You are on page 1of 144

gordon childe kendini yaratan ınsan

(insanın çağlar boyu gelişimi)

1

j

v

vanrk/bilgi dizisi

V. Gordon chiıdeln çok ilginÇ kitabl KendiniYaraian insan pek yavaş bir ilerleme jle

en eski çağlardan beriinsan soyunun

bir düşünen ve yaratan insan

akllnl işleterek on binlerce yıl içinde haline geldiğini anlatlyor.

her türlü güçaüklere Ve ylftıcl hayvanlara karşl ne çetin bir savaş Verdiğini, bin bir güçlükle yaşamlnl sü.dürebilen bir yaraİkken zamanla nasıl geliştiğini,

uygarlğa doğru tlrmanlşın.l dünyamEln çeşitli bölgelerinde

çetin bir yaşam savaşlmlnln öyküsünü bU kitapta büyük bir ilgiyle okuyacak, çok şey öğleneceksinjz.

Varlık Yayınları, Sayı: 899 Sekizinci basını: 2006

ISBN 975-434-016-1

Kapak: Ekin Nayır Ofset Hazırlık: Varl ık Yayınları A.Ş. Baskı: Kıııtiş Matbaası, İstanbul

VARLIK YA YINLARI A.Ş. Piyerloti Cad. Ayberk Apt. No. 7 - 9 Çembeıiitaş 34400 İstanbul Tel: 212 -516 20 04 - Faks: 212-516 2005 E-posta:

V. GORDON CHILDE

psiko loji ve tarih konularına da değinir. Kentsel Devrim VIII. insanın ateş yakabilme.000 yıl öncesinden başlayarak insanın gelişiminin değerlendirilmesi ele alınmış.KENDİNİ YARATAN İNSAN Ġnsanın Çağlar Boyunca GeliĢimi Çeviren: Filiz Ofluoğlu ĠÇĠNDEKĠLER Giriş I. Profesör Childe bilimle on dokuz temel buluş ve uygulamayı ele almaktadır: yapay sulama. Gelişimin Hızlanması ve Yavaşlaması * Kronoloji Konusunda Birkaç Söz * Mısır ve Mezopotamya için Kronoloji Tablosu * Coğrafya Konusunda Notlar 7 9 20 35 42 79 103 130 158 166 167 168 UYGARLIĞIN KÖKENĠ Bu kitap. Kitabın temel konusu arkeo loji ve antropolojidir. İnsan Bilgisinde Devrim IX. güzel bir dille anlatır. Çağımızın 340. yelkenli. kentleşme ve devletleşme evrimlerinden. hayvan koşumu. Zaman Ölçekleri IV. mayalama. tekerlekli araçlar. bakır üretimi ve . felsefe. Neolitik Devrim 54 VI. bu gelişim izlenmiştir. kaba taşları yontup alet oluşturma yetenekleriyle yaşamını sürdürebildiği günlerden bu yana. Kitapta insanın ekin üreticisi olarak başlayan. Organik Evrim ve Kültür Gelişimi III. dış ticaret ve kentsel devrime varan uygarlık çizgisi anlatılmıştır. açık. İkinci Devrimin Başlangıcı VII. bahçecilik. Besin Toplayıcılar V. eski çağlardan günümüze dek insanın kökenini ve gelişimini izler. sapan. İnsan ve Doğa Tarihi II. ama sosyal bilimlerin her dalına.

bir kaç kısacık yüzyılda attığı çok büyük adımların yeniden ele alınıp yepyeni bir açıdan sunuluşunu bu kitapta okuyacaksınız. kemer. yazar. yazı.kullanımı. bilimle batıl inançların baş başa ilerlemesini göstermektedir. demir arıtımı. mühür.. sırlama. kente su sağlayan su kemerleri. tuğla. bronz. 5 . İnsanın günümüze dek aştığı çok uzun yolların. Bu çok güzel çözümlemede. insana hem yardımcı hem de engel olan geleneklerin gelişmesini. güneş takvimi.. alfabe. rakam.

" Üstelik açıklamalarımın çoğu kesinlikle kabul edilemez. bölümden VII bölüme dek yazılanlar. gerçi IV. üstelik sunuş biçimi değiştirilse de. Uzun tartışmalardan. bölüm yetkin uzmanlarca yapılan çeviriler ve açıklamalara dayanır. bilim tarihi. bir arkeoloji el kitabı değildir. ayrıntılı tartışmalarla kitabı ağırlaştırmak istemedim. okunmasını güçleştiren bu tür sorunlardan kaçınılmıştır. oysa. Son olarak bir açıklama daha yapmam gerek. hiç değil dir. 7 . oysa VIII. öznel nesnelerin doğrudan doğruya incelenmesiyle oluşturulmuştur. olasılıklar dengesi bu yönü göstermektedir. güç adlardan kaçınmak için. Bu kitabın amacı açısından verilerin elden geldiğince kesinlikle anlatıldığını söyleyebilirdim. Uzmanların coşkuyla tartıştıkları ayrıntılı sorunlara ilgi duymayan okuyucuların rahatlıkla okuyacağı bir kitaptır. İlk çağlar tarihi konusunda bilgiler çoğunlukla şöyle sunulur: "Bugün elimizde olan kanıtlara göre. kitabın özü değişmez. kesinlikten saptım. genel konuyla doğrudan doğruya ilgisi olmayan. İlk çağlar tarih kitaplarını (kendi yazdıklarım dahil) sıkıcı yapan.giriş Bu kitap.

.

Ama. gerek doğa bilginleri. İngiliz "difizyonist" düşünürlerin bazılarının yazılarında da bu eğilime rastlanır. Artan varsıllık ve derinleşen bilgi. uçsuz bucaksız iyimserliğe bürüyor. Bilimsel buluşlar. Bugün. korkunç bir yoksulluk ortamında bile inanılmaz ama göze batarcasına belirgin bir üretim artığı oluştururken. gerek tarihçiler arasında pek çok ünlü yazarların yapıtlarında gördüğümüz gibi. bilgi ağacının mcyvalarını tada lada. eski çağların "altın günlerine" özlem duyarlar. orta ve eski çağlar tarihçileri için çok yaban bir düşündür. hâlâ gelişime umul bağlanabileceğini kişisel olmayan bilimsel bir açıdan savunmaktadır. gelgelelim. eski Yunanlılar ve Romalılar gibi. endüstri verimi artmış. üstünde durulmadan. varlık çoğalıp birikim oluşturmuştu. Artık "gelişim"in gerçekliğine değin kuşkular yaygınlaşmaktadır. Öte yanda. gelişim. ara sıra da İngiltere ve Amerika'da kurtarıcı edasıyla çalım atan bazı kişilerin savunduğu faşist felsefeye göre. BÖLÜM ĠNSAN VE DOĞA TARĠHĠ Geçen yüzyılda.1.du. "gelişim" kavramı. Bazıları. Ticaret yaygınlaşmış. karamsar ya da gizemci (mistik) bir davranış belirgindir. "gelişim" kavramı. ge rekse geçen yüzyılın varsıllığının görkemli günlerinden kanıtlar göstererek. aynı gizemci edayla. Ama gerekli bilimsel davranışa varabilmek için. Batı dünyasını baştan başa. Birinci Dünya Savaşı ve onu izleyen bunalımlar. Katolik misyonerlerin Alman "tarih okulu" izleyicileri ve bunların arkeoloji ve antropoloji öğretmenleri. Oysa bugün bu iyimserlik büyük ve acımasız bir sarsıntı geçirmiştir. Herr Hitlcr ile kuramsal yandaşlarının açıkça çığırtkanlığını yaptığı. gerek çöküntü yıllarından. dünyanın ekonomik temellerini sarsmaktaydı. Profesör Bury'nin belirttiği gibi. Bu kitabın bir amacı da tarihin. biyolojik evrimle bir tutulmuştur. öz olarak. insanın doğaya başat oluşunun sınırsız gelişimine yol açmış. daha yaygın üretimin uçsuz bucaksız sürecini muştuluyordu. tarihçiler de kendi çağlarının ekonomik koşullarından etkilenmeden edemezler. "İnsanın Çöküşü" öğretisine (doktrinine) yönelmişlerdi. olduğu gibi kabullenilmişti. orta çağ inancı olan bir saplantıya. Bu kuşkularını çözümlemek için insanlar tarihe dönmelidir. hem gelişim .

gelişimden yana olumlu yanıt verirsiniz. Bir yüzyıl öncesinin kapkara sokaklarını özlemle anar. kendinden sıyrılma çabasında olmalıdır. bilimsel davranışın kanıtıdır. "Ölçü ve ölçeklerin verdiği sonuç. böylesine bir gelişimin gerçekliğinden kuşkulanırsınız. El değmemiş." (Gerçekten de. Pek az kişi aynı sonuca varabilir. yanıtı bilimin pek çok yeğlediği sayısal verilere 10 . elektrik ışığı. ister gitmesin. durgun sularda ve kuyularda kaynayan mikropları. "Gelişim nedir?" diye sorabiliriz. ya da oğlunuz çağdaş bir silahla öldürülmüşçe. bir iki yüzyıl önce sinin daha sakin ve barışık günlerine özlem duyarsınız. çalılarda kol gezen haydutları çarçabuk unutursunuz. kendi uğraşısı açısından. Türkistan'ın bir köyünde kalakaldığınız vakit. zehirli gazların. ya da uzaklara gidip. bu araçlardan yararlanacak ekonomik olanaklardan yoksunsanız. "Biz gelişebildik mi? Uçakların. Yankesici. o andaki ekonomik hatta sağlık durumuna bağlıdır. Kari Pearson şöyle der: "Bilim adamı. telefon ve (hele polis kullanıyorsa) otomobil gibi araçları. yargılarında. ama sonuç gene de 322'dir. füzelerin oluşturduğu mekanik araçların günden güne artması gelişimi oluşturmuş mudur?" diye soramayız.hem de tarih kavramlarımızı gereğince değiştirebil. her tür dinsel. soranın keyfine. Basit yaşamın sakıncalarını güzelim kulübedeki yılanı. bozulmamış kırsal alanlara tutkunuz varsa. bu tür görüşlerinizi yeniden gözden geçirirsiniz. ciğerlerini/. Ama. "Bilimin işlevi. ormanlarda. gerçeklerin ve verilerin böliimlenmesi. Bilimsel davranışa varmanın temeli. yasal işkence ve sergilenen idamların yasaklanmasını birer gelişim işareti değil de tam tersi olarak kabullenirler. hava kirlenmesinin zehiriyle dolmuşsa.meliyiz. geceyi gündüze katarak çalışmak istemiyorsanız." Kişisel duygularla etkilenmeden. denizaltıların. çünkü hiç kimse eş yanıt veremez. "Geliştik mi?" sorusunu sormak bilimsel bir davranış değildir. Çağdaş bilimin devinim ve aydınlatma araçlarının sağladığı zaman ve yer özgürlüğünden ve hızlı dolaşımdan hoşlanıyorsanız. Yanıt. Bilim adamları olarak tarihe dönüp de. Bu yazımda söylenenler ister hoşunuza gitsin. bunların zaman içinde ve birbiriyle bağlantısının tanımlanması demektir. kişilikten arınmış bir davranışa erişebilme çabasıdır. kişisel eğilimlerden kaçınılamaz. Ama. gerilik simgesi sayabilir. kişisel önyargılardan arınmaya. bilgilerin sayı ve ölçüye böylesine bağlı oluşlarının bir nedeni. özel sevgi ve nefretimizden sıyrılabilmeye bağlıdır. İşkence ve dehşet yollarında kendini adamış kişiler. hidroelektrik santrallerin. yanıtınız olumlu olamayacaktır." Böylesine alçakgönüllü ve kişisellikten arınmış bir bakışla tarihe yaklaşım kolay değildir. aktörel (ahlaki) ve toplumsal önyargılardan arıklanmıştır. gerçeklere ve verilere dayanarak yargıya varış. Böylesine düzenlenmiş bir sorunun bilimsel hiçbir anlamı olamaz. Yanıtında aynı görüşe varmaktan yana da bir umuda kapılamayız. Profesör Levy'nin dediği gibi.

Doğrusunu söylemek gerekirse. Her şeyden önce.den söz edildiğini duymuşlardır.Ö. İngiltere tarihi ya da eski çağlar tarihi gibi kısa sürelerle sınırlandırıldığı vakit. Son yıllarda. 1914 yılından önce. gizsel bir uçurumla ayrılırmış gibi öğretilirdi. Mısır ve Siimer'lilcr. bu iki tarihin hiç de ayrı ve bağlantısız olmadığını. çocukluğumun tarih kitaplarından çok başka bir tarih anlayışı gereksindirir. tarihin içeriğidir. Roma İmparatorluğunun "yükselişi" ise. "klasik" Yunan tarihinin sözüm ona karanlık yıllarında gelişmişlerdir. Kısa süreleri ve dar alanları içeren araştırmalarda. Tarih öncesi çağlan kapsayarak.kadar uzanabilir. Minos.Ó. Topu topu 5000 yıl yerine.500. ilk yazılı belgeler Mısır ve Babil'den önceki çağı ele alır. bir sonraki yüzyıl da çöküş olarak belirtilir. Gerçi Atina siyasal bir güç olarak göçmekteydi ama Yunan uygarlığı ölmemişti ve Atina'nın uygarlığa katkısı sürmekteydi. Ama gelişimin çizgisini saptamak ve ucundan yakalamak. Bir çok kişi de. tarih boyunca koşturup araştırmak. Eski Çağlar tarihinden Atina. Oysa. hatta Norman islilâsıyla başlar ve en çok 1. Bugün gelişim gerçeklen olagelmiş şeyler. Bu çağı kapsayan tarih. Sanki İngiltere tarihi ile kayda değer hiçbir ilişkisi yokmuş. koskoca bir ülkenin . İngiltere ve Orta 11 . Yunanlılar (daha doğrusu iki Yunan kenti. bu kitabın yazarı olarak benim ülkemde. 325 yılında ün yapmaya başlamış ve doktorlar. tarih boyunca uzanan dizi dizi.Orta Doğu havzası. Aristo M. Tarihçinin görevi. olayların çokluğu ve dağınıklığı. Artık pek çok kişi. Atina ve İsparta) ile Romalıların uygarlıklarından söz ederdi. biyoloji. gökbilimciler ve coğrafyacılar gibi nice Yunan bilgini. 500. çoğunlukla da 800 yılı kapsardı. tarih demek "İngiliz tarihi" demekti. Tiber ırmağı üzerindeki adı sanı duyulmamış bir kaç köyün. tarihe bakış açısı en az yüz kat genişlemiştir. sürekli bir gelişim çizgisine oranla daha göze batmaktadır. paleontoloji ve jeoloji gibi "doğa bilimleri"nin gelişmesini izleyebiliyoruz. çeşitli iniş çıkışlar. birbirine bağlı olaylar dizisinin bir parçasını oluşturduğunu bilmektedir. ben neyin "yükseliş". neyin "çöküş" olduğunu bir türlü çıkaramadım. Tarih öncesi çağı inceleyerek. Bu tarih. Atina tarihinin M. Fransa. matematikçiler. doğa tarihi ile birleşebilmektedir. Hitit. İngiltere tarihinin tanı dört katıdır. Özellikle. Tarih. çetrefil olayların arasından özlü ve önemli olanlarını belirtmektedir. İsparta ve Roma'nın "Yükselişi ve Çöküşü"nü öğreniyoruz. Aynı zamanda da insan tarihi. ortak yön ve biçimlerini gölgeler.000 yılı aşkın bir süreyi ele alabiliyoruz. anlaşılan karanlık ve ölüm yılları sayılır. Ondan sonraki yüzyıllar ise okul kitaplarında yer almaz. derin ve geniş bir bakış gerekir. Yazılı kayıl bırakmamış insanların uygarlıklarını ya da bir yönünü içerir. "Eski Çağlar Tarihi" denilen bir tarih okumuştu. acımasız ve hileli yollardan. yani İngiltere'de. diyelim.Sakson'larla. 600 ile 450 yılları arasındaki süresi yükseliş. tarihe giriş kitabı olarak kullanılmaktadır. Anglo . Bu kimseler hiç olmazsa daha eski çağlar tarihini okumuş. tarih öncesi çağ.

Bu tiir bir tarih bilimsel olamaz. bilimsel buluşlar. Marksizm'in esinlediği siyasal coşkulardan tümden ayrı olarak. Neyse ki artık siyasal tarih deyimi kesinlik kazanmıştır. yaptıkları evleri. başat olan hanedan ya da grupların adı ile anılarak siyasal biçimde ele alınır. oysa Newton onyedinci yüzyılı. öğretim çevrelerinde benimsenmektedir. eski çağlar tarihi ve İngiltere tarihi. Dr. James Watt da onsekizinci yüzyılı parlatmıştır. ingiltere Kilisesine ait olanlara göre Elizabet çağı "altın"dır. Roma İmparatorluğu'nun "çöküş" dönemi olarak düşlere yerleşti. giderek kültür tarihi olmaktadır.Avrupanın koca bir parçasını içeren bir İmparatorluğun başkenti oluşunu yansıtır. Bunlar.kralların. kendi alanını kendisi kısıtlar. Çağdaş makineler ve yapılar gibi. ya da sanatsal hareketlerden de her bir "dönem" için söz edilir. tarih öncesi çağa özgü yazılı belge bulunmadığından. sonunda bu koca alana barış geldi yerleşti ve Roma impa ratorluğu vatandaşlarına. yalnızca siyasal tarih olarak ele alınmıştır . Gerek halk gerekse bilginler için. özel yaşantıları da. bunlar da kendi çağlarında var olan çağdaş bilgi ve bilim uygulamalarının anıları ve 12 . tarihsel değişimdeki en önemli unsurlar olduğunda direnmişti. Marx. Elizabet çağı "altın" çağı olarak bilinir çünkü bu sürede İngilizler korsanlıktan yana İspanyolları yenmişler. Protestanların yakıldığı çağlar da Katolikler için olumlu bir çağ sayılabilir. Neyse. devlet adamlarının. Bu arada da ekonomik koşullar. Böylesine bir tarih. yedikleri (daha doğrusu dışkıladıkları) besinleri inceler. hiçbir yazılı belgenin betimlemediği ve o çağın ekonomik yöntemlerini simgeleyen üretim araçlarıdır. tarih öncesi çağın yeri bile yoktur.kespeare'in oyunlarını tutmuşlardı. bu çağın ileri gelenlerinin adı da bilinmez. Frick gibi faşistlerin öfkesine karşın. siyasal kurumların ve dinsel yöntemlerin kurulup yayılması gibi olaylar ve süreçler belirtilir. ekonomik koşulların. Öğretmenin kişisel önyargılarından arınarak bir kıyaslama yapılabilmesi olanağı yoktur. Marx'in gerçekçi tarih anlayışı. Onyedinci ve onsckizinci yüzyıllar ise oldukça yalın sayılır. Bu tür bir tarih anlatımında. savaşlar ve işkenceler. ama bu "dönemler"in adı. bölümlendirir ve karşılaştırır. Arkeologlar. Gerçekte de. İngiltere tarihinde ise bu iniş çıkışlar daha az belirgin ya da daha usçu bir davranışla belirtilmiştir. atalarımızın ve ilk insanların alet ve silahlarını toplar. askerlerin ve din adamlarının manevraları. Bu tür tarihle tarih öncesi denen çağlarla doğal olarak bağlantı kurulabilir. Tarih öncesi çağları inceleyen tarihçilerin izledikleri insanlara bile pek ender olarak bir ad takılabilmiştir. Ama gelgeldim bu iki yüzyıllık süre okul kitaplarında yer almadığından. Katolikleri kazıklara bağlayıp yakmışlar ve bu arada da Sha. tarih artık. sürdükleri tarlaları. Çünkü. üretimde sosyal güçlerin ve bilimsel uygulamaların. iki yüz yıl boyunca Avrupa'da daha önce hiç görülmemiş bir barış sağladı.

işçi bunu evinde. ya da çocuklara bakarken. bronz baltanın yapımında kullanılan bakır ve 13 . Bu bir uzmanlık işidir. bu aletlerin. Taş baltanın yerini alan bronz balta ise. bu işçilerin hiçbiri avlanma. Modern bir tekne çeşitli yerlerden. kayık. yalnızca bu tür ekonomik düzenin sürdüğü çağlar vardır. Taş Çağının en önemli aracı olan taş balta. ortak bir plan ve merkezî yönetim altında çalışan büyük işçi grupları gereklidir. arkeologların. özellikle baltalarının yapıldığı maddeye göre seçilmiştir. Bu kayığın üretiminde de kullanılan aletler.lir. kendilerini ve ailelerini beslemek gibi temel görevlerinin yanısıra. Grup dışında ne bir işçilik ne de ticaret gereksindirir. Bu tiir ekonomileri bugün yaban kabileler arasında görmekteyiz. bir sosyal örgütlenme simgeler. Bronzun dökümü. yontulması ve üretilen kerestenin kıyıya taşınması. bu. jeoloji (petrol. Üretimi için. makineler. avlanırken.b. yalnızca daha üstün bir alet değildir. en yakın ağaçtan sağlanır. aradaki boş vakitlerde insanın kendi kendine yapabileceği basit bir iş değildir. Aynı durum. Bu uğraşı için başka yerlerden yiyecek ithal etmek. Bronz ve Tunç çağları diye bölümlemeleri hiç de keyfî ya da kişisel değildir. sonuç alınmıştır. Gerekli olan tek araç taş bir baltadır. Bunlar. Üstelik.anıtlarıdır. Bundan başka. doğa bilgisi (kereste). Bunlar. Gerçekçi tarih. ekin ekerken. sosyal düzenlerin ve ekonomik örgütlerin kuruluşu ve gelişimindeki önemi üzerinde durur. hatta toplumsal üretim artığının birikimi bile gerekmez.) bir araya getirilmiş. bir çok işçinin işbirliğini gereksindirebi. kendi kendine yeterli toplumların ya da ailelerin simgesidir. Ağacın kesimi. tümii ayrı dallarda uzmanlaşmış. petrol arıtılması) ve fizik (elektrik donatımı. başkalarının üretim artığı olarak sağlaması zorunludur. geniş kapsamlı ve verimli bir haberleşme ve ulaşım yöntemi zorunludur. yanı başındaki derede bulduğu bir çakıl taşından yapabilir. boş vakitlerinde balıkçılar ya da çiftçiler tarafından yapılabilir. balık tutma. Taş Çağı insanının tek bir ağaç gövdesinden oyduğu kayık için de geçerlidir. Kayık için gerekli olan tahta. tüm bir ekonomik ve sosyal yöntemi simgelemektedir. bu nedenle de bunu yapan uzmanlara. Ayrıca. Bir gemide. aynı zamanda daha karmaşık bir ekonomik ve sosyal yapının varlığını gösterir. besin gibi temel gereksinme maddelerinin. Bugünkü geminin doğrusal atası olan kayık da belirli bir ekonomi. o çağ insanlarının kesici aletlerinin. o çağların en önemli üretim araçlarıdır. tarih öncesi çağları Taş. Bu nedenle. avcı ya da ekinci grupların kendi kendilerine yapıp tümünün ortaklaşa kullandıkları bir araçtır. ama bu düzen bugünkünden çok başka ve çok daha basittir. uygulanmış. v. kimya (olaşımlar. Bu adlar. çoğunlukla uzaklardan getirilen hammaddelerin belirli bir özete toplanmasını gerektirir. Ama gerekli işçi sayısı küçüktür ve bir ailenin üyeleri bu işi üstlenebilir. Üstelik. maden cevheri). Arkeologlara göre. yalnızca besin üretimi ile uğraşan ve gene çok uzaklarda yaşayan başka uzmanların üretim artıklarıyla beslenirler. tarımcılık yoluyla kendi besinlerini kendileri sağlamazlar.

her ikisinin de sonucu aynı standard'larla yargılanmalıdır. İthal için de bir tür haberleşme ve ulaşım ve ticaret kurulmuş olmalı. Gerçekten de. Sayıları giderek artıyorsa. Böylece. Tarih öncesinin son döneminde de. üstelik takas için de yerel bir üretim artığı sağlanmalıdır. tarihçinin "gelişme" kavramı.d. tarih öncesi gelişimlerin bazıları. arkeoloji bilimi insan ekonomisi ve üretimde sosyal yöntemlerde kökten değişiklikleri ve gelişimleri izler. gerçekçi tarihte özlü ve önemli sayılan ve yazılı belgeler le kanıtlanan üretim araçlarından. Bu açıdan. aileler gen'lere . İnsanlığı tümden etkilemesi açısından. Her ikisinin de önemi aynı ölçekle tartılmalı. Gerçekten de. paleontoloji ve jeoloji gibi doğa bilimleri arasında bir köprüdür. İlk "insanlar'ın vücut kalıntılarını inceleyen tarih öncesi antropoloji bilimi ise. gen'lerin kolların v. Ama bu kavramda. Bu bulgular bir gelişim aşama 14 . arkeologların üstünde durdukları ve direndikleri bu değişiklikler. Bir türün güçlülüğü. Eski Çağlar tarihi işi ele alır. Jeoloji. İşte bu değişiklikler. Bu küçük krallıklar da ailelere (familyalara). öbür kökü de jeolojidir. giderek tümü azalıyorsa. paleontoloji yoluyla da.kalay oldukça ender bulunan maddelerdir. Paleontoloji. ekonomik yapı ve toplumsal örgüt lerdeki değişikliklerden ve gelişimden farklı değildir. gerçekçi tarih kavramının tarihsel değişiklikler dediği gelişimlere çok benzer. aynı zamanda doğa tarihini ileriye yöneltir. onsekizinci yüzyılda İngiltere'de olagelen ve Endüstri Devrimi denilen görkemli gelişime çok benzer. çoğunlukla aynı yerde rastlanılmaz. Tarih öncesi çağlara değin arkeoloji biliminin bir kökü eski çağlar tarihi ise. o türe başarılı denir. Tarih öncesi devrimleri daha tarafsızca değerlendirebiliriz çünkü sonuçları bizi kişi olarak daha az etkilemiştir. eğer bu kavramı kullanacak olursak. Biyologlar organik dünyayı krallıklar ve bunlara tâbi küçük krallıklara ayırır. güçlülük yaşamayı başarmak anlamına gelir. Eski çağlar tarihi. çeşitli ve uçsuz bucaksız jeolojik dönemlerde çeşitli yaşam türlerini araştırır ve bulgular. bir kaç kuşak boyunca üyelerini sayarak ölçülür. kollar da türlere bölünür. paleontoloji ya da zoolojinin bir dalıdır. Bu tür gelişimler. başarısız yargısına uğrar. İnsan kültüründeki gelişimleri izler. gelişmek demek yaşam çabasında başarılı olmak demektir. Ama tarih öncesi antropoji bilimi gerçekte insanların neler yaptıklarıyla ilgilenir. genler kollara (filum'lara). Bir biyologa göre. Bunların birini ya da her ikisini başka bir yerden ithal etmek zorunludur. Zooloji bilimine etken olan ve diğer doğa bilimlerine özgü tarafsız yargılama ilkesinin tarihçileri de etkileyeceği umulabilir. Eski çağlar tarihi. hayvanlar arasında yeni türlerin gelişmesini sağlaya n fiziksel değişikliklerin ve melezleşmelerin yerini alır.nin dünyamızda nasıl oluştuğunu inceler. insan tarihi ile zooloji. zoolog'un gelişme kavramıyla eş anlamlı sayılabilir. yazılı tarihin geriye doğru bir uzanımı olmakla kalmaz. yaşadığımız dünyanın yapısını inceler ve izler. daha sonraki bölümlerde ayrıntılarıyla gösterileceği gibi.

"Üstün" demek. en derindeki katmanlarda. Demek ki. iklim kurudu. Biraz da. kollar ve familyaların varlığını kanıtlamaktadır. bu sayı bir anlam taşıyamayacaktır. yeryüzünde oluşma sırasına bağlıdır. çöktüler. Bu dev sürüngenlerle başa çıkabilecek bir tek yaratık kalmamıştı. Bu koşullara ve bu çevreye sürüngenler başarıyla uyabilmişlerdi. Bazı durumlarda da değerlendirme. belirmiş demektir. Çoğu değişen koşullara kendilerini uyduranıadılar ve öldüler.zorlar ve içtiyozorlar gibi dev sürüngenler Jura jeolitik çağda sürü sürii yaşayıp giderdi. Dina. Bu Jura çağı geçince. memeli hayvanlar (yani yavrusunu emziren sıcak kanlı hayvanlar) balıklar. böylece yeni gen'ler ve türler belirdi. yaşam başarısının sağlandığı ortamın ekonomisine bir göz atalım. hiç değilse biyoloji açısından olumsuzdur. solucanlar açısından mutlu bir yaşam olduğu gerçektir. başarı ya da çoğalma değil. Ama türler yaşamaktan yana öylesine uyumsuzdur 15 . bu koşullar değişince. gelişim sırasına göre yapılabilir diyebiliriz. daha sonra yeryüzünde. oysa bunlar kendi çağlarında gelişim hiyerarşisinin tepesinde yer almaktaydılar. bomboş kara ve deniz alanları vardı. alt düzeyde pek çok tür hâlâ yaşamaktadır mikroplardan yana başarılı bir yaşam denemezse de. Alt düzeydeki organizmaların pek çoğu. ancak müthiş bir çoğalma yöntemiyle yaşamda kalmayı başarmıştır. Bu anlamda üstünlük. oysa bu konuda başarı yalnızca yaşamayı bccermek demektir. kayalardaki izler bugün artık yaşamayan pek çok türler. kayalardaki izlere göre. Tarihçi de bu yolu izlese ne kadar iyi olur. o zaman bu değerlendirmeler sayısal anlatıma bağlanır. Sonuç. Kusursuz bir jeolojik kesimde. Bu düzen bozuldu mu. Böylelikle. çökme ve yok olmadır. Her bir ya da çift yaratık milyonlarca yavru salar. ama bugün bu yaratıklardan yeryüzünde bir tek bile kalmamıştır. soğudu. bazı kabuklu deniz hayvanları gibi yaratıkları içeren) protozca kolundan ve annulatadan (solucan) iistiin sayılırlar. Bu yaratıklar tek bir koşul türünde yaşamaya öylesine alışmışlardı ki. belkemikli hayvanlar en üstün düzeydedirler. en eski yaşam çeşitleri. biyolog dehşete kapılır ve bilim adamlarının kaçındığı çelişme ve tartışmalara sürüklenir. Sonunda sular altındaki alanlar daraldı. kaç yıl olduğunu tahmin etsek bile.sırasına göre düzenlenir. Kuşkusuz. kültürel gelişimin hatta metafizik anlamda gelişimin öneminin anlaşılmasına yardımcı olur. bir zamanlar bu yaratıkların yaşamını ve "başarı"sını sağlayan koşullar artık yaşama bir engel olmuştu. Sürüngenlerin pek azı yeni çevre koşullarında yaşamayı becerebildi. Bu kolların içinde. (mikroplar. Öte yandan. belkemikli hayvanlar arasında ise. Biyolojik sınıflandırmada başarı kavramının tümden silinmesi olanaksızdır. Hayvanlar dünyasında kordata kolu. Jura ça ğında hava sıcak ve nemliydi. kuşlar ve sürüngenlerden üstün tutulurlar. belirli koşullara göre aşırı derecede uzmanlaşma. Belirli coğrafî koşullar altında yaşarlardı. en sonuncular da yüzeye yakın katmanlarda görülür. Bu çevre koşulu öylesine uzun sürdü ki.

345. Alt düzeylerde bazı yaratıklar ancak pek çok sayıda yavru çıkararak türlerini sürdürmektedirler. Çizge. Çoğalmada ekonomi.035 idi. 1750 yılma dek. tıpkı insanlar ve filler gibi çok daha az sayıda yavru çıkararak türlerini yaşatırlar.000 yumurta.160. her bir yavrunun yaşama olasılığı 70'de birdir. nüfus 1801'de 16. 1851'de ise 27.000.ki. kısaca Endüstri 16 . kendi türümüzün sürdürülmesi ve çoğalmasına katkıda bulunma ölçütüne (kriterine) göre yargılanabilir. bir çift morina 6. Bir dişi tavşan yılda yetmiş yavru çıkarabilir. Güvenilir hesaplara göre.000 yumurta salar! Bu yumurtalar uygun oranda canlı yavru çıkarabilsey. Bunun en belirgin örneği İngiltere'de oluşan Endüstri Devrimidir. kuzey denizlerinde yaşayan benzeri bir morina ise 28. Geçerli olduğu yerde. 10 kişiyi aşkın ailelere ise pek rastlanmaz. denizler morina balıklarından oluşmuş birer kara olurdu. Bu konuyu daha fazla sürdürmek anlamsız olacaktır. Endüstri Devrimiyle hızlı bir nüfus artışı başlamış. hemen hemen düz çizgi biçimindedir. insan tarihine de sayısal kavramların katılabileceğini göstermiş oldu. nüfus 1570 vılında 4. tavşan yavrusuna oranla çok daha yüksektir. bu kavrama biyolojik bölümlemede etken olan sayıların tarafsızlığı başattır. nüfus ondördiincü yüzyılda yer alan veba salgınından bu yana az bir hızla artmıştır.000. Tarihsel gelişim.517.646. Bu da. onaltıncı ve onyedinci yüzyılların eski tarih kitaplarında enine boyuna abartılarak anlatılan politik devrimleri ve dinsel eylemlerinden etkilenmemiştir.000'da birdir. nüfus sayısı ile ifade edilen sayısal bir ölçüttür.533. Bu sayısal ölçütün doğrudan doğruya uygulanabileceği pek çok olaya tarihte rastlarız. Demek ki insan yavrusunun yaşama olasılığı.000. Şimdiye kadar anlattıklarımız hiç değilse. Tavşanlar biraz daha tutumludur. gelişim merdi venlerinden çıktıkça artmaktadır diyebiliriz. Morino balığı ve benzeri başka balıklar uzun bir süre böylesine bol yavrulayarak türlerinin yaşamım sürdürmüşlerdir. 1750 ile 1800 arasında.773 ve 1750 yılında 6. üretimde yeni sosyal güçler. Dünyadaki tüm tavşan nüfusu pek değişmediğine göre. doğa tarihi ile insan tarihi arasındaki sürekli ilişki nedeniyle. Bu ülkedeki nüfus tahminlerine göre. Ama bu başarı uğruna.di.755 olmuştur. çizgi aşağı yukarı 30 derecelik bir açıyla dikleşir. ekonominin yeniden örgütlenmesi. Oysa insan türü giderek çoğalmaktadır. Ama gene de bu kavram her zaman geçerlidir diyemeyiz. İnsan çiftleri ise yılda birden fazla yavrulamaz. Oysa bu yumurtalardan iki üç balık çıkar. Bu sayılar. bu yavrular ordusunun her birinden bir ya da ikisi yaşayabilir. ama aynı düzeyde bir çok başka yaratıklar da. 1670'de 5. Güçlülük. yavrunun yaşama olasılığı. çünkü böylelikle salt bilime yabancı olan düşünleri işin içine katmış oluruz. "nüfus artışı" çizgisinde daha belirgin bir biçimde gö ze çarpar. Her bir yumurtanın can bulma olasılığı 14. yaşama gücü gibi kavramların özü sayısaldır. nesnel kültür ve donatımdaki çok büyük gelişim. Bu açıdan başarılıdırlar.

İngiliz halkının tümüne. Bu devrimi oluşturan türün yaşamasını ve çoğalmasını sağlamıştır. 17 . etken olmuştur. görülmemiş biçimde çoğalmaya başlamıştır. Endüstri Devrimi başarılı olmuştur diyebiliriz.Devrimi. hiç bir siyasal ya da dinsel olayın başaramadığı biçimde. Yukarda anlattığımız biyolojik kavram açısından. Sakson'ların adaya ayak basışından bu yana. Halk.

maden işçilerinin ve diğer emekçilerin gerçek durumlarının ııe olduğu. sayısal verilere dayanmaktır. . Ama. sakıncalar tam çıplaklığıyla görülemez ve tanılamaz... - ------- 00 17 00 . Parlak başarı... içimizde duygusal olan kişiler dehşetle gözlerini kapatır. neler çektikleri konusunda şaşırtacak kadar az şey biliyoruz. Gerçi -oldukça küçük ve imtiyazlı bir sınıf olan.18 00 1500 . Yeni üretim türünün bilim alanında oluşturduğu düşünsel başarılardan ya da gene bu devrimin bir parçası olan çocuk-işçiler..kentsel zanaatçılar ve bu emekçilerin loncalarına değgin bir hayli bilgimiz var.1800 yıllarında Ġngiltere'nin nüfus talimini. gene bizim tutacağımız en iyi yol. Fabrika yönteminin halka yüklediği sefalet... insan tarihinin 18 .. Böylesine bir olayın yargılanmasına. bu sefalet ve sömürü simgeleriyle silinebilir. ama gelgelelim Orta Çağlardaki kölelerin yaşamının ne tür olduğunu düşünmek bile istemeyiz. Bu sayılar ve çizgelerden aldığımız derse göre. içlerini çekerler. sayılar tarafsız bir ölçek sağ lar.. bir orta çağ belgesinde ya da eski söylev kalıntılarında bir gerçek kıvılcımıyla karşılaştığımız vakit. kenar mahalleler ve baskılardan söz etmek artık geçersizdir. hastalık ve çirkinlikleri enine boyuna biliyoruz.. Arada bir. daha önceki yüzyıllarda köylünün..--... bir kıyaslama unsuru olmadığından.. hatta Romalılar ya da eski Yunanlıların çalıştırdıkları tutsakları hiç aklımıza getirmeyiz. Oysa. Demek ki.

tarih öncesi çağlan ve eski tarihi bu açıdan gözlemektir. başka nice "devrimler"i inceleyebiliriz. Bu devrimler de bir bakıma "Endüstri Devrimi" gibi oluşmuştur . Bu kitabın temel amacı. Bir Fransız Mağarasında çağdaĢ bir sanatçı tarafından yapılmıĢ bir Mamut gravürü II. bizden bu denli uzak olduklarından. Umarız çok eski çağlarda olagelmiş bu devrimler. Aynı ölçeklerle yargılanmalıdır lar. öfke ya da coşku yaratmaz ve böylece duygusal ve gizsel kişilere karşın. BÖLÜM 19 . gelişim kavramını aydınlatır ve güçlendirir.daha eski çağlarına dönüp.nüfus artışı çizgisi ansızın yukarıya yönelir.

Oysa bugün gelişimi sağlayan buluşlar. İnsan. 1915 ile 1918 yılları arasında.bardımana karşı sığınaklar ve buna benzer koruma araçları yapmışlardı. Aslanların avlanmak için pençeleri ve dişleri vardır. türümüzün yaşamını sürdürme çabasından yana da kuşaktan kuşağa geçen içgüdülerin yerini tutmuştur. şarapnele karşı miğferler. kuşaktan kuşağa geçen sosyal geleneklerle oluşturulan alışkanlıklar. doğa tarihinin devamı olduğu. benzer barınaklar hazırlar. avını öldürmek için kendine ok ve mızrak yapar.. yaşam kavgası çok çetin olsa gerek. besin ve barınak bulmaktan yana. kalın postu nedeniyle. Örneğin şöyle sözler okuruz: "Jura çağında. Kültürel ve geleneksel değişimler. Trikeratop'lar." Bu söz. Yüzyıllar boyunca süregelen denemelerle. insanın. ama atları besin bulmak ve çeşitli tehlikelerden korunmaktan yana bu donatımla daha başarılı olduğu için bir miras gibi kala kaldı. daha dünyaya geldiği an yavaş yavaş öğrenip edindiği gelenekleridir. çaresiz insana savaş yıllarındaki donatımı anımsatır. soğuk dağ ikliminde yaşamaya uyumludur. insan kültürü ile hayvanın vücudundaki donatım. bunları yaratan ve uygulayan insanların bilinçli karar ve seçimleriyle başlatılır. büyüklerinin öğütleri ve örnekleriyle. atalarından miras kalmıştı. kendine koyun postundan ya da yünden giysiler yaparak aynı çevrede yaşama uyumunu sağlar. İnsanın donatımı ve savunma araçları kendi vücudunun dışındadır. ama kişinin bağlı olduğu sosyal gruptan. bor. töre ve yasaklar. post. bir zamanlar var olan sinir sisteminden kalmış alışkanlıkla. gözlerinin üstünde de iki boynuz vardı. Kullanımı babadan oğula geçmez. pençe. sosyal kalıtla biyolojik kalıt arasındaki önemli ayrılıkları gözden kaçırmamak zorunludur. uçaksavar topları. insan bunları bir kenara bırakabilir ya da dilediğince kullanabilir. 20 . Herhangi bir buluş. İnsan. taş ve keresteyle çok daha güzelini yapar.ORGANĠK EVRĠM VE KÜLTÜR GELĠġĠMĠ Tarih öncesi çağların. aletler. kendi türünü güçlendiren ve çoğaltan ve böylece uyumunu ve gücünü sağlamlaştıran yeni endüstrileri ve yeni ekonomileri yaratışını anlatır. silahlar ve gelenekler. kazma kürekle kendine. yönetilir ya da ertelenir.. İçgüdüyle. Yaban koyunu. her biri yaşamak için daha elverişli. biyologların sandığı gibi Trikeratop'ların evrimine hiç de benzemez. hatta tuğla. tarihsel gelişimle organik evrim. yüzlerce kuşak boyunca sürüngenlerin gövdesinde yavaş yavaş oluşan küçük değişimlerin bir sonucuydu. İnsanın sosyal mirası. İnsan tarihinde. Kuşkusuz bir bağlantı ve benzerlik vardır. Trikeratop hoşlandığı için bu biçimde sürüp gitmedi. Bu yaratığın kemikten miğferi gövdesinin bir parçasıydı. İnsan tarihi. Bu benzerliğe değinen bazı süslü sözler. giysiler. Tavşanlar tırnakları ve burunlarıyla toprağın içinde çukurlar kazarak soğuğa ve düşmana karşı barınak edinirler. İnsan. kendine besin sağlamak için daha verimli ve daha seçkin yollar geliştirir. denizanası bile yakınındaki avları yakalayabilir. hava saldırısında saldırganlar kendilerine. organik evrim ile kültürel gelişimi arasında bir bağlantı bulunduğu daha önce belirtilmişti. dikkatsizleri yanıltabilir. yavaş yavaş öğrenilir. boynuz ve içgüdünün yerini almıştır. kafalarını ve boyunlarını bir çeşit kemikten başlıkla örterlerdi. besin ve barınak bulmakta daha güçlü ve bu nedenle çoğalabilen yeni türlerin olagelişini izler. Ama. İnsan. Bu başlık. Doğa tarihi.

gidip sırtıma bir post giyeyim. mamutların yanı sıra. sayfalar dolusu karmaşık sözden daha iyi açıklamış oluruz: Aşağı yukarı beşyi'ız bin yıl önce Avrupa ve Asya'ya korkunç bir soğuk yayıldı . Bu bölümde anlatılan süreçler arasındaki ayırımı açık seçik kavramak gerekir. hafif tüylü doğmaktaydı. bu yavruların bazıları. 21 . sürüp giden bu kalıtımsal değişikliklerin birikimi sonucu tüylü bir fil türü ya da mamut dünyaya yerleşmiş oldu. Ama bu insanlarda bu büyük iklim değişikliğine karşı koyabilmek için tüylü postlar belirmedi. daha sonraki yavrular. bu değişimlerin gerçek özü ve nedeni de bilim adamları için öylesine yabancıdır. Biyologların gözüyle evrim mekanizmasının ne olduğunu ayrıntılarıyla anlatmanın bir gereği yoktur. Bu tür değişimlerden etkilenmeyen yaratıklar ya ölürler ya da bir köşeye çekilip. bunlar normal fillerden çok daha tüylüydüler. Böylece.) Yaşamı ve çoğalmayı kolaylaştıran bu değişimlere zamanla "doğal seçenek" adı verilmiştir.gözelerde gelişigüzel oluşmuş bir değişimin sonucu değil. Üstelik göze plazmasında oluşan güzel değişiklikler sonucu. işte böylece. daha güçlü olarak yaşadılar ve öbür yaratıklardan daha hızla çoğaldılar. ben çok üşüdüm. büyüdükçe de iyice tüylendiler. (Göze ve protoplaz. Bu zavallı filler Buz Çağının güçlüklerine katlanabilmek için sırtlarına kalın tüyden bir post edin diler ve sonunda biz bu hayvanlara mamut dedik. "Ay. size gerçeği yansıtan ama biraz da uydurma bir örnek verelim. içinden bir kürk edinmeyi geçirirken. Ancak bu yaratık Kuzey Avrupa ve Asya'nın buzlarına göğüs gerebi . Filler yavruladıkça. Buz çağında. kalabalıktan ayırd edemezsiniz. Böylece onlar da. Gerçek şöyle oluşmuş olmalı: Göze plazması değişebilir ve de sürekli olarak değişmektedir. çeşitli insan türleri de yaşamaktaydı: hayvan avlıyorlar ve mağaralarının duvarlarına avlarının resimlerini çiziyorlardı." demedi kuşkusuz.İşte bu soğuk binlerce yıl sürdü. uzmanlarca nice başka kitaplarda enine boyuna açıklanmıştır. Mamutları yavaş yavaş soğuğa dayanacak duruma getiren değişiklikleri insanlar geçirmediler. böylece durumu. nasıl olduysa. bir gün durup dururken. çevreye daha uyumlu olduklarından. Bu konu. O çağlarda yaşayan insanları bugün Avrupa'da sokakta görseniz.lirdi. Bu kez de bu yavrular. sayısız kuşaklar ve binlerce yıl boyunca edinmiş oldu .fillerin çoğalma süreci oldukça yavaştır. gözelerde ve protoplazmada oluşan ve kuşaktan kuşağa aktarılan değişimlerin birikimi ve bu birikimin sonucudur. bugün Afrika ve Hindistan'da gördüğümüz fillerin ataları sayıla n çeşitli tür fil yaşamaktaydı. tüysüz fillere oranla tüylüler daha iyi geliştiler. Ya da. ama atalaramız ateş yakmayı ve hayvan postundan kendine giysiler yapmayı keşfettiler. bildiğimiz türden bir fil. Buz Çağına daha uygun biçimde. Bugünkü görüş kısaca şöyledir diyebiliriz: Hayvanlarda yeni yaşam biçimleri ve yeni türlerin oluşumu.buna da Buz Çağı derler . Yani. mamutlar gibi soğuğa karşı koyabildiler.ma sözcükleri vasat okuyucuya ne kadar yabancı geliyorsa. O sıralarda. Soğuk yörelerde bu tüylü filler daha serpildiler ve daha kolay çoğalıp kalabalık aileler oluşturdular. ana babalarına ve çağdaş öbür yaratıklara oranla daha da tüylü oldular. nice nice kuşaklar gelip geçtikten sonra. meydanı ortaya çıkan yeni türlere bırakırlar. Şimdi. ansızın sırtından tüyler fışkırmadı. o buluşu yapanın ancak gelenek yoluyla edindiği denemelerin yepyeni bir bireşimidir (sentezidir). Böylece mamut sürekli kaba postunu.

çok uzmanlaşmıştı. kaslarda belirli bir dizi devinim yapacak biçimde ayarlanmıştır. daha önce de değinilmiş bir gerçeğe dikkati çekmektedir. insanlar içinse sosyal gelenekler. Çevre ise. değişen koşullara ayak uydurabilme yeteneğidir. İnsan kaldı.ens türü ise aynı koşullarda nesnel kültürünü geliştirerek yaşamını sürdürdü. Gerek gelişim gerekse kültürel gelişme çevreye uyum olarak kabul edilebilir. Yukarda anlattığımız bu öykü. kal m postu.Oysa insanlar kuşaklar boyunca çocuklarına ateş yakmasını ve postlardan giysiler yapmasını öğretmek zorundaydılar. En alt düzeydeki organizmada bile. İleriye dönük bir bakışla en iyi yol. cüce söğütler ve yosuna uyumlu sindirim sistemi. İslridycniıı duyu organını etkileyecek biçimde bir kuş hayvana yaklaştı mı. Bu "edinilmiş bir nitelikti" ve zoologlara göre böylesine edinilen nitelikler kalıtımsal olamaz. çevresindeki dünyaya uyum sağlayabilmesi için bir iki basit devinimi yapabilecek ilkel bir sinir sistemi vardır. dış bir etken duyum uçlarını etkilediği vakit. töreler ile yasalar. Bir organizmanın çevresindeki değişikliklere karşı gösterdiği otomatik tepkiye içgüdü diyebiliriz. nem ve rüzgar) ve dağ. Bu sanat babadan oğula öğüt ve örnek yoluyla geçmekteydi. ama dış etkenler değiştikçe devinimin de buna göre değişmesi için bir güce sahip değildir. bataklık gibi fizyojeografik unsurlarla besin. artık ılımlı iklimde ona ayak bağı olmuştu. İstridyenin sinir sistemi kendini koruması için otomatik bir araç sağlar.Mamut yavrusu doğduğunda tüylüydü ve büyüdükçe de tüyleri büyüyüp sırtında koca bir post oldu. karların içinden besinini çıkarmaya uygun tırnakları ve hortumu. yaratıkların içinde yaşadıkları koşulların ve durumun tümüdür. mamut yerine sığır pirzolası yemekle özgürdü. bilimsel yoldan şöyle yinelenebilir: Elefas türünün bazı üyeleri Buz Çağının koşullarına kendi uyumlarını sağlayarak Elefas primigenyus türünü oluşturdular. o yaratığın vücudunda bazı devinimler ya da değişiklikler olagelir. ekonomik durum ve dinsel inançları içerir. yalnızca iklimi (sıcak/soğuk. düşman hayvanlar gibi etkenleri. Hoıııo sapi. Dışarıdaki değişiklikler. Mamul belirli koşullara fazlasıyla uyumluydu. kabuğu kapayan kaslar kısılmaya başlar. Daha ılımlı koşullar çıkagelince. yeni aletler keşfetmekte. Sinir sistemi. mamutun gezindiği çıplak ovalarda ormanlar belirdi. mamut türü de birlikte göçtü gitti. Yukarıda belirtilenler. ateş yakmaktan yana yeni doğan bir çocuğun bilgisi de aynıdır. 22 . Böylesine bir uyum ancak bir sinir sisteminin ve en sonunda da beynin gelişimi ile gerçekleşebilir. beslendiği arktik çalılıklarda bitkiler türedi. bu dürtü sonucu. deniz. Gerek insanlar gerekse mamutlar Buz Çağının koşullarına başarıyla uyum sağlayabilmişlerdi. Buz Çağında yaşamını sağlayan vücut nitelikleri. bu yaratık için "duyum organı" görevi yapan uzvuna dürtü sağlar. kalıtım yoluyla yavrularına postlarını devrediyorlardı. ırmak. ama kuşkusuz insan yavrusu dünyaya geldiğinde ateş yakmasını ve giysi yapmasını bilerek doğmamıştı. Yaşama ve üreme olanaklarına çok acı hatta bazen acımasız sınırlamalar getirir. Beşyiiz bin yıl önce ateş görünce düşman görmüş gibi kaçan insan neyse. Oysa insan. Ana baba mamut. Ama sonunda yollan ayrıldı. Her ikisi de bu kendine özgü iklim koşullan altında gelişti ve üredi. Belirli çevre koşullarına aşırı uyum sağlamak uzun vadede hiç de akıllı bir iş değildir. sıcaksa paltosunu çıkarmakta. Son Buz Çağı da gelip geçince.

çoğunlukla paleantropik denilen insan taşılları gelişim çizgisi açısından bizim ilk atalarımız değildir. Bu aşamanın da en son bölümleri dışında. havadaki titreşimleri. hayvanın yaptığı devinimlerin sayısı ve çeşidi de artar. çevredeki tüm değişikliklere bir örnek ve basit devinimlerle tepki göstermek yerine. İnsan. Çeşitli duyum sinirlerinin bağlantısını sağlayan ve bu sinirleri etkileyen dürtüleri ve tepkileri gerekli motor sinirlerine ileten çok çetrefil bir ağ gelişir. Artık. hayvan. çeşitli duyum ve motor sinirlerinin birleştiği düğüm noktalan vardır. düşmanlarından daha başarılı biçimde korunur ve türünü daha ekonomik yoldan sürdürür. Oysa gövdeleri. Soğuğa karşı vücut ısısını korumak için ayılar gibi kalın bir posta sahip değildir. Örneğin.Bu tepki. döğüş gibi bazı fiziksel işlevler için bizimkinden daha elverişliydi. şimdilik kendi aile türümüzün ayrıcalıklarım bir yana bırakalım. çevredeki çeşitli değişiklikleri -örneğin hayvanın vücudu üzerinde baskılar. Aynı zamanda da kasları yöneten motor sinirleri geliştikçe ve uzmanlaştıkça. Böylesine bir gelişmenin sonucu olarak yaratık sinirlerini etkileyen dış değişikliklere göre devinimlerini. Sözü edilen insan türünün ilk üyeleri. böylesine bir uyum yeteneği yaşamayı ve üremeyi kolaylaşlırmış. Bir sinir sistemi ve beynin gelişmesiyle. Bugün insanların tümü Homo sapiens denen bir türden gelmiştir ve aralarında kolayca döllenme oluşabilir. anlaşılan hiçbir zaman da değildi. vücut donatımı. Jeolojik kayıtlarda. tıpkı fiziksel yapısı gibi. çok ince ve çetrefil bir bağlantı oluşmuştur. "davranışlarım" ayarlayabilir. sayısı iki elin beş parmağını geçmez diyebiliriz. çeşitli dış el kenlere ve bu etkenlere başat olan koşullara göre ayrı ayrı tepki gösterebilir. hayvana. Gövdesi ne kaçmaya. Gelişim aşamalarında yükseldikçe. gör me gibi duyular ve bu duyularla ilgili organlar oluşmuştur. Bu tür yapılardan. "pleistosen'de rastlanır. Eoanlhropııs denilen türün dişleri yaman birer silahtı. Herhangi koşul altında barınmak açısından. Bu ayarlama için gerekli mekanizmanın ağırlığı beyindedir. herhangi bir çevrede yaşamını sürdürmek açısından yeterince donatılmamıştır. Hatta bazıları vücut yapısı açısından bizlerden öylesine başkadır ki. daha üst düzeylere geliştikçe. Neyse.tır. sinir sisteminin giderek daha karmaşık olduğunu görürüz. insan taşılına pek ender rastlanır. ışınısaptayacak biçimde gelişmiştir. Böylece dokunma. insan çok geç ortaya çıkar. ne 23 . Daha önceleri çok hafif ve geçici bir izlenim olan duyular artık birbirlerine ve devinimlere bağlanabilmekte ve böylece "anımsanabilnıekte"dir.larınkine oranla yetersizdir. antropologlar bunları ayrı türlere bağlama gereğini duyarlar. Daha alt düzeydeki organizmalarda ise. işitme. Koşullar ise sürekli olarak değiştiğinden. gerek şimdi gerekse ilk türediği çağlarda. memeli hayvanlar. vaşam değişken koşullar altında da olanak kazanmıştır. kasların devinimini yöneten motor sinirleri arasında. "İnsan" denilebilecek bir taşıla (fosile) ancak en son aşamada. oysa daha önceki pleistosen "insan" çeşitli türlerden gelmişti. Daha gelişik organizmalarda çevredeki değişikliklerle etkilenen duyum sinirleriyle. beyin oluşmaya başlar. Organlar. Besinini daha düzenli ve kesin biçimde sağlar. Honıo sapietts türünün yan dallarını simgelerler. Böylelikle de koşullardaki sayısız değişkenliklerle baş edebilir. miras yoluyla gelmiştir ve hayvanın vücut mekanizmasının bir parçası olan sinir sistemi yapısının gereği ve kaçınılmaz sonucudur.

becerikli devinimleri de olanaksızdır. kuşaklar boyunca biriken ve kanla değil söz ve yazıyla iletilen geleneklerimizin sonucudur. kaplumbağa ya da yengeç gibi kabuğu yoktur. Bu da. İşle insan ancak bu yoldan kendine. gerek yürürken. biyolojik açıdan insanın mirası değildir. koca bir çeneyi taşıyacak güçlü kaslara destek sağlamak zorundaysa. kartaldan daha yükseklere çıkar. giysi ve ev yapabilmesi sonucu. insan Kuzey Kutbundan Ekvatora dek her yerde barınabilmiştir. sosyal mirasımızın bir parçası. saldırı ve savunma silahları geliştirebilmiştir. Gövde donatımı yerine geçecek araçları yapmanın bir gereği de. kas gücü. Kaplan gibi renk barınağı. ev. besin bulmak ve saldırıyı geri tepmek için gerekli aletleri yapan ellerden yoksun olunca. Ateşe başat oluşu. Bunlar.kendini savunmaya. gözetleyip avının üstüne çullanmak için kanattan da yoksundur. iklim ve hava koşullarına karşı korunma yöntemleri. gerekse tırmanırken bu ağırlığı kaldırabilecekçe. Ayakları pek çevik değildir. tavşanı da. diş. beyin gelişmek için yeterli alan bulamayacaktır. duyu organlarının algılarına göre ayarlanmış çeşitli ve dikkate yönelik devinimlere yol açar. büyük ve çetrefil bir beyni vardır. giysi. çünkü beyin kutusunun kemikleri kalın ve güçlü olmalıdır. uçak. gelişik memeli hayvanlar arasında en üretkeni olmuş. Eonthropıts dediğimiz insan türünün kalası aşağı yukarı bizimki kadardı ama tıpkı bir maymun gibi iri. insanın ilk çağlarda değişik biçim ve hızla gelişmesi doğaldır diyebiliriz. dişten de. maymun akrabalarımızın koskoca çeneleri ve iri dişleri yumuşayamaz ve küçülemezdi. kendini savunmak. Atmacanın gagası ve tırnakları ve görme yeteneği de insanda bulunmaz. kutup ayısını da. Kendi yaptığı tren ve otomobillerle insan tüm tavşanları da. insan gövdesinin bir parçası olmadığını yineleyelim. Patlayan silahlarla kaplanın yanaşmayacağı hayvanları öldürebilir. alt edebilmiştir. türlü becerilerine karşın. Ama ateş. 24 . Taşıl kalıntılarının belgelediği oldukça kısa gelişim tarihi boyun ca insan. ne de avlanmaya pek uyumlu sayılamaz. tüm yaratıklara oranla çok daha çeşitli koşul ve çevrelerde yaşamını sürdürebilmiş. atmacayı da. Aynı zamanda. arkada kalır. On bacaklar ve ayaklar gövde ağırlığını taşıyacak güçte olacaksa. Bu araçlar ayarlanabildiğinden. tren. insan parmaklarının kavrama ve yapım için gerekli ince. teleskop ve tüleğin. Avını yakalamak. İnsanın oldukça kısıtlı gövde yeteneğine karşın. iskeletinden görüleceği çapla kendi donatımını geliştirememiş ve kalıtım yoluyla da edinememiştir. Uçakla. insanın gelişmesine katkıda bulunan gelişim aşamaları gerçekle hem birbiriyle hem de insanın kendi oluşturduğu kültürel değişiklik ve gelişmeyle yakından ilgili ve bağlantılıdır. bunların yokluğudur. çıkık bir çenesi ve dışarıya fırlak köpek dişleri vardı. üstelik doğuş aracı olan koca koca dişleri de barındıracaksa. Demek ki. Örneğin. bu beyin geniş kapsamlı ve çok nazik bir sinir sisteminin özeğini oluşturur. posttan da. bir tavşan ya da devekuşuyla yarışacak olsa. İnsan dilediği vakit bunları bir yana bırakabilir. şempanzede olduğu gibi. tırnak açısından kaplandan kuşkusuz çok geridedir. Örneğin. kaplanı da. pençeden de üstündür. teleskopla atmacadan daha uzakları görür. beyin kutusunu oluşturan kemikler. ama üretimi ve kullanımı için gerekli yetenek ve beceriler. devekuşkırını da geçmektedir. Oysa insan. Kaçmak.

insan doğuştan pek az içgüdü kalıtımıy. şişik alanlara rastlanmıştır. İki göziin algıladığı görüntüleri birleştiren odak gereği kas duyuları. sinir sistemimizde otomatik tepkiye uyumlu çok az sayıda kesin eylem ve tepi vardır. ne de "insan" denen öbür türlerde rastlanır. kolayca berelenebilir. Bu anlatıma göre.Demek ki. varlığını bile farkedemeyeceğimiz biçimde rahat ve yumuşak uyumunu sağlayan mekanizma. ama bilinç altına yerleşmiş el ve göz işbirliğidir. Duyu ve motor sinirleri arasındaki gerekli bağlantının kurgusu. Pitekanlropııs (lava insanı). İnsanın en kaba taş çağı (eolit) aletinden deprem yazar (sismograf) gibi eıı duyarlısına kadar türlü aletleri yapmasına olanak sağlayan.motor sinirlerinin dil ve boğaz kaslarını çok kesin ve dengeli biçimde yönetmesi ve bu organların devinimlerinden oluşan kas duyulan ile işitme duyusu arasında kesin bir ayar ve bağlantı bulunması ve yeteneği yaratır. yalın ve düz göreceğimiz yerde. İnsan kafatasının sertleşmesi ve katılaşması. çok önceki ve çok ilkel atalarımızdan bize geçen "dürbün biçimi görüş" yeteneği konusunda çok değerli açıklamalar yapmıştır. insan öbür hayvanlara oranla çok daha çeşitli sesler çıkarabilir. Ama sinir mekanizması artık öylesine yerleşmiştir ki. işitme ve diğer duyular ve eylemlerin. ama insanlarda bu bağlılık koşulu bir hayli uzun siirer. dil kaslarının bağlantısındaki değişikliklerle birlikte oluşmuştur. sinir sisteminin çok nazik dengesi ve büyük beyindeki yolların çetrefil bağlantısı sonucu oluşur. Doğa insana. insanlar ve gelişim çizgimizin başındaki atalarımız iki gözle tek bir resim görürler. beynin belirli yerlerinde. Tıpkı memeli hayvanların yavrularında olduğu gibi. Böylesine bir işbirliği. Gelişebilmesinin nedeni de bebeğin kafatasındaki kemiklerin oldukça yumuşak ve gevşek olmasındandır. Buna ne maymunlarda. Diğer hayvan yavruları gibi. Diğer bir deyimle. öğrenme sürecinde ana babaların sağladığı örnek . oysa öbür memeli hayvanlar iki görürler. öbür hayvanlara oranla çok daha uzun sürer. Ama bu süreçte çocuk tümden güçsüzdür. gerçek somut nesneler olarak (slcre. İnsan ailesinin bu iki üyeleri bile kendince konuşabilirdi.rothy Davidson da bu konuda öylesine güzel bir özel ortaya atmıştır ki bu konuda daha fazla bir şey söylemeye gerek yoktur. Oysa Homo sapiens'de beynin ve sinir sisteminin bu türlü gelişimi. beynin genişlemesi için daha uzuıı bir süre tanınmış olur. beyin bu kafatasında rahatça genişler. Başka doğal bağışlar da aynı biçimde aynı amacı gerçekleştirmiştir. hiç dikkatimizi çekmeden işler. kusursuz uyumlu. nesneleri. beynin bu bölümünde. Bu. özellikle kulakların hemen üzerindeki alanda yerleşmiştir. insan içgüdüleri çoğunlukla genel yönelimlerdir.ıopus (Pekin insanı) ve Eoanlropus'm (Piltdovvn insanı) hemen tümünün kafatasında. Do. Elliol Smith. örneğin. Anasına babasına dayanır. Sinaıülı. Aynı zamanda. Bu düzen nedeniyle. gövdesine oranla oldukça biiyiik bir be yin sağlamıştır. alet yapımı için el ve parmakların becerisi yetersiz kalırdı. Bu yetenek olmasaydı. insan bu beyinle kendi kültürünü yaratır. Herhangi bir dış olaya ilişkin olarak uygun devinimlerini kendisi bulmak ve duyu ve motor sinirleri arasında gerekli bağlantıları beyinde kurmak zorundadır. Görme.la dünyaya gelir. Konuşma da benzeri yeteneklerle oluşur . kas. çocuğun da belirli bir duruma uygun tepkiyi "deneyle" öğrenmesi gerekir.oskopik) görmemizi ve uzaklık yakınlık ve derinlik yargısını sağlar. doğumdan hemen sonra beyinde gelişir. tüm memeli hayvanlarla bazı kuşların yavruları için de geçerlidir. İlk insanların.

