You are on page 1of 124

MARKSZM'DE TEMEL

KAVRAMLAR

lhan Akdere
çindekiler

Önsöz 2

I TEMEL BLGLER 4

1 Toplumu anlamann, yorumlamann ve de§i³tirmenin ba³lca


araçlar: Tarihsel materyalizmin temel kavramlar 5

2 Devrim 11

3 Snar ve snf mücadelesi 17

4 Proletaryann snf mücadelesinin üç temel biçimi 20

5 Snf mücadelesinde devrimci proletaryann sosyalist ve de-


mokratik görevleri 31

6 Proletarya Partisi 36

7 Strateji ve taktik 45

8 Taktik 47

9 Kuvvet Analizi 49

10 Hedef Analizi 53

1
11 Araç Analizi 55

12 Sosyalizm 57

II DYALEKTK MATERYALZM 65

13 Felsefede partizanlk ilkesi 66

14 Diyalektik materyalizmin do§u³u 74

15 Niceli§in niteli§e, niteli§in niceli§e dönü³me yasas 78

16 Evrim ve devrim 83

17 Kar³tlarn birli§i ve mücadelesi 86

18 Antagonist ve antagonist olmayan çeli³meler 90

19 Objektif ve sübjektif 94

20 Özgürlük ve zorunluluk 99

21 Zaman, mekan ve hareket 102

22 mkan ve gerçeklik 107

23 Sonsöz 113

Küçük Sözlük 119

2
ÖNSÖZ

Bu bro³ür, Marksizm-Leninizmin temel kavramlar ve temel sorunlar hakk-


ndaki ilk bilgileri ana çizgileriyle özetleyerek, hem bilimsel sosyalizmin teor-
isine giri³ için bir imkan sa§lamay hem de ara³trlp ö§renilecek konularn
genel bir ³emasn vermeyi amaçlamaktadr.

Bro³ürün ele ald§ ve özetledi§i her konuda, Marks, Engels, Lenin ve


Stalin'in temel eserlerine ba³vuruldu.

Stalin'in, temel e§itim kitaplarnn en mükemmeli ve bu alandaki en ko-


lay kavranr ve açk bir dille yazlm³ eseri olan LENNZMN LKELER,
bro³ürün plannn kurulmasnda ve temel konularnn tespit edilmesinde esas
alnm³tr. Onun ortaya koydu§u problemler ve bu problemlere gösterdi§i çö-
züm yollar, yllar boyunca komünistlerin kendilerini geli³tirmeleri ve yeni
komünist militan ku³aklar yeti³tirmeleri srasnda kar³la³tklar her engeli
a³maya yeteneklidir ve bugün de bu özelli§ini korumaktadr.

Bunun yan sra, sosyalizmin ilk anavatan, sosyalist in³ann büyük zafer
ülkesi olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birli§i'nin revizyonist kar³devr-
imciler tarafndan ele geçirilmeden önceki dönemlerinde yaynlanm³ bulunan
e§itim kitaplarndan, ekonomi, felsefe ve politika alannda yazlm³ eserlerden
de yararlanld.

Arnavutluk Emek Partisi'nin ve büyük komünist önder Enver Hoca'nn


eserleri, bu bro³ürün yazl³ srasnda yol gösterici oldu.

Türkiye Devrimci Komünist Partisi'nin çe³itli belgeleri, teorik birikimi,


deneyleri ve günümüzde yürüttü§ü mücadelenin ihtiyaçlar da bro³ürün yaz-
lmasna ³k tuttu.

Bu bro³ür, temel konulara yalnzca bir giri³ niteli§indedir. Ele ald§ ve


açklad§ her konu, Marksizm-Leninizmin büyük teorik cephaneli§inin çok
küçük bir bölümünü olu³turur.

3
Ksm I

TEMEL BLGLER

4
Bölüm 1

Toplumu anlamann,

yorumlamann ve de§i³tirmenin

ba³lca araçlar: Tarihsel

materyalizmin temel kavramlar

³çi snf, de§i³tirmek ve eme§e göre örgütlenmi³ olarak yeniden kurmak is-
tedi§i dünyann bugünkü durumunu anlamak, de§i³tirilmesinin ko³ullarn
ve imkanlarn görebilmek için her³eyden önce dünyaya materyalist açdan
bakmasn ö§renmelidir. Bu yüzden, ya³ad§mz toplumu de§i³tirmeye gir-
i³irken, toplumun hareketinin nasl kavranaca§n, snfn örgütlü eyleminin
yönelece§i temellerin neler oldu§unu görmemiz gerekir.

lk bak³ta toplumlarn hayat, saysz olay ve nesnenin rasgele biraraya


gelmesi gibi görünür. Gündelik hayatn karma³as içinde, ticaretin, sanatla-
rn, siyasetin, üretimin ve tüketimin küçük küçük parçalarna tek tek bel-
irtilerine hepimiz bir ucundan katlrz ve hayatn kendimize dü³en parças
üzerinde, ço§u zaman milyonlarca insanla olan ba§larmzn farkna varma-
dan kendi hayatmz ya³ar gideriz. Devrimci siyasi çal³ma, toplumun bu
görünürdeki karma³asnn, rastlantsal gibi görünen ili³kilerin ve ba§ntlarn
özünü aç§a çkarmaya ve ya³anan toplumsal ili³kilerin gerçek yapsn anla-
yarak onun nasl dönü³türülece§ini bulmaya dayanr. Planl ve programl bir
devrimci faaliyet, rasgele ve düzensiz ili³kilerin nereye varaca§ belli olmayan
geli³melerinin pe³inden gitmez, aksine, bütün bu karma³a altndaki düzenli,
az çok tekrarlanabilir ve kontrol edilebilir olan bularak onun üzerinde iler-
ler. Böylece eylemlerimizle sonuçlar arasnda, geçmi³ ile gelecek arasnda bir
ba§ kurmak, neyi nasl yaparsak hangi sonucu elde edece§imizi hesaplayarak

5
ilerlememizi sa§layacak bir dayanak noktas bulmak zorundayz. Bu yüzden,
devrimci faaliyetin ba³langcnda, ya³anan toplumun niteli§inin anla³lmas
çabas bulunur.

De§i³tirmeye, dönü³türmeye çal³t§mz toplumsal ili³kilerin kayna§,


ba³langç noktas ve üzerinde ³ekillendi§i temel nedir? Bir toplumu daha
ileri, daha iyi, daha yüksek bir düzeye çkarmak için nelerin de§i³tirilmesi
gerekir? Her insan toplulu§unun ilk göze çarpan özelli§i, belli bir toprak par-
ças üzerinde, belli bir nüfusa sahip olarak ya³amaktr. Özetle, do§al-co§ra
ko³ullar ve nüfus, her insan toplulu§unun olmazsa olmaz ilk ko³uludur. Ne
var ki, toplum halinde ya³amak için bunlar yetmez. nsanlar sanatla, dinle,
siyasetle u§ra³madan önce, yemek, içmek, barnmak ve do§ann zorlu ko³ul-
larna kar³ koymak için kendilerini korumak, ksacas üretimde bulunmak
zorundadrlar. Besin maddelerinin, barnaklarn ve giyim e³yalarnn sa§lan-
mas için giri³ilen i³ler, sarfedilen emek, tek kelimeyle zorunlu ihtiyaçlar için
üretim, insanlarn toplum halinde ya³amalarn gerektirir. Böylece üretimin
biçim ve ko³ullar, yalnzca toplumun olu³masn sa§lamakla kalmaz, ayn
zamanda her toplumu di§erlerinden ayran, onun özelliklerinin olu³masn
hazrlayan ve di§er toplumlarla ili³kisinin biçimini tayin eden bir etki de ya-
ratr. Üretimin biçim ve ko³ullar, bir toplumun içindeki ili³kileri, insanlarn
birbirleriyle olan ili³kilerinin kurallarn ve di§er toplumlarla olan ili³kilerin
içeri§ini de do§urur ve bunlarn tarih içinde hangi yeni ve de§i³ik biçimleri
alaca§n belirler. Bir toplumu bütün yönleriyle anlamak için çk³ noktas,
onun maddi hayat ko³ullarnn incelenmesidir.. Toplumlarn anla³lmas ka-
dar onlarn de§i³tirilmesinin de ba³langç noktas ve sonunda ula³aca§ hedef,
maddi hayatn üretimi ve yeniden üretimidir. Bunu, ya³am için gerekli geçim
araçlarnn elde edili³ biçimi olarak da adlandrabiliriz.

ÜRETM TARZI, toplumsal hayatn maddi temelidir. nsanlarn temel ih-


tiyaçlarn üretmek için kullandklar araçlarn, bilgi ve tecrübenin ve üretim
sürecinde birbirleriyle kurduklar bütün ili³kilerin, üretim ve ya³ama yön-
temlerinin tümüne birden  üretim tarz denir. Üretim tarz, daima tarihsel
olarak belirlenmi³tir, yani bir yandan kendisinden önceki üretim tarzlarnn
hazr olarak braktklar ili³kilerin bir bölümünü, onlarn yeniden üretilmi³
ya da dönü³türülmü³ biçimlerini içerir, di§er yandan kendisine özgü yeni
biçimler yaratarak kendi niteli§inin tamamlanmasna yönelik yeni ili³kiler,
yeni kurumlar ve nesneler olu³turur. Üretim tarz, toplumun manevi, siyasi,
dü³ünsel, ya³amnn da temelidir. Üretim tarznn de§i³mesi, bütün toplumsal
sistemin de§i³mesi demektir. Toplumlarn ilerlemesinin tarihi, üretim tarzla-
rnn ilerlemesinin tarihidir. Ba³langcndan bu yana, insan toplumu, ardarda
gelen ve her biri kendisinden daha ileri bir üretim tarz tarafndan a³lan belli
ba³l be³ toplumsal sistem tanm³tr: Bunlar, srasyla, ilkel komünal toplum,

6
köleci toplum, feodal toplum, kapitalist toplum ve sosyalist toplumdur.

gure

Hangi tarihsel geli³me düzeyinde olursa olsun, bütün toplumlarn kurulu³


³emas, ana hatlaryla yukardaki gibidir. Bu ³emada görüldü§ü gibi, üretim
ili³kileri ve üretici güçler, üretim tarznn iki yann, iki esas unsurunu olu³-
turur.

ÜRETM L“KLER, bir toplumda insan bilincinden ba§msz olarak


varolan maddi ili³kilerdir. Bu ili³kiler, insanlar arasnda, sosyal üretim, mü-
badele ve zenginli§in da§lm sürecinde meydana gelir. Üretim ili³kileri, üre-
tim tarznn asli yanlarndan birisidir. nsanlar birlikte faaliyet göstermek ve
bu faaliyetlerini kar³lkl mübadele etmek için biraraya gelmeksizin üretimde
bulunamazlar. Bu süreçte insanlar arasnda kurulan ili³kilerin tümüne üretim
ili³kileri ad verilir.

ÜRETC GÜÇLER, üretim tarznn belirleyici, en hareketli, en devr-


imci ve en hzl geli³en yandr. Üretici güçlerin ba³lca unsurlar ise, insan
bilgi-becerisi, teknoloji, bilim ve üretici snfn kendisi ile üretim araçlardr.
Yani üretici güçler, insanlarn hem do§a üzerindeki etkinliklerinin tüm araç
ve nesnelerini, bunlarn kullanl³ bilgisini ve do§rudan do§ruya insan eme-
§ini içerir. Üretici güçlerin geli³mesinin düzeyi, bir toplumun do§a üzerindeki
egemenli§inin ve kendi içinde örgütlenmesinin derecesini gösterir.

Üretici güçlerin bir yann, maddi üretimde kullanlan üretim aletleri ve


emek nesneleri olu³turur. EMEK NESNELER, üretim sürecine sokulmu³
bulunan ve üzerinde insan eme§i uygulanan varlklardr. Emek nesnelerini
i³lemek ve bir ürün haline getirmek için çe³itli araçlar kullanrz. Bu araç-
larn bir ksm, nesnenin-hammaddenin üzerinde do§rudan do§ruya etkide
bulunarak onun ürün haline gelmesini sa§lar, bazlar da, dolayl yollardan
onun de§i³tirilmesine katlarak ürün haline gelmesini sa§lar. Hammadde üze-
rinde do§rudan do§ruya etkide bulunan araçlara, dolaysz üretim aletleri
ad verilir. Bunlar, duvarcnn malas, demircinin çekici, fabrikada makinalar,
tezgahlar, gibi aletlerdir. Dolayl üretim aletleri ise, ürünün elde edilmesinde
kendisinden dolayl olarak yararland§mz, ürünün üzerinde i³ yaparken et-
kisi görülmeyen ama onlarn ortaya çk³ için gerekli olan aletlerdir. Fabr-
ika binalar, yollar, köprüler, limanlar, demiryollar, depolar, ula³m araçlar
gibi...

Emek nesneleri ile, üretim aletleri, topluca ÜRETM ARAÇLARI'n mey-


dana getirirler. Üretim araçlar, toplumda en çabuk de§i³en, ve de§i³mesiyle

7
birlikte, kendisine ba§l ili³kilerde de de§i³iklikler meydana getiren bir un-
surdur ve üretici güçlerin en dinamik, en hareketli, en çabuk geli³en yandr.
Üretim araçlar üzerinde kimin mülk sahibi oldu§u ise, toplumdaki bütün
di§er ili³kilerin meydana çk³nda önemli bir rol oynar. Kapitalist toplumda,
üretim araçlarnn mülkiyetini, kapitalistler ellerinde bulundururlar. Böylece
üretim araçlar, kapitalizmde i³çilerin sömürülmesinin bir aracna dönü³ür-
ler. Oysa kapitalizm, di§er yandan, üretim araçlarnn kullanmn, büyük
ölçüde toplumsal bir i³ haline getirmi³tir. Büyük ölçekli üretim birimlerinde
olsun, ürünlerin ta³nmas ve korunmas için kullanlan araçlarda olsun, el-
birli§i içinde i³çi ve emekçi y§nlar çal³r. Üretimin bütün yükünü emek
gücü kaldrrken, üretim araçlarnn sahipli§inin özel mülkiyet altnda tutul-
mas kapitalizmin temel çeli³mesini olu³turur. Böylece üretim ili³kileri, üret-
ici güçlerin geli³mesinin gerisinde kalarak üretici güçlerin bir geli³me biçimi
olmaktan çkar, onun engeli ve köstekleyicisi durumuna gelir. Üretim araç-
larnn geli³mesi, teknolojinin ve üretici snfn ilerlemesi, bu çeli³meyi daha
da keskinle³tirir ve üretimin toplumsalla³masna denk dü³ecek ³ekilde, üre-
tim araçlarnn da toplumsalla³trlmas gere§i do§ar. Üretim araçlarnn ve
bir bütün olarak üretim güçlerinin geli³mesinin düzeyi ile, mülkiyetin özel
biçimi yani  üretim ili³kileri arasndaki çeli³me, devrimin do§masna yol
açar. Üretici güçlerin geli³me düzeyiyle uyumlu bir üretim ili³kilerinin kurul-
masna devrim denir. Bütün devrimlerin tarihsel temelini olu³turan bu çel-
i³me, Marksizm tarafndan,  üretim ili³kilerinin üretici güçlerin karakterine
uygunlu§u yasasnda gösterilmi³tir. Bu yasa, bütün sosyo-ekonomik yap-
larda, üretici güçlerle üretim ili³kileri arasndaki kar³lkl etkile³meyi aç§a
çkarr. Bu yasaya göre, sn toplumlarda üretim tarznn bu iki unsuru,
yani üretici güçlerle üretim ili³kileri, hem birlik hem de çat³ma halinde bu-
lunurlar.

2 Altyap ve üstyap

Toplumsal kurulu³un bütün elemanlar, ba³lca iki ana grupta toplanabilir.


Ekonomik ili³kileri ve bunlar etrafnda biçimlenen üretim ili³kilerini olu³turan
maddi unsurlarn grubuna TEMEL ya da ALTYAPI diyoruz. Toplumun,
manevi, siyasi, dü³ünsel olaylarnn ve kurumlannn olu³turdu§u ikinci grup
unsurlara ise  ÜSTYAPI adn veriyoruz.

Üstyap, toplumun altyapsnn bir yansmasdr. Her toplum, üretimi ne


tarzda gerçekle³tiriyor, hayatn yeniden üretimi sürecinde ne türden ili³kilere
giriyorsa ve bu ili³kilerde hangi snf egemen durumdaysa, üstyapy olu³turan
elemanlar da bunlarn özelliklerini gösterirler. Her toplumda egemen kirler,

8
bu yüzden egemen snarn kirleridir. Gene her toplumun, dinsel, ahlaki,
felse, hukuki yaplar, yani üstyaps, temele siyaset aracl§yla ba§lanr ve
böylece üstyapnn altyap üzerinde etkili olmas sa§lanr. Fakat genel olarak
ve tarihi bakmdan, daima belirleyici olan altyapdr.

Sn toplumlarda altyap ile üstyap arasnda uzla³maz çeli³meler bu-


lunur. Özellikle mülkiyet ve siyasi üstyap, altyapda geli³en üretici güçlerin
gerisinde ve onun üzerinde geli³meyi engelleyici bir rol oynamasndan dolay
da kar³snda bir durum gösterir. Di§er yandan egemen üstyap, üretici güçle-
rin geli³mesini yanstan ba³ka ideolojik ve siyasi kirlerle, ahlaki tutumlarla
ve kültür unsurlanyla da çat³ma halindedir. Ezilen snarn mücadelesinin
yaratt§ yeni dü³ünceler, yeni siyasi örgütlenmeler, yeni toplumsal al³kan-
lklar ve gelenekler, egemen üstyapnn yerle³ik ve gerici unsurlaryla kar³
kar³yadr. Toplumun temel çeli³mesinden kaynaklanan bu kar³tlk, i³çi sn-
fnn ideolojisi ve örgütleri aracl§yla en keskin ve uzla³maz biçimini kazanr.

2 Devlet

Egemen siyasi üstyapnn en örgütlü, en belirgin yann DEVLET temsil eder.


Devlet, egemen snarn hakimiyetinin bir aracdr ve snf mücadelesinin
yürütülmesinde egemen snann en örgütlü gücünü olu³turur.

Devlet, insanlk tarihinin belli bir a³amasnda, yani toplumlarn snara


bölünmü³ halde ya³amaya ba³ladklar bir dönemin ürünüdür. Çok eski ça§-
larda, insanlarn henüz snara bölünmeden ya³ayabildikleri ça§larda, top-
lumlar devlet diye bir örgütlenmeye ihtiyaç duymazlard. Kamu i³leri, toplu-
mun bütünü tarafndan ve herhangi bir gruba egemenlik tanmadan yürütü-
lürdü. Özel mülkiyetin ortaya çkmasyla toplum uzla³maz snara bölündü
ve mülk sahibi snarn çkarlarn mülksüz snara kar³ korumak için silahl
güce, hapishanelere sahip olan, özel olarak devlet i³lerini yürütmekle görevli
bir bürokratlar kadrosu kullanan bir örgüte ihtiyaç duyuldu. Devlet, halkn
kamu i³lerine do§rudan katlmasn ortadan kaldrarak toplumu yönetenler ve
yönetilenler olarak ayran bir i³bölümünün sonucunda do§du. Günümüzdeki
bütün devletlerin temel özelli§i, daha ilk ba³ta kurulan devletlerde de ana
çizgileriyle bulunur. De§i³en toplumsal düzenlere ra§men, devletlerin temel
i³levi de§i³mez: Bir yanda egemen snar vardr, di§er yanda da egemenlik
altnda tutulmas gereken snar. Bir ba³ka deyi³le, snara bölünmü³ her
toplum, snf mücadelesiyle içice ya³amak zorunda kalan her toplum, mutlak
olarak devlet örgütlenmesine de ihtiyaç duymaktadr. Bu bakmdan Lenin,
Devlet, nesnel olarak snf çeli³kilerinin uzla³amaz oldu§u zaman ortaya ç-
kar ve bu çeli³kiler uzla³amaz olarak kald§ sürece devam eder demi³tir.

9
2 Devlet tipleri ve biçimleri:

Devlet bir siyasal üstyap kurumu olarak, kendisini yaratan toplumun özell-
iklerini ve çeli³kilerini yanstr. Her tarihsel a³amada, farkl devlet biçimleri
ve devlet tiplerinin görülmesinin sebebi, devletin üzerinde yükseldi§i toplum-
larn üretim tarzlarnn birbirinden farkl olmasdr. Devletin tipi denilince,
onun içeri§ini olu³turan snf yapsn kastediyoruz. Devletin biçimi ise, ikti-
dar ve yönetim organlarnn düzenleni³ini, onun politik yapsn dile getirir.
Böylece tarihte, ba³lca köleci, feodal, burjuva-kapitalist ve sosyalist devlet
tiplerinden sözetmek mümkündür. Bunlarn her birinde, tarihin belli bir an-
nda egemen snf olarak örgütlenmi³ ayr ayr snarn siyasal örgütlenmesini
görürüz.

Ayn snf tarafndan örgütlenmi³ olmakla beraber, yani belirli bir tarihsel
tipe girmekle beraber, devletler farkl biçimler gösterebilir. Örne§in, köleci
tipte bir devlet, cumhuriyetçi ya da otokratik biçimler alabilece§i gibi, bur-
juva kapitalist tipte bir devlet de, demokratik ya da fa³ist olabilir. Bugün
baz Avrupa ülkelerinde hâlâ anayasal mutlakiyetler biçiminde burjuva tipte
devletler vardr.

10
Bölüm 2

Devrim

Devrimin zorunlulu§u

2 Tarihsel zorunluluk ve sosyal devrim:

Üretim araçlarnn özel mülkiyet altnda bulundurulmas ile üretimin top-


lumsalla³mas arasndaki çeli³me, kapitalist toplumda devrimin tarihsel bir
zorunluluk halini almasnn temelidir. Kapitalizm öncesinde de, üretim araç-
lar üzerindeki mülkiyetin biçimi ile, üretici güçlerin geli³me düzeyi arasndaki
çat³ma ve uyu³mazlk, o üretim tarzlarnn ykl³na yol açm³t.Toplumsal
devrimin temelini olu³turan üretim güçleriyle üretim tarznn ili³kileri aras-
ndaki çat³ma, eski üretim tarznn evrimi srasnda, yava³ yava³ fakat ilerici
bir tarzda olgunla³r. Fakat bu çat³ma, egemen üretim tarz tamamen or-
tadan kalkmadkça çözülemez, ortadan kalkamaz. Kapitalizmin yklmasnn
kaçnlmazl§, bu çeli³meyi çözmesinin imkanszl§ndan, bir ba³ka deyi³le,
üretici güçlerle üretim ili³kileri arasnda uyum yasasnn nesnelli§inden kay-
naklanr. Üretici güçlerin geli³mesini yanstan ve bunlarla üretim ili³kileri
arasndaki çat³mann sonucunda ortaya çkan sçramaya SOSYAL DEVRM
denir.

2 Siyasal zorunluluk ve siyasal devrim:

Her sosyal devrim, bir siyasal devrimle tamamlanmak zorundadr.

Üretici güçlerin geli³mesinin belli bir a³amasnda kendisini gösteren


tarihsel-sosyal devrim, yeni üretim ili³kilerini ve yeni üretim ili³kilerine uygun
yeni siyasal bir yapnn do§masn da gerektirir. Çünkü, her siyasal iktidar,

11
üretim ili³kileri içinde egemen olan snfn yüksek bir örgütlenmesini temsil
eder ve üretim ili³kileri ile egemen snar de§i³tikçe, bu siyasal yapnn da
de§i³mesi gerekir. Bu yüzden, her devrimin temel sorunu iktidardr; yani ikti-
darn yeni üretim ili³kilerini cisimle³tiren snfa geçi³idir. Yeni siyasal iktidar,
ekonomik ve toplumsal ili³kilerde zorunlu olan de§i³iklikleri gerçekle³tirecek
ve üretici güçlerdeki geli³meyi, toplumun bütün alanlarnda yanstacaktr.
Böylece, a³a§dan, temelden ba³layan de§i³iklikler, yukardan da destekle-
necek ve devletin snfsal karakteri, ba³lca üretici güç durumunda bulunan
devrimci snfn karakterine uygun hale getirilecektir. Bu, tarihteki burjuva
devrimlerinde de, i³çi ve halk devrimlerinde de böyle olmu³tur. Bundan sonra
da, tarihsel geli³me, kendisine yön veren snfn siyasal iktidar ele geçirmes-
iyle kendi yolunun açlmasnn ko³ullarn daima yeniden hazrlayacaktr.

Sosyal devrim, ço§u kez, derinden i³ler ve kendisini toplumsal hayat içinde
apaçk belirtiler halinde göstermeyen uzun bir evrim sürecinde gerçekle³ir.
Ama siyasal devrimler, daima, çalkantl bir siyasi ve ekonomik altüst olu³
halinde, keskin snf mücadeleleri içinde, bazan büyük çapta bir iç sava³ ge-
rektirerek ilerler. Bu yüzden, egemen snarn gözüne devrim, bir barbarlk,
ykclk ve kan dökücülük olarak görünür. Kan ve felaket, barbarlk ve vah³et
sözkonusu olunca, burjuvazinin konu³maya hiç hakk yoktur. Emekçi kitlele-
rin sömürülmesi üzerine kurulmu³ bulunan kapitalist toplum, sözde bar³ç
geli³me dönemlerinde bile, milyonlarca i³çi ve emekçinin kan ve teri pahasna
ayakta kalmaktadr. Geli³mesinin her admnda milyonlarca insann sömür-
ülen ve tüketilen teri, kapitalistler arasndaki rekabetteki sava³larda dökü-
len kan vardr. Burjuvazi, sömürü düzenini daima kur³una dizilmi³ i³çilerin,
kitleler halinde krlm³ köylülerin kanyla beslemi³tir. Fa³izmin söndürdü§ü
milyonlarca insan hayatnn, emperyalist sava³larn krp döktü§ü uygarlkla-
rn, sava³larn yol açt§ barbarca vah³etin tek sorumlusu, her zaman yalnz
ba³na burjuvazidir. Ve devrim, bütün bu hayvanca saldrganlklara kar³ ger-
çek insanlarn, eme§iyle dünyay yaratm³ bulunan insanlarn bir kar³ koyu³u
ve bunlara son verme sava³dr. Kandan, terörden, vah³et ve barbarlktan
sözeden burjuvazi, emekçilerin devrimci kalk³masn ne zaman gülle çiçekle
durdurmu³tur da devrimin gülle çiçekle yaplmasn istiyor? Dünya i³çilerinin
burjuvalar tarafndan yüz yllardr dökülen kan kadar kan hangi devrimde
i³çiler tarafndan dökülmü³tür? ³çi ve emekçi kitleler ne sava³tan ne de kan
dökmeden yanadrlar. Biz, her ³eyin tarihin ak³na uygun olarak mümkünse
en bar³ç yoldan gerçekle³mesini istiyoruz. stedi§imiz ³ey çok basittir: bur-
juvazi, üretim araçlar üzerindeki özel mülkiyetinden vazgeçsin, düzenli ordu,
polis ve bürokrasiye dayal devletini la§vetsin, bütün iktidar i³çilerin iktidar
organlarna devretsin. Hepsi bu! Burjuvazi, bizim bu taleplerimiz kar³snda
³iddete ba³vuruyor. Bizim isteklerimize, gönül rzasyla boyun e§miyor. Bir

12
an için burjuvaziye, kendisinin kurdu§u demokratik sistem içinde kendisinin
kurallarna uygun olarak seçimlerle i³ba³na gelmeyi ve devrimimizi bu an-
lamda demokratik biçimde yapmay kabul etti§imizi bildirdi§imizi dü³üne-
lim. Burjuvazi bizim bu teklimize ne cevap verecektir acaba? Farzedelim ki,
burjuvazinin koydu§u kurallara uyarak, seçimler yoluyla onlarn parlamen-
tosunda ço§unlu§u ele geçirdik ve kendi programmz uygulamak istiyoruz;
yani, burjuvazinin elinden üretim araçlar üzerindeki mülkiyeti almay, yerine
ve ihtiyaca göre topraklar köylülere da§tmay veya büyük çiftlikleri kollek-
tif mülkiyete geçirmeyi, iktidar parlamentonun sözde temsilcili§inin elinden
alarak i³çi-köylü konseylerinin eline vermeyi, orduyu ortadan kaldrp onun
yerine bütün halkn silahlanmasna dayanan bir halk ordusunu kurmay, po-
lis örgütünü da§tp silahl i³çi milislerinin gücünü bunun yerine geçirmeyi
denedik! Bunun için parlamentoya kanun teklieri sunduk ve bizim ço§un-
lukta oldu§umuz meclis, bunlar kabul etti! Burjuvazi, bizim çkard§mz
bu yasalarla mülkiyetini toplumsal mülkiyete devredecek mi, ordu, polis ve
bürokrasi kendilerinin ortadan kaldrlmasn kabul edecek mi? Yani, halk
temsil etti§i ileri sürülen parlamentodan halk oyuyla seçilerek gelmi³ i³çi
milletvekillerinin ald§ bu kararlar, çkardklar bu yasalar, kolayca ve gönül
rzasyla yürürlü§e girebilecek mi? Yoksa, parlamento daha bu kararlar ve
yasalar tart³rken, tanklaryla ve polis gücüyle burjuvazi meclisi sarp bütün
i³çi milletvekillerini tutuklayacak m? Hangi yolu seçecek burjuvazi? Sorunun
cevabn uzun boylu dü³ünmeye gerek yok. Burjuvazi, seçimle i³ ba³na gelmi³
ve burjuvazinin demokratik görünü³üne aldanarak i³çileri ve halk silahlan-
drmadan i³leri yürütebilece§ini ummu³ nice sosyalist hükümeti, darbeyle,
entrikayla ve emperyalistlerin yardmyla ala³a§ etmi³tir. Tarihte bunun pek
çok örne§i vardr. Burjuvazi, kendisine en küçük bir zarar getirecek hiç bir
hükümeti, bir an bile ayakta brakmaz. “iddet kullanarak, kan dökerek, iler-
ici hükümetleri, i³çi-köylü koalisyonlarn bir gecede bastrmak için hiç vakit
kaybetmez. Bunun için, biz, burjuvazinin kar³sna i³çilerin ve halkn silahl
gücüyle, kendi iktidar organlarmzla çkaca§z. Onlarn parlamentosu içine
girerek i³çilerin ve köylülerin lehine kanunlar çkararak sosyalizmi kurabile-
ce§imiz gibi bir hayalin, bir aldanmann pe³inde olmayaca§z. steklerimizin
³iddetli bir kavgay gerektirdi§ini ve bu kavgann sorumlusunun burjuvazi
oldu§unu biliyoruz.

13
Emperyalizm ça§nda devrim

2 Devrim: Emperyalist zincirin, zayf halkasnda krlmas.

Emperyalizm, bütün kapitalist ülkelerin kendisine ba§ml oldu§u dünya ça-


pnda bir sistem yaratm³tr. Bunun sonucu olarak, devrim, bir ülkenin yaln-
zca kendi iç sorunu, yalnzca kendi iç geli³melerine ba§l olarak ortaya çka-
cak bir toplumsal olay de§ildir. Kapitalizmin, dünya çapnda bir sistem ola-
rak emperyalist a³amaya ula³m³ olmasnn devrim konusunu ilgilendiren en
önemli yann Lenin, e³itsiz ve sçramal geli³me yasasnda göstermi³tir. Bu
yasa gere§ince, kapitalizm ardarda gelen ve belli aralklarla tekrarlanan buna-
lmlar ve sarsntlardan geçmektedir. Bu sarsntlar ve bunalmlar bir yandan
devrimin olgunla³mas için ko³ullar hazrlarken, di§er yandan da devrimlerin
yaratt§ etki ile derinle³mekte, gittikçe daha sk ve daha zor altndan kalklr
hale gelmektedir. Emperyalizm, bunalmn a³mak ve devrimleri engellemek
için günümüzde çok çe³itli taktikler geli³tirmi³tir. Buna ra§men, emperyalist
sistem zincirinin her halkasnn ayn olmamas, her halkann kuvvet ve da-
yankllk derecesini belirleyen çeli³kilerinin farkl olmas nedeniyle, en zayf
halkasnda halk ve i³çi devrimlerinin ortaya çk³n engelleyememektedir.
Emperyalizm, sosyalist devrimin tek ülkede zafer kazanmas olasl§n ar-
trm³ ve kapitalizmin önceki dönemlerinde teorinin tespit etti§i tek ülkede
sosyalizmin imkanszl§ görü³ünün eskimesine yol açm³tr. Stalin bu konuyu
³öyle açklar: Eskiden devrimin tek bir ülkede ba³arya ula³mas olanaksz
saylmaktayd. Çünkü burjuvaziyi yenmek için ileri ülkelerin hiç de§ilse, bu
ülkelerin ço§unlu§unun proletaryasnn ortak eyleminin gerekli oldu§una ina-
nlrd. “imdi bu görü³ artk gerçe§e uymamaktadr. “imdi devrimin bir tek
ülkede zaferini olanak dahilinde görmek gerekir. Çünkü emperyalizmin ba§-
rnda kaçnlmaz sava³lara neden olan felaketli çeli³kilerin geli³mesi, bütün
dünya ülkelerinde devrimci hareketin büyümesi, bütün bunlar, proletaryann
tek tek ülkelerde zaferini yalnz olanakl de§il, hatta zorunlu klmaktadr.
(Leninizmin Sorunlar v. bölüm)

Emperyalist sistemin zayf halkas ne demektir?

Emperyalist ya da emperyalizme ba§ml ülkeler toplulu§u içinde, ³iddetli


ekonomik ve siyasi çeli³melere, örgütlü i³çi ve halk hareketlerine ve bunun
kar³snda egemen snarn çaresizli§ine, bölünmü³lü§üne ve yönetim buna-
lmna sahne olan, kapitalizme son vermek için elveri³li ko³ullarn biraraya
geldi§i ülke ya da ülkeler, zayf halka özelli§i gösterirler. Bugün, hemen he-
men bütün ülkelerde, bunalmn az ya da çok, geçici ya da kalc, derin etkileri
ya³anyor. Ancak bunlardan hangisinin gerçekten zayf halka özelli§i göster-

14
di§ine karar vermek için dikkate alnacak en önemli unsur,  örgütlü ve güçlü
i³çi ve halk hareketidir. Bu olmakszn, emperyalist kapitalizm, kendi içinde
bir çk³ yolunu bulmakta güçlük çekmemekte, ülkeler, bir devrim olmaks-
zn bunalmlarn pençesinde uzun süre kvranarak, sanclarn bir biçimde
geçici de olsa haetebilmekte ve gene ayn krizin gelmesini bekleyerek ya³a-
maya devam edebilmektedir. Zayf halka nitelemesinin yerine oturmas için
belirleyici ko³ul, devrimci y§n hareketinin bulunmasdr.

2 Devrimci Durum:

Lenin bir devrimin olgunla³m³ saylabilmesi için, egemen snarn, ara sn-
arn ve devrimci proletarya ve emekçi halk snarnn durumunda ³u özel-
liklerin bulunmasn öngörüyor:

1. Bize kar³ olan bütün snf güçlerinin, kendi güçlerinin üst-
ünde olan bir mücadeleyle, yeteri kadar zor durumda, yeteri kadar
birbirine dala³m³ ve zayam³ durumda olup olmadklarn,
2. Ara unsurlarn, duraksayan ve sallanan tutarsz unsurlarn
halkn gözündeki itibarlarn yeteri kadar kaybedip kaybetmedikle-
rini,
3. Proletaryann saarnda burjuvaziye kar³ en kesin eylem-
den yana güçlü bir bilincin ortaya çkp çkmad§n bilmemiz ge-
rekir. ³te ancak bu zaman devrim olgunla³m³tr. Özetledi§imiz
bütün bu ³artlar do§ru olarak hesaba katm³sak ve zaman do§ru
seçmi³sek, zafer kesindir.

Lenin, bir ba³ka yerde, bu ko³ullar, bir ba³ka biçimde ³öyle ifade eder:

Devrimin temel yasas, bütün devrimler tarafndan do§rula-


nan ve özellikle 20. yüzyldaki üç Rus devrimi tarafndan do§rula-
nan devrimin temel yasas ³udur: devrim olabilmesi için, sömür-
ülen ve ezilen y§nlarn, eskiden oldu§u gibi ya³amann olanaksz
oldu§u bilincine varmalar ve de§i³iklik istemeleri yetmez; devr-
imin olabilmesi için, sömürücülerin de eskiden oldu§u gibi ya-
³ayamaz ve hükümeti yürütemez duruma dü³meleri gerekir. An-
cak a³a§dakilerin eski tarzda ya³amak istemedikleri ve yukar-
dakilerin de eski tarzda ya³ayamadklar durumdadr ki, ancak
bu durumdadr ki, devrim ba³arya ula³abilir. Bu gerçe§i ba³ka
biçimde ³öyle ifade edebiliriz: (Sömürüleni de sömüreni de etki-
leyen) bir ulusal bunalm olmakszn devrim olanakszdr. Böyle

15
bir devrimin olabilmesi için ilkin i³çilerin ço§unlu§unun (hiç de-
§ilse, bilinçlenmi³ olan ve akl eren, siyasal bakmdan etkin i³çile-
rin ço§unlu§unun) devrimin gere§ini tam olarak anlam³ olmalar
ve devrim u§runa ya³amlarn feda etmeye hazr olmalar gerek-
mektedir. Bundan ba³ka, yönetici snarn en geri y§nlar bile
siyasal ya³ama sürükleyen, hükümeti zayf dü³üren ve devrimc-
ilerin onu devirmesini olanakl klan bir hükümet bunalmndan
geçmekte olmas gerekir.

Konuyu ele ald§ bir çok yazdan bir di§erinde ise, bu söylediklerini ³öy-
lece özetler:

1. Egemen snarn egemenliklerini sürdürmelerinin olanak-


sz hale gelmesi; `zirvedeki bunalm', egemen snarn politik bu-
nalm, bununla ezilen snarn ho³nutsuzluk ve öfkesinin kend-
isine bir yol bulabilmesi için gerekli gedik açlm³ olur. Devrimin
patlak vermesi için genellikle a³a§dakilerin eskisi gibi ya³amak
istememeleri yetmez, `zirvedekilerin de artk yönetemez olmas'
gereklidir.
2. Ezilen snarn yoksulluk ve straplarnn özellikle art-
mas.
3. Yukarda belirtilen sebepler yüzünden, bar³ç zamanlarda
soyulmaya pek ses çkarmayan fakat frtnal dönemlerde, tümüyle
bunalm yüzünden oldu§u kadar zirvenin ta kendisi tarafndan da
ba§msz tarihi eyleme itilen kitlelerin etkinli§indeki belirgin art³.
Yalnz ³u ya da bu gruplarn, partilerin de§il, ³u ya da bu s-
narn iradesine ba§l olmayan bu nesnel de§i³imler olmakszn,
genellikle devrim olanakszdr.

Bütün bu ko³ullar, e§er devrimci proletarya partisi yoksa, ya da yeter-


ince güçlü ve etkili de§ilse, gene de bir bunalmn devrimle sonuçlanmasna
yetmezler. Bu, partinin ko³ullar olgunla³madkça kendi iradesi ile devrimi
yapamayaca§ anlamna geldi§i gibi, tarihsel süreçte partiye dü³en görevin
belirleyici oldu§unu da gösterir.

Her devrimci durum, sonuçta mutlaka devrimi do§urmayaca§ gibi, farkl


ko³ullarda ve farkl tarihsel temeller üzerinde gerçekle³en bunalmlardan da
farkl tipte ve farkl biçimlerde devrimler do§ar. Proletarya partisinin görevi,
devrimin tarihsel ve güncel geli³me ko³ullarn iyi izleyerek, döneme uygun
devrimci strateji ve taktikler in³a etmektir.

16
Bölüm 3

Snar ve snf mücadelesi

Tarihsel olarak belirlenmi³ bir üretim sistemi içindeki yerlerine ve üretim


araçlar ile olan ili³kilerine, toplum içindeki i³ örgütlenmesinde oynadklar
rollere ve dolaysyla toplumsal zenginlikten paylarn almakta ba³vurduklar
yollara ve elde ettikleri payn büyüklü§üne göre, birbirinden ayrlan geni³
insan gruplarna snf denir. Snar, öyle insan gruplardr ki, bir grup, belirli
bir sosyal ekonomi düzeni içinde ald§ farkl yer sebebiyle, di§er grubun
eme§ine sahip çkabilir. Lenin, toplumsal snar böyle tanmlyor.

Her sn toplumda, birbirinden farkl ya da kar³t çkarlara sahip gruplar


bulunur. Bunlar arasnda, ba³lca iki ana grubu, TEMEL SINIFLAR olu³tu-
rur. Bunlar bu üretim tarz tarafndan ortaya çkarlm³lardr. Köle rejiminde
köle sahipleri ve köleler, feodal rejimde derebeyleri ve serer, burjuva toplu-
munda kapitalistler ve i³çiler... O halde biri ba³lca üretim araçlarna sahip
olan ve iktidar elinde tutan, di§eri ise sömürülenlerden veya üretim arac
olarak kullanlan, ya da üretim araçlarnn mülkiyetinden tecrit edilmi³ olan
iki kar³t temel snf tarihteki her üretim tarznda görülmektedir. Temel sn-
arn ili³kileri her zaman birbirine ters dü³en çkarlar üzerine kurulmu³tur,
uzla³mazdr...

Toplum yalnzca temel snardan olu³maz. Bunlar arasnda, ya birine ya


da ötekine daha yakn durumda bulunan ara snar da bulunur. Kapitalist
toplumda, burjuvazi ve i³çi snfndan ba³ka, yan snar olarak, emekçi köyl-
ülük, ³ehir küçük burjuvazisi, sözü edilmeye de§er güçlü ara snardr. Bun-
larn üretim araçlar üzerindeki mülk sahipli§i, daima pamuk ipli§ine ba§ldr
ve süreç içinde binlercesi ias ederek, ya da topraktan, daha büyük toprak
sahipleri tarafndan sürülüp çkarlarak mülksüzle³tirilirler ve proleterle³irler.
Bir ksm ise, sermayesini artrma imkann bularak büyük burjuvalar haline

17
dönü³ebilir. Demek ki, ara snar, oldukça hareketli ve kaygan bir ekonomik
ve sosyal temel üzerinde bulunurlar.

Toplumun öncüsü i³çi snf

Her tarihsel dönemde, geli³en üretici güçleri temsil eden snf, toplumun di§er
ara snarna ve toplumsal ili³kilerin halihazr biçiminden zarar gören ve ege-
men snarla çat³ma içinde olan di§er snara mücadelede önderlik etmeye
zorunludur. Bunu kendisi bilerek ve isteyerek yapmasa dahi, toplumsal il-
i³kilerin gerilimi ve toplumsal de§i³ikli§in tarihsel yönelimi, öncülü§ün bu
snfa geçmesini zorunlu klar. Soylulara kar³ mücadelesi srasnda burjuvazi,
devrimci atlmlaryla ve toplumsal de§i³imin ihtiyaçlarnn yönünde hareket
etmesi sonucunda, ba³ta i³çi snf olmak üzere, bütün ezilenlerin ve soylu-
lar snf tarafndan sömürü ve bask altnda tutulanlarn öncüsü olarak rol
oynam³t.

Bugün durum tamamen farkldr. Her³eyden önce, toplumda en kaba sö-


mürü ve bask mekanizmasnn ba³nda artk burjuvazi bulunuyor. Üretim
araçlar üzerindeki özel mülkiyeti, yani üretici güçlerin geli³mesinin önün-
deki ba³lca engeli o temsil ediyor. Ça§mzda artk burjuvazinin herhangi
bir devrimci atlma önderlik etmesi sözkonusu olamaz.

Ça§mzda, üretici güçlerin geli³mesini temsil eden temel snf i³çi snfdr.
Lenin ³öyle demi³tir: Bütün devrimlerin ve bütün ezilen snar hareketinin
deneyimi, dünya sosyalist hareketinin deneyimi, bize, yalnzca proletaryann
emekçi ve sömürülen nüfusun geri ve da§nk katmanlarn bir araya getirecek
ve ardndan sürükleyecek durumda oldu§unu gösterir.

Çünkü i³çi snf yalnzca en ileri üretici güç olmakla kalmaz, ayn za-
manda mülkiyeti burjuvazinin elinde bulunan üretim araçlarnn ili kont-
rolünü, yani onlarn çal³trlmas, üretilmesi ve yeniden üretilmesi sürecinin
de kayna§nda bulunur. ³çi snf, toplumsal ili³kilerin temel mekanizmala-
rn üretimden gelen gücünün eli altnda bulundurur. Bu büyük güç, ona
parçalanm³, etkisiz ara snarn sözcüsü olma imkann sa§lar.

