AYTUNÇ ALTINDAL'IN TÜM KiTAPLARI
Uyuşturucu Maddeler Sarıımı (Toplu Çalışma), Hastürk Yay. (Tükendi) Partizıın (Şiirler), Yücel Yay., 1975 (Yasaklandı) Türkiye'de Kadıtı, Birlik Yay.,1975 (8. Baskı) Dinmeyen (Şiirler), 1. Baskı Paris, 2. Baskı Havass Yay.,1978 (Yasaklandı) Haşhaş ve Emperyalizm, Havass Yay., 1979 (3. Baskı) Siyasal Kültür
ve

Yöntem, Havass Yay.,1982

Am/an (Şiirler), Havass Yay., 1982 (Yasaklandı) Niçin Eşit İşe Eşit Ücret Değil?, Süreç Yay., 1984 İlıanet Şiir/eri, Süreç Yay., 1984 Lııiklik; Enigmaya Dönüşen Paradizma, Yeni Avrasya Yay., 1986 (4. Baskı) Elvedasız, Kendi Sesinden Şiirler, 1992, İsviçre Three Faces of Jesııs, Sussex, 1992 Türkiye ve Ortodoks/ar, Anahtar Kitapları, 1995 (4. Baskı) Elvedasız, Sarmal Yay., 1996 (3. Baskı) Bilinmeyen Hitler, Yeni Avrasya Yay., 2000 (11. Baskı) Gül ve Haç Kardeşliği, Yeni Avrasya Yay., 2003 (2. Baskı) Vatikan
ve

Tapmak Şövalyeleri, Yeni Avrasya Yay., 2002 (6. Baskı)

Üç İsa, Yeni Avrasya Yay., 2002

(6.

Baskı)

ÇEViRiLER
Çinli Papağan, E.S. Gardner, Akba Yay., 1972 (Tükendi) Parababaları, Ferdinand Lundberg,

E Yay., 1973

(2 Cilt) (Tükendi)

Kertenkele, Moris West, E Yay., 1974 (8. Baskı) Kapitalizmden Sosyalizme Geçiş Süreci Üzerine, P. Sweezy-C. Bettelheim,
May Yay., 1974 (Beraat etti)

Ermiş, Halil Cibran, E Yay., 1974 (14. Baskı) Gece Ana, Kurt Vonnegut Jr., Savaş
ve

E Yay., 1975

(3. Baskı)

İşçiler, Lenin, Yücel Yay., 1976 (Yasaklandı)

Barbarlık Kıyısı, Norman Mailer, Havass Yay., 1980 (3. Baskı) Sözler, Halil Cibran, Süreç Yay.,1984 (7. Baskı)

UÇ ISA

..

.

Aytunç Altındal

Faruk Bayrak Yayın Koordinatörü ve Editör RanaGürtuna Pazarlama ve Satış Müdürü Vedat Bayrak Kapak Tasarımı Utku Lomlu © 2004. Yayınevinden yazdı izin alınmadan kısmen ya da tamamen alıntı yapılamaz. Ticarethane Sokak No: S3 Cağaloğlu 344ıO İstanbul. Turkey Tel: (2ı2) sıı S3 03. Şti. Şti. Basım : Aralık 2004 ISBN : 975-297-S37-2 Yayıncı ve Genel Yayın Yönetmeni M.alfakitap.Sı3 87 sı .com Baskı ve Cilt Melisa Matbaacılık Çiftehavuzlar Yolu Acar Sanayi Sitesi No: 8 Bayrampaşa .İstanbul Tel: (2ı2) 674 97 23 Faks: (2ı2) 674 97 29 . Basım: 2002 (Yeni Avrasya) 6. Kitabın tüm yayın hakları Alfa Basım Yayım Dağıtım Ltd.Sı2 30 46 Faks: C2ı2) Sı9 33 00 www.'ne aittir.Alfa Yayınları 1519 Aytunç Altındal Kitapları 3 ÜÇ İSA Three Faces of Jesus Aytunç Altındal İngilizce Aslından Çeviren Sibel Özbudun ı -S. çoğaltılamaz ve yayımlanamaz.com info@alfakitap. Basım : Eylül 2004 7. ALFA Basım Yayım Dağıtım Ltd. Alfa Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. hiçbir şekilde kopya edilemez.

. . . . . . . . . 1. . . . .2. Yasaİnsanlarİçindir . . . . .2. .. . . 107 . . Benzerlik Yasası Gereğince . . . . .. .. 71 84 . . . . . . . . . . . ..ix . . ... . . . . . 'Günaha Giren Ruh. . .1. . . . . . . . Seçkin ve Kutsal Olan Biziz. . . . . . . . .. .. . . . . . . . . . .58 2. . . . . . . 'Ve Onun Adını Immanuel Koyacaklar' . insanal Olan Biziz.4. . . . . . . . . . . . .1. . .. 3. .. 92 . . .. . . . . 48 2. . . . . . . . . .3. . . .4. . . . . . . . . . . . . . . .3. . . . . . . . . . . İsa'nın Öne Sürdüğü Dışsal. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . : . . . .. . . . . . . . .İÇİNDEKİLER Üçüncü Baskıya Önsöz Türkçe Baskı İçin Önsöz Giriş . . . . . . . . . . . . . . . . . .. Üçüncü Bölüm İSA: "BEN NE OLACAKSAM O'YUM" 3. . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . .4. . . . . . . . Çünkü Biz Romalıyız 1. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .ı Birinci Bölüm İSA: SEKÜLER MUSEVİ 1. . .xiii . . . . . . . . . . . . . Sekülerİddialar . . . Çünkü Biz Museviyiz 1. ... . . . 119 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 1 25 1 37 V .2. 11 15 26 31 İkinci Bölüm İSA: "TANRI BİZİMLE" Mİ? 2. . . . . . Bireyin Kimliğini Olumlayan. . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . İman Siyaseti . . . . Sonsöz Notlar Dizin . 43 2. . . . . . . . . . . Ölecek Olan Ruhtur' 3. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . 62 . . . .1. . . 3. . . . . . . . . . . .. . . . . Onun Farklılığıdır. . . . . . . . . ..3. . Siraç'ın Oğlu İsa'dan Nasıralıİsa'ya . . . . . . . . . . Günahın Organik Siyasası . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . İsa'ya Ne Oldu? . . . . .

Türkçe çevirideki Kutsal Kitap aktarrnaları.Kitabın İn gilizce orijinalind eki/Deuterokanonik* Kitap­ lar 1 Apokrifa dışında Kutsal Kitap'tan yapılan bütün aktarma­ lar. Kat o lik baskı. Stibbs.J. Sriach (ecclesiasticus). Guthrie. publie sous la directian de D. . Britanya. D. İs­ tanbul. Hodder and Stoughton. 1987)'le karşılaştırılmıştır. B . Eski ve Yeni Ahid (Tevrat ve İncil). (On ikinci basım. J.A. Deutı!rokanonik: Kilisece sonradan veya ikinci dereceden muteber sayılan mukaddes kitaplara ait. A. Londra)'dan alınmıştır. Kitab-ı Mukaddes. Ayrıca Nouve­ au Commentaire Biblique. Good News Bible. 2. Makabeler. (Kitab-ı Mukaddes Şirketi. Wiseman. 1. New International Version. Holy Bible. 1958)' den yapılmıştır.M. Apok­ rifa. Makabeler' den yapı­ lan aktarrnalar ise. 1979)' dan yapılmıştır. (The Bi b le Society /Collins. Ey­ lül 1988. Motyer. Editions Emmaüs (Sa­ int-Legier.

Batı' da 'Theology' diye tanımlanan disiplin ise. Hele başka bir dinin verileriyle yetiştirilmiş kişiler için bu zorluk daha da fazladır. Batı'nın klasik eği­ timinde Theology ve Divinity arasında önemli farklılıklar vardır. bunlar birbirlerine tam olarak tekabül etmezler. Bu zor İLKi başarmış olmak doğrudan doğruya Hıristiyan Teoloj isi'ni içinden irdeleyen . kanımca 'Tanrı-Bilim' olarak Türkçeleştirilmelidir. Böylelikle ilk kez bir Müslüman araştırmacı tarafından Hıristiyanlık üzerine yazılmış fakat İslami bakış açısını değil bir kitap literatüre girmiş oldu. Kitabın Tezi (İsa'nın Se­ küler Yaşamının Diyalektiği) Boston Üniversitesi Theology Bölümü'nde Teoloji öğrencileri için kodekslenmiştir. Kitap İngiltere' de yayınlanmış olmasına rağmen halen sadece Amerika'da Daniel Liebert ve Alibris yayınevlerinin aracılı­ ğıyla ve üst fiyatından çok daha fazla bir fiyatla temin edile­ bilmektedir. Tezimin tamamını ortaya ko­ yabilmek için hazırladığım diğer iki kitap önümüzdeki yıl­ larda yayınlanacaklardır. Amerikalı ünlü sosyal bilimci Prof. Benzer şekilde Ameri­ ka'nın en ünlü şair ve düşünürü Prof.X üç lsa Hıristiyan ilahiyatını kavrayabilmek çok güç bir eğitim­ dir. Başkaları gibi 'kendini pazarlamaktan' hoşlanmadığım için kısa kesiyorum. 1993'te Makedonca'ya da çevrildi ve yayınlan­ dı. Exeter Üniversitesi'nden Sandy Martin. Üç İsa yayınlandığı zaman benim de tahmin etmediğim bir ilgi gördü. Örneğin Türkiye'de ilahiyat diye tanımlanan eğitimin Batı'daki karşılığı gerçekle 'Divinity'dir. Ortodoks ilahiyat Fakültesi öğrencileri için yardımcı ders kitabı oldu. Robert Pinsky de çok cesaretlendirici bir mektup yazdı. Üç İsa işte 'Tanrı-Bilim' eğitimi ve perspektifiyle hazırlanmış bir tezin anahatlarını içermektedir. Bunları kitabın EK bölü­ münde bulacaksınız. Doktora Tezi'nde (Phd) bu kitapta açıklanan bakış açısını değerlen­ dirdi. Bemard Morris be­ ni çok yüreklendiren bir mektup yazarak kitabın teziyle ilgi­ li olumlu görüşler taşıdığını belirtti.

Epiphany. Yeni bir İsa değerlendirmesi var. All Souls Day. Bu kitapta yeni fikirler var. Baba-Tanrı'nın bu Takvimi'ni değiştirerek onu kendi isteğine göre 365 güne çıkartan Katolik Kilisesi olmuş­ tu. Kutsal Metinler'e göre Babası Tanrı tarafından kendisine verilmiş olan Takvim'in de 360 günden oluştuğu­ nu biliyordu. So­ lemnity of Mary. *** Üç İsa'nın Türkçe çevirisini okurken çok zorlanacaksınız. Babtism of Our Lord Fest. İsa'nın bunların hiçbirinden haberi ve bilgisi yoktu. Pazar SUN-DAY. bu sah­ tekarlığı kim yaptı?" diye sorardı. Gününü (Cumartesi) tatil yaptığını biliyordu. Bunun Tek-Tanrıcılıkla hiçbir ilgisi ve kutsiyet itibariyle de bağlantısı yoktu. Octave of Christmas. Benzer şekilde İsa. Pes etmeyin. Konu zaten alışılmadık tarzda 'YENİ'dir. Pazar Tatili. Çünkü İsa. Söz ko­ nusu Kutsal Metinler'deki Teolojik İsa ile Katolik Kilise'nin Teleolojik (Mekan ve Zaman'a uyarlamak) İsa'sı hiçbir suret­ te bağdaşmaz. Day of Immaculate Canception vd. Bugünkü Kato­ lisizm'de yer alan başta Easter (Yortu) olmak üzere. Hatta Katolik Kilisesi'nin başlattığı PAZAR TATİLİ'ni duysaydı belki de.Aytunç Altındal xi benim için bir mutluluktur ve evlatlarıma ve yurduma bıra­ kabilecek tek mirastır. Pa­ ganların Güneş'e Tapınma günüydü. reddi kolaydır. Her yeni gibi kabulü zor.bazı temel olguların dışında. kendisinin Oğ­ lu olduğunu öne sürdüğü Tanrı-Babası'nın Kutsal Metinler­ 'de tatil olarak haftanın 1. Mother of God. "Ben böyle bir Tanrı-Buyruğundan söz etmemiştim. Mark Evangelist Fest. Katolik Kilisesi'nin de­ ğil. Kutsal Metinler'in (Scriptures) betimlediği bir İsa'nın 'Misyonuna' Dışsal/Seküler/Dünyevi bir bakış var. Diğer bir anlatırola Katolik Kilisesi Baba Tanrı'nın buy- . Gününü (Pazar) değil 7. Noel (Christmas). birçok 'Kutsal Gün' bu kutsal metinlerde yer almamıştır ve yoktur. Bunların tamamı Teolojik değil Tele­ olajik bakış açısıyla sonradan uydurulmuşlardır.

Aytunç Altındal İspilandit 1 10 Haziran 2001 . bilimsel çalışmalara destek olduk­ ları için de kendilerini ayrıca kutluyorum. ken­ di egemenliğini pekiştirebiirnek ve sürdürebilmek uğruna dilediği gibi değiştirmiştir. "Tele-Yozlaş­ ma"nın doruk noktasında olduğu şu günlerde Türkiye'de "Kirletilen Kültüre" değil. *** Uç İsa'nın bu üçüncü baskısını bu bakış açısıyla okursa­ nız bu zor okuma parçasını daha bir kolaylarsınız sanıyo­ rum. Kitabı bu yeni baskısına hazırlayan Yeni Avrasya Ya­ yınları' nın yöneticisine teşekkür ediyorum.xii Üç JSD ruklarını ve Tanrı'dan geldiğine İMAN edilen metinleri.

Tezi itibariyle Üç İsa. cismaniliği işliyor. Seküler değerler sistematiğini yansıtıyor. kendi cemaatinin dog­ matikleşmiş değerlerinin dışına çıkarak Sekülerleşmiş bir xiii . Birincisi bu kitabın teziyle ilgilidir. Kitapta. Bu-Dünyalılığı. Laiklik'ten ve Çağdaşlaşmacılık'tan farklı olan bo­ yutlarını gösteriyor. bir "Varoluş-Tarzı" sayılabilecek olan yapıya getirdiği Sekü­ ler yeniliklerle tanımlanıyor. Bunun gerekçelerini açıklayayım. Ate­ izm'den. araştırıcı ve sorgulayıcı olmak gerekiyor. Türkçe'ye eksik ve yetersiz olarak Laiklik ya da Çağdaşlaşma diye çevrilen Se­ külerleşme olgusunu anlatıyor. belirli Musevi ve Hıristiyan çevrelerinde bu kitabın tezi özgün bir bakış açı­ sı olarak değerlendirilmiştir. yeryüzüne ait oluşu. Seküler anlayışın.TÜRKÇE BASKI İÇİN ÖNSÖZ Önsöz'de şu hususları vurgulamak istiyorum: Üç İsa'yı okurken özel bir çaba gösterilmesi gerekiyor. Musevi olması­ na rağmen bu kapalı-devre işleyen ve bir din olmaktan çok. Üç İsa'da ele alınan İsa. Bu nedenledir ki.

Diğer bir de­ yişle hayata İnsan'ın prizmasından bakmak demektir. insancıl-olmak deyimi de öyle. Müslümanların yaşadıkları topraklar anlamına gelen Darü'l İslam birbirlerinin inkarı durumunda olan kavramlar olmalarına rağmen toplumsal. Kısacası biz Helen uygarlığından değil. . anlamına gelir. Haya­ ta doğrudan doğruya "Kent"in penceresinden bakan ve Ön­ ce Kent Sonra İnsan diyen Helen'den ayrı olarak Önce İnsan diyen Romalı olabilmektir. Roma İmparatorluğu'nun uygarlığındanız denmek is­ teniyor. işler anlamına gelen Ekümenik kavramıyla. Kavramlar-arası bir correlation vardır.xiv Üç lsa Musevi olan İsa anlatılıyor. İnsan'ı ve onunla ilgili tüm olay­ ları duyuş. Tanrı'nın isteğine uygun birey olabilmek hakkını kendinde toplamış ve bu uğurda canını vermekten kaçınma­ mış bir İsa bu kitabın öznesidir. cemaatsel fonksiyonları itibariyle anlamdaştırlar. insancıl Olan Biziz. Hatta bazı durumlarda Türkçe karşılıklar kullanılsalar bile anlam kaymaları oluyor. Iki örnek daha yazayım: Hıristiyanlığın temel kavramla­ rından olan Ekümenik kavramının Arapça karşılığı Darü'l İs­ lam olmuştur. Çünkü Biz Romalıyız denilen bölümde Romalı olmak. Hıristiyanlığı kendi diliyle anlatmak gerekiyor. Roma kentinde oturuyor olmak değil. odak noktası olarak görmek ve algılamak demektir. Ve ne ya­ zık ki bu Dil' i tam Türkçe karşılıklarıyla verebilmek olası de­ ğildir. kültürel bağlamda. Biri Kilise'yi ilgilendiren işler vb. Ekiesiastik ile Türkçe Diyanet de böyledir. Üçüncüsü bizzat Din olgusuyla ilgilidir. düşünüş ve davranış alanlarının kaynağı. diğeri Cami'yi ilgilendiren işler vb. doğrudan doğruya Helen ol­ mamak anlamına geliyor. Sadece İnsan-sever ya da beşeri olmalığı değil. anla­ mına gelirken. Doğaldır ki. İkincisi bu kitapta kullanılan Dil'le ilgilidir. Bir örneğini kitabın hemen ba­ şında bulacaksınız. Musevi Şeriatı'nın öngördüğü kul değil. Hıristiyanların yaşadıkları top­ raklarda onları ilgilendiren hizmetler.