tehlikelerden kaçınmayı öğrenir. bir çeşit tehlikeli ama yenebilir. Uzun süren çocukluk çağı. özü açısından sosyal bir üründür. Böylece tüm grubun deneyleri bir araya toplanabilir. Ana babaların çocuklarına aktardıkları dersler yalnızca kendi kişisel deneyleri değil. Bu tür eğilim gerek insan gerese hayvan ailelerinde çok yaygındır. dil aracılığı ile çocuğa. aynı dili kullanan yani seslerin söylenimi ve bu seslere bağlı anlamlar konusunda anlaşmaya varmış olan insan topluluklarının üyeleri arasında söyleşi ve haberleşmeyi sağlar. grubun işbirliği (kolektif) deneyidir. bu geleneğin aktarılması da.yardımcı olur. "ayı" sözcüğü ya da bu sözcüğü anlatan ses. ana baba ile çocuklar arasında sürekli bir ilişkinin yıllarca sürmesini sağlar. Böyle olsa bile. Çocuğun. ayıdan korunmak amacıyla neler yapılacağım öğrenmek için bir ayının gerçekten aileye saldırmasını beklemesi gerekmez. Ama insanlarda eğitim süreci değişmiştir. 26 . Bu öğretimde. Böylece belirli bir ses ya da bir ses grubu. yavrusuna yalnızca örnek değil.pork" sözcüğü bu adı taşıyan bir Avustralya baykuşunun sesini andırır. "Mor. İnsan eğitiminin önemli bir parçası çocuğa konuşmayı öğretmektir. bunun çok daha genişi ve yaygınıdır: kısacası. anlatımı bu sözcükle sınırlamak ve anlamına kesinlik kazandırmak büyük ve derin bir alışkanlık gerektirir. yalnızca insan ailelerinde dil aracılığı ile sağlanır. yaşlıların gençlere bilmedikleri tehlikeleri öğretmelerini ve çizilecek yolu anlatmalarını sağlar. öğrencinin can güvenliği açısından sakıncalı olur. bu tür nesnelerin anlatımı için kullanılmış olsa gerek. Öte yandan. anlatılan nesneyi andırması koşulu. artık ana baba. daha önce de belirtilen fizyolojik koşullar insana belirli ve anlatımlı pek çok ses çıkarma yeteneğini vermiştir. sosyal bir birimdir (gerçi ilk sosyal birim olmayabilir). postlu bir hayvanı anımsatabilir. belirli koşullarda neler yapılması gerekliğini öğretebilir. Tavşan yavrusu bile anasına benzemeye çabalar ve böylece besin bulmayı. İlk sözcükler. insan dili. Kuşkusuz konuşma yalnızca ana babaların çocuklarına kendi deneylerini aktarma aracı değildir. Dil. aile yaşamı. Avusturalya'ya ilk yerleşen insanlar. daha önceden kararlaştırıldığı gibi. kuşkusuz çok sınırlıdır. bir yandan da. Çıkarılan sesin. Konuşma yeteneği -yani. aynı anda böyle bir hayvanla karşılaşıldığında yapılması gereken eylemlere hazırlık duygusu da uyanır. İşte kuşaktan kuşağa aktarılan gelenek budur. çocuğa belirli sesleri ya da sözcükleri söyleyebilmesi ve bunlarla. Hatta bu tür öğretimde gerçek gösteriler. Bu üyelerden biri öbürlerine gördükleri ve ettiklerini anlatır. Bu da organik gelişimle insan gelişmesi arasındaki en son ve en önemli farktır. aynı zamanda öğütle de öğretir. boğaz ve sinir sisteminin fizyolojik yapısı ve birleşimi. Örneğin. somut örneklerle bccerilcme.uzun çocukluk çağına eşsiz bir önem kazandırmıştır. onlar da kendi eylem ve tepkilerini duyduklarıyla kıyaslayabilirler. sözcükler ancak bir toplum içinde ve bu toplumun üyeleri arasında sessiz bir anlaşma yoluyla anlam kazanır ve nesneleri ya da olayları ifade eder. Bu başarılınca. Gerçekten de dil. bir sözcükle dış dünyadaki belirli bir olay ya da olaylar grubu arasında bağlantı kurulabilir. belirli nesne ve olaylar arasında bağlantı kurması yeteneği verilir.yecek biçimde. Oysa dil. İnsan. diyelim bir martıyı anlatmak için kullanılmayacağında sessizce bir anlaşmaya varmış olmalıdır. Gerçekten de insan ailesi. Genellikle alışkanlık ve töre unsuru çok başattır. "morpork" sözcüğünün belirli bir liir baykuşu anlatmak için kullanılacağında ve başka tür bir hayvanı.

geleneksel kurallar durağan ve değişmez değildir. resim yazısının da aynı yoksunlukları taşıdığını göreceğiz. Kollarınızı sallayarak "kuş" demek isteyebilirsiniz ama bu işaretin belirli bir tür kuş olduğunda. Arkeologlara gelişmenin somut kanıtları olarak görünen yeni buluşlar ve yenilikler gerçekte sosyal geleneklerde oluşturulan yeniliklerin elle tutulur birikimi ve anlatımıdır. bu süreci mamut'un zamanla post edinmesine benzetebiliriz. içgüdü biçiminde. Telgrafla yelkenli de alışılan birer araç olur olmaz. 27 . Genel olarak dil ve özel olarak konuşma yeteneğinin bir başka ayrıcalığına da burada değinmek gerekir. Her biri. insanlar eski geleneklerine tutkuyla bağlıdır ve her çağın yenilikçilerinin acı acı gördüğü gibi alışılagelmiş davranışlarını değiştirmekten kaçınırlar. tarih öncesi çağlardan gününe dek birikimden geçerek kendi çağına ulaşmış gelenekler sonucu elektrik üretimi ve iletimi bilgisine sahipti. kendi grubunun ve atalarının yararlı buldukları kurallar ve öğütler aktarır. El kol devinimi yle simgeleştirme yolu. Belirli durumlarda belirli tepileri gös terme eğilimi. Ama bu arada bir noktayı da belirtelim: dil yalnızca uyumlu sesler ve bunların yazılı yansımala . diyelim "rüzgarda sallanan ağaç" değil de kuş anlamına geldiğinde ancak toplumda alışılagelmiş kurallar nedeniyle anlaşma sağlanır. El kol eylemleri. yenilikleri getiren kişilere gelenekler yoluyla iletilen deneyler aracılığı ile oluşmuştur. sosyal geleneklerin düzeltilmesi ve yaşama uyumunun sağlanması biçiminde oluşmuş. o türün kolektif deneylerini. Aynı çeşit ama daha az içgüdüler edinmiş başka hayvanlar daha az başarılı olmuşlar ve doğal seçenek yoluyla yavaş yavaş yeryüzünden silinmişlerdir. bunların yapımı ve kullanımının da başkalarına öğretilmesi gerekmişti. eyleme geçmesi için. İnsan çocuğuna. Telgrafı bulan bilgin. konu olan nesnenin benzetisi ya da anımsatılmasıdır. genellikle gerçek düşüncenin güç ve acı eylemine karşı tembel ve korkak bir karşıt davranış olan eğilimler. bir dereceye kadar. Bu düşünler. çocuklukta anlaşma açısından yararlı olabilmekle beraber. kendinden önce ağaç gövdesinden oyulan kayığı kullanma ve bez dokuma ve üretme bilgisinden yararlanmıştı. Yeni deneyler insanlara değişiklikler ve eklemeler esinletir. kalıtım yoluyla alır. bugüne oranla geçmişte insan gelişmesini kuşkusuz daha çok geciktirmiştir. toplumun üyeleri arasında sessiz bir anlaşma bulunması gerekir. ama bu anlatımlar da alışılagelmiş işaretler sayılır.rıyla sınırlı değildir. hiç değilse kuramsal açıdan. her bir yenilik. Sosyal geleneğin kuralları sonraki kuşaklarca öğrenilmek üzere varolan gelenekler dizisine eklenmiştir. sözcükler gibi. eylem ve davranışlar açısından yeni eylem kurallarının geleneklere eklenmesi demektir. tıpkı konuşma gibi. hatta. anlamları konusunda. Kuşkusuz gerçekte bu süreç bu kadar basit değildir. Kalıtımsal içgüdülerin oluşumuna. yararlı bulunursa. Demek ki. toplumun tümüne iletilir.len bir süreç olarak bakabiliriz. Bu yeteneğe el kol eylemleri ve resim yazısı da dahildir.Herhangi bir hayvan türü. öğretim ve örnekle kuşaklara aktarılmıştır. tartışılır. konuşma dili kadar başarılı bir gelişme ve olanak sağlayamamıştır. yelkenliyi bulan kişi de. Tutuculuğun ağır basışı. İlerde. insan türü için gelişme. denenir ve sonunda kolektif geleneğe katılır. oldukça yavaş ve savurganlık sayılabi. Gene de. hayvanın dünyasının içinde yer etmiştir çünkü o tür ancak o tepilerle yaşamını sürdürmeyi başarmıştır. Aynı biçimde.

herhangi gerçek bir ayı için geçerli olan bu durumlar ıımıırsanmamış.riyle anlatmaya çalışsın.ayrılmış demektir. yeni buluşlara da yol açabilirsiniz. Gerçekte bir dereceye kadar soyutlama her dilde vardır. paleontolojinin bir dalı olan tarih öncesi antropoloji bilimince incelenir. İnsanın gövdesi. bir çok kişi için (kitabın yazarı da dahil olmak üzere) akılda çizilebilen resimler.tır.Sanırım yalnızca insana özgü olan "soyut düşünme" yeteneği genellikle dile bağlıdır. bir ad aldı mı. Yalnızca ayrılmakla kalmamış. hiç karşılaşmamış olabilirsiniz. mağaralardan. insanın kendisi için yaptığı donatım -yani kültürvücut değişikliklerinin yerini almıştır. "Ayı" sözcüğünde. Sözcükler ve seslerin akılda çizilen resimleri ya da bu seslerin çıkarılabilmesi için gerekli kas devinimleri. Tarih öncesi antropoloji bilimi. insan düşünün ilk başlangıç sürelerinde. konuşmanın." "dişi kanguru. insanın fizyolojik bağışımlarından biri olan bu yeteneğin. Böylesine gelişkin soyutlamalar için konuşma (ya da yazma) dili kaçınılmazdır. belirli bir tür hayvana özgü olaıı bir iki orlak yana çekilmiştir. ya da ayıyı bir müzik aleti çalıyormuş gibi anlatabilirsiniz. Denediği anda.bu kavramlar görsel resimlerle anlatılamaz. ayı ya da kanguru gibi soyut ve genel şeylere ad verilmezdi. ama insan. Ama ayı kavramını böylecc gerçek somut çevresinden ayırıp çeşitli betimlerinden arındırınca. betimlediğiniz çevrede ve biçimde. kesinlikle insana özgü olan soyut düşünmede ne büyük payı olduğunu derhal kavrayacaktır. dikkat." "yavru kanguru". Buraya dek ele aldığımız konuların dışında. genelleştirilmiştir. Sözünü ettiğiniz şeyler gerçekten yapılabilir ve denenebilirse. fizyolojik donatımı. insan olur olmaz anlamlı sesler çıkarmaya çok erken başlamıştır. Ama. Sözünü ettiğimiz bu biçim birleştirmeler kuşkusuz sözcükler de yani nesnelerin yerine geçen sesler olmadan da yapılabilir. Gerçekten de mekanik buluşları yaratanların düşünlerinde bu tür düşler büyük yer tutmuştur. güç. İnsanlar resim ve model yapabilinceye dek çok uzun süreler geçmiştir. Avustralyalı arbo. Sözcükler soyutlamaları anlatabilir -elektrik. Düşünme bir çeşit eylemdir. Bu hayvanlar somut bir sınıfta toplanmıştır. "Erkek kanguru. Bizim kendi türümüzde. ötüşen kuşlardan vb. bu sözcüklerden mitoloji ve gizler yaratabilirsiniz. Bu kitabın içeriği olan düşünlerin çoğu bu çeşittir. Sözcüklerinizle oynayabilir. Okuyucu bu sayfayı dizi dizi resimler ya da el kol devinimle. Bir şeye bir ad vermek de bir soyutlamadır. kültürün yaratılmasında gerekli sayılan gelişimsel süreçleri kesinlikle aydınlatan somut bulguları henüz ne ortaya koymuş ne de açıklamaya yeltenmiştir. uyur ya da ağaca tırmanır olabilirler. Uçan bir makinenin bulunuşundan önce kuşkusuz uzun yıllar uçan insanlardan söz edilmiştir. Diyelim ayıya konuşma yeteneği verebilirsiniz. görsel düşler sandığımızdan daha az önem taşımıştır. Gerçek ayılar tek tek birer hayvandır: büyük ya da küçük. "sıçrayan kanguru" gibi adlar verilirdi. oysa bir ayıyla. kara ya da kahverengi. adalet gibi. Sözcüklerin yerini görsel düşler (ya da akılda çizilen resimler) alabilir. bu bilim dalının bulguları bu kitabın konusunu pek etkilemez. gerçekten düşlenen şeyin resmini çizmek ya da modelini yapmak yeteneği ile sınırlıdır.rijin'ler gibi çok ilkel insanların dilinde. Buz Çağının ilk (pleistosen) yıllarından bu yana kalabilmiş tek 28 . insanın karşısına çıktığı vakit bağlantılı olduğu karmaşık duyumlardan -ağaçlardan. Ayı. görsel düşlerin uygulana mayacağı işlemler için kullanılabilir. bu kavramı başka soyutlaştırılmış kavramlarla birleştirebilir ve ona başka betimler verebilirsiniz.

Homo sapiens iskeletlerinin jeolojik kayıtlarda ilk ortaya çıkışında. Arkeologların çağları. insan ailesinde. büyük bir olasılıkla. Böylece.000 yıl önce. Doğa'nın insan yapısı sürecinin simgeleri değildir. daha önceki Taş Çağının. pek kesin olmasa da. Bu pleistosen insanlar zaten pek çok çeşit ve ırklara ayrılmıştır. s. Bronz baltanın yapımı için. Kendi türümüzün ilk iskeletleri son Buz Çağının bitimine yakın yıllara ve Fransa'da Orinyak. arkeolojik bölümler ayrı bir önem kazanır. aşağı yukarı ekonomik (l)Leakey. Adem'in Ataları. oysa kültürel gelişimi henüz başlamaktaydı. keski araçları için genellikle ve yeğlenerek kullanılan nesnelere göre Taş Çağı (eski ve Yeni). aşağı yukarı 25. oysa taş baltalar. Bu kalıntılar. yalnızca taş aletler kullandığından. kesinlikle Bronz Çağının aracıdır. Bu iskeletler bugün bizim iskeletlerimize öylesine benzer ki. geçmişteki insanların besin ve barınak edinmek için kullandıkları aletler. ama elimizde bunu kanıtlayacak güvenilir bir taşıl yoktur. yani ekonomilerini de gösterir. çok daha fazla bilgiler sağlayabilir.224. daha çok bilgi gereklidir. 32 29 . gene de o aleti yapanların yararlanabildikleri bilimlerin bir göstergesi sayılabilir. Bunlar gelişen teknik becerileri. bir işaret olmasa bile. Bronz bir balta için de öyledir ama bu arada küçük bir açıklama da gereklidir.deneylerinin günümüze dek sürçmeden ortadan kayboluş çabalarıdır. Solutren ve Magdalen denilen kültür çağlarına aittir. Ama belirli bir çağ ve yerin aletleri. Bu bilim dalının verileri. bu bilgilerden yoksundu. Bronz Çağı ve Demir Çağı diye ayırmışlardır. Kültürde bu gelişmeyi inceleyen bilim dalı arkeolojidir. Orinyak ve Magdalen kültürlerinin insanları ile günümüzün insanları arasındaki fiziksel başkalık hemen hemen yok denecek kadar azdır ama kültürel başkalık hiçbir ölçüye sığamayacak oranda büyüktür. insanın vücut gelişimi artık durmuştu. kulübe temelleri ve diğer arkeolojik kalıntıları tek tek değil de bir tüm olarak ele alındığında.senebilir. organik gelişimin yerini almıştır. bunlara ek olarak da oldukça karmaşık teknik süreçler bilmek gerekir. bilgi birikimini ve yaşam için gerekli örgütlenmenin gelişmesini gösterir. başkalıkları uzmanlarca görülebilir. Bronz baltalar. Çağının bilimsel bilgisine ölçü sağlamak açısından. silahlar ve kulübelerdir. Bu kalıntılar yalnızca ulaşılan teknik beceri ve bilim düzeyini değil. taş baltaya oranla. Türümüzün çoğalmasını ve böylece de biyolojik başarısını sağlayan da bu ekonomidir." 1 Gerçekte kültür alanında gelişme. seyrek ve başarısız -genler ve türler. İnsan eliyle yapılmış bir alet kuşkusuz yapanın el becerisinin iyi bir kanıtıdır. Bronz balta yapımında (cevherlerin yerini ve türünü saptamak için) jeoloji. "Taş Çağı" insanı. Radyo ya da uçak için bu kesinlikle bellidir. Bu açıdan incelenince. bunlar. (arındırmak için) kimya bilgisi. arkeologların çeşitli "çağlar"ı tanımlamak için kullandıkları bu kriterler aynı zamanda bilim düzeyinin de bir ölçeği olarak benim. aynı zamanda bunları kullanan insanların geç imlerini nasıl sağladıklarını. demirler ve daha sonraki Demir Çağının araçlarıdır. Arkeologlar geçmişteki kültürleri.tük "insan" taşılından ele geçen iskeletlerden hiçbiri doğrudan doğruya insanın atalarını simgelemez. Kuşkusuz bunların ardında uzun gelişimsel bir tarih vardır.

Oysa önceleri bu iş için taş aletler yetersiz. ancak doğanın onlara sağladığı besinle sınırlıydı ve oldukça azdı. Bu üretim artığının bir bölümü de. Her bir "çağ"m. Demir cevheri çok yaygındır. bugün anladığımız biçimde uygarlığın nasıl oluştuğu anlatılacaktır. İnsan artık bir toplum olarak tüketimi için gerektiğinden çok besin üretebiliyor ve artan nüfusu beslemek için üretimini artırabili. Olumlu bir çevre ve koşul içinde. Demek ki arkeolojik bölümlemelere dayanan kültür gelişmesi. türümüzün çoğalmasını sağlamıştır. BÖLÜM 30 . askerler.düzeyleri de tanımlamış olur. artık herkes demir aletler edinebilmişti. İkinci bir devrim oluşmuş ve bu devrim de türümüzün çoğalmasını sağlamıştır. Özellikle Avrupa'da ve büyük bir olasılıkla tropikal ülkelerde de. Ekonomik olarak arıtılabilince. bitki ve hayvan yetiştirerek. Yakın Doğu'da. Zanaatçılar. damıtımcı ve maden ustalarını besleyecek besin üretim artığını üretmeleri gerekir. Kentler. insanlar ormanları açarak ve bataklıkları kurutarak yeni ekim alanları sağladılar. ve din adamları ancak ekici. III. bitki kökleri. neolitik köylere oranla çok daha büyük ve kalabalıktı. sürücü avcıların sağladığı üretim artığı ile geçinirlerdi. Demir Çağının özelliği olan. kısaca. bronz aletler de etken olamayacak kadar enderdi. Demir böylesine ucuz olunca. bilim ve yazının nasıl geliştiği. organik gelişimdeki fiziksel değişimlerle aynı biyolojik etkileri yaratmıştır. insanın Doğaya yaklaşımını nasıl etkilediği. Bronz kullanımı kesinlikle uzmanlaşma gerektiren endüstrilerin ve örgütlenmiş bir ticarctin varlığını belirler. bol miktarda demir üretimi için ekonomik bir süreç bulunması da aynı sonucu doğurmuştur. bu ilk gelişmeler ayrıntılarıyla ele alınacaktır. çerçöp ve kabuklu deniz hayvanları toplayarak sağlarlardı.yordu. neolitik devrim sonucu nüfusun çok büyük çapta arttığını görüyoruz. doğrudan doğruya besin üretiminden ayrılıp uzmanlaşmış madenci. Eski Taş Çağında gömülen cenaze sayısı ile Yeni Taş Çağında Avrupa ve Yakın Doğu'daki gömüler kıyaslanınca. memurlar. kurumlar. kendi besin kaynağına başat duruma geçmiştir. (paleolitik çağda) insanlar geçimlerini salt avlanma yoluyla ve böğürtlen. oldukça uzak dağlık yörelerden maden cevherinin taşınması için kullanılacaktır. bu kentlerde oluşmuş yardımcı endüstriler ve büyük çapta yürütülen dış ticaret işleridir. örgütler. onsekizinci yüzyılda oluşan "Endüstri Devrimi" ile kıyaslanabilecek önem ve biçimde ve aynı etkide bir ekonomik devrimi vardır. "Yeni Taş Çağında" (neolitik çağda) insan. Ekonomik devrimlerin. Bronz Çağının bir özelliği de kalabalık kentler. taşıma işçileri ve aynı zamanda yöneticiler. İskoçya'da tarih öncesi çağların gelişimi ve Norveç tarihi bu gerçeği çok güzel kanıtlar. Böylece nüfus arttı. tüccarlar. Gerçekte de. Bronz araçlar edinebilmek için bir toplumun. Bronzu oluşturan bakır ve kalay oldukça ender bulunduğundan bronz bir hayli pahalı bir malzemeydi. Bundan sonraki bölümlerde. Bu insanların sayısı da. "Eski Taş Çağı"nda. Biyolojik açıdan bu yeni ekonomi büyük bir başarı olmuştur.

Jeologlarla arkeologlar bu koca zaman sürelerinden sanki umursamadan söz ederler. İngiltere Kralı I. içinde bulunduğumuz yüzyılda insanların bir başarı sonunda duydukları coşkudan daha az değildi. yazısız yüzyıllarda.000 yıl kadar gerilere uzanmamız gerekir. 31 . yıllarla. On yıllık bir süreyi daha az bir berraklıkla anımsarız. barınak gibi gereksinmeler yerine koca koca mezarlar kazmaya daha çok vakit ayırıyordu. Darwin'in de doğal seçenek kuramını açıkladığını anımsayabilir. Ama bu düşün için. Böylesine bir çaba olmaksızın insanın gelişmesinin hızı ya da gerçekliği belirlenemez. o yıllarda Newton'un yerçekimi kuramını oluşturduğunu. kız kaçırmalar.otuz dört yüzyıl geriye gidelim. Kendi belleğimizdeki süreden anımsadığımız önemli olayların tam on katının bu sürede oluştuğunu düşünmeyiz. İkinci Dünya Savaşından bu yana otuz yılı aşkın bir süre geçti. daha uzaklara gidelim. Oysa üç yüz yıl geriye gidersek. İşle bu kayıtsız. O çağlarda ingiltere'de yazılı hiçbir kayıt yoktu. geçtiğimiz bir yıla. Oysa bu 340 yıl. Çoğumuz için bir yıl çok uzun bir süredir. hatta yüzyıllarla değil binlerce yılla ölçülebilen bir süreçte oluşmuştur. İnsanlığın başlangıcı için daha da gerilere gitmemiz gerekir. öylesine olaylarla yüklü geçmiştir. anımsamaya çalıştığımız sürenin tam on katıdır. boşanmalar gibi renkli olaylar. insanlar. ülkemizi. bunun on katı da değil. veya uzay araçlarının yapımı. kentimizi. İnsan tarihi. Sıradan biri yalnızca çok önemlilerini. Anadolu ve belki de Hindistan ve Çin'de tutulmaktaydı. ya da bizim için aynı tarih değeri taşıyan kişisel deneyler. Charles' ın idamını. kendi yaşamımızın son on yılı ne denli önemli olaylarla doluysa. bunlar günlük basında yer alan cinayetler. bunu kavramak da çok güçtür. Bu süre. Bu arada belleğimizde yer eden nice önemli anılar yaşadık. Mısır. kemikten ve tahtadan yapılırdı. ama hemen hemen 340. uygar Mısırlılar ya da Babillilere ulaşamıyordu. Daha da gücü var: 34 kez 10 yıl geriye gitmeyelim de. 3400 yıl değil.ZAMAN ÖLÇEKLERĠ Az önce betimlenen "çağlar"ın içeriğini anlatmadan önce. demir ya da bronz ya bilinmiyor ya da bulunamıyordu. sanırsınız bu zaman süreleri kendi yaşadığımız zaman ölçülerinden başka ölçülerle saptanmıştır. bu yaban insanlarının başından. Yaşadığımız son on yılı belli başlı olaylarıyla düşünürüz. düşümüzü iyice zorlamalıyız. genellikle dünyamızı etkileyen nice coşkun olaylarla bezeli upuzun bir süre olarak dönüp bakarız. on yedinci yüzyıla varırız. aletler yalnızca taştan. ev. Üç bin yıl önce yazılı kayıtlar yalnızca Girit. Gene de bir çaba göstermeye değer. Gene de bu yaban kişilerin büyük bir mezar tamamlandığı ya da bir taş yerine konduğu vakit duydukları coşku. elektrik gücü ve kimyanın ilk kez bilimsel açıdan incelenip uygulandığını. kendimizi. bunların sürelerine kısaca değinmek yerinde olacaktır. bunun on katına . Biraz daha derin düşünebilenler. Waterloo savaşını anımsar. İngiltere'deki yabanların öyküleri. geçen yıl bizim yaşadığımız yoğunlukta nice olaylar gelmiş geçmiştir. Bunların belli başlılarını çoğumuz çok iyi anımsarız. 34 kez 10 yıl. ama bunu görebilmek de daha güçtür. Linnaeus'un yaşayan nesneler dünyasını ilk kez bölümlendirdiğini. diyelim Amerika'nın özgürlüğe kavuşmasını. Ur Mezarları gibi gerçekten önemli dünya olayları olabilir.

Roma İmparatorluğu henüz kurulmamıştır. Yunanistan barbarların istilasında kara günlerini yaşamaktadır. gazetelerde. Daha geriye gidince. Tepecik biraz önce "anlattığım biçimde oluşmuştu ama bu üst üste kondurulan evlerin en üsttekisi bile en az beş bin yıllıktı! En dipte el değmemiş toprağa ulaşabiliyordu . Bin yıl önce Norman'lar henüz İngiltere'ye ayak basmamışlardı. Her bin yıl. her yıl olagelen yığın yığın olayları anlamamıza yardımcı olacak hiçbir yazılı kayıt bulamayız. yıl. Bu tür bir ev. Britanya adalarını. Almanlar bu tepeciklerin dibini derin bir şaftla araştırdılar. on yıl. Arkeolojik zaman konusunda bir kavram edinmek için Mezopotamya kentlerindeki kalıntıları ele alalım. Şaftın tepesi. İnsan uygarlığının ne denli eski olduğunu anlayabilmemiz 32 . Irak' ta evler hâlâ toprak tuğlalardan yapılır. Bunlar doğal tepecikler değildir. En alttaki yerleşme alanı Güney Mezopotamya'da ilk insan yaşamının başlangıcının belirtileridir. Oysa uygarlık o çağlarda çoktan olgunlaşmıştı. nice nice olaylarla yüklüdür. Bu işlemin yüzyıllar boyunca yenilenmesi sonucu. aşağı yukarı 5500 yıllık bir tapmağın zemini düzeyindeydi. Ama bu en alt düzeye eriştiğimiz vakit bile. Ama ergeç yağmur suları temele sızar ve zamanla çamuru eritir. Mezopotamya ovasını biçimlendiren tepecikler oluşmuştur. Bin yılın yarısı kadar bir süre önce Kristof Kolomb Amerika'yı keşfediyordu. Bu başlangıç noktasına varabilmek için en önce jeolojik zamana dalmamız gerekir. artık İngiltere tarihi diye bir şey bulamayız. saray kalıntılarından oluşmuştur. okur yazarlar yolcuların ve tüccarların öykülerinden öğrenebiliyordu. bir terslik çıkmazsa. artık yazılı bir kayıt bulmamız için Avrupa'dan öteye gitmemiz gerekiyor.bu da Basra Körfezinden çıkmış bir bataklıktı. İşte bu noktada rakamlar artık anlamını yitirmeye başlar. Fırat ve Dicle ırmaklarının arasındaki topraklarda yer yer yirmi metre kadar yükseklikte tümsekler vardır. Beşbin yıl önce de. Alfred de Sakson tahtında rahat rahat oturuyordu. şaftın duvarlarına çevrelenmiş yuvarlak bir merdivenden yirmi metreyi aşkın bir derinliğe iniliyordu. her bir aşamada. Bu düzeyden. Bu düşünceye kendimizi alıştırmak için. tarih kitaplarında yazıldığı biçimde. Sahibi bu toz toprağı oradan kaldırmayı umursamaz. yalnız güneşte pişirilmiştir. yazılı tarihi bin yıl biri mine sığdırmaya çalışalım (daha kısa süreleri artık umursamıyoruz). toprak tuğla ve taş araçların kalıntıları toplanabiliyordu. yüz yıl dayanır. Mısır ve Babil'de yazılı tarihin ilk günleri başlamıştır. ya da yüzyıl. Yığını düzletir ve üstüne eskisinden biraz daha yüksekte yeni bir ev yapar. tapınak. Şaft gerçekte. artık karanlığı aydınlatacak. her biri eski bir yerleşim alanını belirler ve ev. Oysa her bir gün. on "yüzyıl" ya da yüz "on yıl" demektir. insan gelişmesinin başlangıcına yaklaşmış dahi olamayız. fırınlanmış da değildir. İki bin yıl öncesine gidersek. şaftın kenarlarından çanak çömlek. Filistin'de Süleyman'ın günleri sürmektedir. yirmi metre derinlikte. bir zamanlar içinde insanların yaşadıkları kat kat barınakların içinden aşağıya doğru inmekteydi. Üç bin yıl önce. yazın (edebiyat) yalnızca Mısır ve Anadolu'da gelişmektedir. O zaman yapı olduğu gibi çöker ve bir çamur ya da toz yığını haline gelir. Bu baş döndürücü iniş sürcsince. Tevrat'ta Erek denilen Varka kentinde. Oysa Çiçero o yıllarda Roma'da söylevler veriyor ve yazıyordu. Bin yıl birimine düşünümüzü alıştırmamız gerek.Gelişmenin en belli belirsiz başlangıcından söz etmek için yüzyıl bile çok yetersiz bir birimdir. yıllıklarda.

erozyon olayına zaman zaman dikkati çekmektedir. pleistosen çağında dört belirgin Buz Çağı sürmüştür. insan türü. Bu buzulların ve buz örtülerinin oluşumu ve yayılması akıl almayacak kadar uzun bir zaman sürmüş olmalı. Yaz ortasında koca bir buzul New York'un güneyinde rahat rahat yüzebilir. yayılmış ve tam dört kez de gözle görülemeyecek kadar yavaş yavaş ve azar azar eriyip kaybolmuştur. Doğu Anglia ve Kuzey Almanya ovalarından akıp giden koca buz örtüleri hiç de böylesine bir hızla ilerlememişlerdi. doğu İngiltere'nin büyük bir bölümü sular altındaydı. bir küçücük tepenin çökmesi suyun toprağı kemirmesi.için. Her bir buzul çağının arasında da süresi bilinmeyen daha yumuşak iklimli bir çağ oluşmuştur. kara köprüleriyle kıta Avrupa'sına bağlıdır. Ama böylesine koca bir buz adası bile. Edinburgh kenti çevresinde buzun kalınlığı 300 metreyi geçerdi. bunları da ele alırsak. Tüm vadileri ve tepeleri kaplardı. bir zamanlar sular 33 . Bu oluşum da bugün gözlerimizle seçemeyeceğimiz kadar yavaş olmuştur. bir buz ırmağıdır. sonradan kopup ayrılmıştır. Buz Çağı süresince aynı yavaşlıkta çok daha başka gelişimler de olmuştur. İngiltere ve Kuzey Avrupa'nın büyük bir bölümü koca koca buz örtüleriyle kaplıydı. gerçekte buzul Alp'lerden Liyon düzeyine kadar akmaktaydı. 1/1000 ölçekli bir haritada bile görülemez. tarih başlamadan çok önce. işte bu sürede de bu topraklarda insanlar yaşamaktaydı. Şimdi düşünün. Oysa. Ron vadisinden Liyon'a dek uzadığı görülebilir. çoğunlukla daha da yavaştı. yukarda sözünü ettiğimiz tür buzul ve buz örtülerinin yanında çocuk oyuncağı kalır! Erime olayı öylesine uzun sürmüştür ki. Yarım yüzyılda oluşan erozyon öylesine küçüktür ki. Pleistosen çağının başlangıcında. İngiltere. Avrupa'da buz ör tülerinin ilerleyişini ve sonra yok oluşunu görmüştür. Ron buzulunun Liyon'a dek uzanması. Fransa'da Ron buzulunun bugün hâlâ Cenevre gölünün üstünden. Alp'lerden ve Pirene dağlarından gelen buzullar Fransa'daki vadileri tümden kaplamıştı. Bu buz çağlarının oluşumu. İşte bu çok yavaş değişimler süresince Avrupa'da ve daha başka yerlerde "insanlar" yaşamaktaydı. Norfolk kayalıkları denilen yerler. Ron buzulunun Liyon'a İskoçya buz örtülerinin Suffolk'a varması kaç yıl sürmüş olabilir. bir yazdan bir yaza oluşan fark. Grön. Söz gelişi. Antartika'da bu hız yılda beş yüz metre kadardır. donmuş bir ırmak değildir. buzulların sağladığı örneği etkileştir . Bu buz yataklarının erimesi de herhalde çok yavaş olmuştu. Gerçekten büyük bir buz yığınını eritmek oldukça büyük çaba ister. Tam dört kez Avrupa'da buzul ve buz örtüleri oluşmuş. İngiltere'de buz yatakları İskoçya'dan ve bazen de İskandinavya'dan gelir ve güneye iner oradan İrlanda'ya ve bugünkü Cambridge'c kadar uzanırdı. insanların Erek'te yerleşmeden önce. Bu akışın en yüksek hızı günde yalnız 30 metre kadardı. insan gözüyle seçilemeyecek kadar azdır. Ron ırmağının ansızın donmuş olması anlamına gelmez. İngiltere topraklarının bir bölümünün sular altında yattığını düşünmek bile insana garip gelir. süresi ve yok oluşunun kapsadığı zaman kavramı sayısız sıfırlarla anlatılabilecek nice rakamdan daha etkindir sanırım. Bir buzul.land'da bu tür buz örtüleri bugün günde iki üç santim ancak ilerler. yeryüzünün düzeyinde karşılaştığı olayları anlamamız gerekir. Bir çok jeologa göre. Irmakların oluşturduğu delta'larda toprağın genişlemesi de aynı ağırlıkta sürer gider. Arada bir kıyıda bir toprak kayması.miş oluruz.

Bir çok arkeologlar. Bu köprüyü yok eden batma süreci bugün de sürüp gitmektedir. Mezolitik Çağa. oysa aynı sürede İngilizler Endüstri Devriminin en parlak yıllarını yaşamaktaydı. ondan önce yükselme süreci de aynı yavaşlıktaydı. Şimdi de bu "çağ" kavramının anlamı konusunda bir iki söz söyleyelim. jeologların pleistosen çağıyla eşdeğerde evrensel bir süre saymak yerinde olur. pirinç ya da mısır ekmeye. Mısır ve Mezopotamya tam bin yıldır bronz çağını yaşamaktaydı. Yeni Zelanda'da ise. bazı yörelerdeki uzunluklarını kavramak açısından önemlidir. İngiltere'yi kıta Avrupasma birleştirmiş ve Kuzey Denizi havzasını zamanla kurutmuştur. bu kitabı. jeologların zaman süreçleri gibi. "çağlar"ı evrensel zaman ölçüleriyle tanımlamak. Oysa Yeni Taş Çağını başlatan neolitik devrim. ansızın buğday. domuz. O sıralarda Avustralya'nın ekonomisi hâlâ "paleolitik' ti. Danimarka'da Yeni Taş Çağı. M. Pleistosen çağı sona erdiği vakit bu kara köprüsü belki hâlâ vardı. İngiltere'de Yeni Taş Çağı başladığı vakit.2500 yıllarında duyulmuştur. Herhangi bir yörede -diyelim Kuzey İngiltere ya da Mısır'da. Eski Taş Çağı. daha öncc belirttiğimiz ekonomik anlamda. Ama bu çağlar bütün dünyada aynı zamanda başlayıp aynı zamanda sona ermiş değildir. Bu birikimler. Maori'ler hâlâ cilalı taş aletler kullanıyor ve neolitik bir ekonomi uyguluyorlardı. Avustralya'nın ortasında ve Kuzey Kutbu bölgesinde bugüne dek sürüp gelmiştir. Kaptan Cook varıncaya dek sürmüştü. Bu ülkeler. Mezolitik Çağ eski Taş Çağındaki yaşam türünün bir devamı sayıldığına göre. bugün ne denli yavaşsa o çağlarda da o denli yavaştı.Ö.altında kalan kara parçalarının kalıntılarıdır. 34 . İngiltere ya da Almanya'da ise ilk etkileri tam üç bin ya da üçbin beş yüz yıl sonra. Böylece. Okuyucunun kafası daha önceden bu bilgilerle dolu değilse. Dünya tarihinde bir an gelip de cennetten bir borozan öttürülmüş ve o anda Çin'den Peru'ya kadar her bir avcı silahlarını ve tuzaklarını bir yana atıp. kesin süreler olarak düşünülmemelidir. çeşitli yöreler arasındaki farklılık çok önemlidir. 15000 yılından öncc sona ermemişti. Eski Taş Çağı öylesine uzundu ki bunu. Tam tersine. Bu anlatılanlar. bundan sonraki bölümleri daha fazla güçleştirmeye engel olur. tam 7000 yıl önce Mısır ve Mezopotamya'da başlamıştır. araya bir Mezolitik Çağ katarak pleistosen ve paleolitik çağlar arasında bir ayırım yaparlar. Bronz Çağı ve Demir Çağı. koyun ya da hindi üretmeye başlamıştır sanmayın. arkeologların "çağ" dediği sürelerin ne denli uzun olduğunu göstermek amacıyla okuyucuya sunulmuştur. Yeni Taş Çağı. Arkeolojik "çağlar"uı niteliklerini anımsamak. diyelim M. Buz örtüleri yok olduğu vakit henüz bu alan yeniden sular altında kalmamıştı. Eski Taş Çağı. İngiltere ve genel olarak Avrupa'nın kuzey batısındaki ülkelerin buzul süresi kalıntıları bağlanmıştır. O çağlarda Thames ırmağı Rhine ırmağına bağlanır ve Kuzey Buz Denizine akardı. jeolojik pleistosen çağından çok sonra fakat yerel olarak Yeni Taş Çağının başlangıcından çok önceye ait olan kalıntılar Mezolitik Çağa atfedilir. Ama bu çağın sona ermesi bakımından. Ekonomik açıdan. Tüm bölgelerde de çeşitli çağlar aynı biçimde birbirini izler.her bir çağ gerçeklen belirli bir zaman süresini kapsar. bir de Mezolitik çağ ekleyerek daha çok karmaşık duruma sokmak gereksizdir. yavaş yavaş yeryüzü kabuğunun aynı yavaşlıkta yükselmesiyle birleşince.Ö. Buz Çağı sona erdikten çok sonra neolitik devrimden etkilenmiştir. İşte bu örnek de pleistosen çağının akıl almaz uzunluğunu kanıtlar.

aynı inançları taşıdıkları ya da aile bağlarını aynı biçimde düzenledikleri anlamına gelmez. Daha da öteye giderek. tıpkı bizim kendi kültürel atalarımız gibi düşünmeye devam etmiş olmalıdır. daha gelişik. Bazı etnograflar Avustralya'nın nesnel kültürü. sosyal örgütlenmesi ve dini konularında. Gerçi Güney Afrika'daki Buşmenler. Bu insanlar. Amerika'nın Kuzeyindeki Eskimolar ve Avustralya'nın ortasındaki Aruntlar. bir zamanlar edinmiş oldukları kültürleri tümden yitirmişe benzerler.000 yıl önce Avrupa veya Yakın Doğu'da yaşayan insanların. Bu girişim gerçekten çok çekicidir. sanki hepsi birden durup düşünmüş gibi bir varsayıma neden kapılmalı? Onlar. Bu çağdaş yabanların aletlerini nasıl yaptıklarının ve kullanımlarının incelenmesi sonucu. Bu da. Bantu'lar gibi daha güçlü insanlar tarafından kıt ve yoksul bölgelere itilmiş insanlardır. benzeri bir ekonomik gelişme düzeyindeki çağdaş insanlarla aynı sosyal ve geleneksel kurallara uydukları. tam tersine onları bugün bizim batıl inançlar çıkmazı dediğimiz yöne çevirmiştir. Başka çok ilkel kabileler de. bir zamanlar sürdürdükleri sanatı elden bırakmış olsalar gerek. Yoksa bunların düşünsel gelişmeleri de aynı noktada donmuş kalmış mıdır? Arunta'lar. "insanın ilkel koşullarından" günümüze aktarılan bir miras gözüyle bakmak haksızlık olur. totem'ler (hayvanlar. Bu tür sosyal kurallar. Çağdaş yaban insanların biraz önce Taş Çağını yaşadıklarından söz etmiştik. ama okuyucu kendi coşkusunun yanılgısına kapılmamalıdır. atalar ve ruhlar konusunda karmaşık ve tutarsız inançlar taşırlar. bu çok önceki atalarımızın teknik ve becerileri konusunda bize çok anlamlı ipuçları sağlanabilir. Eski Dünya insanlarından edinilmiş düşün ve örneklere rastladıklarını kabul etmektedirler. hatta sanat yapıtları bazen Avrupa'da buz çağında yaşamış olan Au. Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşamış olan Eski Taş Çağı avcılarının araçlarıyla aynı teknik düzeyde.Son bir uyarı yerinde olacaktır. arkeoloji biliminin kesinlikle suskun olduğu çağlar konusunda yaşayan örnekler elde etmiş oluruz. Taş Çağı ekonomisinden öte bir gelişme göstermemişlerdir. bu yabanların örgütleri. Avrupalıların 10. Güney Afrika'daki Buşmen'ler.000 yıl önce yaşadıkları bir aşamada donmuş kalmıştır. büyü ve din törenleri için çok abartmalı hatta bazen çok acılı uygulamalara girişirler. evlilik düzeni ve akrabalık ilişkileri konusunda çok karmaşık kurallar uygular. Avustralya çevresinde kendilerine besin ve barınak sağlamaya yeterli olan çok basit araç ve donatımla yetinmişlerdir. ancak onların düşünceleri başka yollardan ilerlemiş ve uygulamalı bilimler ve aritmetik gibi aynı pratik sonuçlara varmalarını sağlamamış. Eski çöplük 35 .000 yıl öncesinin Taş Çağı insanlarına neden maletmeli? Arunta'lar kendi çevrelerine uyumlu bir somut kültür yarattıkları vakit. törenler ve inançlara. Bunların somut donatımı. 6000 ya da 20. Buz Çağındaki Avrupa insanlarıyla aynı biçimde besinlerini sağlarlar. Oysa Arunta'lar. Ama kullandıkları aletler. Bu tür düşün ve uygulamaları 20.rignacian'lar ya da Magdelen'lcrin araç ve yapıtlarına çok benzer. Sürüldükleri yeni ve elverişsiz topraklarda. Eskimo'ların yaşantılarını inceleyerek Buz Çağında Avrupa'daki insanların nasıl yaşadıklarını anlayabiliriz. Üstelik. Çünkü bu kabilelerin ekonomik yaşamı ve somut kültürü. gelenekleri ve inançlarını inceleyip. hatta tıpatıp eştir diyebiliriz. ticaret yoluyla son 5000 yıldır dünyanın en uzak yerlerine kadar ulaşan uygarlıklarla da etkilenmiş olmaları gerekir.

İnsan. Bu kitapta. Tarih öncesi insanlarının düşünleri ve inançları kuşkusuz bitmiş. kendi gereksinmelerine uyacak biçimde taşları biçimlendirdiği anlaşılmaktadır. yoksuldur. insanlar yalnızca aletleri biçimlendirmekle kalmıyorlardı. fizyolojik donatımındaki eksikleri aletlerle tamamlar. İngiltere'nin doğusunda ve başka yerlerde daha gelişik aletler bulunmuştur ama bunlarla "insan" iskeletleri arasında kesin bir bağ kurulmamıştır. bu parçalar kırılıp yontularak ele uygun biçime getirilir. daha sonra hiç kalıntısına rastlanmamış çanak çömlek yapmaktaydı. bunları giysi sağlamak için de kullanıyorlardı. ilk Buz Çağının da öncesinden. yok olmuştur. Bu tür aletlerin insan tarafından biçimlendirilmiş olması bugüne dek tartışılırsa da. Bu aletlerin ne amaçla yapılmış olduğu ancak bir varsayımdan öteye gitmez. ilk taş aletlere çok benzer. Sosyal kurumlar ve dinsel inançlar da zamanla yozlaşmış olmalı. beceriyle. besin ve barınak edinmek için. Ama bu örnekler. taştan aletler yaptıkları ve ateş yakabildikleri kesinlikle bilinmektedir. insanın dünyada türeyişini yaptığı aletler be lirler. Buşmen'lerin ataları. İlk taş aletler de doğal olarak (don ya da sıcaklar veya ırmak yataklarında yuvarlanarak) parçalananlardan ayırt edilememiştir. yalnız arkeoloji biliminin ilgilendiği eski insanların yaşamlarının yorumunda kullanacağız. Böylesine insanlar. bu nedenle çağdaş yabanlar giysi ve barınak olarak bu derileri biçimlendirmek için çeşitli aletler kullanırlar.kalıntılarından öğrendiğimize göre. çağdaş yabanların düşün ve yaşamlarını. bir cila ekleme amacıyla kullanıldığı vakit geçerli sayılır. Hayvan derilerinin ve postların bir hayli "işlenmesi" gerekiyordu. Oysa. Beyni ve sinir sisteminin sağladığı el ve göz bağlantısının ince dengesiyle aletleri yapar. Pleistosen çağlarının ilk başlarında "insan"ların var olduğu. "Pekin insanı"nın vc artık yaşamayan hayvanların taşıl kalıntıları sıra. ancak insana benzer bir yaratığın. yontucu. ama bu sonuç kesinlikle kanıtlanamamıştı^ 36 . arkeologun eliyle bulup çıkardığı kalıntılara dayanarak görüp anlayabiliyoruz. gerçek nesneler. Aynı çağın jeolojik kalıntıları arasında. Tahtadan yapılanlar çoktan yok olmuşlardır. yapılar ve işlemlere bir tek. Derileri kazımak için kullanılan aletlerin bazıları. kesici aletler olarak biçimlendirilmiş olan sert taş parçalarım arekologlar ayırt edebilmişlerdir. BÖLÜM BESĠN TOPLAYICILAR Arkeologlara göre. Bu tür aletlerden pek az şey öğrenilebilir. az çok sivriltilirdi. kemik ya da taş parçalarıydı. sıyırıcı. Buna göre. kavurs ya da başka taşlardan kaba saba biçimlendirilmiş parçalar ve ateşe tutulmuş olduğu kuşkusuz sayılan kemik parçaları bulunmuştur. İlk aletler anlaşılan tahta. IV. Bu mağarada. bu nedenle arkeologlar nedense bu kaba saba aletlere "kazıyıcılar" derler. Bugün ilkel olan kabilelerin çok eski insan türlerinin yansıması olduğu inancı abartma olur. biz ancak bunların sonuçlarını. Pekin yakınında Çuku-tiyen mağarasında bunun kesin kanıtları bulunmuştur. bilginlerin çoğunluğunca kabul edilir. ilkel değil.

yontmak için iki çakmak taşını birbirine sürterek deneyebilir. son Buz Çağında Avrupa'da uygulanmaktaydı. Bu bile bir bilgi. hem rende. İlk doğal madde olan çakmak taşı bile kolayca biçimlendirilebilen bir nesne değildir. ilk toplumlar bir bilimsel gelenek oluşturmak zorundaydılar. soğuk gecelere dayanabilmiş. ottaş sürtüştürerek alev oluşturmak. ısı denen gizli gücü yalnızca yönetmekle kalmıyor. alet üretiminin tekniğini iyice kavradıktan sonra her bir iş için ayrı bir alet yapmayı başarabilirdi. Ama ateşi alevlendirerek ya da közleştirerek. yapılabilen ilk yassı taş aletler hem yontucu. Ateş kullanımıyla insan çok büyiik bir fizik güce ve çok belirgin kimyasal değişikliklere başat olmuştur. böylece ılımlı hatta arktik bölgelere girebilmiştir. Ateşle ısınınca. İnsanlığını kanıtlamış. bilmesi gerekirdi. ateşi "yerse" ne olacağını. ilk başta insan yıldırım düşmesiyle ya da başka doğal yoldan oluşan ateşi sürdürmüş olmalı. eski yazında bundan söz edilmiştir. vb. yani insan tarihinde oldukça yakın zamanlarda edinildiğini gösterir. okuyucu dilerse. taşıyarak ve kullanarak insan başka hayvanların davranışından devrimsel bir başkalaşma göstermiştir. İlk insanlar. bilgi dağarcığına yeni parçalar eklemekteydi. Ateşin kullanımı. hiç sönmemesi gereken kutsal alevlere törel olarak bir çok kişi bekçilik ederdi. insanın ateş yakmayı öğrenmesinden önceki süreden kalmış olmalıdır. ateşin etkilerini öğrenmesi. İnsan artık bilinçli olarak yaratıcıydı. Kuşkusuz. Tarihte ilk kez bir doğa yaratığı doğanın büyük güçlerinden birine yön verebilmiştir. kendini geliştirmeye yönelmiştir. bu bilginin insanların birbirlerinden tümden ayrı olarak dünyanın dört bir yanında yaşadıkları zamana dek. hem bıçak hem de kazıma aleti olarak kullanılmış olmalı. Ateş yakmak ne zaman öğrenildi. bu töre hem ilk insanlarda. İlk başta. sınırlı iklimlere göre devinmek zorundan kurtulmuş. Alevler aydınlık sağlayınca. İnsan. İnsan yanma denen şaşırtıcı süreci. Ateş başka yaban yaratıkları korkutup kaçırmıştır. Ateşi söndürmeden sürdürürken. çok büyük önem taşır. çakmak taşını demir. insanın çevreye tutsaklıktan kurtuluşunun ilk belirtisi olmalı. ya da bir kamışa hava üfleyip sıkıştırarak elde ediyordu. Ateş yakmasını öğrenmek. bilinmez. çiğ sindirilemeyen yiyeceklerden besin sağlanabilmiştir. ya da kantaşına sürterek. İnsan. Yanan çalı çırpının içine koca bir kütük atılınca alevlerin büyümesi. mağaralara sığınabilmiştir. bir hiçten bir yaşam 37 . Bu oluşumun insanda ne gibi izlenimler bıraktığı bugün bilinemez. Yabanlar. bunların nerede bulunabildiğini ve nasıl işlendiğini belleyip başkalarına bu bilgiyi iletmek gerekliydi.İlk aletlerin pek çok amaca hizmet ettiği varsayımını kabul ede biliriz. Çağdaş dünyanın çeşitli yörelerinde sürtme yönteminin çeşitli biçimleri kullanılmaktaydı. Bir çift tahta parçası. insanın o zamana dek fazla işletilmeyen beynine güçlü bir dürtü sağlamış olmalı. İlk tür. Roma'daki Vesta gibi. hangi taşların alet yapımına elverişli olduğunu ve bunların nasıl yontulabileceğini yavaş yavaş öğrenmiştir. gözlem ve deneye dayanan kıyaslama gerektirir. güneş ışığıyla devinmek zorunluğundan da sıyrılmıştır. Ateş yakmak için kullanılan yöntemlerin çeşitliliği. hem de çağdaş yabanlarda vardır. Alet yapımında. kütüğün kül ve duman oluşu. çakmak taşı. İnsanın. bunu yaratabiliyordu. iki tahta parçasının sürtüşmesiyle. hem delici. Bunun belirtileri de alet yapımıyla ateşin kullanılmasıdır. ottaşı. Bu töreler. en uygun taşların hangileri olduğunu. Yemek pişirilince.

balık ve kertenkele avladıkları. ancak bunun ne tür olduğu bugün bilinmemektedir. oradan da sonunda Afrika'ya ilerlediler. İlk pleistosen "insanlar"ınuı kalıntılarından edinilen bilgiler bu kadarcıktır. ilk besini olan koca koca hayvanları bir başına avlayamazdı. bölgesel çalışma yöntemlerinde bir kaç değişiklik olmuştur. Ve. Sonuç. meyva. avlanma geleneği denen toplumsal bilgi dağarcığını oluştururdu. Hayvan avında başarılı olmak için avı uzun süreler gözlemek gerekirdi. uygun taş çıkıntılarını ana gövdeden ayırıp bunları yontarak alet yapmayı başarmışlardır. Doğaya başat olan gücünü kanıtlıyor. yaradan olarak görmüştür. Bu arada taş aletlerin yapımında. alet yapımcıları. Sözcüğün çağdaş Avrupa anlamıyla. bunların nerede bulunacağını da bilmeliydi. bu denli kesin olmasa da. kendi toprakları donmaya başladığından. bize ya da bizim atalarımız oldukları sanılan yaratıklara hiç benzememektedir. alet yapımında en elverişli taşların hangileri olduğunu. Buz Çağında pul üreticileri kendi yörelerinden çıkmaya. Pul endüstrisiyle bağlantılı olarak bulunan iskeletler. Alp. Bazıları mağaralara sığınır. iki ayrı "insan" grubunun gelenek farklılığını gösterir. hayvan postlarından giysi yaptıkları da sanılır. daha önce de belirtildiği gibi. Burada yaşayanlar Hoıno sapiens türünden ya da bu türün atalarından olabilir. Çekirdek endüstrisi ise aynı Buz çağında güneye çekildi. Ender bir olayken çok büyük etki yaratmış olmalı. Genellikle pul endüstrisi Avrupa'nın kuzey bölgelerinde. Bu ilk insanların yaban hayvanları ve kuş tuttukları. Bazı yörelerde de ana parça ele alınmış. bazıları da dallardan barınak yapardı. böyle olunca bu ana parça ya da çekirdek. Bunda başarılı olmak için. yontarak bu parça alet haline getirilmiştir. tüm Afrika ve İspanya. İnsanların böylesine göçü sonucu. nesneleri kendi dileğine göre biçimlendiriyordu. Fransa ve Suriye'ye. gökyüzünün zaman göstergelerini anlaması zorunluydu. yumurta topladıkları. İnsanların geçim için işbirliği yaptıkları ve birlikte çalıştıkları varsayımına da varabiliriz. Bazı yörelerde. Balkan Kafkas Dağları. Ayrıca. İnsan kadar zayıf ve kısır donatılmış bir yaratık. esas aleti oluşturmuştur buna da çekirdek endüstrisi denilir.yaratmaya benzer. Avrupa'da son Buz Çağı baş gösterene dek durum böyleydi. insanın ay ve yıldızların çıkışı ve batışını ve bunların hayvansal ve bitkisel oluşumlarla kıyaslanmasını yapması gerekliydi. Neyle geçindikleri bilinmez. Bu iki ayrı geleneğin 38 . Bu başkalık taş işlemesinde. Fransa ve İngiltere'de görülmüştür. aile bireyinden öte bir sosyal örgütün kurulması gerekliydi. insan herhalde kendini büyük bir yaratıcı. Hayvan avlama. Bunun da henüz kesin bir kanıtı yoktur. Kaş Dağı ve Himalaya'ların kuzeyinde kalan bölgelerde görülür. Suriye ve Filistin. İngiltere. iklim yumuşayınca gene kuzeye döndü. bitki ve yumurta toplama işlerinin zamanını da bilmek gerekiyordu. Besleyici ve zehirleyici bitkilerin ayırımı da uzun deneylerle öğrenilmiş ve toplumsal geleneğe katılmış olmalı. Bu bilgileri edinir ve aktarırken atalarımız bilimin temelini atmışlardır. Arkeologlar bu işleme pul endüstrisi derler. botanik. topraktan kökler ve kök bitkiler çıkardıkları sanılır. Çekirdek endüstrisi ise Güney Hindistan. jeoloji ve zooloji bilgisi yaşam için şarttı. Oysa insan bir tahta parçasından ya da bir taştan alet yaparken de büyük bir yaratıcıydı. İlk insanlar için bile bir hayli yüklü gökbilim (astronomi). ayrı üretim geleneğine sahip insanlar yanyana yaşamaya başladılar.

baş gövdeden ayrılmış ve mezarda ayrı bir yere konulmuştur. Sen ve başka ırmakların dibinden toplanmış aletlerle doludur. İngiliz ve Fransız müzelerinin mahzenleri Thames. daha eski insanlara oranla bunların yaşantıları hakkında çok daha fazla bilgi edinilebilmiştir.mamotlar. Sinanlhropos ile Hoıno sapiens gibi bambaşka iki türün arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmek güçtür. bunlar kendi gruplarının yaşadığı mağaralara özel bir biçimde gömülmüştür. ölenler yeni bir yaşama geçeceklerdi. Çeneleri yoktu. insan benzeri maymunla r gibi küçük bir gruptu. Avlanma gruplarını örgütleyebilecek kadar konuşabiliyorlardı. Bede ni korumak için büyük özen gösterilmiştir. tıpkı çağdaş. Musteriyan'lar avcıydılar.birleşimine değin belirtiler varsa da.000 yıl süreyle yapılmıştır. Mezara alet ve kemikli et konulurdu. Bu töre ve töreler.000 yıl öncesi için kayda değer ayrıntılar eklenilebilmektedir. Son buz Çağı yaklaşırken. Son sayfalarda insan tarihinin beşte dördü . Ölüler özenle gömülmekten öte. ekonomik amaçla işbirliği yapan daha büyük sosyal birimlerin ticaretiydi. Pleistosen çağının başlangıcında ya da ortalarında. Dünya yaşamının tümden sona ereceğine inanamıyorlardı. bunlar pul üretiminden yanaydı.diyelim basit bir tahminle 200. Bizim bugün bulup topladığımız bu aletler tam 200. ilkel duyguları bu korkuya kapılmış ve bu hayvan görünümündeki yaratıklar düşsel düşünmeye başlamıştır. Piramitler ve Tac Mahal gibi büyük mimari yapıtları esinleyecekti. orada parçalarlardı. Musteriyan (Muosterian) denilen "insan" grupları Avrupa'da belirgin oldu. Mamot avcılığı. Ama ilk pleistosen aletlerin böylesine bolluğu o çağlarda nüfusun çok olduğu sonucunu vermez. Böylesine eski çağlarda rastlanan bu hazin ve boş çabalar. başlarını dik tutamazlardı. insan düşününün beklenmedik ve ekonomik olmayan yönlerde eyleme yöneldiğini kanıtlar. bir çok yerde toprağın altından kucak kucak alet çıkar. Azizler Kilisesinde (La Chapelle aux Saints). herhalde insan ailesi. tüylü gergedanlar tutarken. mezarlar da. Birinde de. Tarih açısından Musteriyan'ların en ilginç yanı cenaze töreleriydi. Üretim açısından. Ölüm dehşetiyle karşılaşınca. koca kutup hayvanlarını tuzağa düşürmekte uzmanlaşmışlardı . hayvansal bir görünümdeydiler. Böylesine koca hayvanlar tek tek avcılar ya da küçük aileler tarafından tutulamazdı.000 yıl özetlenmiştir! İşte bu uzun süreden günümüze dokuz on kırık dökük iskeletle sayısız alet kalmıştır. Şimdiye kadar anlatılan bu belli belirsiz tanımlara ancak bundan 50. bu yaşamda da onlara aletleri ve besin gerekecekti. Bazılarında başın altına destek olarak bir taş konulmuş ve toprağın basıncından korumak için de çevresine taşlar dizilmiştir. gözlerinin üstünde koca bir kemik çıkıntısı alın geriye eğikti. Ama dil kaslarının bağlantı yerlerinden anlayabildiğimiz kadarıyla. ocağın yanma kazılırdı. korkunç. Ayaklarını sürterek yürürler. 39 . Soğuktan barınmak için mağaralarda yaşadıklarından. Fransa'da onu aşkın Neandertal iskelet bulunmuştur. sanki soğuktan korunmaları amacıyla. Fiziksel açıdan Neandertal türüne aittirler. oldukça tutuk bir konuşmaları vardı. Tam tersine tek bir kişi günde üç dört alet yapmış ya da yitirmiş olabilir. Güney Afrika'da ise. bunları öldürdükten sonra sürükleyerek mağaraların ağzına getirir. mağaranın zeminine kazılmış ayrı ayrı mezarlarda pek çok iskelet bulunmuştur. bu tür bugün yaşamamaktadır. Ekonomik açıdan.