Ayrca, büyük i³letmelerde ve büyük sanayi ve üretim bölgelerinde mil-


yonlarcas biraraya gelmi³ bulunan ve toplumun en örgütlü gücü olan i³çi
snf, bu bakmdan da di§er emekçilerin önünde yürümeyi ba³arabilecek tek
snftr.

³çi snfnn toplumun di§er ezilen snarna önderlik etmek için sahip
oldu§u bir di§er avantaj, ba§msz bir ideolojiye, bilimsel bir dünya görü³üne

18
ve en önemlisi, ba§msz bir siyasi partiye sahip olmasdr. Toplumun di§er
ara snar, burjuvaziyle bir çok çeli³me ta³malarna ra§men, onun dünya
görü³ünden, siyasi ve ideolojik etkisinden kurtulamaz ve toplumu kökten
dönü³türecek bir devrimci siyaset in³a edemez.

³çi snf, mücadele etmek ve örgütlenmek bakmndan da ara snar-


dan kat kat üstündür. Bu alanda çok geni³ ve zengin bir deney birikimine
sahiptir. Hiç bir ara snf, uzun süreli bir grevin ne oldu§unu bilemez; bir
fabrikaya, bir i³letmeye el koyarak onu kendi imkanlaryla, kendi bilgi ve gör-
güsüyle yönetmenin ne demek oldu§unu, hiç bir köylü bilemez. Hiç bir küçük
esnaf, binlerce i³çinin biraraya gelerek olu³turdu§u örgütlü gücün imkanlarn
kendisi ya³ayarak tanm³ de§ildir.

³çi snf, ara snarn büyük bir ihtiyac olan demokratik ili³kilerin ger-
çek anlamda sahibidir ve onun her günlük ili³kisinde bir i³çi demokrasisinin
izleri vardr. Ama esnaf ve köylülük gibi ara snar, kendi aralarnda bu tür
oylama, birlikte karar alma ve bir davay sonuna kadar birlikte götürme gibi
al³kanlklara sahip de§ildir.

³te bu sebeplerden dolay, toplumdaki her de§i³ikli§in ve ilerlemenin ön-


cüsü olma görevi, i³çi snfnn omuzlarndadr.

19
Bölüm 4

Proletaryann snf mücadelesinin

üç temel biçimi

Snar arasndaki mücadele, toplumsal hayatn her parçasnda ve çok çe³itli


biçimler alarak devam eder. ki ayr dünyay, iki ayr hayat biçimini ve iki ayr
çkarlar bütünlü§ünü temsil eden ve toplumdaki di§er bütün ara snarn ha-
reketini yönlendirip kendi eksenleri etrafnda harekete zorlayan burjuvazi ve
proletarya, iki ana snftrlar ve bunlar arasndaki (emek ve sermaye arasn-
daki) mücadele, toplumsal hareketlili§in bütün di§er unsurlarn etkileyerek
kapitalist toplumdaki hayat bu çeli³me etrafnda yönlendirir. Burjuvazi ile
proletarya arasndaki snf mücadelesinin, bir çok görünü³ü vardr ve bunlar,
toplum hayatndan ki³isel ya³am özelliklerine kadar bir çok alanda kendini
de§i³ik biçimlerde gösterebilir. Ama sonuç olarak bütün mücadele çe³itlili§i,
esas olarak üç ana biçim içinde özetlenebilir:

1 - Ekonomik (sendikal) mücadele

Ekonomik mücadelenin amac, i³çilerin i³ ve ya³am ko³ullarnn düzeltilmes-


idir. Ücretlerin artrlmas, i³günü süresinin azaltlmas, gibi.. Bu sava³ biçi-
minin en yaygn türü i³çilerin hakl davalarn ileri sürmesi ve çözüm bulun-
mazsa grev yapmalardr. Örgüt biçimi ise, sendikalar, yardmla³ma sandk-
lar, tüketim kooperatieri vb.dir. Bütün i³çiler, hatta kendi durumlarnn
fazlaca farknda olmayan bilinçsiz i³çiler bile, kendi ekonomik çkarlarnn
dolaysz savunulmasna katlmakta tereddüt göstermezler. Böylece i³çi hare-
keti, ekonomik mücadele ile ba³lar. ³çi hareketinin ba³langcnda ekonomik
mücadelenin bulunmas, bugün artk ekonomik mücadele günlerinin geride
kald§ ya da ekonomik mücadelenin i³çi snf mücadelesinin geride kalm³

20
bir a³amas oldu§u anlamna gelmez. Ekonomik çkarlarn savunulmas için
mücadele, bugün oldukça iyi haklar elde etmi³ ülkelerdeki i³çi snar için
bile önemini koruyan bir mücadeledir.

Ekonomik mücadelenin i³çi snf ve komünistler bakmndan ba³lca iki


önemi vardr:

Birinci olarak, ekonomik mücadele, kapitalist toplum ko³ullarnn devam


etti§i ³artlarda bile, i³çilerin hayatlarnn bir ölçüde düzeltilebilmesini sa§-
layabilir. ³çi snf, bu mücadelesiyle kapitalistlerden önemli tavizler kopa-
rarak hayatn ya³anabilir ko³ullar altnda sürdürme imkann yakalayabilir.
Bu yüzden her komünist, ekonomik mücadelenin i³çi hayatndaki önemini iyi
kavramaldr. Ona önem vermeli ve i³çilerin hayat ko³ullarndaki en küçük
bir ilerlemeyi bile sa§layacak olsa, ekonomik mücadeleye gerekli a§rl§ ver-
melidir.

kinci olarak, ekonomik çkarlar için mücadele, kitlelerce en çabuk benim-


senen mücadele biçimi oldu§u için, en geni³ i³çi kesimlerini kavgaya sokar ve
onlarn kapitalizme kar³ mücadelede snf bilinçlerinin geli³mesi için imkan-
lar hazrlar. yi bir mücadele okuludur. Daha yüksek mücadele biçimlerine
geçebilmek için frsatlar yaratr.

Ekonomik mücadele, snf mücadelesinin ilk do§an biçimidir ve do§rudan


do§ruya i³çilerle patronlar üretim alannda kar³ kar³ya getiren sorunlar
etrafnda çkar, i³yeri ko³ullar, ücretler, sosyal hak ve güvenceler, sendika-
la³ma hakk, sendikalarn burjuvaziyle ili³kilerde oynayaca§ rolün tespiti vs.
gibi. Bu mücadele, i³çiler ve patronlar arasndaki hukukun, ekonomik alanda
tayin edilmesinden öte bir içerik ta³maz. Ve esas olarak, bu mücadelede,
patronlar, kendi varlklarnn kaçnlmaz oldu§unu, i³çilerle burjuvalar ara-
sndaki ili³kinin iki tarafn da varl§ ko³uluna ba§l olarak kurulabilece§i
güvenini elde ederler. Bu alandaki mücadelesi içinde i³çi snf, ancak kapita-
list düzen ko³ullarnda ve burjuvazinin varl§n tanyarak mücadele edebilir.
Burjuvazinin ekonomik varl§ ile kendi varl§ arasnda kopmaz bir ili³ki var-
sayar ve bu mücadele burjuvazinin varl§n ortadan kaldrmaya de§il, onunla
daha elveri³li ko³ullarda kar³lkl ve hak e³itli§i isteyerek bulunmay içerir.
Hak kavram, bu mücadele [mücadelede] esastr ve böylece, kar³lkl hak-
larn dengelenmesinin sözkonusu oldu§u bir ortamda, burjuvazinin haklar
pe³inen kabul edilmi³ ve bunun kar³snda i³çilerin haklarnn pazarl§na gi-
ri³ilmi³ demektir. Ekonomik mücadele snrldr. Bu mücadelede, i³çi snf,
kendisinin iktidar olarak burjuvaziyi mülkiyetten ayrma programndan he-
nüz yoksundur ve mülkiyet üzerine bir tart³ma bu mücadelenin içeri§inde
yoktur. Bu mücadelede, esas olarak güçlü olan ve kendi iktidarn kabul et-
tirerek, bunun snrlar içinde i³çileri kendi haklarnn düzeyini tart³maya

21
oturtan burjuvazidir ve bundan dolay da, en elveri³li ko³ullarda elde edilmi³
bir toplu i³ sözle³mesinde bile, kazançl ve kârl çkan daima burjuvazi olur.
Kapitalist düzenin temellerine dokunmad§ndan, i³çilerin asl ekonomik çka-
rn, yani, sömürünün tümden kaldrlmasn sa§layamaz. Lenin, i³çi snfnn
ekonomik mücadelesinin yüceltilmesi ve siyasi mücadelesinin küçümsenmesi
e§ilimlerine kar³ ³unlar söylemi³tir: Kendili§inden yani salt ekonomik ç-
karlar ve haklar için mücadele, i³çilerle i³verenler arasndaki antagonizmann
uyanmaya ba³lamasn gösterirler ama i³çilerde kendi çkarlarnn ³imdiki si-
yasal ve sosyal rejimin tümüyle uzla³maz bir kar³tlk içinde oldu§unun bil-
gisini ta³mazlar. Yani böyle bir hareket, i³çilerin kendileri için zorunlu ve
gerekli ya³ama biçiminin sosyalizm oldu§u bilincini ta³maz. Hareketin ken-
dili§indenli§i, onu burjuva ideolojisine boyun e§meye götürür. Kendili§inden
hareket, yani en az direnme çizgisindeki hareket, burjuva ideolojisinin daha
köklü ve daha eski ve çok daha geli³kin olmasndan ötürü, ve kyaslanamaya-
cak ölçüde yaylma araçlarna sahip olmasndan dolay, burjuva ideolojisinin
egemenli§ine yol açar. Bundan dolay, bir ülkede sosyalist hareket ne kadar
gençse, sosyalist olmayan bir ideolojiye kar³ mücadele de o kadar enerjik ola-
rak yürütülmelidir. Kendili§indenli§in yüceltilmesi, i³çi hareketinin devrimci
karakterine tamamen kar³dr. Bu harekete, bilinçli planl bir nitelik verilme-
sine kar³dr. Partinin i³çi snfnn ba³nda yürümesine, partinin kitlelerin
siyasi bilincinin yükseltmesine, partinin kendili§inden hareketi yalnzca dinle-
mesinden ve onun kuyru§undan gitmesinden yanadr. Hareketin kapitalizmin
temellerine kar³ mücadele yoluna sokulmasna kar³dr.

Üstelik ekonomik mücadelenin kazanmlar, politik mücadelenin kaza-


nmlaryla desteklenmedikçe, kalc ve sa§lam olamazlar. Burjuvazi uzun
ekonomik-sendikal mücadelelerle elde edilmi³ haklar, siyasal iktidarn ve
onun bask araçlarn kullanarak, bir gecede geri alabilir. Bir anda, bütün
sendikalar kapatabilir, bütün ücretleri üç-be³ puan geriye çekebilir, ücret-
leri dondurabilir. Bu bakmdan ekonomik-sendikal mücadele ile elde edilmi³
haklarn, gene ekonomik araçlarla yani enasyon, kesinti vs. gibi yollarla ge-
riye alnmasnn yan sra, siyasi yollarla da geriye alnmas mümkündür ve
burjuvazi bunu özellikle ülkemizde çok sk uygulamaktadr. Ekonomik müca-
delenin ba³lca zay§, onun bölgesel olarak ve kapitalistlere kar³ teke tek
yaplan bir mücadele olmasndadr. Siyasal mücadele gibi, tümsel bir snf
sava³ de§ildir.

22
2 - Teorik (ideolojik-felse) mücadele

Bütün di§er snar gibi, i³çi snfnn da mücadelesindeki itici güç, kapitalist
toplumun çeli³kileridir. ³çi snf, kendisini sömürülmeye, ezilmeye, dayanl-
maz ya³ama ko³ullarna mahkum eden kapitalist toplumun ekonomik ili³kileri
kar³snda kendi öz çkarlarn anlamak ve korumak zorundadr. Fakat bu, i³çi
snfnn bir anda ve kendili§inden kendi durumunun bilincine varaca§ an-
lamna gelmez. Bu bilinç i³çilerde kendili§inden olu³maz. Snf bilinci, çe³itli
unsurlardan olu³ur ve bunlarn edinilmesi için mücadele içindeki bir i³çinin
ayrca bilgisini geli³tirecek ili³kilerde de bulunmas gerekir.

Snf bilincinin önde gelen unsuru, her bir i³çinin özel bir snfn temsil-
cisi oldu§unu anlamasdr. Bu o kadar kolay de§ildir. Duvarc, demiryolcu,
tornac, düz i³çi, madenci, in³aat i³çisi vs. arasnda i³ ko³ullar, ya³ama ko³ul-
lar bakmndan farkllklar vardr ve bu i³kollarnda çal³an her bir bilinçsiz
i³çi, di§er i³kollarnda çal³an i³çilerle arasnda bir ba§ bulundu§unu, heps-
iyle ayn snfn üyesi oldu§unu kendili§inden göremez. Ço§u kez, kendisini
bir i³çi olarak de§il, bir duvarc, bir demiryolcu, bir madenci olarak tanmlar.
Çok de§il, bundan 20-30 yl öncesinde, Türkiye'de, her Anadolu kentinde,
ayr ayr meslek ve i³kollarnda çal³an esnaf, ayr ayr çar³larda toplanrd.
Bugün de baz yerlerde, bakrclar çar³s, terziler çar³s vs. olarak adlan-
drlan özel olarak bir belli i³ snfna göre ayrlm³ pazarlar, dükkan yerleri
bulunur. Bu, eski feodal-lonca geleneklerinin bir devamdr. ³çilerin de kend-
ilerini i³kollarna göre ayr ayr mesleklerin mensubu gibi tanmlamalar, geri
bir toplumsal düzenin, eskiye ait bir üretim tarznn bilinç ve kavray³ düze-
yine i³aret eder ve bugünkü modern kapitalist toplumun gerçeklerinden uzak
kalm³ olmay gösterir. Bu, i³çilerin kapitalistlere kar³ tek bir vücut halinde
birle³melerini, madenci, demiryolcu, in³aat i³çisi vs. ayrm yapmadan snfn
bütün üyelerinin tek bir bütün olarak mücadeleye girmelerini engelleyen geri
bir durumdur. Ço§u kez, büyük bir entegre tesiste çal³an bir i³çi, ald§ ücre-
tin yüksekli§ine aldanarak, örne§in bir maden i³çisi ile ayn snftan oldu§unu
göremeyebilir. ³ko³ullarnn görece iyili§i, ücretlerin yüksekli§i ya da sosyal
hak denilen baz ek çkarlarn elde edilmi³ olmas, ücretli köleli§in ortadan
kalkt§n, çkarlarn farkl oldu§unu göstermez. Snf bilincinin ba³langç nok-
tas, hangi i³kolunda olursa olsun, bütün i³çilerin ayn snftan olduklarnn
ve ortak çkarlara sahip bir bütün olu³turduklarnn bilinmesidir.

Di§er yandan, i³çinin kendisini bir snfn üyesi olarak görmesi de ço§u kez,
snf bilincinin yeterince olgunla³masna yetmeyebilir. ³çi, kapitalist toplum
içinde ezilmesinin nedenlerini ve sömürünün nasl gerçekle³ti§ini iyice belle-
melidir. Bir çok i³çi, sömürünün ki³isel bir ³ansszlk yüzünden ba³na gel-
mi³ ³ahsi bir mesele oldu§unu dü³ünür. Ücreti dü³ük, hayat ³artlar kötü

23
olann yalnzca kendisi oldu§unu, kendisinden ba³ka herkesin az çok hayat-
n kurtarm³ oldu§unu zannedebilir. Böyle olunca da, kurtulu³unun kendi
çabasyla, sa§dan soldan bir ³eyler ekleyerek, kö³eyi dönmekte oldu§unu
dü³ünebilir. Hatta bu durumdan kurtulmak için kendi arkada³larna zarar
vermeyi bile kabul edebilir. Tek ba³na bir çk³ yolu, tek ba³na kurtulma
dü³leri kurabilir. Bazlar bunu ba³arabilir de. Ama, tek tek i³çinin rastlant-
sal olarak küçük mülk sahibi burjuva krntlarna dönü³ebilmesi, bir küçük
burjuva haline gelmesi, bir çok rastlantya ba§ldr ve milyonlarca i³çi içinde
ancak birkaç i³çi böyle bir frsat yakalayabilir. Her i³çi, kendisinin snfn bir
üyesi oldu§unu bildi§i gibi, kurtulu³unun da ancak snfyla birlikte ve kapi-
talizmin ykl³ ile mümkün olaca§n bilmelidir. Kapitalizm ayakta kaldkça,
i³çi snfnn kendine yara³r hayat ³artlar bulmas sadece bir hayalden ibaret-
tir. ³çiler mücadelenin, burjuva snfnn tümüne kar³, i³çi snfnn tümünün
mücadelesi oldu§unu bilmelidirler.

Snf bilincinin di§er bir özelli§i, i³çi snfnn gerçek dü³manlarn tam
olarak tanmasdr. Bazan i³çilerin kendili§inden ba³kaldrlar, mücadeleleri,
yanl³ hedeere yönelmi³ olmaktan dolay kayplarla ve yenilgilerle sonuç-
lanr. ³çi snfnn mücadele tarihinin bir döneminde, Avrupa'daki sanayi
devrimi srasnda, i³çiler arasnda makine krclar hareketi yaylm³t. Maki-
nelerin kullanlmasnn durumlarn a§rla³trd§n, ücretlerini dü³ürdü§ünü
ve i³sizli§in artt§n gören i³çiler, makinalar krmaya ba³lam³lard. Ama
durumlarnn kötüle³mesinin sebebi makinalarn varl§ de§ildi. Makinalarn
ardnda duran, burjuva özel mülkiyet düzenini görememi³lerdi. Bu, günüm-
üzde pek az yerde görülen bir yanlmadr. Ama bunun gibi ba³ka yanl³ dü³-
man tespit etme bilinçsizli§inin örnekleri vardr. Baz i³çiler, örne§in ekmek
yatlarnn artmasndan rmalarn, ya da bu§day taban yatlarnn artma-
sn isteyen köylülerin sorumlu oldu§unu sanr; burjuvazi, böyle yanlglar
propaganda malzemesi olarak kullanarak, köylülere ve di§er emekçilere de,
pahall§n sebebi olarak i³çi ücretlerinin yüksek olmasn gösterir. Böylece
i³çilerle di§er emekçiler arasnda asl olmayan bir ztla³maya, güvensizli§e
yol açmaya çal³r.

Teorik ve ideolojik mücadelenin kapsam, yalnzca i³çi snfnn bilincinin


yükseltilmesine yönelik çal³malardan ibaret de§ildir. ³çi snfnn bilimsel
sosyalizm teorisi, sürekli de§i³en ve geli³en toplumsal ko³ullar izlemek, snf
mücadelesinin yeni ihtiyaçlarn tespit ederek bunlarn kar³lanmas için yeni
görü³ler, yeni çözüm yollar geli³tirmek zorundadr. Böylece teorik mücadele-
nin çok önemli bir di§er yann, bilimsel sosyalizmin teorisinin geli³tirilmesi,
daha da derinle³tirilmesi ve sa§nn korunmas çabas olu³turur.

Teori, bütün ülkelerin i³çi hareketinin genel biçimde ele alnm³ deneyimi-

24
dir. Yani tek bir ülkede, geçmi³teki bir zamanda olup bitmi³ bir snf mücade-
lesinin de§il, bütün ülkelerin i³çilerinin bütün zamanlar boyunca yürüttükleri
mücadelenin en genel ve en temel özelliklerinin bilgisini içerir. Bu yüzden de,
burjuvazinin dünya çapndaki varl§na kar³lk, i³çi snfnn dünya çapn-
daki mücadelesine yol gösterebilme yetene§ine sahiptir. Bu ayn zamanda
dünyann çe³itli ülkelerinde de§i³ik zamanlarda i³çi snfnn bilimsel dünya
görü³üne kar³ ileri sürülmü³ çe³itli burjuva, revizyonist ya da oportünist
görü³lere kar³ mücadele etmek, onlarn tezlerini çürütmek ve mücadelenin
önünde engel te³kil etmelerine son vermek görevlerini de teorik mücadelenin
kapsamna sokar.

Böylece özet olarak, teorik-ideolojik mücadelenin kapsamnn, i³çi snf


bilincini geli³tirmek, burjuvazinin i³çi snf üzerindeki siyasi ve dü³ünsel et-
kisini yoketmek, proleter olmayan emekçi kitleleri burjuvazinin etkisine kar³
silahlandrmak, bilimsel sosyalizmin teorik cephaneli§ini geli³tirmek ve rev-
izyonizme kar³ korumak oldu§unu söyleyebiliriz.

 ³çi Snfna Sosyalist Siyasal Bilinç D³ardan Verilir

Bu, Marksizm-Leninizmin en önemli siyasi ilkelerinden birisidir. Ne var ki,


bu önemli ilke, özellikle bizim ülkemizde çok yanl³ biçimlerde anla³lm³
ve bir çok sa§ ve sol oportünist görü³lerin kayna§ haline getirilebilmi³tir.
Marksist-Leninistler, küçük burjuva sol ve sa§ oportünizme kar³ mücade-
lesinde, bir çok kez bu ilkenin nasl anla³lmas ve uygulanmas gerekti§ini
açkladlar ve kendi mücadelelerini bu ilkenin Leninist tarzda kavranmas
üzerinde yükseltmeye büyük önem verdiler. Lenin, devrimci proletaryann si-
yasal örgütünün kurulu³ yllarnda, siyasi ilkelerin netle³tirilmesi ve evrensel
boyutlar kazanmas için mücadele ederken bu konuya e§ildi. Ne Yapmal?
adl eserinde, parti, bilinç ve i³çi snf arasndaki ili³kileri çözümlerken, bil-
incin d³ardan verilmesi ilkesinin üç temel unsurunu açklad. Özetle bu üç
temel unsur ³unlardr:

1. ³çi snfnn bilimsel teorisi, i³çi snf d³nda, mülk sahibi snar için-
den gelen aydnlar aracl§yla in³a edilmi³tir. Bilimsel sosyalizmin teorisi,
ba³lca üç kaynaktan do§mu³tur. Bunlar, Klasik ngiliz iktisad, Alman kla-
sik felsefesi ve Fransz sosyalizmidir. Marks ve Engels, kendi ça§larnda her
biri aydnlar ve i³çi hareketi üzerinde de§i³ik biçimlerde etkili olan bu büyük
dü³ünce ve eylem akmlarnn tam bir ele³tirisini yaparak her birinin burjuva
dünyas ile olan ili³kilerini aç§a çkardlar. Bunun yan sra onlarn içerdi§i
devrimci-demokratik ve sosyalist ö§eleri aykladlar, onlarda ilerici olan ne
varsa daha da ileri götürdüler ve tamamladlar. Böylece, bütün geçmi³ snf

25
mücadelelerinin deney ve bilgisini en geli³mi³ biçimiyle kendi içine alan ama
bunlarn hepsinden farkl, hepsinden daha kapsaml ve daha yüksek bir bilim-
sel de§er ta³yan Marksizm do§du. Bu büyük bilimsel çaba, günde on bazan
on alt saat çal³an, gündelik ekme§i pe³inde ko³turarak yorulan ve insanl§n
büyük kültürel bilimsel bilgi birikimini elde etmek, kavramak ve geli³tirmek
için hiç bir zaman yeterli çabay gösteremeyecek olan i³çiler eliyle gerçekle³-
tirilemezdi. Bu büyük görev, kaçnlmaz olarak, i³çilerin kurtulu³unu kendi
kurtulu³lar olarak kavrayan ve bu yüzden de kendileriyle i³çi snf arasnda
bir kader birli§i gören aydnlar aracl§yla yerine getirilebilirdi. Sosyalist
teorinin i³çi snf d³nda in³a edilmesinin zorunlulu§u, onun i³çilerin haya-
tndan ayr, bamba³ka bir ortamda in³a edildi§i anlamna gelmez. Çünkü
ba³ta Marks ve Engels olmak üzere, ça§n bütün sosyalist aydnlar, Avrupa
i³çi snfnn devrimci mücadelesinin içinde yer alm³lar, onun çe³itli düzeyler-
deki örgütlerinde görev üstlenmi³ler ve i³çilerle birlikte defalarca yarglanm³,
sürgüne gönderilmi³lerdi. Teori, gerçi i³çi snf d³ndan gelmi³ olan aydn-
larn i³i olarak gerçekle³iyordu ama bu aydnlarn hayat ile i³çilerin hayat
arasnda kopmaz bir ili³ki vard. ³çiler arasnda da sosyalizmin teorisi ile
ilgilenen [,] ona ciddi ve ilginç katklarda bulunan bir çok teorisyen çkm³-
tr. Ama Lenin, onlarn i³çiler olarak de§il, hayatlarn ücretli i³çi olmann
d³nda bir yoldan kazanmaya ba³lam³ aydnlar olarak bu katky yapaklar-
n belirtir. Ksacas d³tan kavramnn birinci unsuru, sosyalist teorinin i³çi
snf d³nda in³a edildi§i gerçe§idir.

2. Lenin, i³çi snfna sosyalist siyasal bilinç, d³ardan, yani ekonomik


mücadelenin d³nda kalan bir alandan, i³çilerle i³verenler arasndaki ili³kinin
d³ndan getirilebilir. Bu bilginin sa§lanabildi§i biricik alan, tüm snarn ve
katmanlarn devletle ve hükümetle olan ili³kileridir, tüm snar arasndaki
kar³lkl ili³kilerdir der. ³te bilincin d³tan verilmesi ilkesinin en önemli ve
temel unsuru budur. Yukardaki bölümlerde, i³çi snfnn ekonomik mücade-
lesinin darl§n ve tam kurtulu³ için yeterli imkanlar ta³mad§n açkladk.
Lenin, ekonomik-sendikal mücadele içinde, i³çi snfnn ancak snrl ekono-
mik türden bir bilinç elde edebilece§ini ve bunun da onun kendi iktidarn
kurmas için yetmeyece§ini bir çok defa belirtmi³tir. O ö§retmektedir ki, si-
yasal bilinç, ancak siyasal mücadele içinde ve do§rudan do§ruya i³çi snfnn
bir bütün olarak burjuva snfna kar³ mücadelesi içinde edinilebilecek bir
³eydir. Ekonomik mücadele alannda ve sendikal örgütlenmenin dar snrlar
içinde kalndkça, i³çi snf, burjuva toplum ve devlet ili³kilerini bir bütün
olarak görmek imkann bulamaz. Ekonomik mücadelenin yaygn, sk rastla-
nr bir ³ey olmas, bu geri mücadele biçiminin d³nda bir ba³ka yol olmad§
dü³üncesini geli³tirir ve kolayc aydnlar, i³çi snfnn ekonomik mücade-
lesini siyasi mücadeleye çevirmekten sözederler. Bir mücadele biçiminden

26
daha yüksek mücadele biçimlerine geçi³ imkanlar elbette vardr ama, ekono-
mik mücadelenin siyasi mücadeleye çevrilmesi kavram, Lenin'in ele³tirdi§i
bir ³eydir. O, ekonomistlere kar³ mücadelesinde bunu açklkla belirtmi³tir.
Men³evikler aynen ³öyle diyorlard: Partimiz, hükümetin kar³sna, iktisadi
sömürüye, i³sizli§e, açl§a vb. kar³ somut yasal ve idari önlem istemleriyle
çkmalyd... Yani, ekonomik talepleri, siyasi bir niteli§e kavu³turmalyd!.
Ya da, bir ba³ka deyi³le, ekonomik talepleri, hükümeti yasalarda de§i³ik-
lik yapmaya zorlayacak bir eylemin kalk³ noktas yapmalyd! Hükümete
kar³ ve ekonomik talepler kavramlar birarada kullanlnca bunun eko-
nomik mücadelenin siyasi mücadeleye çevrilmesini ifade etti§ini zanneden
men³eviklere kar³ Lenin, bunun yalnzca siyasi mücadele kavramnn yozla³-
trlmas anlamna gelece§ini tespit etmi³tir. Ekonomik mücadelenin i³çilerle
i³verenler arasnda cereyan eden dar kapsamnn baz siyasi taleplerle dol-
durulmas ve siyasi sloganlarla süslenmesi onu siyasi mücadele haline get-
iremez. Siyasal bilinç, i³çi snfnn kendi deneyleriyle ve do§rudan do§ruya
devletle bütün i³çi ve halk y§nlar arasndaki mücadele alannn içinde yü-
rütülen mücadele srasnda elde edilebilir. Bu konunun anla³lmam³ olmas,
ülkemizde bir çok yanl³ de§erlendirmenin teori yerine geçmesine yol açm³-
tr. Örne§in, sradan bir ekonomik grevde, e§er i³çilere bir kaç siyasi slogan
attrlabilmi³se, mücadelenin siyasi mücadeleye dönü³tü§ü ileri sürülebil-
mi³tir. Siyasi mücadele, do§rudan do§ruya iktidar için mücadeledir. Ve bir
eylem, e§er, snfa kar³ snf  niteli§ini ta³myor, yani i³çilerin burjuvaziye
kar³ topyekün mücadelesinin bir parçasn olu³turmuyorsa, ya da görünürde
salt ekonomik talepler içermesine ra§men, i³çi snfnn partisi öncülü§ündeki
siyasi mücadelesinin bir parças olarak yerini almam³sa, siyasi mücadele sa-
ylamaz. Bazan burjuva anlamda, reformcu ya da hükümetin gündelik uygu-
lamalarna kar³ bir mücadele sözkonusu oldu§unda, bazlar bunun da siyasi
mücadele saylaca§n söylüyorlar. Biz, i³çilerin sosyalist siyasal mücadeles-
inden sözediyoruz. Yoksa, i³çilerin burjuva anlamda siyaset yapmalarndan
de§il. Geri i³çi y§nlar, kendi ba§msz hedeerini formüle etmekten aciz kal-
dklar her durumda, burjuvazinin siyasi eyleminin bir parças haline gelirler
ve böyle siyasi eylemler i³çi snfmzn geçmi³inde pek çok kez görülm-
ü³tür. Gerici sendikalar, binlerce i³çiyi meydanlarda toplayarak, komünizmi
lanetleme mitingleri yaptrabilmi³lerdir, gene gerici sendikalar, hükümetin
Kbrs konusundaki gerici-³öven politikasn desteklemek için i³çi gösterileri
düzenlemi³lerdir. Bunlarn hepsi siyasi gösterilerdir. Ama acaba i³çi sn-
fnn siyasi mücadelesinin örnekleri midir? Bir i³çi eyleminin i³çi snfnn
siyasi eylemi saylabilmesi için o hareketin kesin olarak i³çi snfnn kendisi
için yaplm³ olmas ³art aranmaldr. Yani, kendisini egemen snf olarak
örgütleme sava³nn, iktidara gelme mücadelesinin bir parçasn olu³turmas
gerekmektedir. Ba§msz snf hedeeri açkça tanmlanm³, kendi iktidarn

27
kurmay hedeeyen bir programla donatlm³ olmas ³arttr. Biz, i³çi snfnn
proleter sosyalist politikasnn hedeerini i³çi eyleminin siyasi mücadelesinin
içeri§i olarak görürüz. Yoksa, burjuvazinin herhangi bir fraksiyonunun bir
ba³ka burjuva fraksiyona kar³ yürüttü§ü politikalarn arac olarak hareket
eden i³çi y§nlarn, siyasi eylem içine girmi³ olarak göremeyiz.

3. Bilincin d³tan verilmesi ilkesinin üçüncü unsuru, i³çi snfnn siyasi


eyleminin ve sosyalist bilincin i³çi snf d³ndaki bütün emekçi halk taba-
kalarna, bütün ezilen ve sömürülenlere yöneltilmesidir. Bu, bir yandan i³çi
snfnn kendi içine kapanmasnn yanl³ oldu§unu ve i³çi snfnn di§er ezilen
snara ve ezilen uluslara kar³ da toplumsal yükümlülükleri bulundu§unu
gösterir; di§er yandan, sosyalizmin biliminin bütün emekçi halka iletilmesinin
bir görev oldu§unu ö§retir.

Böylece görülüyor ki, bilincin d³tan verilmesi ilkesi, basitçe baz ay-
dnlarn, ya da sosyalizmin bilimini ö§renmi³ birkaç ki³inin i³çilere bunu
aktarmasndan ibaret de§ildir. Leninizmin bu ilkesini bu ³ekilde basite in-
dirgemek, onun oportünist tarzda yorumlanmasna ve oportünist siyasetlerin
hakl çkarlmas için araç olarak kullanlmasna yol açar. Küçük burjuva
sol oportünizm, bu ilkeyi çarptarak, siyasi mücadelede i³çilerin bizzat bu-
lunmas gerekmedi§ini, onun yerine sosyalizmin bilincini ta³yan aydnlarn
siyasi mücadeleyi yürütmesinin yetece§ini ileri sürmü³lerdir. Böylece, yük-
sek bilinçle donatlm³ aktif eylemci bir aznl§n bilinçsiz i³çi y§nlarnn
yerine ve onlarn adna eylem yapmasnn Leninizm'e uygun oldu§unu iddia
etmi³lerdir. Gene ayn küçük burjuva gruplar, i³çi snfnn d³nda siyasi
eylemler yaparak, i³çi snfna sosyalist siyasal bilincin d³ardan verilebi-
lece§ine inanm³lardr. Sa§ liberal sosyalist maskeli aydnlarn bazlar da,
Leninizm'in bu ilkesinin yanl³ oldu§unu, çünkü i³çi snfnn içine gitmeden
ona sosyalist bilincin götürülemeyece§ini ileri sürmü³lerdir. Görülüyor ki, sa§
ve sol oportünizm, ayn noktada bulu³uyor: Onlar Lenin'in bu ilkesini, i³çi
snfnn içinden mi, yoksa i³çi snfnn d³ndan m diye tart³yorlar. Oysa
Lenin, daima, bilinç sorununu, ekonomik mücadelenin içinden mi, yoksa si-
yasi mücadelenin içinden mi biçiminde tart³m³tr ve bu sorunun cevabn
açk olarak vermi³tir. Lenin'in, i³çi snfnn d³nda ya da i³çi snfnn içinde
diye bir sorunu tart³mad§ çok açktr.

Sonuç olarak, sosyalist siyasal bilincin d³tan verilmesi ilkesinin üç temel


unsuru vardr:

 ³çi snfnn bilimsel teorisi, i³çi snf d³nda in³a edilmi³tir

 ³çi snfna sosyalist siyasal bilinç, ekonomik mücadele alannn d³n-


dan verilir

28
 ³çi snf, sosyalist bilinci kendi d³ndaki emekçi snf ve tabakalara da
iletmeli, kendi sosyalist mücadelesine onlarn demokratik mücadelesini
katmaldr.

Bu unsurlardan hiçbirisi, tek ba³na ilkenin tümünü ifade etmeye ve do§ru


anla³lmasna yetmez. Özellikle, bilincin d³tan verilmesi denilince, bunun
yalnz ba³na aydnlarn önemini anlatan bir ilke oldu§unun sanlmas çok
yanl³tr.

3 - Siyasi mücadele

Emekçi snfnn burjuva egemenli§ine son verip kendi egemenli§ini kurmak


için verdi§i mücadeleye siyasi mücadele denir. Bu snfsal sava³, emekçi snf
sava³larnn en temel biçimidir. Tüm emekçi snf tarafndan tüm burjuva
snfna kar³ yaplr. Snar sava³nn en yüksek biçimidir. ³çi snfnn bir
bütün olarak, tüm maddi ve manevi güçlerini burjuvazinin kar³sna dikti§i
tek mücadele biçimidir. ³çilerin yalnzca kendi kapitalistine kar³ yürüttü§ü
ekonomik mücadeleden farkl olarak, bütünüyle kapitalist snfn çkarlarn
koruyan devlete kar³ mücadeleye giri³tikleri bir sava³ biçimidir.

Lenin, bu mücadelenin önem ve gereklili§ini ³öyle anlatm³tr: Snf sa-


va³nn ancak politik alan içine ald§ zaman gerçek, kararl, yaygn bir mü-
cadele halini alaca§n söylemek yetmez. Marksizm için snf mücadelesi an-
cak, politik alan da içine almakla kalmayp bu alanda esas olan ³eye, devlet
iktidar yapsna yöneldi§i zaman `tüm ulusun' tamamen yaygnla³m³ müca-
delesi biçimini alr.

³te, bir marksistle, i³çilerin iktidar ele geçirmek için eylemde bulunma-
malar ³artyla politik zeminde mücadeleyi kabul etmeye hazr bir liberal
arasndaki farkn ortaya çkt§ temel burasdr.

Siyasal mücadelenin temel mücadele biçimi olmas, her türden mücadele


ve örgütlenme biçiminin, onun ihtiyaçlarna, onun stratejisine ve takti§ine
ba§l olarak yürütülmesi gerekti§i anlamna gelir. Kendi ba³na bir ekonomik
mücadele, ya da siyasi hedeerden kopuk olarak sürdürülen, i³çilerin ikti-
dar mücadelesinin ihtiyaçlarn gözetmeyen bir teorik mücadele, kendili§in-
dendir ve kendi ba³na kalm³ haliyle hiç bir biçimde, iktidar mücadelesine
hizmet edemez. Ekonomik mücadelenin siyasi mücadeleye ba§lanmas, teorik
mücadelenin de siyasi mücadelenin bir yan haline getirilmesi zorunludur.
Bunlarn hiçbirisi, kendi ba³larna ve kendi tabiatlar gere§i sosyalist siyasi
içerik ta³yamazlar. Ancak i³çilerin siyasi partisinin öncülü§ünde yürütüld-
üklerinde ve i³çi snfnn genel iktidar mücadelesinin stratejisi ve takti§ine

29
uygun bir i³bölümü ve i³birli§i içinde ³ekillendiklerinde siyasi bir anlam kaza-
nabilirler. Kendili§inden mücadelenin her biçiminin kendili§inden bir siyasi
karakter ta³yaca§nn söylenmesi, onlarn bir ba³ka siyasi gücün, yani burju-
vazinin siyasi mücadelesinin bir parças haline gelmelerinin kaçnlmaz oldu§u
anlamnda do§rudur. Kesin ve açk olarak bilinmelidir ki, i³çi snfnn devr-
imci komünist partisinin çizdi§i siyasi plana uygun olmayan, onun gereklerini
yerine getirmeyen ve onun bütünle³tirici etkisini ta³mayan hiçbir mücadele
i³çi snfnn sosyalist siyasi mücadelesinin kapsam içinde de§ildir. Böylesi bir
siyasi mücadele, i³çi y§nlarn kucaklam³ olsa bile, sonuçta i³çi snfnn
burjuvazinin arac olarak mücadelesi, ya da i³çi snfnn burjuva içerikli po-
litikas olmann ötesine geçemez. Ça§mzda, hiçbir kapitalist toplumda, iki
ana snfn yani burjuvazinin ve proletaryann ikisinden birinin d³nda ger-
çekle³mi³ hiçbir ekonomik, teorik, siyasi olay yoktur, olamaz. Genel ve etkili
olan bugün burjuvazidir ve onun etkisindeki ara snardr. Bu, proletaryann
henüz etkili olamad§ ko³ullarda, burjuvazinin alt kesimlerinin hareketlerinin
proletaryann hareketi gibi kendisini gösterebilmesinin sebebini de açklar.

Baz küçük burjuva hareketler, silahl mücadele temeldir slogann kul-


lanyorlar. Bu, silahl mücadele ile siyasi mücadele arasndaki ili³kiyi gör-
memektir ve siyasi mücadelenin temel alnmas krinin de bir tahrifatdr.
Proletaryann temel mücadele biçimi, sosyalist siyasal mücadeledir ve bunun
herhangi bir biçimde çarptlarak kullanlmas, yanl³ sonuçlar do§urur. Si-
lahl mücadele, yalnzca, sosyalist siyasal mücadelenin araçlarndan birisidir.

30
Bölüm 5

Snf mücadelesinde devrimci

proletaryann sosyalist ve

demokratik görevleri

Sosyalist görevler

³çi snfnn mücadelesi, devrimci komünistler tarafndan esas olarak iki te-
mel eksen etrafnda örgütlenir. Bunlardan birincisi, sosyalizm için, yani kapi-
talist snfa kar³, sn toplumu yoketmeye ve sosyalist bir toplumu kurmaya;
di§eri ise, ülkedeki siyasal ve toplumsal hayat demokratikle³tirmeye, siyasal
özgürlükleri elde etmeye, emekçi kitlelerin mücadelesini i³çi snfnn sosya-
lizm için mücadelesinin bir parças halinde örgütlemeye yönelmi³tir. Bun-
lardan sosyalist mücadele temeldir. Di§eri, yani ekonomik mücadele, onun
etrafnda ³ekillenir ve esas olarak sosyalizm için mücadelenin geli³tirilmes-
ine, tamamlanmasna, daha iletletilmesine ve daha y§nsal hale getirilmesine
hizmet edecek biçimde yürütülür.

Devrimde proletaryann sosyalist çal³masnn ana biçimlerini esas olarak


üç ba³lk altnda toplayabiliriz: Propaganda, ajitasyon ve örgütlenme.

A. Propaganda

Propagandann içeri§ini sosyalistçe doldurmak, yani ülke, dünya, toplum ve


do§a olaylarna sosyalistçe bir bak³ açs geli³tirecek propaganda çal³mas
yapmak, sosyalist ahlakn yerle³tirilmesine, sosyalist kültür unsurlarnn gel-

31
i³tirilmesine çal³mak. Propagandann önde gelen ba³lca konular ³unlardr:

- Bilimsel sosyalizm teorisi ve tarih içindeki geli³mesi, dünya snf müca-


delesi ile ili³kisi,

- Toplumun ekonomik ve toplumsal düzeni, onun temelleri, ve geli³mesi-


nin yönü ile bu düzen içinde yer alan çe³itli snarn kar³lkl ili³kileri
ve aralarndaki mücadele,

- Bu mücadelede i³çi snfnn rolü ve bu snfn batmakta ve geli³mekte


olan snarla ili³kisi,

- Dünya olaylar, emperyalizm, uluslararas komünist hareket, ulusal kur-


tulu³ hareketleri,

- Uluslararas i³çi hareketinin tarihi, i³çi ve halk devrimlerinin tarihi,

- Proletaryann dünya ordusunun bir parças olan birle³ik bir i³çi snf
olarak ülkemizin bütün i³çilerinin çkarlar ve ortak davas,

- Enternasyonalizm, uluslararas çapta i³çi dayan³masnn zorunlulu§u,


uluslararas i³çi hareketiyle olan ba§lar, karde³ partiler, sosyalist ülke
ile dayan³ma, ulusal kurtulu³ hareketleriyle dayan³ma, kendi ülkesinde
devrim yapma sorumlulu§u,

- ³çilerin komünist tarzda örgütlenmesinin zorunlulu§u,

- Sosyalizmin ideolojisi ve sosyalist toplumun in³as...

B. Ajitasyon

³çilerin bulundu§u bütün alanlarda, gündelik sorunlarn ve mücadelenin


gündelik taleplerinin sosyalist tarzda ele alnp i³lenmesi; sosyalist ajitasyon,

- ³ süresi, ücretler, çal³ma ko³ullar vs. vs. yüzünden i³çilerle kapital-


istler arasnda çkan tüm çat³malara katlmak,

- ³çilerin dikkatini en kaba suistimallere çekmek.

32
C. Örgütlenme

Hayatn her alannda i³çilerin ve halkn örgütlenmesinin sosyalistçe ba³arl-


mas,

- Sendikalarda, kitle örgütlerinde, kitle inisiyatinin geli³tirilmesi, kitlele-


rin kendi kendilerini yönetme al³kanlklarn edinebilmesi için tedbirler
alnmas,

- ³çi topluluklarnn örgütlendirilmesi, bu gruplarla proletaryann devr-


imci komünist partisi arasnda düzenli ve sk ili³kilerin kurulmas,

- ³çi hareketinin tüm merkezleri ile haberle³melerin düzenlenmesi, bild-


irilerin, ça§rlarn çkarlmas ve da§tlmas,

- Deneyimli ajitatörlerin yeti³tirilmesi vs.

Demokratik görevler

Devrimin geli³me düzeyinin henüz bir demokratik devrim a³amas oldu§u


ülkelerde, proletaryann snf mücadelesi, sosyalist görevlerin yansra önemli
demokratik devrim görevleri de içerir. Her³eyden önce, proletarya, içinde bu-
lunulan devrim a³amasnn düzeyine bakmakszn, kendi bildi§i yolda, sosya-
list görevlerini eksiksiz ve aksatmadan yerine getirmeye devam edecek, fakat
bunun yansra, di§er ezilen ve sömürülen snf ve tabakalarn sorunlarna ve
ihtiyaçlarna da çözüm yollar göstererek onlarn mücadelesinin ilerlemesine
ve kendi mücadelesinin bir mütteki haline gelmesine çal³acaktr. ³çiler, bu
yüzden emekçi köylülü§ün, küçük burjuvazinin ve genel olarak demokrasiden
çkarlar bulunan bütün snarn öncüsü olmak ve devrimi bir demokratik
devrim a³amasnda brakmayarak daha ileriye, sosyalist devrime götürebil-
mek için demokratik devrimci geli³melere de katlmak ve onun yol göstericisi
olmak zorundadr.