Tanrı karşısında kendi yetkisini kullanarak KARAR VER­ MEK zorunda bırakılmıştır. İsa'nın İnsan olduğuna. Hayır. Musevilik. değil mi sorusuna muhatap olan bi­ rey'dir. Tanrı mı. Yani İnsan'ı Tanrısallaştır­ mak hakkını ve yetkisini kendisinde toplayabilmiş demektir. Hıristiyan­ lık'ta İMAN etmeye karar vermek de. İsa'nın Tanrı olduğuna İNAN­ MAK isterse İsa'yı Tanrı yapar ve böylece aldığı KARAR ge­ reğince kabul eder. bu kez de belki de gerçekten İnsan olan İsa'yı Tanrılaştırmış olmaktadır. Tanrı olmadığına KARAR vermişse. Birey. Çünkü İsa'yı Tanrı ya da O'nun Oğlu ya da İnsan yapıp yapmamak Birey'in alacağı KARAR'la gerçekleşir -ve tabiidir ki. Diğer bir deyişle. Üç İsa'da işte bu yapısal farklılık çıkış noktası ola­ rak benimsenmiştir.sadece neye inanmak ihtiyacını duyuyorsa ona inanmaya KARAR vermiş olan Bi­ rey için bir Gerçeklik taşır bu KARAR. o kadar. İMAN'dan KUŞKU (şüphe) duymak da İNSAN'a ait bir haktır. Bu kez de İsa'nın İnsan olduğuna KARAR verir.Aytımç Altındal xv Eleştirel ilahiyat açısından değerlendirildiğinde Hıristi­ yanlık -başta da Katoliklik. İnsan mı.Tan­ rı'nın Oğlu mu ya da tümü mü değil mi olduğu konusunda . belki de gerçekten Tanrı olan İsa'yı insanlaştırmış olmaktadır. İsa'nın Tanrı'nın Oğlu mu. Tanrı'yı İnsan­ Iaştırma hakkını ve yetkisini kendisinde toplayabilmiş de­ mektir. Yani Birey. sadece Hıristiyanlık'ta var olan bir olgu bu sistematiğin diğer ikisinden özde ayrıldığını ka­ nıtlar. Karar'ın niteliği değiş­ se de. Çünkü bu sistematikte. Kısacası. Bu temel ayrılık noktası şudur: Hıristiyanlık'ta birey. Hıristiyanlık ve İslamiyet'i karşılaştırmalı ila­ hiyat açısından incelersek. Bu ne demektir? En kısa deyişle eğer Birey. istemese de durum değişmez. KARAR'ı alan değişmez. Hıristiyanlık'ta İsa'nın. eğer Birey İsa'yı Tanrı olarak kabul etmeye KARAR vermişse.tanımsal olarak bir DİN değil bir KÜLT'tür. Neye inanacağına KARAR VERMESi gereken de odur.

Özellikle de� İslami çevreler bu dünyada bir­ likte yaşamak ve var olmak zorunda oldukları Hıristiyanlığı tanımak mecburiyetindedirler. Batı'yı Batı yapan değer­ lerin başında gelen Hıristiyanlık olgusunu "içinden" tanıta­ bilmek istedim. Sonsöz: Bu kitabın İngilizce orijinali "Medeni Cesaret" kavramına ithaf edilmiştir. Bu Otorite-tipi. ya da Tanrı'yı İnsan yapmak diye bir olgudan ve kuşkudan söz edilmez. En kısa söy­ leyişle Hıristiyanlığı benimsernek isteyen Birey.xvi Gül ve Haç Kardeşliği KARARI VEREN DE KUŞKU DUYAN DA BiZZAT BİREY­ DİR/İNSANDIR Musevilik'te ve İslamiyet'te İnsan'ı Tanrı yapmak. Bu iki sistematikte insanın böylesi bir KARARI alabilmeye ya da kuşku duyabilmeye yetkisi yok­ tur. Kendisine ne ka­ dar teşekkür etsem azdır. Üç İsa. Tek-Tanrılılığa İsa ile girmiştir. kendisi için önce bir Tanrı (İsa) yaratmak zorundadır. Musevilik'te ve İslamiyet'te birey'e böyle bir otorite verilme­ miştir. Türkçe baskısı için hazırladığım . Ben de kendi yazdığım kitabı Türkçe'ye çeviremedim! Bu zor ve zahmetli görevi Sibel Özbudun yüklendi. Ancak bir Kült'te Birey kendisi için bir İnanç ve onu temsilen bir Tanrı yaratabilir. yani Tan­ rı'sını bizzat kendi kararıyla kendisi Yaratamaz. Bunların üstesinden gelebilmek için çok çalıştım. Çünkü üstün Batı teknolojisini ortaya çıkaran Dinsel-Kültü­ rel öğeler vardır. zaman gösterecektir. Terzi kendi söküğünü dikemezmiş derler. Günümüze kadar gelmiş olan basmakalıp eleştirilerle yetinmemelidirler kanısındayım. Bu tür yaratım fa­ aliyeti sadece Kültler için geçerlidir. Umarım başkaları da konuyla il­ gilenirler. doğru. İsa ve Hıristiyanlık alanında yabancı bir dilde ve yabancı bir terminolojiyi kullanarak inceleme yazan ilk Türk olmanın bütün güçlüklerini yaşadım. Çünkü bu iki sistematikte insanoğlu kendisini ve tüm evreni Yoktan Var Ettiğine inandığı Yaratıcısını. kendi alanında bir Türk yazarı tara­ fından yazılmış ilk kitaptır. Amacıma nereye kadar ulaşabildim. henüz bilemiyorum.

Dost Uğur Mumcu kalleşçe planlanmış bir suikastta. ama fiziksel varlığını yitirmişti ..Aytımç Altındal xvii bu önsözü kaleme alırken o meşum haber ulaştı. Türki­ ye'de yıllarca sadece kalemiyle bir "Medeni Cesaret" timsali olarak doğru bildiği görüşleri savundu. Bu nedenle Üç İsa'nın Türkçe baskısını O onurlu. Benim tanıdı­ ğım Uğur Mumcu dürüst ve haksever bir insandı. Aytunç Altındal Zürih 1 24 Ocak 1993 . O güler yüzlü Kuvay-ı Milliyeci'ye adamaktan onur duyuyorum.. O yürekli. adını ve düşünce­ lerini değil.

Avrupa' daki endüstri ülke­ lerinde dünyevileşmenin gelişimini irdelemiştir. secu­ larism. Medhurst ve Moyser' in çalışmala­ rında işaret ettikleri gibi "dünyevileştirme" yoğun ta rtış­ ma ya ratmıştır ve terimin anlamı hakkında kuşkular bu­ lunmaktadır. secularization) birbirine bağlı terimler olmasına karşın. Genel Dünyevileştirme Teorisi'nde. Onyıllar boyunca sosyoloji ve ilgili bilim da llarının değişik ekol ve eğilimlerine ait çeşitli yazarla r.3 . dünyevilik ve dünyevileştirme (secular. dünyevileştirme ve/ veya laikleştirme2 ile ilgili çe­ şitli tanım ve teorileri incelemiştir.1 Dünyevileştirme: Çok Boyutlu Kavram'da Karel Dob­ belaere. her birinin anlamında kuşkular vardır.GİRİŞ Dünyevi. dünyeviliğin değişik ta­ nımlarını yapmışlardır. David Martin.

Troetsch. Parson ve Bellah. Böylece iki ayrı eğilim ortaya çıktı. fakat özellikle ilkinin ikincisine göre daha geride. Holyoake. . Fra nsa' daki d ünyevileştirme sürecine önemli katkılarda bulundular. dünyevileştirmeyi dinin bir gereği ola­ rak a çıklamakta kulla nmışlardır. Luckman ve diğerleri gibi seçkin aka­ demisyenler ve sosyologlar. (bu) d ü nyevi­ leştirme öncelikle 'Hıristiyan' bir fenomendir. Renan ve E. "'Dünyevilik' kipinin 'kutsa l'a zıt olara k kullanıldığı ve türevlerinin ina nca az çok a çık fa kat genellikle kapalı olduğu kilise ve dinsel kültürel özgürleş­ meyi akla getirdiği açıktır. . Ber­ ger. Tonnies. . an­ cak 'kaza nımlara bakıncaya dek' sonuçları kendine sakla­ yan bir dikkatle özeleştiret (bütünsel olmaya n) ta ra fsızlığı destekler. Ma rty'ye göre."4 İkinci eğilim böyle bir çelişki görmeyen teologların görüşlerini içerir: " . Shiner. Bunlardan bir tane­ si Nijk / Dobbelaere ta ra fından özetlenen. Bazı teolog­ lar H ıristiyanlık ve dünyevilik arasındaki belirli uyum üzerinde durarak."6 William A. Christian'ın Vatika n İkinci Konseyi'nin (1 962-1 965) belgelerini inceledikten sonra gösterd iği gibi. İngiltere' de ilk radikal dünyevi eğitim programını önerdi. Durkheim. 'Dün­ yevilik' d üşüncesi yüzyıllardan beri yalnızca dünyeviyi kutsal ola nd a n ayırmak için değil. Öte yandan kilise ve bazı teologlar ise. d ünyeviyi din­ sel olandan ayıran bilimsel-a k. Yinger. E.2 Üç lsa G. . Dünyevi'yi anlama ve yorumlamala­ rını bir oranda düzelterek geliştirmişlerdir."7 . J. teorileri farklı olmasına kar­ şın. Buna yönelik bir şeyler yapılmış a nca k hepsi açıklanmamıştır."5 Ma rtin E. Weber. dünyevi amaçta n yana olmuşlardır.ademik yaklaşımdır. dünyevi gerçekler kilisenin öğretileriyle çelişmez . Pflautz. " 'dünyevileşme' 'ina ncı kapalı' anla mına gelir ve 'inanca açık' olan 'dünyevilik' ten ayırt edilir. ona bağımlı olduğunu göster­ mek için kulla nılmıştır. " .

393) . Hıristiyanlığın gerçek ve Tan­ rı'nın krallığının yayılmasına. Reformasyon sırasında ve sonrasında. iyiliğin içlerinden yükselme­ siyle. insan­ ların dünyevi bilim dallarında yer almalarını teşvik etme­ yi önüne koyuyor. "Papalık daha faz­ la dünyevileşti. teknik ustalık ve bireysel kültür. Mil­ ler."10 Ve Peter L. Papalık sisteminin doğası­ na yeni bir ışık tutar. 36. dünyevi araştırmalara girmek zorunlu görünmekted ir. ya ratıcı­ nın planına göre ve onun sözünün ışığında.Aytunç Altındal 3 Ve ekler: "Gerçekte. Papalar kutsal pederlerdir ve aynı zamanda Papalığa ait devletlerin dünyevi krallarıdır.Ta nncılık yerine. Prodi'ye göre. s. devlet daha dinselleşti ve yalnızca güç ve ideolojiyi değil."11 Harvey Cox. teorik ve pra tik d ünyevi araştırmalar­ la ilgilenmek yalnız doğru değil. Dünyevi bilim dallarındaki rekabet. tarihsel olarak Hıristi­ yanlık kend i kendisinin mezar kazıcısıdır. Tek . dünyevi bilim dallarındaki rekabetleri ve çalışmalarıyla . şimdiki d üzenin yenilen­ mesine (773) ve yara tma eyleminin mükemmelleştirilme­ sine ka tkıda bulunur (961 ) . Prodi'ye göre.Ta nrıcılığı öne sür- . zorunludur da. "O ha lde."9 Papalık Kral­ lığı adlı kitabında Paolo Prodi. Berger'in belirttiğine göre. böylesi iyi sonuçlara ulaşmak için bulu nabilir araçlar kullanma k gerekiyorsa. "Dünyevi Kentteki Din" adlı araştırma­ sında . O halde. geleneksel dinin yeniden ortaya çıkışını incelemiş ve postmodern bir teoloji öne sürmüştür."8 Kilise Hakkında Dogma tik Anayasa'da Vatikan II. Papa lık 'ikili bağlılığı' dile getirir. içtenlikle çalışa rak insan emeğiyle iyilikler yaratına­ larına izin verin. yeni Çok . Yahudi-Hıristiyan geleneğinde. "Burada din ile dünyevileştirme arasındaki ilişkide büyük bir tarihsel iro­ ninin bulunduğunu öne sürebi liriz. Bu ironi en açık olarak şöyle söylenerek ortaya konabilir. önceden kiliseye ait olan birçok işlevi de kendi bünyesine aldı.12 David L. tüm insanla­ rın yara rına hizmet edebilir (Par.

Dünyeviliğin tarihsel ve sosyal-ahlaki kökleri. Kısacası. sözgelişi 'bu dü nyaya ait' ve 'ne din tarafından açıklanan kutsallık (Holy). ide­ a lize edilmiş kurallara bağlı bir kavra m gibi görün mek­ ted i r. Kilise tarafından bugün 'Adcı Hıristiyan­ lık' olarak adlandırılan. bu dünyaya ait olarak anlaşıldığında. aslında Dünyevi Hıristiyanlık' tır.13 A te­ izm ve inanç sahibi olmak. o halde laiklik de bence. 1 3. söz edebilmemiz mümkün olur. 'Dün­ yevi' burada. dünye­ vi değişimlerden ve kıta ların hareketinden veya piyasa fi­ yatlarından veya esas olara k teknolojiyi ve endüstriyle il­ gili dünyevi bilimsel çalışmala rdan veya dünyevi şiirden vb . bana. . ne de dini işlerden ayrı olandır (Profane) . kendisini doğrulayan her kanıttan ve gösteren her düşünceden daha geniş ve büyük olan. kutsa l karşıtını değil15 fakat daha ziyade toplumsal ve kültürel olanı anla tmaktadır. Aziz Pau l sonrası ortaya çıkan b u gelişmeleri dikkate almamıştır. bu kitabın kapsamı nedeniyle yazar. Öte yandan 'kutsal' ise. Ancak. bu kitapta 'dünyevi'.16 Dü nyevi.4 Oç lsa müştür (tanrıların ve ta nrıçaların yeniden doğuşu) . her yıl dünye­ viiikle ilgili daha fazla çalışma yapılmaktadır ve ka talog­ lara girmektedir. 'Dünyevi hüma nizm' ve ka tı bütünsel 'devlet destekli dünyevilik' denilen bi­ çimler de keza modern dünyeviliğin çağdaş şekilleridir. Dünyeviliğin bugün çoğunlukla kilise ve devlet a rasın­ daki ayrımı gösterdiği kabul edilir. dinin politikadan fa rklılaştırılması (ayrılması zorunlu olmasa da) sürecidir. yüz­ yılda Gerçekçilerle Adcıla r (Nomina list) a rasındaki ta rtış­ malarda yatar. Eğer dünyevilik kilise ile devletin ayrılmasıysa. Bununla birlikte. Alasdair Macintyre ve Paul Ri­ coeur ta rafından Ateizmin Dinsel Anlamı14 adlı kitapta inandırıcı bir şekilde ta rtışılm�ştır.

geçmişte Kilise'ye ait bunalımlar. 17 Onlar örneğin 'Hıristiyan sosyalizmi' ola­ rak görülen dünyeviliğin İngiliz Kilisesi'ne ait biçiminP8 ve 20. Jean Paul tarafından gündeme getirilen Kataliklik amacını kuvvetle desteklediler. Va tika n ta rafından yönetilen İn­ cil' i yeniden öğrenme programı. Duches­ ne' nin Toplu Yapıtlar'ında20 zaman sırasıyla izlenebilir. politik-ideolojik he­ sa plaşmala rın kurbanı olmuş ve bazen Ateizm' le birleşti­ rilmiştir. gerçek dışın­ d a n gerçeğin ayrılmasını gözleyen boşluk olduğunu söy­ lemekten geri durmamıştır. Bu gibi 'krizleri' sırasında Kilise. dünyevi Birleşik Avru- . Eğer dünyevi sistem Kilise hiyerarşisi tarafından ka ra rla ş­ tırılmış s tandartıara göre çalışıyorsa onu takdir ederler. sosyalistler ve diğer sözde 'yı­ kıcı' grupların açık bir fesat planı olarak gösterilmiştir. 1 990'larda Sürgün Kiliselerfl olara k adlandırıla nlar. 1 980' lerde 'Hıris tiyanlık yönetimi' nF• yeniden kurdu ve Birleşik Avrupa'ya tek seçenek olarak önerdi . kilise­ deki 'dünyevilik' izlerinden söz etmekten dikka tlice ka­ çınmışlardır. dünyeviliğin. Kilise' de ne zaman kriz olur­ sa. Ki­ lise liderleri suçlamalarında ve güç politikalarında. Roma ' daki Pa pa 2. Mgr. Yves Congar'ın 1 976' da. Dünyeviliğin yaygın olan biçimlerine karşı Kilise. Dünyevilik a na kilisenin en büyük düşmanların­ dan birisi olara k görülmüş. önderler inananların d ikkatini derhal dünyevilik tara­ fından yaratılmış zararlar diye adland ırdıklarına çekerler. Nosta lji ve ü topya nicedir federa tif bir birlik anlayışındaki Avrupa uluslarının gündemine yeniden gird i . yoksa dünyeviliği lanetlerler. yayınlanan Kilisede Kriz'inde19 olan. yüzyılın başlarında Avrupa' d a ki politik ortamı sü­ rükleyen ve Latin Amerika ' daki 'kurtuluş teolojisi' nde ha­ len etkili olan Katalik Sosyalizmi'ni tamamen· görmezden gelmişlerdir.Aytunç Altındal 5 1 920' lerden başlaya ra k dünyevilik.

