İÇİNDEKİLER

ATEİSTLERİN TANRISI................................................................................................3
Çevirenin Önsözü..............................................................................................................3
Giriş...................................................................................................................................4
..................................................................................................................................6
BÖLÜM I - ÇAĞDAŞ ATEİZM.....................................................................................7
KİTLE FENOMENİ OLARAK ATEİZM....................................................................7
ÇAĞDAŞ ATEİZMİN ELEŞTİRİLERİ.....................................................................9
a-Kompleks Dünya........................................................................................................9
b-Hazırlanmış Sistemler.............................................................................................10
c-Hümanist İddialar....................................................................................................11
d-“Misyoner” Bir Zihniyet..........................................................................................12
ATEİZM KARŞISINDA TUTUMUMUZ ...............................................................13
ATEİZMİN ANLAMI................................................................................................19
BÖLÜM II - MARKSİST ATEİZM...........................................................................23
DİNİN MARKSİST ELEŞTİRİSİ.............................................................................23
MARKSİST MATERYALİZMİN GÖRÜNÜMÜ....................................................24
EKONOMİK YABANCILAŞMA.............................................................................26
DİNİ YABANCILAŞMA...........................................................................................27
DİNİN MARKSİST ELEŞTİRİSİNİN ELEŞTİRİSİ...............................................31
a-Marx dinin “niçinine” değil, “nasılına” cevap veriyor.............................................31
YARIDA BIRAKILAN İŞİN ANALİZİ..................................................................33
A PRİORİ BİR AYIRIM..........................................................................................34
YENİ BİR PANTEİZM.............................................................................................36
MARKSİST ATEİZMİN ANLAMI..........................................................................39
HIRİSTİYANLIK VE YABANCILAŞMA..............................................................39
KURULU DÜZENİN KORUYUCU TANRISI......................................................43
BÖLÜM III - EGZİSTANSİYALİST ATEİZM..........................................................46
Egzistansiyalizm karmaşık bir fenomendir.................................................................46
EGZİSTANSİYALİST BAKIŞ NOKTASI..............................................................47
SARTRE’İN ATEİZMİ..............................................................................................49
a-Tanrı’nın Ölümü......................................................................................................49
b-Tanrı fikri çelişkilidir.............................................................................................51
c-“Eğer Tanrı Varsa, İnsan Yoktur...”.........................................................................55
EGZİSTANSİYALİST ATEİZMİN ELEŞTİRİSİ....................................................58
a-Sartre’ın Tanrısı sadece üstün bir insandır...............................................................58
b-Sartre’ın yaratıcı Tanrı’sı sadece zanaatkar bir Tanrı’dır........................................59
c-Sartre’ın İnsanı........................................................................................................65
d-Ateizm mi veya anti – teizm mi?.............................................................................66
a-Deizm ve Trinite.....................................................................................................67
b-İman ve Kötü Niyet...............................................................................................70
BÖLÜM IV - ALBERT CAMUS’NÜN İSYANI........................................................74

CAMUS VE TANRININ REDDİ...........................................................................75
a-Saadet Dini..............................................................................................................76
b-Saçma.......................................................................................................................77
c-İsyan.........................................................................................................................80
d-Sürgün ve Krallık.....................................................................................................82
CAMUS ATEİZMİNİN ELEŞTİRİSİ.......................................................................83
a-Ateizm mi veya anti – teizm mi?..............................................................................83
b-Tanrı ve Kötülük......................................................................................................85
CAMUS VE HIRİSTİYANLAR...............................................................................89
a-Küçük Düşürülmüş İnsanın Savunması....................................................................89
b-İsyanın Anlamı........................................................................................................92
BÖLÜM V - BİLİM TEKNİK VE İMAN..................................................................96
ŞİMDİKİ BAĞLAMDA BİLİMİN, TEKNİĞİN VE İMANIN İLİŞKİLERİ ...........96
a-İman Bilime Karşı Mı?...........................................................................................96
b-İmana Karşı Bilim ve Teknik...............................................................................99
BİLİM İMANI YOKEDEBİLİR Mİ?.......................................................................104
a-Bir İlke....................................................................................................................104
b-Bazı Uygulamalar..................................................................................................105
İNANANIN HİZMETİNDE BİLİM VE TEKNİK...................................................107
a-Kutsal ve Kutsal Olmayan...................................................................................109
b-İnsanın Küçüklüğü İçinde Tanrı’nın Büyüklüğü...................................................110
c-Yararsız Tanrı........................................................................................................111
BÖLÜM VI - VAHYİN TANRISI.............................................................................113
ŞAHISLARI ÜÇLEŞMİŞ TANRI..........................................................................113
TANRI - AŞK ..........................................................................................................118

2

ATEİSTLERİN TANRISI
Robert COFFY
Çeviren: Prof. Dr. Murtaza KORLAELÇİ

Çevirenin Önsözü

3

Bunun içindir ki Tanrı’yı bulmak daima O’nu. Bu sözle ateizm. ateist bir dünya. kendini aşan Tanrı’yı reddediyor. inanan bir dünyada yaşayan bazı insanların olgusu değildir. O. Ateizm. anlayışı ile (esprit) kendini bize kabul ettiren ve misyoner olarak nitelendirilebilen bu yeni fenomeni açık olarak anlamak mecburiyetindeyiz. ateistlere değil de dindar insanlara bildirdiler. insanların bütün aldatmacalarının geçersizliğini ilan ediyor ve kaldırıyor (relever). 1962 Mayısında. ateistlere değil de putperestlere haber verdiler ve veriyorlar. Tanrı’yı Tanrı’dan başka bir şekilde yerleştirmede kendinin bilhassa tembel veya önemsiz eğilimini belirtmesi can sıkıcı olacaktır. Kimi. “Beynelmilel Katolik Haberler (information)” tarafından düzenlenmiş. rehberlik etti. her temsilin ötesinde kaldığı doğrulanarak. sadece Tanrı’nın şöyle ya da böyle temsili reddediliyor. kendi biçiminde. her inancın daha özel olarak da Hıristiyan inancın eleştirisiyle oluşuyor. hakiki Tanrı’ya bir saygı (hommage) değil midir? Mutlak sadece daha iyi Mutlak adına reddediliyor. O’nun varoluşunun imkanını da inkar eden bir dünya düzenleniyor ve oluşuyor. Juin 1952. ateizm hakkında çalışmalar günlüğü. Biz alışık olmadığımız bu hakikati yavaş yavaş ilk kez duyuyoruz. 1 . o açık soru tipinin kendisidir. sadece Tanrı’nın varoluşunu inkar eden değil. İlave edelim: Tanrı’nın tanığının.”1 Duméry’nin bu düşünceleri. büyük kısmıyla. bulunan şeyin ötesinde aramaktan ibaret olacaktır. taparcasına sevilen Tanrı’ya tapıyor. eğer anlayışlı ve samimi olunursa. zımni olarak. H. Tanrı’nın. çağdaş ateizmin post – religieux (dindar – sonrası) özelliğini not ediyordu. misyonerler yine hak Tanrı’yı. Daima herhangi bir ateist var olur. onun bizzat kendisi bir dünya oluşturur. Kitlesiyle.Giriş “Ateizmin kendisi. Oysa etrafımızda ve kendimizde. beklenmedik (providentiel) bir olaydan çok kolayca bahsetmekte kendini beğenmiş olacaktır. ateizm hakkındaki bu sayfaların hazırlanmasında.Esprit. her inancı “kötü inanç” olarak takdim etmeye kadar gidiyor.. Hıristiyan için daimi bir tehlike oluşturuyor ve o. Böylece ateist ile teist arasındaki diyalog durmamacasına varolacaktır.. Ve ekseriya.DUMERY: “Quelque alibis du croyant”. Diğer kimileri ise bıkmadan. 4 . Ateizm artık. Hıristiyan toprağında doğmuş olan ateizm. İlk Hıristiyanlar kurtuluş mesajını.

bütün inançsızların bilinmeyen inananlar oldukları ve gerçekten hakiki ateistin olmadığı sonucuna bizi götürmesi gerekmediğini açıklamaya mecburuz. Biz ateizmi inananlar açısından yargılıyoruz ve onun hareketinin – en azından burada incelenmiş biçimlerinde – biz inananlarda. bu biçimler için suçlanmış olmayı kabul ettik. Ne başlık. ateistlerin. Tanrı’nın hangi imajını reddettiklerini. Bugün inananlar ve inanmayanlar – mutluluk vericidir – karşılıklı cehalet ve boş. kendini yargılamaya müsaadeye razı olduğu ölçüde haklıdır. ne de bu eserin muhtevası konusunda yanılgıya düşülmemeli ve ilkin sınırlardan bahsetmek mecburiyetindeyiz. ne şekilde ele alması ve yeniden gözden geçirmeye koyulması gerektiğini somut örnekler yardımıyla 5 . ateizmin empoze ettiği vicdan muhasebesini yapmak da bize yardım edebilir. dindar davranışın hangi bozukluklarının geçersizliğini ilan ettiklerini görmeye çalışınca. Biz. Daha sonra onların. Bu ateizmlerden her birinin. Tanrı’nın daima bizim kullandığımız temsillerin ötesinde olduğunu bize hatırlattığını görmeyi araştırıyoruz. Fakat diyaloğun bu cinsi bir inanan için ancak. Eğer hiçbir ateist yoksa. İnananlar için. İşte bu ünvanla ateizm bize faydalı olabilir.Çok kolay bir optimizme boyun eğmeksizin anlam ve anlatımını araştırabiliriz ve araştırmaya mecburuz. Son bölüm Tanrı konusunda (sur) vahyin büyük çizgilerini hatırlatıyor: o. kızdırıcı polemiği aşıyorlar. Tanrı’nın hangi karikatürlerini reddettiklerini. Biz. Camus’nun ateizmi ve nihayet belli bir ilmî ve teknik anlayıştan doğan. sınıflaması daha zor olan bir ateizm. Tanrı’nın varoluşunu inkar etmek için ileri sürdüğü delillere (arguments) cevabın bazı ögelerini de verdik. bazı şekil ve bazı noktalarda. muhatabının samimi olduğuna inanmış olduğu ölçüde verimlidir ve o. daha özellikle Hıristiyanlar için yazıyoruz. problem kısmen çözülmüş olacaktır. Onlar diyaloğa girmeye başlıyorlar. Teklifimiz ateizmin ortaya koyduğu problemi etüt etmek değil. Kendi inancımızın ifadesinin bir vicdan muhasebesini yapmaya ve zaruri temizlikleri (purification) gerçekleştirmeye (opérer) mecburuz. egzistansiyalist ateizm. Sonra Duméry’nin – kitap başlığı olarak – zikrettiğimiz cümlesinin. inananlardaki hangi aldatmacanın geçersizliğini ilan ettiklerini inceleyebiliriz ve incelemeye mecburuz. “Eğer sadece daha iyi bir Mutlak adına Mutlak reddediliyorsa”. inananın daha özel olarak Hıristiyanın. fakat bugünün Hıristiyanın karşılaşma riski olan çağdaş ateizmin bazı formlarını incelemektir. ateizmin en tanınan bazı biçimlerini seçtik: Marksist ateizm.

göstermek istedik. ateizmin bu biçimlerine bazı cevaplar. pek tabii ki. Kendi inancına terk edilmeyen bir yeniden gözden geçirme olunca. ateistin dinlemeyi kabul etmek mecburiyetinde olduğu cevaplar verdik: Bu ise. 6 . inanana yardım etmek için. Hakikatin ortak ve samimi araştırması olan her diyaloğ ile en az istenilmiş olan şeydir.

bu ülkelerin birinde yaşayan her insanın. eğer politik rejimler daha liberal olur ve pratik olarak her inancı hoşgörüyle karşılarsa. Métamorphuse des dieux. veya en azından böyle olduğunu iddia eden insanlar var olmuştur: Pratik ateistler veya ateizmlerinin teorisyeni olan ateistler. Zihniyet özü bakımından dindar idi: Site. Malraux. Bu kesin olarak ne bütün Rusların. Görünüşte bunlar kalabalıktır. Bilindiği gibi edebiyat Tanrı’dan bahsediyordu ve tiyatro dini bir orijine sahipti. Fakat bu. Dindar yapılı bir toplumda ateist olmak kolay olmuyordu ve ateist biraz da kanun kaçağı oluyordu. sinema ve televizyonun ateizmin amaçlarında kullanılmasıyla. p. her şeyden önce (sid’abort) ateizmle övünmeyen herhangi bir etkiye sahip olmasının imkansız olduğunu söylemektedir. diğer taraftan Çin’in uçsuz bucaksız ülkesi – rahatlıkla insanlığın üçte birini temsil eden durum – güncel olarak ateizmle övünüyorlar. ateist rejimin gerçekleştiği. Hiçbir askeri şef onlara başvurmaksızın ve onlara kurbanlar sunmaksızın savaşa asla gitmiyordu.BÖLÜM I . Yine bu. “tanrıların resmini yapmanın binlerce yıl boyunca varolduğunu”1 doğruluyor. Yaklaşık bir asırdan beri iklim değiştiriyoruz ve ateizm evrensel fenomen olmaya yöneliyor. ateistlerin saygısının artması hiçbir kimsenin gözünden kaçmayan bir olgu olacaktır. imanın bazı deyimleri hoş görülüyor. herkese öğretilmesi demektir. ateizmin resmî olarak. Hatta bilimsel keşifler ve teknik gerçekleştirmeler ateizmin mutlu sonuçları olarak takdim edildiler. ne de bütün Çinlilerin kesin olarak ateist olduklarını söylemek değildir. Şüphesiz tapınaklar. insan ve toplumun. radyo.ÇAĞDAŞ ATEİZM KİTLE FENOMENİ OLARAK ATEİZM Her zaman ateist. tanrıları biliyor ve onlara saygı gösteriyordu. fakat bu. Dünyanın kalan kısmında. Bununla beraber bunlara daha yakından bakmak gerekir: Son derece böyle 1 – MALRAUX. değişimiyle gözden kaybolan folklorik kalıntılar için yapılıyor. basın.9. bir bakıma bu ülkelerde ateizmin Devlet dini haline geldiğini. Bir taraftan Rusya ve uyduları. Hiçbir soru sormayan ve Tanrı’ya başvurmanın her çeşidinin dışında yaşar gibi görünen pratik ateistler vardır. Fakat bunlar son asra kadar küçük miktarda idiler ve denebilir ki insanlık binlerce yıl boyunca Tanrı’nın varoluşuna veya az ya da çok sayıda tanrıların varoluşuna inandı. 7 .

köklerini XIX. Bugün – bu hesaba katılması gereken bir olgudur .. İnsanlık böyle bir genişlikteki (ampleur) ateizmi tarihte ilk defa biliyordu (connaître). Herkes Hıristiyanlığa girmişti: Zihniyet. Bunlar iddialarını desteklemek için bilime. rasyonalisttirler.uygulayıcı olmayan (non – pratiqasant). No 68. ne de gerçek Hıristiyan ruhu (esprit) vardı.2 Ateizmlerinin şuurunda olan ateistler de vardır. Bu dergi %14 ateist olduğunu bildiriyor..komünist rejim altındaki ülkelerde Tanrı hiçbir yerde hazır değildir ve bizde o. toplumda ve organizasyon biçimlerinin tümünde kaldırmaya doğru yöneliniyor. Ateizmle. Şunu söylemek gerekir: Kitle fenomeni olarak ateizm yeni bir olaydır. usanmadan kendini aşan Tanrı’yı reddeder. “Böyle bir insan. tarih görüşü Hıristiyan idi. felsefeye. hiçbir kimse için (personne oupresque) şüphe uyandırmıyordu. fakat ekseriya da kanmış ve mutlu insanın sükunet ve huzuru ile vuku bulur. Eğer içinde yaşadığımız bazı çerçeveler hâlâ Hıristiyan etiketini taşıyorsa iklim değiştiriyoruz. sosyal sorunlar (Le social). Bütün bunlar. egzistansiyalisttirler. Kitle fenomeni olduğu için belki de Hıristiyanlık hür kabul dininden daha ziyade bir aidiyet dini idi. siyasi sorunlar (Le politique). şiddeti ile kendini bize kabul ettiren. haftalık “La vie Catolique İllustrée”ın isteği üzerine. Bu sadece bir sondajdır.. yargılamamızda bizi tedbirli olmaya götürür. böyle şiddetli kilise karşıtı. insanlara yeni bir dünya örüşü empoze ediliyor. edebiyat. Hıristiyanlar için ve daha genel olarak her inanan için endişeli olmayı terk etmeyen bir olaydır (événement). asra kadar sarkan XX. asrın bir olayıdır. Onlar kendi inançlarını öğretiyorlar. fakat böyle tespitler. fakat Tanrı’nın varoluşu bir olgu idi ve O. sanat. insan.. bazen hırçınlık ve açık kilise karşıtçılığı ile. Dünya.. bu olgunun yeniliğidir. tedrici olarak. gençler arasında yönetilmiş bir anket bu konuda bilgi vericidir. 2 – Les Informations Catholiques internationales du 15 décembre 1958. İlkin farkına varmamız gereken şey. O. marksisttirler. tarihe başvuruyorlar. Hakiki Tanrı gerçek olarak her tarafta hazır değildi. Tüm Batı’nın Hıristiyan olduğu bir zaman oldu. fakat Hıristiyan bir iklimde bulunuluyordu. 8 . yazıyorlar ve delillendiriyorlar. kitlesi ile. Şüphesiz bunlar az sayıda fakat çok aktiftirler. kuruluşlar. Bunlar materyalisttirler. Soru sorulmuyordu.. asra saplayan ve XVIII. böyle pratik materyalist olduğunu bilen hakiki olarak ateist midir? Şuurların sırrına nüfuz etmek imkansızdır.” 1958’de “Kamu Oyu Fransız Enstitüsü” (L’institu Français de l’opinion Publique) tarafından. “Yeni nesil Tanrı’ya inanıyor mu?” Bu anketin özeti. Hıristiyan bir hava teneffüs ediliyordu.

dindar putperesti 3 – Etienne Borne.275. Materyalizm. Bizim için ne kadar acı olursa olsun bu tespitler yapılmalıdır ve bizi takip eden sorulara götürmelidir: Biz Hıristiyanlar.4 Yine Sartre ve Jeanson gerçek ateist olmaktan daha ziyade anti – ateist olmakta. ateizmlerin içinde bulunulabilir ve onlar sırt sırta karşı getirilebilir. idealist. Hangisi olursa olsun her mutlaka bir değille muhalefet eden egzistansiyalist ateizmle. O’nun inkar edilemeyeceğine bahse girmekte.367. P. egzistansiyalist. Hıristiyanı. L’Homme Révolté.Sonra şuurunda olmamız gereken şey bu olgunun coğrafi orijinidir: Ateizm Batıda. Zaten ateistler karşılıklı olarak kendilerini eleştirmekten yoksun kalmazlar: Camus “İsyan Etmiş İnsan”da “mistik kavramının” geçersizliğini ilan ederken.F. egzistansiyalizm bizden doğdular. Bununla beraber bu deneme. Duméry. modern ateizmin farklı biçimlerinin bir sınıflamasına girişti: Psikolojik. Eğer bütün ateistler Tanrı’nın varoluşunu inkarda anlaşsalar bile oraya ulaşmak için aynı yolu izleyemezler ve özellikle aynı neticeleri çıkaramazlar. tam olmayan. Hıristiyanlığı tanıdılar. Etienne Borne’un3 ona işaret ettiği gibi ateizmlerden bahsetmek daha iyi olacaktır. Ateizmin bu farklı biçimleri bizim Hıristiyan ülkemizde doğdular. mesela düşüncenin maddenin ürünü olduğunu doğrulayan materyalist ile bu kaba materyalizmi reddeden Marksisti karıştırmaya mecbur değiliz. Bu.5 Bu. 5 – Nouvelle Revue Thélogique. Kendine soru sormayan pratik ateistle. – Camus. ÇAĞDAŞ ATEİZMİN ELEŞTİRİLERİ a-Kompleks Dünya Ateizmden bahsedilir. dogmatik. belki de tek geçerli olmayan bir sınıflamadır.. Ateizmin bir çok görünümleri vardır ve bir başkası için biçimlenmeye. Budisti. çok kompleks. N. “insan için insanı üstün bir Varlık” yapan ve tarihe meydan okuyan Marksist ateizm arasında da bir dünya vardır. Hıristiyan Batı dünyasında doğdu. avril 1949. Je crois”.64. sosyolojik veya laikleştirici (laicist) ateizm. p. Marksizm. p. laisizm. 4 9 . insanlıkla Tanrı’ya yer değiştiren pozitivist arasında bir dünya vardır. Bazıları da Hıristiyan idiler. Müslümanı. Dieu n’est pas mort. Marksizm “ilmî olması istenilen bir tasvire onu gönüllü olarak girdirir”. pozitivizm. “Je sais.R. DUMERY: “De Lathéisme contemporain”. bu ateizmden sorumlu değil miyiz? Bu problemi dürüstçe (loyalement) düşünmek ve sorumluluğumuzun yerleştiğini görmek gerekecektir. Camus’ye yaklaşıyorlar.

materyalistler de. Bu durum özellikle politik olan hoşgörü tanımayan totalitarizm olarak beliren Marksizmin hakikatidir.kucaklayan inancınki kadar kompleks bir dünyanın çeşitliliğinin bir görünümünü verir. b-Hazırlanmış Sistemler Bugünün ateizmleri hazırlanmış. eskiden olduğu gibi artık sadece bir kilise karşıtlığını veya alt tabakanın Hıristiyanlık karşıtlığını açıklayan ve kolay bazı polemik kitaplara. Ateistlerle yapılacak bir diyalog. Onlar. “İlahî hipotez sadece zorunlu olmaya değil. onlarla.. kendini ateist olarak açıklayan. sosyoloji. reddedilmez delilini getirmeyi iddia ediyorlar ve tutarlı ateist durumun bütün avantajlarını gösteriyorlar. aynı şekilde bilimselciler (scientites). Onlar. sosyal realiteye nüfuz etmek istiyor.6 Bu pratik ateistler.”. journal Arts (7 – 13 Eylül 1960). ekonomik. Bütün bunlar bilimsel bir görünüşe sahip oluyor. Onlar. inanmama nedenlerini kendilerine takdim eden bilimsel görünüşlü bir aygıta da sahiptir. Bu. O. ve ateizmlerinin iyi kurulmuş olduğunu iddia ettiklerini bilimsel delillerle ispatlayan bilginlerin tanıklığını (témoignage) dergilerde buluyorlar. O şöyle bitiriyor. fakat çelişmelidirde. 10 . Bazı düşünürler tarafından hazırlanmış bu sistemler. İnanmayanla yapılan diyalog. Tanrı’nın varolmayışının açık. bütün insani realiteden haber vermek (informer). Egzistansiyalistler. Julian HUXLEY’in uzun bir makalesini yayınlıyor. politik. üstün bir Varlığa inancın nasıl olduğunu ve geliştiğini psikoloji. ve ekonomi ile ispat ediyorlar. O. edebiyatı ve tiyatroyu esinlemek (inspirer) istiyor. savunu kitabı (apologétique). seçimle. fakat eğer bir gün onlara Tanrı sorusu sorulursa. bazı vasıtalarla O’nun ortadan kaldırıldığını gösteriyorlar.. tüm ateist literatürle ve hatta büyük basınla sağlanmış (dispensé) deliller (arguments) deposunda (arsenal) almak mecburiyetinde oluyorlar. başka bir planda egzistansiyalizmin küçük bir derecesi olmasına 6 – Bir örnek. Bu görünüm not edilmeye değer. Bugünün ateizmi hayat tutumu olmaya yöneliyor. Pratik ateistler. sanatı. bütün düşünceyi. yapılanmış ve organize edilmiş sistemlerdir. daha ziyade tarih. O tarihi yorumluyor ve kurumları yönlendiriyor. katılımla (adhésion) tedricen ateist olmuyorlar. Tanrı’nın olmadığının bilimsel delilini kabul etmeyi iddia ediyorlar. içinde yazarın Tanrı’ya inanmamasının nedenlerini açıkladığı. konuşulacak şeyi bilmemizi ister. yenilenmiş bir savunu kitabı isteyecektir. Onlar üstelik. yalnızca Tanrı problemi karşısında alınmış zinni durumlar değillerdir. Pratik ateistler şüphesiz düşünüyorlar. Marksistler. bazı makalelere sahip değildirler.

O mezara düştüğünden (il git) siz ancak canlanmış oluyorsunuz. yabancılaşan bir güç. op. Birileri ve diğerlerinde Zarathoustra’nın ilanının yankısı yok mudur: “İşte bu Tanrı ölmüştür! Üstün insanlar. hürriyeti inkar etmektir.8 Ve yazar büyük ateistlerin bazı metinlerini zikrediyor: “İnsan ancak kendi öz efendisi (monitre) olabilir. Burada. “Born şöyle yazıyor: Çağdaş ateizm.”7 c-Hümanist İddialar Bugünün ateizmlerinin ortak çizgisi şudur: Tanrı’nın ölümü insanın kurtuluşudur ve bu mümkün olan tek kurtuluştur. Bu sözü anladınız mı. 11 . egzistansiyalizm tutarlı bir ateist durumun tüm sonuçlarını elde etmek için bir çabadan başka bir şey değildir. kendine özgü ve doktrinler arası muhteva farkı. Marksizm için yeni bir insan doğmak mecburiyetindedir. “Sartre şöyle yazıyor.26. yine Marx devamla şöyle yazıyor. – BORNE. Haydi! Ey Süper İnsan! Şimdi sadece geleceğin dağı doğuracaktır. p. o zaman varoluşunu mecbur olduğu şey bizzat kendisidir” diye yazıyor Marx. o memnunlukla (voluntieus) bir hümanizm olarak ortaya çıkacaktır. L’existentialisme est un humanisme. p. Nagel. Aynı tema.rağmen gerçektir. bir çeşit insan dışı (déshumanisation) olduğu ön varsayımı işte bundan ileri gelir. Bugün sosyal olanlar şöyle soruyor: 7 8 – SARTRE. parlak (goleienx) veya umutsuzluğa düşmüş çağdaş ateizm. Tanrı’ya inancın tersine. farklı bir sicil (registre) üzerinde açıklanmış olarak Sartre’de de vardır: Tanrı’nın varoluşunu doğrulamak. çağdaş ateizmlerde kelimenin bütün anlamında ortak bir noktaya dokunuluyor”. bu Tanrı sizin için en büyük tehlike oldu. Marx’a göre Tanrı.94. Bu efsaneden kurtulursak insan gerçek hayata girecektir: O bizzat kendi olacaktır. ayrıca oluşumu (genése) bilinen bir efsanedir. şimdi biz istiyoruz ki Üstün insan (Surhomme) yaşasın. tutumlar arası stil farkları ne olursa olsun hemen anlaşılabilen (perceptible) bir vurguya (accent) sahiptir... “Ateizm Tanrı’nın bir inkarıdır. Cit. tam bir doğrulamasını araştırıyor. Sadece büyük öğlenin (le pranj midi) geldiği şimdide Süper İnsan efendi oluyor. imkanlarının uç noktasına kadar götürülmüş olmakla kendi kendinin lehinde bulunacaktır. Sartre için insanın bizzat kendi kendine oluşması ve hatta kurtuluşunu kendinde bulması gerekir. Tanrı’nın inkarında. Tanrı ölmüştür. ve Tanrı’nın bu inkarı ile insanın varoluşu ortaya konulur”. insanın zenginliklerini yok eden bir Moloche.. o. ey benim kardeşlerim? Siz korkutulmuşsunuz: Kalbiniz şaşkınlığa mı kapılıyor?. insanın tabiatını yeniden tanımaktır.

– Dans Lumiére et Vie. bütün evrenden. Artık ne şeytan var ne de günah. Fakat o dünyada tek olduğu için sorumludur. Sartre aşmadan (dépassement) bahsediyor. cité par BORNE. bizzat kendinden sorumludur. No = 13. dünyanın seyrinden de sorumludur. p.”10 İnsanı bütün yabancılaşmalardan. Böylece ateizm. ne de Cehennem.7. p. Başka bir ifade ile ben kendimi ateist olarak görüyorum. Tanrı’nın inkarı değildir.94 11 – NIETZSCHE.“İnsanı korumak nasıl olur?” Fakat Zarathoustra (zerdüşt).. N. Ecce Homo. her insani tabiat inkar edildiği ölçüde mümkün ve sınırsız olur – belli başlı modern ateizmlerin niyeti böyle olmayı istemektir. bu dünyayı değiştirmekten kendini sorumlu tutmak için bir çaba olarak kendini takdim ediyor..R. p. O. Artık ne Cennet var. diğerlerinden. insanı kurtarma arzusudur. fakat bu ateizmden başkasını seçiyorum. ve özgürlüğe kavuşma endişesinin belli bir endişesine göre bu olguyu aşma olan ateizmin bir anlamı vardır. bir değer alma iddiasına sahiptir. ilk sorulacak tek şeyi soruyor: “İnsan nasıl aşılacaktır?”9 Tanrı ölmüştür. bu eylem nedeniyle.. fakat o. asırda. Ainsi Parlait Zarathoustra. lütuf olmaksızın nasıl aziz olunabileceğini kendi kendine soruyor.F. tarih boyunca şu ana kadar gerçekleşmemiş daha yüksek bir tarihe ait olur..”11 9 – NIETZSCH. Siz ve ben O’nu öldürdük. d-“Misyoner” Bir Zihniyet Bunlar hümanizmdeki iddialardır. onu üzerime alıyorum ve onu benim yapıyorum. O halde insan suçlu değildir. O. insanın (bizzat kendi olmasını engelleyen bu hastalığı) ortadan kaldırmak için (déculpabiliser). Cit. onu bizzat kendinin ötesine götürmek – ve bu öte. op. “Jeanson şöyle yazıyor: İmanın basit bir yokluğu olan olumsal bir olgu ateizmi var. bu inkarın bütün sonuçlarını ve büyük sonucu elde etmek için insanın özgürlüğüne kavuşması çabasıdır. Marksist insanın yeni bir insan olacağı önceden söylenmişti. Bu eylemin büyüklüğü bizim için çok büyük değil midir? Sadece kendimize layık görünmek için bizzat kendimizin tanrılar olması gerekmez mi? Orada asla daha büyük yoktur ve bu eylem nedeniyle bizden sonra doğmuş olan kimse. Camus XX. bütün köleliklerden kurtarmak.253. çalışması ve bağlanması (engagement) ile bütün dünyadan ve onu yönetmekten. 10 12 . “Tanrı nerededir? Onu size söyleyeceğim. misyoner diye nitelenebilen bir anlayışı ateistlere veren. ona ahlaki planda bir değer vererek. bu.

Ateizm bir iman karşıtı (contre – foi). kurtaran söz olarak. Böyle olmaz. Tanrı’nın ölümünün ilanı. bu ateizmin coşkusunu tercüme ediyor. yarının insanlarını aydınlatacak olan büyük ışık (aube) olarak takdim ediyor. dinin rakibi olmaya çaba sarf eder. Bugünün ateizmi kendini. gururlu bir davranıştır. ATEİZM KARŞISINDA TUTUMUMUZ Bu ateizm karşısında tepkilerimiz hangileridir? Gitgide evrensel olan bu fenomen karşısında nasıl davranmalıyız? Rastladığımız ateist karşısında nasıl hareket etmeliyiz? Layık olduğu bütün önemi ciddi olarak tasvir ettiğimiz bu olgu ile uyuşur muyuz? Komünizmin yayılmasından. O. Ateistleri nasıl yargılarız? Şüphesiz. O. fakat şimdi geçerli olmayan bazı yargılama biçimlerinden kurtulmamız gerekir. çünkü Tanrı’yı ortaya koymak. insanın kurtuluşunu Mesih’in Ölümü ve Dirilişi ile ilan eden ilk hıristiyanların vurgularından (accent) bir şeyler bulunur. diyebiliriz. insanları kışkırtan ve onlara havarice bir coşku veren tapınırcasına bir inanç olabilir. eskiden geçerli olup. insanlığın gelişmesinin geri bırakılmış bir evresi olan mantık öncesi (prélogique) zihniyete karşı bütün gücü ile savaşıyor. bazı kere şaşırtıcı bir dinamizm verdiği taraftarlar (adaptes) edinir. bilimcilik. Şuurlu ateizm. çünkü komünizm Tanrı’ya imanın her çeşidini ve her dini yıkmayı durdurmanın geciktirilmiş iradesine sahip olan bir ateizmdi. insanlık tarihinin en önemli olayı olarak. çünkü bu alışkanlıklarımızın ve konforumuzun tehlikeye yöneldiğini hissediyoruz. titizlik isteyen (exigeante) bir ahlakın temelini ortaya koymaktır. yeni zamanların en büyük haberi olarak.Ecce Homo’daki. o kadar kesin midir? Ateistlerin bizzat kendilerinin. Nietzsche’nin bu sözü. komünist rejimlerde olduğu gibi bizde de propogandacılarına. Tanrısız yaşamak daha kolaydır. durumlarını konforsuzluğundan bahsetmelerini dinleyelim. Ateizm. çekicilikte (en attrait). hala bu kadar insanı köle olarak tutan aydınlık düşmanlığı ile savaş ediyorlar. vuku bulan en büyük elem olarak takdim ediliyor. Falan veya filan ateistte. misyonerlerine sahiptir: Rasyonalizm ve hür düşünce. Ateistlerin Tanrı’yı reddettiklerini kolayca (voluntieus) düşünüyoruz. “Camus şöyle yazıyor: Hayata bir anlam verecek olan Tanrı’nın kesinliği. bütün yeryüzü insanlarına özgürlüğüne kavuşma mesajını taşımak isteyen ateist bir insanın mücadelesi (croisade) dir. kötü fiilin 13 . tutarlı olmak isteyen. onun bizdeki mümkün yerleşmesinden korkuyor muyuz? Özellikle hayır. Bu gerçekleşen yeni bir mücadele (croisade). Bu.

O. Marksist olmayan (non – Marxiste) ve bundan başka antisosyal olarak düşünüyorum. aşkın tam ortasında mecbur olunmuş (dus) desteği (réconfort) getirmek mecburiyetindedir.. “Cinsel hayatla ilgili problemler karşısındaki yeni tutumunda gençlik. ancak anlamakla kavranılabilir semadaki bazı değerleri bulmanın her imkanı yok olacaktır. zira Tanrı ile. sel gibi ortalığı kaplayan belli bir cinsel boşalmaya (déchainement sexuel) neden olmuştu (provoquer). Ben halâ. Tanrı’nın varolmayışının rahatsız edici olduğunu düşündüğünü itiraf ediyor. Kendi açısından Sartre. göründüğü kadar basit değildir.. Şüphesiz komünist ülkelerdeki. “Le Mythe de Sisyphe”de kendi ateizmini. fakat yaşama sevincini. Bunların hiçbirinin biz komünistlerin onu anladığı gibi aşk hürriyeti ile ilgisi yoktur.35. p. doğrudan doğruya ve hiçbir sakınca olmaksızın ekonomik temelden (bose) çıkartılan Marksizme teşekkürler. “Onun taraftarları. L’existentialisme est un humanisme. “Ben meşhur “su bardağı” teorisini. devamlı bir çaba olarak bize takdim ediyor.. bir bardak su içmek kadar basit ve anlamsız olduğu teoriyi biliyorsunuz. “gelenek tanımayan (affranchie) aşkın” etiketini taşıdığı için “su bardağı = verre d’eau” teorisine karşı hiçbir sempati hissetmiyorum”.”12 O. Komünizm çileciliği değil.. ilke olarak teoriye başvurmaksızın hiç olmuyor.”13 Marksizm kendini aşmanın hangisi ile insanı yönetmek (conduire) istiyor? Sosyalist Devletin başlangıcında. bu hususu bana telkin edemeyecekleri kadar çok yaşlıyım..cezasız gücünü çok aşar.. bugün cinsel 12 13 – Le Mythe de Sisyphe. s. Benim anlayışıma göre. gençliğin ve ekseriya da bazı erginlerin (adultes) bu yeni cinsel hayatı bana tamamen oldukça burjuva olarak. bunun Marxist bir teori olduğunu doğruluyorlar. kendini tutmayı. egzistansiyalistin. Onlar samimi olarak böyle olduğuna inanıyor. “Ben kendi eleştirimle çileciliği yaymayı (précher) hiç istemiyorum. Gallimard. buna şiddetle tepki gösteriyor. Onların bir çoğu. Rusya’da ilan edilmiş olan serbest aşk.. Onların.. burjuva randevu evlerinin bir çok vechelerinden biri olarak görünüyor. O. “devrimci” veya “komünist” durumlarını niteliyorlar (qualifier). zor ve uzun bir çile olarak. 14 . Basit bir çileciden başka hiçbir şey olmamama rağmen. gerçek aşkın şartı olan disiplini istiyor.. neşeden. içgüdüleri (instincts) ve aşk ihtiyacını tatmin etmenin. Marx’ın yanlış anlaşıldığını gösteren Lenin..94. Olay (chose). zevkten asla. – SARTRE. Kendisi için bütün fenomenlerin ve toplumun ideolojik üst yapısında söz konusu olan bütün değişikliklerin. saadetten bahsediyor.

kurtulamadıkları Tanrı’nın varoluşuyla rahatsız 14 – Clara ZETKİNE. sizin “fenomenolojinin” apolejetik (savunu kitabı) ile biraz saptırılmış olmasına üzülüyorum (regretter).153. “Jeanson şöyle yazıyor. ekseriya bizdeki sadece şiddetli (dure) bir istektir: Notaları şartların üzerine atarak başarısızlıklarımızı çok çabuk suçlamanın isteğidir.”14 Kendi ateizmini seçen ateistler. bu isteğin bize özgü olmasını tahmin etmekte güçlük çekiyorum: İnanan hiçbir eyleminden sorumlu olmamayı seçmeyi istemeyecek midir? 15 Ekseriya yapıldığı gibi. girebiliyor.” Fakat o halde. zayıflık olmasa da. note 1. Fakat ben. Fakat objektif durum başka şeydir. aynı zamanda aşk halinde de zorunludur. tam aksine o bunları azaltıyor. fakat çok da korkuyorum.. Cité par DESROCHES. Signification du Marxisme. onu. “Lénine tel quil fut”. Ateistler gururlu mudurlar? İnsanın yeterliliğinin ilanı olduğu için ateizm objektif olarak gururlu bir tutumdur. “. Kendine hakim olmayı. Bu. Onların ekserisi kendi durumlarının konforsuzluğunu doğruluyor ve Tanrı’ya imanı seçmiş oldukları için inananları suçluyorlar. Bana inanınız. çünkü Tanrı’ya iman olayları iyi düzenliyor ve sıkıntıları (déboires) iyi teselli ediyor. karmakarışık (gaspillés) veya yıkılmış güçler olmasa da. p. Ateistleri yargılayış biçimimize her ahlaki güçlükten bir kurtuluş olduğunu düşündüğümüz şeyin itiraf edilmemiş bir arzusu. ne de desteği taşıyor.Ben. ateizmlerinin şuurunda oldukları ölçüde ateistlerin. Notes de mon carnet. her şekliyle hiçbir şey yapamama biçimi olan bu soyutlamayı orada bırakınız: İnanmayanın ancak fiillerini kendine mal edilebildiğini ve onlardan hoşlanabildiğini savunacak mısınız? Bu halde. onu tekrar ediyorum. No 13.90. gururun kurbanları bize inanıyorsanız. 15 – Dans Lumiére et Vie. şöyle diyorsunuz: “Tanrı’sız bir ahlak sadece fiillerine sahip olabiliyor ve onlardan hoşlanabiliyor. kendi fiillerini disiplin altına almayı bilmek. çok ustaca (subtilement). Bu sahada daima mümkün olan acıyı da (ressentiment) nazarıitibara almak gerekir. çözülmüş bir hayat isteğiyle seçmiyorlar.hayatta gözetilen aşırılık (excés) ne yaşama sevinci. alçak gönüllülük bize tamamıyla meçhul değildir. ve gurur için nazarıitibara aldığımız şey. Fena taşıdığımız ahlaki yükten kurtulmuş olmaktaki şuursuz arzumuzu ateiste yansıtmıyor muyuz? Çünkü biz yardım severliğe (charite) girmedik. p. böyle bir insan tarafından yaşanmış olan bu aynı durum başka şeydir. kölelik değildir. kendi kendilerinin ne olduklarını bilmeyen.. 15 .

özellikle övgülü. Kendisi ile bir karşılaşmaya (rencontre) kadar bu ateistlerin samimiyetini yönetebilecek Tek Tanrı yargıçtır. Aksiyon Gazetesinde görülen cevaptır. Haydi bakalım bana cevap veriniz: Ben iyi okudum mu. “Bununla beraber bu makale beni şaşkınlık içine attı. ateistlerin naklettiğimiz (donner) ateizmlerinin bu iddiasını bildikleri ve bazı kere de şiddetle ona cevap verdikleridir. “Onu. “kilise ve krallığa” karşı insan Aklının tuhaf (singulier) savaşını yöneten. Duméry ile beraber “Mutlakın. işgal esnasında onunla beraber idik. Eğer (korunmuş her nispette) kabul ettiğim ecdada sahipsem. hangi yorumlanabilirin bendeki Tanrı aşkını hangi Tanrı olursa olsun tahmin etmesine müsaade edilebilir? Eğer. daha iyi mutlak adına reddedildiğini” düşünmek mecburiyetindeyiz ve ateizmin Tanrı müsveddelerinden (caricatures) daha ziyade hakiki Tanrı’yı eleştirdiğini göreceğiz. hangi noksan fiil. Onları tasa ile sorguya çekiyorum: “Beni tanıyor musunuz. bunlar Diderot’dur. Roger Vailland’ın arkadaşı Martin – Chauffier’ye bu cevabının tanığı (témoin). Martin – Chauffier bana “Libération” da.” “Arkadaşların. 1945’de. bütün formları altında “kutsal” kavramına karşı. Stendhal’dir. bana öyle geliyor ki bu dini problemdir. Tanrı’nın gizli aşkı ile düşman olduğumu özellikle orada okudum. Bununla beraber kesin olan şey. Korktuğum. veya ben deli oluyor muyum? 16 . asırlardan beri. kitabımı okudunuz mu? Hangi kelime. bunun iyi olduğunu düşünüyorum. ateistlerle vuku bulan bir diyalogda hatırlamanın yararlı olduğu. hangi dil sürçmeleri var? Yorumlamanın hangi metodu ile olursa olsun. ansiklopedicilerdir. Aynı organizasyona ait olmamamıza rağmen. tamamıyla yabancı bir problem varsa. Ben onun için çok sevgi (affection) ve saygıya sahibim ve bu duyguların karşılıklı olduğunu düşünüyorum. çok övgülü bir makale ayırdı (consacrer). hangi jest. Bana yabancı olan.olan Hıristiyanlar olduklarını söylemek gerekmeyecek midir? Belki de böyledir. kendime geçenlerde ispatladım. İnterallié ödülünü alınca bir roman yayınladım. Fakat bunu söylemek zordur. “Martin – Chauffier diye isimlendirilen bir arkadaşım var. her çeşit arkadaşların yanında sıçrıyorum (bondir). bizim her birimiz ötekinin yaptığı şeyi düşünüyordu. aynı zamanda yaklaşmayı arzuladığım. öz itibari ile Fransız bir soy sopa aitsem.

bilmediği sebeplere sahiptir! Katolik hisseder. bizzat kendimin bu tuhaf değerlendirmesinin varolmak nedenini (raison). eğer ilahi güdücünün dürtüsü ile sıkıştırılmış hissedilmezse. Tartışmak (discuter). Tanrı’yı aradığı içindir. Eğer saygıya layık bir insan ateistse. “Martin . Çok korkmakta daima haksız olunur. O’na karşı çıkmanın şiddeti. hasmın muktedir olmamasının ve herhangi bir sofizmle yolunu şaşırmaya terk edilmesinin mümkün olmadığı asla bilinir mi? düşüncesindendir. sürünün kalanından daha çok yolunu şaşırmış bir koyun için Tanrı’nın kendini gösterdiği bir delildir. Onunla ilişkimiz sistematik olarak küfürle (injure) yetinmektir. o. Eğer o. “Sürrealizm döneminde. ateistin gizli ihtiyacının yoğunluğunun bir delilidir. hangi şartlarda galip veya mağlup ilan edileceklerini önceden kestiren kanun ve tüzüğü her şeyden önce bildikleri bir yarıştır (tournoi). şiddetli olmaya ihtiyaç duyulacak mıdır? Küfredilmiyor mu? Üstelik bu. tartışılmaz. Bu onun. İman. Küfür (injure). bir Katolik’le tartışılamaz. “Fakat Katolik.“Çok korkmakta haksızlık ediyordum. hasımlarının. mantığın ilkelerini suçluyor. dokunur ve inanır. Bir Katolik için. baştan sona. Tanrı. Oysa Martin-Chauffier Katoliktir.Chauffier değer vermeyi (estime). “Hakikat şu ki. duygulanmayı (affection) bana göstermek istedi. reddedilmez. münakaşanın aynı ilkelerinin kabul edildiğini söylemek demektir. Tartışmaların en büyük kısmı için bu yasa. bu sahaya ait olan her şey gibi. Fakat kendi delillendirmesinin akılsızca olduğu kanıtlanınca. bilir. Aslında. iman gibi. eleştirel anlayışa dayanmaz. mantık alanında tartışmayı sistematik olarak reddettiğinden değildir. O’nu daha önceden bulmuş olmaktır. serinkanlılıkla. Haklı olarak bana. içinden çıkılamayan kısır bir döngüdür. 17 . aklın hakemliğini kabul etmiyor. inananın üstün gülümsemesini size muhalefet ettirmek daima ona kalır. eleştirel anlayışla silahlanmak. değerlendirilebilen veya sevilebilen (aimable) hiçbir şey Tanrı’ya yabancı olamaz. sebebini. ve Tanrı’yı aramak. aklın. yirmi yaşlarında olduğum zaman. imanın laik eşdeğerlisidir. (cause) sükunetle. ve kısacası tam olarak doyurucudur. bu O’nu bilmeksizin araştırdığı içindir. Eğer istenilirse bu. zira. Çok korku dini sahanındır ve. görür. kendini Tanrı’yı araştırmadığını protesto ediyorsa. Bu. bir Katolik’le asla münakaşa etmemeye yemin etmiştim. bu. insan aklının ilkeleri ve mantığın ilkeleri ile karıştırılıyor. acınacak insan aklının. o. açıklıkla araştırmak gerekiyor. Katolik hiçbir engel göstermiyor. Tanrı’nın (Providence) bazı gizli yolları vardır.