Bu ılık ara süresinde kendi türümüzden olan insanlar. Onların kapıldığı yanılgı ise. Musteryan'lar ise törelerini inanç nedeniyle yapmışlardır. yanıldıklarını kabul etmeyişleridir: çünkü Mustcriyan'lar ve onlardan sonra gelenler oldukça yakın zamanlara dek mezarlarda ateş yakma törelerini sürdürmüşlerdir. O zaman bu yoksunluk giderilince yaşam geri gelebilirdi. bir süre. Musteriyan'ların yukarda anlatılan amaçlarla hareket etmiş oldukları kanıtlanamaz. dünyada belirmiştir. Sonuçlar değerlendirilirken. öte yandan da. Başka bir deyimle. yay ve mızrak atıcı gibi basit mekanik araçlar da bulmuşlar. çeşitli kültür gruplarına ayrılır. Yukarı Paleolitik grupların tümü de. Yukarı Paleolitik üretim denilen üretimleri ise. ölümün bir belirtisini. Burada tartışmaya çalıştığımız görüş. Böylesine çeşitli yeni aletlerin kullanımı yalnızca gelişik teknik beceri değil. işte büyü işlemiyle bilimsel deneyin farkı da budur. Kuzey Afrika ve Yakın Doğu'daki Neandertal "insan" artık yok olmuştur. bilimi yanlış uygulamaya başlamışlardı. yerini çağdaş insan almıştır. daha önce türemiş olan insan türlerine oranla çevreleriyle başa çıkabilmek için çok daha iyi donatılmıştı. ancak bilgin bir iki deney yapıp. Yalnızca Avrupa' da fiziksel açıdan en az dört çeşit ırk ayırtedilebilir. Musteriyanların ve daha sonraki insanların cenaze törenleri ve mezarları konusunda akla yakın gelen anlatımlar bulunabilir. günümüzün insanından ayırtedilemez. kendi türümüzün üç ayrı bölümüne özgü saç ve kıl biçimleri göstermektedir. Avrupa arkeoloji kayıtlarına göre.Mezarların ocak yakınına yapılmasından başka bir sonuç daha çıkarabiliriz. Taş kadar. aynı zamanda daha büyük bir bilgi birikimi ve daha yaygın 40 . hatta alet yapan aletler de üretmekteydiler. böylece silah fırlatmakta insan kaslarını tamamlayıcı donatım edinmişlerdi.b. Büyü. nesnel yargının yerini umut ve korku alırdı. umuda daha çok sarılır. sanat v. dilediği amaca varıp varmadığını görmek isterdi. Yukarda belirttiğim görüşler. İnsanın büyüden yardım umması. yani başarısızlıklar düpedüz umursanmazdı. insan bu ürkütücü çevrede kendisine yardımcı olacak hiçbir şeyi unutmamaya çabalar. kemik ve fildişini de ustalıkla işleyebiliyorlardı. bu deneyi üst üste yeniledikten sonra. gelenekleri vardır. İşte böylece. aynı zamanda. Sibirya'daki küçük heykelcikler. bu insanın cesedi bugün morgda bulunsa. Arkeoloji açısından. öleni ısıta rak gidermeyi umuyorlar mıydı? Eğer öyleyse. ve onların ya da çağdaş büyücülerin aynı biçimde inançlar taşıdıkları da söylenemez. o zaman onlar da büyüye yönelmişler. Bir kaç bin yıl sonra. Belirli kullanımlar için ayrı ayrı aletler yapmayı öğrenmişlerdi. Avrupa'nın buz iklimi biraz yumuşamıştı. Çaresizliği çoğaldıkça. ölüm gibi dehşet ve korku duygularının altında yüklendiği çaresizlik oranında artar. olumsuz durumlar. çağdaş bir bilginin de Mustcryan'ların yaptığını yapabileceği görüşüdür. her birinin kendine özgü taş işçiliği. Acaba Musteriyan'lar. diyelim yaşamın akla uygun bir anlatımıdır. Belki de ısının bir yaşam koşulu olduğu sonucuna varmışlardı: Ölüm ısının yokluğuydu. Kültür ve ırk grupları arasında kesin bir bağımlılık kurulamamıştır. İnsan düşünceden nefret ettiği için. Ama bu görüşlere derin ve araştırıcı bir çözümlemeye yellenilmeden varılmıştır. hemen elinin altındaki açıklamaları kabullenir ve dört elle sarılır. Doğa da yabancı ve gizsel göründükçe. güce çıkan kestirme yoldur. Yaşamla sıcaklık arasında bir bağlantı kurmuş olmaları gerekir.

bu araç mızrak fırlatma aletiyle yaydır. Bugün Güney Amerika'da olduğu gibi o çağlarda da Dordogne. Rusya ve Orta Avrupa'daki ovalar açık tundralar ya da steplerdi. geyikler. öküzler. Kireçli ovalarda filler. Piedmost'ta bini aşkın filin kemik kalıntıları bulunmuştur. Filler. tıpkı Kolombiya'da geçen yüzyılda yaşayan insanlar gibi. Çok soğuk olmakla beraber. /ö. tepeleri buz kaplı dağlarla. Av böylesine bol olup. Rus arkeologlarının bulgularına göre. kamp alanlarının ustaca seçimi de bu bilginin elverişli biçimde uygulandığını göstermektedir. Kendim Yaratan İnsan F:4 41 49 . kışları Tuna vadisi ya da Pontik steplerde otlarlar.v. Fransa'nın ortalarında daha da elverişli koşullar vardı. bu topraktan her bahar bitki fışkırırdı. buz örtülerinin oluşturduğu ve hayvanların ilerlemelerine engel olan noktalarda kamp kurarlardı. onlar da "paleolitik' bir ekonomi sürdürmekteydiler ama son derecede süslü ahşap evlerde otururlardı. bilmediğimiz atalarından edindikleri geleneklere kendi bilgilerini de katarak geniş bir kültür yaşamı yaratabilmişlerdir 1 . Bunun insanın yarattığı ilk makine olduğunu söyleyebiliriz. Bu elverişli çevreyi akıllıca kullanmasını bilen Orinyak'lar (Aurignacien) ve onlardan sonra gelen Magdalenler burada gelişmiş. Her yaz esen sert rüzgarlar buzullar ve buz örtülerinin üzerini sıyırıp geçer ve bu ovaları ince bir tozla (löss) kaplardı. ama yay gerilince bu güç ağır ağır artar. İspanya'da çağdaş insanlarca da kullanılmıştır. Böylesine bir varsıllık. en ilgi çekici buluşları. Bunlara evsiz barksız göçebeler denilemez. Vezere ve başka ırmaklarda sürülerle somon balığı bulunurdu. bu kalıntılar fil eti sağlamakta avcıların başarısını kanıtlamaktadır. İştahlı bir nüfus için yeterli besin vardı. sürülerin geçtikleri yerlerde. birer mekanik araç sahibi oluşlarıdır. Orinyak' lar. sürülerin gidip gelme alışkanlıklarına değin sağlam bilgi gerekliydi. atlar ve başka yenebilir hayvanlar otlarlardı. İlk devi. Kiev yakınında Mezine'de. kuzey geyikleri. sığırlar. geçim için insanların kendi yiyeceklerini kendi avlamalarını öngören bir ekono minin de yabana atılmaması gerektiğine işaret edebilir. yayın bükülmcsiylc enerji birikimi 1 Orinyak dcııcn kültürün gerçek te üç değişik kültürden oluştuğ u artık bilinmekte dir ama bu kitabın kapsamı açısından bu ay ırım ve karmaşıklığ a girmiyoruz. Vadinin kenarları uygun barınak sağlayan irili ufaklı sayısız mağaralarla doluydu. Ama et sağlayabilmek için bir hayli kalabalık grupların verimli işbirliği. yaban sığırları ve yaban atları bu ovalarda otlardı. Nesnel açıdan. sonra gene yazlan geldikleri yere dönerlerdi. Moravia'da Prerau yakınında Piedmost'da.bilimsel uygulama kanıtlamaktadır. Piedmostian avcılar.dir. bu evler grup grup mahalle ve köylere ayrılmıştı. Yay yalnızca Fransa'daki Orinyak'lara özgüdür denilemez. çoğalmış ve zengin bir kültür yaratmıştır. yeterince donatılmış olan avcılara çok elverişli bir alandı. Avrupa çevresi. Her yıl bu sürüler Rusya ve Sibirya'daki yaz otlaklarından göçer. Doğu ve Orta Avrupa'daki Picdmostian'lar ile Fran.v altındaki koca koca çöplük kalıntılarıyla hâlâ kolayca belirlenebilmckte. Avusturya'nın güneyinde Willendorfda ve başka yerlerde. besinden yana güven sağlayınca. Kamp alanları.sa'daki Magdalen'lcre kısaca değinmek gibi bu görüşü açıklamaya yeterli olacaktır.nimci güç kuşkusuz insan kasıdır. bu avcılar yarı yere gömük evler yapmakta da çok başarılı olmuşlardır.

tüylü gergedanlar yok olmuşlardı. yahut sadece kömürle çizilmiştir. belki de nedeni bol bol avlanmış olmalarıdır. kaldıraç ilkesine dayanarak gene insan kol kaslarının ürettiği gücü artırır. Bu da belki ilk önce Magdalen döneminde icat edilmiştir ve bugün hâlâ Avustralya'da yerliler tarafından ve Eskimo'larca kullanılmaktadır. oltayla balık tutmasını ve başı çıkarılıp değiştirilebilen mızraklarla da balık avlamasını biliyorlardı. Resim çizme gücünün gelişmesi. Neyse. En eski örnekler. Çocukluğumuzdan düz resimleri biliriz. perspektif veya ayrıntı hiç umursanmamıştır. gün ışığı girmeyen kireç taşı mağaraların en kuytu köşelerine yapılırdı. Mag.dalen döneminin sonlarına doğru da yaban filleri yok oldu. Fransa'nın ortasındaki mağaralarda da görülmüştür. Nesneleri üç boyutta gördüğümüzü unutma yalım. besin toplama ve hiç değilse Magdalen döneminde. Sanatçı kuşkusuz bunları yapmaktan hoşlanıyordu. Magdalen'ler bundan baş ka. Ama kendi kendine yeterlilik ayrı yaşamak anlamına gelmez. daha ciddi ve ekonomik bir amacı vardı. Özellikle mağara resim ve kazıları için bu geçerlidir. çağdaş yabancıların yaşamlarına bakarak da anlayabililiyoruz. yazı kadar önemlidir. Çoğu kez bu ürünler gerçek sanat değeri taşır. Onlar düz bir düzey üzerinde nesnelerin doğru olarak resimlerini yapmayı kendi kendilerine öğrenmeleri gerekmişti. 42 . Mızrak atıcısı ise.olur ve bir anda bırakınca da oku fırlatır. öğrendiklerinin geleneklerini de kendileri kurdular. Bazılarımıza da durumu tersine çevirme. kilden hayvan modelleri yaparlar silahları belirli motiflerle süslerler. Ama büyü nedeniyle değeri olan bu kabuklar birer gereksinme değil birer süs ve lüks aracıdır. bu ticaret o grubun ekonomisinde büyük rol oynamamıştır. Orİnyak döneminde. parmağın çamura batırılmasıyla çizilmiştir. ama sadece bu zevk için resim ya da heykel yapmadı. Resimler genellikle. Taş ya da fildişine yuvarlak şekiller kazırlar. Resimleri yaparken de sanatçı çok uygunsuz durumlara girerdi. mevsimlerin dikkatle izlenmiş olduğunu. Ekonomi avlanma. Bu çağda ne Fransa ne de başka yerlerde besin sağlamak için bitki üretildiği veya hayvan yetiştirildiğine değin bir belirtiye rastlanmamıştır. Paleolitik heykeller ve resimler yalnızca gizsel "sanatsal güdülerin bir anlatımı değildir. Magdalen döneminde ressam derinlik belirtmek için resimleri gölgelendirmeyi öğrenmiştir. Bu insanlar fil ve sığır gibi iri hayvanları yakalayabilecek kadar büyük gruplar halinde yaşamış olmalılar. ya da taş veya kaya üzerine kazılmış. Nasıl örgütlendikleri ise bugün bilinmemektedir. Yukarı Paleolitik kültürlerin en şaşırtıcı ve ünlü yanı da avcıların sanatsal eylemleridir. Akdeniz'de bulunan deniz kabukları. bu düz resimlerde nesneleri tanımayı öğreniriz. gerçek sanat yapıtları olarak bakardı. Çağdaş sanatçı Roger Fry mağaralardaki bu ürünlere merakla değil. Fransız mağaralarındaki resimlerle izlenebilir. yani kâğıt üze rinde uzaklık ve derinlik gösterme becerisi öğretilir. profil çizgilerdir. hatta bir miktar pers pektif de başarılmıştır. mağaraların duvarlarına kabartma heykeller yaparlar. Av etlerinin korunması ve bulunması için. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki. Belki de ilkel bir ticaret aracılığıyla buralara gelmiştir. Oriııyak'ların ve onların sanatsal atalarının çocukluklarında resim kitapları yoktu. bu nedenle bunları yalnızca iki boyutla belirtmek güçtür. balık avlamaya dayanmaktaydı. Eğer bunların ticareti yapılmışsa. çağdaş bilim için resim. tavanlarına da çeşitli manzaralar kazırlardı. Orinyak dönemine ait olduğu söylenen.

hayvanların. Ressam anlaşılan resimlerini canlı yapabilmek için çok uğraşırdı. aslına çok uygun birer portresiydi. Resimlerin hemen hemen tümü. bunlar mağaranın duvarına çizilecek olan gerçek sanat yapıtının ön 43 . Elimizde deneme resimleri. taş parçalarına çizilmiş eskizler vardır. yakıt olarak yağ. fitil olarak da yosun kullanılmış olmalı. yapma bir ışıkta çalışırdı: mağaralarda gerçekten taş lambalar bulunmuştur. Üstelik kısık.sırt üstü yatar ya da daracık bir geçitte arkadaşlarının omuzuna tünerdi.

sığırın göğsüne saplanmış bir ok da eklerdi. yenilebilirdi de! Ressam duvara sığır resmi çizince.çalışmalarıydı. Bu gözlemlerden anlaşılacağı gibi. Bu nedenle Orinyak ve Magdalen sanatı. Sanatsal üretim gerçekte bir yaratma eylemidir. Aynı biçimde Avustralya'daki Arunta'lar ve diğer çağdaş ■i Ġspanya'nın güneydoğusundan TaĢ devrine ait bir resimden ok ve yay 44 . amaç açısından pratik bir sanattı. dışarda da avcıların vurup yiyebileceği canlı bir sığır bulunurdu. kabilenin besini olan hayvanların sağlanması amacını güt mekteydi. bir de bakarsınız. Başarıyı güven altına almak için sanatçı bazen (ama ender olarak) sığır resmine. önce bomboş olan duvarda bir sığır belirmiştir! Bilimsel olmayan kafalara göre böylesine bir yaratıcılığın. üstelik bu karşılık yalnızca görülmez. dış dünyada bir karşılığı bulunmalıdır. mağara sanatının bir büyü amacı vardı. Ressam boş duvara resmini çizer.

güç erişilen bir kuytu köşede. Genellenmiş hiçbir yanları yoktur. Magdalen'lcr kuşkusuz modern zoolog gibi bu türleri tanırdı. Her ne olursa olsun sanatçı iyi yetiştirilmiş bir uzman olsa ge rek. Yalnızca. başka büyü törenleriyle de ilgiliydi. bir sanat okulunun resim defterleri olabilir. Çizgilerinin aslına uygunluğu. Magdalen ve Orinyak sanatı somuttur. Bu da Magdalenlerin soyut düşünceden yoksun oldukları anlamına gelmez. Böyle olunca da saygınlık ve yetki sahibiydiler. Resimler hayvanların. Bu taşlar. Hatta. Magdalen döneminden kalma büyülü bir resmin önünde gençlerin bacak ve kalça izlerine rastlanmıştır. tıpkı ekip biçmek gibi. bazı taşlarda ise. Öte yandan. Bu da. ok saplanmış olarak çizilmiştir. Yukarı Paleolitik sanatın. Piedmost ve daha ender olarak Orinyak yöre lerinde taş ya da fildişindcn oyulmuş küçük kadın heykelciklerine rastlanmıştır. Sanatçılar gerçi uzmandı ama gene de grubun avcılık eylemlerinin dışında tutulmazlardı. bu görevleri için özel olarak yetiştirilmişlerdi. o çağ insanlarının zooloji bilgilerinin düzeyini gösterme açısından bir değeri olduğunu da belirtelim.pan mağarasında. Şu ya da bu geyik yerine. Üstelik artık somut düşünmeye de alışmıştır. Ressam artık canlı bir geyiğin portresini yapmak ya da resmi canlı bir geyiğe benzetmek amacında değildir. kuşkusuz. bugün yaban kabilelerindeki erginlik törenlerini anımsatır. Hiç değilse kalbin önemini biliyorlardı. Bunun anlamını kendileri de farketseler "besin avcıları" deyimine hemen karşı çıkarlar. tek tek portreleridir. İspanya'nın doğusundaki resimler daha sonraki bir döneme ama belirgin bir sosyal geleneğe aittir. o çağ hayvanlarının. Buz Çağından sonra resimler oldukça tutucu bir türe yönelmişti. tıpatıp benzeyen bir geyik resmi kadar bir iki çizgiyle belirtilen geyik resminin aynı düzeyde etken olduğunu da öğrenmiştir. kalp. genel olarak geyik veya insan resimleridir. Hayvanların gerçek boyutlarında ve çeşitli biçimlerde çizilmiş olan bu resimler. Genellikle bedenler çok düzdür ve seks organları abartılmıştır. bir kaç fırça darbesiyle ve en az çizgiyle bir geyik resmi ortaya çıkarmak ister. çünkü bu deyim onları besin üreticilerinden ayırmış olur. zaten ancak bir avcı gözüyle yakından hayvanı izleyen ve tanıyan insanlarca başarılabilirdi. yaralı bir sığır resminde. genel olarak geyik kavramını edinmiştir. bu gücün kabileye av ve bitki sağlamakta yardımcı olacağına inanılırdı. kişisel her bir ayrıntıyı." Resimler. belirli konumlarda. gerçek dünyada geyik sayısını arttırmak için. Son olarak da. empresyonist resimlerdir ve şu ya da bu geyik ya da insan değil de. Dordognc'da bulunan Lcmeuil gibi. Paleolitik sanatın diğer ürünleri de büyü sayılabilir ama amaç ve kullanımları başkaydı. ama yüz hemen hemen bomboştur. Bir Aruna şöyle yanıt verebilir: "Bu törenler. bu resimler daha cansız ve daha az kişiseldir. çakıl taşları üzerinde resim denemelerine rastlanmıştır. sanki usta eliyle yapılmış düzeltmeler de vardır. onların örgütlerinde bu durum geçerliydi. besin sağlayan hayvanların ne denli incelenmiş olduklarını gösterir. Sanatçı-büyücüler uzmandı. gerekli bitkilerin bolca yetişmesi için yapılır.besin avcıları yenir hayvan ve bitkilerin bollaşması için danslar ve başka törenler düzenlerler. çeşitli zamanlarda ge yikleri 45 . Resimlerden. hatta balık ve geyiklerin bile kaç tür oldukları anlaşılabilir. düşüncelerinin elden geldiğince somut olduğunu gösterir. Hayvan fizyolojisi hakkında bilgileri de vardı. Montes. Kadınların doğurgan güçleri bu taşların içinde olduğuna. Öte yandan.

sığır. insan gelişimini göstermektedir. Profesör Menghin ve başkaları bu tür düşünmeye yönelmişlerdir. İnsan ekonomisini tümden değiştiren i lk devrim. İnsanın başat oluşu yavaş yavaş süregelmiş. bu değişim tüm insan türü için devrimsel yenilikler yaratmıştır. Buz sonrası dönemin en çok on beş bin yıl sürdüğü sanılır. insanı besin kaynağına başat kılmıştır. Doğa'ya karşı davranışında hiçbir değişiklik yapmamıştır. Buz Çağı geçip de. bitki yetiştirmeye.000 yıldır. BÖLÜM NEOLĠTĠK DEVRĠM Buz Çağının uçsuz bucaksız süresince insan. Bunların arasında bazılarını. at ve geyikler Fransa'dan göçiip gitmişler. yeni Pleistosen döneminde. doğa ile işbirliği sonucu doğaya başat olmanın yollarını bulmuştur. Eski Taş Çağında. etkenleri ağır ağır birikmiştir. Burada anlatılanlarla. Bugüne dek arkeoloji bilimin bulgularına göre.birbirlerinden ayıran özellikleri bir yana bırakarak. Hatta belki de Avrupa'daki Orinyak ve Magdalen avcıların zamanında bile başka kıtalarda başka insanlar bitki üretmeye ve hayvan yetiştirmeye başlamışlardı. jeolojinin pleistosen çağında. bu hayvanların avlanmasına dayalı olan kültür de yok olmuştur. Oysa neolitik devrimin başlangıcı ve yeni ekonominin yaratılması. Bunu sayıyla anlatmak gerekirse. Buz Çağının bitiminden hemen sonra insanın (daha doğrusu bazı toplumların) çevresine davranışı köklü bir değişiklik geçirmiş. Fransa'daki Magdalcn kültürü bu upuzun sürenin en parlak başarısıdır. tek geçim yolu besin toplamak ve avlanmaktı. Yukarda anlatılanlar. İnsan ekip biçmeye. Elimizdeki bilgilere göre.leşmiş biçimi simgeleştirmiştir. ama bulduğunu daha iyi sağlamak. pek kusursuz olmasa da. Magdalen'ler başarılarını özel bir çevreye başarıyla uyum sağlamış olmalarına borçludurlar. İnsan. Arkalarında böylesine görkemli anıtlar bırakmamış olan başka insanlar da. incelik ve nüfus yoğunluğuna biraz ışık tutmaya çalışılmıştır. Avrupa'daki Magdalen'ler tarafından gerçekleştirilmiş değildir. sağladıktan sonra da seçmek için çeşitli yöntemler getirmiştir. Ne bulduysa onunla yetinmiştir. en genc l. seçmesini bilerek yenilebilir ot. kök ve ağaçları geliştirmeye 46 . Ama bu düşünceyi kanıtlayacak bir belge henüz ortaya çıkmış değildir. Bölümdeki ölçeklerimize göre. devrimsel olarak nitelendirebiliriz. oysa ondan sonraki süre de en az 250. stepleri ve tundraları ormanlar kaplayınca. ancak yirminci yüzyılda. "Besin toplama" deyimi altında çeşitli yaşama türlerinin toplandığına ancak bu deyimle yanlış anlamlara da sapılabileceğine işaret edilmiştir. fil. Buz Çağından bu yana geçen süre. I. V. insanın ya da insana benzer yaratıkların yeryüzünde eylemde oldukları süreye oranla çok kısadır diyebiliriz. "besin üretici" denen yeni bir ekonomi yaratmışlardır. av ve besin toplama ekonomisiyle elde edilebilen bolluk. Eski Taş Çağında.

Bazılarına. verim oldukça yüksektir. ekin yetiştirme hayvan beslemeden daha eskidir. evcil hiçbir hayvanı olmadan ekin yetiştirerek geçinir. düşük kaliteli bir buğdayın atasıdır. Mısır. ekin yetiştirme döneminden önce uzun süre otlak ve çayırlardan beslenme süresinin yer aldığını söyler. Pek ender olarak bazı bilginler de. tarih öncesi çağlarda Orta Avrupa'da üretilirdi. triticum dicoccum kiiçük. mısır. bazıları da hayvanları evcilleştirmekteydi. Bu bitkilerin sağladığı besin gücü yüksektir. bu sürede de başka uğraşılara yönelebilirler. Buğdayın atası olan iki yaban otu bilinmektedir: gernik ve triticum dicoc. tarlaların hiç bakım istemediği süreler vardır. Bugün bile pek çok kabile. Pek çok bitki.birine Balkanlarda. Bu iki aşama birbirine yakından bağlantılıdır. Tarlanın hazırlanması ve ekilmesi kuşkusuz büyük çaba ister.cum. Kırım'da. 47 . en önemlisi de ekim için gerekli işçilik çok vakit almaz. yaban otlarının evcilleştirilmiş tür lerdir. barınak ve bakım sağlayarak bazı hayvanları evcilleştirmeyi ve kendine bağlamayı da başarmıştır. Akdeniz havzası. Gerek buğday. Gerçi bu uğraşı buğday yetiştirmek kadar çok çaba istemez ama daha uzun sürer. Oysa pirinç yetiştirenler bundan yoksundur. özellikle Alman tarih okuluna göre de. ama biz dikkatimizi buğday ve arpa ya dayalı ekonomilere çevireceğiz. Ekimden hemen önce ve sonra. başka varsayımlarla konuya eğilen Vavilov buğday üretiminin başlangıç yeri olarak Afganistan ve Kuzey Batı Çin'i öne sürmektedir. Anadolu'da ve Kafkaslarda. Ama bugün bize dek varan yüce bir kültür birikimine en çok katkıda bulunan uygarlıklarda ekonominin temelinde buğday ve arpa vardır. Anadolu ve Batı Avrupa'da üretilen en eski buğday türüdür ve bugün de hâlâ yetiştirilmektedir.başlamıştır. çok daha genişlemesine incelenmiştir. Bu nedenle. tahıla yönelik ekonomiler üzerine kurulmuştu. bu türün atası bilinmemektedir. üretilerek. gerekse arpa. bu türden çok daha üstün bir tahıl elde edilebilir. Bazı bilginlere göre. yerelması. Bu çabalar mevsimliktir. ekim yoluyla sağlam bir besin türü sağlayabilir. Her ikisi de yaban otu olarak dağlık alanlarda yetişir . Germik. bilinçle ya da rastlantı olarak aşılanma yapılması sonucu yaban ot tohumlarına oranla beslenme gücü çok daha yüksek bitkiler elde edilmiştir. Anadolu ve Hint uygarlıkları. bitki çoğrafyası ile iklime bağlıdır. tarım başladığı çağlardan bu yana iklim çok değişmiştir. biz burada birinci görüşü ele alacağız. Karşılığında besin. buğday. Ama günümüzün ekmeğinde kullanılan buğday genellikle üçüncü bir türdendir (Triticum vıılgare). Ekini yetiştirenlerin bol bol boş vakti olıır. tohumlar kolayca saklanıp barındırılabilir. tatlı patates bugün bile pek çok insanı beslemeye yeterlidir. bazı insan grupları ekin yetiştirirken. Örta Avrupa'da ve Orta Çin'de başat olan ekonomi yüzyıllarca çiftçilik olmuştur. öbür uygarlıklara karşın. tohum için en iyi bitkinin seçimiyle. ekin olgunlaşırken otların ayıklanması. akdarı. Ama bu ekimde. kısaca bunlara değineceğiz. öbürüne Filistin ve belki İran'da rastlanır. arpa. Konumuzu daha iyi aydınlatabilmek amacıyla. PiNeolitik Çapalar rinç. arkeologların bulgularına göre en eski çiftçiler evcil hayvanlarla değil yalnızca çiftçilikle ve b elki de biraz avlanarak geçimlerini sağlamışlardır. Bugünkü yetişme biçimi aldatıcı olabilir. hâlâ da Anadolu'da yetiştirilir. Her neyse. Bu uygarlıkların tarihi. tarlaların gözlenmesi gerekir. ekinin biçilmesi için de toplumun tümü birlikte çalışır.

kendi ekonomilerini henüz örgütlendirmemiş bulundukları da söylenebilir.av hayvanları. Bu mağaralarda yaşayanların (bunlara Natufian'lar denilir) başka yörelerdeki daha gelişik gruplardan bazı kültür unsurları edinmiş geri kabileler oldukları.Belki Germik ile bilinmeyen bir otun aşılanmasından oluşmuştur. Arpanın yaban ataları da dağ otlarıdır. bulabildikleri besin maddeleriyle sınırlıydılar . Anadolu'da. tümü de aynı zamanda başlamış ve M. Filistin'de barınak olarak kullanılan mağara kalıntılarında orak ile ilk devrimle ilgili olmayıp besin toplama ekonomisine özgü bazı alellcr bulunduğundan. daha geniş alanları ekime açmak gerekir. Sonra. çocuk yük olur. Avcı nüfusun. bu da nüfus eğrisinde görülebilir. Aile kilerine katkıda bulunacak yaşa gelinceye dek bunların beslenmesi gerekir. erişebildiği kaynaklara sayı bakımından uyduğu görülmektedir. tahıl üretiminin Filistin yakınlarında başlamış olduğu savı ileri sürülmektedir. gerek besin bitkilerinin kaynağı kuruyacaktı. kuşları kurtları kovmakta yararlı olabilir. Kafkasya'da. bir devrim olarak ilgili herkesi etkilemiş olmalıdır. büyücüler ne derse desin. Gerçi beklenilen bu nüfus artışını kanıtlayıcı "nüfus istatistikleri" yoktu. Besin üretimi ekonomisinin başlangıcı. Bu nedenle yeni ekonomiyle birlikte nüfusun da artmış olması olasılığı yüksektir. Filistin'de. Nüfusun hızla artmış olduğunu arkeologlar saptamışlardır. Ama bu nüfus artışının gerçekleştiği varsayımı da kabul edilebilir. balık. ansızın. Kuzey Afrika'da Marma rika'da. Bazı yörelerde. Çocuklar da ekonomik açıdan yararlı olmaya başlamışlardır . insan çabası arttıramazdı. yenilebilir kökler ve böğürtlen gibi bitkilerin nüfusu sınırlamış olduğu bir gerçektir. buradaki halkın da çiftçilikle uğraştığı bellidir. Besin toplayan topluluklar. İran ve Afganistan'da ve Türkistan'da bu türe rastlanmıştır. ekecek el de çoğalır. İran ve Hindistan'da bulunan en eski buğday tohumları bu türdendir. Fayum çukurunu bir zamanlar doldurmuş olan gölün çevresinde bol sayıda Eski Taş Çağı aletlerinin bulunmuş olması gerçekten ilginçtir. Avcılara. Oysa küçücük çocuklar bile tohum ekmekte. Birinci çavlandan Kahirc'ye kadar uzanan Nil vadisinde gelişmiş köylerle bezeli dizi dizi yerler vardır. bir noktadan sonra gerek av hayvanları. Bu kaynağı. Gerçekten de toplama ve avlanma uğraşıları geliştirildikçe. Koyıın ve sığır sürülerine kızlı erkekli çocuklar bakabilir. bir tek özekte ya da bir çok yerde mi yapıldığı bugüne dek bilinememektedir.Ö. Türkistan. Beslenecek ağız arttıkça. kalabalık köylerle çevrili olduğu anlaşılan kıyılara rastlanır. Ekimin nerede başladığı. Vavilov'un yöntemlerine göre de arpa üretimi özekleri Etiyopya ve Güneydoğu Asya'dır. Mezopo tamya. Ama bu aletler binlerce yıl süresince birikmiş olduğundan belki de çok seyrek bir nüfusa işaret etmektedir. önccieri boş ya da çok ıssız olan alanların birdenbire kalabalıklaşması ancak böyle yorumlanabilir. 3000 48 . Besin kaynağını arttırmak için daha çok tohum ekmek.

bu da Eski Taş Çağının süresinin yüzde birinden azdır! Kanıt üstüne kanıt yığmak gereksizdir. kıyı boyunca ya da ırmakların yanı başındaki göllerin kıyılarında avcı ve balıkçıların yerleşme alanlarını buluyoruz. Bugün bile Asya. Buz Çağında Fransa'da yaşayan Magda. Şimdilik bu konuyu burda keselim. Toprak sürülmez. geçen yüzyılda. o zaman da. birkaç göçmen ailesi tüm üyeleriyle yol olmuştur ya da tarım olanakları aramak amacıyla kuzeydeki doğa kaynaklarını ince lemek için yola çıkan göçmen kafilelerindeki yaşlı avcılar ölmüştür ve bu mezarlar yapılmıştır. önce Danimarka. Bu durumda. Bunun üzerine yeni bir toprak parçası temizlenir. diyebiliriz. ormandaki kumluk düzlüklerde de aynı duruma rastlarız. Derken. gübrelenmez. yerleşme alanına yakın topraklar tümden 49 . Bu karşıtlık gerçekdışıdır. bu toprak da verimsizleşinceye dek bu yöntem yenilenir. Son olarak şunu da belirtelim: Avrupa'da Yeni Taş Çağına bağlanılan iskeletlerin sayısı. çapa ya da sopayla kazmak. bazı ekim türleri de ekicileri bir çeşil göçebe yaşamına zorlar. Kuzey Avrupa'nın ormanlık ovalarını ele alalım. yalnızca ertesi yıl yeniden ekilir.yıllarına dek ağır ağır gelişmiştir. Mezarlardan anlaşıldığına göre. Öteden beri çiftçinin yerleşik yaşamına karşıt olarak "evsiz barksız avcı"nın göçebe yaşamı gösterilir. çok iri taşlardan yapılmış mezarlarla bezenmeye başlamıştır. Eski Taş Çağına ait tüm iskeletlerin sayısından birkaç yüz kat fazladır.kendi türümüz gerçekten hızla artmaya başlamıştır. Bu ilk ya da "neolitik" devrimin doğurduğu diğer sonuçlara daha sonra değineceğiz. Gene de Avrupa'da Yeni Taş Çağı 2000 yılı aşkın bir süreyi kaplamıştır . süslii halta lüks tahta evlerle bezeli yerleşik köyler vardı. Afrika ve Güney Amerika'da ekim yapmak demek çalılıkta ya da ormanda bir parça toprağı bulup temizlemek. Bu bölgelerde. uydurmadır. dcrli toplu. hemen ardından da Güney İsveç. bu koca mezarların mimarı olan ilk çiftçilerin ilk göçmenler olduğu da söylenebilir. sonra da ürünü kaldırmak demektir. bir iki yüzyıl içinde. Tarıma başlamakla yerleşik bir yaşam türü seçmek birbirine ka rıştırılmamalıdır. gerçekten de bazılarında 200 iskelet bulunmuştur.dı. bu kanıtların yöneldiği sonuç da belirgindir. Öte yandan. Bu yörelerden toplanan kalıntılar. Bunların da kayıkla İspanya'dan Orkney'i dönerek ve Kuzey Denizini aşarak geldikleri düşünülürse. ancak seyrek bir nüfusa aittir. Ancak ilk devrimin ardından -ama hemen ardından. tohumu ekmek. Kuzey Almanya ve Hollanda. Pasifik kıyılarındaki kara ve deniz avcısı kabilelerin yaşamından. ilk gelen göçmen nüfusunun kabarık olmadığı düşünülebilir. nüfus kalabalık değildi. aradan bir kaç mevsim geçince verim gözle görülür biçimde düşer.len'ler de kuşkusuz kuşaklar boyunca aynı mağaralarda barınmışlar . Çok geçmeden. bir kaç bin yıllık sürelerde birikmiş olabilir. Böylesine mezarlıklar yapmak için büyük güç gerekirdi. Demek ki o sıralarda nüfus artışı çok hızlı olmuştur. Buz Çağından sonra.

kolayca taşınacak kadar basittir. hatta Sudan'da buğday ekicileri arasında da bu yöntem geçerlidir. çoğunlukla çapa ekimi ya da bahçe kültürü denir. ekicinin artık göçebe olması gerekmez. koca ırmaklar ve sel sularının ağzında biriken kumlu çamurlar. bu çamur yol boyunca toprağa çöker ve böylece bol bol çamur katmanı oluşur. tarımın en basit biçimidir. yeni toprak da getirirdi. Nil ırmağının her güz ardında bıraktığı çamurda akdarı tohumlan dağılır. ne en basit. Her neyse. nüfus kısıtlanır. Üstelik bir kaç yılda bir ormanın bir başka yerini söküp temizlemek de çekilir iş değildi ama yeni bir çözüm bulmaktansa. sel artıklarıyla sağlanır. Bu kuru bölgede. sonra filiz salardı. yıllar yılı aynı toprak parçasını ekebilir. ekinlerin üremesi için belirsiz yağmurların sağlayamadığı ıslaklık. Çok geçmeden bu ekicilere Doğa bir sorun yöneltmiştir: Toprağın kıraçlaşması sorunu. Gerçekte bu çözüm güzeldir. 50 . Alman kabilelerinin her an yerleşme alanlarını değiştirmeye hazır olduklarını yazar. göçebelikle bağdaşamayacak gelişim ve rahatlık aramasın. Sel suları dağ yamaçlarından akarken topladıkları kalıntıla rla sarı ve çamurlu bir hal alır. Doğu Sudan'da Hadcndoa'da. tropiklerin büyük ormanları arasında ekime en elverişli topraklar çoğunlukla ovalardaki tepelerden akıp gelen toprak birikimleriyle. tarih öncesi çağlarda Alp'lerin kuzeyinde Avrupa'da baştan başa bu yöntem sürdü gitti. çölde yaşayan Araplar taze taze akan çamurlara hemen arpa tohumu eker. hasadı beklemeye koyulurlardı. Bazı Alman kabileleri arasında. bu yol daha kolay sayılırdı. kaçmak. ne de en eski türdür. Yatak düzlenip de sular daha yavaş akmaya başlayınca. belirli sürelerde yataklarından taşan ırmakların vadilerindedir. yalnız ekini sulamakla kalmaz. Bugün de Assam'da Ncgas'lar. Bu topraklarda. ılımlı kuzey ormanlarıyla. kolayca yenileri yapılır. çölün kısır kumlan ve kuru kayalarının ortasında cennet gibi yükselir. başka yörelere gitmektir. toprak böylece her yıl yenilenmiş ve gübrelenmiş olur. yeter ki bol bol ekilir toprak bulunsun ve ekiciler. Evleri derme çatına olduğundan. çünkü ekilebilir olan yer ne olsa sınırlıdır. başka yörelere yerleşir. Bir yıl önceki ekinin topraktan çekip aldığı kimyasal maddeler bu çamurun içinde vardır. bizim çağımızın başlangıcına dek sürmüş de olabilir: coğrafya bilgini Stra bon. Yukarda anlatılan. İki ekin arasında sel olduğu sürece. Oysa boşuna çabadır. Sinai Dağının tepesinde fırtına koptu mu. El Ariş vadisinden aşağı seller de aktı mı. Göçebe bahçe kültürü en ilkel ekim türü olmakla beraber. Şimdi kıraç ya da çöl olan topraklar şeridinde. İş buraya varınca insanlar yola düşer. Amazon havzasında Boro'lar gibi pirinç ekicileri arasında. Ev eşyaları.kıraçlaşır. Seller böylesine kullanılınca. Doğal sulama koşulları altında. İşte böylece. otura otura kendiliğinden yıkılacak duruma gelmiştir. Bununla başa çıkmanın en kolay yolu.

yer yer de. çok başka ve daha az elverişli olan İran ve Mezopotamya'ya yayılmış olmasının nedenlerini anlamak güçtür. temel endüstri. Bu nedenle Perry'nin savı. koyun. Besin üretiminin nasıl çıktığı ve geliştiği. ancak göçebe bahçe kültürüyle gerçekleşebilmiştir. Perry'nin görüşüne göre. Bu ekonomi "neolitik" çağın özelliğidir. Besin toplayıcıların. keçi ve 51 . tarıma geçmeden önce. Besin olarak beslenen hayvanların sayısı çok değildi. Gerçekten de tahıl ekiciliğin nerede ve nasıl başladığını araştırmaya değmez. Avrupa. insanların bilinçli olarak tohum ekip büyümesini bekledikleri yolundadır. çünkü buğday ve arpanın yaban ataları Balkanların kuzeyine düşen bölgelerde yoktu. besin olarak yaban buğdayı ve arpasını kullanmış olmaları gerekir. her güz düzenli biçimde taşar ve yatağını aşar. Etiyopya ovasında muson yağmurlarıyla kabaran Nil. Özellikle Nil Vadisi. Böylesine bir girişim de ancak elverişli aletlerle donatılmış. bir dizi bataklıktan oluşurdu. Anlaşılan Nil sellerine dayanan tarım. Öte yandan. tahıl üretimi herhalde ilk kez Afrika'dan Batı Avrupa'ya yayılan çapa ekicileriyle. tarım yörelerinin hemen hemen tümünde. Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'da yağmurlar şimdikinden daha boldu. Bu tohumlardan bir avucu Nil sellerinin getirdiği çamurlara serpildi mi.Bu tür tarım. tahıl ekimi için çok elverişli bir bölgedir. tarımın Filistin kaynaklı olduğu savı kadar bile kanıtı yoktur. karışık çiftliğe nasıl dönüştüğünü araştırmak daha elverişlidir. Bu hızlı yayılım. tahıl üretiminin yanı sıra besin olarak hayvan da yetiştirilmekteydi. Nil'in düzenli ve güvenilir taşması nedeniyle. sık ormanlar ve içinde barınan gergedanlarla başka korkunç hayvanlar gezinirdi. Doğal sulama da böylece tüm tarım yöntemlerinin başlangıcı olur. Nil Vadisinin ender koşulları altında gelişen bir yöntemin. Tahıl yetiştirme düşünü kuşkusuz çabuk yayıldı. boynuzlu hayvanlar. Nil Vadisine en eski tarımcılar yerleştiği vakit. Bu alanı ekilebilir topraklar durumuna getirmek için önce bataklıkları kurutmak ve tehlikeli hayvanları uzaklaştırmak gerekirdi. böylece yeni filizlenen bitkileri söküp götürmez. bu nedenle de ekin üretmek için tek yol sulama olamazdı. Nil Vadisi. ekilmiş tüm tahılların ataları iirer. örgütlenmiş büyükçe bir toplumun işidir. karışık çiftçiliktir. kavurucu sıcaklar geçtikten sonra gelir. Doğal durumunda. Mısır'da tarım hiç de basit değildi. Sel. Avrupa'ya gelince. Tuna havzasından Belçika ve Almanya'ya göçedenler tarafından tanıtılmış olmalı. Perry'nin tarımın başlangıcı olarak Mısır topraklarını göstermesi kuşkusuz yalnızca bir kuramdır ve daha önce belirttiğimiz gibi. sulama en eski tarım yöntemidir. ancak buğday ve arpanın atası olan ya ban bitkilerinin yerel olduğu bölgelerde gerçekleşebilmiştir. Mısır'daki en eski tarım köyleri kadar eski olmasa da onlara yakın bir tarihe dek uzanan sayısız tarımsal köylerin kalıntılarıyla doludur. Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'da arkeologların incelediği en eski. çaba ekiciliğinden sonra gelmiş ve bu türden gelişmiştir. Kuzey Suriye Irak ve İran ovası.

bu değişiklik ansızın olmadı. Domuzlar bataklık ya da ormanlık toprak sever. seyrek olan kuraklık sertleşti ve daha uzun sürdü. Bu tehlikeler insanlara da yöneliktir. Kuşkusuz. Afganistan ve Pencap'taydı. Muflon koyunları Akdenizdeki adalarda ve Türkiye'den Batı İran'a dek Yakın Doğu'da üremiştir. aslan. Afrika'da yaban koyunu yoktu. İlk başta. kaplan ve kurtların saldırısına uğrar. Daha sonraki çağlarda ya da başka ülkelerde bu hayvanlara başkaları.domuz. uryal koyunlarının yeri ise daha doğuda. Yılda otuz santimlik bir yağmurla rahatça yaşayabilen bir kaç hayvan türü. üretici artık yarı aç koyunların ve yaban öküzlerinin ekin alanlarına girmesine 52 . vahalara üşüşür ama alanlarda et yiyicilerin. artık nüfus durumuna düşer. Avcı aynı zamanda hayvan iireticisiyse. Yaban keçileri herhalde Avrupa ile Asya'yı ayıran dağlar boyunca yaşamış olmalı. Ekin kaldırıldıktan sonra. giderek türleri azalan hayvanlara da bir şeyler vermesi gerekir: ekin kalıntıları hayvanlar için elverişli bir otlak olabilir. koyun ve keçiler de tümden çöl olmadıkça kurak topraklarda da yaşayabilir. daha doğuda da Orta Asya topraklarında argal koyunları yaşamıştır. her iki tür de dağlık yöreleri sever. en eski Avrupa koyunları da öyle. Hububat yetiştirme uğraşısının beşiği olan bölgelerde bugünkü çiftlik hayvanlarımızın atalarının yaban olarak yetiştikleri okuyucunun dikkatinden kaçmayacaktır. aynı nedenlerle avcılar bile derelere ve vadilere sık sık uğramaktadır. Ot yiyici hayvanlar besin ve su bulabilmek için. Daha önce de belirtildiği gibi. Ama bu gerçek yaban koyunlarının Afrika'da görülmeyişi nedeniyle Mısır' ın karma çiftçiliğinin başladığı yer olabileceği sanısını zayıflatır. Avrupa buz örtülerinin erimesi ve bunların üzerindeki yüksek basınç ya da antisiklon'ların kasılması sonucu Atlantik'ten gelen ve yağmur taşıyan düşük basınç kuzeye yöneldi. Çok kurak bölgelerde yağmurun biraz azalması bile çok olumsuz sonuçlar verir. belki Pirene'lerden ya da hiç değilse Balkan'lardan doğuya. giderek azalan dere lere ve su birikintilerine. Artık hem avcı hem de av kuraklık tehlikesine karşı güç birleştirmiştir. Kuzey Afrika ve Arap Yarımadasını sulayan sağanaklar Avrupa'nın üzerine kaydı. En eski Mısır koyunu uryal türi'ındendi. Çayır ve otlakların yerini. Himalaya'lara dek yayılmışlardır. Türkistan. Oysa muflon koyunu Mezopotamya'daki en eski anıtlarda bile uryal koyunuyla birlikte görülür. yağışlar iki iiç yıl azalınca. Kuraklık baş gösterdi. doğal olarak sulanan vadilerde hatta çok sık olmayan ormanlarda bile yaşayabilir. yer yer vadilerle bezeli uçsuz bucaksız çöller alır. Yaban koyunları da aynı uzantıda ama üç ayrı tür olarak yaşamıştır. özellikle kümes hayvanları eklenmiştir. besin üretimi ekonomisinin kurulduğu dönem aynı zamanda ilk çiftçilerin belirdiği ve yaban atalarımızın tahıl yetiştirip evcil hayvan ürettiği yarı tropik bölgelerde iklim krizinin baş gösterdiği dönemdir. Boynuzlu hayvanlar bol otluk ister ama iyi sulanan steplerde. çünkü onlar da su ardında vahalara yönelmiştir.

Bilgiye dayanarak davranışlarını yürütür. dişili erkekli. Buna karşılık bu hayvanlar da evcilleşip. buzağı ve oğlağın süt emişini yakından izlemesiyle başlamış olmalı. Belki de otlak olarak kullanılan toprakların ekime daha elverişli olduğu sonradan anlaşılmış. büyüklü küçüklü her çeşit hayvan sürülerini kendi barınak çevresine sokmuştur. İnsan. Böylece hayvanların üreme süreçlerini. Başka kullanımlar daha sonra bulundu. Hayvanları gereksiz yere kor kutmamayı. Üstelik bu besin. seçenekli üreticiliğe de başlamış demektir. İşte seçenek gene uygulanmıştır. yani sermayeyi yemeden sağlanabilmekteydi. daha yumuşakbaşlıları yeğler. insana yakın yaşamaya alışır.karışmaz. Kuşkusuz çeşitli hayvan türleri üzerinde denemeler yapılmıştır. hayvanı öldürmeden. aynı zamanda insana bağlı hayvan sürülerinin beslenmesi de böyle başlamış olmalıdır. İyi bir rastlantı olarak. bu yaşama özgü iklim özelliklerinin sürüp gitmesiyle ve uygun hayvanların avcı insanların barınak yerlerine gelmeleriyle gerçekleşebilirdi. hayvanları kovup sürmez. kuşkusuz tarih öncesi avcıları da. Asya'nın kurak alanlarında inek. hatta artan besiniyle onları besleyebilir. Bu sonuç. insanın kuzu. bunları yiyecek aslan ve kurtları kovabilir. koyun. beslen di. sığır. böylece evcillcşlirilemeyen yabanları seçmez. yalnızca uysal ve yumuşak başlı değil. Bugün avcılar. En sessiz ve uysal boğayı ya da koçu öldürmeye başladığı vakit. Bu hayvanlar başka yerlere kaçamayacak kadar zayıf. kolayca yakalanacak av niteliğinde okluğunu anladığı an. Bundan sonra artık bu et birikimini dikkatle ve aşırılığa kaçmadan kullanmayı öğrenmesi gerekiyordu. hayvan evcilleştirmeye başlamış demektir. kuzu ve 53 . Hayvanların sağılması ise. 3000 dolaylarında Mısırlılar antilop ve geyik sürüleri beslemişlerdir. besin ve su gereksinmelerini de öğrenir. kendi yiyecek artıklarını da vermiştir. Gerek bu gerekse bilmediğimiz nice başka deneyler başarısız olmuştur. en genç ve en evcilini öldürmemeyi öğrenecekti. Aynı zamanda da bu yeni olanaklarla hayvanların alışkanlıkları ve yaşam biçimlerini yakından izleyebilir. En iyi süt veren hayvanlara ilişilmemiş. kesip yenemeyecek kadar da cılızdır. Oysa insan. düşman hayvanları korkutsun diye köpeği kendi barınağından kovmamış. Bunlar insanlara bağlı kaldılar ve ardlarından gittiler. bu hayvanların huyunu suyunu inceleyebilir.Ö. Yeniden ekim vakti gelince. üretici yalnızca yaban hayvalarının yavrularını değil. İşte. hoşlandıkları için ya da tören amacıyla yaban hayvan yavruları beslemeye alışıktır. Ama öğrenildiği an da süt temel bir besin maddesi olmuştur. böylesine artması sonucu. İlk başla cvcilleştirilmiş hayvanlar anlaşılan besin olarak. tam tersine onları uygun otlak ve sulak yerlere götürür ve et yiyici hayvanlara karşı korur. M. gübrenin değeri ergeç öğrenilmiştir. Kuraklığın. Böylesine yan evcil çeşit çeşit hayvanların. keçi ve domuz da vardı. diğer buzağı.

toplumun büyük bir bölümü sıcağın kasıp kavurduğu vadiden kalkıp sürüleriyle birlikte daha serin olan dağlık bölgelere çıkar. Deri kap kaçak ne yazık ki kalıcı değildir. (Tahta 54 . 3000 yıllarından sonra bile Mısırlılar yünü bilmiyorlardı. çadırların asıldığı sırıkların da ardlarında iz bırakacak kadar derin çukurlara kazılması gerekmezdi. sapan sürmek. Oysa sıcak ve kurak ülkelerde. salt kırsal ekonomi başlar. Asya' da pek çok insan bu tür bir yaşam içindedir: Arap yarımadasındaki Bedeviler. bu özellikleri hayvan üretimiyle birlikte yeniden gözden geçirmeliyiz.oğlaklara oranla bunlar beslenmiştir. bunlara özel bakını ister. ya da kuru mevsimde yiyecek bulmaları için hayvanlar çok uzak yerlere götürülür. Tarlalara ve evlere bakmak için pek az kişi geride kalır. Bazı ender durumlarda da. İrmak vadilerinde. M. Doğu Sudan'ın bazı yöreleri. başka mevsimlerde de yerleşme alanının çevresindeki otlaklarda otlatılır. Yün. Böyle olunca da toplumda belirli kişilerin sürüleri dağlara götürmesi. Orta Asya'daki Moğollar bunun en güzel örnekleridir. Bu kırsal kişiler. odak yerinin genişletilmesi gerekebilir. Birkaç çocuk ve gence de hayvanların bakımı verildi mi. kuzey-batı Himalaya'lar gibi yörelerde. toplumun bir kesiti hayvanlarıyla birlikte yazın dağlara göçer. Daha sonraları da koyun ve keçilerin postları değer kazanmıştır. Akdenizde. söz gelişi İran. kışın karla kaplı olan dağlar yazın çok elverişli birer otlaktır. araç çekmek için hayvanın koşulması çok daha sonraları başlamıştır ve daha ilerde. Kuzey Afrika. Beslenen hayvanların sayısı azsa. toplumun bundan başka bir iş görmesi gerekmez. yaban hayvanlarından koruması. böylece kumaşlar dokunmuş. Yük taşımak. hayvanlara otlak sağlamak için özel çayırlıklar açılır ve sulanır. arpa ve başka donatımı da birlikte götürmesi zorunlu olur. tuğla duvarlara bağlanan çadırlarda yaşamışlardır. İşte bu noktadan sonra. mağaralarda değil. İran ve Anadolu'da. Koyunlar ve sığır sürüleri baharda dağlara çıkarılır. Basit üretimin temel nitelikleri daha önce belirtildi. Salt kırsal ekonomi bilinen bir yaşam türüdür. Ağaçlar ve çalılar kesilip. Bu tür yaşamın ne denli eski olduğu bilinmez. ya da post dövülerek kullanılmıştır. Oysa Mezopotamya'da bu tarihten çok önce koyunlar yünleri için üretilmekleydi. daha önce anlatılanlar geçerlidir: hayvanlar ekin toplandıktan sonra tarlada.Ö. arkeologlara ipucu sağlayacak pek az iz bırakmışlardır. Ama sürüler belirli bir sayıyı aşınca. Bu çobanlar yanlarında buğday. insan ekonomisinde ikinci devrim inceleni rken sözü edilecektir. Deriden kaplar ve sepetler kullanmışlar. kütüklere ya da taş. Hayvan yemi olarak özel ekim yapılıp ürün biriktirilir. ekimin çok az yer tuttuğu. Belki daha önce bitki saplarına uygulanan yöntem bu postlara uygulanmış. seçenekli üretimin yapma bir ürünüdür. bu hayvanları sağması gerekir. Yakın Doğu ve Avrupa'daki neolitik yerleşme alanlarındaki temel ekonomiyi nnlayacaksak.

Besin üretiminin. biriktirilmeli. Belki de. bizde olduğu gibi geleneksel bir spor durumuna gelmiştir. balık avcılığı hâlâ büyük bir endüstridir ve insanların büyük çoğunluğunun sofrasına katkıda bulunur. besin toplayıcılıktan hemen sonra gelmediği de unutulmamalıdır. Besin üretim ekonomisinin iki ayrı yönü daha ilgiye değer. birleşik çiftçilik de bu iki ayrı yaşam kaynaşmasıyla ortaya çıkmıştır. yıl boyunca idare edilmelidir. Besin toplama uğraşısının ekonomik önemi daha sonraları yitirilmiştir.maması bu tür insanların yaşamadığına kanıt değildir. sümüklüböcek. balık. efendileri avcılık gibi ciddî işler ardınday. Ekiciler. İlk başta hayvan. bağımsız ve önemli bir endüstri durumuna ancak yavaş yavaş gelebilmiştir. biçilir biçilmez tüketilmemelidir. üretim artığı birikimi için bir olanak ve bir amaçtır. yerleşik köylülere bağımlı olur. ilk ekimi kadınlar yapmışlardır. süt ancak bir ek sağlamaktaydı. Oysa Forde salt kırsal ekonominin sürekli olamayacağını savunmuştur.) Salt kırsal insanların tarih öncesi yerleşme alanlarının saptana . En basit biçimiyle bile. kuş. "Tarihsel okul"un savma göre. karışık çiftçilik için hayvan üretimi eşit bir ortak durumundadır. ekonomik açıdan. buğday. toplumun içinde belirli kişilerce veya ekonomik açıdan tarımsal uygarlığa bağlı olan bağımsız toplumlarca yürütülen bir uzmanlık dalı. İkinci devrimden sonra. ama hayvan besimine karşı davranış belirgindir. Bugün kırsal kabilelerin çoğu ekin yetiştirirler. meyva. salt kırsal ekonomi ile salt çapa ekonomisi ilk başta ayrı ayrı sürdürülmüştür. aradan beş bin yıl geçse de sırığın açtığı çukuru tanıyabilir. bir özel endüstri olmuştur. yaşamları için temel unsurlardır. Ekinler saklanmalı. fındık. Arkeoloji kayıtları Mısır ve İran'da ilk kez neolitik toplumları ortaya çıkardığı vakit. Bugün avcılık varlıklı kişiler için bir spordan öteye gitmiyorsa. öbür göçebelerin tutsağı olsa da. Değişik türlerin nasıl birleştirildiği daha önce açıklandı. Hasadı saklamak kolaydır. ya da balıkçılık gibi. gerçi bu gelişigüzel bir ekimdir. Kaynağı ne olursa olsun.ken. besin toplama düzeni ile ekin yetiştirme ve hayvan besleme düzeni eşit düzeydeydi. Besin üreten ekonomide. karınca yumurtası gibi yiyeceklere. "Üretim" kavramının. tıpkı ekim gibi besinine başat olma olanağını vermiştir. Ekim. bitki toplayıcılığı. böğürtlen. ama kendi ekin yetiştirmeyen kırsal göçebeler her zaman.çüriir ama çağdaş arkeoloji. fıstık. Bir yandan önceden düşünmek tasarlamak ve artırmayı. Besin üreten ekonomide somut uygulamaların ne denli çeşitli olduğu asla unutulmamalıdır. türlü geçim türlerini kapsaması gibi. Çeşitli "Ekim" türleri birleştirilebilir. Her hasadın bir bölümü de ertesi yıla tohumluk olarak ayrılmalıdır. öte yandan da saklamak için 55 . hayvan ve kuş avı. arpa. Av eti. besin üretimi. hayvan üretimi insana. Ekin. balık avcılığı. bu sav pek de yabana atılamaz. "karışık çiftçilik" de aynı eşit çeşitliliği kapsar. besin toplayan grup için temel eylemlerdi.

Fakat arkeoloji biliminin şimdilik yapabildiği şey. tam anlatılan biçimde gerçekleşmiş olmayabilir. Çöl boyunca bir av gezisi süresinde. Neolitik dünya. Sürülerini yaz otlaklarına götürürken. Bu köylerde. Buzağılar ve öbür yavrular saklanmalı. kuraklık ve kötü ürün olasılıklarında bir önlem sağlar.ambarlık yer ayırmayı gerektirir. Bunların her biri. Çizilen resim. kopuk bir yaşantı gerektirmez. Ekonomi. Daha önce belirtildiği biçimde. bir köyün çobanları başka köylerin çobanlarıyla karşılaşır. belki kendi türlerinin en eskileridir. Bu düşünler benimsenince. Oysa tarih öncesi çağlar için. Kendi besinini toplayan bir toplum. Ambarlar çok önemlidir. budunbetimcilcrin (etnografların) gözlemler sonucu edinilen bilgilerle. düzenli ve sık olmasa da. Aynı biçimde. ayrık gruplar değil. Yukarda sözü edilen basit besin toplama ekonomisi bir soyutlamadır. bu varsayım kanıtlanamaz. Burada örneklenen ekonomik gelişmenin düzeyi. Tek başına arkeoloji bilimi bile. çok daha kolaydır. Fayum'daki neolitik köyler. çeşitli grupların besin edinmek için aynı anda izledikleri çeşitli yöntemler. Toplumu oluşturan bireyler yani ev halkı gerekli aletleri araçları ve silahları üretir. başka vahaların avcılarının yolları birleşmiş olabilir. yinelenen ilişkilerle birbirlerine bağlantılıydı. Fayıım ve Delta 56 . çağdaş uygarlığa doğru atılmış bir adım olduğunu doğrulamaya yeterlidir. kendi kendine de yeterlidir. süt sağılmalı ve sürünün üremesine katkıda bulunmalıdır. başka başka toplumları bir araya getirmiştir. ilkel bir ticaret için bir temel olur ve böylelikle de ikinci devrime yol açar. Sonunda. çağdaş 'yabanlardan alman örnekler ve belirli arkeolojik yörelerde varılan sonuçlara dayanılarak ortaya çıkarılmıştır. Benzeri durumların pek çok alanlarda aynı anda var olduklarına kısaca değinmiştik. basit besin üreten eko nomilerde küçük farklılıklar. hatta ev olarak kullanılan barınaklardan çok daha büyük de olabilir. takas ya da alışverişle başka bir toplumdan mal ithal ederek o topluma bağımlı olmak zorunda değildir. Bu ekonomik yeterlilik ilişkisiz ve bağlantısız. gerçekte sürekli bir süreç olan yaşamda geçici süreleri tek tek ayırmıştır. bir toplumlar dizisi olarak düşünülmelidir. Özellikle sıcak iklimlerde hayvanın öldürülmeden sağ saklanması ve ekinin korunması. bundan başka. evrensel tarih sahnesinde. Hemen yambaşındaki hammaddelerle basit araç ve aletleri kendi yapar. Ekin ve sürülerin verimi çok geçmeden toplumun temel gereksinmesini aşar. içi hasır sepetle ya da hasır örtülerle kaplı silolar bugüne dek kalmış en önemli ve büyük yapılardır. kuru mevsimi güçlükle atlatan sürüler de hiçbir ayırım yapılmaksızın öldürülüp yenilmemelidir. örneğin Orta Mısır'da Tasa. hatta birbirine çok yakın alanlar için. Gereği olan tüm besini kendi üretir ve toplar. oraya buraya serpilmiş. Böylece biriktirilen üretim artıkları topluma kötü mevsimleri geçiştirir. besin toplayıcılara oranla besin üreticiler için üretim ve üretim artığı birikimi çok daha kolay olur. "neolitik" ekonomisinin.

Aynı ekonominin çok daha sonra Girit'le. otuz yüzyıl sonraya aittir. batı Avrupa'da. Güney İngiltere ve Belçika'ya yayılmıştır. kap kaçakları. Arkeologlar bunları şaşılacak kadar çok "kültür" çeşitlerine ayırır.ile Kuzey Suriye için bile böyledir. Suriye ve Türkistan'da da ekmeklik buğday. Girit ve Tesalya'da ise en eski yerleşme alanlarınının bile sürekli olduğu anlaşılmaktadır. Demek ki. Örneğin. Delta'nın batı kıyısında. Tasa'da sığır ve koyun kemikleri bo l bol bulunmuştur ama hiç bir domuz kalıntısı yoktur. Ukranya ve Besarabya'nın Kara Toprak kuşağında. 2000 yılından önce varamamıştır buralara. Yeni Zelanda'daki Maori'ler. besin kaynağı olarak evcil hayvanların ilk başta önemi çok azdı. Arkeologlar. hâlâ aynı düzeyde yaşamaktaydılar! Arkeoloji biliminin saptadığı basit besin üreticilerinin her bir grubu çok belirgin farklarla birbirlerinden ayrılırlar. aşağı yukarı. Bundan başka yetiştirilen tahıl da başkaydı . Neolitik Çinliler ise yalnızca domuz beslerdi. Batı Çin'de saptanan benzeri toplumlar da çok daha eski olmasalar gerek. kendi özel sanat ve cenaze törenleri vardır. Aynı ekonomi İspanya'dan Batı Avrupa'ya. Nil vadisinde. Fayum'da ve Delta'nın yanıbaşında o çağın yerleşme alanlarında bol bol bulunurdu. Aşağı Tuna vadisinde. Gene.Ö. göçebe bahçe kültürü yaygındı. Danimarka.belki M. 7000 yıl önce. Halep ve Musul arasında ve İran ovasının yamaçlarında yukarda sözü edilen temel ekonomi düz eyinde yaşayan insanlara değin kanıtlar bulmuştur. neolitik uygarlık diye bir şey yoktu. Temel ekonomi uygulamaları bile gruptan gruba değişir.S. tahıl yetiştirmekle hiç değilse aynı düzeyde tutulurdu. Orta Avrupa'nın lös topraklarında. Ukranya ve Batı Çin'de ılımlı olan tüm bu iklimlerde. Tasa'da. Her birinin kendine özgü aletleri. koyun. Tesalya'da ve Yunanistan'ın diğer kara bölgelerinde yerleştiğini görüyoruz. Neolitik Mısırlılar arasında. özellikle seçmiş bulunuyoruz. Macaristan ovasında ve sonra Orta Avrupa'da lös denilen verimli toprakların sık ormanlarla kaplı olmadığı alanlarda yer yer rastlıyoruz. değişik iklim ve toprak koşulları 57 . Batı ve Kuzey Avrupa'da triticum dicoccum. Çağdaş yaban insanları. Tuna havzasında gernik. yüzyılda ayak bastığında. domuz beslemek ve avcılık. İngi ltere ya da Belçika'da basit besin toplama ekonomisinin en güzel örnekleri. Hele Mısır'la Orta Avrupa arasında benzer olayların aynı anda oluştuğunu savlamak kesinlikle yanlış olur. XVIII. av hayvanlarının ise daha da azdı. güneş takvimiyle. aşağı yukarı Mısır'daki bu tür ekonomiden. aynı ekonomik düzeyi örneklemek için. Fayum'da eski bir gölün kenarında. silahları ve süsleri. Orta Avrupa'nın lös topraklarında.Mısır'da. Kuzey Suriye'nin yağmur kuşağında. Kaptan Cook M. Kuzey Almanya ve İsveç'te çok daha sonraları belirmiştir . Çeşitli ırk bileşiminde insan grupları. Asur'da. Anadolu ovalarında. Oysa bu hayvan. Batı Avrupa'da sığır. Çok daha sonraları da İspanya'da.

aynı temel düşünleri edinmişler ve bunları çeşitli çevrelere çeşitli biçimlerde uygulamışlardı.. arkeologlar tarafından. süsleme işleri ve benzeri yapımlarda. alınıp verilen bu eşyalar bir bakıma lüks eşyalardı. Ama gene de bu tür alış veriş insanın gelişmesi için çok büyük önem taşımıştır. Spon. Böylesine bir kopukluk kendi sanat ve zanaatını. taşlan daha büyük bir pazara ihraç ettikleri kuşkusuzdu. bunun tam tersi gerçekten gözetilmiş olabilir. kendi tür kurumlarını diğerlerinden bağımsız olarak geliştiriyordu. Neolitik kültürleri böylesine belirgin biçimde ayıran başkalıklar ekonominin ayrıcalıkları ve her bir toplumun kendine yeterliliği nede niyle şaşırtıcı olmamalı. neolitik ekonomi çerçevesi içinde bile. Gene de. Akdeniz midyesinin kabuğundan yapılmış bilezikler. bir toplumdan bir topluma düşünler aktarılmış. Gene de tümden birbirlerinden kopuk oldukları söylenemez . Birbirine çok benzer neolitik gruplar ayrıntılarıyla incelenecek olursa -örneğin Orta Avrupa lös topraklarında yaşamış olan insanlara bakılırsa. Ender olarak da. gruplar arası uzmanlaşmaya yol açmış olabilir. böylece eşyalar ve mallar uzun yollar aşmıştır. "Neolitik uygarlık" yayılmasını biraz da. Bu yoldan. vazoların süslü biçimleri.sürekli ayrılıkların varlığı. birbirlerine verip aldıkları eşyalarla kanıtlanmıştır. Her bir grup komşularından ekonomik açıdan bağımsız bulunduğu için. Oysa. Belçik a ve Fransa'da arkeologlar neolitik taş ocakları bulmuşlardır. Böylece Fayum gölü kıyısında bulunan deniz kabukları hem Akdenizden hem de Kızıldenizden taşınmıştır diyebiliriz. Ancak çok dik kafalı gelişimciler. Bu tür alışveriş çobanların ve avcıların.belki de tam ekonomik yeterliliğe hiçbir yerde ulaşılamamıştı. bu tür ticaretin o toplumun ekonomik yaşamında etken olmamasıdır. Önemli olan. neolitik çağlarda insanların alışverişi pek ender 58 . yabancı eşyalar birbirleriyle kıyaslanmış ve gerçekte kültür alışverişi ve bileşimi başlamıştır. birbirinden ayrık gruplar arasında alışveriş ve haberleşme daha düzenli bir "ticaret"e ve. Bohemya'dan Güney Almanya'ya kadar tüm neolitik mağaralarda bulunmuştur. onlardan tümden kopuk yaşıyabiliyordu. Madenciler herhalde madenle çalışmadıkları zamanlarda bitki üretmiş ve hayvan yetiştirmişlerdir. Ama üretimi yalnızca kendileri için yapmadıkları.dilus gaederopı. birbirlerine ziyaret sonucu. diyelim kendi köyünün dışında bir eş bulma isteği (ekzogami) gibi nedenlerle gerçekleşmiş olabilir. bu bağımsız gelişimlerin her yerde aynı sonuçları doğuracağını savlayabilir. orman ya da sık ormanlı dağların engeli karşısında. gerekli nesneler değildi. daha önce sözünü ettiğimiz gibi. Sonunda düzensiz de olsa bir ticaret oluşmuş. bu grupların birbirinden giderek artan biçimde farklı çoğaldıkları görülebilir. İngiltere. Birbirine yakın grupların her yerde birbirleriyle ilişkileri olduğu gerçeği. deniz. daha önce yaşamış olan ve daha da seyrek yerleşme alanlarında yaşamını kuran avcı toplulukların ilkel alışverişine borçludur.altında yaşamlarını sürdürürken.