Bu çal³mann sosyalist çal³ma ile ayrlmaz bir biçimde ba§l oldu§unu


tekrarlayarak, snf mücadelesinin demokratik görevlerini özetleyelim.

 Bugün tekelci burjuvazi, ba³ta fa³izm olmak üzere, feodal gericilik-


lerin, ³eyhlik, a§alk kurumlarnn koruyucusu ve destekçisidir. Toplumsal
ili³kilerin geli³mesinin ve demokratikle³mesinin önündeki en önemli engel,
tekelci burjuvazidir. Çünkü, tekelci burjuvazi, geçmi³ zamanlarda burjuvaz-
inin devirdi§i ne kadar gerici kurum ve toplumsal ili³ki biçimi varsa, onlar

33
i³çi snfnn devrimci mücadelesine ve sosyalizme kar³ kendi etrafnda ye-
niden canlandrp tutmaya çal³maktadr. Böylece, kendi gücünü artrmaya
çal³rken, aslnda proletaryaya da yeni müttekler kazanmak için frsat ya-
ratmaktadr. Çünkü, tekelci burjuvazinin gericilikle olan ba§lar, onu di§er
emekçi snardan ayrmakta ve gittikçe daha dar bir ittifaka mecbur brak-
makta ve i³çi snfnn di§er ezilen snarla, köylülükle birle³mesi için yeni
alanlar açmaktadr. ³çiler, fa³ist diktatörlü§ün tekelci burjuvazi ile gerici
di§er snf ve kurumlar arasndaki bu ittifakn görmeli, ayn zamanda kendi
ittifaklarnn çerçevesini de anlamaldr. Bu çerçevede, demokratik hak ve
çkarlar için mücadelenin önemini gösteren pek çok ³ey vardr.

 Sosyalizm için mücadele eden i³çi snf, ³u anda fa³ist diktatörlük ta-
rafndan tamamiyle kslm³ bulunan demokratik hak ve özgürlüklerin elde
edilmesi için, mücadelede de en önde ilerlemek zorundadr. Siyasal özgürlük-
leri elde etmeye çal³madan, ülkenin siyasal ve toplumsal düzeninin demokra-
tikle³tirilmesi mücadelesinin en önünde yürümeden, i³çiler sosyalizm davas
yolunda ba³arl bir mücadelenin yürütülemeyece§ini kavramaldrlar. ³çiler
hem kendileri ve hem de di§er emekçi snar için, örgütlenme, söz, toplant,
basn özgürlü§ü talep ederler ve bunlar için mücadelenin öncülü§ünü yapar-
lar. Çünkü bu özgürlükler ve haklar, herkesten çok i³çi snf için yasaklan-
m³tr ve elde edilmeleri halinde herkesten çok i³çi snf yararlanacaktr. “u
nokta unutulmamaldr ki, siyasal özgürlükler, özellikle bizimki gibi ülkelerde,
devrimci atlmlar olmakszn, egemen snarla uzun soluklu bir bo§u³maya
giri³ilmeksizin ve devrimci-demokratik bir dönü³üm için gerekli toplumsal
ve siyasal de§i³iklikler gerçekle³tirilmeksizin kalc olarak kazanlamazlar. Ne
var ki, mücadelenin egemen snar sk³trd§, onlar derin çeli³kiler içine
sürükledi§i ve egemenliklerini kolayca yürütemez hale soktu§u dönemlerde,
ili olarak kullanlabilir hale gelirler. Egemen snar, henüz yasalar bütün
yasaklar devam ettirdi§i halde, devrimci komünizmin meydanlara çkmas-
n, kendi basnn yaratmasn ve kitleler içinde örgütlenmesini engelleyemez
duruma gelebilir. Bu, köklü bir demokratik dönü³ümün sonucu de§il, söke
söke alnm³ demokratik siyasal kazanmlar olarak görülmelidir.

Di§er yandan, siyasal özgürlükler, hiçbir zaman tek ba³na, bir demokra-
tik devrimin tek ve temel içeri§i olamaz. Kapsaml bir demokratik devrim,
siyasal özgürlük sorununun köklü olarak çözümünü getirecek olan bütün, te-
kelci siyasal uygulamalarn kayna§ olan tekelci burjuva egemenli§inin, feodal
ve yar-feodal kurum ve ili³kilerin tasyesini gerçekle³tirir.

Devrimci proletaryann demokratik görevlerinden en önemlisi, ku³kusuz


ezilen uluslarn kendi kaderlerini tayin hakkn savunmak ve bunun gerçekle³-
mesinin siyasal ko³ullarnn yaratlmas için mücadele etmektir. Bu konuda

34
Lenin ³unlar söyler: Ezen ülkelerin i³çilerinin enternasyonalist e§itimi, zo-
runlu olarak, her ³eyden önce, ezilen ülkelerin özgürlü§ü ve ayrlmas ilkesinin
savunulmasn içermelidir. Yoksa ortada enternasyonalizm diye bir ³ey kal-
maz. Bu propaganday yapmayan ezen bir ulusun sosyalistini, emperyalist ve
alçak saymak hakkmz ve görevimizdir. Sosyalizmin gerçekle³mesinden önce
ayrlma olasl§nn binde-bir olmas durumunda bile, bu istem, mutlak bir
istemdir. Ku³kusuz bu konuda devrimci proletarya, ezilen ulusun mücadele-
sinin do§ru hedeere yönlendirilmesine, ezilen ulusa kendi devrimci proletar-
yasnn önderlik etmesi için yardmc olmaya ve mücadelenin emperyalizme
ve yerli gericili§i olu³turan bütün snara yönelmesine dikkat edecektir. Em-
peryalizmi devam ettiren ve sa§lamla³tran hareketler de§il, emperyalizmi
zayatan ve devrimi güçlendiren hareketler desteklenecek ve savunulacak-
tr. Bu konuda Stalin ³u önemli noktaya dikkat çekmi³tir:  Öyle durumlar
olabilir ki, ezilen belirli bir ülkenin ulusal hareketi, proletarya hereketinin
geli³mesinin çkarlarna aykr dü³ebilir. Böyle bir durumda deste§in hiç söz-
konusu olmad§ açktr.. Uluslarn kaderlerini kendi tayin etmeleri sorunu,
tecrit edilmi³, kendi kendine yeten bir sorun de§ildir. Bütün içinde ele aln-
mas gereken, proletarya devrimi genel sorununun bir parçasdr.

Yalnzca uluslarn kaderlerini tayin hakk de§il, demokrasi mücadelesi-


nin di§er çe³itli talepleri de mutlak ³eyler de§ildir. Bunlar, dünya sosyalist
hareketinin, uluslararas i³çi snf mücadelesinin bir parças olarak görülüp
de§erlendirilmelidir. Bu özellik, di§er bütün konularda da gözönünde bulun-
durulmal ve uluslararas proleter hareketinin genel çkarlaryla çeli³en, onun
ilerlemesine de§il de burjuvazinin kazanmlarnn artmasna, mevzilerinin sa§-
lamla³masna yol açan hiç bir demokratik talep desteklenmemelidir. Baz
somut durumlarda, parçann bütün ile çeli³kiye dü³mesi olana§ vardr, o
zaman parça atlr. (Stalin)

35
Bölüm 6

Proletarya Partisi

1. Parti i³çi snfnn öncü müfrezesidir

Parti, i³çi snfnn en ileri, en nitelikli unsurlarn, bu unsurlarn deneyimini,


devrimci ruhunu, proletarya davas u§runa sonsuz özverisini kendisinde topla-
maldr. Ancak böyle bir parti, snf mücadelesinin zor ko³ullarnda, proletar-
yann burjuvaziye kar³ sava³nn güçlükleriyle ba³edebilir. Snf mücadelesi,
toplumsal hayatn bütün alanlarnda kendisini gösteren çok geni³ kapsaml
ve de§i³ik biçimlerde kendisini gösteren çe³itlilikleri olan bir sava³tr. Bu-
rada mücadele, dü³man ordularn birbirleriyle yaptklar sava³lardan daha
karma³k ve çetrellidir. Proletarya ne zaman ve hangi araçlarla, nerede,
burjuvaziye kar³ hangi mücadele biçimleriyle saldracaktr? Hangi mevzileri
ele geçirecek, hangi mevzilerin üzerinden atlayacak ya da bazlarn ertele-
mek zorunda kalacaktr? Hangi alanda hangi di§er emekçi snarla hangi
esaslara göre ittifak yapacak, onlarn örgütleriyle, temsilcileriyle nasl birle-
³ecek ve onlar yönetirken hangi bilimsel, siyasi, teorik esaslara dayanacak-
tr? Mücadelenin kimi dönemlerinde daha ileri atlmak, kimi dönemlerinde
de düzenli bir biçimde geri çekilmek için nasl davranacak, milyonlarca pro-
leterden olu³an ordusunu nasl yönetecektir? Bütün bunlar, proletaryann
herhangi bir örgütü tarafndan yerine getirilemeyecek kadar çetin görevler,
sradan bir örgüt tarafndan çözülemeyecek çetin problemlerdir. Bir orduyu
yönetmek, ancak bu konuda uzmanla³m³ bulunan kurmay heyetinin i³idir.
Nasl ki sava³mann inceliklerini, harekatn yönetilmesini, silahlarn mevzi-
lendirilmesini, taktik ve strateji kurmann bilgisini ta³mayan herhangi bir
sradan asker ya da askerler grubu bir sava³ta ordular yönetemezlerse, pro-
letaryann herhangi bir örgütü, örne§in sendikalar veya yerel i³çi örgütleri de
proletaryann burjuvaziye kar³ giri³ti§i iktidar ele geçirme sava³nda yönet-

36
ici rol oynayamazlar. Proletaryann kendisini yönetecek iyi donatlm³, bilgili
ve sava³ sanatnn inceliklerini kullanabilen bir öndere ihtiyac vardr. Bu
önder, yalnzca proletaryann siyasi partisi olabilir.

2. Parti i³çi snfnn örgütlü öncüsüdür

Parti, yalnzca i³çi snfnn öncü müfrezesi de§ildir. Ayn zamanda  örgütlü-
öncü müfrezesidir.

En iyi, en ileri, en militan i³çi önderlerinin ve en ihtilalci aydnlarn rast-


gele biraraya gelmi³ olmas, onlarn devrimci proletarya partisi gibi hareket
etmelerine yetmez. Toplumun en devrimci unsurlarnn biraraya geli³inde bir
parti niteli§inin bulunabilmesi için, bu biraraya geli³in gerçek anlamda örg-
ütlü bir birli§i temsil etmesi gerekir. Örgütlü olmak demek, tepeden trna§a,
bütün birimlerinde hareketini uyumlu ve birbirine tutarl klmak demektir.
Biraraya gelmi³ i³çi önderleri ve aydnlarn her biri kendi havasnda ya³yor ve
çal³yorsa, her birinin dü³üncesi farkl farkl ve izledi§i yollar birbirine özde³
durumda de§ilse, mücadelenin yürütülmesi için nasl karar alnaca§ ve alnan
kararlara nasl uyulaca§ belli de§ilse, herkes kendince  özgür dü³üncesini
ve  özgür iradesini gerçekle³tirmek için bildi§i gibi hareket ediyor, bundan
dolay da partide uyumlu bir çal³ma ortam ve etkili mücadele yöntemleri
geli³tirilemiyorsa, burada örgütlülükten sözedilemez. Parti, en alt kademeden
en yukardaki merkez komitesine kadar, her militannn ortak bir dünya gör-
ü³üne, birlikte mücadele etme azim ve kararll§na sahip olmalarn ve bütün
üyelerinin birbirine demirden bir disiplinle ba§lanmalarn gerektirir. Ancak
böyle bir parti, proletaryann devrimci mücadelesinin karma³k sorunlarn
çözebilir ve i³çilere önderlik edebilir. Ama parti, yalnzca öncü bir müfreze
olarak kald§ sürece de bu görevi yerine getiremez. Parti, öncü rolünü, an-
cak snfn bütünü içinde, varl§nn bütün kökleriyle ona sk skya ba§l
bir parça olabildi§i zaman yerine getirebilir. Bu, elbette partinin kendisini
i³çi snfyla bütünle³tirmek adna onun geri ve burjuva ideolojisinin etkis-
inden kurtulamam³ y§nlarnn pe³inden gitmesi, onlarn kabul edebilece§i
geri bir çizgi izlemesi demek de§ildir. Daima ondan daha ileriyi görebilmeli,
mücadelenin ileriki a³amalarnn bilgisini ve geli³menin getirece§i sonuçlar
önceden görebilmeli, geri burjuva ideolojisinin etkilerinden tümüyle kurtul-
mal ve i³çi snf üzerinde etkili olan burjuva siyaseti ile bütün ba§larn
tamamen koparm³ olmaldr. Örne§in, i³çilerin ço§unlu§u herhangi bir bur-
juva partisinin demogojik propagandasna aldanarak, ya da ³u anda ba³ka
bir alternatif bulamad§ için burjuva partisinin pe³inden giderek siyasi ta-
vr taknyorsa, parti, i³çi snfndan kopmamak adna bu ço§unlu§un yanl³

37
e§ilimlerine boyun e§ecek de§ildir. Parti, i³çi kitlelerinden özellikle bu bak-
mdan ileri olmaldr, bu bakmdan i³çi snfnn kalabalk kitlelerinin izledi§i
bilinçsiz yoldan ayr bir yol izlemelidir. Böyle bir farkllk, uzun bir süre de-
vam edebilir. ³çi snf, bütünüyle öncüsünün düzeyine yükselmedikçe, öncü
ile y§nlar arasndaki bu fark bulunmaya devam edecektir. Devrimci hare-
ketin yükselme dönemlerinde düzene kar³ muhalif duygular besleyen pek
çok ö§renci, memur, küçük esnaf, devrimci i³çi hareketinin etkisinde kalarak,
devrimci komünist partisinin içinde yer almak isteyebilir. E§er bu durumda
parti, y§nlarla birle³mek, y§nlardan kopmamak adna, her ö§renciye, her
muhalif aydna, küçük esnaara ve her grevci i³çiye kapsn açarsa, kend-
isi ile y§nlar arasnda bulunmas gereken snr silerse, yakn zamanda bu
y§nlarn geri politik e§ilimleri, kapitalizme yalnzca geçici bir an için ve dö-
nemin gere§i olarak duyduklar muhalefetin arkasna gizlenmi³ bulunan mül-
kiyet tutkunu dü³üncelerine kendisini teslim etme tehlikesiyle kar³la³abilir.
Bu durumda partiden artk i³çi snfnn devrimci çekirde§i olma özelli§ini
ta³mas beklenemez.

3. Parti proletaryann örgütlenmesinin en yüksek biçim-

idir

Parti, i³çi snfnn örgütlü müfrezesidir ama snfn tek örgütü de§ildir. ³çi
snf, sendikalar, kooperatier, fabrika örgütleri, kadn ve gençlik örgütleri,
kültür-e§itim gruplar, devrimci sava³n çe³itli biçimlerini yürüten gizli-açk
örgütler, ve iktidarda ise e§er devlet örgütü gibi bir çok örgüte sahip olabilir.
Bu örgütlerin hepsinin partiye ba§l olmas ya da do§rudan do§ruya parti-
nin yönlendirmesi altnda bulunmas gerekmez ve ço§u durumda da parti ile
bu çe³itli örgütler arasndaki ba§lar zayf ya da henüz kurulmam³ durumda
bulunabilir. Fakat ister partiyle ili³kili olsun, isterse partinin adn bile duy-
mam³ olsun, bu örgütlerin hepsi, i³çi snfnn bir ihtiyacndan do§mu³tur ve
snfn kendisini yeti³tirmesi, haklarn korumas ve geli³tirmesi için gerekli ve
yararl örgütlerdir. Ne var ki, bu örgütler, birbirinden kopuk olarak kaldkça,
snfn yerel bir sorununu çözmek, bölgesel ya da belli bir üretim birimindeki
haklarn korumak ve geli³tirmek için yararl olabildikleri halde, i³çi snfnn
burjuvaziye kar³ mücadelesinde topyekün ve birle³ik bir mücadeleyi kendi s-
nrlarn a³arak gerçekle³tiremezler. Zonguldak'taki bir i³çi okuma grubunu,
Bursa'daki bir sendikaya; zmir'deki bir i³çi okuma grubunu, Adana'daki bir
ba³ka i³çi kadn örgütüne ba§layan, onlarn mücadelesini birle³tiren ve ara-
larnda deney ve bilgi al³-veri³ini sa§layan, onlarn mücadelesinin çe³itli ek-
sikliklerini birbirleriyle dayan³arak gidermelerini sa§layan ba§ntlar kimin

38
aracl§yla ve hangi temeller üzerinde kurulacaktr? Farzedelim ki, bu ba§nt-
lar, merkezi bir kadn örgütü tarafndan, ama burjuvazinin isteklerine uygun
olarak kurulmu³ olsun, ya da i³çilerin kendi aralarnda geli³tirdikleri kültür
derneklerini, merkezi bir  ³çi Kültür Dernekleri Federasyonu ama hükü-
metin ve burjuvazinin görü³leri do§rultusunda birle³tirmeye çal³sn. Böyle
birlikler, i³çilerin kapitalizm kar³sndaki birliklerinin sa§lanmasna hizmet
edebilecek midir? Bu bir yana, bu örgütlerin kendi kurulu³ amaçlarna ula³-
malar sa§lanabilecek midir? ³çiler, kendilerini burjuvaziden ayran üstün ve
sa§lam nitelikleri tanmak, daha da geli³tirmek için kendi snf ihtiyaçlar-
nn do§rultusunda kurduklar bu örgütleri, kendi elleriyle gene burjuvaziye
teslim etmi³ olmazlar m? Oysa bu örgütlerin kendi ba§msz amaçlarnn
bulunmas ne kadar do§ruysa, tek bir büyük amaca ba§lanmalar ve bunun
gerçekle³mesi için de ayn temel do§rultuda yürümeleri gerekti§i de o kadar
do§rudur. ³te bu noktada, bu temel do§rultunun, bu ortak heden ne ola-
ca§ ve onun kim tarafndan belirlenece§i sorulmaldr. Bu sorunun cevab
tek kelimeyle Partidir. Parti, ülkedeki i³çi snfnn en iyi, en ileri unsurlar-
n, örgütçülükte ve mücadelede öne çkm³ en yetenekli ve bilgili unsurlarn
kendi bünyesinde toplamay ba³arabilmi³se e§er, i³çi snfnn parti d³ndaki
örgütlerini de tek bir temel do§rultuda, i³çi snfnn burjuvaziye kar³ snf
sava³nn do§rultusunda toplamay da ba³arabilecektir. Böylece, parti, pro-
letaryann de§i³ik alanlardaki birliklerini ve mücadelesini merkezile³tirirken,
i³çi snfnn çe³itli örgütlerini de, partiyi i³çi snfnn çe³itli kesimlerine ba§-
layan araçlar halinde yeniden yaratm³ olacaktr.

4. Parti ayn zamanda proletarya diktatörlü§ünün aygt-

dr

Parti, i³çi snfnn yalnzca iktidar ele geçirme mücadelesinin bir arac de§il-
dir; ayn zamanda iktidar elde tutma ve komünist topluma kadar ilerletme
mücadelesinin de en temel aracdr. Baz revizyonist ve anar³ist teorisyenler,
i³çi snfnn siyasi bir örgüte sahip olmakszn da iktidara gelebilece§ini ve
iktidarn sürdürebilece§ini söylerler. Hatta daha da ileri giderek, i³çi snfnn
partisinin i³çilerin iktidara gelmesini önleyen, onun yerine bir avuç bürokrat
iktidara getiren bir aygt oldu§unu iddia ederler. Burjuvazi, ülke ve dünya ça-
pnda iktidarn, daima örgütlü bir gücün aracl§yla yürütür ve onun siyasi
örgütleri, daima burjuvazinin profesyonel politikaclarn birarada toplayarak
devletlerin yönetimini üstlenir. Kar³mzdaki güç böylesine tepeden trna§a
örgütlüyken, ve bu örgütlülü§ünü biz sosyalizmi kurmaya ba³ladktan sonra
da uzun süre devam ettirmek için elinden gelen çabay harcamaya hazr ve

39
yeminliyken, bizim güçlü siyasi örgütlerden yoksun kalmamzn ne anlama
gelece§i dü³ünülmelidir. Proletarya diktatörlü§ünü kurmak ve devam ettir-
mek için partiye ihtiyacmz vardr. Proletarya diktatörlü§ü, milyonlarca i³çi
ve emekçiye sosyalizmin in³as için gerekli bilinç ve disiplini a³lamak, küçük
burjuva al³kanlklara, mülkiyet dü³künlü§üne kar³ mücadele etmek, küçük
burjuva snf e§itmek ve de§i³tirmek için proleterlerin sa§lam ve çelikten bir
örgüte sahip olmalar gerekir.

5. Parti, hiziplerin varl§ ile ba§da³mayan bir irade bir-

li§idir

Proletarya partisinin önemli özelliklerinden biri de, onun iç birli§i ve demir-


den disiplinidir. Bu birlik ve disiplin, tek bir kaynaktan do§ar: parti üyelerinin
gönüllü irade birli§inden. Proletarya partisinin demir disiplininden sözedil-
di§inde, bazlar onu burjuvazinin disiplin anlay³ ile yönetilen bir komplo
örgütü zannederler. Proletarya partisinde disiplin, yalnzca eme§in ahlak ilke-
lerini benimsemi³ parti i³çilerinin çal³kanl§, fedakarl§, devrime, snfa ve
komünizm idealine ba§ll§nn sonucudur. Her parti üyesi, bütün bu yüksek
de§erlerin anlamn bilir ve onlar koruyup geli³tirmenin bir görev oldu§una
inanr. Kimse, bir i³çiyi, bir aydn zorla parti üyesi yapmaz. Partiye üye
olmak isteyen herkes, onun mücadelesine bütün hayatn adamaya hazr ol-
du§unu kabul ederek, kendi iradesiyle üye olur. Bir parti üyesi, kendisi için en
büyük özgürlü§ün, parti disiplinine uymak oldu§unu, çünkü parti disiplinini
yaratan ³eyin kendi iradesi oldu§unu bilir.

Proletarya partisinin iç birli§inin sa§lam ve disiplininin demirden ol-


mas, onun hiç bir konuda tart³ma yapmad§, her kararn tepeden indi§i,
parti içinde dü³ünce özgürlü§üne yer olmad§ anlamna gelmez. Tam tersine,
proletarya partisi, ele³tirinin, kir çe³itlili§inin bulunmad§ yerde disiplinin
de bulunmayaca§n bilir. Çünkü, ele³tirinin ve de§i³ik kirlerin mücadele-
sinin bulunmad§ yerde bilinç bulunmaz. Bilincin olmad§ yerde, devrimci
ruh, devrimci atlganlk, kararllk ve mücadele azmi de bulunmaz. Stalin'in
³u sözü çok önemlidir: Ancak bilinçli bir disiplin demir bir disiplin olabilir.

Proletarya partisinin bir tart³ma kulübünden fark vardr. Elbette tart-


³malarn bir yerde tamamlanmas ve ele³tirilerin sonucunun alnmas gere-
ken bir an gelecektir. Çünkü proletarya partisi, her ³eyden önce, proletarya-
nn eylemci örgütüdür ve laftan çok i³ yapmak zorundadr. Tart³malarn ve
ele³tirilerin sonunda parti, karar a³amasna gelir. Kararlar, parti tüzü§ünde
belirtildi§i gibi, aznl§n ço§unlu§a uymas biçiminde alnr ve bir kez aln-
dktan sonra, artk yalnzca onun uygulanmas, en iyi, en do§ru, en kararl

40
biçimde yerine getirilmesi gerekir. Bu noktadan sonra tart³ma, ele³tirilere
devam etme, karara muhalif görü³lerde srar etme, proletaryann disiplini ile
ba§da³maz. Proletarya partisi, tart³malar ve ele³tiriler srasnda son derece
esnektir ve tart³malarn zengin geçmesi için gerekli bütün kaplar açm³-
tr. Ama kararlarn uygulanmas srasnda, artk yalnzca parti organlarnn
ve parti militanlarnn ço§unlu§unun ald§ kararlar tam bir kesinlikle uy-
gulanr. Hizipçilik, i³te bu noktada ortaya çkar. Tart³malar ve ele³tiriler
srasnda farkl görü³ler ileri sürmü³ olanlar, bu ele³tiri ve farkl görü³lerini,
kararlarn uygulanmasnn önünde engel haline getirmeye ve partinin kararla-
rn bo§untuya getirmeye çal³rlar. Di§er yandan hizipçilik, partinin tüzüksel
organlarnn d³nda, özel grup ili³kileri olarak kendisini gösterir ve partinin
açt§ ele³tiri ve tart³ma yollarn görmezden gelerek kendisine özgü tart-
³ma platformlar, partiden ayr ve gizli görü³ geli³tirme çabalar olu³turur.
Proletarya partisi, hizipleri ve hizipçi çal³ma tarzn kendi bünyesini kemi-
ren zararl bir kurt olarak görür ve bunlarn derhal giderilmesi için en sert
tedbirlere ba³vurur.

6. Parti kendisini oportünist unsurlardan arndrarak

güçlendirir

Partideki hizipçili§in kayna§, daima oportünist ve revizyonist görü³lere yat-


kn küçük burjuva ruh halinden ve snf al³kanlklarndan kurtulamam³ un-
surlardr. Ço§u zaman, üyeler arasnda hangi görü³leri savundu§u açk ol-
mayan, partinin görü³ ve kararlarndan hangilerine muhalefet etti§i belli ol-
mayan, itirazc, pasif, tembel unsurlar, sa§a ya da sola e§ilimli görü³lerini
gizleyerek, frsat kollarlar. Kendi görü³lerini gizleyip ço§unlu§un kararlarna
katlyormu³ gibi görünerek i³i idare etmeye çal³rlar. Partinin kendiler-
ine sundu§u açk tart³ma ve görü³lerini savunma imkanlarnn üstünden at-
layarak, her³eyin yolunda gitti§i izlenimini vermeye çal³rlar. Uluslararas
komünist hareketin tarihi, bu türden sözde komünistlerin verdi§i zararlar
saymakla bitirilemez. Komünist partisinin bu türden unsurlara kar³ müca-
deledeki en güçlü silah ele³tiri ve özele³tiridir.

Mücadele süreci içinde, her komünist partisinin büyük ya da küçük ha-


talar olmu³tur ve bundan sonra da hiç bir ülkenin komünist partisi hata
yapmaktan kaçnamayacaktr. Geçmi³te, Büyük Ekim Sosyalist Devriminin
önderi Bol³evik Partisi de bir çok hatalar yapm³, ama hatalarnn düzeltil-
mesi ve tekrarlanmamas için büyük bir devrimci enerjiyle mücadele ederek
proletaryann iktidar mücadelesini ba³arya ula³tran en önemli faktör olmu³-
tur. Bütün devrimci komünist partiler, hatalarna kar³ daima ilkeli, açk ve

41
dürüst bir tavr taknmak, hatalarn üstünü örtmemek ve ileriye bakmak zo-
rundadrlar. Hatalar gizlemek, hatalar ba³arym³ gibi göstermek veya hiç
hata yapmam³ gibi davranarak kendisini yenilemeye çal³mamak, küçük bur-
juvaziye özgü bir davran³ ve ahlak özelli§idir. ³çilerin komünist partisi ise,
hatalar konusunda da eme§in dürüstlük ve ahlak prensiplerine sahiptir. yi
bir i³çi, iyi bir emekçi, nasl ürünün niteli§ini daima yükseltmek, daha iyi,
daha üstün özellikler ta³yan ürünler çkarmak için geçmi³teki yanl³larn dü-
zeltmeye, eksikliklerini gidermeye gayret gösterirse, dünyay de§i³tirmek için
yola çkm³ komünist partisi de, att§ her admdan sonra geriye dönüp baka-
rak ilerlemesini sa§layacak daha ba³arl, daha üstün nitelikli i³ler yapmas
için kendisine yolu açacak olan de§erlendirmeler yapar. Parti gibi, partililer
de, kendileriyle i³leri srasnda daha ileriye, daha do§ruya ve daha yüksek ni-
telikte i³lere ula³mak için kendi geçmi³ini ele³tirici bir gözle de§erlendirmek
zorundadr.

Ele³tiri ve özele³tirinin ba³lca özellikleri:

2 Ele³tiri ve Özele³tiri, Devrimci ve De§i³tirici Olmaldr:

Günlük dilde ele³tiri kelimesi, herhangi bir sanat eserinin, bir insann
davran³nn, bir politik olayn vs. eksi§ini, fazlasn göstermek, yanl³larn,
do§rularn, güzelli§ini çirkinli§ini bulup aç§a çkarmak için yaplan i³ anla-
mnda kullanlr. Yeryüzünde insann tarihsel eylemini Marks, de§i³tirici ve
dönü³türücü özelli§ini, gözönünde tutarak devrimci bir ele³tiri olarak ad-
landrm³t. Ele³tiri'nin bu kök anlamna ba§l olarak onun temel niteli§inin
olumlu geli³menin yolunu açc bir de§i³tirme eylemi oldu§unu söyleyebiliriz.
Ksaca, Marksizmin dilinde ele³tiri, genel olarak devrimci tarzda de§i³tirmek
demektir. Özel olarak Marksist partilerin ve öteki i³çi organizasyonlarnn fa-
aliyetlerinde kusurlar ortadan kaldrma, hatalar bulup çkarma ve düzeltme
yöntemidir. Proletarya idealinin ba³arya ula³masnn özele³tiriye ba§l oldu-
§unu ve özele³tirinin proletarya faaliyetinin bir karakteristi§i oldu§unu ilk
defa belirten Marks'tr.

Ele³tiri ve özele³tirinin Marksist parti içinde ve bir Marksist-Leninistin


bütün hayat bakmndan anlam ve de§eri çok büyüktür. Çevresinin yoz, adil
olmayan, e³itsizli§i kendi varl§nn ko³ulu olarak gören geri özellikleri kar³-
snda bunun de§i³mesini dü³ünen ki³inin tavr ilk anda bir ele³tiri tavrdr.
Burjuvaziye kar³ mücadele, önce bir ele³tiri biçiminde, bir ba³ka deyi³le ele³-
tirinin burjuvaziye kar³ bir silah olarak kullanlmasyla ba³lar. Sonra, bur-
juvazinin dünyasnn yalnzca iyi dü³ünceler, do§ru öneriler, parlak idealler
getirmekle yklamayaca§ görüldü§ünde artk ele³tiri silahnn yerini, silah-
larla yaplan pratik ele³tiri alr. Dü³üncenin eylem halini almas, ele³tirinin
en yüksek noktasdr.

42
Bu bakmdan ele³tiri ve özele³tiri, eski ile yeni arasndaki mücadelenin
özel bir biçimidir. Öyleyse, devrimci olmayan bir tutumun, devrimci olmayan
bir dü³üncenin ele³tiri özelli§i ta³d§ bile söylenemez. Bu ele³tirinin ilk
ve temel özelli§idir: Ele³tirici, devrimci ve ilerletici olmaldr. Durumu daha
da geriye götüren, yklmakta olann ve yklmas gerekenin güçlenmesine ve
ilerlemenin önünün tkanmasna yol açan dü³ünce ve tavrlar, ele³tiri niteli§i
ta³mazlar.

2 Gerçe§in bulunmasna hizmet etmelidir:

Ele³tirinin içermesi gereken ikinci temel özellik nesnel ve gerçe§e dayal ol-
masdr. Marksist-Leninist parti, bütün eylem ve dü³üncelerinde, gerçe§i yal-
nzca gerçe§i kendisine çk³ noktas olarak alr. Onun bütün hayat, somut ve
gerçek olan yakalamaya, de§i³tirmeye ve i³çi ve emekçi kitlelere, yalana bo-
§ulmu³ burjuva dünyasnn gerçek yüzünü göstermeye adanm³tr. Yalnz bu
özellik bile, gerek partinin dünya kar³sndaki devrimci-ele³tirel tavrnda, ge-
rekse kendi hatalarna kar³ ele³tirisinde gerçekten ayrlmamasn ³art ko³ar.
Ele³tiri, yalnzca gerçe§e dayanmakla kalmamal, ayn zamanda üstü örtülü
kalm³, görülememi³ gerçekleri de aç§a çkarmaya yardmc olmaldr.

2 Açk, Dürüst ve Do§ru Olmaldr:

Ele³tiri, üstü örtük, imal ve dolambaçl olmamaldr. Komünizmin ilk bü-


yük bildirgesi olan Komünist Manifesto, komünistlerin hiç bir ko³ul altnda
görü³lerini açkça ortaya koymaktan çekinmeyeceklerini söyleyerek, hem bur-
juva ikiyüzlülü§üne kar³ proleter açklk ve cesaretin ilkesini dile getirmi³tir,
hem de komünist dü³üncelerin sa§laml§ hakknda açk bir güven ortaya koy-
mu³tur. Bu ayn zamanda, açkça savunulamayan, ba³ka görü³lerin arkasna
saklanarak ifade edilen görü³lerin komünist nitelikte olamayaca§ anlamna
da gelir.

2 Ba³lca amac hatalar, eksiklikleri ve zayf noktalar ortaya çkarmak


ve yok etmek olmaldr:

...Parti ruhunun yklmasna, sovyet iktidarnn gözden dü³mesine, i³çi


snfnn silahszlandrlmasna, kadrolarmzn harap edilmesine, yozla³ma
üzerine lafazanl§a götüren bir  özele³tiri istemiyoruz. Bize yabanc, yk-
c, anti-bol³evik  özele³tiri ile, Parti ruhunu geli³tirme, Sovyet iktidarn
sa§lamla³trma, in³a çal³mamz iyile³tirme, ekonomi kadrolarmz güçlen-
dirme, i³çi snfn silahlandrma hedeni güden bizim, bol³evik özele³tirimiz
arasnda kesinlikle ayrm yaplmaldr.  Stalin

2 Hata ve yanlglar nedenleriyle, ba§ntlaryla ve sonuçlaryla birlikte


ele almal, nasl düzeltilece§ine dair iyi dü³ünülmü³, do§ru ölçütlerle kurul-

43
mu³ bir plan da beraberinde getirmelidir.

2 Engelleyici ve da§tc de§il, yol açc, birle³tirici ve ilerletici olmaldr.

2 Hizipçili§e kapal olmaldr:

Parti, kendisini hiziplerin varl§ ile ba§da³mayan bir bütün olarak ta-
nmlam³tr. Ele³tiri ve özele³tirinin proleter demokrasinin ilkelerine uygun
tarzda yürütülmesi, hizipçi faaliyetlerin önüne geçmekte en güvenli silah-
lardan birisidir. Hizipçilik, proletaryann öncü örgütü içinde, ayr bir örgüt
yaratmak, merkezi i³leyi³i bo§untuya u§ratmak ve parti kararlarn geçersiz
klmak, örgütü ve kadrolar zayatmak için ele³tiri-özele³tiri silahn yozla³-
trmakla i³e ba³lar. Hizipçili§in ele³tiri özele³tiri silahn partiye kar³ kulla-
nlan bir araç haline çevirmesini önlemenin yolunu Lenin ³öyle göstermi³tir:
Partinin eksikliklerinin kesinkes gerekli olan ele³tirisi öyle ele alnmaldr
ki, getirilen her pratik öneri, mümkün oldu§u kadar açk bir biçimde derhal,
sürüncemede braklmakszn, görü³ülmek ve karara ba§lanmak üzere Parti-
nin ilgili yerel ya da merkezi yönetici organna sunulmaldr. Ele³tiri getiren
herkes, ayrca, ele³tirinin biçiminde, dü³manlarla çevrili Partinin durumunu
gözönüne almak zorundadr. Partinin genel çizgisinin tahlili, ya da pratik
deneyimlerinin özetlenmesi, kararlarn uygulanmasnn denetimi, hatalarn
düzeltilmesinin yöntemlerinin incelenmesi, vb. herhangi bir 'platform' teme-
linde olu³an gruplarn ön toplantlarnn konusu haline gelemez; tam tersine
bunlar, yalnzca do§rudan do§ruya bütün partili yolda³larn tart³masna su-
nulmaldr. ... ele³tirilerin, proletaryann snf dü³manlarna yardm edecek
biçimler almasna izin vermeksizin somut yaplmas için sürekli çaba sarfed-
ilmelidir.

44
Bölüm 7

Strateji ve taktik

Her i³çi, her emekçi, ürünüyle kendisi arasnda bir çok alet, edavat bulun-
du§unu bilir. Demiri dövmek, ta³ oymak, tarlay ekip biçmek için, elimiz-
den, gövdemizden ba³ka araçlar kullanrz; üzerinde i³ yapt§mz, de§i³tirip
dönü³türdü§ümüz bir ürün haline getirdi§imiz nesneleri kendi amacmza,
iste§imize uygun hale getirmek için, araçlarla, aletlerle çal³rz.

Hayvanlar ve böcekler de bazen bize birer üretici gibi görünürler. Kös-


tebek tüneller kazar, ar petek yapar, örümcek a§ örer. Ama üretici insanla
böcek arasnda bir fark vardr: üretici ürüne son biçimini vermeden önce, onu
kafasnda son ³ekliyle tasarlar ve i³ daha elde ba³lamadan önce, kafada bi-
ter. Köstebek, ar, örümcek, yaptklar i³in sonunda ne çkaca§n bilmeden,
içgüdüleri onlara neyi emrediyorsa onu yaparlar. Oysa insanlar ba³ka türlü
çal³rlar. Mimarlar, en büyük binalarn, devasa ³ehirlerin yaplmasna giri³-
meden önce, planlar, maketler yaparlar. Ortada daha tek bir kazlm³ toprak
parças yokken, binalarn, yollarn bitmi³ hali mimarn projelerinde görü-
nür. Makina mühendisleri, yapacaklar makinalarn önce bir modelini yapar
ve onun i³leyi³ine bakarak henüz makina ortada yokken onun bitti§i zaman
nasl çal³aca§n ve hangi i³levleri yerine getirece§ini tam olarak görürler. Ta-
sarlayarak i³ yapmak, insann bir özelli§idir. Bir ihtiyacn kar³lanmas için
hangi maddeyi hangi araçlarla i³leyerek hangi biçime sokaca§mz dü³ünür
sonra belli bir sraya göre i³i yürütür, maddeyi i³ler, de§i³tirir ve kendi ama-
cmza uygun ve amacmza elveri³li hale getiririz. ³i, dü³ünülmü³, bir bütün
olarak tasarlanm³ olarak ele alp açkça tanmlanm³ hedeer do§rultusunda
ardarda gelen ve birbirini tamamlayarak ilerleyen i³ler, i³lemler dizisi halinde
yürütmeye, her admda kullanlacak uygun araçlar seçmeye planl çal³ma
denir.

45
Devrimci Komünist Partisi, toplumsal hareket üzerinde i³ yapan, toplu-
mun de§i³tirilmesi için bu hareketi bir hammadde olarak ele alan ve proletar-
yann son amacna ula³mas için çe³itli araçlar yaratan ve kullanan özel türde
bir i³çidir. Toplumsal hareket de, basit de§il, özel türde bir hammaddedir.
Çok karma³k ve çe³itli unsurlardan olu³mu³tur ve bu unsurlarn herbiri ço§u
zaman birbirleriyle çeli³ir, birbiri üzerinde beklenmedik etkiler yaparak bir-
birinin hareketini de§i³tirir, ya da saptrr. Demircinin dövdü§ü demir gibi,
örsün üzerinde sakin sakin durmaz. Canl, hareketli ve de§i³kendir. Partiyi,
sürekli kendi hareketini izlemeye, de§i³ikliklere göre yeni araçlar bulmaya ve
vuru³larn de§i³tirmeye zorlar. Parti i³çi snfnn iktidara gelebilmesi, sos-
yalizmi kurabilmesi için toplumun hareket halindeki bütün güçleri üzerinde
etkili olmaya, onlar yönlendirmeye ve kendi amaçlarna uygun olarak hareket
etmelerini sa§lamaya çal³r. ³çi hareketinin d³nda, ona müttek olabilecek
unsurlar seçmek ve her birini kendi amaçlaryla bütünle³ecek biçimde ili³kiye
sokmak, ba³lca sorunudur. Örne§in, köylülük, ulusal sorun, uluslararas i³çi
hareketi ve küçük burjuva hareket, gençlik ve kadn hareketleri, aydn muha-
lefeti vs. vs. her biri ço§u zaman birbirinden kopuk olarak hareket eden ve
birbirleriyle tek bir hedef do§rultusunda birle³tirilmeleri gereken toplumsal
unsurlar, i³çi snf partisinin eylemiyle düzenlenmeyi, birle³tirilmeyi bekler.
Parti, ancak uygun güçleri, uygun zamanda do§ru hedefe yöneltmekle zafer-
ler elde edebilir. Demek ki, yalnzca heden do§ru seçilmi³ olmas yetmez,
o hedefe vurmaya yetecek bir güç toplam³ olmak, ya da az kuvvetle zayf
noktaya vurarak üstünlük sa§layabilecek yollar da bulmak gerekir. Vurucu
gücün elveri³li araçlarla donatlm³ olmas, vuru³ zamann ve yerini iyi ve
do§ru seçmi³ olmas gerekir. ³te proletarya partisinin bütün bu planl çal³-
masnn iki temel yann strateji ve taktik olu³turur.

Strateji, bir partinin teorisinde ve programnda dile gelir. Bu anlamda ele


alnd§nda, program, temel bir amac ortaya koyar ve bu amaca ula³mak
için mevcut hammaddeyi ve onu i³leyecek araçlar, tespit edilmi³ hedeere
göre örgütlemek ve seferber etmek için gerekli süreçleri çözümler. Ancak bu,
elbette burada söylendi§i kadar basit ve dar bir i³ de§ildir. Her program, önce
amacn üzerinde gerçekle³ece§i maddi zeminin özelliklerini tanmak zorunda-
dr. Proletarya partisinin temel amac sosyalizmi kurmak, yani bir toplum-
sal ve siyasal devrimi gerçekle³tirmek oldu§una göre, bunun maddi zemini,
ülkenin üretim tarzdr. Üretim tarz üzerinde ³ekillenmi³ snf ili³kileri, sn-
arn birbirine göre durumu, çeli³melerin içeri§i ve bunlardan kaynaklanan
toplumsal hareket biçimleri ve toplumsal hareketlerin geli³me do§rultusu,
partinin strateji ve takti§inin do§ru tespit edilmesi için elde edilmesi gere-
ken ilk maddi bilgilerdir. Parti, bu çözümlemelere dayanarak, her alandaki
mücadelesini birbirine ba§layan ve ... (eksik) !!! (sayfa 68,69)

46
Bölüm 8

Taktik

Stratejiyi Gerçekle³tirmek çin Kavranacak Özel


Halka

Bir sava³ta, temel hedef, dü³man kuvvetlerinin ortadan kaldrlmas ve sava³a


yön veren siyasetlerin koyduklar amaçlarn gerçekle³tirilmesidir. Örne§in bir
ülke, bir ba³ka ülkeden toprak talep ediyorsa, talep etti§i topraklar ele geçir-
di§inde stratejik hedef gerçekle³mi³ demektir. Fakat, topra§n elde edilmesi
için bir ülkeyle girilen mücadele, bir çok a³amadan geçer ve birçok ba³ka yan
çal³mayla desteklenerek yürütülür. Önce ülkeler arasnda diplomatik görü³-
meler yaplr. Sava³ aracna ba³vurulmadan önce ba³ka yollar denenir: dev-
letler, birbirlerini ba³ka araçlarla sk³trmaya, birbirlerine kar³ ba³ka eko-
nomik ve siyasi kozlar kullanmaya, uluslararas planda birbirlerine kar³ güç
toplamaya, kendilerine destek verecek ya da kar³ koyacak ba³ka ülkelerin du-
rumlarn de§i³tirmeye, onlarn bir ksmn yanlarna çekmeye çal³rlar, kendi
halklarn böyle bir talebin hakll§ ya da hakszl§ konusunda ikna etmek
için propaganda yaparlar, sürekli olarak son heden gerçekle³tirilmesi için
kuvvet biriktirirler. Kabaca, temel heden gerçekle³tirilmesi u§runa bir çok
ara i³ yaparlar, ara a³amalardan geçerler. ³te stratejinin gerçekle³tirilmesi
için yaplan bu ara i³lerin, geçilen ara süreçlerin her birine; ya da birkaç-
nn toplamndan meydana gelen tutarl bütüne, TAKTK denir. Taktikler,
stratejinin genel amacna, genel yapsna uygun olarak seçilmeli, her yerine
getirilen taktik, stratejik heden gerçekle³mesi yolunda atlm³ bir adm ol-
maldr. Yanl³ seçilmi³ bir taktik, stratejik hedefe giden yolu uzatabilir, ya
da ciddi engeller çkararak yenilgiye yol açabilir. yi planlanm³ bir stratejiye
sahip olmak demek, onu gerçekle³tirecek bütün ara i³lerin, ara araçlarn, yani

47
taktiklerin de inceden inceye planlanmas demektir. Bu yüzden, her taktik,
kendi içinde bir strateji özelli§i ta³r. Yukardaki örne§e dönelim. Bir ülke,
di§erinden toprak talep ediyor: Bunun için kom³u di§er ülkelerin deste§ini
sa§lamak, bazlarn tarafszla³trmak, ya da di§er ülkelerden dü³man ülkeye
gelecek yardmlar önlemek istiyor. Bu bir taktiktir. Çünkü stratejinin, yani
temel çeli³menin çözülmesine yönelik genel programn bir parçasn gerçek-
le³tirmeye yöneliktir. Ba§msz bir amac yoktur, genel bir amaca ba§mldr.
Ama kendisi de ayr bir bütünlü§e, kendisine göre özel araçlara ve süreçlere
sahiptir. Dolaysyla onun da kendisine özgü bir temel çeli³mesi, bir temel
hede vardr. Bu bakmdan her taktik, ayn zamanda genel stratejiden ayr
olarak kendi içinde bir stratejinin sahip oldu§u bütün özellikleri gösterir.
Bir strateji nasl genel, kapsaml bir planlamaya dayanrsa, ayn ³ekilde taktik
de, kendisinin gerçekle³mesi için gerekli araçlarn, nesnelerin, insan gücünün,
düzenli ve sistemli kullanlmasn sa§layacak bir planlamaya ihtiyaç göste-
rir. Bu, takti§in küçümsenmemesi gerekti§ini, onun gerçekle³tirilmesinin de
stratejik bir titizli§in ve ayrntl çal³mann yerine getirilmesine ba§l ol-
du§unu görebilmemiz için önemlidir.