Katolikler (en azından onlar arasında belli bir miktar). Bu iki terim birbiri ile uyuşmazlar. kutsallaştırmalara. sosyoloji. insanî. bizim kırlarımızda. mantık öncesi (pré-logique) zihniyetin evresinde benim geri gitmem. Burayı uzun zaman düşündüm. mucizelere. hiçbir iç münakaşa. kudas ayininden (Communion) sonra Kiliseye gitmeyi bırakıyorlar. açıkça Hıristiyanlığın lehinde oluyor. Tuhaf durum. 18 . Milletin en sağlam sınıflarındaki insanların başına gelen şey budur. ruhun ölümsüzlüğüne. psikanaliz gibi bütün insan bilimleri. hiçbir kriz. ne de benim için dînî problem ortaya konulmuyor.“Fakat zaman değişti. Sağduyu ile donanmış Katoliklerin. onlar bu kelimenin. 1945’te sağ duyulu bir adam oğluna Katolikliğin öğretilmesini hoş görüyor. Herhangi bir şuur krizi olmaksızın. hiçbir sıkıntı (tourment). sırlara inanç. Her bakımdan hiçbir sır. düşüncenin saçmalığını çıkartıp atamıyorum (öter). Noél Babaya. Çok iyi düşününce. bizim sanayi bölgelerimizde. bana ve bize. Psikoloji. azar azar. çünkü ben şaşırıyorum. bizim geri gitmemiz için en az bir şansa sahip değildir. cennete. ve onlar arasında yetenekli insanların varoluşu. Vaftiz oldum. hatta bana öyle geliyor ki bu akla uygun olarak tartışılabilecek tek kanıttır (argument). insanın gelişmesinde aşılmış bir evreyi (stade) yeniden ortaya çıkarmak (relever) gibi görünüyor. “bu böyledir”. dev ve perilere inanmayı bırakmış olarak düşünür hale (raisonnable) geldiğim ölçüde imanı kaybettim. “Katolikte hâlâ beni şaşırtan tek şey. ilk kudas ayinimi (communion) de yaptım. o halde zihin (esprit) sadece benim yüklediğim niteliğe sahip olması gerekiyor. Ailem Hıristiyan ve Katoliktir. Ne onlar için. işte bir çok defalar şaşkınlığa dalan ben. Ben Martin – Chauffier’e asla küfretmeyeceğim. tabiî olarak insanî kardeşlikten içerdiği her şeyi ile arkadaş oldular. bu. kaynağını en yeterli bir biçimde açıklarlar. hiçbir vicdani bilim (casuistique) olmaksızın bu tamamen tabii olarak oluyor. politik ekonomi. tamamen tabii olarak. bunların Katolik oluşlarıdır. tamamen tabii olarak. İkinci dünya savaşındaki Fransız direnmesinde bizim yanımızda savaştılar. hiçbir endişe. Tanrı’ya. fakat akıl aşkım onu alıp götürüyor (emporter). bu inançların gelişmesini sonra yok olmasını. gençlerin ekserisi. Yetenekli bir zihniyetin saçma düşünceleri fark etmesi düşünülemeyecek kadar açıktır. “Benim için dînî problem ortaya konulmuyor. Dostluğum ona ıstırap veriyor. Yarışma (tournoi) yasasına boyun eğmediği için artık onunla tartışamıyorum. Düşüncenin saçmalığı veya zihnin (esprit) niteliği hakkında yanılıyorum. cehenneme. fanatik geçinen ben olayım.

Proudhon’un bu cümlesi bir Hıristiyan için. Mademki ateizm biçimlenmiş. Nihayet her şeye rağmen. terimleri açıklanan bu kanıtlama – gazetenin bir makalesi söz konusudur – anlaşılmış olmaya değer: Yeterince genel bir tutumu dile getirmek gibi görünüyor. İklim değiştiriyoruz. ateistin artık sadece Tanrı’ya inanmayan değil. Git gide o. inananların aracılığıyla dünyada gösterdiği için. eğer savaş oraya sahip olmak zorunda ise. yeni imanın tilmizi (dissiple) oluyor. hazırlanmış bu formunda bizde gelişiyor. Onlarla yapılan her diyalog. Özellikle. fakat Hıristiyanların çoğunun korktuğu. ne de bana bazı Katolikleri sevdirten hürriyetin aşkını yok ediyor (öter). Tanrı değil midir? Marx. ne cesaretin ve doğruluğun niteliklerini. ATEİZMİN ANLAMI “İnsanlar kendilerini. fakat onların samimiyetlerinin ve iyi niyetlerinin de bilgisini gerektirir. bilhassa bizim. ateistlere göre davranışımızı da değiştirmek mecburiyetindeyiz. ateizmin Hıristiyan dünyasında doğduğunu not ettiğimiz hatırlanırsa.” Edebi tür (genre) ve şartlarla.“Her şeyden sonra insanın bir kompleks bütünü olduğunu hatırlayarak teselli oluyorum. fakat Tanrı’nın bu inkarına bir anlam veren olduğunu hatırlamak mecburiyetindeyiz. Voltaire’in şu 19 . Hıristiyan olmayan bir anlayışa saldırıyor. az önceki gibi. hakiki Tanrı’yı görmek mecburiyetinde değildir. fakat Hıristiyanların çoğunun ki bu değil midir? Kutsal Kitap’ta (Bible) kendini sergileyen Tanrı ne yazık ki daima Hıristiyanların Tanrı’sı değildir. Tanrı kendini sadece insanların. bu insanlar. sadece durumlarının objektif bilgisini değil. bugünkü bildiğimiz ateizmin kafilesinde (vague) sorumluluğun oldukça geniş bir kısmını taşıyorlar. Hıristiyan olmayan biz diğerleri için en sonunda tek (seul) fiil önemlidir. kendi kendimize şu soruyu sormak mecburiyetindeyiz: Tanrı’nın hangi vechesini açıkladık (révéler) ve reddettikleri Tanrı hususunda daha iyi aydınlanmaları için insanlara açıklamada bulunuyor muyuz? Şüphesiz Sartre’ın “Mouches” (sinekler) onun “Jüpiter”i veya “Şeytan ve Tanrı Baba”nın Tanrısı. Mantık öncesi (prélogique) bir evrede geciktirilmiş bir neden (raison) ne sanatın verilerini. savaş günlerinde. Fakat onu işitmekte cesaretli olmak gerekir: O bizi sağlıklı bir vicdan muhasebesine davet ediyor. korkunçtur. Tanrı’sından daha iyi keşfettikleri zaman ateist oluyorlar”. onların bizim yanımızda olacaklarından eminim.

fakat zorunludur. bizim iman hayatımızın gerçekliğini doğrulamaktır. bu jestler ve bu sözlerle o bize bizzat kendinden. hayatımızla. ateistlerin reddettiği deforme olmuş bir çehredir. ölçülerimizin bir varlığı yapmak olacaktır. peygamberlerin aracılığıyla. her kavramın. her imajın ötesindedir. ekseriyetle hayalimizdeki bir Tanrı’yı. fakat insan onu kendi kıldı (rendre). İmajların. Fakat bu. ve bu sözü dinliyor. Bu hususta (par la) ateistlerle yapılan bir diyalog faydalı olabilir. Bir şahsı tanımıyoruz çünkü yeteneklerinin ve hatalarının listesini tutmuyoruz (dresser). Bunları aşmak. Onu dünyamızın. Bu O’nun aşkınlığını yıkmak olacaktır. Tanrı’yı bilmek. Çatışma (affrontement) acıdır. Ateizm bir hastalıktır. İddia. yaratılmış düzeyine indirgemek olacaktır. zira onlar O’nun 20 .Başkası (tout-Autre) ve Aşkın olan Tanrı’dan daha ziyade odur (l’est). yine Tamamen. ve bu. her tanımın. Şahıs. Bu. iç hayatından. Kilise dinledi. konuştu.şakası bilinmektedir: “Tanrı insanı kendi imajında yaptı. O’nun hakkında konuştuğumuz her şey. O. Kilise onu yaşadı ve daima onu yaşadı. İsa. gerçekten. kendini gösterir ve O kendini göstermek için. jestler yaptı ve hareket etti. O’nun varoluşunu sadece doğrulamaya indirgediğimizi söylemek midir? – Hayır! Tanrı kendini tanıtır. Ateistleri sempati ile dinlemek. imajları. yani camiada gerçekleşir. insan zihni tarafından derlenip toparlanmış bazı tanımları. yetersiz ve eksiktir. hakiki Tanrı’dan daha ziyade. Bu.” Bilgimizle. Babasından. Tanrı’yı. Her şahısta gerçek olan şey. O. O’nun hakkında bazı fikirlere sahip olmaktan başka bir şeydir. bir rastlaşma fiilinde. onları inkar etmek değildir. tanımların bütünü. kendinden bahsedebildiğimiz şeyin ötesindedir ve insanın hakiki bilgisi. kelimeleri ve kavramları kullandı. haklarımız olarak isimlendirdiğimiz şeyin koruyucusu bir Tanrı’yı takdim ediyoruz. kavramların. Bu hastalıktan bir iyilik (bien) çıkartılabilir. O. tamamen kendinden bahsedecek olan hiçbir tanımın konusu olmaz. duygularımızın canlanmış (animé) bir Tanrısını. kavramları ödünç alarak onu kesinleştirmeyi deniyor. Bir şahsın gerçek bilgisinin aşk olduğunu söyleyelim. Tanrı’nın bilgisine ulaşmak için imajı. Tanrı’dan ve O’nun sırrından gerçek olarak bir şeyler diyorlar. Tanrı hiçbir kavramla hapsedilmeye terk edilemez. İmanımızın ifadesinin arıtılması (purification). bu dinî bilimlerle tam olarak belirlendiğini iddia etmenin bir yanılgısı olacaktır. dünya üzerindeki kurtuluş niyetinden (intention) bir şeyler söyledi. Kilise. insanların arasına geldi. Tanrı’nın. Tanrı’nın oğlu Hz. kavramı ve tanımı aşmak gerekir. noksan. yeniden tartışmaya rıza göstermektir.

Havariler ve tilmizler (disciples). Tanrı’nın elçisinden başka hiçbir şey değildir. çocuklukta kabul edilmiş olan imajlar ve kavramlardır. Durum. inanmayanların bildiği.İsa’yı işittiler. onun mucizelerine şahit oldular. onun sözlerinde ve jestlerinde. Her Hıristiyan için. dindar putperestinki (paien) kadar gerçektir. Bunlar. yeni yetmeliğin (adolescence) dinî formasyonu kararı (arrét) yüzünden yine karmakarışık oluyor. yani kendini ötede olan Tanrı’ya götürmenin vasıtaları olarak düşündüğü izlenimini uyandırıyor.İsa’nın insan olduğunu inkar etmeksizin. Büyük miktar. dünyanın üstünde (au – dessus) ikamet eden olarak düşünülmesine rağmen. Hz. Hıristiyan. 21 . Tanrı’yı düşünmeye yarayan bu imajlar ve bu kavramlar. Yahudiler Hz. Tanrı için yaptığı kendi temsilini hakiki Tanrı ile özdeş kılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıyor mu? O. imajın ve formülün putperesti olma riskine girmiyor mu? Ekseriya onun için Tanrı. fakat onlar ondan sadece bir insanı gördüler. Belki de o. Başka bir deyişle pagan. Bir heykel önünde eğilen. onu gördüler. güneş ve nehir ile özdeşleştirdiği zaman putperesttir. Onları aşmak gerekir zira onların. kurtuluşun sırrına katıldılar (adhérer). Tanrı’nın imajları ve temsilleridir. ilahî şahıslara (Personnes divines) bizi kavuşturma (rencontre) görevi vardır. onu Tanrı’nın Oğlu olarak tanıdılar. bu insanla ve bu insanda. Bu ince (subtile) tapınma. dünyamızın bir insanı olarak kalan üstün bir insandır. taptığı Tanrı’yı heykel. güneşe veya nehre büyük saygı gösteren insan. ona dokundular. Yahudilerin bildiği ve dayanamadıklarına benzer bir tehlike. basit görülen. Bu konuda belli bir tapınmadan (idolatrie) söz edebilecektir. Biz onların bu Tanrı’yı istememelerine.hakkında bize bir şeyler söylerler. Tanrı’ya (seigneur). Onun sözlerinin ve jestlerinin ötesinde. ekseriya paganın (paien). Noel Babaya inancı reddettikleri gibi O’nu reddettiklerine şaşmıyoruz. onu yeniden ileri sürmek gerekir. Hıristiyanların ekserisi için dinî formasyon ilmihal ile son buldu. Tanrı’nın Oğluna rastladılar. Kendilerine konuşan bu İnsanın ötesinde. formülün bu ötesine geçmeyi (dépassement) gerçekleştirememenin tehlikesi vardır. sadece. çocuğun zihin yapısına (mentalité) uygun düşen fakat yetişkin psikolojisine artık uyarlanmayan tabiî temsillerde ve basit kavramlarda kalıyorlar. meydana getirilmiş (creés) bu gerçeklikleri bazı arabuluculuklar olarak. Bu kimlik tespiti (identification) her zaman yapılıyor mu? – Primitiflerin sembolcü zihniyetini çok inceleyen dinler tarihi. bizim söylediğimiz zorunlu aşmayı yapıyor. pek tabiî her şeye güç yetirici fakat.

bir bakıma. o. Fakat o vardır. bizi dünyaya bağlayan ümidimizin. gerçekliğinde yaşanmış imanımızın. Bugün Tanrı’nın insanlara açıklanması (se révéler) biz insanlar tarafından olacaktır. 22 . Ateizm bir kötülüktür (mal) ve eğer bize herhangi bir hizmette bulunabilirliğini düşünüyorsak. tarihimizin bir olayı (événement). çocukluk imaj ve tanımlarını reddetmek.Eğer biz imanımızın bütünlüğünü (intégrité) korumak istiyorsak temizlik (purification) sağlam bir şekilde kendini zorla kabul ettirir. gerçekleştirdiği kötülükte çareyi içermektedir. eleştirilerle bize başvuran ateizm. Bugün imanımızın devamlı ve acılı bir tartışması olan ve aynı olguyla bir tehlike oluşturan ateizm. ve O’nunla gerçek ilişkiye sahip olmak için her imaj ve kavramı aşmayı sağlam bir şekilde gerçekleştirmek. hakiki Tanrı’ya kavuşmak. sorumlu olduğumuz bir olaydır. Ateizmin tek ilacı. hiçbir şekilde zorunlu bir kötülük söz konusu olmayıp. Belki de onun gelişmesine engel olabileceğiz. Hakikî Tanrı’nın tapanı olmak için durmadan kendimizi temizlemek mecburiyetindeyiz ve bundan dolayı (en cela). beklenmedik bir kötülük (providentiel) olduğu içindir. kendini bize zorla kabul ettiren bir olayı. Hatta çift temizlik: Yaşımıza daha uygun diğerini kabul etmek için. Biz bu olayı (événement) imanımızın arıtılmasına ve hakîki Tanrı’yı dünyada ilan etmek için yenilenmiş bir çabaya çağrı olarak okumak mecburiyetindeyiz. eğer onun mesajını yakalarsak. Tanrı’nın ve insanların aşkı olan iyilik severliğimizin (charité) tanıklığıdır (témoignage). bize yararlı bir hizmette bulunabilir.

R. O bu hususta temel kimliği (piéce) meydana getiriyor. evrenin kalbini çarpıtacak bir damla kan olduğunu yazıyor. 13. Bu.220. dindeki politik şartların eleştirisi içinde eleştirmeyi arzu ediyorum. bütün yabancılaşmalardan (aliénations) kurtarmak.Din kendi niteliği gereği olarak boştur.223. Altını çizmek gerekir ki ateizm. terkedilmiş bir varlık olduğu bütün sosyal ilişkileri altüst etmenin (renverser) kesin emrine yol açar. onu diğerleri ve tabiatla barıştırmak. M. LEFEBVRE ve GUTERMAN tarafından takdim edilen. Marx’ın her dinin eleştirisinde takip ettiği amaç böyledir. 3 – Lettre a Ruge. o kendini güç kuvvetiyle zorla kabul ettirir. DİNİN MARKSİST ELEŞTİRİSİ Marx 1848’de Ruge’de şöyle yazıyor: “Dini. 2 – La Sainte Famille.. N. fakat kalabalığın (foule) tanrılar olduğu fikirlerini benimseyendir (adhérer). daha ziyade politik şartların. dünya (terre) dır... felsefenin. o Epikür ile beraber hasımlarına şöyle diyor: Dinsiz (impie). “Prométhée ilk aziz ve felsefi takvimin ilk şehididir”1 Marx için Tanrı’nın bu inkarı. p. köleleşmiş. bütün tanrılardan tiksiniyorum.... uzun zamandır. 23 .” şeklindeki açıklaması (profession) onun öz açıklamasıdır. Felsefe bu hususta gizlenmiyor. ve insanın değerden düşmüş. Bu Tanrısallık rakipten tiksiniyor. “Marx.. Biz. onu yaşatan sema (ciel) değil. ve teorisi olduğu saçma (absurde) hakikatin çözülmesiyle o. marksizmin bir görünümünü oluşturmuyor..Marx’tan seçilmiş metinler zikredilmiştir. (Demokritos ve Epikür’de tabiat felsefesinin farkı). Prométhée’nin.BÖLÜM II . M. Bütün ateizmlerin en tehlikesi (menaçant) hiç kuşku yok ki marksist ateizmdir.C. daha yüksek tanrısallık (divinité) için insan şuurunu bilmeyen. “tek kelimeyle..F...C. fakat hâlâ o. s. kendisi için tutarlığın ve objektifliğin görünüşlerini esas alan (avoir pour) bir doktrin olarak kendini takdim ediyor.. her engelden bağımsız. K. durmaksızın marksist olmanın kabul edilebileceği veya bırakılabileceği ek görevini (un a-côté) oluşturuyor.C. baskı. bu açıklama daima. gök ve yerin bütün tanrılarına karşı oluyor ve olacaktır.”2 İnsanı tüm köleliklerden.3 O halde bizzat 1 – “Différence de la philosophie de la nature chez Democrite et chez Epicure”. kalabalığın tanrılarını küçük gören değil. insanın insan için üstün varlık olduğu doktrinine.MARKSİST ATEİZM Hıristiyanlığa ve daha genel olarak dine başvuran bütün eleştirilerin en etkilisi (virulente) kesin olarak marksist eleştiridir. onu bizzat kendi kılmak. kendi başına yok olur (s’écrouler). P. sadece politik olduğu için değil. M. Mektuplarıyla işaret edeceğimiz bu seçilmiş metinlere göre Marx’ın metinlerini zikredeceğiz.37. insanın kurtuluşudur ve bu tek kurtuluştur: “Dinin eleştirisi.

dinin. dinî yabancılaşmanın. M. O bu hususta yenilik yapmıyor. Drame de l’humanisme athée.86.”6 Yine daha açık ve daha gelişmiş bir metinde o şöyle diyor: “İdelerin.C.. O. şuuru şartlandıran ekonomik durumlardır.. Feuerbach’ın kanıtlamasını yeniden ele alıyor. Kendi materyalizmine uygun bakış açısını (perspective). O.dini eleştirmek. gerçek hayatın dilinde içerilir. en geniş kuruluşlarına (formation) kadar. onları yok etmenin vasıtalarına işaret edecektir. şuurun ürünü (production) ilkin maddî canlılıkta (activité) ve insanların ticaretinde. p.. kendisi gibi Hegel’in öğrencisi başka bir Alman filozofun. Temsil.C.s. bir halkın dilinde olduğu gibi manevî (spirituelle) üretim olup gidiyor. sebepleri ile savaşmak gerekir. Kendi varlıklarını açıklayan insanların şuuru değildir. Düşünce insanların manevî (spirituelle) ticareti yine burada maddî davranışlarının doğrudan şuuru olarak görünüyor.67. Politikanın. “Maddi hayatın üretim biçimi. O halde Marx dinin derin sebeplerini araştıracak. O. şuurlu varlık olmaktan başka bir şey değildir. politik ve manevi (spirituelle) hayatın uzantısını (procés) şartlandırır. kanunların.”5 Bu görüş eserinde nakarat (Leit – motiv) gibi tekrar eder (revenir): (Hegel’in tersine) bende.4 Fakat o. v. p. metafiziğin v. kendi idelerinin. nasıl ekonomik yabancılaşmanın bir sonucu olduğunu gösteriyor. 5 – Le Roi de Prusse et la réforme sociale. fikirler insanların kafasına nakledilmiş ve girdirilmiş maddî şeylerden başka hiçbir şey değildir. üretici güç ve uygun ticaretlerinin belirli bir gelişmesiyle şartlanmış. 24 . fakat. İnsanlar kendi temsillerinin (représentation). (Ateist Hümanizmin Dramı) Feuerbach’ın takdimi. Semadan dünyaya gelen Alman felsefesine kesin bir şekilde muhalif 4 – LUBAC’dan.s. en öz görünümünü düşünmek gerekiyor. MARKSİST MATERYALİZMİN GÖRÜNÜMÜ Marx’ın temel sezgisi şöyledir: Alışılmış bir şekilde denildiği gibi. kötülüğün kendinden daha fazla. Şuur. ve böylece din bizzat kendi başına düşecektir. onların şuurunu açıklayan kendi sosyal varlıklarıdır. kendine göre her imanın insanî. Bir hastalığı tedavi etmek için ilkin sebeplerini bilmek gerekiyor. saf olarak insanî temelini açık olarak ortaya koyuyor. dünyayı yöneten ideler değil. hareket eden gerçek insanlardır. 1965. p. analizini daha uzaklara götürüyor. ve insanın varlığı onun gerçek aktivitesidir. Spes. M. insanın Tanrı’ya ve öbür dünyaya nasıl inandığını göstermeye kalkışıyor. temsillerin.. dinî şuuru yanılgıdan kurtarmak amacıyla. dindeki tamamen insanî kaynağı göstermekten daha az söz konusu oluyor. sosyal. 6 – Le Capital. ahlakın. onlar. üreticisidirler. O. fakat aksine. Din bir hastalıktır.25.

çünkü ekonomik şartları farklıdır. bu canlı hareketliliğin (activité) ideolojik akislerinin gelişmesi sergileniyor. yani insanlar arası ilişkileri şartlandırır.. bugünkü bir Batınınki değildir. Ekonomik durum.olarak. 1948. yine de üretimdir. Ekonomik durum temeldir.”7 Başka bir deyişle Marx için gerçek (reél). Edit. gerçek yaşayan bireyden hareket ediliyor ve şuur.32. p. kanunların biçimleri ve hatta muhariplerin zihindeki (esprit) bütün bu savaşların düşüncesi. ideolojiler. p. bu sonuncu da üst yapıda ifade edilir: Ekonomik sistemler. Bugünkü bir Burjuvanın şuuru. sosyal durumu.. Eğer ekonomik şartlar aslî (primordiale) bir öneme sahipse onlar. şuuru belirleyen hayattır. ekonomik faktör tek belirleyenidir. 25 . gerçek hayatın yeniden üretimidir. hukukî ve felsefî teoriler. İlk halde (bizzat) yaşayan birey olarak şuurdan hareket ediliyor. hareket eden insanlardan ve onların gerçek canlı hareketliliklerinden hareket ediliyor. dünyayı. kendi formlarının belirlenimlerinde uyguluyorlar. Ouvrier.C.. pratik olarak beliren bu bireyin şuuru olarak düşünülüyor. ekonomiktir ve sadece bu durumun yansıması olan insan düşüncesine kadar ulaşmak için (remonter) bu gerçek temelden hareket edeceğiz. bütün 7 8 – İdeologie Allemande. dini ideler ve dogmatik sistemdeki son gelişmeler baskın etkilerini. İşte bunun içindir ki marksizm kendini bir realizm sayıyor. tarafından şartlanmışlardır. Hayatı belirleyen şuur değil. Ve netice olarak bunların bütünü. Bloch’a yazdığı bir mektupda bu noktayı kesinleştiriyor: “Tarihin materyalist anlayışına göre. o. tarihi anlamaya yardım eden “kırmızı iplik (fil rouge)” tir. bireyde yansıyarak. Romalı bir soylununki değildir..89. edebiyat ve din. Engels. Ne Marx ne de ben. kanunlar. O. Bir primitifin şuuru. onun şuurunu oluşturur. reddettiği kaba bir materyalizm yapmayalım. politik üst yapılar. – Cifé par DESROCHES. onu anlamdan yoksun ve saçma bir cümle haline naklediyor. fakat marksizme söylemediğini söyletmeyelim ve ondan.s. sanat. Yani insanların söyledikleri. O halde şartlanma aşağıdan yukarıya gidiyor. note lb. daha fazla hiçbir şey söylemedik. dinler v. tasavvur ettikleri (se représenter) şeyden. sınıflar savaşının politik biçimleri ve sonuçları. ideolojiler. Eğer herhangi biri bu doğrulamayı başkası haline dönüştürüyorsa. gerçek (réel). yaşayan insanlara ulaşmak için zikredilen ve takdim edilen insanlardan hareket edilmiyor. burada yerden semaya hareket ediliyor (procéder). İkinci halde. tarihin belirleyen ögesi. Signification du marxisme. Ekonomi insanı.”8 O halde ekonominin önceliği ne yalnız bir etki ne de eksiksiz (total) bir determinizmdir. galip guruplar tarafından yerleştirilmiş kuruluşlar. hayal ettikleri. M. politik. fakat üst yapının çeşitli ögeleri.

iradesinden. bir sandalye. O. toplumun belirlenmiş bir biçimine ait olduğunu görmüyor.Daniélou tarafından şöyle tanımlanmıştır: “Herhangi bir insana ait olan bir şeyden. s. daha temel bir yabancılaşmanın. fakat bu yabancılaşma bizzat.karmaşıklığı içinde tamamen reeli düşünüyor. diğerleri ile daha kolayca ilişkiye girmesinde ona yardım eden. ona yabancı olmamak için. Engels’in ifadesine göre. Din şu konudan yakasını sıyıramaz: Onun kaynağı ekonomideki araştırmadadır. EKONOMİK YABANCILAŞMA Yabancılaşma P.C. 26 . bu objenin içine biraz da kendini koyuyor. bu objeyi imal eden insanın onunla zengin olması. M. ormanın ham maddesidirler. daha iyi yaşamasında. Ekonomik şartlar. “İnsan dini oluşturuyor. aldatıcı bir gerçeklik adına. Normal durum. insan içinde bir obje haline dönüştürülmüş. Bu. insanın somut durumunda bulur. yabancılaşmanın şeklini.. Mesela. ona sahip olması.”9 Görüleceği gibi din bir yabancılaşma (aliénation)dır. çabasından bir şeyler koyuyor. Çalışmanın tabiatı insanlaştırdığı söylenir. bir masa. etki eden gerçek insan” diye isimlendirdiği şey söz konusudur. o insanın bundan yoksun bırakılması olgusudur.” Fakat Marx’ın “üretken güçlerin ve uygun düşen ticaretin belirlenmiş bir gelişmesiyle şartlanmış. kendinden ona az da olsa bir şeyler ekliyor. dini duygunun bizzat kendisinin sosyal bir üretim olduğunu ve analiz ettiği soyut bireyin. İmal edilmiş bu objede. Oraya zekasından. insana hizmet edebilmek için. ekonomik nedenlere öncelik veriyor. Din insan tarafından meydana getirilmiştir (créer) ve bu meydana getirme (création) açıklamasını. tabiatın biçimini değiştirdiğine işaret eder. etki yapan ve diğerleri üzerinde birilerine etki yapan sebepleri içine almakla yetiniyor ve bu bütünlük içinde o. insanın dünyasında bir şey olan. en kolay biçimde yakalamayı özet olarak tasvir ediyoruz: Güncel çalışmada gerçekleşen şey. insanın hayalinde. Bu çalışma ile tabiat insanın sureti (image) haline geliyor. Bir işçi bir obje yaptığı zaman. evreni “anlamayı kolaylaştıran kırmızı ipliği (le fil rouge) oluşturan ve baskın bir rol oynuyorlar. yansısı olduğu evrende batmış (immergé) insanı inceliyor. Bu. mademki. din insanı oluşturmuyor. O. oraya karışmış bulunan insandan bir şeyler vardır.” Yabancılaşma mekanizmasını (çalışma biçimini) anlamak için. Feuerbach’ın gördüğü şey değildir: “Feuerbach. ekonomik yabancılaşmanın sonucudur.51. onu serbestçe kullanması 9 – Septieme Thése sur Feuerbach.

yeri değiştirilen bir ticaret eşyasıdır. İnsanı kurtarmak mecburiyetinde olan iş. İşçi yabancılaşmıştır. 1. insan niteliklerinden yoksun bırakılmıştır ve o. geri dönüş karşılığında üstün bir değer ödemeye mecbur oluyor. bilim. Kapitalist bir ekonomide çalışmanın meydana getirdiği (créer) yabancılaşmayı durdurmanın biricik biçimi budur. imal edilmiş (fabriqué) objeye göre yabancılaşmıştır. Komünizmin. kapitalist bir toplumdaki bir işçi. hür olmadığı. İşçi ondan uzaklaşıyor ve işçi onu daha pahalı satın almak mecburiyetinde kalıyor. Mutsuz. bir eşya bir obje olmuştur. O. aşk.P.C. insanı köle kılıyor. başkasına bağlı olduğu için insanın. Çalışma aktivitesine göre: İşçi ona sahip olmuyor. Tanrı diye isimlendirdiği bir varlık üzerinde yansıttığı şeylerdir. üretim vasıtalarını işçilerine verme (mettre) iradesi bundan ileri gelmektedir. daha iyisi.10 DİNİ YABANCILAŞMA Köle veya toprağa bağlı köle (serf) ve günümüzde emekçi işi ile ekonomik ve sosyal yabancılaşma gerçekleşmek mecburiyetinde olduğu için insan mutsuzdur. icat. ondan daha az gerçek (réel) değildir. insan olarak kendinin sahip olduğu bütün niteliklerle donatılmış ideal bir varlığı hayal edecektir. iyilik. Bu mutsuzluktan nasıl çıkılır? Başka bir yabancılaşma ile: Dinî yabancılaşma. hürriyet. yani onun özel zenginlikleri ve daha özel bir biçimde başkasının yararına onun hürriyeti bitmiştir. O. antik toplumun bildiğinden ince (subtile) olmak için. ezilmiş kimse. O köledir ve bu kölelik. patronun kendi kanunu zorla kabul ettirmesine ve kendinin çalışmasından onun yararlanmasına karşıdır. Bu hayatta 10 – Ekonomik yabancılaşmanın en iyi takdimi şu kitapta bulunacaktır. Edit Sevil. Marx’a göre. İşçi ondan faydalanan başkasının yararına bizzat kendinin parçasına böylece sahip oluyor. O temenni ediyor ki bir gün bu Varlık bu nitelikleri kendine bildirsin: O dua ediyor. para ödenen. CALVEZ. Kendinde olan ve hissettiği sonsuz zenginlikler: Adalet. kendi köleliği nedeniyle bütünüyle yaşayamadığı için. bütün bunlar ezilmiş olduğu. K. Yabancılaştıran bu durum. Oysa ki durum nasıl cereyan ediyor? Kapitalist tipin modern toplumunda. İşçi verimde değerlendirilen. daima tabiatı ehillendirme. tabiatın insanileştirilmesi olduğu için. nihayet o. imal edilmiş olan bir obje işçiden uzaklaşıyor.III. İşçi yabancılaşmıştır. işçinin çalışmasıyla patronu zenginleştiren bir ticaret eşyası haline geliyor.olacaktır. dinî yabancılaşmayı yaratıyor. bilgelik. 27 . ve eğer bu işçi bu objeye sahip olmayı istese onu pazarda satın almaya ve ona. fakat o kendine empoze edilen şeyi gerçekleştirmeye karşıdır.Marx’ın Düşüncesi.

O halde dinin eleştirisi. bir takım yanılmalar. ölümünden sonra elde etmeye kalkışmak için. dini. Bu Devlet. Mademki insan. kendinde varolan değerleri. Bu seyir ve bu başvurma yararsız ve hatta zararlıdır. onun ansiklopedik özeti. o zaman bilmeksizin bizzat kendine tapıyor. “Marx’ın yazdığı. gerçekte. Din insan özünün fantastik gerçekleşmesidir. Bu zenginlikleri insan kendinin dışında değil. Bir takım yanılmalardır. insanın bizzat kendisidir. din insanı doğurmuyor. Fakat insan soyut. sonsuzlaştırılmış bir dünya oldukları için. din eleştirisinin temeli işte şöyledir: İnsan dini doğuruyor (faire). İnsan. Devlet ve toplumdur. çünkü insan özü hakikî gerçekliğe sahip değildir. Bir takım yutturmacadırlar. Tanrı’ya doğru seyrinde ıstırap çekiyor. bu toplum. öyleyse bunlar yabancılaşmadırlar. onun maneviyatçı (spritualiste) “şeref noktası”. dünyanın dışında bir varlık değildir. ama kendinde bulmaya mecburdur. insanın ekonomik ve sosyal eleştirisi olacaktır. hâlâ bulunmamış olan veya henüz daha kayıp olan insanın duygusu ve şuurudur. Zira onlar insanın bizzat kendisi olmasını engellerler. onun teselli ve doğrulamasının genel nedenidir. İnsan varolmayan bir şeyin kölesi oluyor. zira onlar insana. O. Gerçekten de din. halka özgü bir form altında onun mantığı. Yanılgı o kadar derindir ki ondan çıkmak insan için imkansızdır. gerçekten kendinin özelliği olan niteliklerle donatılmış bir varlığı takdim ediyorlar. manevi (spirituel) kokusu (arôme) din olan bu aleme (monde) karşı dolaylı bir savaştır. aşk olan bir Tanrı’ya tapıyor ve O’nu seviyor. dünyanın soysuzlaştırılmış (perverti) şuurunu üretirler. Din bu alemin (monde) genel bir teorisi. fakat adalet. O. hizmetçi oluyor.mutsuz olan insan. bu tarzda. İnsanın Tanrı diye isimlendirdiği ve sadece saf bir hayat olan varlık gelecek bir dünyada yansıtılıyor. O halde dine karşı savaş. Bütün dinler. Mademki insan Tanrı’ya taparken hayâlî Tanrı’nın yararına kendi öz cevherinden boşalıyor. 28 . tamamıyla bizzat kendi alacağı için mutlu olacağı öbür hayatı hayal ediyor. zira insan köle olduğu halde hür olduğuna inanıyor ve hür olmayı istiyor. İnsan dünyanın insanı. iyilik ve aşk olan şey. adalet. kendinde varolan bütün zenginlikleri şuurlu olarak yaşamayı kendisine müsaade eden bir tanrı (ciel) temenni ediyor. yutturmacalar (mystification) ve yabancılaşmalardır. kendisi tarafından sadece hayalen yaratılmış bir Tanrı’ya itaatli. iyilik.

“Kalpsiz bir âlemin (monde) kalbi olan” din. Böylece mutsuzluğundan çıkmak için ezilmiş kimse tarafından icat edilmiş din. İnsan dini meydana getiriyor (faire).”11 Oraya sığınmak ve toplumun kendini yoksun bıraktığı şeyi orada bulmak için insanı bir din yaratmaya (créer) sevk eden şey. kalpsiz bir dünya kalbinin iç çekmesi (soupir)dir. yanılmaya (illusion) ihtiyacı olan bir durumdan vazgeçmeyi istemektir. onun bu üzücü durumdan çıkmasını engelliyor. Bilim ve tekniğin gelişmesi onu dereceli olarak ortadan kaldırmaya yardım ediyor. kölelik isyanını engelleme vasıtası. – La Sainte Famille. 13 – Le Capital. dinin taç olduğu yaşamın tohum halindeki eleştirsidir. dinin kaldırılması. insanın içinde bulunduğu sosyal şartların adaletsizliğidir.”12 Buraya kadar o.C. tarih ve anlamının bir açıklamasıdır. dinin üstatları ve baskıcıları (oppresseurs) ile uygulandığı bir olgudur.“Dinî sefalet bir taraftan gerçek sefaletin ifadesi. Din âlemin (monde) ilim öncesi bir açıklamasıdır. O halde dinin eleştirisi. Eğer dinin kaynağı böyle ise şöyle bir sonuç kendini kabule zorlar: “Halkın aldatıcı saadeti olarak. Din halkın afyonudur. Fakat baskıcıların elinde din anlam değiştiriyor: O.. bu dini öğreten 11 – La Sainte Famille. ruhsuz (esprit) bir çağın ruhudur da yani din icat ettiği. Komünistlerin dini. o ruhsuz (esprit) bir zamanın ruhu gibidir. bilimsel açıklamayı tanımayan ruhsuz (esprit) bir çağın.” Fakat mademki din insanı uyutuyor.222.. Bu olay apaçık görünüyor: Zihniyetle din arasında varolan sınırlı (étroit) bağ. M. öyle ise ilaç hastalıktan daha kötü bulunuyor. alın yazısı tevekkülü içinde onu devam ettirme vasıtası oluyor. âlemin (monde) gerçek açıklamasını. ezicinin ellerinde köleliğin. Oysa bu. M. 12 29 .126. p. onu kölelikte devam ettiriyor. Kendi durumu hakkındaki yanılmalarından vazgeçmeyi istemek. yabancılaşmanın vasıtası haline geliyor. onu hayale daldırıyor. varlıklı sınıfa bağlamaları ve onu bir baskı silahı olarak göstermeleri buradan doğuyor. O halde din bir hastalığın (mal) ilacı gibi görünüyor: “O.. hayat ve anlamının. dünyanın (monde) ve onun anlamının. p.13 her ülkedeki özel dinleri incelemek ve diğer taraftan bu aynı halkların zihniyetlerini (mentalités) incelemek yeterlidir. diğer taraftan gerçek sefalete karşı bir itirazdır. M. gerçek sefalete karşı bir protestodur. sadece köle ve ezmenin (opprimé) problemine sahip oldu. Din ezilmiş (accablé) bir yaratığın.C. Bu hususta bir delil gerekir mi? “Dinle ilgili dünya gerçek dünyanın yansıması olduğu için”. s. halkın gerçek saadetinin bir isteğidir.221.C.

süvari tanrılara tapıldığına eşit olarak işaret edildi v.”14 Bir şef tarafından sağlam bir şekilde yapılandırılmış ve yönetilmiş bir toplumda bu şef. 1956. ne de diğer inançsızlar bu çeşit kanunun altını çizmekte yalnız değildirler.29. “Devşirici” (cueilleurs) halkların dini. O zamandan beri ekonomik ve sosyal yabancılaşmayı ortadan kaldırmak yetiyor. özel bir kesinlikle.halkların medeniyeti ile verilmiş (donnée) din arasında da vardır. din onu yapay cennetlerde devam ettirir (maintenir). esasta sadece kendisinin yansıtması olan bir Tanrı’ya ve bir cennete başvuru halinde tutuyor. p. bir paralel değişmeler serisi. yani her inancı bırakması için. “tarım işletmecilerinin” (planteurs) dini ayırt edildi. şehir. kendilerine yapılmış olan somut durumu izlemeksizin olmuyor: Bossuet’nin Tanrı’sı. O. İnsan toplumu.s. çiftçi veya çoban oluşuna göre dinle ilgili sistem tamamıyla farklı özellikler takdim eder. Afyon gibi din de.Tanrı’nın görünümünü (visage) devamlı bozduğumuzun gerçekliği kadar. kendi konteksine yerleştirildiği zaman aydınlanır. Hatta Hıristiyanlıkta da. Yine kozmopolit büyük vilayetlerin tanrılarının. daha sonra imparatorluk şeklinde geliştikçe. bu hususta tek olmayan. kendi üzerine kapalı küçük Devletlerinkine asla benzemediği bir olgudur. tabiat üstü vahyin dışında dinle ilgili bütün gelişmenin ilkesini doğruluyor. teorisi saçma olan gerçekliğin yok olmasıyla 14 – De Lubac. Hıristiyanların Tanrı edindiği temsil. “çobanların” dini. ve mademki o zaman artık Tanrı varolmayacaktır. kendimizi temizlemek için bize Vahye devamlı bir başvuru da gerekiyor. Sur les chemains de Dieu. sonra millet. organize oldukça kozmik şuur. Ne Marksistler. bilimsel olmayan. “İnsanın avcı.Louis) biraz yansımasıdır. insanı hayale ve yanılgıya daldırır. insanı. her dini eleştirmesi (tomber) için insanı hür kılmak yetiyor. O dünyaya. Marx’ın slogan haline gelmiş olan “din halkın afyonudur” cümlesi. Bütün araştırmalar onu doğruluyor ve gerçekten Tarihî Kültürel Okul. Din insanı. aynı şekilde düzenlenip. Çok Tanrıcılıktan tek Tanrıcılığa geçiş böylece. 30 . efsaneye benzeyen bir açıklama verir. her şeye güç yetiren Tanrı’ya denk düşer. ayinlerde ve efsanelerde gerçekleşir. özellikle ekonomik şartlara bağlı toplumun gelişimi ile açıklanacaktır. Mesela atlı medeniyetin her devresinde. Toplumu değiştirelim. bu kötülüğün nedeni de ortadan kaldırılmış olacaktır: “Dini yaşatan gök (ciel) değil yerdir (terre). Güneş-Kral’ın (XIV. ilkin küçük boy. insanı hürriyetine kavuşturalım. Edit Aubier. insanlığın daha mutlu olması için dünyanın değişimi (transformation) olan çalışmasından çeviriyor.

Gerçekten o. insanın hangi durumlarda hangi şartlarda. bize. veya yaşamak amacıyla 31 . sosyal adaletsizliklerle savaşmak için dinamizmden yoksun kalacaktır. aynı zamanda bütün yabancılaşmalarla savaşmayı isteyecektir. Fakat eğer Marx (genellikle. DİNİN MARKSİST ELEŞTİRİSİNİN ELEŞTİRİSİ Marx’ın bize sunduğu (donner) dinsel olgu ve dinin kaynağı ile ilgili bu açıklamanın değeri nedir? O. artık hiç ümit etmeyecektim. baskıcıya karşı. ilk bakışta yeterli gibi görünüyor. bir açıklama mıdır? Hayır! Marx Tanrı’ya ve semaya inancın nasıl doğabildiğini açıklıyor: O. sadıkane yabancılaşmış dindar insan. marksizm dine karşı savaşmaya değil ama.(dissolution) din kendiliğinden çöker. Marksizmin politik uygulayıcılarının başaramadığı (manquer) ve yapmaktan da geri kalmadığı şey budur. İçine dalmış bulunduğu kölelik veya sefalette insan. Tanrı fikrinin ve Tanrı’ya inancın kaynağının Marksist açıklaması. belli bir ölçüde. yani derin arzularına dinde bir cevap bulan insan. dinin ortadan kaybolmasını beklemeye mecbur olacaktır. O. Marksizm dinî yabancılaşma ile ekonomik yabancılaşma arasında sebeplerin karşılıklılığını (réciprociter) görünüyor. insanın Tanrı’yı niçin “icat ettiğini” ve ona yöneldiğini söylemezdi. daima bunun aksi olur) Tanrı fikrinin nasıl doğduğunu açıklasaydı. Ayrıca kendi avantajlarını korumak için dini devam ettiren (maintenir) yönetici sınıfı hesaba katmak gerekir. Ve hepsi bu kadar. marksistlerin iddia ettiği gibi bilimsel midir? O. La Palisse şöyle diyecektir: Eğer arzu ettiğim her şeye sahip olsaydım. dinler tarihinin ve daha özellikle Yahudilik ile Hıristiyanlık tarihinin bize açıkladığı olgular önünde ayakta kalır (tenir) mı? Bu açıklama dinsel olgunun çok kompleks bütün gerçeğinin hesabını verebilir mi? a-Marx dinin “niçinine” değil. insan şuurunun bedbahtlığına bağlı olduğuna şüphe yoktur. Bir şahıs için ümidin. ibadette yalvardığı Tanrı’ya yöneldiğini söylüyor. Bu düzeyde Marx’ın açıklaması güzeldir (bonne). Eğer sosyal adaletsizlikler dinsel yabancılaşmayı meydana getirirlerse.” İyi bir mantıkla. tarihin kaçınılmaz bir kanunu gereğince kapitalizmin ölümünü beklediği gibi. basit ve açık olmaya da sahiptir. Zaten Marx. “nasılına” cevap veriyor. kendine yapılmış duruma (condition) karşı isyan edebiliyor.

Bu niçine cevap. Bu zihni seyir.19.kendi kaderine boyun eğebiliyor. veya insanın sefaleti önünde veyahut bila istisna hepimizin beklediği. ne olursa olsun bu ilahileştirme girişimi niçin var?”15 Tanrı fikri olsun. tabiatın büyük manzarası önünde. tarihin olayları ile kendini gösterir. Freud’e karşı “Hayallerin” 15 16 – DE LUBAC. Delta kanalizasyonu için Mısırlılar tarafından teşebbüs edilmiş çalışmalar olduğu bahanesiyle matematik “hakikate” itiraz edilirmiş gibi. Ve insan kendini Çağıran (Celui qui l’appelle) ile karşılaşmanın. belki de. bu olaydan itibaren. Fakat bu fikir ve bu duygu niçin şuurda doğuyor? Mesela insan zihni dünyanın eksikliği karşısında niçin ilgisiz değildir ve kendini noksansız Varlık’ı tanımaya götüren bir seyre (démarche) girişiyor? Geleneksel olarak “Tanrı’nın varoluşunun delillerini” en iyi ispatlayıcı olarak isimlendirdiğimiz şeyde. p. – Mircéa ELİADE. op. fakat insanın bu mutlak isteğini niçin ele geçirdiğini (se saisir) hiçbir kimse henüz söyleyemedi. 32 ..17. insanın semayı ilahlaştırdığının bize söylenildiğini yazıyor.de Lubac. Fakat böyle bir durumda o. cinsimizin bu kendi başına hareketi her tarafta gözlemlenebilir? Sema veya başka bir şey. p. veya yine kurtulmanın ve ümitle. dördüncü bir çözümü. Bu isteğin nasıl şuurlu hale geldiği çok iyi açıklanıyor. Gallimard. “P. Mircéa Eliade “İmages et Symboles (Hayaller ve Semboller)” isimli eserinin önsözünde şöyle yazıyor: “ “Hayallerin” kaynağı aynı zamanda objesiz bir problemdir: Geometrinin “tarihi keşfinin”. Allah için yaratılmış olduğu kabulünde vardır. İmages et Symboles. insan zihninin araştırdığı ve forma koyduğu bu delillerin olgusu vardır. Cit. Allah’ın varoluşunu tanımayı ve kendini O’nunla ilişki haline koymayı veya en azından Kurtarıcı bir ilişkinin imkanını temennî etmeyi niçin düşünmüyor? – Marx bu soruya cevap vermiyor. insanî bir ümitle yaşamanın fırsatını bekleyebiliyor.”16 Bu kanunların Nil Deltasının sulanması çalışmalarıyla icat edildiği sonucunu çıkarmak hiçbir kimsenin düşüncesine gelmediği gibi. Burada insanî ve tamamen normal tepkiler vardır. 1952. Tamam! Fakat o. insanın kalbinde var olan mutlak isteğini ifade eder. ortaya çıkar: Tanrı yaratmayla. O’nun varoluşunu ön sezi olsun insan şuurunda. Allah’ın varoluşunda ve insanın Allah tarafından. bizzat kendinin en derinliğinde kayıtlı olarak taşıyor. kesin olarak semaya (ciel) tatbik etmek için ilah fikrini nereden aldı? Niçin. Mircéa Eliade. karşı konulmaz bir arzusunu. bir dostumuzun ölümü karşısında. onların keşifleri ampirik bir olguya bağlı olduğu için geometri kanunlarının hakikatine itiraz etmek de gerçekten hiçbir kimsenin düşüncesine gelmiyor.

yeniden ele alınıyor ve yoğunlaştırılıyor. “İnsan. Bu delil (argument) Allah İdesinin ve O’nun varoluşunun kaynağı için de geçerlidir. Sosyolojik sefalet. olsa olsa. insanı bütün yabancılaşmalardan kurtarmak yetecek midir? U. Din karşıtı propaganda. sebebi (Allah olanda) değil. 33 . Marx’a göre insanın durumunun bu mutsuzluğu. tam bir açıklığı gözler önüne serdi: İnsanı Allah’a doğru taşıyan iç dinamizm. No = 29. fakat onun şuurlu hazırlanışında mutsuz bir tecrübeye bağlı olduğunu biliyoruz. gerçekten. etkili baskılarla.R. tehlikeli (délicat) bir kullanmadır (maniement). “Allah İdesi oluşuma (genése) sahip değildir” ve Marksizm hiçbir şey açıklamıyor.’de cereyan eden tecrübe bu teoriyi doğrular gibi görünmüyor. Bu son derece kesin mi? Bütünüyle ve tam olarak mutlu olması için ve Allah’a inancın tamamının yok olması için.S. kendi sosyal 17 – Bakınız İnformation Catholiques internationales. yaşamak – istemenin (vouloir – vivre) karşı konulmaz arzusu ile. saf olarak ekonomik ve sosyal kaynaklıdır: İnsan ezilmiş olduğu için mutsuzdur. O daha derin ve daha temeldedir. Egzistansiyalizm. durumunun bedbahtı insanın şuurlanmasında Allah’ı görmek arzusu haline geliyor. çünkü o. YARIDA BIRAKILAN İŞİN ANALİZİ O halde biz Allah’a inancın. insanın mutsuzluğunun sadece ikinci derecede bir görünümüdür.S. şuurun mutsuzluğu analizinin sonuna kadar gitmiyor. ölmek mecburiyetinde olunduğunu biliyor. Bununla birlikte bütünüyle iman yok edildi mi? Bazı gözlemcilere inanılırsa böyle gözükmüyor ve bir çok Rus’un. baskıya bağlı sosyolojik düzenin sefaletine indirgenemiyor. Bizim için daha önemlisi bizzat Marx’ın düşünmesidir. Netice olarak Marx’ın açıklaması hiçbir asla (original) sahip olmayan bir tespite indirgeniyor.(Images) kaynağının objesiz bir problem olduğunu doğrulamak için düşünce yürütüyor (raisonner). Marx. Çünkü o. düzenli aralıklarda. 1/10/1960 Revue Younoste dergisinin makalesi de buna dahildir. tespit ettikleri dinî uyanıştan ve bazı mezheplerin gelişmesinden endişeli oldukları biliniyor. 17 Bu çağırı. her iç daralmasının (angoisse) insanın kalbinden doğduğunu doğruladığı zaman daha doğruyu görüyor. O. her varoluşu saçma kılan kendi öz ölümünün kesinliği arasında bölünüyor. O yolda kalıyor ve bu durum için insana a priori bir tanım veriyor. Kırk yıldan fazla zamandan beri ekonomi ve sosyal ilişkiler değiştirilmeye (transformer) çalışılıyor. Şuurun mutsuzluğu.