gerçekte saçmalık ve sıkıcı konuş­ maların ötesine geçmekte ve bireyin dünyevi özel yaşamı için tehlike işaretleri vermektedir. amaçlarına ulaşmak için. Alın­ tı yapılan yazarlar ve onların kullanılan değerli malzeme­ si. bilginin sınırlılığından dolayıd ır. olmayanların çatıştığı ve işbirliği yaptığı bir sah­ nedir. Birleşik Avrupa'yı yeniden Hı­ ristiyanlaştırmakta (yeniden Katolikleştirme olmazsa). hiçbir şekilde bu kitabın içeriğine paralel bir düşünceyi göstermez. i nsan denetimindeki güçlerle. kişisel yorumlarıının so­ rumlusu değildir. Kilise-dev­ let ayrılığının temel destekleyicisi olan muhafazaka r poli­ tikanın yerini a lmaya a daydır. köklerim İslami gelenektedir. belirtmek bile gerekmez ki. Yetişmem ve öğre­ nimimi tamamlamam dünyevi bir sistemde olmasına kar­ şın. Eğer çalışınam ku­ raldışı bulunursa. ima etmez veya içermezler. bu.23 Bu köktenci radikalizmin Katoliklikle sınır­ lı o lmadığını ve Musevilikle. Bu tehlikeli durum. 20. yüzyıl so ftacılığının modern 'maskesi' olan bu yeni dini tutu culuk. yüzyılın son on yılında 'ruhani �Hem' de gerçekleşen bu köktenci değişimler. "Tarih. Birçok kez misyoner 'ci­ hat' çılar tarafından. ki­ lise yönetimi. Hıristiyan değilim ve hiç olmad ım. bu kitabın yazılmasının ardınd a ki itici güçtür. 1 9 . Bu kitapta sözü edilen veya alıntı yapılan çalışmalar."24 diyen R. dikkate değer oranda İs­ lam' cıla d a bulunduğunu belirtelim. Avrupa' d a veya başka yerde yaşa­ makta olan Hıristiyan olmayan entelektüellere yöneltilen soroyla karşılaştım: "İsa size neyi i fade ediyor?" Bu kita­ bın üçlü adı. H Tawney' den almıştır. . benim İsa'yı gözümde canlandırmaının ve öğretisi karşısında edindiğim izlenimlerin tanığıd ır.6 Üç 1$11 pa' ya karşı ilerlemektedir. kendisi de dünye­ vi bir belge olan İnsan Hakları Deklarasyonu'nu sıkça kul­ lanmaktadır. Temel fikrini.

Aytunç Alh. Hıristiyanların Tanrı'smı anlayabilmek husu­ sundaki çabaının yetersizliğinden değildir.dal 7 ama ısa'yı. 1 992 . Aytunç Altındal Zürih.

insani olmak. İnsan'ı hayatın merkezinde görmek anlamında­ dır. Roma İmparatorluğu' nd a yaşaya n civili­ an (barba r olmayan) ve Yerleşik Düzen'i benimsemiş yurt­ taşlar Onlar' dı. bağlılık duy­ dukları inanç sistemlerine özgü vecibeleri. Çünkü Biz Romalıyız"""" Roma İmparatorluğu' nun egemenliği altındaki toprak­ lard a kırsal ve kentsel hayatı yönlendirenler Onla r'dı.1. insancıl"" Olan Biziz.). Sadece Roma şehirlerinde ya­ şayan anlamında değil. duyuş ve düşünüş bütünlü­ ğünü ifade eder (y.n. idareci.) Romalı: Buradaki kullanımı itibariyle 'Roman'. Gündelik hayatlarında. geniş meyd anlarla. köle-sahipleri. Roma İmparainsancıl: Buradaki kullanımı itibariyle 'Humane'. Beşeri olmak. Üzerieri kemerli yollar ve geçit­ ler yapmayı. Kararları Onlar verirler. Daha sonraki yüzyıllarda ortaya çıkan 'Hümanizm' akımı Roma'daki bu düşünceden kaynaklanmıştır (y. Toprak sahipleri.İ SA: SEKÜLER MÜSEVİ Açılmayacak örtü ve bilinmeyecek gizli şey yoktur. Matta 10:26 1. Sekü­ ler 1 dünyevi ilahileri Onlar bestelerdi. İsa.n. kentlerd e kişiye özel ya da kamuya açık ha­ mamlar inşa etmeyi ilk kez tasarlamış ve gerçekleştirmiş olanlar Onlar'dı. Dünyanın nerL>sindc olursa olsun Romalılığı ve ona özgü davranış. subay ve buyurucu olan. asker. ll . şampiyonlar yaratırlard ı. insanlığı esas kabul etmek. spor yarışmaları düzenler. Kentlerini tiyatrolarla . gerekli gördükçe. Onlar'd ı . Roma İmparatorluğu'nun özgür yurttaşı olabilmek onuruna ulaşılmışlığı ve Helen-olmamayı simgeler. yüksek sütu nlarla v e bahçelerle güzel­ leştirmiş olanlar Onlar' dı.

12

Üç lsa

torluğu'nun koyduğu ve özenle gözetim ve güvence altın­ da tuttuğu religio* diye tanımlanmış olan bir usule uygun olarak yerine getirirlerdi. Bu nedenledir ki, Roma İmpara­ torluğu' nun yurttaşları gerçekte 'kült vecibelerine' bağlıydı­ lar; günümüzde kullanılan sözcük a nlamıyla tam 'd indar' değillerdi. Dileyen dilediği kadar külte bağlı olabiliyor ve onların öngördüğü veeibeleri uyguluyordu. Dolayısıyla­ dır ki, a ra la rında Panteistler, Polyteistler, Henoteistler ve Ka thenotei stler,.,.. çoğunluktayd ı. Buna ra ğmen uçsal (ma rjina l) kabul edilen bazı cemaa tlerde Tek-Ta nncılığa yakın syncretism'e*** dayalı inanç-veeibeleri de uygulan­ maktaydı. Gündelik hayatı yapa n yazılı ve sözlü iletişimde inanç sapkını, Heretik kavramını karşılayan bir deyim yoktu; ğerleri arasında ortodoks (tek gerçeklilik) va rsayımia ra an­ cak asgari düzeyde yer verilmişti. Ne oldukları bilinme­ yen olaylar karşısında duyulan ilkel korku a nlamına gelen çünkü, dümdüz ve yekpare (teksesli) olmayan ma nevi de­

supertitio kavramı, toplumun alt tabakalarında etkili bir
rol oynasa da gerçekte, İmpa ra torluğun religio'su toplum­ sa l ka tma nla r ve sınıfla r a rasında daha güçlü bir düzenle­ yici ve birleştiriciydi. Yurttaşların benimsemiş oldukları düzinelerle ta nrı, ta nrıça ve onla ra ilişkin kültler vard ı. Ta nrıla rı hizmet görmek için onlara hizmet veriyorla rdı. Yine de günün bi­ rinde bir tanrıyı yetersiz bula rak kaidesinden a la şağı ed i­ vermek ya da bereketsiz bir ta nrıçayı daha etkili olacağı
Re/igio: Roma İmparatorluğu'nda religio kavramı, bireylerle tannlar arasında

var olan ve resmen kabul edilmiş, yerleşik düşünce sistematiği çerçevesinde rasyonel (akli temelleri) olan 'Bağlar/İlişkiler' manzumesi (bütünü) demektir.
Paııteist: Canlılık-merkezli Tanrıcılık; Polyteist: Çok-Tanncılık; Heteroteist:

Bir grup Tanrı'ya bağlılık, Katenoteist: Bir donem için belirli bir Tanrı'ya, başka dönemde başka Tanrı'ya bağlılık. (y.n.)
•••

Syııcretism: Eş zamanlı bağlılık, eş-uyum bağlılığı. (y.n.)

Aytıınç Altındal

13

varsayılan bir başkasıyla değiştirmek, rastlanılmayacak olaylardan değildi . Seküler ve Manevi/ Ruhhan taraflar arasındaki Roma modus v ivendi' si* olası çatışkı ve gerilim­ leri önlemek üzere kurulmuştu ve 'Tek-Tanrı-merkeziyetçi­

liği 'nden kayna kla na n hoşgörüsüzlüğü dışlamaktayd ı. İn­
sanlar düzenlenen festivallerde, sirklerde ve eğlencelerde kehanetler dinlemeye ve yorumlar yapmaya çok düşkün­ düler a ma bugünkü a nlamıyla bağlılık-yeminleri (Credo) ve ya karış duaları Onlar' a uygun değildi. Genel anlamda ta nrılarını, tanrıçalarını ve tapınaklarını seviyor, onlarla yaşamaktan mutluluk duyuyor, hatta belki de onlara tapı­ nıyorlardı, ama hiçbir Roma lı kendi yazgısını sonsuza dek Tek-Tanrı'ya bağla mayı düşünmüyordu. İnsa n'ın mı tan­ rıla rı yoksa Tanrı(la r)'ın mı İnsan'ı yarattığı şeklindeki so­ ru, küçük bir azınlığı oluşturan bazı dediğim-dedikçi ay­ d ınların meselesiydi: İmparatorluğu oluştura n tüm res

publica'nın (kamu) böyle bir sorunsalı yoktu. Böylesi spe­
külatif konular Onlar'ın unlü düsturunu da değiştirmiyor­ du: İnsancıl Olan Biziz; Çünkü Biz Romalıyız. Felsefede Gnostiklerin, Skeptiklerin (kuşkuculuk), Epi­ kürcüterin (doyumculuk) ve Platocuların izleyicileriydi­ ler. Görüşlerini açıklarken doktriner ya da dediğim-de­ dikçi olmamaya özen gösterirler, daima a kli ola n çözüme ulaşmayı yeğlerlerdi. Kurtuluş / Selarnet (Salva tion) kav­ ramının muhtemeldi ki, bireysel ve maddi bir anlamı va r­ dı ama kesinlikle dinsel değildi. Bir Ku rtarıcı'ya gereksi­ nimleri yoktu; za ten varsayımsal Kurtarıcı(lar) olara k ka­ bul edilenler Onlar' dı. Siyaset alanında sınıfsal bilince ulaşmış insanlardı. Uç­ suz-bucaksız, yaygın ve güçlü bir impa ra torluğun önde

Modus Vivendi: Yaşam tarzı. Diplomaside yaşam tarzına müdahale edilme­

yeceğini gösteren belge. (y.n.)

Üç İsa

gelenleri ve soyları-tescilli mirasçılarıydılar. Kend ileri ve egemenlikleri altındaki halklar için yasa-yapıcılık görevi­ ni üstlenmiş olanlar Onlar' dı. Hayattan ne isted iklerini bi­ len, yurttaşlık bilincine ulaşabilmiş insanlard ı. İster Sekü­ ler olsun ister manevi, tüm konularda yönetimi ellerinde tutanlar ve son sözü söyleyenler Onlar' dı. Sonraki yüzyıl­ larda Onlar' a Pagani (paganlar)1 denildi ve günümüze dek kendilerine takılmış olan bu adla tanındılar. Çağdaş Av­ rupa uygarlığının temellerini atanlar, On la r' d ı. Paganlar birçok ülkeyi ve ulusu yönetiyorlardı. Sömür­ geleş tirdikleri ülke ve uluslara kendi yaşam tarzlarını ve standartlarını dayatıyorlardı. Bir yandan yeni alışkanlık­ ları, görenek ve uygulamaları, diğer yandan da yeni dü­ zenlemeleri, yasaları ve yasakları yerleştiriyorlardı. Pa­ ganlara özgü yaşama ve yönetme tarzının tüm ulusları ve cemaatleri hoşnut ettiği söylenemezdi. Nitekim, hoşnut olmayan topluluklar arasında Kudüs'ün ve Filistin' in Mu­ sevileri başı çekiyorlardı. Romalıların Kudüs'ü işgallerinden sonra Filistin, Roma tarafından atanmış krallarca yönetilir olmuştu . Filistin'in

'Büyük Kralı' diye tanınan Herod, işte bu 'atanmış' krallar­
dan biriydi . Doğuş-hakkı itibariyle Sernit (Ebonit) ve W.H.C. Frend'in tanımıyla2 Nominal olara k Musevi olma­ sına rağmen, Museviler İsrail'in Tanrısı' nın Yasası'na (Musevi Şeriatı) uygun olarak 'Onaylanmış' bir kral değil de, işbirlikçi bir kral olduğu için, Filistin'in gerçek yöneti­ cileri olan Romalı Paganlardan çok Herod' dan nefret edi­ yorlardı. Museviler için Herod, 'peygamberce yöneticilik' (uhrevi) geleneğine tümüyle yabancı, Musevilik-d ışı Se­ kıiler (cismani) bir gücün Musevilerin başına yerleştird iği bir kraldı. Bir diğer deyişle Herod, Museviler için 'Tanrı­

tarafından-gönderilm iş' değil, 'insan tarafından- aratılmış'
kral' ı simgeliyordu. Buna rağmen, Romalılarla işbirliği

y

planı uyarınca Kendisini Yara tılış' tan ayrıştırdı ve gör­ kemli yaratıcı faaliyetini noktaladı. Kadir-i Mu tlak.000 dün­ ya yılına denktir. Ancak kendi tasarımına göre Tanrı'nın yeryüzündeki görevi devam ediyord u . Kutsal Kitap'ın yed inci tekvin (doğuş) gününde Tanrı.Aytımç Altındal yaptığı için Herod'a düşmanlık gösterseler de onun gü n­ delik siyasete getird iği yöntemlere ve pragmatizmine hayranlık duymadan da edemiyorlard ı! 1. ama hiç kuşkusuz. Yaratan ve ulaşılamaz olan Tanrı'ydı. (Halk inancasında bir İncil günü 144. Kutsal Kitap İncil' in bir gününün gerçekte ne kadar ol­ duğunu. Yed inci günü (Sebt) ku tsayıp d inlenıneye çekild i . tam süresini kesin olarak hesaplayamaz. Tanrı'nın Kendisi kendi yarattığı 'Başlangıç'ta yer almamıştı. eril Tanrı'ydı. Çünkü Biz Museviyiz İsra il Tanrısı. ölümlü olan insa noğ­ lu. Çünkü O' nun yarattığı her şey iyiydi. her zaman ve her yerde var olan. Tanrı'nın suretind en yara tı­ lan İnsan (Adem) ilk mübarek kılman ve Sebt de ilk takdis edilen idi. Tanrı yaratılmamıştı.2. Yarattığı her şey gibi Sonlu (Ölümlü) değild i. dolayısıyla da kend ine özgü Za­ man'ı ve Mekan'ı vard ı. Gökleri ve yeryüzünü ve me­ kan içinde yer tutan her şeyi Kutsal Kitap İncil' in Eski Ahit bölümünde anlamını bulan 'Altı İncil Giinii' içinde yaratmıştı.3 Yaratılış ve insanlığın mü kemmelliğe ulaşma çabası O' nun 'eserleri' arasınday­ d ı. a ma misyonerlik hizmetleri ve Tanrı' nın 'uluslar'a ai t olan görevleri çoğunlukla O' nun Ruh'u ve melekleri tara- .) Tabi­ idir ki. ama mükemmel değildi. tüm-güçlerin-sa hibi. Seçkin ve Kutsal Olan Biziz.

İsrailoğulla­ rı'na böyle diyeceksin: Beni size BEN'im gönderdi . •• Tt•lragrammalon: Dört harften oluşan sözcük. el Shaddai. (İbranice El) Kendini Elohim / Elaah. 1 9 : 1 2 ve 22:31 ) ve boş yere ağza alınmasını (Çıkış. Sonradan Şeytan'a dönüşen Lüsifer bile. (Tanrı' nın Adı'nı ce­ maat önünde anan Musevi kendini kafir konumuna düşü­ rüp d oğuştan gelme haklarını yitirir ve sonunda d a kendi­ n i Tanrı' nın Tekvin'inden ve Museviler' in Çıkış'mdan** • t. Tanrı' nın tasarımına göre insan­ lığın kötü işleri -ki insanların tasavvurları gençliklerinden başlayarak kötülüğe eğilimliydi (Tekvin. Ebedi­ yen adım bu ve devirden devire anıimam budur. İsrail' in Rab'binin kararlı ve buyurgan bir doğası vard ı. özellikle İbranice' deki. 8:21 ). Hepsi b u ! İbranilere On Emri' nde Tanrı Adı'nın kötülenmesini (Levililer. Tek BEN'im olan ve Bir ve Tek BEN OLACAGIM olan.) . başlangıçta Tanrı'nın bir meleğiyd i . Yasa-Yapıcı Musa Tanrı'ya Ad' mı sormaya cesaret ettiğin­ de şu yanıtı almıştı: "BEN BEN OLANIM. t•�laffuz Türkçe'ye ıı.O' nun Ruh'u ve melekleri tarafından a rındırılacaktı. 20:7) kesinlikle yasakla­ mıştı.'<iilemez sayılan ve Tanrı'nın Adı'nın gizemli simgesi acidedilen YHWH ya da JHVII harfleri. Bu ha rfler tümüyle gizli bir adın işaretleriydiler.n.lh Üç isa fın dan yürütülmekteydi . İsrailoğullarının sadece O' nun Adı'nı okuyup sonra d a isteyerek unutınalarma izin vard ı. dile getirilmez. telaffuz edile­ mezd i. Yahve / Sabaoth (Yehova / RAB). (y.ııı "Çıkış" diye çevrilen " Exodıı s " Yahudiler'in Mısır'dan çıkarak Ke· iline gdişleri demektir. Ad'ını oluşturan dört İbranice harf'in (ya d a ses) Tetragrammaton'u*. Yahudiler için Tanrı. Ad onoi ve Kabbalistik anlamında da Şekina gibi kimi a dlarla ortaya koyuyordu . Lüsifer Tanrı'ya b aşkald ırısınd a n d olayı O' nun İnayeti' nden uzaklaşmıştı." (Çıkış 3 : 1 2-1 5) Gerçekten de böylesi mütevazı ama o d enli de açıklanamaz bir ad ve bağlamsal işlevleri olan Bir ve Tek Tanrı O'ydu! Bir Olan.