Bu dürtüye bir tepi olarak "cilâlı taş balta" yapılmıştı. bitkiyi. En önemli ortak yönleri tahta işçiliği. düşün alışverişi ise çok yavaş ilerlemekteydi. Neolitik aletin özelliği kenarının yontularak keskinleştirilmesidir Bu yeni teknik taş üzerinde tahıl öğütülürken gözlenilmiş ve bulunmuş olabilir. Daha başka yerlerde ve çok daha sonraki zamanlarda aynı temel ekonomik yapıya sahip toplumların yaşamış olduğunu görüyoruz.bir olaydı. Avrupa'nın dışında ise. Kuzey Afrika ve Yakın Doğu'da bugünkünden çok yağmur yağmaktaydı. Tümünde de ortak pek çok ekonomik yön buluyoruz. Yontulmuş taş tahta. Daha eski arkeologlar için "neolitik çağ"ın belirtisi olan bu alet. Buz Çağının tundraları ve steplerinin yerini ormanlar almıştı. Öte yandan. söz gelişi. pek çok besin toplayıcılar. Yalnız Akdeniz çevresindeki verimli topraklarda bu alışveriş hızlı ve yaygın olabilmiştir. 6000 ile M. Baltık Denizi kıyılarında. şimdi ağaçsız olan alanlarda ağaç yetişmekteydi. Tasa. kap kaçak yapımı ve dokuma endüstrisidir. kırılan bir taş parçası bir tahtaya takılıp bir tür çapa ortaya çıkarılmıştır. çiftçiliğin herhangi bir belirtisine rastlanmadan çok önceki sürelerde bulunmuştur. 1800 yılları arasında sürmüş olmalıdır. Fayum Gölü ve Asur'da Arpaçiya'nın en alt düzeylerinde. Bu türler de domuz ve boynuzdan yapılmıştır.S. Yontularak keskinlcştirilen taş balta ve keserler Kuzey Avrupa ormanlarında yaşayan ve besin için ne hayvan ne de bitki üreten insanların yerleşme alanlarında bulunmuştur. Eski Taş Çağı'nın daha önceki dönemlerinde görülen yontulmuş taş ya da sert çakmak taşından yapılan "el baltası"nın gelişmiş türü değildir. yukarda anlatılan ekonomi o sıralarda ulaşılmış en yüksek ekonomik düzeyi belirtmez. sık dokulu bir taştan kesilmiş iri bir dilimdi. Demek ik yontulmuş taş balta. Neolitik devriminin belirgin olduğu çağda. derken bu taşın bir ucu kumlu toprağa sürtülünce kesinleşmiştir.bir ucu keskin bir kenar oluşturacak biçimde yontulmuştu. buradaki 59 . "neolitik çağ" M. Balta türü aletleri. çok çeşitli kültür grupları için geçerlidir. bunlar da cilalanarak keskinleşti rilmiştir. Aynı sürelerde Avrupa'da. Bir sopaya yerleştirilip balta ya da keser yapılırdı. bunların tümü de aşağı yukarı aynı ekonomi k düzeydeydi. balta yoktu. Gerçi neolotik baltalar hemen hemen hep basit besin üreticilerinin en eski yerleşme alanlarında bulunmuştur ama kullanımının yeni ekonominin bir sonucu olduğu kesin değildir. Bir çok ortak yanın daha az soyut olduğunu anlıyoruz. "Neolitik uygarlık" deyimi ise tehlikeli bir tanımlamadır. Eski Taş Çağının daha sonraki döneminde balta benzeri aletler yoktu. Belki de bahçe kazılırken. belki de tahılı oraklarla biçen Filistinli Natufiyan'larda ise. Gene de ortak uygulama yanlarının farklılıkları umursanmayabilir ve genel özelliklerin bir çok "neolitik" toplumlar için or tak olduğu kabul edilebilir. İnsanlar artık kereste işiyle uğraşmak zorundaydılar. Avustralya'daki Arborijin'ler de yontulmuş taş balta kullanmışlardır. Böylece.Ö. besin üretimi ilk kez göze batar biçimde geliştiği vakit.

kuruyunca da un gibi olur. Büyük çapta çömlek yapımı ancak Neolitik çağda başlamıştır. özellikle vurulup kırılmadıkça biçimini saklar. Ama öbür buluşlar gibi. ama ıslak hamur ateşe konunca çatlar. ıslakken. çamur ya da tozun taşa dönüşümü gizsel bir işlem olmalı. Odun kesmeye ve biçimlendirmeye yarıyordu. Kilin seçilip hazırlanması da gerekir. Kenya'da Eski Taş Çağından olduğu sanılan küçük çömlek parçaları bu olasılığı düşündürmektedir. sürekli olarak bu biçimde kalması için "yakmak"tır (yani 600°C üstünde bir ısıda tutmaktır. ancak 600 derecenin üstünde buharlaşarak çıkar. Neolitik toplumların ortak özelliğinin kap kaçak yapımı olduğu anlaşılmaktadır.) Gerçekten de toprak kap kaçak. (Bu kaplar Filistinli Natfiyan'lar tarafından kullanılmaktaydı. kimyasal açıdan birleşince. Çömlekçinin sanatının özü. taş balta. o zaman da nesne plastikliğini tümden yitirir. Kili hamurlaştırmak için eklenen su. Marangozluk başlamıştı. tümden plastiktir. Tahılın hazırlanması ve depolanması. plastik nitelikli kille sert. Belki de. kolaylıkla biçim almaz ve kullanışlı bir çömlek 60 . Yoğurulabilen. Bu yeni endüstrinin insan düşünü ve bilimin başlangıcı açısından önemi büyüktür. kimyacının çömlekçi kiline verdiği adla aluminyum hidrat silikat'tan ısıtma yoluyla bazı su motozanlarının (moleküllerinin) çıkarılmasıdır. güncel yaşama uygulanması.anlamıyla kendine yeterli besin üretimine sahip neolitik ekonominin kesin bir kanıtı sayılamaz. su geçirmemesi için kille sıvalı bir sepetin rastlantıyla yanması sonucu bulunmuştur. Bu yöntemin özü. bir kaç vuruşta zedelenmeyen sert bir aletti. Taş baltanın yapımı. usulca güneşte ya da ateş başında kurutulur. bu değişime başat olmak ve bunu kullanmak demektir. Nerede kullanılmış olursa olsun. sıcağa dayanan ve su tutabilen kapların önemini artırmış olmalı. Kil parçası. suyu çok gelirse dağılır. sal ve tahta evlerin yapımı için balta ve keser gerekir. az önce sözü edilen kimyasal değişimi bulmak. katı çömlekler nasıl aynı nesne olabilirdi? Ateşe sokulan çömlek girerken ne biçimse çıktığında da o biçimdir. daha sonraki bu tür başarılar için çok önemli bir ön koşuldu. Kili yoğurmak için ıslatmak gerekir. Sapan. besin üreten ekonominin oluşumundan daha önce bulunmuş olabilir.) İlk insanlar için nesnenin niteliğindeki bu değişim. ama rengi değişmiştir ve dokusu bambaşkadır. İçinde çok iri parçalar varsa. Özü oluşturan su. kil parçasını istediği biçimde yoğurup. kil parçası katılaşır. Belki de nesne ve değişmezlik konularında derin düşünler esinlemiştir. başka buluşlarla da bağlantılıdır. Neolitik yerleşme alanları genellikle kırık çömlek parçalarıyla bezelidir. çömlek ondan sonra fırınlanır. tekerlek. Çömlek yapımında insan kimyasal değişimi belki de bilinçli olarak ilk kez kullanmıştır. sağlam kenarlı. ister ıslak ister kuru olsun. Çömlek yapımı demek.

nice buluşların uygulanmasını gerektiriyordu. ufalanmış taş ya da deniz kabuğu. bitmemiş bir çömleğe uygulanan renk. kara ya da pis boz renkli çömlekler yapılabilirdi. Böylesine özel hazırlanmış kili.yapılamaz. Bunu önlemek için pürtüklü bir nesne . Demek ki en ilkel ve genel biçimiyle de. Sanatçının önceden fırınlanmış çömleğin nc biçim ve renk alacağını kestirmesi gerekir. al bir renk alır çünkü demir. Daha kuru iklimlerde al ve toprak rengi çömlekler üretilebilir. Çömleğin biçimlendirilmesi sanıldığı kadar basit değildir. Çoğunluk kilde demir oksidi vardır. Doğal ateşin dumanlı alev oluşturduğu daha ılımlı bölgelerde boyalı çömlek yapımı çok daha sonraları başlamıştır. Fırının Orta ve Batı Avrupa'da kullanımı ise Demir Çağıyla başlar. çentilnıiş hasır. çünkü ferozo ferik oksit karadır. Okuyucuyu sıkma pahasına da olsa bir özellikten söz edeceğiz. Bir çok belirgin yöntem ve süreçlerin kavranması. bir yandan da fırınlanmadan ötürüdür. Sert nesnelerin oluşmasını önlemek için bir yıkama yöntemi bulmak gereklidir. Bunlardan ancak pek azını yukarda belirttik. Unutmayın. bitmiş ürünün üzerindeki renkten çok ayrıdır. Koyu renk. çömlek sanatı oldukça karmaşık bir uğraşıydı. çömleğin üstünü. Yapılan resimlerin iyice belirgin olması için yeni bir buluş gerekliydi çömleğin 900 ya da 1000 derece ısıya yerleştirilmesi ve alevlerden uzak tutulması için özellikle yapılmış bir fırın bu sorunu çözümlerdi. Fırınlanırken kilin yalnızca fiziksel yoğunluğu değil. Bu da hammaddenin içindeki bitkisel ya da organik yabancı nesnelerden ya da ateşin. Çoğunluk kil türleri. Renk değişimi bir yandan nesnenin içindeki yabancı maddelerden.kum. çömleğin rengini etkilemiştir. demir tozlan azalır. Oysa fırınlanma süresinde. okside olup al ferik oksidi oluşturur. Söz gelişi. sulak yörelerde bol dumanlı odun ateşinde pişirilince. Dikenli Akdeniz ya da çöl bitkilerinden yakılan ateş kolaylıkla açık pembe ya da yeşilimsi çömlekler oluşturur. süsleme yapmak için bir fırçayla çeşitli biçimlerde çömleğin üstüne sürebilir. biçimlerken parmaklara yapışır ve fırınlanırken çatlar. kilin içindeki karbondan da oluşabilir. Bu beceri en önce Yakın Doğu'da gerçekleştirilmiştir. Böylece çömlekçi bu etkileri bilinçli olarak nasıl yapabileceğini ya da çömleği daha da güzelleştirmek için nasıl kullanabileceğini öğrenir. demir oksidi bol ince bir kat özel kille kaplayıp. veya daha sıcakken çömleğin üzerine özellikle sürülen yağ ya da gübreden olabilir. bu değişimleri öğrenip çömleği güzelleştirmek için uygulamıştır. sağlanabilen kil ve yakıt türü. yanan kömürle çevriliyse. Çömlek steakken havaya açıksa. rengi de değişir. kısaca bir "maya" . Öte yandan kilin içinde kaba nesneler yoksa.eklenmelidir. kıpkırmızı bir çömlek yaratabilir. al ve sıcak çömleğe sızan isinden. Çok 61 . çömlek de boz rengi olur. Çömlek boyamak basit bir sanat değildir. İnsan. İlk başta yerel koşullar. bu aksak yanma süresinde gazlar çıkar. İlk neolitik toplumlarda böyle bir araç görülmemiştir.

Başka bir tür keten de Asya'da bulunup üretilmiştir. Mısır ve Yakın Doğu'nun en eski neolitik köylerinin kalıntılarında dokuma endüstrisinin belirtilerini görüyoruz. Düş. Hamurunu biçimlendirir. İndideki çömlek becerisinden alınan örnekler bu görüşü kanıtlar. diyelim dar boyunlu bir testi gerekince artık böylesine ilkel yöntemler yeterli olamaz. olmayan bir biçimin elle yaratma süreci yinelenerek. Halkalar yerleştirildiği vakit. yepyeni bir bilimsel bilgi dizisi uygulanmalıydı. Böylece tutucu ev kadını. hatta insan kafatasından yapılan kapların benzeriydi. öbürü üstüne yerleştirilir ve bu böylece sürüp giderdi. Kil hamur iyice plastikti. derilerden sepel ve hasırdan. bir yumak çamurdan hamur açar gibi yoğrulup biçimlendirilebilir. bu nesneyi ancak parçalar kopararak biçimlendirebilirdi. boşlukta işlemez. Bu. Kuruyunca kalıp çıkarılır. fırınlanmaya hazır açık bir tabak ya da tas elde edilmiş olur. Büyük bir çömleğin yapımı günlerce sürebilir. oldukça ıslak ve yumuşak olmalıdır. Çömlek sanatının yapıcı niteliği insan düşününde tepki yarattı. Çömlek yapımı insan yaratıcılığının önemli bir ürünüydü. Ama daha büyük bir kap. kadınlar da köklü değişikliklere kuşkuyla bakarlar. su kabağından. Bu nedenle ilk çömlekler. Oysa taş ya da kemikten bir alet yaparken nesnenin biçimi ve boyutuyla sınırlıydı. soğuğa ve güneşe karşı korunmak için işlenmiş deri ya da yaprak giysilerle rekabete başlamıştı. Çömleğin dibi yoğrulduktan sonra. artık kuruyup biraz da sertleşmesini beklememiz gerekir. eklemlerin sertliği ve dayanıklılığını umursamadan dileğincc hamuruna yeni parçalar ekler. Üstelik çömlekler genellikle kadınlarca yapılırdı. Yaratılan nesne. Ama bir halka yerine yerleştirildi mi. ikinci kat ancak bundan sonra eklenir. 62 . "Yaratıcılık". Biri alta konur. Dokuma için de çok daha başka çetrefil buluş ve yaratışlar gerekliydi. bilinen bir şeye benzemelidir. insan düşününe girmesi demektir. Ya da kil hamur kolaylıkla açık bir sepet ya da tas biçimi bir kalıba kolaylıkla sıvanabilir. Keten ve daha sonraları yünden dokunan giysiler. tahıl yetiştirirken bunu da üretime katmış olmaları gerekir. uzun iplik sağlayacak lifli bir madde bulunmalıydı. istenen çapta kil halkalar hazırlanırdı. Bu benzerliği pekiştirmek için "deri şarap torbası" ya da sepetin örgüsü çoğunlukla resim olarak çömleğin üstüne çizilir ve boyanırdı. bu kabın özellikle yapımı gerekir. başka nesnelerden. insan dilediğince bu hamuru yoğurabilirdi. uzun süren bir yöntemdir. Oysa çömlekçinin işinde böyle bir sınır yoktur. Neolitik Avrupa ve Asya'da bu işlem genellikle çevirme yöntemiyle yapılırdı. Çömlekçinin yaratma özgürlüğü ilk başta tam uygulanamamıştı. Fayum gölü üzerinde yaşayan neolitik köylüler çoktan keten kullanmaktaydı. kullanımına başlanan bu yeni nesne nedeniyle.küçük çömlekler kuşkusuz. En önce uygun bir nesne. çarpıcı bir değişikliğe uğramaktan kurtulmuş oluyordu. Tüm bitkiler arasında bu bitkiyi seçip. Avrupa türü keten neolitik çağlarda İsviçre'de üretilip kullanılmıştır.

ev kadını çömleğinin yapımı ve fırınlanması için evine kapanmaz. anadan kıza aktarılır. Sözü edilen tüm endüstriler bahçecilikten dokumaya dek tüm uğraşılar ancak deney birikimleri ve bu deneylerden varılan sonuçların uygulanmasıyla gerçekleşmiştir. Çağdaş Afrika köyünde. zanaat geleneğinin bir parçasını oluşturur. anasına çömlek yapımında yardımcı olurken. Tarih öncesi çağlarda da bir neolitik köyde bulunan tüm kap 63 . İşte bu kurallar kümesi. kimya da vardır diyebiliriz. Toplum üyelerinin deney ve bilgisi sürekli olarak biriktirilirdi. Uğraşı kamusaldır. en verimli ekilebilir toprağın hangisi olduğunu. pamuk ve yün gibi özel nesneler konusunda bilgi gerektirmekle kalmaz. Ağırşak denilen. Ancak çok özel koşullar altında dokuma ürünlerinden ya da kullanılan tahta aletlerden kalıntılar günümüze dek gelebilmiştir. su ve mayanın ne ölçüde katılacağını ve daha buna benzer nice bilgileri edinmesi gerekir. Zorunlu başka buluşlar arasında. Neolitik çağlarda uygulamalı bilim. Daha önce belirtildiği gibi aynı sürelerde Mezopotamya'da yün kullanılmaktaydı. Çağdaş yabanların yöntemlerine bakacak olursak. onu yakından izler. Birbirlerine yardım da ederler. her bir zanaatın sürdürülmesi. minik uçan tekerleklere benzeyen bu küçük nesneler arkeologlar için dokuma endüstrisinin varlığını kanıtlayan araçlardır. Genç çömlekçi uygun kili nerede bulup nasıl seçeceğini. tohumun ne zaman ekileceğini. Ekimci. ayrıca söz yoluyla da anasından uyarılar ve öğütler edinir. jeoloji. sürekli olarak genişleyen pratik bilim bilgisi ile yönlenmiştir. M. yararsız büyü diyebileceğimiz bazı yöntemlerle birleştirildiğini görürüz.Başka nesneler de denenmiş olmalı. toplumsal geleneklerdir. söz gelişi. aynı zamanda belirli türlerde hayvanların ve belirli bitkilerin üretilmesini de gerektirir. ipliği bükmek için bir araç gereklidir. taş ya da çömlekten yapılmış küçük diskler ipin ucuna ağırlık olarak takılırdı. filizlerin ottan nasıl ayırtedileceğini ve daha nice nice ayrıntıyı bilmek zorundadır. kuralları da toplumsal deneyin sonuçlarıdır. Köyün tüm kadınları birlikte çalışırlar. kıl dokunabilir.Ö. bugün çıraklık yöntemi dediğimiz yöntemle genç kuşaklara aktarılırdı. Seçenekli üretme yoluyla yünü bol koyunlar üretilmeden önce. Dokuma endüstrisi yalnızca keten. ister gerçek ister büyü olsun. 3000 yılından hemen sonra İndüs vadisinde pamuk yetiştirildiği kuşkusuzdur. Örnek ve öğüt yoluyla babadan oğula. kumaş yapımı için koyun ve keçi postu kullanmış olmalılar çünkü. Oysa zanaat ge lenekleri kişisel değil. pek çok geçerli varsayımların. nasıl temizleyeceğini. İşte böylece bir hayli dolgun zanaat bilgi ve töreleri oluşur . Kuşaklar boyunca bilgi ve beceriler babadan oğula aktarılmıştır. Bunların her biri ve tümü uygulamalı bilime dayanır. Ayrıca. Kız çocuk. kendini ona benzetir. Neolitik zanaat ve endüstrisi olarak oluşmuştur. söyleşirler ve bilgi alıp verirler.bu bilginin içinde doğa bilgisi.

ya da topu topu dört dönümlük bir yöreyi kaplardı! Orta Avrupa'da pek çok neolitik mezarlık iııcc ince araştırılmıştır. 64 . inanç ve batıl inançlardan oluşan ama az çok anlaşılabilir yasa ve yasaklar oluşturulurdu. Bazı gençler eşlerini yanlarına katıp başka bir yerde yeni bir köy kurmak için ayrılırlar. Kişisellik değil. Bir kaç eski yerleşme alanından edinilen gözlemlere evrensel geçerlilik yüklenemez.sel-dinsel kurallarla güçlendirilir. işbirliğinin yarattığı çaba olmaksızın yaşayamazdı. Bütün bunlardan anlaşıldığına göre toplumsal eylemlerin denkleştirilmesi ve yönetilmesi için bir sosyal örgütlenme vardı. belli bir düzene göre yerleştirilmişti. inançlar ve kuramlar şaşırtıcı biçimde gerçek uygulamanın ardında kalmıştır. Bugünün yaban kabilelerinde gözlenen örgütler ve törenler 6000 yıl önce benzeri ekonomik düzeye varmış olan başka yaban kabilelerin politik ve düşün yaşamına ipucu sağlayamaz. insan görüş ve düşününü etkilemiş olmalı. Neolitik devrim sonucu ve yeni zanaatler nedeniyle edinilen ve uygulanan bilgiler nedeniyle insanın yepyeni güçlere başat oluşu. bir örneklik yansıtır. Kuşkusuz bu tür kurumlar büyü . O çağ için oldukça gelişkin sayılan tipik bir Tcsalya köyii 100 ile 45 metrelik bir alanı. Neolitik çağlarda toprak kıtlığı yoktu. Yeni köy. toplumsal geleneğin damgasını taşır. Ama bir varsayım uygun düşebilir.) Bahçe ekiminin çağdaş temsilcileri arasında köyün bölünmesi yönelimi etnografların dikkatini çekmişti. "Neolitik yaşam"ın kooperatif eylemlerinin dışa dönük anlatımı sosyal ve politik kurumlar olmuştur. Ama neolitik örgütlerin ve inançların ne biçim olduğu kesinlikle bilinememektedir. böylece yaşlıların başatlığından kurtulurlar. Ormanda düzlük açmak. bataklık kurutmak gibi ağır işler ortak çaba gerektirir. Kurumlar. çünkü eski köylerde. Genellikle bu ayrılma uygun olurdu yeter ki bol toprak bulunsun. ilk yerleşen köylüler yakın topraklan ilk baştan kaparlardı. gerek Batı Avrupa'da neolitik köylerdeki barınaklar. taban hayvanlarına ya da sellere karşı evleri korumak da toplumsal sorumluluklardı. romanlığa yakın yerde kurulduğundan tarlaya ulaşmak için uzun uzun yol yürümek de gerekmezdi. Hiç birinde yirmiyi aşkın mezar bulunmamıştır. Kanal açmak.kaçak yeknesak bir benzerlik. (Kuşkusuz o yerleşme alanının ne süre kullanıldığı ya da her bir mezarlıkta kaç kuşağın gömüldüğünü bilmiyoruz. Bu değişim kuruluşları da. Salt neolitik çağda sosyal örgütün etken birimi genellikle çok küçüktü. kapitalist düzeyin biçimine bakılarak kestirilemez. dini de biçimlendirmiştir. yalnızca bir kaç genel ilke ve düşünün çeşitli uygulamaları vardır. gelişigüzel yayılmamış. Neolitik ekonomi tüm olarak. Gerek Mısır. Bu örgütün ne tür olduğunu hiç bir zaman kesinlikle öğrenemeyeceğiz. Neolitik ekonomiye neyin uygun olduğu varsayımını tarihsel gerçeğe uydurmak gereksizdir: Ondokuzuncu yüzyılda İngiliz anayasası ile İngiliz protestan dininin kesin biçimi. Daha önce de savlandığı gibi "neolitik uygarlık" diye bir şey yoktur.

o sıralarda Doğu'da geliştirilmiş inançların yansıması olduğu savunulabilir. İlerde göreceğimiz gibi. Batı ve Kuzey Avrupa'da neolitik insanların yaptıkları mezarlardan. Ama yeni ekonomik düzene daha uygun yeni sistem ya da sistemlerin yerleşmesi daha çok zaman alacaktır. bir kurbanı unutmak gibi yollarla gizsel güçleri öfkelendirmek tıpkı file atılan okun ucunu zehirlemeyi unutmak kadar tehlikeli olabilir. ilerde belirtileceği gibi. kümes hayvanları aynı felaketten etkilenirdi. Açlıkla karşı karşıya gelen bir toplum değişikliği göze alamaz. Böyle bir düşün ya da örgütlenmenin var olmadığı da düşünülebilir. bu nedenle bir bölgedeki kötü hava koşulları bir başka bölgenin üretim artığıyla giderilemezdi. bu insanların politik ve dinsel yaşamlarının da aynı durgunlukta sürdüğüne değin bir kanıt yoktur. dünya çapında etkileri olmuştur. Üstelik bir töreni atlamak. Bazı bilginler bu tür inançların izlerine Avustralya ve Amerika'da besin toplayıcı arborijin'ler arasında da yaygın olduğunu söylerler.sel düşünleri kuşkusuz değişmekteydi. Oysa bu güçler güvenilmezdi. Ambarlarında topladıkları besin de çok azdı. korkunçtu. Kendine yeterli köylü toplumu kuşkusuz yağmur. ikinci devrim güçlü ve derin büyüsel-dinscl inançlar uyandırmıştır. "Neolitik devrim" bir felâket değil bir süreçti. Ekinler. kar fırtınası. Belki de katı ideolojilerin ve kök salmış kurum ve örgütlerin bulunmayışı nedeniyle kendi kendine yeterli ekonomilerden endüstri ve ticaret kentlerine varan hızlı gelişme 2000 yıldan kısa bir sürede gerçekleşebilmiştir. Diyelim Afrika'da çapa çiftçileri yüzyıllardır demir kullanmaktadır. sosyal değişme ve bu değişime yol açan bilimsel ilerlemeye büyük engeldir. ikinci devrimin etkilerinin Avustralya'ya bile sızması için yeterli bir süredir. Kuraklık. açlık demekti. "Neolitik politika" ve "neolitik din" den söz etmeye yellenmeyeceğiz. güneş. ekonomileri hiç etkilenmediği halde. İlk devrimden sonra bile. sarsılmaz kurumların. uyum sağlanmalıydı. Bir toplumda bu tür tepkiye karşı direniş de o toplumun ekonomik güvencesiyle ters orantılıdır. Bazı insanların. Çeşitli aşamalarında besin toplayıcıların ve avcıların sosyal kurumları ve biiyüsel-din. 65 .Bugün yaban kabileler hâlâ geçimlerini 6000 yıl öncenin "neolitik" yöntemleriyle sağlamak istiyorlarsa. Tam tersine. Hâlâ besin kaynaklan çok sınırlıydı. kendine yeterli köylülerin küçücük grupları için yaşam hâlâ çok güvencesizdi. dolu fırtınası. ikinci devrimin bir çok somut başarılarını benimsedikleri kesinlikle belirgindir. Bunlarla başa çıkılmalı ya da boyun eğmeli. sürüler. sıkı sıkıya bağlanılan batıl inançların varlığı. gökgürültüsü ve kasırga getiren güçlere bağlı olduğu bilincini taşıyacaktı. Beş bin yıl. Boğaz tokluğuna yaşamı sürdüren düzenden en küçük bir sapma grubun tümünü tehlikeye düşürebilir. Sağlam. Bu köylülerin baş vuracağı dünya pazarları yoktu. daha sonraki devrimlerin. O zamana dek de ikinci devrim çoktan başlamış olacaktır.

ya yerleşme alanına yakın mezarlıklarda bir arada 66 . Göze batacak biçimde gösterişli. Nil Vadisi'nde tote. bunların politik sonuçlannı kurcalarken. Bundan sonra da. kutsal kralla.nn ve ataların ruhlarının güçleri. anlaşılan bu adlar yerel kabilenin totem' lerine göre verilmiştir. Belki de neolitik ekonomiye uygun yeni örgüt ve inanç düzeni. bu inanç yaşam korkusuna karşı insanlara bir rahatlık vermeye başlar. Şahin kenti (Hierakonpolis) gibi adlar taşımışlardır. Do. ama bunlar savaş silahları mıydı. yoksa yalnızca av aletleri miydi? Kadınların topluma besin sağlama çabalarına katılımlarının giderek artması da kadının toplumdaki sosyal konumunu yükseltmiş olmalıdır. Bazen bu kurumlar. Başkanlık konusunda. kulübeler. bir kaç düşüne burada yer verebiliriz. nasıl olsa ikinci devrimin yaygınlaşması gecikecektir. Bölgelerin işareti kabilenin markasıydı. belki de neolitik çağların gerçek kalıntılarıdır. Birçok kurumun eski düzenden devir alınmış olması doğaldır. yeni çağda daha da artmış olabilir. Belki de ilk devrim. Bir çok neolitik gruplardan. üst düzeyde birine ait olduğunu belli eden mezarlar ya da saray denilebilecek yapılar bulunmamıştır. tüm neolitik toplumların totemik kabilelerden oluştuğu sonucuna varılamaz. büyük olasılıkla bu düşünlerden esinlenmiştir. Tarih çağlarında bu köyler yerleşme alanları olduğu anlaşılmaktadır.mik kabilelerin yaşamlarını sürdürdüğüne değin dolaylı kanıtlar bulunmuştur.artık gerçek bilimin gelişmesine ve kentler arası. Bu tür kabile düzenine bugün basit besin toplayıcıları arasında sık rastlanır.dinsel görüşlere gelince. ölü gömüldüğüne değin bir ize rastlanmamıştır. ikinci devrimi müjdeleyen başka kuşku uyandırıcı düşünler ve yeni buluşlar baş göstermeye başlamıştı. Ama bu da kesin değildir. Pasifik Adalarından gelenler için bekâr evleri olabilir. Eski Taş Çağında ölülere verilen önem. Neolitik toplumları bir arada tutan büyüsel . Neolitik çağlarda varolan ya da sürekli olamayan kurumların neler olduğuna değin ipuçları elde edilmiştir. henüz kurulmamıştı ve yerleşmemişti. Bu tür büyü ve töreler kesinlikle yerleşince. Normalden daha büyük evlere Avrupa'daki neolitik köylerde rastlanmıştır ama bunlar varsıl evlerden çok kamu yapıları. Tarih çağlarında bu köyler bazı bölgelerin başkentleri olmuş. ama bundan. Ama genellikle ölüler oyulmuş mağaralara yerleştirilir. Savaş belirtilerine de rastlanmamıştır. Fil kenti. uluslararası ekonominin kurulmasına engel olacaktır.ğu'da ekonomi gevşeyip kaymaya başladığı vakit. tarih öncesi çağlarda bile bu markalar vazolarda görülmüştür. ya da uyumu sağlamak için bir tören bir kez bulundu mu. Batı ve Kuzeybatı Avrupa'da görülen büyük mezarlar ise.Tehlikeyi uzaklaştırmak için bir büyü. ilk neolitik mezarlıklar ya da köylerde bir ize rastlanmamıştır. kök salmış inançlar -diyelim astroloji tutkusu. ikinci devrimin yaygınlaştığı ve o çağın düşünlerinin yayıldığı zamanlara rastlar. Neolitik mezarlarda ve barınaklarda silahlara rastlanmıştır. ikinci devrimin yönelimine karşı tepki göstermişlerdir. avcıların büyülerine karşı kuşku uyandırır. Daha sonraki neolitik köylerin bu tür kabilelere ait yerleşme alanları olduğu anlaşılmaktadır.

tarım. zorlardı. Tarih çağlarında bu resimler mezarın duvarlarına yapılırdı. güneşin mevsimleri yöneltmesini kesinlikle saptar ve güneşe dinsel bir konum sağlar. "Ekim kralı" büyü yoluyla ölümsüzlüğe ulaştığım savlaya. Bu tür gözlemler. Üretim güçlerini yöneltmek ya da onlara yardımcı olmak amacıyla yapılan törenler ve büyüler neolitik çağlarda daha da büyük bir önem kazanmış olabilir. onun da yetişen ürünü simgelemesi ve sonunda tohum olarak toprakta öldürülmesi gerekirdi. Belki bunlar da Eski Taş Çağı avcılarınca mağaralara ve kayalara yapılan resimlerle aynı anlam ve amacı taşırdı. Bir kez tohumu simgeleyen bir insan. efsanelerin ardına gizlenirdi. ata ruhlarına karşı davranışları yansıtır. güneşe göre saptanır. ataların gömüldüğü topraklar.tutulur ya da her eve yakın bir yere tek tek mezarlar kazılırdı. oysa neolitik çağda gerçekliğine inanılarak uygulanırdı. tohumların yeşermesine katkıda bulunduğuna inanmış olmaları gerekir. İşte o zaman dinsel bir başkan olarak dinsel görkeme bürünebilirdi. Ata ruhlarının. gelecek mevsime meyvelerini vermesi umudunu yalnızca simgelemez. Oysa tohumun yeşermeden ve çoğalmadan ölmesi gerekirdi.bilirdi. besin ve içki dolu kaplar ve süs eşyaları katılırdı. her yıl gizsel biçimde toplumun besin kaynağının fışkırdığı yerlerdir. güneş 67 . tarih çağlarında da sık sık yinelenmiştir. Tarımsal işlemler temelde mevsimlere bağlıdır. Ama benzeri heykeller. seks organları çok belirgin. Yoksa karnından tohumların filizlendiği toprak. tohumun yeniden doğumu ve ölümünün dramatik simgeleşti. Böylesine bir titizlik. erkeğin işlevini yakından tanıdığı kadına mı benzetilirdi? Eski Doğu uygarlığında belirli zamanlarda büyük görkemle "kut sal düğün". Mevsimler avcılara yol gösteren ay takvimiyle değil. Tarih öncesi çağlarda Mısır'da. tanrıları simgeleyen bir "kral" ile bir "kraliçe"nin evlenmesi kutlanırdı. Yerini bir genç alırdı. taştan oyma küçük kadın heykellerine rastlanmıştır. Oysa tropik bölgelerde. güneşin değişimi mevsimlere ışık tutacak kadar belirgindir. zamanın. Bu yörelerde. kilden biçimlendirilmiş olarak neolitik yerleşme yerlerinde ve mezarlarda da görülmüştür. Kuzey bölgelerinde. Eski Taş Çağının yerleşme alanlarında. güneşin devinimi daha az belirgindir. Bütün bunlardan başka. "Ekim kralı" olarak öldürülür ve gömülürdü. Oysa artık. mevsimlerin daha yakından gözlenmesini. mezar kaplarına hayvan ve eşya resimleri yapılırdı. Yazılan yazılardan da ölülerin bu resimlerdeki hizmetlerden yararlanacakları umudu anlaşılır.rilmesi. Bunlara çoğunlukla "ana tanrıçalar" denilir. Belki de büttin bunlar. Bunların birleşmesi toprağın üretkenliğini. yani yılın daha kesin bölümlere ayrılmasını gerektirmiş olabilirdi. Sonraki çağlarda bu törenler. politik güce varan birer yoldu. Ölülerin yanına çoğunlukla aletler ve silahlar. çok daha eski çağlara ulaşan. başarısı da işlerin zamanında yapılmasını gerektirir. bulutsuz gökyüzünde her zaman görülebilen yıldızlar. Bu büyü törenleri.

kendi kendine yeterli küçücük köyleri. soluk kesecek bir hızla birbirini izlemiştir. yarı verimli toprakların oluşturduğu kuşaktır. sapanı. insan ala ve yele gem vurmasını öğrenmiştir. o sonuca varan aşamalar doğrusal gözlemin dışında kalır. yazı. Mezopotamya'da Tanrı simgesi. ölçü birimlerini geliştirmiş. başka biçimlerde bir araya geldikleri vakit de yağmur yağıp ekinle ri olgunlaştıracağı deneyle öğrenilir. Astroloji bu tür karmaşıklıkların ürünüdür. Nil taşkınını bu yıldızın yaptığına inanılır. Böylece kendini kentsel yaşama hazırlamış. bir yıldızdı. tekerlekli arabayı. çünkü arkeoloji bilimi ancak sonuçları saptar. düzenli biçimde Devlet örgütüne sahip kalabalık kentler durumuna getirmiştir. tarih öncesi çağların kayıtlarında görülebilir. 6000 ile 3000 yılları arasında.yılını saptamak ve bölmek için çok açık seçik bir araç sağlar. Tek bir olay gibi anlatılması gerekir. BÖLÜM ĠKĠNCĠ DEVRĠMĠN BAġLANGICI Yukarıda anlatılan neolitik devrim. Zaman bağlantısıyla rastlantı bağlantısı birbirine karıştırılır. Oysa ilk devrimden önceki bin yıl süresinde. Yıldızların gökyüzünden belli biçimler aldıkları zaman ekinin ekileceği.Ö. uzun bir sürecin doruk noktasıdır. Olay yeri. büyük buluşlar böylesine sık olmamıştır. gelişim çok yavaş yürümüştür. bakım cevherini arıtmayı ve madenlerin fiziksel niteliklerini öğrenmiştir. Galilco'ya dek tarihin hiçbir döneminde bilgi gelişimi böylesine çabıık. 68 . Bu değişime yol açan olayların bazıları. yan endüstri ve dış ticaretle ek geçim kaynağı sağlayan. Nil ve Ganj ırmaklarının arasında. İkinci devrimden sonra geliştirilip benimsenen düşünleri birinci devrimin düşünlerinden ayırmak çok güçtür. kısaca bilgi ve salt bilimin aktarılması için yeni yollar gerektiren bir uygarlığın yolunu açmıştır. İkinci bir devrim. halta ikinci devrimle Çağdaş Endüstri Devrimi arasındaki dört bin yıl süresinde. sayı. Gerçekte insanın din ve tanrı kavramını o çağlarda ne kadar geliştirmiş olduğunu bilemiyoruz. giineş takvimini oluşturmaya başlamıştır. VI. Neolitik çağlarda güneş ve yıldız tanrıları bu yoldan ortaya çıkmış olabilir. yelkenli kayığı bulmuş. Nil taştığı vakit çevrede ak yıldız görüldüğü için. Burada devrim yaratan buluşlar. pek kesin de olmasa. M. Yıldızları böylesine izleyip işlerini yürüten insanlar zamanla onların dünyadaki olayları etkilediklerine inanmaya başlar.

Bu topraklar üzerinde. bahçeleri sulayarak seyrek yağışları tamamlayacak ırmaklar ve kaynaklar . sanat ve genel ekonomi açısından büyük farklılıklar gösterir. Temizlenmesi. Aşağı Mezopotamya'da. En önce. kanallar kurutulmalı. neolitik dönem öncesinden kalma ekonomiler. dikenler temizlenmeli. Buralarda hayvan yaşamı sürekliydi. balıkçı grupları. dizi dizi bataklık ve kamışlı ormanlardı. sel düzeyinin üstü kızgın yaz ve soğuk 69 . giderek kuraklaşan bir bölgede yeğlenen yöreler gerçekten sınırlıydı. oysa steplerin öte yanında. Bir alanın sürekli yerleşim yeri olarak kullanılmasına etken olan coğrafî ve ekonomik unsurlar kolayca tahmin edilebilir. güvenceli ve bereketli bir geçim kaynağıydı. tüm topraklar neolitik toplumlarla bezenmişti. Nil ve Doğu Akdeniz'den Suriye ve Irak boyunca İran ovasına ve Indüs vadisine dek. yakın yörelerde sömürge sayılabilecek yeni alanlar edinilmiştir ama köyün kendisi. kcntleşinceye dek. Bu toplumların hiçbirini doğrudan doğruya saplayamıyoruz. ayrılmak için bir gerek de yoktu. Arada yer yer kayalıklar ya da kumlu toprak kıyıları vardı. Böylesine ağır işler ve engellerle bir avuç insan baş edemezdi. Bunlar bile zanaat. bu doğal vadilerin verimli işlenmesi. büyümüştür. göçebe hayvan sürücüleri ve göçebe ckimcilerin de yer yer buralarda yaşadığı varsayımını benimseyebiliriz. alın teriyle. kalabalık işçi kitlelerinin birleşik çabalarını gerektiriyordu. toprağı hazırlama işinin güç ve yorucu olması demekti. Bataklık. canla genişletilmek zorundaydı. Oysa selin vardığı vadi gibi. ama birkaç ortak yanlan vardır. Sürekli su kaynakları . tarlaları. Böylesine güçlükle elde edilen toprak. dev boyu kamışlar ve bunların arasında hurma ve palmiye ağaçlarıyla kaplıydı. toprak elverdikçe. En elverişli yerler tarih çağlarına dek sürekli olarak kullanılmıştır. Bir avuç yaşanabilir ve ekilebilir toprak. ancak yakın zamanlarda ırmağın Basra Körfezinden taşıdığı topraklarla bu alanlar biraz yükselmişti. Dicle ve Fırat ırmaklarının ana kanalları arasında koca bataklıklar uzanırdı. büyük kültür ayrılıkları bulunduğunu düşünebiliriz. içinde dolanan yaban hayvanları öldü. Irmak her yıl bereketini yenilediğinden. sonraları kcnlleşen köy alanlarına çevirmişlerdir. İlk devrimin etkisiyle insanlar çoğaldıkça bu tür kaynaklar ender ve değerli varlıklar olmaya başlamıştı. Halk yerleşiktir. arındırılması çetin işti: bataklıklar. böylesine bir çabayla yaratılan tarlalardan kimse isteye rek ayrılamazdı. Belki de yer yer avcı. kutsaldı. kıyılarda sel sularının taşması önlenmeli. arkeologlar dikkatlerini daha yerleşik toplumlara. tarih başlangıcında Sümer denilen ülkede.rülmeliydi. tıpkı şimdi olduğu gibi. bir sorun vardı. Besin veriminin artması demek. Toplum büyüdükçe. Sonra.azalmaktaydı.Neolitik devrim sonucu. kanla. Yıllık selleriyle hem su hem toprak sağlayan Nil Irmağı.kalabalık insan ve hayvan sürülerinin gereksinmelerini karşılayacak.

Tevrat'ta adı geçen Ekek kentinin tarih öncesi başlangıç yöresi. Toplumun gücü. tek bir kişinin gücünün çok üstündeydi. Üstelik ilk yerleşme yerlerinden ve temizledikleri ilk bataklık alanlardan başlayıp. Bu ilk çabaların çetinliği Sümer'lilerin geleneklerinde sürüp gitmiştir. İnsanları ve hayvanları sellerden korumak için sel sularının erişemeyeceği yükseklikte setler yapmışlardır. yedikleri besini üretmiyorlardı. Yeni yerleşme yerleri bulmak için bu yörelerden ayrılmayacaklardı. ilk Sümer'lilcr olmuştur. Bir toplumun çalışan nüfusu daha 70 .rattan. oysa kanallarda çalışırken doğ rudan doğruya. örneğin Suriye ve İran vadilerinde koşullar böylesine olumlu değildi. bu sermaye toplumun çabasıyla. temizlenmemiş bataklığın ortasında yeni yerler aramaktan daha kolaydı. Sümer'in o çağdaki durumunu öğrenebiliyoruz . ekim ve barınak için toprak genişletilebilirdi. Bu sermaye insanları toprağa bağlamıştı. Tev. Sermayenin verimini ve kendi çabalarını kolay kolay elden çıkarmaya razı olamazlardı. ama buralarda bile sulama ve kurutma kanalları gibi sürekli gelişmeler gerekmişti. bataklığı kurutmak için kanallar kazmışlardır. "Dünyanın Yaratılışı"nın önemli bir unsuru. kanatlı hayvanlar. Nil Delta'sında da herhalde aynı koşullar sürmekteydi. Demek ki. bu iki nesnenin ayırımıdır. Sümer'de doğal koşullar büyük bir topluma daha elverişliydi ve giderek büyüyen örgütlenmiş bir sosyal işbirliği gerektiriyordu. artık üretim besinlerin birikiminden oluşan bir sermaye gereksindiriyordu. Kamış ormanlarını ilk kez açmışlar. İlk Sünıcrliler Dicle Fırat deltasını yaşamaya uygun bir alan durumuna getirmek için insan üstü çaba göstermişlerdir. Yaban kuşları. Elbirliğiyle kurutma kanalları büyütülebilir. eıı elverişli yöreler emekle elde edilmişti. suyla toprağın sınırı hâlâ karışık. Yakın bölgelerde. Tarlaları sulamak. Daha sonra yüce Babil kentinin yükseleceği toprakların gerçekten yaratılması gerekiyordu. Nüfusun artması. bol bol hurma. Uğraşılarının ödülü. kupkuru ve kısırdı. kuruttukları bataklık alanlarda bereketli ekin ve sürüleri için sürekli otlak yerleri olmuştur. Yukarı Mısır'a oranla. Yakın Doğu'da baştan başa. balıklar belli hurma ve palmiye ağaçlarının arasında barınırdı. suların taşıdığı çamurun üstüne birbirine çapraz dizilen kamışlarla bir çeşit balkon kurularak yapılmıştır. bataklık köyleri için olumlu bir unsurdu. toplumun yararı için oluşturulurdu. öylesine bir yöre ki. kendi alanlarını genişletmek. bunlar da bu yörelerin çekiciliğini artırmıştı. İnsan gücünden oluşan sermaye bu topraklara katılmıştı. Kahire'nin yukarısındaki dar vadiye karşın. araların daki kanalları işlemişlerdir.tam bir kaos. Kanalları kurutmak için çalışan işçilerin beslenmesi gerekliydi. Böylesine uğraşıyla yarattıkları tarlalara böylesine çetin çabayla korudukları evlerine elbette çok bağlı olacaklardı. Bu işlerin tümü de işbirlikli (kolektif) uğraşılardı ve toplumun bütününü yararlandırıyordu. Oysa toprağı böylesine ayıran Tanrı değil.kış boyunca.

iistü çamurla sıvalı kamış duvarlarla yetinirdi. Sonuçlan apaçık bellidir. 3000 yılından çok önce de. ya da her yıl o yöreye dönmek gerekir. İlk önce ağaçlardan toplanılırdı. kuşkusuz sahibini.ları toplamayı ağaç budamayı. Böylesine sürekli ekim. boyun eğmeyenlere karşı yasaklar koyar. hem de saklanması ve taşınması kolaydır. doğrulara yöneltebilir. Sümer'de ya da Suriye'de yaban hurma . iyilere. incir. Tarih öncesi çağlarda başlamış olduğu kuşkusuzdur. beğenmediğinden esirger.va ağaçları her yıl meyva verir. buğday ya da arpa tarlası sahibinden daha çok toprağa bağlar. köyün kentleşmesine yol açıyordu. gözbebeği ağaçları kadar. toplumun yaptığı kanallardan geçerek tarlalara ulaşır. beğendiğine. Mcy. zeytin ve başka meyvalar eklenmiştir.vacılık ve bağcılığın başlangıcı ancak sanıyla bulunabilmektedir. Bu tuğlaların yapımı için. Irmak vadisinde ya da başka bir vahada toplumlar bu tür yaşam nedeniyle üyelerinin arasında sıkı birlik yaratmak için ender bir güce sahiptir. Gençler. samanla karışık çamur tahta 71 . bataklık ve çöl olan çevreyi ekilebilir ve yaşanabilir topraklara çevirme gereksinmesini doğurarak. Ekilen tohıım bir kaç ay sonra ekin verir ama her bir ekim yılda bir kez hasat sağlar. dört beş yıl. Böylesine bir birikim. aşılamayı ve suni gübrelemeyi öğrenmesi zorunlu olmuştur. Toplum yabancıların suya erişmesine engel olabilir. İlk Süıncr'liler kamış yığınlarının üstüne taze kamışlar ya da örtüler serer. Bu tiir meyvalar hem besleyicidir. Hurma ağacı. Böylece koşullar nedeniyle toplum dayanışması sağlanır. İnsanların nıeyva. Yakın Doğu'da insanları yerleşikliğe yönelten bir başka unsur da çiftçinin yiyecek çeşidinin artması olmuştur: arpa ve mısır ununa artık hurma. Suriye ya da Mezopotamya'da tuğla yapımı başladı. yaşlılara baş kaldırıp başka köyler kurmaya gidemez. hiç meyva vermez. yeni alanlar bulma amacıyla. İlk Mısır çiftçileri. bu baş. Bu eğitimin aşamaları bilinmemektedir. Yerleşik yaşam. ama ağaç taşınamaz. Sosyal irade bir başkan ya da bir kral aracılığıyla anlatım bulunca. kendi yaptığını. barınaklarda yaşarlardı. barınakların geliştirilmesine etken olmuş ve mimariye yol açmıştır. yalnızca soyut yetkiyle değil.Ö. zeytin ağacı ya da üzüm bağı. besin üretim artığına gereksinme de arta . doğru. Çok geçmeden meyva ağaçlan ve bağlar yetiştirilmeye başlanır.hırslı olmaya başladıkça. Meyvalarını yemek için ağaçların yakınına yerleşmek. Kuşkusuz bu. Bahçe üreticisi. ama gelgeldim sulama suları. çünkü vahanın ötesi susuz çöllerdir. toprağa kök salmıştır. mey. ama ondan sonra belki bir yüzyıl meyva verir. yerleşme alanı olarak yeğlenirdi. tarlaları sulayan kanalları kapatabilir.palmiyeleri bulunan topraklar. etkin güçle de donatılmış olur.çaktı. Öyleyse toplum. Yağmur tüm insanlara eşit yağar. Çok geçmeden Afrika'da çamurdan ya da kerpiçten evler yapıldı. tahıl tarlasından çok başka tür bir varlıktır. Hurma bahçesi. M. yepyeni bir bahçe tekniği gerektirir.

Avrupa'da neolitik toplumlara oranla. tarih öncesi mezarlarda ve köylerde giderek artan sayıda ithal ürünü bulunmasıdır. Kendine yeterli ekonomik düzenin kırılmasının kanıtı. Gene çömlekçilikte olduğu gibi. yarı bahçeci ve çiftçilerin yerleşmiş olması gerekir. Tuğlaları ne biçim bir araya getireceğine. Göçebe Arap deveciler. Böylesine bir bağımlılık da bugün belirgin biçimde sürdürülmektedir.kalıplara dökülüp güneşte kurutulurdu. elbirliğiyle ortaya çıkan işbirlikli (kolektif) bir yapıdır. insanın kendisi karar verecektir. silahları kendileriyle birlikte gömülürdü. köylülerin kendileri avlanacakları yerde. En eski tarihsel öykülerde bunlardan söz edilir. arpa karşılığı verirlerdi. takas yoluyla ekin artıklarına karşı av eti edinmiş olmalıdırlar. Basınç ve ağırlık kuramlarının bulunmasından binlerce yıl önce. Böylece bir yanda çiftçi köylerle. tahıl ve başka ürünleri yerleşik toplumlardan edinirler. Artık barınak bir kişinin yapımı değil. yerleşik çiftçilerin varlıklı köyleri arasında yer yer balıkçılar. bu karmaşık mekanik çözümü bulabildiler. Bu yatkınlıkları bu bölgede çeşitli ekonomik düzenlerin uygulanmasına olanak sağlamıştır. Çömlekçilik gibi. özgür anlatım aracı sağlamıştır. tıpkı çömleğin biçimine karar verircesine. Daha sonraki Mısır mezarlarında ilk 72 . avcı ve sürücüler arasında alış veriş ve bağlantı kolayca başladı. En eski Mısır çiftçileri aynı zamanda avcıydı. Daha yoksul göçebeler de. Ortaya çıkarılan ürün. kendi kendilerine yeterli ekonomik düzenlerinden ayrılmaya daha yatkındı. veya bahçe ürünleriyle değiştirebiliyorlardı. gerçek kemer yapmayı becerdiler. edindikleri besinleri buğday. özgür yapım ve anıtsal mimariye olanak sağlamıştır. öte yanda balıkçı. yığındaki tuğla sayısı üç kenardaki tuğlaların sayısının çarpımıyla bulunabiliyordu. Daha önce de belirtildiği gibi. atalarının yaptığı işleme uymayıp. Aynı köylere ait daha sonraki mezarlarda bu silahların bulunmaması. daha önceki yapı biçimlerinin benzeri olmuştur. Eski tuğlalar tam bir eşkenar biçiminde olmamakla beraber. Kızıl Deniz ve Akdeniz bölgelerinden deniz hayvanları kabukları. tuğla mimarisi uygulamalı matematik bilimine de büyük bir katkıda bulunmuş oldu. bu nedenle de daha önceleri başlamış olduğu sanılabilir. avcılar. Bu tür ekonomik bağlantıların kesinlikle ne zaman başladığı bilinmez. anıt boyunda olabilir. Bu buluş. Bu arada. ilk tuğla yapılar. tuğla da insanın eline. Mısır'daki neolitik köylerde çoktan bulunmuştur. Artık ürünü balık ya da av etiyle. Yakın Doğu'da ırmak vadileri ve vahalarda yerleşen varlıklı çiftçiler. artık nesnenin niteliği yüzünden bir biçim ya da boyut sınırlaması yoktur. Çiftçi top lumlar kendi tüketimlerinden fazla ürünü kolayca yetiştiıilebiliyorlardı. Sümer ya da Asur'da bazı kişiler kamış kulübenin tünel biçimi tavanını kopye ederken. Tuğla yığını düz kenarlı yığınların oylum ölçüsünün en güzel örneğidir.

kantaşı gibi çölün renkli taşları ile firuze ve lapis gibi daha ender bulunan taşlar. Deniz salyangozunun kabuğu kadın seks organının dışına (vulva) benzer. gizsel bir yanı olduğuna inanılırdı. Hindistan ya da Kafkaslar'dan getirildiği sanılan amazonit boncuklarıyla birlikte. gizsel gücü. bir uğur ve süs eşyası oluverdi. taşın içindeki bakır karbonat da. Yeşil renk. daha sonraları da ametistler ve firuzeler. bu kabuklar Afrika ve Asya'nın bazı yerlerinde para yerine geçer oldu. uzun yaşam. tıpkı bizde tütün içme alışkanlığının doğurduğu nice ürünler gibi. en eski yerleşme alanlarında bulunmuştur. lav taşı Ege Bölgesinde Milas'dan Arap yarımadasından. Bu açıdan bunlar lüks değil. Bu nedenle boyanın hazırlanması törescldi. Ama Mısır'lılara göre bu etkiler gizscldi. İthal malı yabancı ürünler de çok eski çağlarda. içlerindeki gizsel güçlerden dolayı değer kazanmıştı. ama çok geçmeden bunun yanılgısı anlaşılmış ve bunlar gerekli nesneler olarak kabul edilmiştir. 73 . yerleşik tarım köylülerinden başka bol sayıda gezegen halkın da bulunması olabilir. Bu taş süslü deri torbalarda taşınır. gereksinmeydi. yalnızca güzel olduklarından değil. lapis lazııli ise herhalde İran ovasından gelmiş olmalı. varlık. ticaret böylece başlamış. Yabancı ürünlerin böylesine uzun yollardan taşınmasının nedeni ancak Doğuda. Susa'da bulunmuştur. madenciliğe de yol açılmıştır. Böylesine değerlenince. Mısırlılar göz kapaklarını boyamak için malaşit taşı kullanırlardı.. opal.öncelcri yeşil malaşit taşı ve reçine. Böylece mücevher yalnızca süs olarak değil. Kuzey Suriye'de ve Asur'da. çok geçmeden de lapis lazııli ve firuze ortaya çıkmıştır. sıcakta sineklerin taşıdığı göz mikroplarına karşı dezenfektan görevini yapardı. Öbür "ithal" ürünleri için de durum aynıydı . gittikçe artan sayılarda görülmüştür. başarı. güneşin parlaklığından gözleri korur. paletler de hayvan biçiminde oyulurdu. Yerli altın ve akik. reçina Suriye ya da Güney Arap yarımadasının ormanlık dağlarından. çocuk edinmek için de aranır. keseler süslerle bezeliydi. hayvan biçiminde yontulmuş paletler üzerinde çentilirdi. Sümer'de olduğu kadar eski çağlarda ithal edilmeye başlamıştı. çok geçmeden bunun çevresine daha nice boyalar ve ürünler eklendi. Değerli taşların büyü ve gizsel gücü eski yazılarda sık sık belirtilir ve bu eski düşünler Avrupa'da bile Orta Çağlar boyunca sürüp gitmiştir. istenirdi. ya da içindeki mana için önem verirlerdi. Malaşit taşına. Sümer ve Mısır'a böylece ithal edilen sakız ve değerli taşlar.. obsit. Kabuk. Sümer'de obsit. Böylece göçebelerle çiftçiler arasında ilişki kurulmuştur. Malaşit taşı Sinai'den ya da Nubya'nın Doğu Çöllerinden. sonraları lacivert taş {lapis lazııli) ve saydam lay taşı (obsiden). önceleri gereksiz süs eşyaları sanılmıştır. Bu kabuğu süs eşyası olarak takmak doğurganlık getirdi.tümünün de büyüsel. Her neyse. Afganistan'dan ya da Etiyopya'dan. Türkistan'da Anau'da ve Dicle'nin doğusunda Elam'da.

Firuze yerine geçerdi. Yeni yeni cilaların bulunmasına yol açtı. Kazılı taşların mühür olarak kullanımına. Girit'ten Türkistan'a kadar Doğu'da tüm eski kültürlerde yaygın bir uğraşı oldu. onların ardında koşmaya yol açmış olsa gerek. biraz bakır bulaşmış 74 . taş ve kabuk aramak çok önemli ve geçerli sonuçlar doğurmuş. daha da artardı. sahibi yalnızca göğün berraklığına değil. Eski çağlarda mühür Fırat'tan Iran boyunca doğuya doğru gitmiştir. mühür imzanın yerini alacaktır. uygarlığın yayılmasında önemli bir unsur olmuştu. muska ise Mısır'da ve Akdeniz kıyılarında kullanılmıştır. Taşı bir muska biçiminde oymaktansa. resmi kazınıp değeri artırılabilirdi. Köylü topluİlıkların ekonomik kopukluğunu kırmak için güçlü bir unsur olmuştur. başka çekiciliği olmayan bölgelerde araştırma yapılmasına yol açmıştır. üstüne bir nesnenin. kabın içindeki madde bu mühürle korunmuş olur. Kazılı taş artık mühür olmuştur. Perry'nin savı biraz abartmalı sayılsa bile. Budunbetimcilcrin (Etnografların) tabu koymak dedikleri işlem budur. Bir başka unsur da çok önemlidir: malaşit taşı. köylü kendi tahılı ve mcyvasının bir bölümünü çöldeki göçebelere vermeye razı oluyordu. dünya çapında altın. ya da örneğin gamalı haç gibi gizsel bir simgenin. o mana'nın biçiminde yontulursa. Bu büyü nesnelerinin yüksek değeri. Perry savlamıştır. değerli taş. Bu tür kazınmış boncukların özel bir yeteneği vardı: yumuşak kil üzerine bastırılınca. Ama çok geçmeden ikisi birbirine karışmış ve kullanımı kesin bir sınırla ayrılamaz olmuştur. Böylece muska yapma alışkanlığı başladı. İçinde bulunduğu sanılan gizsel nitelikler nedeniyle altın. Tarlasının verimini artırmak kendi bahtını açmak amacıyla. bakır karbonatıdır. Asur'daki en eski yerleşme alanlarında rastlanmıştır. Yazı bulununca. Daha sonraki tarihlerde. üstlerine kazınmış olan resim bu yumuşak maddeye geçirilebiliyordu. Sert taşları boncuk ve muska yapmak için yontmak ve biçimlendirmek. bu tür nesneler. En eski düzenli ticaretin önemli bir aracını bu boncukların oluşturduğu söylenebilir. Bir kabın üstü kille kapatılır ve üstüne mühür basılırsa.biz buna bugün sentetik firuze diyebiliriz. Firuze. Mavi fayans herhalde tarih çağlarından çok önce bulunmuş olmalı. Böylesine bir olay. amber ve benzeri sözde büyüsel nesnelerin eski Mısır'lılar tarafından dünyanın dört bir yanında aranmaya başlandığını W. Artık büyü ve giz bu yumuşak maddeye işlenmiştir. J. Böylece mühürlemek varlıkların korunması ve mülkiyetin saptanması anlamına gelirdi. Diyelim bir firuze bir boğa biçiminde oyulursa. Sonuç bir büyü işlemiydi. Üstelik yoğrulabilirdi. labıı kırılmış olmakta ve büyü cezaları gerekmektedir. Mücevhercilik ve taş yontma gibi yepyeni ve güç bir sanat gelişti. tarım ürünleri elde etmek için takasta kullanılacak taşınabilir nesnelerdi. Mühür kırılınca. boğanın gücüne de erişmiş olurdu.Nesnenin içindeki gizsel güç. Göçebeler için de bu taşlar. ama güneş ve alkali'nin bir çeşit büyüyle firuze rengi aldığına inanılırdı .

Kalıba istenilen miktarda bakır dökülebilir. iğnelere. Bakırın bu tiirlü arıtılmasına çok kez rastlanmış olunabilir ama bunun öneminin hemen farkına varılmamıştır. Eritilebildiği için de. Amerika'da. bazı tür saydam taş ya da toprağın odun ateşine tutularak ısıtılmasıyla elde edilebilir.alüminyum fosfatıdır. bu tür büyüsel düşünlerin dolaylı bir sonucundan doğmuş olabilir. bunları yontup biçimlendirerek yapılabilir. Büyük Göller bölgesinde. ateşi yüzeyde bir madene yakın yakıverir ve böylelikle bakırı arıtmış olurdu. Taştan bir balta başı. Gerçekten de bakır. Çok eski Mısır mezarlarında ara sıra küçük bakır eşyalara. hatta bakır üzerine dövme işleri bile yapmışlardır. Bakır işleyen usta. Boyutta tek sınır. 75 . sert maden. eritilcbilmesi ve dökümünün yapılabilmesidir. kalıbın büyüklüğüdür. Bu da ilk baştan bakır cevherlerinin azalmasından olabilir. (2) bu kızılımsı. Ama bu eşyalar. ikinci devrimde en başat unsur olan madencilik. Eritilmiş bakır ise tümden yumuşaktır ve istenilen biçime uydurulabilir. Malaşit. Böyle olunca da. rastlantıyla. ocağındaki sönmemiş küllü ateşe diyelim bir malaşit taşı düşürebilir ve bakırın boncuk boncuk aktığını görmüş olabilirdi. Tarih öncesi çağda bir Mısırlı. taş ya da elyaf gibi. dövülerek ve bükülerek işlenmiştir. metalürji buluşuna yönele. Bu buluş güç bir iş değildi. kemik. ya da mızrak ucu ya da kemik bir mızrak ancak esas maddeden parçalar kesip. Bu madeni üstün bir taş türü olarak görmüşler. Onların işlemleri. değerli taş arayan biri. Her ikisi de bakır cevheriyle ilgilidir: bu cevherlerin pek çoğu pırıl pırıl olduğundan herhalde gizsel sayılırdı.memiştir. kesilerek. Bakır çekiçle vurularak ince çubuklar haline getirilmiş. Kısacası. Madenin gerçek üstünlüğü. bakır madeninin özelliklerinin farkedilip işlendiğine değin bir belirti taşımaz. gece ateş yakarken. ama soğuyunca sertleşir ve kenarı taş gibi katı olabilir. Katanga bölgesinde. pek ender de olsa. maden durumunda bulunabilir. kemik ya da taş işçisi gibi maddenin boyutu ve biçimi ile sınırlı değildir. bu nedenle Eski Dünya'da olduğu kadar Amerika'da yerli bakır üretimin gelişmesine yardımcı olamamıştır. Zencilerin açıkta yaktığı ateşler sonucu. firuze ve diğer renkli taşlar ararken insanlar kendiliklerinden maden bulunan alanlara sık sık gitmişler ve bakır cevheri ellemişlerdir. endüstriyel amaçlarla bakır kullanmışlardır. Kalıplar da çömlekçi kilinden yapılabilir. rastlantıyla arıtılmış boncuk boncuk bakır görülmüştür. sonra ince şeritler yapılmış ve kesilmiştir. çömlekçi kilinin özelliklerinin bazılarını içerir. Usta dilediği biçimde bir kalıba bakırı döker ve soğuttuğu vakit de kalıbın biçimini alacağını bilir. Kristof Kolomb'dan önce Kızılderililer. Metalürji iki gurup buluş gerektirmiştir: (1) bakır sıcakken iste nilen biçimde dökümü yapılabilir bir madendir. Fakat eritme ye ve dökümünü yapmaya hiç yeltenmemişlerdir. Ya da. mızrak başlarına rastlanmıştır.