P. niçin insanın bu ölümsüzlük arzusuna sahip olduğu 18 – H. Marksistlere göre. en temel olanı hariç bütün yabancılaşmaların amacıdır (fin): Hayatı alın yazısına çeviren ölüm. Marksizm sadece biri. ortaya konulmuş olan bu probleme cevap vermeye teşebbüs ettiler. kendi öz zenginliklerini Tanrı’da yansıtıyor ve bütün bu zenginliklerin insanlıkta yeniden toplanması (étreröntégrées) ve meşru sahiplerine yeniden dönmesi için Tanrı’nın varoluşuna inancı ortadan kaldırmak yeterlidir. Et le dostin. şuurun mutsuzluğunu yaratan kendi öz ölümünün kesinliğidir. Marksistler niçin bu yabancılaşmış değerleri hesaba katmıyorlar? Onlar bir ayırım yapıyorlar. iyiden iyiye ölümle mücadele etmeye müsaade eder ve müsaade edecektir. Marksizmde bireyin ölümü bizzat ölüm olarak düşünülmüş değildir: H. iyilik. İster efendi. Konferans Le mal.Lefebvre bunlardandır: “Bu gibi ölüm daima sınırlanabilir (assignables) bazı nedenlere sahiptir. Diyelim ki bunu yaptık. ebedîlik de vardır. insanın Tanrı ile zenginleştirdiği bu insanî zenginlikler arasında. hayır. a la lumier du marxisme (Kötülük. Annecy. Ciddi boşluk. Hangi ölçüt adına? Böyle bir durum objektif ve bilimsel midir? Daha yukarda rastladığımız aynı soru soruluyor: Bu objektifleşmiş değerler arasında niçin ebediliğin varolduğu. ölüm ve alın yazısı. Burada. şahıs olarak varoluşunun toplam bir sonucu gibi takdim edilmiş olan kendi öz ölümü önünde tanıdığı iç daralmasına bir cevabı şuurda buluyor mu?19 A PRİORİ BİR AYIRIM Marx’a göre insan. 19 – Aynı kolleksiyonda. Ve bir gün o yenilmiş olabilir.varlığıdır diyerek” bütün insanî realitelerin kesin imkansızlığına giriyor. Bazı marksistler. aşk. şu ifadeleri yazan H.Lefebvre’in ifadesine göre ölüm sadece “cinsin gelişmesinin objektif bir şartı” dır. 34 . artık ölümü tanımayacak olan bu cins ne olacaktır? Bugün ölen insan.MARTELET’nin yazdığı Victoiresısr la Mort adlı 2. güzellik. Fakat yine ölümsüzlük. bölüme bakınız. yabancılaşmış olarak tabiatın determinizminin kölesi olarak kalacaktır ve varoluşun iç daralmasını tanıyacaktır. insanda. ölümünün insanlığın objektif şartı olduğunu. hürriyet vardır. Bu a priori’den hareket edince. la mort. yeni bir optimizmin (diyalektik) kavramına ulaşıyoruz”18 Bu yeni optimizmi düşünmek nedir? Eğer ölüm cinsin gelişmesinin objektif bir şartı ise. ister köle olsun ölümü yenmedikçe insan. Bu nedenlerin bilgisi. adalet. marksizmin ışığı altında) “Halk ve Kültür” tarafından yayınlanmış . insanın durumu hakkında sadece kısmî bakışa dayanıyor. LEFEBVRE.

çok kaba. Yahudi halkının en yüksek. çünkü bu ateizm. yerden kaçmak için. 1948. Marksist teori ile açıklanamaz bir olgu: Yahudi dini. yaratılış fikrine ulaşmış olmakta tektir. kendi zamanının ve kendi çevresinin diğer halklarınınki ile karşılaştırıldığı zaman medeniyetten çok ilkel halkın. p-55. her ispatına (démonstration) yol göstermeyi (orienter) sürdüren bir varsayımdır. Ne kadar Yahudi’nin öte dünyada (schéol) kalmayı az arzuladığı ve mümkün olduğu kadar daha uzun zaman bu toprak üzerinde kalmak için ibadetlerinin ne kadar ivedi yapıldığının farkına varmak için bazı mezamirleri yeniden okumak yeterlidir. O halde. Lectiodivina. Onun dininin. eğer toplumun yapısı ile Tanrı’nın oluştuğu fikir arasında bir ilişki var ise. sosyal hayatının saf bir yansıması olduğu ancak söylenebilir. Marksistler Yahudiliğinki hariç. putperestliğe doğru gitmesi (porter) gerekirken bu halkı canlandıran ve bu yaratıcı tek bir Allah’a inanç görevinde devam ettiren bu güç nedir? Yahudi halkının semayı. çok sayıda yaşanılan aşağılamalara bir telefi (compensation) bulmak için yarattığı söylenebilir mi? – İmkansız. kırk yıl boyunca çölde yolunu yitirmiş. asırlar boyu krallar tarafından yönetilmiş. daha sonra Babil’de esir. aynı Tanrı’ya inandı. tek ve yaratıcı bir Allah’a inanıyor. tabiî eğilimle. en saf olan Tanrı kavramına sahip olmasını açıklamak nasıl olur? Bütün çevresi politeist olduğu ve bu hususta etkiye maruz kaldığı halde onun son derece monoteist kalmış olmasını açıklamak nasıl olur? İlkin göçebe. ve onu hayalinde icat ettiyse. sonra yerleşik. diğer bütün halklar gibi. İdées maitresse de l’Ancien Testament. netice olarak Romenler tarafından sömürgeleştirilmiş Yahudi halkı daima aynı inanca. Eğer insan Tanrı’yı icat ettiyse. diğer bütün dinlerin incelemesini yapmış olacaklar mı? 20 – GELİN. Mısırınki ile karşılaştırılması desteklenemeyen bir kültürle zenginleştirilmiş olan bu halk. Mısır’da. boş olduğu için hiç de sevindirici olmayan yere “koyu karanlık ve sessiz. iğrenç ve doyurulamaz (insatiable) anormal (monstre) yere”20 imanı öğretiyor. Uzun asırlar boyu o.açıklanmıyor. İsrail olgusunun farkına varamıyor. aşkın Tanrı kavramını bilinenden daha fazla temsil ediyor ve o. Marksistlerin ateizme ulaştıkları çok iyi görünüyor. felsefesiz. bu halk İsa’dan önceki ikinci asırdan önce dünya sonrası (post – terrestre) bir ödüllendirmeye inanmıyordu. sefil şartına. o toplum öbür dünyaya ölülerin gittiği. 35 . O zaman orada bir yabancılaşmanın olduğu söylenebilir mi? Dünyanın çok az kısmı ve marksist teori.

panteizmin yeni bir şekli değil midir? Marksizm. 21 22 – Etienne BORNE. fakat dünyayı ve insanı ilahlaştırıyorlar. Cit. je crois”. p. O mutlaktır. dünyanın bilim öncesi (pré – scientifique) ve Hıristiyan öncesi bir hayalidir. bilimsel olmaktan uzak olan bu hayali. -Yahut da o ne mutlaktır. Partiye karşı olan her şey de yanlıştır ve kötüdür. Partinin çizgisinde olan her şey hakikattir. panteizmin yeni bir şeklidir ve bu ona yeni inanç. Gerçekten bilim. İyiyi ve hakikati parti kuruyor ve bütün vasıtalarla bu iyi ve bu hakikat zorla kabul ettiriliyor. O ne Tanrı’yı ispat eder. Dieu n’est pas mort. yaşatan bir madde ve bitmez zenginliklerdir.” Netice olarak marksizm. “je sois. – Etienne BORNE. “İnsan. Marksistler bu alternatifin ilk devresini (temps) seçiyorlar. O kendinin bilimsel olduğunu ileri sürüyor. p.YENİ BİR PANTEİZM Marksizm. üstün varlık olan insan içindir. her insanı kurtuluşa çağıran Aşk Tanrı’yı reddediyor. evrenin antik anlayışına bir geri dönüştür.56. güzeldir ve iyidir. op.”22 Marksizmin politik gerçekleşmesi olan komünist parti. oysa o bilimsel değildir.. mistik tutumunu veren şeydir. O Tanrı’dır. O. Ayrıca “yaşayan büyük hayvan veya ilâhî hayvan. bir metafizik ve bir iman haline gelmek için bilim olmayı bırakır. bu da tarihin kendisidir. Fakat bu dünya önünde şu üç tutum mümkündür: -Ya dünya kendi nedenine (explication) bizzat sahiptir. bu dünyada O’nun yerini ya Tarihle veya bu tarihin esas yapıcısı olan İnsanla dolduruyor.”21 Dünyanın. o zaman onun varoluşuna bir neden vermek ve yaratıcı bir Tanrı kabul etmek gerekir. O tamamen tabiî ve olduğu gibidir. Eğer bilim bunu yaparsa. sadece fenomenleri ve onların zincirini tespit eder. Marksizm Tanrı’yı kovdu. Bilim bu hususta bir hakka da sahip değildir. komünistlere göre. Parti mutlaktır. -Veya o mutlak değildir. Etienne Borne’un çok haklı olarak not ettiği gibi. Onlar aşkın ve yaratıcı bir Tanrı’yı reddediyorlar. “kendine tarihin efendisinden (maître) daha sert bir efendi edindi. dinlerin Tanrı’sını özellikle de Hıristiyanların Tanrı’sını. tarihin anlamının bir ifadesidir. 1959. o saçmadır. Dünya. ne de yaratılmıştır. kendi başına.57. 36 . dünyanın ve tarihin bilimsel bir açıklamasını sunduğunu iddia ediyor. ne de O’nu inkar eder. başkalaşımlarının ilkesine kendi başına sahip olan ebedî güç ve insanın sadece onun sonucu (effet) ve bir yansıması olduğu şeklindeki bir dünya anlayışı.

Parti üyeleri için en önemli ilke. Mademki o. kendine özgü olan bir amaca sahip değildir. ne de Partinin yararından bağımsız meşguliyetlere sahip değilse.. kendi şahsî problemleri ve yararlarının üstüne yerleştirmeye mecburdur. Parti üyelerinin şahsi amaçları.O. ve ne olursa olsun asla şuuruna karşı gelmedi. devrime. “2..O. Parti yararının en üstün yarar olduğudur.. ne de yüksek görevlerle (honneurs) bozulmaya terk etmeyecektir. Bununla beraber emekçilerin özgürleşmesini zorla sürükleyecektir. kendi şahsi yararını. işçi sınıfının ve milletin özgürleşmesi için. fakirliğine ve gösterişsiz şartına rağmen bu hususta bir eğilimi bile denemeyecektir ve o. ancak Partinin amaçlarının tümünün elemanları olabilir. insanlığın en sapkını (pervers) düşmanlarla en enerjik bir şekilde meşgul olabilecek ve Partinin. eğer o ne şahsî amaçlara. takip eden şartları yerine getirmeye yetenekli olacaktır: “1. tehlikeler ve şiddete rağmen teslim olmayı (capituler) reddedecektir.. devrimci arkadaşlarına karşı sadakat gösterebilecek. “Bir Parti üyesinin. her zaman ve her yerde. O. O. Emekçilerin özgürleşmesinin dışında Parti hiçbir yarara. komünist dâvâya (cause) sadakatinin derecesinin ölçüsü böyledir. şartsız bir şekilde. Çünkü onun görüşü kesindir.. onun partiye. şahsî bir amaca sahip olamaz. komünist ahlâkın en yüce bildirisidir.. en büyük metanete (fermeté). yüce bir komünist ahlaka sahip olmaya yetenekli olacaktır. işte bu. Parti içinde. onlara şiddetli bir aşk belirtebilecek. “Eğer. en büyük ahlâkî cesarete yetenekli olacaktır: O kendini ne zenginliklerle. işçi sınıfının yararının korunması ve insanlığın özgürleşmesinin korunması için inatla savaşabilecektir. Kendi şahsi yararını adamak.. Partinin herhangi bir üyesi sadece Partinin ve komünizmin amaçlarını ve yararını gözetti ise. her çeşit ön yargıdan bağımsız ve çıkar gözetmeyense o zaman o. O. bütünüyle Partinin yararını hesaba katmaya.“Emekçileri temsil eden politik parti komünist partidir. en büyük cesarete sahip olmaya da yetenekli olacaktır. ve Partinin yararını. her egoizmden kesin olarak bağımsızdır. onlara şartsız olarak yardım edebilecektir. insanlığın özgürleşmesi için adamak. mutlak olarak. her şartta Parti yararına bağlayabilmesi veya bağlayamaması. o “aynı anda sevebilecek ve ihanet edebilecektir”. eğer gerçekten o. hiçbir kimse Partinin yararından bağımsız... 37 . en hafif bir tereddüt olmaksızın ve hatta bir saadet duygusuyla kendi hayatına varıncaya kadar her şeyini Parti davası için. “Bir komünist Parti üyesi..

hatalarını. Pratik olarak marksistler Tanrı’yı inkar etmiyorlar. kendi dogmasına. ahlakına. eğer zorunlu ise.Tüm diğerlerinden daha iyisi o.. küçük görmelerin çeşitli biçimlerine ve kendini yaralanmış hissetmek veya kin beslemeksizin adaletsizliğe katlanacaktır. Partinin üyesi en büyük faziletlere. problemleri incelemek ve durumunun gerçek tabiatını nüfuz ve adaleti fark etmek yeteneğinde olacaktır.. en doğrusu. Partiden hiçbir şey gizlemediği için “başkalarına söylemekten korkması hiçbir şekilde vuku bulmayacaktır”.. ne de diğer işler. güneş ve ayın ciddi bir tutulmadan (éclips) sonra en parlak görünmeleri biçiminde.. vaftizin ve evlenmenin dinî törenlerini kopya etmeye kalkışılmıyor.. O. Partinin ve Devrimin yararında o. insanlığın en yüceliklerine (nobles) sahip olmak mecburiyetindedir. marksizm onun başka bir biçimi değil midir? İnsanın Tanrı’dan uzaklaşması (se débarrasser) imkansız gibi görünüyor. insanların en samimi. “4. 23 – Liou – CHAOU – TCHİ. “5. Bu tespit. öz sevgi (amour – propre) ve en üstün şekliyle kendine saygıya sahip olmak yeteneğinde olacaktır.O. “3. bazı kelimelerin yerini doldurmak (remplacer) yetecektir.”23 Dinî bir kitabın özeti olan Liou – Chaou – Tchi’nin bu sayfasına inanmak için cümlelerin bazı ögelerini kaldırmak..54 ve devamı 38 .. O. s. Partinin ve Devrimin yararının dışında hiçbir şeyden endişelenmiş olmayacaktır: Ne zarar veya kazanç. İnanç yokluğundan ziyade marksizm. marksizm – leninizmin teori ve metodunu kendinde sindirmek. Partinin ve emekçilerin kesin görüşlerine de sahip olmaya mecburdur. en hoş gören. düzeltilebilecektir.Yine eşit olarak o. İyi Bir Komünist Olmak İçin. O objektif bir tutuma sahip olacaktır. anlaşmaya en hazır da olabilecektir. yetersizliklerini ortaya koyabilecek ve onları cesaretli olarak. yani Tanrı’ya doğru bir eğilimi olduğunu bilen inananı hayrete düşürmez.. O’nun yerine başkasını koyuyorlar. kilisesine – bu kendi partisidir – ve hatta dinsel törendeki usûl ve sırasına (liturgie) sahip olan bir karşıt – iman (contre – foi) dır: Rusya’da. insanın Tanrı’nın imajı. Egoist arzulara sahip olmadığı için. en mutlusu olmak yeteneğinde olacaktır. en bağışlayıcı. Eğer din bir yabancılaşma ise. çeviri: Jameti. Hatta o.

yapay ihtiyaçlara karşı uyarınız. Eğer bu sistemler. onu teşebbüslere karşı. Niçin topluma sözde haklardan bahsediyorsunuz. gerçekleşmenin bir başlangıcını bulmayı seneler önce ortaya koyacaklardır (mettre). Bize gönderilen sistemler bizi. insandan uzak (inhumain) bir Tanrı takdim etmemiz olmayacak mıdır? – Biz marksizm tarafından suçlanıyoruz. Eğer marksizmin din karşıtı savaşlarını canlandıran derin niyet insanın hürriyeti ve saadeti ise bu. inkar etmekten ziyade Tanrı’nın yerine başka bir şey koyuyor. ateizmi kendisi istiyor (se voulvoir) ve. Bununla beraber bu çift tespitinin bize.MARKSİST ATEİZMİN ANLAMI Marx’ın bize verdiği dinî olgu analizi – özellikle onun . kanaatkarlığı öğretiniz. biz bozuyoruz. insanı kurtarmak için Hıristiyanlığı reddeden marksizmin bizzat kendisidir. Daha özellikle o. Bu ölümlü dünyada insanın alın yazısının. bu ateizm. bizzat elde edilmeye çalışılan Hıristiyanlık ise. Ona sükuneti. Marksizm Hıristiyanlığa şiddetle hücum ediyor. XIII. ılımlılığı. Hıristiyanlar tarafından yaşanan şekliyle Hıristiyanlığa başvuruyorsa ekseriya haklıdır.. insanın kurtuluşu olarak takdim ediliyor. Allah’a imanın kaynağını açıklayış biçimi – eleştiriye karşı dayanamıyor. ve onun direktifleri. Batı sınai devrimin ortasında bulunuyor ve 20. Kendi alın yazısı ile yetinmeyi bilmek gerçek popüler felsefeyi oluşturur. fakat aynı zamanda bir ödevdir. Bunun en iyi delili. Çağın bir yıllığında (almanach) halka bol bol şöyle nasihatler yapılıyor: “Kendine düşen durumla yetinmeyi bilmek insani yaratık için sadece saadetin bir kaynağı değil. Marksizmin bütün dinlerin daimî mahkumu. şuurun iyileştirici bir incelemesine. bir 39 .. Allah’a inanan herkesin reddi olarak kaldığını unutturmaması gerekiyor. Eğer bu. dünyaya açıklama (révéler) görevine sahip olduğumuz Tanrı’nın görünümünü. İşçilere tevekkül tavsiye etmekle yetiniliyor. Bu suçlamayı kabul edelim. Marksizm. Onlar biraz da kalabalıktılar. Léon’un ortaya attığı çoktan geciktirilmiş çağrıları kesin olarak anlaşılmadı. şunu tekrar edelim. haksızlıktır. Hıristiyanlıktan alınıyor. İşçilerin sefaletini protesto etmek ve ekonomik liberalizmin geçersizliğini ilan etmek için bazı Hıristiyan sesler yükselmiştir. asrın ortalarına doğru hangi şartın işçilerine uygun düştüğü (être fait a) biliniyordu. Hıristiyanlığımızı yaşamak biçimimizin saflaşmasına götürebilir. HIRİSTİYANLIK VE YABANCILAŞMA Marx bunları yazdığı zaman. Durmaksızın Devrimi çarpıttığımızı ve çarpıtıyor olduğumuzu bilmek gerekiyor. Ayrıca o.

Hıristiyanlığın sosyal ilkeleri. bütün alçaklıkları (bassesses). Hatta kurbanlardan yarar sağlamayı ahlâk öğretecektir. Hıristiyanlığın sosyal ilkeleri. Zamanın ruhuna. yararlı bir tecrübe olarak. ortaçağ köleliğini övdüler. belki de günümüze ait olan bir tutumu da eleştiriyor. çağın bir çok Hıristiyanın tutumunu eleştiriyor (stigmatiser).. p. bir fetih olduğunu ona tekrar ediniz. bu cesaretin değerini ortaya o çıkaracaktır. Hıristiyanlığın ilkeleri. bütün alçaklıklara karşı semaya yerleşiyorlar ve oradan yeryüzündeki direnme gücünü doğruluyor (justifier). karanlık ve güç bir mesleği yapmaya çağırıyor.. ezilmişlerin kurbanları olduğu zorbalar (oppresseurs) adına. eşit derecede. O. Belli bir kadercilikte (fatalisme). onlar gerektiğinde. kendi alnından akan bu terlerde bulunduğunu ona gösteriniz..”.C. veya Tanrı’nın (seigneur) bilgeliği ile seçilmişlere empoze edilmiş sınavlar olarak açıklıyorlar.24 Bu sayfa çok serttir: O. çalışmayı onurlandırınız. O. sabrın uzun bir egzersizi. Yoksun bırakmalar. proletaryanın ezilmesini savunmaya da hazırdırlar. hakim bir sınıfın ve ezilmiş bir sınıfın zorunluluğunu öğretiyorlar ve birincinin sonuncuya merhametli olması için dindarca dilekte bulunmakla yetiniyorlar. kaçınılmaz bir şart olarak. gerçek Hıristiyanlığın bilgisizliğini ortaya koyuyor. onlar merhamet oynama pahasına borçlarını ödemiş olacaklardır.. tarihî bağlama yerleşmiş bulunan Marx’ın tepkileri kısmen şöyle açıklanıyor: “Hıristiyanlığın sosyal ilkeleri esirliği geçerli saydılar. açlıktan ve sefaletten ıstırap çekeni dindirmeye ulaşmıyor muyuz? Burada defalarca tekrar eden ibadetin hileli kullanımından vazgeçmek gerekir: Acısını dindirmek cesaretine sahip olmadığımız bedbahtlık (malheureux) için ibadet ediyoruz.. Marx’ta “Hıristiyanlığın sosyal ilkelerinin” bilgisizliğini.. Dünyadan ve onun güçlüklerinden kaçmaya ve semavi ümitte teselliyi kolayca bulmaya ulaşmıyor muyuz? Aramızdan bir çoğu için din hâlâ bir sığınak ve Tanrı büyük bir tesellici kalıyor.. Bununla beraber bu metin.. İnsanların alın yazısının ilâhî Düzenleyicisi sizi bu dünyada. alın yazısına girerler. özellikle Yaratıcı tarafından empoze edilmiş bir çabayı (tâche) orada görebilsin.... 40 .223. veya ilk günahın haklı bir cezası olarak.sınavlar arenası (carriére). Çözüm kolay oluyor ve vicdanımızı 24 – M. bir mücadele. devamlı bir çabayla geçiminizi (subsistance) satın alan. bize erişen kötülüklerden kendi isteğimizle vazgeçmeye ve öbür dünyadaki bir ödül sözüyle.. şerefe sahip olan her şeyin.

O zamandan itibaren artık mümkün bir yabancılaşma. bedenin yeniden dirilmesini bize şantaj yaptığını ilave etmek gerekir mi? Her insan için cennet. fakat bu dünya başkası olacaktır. bizde ve bizimle gerçekleşmiş Tanrı’nın eseri olacak olan bir tamamlanmadır (achévement). Cennet dünya üzerinde kurulur ve insan kendi tamamlanmasını 25 – l Corinth. Kolay ve yatıştırıcı olan sadakanın çözümü böyledir. Bu. bilim ve tekniğin gerçekleştirdiği ilerleme bizi sadece şöyle böyle (médiocrement) ilgilendirir: Biz öbür dünya için çalışıyoruz.İsa yeniden oluşma (régénération). 19/28. 28 – St. 21/1. tutumumuz doğruluğun bütün görünümüne sahiptir: Cennet vardır ve o. saadet ile en kuvvetli sevincin yeri olacaktır. aynı fikri ifade ediyor: “Cennet (ciel) evrensel yeniden doğuş çağına kadar Tanrı’yı (seigneur) korur”. Şüphesiz Aziz Paul’un dediği gibi “bu dünyanın şekli değişecek (passer)”. 26 41 .yatıştırıyor.26 Fiiller kitabına sonradan eklenmiş (rapporté) bir diskurda Aziz Pierre. 3/21. Böylece biz çok kolaylıkla kendimizi aldatabiliyoruz.25 fakat dünyanın sonu. Teşebbüs devamlıdır ve tembelliğimizi veya güdümlemeler korkumuzu kolaylaştırdıkça (favorisor) bizi tehdit ediyor. insanlığın durumunun düzelmesi. Tanrı’nın bilgeliğine uygun düşecek mi? – Dünyanın sonunu belirlemek için Hz. Fakat dünyanın bizzat değişikliği. yeniden doğma (renouveau) kelimelerini kullanıyor. – St. Pierre. Teşebbüs kesin olarak büyüktür. İbadet inanan için gerçek bir etkiye sahiptir. 2 Epit. 7/31.. varolan her şeyin bir yok oluşu gibi anlamaya ait değildir. 3/13. Muktedir olduğumuz kadarıyla onun en iyisini yapıyoruz: Bu bizim kurtuluşumuzun şartıdır. Oysa iman bize ne diyor? – Başka bir dünya varolmayacak. bu dünyanın dışında kurtarıcı olan bir dünyaya kaçış yoktur.28 “İman” ın. Matt. her şey yok olmaya mecbursa gezegenimizi düzenlemek için o kadar zahmete katlanmak neye yarar? Şüphesiz iyilik severlik bizden. varolan her şeyin tamamlanması. kardeşlerimize yardım etmeyi. karasal varoluşun sonu ve en yüksek noktasıdır ve evrenin bütünü için o. Apocalyps. 27 – Actesdes Apotres. ihtiyaç içinde oldukları zaman onların yardımına koşmayı istiyor.. Kendi dünyamız ile öbür dünya diye isimlendirdiğimiz şey arasındaki ilişkileri yanlış anlayış bizi çok kolay bir şekilde yabancılaşma yoluna sokuyor. Yarı doğrulukla kendimizi dünyaya güdümlemeye ulaşmıyor muyuz? Eğer bir gün varolan her şey sona ermek mecburiyetindeyse.27 Aziz Pierre’in ikinci Mektubunun (Epître) ve Aziz Jean’ının Apocalypse (Ahd-i Cedid’in son kitabı)’inin yeni semalar ve yeni arzdan bahsettiklerini biliyoruz. istila.

fakat İnsanlığın kurtuluşu da bir gerçektir ve biz kötülüğe karşı bütün gücümüzle savaş etmeye çağrılıyoruz. 30 42 .. O.. paradoksal 29 –St. Bu değer sadece onu canlandıran iyilik severlik (charité) niyetinden değil. ölüler diriltiliyorlar.29 Burada gerçek bir aşk söz konusudur: “Sözleri ve dili sevmeyelim. Şüphesiz İncil’i yayma (annonce) Hıristiyanın ilk görevidir.. Tanrı aşkı gibi evrenseldir. şükranla bağlanarak ancak gerçekleştirebilir. Büyük Müjde (Bonne Nouvella) fakirlere verilmiştir. ve “Tanrı’yı sevmeyi iddia eden ve kardeşini sevmeyen bir kimse yalancıdır”. gerçekte bu dünyanın öbür dünya oluşunun bir hazırlanmasıdır. kötülük devam ediyor. haksız olarak öbür dünya diye isimlendirdiğimiz şeyin. l er Epit. fakat. insanın güncel kurtuluşudur. 3/17 – 18. – St. Ne Tanrı’ya iman ne de ümit insanı yabancılaştırır. onda Tanrı aşkı nasıl kalacaktır?”30 Bütün insanları sevmek söz konusudur: Hıristiyan erdemi (charité). Fakat. İlk günah bir gerçektir.. 11/4 – 6. bir erdem (charité) Krallığı olan Tanrı Krallığının bu dünyada çoktan başladığını unutmaya mecbur değiliz. kendi kurtuluşumuza (libération) ve kardeşlerimizin kurtuluşuna çağırılıyoruz..yönetmek mecburiyetinde olduğu bu dünya da. kendi tabiî eğilimini.. 31 Mesih ruhları kurtarıyor ve vücutları iyileştiriyor. “Bununla beraber. topallar yürüyorlar. O günceldir. l er Epit. cüzzamlılar iyileşiyorlar. “Karacılık” (terrénisme) tarafını tutmamıza müsaade edildiğinin ve Marksizm karşısında olur olmaz vaatlerde bulunmanın söz konusu olmadığının altın çizmeye ihtiyaç var mıdır? İnsanın kurtuluşu cennette (ciel) gerçekleşir. Tanrı’nın bizde ve bizimle eseri olan Krallığın bu yerleştirilmesi insanın kurtuluşu ile beraber bulunur. zira iman ve ümit iyilik severliği gerçekleştirirler. Tanrı’nın daimî yardımıyla çalışmaya. gelecek aşkı. Eğer bir kimse mülke sahipse ve kardeşini ihtiyaç içinde görünce. 31 – Matt. İsaie Peygamberden bir alıntıyla Christ (isa) Jean – Baptist’in elçilerine şöyle cevap veriyor: “Jean’a işittiklerinizi ve gördüklerinizi nakledeceksiniz: Körler görüyorlar. 4/20. Ve kendi anlam ve değerini burada bulan insanî çalışmanın tümü budur. Sadece tek bir emir vardır: Tanrı aşkı. Jean. fakat eylemi ve hakikati sevelim. Kutsal Kitabın terimlerinden Krallık.”. Eğer insanın kurtuluşu.. yüreğini onlara kapıyorsa. sağırlar işitiyorlar. fakat yine değiştirecek olan ama yıkmayan gerçekleşmiş eserden gelir. bir adalet. Bütünüyle insanı sevmek söz konusudur: Beden ve ruh. Jean. kesin olarak Krallığın bu yayımı. Tüm insanî çabayla evrenin değiştirilmesi.. gerçekleşmesini cennette (ciel) buluyorsa o bu dünyada çoktan başlamıştır.

O’nun bizim yanımızda olduğuna ve bizim davamızın (cause) koruyucusu olduğuna inanıyoruz. Asırlar Tabiat ve tabiat kanunları ile tabiî denilen belli bir düzenin Tanrılaştırılmasıyla tanındılar. Mesela zenginlerin ve fakirlerin. Tanrı...33 XVIII ve yine XIX.. geçmişte anlaşıldığı gibi. düzenin Yaratıcısı tarafından istenilmiştir. p. Cumhuriyetçiler.32 O halde ne “karacılık = terrénisme” ve geçici krallık.. Saint – Simoncular Tanrı’nın kararlarını değiştirecekler veya değiştirebilecekler mi?. zorunlu olarak aynı plana yerleştirilememelerine rağmen bugün hâlâ kısmen geçerliktedirler. fakat bizde ve bizimledir.. mutluların ve mutsuzların varolmasını isteyen tabiattır. fakat bir tartışmada. O bizim yararlarımıza hizmet ediyor. toplumu devamlı yönetmek mecburiyetinde olan ebedî kanunlardır”. Katoliklerin dışındaki inananların.. ne kadar güdümlemeler vardır! 32 33 – Malvez. O. M. O’nun Fransız olduğunu düşünmüyoruz.. Kilise ve Hıristiyan medeniyeti adına alınmış ne kadar tavırlar. olayların (choses) etkisiyle öyle oldu. O tamamıyla haksız değildir ve onun eleştirileri. zira o. derin bir düzensizlik olan düzenin koruyucusu bu Tanrı’ya isyan ediyor. bir bitki gibi büyümek ve yayılmak ve düşey olarak dünyaya inmek mecburiyetindedir”. bu düzene şartsız bağımlılığı vazetmekte ve varolan bütün durumları meşru kabul etmekte sadece bir adım (pas) vardır. II-Philippe’in. zamanın etkisinden bağımsız kanunların bizzat kendisidirler..Th. Biz orada hiçbir şeye muktedir olamıyoruz. İşte bunun için. La vision chrétienne de l’histoire. Aşkımızı ve hatta ihanetimizi ona yüklüyoruz. bizim duygularımıza indirgeniyor.C. 43 . N. KURULU DÜZENİN KORUYUCU TANRISI “Güncel ilişkilerin – burjuvaz üretim ilişkilerinin – tabiî olduğunu söyleyerek Marx. O aşıldı: “Toplum.R. bu. – Misére de la philosophie. Ve taksimi yapanın Tanrı’nın bizzat kendisi olduğu söylenebilir. Tanrı’nın İspanyol olmasına çok doğal olarak (volontiers) inandığı için eleştirildiği söylenir. hayalperestlerin söyledikleri kadar kötü olgunlaşmış değildir. Pratik olarak biz II. gerçekte. Bunlar..260. mars 1949.olarak. Tanrı tarafından istenmiş olarak takdim ettikleri yerleşmiş bu düzene isyan ediyor. Bu düzen içindedir.” Marx. Philippe gibi düşünmekten oldukça uzak mıyız? Tanrı bizim ölçümüze. zenginliğin meydana geldiği ve tabiat kanunlarına uygun üretim güçlerinin geliştiği ilişkilerin bunlar olduğunu yazıyor. p. O halde bu ilişkiler. ne de naturalizm problem değildir: Her şey Tanrı’nın eseridir.134.

2/17. sadece süper bir insan olursa. bugün bunu. Ve eğer “Pis herif” (méchant) yeryüzünde mutlu ise. bizi temizleyen bize aşkını gösteren Tanrı’dır.. sabahleyin avlanmanın (chasser).34 Oğlunu bize gönderen “doğruları değil günahkarları isimlendirmeye gelmiş olan”35 Tanrı. onu cezalandıran ve yoksun bırakan (châtier) Tanrı’dır. gerçek olarak yaşanmış olan bir iman. Zorunlu arınma: Hakikî Allah’a iman. Eğer O. Tanrı ve biz. “iyilerin ve kötülerin üzerine güneşi doğduran. öbür dünyadaki en üstün hesaplaşmada karşılığımıza (revanche) sahip olacağız. iddia edilen haklarımızın teminatı ve kurulmuş düzenin savunucusu ise.Haklarımız olarak isimlendirdiğimiz şeyi güvence altına almayı. 37 – Marx – Engels. haklıların ve haksızların üzerine yağmur yağdıran Peder”. 5/45. “bütün insanların kurtulmuş olmasını ve onların hakikatin bilgisine ulaşmasını isteyen Kurtarıcımız”36 olan Tanrı ne hale geliyor? Biz Tanrı’yı hayâlî bir varlık yapıyoruz.114. Zaten yorum iki yüze sahiptir. “Hiçbir kimsenin etkinliklerin (activités) özel bir alanına sahip olmadığı. 2/3 – 4. cité par DESROCHES signification du Marxisme. öğleden sonra balık avlanmanın. meşru olarak bu haklara ve bu düzene yönetilen sistemlerden O’nu temizlemek nasıl olur? Eğer bu düzen bir yabancılaşma ise yabancılaştırılan güç olarak bu Tanrı nasıl düşünülecektir? İnsanın durumu güç ve korkunçtur. hatta asla avcı. – Marc. P. Son devresinde Marksizm. 35 44 . veya çoban veya eleştirmen olmaksızın tam kendi zevkime göre besinleri eleştirmenin imkanını veriyor”. O sürekli bir arınma ister. en iyi inandığımız sosyal bir düzeni devam ettirmeyi Tanrı’ya havale ediyoruz. yarın şunu yapmanın. 34 – Matt. Ütopik görüş! Bu durumun gerçekleşmesi yarın için kesin bile olsa yarının bu insanının. toplum genel üretimi düzenliyor ve bana. bizi kayırdığı için. diğer tüm büyük peygamberlerin Tanrısı nerede? Mesih’in bize açıkladığı Peder. Bu karikatürde veriyor olduğumuz Aziz ve Aşkın Tanrı.. 36 – l Timot. Marksizme geçerli tek cevaptır. İdeologie allemande.37 Mert saplantı (vision). fakat hangi branştan olursa olsun olgunlaşabildiği komünist toplumda. balıkçı. Eğer üzüntü bize ulaşırsa. bugünün insanlıktan uzak durumu (inhumain) üzerine dayanacağı geriye kalacaktır. Fakat eğer O. artık o sadece bir ideal olur. Eğer üzüntü “yanınızda olmayan başkasına ulaşırsa”. “Tanrı’nın sırlı yolları”. ansızın meydana gelen üzüntülü olayları açıklamak için hatırlatılmışlardır. akşamleyin hayvan beslemenin. bütün yabancılaşmaların kaldırılması ile insanın tam özgürlüğü olarak takdim ediliyor.

38 –Ephésiens. ondan kendimizin sorumlu olduğunu yakından biliyoruz. 1/10 et! Corinth. 45 . inananınki kadar köle ve yabancılaşmış olan bugünün insanının Tanrı tarafından çağrılmış olduğunu ve onun için mümkün tek kurtuluşun varolduğunu doğruluyoruz: Bütün insanları Allah kurtarır. bu kurtuluş. zamanların sonu ile örtüşür: O trinite içinde insanlığa girmiştir. Tanrı’nın herkeste her şey olması amacıyla her şeyi O’na bağlayana boyun eğdirecek olan Mesih’deki her şeyin özetidir. bütün insanların kurtuluşu değildir. kendi hakikatimizin. Biz Hıristiyanlar için insanın bu tam özgürlüğü. Aynı zamanda bu kurtuluşun güncel olduğunu. bütün insanların ve her insanın Kurtarıcısının değil.Marksizm. O. Eğer Hakikat (Vérité) yapması gerektiği kadar hâlâ insanı kurtarmamışsa. yabancılaştıran bir putun (idole) şahidi oluyoruz. çünkü gerçek inanan değiliz: Ekseriya Tanrı Hakikatinin (Vérité) değil. bugün gerçekleşiyor olduğunu doğruluyoruz?. O. Mesih içindeki Pederin bir eseridir.38 Aynı zamanda. bütün insanların ve her şey ona boyun eğdirilmiş olduğu zaman. daha ziyade gerçek Allah’ın. 15/28.

durum üzerinde durduğu için. Akıl. o en beklenmedik kontekstlerde kullanılmış bulunuluyordu. Gabriel Marcel de daha az bilinen bazı tiyatroları piyesleri yayımladı. fakat kuşağı tamamen belirten moda: Bu asrın hastalığı idi. davranmak. Onun sanatla ilgili eseri ve daha özellikle dramatik eseri başarılı oldu. onlara hareket ettirmeye ve insanların duruma tepki göstermelerine müsaade eden sahneye doğru dönmeleri tamamen tabiîdir.12. on beş yıldan beri. fakat aynı zamanda bazı hikayeler ve kendi analizlerini halka yayan tiyatro piyesleri de yayımlıyor. Bununla beraber her egzistansiyalizm ateist değildir: Diğerleri arasında Gabriel Marcel tarafından temsil edilmiş olan bir Hıristiyan egzistansiyalizm de vardır. “Geçenlerde bana bahsedilen bir bayan. personun orijinalliği. Sartre’in bu hususu zamanına uyarlamasını araştırmakla uğraşıyor. bilhassa romanda. Edit. p. sinemada ve özellikle tiyatroda ifade edilir. O ilkin bir felsefedir. Sartre’ın tiyatro ve hikayeleri için ve daha genel bir şekilde egzistansiyalizm için. gösterilen hayranlıkta çok züppelik oldu. Egzistansiyalizmin modern formunun orijinalliği. bir ölçüde. Aziz Augustin ve Kierkegaard ile geçip giden tamamen existentiel (egzistansiyal) bir akım takip edilebilir. Sartre’ın bizzat kendisi bundan yakınıyor. Sartre hacimli bir felsefe eser yazdı: “L’Etre et le Néant”.EGZİSTANSİYALİST ATEİZM Egzistansiyalizm karmaşık bir fenomendir. sinirlilikle ağzından bayağı bir kelime kaçırdığı zaman özür dileyerek şöyle açıklıyor: Zannediyorum ki egzistansiyalist oluyorum”1 Biz burada bütün egzistansiyalizmi etüt etmeyeceğiz. Nagel. Birkaç yıldan beri aşılmış. Egzistansiyalist bakış noktasının özünü takdim etmekle yetineceğiz ve Tanrı’nın yokluğu (non – existence) lehine onun gösterdiği (Faire valoir) delilleri vereceğiz. Fransa’da ateist egzistansiyalizmin rahibi olan ve kendi ateizmini sadece teknik eserlerinde değil. Somut varoluş. egzistansiyalistlerin. Sartre çağının 1 – L’existentialisme est un humanisme. 1946. Sartre’la doğmuş olmayan bir felsefe: Felsefe tarihinde. “Egzistansiyalist” terimi kötüye kullanıldı. yaşamak ve hatta giyinmek biçimi. fakat halka özgü bir form altında tiyatro ve hikayelerinde de geliştiren Sartre ile yetiniyoruz. 46 .BÖLÜM III . şiddetli ve sataşkan ateizmden ibaret olacaktır. Sonra egzistansiyalizm edebî bir fenomendir: O. Nihayet egzistansiyalizm bir moda oldu: Belli bir varolmak.

İnsanda. Üzerinde çok verimli gelişmeler yapabildiğim ölüm var ve “ölüyorum” ifadesi de var. bu felsefi akımın genel çizgisini vermek zorunludur. Düşünce daima şu iki uç arasında salınıyor: Öz (essence) ve varoluş (existence). Gerçekte her insan bu özü. insanın bu genel tanımı. kendi tarzına göre gerçekleştirir. bu nesle sorulan esas soruları keşfetmeyi bildi ve insanların günün problemlerini yeniden buldukları bir tiyatro kurdu. Yine bu konuda. onun hakkından. bir bakıma insanın sırrını. fakat bütün özel karakteristikleriyle böyle bir ağaç var. O zaman. Orejte ve Jupiter’in diyaloğu. O. Ve şimdiden biz ondan geçmiş (au passé) olarak bahsediyoruz. Ağaç var. dünyada hazır oluşunu 47 . onun ödevlerinden bahsedebiliyorum. çok belirli böyle bir duruma güdümlü böyle bir aile var. O. misal olarak. ayrıca yeterince önemli bir anlam farkı ile insanî tabiattan bahsediyoruz. O bütün insanlara benzer ve bununla beraber o tektir ve hiçbir uygun tanıma girmez. son derece çelişkilerle dolu. insan tabiatının kurucu ögelerini çıkartıyor. EGZİSTANSİYALİST BAKIŞ NOKTASI Bu ateizmi daha iyi yerleştirmek için. onun muhtevası hâlâ bugünün ateizmininkidir. Kendi evrenini oluşturan bütün şeyler gibi. O bazen öz üzerinde duruyor ve. Öz ve varoluş. dünyadaki güdümünü. Bu onu artık geçerli olmayan ateizmin bir formu olarak ele almamız mı olacaktır? Hayır! Eğer bu ateizmin ifadesi Sartre ve onun nesline özgü ise. isteklerini ve arzularını anlamayı bildi: Savaştan sonra oldukça sıkıntılı.ihtiyaçlarını. egzistansiyalizmin bütünüyle bir açıklamasını yapmaksızın. Goetz’in yalancılığı (imposture) her zaman biraz vardır ve Tanrıyla ilişkilerimizde iffetsizliğe (impure) sahip olan şeyi daha açık görmede bize yardım edebilirler. Bir de insanda ona özgü olan şey. somut durumunu. O vardır ve o bu biçimde varolmakta tektir. Başarısını sağlayan bu büyük zaman uyarlaması onun başarısızlığını da sağladı. insanı ilgilendiren bütün problemler öz bakımından veya varoluş (existence) bakımından düşünülebilirler. onu insanın genel tanımının objesi yapan ve öz olarak isimlendirdiğimiz bir şey vardır: Düşünen hayvan. fakat zenginlikten noksan kalmayan bir çağ. soyutta kalan. bütün insanlar için geçerli. Bu eser sadece bir on beş senelik zamana aittir. Aileden. fakat çok kesin. onu böyle bir insan olup da falan başkası kılmayan şey vardır. insan cinsini inceliyor.