Bu da İsrail Tanrısı'na göre bu tanrıların sadece ilahlar olarak var olduğuna işaret etrnekteydi. İlahi olana değil. . 'Kötülükler ülke­ si'ne a ittiler. 20:23) ve kendininkilerden başka gelenek ve adetlere ta­ hammül edemiyordu. Birçok kez 'bütün uluslar'ın Bir ve Tek Tanrısı olduğunu açıkça belirtrnişti . İsrail' in Tanrısı . suyu karadan ve gündüzü geceden ayırrnıştı. İsrailoğulları. İbranileri birçok kavim a rasından seçrnişti (Levililer. Komşu ülkelerde soykırımlar ya­ pılmasını isteyip İsrailoğullarrnı bu kirli işi görmeye zor­ lardı. tela ffuz edilemez ve 'Esra rengiz' Ad' ının 'Batıni anlamını' öğrenmeye hakkı vardı. 20 :26). son derece kıskanç (Tekvin. İsrail'in Tanrısı tüm kulları İsrailoğullarına (Levililer. 9:24).Aytıınç Altındal 17 dıştalar. Pagan ilahlarını 'Tanrı-Olmayan Tanrılar' olarak ni­ teliyord u . Tanrı.tümüyle ayrıştırıcı -başlangıçta ışığı karanlıktan. kendi tanrıları tara fından seçilrnişlerdi. 1 9 : 1 6) . Pagan tanrılarını ve tanrıçalarını. İsrailoğulları arasında bir tek Başra hip'in Tan­ rı'nın onaylanmış sözcüsü olarak. 20:7-8). 26: 1 6) bir Tanrı'dır.6 Ve onların lanetlenrnesi gerekiyordu : Pu tları ve sirngeleri 'sapkın yolların' nişanlarıyd ı. 34: 1 4) ve dehşet veren (Levililer. kutsal bir kavim olmak için çok küçü k ve güçsüz olmalarına karşın (Çıkış. 25:42) ve özel kulları Peygamberleri' ne bildird iği gibi. Diğer Yahud ilere 'pek çok harikayı ve gizi'4 barın­ dıran bu adı hecelernesi dahi öğretilernezdi. su naklarını ve tapınaklarını aşağılıyor ve görmezden geliyordu. Bu nedenle gizli adı güvenlikte tutulmalıdır. Bertrand Russell'ın tanırnıyla.ve farklılaş- . "5 İsrail'in Tanrısı başka ilahiara (Çıkış. "Tanrı kavrayışının tümü kadim Doğu despotluğundan türetil­ miş bir kavrayıştır.) Musa' nın söyled iği gibi İsrailoğulları kendilerini bildiği günden beri Tanrı'ya karşı asi olmalarına rağmen (Tesni­ ye.. Tanrı' nın Kendisi kutsal oldu ğu için onlar d a kutsaldılar (Levililer.

kendine oyma bir put yapar. ve Allah geçmiş ola­ nı yine arıyor" (Vaiz. insan yapısı fikir ve idealleştirmelere gereksinimleri yok­ tu. "İşin sonu şudur. mutlak bir başlangıcı ve sonu olan tarihsel zaman süreci içinde ifade etmiştir. Öte yan­ dan Kültür. Muse­ v ilerc göre insanın yeryüzündeki görevi Kudüslü Kral Davud'un oğlu V a iz'in sözlerinde özetlenmişti. bunlar da a nlam­ sızd ı! Çünkü Ta nrı'nın yaptıklarına herha ngi b ir şey ekle­ nemez ve ondan bir şey eksiltilemezdi (Vaiz. İsrail'in Tanrısı. Ve Mircea Eliade'ın da belirttiği gibi. tarihinin ve siya­ setinin tek yapımcısı ve tasarımcısıydı . Yahve. doğası itibariyle insanı 'güzel'e Tapınma'ya çağırıyordu. O' na sadık ka lmaya alışkındı. Geleceği araştır­ maya ve şimdiki zamana boyu n eğmeye ya da geçmişe hayıflanmaya gerek yoktu . Bu Se­ küler görüşler Kültür.8 Uygarlık. İsaiah Pey­ gamber' in de söylediği gibi. "Var olan eskiden­ d ir. bazen kaçınılmaz olarak O' na ters düşebi­ lird i . 3: 1 5) denmekteydi. her şey işitildi: Allah' tan kork ve O' nun emirlerini . Seküler.7 Bu nedenle Ya hudi' nin gündelik yaşamı Tanrı tarafın­ dan kesin olarak iki alana ayrılmıştır : İlahi alan ve haram alan.lK Üç isa tırıcı bir Tanrı'dır. 44: 1 7). Tanrı' nın Yasası'yla çelişmese dahi. Çünkü Musevilerin Yasası'na göre. Bunlara ilişkin her türlü insan-yapısı karar ve hüküm. Musevi yaşamının. Her şey gibi. Felsefe ve Sanat gibi top­ lumsal-tarihsel kategorileri içeriyorlardı. "Ve ondan artakala nı bir ilah. Bunlar dışsal ve Seküler görüşler sayılırlardı. 3 : 1 4). İsrailoğulları kendi Ahit(ler)ince ku tsanmışlardı. Örneğin Kültür Musevi'ye Bilgi Ağacı'nı anımsatmaktaydı. İsrail Evi' nin ça tısı altında teolojik ve pra tik anlamıyla Kültür' e ve başka ilişkin kavra rnlara yer yoktu . d iğer tanrılardan farklı olarak kendini kozmik za­ man çevrimi içinde değil. ve olacak olan eskiden olmuştur. Musevi zorunlu olara k Tanrısı'na Tapınma'ya değil. ve önünde yere kapanır ve tapınır" (İsaiah.

resmen tanın- . 1 2: 1 3) isteniyordu. Peygamber Mika'ya "Ya takları üzerinde fesat düzenierin (. 48 :6) d iyordu. Oysa Pagan ya şam tarzı aşikardır ki. Theios aner Tanrı-yapısı ya da Tanrı-tarafından-gönderil­ miş-irtiba t-insanı değil. ) vay başına!" (Mi­ ka. Böylesi bir kişi Evren­ sel / Tümel İnsa n. her 'yeni' Ta nrı'nın bir sunusu olmalıyd ı. Çünkü 'her şeyin bir zamanı vardı' ve bizza t Tanrı.. fikir. Tanrı'nın işlerini yorumlamak. ideal ve düşüncelerinde 'karizmatik olgun­ luğa' erişmiş insana özgüyd ü. çünkü yo­ rumları mecazi olarak gerçekleşiyor ve Tanrı'nın İnaye­ ti'ni içermiyordu . Kutsal İnsa n11 kavramı. Örneğin Anado­ lu' daki Helenistİk geleneğe göre. 40:8) fesa t sayılmak­ taydı. 'Tabir Al­ lah'a mahsus olduğundan" (Tekvin.9 Geleneğe göre." (İsaiah. Ama böylesi bir kişi bir Kad ir-i Mutlak Tanrı tarafından kutsa nmış değildi. Bütün(sel). sonsuza dek bağlayıcı ke­ ha netler. içgörü ve vargıları. ( Kamil)-İnsa n olarak tanım­ lanıyord u . O'nun işlerini yorumla­ maları değil. Ve böylesi fesatlar Musevilerle Ta nrı arasına nifak sokardı (İsaiah. insanlığın kültürünün ya da putların değil . Yorumcu denenlerden çoğu Musevilerce sa hte peygamber ya da kahin sayılıyorlardı. sınırları kesin ola­ rak belirlenmiş bölü mlemeler. gizli şeyler işittir­ d im.Aytwıç Alimdal 19 tu t. özel yerlere ve hakka niyet sembolü bir ilaha10 yakıştırılan bir özellikti. çünkü insa nın bütün vazifesi budur" (Vaiz. 59 :2). kendi aşılmaz nitelikleri. Çünkü Tanrı. bilmediğin. İs­ railoğulları'ndan sadece "her şeyi yapan Allah'ın işini bil­ meleri" (Vaiz. ilahilik insa nlara değil. buyrultular ve sözde göksel düzenlernelerin bo­ yunduruğu altında sürdürülmüyordu . Greko-Romenlerin Theios aner. Onların gözlerinde ya­ şayan bir ilah olarak kültürel statüsüne kend i erişmişti . 2: 1 ) demişti . . "Sana şimdiden yeni şeyler. 1 2 : 1 3). er­ demleri ve zekasıyla kendi karizmasını 'insanlar arasında ve insanlarla birlikte' yaratıyordu.

Pagan ta nrıları insan-ya pısı imge ve idoller. 'kötülük simgeleri'ydiler. onla rla iç içe yaşıyordu. insa n yapısı değil. Theios aner bir ba kıma Empe­ docles ya da "Ruhun ölümsüzlüğünün ölümsüzlere ben­ zerliğinden ka ynakla ndığını ve bu benzerliğin güneş. Pagan kendini sahip olduğu SeNoolojik: Sadece akıl yoluyla bulunmuş. Yurttaşların manevi istemlerine hizmet eden Pagan ta nrı­ ların tersine. Paganların düşünce tarzına göre her yurttaşın yaşa mı Musevilikte olduğu gibi göze görülmeyen ve adı anılma­ yan bir Deus Absconditus (gizli Tanrı) tarafından yönlendi­ riimiş değildi.) . akılda var olan bilgi. Ola sılıkla 'kehanetleri' gerçekte 'verili vahiylere' değil. tanrıla rın ta m ortasında. kendini yaratmış Ya şayan Hü­ kümran Tanrı'yd ı . yıldızla r ve tüm gök-kubbe hiçbir zaman devinimsiz ola­ rak a lgılanmadığı için. a ksine Gizem denilen olgula r. Musevile­ rin taktığı adla. İsrailliler için Ta nrı. Musevi kendi ni (kişisel) yaşaya n Ta n­ rı'yla bağlantılandırırken. (y. İsrail'in Tek Tanrısı dilediği an Musevilerin yaşamının en mahrem a lanlarına bile. ay. Devlet tarafından seçil­ miş ayrıca lıklı bir kişiliği ola n Paganın tersine.20 Üç isa mış filozoflarınkinden daha derin olan bilgileriyle kend ini yetiştirmiş bir bilge kişiydi. hükmedebilİyor ve nüfuz edebiliyordu . bilgi ve bilgeliğe dayalı teşhis ve öngörülerdi .n. tanrıla rla ortak olarak sergilendiği kesintisiz hareketten oluştuğunu"12 öğreten Crotonlu Alk­ meon gibiydi. Musevi kendi topraklarında sıradan bir insan olmaya mah kCımdu . Greko-Romen gelenekte Theios aner Gizemler'e tabi değildi. Pagan. Ancak popüler kültür onlara kehanetler ve mucizeli eylemler ya kıştırıyordu. oysa Musevi sadece kendi tek Tanrısı' yla birlikte yaşamak üzere seçilmişti. Theios an er' e tabiydi ve ancak Noolojik* birimler olarak ge­ çerliydi .

siyasal. ta rihsel ve toplumsal bağıntılada kuru l ­ muştu. Ta nrı ta ra fından verilmişti. Devletine ve İmpa ratorluğa olan bağlılığıyla tanımlanma ktaydı . 'Vaadedilmiş' Topra klar'da Raboin sözleşmeli işçisi gibiyd i. ik­ tisadi. paganla rın birliğinden fa rklıydı. 'Birlikte a ma ya lnız' ilkesiyle bir araya getirilmiş olmalarına karşın. Roma İmpa ra torluğu'nun sivil yu rttaşıydı. yalnızca İmparator'a tabiydi. büyük-toprak-sahipleriyd i. Paga n. Pa­ ganlar uluslarını uyga rlık dünyasına iletmekle yüküm­ lüydüler. Musevi ise adını ve cemaat kimliğini Tanrı'yla bağlaşıklı­ ğı içinde edinebilmekteydi. İs­ rail'in Yasası'na göre RAB'be aitti (Levililer. Kimliği -yani atavistik ve do­ ğuş alanına göre biçimlendirilmiş tapına k. . her şeyin üzerin­ de. Bu nedenl e dt• önyargısızdılar ve tüm zenginlik ve kudret sah ipl l•riıw. Pagan birliğinin te­ melleri Ta nrı-ta ra fmda n-yapılmış yeryüzündeki değil. Kült inan­ cıyla değil. bu birlikte­ lik. Pagan. İsrail Tan­ rısı'nın Yasası'na göre Eski Ahit'in on iki kabilesi bizza t Rab tarafından bir araya getirilmişti. bir Tanrı ta rafından bağlanmış ya da tutsak kılınmış değildi. Musevi RAB'binin hizmetkarıydı. Musevi her nasılsa Tanrı RAB tara fınd a n kıskıvrak ya­ kalanmıştı . Paganlar yeryüzündeki servetleri ve buna denk düşen seküler iktidarla rıyla birleşmişlerdi . Ad'ına bağlılık ve Yasası'na sadaka t beklen­ mekteydi. Paga nlar. tanrılarla ilişkilerinde kendini özgür ve serbest hissederdi. Oysa toprak. göklerin ötesinde bir yerlerde tahtında oturan görünmez bir Tanrı'nın dizlerinin hizasına değil. Pagan.Aytunç Altındal 21 küler güçle özdeşleştirmekteydi. Pagan ise dünyanın efendisi olmak üzere doğmuştu . 25:23).Devlet-ulusa l­ cılığı-İmparator'u Pontifex Maximus olarak hiyerarşinin doruğuna yerleştirmiş olan insan-yapısı Seküler mekaniz­ ma tarafından değil. Atala­ rının kabul ettiği Ahit nedeniyle Musevi. Bu nedenle kendisinden O'na inanç ya da iman değil.