Böylesine bir âlet için iki parçalık bir kalıp kullanılmalıdır. katı madenin. ayarlaması gerekmiştir. Bu bir kaç söz. Mezopotamya'da çok ilginç bir buluş olan cire perçine yöntemi uygulanmaktaydı. metalürji başlamıştır. nesnelere değin ne gibi düşünleri varsa bunları bu yeni duruma göre. bir sayfalık yazıyla anlatılamayacak kadar uzun ve güçtür. bundan sonra içindeki boşluğa maden akıtılır. Oysa keskin bir kama yapmak ve her iki yanını kavisli biçimlendirmek çetindir. kapta eritilen bakır ile döküm yoluyla biçimlendirilen bakırın aynı nesne olduğunu kavramak ilk önceleri çok çetin bir iş olmalıydı. nesnenin çeşitli aşamalarda değişimini gözöntindc tutarak. istenilen biçime getirilir. oysa bakır balta yeniden eritilip dökülebilir ve bu işlem çok kez yinelenebilir. Bu da fırın gereksindirir. her iki parça da eş olmalı ve birbirine bağlanmalı ya da kenetlenmelidir. döküm işleminin ne denli çetin olduğunu alatma .Ö. Bu uğraşı. mum modelinin biçimindeki maden ortaya çıkar. demircinin çok geniş ve ayrıntılı endüstri törelerine sahip olması gerekir. kalıp gerektirir. bu arada mum eriyip akar. Körük bu işi çözümlerdi ama bu alet de M. İşte bu olayda. M. bu işlemin yürütülmesi için çeşitli yeni buluşlar gerekliydi. 3000 yıllarında. taş ya da kemikten daha dayanıklıdır. uygulamalı bilimin yepyeni bir türüdür -bu bilgiler çağdaş kimya ve 76 .Ö. en sonra da kil kalıp kırılır. İstenilen aletin modeli önceden mumdan yapılır. Bir yanı düz bir eşya yapmak için kullanılan kalıp kolayca biçimlendirilebilir. böylece çömlek olur. Bundan başka.dildiği vakit gerçekten maden işlemeciliği. düşün biçimlerini yeniden ayarlamak demekti. Üstelik dövülüp biçime sokulabilir. insan fiziksel değişme denilen çok ilginç bir değişimi oluşturmaktadır. Alevin üstüne hava akımının gelmesini sağlayacak yeni bir aracın bulunması zorunluydu. Çeşitli fırınlar ve maşaların bulunması gerekliydi. Gerçek uğraşı. sonra gene sert duruma getirilmesi şaşırtıcı bir olaydı. sonra üstüne kil kaplanır. çok sert kullanılınca aşınır ve işe yaramayacak biçimde yontulur. Oysa bunu sezinlemek. eritilmiş maden durumuna gel mesi. yapılan yeni balta eskisinden farksız olur. Bundan başka. Uzun tecrübeler ve sayısız deneylerle bir zanaat geliştirilir. kil ısıtılır. İşte.ya yeterlidir. sıcakken böylesine yumuşak olan maden soğutulduğu vakit taş ya da kemik kadar sert ve bu nesneler kadar keskin ve ince bir alet oluşturabilir. dökümü yapılan nesne çekiçle. Sert. kalıp ki lden yapılır. Örneğin. törpü ya da zımparayla düzeltilmelidir Kuşkusuz. içine eritilmiş maden dökülür. bu üstünlükler larke. hava kabarcıklarının oluşma tehlikesi vardır. 1600 yılına dek bulunamamıştı. Bu nedenle de. gizsel görünmüş olmalıydı. Bakırı eritmek için aşağı yukarı 1200°C yüksekliğinde bir ısı gerekir. Kapalı kalıpta. bu da dökümü zayıflatır ve bozar. Ham bakırın biçimsiz yığını. En önemlisi.Öte yandan. büyiiscl. Döküm işi. eriyik madenin kalıba yapışmaması ve okside olmaması için çok dikkat gerekir. Taş balta.

maden işçiliği her zaman tam gün süren bir uzmanlık dalı olmuştur. Oysa anlamı bundan da ötedir. Ama ilk insanlar için ne denli şaşırtıcı bir oluşum! Cevher.ama o çağlarda. daha önce de belirtildiği gibi. Besin üretiminden ayrı tutulan uzman. 3000 yıllarından biraz öncelerine ait meteorik demir Mısır mezarlarında bulunmuştur.Ö.kuşkusuz bir nesnel değişiklik. alkemistin kuramı ne olursa olsun. büyücülük dışında. Demek ki.ği öğrenilince. Mısır'da tarih öncesi mezarlarda gümüş ve kurşun bulunmuştur. ancak çiftçilerin üretim artığı ile geçinir. cevheri. karbonla ısıtıldığı vakit bakır sağladığını bilecek kadar pratik kimya öğrenmişti. deneyler yaparak uygun taşları ve cevherleri bulmaya çalışmıştır. Endüstriyel düzeyde demirin arıtılması ve işlenmesi ancak M. Maden işçiliğinin. ormanlık ve taşlık alanlarda bulunur. Uygun taş. Ama demircinin uğraşısı. insan hangi çeşit taşın.fizik dallarına aktarılmıştır. biiyiik çoğunluğu bu madeni ya da cevheri ithal etmek zorundaydı. çömlekçi törelerinin yayılmasından farklı değildir. madenin evdeki üretimi aşan artık üretim karşısında edinilmesi gerekmiştir. demircilik genellikle uzmanların işidir. Bir toplum. her yerde bulunamazdı. Alev alev kömürle karşılaşınca uğradığı değişiklik bir çeşit mucizedir . bugün bizlerin unuttuğu çeşitli büyülerle bağdaştırılması gerekirdi. Cevherin bakıra dönüşmesi basit bir kimyasal değişimdir. Madenin endüstride kullanımı bu nedenle işçiliğin uzmanlaşması ve toplumun üretiminin normal gereksinmesini aşmasının bir belirtisidir. Mezopotamya'da yer yer demir cevheri arıtılmıştır. Sonunda. genellikle sert kayalarda damarlar halinde oluşmuş kristal ya da toz minerallerdir. 1400 yıllarında 77 . Ama. çeşit çeşit taşları arayıp. ama bu arama sürecinde başka madenler bulunmuştur. alke.mistlcrin (simyacıların) nesne değişikliğine değgin anlatımları sürüp gitmiştir. insanlar artık bilinçli olarak. Bakır cevheri. Kısa bir süre sonra. Çiftçi toplumların pek azının kendi toprağında bakır bulunmuştur. Bu törelerin aktarılışı. 3000 yıllarında Mezopotamya'da kullanılmıştır. Pek çok deney başarısız olmuştur.Ö. ekonomik bağımsızlıktan vazgeçilmiş olması anlamına gelir. bunun akıl alır anlatımı ancak çağdaş kimya yoluyla yapılabilir. tarım işlerinin arasında evde yapılabildiği kuşkuludur. neolitik çiftçilerin yeğlediği topraklar ve lös ovalarında değil. Bir kez madenin değeri ve bazı taşların madene dönüştiirülebildi. Madeni cevherinden çıkarma işleminin bilimsel ve ekonomik yönleri belki de maden işçiliğinden de daha çetindir.Ö. Bakır her yerde bulunmaz. maddenin tümden bir başka madde oluşudur bu! Aynı maddenin bu süreçte sürüp gittiğini kavramak herhalde çok güç olmuştur. çömlckçininkine oranla daha çetrefildi ve daha çok dikkat isterdi. bilgisi daha büyük uzmanlık gerektirirdi. metalürji en eski uzmanlık dalıdır. ancak besin üretim artığıyla bir metalürji uzmanı besleye bilir. Bu iki maden M. madene hiç mi hiç benzemez. Çağdaş yabanlar arasında. O ana dek de. M.

Cevherin. Anlaşılan bir zamanlar üst düzeylerde bol maden bulunmaktaydı oysa çağdaş jeolojik araştırmalardan çok önce tükenmişti.Ö. bir tür alev gereklidir. M. kayık yapar ve bu işleri bak» balta kadar çabuk tamamlar. taş çapalar ekici için yeterliydi. 4000 yıllarından hemen sonra Doğuda geniş çapta öğrenilmiş olmalı. Madenin. Bilgili madcncilik. Oysa madenin taşın yerini alması uzun sürmüştür. aıııa taşın bol olduğu yerlerde bu aletler kolaylıkla yenilenir. Örneğin kurşun. madencilik biliminin nasıl kurulup geliştiğine değgin hiçbir kayıt yoktur. kömürle ısıtılarak arılılabilir. okside olmaları için en önce açıkta ısıtılmaları. için irin yapımı bir buluş olarak oluşturulmalıdır. arıtıcıların. Ama hammaddesi yakında bolca bulunursa. Oysa M. 3000 yıllarından hemen sonra Sümer ve Indiis vadisi madencileri kalayı biliyorlardı. Değişik tiirde cevherleri sınıflandırmış olmaları. bu katlanılmaz 78 . kırılması. Başka madenler başka işlemler gereksindirir. buhar olur gider. sert kayaları parçalamak için karşılarında ateş yakıp. Ancak üst düzeylerde bulunan bakır. ancak arada bir uygun bir taş bulup yeniden balta yapmak gerekir. taş aletler de ekini biçmek.gerçekleşmiştir. ısınan yüzeylere su atmayı öğrenmişti. daha derindeki cevherler genellikle sülfid'lerdir. maden işçiliğinden de daha uzmanlık isteyen bir uğraşı olmalıydı. bakır gibi açık fırında ısıtılırsa. Bakır madencisi. Demek ki.dır. deriyi biçimlendirmek hatta yiin kırpmak için yeterliydi. Büyük çapta üretin. bu da kolay bir işti. Arıtma sanatı da kolay değildir.Ö. Ne yazık ki. İnsanlar daha sonra yer altındaki damarları araştırmaya ve madenciliğe yöneldiler. yukarda belirtilen üstünlükleri abartılmamalı. bugün bu işlerden anlamayan kimselerin hayranlıkla bakacağı ama denemeye yeltcnc meycccği dii yde bir bilim uygulanmaklaydı. o çağda yaban sayılan Avrupa'da bile. yıkanarak kayadan ayrılması ve yüzeye çıkartılması gerekiyordu. bunları sık sık yenilemesi gerekirdi ama. Taş balta odun kesmek için. madenleri tanımak için dış belirtilerini öğrenmiş ve işlemek için çeşitli teknikleri edinmiş olmaları gerekirdi. Dökümde olduğu gibi. bunlar üretimlerini kendileri tüketen çiftçilerin ürettikleri besine dayanmak zorundaydılar. bu maden de döküm işlemini kolaylaştırmak için bakırla birlikte kullanılıyordu. madencilerin. Bu bilgi de ancak deneyle ve sonuçlan ka--şılaştırmakla biriktirilebilirdi. 1000 yıllarında. zaman da kıt değilse.Ö. Metalürji. Taş balta ağaç keser. Toprağı çapalanıak için. demir ustasına oranla çok daha geniş ve 'erin bir bilgi sahibi olmaları zorunluydu. Madencilerin besin üreticisi olmaları olanak dışıydı. maden arayıcıların. sırıkları biçimlendirir. Çıkartılan ilk bakır cevherleri anlaşılan üst düzeylerde bulunuyordu. daha sonra arıtılmaları gerekir. Taş aletlerin en büyük sakıncası çabuk aşınnıasıdır. Gerçi çabuk aşınır. M. Maden kuyularının duvarlarını ve damını tutmak için destek vc keresle kullanma yöntemleri bulundu.

Tahta eşyalar dayanıklı 79 . tıpkı mailenin bulunması ve metalürji biliminin geliştirilmesi gibi.) M. kızağı bir çeşit arabaya dönüştürmüş oldu ve böylece lokomotif ve otomobilin ataları doğdu.O. karada taşıta devrim getiren yo» bir buluşla kızaklarda büyük değişiklik yapılmıştı. Artık küçük tarlanın yerini büyük çiftlik almıştır.T-vlerini mezarlara götürmek için hâlâ kullanılmaktaydı Oysa o yıllar-.artık içten güdümlü motör. kuşkusuz. köpek kızakları. Mısır ve Ege'de. daha çok besin ve çoğalan nüfus demektir. bir kadının çapayla sürebileceğinden çok daha büyük bir alanı işleyebilirdi. 2000 yıllarına dek. Artık ekim işlerinde erkekler kadınların yerini almışlardır.tarih öncesi Mısır'lıların uzun saplı çapası. Karma çiftçilerin ise severek mal karşılığı verebilecekleri henüz evcilleştirdikleri sürüleri vardı. Ur'da. tarihten çok önce başlamış ve tamamlanmıştı.Ö. Açık çöllerde ve steplerde. hatta bu güçle i yönelttiğini farketmiştir. Kendi vücudunu daha kaba işlerden kurtarmayı öğrenmiştir . Oysa Almanya'da M. Bu devrimin ne zaman oluştuğu da bilinmez. çağdaş makineleşmenin ön koşuluna varılmıştı. daha gelişik taşıt yöntemleri bulunmalıydı. bir erkek. Belki ilk kez öküze sapan sürdürülmüştür. verimli topraklar köklerin ulaşamayacağı kadar derinlere inerdi. Bu da daha çok ekin. Öküz ve eşeklerin koşumu ve rüzgârın gücünün kullanılabilmesi. ikinci devrenin ön koşullarını oluşturmuş ve bu devrimden önce başarılmıştır. buhar kazanı ve mekanik denizciliğin yolunu tutmuştur. bugün ilkel avcı kabilelerinin çadır ve eşyalarını kamptan kampa taşımak için kullandıkları kızaklara benzer türden araçlar öküzlere çeklirilmckteydi. İki öküz ve bir sapanla. kralların ccn. Tekerleğin nasıl bulunduğu yolunda kolaylıkla bir sanıya varılabilir. taşıtta kullanılınca. Yakın Doğu. elektrik motörü. Tekerlek. 3000 yıllarında öküzle çekilen kızaklar. hâlâ çapalarla küçük tarlalar sürülmekteydi. öküz arabaları ve kızaklarından daha eski olabilir. ama. ama bu konuda güvenilir verileri bulmak güçtür. Liğli toprakta uygun taşlar bulunmadığın dan. ya da geçen yüzyılda Hebrid tarafından kullanılan ayak sapanı ilk modelleri sağlamış olabilir. en önce sapanın bulunması gerekiyordu .bir sakınca değildir. ilk kez kendi kaslarıyla sağlanamayan güçlere başat olduğunu. Bu isteğin karşılanması için de. Bu da hayvanın koşumu ve rüzgârdan yararlanılması demekti.uı çok daha önceleri. hâlâ Japonya'da kullanılan türden çekme çapa. ancak bu koşullar altında daha yeni ve dayanaklı bir malzemeye ve bu nedenle madene gereksinme duyulmuştur. Bunda başarılı olunca. Aynı zamanda mekanik ve fizik dallarının yeni ilkelerini öğrenmektedir. Tarih öncesi marangozluğun tacı denebilecek tekerlek bulunmuş. insanın doğa güçlerinden yararlanmasının ilk deneyleridir. Sapanla sürülen toprağın altındaki verimli maddeler yüzeye çıkar. Bu buluşlar da. bu yarı kurak bölgelerde. (Sığır ve koyunlardan çok önce köpekler insana alıştığından.

Girit ve Asya'da bulunmuştur. bu aracı.olmadığından. M. bu yıllarda da Asya'dan Hiksos'ların istilasıyla kullanmak zorunda kalmışlardı. hatta savaş arabalarına ġekil 5 .Eski Mısır'da sapan sürme. Elam. arkeologlar tahtadan yapılmış eşyalar hakkında gerekli bilgiyi. Sind'de köylerde kullanılan öküz arabaları aynı biçimdir. 80 . arkeolojik kayıtlar M. Kuzey Suriye'de bu daha da eskidir. deri geçirilmiş. Öte yandan. süt sağma ve çapalaına rastlanmıştır. Mezopotamya ve Suriye'de tekerlekli arabalar. M. 2500 yılına kadar gittiği vakit.Ö. Mısır'lılar M. Tekerlek dingili üzerinde tek parça olarak dönerdi. 3500 yıllarında rastlanır. arabalara rastlanmıştır. 3000 yıllarında bile Sümer'lilerin kullandıkları arabaların tekerlekleri birbirine bağlantılı üç parça tahtadan yapılmıştı.Ö. 3000 yıllarında ise. ancak çömlek ya da taş gibi dayanıklı maddelere yaptıkları resimlerden edinebiliriz. Türkistan'da da aynı yıllara rastlar. Bu resimlerin de kusurlu ve tek yanlı kanıtı ancak şu varsayımları sağlayabilir: Sümer sanatında. dingil de arabanın gövdesinin altına deri bağlarla tutturulurdu. Günümüzde. üstüne bakır çiviler çakılmıştı. Endüs vadisinde. 1650 yıllarına dek kullanmamışlardı.Ö. İlk tekerlekli araçlar kuşkusuz kaba saba eşyalardı.Ö. çevresine lastik olarak.Ö. en az beş yüzyıl sonra da. tekerlekli araçların resimlerine M.

Sümer anıtlarında araba çeken bir tür katır görülmüştür. Daha erken tarihte.Ö. Tekerleğin ilk iki kullanımı birbirinden bağımsız olarak gelişmiş olabilir. 2000 yıllarında at olduğu kuşkusuzdur. Eldeki kanıtlara göre. M.e endüstridir. Forde'a göre at da ilk önceleri süt sağmak ve binmek için cvcil leştirilmişti. herhalde yük hayvanı olarak. Kuzeydoğu Afrika hayvanıdır ve M. 1000 yıllarına dek ata binildiğine değin bir kanıta rastlanmamıştır. Yakın Doğu'da M. Çömlekçiler artık birer uzmandır. Hayvan gücünün taşıtta kullanımının tek örneği arabalar değildir.Ö. arkeolojik kayıtlarda daha giiç kanıtlanır.Ö. Alplerin kuzeyinde.Ö. araba taşımasına oranla. çömlekçi çarkı. elle bir kaç günde yapamayacağı işi bir kaç dakikada yapmayı başarabilmiştir. çömlekçi. O tarihlerde evcil eşeklerin Mısır' da yaşadığı saptanmıştır. 3000 yıllarında ya da daha önceleri. 2500 yıllarına ait çok kaba saba eğer örnekleri bir yana. Girit'te ise. Bu nedenle de bu zanaat değişmiştir. gerçi buna inanmak biraz güçtür.Tekerlek yalnızca taşıma işlerine devrim getirmekle kalmamış. Yakın Doğu ve Hindistan'da. Etnografı bilimine göre. İndüs vadisinde M. 500 yıllarına dek çömlekçi çarkı kullanılmaktaydı. Eşya hayvanın sırtına yüklenebilir. oradan da Mısır'a Hiksos'lar tarafından M. Yatay bir tekerleğin ortasına çamur koyup. Eşek. Çömlekçilik ilk mckaniz. Üstelik yaptığı daha düzgün olmuştur.Ö. her zaman bu ikisi birlikte yürümemiştir. Bu tür taşım. M. haberleşme hızlanmış ve mal taşımı büyük çapta kolaylaşmıştır.Ö. tekerlekli arabalar. işçilikte uzmanlaşma açısından bir adım daha atılmış oldu. Bu hayvanların gerçekte ne oldukları gerçi tartışma götürür. Bunlar gene de kesin kanıtlar sayılamaz. Her neyse.Ö. tekerleği çevirince. M. insan da hayvana binebilir. 3000 yıllarından çok önce. Oysa Mısır'da. Ama hep savaş arabalarına bağlı çekim hayvanları olarak kullanılmışlardır. tekerlekli araçlar kadar eskidir. Bu konuda küçük bir açıklama gereklidir. tekerlekli arabadan çok önce kullanılmaya başlamıştır. bugün basit düzeyde yaşayan insanlar arasında elle yapılan çömlekler evde kadınlar için bir uğraşıdır. Bu hayvanlar Mezopotamya'da sapan sürmek için de kullanılmaktaydı. M. 2000 yıllarında Babil ile Anadolu arasında mallar genellikle eşek sırtında taşınmaktaydı. artık toplumsal ürün artığından paylarına düşeni alarak yaptıkları ürünü vermek düzeyinden çıkmışlardır. 3500 yıllarında imalat endüstrisinde de uygulanmaya başlamıştır. çarkla çevrilen çömleklerden en az bir kaç yüzyıl daha eskidir. M.Ö. oysa çarkla yapılan çömlek erkeklere özgü bir ticaret alanıdır. Frankfort gibi bazı 81 . O yıllardan bu yana Yakın Doğu'da en yaygın yük hayvanı eşek olmuştur. bu yörede yetiştirilmiş olması gerekir. 1650 yıllarında götürülmüştür. eski çağlarda da bu düzen geçerliydi. Böylece tekerleğin seramik endüstrisine girişiyle. Avr upa'da. Öküz ya da başka hayvanlarla çekilen arabaların kullanılmasıyla. çarkla yapılan çömlekler.Ö. İmalat makinelerine ilk kez bu dalda tekerlek eklenmiştir.

bul unanlar da Nil bölgesine yabancı türdendir. deney birikimlerinden doğan bilgi ve uygulamaların dışa dönük anlatımlarıdır. haberleşme ve ulaşımın alanını ve hızını büyük çapta artırmış olmalı. Bunların yaygınlaşması ise pratik bilgilerin bir araya getirilmesi demektir. Sümcr'lilerin ve tüm öbür eski savaş arabalarında kullanılan takımlar. kırkı aşkın kürekçi tarafından çekilen kayıkların resimlerini taşır. atla ulaşım. Yelkenliler ise M. M. Böylece insanlar deniz ulaşımındaki mekanik güçlükleri aşmasını başarmışlardır (kısacası. Yukarda anlatılan karayolu ulaşımında gelişmelere paralel olarak deniz ulaşımında da gelişmeler kaydedilmiştir. çöl engeli aşılabilir. Bu arada şunu da söylemek gerekir. Atların evcilleştirilmesi. en son yelkenlilerin doğu Akdeniz'de gezindiği kesindir. Bu hızlanma. Bu bilgi uygulanmadan önce. yöntem ve süreçler. 82 . Bu kayıkların ortasına doğru kamaraya benzer bir yer de vardır.bilginler resimlerdeki bu hayvanların at olduğunu ileri sürer. araya başka unsurlar girmiştir. Eğer bu tür insanlar varsa. Ama bu konuda kanıtlar daha da kıttır. daha eski çağlarda öküzü arabaya koşmak için kullanılan türden esinlenerek yapılmıştır. bunlar öküz ve eşek arabalarının erişemeyeceği hız ve mesafelere ulaşarak. düşün ve buluş alışverişini gerçekleştirmiş olabilirler. bu bölümde ele alınan zaman sürecinin kapsamını aşmakla beraber. Karada olduğu gibi. Gene de.Ö. aynı tür deniz ulaşımının Hint Okyanusunda da geçerli olduğu söylenebilir. Daha az kanıt bulunmakla birlikte. gene de ikinci devrim süresinden önce ele alınabilir: çoktan at ulaşımını öğrenmiş ve kullanan insanlar vardı.Ö. 3000 yıllarından önce evcilleştirilmiş olabilir. tekne yapmayı ve yelken çekmeyi öğrenmişlerdir). 3000 yıllarında. diğerlerine göre bu katırdır. çoğunluk bunların Asya yaban eşeği olduğunda diretirler. Hilzheimer ve Wolley de dahil. Öküzler ile katırlar arasındaki doğal farklılık nedeniyle de bu eski takımlar atlara çok ağır ve kaba geliyordu ve verimi kesiyo rdu. Bir başka olasılık daha anımsanmalıdır: Deve ve hecinler M. deniz yoluyla da Doğulu insanlar doğal kaynaklarını ve ayrı ayrı edindikleri deneyleri birleştirmeye yönelmişlerdir. çöller de artık denizler gibi nüfus özeklerinin arasında bağlantı alanları sayılabilir. Doğu insanları böylece. Deve olunca. Tarih öncesi Mısır vazolarının üstündeki resimler papirüs yığınlarının birbirine bağlanmasıyla yapılan. denizde yollarını bulabilmek için yeterince topog.Ö.rali ve astronomi bilgisi de edinmişlerdir. 3500 yıllarından biraz sonraya dek Mısır'da bulunmamıştır. ayrıca. Ağaçtan oyulan kayıklar ve deri kayıklar ilk devrimden önce balıkçılar tarafından kullanılmış olmalıdır. ikinci devrimin tamamlanması ve yeni tür bir eko nomi ve toplumun kurulması için gerekli biçimde doğaya teknik açıdan başat olabilmişlerdir. Yukarda sayılan sanat.

uygun biçimde yapılmasına dayanır. yeni düşünlerin ya yılması kolaylaşır. yaşam gerekli zamanda. buralarda yaşayan insanlar için ölüm demektir. daha önceki bölümlerde tek bir parça gibi ele alındı. gerekli işin. yaşamını sürdürmek için çevresine uymak zorundadır. Herhangi bir toplum. sanat ve cenaze törenlerinde. sürekli ve pürüzsüz gelişimler gibi sıralandı.sinleştirilir. Ani bir kuraklık. Kuraklık ve seller nedeniyle. göçler ve istilalar sonucu olmalıdır. Daha fazlasına neden katlanmalı? Gerçekten de değişiklik tehlikeli olabilir. yerli nüfusun topluca yerinden edildiğine tanıklık eder. veya onlara başat olur. Bu uyumda başarı gösterdiği oranda da. sosyal kuruluşlar. geleneksel kurallar ve yasaklarla anlatımını bulur. Mezopotamya ve Suriye'deki yerleşme alanlarında ve Mısır'daki mezarlarda bulunan verilere göre. boğaz tokluğuna hizmet koşuluyla yerleşebilirler. Bu bölgelere "İsrail çocukları" gibi ömür boyu. yetiştirdiği besinle geçinebiliyor. açık bölgelerde kuşkusuz göç yapılacaktır. bu kurallardan ayrılanlar cezalandırılır. Doğunun arkeoloji kayıtlarında yansıyan nesnel kültür. okuyucuya yalnızca şunu belirtelim. varlığını artırmak için nice beceriler edinmiş. İran. bu inanç. çömlekçilik ve mimaride. ekini öldürüp.Nil ile Ganj arasındaki uçsuz bucaksız alan. bunun için de ne çileler çekmiştir. uygun ideolojiyle sağlamlaştırılır. Bir grup insan. ya da silah zoruyla girip zorla elde ederler. Bu noktada. bazan de çok şiddetli. neden değişiklik istesin? Doğa'dan yararlanmak için. İstila yoluyla "kültürlerin çarpışması" sonucu. insan için ekin. ya da onların yerini alır. Oysa böylesine bir anlatım arkeolojik gerçeklere ters düşer. 83 . Belirtilen gelişmeler de. insanları. hayvanları otlatacak çayırları kurutacağından. Böylece step halkı. çünkü kurulu toplumların katı kuralları yıkılır. acı değişiklikler olmuştur. Bu biçim de. toplum tutuculuğa yönelir. Açlık korkusu. bu tür göçlerin kanıtları vardır ve bu göçler sonucu insan ekonomisi gelişmiştir. toplumun tüm üyelerini içeren kesin bir eylem ve davranış biçimi saptar. Kendi toprağının doğal kaynaklarını araştırarak ve kullanarak yaşar. halkının besin için tümden Doğa'ya bağlı olduğu bölgelerde bu özellikle geçerlidir. Bu tür değişiklikler genellikle yeni insanların istilası ya da sızması sonucu. sanat ve din alanındaki değişiklikler. bu alandaki ekonomilerin farklılığı üzerinde duruldu. vadi halkıyla karışır. hayvan için otlak bulunan ırma k vadisine itecektir. büyüsel-dinsel inançlar ve korkularla ke. Günlük yaşam olaylarının çeşitli törenlerle kutlanması ve yaşanması gibi. Yerleşen ekonomi . köklü. Basit donatılmış toplumlarda. doğunun tarih öncesi çağlarını kaydeden kitaplar da insanların bu tür göçlerini betimlemek ve izlemek amacını güder. arada bir de dinlcncbiliyorsa. geleneksel kurallar da büyüscl güçlerle korunur.

vakitsiz bir fırtına. Bunlar kolaylıkla insan üstü güçlerin işe el koyması olarak yorumlanabilirdi. Yeni gelenler kendi örgütlerini ve kendi ideolojilerini de birlikte getirirler. 84 .Kurulu sosyal örgütleri ve ekonomik düzeni bağdaştıran ve sürdüren batıl inançların gücü. iki tür örgüt. bugünkü basit toplumlarda çok büyüktür. hayvan üreticiyseler. Bir de bakarlar ki. Oysa göçle gelen toplum. kuramsal olarak böylesine cezalara yol açabilirdi. Böylece yeni gelenlerle. iki tür düşün ve inanç yanyana ve birbirleriyle çelişerek sürdürülür. Eski çevrelerindeki yaşam için gerekli olan önerileri. kamuoyu değişikliğe karşı çıkardı. çiftçilere oranla daha çok et yerler. Kurulu düzenden en küçük bir ayrılma. Sellerin yetersiz ya da çok oluşu. yasakları ve törenleri. böcek salgını ve hastalığı. eski yerleşik toplumla karışırsa. Belki bıçak yapımı için obsid taşına değer verirler. fazla önem vermezler. kendi topraklarında kolaylıkla bulunabilen lapis lazuli taşı olmadan edemezler. Örneğin. yedekleri kıttı. En gelişik toplumlarda bile erişilen uyum ve değişiklik pek küçük olmalı. Yeni gelenler başka koşullar altında yetişmiştir. çünkü kaynaklan sınırlı. bu inançlardan şu veya bu nedenle ayrılmak hiç de öyle tehlikeli değilmiş. Eski çağlarda Doğu'da da böyle olsa gerek. Bu nedenle herhangi bir yenilik tehlikeli olabilirdi. bu güçler alışılagelmiş davranış kurallarının dışına çıkıldığı için öc almak amacıyla işe el koymuş olabilirlerdi. daha az dayanıklı olduğu için. Böylece iki tür davranış. Eski topluma oranla çok farklı ya da tamamlayıcı gereksinmeleri vardı. toplumun tümünü tehlikeye düşürebilirdi. Bu nedenle de çakmak taşına. Ya da. Toprak gene de meyva verir. oysa topal kadınların çapası yerine erkeklerin sapanıyla sürülmüştür. eski isteklere yenileri katılmış olur. Oysa başa gelen felaketler büyüseldi ve bugün bile önden hesaplanamaz. onlar da kendi çevrelerine uyumlu bir ekonomik düzen kurmuşlardır. güvenli ve etken sayılan davranışlardan en küçük bir sapma. bu kendine yeterli ve çekingen tutuculuk yerinden oynardı. kuşattıkları bölgenin yerli insanlarının kurum ve inançlarının yerini alır.

üyelerin sayısı. Nil Vadisi ya da Mezopotamya'daki çiftçiler kolaylıkla bu gerek li üretim artığını edinebilirlerdi. hayvan üreticisi bir kabile. İmalat ürünlerini de bu toprak ağalan kullanırlar. kendi besin sağlamayan üyelerin geçimi için besin üretimi artığı bulunmasıyla gerçekleşebilir. verimi artıran işlerde. Sermaye birikimi için toplumun bir bölümünün besin sağlama işinden ayrılarak. yeni toprak soyluları ürer. fazla çaba göstererek lüks yaşamaktansa. eski çağlarda yaygındı. kendi ailesinin gereksinmesinden öte üretim yapmak için kendini zorlar. kısaca istilâdır. Bu birikimin sosyal amaçlarla kullanılması için yoğunlaşması gerekirdi. Bundan başka. Mısır'da bu yoğun birikim. kendi gereksinmelerinin çok üstünde ürün alırlar. Bu da ancak. Diyelim. kötü mevsimler için gereksinmelerinin üstünde üretim yaparlardı. En eski Hiııl kcııl İn in de. Bu üretim artığının fazlasını. Gerçekten de. Köylü de bu yüzden. bir bölümünü de dış ticaret için kullanırlar. Böylece "toprak ağalan". yerel olarak bulunmayan hammaddelerin takası için de üretim artığı ge reklidir. ' II . ilk üreticiler olan köylülerden azdır. Bu doğal tembelliği yenmenin bir yolu kuşkusuz başka bir ülkeyi zor kullanarak almak. bu köylülerden. gerçekte bu birikim dinsel saygınlık ve yerel sosyal gelenekler sonucu oluşmuştur. basit yaşamı yeğlediği savlanır. köylüleri toprakta uğraşı için bırakır. Bu yeni "efendileri" için belki de kendine ayırdığından fazlasını vermek zorundadır. Bu bildik bir yöntemdir. Ama gerekli sermaye birikimi ve yoğunlaşmasının tümden istila sonucu olduğuna değin kesin kanıt da yoktur. Doğu Afrika' da çok basit biçimde bugüne dek sürdürülmektedir. ortaçağda Avrupa'da çok görülen bir yöntemdi. ilk önceleri istila sonucuydu. toplumsal üretim artığının nasıl biriktiğini ya da yönellildijJİııi bilmiyoruz. taşıt işlerinde. Mezopotamya'da. Sümer kentinde varlık birikimini yöneten. imalat ürünü yapan işçileri beslemek için. Ama bu tür istilâyı ikinci devrimin bir ön koşulu sayan kuramlara da kuşkuyla bakmak gerekir. ikinci endüstrilerde. çiftçi bir toplumun toprağını kuşatıp alır. Oysa toprak ağaları. İkinci devrimin gerçekleşmesi için besin maddesi olarak sermaye birikiminin gerekli olduğu kuşkusuzdur. hatta onları başka düşmanlardan korur.İkinci devrimin başarılması için gerekli olan birleşik sermayenin gerçekleştiği de ileri sürülmüştür. buna karşılık da çiftlik ürünlerinden pay alır. Bu tür "soylu sınıf' genellikle bir oligarşi (takımerki) demektir. bunlar çiftçilerin sırtından geçinirler. Ama neden daha fazlasını yapsınlar? İnsanın gerçekte tembel bir yaratık olduğu. Varlık birikimi sağlayanların istila sonucu yerleşen soylular olduğuna dcğiıı pek belli belirsiz belirtiler vardır. Varlık artığının birikimi için cn etkin araç askerî istilâdır. ticarette ve yönetimde çalışması gerekir. ye rel bir tanrıydı (daha doğrusu tanrının atadığı rahiplerdi).

Demek ki yeni insanlar gelip daha öncekilerin yerini almış. sonunda ülkenin baş yöneticisi ya da kralı olmasına yol açılıyordu. ya da onlara başat olmuştur. savaş. ilk yerleşme alanları -örneğin Susa. ayrılmaz bir parçasıydı. Kuraklık yüzünden başka yörelerden topluca gelen göçmenler de. Köylülerden çalınan ekin ve hayvanlar. Her şeyden önce. Biz köyün bulunduğu alanda.Arkeolojik kayıtların ipucu sağladığı ve barışsal gelişime engel olan diğer seçenekler daha iyi kanıtlanmıştır. üstün kişilerin cesaret ve liderlik gösterisinde bulunmalarına olanak sağlıyor. ikinci devrim gerçekleşmeden önce. En önemlisi. Öyleyse. küçük ve geçici de olsa savaş vardı diyebiliriz. mimari ve eşya kalıntıları bulabiliyoruz. tutsaklık düzeni. varlıklı yerleşik köylüler tarafından bu tür saldırılara karşı örgütlenmiş savunma olduğu da bir gerçektir. Kuşkusuz. Yeniden düşmanı öldürmek yerine onu tutsak ediyorlardı. tarih çağının başlangıcında. Tutsakların tek kaynağı savaş değildi. daha öncekinden çok farklı bir düzen. Savaşın ekonomik etki ve sonuçları da vardı. Böylece savaş önderlerin belirlenmesine. Bu savaşa Elliot Smith ve Perry karşı çıkmışlardır. bir tür savaşa girişilmiştir diyebiliriz. Öyleyse. tutsak da. üstelik arkeolojik verilerle savaş kanıtlamak kolay değildir. onlar da saygınlık ve yetki kazanıyordu. Hayvan yüzerken taş bıçak kırıtırsa bir sakıncası olmaz. hayvanların evcilleştirilmesine benzetilebilir. ama savaş silahlarını av silahlarından. Kısaca. insanların kendi yetiştirdikleri ürünler kadar besleyiciydi. madene karşı talebi artırıyordu. bu da sosyal gelenekten tümden bir kopmaya tanıklık eder. vadi ve vahalara. önemi açısından. Toplumun daha yoksul ya da daha zayıf üyeleri ve başka toplumların sürgünleri boğaz tokluğu na. göçebe veya yerinden edilmiş insanların saldırılarına karşı da yapılmış olabilirdi. Ayrıca. toplumsal ekonominin tarla ekimi ve hayvan be sini kadar. Kısacası. Oysa düşmanla diş dişe savaşırken kırılırsa. çabuk kırılabilir taşa üstünlüğü savaşta belli olmuştu. Devrimden daha önceki zamanlara ait silahlar mezarlarda ve yerleşme alanlarında bulunmuştur. savaş büyük bir buluşa yol açmıştı . sakıncası büyüktür. Bu surlar büyük olasılıkla düşman insanlara karşı yapılmıştı. yani savaşla varılmış olmalı.kesinlikle bir tür surla korunmaktaydı. ama başı boş yaban hayvanlarına ya da. varlıklı kişilere hizmet edebilirlerdi. Bu buluş. hayvan öldürenden ayırmak güçtür.insanlar da hayvanlar gibi eveilleştirilebilirdi. bunların geçici olarak güç kazanmasına. eski endüstrinin temeli ve sermaye birikiminde etken bir araç olmuştu. yaşam boyunca. bu sonuca zorla. insan öldüren araçları. Oysa bu oluşuma da barışsal yoldan varıldığı pek sanılmaz. Tutsaklar. Ayrıca. Bu tür hırsızlara karşı ekin ve sürülerin korunması. Bakır ya da bronzun. Mezopotamya'da bulunan en eski resimli kayıtlarda (mühürlerde) resimlerle gösterilmiştir ve sahneleri kadar eskidir. yaşamı karşılığı çalışıyordu. para ya da emek 99 .

arkeoloji kayıtlarına göre. hemen büyük 100 . tarihte nice krallar edindikleri nimetleri biiyücülüktc yatan geçmişlerine borçuludurlar. Demek ki Mısır'da da evrimden önce de krallar vardı. sel. Hâlâ törenlerde. Aynı sonuca. kötüleri uzaklaştırmaya çabalıyordu. İkinci devrimden sonra. lam tersine.. ya da kaçı topluma olan zorunlu borçlarından dolayı çalıştırılmaktaydı? İlk çağlara değin tek bildiğimiz şey. Büyücünün değneği. krallık asasının ilk tohumudur. hatta en önemlisi büyüscl-din. kaçı acıma karşılığı çalıştırılan insanlardı. ekonomik başarı. Bu işçilerin yaşam düzeylerini tanımlamak güçtür. değişken koşullarına bağlıydı. Mısır'da ikinci devrimin gerçekleşmesine rastlar. çalışmayı sürdüren her bir işçinin. İlk devrim. O sıralarda yapılan büyük kamu yapıları ve çeşitli sanat yapıtları için kalabalık işçi kitleleri çalıştırılırdı. Kısacası. Tahta varan tek yol.karşılığı yerleştirilebilirdi. bir de mutlu ve üstün sınıflara. Yukarı ve Aşağı Mısır. insanlar hâlâ yağmur. başkanlığa ya da krallığa giden yol açılmıştı. ya da bir Devlet yapısında çalışanların kaçı ücrct karşılığı çalışan "özgür" işçiler. artık üretim üzerinde hak savlayan ilk toplum üyesi olmuştur. Tutsakların dışında. ilk üreticilerin artık üretimiyle beslendikleridir. Bir tapınak. bağımsız hanedanın geleneğini sürdürmekteydi. Büyücü fiziksel eylemle topluma katkıda bulunmadan. başkanlar ve hatta krallara bir göz atmalıyız. Bu birleşme. Başka yollardan tutsak edinme yolları çağdaş barbar ve yaban insanlar arasında görülmüş ve yazılı kayıtlardan öğrenilmiştir.sel saygınlıkla aynı görkeme ulaşılabilinirdi. savaş ve kıtlık. kentlere işçi bulmakta en etken araç olmuştur. toplumun elbirliğiyle besin bulma çabalarına katılamadan. fırtına ve benzeri doğal afetlere karşı çaresizdi.. Yukarı Mısır başkanı Firavun Mene'in yönetiminde birleşene dek iki ayrı. güneşin bilinmez. Sümer geleneklerinden de varabiliriz. muskalarla iyi güçleri yandaş etmeye. Mısır'lılar. bir ülkeyi ele geçirmek değildi. "İsrail çocukları" bu koşullarla Mısır'a göçen tek Asya kabilesi değildir. hâlâ kuraklık. büyüyü ortadan kaldırmamıştı. kentsel yaşam başlamadan öncc. Gene anımsatalım. deprem. Büyü yoluyla bu unsurlara başat olduğunu kanıtlayan biri ortaya çıktı mı.

yani. her yıl da bu takvime beş gün eklenirdi. takvim kullansalar bile. tarım işlemlerine girişmenin zamanı geldi demektir. yeni bir takvim ortaya çıkarıldı. ama bu bölümü bir büyük buluştan söz ederek kapatalım: bu buluş güneş takvimidir . Demek ki. yazılı kayıtlar olmaksızın nasıl ulaşılabildiği şaşırtıcıdır. Bu yıldız.saygınlık ve yetki kazanıyordu. 1961 yıl Akyıldız sürelerini benimsedi. takvimi gerçek mevsimlerin tümden dışına atmıştır. sel mevsiminde gündoğuşu tüm yıldızları karartırken. bu yanlışın yıllar boyu birikimi. Basit insanlar. ilk başta sel vaktine rastlardı.di. ama bir yüzyıl sonra.dızın. yılın uzunluğunu bilmek.Sümerlilerin savaĢ arabası . sel başladı mı. sözde büyüsel güçlerle insanların kendilerini toplumun gözünde ne denli büyüttüklerine örnekler saymaya gerek yok. Elli yıl süren gözlemler sonucu. güneş takvimine uymaz. Akyıl. basit insanlar için güç anlaşılır bir ayrıntıydı. Böylece resmi takvim sürdürüldü. dünyanın. herhalde Mısır'ın Menes yönetimi altında birleştirildiği sıralarda. gökyüzünde en son görülebilen yıldızdır. Nil vadisinde çiftçilik tümüyle yıllık sellere bağlıdır. eski çağlarda. bu ay takvimi olurdu. sanıda bulunmakla etken olmak arasındaki fark. Mısırlıların güneş yılını günlere ayırarak saptayabilmesi ve güneş ve ay yıllarını karşılaştırabilmek için de bir çeşit yapay takvim uydurmaları gerekiyordu. her biri otuz altı günlük on aya bölünmüştü. bu sanı büyük bir kesinlikle yapılabilir. ama artık resmi takvimi değiştirmek için çok geçti. 365 gün olduğu saptanabilir. Oysa ay takvimi. Bu sonuca bile. bu nedenle de çiftçilere. Yöneticiler bu yanlışı gidermenin de yolunu buldular. güneş takvimine göre her yıl aynı güne rastlar. tarım işlemlerinin başlaması için işaret verilirdi. dünyanın güneş çevresindeki yolculuklarında herhangi bir yere aynı anda ulaşır . Kahire'nin bulunduğu enlemde. Bu hesaba göre. güneşle bağlantılı olarak yükselişini gözleyip. Yılbaşı. Mısır. ilk ayın yirmibeşinci gününe rastlamaya başladı. altı saate yakın bir sürelik hesap yanlışı vardı. Ne zaman başlayacağını önden hesaplamak ve hazırlık yapması için köylülere haber vermek. gerekli olan. Akyıldızın güneşle bağımlı doğuşuna rastlar- 101 ġekil 6 . Akyıldızı (Siriyüs) gözlüyorlardı. Seli önceden bilmek için. Kuşkusuz. bir selle bir yıl sonraki sel arasındaki sürenin en kesin bir hesapla. tarım işlerinde yaramaz olmuştur.bir kurama göre de Mısır'da devlet yetkisinin önemli kaynaklarından biri olmuştur. Sel. Oysa gerçekte. Bu buluş matematiksel astronomi (gökbilim) için bir zaferdir ve bilimin olayları önceden saptayabilmesinin ilk kanıtıdır. Mısır'lılar da bunun dışında değildi. selin oluştuğu günden bir yıl sonrasını hesaplayıp o günü saptamaktır. buna göre Yılbaşı. bu bilgiyi verebilmek aynı zamanda doğa üstü bir gücün kanıtı sayılırdı. güneş çevresinde yıllık döngüsünün bir işlevidir gerçekte güney batı muson rüzgârlarının Etiyopya dağlarında patlamasına bağlıdır. böyle bir değişikliğe karşılık daha çok sert olabilirdi. Eski toplumlarda. bu takvime göre 365 günlük bir yıl. güneş takvimi değil.

Kendi güç ve yetkilerini. tıpkı Babil'de ve başka yerlerde olduğu gibi. Firavunlar fellahlara sel vaktini önceden haber verebiliyorlar ve mevsimlere. Bu da ilginç bir savdır. takvimin düzenlenmesiyle yakından ilgiliydiler. 102 .Mısır kralları. Hatta Firavunlar daha da ileri giderek. sel vaktinin yaklaştığını Akyıldızın doğuşuyla saptadıklarını bu bilgiyi yalnızca kendilerinin kullanabilmesi için saklamış da olabilir ler. yani takvimin düzenlenmesine borçlu oldukları da bir savdır. bu arada bizim kullandığımız takvimin öncüsüdür. Mısır'lıların geliştirdiği bu takvim. bilim tarihi açısından büyük önem taşır. Güneş yılının saptanması ve buna göre resmi bir takvimin geliştirilmesi. ekine başat oluşlarını kanıtlıyorlardı. Bu bilgiyle. geleceği önceden saptayabilen bilim uygulamasına. Gerçekte. tüm Avrupa güneş takvimlerinin.

BÖLÜM 102 .ġekil 7 . VIII.Uygarlığın beĢiği olan alanlar.

Aynı zamanda. tümü de artık besin üretim işinden uzaklaşmıştır. Gene. nüfus alabildiğine genişleyebiliyordu. arkeologların Mısır. yerleşme alanlarını korumak için sosyal örgütleri birleştirmek ve ekonomik yöntemi bir özekte toplamak gerekiyordu. kendi kendine yeterli toplumlar ekonomik bağımsızlıklarını yitirmeye boyun eğiyorlardı. gerekli hammaddeler kıttı. bilimsel gerçekleri de yer yer içeren büyüsel inançlardan oluşan gelenekler. maden cevherlerinden ve büyü taşlarından yoksundu. sellerle yenilenen verimli topraklar bol bol besin sağladığından. Dicle ve Fırat arasındaki liğli topraklarda. bundan önceki bölümlerde sözü edilen buluşlarla insanlık uygarlığını geliştirmişlerdir. Hindistan'a doğru tüm kıraç topraklarda. Bu son gelişme en çok Nil vadisinin alçak yataklarında. uygar yaşam için çok önemli olan başka hammaddelerden yoksundur. metalürji ve mimarlık gibi uygulamalı uğraşı bilgileriyle. sulama işi. çapa ekimcileri. Daha önce sözü ed ilen ticaret ve insan eylemleri sonucu bu bilimler. göçebe ekimciler ve sürücüler ve yerleşik çiftçiler. Üstelik. Daha ilk başlardan beri Sümerliler alet kesimi için Kafkas obsid taşını ya da benzeri tür taşları ithal etmek zorundaydılar. topografya. Bu toplumların. daha önce de belirtildiği gibi. liğli topraklarda ve bataklık alanlarda.KENTSEL BÖLÜM M. toprağı sel sularından kurutmak. daha enderdi ve daha güç bulunurdu. Ayrı ayrı. ormanların temizlenmesi ve ondan sonra da kanalların ve bentlerin bakımı. yerel koşullara göre çeşitli ekonomileri olduğu düşünülebilir . çeşitli meslek ve sınıfları içeren devletlerdir. Bakır cevheri yoktu. prensler. Ve işte böylece. teknik bilgiler ve inaçlar çok geniş alanlara yayılmakta. Sümer ve İndüs havzasında yaşayanlar bir tür düzenli ticaret ya da takas yöntemi kurmak zorundaydılar. yapılarda kullanılabilir taşlar ise. toplumsal örgütlerin katılığı yumuşatılıyor. İşte bu insanlar. Artık M. Sümer'de olduğu gibi. bu koca koca yiğli ovalar ve ırmak boyu düzlük alanlarda.avcılar ve balıkçılar. çatışma ve çelişmeleri çözümleyecek resmi görevliler de gerekecektir. Bunların ardında da rahipler. Nil Vadisi de yapı için keresteden. hurma palmiye ağacından yapılırdı. ırmakların yakınındaki bataklıkların kurutulması. bunlardan yararlanan halkın büyük bir düzen içinde çaba göstermesini gerektiriyordu. bu malları getiren tüccar ve taşıt işçileriyle. Toprak verimli olduğundan. Mezopotamya ve İndüs vadisi için çizdikleri resim basit çiftçilerden oluşan küçük toplumlar değil. Sind ve Pcncap'ta da. Sind ve Pencap'ta olmuştur. makine tekniği. 3000 yıllarına gelindiğinde. Mısır'a oranla. gelen mallan kullanıma hazırlayan zenaatçıların da bu artık üretimle geçinmesi gerekiyordu. Öte yandan. taştan. balta başı yapılabilir sert çakıl taşlan bile pek enderdi. çeşitli toplumlar yaşamaktaydı. üstelik Nil kıyılarında bol bol bulunan seri taş da bulunmazdı. yazıcılar vc memurlar ile sayısız uzman zanaatçılar. görenekler ve bilgiler biriktirmişlerdi. topluma çok etken ve düzenleyici bir silah sağlıyordu. astronomi (gökbilim). profesyonel askerler vc çeşitli işçil er vardır. yaban ellere dağılmış başka kabileleri de ekleyebiliriz. gerekli malları rahatça ithal edebiliyorlardı. Yerel tek kereste türü. Sümer daha da kötü durumdaydı. Bu alanlarda bol ve aksamayan su kaynaklan. beceri ve bilgi biriktirilmekteydi. Aynı zamanda yerel grupların ayrıcalıkları giderili yor. İndus ırmağı kıyılarında. zooloji ve botanik gibi nice bilimsel bilgiler ve tarım. gerekli hammaddeleri sağlamak için de Mısır. Böylesine besini bol olan vadi alanlar. Bu alanlarda yer altında bulunup 103 .Ö. 4000 yıllarında. giderek çetrefılleşen alışverişleri kaybedecek yazıcılar. tarlaları sulamak. Çok geçmeden de götürülüp getirilen malları koruyacak askerler.Ö. Bunlara bir de daha uzakta. kimya. jeoloji (yerbilim). Doğu Akdeniz çevresinde ve daha da doğuya. Köylünün kendi ürettiği besinden artan bölüm yalnızca gerekli mallarla değişmekle kalmıyor. Ama buna karşılık ekonomik yeterlilik elden gidiyor ve yeni bir ekonomik yapı oluşuyordu.

köylerin birbiri ardına çökmesi ve sonradan yerlerine yenilerinin yapılması sonucu. büyük bir nüfus artışına da yol açmıştır. Opis. bu mezar. oysa çömlekçilik zanaatı bu üç yörede de aynıydı. bataklık ova düzeyinin üstünde tepecikler oluştu.çıkarılan en ilginç eşyalar artık tarım ve av aletleriyle diğer ev yapımı mallar değil. çömlekçi çarkının kullanılmaya başlanması ve başka örnekler bir önceki bölümde özetlenen gelişmeyi kanıtlar. varlığı artmaktadır. Erek.Nil'de. tüccarlar. Yalnız ekonomik yapının değil. güneyde bir çok değişik yörede izleyebilir. Bu değişiklikle birlikte nüfus da artacaktır. içerdikleri ya da yanı başlarında yerleşik köylere oranla. Somut açıdan. din ve toplumsal örgütlenmede de görülür. Ur'da "Kral mezarları" denilen mezarlık. kulübe ve çiftlikevleri yerine. Böylece 1. anıtsal mezarlar. giderek daha çok maden kullanımı. Rahipler. Bölümün başında tanımlandığı biçimde bir devrim oluşmuştur. ama henüz köydür. Oysa. eştir. yalnızca varlığın arttığına değil. politik ve dinsel yöntemlerin de ayrıntıları göze batar derecede değişikli. 104 . hançerler ve mızrak başlan. İnsan eyleminin her türünde böyle başkalıklar bulunabilir. Bu farklılık arkeolojik nesnelere da yansır.daro iki kilometre karelik bir alana yayılmıştı. memurlar. yalnızca benzer değil. Nil boyunca tarih öncesi çağlardan beri sürüp giden köy mezarlıklarından başka. kentsel mezarlar. Eridu. ekonomik yöntemler. sonuçlar her bir alanda çok belirgin biçimde farklıydı. diğer yörelerde olanlara da örnek sayılabilir. Hint. Bunların içinde ender olarak değil günlük yaşamda kullanılır türden garip eşyalar ve süsler bulunmaktadır. Akad. Her bölgede demirciler aynı kimyasal maddeleri aynı basit yöntemlerle işleyip günlük gereksinmeler için aletler ve silahlar yapmaktaydı. mücevherler vc uzmanlaşmış zanaatçılar tarafından bol miktarda üretilen nesnelerdir. Mezopotamya ve Hindistan'da aynıydı. saraylar ve atölyeler ilgi çekmektedir. Arkeologlar. Erek. Larsa ve Şuruppak'da. Arkeologların bulduğu eşyalarda görülen bu değişiklik. Örneğin Sind'de Mohenko. Mezopotamya'da devrimin çeşitli aşamalarını. bu kullanım da üç yüzyılı aşmamıştır (Bazı bilginlere göre bu sürenin yarısı daha doğrudur). Kalıcı yapılar olarak da. nüfusun da çoğaldığına tanıklık etmektedir. çarkla yapılan kaplar. halkın pek küçük bir kesinrnce kullanılmıştır. Erck'teki kazılarda ortaya çıkan gerçekler. Kiş. silahlar. Bu kalıntılardan toplanan basit eşyalar. Sümer ve Mısır çömlekleri de birbirinden çok farklıdır. krallar ve memurlara ayrılan anıtsal türrbeler de bulunmuştur. iki katlı evler vardı. alan olarak. Kendine yeterli besin üreticilikten. ama bu benzerlik soyut bir benzerlikti. uzmanlaşmış imalat ve dış ticarete dayalı bir ekonomiye dönüşüm. örneğin Sümer. geniş caddeler ve dar ara sokaklar boyunca düzenle dizilmiş. bu özellik. Arkeologların kanıtları bu savı doğrulamaya yeterlidir. Fırat kıyılarında ve İndüs'te başka başka biçimlerdeydi. bu sınıflar da kendine yeterli.lümüıı başlarında anlatıldığı gibi. Ur. Bundan başka. tapınaklar. daha geniş bir alanda. bıçaklar. Bu nedenle devrim somut biçimde genelleştirilerek anlatılamaz. Yeni kentler. ortak dil. yaşamına neolitik çiftçiler köyü olarak başladı. hele avcılar arasında. Ama yaptıkları eşyalar -baltalar. Sümer'de her bir yörede. besin üreten bir toplumda. ilk başta ve sonlarda. Çemdet Nasr. zanaatçılar ve askerler yeni sınıflar oluşturmaktadır. tapınak eşyaları. kuşkusuz bu eşyaları üreten ekonomideki değişikliğin yansımasıdır. her bir bölgede çizdiği yön tek tek ele alınmalıdır. Lagaş. Birinci bö . Ekonomik alanda ikinci devrimin sonuçları Mısır. çok daha büyüktür ve çok daha kalabalık bir nüfusu barındırabilir. Köy büyümekte. büyük mezarlıklar. bulunduğu vakit bile 700 cenaze kalıntısı hâlâ belirgindi tarih öncesi hiçbir mezarda bu kadar büyük bir sayıya rastlanmamıştır. Bu yapay tepeciklerin ilk on beş metrelik bölümü kamış ve kerpiç evlerin kalıntılarıdır. geçimini kendi başlarına hiç mi hiç sağlayamazlardı. Eşııunna ve Ma ri'de izlenebilir. daha sonraki aşamalar kuzeyde.

ticaret ve taşıt yöntemi vardı. Bu uzlaşma geliştirilirken. dünyanın en eski hesap yazıtıdır. Oysa. bu yörede yaşayan toplum. Demek ki. üstünde mühre benzer bir kazıntı ve sayı olduğundan kuşku bulunmayan işaretler vardır. bu varlık da bir rahipler örgütünce yönetilmiştir. bu gücü tanrının kullarından birinin yapmış olması gerekir. ortak bir artık üretim stokundan beslenmiş olmaları gerekir. binlerce çömlek ve tuğla yapımı. hatta yazı da başlamıştır. Bu parçalar. Ama böylesine anıtların yapımı.Sonra. İşte bu noktadan başlayarak kentsel 105 . yoksa Tanrı durup dururken hesap sorabilir. Toprağın bol verimi ve çiftçilerin koyu dinsel inançları sonunda. hiç değilse besin maddelerinden oluşan ganimetlerden yararlanmaktaydı. üstü de 1000 metre kareye yakındı. Yapay dağın ve tapınakların kurulması. Kuşkusuz. bu çabalarına karşı da tanrının gelirinin küçücük bir parçasını kendilerine ayırmışlardır. besin stoku da onun yönetimi altındaydı. kerpiç ve duvarları beyaz badanalı küçücük bir tapınak. Tanrı ancak toplum iradesiyle var olabildiğine göre. ilk tapmaklar da bir grup rahip nedeniyle yapılmıştır. sözde doğa güçleriyle bu güçleri simgeleyenler arasında bir uzlaşma yaratılmasını sağlamışlardır. uzmanlaşmış endüstriler ve ilkel de olsa. kuruma işlemi bittikten ve tapınak tamamlandıktan sonra da. İlk ziggurat. büyücüler. tapınak ya da tapınak gruplarının temelleri ortaya çıkar. İşte bu sıralarda muhasebecilik. Böylesine düşlenen tanrı.rat"dır. bu Sümer tapınaklarının kaçınılmaz bir parçası olan kademeli kale ya da "ziggu. Alt bölümlere çok daha görkemli tapınaklar yapılmıştı. Bunlar kan ter içinde çalışmanın. bir süre sonra. kısaca büyü törenlerini büsbütün karmaşık bir hale getirerek. elle yoğrulmuş çamur tuğlaların aralarına kat kat katran sürülerek yapılmıştır. gerçek artık varlığını tanrıya adamış. Gerçekten de ziggurat tapınağında bir yazıt bulunmuştur. çağının zemin düzeyinden on mletre kadar yükseliyordu. yuvarlacık gamzeler gibi tapınağı süslerdi. herhalde yeryüzünde kendine temsilci ve yorumcular bulmakta güçlük çekmemiştir. Bu görev lerin neler olduğu. Erek tek değildi. bir de tanrıların gökyüzünden inmeleri için merdiven vardı. Bu. işçi ve besinden başka şeyler de gerektirir. yanyana. rahip biçiminde ortaya çıkmış. büyük vc disiplinli işçiler ve zanaatçılar gereksindirmiştir. yazılı belgelerle açıklanacaktır: belki çeşitli armağan ve kurbanların ve bunların kullanımının bir kaydını tutmak gerekecektir. dört yöne. ziggurat'ın çamuru kurumadan. küçücük kulübelerin duvarları ve ocakları yerine. Buna göre. Tüm yazılı belgelerde görüldüğü üzere. Gelgeldim. tıpkı tarih sonrası kralların tapınak planlarının kendilerine bir düşte açıklandığını söylemeleri gibi. onlar da tanrının yeryüzündeki varlıklarını içtenlikle artırmış. Hemen yakında da yapay bir dağ yükselir. kutsal başkan herhalde. Bu çanaklar kururken düzeyin birleşik kalmasına yardımcı olduğu gibi. Erek'te bulunan ilk tapınaktan anlaşıldığına göre. İşin bütünü dikkatle planlanmıştır: Yapay dağın her bir köşesi. bu girinti ve çıkıntılar binlerce çanak çömlek parçasıyla güçlendirilmişti. Dağın sarp yamaçlarında payandalar. bu rahipler de yöneticilere tanrının hazinesinden bol bol ödenek vermişlerdir. tapınağın koca hazinesinin yönelimi. malzemenin toplanıp taşınması. tanrı buyruğuyla halka özgü olduğunu anlatmışlar. düzen ve dikkatl e yöneltilmiştir. Demek ki. Diğer büyük Sümer kentlerinin bulunduğu yerlerde ortaya çıkarılan kalıntılar da aynı çağlarda aynı kültür düzeyinde uygarlıkların varlığını göstermiştir. Bunlar besin üreticiliğinden uzaklaştırılırken. Böylece. tapınakların planları da geliştirilmiştir. tanrısal yetkileri benimsemiş ve doğal olarak da çayırda. bundan sonra Sümer tapınak hesapları gelir. bu işle görevli kişiye büyük ve yepyeni görevler yiikleycceklir. bayırda iş görmekten kurtulmuşlardır. ilk tarih çağlarında olduğu gibi. Kimin? Belki de bu yapılar hangi başkan ya da "tanrı" onuruna ve görkemine adanıyorsa. gerçekten anıtsal yapıların. bu toplumda örgütlenmiş işçiler. neolitik köylerde. bunların arasında da girintiler vardı. Dağın tepesinde. kentsel düzeyde gelişmiş. Özellikle yöneltici bir güç bulunmuş olması gerekir. di ziler halinde çamura sokulmuştu.

bronz dediğimiz. uğraş geleneklerine ve yeni uygulamalı bilimsel buluşlara dayanıyordu. hem de kendilerinden sonra gelenlerce anlaşılabilecekti. özellikle Cemdet Nasr'da çok iyi bilinmekteydi. daha nice başka aletler yapabilmişlerdi. sırlı eşyalar ve küçük savaş arabalarının yapımından anlıyoruz. üstünlüğü doğuran ek madde 7 . Bu uğraşılarını kolaylaştırmak için de muhasebe kuralları ve geometri kuramları geliştirmek zorundaydılar.uygarlık sürekli olarak izlenebilir ve bu yönelim yazılı tarih denen aydınlığın insanlık üstünde parlaması anına kadar sürer. Akad'da (Kuzey Babil'de). araba ve sedirin yanı sıra.da. daha derin bir uygulamalı kimya bilgisi ve jeoloji bilgisi gelişmiş. katran kalıbı üstüne yerleştirilmiş büyük çapta hayvan grupları. Çözümlemede gerçekten bu alaşımın kullanıldığı ortaya çıkmıştır. katrana yapıştırılan. hatta siyah mermerden vazolar ve küçük heykeller yontabiliyordu. arp ve lir yapıyordu. Herhalde içinde kalay bulunan bakır cevheri arıtılırken ya da arıtma işlemine kazayla kalay karışması sonucu rastlantıyla bulunmuş olmalı. anlaşılan bunlar artık alışılagelmiş anlamlar edin miştir. Her bir tapınak. Erek tapınağı tamir götürmez duruma gelmiş. özel aletler. onlar. fırınlanmış kilden koni biçiminde parçalar yerleştirilmiş. bronzu Sümcrlilerin bulmuş olduğu anlamına gelmez. Oysa. varlık artmış. döküm ya da dövme bakırdan. İlk ziggurat'ın duvarlarına çakılan çanakların yerine. Bunlar. bu müzik aletleri. muhasebesini tutmak da güçleştiğin den. gümüş ve lapis lazuli ithal edilip kullanıldığına göre. Marangoz. Artık bu yörede kurşun.Ö. bıçaklar. Böylece diğer ustalardan çok önce. Bu gelişim. Bu ancak. baltalar. çivi. Bu da. Daha sonraları bunların yerini taş ya da deniz kabuklarından kesilip. işaretler yalnızca resimlerden oluşmaktadır. çünkü aynı yıllarda Hindistan'da da kullanılmaktaydı. mozaik desenler olıışlııracak biçimde çamur . M. işçilikte uzmanlığın geliştirilmesi ve ticaretin büyümesidir. kırmızı ve beyaza boyanmıştır. kireçtaşı. ama artık somut eşyalara tıpatıp benzemeyen. bir öncekinden daha büyük olmuştur. dövme ve telkari işçiliğiyle süslü püslü takılar üretiyorlardı. Bakırcı. 3000 yıllarından çok sonraları. sık sık tekrarlanan başka işaretler de vardır. kil konilerden oluşan mozaikin yerini kara katran üstüne kakılan sedef ve akik taşlar almıştır. daha düzenli ve yaygın bir ticaret başlamıştı. rahip yöneticiler yeni bir yazı ve rakam düzeni geliştirmek zo runda kaldılar. delgiler. Kuyumcular artık tel ve lehim yapabiliyorlar. Yazıtlarda basit aritmetik formüller. Tarih çağının başlarında. altmışlar ve yüzler için belirgin rakamlar vardır. Erek'te yeni tapınak yapımının üçüncü aşaması. Tapınağın iç duvarları ilk başta kilden yapılmış hayvan biçimleriyle süslenirdi. Kuşkusuz bu aletleri çalacak profesyonel müzisyenler vardı. testereler. Buradaki öykü varlık birikimi. kilden biçimlendirilmiş şekillerin yerini almıştır. üstüne hayvan şekilleri konulmuş levhalar almıştır. en azından dört kez yeniden yapılmıştır. Bundan sonraki aşamada. Teknik becerinin gelişikliğini. Ur'daki kral mezarları bu işlem ve yönelimi çok güzel örnekler. keskiler. böylece yazılı kayıtlar hem kendi aralarında. mengene ve iğneler. oyma kalemleri. çekicin ve dökümün ustasıydı ve usta bir kalıpçılıkla belki de cire pcrdııe yöntemini kullanmaktaydı. örneğin hesap denkleştirmesi görülür. karşılaştırma yöntemiyle gelirli bir kaynaktan sağlanan bakır cevherinin üstünlüğünü farkedebilirdi. gelişen teknik beceriler. incecik zincirler. Sümer demircilerinin ince döküm işi yalnızca bakırla becerilemezdi. Kuyumcular artık en sert taşları delebiliyor ve üstüne mühür kazıyorlardı. kayık. Tarih çağlarının başııı. Birimler.tuğla duvara yerleştirilmiştir. Heykeltraşlar. kalay ve bakır alaşımıyla yapılabilirdi. uçları siyah. ancak çeşitli kaynaklardan "bakır" sağlayan kentsel bir toplum. Bu gözlem sonucu. Artık muhasebe yazıtlarında düzenli biçimde işaretler ve rakamlar vardır. Tanrının gelirleri arttıkça. mezarlarda kral ailesinden gelen sahiplerinin yanında yer alırdı. Bu incelik ve lüksün nedeni yalnızca varlık birikimi ve artan uzmanlaşma olamazdı.