İnsan hürriyete sahip değildir. Sen hayatından başka hiçbir şey değilsin”. Egzistansiyalizmin anladığı insan böyledir. bu projede önceden yapılması gereken hiçbir şey yoktur.. o kendi hürriyetidir: “Les Mouches” (sinekler)’de Oreste “ben kendi hürriyetimimdir” diyor.”2 O halde Sartre için. özellikle insanı bir dizi (série) birliği olarak düşünen yönetimde. ve o olacağı gibi olacaktır. Sonunda.ihmal eden.3 Bu varoluşu. İlkin insanın varolduğunu. insan idesinden başka hiçbir şey olmuyor. ilkin bu hiçbir şey değildir. O. 4 – L’Etre et le Néant. toplamayı yapmak gerekir. bir özellik. bu projeyi Sartre hürriyet olarak isimlendiriyor. kendi özünü meydana getirir. yani geleceğe doğru atılan şeyin.R. İnsan ilkin varoluyor. 3 48 . Sartre bu görüş noktasını uç sınırına kadar götürüyor ve varoluştan önce özü inkar edinceye kadar gidiyor. kendi sırrı. Bu maksat. çizgi çizilmiştir. İnsan sadece anlaşıldığı gibi değil.F. scéne V. Garcin’e şöyle diyor: “Daima ya çok erken veya çok geç ölünür. “Huis Clol” (Gizli Oturum) da Inés. varoluşa doğru bu atılımdan (élan) sonra.. varoluş üzerinde. O zaman da bir varoluş felsefesi tipine sahip olunuyor.. Düşünce bazen de tabiatı ve özü belirsizlikte bırakarak. fakat hür olmayı seçmiyoruz: Hür olmaya mecburuz”.. N. 1948. ve varoluştan sonra. falan bireyde gerçekleşen insanî tabiat yoktur.4 Bu 2 – lbid. İlkin insan bir projedir.. Ölümden önce bir insanın ne olduğunu hiç kimse söyleyemez. hür olmak hariç: “Biz seçen bir hürriyetiz. insan oluşmasından başka hiçbir şey değildir. insan bütünüyle odur. onu anlamak için Tanrı olmadığı için insan tabiatı yoktur. “. fakat istenildiği gibidir.21 – 22 – 23. Ve bununla beraber hayat orada tanımlanmıştır. Böylece. dünyada birdenbire beliriyor ve sonra tanımlanıyor. dünyaya atılarak. O ancak daha sonra varolacaktır. felsefi nazariyelerin dışında bulunuyor. güdümlenerek. savaşarak belirir ve ölmediği müddetçe tanım açık kalır. eğer o tanımlanabilir değilse. geleceğe atıldığının şuurunda olan insanın önce varolduğunu söylemek istiyoruz. birbiriyle karşılaşıyor. kendi dramı. p. Hür. kendi alın yazısı ile insan üzerinde duruyor. güncel hayatta. O. insan.. bizzat insanın kendinden daha ziyade insanın idesini etüt eden bir “ÖZ” felsefesi tipine sahip olunuyor. – Huis – Clos. ve daha sonra ancak bu veya ötekidir. Edit. anlaşıldığı ve istenildiği gibidir. düşünce varoluş üzerinde ısrar ediyor. Bu özü inkar etmeksizin. her şeyden hür. bir proje. p. orijinal tarzda. geleceğe doğru bir atılımdır.565.. İlkin insan saf bir varolan.

dikkate değer bir şeytanlığı sana tanıtacağım: Tanrı yoktur. Oreste. Artık ne cennet ne cehennem: Dünyadan başka bir şey yoktur”. fakat o yine bütün insanlıktan sorumludur: “Bizim sorumluluğumuz.26 – 27. mutlak. Bu hürriyet ancak eylemde varolur. O bir şey yapmada birden bire görünmesiyle belirir”. bütün bunlar öngörülmüştü. İnsan.hürriyetin her fiilden önce varolmadığını yine belirtiyoruz: “Hürriyet seçimlerinde önceden varolan çıplak bir güç değildir. Ve daha uzakta. O yoktur. p.. kendi çöküşünü haber veren (sonneo) kimseyi Oreste’de biliyordu: “Pekâlâ. Onun için varolmak.9 Daha önce “Les Mouches” (Sinekler) de şöyle deniyor: Jupiter.. eğer insan varsa. Cit.6 İnsan kendi kendini yetiştirir ve onun kendi kendini yetiştirmesinden başka hiçbir şey yoktur.. kendi hayatında sorumlu değil.. 8 – Ibid. zira o bütün insanlığı bağlar. hareket etmek ve hareketi bırakmaktır.”. Bir insan benim çöküşümü (répuscule) 5 – İbid. op.. Tanrının ölmüş olduğunu size söylüyorum.62..566.. 9 – Le Diable et le Bon Dieu. 10 tabeau. “Le Diable et le Bon Dieu” (Şeytan ve Yüce Allah) isimli piyesin sonunda. özlerin yaratıcısı hürriyettir. kendimi seçerek. p. aşağı yukarı Pascal’ı taklit eden Goetz şöyle bağırıyor: “Heinrich. SARTRE’İN ATEİZMİ a-Tanrı’nın Ölümü Nietzsche’den sonra Nietzsche gibi. onu tahmin edebileceğimizden çok daha büyüktür.. korkağın artık korkak olmaması için ve kahramanın da bir kahraman olmayı bırakması için daima imkan vardır”. insan yokluktur. p. 6 49 .” Goetz cümlesini tamamlamıyor. “Eğer tanrı varsa. scéne IV et V. p. kahraman kendini kahraman yetiştirir. insanı seçiyorum”. O halde insan. – İbid.555 – 556. Sevinç.. sevinç gözyaşları! Allaaa. Hilda’da. “Korkak (lâche) kendini korkak yetiştirir.7 İnsan sadece bizzat kendinden. İnsan realitesi ilkin yoktur ve sonra hareket eder (agir).... Sartre da Tanrının ölümünü ilan ediyor. eyleminin dışında hiçbir şey değildir.5 İnsan hürriyettir.8 Bu kısa (rapide) işaretler zorunlu idi.. Deli! Çarpma: Ben bizi özgürleştiriyorum. Bundan şu sonuç çıkar ki insan bütün hayatından sorumludur. 7 – L’existentialisme est un humanisme. O zamandan itibaren artık Tanrıya yer yoktur. kendi hürriyeti. o şöyle tekrar ediyor: “Tanrı ölmüştür. varolmayı bırakmaktır. Şimdiden Sartre ateizminin yerleştiği yeri şöyle böyle görüyoruz.

insanın daima bir insan doğurmasını ve eniğin (le petit du chien) bir köpek olmasını ben emrettim. benim tarafımdan deniz dalgalarının (marées) tatlı dili (douce langue) kumu yalamaya geliyor ve sabit saatte geri çekiliyor. Sferlerin ahengini. “Oreste... scéne II. Bitkileri ben büyütüyorum. gasp (intrus).. çakmak taşının tanesi. acte III. kötü girişimlerin başarısına müsaade eden O’dur. Asla birbiriyle çarpışmaksızın nizam halinde dönen bu gezegenleri gör: Adalete göre. senin genç kız çehreni görerek ona kim inanmış olacaktı?”10 Sartre’ın bütün eseri Tanrı’nın inkarı. zira o benim buyruklarıma (prescriptions) uyuyor. kaynakların yolunun üzerinde kurumayışları. onu ben irademe göre yarattım ve Ben en iyiyim. Fakat sen insanların kralı değilsin”. bir deniz olarak seni taşıyor ve seni yuvarlıyor. açık kesin ve kestirip atan (tranchant) bir inkardır. Dün.. varlığın bir yansısı.anons etmeye gelmek mecburiyetinde idi. Fakat sen kötülük yaptın ve şeyler seni şaşırtıcı (pétrifiées) sesleriyle suçluyorlar: İyilik her tarafta vardır bu. Sen Tanrıların kralı. bir yanlış olarak sana nüfuz ediyor. oradaki akışı düzenleyen benim. ve benim esintim (souffle) çiçek tozunun sarı bulutlarına yerin etrafında rehberlik ediyor. semanın dört köşesine serpilmiş olan mineral lütfunun (grâce minéral) bu dev şarkısını işit. 11 – lbid. kılıcının sertliği. kaynağın serinliği. Sen sende değilsin. mürver ağacının (sureau) omuriliği. sendedir: O. taşların ve yıldızların kralı. acte III. senin evreninin tümü beni haksız bulmaya yetmeyecektir. Cinsler benim tarafımdan takdim edilirler. sen dünyada ete batmış kıymık. Hatanı tanı. kolundaki güç oldu. sen onu ateşin ve aydınlığın tabiatında bulacaksın. 10 – Les Mouches. mumların aydınlığı. Bu delillendirmeye Oreste kesin bir ret ile cevap veriyor: “Ne kadar da ufalanıyor! Kayalar beni mahkum etsin ve güzergahimdeki bitkiler solsunlar. O halde bu sensin. o. taşların ve kayaların yolunun dışında yuvarlanmayışları ve toprağın ayaklarının altında ezilmeyişi şüphesi”11 İşte Tanrı’nın varoluşunun “delillerini” kozalite ve evrenin düzeniyle yeniden ele alışlar. bir dağ olarak seni eziyor. Bizzat kendine dön. Oreste. Veya annenin senin önünde çekilmeyişi. hatta varoluşu İyilikle desteklenen yanıltıcı bir hayal oluyor. Ve son derece güvendiğin Kötülük. taşın ağırlığıdır. 50 . zira o. scéne II. bizzat kendi vücudun sana ihanet ediyor. deniz dalgalarının kralı Jupitersin. gizli bir yol. o.. derebeyine ait ormanda kaçak avcı gibisin: Zira dünya güzeldir. İyilik senin dışında. ben seni yarattım ve her şeyi yarattım: Bak.

kendini tanımlayana. yerini mutlak özdeşliğe bırakmak için gözden kayboluyor. söylediğimiz gibi. her determinizme “hayır” diyebiliyor ve hürriyetini uygulamaya müsaade eden nesneler arasında bir nesne olmayı reddedebiliyor. O hiçbir anlama sahip değildir. çünkü o. Tanrı’nın varolmayışının temel iki delilini bize veriyor: Tanrı kavramı kendi içinde çelişkilidir. O halde o. çünkü o. ilişkiye müsaade edecek olan hiçbir çatlak. aynı eylemi ortaya koyabiliyor. insan hürdür çünkü o. Tanrı tarafından yaratılmış olsa bile. o hiçbir muhtevaya sahip değildir”15 O. yoğun. o kendidir. p.. op. O vardır. Sartre’ın onu isimlendirdiği gibi şuurdur. 14 – lbid. o denli kendinde hazır oluyor ki kendi (soi). hür insanın varoluşu. 13 51 . nihayet insan hürdür. O zaman en – soi (kendinde).118. kendini etiketleyene.17 – 18. bu hususta söylenecek şeyin hepsi budur. Sartre’in “en – soi” (kendinde şey) diye isimlendirdiği şeylerdir.. Tanrı’nın varoluşuyla uyuşmazdır. O olduğu şeydir”13 O “ne aktiflik. Bu. O kendine göre değil. maddeyi düşünerek ondan kurtulan düşünce fiili (néantisation) imkanı olan insan ortaya çıkıyor. kendini gözeten başkalarına ve durmaksızın. olumsuzluk olarak kendini gösteriyor. “kendi kendine kösteklenmiş ve tombullaşmış olarak” vardırlar. p. p. varlığını bunun ötesinde alıyor”. 15 – lbid. Nesnelerin bağrından.14 O bizzat kendi başına yaratılamıyor zira bu durum onun bizzat kendinden önce olmasını gerektirecektir. Bu insan gerçeği. kendini bir kategoriye girdirene. hürriyet olan. bizzat kendine özdeş. ve diğerleriyle hiçbir ilişkiye de sahip değildir. çünkü o. “İnsan gerçeği tamamen bomboştur. hiçbir kendisiyle uyuşmama yoktur.Sartre. Ve yine orada şuur. kendinde varlık yaratılış ile açıklanamaz olacaktır. durmaksızın geçmişine “hayır” diyebiliyor ve aynı jestleri bıkmadan tekrar etmeyebiliyor. ne de pasiflik” tir.32 – 33. Onlar orada tamamen tabiî olarak.. veya “pour – sois” (kendisi için” dir. tek kelimeyle kendinin orijinal fışkırmasına engel olana hayır diyebiliyor. Bu varlık o denli kendisi ile aynı oluyor. yoğun bir şekilde. O halde o kendine göre donuktur.. Gerçekten insan hürdür. Tanrı tarafından yaratılmış olamaz. yani hayır diyebilme.32. bizzat kendisinin aynı olan bir 12 – Etre et Néant.12 Onda. Bu nesneler varolan şeylerdir ve fazla hiçbir şey yoktur. Cit. b-Tanrı fikri çelişkilidir Evren “sakin” nesneler ve objelerle oluşmuştur. Ve “o. p. – lbid. tam. yoktur ve şuur gibi ancak bir inkarda varolur. zira o artık kendinde (en – soi) olmayacaktır.

.. Bu ideali. – lbid. insanın Tanrı olmayı düşünen varlık olması olduğu söylenebilir. asla verilmemiş olan kendinde (soi) ile aydınlığa doğru devamlı bir aşmadır”17 Orada. “İnsanî gerçeklik varoluşa gelişinde. ortadan kaldırmayı ifade etmek istemeyen) kendinde şeyden kurtulmanın şuuru fiilidir. Bu projede. pour – soi (kendisi için) varolduğu şey olmama gücüdür.. pour – soi (kendisi için) ise. Daima bir şeyin şuurunda olduğu için. O yokluktur ve (yok olmayı. p. olmama formu altında. Onu hiçleştiriyorum (néantiser).18 “Böylece. fakat inancım değilim. “kendine (soi) göre varlıktan ayrılıp uzaklaşma” kendinin (soi). noksan kaldığı eşsiz bütünlük karşısında olmayan olarak varolan gibi kendini yakalıyor ve o. tamamlanmamış bir varlık olarak kendini yakalıyor.varlıktır. Fakat aşkınlıktan hiçbir şeye sahip olmayan bir Tanrı söz konusudur. sürekli kendine doğru yansıtılmış olduğu kendinde (en – soi) ile ancak varoluyor. insanı kendine çekmeye devam eden bir ideal vardır. Ve eğer insan Tanrı varlığının preontolojik bir anlayışına sahipse bu. dinler Tanrı diye isimlendiriyorlar.133. bizzat kendisiyle aynı olmak arzusu ile sık rastlaşıyor. p. 17 52 . yüce ve temel projesinde onu açıklayan ve onu belirleyen şey olarak insanın “kalbinde hissedilir”. herhangi bir şeyin şuuru olarak varolur ve o. Başka bir deyişle o. inkar ettiğim düşüncede ancak kendimin şuuruna varıyorum. kendisi için (pour – soi). en – soi (kendinde) olmayı isteyecektir. Kendimi inancına özdeşleştirmeyi reddettiğim ölçüde inanan oluyorum.133.16 Şuur ancak. Şuur bir kasıtlılıktır. birleşmek arzusu. Ben. Ben inananım. En – soi (kendinde şey) varolan bir nesne olup başka hiçbir şey değildir. O. Fakat bu masanın şuuru olduğum fiilde ancak şuur olarak kendimi yakalıyorum. bir “varlığın basıncından kurtulma”. onu bir hiçlik gömleğiyle (manchon) sarıyorum (entourer). Bu masadan aldığım şuurda kendimi. onun dışında olarak yakalıyorum. kendinde (a soi) hazır oluşuna müsaade eden ayrılıp uzaklaşmadır. Aynı zamanda pour – soi (kendisi için). “insanî gerçekliğin kalbindedir. insanî gerçekliğin temel projesini en iyi uygun kılan şeyin. bütünlük olarak sadece bu realite vardır”. ne de ona verilmiş olan toplumun gücüdür: Fakat değer ve 16 – lbid. Tanrı ilkin. İnsani gerçeklik. Sonunda bazıları düşünülmüş dinin ayinleri (rites) ve mitosları olabilirler. bu masa olmayan olarak. ne tabiatın büyük manzaraları. p. 18 – lbid. olduğu olandır.119. şuuru aldığı şeyi inkar ederek ancak kendine ulaşır. varolmadığı şey olmanın gücüdür.

insanın kendini varolduğu şey olarak kendi ilan etmesinden itibaren devamlı bir sınırı temsil ediyor. bir ideal olarak.20 Sartre’ın ateizminin amacı insanı. zira Tanrı’nın doğması için insan. kendisiyle tamamıyla aynı olan bir varlığın varoluşunu doğrulamaktır. bir objedir. Goetz kötülüğün tecrübesini yaptı. Mesihinki ile ters çevriliyor. O zaman onun yalancılığı patlıyor. başkalarından ve bizzat kendinden kurtaran ve bu kurtarmada ancak varolan bir hürriyet. O kendini çileye veriyor. kötü niyetli olan bu hayali takipten (poursuite) kurtarmaktır. kendisi için (pour – soi) olarak varolmayı kendine veren kendinde (en – soi) ye atılmış olurdu. ısrarla bir işaret istiyordum. kendinin (soi) şuurunda olacağı için bizzat kendisiyle aynı olmayan. anlamsız. “Böylece insanın tutkusu. insan olarak kendini kaybediyor. Tanrı ancak insanın kalbinde varolur.aşkınlığın en yüce amacı olan Tanrı. Kötü niyet iman oluyor. zira Tanrı kavramı çelişmelidir. o ibadet ediyor. Fakat Tanrı fikri çelişkilidir ve biz kendimizi boş yere kaybediyoruz. İyilik havarisi olunamayacağına bahse girildiği zaman o inanç değiştiriyor. 53 . durmaksızın kendini dünyadan. kendisi için (pour – soi) olarak varolsaydı. daima kötü niyet olan bir iman. ve o.. hiçbir şekilde etkisi olmayan bir şey. O halde o artık Tanrı değildir. Eğer Tanrı kendinde (en – soi) olarak varsa kendisi için (pour – soi) olamaz: Artık O sadece. 19 20 – lbid. O kötülük için kötülük yaptı. Tanrı’nın sessizliği daima yeterince derindir. yararsız bir tutku olarak varolur.19 Mesela Marx’a cevap vermek için bu doğrulamayı bir yana kaydetmek gerekir. kendine (soi) göre olmanın bir ayrılmayı (décollement) gerektirdiği varoluşu doğrulamaktır. Fakat Sartre için bu ideal boştur ve bu arzu objesizdir. İnsan olmanın yansıttığı bu Tanrı imkansızdır. evrenle ilişkisiz. İnsan olmak. gerçekte Kendindenin (en – soi) varoluşunu kendisi için (pour – soi) olarak.. kendinde (en – soi) ile birleşmeye elverişsiz bir şuur. o yalandan izler yapıyor. Eğer O. – (Bu. Tanrı’nın varoluşunu bilmek (reconnaître). Bir hastayı kurtarmak için o Mesih’ten mucize göstermesini istiyor: Tanrı sessiz kalıyor.708. p. O topraklarını fakirlere veriyor. veya eğer tercih edilirse insan öz itibariyle Tanrı olmak arzusudur. İnsan kendini olduğu gibi kabul etmek mecburiyetindedir: Nesneler dünyasına atılmış ve kendisiyle aynı olmayı. – lbid. fakat Sartre’ın tasarladığı gibi bir iman.653. O zaman bu onun gerçek ateizme bir dönüşü (conversion) oluyor: “Tanrı’ya yalvarıyordum. insan yararsız bir tutkudur”. p. Tanrı olmaya yönelmektir. onun mutlak olabildiği tek şarta aittir) – ve aynı zamanda o.

“Şeytan ve Güzel Tanrı’yı. Hile yapan benim. O. o. Eğer tanrı varsa insan hiçtir (néant). p. cevabı biliyorum: Hiçbir şey. Tanrı insanın yalnızlığıdır. ben insanım. Öldürmeye rıza gösteriyor. “İnsanın bizzat kendini bulması ve Tanrı’nın varoluşunun geçerli bir delili olduğu için. bilgide. Yokluk. fakat hiç kimseyi ölüme göndermeyecek: “Şu anda ölmenin ne demek olduğunu biliyorum. Tanrı beni işitmiyor.. Sadece ben varoluyorum: Kötülüğe tek başıma karar verdim. “yararsız tutku olan” insanın özel durumunun semaya yükselmesinde (assomption) vardır.” O’nun için tek çıkış yolu kalıyor: İnsan rolünü oynamak. Her an. Kapıdaki gediği görüyor musun? Bu da Tanrıdır. Sema ismine dek bilmiyor. Natsy.95. kendini öldürtecek. mucizeler yapan da benim. o insanların. diğer kalanın tümü. Tanrı beni tanımıyor. – Eğer kurtuluştan bahsedilirse – tek kurtuluş buradadır. “Şeytan ve Güzel Tanrı” (Le Diable et le Bon Dieu) Tanrı’nın varolmayışını ispatlamaya çalışan bir piyes değildir. İyiyi de tek başıma ben icat ettim. tedrici olarak kendisiyle birleştiği için personajı oynamaya çağıran ve onu tam kötü niyeti yaşamaya götüren fiili ortaya koyuyor. Başımızın üstündeki bu boşluğu görüyorsun. ne iyilikte.. Yerdeki deliği görüyor musun? Yine bu da Tanrıdır. kendimi suçsuz gören de yalnızca benim. işte bu Tanrıdır. Bu sözle piyes. bugün kendimi suçlayan benim. cit. fakat piyesin bütününe yerleşilince ancak anlaşılıyor. fakat o. gerçek dışıdır. Tanrı’yı araştırmayı istemekte kayboldu. Bu sahne aşırılığıyla kızdırıyor. biz sadece hayatımıza sahibiz”. onu kendinden hiç kimsenin kurtaramayacağına inanması gerekir”. daha yukarda zikrettiğimiz “Varlık ve Hiçlik” in sayfasının bir açıklaması gibi görünüyor. Şimdi. işte Tanrı budur. başka hiçbir şey. Goetz.. Burada Goetz yalancılığın doruğuna ulaşıyor. Tanrı nazarında muktedir olabildiğim şeyi kendi kendime soruyordum. Özellikle Goetz’in Tanrı’dan mucize göstermesini istediği sahneye başvurulduğu zaman (invoquant). insanın 22 – L’existentialisme est un humanisme. insanın. Sessizlik.semaya mesajlar gönderiyordum: Cevap yok. sonu savaşa varan komutunu yeniden alacaktır. yine Tanrıdır. kendisi için (pour – soi) amacıyla kendindenin (en – soi) idealini takip etmek için boşuna soluk tüketen yararsız bir tutku olduğunu keşfeden insanın “manevi yolu” gibi anlamak gerekir. diğer kalanın tümü kötü niyettir. Bu ne kötülükte. kötü niyetin karşı savunusuna düştüğü için Sartre’a kızılır. ne de insanın kendini bulduğu Tanrı’da vardır.22 Biricik iman buradadır. hiçbir şey yoktur. 54 . Tanrı beni görmüyor.. çünkü Tanrı. op.

711. O. O geri çekilmiyor. şeyler arasında sadece bir şeydir. işte özür dilemek. ne de köleyim. Ben hürriyetimin kendisiyim! Beni yarattığın andan itibaren sana ait olmayı bıraktım”. fakat beni hür olarak yaratman gerekmiyordu.. vicdan azabına daldıklarını görünce yeniden gitmeyi düşünüyor. O. kendini gerçekten alın yazısı hakkında uyandırıyor. “Sineklere” geri dönelim ve yukarda zikredilen Jupiter ile Oreste arasındaki diyalogun devamını okumaya devam edelim: JUPİTER – “Ben senin Kralın değilim. kendini Oreste yapan 22 bis – Bakınız Esprit. Oreste. Kendine hayatını anlatan kız kardeşi Electre aniden geliyor. Jupiter. O halde seni kim yarattı? ORSTE – Sen. annesini öldürüyor. ORESTE – Olabilir. Şimdi dünyadaki durumunu bildiği için hür olarak seçim yapmaya mahkumdur. ve Tanrı fikrini insan üzerinde gerçekleştirir. bana hizmet etmen için verdim. kendi kendini seçmeye mahkumdur. JUPİTER – Nihayet. JUPİTER – Gerçekten mi? Senin kendi kendine bahsettiğin bu hürriyetin bir özür dilemeye çok benzediğini biliyor musun? ORESTE – Ben ne efendi. O artık hür olmaz. insan varlığıyla ona benzer. O. 22 bis c-“Eğer Tanrı Varsa. par Paul RICCEUR.” Sadece Tanrı kavramı çelişkili değildir. Pedegogunun eşliğinde vatanına geri geliyor. İnsan Yoktur. novembre 1951. çıkmaza girecektir (s’enliser). bu anlamda henüz bir etki etmeyen. henüz bir şey değil. O sadece insanlık rolü oynayarak bulunur. Argos insanlarının suçluluğa. imkansızdır. kendi başına çelişki olduğu için. Büyüdüğü zaman o. O halde Tanrı varolmaz. 55 . kendine öğretilen ilkelerle yetinen bir kimse. p. JUPİTER – Sana hürriyetini. ve bu ideal. annesiyle evlenmiş ve Argos tahtına çıkmış olan Egysthe tarafından mahkum edilmiş küçük bir çocuk. Delillendirme basittir: Eğer Tanrı varoluyorsa. babasını öldüren. O. O mutlu bir şekilde ölümden kaçıp kurtuldu. ORESTE – Özür dilemiyorum. O. Egysthe’i öldürüyor. Fakat biz insanın hür olduğunu ve onun özlerini kendisinin yarattığını gördük. O.takip ettiği bir idealdir sadece. O. L diable et le Bon Dieu’un şahane analizi. iffetsiz yumurta. Agamemnon’un oğlu olduğunu ve Argos tahtının meşru mirasçısı olduğunu öğreniyor. O uykuya dalacak. O. fakat o. sana karşı çevriliyor ve biz ne beriki ne de öteki için hiçbir şeye muktedir olamıyoruz. Piyesin argümanı biliniyor. fakat Tanrı – insan ilişkisi de çelişkilidir..

pişman oluyor: “İmdat. insanlar ve nesneler dünyasında “yokluğun” bir akını (irruption) dır.. Gerçekten eğer insan Tanrı tarafından yaratılmışsa. o düşünülmüş.. beni taşı. Jupiter. Jupiter’e imanında bir sığınak ve bir bahane buluyor. “Ben hürüm. ahlâk tarafından zorunlu kılınmış bir nitelik olarak tanımak olacaktır. kendini hür bir insan yapan fiilini ortaya koyuyor.. Hürriyet. benim kralım Jupiter. o korkuyor. Bu artık onun fiili olmayacaktır. beni yalnız bırakma. Henüz daha dün yerde tesadüfî yürüyordum. kendimi düşünüyorum”. Oreste reddediyor. susuyor. Electre. Fakat onların hiçbiri bana ait değildi. ben bütün hayatımı günah ödemeye (expiation) adayacağım.fiilini.”23 Jupiter. Beni sineklerine karşı. “bezelye idealine uygun olarak dizilmiş olan bezelyeler gibi. bu hürriyetin inkarı olacaktır. dizlerine kapanacağım. bitkinin bitki biçiminde oluşu gibi. kendisine uygun düşmek mecburiyetinde olduğu bir öze sahiptir. “Pis herif” (salaud) olmayı reddetmek olacaktır. Mademki insan böylece belirleniyor. İnsan. beni kollarının arasına al. gerçekleştirilecek bir amaç için varoluşa çağrılmıştır. O. hürriyeti pahasına oluyor. işkence ve ceza içinde bitkin hale gelmiş Argienlilerin anonim kalabalığıyla yeniden birleşecektir. – lbid. Tanrıların ve insanların kralı. Senin Kanununu takip edeceğim. toplum tarafından. Electre. ve onun nereye götürdüğünü Tanrı biliyor: Fakat bu benim yolumdur. zira O’nun varoluşu.. yıldırım gibi benim üzerime atıldı. O. acte III. 56 . hürriyet.. Eğer Tanrı. Tanrı varolamıyor. fakat bu. zira onlar başkasına aittirler. tam ve mutlak olan bir fiilde gerçekleşen bu hürriyet ve kendi hürriyetidir. İnsan varoluşundan önce gelen bir öze. ve binlerce mesafe ayaklarımın altında geçiveriyordu. bu fiili bütün olarak yüklenmeyi ve Sartre’ın bu çeşit bireylere ayırdığı ifadeyi kullanmak için korkak (lâche). bizzat kendime karşı koru. insan karşısında devam ettirilirse. bir hürriyet karşısından yüce 23 24 – Les Mouches. Bugün artık onlardan sadece bir tanesi var. acte II. pişman olmaya çağıran Oreste’in yanında müdahale ediyor.. beni koru. kardeşime karşı. Jupiter. scéne IV. veya turşuluk salatalığın. Pişman olmak. turşuluk salatalık özüne katılması gibi” bu amaca göre dizilir. bir maksat. senin kölen ve senin eşyan olacağım...24 Electre. Electre tarafından çok beğeniliyor. Sartre’a göre insan işte bu. Fakat insan hürdür: Hayatını bizzat kendisi yaratır. Onların hepsini ödünç almıştım. scéne VIII.. onun fiilini Tanrı tarafından. istenilmiş. Kendimi düşünüyorum. alın yazısını kendisi oluşturur (forger) ve bütünüyle Tanrı’yı beklemez. Pişman olmak.

ben ebediyyen bir başkası için (pour – autruit) olacağımdır. “Biz. asla kendisi başkası için olmaksızın. Kendisi için (pour – soi) ancak. Eğer Tanrı varsa.494. bir başkası içinim ve kendimi kurtarmam mümkün değildir. p. o varolmaz. Seçmek gerekir. bizzat ben varolmam. başka bir form altında aynı temayı yeniden ele alıyor. Sartre’ın “cehennem. O. onu daha sonra inkar ediyorum. veya insan varolur. Bu bakış (regard). o zaman kendim tek ve orijinal olduğum için kendimi sınıflandıramıyorum. sonuna kadar götürülmüş başkası kavramıdır. – lbid. Fakat Tanrı yoktur. Fakat. filan veya falan kategoride tasnifliyor. üçüncü bir şahıs tarafından biz gözetiliyoruz. bu fiili hiçbir kimse nitelemek hakkına sahip değildir.. ve o gözetilmiş olmayı seviyor. p. sonra o tek ve bana aittir.. benim fiilimi. Bana bakan diğeri beni.282 et 324. insanı mutlak bir hürriyet olarak belirtmeye götüren bu analiz üzerine kuruyor. op.. başkalarının nazarında ancak biz oluruz. Mademki kendisi için (pour – soi) olarak insan vardır. hürriyeti oynayan bir kukla olur. sıra bana geldiğinde ben bakıyorum ve tamamen ikimiz bulunursak. O halde ben onların gözünde bir objeyim. ben bir kendisi için olamam.25 Başkasının bu bakışı ne kadar avantaja sahip olursa olsun. hür olur ve o zaman da yok olan Tanrı’dır. Sartre. Cit. kendini. Sartre seçiyor ve seçiminin nedenlerini bir fenomenolojik analiz. Gerçekten o bana bakıyor ve o bize bakıyor fakat. bu başkalarıdır” diyebildiği anlam budur. O. 26 57 . O aynı zamanda başkası içindir (pour autruit) de. 27 – lbid. O ancak “başkasının en özlü kısmı” (quintessence). Bana bakan bu başkasına..26 Eğer Tanrı varolursa. Korkaklarınki. bu bakışı aşabiliyorum. ona kendini daha iyi tanımayı sağlıyor. gerçekten. sıra bana gelince ben ona bakamıyorum. o zaman Tanrı varolamaz. kahramanlarınki. Oreste’ye bizzat kendini açıklayan Electre’dir. başkalarının bakışı altında yaşıyor. ve başkalarının bakışından itibaren kendimizi biz olarak yükleniriz”. İnsan kendisi için (pour – soi) dir.bir hürriyet devam ettirilirse o zaman iki şeyden biri olur: Ya Tanrı varolur ve insan sadece. O beni seçiyor. o zaman insan hiçbir şeydir. İlk defa onu yükleniyorum.27 25 – L’Etre et Le Neant.242.. benim fiilim olmayı bırakan fiilimi sırayla kaydediyor (cataloguer). yakışık da almıyor. Hürriyetimi kurtarmak için kaçınılmaz inkar. başkası içinin (pour – autrui) daimî bir inkarında kurtulur. p. bu durum “bizim” (nous) kategorisi gibi görünüyor.

sadece hiçlik ve hiçleştirme gücüdür.29 28 29 – ST. Tanrı şuurdur. hikayelerinde Sartre kolay kısımları sunuyor: İnsanlara ihanet eden ve onların suçluluklarının anormal mübalağasından hoşlanan “Sineklerin” Jupiteri. Du Seuil. her hayalin ötesinde olduğunu doğrulamak gerekiyor.29 et suiv. Aris et Maximes. bu. bütün teoloji ve mistik inanç gibi Aziz Thomas’ın devamlı kullandıkları “via negationis” (inkar etme yolu) i asla unutmamak gerekir. Fakat kendinde (en – soi) nedir? Bunun. Eğer Tanrı’nın şuuru mümkün ise.193. 58 . p. Tanrı. Kurulmuş bu kavramları en az saflaştırmadan geçirmeksizin Sartre. tam olarak bizzat kendi ile aynı olan varlık olduğunu gördük. doğrulanmış ve hemen inkar edilmiş olmalıdır. bu bir nesnedir. Du seuil. o sadece analojik olabilir. aynı zamanda aşkın ve içkin Tanrı bilgisinin mecbur bıraktığı bu yol hakkında kendini son derece hakir görmesine şaşılıyor. her tanımlamanın. La foi d’un incroyant. Tanrı diye bahsedilen her şey. Francis Jeanson’un “La foi d’un incroyant” (Bir inanmayanın İmanı) isimli eserinde. Tanrı kendinde (en – soi) dir. a-Sartre’ın Tanrısı sadece üstün bir insandır Eğer Tanrı varsa. Sonunda düzenli olarak Tanrı’nın inkarına ulaşan “Varlık ve Hiçlik” in uzun felsefî analizleri Tanrı’nın yokluğunu.EGZİSTANSİYALİST ATEİZMİN ELEŞTİRİSİ Sartre’a cevap vermek gerekir mi? Tek bir cevap yeter: Onun reddettiği Tanrı’nın. fakat sentez çelişkidir. “Aziz Jean de la Croix şöyle yazıyor: Bu dünyada Tanrı’yı. gerçek olarak ciddiye almamız için çok karikatürleştirilmiş hayallerdir. O’nun sırrından bir şeyler söyleyecek kavramlarımızın kapasitesini. tam varlık. fakat o. Eserleri boyunca daima aynı olan Sartre’ın delil getirmesini yakalıyoruz. bu yalancının katılımlarına (injonction) sessiz kalan Goetz. onları Tanrı’ya tatbik ediyor. şuur. o ancak kendinde. Edit. Edit. Kendisi için (pour – soi). kendisi için olabilir. O daima kendindenin (en – soi) ve sonuna kadar götürdüğü kendisi içinin (pour – soi) tasvirinden hareket ediyor. Bu maddî varlıktır. Tanrı Pederdir. fakat üstün bir insanı bize takdim ediyorlar. insanlar biçiminde değildir. varolduğu için daha çok olmadığı şeyle bildiğimiz kesindir”. fakat o insan şuuru değildir. JEAN DE LA Croix.1. Tanrı’dan bahsedildiği zaman.28 Bize Tanrı’dan. Dramatik eserlerinde. fakat yaratılmış kendinde (en – soi) biçiminde değildir. fakat aynı zamanda Tanrı’nın her kavramın. gerçek Tanrı ile hiçbir ilgisi yoktur. Fakat burada bütün teknolojinin reddettiği bir yöntem (procédé) vardır. kendisi ile (soi – méme) aynı olmayan varlıktır. p. – Francis JEANSON.

30 31 – PAİSSAC. O.30 Sartre’ın temel yanlışlığı. – Cité Par MOELLER. Bütün Vahiy. Casteman. Edit. şöyle söyleyen bir şuur gibi. Hatta o. kendinde (en – soi) ve kendisi için (pou – soi) in zayıflığından zarar görüyor. beni gözeten ve beni bir başkası için (pour – autrui) haline çeviren başkası vardır. ben veya ampirik ben (moi) olan şeyin birbirine karıştıkları. O. fakat insan olarak kalır. bir insan biçiminde değildir. Gabriel Marcel.31 b-Sartre’ın yaratıcı Tanrı’sı sadece zanaatkar bir Tanrı’dır. Kesin olarak O. yararsız bir problemdir”. saf fenomenolojik bir tasvire kendisini hapsetmesi ve ondan çıkmayı reddetmesidir. kendindeye (en – soi) birleştirme ihtiyacını açıklayan kesintinin değişmesinden bahsediyor. p. diğerleri nezdinde. 1957. çoğu zaman üstün bir zanatkara benzetilmiştir: Ve incelediğimiz hangi doktrin olursa olsun. “Sartre şöyle yazıyor: Yaratıcı bir Tanrı anladığımız zaman bu Tanrı. Fakat Tanrı. bizzat kendinin (soi – même) karşısına konulmuş olmaya elverişli olan bir kendi (soi) değildir: Ben. kendisi içini (pour – soi). p. O. Tanrı vardır. kendinden kendine (de soi a soi) hiçbir mesafe ihtiva etmemek noktasında varolur. Arthaud. Gerçekten onun tasviri kendini. ampirik benim (je suis moi). Siecle et christianisme.Sartre’ın bize sunduğu pour – autrui (başkası için) kavramının analizi. bu fiilde ve tabiî olarak vardır”. kendinde (en – soi) ile kendisi içinin (pour – soi) arasındaki orijinal. Sartre’ın seyrini çok iyi özetliyor: “Tanrı’nın varolmaması gerekir (aksi halde insanın saygınlığı gider). “Varlık ve Hiçlik” deki sonucunda. sadece son sınırına kadar götürülmüş başkası (d’autrui) kavramıdır”.96. Bereket versin ki bu hususta (yalancı felsefî tasvir) problem yok. 59 . hiçbir nedene ihtiyaç duymaz. Şüphesiz o üstün bir insandır. – Zaten bu ikinci derecede. tome II. bütün teolojik gelişmeler bu Tanrı kavramını reddeder.” Kendi öz varlığını kurmak için kendinden (soi) uzakta varolması gerekecektir. “Eğer Tanrı varsa. fakat O. varoluşta devamlı olmak için hiçbir temele. Pekâlâ hayır! Tanrı son sınırına kadar götürülmüş insan değildir. insanı “proje olarak. Ve gerçek bir red ve a priori bir red söz konusudur. Tanrı haline gelme arzusu olarak” keşfetmeye götürdü. Sartre’da sadece. süje ve obje. O sadece dünyanın dışında yerleşmiş ve dünyayı gözetleyen bir insandır. başlangıç (initiale) kesintisinin (fissure) – (“İlk günah” demeye çalışılacaktır) – şuurun bu dinamizmini. Fakat o ilkin bu isteğin sorduğu soruyu reddetti.. insan olmayan Mutlak – Başkası’dır. bu sözle ifade edilmiş olan. Edit. Littérature du XX. O vardır. “O. Le Dieu de Sartre.97.

Böylece bireysel insan. yarattığı zaman. Oysa. insanı tam olarak. ve Tanrı. O halde Sartre. onu yaşayan. Tanrı için yaratmak imaletmek değil. hür. Belki de o. Apaçıktır ki eğer Tanrı insanı. Tanrı’nın müdrikesinde varolan belli bir kavramı gerçekleştiriyor”. O. Yaratma. Fakat bunlar. kağıt keskisi imalatçısı gibi düşünülemez. saf ve tabiî olarak yaratıcı Tanrı’yı takdim etmenin bu biçimini kabul eder gibi görünüyor. insan yokluk (néant) olurdu. yaratmanın diğer anlayışlarından endişelenmiyor. iradenin (volonté) zekayı (entendement) az çok takip ettiğini veya en azından ona refakat ettiğini.32 Bu Tanrı çoğu kez sindiriliyor. Bir oğulun dünyaya gelmesine neden olan isme layık olan Peder onu. ne bu yeni varlıktan ellerinin arasında kağıt keskisi gibi bir alet yapacağı fikriyle. zanaatkarın bir kağıt keskisini bir tanım ve bir tekniğe göre imal ettiği gibi. sanayicinin zihnindeki kağıt keskisinin kavramına benziyor. ne de ondan bir yardımcı veya kendi teşebbüslerinde halef yapmak niyetiyle yaratıyor (faire). O. herhangi bir imalata benzetilemez ve benzetilmemelidir. Cit. tekniklere ve bir kavrama göre üretiyor. oğlunu. Bu hususta Sartre mantıklıdır ve bu doğrulamadan elde ettiği sonuçtan dolayı ona sitem edilemez. Şüphesiz onun uyandıracağı ve geliştireceği hürriyet kendinin aleyhine dönebilecektir.. Kendini kategorilere hapsetmeye terk etmeyen Tanrı. kalp nitelikleriyle donatılmış bir insan. Bu kendini iştirak ettirmektir. yarattığı şeyi o kesin olarak bildiğini kabul ediyoruz. O’nu dünyamıza yerleştirmek ve O’nu. zeki.. op.19 – 20. Kutsal Kitap (Bible) Tanrı’yı “Peder” olarak isimlendiriyor ve eğer yaratıcı fiilin sırrını yerleştirmemize (situer) müsaade eden bir karşılaştırmayı bulmak istersek başvurmak mecburiyetinde olduğumuz yer pederliktir. Tanrı’nın bir imalatçı olduğunu söylemek.Descartes’inki veya Leibniz’inki gibi bir doktrin olsun. o. nitelikleri tabiî olarak sınırı geçmiş olan insanî bir yaratık gibi anlamaktır. 60 . itiraz ettiğimiz onun akıl yürütmesinin öncülleridirler. fakat kendi Varlığı ile iletişim kurmaktır. p. ve Tanrı’nın. bu anlamda o. ne de hürriyete sahip olamazdı. oğlunun dünyaya gelmesine. bu çocuğun olgun hale geleceği biçimde yetiştirecektir. ne şuura. sanayicinin anlayıp imal ettiği bir kağıt keski gibi yaratsaydı. artık ne öznelliğe.. özel hayatından sorumlu bir insan yapmak iradesiyle sebep oluyor. Böylece Tanrı’nın zihnindeki insan kavramı. 32 – L’existentialisme est un humanisme. yine O’nu üstün bir insan yapmaktır. O. Orada her din öğretmeninin çocukların ruhundan (esprit) cinleri kovmayı denediği naiv bir temsil vardır. bu sindirmenin daima yapılmadığını yorumlamayı (entedre) bırakıyor.

p. seçiminden tam olarak sorumludur. filozofun dividi altında yeterince şaşırtıcı bir pimarisme olan kağıt keskisi örneği gibi pederden oğula varolan ilişkileri. “Mezarsız Ölülerin” personaji Sorbier Yahudidir. İmana göre yaratılış. Oğlunun imajında varlıkları isimlendiriyor (appeler): Aziz Paul “Mesih’te yaratıldğımızı” söylüyor.34 Biz tabiî olarak şu soruları soralım: Ağır bir katılımla yükümlü ve tek başına kurtulamadığı bir kötülüğün ıstırabını çeken homoseksüel (inverti) kendi kendini mi veya bütün insanları mı seçiyor? O. çocuğunun aşk içinde hayatını yükleneceğini. Bu sadece bir örnektir. onu iyi olarak istediği için iyi olan bir fiil ile yönettiği uyguncu hayatından çıkmıştır. yaratandan yaratığa ilişkileri bize gösterecek durumdadır. bütünüyle mi sorumlu veya yaptığı şeyden mi yalnızca sorumlu? Toplum kendine müsaade etmediği için içinden çıkamadığı bir sefalette kokuşan adam ne olacak? – Tiyatrosunda Sartre ayrıca. “Egzistansiyalist.. kendinin dünyaya gelmesine sebep olanı hür olarak seveceğini ve işinde yardım edeceğini ve kendinden sonra onu takip edeceğini ümit ediyor. kendine açılan ve kendisiyle iletişim kuran Trinitedir. O.33 Bu. 61 . ve Sartre anarşi suçlamasına cevap verdi. Fakat o.73. Gerçek hayat. sanayici ve. 33 34 – lbid. Oreste. O hiçbir düzenleme (conditionnement) kabul etmez. Peder. güzel bir tutkunun yıkıcı bir sel gibi olduğunu asla kabul etmiyor. Hürriyetin bu anlayışından üretilebilen sonuçlar üzerinde ısrar etmeyelim. psikoloji ve tecrübenin bütün verilerine zıt değil mi? “İnsan kendini seçiyor ve kendini seçerek bütün insanı seçiyor”. – lbid. Bu fiilin suç ortağı Electre ilâhî cezadan korkuyor. Egzistansiyalist insanın kendi tutkusundan sorumlu olduğunu düşünüyor”. Sadece bir örnek almak için. ilahî şahıslarla diyalog kurmaya yetenekli. Biz tek bir Oğulda yaratılmış oğullarız. kendi postulasına sadık kalamadı. o halde hürriyetle donatılmış oğullarız. Oreste’ın yanındadır. Diğerleri onu daha önce yaptılar.kendine karşı ortaya çıkacak olan hürriyetin ıstırabını çekebilecektir. ve bu katılım onun son kararına ağır bir şekilde yüklenmeksizin olmuyor. bir mazeret (excuse) olan.37. Oğulla. O.. insanı bazı fiillere kaçınılmaz olarak götüren ve dolayısıyla. tutkunun gücüne inanmıyor. p. Ruh’da ilişkiye girmeye yetenekli. Onun hürriyeti değerlerin yaratıcısıdır. ve toplumun dindar uygunculuğuna yeniden düşüyor: O da kendi seçiminden sorumludur. fakat ayrıca. yani Pederle. Sartre’a göre hürriyet tam ve mutlak olarak kendini gösterir.

alkol bardağı karşısında hür değildir. Fakat Pederin iradesi. tamamlanması. Mesih çok yüksek ölçüde hür idi ve bununla beraber o günah işleyemiyordu. 35 O. Hürriyet bize. Ve o kendi seçme ateizmi ile şuna götürülüyor. 62 . insanın kurtuluşu. o sadece Pederin istediğini yapabiliyordu. Aziz Jean de la Croix ile. bir idealin portresini sunuyor. değerleri icat etmek için pek tabiî herhangi biri gerekir. Aksine ılımlı bir insan. onun ilahileşmesi (divinisation) olduğu için insanın tam bir gerçekleşmesidir. insanı ilahlaştırmak zor olur. insanın Tanrı olduğunu söylemek. Sartre’ın iddia ettiği gibi hürriyeti yok etmek değildir. O.89. zorunlu olarak ona mutlak bir hürriyet vermektir. aksine yalnızlıkta. bize Tanrı’nın oğlu ile gönül eğilimimizi gerçekleştirmek için verilmiştir.Kendi özünü yaratan ve kendi kendine olgunlaşacak durumda olan somut insanı tasvir ettiğini iddia eden Sartre.. kötülüğü yapabilirim. ihtiyaçlarının sahibi bir insan içmekte veya içmemekte hürdür. fakat Aziz François d’Assise ile. Sonunda (a la limite) hürriyet aşkla karıştırılır. İnsan kendini kurtardığı ve bizzat kendine sahip olduğu ölçüde hürdür. Şüphesiz hürriyet varoluşa doğru atılıştır ve bu atılış kaynağında (racine) kendiliğinden sınıra sahip olmayan bir gücü ihtiva eder: Ben iyiliği. Tanrı’nın çağrısına cevap vererek ve O’nun bizdeki eserine katılarak kendimizi ilahlaştırmak için verilmiştir. Gerçek hürriyetin işareti bize. Bu tabiî eğilimi doğrulamak. basmakalıp bir şey değildir. azize Théré d’Avila ile ve uzun bir çileden sonra ilahî şahıslar ile ve diğer kardeşleriyle uyuşmuş olmanın sevinçlerini ifade eden diğerleri ile veriliyor. Fakat gerçek hürriyet. Bizim için hürriyetin bir anlamı vardır: O bize. başkasını. kendimi öldürebilirim. O bir hiç içindir. oluşur. O. kendini hiçe götüren fiilini dile getiren Oreste ile verilmiyor. İnsan hür hale gelir. gerçekten bize soyut bir insanın. ona yüklenen bütün düzenlemelerden (conditionnements) kurtulmanın sonucudur. p. Tanrı’yı yok etti... Hür insan. Hangi anlamda kurtuluş gerçekleşecektir? Satre için hürriyet bedavadır. “eğer ben Peder Tanrı’yı yok edersem. boyun eğebilirim. isyan edebilirim. O. İnsan hürriyeti mutlak değildir: O şartlandırılmıştır. kendini Tanrı’ya ve diğerlerine tam olarak verebilendir. Tanrı ile aşkta bizzat kendimizi yaratmak için Tanrı’nın lütfuyla veriliyor. Tam aksi! Bu durum onu kurmaktır. 35 – lbid. içmek zorundadır. O. Mesela kaşarlanmış bir ayyaş.”.