ısrail'in Tanrısı'nın Yasası'nda Musevi'nin religio ile değil. Musevi bir anadan doğmuş olmakla Musevi. çok kolay öfkelenen ve a nında yıkıcı olabilen RAB'bin hu­ zurunda ve tapına ğınd a tüm insanlığın keskin zekalı avu­ katı rolünü oynamakla onurlandırılmıştı . 'kendisi inançtı'Y Musevi'nin RAB'la bağlaşıklığı hiçbir zaman tapınmaya göre düzenlenmiş bir özd eşleşme sorunu sayılmıyordu. yani Teşuva'ya dönüp O'nunla daha ağır hükümler içe­ ren yeni aki tler yapmak zorundaydılar. 8:1-32). bu her zaman için daha ağır yaptı­ rımla rı ö ngörür -örneğin Tanrı bakire İsrail'in kocası ola­ rak tanınmayı şart koşmuştu. keskin bir ni­ şancıyla hareket halindeki hedefi arasındaki ilişkiyi andır­ maktaydı . ulusları ve tanrı la rını bazen savaşarak. Museviler Tanrıla­ rı'ndan bir parça toprak edinebilmek için 'Doğru Yol'a.ve baskı altında gerçekle­ şird i. çünkü o.14 Musevi'nin kendini RAB'biyle özdeşleştirmesine izin yoktu .Paganların Hercules' inden daha güçlü bir kahraman olmak zorundaydı . Görevi her insanınkinden daha seçkin ve derinlikliyd i . Paganlar yabancı ülkeleri. ina nç ve geleneklerine bakmaksızın kuca k açıyariard ı (I. Ve Tanrı toprağı elinden çıkarttığında.1 başarılı olmadığı takdirde. Bu da ona tüm yeteneklerini ve zekasını kend ini RAB Tanrı'ya karşı sa­ vunmada harekete geçirme olanağını veriyord u . salt insan aklı ve standartlarının tasavvur ederneyeceği kadar yüce bir güçle mücadele ettiği için. Tanrı'yla bağlantılı olması istenird i. RAB'be karşı önce d irenecek VL' bund. Dolayısıyla sa­ dık Musevi. -Yakub gibi. Musevi'nin Ruh'a ya d a genelde herh angi bir şeye inanması gerekmi­ yordu. Gerçekte sıradan Musevi'yle RAB arasındaki ilişki. d erhal uzlaşıp .ı· iiç i:<a Mac. bazen de d iplomatik tavizler yoluyla egemen­ li kleri altına alıp sömürgeleştirirken.

insanlığın Sophia'sının (Bilgi) çok ötesinde. Musevi kitabını iba det etmek için değil. 34 :7 / Yerema.) Musevi. İnsan bunu yapamazd ı . (Bu laka p.Aytımç Altındal O'nunla pazarlığa oturabilecek konumd a ola n. sa­ natsal ya da kültik bilgiye gereksinimi yoktu . İsrail'in Yasası'na göre ancak Tanrı 'ha ksızlık. Ne ki. ruhani önderlerince itaatiyle (teslimiyetiyle değil) ve Hikmet' iyle. Onu Tanrı'nın huzuru na yaklaştıracak olan bir tek BU KORKU ve BU KAVRAYIŞ'tı. yani Logos'la RAB'bini hoşnut edip O'ndan bağışlanma elde etmeye ikna ed ilmişti. Bu nedenle RAB'bin kudret yeti­ sini ve potansiyel yüceliğini kavrayabilmesi için Muse­ vi'nin yüreğinin korkuyla dolu olması gerekiyord u . özel bir önem taşımaktaydı. her-yerde-mevcut' tu. Dolayısıyla Musevi'nin kültürel. Oysa Paganlar için Zeitgeist'ı. Ne ki. 31 :34 / Da niel 9:9) . ihlal ve günahları' bağışlayabilird i (Çıkış. İsrailoğulları için RAB. İnsa noğlu'yla Ta nrı RAB a rasında bir diyalog sürmektey­ di. Kad ir-i Mutlak Tanrı'yla gece boyunca tartışan Yakub Peygamber' e bizza t Tanrı tarafında n veril­ mişti. İsrail'in Tanrısı aynı zamanda iyicildi ve seçtiği cemaa tiyle ilgitenirdi de. Çünkü bu dünya da barışı sağlamak uğruna bu son­ suz tartışmayı sürdürebilsin diye olağanüstü ku rnazlık ve bilgeli k ile donatılmış olan tek varlık oyd u ! Zaten İbrani­ ce İsrael adı. felsefi. tüm ulusların atası sayılan İbrahim Peygamber'den bu yana. her şey O'na aitti ve kendileri yalnızca Hikmet anlamında Logos'la do­ natılmışlardı. İbra him zaman zaman RAB'bi kendi görüşlerine ikna edebilmişti . Musevi a nlayışına göre. kavrayabi lmek ve inceleyebilmek için okuyord u . Çünkü Tan­ rı' nın kud reti / gücü. yalnızca oyd u . 'Tanrı' yla mücadele eden' anlamına gelmek­ teyd i. Musa bundan da fazlasını yapmış ve Ta n rı'ya . yani zamanın ruhunu v e ze­ kasını kavrayabilmek. onun u laşabilirliğinin çok uzağmd aydı.

Katipler ve Sacld u kiler gibi yerleşik Musevi tarikatları arasında egemen olan son f. Tannlara talimat vermek.sst•rrda: Çölde yaşayan. Çünkü İsrail Evi'ndeki tarzlar Devlet ya da büyük mey­ danlı. ) . pasifik-kaçkıncı Esseneler* gibi kesimler arasında geleneksel (ancak mutla­ ka Kabbalistik olması gerekmeyen) Peygamber Yöneticili­ ğini canlandırmanın gerekliliğini bir kez daha vurgula­ maktaydı. Musevi'nin pagan yönetiminin Zeitgeist'ı karşısındaki direnişi genelde Musevi tarikatları ve özelde radikal reformcu Zealotlarla.Ohne­ Geist. Essenelere göre. Musevi.21 Üç lsa ra kiplerinin kendisi hakkında söylediklerini 'kabul etme­ mesini' telkine cesaret edebilmişti (Sayılar. Tann/ RAB'bin 'başlangıç­ ta' yarattığı 'aile ilişkileri' yle biçimlenmekteydi. Zeitgeist gerçekte Zeit. Fagan­ lar için böylesi bir d iyalog anlaşılmaz bir bağdı. a ralarına kadın almayan çok bağnaz bir Yahudi ta­ • rika t ı (ç. Essenelerin eleştirel hükümleri ya lnızca Faganları mahkum etmekle kalmıyor.n. yani Adalet/Hakkaniyet Ruhu'ndan Yoksu n Za­ manla r'dan başka bir şeyi simgelemiyordu . bir toprak ve korunma vaadini alıyordu. her yurttaşın fikrini söyleyebildiği site ya da polis' le­ rin Seküler kültürlerince değil. Pagan yaşam tarzı ve onlara bağlı Musevi yaşam tarzı­ nın ortak paydaları yoktu. aynı zamanda Ferisiler. 1 6: 1 5) . Yüce Efendi'ye ait bir hanenin bir hizmetkarı ya da mensubu gibi Tanrı'ya ait olmaktaydı. . ya da Tek Tanrı tarafından dayatılmış bir 'Ahit işareti' (Sünnet) temelinde sürekli bir d iyaloğu sür­ d ürmek. O andan itibaren Musevi'nin hayat ta rzı. kendi hayat tarzları içinde onlar için bildik bir konu değildi. yeryüzünde hayatta kalabilmek için Modus Ope ra ndi' sinin (çalışma tarzı) denetimini Tanrı'ya sunuyor ve karşılığında O' ndan bir anlaşmanın kaza nçlarını.

özellikle de Mithra Dini'ne dayan­ maktaydı . ) . Essene­ lerin Dini Bütünlük' e ve Hakkaniyet' e yönelişi Musevi ta­ rikatları a rasında iç ça tışma ları kışkırtarak siyasal rad ika l Yahudilik'in (Judaism) Peygamberce Yönetimcilik'i (Hü­ kümet Etme) üzerinde belirli bir ağırlık kazandığı bir fela­ ketle sonuçlandı . her iki 'ulus' da yeni ta ra fta rlar kazanmak için var güçleriyle uğraşmaktaydılar. bu fikir dahn önceden var olanlara. Powell Davies'in belirtti­ ği gibi. Ve Ortadoğu'da Pagan­ lar ve Gentileler* ile Museviler arasındaki bu diplomatlık­ la gizlenmiş d üşmanlık ve şiddet süregiderken. Isaac Newton'un da gözlemlediği gi­ bi. Pagan Hıristiyanlar. Peygamberlere bağlı yöneticilik oldu. . Yenilen. İsa'nın doğum günü ola­ ra k Mithra'nm doğum günü olan 25 Aralık'ı (kış gündö­ nümü) devralmışlardı. Çünkü Biz Romalıyız ve Seçkin ve Kut­ sa l Olan Biziz. . Bu çatışkı. gelenekte hiçbir temele dayanmaksızın 'Bakire Doğumu'nu İ. A. Ne ki. Büyük Kral Herod'un otuz üç yıllık yönetiminin 'sondan ikinci' yılında oldu .Ö. her iki ta rafça da d iploma tça bir anlayışla görmezden gelinip gizleniyor­ du. Hıristiyanlık Pagan dünyaya Kurtarıcı Tanrı olarak İsa'nın çıkageldiği fikrini yaydığında . " . 6 ya da 4 yılının 25 Aralık'ına15 ta­ rihlendirdiler. genelde ka rşıtlıklar iki farklı kimliğin kesin d üsturla rı arasında sa flaşmıştı: in­ sancıl Olan Biziz."16 • Gentile: Romalı ve/veya Anadolu'da yaşayan Helen kökenli kişiler (ç. sonradan Ba kire Doğumu olarak adlandırılacak olay gerçekleşti. ma tematikçiler. düşman­ lık ve kıska nçlıklar sır olmamakla birlikte. bunun yerine Rabbilere (Öğretmen) bağlı yöneticilik ortaya çıktı.n . Pagan ve Musevi tartışmala rında. Çünkü Biz Musevi'yiz. Bu.Aytımç Altındal 25 derece yozlaşmış uygulamalara da yöneliyord u . Ve ta rihçilerle Kilise Baba ları sonradan bu olayı Noel ola rak belirlediler.

işte kız gebe kalacak ve bir oğul doğura­ cak. İsa'yı20 vaat ettiği Yeni Ahit'te yazılı değildir. 7: 1 4) . 1 :25) . 1 : 20-2 1 ) . çünkü kendisine doğmuş olan Ruhülku­ düs'dendir. 1 :23) .2 '> Üç isa Oluşundan onlarca yıl sonra çeşitli kaynaklardan der­ lenerek anılaştırılan bu olay. Böylelikle Isaiah Peygamber' in kehaneti yerine gelmiş oluyordu (Matta. kehanetin yalnızca yarısının gerçekleştiği anla­ şılmaktadır. ve onun adını Immanuel koyacak" (İsaiah. Melek dedi ki: "Sen Davud oğlu Yusuf. 1 : 1 9). Ve bir oğul doğuracaktır. Okuyalım: "Bunun için Rab kendisi size bir alarnet verecek. gelecek kuşaklara şöyle a kta­ rılacaktı: 1. 'Ve Onun Adını Immanuel Koyacaklar' Yoahim ve Hanna' nın 1 7 kızı Meryem. çünkü Isaiah Peyga mber' in Tanrısı. Ancak. RAB müdahale ederek meleklerinden birine dü­ şünde Yusuf'a görünmesini buyurd u .3. çünkü kavmini günahlarından kurtaracak olan odur" (Matta. 'Ve çocuğun ad ını İsa koydu' (Matta. ( . ancak sonuçta . Bu ad. 1 : 1 8) . gizlice boşanmak niyetinde id i" (Mat­ ta. Ve Meryem' in oğlu gelecek yüzyılla rda da bu adla tanınacaktı . Nasıra Kasaba­ sı' nda18 bir marangoz olan Yakub'un oğlu Yusuf' la1• nişa n­ lıyd ı. ve onun ad ını İsa koyacaksın. bakire­ den doğacak çocuğa başka bir ad vaat etmişti. Ta n­ rı' n ın başlangıçtaki tasarımını neden değiştirip bebeğe ye­ n i bir ad ı. Yusuf "salih bir adam olup onu aleme rüsva etmek istemeyerek. Meryem' i kendine karı olarak almak­ tan korkma. Yusuf itaatka r bir a da md ı. Ancak birleşmelerinden önce 'gebe olduğu anlaşıldı' (Ma tta. kendine söyleneni yaptı: Meryem'i karı olarak evine ald ı ama bir oğul doğurana dek onunla cinsel ilişkiden sakın­ dı.ui p görüleb ilir ya da görülmeyebilir. Im­ manuel' di..

Böylelikle Tanrı'nın Babil Ta lmudu'na göre ilk muhted i olan İbrahim'le yaptığı 'a h­ din işa retini' (Tekvin. insanda ve hayvanda bütün rahmi aça nları benim için takdis et. İsa) old u . a m a Elisabeth adında bir kuzeni old uğu kt·s i ı ıd ı ı . Böylelikle Mer­ yem'in oğlu. Bu iki olasılık Yeni Ahit' te be­ lirtilmez. 'YHVH Selamettir' (yani. İsra iloğulları ara­ sınd a. 1 3: 1 ) . İncil-derleyicisi Markos'dan okuyalım: "Meryem'in oğlu ve Yakub'un. Şeri­ at' a göre bebeği sünnet ettirmek için Tapınağa götürdüler. İsra iloğulları'nın RAB'bine ait olmuştu. Meryem'in kız ya da erkek ka rd t •ş i yoktu. (Klopas'm karısı Meryem'in -Yu­ hanna 1 9 :25.21 Sekiz günlük bebek İsa. o zaman Meryem yaşamının sonuna dek bakire ve Tanrı'nın bakire gelini ola ra k kalmış demektir. Meryem'in kız kardeşi ya da kız ka rdeşlerinin ve dola­ yısıyla da altı ya da yedi yeğeninin olup olmad ığı Yeni Ahit'te yazılı d eğildir. Eğer Yuhanna ' nın öne sürdüğü gibi İsa'nın kuzenleriyseler. Muhtemeldir ki. Immanuel) değil. İsa'nın ayrıca en az iki ya da üç d e kız kardeşi bulunmak­ tayd ı. 1 9 :25) . 6:3) Dört İncil yazarından ikincisi. İsa Tapınak'ta sünnet edild i. Markos'a göre bunlar. Yahuda'nın ve Simun'un kar­ d eşi. dördüncüsü Yuhanna ' ya göreyse İsa'nın kuzenle­ riyd iler (Yuhanna. 1 7: 1 1 ) edinmiş oldu. ama İsa'nın dört erkek kardeşinin adı verilir. böylelikle ad anmış da oluyord u: "Ve Rab Mu­ sa ' ya söyleyip ded i : Bütün ilk doğanla rı. Sekizinci gün.Meryem'in gerçek kardeşi olup olmadığı be­ lirlenememiştir. o benimdir" (Çıkış. dülger.Aytunç Altındal 27 Meryem'den doğan çocuğun adı 'Tanrı-Bizimle' (ya n i . Anne Meryem' le üvey baba Yusuf. Yosef'in. İsa'nın gerçek erkek ve kız kardeş­ leriydi. ) Yusuf' un daha önceki evliliğinden en az altı ya da yedi evla t sa hibi olmuş yaşlı bir adam olup ol­ mad ığı da kayıtlı değild ir. bu d eğil mi? Kız kardeşleri burada bizimle değil mi?" (Markos.

tapı­ nağın loş ışıkları arasında tütsü yaktığı sırada konuşmuş olma sıdır. Yeni Ahit'teki ilk kısır kadın Elisa­ beth'dir. Daha önceki bü tün kısır kadınla r ve kocaları gibi Elisabeth ve kocası da 'Allah indinde sa lih' idiler (Luka. Zekeriya bir gün Rab'bin tapınağınday­ ken Melek Cebra il ona göründü ve dedi ki: "Korkma Ze­ keriya. Elisabeth kırk yaşlarında olmalıydı ve Zekeriya adlı bir kahinle evliydi ( Luka. Ama Cebrail. şarap ve içki içmeyecek ve d a ha anasının karnından Ruhülkudüs'le dolu olacak. . çünkü duan işitildi. Bu nedenle. 1 :7) . İsra­ iloğullarından birçoğunu onların Allah'ı Rabbe döndüre­ cek. Raşel. ta­ bii RA B'bin talima tla rı üzerine.1 7) .Üç lsa M eryem'in özellikle gebelik döneminde onunla çok ya kın yem'in gebelig ini kendi a ilesinden ilk öğrenen kişi olduğu da yazılıdır. asileri salihlerin hik­ metine çevirmek ve Rabbe arnade bir kavim hazırla mak üzere İlya'nın ruhu ve kudretiyle onun önünde yürüye­ cektir ( Luka. a rdından onlara her birinin ayrıcalıklı anlamı olan bir 'a d' ve bir 'oğul' müjdelerdi. " İsrail'in Ta nrısı da ima Meleği Cebrail aracılığıyla ko­ nuşurd u . düşünde değil. Babala rın yüreklerini oğullara. 1 : 1 3. ) Çünkü Rabbin gözünde büyük olacak. Elisabeth'in bakire Mer­ . Ta nrı her zaman önce kocalara 'korkmamaları­ nı' söyler. karın Elisabeth sana bir oğu l doğuracak. onun adını Yahya koyacaksın. 1 :6). Yeni Ahit'te anlatılanlara göre altı ay sonra Meryem'i de ziyaret eden işte yine bu Melek Cebra il' d i . İnsanlara Ta nrı'nın sözünü ilet­ mek Melek Cebrail için olağan bir olaydı . 1 :5). önce sıkıntılı kocalara göolduğu bize bildirilmektedir. Buradaki tek ilginç husus. Elisabeth 'kısır idi' (Luka. . Melek Cebra il'in Zekeriya'ya. Rebeka ve Hanna'da n sonra Ku tsa l Kitap'ta adı geçen beşinci. ( . Bu Cebrail'in b i r bakireye yaptığı varsayılan kayıtlara geç­ miş ilk ve son ziyaretidir. Sa ra.

oğ­ lu doğdu. Meryem'in tersine. Kendinden sonra Keha net' e göre. John's wort) toplamaları istendi . Hiç tıraş olma dı ve devetüyünden bir ha rmanİ giyip beline bir deri kuşak ta ktı (Markos. ve İsrail' e görüneceği güne ka dar çöllerde ka ldı ( Luka. Ona Zekeriya'nın a kra bala rı a rasında bu adı ta­ şıyan kimse olmamasına karşın ( Luka. Yahya bunları denemedi. bakireye görünüp 'müjdeyi ver­ mek'. ç Alt mda / rünmeye alışkındı. 1 :6 1 ) Ya hya ad ını verdiler. Kilise. Gerçekte kendisinden altı ay küçük kuzeni ola n ve da­ ha sonra Tanrı'nın Oğlu diye anılan İsa'nın gelişini bildi­ ren ilk Va ftizci oldu. Yahya a ta la rının geleneği nedeniyle Peygamber ya da Mesih (Christ) olmaya layık değild i. Ya lnızca bitki ve yaban balı yed i. 1 :6). 1 :80). Yeni Ahit'in başlarında. sonra ları 24 Ha zira n gününü Vaftizci Ya h­ ya Günü ilan etti . bizlere iki oğu l su­ nulmuştur. Ruhülkudüs ve a teşle va ftiz edecek olan İsa'nın gerçek va ftizci olaca ğını bildirdi. Ne ki. insanla rı selametleri için suyla değil. Vaftizci Ya hya Günü'nün a rifesinde tüm dünya Hıristiyanlarının kentlerden çıkıp evlerindeki kötü ruhları kava layaca k şifalı sarı kantaron otunu (St. Melek Cebrail için alışılmadık bir durumd u . Doğru. . 1 :5) . ruhça ku vvetlendi. Yeni bir İstiğfa r a hd inin yeni işa reti olara k suyla Va ftiz' i başlattı. (Anlamlı bir Paga n uy­ gulamasıdır bu.) Böylelikle. Yahya büyüdü. Belki Melek Cebrail bu nedenle 'müjdeyi' vermeden önce ' Baki­ re Meryem' e korkma masını söylemiştir! Elisabeth'e dönelim! Zekeriya'ya bildirilen ta rih te. çünkü Zekeriya Abiya ruhban soyu nun mensu­ buydu ve Elisabeth de. Markos'a göre Yahya kehanet uyarınca hiç mayalı içki içmedi. ama aynı gelenek uya rınca bir Rahip-Yönetici ola­ bilird i . Biri Ya hya (İbra nice biçimiyle Johan n a 'J A H- . onla rın yerine yaşamı­ nı bir başka seçeneğe adadı. .Ayt uı . Harun'un so­ yundandı ( Luka.