Strateji, genel ve temel bir sorunun çözümünü kendisine esas ald§ için,
bir ba³ka deyi³le temel bir çeli³menin çözümünü esas ald§ için, toplumsal
süreçte o temel çeli³me de§i³medikçe de§i³mez. Ne var ki taktikler böyles-
ine kat de§ildir. Taktikler, her an de§i³en duruma uygun olarak de§i³ebilme
esnekli§ine sahip olmaldr. Stratejinin temel ald§ çeli³me, binlerce küçük,
de§i³ken ve hareketli çeli³meden örülmü³tür ve bunlar, stratejik temel çeli³-
menin de§i³mesine yol açmayacak biçimde sk sk de§i³iklik gösterebilirler. Bu
bakmdan taktik, kendisinin çözmekle yükümlü oldu§u çeli³melerin hareket-
ini izlemeli ve onlarn de§i³melerine uygun olarak de§i³iklikler göstermelidir.

Strateji ve taktik sorunlar, ba³lca üç temel problemin çözümlenmesi üze-


rinde incelenirler. Bunlar, kuvvet, hedef ve araç'tr.

Bir stratejinin ya da takti§in uygulanabilmesi için, her ³eyden önce, hede-


n do§ru seçilmesi, hede vurmak için gerekli araç ve gereçlerin sa§lanmas
ve bu araçlar kullanabilecek, yönetebilecek bir kuvvetin elde tutulmas ge-
rekir. yi bir program ve plan, bu üç unsur hakknda sa§lam ve gerçekçi bir
de§erlendirme yaplarak kurulabilir.

48
Bölüm 9

Kuvvet Analizi

Bir eylemin gerçekle³tirilebilmesi, toplumsal bir etkinin yaratlabilmesi veya


herhangi bir alanda bir örgütlenmenin sa§lanabilmesi, daima küçük ya da
büyük çapta bir çat³mann ortaya çkmas, birçok çeli³menin çözülmesi de-
mektir. Her çat³ma, her çeli³me, en az iki kar³t kutup arasnda özel türden
bir ili³kidir ve daima kutuplar arasnda, bir kuvvetler kavgas olarak kendis-
ini gösterir. Öyleyse, toplumsal çal³maya ba³lamann ilk ko³ulu, çal³mann
yaplaca§ alan üzerindeki kar³t (ana) snarn genel kuvvet durumunun
bilinmesidir. ster küçük bir mahallede, bir köyde olsun, isterse, ülke ya da
dünya çapnda olsun, her siyasi toplumsal etki, insan topluluklar üzerinde bir
etki olarak gerçekle³ir. Bir snfn siyasetinin kuvvetinin, ilk olarak nüfusun
ne kadarn, hangi derecede etkileyip yönlendirdi§i ile ölçülmesinin nedeni bu-
dur. Bu bakmdan, kendisini gelecekteki bir çat³maya göre düzenleyen her
çal³ma, kendi kuvvetleriyle kar³t kuvvetler arasnda bir kyaslamayla i³e
ba³lar ve bütün çal³mas boyunca, kendi kuvvetlerini artrmaya çal³rken,
kar³t snarn kuvvetlerini snrlamaya, eksiltmeye ve ortadan kaldrmaya
gayret gösterir. Strateji ve takti§in ilk adm kuvvet analizidir.

2 Kuvvetlerin Niceli§i:

Her kuvvet, her ³eyden önce, bir nicelik de§eri ta³r. Seferber edilen ya da
edilecek olan insanlarn ve araçlarn saysal durumu, klasik sava³larda oldu§u
gibi, modern sava³ taktiklerinde de, politik sava³larda da önemli olagelmi³tir
ve bugün de önemini korumaktadr. Burjuvaziyle bizim aramzdaki sava³n da
en önemli yanlarndan birisini, toplumsal güçlerin ne kadarn burjuvazinin,
ne kadarn bizim denetledi§imiz ve yönlendirdi§imiz sorunu te³kil etmek-
tedir. Somut olarak meseleyi ³öyle koyabiliriz: Gerçekte proletarya ve di§er

49
emekçi snar, her toplumda nüfusun büyük bir ço§unlu§unu olu³tururlar.
Her toplumda sömürücü snar mutlak olarak aznlktadr. Fakat buna ra§-
men onlar, bütün ekonomik zenginli§in ve siyasi iktidarn sahibidirler. Bunun
bir çok nedeni vardr. Konumuzla ilgili olan yan bakmndan, burjuvazinin
büyük bir nicelik gücünü kendi denetimi ve yönlendirmesi altnda tutu³unu
nedenlerden birisi olarak sayabiliriz. Bir avuç burjuva milyonlarca i³çi ve
emekçiyi, ba³ta devlet olmak üzere, yüzlerce ve binlerce örgütü aracl§yla,
denetliyor ve yönlendiriyor. Bu örgütler arasnda, burjuvazinin siyasi parti-
leri, sar sendikalar, esnaf dernekleri, irili ufakl binlerce ba³ka türden dernek,
burjuvazinin egemenli§inin sa§lamla³mas ve devam etmesi için faaliyet gös-
teriyor.

Di§er yandan burjuvazi, nüfusun büyük ço§unlu§unu, kendi dünya gör-


ü³ünün etkisi altnda tutmak, onlarn kendileri için dü³ünmelerini ve dav-
ranmalarn, engellemek için, basn ve yayn organlarn kullanyor. Radyo,
televizyon, gazeteler, her gün, her saat, burjuvazinin görü³lerini halka ve i³çi-
lere dayatyor, onlarn burjuvalar gibi dü³ünmesine, burjuvalar gibi hareket
etmesine yol açacak etkiler yayyor. Böylece, az sayda burjuva, çok sayda
i³çi ve emekçiyi, kendilerinin bir eklentisi, kendi dünyalarnn bir parças ha-
linde elinde tutabiliyor. Aslnda farkl bir dünyann insanlar olan i³çiler ve
emekçiler, burjuva dünyasnn nicelik unsuru olarak tutsak edilmi³ bulunu-
yor. Ve snf mücadelesinin önemli bir yann, bu yüzden bu niceli§in tersine
çevrilmesi, aslna, özüne uygun hale getirilmesi olu³turuyor.

Kuvvetlerin niceli§i kavram, yalnzca insanlarn saysn de§il, araçlarn


saysn da içerir. Örgütler, silahlar, mücadelenin çe³itli di§er araçlar bak-
mndan da çal³ma alannn durumu çözümlenmelidir.

Nicelik bakmndan de§erlendirilecek unsurlarn büyük bölümü maddi


güçler ve maddi imkanlar snfna girerler.

Kuvvetlerin Niteli§i:

E§er devrim ve kar³devrim güçleri arasndaki kyaslamada önemli ve etkili


olan unsur, nicelik olsayd, büyük bir ihtimalle, devrim hiçbir zaman zafer ka-
zanamazd. Çünkü burjuvazi, çat³mann esas unsurlar üzerinde, yani, silah,
örgüt, denetlenen ve yönlendirilen insan says bakmndan, devrimin güçleri
kar³snda hemen hemen her zaman üstün durumdadr. Çünkü burjuvazinin
gücü, yalnzca tek bir ülkedeki sermayesiyle, tek bir ülkedeki ordusuyla ve
tek bir ülkedeki devlet örgütlerinin imkanlaryla snrl de§ildir. Burjuvazinin
gücü uluslararas niteliktedir. Bir ülkedeki i³çi devrimi dünyadaki bütün bur-

50
juva devletlerini ilgilendirir ve uluslararas bir kuvvet kullanmyla bu devrimi
bastrmak için ellerinden geleni yaparlar. Sermayenin uluslararas bir gücü,
uluslararas ba§lantlar ve uluslararas direnme gücü vardr ve bu bir dev-
rimle bir ülkede yenilgiye u§ratlan burjuvazinin direnme gücünü on kat
artran kaynaklar olu³turur. Demek ki, her ülkedeki tek tek burjuva devlet-
lerin, tek tek sermaye miktarlarnn ötesinde, burjuvazinin maddi kuvveti,
devletlerin ve sermayelerin uluslararas nitelikteki birli§inden de beslenmek-
tedir. Bir devrimci kalk³ma srasnda, burjuvazinin ulusal ve uluslararas
çaptaki kuvvetini hesaplarken gözönünde bulundurulmas gereken en önemli
özelliklerden birisi, onun kuvvet kaynaklarn olu³turan ba§lantlarn yerinde
durup durmad§dr. Ekim Devrimi srasnda, Lenin, burjuvazinin uluslara-
ras gücünün bölünmü³, birbirine dü³mü³ ve birbirine kar³t çkarlar etrafnda
kutupla³m³ olmasn, devrimin ba³ar ko³ullarndan birisi olarak de§erlend-
irmi³tir.

Burjuvazinin gücünün bir di§er kayna§, toplumun üretim tarznn yarat-


t§ toplumsal al³kanlklardr. Bunlar, kapitalizmin ili³kilerinden do§arlar ve
yukarda da de§indi§imiz gibi, burjuvazinin bütün propaganda olanaklaryla
toplum içinde yerle³ik ve sa§lam kaleler durumuna getirilirler. Kapitalizmin
ba³lca yap ta³larndan birisi olan küçük üretim, yaygn ve etkili bir bur-
juva üretme kayna§dr. Lenin'in deyi³iyle, küçük üretim, her gün, her saat
kendili§inden ve y§n halinde kapitalizmi ve burjuvaziyi do§urmaktadr.

Bütün bunlar kar³snda, proletaryann zafer kazanmasnn imkanlar ne-


lerdir? Bu büyük dünya burjuva ordusuna kar³, proletaryann nitel güçleri
nelerdir? Proletaryann nitel güçleri, hiç bir ülkede hazr biçimde ve kendil-
i§inden do§mu³ olarak bulunmaz. Bu uzun ve zahmetli bir snf mücadelesi
içinde adm adm in³a edilecek, adm adm yaratlacak bir ³eydir. Bunlarn
ba³nda, proletaryann öncüsünün snf bilinci, kendini devrime adama azmi,
sa§laml§, özverisi ve kahramanl§ gelir.

Proletarya partisinin kuvvetinin ikinci kayna§, en geni³ emekçi y§nlarla,


i³çi snfnn milyonlarca kitlesiyle kurdu§u ba§, sa§lam ili³kiler ve y§nlar
içinde erimi³ olmasdr.

Üçüncüsü, öncü tarafndan uygulanan siyasetlerin, strateji ve taktiklerin


do§rulu§u ve bunlarn do§rulu§unun y§nlarn kendi deneyleri içinde snan-
m³ ve kabul edilmi³ olmasdr.

Ve nihayet, proletarya da, burjuvazi gibi, henüz geli³memi³ ve birle³memi³


de olsa, uluslararas bir orduya sahiptir. Hangi ulustan olursa olsun, bütün
dünya i³çilerinin ortak bir davaya, sosyalizm davasna ba§lanm³ olmas, ulus-
lararas burjuvazinin emperyalist sömürüsüne kar³ koyan ve çkarlar ve he-

51
de ayn olan bir i³çiler ordusu yaratacaktr. Ve bu dünya çapndaki proleter
güç, gerek tek bir ülkedeki i³çi devriminin gerekse bütün dünya çapndaki
i³çi devriminin gerçekle³mesinin öz gücüdür. Günümüzde, dünya komünist
hareketi tarafndan ve pek çok ülkedeki karde³ devrimci komünist partileri
tarafndan temsil edilen de§i³ik uluslardan proleterlerin birle³ik ve tek bir
i³çi dünyasna yönelmi³ bulunan mücadelesi, her ülkedeki i³çi devriminin en
sa§lam dayanaklarndan birisidir.

Bütün bunlar, proletarya partisinin devrimci deney zenginli§iyle, teorik


sa§laml§yla, uluslararas komünist hareketin deneylerini özümsemi³ olmas-
yla da ba§ldr. Bunlarn tümünün üzerinde de proletarya partisinin sa§lam
bir proleter çekirdek halinde, eksiksiz bir disipline ve çal³ma gücüne sa-
hip olarak kurulmu³ olmas, proletaryann nitel kuvvetlerini olu³tururlar ve
proletaryann asl üstünlü§ü buradadr. Proletaryann zaferinin garantisi bu
unsurlarn yeterince sa§lam, dayankl ve soluklu olmasna ba§ldr.

52
Bölüm 10

Hedef Analizi

Bir strateji ve takti§in ba³arsnn en önemli ko³ullarndan bir di§eri, vuru³


yönünün do§ru seçilmesidir. Vuru³un nereye yaplaca§, kendili§inden i³çi ve
emekçi halk hareketlerinde ço§u kez do§ru seçilemez. Ayrca burjuvazi i³çi
ve emekçi y§nlarnn, muhalefetini, ³iddetini ve öfkesini kendi üzerinden
uzakla³trmakta, ba³ka yönlere çekmekte, tek kelimeyle hedef ³a³rtmakta
çok ustadr. Devrimci proletaryann eyleminin ba³lca hedeeri, burjuvazinin
kar³devrimci kurumlar, ili³kileri ve etkileridir. Bunlar arasnda hangileri-
nin o andaki vuru³un gerçek hede olaca§na karar vermek için, uluslararas
proleter eylemin yüz yllk deneyleri baz kstaslar ortaya çkarm³tr. Bunlar
özetle ³unlardr:

2 Seçilen hedef, en çok sayda i³çi ve köylüyü, gençli§in büyük ksmn,


halkn büyük bölümünü kendine çekebilmelidir.

2 Seçilen hedef, egemen snar arasnda bölünmeler ve çat³malar yara-


tabilmeli, onlarn birli§ini parçalayabilmelidir.

2 Seçilen hedef, sosyalizme ilerleyen i³çi snfnn yolunu açmal, saarn


geni³letmeli, ve en geri i³çi tabakalarn da ileri i³çilerin saarnda yer
almaya çekmelidir.

2 Seçilen hedefe yaplan her vuru³, elle tutulur sonuçlar do§urmal, hare-
ketin ilerlemesine, yeni mevzilerin ele geçirilmesine, i³çilerin ve halkn
güven ve azminin artmasna yardm etmelidir. ³çilerle halkn, partiyle
olan ba§larn ve ili³kilerini geli³tirmelidir.

2 Seçilen hedef, az sayda kuvvetle en fazla sayda etkinin do§masn sa§-


layacak yapda olmaldr.

53
Bir eylemin kendisine seçti§i bir hedef, her zaman bu özelliklerin hepsini
mutlak olarak ta³mayabilir. Baz özellikler ya hiç bulunmaz ya da istedi§imiz
ölçüde bulunmaz. Ama bir eylemin, takti§in, ya da stratejinin ba³arl sayla-
bilmesi için, bu ko³ullardan en az bir kaç tanesini, zararlarmz kar³layacak
ölçüde yerine getirmi³ olmas ³arttr. Ne var ki proletarya eyleminin vuru³
yönünü, hedeni her zaman kendisi seçmek ³ansna sahip de§ildir. Ço§u kere
snf dü³man, proletaryay ve emekçi halk, kendi dayatt§ hedeere kar³
sava³maya zorlayabilir. Bu noktada, proletaryann öncüsü, eylemini gene bu
ko³ullar sa§layacak biçimde düzenlemeye, kar³sna dikilmi³ heden zayf ve
kuvvetli yanlarn ayrarak güçlerini en zayf noktaya toplamaya ve onu ya
tümüyle ku³atp imha ederek, ya da mevzi mevzi gerileterek yenilgiye u§rat-
maya çal³r. Burada görülen özellik, strateji ve takti§in, bütün unsurlarnn
bize ba§l olmad§dr. Devrimci proletarya, her³eyi, her unsuru, dövü³me
zamann, dövü³me imkanlarn ve hedeerini her zaman kendi istedi§i gibi
düzenleyemez. Bu yüzden, strateji ve taktiklerin mümkün oldu§unca esnek
ve çok yönlü düzenlenmesi gerekir ama, bütün olasdklar hesap ederek ayrn-
tl bir biçimde önceden hazrlanmas imkan da yoktur. Bu durumda gerekli
olan, her ko³ulda kuvvetlerini ve kuvvetlerin vuru³ yönünü yeniden ayarlaya-
bilecek esneklikte ve devrimci insiyatie donanm³ bir öncüye sahip olmaktr.

54
Bölüm 11

Araç Analizi

Her strateji ve takti§in ta³mas gereken temel özellik, yeterli kuvvetlerin


do§ru seçilmi³ hedeere uygun araçlarla seferber edilmesidir. Strateji ve tak-
ti§in üçüncü önemli unsuru, araç'tr. Her mücadele biçimi, ancak kendisine
uygun araçlarla yürütülebilir. Ekonomik mücadele sendikalar, grevleri ken-
disine uygun araçlar olarak geli³tirmi³tir. Siyasi mücadele, parti olmakszn
yürütülemez vs. “u halde, bir eylemin, bir mücadele sürecinin hangi kuvvet-
lerle hangi hedeere kar³ yürütülece§i kadar, bu kuvvetlerin hangi araçlar
kullanaca§ da önemlidir. Snf mücadelesinin kullanaca§ araçlar çok çe³itli
ve zengindir. Bunlarn belli ba³llar, örgütler, silahlar, propaganda ve ajitas-
yon araçlar (söz ve yaz), vs. gibi, gerek kendi kurup yaratt§mz, gerekse
toplumsal hayat içinde kullanlan her türden nesnedir. Bazan mükemmel bir
partiye ihtiyacmz vardr, yaratrz, bazan rasgele elimize geçmi³ küçük bir
çiviyi bile mücadele arac haline getirebiliriz. Burada snf mücadelesinde kul-
lanlacak araçlarn en temel özellikleri üzerinde duraca§z.

2 Araç, onu kullanacak olann özelliklerine uygun olmaldr. Her ülkenin


i³çi snfnn kendine özgü geli³me ko³ullar, tarihsel al³kanlklar ve mücadele
gelenekleri vardr. Mücadelede geli³tirilecek biçimler ve araçlar, bu özelliklere
uygun olmal, proletaryann kolayca kullanabilece§i ve daha da geli³tirmeyi
kendi kendine becerebilece§i nitelikte olmaldr.

2 kinci olarak, aracn yönelece§i heden temel özellikleri, araçta kend-


isini göstermelidir. Basitçe, e§er ta³ krmak istiyorsak, kullanaca§mz araç
ta³tan daha sert olmaldr. Burada ta³n bir özelli§inin araçta daha yüksek
düzeyde bulunmas gerekti§ini görebiliyoruz. Proletaryann snf mücadele-
sinde ise, kar³ kar³ya gelen araçlar, özellikle baz mücadele biçimlerinde
e³itsiz ve dengesiz kurulmu³tur. Burjuvazinin araçlar, i³çi hareketi kendil-

55
i§inden geli³ti§i ve ekonomik mücadelenin boyutlarn a³amad§ zamanlarda,
proletaryann araçlarndan daha etkilidir ve daha fazla geli³mi³tir. Ekonomik
talepler u§runa mücadelesinde proletaryann sendikalardan ve grevden ba³ka
arac yoktur. Kendi durumunu iyile³tirmek ama burjuvazinin siyasi iktidar-
na da kar³ olmamak ko³uluyla giri³ti§i her mücadelede, bu araçlarla snrl
kalmak ve kazançlarn onunla snrl tutmak zorundadr. Ama proletarya,
siyasi hedeer koymu³sa bu hedeere ula³mak için yeni ve yüksek düzeyde
ba³ka araçlar kullanacaktr. Sendika örgütüyle, grev silahn kullanarak bur-
juvazinin iktidarn devirmek imkan yoktur. ktidar mücadelesi, ancak bur-
juvazinin iktidar aygtndan daha üstün nitelikler ta³yan bir ba³ka iktidar
organ aracl§yla ve proletaryann siyasi örgütünün öncülü§ünde yürütüle-
bilir. Ta³a kar³ çelik!

2 Her araç, mücadelenin di§er alanlarnda kullanlan araçlarla ba§lanab-


ilme özelli§ini ta³maldr. Böylece mücadelenin de§i³ik alanlarnda kullanlan
çe³itli araçlarn birle³ik ve sistemli bir etki yaratmas sa§lanabilir. Biz, ka-
baca ve tek araçla her i³i yapmaya çal³an eski zaman i³çilerinden farkl olarak
entegre tesisler kurmalyz. Burjuvazinin araçlar çok çe³itli ve çok boyut-
ludur. Bunlarla ba³edebilmek için i³çilerin yaratc gücünün seferber edilmesi
zorunludur. Örne§in, bir iktidar biçimi ve mücadele arac olarak Sovyet ör-
gütünü, yaratan ve burjuvazinin devletine kar³ kullanarak onu ykan i³çi
y§nlarnn ortak yaratcl§dr.

Özetle, araçlarmz, bizim özelliklerimize ve heden özelliklerine uygun ol-


mal, yani kolayca kullanlabilir ve etkili sonuçlar elde etmeye elveri³li olmal-
dr; ba³ka araçlarla kolayca birle³tirilebilir ve etki gücü artrlabilir nitelikte
olmaldr.

Bununla birlikte, tpk heden seçilmesinde oldu§u gibi, araçlarn seçilme-


sinde de bizim tercihlerimiz, bizim irademiz belirleyici olmayabilir. Elveri³siz
araçlarla sava³mak, eksik, tamamlanmam³ örgütlerle yola çkmak zorunda
kalabiliriz ve ço§unlukla da böyle olmaktadr. Hatrlamak gerekir ki, insanlk
bundan yüzbinlerce yl önce, bir ta³ baltayla yola çkm³t. Mücadele biçimleri
ve araçlar, ancak mücadele içinde geli³tirilir ve mükemmel hale getirilirler.

56
Bölüm 12

Sosyalizm

Sosyalist toplum

Tarihteki bütün toplumlar, üretim araçlar üzerindeki mülkiyetin biçimine


göre karakter kazanrlar. Sosyalist topluma bütün karakterini veren temel
özellik, üretim araçlar üzerindeki mülkiyetin toplumsalla³trlm³ olmasdr.
Bu yüzden, toplumsal hayatn çe³itli kurumlarnda ve ili³kilerinde, sosyal-
ist toplum, di§er toplum biçimlerinden tamamen farkl bir nitelik gösterir.
Bunlarn belli ba³llarn ³öylece özetleyebiliriz:

2 Sosyalist toplum, özel mülkiyet esasna göre örgütlenmi³ kendisinden


önceki bütün toplumlardan farkl olarak, eme§e göre örgütlenmi³ oldu§u için,
bütün yabancla³ma biçimlerini ortadan kaldrarak, insann tam özgürle³me-
sini sa§lar. Yeni bir kültür, ve en önemlisi, yeni bir insan yaratr.

2 Sosyalist toplum, toplumda yer alan bütün farkl milliyetlerden halklar


arasnda tam bir karde³lik ve e³itlik sa§lar. Snf çat³malarna son verdi§i
gibi, uluslar arasndaki çeli³melere de son verir.

2 Sosyalist toplum, üretici güçlerin önündeki bütün engelleri kaldrarak,


toplumun snrszca geli³mesinin imkanlarn yaratr.

Sosyalist ekonomi

Sosyalizm öncesi bütün toplumlarda ekonominin tek amac, üretim ve tü-


ketimin ihtiyaçlarnn düzenlenmesi ve özel olarak da kapitalist toplumda
kapitalistlerin art-de§er sömürüsünün devamn sa§layacak ko³ullarn yarat-

57
lmasdr. Sosyalist ekonomin temel amac ise, insanlarn gerçek ihtiyaçlarnn
kar³lanmas ve genel olarak insanl§n geli³tirilmesidir. Kapitalist ekonomi,
insanlarn ihtiyaçlarnn sonsuz fakat ihtiyaçlarn kar³lanmas için gerekli
kaynaklarn kt oldu§unu ileri süren bir burjuva teorinin ifade etti§i ili³ki-
lere göre örgütlenmi³tir ve bununla kapitalist ekonominin asl amacnn kâr
oldu§u gizlenmeye çal³lr. Sosyalist ekonomi ise, insanlarn gerçek ihtiyaç-
larnn sonsuz olmad§n ve bunlar kar³layacak imkanlarn daima gene top-
lumun üretim sistemi içinde bulunabilece§ini göstermi³tir.

Sosyalist ekonominin temel slogan, herkesten yetene§i kadar, herkese


eme§ine göredir. Kapitalizmden sosyalizme geçi³ evresinde, toplumsal üre-
timin payla³lmas, bu sloganda dile getirilen ilkeye göre düzenlenir. Marks-
izmin toplumsal payla³m düzenlemek için öne sürdü§ü asl slogan, komün-
izmde gerçekle³ecek olan, herkesten yetene§ine göre, herkese ihtiyacna göre
biçimidir. Bu herkesin yetene§ine göre elinden gelen i³i yapaca§ fakat buna
kar³lk, bütün ihtiyaçlarn e³itçe giderece§i anlamndadr. Yani komünist
toplumda, en a§r ya da üstün i³i yapanla, en haf veya en a³a§ i³i yapan
arasnda hiç bir fark gözetmeksizin toplum üyelerinden her birinin ihtiyac
bütünüyle kar³lanacaktr. Ama böyle bir payla³ma düzeyine geçebilmek için,
kapitalizmden sosyalizme bir geçi³ evresi gerekmektedir. Bu geçi³ evresinde,
toplumsal ürünün payla³lmas, herkese eme§ine göre ilkesiyle düzenlenir.
Buna göre, ürün, herkesin yapt§ i³in niceli§ine ve niteli§ine göre payla³t-
rlacak demektir. Sosyalizmde, çocuklar, ya³llar ve hastalar d³nda, gücü
yeten herkes, gücünün yetti§i ölçüde topluma bir³eyler katmaya mecburdur.
Bunu yapmayanlar, tembeller, ba³kasnn eme§i ile geçinmek isteyenler, top-
lumsal üründen kendilerine bir pay dü³mesini beklememelidirler. Lenin, bu
evreyi Devlet Ve htilal adl eserinde ³öyle anlatr:  `Toplum, herkesten
yeteneklerine göre herkese gereksinimlerine göre' ilkesini gerçeklekle³tirmi³
olaca§ zaman, yani insanlar yeteneklerine göre isteye isteye çal³acak kadar
toplum halinde ya³amann temel kurallarna uymaya al³acaklar, ve emekle-
rinin bunu sa§layacak kadar üretken bir hale gelece§i zaman devlet büsbütün
sönebilecektir... Açgözlülükle, `sakn kom³umdan yarm saat fazla çal³m³
olmayaym? Sakn ondan dü³ük ücret alm³ olmayaym?' biçiminde hesap-
lamaya zorlayan burjuva hukukunun snrl ufku o zaman a³lm³ olacaktr.
Ürünlerin bölü³ümü, herkese verilen ürünün toplum tarafndan tayna ba§-
lanmasn artk gerektirmeyecek, herkes `gereksinimlerine göre' özgürce ala-
caktr. ... Burjuva açsndan böylesine bir toplumsal rejimi  ütopyann dika-
las gözüyle görmek, ve her yurtta³a çal³masna baklmakszn, toplumdan
istedi§i kadar yer mantar, otomobil, piyano vb. alma hakk vaadeden sos-
yalistlerle alay etmek kolaydr. Bugün de burjuva alimlerinin ço§u, bu gibi
alaylarla yetinir. Böylece bilgisizliklerini ve kapitalizmin çkarc savunucusu

58
olduklarn ortaya koyarlar. Cehaletlerini ortaya koyarlar. Çünkü komünizmin
üst evresinin hemen gerçekle³ece§ini vaat etmek, hiç bir sosyalistin aklndan
geçmemi³tir. Büyük sosyalistler tarafndan bu evrenin önceden sezilmesine
gelince, bu sezgi, bugünkünden farkl bir emek üretkenli§i ve bugünün kamu
servetlerini yok yere çarçur eden ve imkansz istemeye yetenekli ortalama
insann yokolmasn öngerektirir. [trnak?]

Sosyalist Devlet

Tarih, snara bölünmü³ toplumlarn ba³lca üç devlet tipi ya³adklarn kay-


deder. Bunlar, köleci, feodal ve kapitalist devlet tipleridir. Bu üç devlet tipi
de, sömürücü aznl§n, sömürülen ve eme§i ile geçinen ço§unluk üzerindeki
hakimiyetlerini temsil eder. Sosyalist devlet, ilk önce, i³çi ve emekçi ço§unlu-
§un sömürücü aznlk üzerindeki bask aygt olmak bakmndan kendisinden
önceki devlet tiplerinden ayrlr.

Sosyalist devleti, di§er devlet tiplerinden ayran ikinci önemli özellik,


onun, geçici bir özellik ta³masdr. Önceki bütün devlet tiplerinde, iktidar
elinde bulunduran snar, daima kendilerinden daha altta bulunan ve üretim
araçlar üzerindeki mülkiyetten tecrit edilmi³ snar üzerinde egemenlik kur-
mak ve onlar bask altnda tutmak zorunda olan snard. Sosyalist devlet,
i³çi snfnn egemen snf olarak örgütlenmesine dayanr. ³çi snf, kendisin-
den daha altta herhangi bir snf bulunmayan, kimsenin eme§ini sömürmeye
ihtiyac olmayan, ve yalnzca bir avuç kapitalisti bask altna almay isteyen
bir snftr. Bu yüzden, i³çi snf kendisinin elinde tuttu§u devlet aygtnn
sonsuza kadar ya³amasna ve ayakta kalmasna ihtiyaç duymaz. Sömürücü
snarn ortadan kaldrlmasndan sonra, proletarya ezen ve ezilen bölün-
mesinin olmad§ bir toplumda bir bask aracna da ihtiyaç duymayacaktr.
Sosyalist devlet, kapitalizmle sosyalizm arasndaki geçi³ dönemi boyunca zo-
runlu olarak ba³vurulan bir araçtr. Sosyalizmin son amacna ula³mas, bu
geçici dönemin sona erdi§i anlamna gelir ve devlet, bu a³amada ortadan kal-
kar, söner... Ancak, toplumun, tek bir ülkede ve henüz kapitalist-emperyalist
dünyann varolmaya devam etti§i ko³ullarda gerçekle³mesi halinde, sosyalist
toplumun d³ saldrlara kar³ korunmas için de dünya devrimi tamamlanana
kadar devletin varl§ devam etmek zorundadr.

Sosyalist devlet, snf özü bakmndan burjuva devletten farkl olmasnn


yan sra, biçim olarak da burjuva devletten tamamen farkldr.

2 Proletarya Diktatörlü§ünün Devlet Biçimi Olarak Sovyet ktidar:

59
Sosyalist devlet, yani proletarya diktatörlü§ünün özel aygt, her ³eyden
önce, burjuvazinin devletinin temel özelliklerinin tamamen ortadan kaldrl-
masna dayanr.

Devrimin ba³arya ula³mas için proletaryann yönetici snfn arac olan


devlet mekanizmasn oldu§u gibi ele geçirmesi ve bunu kendi amaçlarna
uygun olarak kullanmas yetmez. Amaçlarna ula³abilmesi için, proletaryann
burjuvazinin devlet aygtn tümüyle parçalamas ve onun yerine yeni tipte
bir devlet kurmas gerekir.

Bu yeni devletin ba³lca özelli§i, burjuvazinin devletiyle kyasland§nda


bir devlete benzememesidir. Proletarya, kendi öz hedeni gerçekle³tirmek
için, ko³ullarn elverdi§i ölçüde, orduyu, polisi ve bürokrasiyi kaldrr ve on-
larn yerine silahl bir halk milisini; görevden alnabilir, denetlenebilir, tümü
her an hesap vermeye hazr olan temsilciler aracl§yla emekçi kitlelerin uy-
gulayaca§ bir yönetim biçimini geçirir.

Burjuva devletin asl özelliklerinden birisi, kuvvetler ayrl§ prensibine


ve parlamenter rejime dayanmasdr. Proleter devletin temel özellikleri bu
iki biçimin de ortadan kaldrlmasn ifade eder. Proleter devlet biçiminde,
bunlarn yerini, ayn zamanda, hem yasama, hem yürütme, hem yarglama
i³levlerini yerine getiren tek bir i³çi ve halk iktidar organlar birli§i alacaktr.
Burjuva devlet biçiminde parlamentolar, üç be³ ylda yönetici snfn hangi
üyesinin halk `temsil edece§ine' ve ezece§ine karar vermek üzere yaplan se-
çimlerle olu³turulur. Proletaryann iktidar organlar da seçimle olu³turulur.
Ama bu seçimler, yalnzca belli bir süre için temsilcilik görevinin kimin taraf-
ndan yaplaca§na karar vermekle yetinmez. Ayn zamanda bütün çal³malar
boyunca i³çi-köylü temsilcileri konseylerinin hem yürütme, hem de yasama
i³levlerini yürütmesini etkin bir biçimde denetleyen ve yönlendiren mekaniz-
malar olarak i³ görür.

Sovyet tipi devletin temelinde, her biri kendi çok geni³ yönetim ve denetim
özerkliklerine sahip olan yerel Sovyetler bulunur. Sendikalar, kollektif çiftlik
çal³anlarnn örgütleri, kooperatier, derece derece sovyet örgütlenmesine
katlarak, i³çilere ve emekçilere yönetme, söz ve karar sahibi olma haklarn
en etkili biçimde kullanma imkann tanr.

Böylece, proletarya diktatörlü§ü, tam anlamyla y§nlarn aznlk üzer-


indeki diktatörlü§ü olarak ³ekillenir. Karar alma, yasa çkarma ve yasalar
uygulama, her biri ayr ayr kurumla³m³ devlet bürokratik organlar aracl-
§yla de§il, bizzat o kararlar alan, o yasalar çkaran, söz ve karar haklarn
açk bir biçimde kullanarak gerçek yöneticiler durumuna gelmi³ bulunan i³çi
ve emekçi kitleleri tarafndan kullanlr.

60
Proletarya diktatörlü§ü denilince, bugünkü devlet biçimini aynen kulla-
narak onun ba³na proletaryay temsil eden birilerinin geçmesiyle kurulmu³
bir devleti göreceklerini sananlar, proletarya diktatörlü§ünün bu özelli§ini ko-
lay kolay anlayamazlar. Her komünistin, mutlaka anlamas gereken en önemli
nokta, proletarya diktatörlü§ünün, gerçek anlamda proleter kitlelerinin dik-
tatörlü§ü oldu§udur.

A³a§da özellikle Lenin ve Stalin'in proletarya diktatörlü§ünün temel özel-


liklerini anlatan sözleri aktarlm³tr. Proletarya diktatörlü§ü elbette her ül-
kenin özgül ko³ullarna göre de§i³ik biçimler gösterebilir. Ancak Lenin ve
Stalin'in özetledi§imiz sözleri, her ülkede, her zaman daima geçerli olacak
temel nitelikleri göstermektedir.

Proletarya diktatörlü§ü, burjuva düzeninden temelinden f³krmaz, ...


zorlu proletarya devrimi srasnda ortaya çkar. Proletarya diktatörlü§ü, bur-
juvaziye kar³ zor kullanmaya dayanan devrimci bir iktidardr. (Stalin)

Proletarya diktatörlü§ünün ba³ars, burjuvazinin bask altna alnmas,


burjuva devlet aygtnn yklmas, burjuva demokrasisinin yerini proleter de-
mokrasisinin almas demektir... Ama bu muazzam i³, hangi örgütle ba³ar-
lacaktr? Burjuva parlamentarizmi temeli üzerinde geli³mi³ olan proletarya-
nn eski örgütlerinin bu i³e yetmeyece§i ku³kusuzdur. O halde, proletarya-
nn burjuva devlet aygtnn mezar kazcl§n yapabilecek, yalnz bu aygt
tahribe de§il, yalnz burjuva demokrasisinin yerine proleter demokrasiyi koy-
maya de§il, ama proleter devlet iktidarnn temeli olmaya yetenekli yeni ör-
güt biçimleri... yalnzca sovyetlerdir. Çünkü, sovyetler, proletaryann en geni³
kitle örgütleridir. Çünkü sovyetler, ve yalnz sovyetler, istisnasz bütün i³çi-
leri kucaklayan örgütlerdir... Çünkü sovyetler, bütün ezilen ve sömürülenleri,
i³çileri ve köylüleri, ve denizcileri kucaklayan biricik kitle örgütleridir. Ve bu
nedenle kitlelerin sava³mnn siyasal sevk ve yönetimi en kolay biçimde bu
kitlelerin öncüsü tarafndan, proletarya tarafndan, bu örgüt içinde eksiksiz
gerçekle³tirilebilir... Çünkü sovyetler, kitlelerin devrimci sava³mnn, siyasal
faaliyetinin, kitleleri ayaklandrmann en güçlü organlar, mali sermayenin
ve siyasal uzantlarnn sonsuz erkini kracak en güçlü organlardr. Çünkü,
sovyetler kitleleri do§rudan do§ruya örgütlendirirler, yani en demokratik örg-
ütlerdir... ve bu yüzden de kitleler arasnda en çok otoritesi olan, yeni devletin
örgütlerine ve yönetimine kitlelerin katlmasn kolayla³tran ve eski sistemi
ykmak için, yeni proleter sistemini kurmak için sava³m halinde olan kit-
lelerin devrimci enerjisinin inisiyatinin, yaratc yeteneklerinin geli³mesini
en büyük ölçüde kolayla³tran örgütlerdir... Sovyetler iktidar, yerel sovyetle-
rin bir tek genel devlet örgütü içinde, ezilen ve sömürülen kitlelerin öncüsü ve
egemen snf olan proletaryann devlet örgütü içinde bir sovyetler cumhuriyeti

61
olarak birle³mesidir. (Stalin)

Tüm devlet aygtnn tek ve sürekli temeli sovyetlerdir... En demokra-


tik burjuva cumhuriyetlerinde bile yasa kar³snda e³it haklara sahip olmakla
birlikte, siyasal ya³ama katlma ve demokratik hak ve özgürlüklerden yararlan-
madan, binlerce yol ve kurnazlkla uzak tutulmu³ bulunan y§nlarn, ³imdi,
devletin demokratik yönetimine durmadan ve zorunlu olarak ve üstelik kesin
bir biçimde katlmalardr. (Lenin)

Sovyet iktidar, sn toplumun bütün devlet örgütlerinin en enternasyo-


nalist olandr. Çünkü, her türlü ulusal basky yokederek ve ayr ayr uluslarn
emekçilerinin i³birli§ine dayanarak bu kitlelerin bir tek devlet içinde toplan-
malarn kolayla³trr. Sovyet iktidar, bünyesinin tümü bakmndan, ezilen
ve sömürülen kitlelerin, bu kitlelerin öncüsü, Sovyetlerin en tutarl ve bilinçli
çekirde§i olan proletarya tarafndan yönetilmesini ödevini kolayla³trr.

Sovyet devlet biçimi, çal³an ve sömürülen kitlelerin devlet yönetimine


sürekli olarak ve kaytsz ko³ulsuz katlmalarn sa§layarak, devletin yava³
yava³ yokolmasn hazrlayabilir. Ve devletin yokolmas, gelecek devletsiz ko-
münist toplumun temel ö§elerinden biridir. (Stalin)

(burjuva) hükümetin yan sra, proletarya ile kentler ve krlar nüfusunun


bütün yoksul katmanlarnn çkarlarn temsil eden, resmi olmayan, henüz
geli³mesinin ba³langcnda, görece güçsüz ve köylüler ile özellikle tarm i³çileri
ile, elbette en ba³ta köylülerden çok bu sonuncularla ba§ kurmaya çal³an
Petrograd ³çi Temsilcileri Sovyetiydi bu... Yoksul y§nlarn hepsinin, yani
nüfusun onda dokuzunun çkarlarn temsil eden, i³çilerin örgütü ve bir i³çi
hükümetinin embriyonu olan i³çi temsilcileri sovyeti, bar³, ekmek, özgürlük
için sava³yor. (Lenin)

Proletarya diktatörlü§ü, emekçilerin öncüsü proletarya ile, emekçilerin


proleter olmayan çok saydaki katmanlar (küçük burjuvazi, küçük mülk sa-
hipleri, köylülük, aydnlar, vs.) arasndaki ya da bunlarn ço§unlu§u aras-
ndaki snf ittifaknn, sermayeye kar³ ittifakn, sermayeyi tamamen de-
virmek, burjuvazinin direncini ve onun restorasyon giri³imlerini tamamen
bastrmak amacyla bir ittifakn özel biçimidir. (Lenin)

2 Demokratik halk diktatörlü§ü, proletarya diktatörlü§ünün


özgül bir biçimidir Sözü Ne Anlama Gelir?