insan cemaatının bu kuruluşunda sorumluluğu kendi başına almaya elverişli olması için. ne de onların doğal olarak içerdikleri ıstırapla bize karşı değerler (mérites) kazandırmaya ayrılmış bir ceza (pensum) olmadıklarının altını çizelim. Eğiticiler gibi ebeveynler de çocuğa insanın idesini. günah riskidir. Onlar varlığımızın hakikatinin ifadesidirler. Tanrı’nın takip ettiği (courir) bir risktir. Mesih’in yaşadığı gibi. İlkin onların ne Tanrı’nın kaprisli ve keyfî kararları. Hıristiyan ahlakını uygulamak o halde Tanrı’nın geleneklerini yaşamaya yeniden geliyor diyelim. bir ideali – Sartre’ın korktuğu bu özü – kabul ettirir ve eğitim eğilmiş ve çarpıklaşmış olabilir. Tanrı olmadığı söylenebilen varlıktır. zorlanmış olmadığını ve insanın onları daima reddedebileceğini belirtelim. yarın onun. zorunlu ve yasak. Tanrı bize. yarın dünyada güdülenmeye. mecburiyetlerin ve yasakların bütününü ona kabul ettiren eğiticilerine bağlıdır.Çünkü o bir kurtuluşun sonucudur. bizzat kendi kendine sahip bir insan olması ve kendi üzerine uygulanacak olan her etkinin oyuncağı olmaması için. Tanrı bizi seçiyor ve bizim de Kendini seçmemizi bekliyor. Niçin? Onun içgüdülerinden. itaatte ve çilede gerçekleşir. Tanrı ile ilişkilerimiz söz konusu olunca benzer şekilde düşünülebilir. kendi öz hayatını ele almaya götürmek mecburiyetindedir. Tanrı’nın buyruklarına itaat etmek. Bu buyruklar (commantement) konusunda iki önemli belirti kabul ettirir. bizi kendine doğru götüren ve Sartre’ın analizlerinin şöyle böyle gördüğü iç dinamizmdir. kardeşlerine bir şey getirmeye. Fakat her gerçek eğitim insanı. Tanrı iradesini bizim üzerimizde ifade etti. Bu. Matematik dilde ifade edilen bir yasa varolmadan önce ağırlık taşa nasıl konulmuşsa. önceden bizim kalbimize. Bu eğitimin onun hürriyetine bir engel olduğu söylenebilecek midir? Hayır! O bu hususta bir şarttır. Tanrı 63 . olgun halde yaşamaya elverişli. aynı şekilde. İnsanın trajik büyüklüğü buradadır: İnsan. varlığımızın en derinine koymuştu. İlâhîleştiğini gördüğümüz bu irade onun Oğlunun içinde oğuldur. Sonra bu buyrukların teklif edilip. hürriyet kendi kendini eğitir ve bu eğitim bağımsızlıkta. Bizde yazılmış olan (binscrite) bu irade. egoizminden kurtulması için. o. aşkta bir ortaklık teklif ediyor. fakat onu. terim halinde ifade edilmeden önce. Tanrı’nın buyrukları bize yazılmıştır. İfade edilmiş bu iradeler buyrukturlar. Küçük çocuk ebeveynlerine ve isteklerin. zira o kurtuluşun şartıdır.

tamamlanmasını cennette (ciel) bilecek olan tedricî bir kurtuluştur. o halde ıstırabı ihtiva ediyor. Buğday tanesinin bu hayatın şuuruna vardığını hayal edelim. Desceleé de B. o. – L’existentialisme est un humanisme. önceden görmesi. Royaume de Dieu et liberté humaine. Mademki Tanrı ezelî ve ebedî bir şimdi içindedir.biçiminde yaşamaktır. Varoluşta her şey O’nun tarafından sürekli devam ettiriliyor. Işığın ve güneş sıcaklığının etkisi altında buğday tanesi köklerini aşağı doğru. op. bir kitleyi alttan kaldıran bir leviye biçiminde uygulanmayan Tanrı eylemi. p. Bir bakıma her şey kendinden geliyor.38. hayata. harekete Tanrı ile sahibiz. zaten hiçbir anlama sahip değildir. O. O. Her şey Tanrı’dan geliyor. Tabii ki kendi kendine gelişen küçük tanedir. fakat güneşin etkisi olmaksızın hiçbir şey kendinden gelmiyor. Cit. Bir çok inananlarınki gibi olan Sartre’ın aynı hatasını daima yeniden buluyoruz: Tanrı’yı insanların tabiî şehidi olan bir üstün insan gibi anlamak. 64 . Tanrılaşmanın (divinisation) lütfuna rıza gösterenlerin yaşadığı biçimdir. Bu doğrulamada bir çelişki yoktur.52 et suiv. Kısmen gerçek olan şeydir bu.. kendi gelişme gücüne. bizzat kendi kendine muktedir olduğuna inanmış olacaktı. 36 37 – GUARDINI. fakat onun bu gelişmeyi tadabilmesi (connaître). fakat köle olmaktan uzak. bizimle aynı planda ve aynı seviyede değildir. Ahlâk. hayatın kendinde bulunan (contenu) bütün güçlerini geliştirmesine müsaade ediyor. Kurtuluş olan bu tanrılaşma. Her şey Ondan geliyor. güneş sıcaklığında kalmış olmasıyladır. bayağıca ve haksız olarak söylenildiği gibi. Sartre’ın “Egzistansiyalizm bir hümanizmdir”37 isimli eserinde ortaya koyduğu ilahî öngörünün bu problemi. her şey bize verilmiştir. O. onları oluşum halinde görüyor. hürriyetimden ve sorumluluğumdan hiçbir şeyi belirlemiyor. gövdesini yukarı doğru itiyor. olayları gerçekleşmelerinden önce görmüyor. 1960 p.. Putperest bir şairi zikreden Aziz Paul’un dediği gibi biz varlığa. bütün zenginliklerini geliştirmesine. Guardini’nin36 ardından onu bir buğday tanesini filizlendiren güneşin eylemiyle karşılaştırabileceğiz. kendinde kökten koparmayı. Güneşin bu eylemi buğday tanesinin uyanmasına. zira Tanrı bizimle aynı plana yerleşmez. aynı zamanda her şey bizden geliyor ve yaptığımız şeyden sorumluyuz. zira beni hür ve sorumlu yapan O’dur. zira kesin olarak Tanrı. Edit.. Yarın başıma gelecek olan şeyi Tanrı’nın bilmesi. Tanrı’nın bizde ve bizimle olan eseridir.

o. bizzat kendim olmayı bana engelleyen başkasıdır. Karşılaşma mümkündür ve sevilen bir şahsı kurtarmak için insan. bizzat kendinden başka başvuracağı olmayan” Oreste yalnızdır. İnsan.52. Annenin bakışı hayatın ve sevginin uyandırıcısıdır. insan Tanrı’ya güvenemiyor. kendini her şeyden sorumlu kılan seçimin iç daralmasını biliyor. mazeretsiz ve başvurusuz. mademki onun güvenebileceği bir tabiat yoktur. fakat o. mutlak olarak tektir. İnsan tektir. Sartre’ın küçük broşürüne verdiği bu isim. zira yarın ne olacağını. sevmek ve sevilmek için yaratılmış olan ve tamamlanmasını ancak aşkta bulan insanı bozmak değil midir? Küçük çocuk annesi için sadece bir obje midir? Annenin çocuğuna bu bakışı kölelikten başka bir şey değil midir? Kendi arzusuna rağmen insanın. Bana bakan. tabiata karşı. olguları bilmiyor gibi görünüyor. O. tecrit edilmenin konusu (théme) dur. tabiatın dışında. erkek nişanlının. Sartre’ın anladığı falan insanın portresini yapmak yetecektir: Bu insan halâ. bu bakışta varoluşumu kemikleştiren. tanı ve kendiliğinden neşeyle kurban olmaya elverişlidir. O halde Sartre’da. diğerleriyle ortaklaşma (communion) mümkün değildir: Diğerleri Cehennemdir. Mademki “başımızın üstünde boş sema vardır”. kendi yalnızlığının tam olarak üstesinden gelmeyi başaramadığını biliyoruz. 65 . özürsüz. p. onların iyiliklerine. Aşk yoktur: O. bu terimin güzel ve tam anlamında bir insan mıdır? Sartre’ın istediği gibi yaşamaya teşebbüs eden insan. diğer insanlara. en yüksek derece gerçekleştirecek midir? Fiilinden (acte) sonra “bizzat kendine yabancı. fakat ne kadar sınırlı ve noksan olursa olsun. iç daralmasını. Bu iddiaya cevap vermek için. kocanın. onların yararına güvenemiyor.. Bayan nişanlının. kendinde varolan bütün zenginlikleri. egzistansiyalist edebiyat tarafından son derece geliştirilmiş yüzüstü bırakmanın. dostun bakışı başkasının yaratıcısıdır. Sartre sadece insanı bozmuyor (mutiler). onun kahramanları gibi yaşayan ve hareket eden insan. 38 – lbid. projesinin ne olacağını bilmiyor.38 o kendine de güvenemiyor. Fakat bu. karının.c-Sartre’ın İnsanı “Egzistansiyalizm bir Hümanizmdir”. ortaklaşmanın (communion) gerçek olarak kaldığını da tecrübeyle biliyoruz. her şeyle ve herkesle koptuğu ölçüde gerçek olarak hürdür. Bu. onun bütün eserinin anlamını ifade etmek istiyor: Onun ateist egzistansiyalizmi insanın kurtuluşudur. hiç kimsenin kendini yerleştiremediği hürriyetinin yalnızlığını biliyor: O. veya beni onun için bir obje haline dönüştüren mazoşizme (masochisme) indirgeniyor. başkasını benim için bir objeye dönüştüren sadizme.

kendini aksiyon doktrini olan komünizme doğru götüren – fakat bu kendi felsefesini inkar etmek tehlikesi pahasına oluyor – bazen de onu kendi felsefesine götüren. yani onu diğerlerinden ve dünyadan ayıran şey. Sartre Tanrı’yı öldürdü. Bizzat kendim üzerine mi? – Ben yalnızım ve diğerleriyle birleşemiyorum. o denli bir ateizm değildir. Fakat lütufsuz olarak Tanrılaşmış bu insan artık aynı insan değildir. raksî bir harekete itaat ediyor.Sartre. Bazen Sartre. O. Ve ismi varoluş olan bu nazik (fréle) anda o. egzistansiyalizmin bir iyimserlik ve bir eylem doktrini olduğunu doğruluyor. kurtaramayacağına inanması 66 . insanı Tanrılaştırıyor. “daima erken veya geç ölünebilir”. bu bağlamda mutlakın sinonimi olan şey. İşte bizim görüş noktamız. tabiî olarak (allant de soi) takdim ettiği çok (massıve) doğrulamalara sahiptir: “Egzistansiyalizm. fakat bu da güdümlememe pahasına oluyor. Onun hayatı bazen. fakat problemin. O. O zamandan beri fiil. artık hayat da bir anlam taşımıyor. Tanrı’nın varolduğuna inandığımız olmuyor. O saçmadır. Eylem doktrini mi? – Fakat hangi aksiyon söz konusu oluyor? İnsan neyi inşa edebilir? Sadece kendi özel hürriyeti. O hiçbir yerden gelmiyor. Tanrı’nın varoluşunun bir delili olmadığı için. Hayat temelsizdir (grotuit). O daha ziyade şunu açıklıyor: Tanrı varolsaydı bile. Bu iyimserliğe davet. O’nun varoluşunun problemi olmadığını düşünüyoruz. bu hiçbir şey değiştirmeyecekti. “Gizli Oturumda” (Hulis – Clos) açıkladığı gibi. anlamdan yoksun bir kelime değil mi? Bu optimizm ne üzerine kuruluyor? Tanrı üzerine mi? – O yoktur. Hürriyetim üzerine mi? – O bana bir hiç için verilmiştir. tam olumsallıktır. kendini tanımaksızın yargılayan ve acıma ile aşkı bilmeyen insan önüne çıkmak mecburiyetindedir. bizzat kendinde ancak anlamını buluyor. d-Ateizm mi veya anti – teizm mi? Sartre’ın eserinin okuyucusunun dikkatini çekmemeye muktedir olamayan bir nokta vardır: Bu. onun Tanrı’ya karşı savaştığı hırçınlıktır. sakin bir ateist gibi görünüyor. Başkası üzerine mi? – Başkası. sadece olayların karanlığında (nuit) bir aydınlıktır. insanın bizzat kendini bulması ve bizzat kendini başka hiçbir şeyin. Ölüm hiçbir anlama sahip olmadığı için. O. Tanrı’nın varolmadığını ispat etmek için boşuna kendini yorduğu anlamda. Arzularına ve açıklamalarına rağmen Sartre’ın tam olarak güdümlenemediği anlaşılıyor. Normal sonuç: O. sadece benim yargıcım ve cellatımdır. Boşuna eylem. hiçbir yere de gitmiyor. mademki hayat boşunadır.

scéne II. saf ve tabiî olarak inkar edilenden daha çok reddedilendir”. beni insanlardan ayırıyordu. Onlar.41 Sartre’ın Tanrı kavramına ve imanımıza yönelttiği eleştirileri dinlemek bizim için yararsız da değildir. Böylece daha önce başka bir form altında Marx hakkında sorulmuş temel soruyu kendimize sormaya itilmiş oluyoruz: Tanrı’nın varoluşu insan için neden o kadar problem oluyor? Tanrı’yı öldüren bugünün insanı niçin O’nun kadavrasından kolayca kurtulamıyor? Niçin ateizm kendinden kuşku duymuyor? Ve bu soru bizi başka birini sormaya götürüyor: Eğer Tanrı’nın varoluşunun delili.. gerçek Tanrı’ya. introduction. p.95. Bu saldırış niçin? Bu. tiyatrolarında O’nun varolmadığını göstermek için boşuna soluk tüketiyor. Mesihin İncilde bize açıkladığı Tanrı’ya dokunmuyor. Sartre’ın hayatını zehirlemiş gibi görünüyor. filozofların evrenselinin açıklayıcı aksiyomudur. Le Dieu de Sartre. hikayelerinde. kelimenin tam anlamıyla ateizmden daha fazla anti – teizm değil mi? “Goetz şöyle diyor: Tanrı’yı öldürdüm. Tanrı’nın bozulmuş temsillerini amaçlıyorlar.39 Aynı zamanda Sartre. çok sık olarak Tanrı’dan bahsediyor. fakat bu eleştiriler. a priori bir seçime tabî ise.gerekir”.. Bu büyük kadavranın benim insanî dostluklarımı (amitiés) bozmasından (empoisonner) ıstırap çekmeyeceğim: Gerekirse içimi dökeceğim”. “Sinekler” de deizmin bütün konularını yeniden bulmuyor muyuz? “Asla çarpışmaksızın düzen halinde yuvarlanan 39 – lbid. bu konuda endişesiz olarak O’na inanabilmemiz için. op. – Le Diable et Le Bon Dieu lle tableau. Peder Paissac’ın doğru işaretine göre “Sartre nezdinde Tanrı. 40 67 . Onlar Tanrı ile gerçek ilişkiye dokunmuyorlar. Voltaire’ın “Saatçisi”. a-Deizm ve Trinite Sartre’ın reddettiği Tanrı deistlerin Tanrısıdır. Chateaubriand’ın “Dünyaların ebedî – ezelî bekarı”. 41 – Paissac. Goetz’eninki gibi. çünkü O. bu seçim niçin? Başka bir deyişle Sartre’ın ateizminin anlamı hangisidir? EGZİSTANSİYALİST ATEİZMİN ANLAMI Söylediğimiz gibi Sartre yeterince sakin bir ateist değildir. bazı muhafazakarların Jandarma – Tanrı’sı. fakat bizim daima hiçbir zarara uğramadığımız bozuklukların belli bir kısmının geçersizliğini ilan ediyorlar. Cit.40 Bu büyük kadavra. “Varlık ve Hiçlik”te. ve işte O’nun ölümü beni daha kesin olarak yalnız bırakıyor. O ekseriya.

insana. Şüphesiz tek kişili. Hz. Eğer Tanrı bir şahıs ise O. Sana benim imajımda olmanı söyledim. iğrenç bir karikatürdür. sadece bize. artık aşk olamaz. d’Argos kralı Jupiter a Egysthe’in portresini buluyoruz: Bana bak. O. Aksine deizm. Sartre’ın bize önerdiği Tanrı karikatürlerinin tümüne ulaşılır. 68 . Eğer Tanrı bir şahıs ise. insanı ayaklarına kapanmış. Artık O sadece. deizmde kapanıp kalınırsa. sen Aragos’ta.gezegenlere bakınız: Adaletime göre cereyanı (cours) düzen haline koyan benim”. varolan bizlere açıklama yapmak için ve bizi günahtan kurtarmak için gönderiyor. bu düzeni bozanları cezalandırıyor. insanların saadetini kıskandığı için “insanlara ihanet ediyor” olan Oreste’e benziyor ve onların hürriyetinden ödü kopuyor. İncilin bir çeşit aklileştirilmesidir. act II. onda. “Benzer biçimde tekiz ve iç daralmamız da benzerdir”: Chateaubriand’ın Bekarını düşünmemeye muktedir miyiz? Muhafazakarlar. acte III.43 Deizm. O. varolan düzenin zorunlu temeline tabiî bir inançtır. günahıyla saplantılı ve vicdan azabı ile kemrilen. insan – altı yaratıklar üzerinde hakimiyet veriyor. scéne II. bu düşüncede. O. ben dünyada düzeni idare ediyoruz. aşkın değil gücün bir iradesini ifade eden düzeni. “insanı köle gibi” yöneten. bir şahıs olan. aşkın bir Tanrı’ya inanç. “bütün haklara sahip olan”.42 İşte Voltaire’in Saatçisi. dünyayı dayanılmaz kendi yalnızlığından çıkmak için ve eğlenmek için yaratan en yüce egoisttir. vahyedilmiş Sırr’a imanın azalması. O. o aşkta 42 43 – Les Mouches. azıcık onun inancı üzerinde düşünülürse. O normaldir. insanı kendi oğlu olmaya çağırıyor. Fakat Oreste ve Goetz’in Tanrısı Vahyin Tanrısı değildir. Kadir-i Mutlak bir Tanrı’ya evrenin (monde) zorunlu açıklamasına. O. taşlaştıran bir bakışla bakan ve liyakatlerimizle hatalarımızı hesaba geçiren soğukkanlı ve donuk bir gözetleyicidir. Sartre’ın bize takdim ettiği deizmin Tanrı’sı budur ve bununla Oreste’in isyanı anlaşılır. Peder kendi öz Oğlunu ve Rununu. dünyadan farklı. Fakat. Vahyin Trinite Tanrı’sına imana doğru bir safha olabilir. o artık sadece en üstün bir birey. düzenin savunanların Tanrısına gelince. Kutsal Kitabı açmak yeterlidir: Tanrı insanı dünyaya yerleştiriyor ve ondan yaratıklarının (création) kralını yapıyor. scéne II. ve aynı sır kalbimizde ağır şekilde etki ediyor”. Argienler gibi görmek isteyen kaprisli bir tirandır. evrenin yaratıcısı bir Tanrı’ya inançtır. Her ikisini de yapıyoruz. – lbid. zira aşk şahıslar topluluğu (communion) dur. İsa’nın bize açıkladığı Tanrı bekar değildir. O.. o. O. Hıristiyan Vahyine göre bir gerileme gibi görünüyor.

Bu onun sözü. o. pour – soi (kendisi için = insan) nın. Sartre bize hizmet edebilir: O. tam bir bağıştır (don). üç şahsın aşkının ne olduğunu bize açıklamak (révéler) için ölüyor. Olsun! Fakat çelişkili olan tek şahıslı Tanrı’nın kavramıdır. pour – soi (kendisi için) olarak yok olmaksızın en – soi haline gelmeyeceğini ve Tanrı kavramının çelişik olduğunu söylüyor. Bir tarafta “Sineklerin” Jupiteri ve diğer tarafta Goetz’ın Tanrısı arasında sonsuz fark vardır.yaşayan şahıs Trinitesidir. Sartre’ın felsefî analizi zaten bizi bu sırra doğru götürüyor. onbirinci saatin işçisine birinci saatinki kadar ödüyor. bizzat kendi olmaksızın. özel olarak Hıristiyan sırrını. noksansız bir imaj olduğu için kesin olarak Pederin tam imajıdır. Trinitenin sırrını unuttuğumuz zaman ulaştığımız sapıklıkları bize gösteriyor. imanımız tek şahıslı Tanrı’ya iman olduğu zaman. yani deistlerin Tanrısını Sartre’la beraber reddediyoruz. bizzat kendine eşittir. O. O. O. günahkarlarla masaya oturuyor. Ve bu üç şahıs evren (monde) hakkında bir niyete sahiptir: İnsanları “Tanrılar” yapmak. O. aynı cevherden. İsa. fakat bu ifade ediliş bir nesne (chose) değildir. onları ilahî hürriyete götürmek. Kendi kendine düşünerek Tanrı kendini tam olarak ifade ediyor. İlkin ister “sonsuz obje” isterse “yalnız yaşayan” olacak bir Tanrı’yı. “o halde o. Fakat onu yeniden söyleyelim. O. yolunu şaşırmış Hıristiyan müminlerin ardından gidiyor. en – soi (kendinde = nesne) ya birleşmeyeceğini. o. bizzat kendinin yaşayan imajı. iki terimin. Oğul ve Ruh’a imandır. aynı tabiattaki şahısların ortaklaştığı (communion) Tanrı kavramı değil. bir şahıs. Bu. Egzistansiyalist ateizme verilecek en iyi cevap. aşktır: Tanrı’nın oğlu Hz. Sarte. Oğul vasıtasıyla Peder ile Ruhda sahip olduğumuz ilişkileri yaşamaktır. bizi kendi “Ailesine” girmeye çağıran bir Peder Tanrı. Savurgan çocuğu kabul ediyor ve onu düzelterek eski saygınlığına yeniden getiriyor. Tanrı’nın Oğlu kendini kabul etmeyen vilayetleri yıldırımla cezalandırmayı reddediyor. insanlar biçiminde âdil (juste) değildir. Trinitenin üçüncü şahsıdır. Birleştiren ve ayıran bir üçüncü olmaksızın Fill (peder) ve söz (Verbe) artık kaçınılmaz düşünsel bir muhalefete sahip olmayacaklardır. küçültücü bir türetime (dérivation) sahip olmadığı yerde ezelî ve ebedî olan üçüncüdeki “müşterek solunum” da ancak gerçekleşir. Hıristiyan imanı. Henry Duméry’nin yaptığı gibi – sonunda kabul ettiğimiz öncüllere dayandığımız için deizmi aşıyoruz ve Trinitenin sırrından yana bir açıklık buluyoruz. Sartre’ın saldırıları objesizdir. bu karikatürlere yeniden götürülüyoruz. yani aynı zamanda obje özdeşliği ve belirleyici 69 .

ilişkiye. O halde objektif birliğin merkezinde sujeler arasında üçlü bir ilişki, suje ile
objenin artık birbirini müsadere ettiği riskinin cereyan etmediği mükemmel bir şuurun
zorunlu ve yeterli şartı olmak gibi görünüyor. Fakat Sartre’ın ateizminin parçalanması
(dislocation) da bu pahaya aittir, ve paradoks kesin olarak, Sartrecılığın, tartışmanın bu
yükseklikte tükenmiş olduğunu dile getirmede (requérir), ateizmin ilk tipi olduğudur”.44
b-İman ve Kötü Niyet
Kendinin verdiği karikatürsü portre ile sahte bir temsili eleştiren Sartre, inananın
Tanrı’yla sürdürdüğü ilişkileri çarpıklaştıran bozuklukları ve belli bir miktarda
eleştiriyor. O; “kötü niyetin” en üstün eleştirmenidir. Onun egzistansiyalist ve ateist
bakış açısıyla yönetilmiş olan bütün bu eleştiriyi kendi öz hesabımıza göre yeniden ele
almak problem değildir, fakat biz onun analizlerinden büyük yarar elde edebiliriz.
Kötü niyetle Sartre, insanın, koruyucu engellerin arkasına saklanarak veya
mazeretler araştırarak, kendi sorumluluklarından, bağlanmalarından kaçması olgusunu
anlıyor. Kötü niyet gerçeğe uygunsuzluktur. “Şartlar bana karşı oldular, ben
olduğumdan daha iyi değerdeyim; şüphesiz, büyük aşka sahip olmadım, fakat bu, layık
olan bir insana veya bir bayana rastlamadığım içindir; çok iyi kitaplar yazmadım bu,
onu yapmak için boş zamana sahip olmadığım içindir; kendini bana adayan çocuğum
olmadı bu, kendisiyle hayatımı birleştirebileceğim insan bulamadığım içindir. O, halde,
fiillerimin tabiî serisinin çıkarsama yapmaya müsaade etmediği bir değeri bana veren,
kullanılmamış ve tam anlamıyla yaşanabilir bir sürü düzenlemeler, eğilimler, imkanlar
bende bulunuyorlar. Oysa, gerçekte, egzistansiyalistler için, yapılan aşktan başka aşk
yoktur, bir aşkta belirenden başka aşk imkanı yoktur....”.45 Sartre’ın bize sunduğu bu
kötü niyetin bir görünümünün tasviri böyledir. Kötü niyet yalan değildir, en azından o,
“klinik yalan” değildir, fakat, olunduğu şeyden kaçıştır.46 O, olabilecek olan ve
olmamıştan, şeyden kaçışla, ve şartlarda mazeretlerin araştırılmasıyla gerçekliğin
reddidir.
Sadece egzistansiyalist tutum iyi niyettir. Çünkü (puisque) o, mazeretsiz,
yardımsız, başvurusuz, sığınmasız, her fiilinin kendini kabul ettirmiş sorumluluğu, onun
göğe çekilmesidir (assomption). Oreste, eyleminin tam sorumluluğunu isteyerek kötü
niyetten kaçıyor. Electre, Jupiter’in yanına sığınarak ve suçluluğu itiraf ederek kötü
44

– Vie intelectuelle, Juillet, 1948, p.102, 120, H. DUMERY, La method complexe de Jean – Paul Sartre.
Aynı zamanda şuna da bakınız: Esprit, février 1950, p.240 – 252; DUMERY, L’athéisme sartrier.
45
– Existentialisme est un humanisme, op. Cit., p.55.
46
– Sartre’ın L’Etre et Le Néant, op. Cit., p.85 ve devamındaki “kötü niyetin” uzun bir açıklamasıdır.

70

niyete düşüyor. Sartre için kötü niyetin doruğu (comble) imanın bizzat kendisidir:
“Kötü niyetin gerçek problemi açık olarak, kötü niyetin iman oluşundan geliyor. Eğer
apaçıklık objenin sezgisel mülkiyeti (possession) ise, kötü niyet ne kinik bir yalan ne de
apaçıklık olabilecektir. Fakat eğer objesinde varlığı isteme (adhesion) inanç olarak
isimlendirilirse, obje verilmediği veya belli belirsiz verildiği zaman, o zaman kötü niyet
inanç olur ve kötü niyetin esas problemi bir inanç problemi olur”.47 Böyle bir doğrulama
Sartre’ın sisteminin mantığında vardır ve onun sisteminin dediği (valoire) şeye değer.
Bununla beraber biz Hıristiyanlar için iman, kötü niyet, bir çok formlara bürünmüş olan
kötü niyet tarafından devamlı tehdit ediliyor.
İlkin fatalizm. “Bu yazılmıştı, bu vuku bulmaya mecburdur” inananların
dudaklarında tekrarlanan ifadelerdir. Pek tabii ki hayır! Hiçbir şey yazılmamıştır ve
zarlar önceden atılmamıştır. Biz, kusursuz (faille) güzel bir mekanizmaya göre etki ve
tepki gösteren robotlar değiliz. İncilin dünyası, imanın dünyası, determinizminki değil,
hürriyetin dünyasıdır. Allah’ın varolması, bizi kendi hayatını yaşamaya çağırması,
hürriyeti kaldırmaz; aksine bu hürriyeti gerektirir ve onu kurar. Allah’ın iradesinin,
insanınki ile aynı plana yerleştirilmediğini gördük. Biz insan tabiatına sahip olalım,
kendimize, tamamen çizilmiş bir yolu zorla kabul ettirmeyelim. Bu tabiatı (nature)
herkes kendi biçiminde gerçekleştirir. Herkes sorumlu olduğu, gönülden duyduğu
çağrıya (vacation) sahiptir. Hatta onu naklederek Oreste’ın cümlesi yeniden ele
alınabilir: Her insan, bir bakıma, kendi yolunu bulmak (inventer) mecburiyetindedir.
Tanrı tarihin efendisidir (maitre). O koruyucudur. Bununla beraber O, bizde ve evrende
bizsiz etken olmaz. Tanrı’nın eylemi bizde hür şuurumuzla kabul olunur. Tanrı’nın
evrendeki eylemi insanlara, yine insanlar tarafından ulaşırlar. Biz, bizzat kendimizden,
başkalarından ve dünyadan sorumluyuz. Kilise kayracılığı (providentialisme), Tanrı’yı,
kendi zevkine göre, kendi keyfine göre hareket eden ve insanı köleleştiren kaprisli bir
varlık yapan önceden takdirin bütün formları olarak reddediyor. Bu, belki de, insanın
hürriyet ve sorumluluğu üzerinde durmuş olmaya önem veren egzistansiyalizm
değerlerinden biridir. Bir sığınak veya iradeden vazgeçmiş olmaktan uzak, geleneksel
olarak, Tanrı’ya (providence) bırakılma olarak isimlendirilen ruhî tutum, kendini
aşmaya, ve dünyaya bağlanmaya daimi bir çağrıdır. Tanrı’ya güven, Esirgeyici

47

– L’Etre et Le Néant, op. Cit., p.108.

71

(providence) ile ilişkiyi kesme ümidin, ilahî (thélogal) amelin görünümüdürler, aksiyon
insanının en yüksek faziletidir.
Bir insan tabiatı biliyoruz, tam olarak bizzat kendimiz olmak için uymak
mecburiyetinde olduğumuz objektif değerlerin varoluşunu biliyoruz (reconnaitre).
Fiillerimizin ahlâkî niteliği, Sartre’ın istediği gibi, projemiz üzerine kurulmuyor, o,
bizim için, varlığımızın hakikatinin ifadesi olarak, Tanrı iradesinin istediği olan bir yasa
üzerine kuruluyor. Fakat bu yasa, yerine geçmek değil, aydınlanmak görevine sahip
olduğu hür şuurumuza başvuruyor. Ve tehlike büyüktür, bir bariyer arkasındaki gibi bu
yasanın arkasında gözlenen, ve uygunculukta (conformisme) yük olan bir şuur, yani
kötü niyet. Uygunculuk kolay oldukça tembelliğe tabiî bir eğilimi korur ve şuuru
sorumluluğun iç daralmasından kurtarır. Kötü niyetle zorunlulukların ve yasakların
sistemi, sonunda, şuurun yerini tutan önceden hazırlanmış bir davranış haline gelebilir;
sonradan ilave edilmiş, dışardan kaplanmış şuurun bir çeşidi olarak. Resmen ilan
edilmiş yasa olmaksızın, gerçekten yaratıcı ahlâk olmaz. Seçen ve bağlanan şuur
olmaksızın ahlâk hiç de olmaz. Vahyedilmiş Hakikate imanın, zekanın (kötü niyetin
başka formu) işin içinden çekilmesi olmadığı gibi, bir ahlâkî yasanın kabul edilişi de
şuurun işin içinden çekilmesi (démession) değildir. Ahlâk hür bir şuura başvurur ve
özgürleşme yoluna devam eder. Yanılmaz Kilisenin takdim ettiği doğmalarda ifade
edilen vahyedilmiş Hakikat, düşünmeyi dağıtmaktan uzak, aksine düşündürüyor.
Sartre, çok kolay olarak, mazeretlerde bulunan insanın niyetinin geçersizliğini ilân
ettiği zaman – sadece kısmen – hâlâ haklıdır. İlk günah ile insani tabiat ne kadar
bozulmuş olursa olsun o, her hürriyeti kaldırmak noktasında değildir. Kilise bu konuda
daima net oldu. Biz şartlanıyoruz ve determine olmuyoruz. İlk günah, insanlığın işlediği
kötülükteki ortak bir sorumluluğun doğrulanması olup, evrensel mazeret değildir. Eğer
ağır bir şekilde dünyanın omuzunda olan ve hepimizin sorumlu olduğu bir ilk günah
varsa insanlıkta Mesih’in devamlı işi, kurtarma işi, daha fazlası, ilahileşme işi, bütün
insanların işi, Hz. İsa’nın insanlığı kurtarma işi de vardır.
İlk günah, başlangıcı ve kaynağı, insanın, sorumluluğun iç daralmasından kaçma
arzusu olan şuurun, şuurun mutsuzluğunun nesnelleştirmesi “Les Mouches” (Sinekler),
artık bize takdim edildiği gibi değildir: İnceleyeceğimiz kötü niyetin son formu. Bitkin
Argiensleri vicdan azabı ve suçluluk içinde gördüğümüz sahne dayanılmazdır:
Kiliseden daha fazla psikiyatrik bir hastanede olunduğuna inanılıyor. Sartre, suçluluk

72

ona politik gücün müdahalesi gerekiyor. Zorunlu gibi görünen bir esere karşı son derece hızlı bu soğukluk (desaffection). 1945. s. ilahi affa. vicdan azabıyla pişmanlığı karıştırıyor.48 Sartre’ın eseri. bakınız Vie Sprituelle. İsa’nın insanları kurtarmasına imandır. ve kötü niyetin burada yazardan yana olup olmadığını kendi kendimize soruyoruz. tedrici olarak unutulmaya düşmüş gibi görünüyor. az veya çok hoşnut bırakan. marazi bir seyre dalış. yani bizi günahtan kurtaran ve bizi erdeme (charité) girdiren Tanrı eylemine rıza göstermeye götürür. Edit Aubier. vicdan azabına. s. fakat her varlığın yön değiştirmesi (conversion) olan pişmanlığa. ilahi şahısların dünyada gerçekleştirdikleri evrensel kurtuluş eserini engelleyen kötülükte özel sorumluluğumuzun farkına varmaktır. Hz. savaştan sonra beliren “çağın bunalımı” ile. 48 – Vicdan azabı ve pişmanlık hakkında Troisfontaines’in. kısmen açıklanabilir başarıların saatine sahip oldu. kendini kabul ettirmeyi başaramadığını açıklamıyor mu? Daha onun. 73 . O. ve daima hatalarımızı donduran (paralysante) değildir. çaresiz olarak yargılanmış bir geçmiş hakkında bizi hipnotize eder patolojik bir tutuma değil. Aynı zamanda o. Bugün o. Günah duygusu. tiyatro ve roman ile halka yayılması gerekiyor.93 ve devamına bakınız – Suçluluk duygusu hakkında. Le choixde Jean – Paul Sartre.48 ve devamı. O. Tanrı inkarının ve insanın Tanrılaşmasının sonuna kadar giden bir sistematik ateizmin. Bununla beraber karışıklığın zihinlerde sık sık görüldüğü ve birinden diğerine geçişin kolay olduğu ne var ki doğrudur.duygusuyla günah duygusunu.

Sartre. bir zaman. gösterişi daima reddeden zihnî dürüstlük ve namusluluktur. susanlardan olmamak için. büyük bir zihni dürüstlüğün ve büyük bir cesaretin kanıtını verdi: “Hakikate. 1 – Esprit. hayran olunacak şeylerin varolduğunu. Simon Fraisse. Juin 1953.331.. daha fazla ayırım var. oct. 2 74 .4 Bu şiddet ve terör arasında Camus. Camus’den vazgeçti. “Homme Révelté” (İsyan Etmiş İnsan) nın yayımlanmasıyla. mars 1959. ve insanlarda hor görülecek şeylerden daha çok. Camus’nün bir kardeş olduğuna inanmasına yol açtılar. 4 – La Peste.3 Onun eseri. kendini hiçbir sistemeye terk etmeyen düşünürlerden biridir. Albert Camus”. bu vebalıların lehine tanıklık yapmak için. kötülük karşısında susanlardan olmak istemedi. O. durmadan yeniden tartışma konusu olan insan hakikatinin sabırlı bir araştırmasıdır. Du Rostu. O. Vie enseignante.F. hiçbir okula bağlı olmayan. terasın ayağına kadar boydan boya yayılan çığlıklar arasında Doktor Rieux. “Chute” (Düşüş) diğerleri arasında. 1945. 1947. Bu 1945 te vardı. No 81.ALBERT CAMUS’NÜN İSYANI Camus. p. Sartre’ın. tevekkül edenlerden olmak da istemedi. İle Şato arasında. Onun büyük tutkusu insandır. Lütufsuz bir azizlik araştırması. hastalık sizi deriye yapıştırıyor. fakat kendisi Gide’ci değildir. çok renkli fışkıran su demetleri (gerbes) semada daha ahenkli (nombreuses) yükseldikleri ölçüde.48 et suiv.1 “Peste” (Veba).BÖLÜM IV . burada tamamlanan hikayeyi yazmaya karar verdi”. N.2 Bağımsız bir zihin olan Camus.R. Camus’nun personajı Kafkacı olmaksızın. “Veba” şu satırlarla bitiyor: “Şiddetini ve süresini artıran. onun eserinin Lucréce’inkiyle yakınlığına işaret ediyor ve aynı zamanda temel farklılıkların altını çiziyor. savaşın “iç tecrübesi”ni hatırlatmaksızın varolmaz. en azından onlara yapılmış olan şiddetin ve haksızlığın hatırasını terk etmek için. “Mythe de Sisyphe” (Sisifin Efsanesi) in analizleri. “La révolte chez Lucréce et Camus”. bir ayırım kalır ve umut. déc. nihayet eğer hakikat sağda görünüyorsa ben orada olacağım diye yazıyor Camus”. Kafka’yı düşündürüyorlar: K. dövenler (fléaux) arasında öğrenilen şeyi tabiî olarak söylemek için. – Etudes. özellikle “Noces” (Düğünler) isimli eserinde Gide’in etkisine maruz kalıyor. sağa veya sola ait olduğuna göre karar verilmiyor. O. Nov. Camus’nün ilk eserlerinden bir etüdünün başlığı oluyor: “Mesihsiz Pascal. bununla beraber bağlam farklıdır.p. “Veba” da. 3 – Cité par Georges RAMBERT den.

başarı ve etkililiğe bağlı olarak değerin yargılanmalarından ileri geliyor. saf ve tabiî olarak inançsızlığının şuurunda olan ve inançsızlığını insanı kurtarmak iradesi üzerine kuran bir inançsızdır. bununla beraber kabul edilen (souffert) kötülük ve cinayetten kurtulmayı tarihin ötesine götürüyor. Istırap çekmeye ve ölmeye terk edilmiş çalışma kalabalıkları Tanrısız kalabalıklardır. O zamandan beri bizim yerimiz.5 Hangisi olursa olsun her ideoloji hoşgörüsüz düşünce planında oluşuyor ve insanı soyut hale dönüştürüyor ve pratik planda. ölüm önünde. p. Tanrı’nın varolmadığını ispatlamak için boşuna çabalayıp durmuyor.. bir konferansta. ortak değerlerin yokluğu. açıklıkla ve hilesizce ele alıyor. o zaman o. masum ölmeye devam ediyor”. tabiî objenin yerine yönetimsel formülü koyma nedeniyledir. ögelerinin analiz edilmesi kolay olan insanın bir krizini yaşadığımızı söylüyordu: Terörün yükselişi. Tanrı’ya her imanı ve. Camus’yü sempatik kılan. bazı insanlara karşı inanmanın (persuasion) imkansızlığı. eski ve yeni doktorlardan uzak. insanı tarihe. N. onun başarısını yapan niteliklerdir. onların yanındadır. Bu problemleri o. O. Bunlar. tekrar. yalnız ve açıklamasız kalıyor. henüz iman isteyen gelecekte değilse bile. 1951. iman isteyen krallığın ilanıyla ancak cevap verdi. Fakat ıstırap ümidi ve imanı kullanıyor. her teknik dilin dışında anlaşılırlıkla açıklıyor. CAMUS VE TANRININ REDDİ Camus. Geriye Camus’nün ateist olmayı kendisinin istediği kalıyor. Hıristiyanlık insanı Ezelî ve Ebedî’ye feda ediyor. gerçeğin yerine ideolojinin. her ideolojiyi reddettiği için ve kendine göre de Hıristiyanlık bir ideoloji olduğu için Kiliseye imanı reddediyor. ebedî ve ezelî hayattan sonra.Onun ortaya koyduğu problemler çağımızın problemleridir. Tarihî Hıristiyanlık kötülüğe karşı bu itiraza. Politik insan yerine konulmuş olan somut insan vekalet ile ölüm cezasına çarptırılıyor. hesap 5 – L’Homme Révolté. sürgün. Tarihî Hıristiyanlık. onların konuları (thémes): Saçma.374 – 375. bu zaman esnasında. bizzat kendinin en derininde adalet (justice) diye bağırıyor. Çağdaş materyalizm bütün sorulara cevap verdiğine de inanıyor. O. 75 . isyan bizim kuşağımızınkilerdir. “Bu kötülük önünde. Fakat tarihin hizmetçisi. “O.R. Onların kuvvetli fikirleri. tarihin kaderciliğine feda ediyor. O onları. tarihî cinayet alanını çoğaltıyor ve aynı zamanda onu doğrulamasız bırakıyor.F. Marksizm. onu öldürücü makinanın çarkı yapıyor. Her iki halde de beklemek gerekiyor ve.

arka planda.F. Dört safha.338. zira öyle görünüyor ki ilk eserlerinden itibaren Camus eserinin temel çizgilerinin taslağını önceden çizdi.edilen şey. 8 – Le Malentendu. benim güldüğümü göreceksiniz”.7 Camus “Düğün”de bu mutluluğu yüceltiyor (exalter): saf olarak beşerî (terrestre) bir saadet. T. Camu’nün asla bırakamayacağı bu konu. “Yabancı”nın Meursault’u için güneş ve su.. bütün köleliklerden kurtarmak gerekir. insanın bu sade ve saf 6 – Conférence a Latour – Maubourg.6 İnsanı ve onun fakir insanî aşkını kurtarmak gerekir. Janvier 1956. p. İnsan cinsini hiç hor görmedim. Deniz ve güneş “Yanlışlığın” personajı. bu hanı ve bu yağmurlu ili arkamızda bırakacağımız zaman. Akdenizle ilgili tabiatın düzenlediği (accorder) sade neşeler yapıyor. veya dört tema. Oran’ın vebalıları için. Onu vuruşmaya çağırmamalıdır. 9 – Esprit. Daha tabiî olarak. Bunlar.. çok para toplamış olacağımız ve manzarasız (horizons) bu toprakları terk edebileceğimiz zaman. Saygı duyduğum ve hayran olduğum bu zamanın insanlarının birçokları ile çağdaş olmaktan gururlu olmanın hissedilebileceğini düşünüyorum. scéne I. somut insanın. özellikle su ve güneşi dile getirdi.43. onun bunca arsızlıkla (cynisme) uyguladığı cinayetlerin müteharrik kuvvetidirler: “Ah! Anne. insanın. Littérature duxxe siécle et christianisme. a-Saadet Dini “Bendeki temel olan şeyi araştırmam vuku bulduğu zaman bu. onun gerçek olarak yaşadığı tek ögeler olarak görünüyor. her tarafta Dionysos’un zaferinin göründüğünü” not ediyor. tutkulu bir inançsızlıktır ve bu tutku. o kadar hayal ettiğim denizin önünde olacağımız zaman.211.31 (Gasterman). p. “Tanrı’nın ölümü hakkında. Dereceli olarak beliren bu düşünceyi dört safha belirler. orada bulduğum saadet zevkidir.9 Eğer Camus isyan ediyorsa bu. cité par MOELLER. Camus’nün inançsızlığı bizzat kendinin onu tarif ettiği gibi. yaşamak için kendine verilen birkaç senenin mutlu olması için onu. bugünün insanının tutkusudur.. 10 mai 1951. işte o gün. Bu konferansın fragmentleri Actuelles’de bulunacaktır. Eserimin merkezinde alt edilmez bir güneş vardır”. O.I. p. 7 – Nouvelle Littéraires. onun bizzat kendini bulduğu. cité par Vie intellectuelle. Martha’nın rüyalarını işgal ediyor (peupler). 76 . Mounier. altını çizmeye değer.8 Deniz ve güneş. özledikleri ve kendilerine yasaklanan bu başka dünyayı oluşturuyorlar. avril 1949 p. bir doktrini galip ettirmektir”. N.R. Ben varlıklar için çok canlı bir zevke (goût) sahibim. acte I.

bu önemlidir. ıstırap ve ölüm ile. O. sebep ortaya çıkıyor ve her şey. p.11 “Yanlışlık”ın hanında. Bir yanlışlık oldu. dört saat çalışma. hayretle renklenmiş bu yoğunlukta başlıyor. Ebedî ve ezelî olmaktan yoksun olarak zamana katılmayı istiyorum”. Dünya da. Caligula “insanların öldüklerini ve mesut olmadıklarını keşfediyor”. o zaman dünyayı saçma olarak keşfeder. makinayla ilgili bir hayatın fiillerinin sonudur. Kendine göre masum olduğu halde o. cuma ve cumartesi aynı ritim üzere. İnsan yeter ki geçen zamanın. “Sisifin Efsanesinde” zikrettiği Goethe’nin sözünü kendine mal ediyor: “Benim alanım zamandır. – Caligula. tramvay. 77 . çarşamba. Camus “Sisifin Efsanesinde” saçmanın duygusunu. perşembe. “Kaligula”yı. yemek.mutluluğunu. insanların adaletsizliği ve savaş ile berbat edilmiştir. salı. onun herkes için istediği ve basit bir materyalizm olmayan. Yaşadığım şu anda masum çocuklar hayatın zevkini tatmaksızın. hayatın monotonluğunun doğurduğu yorgunluğun. personajının hayatın ve dünyanın anlamsızlığını haykırdığı hikayeler yazıyor. Varoluşumun 20 yılında yapabildiğim tecrübe toplamının yerine hiçbir şey geçemez. her insanın hak olarak istediği tecrübeler toplamını yapmış olmaksızın ölüyorlar. “Başlıyor”. 1942. dört saat büro veya fabrika. tramvay. bu yol çoğu zaman kolayca takip edilir. bizim dünyamız saçmadır. Öğretmeni (maîtresse) Drusilla’nın kadavrası önünde. tanımadıkları Jean’ı öldürüyorlar: Bu saçmadır. bunu not edelim. Sadece bir gün. b-Saçma Bununla beraber bu mutluluk. uyku ve pazartesi. Yataktan kalkış. fakat o aynı 10 11 – Mythe de Sisyphe. niceliğin ahlakı ortaya çıkıyor.. yemek. toplum tarafından ölüme mahkum edilmiştir. uğursuz olan ölümün azıcık farkına varsın. “Şimdinin ve şu anın bu çeşidi ile”. “Yanlışlık”ı. özellikle şimdi ve şu andır. insanın bu derin uyuşumu (accord) ile. Yorgunluk. scéne I. tiyatro piyesleri ve. “Yabancı”yı.. 10 Ve zaman. mutlak olarak kesin olan tek gerçek bildiği içindir. Uzun zaman yaşamaktan ziyade iyi yaşamak söz konusudur. O. Güneş tarafından gözü kamaştırılmış olan Meursault. Bu saçma bir hikayedir.93 ve 119. Dünyanın ve hayatın bu saçmalığı gönül (coeur) için bir apaçıklıktır: “Belki dekorlar yıkılır. toplumla mahkum ettiği insan arasında yanlışlık vardır. Yine orada. bir arabı öldürüyor. acte I. evin oğlu. Martha ve annesi. Gallimard. uzun ve açık olarak analiz ediyor.