tüm Hind istan. ya da bir parthenos. 1 70' te ileri sürd üğü gibi. Tarihsel Me­ sih' e deği l . tanımlarımıza perspektif kazandırabilecek tek İsa portresi. Çünkü. Örneğin. ya da İsa'nın göz boyayıcı olup olmad ığı konumuz itibariyle bu incelemede üzerinde durutmayaca k hususlard ır. Jahveh Esirgeyicidir. Yasa'ya göre her ikisi de ebe­ veynlerinin Tanrısı'na adanmışlardır.23 büyüsünü Mısır'da öğrenmiş küstah bir şarlatan olup olmadığı çok önemli değildir. İncillerinde . Her iki oğul da ilk doğa n Ya hudi bebeklerd ir ve dolayısıyla. Nesnel bir inceleme için. Geleceğin Mesih v e Tanrısı' nın yeryüzündeki yaşamı işte böyle başlad ı . Mezopotamya ve Or­ tadoğu' da bilinen bir olguydu. en kestirme deyişle 'Bakire Annelik' yakıştırması Hıristi­ yanlık'tan çok önce. 'kend i hakkının bilincinde bir kişi' olduğu için 'evlenme­ den anne olmuştur' .S. Bu portrenin tarihi ger­ çekliğinin olup olmarnası bizi ilgilen d i rmemekted ir. Eflatun ve Büyük İskender de halk söylencesine göre 'Ba­ kire Anne'den doğmuşlardı! Benzer şekilde. 22 İsa' nın Platoncu Celsus' u n İ. Buda. Di­ ğer bir anlatımla Meryem'in Bakire olup olmad ığı.:lO Üç İsa VEH esirgeyicid ir' anlamına gelir). Tarihsel İsa ilahiya tçı ve tarihçiler için bir çeşit 'in­ celenecek va k' a' iken mitolojik İsa. Çünkü. Ve d iğer iki İncil yazarının. tarihsel İsa denilen de fa zla önemli de­ ğildir. kendine inananlar için nihai gerçeklik olarak kalmıştır. ancak 'tertip edilmiş bir evliliğe rıza göstermeyip kendi eşini seçen kadın' dır. imana göre ya ba kired ir. Jahveh Selamet­ tir'in yolunu açmıştır. İsa'nın annesi Meryem. Yeni Ahit' teki Mesih'tir. Sokrates. diğeri de İsa. (Ba­ kire) kötü ya da hafifmeşrep bir kadın olduğunda n değil. Hıristiyan d ünya sı sadece ve sadece Yeni Ahit'te okuduğu Mesih'e bağlılık d uymaktadır. 'JAH­ VEH selamet'dir. ya ni yine bakire.

on dörde eşitlenir ve kırk iki ku ­ şak üç kez on dört başlık altında (3x14) topla ndığındil I Jil ­ vut Peyga mber'in adının sayısa l değerine gönd erme yilp- . 1 . Ma tta İbrahim Peyga mber'den Davut Peyga mber'e on dört kuşak saymıştı . Ve Luka. Da vu t Peygamber'in adının sa yısa l değeri­ nin İsa'nın kuşak d eğeriyle özdeşleştirilmesiyd i . Tanrı'dan İsa'ya yetmiş ye­ d i kuşak sayma ktaydı. her biri on dörder kuşak içe­ ren üç başlık halinde toplamıştır. Matta ve Luka . Cemaatin başındaki yöneticilere iletilen mesaj. ana sı­ nın adıyla kayded ilmiştir. Benzerlik Yasası Gereğince Ma tta. yed i il r­ tı yed iye bölünd üğünde. kendi İncil'inde. Luka İsa'nın soyağacını Adem'e ve O'ndan da tabii Tanrı'ya iletmi şti. Matta İbrahim'den İsa'ya kırk iki kuşak saymak­ tadır. Matta. Matta bu kırk iki kuşağı. İsa'nın soy kütüğünü İbrahim Peygamber'le başlatıp 'Mesih deni len' İsa'yla bitirir (Mat­ ta. Meryem ve Yusuf'un Matta yorumunda birer kuşak işgal etmeleri de alışılagelmiş bir uygulama değil­ d ir. Öte yandan.4. Bu. Yetmiş yed i. bilgelere ve söz sa hibi d iğer cemaat yöneticilerine sıradan bilgi n i n ötesinde ma lzeme sağla maktayd ılar. Lu ka ineili' nde Tanrı'dan İsa'ya yetmiş yed i kuşak sayılınıştı (gerçekte bu birkaç bin yıldan fazla tutmamaktad ır) .Aytımç A ltındal bu büyüleyici 'bakire d oğumu'24 olayına neden değinnw gereksinimi duymadıkları da da ima bir sır olarak kaldı. 1 : 1 6) . Onun soyağacında üvey baba Yusuf 'Meryem'in ko­ cası' ola rak verilip İsa babasının soy ha ttıyla değil. Meryem ve Yu­ suf'u dahil etmekle on dördüncü kuşağı İsa'ya yakıştır­ mıştı . geleneksel İbrani soyağacı kurgusunu bozd uğu için alışılmadık bir işlemd ir. Her iki ebeveynin. İsa'yı on dördüncü kuşağa yerleştirmekle.

Üç gün sonra. Her iki İncil yazarının attığı ilk adımlar. Bu değerler karmaşık cin kov­ ma duala rının çeşitli biçimlerini ifa delendirmenin yanı sı­ ra. Luka bu yaşlı Yahudi muallimlerin (Hahamlar) on iki yaşındaki çocuk Isa' nın sorduğu sorular ve verdiği yanıtlardan çok etkilendiklerini belirtmekted ir. Bu soya ğacı aktarımı. geleceğin tanrısını aynı zamanda Ya hudi Peyga mberi İsaiah'nm kehanetine de bağlama ktaydı .12 Üç ISIJ ma ktadır. a ilesiyle birlikte her yıl Yeruşa­ lim' de (Kudüs) kutla nan Fısıh bayramından eve dönüşte üç gün kaybolmuştu . gizli ya da Rafızi denen dernekler. Okül tistler ve Ezoteristlerce Operasyonel ve Spekülatif olarak kullanılagelecektir. yaşlıtarla konuşurken gördü ler onu. şaştılar ve a nası . ama bu lamamışlard ı. 2:4 1 -5 1 ) : İsa o n iki yaşındayken. elinde yeterli sayıda kuşak bu lunan Luka'nın ona hiç ge­ reksinimi olmamıştı. Ancak ilginç bir olay aktanımıştır (Luka. Şu ünlü 'kutsal' on dört sayısı için bu kadar yeter sanı­ rı m ! Isa Mesih'in çocukluğuna d a ir ayrıntılı bilgi yoktur. Yusuf'la Meryem onu her yerde ara­ mışla r. Uvey baba Yusuf'un Luka yorumunda bağımsız b i r kuşak sayılınayıp d ıştalanması da kayda değer. sonraki yüzyıllarda Gnostik tarikatlar. yoksa tedirgin mi oldukları. bu kehanetin gerçekleştirilmesi bağla mında zorunluyd u . simgeeiliğin tılsım gizemlerine ve karmaşıklı ğına içkin bir sayısal nitelik kazandırmada da temel kabul ed ilecek­ ti. böylelikle Mesih denen İsa'yı gizlice onun soyu­ na bağlar. Luka "i iyle yazıyor: "Onu gördükleri zaman. İsa ile anne­ si M eryem a rasındaki şu konuşmadan izlenebilir. Bu muallimlerin gerçekten etkilendikleri mi. inanca göre İsa üzerinde hiçbir 'emeği' olmayan Yusuf'u ayrı bir kuşak olarak sa pta rken. Ma tta yorumun­ da bu kuşak boşluğunu. Tapınağın a v­ lusunda. Sayısa l değerlere ilişkin konula r.

2 : 1 0) diyen gelenekten açıkça kopmuş bir İsa 'ya işa ret etmektedir. RAB.Aytımç Altmdal ona ded i : Ey oğul. Daha sonrala­ rı." (Luka. Baba figürü olarak tanrı gelenek­ sel olarak 'Babam' biçiminde değil. İsa bu öğretmenlerle annesiyle konuştuğu tarzda konuştuysa. Onla ra ded i: Neden beni a radınız? Bilmiyor mu idiniz ki. Yine geleneksel olarak Tapınak RAB'bin ika­ met ettiği yerdi. bu anlatım ta rzı hazır bulunanları etkilemek­ ten çok tedirgin etmiştir. "Çünkü bütün kavimler. Tanrı' nın İnsan-Ben­ liği'nde özelleştirilmesi sayılmaktayd ı ve kesin olarak ya­ saklanmıştı . 'Babamın evinde' oturmuyord u . biz de daima ve ebediyen Alla h ı m ız RABBİN ismiyle yürürüz" (Mika. İsa otuz yaşiarına geldiğinde de. Rab. 'Babamız' olarak ta­ nımlanırd ı. 2:48-50) Eğer. neden bize böyle ettin? İşte baba nla bt•n yüreğimiz çok sıkılarak seni aradık. M usevi­ Ierin a ra sında yaşayan İlahi Güçtü . 'Tanrımız' m 'Ta nrım' biçiminde tekilleştirilmesi. ( "Çünkü ben Alla h ı m . her biri ken d i ilahı­ nın ismiyle yürüyor. benim kuvve­ timd ir' şeklinde nitelemelerine cevaz olsa da. Kimi durumlarda bazı peyga mberlerin Habakkuk'ta yapıldığı üzere (3: 1 8. b ilindiği gibi. Eğer b u olay Luka'nın uydurduğu bir ekleme değilse. Ta n r ı k ı r v e Ruhlar a rasında yaşayan ve bazen onlar ta rafında n ya r­ dıma çağrılan Paganın tersine.1 9 ) Tanrı'yı 'Kurta rıcım' y a da 'Yehova. önemlidir. Yahud i­ lerin 'Tanrımız' nitelemesi geleneğini yadsıya ra k Tanrı'yı 'Tanrım' olarak a dland ıracaktır. Yargıç Tanrı RAB. 4:5) denmişti. Böylesi bir niteleme da­ ha on iki yaşındayken "Hepimizin babası bir değil mi? Bi­ zi bir Allah ya ratmadı mı?" (Ma l. o zaman taşıd ığı anlam. Çünkü Tanrı' nın tekil olarak 'Ba­ ba m' biçiminde nitelend irilmesi Museviler arasında alışıl­ madık bir uygulama idi. benim için Babamın evinde bulunmak gerekti? Onlar ise kendilerine söylediği sözü anlamadılar. Çünkü Musevi peygamberi Mika'nın da be­ lirttiği gibi.

1 1 :9). göklerden bir ses dedi: Sevgili Oğlum budur.H Üç lsa ve insan değilim. 6:1-3). Yahya : "Ben onu bilmezdim" der (Yu­ hanna. Tanrı. ve işte. ondan razıyım" (Mat­ ta. 1 :3 1 ) . hiçbir Musevi'nin özel mülkiyeti al­ tında ya da evinde değildi. Bu da İsa' nın kuzeni Yahya tarafından vaftiz edilişi sırasında gerçekleşir. Matta. İsrail' in RAB'bi bütün Muse­ vilerin arasındayd ı. Yaşayan Yargıç-Tanrı. İsa' nın vaftizini şöyle betimler: "Ve İsa vaftiz olup hemen sudan çıktı. ve işte. senin ortanda olan Kuddüsüm" ) (Hoşea. yoksa Ma tta. 4:24). Tekvin'de şöyle denilir: "Ve vaki old u ki. İncil yazarı Yuhan­ na'nın söylediği gibi Vaftizci Yahya' nın mı onu herkes gi­ bi vaftiz olmaya çağırd ığı. ve Allahın ruhunun gü­ vercin gibi inip üzerine geldiğini gördü. 1 :34) . 3:1 6-1 7). Tanrı bundan sonra İsa dahil kimseyle konuş­ ınadı ve İsa ve havarileri ibadet etmek üzere dağa çıktık­ larında bir buluttan gelen 'ses' in aynı mesajı tekrar etme­ si dışında hiç emir ya da talimat vermedi. Dolayısıyla bir Musevi erkeği olarak İsa da bir Tanrı Oğlu'ydu ama bu . vaftiz edildiği sahilden. Luka ve Mar­ kos' ta gösterdiği üzere İsa' nın mı kendini Yahya tarafın­ dan vaftiz edilmeye davet ettiği açık değildir. sonradan Yahya'nın doğrulayacağı üzere mecazi anlamda tü m in­ sanlar ve özelde tüm Museviler için kullanılan bir unvan olan Tanrı' nın Oğlu olmak sıfa tını alarak ayrılmıştır (Yu­ hanna. İsa bu nedenle "Allah Ruhtur ve ona tapmanlarm ruhta ve hakika tte ta­ pınmala rı gerekir" demiştir (Yuhanna. Ve İsa. Eski Ahit' in tersine yalnızca bir kez konuşur. Anlaşıldığı kadarıyla İsa sıradan bir Musevi gibi gelip vaftiz olmuştur. gökler açıldı. toprağın yüzü üzerinde adamlar çoğalmaya başla dı ve onların kızları doğduğu zaman Allah'ın oğulları insanın kızlarının güzel olduklarını gördüler ve seçtiklerinden kendilerine ka rılar aldılar" (Tekvin. Yeni Ahit boyunca.

Doğru old uklarına inanıl­ salar bile. önemsiz ve 'anla msız' dır. 5 : 1 7) . Musevi cemaatini yöneten ve yönlend iren söz sahibi kişiler tarafından ça ğrılmış ve onaylanmış değildi (ha tta-ç.) daha fazla uyma k­ tadır. 'Bütünsel Görevi'nin ne olduğu bilinmekted ir. tersine Musevilerin düşm a n ca sa ­ yıp ret ·ve inkar ettiklerinden çıkarsana bilir. İsa'nın 'Bü tünsel Görev' karşısındaki tefsiri konumu İsa'nın misyonunun somut doğasını belirlemek­ tedir. Çünkü Mesih ideali İsa' dan onlarca yıl önce Essene Kümran tarikatının biçimlend irdiği esra­ rengiz bir Hak Belietkisi'ne (imgesi-ç. Musevilerin bekled iği bir ve tek Mesih değildi. Ger­ çekte İsa. Kuşkusuz Nasıralı İsa. İsa görevi itibariyle Yasa ve peygamberleri ilga etmek için değil.Aytunç Altındal 35 onu Mesih yapmaya yetmiyordu . İsa bu haya ti soruyu son derece belirsizce yanıtlar. Yeni Ahit derleyicilerinin kendisine yakıştırd ığı tüm o mucize ve işaretleri gerçekten yara ttığı konusunda kesinleşmiş hiçbir kanıt yoktur. İsa. başı kesilmek üzere Herod tarafından kapa tıldığı ha­ pishaneden Yahya kendini beklenen Mesih olarak görüp görmed iğini anlama k üzere ona haberciler gönderecektir.25 İsa ' nın yaptığı söylenen mucizeler de fazla önemli de­ ğildir. Ama İsa'nın kon u ­ mu nedir? İsa'nın tefsiri konumu parametrik olarak i nd i yazarla rının nihai gerçeklik kabul edip sonraki kuşa k l a ra a ktardıklarından değil. Bu nedenled ir ki sonra­ dan. bu olaylar Eklesiastikus kitabında insana kalan tek önemli şeyin 'Bü tünsel Görev'i olduğunu açıkça belir­ ten ruhani önderin terminolojisiyle söylersek.) onlar tarafından yetersiz bulunmuştu ! İsa' nın nasıl doğduğu ya da Tanrı'nın beklenen Mesih'i olarak nasıl onayla nd ığının üzerinde çok fazla durmaya değmez . Bu yaklaşım İsa'nın çaba larmdaki entelektii cl kon u m u - . cemaate açıkça ilan ettiği içindir ki. tamamlamak için geldiğini söylemiştir (Ma tta.