Proletarya diktatörlü§ü denilince bunu yalnzca devlet aygtndan ibaret


zannedenler, demokratik halk diktatörlü§ünde de i³çi snf d³ndaki halk
kesimlerinin iktidarda söz sahibi olmasna bakarak, halk diktatörlü§ünün bir
burjuva diktatörlü§ü olaca§n sanyorlar. Meselenin esas, devlet ve dikta-

62
törlük kavramlarnn özde³ ve ayn ³eyler olmad§n anlamakla kavranabi-
lir. Proletarya diktatörlü§ü, yalnzca devlet aygtndan ibaret de§ildir. Tek
ba³na devlet yönetimi düzeyinde örgütlenmi³ ama proletarya döktatörlü§ü
kavramnn içerdi§i di§er unsurlar yerine getirememi³ bir i³çi snfnn, kendi
ülkesinde proletarya diktatörlü§ünü kurdu§undan sözedilemez. Proletarya
diktatörlü§ünün özü, sovyet iktidardr. Bu, devletle diktatörlü§ün ayn ³ey
olmad§n hatta proletarya diktatörlü§ünde devletin geçici ve zorunlu olarak
ba³vurulmu³ proletaryaya yabanc bir araç oldu§unu söyleyen di§er marksist-
leninist önermelerle birlikte dü³ünülmelidir. Tpk proletaryann partisinin,
onu çevreleyen kitle örgütlerinin bir bütünlü§ü olmas gibi, proletarya devleti
de, halkn ve i³çilerin kendi iktidarlarn gerçekle³tirdikleri, milyonlarca i³çi
ve emekçiyi seferber ettikleri ve herkesi gündelik devlet i³lerinin yönetimine
ve dolaysyla politikaya soktuklar sovyet organlarnn üzerinde yükselir ve
bunlar olmakszn proletarya diktatörlü§ünden sözedilemez. Proletarya adna
ve onun kitlesel iktidar organlarna dayanmakszn bir avuç adamn iktidara
gelmi³ olmas proletarya diktatörlü§ü de§ildir. Bu gerçekten burjuva özde
bir diktatörlük olur. Proletarya diktatörlü§ü, bununla birlikte, bir süre daha
burjuvazisiz bir burjuva devlet tipini sürdürmek, yani belli ölçüde bürok-
rasisi, belli ölçüde düzenli ordusu olan bir kurum olarak i³ görmek zorunda
kalacaktr. Ancak bu durumda da bütün iktidar, gerçek anlamda yalnzca
sovyet örgütlerinin elinde bulunacaktr. Demokratik halk diktatörlü§ünde
de iktidarn asl sahibi i³çi ve köylü sovyetleridir. Ekonominin ve politika-
nn düzenlenmesi ve yürütülmesi için halkn di§er emekçi kesimlerinin de
proletarya ve kr proletaryasnn yan sra iktidar organlarnda örgütlenmesi
ve halkn tümünün sesini duyurabilece§i imkanlar bütün halkn kullanmas
anlamnda iktidarn özü sovyet oldu§u için, halk demokrasilerinde de, ikti-
dar özünde bir proletarya diktatörlü§üdür. Proletarya döktatörlü§ü, halkn
kendisinin d³nda kendisinin üstünde herhangi bir ba³ka gücü tanmakszn,
yasama, yürütme ve yarg gücünü tek bir iktidar altnda birle³tirmesi de-
mektir. Burjuva devlet biçiminde, bütün bu görevleri ayr ayr yerine getiren
ve birbirlerinin i³ine kar³mayaca§ ilke edinilmi³ bulunan bir yönetim biçimi
sözkonusudur. Ama hiç bir burjuva devlette, bu güçler gerçek anlamda birb-
irinden ayrlmazlar ve yasamay da, yürütmeyi de, yargy da sermaye sahibi
snar yönlendirirler. Burjuvazinin devrimci döneminde, daha do§rusu bur-
juva ihtilallerinin ilk anlarnda, halkn ve emekçilerin silahl y§nsal gücüne
dayanarak aristokrasiye, monar³ik krallara kar³ mücadele eden burjuvazi, he-
nüz devlet iktidarn ele geçirmedi§i anlarda, cumhuriyetçi bir çözüm yolunu
ararken, iktidarn ili olarak bütün halkn elinde bulundu§u bir dönemden
geçerler. Meclisler, tpk sonradan sovyetlerde oldu§u gibi, geçici bir süre si-
lah elde tutan halkn temsil edildi§i iktidar mevkii olarak i³ görür. Yasalar
ve yarglamalar, halkn açk oyu ile seçilmi³ temsilciler tarafndan ve her ka-

63
demede halk tarafndan denetlenenen bir biçimde yaplmaktadr. Düzenli bir
ordu, polis ve bürokrasi te³ekkül etmemi³tir. ³te bu devrimci anda, burjuva
cumhuriyet de özünde bir proletarya diktatörlü§ü özelli§i ta³r. Engels, cum-
huriyetin bu annda, bütün iktidarn halk temsilcilerinin elinde bulunmas
özelli§ini görür ki bu sonradan tarihsel deneyin gösterece§i gibi, sovyet ik-
tidarnn ba³lca özelli§idir. Ancak burjuvazi, kendisini bir snf olarak i³çi
ve di§er emekçi snarn üzerinde yönetici-egemen snf olarak örgütlemek
zorundadr ve kendi altnda bir snf bulundurmak zorundadr. Bu yüzden
de devrim döneminde ortaya çkm³ bulunan bu iktidar biçimine en ksa za-
manda son vermek, halkn silahlarn toplayarak düzenli ve kendisine ba§l
bir ordu kurmak, polisi ve bürokrasiyi canlandrarak devleti halkn d³nda
ve üstünde bir kurum olarak yeniden merkezi bir kuvvet halinde örgütlemek
zorundadr. Dolaysyla, devrimci haliyle ve ilk anda özünde proleter özellik-
ler ta³yan burjuva cumhuriyet, bir an gelir katksz burjuva diktatörlü§üne
dönü³ür. Halkn silah elde tutmasna, devrimci ve demokratik inisiyatini so-
nuna kadar sürdürmesine olanak veren tek snf proletaryadr. Proletarya hiç
bir alt snf tanmaz, çünkü zaten kendisi en alttaki snftr. Kendisi için çal³-
trarak sömürüsüne konu yapaca§ bir yeni snfa da ihtiyaç duymaz. Bundan
dolay da halkn silahn toplamak, iktidar kitlelere yabancla³trmak ve bü-
tün halkn üzerinde ve halkn iktidarnn d³nda bir merkezi devlet iktidarn
sürdürmek zorunda de§ildir. Aksine o geçici olarak ba³vurdu§u merkezi dev-
let aygtn en ksa zamanda ortadan kaldrmaya yönelik tedbirler almaya
giri³ir, sosyalizmin in³asn ve halkn bütün kesimlerinin devlet olmakszn
da ya³ayabilece§i bir olgunluk düzeyine gelmesini sa§layacak ko³ullar yarat-
maya çal³r.

64
Ksm II

DYALEKTK MATERYALZM

65
Bölüm 13

Felsefede partizanlk ilkesi

Burjuva dünya görü³ü, bilimde, sanatta, felsefede sözde bir tarafszlk ilkes-
ini savunur. Olaylara ve ili³kilere sözde objektif  olarak bakmak ve yansz
yorumlamak adna, burjuvazi, aslnda bütün bu alanlarda kendi dünya gör-
ü³ünün propagandasn yaparken, kendisi adna snf mücadelesini sürdürür.
Snara bölünmü³ toplumsal yap içinde, her olay, her nesne ve insanlar
arasnda ya da insanlarla do§a arasndaki her ili³ki, eninde sonunda ana sn-
ardan birinin ya da ötekinin snf mücadelesinin araçlarndan birisi olarak
anlam ve de§er kazanmaktan kaçnamaz. Kald ki felsefe, bütün olaylar ve
ili³kiler hakkndaki en genel yarglar, en genel de§erlendirmeleri içerdi§ine,
dünyay bir biçimde yorumlamann ve dünya üzerinde i³ yapan insann onu
de§i³tirmesinin bir arac olarak rol oynad§ için, snar arasnda bir tarafs-
zlk konumuna hiç giremez.

Felsefe tarihinin bütün tart³malar, sonuç olarak iki ba³lca felse akmn
do§masna yol açm³tr: dealizm ve materyalizm. dealizm, daima, egemen
snarn, yani toplumsal i³bölümünde daha incelmi³, daha temiz i³leri üst-
lenmi³ olanlarn, aydnlarn, yönetici durumunda bulunanlarn ve egemen
ideolojiyi temsil eden taraarn dünya görü³ünü ve felsefesini temsil ederken,
materyalizm, bu dünyay emekleriyle de§i³tirdiklerini ve her gün maddeye
yeni bir biçim vererek onu yeniden ve yeniden yarattklarn bilen çal³an
insanlarn, kölelerin, kr yoksullarnn ve i³çilerin felsefesi olarak kendini gös-
termi³tir. Felsefenin ayrlmasnda, snarn ayrlmasnn izleri vardr ve bu
tarihin en eski dönemlerinden bugüne kadar böyle devam edip gelmi³tir. Gü-
nümüzde de burjuvazinin ve proletaryann dünya görü³leri, felse tutumlar
ve bunlarn yanstt§ dünya ile olan ili³kileri, birbirinden tamamen farkl ve
birbirine kar³t niteliktedir. Günümüzün bütün felse akmlar da bu çat-
³may yanstmaktan geri durmaz. Burjuvazi, materyalizmin ve diyalekti§in

66
ya hiç bir zaman do§ruyu göstermedi§ini, ya da bir zamanlar moda olmu³
olsa bile ³imdi artk öldü§ünü iddia ediyor ve bunu sözde kantlamak için
yeni felsefeler, yeni tezler ileri sürüyor. Bunu yalnzca felsefe alannda de§il,
kültürün bütün alanlarnda sürdürdü§ü bütünsel bir mücadelenin parças ola-
rak yürütüyor. Diyalektik öldü ise, materyalizm yanl³ ise, bunca mücadele
neden veriliyor? Neden burjuvazi ölmü³ bir felsefe için bunca yazar çizer bes-
leyip para döküyor? Gerçek ³u ki, onlar, diyalektik materyalizmle i³çi snf
arasndaki ili³kiyi biliyorlar. Diyalektik materyalizmin bir dü³ünce sistemin-
den ibaret olmad§n, onun arkasnda bütün dünyann i³çilerinin hayatnn
bulundu§unu görüyorlar. Felsefe alannda yürütülen her mücadelenin kendi
varlk yokluk mücadelesine kar³lk dü³tü§ünü, onun bir parçasn olu³tur-
du§unu biliyorlar. Herkese felsefede, sanatta, bilimde tarafszlk önerirken,
aslnda kendi taraarnda yer alma ça§rs yapyorlar.

Marksizm, bu konuda da burjuvazinin iki yüzlü propagandalarna aldr-


madan kendi tavrn açkça ortaya koyar. Evet, bizim felsefemiz taradr.
Bizim felsefemiz, dünya çapndaki büyük snf mücadelesi içinde i³çi snfnn
saarnda yer almay kendisinin varlk ko³ulu sayar. Bu onun vazgeçilmez ni-
teli§idir. Bu bakmdan felsefenin partizanl§, açkça marksizm-leninizmin bir
ilkesi olarak kendisini ifade eder. Tarafszlk, olaylarn objektif olarak kavran-
mas, yansz yorumlanmas gibi palavralara itibar etmez. Marksist-Leninist
felsefe, idealizme, metazik dü³ünce tarzlarna, revizyonizme kaynaklk eden
burjuva görü³lerin tümüne kar³ i³çi snfnn devrim davasnn yannda dur-
maya ve onun ³§ olarak yanmaya devam etmeye kararldr. Çok yllar önce,
Marks, felsefeyi, proleter snf mücadelesinin beyni, proletaryay da felsefenin
kalbi olarak tanmlam³t. Felsefenin yeryüzünde gerçekle³mesi olarak komü-
nizm, ancak ve ancak proletaryann dünya çapndaki mücadelesinin zaferiyle
gerçekle³ecektir ve bu ili³ki, felsefenin tara-partizan olmasnn ba³lca se-
bebidir. Teori ve pratik, felsefe ile politika arasndaki ba§lar biz kurmadk.
Bunlar, i³çi snf henüz tarih sahnesine çkmadan önce, eski egemen snar
tarafndan kurulmu³tu ve bugün de böyle devam ediyor. Burjuvazinin aksine,
biz, yapt§mz i³i açkça söylüyor ve savunuyoruz: Bizim felsefemiz, parti ve
snf taraftardr ve öyle kalacaktr.

Felsefenin üzerine konu³tu§u dünya ba§ntl ve


bütünseldir

Günümüzde her ürün, ba³ka ürün ya da hammaddelerin biraraya getirilmes-


inden, ba³ka ba³ka sermayelerin, emekçilerin i³ ve elbirli§i yapmasndan do-

67
§ar. Hiç bir ürün yoktur ki, bir ucundan ba³ka bir i³kolunda, ba³ka bir üretim
sektöründe yaratlm³ bulunan ba³ka bir ürüne ba§lanmasn. Bir buzdolab
fabrikasnda çal³an sradan bir i³çi, yaratt§ ürünün, yalnzca kendisinin ve
arkada³larnn elbirli§inin sonucu do§du§unu, bir buzdolab üretmekle yaln-
zca bir buzdolab üretmi³ oldu§unu sanabilir. Oysa bilinçli bir i³çi, buzdolab
üzerinde biraraya getirdi§i her parçann üretimi için, demir madenlerinde,
ta³maclkta, petro-kimya tesislerinde, çelik, elektronik, motor endüstrisinde
çal³an, ter döken binlerce insann geçmi³te ve ³imdi devam eden eme§inin bu-
lundu§unu bilir. Plastik atölyesinde çal³an bir i³çi, önüne gelen hammadde-
nin derin petrol kuyularndan çkarlp ranelerde arndrldktan sonra çe³itli
araçlarla ta³narak önüne geldi§ini, bu arada binlerce insann hammaddenin
ortaya çk³ sürecinde eme§ini ve zamann harcad§n, tek bir hammadde-
nin etrafnda binlerce insann çkarnn, rekabetinin döndü§ünü ve kimbilir
bu bir parça plastik hammadde ya da bir çelik levha için nice canlarn yand-
§n dü³ünebilir. O bir parça hammaddede, bankalarn, ta³ma ³irketlerinin,
petrol tekellerinin, ticaret ³irketlerinin bir çok biçimde birbirine ba§lanp ay-
rlmasn, ter döken, emek harcayan, sendika kurup mücadele eden i³çilerin
hayatndan bir parçay, hammadde kaynaklar üzerinde birbiriyle didi³en,
sava³an burjuva hükümetlerin politikalarn ve u§runa sava³lara gönderilen
binlerce askerin kann görebiliriz. Sradan pek çok i³çi için, yalnzca kendi
çal³t§ fabrikada yalnzca kendi ksmnn ili³kileri ve oradan alaca§ ücret ile
evindeki sorunlar, mahalledeki ak³am üstü saatleri önemlidir ve onu bunun
ötesinde de koskoca ve kendisini binlerce ba§la ba³kalarna ba§lam³ bulunan
bir ili³kiler a§ bulunmas ilgilendirmez. Dünya sradan insana, birbirinden
kopuk nesnelerin ve olaylarn dünyas gibi görünür. Bugün burada olup biten
olayla, dün olup bitenler arasnda, yarn yaplacak i³lerle dün ya da bugün
yapt§mz i³ler arasnda hiç bir ba§nt yokmu³, her ³ey tek ba³na ve geç-
mi³siz ve geleceksiz olup bitiyormu³ gibi görünür. Sradan insan, bu yüzden
parça parça olmu³ bir dünyada ya³ad§n sanr. Yalnz ba³na gerçekle³ti§ini
sand§ her olay, ona, bir rastlant olarak görünür. Oysa ya³ad§mz dün-
yada, üretti§imiz her nesne, tüketti§imiz maddeler, ya³ad§mz olaylar, her
ili³ki ve her nesne birbirine ba§lanm³tr ve her birinde meydana gelen bir
de§i³iklik, di§erlerinde de de§i³ikliklerin meydana gelmesine sebep olabilir.

Kimdir dünyay böylesine birbirine ba§l parçalarn bütünsel dünyas hal-


ine getiren? Kim, yeryüzündeki bütün insanlarn kaderini birbirine ba§lyor?
Nasl oluyor da, Tokyo Borsasndaki altn yatlar, stanbul'daki dolar pi-
yasasn etkiliyor? Aradaki okyanuslar ve da§lar a³arak her ³eyi birbirine
ba§layan nedir?

Her felsefenin, her dinin, her ideoloji ve politikann dünya hakkndaki


görü³ü az çok birbirinden farkldr ve dünyann ne oldu§u [,] nasl kurul-

68
du§u ve nereye gitti§i sorularna verilen cevaplar, bu dinlerin, ideolojilerin,
felsefelerin veya politikalarn savunucusu olan snarn toplumsal amaçlarn-
dan ba§msz de§ildir. Daha özet bir deyi³le, insanlar, snara bölünmü³ bir
dünyada ya³amaya ba³ladklarndan bu yana, kendi toplumsal-snfsal amaç-
laryla uyumlu olarak dünya görü³lerini olu³turmu³lardr ve dünya hakknda
ileri sürülen her kir, aslnda bu dünya üzerinde nasl ve neye dayanarak
ya³amak istediklerinin bir i³areti olmu³tur. Dünyann birbirini etkileyen ve
birbirine ba§l parçalardan olu³tu§unu söylemek, kendi ba³na bir ³ey ifade
etmez: Önemli olan bu bütünlü§ün nasl sa§land§ sorusuna verilen cevaptr.

Diyalektik materyalistler, dünyann bütünlü§ünü sa§layan ³eyin insann


tarihsel-toplumsal dönü³türücü eme§i oldu§u görü³ündedirler. Bu tarihsel
dönemin özelliklerine ba§l olarak farkl biçimler kazansa da sonuçta, bu dün-
yay birlik-bütünlük haline getirenler, insanlardr. Çok eski zamanlarda, he-
nüz insanlarn en basit ta³ araçlardan ötesini yapamadklar zamanlarda, s-
nrl bir alanda ya³adklar ça§larda, ya³anan toprak parçasnn bütün dünya
zannedildi§i dönemlerde bile, insanlar emeklerinin ve do§a ile mücadele ye-
teneklerinin elverdi§i ölçüde, ya³adklar snrl toprak parças üzerinde büt-
ünsel bir dünya yaratm³lard. Vah³i hayvanlar avlayarak kendilerine gerekli
olan eti, deriyi, kemikleri ele geçirdiklerinde, aslnda insanlarn dünyas ile
hayvanlarn dünyasn biraraya getirerek, kendi çapnda bütünsel bir dünya
kurmu³ oluyorlard. Suyu ve topra§ nasl bir araya getireceklerini ö§rendik-
lerinde, tarma dayal bir toplumu yarattlar. Kendileri d³nda tohum veren,
ye³erip sonra da solan otlar, meyveleri kendi elleriyle yeti³tirmeye ba³ladk-
larnda, suyu, topra§, tohumu ve insann do§asn biraraya getirdiler. O ça§-
larda ve günümüzde hala o dönemlere benzer ili³kiler içinde ya³ayan baz geri
Afrika, Avustralya yerli topluluklarnda, bu snrl, küçük ve do§aya ba§ml
dünyada, her³eyin birbirine her³eyde bulunan ayr bir ruh aracl§yla ba§-
land§ sanlr. Oysa, e§er bir hayvann evcille³tirilebilece§ini kendi deneyerek
ve yaratarak görmemi³ olsayd, bitkileri ekip biçerek sürekli kullanlabilir ür-
ünler halinde kendi ellerine geçilmemi³ olsalard, hala her hayvan ve bitki,
do§a kendilerine hangi ko³ullar sa§lyorsa onun içinde do§up ölüyor olsayd,
insanlarn onlarn kendi aralarnda bir ba§nt bulundu§unu ke³fetmeleri ve
onlar kendi toplumsal ihtiyaçlar do§rultusunda birbirine ba§layarak yararl
hale getirmeleri mümkün olabilir miydi? Ku³kusuz, do§ada kendi içinde ve
insanlar ona müdahale etmeden önce de her ³ey arasnda bir kar³lkl ili³ki
vard; ama bunlarn toplum tarafndan ve hangi ihtiyaç do§rultusunda yeni-
den birle³tirilip kar³lkl ili³kiye sokulaca§na karar veren do§rudan do§ruya
insanlarn toplumsal örgütlenme düzeyleri ve ihtiyaçlardr. nsanlar ve onla-
rn toplum olarak ya³amalar ve bu toplulu§un toplam ihtiyaçlar olmasayd,
do§a olaylar arasnda ancak uzak ili³kiler ve kendili§inden sonuçlar do§uran

69
etkile³meler bulunabilecek ve bunlara anlam veren, yorumlayan, de§i³tiren
bir etkinlik olmakszn kendileri yalnzca do§a yasalarnn gerektirdi§i gibi
birle³ip ayrlacaklard. Oysa insan, do§a yasalar kar³snda kendi etkili güc-
ünü göstererek bu ili³kileri ve kendili§inden varolan ba§ntlar de§i³tiriyor.
Do§ada bulunmayan yeni ba§ntlar yaratyor ve her yeni ba§nty do§aya
ekliyor. Kendi hayatn de§i³tirirken, do§ay da de§i³tiriyor. Yeni nesneler
yaratyor ve dünyann bir ucunda kendisinden habersiz varolup ya³ayan, so-
lup çürüyen ve kendi kendine yeniden üreyen her hayvan, her bitkiyi [,] her
madeni, kendi toplumsal hayatna sokarak, ya ticaretin, ya sanayinin ya da
yeniden üretimin bir nesnesi haline getiriyor. Bir otomobil üretmekle Brez-
ilya'nn kauçuk a§açlarn, Arabistan'n petrol kuyularna ba§lyor. Üretti§i
ve sonra tüketip artk madde olarak do§aya tekrar salverdi§i her madde ile
dünyann do§al tarihini de§i³tiriyor. Milyarlarca yl önce kendi hareketi ile
belli bir biçim kazanm³ olan dünyaya yeni bir biçim veriyor. Böylece toplum-
sal hayat bakmndan anlaml olmayan do§al ve kendili§inden ba§lantlar,
toplum üzerinde etkili klan ba§lantlara çeviriyor. Hiç bir ngiliz i³çisi, dün-
yann bu ölçüde birle³tirilmesinden önce Araplarn petrol yatlar üzerinde
oynamasnn kendi ücretini etkileyece§ini, Türkiyeli hiç bir i³çi, Pakistan'daki
pamuk üretiminin artmasnn ya da eksilmesinin kendi üretti§i fanilann pa-
zar bulamamasndan dolay kendisini i³siz brakabilece§ini dü³ünemezdi.

Tarih boyunca insano§lu, dünyay çe³itli etkilerle de§i³tirdi ve kendi ih-


tiyaçlarna ve içinde ya³ad§ toplumsal ili³kilere, üretim tarznn niteli§ine
ba§l olarak onu de§i³ik biçimlerde birbirine ba§l parçalarn bütünsel dün-
yas haline getirdi. nsan toplumunun bugün içinde ya³ad§ genel üretim
biçimi halinde olan (ve ³imdi yalnzca Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhur-
iyeti d³nda) kapitalizm altnda, dünyay birle³tiren temel güç sermayenin
ve kapitalist toplumun genel ihtiyaçlardr. Bu bütünle³tirme, sermayenin
ilkeleri do§rultusunda ve onun çkarlarnn emretti§i politikalar aracl§yla
yürütülüyor ve her gün dünyann yeni bir bölgesi bu genel bütünün parças
haline getiriliyor. Kapitalist sistem, kendi elinin ermedi§i, gücünün yetmedi§i
tek bir kar³ dünya parças kalmasn istiyor.Bu bütünlü§ün son ve en geli³mi³
bütünlük oldu§unu, bundan ba³ka bir dünyann mümkün olmad§n, kendi
düzeninin tpk do§ann ya da Allah'n düzeni gibi ölümsüz oldu§unu ileri
sürüyor.

Yeryüzünde ya³ayan, mücadele eden, i³ yapan, günlük ya³amn sürdür-


meye çal³an her insan, her snf, her kurum, kendi etkisini ortaya koyar ya
da ba³kalar kar³snda bir tavr geli³tirirken, yapt§ i³in di§er hangi i³ ve
olaylarla, hangi ki³ilerle ve etkilerle ba§l oldu§unu dü³ünmek zorundadr.
Birbirine ba§l her olay, birbirini etkiler ve birinde meydana gelen de§i³iklik
di§erlerinde de de§i³ikliklerin do§masna yol açar. Örne§in, gene buzdolab

70
fabrikasn ele alalm. E§er çelik üretim i³kolunda bir grev varsa, buzdolab
üretimi bundan etkilenir. Ya üretim durur, ya da eldeki stoklarn tüketil-
mesi için çelik i³kolundaki grevi frsat bilen patron kendi sektöründe de bir
üretim hz ayarlamas yapma yoluna gider. Ya da, daha uzak bir ili³ki gibi
görünse de, kömür madenlerinde çal³an i³çilerin bir direni³inin gene buzdo-
lab üretim sektörünü etkiledi§ini, orada çal³an ya da o alana para yatrm³
bulunan kapitalistin kendi i³lerinde bir de§i³iklik yapmasn gerektirdi§ini
görürüz. ster kapitalist olsun, ister politikac, herkes, yapt§ i³in bir di§er
i³e, yeryüzünde yaplan tüm di§er i³lere ba§l olarak gerçekle³ti§ini kendisine
ö§reten bir dünya görü³üne göre hareket eder. Herkesin olaylar, insanlar,
ili³kiler ve do§a kar³sndaki tutumunu belirleyen, farkl yer ve zamanlardaki
tutum ve davran³larn birbirine benzer klan ³ey, dünyay nasl bir bütün
olarak kavrad§n gösteren dünya görü³ünün niteli§idir.

Kimi zaman, dünyann birbirini etkileyen binlerce ve birbirine ba§l ola-


yn bir bütünü oldu§unu dü³ünmemize frsat verecek olaylar ya³arz. Ama
bu bütünlü§ün niteli§inin ne oldu§unu, bu bütünlü§ün nasl gerçekle³ti§ini,
kökünün ve sebebinin ne oldu§unu, nereye do§ru gitti§ini ve gelecekte nasl
bir biçim alabilece§ini dü³ünmeye ba³lad§mzda, kendimize binlerce soru
sordu§umuzda, ya her zaman do§ru bir cevap veremeyiz, ya da verdi§imiz
cevaplar kendimiz de be§enmeyiz. Ama ister müslüman olsun ister hristi-
yan, ister az çok okumu³ ya da okumam³ olsun, her insann mutlaka ken-
disine göre bir cevab vardr ve gerçekte herkesin bütün hayat, dünyann
bütünlü§ü kar³snda nasl bir cevap verdi§iyle yakndan ilgilidir. Cevaplar-
mz nereden gelir? Sradan insann dünya hakkndaki görü³ünü belirleyen ³ey,
küçüklü§ünden beri ya³ad§ çevreden edindi§i görü³lerin, anlatlan hikayele-
rin, ba³kalar tarafndan farkl farkl yaplm³ yorumlarn ve de§erlendirme-
lerin, kendi ya³adklar hakknda kendisinin gene geleneksel, dinsel, ulusal,
pek çok renkle alaca bulaca hale gelmi³ görü³lerinin bir karma³asdr. Sam-
imi ve az çok kula§ bükülmü³ bir müslümann dünyaya bak³nda kendine
göre bir tutarllk vardr. Ona göre, bu dünyay Allah yaratm³tr, her ³ey
önceden ve yalnzca onun bildi§i bir biçimde kararla³trlm³tr ve olup bi-
ten her ³ey onun iradesinin ürünüdür. nsanlara yapabilecekleri çok az ³ey
kalm³tr. Yol önceden çizilmi³tir ve kim ne yaparsa yapsn bunu de§i³tire-
mez diye dü³ünür. Müslüman, kendisine göre, dünyay bir bütün olarak, yani
parçalanamaz, parçalarnda bile bütüne ba§lanan bir hareket görür ve bu
bütünlü§ün kayna§nda Allah'n iradesinin yatt§n dü³ünür. Bir kapitaliste
göre, dünyay bütünle³tiren ³ey sermayedir! Yeryüzü parann hakimiyeti alt-
ndadr ve Amerika'dan Japonya'ya kadar her ülkede, her ³ehirde, kasabada
ve köyde, da§larn ba³nda ve denizlerin dibinde her ³ey parann dünyasnn
bir parçasdr. Topra§n altndaki madeni, gökyüzünde bir uçak haline getiren

71
³ey ona göre sermayedir. Kendi varl§nn sebebi hikmeti, karsnn çocu§u-
nun varl§, her ili³kisi ve her i³i sermayesinin düzgün dola³mas ve daha çok
birikip daha çok kar getirmesi içindir. Bir emekçi ise, varolan her ³eyin insan
eme§inin ürünü oldu§unu bilir. Dünyaya eme§in bir eseri olarak bakar. Bir
ta³ç ustas, yeryüzündeki her ³eyin kendi kalemi ve çekicinin yaratt§ bir
i³leme gibi i³lenerek ortaya çkt§n dü³ünür.

Geçmi³te de, baz dü³ünürler, dünyann bir bütün oldu§unu, her parçann
bir di§erine ba§l oldu§unu ve parçalardaki her hareketin ve de§i³menin di§er
parçalar da etkiledi§ini ve böylece dünyann de§i³mesinin her parçasnda bir
de§i³iklik anlamna gelece§ini söylemi³lerdi. Ama dünyay birle³tiren ³eyin ne
oldu§u sorusuna verdikleri cevaplar birbirinden farklyd. Bazlar bunun bir
ilk maddeden kaynakland§n dü³ünüyorlard. Dünyadaki her ³eyin içinde
bu ayn ilk madde bulunuyordu ve bu, bütün dünyann birli§inin de se-
bebiydi. Sonradan ba³ka bir grup lozof ise, bütün evrenin kayna§nda bir
dü³üncenin bulundu§unu, bu dü³üncenin de§i³mez ve de§i³tirilemez olu³u
nedeniyle dünyann tutarl bir bütünlük olu³turdu§unu ileri sürdü. Özetle,
çok eski zamanlardan beri, çok farkl görü³lere sahip olsalar da insanlarn
ortakla³a üzerinde anla³tklar bir nokta vard: Bu dünya bir bütün olu³-
turuyordu ve bütüne ait parçalar arasndaki ba§ntllk tutarlyd.. Bunca
farkl görü³ten hangisinin daha do§ru oldu§unu burada tart³mak imkansz.
Ama konumuz bakmndan ³una i³aret etmemiz gerekiyor: Dünya hakkndaki
bu görü³lerin her biri, yani müslümann, hristiyann, ya da eski lozoarn,
her birinin bu bütünlük hakkndaki dü³üncesi, bir dünya görü³ünü yanstr.
Tek bir dünya görü³üne ba§lanm³ bulunan insanlar, kendi hayatlarnn her
noktasnda dünya hakkndaki görü³lerinin bütünlü§ü ölçüsünde ve do§rultu-
sunda hareket ederler.

nsanlarn, olaylara, insanlara, ili³kilere, do§aya ya da topluma bak³-


nn her noktada birbiriyle tutarl ve ba§ntl olmasn sa§layan ³ey dünya
görü³üdür. Sradan insann dünya görü³ü, gündelik al³kanlklarndan, çev-
resinden edindi§i görü³lerden, dinsel ya da ulusal inançlarndan olu³an bir
karma³adr. Ahlaki tutumu, siyasi tercihleri, aile ili³kileri, i³ yerindeki, ma-
hallesindeki ya³ay³ ve davran³ biçimleri, daima bu karma³ay yanstr. Bazen
dinsel-ahlaki görü³lerinin etkisiyle bir ermi³ gibi davranrken, bir ba³ka za-
man gördü§ü bir lmin etkisiyle bir züppe gibi hareket etmeye ba³layabilir.
Bir gün karsn döverken, ertesi gün karsn dövmü³ bir arkada³n ele³tire-
bilir. Tutarszlk denilen bu çeli³meli davran³ biçimleri, ki³inin toplumsal
çevresinden, geleneklerinden, geçmi³e ait al³kanlklarndan yani farkl farkl
kaynaklardan gelen görü³lerinin birbirini tutmamasndan, birbirleriyle çeli³ik
halde bulunmasndan kaynaklanr. Yalnzca sradan insanlar de§il, ileri devr-
imci i³çiler, az çok tecrübeli devrimci militanlar da, günlük olaylar kar³snda

72
ve ili³kilerinde, tutum ve davran³larnda, bazan birbirini tutmayan çe³itlil-
ikler gösterebilirler. Burjuva dünya görü³ünün ve ideolojisinin farkna varl-
mayan etkisiyle dü³üncelerinde kaymalar, etkilenmeler meydana gelebilir, ya
da geçmi³ ili³kilerinden devraldklar al³kanlklar devrimci hayatlarnda da
ister istemez sürdürebilirler. Davran³ ve dü³ünü³ arasnda tutarl, düzenli
bir ili³kinin bulunmas, ancak bilimsel bir dünya görü³üne sahip olmaya ve
bu dünya görü³ünü hayatnn her alannda sadakatle uygulamaya ba§ldr.

nsanlar gibi, partiler de bir dünya görü³ü ile hareket ederler. Program-
larn ve eylemlerini tutarl klan sözleriyle davran³larn birbirine uyumlu
yapan budur.

³çilerin devrimci komünist partisinin dünya görü³ü, diyalektik materyal-


izm adyla anlr, ve bütün dünyada hep ayn bak³ açsyla olaylar yorumla-
mak ve dünyay de§i³tirme eylemini yürütürken hep ayn tutarl davran³lar
dizisini sürdürmek bu dünya görü³ü sayesinde mümkün olur. Söyledikleriyle
yaptklar arasnda, söyledi§i sözlerin kendi aralarnda tutarl§n sa§lanmas,
yalnzca o partiye ba§lanan insanlarn güvenlerini ayakta tutmak için gerekli
de§ildir. Bu, partinin mücadele çizgisini ba³ndan sonuna kadar sa§lam, yal-
palamadan, sapmadan sürdürebilmesi için de gereklidir. Öyleyse, diyalektik
materyalizm, partinin yalnzca  özü sözü bir olmasn sa§lamakla kalmaz,
ayn zamanda çal³malarnda sistemli ve tutarl, planlarnda güvenilir, polit-
ikalarnda do§ru olmasn da sa§lar.

Bilimsel bir dünya görü³üne sahip olmak, her zaman onun yol göstericil-
i§inde, olaylar arasndaki ili³kiyi bir bütün olarak kavramak ve olaylar üzer-
inde etkide bulunmaya çal³rken daima birbirine ba§ntl ve birbiriyle tutarl
eylemler dizisi ortaya koymakla gösterilebilir. Sradan inanlar gibi, bilimsel
bir dünya görü³üne sahip olmayan bir parti de, gündelik mücadelesinde pek
çok tutarszlk, devrim programn gerçekle³tirmek için giri³ti§i uzun erimli
sava³ta da pek çok yanl³ yapabilir. Marksist-Leninist partinin bütün eyle-
mini yönlendiren, her türden mücadele biçim ve aracn birbirine ba§layarak
onlar tutarl, düzenli, sürekli ve di§er partilerin eylem programndan üstün
hale getiren bu bilimsel dünya görü³ünün ad Diyalektik Materyalizm'dir.

Bu küçük bro³ürde, diyalektik materyalizmi en kaln çizgileriyle ve özet


olarak inceleyece§iz. Diyalektik materyalizm, yalnzca bir dünya görü³ü de-
§il, ayn zamanda güçlü ve uzun bir tarihi birikime dayanan bir bilim olarak
zengin ve derin bir içeri§e sahiptir. Her komünist militann yol göstericisi ve
dü³üncesini düzenleyen bu sistemin ö§renilmesi için bu bro³ürde anlatlanlar-
dan çok daha fazlasna ihtiyaç vardr ve bunun e§itimi için zaman ayrmak,
her devrimcinin görevlerinden biri olmaldr.

73
Bölüm 14

Diyalektik materyalizmin do§u³u

Diyalektik kelimesi, eski Yunanca'da kar³lkl tart³ma anlamna gelen di-


agelasthai den türemi³tir. Gene eski Yunan toplumundaki dü³ünürler ara-
sndaki tart³malarda çeli³meleri aç§a çkararak gerçe§i bulma sanatna da
diyalektik sanat denirdi. Kelimenin bu ilk kullanl³ biçiminde, kar³lkl-
lk ve  çeli³melerin aç§a çkarlmas anlamlar, bugün bizim kulland§mz
diyalektik kavramnn da içeri§inde vardr. Günümüzde diyalektik, do§a,
toplum ve bilinç olaylar kar³snda, onlar anlamak, üzerlerinde etkide bu-
lunmak ve yönlendirmek için her birinin kendi iç hareketlerini bilmek, içer-
dikleri çeli³meleri bulup yakalamak ve birbirleriyle olan ba§lantsn bularak
çözmek ya da yeniden ba§lamak için kulland§mz yönteme, verdi§imiz ad-
dr. Böylece Diyalektik, olaylarn ili³kilerin, tek yanl, tek yönlü olarak de§il,
birbiriyle ba§ntl ve birbirini kar³lkl etkiledikleri bir hareket içinde kavra-
np anla³lmalar anlamna gelir. Eski dü³ünce biçimleri içinde ve günümüz
bilimsel olmayan dü³ünme yollar arasnda, olaylara tek yönlü, de§i³mez,
hareket etmez bir halde bakmak al³kanl§ ve bunun bir sistem haline ge-
tirilmesinin pek çok biçimi vardr ve bu tarz dü³ünme biçimlerinin tümüne
birden Metazik Dü³ünce ad verilir.

Metazik dü³ünce, tek yönlü ve tek tara etki anlay³nn yan sra, olay-
lar ve nesneleri hareketsiz olarak dü³ünmesiyle de diyalektikten farkldr.
Metazik biçimde dü³ünen birisine, olaylar, o anda ne iseler, o durgun ve ha-
reketsiz halleri içinde naslsalar öyle görünürler. Ayn olaya, diyalektik tarzda
bakan birisi ise, durgunluk ve de§i³mezli§in aldatc görüntüsü ardndaki ha-
reketi ve de§i³meyi görür. Nesnenin, olaylarn, ili³kilerin bir geçmi³i ve bir de
gelece§i bulundu§unu dü³ünür. Durgunlu§un, donmu³lu§un aldatc, hareket
ve de§i³menin gerçek oldu§unu bilir.

74
Diyalektikçinin bak³ açs, ele³tiricidir. Yalnzca de§i³meyi ve hareketi
de§il, de§i³tirme imkann ve harekete geçirme iradesini de temsil eder. Diya-
lektikçi, de§i³ikli§in ve hareketin seyircisi de§il, de§i³tirici ve hareket ettirici
gücün de temsilcisidir. Bu yüzden, varolan hareket ve de§i³me kar³snda,
ele³tirici bir tutum taknr.

De§i³me, geli³me ve hareket, diyalektik dü³ünme tarznn vageçilmez kav-


ramlardr ve bir diyalektikçi için durgunluk, aynlk, de§i³mezlik sözkonusu
olamaz. Her olay ve her nesne, daima bir önceki haline göre ba³kadr ve bu
anlamda hiçbir ³ey kendisiyle dahi özde³ de§ildir.

Proletaryann büyük ö§retmenleri Marks, Engels, Lenin ve Stalin taraf-


ndan yaplan çal³malar sonucunda en geli³mi³ biçimine ula³an diyalektik,
bu son haliyle Diyalektik Materyalizm olarak adlandrlr.

Marks'tan önceki baz idealist dü³ünürler, diyalekti§i, yalnzca dü³ünce-


nin bir hareketi olarak tanmlam³lar, do§a ve toplum olaylarn dü³üncenin
hareketinin bir sonucu olarak gördükleri için de diyalekti§i yalnzca dü³ünce-
nin hareketini açklayan, onu yönlendiren bir hareket biçimi ve sanat olarak
adlandrm³lard.  dealist lozoara göre, dünyann varl§nn öncesinde,
dü³üncenin hareketi vard. Onlar, dü³üncenin kendi iç hareketi sonucunda
maddi dünyay yaratt§n, dü³üncenin böylece maddi dünya haline geldi§ini
ileri sürüyorlard. Ya³ad§mz dünyann kökeninde, kendi kendini dü³ünen
dü³ünce vard! Dü³üncenin kendini tanma, kendini anlama çabasnn bir so-
nucu olarak da bu dünya do§mu³tu. Bu dünyada kendini tanyan dü³ünce,
insan zihninde kendi bilincini bulacak ve kendisi için bir dü³ünce olarak gene
kendisine dönecekti! Böylece bütün evren, varolan her³ey, ya³anan her ili³ki
ve de§i³iklik, eninde sonunda dü³üncenin hareketi olarak yorumlanyordu.

Buna kar³lk olarak, tarihin çok eski zamanlarndan beri evrenin ana
yapsnn madde oldu§unu söyleyen ve idealist lozoara kar³ kendi görü³le-
riyle mücadele veren ve materyalist lozoar olarak adlandrlan bir ba³ka
lozoar grubu bulunuyordu. Materyalizm, dünyann temelinin madde ol-
du§unu, maddenin öncesiz ve sonrasz olarak varoldu§unu ve varolmak için
maddenin kendisinden ba³ka, kendisinin d³nda herhangi güce ihtiyac olma-
d§n savunan dü³üncelerin tümüne birden verilen genel bir addr. Materyal-
ist lozoar içinde, maddenin varolu³ ve hareket biçiminin farkl yorumlan³
temelinde ortaya çkm³ farkllklar bulunsa da, hepsinin ortak görü³ü, bu
dünyann maddi varl§ ve maddenin hareketinin sonsuzlu§udur. Ne var ki,
eski materyalist lozoarn da genel olarak, bu dünyay yorumlamak ve açk-
lamak bakmndan idealist lozoardan daha ba³arl olduklarn söylemek
mümkün de§ildir. Onlarn çizdi§i dünya tablosunda, insann dünya üzerin-
deki de§i³tirici, dönü³türücü devrimci etkisinin rolünü göremeyiz. Maddenin

75
kendi ba³na hareketinin her ³eyi yapmaya gücünün yetti§ini söylüyorlar, ama
bu gücü aç§a çkaran ve ya³anan dünyay her gün yeniden yaratarak mad-
deye ³ekil veren insan etkinli§ini görmüyorlard. Onlara göre insan dü³üncesi
denilen ³ey, maddenin bir salgsndan ba³ka bir ³ey de§ildi ve madde kendi
ba³na bilincin yaratlmasna yeterdi. Bu görü³, toplumlarn hareketini, snf-
larn mücadelesini, teknolojinin ve bilimin geli³mesini, sanattaki ilerlemeleri,
ksacas insann maddi hayat üzerindeki etkisini ve maddenin insan hayat
içindeki yerini açklamakta eksik ve yetersiz kalyordu.

Karl Marks, idealist lozoarn ku³kusuz en büyü§ü olan Hegel'in bir ö§-
rencisiydi ve onun idealist tarzda kurmu³ bulundu§u diyalektik mant§n yük-
sek niteliklerini çok yakndan tanyordu. Bununla birlikte idealist diyalekti§in
yetersizliklerini ve özellikle maddi dünyann de§erini küçülten, insann etkin-
li§ini ve snar mücadelesinin yerini karartan yönünü de görüyordu. Ça§nn
di§er bir büyük lozofu olan ve materyalist saarda yer alan Feuerbach ise,
diyalekti§i ihmal eden, kar³lkl ba§ntlk ilkesini gözard eden tek yönlü bir
dü³ünce sistemine sahip olmakla birlikte, insann ve dünyann maddi birli§i
konusunda önemli görü³lere sahipti. Feuerbach materyalizmi snrl ve tutar-
sz olmasna ra§men ilerici felsefeyi geli³tirmekte de§erli ba³arlar sa§lam³t.
Karl Marks, 1845 ylnda, Feuerbach'n temel tezlerini ele³tiren ve onlarn
belli ba³l eksiklikleri ile bunlarn a³lmasnn yollarn gösteren dü³ünceler-
ini ifade eden onbir tez yazd. Tezlerin ana kri, devrimci maddi prati§in
toplumsal hayatta oynad§ rolün belirleyici oldu§uydu. Bir kez bu noktay
aç§a çkardktan sonra, Marks, bütün eski materyalizmleri zihinde yaratl-
m³ materyalizmler olduklar için, idealizmi de maddi etkinli§i dü³üncenin
kavramlarna indirgedi§i için ele³tirmeye koyuldu.

Marks'n idealizme kar³ ba³lca ele³tirisi, saf dü³üncenin dünyay de§i³t-


irmeye yetece§inin ileri sürülmesi noktasndayd. dealistler, teorik ele³tirinin
toplumdaki e³itsizlik ve adaletsizli§i ortadan kaldrmaya yetece§i inancnday-
dlar. Buna kar³lk, Marks, açkça ³unu bildirdi: Asl olan devrimci pratik-
ele³tiri'dir. Bu da yalnzca devrimci faaliyet içinde bulunmakla gerçekle³ti-
rilebilir. Çünkü önemli ve gerekli olan, insanlarn dü³üncelerini de§i³tirmek
de§il, bütünüyle, insanlarn içinde ya³adklar maddi varlk ko³ullarn de§i³-
tirmektir. Yalnzca devrimci pratik süreç içinde insan hem kendisini, hem de
çevresini de§i³tirebilir. Bu tezlerde, geçmi³ materyalizmlerin temel yanlgs
durumunda olan maddenin kendi ba³na etkinli§i ve insann dönü³türücü fa-
aliyeti d³nda bir nesnelli§in etkili oldu§u dünya tasarm yklyordu. nsan
ile onun üzerinde çal³t§, i³ yapt§, de§i³tirdi§i dünya arasndaki bütün du-
varlar, yani ya dü³üncenin egemenli§i ya da insansz maddenin belirleyicili§i
biçimindeki ayrc ve yabancla³trc duvarlar yklyordu. Ya³ayan, dövü³en
ve de§i³tiren insan ile onun üzerinde faaliyette bulundu§u dünya bir ve ayn

76
maddi dünya olarak birle³tiriliyordu.