p. op. veya bu kesin uyanıştır. cit. insanî özlem (nostalgie). bu düzensiz hareketin kaynağına aittir. “Şüphesiz insanların. “Doğru adam olmak değerli değil midir?”. zincirdeki şuursuz geri dönüştür. scéne I.Caligula act II. ölümsüzlüğü arzu etmeye kadar gidiyor ve her şeyi ve her eylemi eşdeğerde kılan ölüme rastlıyor.44 – 45. 17 . imkansızı hayal ediyor: Ayı (lune) yakalamak. – Ibid. scéne VII. İnsan kendinde sınırsız arzular hissediyor. op. Martha.zamanda şuurun hareketini başlatıyor. kötülüğe yakalanmıştır. 14 – I bid. p. Bu kötülük önünde. zorunlu olarak bitmesi gereken dramın üç personajıdırlar”. “Saçma. gönlün bu çığlığı karşısında güçsüzdür. deli Caligula’nın bizzat kendisi kötülükte saf itirafta bulunuyor.. insanî çağrı ile dünyanın saçma (déraisonnable) sessizliği arasındaki karşılaşmada doğuyor. o neden sorumlu olacaktır? Zihin evreni deşifre etmek için boşuna soluk tüketiyor ve devamlı irrasyonel ile karşılaşıyor. bir varoluşun yetenekli olduğu tam mantıkla.. hepimizin yaptığı basit bir tespit. Tek başına anlamadığım biricik anlam sadece sonsuz bir irrasyoneldir.. Ve akıl. 15 – L’Homme Révolté.16 Romalı soylu vatandaşları küçük gören ve öldüren. Hayatın bütün sonucunun ondan doğabildiğine de sımsıkı sarılmak gerekir. Unutulmaması gereken şey budur. Yorgunluk onu uyarıyor ve teselsüle (suite) neden oluyor. bizzat kendinin en derininde adalet diye bağırır..”. layık olunmayan bir ıstırap içinde monoton olarak cereyan ediyor. p. insanın suçsuzluğu konusuna yeniden geliyor. Caligula gibi o.. Fakat başka bir kötülük. p. yine bu dünyayı tanımaya yönelen ve irrasyonel ile karşılaşan zihin için de öyledir: “Bana her şeyin açıklanmasını veya hiçbir şeyi istiyorum. O saadeti arzu ediyor. sonunda temel problem üzerinde kendini sorguya çekebilmek için bu apaçıklıklara inanmak gerekir. Dünya bu irrasyonellerle şenlenmiştir. Bu istekle uyanmış olan zihin araştırıyor ve sadece çelişkileri ve aklî olmayan söylemleri buluyor.14 Dünya vebaya. cit. orijinal kötülük nereden geliyor? O halde kim suçlu? İnsan değil! Ve Camus durmaksızın devamlı. Bunun açık olduğu bir kez söylenebilirse her şey kurtulmuş olacaktır”.. Fakat. 16 – Le Malentendu. O. orada hiçbir şeyin çok orijinal olmadığını belirtiyor. ölüm önünde insan. bütünlüğün çılgın arzusunda biriktirdikleri bir kötülük vardır. işte bunlar. müşterilerini (hôtes) öldüren annesinin masumluğunu ilan ediyor.13 Dünyanın saçmalığı gönül için açıktır. İrrasyonel.27.347.31. 17 12 – Mythe. fakat hayatı ekseriya.. scéne XIV ve acte I. Anlamadığım şey nedensizdir. baş başa oluşlarından doğan saçma. Teselsül (suite). 12 Camus.15 Bu temel. acte II... 13 78 .

bütün insanların adaletsizlikten az veya çok suçlu olduklarını anlamaya izin veriyorsa. O zamandan beri intihar etmek. zorunlu bir iç yüz (envers) ve başarının pahasıdır. bütün idolleri susturduğu zaman insan saçmadır. Bu kendini yenik düşmüş bulmak olacaktır. Bu hususta başka bir dünya gerekir mi? Henüz hayır! Ümit psikolojik bir intihar.. p. 79 . “Eğer iniş her gün böyle acı içinde gerçekleşirse. mutlu bir sema altında. orada gerçeklik vardır. Geriye yapacak ne kalıyor? – Saçmayı sürdürmek. İnsan için yapılmış şartları şuurlu olarak yaşamak. bu sadece unutulmuşlukla olacaktır – bu hususta onlar tam olarak masumdurlar ve bununla beraber ölüyorlar: Vebadan yeni ölen küçük bir çocuğun kadavrası önünde Rieux.R. Sisifin sessiz bütün neşesi oradadır. Eğer şahsî bir alın yazısı varsa. Veya hür ve sorumluyuz fakat o zaman da Tanrı her şeye güç yetiren değildir”. Şu uğursuz ve sırlı çağrılar. bütün çehrelerin davet edilişleri.. Kötülük problemi Camus’yü ateizme götürmedi.Eğer insanlar adaletsizliklerden suçlu iseler – ve “düşüş”... onun.. bir dönekliktir. Kendi alın yazısı kendine aittir.. hürriyet problemi kötülük probleminden daha azdır. op. sevinç içinde de olunabilir. vadinin çukuruna kadar yuvarlanan kayasını seyrediyor.F. Şu alternatifler bilinir: Ya hür değiliz ve her şeye güç yetiren Tanrı kötülükten sorumludur..225. aniden onun sessizliğine dalışta yerin hayran bırakan binlerce küçük sesi yükselir. kendi öz ağırlığından dolayı durmaksızın düşen bir kayayı bir dağın tepesine doğru yuvarlamaya mahkum ettiği mitolojinin bu personajıdır. Peder Paneloux’ya “ah! En azından bunun masum olduğunu biliyorsunuz” diyor.79.18 Ve bununla beraber bu kötülük problemi. Her çabadan sonra Sisif. Bu bir korkaklık (lâcheté) olacaktır.19 Dünya saçmadır. Saçma insan evet diyor ve onun çabası artık durmayacaktır. dünyada kesin son vermek daha iyi değil mi? Camus hayır! Diye cevap veriyor. fakir olarak doğdum. Evrende. O buna neden olmamışsa da onu besledi ve devam ettirdi: Tanrı huzurunda (devant). Kendi kayası kendi eşyasıdır.. Gölgesiz güneş yoktur ve geceyi tanımak gerekir. p. cit.. onun Tanrı’yı reddedişine ilgisiz kalmadı.. uğursuz ve aşağılık 18 19 – Actuelles. Bunu bizzat kendisi itiraf ediyor: “Bir düşmanlıkla değil. – Mythe. bir kaçış. acısını seyrettiği. İnsan biraz da Sisif’tir. Orada sevinç vardır. bir uyuşmanın hissedildiği bir tabiat içinde. O halde büyük acı ile başlamadım. fakat yalnızlıkla başladım. Üstelik emin olduğum tek şeyi ortadan kaldırmaya mecbur değilim: Benim varoluşum karasaldır (terrestre). 1950.”. N. Aynı şekilde. tanrıların. yüce bir yönlendiriş (destinée) hiç yoktur veya en azından ondan ancak.

pozitif hiçbir şey getirmeyen yetersiz bir tutumdur. “Sisifin Efsanesi”ndeki kendi öz durumunu eleştiriyor. kendisi için sadece bir sorgulama olan bu durumda kalmayacaktır. eğer ölümün ötesinde hiçbir şey yoksa. Mounier’nin not ettiği gibi. Romen sanatörleri küçük düşürüyor. Saçmayı sürdürmek. Bu taşın tanelerinden her biri. Tepelere doğru savaş insanın kalbini doldurmaya yetiyor. kyniklikle belirttiği) kapris ile öldürüyor. Bu imparator isyan etmekte haklıdır. o kutsal ayinleri taklit ediyor. en sert fantezilere kendini adayan saçma kahramanın en son örneğini. Ümit etmek. “bu baş döndürücü sırt üzerinde” devam etmek. 21 80 . vazgeçmez: İlk hareketinden itibaren evet diyen insandır da bu.. Janvier 1950. “onu yaşatmak”.20 İnsanın bütün büyüklüğü şuradadır: Saçma şartını şuurlu olarak yüklenmek. tek başına bir dünya oluşturur. Çözüm gerçekten isyandadır. intihar etmek. Ve Camus. Caligula’yı reddettiği gibi tamamen reddetmiyor. öldürdüklerini. 22 – Caligula. Hayatının her emrini kabul eden bir köle. yine de her şeye müsaade edilmez.21 Fakat maktulü öldürmeden önce Caligula “öldürmenin çözüm olmadığını” biliyor. c-İsyan Eğer her şey. yeni bir emri aniden kabul edilmez olarak yargılar. “Başkaldıran insan nedir? – Hayır diyen insan. Yvan Karamazov ile bundan “her şeyin serbest olduğu” sonucu çıkartılamaz mı? Camus. öldürmek çözüm değildir. az önce veya az sonra ölmesi gerekenleri. fakat öldürücü devrimi dejenere etmeyen devrimdedir. “Başkaldıran İnsan”a girişte Camus. saçma insanın trajik saadeti üzerindeki doğrulamalarında onların gücünü çıkarıp atıyor. Bununla beraber her şeye müsaade edilmiş değildir. Geri kalan için kendisini günlerinin efendisi olarak bilir.. gecenin tam ortasında bu dağın her mineral patlaması. Mutlu sisifi hatırlamak gerekir”. – Bu piyeste Camus. Fakat eğer o reddederse.166 – 167 – 168. hile yapmamak. Camus’nün denemesini tamamlayan bu tespit. Caligula’yı meydana getiriyor: O. saçmanın hızlandırıcısı üzerinde ısrar ediyor”. (her şekliyle. acte IV. Bu sorgulama onu isyana götürüyor. p..(méprisable) olarak yargıladığı biri vardır. O onu. Bu hayırın (non) muhtevası nedir? Mesela o şuna işaret eder: Nesneler (choses) yeterince 20 – I bid. İnsan ve onun saadet hakkı vardır.22 Her şey aynı değerde olursa da. eğer her insanî eylem eş değerdeyse. – Esprit. scénex. “sonuna kadar iletilmiş saçmanın ne kadar yıkıma neden olduğunu göstermek için.

onların tümünün geçersizliğini cesaret ve dürüstlükle ilan ediyor. O. Kaliayev. fakat isyanın her hareketi. masum çocukları öldürmeyi reddediyor ve diğer taraftan ölmeyi kabul ediyor. – I bid. op. Gördüğümüz gibi Hıristiyanlık da onun suçlamasından kurtulmuyor. Hitlerinkini.. tarihî birey olarak onu aşan bir değeri doğrular.. “O. bir taraftan.. bu çetin ve etkili eylem.216. “zahmete değen. Ve yine: Aşamayacağınız bir sınır var. Descartes’in “cogito”sunu başka bir bağlama oturtan Camus şöyle yazıyor: “İsyan ediyorum o halde varız”. p.. insanlık tarihinin tanıdığı büyük devrimleri analiz etti. Öğle düşüncesi ölçüdür (mesure). ölüme kadar kendini tarih uğruna feda ediyor. isyanın en saf imajıdır. Ve Camus.23 O halde isyan bir değerdir.. bu arada. insanın.. o “öğle düşüncesi” olarak isimlendirilir. İdeal insan. bütün insanların hayatının değerinin bir doğrulanması. Ayrıca o. insanî varoluşun değerinin bilgisidir. Kaliayev.. Saf formunda isyan. Marksizm – Leninizminkini. adaleti araştırma ve insan şartını düzeltme çalışmasıdır. Maalesef isyan öldürücü bir devrime dönüştü. hayır. kesin olan tek gerçekleri koruyor ve şarkı söyleyen yarınlara 23 24 – L’Homme Révolté. Bütün devrimler.24 Camus. çok uzağa gidiyorsunuz. İsyancı kendinde. insanlar arasında kardeşlik meydana getirir.. Camus’nün “Haklılar”da analiz edeceği Rus personaj Kaliayev. onların insanlık dışı her şeye sahip olduklarını gösterdiği için.. Tek bir isyancı. İsyan. oraya kadar evet.. inkarları ne olursa olsun. Her değer isyana sürüklemez. Özet olarak bu hayır.dayandılar (durer). 81 . insanı bir ideye kurban eden bütün ideolojilerin düşmanı olarak yeniden buluyoruz. ölmek anında tarihin üstüne yerleşiyor.25 – 26. O. cit.. bir sınırın varoluşunu doğruluyor. gerçek isyancının isteklerine ihanet ettiler ve bundan dolayı şiddet oldular.. örtük olarak bir değeri ileri sürer. sınırlarını bilen ve öldürücü olmayı reddeden isyandır. onların tümünü suçladı: Fransız devrimini. O. suçlulukla. O. karasal mütevazi saadetimizi ve zavallı insanî aşkımızı. aynı zamanda insanî dayanışmanın meydana getirilmesidir (création). bir yerde bizzat haklı olmak duygusu olmaksızın gitmiyor. İsyan’a sadık kalmıştır. bir hayatı hayatla ödemeyi. p. kabul eden kimse. Daima tehdit edilmiş küçük görülenlerin kardeşliğini oluşturan bu isyandır. O. Ölmeyi. Onun en iyi cisimleşmesi sendikacılık. insanın gerçek isyan ruhunu yeniden bulmasını isteyerek eserini sonuca bağlıyor.” uyanık olmayı isteyen bir şeyin varolduğunu inatçılıkla gösterir. her hangi bir şekilde. Burada Camus’yü. gerçeğe sadık kalan devamlı isyandır.

Tanrı’yı reddetmiş olduktan. mühürlenmiş ağzına rağmen.27. bugün bildiğim tek somut problemdir”.. p. yastığını (traversin) düzeltti ve. d-Sürgün ve Krallık 25 – I bid. kendine teşekkür eden bir sesi işitti ve şimdi her şey iyi idi.. Camus’nün kabul ettiği gibi olan bir azizinki olan kendi ölümünü bize tasvir ediyor: “O (Madam Rieux) onun üstüne eğildi. beni ilgilendiren şey.veya hipotetik aşkın bir geleceğe kendini kaptırmak gerekmez. O. katlettiğinin karısı büyük Duşes’ten kendine ayarladığı yardımı (grâce) reddediyor. Camus. Kesin olarak o. Bununla beraber son anlarında çok acılı oldular ve Rieux. Tarrou’nun söylediği gibi.. oraya hayatını koyuyor. O katil değildir.310.. O. bir aziz haline nasıl gelindiğini bilmektir. vebayı reddediyor. insan hayatını kendi öz beşerî sınırlarına iade etmek nasıl olur. O. bitirmek için Tarrou’nun huzuru bulup bulmadığını kendi kendine soruyordu. p.26 Tarrou kurbanların yanını tutuyor.376. Tanrısız bir azizin.. O zaman o. Camus tarafından takip edilmiş olan çaba. Tarrou yeniden gülümser gibi görünüyordu. Cit. Tanrı’ya inanmaksızın aziz olunabilir: Bu. O. Başka bir terimle. Azizin diğer bir tipi. duyulmaz halde olan. p. ayağa kalkarak. bütün formları altında kutsalı reddetmiş olduktan sonra. İkinci bir girişim başarıyor. 26 82 . O oturduğu zaman yeniden. Tanrı’ya duayı reddediyor. O. ölümü istiyor zira ona. her şeye rağmen bu hayata bir değer vermek ve insanî bir dayanışma meydana getirmek nasıl olur? “Özet olarak. fiilinin gerçek anlamını sadece ölüm verebilir. daha önce bahsettiğimiz Kaliayev’dir. yanında çocuklar olduğu için Dük’ü öldürmeyi reddetti.. bazı sağlık teşkilatlarında çalıştığı için bütün gücüyle vebaya karşı savaşıyor. gözleri kapanmış ve yüzü tükenmiş halde. toptan öldüren devrime düşmek nasıl olur. fakat güçsüzlerin hakkını koruyandır. “Gelecek hakkında gerçek cömertlik (générosité) her şeyi şimdiye vermekten ibarettir”.276. O. Tanrısız bir azizliğe ulaşma çabasıdır. -Haklı olarak. Öldürmek ve para ödemeyi reddetmek için kendi fiiline dayanmaktan başka bir şey gerekmez. 27 – Ibid.25 Netice olarak. basitliği ile. -Fakat siz Tanrı’ya inanmıyorsunuz diye Rieux ona cevap veriyor. op. uzaktan gelen. – La Peste. elini bir an ıslanmış ve çarpık saçları üzerine koydu.

dayanışma mıdır? Sürgününün ötesine bakıyor. saadete veya ölümsüzlüğe. Bu tartışmanın özeti La Littérature et Le Spirituel. anti – teizm ayıplamasını sürdürüyor: “Bütün bunların anahtarlarını. a-Ateizm mi veya anti – teizm mi? Fakat bu ateizm mi veya anti – teizm midir? “Başkaldıran İnsan” isimli eserin ortaya çıkması. Anlam dolu ve bir nostalji ifade eden kelime: Bir krallığı bekleme. – Nerede? Hangi krallığa doğru? Sıkıcı dünyasından kaçan. o pasif bir anti – teisttir diye yazıyor Jeanson. CAMUS ATEİZMİNİN ELEŞTİRİSİ Kendine rağmen Camus’yü bir Hıristiyan yapmayalım.Bu. Jean Conilh’in not ettiği gibi 30. Aubier 1959. bir taraftan Sartre – Jeanson ve diğer taraftan yazar arasında uzun bir tartışmaya neden oldu. scéne IV.259’da da bulunacaktır. Tanrı’yı adaletsizlikle suçladığı için Tanrı’yı inkar etmiyor.28 Ressam Jonas. Sır önsezi ile hissedilmiş gibi görünse bile. Jeanson. “Saçmanın ve akledilebilirin ötesinde “Sürgün ve Krallık” ile olsa bile. Temmuz 1953 s. Onun aya (lune). üzerinde çözümü güç bir kelimenin yazılmış bulunduğu beyaz tuvalinin önüne oturmuş: Bu yalnızlık mıdır. yakaladığıma inandığımı size 28 – Caligula. o’na galip geldiğini de iddia etmiyor (bu ölçüsüzlük olacaktır): O sadece. ve Vie Enseignante. Mayıs ve Ağustos 1952. 31 – Temps Modernes. 30 – I bid.I. Caligula sürgününden ıstırap çekiyor. geriye Camus’nün kendine ateist dediği ve ateist olmak isteği kalıyor. T. Faulkner’in “Requiem pour une Nonne” unu çevirdiği ve bu piyeste bir rahibenin Mesih’e imanını doğruladığı ve cinayetinden özür dilemesinin kesinliği biliniyor. “Camus. Sürgün! Bu kelime onun eserinde ekseriya yenilenir. şüphesiz ateist değildir. 29 83 . acte I. geceyi ve Afrika’nın yıldızlı semasını seyre dalarak bilen “eşini aldatan bayanın” (femme adultére) vecdine hangi anlam verilir?29 Camus’nün. O. endişeyi sızdıran. bu üstada karşı meydan okumak ve durmaksızın isyan etmiş köle olarak kalmak istiyor”.14 te de vardır. Şöyle bir sorunun sorulması da normaldi: Camus imana doğru yükselmedi mi? – Bunu söyleyemeyiz ve kendine rağmen ondan bir inanan yapmak hakkına sahip değiliz. Blanchet. O.31 Camus kendini savunuyor. belki de saçma olan (dément) şeye. özellikle. Camus tarafından yayınlanmış haberlerin (nouvelles) son bir derlemesinin başlığıdır. s. Sartre ve Jeanson cevap veriyorlar. – Esprit’nin Mart 1958 sayısındaki CONILH’ın şahane makalesi “Albert Camus”ya bakınız. fakat bu dünyalı olmayana” ihtiyacı vardır.

eğer şartımdan sorumlu – istenilen bir isimle adlandırılacak – bir varlığa başvurmazsa ve eğer isyan bu varlığı. bedava bir oyun olur. fakat siz orada ısrar ediyorsunuz. Boş semaya sövüp saymak (invectiver). artık insanlardır. Ölümlü insan olma öz şartıma karşı isyan. böyle bir boşluğa inanılmadığını düşünmeyi gerektirir.Blanchet yazıyor. Kapitalizme karşı proleteryanın isyanı. artık bir anlam taşımaz. olduğu gibi insan şartına karşı bir isyandır. Fakat Camus’nün isyanı daha uzaklara gidiyor: O. siz ona son derece cesur sitemlerle başvuruyorsunuz ve bu hususta hiç aldanmamada son derece endişeliye benziyorsunuz. Burada daha önce sorulmuş olan ve cevabı ancak Tanrı’yı doğrulamakta bulan soruyu yeniden bulacağız: İnsan olma durumumla niçin tatmin olmuyorum? Ölüm niçin problem oluyor? Şuurun varoluşu niçin problemdir? Caligula’nın kalbinde saadet ve ölümsüzlük arzusu niçin vardır? Kalbin bu çığlığı niçin: Her şeyin bana açıklanmasını veya hiçbir şeyi istiyorum? Limit olarak limitlerin bütününü bana fark ettiren. o insan hayatını alın yazısına dönüştüren ölüme karşı isyandır. sorumlu olarak yargılanmış belirgin insanlar sınıfını amaçlar. Fakat neyin adına ölüme karşı isyan ediliyor? Bulanık olarak önceden hissedilen ve arzu edilen bir ölümsüzlük adına mı? – O zaman bu bizi. ve bu limitleri aşmak için devamlı bir çaba olarak kendini takdim eden varlığımın dinamizminin anlamı nedir? – Sadece insanî. aynı zamanda ölü olmasını sizin isteğiniz söylenecek ve onun hakkında yaşayan herhangi bir şeytan şüphesine düşeceksiniz”. suçlamazsa. mutsuzluğumu meydana getiren varlığı. insanların kendininkilere benzer haksızlıklar geçirmesine küfretmesi. Burada sağ duyunun Sartre ve Jeanson’un yanında olduğunu itiraf etmenin gerektiğini P. bu arada bu şartın yaratanını tanımamak değil midir? Daima alın yazımızdan sorumlu ve bizi işitmeye yetenekli birine karşı isyan yapılır veya o zaman isyan anlamsız. 84 .söyleyeceğim: Sonsuz derece sizi ilgilendiren Tanrı. O. limit olarak fark ettiğim ve doyumsuz kaldığım. saf olarak insanî bir arzu. bu bütünlük. insanı bir soyutlamaya kurban eden bütün ideolojileri reddetmesi. bir anlama ve takip edilen bir amaca sahip olur: İnsanı ekonomik ve sosyal yabancılaşmalardan kurtarmak. kendimizi yok edebildiğimiz soruyu sormaya götürür: Bu ölümsüzlük arzusunu insanın kalbine kim koydu? İnsana ait olarak yapılmış olan şarta karşı isyan etmek. bütün olarak evreni yakalamak arzusu değil midir? Fakat. insanî ve insanîlikten başka hiçbir şey olmayan bir tutumdur. Camus’nün. Sizin varolmayan (inexistant) Tanrı’yı ilan ettiğinizi anlıyorum.

Bu ne kadar paradoksal görünebilirse görünsün. – Voir entre autres. üç ilahi Şahısta bir aşk topluluğuna çağrılıyoruz. ayrıca hiçbir orijinalliği olmaksızın. Tanrı’nın çağrısını ve insanın cevabını gerektiriyor. Bu arada şunu da belirtelim ki. kötülüğe bir anlam vermenin imkansızlığına dalmaktır. eğer Tanrı tam güç olsaydı. Tanrı’nın varoluşu. ne de ondan kurtardı”.Dua olarak metafizik isyan. suçluluğun. insanın hürriyetini de yerinde tutuyoruz ve Tanrı’nın kötülükten sorumlu olmadığını. bütün dinlerin. fakat Tanrı’nın çok kısırlaştırılmış bir kavramını eleştiriyor. ıstırabın. 85 . “çocukların ezildiği bir yaratılışı sevmeyi ölüme kadar reddedeceğim” diye açıklıyor. O. kendi triniter hayatına girdirmeyi. kabul etmediğimiz bu alternatifin terimlerini açıklamaya götürüyor. Tanrı bizi yaratarak.Tanrı’nın ve insanın seyrini. les pages 101 et suiv. Bu. Ve topluluğun (communion) kaçınılmaz şartı hürriyet olunca. kötülük ve günah adına yapılmış bütün klasik muhalefetlere cevap veriyor. O’nun yaratıcı niyetinin aşk niyeti olduğunu bilmek.. o zaman Tanrı her şeye güç yetiren değildir. Oğul tarafından Ruhta Peder ile karşılaşmaya (rencontre) çağrılıyoruz. Daha geçenlerde Jeanson “İnanmayanın İmanı” isimli eserinde.32 Kötülüğün. bütün felsefelerin ele aldığı problemdir. bize kendi hayatına ve neşesine katılım vermeyi düşünüyor. op. kötülüğün ve onun her sonucunun 32 33 – La Peste. O’nun aşk olacağını unutuyor. Yahut biz hür ve sorumluyuz. fakat insanın sorumlu olduğunu doğruluyoruz: Camus. Tanrı’nın doğrulamasının tersine vardır. Her nesil kendine göre onu tartışır. b-Tanrı ve Kötülük Rieux “Veba”da.33 Camus için Tanrı’nın varoluşu. ateizm gerçek Tanrı’yı değil. “Sisifin Efsanesinde” alternatif bilinmiyor diye yazıyor: Ya biz hür değiliz ve her şeye güç yetiren Tanrı kötülükten sorumludur. Biz. hür cevabın altını çizmek gerekir. cit. kendi biçiminde. Ve öz olarak varolduğu şeyde Tanrı’yı tanımlayan şeyin unutuluşu onu. kötülük ve ıstırapla uyuşmaz. – Gerçek olarak bu dilime hapsediliyor muyuz? – Hayır! Biz Tanrı’nın tam gücünü yerinde tutuyoruz. Tanrı’nın aşk olduğunu. biz. Bu karşılaşma – her karşılaşma gibi . masumluğun probleminin Camus’nün düşüncelerinin merkezinde varolduğunu tespit ettik. İmanın.238. gerçekten kötülük doğrulamayı ancak Tanrı aşkının meyvesi olan bir yaratışta bulur. Problem dünya kadar eski ve her günün problemidir. p. Okulların bütün incelikleri bu paradoksa ne hiçbir şey ilave etti.

Bununla beraber topluluk (communion) bu değere (prix) aittir. reddetme imkanının söylenmesidir.orijinine yerleştiği durum burasıdır. ne de Tanrı’nın ve diğerlerinin aşkına katılmanın (communion) sevincini bilmeyecektik. bu kötülük. insan kalbinin cömertliğinin sürekli kötülükten kurtarmayı bildiği bir iyilik de var. açık olarak kendini tehlikeye atar: Reddetmeyi görmek tehlikesi. Bizi hür yaratarak. Dünyada günah. Tanrı’nın varoluşunun lehinde olduğu için mi? Kötülük bir sırdır. aşkla egoizm. Ateistler. Hattâ. ilâhîleşme için bizi yaratıyordu. Niçin Tanrı’nın varoluşu hakkındaki tartışmada iyilik dengeye girdirilmeyecektir? O. egzistansiyel bir cevabı bekleyen bir sır olarak kalıyor. bu Camus’nünkü değildir. Tanrı’nın bize sunduğu ilahîleşme planının reddidir. sorumsuz olmayı istememizden dolayı bizi kınıyorlar. bir hayat cevabını. iyilik de onlardan biridir. ne onun ıstıraplı sonuçlarını. Eğer bir alternatif varsa. sadece bizim hür ve sorumlu olmamızı isteyebiliyordu. o kendini önerir. hatta inananlar için bile. kendini adamaya yeteneklidir? İnsanın yetenekli olduğu bu aşk nereden geliyor ve bir tamlık (plénitude) duygusunu ona kim veriyor? Bu bolluk (générosité) Tanrı’ya başvurduran derin bir sır değil midir? İnsan hür olduğu için iyiliğe ve kötülüğe yeteneklidir. Dünyada iyilik de var. Ve kötülük. bizzat bizim kendinde gerçekleşmemiz için. Evlenmek için genç bir kız seçen delikanlı seçimini belirtir ve bir cevap bekler. “İnsanda. hatta ciddi problemler ortaya koyan biridir de. kötülük ve ıstırap vardır. kendi çağrısına hür olarak cevap vermeyi isteyerek Tanrı. kendini reddediliş tehlikesine atıyor. Daha büyük bir sorumluluk hayal edilebilir mi? İyilikle kötülük. Bu hürriyet onun tüm büyüklüğünü. O’na rastlayan ve kendi İlâhî hayatını yaşayabilen de insandır. trajik büyüklüğünü meydana getiriyor: Tanrı’ya hayır diyebilen. O. onu araştırdı (courir) ve – kökte kötü olan – reddediş daima mümkün kalıyor. Gerçekten hür cevap olarak söylenilen şey. Aşk kendini zorla kabul ettirmez. her şiddet. Veya O. Tanrı’nın saygı duyduğu reddediş çünkü toplum (communion) sadece bu şarta aittir. kıskanmaktan daha çok hayran olunacak şeyler” vardır. neşeyle ıstırap birlikte ikamet ediyor bu 86 . o takip eden şekildedir: Ya Tanrı bizi şuursuz ve hürriyetsiz yaratıyordu. kendini ve benzerlerini yok edebilen. kendi benzerlerininkini kurtarmak için kendi öz hayatını verinceye kadar gitmeye. Niçin insan. kendi planını çarpıklaştıran (gauchir). insandır. bu delikanlının girmeyi arzu ettiği aşkın bizzat inkarı olacaktır. bizi bu sevinç için. O. fakat o zaman ne günahı. fakat O. zihnî bir cevaptan daha ziyade. Herkes için. her baskı. Tanrı’ya evet diyebilen.

Hıristiyan için kötülük. Bu ıstırap haklı gösterilemez ve mutlu olmak hakkını insanlardan aldığı gibi dünyada varolma nedenini geri alır. Onlar veba ve diğer herhangi bir hastalık mikrobunu aldıkları için işkence edilmeye devam ediyorlar. Bu inanç onu mütevekkil yapmıyor. nedeni (auteur) olduğu bu hayat başlangıcının bir tamamlanma bulacağını bilir. boşuna çağırmadığını bilir. p. op. varolması gereken her şeyi kendinde tutabilir. Camus’nün dünyasında. evrenin açısını aritmetik olarak azaltmayı düşünüyor”. bu inanç onu aydınlatıyor ve ona bir anlam veriyor. zira onun bağış olarak kabul ettiği bu hayatı kurtarmak için o.34 Camus’nün hayal ettiği ölçü krallığı olan Ithaque’da çocuklar ölmeye devam ediyor. İnsan kalbi. Onun tutumu hile midir? Tevekkül müdür? Feragat mıdır? İstifa mıdır? Bu ümitte hile nerede. İmanın cevabı böyledir. varolabilen her şeyi yaratılışta düzeltmeye (réparer) mecburdur. İnsan. artık kendine sadece yeni bir atılım almaktan başka bir şey kalmadığı andan itibaren kötülüğe varıp dayanıyor (buter). O bir hiç içindir. ondan hiçbir şey bulmuyorlar ve Camus onu namusluca tanıyor. ıstıraplarına son veren ölüm değil. ona bir anlam veren ve ona değere doğru bir yol gösteren insanın özel şartı hakkında ortaya atılmış bir ışıktır. fakat aynı zamanda Lütuf. O. Camus için bu ıstırap beklenmedik bir şekildedir.dünyada. çocuğunu geçici olarak kaybetmenin acısından hiçbir şey azaltmıyor. Kendi büyük çabasında insan. İsyanın dünyası saçmanın dünyası olarak kalır. fakat yeniden dirilmedir.. Ondan sonra en mükemmel toplumda bile çocuklar haksız yere öleceklerdir. Sağlık dolu ve varoluşun bütün neşesi. 87 . Her varlığın hayata ve saadete. Cit. Hıristiyan. yani. ıstıraba bir çağrı olduğu bu küçük çocuk. “İsyan bıkmadan. Fakat bu kötülük. bu çift çağrı tarafından devamlı parçalanmıştır. her şeyi kullanıyor. o bir hastalığa yakalandı. insanlar saadet ve aşk susuzluklarını yatıştırmaksızın ölürler.374. ne yanılgı ne de şahsî hata ödüyor. aşkla varoluşa çağırdığı bu şuuru. Onlar. İnsanlığın Kurtuluşunun (Rédemption) dünyasıdır da. Kötülük ve ıstırap bir Aşk Tanrı’nın varoluşu hipotezinde bir anlam bulurlar. istifa nerede? Çocuğunun yeniden dirilmesine inancı. bütün başarılar vadedilmiş bir delikanlının onu felçli bırakan bir hastalıkla birden bire çarpılmış olması. çelişik hipotezde. erdemle aydınlatılmış aşk ve her ıstırap tarafından devamlı yeniden alınmış olabilir. O. bu durum 34 – L’Homme Révolté. Dünyamız günah dünyasıdır. acıya düçar olarak çocuğu için beklediği kurtuluş. Onun. vahyedilmiş bir sırdır.

genel adaletsizlik denilen şey” sonucu çıkarılır”36. Camus’nün sema ile yer. 88 . O. kötülüğe karşı yapılan bu itiraza krallığın. Fakat Camus’nün onlara getirdiği kurtuluş mesajı.Camus’nün dünyasında saçmadır.374 ve 53.35 Camus. O. ilk Hıristiyanların geçici (temporel) bir Tanrı krallığının kurulmasına inandıklarını ve ona ulaşmayı göremediklerini. imanda. bütün güçleriyle kötülüğe. onların ümitlerini ebedî hayat üzerine çevirdiklerini söylemek mi istiyor? Eğer cevap evet ise. O. Onu ıstırabından kurtarıcı değer imandır ve onu. İman için ebedîlik ve ezelîlik zamandan sonra değildir. sadece kötülük ve ıstıraba karşı Camus’nün övdüğü “isyanı” tanıyor değil. sonra iman isteyen ebedî hayatın ilanıyla cevap verdi”. Mesih’in sözü 35 36 – I bid. pek tabiî. İsyan onun başarısızlığını itiraf ediyor. cılız hayatının bir anlama sahip olduğunu ve yararsız olmadığını biliyor. cinayet ve ıstıraba karşı savaşmak bir ödevdir. Üstelik. burada Hıristiyanlığın yeterince ciddî anlayışsızlığı beliriyor. “Tarihî Hıristiyanlığın. Havarilerini bu geçici krallık anlayışından başka yöne çevirmeye koyulduğu biliniyor. – I bid. Senelerden beri yatağı üzerinde büzüşmüş falan inanan. iman isteyen ebedî hayata inandılar. bununla beraber tarihte acı ve elem duyulan kötülükten ve cinayetten kurtulmayı (guérison) tarihin ötesine taşıdığı” tamamıyla doğrudur. ve bu krallığın üyesi her Hıristiyan için. fakat Camus’nün yaptığı gibi ondan “belli bir anlamda. Krallık ile ebedî ve ezelî hayatın arasına koyduğu kesinlik. destekleyen yeniden dirilme ümididir.374. adaletin ve aşkın krallığıdır.. bu dünyada çoktan başlamıştır. fakat o. İncillerin bütün doğrulamalarına ve ilk bilinen Hıristiyan metinlerine karşı gelen bu yorumu reddediyoruz. Biz. hiçbir değere sahip değildir. fakat psikolojik intihar ile nitelendirilebilen bu ümit neye yarar? Güncel halini. Ayrıca Hıristiyanlar daima. Hıristiyanlığın acı sezgisi ve insan kalbine gelince onun meşru pesimizmi. “Tarihî Hıristiyanlık sadece. Hangi ısrarın Mesih’i. kaçınılmaz ıstıraba bir anlam ve bir değer veriyor. tamamlanmasını semada bulacak olan krallık. Camus’nün savunduğu küçük düşürülmüşlerin kardeşliğine son derece hayran oluyoruz. p. p. Hıristiyanlığın esas gerçeklerinden birinin anlaşılmadığını ortaya koyuyor. Bu insanın uyuşukluğu artık hiçbir anlama.. Zaten biz Camus’nün Hıristiyanlığa yönelttiği yargıyı kabul etmiyoruz. değer veriyor. dünyadaki şimdiki durumunu değiştiren ve ona değer veren o değil midir? O neden korkuyor veya kaçıyor? Biz Hıristiyan toprağını “Ithaque’ın sadık toprağına” yeğliyoruz. tam hareketsizliğine. hiçbir işarete.

Küçüklerin. Roma’nın. Çünkü onlar. Rusya’daki sürgünler gibi. yüksek ve açık sesle konuşsunlar. fakat yetersiz gibi görünüyor. Realizmi ve tevekkülü sürgüne göndermek lazım. zamanı ve bu dünyayı aştığını biliyoruz. köleleşmiş ve Camus’nün Hıristiyanları davet ettiği (convier) despotizmlerin kurbanı insanın savunmasıdır. hor görülmüşlerin.. Mesih’in getirdiği kurtuluşun. Bugün bana onun konuştuğu söyleniliyor. Hayran olduğumuz. özellikle peygamberler nezdinde.Hıristiyanlar. s. ezilmiş. Örnek olarak Amos’u zikredelim: “İsrail’in üç veya dört cinayeti için. Eğer ruh (esprit) mahkumiyet çığlığını (cri) atmazsa kendisi kaybolacaktır. CAMUS VE HIRİSTİYANLAR a-Küçük Düşürülmüş İnsanın Savunması Latour – Maubourg’daki bir konferansında Camus alışılmış bütün samimiyeti ile.37 Bu. insanın bu anlamı bize sadece yabancı değil. Amerika’daki zencilere davranış üzerinde de şüpheleri artırmaksızın. yugoslav piskoposun tutuklanması üzerinde. fakat onu inkar etmez.345’te zikredilmiştir. Tam tersine. Hıristiyanlar sessizliğe karşı olan toplantıya katılsınlar ve bizi. aşağılanmış. Kesin olarak varolan şey onu işitmediğimdir. biz bu hususta tabiattan daha az değiliz.karşısında neye değer: “Semaların Krallığı kendilerine ait olduğu için. Nisan 1949. Kilisenin gururlu olarak kendi dilini alması ve papalık genelgelerinin karanlığı arkasına saklanmaması gerekir.. cellatların ortasında yalnız bırakmasınlar”. Uzlaşma olmaksızın. Péguy’nin bir düşüncesini yeniden ele alarak. Franco terörü üzerindeki kadar. kaçamaksız açık ve sağlam bir sözü tutmak. Diplomatik sessizlik olmaksızın. fakir bir ruha sahip olanlar çok mutludurlar”. Bu kurtuluş dünyayı aşar.. işgal esnasında büyük bir sesi boşuna beklemiş olduğunu itiraf ediyorum. 89 . Camus’nün insan için savaştığı kurtuluş saf olarak karasaldır (terrestre). çünkü onlar küçük insanların kafasını eziyorlar ve uysalların yolunu saptırıyorlar. Tabiat üstü olmak için.. ona dönüşsüz olarak karar verdim! diyor Yaweh. Şeyleri isimleri ile isimlendirmek gerekir.Bazı düşünceleri formüle ederek binlerce insanı öldürüyoruz. Hıristiyanlardan beklediği şeyi söyledi: “Anlaşmasız. ezilmişlerin bu çağrısını Kutsal Kitabın (Bible) sayfaları boyunca hep buluyoruz. bir çift sandalı fakire gümüş pahasına satıyorlar.” Ve 37 – Vie intellectuelle.

Peder Tanrı. Fakat “şuna dikkat edelim: Fakir. Hz.. 11 / 6 – 7. 90 . O halde Ahiret Mutlulukları Hıristiyanın. bazen anormal derecede mütevekkil oluyorlarsa. Jésus – Christe Hier et Aujourdhui. Ve konuşmanın bu biçimi ile ıstırap karşısındaki yalancı tutumun kaynağı. aç insan. İsa’dır. Yine ilkin o adaletin 38 39 – Amos.Tanrı cezayı ilan ediyor. Desclée de B. Hıristiyan için fakir gerçekten Hz. O. korkaklık ve yalancı bir tevekkül gibi görünebilecek olan. İsa’nın İnsanlığı Kurtarması ilkin. Hz. İsa’nın İnsanlığı Kurtarmasının (Rédemption) sırrını kendi gerçekliğinde kolayca yakalamadıkları için değil midir? Hz. ne kadar ziyaret ederse etsin. fakat söylenilen şeyi düşünmek gerekir: Onu ne kadar tezyin ederse (vétir) etsin. eğer ekseriya onlar. İsa’nın İnsanlığı Kurtarması ilkin bir insan fiili değildir. İsa’yı. insanların sefaletine katlanmasına izin vermeyebiliyorlar: Aksine onlar insanı. öyle görünüyor ki. fakat Tanrı Krallığına açılmayı görmekten mutludur. Hz.32. İsa’nın İnsanlığı Kurtarmasının yetersiz bir anlayışındaki araştırmaya aittir. Hz. Çıplak ve aç fakiri bırakmak (laisser) için İncile başvurmak korkunç bir yanılmadır: Gerçek şu ki çıplak ve aç bırakılmış fakir yine Hz. kendini tatmin eden erdem için mutludur. ilkin ve her şeyden önce. ıstırabı savunucu (dolorist) ve hatta mazoşist bir tutuma sahip oluyorlarsa – ve yakınmalar noksan olmuyorsa – bu onların. onun intikam ve adalet susuzluğunu Tanrı lehine yatıştırmak için insanî bir temsil değildir. ne kadar beslerse beslesin. Hz. öfkesini sakinleştirmek ve günahta insanın kendisinin ileri sürüldüğü haksız bir zevke karşılık kabul etmek için kendi Oğlunun ıstırabını ve kendi ölümünü istemiyor.39 Buraya dikkat edelim. İsa’dır”. fakir olmaktan mutlu değildir. – Cuillet. Oğlunda günahkar dünya ile barışan (seréconcilier) Peder Tanrı’nın fiilidir. sadece onları gerçek olarak ilan ediyorlar. daha genel olarak hangi tabiattan olursa olsun her ıstırabı ve ezilmiş insanın ıstırabını takdim etmenin bir biçimi vardır. Tanrı’nın cömertliğini jestleriyle hissettirerek kendilerinin gerçek olduğunu ispat etmek için aralıksız bir çabaya mecbur ediyorlar. 1963 p. onlara bunun gerçekleşmek üzere olduğunu göstermek için hastaları iyileştiriyor ve ekmekleri çoğaltıyordu. fakirin temsil ettiği tekrar edilerek gidiliyor. kendi açlığı için mutlu değildir.38 Fakirin İncilde yer aldığı biliniyor. Ahiret mutluluklarını korumaya (garde) sahip olan Hıristiyanlar. ilâhî hazır oluşun bir işareti olarak eğer erdemleri dünyada belli oluyorsa (éclater). İsa Ahiret Mutluluklarını ilan ettiği zaman. İsa’yı temsil etmez. Eğer bu ıstırap karşısında Hıristiyanlar. Fakat fakirlerin kızgınlığını ve ilâhî öfkenin ağırlığını haksızlık üzerinde toplatan Hz.

Mesih’te. Peder aşkının fiili. ne de diğerleri için Hıristiyan ıstırabı araştırmıyor. karşılıksız bir fiildir. Mesih’e birleşmiş olarak Pedere doğru dönüyor. Kurtuluşu tavsiye ediyoruz (précher). günah kadar iradî olmak mecburiyetindedir. Kurtuluş (Rédemption) böylece insan fiili haline geliyor ve bu fiil. bu dünyada başlatılmış (inauguré) 91 . Mesih – İnsanın Triniteye girişidir. Mesih’de. bizzat kendinin tam bağış oluncaya kadar bizi sevdiğinin delilini bize vermek amacıyla insan oluyor. Kurtuluş bir teori olmayıp. Oğlunun ıstırabından hoşlanmaz. ıstırabın. Istırabın değeri. bizden her biri için. Derin ıstırap (arrachement) ve malından mülkünden olma (dépouillement) olmadan gerçek bir bağış olmaz. Istırap ve ölüm. aşk – bağışı araştırıyor. Tanrı aşkının vahyi (révélation) olduğunu söylediğimiz zaman onun. bütün haksızlıkların ve bütün köleliğin dışarıda bırakılmasıdır. Tanrı fiili. ölümle. Biz. yani hangi değerin dünyada ıstıraba sahip olması gerektiğini açıklıyoruz (annoncer). bizim için Tanrı’nın bizi sevdiğinin Vahyidir (Révélation). Pederin. Kurtuluş ile insan. Ruhda. Kurtuluş (Rédemption). Haç üzerine akan kan. Tanrı’nın bir bağış (don) ve af olduğunu bize Haç (Croix) açıklıyor. bir aşk fiili. ıstıraba rastlamamak olamaz. O bir fiildir. insanın ıstırabı kurtarıcı olur ve – Tanrı – Aşkın isteğiyle birleşen – bu iyilik severliğin (charité) derin isteği. kötülüğün. Peder’e dönüş hareketinin safhaları olarak düşünüldükleri ve yaşandıkları andan itibaren bir değere sahip olurlar. İyilik severlik ile. kendine teklif edilen uzlaşmaya cevap veriyor. dirilmeyle ve Mesih’in Pedere dönüşte gerçekleştirdiği urûç ile varolur. günahın. Mesih ile Triniteye giriştir. Tanrı – İnsanda. Devamlı inanç değiştirmek mecburiyetinde olan insanlıkta ve Tanrı fiili ile. Kurtuluş. onun ifade ettiği de ortaya koyduğu (traduire) bağışla (don) ölçülür. fakat onun aşkından hoşlanır. Oğlu ile bize gösterdiği aşk fiili. Bu.fiili değil. ölümün bir açıklamasıdır. O. Haçın (Croix). fakat bir aşkın (amour) fiilidir. yani insanlığın işbirliği ile gerçekleşiyor. kendi Oğlu. Fakat bu giriş kendinde bir derin ıstırabı (arrachement) ve Tanrı’nın bağışına cevap olarak bizzat kendinin tam bir bağışını gerektirir. Günahla insan Tanrı’dan ayrılıyor. Devamlı fiil ile biz bu Kurtuluşun (Rédemption) şahitleri oluyoruz. yani bir aşk Krallığı olan Tanrı Krallığının gelişmesine çalışıyoruz. Kurtuluşu yaşıyoruz. Peder. ölebilmek ve bununla. Ne kendi için. Fakat. Fakat bu araştırmada. gerçek bir uzlaştırma olduğunu ve bu aşkın (amour) tabiî bir ilanı olmadığını söylemeyi anlıyoruz. Kurtuluş. Tanrı.