İşte Mezopotamya'da ikinci devrimin aşamaları böyle oluşmuş. Büyük deniz kabukları Basra Körfezinden ve Umman Denizinden sağlanırdı. Bronz ancak bilinçli kıyaslama ve deneyler sonucu bulunabilirdi. Sümer kentleri. bu 109 . birbirlerinden 200 kilometre kadar uzaklıkta bulunan Dicle ve İndüs ırmakları arasında uluslararası ticaretin varlığının kanıtıdır. ama bu buluşun ardının izlendiğine değin bir kanıt yoktur. Kereste herhalde yağmuru bol dağlardan. Bu. bu devingenlik ve gezegenlik. teknik yöntemlerin hızla yayılmasına yol açmıştır. bu geleneksel bir gerçekti. arada bir. kuşkusuz ekonomik birikim ve bilimsel ve teknik ilerlemenin organik sürecinde çeşitli anlardı. etnolojik ve polilik alanlarda geçerli değildi. ehil işçi gerçekten devingendi. bu eşyalar genellikle Sind ve Pencab'a özgüdür. bu nedenle topraktan da kopmuştu. Nedeni ne olursa olsun. Bakır. Liğli topraklara tümden yabancı olan maddelerin böylesine büyük çapta bu alanlara ithalinden. boncuklar. Gerek son durakta. İkinci devrimin yarattığı yeni uzman zanaatçı sınıfı artık besin üretim işinden özgürdü. insanlardı da. alaşım bilinçli olarak yapılmış olabilir. Gümüş ve kurşun da herhalde. Bu koşullar altında yapılan ticaret gerçekte bir kültür alışverişi. Nil ve İndüs üzerindeki başka kentlerle ticaret ilişkileri kurmuştu. Engebeli meralar. Zigana'lardan. Artık. Ama bu yıllardan bir süre sonra saydam cam örneklerine rastlanmıştır.Ö. Ancak M. 2500 yıllarından sonra büyük bir ihracat özeği olan Anadolu'nun Toros dağlarından getirtilmekteydi.Ö. herhalde ihracatçı ülkenin sömürgecileri. nerede kârlı iş bulurlarsa oraya gidebilirler. varış yerinde mallan teslim alıp yerine geri gönderilecek başka mallar yüklerler. Bundan başka bu kervanlarla taşınan yalnızca yeni buluşların ürünü olan mallar değil. endüstriyel ve ekonomik sonuçları da insanın nesnel kültürünü böyle etkilemişti.Ö. daha önceki çağlarda pek umursanmayan ticaret işlerinin yaygınlaştığı ve düzene girdiği anlaşılır. Gerçeklen de. belki de diğer sırlı işler arasında. Bu hançer. Ustalar. Sümerliler tarafından bulunmuştur ve kuşkusuz tümü de alkalin silikatların özelliğine bağlıdır. Bunlar. belki de Akdeniz kıyılarında Lübnan'dan gelmekteydi. düşünlerin.ayrılıp. herhalde Ur ve Kiş'de yerleşmiş Hint tüccarları vardı. bir başka kentin pazarlarında satılmaktaydı. ama Mezopotamya'da değil de. Lapis'in Arganistan' dan edinildiği sanılır. eğer tutsaksalar. O çağın bir başka buluşu da saydam camdır. tuz çölleri ve iki vadiyi ayıran güç alanları aşan kervanların ya da her iki ırmağın denize ulaştığı yerde. Tek bir deney sonucu yapılmış da olabilir. gerekse yolda çeşitli durak yerlerinde. Doğuda. ikinci devrim artık Mısır ve Hindistan'da yürümekteydi. Tarih öncesinde Mısırlılar sırlı taş ve fayans yapıyorlardı. bu arada da malı getirenleri ağırlarlardı. Çeşitli aşamalar. uluslararası çapta yaygınlaşmasını gerçekleştiren bir yoldu. bu zanaat M. Bir kent özeğinde yapılan endüstri ürünleri. Deney yapıldığının bir başka kanıtı da aynı çağa ait kliçük demir bir hançerdir. hiç de Sümer özelliği göstermeyen mühürler. halta kap kaçak bulunmuştur. meteorik demirden ya da doğal tellürik demirden değil. ya da. denizin sığ kıyılarında güçlükle ilerleyen teknelerin bu malları taşıdığı düşünülebilir. Belki kendi kabile bağlarından ve yerel devletten de kopmuşlardı. Tüccarların temsilcileri. 3000 yıllarında Mezopotamya'ya da tanıtılmıştı. Ticaret yalnızca hammaddeyle sınırlı değildi. beceri ve bilgilerini daha iyi koşullarla uygulayacakları büyük özeklere giderlerdi. cevherinden arıtılmış madenden yapılmıştır. Doğuda bu tür ticaret hiçbir zaman balyalar dolusu eşyanın bir yerden bir yere taşınması demek değildir. zanaatçılar ve buluşları yapan kişiler de taşınırdı. Oysa bu süreklilik. 1300 yıllarında demir endüstride kullanılmaya başlamıştır. Bir çok Mezopotamya kentinde. altmış yıl önce nasıl Oporto. İstanbul ve Şangay'da İngiliz tüccarları varsa. çoğunlukla Basra Körfezinin güneyinde Amman'dan gelirdi. kervanlar ve tekneler uzun uzun dururlardı. uğraşıları nedeniyle en çok nerede para ederlerse oraya gönderilirlerdi. Elli. M. Anadolu'da kullanılmıştır.

öbür toplumsal yapıların başma ne gelirse gelsin. on beş ya da yirmi kent devletine bölünmüştür. Bundan sonraki çağlar için de bu gerçek geçerlidir. Her neyse. daha önceleri tohumun doğuşu ve ölümü. (Cemdet Nasr'da görüldüğü gibi) ölüler. liğ topraklı ova için çok yabancı ve garip bir nesnedir. Oysa son dönem tapınaklar. bu oyunun oyuncuları. Tanrı. böyle olunca da arlan gelirlerin yönetimi günden güne güçleşti. Kültür aşamasının üçüncüsünde. yazılı kayıtlar anlaşıldığı vakit. Tâ M. Bu felaket anlarında tapınaklar da yağma edilmiş ya da yıkılmış olabilir. teknik ilerlemenin dışında başka aşamaları kanıtlar. büyüsel güçlerin kişisel simgesidir diyebiliriz. M. Bu madde. yazılı metinler. insandan uşakları. büyüsel güçlere başat olan bir tanrıyı simgelemeye başlar. genellikle uyurlarmış gibi gömüldıığü. Mimarlıkta bazı değişiklikler de. yerine fırınlanmış tuğla kullanılmıştır. İnsanın yöneltmeye çalıştığı büyüsel güç artık ulaşılması gereken bir tanrı olarak kişilendirilmiştir.Ö. artık tarih öncesi çağlar için arkeoloji biliminin bulgularına. cenaze töreninde kurban edilmiş pek çok insan iskeleti bulunmuştur. Neolitik çiftçiler genellikle sırt üstü yattıkları biçimde gömülürlerdi. rahiplerden bir örgütü vardı. Daha sonraki grupta taştan vazgeçilmiş. Sonunda. daha da varsıllaştı. tüm bu aşamalarda sürüp gittiğinden. Tapınak. Her bir kentin özeği kutsal temenos. toplum artık toplu iradesini. Tapınak işleri. temelin kireç taşı bloklar üstüne yapıldığını gösterir. ama tümünün ortak nesnel kültürü. Mezopotamya'da bulunan en eski okunabilir belge. kral mezarlarının çevresinde ise. Zamanla. Babil'de bulunan yazılı kayıtlar hanedanın sık sık değişliğini ve yabancıların ülkeyi sık sık kuşattığını belirler. yani kent tanrısının ve diğer tanrıların tapınaklarını içeren bir kaledir. Nesnel kültürün sürekliliği bu nedenle aksamış değildir. dizleri çenelerine değecek biçimde yatırılarak gömülürlerdi. gerçekten bir konaktı. Oldukça büyük sorunlar doğuran bu ırk farklılıkları kesinlikle tanımlanamaz. Tarih başlamadan önce. bu yoldan ekinin iyi olması umulurdu. 323 yılında bile Makedonyalı İskender Asya fatihliğini. ortak dili vardır ve tümü arasında ekonomik bağlar kurulmuştur.Ö. yeni gelen insanlarla.birikim ve ilerleyişin. ortak dini. garip biçimli tuğlalardan yapılmıştır. bir de yazılı kanıtlar eklenmiş oldu. ekim ve ekin biçme törenlerle anlatılır. Sonunda öyle bir yazı yöntemi buldular ki. her biri politik açıdan bağımsızdır. bu yapay kişide birleştirmiştir. belki de kuşatım ve istila yoluyla. Ur'da bulunan kırsal me. Erek' teki ikinci tapınak grubu. sadece kendi iş arkadaşlarıyla hemen kendilerinden sonra gelenler değil. Yöneticiler. bu ev de kent tapınağıydı. 3000 yıllarından hemen sonra. dışardan istila yoluyla gelenlerin Sümcrlilere öğrettiği yeni mimarlık yöntemlerinin yansıması yolundadır. cenaze törenleri değişmişti. Bunun yorumu da. Tanrılar ve tapınaklar da bu krizi atlatmıştır. Babil'dcki büyük E-Sagila tapınağını yaparak kanıtlamıştır. tanrısı ortaya çıkmıştır. rahipler de yerlerini korumuşlardır. Erek'tcki dördüncü tapınak dizisi yapıldığı vakit. Erek'te ve diğer kentlerde tarih öncesi tapınakların sürekli olarak yeniden yapımı. Akad dili İbranice ve Arapçaya benzer ama Sümer dilinden tümden ayrıdır. Sümer ve Akad'daki sosyal ve ekonomik örgütler konusunda açık bilgiler verir. öbür yanı yuvarlak. rahiplerin tuttuğu tapınak gelirleri 110 . ülkenin sahibi. Babil'de iki ayrı dil grubunun başat olduğunu görürüz: Halkın bir bölümü Sümer dili konuşmakta. tarihin daha sonra da yinelediği gibi. tohumu ve büyüsel verimi simgele mek yerine. Örneğin. Ülke. karmaşık iş alışverişlerini kaydetmek için daha elverişli yöntemler aramaya koyuldular. dinsel örgütlerin ve bunların sürekli yaşatılan geleneklerinin somut kanıtıdır. toplu umul ve korkularını.nü gösterir. zaman zaman engellendiğine değin belirtiler vardır. bir yanı düz. her tanrının yeryüzünde bir evi vardır.zarlanndaki iskeletler ölülerin. ama yeni kral ya da kuşatmayı başaran yeni kahraman hiç vakit geçirmeden dindarlığını ve gücünü kanıtlamak için yeni tapınaklar yapmış ve bunlara yeni gelir kaynaklan sağlamıştır. çağdaş bilginler de bu yazıları okuyabildiler. öbürleri de bir Sami dili olan Akad dilini konuşmaktadır.

Oysa bu tanrı. tanrı ekicilere borç olarak tohum ya da sapan sürecck hayvan verirdi. Bu gücün yararlarından biri de. toprak ve su haklan konusunda anlaşmazlıklar çıkacaktır. kurtarmıştır. çalıştırdığı biracılar. Kuşkusuz tanrının vekilleri bu görevi gününde anımsatır. Devlet gücünün "özel teşebbüse" yardımcı olacağından da söz edilir. kuşkusuz. Sonunda. komşu kentlerin savaşlarına vc bu savaşları geçici olarak durduran barış anlaşmalarına değindir. Cemdet Nasr'da bulunan resim-yazılı yazıtlar. Aşağı Mezopotamya. Üstelik ordunun ekonomik işlevi de vardır. üstüne bir de teşekkür payı koymasını beklerdi. Çok eski belgelere göre. Kendi endüstrileri için aynı hammaddeleri. Çeşitli bağımsız kentler arasında. "çıkar çelişkilerine düşen sınıfların. Tanrı. Ama kendini. nice savaşlara yol açmıştır.devletlere oranla ekonomik gerçeklere çok daha uygun bir politik düzen yaratılacaktır. Dindar değilseniz. Siimerdeki yukarda belirttiğimiz ekonomik gelişmeyi betimler. boş ve anlamsız çatışmalar sonucu kendi kendilerini tüketmeleri ne engel olmaktır. tanrının vekili. rahipler. aynı dış ticaret kaynaklarından getirteceklerinden haliyle ticaret rekabeti başgöstereeektir. ayrı politik yöntemlere bağlı olması. tapınaklar yapmışlar. Tanrıyı büyük kapitalist ve toprak ağası. dokumacılar ve diğer işçilere ücret öder. Bundan sonraki bölümde anlatılan ikinci devrimin bilimsel sonuçlan bu yazıtlara dayanılarak çözümlenmiştir. lekne ustaları. toplumun en varlıklı üyesidir. arpa ya da altın öndelik (avans) verirdi. halka iyiden iyiye baskı d a yapmamaktadır. bugün okuyabildiğimiz yazıtların öncüleridir. Bu başbuğ kendini. Umman'dan bakır ve granit ithal etmişlerdir. askerler böylesine edinilen artık üretimle beslenmektedir. Suriye'den kereste. hatta önceden teşekkür payının adını da koyarlardı. aynı zamanda sermaye birikiminin çekirdeğidir. büyük alçakgönüllülükle. besin ve gerçek varlık olarak sermaye birikimini hızlandırmıştır. Gerçekten de. M. ilk oyuncuların hazin sonundan. bu işlev. tanrı buyruğu olan planlan tuğlacılara ya da başka deyimle doğramacılara ve mimarlara verirken poz poz resimleri bile çizilidir. ödünç alandan borcunu geri vermesini istediği gibi.Ö. bu oyunun bir çok bölümlerinde tanrı rolünü oynayacaktır. çevredeki steplerde dolaşan göçebelerin ve dağdan inen yaban kabilelerin saldırısından korumaktır. Bu kayıtlara göre tapınak yalnızca kentin dinsel yaşamının özeği değil. İlk krallar ekonomik eylemleriyle övünürler . 111 . Bazı anıtların üstünde." Ülkenin ekonomik gereksinmelerini karşılamak için. kent . Kent başbuğunun amacı." Bütün bunlara karşın. birleşmesi gereken ekonomik yöntemin. kendini toplumun üstüne çıkarmış ve toplumdan kopmuştur. ama aynı zamanda da hiç çekinmeden "kral" ilan eder. Bu tür teşekkür paylarına bugün faiz deriz. Üstelik insanlar üzerinde tanrının geçici güç ve yetkisinden büyük bir pay da koparmıştır. her kentte. En eski tapınak arşivlerindeki kayıtlara göre. Artık devlet. yaşamı için ikiz ırmaklarının suyuna. tapınağı banka yapan ekonomik düzen anlaşılan tarih öncesi çağların çok eski yıllarına dek uzanır. tanrının yanısıra bir de geçici başbuğ ortaya çıkmıştır. devrimin yarattığı "düşmanlıklar" nedeniyle. Erek'teki en eski tapınakta bulunan resimli alçıtaşı yazıt. Belki de kişileştirilmiş tanrı rolünü oynayan adam budur. tarlalarını kiralardı.kanallar açmışlar. başbuğ ya da kral. Tapınak hesaplarından sonra en eski yazıtlar. müzisyenler. tanrı da ülkenin baş kapitalisti. komşularına egemen olmaktır. tapınaktaki faiz payını bir hayli yüksek bulabilirsiniz. aynı ırmakların suyunu kullandıkları için. Tapınak büyük bankadır.hesabıdır. Halkının dindarlığı sayesinde edindiği varlığı. Daha sonraki yazıtlar. gerçekten "toplumun içinden çıkmış. Terziler. Sivil yönetici ve askerî kumandanın nesnel gücüne sahiptir. tohumu simgeledikleri için kurban edilip gömülmekten. uygar yaşam için de ortak kaynaklardan aynı lüks nesnelere gereksinir. halka açıktır. kralın. 3000 yıllarında. Hiç kuşkusuz. Sümer toplumunun gelişmesinde önemli ekonomik işlevi vardır. gezgin tüccarlara buğday.

Bu da ancak büyü amacıyla bu garip nesnelere büyük değer verecek ve aynı zamanda bu isteklerini karşılayacak çapta artık varlık biriktircbilecek yeni bir sınıfın oluşmasıyla gerçekleşebilirdi. bu iki alanın tek bir krallık altında toplanması demektir. bir ara büyücüler sınıfının egemenliğine girmiştir. izleyicilerini büyü sayesinde fiziksel etkenlere bağışık olduğuna inandırabilirse. izlendi.Ö. oluşan isyanlar dışında bu yönetim yaklaşık olarak bir yii/yıl siırdii. Bir de takvim düzenlenip. değerli taşlar. Nil sellerinin önceden hesaplanması olanağı edinilince. Fırat vc Dicle ovalarına oranla daha doğal bir ekonomik birimdir. bu nedenle de birleşmeye yönelik doğal unsurlar daha elverişlidir. Ancak çok varlıklı ve becerikli başkanlar gerekli törenleri yapabilirdi. takvime ve Babil kralı Hammurabi yönetiminde sürekli bir hükümete kavuştu.Ö. iyi kötü. ancak M. Böylece ekonomik yöntemi değiştirebilecek kaynaklar. arkeolojik kalıntılar üzerinde somut kayıtlar okuyannyoruz. besin toplayıcı kabileler. coğrafya açısından. politik birleşme. yarattıkları fiziksel güçle ölçülürdü. Menes'in atalarından biri. böylesine yapmacık bir etkenlik kendiliğinden kanıtlanmıştır. Bu birleşme olayı. Mısır'da. Bunların büyü gücü. Mısır krallığının nasıl kurulduğuna değin. sulama kanallarını tıkayıp suyu kesme yoluyla daha da perçinleştirilmiştir. taklid edildi. 2500 yıllarına ya da daha sonralara dek. Başkan. tüm Babil'i içeren bir imparatorluk kıırdıı. Ayrıca. iki Mısır'ın birleşmesi. Yukarı Mısır'ın daracık vadisiyle. kendine yeterli. demek ki ikinci devrim. daha sonraları Ur vc diğer kentlerin krallarınca. Mısır'lı çiftçiler daha bin yıl taş aletler kullanmaya devam etmişlerdir. 1800 yıllarında politik bir gerçek olabildi ve ortak bir başkente. daha sonraki yazılı kaynaklardan edindiğimiz bilgilerle kurmak zorundayız. Kuşkusuz. her iki bölge için de. Sargon dediğimi/ Sâmi ırkından hakanı. ülke devletinin içeriği olmuştu. büyü yoluyla 114 . Mısır'a ithal edilen mallar. bunun yerine devrimin izlediği yönü. aynı çağda oluşmuştur diyebiliriz. tıpkı geçen yüzyılda başat olan Nilotik kabile başkanları gibi. üstelik fazla yaşlanmadan da öldürülüp. Artık kent devlet. kendilerinin tahta çıkışlarını simgeleyen anıtlar bırakmamışlardır. Mısır'ın birleşmesi ve yardımcı endüstri ve ticaret ile besin üretimine dayalı bir devletin kurulması. ço ğunlukla malaşit taşı. içinden çıktığı toplumun çok üstünde bir konuma yerleştiren bir kralın elindeydi. hava koşullarını ve Nil sellerini etkiledikleri izlenimini bırakmışlardır. ortak yasalara. Aşağı Mısır'ın geniş. açık Delta'sı arasındaki ayrıcalık çok büyüktür. bu yazgıdan kurtulabilirdi. gerçekten de Babil'liler yalnızca maden kullandıkları vakit. ancak Yukarı Mısır kralı Mcnes'in Delta'yı ele geçirmesiyle gerçekleşmiştir. oldukça tahminlere dayanan bir anlatımı ele alalım: Tarih öncesi köylerde. sürekli bir sonucu olamadı. altın ve baharat gibi lüks eşyaları ve büyü araçlarıydı. ikinci ekonomik devrimle aynı zaman a rastlar. Babil. Bu başarısı. endüstri açısından madenlere büyük bir gereksinme duyurmuyordu.hakanların gücü ve yetkisi kısa sürmüştür. Mcnes'in ataları Sümer'deki tarih öncesi gibi. toplum tanrısının tapınağında değil de. krallığın kuruluşunu. Akad'ın.Bu acımasız çarpışmaların. bu yeni düzen de ekonomik gerçeklere daha uygundu. M. yerlerine daha genç ve dinç birinin geçirilmesi gerekirdi. Gerçekten. Bu nedenle de. dışardan ithalata daha az bağlıdır. Nil vadisi. Tarih açısından. Özellikle yerli sert taş. Bu maddelere gereksinme büyük çaplara eriştiği vakit dış ticaretin örgütlenmesi ve imalat endüstrilerinde uzmanlığa geçiş zorunlu olmuştur. Sargon'un Babil'i birleştirmesinden tam beş yüzyıl önce gerçekleşmiştir. Artık kendi özel büyülerinin yararsız olduğunu gören köylülerin çoğunluğu. daha becerikli insanların büyüsüne sığınmak gereğini duymuştur. bazıları da ekinlerin verimini. Üstelik Mısır. kendini. bu anlattığımız türden büyücü . Mezopotamya'ya oranla. Nil Vadisi boyunca mezarlarının kalıntılarına rastladığımız. Bu yoldan elde edinilen yetki ve güç.

ülkenin varsıllığını sağlayan büyü gücü. yeni bir sulama kanalının "ilk yosunlarını" kesmişti. mezarda zevk alabileceğine. Menes yönetiminde. kralın atadığı memurlar ve bunların konumları. Bu yoğun varlık. Kuzey Suriye'den sedir ağacı ve reçine getirtmek için aynı yöntem uygulandı. Eski Krallıkta. devlet memurları yönetiminde Yukarı Nil'e geziler düzenlenir. Biblos'a giderek gemiler de Devlet tarafından ticaret maddeleriyle donatılırdı. firavunun askerlerinin eşliğinde zaman zaman çölü aşarlardı. ölünün. Nil nedeniyle. birleştirilen krallık. hem vergi toplayıcılara. Oysa kutsal kral kavramı. belirli zamanlarda.oysa köylüler ve işçiler hâlâ tarlalarda taş araçlar kullanırlardı.gençleşebileceğini savlamıştı. kap kaçak. bu olumlu güçle eşleşmiştir. Horus'un zaferiydi. bu nedenle şahin tüm öbür ongunlardan üstündü. Belki de. Bu tören.tıpkı ekilen tohum gibi. gerçekte ise feodal başkanı bulunduğu ülkesinden sürekli gelir sağlıyordu. gerekse ccnazc törenleri için kullanılan hammaddelerin parasal kaynağı firavunun gelirleriydi. kutsal firavun. Yetkisini. Kuşkusuz. Sel sularını engellemek için girişimde bulunduğundan da söz edilmiştir. sözde ölüm ve dirilme yoluyla gençliklerini yenilerlerdi. bunun son örneği Delta'nın ele geçirilişiydi. büyücü başkan. bu önemli tanrı da.borçluydular. III. gene kralın kurduğu Devlet örgütü etken bir süreklilik sağlamaktaydı. uçsuz bucaksız kaynaklara ve varlıklara kon du: bir yandan kuşattığı yerlerden ganimetler topluyordu. Mısır'ın birleşmesi. Mısırlılar her zaman ölümden sonra yaşamın sürdürüldüğüne içtenlikle inanırlardı. Aynı amaçla. bu Bölüm'ün başlarında anlatılan tarım festivallerine benzerdi. buna büyü yoluyla ulaşabileceğine inanırdı.. Mezopotamya'nın küçük tanrıları gibi. Öbürleri artık ikinci sınıf ya da yerel tanrılar düzeyine düşmüşlerdi. Kuşkusuz. Mısır'lılara verim ve varlık simgeliyor olmalıydı. büyü yoluyla yeniden gençliğine kavuşmuştur . ölümsüzlüğü yolundaki çelişkili düşünlerden doğardı.. kabilelerinin ongusu olan ve Horus denen şahinle eşleştirilmişti. biiyü araçları ya da savaş donatımı getirmek içindi . Sed festivali denen bir tören düzenlerler. Öte yandan da bu güç. Gelirlerinin bir bölümü gerçekten verimli girişimlere yatırılmıştı. Bakır ve göktaşı Sina'da çıkarılırdı. kaynağı olan ölümsüzlüğü korumak için kullanılmaktaydı. Nilomelre denilen ve Nil'in yüksekliğini ölçen bir alet bulunmuştu. 115 . gerçek yaşamda olduğu gibi besin. Gerek Mısır endüstrisinin. firavunun tanrısal yetkisi. Tarih öncesi çağlarda. bu başarı artık Şahin kabilesinin başkanında toplanmıştı. Krala gelince. öte yandan da kuramsal olarak tek sahibi. Hanedandan bir firavun. gücünü. Hanedanın kurulmasıyla başkentin Yukarı Mısır'da Abidos'dan. bir yandan somut zaferlere -örneğin rakip ve düşman başkanların yenilgisine. tebasına somut yararlar sağlayarak edinmişti. Tarih çağlarında ise. Oysa. Delta'nın gücünü edinmeye başlamışlardır. Hatta hanedanın değiştiği bile olmuştur. Oysa başka kabilelerin başka başka si mgeleri vardı. biraz önce betimlenen. krallar da ölür. Mısır kralları güçlerini. öncelikle vergilerin saptanması için kullanılmıştı. yaşamı süresince sağladığı iyilikleri. Bu amaçla devlet tarafından donatılmış araştırıcı ekipler. Her neyse. bir bakıma. mezardan da aktarabileceğine inanırlardı. takvim gibi. Menes ve ondan sonra gelen Firavunlar. sürekli olarak yeni törenler ve yeni betimler yaratılarak perçinlenmekteydi. ülkesine refah sağlayarak kazanmıştı. yerlerini oğulları ya da kardeşleri alırdı. tüm firavunlar. o da yeryüzünde hoşlandığı her şeyden. krallarının. dönüşte altın ve baharat getirilirdi. Bu ölçek ve kayıtlar. simgesi ölümünden kalkar. hem de çiftçilere yardımcı olmuştur. Bu güç. kralın. yalnız uydurma yakıştırmalarla halkının itaatini kazanmış değildi. kendini aynı zamanda kabilenin ongunu (totemi) olan ve tüm kabile üyelerinin kendi ataları sandıkları hayvan ya da başka bir maddeyle eşleştirmek istiyordu. Firavun. II. Bu dış ticaretin baş amacı kuşkusuz lüks eşyalar. Menes fetih yoluyla. süs eşyalarına gereği olduğunu sanırlardı. V. Hanedanda firavun artık Güneşin Çocuğudur.

Depo odaları. ülkeyi yabancı saldırılarından da korumuşlardır. arada bir bakır eşyal ar ve fayans boncukların bulunması da. Abidos'taki kral mezarları. zanaatçılar ve yazıcılara. M. demirci. Birleşmede etken olan ordu. Abidos yakınında anıtsal mezarların yapımıyla simgelenir. Gerçekten Mısır tarihinde. Bu işçiler ve ustalar. altın. batıda Libya'lıların. kuyumcu ustalarca yapılırdı. Sümer'lilerin hâla yoksun bulunduğu gerçek yararlar sağlardı. denizciler. firavunlar öncesi dönemlerin basit toprak mezarlarında yalnızca ev yapısı eşyalar bulunmuştur. tuğla ve keresteden yapılmış minik saraylardı. birleşme gerçekleştikten sonra bu tür saldırganlara karşı kullanılmaya başlandı. 2000 yıllarına dek. kap kaçak. askerler. obsid taşı. bakır. ticaret aracılığıyla. kral mezar odasının yanındaki odalara gömülürdü ve herhalde efendilerini yalnız bırakmamak için öldürülürlerdi. Uşaklar ve memurlar. ırmak boyunca baskı yapmaktaydılar. firuze ve diğer yerli ya da yabancı değerli malzemeden büyük bir ustalıkla yapılırdı. İlk yazılı belgeler Nil Vadisine açılan yollarda. 5000 yılından 3000 yıllarına dek. ölenlerin yakınlarının dua etmeleri ve mezara getirilen armağanların yerleştirilmesi için toprak düzeyinde. Menes ve ondan sonra gelen firavunlar. hububat ve başka besin ürünleriyle doluydu. bakır. kral. En önemlisi. ilkel de olsa.Ö. tuğla ve kalasların taşınması ve mezarların yapımı için çok sayıda işçi kullanılmış olması gerekir. taşıyıcılar. Hâlâ göçebe ekiciler aşamasında yaşayan Nubian'lar sürekli olarak. kumlara kazılmış büyük çukurların dibine kurulmuş. kralın topladığı üretim artığı besin ve diğer ürünlerle beslenirdi ya da ücretleri böyle ödenirdi . oldukça seyrek bir yerleşme düzeni içinde yaşardı. bölümde anlatılan ilerlemeler ve buluşların birer örneğidir. özenle yapılmış kaplar içinde yağ. bir yazı yönteminin. Menes'in ülkeyi yönelimine geçirmesinden sonra oluşan büyük varlık ve nüfus artışı. M.askerler madenî silâhlarla donatıl. VI. akik gibi bol bol kullanılan yabancı ürünleri ithal için harcanırdı. Bunlar her an için verimli vadi topraklarına saldırıya hazırdı. sürekli olarak çalıştırılan sınır karakolları aracılığıyla. bunlar sedir ağacından. hükümetin zayıf olduğu dönemlerde bu tür çatışmalar. Eski Krallık güçlü olduğu sürece. kaymak taşı. uygarlığın ve bilimin gelişmesi için gerekli malzeme getirilmekteydi. akik. Ayrıca. Mezar yapımında küçük gelişmeler. Mezarlara kazılı yazılardan anlaşıldığına 116 . Delta. bu mezarlarda daha sonraki mezarların çok basit öncü modellerini görebiliriz. Mezarlar çeşitli eşyalar. düzenli bir savunma yönteminin örgütlendiğini belirtir. bira. Mühür ve tahta yazıtlarda. silahlar. kralın yönetimi süresindeki önemli olayları kaydeden yazılardan.Ö. Mısır halkına. doğuda bedevilerin saldırılarına açıktı. bu tür gerçekçi önlemlerle oluşmuştur. çünkü arkeoloji kayıtlarında ekonomik başarılar ve bilimsel buluşla ancak büyü amacıyla kullanımları açısından görülebilir.fetih yoluyla elde edilen ganimetler ve halkın teşekkür için ödedikleri de bir yandan sürüp giderdi. Tek bir ırmağın kıyısına sıralanmış olan dizi dizi köylerde. Bu üretim artığı da anlaşılan sedir ağacı. Mısır konusundaki kayıtlar tümüyle mezarlar ve içindeki eşyalara dayanır. ilkel üretimden ayırtıldıkları için. tüccarlar. Mezarlara yerleştirilen ince yapılı eşyalar da ancak çok iyi yetiştirilmiş marangoz. firavunun topladığı artık üretim gelirleriyle bedeli ödenmek üzere. kuşkusuz sınır ve su hakkı çatışmaları olurdu. arkeolojik kayıtlardan anlaşıldığına göre. Mısır'ın Ncmes yönetiminde birleştirilmesi (I. taş kesici. İçte barışı sağlamanın yanı sıra. çamur tuğlasından yapılmış küçük yapılar da bulunurdu. Gerçi bu önlemlere ilişkin garip ilkeleri açıklamak güçtür. Gene de. çağımıza dek sürüp gitmiştir. tuvalet malzemesi ve süs eşyalarıyla bezenirdi. Hanedan).inişti. mühür kazıcı. obsid taşı. yeni geçim kaynakları sağlardı. çoktan başlamış olduğunu gösterir. Nil Vadisinin her iki yanındaki kıraç ovalarda yoksul çiftçilerle avcılar. Mezar çukurlarının kazılması. ithal malı lüks eşyaların çoğalması. Bunlar yeni türeyen sınıflara. Yukarı Mısır'a doğru. bu olumsuz çelişkileri başarabilmişlerdir.

Zoser döneminde. Üstelik.göre. kaldırmak. Oysa piramit çapında bir anıtın. kralın gelirlerini toplamak ve yönetmekle görevli. Hanedandan günümüze ulaşmıştır. Aynı firavunun yönetim süresinde. Bu tür işlerin yapımı çok büyük bir işçi gücü gerektirirdi. yalnız taş işinde tam on yıl süreyle 100. daha sonra da ırmak düzeyinden 30-40 metre yükseklikte bir ovaya çıkartılırdı. tünel ya da maden galerisi açarken karşılaşılan sorunların bir benzerini çözmeleri gerekirdi). Toprak üstündeki anıtlar -küçük tapınaklar ve cenaze töreni yapıları. mimarlar. Mısır'ın birleşmesi. Taş işçileri böylece en sert kayaları en ilkel aletlerle oymayı öğrendiler. galeriler planlamak zorundaydılar (kısaca. Geometri formülleri ve ön hesaplar olmadan böylesine bir yapı gerçekleştirilemez. gerçek boyutuyla önceden planlanması ve dikkatle ölçülmesi gerekirdi.aynı yönde geliştirilmiştir. yapı işlerini planlamak ve yürütmekten ve başka işlevlerden sorumlu özel memurlar da vardı. ama gene de bu tür varlık dağıtımı sayesinde nüfus hayli çoğalmıştır. bir yanının 775 3/4 ayak olması gerekirdi. III. Gerekli olan yalnızca işçi değildi: mimarların da bu koca işçi gücünü uyumlu çalıştırmayı. duvarcılar ve taşıyıcılara yiyecek. bunlara benzetilerek yapılan sırlı taşlar kullanıldı. artık taştan yapılan mastaba'lar (mezarların üzerindeki küçük tapınaklar) büyütülmüş. yönetmeyi öğrenmesi. içecek barınak sağlanırdı.bu yöntem. Hanedan döneminde yapıya daha sürekli dayanıklılık sağlamak için çamur tuğla yerine taş kullanılmaya başlandı. Herodot'a göre. yapının gerekli anlamlar yüklenmesine özen gösterilmişti. Mısır'daki III. Artık IV. firavunun gelirleriyle taşçılar.yanılgı . Hanedan döneminde ise (kireçtaşından) gerçek kemerlerin yapımı öğrenilmiş ve gerçekleştirilmiştir. mumyacılık gelişti. bütününü hiç bir zaman göremeyecekleri karmaşık dehlizler. IV. sonradan piramit adı verdiğimiz merdivenli yapılara dönüşmüştü. Günümü ze dek gelen matematik kayıtları bu varsayımı doğrular. bu sayede insan anatomisine değin pek çok bilgi oluştu ve birikti. ölüler mezara 117 . Piramit için gerekli olan. Kahire'nin yukarısında Giza'ya getirilir. Daha önceleri papirüs sütunları arasında asılan renkli kamış kilimlerin yerine. Bunlar gerçek "özgür işçiler" olmamakla beraber. Gerçekten bu biçim yapılarda büyük matematik bilgisi gerekir. III. Kralın son dinlenme yerine daha da büyük güvence sağlamak amacıyla III. Hanedandan firavun Keops bunları gerçek piramit düzeyine getirmeyi başardı. Hanedan döneminden sonra mezarlar kayalardan oyulmaya başlandı. kırılmaz taş sütunlar aldı . Hanedanlardan önceki dönemlerde. Örneğin. Ancak Mısır'dakilcrin baş görevinin. bu kayıtlarda dizi dizi problem. sonra koca koca taş parçalarını işçilere taşımak. piramidin eğri duvarının hesaplanmasına ayrılmıştır. bu ölçülerde yanılgı iki santimi gcçnıezmiş! Mısır işçiliğindeki titizlik ve kesinlik. Hanedan döneminde. kral ölülerinin korunması olduğu anlaşılır. Bir zamanlar kralın dünya yüzündeki sarayına destek olan papirüs kamışlarının yerini. Çamur tuğlalarından örülmüş dehliz ağızlarına II. Anlaşılan Mısır'lıların ölüler konusundaki garip inançları. Nil boyunca güneye. ölünün vücudunun kalıcı olması tutkusuyla. Nil'in doğu yakasında Tura'dan yüklenir. Çağdaş uzmanlara göre. Piramidin dibinin tam bir dörtgen olması.deney döngüsüne dayanır. aynı yeni sınıfları ve yeni meslekleri yaratmıştır. daha yararlı işlere de uygulanabilen bilimsel buluşlar esinlemiş. Artan gelirler ve daha sonraki dönemlerin yeni bilimsel buluşları da aynı amaçla kullanılmıştır. yazıcılarla. yaklaşık 350 tona varan ağırlıkta koca koca kireçtaşı ya da granit parçaları. çukurlar. bu nedenle de mumyacı diye yeni bir meslek sınıfı doğdu. Yunanistan yoluyla. tıpkı Sümer'deki kentsel devrimde olduğu gibi. bitmek tükenmek bilmeyen bir sabra ve üst üste yinelenen deney . İşçilerin çoğu herhalde iş başında ölürdü. Hanedan sırasında bile rastlanır. yerleştirmek gibi mekanik sorunların çözümünün içinden çıkmaları gerekiyordu.000 işçi çalışmış.

Ölen. Bu işleme IV. cesetlerin çürümesi önlenememiştir. İşte Eski Krallıkta yapılan heykel ve kabartmalardaki inanılmaz gerçekçilik bundan ötürüdür. Eski Krallığın son günlerinde günlük yaşam ve ekonomik örgütlenmeye değin bize bilgi sağlayan en iyi kaynaktır. kent değil. Böylelikle mumyalamak ve bir takım büyüler yapmak uğraşısı giderek gelişti. Çiftlikte. bu armağanların sürekli olarak sürdürülmesi için gelir getiren varlıklar bu amaca ayrılmıştır. yeryüzünde alıştığı eşyalara ve hizmetlere gereksinme duyacaktır. Ayrıca.gömülüp. Bu resimlerde belirtilen ekonomik birim. ayrılan bu varlık ve kaynakların resimleri mezarın duvarlarına çizilirdi. yalnızca mezara eşya ve armağanlar konulmakla kalınmamış. Böylece. yapılı mezerlara gömülünce. Ölünün içi rahatlasın diye. kâhya gözetiminde köylüler çalışır.özüne benzer bir portre yaratmak. daha çok ortaçağ konaklarını andıran koca bir çiftliktir. köylülerin.Eski Krallıktan Bir Mezara ÇizilmiĢ Kuyumcu Atölyesini Gösteren Resim 123 . daima mal karşılığı (aynı) olarak ödedikleri kira ya ġekil 8 . ölülerin etleri ve saçları bozulmadan kalabilirdi. hayvan ya da balık avlayanlar görülür. Bunların da büyü yoluyla "canlandırılması" gerekirdi. Etken olmaları için tıpatıp benzemeleri zorunluydu. çölün kuru kumlarıyla örtülünce. Devrimden sonra tahta ya da sedir ağacı tabutlara konulup. Bu resimler. Çizilen resimlerde tarlada çalışanlar. Hanedan'da başlanmıştı ama sonraları daha düzenli biçimde sürdürülmüştür. Ölünün sürekli olarak kalması için bir başka yol da bir benzerini tahtadan ya da taştan yapmaktı . sürü sürenler. öbür dünyada.

bu birim firavunun öz malı olan krallıktır.da ücretleri getirişleri. Indüs vadisinde de yazılı belgeler arkeologların bulgularını des. ne de bunun tersi gerçektir. nüfus üzerinde Mezopotamya kent lerindeki etkinin eşini yaratmıştır. yazıcının bir papirüse her köylünün ne getirdiğini yazışı getirilenin yeterli olduğunu. Mısır Devleti denilen daha büyük bireyden kopmuş değildir. Gerçi bu çağa ait kalıntılar yoktur ama gerçek kentlerin varlığını biliyoruz. çiftçilik ve avcılık yoluyla besin üretimi aynı düzeyde sayılmıştı. temeli de etkilemektedir: varlık birikimi birinde rahiplerin işidir. önceden titizlikle saptanmış planlara göre yapıldığı.Ö. aynı ayrıcalıklar. Gerçekte. varlıklı tüccar ların ve memurların koca koca evleri. ya da kendine yeterli köylü çiftçi toplumlarına dönüşür. Nil Vadisinde yeni bir ekonomik düzen belirmiş. Evler çoğunlukla fırınlanmış tuğladan yapılırdı ve en azından iki katlıydı. Aynı biçimde yazı ve matematiğin gelişimi de eş zamanlara rastlar. kâhyanın elinde kırbaçla dc. Orada da ikinci devrim. Alan olarak her biri iki kilometre kareye yaklaşmış"olmalıdır. ötekinde tek bir hakana aittir. Mısır'da oluşan bu devrim. kendine yeterli bir birime benzer. soyut ve genel benzerliklerin arasında. Ne Mısır uygarlığı Sümer'in bir yansımasıdır. Caddeler ve sokakların. 2500 yıllarında doruğuna varmıştı. bu devleltcn ayrıldı mı yaşamını sürdürmez.tekleyebilseydi. köyler vardır ve kendi başına işlevini sürdürebilir. Mısır'ın politik birleşimiyle. Yapıların arasında dükkân ve fabrikalar. bu düzene göre imalat ve ticaretle. uzman işçi ve aşamalı sınıflar içeren.toplum.netleyişi resimlerde betimlenir. bölümleri olan konak . Sümer'de ekonomik birim kenttir.çiftlikler ya da kentler. Başkalık yalnızca çeşitli uğraşıların ürünlerinde değildir. Gene burada da. demirci atölyeleri. Gene de. Konutlarda bir kanalizasyon yöntemi de vardı. çömlek tezgâhları. Mısır'da. zanaatçı ve taşıt işçilerinin toplu 124 . Oysa bu ekonomik varlık yalnızca tarımsal değildi. ortaya çok belirgin biçimde çıkardı. yeniden yapımlarında da aynı düzenin saklandığı anlaşılmaktadır. hiç değilse M. yakından inceleyince. Bu yöntemle. marangozhane. O yıllarda Sind ve Pencap'ta büyük kentler kurulmuştu. kuyumcu atölyeleri de içerirdi. tam tersine. bu konak toplumda çalışan ve yaşayan ustalara gerekli hammadde sağlanmakta ve çiftliğin artık üretimi alınmaktadır. Mısır ve Sümer'de oluşan devrimle aynı çağlara rastlamış olmalı. çevresinde tarlalar. Bu konak . kâhyaların ustaları verilen malzemeyi tartışı ve yazıcıların da verilen tutarı kaydedişi resimlerde görülür. her iki yöntemin çok farklı olduğunu görüyoruz.

Himalaya'Iardan ithal edilen sedir ağacı ve çok uzak yaylalardan getirtilen madenler ve değerli taşlar sağlamakla kalmazdı. dikkatle incelediğimiz vakit farkettiğimiz ayrıcalıklar. endüstri için gerekli olan liğli topraklarda bulunmayan hammaddenin takasında kullanılmak üzere artık üretim sağlamak zorundaydılar. bir tanrı mı bulunduğunu bilemiyoruz. gerekse içinde bulunan eşyaların usta ve uzman zanaatçılarca. demiryollarının yapımı. tepelere dek uzanıyordu. Bulucistan dağlarında. Mezopo tamya'nın tarih öncesi köylerinde bulunmuştur. tâ uzaklarda. bu üretim yönteminin. Ovadaki kentler. Mısır'ın birleşmesi sıralarında. Hollanda birbirine çok benzeyen bilim. 125 . Gerçi Devrimin dümeni İngiltere'nin elindeydi. Hatta sermaye biriki minin hangi kökenden oluştuğu da kesin değildir. İyi bir örnek seçebilmek için.Ö. bakırcılar.Nil'de ilk kez görülmüştür. Arap denizinde çalışan balıkçıların bile bir katkısı olmaktaydı. Bir tür alışverişin sürmekte olduğu bellidir. hatta daha da uzaklarda. Hint imalat ürünleri Sümer'e ithal edilmiştir. bir de yazıcı memurlar sınıfının bulunmuş olması gerekir. varlıkları bile kuşku götürür. kentlerin oluştuğu basit köyler ve daha iri kasabalar hâlâ belirlenememiştir. Oysa Çin'de. tek yanlı bir bağımlılık kuramıyla izah edilemez. İngiltere. İndüs uygarlığının tarih öncesi çağları bilinmez. yeni tür tekneler. Kanalları temizlemek için devlet memurları gerekliydi. devrim aynı bilimsel buluşlara dayanmış ve topluma aynı toplumsal sınıfların eklenmesiyle sonuçlanmıştır.Oysa. Bu olayların birbirinden bağımsız oluştuğuna inanmak güçtür. bambaşka bir konudur. çömlekçiler. 2500 yıllarında aynı tür uygarlık İndüs'ün ağzından. marangozlar. Her bir bölgede. ama toplumsal katmanların en üstünde bir kral mı. kültür ve ticaret geleneklerine sahipti. ayrıca ölçü düzeni de bulunduğundan. Amerika. Kalıntılarda gerek tapınaklar. bunların Avrupalı ve Amerikalı yöneticiler ve teknisyenlerle yürütülmesi. çünkü kurutulmuş balık da ithal edilirdi. düşün ve insan alışverişi sürüp gitmiştir. Savşalara. M. onlar da aynı yol ve izde kendi deneylerini sürdürmekteydiler ve zamanı gelin ce kendilerince katkıda bulundular. geçerli bir örnek sağlayamaz. aradaki gümrük engellerine karşın. pcncap vadilerine. taşkesiciler. bazı sanatsal motifler. Atlantik Okyanusu'nun her iki yanındaki ülkelerde oluşumunu düşünebiliriz. ama öbür ülkeler İngilizlerin mekanik buluşlarını ya da ekonomik örgütünü yalnızca taklit etmediler. sıralar. mal. Biraz önce sözü edilen devrimler Mısır ve Sümer'de aşağı yukarı aynı yıllarda oluşmuştur. Sokakların düzeni. gerekse saraylar öylesine belir sizdir ki. Devrimden kısa bir süre sonra. hatta Rusya'da Batı örneklerine göre fabrikaların kurulması. bağlantı kurmamak daha da zorlaşır. organik bir gelişimle oluşabilir. Sayısı kuşkusuz çok olan bu sınıfların tümünün. Endüstri Devriminden çok önceleri. bu kentlerde üretilen mallar. Çağdaş bir benzetme gerekirse. ancak her bir bölgede. Kentsel uygarlık yalnızca bir özekten bir başkasına taşınıp yerleştirilmiş olamaz. Avrupa kapitalistlerinin Afrika ya da Hindistan'da kurdukları mekanik endüstri ve fabrika üretimi. herhalde Hindistan'da da öyle olsa gerek. -örneğin silindir biçimi mühürler. Tâ uzaklarda. üstelik bu bölgeler arasında çok eski ilişki ve alışveriş düşünülürse. kentte ya da çevre köylerinde oturan köylülerin ürettiği besinlerin artık üretimiyle geçindiği tahmin edilir.barınakları ayırdedilebilir. kuyumcular tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Gerek yapılar. tuğlacılar. Fransa. yerel toprağın içinde köklenmiş. oysa bu yeknesaklığa eş bir politik birliğin varlığına değin bir kanıt yoktur. kökeni Mezopotamya'da sanılan bir çok eşyalar ve özellikler. yukarılara. mazgallı tuğla yapılar. belediye işlerinin düzgün yürütüldüğünü ve kararların uygulanmasını sağlayacak yeterli görevlilerin bulunduğunu gösterir. Kentsel zanaatçılar da. Varlıklı ve yoksul diye kabaca bir sınıf ayrımının belirtilerini görüyoruz. Bir yazı yöntemi ve rakamlar.

Anadolu'ya. hem de yeni sınıf farklarının doğmasına yol açmış oluyordu. Bunlar da VI. Bunu karşılamak için. düşün ve zanaatçı alışverişiyle sürdürülüp geliştirilmekteydi.sonra daha uzaklara. Devrimin Mısır'daki etkisi. Hammaddelerin bu yeni alıcıları. belki Mezopotamya ile de. ikinci derecede önemli özeklere de yayıldı. Kuşkusuz. yalnızca ekonomik yapı ve bunun temelindeki bilim benimsenmekle kalmamış. Babil ve İndüs vadisinin sınırlarına yakın yerlere -Girit ve Yunan Adalarına. kendine yeterli balıkçılar ve çiftçilerdi. Yerli halka. Güney Rusya'ya geçti. Bu gelenek.rak yinelenmiştir. yepyeni bir geçim biçimi sağlıyordu. Yunan Yarımadasına. besin üretiminden salıverilme leri zorunluydu. Bundan yararlanmak için de endüstride uzmanlaşmak gerekliydi. Liğli ovalardaki endüstri üretim artığı. Bölümde anlatılan alışverişe katılmışlar. Oysa istenilen bu mallar pek ender olarak boş. taştan bir 126 . Biblos artık refahını. tıpkı İngiliz tüccarlarının Oporto'da temsilci bulundurmaları gibi. giderek yaygınlaşa. pek çok uygarlık unsuru. hatta zorlanmıştır. Yeni ekonomi bu üç önemli özekte kurulduktan sonra. Önce. Fırat ve İndüs bölgelerindeki önemli özeklerden öğrenilip. İkinci devrim kuşkusuz mal ve düşün alışverişiyle yaygınlaşmıştır. Tümünün de. mühür. Biblos'da bulunan ve Mısır'ın Menes tarafından birleştirilmesinden önceki yıllara dek giden Mısır ürünleri. ikinci ve üçüncü derecede önemli öğelerde. böylelikle hem nüfusun artmasına. Mısır'daki artık varlığı paylaşmak olanağı geçti. Sümer'lil er ve Hint'lilere takas yoluyla verebilmek için kendi gereksinmelerinden daha çok üretmek ya da onlara rehberlik. kendine yeterli besin üreticilerin endüstri uzmanlığı ve dış ticarete dönüştüğü gözlenilmiştir. Mısır'lılar. aynı zamanda muska.Demek ki. birbirine katkısı olan ortak kültür geleneği vardı. Lübnan'dan alır. İran ve Bulucistan'a. gelirlerin kullanımını öğrettiler. Artık endüstri maddelerine sahip olanlara yeni geçim yolları açılmış oluyordu. ya da başka yörelere göçecekti. işçilik yapmak zorundaydılar. Üstelik bu mallardan daha fazla üretmeye yöneltilmeleri de gerekiyordu. Kentte. tıpkı Batı kapitalizminin sömürgelere ve ekonomik açıdan bağımlı olan başka ülkelere yayılması gibi. ikinci devrimden önce Mısır'la. İşte gözlenilen benzerliğin anlatımı budur. artık varlığın bir bölümü bu gerekli ithal mallarını karşılamak için kullanılırdı. malların bulunduğu yerlere yerleşmiş olan insanlar. bir tür koruyucu yönetim de kurmuş olabilirler. Mısır. Biblos halkının eline. baharat ya da değerli taşlar gibi ürünleri Mısırlılar. Gerçekte. harf gibi yapay ürünler de. böylece maden. Sedir ağacını Suriye'nin kuzeyinde. Bu nedenle. hamallık. ancak bu ailelerin de. Nil. balıkçılık ve yerel çiftçilikle erişilemeyecek. Biblos'un sağlayabileceği hammaddelere karşı talebi büyük çapta artırmak oldu. bu liman halkının Mısır'ın varlık ve refahına ne denli büyük katkıda bulunduğunu gösterir. bu alanlarda küçük köylerin kentlere. Bu süreç. ikinci özeklerdeki kentsel ekonomi. Mısır'lı tüccarlar ve devlet memurları. ilişki kurmuşlardı. birinci özeklerin düzeniyle esinlenmiş. bu artık varlıktan pay istemeye başladılar. büyüyen bir kentin yönetimini. sürekli mal. sahipsiz alanlarda bulunurdu. Bu liman halkı anlaşılan. Bunu kabullenmek ise. Sümer ve Hindistan birbirinden tümden ayrı ve bağlantısız değildi. kereste. Bunun kaçınılmaz olduğunu göstermek güç değil dir. tekne. ama bu yeni varlıkla yeni bir nüfus beslenebildi. Yeni kentlerde. bu önemli ticarete göz kulak olmak için limana yerleştiler. ve eşya yapımı için bol miktarda sedir ağacı istiyordu. devrimden önce Mısır. yerel besin üretimi durdurulmadı. Asir. ekonomik yeterliliği yitirmek demekti. Suriye. taklit edilmiştir. madeni bol dağlarda yaşayan ailelerin geçimini sağlayabilirdi. maden çıkartmak ve taşımak için. mezar. Yeni edinilen bu varlık. yabancı bir pazara mal üreterek sağlıyordu. (Beyrut yakınında) Biblos limanından yüklerlerdi. dışardan ithal edilen hammaddelere bağlıydı. oysa bu düzen olmaksızın bu yeni nüfus ya açlıktan ölecek. Liğ topraklı ovaların uygarlığı.

tapınak yapıldı. Mısır uygarlığının bir ben zetisi değildi. Sina yörelerinde avlanan. Yeni ekonomik durumun gereksinmelerini karşılamak amacıyla Mezopotamya yöntemleri benimsemiştir. uzmanlarca çarkta üretilmektedir. kervanlarına da saldırmışlardır. incelik ve gelişiklik oldu. ithal malı altın. kap kaçak yeterliydi. belgeleri imzalamak için silindir biçimi mühür burada da kullanılmaya başlanmıştır. Biblos halkı Mısırlıların buluşlarını benimseyip uyguladılar. mimaride. Madenlerle Mısır'dan gönderilen işçiler çalıştırıldı. Bazı yörelerde. Biblos uygarlığı pek taşra işi kaldı. M.Ö. kendi ekonomilerini kentsel devrimin düzeyine çıkardılar ve çoğaldılar. yepyeni bir ekonomi oluverdiler. Örneğin yerel mühürler. Bu durumlarda. bin yıl değiştirme diler. alçakgönüllü bir rahatlık içinde mutlu yaşarlardı. Mısır'dan benzetiyle aktarılan şey. Bu yolculuklardan etkilenen toplumlar genellikle bol sulak topraklarda yaşarlardı. Mısır yazısını öğrendi. Biblos halkı. Öte yandan. çanak çömlek. Bir kaç yüz yıl sonra da. Babil yazısında değişiklik yapılmıştır. başka bölgelerin mallarına pazar sağlayan. Gene. yerli malı. Bazı toplumlar bu yeni ekonominin ve ürünlerinin yararlarını anlayamayacak kadar geriydi ve beceriksizdi. gümüş ve kurşun da. Kapadokya uygarlığı da kendi yerel özelliklerini yitirmiştir. emperyalizm gücüyle benimsettirilmiştir. Bunun 127 . Gene kazılardan anladığımıza göre. Çoğunlukla ikinci devrim zorla yaygınlaştırılmış. ne de endüstri ürünleri ilginç değildi. giysilerde. Mısır'lılar yazılarını zamanla geliştirmişlerdi. Oysa genellikle ev yapısı eşyaları kullanmakla yetinirler. aynı biçimde. Bu lüks eşyalara yeterince istek duymadıklarından. Aynı biçimde Toros Dağlarından Mezopotaya'ya ithal edilen bakır. oysa Biblos halkı. benimsenen unsurlar. ne uygarlık yaygınlaştı ne de yeni kentsel özekler kuruldu. ticarete akıl erdirebilmek için. Anlaşılan. kent oldu. Asur'lu tüccarların maden cevheri ticareti için bura lara yerleştiğini okuyoruz. bu işçileri göçebelere karşı. bin yıl. Babil'in endüstri ürünlerine karşılık. Çok geçmeden. İş böyle olunca da. kendi kaynaklarına dayanarak. evde kadınlar tarafından yapılan bir eşya olmaktan çıkmış. Köylüler için. Başka yörelerden de esinlenmiş olabilirler. ikinci önemde yeni bir özek. Malları damgalamak. M. II. Mısır'a oranla. bu uygarlık kurbanları. "pis bedevileri eliyle vuran" firavun resimleri Sina kayalarına kazıldı. besin üretimine katkısı bulunmayan madencilerin seçimini sağlıyordu. çömlekçi çarkı. Anadolu'nun ortasında Kapadokya'da yeni bir kentsel uygarlığın gelişmesine yol açmıştır. endüstri ve ticarete dayanan kentlere dönüşmüştür. işe silah karışınca. Mezopotaya'ya oranla. Bunlar da teker lekli araba. bu yörelerin dilinde yazabilmek için. Örneğin. Belki sonunda Sümerli tüccarlara karşı çıkıp. Mısır'dan göçen zanaatçılar bu tapınağı süsledilcr. Sümerlilerin hammaddeleri ithal ettikleri alanlarda Elamit'ler gibi ilerici toplumlar yaşıyordu. neolitik düzen içinde de varsıllaşmalardı. üstelik kervanların bağ. akik benzeri lüks malları kullanmaya başladılar. 2500 yıllarında bu yörelerdeki yerli halk neolitik ekonomi düzeyini aşmamıştı. el yapısı taş aletler. bunları edinmek hevesiyle Mısır' lılar için bakır üretmek de işlerine gelmiyordu. Biblos uygarlığı gibi.Ö. Maden artık genel bir ürün olmuştur. çok daha yavaş geliştirilmiştir. Firavunun ordularının koruması gerekti. Ama. Mezopotamya'nın artık varlığı. eğitildiler. Benzetilen incelikler. Sümer kentlerinin gereksindiği bol kereste ve madeni sağlamaya yanaşmıyorlardı. Ba. takas yoluyla bu yöreden maden ve başka yerli ürünler alındığını öğreniyoruz. nesnel kültürde saldırgan uluslarla boy ölçüşebilmek için. dinde.bil'de modası geçtikten sonra. Köyleri. hiç değiştirilmeden kullanılmıştır. çömlekçilikte. oraya ulaşmak için de kervanlar başka benzeri yerlerden geçerdi. kendi yerel geleneklerini sakladılar. sürülerini otlatan göçebeler için ne tahıl. başka zanaatlerde. 2500 yıllarından hemen sonra. Hanedan'dan sonra. Oysa Biblos uygarlığı. yerinde olduğu kadar giizel olmadı. tüccarların yazışmalarından. küçük köyler. Çok geçmeden. bahçelerini alt üst etmesi de canlarını sıkıyordu. daha önceki firavunlar zamanından kalma yazılarım.