³te diyalektik materyalizmi, di§er idealist diyalektik dü³ünce akmlarn-


dan ve metazik materyalist felsefelerden ayran ba³lca özellik buradadr.
Marks, idealist diyalekti§in büyük ustas Hegel'in diyalekti§ini ele³tirir ve
Benim diya-
kendi diyalektik yönteminin farkn açklarken ³öyle diyordu:
lektik yöntemim, Hegelci yöntemden yalnzca farkl de§il, onun tam
kar³tdr da. Hegel için insan beyninin ya³am süresi ki Hegel
bunu Fikir(idea) ad altnda ba§msz bir özneye dönü³türür
gerçek dünyann yaratcs ve mimar olup gerçek dünya, yalnzca
Fikirin d³sal ve görüngüsel biçimidir. Benim için ise, tersine,
kir, maddi dünyann insan aklnda yansmasndan ve dü³ünce
biçimlerine dönü³mesinden ba³ka bir ³ey de§ildir... Hegel'in elinde
diyalekti§in mistisizmle bozulmas, ayrntl ve bilinçli bir biçimde
diyalekti§in genel i³leyi³ biçimini ilk kez onun sunmu³ oldu§u ger-
çe§ini örtmez. Mistik kabuk içerisindeki akla uygun özü bulmak
istiyorsanz, onun yeniden ayaklar üzerine oturtulmas gerekir.
[KAPTAL, Almanca kinci Baskya Önsöz: I. Cilt, sayfa 28. Sol Yaynlar]

³te Marks, Hegel diyalekti§i ile olan ili³kisini böyle açklarken, Hegelci
diyalekti§in ayaklar üzerine dikilmesi gere§ini ileri sürüyor ve oturtulaca§
taban olarak da insann maddi hayat dünyasn gösteriyordu. Böylece hem
idealist (dü³ünceci) diyalektikten hem de metazik materyalizmden ayr, on-
larn bir birle³tirilmesi olmayan, her ikisinin de ele³tirisi üzerinde yükselmi³
yeni bir dünya görü³ü kurulmu³ oluyordu.

Diyalektik materyalizm, do§ada, toplumda ve dü³üncede olup biten, de-


vam eden bütün ili³kilerin, olaylarn ve nesnelerin genel hareket yasalar-
nn bilimi olarak, evrensel iç ba§ntlarn bilimi olarak do§du ve karma³k,
düzensiz, hareketsiz gibi görünen dünyann ba§ntl bir bütün halinde, çe-
li³melerin çat³mas ve çözülmesi ile geli³en, hareket eden bir dünya olarak
kavranmasn sa§lad. Evrensel iç ba§ntl§n yasalarn ke³fetti, dü³ünce ile
dünya arasnda bütün eski lozoar tarafndan konulmu³ ayrl§a ve kar³tl§a
son verdi. Dü³ünce ile varl§n maddi birli§inin temellerini gösterdi. Bütün
bu ili³kileri, en genel ve temel yasalar halinde ifade etti.

77
Bölüm 15

Niceli§in niteli§e, niteli§in

niceli§e dönü³me yasas

Her nesnenin, her olayn kaplad§ yer ve içerdi§i ö§eler bakmndan bir bü-
yüklü§ü, hacmi, yani ölçülebilir, saylabilir bir özelli§i vardr. Ülkelerin nü-
fuslar, devlet bütçelerinin miktar, insanlarn boyu, ya³, bir yolun saat ya
da kilometre olarak uzunlu§u, bir otobüsün hz, havann, suyun scakl§
partinin üye says, bir fabrikann i³ hacmi, üretim miktar, çal³ma saatleri-
nin uzunlu§u-ksal§, ücretler, sigorta kesintileri vs. Bu türden saylabilir ve
ölçülebilir özelliklerdir ve her birine ait oldu§u olayn ya da nesnenin nicel-
i§i ad verilir. Nicelik, olayn ya da nesnenin incelenebilecek saysz yanndan
yalnzca bir tanesidir ve tek ba³na ele alnd§nda nesneyi ya da olay tanma-
mza yetmez. Herhangi bir insan tanmak için boyunun kaç santim oldu§unu
bilmemizin yetmedi§i gibi... Bir nesneyi tanmak demek, her ³eyden önce, o
nesnenin hangi niteliklere sahip oldu§unu, yani onu ne ise o yapan esas özel-
likleri bilmemiz demektir. Genellikle nitelik özellikleri olarak adlandrd§mz
yanlar, saylarak ya da ölçülerek de§erlendirilemeyecek olan özelliklerdir. Ör-
ne§in bir insann onurunu, sahip oldu§u namus duygusunu, kilo ile ya da
metre ile ölçemeyiz. Bunun gibi, proletarya partisinin yaratt§ gelenekleri,
mücadelesinin de§erini ve etkisini de nicelik ölçüleriyle tanmlayamayz. Yal-
nzca etkiledi§i veya örgütledi§i insanlarn saysna, yani niceli§ine bakarak
da onun gücü ve temsil etti§i de§erleri tanmlayamayz. Böyle de§erlendir-
melerde, nitelik özellikler önem kazanr.

Fakat bir nesne ya da olayn niceli§i ile niteli§i arasnda daima sk bir
ili³ki, birbirine dönü³me ve birbirini etkileme ili³kisi vardr. Belli bir nicelik
snrnn a³lmas, daima nitelikteki bir de§i³ikli§e yol açar ve nicelikle ifade
edilen özelliklerin bir nitelik dönü³ümünün unsurlar haline geldi§i görüleb-

78
ilir. Örne§in çal³t§mz fabrika, bir zamanlar be³ yüz i³çinin eme§i ile üre-
timi gerçekle³tirebilirken, ³imdi bu say bine çkm³sa, fabrikann niteli§inde
bir de§i³ikli§in meydana geldi§ini dü³ünmemiz gerekir. Çok sayda i³çinin
ayn zamanda çal³trlmalar, çal³ma sisteminde bir de§i³iklik olmadan bile,
emek-sürecinin maddi ko³ullarnda bir devrime yol açar. Ya teknolojideki bir
geli³me, ya da fabrikaya yeni bölümlerin eklenmi³ olmas, fabrikann nice-
lik özelliklerinde bir de§i³meye i³aret eder. Fabrikann de§i³ik bölümlerinde
çal³an arkada³larmz arasnda daha kaliye olanlarn saysnn artmas sonu-
cunda, fabrika üretiminde nitelikçe yani kalitece bir de§i³iklik meydana
geldi§inde, kaliteli i³çi says ile kaliteli üretimin niteli§i arasndaki bu ili³kiyi
nicelikle nitelik arasndaki ili³ki olarak tanmlayabiliriz.

Bir nesnenin ya da olayn ta³d§ niceliksel özelliklerin artmasnn ya da


azalmasnn olayn yapsnda bir de§i³ikli§e yol açt§, böylece bir nesne ya
da olayn bu iki yan arasnda bir ili³ki bulundu§u insanl§n çok eski za-
manlarndan beri biliniyordu. Ne var ki, metazik tarzda dü³ünenler için bu
ili³ki, yalnzca yava³ yava³ büyüme veya uzun sürede evrilerek de§i³me olarak
yorumlanyordu. Nicelikteki de§i³melerin, ani ve hzl bir sçrama ile de§i³ik-
liklere yolaçabilece§i, bir ba³ka deyi³le, nicelikteki de§i³ikliklerin bir devrim
ile nitelik dönü³ümlerine yol açabilece§i ancak diyalektik tarzda dü³ünebilen-
ler tarafndan görülebiliyordu. Metazik dü³üncede, do§ada ya da toplumda
devrimci tarzda dönü³ümlerin olabilece§i kabul edilmez. Her ³ey yava³ yava³
ve kim bilir ne zaman de§i³ir!

Bin yllardr, insan toplumu bir çok defa bir üretim biçiminden di§erine
geçerek, bazan bu de§i³ikli§i zaman içinde ve evrimci tarzda, bazan da devr-
imci tarzda de§i³ip dönü³erek ya³ad. Günümüzün hakim biçimi olan kapital-
izm de kendi içinde birçok evrim geçirdi, bazan içinde ta³d§ unsurlarn nicel
birikiminin yolaçt§ ³iddetli patlamalarla devrimci dönü³ümlere de u§rad.
Kapitalizm, kendine özgü çeli³meleriyle bo§u³arak, ³imdi de ya³amaya devam
ediyor. Bir yandan, onun en temel ve iah olmaz çeli³mesi olan, üretimin top-
lumsal niteli§i ile üretim araçlar üzerindeki mülkiyetin özel biçimi arasndaki
temel çeli³me büyüyerek sürüyor, di§er yandan kapitalizmin bu çeli³menin
yol açt§ toplumsal patlamalar ve muhalefeti bastrmak için kulland§ zor
araçlarnn, siyasi basknn hacmi ve alan geni³liyor. Gittikçe daha çok in-
san i³siz, daha çok aile yoksul, daha çok i³letme harap hale geliyor. Di§er
yandan kapitalist tekellerin karlar günden güne büyüyor ve dünya üzerinde
egemenlikleri altna aldklar ülke says ve insan nüfusu artyor. Her geçen
gün daha çok insan kapitalizmin çarklar arasnda sömürünün ve basknn
kurban haline geliyor ve kapitalizmin bir yannda meydana gelen bu bü-
yüme ve art³, kapitalizmin güçlüklerini, çeli³melerini keskinle³tiriyor. Di§er
yandan, kapitalistlerin kendi aralarndaki siyasi ve ekonomik çeli³me ve çat³-

79
malar da büyüyor ve keskinle³iyor. Büyüyen kar bölü³me hrs ve rakiplerini
yok ederek kendi büyümesini sa§lama sava³, kapitalistleri birbirine dü³ürü-
yor. Kapitalizm, yalnzca kendi iç çeli³melerini artrp tehlikeli hale gelmekle
kalmyor, di§er yandan kendi mezar kazcs olan proletaryann saarnda
da olumlu büyümeler ve art³lar meydana getiriyor. Her ³eyden önce binlerce
i³çinin birarada çal³t§ büyük i³letmeler yaratmak, kapitalizmin kendi iste§i
d³nda büyük bir devrimci enerji birikimine ve yo§unla³masna yol açyor.
Kapitalizm, tarihte ba³ka hiç bir üretim biçiminin sa§lamad§ ölçüde, çok
sayda çal³an insann örgütlü olarak biraraya gelmesini sa§lad. Böylece top-
lumun di§er bütün çal³an insanlarn etkilemeye, kendi çevresinde hareket
ettirmeye yetenekli bir snfn do§mas mümkün oldu. Kapitalizm, i³çilerin
saysn artrmakla da kalmad, onlarn birlikte i³ yapmasnn ve toplumsal
üretimin en büyük parçasnn onlarn ellerinde toplanmasnn da yolunu açt.
Üretimi büyük çapl toplumsal üretim haline getirerek, her emekçiyi kendi
ba³na i³ yapar olmaktan çkarp di§er bütün emekçilere ve toplumun her
ö§esini birbirine ba§lad. Bu geli³meler, hem kapitalizmin bir toplumsal sis-
tem olarak yerle³mesini sa§lad, hem de onu ykarak yerine kendileri için yeni
bir toplumsal hayat biçimini, yani sosyalizmi kurabilecek y§nlar yaratt. “u
anda kapitalizm, biriktirip y§d§ bunca sorunun ve devrimci birikimin so-
nu³larn korkuyla bekliyor ve tedbirler alyor. Çünkü, bütün bu sayd§mz
birikimler ve büyümeler, yani kapitalizmin bünyesinde meydana gelen nicelik
de§i³iklikleri, onun niteliksel olarak dönü³ebilmesinin ko³ullarn da yarat-
yor.

Ortaya çkard§, büyümesine ve ço§almasna sebep oldu§u heryeni unsur,


kapitalizmin içinde büyüyen ve onun dönü³mesi-yklmas için dayanak ola-
cak olan hareketli ve canl devrim sebepleri haline geliyor. Yalnzca toplum-
sal çapta de§il, bütün dünya çapnda ve do§a üzerinde de kapitalizm, ykc
etkilerini artrarak sürdürüyor. Denizleri, topra§ ve havay her gün artan
ölçülerde kirleten, kapitalizmin bastrlmaz kar hrsdr. nsanlar, ya³ayabil-
mek için ihtiyaç duyduklar her³eye kapitalizm tarafndan el konuldu§unu,
artk kullanlamaz ve yeniden yaratlamaz bir biçimde tahrip edildi§ini, tü-
ketildi§ini görüyor ve bunun acsn ve korkusunu ya³yorlar. “imdi ³u soruyu
sormann zaman gelmi³tir: Bütün bu ykma, tüketime ve geri getirilemez ka-
yplara ne zaman ve kim tarafndan son verilecek? Kapitalizm, kendi kendini
denetleyebilir ve insanlar sömürmeden, kendi kendini yemeden, dünyay kir-
letmeden, sular, topra§ ve havay kullanlamaz hale getirmeden ya³ayabilir
mi, yoksa onun bu canavarca saldrganl§ bir yerde kendi ba³n da belaya so-
kacak mdr? Olumsuz anlamnda bile, burada görülen gerçek, nicelikteki de-
§i³melerin, bir nitelik dönü³ümüne yolaçmaya hazrland§ yolundadr. Dün-
yann bu hzla kirletilmeye ve tüketilmeye devam etti§ini dü³ünürsek bir süre

80
sonra artk bugün elimizdeki nitelikleriyle henüz ya³anabilir durumda bulu-
nan dünyann gelecekte bir gün ya³anamaz hale gelece§ini söyleyebiliyoruz.
Olumsuz nicelik de§i³meleri, eninde sonunda dünyann niteli§inin olumsuz
olarak de§i³mesine yol açacaktr.

Kapitalizm, kendi varl§n da bir niceli§in art³nn sonucunda meydana


gelen devrimci bir sçramaya, devrimci bir nitelik dönü³ümüne borçludur.
Para, bir mübadele arac olarak insanlar tarafndan yakla³k üç bin yldr
kullanlyor. Eskiden de elinde çok miktarda altn, gümü³ ya da bronzdan ya-
plm³ para bulunan zenginler vard. Ama bunlar, ellerindeki paray sermaye
olarak kullanmak için gerekli tarihsel ko³ullarda ya³amyorlard. Deniza³r
ticaret yapan tüccarlar, derebeyleri, krallar, padi³ahlar, ellerinde büyük mik-
tarda para tutmalarna ra§men, bugünkü kapitalistler gibi, bu paray sermaye
olarak de§erlendiremiyorlard. Parann, ya da de§erli maddenin altnn,
gümü³ün sermaye haline gelebilmesi için, onu önce bir mala, bir ürüne çev-
irecek olan ücretli eme§in gücüne ve eme§in sömürülmesinden ortaya çkacak
olan art-de§er üretimine ihtiyaç vardr; sonra bu maln satlmasyla tekrar
daha çok paraya ya da kymetli madene çevirecek toplumsal ihtiyaçlarn ve
ili³kilerin bulunmas gerekir. Parann üretim ve yeniden üretim aracl§yla
de§il de, sava³la, tefecilikle, ya§ma veya a³r vergiyle ço§altlmas, onun ser-
maye olarak kullanlmas demek de§ildir. Çünkü sermaye, derebeyinin ya da
eski zaman tüccarnn parasndan farkl olarak yalnzca paradan ibaret de§il-
dir. Makinalar, hammaddeler, üretim ya da depolama için kullanlan binalar,
yani ksacas üretim araçlarnn tümü sermayenin bir bölümünü te³kil eder.
Sermayenin di§er bir bölümünü ise, emek gücünün satn alnmasnda kullan-
lan, yani i³çiye ücret olarak ödenen bölümü te³kil eder. Böylece, görülüyor ki,
küpe tklp samanlkta saklanan çok miktarda para ile, üretimde kullanlan
para arasnda önemli bir fark vardr ve bu fark, paray sermaye yapan farktr.
Sermayenin özelli§i, kendisini sürekli olarak artrabilmesindedir. Onu yaratan
³ey, parann kendi niceli§ini sürekli artrabilece§i ko³ullar bulmu³ olmasdr.
Bir ba³ka deyi³le, kendi niceli§inde bir birikim sa§layarak nitelikçe dönü³en
para sermaye halini alr.

Nicelik birikimlerinin nitelik dönü³melerine yolaçmasnn pek çok örne-


§ini, bilincimizde meydana gelen de§i³ikliklerde de görebiliriz. Bir zamanlar
yalnzca az ücret almaktan, hayat pahall§ndan yaknp duran bir i³çinin, ar-
tan yoksulluk ve skntlar içindeyken dü³üncelerinde de parça parça de§i³ikl-
ikler meydana gelir. Kendisi gibi yüzbinlerce, milyonlarca insann yoksullu§u
ile az sayda burjuvann büyük zenginli§i arasndaki uçurumu sorgulamaya
balad§nda, bunun önce kaderin bir oyunu oldu§unu dü³ünebilir. Kafas-
ndaki sorular ve kendince verdi§i cevaplarn yetersizli§i ço§aldkça, gerçe§i
bulmak iste§i de ço§alr. Bir gün küçük bir kvlcm, katld§ bir mitingde

81
duydu§u bir slogan, 1 Mays eylemi srasnda omuz verdi§i bir arkada³nn
küçük bir sözü, sorularnn ve çeli³melerinin anszn ortadan kalkmasna ve
kafasnn aydnlanmasna yol açabilir. Bu tpk, güne³in altnda yava³ yava³
snan bir gaz tüpünün birazck daha snnca anszn patlamasna benzer. Is-
nn niceli§i azar azar artm³, sonunda öyle bir snra gelmi³tir ki, bir birimlik
bir art³ artk patlayp dönü³menin sebebi olmu³tur. Ama bu bir birimlik
art³tan önce, biriken ve yo§unla³an binlerce birimlik bir birikim gerekli-
dir. Öyleyse, kafasnda sorularn ve çeli³melerin birikimine sahip olmayan
bir sradan i³çinin bilincinde de hiçbir kvlcm hiçbir patlamaya-dönü³meye
yol açmayacaktr. Demek ki, çeli³meleri yeterince olgunla³mam³, birikimi ve
büyümesi son snrna varmam³ hiç bir geli³me, yani niceli§i yeterince ve
gerekti§i kadar artmam³ hiç bir olay, nitelikçe sçramaya u§rayamaz.

82
Bölüm 16

Evrim ve devrim

Nicelik birikimlerinin a§r a§r ve zaman içinde gerçekle³mesi yoluyla mey-


dana gelen de§i³ikliklere, diyalektik dilde evrim denir. De§i³menin birden
bire ve nitelikçe meydana gelmesine ise devrim denir. Metazikçiler ve ide-
alistler, do§ada, toplumda ya da bilinçte, bu iki ayr hareket biçiminin mut-
lak olarak ayr ayr gerçekle³ti§ini ve birinin bulundu§u yerde di§erinin bu-
lunmayaca§n dü³ünmü³lerdir. Bir ço§u da, bütün ilerleme ve de§i³menin
yalnzca nicelik birikimi yoluyla, yani yalnzca evrim yoluyla gerçekle³ti§ini,
do§ada, toplumda, bilinçte hiç bir zaman devrimci dönü³ümlerin bulunmad-
§n ileri sürmü³lerdir. Diyalektik, hareket içinde, hem nicelik de§i³imlerinin
hem de nitelik sçramalarnn birlikte ve birbirlerini tamamlayarak gerçek-
le³ti§ini ke³fetmi³tir. Diyalektik açsndan bu iki hareket biçimi arasndaki
³u ili³ki kesindir: Evrim olmakszn bir devrimin olabilmesi imkan olmad§
gibi, bir devrime yol açmakszn evrimin devam edip gitmesi de imkanszdr.
Ancak görünü³te bunlar birbirlerinden farkl yaplar ve farkl zamanlarda ger-
çekle³en özellikler gösterse de, aralarnda olu³ ve gerçekle³me bakmndan bir
ayrlk da yoktur. Yani geli³me ve hareket, önce uzun bir evrim sürecinden
geçer sonra da bir devrimle nitelik dönü³ümüne u§rar denilemez. Geli³menin
ve hareketin her noktasnda, devrim ve evrim birarada ya³anr. Yalnz hare-
ketin o andaki karakterinin bir devrimci dönü³me mi, yoksa evrimci birikim
dönemi mi oldu§u, bu hareketin sürecin ya da nesnenin niteli§ini de§i³ti-
rip de§i³tirmedi§ine, ya da hangisi için gerçek imkanlar ta³d§na baklarak
söylenir.

Dünya i³çi hareketi, birçok evreden geçerek bugünkü durumuna geldi.


Ba³langçta, basit i³çi birlikleri halinde ve eski dönemlerden kalma lonca ör-
gütlerinin bir devam biçiminde olan i³çi dayan³ma birlikleri, ³ekilsiz daya-
n³ma sandklar aracl§yla mücadelelerini destekleyecek güçler bulabiliyor-

83
lard. Sonra sanayinin ilerlemesiyle, büyük ölçekli i³bölümünü ayn zamanda
büyük ölçekli elbirli§ine çeviren üretim birimleri kuruldu. Bu birikim, bu
geli³me, i³çi snf örgütlenmelerinde ve onlarn mücadelelerinde, nitelikçe ge-
li³melere yol açan devrimci sçramalara sebep oldu. ³çiler, önce sendikalar
yarattlar. Sendikalar, hiç ku³kusuz, eski dönemden kalma, basit ve ko³ullara
uygun dü³meyen örgüt biçimlerinde göre devrimci bir sçrama, bir nitelik
dönü³ümüydü. Uzun yllar, i³çiler, sendikalar etrafnda örgütlenmenin kar-
³la³tklar her sorunu çözmeye yetece§ini sandlar. Ancak mücadelenin yal-
nzca düzen içinde baz düzeltmeler yapmakla snrl kalamayaca§n ve i³çi
snfnn siyasi iktidar ele geçirerek toplumu yeni ba³tan bütünüyle yeniden
örgütlemeleri gerekti§i anla³lmaya ba³laynca i³çilerin sosyalist, komünist
partilerinde birle³meleri ve yeni örgüt biçimleri bulmalar gerekti ve bu yeni
bir devrimci sçrama noktas olu³turdu. Ancak i³çi snfnn içinde bulundu§u
toplam toplumsal ko³ullarda henüz bir nitelik de§i³ikli§i söz konusu de§ildi ve
kapitalizm kendi içinde geli³meye, kendi niteli§ini bulmaya çal³yordu. Yani,
genel bir evrim karakteri gösteren geli³menin içinde, küçük küçük devrimci
sçramalar ya³anyor ve bunlar toplam niteli§in de§i³mesi için yeterli olmasa
bile, birikimin ve geli³menin hzn arttryordu. Yalnzca i³çiler de§il, kapi-
talistler de ayn dönem boyunca, birçok devrimci geli³me ya³adlar. Buharla
çal³an makinalarn büyük ölçekli sanayide sermaye haline gelmesi, bankac-
lk sistemlerinin do§mas ve kredi kurumlarnn tefeci banker kurumlarnn
yerini almas, sonra da banka ve sanayi sermayelerinin birle³erek nans kap-
ital biçimin almas, kapitalizmin kendi içinde ya³ad§ sçramalardr. Böylece
görülür ki, her evrimci geli³menin içinde, bu geli³meyi sürekli güçlü ve iler-
letici klan devrimci sçrama anlar vardr ve bunlar olmakszn, kendi ba³na
nicelik birikimleriyle hiç bir gerçek ilerleme sa§lanamaz. E§er evrimci geli³me
biçimi, kendi içinde kendisinin bu niteli§ini de§i³tirmeyen küçük devrimci an-
lar ya³amam³ olsayd, nicelik birikimi bir ilerlemeye ve evrime de§il, yalnzca
büyümeye, hacimce ³i³meye ve sayca ço§almaya yolaçard ki, bu da hiç bir
zaman bir evrimin nasl olup da bir devrimle tamamland§n açklayamazd.
Bu, gerçek anlamyla, evrim ve devrim süreçlerinin içiçe ya³anmas demektir.

Ancak snar arasndaki politik mücadele, evrim ve devrim dönemlerini


birbirinden ayrt etmek, evrimci birikim ve a§r de§i³im ko³ullaryla, devr-
imci sçrama anlarn birbirine kar³trmamak ve birinde geçerli olan taktik
ve örgütlenme biçimlerini, plan ve programlar di§erinde uygulamaktan sa-
knmak gerekir. Yani evrim süreçlerinin içinde devrimci sçrama anlarnn
bulunmas, evrim ve devrim süreçlerinin bir ve ayn ³eyler oldu§u anlamna
gelmez. Evrimci ve devrimci geli³me dönemlerinin birbirinden ayrlmas, bi-
zim iste§imiz, bizim irademiz içinde olan bir ³ey de§ildir. Bir toplumsal süreç,
içinde devrimci geli³me anlarn ve küçük çapl patlamal-sçramal ilerleme

84
biçimlerini gösterse de, esas karateri bakmndan henüz nicel birikim, evr-
imci geli³im a³amasnda ise, burada o küçük devrimci sçramalara baklarak
bir devrim döneminin geldi§ine hükmedilemez. Ne var ki, devrimci bir parti,
evrimci geli³me a³amasnda da, ilerlemeyi hzlandran, geli³menin do§asna
uygun ve y§nlar tarafndan benimsenip tekrarlanabilen devrimci eylemler
koymaktan geri durmaz. Bizim ülkemizde çok yozla³trlm³ bulunan devr-
imci eylem kavram, yerinde ve do§ru kullanld§nda, toplumsal geli³menin
önünü açan, ona yeni imkanlar sunan ve kitlelerin birikmi³, bilinçlilik ve ör-
gütlenme sorunlarna çözümler getiren bir rol oynayabilir. Böylece devrimci
parti, henüz bir evrim dönemi ya³ad§ gerçe§ini bir an bile gözard etmeden,
ama böyle bir süreç içinde de devrimci sçrama imkanlarnn bulunabilece§i
gerçe§ine dayanarak kendi yolunu çizer. Çünkü o ³unu bilir: evrimci birikim
denilen ³ey, niteli§i hiç de§i³meyen birimlerin sayca art³ demek de§ildir.
Aksine, niteli§i farklla³an birimlerin niceli§inin, toplam niteli§in de§i³mes-
ine elverecek ölçüde artmas demektir. Bir toplumda, devrimci i³çi örgütleri,
yani sradan i³çi örgütlerinden nitelikçe farkl yeni tipte örgütler ne kadar
ço§alrsa, devrimin imkanlar o kadar artm³ demektir. Gene bir toplumda,
sosyalizmin ön biçimlerini az çok içinde ta³yan büyük sanayi kurulu³lar ve
büyük toprak i³letmelerinin says ne kadar çoksa, yani niteli§i farklla³m³
birimlerin niceli§i ne kadar ço§alm³sa, toplam nitelik dönü³ümü için o ka-
dar fazla imkan var demektir. Bir de tersini dü³ünelim. Niteli§i ayn kalan
örgüt ya da i³letme birimlerinin saysnn kat kat artmas, hangi de§i³iklik
için zemin hazrlar? Niteli§i ayn kaldkça, birimlerin saysnn ço§almasnn
nicelikten niteli§e geçi³ için bir manas yoktur. Bir i³letmedeki i³çilerin sa-
ysnn artmas, tek ba³na o i³letmenin niteli§ini de§i³tirmez. ³çi says ile
birlikte, fabrikann i³letme sisteminde, makinalarnn kalitesinde ve teknolo-
jinin derecesinde de bir yükselme varsa, yani artan ³eylerin niteliklerinde de
bir de§i³iklik varsa, i³letmenin niteli§i kalitesi de§i³ir. Niteli§i ayn kalan
unsurlarn sayca artmas, büyümesi ya da geni³lemesi, tek ba³na ne kadar
büyük olursa olsun, nitelikçe bir sçrama için yeterli de§ildir ve aslnda hiç
bir zaman yalnzca nicelik art³ diye bir ³ey sözkonusu olamaz.

85
Bölüm 17

Kar³tlarn birli§i ve mücadelesi

Geli³me ve ilerlemenin bir nitelikten bir ba³ka niteli§e geçi³ anlamna gel-
di§ini gördük. Ama bu sçramal ilerleme hareketinin yalnzca nicelik bir-
ikimlerinin bir sonucu oldu§u anlamna gelmez. Devrimci sçrama yoluyla
ilerlemede rol oynayan bir ba³ka fakat temel hareket biçimi, kar³tlar arasn-
daki mücadeledir. Toplumsal geli³me, bir yandan kendi unsurlarnn nicelikçe
art³ ve nitelikçe zenginle³melerine sahne olurken, bir yandan da artan ve de-
§i³en unsurlarn birbirlerine kar³t geli³en e§ilimleri arasndaki mücadeleyi de
ya³ar. Ve kar³t e§ilimlere, kendilerine ait ve birbirine kar³t programlara ve
toplumsal hedeere sahip olan bu unsurlar arasndaki mücadele, yani snf
mücadelesi, toplumun devrimci tarzda dönü³mesinin ve nitelik sçramasna
u§ramasnn esas sebebidir ve esas kayna§dr.

Ya³ad§mz her olay, tank oldu§umuz her geli³me ya da üzerinde i³ yap-


t§mz, de§i³tirmeye bir ba³ka ³ey haline sokmaya çal³t§mz her nesne,
bize önce bir kar³tl§n birli§i olarak görünür. Her olayda, her nesnede, her
dü³üncede, o olayn, nesnenin, ya da dü³üncenin geli³mesine, daha ileri ve
daha de§i³ik bir nitelik kazanmasna yol açan bir mücadele, bir iç çeki³me ve
farklla³ma vardr. Bir dü³ünceden bir ba³ka dü³ünceye, kendi içinde çat³-
madan, farkl dü³ünceler arasnda bir mücadele ya³amadan geçmek mümkün
de§ildir. Bir nesneyi de§i³tirmeye koyuldu§umuzda, kendisinden yeni bir ürün
çkarmak üzere bir hammaddeyi elimize ald§mzda onunla bir çat³maya gi-
reriz. Nesnenin bize direnen, bizim isteklerimize ve amaçlarmza kar³ koyan
bir yan vardr ve onun direni³ini krmak ve istedi§imiz biçime sokmak için
kol gücümüzden ba³ka araçlar da kullanmak zorunda kalrz. Odunu testere
ile keser, demiri çekiçle döveriz. Pamu§u iplik haline getirmek için birçok
a³amadan geçerek adm adm ilerleriz ve her admda pamu§un isteklerimiz
do§rultusunda de§i³mesi için yeni i³lemler yapar, yani onunla bizim hedee-

86
rimiz arasndaki bir çeli³meyi çözeriz.

Toplumun hayatnn da çeli³melerle ve birbiriyle çat³an güçlerle örüld-


ü§ünü görürüz. Birbirine kar³ duran ve kendi amaçlarn kendileri için ger-
çekle³tirmek isteyen farkl toplumsal snar arasnda her biri kendi amacn
gerçekle³tirmek üzere di§erinin üzerinde egemenlik kurmak için sava³tklar
bir mücadele ya³and§na tank oluruz. Diyalektik, geli³menin ve ilerlemenin
kayna§nda nesnelerin, olaylarn ve dü³üncelerin içindeki çeli³menin belirle-
yici bir rol oynad§n ke³fetmi³ ve böylece, metazik dü³ünce sistemlerinden
farkl olarak olaylarn ve nesnelerin kendi hallerinde ve çat³masz bir biçimde
de§il, içlerinde ta³dklar çeli³melerin ve d³larnda kendilerine kar³ duran,
onlarla çat³an ba³ka çeli³melerin çat³arak ve sava³arak etkili oldu§u bir
süreçte de§i³ti§ini ve dönü³tü§ünü göstermi³tir. Her canl, kendi ölümünü
içinde ta³r. Bebek, daha do§du§u andan itibaren ölmeye, ölümün unsurlar-
n içinde ta³maya ba³lar. Eski ile yeni arasnda, yeninin kendi içinde eskinin
unsurlaryla yeninin özellikleri arasnda, varolan her ³eyin kendi içinde ve
bütün varlklarn kendi aralarnda bitmez tükenmez bir çeli³me ya³anr. Ve
ilerleme, daima bir çeli³menin yeni olann lehine ve eskinin zararna çözülmesi
ile olur. Bu bakmdan, büyük devrimci ve diyalekti§in ustas Lenin, geli³me
kar³tlarn mücadelesidir demi³tir. Kar³tlk, yani birbirine kar³ geli³me ve
ilerleme do§rultular bulunan unsurlar arasndaki çeli³me, hayatn her belir-
tisinde, ya³ad§mz her olayda ve tand§mz bütün insanlarda vardr. Ama
çeli³enlerin bu birarada bulunmalar ve birbirlerini yok etmeden birlikte ya-
³ayabilmeleri uzun sürmez. Kar³tlarn birli§i geçici, mücadelesi ise süreklidir.

Toplumu devrimci tarzda de§i³tirmek isteyen i³çi snfnn ve onun dev-


rimci komünist partisinin, kar³tlarn mücadelesi yasasndan yararlanmas
esastr. Toplum hangi unsurlardan olu³maktadr, bunlar arasndaki çeli³meler
nelerdir ve çeli³en bu unsurlardan hangisi ilerlemeyi, geli³meyi temsil ediyor,
hangisi geri olan ve ölmekte olan temsil ediyor? leriyi temsil eden unsur-
larla yakn duran ve eskiye, çürümekte, yklmakta olana kar³ olan, onunla
çeli³en ba³ka hangi güçler ve unsurlar vardr? Bu de§i³ik unsurlarla i³çi snf
arasnda ayrca bir çeli³me var mdr, varsa bu çeli³me hangi yöntemlerle ve
hangi araçlarla ne biçimde çözülmelidir? Bütün bu sorularn cevabn do§ru
veren bir devrimci parti, toplumsal devrimin bir plann kolayca ve ba³arl
bir ³ekilde yapmaya hazr demektir. E§er toplumsal hayat çeli³mesiz, birbir-
ine kar³ duran ve birbirleriyle çkarlar çat³mayan unsurlarn uyumlu birli§i
olarak görürsek, devrimi hangi gücün hangi di§er güçlerle ne tarzda birle³erek
gerçekle³tirece§i gibi bir soru da aklmza gelmez. Bundan dolay, topluma
devrimci bir tarzda bakmak demek, onu kaçnlmaz olarak bir de§i³ime göt-
ürecek olan çeli³meleri bulmak demektir.

87
Bu yüzden burjuvazi, sürekli olarak ya³ad§mz toplumda snf çeli³mele-
rinin bulunmad§n, birlik ve beraberlik içinde ya³ayan bir ulus oldu§umuzu
propraganda eder. E§er i³çilerle burjuvalar arasnda ufak tefek sürtü³meler
oluyorsa, bunlar aile içindeki normal tatszlklar olarak tantlr. Ya³anan
çeli³menin emekle sermaye arasnda bir çeli³me oldu§unu ve bu çeli³menin
kutuplar arasndaki mücadelenin geçici ve gündelik bir mücadele olmayp
dünyay de§i³tirecek güce sahip temel ve kalc bir çeli³me oldu§unu gizle-
meye çal³r. Oysa, bilinçli her i³çi, diyalekti§in evrensel yasalarndan biri
olan kar³tlarn birli§i ve mücadelesi yasasnn, kar³tlarn birli§inin geçici,
mücadelesinin esas oldu§unu bildiren hükmüne dayanarak, burjuvazi ile ara-
sndaki mücadelenin, aile içindeki bir tatszlk de§il, de§i³mez, kaçnlmaz,
zorunlu bir kavga oldu§unu bilir. [trnak?] Bugün ücretler, sigorta primleri,
fabrikada i³ ko³ullarnn düzeltilmesi, daha çok sosyal hak, daha çok i³ güven-
cesi gibi taleplerle kendisini gösteren bu mücadelenin, özünde emekle sermaye
arasndaki uzla³trlamaz, bastrlamaz çeli³menin bir belirtisi oldu§unu bilir.
Bu çeli³menin, kapitalizmin üretim araçlar üzerindeki özel mülkiyeti kuran
ve böylece de kendi yaratt§ toplumsal üretimle çeli³en düzeninin bir sonucu
oldu§unu görür ve çeli³menin ortadan kaldrlmas için yalnzca ücretlerin
yükseltilmesinin, çal³ma ko³ullarnn iyile³tirilmesinin yetmeyece§ini görür.
Temeldeki çeli³menin ortadan kaldrlmas ve snar arasndaki kavgann son
bulmas için, i³çi snf burjuvazinin snf iktidarna, üretim araçlar üzerin-
deki özel mülk sahipli§ine yani burjuvazinin bir snf olarak varl§na son
vermek ve üretimin toplumsal yapsna uygun olarak mülkiyet üzerinde de
toplumsal bir sistem kurmak zorundadr.

Çeli³melerin do§as hakkndaki diyalektik bilimi, burjuvazinin çok eski


zamanlardan beri ileri sürdü§ü, uyum içinde birarada ya³ama ve çeli³me-
siz varolu³ görü³lerine tam anlamnda kar³t oldu§u için devrimcidir. Çünkü
de§i³tirici eylemin, toplumu dönü³türme faaliyetinin ana halkasnn nerede
bulundu§unu, içinde ya³anan toplumun zayf ve çürüyen noktalarnn neler
oldu§unu ve hangi güçleri bu zayf noktaya sevkedece§ini devrimci i³çi sn-
fna gösterecek olan bu bilimdir. E§er çeli³me yoksa, yani e§er yap kendi
içinde uyumlu, birle³ik ve mücadelesiz ya³amaya yetenekliyse, açktr ki onu
de§i³tirmek de imkanszdr. Fakat gerçek böyle midir? Toplumun bütünüyle
çkarlar birbirine kar³t snara bölündü§ünü ve ³imdiki ili³kiler devam et-
tikçe bu çeli³melerin çözülmesinin imkansz oldu§unu herkes görüyor. Ücret-
lerde bir parça art³ sa§lamakla, ya da sosyal konutlar yapmakla i³çi snfnn,
emekçi köylülü§ün yoksullu§una son vermek mümkün mü? Farzedelim ki, bu
düzen her i³çiye bir ev, bütün çocuklara okuma imkan ve herkese sa§lkl ya-
³ama ko³ulu sa§lad: o durumda bile, bütün bu sa§lanan imkanlar i³çi snf-
nn eme§inin sömürülmesine dayanmayacak m? Harcanan her kuru³ i³çilerin

88
srtndan çkarlan art-de§erin bir ksm olmayacak m? “u halde, kapitalist
toplumun varolmaya devam etti§i ko³ullarda, yani i³çilerin art de§er sömü-
rüsünden kurtulmadklar bütün ko³ullar altnda, ya³ama ko³ullar ne kadar
yüksek olursa olsun, i³sizlik tehlikesi ne kadar giderilmi³ bulunursa bulunsun,
kavgann, snf mücadelesinin kayna§ kurutulmu³ olamaz. Çeli³ki, çeli³en ku-
tuplar varolmaya devam etti§i sürece varl§n korumaya ve toplumsal hayat
içinde etkili olmaya devam edecektir. Bu kuraldan ³u sonuç çkar: snara bö-
lünmü³ bütün toplumsal sistemlerde, birbiriyle mücadele eden güçler arasn-
daki kavgann nihai bir tek çözümü vardr; o da snarn ortadan kaldrld§
yeni bir toplumsal sisteme geçmek. Burjuvazi, i³çi snf olmadan ya³ayamaz.
Çünkü onun varl§, ba³ka hiç bir ³eye de§il, i³çilerin sömürülmesine ba§l-
dr. Canl emek sömürüsü olmadan kapitalistlerin varlklarn sürdürmeleri
imkanszdr. Ama i³çiler, burjuvalar olmadan ya³ayabilirler. Üretim araçlar-
nn mülkiyetini toplumsal mülkiyet haline getirdiklerinde, artk ba³larnda
bir patron olmakszn, üretimi kendileri ba³arabilirler ve bunun yakn tarihte
ya³anm³ pek çok örne§i vardr. Hatta sosyalist bir düzene geçmeden önce
bile, devrimci kalk³ma dönemlerinde, i³çiler fabrikalara, ocaklara elkoyarak
kendi ba³larna üretimi planlayabileceklerini, hammadde temini için kendi
anla³malarn yapabileceklerini göstermi³lerdir. Bunlar, ksa süreli ve ancak
devrimci dönemlerde gerçekle³en olaylar olsa da patronsuz bir dünyann
mümkün ve ba³arlabilir oldu§unu kantlayan olaylardr.

89
Bölüm 18

Antagonist ve antagonist olmayan

çeli³meler

Çeli³melerin farkl yaplarda olmas onlarn çözümü için kullanlan yöntemle-


rin ve araçlarn da farkl olmas sonucunu do§urur. Bu bakmdan farkl türden
çeli³melerin çözülmesinde ayn araçlar kullanlmaz ve böyle bir yanl³lk, çel-
i³menin çözülmesinden ziyade bozulmasna veya yapnn de§i³tirilmek istenen
türden daha farkl bir biçimde ve istedi§imiz ³ekilde de§i³mesine yol açabilir.
Bu yüzden bir çeli³menin hangi türden oldu§unu saptamak son derece önem-
lidir. Diyalekti§in büyük ö§retmenleri, çeli³melerin esas olarak iki ana türden
olabilece§ini söylemi³lerdir. Bu türler ³unlardr: Uzla³trlabilir çeli³meler ve
uzla³maz çeli³meler. Uzla³maz çeli³melere, bilim dilinde antagonist çeli³me
denir.

Antagonist yani uzla³trlamaz çeli³meler, ancak çat³ma yoluyla ve her


kutuptan birinin ortadan kaldrlmasyla çözülebilecek türden çeli³melerdir.
Örne§in burjuvazi ile i³çi snf arasndaki çeli³me böyle bir çeli³medir ve çat-
³mal biçimler almakszn çözülebilir olmaktan uzaktr. ³çi snf ile burjuvazi
arasndaki çeli³me, ancak kapitalist snfn siyasi iktidardan uzakla³trlmas
ve üretim araçlar üzerindeki özel mülkiyetine son verilmesiyle çözülebilir.
Bu, burjuva snfnn varlk ko³ullarna son vermek, bu anlamda da onu s-
nf olarak ortadan kaldrmak demektir. Ba³ka türlü çözülemeyecek olan bu
türden çeli³melere uzla³trlamaz, ya da antagonist çeli³meler denir. Siyasi
mücadelede, art-de§er sömürüsü üzerine kurulmu³ toplumsal yapnn ana
snar arasndaki çeli³menin antagonist oldu§unu tespit etmek çok önem-
lidir. Çünkü, bu gerçe§in inkar, reformcu görü³lerin geli³mesine yol açar.
Oportünistler ve revizyonistler, özellikle günümüzde olup bitenlere bakarak,
dünya çapnda burjuvazi ile i³çi snf arasndaki çeli³menin artk yumu³a-

90
d§n, burjuvazinin i³çi snfyla gittikçe yaknla³t§n ve sömürü mekan-
izmasnn kapitalizmin ilk dönemlerindeki gibii³lemedi§ini ileri sürüyorlar.
Antagonizmann yok oldu§unu ileri sürerek, snar arasnda bir uzla³ma po-
litikasnn izlenmesini ve i³çi snf ile burjuvazinin bar³ içinde ya³amasn
ö§ütlüyorlar. Sömürünün inkar edilmesi demek olan bu politikalar tamamen
i³çi snfna ve emekçi snara kar³dr. Diyalekti§in bu kuralnn iyice bil-
inmesi ve sosyal ve siyasi hayatta uygulanmas i³çi snfnn kendi durumu-
nun bilincinde olmasn sa§layacak ve di§er emekçi snara kurtulu³ yolunu
göstermesi için kuvvet verecektir. Antagonist çeli³meler, snara bölünmü³
olmann bir sonucudur ve çkarlar kar³t snar varoldukça toplumsal yapy
belirlemeye devam edeceklerdir.

Fakat küçük mülk sahibi köylülük ya da küçük emekçi zanaatkarlarla


i³çiler arasndaki çeli³me, antagonist de§il, uzla³trlabilir ve çat³masz olarak
çözümlenebilir çeli³melerdir.

Mülk sahibi snarla i³çi snf arasnda, yani mülksüz, üretim araçlar
üzerinde mülkiyet hakk bulunmayan i³çi snf arasndaki çeli³me, genel ola-
rak uzla³maz bir çeli³me olu³turmasna kar³lk, özellikle sosyalist devrim-
den önceki dönemlerde, küçük mülk sahiplerine i³çi snfnn bak³ farkl-
dr. Küçük mülk sahipleriyle büyük mülk sahipleri, uluslararas kapitalist-
ler, i³çi snfnn gözünde ayn olamazlar. ³çilerin önderlik edece§i bir devr-
imde, küçük mülk sahibi olmakla birlikte kendi eme§iyle geçinen insanlarn
olu³turdu§u snar, i³çilerin toplumsal gücünün bir parçasn olu³tururlar
ve büyük kapitalistlerin aznlk iktidarna kar³, i³çi snf, emekçi köylülük
ve zanaatkarlarla birlikte hareket eder. Onlarn da kapitalizmin tekelci biçi-
minden zarar gördüklerini, gittikçe yoksulla³tklarn ve tekelci kapitalistler
tarafndan yokolma, mülklerini kaybetme tehlikesi ile kar³ kar³ya brakld-
klar için i³çilerin devrimci atlmlarn desteklemeye istekli olduklarn bilir.
1989 Mart-Nisan i³çi eylemleri srasnda, gerek küçük esnaf, gerekse üretici
köylülük, i³çilerin eylemlerini kendi sorunlarna da bir çözüm getirebilece§i
umuduyla çe³itli biçimlerde desteklediler. A³r kar hrsyla hareket eden ve
bu yüzden halkn büyük ço§unlu§unu hem ekonomik bakmdan ezen, hem
de karlarnn devam için siyasi iktidarlarn bask arac olarak kullanarak
kar³ çk³lar engellemeye çal³an tekelci kapitalistler kar³snda, yalnzca bu
sömürünün en yakn muhatab olan i³çi snf de§il, çal³an halkn tamam
mücadele iste§i içindedir. Bu da göstermektedir ki, halk ile tekelci burjuvazi
ve onun ekonomik ve siyasi destekçisi olan uluslararas emperyalizm aras-
nda derin bir çeli³me bulunmaktadr. Fakat, küçük mülk sahibi köylülük ve
küçük esnaf, kendi snf tabiat gere§i özel mülkiyetin ilgas demek olan sos-
yalizm kar³snda çekingendir ve bu yüzden hede sosyalizm olan i³çi snf
ile onlar arasnda da bir çeli³me vardr. Buna ra§men, i³çi snf, kendi kur-

91
tulu³u için mücadele ederken, hasmnn kar³snda bulunan bu büyük kitleyi
hesaba katmal, kendi kurtulu³larn i³çilerin kurtulu³una ba§lamak isteyen,
ya da en azndan kurtulurlarsa i³çilerle birlikte kurtulacaklarn dü³ünen halk
kitlesinin taleplerini do§ru de§erlendirmelidir. Çünkü sözkonusu çeli³me, bu
a³amada antagonist bir çeli³me de§ildir.