“Öğle Düşüncesi. Caligula’yı anlayan.. Camus’ya yöneltilen belli başlı sitemlerin özetleri böyledir. Hayatın tümünü veya tembel bir tevekkülü reddetmeden başka çözüm yoktur. “Başkaldıran İnsan”ın sonucunun düş kırıklığı olduğunu not ediyorlar. dayanıklı bir cemaat inşa edemiyor: Birine veya herhangi bir şeye karşı birlik sadece geçici olabiliyor. “artık ölümün. – DUMERY. semada (ciel) bulacağını biliyoruz. Metafiziğin yeri efsaneyle doldurulmuştur. gerçekte orada gerçek hiçbir problematiğin bulunmadığı. sadece metafizik isyandan türemiyorlar: Onlarda sefalet kaynağına sahip olanlar da vardır.Tanrı Krallığının tamamlanmasını. p. sadece cevaplar ve öyle ise metafizik olabilen ezelî ve ebedî yorumlar vardır. Onun için sadece iki evren vardır: Kutsalınki ve isyanınki. olmadığı”40 yerde. 1956. Regards sur la philosophie contemporaine. Devrimler. “jandarma bir Tanrı ile meskun (habité) ve bu dünyada ivedi olan (urger) şeyi öbür âleme göndermek düşkünlüğü (manie) ile istilâ edilmiş olduğuna inandığı lütuf dünyasını”41 reddediyor. Ithaque Toprağı”ndaki Camus isyanının amacının yanıltıcı (décevant) olduğunu belirttiler. Tabiî bu haklıdır.. b-İsyanın Anlamı “Başkaldıran insan” çok eleştirildi. insanlığın soyut bir kavramında kutsallaştırmıyor mu? – Bütün eleştiriler. Artık sorgulamalar yoktur. – Camus’nün isyanı netice olarak insanı. Eksikliklerine ve yetersizliklerine rağmen Camus’nün isyanı. ve zaten oradan çıkması için o. Antigone’a yeterince yakın benzer. Mesela o. Fakat insanın kutsala girmesinden önce. insanı kurtarmak isteyen bir insan için tek çözüm gibi görünüyor. onu bize sempatik kılan bir aksana sahiptir. Eleştirmenler. soru ve isyandır. Site hükümetinin kendini zorladığı bütün gizli anlaşmalara boyun eğen Créon’u yerleştiriyor.. Antigone’unkinden çok daha üstündür. İsyan. casterman. Camus. bütün cevapların bir defada verilmiş olmasındandır.179.. Kutsalın dünyasında. fakat o. insanların kardeşliğini meydana getirebiliyor mu? Hatta kendi sınırlarını kabul eden bir isyan. “Eğer. fakat insan ölçüsünde bir varoluş biçimini araştıran Chéréa’yı yerleştiriyor. ve zaten oraya girmesi için. Anouilh. cenaze alayının (deuil). kendi biçiminde bir başkaldıran olan. Ancak ölümde ulaştığı bir saflık için isyan eden Antigone’un karşısına. 92 . ne inleme ve acının ilk dünya kaybolacağı için. 21 / 4. ateist dünyada. her söz Tanrı’ya şükürler 40 41 – Apocalypse. veya oradan çıkar çıkmaz. fakat ayrıca da öldürücü başkaldıran Caligula’nın karşısına Camus. kutsal dünyada isyan problemi bulunmuyorsa.

düşünülemez bir durum diye isimlendireceğimiz şey gibi görünüyor. göstermek mümkün olacaktır. 43 93 . Steinmann böyle yazıyor.34. – STEINMANN. ben sana niçin yükümlüyüm? Günahıma tolerans gösteremez. “Job’un durumu. bugün saçma. 45 – STEINMANN. Job. Cit.44 Niçin Tanrı’nın masuma ıstırap çektirmesi gerekir? Gerçek olarak bu O’na yaraşır mı? İmanda doğan bu isyan Tanrı’ya imanda çözülür. haksızlığın (injustice) bu dramını yaşayan bir insanın ıstırabı. op. Jérémie korkunç 42 – L’Homme Révolté. “lanetlenmiş bir adamın” manzarası gibidir. p. sana mı yaptım? Niçin beni hedef olarak aldın. Bu insan Job (Budala)dur.42 Camus yanılıyor: Kutsalın dünyasında sorgu duruyor. p. O. uygunculuk onu boğmaya yöneldiği zaman dinî gerçek anlamı kurtarmak için ateşlilikle sesi (voix) yükselten peygamberlerin isyanı.42.45 “İsyanın” başka bir biçimi de vardır: Büyü halinde küçüldüğü zaman Kutsalı kurtarmak için. 43 Job. bizzat Aziz Ruhun sözleridir. hizmetçisinin şaşkınlık çığlıklarını anlıyor ve yükleniyor. hatamı affedemez misin? Zira yakında ölmüş olacağım. Camus’nünkine benzer bir işkenceyi (tourment) bilen bir insan. zira Hıristiyanlar için Job’un en cesurca sözleri. Hıristiyanla onun arasında Mesih’in Haçı vardır. başkasının ıstırabına oldukça kolay razı olan ve her tesellî için kendine sunulan teolojicilerin formüllerini bilmeyen acımasız dostları (ami) kınıyor. Tanrı. ıstırap çeken insanın en cesurca sözleri ile.124. Cit. büyük bir yer tutan insan vardır: Masumun. 44 – Job. insanın dikkatli gözetleyicisi. op. çözülmez bir problemdi”. Mesela biz Hıristiyanlar için. diğerinin gözden kayboluşuna denktir”. esinlenmiş bir yazardır ve isyanın “kutsal” dünyanın içinde oturduğunu kabul etmek mecburiyetindeyiz... bu gözden kayboluş şaşırtıcı formlar altında olabilmesine rağmen. Vahiyde. Le Cerf. 7 /16 – 21. p. ödüllendirmenin dünya sonrası (post – terreste) anlayışı dışında. 1946. Job (Budala) Hıristiyan değildir. Birinin kaybolması. Tanrı’ya sövene kadar gidiyor: “Dilimin ucuna gelen şeyi söylemediğim zaman nihayet beni gözetlemeyi durduracak mısın? Eğer günah işledimse. “Job kitabı. ıstırabın dayanılmaz (atroce) karakterinde Aziz Ruh tarafından kabul edilmiş tanıkla bizzat Tanrı tarafından bir çeşit kutsanmıştır.olsundur. beni arayacaksın ve artık ben varolmayacağım”. Böylece bir insan zihninin ancak iki evrene sahip olabildiğini. kutsalınki (veya Hıristiyan dilinde konuşmak için lütufunki) ve isyanınki. Jop’da Tanrı insanın lehine ve ıstıraba karşı tanıklık ediyor”. Zamanın Yahudi teolojisi için bu. Bununla beraber o.

Tarih bir mutlak değildir ve tarih adına insan tarafından yapılmış bütün kötülüğü reddediyoruz. Camus’ya göre Hıristiyanlık tarihi. p. “L’Homme Révolté” (Başkaldıran insan) ın şu sayfasını bütünüyle kabul ediyoruz: “Kendini güzelleştiren değer olmaksızın tarih etkililik kanunu ile yönetilir.354 – 357. Ve tarihimiz bizim için büyük bir değere sahip olmasına rağmen biz onu daha ciddiye alıyoruz: O. mutlak haline getirilmiş bir tarih adına işlenmiş bütün cinayetlerin geçersizliğini ilân etmek için Camus ile aynı kanaatteyiz. Şüphesiz Hıristiyanlık tarihin her puta taparlığını reddediyor ve biz. ancak zamanın sonunda tam olarak ortaya çıkan bir sırdır. cesaretin ve sükunetin dünyası. Mesih onda işe aittir. dulun.. ebedî ve ezelînin felsefesi şiddete başvurmamayı doğrulayabilir. tarih aksine gerçekliğini ve 46 47 – Jérémie. Bir kez daha. Tanrı planın cereyanıdır. yetimin. tapınağa.47 Gerçekten tarih.cit. Tanrı’da kutsallaştıracaktır. op. Tarihî materyalizm. buna tevekkülsüzlük diyelim. Fakat. isyanı yeniden buluyoruz. sonunda tarih ancak Tanrı için vardır”.. etkililik anlamıyla uygun düşmeyen her hürriyetin inkarı. VII / 1 – 16. zamanla ezelî ve ebedîlik arasında bir seçimi bize zorla kabul ettirmek ve ezelî ve ebedîliğe (l’éternité) imanın. bugünün dünyasında. Yaweh’in hazır oluş. Tanrı Lütfu (Grâce) ile tarih arasında.. şiddet. en azından yine bu zamanın inkarı (négation) değildir. veya eğer bu kelime karışıklığa neden oluyorsa. Bizzat Tanrı’nın Oğlu bizim tarihimize girmiştir ve orada kalıyor. Hıristiyanlık bir tarih. Hıristiyanlığın bağrında kuruluşla (institution) olay (événement) arasında bir gerilim daima varoldu ve peygamberler daima.çünkü. Bizi tarihten çıkarmaktan uzak. – L’Homme Révolté. Tanrı’ya iman aksine bizi oraya bağlıyor. insanın kurtuluşu onda gerçekleşir. yerine takılarak (se prendre a) onları kızdırmaktan korkmuyor. ezilmişin haklarını savunmaktan bağışık tutan ve sadece bir sığınak olan bir inancın yanlışlığını ilan ediyor. O. olayı (événement) inkar etmek tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bir kuruluşun (institution) aşırılıklarının geçersizliğini ilân etmek için ortaya çıktılar. her anana tek bir değer verir. Ve orada. Ancak. yeryüzünde. ebedîlik ve ezelîlik (éternité) zamandan sonra. ruhun (esprit) ve hayatın önceliğini Hıristiyanlara hatırlatmak için..oluyor ve üstelik Yahudilerin kutsallaştırdıkları şeye. tarih saf bir felsefesinin en meşru sonuçlarıdırlar. determinizm. bir kurtuluşun tarihidir.46 Peygamberler ölü değildirler. tarihin bir inkarı olduğunu doğrulamak niçindir? Camus Enkarnasyona inanmıyor ve bu onu bu seçime zorlayan şeydir. Fakat tarih ebedî ve ezelîlik tarafından inkar edilmemiştir. 94 . Tarih zaman içinde mevcuttur ve o.

bütün sükûnet. Tanrı Krallığı tamamlanmasını ancak semada (ciel) bulacaktır ve bu ümit ölümün ve her ıstırabın veçhesini değiştirir. Fakat bu Krallık bu dünyada başlamıştır ve iman bize. bütün formları altında hiçbir cevap bırakmıyor.değerini onda buluyor ve bahane olarak ezelî ve ebedîliğe başvuracak olan kötülüğe tevekkülün her çeşidini reddediyoruz. kolayca kendimizi kaptırdığımız bu teşebbüsün geçersizliğini ilan ederek. bütün gizli anlaşma için bir özür aramak büyük bir teşebbüstür. Camus. “belli bir isyanın” bize yabancı olmaması gerektiğini kendimize hatırlatıyor. 95 . kendi imanında güncel kötülüğe karşı bir sığınak. tarihi ebedî ve ezelîlikte kutsallaştırmak. Bununla beraber Hıristiyan için.

BÖLÜM V - BİLİM TEKNİK VE İMAN
Peder Michonneau’ya göre “İşçi ortamındaki iman sevgisizliği yine hâlâ, Kutsal
Kitabın ve bilimin uyuşmazlığının, fakirler dünyasını ihmal etmiş olmaktan dolayı
Kilise’ye yapılmış sitemin yaygın duygusundan ileri geliyor”2 Böyle bir tespit, aşırı olsa
bile, düşünmeye neden olur. Şunun ne kadar önemli olduğu, üzerinde ısrar etmeye
ihtiyaç olmayacak kadar açık bir olgudur: Bilim ve teknik insanların kaygısında git gide
büyük bir yer işgal ediyor: Bilimsel dergiler çoğalıyorlar, büyük basın bilimsel ve parabilimsel konuları ele alıyor, bilimsel etütler git gide çoğalan adaylara sahip oluyor.
Bilimsel zihniyetten (mentalité), teknik zihniyetten bahsediliyor. Bu zihniyetler, haklı
olarak, hâlâ mükemmel bir şekilde tasvir edilememelerine rağmen. Endişelendiren
başka bir olgu daha vardır: Bilim ve teknik modern ateizme bazı deliller (arguments)
sağlıyor.
Burada biz, bilim ve tekniğin aynı zamanda ortaya koydukları farklı problemlere
cevap vermeyi değil, fakat bilim ve teknik arasındaki, imanın desteklediği, ilişkileri
yerli yerine oturtarak genel cevabın ögelerini vermeyi isteyeceğiz.
ŞİMDİKİ BAĞLAMDA BİLİMİN, TEKNİĞİN VE İMANIN İLİŞKİLERİ
Düşünülecek iki problem serisi vardır, zira, bir taraftan iman, bilimsel gelişmeye
engel olduğundan ve bilim ile onun teknik uygulamalarına karşı inananı güvensiz
kıldığından dolayı eleştiriliyor ve, diğer taraftan, imanı eleştirmek için bilimsel keşiflere
başvuruluyor.
a-İman Bilime Karşı Mı?
16 ve 17. Asırlara doğru bilim özerk (autonome) bir displin olarak kuruluyor.
Tabiat ve tabiat üstünün sınırlarını çizerek, tabiatın güvenirliğinin ilkelerini ilan ederek
bu özgürlüğe kavuşturmanın kaynağı olan Aziz Thomas, Hıristiyanlık boyunca ruhanî
iktidar ile koruyucu halde tutulmuş cismanî erkin özgürleşmesinin de kaynağıdır. İki
problem paralel olarak geliştiler. Cismanî erk meşru bağımsızlığını meşakkatsiz elde
etmedi. Bu biliniyor. Felsefe ve teolojiye hizmetçi olan bilim de güçlüksüz (sans mal)
kurtulmadı. O, tehlikeli bir özgürlüğü hak olarak istemeyecek mi? Bazı Hıristiyanların
bilime ve bilimin aşırılıklarına karşı güvensizliği bu bağlamda kısmen açıklanacaktır:
2

- Cité par DANİELOU dans: Au commencement, p.8.

96

Tarihin ağırlıklarından kolayca kurtulunmaz. O halde bilimle – imanın değil – geçmiş
bir durum üzerindeki onun aydınlatmasını kabul edecek olan teoloji arasında bir
anlaşmazlık vardır. Bu aynı durum ayrıca 19. asır bilimciliğinin teoloji ve Vahye karşı
saldırganlığını açıklayacaktır. Bilim kendi metodlarına ve kendi kanunlarına sahiptir; o,
manevî bir güç ile keyfince yönetilmiş olmayı dinlemiyor. Bilim kendi özel alanına
imanın müdahalesini suçluyor. Bu saldırganlık onun başına kalkılabilir; özerkliğini
istemekten dolayı o eleştirilemez.
İnanan, haksız yere kutsal olarak nitelediği büyüsel eğilimi asla tamamıyla
başından atmış olmuyor. Tabiatın güçlerine dokunmak gerekmez! Tabiat güçlerinin
intikamlarını almaları ihtimal dahilindedir ve onlar kesin olarak intikamlarını
alacaklardır. Laboratuvarda, yaşayan bir hücrenin sentezini yeniden kurmaya teşebbüs
etmek hayatın kutsal karakterine dokunmaktır, Tanrı’nın gücüne kasdetmektir.
Prométhéenin efsanesi bu konuda etkileyicidir ve atalardan kalma bir tutuma tanıklık
eder. Prométhée göğün ateşini çalmış olduğu ve tanrıların gücüne zarar vermiş olduğu
için bir kayalıkta zincire vurulmuştur. O bir günah işlemiştir. O haklı olarak kendi
aşırılığı ile cezalandırılmıştır. İnsanın hayatına saygı, titiz bilginlerde saygı uyandırıyor;
bu apaçıktır. Bazı sınırlar vardır ki, tecrübelerinde, insan üzerinde yapamadıkları
tecrübelerde, atlamaya mecbur olmuyorlar, fakat bunun dışında, bilimsel tecrübelerde,
bilginlerin keşiflerinden doğan teknik uygulamaları, kutsala bir zarar olarak
görmeyelim. Her belirsizliği (équivoque) yok etmek için bu kutsal ve kutsal olmayan
(profane) kavramını kesinleştirmek mecburiyetindeyiz.
İnananın bilime karşı sürdürebildiği güvensizliği bir ölçüde açıklayan bu
nedenlere başka birini de ilave etmek gerekecektir: Korku. Bilimsel keşifler tarafından
şüpheye konulmuş olan imanın hakikatlerini görmek korkusu. Şu andan itibaren bu
korkunun kesin olarak asla kurulmadığını söyleyelim: iman, bilim tarafından asla güç
duruma düşürülmeyecektir. Hıristiyan, bilime karşı güvenli bir tutuma sahip olmak
mecburiyetindedir; korkusunu terk etmek, büyüsel her zihniyetten temizlenmek,
geçmişin farazisinden kurtulmak mecburiyetindedir.
Bu çalışma ve çabaya rağmen Hıristiyan, bilimin önündeki güçlükleri yine
saptayabilecektir. Kitab-ı Mukaddes (Bible) bir bilim kitabı değildir, fakat o, Tanrı
tarafından vahyedilmiş Mesajı bize veren dinî bir eserdir. Bununla beraber bu mesaj,
kısmen zamanın bilimleriyle, belli bir zihniyet içinde tarihin belli bir zamanında yazıldı.

97

Mesela yaratma, Mesihten önce Yahudilere ait olan bir hayal (vision) içinde yazılmıştır.
Mesaj, kendini nakletmeye yarayan iletim aracı ile karıştırılabildi ve hâlâ
karıştırılabiliyor. Sonunda, mesajın büründüğü bu özel form vahyedilmiş olarak kabul
edilebilir. Bu hususta son asırda, meşhur bir örneğe sahip olundu: Yaratmanın yedi
günlü Kutsal Kitap çerçevesini korumak için Hıristiyanlar, bu yedi günle jeolojik
periyotlar arasında boş bir uygunculuğa (concordisme) teşebbüs etmişlerdi.
İman hakikatı yaşanılır ve belli bir zihniyet içinde, devamlı gelişim (évolution)
halinde olan bir dünyanın temsilinde düşünülür: Gelişme (évolution) kısmen bilimin
keşifleriyle emredilmiştir (commandée). İnanan, kullanılamayacak hale düşen dünyanın
temsilinden kurtulmak için ve imanını bilimin kendine zorladığı yeni bir görünümde
düşünmek için daimi bir çabaya çağrılıyor. Bu, kendi imanını tüm saflığında (intégrité)
ve bütünlüğünde (intégralité) devam ettirmek ve vahyedilmiş mesajı zamanının
insanlarına bildirebilmek içindir. Çarpışmasız ve acısız oluşmayan, en azından
araştırmanın ilk zamanında iman tarafından bilimin eleştirisi (contestation) olmaksızın
gitmeyen kurtulma (dégagement) ve bağlanma (engagement) olmaz Galilée örneği
biliniyor. Galilée zamanında – o çağ için normal olan – evrenin jeosantrik bir temsilinde
Hz. İsa’nın bütün insanlığı kurtarması (Rédemption) düşünülüyordu. Yer sabit merkez
olarak düşünüldüğü için Mesih yeryüzünde insanlaşarak (s’incarner), ölerek ve
gezegenimiz üzerinde yeniden dirilerek bütün evreni kurtarıyordu. Galiléenin ulaştığı
nokta işte şudur, o, son derece açık, son derece tam olarak bu evrenin merkezini
kaydırıyor. O zaman Kurtarmanın (Rédemption) görünümünü yeniden gözden
geçirmeyi düşünen (voir) teolojicilerin karışıklıklarını anlayalım. İmanı, jeosantrik bu
bağlamdaki insanlığın kurtuluşundan kurtarmak için düşüncenin uzun bir çabası gerekti.
19. Asırda De Bonald, bu jeosantrizmi bırakmayı hâlâ reddediyordu, bunun insanın
saygınlığına zarar taşımak olduğunu yargılayan yaratıkların Kralı (Roi), meleklerin
nazarında, böylece onu uzayın etrafında döndürtmeyi reddediyordu. Ve bu insan Kral,
kardinal veya Papa... olduğu zaman De Bonald – hatta çok eski zamanlardaki gibi –
Fransa kralının büyüklüğünün ona verileceği insan krallığı ile ilgili zamanının fikrine
sahip oluyordu. De Bonald özel bir zihniyete bağlanmış iman adına bilimin keşfini
reddediyordu.3

3

- Bakınız N.R.Th., temmuz – ağustos 1946, P. CHARLS’ın makalesi, La scandele de La foi.

98

Kaliforniya laboratuvarlarında çalışan Alman bilgin Fraenkel – Conrat. b-İmana Karşı Bilim ve Teknik Ters fenomen. O halde onlar yokturlar. Hıristiyanlığa karşı temsil edildiğini ilave edelim. fakat genel olarak basında teknik sayfayı okuyan ve zamanın büyük keşiflerinden haberli olan kutsal şeylere karşı saygısı olmayanlardan bahsediyoruz. Rusların ilk uzaysal uçuştan hangi delili elde ettikleri biliniyor. Darwinism’inki ve daha genel olarak evrimciliğinki tamamen acıklı oldu. hayatı laboratuvarda yaratsalardı bu yaratış Allah’a indirilmiş çok sert bir darbe değil miydi? Hayatın biricik yaratıcısı Allah değil mi? 99 . yaratılışın ve dünyada Tanrı’nın etkiyen hazır oluşu doğmasını korumak nasıl olur? Uzun zaman Hıristiyanlar bu hipoteze (veya teoriye) surat astılar. Onlar durgun cevherdirler. Nükleik asitlerin böylece ayrılmış bu proteinleri artık üremiyor ve zararsızdırlar. ne de birkaç senede bir düzenlemeyi gerçekleştiremiyorlardı. Nükleik asitler karşı karşıya konulduğu zaman virüs oluşuyor ve yeniden yaşıyor. bilime muhalefet edebilir. şöyle ki bilimle imanın anlaşmazlığı daha sıktır. rejimin hakikatini. Onlar kendi imanlarını saptanımcı bir zihniyette düşünmeye alıştıkları için. Evrenin evrimci bir perspektifinde. Böyle bir “delil” inanan üzerinde bir etkiye sahip olabilir mi? Gerçek olarak özel olan bu hali bir tarafa bırakalım. Eğer alimler. tütün mozaiki diye isimlendirilen virüsün iki esas oluşturanını ayırmayı başardı: Proteinlerle nükleik asidi. bazı tutanları tarafından. Onları bilmeye cesaret etmek gerekir: Kötü aydınlanmış bir iman bilime karşı güvensizliği devam ettirebilir. sakin kimyevî ögelerinden itibaren canlı bir hücrenin oluşumuna doğru bir ilk adımdır. Bütün bilim. Bizde ortaya konulan böyle bir probleme bakalım. Tam olması için evrimciliğin. Astronot. imanla devamlı bir anlaşmazlık oluşturuyor. Kitab-ı Mukaddese karşı ve. ne birkaç ayda. avamca ve yanlış olarak söylenildiği gibi. Marksist ülkede bilim. Biz alimler dünyasından değil. Bu. semada ne Tanrı’ya ne de meleklere rastlamadı. Deyimini saflaştırmaya razı olmayan ve arızi temsillerde donmuş olarak kalan bir iman.Galilée örneğinden bize daha yakın. Eğer onlar Hıristiyan iseler onlara sorulacak çok soru vardır. aynı zamanda imanın yararsızlığını ispat etmek için sistemli olarak kullanılmış gibi görünüyor. Hıristiyanların çabasını kolaylaştırmayan şeye. Bu hususa şaşırmamak gerekir.

İnsanların. gelişmesinin devresi hangisi olursa olsun bir insanın hayatı ile oynamak hakkına sahip olunur mu?4 O. insanın cinsini. Tanrı’nın ve şeytanın (démon) etki alanı git gide geri çekiliyor gibi görünüyor. şüphesiz kalıtsal özelliklerin taşıyıcısı olan kromozomlar üzerinde çalışılıyor. bilimsel yaygınlaştırma makalelerinin yazarları daha az alçak gönüllü (humbles) olurlar ve kutsal şeylere karşı saygısı olmayan (profane). isimli makalesine bakınız. fakat bir sembol değerine sahiptir. Böyle bir tecrübe ahlâk düzeni ve insanî problemleri ortaya koyuyor: İnsan embriyonuna el karıştırma (manipuler). 100 . kendi objesinin insanî ve tabiî temelini açıklayarak imanı tedricî olarak devre dışı bırakacağına inanıyor. hayvanların yumurta ve embriyonları üzerinde çalışıyor. İnsan kendini. Bugün cinlenmeden (possession) hiç bahsedilmiyor ve bilim. sapıklıkları (anomalies) göstermek için. DUBARLE’in “Pour une Théolgie de l’expérience sur l’étre humain”. Mucize de çok az görülüyor. aynı zamanda Tanrı’ya iman düzeyinin problemlerini de ortaya koyar. karakterini ve mizacını açıklamayı başaracak mı? Polonyalı bilgin Petrucci cesaretli bir tecrübeye girişiyor. bir erkek sperması ile bir yumurtacığın döllenmesine neden oldu ve bir insan embriyonunun 29 gün boyunca gelişmesini sürdürdü. bilimin. Eğer büyük bilginler bilinmeyen alanının arttığını görür ve cehaletlerini itiraf ederlerse. eskiden şeytana (démon) affedilmiş olan bu kötülüklere yakalanmış şahısları iyileştiriyor. gerçek nedenlerini bilmedikleri fenomenleri açıklamak için primitif kuşaklar tarafından icat edilmiş resimcilik (imagerie) değil midirler? Bilim. Cinsleri değiştirmek için. gök gürültüleri ve yıldırımlar içinde ilahî belirtileri fark ettikleri bir zaman oldu.Henüz bir asır önce sır olan anne karnındaki (sein) embriyonun gelişmesi. en azından çoğu. şimdi git gide biliniyor. Deney – bebek tecrübesinin neden olduğu genel heyecan biliniyor. laboratuvarda. bilinç altına başvurarak olağan üstü fenomenleri açıklamayı iddia ediyor. icattan icata koşuyor. bugün çocuk okulda bu fenomenlerin tabiatını öğreniyor. bugün tabiî bir açıklamayı kabul ediyorlar. Bir zaman 4 . O bazı kere. Tanrı ve şeytan (démon). Yarın bilginler. Bu sadece bir örnektir.Signes du Temps dergisinin Mart 1961 sayısındaki P. hayatının ve gelişmesinin efendisi kıldığı ölçüde Tanrı’yı kovmuyor mu? Yarın hâlâ Allah’ın herkese verdiği yeteneklerden bahsedebilecek miyiz? Ortaçağda çok sayıda cinlenme (possessions) hali vardı ve yeterince isteyerek üfürükçülük (exorcisme) kullanılıyordu. O. veya birkaç yüz sene önce mucizevi olarak nitelendirilmiş fenomenlerden.

asrın bilimciliğini hatırlamaksızın var olmayan – veya artık belki varlığını tabiî olarak sürdüren – iyimser görme budur. insanlığı salgın ve kıtlıklardan kurtaranlar. kurtuluşu araştırmanın gerektiği dünyanın dışında olmayıp.5 Bu basamak çoktan aşılıyor. dua değil. 19. Yakında evren bizim için artık sırlara sahip olmayacaktır ve Tanrı artık hiçbir şeye yaramayacaktır. Fakat bu optimizm. Tanrı’nın etki alanını azalttı (réculer) gibi görünüyor.Foi et Technique. zamanında yararlı olan ve şimdi aşılması gereken hipotezdir. artık sadece insanın işlettiği bir şantiyedir. Atomik enerji kullanımının sonunun hangi gerçekleşmelere varacağını önceden görmek güçtür. İnsanın uzaydan (espace) çıkmış olması. barış ve saadet niçin farazi bir Tanrı ile ilişkide aranıyor? İnsanın kurtuluşu teknikte değil mi? O.15. Niçin Tanrı’ya başvuruluyor? Her şey O’nsuz açıklanıyor ve yarın daha da iyi açıklanacaktır. p. belki de yakında başka bir gezegene yerleşeceği ve bizim galaksimizi inceleyeceği olgusu baş döndürücüdür. Buradan. duanın yararsız olduğunu. sadece bir basamak (pas) var gibi göründüğünü düşünmek gerekir”. İnsan kendi kurtuluşunun üstadı ve tek üstadı değil midir? – Ona Tanrı’dan bahseden gezegenlerin sırlı dünyası artık sadece insanın keyfine açık geniş bir sahadır. fakat bu dünyanın içinde ve insandadır. Allah niçin yaratıyor? O. 101 . Yarın makine tarafından kurtarılmış insan tam olarak hür ve mutlu olmayacak mı? O halde. Tanrı sadece bilginin geçici eksikliğini gidermek için bir hipotez. Teknik insan efendi oluyor ve uzun zaman Tanrı’nın bir belirtisi olarak düşünülmüş olan bu yer. Teknik. Tanrı’ya başvurmanın sadece bir ümitsizliğin jesti olduğunu ve insanın kurtuluşunu icra edeninin bizzat kendisi olduğunu.gelecek. Maddi gücünün ahlâki niteliklerinden daha çabuk büyüdüğünü gören insanlığın tüm korkularının sembolü atom bombasının uyandırdığı – son derece gerçek – korkudan bahsetmiyoruz. Onlar sınırsız gibi görünüyorlar ve bu enerji insana kuşku götürmez bir güç verecektir. “Chanoine Dondeyne şöyle yazıyor: Şunu iyi bilmek gerekir. her “sırrın” bırakılacağı (evacué) böyle bir ilerlemeyi yapacağı düşünülür. Peder Teillard de Chardin ile diğerleri arasındaki hissedilmiş olandan daha derin bir hastalıktan bahsediyoruz. İnsanın evrendeki yeri ve bu evrenin anlamla bilimsel keşiflerle yeniden söz konusu oldular ve 5 . bilimsel bilginin. Kendinin dünyasını ele geçiren insanlığın bu girişiminde artık bir yere sahip değildir. Plon 1960. paradoksal olarak belli bir pesimizmle birlikte var oluyor. tıbbın ve ekonominin ilerlemesidir.

102 . tam dolanım gerçekleştirmek için. Jeans’a göre. evrende kendi cinsinde tek değildir. Şurada ve burada süt renkli küçük lekeler gök yüzünde görünüyorlar. p. Ve milyonlarca sene. Işık yılı halinde hesaplanan mesafelerin büyüklüğü! Bu sonsuz büyüğün içinde dünya nedir – Bir toz tanesi! Aniden. bir atom. hayatın zamanı. Astronominin bize açıkladığı evren. Hayatın ortaya 6 . bizim gök kuşağımız. yıldızlar arasındaki bir duman gibi. Bu fevkalâde semavî oluşumun kendi üzerinde rotasyon hareketi ve boyutlar hesaplanabildi. Vol.. Bu. bütün küme yıldızlarımızı. saniyede birçok yüzbin senelik çevresel hız karşılığında 3 milyon sene gerekecektir. Bu ardarda geliş içinde insan fenomeni nedir? Sayının dev büyüklüğünü ortaya koyan zamanın dev büyüklüğü. evren görüşümüzün doruk noktasına çıktığı (ve gerçeği söylemek gerekirse.133. sonsuz olarak. Vie et planétes dans Avenir de l’homme. ciddi bir şekilde şüpheye konulmuştur. bir çeşit dağınık duran yayılmış madde bulutu değildir... global etkiyle artık gözlerimizde süt rengi bir iz yapmayan milyonlarca (toplam olarak 100. kozmik maddenin sonsuz mercimeksi kümelerini taşıyan ekvatoryal çevreye işaret eder. öncekinin tersi olan bir çelişki karşısındayız. “Samanyolu.Vahyin insan hakkında bize bahsettiği şey. yıldızların bize uzaklığından daha fazla uzaktırlar.000 x 106 olabilir) diğerlerini. parlayan noktaların serpilmiş. uzayda bizimkilerle birlikte yönettiği (veya hatta fantastik hızlarla bizden ayrılan) evrenin diğer ögeleri. kendilerine göre. kıyıları temsil eder. her hayale meydan okuyan dev ölçülü (proportions) bir evrendir. Fakat o. gezegenimizin geçmiş zamanını hesaplamak mecburiyetinde olduğumuz. İnanan birçok cephelere saldırmıştır. Biz. teleskoplar onları. Oysa Gök kuşağı. onun çapı 200. Şimdi bilgimize göre bu objeler. inanılmış olunacağı gibi hiç de. bize takdimi imkansız) ezici gerçek manzara işte budur”. bu sonsuzu Pascal’ın düşünmediğini bize açıklıyor. imanın bilimle başka bir çelişkisi.V. Bunlar.6 Bu uzayın büyüklüğü. milyonlar ve milyarlarca senedir. sürenin aşırı büyüklüğünü. diğer Samanyollarıdırlar.000 senelik ışık yılı olacaktır ve ona. sonra yıldızlar gazı: Sonsuzluk (immense) yönünde. o. helezonlaşmış kollarında güneş sistemini. evrenin. Seuil. helezonlaşmış bulutu halinde çözüyorlar.. Yeryüzünde insan nedir? Jeoloji ve paleontoloji (taşıl bilim). uzak galaksiler önceden tespit edildi! Galaksiler gazı.TEİLHARD DE CHARDİN. görülebilir bütün yıldızlarımızı ve bunlara ne kadar uzakta olursa olsun. Ve yaklaşık olarak birbirinden (her birinin milyonlarca yıldızdan oluştuğunu unutmayalım). ortalama olarak iki milyon ışık yılı. Edit.

Jean ROSTAND..7 Bununla birlikte.çıkışından beri.İnterview de OPPENHEİMER dans Réalités de juin 1953. insanın saygınlığı ve sorumluluğu asla. Bilimsel keşifler. yaratılışın kuralından. Kesin olarak o sadece bir evrimin bir hatasıdır. Bu türlerin bağrında. p. onların teknik uygulamaları ister insana meydan okumak ve Tanrı’yı inkar etmek olsun – ve bu. yeryüzünü nüfuslandıran milyonlarca türün tek birine ait olabilmesini nasıl düşüneceğim. 19. Tanrı’nın oğlundan lütufla bahseden Kitab-ı Mukaddes (Bible)’in doğrulamaları ne oluyorlar? Kitab-ı Mukaddesin tüm bu doğrulamaları başka bir çağın. milyonlarca yaşayanın milyonlarca türü doğdular ve sonra kayboldular. Bugün. Artık.19 et p. tabiatın sonsuz elden düşme eşyaları (bric – a – brac) nın ihtiva ettiği tek kıymetli biblo (bibelot) olmanın duygusuna sahibiz. dine saygı göstermeyenin (profone). onlardan daha fazla değere sahip olduğumuzu ciddi ve doğru dürüst düşünebilir miyiz?”. merkezî ve mikroskopik özelliği üzerine konulmuş olmayacaktır”. . Cevap onların birilerini 7 8 . insanın evrenin merkezi olduğu. genel olarak milyonlarca bireyi hesaplamak gerekir.8 Ve inanana şöyle soruluyor: İnsandan.83.. hayat arkadaşlarımızdan hangisi olursa olsun. yüzyıldaki gibi eleştirilen. bilimin kesin olarak çözümlediği bir dünya görüşünde geçerli gülünç iddialar değil midirler? Artık. Fakat böyle bir istisna rejimi hangi hakla isteyeceğiz? Ve bu sonsuz ve tükenmez tabiat içinde. uzman olmayanın takip ettiği meyil (pente) olacaktır – isterse insanı.. paleontoloji tarafından hayvansal evrimin tepe noktasına yerleştirilmiş bulunuyor. Bu şaşırtıcı varlıklar çokluğu içinde insan nedir? Kelimenin tam anlamıyla sayı tarafından ezilmiş olan işte bu insan. Bu zincir içinde insan nedir? – Üstün bir hayvan. ve galaksimizde yüz milyarlarca güneşin (soleils). Bilginler ve bilgin olmayanlar Hıristiyanı rahat bırakmıyorlar. 1953. sınırsız evren içinde aşağı yukarı bir hiçe indirgemek olsun – daha ziyade bilginlerin vardığı sonuçlar olacaktır. güneş sistemi içinde yerin durumunun ne olduğuna. Rostand’ın neticelerini birleştiren Oppenheimer’in cevabı biraz daha incelikleriyle belirtilmiştir: “Geçen asra kadar. onun evrende özel bir yere sahip olduğu düşünülebiliyordu. Ve Rostand “Ce que je crois” (İnandığım Şey) isimli eserinde bunu yazabildi: “Bu esas gövde (fût).. Vahyin falan veya filan noktası değil. ve sınırların ötesinde daha büyük teleskoplara açık yüz milyarlarca galaksilerin varolduğunu görebiliyoruz.64. p. Ce que je crois. 103 . Biz. fakat ilahî Vahyin insan hakkındaki özüdür.

Bilim tabiî olarak gezegenimizin yaşını tahmin edebilir ve yeryüzünde hayata bırakılmış olan şansları hesaplayabilir. o sadece görünüşte ve geçici olabilir.diğerlerine muhalefet ettirmekten ibaret değildir. muhalefet değil. ve insan hakikatleri üzerine hiçbir yargılama getiremez. Bilim araştırmalarını biyolojik ve fizik alanda da sürdürür. O. yapmaya hakkı olmadığı halde. Julian Huxley. Bilimin açıklamaya teşebbüs ettiği bu evrenin yaratıcısı. tespit ettiği olguları açıklamak (rendre compte) için bazı teoriler kurar. birlikte aynı yöne yönelme olacaktır. tespit ettiği olguların reddettiği bir hipotez olduğunu açıklamak için bilime ne kadar dayanırsa dayansın bu. Bilimin amacı. ne söyleyebildiği. BİLİM İMANI YOKEDEBİLİR Mİ? a-Bir İlke Bilim ve onun hızlı gelişmesi önünde Tanrı’ya imanı için Hıristiyanın korkması gerekmez. ister doğrudan isterse aletler aracılığıyla olsun. kendi aralarında sürdürdükleri ilişkileri yakalamaktır. zaman ve mekan limitlerini aşamaz. O kendi ateizmini evrimciliğe ne kadar dayandırırsa 104 . alimler (savant) tarafından hazırlanmış hipotez veya teoriler hakkında bilimsel değer yargısı taşıyan imandan geliyor. dünyamızı oluşturan farklı elementleri incelemek. madde ile enerjinin kaynaşmış gibi göründüğü bu noktaya ulaşan sonsuz küçüklükte devam ettirir. Eğer iman ve bilim kendi planlarında kalırlarsa. Bilim kendi özel alanına sahiptir. ölümsüz ruha inanmamayı ne kadar açıklarsa açıklasın. Başka bir deyişle o. fakat bilim ile imanı kendi gerçek yerlerine oturmaktır. ne de dünyanın sonu hakkında karar veremez. bu onu ilgilendirir. göründüğü şekliyle evrendir. o ne evrenin Tanrı tarafından yaratılışı hakkında. ya da kendi yetkisinde olmadığı halde. Bilim araştırmalarını. gün gibi ortada olan olgular bütünüdür. Böyle bir evrimci kendini ne kadar ateist (athée) ilan ederse etsin. bu onun işidir. Bilimin konusu ise. Eğer orada bir çelişki ortaya çıkıyorsa. Bilim araştırmalarında asla ne Tanrı’ya ne de ruha (âme) rastlar. O halde iman ile bilim (science) arasında muhalefet olamaz. ne de söylemeye hakkı olduğu şeyi söyletmektir. Bu muhalefet ya. O bazı hipotezler hazırlar. ölümsüz ruhun. felsefî ve dinî seçimlerde bulunan bilimden. Onun sahası. araştırma halinde olan insan zihninin (esprit) yaratıcısı ve imanının konusu olan vahyin yaratıcısı olan da aynı Allah’tır. bilime. kendi alanının dışına çıkan. onların yapılarını analiz etmek.

alimlerin keşiflerini güvenle düşünür. bunları uygulamada çekinebilir. artık bilim olarak davranmak değildir. Tespit edilmiş bu bağdan sebep kavramına geçmek. o artık bilim yapmıyor ve onun seyri bilim adına gerçekleşmiyor. yani gördüğümüz varlıkların daima bugünkü oldukları şey olmalarını kabul etmektir. Bilimsel bilgi kendine ait olan planda kaldığı ölçüde. Ebeveynler çocuklarının şuurunu yaratmıyorlar. ve içinde bulunduğumuz hayatın bolluğu önünde şaşmayacağız! – Bunun büyük bir başarı olduğunu. dünyanın sonu hakkında. bilginlerin işidir. ciddi olarak imanı asla tehlikeye koyamaz. Onlar neyi gerçekleştirecekler? Onlar. fakat felsefenin ve dinin alanına geçmektir. ve bilimle gelişir. yerin bir noktasında hayatın yüze çıkmasını başarmalarına hayran kalacağız. kendi imanı tarafından asla dikte ettirilmiyor. fakat bu arılaştırmaya. Bilim Tanrı’dan bahsetmez ve ondan bahsetme hakkına sahip değildir. hayatın ortaya çıkması için şartları birleştirmeyi başaracaklardır. b-Bazı Uygulamalar Eğer yarın alimler canlı bir hücrenin sentezini gerçekleştirmeyi başarırlarsa bu hususla imanımızı bulandırmış olmayacağız. Bilginlerin. Onlar hayatı yaratmış olmayacaklardır. yaratılış hakkında kendi kendine soru sormaya götürebilir. onlar bir şuurun ortaya çıkması için şartları ortaya koyuyorlar. fakat alim. saf olarak bilimsel hipotezler veya bilimsel teoriler söz konusu olduğu zaman. kendi ifadesini. Hıristiyan istediği saygınlığı (crédit) bilimin hipotez ve teorilerine veriyor. bağlı olduğu dünyanın verilmiş bir temsilini araştırmaya (purifier) ekseriya mecbur olacaktır. alimi (savant). haklı olarak not edelim – Bilim. kötülüğün kaynağı hakkında. fakat bu bizi meşgul eden problem değildir. evrenci olunabilir. ne de O’nu doğrular. O. Bu saygınlık (crédit). yani evrenimizi dolduran 105 .dayandırsın bu. bilimin sınırlarını aşmaktır. ortaya çıkışında (apparition) kimyasal ögelerin orijinal bir sentezine bağlı hayatı ne kadar açıklarsa açıklasın. geçerliği kalmamış (cadue) bir rastlantı altında öze ulaşmaya yardım ettiği için sevinmek gerekir. bu sentezi yeniden kurmaya ne kadar kalkışırsa kalkışsın bu. bilimsel düzede olmayan bu sorulara cevap verdiği anda. Ayrıca hayat nedir? Etrafımıza bakalım: hayat her yerde vardır. bilim onu. imanın takdim ettiği gerçekler hakkında kendi kendini yargılamaya götürebilir: hatta bilim onu imanın kapılarına kadar götürebilir. Şüphesiz o. İstikrarcı (fixiste) olunabilir. Bilim ne Tanrı’yı reddeder. O. daha önce söylediğimiz gibi. Hıristiyan.

Teilhard de Chardin’in düşüncesinin temel çizgilerinden biri karmaşık – şuur kanunudur. uzay – zaman büyüklüğünün sonsuzluğuna benzer. “aynı kumaş ve aynı cevherden olmamıza rağmen”. sonra insan şuuru. Bu birlik bir erime (fusion) birliği değil. İnsan daima. ve biz sadece onun neticelerini özetlemeyi tercih edebiliyoruz. Maddenin bu karmaşıklığının belli seviyesinde eşikler (sevils) atlanılır ve bazı yeni kaliteler. çok hücreliler. gün yüzüne çıkarlar: İlkin hayat. fakat onları hâlâ zenginleştiren bir birliktir. şuurun sebebi olduğunu çıkarmak değildir. dört kez daha üstün bir çok sinir hücreleriyle farklı olur. evrende kaybolmuş atomu açıklamasına rağmen bilim insanın büyüklüğü ve Tanrı’nın Cisimleşmesini (Incarnation) tanıyan gezegenimizin önemi hakkındaki Kutsal Kitabın (Bible) vahiylerine bir yalanlama getirmiyor. bu karmaşıklığın. biri tarafından ezilmiş. hayvandan sonsuz bir farka yerleştiren iç bağlantılarının ve sinir hücrelerinin miktarı kesin olarak budur. Esas olan insanlaştırmayla (homunisation) atlanılmış bir eşiği. insanı hayvanî evrimin tepesine yerleştirmesini görmekten ıztırap çekmiyor. İnsan ile. moleküller. Rostand’ın altını çizdiği gibi hayvan insanı duygulandırmaz. maddenin büyüyen karmaşıklaşması (complexification) keşfedilir. tek hücreliler. Sadece yaşayan cinslere değil. hücreler.. İnsan siniri karmaşıklığı ile şuur arasındaki bağı tespit etmek. Teilhard de Chardin. Her iki yandan da evrenin Allah tarafından yaratılması güçlüksüz olarak varlığını devam ettirebiliyor. sonsuzca küçükten sonsuzca büyüğe giden bir çizgi üzerine yerleştirirler ve bu iki aşırı uç arasına. fakat senteze giren bazı taneciklerin orijinalliklerini sadece koruyan değil. Varlıklar merdiveninde çıkıldıkça. atomlar. Bu iki teori imanın hiçbir hakikatini çürütmüyor. insanı hayvanî evrimin tepesine yerleştirmesine rağmen. hürriyet ve aşkla. Anatomik olarak insan sadece. o bize bir yeri. bir maddenin karmaşıklığı sonsuzuna ulaşılır. ve insanî şahsın kendine en yakın hayvandan iki dereceli şuurla. diğeri tarafından 106 . O.varlıkların. birinin diğerinden bağımsız olarak ve bugün gözden kaybolmuş cinslerinden bağımsız olarak düşünmektir. İman bilimin. dikkate değer bir şekilde cevap verdi. Bu muhalefete. kesin olarak ayrıldığını bilmektir.. yaratılmış her gerçekliğe etki eden evrim çoktan (multiple) hareket ediyor ve birliğe doğru çıkıyor. Genellikle varlıklar. düşünen bir hayvan olarak tanımlanılmadı mı? Düşünen şuura ve hürriyete yeryüzüne çıkmaya müsaade eden ve insanı. bilimin rolü budur artık onu rolü. Ve paralel olarak şuurun yükselişi tespit edilir.

İnsanın düşüncesiyle. karmaşıklığın bu sonsuzluğunu tanıyan gezegen. Kutsal Kitabı. bilim tarafından geçerli olarak ne çürütülebiliyor. 107 . bu görüşün bilimin açıkladığı olguları hesaba katmadığını düşünüyor. büyüklüğüyle bizi korkutuyor. evrende tek bir yer veriyor. İNANANIN HİZMETİNDE BİLİM VE TEKNİK İmanın hizmetinde bilim demiyoruz. Bu arada. İnsanın büyüklüğü. İnsan ve dünya. İmanın bilimle tartışmaları. onun takdim ettiği maddenin son derece karmaşık düzenlemesinden geliyor. imanın lehine dönmeye mecbur oluyor veya dönebiliyor: Temizlenmeler daima yararlıdırlar. bu aynı fenomeni tanımayan diğer bütün gezegenler üzerinde doğrulanmış kendi üstünlüğünü görüyor. Teilhard de Chardin. o üçüncü bir sonsuz üzerine yerleşiyor. ne de doğrulanabiliyor. düşüncenin yüzeye çıkmasına müsaade eden maddî ögelerin karmaşıklığının bir sonsuzu olduğunu Teilhard de Chardin kesinleştiriyor (préciser). Güneş sistemleri ve yine galaksiler. (yaşayan bir hücrenin ve insan beyninin karmaşıklığını inkar edebilen) bilimsel gözlem planına sıkısıkıya bağlı kalarak Teilhard insana. imana ait olan gerçek düzeyine yerleştirmekte bize yardım ederek bize hizmette bulunuyor. insanın. Kutsal Kitabın (Bible) kendilerine tanıdığı yeri buluyorlar. Onların büyüklükleri. Vahye ve felsefeye başvurmaksızın. Bilim. O halde insan geleneksel iki sonsuzun arasında asılı değildir. Yaratılışın doğmasını açıklamaya (révéler) yarayan çerçeveye. daha özel bir şekilde. zira imanımızın objesi. Biz şunu söylüyoruz: İnananın. biraz da bilmeksizin. haksız yere ilmî bir değer verildiği bilindiği için bu argümanlarla artık bugün hiç kimse şaşırtılmıyor. Mesela bu temizlemenin. birileri diğerlerinin üzerine reaksiyon halinde kimyevî cisimlerin ilavesidirler. şuuruyla büyük olduğunu Pascal biliyordu. Tarih öncesi ve jeoloji. İki sonsuz değil üç sonsuz vardır: Sonsuzca küçük. oluşumun (Genése) ilk bölümlerini çürütüyormuş gibi görüyor. fakat onlar. bilimin ve hatta tekniğin inanana kabul ettirdiği yararlı temizliklerin bazılarını not etmek isteyen Hıristiyanın hizmetinde bilim. Kutsal Kitaba saldıran rasyonalistler.korkutulmuş (effrayé) insan yerleştirilir. son asırda yankı uyandıran bir örneğine sahip olduk. en iyi okuyuşa katkıda bulundular. sonsuzca büyük ve sonsuzca karmaşık. hacimleri ve kitlelerinden geliyor. O zamandan itibaren galaksilerin sonsuzca büyüklüğü ölçülebiliyor.