Tanrı'nın Kendi'ni insanın suretinde yarattığı an­ la nuna gelir. Kuşkusuz ki Musevi yaşlıları meclisi Sa nhedrin. Tanrı ve Ruh'u vermekted ir. sorun İsa' nın insanın suretinde yaratılmış olmasıdır (Pavlus' un Filipinlere Mektubu. ) Bu. Dolayısıyla. Ve kendi kuşağının ya ptığı çağrı karşısındaki tutumu da olumsuzdur.1 . son anlarında yanında değillerd i. 1 1 :2) diyen Tanrı'nın da başına gelendir. İsa'nın sürekli-kılınmış konumu bu ikilem­ de yatar. yetke· ve öğre­ tisi entelektüel konumunu saptamanın ilk üç parametresi­ ni veri rken kuşağının tutumundan da dördüncüyü sapta­ mak. Başvurduğu yöntem. c) Tanrı Ruh' tur. dört te­ mel değişmez üzerinde kend i halkı tarafından hemen tü­ müyle reddedilen bir İsa / Mesih. b) İsa Tanrı'nın bir ve tek Oğludur ve bununla bağlan­ tılı olarak da. Oysa Yasa ' ya göre 'İnsan Tanrı' nın suretinde ya ra tılmıştır' . Tanrı'dır. kendisini reddedenlerin Yasası'nı icaplarını yerine getirmek iddiasıyla ortaya çık­ maktaydı. olasıdır. Ve İncil yazarlarının sözünü ettiği sözümona binlerce izleyici. Ve mahkumiyetinin arifesinde yalnızca Yahuda değil. 2:2- 1 1 . Üç İsa nu aydınlatmaktadır.. aynı anda Mesih İsa. Bu d urum­ dan kaynaklanan sorun yalnızca onun gerçekten Tanrı olup olmadığı değildir. İsa'nın iddialarının ne olduğu da iyi bili nmektedir: a ) İsa onaylanmış Mesih' tir. Bu alışılmadık iddialar bir araya getirild iklerinde. kendi­ sinin Mesih olduğunu ilk söyleyen Şimun Petrus da onu i nkar etmiştir. yöne­ timini ve yetkesini reddetmiş ve sınama sonucunda öğre­ tisini zararlı bulmuştur. İnsan olarak İsa 'Tanrı'nın suretinde yara tılmış- . İsa'nın başına gelen. "Peygamberler ne ka­ dar onları çağırdılarsa onlardan o kadar uzağa gittiler" (Hoşea.

'Tanrı suretinde yaratılmış' İnsan olarak İsa. seküler bir iddiadır. Bu. Musevi Şeria tı' na yabancı. İncil' e göre ilahi ve kutsanmış­ yon) tır. Pagan-Helenistik 'İnsan-benzerliğinde yara tılmış Ruh' idea lizasyonu nu tam bir biçimde yansıtmaktadır. yapmıştır. Tanrı' nın kend i görevi yara tıcılık karşısındaki konumuna fazlasıy la ben­ zer. İsa'yı doğal olarak Pagan­ lar ve Gentileler için (Koloselilere Mektup. Yahudi Şeriatı'nın en önemli yasa klar gün u . konumunu Sekülerleştirmiştir. (kendi da­ hil) birey olarak Musevi' yi İsrail Hanesi' nden farklılaştır­ makla. Her iki durum­ da da İsa'nın yaratılışı Benzerlik Yasası'na tabi kılınmıştır. Ölümlü ve Musevilere göre sıradan bir insanın Yara tı­ cı'yla böylesine bağlan tılandırılması.) Sebt: Yahudiler için kutsal gün. . İsa'nın görevi karş ısındaki konumu. bir gizden çok. konumsal idd iaları onu Musevilerin gözünde bir Sebt-bozguncusu* ve bir kafir haline getirmiştir. Konumu. İlahiliği sonradaİt � amanı değiştirilere k görevine (mis­ eklemlenmiş ve 'İnsan suretinde ya ratılmış' Ruhülkudüs olarak onu idealize ettirmiştir.Aytımç Altındal 17 tır' (soyağacı ha tırlanma lıdır). Bu parad igma Pagan re­ ligio'suna ve tanrıla rın Mod us Operandi'sine (işleyiş tar­ zı) gayet iyi uymakla birlikte. yetkeyi (otoriteyi) Yasa'dan ayırarak Bütünsel Görev'ini (Misyon) kutsal kılmıştır. İncil'de anlatılan konumu (Position) Benzerlik Yasa­ sı uyarınca onu Sekülerleşmiş bir Musevi haline getirmiş­ tir. Zaten insanlar Yara tıcılık (görevi) sayesinde Ta nrı'nın • (y. Ancak. Ve 'İnsan suretinde yaratılmış' Tanrı olara k İsa. 2:9' da betim­ lendiği üzere) çok kabul edilebilir bir 'insan bedeninde ya­ şayan ilah'. Bir Musevi olarak İsa. ama Tanrı ve Ruh olara k İsa Mesih 'İnsanın suretinde yaratılmıştır' . mantıksal yanılgıdır.n. İsa'nın tefsiri konumu Bütünsel Görevi' ni belirlemek­ ted ir.

Bir Musevi Sac­ ratesi' nden çok daha fazladır. Tanrı' dan kor- . ama sonraki kuşa kların belleğinde 'İnsan benze­ rinde yaratılmış Ru h' olara k kendi kendini ölümsüzleş tir­ miştir.28 İsa ne yazık ki Ya hveh tarafınd an ölümsüzleştirilmiş d eğild ir.38 Oç isa farkına varmışla rd ır. Adem' in Tanrı' nın ilk buyruğu na boyun eğ­ meyi reddettiği ve kendisini ku tsamasına karşın ona şük­ ran sunmadığı anımsanmalıdır. bir 'birim' olarak tekilleşmiş-Tanrı birimindeki ça ğdaş (Seküler) Pa­ gan ideoloji kavramı dine bu Kapı' dan girmiştir. bir rastlantı d eğild ir. 27 İdeolojinin sınıfla nd ırma te­ melinde ve Devletçe temsil edilerek içselleştirilmesi. Adlarıyla belgelenen ilk hahamların Ya hud ilerin gündelik haya tına girişlerinin İsa' nın çarmıha gerilişini izleyen onyıllara denk d üşmesi.26 Museviliğe böylece giren bu ideolojik un­ sur. Özsaygısı ve özelleştiriciliği olan d ürüst ve ti tiz bir genç adam olan İsa. İsrail'in Tanrısı da. seçtiği halk tarafından birkaç kez reddedilmiştir. kuşkusuz ta kdire d eğer bir bireycilik öncüsü ve bir medeni cesaret simgesidir. sonradan Hahamların yöneticiliğini yaptığı Mu sevi­ lik ola rak adlandırılacaktır. felsefi Hıristiya nlık Tanrısı kav­ ramının yapılanışınd a işte bu 'yeni gelen'le (ideoloji) bağ­ lantılanmıştır . Evet. Daha sonra. insan tarafından red­ d edilmiştir. Ve Tanrı dahi. ya­ bancı bir unsur olma kla birlikte peygamberlerin egemen­ liğini köktenci bir biçimd e sona erdirmiş ve politik şahsi­ yetlere ve Hahamlara yolu açmıştır. Bütünsel Görevi'ni (mis­ yon) yerine getirmek için çarmıha gerilişi ve unutulmaz ıstırapları insanları fazlasıyla etkilemiştir ve onu her za­ man var olan kurumsallaşmış Zeitgeist'ın örnek bir simge­ si mertebesine yükseltmiş tir. İsa 'Bab / Kapı' olduğunu söylemişti . Ve Mu­ sevi 'Tek Tanrı altında Tek sınıflı toplum' ütopyası da ay­ nı kapıdan dışarı çıkmış ve öbür çok-sınıflı devlet toplum­ larının tarihine karışarak.

İsa ilk Sekülerleşmiş Muse­ vi'dir. Ve görevi sırasında ve sağlığınd a şakirtleri tarafından kutsal kabul ed ilen ilk Musevi 'ydi . Karl Barth. Kierkegaard.Aytıınç Altındal \• • kan Pagan ve Gentileler kend ilerini bu parad igma tik 'İn­ sa n benzerinde ya ratılmış Ruh'ta yeniden yara tabilmişler­ dir. Seküler yaşa m Hıristiyanlık'la değil. 'Entelektüel yanıyla Seküler­ leşmiş' Musevi olarak Tek-Tanrıcılıkta libera l bakışın ön­ cüsü olmu ştu . Hollandalı ilahiya tçı Arend T. İsa ya ra tıcı düşünebilen bir insa nd ı. Haham Ignaz Maybaum'un işaret ettiği gibi: "Antiki te se­ küler bir yaşamı tanıma'zd ı. " 29 Evet. o n sekizinci yüzyılın Devlet-destekli v e K i l i s(•­ onaylı sekülerizminde ya tmaktadır. içe-kapanık bir ulusa çağdaş ve evrensel unsurla­ rı. tu h a ftır ki. Van Leeuwen. denilebilir.31 ünlü ilahiyatçılarca eleştirilen Sekü lerleştirme s ü reci ­ nin kökleri. Rola nd ve Pury. seküler hayatı 'tebdil-kıya fet Hı­ ristiyanlık'30 olarak ni telend irmişti . eğer İsa 'nın sa ğ elinde 'Ku tsal' va r idiyse. standartları ve değerleri kabul ettirme yolu ndaki a rt ni­ yetsiz. Spinoza'dan önce. İsa va rd ır. adanmış çabaları günübirlik yaşayan İnsa n'a karşı İdeal İnsan tipi olara k ortaya çıkarmış ve bu simgeyi Za­ ma nın Ruhu ola ra k tescil ettirerek anısını o günden bugü­ ne ta şımıştır. . Emi! Brunncr vd . Seküler kutsallık çağının onunla başlamasına şaşmamak gerek. 'Seküler' de sol elindeydi. Simgesel söylemde. Zamanla İsa 'nın a dı Acı-Çeken İnsa n 'la anlamdaş ha ­ le gelmiş ve giderek sınıfsal ve ulusal ayrım ve engelleri aşarak nihai bağışlanma ve bireysel selametle özdeşleşme zem inini oluşturmuştur. biz­ za t İsa 'yla birlikte başla mıştır. Onu ya ra ta n Hıristiya n inan­ cı old u . Batı uyga rlığını sekü­ lere açan kapının anahtarı bud ur. güncel siyasayı ve ona ilişkin fikirleri biliyord u . Mu sevilik gibi. Yine de. son d erece kend ine-yeterli ve kendine­ işleyen.

Finney. Dr. Judson. Th. Moody. Rees Havell33 ve Opus Dei gibi 'Seküler/ Laik' örgütler bir yana. C. dinsel ya da Kilise kutsallık yaratıcılarının çoğu. Hıri stiyanların yaşadıkları her yer anlamı­ na da gelir (y. Zinzendorf. 'soy­ suzlaşmadan' kurtarılması için yeniden İncil'e döndürül­ mesi faaliyetleriyle özdeşleştirilmiş olması rastlan tı değil­ dir. . Hıristiyanlı­ ğın Ekümenik** perspektifleri ve misyonları çökerdi. yüzlerce papaz. D . Hıris­ tiya n l a rın Evrenselli ğ i demektir. George Williams. Ekri meııik: Evrensel anlama gelen Katolik kavram ından fa rklı olarak. ) . Aziz Ignatius Loyola' nın (ö. gerçekte seküler dindarlard ı . 1 556) bir İspanyol askeri olduğunu ve Cizvit tarika tını kurduğunu belirtelim. Seküler unsurla­ rın kutsal'a (a lanına-ç . L . papa ve azizle son bulur. . n . Laik-seküler 'kutsayıcılar' ve Evan­ jelistler hep vardır ve halen de vardırlar. William Booth. Ortaça ğ'ın laiklerden kaynaklanan ender aydınlık noktalan (ç n . De Benôit. • . Hudson Taylor. Bu uzun liste Havariler. ) katkıla rı olmasaydı.40 Üç isa Hıristiyanlık alanındaki. )"32 ile Or­ taçağ' a ulaşır. William Carey. Ge­ orge Fox. De Beze.34 Gü­ nümüzde Ka tolik Kilisesi' nin çift yönlü Bütünsel Göre­ vi'nin (Misyon) Hıristiyan olmaya n halkla rın İncil' e kaza­ nılması ile bir zamanlar Hıristiya nlaştırılmış ama günü­ müzde yeniden Paganlaşmış olan Avrupa' nın bu. Kilise Babaları ve öğretmenlerle baş­ laya ra k "Les rares points lumineux du Moyen Age ema­ nant de laics* (Pierre Wald o. ) . P. Cal vi n.. A . . Farel. Sad­ hou Sundar Sigh. Fra nçois d' Assisi .

İkinci Bölüm . ISA: "T ANRI . . . .B IZIMLE" MI? .

oyıım".İSA: "T ANRI B İZ İ MLE" M İ ? "Sana söyleyen ben. doğas ı itiba riyle dışsal olup. dışsa l. yabancı bir iddia. İsa'nın Öne Sürdüğü D ışsal. İsa-Yuhanna. dışsal bir iddia sayılır'2 demekteyd i. 4:26 2. Dışsa l id d ia konusundaysa . Bu tanıma uygun olarak.4) betimlend iği şekliyle İsa'yı kavra msallaştıran göstergeler olara k su nulmaktad ırl a r .1. Bunun sonucu olara k. başarının herhangi bir din­ sel cemaatin ayırt edici sta nda rtlarına göre ölçümlenmed i­ ği bir soruşturma sırasında gündeme gelen bir iddia 1 ol­ duğunu gözlemlemiştir. Seküler idd ia ne demektir? William A. Sayıları çok daha fazla olmakla birlikte. Seküler İ ddialar İyi ama. Bu örnek­ ler bir önceki kesimde ( 1 . bu durumda Seküler. Christian. herhangi bir verili dine göre kendini örgütlem iş bir Cemaatin 'Ruha n i Yönetim inin ' dogma­ tikleşm iş veçhelerini ortadan kaldırmak amacıyla kon ulm uş bi­ reysel şerh (-ler)dir. Doctrines of Religious Com m u n ities 'de ( A Ph ilosop­ h ical Study) 'Seküler idd ianın. burada ve bu kitap boyunca 'se­ küler idd ia' deyimini şöyle yorumluyoru m: Seküler bir id­ dia. b u seçme id d ia la r 43 . 'her­ hangi bir dinsel cemaatin ayırt ed ici öğretilerine dayan­ mayan. İsa'nın sıra dışı tarzd a seçilip yeniden düzenlenmiş (4x6) ba şlık halinde grupla nd ırıla n yaba ncı Seküler iddiaları aşa ğıda sırala nmıştır.

1 4:8. faka t Baba' ına hür­ met ederim ve siz beni tahkir ed iyorsunuz . ben sizi seçtim . sen nasıl Baba'yı bize gös­ ter diyorsun? İma n etmiyor musun ki. Baba'yı bize göster ve bize o yeter. ben vasıta olmadıkça Baba'ya kimse gelmez.1 0) d) Isa cevap verip ona dedi: Kim beni severse sözümü tutar. İsa'nın kullandığı yöntem'e dair a) İsa dedi: Yol ve hakikat ve haya t benim. (Yu­ hanna. 1 4:6) b) Isa ded i : Siz beni seçmediniz. 1 4:23) e) İsa d ed i : Çünkü dünyaya hükmetıneye gelmedim.ı. Fakat ben ken­ di izzetimi aramıyorum. Doğrusu ve doğrusu size derim: Eğer bir kimse benim sö­ zümü tutarsa ebediyen ölüm görmeyecektir.. peygamberler de ve sen : Eğer bir kimse be- . I h rahim öldü. ben Baba'da­ yım. arayan ve hükmeden biri vardır. 1 2:47) f) İsa dedi: Allah'tan olan. dediğimiz doğru değil mi? İsa cevap verd i: Bende cin yoktur. Yahudiler ceva p verip ona dediler: Sen Samiriyelisin ve sende cin var. onun için siz dinlemiyorsunuz. I. a ma dünyayı kurtarmaya geldim. (Yuhanna. (Yuhanna. Yahud iler ona dediler: Şimdi bildik ki send e cin vardır. Baba da bendedir? (Yuhanna.: Üç İsa Yahudi Cemaa ti' nin ayırt edici standartlarına göre kabul edilmesi mümkün olmayan 'dışsal şerh' ve 'yollar' dan ba­ zılarıdır. İsa ona dedi: Bu kadar zaman sizin ile berabe­ rim de beni tanımadın mı ey Filipus? Beni görmüş olan Baba'yı görmüş olur. (Yuhanna. 1 5: 1 6) c) Filipus dedi: Ya Rab. çünkü Allah'tan de­ ğilsiniz. Allah' ın sözlerini dinler.