³çilerin devrimci komünist partisi, devrim program yaparken, bu çeli³-


meyi gözönüne alr. Yani kimler arasnda uzla³maz bir çeli³me vardr, kimler
arasndaki çeli³meler uzla³abilir niteliktedir, bunlar ayrt eder. Birle³ebilecek
olanlar en geni³ bir cephede birle³tirip kar³sndaki heden gücünü küçült-
ürken kendi gücünü arttrr.

Sosyalizmde, snar arasndaki uzla³maz kar³tlklar yok edilmi³ olacak-


tr. Bu yüzden Lenin, Antagonizma ile çeli³me asla ayn ³ey de§ildir; bunlar-
dan birincisi sosyalist toplumda kaybolacak, ikincisi ise kalacaktr demi³tir.
Çünkü antagonist olmayan çeli³meler, yalnzca toplumsal snar arasnda de-
§il, örne§in üretim ile tüketim arasnda, ekonominin çe³itli i³kollar arasnda,
üretici güçlerin çe³itli geli³me ihtiyaçlar ile eldeki imkanlar ve yönetim ³ekil-
leri arasnda vs. vs. varolmaya ve çözüm bekleyen çeli³meler olarak toplumsal
hayat etkilemeye devam edeceklerdir. Halkn çe³itli tabakalar arasnda, i³çi-
lerle köylüler arasnda, kr ve kent arasnda, kafa eme§i ile kol eme§i arasnda
bir çeli³me varolmaya devam edecektir. Fakat bu çeli³melerin hiçbiri, çeli³en-
lerden bir taraf kar³ devrim ya da uluslararas emperyalist burjuvazi taraf-
ndan örgütlenip politik bir araç olarak kullanlmadkça, antagonist çeli³me
halini almayacaktr.

Önceki bölümde, yeryüzündeki her olay ve nesnenin birbirine ba§l ol-


du§unu, böylece dünyann bir bütün olu³turdu§unu söylemi³tik. Çeli³kilerin
varl§, bütünlü§ün ortadan kalkmas demek de§ildir. Bütün, kendi içinde
çeli³meli olabilir ve bu onun hareket etmesini sa§lar. Ancak çeli³me bütüne
yalnzca hareket kazandrmaz: onun ne yönde hareket edece§ini ve ileride na-
sl bir biçim alabilece§ini de tayin eder. Önemli olan, dünyay ³imdi varoldu§u
biçimden bir ba³ka biçime, toplumsal ili³kileri bir ba³ka ili³ki biçimine dön-
ü³türmek için hareket eden snfn, bu bütünlü§ün do§asn kavrayabilmesi,
içindeki çeli³meleri do§ru de§erlendirerek bunlar üzerinde i³lem yapabilmes-
idir. Ba§ntl bir bütün oldu§unu bildi§imiz dünya üzerinde çeli³en kutuplar
arasnda do§ru bir de§erlendirme yaparak etkisini ve gücünü çeli³melerin
devrimci ve ilerletici tarzda çözülmesine yöneltmi³ bulunan snf, dünya üze-
rindeki bütün ili³kileri etkileyecek sonuçlar elde etmeyi de ba³aracaktr. Her
³ey birbirine ba§lysa ve her de§i³iklik bütünün di§er parçalarnda da de-
§i³iklik meydana getiriyorsa, i³çi snf elindeki diyalektik bilimini kullanarak
do§ru politikalar in³a etmeyi ve bütün dünyada burjuvazinin egemenli§ine

92
son vererek, dünyay i³çilerin bütünsel dünyas haline getirmeyi ba³aracak-
tr.

93
Bölüm 19

Objektif ve sübjektif

Ancak, yeryüzünde her ³ey insanlarn iradesine ve iste§ine ba§l de§ildir.


Kar³lkl mücadele eden ve birbirlerine kar³ hareket eden çeli³ik kuvvetlerin
hiçbiri, e§er isteklerini gerçekle³tirmek için elveri³li nesnel-maddi imkanlar
bulamyorlarsa, yani bilimin diliyle söyleyecek olursak, objektif ko³ullar uy-
gun de§ilse, kendi hedene ula³amazlar. Dünya, insanlarn iradelerine göre
de§il, kendi maddi varolu³ yasalarnn ak³na göre hareket eder.

Yalnz do§a de§il, içinde ya³ad§mz toplumun kurulu³ ve i³leyi³ biçimi


de hem bireylerin hem de snarn kendileri için bir ³eyler yapabilmesini s-
nrlar, engeller. nsanlar, do§ann kendilerini snrlamasnn ve kendilerinin
denetleyemedi§i olaylarla kar³sna dikilip kendisine zarar vermesinin önüne
geçebilmek için birçok çabaya giri³mi³lerdir ve bunlarn bir ksmnda bugün
için önemli ba³arlar da elde etmi³lerdir. Örne§in susuzluktan kavrulmamak
için ya da selleri engellemek için barajlar yapm³lardr. Ate³i sönmeden tu-
tabilmek için bin yllarca u§ra³tktan sonra, bugün istedi§i her yerde bir
tek dü§meye basmakla, ya da bir çöpü kimyevi bir maddeye sürtmekle sü-
rekli olarak ate³ elde edebilecek duruma gelmi³lerdir. Karanl§ yenmek için
elektrikten, da§lar a³abilmek için karayollarndan, tünellerden, okyanuslar
a³abilmek için gemilerden uçaklardan yararlanacak duruma gelmi³lerdir. Do-
§ann kendi istek ve hedeeri önünde engel te³kil eden pek çok zorlu§unu
bir biçimde a³abilmeyi ba³arabilmi³lerdir. Do§a gibi, içinde ya³anlan top-
lum da insanlarn önüne engeller diker. Yoksullu§u, hastal§ yenmek için
kapitalizm, insana para sahibi olma yolunu gösterir ama para sahibi olmak
için kapitalizm ko³ullarnda namuslu emek harcamak yetmez ve çal³an in-
sanlar ne kadar çok çal³rlarsa çal³snlar gene de kapatldklar toplumsal
duvarlar a³amazlar ve kendilerini kt kanaat geçindirecek bir yoksulluktan
kurtulamazlar. Do§a kar³snda birçok zafer kazanan insan, toplumun önüne

94
dikti§i engelleri a³mada o kadar ba³arl de§ildir. Ama bunun da bir yolu
oldu§u, toplumun dönü³türülmesinin ve çal³an insanlarn iradelerine kar³
koymayan, her ³eyin eme§e göre ve emek için düzenlenebilece§i toplumsal
ko³ullarn yaratlabilece§i bugün artk biliniyor.

Ancak snf olarak, isteklerimizin ve özlemlerimizin ne kadarn ne zaman


ba³arabiliriz? Yeryüzünde istedi§imiz her ³eyi yapabilir miyiz? rademiz, yal-
nzca kendi iradi gücümüz, yapmak istedi§imiz her ³eyi gerçekle³tirmeye ye-
terli midir? Bizi snrlayan, önümüzde engel te³kil eden nedir?

nsanlarn iradesi ile onlarn d³ndaki maddi ko³ullar arasnda bir çat³ma
bulundu§u ve toplumlarn ya da tek tek insanlarn kendi hedeerini gerçekle³-
tirmek için ileri atldklar her zaman bunu ba³aramadklar ya da ancak belli
ko³ullar elveri³liyse ba³arabildikleri bilinir. Bireyler gibi toplumlar, snar da
isteklerini gerçekle³tirebilmek, kendilerine tarihte diledikleri biçimde bir yer
açabilmek için sava³rlar. Toplumlarn, yaratma ve kendi d³ndaki olaylar
denetleme iradesi önündeki engelleri temizlemek için giri³tikleri ve bütün bir
insanlk geçmi³i boyunca ve bugün devam eden bu mücadeleye tarihsel ey-
lem denir. nsanlarn toplumsal alandaki tarihsel eylemlerinin kar³snda
toplumun tarihsel ko³ullar bulunur. Tarihsel ko³ullar, toplumun bir ksm
geçmi³ten devralnan üretim ko³ullardr; makinalar, de§i³im tarzlar, snf-
larn olgunluk düzeyi, kültür ortam, üretici güçlerin geli³mi³lik düzeyi, ve
devlet biçimi, siyaset tarz, hepsi birden hareket halindeki toplumun tarih-
sel ko³ullarn olu³tururlar. Ve insanlar, toplumsal-tarihsel eylemlerini, hem
bunlara kar³ ve ayn zamanda da bunlarn içinde gerçekle³tirmeye çal³rlar.
nsanlarn tarihsel-toplumsal eylemi, kendi d³ndaki bu tarihsel çerçeve ile
snrlanm³tr. Onlarn yaratma ve denetleme istekleri, denetlemek istedik-
lerinin tarihten gelen gücü ile, kalcl§ ile snrlanm³tr. Çorak ve kayalk
bir araziye bu§day ekmeye çal³an köylüye herkes gülüp geçer: çünkü bilinir
ki, ürün alabilmek için topra§n elveri³li ko³ullara sahip olmas, su ve yeterli
besin maddesi ta³mas gereklidir ve çorak araziden ürün almak isteyen köy-
lünün bu iste§i ve iradesi hiç bir zaman objektif ko³ullardaki bu yetersizli§in
giderilmesine yetmez. Topra§n temizlenmesi, kanallar açlmas ve gübrelen-
mesi olmakszn, bir ba³ka deyi³le, bu§day ekimine uygun objektif ko³ullar
hazrlanmakszn ya da kendili§inden bulunmakszn köylünün çabas bo³a
gidecektir.

Toplumsal devrimci eylemle tarihsel ko³ullar arasndaki ili³ki de böyledir.


Ancak bu demek de§ildir ki, devrim yapmak için eli kolu ba§l oturup ko³ul-
larn olu³mas beklenmelidir! Objektif, ya da nesnel ko³ullar, bizim istek ve
irademizin d³nda, kendi varolu³ yasalaryla hareket eden ve bizim üzerler-
inde etkide bulunmamz ancak ³arta ba§l ve göreceli olarak mümkün olan

95
ko³ullardr. nsan iradesi, eylemsiz olarak, saf dü³ünce ve istek düzeyinde,
hiç bir zaman nesnel-maddi ko³ullarn üzerine çkamaz ve onlarn belirledi§i
imkanlarn d³nda hareket edemez. Bununla birlikte, insano§lu maddi-nesnel
ko³ullarn kölesi ve bir ba§mls da de§ildir. Her iradi çaba ve istek, daima
maddi dünyada varolan baz imkanlarn ele geçirilmesi, do§ru kullanlmas
ve de§i³tirilerek i³lenmesi ile hedene ula³r. nsan elinde bulunan ve ilk ba-
k³ta kendi amaçlaryla çeli³meli gibi görünen, kendi amaçlarna ula³mas
için elveri³li oldu§u izlenimini vermeyen pek çok maddeyi kendi ihtiyaçlar-
na uygun hale getirmeyi ba³ararak ilerlemi³tir. Öyleyse, ³u anda devrimin
maddi-nesnel ko³ullarnn bulunmamas, ne bizim oturup onun olgunla³ma-
sn beklememizi gerektirir, ne de bundan böyle hiç bir zaman bir devrime
ula³amayaca§mz... Yukarda, çeli³melerden sözederken, toplumun hareket
ettirici gücü olarak de§erlendirdik onlar. Çeli³meler, ayn zamanda devr-
imin i³lenmeye hazr imkanlar ve malzemeleridir. Devrimin hammaddesi,
toplumun içinde ya³ayan çeli³melerdir ve bunlarn olgunla³p keskinle³mesi,
devrimin ko³ullarnn da olgunla³mas anlamna gelmektedir.

Fakat, devrim için yalnzca objektif ko³ullarn olgunla³m³ olmas yetmez.


Bunun d³nda, fakat buna skca ba§l olarak, devrim için gerekli subjektif
ko³ullar n da yeterince geli³mi³ olmas gerekir. Sübjektif, yani öznel ko³ul
denilen ³ey, i³çi snfnn ve devrimden çkar olan emekçi halk snf ve ta-
bakalarnn bilinç ve örgütlenme düzeyidir. ³çi snf, objektif ko³ullarn bir
devrim için olgun oldu§u anlarda bile, e§er sübjektif olarak buna hazr de-
§ilse, yani örgütlenme ve bilinç düzeyi böyle bir devrime önderlik edecek, onu
sonuna kadar götürecek kadar geli³memi³se, ve en önemlisi kendi ihtilalci
partisi etrafnda birle³memi³se, devrim frsatn kaçrr. Yalnz ba³na süb-
jektif etken bir devrimi gerçekle³tirmeye yetmez, ama o olmakszn, devrim
için olgunla³m³ bulunsa da objektif ko³ullarn içinden bir devrim çkmas
da mümkün de§ildir. Çünkü, toplumlarn hareketinde ve toplumsal de§i³-
mede, maddi-nesnel ko³ullar belirleyicidir ve devrimci bir parti, bu yüzden
pratik çal³masn toplumun maddi ihtiyaçlarn, geli³me düzeyini gözeterek
yürütür. Bunlardan ba§msz ya da bunlarla uyu³mayan planlar, yüksek k-
irler, bu maddi ko³ullar gözetmeyen kurtulu³ planlar yapmak idealistlere,
ütopyac (hayalci) küçük burjuva siyasetlerine mahsustur. Stalin'in dedi§i
gibi, Marksizm-Leninizmin gücü ve canll§, toplumun gerçek ya³amndan
kopmadan, pratik çal³malarn toplumun maddi ya³amnn geli³me ihtiyaç-
larna dayandrmasndan gelmektedir. Devrimci komünizm, kendi kafasndan
geçenlerin toplumun içinde bulundu§u maddi ya³am ko³ullarndan daha etk-
ili oldu§unu iddia etmez. Bu kirler ne kadar güçlü, ne kadar do§ru olurlarsa
olsunlar, kendi ba³larna, toplumsal bir devrimi gerçekle³tirmeye yetemezler.
Toplumsal devrim, o devrimi kendi hayatnn gerçek bir ihtiyac olarak iste-

96
yen milyonlarca i³çi ve emekçinin bizzat kendi kollaryla ba³arabilecekleri bir
tarihsel eylemdir. ³te y§nlarn iradesinin böylesine devasa bir eylem için
kendini ortaya koyu³udur ki, devrim için gerekli ko³ullarn bulundu§unu gös-
terir. Yalnzca öncünün istek ve iradesi ya da i³çi snfnn en ileri unsurlarnn
eylem ve iradesi, bütün bir toplumu ilgilendiren devrim için yeterli de§ildir.

Bununla birlikte, kirlerin, teorilerin siyasal örgütlerin tarihte oynadklar


çok önemli bir rol vardr ve tarihsel materyalizm, hayatn maddi ko³ullarn
öne çkarrken, bunlarn önemini asla inkar etmez. lerici devrimci kirler,
toplumun ilerlemesini ve geli³mesini kolayla³trrlar. Ve bu kirler, toplu-
mun maddi geli³mesinin ihtiyaçlarna ne kadar cevap verebiliyorlarsa o kadar
büyük önem ta³rlar. Ne var ki, böyle dü³ünceler, kirler, ancak toplumun
maddi ya³amnn ilerlemesinin topluma yükledi§i yeni görevlerin sonucunda
ortaya çkarlar. Ancak belli bir geli³me düzeyine gelmi³ ve daha ilerisine geç-
mek için kendisine bir yol arayan toplumlarda bu ihtiyaca cevap vermek üzere
ve do§rudan do§ruya o toplumun tarihsel birikiminin ve geli³mesinin bir ür-
ünü olarak do§arlar. Bu andan sonraki görevleri de hayatn çe³itli sorunlarna
yeni, do§ru ve tutarl cevaplar geli³tirmektir. ³te yeni kirlerin, yeni teorile-
rin ve yeni siyasi görü³lerin toplumu örgütleyici, harekete geçirici ve de§i³tirici
önemi bu noktadan sonra ba³lar. Gene Stalin, bu konuda ³unlar söylüyor:
[trnak?] Yeni toplumsal kirler ve kuramlar, aslnda toplum için gerekli ol-
duklarndan toplumun maddi ya³amnn geli³mesinin olgunla³m³ görevlerini
bunlarn örgütleyici, harekete geçirici ve de§i³tirici etkisi olmadan çözmek
olanaksz oldu§u için ortaya çkarlar. Toplumun maddi ya³amnn geli³mesi-
nin dayatt§ yeni görevlerin temeli üzerinde ortaya çkan bu yeni toplumsal
kirler ve kuramlar, yeni bir ç§r açarlar ve y§nlarn ortak mal olurlar, on-
lar harekete geçirir ve toplumun can çeki³en güçlerine kar³ örgütler ve böy-
lece toplumun maddi ya³amnn geli³mesi önünde bir engel olu³turan güçlerin
devrilmesini kolayla³trrlar. Daha çok önceleri, Marks ³öyle demi³ti Teori,
y§nlar kucaklad§ zaman maddi bir güç halini alr. Demek ki, yalnzca
öncünün kafasnda yer tutan, yalnzca bir avuç fedakar sava³çnn inand§
kirler maddi bir güç te³kil edemezler. Bir partinin sloganlarnn, dü³ünce-
lerinin ve toplumun gelece§i için hazrlad§ planlarn do§rulu§una, ba³ta i³çi
snfnn ve emekçi halkn inanmas ve onu kendi planlar, kendi dü³ünceleri
ve kirleri olarak görmesi gerekmektedir. Bunu y§nlar ancak kendi deneyle-
riyle ö§renebilirler. Partinin söylediklerinin do§rulu§unu kendi eylemi içinde
snamadan, o görü³lerin kendi hayatn gerçekten de§i³tirece§ine güvenmeden
ve partinin sloganlarnn do§rulu§unu bizzat kendi hayat kavgas içinde gör-
meden, y§nlarla parti arasnda bir kir birli§i kurulamaz. Parti, i³çi snf ve
halka kendi kirlerini usanmadan anlatyor. Sözlerinin do§rulu§u konusunda
snf ve halk ikna etmeye çal³yor. Fakat onlarn do§rulu§unu kitleler bizzat

97
kendi hayat içinde denemeden, kendi hayatlarnn bir parças haline getirme-
den, bu kirler, maddi güç halini alamazlar. Yüz yllardr, halk y§nlar,
devletin ölümsüz oldu§una, devletsiz ya³anamayaca§na inandrlm³tr ve
bu inanç zaman zaman ykntya u§rasa da, zayasa da hala büyük ölçüde
ya³amaya devam etmektedir. Ve bir komünist, gelecekte insan olmakszn
ya³ayacaklarn söyledi§inde, baz insanlarn buna inanmalar çok zor olmak-
tadr. Bunun gibi bir çok yanl³, temelsiz ve hayali kir, hiçbir gerçeklikleri
olmad§ halde y§nlar kucaklam³ bulunmaktadr ve olumsuz anlamda
birer maddi güç halini alm³lardr. Batl inançlar, burjuva propagandasnn
reklamn yapt§ bir çok köhne kir, dinsel ve felse inanç, kendilerine kar³
ayrca mücadele edilmesi gereken güçler olarak devrimci snf mücadelesinin
kar³snda durmaktadr. Bizler nasl bu kirleri kendi mücadelemizin önünde
canl, gerçek, maddi birer engel olarak buluyorsak, yani sadece milyonlarca
insan bu kirlere inand§ için onlar tpk di§er nesnel kuvvetler gibi bizim ön-
ümüzde etkili engeller olarak duruyorsa, bizim kirlerimizin de burjuvazinin
kar³snda milyonlarca i³çi ve emekçinin ortak dü³üncesi olarak yani gerçek,
nesnel, maddi bir güç olarak dikilmesi gerekmektedir. Bu anlamda, sübjektif
faktörün objektif bir karakterinin bulundu§unu söyleyebiliriz. Ama bu bir
aznl§n, yalnzca öncü kesimin kirleri olarak kaldkça asla objektif-nesnel,
maddi bir karakter kazanamayaca§ gerçe§ini gözönünde tutarak söylenebilir.

98
Bölüm 20

Özgürlük ve zorunluluk

Bu noktada, insann nereye kadar özgür oldu§u, yani neleri istedi§i kadar ya-
pabilece§i ile kendisini ku³atan ve özgürlü§ü önünde engel te³kil eden zorun-
luluklarn neler oldu§unu tart³mak gerekir. Zorunluluk ve özgürlük, insan
etkinli§i ile do§ann ve toplumun objektif yasalar arasndaki ili³kiyi anlatan
bir kavram çiftidir. Her kavramda oldu§u gibi, bunda da metazikçiler, her
iki kavramn ifade etti§i ayr ili³kileri birbiriyle tamamen kar³t ili³kiler ola-
rak yorumlam³lar ve özgürlü§ün oldu§u yerde zorunlulu§un, zorunlulu§un
oldu§u yerde de özgürlü§ün bulunamayaca§n ileri sürmü³lerdir. dealistlere
göre özgürlük, d³ ³artlar tarafndan belirlenmeyen bir iradeye göre hareket
etmek demektir. Bu noktada iki ayr metazik ve idealist görü³ birbiriyle
kar³ kar³ya gelir. Birinci görü³e göre, insan, yapt§ her i³te kendi iradesiyle
hareket eden bir varlktr ve onun özgür iradesi önünde herhangi bir engel
ancak bir ba³ka irade olabilir. kinci metazik görü³e göre ise, insan iradesi
denilen ³ey aslnda d³ zorunluluklarn belirledi§i bir eylemden ba³ka bir ³ey
de§ildir. Dolaysyla insan hiç bir zaman tam olarak özgür olamaz ve da-
ima onun hareketlerini, isteklerini ve hedeerini belirleyen bir d³ dünyann
zorunlulu§una göre hareket eder. Bu görü³, eninde sonunda mutlak olarak
kadercili§e varr. Öyle ya, insan e§er kendi yolunu seçmek ve kendi gücüyle
içinde ya³ad§ ³artlar de§i³tirmek iradesine ve bunu gerçekle³tirme gücüne
sahip de§ilse, onu daima isteklerinin d³nda yollara sürükleyen d³ kuvvet-
ler varsa, bundan kurtulu³ da sözkonusu olamaz. Ya da bundan kurtulu³
da gene o d³ kuvvetlerin insafna kalm³tr. Bir diyalektikçi ise, özgürlü§ün
ve zorunlulu§un birinden birini mutlakla³trmann yanl³ oldu§u görü³ünden
yola çkar. Her iki kavramn ifade etti§i ili³kilerin de, birbiriyle çeli³en ama
birarada ve birbiri üzerinde etkide bulunarak varoldu§unu bilir. Zorunluluk,
do§ada ve toplumda, insan iradesinden ba§msz yasalar olarak varolur. Bra-

99
klan her nesnenin kendi halinde yere dü³mesi, yer çekimi yasasnn zorunlu
bir sonucudur ve bunu insan yalnzca bunun böyle olmamasn dileyerek, için-
den böyle bir istek geçirerek önleyemez. Ne var ki, insan yer çekimi yasasnn
i³leyi³ini bir kez ö§rendikten sonra, artk onun kar³snda nasl özgürle³ebile-
ce§ini ve onun kendisini snrlayan ko³ullarn nasl ortadan kaldraca§n da
bilebilir. Bugün, yer çekimi yasasnn etkisini bo³a çkaran, kendi istedikleri
gibi inip kalkabilen uçaklar yapmak, insann özgürlü§ünü zorunluluk kar³-
snda gerçekle³tirebilmesinin örne§idir. Ama e§er uçak, yerçekiminin i³leyi³
kurallarna kar³ olan yap özelliklerini kaybederse, hava akmlaryla kendisi
arasndaki ili³kiyi do§ru kuran kanat, kuyruk, teknik özelliklerini kaybederse,
yani insann zorunlu olan do§a yasasna kar³ geli³tirdi§i özgürle³me araç-
lar i³lemez hale gelirse, gene yasa bildi§i gibi i³lemeye devam eder ve uçak
dü³er. Madenlerde çal³an arkada³larmz, göçü§ü önlemenin, grizu patlama-
snn önüne geçmenin birçok yolunu bilirler. Ama bunlar yapabilmek için
gerekli ko³ullara sahip de§illerse, i³veren kendi para kazanma özgürlü§ünü
onlarn bu olaylar kar³sndaki özgürlü§ünden daha de§erli görüyorsa, göçük
olay kar³snda da, grizu patlamas kar³snda da özgür olabilmek için ba³ka
yollara ba³vurmalar gerekti§ini görürler.

Toplumsal olaylarda da bu ili³kiler ayn ³ekilde geçerlidir. Toplumsal il-


i³kiler de kendine özgü yasalarla i³ler. Bu yasalar, insanlarn birbirlerini de-
netlemek, birbirleri üzerinde bask kurmak için yaptklar hukuki yasalardan
farkldr. Hukuki yasalar gene, insanlar ihtiyaçlar do§rultusunda de§i³tireb-
ilirler. Ama do§a ve toplum yasalarnn i³leyi³leri insan iradesinden, insann
dü³üncesinden ba§mszdr. Ve onlar istedi§imiz gibi de§i³tirmek mümkün
de§ildir. Yalnz, do§a yasalaryla toplumsal yasalar arasnda ³öyle bir fark
vardr: Do§a yasalarnn geçerli oldu§u do§a, insan eliyle ne kadar de§i³tiri-
lirse de§i³tirilsin, yasalarn i³leyi³ biçimi özünde ayn kalr. Ve insan, do§ay
bir bütün olarak de§i³tirmeyi ba³aramad§ sürece, onun temel yaps ayn
kaldkça, yasalar da de§i³meden i³ler. Ama toplum, insanlarn eliyle ve onla-
rn tarihsel eylemiyle de§i³tirilebilir ve böylece bir toplum biçimine egemen
olan yasalar, bir ba³ka toplum biçiminde geçerlili§ini yitirirler. Kapitalist
toplumun temel yasalar, sosyalist toplum için geçerli de§ildir. Snara bö-
lünmü³ bütün toplum biçimlerinde toplumsal yasalar, do§al yasalar kadar
kalc ve etkili görünürler. Bunlarn üzerine çkmak ya da onlara ra§men
hareket etmek imkan yoktur. Sosyalist toplumda insanlar toplumsal sna-
raras çeli³melere son vererek kendi ihtiyaçlar do§rultusunda toplumu planl
bir geli³menin do§rultusuna sokarlar ve bu toplumda insan iradesinin en-
gellenmesi, yaratcl§nn snrlanmas sözkonusu olmaz. Toplumsal olaylarn
ve geli³menin insanlar tarafndan denetlenebildi§i sosyalist toplumda, süb-
jektif faktörler gittikçe daha belirleyici bir rol oynamaya ba³lar. Dolaysyla,

100
toplumsal irade ile toplumun yasalar arasndaki çali³me çözülmü³, insann
tarihsel eylemiyle tarihsel çerçeve uyumlu hale getirilmi³ ve insan toplumu
özgürlü§ün dünyasna geçmi³ olur.

Sn toplumda insan, zorunluluklarn kölesi durumundadr ve do§a üze-


rindeki hayvann do§aya tutsakl§ ile onun toplumsal yasalara tutsakl§ ara-
snda esas bakmdan bir fark yoktur. Zorunlulu§un dünyasnda insan, henüz
hayvanlktan tam kurtulmu³ saylmaz. Snara bölünmü³ bir toplumda in-
sanlarn hayat, tpk do§a içindeki bir hayvannki gibi, hayatn ezici yasa-
larnn kontrolü altndadr. Ancak üretim araçlarnn toplumsalla³trlmas
sonucunda kapitalist üretimin anar³ik karakterinin yerini planl ve eme§e
göre örgütlenmi³ bir üretim alr. Böylece insanlar yabancla³tran, kölele³t-
iren toplumsal ko³ullarn yerini insanlarn denetimi altndaki toplumsal ko-
³ullar alm³ olur. Ayrca sürekli ve engelsiz geli³en üretici güçler, insanlarn
do§a yasalar kar³snda da özgürlü§ünün snrlarn geni³letir. Do§a yasala-
rn bilerek ve onlara uygun çözümler üreterek insanlar, toplumsal yasalarn
boyunduru§undan kurtulduklar gibi, do§a yasalarnn da basksndan kurtu-
lurlar. Böylece zorunluluk özgürlü§e, özgürlük de bir zorunlulu§a dönü³mü³
olur.

101
Bölüm 21

Zaman, mekan ve hareket

Evrende varolan her ³ey, daima onu çevreleyen bir mekan içinde varolur. Bir
ba³ka açdan bakld§nda ise, madde, varoldu§u her yeri bir mekana çevirir.
Maddesiz bir mekan, ya da mekansz bir madde bulunamaz. Dolaysyla, her
varlk, bulundu§u çevre ile kar³lkl etkile³ir ve çevresinin ona verdi§i özell-
ikleri ta³d§ gibi, kendisi de çevresinin özelliklerini de§i³tirir ya da etkiler.
Bu özellik, bizim herhangi bir nesneyi, herhangi bir olay ya da dü³ünceyi
anlamamz, do§ru de§erlendirmemiz için, onu ku³atan bütün mekan özellik-
lerini, ayn mekan payla³an di§er nesne, olay ya da dü³üncelerin özelliklerini
gözönünde tutmamz gerekti§ini gösterir. Bir kutup aysn, Afrika orman-
lar içinde dü³ünemeyiz, kimse toprakta balk yeti³tirmeyi aklna getirmez.
Çünkü, her varlk kendine özgü varolu³ ko³ullar içinde ve onunla uyumlu
olarak ya³ayabilir. Toplumsal olaylar ise, daima bir tarihsel çerçeve içinde
gerçekle³irler. Her toplumsal kurulu³ a³amas, her üretim biçimi, ya³anan il-
i³kiler, belirli bir toplum içinde cereyan eden olaylarn, yaratlan nesnelerin
ve ortaya atlan dü³üncelerin ³ekillenmesine etkide bulunur, onlarn yaplar-
n belirler. Demek ki, tarihsel çerçevesinden soyutlanm³ olarak herhangi bir
olay anlamaya çal³mak, aslnda onu hiç anlayamamak demektir. Günüm-
üzde, iki süper devletin ba³kanlarnn birbirleriyle ili³kisi, burjuva basn-yayn
organlar tarafndan insanl§n bar³ ve refah için giri³ilmi³ çabalar olarak
reklam ediliyor. Bar³ ve refah kavramlar, hangi ça§da, kimler arasnda ve
ne için gibi sorulardan soyutland§ zaman, hiç kimsenin kar³ koyamayaca§
güzel ve çekici sloganlar olarak ortaya çkarlar. Yani e§er bu kavramlar kendi
tarihsel çerçevelerinden, kendi varolu³ ortamlarndan, bir ba³ka deyi³le me-
kanlarndan ayr dü³ünmeye kalk³rsak, bu, saf kirlerin gücüne maddi hayat
ko³ullarndan daha büyük ve maddi hayat ko³ullarnn üstünde onlar belir-
leyen bir önem verdi§imiz anlamna gelir. Yani, ya³anan dönemin nesnel,

102
maddi özellikleri, tarihsel ko³ullar ne olursa olsun, e§er ortada parlak k-
irler ve süslü sözler varsa, bunlarn gerçekle³ebilece§ine inanan saf insanlar
durumuna dü³eriz. Olaylar, nesneler, dü³ünceler, daima kendilerine özgü bir
mekann bir ba³ka deyi³le uzay n içinde anlamldr ve bugün, burada
güzel ve iyi olan, yarn ba³ka bir yerde kötü ve zararl hale gelebilir. Dünyay
de§i³tirmek isteyen proletarya, att§ her admn, yapt§ her eylemin zaman
ve mekan ko³ullarna uyup uymad§na dikkat etmek zorundadr. Bunun gibi,
hasmlarnn her hareketini de zaman ve mekan ko³ullar bakmndan de§er-
lendirmelidir.

1990 1 Mays'nda, i³çilerin birlik, dayan³ma ve mücadele gününün nasl


kutlanaca§, hem gerici sendika a§alar ve hükümet çevreleri arasnda, hem
de devrimci-demokratlarla komünistler arasnda bir tart³mann konusu oldu.
Burjuvazi ve onun yardakçs durumunda olan sendika a§alar, 1 Mays' en
geri biçimde ve zevahiri kurtarmak amacyla göstermelik törenlerle geçi³tir-
mek istiyorlard. Geçen yllarda oldu§u gibi, 1 Mays'n i³çi bayram olarak
kutlanmasnn kar³sna kaba kuvvetle çkamyorlar, ama onu saptrmak ve
içini bo³altmak için çaba gösteriyorlard. Özetle söyleyecek olursak, de§i³en
zaman ve mekan ko³ullarnda, burjuvazi i³çilerin kar³sna en gerici ve en
kaba kuvvet yanls yüzüyle çkamyordu. ³çilerin mücadele azmi artm³, 1
Mays her yerde hatta en geri i³çi çevrelerinde bile savunulur olmu³tu. Ta-
bandan gelen baskdan ürken Türk-³ yönetimi, 1Mays'a do§rudan do§ruya
kar³ çkamad. Kendi hazrlad§ bildirilerin fabrikalarda, i³yerlerinde okun-
mas biçiminde bir kutlama önerdi. Muhalefet ve iktidar partileriyle bur-
juvazi, bu karar çok be§endi. Zamana ve mekana uygun bir kutlama biçimi
olarak gördü. Ancak, dünya yalnzca burjuvazinin zamann ve mekann ta-
nmaz; ayn dünya üzerinde, kar³t snf çkarlaryla duran proletaryann ve
emekçi halkn da kendisine göre bir zaman ve mekan de§erlendirmesi vardr
ve kendi eyleminin gerçekle³me ko³ullarn bu kendi zaman ve mekan açsn-
dan yapmaya yeteneklidir. Nitekim öyle oldu. Burjuvazinin dayatt§ biçimi
reddeden i³çi snf, TDKP'nin önerdi§i gibi, kendi bildi§i ve uygun gördü§ü
yoldan, gücünün elverdi§i ölçüde fabrika ve i³yerlerinde 1 Mays' devrimci
bir biçimde kutladktan sonra, gene gücünün ve örgütlenmesinin kuvveti yet-
ti§i ölçüde alanlara yürüdü. 1 Mays', burjuvaziye kar³ canl, ilerletici bir
mücadele günü olarak kutlayarak, üretimden gelen gücünü gösterdi. Hem
toplumun di§er sömürülen kesimlerine, emekçilere güven verdi, hem de bur-
juvaziye gittikçe daha da ilerleyen birlik ve kuvvetinin derecesini göstererek
korku sald.

³çi snfnn büyük ölçüde benimsedi§i bu takti§i, baz küçük burjuva ö§-
renci kesimleri be§enmedi. ³çilerin eylemlerinin pasif  hatta teslimiyetçi
oldu§unu söylediler. Onlara göre, i³çiler, 1 Mays', 1 Mays Meydan'nda

103
kutlamak için sokaklara dökülmeliydi ve bunu gerçekle³tirmek için yapaca§
her ³ey, fabrika ve i³yerlerinde yapt§ her i³ten daha önemli olacakt. ³te bu
noktada, Türkiye Devrimci Komünist Partisi'nin diyalektik materyalizm bili-
mini ne denli ba³aryla kulland§n gösteren bir örnek ya³and. O'nun i³çilere
önerdi§i mücadele takti§i, hem burjuvazinin teslimiyete ve 1 Mays bayram-
nn öneminin üstünü örtmeye hizmet eden ça§rsn, hem de küçük burjuva
iradeci, kendinden ba³kasn ve özellikle de yüzbinlerce i³çinin devrimci ener-
jisini görmeyen küçük burjuvazinin sübjektivist önyarglarn bo³a çkard.
Zamann ve mekann özelliklerini, yani eylemin yaplaca§ tarihsel çerçeveyi
do§ru de§erlendirerek, i³çi katlm bakmndan en yüksek sayy bulan, i³çile-
rin fabrika içi birli§ini ve fabrikalararas ili³kiyi ve bütünlü§ü sa§layan, öncü
ile kitle arasndaki ba§lar sa§lamla³tran bu taktik, ayn zamanda, mevcut
ko³ullar daha da ileri götürerek, bir ³eyi daha kantlad: do§ru bir taktik
izlenerek yürütülen eylemler, yalnzca mekan ve zaman ko³ullarna uygun ol-
makla kalmazlar, ayn zamanda mekan ve zaman ko³ullarn da de§i³tirirler.

1917 ylnda, bol³evikler Rusya'da devrim için ilerlerken, baz küçük bur-
juva ve burjuva sosyalistleri, Rusya'nn devrim için elveri³li ko³ullara sahip
olmad§n, Rusya'nn henüz ileri bir kapitalist ülke olmad§ için orada sosya-
lizm kurulamayaca§n, yani sosyalizm için Rusya'nn zaman ve mekan ko³ul-
larnn, tarihsel çerçevenin uygun olmad§n ileri sürdüler. Bu bir bakma
do§ruydu. Rusya, geri bir Asya ülkesiydi, sanayisi ve tarm, Avrupa'daki
ba³ka ülkelerle kyasland§nda oldukça geriydi ve ekonomisi, di§er Avrupa'l
emperyalistlerin büyük ölçüde denetimi altndayd. Ancak bol³evikler, bü-
tün bu eksik ko³ullara ra§men, bu eksikli§i ve gerili§i de gözönünde tutan
bir taktik izleyerek sosyalist devrimi ba³ardlar. Onlarn ba³ars, devrimin
gerçekle³ti§i ko³ullar de§i³tirdi. Geri ve eksik unsurlarla örülmü³ bulunan ta-
rihsel çerçeveyi parçalayarak, yeni ve güçlü bir i³çi toplumunun yaratlmas
için gerekli ³artlar sa§lad. Devrim, kendi ko³ullarn kendi elleriyle yaratarak
ilerledi.

Zaman ve mekan, nesnelerin, olaylarn ve dü³üncelerin varolu³larnn ob-


jektif bir ko³uludur ve bunlarla kar³lkl etkile³me içindedir.

Her varlk, bir zaman ve mekan içinde ancak hareketle varolabilir. Mad-
denin en genel varolu³ biçimlerinden bir di§eri, harekettir. Bu hareketsiz bir
maddenin ve maddesiz hareketin olamayaca§ anlamna gelir. Diyalekti§in
dilinde hareket, basit yer de§i³tirme anlamndan ötede, genel olarak de§i³me
anlamna gelir. Bin yllardr ayn yerde duran da§larn hareket etti§ini söy-
ledi§imizde, bir metazikçi bunu saçma bulur. Çünkü metaziçiler hareket
kavramna yalnzca yer de§i³tirme anlam verirler. Oysa diyalektikçinin gö-
zünde, hareket demek en genel anlamyla de§i³me demektir ve bu yüzden,

104
bin yllardr ayn yerde duran da§lar da hareketlidir. Çünkü onun rüzgar-
larla, ya§an ya§murla a³nd§n, kayalarnn so§uk k³ günlerinde çatlayp
ufaland§n, biz onu hep ayn kalyor gibi görsek de, onun her gün, her saat
de§i³ip ba³ka bir hale girdi§ini biliriz. Metazikçi, tpk da§lar gibi, devletin,
toplumun, insanlarn ve ko³ullarn da de§i³meden kald§n, hiç bir zaman
de§i³meyece§ini dü³ünür.

Modern bilim, maddenin varlk özelli§ini kaybetmeyen en küçük biriminin


atom oldu§unu ke³fetti. Gözle görülmedi§i gibi en geli³mi³ ara³trma araç-
laryla dahi yalnzca varl§na dair izler bulunan atomlar, daimi bir hareket
halindedirler ve en kat, en hareketsiz görünen cisimlerin içinde, sonsuz bir
hareketin bulundu§unun kantdrlar. Donmu³ ve de§i³mez gibi görünen top-
lumlar, ya zaman içinde yava³ yava³, ya da güçlü bir etkiyle anszn ve büyük
çapta de§i³iklikler ya³ar. Toplumlar da nesneler ve canl varlklar gibi, içten
içe hareketlidirler. Her toplumsal biçim, bir gün gelir eski halini terkeder ve
daha ileri bir örgütlenmeye ula³r. Hareketin mutlak, durgunlu§un geçici ve
göreli oldu§unu bilmeden, toplumsal de§i³imin gerçekle³tirilmesi için yapla-
cak i³leri planlayabilmek imkanszdr. E§er toplumun de§i³meden kald§n,
hareket etmedi§ini dü³ünürsek, bugünkü programmzn, eylem planlarm-
zn, takti§imizin hiç de§i³meden yllarca ayn kalmasnda bir saknca görme-
yiz. Oysa hareketli bir toplumsal yap, onun üzerinde i³lem yapmaya çal³an
devrimcilerin, daima yeni eylem ve örgütlenme biçimleri geli³tirmelerini zo-
runlu klar. Yllarca ayn sloganlar, ayn eylem biçimlerini tekrarlayp duran,
de§i³en toplumsal ihtiyaçlar ve insanlarn de§i³en ruh halini gözönüne alma-
yan, dünyadaki hareketlili§i kendi eyleminin bir kerterizi olarak görmeyen
devrimcinin ezberden Kur'an okuyan hafzdan fark kalmaz.

Hareket, zaman ve mekan maddenin birbirine ba§l en genel üç özelli§idir.


En genel üç özellik olarak tanmlanmalarnn sebebi ³udur: Bunlardan birini
ta³mayan, bunlardan biri içinde bulunmayan hiç bir madde olmad§ gibi,
zaman, mekan ve hareket de, maddesiz olamazlar.

Zaman, mekan ve hareketin birbirlerine ba§l oldu§u, diyalektik materya-


lizm tarafndan felse olarak önceden bildirilmi³ ve modern bilim bu gerçe§i
kendi ara³trmalaryla sonradan kantlam³tr. Basit bir örnek üzerinde bu
kavramlarn birbirine ba§mll§n görmeye çal³alm: Bir hava meydannda,
uçu³ kulesinde çal³an birisi, bir uça§n telsizinden, alana do§ru geldi§i habe-
rini alsn. Bu anda kule görevlisi, en azndan ³u üç bilgiyi bilmek zorundadr:

1. Uçak ³u anda alandan kaç kilometre uzaklkta ve ne kadar yükseklik-


tedir ve hangi yönde ilerlemektedir?

2. “u anda bulundu§u yerde saat kaçtr?

105
3. Uça§n hz ne kadardr?

Özetle, uça§n yeri (mekan), zaman ve hareketi hakknda tam bir bilgiye
sahip olmadan onunla ilgili bir karar vermek imkan yoktur. Uça§ tanmla-
yabilmek için, bu üç bilgi kesinlikle gereklidir. Ayn bilgiler, bir toplumun
tannmas bakmndan da gereklidir. Bir toplumun içinde ya³ad§ üretim
biçimi, onun zaman, di§er ülkelerle olan ili³kisi, di§er üretim biçimleriyle
olan uzakl§ ya da yaknl§, politik konumu, co§ra yeri onun mekann bel-
irler. Bir toplumun hareket özellikleri denilince, çok daha karma³k, çok daha
kapsaml bir analiz gerekir. Onun hareketi, uçakta oldu§u gibi basit yer de§i³-
tirme, bir çizgi üzerinde bir noktadan di§erine do§ru ilerleme demek de§ildir.
Bir toplumun hareket özelliklerini tanmak için her ³eyden önce onun içinde
cereyan eden snf mücadelesini, snar arasndaki ili³kilerin ekonomik, siyasi
ve ideolojik boyutlarn bilmek gerekir. O toplumun üretiminin niteli§ini, sa-
hip oldu§u imkanlar ne ³ekilde ve hangi araçlarla de§erlendirdi§ini, halkn
ya³am ko³ullarn ve bu ko³ullar kar³snda nasl davrand§n bilmek gerekir.
Daha bir çok olay ve ö§e bir araya gelerek, bir toplumun bugünkü durumunu
ve hareketinin yönünü, yani nereden gelip ne tarafa do§ru gitti§ini anlama-
mz sa§lar. Bunu anlayamayan bir siyasi hareket, ya da ayn çözümlemeleri
kendi i³yerinde, fabrikasnda yapmayan bir devrimci i³çi, uça§ ezbere mey-
dana indirmeye çal³an kule görevlisine benzer.