Hıristiyan. onların hareketli olmalarını isteyen Tanrı olmaksızın hiçbir şey kendi kendine gelişmez. dünyadaki Tanrı eyleminin. Görünüşte her şey tek olarak gelişiyor ve Tanrı’nın aşkınlığı korunmuştur: Tanrı ne bir zanaatkar ne de bir imalatçıdır. Görünüşte her şey tek olarak gelişiyor ve bununla beraber. Bu durum. O. Fakat bu. diğer bilimsel açıklamalarının yanına yerleştirilen bir açıklama da değildir. Tanrı’nın yeryüzüne gezinmeye geldiğini söylemek midir? Maddenin büyüyen karmaşıklığıyla şuurun dereceli bir çıkışını kaydeden evrimi yasaklamak mıdır? Hayır! Niçin Tanrı yeryüzüne gelecektir? Tanrı devamlı orada değil mi veya daha tam olarak. Oysa Tanrı aşkındır. evrenin yaratıcısı ve koruyucusu Tanrı temsilimiz ekseriya içinde antropomorfizmi taşır. fakat tabiî sebeplerde ve tabiî sebeplerle iç içedir. Tanrı’nın özel bir yaratmasına kalıyor. iman planında tamamen kesindir. Fakat Tanrı. ikinci sebeplerle aynı plana koyuyoruz. O’nun tarafından varoluşta devam ettiriliyor değil mi? O. onları varoluşlarında devam ettiren. veya koordinatları (coordonnées) kendinden kaçan bir olgu için Tanrı’ya başvurmuyor. Gözlem planına yerleşildiği zaman her şey bizzat kendi başına gelişiyor ve bu gelişme cereyanı ile onun atladığı başlangıçları (seuils) açıklamak için Tanrı’nın hiçbir müdahalesine başvurulmuyor. Onun için. insanın yaratılışı için Tanrı’nın özel bir biçimde müdahale etmiş olduğunu söylüyoruz. Tanrı’yı inkar ediyor değil fakat. Biz. O yaratandır. evrende cereyan eden (agir) ve bilimin incelediği tabiî sebeplerle. Biz Tanrı’yı. Tanrı tabiî sebeplerin yanında hareket etmiyor.Bizim. Tanrı’yı yaratıklar sırasına düşürmek olacaktır. varlıkların özünde (intime) hazır olan. veya daha doğrusu bu sebepler Tanrı’nın dünyadaki hareket biçimlerdir. bir açıklamanın yetersizliğini gidermek için. madem ki onun tespit ettiği etki özeldir. evrenin hayatla ve düşünceyle dolu olmasını ve hayata doğru geliştirdiği böyle bir gücün canlanmış olmasını sağlamak için yeterince güçlü değil midir? Görünüşte her şey tek başına oluyor. Bu. düşüncenin ve maddenin verilmiş karmaşıklığına (complexification) bağlı hürriyetin görünümünü kendi seviyesinde tespit ediyor. Bilim. Ve bununla beraber Hıristiyan için insanın görünmesi. Biz demek istiyoruz ki Tanrı’nın evrendeki eylemi. bilimin kendine açıkladığı (dévoiler) bu olguda. insan eylemi modeli üzerinde düşünülmüştür. yaratılmış her varlığın ötesindedir. O. ve özel bir eylemin vahyini görüyor. ikinci sebeplere ilave edilen bir sebep değildir. Ve bu kendi 108 . Fenomenleri inceleyen bir bilgin için her şey Tanrı yokmuş gibi cereyan ediyor. âlem (monde) O’nun tarafından her an düşünülmüş.

elektrik cereyanı üretmek için kullandığımız bir enerjidir. dünyada geçen her şeyin O’nun eseri olduğunu ve O’nun eyleminin. yani dünyada hazır oluşunu korur. Tanrı’nın dünyadaki büyüklüğü (immence) varolan bir mekanizmaya akım değiştirmek için müdahale eden bir işçinin hazır oluşu gibi değildir. . olağanüstü olayların gerçek nedenlerini açıklayarak Allah’ın etki alanını daraltır gibi görünüyor. “Je sais. din dışı olarak nitelediğimiz ve ikinci sebeplerin normal olarak etken olduğu alan olan diğeri. Hatta bu aynı düşüş kutsal değildir.CHAUCHARD. Col. bir (une) olan ve bütünüyle ve Tanrı’nın bütün ögelerine bağlı olan yaratmada böyle bir kopukluğu gerçekleştirme hakkına sahip değiliz. O kutsaldır ve methiyeye çağırır. Bilim Tanrı’nın eylemini daha iyi yerleştirmeye müsaade eder.94. Dağın yamacından suyun düşüşü Tanrı’nın yaratığıdır. kutsal olan ve Tanrı’ya ait olan kısmı arasında bir sınır çizmeyiz. O’nun iyiliğinin belirtisidir. yanyana konmuş.büyüklüğünü (immence). lütuf eylemine çağırır. zira bu durum. kutsalın dünyası ile kutsal olmayanın dünyası yoktur. o bir güç. Bu derin bir hatadır. ikinci sebepler başka bir düzeyde olmasına rağmen Tanrı her şeye etken olduğu için Tanrı’nın etkisinin uygulandığı alanı azaltmaz. fakat bu. dünyanın bir kısmının Tanrı’nın etkisinden kaçtığını zımnî olarak itiraf etmektir. Eğer tapınaklar gibi özel olarak daha kutsal yerler varsa biz dünyanın din dışı olan ve sadece ona ait olan ve insana ait olan kısmı ile. Bilim gördüğü şeyi açıklamaya yöneldiği ölçüde. aktif olarak O’nun hazır oluşunun işareti. Evrenin içindeki her şey.9 a-Kutsal ve Kutsal Olmayan Şunu tespit ettik: Bilim. Bu çok mutlu bir şeydir. fakat kesin olarak “gerçek şu ki açıklanabilir veya açıklanmaya elverişli her şey. Her şey tabiî olarak açıklanır. belli ölçülerde Allah’ı gerektirir”. Dünyanın iki bölgeden oluşmuş olduğunu hayal ettiğimiz zaman bir hata işliyoruz: Kutsal dediğimiz ve Tanrı eyleminin alanı (champ) olan biri. tam olarak belirtmenin imkansız olduğu orijinal bir hazır oluştur. Olacak şey değil ya eğer. evrenin bütün 9 . 109 . Biz. La Science détruit – elle La religion.en azından belli ölçülerde tabiî olarak açıklanır ve bu açıklamaları bize vermek de bilimin rolüdür. analiz ettiğimiz her şeyde belirdiğini doğrulamayı bize müsaade eden. Her tarafta bir yüzü kutsal olan ve her tarafta diğer yüzü kutsal olmayan (profan) sadece bir dünya vardır. incelediğimiz. je crois”. dünyamızın tabiî sebeplerini araştırıp bulduğu ölçüde o. zira bu bizden istenilen yeni bir arınmadır. p. gördüğümüz.

mekan ve zaman üzerindeki bu başarı. ardarda gelişlerini bilmek başarılsa bile. aynı zamanda bunlar insanları yalan ve kin aktararak birbirinden ayırıyorlar. Birkaç saatte Avrupalı. fakat hiçbir kimse Hiroschima’yı unutmadı ve insanlığı ezen tehlikeyi bilmemek olamıyor. ele almadığı temel sorulara daima cevap vermek mecburiyetinde kalacaktır: Evren ve insan niçin vardır? Bu evrenin ve insan hayatının anlamı nedir? b-İnsanın Küçüklüğü İçinde Tanrı’nın Büyüklüğü Tekniğin ilerlemeleri çarpıcı ve parlak oldu. İkinci fraksiyonda (bölümde). çünkü (comme) bilim. hâlâ bilinmeyen bazı imkanları takdim eden bir zenginliktir. Bununla beraber.sırlarını çözmek. daha ziyade yabancılaştıran şu şekildeki kendi karikatürünün Tanrısı değil mi: Kendi gücünü ve kendi külli bilimciliğini insanın küçüklüğü ve cahilliği üzerine oturtan bir Tanrı. yine de dünyada Tanrının aksiyonu kaldırılmış olmayacaktır: Bu aksiyon (eylem) derinliğin başka bir planında uygulanır. ve yarın başka bir gezegende olabilir. onların bağlantılarını. Radyo. güçlü bir yakıtı icat etmek ve bir uyduyu belli bir yörünge üzerine öylece yerleştirebilmek için araştırma ve hesaplama yılları gerekse. bu dünyanın ve böyle harikaları gerçekleştirmeye yetenekli insan zihninin Yaratıcısı konusunda ne düşünmek gerekir? “Peder Teillard de Chardin şöyle 110 . insan sesi ve hayâli uzaklara ulaşıyor. Yerin sakladığı enerji elde edilmiş. onun öz gücüne tapan ve kolayca bıraktığı Tanrı’yı reddeden için tehlike (risque) büyüktür. Fakat onun reddettiği Tanrı hangisidir? Bu hakikî Tanrı mıdır? Bu. İnsanların hür makinası. makinacılığın bu gelişmesi iki görünümlüdürler: Atomik enerji. insan zayıf olduğu için ancak kuvvetli olan bir Tanrı? İnsanı büyütmenin. onu oluşturan bütün varlıkların aksiyon ve reaksiyonunu. Japonya’da veya Amerika’da bulunabiliyor. Tanrı’nın büyüklüğüne ulaşmaya taşımak olmadığını anlayalım. televizyon insanları birbirine yaklaştırıyorlar. Rus ve Amerikalı alimlere. tam olarak açıklanmış görünüşlerin ötesindeki Tanrı’ya daima kavuşmak mecburiyetinde olan iman kaldırılmış olmayacaktır. genel çekim kanunlarını keşfetmek. İnsan teknikle elde ettiği bu güç ile övünüyor ve onun eserine tapan. Konu biliniyor. Tam tersi olur. Enerjinin bu uysallaştırılması. Mekan (espace) ve zaman tedrici olarak yenilmiştirler. Ondan daha hızlı çalışan makinalar insan yerini alıyor. dönüştürülmüş ve kilometrelerce uzağa nakledilmiştir. fakat başkalarını köle gibi kullanıyor. Bununla beraber icatlar birbirini izliyorlar ve seyir tersine çevrilemez biçimdedir.

fakat insanın kurtulduğu yine: sığınak Tanrı. İnsan kendini.TEİLHARD DE CHARDIN. ne de insan asla yeterince kuvvetli olmayacaktır”. O.yazıyordu. Sevil. dans Vision du passé. 111 . p. güç yetiren ve evrenin efendisi olan insana. Fakat yeni bir tehlike görünüyor: Tanrı’ya yeniden koşmak neye yarar? Bundan böyle. Evet o. O’nun planı bizi kendi trinitesine girdirmektir. bizim güncel somut durumumuza ilgisiz olduğunu kesin olarak söylemek değildir: İsteme ve maddî şeyleri isteme duası bize Mesih’in bizzat kendisi tarafından tavsiye edilmiştir. O kurtarıcıdır: O. Bu demektir ki O. Daniélou “hiçbir şeyin kutsal kitaptan daha teknik olmadığını” söylüyor. Bu. isterse modern düşüncenin dikkatini çeken yeni görüşlerden başka herhangi biri konusunda olsun. insanın küçüklüğü ile beslemek isteyecek olandır. yeterince ince tapınmanın (idolâtrie) bir formundan kurtuluyor ve bizi kurtarıyor: Bu Tanrı’nın büyüklüğünü. çalışmayla onu değiştirelim diye teslim etti (confier). insanın gücünü daima artırıyor ve artıracaktır.. yararcı Tanrı şeklindeki sahte Tanrı değil mi? Tanrı menfaat dünyasında yoktur. Kendi biçiminde olan. P. O’nu inkar etmek gerekmiyor. Que faut – il penser du trasformisme.223. insan ve evren hakkında fikirlerimizi yenileyebilen ve büyütebilen şeyden korkmanın izlenimini asla vermiyoruz. ne yıldırımdan bizi koruyan bir paratonerdir. bu Hıristiyanlar için önemlidir. vol. ne de tabiatın tehdit edici güçlerine karşı bir sığınaktır. himayesi altındakine (protégé) engelleri kurtuluş vasıtaları haline dönüştürmede yardım etmekten yana olan Tanrı’dır. o. Yarın insanın hasadını tehlikeye düşüren kötü havalara daha az bağlı olacağı düşünülebilir. Eğer insan teknikle tapınmanın yeni bir formuna dayanamıyorsa (succomber). O. Tanrı yararsız olacaktır. Adem ile Havva’ya şöyle diyor: “Yeri doldurunuz ve onu egemenliğinize alınız”. Ve 10 . Tehlike kesindir. Bu demektir ki kelimenin fıtrî anlamında Tanrı yarar (util) değildir. son olarak söylememize rağmen biz Hıristiyanlar. Yine insanın orta yaşının yükseleceği ve hastalıklara karşı daima daha iyi korunulacağı düşünülebilir. bizim koruyucumuzdur. dünyayı bize. ister dönüşümcülük konusunda olsun. O.. kendi himayesi altındaki (protégé) tarafından karşılaşılacak bütün engelleri yok edecek olan bir insan biçiminde değildir. Kendilerini yaratan ve orada cisimleşmiş (incarné) olana layık olmak için ne evren asla yeterince geniş. bu dünyada bizi tanrılaştırmaya çalışıyor.10 Tanrı. O’nun. ona hakim olmak ve çalışmayla onu değiştirmek göreviyle yerin emanetçisi olarak görüyor. Edit. c-Yararsız Tanrı Teknik.III.

O’nun eylemi bizimkinin içinde yer alıyor ve onu güçlendiriyor (soutenir). Nihayet bu demektir ki istek duası.O’nun teşebbüsü (initiative) bizimkini yok etmiyor. Tanrı problemini bilim ortaya koymaz ve koyamaz. fakat aksine onu uyandırıyor. Tanrı’nın iradesini bizimkine tabi tutmaya ayrılmış büyüleyici bir formül olmayıp. bazı Tanrı temsillerimizi araştırmada ve Tanrı’nın hazır oluşu ile O’nun evrendeki eylemini daha iyi oturtmada (situer) bize yardım edebilir. O’nun eylemi bizimkiyle yanyana konulmuyor. puta tapmanın aksine en azından onu sorgulamaya götürebiliyor. diğer taraftan. Bununla beraber bir taraftan bilimin bize seyrettirdiği evrenimizin tükenmez zenginlikleri ve son derece karmaşıklığı. O’nun beklenmedik (providentielle) eylemi bizimle intikal ediyor (passer). onun açıkladığı insan zihninin şaşırtıcı gücü bizi. Eğer biz istersek bilim. Tanrı’nın istediğini yapmakta kendi iç durumumuzun bir ifadesidir. 112 .

BÖLÜM VI - VAHYİN TANRISI
Marksizmin reddettiği Tanrı, gerçek Tanrı olmayıp, yabancılaşmış güçtür, ve
onun eleştirdiği ümit bizim iman ve itikatle ilgili dini fiillerimiz değildir. “Mouches” un
Jupiteri, Sartre’ın bize takdim ettiği kağıt keskisi’nin imalatçısı gibi, Vahyin Tanrı’sının
çirkin bir karikatürüdür. Camus, Tanrı’nın belirdiği biçimi bize az bahsediyor, bununla
beraber biz, onun isyanının, zımni olarak Tanrı’yı amaçladığı ölçüde, haksız bir tirana
başvuruyor: Bilim ve teknik adamının hesaba katmadığı (écarter) Tanrı, ikinci nedenler
seviyesine indirgenmiş olan yararcı bir Tanrı’dır.
Modern ateizmin bu birkaç formunun incelenmesinin sonunda ateistlerin, gerçek
Tanrı’yı değil, Tanrı’nın bir karikatürünü reddettiklerini tespit ediyoruz, ve haklı olarak
kendi kendimize gerçek ateistlerin varolup olmadığını soruyoruz. Eğer gerçek Tanrı’nın
varoluşu ortaya konulmuşsa, eğer gerçek Vahiy biliniyorsa, onlar inkarlarını devam
ettireceklerdir. Soru, herkes için geçerli genel bir cevabı içermiyor. Soru sormaya
mecbur olduklarımız ateistler değil, bugün bildiğimiz bu boş ateizmde, kendi
sorumluluk paylarını keşfetmeleri için Hıristiyanlardır. Tanrı’nın dünyada kendini
göstermesi bizimle, Hıristiyanlarla, bilgimizle, hayatımızladır. Biz, hakiki Tanrı’nın,
O’nun dünyada gerçekleştirdiği kurtuluşun şahitleriyiz. Kardeşlerimize insanlara
açıkladığımız Tanrı’nın hangi vechesidir?
Ateizm üzerindeki bu düşüncelerin sonunda, bu eser boyunca çıkartılan
sonuçların bütününü guruplamayı ve Vahyin büyük çizgilerini hatırlamayı isterdik.
Hulâsa, imanımızı yaşamak biçimimizi saflaştırmaya mecburuz ve onu da ancak,
kendimizi Tanrı’nın Kelamını dinlemeye bırakarak yapabiliriz.
ŞAHISLARI ÜÇLEŞMİŞ TANRI
Şu kesin bir olgudur: Bize Tanrı’dan bahseden ateistler, bize bir şahıstan, bir
yüce Varlık’tan bahsediyorlar, asla Trinite’den bahsetmiyorlar. Onlar, Descartes’in
herkesin akılla aydınlanmış olmasını istediği başlangıç fiskesini vuran Yaratıcıyı
düşünüyorlardı, asla, Oğlunu Ruhta yaratan Pederi düşünmüyorlardı. Onların
anıştırması (allusions), sert, keyf ve hevese göre zorunlu kanunlarla insan hürriyetini
engelleyen, cezalandıran ve ödüllendiren en üstün Kanun koyucuyu amaçlıyor, her

113

insanı Ruh ile kendi Oğluna oğul olmaya çağıran Pederi değil. Tek kelimeyle, ateistler
“deizmin” Tanrısını biliyorlar, Vahyin Tanrısını bilmiyorlar.
Sartre’ı takdim ederek deizmin bir kelimesini söyledik. Oraya geri dönmek
gerekiyor, zira ateizmin deizmden doğduğu kesindir. Ateizmin tek sebebinin deizm
olduğunu doğrulamak şüphesiz abartılmış olacaktır; onun, bugünkü ateizmin temel
nedeni olduğunu kabul etmek de olmaz.
Hıristiyanlığın

veya

tüm

diğer

dinlerin

dışında,

Tanrı’nın

tabiatını

sorgulamaksızın, tamamen insanî bir biçimde konuşmak için O’na “bir çehre” vermeye
girişmeksizin, Tanrı’nın varoluşuna inanan insanlar vardır. Onlar Tanrı’nın varoluşunu
tabiî olarak biliyorlar (reconnaître): Onlar teisttirler. Onların tavrı, Vahyin Allah’ına
inanmaya doğru bir safha olabilir. Teizm, Hıristiyanlığın berisine yerleşmiş olan ve
zımnî olarak ona açık kalan bir inançtır. Aksine deizm, Hıristiyanlığın “ötesine” yerleşir
ve onun orijinalliğini yapan şeyin inkarı olur. Deizm, Hıristiyanlığın bir basitleştirilişi
gibi, daha az önemli olarak (accessoire) yargıladığı şeyden bir temizlenme gibi kendini
gösteriyor: Mesela trinite veya Cisimleşme (İncarnation). O, yüce, evreni anlaşılır
kılmak için zorunlu bir Varlık’ın, bazen tanrıça Akıl ile veya Tabiatla yeri doldurulmuş
olan en yüce Varlık’ın tabiî keşfidir (reconnaissance).
O halde deizm tek kişili bir Tanrı’nın varoluşu inancındadır. Fakat o bunu uzun
zaman devam ettiremiyor. Kendi imanını düşünen insan, mutlak yalnız bir Şahsın
doğrulamasının, içinde taşıdığı çelişkiyi en azından bulanık olarak fark ediyor. Şahıs
demek, gerçekten diğer şahıslarla bilgi ve sevgi ilişkisinde olan demektir. Bu çelişki,
zorunlu olarak form haline konulmuş değildir. O daha ziyade hissedilir. Tek yaşayan
için, sevilmemiş ve sevilememiş olan için hayatın ne kadar çekilemez olduğunu
biliyoruz. Tam yalnızlık çekilmez olup, intihara götürebilir. Her çeşit sevginin dışında
yetişmiş olan bir çocuğun normal bir insan olmakta çok ıztırap çektiğini, şahsın ancak
sevgide şahıs olduğunun ne kadar gerçek olduğunu biliyoruz. Kendine Tanrı’dan
bahsedilen ilmihalin hangi çocuğu, şu soruyu bir gün sormaz: Yaratılıştan önce Tanrı ne
gibi iyilik yapabiliyordu? Ve kesin cevap şöyle geliyordu, O, korkunç bir şekilde canı
sıkılmaya mecbur oluyordu. Gerçekten bu sema (ciel) denildiği gibi hakikî olarak saadet
yeri olacaksa, bu semanın sorgulanmadığını düşünen, hayal edilebildiği kadar güzel
olan bu yalnız Varlık’ı seyre dalmanın, bizzat üzüntüyü ihtiva ettiğini hisseden hangi
Hıristiyan var. Hıristiyan’ın böylece seyre dalmaya değil, sevmeye ihtiyacı var. Bu

114

sorular ve bu cevaplar tohum halinde bir anti - teizmi ihtiva eder. Gerçekten bu yalnız
Tanrı, ne olabilir? – Sevgisiz bir Varlık veya, eğer o, sevgi diye isimlendirilirse, bu
O’nun sevilemediği ve egoist olarak kendini sevdirmediğidir. Böyle bir varlık, evren
hakkında niyetsizdir. Eğer O bir niyete sahipse bu ancak, bizzat kendi öz gücünü
ispatlamak için, kendine hayran bırakmak için insanları (mondes) uzaya atan, insanı
kendine hizmet etmek, yani kendinin kölesi olmak için yaratan tiranın kaprisi olabilir.
Bu bağlamda Tanrı’nın şanından bahsetmek, Tanrı’nın şanı için yaratılıştan, Tanrı’nın
şanı için insandan bahsetmek, Tanrı’yı, hayran olmak ve hizmet etmek için bir saraya
(cour) ihtiyacı olan bir hükümdara indirgemektir.
Cömertliğin (générosité) sonsuz imkanını, aynı zamanda kendi benzerleriyle
büyük bir cemaat ihtiyacını, vermek ve verilmek ihtiyacını kendinde hisseden insan,
Tanrı’sından daha iyi meydana çıkıyor. Diyelim ki normal ve tabiî refleks ile o, kendi
şanı için insana ıztırap çektirmekten hoşlanan, insanı semaya (ciel) layık yapmak
amacıyla sert kanunları ona zorla kabul ettiren bu tiranı reddediyor. İnsan, kendini
görmeyen insanların işlerine karışan bu davetsiz misafiri (intrus) hayatından ve kendi
dünyasından kovuyor. İnsan, semanın uzağında kendinin üzerine yerleşmiş olan, her
şeyi gören ve ölümden sonra onu cezalandırmak için insanın eksikliklerinin tam
hesabını tutan bu gözetenden kurtuluyor. O, insanların saadetini kıskanır gibi görünen,
ve dünyanın sonunda, talihin (sort) ve öçlerini alan insanların haksızlığının ıztırabını
çekenlere müsaade eden bu yargıcı istemiyor. Bu en yüce Birey’e niçin
yabancılaşılıyor? – İlkin anti – teist, yani Tanrı diye isimlendirilen ve iyi denilen, fakat
öyle olmayan bu tiranla savaş halinde olan insan ateist oluyor ve bu varlığın
varolmadığını ve varolamayacağını açıklıyor. Ve O’nun varolmadığı ve varolamayacağı
doğrudur.
Fakat bu Tanrı, Hıristiyanların Tanrısı, olduğu gibi kendini gösteren Tanrı
değildir. Mesih bize Tanrı’dan bahsetmiyor, fakat o bize, bizim de pederimiz olan,
Pederinin Tanrısından bahsediyor. O, semalarda olan, yani aşkın olan ve kendi
çocuklarını ve onların ihtiyacı olan şeyi bilen Pederi havarilere öğretiyor.1 Bizzat
kendisi dua ettiği zaman Pederine başvuruyor: “Peder, göğün ve yerin Tanrısı, bunu
bilgelere ve beceriklilere saklamış olmandan, tamamen küçüklere açıklamış olmandan
dolayı sana minnet borçluyum. Evet, Peder, zira senin güzel keyfin böyle oldu...”.2 O,
1
2

– Matta., 6/26 – 34.
– Luc, 10/21 – 22.

115

İsa’nın. bize rağmen bu sapmalarla dolu zihnimizle okumaya ve Tanrı kelimesine. ilk Hıristiyanların O’na vermediği bir muhteva yüklemeye mecbur değiliz. Hz. 116 . 1/10. Ayin duaları. Tanrı’nın. Tanrı’dan bahsetmek. Şüphesiz Tanrı kelimesi ekseriya Peder nitelemesi olmaksızın kullanılıyor. Pedere yeni oğullar yapmak ve ölüme ve Mesihin yeniden dirilmesine iştirakle bizi Triniteye girdirmek için Aziz Ruhu bize gönderiyor. Ve bu Vahiy çok yeni oluyordu. Yeni Ahitin bütün mesajı şu doğrulamada bulunur (tenir): Peder Tanrı. peder. Ruhta Oğul yoluyla Pedere. dediğini işitmesi. Ruhta Oğul ile Peder’e bir yakarıştır ve orada dualarımızı başlatan Tanrı kelimesi daima Pedere işaret eder. sadece bilinen iki örneği anmak içindir. Uzun zamandır kullanımda ve belki de deist etki olan belli bir ilmihal açıklaması bize büyük Sırrı (Mistére) unutturabilir. Yeni Ahitin Vahyinin özü Trinitedir. Tanrı’ya vakfedilmiş (consécratoire) büyük dua sadece triniter sitilin bir duasıdır: Ayinin Kuralı (Canon) bizi. Oğul ve Ruh Tanrı’dan bahsediyor. fakat o. O. Hıristiyanların eskiyi unutması için Yahudiliği ve bilhassa greko – romen dinlerini kesip atıyordu. Ruhta. veya Aziz Ruha başvuruyor. Ruh içinde oluyor. Çok nadir olarak bu dualar Oğul veya Ruha başvurur. İmanın açıkça söylenişleri (professions) tamamıyla triniterdirler: Havarilerin sembolü. Pedere. bizden. Hıristiyanların duası. Peder’in “Sen benim en çok sevilen Oğlumsun. kesin olarak Pederin bize açıklamak ve bizi O’na götürmek olan bir görevi gerçekleştirmek için gönderilmiş olarak kendini gösteriyor. bize göndermeyi söz verdiği Aziz Ruh içinde Pederle devamlı ilişki halinde kendini takdim ediyor. üçüncü Şahıs. fakat onun için bu kelimenin Pedere işaret ettiği açık gibi görünüyor. her şeyin en büyük Efendisi” 3 – Marc. sen her şeye benim sevgimle sahipsin”3. Oğul ile dua ettiriyor. Ayinin (Messe) Amentüsü. yeni Ahit’in bütün yazarları ve kilise Pederlerine göre gerçektir. Biz bu metinleri deizm tarafından bozulmuş mentalitemizle.Peder Tanrı’nın Oğlu ve O’nun tarafından. Ayrıca bu. deizmin bizi alıştırdığı belirsiz anlamda ele alınmış olan Tanrı’ya asla başvurmuyor. Peder. Bu triniter çizgide dini merasimin usul ve sırası vardır. veya Oğula. yeniden dirilmiş olan Mesih ve Peder. “Saf Ruh. Aziz Paul da Tanrı’dan bahsetmiyor. Oğul ve Ruh olduğunu unutarak. insanlar için ölmüş ve dirilmiş kendi öz oğlunu yeryüzüne gönderdi.

imanımızı değerli kılmak amacıyla bize vahyedilmiş olan anlaşılmaz hakikat olarak kendini gösterir. Teoloji buna tabiatın birliği. öyleyse bu bir tamlıktır. mademki o sonsuz sevgidir. hiçbir insanî kelimenin ifade edemediği bir birlik (communion) içinde yaşıyorlar.Tanrı’ya dua etmek alışkanlığı edindik. bu sırrı bütünüyle gölgeye terk etmiyoruz: Tanrı’nın oğlu Mesihe inanıyoruz. diğer ikisi de istiyor. Hıristiyan Vahyinin özüdür ve tüm Hıristiyan sırrının temelidir. Tanrı. ne de mutlak ve yalnız bir şuurdur. Bu üç şahıs. fazladan bir lüks gibi görünüyor. Ruhda Oğul ile Pederin eseri değilmiş gibi. sonsuz neşedir. yani. kelimenin tam anlamıyla. Bu kelimenin alındığı entellektüel anlamda sema. Tabiatın (nature) birliği üzerinde çok ısrar edildi. Şahısların Trinitesi diyor. zira Trinitenin Şahıslarının birliği. Tanrı. O. farklı ve eşit üç şahıstır. Veya yine. O. Tanrı ne mutlak bir Obje. Tanrı bir şahıs değildir: O. Ruh vasıtası ile Pederden Oğula gidiyor. Birinin düşündüğü şeyi diğer ikisi de düşünüyor. kelimenin dar anlamında sır olarak. ateizm tohumunu açıklayan sorular artık sorulmazlar. düşünmeye yeterince alışmadık. mutlak yalnızlık içinde değildi. Soru bir anlama sahip oldukça. Bir sevgi cereyanı. Üç şahsın hayatı. ve Trinite almaya veya bırakmaya muktedir olamadığımız bir aksesuar değildir. 117 . bu cereyan (courant) o kadar kuvvetli. birinin sevdiği şeyi diğer ikisi de seviyor. yaratılıştan önce Tanrı. Pek tabiî olarak. ekseriya Hıristiyanların cemaatinden daha dindar birkaç şahısa ayrılmış. Bu kelimeye kesin olarak özel bir anlam vererek. Fakat şahısların Trinitesi Tanrı’yı. birinin istediği şeyi. Tanrı’nın bir seyre dalışı değildir. Şahısların toplam birliğidir (communion). Böylece biz Tanrı ile Trinite arasına bir kopukluğu girdiriyoruz. Yaratmanın Tanrı’nın eseri olduğunu ve kutlulaştırmanın (sanctification) da ilâhî Şahısların eseri olduğunu isteyerek doğruluyoruz. Trinite bizim imanımızı biçimlendirmiyor. Eğer Tanrı Şahıslar birliği ise daha yukarıda sorulmuş olan ve Hıristiyan şuurundaki belli bir rahatsızlığı. Trinite. Her şey. aynı ailenin ögelerini birleştiren birliğin başka bir düzenidir. Peder diye isimlendiriyoruz. bir analojinin söz konusu olduğunu görerek onun bir “aile” olduğu söylenebilir. Aziz ruhu yardıma çağırıyoruz. o bir problemdir ve bütün önemi şu soruya indirgenir: Bir Tanrı nasıl üç şahıs olabilir? Veya nihayet o. o kadar birleştirici ki üç şahıs yalnızca tek bir Tanrı oluyorlar. onu yaşamamız için vahyedilmiştir. bugün Şahısların Trinitesi üzerinde yeterince ısrar edilmiyor. tüm manevî tutumumuzu emretmiyor. Tanrı’nın iç Hayatı bize.

Tanrı aşkıyla söylenmek istenen şey bizim için. 4 – Deutéronome. Mısır kralı Pharaon’un iktidarından kurtardığı pederlerinize ant içilmiş yemini korumak için. ne de insana verilmiş bir duruma bağlıdır. O sadece kendi kendini seviyor ve evrenin kendi özel güçleriyle Tanrıya doğru çıkmasına müsaade ediyor. O bizzat kendinde kaynağına sahiptir. fakat onu sevmiyor. – Tamamen aşktan ziyade tamamen sevimli bu Varlık dünyayı kendine çekiyor. zenginleştirmek için fakir olana doğru gider. Aziz Jean. Gerçekten tek bir şahsın. sizin bütün halklardan daha çok olmanızdan değildir. Sonuç olarak insanın kurtuluşu ne Tanrı’nın keyfi iradesine. herkese bedava olarak sunulmuştur.TANRI . Orada sadece bir yol vardır: İnsandan Tanrı’ya. O. 118 . sevgi ile olur”4. o varolmayı kesecektir. sahip olacağımız ve onun iyi dilekli bakışını çeken niteliklerde sahiptir. insana doğru Tanrı yolundan bahsetmek yoktur: İnsanların işine karışmaya gelmek için Tanrı bilhassa çok uzaktadır. Aristoteles tarafından kullanılmış olanla aynı değildir ve ifade edilmiş olan gerçeklik tamamen farklıdır. zira onun varlığı vermektir ve verilmektir. O merhamet de bilmiyor. Grek dünyası Lütuf tanımıyor. zira siz. 7/7 – 8. en yüce egoizmin dışında ne olabilir? Eğer ilâhî şahıslar biri diğerinin tam bağışı (don) ise bu egoizm imkansızdır. varlığı uyandırır ve getirecek bir şeyi olmayana doğru gider. sahip olunmayan şeyin arzusudur ve her şey olan. kaynağına. O. O. yani o. eğer Yahwé size bağlanmışsa bu. Tanrı aşktır. Hıristiyanlıktan önce Grekler aşk Tanrısını önceden. sizin için ve Yahwé’nin sizi kuvvetli elle çıkarttığı ve seni kölelikten. çok büyüktür. Grekler için Tanrı. bizzat kendinin bağışı ve tam bağışıdır. Fakat bu. hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnız bir şahsın aşkı. Eğer Tanrı vermeyi durdurursa. bizzat kendisinin neden olduğu arzu ile evreni hareket ettiren en yüce arzu edilendir. Tanrı aşkından bahsedebiliriz. bütün halklar arasında daha az kalabalıksınız. kesin bir sapma olmaksızın. bu kelimeye Vahyin ona vereceğinden tamamen farklı bir anlam vererek isimlendirmişlerdi. Kelimenin tam anlamıyla orada. her şeye sahip olan Tanrı hiçbir şey arzu etmiyor. “Deutéronom şöyle diyor. Bizzat kendine.AŞK Triniter görünümde. Bu tanımda onun kullandığı Grekçe kelime. Bu ilâhî aşk iner. Tanrı’nın aşk olduğunu söylüyor. zira Grekler için aşk.

bir taslak (ébouche) olan dünyanın güncel hali hakkında Tanrı’nın planını yargılamıyoruz. – Marc. tam 99 olarak benimseyen bir günahkar için semada daha fazla sevinç (joie) var”7. 2/17. bu kurtuluşun.. Jean 1er Epit. bir aksiyondur. O. Tanrı günahkarları seviyor ve onların kurtuluşunu istiyor. Bugünkü gördüğümüz şeyler hakkında. 4/16 et 19. Geriye. Yaratmada her şey karşılıksız (gratuit) dır ve bu aşk insanının cevabı.”5.. fiili olmak için. fakat günahkarlar için gönderiyor”6. Camus’nün reddettiği bu lütuf dünyasında. bir insanın nasıl Tanrı haline geldiğini öğrenmemiz amacıyla. O fiili bir veridir: Tanrı verir ve verilir. genel olarak ilkin şahidi olduğumuz aşkı düşünüyoruz. Tanrı – insan ilişkisinde Tanrı aşkı ilktir ve eğer. yani günahkar oldukları zaman ihanet ediyor.. ilkin Tanrı’dan insana bir yol varolduğu içindir. Kesin olarak.” ve bizim aşkımız onun için sadece bu Aşka cevaptır: “Yine Aziz Jean şöyle diyor: Bize gelince. mademki ilkin O bizi seviyor. Kilise Pederlerince sevilen bir ifadeye göre. O. fakat Tanrı bizi sevdiği için değerli bir şey oluruz. O’na borçlu olduğumuz ve ne kadar kötü olursa olsun O’na verdiğimiz her şeyi düşünmek gerekir. insandan Tanrı’ya bir yol varsa bu. “Aziz Jean şöyle yazıyor: Ve biz. Fakat ilk zaman bizi. her insan için ölümün 5 – St. Hıristiyan imanı ilkin kendimiz için ve bütün insanlar için Tanrı’nın aşkına imandır. Tanrı bizi sevmiyor çünkü bir şey değerindeyiz. Bizim için Tanrı aşkı bir duygu değildir. Bu yol. Tanrı’nın bizim için sahip olduğu ve bizim inandığımız aşkı tanıdık. Bu olan ilahi Şahıslarla bir rastlaşmayı ve sonsuzluk için onlarla bir iç birliğini. onlar Oreste’e benzedikleri zaman. Onu sevelim. lütuf dünyasındayız. Eğer burada ıztırap ikamet ediyorsa o. Biz Tanrı aşkından bahsettiğimiz zaman. değerin yaratıcısıdır. hangi şartlarda olursa olsun her insana kurtulmuş olmanın somut imkanını devamlı teklif ediyor. nedensiz olarak aşk ile Tanrı insan oluyor. O. bir başlangıç. 6 119 . oğlunu “doğru kimseler için değil. Pederin bize gösterdiği ve Oğulun içinde bize devamlı gösteriyor olduğu aşkın şuuruna götürmeye mecburdur. Tanrı’nın bu bağışını ve lütuflar eylemini kabulüdür. “Direten. 2/17. bu aşk planında bir anlam ve bir değer bulur. fakat Tanrı’nın onu bize tanıttığı gibi bu planın bütünlüğü hakkında onu yargılıyoruz. “Mouches” (sinekler)’ un Jüpiteri insanlara. 7 – Matta. mademki insan aşk birliğidir. insanın cevabını gerektirdiği kalıyor.yani verilen aşkına sadık Tanrı. Enkarnasyon (cisimleşme) dur. Biz.

aşkın Ruhu olan ve Tanrı kalbiyle diğerlerini bize sevdiren olarak verilmiştir. ve kendi imanımız. her insanın ve bütün insanların kurtuluşudur. Marksizmin düşündüğü şeyin aksine bizi dünyadan çıkartmıyor. O halde onu. onu uygulayanları sevdiğinizi iddia ettiğiniz ruh adına oluyorsa onları anlamanız gerekir. tüm bir toplum adına kurum halinde işkence oluşturmaya. gerçek ve önceden başlamış kurtuluştur. Hıristiyan merhameti için çok serttirler. O. Güç teşebbüs. bir güç iradesiyle dışardan empoze edilmiş mecburiyetler bütünü değildir. İnsanın cevabı. Tanrı’nın bize gösterdiği sevgiyi. Biz Triniteye girme çağrılıyoruz ve önceden bu dünyada başlamış olan ilâhî Şahısların hayatına bu katılış. İbadet. Hıristiyan ahlâkı bizi sevgiye. cennet (ciel) için bize değerler (merites) elde ettirmeye ayrılmış bir bir yazgı cezası (pensum) olarak düşünmeye mecbur değiliz. Ateistler her zaman olduğu gibi. ve tek ve aynı aşk olan kardeşlerimizin bu aşkı. sert ve haksız bir suçlamayı bu fazilete karşı kışkırtıyor. Özellikle Jeanson. kendi kendimize kardeşlerimize bağışa götürüyor. Ve kendinizi. fakat onu değiştiriyor. Aksine bizi oraya bağlıyor. atom bombasını bir şehrin halkı üzerine atmaya. fakat Aziz Ruh bize. Tanrı aşkı gerçekten birliğe yönelir: İlâhî Şahıslarda insanların birliğine ve sonuç yoluyla insanların kendi aralarındaki birliğe. o bizim ilâhîleşmemizin sonucudur. fakat onu içten canlandırıyor. O. onlarınkine göre tam olarak soyut kalan bir tutuma tezkiye ettirmeyi istediğiniz zaman oraya yükselme noktası üzerinizde olmanıza inanmıyorum.ötesinde tamamlanmasını bulan. karşılıklı olarak O’na göstermek mecburiyetindeyiz. Tanrı biçiminde yaşamak için bir çabadır. Sartre’ın düşündüğü gibi. Hıristiyan ahlakı. Onlar hafif makinalı silahın (mitraillette) tetiğine basmaya. onun aşkı bizim insanî fakir aşkımıza ilâve edilmiyor. fakat lütuflandırıldığımız şeyin ifadesi olarak düşünmemiz gerekir. dünyanın sonunda. Aziz Trinitenin Şahıslarıyla devam ettirdiğimiz ilişkilerin imanında bir ifadedir. Bununla beraber Aziz Ruh bizimle hareket ediyor: Onun eylemi bizimki ile yanyana konulmuyor. veya çarptıklarının (farapper) çalışması üzerinde onların yararlarını elde etmekte direnerek meslek hastalığına 120 . iyi niyetli her insan için onu bulacak olan birliği ihtiva eder. şiddeti ortadan kaldırmak istiyorsunuz: Fakat bu şiddet nedir? Eğer bu. Bizim için kurtuluş sadece bu Tanrı aşkında vardır. günah cezası altında yapılacak bir mecburiyet değildir. Bu onu kötü yaşamamız olmayacak mı? “Siz şiddetin karşısına aşkı koyarak onu.

O. 121 . beni başkalarına Tanrı’nın gözleriyle. Sol yüzü uzatmak düşmanı sevmektir.130. Tanrı aşkına rağmen o. geleneksel formulün gerçek anlamında “geleceği Tanrı için sevmek” tir. hâlâ vurmaya teşvik edeni sevmek hiç değildir”9. Eğer sevmek söz konusu ise çoktur: Zira bu vuranı (frapper). onu Tanrı gibi veya Tanrı olarak seviyorum. bütün adaletsizliklerin ve bütün şiddetlerin kabulü değildir. insanların haksızlığına rıza da değildir. hiç değişmediği için her şeyi aşan ve şartsız olan bu aşkı sevmemiz gerekiyor”8. yani benim gibi kurtuluşa çağrılmış bir kardeş olarak. ya çok veya çok azdır. diye ilave ediyor Jeanson. sevdiren insanî. p. biraz önce ıztırap çeken bir yüze (joue) en az dinlenme (répit) vermek yanlış adım atmaktır.. İyilik severlik aşkı. “Yanak değiştirmek mi? Fakat bu. onun gerçekleştirdiği şiddeti bağışlamak değildir.. tüm insanî sıcaklığını koruyan ve Tanrı biçiminde olmaya çalışan insanî bir aşktır. baktırıyor. P. bedeni (chair) bilmeyen ruh’a göre bir aşk ta değildir. Bu başkasını Tanrı gibi seviyorum – “ve bu. onu kardeş olarak karşılamak daima kolay değildir. intikamın ve adalet ve aşk Krallığı olan Tanrı Krallığı için günlük savaşın reddidir. “basit bir bahane ile” ve “başkaları arasında kendimi sevdirten herhangi bir aşka. aşk adaleti aşar. O. insanî saadetine çalışıyorum ve aşk adaletin yerine geçmez. onu bana başkası için. Hayır! Kardeşlik erdemi (charité) kötülüğü serbest cereyana bırakan sistematik şiddete başvurmama değildir. – Ibid..131. İyilik severlik (charité) saf olarak manevî bir aşk değildir: O. op. La foi d’un incroyant. Ve bendeki bu ilâhî istek yüzeysel değildir. 8 9 – JEANSON. o kendinin efendiliği. İyilik severliğin bir ifadesi olan tatlılık.katılmaya ne kadar hazırlanırlarsa hazırlansılar. onların yönelmeleri ne kadar farklı olursa olsun. tanımaya ve anlamaya çalıştığım bu başkası için. zira başkasını bir kardeş olarak düşünmek. yani onu hâlâ güncel ve gelecek kurtuluşu için seviyorum ve Tanrı’nın çağrısına hür olarak cevap verebildiği şartlara onu koymaya çalışıyorum. O. demek ki fiiller ne kadar farklı olursa olsun. Bu başkası.” – Yani onu gerçek bir aşkla seviyorum: Ben onun insanî rahatlığına. sözüm ona aşkımla” geleceğe başka bir biçim vermiyor. O. Eğer hiç sesini çıkarmamaya katlanmak söz konusu ise çok azdır: Zira. son derece insanî bir aşktır. asla diğerini hâlâ vurmaya ve kötülük yapmaya teşvik etmek olmadı. Cit.

Tanrı’nın oğullarının bu şanına katılacaktır. bütün insanlığı kendi Pederiyle ilişki haline koymaya geliyor. Yaratılış. Günah ve kötülüğün bir anlam bulduğu yer Yeniden Dirilmenin sırrındadır. Kutsal Kitabın antropomorfizmleri. O. ilk günahın bozduğu imajını tamir etmeye bizzat geliyor. Aziz Ruh ile canlanmış. O’nun insanlarla gerçekleştirdiği olağanüstü bu birlik. O’ndan bahsetmenin son derece insanî biçimlerini meşrulaştırıyor. fakat bu bağlamda Tanrı’nın şanı. insanlar için Tanrı’nın bu aşkının bilinmesi ve insanın kurtuluşu ile karıştırılmasıdır. kendine benzer varlıklara neden olan. her şey insanın yararı içindir. sınırlamaya çalıştığı ıztırap ve acı arasında. insanlıkla birleşiyor ve onu ölümle Pedere ve yeniden dirilmeye doğru sürüklüyor. her insanı kurtuluşa götürmek için devamlı bir çalışmayla dünyamızda hazırdır.insan dünyası. Yeniden diriltici bu işte. Tanrı’nın Oğlu’nun. Tanrı’nın dünyadaki etkileyen hazır oluşunu tercüme ederler. Tanrımız bir yabancı değildir. insanların iyi ve kötü eylemlerini bir katalog üzerine not etmek için insanları gözetlediği ulaşılmaz semanın uzağında kaybolmuş değildir. kurtarılmış bu insanlık. Ve bu gerçekten. Tanrının dünyamızdaki bu hazır oluşu. fakat her inananın hayatını aydınlatan Aydınlık anlamında böyledir. Hıristiyanlar için Haç. Kilise. bu ölüm ve Tanrı’nın Oğlunun bu yeniden dirilmesidir. ilâhî aşkınlığın durmaksızın devam etmesi şartıyla onlar. temel sırrın aydınlanmasını kabul eden Tanrı planıdır. Pederi açıklamak ve bizzat kendimizi kendimize açıklamak için dünyamıza girişidir. İsa’nın insanlığı kurtarmasıyla (Rédemption) Tanrı’nın Oğlu. insanların Mesihteki büyük toplanmasıdır. Aziz Paul’un bize dediğine göre infra . bizim için Tanrı aşkını bize göre açıklamalardır. Tanrı onları bağışın uç sınırına kadar seviyor. insanlar için Tanrı aşkının en yüce vahyidir. Aşk Tanrısı Sırdır. yani onlarla ilişki haline girmeye yetenekli olan ve kutlulaştırıcı Ruhunu onlara vererek onları ilâhîleştiren pederdir. Oğlunda açılan Trinite. Hz. O. İncarnation (cisimleşme). Iztırap çekme ve ölümün değerlerini buldukları (yer). O bizden biri oluyor? O. O.Şahısların Trinite Tanrısı. Biz Tanrı’nın Oğlu ile yaratılmışızdır. Şüphesiz Tanrı bu hususta ululanmıştır. bütün güçleriyle savaştığı kötülük arasında. yeniden dirilmeye ve Trinitede bütünleşmesine doğru yürüyor. Yapışık olduğu saçma raalite değil. Mesihte birleşmiş. Kuşkusuz. “zira yaratılış da. Tanrı’nın çocuklarının görkemli hürriyetini bilmek için bozulmuşluğun (corruption) köleliğinden kurtulmak 122 .

. 11 .mecburiyetindedir”. gerçek Aşk Tanrı’ya... göklerde ve yerde olan her şey”.12 Sonra o. . 15/24 – 28. Oğul ve Ruh olan gerçek Tanrı’ya imanımızdır. daha gerçek bir Hıristiyan hayat. ateizmi kendiliğinden ortadan kaldırmayacaktır.. Krallığı Peder Tanrıya teslim edeceği zaman. bu çok açıktır.1 Corinth. 13 .11 “Her şey Mesihde özetlenmiş olmak mecburiytindedir. Fakat bu ateizme cevap vermenin tek şekli.. bir ölçüde sorumlu olduğumuz bu tufanı (vague) durdurmak için kendi seviyemizde çalışmanın tek biçimi. Ve her şey ona bağlanmış olacağı zaman Oğula gelince Tanrı’nın her şeyde her şey olması için ona tamamen bağlı olana itaat edecektir”13 Ateizmin bir çok sebepleri vardır. Ölümdür. Peder. bu son olacaktır. Tahribedilmiş olacak olan son düşman.Ephésiens. 12 123 ..Romains. Vahye daha sadık imanımızın bir temsili. 8/21. 1/10.