üzerine. Asur da. ikinci bir kültür yayma özeği durumuna girmiştir. Asur köylerinde de sürdürülmüş olabilir. çevredeki bölgelere saldırı ve kuşatma dü zenlemişti. Varlıklı halk. Hiç olmazsa M. Kuşku suz sargon madeni bol Elam bölgesini ele geçirmiş. M. Bu süreç. gerçi onlardan önce küçük kentler varsa da. Bu savaşlar belki de dağda yaşayan yoksulların. Çok eski yazılara göre. bunun ekonomik amaçları ise pek açıktır. zaman zaman da Asur gibi yeni devletlerin başkenti oldular. bugün tarihsel Asur kentleri dediğimiz yöreler de ilk tapınakları Akad'lar (Nineve) ya da Sümerliler yapmıştı. Aynı dönemde Babil yazısı ve başka yöntemler Asur'da tanıtılmıştı. Çok geçmeden bazı kasabacıklar genişleyip kcntleşir. metalürjiden yana öğretmenlerinin kimler olduğu artık bellidir. kereste. Sümer ve Akad kentleri Elamit'lere ve başka "barbar" komşularına karşı savaş açmıştır. Bazen bu fetihler.C). orada yerleşmiş maden tüccarlarını desteklemek için Kapadokya'ya çağırmışından. Sargon'un torunu İştar tapınağını kurmuştur. Ekonomik emperyalizm. bu nedenle de ithal mallarına güvenmek zorunda kalmadılar. tapınak varlık birikimi ve endüstri gelişimi için kalıcı bir özektir. Babil'i birleştirerek. Bu step bölgelerinde düzenli yağmur yağardı. çünkü. 3000 yıllarından çok önceleri.Ö. Yapımı ve süslenmesi için.belki de Sargon çağında. Burada devrimin ne kadar Sargon'un. Oysa M. Sargon ve kendinden sonra gelenler. Kızılderililerin ok ve 128 . Halk yerleşik köylere dağılmıştı. Nineve de. bu köyler küçük kentler ya da kasabalara dönüştü. Cîiimüş Dağları (Toros) ve Sedir Ormanları (? Lübnan) sözleriyle açık saçık belirlenir. Akad kökenli olduğu kolaylıkla savlanan kentler bile uzun süre sömürge ya da bağımlı ülke olarak kalmamıştır.Ö. Ninevc'yi kurar. hammadde sağlamak. önlemler almışlardır.. ilkel ama kalabalık bir işçi kitlesi beslenmiştir. ikinci devrimi yalnızca fetih yoluyla yaymadı. ikinci devrimin tanış başka belirtileri de bir bir görünmeye başlar. bir ekonomik devrimi simgeler. belki de biraz daha önceleri. bu nedenle birer başkaldırı özeği olarak varlıklarını sürdürdüler. kentsel uygarlığın zorla yerleştirilmesi. bir kaçı da daha başarılı komşularca ele geçirilir. Şinar'dan (Sümer'den) öteye. Nineve'de (Musul'un karşısı). maden ve başka mallara yeni talep doğmuştur. Süıııerliler de. Kendi kültürlerini hiçbir zaman yitirmcmişlerdi. böyle ce kendine yeterli köylerin endüstri ve ticaret kentlerine dönüştürülmesi sonucunu yaratmıştır. aşağı Mezopotamya'da pek güzel işleyen sosyal örgütleri ortadan kaldırmak için hiçbir dürtü yoktu." Asur halkı Babil'den gelmemişti.ne kadar da Sümerli bir kumandanın istilasıyla gerçekleştiği bilinmez. varsıl ovalara saldırılarıdır. sonra ülkesinin alanlarını Yukarı deniz'den (Akdeniz ya da Gaspian) Aşağı Deniz'e (Basra Körfezi) uzatmış. Sümer'de olduğu gibi.gon.ansızın maden kullanmaya başladılar. tekerlek ve başka araçları benimseyip kullanmıştı. sınırları içine almıştır. böylece Babil'in ekonomik açıdan gereksindiği bölgeleri. Saygon yönetiminde. hiç değilse Sümer türü dinsel heykellerle bezenmişti. ticaret yollarını korumak amacıyla. Tüm alet ve silahları Sümer türüydü. 3000 yıllarına dek ekonomik bağımsızlıklarını korudular. Bu emperyalizmin saldırılarına başarıyla karşı koymak ya da tehlikelerini gidermek için. saldırganların kültürünü bir bakıma alıp sindirmek gerekiyordu. Üstelik Akad'lı Sar. bu nedenle. Artık akik. Tapınak. Bu. o yörede yapılan dizi dizi tapınakların ilkidir. 3000 yıllarından sonra . ayrıca akik dağından söz edilir. Asur'da. taş alet ve silahlarla yetindiler. kendi yöntemleriyle. bunları bugün Kürt köylerine benzetebiliriz. kuşkusuz. Daha sonra bir yazıtta Sargon'uıı ele geçirdiği alanlar arasında bir "kalay ülkesinden söz edilir. tutsak da olsa. arada bir de akik. ama bizim yukarda anlattığımız türden saldırılar da olabilir. cezalandırmak için karşılıkta bulunmuş. kendilerinin "kent kurucusu" olduğu savını ileri sürebilirler. İncil'de yer alan şu sözlerde gerçek payı vardır: "Asur gider. Suriye de. Daha sonraki belgelerde. kalabalıktı. üretim artığı harcanmış. Kendi yazılarında da amacı. büyük bir olasılıkla Sümer sömürge edinmeden önce. bununla. Kendine yeterlik böylesine elden çıkarılınca. altın ve bakır gibi nesneleri ithal ediyordu.

yayları Avrupalıların ateşli silahlarına karşı ne denli etkisizse, taş silahlar da Babil ordularının bronz silahlarına karşı o denli uygunsuzdu. Bağımsızlıklarını başarıyla savunmak için, o güne dek neolitik donatımlarıyla yetinen insanlar artık maden silahlar edinmek zorundaydılar. Bu da hem metalürji öğrenmek, hem de ekonomilerini bunun gereksinmesine uydurmak demekti. Babil'de üretilen balta, mızrak, miğfer gibi eşyaları satın almak ya da çalmak yeterli olmazdı: kendi içlerinden üretici yetiştirecek demircileri ele geçirmeleri ve kaçırmaları gerekliydi; artık besin üretmeleri, bu yeni zanaatçıları beslemek ve hammadde edinmek için bu üretimin artığını kullanmaları zorunluydu; istedikleri malları düzenli biçimde sağlamak amacıyla ticareti örgütlcndirmeliy- diler. Kısaca, ikinci devrime boyun eğmeleri kentsel ekonomiyi benimsemeleri gerekiyordu. Asur'da metalürjinin ve ilkel bir kent yaşamının başlangıcı böyle yorumlanabilir. Yalnız Asur'da değil, Sümer ticaret yollarının yakınına düşen ve Sargon'un saldırılarına açık olan tüm bölgelerde - Kuzey Suriye'de, Luristan'da ve Elam'da - M.Ö. 3000 yıllarında metalürji özeklerinin ortaya çıktığını, Sümer türlerinin benzetiyle uygulandığını ve çoğunlukla yerel yeğlemelerle değiştirilip uyumlandığını görürüz. Sümer ticareti ve bu ticaretin esinlediği eperyalizm, metalürjiyi ve bunun gereği olan ekonomiyi tanıtıp yaygınlaştırmaktaydı. M.Ö. 3000 ile M.Ö. 2000 yılları arasında Girit'te ve Yunan yarımadasında, Çanakkale'de, Truva'da, Kafkasların kuzeyinde, Anadolu'da, Filistin ve Suriye'de, İran'da ve Bulucistan'da bronz kullanan uygarlıklar kurulmuştu. Bu uygarlıkların tümünün kendine özgü özellikleri vardır, ama tümünde de Mısır, Sümer ya da İndüs havzası veya ikinci derecedeki özeklerin ürünlerine benzer ürünler yapıldığı ve uygarlığın çekirdeğinin daha önceki uygarlıklarda vatlığı artık kuşku götürmez. Bu ikinci ve üçüncü uygarlıklar özgün değildir; daha eski özeklerden öğrendikleri gelenekler, düşünler ve yöntemlerin benimsenmesi sonucu oluşmuştur. Bu etkilenme mekanizmasının izi çoğunlukla yitirilmiştir. Bundan önceki sayfalar, bu etki ve yayma mekanizmasının nasıl işlediğini bir bakıma açıklamaktadır. İkinci devrim yerleşir yer leşmez, yayılmak zorundaydı. Her köy de, bir kez kentleşti mi, artık devrimi yayacak yeni bir özek oluyordu. M.Ö. 1500 yılından önce yeni endüstri yapısı, İspanya, İngiltere ve Almanya'ya ulaşmıştı. Aradan beş yüzyıl geçmeden de İskandinavya ve Sibirya'ya varmaktaydı. Oysa, bu yayılma sürecinde, kültür hor tutulmuştu. Yeni bir teknik öğrenenler, bunu hoyratça kullanmaya yönelirler; ustalık, kuşaklar boyunca çalışma ve disiplin gerektirir. Üstelik, daha üstün bir uygarlık, tümüyle benimsenip sindirilemez: bu uygarlığı alan insanlar, yeni kültür donatımı içinden gereksindikleri ve sindirebilecekleri bir kaç unsuru seçerler. Örneğin, yazıyı öğrenmeden ya da yazının gerekli olduğu ticaret örgütünü kurmadan, metalürji öğrenilebilir ve silah yapımı için yeterince hammadde edinilebilir. İşte bu nedenle ortaya çeşitli uygarlık düzeyleri çıkar, uygarlığın kökeni olan özeklerin ölçütlerinden sapılır. Bu değişik düzeylerdeki uygarlıklar, ilk özeklerin çevresine, bölgeler biçiminde sıralanır. M.Ö. 2500 yıllarında, Minos halkı Girit'te kentlerde yaşamakta, endüstri ve ticaretle geçinmekteydi. Mısır ve Suriye'nin artık varlığından kâr sağlamaya öylesine kararlıydılar ki, verimli bir karış toprağı bulunmayan küçücük bir adaya, uygun bir liman sağlayabilsin diye, bir kent bile kurdular. Doğrudan doğruya Suriye'den, ya da Suriye aracılığıyla Mısır ve Sümer'den çeşitli teknik donatım araçları edindiler. Daha önceleri de, yağ kaplarını ve mal balyalarını işaretlemek için mührü öğrenmiş ve kullanmaya başlamışlardı. İlk yerli mühürler oldukça kaba sabaydı. Daha sonraları hesap tutabilmek için çok hantal, resimli bir yazı türü de geliştirdiler. Maden arıtıp işlerlerdi. Sümer türü, ortası delikli balta taşı kullandılar. Ama ilk Minos maden aletleri, benzet ildikleri modellere oranla pek hantal ve kabaydı. Önceleri tekerlekli araba kullanılırdı, ama çömlekçi çarkı bilinmezdi.

129

Yunan yarımadasındaki Yunan halkı, Giritlilerden çok sonra kentleştiler, ticaret ve endüstriye de daha az bağımlıydılar. Kendi mühürlerini yapmadılar, belki de nedeni ticaretin küçük olması ve bu tür bir araç gerektirmemesiydi. Kuşkusuz, yazı yazmasını da bilmiyorlardı. Alet yapımında, taş, hâlâ bakırla el ele gidiyordu; maden silahlar da Minos benzetişiydi. M.Ö. 2000 yıllarında, daha sonraları Avusturya - Macaristan İmparatorluğu olan kuzey Balkanlarda yaşayan barbarlar, silah ve süs eşyası yapımında bazen de alet yapımında henüz maden kullanmaya başlamışlardı. Kendine yeterli, köy toplumları olarak yaşamlarını sürdürüyorlardı. Ne yazıya, ne de mühre gereksinimleri vardı. Yunanistan'dan ve Truva'dan metalürji öğrenmişlerdi, ama ustalarından daha çok gerilerdeydiler. Kuzeydeki komşularıysa, hâlâ neolitik çağı yaşıyordu! VIII. BÖLÜM

ĠNSAN BĠLGĠSĠNDE DEVRĠM
Buraya dek anlatılan ekonomik devrim, ancak Sümcrliler, Mısırlılar ve Hintlilerin, kuşaktan kuşağa iletilmiş deney ve uygulamalı bilim birikimi oluşturdukları için gerçekleşebilmiştir. Devrim, deneylerin aktarılması için yeni yöntemlere, bilginin örgütlenmesi için yepyeni yollara ve çok daha salt bilimlere yol açmıştır. Devrim için gerekli olan bilgiler, uğraşı gelenekleri, sözlü öğütler ve örneklerle aktarılmış ve yaygınlaştırılmıştır. Yazının ve matematiğin başlangcı, ölçülerin uyarhlığı, devrimle aynı zamana rastlar. Bu bir raslantı değildir. Yeni ekonominin gereksinmeleri, bu buluşları doğurmuştur.
Gördüğümüz gibi, Sümer'de, ekonomik örgütü değiştirmek için gerekli olan kaynaklar tapınaklarda toplanmış ve rahiplere yönetil miştir. Yöneticiler birbirinden kopuk kişiler değil, sürekliliği olan kuruluşlardı; tapmaklar da ayrık birim değillerdi, ilk tarih çağlarında, pek çok Sümer kentinde aynı tanrıya adanmış tapınaklar bulunmuş tur. Bu tapmakl arda tapınılan tanrılar, yerel tanrılar değildi, hiç olmazsa, yalnızca yerel tanrılardan oluşmuyordu; buradaki tanrılar tüm ülkenin ortak tanrılarıydı, tıpkı pek çok Hristiyan kilisesinin, çeşitli azizlere adanması gibi. Belki rahipler de bir tek kente bağ lı olmayıp, ortaçağ papazları gibi, "cennet krallığından" uluslararası vatandaşlık hakkına sahipti. Tüm ülkede aynı tanrıların başat olması, Sümer'de (vc sonraları Babil'dc) nesnel kültürün bütünlüğünün din sel - siyasal karşılığıdır. Sümer tapınaklarının, daha önce de anlattığımı/, gibi, büyük hay van sürülerini, yüksek gelirleri içeren koca koca çiftlikleri vc çeşitli varlıkları vardı. Halka avans ve borç vererek, varlığını daha da artırırdı. Bu gelirleri yöneten rahipler, kutsal efe ndilerine hesap vermek zorundaydılar, ayrıca malı mülkü koruyup, artırmaları da gerekirdi. İnsanlar tarihinde eşine rastlanmamış bir sorunla karşı karşıyaydılar; o güne dek böylesine büyük bir varlık tek bireyin yönetim ve denetimi altına girmemişti. Rahip , Tanrının alış verişinin, kazancının izini yitir memek için rahip kendi belleğine güvenemezdi. Ne de, kendi özel buluşları, örneğin mendiline düğüm atmak, yeterli

olabilirdi. Rahip, kişi olarak kalımsızdı; her insan gibi ölecekti, oysa üyesi olduğu kuruluş hizmet ettiği tanrı gibi, ölümsüzdü. Efendisine borçlar ödenmeden, rahip ölebilirdi, oysa bir başka rahip bu alacakları toplayabil- meliydi. Tanrının vekili, bu nedenle, kime, kaç kap tohum verdiğini, hangi türden kaç koyunu hangi çobana teslim etliğini bilmeliydi. Üstelik bu kayıtlar öyle tutulmalıydı ki, yalnızca yazan rahip değil,

130

tüm rahipler okuyup anlamalı ve tanrının işlerinin yolunda gitmesini sağlamalıydı. Kısacası, sosyal bir yöntem olan yazı, kökende tapınak hesaplarını tutmak için geliştirilmiştir. Okuyucular anımsayacaklar, Erek'teki ilk tapınak, köyün kentleşmesine tanıklık ettiği gibi, bu tapınakta bir de ilkel bir hesap yazıtı bulunmuştu. Yazıtın üstündeki simgeler, yazı yöntemi değilse de, hiç olmazsa bir sayı anlatımı içeriyordu. Daha sonraları (ama M.Ö. 3000 yıllarından sonra değil) hesap kayıtlı kil yazıtlar yalnızca Erek'de değil, Cemdet Nasr ve başka yörelerde de bulunmuştur. Rahip, kile harfler ve sayılar kazımıştır. Harller genellikle bir çeşit stenografi türü resimlerdir - bir kavanoz, öküz başı, iki üçgen ve buna benzer şeyler. Bu nedenle bu yazıya, resim yazı denmiştir. Resimleri görünce, neyi simgelediklerini anlarsınız. Buna karşın, gene de bazıları genelleştirilmiştir. Diyelim toplum, bir çok işaret arasın dan, boğayı anlatmak için bir tanesini seçmiştir. Üstelik bu işaretlerin çoğu yalnızca resmi çizilen eşyayı veya nesneyi anlatmakla kalmaz: kavanoz, içi su kadar dolu kavanoz demektir - kısacası, bir ölçü birimidir. Bu tür işaretler, bir düşünü anlattıklarından, bunlara ideog- ram denilir, değeri de ideografik'tir (matematik simgelerimiz olan + , -,x,: ideogram örnekleridir.) Ayrıca, belirli bir nesneyi anlatmayan işaretler de vardır. Bu ide- ogramların anlamı, gencllcşmiştir. Rahip, çeşitli koyunları bir kaç fırça darbesiyle anlatmaktan haklı olarak bezmiştir. Bu nedenle, muf- lon, uryal, koç, iğdiş, marya türleri için ayrı işaretler uydurmuştur. Bu işaretler, tek tek rahiplerin bilinçli buluşlarıdır. Ama örgüt bunu kabul etmeli, toplum da yararlı bulmalıdır. Hesaplar özel belgeler olmadığından, işaretler de yalnızca anım- satıcı simge olmaktan öte anlam taşıdığından, kullanılan yazı yönteminin göreneksel olması ve genelleşmesi gerekirdi. Toplumun bir işaretler yasası geliştirip kabul etmesi zamanı gelmişti. Elimizde bu çağlara ait işaretler listesi ve hesaplar vardır. Tüm yöneticilere de bu kuralları tanıtılması zorunluydu. Bu tanıtma sürecine biz bugün oku ma yazma öğrenmek deriz. (Kısacası, biz okuma yazma öğrenirken, öbür insanlarca kabul edilip benimsenen 29 yakıştırma işaretin ne tür ses çıkarması gerektiğini belleriz.) O çağlarda da herhalde yazıcılar için okullar vardı. Yer altında bulunan işaret listeleri belki de o çağın okul kitaplarıydı. Ayrıca, aynı işaretler hem Sümer'ler Erek kentinde, hem de Akat'da Cemdet Nasr'da kullanıldığından, herhalde çeşitli kentler arasında öğrenciler ve öğretmenler gider gelirdi. Yazı yöntemi belirli bir tapınak örgütüne özgü olmayıp, Sümer toplumunun tümü tarafından benimsenmişti. Şurupak (Fara)da bulunan büyük bir yazıt koleksiyonundan anlaşıldığına göre, Sümer yazısı tarih çağının başlangıcında, M.Ö. 3000 yılından sonra geliştirilmiştir. Bu belgeler yalnızca tapmak hesaplarıyla okul kitapları olarak kullanılan işaret listeleridir. Bu sonuncularda, işaretler konuya göre gruplandırılmıştır: örneğin, çeşitli balık türleri, ard arda sıralanmıştır. Her bir işaretten sonra da, bu işareti bulup yakıştıran rahibin adı eklenirdi.
Artık işaretler oldukça görencksellcşmişlir. Resimler öylesine basitleştirilmiş ve kısaltılmıştır ki, anlattığı nesneye benzemekten uzaklaşmıştır. Üstelik işaretler artık, düşünler ve nesnelerin yanı sıra, sesleri de simgelemektedir; ideogram yerine foııogram olmuşlardır.

Bir örnek verelim: İki çizgili bir yuvarlak işareti sakallı bir kafa, ya da Sümercc ka, yani surat sözcüğü anlamına gelirdi. Artık bu işaret kafa ya da suratla hiçbir ilişkisi olmadan yalnızca ka hecesini ifade edebilirdi. Uygun fonetik anlamdaki işaretleri seçip bir araya getirerek sözcükler hecelencbilirdi - böylece özel isimler, ya da resimlerle anlatılamayan eylemler yazılabilirdi. (Gerçekte, yukarıdaki işaret, Sümer dilinde

131

çok daha çabuk yazılabilen. daha dayanıklı malzemelere yazmaya başlamışlardır. sosyal kurallara uymaktaydı. Başka hiçbir yerde yazının pratik ekonomik kökeni bulunamaz.Ö.miştir." Bazı harfler ideogram niteliklerini yitirmemişlerdir. en eski Sümer belgelerine oranla çok gelişiktir. 2950 yıllarında) bu yöntem. Ur-nina sözcüğü değiştirilip Ur-nanşe. "sözcük".nikçe. Artık bir işaret birden çok kavram için kullanılmaktadır. gıtg. Sümer yazısının bulunmasına yol açan gereksinmeleri anlıyoruz. Başka insanlar herhalde yazılarını dayanıksız malzeme üzerine yazmışlar. İşaretler. çeşitli yabancı dillere uyacak biçimde değiştirilmiştir. bazı resimler "canlanırdı. sözcükler de. Sümerliler mutlu bir rastlantıyla yazı yazmak için kil kullandıklarından ve belgelerini fırınlayarak dayanıklı duruma getirdiklerinden. bu klasik Babil yazısına çivi yazısı denir. ideografik değerleriyle (ses yerine nesne ya da kavram anlatımı için) kullanılmaya da devam elli. (Kafkasya'da) Van. Sümer harflerinin Sâmî adlarını yazmak için kullanımı. her biri bir sessiz harftir (sesli harfler yazılmazdı). tek bir ideograrnla belirtilmek yerine hecele. daha sonraları (Anadolu'da) Hititçe. Sümcrliler tarafından bulunan yazı. ya da en eskileri için. M. Farsça gibi. Mısır yazısı sürecinde. anlamına gelen dug. çünkü aynı işaret Sümer dilinde bile bir çok sözcüğü ve bir çok sesi ifade eder. ve II. hem kavramın Sümer dilindeki karşılığını hem de bu sözcüğün Samî dilindeki karşılığının seslerini anlatmak için yazılmaktadır.) Anlaşılan Sümerliler ve Babil'liler bu konuda fazla güçlük çekmezler di. tahta parçalarına işlenmiş hesaplar. şekiller. Bu nedenle kullanılan ideogramlara saptayıcı denilir. yuvarlak çizgilerin kullanıldığı (hiyeratik denilen) bir yazı 132 . anlaşılabilir resimler olduğuna göre. envanterler ve kısa olay öyküleri bulunmuştur. oysa ideogramlardan hiçbir zaman vazgeçilme. Menes döneminde bile bir çok resim .işaretlerin salt fonetik değeri vardı. İlk kralların adları ve ünvanları yazılırken. Elimize geçebilen en eski Mısır belgeleri vazolar ve mühürler üstüne işlenmiş adlar ve Unvanlardır. Sümer resim yazısından daha gerçekçi olmakla beraber. Mısır yazıcıları çok geçmeden. Hanedan mezarlarında. Dünyada en eski yazılı belgelerin hesaplar ve sözcükler olması rastlantı değildir. Bu alfabeyle her sözcük yazılabilirdi. Salt resim yazısı artık çoktan geçmiştir. Ama artık bu yıllarda (3000. işaretler yumuşak kil üzerine çivi biçimi bir kalemle kazınırdı. Böylece yazının ve kent yaşamının gelişimini adım adım biliyoruz. Çok geçmeden Mısır' lılar bir alfabe geliştirmişlerdir: yirmi dört işaret kabul edilmiştir. kendi başlarına. daha sonra da Ur-nammu ve başka seslere çevrilmiştir. bu tür harfler genel olarak kullanılmıştır. sonraları barış anlaşmaları. Yazı giderek daha da basitleştirilmiştir. 3000 yılından sonra."konuşmak". İşaretler. M. Resim-işaretler. bu yazının resim yazısı olması gerekir. yazı tarihini. Bir sözcük fonetik olarak hecelendiği vakit bile çoğunlukla okuyucuya ne tür bir sözcük amaçlandığının anlatılması için bir de ideogram eklenirdi. Bu gerçekten. anlaşma ve işaret listelerinden başka belgeler de bulunmuştur . çünkü hiçbir yerde sanat başlangıç noktasına kadar izlenemez. Akatların dilini yazmak için de kullanılmıştır. büyüler ve yasalar olmuştur.bunlar ilk önceleri adlar ve ünvan. (Gerçekte bu karmaşıklık daha da ileri gider. Ur-engur. Bu hiyeroglif yazıya ek olarak. resim gibi çizilmek yerine. Çağımızın başlangıç yıllarına dek kullanılmış.Ö. ideogra. 2500'den önce bile. hesap. ama çağdaş bilginler için Sümer adlarını Avrupa alfabesine uydurmak hayli güçtür. Mezopotamya'daki ilk başlangıcından sonraki yıllara dek izleyebiliyoruz.lar. Yazılar çivi biçimi izler olduğundan. Abidos'da I. enim sözcükleri için de kullanılabilirdi. Sâmı ırkından yurttaşlarının. "bağırmak". dua ve tarih metinleri.nirdi. Oysa sonuç karmaşık olmuştur. ancak yazı yazmakta bir hayli ilerledikten sonra.fik niteliğinin fonetik işaretlere dönüşmesini hızlandırmıştır.

ambardan çıkarılıp zanaatçılara verilen malzemeleri kaydetmektedir. Anlaşılan. harflerin sayısı beş yüzü bulurdu. bunların da sosyal bir kursla uymaları gereklidir. insan bilgisinin aktarılmasında yepyeni bir devrim yaratmasıdır. Yazının gerçek önemi.re. çok uzaktaki kişilc. gerçekçi ticaret ve iş yönetmenliği amacıyla gereksinmişlerdir. bilimi yer ve zaman sınırının üstüne yücelten araçtır. Tam 2000 yıl süren basitleştirme sürecinden son ra bile. Gerçekte yazı yazmak bir uğraşıydı. bunlar da Nil boyunca yazının oluşturulmasını esinleyen nedenlere bir ipucu sağlayamaz. Okuma. Sümer yazısı ilk başta rahiplerce bulunmuş ve kullanılmıştır. ve en sonunda. tıpkı Ortaçağ memurları gibi. bilginin kapısını açan bir anahtar olarak değil. Sümer'de olduğu gibi. Yazıcılar. yazgıcıları. Girit'te Mınos'lular M. deneylerini ölümsi'ızleşlirebilir. yazı sanatı. kökenle ilgili değildi. Atölyeleri betimleyen resimlerde. okunmayan yazılardır. kiracı ve çobanların ödedikleri kira ya da teşekkür ücretlerini harıl harıl yazarken görüyoruz. Yazının uygulanması. gerçi öğrencilerin nasıl seçtikleri de bilinmez. Yazının bulunuşu (burada anlatıldığı üzere) gerçeklen iıısan gelişmesinde önemli bir aşamayı simgeler. varsıllık ve üst düzeyde konum edinme yolu olarak değer kazanmıştı. hiçbir zaman bir kast olmadı. yazı. Okula giriş. Bu arada şunu da belirtel im. öylesine çok ideogram ve saptama simgeleri içerirdi ki. en önce bu sayısız işaretleri ezberlemek ve bileşimleri için hayli çetrefil kuralları bellemek gerekirdi. Mısırlı ve Minoslu yazıcılar gibi. büyü ve batıl inançların temsilcisi olarak değil. Okuryazarlık bu nedenle. Günümüze dek bozulmadan kalabilen en eski Mısır yazın belgeleri. Doğu tarihinde. tıpkı metalürji.C). gerçekte. yazıcılar oldukça sınırlı bir sınıftı. dünyasal bir tanrı olan büyük efendilerince de okunup anlaşılabilmelidir. Yazdıkları. uzun çıraklık sürecinden geçmeyi gerektiren bir sanattı. Okur yazar olmak için. yönetimin pratik gerekleri için bulunmuştur. yayın aracı olarak değil. dokumacılık ya da savaşmak gibi. çivi yazısında 600 ile 1000 arasında harf vardı. Biz çağdaş insanlar için bu yazılar önemlidir çünkü bunların aracılığıyla kültür alalarımızın düşünlerinin derinliklerine inebiliyoruz. Daha sonraki 133 . henüz doğmamış yeni kuşaklara aktarabilir. günümüze dek kalan belgeler hesap yazıtları ya da envarterdir. Bu yazının harfleri artık öylesine basitleştirilmiştir ki. Oysa Sümer rahipleri. Bu koşullar altında yazı gerçekten güç ve büyük uzmanlık isteyen. güç ve varlık getirme umudu sağlardı. ancak çok uzun okul döneminden geçilerek varılabilen gizsel bir yetenekti. İlk yazıların bu yüce görevdeki payı abartılmamalıdır. en eski hanedanların sürecinde başlar. Yazı aracılığıyla insan. dünyasal bir varlığın yöneticileri olarak yazıyı bulmuş ve geliştirmişlerdir. düşünleri anlatamayacak kaba saba işaretlerdi. okuma yazma öğrenmeleri zorunludur. Ama bu uğraşı sahibine yüksek konum ve ilerleme. bunlarda alfabe niteliği de bulunmakla beraber.oluşturdular. Mısır hiyeroglif ve hiyeratif yazılarına gelince. örgütlenmiş. 2000 yıllarından önce bir tür yazı geliştirmişlerdir. İndüs yazısı konusunda bir şey söylenemez. Üst konumda devlet memurları olarak yazıcılardan söz edilir. Yazı. İlk Sümer ve Mısır yazıları. Sümerde olduğu gibi. sürekli kamu hizmeti gören devlet memurlarıdır. Ama "okuyucu" sınıfının çok küçük bir azınlık olduğu. çünkü günümüze dek gelen belgeler. başka memurlar ve üstleri tarafından. bu adlar. kalabalığın okur yazar olmadığı varsayımını kabul edebiliriz. Daha sonraki mezar resimlerinde. oysa bu araştırmayı eylemlerinin kalıntılarına bakarak yürütmeye çalışacaktır. Nil sularının yüksekliği ve buna dayanarak yapılan sanılar herhalde yazılırdı. her yerde kentsel ekonominin gereksinmeleri sonucu doğmuştur. yazıcılar. Bu sınıf. Yazın gizlerine girmek için çok az kişide yeterince vakit ve beceri vardı. onlar da yazıyı ilk önceleri büyü ya da dua aracı olarak değil. ünvanlar ve tarih özetleridir. mühür ya da bakır yazıtlara kazılmış. soylulukla. bir zamanlar betimlediği nesne tanınmaz duruma gelmiştir.

cerrahlık. Yukarda kabaca çevirisi verilen metinden. memurluk ve kuramsal bilimlere saygınlık veren davranış kentsel yaşamın çok eski çağlarına dek uzanır. artık sapana da. "Sen yazıyı yüreğine yerleştir. Böylece bu konular. burada belirtilen düşünler sanırız yalnızca Nil Vadisine ve bu yazıtların çağına özgü değildir. çalışan zanaatçılar ve çiftçilere karşın. kendini ağır işten koru ve saygın bir konuma yerleş. tarlası odun. işinin çoğunu bitirdiği vakit. Böylesine güçlükle yazılan ve böylesine güçlükle sökülen sözcüklerin de elbet kendilerince bir yetkileri olacaktı. 1800 dolaylarında) ya da Akad'lı Sargon (2350) zamanından kitaplar edinip kütüphanelerine yerleştirmeye can atarlardı. dizi karnına yapışmıştır. 134 . zanaatçı ya da çiftçinin çilesinden çok söz edilir. İşte bu yüzden dc bu dallar. Taşçı. kadından da bitiktir. yazıcılar birinci gruptandır. Oysa kentsel toplumun sınıflandırılmasında. yazıcılar "yukarı sınıfa aittir. artık kolları tutmaz.. M. bitkindir." Bu öğütlerde belirtilen ilerleme olanakları. doğal olarak gerçek yaşam dan koptu. daha önceki çağlarda ya da başka ülkelerde bu kadar belirgin olmayabilir. Gerçekte kral lar. yerleştir ki. Oysa işçilikle uygulamalı bilimleri hor gören. bir daha oraya dönmek istemez. kürek çeken elden ayıran tılsım bu olacaktır. ancak okuma yazma denilen gizsel dünyaya ayak atabilmiş bir avuç insan için bilgin bilimleri oluştururdu. Bunlar babadan oğııla öğütler biçimindedir ama bugün bir çiftçi.Ö. ikinci devrimin toplumu sınıflara ayırmış olduğu ve bu sınıfları giderek kesinleştirdiği anlaşılır. soylular ve generaller. artık emir veren odur.. falcılık gibi bilimler ve sözde bilimler bir çok bilimsel inceleme yazılarına konu edilmiştir. Tarih öncesi çağlarda.çağlardan bir Mısır yazını örneği verelim. nesnel gelişme daha çok teknikte ilerleme sonucu olmuştur. astroloji.Ö. Elinde yazıcının yazıtı var mı.. gece bile ışığını yakar (çalışmak için). Okula giren öğrenci. Mısır'da da odur. çünkü beden işçiliği küçümsenirdi. yok mu? İşte artık seni.. alşimi (simya). Doğudaki bilgili kişiler. Orta Çağlardaki okulcular gibi. Yazıcı. Böylesi ne hecelenen sözcüklerin elbette bir mana'sı olmalıydı. kimya ve jeoloji gibi uygulamalı bilimler dc aynı biçimde üstün bilimler değildi. Yeni Krallık çağından kalmış. meslek gelenekleri yazıya dökülmemiş ve kitap biçimine sokulmamıştı. köylülere. çok eğlendirici Mısır belgeleri vardır. Yeryüzünden göçüp gitmiş bir insanın. yazı. Tezgâh başındaki dokumacının işi. fırınının başında çalışırken gördüm. "Maden işçisini. kol gücünü aşan bir çabayla çalışır (? fazla mesai mi?). Botanik. yüksek öğrenimle endüstri kesiminde işçi olmak arasında bir seçim yapacak olan oğluna da pek farklı şeyler söylemeyecektir. Bir sözcüğün yazıyla ölümsüzleşmesindc doğa üstü bir yöntem sezmiş olmaları gerekir. rahipler. bir soluk temiz hava alamaz. her sert taşta iş arar. bu davranış Sümer'de neyse. kokmuş balığınkindcn dc beterdi. Akşam boş kaldı mı. döşeği eğedir. kil yazıttan ya da papirüs demetinden hâlâ seslenip konuşabilmesi kuşkusuz büyiiseldi. toprak çapalayandan daha çok iç çeker. Bu bölümlenmede. İşle bu nedenle. zanaatçılara ve işçilere karşıttır. 2000 yılından sonra pek savruk beceriksizce kopya edilmiş tir.. doğa yerine kitaplara yönelmeyi yeğlerdi. 2400'den önce).Ö. ağır beden işinden kurtulmuştur. yazı "saygın" bir uğraşıdır. Kokusu. bu ilerlemeyi de olsa olsa zanaatçılar ve tarımcılar kendi başlarına yapmışlardır. Elinde eğe tutan. ama metalürji ve marangozluk değil dir. matematik. Mısır'da. saygın bir uğraşıdır. 800 ile 600 yılları arasında Asur'un yeni türeyen kralları. eski Krallık döneminde (M. tıp. bunlarda yazıcının saygınlığı ve seçkinliğinden. İşığı görmek için gözcülere somun somun ekmek verir. parmakları timsaha dönmüştü. tezgâha da sırt çevirmiştir. balıkçılara. Oysa matematik. cerrahlık ve tıp konusunda yazılan kitaplar. tâ Hammurabi (M..

Bu nedenle krallığın resmi dili Samı (Semi. Yayımcı da kitabının reklâmını "yeni ve düzeltilmiş baskı" olarak değil. eski Siimcr ilahilerinin doğru söylenebilnıesi ve eski metinleri toplamak ve düzenlemek amacıyla. bugüne oranla ortaçağ dili kadar uzak ve ilgisiz bir dili ve yazıları incelemeye yöneltmiştir. Tapınaktaki rahipler de. kendi çağlarından. öğrencilerine bir de "yüksek öğrenim" sağlamaları ve güncel işlerle hiç mi hiç ilişkisi ve gerçek yararı olmayan konuları öğretmeleri gerekiyordu. Bugün çağdaş bilim adamlarının kısaca "bilimsel" dedikleri "matematik" ve "tıp" konulu papirüsler ve yazıtlar herhalde bu okullarda hazırlanır ve kullanılırdı. takvimleri ve aritmetik. Gerçi bu işi insan ve doğa üstü nimetler edinmek umuduyla yapıyorlardı ama bu uğraşı bilginlere bilginin örgütlenmesi ve araştırma konularında eğitim sağlamış oldu. Bu kopyayı çıkartan yazıcı Ahmoz' dur. 1800-1850) zamanında yazılmış eski bir kitaba tıpatıp uygun olarak yazılmıştır. Biraz önce yerdiğimiz "bilgiçlik" davranışı. Kendinden beklenen işlevleri yerine getirebilmek için. Kuşkusuz bunlar hesaplama 135 . Rind Matematik Papirüsünün üstünde şöyle yazar: "Doğayı için için araştırma ve var olan herşeyi öğrenmenin kuralları. kendi ana dilleri ne olursa olsun. Öğretim için de. Bunlara biz yapı planlarını. Bu bilgiye bir tür "kuramsal araştırma" katmak için öğretmenlik konumu yeni olanaklar sağlıyordu. yazıcı okulları. tapınak okulları Siimerce öğretecek. daha sonraki kuşakları.Mısır ve Babil'li öğrenciler. görkemli Piramit çağına dek uzanan eski geleneklere karşı duyulan büyük hayranlık. okunanın anlaşılması. eskiliği için değer verirlerdi. Demek ki. Mısır'da bile. üstelik eski büyü güçleri de ancak Sümer diliyle yürütülebilirdi. aktarılacak bilginin örgütlenmesi ve yöntcmleştirilmesi gerekliydi. tanınmış bir kitabın sadık bir kopyası diye yapardı. ortaçağ okulları da bu işi Latince yapmışlardır.tik) Akat dili oldu." Ebers Tıp Papirüsündeki araştırmalardan birinin başlığı da şöyledir: "Kral Usafayis (I. muhasebeci ya da metalürji uzmanının işine ne düzeyde bilimsel bilgi uyguladığını anlayabiliriz. Yapı ve tarla planları. Bu kaynaklardan. Bunlardan başka. hatta belki de alşimi (simya) bile okurdu. kitaba güncelliği. bugün bizim çarpım tablosu ve faiz tablosuna benzetilebilen çeşitli tablolar vardır. Sümer dili öldü. İşte bu öğrenim ve inceleme sürecinde. bizim bugün araştırma enstitüleri dediğimiz türden bir işlev yürütürlerdi. tıp. gramer kitapları ve sözcükler yazdılar. yazıcının matematik de bilmesi gerekirdi. Bazıları astroloji. kral Nemare (M. astronomi (gökbilim) gibi dalların uygulamalarım da ekleyebiliriz. geometri. Üstelik bize de Sümerce okuyabilme olanağını sağlamıştır. muhasebe hesapları ve takvimler de mate matik bilimine o denli bağlıydı. tıpkı ortaçağda Avrupa'daki Latince gibi. tarih öncesi Sümer çağlarındaki konumlarını koruduklarından. Bu kitap Kral Auser'in otuz üçüncü hükümdarlık yılında. Sümer geleneğinde eğitilmekteydiler. Her birinden. Metal cüruf ve döküm ne denli kimyayla ilgiliyse. Hanedan'dan) döneminde Anubis'in ayağının dibindeki bir sandıkta bulunan eski yazıyla yazılmış Hastalıkları Tedavi Kitabı". Oysa saygın eski kitaplar Sümer diliyle yazılmıştı. "bilimsel" diye nitelenen yazılarda. ya da son buluşları içermesi için değil.Ö. çünkü bunlarda da rakam ve sözcükler kayıtlıdır. Okuma yazma öğretmekten öte. eski çağlarda öğrenimin nasıl örgütlendiğini. "tarih öncesi çağları araştıran arkeolog" için öbür bulgulardan farksızdır. cerrahlık. Her iki ülkede de yazıcının eğitimi yazma ve okumayla sınırlanmış değildi. Her neyse. özellikle Mezopotamya'da öğrenimin yöntem içinde örgütlenmesini sağlamıştır. Sonunda 1800 yıllarında Sümer ve Akad'ı birleştiren Birinci Babil Hanedanı kökende Samî ırkındandı. Üstelik dinsel dil de Sümer dili olarak kaldı. çalışmalarını Sümcrce yürütecekti. nasıl aktarıldığını ve başarıldığını inceleyip öğrenebiliriz. Herhalde ülkenin eski tanrılarının hâlâ Sümer duasından anladıklarına inanıyorlardı.

her halde öğretmeninin işi yapışını gözlerdi. Çarpma tabloları tıpkı fırınlar ve ocaklar gibi işlev görürler. kesilen her bir tahtayı. nesneleri uzunluk. Ölçü. genel kuramları ve belli bir dalın yöntemlerini anlatma amacını güden çağdaş ders kitaplarına hiç benzemez. örneğin uygulamalı kimya bilgisine ne denli ışık tutarsa. İlk başta standartlar tek tek doğal nesnelerdi: parmak. ağırlık gibi açılardan birbiriyle kıyaslamak demekti. Oysa bunlar. matematik ya da tıp öğrencisine sağlanan öğretim türü. örneğin üniversitelerde. genişlik. kuşkusuz devrimle başlamamıştır. sonra da tahtaları şu kadar kol boyu diye keserse. rakam yöntemi. Eski çağlarda Doğu'da kuramsal bilimlerin. hatta günümüzdeki meslek dergileri yerini tutmuştur. omurgayı usta kendi koluna göre ölçer. yapımda. Bugün hastane stajında öğrencinin tuttuğu notlara benzetebiliriz. öğretimli bilimlerle uygulamalı bilimler ya da zanaat arasında gerçek bir ayrıcalık yoktu. Matematik. Bu belgeler. salt arkeoloji biliminin. Mısır ve Babil toplumlarının belirli gereksinmelerini karşılamaktı. daha önceden genel ilkeler ve soyut kuramlarla desteklendiğine değin bir kayıt bulamıyoruz. Elimizdeki metinlerden. standard (tek biçim) ölçüler. Bunlar da herhalde bir öğreticinin sözlü anlatımlarına bir çeşit ek olarak kullanılırdı. Ölçmek demek. Çırak. kumsalda yatan omurganın yanına götürüp ölçmek çok güç olurdu. iş kolaylaşırdı. ustasını çalışırken gözler. sayı sayma kuralları gereksindirmiştir. konuyu yeni öğrenmeye başlayan bir acemiyi yeni yöntemler açısından aydınlatamayacağı gibi. bunlar da matematik bilgisinin düzeyini o denli aydınlatır. Ölçü olmadan ne ip yaya gerilcbilir. Bu dallar. kol. hem de çok sayıda işçinin işbirliğini gerektiren toplumsal işçilikte. baltaya takılabilir. Ama tek başına bu tür örnekler. Tıp metinleri için de aynı şey söylenebilir. bir ölçek olarak kullanılabilirdi. Aynı biçimde. Diyelim. gerçekte metalürji ya da dokumacı çıraklarına sağlanan öğretim türünden başka değildi. Okuyucuya. tarım mevsimlerinin saptanmasında. ticarette. Matematik metinleri. belirli toplama işlemlerinin nasıl yapıldığını gösterir. Kazılarda bulunan örnekler "okullar"da kullanılmak için düzenlenmiştir ama. ardından da önerileri içerir. tıp ve astrolojinin amacı.araçlarıdır. hatta belli bir buluş ya da genellemeyi açıklayan meslekî makalelere de benzemezler. ustasının denetiminde aynı işi kendi yapar. belirtilerin özetini. İlk başta takılacak ya da bağlanacak nesneler birbirleriyle karşılaştırılarak ölçülürdü. bu öğretimin. tıpkı yazı gibi. Tapınak örgütlerinin iş alışverişi ve gelirlerin yönetimi. her bir parçayı belli bir ölçeğe göre ölçmek daha elverişli oldu. amaç açısından. Bulunan öbür metinler ise. Tekne yaparken. Oysa endüstri işlemleri karmaşıklaştıkça. Üstelik. teşhis çözümünü. ne de balla başı. alışverişte çuvalların büyüklük farkları haksızlıklar doğurabilirdi. Mısır ve Babil'de matematik. yeni bilgiler de aktaramaz. işi nasıl yapacağı kendisine gösterilir. her işçinin kolu aynı uzunlukta olamaz. mühendislik öğretiminin çıraklıktan temel ayrıcalığı budur. uygulama bilim örnekleri olarak kullanabilecekleri türden değildir. çeşitli gerçek sorunların çözümlerini içerir. kişisel ölçekler yetersiz kalır. Oysa hem kesinlik için. başvuru kitapları. bilinen hastalıkların tedavisinde. gereğinde ustası yanlışlarını düzeltir. Demek ki. kentsel devrimin ekonomik gereksin melerinden doğmuştur. gerek Mısır gerek Babil'de. Bu metinler. bilimsel bilginin aktarılmasında kullanılan gerçek araçlardır. hatta falcılıkta belir li sorunların çözümü için kullanılırdı. Alışverişte. böylece kişisel ölçü birimleri olmuştur. zanaatçıların kendi uğraşılarında kullandıkları araçlara çok benzerler. Bunlar herhalde sözlü öğretime yardımcı olarak kullanılırdı. Bunlar okul kitapları. Ölçülerin standart olmaları 136 . avuç. sonra da. oysa günümüzde. zanaatlarla ilgisi çok daha yakındı. yazıcılık öğrencisi ya da hekimlik öğrencisi de. bir çuval arpa. Kazılarda bulunan arkeolojik bulgular.

her neyse. aynı işaretin yinelenmesiyle ifade edilirdi. ölçüler de kurallara dayanmıştır. I. Oysa başka kentlerde bulunan ve herhalde daha sonraki yıllara ait olan metinlerde. tek tek nesnelerin ölçül . gerçi bugün bazı yaban kabileler ancak beşe dek sayabilirler. terazinin bulunmasını gerektirmiştir. mavi gökler onu hiç ilgilendirmezdi. Kısacası. Hanedana dek simgeler kullanılmıştır. bağımsız kentlerin kendi standartlarını saptamalarından ileri gelmiştir. Erek ve cemdet Nasr'da bulunan en eski hesap yazıtlarında sayılar görülür. tarla "şu kadar" tohum gereksindiren bir alandı. sürüdeki koyunların sayısı. ağırlık gibi ölçülerin birbirlerine matematiksel bağlantıları bulunması benimsendi. bir ülkenin standart ölçüleri. Mezopotamya'da bu yöntem başka türlü gelişmiştir. ölçülerin de toplumsal kullanımla onaylanması gerekir. Her iki ülkede. Sayı saymanın ise. Olabilir. büyük miktarları kaydetmek için yeni bir yöntem bulmak zorundaydılar. Eski Sümer alan ölçüleri. terazinin bulunması ve ağırlıkların standart olması. İşte bu süreç sonunda "salt miktar" ve "Öklid boşluğu" kavramına varır. kullandıkları birimlere değişik değerler saptadılar. dokumadaki ipliklerin sırası ve buna benzer şeyler. bir torba kavramlarına belirli ölçüler tanımalıydı. Petrie'ye göre. devrimden çok önceye rastlar. hatta Hindistan'da (sonraları Girit'te) büyük rakamları kaydetmek için kullanılan kurallar aynıydı. düşünü uzunluk üstünde toplamak için bezin rengi.mesinden çok daha soyut bir iştir. Tüm ölçme işlevi. soyut düşünme gereksindirir. VII.tutulan balık sayısı. Onların soyutlamaları. Mısır'da. Bölümde devrimin çizdiği yolu izleyen çeşitli toplumlar. Toplumun uzunluk ölçekleri. pratik uygulamalarıyla ve ilgileriyle sınırlıydı. birden ona kadar sayıların ayrı isimler taşıdığı ondalık (desimal) yöntemi yaygınlaşmıştır. Bunun sonucu olarak da. bir sopanın yanma kazılan çentiklerle saptanabilirdi. Oysa Sümer tapınağının ya da Mısır fi ravunlarının büyük gelirlerini bu yöntemle saptamak. Tartı işi ise. olacak iş değildi. Rahipler ve memurlar. Anlaşılan insanlar en önce parmaklarıyla saymaya başlamışlardır. Bundan sonra 10 sayısı ve 10 sayısının çarpımları için başka bir simge kullanılır ve sayılar böyle çoğaltılırdı. her iki "tablo"daki en küçük ölçü se ya da arpaydı. O = 600. Çok geçmeden çeşitli uzunluk. ama gene eski adları kullanılıyordu. dokusu dikkate alınmaz. deseni. Mezopotamya ve Hindistan'da başka başka ölçü yöntemleri buluyoruz. Diyelim bez ölçerken. bir çuval arpanın ağırlığı da maden ya da taş ağırlıklarla saptanabilirdi. tıpkı yazı gibi. Gerek Sümer'de gerekse Mısır'da. Mezopotamya'nın içinde bile ayrıcalıklar bulunması. hacim. Paleolitik avcının ya da neolitik çobanın bellemek istediği sayılar da. Eski çağ toplumlarının sonsuz uzunluk ya da boşlukla ilgilendiği sanılmasın. Demek ki. en eski insan toplumlarına dek uzanması gerekir. ağırlık için de kullanılırdı. toplum bir parmak. 0 = 10. Tarlaya. İşte önce Sümer'liler 137 . tarlasına kaç tohum ekme gereğiydi. demek ki. bundan sonra artık bir sopaya işaretlenebilirdi. Bu nedenle de Mısırlılar bazen. örneğin gez (dirsekten parmak ucuna dek mesafe). şu kadar "boş alan" kapsar gözüyle bakmazdı. Ekilemeyen çöller. Benimsenen standartlara göre ölçmek. ilk yazıların tüm örneklerinden de eski ve sayı yöntemi içeren belgeler bulunmuştur. tarih öncesi çağların Mısır mezarlarında ağırlık yerini tutan nesneler bulunmuştur. Birimler. bir karış. Petrie haklıysa. demek ki Sümerlilerin "kare ölçüsü" ilk başta bir tohum ölçüşüydü. Sümerlilerin ilgilendikleri konu. bu rakamların değerleri şöyledir: B = 1. Bu ölçülerin kullanımında. bir avuç. 9 sayısına dek. vb. D = 60. Devrimden sonra Mısır.gerekiyordu. kendi yerli ölçülerinin yerine Babil ağırlık ölçülerini kullanabiliyorlardı. insanlar gerçek nesneleri saflaştırmaktaydı . bir başka ülkede tanınıyor ve benimseniyordu. yeni bir aracın. karışın bir kaç katı olarak kabul edildi. Sözcükler ve harfler gibi. Oysa ticaret yeterince uluslararası bir niteliğe erişmiş ti.

Büyük işçi grupları. ortaklıkla yürütülüyordu. 120Ü yıllarından bir papirüste bir yazıcı tarafından anlatılır. eni 55 kiibil. maya ve bira yapımı için ne kadar arpa verilmesi gerektiğini bilmek isterdi. 'Ben askerlere emir veren yazıcıyım. uygarlıkları süresince kullanılan ve altmışlık (seksagcsimal) yöntemi budur. Bir Sümer tanrısına her gün bol bol bira armağan edilirdi. biraz önce anlatıldığı gibi. M. kentsel devrimin toplum yaşamına getirdiği sorunlar ve değişiklikler. Bir koyunun sekizde biri. kesirlerin yerine belli adlar kullanılırdı. Buğday ve arpa. duvarcı ustası da. piramitlerin yapımında ölçülerde çok dikkatli ve kesin olmak gerekliydi. Yazıcı. ortaklar da paylarına göre ne kadar kâr alacaklarını hesaplayabilmek istiyorlardı. Bunun için de yamaçtaki toprak yığınlarının ya da pira mitlerin hacmi. ağırlık ya da uzunluk ölçüsü ifade edildiği anlaşılırdı: böylece Sümerde D işareti bir gan. Tarla alanları ise. hem de Mısır yazısında. Toplanması gereken besin ve hammadde hesaplanmalı. lira kesiri olarak kuruş. zeki bir yazıcısın. tarlanın iki yanının ürünü olarak belirtilmiştir.sonra da Babil'Iiler tarafından. Ticaret. Ölçüler ele alındığı vakit. yapının ne kadar süreceği önceden bilinmeliydi. Kuşkusuz. Bu koşullar altında kesirler ortaya çıkmaz. Bu metinde konuşan. koca kamu yapılarında bir arada çalışıyorlardı. Hem Sümer. zamanla rakamların biçimi. yalnızca en basit matematik işlemleri göstermektedir. dersin ki: 'Haydi. kilo kesiri olarak gram kullanıldığı gibi. toplama ve çıkarmayla bulunmuştur. hesaplanmalıydı.. Elimizde olan en eski "matematik belgeleri". O işareti 1 bur (yâni 18 gan demekti. Oysa. içinde 120 bölme olacak. bölmeler kamış ve kirişle desteklenecek. askerlerin kumanyasını sorarsın. Mısır'da olduğu gibi basitleştirilmiştir.Ö. duvarlara uyması için her bir taşuı ne boyutta kesileceğini bilmeliydi. Mısır batıl inançlarına göre. her bira yapımında ne kadar arpa vereceğini hesaplamalıydı. Ama bu basitleştirme yöntemi Babil'de şaşırtıcı sonuçlar doğurmuştur. Sümer kurallarında da. Belki bu uygulamadan da. şimdi de yazıcılar bir araya gelmişler. ama hiç birinin bir şeyden anladığı yok. gerçek koyun ve insanları saymaktadır. sana öğretme görevi de batta düşer. "Sen. gözlemciler ve gelir toplayıcıları da bu depolarda ne kadar tahıl saklanabildiğim bilmeliydi. generallerden gerekli tuğlalar islendi. 2 karış bir yarım kol boyu ederdi ve bu böyle giderdi. hesapla. basit rakamların yanına başka bir işaret kondu mu.' Sana kazman için bir sarnıç gösterilmiş. askerlerin başında. bunlar için önceden hazırlık yapmak gerekiyordu. Bir depo yapılacak. Tapınak. buna göre 15 parmak bir karış. Hepsi sana güvenirler. uzunluğa 730 kiibil. Gelir bana. beceriksizliğinden ölürü bir rakibi kınamaktadır: "Dersin ki.' İşini bırakırsın. her bir işçinin ücretini. yani resim yazılı hesap yazıtlar. Toplamlar. Bu tür sorunlar. ya da bir adamın sekizde beşi bir anlam taşımaz. "doğa birimler"in kesin değerleri vardı. yaptığı işin niteliğine göre saptamak gerekiyordu. biranın sertlik derecesi kullanıla kullanıla alışılagelmiş bir orandı. arpa ölçüsü ya da testi testi biralar kayıtlıdır. gözcü de biracıya. biçimi silindir ya da koni olan depolarda saklanıyordu. basit aritmetikte de. İşçi grupları içinde. kuyu duvarındaki tuğlanın sayısı. Bu yazıtlarda koyun sayısı. daha gelişkin bir matematik yöntemi gerektiriyordu.. bazı kesirleri belirtmek için "ayrı işaretler" doğmuştur. Derler ki: 'Sen akıllı bir yazıcı 138 .

her biri 50 kiibit yüksekliğinde bölmeler vardır. Daha önce de belirtildiği gibi. çağdaş ölçeklerle yargılamak haksızlık olur. bir rakam düzeni bulmaktı.liyordu. Haydi. bu biçimde açıklanan problem çözümlenemez. Onlara güç gelen işlemler.. Mısır ve Sümer rakamları bu işlemleri kolayca yazılı olarak gösterebi. Bundan sonra da ikinci adım hesaplama tekniğini geliştirmekti. ne kadar tuğla gerekli?" "Sana şöyle de derler: 'efendinin anıtının altında duran ve Kızıl Dağdan getirilen. Okulda bunun 15 ettiğini öğreniriz. 3 tane 5 sayısını toplamak demekti. pek azı bugünün ilkokul çocuğunu düşündürür. küçük şeylerdi. İlk adım.sın. söyle bize. Sandık yerde dururken 30 kiibit boyundadır. 12x2) = 24 olduğunu biliyorlardı ve bu işlemi bir örnekle gösterelim. Yunanlılar ve Arapların da bize ilettiği yöntemleri artık iyice biliyoruz. 5000 yıl önce yaşamış olan yazıcıları. böylece konuşma dilindeki sayı adlarından kurtulabilirlerdi. İçinde..14 x 80' in hesaplanmasını şöyle yaparlardı: 1 12 80 2 24 80 1 4 48 0 0 96 8 16 2 0 4 32 0 Toplanı 1120 Toplam 144 139 . üstelik bu sorunlar tümden devrimin ürünüydü. Çözümlemeye çalıştıkları sorunlar yepyeniydi. Oysa 12 + 12 (yani. Şimdi hesapla bakalım. Problemlerin çoğu pek önemsiz. kum dolu sandığı boşalt. 5 ile 3 toplanınca (kuşkusuz önceleri bir bir sayılarak varılan) sonuç 8 olduğuna göre. kentsel devrimin tarihte ilk kez görülen türde olayları ve sorunları nedeniyle.tansa bunu anımsamak daha kolaydı. devrimin bu sonucu da bugünkü uygarlığımızın temelini oluşturmuştur.) İşte Mısır ve Babil'de bulunan matematik metinlerde çözümüne çalışılan sorunlar bu türdendi. daha önce bunlarla karşılaşmamışlardı. toplamanın daha da kısaltılmış biçimidir. ezberlenmesi gereken bir sayı olarak kaydetmemişlerdi. Onlar çarpılacak sayıları birbirlerine eklerdi. ama buradaki güldürü unsuru da budur. Toplama ve çıkartma ise. Çarpma ise. daha önce bulunmuş sonuçları kısaltmak ve ezberlemek demekti. 5 ile 3 sayılarının çarpımı. Anlaşılan Mısırlılar bu sonucu. dostum!. bizim için çocuk oyuncağıdır. çünkü biz. Gerçekten de Sümer ve Mısır yazıcıları. Öbür sonuçlar gibi. bunu altı saatte kaç işçi boşaltır!" (Kuşkusuz. saymak. yollarını bulmaya çalışıyorlardı. eni de 20 kiibittir. Her şeyden önce. Ama. onların bulduğu. hesaplama için bir mekanizma bulmalıydılar. yabancı bir alanda. Mısırlılar 12 x 12 ve .

İnsan. bu arada ilk sütundaki tüm sayıları ve kesirleri işaretler. tabloların düzenlenmesi. tablolar da günümüze dek kalmıştır. küp ve başka üsler. 20. tâ ki ikinci sütunundaki sayılar bölünen sayısına varsın. sonunda kesirlerle uğraşmalarını gerektirmiş!ir. bu yeni yöntem kuşkusuz hız kazandırmıştır. Kare. Mısır kesir rakamlarına göre 1/2 ve 1/4 şöyle yazılırdı: 2 ve 4. kesirleri parmaklarıyla ya da hesap tah. Demek günümüze dek gelen tablolar gibi bir çarpma tabloları vardı. aşağıda belirtileceği gibi. Daha sonra ikinci sütundaki karşı rakamları toplarsınız. küp kökü vb. kökler. yazıcıların karşılaştıkları pratik sorunlar. Aynı zamanda. Mısırlılar ve Babilliler için bu sayılar tümden bir yenilikti. sonra her iki larafı da. Babilliler bugünkü biçimiyle çarpmayı biliyorlardı. 30 ve 50 ile çarpılmış ve sonuçlar. Anlaşılan. Coğrafya konumu nedeniyle ticaret yollarının tam kavşağındadır. çarpıcı. Bölmede işlem tersine çevrilmiştir. Ama çarpan. ilkokul çağımızda kesirlerle ne denli bunaldığımızı anımsayalım. oysa Mısır çok daha ayrıktır. bölme tabloları olarak da kullanılabilirdi. Bunıın ııe demek olduğunu anlamak için. bellemek ya da gereğinde bakmak için yazmışlardı. 1. hatla kumanyanın işçiler arasında bölünmesi gibi basil işler bile. tıpkı bizim çarpma tablosu gibi düzenlenmiştir. Böyle somut biçimde düşüniilemcyen sayılar için 140 . yukarda anlatılan ondalık işaretiyle iş basitleştirilmiştir. 15 ve hatta 44. 26. Mezopotamya. ilgili satırların başına da işaret koyarsınız. Sayarak buldukları sonuçları. "19'a varmak için 8'i hesaplamak" derlerdi: (Burada yazıcı. 8'e bölmek için işe şöyle girişilirdi (Mısırlılar buna. 19'u. tüm tam sayılarla. İkinci örnekte. birinci sıra çarpılacak sayının toplamına ulaşıncaya kadar bir kat büyütürsünüz. tapınak okullarının "araştırma örgütleri" taralından başarılmıştır.40 gibi çok yüksek görünen sayıları da içerir (kuşkusuz tiimü de altmışlık rakam yöntemiyle gösterilmiştir). Böylece hesaplanmada. Mısır'a oranla dış ticarete daha çok bağlıdır. Bu nedenle aynı zamanda. Büyük çapta dış ticaret işlerinin yürütülmesinde. sonra işaretlenen sayıları toplar. Oysa M. böleni iki katına çıkarır. yarısını alır.) Sümerlilerin de ilk başta benzer bir "toplama" yöntemi kullanmış oldukları sanılır. işi çok basitleştiren ve kolaylaştıran bir araç bulmuşlardı.Ö. Babil'de ticaretin büyük önem taşımasının aritmetik yönteminin basitleştirilmesinde büyük payı olsa gerek. 2000 yıllarından önce. Elimizdeki yazıtlarda. Tarih öncesi çağlard an bu yana. yâni bir bir sayılarak varılan sonuçların kaydedilmesi de.(Çarpılacak sayıın hizasına 1 yazarsınız. tüm sayıları olduğu gibi.tasıyla gösteremez.

12 olarak yazılıyordu (Babillilcrde bulunmayan işareli için biz. bölen sayının üstüne bir işaret koyarak kesirleri belirtirlerdi. tam sayılarla aynı kurallara uyduklarını pek kavrayamamışlardı. bölünen sayı 1 olmak üzere. sıfır dahil.bir işaret yöntemi gerekliydi. çok güç olan bölme işini basitleştirmişti. ya da 7/10 yazmak çok güç olacaktır. Bu yöntemle 2/5. bu da bizim (/) işaretimize benzetilebilir. koyalım). Bu rakam yazma yöntemi. tüm kesirlerin çözümünü veriyordu. (Kuşkusuz 1/2. Rakam yönteminin yetersiz olması da. diğer rakamlara oranla konumuna ve ondalık ayırımına bağlıdır. Ne değerde olduğu ise. 5x1. bölünecek sayı 1 olmak üzere. Bizim yöntemimizde 5 x 10. 4 5 1 141 . tam sayıların parçası olarak ele alınır. Bu yüzden Mısır' lılar bu kesirleri hiç yazmamışlardır. 5/10 sayılarını ifade etmek için hep aynı 5 rakamı kullanılır. 25 oluyordu vb.Ö. M. ancak bu diziye 2/3 katılmıştır. İşte onlar da altmışlık kesirleri tıpkı lam sayı gibi kullanıyorlardı. Rind Papirüs destesi bu tabloyu verir. ama hâlâ '0' ve için bir işaretleri yoktu ve hâlâ altmışlık bir yöntem kullanıyorlardı. Mısırlılar kesirlerin. 25 kesiri. Babil'de rakam yönteminin değiştirilmesi Babilli matematikçilerin M. 1/3 ve 2/3 için özel işaretler vardı. Mısır yönteminde bölme. Hep bu sayıları. 2000 yıllarında artık 20 için de. bu sürecin uzun kullanımına neden olmuştur. 3 + 15) ve 7/10 = 2/3 +1/30.Ö. Rakamların yazılışı basitleştirilince. kesirlerin toplamı olarak. "işleme ayrıntıları" da tabloya eklidir. bölen sayının da 3'dcn 101' e dek tek sayılar olması kaydıyla. 20/60 için de. 2000 yıllarında kesirleri iyice anlamalarını sağlamıştır. Babillilcr de. yani lam bölünebilir sayı olarak yazmışlardır. Örneklerimizi sıralayalım: 2/5 = 1/3 + 1/15 (ya da Mısır rakamlarıyla. Bunun nedeni de oldukça ilkel hesap yöntemleriydi. « işaretini kullanmaya başlamışlardı. Mısırlılar. 30 vb. 1 ile 60 arasındaki sayıların eşdeğer karşılıklarını gösteren tablolar 2 3 hazırladılar: 0 5 12 3 2 6 10 0 8 7. Bu nedenle rakamlar konusunda ancak rasyonel alanında usta olabildiler. bölünen sayının 2. bir sayının değerinin. Çünkü kesirleri tıpkı bizim "ondalık" (desimal) sayıları anlatımımız gibi ifade ediyorlardı: 1/5 kesiri. Bu tablolar. öbürlerine oranla konumuna göre değiştiği artık anlaşılabilmişti.

5'i 4' le çarp anlamına "4'ü 5 kez hesapla" denirdi. Babillilcr.örneğin 60/7 gibi? O zaman ne yapılabileceği kesin değildir. Moskova Papiriıs'ünde. ilk metinlerde. Bu yöntem de zaten bu okullara ve bu okullar için kulanılan "matematik metinleri"ne özgüdür. ancak bin yıl sonra astronomi (gökbilim) hesaplarına uygulanmıştır. Ama..". M. Anlaşılan yeni matematik. ile çarpın". çeşitli işlemler için genel ve standart deyimler kabul etmek yararlı olacaktı. Rind Papirüs'iinde toplama. Ama bunun gizlerini farketmek ve uygulamak. Babil metinleri. Çeşitli işlemler için kullanılan sözcükler tek heceliydi ve bir tek çivi yazısı işaretiyle ifade edilirdi. Öte yandan. hesap yapmayı hızc Dövme Formülünü gösteren çizgi landıracak bir matematiksel simgeleme yaratma yolundaydılar. çıkarma gibi kavramlar için çeşitli adlar kullanılmıştır. kuşkusuz tapınak okullarının başarısıdır.. Bu deyimlerin tanımlanması ise sosyal bir işlevdir. mimari ve mühendislik sorunlarının çözümü ile faiz ve ana para hesaplan için kullanılmıştır. Sami dili konuşmalarına karşı. Daha sonraları. 142 . oysa tapınaklarca astroloji çok önemliydi. Yeni hesap yöntemlerini öğretmek ve uygulamak amacıyla. deyimler daha az değişkendir ama tam olarak saptanmamıştır. 2000'dcn sonra çok kesin bir terminoloji kullanmıştır.Artık bundan sonra 5 ile bölmek yerine. Altmışlık kesirler yöntemin ve bununla ilgili olarak geliştirilen yeni yöntemler. Matematiğin bir bilim olması için kesin bir özel dili olmalıydı. rakamlardaki rastlantı sonucu değişikliklerden doğmuştur. Peki. ya eş değer karşılığı kesin bir sayı ol mazsa . ya da "karşılığını bulun" gibi deyimler için eski Sümer deyimlerini kullanırlardı. Her bir işlemi anlatacak terimlerin seçimi de okulların göreviydi.Ö. bu sayının eş değeriyle: 12 ile çarpardınız (12/60). Gerçekten de Babillilcr.