106
Bölüm 22

mkan ve gerçeklik

Toplumsal ihtiyaçlar, insanlarn geli³me düzeyine ba§l olarak geli³ir ve artar-


lar. Dünya, her zaman belli ve snrl hammadde kaynaklaryla, kullanlabilir
malzemenin ktl§ ile yararl olarak görülmü³ ve insanlarn ihtiyaçlar ile
bunlarn kar³lanabilmesinin imkanlar arasnda bir çeli³me bulundu§u ileri
sürülmü³tür. Kapitalizm, insanlarn ihtiyaçlarnn sonsuz, ama kaynaklarn
snrl olmas teorisini ileri sürerek, yoksullu§un ve açl§n kaçnlmaz oldu-
§una inanlmasn istemi³tir. Oysa ne insanlarn ihtiyaçlar sonsuzdur, ne de
bunun kar³snda do§ann kaynaklar snrl ve kttr. Sonsuzluk duygusunu
yaratan da, bunun kar³snda her ³eyin snrl ve kt oldu§u, az bulunur ve
ele geçirilmez oldu§u sansn yaratan da kapitalizmdir. nsanlar, gerçek ihti-
yaçlarn ancak ya³adklar toplumun kendilerine dayatt§ ve zorunlu imi³
gibi gösterdi§i ihtiyaçlarla kar³trdklar zaman (mesela, hiç bir gerçek iht-
iyaca cevap vermedi§i halde, pahal makyaj malzemeleri alamad§ zaman,
ama kapitalizmin kültürü bunun kullanlmasnn zorunlu ve gerçek bir ih-
tiyaç oldu§unu ona dayatm³ bulundu§undan) ihtiyaçlarn sonsuzlu§una ve
kaynaklarn ktl§na inanr. Gerçek ³udur ki, ne insan ihtiyaçlar gerçek an-
lamda sonsuzdur, ne de gerçek ihtiyaçlar kar³layabilecek kaynaklar kttr.
htiyaçlarmz ya³ad§mz toplumsal örgütlenme düzeyi tarafndan belirlenir
ve bunlarn kar³lanmas için gereken imkanlar gene ayn toplumsal varlk
alan içinde bulunurlar.

Bununla beraber, bu, insanlarn her istediklerini her zaman ve her mal-
zemeden yapabilecekleri anlamna gelmez. Belli baz ³eyler, ancak belli bir
hammadde ile yaplabilir. Bunu her i³çi, her emekçi bilir.

Bu kitapç§ dizen emekçinin önünde, üzerinde harer bulunan tu³lar var..


Onlara bastkça harer kelimeleri, kelimeler sözleri, sözler de bütün kitab

107
meydana getiriyor. O, hangi harfe basarsa hangi kelimenin çkaca§n ve ke-
limelerin, sözlerin birle³erek neyi meydana getirece§ini biliyor. Tu³lara ba-
sarken, kafasnda kitabn bitmi³ halini tasarlyor. ³te onun kulland§ bütün
malzeme, kitabn el yazmas sayfalar, önündeki makine, kulland§ ka§tlar ve
mürekkep, kafasndaki basm tamamlanm³ kitabn imkanlardr. Bu imkan-
lar do§ru bir biçimde kullanarak kafasndaki kitap tasarmn bir gereklike
çevirece§ini bilerek çal³yor. Bütün tarih boyunca insanlar, tasarladklar, ya
da daha önce ba³kasnn elinde kullanlr halde gördükleri, ve ihtiyaçlarna ce-
vap veren, bir güçlüklerini ortadan kaldran nesneleri, henüz gerçek olmadan
önce, imkanlar düzeyinde ele alm³lardr. Bir gerçekli§e ula³mak için kulla-
nlacak bütün nesneler, bütün araçlar, bilgi, beceri, tasarm gücü, MKAN
olarak adlandrlr. GERÇEKLK ise, tamamlanm³, üzerinde çal³ma bitmi³
ve gerekli, kullanlr ve ihtiyac kar³lar hale gelmi³ olan nesnedir. O henüz
ortada yokken, ondan bekledi§imiz bütün yararl i³ler, ona sahip oldu§umuz
zaman yapmay tasarlad§mz her ³ey yerine gelmi³se, bu bir gerçekliktir.
Onu henüz ortada yokken tasarlayan kafamz ve onun yerine getirilmesini
bekleyen ihtiyaçlarmz, bütün bu varlk çevresi ise, daha ba³nda o gerçekl-
i§in imkanlarn olu³tururlar.

Bir olanaklar toplulu§undan bir gerçekli§e geçi³, daima bir olu³ ve dön-
ü³me sürecinde gerçekle³ir. mkanlar, gerçekli§e ula³ld§nda, eski yaplarn
korumazlar, de§i³mi³, yenilenmi³ ve bir ksm da elenip tüketilmi³ olurlar. Ve
bu a³amadan sonra her yeni gerçeklik, bir ba³ka gerçekli§in imkan olarak
önümüzde durur. Tpk, bu gerçeklikten önce önümüzde imkan olarak bulu-
nanlarn bir ba³ka ve kendilerinden önceki bir takm imkanlarn gerçekli§i
olmalar gibi.

nsann yapt§ bütün i³ler, daima bir ³eyi ba³ka bir ³ey yapmak, bir
³eyin meydana gelmesini sa§lamak ya da istenmeyen bir olayn gerçekle³-
mesini önlemek olarak özetlenebilir. Fakat bütün faaliyetin esas, nelerden
nelerin yaplabilece§ini, nelerin nelerden yaplamayaca§n bilmeye dayanr.
Üzerinde faaliyette bulundu§u nesne ile kendi amaçlar arasnda bir ili³ki
kuran insano§lu, tasarlad§ i³le elindeki nesnelerin, araçlarn, zaman ve me-
kan ko³ullarnn elveri³li olup olmad§n bilmek zorundadr. Dünyann çok
çe³itli zenginli§i, istedi§imiz her ³eyi yapabilece§imiz izlenimini verir. Oysa,
bize imkan gibi görünen ve hedeerimizin gerçekle³mesi için kullanlabilece-
§ini sand§mz pek çok ³ey, aslnda kendisine özgü ko³ullarla belirlenmi³tir
ve onlar isteklerimiz, hedeerimiz do§rultusunda kullanabilmek için pek çok
ara i³lem yapmak zorunda kalabiliriz. Çünkü, her gerçeklik, ancak kendi ta-
sarlanan yapsna uygun bir imkanlar toplulu§undan çkabilir. Kimse, haf,
ucuz, kullan³l bir masa tasarlayp sonra da bunu bronzdan dökmeye kalk-
³maz. Tasar ile kullanlacak madde arasnda do§ru bir ili³ki kurulmaldr.

108
Toplumsal hareket içinde yer alan ve yeni bir toplumsal sistem in³a etmeyi
planlayan bir devrimci de, tasarlad§, gerçekle³tirmek istedi§i toplumsal il-
i³kiler için, içinde ya³ad§ toplumda bunu yapabilmeye elveri³li imkanlar
bulunup bulunmad§n ölçüp biçmek zorundadr. Geri bir toplumsal yap,
zayf ve yeterince örgütlenmemi³ ve biçimlenmemi³ bir i³çi snf, geni³ ve et-
kili bir küçük burjuvalar katmannn bulundu§u bir ülkede henüz sosyalizm
için imkanlar yeterince olgunla³m³ saylamaz. Bir ülkede devrimin karakteri-
nin ne olaca§na, yalnzca devrimcilerin kafalarndaki tasarlar karar veremez.
Tpk sa§lam tu§ladan ev yapmak isteyen ama elinde yalnzca kerpiç ya da
briket bulunan birinin durumu gibidir bu. Yalnzca ve ancak demokratik bir
devrim için elveri³li imkanlarn bulundu§u bir toplumsal yap içinde, bunlar
görmezden gelerek sosyalist devrim planlar yapt§n ileri süren birinin akl-
ndan zoru oldu§u söylenebilir. ³çi snf ve onun komünist partisi, kendi he-
deni açkça sosyalist devrim olarak ilan eder. Bunu gerçekle³tirmek için her
türlü imkan kullanmak ve yeni imkanlar yaratmak için çal³r. Bu hedenden
önündeki admn niteli§i ne olursa olsun hiç bir zaman vazgeçmez ve kendis-
ini daima böyle bir devrimin gerçekle³tirilmesi için hazrlar. Ama imkanlarla
tasarlanan gerçekler arasndaki çeli³me, nesnel bir çeli³medir ve irade ile a³-
lamaz. Bunun yan sra unutulmamaldr ki, toplum çok canl ve de§i³ken bir
yapdr. Bugün imkan dahilinde görünmeyen bir çok geli³me, yarn olgun-
la³abilir. Tarih, çok ksa zamanda toplumsal snf ili³kilerinin yeni biçimler
ve yeni çeli³meler kazanarak dönü³ümün niteli§inin yeniden hesap edilmes-
ini dayatabildi§ini, ve devrimcilere, kendilerinin tasarladklarndan daha ileri
gerçeklikleri elde edebilmeleri için yeni imkanlar sundu§unu pek çok defa
göstermi³tir. mkanlar da, bütün nesnel dünya gibi, hareketli ve de§i³kendir.
Ve yeni imkanlarn do§mas, yeni gerçeklerin tasarlanmas için daima yeni
frsatlar sunar.

Diyalektik materyalizm, imkanlarn çe³itli biçimlerde insann önüne gele-


bilece§ini ke³fetmi³, onlar nitelikleri bakmndan snandrm³tr.

Genel olarak imkan, gerçekli§in ortaya çk³ için gerekli ko³ullarn varl§,
ya da gerçekli§in do§u³unu engelleyecek aksi ko³ullarn yoklu§u demektir.
Gerçekle³tirmeyi tasarlad§mz i³ ya da nesne için gerekli imkanlar varsa,
var bulunan bu imkanlara somut imkan denir. Fakat, elimizdeki imkanla-
rn, gerçekle³meyi sa§layp sa§lamayaca§ belli olmad§ halde, en azndan
gerçekle³menin önünde bir engel te³kil etmedi§ini görüyorsak, bu imkan so-
yut imkan olarak adlandrlr. nsan eylemi, üretim faaliyeti ya da toplum-
sal devrimci eylem, daima bir soyut imkan, somut imkana çevirmeye daya-
nr. Yani, yalnzca engel te³kil etmemek durumundan gerçeklik için kullanlr
duruma sokabildi§imiz imkanlar, soyut imkandan somut imkana çevrilmi³
olurlar. Ula³mak için çal³t§mz hedefe uygun unsurlarn geli³tirilmesi, ya-

109
ratlmas, heden gerçekle³mesini engelleyen unsurlarn ortadan kaldrlmas
veya ayklanmas ve etkisiz hale getirilmesi, imkandan gerçekli§e geçi³ için
yaplmas gereken bir dizi i³lemdir. Hevesli birinin, kendisi için iyi bir loko-
motif yapmak istedi§ini dü³ünelim. E§er o adamn ya³ad§ ülkede, ki³ilerin
kendileri için lokomotif yapmasn yasaklayan bir kanun yoksa, ya da kendi
ba³na lokomotif sahibi olmak toplumca ayp saylmyorsa, bu soyut olarak
lokomotif yapmann bir imkandr. Ba³ka imkanlar da bir araya getirirse,
bir lokomotif sahibi olabilir. Ama adamn elinde yeterli hammadde almak,
bilgili mühendisler ve becerikli i³çiler tutmak için yeterli para yoksa, böyle
bir yokluk, artk soyut imkan saylamaz. E§er bunlar da sa§larsa, elinde bir
lokomotif gerçekli§i için somut imkanlar da bulunmu³ olacaktr. Demir ve
çelik, motor, yakt kazan, elektrik donanm için gerekli parçalar, hesaplar
yapacak, planlar çizecek mühendisler ve tasarmclar, ve nihayet bütün bu
malzeme üzerinde çal³acak i³çiler biraraya getirilince, lokomotin üzerinde
hareket edece§i raylar dö³enince adam kendisine bir lokomotif yaplmas için
imkanlara sahip olmu³ demektir. “imdi bütün mesele, bu imkanlar biraraya
getirerek lokomotin gerçekli§ini ortaya çkarmaya gelmi³tir. Burada ³u soru
sorulabilir: ki³isel bir lokomotif için bu kadar zahmete de§er mi? Gerçek-
ten, toplumlar yalnzca gerçek anlamda ihtiyaç olarak hissettikleri nesneler
için imkan, zaman, emek ve madde harcarlar. Geçmi³te, eski zamanlarda,
insanlar köle eme§ini kullanarak hemen hemen bedavaya malolan i³ler yapt-
rabildikleri bir zamanda, köle eme§i her sorunu çözmeye yetti§i zamanlarda,
makinalara itibar etmezler ve eme§in yerini tutacak makinalar icad etmek
için kafa patlatmazlard. Ne zaman ki, toplumsal ilerleme, köle eme§inin ye-
rine ücretli i³çi eme§ini koydu, emek ayrca bir sermaye yatrmn gerektirir
hale geldi, toplumun ürün ihtiyac büyüdü ve üretim tekniklerinin geli³tiril-
mesi ve daha çok ürünün daha ucuza mal edilmesi kapitalistlerin bir ihtiyac
haline geldi, o zaman makinalarn geli³tirilmesi ve üretim için yeni imkanlar
yaratlmas zorunlu oldu. Bu yüzden Marks, ³öyle demi³tir:  nsanlar yalnzca
çözüm imkanlar bulunan problemleri önlerine koyarlar ve her problem an-
cak çözüm imkanlar bulundu§unda do§ar. E§er ya³anan toplumsal ko³ullar,
yalnzca baz insanlarn kafalarnda problem olarak kalm³ ama toplumsal
bir problem halini almam³sa, burada ciddi ve çözümü gereken bir proble-
min bulundu§undan söz edilemez. Bir ba³ka deyi³le, insanlarn çözümünü
istedikleri her problem, o anda çözüm imkanlar toplumsal olarak üretilmi³
bulunan problemlerdir. Adaletsiz ve e³itsiz hayat ko³ullar, çok eski zaman-
lardan beri insanlarn özellikle de baz lozoarn kafasnda ciddi bir problem
olarak varolagelmi³tir. Ama bu ko³ullarn tümüyle ortadan kaldrlmas için
zorunlu imkanlar biraraya gelmeden kaldrlamazlard ve bu toplumsal bir
problem olarak tanmlanamazd. Bütün toplumsal adaletsizliklerin ve e³its-
izliklerin ortadan kaldrlmas ancak sosyalizmde mümkün olmu³tur. Bundan

110
önceki toplumsal ili³ki biçimlerinde, kendilerini adaletsizli§in ve e³itsizli§in
dü³man olarak tantanlar ve bu u§urda toplumlar aya§a kaldrp isyanlara,
ihtilallere sürükleyenler, sonunda kendileri de adaletsizlik düzeninin bir ba³ka
biçimini kurmaktan öteye geçememi³lerdir.

Herhangi bir nesne üzerinde çal³an bir emekçi gibi, toplumu dönü³türme
faaliyetine giri³mi³ bir devrimci de, önce ³u sorularn bir cevabn aramak
zorundadr: Acaba, önüme koydu§um hedee, ³imdi elimde bulunan araçlar
ve hammaddeler birbirine uyumlu mudur? Hedeedi§im gerçeklik, ³u anda
önümde bulunan imkanlar arasndan çkartlabilir mi? Elbette böyle bir so-
runun do§ru cevaplanabilmesi için, heden çok açk ve do§ru bir tarinin ya-
plmas gerekir. “u andaki imkanlarla bir sosyalist devrimi hedeedi§ini ileri
süren birisi, ya sosyalizm diye bir ba³ka ³eyi tarif etmektedir ya da eldeki
imkanlarn gerçekten neler oldu§unu do§ru dürüst hesap etme yetene§inden
yoksundur. Elinde koruk üzümle kurtlanm³ un bulunan birinin ben bundan
iyi bir helva yaparm dedi§ini, ya da  ³u deveyi kesip kebap yapalm diyen
birinin elinde yalnzca trnak çaksnn bulundu§unu dü³ünün!

Cevaplandrlmas zorunlu bir di§er soru ³udur: Hangi unsurlarn biraraya


getirilmesi, hangi geli³melerin ne biçimde etkilenmesi, hangi aksi nedenlerin
ortadan kaldrlmas ve elveri³li etkilerin yaratlmas gerekmektedir? Elim-
izde bulunan imkanlar arasnda nasl bir etkile³im vardr? Bunlar birbirlerini
tamamlamaya ve bir bütün olu³turmaya yetenekli midir, yoksa aralarnda
çeli³meler var mdr? Çeli³meler varsa bunlar hangi yöntemlerle nasl çözüle-
cektir?

Özellikle toplumsal de§i³tirme-devrim amacnn gerçekle³mesi sözkonusu


oldu§unda, toplumsal imkanlar üzerinde kar³t e§ilimlerin rol oynamaya ba³-
lad§n görürüz. Ayn imkanlar toplulu§undan farkl gerçeklikler çkarlmas
mümkündür ve devrim ve kar³devrim, bir ve ayn toplumun ayn snar
üzerinde faaliyet göstererek birbirlerine kar³ mücadele ederler. ³çi snf sos-
yalizm hedene ilerlemek için, toplumun di§er emekçi snarn ve i³sizleri,
tüm ezilenleri kendi etrafnda toparlamak, ayn hedeer do§rultusunda ken-
disi ile birlikte hareket etmeye onlar ikna etmek zorundadr. Bu snar ve
tabakalar, devrimin imkanlardr. Ama burjuvazi de, özellikle küçük mülk
sahibi snar ve i³çi snfnn geri kesimlerini kendi etrafnda tutmaya ve
onlardan devrimi önleyen bir güç olarak yararlanmaya çal³r. ³sizleri i³çi-
lere dü³man etmeye, i³çilerin davasyla onlarn kurtulu³unun ayn oldu§u
gerçe§ini gizlemeye çal³r. Bütün bu faaliyetin amac, devrimin imkanlarn
devrime kar³ imkanlar haline getirmektir. Görülüyor ki, toplumsal unsurlar,
onlara belli politik hedeeri bulunan örgütlü öznelerin eli de§meden önce,
kendili§inden devrimin ya da kar³devrimin unsuru olmamakta, fakat bir kez

111
siyasi örgütlenmesini tamamlam³ ve toplumsal çapta etkili olmaya ba³lam³
bir devrimci öznenin (snf bilinçli ve komünist partisi etrafnda örgütlenmi³
proletaryann) eli de§di§inde devrimci bir nitelik kazanabilmektedir. Do§ada
kendi ba³na toprak altnda duran demir cevherini üretim süreçlerinde planl
eme§i ve becerisiyle makine haline getiren i³çi ile toplumun ara snarn
devrimin etrafnda birle³tiren güç ayn i³i yapar: bir soyut imkan, bir somut
imkana ve onu da bir gerçekli§e dönü³türür.

112
Bölüm 23

Sonsöz

Bu kitapçk, diyalektik materyalizme yalnzca bir giri³tir. Diyalektik mater-


yalizm bilimini derinlemesine ö§renmek için Marksizm-Leninizmin büyük te-
orik cephaneli§ini bütünüyle iyi incelemek ve yalnzca felse anlamda diya-
lekti§i ö§renmekle kalmayp, bu bilimin siyasette, sanatta, devrimci çal³ma-
nn bütün alanlarnda kullanl³nda ustala³mak gerekmektedir. Bu yüzden
bu kitapçk diyalektik materyalizmi bütün ayrntlaryla ve bütün yönleriyle
ö§retmek iddiasndan hayli uzaktr. Yalnzca ilk bilgileri ve giri³ niteli§inde
baz kavramlar açklamaktadr. Kitabn sonuna, diyalektik materyalizmi kav-
ramak ve ayrntl olarak ö§renmek isteyenler için gerekli kaynaklarn ksa bir
dökümü konulmu³tur. Ayrca, son sayfalarda, gerek bu kitapta geçen, gerekse
diyalektik materyalizmin sk kullanlan baz di§er kavramlarnn ksa tanm-
larn veren bir sözlük eklenmi³tir.

Diyalektik materyalizmin incelenmesi için ba³-


vurulacak temel kaynaklar

A³a§daki listede belirtilen kitaplar, diyalektik materyalizmin do§rudan kay-


naklar olarak ba³vurulacak eserlerdir. Kitaplarn sunulu³ sras, bir okuma
sras de§ildir. Ara³trma yapmak isteyenler, kitaplar kendisinin ve çal³ma
alannn ihtiyaçlarna göre izleyecekleri yönteme uygun olarak seçmelidirler.
Kitaplarn içerikleri hakknda bu tarz bir çal³may kolayla³trmak amacyla
özet bilgi verilmi³tir.

113
Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu

Friedrich Engels tarafndan 1866 ylnda yazlm³tr. Kitap dört bölümden


olu³maktadr.

Birinci bölüm, HEGEL'DEN FEUERBACH'A ba³l§n ta³maktadr


ve her iki lozofun görü³lerinin ele³tirel bir incelenmesini içermektedir. Bu
bölüm, özellikle anla³lmas çok zor olarak bilinen Hegel felsefesinin temel
tezleri ve Hegel mant§nn temel ilkeleri hakknda açklayc ve tantc notlar
bakmndan dikkate de§erdir.

kinci bölüm,  DEALZM VE MATERYALZM ba³l§n ta³r. Felsefe-


nin temel sorunu olarak bilinen varlk ile dü³ünce arasndaki ili³ki, bu bö-
lümde incelenir ve bu konuda lozoarn ald§ tavra göre iki büyük gruba
ayrldklar tezi bu bölümde i³lenir. Diyalektik materyalizmin en önemli tez-
lerinden biri olan bu ayrm ve ayrmn dayand§ çözümleme, felsefeye giri³
bakmndan önem ve de§er ta³maktadr. Bu bölüm, tarihteki felsefe akmlar-
nn bu iki ana görü³ açsndan snandrlmas ve kar³la³trlmasnn tarihsel
bir özetini vermesi bakmndan da önemlidir.

Üçüncü bölümün ba³l§, FEUERBACH,IN DN FELSEFES VE ET-


‡dir. Engels, bu konuyu, eski materyalizmin son büyük ustas olarak tan-
nan Feuerbach'n idealizminin aç§a çkt§ konu olarak ele alr. Feuerbach'n
din, sevgi vs. üzerine kurdu§u toplumsal ili³ki önerisini, soyut insan kav-
ram ekseninde ele³tirir. Onun materyalizm adna yeni bir din kurma çabasn
aç§a çkarr.

Son bölüm, DYALEKTK MATERYALZM ba³l§n ta³r. Hegel'den


sonra geli³en ve sol Hegelcilik diye adlandrlan felse akmn yapsnn çöz-
ümlenmesiyle ba³layan bu bölüm, diyalektik materyalizm öncesinin bir özet-
ini verir. Hegel'le diyalektik materyalizm arasndaki ili³ki açklanr. Diyalek-
tik materyalizmin temel ilkeleri, ba³lca yasalar ve kategorileri özetlenir.

Bu eser, gerek diyalektik materyalizmin kurucularndan biri tarafn-


dan yazlm³ olmas bakmndan, gerekse diyalekti§i herkesin anlayaca§ bir
tarzda özetlemi³ olmas bakmndan, küçük hacmine ra§men son derece
önemli bir eserdir. Lenin, bu eserin Komünist Manifesto kadar önemli ol-
du§unu söylemi³tir.

114
Alman deolojisi

Marks ve Engels tarafndan birlikte yazlan bir eserdir. 1845-46 yllar aras-
nda, birlikte çal³maya ba³ladklarndan bu yana geli³tirdikleri temel tezleri
özetlemek ve Engels'in deyi³iyle, kendi kafalarn açmak amacyla kaleme
alnm³tr. Eser, uzun yllar sosyalizmin teorik cephaneli§inde yer almay unu-
tulmu³ olarak beklemi³ ve ilk kez 1932 ylnda Sovyetler Birli§i'nde yaynlan-
m³tr.

Bu eserlerinde iki büyük usta, sol Hegelcileri ve Feuerbach materyaliz-


minin snrl içeri§ini ele³tirerek, diyalektik ve tarihsel materyalizmin temel
ilkelerini ve marksizmin bütün teorik birikimi boyunca kullanlp geli³tirilecek
olan temel kavramlar in³a ederler.

Eserin büyük önemi, sol Hegelcilik ve Feuerbach materyalizminin özünde


idealist bir karakter ta³d§n göstermesidir. Özellikle Feuerbach materyaliz-
minin, dünyay seyreden ve onun kar³snda edilgen konumda tasvir edilen
insan anlay³nn ele³tirilerek, bunun kar³snda, eylemci, dönü³türücü, ta-
rih yapc gücüyle maddi insan kavramnn konulmu³ olmas, bütün dü³ünce
tarihinin en devrimci tezi olarak de§erlendirilmeye layktr. Çünkü bu tez,
sonuçta, tarihin itici gücü olarak üretici güç konumundaki devrimci proletar-
yann rolünün aç§a çkarlmasnn da temelinde bulunmaktadr. Bunun yan
sra eser, preleter eylemle toplumsal geli³menin objektif yasalar arasndaki
ili³kiyi göstererek, burjuvaziye kar³ mücadelesinde proletaryann tarihsel za-
ferinin kaçnlmazl§n da kantlamaktadr.

Anti-Dühring

Tam ad, Bay Eugen Dühring Bilimi Alt Üst Ediyor olan bu eser, Engels'in
1876 ile 1878 yllar arasndaki yazlarnn biraraya getirilmesinden olu³mu³-
tur. Görü³leri sosyal-demokrat çevrelerde yank bulan bir bilim adam olan
Eugen Dühring'in demagojik, çalntlarla dolu ve içi bo³ kirlerinin ele³ti-
rilmesinin bir zorunluluk halini almas üzerine yazlm³tr ve onun cahilce
saldrlar kar³snda marksizmin bir savunu³udur.

Anti-Dühring, felsefe, ekonomi politik ve sosyalizm ba³lklarn ta³yan


üç ana bölümden olu³ur. Marksizmin üç temel alannn, yani diyalektik ve
tarihsel materyalizmin, ekonomi politi§in ve bilimsel komünizm teorisinin
açklanmasn içerir.

Birinci bölüm, diyalektik ve tarihsel materyalizmin ana çizgilerini özet-


ler. Felsefenin temel sorununa materyalizm açsndan verilen cevab açklar

115
ve savunur. Dünyann maddi yapsn, bilmenin temel yasalarn, zaman, me-
kan ve hareketin maddi birli§ini materyalizmin temel ilkeleri olarak inceler.
Bilimlerin snandrlmas sorunu ile maddi dünyann hareket biçimleri ara-
sndaki ili³kiyi gösterir. Ahlak, e³itlik, zorunluluk ve rastlant gibi kavram ve
kategoriler hakkndaki diyalektik materyalist görü³leri açklar.

kinci bölümde, Engels, Dühring'in ekonomi politik hakkndaki görü³lerini


ele³tirir. Ekonomi politi§in ana konusu ve yöntemine ili³kin de§erli bilgiler
verir. Bu arada bu bölüm, özellikle, idealist ³iddet teorisinin ele³tirisini ve
toplumun geli³mesinde ekonominin rolünü ortaya koymas ve devrimci bir
dönemde devrimci ³iddetin rolünü göstermesi bakmndan temel bir ba³vuru
kayna§ de§eri ta³maktadr. Bu bölümün ekonomi politi§in tarihine ili³kin
onuncu ksm, eseri müsvette halindeyken okuyan Marks tarafndan yazlm-
³tr.

Üçüncü bölüm, bilimsel sosyalizmin tarihsel köklerini aç§a çkarr. Ütop-


yac sosyalizmin önemini ve eksikliklerini göstererek onlarn ele³tirisi temel-
inde yükselen bilimsel sosyalizmin üstünlü§ünü kantlar.

Bu eser, yalnzca bilim ve felsefe alannda devrimci komünist teorinin


savunulmas bakmndan de§il, siyasette de, reformizmin, revizyonizmin ve
oportünizmin çe³itli biçimlerine kar³, devrimci proletaryann dünya görü³ü-
nün açklanmasn içermesi dolaysyla da, yazl³nn üzerinden geçen bir bu-
çuk yüzyla yakn zamana ra§men, temel bir ders kitab ve önemli bir silah
olarak de§erini korumaktadr.

Do§ann Diyalekti§i

Engels tarafndan daha kapsaml bir çal³ma için tutulan notlardan olu³an
bu eser, 1873-1886 yllar arasndaki çal³malar kapsar. Engels hayattayken
düzenlenip baslamam³, ilk kez 1925 ylnda Sovyetler Birli§i'nde yaynlan-
m³tr.

Eserin ba³lca amac, diyalektik materyalizm ile do§a bilimleri arasndaki


ili³kiyi ortaya koymak ve bilimin ilerlemesinin diyalekti§e yapt§ katklar
oldu§u kadar, diyalekti§in de bilimin geli³mesine katkda bulunaca§n gös-
termekti. Bu amaca uygun olarak Engels, birçok durumda idealist ve me-
tazik dünya görü³lerinin bilimin geli³mesinin önünde engel te³kil etti§ini,
ve bunlarn a³labilmesinin yolunun diyalektik ile bilim arasnda dolaysz bir
ili³ki kurulmas olaca§n göstermi³tir. Seçti§i ileri örneklerde, bu ili³kinin
kuruldu§u hallerde, bilimin ald§ yolu göstermi³tir.

116
Bu eser ayn zamanda, diyalekti§in ba³lca yasalar ve kategorileri hakk-
nda temel bilgileri de içermektedir.

Felsefe Defterleri

Bütün ça§larn en büyük devrimcisi Lenin'in, 1914 ile 1916 yllar arasnda
okudu§u felsefe ile ilgili kitaplar hakknda tuttu§u notlar, 1933 ylnda Sov-
yetler Birligi'nde bu adla yaynland.

Lenin bu çal³malar srasnda, okudu§u birçok kitabn özetini çkarma-


snn yan sra, onlar hakknda derin ele³tiriler de yazm³, yalnz kitap ya-
zarlarnn kirlerini ele³tirmek ve de§erlendirmekle kalmam³, ele alnan her
konu ile ilgili olarak kendi görü³lerini de yazm³tr. Böylece Felsefe Defter-
leri, bir ara³trmac bakmndan iki önemli özellik gösterir. Birincisi, okuyup
yazarak kendini geli³tirmek isteyen herkes için bu çal³malar, örnek alnacak
bir yöntem kitabdr. En basitinden, bir kitabn özetinin nasl çkarlaca§n,
nasl ele³tirilece§ini ve kendi özgün görü³lerinin dile getirilmesi için bir eserin
nasl de§erlendirilece§ini göstermesi bakmndan bu eser, temel bir e§itim ki-
tabdr. Okuyucu, Lenin'in çal³malarn de§erlendirir ve onlarn içeri§inden
ö§renirken, O'nun çal³ma yöntemini tanmak için de çok de§erli bir mal-
zeme bulacaktr bu kitapta. kinci olarak, Lenin'in bu çal³malar, diyalektik
materyalizmin bir ele³tiri ve dünyay de§i³tirme silah olarak ta³d§ büyük
önemi ö§retmesi bakmndan e³sizdir.

Defterlerde, otuzdan fazla bilim, felsefe ve sanat kitabnn ele³tirel özeti


bulunmakta, bunlarn d³nda bu konulara ayrlm³ birçok makale ve yaz
da de§erlendirilip ele³tirilmektedir. ncelenen kitaplar arasnda, Marks ve
Engels'in ortak eserleri olan Kutsal Aileden, Feuerbach'n Dinin Özüne,
Hegel'in Mantk Bilimi, Tarih Felsefesi Üzerine Dersler ve Felsefe Tarihi
Üzerine Derslerinden, Aristoteles'in Metazikine, Lassal'in Herakleitos'un
Felsefesi adl bro³üründen, Jean Perrin'in Fiziksel Kimya nceleme Kitab
- lkeler adl eserine kadar pek çok ilgi çekici eser bulunmaktadr. Elbette
Lenin'in eserine ilgi çekicilik ve üstünlük sa§layan, yalnzca inceledi§i eserler
de§ildir. Bundan daha önemli olarak, bütün bu eserler kar³snda Lenin'in
ihtilalci dü³üncesinin geli³tiridi§i [?] ele³tiriler ve de§erlendirmelerdir.

Bu eseri okumak isteyenler, al³lm³ kitap okuma biçimlerinden farkl


bir yol izlemelidirler. Her ³eyden önce, bu Defterlerin yaynlanmak üzere
yazlmad§n gözönünde tutmak gerekir. Birçok bölüm, okuyucuya, özensiz,
rasgele yazlm³ gibi görünecektir. Konular genellikle birbirini izleyen bir bü-
tünlü§e sahip olmad§ için, bir konudan di§erine, bir bilgi alanndan ötekine

117
geçerken zorluk çekilmesi mümkündür. Kitabn düzenleni³ sras, bu yüz-
den okunu³ sras olarak görülmemelidir. Lenin'in bu eserinden en ekonomik
biçimde yararlanmann yolu, onu bir ansiklopedi gibi ele almakla olur. Yani,
Lenin'in düzenlemeden brakm³ oldu§u bu notlar, okuyucu kendi amaçlar-
na uygun olarak düzenleyip, birle³tirmeyi denemelidir. Örne§in, e§er ara³-
trmac, soyutlama ile ilgili bir çal³ma yapyorsa, bunu kitabn belli bir
bölümünde okunmaya hazr biçimde bulamayacaktr, ama, kitabn arkasna
konulmu³ bulunan endeksten soyutlama kavramnn geçti§i sayfalar ö§re-
nerek eserin birçok bölümüne da§lm³ notlar biraraya getirebilecektir.

Bu eserin en önemli parçalarndan birisi, DYALEKTK SORUNU ÜZE-


RNE ba³l§n ta³r ve Lenin'in daha kapsaml bir yaz için tuttu§u fakat
sonradan tamamlama frsat bulamad§ notlar içerir. Bu notlar, diyalektik
üzerine bugüne kadar yazlm³ bulunan en özlü, en derin bir içeri§e sahiptir.
Defterlerin kendi ba³na incelenebilecek ender bölümlerinden birisi olan bu
ksa yaz, diyalekti§i ö§renmek isteyen herkes için sürekli olarak ba³vurulacak
önem ve de§erdedir.

Materyalizm ve Ampriokritisizm

Lenin'in ba§msz olarak felsefe konusuna ayrlm³ temel eseri, Gerici Bir
Felsefe Üzerine Ele³tirel Notlar ba³l§n ta³yan bu kitaptr. Rusya'da 1905
devriminin yenilgisinden sonra ba³layan gericilik döneminde, diyalektik ve
tarihsel materyalizme kar³, revizyonist ve reformist cepheden ba³latlan ve
çok yönlü olarak sürdürülen saldrya kar³, onlarn dayandklar amprio-
kritisizm felsefesinin çürütülmesi amacyla kaleme alnm³tr. Gericilik dö-
neminde ve devrimin yenilgiye u§ramasndan ylgnl§a ve umutsuzlu§a kap-
lan bir ksm parti üyesi, sübjetif idealist bir felsefe olan amprio-kritisizmin,
Marksizm'den daha üstün oldu§unu ileri sürmeye ba³lam³t. Onlara göre,
Mach'clk [çlk] (yani ampriokiritisizm) [amprio-kritisizm] marksizmi daha
da tamamlayacak ve geli³tirecekti. Lenin, bu iddialarn kar³sna, do§a bil-
imlerinin ve insanl§n tarihsel deney birikiminin bütün cephaneli§ini kulla-
narak, bu eserinde kar³ çkt.

Materyalizm ve Ampriokritisizm, Mach'ç felsefeyi ele³tirirken, felsefede


partizanlk-yan tutma ilkesini ve diyalektik materyalizmin temel kategorileri
hakkndaki görü³ü geli³tirip ilerletmi³tir. Özellikle, madde, deney, zaman ve
mekan, nedensellik, özgürlük ve zorunluluk, bu eserde açklkla tanmlanm³
ve güçlendirilmi³lerdir. Bilimle felsefe arasndaki ili³ki, ve o ça§da yeni ortaya
çkan bilimsel bulu³larn felsefe bakmndan anlamnn çözümlenmesi de, gene
bu eserin büyük ba³arlarndan bir ksmdr.

118
Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm

Stalin tarafndan Bol³evik Partisi Tarihi içine yazlm³ ve sonradan ayrca


yaynlanm³ bu eser, diyalektik ve tarihsel materyalizmin temel ilkelerini ve
diyalektik yöntemin temellerini kusursuz bir açklk ve sadelikle anlatr.

Eser üç ana bölümden olu³ur.

Birinci bölüm, Marksist Diyalektik yöntemin anahatlarn açklar. Ba§nt-


llk, hareket ve de§i³me, nicelikten niteli§e geçi³ ve iç çeli³meler bu bölümün
konulardr.

kinci bölüm, Marksist felsefe [felse] materyalizmin ana hatlarn açk-


lar. Bu bölümde dünyann maddi birli§ini, maddenin dü³ünceden ba§mszl-
§n, maddi dünyann bilinebilir oldu§unu kantlayan marksist tezler anlatlr
ve bunlar kar³sndaki idealizmin görü³leri ele³tirel bir tarzda özetlenir.

Üçüncü bölüm, tarihsel materyalizme ayrlm³tr. Bu bölümde, toplumun


maddi ya³am ko³ullar, üretici güçler ve üretim ili³kileri arasndaki çeli³me,
tarihteki üretim ili³kilerinin ba³lca özellikleri, sosyalizm üe kapitalizm aras-
ndaki temel farkllklar açklanr.

119
KÜÇÜK SÖZLÜK

Ampirizm: (Veya, Empirizm) Bilginin kayna§nn deney oldu§unu ileri sü-


ren felse akm. Ba³lca temsilcileri, F. Bacon, D. Hume, J.S. Mill.

Analiz: Bir bütünü kendisini meydana getiren unsurlara ayrarak tanma.

Aposteriori: Sonsal. Deney sonunda elde edilen bilgi.

Apriori: Önsel. Deneyden önce varolan, deneyin ötesinde geçerlili§i olan


bilgi.

A³ma: Herhangi bir ³eyin olumlu yann esas alarak daha yüksek bir düzeye
geçme.

Belirlenim: Snrlama. Bir dü³üncenin, ele ald§ nesnenin ya da olayn,


yapsnn ve özelliklerinin snrlarn tam olarak tanmlamas. Bir kav-
ramn anlamnn ve içeri§inin net olarak, bütün özellikleri ve içeri§i ile
konulmas.

Biçim ve içerik: Nesne ve olaylarn iç birli§ini, bütünlü§ünü ve geli³me


kaynaklarn ortaya çkarmaya yarayan felse kategoriler. çerik, nesne
ve olaylarn temelini meydana getiren, onlarn bir biçim kazanmasn
sa§layan unsurlarn ve süreçlerin tümüdür. Biçim ise, içerikte bulunan
unsurlarn birbiriyle ba§lantsn, onlarn örgütlenmi³ halini, ve bunla-
rn d³ çevreyle ili³kisini ifade eder.

Bilgi: Nesnel dünyann hareketinin ve ili³kilerinin yasa düzeyinde ifade ed-


ilmesi.

Bilinç: nsann kendisini ve çevresini bilmesini sa§layan zihinsel, bilgisel,


kültürel tüm unsurlarn birli§i. Kendini ve çevresini ili³kileriyle birlikte
tanma yetene§i.

Bütünsellik: Bütün varlklarn birbirleriyle ili³kili olmas ve her³eyin kar³-


lkl olarak birbirini etkilemesi sonucu do§an yap özelli§i.

120
Çeli³me: Kar³tlarn hareketi.

D³sal ve içsel: Bir varl§n bütünsel yapsnn farkl iki yan. çsel, d³sal
aracl§yla bilinen, do§rudan görünüp kavranamayan derindeki hare-
keti dile getirir. D³sal, ayn varl§n içsel hareketinin görünü³üdür.

Dolaym: Herhangi bir olay, nesneyi, varl§ kendisinin ba§l oldu§u ba³ka
olaylar, nesneler ve varlklar aracl§yla, onlarla olan ili³kilerini ortaya
koyarak tanmlamak.

Dünya görü³ü: Dünya hakkndaki felse, sosyo-politik, etik, estetik, bilim-


sel görü³lerin bütünlü§ü.

Estetik: 1◦ nsann dünyay dönü³türme faaliyetinin bir parças olan sanatn


özü ve geli³me kanunlar ile sanatn sosyal dönü³ümde oynad§ rolü

ara³tran bilim. 2 nsanla d³ dünya arasnda özel olarak güzel olan 
temel alan ili³ki.

Etik: Ahlak bilimi. Esas olarak ikiye ayrlr. 1◦ Ahlak kurallar koymaya çal-

³an normatif etik; 2 Ahlakn özünü, kaynaklarn ve bunlar belirleyen
tarihsel ko³ullar ara³tran teorik etik.

Fenomen: Duyular yoluyla alglanan deney nesnesi. Kant felsefesinde no-


umenon 'un kar³t.

Genelleme: Tikel bilgiden tümel bilgiye geçme. Tek tek nesnelerin ve olayla-
rn bilgisinden kavramlara, bilimsel kanunlara, teorilere ula³ma. Olum-
suz anlamda, bir tek olaydan yola çkarak bütün olaylar hakknda bir
yargya varma.

nkarn inkar: (Veya, yadsmann yadsmas). Varl§n geli³mesinin sürekl-


ili§i içinde, bir nitelik de§i³mesinin yerini bir ba³ka nitelik de§i³mesinin
almasn, eski ile yeni arasndaki ba§lanty, geli³menin en alt basamak-
larnda görülen kimi özelliklerin en yüksek a³amalarda da tekrarlan-
masn ifade eden diyalektik yasas. Bu yasa, ilerleme ve geli³menin,
çeli³melerin çözümü yoluyla oldu§unu ortaya koyar.

Kategori (Ulam): Gerçekli§in ve bilgi nesnelerinin en genel ve en temel


özelliklerini ve ili³kilerini ifade eden ana kavramlar.

Kavram: D³ dünyann zihinde yansmasnn biçimlerinden biri. Nesnele-


rin, olaylarn, süreçlerin temel yanlarn genelle³tiren ve onlarn özünü
ortaya koyan soyutlamalar.

121
Kendinde ³ey: nsann bilincinin ve eyleminin etkisi d³ndaki ³ey.

Kendili§inden: Bilinçli bir etkiden ba§msz olarak gerçekle³en hareket.

Madde: Bilinçten ba§msz olarak varolan ve bilinçte yansyan nesnel ger-


çeklik.

Metazik: Diyalekti§in kar³t olan tüm dü³ünme biçimlerinin ve yöntem-


lerin genel ad. Bilmenin tek yanl, ve sübjektif bir eylem olarak ele
alnmas. Her³eyi olup bitmi³, hareketsiz ve de§i³mez ve birbirinden
ba§msz olarak ele alan yöntemlerin ve felse görü³lerin tümü.

Mutlak: Ebedi, sonsuz ve herhangi bir ³arta ba§l olmayan. De§i³meyen


ve tamamlanm³ en yüksek düzeye eri³mi³ bulunan. Diyalekti§e göre,
mutlak olan hiç bir ³ey yoktur.

Nedensellik: Neden ile sonuç arasndaki ba§nt.

Tekil: Tek bir nesneyi, bireyi gösteren kavram.

Tikel: Bir türün bütün bireylerine ya da tek bir bireyine de§il de, bir ksmna
ili³kin olan. Baz, birkaç, gibi sözlerle ayrd§mz grup.

Tümel: Belli bir snfa mensup unsurlarn tümünü içine alan. Bütün, her,
hiç biri gibi sözlerle ayrd§mz grup.

Öz ve görünü³: Öz, üzerinde i³ yaplan, de§i³tirilmeye çal³lan bir varl§n,


kökünü, esas ve kalc niteliklerini, genel e§ilimlerini belirleyen ili³kilerin
toplamdr. Öyle ki, bu ili³kiler ve nitelikler de§i³tirildi§inde varl§n
tümü bir ba³ka varl§a dönü³ür. Görünü³, varl§n de§i³ken ve hareketli
özellikleridir ve bunlarn de§i³meleriyle varl§n niteli§i de§i³mez.

122
Aydnlanma Kütüphanesi
http://www.1001001000.org