" Babillilcr bunu daha açık seçik belirtirler. Oysa bu tür tahminler ve değerlendirmelerde çok kesin olmak zorunlu değildi. Oran kavramı için kullanılan deyimler oldukça garipti. ne verim alınabileceğini kestirmekle yetinirdi. Üçgen biçiminde bir tarla için. Oysa Mısır'da bile. ideogramlar bazen matematik simgeleri olarak kullanılıyordu. Kentsel ekonominin koşulları. hecelenmek yerine. tarlaların alanının saptanması gerekliydi. 31)00 yıllarından önce bile. daha çok Sümer deyimleri ve ideogramları kullanılır oldu.Ö. ya da bizim anlatımımızla "AE/ED diyebiliriz. yukarda gördüğümüz gibi.) Zaman geçtikçe. örneğin 5 -1/25 palm gibi. gerçek ideogramlardır. kısaca dikdörtgenin alanını ölçmek için doğru formül kullanmaktaydılar. iki bitişik kenarın toplamının. Rind Papirüs'ünde bir çift bacak. Sümer dili de giderek tarihe karıştıkça. piramidin yanları konusunda "eğik" ya da devrik kenardan söz ederler. Çok kenarlı tarlalar. gitgide.anlamına gelir. Yeni Krallık döneminde bile. x. Bunlar. yapılan anlaşmalarda. > kuşkusuz. eş kenarsız dörtgenlerin alanı çeşitli ortalamalarla hesaplanmıştır. Gerçekte her bir yükseklik ölçüsü olarak kol boyuna 5-1/25 palm biçiyorlardı. öbür iki kenarın toplamının yan: i ile çarpılmayla bulunurdu. bir dağın eğikliğinde olduğu gibi. Mısır'da. iki kenarın 143 . 1 eğrik ölçüsü" olarak alınırdı (bu da hep GAR olarak hesaplanırdı). teknik sözcüklerin çoğu. geometrik ilişkiler konusunda da bilgi gerektiriyordu. dörtgen biçiminde bir tarlanın alanı.Sonunda. Daha sonraki belgelerde. dörtgen ya da ı çgen parçalara ayrılır. M. gözeticiye yalnızca kaba taslak bir hesap yeterliydi . çoğunlukla bitişik kenarların çarpımlarının ortalaması alınırdı. örneğin +. örneğin 10'da 1 olarak ifade edebiliriz. + ya da . Sümcrliler tarlaların alanını her iki kenarın birlikte hesaplanmasıyla bulunurlardı. Her iki deyişle de matematik düşününün ne denli somut olduğu görülür. ED ise bir uzunluk birimi. ayakların yönüne göre. vergi toplayıcı da beş aşağı beş yukarı. Mısırlılar bunda uzunluk anlatımı kullanırlardı. "her 1 kolboyu. ideogram'larla anlatılır oldu. ya da "ayrılmak" gibi kavramlardan koparak. alanları böyle ölçülürdü. (Bugünkü aritmetik ve geometri simgelerimiz. hayli soyut simgeler durumuna geldi. Mısır metinlerinde sık sık. Bunu. yani bir kol boyudur. Ekilecek tohum miktarı için. bu deyimlerin ikinci anlamları olan "baş sallamak".

Ģekil 10 . sonra üçüncü kenarın yarısı ile çarpı lır 144 . yarısı alınır. uzunluğu toplanır.Babil tarla planı.

Ama gerçek yıl. görevi yeni ayı gözlemek olan memurların raporlarını okuruz. Babil'de gökyüzünün düzenli gözetimi hâlâ zorunluydu. hem haklı olarak tarım işlerinin ve bunlarla ilgili festivallerin düzenlenmesi için. Kral Hammurabi'nin yazışmalarında (M. İ. cayılmıştı.Sözü geçen bu belgeler genellikle.Ö.Ö. Böylesine bir görev yüklenince. Bu çalışmalar artık Devlet örgütünce desteklenmekte. Küçük Yıl. Yeni Yılın. Mısır'da insanlar deniz yolculuğu ve tarım gereksinmeleri için gökyüzündeki varlıkları incelemek zorundaydılar. olsa olsa bizim artıkyıl ilkesi gibi. çünkü din. Bu göksel varlıkların devinimlcriyle ekin zamanı ya da sellerin yaklaştığı anlaşılır anlaşılmaz insanlar. Yeni ay. ama planlar bir ölçeğe göre çizilmezdi. kendi geleceklerini ve durumlarını etkileyen krallıklar döneminde bu takvimi düzeltmek için uğraşılmış. ne idüğü belirsiz resmi yılla birlikte benimsenmişti. takvimin düzeltilmesi için kullanılan çeyrek yıldır. ya yeteneksizlikten ya da papazların karşıtlığından. Geometri biliminin. her nedense. Mısırlıların. astronomları kuşkusuz iyi birer gözlemci olarak eğitilmişler ve gerçekten de bu konuda şaşırtıcı beceride birer uzman olmuşlardı. tarlaların planlarını da içerirlerdi. 2000 yıllarında yazılmış bir yazıda şöyle denir: Yılın başlangıcındaki şölen. M. başlardı. Genellikle 10 ve 35' nci enlemlerde gökyüzünün berrak olmasından da yararlanılarak. Başka olayların da. Büyük Yılın ve Küçük Yılın şöleni.." İlk sözü edilen yıl. kuşkusuz toplumun dinsel yaşamında tam bir kargaşalık yaratabilirdi. göksel olayların düzeni ve bu olayların dünya olaylarıyla bağlantısı çok geçmeden farkedilmiş olmalı. 2900 yıllarında. Uzunlukları kenarlarına yazılırdı. Ayların başlangıcı bile gözlenerek saptanırdı. Ama bu takvim yanılgı doluydu. ancak bu memurlar ayın çıktığını krala bildirdikleri vakit. Ay takvimi. astronomi (gökbilim) hâlâ. belli belirsiz resmî yıl ile birlikte benimsenmişti. Ama gerçek yıl. Tarım işlerini düzenlemekte kullanılamazdı. takvimdeki belirsiz resmi yıldır. 1800 dolaylarında). Kentsel devrimden sonra. Akyıldızın doğuşuyla saptanır. olduğu gibi kabullenilirse. bu göksel varlıkların gözlcmlenmesiyle anlaşılabileceğine inanmaya başladılar. eski ay takvimiyle güneş takvi mini bağdaştırmak için yeni bir takvim düzenledikleri de gerçektir. kralın gökbilimcileri. Mısır ya da Babil'de tarlaların gözetimi sonucu geliştiğine değin kuramın bir kanıtı bulunmadığını böylece görmüş olduk. Bu can sıkıcı ve çelişkili takvim hesabının çözümü devlet memurlarına ve sonunda Güneş rahiplerine bırakılmıştı. yoksa dinsel karşıtlık mı olduğu da bilinmez. geçerliydi. tarım festivalleriylc 145 .. Büyük yıl da belki 1461 yıllık Sotik devredir. Mısır'da gökbilim. Yeni yıl. Bu takvimi geliştirme çabalan ilk hanedanlar döneminde sürdürülmüş ama sonra. yeni zanaatın ürünü olan araçlarla donatılmakta ve sonuçlar yazılmaktaydı. sonra vazgeçilmiştir. Çünkü Babilliler resmi amaçlarla bir güneş takvimi düzenlememişlerdi ve hep 354 günlük ay yılını gözetirlerdi.Ö. tarım işlemlerine ışık tutmak için hâlâ gerek liydi. hem de astroloji falıyla uğraşmak amacıyla. bunun nedeninin bilgisizlik mi. gökbilimle.

yani dik bir çubuğun gölgesi kullanılırdı. O zaman krala t ek çıkışlı bir saat yapmış. bu bölümler kuşkusuz mevsimlere göre değişiyordu. Böylece. küp biçimi bir parçanın gölgesinin kalınlığı kullanılır. Mısırlılar ancak bu tür bölmeyi kabul etmişlerdir. Daha önceki örneklerde. bilime dönüştürmek için zaman bölümlerini standart duruma getirmek ve bunları ölçecek aletleri yapmak zorunluydu. Zaman ölçüleri. 146 . aynı zamanda belirli bir amaç uğruna yapılan bilinçli deneyler sonucu bulunabilirdi.bağlantılıydı. Resmi yıla ne zaman bir ay ekleneceğinin kararı krala bırakılmıştı. Belirli zamanlarda bir ay eklenerek düzeltilirdi. Bu yöntemin bu işle görevli olmayan bir memur tarafından bulunması ve kendisinin de bununla övünmesi ayrıca ilginçtir. kış gecelerinin yaz gecelerine oranının 12'ye 14 oranına benzediğini bulmuş olduğunu anlıyoruz. ama bunun belirli bir yöntemi de yoklu. kentsel bir uygarlıkta. Kral da herhalde gökbilimcilerin önerilerine göre karar verirdi. bu da yıldızların gözlenmesiyle saptanırdı. Fabrikalarda ve çiftliklerde çalışmak için. Gündüz saatlerini ölçmek için. Ölçtükleri "saatlerin mevsime bağlı eşitsizlikleri nedeniyle durum daha da karışırdı. Elimize geçebilen Mısır giineş saatlerinde (Yeni Krallık ve daha sonraki dönemler). Bu. 1557 ve 1541 yılları arasında bir gelişme kaydedildi. güneşin konumu umursanmamıştır. Bu ilginç yazı. bu nedenle hiçbir zaman doğru ve kesin sonuç sağlayamamıştır. ama elimizde hiçbir örnek yoktur. Mısır'da suyun ağır ağır akıtıldığı kap koni biçimindeydi. giineş yılının karşılığını anlaşılan biliyorlardı ama gene Mısır'da olduğu gibi. hem güncel yaşam için. belirli boyutlarda ve aşamalı kaplardan ya da kaplara su akıtılarak saptanırdı. iki ya da daha fazla. onlar da gündüz ve geceyi. daha önceki kuşaklardan devralınan gözlemlerin varlığını ve kullanımını kanıtlamaktadır. hem de batıl inançlar açısından gözlenirdi.Ö. Amenemhat adında üst düzeyde bir memurun kitabesinden. Gecenin bölümleri için. böylece yılın tüm mevsimlerinde gecenin bölümleri doğru olarak saptanmış. M. Her iki yöntemde de. Anlaşılan Amenemhat boş vakitlerinde gelişigüzel araştırmalar yapmaktaydı. durağan nesnelerin gölgelerinin devinimini kullanırladı. büyük bir olasılıkla değişik kalınlıkta çıkışların eklenmesiyle ayarlanırdı. gerekse Babil'de. Babillilcre gelince. çünkü ancak duvarları parabolik eğiklikte olan bir kaptan su eşit uzaklıklardan eşit zamanlarda alçalır. her iki ülkede de su saatleri kullanılırdı. Babil'de gnonıon. belirli bir yöntemle. yani dünyanın dönüşünün tam sürecini on iki çift saate (bini) bölmüşlerdi. Gün ışığını ve karanlığın her birini on iki eşit saate (mevsim saati) bölmüşlerdir. oniki sayısı anlaşılan yılın on iki ayından esinlenilerek saptanmıştı. günün ve gecenin eşit parçalara bölünmesi daha yararlı olacaktı. Bu gözlemleri. göksel varlıkların devinimleri. Oysa bu bölmeler ve ölçüler. gerek Mısır'da. günlük yaşam için de gerekliydi. İlk başta "saatler". daha önceki yazılardan. Gökbilimciler.

Mısırlıların bilgileri ve bu bilgiyi nasıl uyguladıklarına değin ipucu sağlar. Daha önce sözü edilen matematik yazılındaki problemler bu saatin iniş çıkışıyla ilgilidir. Bizim "kutup yıldızı"nın karşılığı olan bir yıldızın doruğa çıkmasıyla boylamın saptanmasına çalışılmaktadır.Babil su saatleri silindir biçimindeydi. lahit kapakları. Köşegenin öbür sütunlarındaki bölümlerde yinelenir. edinilen bilgi de anlaşılan daha ilk yıllarda uygulama alanı bulmuştu. Saati saptayarak vakti hesapladım. daha çok gözlem gerektiği kuşkusuzdur. Gözlerimi Ayı burcuna çevirdim. gökbilimci olmadıklarından. Eski Krallıkta. lahit kapaklarında gösterilenden 147 . ama göksel ekvalor'da yerleşik burç) karanlıkla gün doğumu arasındaki kısa yaz saatlerinde doğar ve 18 ile 19. mevsim saatlerinin farklı uzunlukları ve öbür unsurlar doğru saptanamazdı. Bu tür tablolar. Oysa Asur çağından kalma bir yazıtta bini'ların (çift saatlerin) ay be ay saatlere dönüştürülmesi için bir tablo vardır. on iki gece saatini temsil etmek üzere 12 kutu vardı. Bu resmin açıkladığı gökbilim. "Dekan"lar (On iki burcun işlevini gören. kapağın içine Ölülerin saatin kaç olduğunu anlamaları için bu saatlerin resmi yapılırdı! Kapak otuz altı dikey sütuna bölünür. Bu piramidin kenarları gerçek kuzey noktasından ancak birkaç metre kaymıştır! Boylamın kesinlikle saptanması için. bir bölme bulunurdu. Tapınağının yanlarını gözlüyorum. 6 ve 7. bir tapınağın açılışıyla ilgilidir. tapınağının yanlarını gözledim. İşte zamanı gösteren araç ve saat orada. 18 ve 19. firavun "ip çekme" diye adlandırılan bir tören yapardı. Beş yüzyıl sonra. Bunlar lahitlerden anlaşılmaktadır. Yüzümü yıldızların yönüne çevirdim.fekhabui ile aldım. Gene de. her biri bir onluk. Gözüm Ayıdaydı. Yukarda sözü edilen amaçlardan esinlenerek ve donatımdan yararlanılarak. yıldızların listesini yaptılar ve yıldızları burçlara ayırdılar. 2000 dolaylarından önce. Ölçme ipini Tanrıça Sa. göksel varlıkların belli belirsiz düzenleriyle bile ilgiliydiler ve matematiksel gökbilim için veri toplamaktaydılar. Senmut'un lahdi bir tür planetoryum resmiyle süslendiriimişti. Mevsim değişikliklerine göre saati ayarlamak gereksizdi. Bu çabanın başarısı Büyük Piramit'le kanıtlanabilir. M.cu sütunlar arasında. Firavunun bu törende söyledikleri günümüze dek saklanmıştır: "Çekicin sapıyla kazığı tuttum. Mısırlıların köşegen ilkesine dayanan yıldız saatleri ya da takvimleri üzerinde deney yapmaktaydılar. belki yaz gündönümünü belirtmek için. Yalak olarak. Anlaşılan tören. Lahit süsleyicıleri.cu sütunlardaki konumlara yerleştirilir. beş artık günü umursamadığından.Ö. Mısırlılar göklerin haritasını çizdiler. bu yöntemi alaya almışlardır. Doğulu gökbilimciler. Kutup çevresindeki yıldızlar özel bir ilgi gereksindiriyordu. gece yarısını simgelemek üzere bir çizgi çizilidir. Yıldızların yaklaşan devinimini gözledim.ci kutular arasında. yani on günlük bir haftayı simgeler.

pek farklı değildir. Kutbu belirtmek için pek çok çift delik vardır. Bu da günün eşitliği zamanının gezilemesini (ekinoks presesyonu) göstermek için olsa gerek. Teb enlemi, kutbun yüksekliği olarak kabul edilmiştir. Bu mezar anıtları, Mısır gökbilimi için elimizdeki lek kaynaktır, çünkü gökbilim metinleri henüz bulunmamıştır. Bunlar kuşkusuz yüzyıllar boyunca sürdürülen gözlemleri ve bunların sonuçlarını içerir. Oysa, karmakarışık hesapların yardımıyla önbilgi varsayımına ulaşabilecek matematiksel gökbilim konusunda hiçbir ipucu sağlayamamaktadır. Mısır'dan ay tutulmasına değin elimizde hiçbir kayıt yoktur. Gerçekten de ayın ve gezegenlerin devinimine pek ilgi duyulmuşa benzemez, belki bunun nedeni çok eski çağlarda aya dayanmayan bir takvimin benimsenmesi, devlet dini olarak güneş tanrısına büyük önem verilmesidir. Babil'de de yıldızlar, Mısır'da olduğu gibi, büyük dikkatle haritada gösterilmişti. Zodyak da (burçlar kuşağı) bu haritanın öz noktasıydı. Ama ay takvimi ve gökbilim varsayımları, gökbilimcinin dikkatini özellikle aya, gezegenlere, ay tutulmasına ve yıldız tutulmasına yöneltmiştir. Bu oluşumların dikkatle gözlemini ve gerçeğe uyarak kaydedilmesi, Babillilere, gözle kolay kolay seçilemeyen gerçekleri öğretmiştir. Örneğin, M.Ö. 2000 yıllarından hemen sonra, Venüs'ün yaklaşık olarak sekiz yılda tam beş kez ufukta aynı noktaya döndüğü saptanmıştır. Tam bir yıl sonra Babilliler gökbilimde matematik uygulamaya başlamışlar ve çok geçmeden bu konuda hesap yapmaya ve ön bilgiler sağlamaya başlamışlardır. Matematiksel astronomi bu kitabın kapsamı dışındadır - yoksa yalnızca bunu anlatmak için birçok bölüm yazmak gerekirdi. Gene de, tıpkı Mısır'da olduğu gibi, tüm araştırmanın, yanlış gökbilim amaçlan uğruna yapıldığını da belirtmek gerekir. Gene de bu çalışmalar, gerek Yunan gerekse çağdaş gökbilimin dayanağı olan çok kesin ve doğru veriler sağlamıştır. Hastalıkların tedavisi için, kentsel devrimden yüzyıllar önce çaba harcanmış olmalı. Bugün çağdaş yabanlar arasında olduğu gibi, herhalde o çağlarda da tıp kuramının özü büyüydü, bu nedenle hekimlik de büyülerden oluşmaktaydı; I. Bölümde anlatılan paleolitik cenaze törenleri bu varsayıma ışık tutar. Gene de, merhemler, damlalar ve ovmalarla gerçekten etkin olan bazı tedavi yöntemleri bulunmuştur. Büyü uzmanları toplumda yüksek bir konuma erişir erişmez, iyileştirme sanatını hemen tekellerine almışlardır. İkinci devrimden sonra, Mezopotamya'da doktorların aynı zamanda rahipler olduğunu görüyoruz. Mısır'da da, dinsel görevle tedavi yöntemleri arasında yakın ilişki vardı. Tıp kroniklerinde (vakayı name) lerde adı geçen ilk kişi Imhotep'ti, o da Kral Zoser'in mimarıydı, oysa daha sonraları İyileştirme Tanrısı oldu. Sümer ve Mısır hekimleri, memur olduklarında, gözlemlerini, astrologlar gibi, yazıya dökmüşlerdir. Nil vadisinde, daha III. Hanedan çağlarında tıp kitaplarından söz edilir. Bu kitaplardan M.Ö. 2000 yıllarına ait örnekler günümüze dek gelmiştir. Mezopotamya'da kazılardan çıkarılan tı p

148

metinleri M.Ö. 1000 yıllarından sonra yazılmıştır, ama bazıları belki bin yıl önceleri yazılmış yazıtların kopyalarıdır. Her iki ülkede de, günümüze dek erişen tıp metinleri, vak'a kitapları {üründendir. Anatomi ya da fizyoloji konusunda hiçbir araştırma metni elimize geçmemiştir. Oysa, mumyacılık nedeniyle, özellikle Mısırlıların insan anatomisi konusunda geniş bilgileri olması gerekir. Gene de, vücuttaki çeşitli organlar konusundaki hiyeroglif işaretleri, insan anatomisi değil, hayvan anatomisine değindir. "Yürek" işareti öküz yüreğidir, raiıim ise inek rahmidir. Demek ki Mısır' da tıp konusundaki yazılar, mumya döneminden çok eskilere dayanır. Gerçekte de, mumyacılık çok belirgin ve büyük uzmanlık isteyen bir uğraşı olmakla beraber, tıp alanını pek az etkilemiştir. Gerçi kalp, damar sisteminin özeği kabul edilmişti ama fizyoloji konusundaki metinlerde belirtilen bilgi pek ilkeldir. Aynı durum Babil tıp metinleri için de geçerlidir. Asur metinlerinde bile, organların işlevleri çoğu kez yanlış anlaşılmıştır; safra kesesinden hiç söz edilmez; sinirler liflerden ayırt edilmiştir. Gerçek Mısır, gerekse Mezopotamya'da, hastalık şeytanın ya da daha az belirgin biiyüsel güçlerin işi olarak bilinirdi. Tıp bu nedenle, çeşitli törenlerle bu kötü ruhların uzaklaştırılmasından ibaretti. Oysa bu eylemler, çoğunlukla bazı merhem ya da başka ilaçların uygulanmasını içerirdi. İlaç ne kadar tatsız olursa, şeytan o denli çabuk giderdi. İnsan ve hayvan dışkıları çoğunlukla önerilirdi. İlaç tadının kötü olması gereği, hastalığın şeytandan geldiği inancını kanıtlar ve en eski tıp metinlerinde de bu inanca rastlanır! Aynı kuram, kötü ruhun atılması için kuvvetli müshiller önerirdi. Mısır ve Babil hekimleri, bu kurama inandıkları için, hastalığın objektif nedenlerini incelcmeye ya da vücut organlarının işlevlerini sistemli olarak araştırmaya heveslenmezlcrdi. Kurama inanç, rahiplik kon umuyla korunmaktaydı, bu nedenle bu inancın doğruluğunu araştırmak ihanetti, dolayısıyle günahtı. Tıp kitaplarının bir tanrıya özgü olduğu savı, "tıp bilgisini, doğa üstü kökenden gelen ve insan gözlemi dışında kalan bir alan" durumuna sokmuştur. Bu nedenle, bir kaç yararlı ilacın bulunması ve bazı çok belirgin fizyolojik gerçeklerin bilinmesi dışında, Doğu'da tıp dalına fazla değer verilmemesi doğaldır. Cerrahlığın durumu başkaydı, bu uğraşı bir din dalından çok bir zanaat sayılırdı. Cerrah, çok belirgin fiziksel nedenlerle oluşan yaraları ve sakatlıkları gidermekte görevliydi. Böylece de, cerrahlar, hekimlere oranla büyü düşünlerinden daha özgürdü, ve kuşkusuz daha özgün ve bilimseldi. Hammurabi yasasında (M.Ö. 1800) cerrahlara bir ücret saptanmıştır (2 ilâ 10 şekel, oysa bir makina ustasının yıllık ücreti 8 şckcl- di); başarısız ameliyatlar için de ceza verilirdi. Ama elimizde Mezopotamya'dan hiçbir cerrahlık metni yoktur. Bunun nedeni cerrahlığın bir zanaat oluşu, zanaatçıların bilgi birikimlerinin ise yazıya döki'ılmc- yişi midir? Elimizde, Mısır'dan Edvvin Smith Papiriis'ü denilen çok değerli bir araştırma yazısı vardır. Bugünkü durumuyla bu yazı M.Ö. 2000 yıllarının

149

başlarına aittir, oysa Breasted'a göre bu yazı, çok daha eski, Piramit Çağında yazılmış (M.Ö. 2500) bir yazının kopyasıdır. Buna göre de, cerrahlığın büyüsel unsurlardan özgiir olduğu, öznel olmayan gözlemlere dayandığı ve tedavi için yalnız nesnel çarelere ve elle iyileştirme yöntemlerine dayandığı yolundaki kanımızı güçlendirmektedir. Tıp metinleri gibi, bu da gerçek vakaların bir araya getirilmesiyle oluşmuştur, ama Mısır tıp papirüslerinin tam tersine, anlatılan vakalar sistemli bir biçimde düzenlenmiştir. Hastalanan uzva göre grup- İandırılmıştır, bu uzuvlar sıralanırken baştan başlayıp ayaklara doğru gidilir; bu yöntem Asur tıp yazılarında, hatta ortaçağ araştırmalarında da izlenmiştir. Her bir vakada önce yaranın bölümlendirilmesi yapılır, sonra muayene sonuçları belirtilir, gereğinde elle yoklanarak muayene edildiği anlatılır, sonra teşhis açıklanır, en sonunda da tedavi için nelerin gerektiği sıralanır. En şaşırtıcı yönü de, iyileşmeycccği saptanan on dört vaka da ayrı ayrı anlatılmıştır, bunlara "tedavi edilmeyecek vaka" denilmiştir. Cerrahların tedaviye yanaşmayacakları vakaların da yazıda yer alması, eski çağlardaki yazılarda rastlanmamış biçimde bilgi umursamazlığını yansıtmaktadır. Breastcd bu papirüslere, "doğal bilim dalında, bugüne dek elimize geçen en eski gözlemler" der ve yazarını da "ilk doğa bilimcisi" olarak niteler. Böylesine bir betimleme, gözlemlerin ilgisizliğini abartmaktadır. Bir vakanın iyileşmez türden olduğunu bilmek kuşkusuz önemliydi, özellikle Babil'de başarısız ameliyatlar ölümle ya da sürekli sakatlıkla sonuçlanınca, bunun cezası ölümdü. Gene de kaydedilen gözlemler çok ilginçtir. Boyun omurlarının birinin yerinden oynatılması sonucu felç oluşacağı ve seks organının sertleşeceği de belirtilmiştir. Aşağıdaki bölüm burada örnek olarak verilmeye değer. "Kafatasında ve başın derisi altında eziklik konusunda neler yapılacağı; kafatasında eziklik olan bir adamı muayene edersiniz... Ve eğer, eritilmiş bakırdaki gibi buruşukluklar varsa ve parmağınızın altında, bebek başındaki gibi yumuşak yerler elinize geliyorsa ve bu alanlarda zonklama duymuyorsanız... Bu duruma "tedavi edilemez vaka deyiniz." Bu, beynin çok güzel ve doğru bir anlatımıdır. Bu gözlemler mumyalama sürecinde farkedilemez, ancak yaralı asker ya da işçinin dikkatle ve bilgiyle incelemesi sonucu görülebilir. Bu inceleme, Mısır cerrahlığı konusunda olumlu bir izlenim bırakmaktadır. Oysa, Breasted'ın savı doğruysa ve bu inceleme çok eskilere, Piramit Çağına dayanıyorsa, Mısır'da cerrahlık da diğer öğretim bilimleriyle aynı hazin durumdaydı diyebiliriz. M.Ö. 2500 yıllarından sonra herhangi bir il erleme kaydedildiği yolunda bir belirti de yoktur. İncelemenin bilinmeyen yazarının belirttiği bilgilerden sonra bir gelişme de olmamıştır, ancak "eskilerin bilgileri" büyük özenle kopya edilmiştir. Kuşkusuz, daha sonraki tıp papirüslerindeki saçmalıklar, o çağın cerrahlığı konusunda bir kanıt olarak kullanılamaz, ama herhangi bir ilerleme kaydedildiğine değin de bir belirti bulunmamıştır.

150

Minoslular da bilgiden yana Nil'den çok şey aktarmışlardır. M. Bu arada. Demek ki. Tüm Doğu krallıklarının resmî dili Akad diliydi. bilginler özgürce gidip gelmekteydi. kendi yazı yöntemlerini. 2500 yıllarında "geometri kavramlarının varlığını kanıtlar. Ebers Papirüsü de Biblos'dan bir Asya reçetesi içerir. daha önce belirttiğimiz karamsarlıkta haklıyız. Mısır ve Babil'de "bilimsel yazılar" konusunda umulan hızla gelişme genellikle rastlanmaz. Mısırlılar Girit reçetelerini kabul. Babil ve Mısır biliminin sonuçları Ege'de çoktan tanınıyor ve biliniyordu.Ö. Babil'in çivi yazısı ise tüm ülkelerde benimsenmişti. astrolog ve büyücünün gidip geldiği. Ama çok sonraları. Karanlık Çağlardan çıkmadan çok önceleri. pergelle çizilen.Yazının bulunması ve bilgi aktarılmasında devrim yaratılmasın dan sonra. Mısır kaynaklarına da büyük çapta baş vurmuşlardır. Hindistan'ın. Elimizdeki belgeler gerçekten pek sudandır. İki bin yıl sonra. 1350 dolaylarında (Tel el Amarna'da bulunan) Mısır Dış İşleri arşivlerinde.lenmişlerse. 1500 yıllarından hemen sonra Mısır. İndüs kentlerinin süsleme sanatı. Araplar tarafından Hindistan'dan aktarılmıştır. astronomi (gökbilim) ve tıp kuşkusuz biçimlenmiş ve gerek Mısır gerekse Babil'de genel bir çizgide gelişmiştir. Mısırlı matematikçiler. Matematik. 151 . bilginin bir kaynakta toplandığı. Babillilerin geometri formüllerinden çok şey öğreııebilmişlcrdir. Özellikle Hititliler Babil biliminin sonuçlarını öğrenip uygulamak için ellerinden geleni yapmışlar. geometrinin yaygın uygulamasının tanıklarıdır. Dil ve yazıyla. Babil ve Mısır kavramları en eski Fenike belgelerinde de yansır. bir yüzyıl sonra da bu alışverişe Boğazköy'deki Hititlilerin katıldığı belirtilmiştir. Dış İşleri Dairesindeki belgeler de bu yaygınlaşmanın bir sonucudur. Suriye ve Mezopotamya başkentlerinde. Babil matematiğinin gelişmesine katkıda bulunduğu da bir olasılıktır. bin yıl sonra da olduğu gibi.Ö. Anadolu. Öte yandan. Bu konuyu kanıtlayacak ya da yalanlaya cak bir belge henüz elimize geçmemiştir. Mısır tıp papirüsünde bir Girit tedavi yönteminden söz edilmiştir. bu nedenle de kesin sonuçlar sağlamaz. Bilimin yaygınlaşması bu alanlarda durmamıştır. bunların içeriği olan düşünler de birlikte yayılmış olsa gerek. üçgenleri ve dörtgenleri çevreleyen daireler. sonradan yaygınlaştırıldığı ve öğretim bilimlerini etkilediği konusunda kanıt sağlamakladır. Ayrıca. M. Sanskritçe tören yazıları. deyimlerini ya da kesir kavramlarını değiştirmeden. Örneğin. yazılı kaynaklar. Yunanlılar. kentsel uygarlık ve yazının bu ilk üç özeği daha sonraları Yunanlıların geliştirip bize aktardığı bilimsel geleneğin oluşumuna sürekli katkıda bulunmuştur. çeşitli saraylar arasında hekim. M. Demek ki. bugün kullandığımız 0 rakamı. Gerçekten de. daha önceki Bölümlerde değinilen biçimde.Ö. Mısır Firavunları ve Hitit kralları bu yazıyı yazdırmak ve kendi memurlarını eğitmek için Babilli yazıcılar getirtmiş olmalıdır. Bundan da düşün alışverişinde bulunulduğu ve bilimlerin temel yapısının etkilendiği varsayımını çıkarabiliriz.

Bunun kanıtı da. Mantık sürecinin. Bu yalnızca bir köken kuramıdır ve büyücünün amaçlarını betimleme savında değildir. büyüye inandığı için büyü yapar ve sonucun ne olacağını görmek için bekler. çağdaş yabanların incelenmesiyle varılan sonuçlarla bağdaşıktır. onlara yardımcı olmak amacını güderdi. Demek ki ne çağdaş hekimler. bu tür dinde de güçler kişiselleşlirilmiştir.Ö. M. 152 . . Bilimin. Örneğin nice tiyatro türü törenlerin ve tanrılara sunulan yiyecek ve içeceğin anlamı bu inançtan doğar. sapan. tıpkı bilimsel bir deneyden esinlenmişcesine düzenlenen bir büyü töreninden söz etmiştik. ya da dolaylı olarak milyonlarca insanın gönencini etkilemiş ve gözle görülür biçimde. kişisel olmayan güçlerin doğrudan doğruya yönetildiği din ile büyüyü ayıralım. DĠN VE BĠLĠM ÜZERĠNE BĠR KAÇ SÖZ Birinci bölümde. Büyücünün davranışı ise. deneyci bilginin lam karşıtıdır. mayalama.BÜYÜ. Daha kolay bir anlatım için. bunu kanıtlamaya çalışmak akla bile gelmez. ne de Mısırlı büyücüler. bahçecilik ve mcyvacılık. Oysa gerçekte kesin bir fark yoktur. çoğalmasını kolaylaştırarak insanlık türünün biyolojik esenliğini artırmıştır.Biri. bakır üretimi ve kullanımı. 3000 yıllarından önceki iki bin yıllık sürede uygulamalı bilimlerde öylesine buluşlar olmuştur ki. büyü süreci konusunda basit ve ussal açıklamalar yapmak da uygun görülmüştür. BÖLÜM GELĠġĠMĠN HIZLANMASI VE YAVAġLAMASI Kentsel devrimden önce. tanrıları büyü yoluyla uzlaştırmak. tekerlekli araçlar. daha önce belirtilen. bilimsel değerden arınmıştır. Törenlerin çoğu. Bilim dalında şu uygulamalardan daha önce söz ettik: kanallar yöntemiyle yapay sulama. doğrudan doğruya büyüyen ya da dinden oluşmadığı açık seçik bellidir. Bilimin" ilk başla uygulanan zanaatlardan doğduğunu ya da bu uğraşılarla eş olduğunu uzun u/. çağdaş bir laboratuar düzenine göre sıralandığını söylemiş değiliz. kısaca. Toplum büyünün geçerliliğine inanmıştır. Tedavi ya da gökbilim gibi dine bağlanılan zanaatlar ise. Bir köken kuramı olarak da. insanın gelişimine çok önemli katkılarda bulunmuştur. davranış tutarsızlıklarıdır. tutar. bu nedenle çıkarcılık ve pohpohçulukla kolayca etkilenebilirdi. hayvanın koşumu. ne paleolitik sanatçı büyücüler. ama büyünün kökeni konusunda Tylor ve Frazer'in savlarını benimsiyoruz. IX. yelkenli.un anlattık. tuğla. büyücülük konusunda ussal ve tutarlı bir kuram oluşturamamışlardır. oldukça yoksul ve cahil toplumlar. bunlar doğrudan doğruya. Öte yandan.

daha önceki gelişmelerin yavaşladığı ve durduğu bir süreçtir. Devrimden sonraki iki bin yıl . Teknelere durağan bir dümen takılması ya da çömleklerin sırlanması gibi teknik geliştiriler. bu yeni âletler. Alfabe. Oysa Doğudaki toplumlar. kent halkı arasında ölüm oranını düşürmüş ve böylece insanlığa büyük bir katkı sağlamıştır. sırlama.insanın gelişimine bu önemde pek az şey katmıştır.Ö. 2600 ile (>000 arası . kesirli miktarlarla doğru hesap yapabildiler ve matematiksel gökbilimi kurdular. Daha önceki ve daha sonraki gelişmelerle karşılaştırılınca. Fenike'nin oldukça genç ticaret kentlerinde başarılmıştır. insanlığın gelişimine katkıları yönünden. Demek ki. Bu açıdan bakınca. 1300). Asur Kralı Senııaçcrib tarafından kendi başkentine su getirmek için yaptırılmıştır.diyelim M.güneş takvimi. sonraları büyüsel nitelikten sıyrılarak Yunan bilimine içerilmiştir.Ö. gerçek alfabetik bir yazı (M. Ama ilk kemer. devrimden önce kullanılan yöntemlerin biraz daha geliştirilmesi sayıldığından. Babil'liler. Ama Babil yazısıyla birlikte bu ondalık hesabı da söndü. aynı zamanda bu varlığın tanrılar ya da kralların. bir de bunlara yakın küçük bir sınıfın elinde yoğunlaşmasıyla 153 . ve . böylece yazın yaygınlaşmıştır. düş kırıcıdır. Aynı nedenle Doğu'da bazı tıp. On beş büyük buluşla güçlenmiş olan toplumların topu topu iki önemli buluşundan söz edebiliyoruz. bu dört buluştan ikisi. devrim. gökbilim ve kimya buluşlarını da bir yana bırakabiliriz. varlıklı ve uzun süreler den beri uygar olan Babil ve Mısır toplumlarından değil. kentlere su vermek için kemerli su yolları (M. endüstri düzeyinde demirin arıtılması için ekonomik sayılabilen bir yöntem (M. burada konu dışı bırakılabilir. Yukarda belirtilen on beş katkıyla boy ölçüşebilecek dört başarıdan söz edebiliriz: Babil'de geliştirilen "ondalık sayılar" (M.Ö. 2000 dolaylarında). Hitit İmparatorluğundan çıkmıştır.Ö. gene de. okur yazarlığı herkese ulaştırmış. Oysa en büyük buluş. ikinci devrim. mühür. Anımsayacaksınız. Gelişimin bu denli durdurulmasının bir nedeni. kentsel devrimi başlatan ve bu devrimin ilk meyvalarını toplayan toplumların malı değildir. yeni bir hızlı gelişme çağını değil. Kentlere bol bol temiz su taşıyan su yolları.kemer.devrimin ilk başlarında . devrimin bu toplumların içinde yarattığı iç çelişmeler olabilir. rakam ve bronz. Yazının bu devrimsel basitleştirme işlevi de eski öğrenim özeklerinde değil. Mısır.S: 1590 yıllarında "ondalık" rakamları esinleyen altmışlık kesirler devanı etti. bunlar. önceleri insanların yaşayamadığı geniş alanları tarıma açabildi ve böylece nüfus büyük çapta arttı. üstelik bilgi birikimi ve aktarılması için yepyeni araçlar edinmişti. o günlere dek duyulmadık bir toplumdan. Demir arıtımının ekonomik yapımı demir aletleri öylesine ucuzlattı ki. 700). "Ondalık sayılar" aracılığıyla. Babil ve bunlara kültür açısından bağımlı olan ülkeler. devrim aracılığıyla uçsuz bucaksız kaynaklarla donatılmıştı. yalnızca gerçek varlığın salt birikimiyle değil. Daha ılımlı iklimlerde. bu aletler artık herkesçe orman temizle mek ve bataklık kurutma işlerinde kullanılabildi.Ö. yazı. 1400). M.

gece gündüz. rahipler. balıkçılar . görkemli kral lahitleriylc. zanaatçıların barınaklarıdır. belki de artık kaynakların oluşturulması ve bunların etken toplumsal kullanıma yöneltilmesi için gerekliydi. İlk üreticiler . Krallar. sonunda tanrı olduğunu savlamış ve vaktinin çoğunu büyü yapmakla ve büyüsel törenlerle geçirmiştir. firavunlardan önceki çağlarda mezarlar ve neolitik köylerdeki kulübeler eşitlik gösterir. Yeni türeyen yönetici sınıflar ise kendi güçlerini giderek zayıflayan batıl inançların sömürüsüne borçluydular. halta köle durumuna düşüyorlardı. Mısır'ın koca. Bu tür akrabalıklar takınan yöneticilerden ussal bilimi desteklemeleri kuşkusuz beklenemez. bu ülkede de bir kral türediği vakit. halk kalabalığının ekonomik açıdan alçalmasıyla sonuçlandı. Ama bu da. köle işçilerin rekabeti karşısında onlar da aynı düzeye itilmişler. sınıflara ayrılmıştı. Ama bu yeni varlıkta onların somut payları pek küçüktü ve toplumsal açıdan giderek kiracı. 154 . özel kişilerin basit. demek ki o çağlarda toplumda eşitlik vardı. bu gerçek. VIII. gene Devletin sağladığı güvenlik önlemleriyle belki rahat etmişlerdi. yavaşlatır. bunların akrabaları ve yakınları . bu tür sınıf farklarının gelişmeyi hızlandıracağı anlamına gelmez. Tam tersine. her neyse. rahipler ve memurlardan oluşan "yönetici sınıfa karşılık köylüler ve işçilerden oluşan bir "aşağı sınıf vardı. bölümde örneklediği miz. bir avuç insan . mazur görülebilir. arkeologlarca bulunan. Yeni artık üretimin en büyük payı. kendini tanrıyla bağlantılı saymış ve törenlerde tanrı kişiliğine bürünmüştür. Biyolojik standartlar açısından. küçük mezarları ve İndüs'te tüccarların lüks evleriyle. Devrimden önce gelişme. sonunda.taralından alakonuluyordu.oluşmuştur. Mısır Firavunu işe ilk başta büyücülükle başlamış olabilir. Oysa devrim sonucu. "aşağı sınıflar" düzeyine indirilmişti. kentsel devrimin sonuçlan. Bu yeni zanaatçıların oranı bilinmeyen bir bölümü.kamu yararına Devlet tarafından yapılan işler ve bayındırlık işleriyle belki gelişmişlerdi. boğaz tokluğuna çalışıyordu ve gerçekten köle durumundaydı. önceleri verimli vc yararlı buluşları getiren gerçek üreticiler. çobanlar. Aradaki büyük uçurumun tanıkları. böylece de insanları derin ve doğru düşünmenin çetin yoluna sapmaktan alıkoyarlardı. öbürlerine gelince. deneylerle yanılgıları kanıtlanan türlü umutlan desteklemeye ve beslemeye uğraşırlardı. Ne olursa olsun. Bu tür bir varlık yoğunlaşması.krallar. Yeni uzman zanaatçılar ve işçiler grubu ise kuşkusuz devrimin yarattığı artık üretimle geçimlerini sağlıyorlardı. gerçek üreticilerin üretim yöntemlerine getirdikleri yeniliklerle oluşmuştu. Oysa. Toplum. Ama bu artık üretimden paylarına düşen pek azdı.çiftçiler. her türlü yeniliğe karşı olan batıl inançların direnci karşısında gerçekleştirilmişti. Sümer'de devrimden ilk yararlananlar da tapınak rahipleri olmuştur. üstelik bu yenilikler. Mısır'lı babanın öğüdünü haklı gösterecek duruma gelmişlerdi. sınıf ayrılıklarına yol açmış olsa bile.

ilk önceleri "işçilere vakit kazandıran araçlar" olarak belirmiştir. 155 . maden aletler . Gelişmede devrimsel aşamaların pek çoğu . Oysa artık yeni yöneticilerin elinde. "işçilere vakit kazandıran araçlar"ı umursadıkları yoktu. yelken. batıl inançlarla yüklü vatandaşlarından ve savaşta alınan tutsaklardan oluşan koca koca işçi orduları vardı.Üstelik bu tür yöneticiler yeni buluşları özendirmeye hiç yanaşmazlardı.örneğin hayvanların koşumu.

yazıcılar ve bilgili kişilerden oluşan ycııi orta sınıf. kazanılan varlık. yukarda anlatılan iç çelişkilere ek olarak bir de dış çelişkilere uğramıştı. Tek bir politik ve ekonomik sistemde birleştikleri vakit bile.Aynı zamanda. kendilerini örnek aldıkları için. üstelik basit bir alfabe yazısı da öğrenimi büyük halk kalabalığına açık tutmaktaydı. kentsel devrimle varsıllaşan Mısır'lılar ve Sümer' lilere bu türlü edinilen ithal mallan yetmiyordu. çoğunlukla batıl inançlara yönelikti ve sonuç sağlayan uygulamalı bilimlerden kopmuştu. toprak sahibi soyluların varlığıyla dengeliydi. Üstelik bu "bilgiç" kişilerin özel çıkarları. Uygulamalı bilimlerin geliştirilmesi aşağı sınıflara kalmıştı. Böylece devrimin yol açtığı yeni bilimler. ama henüz yeterince varlık birikimi oluşmamıştı. Aşağılanma durumundan kurtulmanın yolu. boş inançların sürdürülmesinde yöneticilere yardımcıydılar. Oysa. yönetici sınıfa sıkı sıkı bağlıydı. Eski Doğu uygarlıkları. umutsuz bir çelişkiye düşmüşlerdi. Gerekli ithal malları herhalde önceleri üretim artıklarının karşılıklı alışverişiyle sağlanırdı. ne de Babil. Yunan' lıların uygulamalı ve kuramsal bilimde yaratıcı çalışmaları. Böylece. Gördüğümüz gibi. Hitit' lere. başka toplumların yerleştiği bölgelerden hammadde ve başka maddeleri ithal etmek zorundaydı. onları salt kitap öğretimine yöneltiyor. Bilgi uğraşıları "saygın" sayılırdı ve yönetici sınıfına varmak için elverişli bir yoldu. Asur'lulara Pers'lere ve Makedonyalılara da sıçradı. yaşayan dünyada deney ve gözlem yoluyla öğrenme yöntemine sırt çevirtiyordu. olsa olsa "kilise örgütü"nü desteklemekte orta sınıfa katılmaktı. Mısır ve Babil toplumları. gelişme açısından. kendine yeterli değildi. yönetici sınıfların umursamadığı teknik gelişmeler değil. ne Nil Vadisi. Gerçekte bunlar "kutsal hizmette mcmurlar"dı vc bu nedenle. kentsel devrim nedeniyle.1 . Bu çelişki. bu azınlık da yabancıların ve işçilerin emeğine ve bağımlı devletlerin ödedikleri ücretlere dayanarak geçiniyordu. "altın çağ"dan çok önce başlamıştır. daha sonra kurulan çeşitli devletlere. Bu sıralarda. Doğu'nun bilimsel gelenekleri yepyeni bir ruhla bir değişimden geçmekteydi. Ancak Minos-Miken uygarlığı yıkıldıktan sonra ve Yunanistan henüz karanlık çağlardan çıkarken. altın çağda göstermelik bir demokrasi ancak mutlu bir azınlığa yarıyordu. 16. ticaret ve endüstriye ayak uydurmak için çoktan örgütlenmiş olan kentlerde.

Onlar da mal şevkini hızlandırmak ve düzene sokmak için zor kullanmaya başladılar; tüccar kervanlarının açtığı yolların ardından ordular ilerledi. Sonunda bu kaynakları kendi ülkelerine eklemek için ihracatçı ülkeleri kuşatıp almaya çalıştılar. Sümer kentlerinin yöneticileri, komşu kentleri yönetimleri altına alarak Babil'in coğrafî birleşimine politik bir biçim verdikleri gibi, başat oldukları alanları yaymak amacıyla, ekonomilerinin düzenli yürümesi için gerekli olan bölgeleri de kendi ülkelerine katmayı amaçladılar. Böylece emperyalist fetihler yolunu tuttular. Akat'lı Sargon'un M.Ö. 2500'de kurduğu imparatorluk, tarihte bilinen ilk emperyalist saldırının başarılı sonucudur. imparatorun, bilinçli ekonomik hesaplardan esinlendiğine değin bir kanıt yoktur. Ama saldırıları ve başarıları bu sonucu sağlamıştır. Sargon'un imparatorluğu, geçici olmakla beraber, tüm Doğu emperyalizmine örnek olmuştur. Eski Çağlarda Doğu ulusları arasında Sargon'un başarıları bir ilke, kendi de romantik bir kahraman durumuna getirilmiştir. İmparatorluğunun parçalanmasından bin yıl sonra, başarılarını öven şiirler eski Dünya'da elden ele dolaşıyordu. Bu tür yazılardan çeşitli parçalar Tel el Amarna'da Mısır Başkentinde ve Hitit Başkenti Boğazköy'de yapılan kazılarda bulunmuştur. Sargon, kendinden sonra gelenlere bir örnek, izlenecek bir tutum olmuştu; önce Ur, daha sonra Babil kralları, M.Ö. 1600 yıllarından sonra Mısırlılar, Hititler ve Asurlular, Lidyalılar, Persler ve Makedonyalılar bu yolu izlediler. Bu birbiri ardına sıralanan, kısa ömürlü imparatorluklar kuşkusuz insanın gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Süreçlerinde, büyük alanlarda iç barış ve varlık birikimi için de güvence sağladılar. Büyük endüstri özeklerine yeterli ham madde kaynaklan getirdiler. Kentsel devrimin ekonomik yararlarını ve bununla el ele giden uygulamalı bilimlerdeki ilerlemeyi başka ülkelere de yaydılar. İmparatorluğun süreci için gerekli olan haberleşme yolları, aynı zamanda kültür ve bilgi yayılmasına yaradı. İşte bu yoldan, M.Ö. on beşinci ve on dördüncü yüzyıllarda, bilginler ülkeden ülkeye gidip gelebilmişler ve bin yıl sonra Yunan hekimleri ve coğrafyacıları Babil ve Susa'ya gidebilmişlerdir. İmparatorluğun generalleri, ele geçirilen toprakların botanik ve zoolojik durumunu kendileri incelemişler, anayurda dönünce de gözlemlerini yazmışlardır. Böylece bilgi birikmiş ve yazıya dökülmüştür. Oysa bu imparatorlukların istikrarsızlığı, bir iç çelişkinin varlığını gösterir; tutsak ulusların sürekli başkaldırıları, yukarda sözü edilen yararlardan onların ne denli pay aldıklarını, hatla bu yararların gerçek değerini ortaya koyar. Belki yararlar, sakıncaları aşıyordu. Gerçekle Sargon'un imparatorluğu gibi düzenler, yarattıkları varlıktan çok daha fazlasını yok etmiştir. Doğu'lu bir imparatorun yazılı övgüsünde, kendi yurduna getirdiği, hayvan, maden, mücevher ve lutsak ganimetleri konu edilir. Bu tür zorbalıklar sonucu, tüm insanlara açık olan varlık tutarı artmış değildir. Olsa ols a, var olan kaynakların yeniden dağılımı yapılmış, gizli saklı tutulan varlıklar da ortaya çıkartılmıştır. Bu fetihlerin ve ganimetlerin anlamı, daha yoksul toplumların varlığını alıp, bunları zaten bolluk içinde yüzen saraylara aktarmak olmuştur.

162

Bundan sonra da artık imparatorun amacı, kuşattığı insanlardan düzenli biçimde bir haraç almaktır. Genellikle bu biçim kurulan imparatorluklar birer haraç toplama makinesiydi. İmparatorluk, baş eğmede ya da vergi ödemede herhangi bir aksama olduğu vakit, kullarının işlerine karışırdı. Ancak haraç miktarı artacaksa, kullarının refahı ve iyi yönetilmesiyle ilgilenirdi. Doğu krallıkları savaşla oluşur, savaşla yaşamını sürdürür, sonunda savaşla yiterdi. Savaş, kuşkusuz barışçı yollarda da kullanılabilecek, pek çok yeni buluşlara yol açmıştır; bundan önceki bölümde, savaş gereksinme lerinin matematikçileri bile etkilediğini gördük. Uygarlığın başarılarını barbarlara karşı savunmak ve bu başarıların yararlarını yaymak için askerler gerekliydi; ama ne yazık ki bunda bile başarılı olamadılar. Sürekli ordu ve askerî donatım bulundurmalarına karşın, Sümer ve Akat devletleri, daha az varlıklı ve daha az uygar insanların saldırılarını püskürtemediler. Sargon'un imparatorluğu Gut'ların saldırısı karşısnda yıkıldı, bundan sonra da topraklarda sırasıyla Ehm'lar, Hitit'ler, Kasit'ler, Sur'lar, Met'ler, Pers'ler ve Makedonyalılar başat oldu. Eski ve Yeni krallıklar döneminde, orduların kol gezmesi ve görkemli sınır savunması, Nil Vadisini kuşatımdan kurtaramadı. Yeni imparatorluk, sınırlarını ilerleterek korumaya yöneldi. Filistin, Libya ve imparatorluk ordusunda "uygar savaş" yöntemlerinde eğitilmiş diğer barbar ulusların saldırıları karşısında dayanamadı. Bundan sonra Nil Vadisine Libya'lılar, Nubya'lılar, Asur'lular, Pers'ler ve Makedonyalılar yerleşti. İşte silâhlara durmamacasına para akıtmanın, ve "en iyi savunmanın saldırı olduğu" yolundaki düşüncenin sonucu bu oldu. Uygarlaştırıcı bir güç olarak militarizmin geçmişi karanlık ve başarısızdır. Emperyalist saldırılara karşı koymak için barbarlar uygarlığın bazı unsurlarını, örneğin metalürji bilimini öğrenip benimsemeye yöneldiler. Çoğunlukla, daha yüksek uygarlıklardan, ancak savunma güçlerini artırıcı unsurları aldılar. Bu savunma araçları da hemen uygarlığın emperyalist öncülerine çevrildi. Sargon'un ve onun benzeticilerinin "uygarlaştırma seferleri" de böylece barbarların uygarlık özeklerine saldırmalarıyla sonuçlandı. Her bir saldırı, insanları yok etti, varlıkları yıktı ve sonuç olarak da, geçici bir süre için, gelişim saatinin kollarını geriye çevirdi. Gelişimin böylesine duraklaması, belki bir bakıma bu nedenlere dayanır. Kentsel devrimden sonraki sürenin, örgütlenmiş savaşlarla dolu olduğu, hem yazılı belgelerle, hem de arkeoloji kazılarında bulunan silahların bolluğu ve önemiyle kanıtlanmaktadır. Devrimden önce savaş araç ve silahlan pek önemsizdi. Ve işte tam o sıralarda gelişim hızla sürmekteydi. Örgütlü savaş, gelişmeyi hızlandırmak için gerekli olsaydı, gerçek, yukarda anlatılanın tam tersi olurdu.

163

Giderek daha çok sayıda insanın savaşta öldürülmesi de, insan türünün çoğalmasına katkıda bulunmuştur diyemeyiz. Oysa, gelişmenin en son ölçeği de budur. Anlaşılan, insan, uğraşılarının daha ilk başından beri, insana özgü yeteneklerini yalnızca gerçek dünyada kullandığı önemli aletlerin yapımına değil, aynı zamanda bu âletlerin etken olacağı gerçek üstü güçleri düşlemeye yöneltmiştir. Kısaca; yetilerini doğal süreçleri anlamaya ve kullanmaya ve gerçek dünyayı düşsel varlıklarla bezemeye yöneltmiştir; bunları kendi simgelerine göre düşlemiş ve bunlarla uzlaşmaya ya da bu güçlere başat olmaya çalışmıştır. Bilimle batıl inançları aynı anda oluşturmaya uğraşmıştır. İnsanlar, oluşturdukları batıl inançlar ve düşledikleri yapma varlıkların yardımıyla, herhalde çevrelerinde daha rahat ve güvenceli yaşayabiliyor, yaşama daha kolaylıkla katlanabiliyorlardı. Oysa boş umutların ve büyüyle dinin esinlediği düşsel kestirme yollar, insanı, Doğa'yı anlayarak Doğa'ya başat olmak gibi çetin bir yoldan alakoy- muştur. Büyü, bilimden daha kolaydı, tıpkı işkencenin, kanıt toplayıp yargılamaktan daha kolay olduğu gibi. Din ve büyü, sosyal örgütlenmenin giderek yükselen aşamalarına destek olmuştur. Ne yazık ki, bu destek yapıyı kösteklemiş ve sürekli bir yapının oluşturulmasını önlemiştir. Hatta, gerçek yapının çürüyüp yıkıldığını gizleyecek yapay bir örtü yerine geçmiştir. Bilimin oluşturduğu kentsel devrim, büyüyle sömürülmüştür. Çiftçilerin ve zanaatçıların başarılarından yararlanan, rahiplerle krallar olmuştur. Böylece bilim değil, büyü tahta geçmiş ve tapınağın gücüne erişmiştir. Güzel bir yapının görünmez desteklerinden yakınmak ne derece boşsa, geçmişin batıl inançlarını yermek de o denli yersizdir. İnsanın, "sınıf - öncesi" toplumundan başlayıp da, henüz hiçbir yerde gerçekleşmemiş, sınıfsız bir cennetin görkemine neden erişemediğini sormak saflık olur. Belki de sözünü ettiğimiz çelişkiler ve çatışmalar, gelişmenin yolunu açan unsurlar olmuştur. Ne olursa olsun, bu olaylar tarihin gerçekleridir. Bunları beğenmiyorsak, gelişme olmamış demek değildir, sadece ne gerçekleri, ne gelişmeyi, ne de insanı anlamamışız demektir. Batıl inançları da, baskı yöntem ve örgütlerini de insan yapmıştır; bilimi de, üretim araçlarını da insan yapmıştır. Her ikisinde de insan kendi anlatımını, kendini bulmuştur; her iki yönde de insanı insan yapan insandır. Bu kitapta "ırk" sözcüğüne değinilmedi. Özellikle, tarımın ilerlemesi, devletlerin kurulması ya da bilimin gelişmesi konu edilirken, kısa da olsa, bunları oluşturan insanların kalıtım yoluyla edindikleri özel fizyolojik niteliklere hiç dokunulmadı. Bazı genel görüşlere göre insanlarda doğuştan "liderlik yeteneği" bulunurmuş, sözde bir "Nordik ırk" varmış. Öyleyse Babil'de matematik alanındaki ilerlemeyi de Sü- merliler ya da Sâmiler doğuştan var olan "matematik yeteneği" yoluyla "izah" edebiliriz. (Bazı çok ciddi kitaplarda bil e "Mısırlıların konusundaki dehaları" gibi sözlere rastlanır.) Ama bu tür anlatım hiç de bilimsel olmaz. Gerçekte bu tür bir söz, Sümerlilerin gerçekte iyi

164

Bu başarılara varılmamasının nedeni. biçimlendirir. Devlet örgütü ve matematik. durağan ve değişmez değildir. Ancak sonraki bin yıla. daha da derin bir seziyle. zanaat ve uygulamalı bilimlerde kendi bilgi birikimini gerçekleştirmiştir. "doğuştan var olan yeteneklerden sözeder. toplumun tarihinin biçimlendirdiği toplumsal geleneklerdir. inancımızı yineleyebiliriz: "insanı insan yapan. sözünü ettiğimiz uyum oluşmuştur. Demek ki. Mısır ve Sümer arasındaki politik örgütlenme ve matematik tekniği konusundaki ayrılıklar. iki toplumun üyelerinin davranış ayrılıklarının bu iki toplumun farklı tarihlerinden doğduğu görülür. her insanda bulunan insana özgü yeteneklerini kullanarak nasıl devlet kurdukları ve matematiksel bilimlere ulaştıklarını göstermek olmuştur. toplum. insan -dışı unsurların oluşturduğu bir değişiklik sonucu bu başarılara varılmamıştı. gerek Mısır. Karmaşıklığa mantık süsü veren deyimlerden ve temelsiz varsayımlardan bu kitapta kaçınılmıştır. bilinmeyen. ve bilimsel amaçlardan saparak. gerekse 165 . Bazı koşullarda. çevrelerine uyum sağlamak için. yalnızca Nil vadisi ile Fırat-Dicle ovasının farklılığı ya da sinir sistemlerindeki kalıtımsal ayrılıklarla değil. bu tür davranışın doğuştan var olmadığını gördük. kendi tarih sürecinde kendi davranışları için geleneksel kurallar oluşturmuş. insan toplumlarınca yaratıldığından ve insanca ve ussal yollardan aktarıldığından. 3000 yıllarından öncesine değin tarihler ancak birer sanıdır ve pek ender olarak verilmiştir. tohum plazmasında. belirli sınırlar içinde insanı. bu iki toplumun değişik tarihiyle açıklanabilir. bu konuda her toplumun kendine özgü bir tarihi vardır.muhasebeciler olduğunu söylemenin süslü püslü bir yolu olmaktan ileri gidemez. uğraşılıp gerçekleştirilmiştir. bazı toplumların. hesap yapma yönteminde onlara beceri sağlayan bir özellik aşılandığı gibi karmaşık ve uydurma bir açıklamaya başvurabiliriz. Çabamız. Bu kitapta. toplumsal geleneklerle koşullandırılır. insandır. İşte bu kuralların ve bilimin belirli çevrelere uygulanması sonucu. bu ortalama davranışı inccler. yetenekleri değişmez duruma getiremez. Oysa gelenek.Ö. Gelenek." KRONOLOJĠ KONUSUNDA BĠRKAÇ SÖZ M. Sözünü ettiğimiz uyumlar. varsıllaşması ve çoğalması için gerekliydi. insan dışı unsurların yarattığı değişiklikler de değildi. gelenekleri insanların yaptığıdır. çevreye karşı kendiliğinden oluşan tepkiler. Tohum plazmasında. Topluca incelendiği vakit. uydurma ataların tohumlarından kalıtım yoluyla Sümerlilerin beyinlerine aktarılıp. dış güçler yüzünden tüm toplumların itildiği uyumlar da değildir. yeni koşullara ayak uydurduğu sürece. Yetenekler. Çevre de. Her toplum. anlatmaya çalıştığımız başarılar. Toplum üyelerinin genel davranışını saptayan. Öte yandan. ama aynı güçte bir başka gerçek de. sürekli olarak değişir. İşte ırk psikolojisi bilimi. Ya da. belirli toplumlarca enine boyuna düşünülüp. insanların yaşaması. davranışlarını yönelterek.

Her iki ülke için de kullanılan tarihlerin doğru olduğundan yana oldukça güvenliyim. Hail ya da Peet tarafından verilen tarihlerden 200 ile 450 yıl arasında bir değişiklik gösterir. parlak çağları. Mezopotamya için de Siney Smith ve Franfort' un yöntemlerini izledim. Orta ve Yeni Krallıklar olarak ayıran çağdaş görüş benimsenmiştir. hem de Mezopotamya için aynı yöntem benimsensin. her ülke için yerel çözümcülerden yararlanılmıştır. Breasted. yeter ki hem Mısır.Mezopotamya için. çeşitli kronoloji yöntemleri uygulanır. Eski. 166 . Tüm tarihler. Bu iki ülke için genellikle kısa kronoloji denilen bir yöntem geliştirdim: Mısır için Scharff tarafından önerilen Berlin yönteminin kısaltmalarını kabul ettim. Aşağıdaki tablo bu deyim ve tarihlerin kullanımını açıklamaktadır. Bu kitaptaki tarihler. Tarihi. Mısır için. yuvarlak rakamlar olarak verilmiştir. politik açıdan hanedanlara ayırma konusunda. Bu kitapta kısa ya da uzun kronolojinin kullanımı tartışmanın özü açısından farketmez. Mısır için. Mezopotamya için Conenau ya da Woolley'nin verdiği tarihlerden aynı biçimde sapar.

Babil Hanedanı (Hamurabi) 3000Tarih önces i (i) 3000- 2800 (3) 28002500 ORTA KRALLIK 2500 ( 1) 2500 . Hanedanla çağdaş olması çok olasıdır.MISIR VE MEZOPOTAMYA İÇİN KRONOLOJİ TABLOSU MISIR Tarih öncesi Tasya Badarya Amratya Gerze Semain I-II. vb.(2 > 2400 2400 - 2000 2000 -W 1750 2500.Hanedan Hanedan IV.Hanedan 2000 2000. isin.Hanedan III. Hanedan l. 167 . ama Uruk'un bir bölümünü de bu süre içine katar. Cemdet Nasr'ın. Haneda n ESKİ (Piramitler) KRALLIK V-VI. Mısır'da I—II.VII-XI.XII.Ö. 3400 veya daha öncedir. Woolley'e göre İlk Hanedanın başlangıcı İ. MEZOPOTAMYA İlk Hanedan Akad Hanedanı (Ur.Hanedan 1750 al Ubaid Uruk Cemdet Nasr Contcnau'ya göre Akad'lı Sargon 2750 yıllarında yaşamıştır.

1750 - 1600 XIII-XVII. Hanedan (Hiksos dahil) YEN İ KRALLIK Kasit Hanedanı 1100 1600- 1750 1150 168 .

169 . içerdiği ülkeler: Asur .re'nin güneyindeki alan yaklaşık olarak Yukarı Mısır.Samara'nın güneyinde Fırat ile Dicle arasındaki bölge. Babil . Kahi. Divaniye'nin kuzeyi ve Divaniye'nin güneyinde Sümer. ilk çağlayandan Akdenize dek uzanan Nil vadisidir. kuzeyindeki alan ise Aşağı Mısır'dır. Şu bölümlere ayrılır: Akad. Mezopotamya. bugünkü Irak olarak kabul edilir.yaklaşık olarak Dicle ile Musul yakınında.COĞRAFYA KONUSUNDA NOTLAR Mısır. Zab arasındaki ügen.

(1) Breasted'e göre.Ö. 3400 yıllarında yaşamıştır. Bu noktadan sonra tarihlerde genellikle görüş birliği vardır. Hanedan'ııı kurucusu. İ. Meyer'e göre ise. . 3200 yılından sonra yaşamış olamaz. I.

Hlammurabi'nin 1800 yıllarında tahta çıkmış olduğunu kanıtlamaktadır. .(4) Son zamanlarda bulunan metinler.