gördü ve sevindi. b) İsa dedi: Ey adil Baba. seni. dünya seni bilmedi. beni taziz eden Babam' dır. ben de o n l a rd . ı n olayım diye senin ismini onlara bildirdim ceğim (Yuhanna. Bunun için Yahudiler ona dediler: Henüz elli yaşında değilsin. 1 7:25-26) . 1 7: 1 -5) . yalnız gerçek Allah'ı ve gönderdiğin İsa Mesih'i bilsinler. dü nya olmadan önce senin nezdinde bende olan izzetle beni nezd i n ­ d e taziz eyle (Yuhanna. sen kendini kim sayıyor­ sun? İsa cevap verdi: Eğer ben kendimi taziz edersem. peygamberler de öldüler. bunlar da beni sen gönderd i ği n i bi l d i ler. siz O Al­ lah' ımızdır dersiniz ve onu bilmezsiniz. fa ka t ben onu. Bana olan sevgin onlarda olsun. bl�n isl' seni bildim. ta ki. İbrahim' i de görd ü n mü? İsa onlara ded i: Doğrusu ve doğrusu size derim. ve bi l d i n• . bi­ lirim ve sözünü tutarım. Yapmak üzere bana verdiğin işi başarıp seni yer üzerinde taziz ettim. (Yuhanna. Uyguladığı yetkeye dair a) İsa bu şeyleri söyledi ve gözlerini göğe kaldırıp de­ d i : Ey Baba. saa t geldi. be­ nim izzetim hiçtir. ona verdiğin kimselerin hepsine ebedi hayat versin . Oğul se­ ni taziz etsin.Aytıı ııç Altındal ·1 ' · nim sözü mü tutarsa. Baba nız İbrahim benim günümü göreceği için mesrur oldP. Yoksa sen babamız İbrahim'den büyük müsü n? O öldü. nitekim ona bütün beşer üzerine haki­ miyet verdin. Ve ey Baba. faka t İsa gizlendi ve mabetten çıktı. d i ­ yorsun . O zaman üzerine a tmak için taşlar kaldırdıla r. İbra­ him olmadan önce ben varım . ebediyen ölümü ta tmayacaktır. 8:47-59) II. Oğlunu taziz eyle ki. Ebedi haya t da şu ki.

ve kim yaşar ve bana iman ederse. oğul babaya karşı. e) Fakat İsa onlara cevap verdi : Babam şimdiye kadar işlemektedir. bana iman eden ölmüş olsa da. günahların sana bağışlandı. l l l. ana kıza karşı. onu tekrar alayım . ben de işliyorum. Onu benden kimse almaz. ta ki. 5 : 1 7. 1 2:8). ded i . üçü ikiye. d) İsa dedi: Bunun için Baba beni sever. 5:20-24). Öğretilerine dair önünde ikrar ederse. ve onu yine almaya kudre­ tim vardır (Yu hanna. çünkü ben ca­ nımı veririm. diye düşünmeye başladılar (İsa Ferisilere: ) Fakat İnsanoğlu ' nun yeryüzünde günahları bağışlamaya yetkili olduğu nu bilesiniz (Luka. fakat onu kend iliğimden veririm. kız anasına karşı. a) İsa dedi: Ve size d iyoru m : Kim beni insanların b) İsa ded i : Dünyaya selamet getirmeye m i geldim sa­ nıyorsunuz? Size derim ki: Hayır! Fakat daha doğ­ rusu ayrılık getirmeye geldim. ebediyen ölmez (Yu hanna. ikisi üçe kar­ şı ayrılacaklar. İnsanoğlu da onu Allah'ın me­ lekleri önünde ikrar edecektir ( Luka. Baba oğula karşı.1 8) .!h Üç İsa c) Isa ona ded i : Kıyınet ve hayat benim. çünkü bundan son­ ra bir evde beş kişi olacak. imdi bundan dolayı Yahudiler onu öldürmeye daha ziyade çalışıyorlar­ dı. 1 0 : 1 7-18). Onu vermeye kudretim var. fa­ kat Allah kendi Babası idiğini söyleyerek kendisini Allah'a müsavi kıldı (Yuhanna. 1 1 :25-26). yaşar. f) Onların imanını görerek İsa : E y adam. kaynana geline . çünkü yalnız Sebt gününü bozmakla kalmadı. Yazıcılar ve Ferisiler: Küfür söyleyen bu adam kimdir? Allah' tan başka kim gü­ nahları bağışlayabilir.

1 2 : 5 1 -53) . çün­ kü söylerler ve yapmazlar . yeryüzünde dökülen her salih kan. 22:23-33 ) . size peygamberler. .Aytunç Altındal ·1 7 karşı. e ) İsa dedi: Bundan dolayı size d erim. İs­ hak'ın Allah'ı ve Yakub' u n Allah' ıyım' diye söyle­ nen sözü okumadınız mı? Allah ölülerin Allah' ı d e­ ğil. onun öğretişine çok şaştılar (Matta. c) Kıyamet yoktur d iyen Sadukiler o gün İsa'ya geli p b i r soru sordular. mabetle mezbah arasında öldürdüğünüz Barahiya oğlu Ze­ keriya'nın kanına kadar. Fakat İ s a cevap verip onlara de­ di: Siz kitapları ve Allah'ı n kudretini bilmediğiniz­ den saptırıyorsunuz. Allah'ın mele­ kutu sizden alınacak ve onun meyvelerini yetiştire­ cek bir millete verilecektir (Matta. fakat onların işlerine göre yapmayın. Doğrusu size derim: Bü- . üzerinize gelsin. Fakat ölülerden kıyam hakkında Allah ta rafından size: 'Ben İbrahim'in Allah' ı. bundan dolayı size söyledikleri bütün şeyleri yapın ve tutun. IV. 34) . gelin kaynanasına karşı olacaklar (Luka. . Vergi mülte­ zimleri ve fahişeler Allah'ın melekutuna sizden ön­ ce giriyorlar (Ma tta. Bunun için işte. ancak yaşayanların Allah' ıdır. 21 :31 ) . Ve halk bunu işi­ tince. zira kıya mette onlar ne evle­ nirler ne de kocaya verilirler. f) O zaman İsa halka ve şakirtlerine söyleyip dedi: Ya­ zıcılar ve Ferisiler Musa' nın kürsüsünde oturu rlar. 21 :43) . d ) İsa onlara dedi: Doğrusu size derim. a ncak gökte olan m e­ lekler gibid irler. hikmetli adamlar ve yazıcılar gönde­ riyoru m (Matta 23: 1 -3. Kuşağa (Nesil) dair: a) İsa dedi ki: Ki salih olan Habil'in kanından.

e) V e onlara d e d i : İnsa n Sebt günü için değil. c) İsa onlara dedi: Yüreklerinizin katılığından ötürü karılarınızı boşamanıza Musa müsaade etti. . f) V e onlara ded i: Bütün dünyaya gidin İncil' i* bü tün hilkate vazedin. Bunun yetkin bir örneği. dedi. fakat benim sözlerim geçmeyecektir (Luka. Ve ben size derim: Ki­ mi zinadan ötürü olmayıp karısını boşar ve başkası ile evlenirse zina eder (Matta.2. Aziz • 'Ine il'. fakat iman etmeyen ma hkum olacaktır . 1 9 :8-9). 2. . 22: 2 1 ) . müjde anlamına gelmektedir (ç. bu nesil geçmeyecektir. 23:35-36). fakat başlangıçta böyle olmamıştır. Gök ve yer geçecek.). İman edip va ftiz oluna n kurtula­ caktır. 2:27-28) . b) O vakit İsa onlara : Öyle ise Kayser' in şeylerini Kay­ ser' e ve Allah' ın şeylerini Allah'a ödeyin. Zi­ ra bize karşı olmayan bizim tarafımızdandır (Mar­ kos. 1 6 : 1 5. Ve bunu işittikleri zaman.4H Uç lsa tün bu şeyler bu neslin üzerine gelecektir (Matta. 21 :32-33) . Günahın Organik Siyasası Tabii Seküler iddialarda bulunmak kişiyi bir anda Se­ küler ya da Sekülerist yapmaz3• Tıpkı bazı insan grupla­ rınca mutlak ve tek öğreti ya da kutsal sayılan yazılardan çıka rsanan İman' ı savunmanın kişiyi bir anda 'ilahi' ya da kutlu kılamayacağı gibi. Sebt gü­ nü insan için oldu . bütün bu şeyler yeri­ ne gelinceye kada r.n. . iyi haber. d) İsa dedi: Doğrusu size derim. şaştılar ve İsa'yı bırakıp gitti­ ler (Matta. Böylece İnsanoğlu Sebt gününün de rabbidir (Markos. 9 :40) .

Eğitim görmüş bir insandı. İsa konumu itibariyle Seküler (dünyevi) id i.5 Seküler iddialarda bulunmak kişinin fikir ve düşünce­ lerini bir anda Sekülerleştirebilir ya da Sekülerleştirrneye­ bilir. VI. Kilise'de piskoposluğa a tanan Sekülerlerin ne ilki ne de sonuncusud u r. Arnbrose. Hıristiyanlığı sara n ve Heretik sayılan Arianİzın'i n zorlu günlerinde Arnbrose Hıristiya n değil. tarikat ya da kültün üyesi değildi. Bu pa pa da ilahiyatçı ve tarihçilerce 'savurgan bir Seküler prens gibi yaşayan'4 tüm papaların en hürnanisti a ddedilird i . Kiliseye ilişkin konu­ larda Tanrı kadar güçlü sayılmasına karşın adı Azizler Ki­ tabı'na alınmamıştır. Musevilerin kovuşturulrnası sırasın­ da işlenen suçlara ilişkin olarak kayırrnacılığı ve çifte stan­ dartlılığıyla tanınmıştır. Kilise­ 'deki yaptırırnla rını doğrudan Tanrı'yla dengelemiş ve 'in media' (a raya ) İsa'yı yerleştirmiştir. Clernent. yani hiçbir mezhep. ne ki. Bu nedenle de Dışsa l'dı. Pagan bir vali olmasına karşın alelacele piskopos yapılmıştı. gizli öğretisi kend isine öğ­ retilrniş değildi. Kend i iradesine karşın göreve çağrıl­ mıştı ve vaftiz olması için de kend isine yalvarrnışlard ı. Arnbrose. Bir başka temsilci. Ka ranlık bir Es­ sene Cernaa ti'ne üye olduğu yolundaki idd iaların i se ka - . Latin Hıristiyanlığı'nın en önemli dört Din Doktorundan biriyd i. çağdaş kano­ nistleri tarafından geleneksel olarak İbra him Peygamber' e eşdeğerde bulunan ve Milita n Kilise'nin Ta nrısı sayılan A vignonlu Pa pa VI. Musevilik'in içsel. Clernent' dır. gerçekleşrne sürecinde böylesi iddiaları ileri sürenlere Seküler konum kazandırrnada yard ımcı olduğu. Museviler 1 3481 49' da S trasburg ve ba şka yerlerde tüm Hıristiya n dünyasını yok etmek amacıyla Ka ra Veba salgını başlatmak ve Müslüma n Sul­ tanlara casusluk yapmakla suçlanrnışla rdı. ama 'ya rı-gizli' bir Musevi Ta rikatı'na men­ sup değildi. açıktır.Aytunç Altındal Arnbrose' dur.

Benzerlik Yasası'na göre İsrail'in Tanrısı gibi İsa da misyonu sırasında kutsal bir vaatte bulunmuştu . İsa 'çağrılan' (-lar)a 'bireysel d i ri­ liş/ kıyarn' vaat etrnekteydi. İkinci olarak. ırkı.() üç İSli nıtı yoktur. Yahudiler bu vaa tten dolayı Tanrıla rı tarafın­ dan seçilip kutsanrnışla rdı. bu va adin kend isiy­ d i . (Bu cernaatin mensubu olsa dahi. Ve bu özd eşliği (identifica tion) mantıksa l sonucuna ka dar götürecek dördüncü değişikliği oluşturmuş ve bu Ruh' daki (Tanrı) selarneti bireyde tekilleştirrnişti. bu Yüce Güç'e katılma olanağı sağla rnıştı. Sekülerlerle din görevlileri / papazlar (regulars: Niza­ rniler) arasındaki d in-içi ilişkiler Kilise tarihi boyunca sü­ rekli bir çelişki ve gerilim kayna ğı olagelmiştir. Gerçekte. Ya hudiler köle kadın Hacer'in oğlu İsma ­ rn ekteydiler. Seküler konumunda İsa dörtlü b i r değişim başlatrnış tı. özgür ka dının oğlu ola n İshak'ın soyundan gel­ . İbra­ him Peygarnber'e Özgür kadın Sara'dan bir oğul vaat edilmişti. vaadin doğasını değişikliğe uğratmıştı.) İsa bu dünyada (saeculum) yaşa­ rnıştı (ya da inanca göre yaşamak için gönderilmişti ) . İlkin 'Tek Ulusun Tek Ta nrısı' nın yetkesini (otorites in i) adern-i rnerkezileştirrniş ve ulusu. Tan­ rı -ya da Tanrı'nın oğlu. H ıristiil'in değil. İsrail Tanrısı'nın Ruh olarak türnelleştirilrnesiyd i . yüzyılda bir kez daha su yüzüne çıkrnışla rdır. statüsü ya da kö­ keni ne olursa olsun.)& Do­ layısıyla. akit(-ler) değil. Böylelikle Ta nrı' nın Ruhu bizza t Tanrı'yla özdeşleştirilrniş oluyor­ d u . Ku tsal olan. Esseneler toplumdışı sayıld ığından. İsa'nın gündeme getirdiği üçü ncü d eğişiklik. bu onun konumunda bir deği­ şiklik yara trnayacaktı. Bir u lusa bir Yurt yerine. Havari Pavlus'un haklı olarak belirttiği gibi. (Haceriler muhtemelen İsla m'ın öncü leri ola­ rak 7. her bireye ölürnden sonra dirilrne vaat ederek.olarak İsa'nın yeryüzündeki im­ ge ve konumu tümüyle Seküler (dü nyevi) idi .

Kilise içinde kurumsa llaşmalarından bu y . Roma Katolik Kilisesi' nde seküler konumu temsil etmektedir. Seküler için esas olan Katol ik fo. 'Sekülerin konumu iyi. Sekülerler geleneksel olarak p iskoposları (papaları) eleştirmede daha gönüllü da vra­ nırken. ina tçı doktrinerler olan Niza rnİlerden çok daha l i lwr. Keşişlerin savunucusu olmasına karşın Kilise' dt• birlikte reform yapmaya çalıştığı keşişler tarafından va h­ şice öldürülmüştü ( 1 004) . Genel anlamd.ı l w hoşgörülüydüler. pa­ pazınki daha iyi..Aytımç Altı ndal 51 yanlık' ta göreli yeni unsurlar sayılan nizarnHer ta rihsd olara k Çöl Babala rı'ndan ve özellikle de Karanisli Aziz Antony'den (Mısır) esinlenmişlerd i. Papalığın ateşli savunucu la­ rıdır. ı n.ı · si'nin manevi bağımsızlığıydı. Aziz Abbo döneminin en büyü k alimlerinden biriydi ve Sekü ler konularda Fransa K r. kimi zaman da üçüncü! önem ta � ı y c ı rd ı ı . ı · menliği ikincil.: i l i � . Nizarn Her sıkı Papacı ve her zaman mutlaka şahıs olarak Papa'nm olmasa bile. Sekülerler ise Tarika t mensubiyetine daha az ilgi göstermekle. Havariler. 7 1 990'larda Opus Dei. liste bi­ raz daha uzundur: 'Petrus. Fleuryli Aziz Abbo'ya göre. 1 1 53) göre. Onlar için genelde Kilise ve onun sürekliliğinin önceliği vardır. en ünlenmiş sekülerlerse Apellant­ lar' dı ( 1 7.ı Sı · kü lerler. Pa palığın dünyt • v i ı ·� ·.8 Ama Oornini­ ken keşişi Hugo von Flavingny'ye (ö. Niza miler Misyon kavramını (Bütünsel Görev) savunmaya daha yat­ kındılar. Piskoposla r. ı . yüzyıl İngiltere' si) . Münzeviler. 945) Oorniniken Tarika tı' nın reformcusu ve Cluny pra­ tiği diye tanınan yeni bir uygulamayı gündeme getiren ki­ şiydi. ama keşişinki en iyisidir' . Kilise' deki Ko­ n umcular (Positionist) sayılabilirler. Keşişler. ı lı'yla Papa ara sında aracılık yapardı. Nizamiler arasında en bağlayıcı olan Cizvitlerdi ve halen de öyledir. Pavlus. Sekülerler ve Kad ınlar'9• Aziz Abbo (d.

) Olmazsa olmaz (ç n . içsel / Batıni olarak da Zerdüşt' çeydi. doktriner 'Tanrı-bizimle' önermesi Hıristiyan geleneğine değil. Hıristiyanlık dışındaki her öğretiyi ve d ini Tanrı'nın İ nayeti' nden dışta­ layan öğreti İsa' nın Tanrı-bizimle' olduğunu vazeder. yani insanlardı. olamaz da. Siyaset hiç kuşkusuz Seküler bir olgudur ve sivil kültür alanına dahildir. Vaat fikri Musevi­ lerden çıkarsanrnıştı. Siyaset hiçbir zaman per se (tıpatıp) din değild ir. İsrail Tanrısı' nın d a belirttiği gibi Pagan tanrıları kadim kahramanlar. Hıristi­ yanlık'tan ayrılarnaz' . Kendisi de bu anlayışa karşı mücadele eden (L:ı t . kahramanlaşmaya göre biçimlendirilmiş İnsanlık idi. Ancak Durham Piskoposu David Jen­ kins' in haklı olara k belirttiği gibi 'Siyaset dinden. Museviler içinse merkez­ deki tema. otoritenin adern-i merkezileştirilme­ si fikri pagan kökenliyd i ve Ruh' un Tanrı'yla özdeşleşti­ rilrnesi fikri de dışsal biçimiyle Helenistik. Gentileler (Helenist kökenliler) için merkezde­ ki fikir.10 Gerçekten de bu seküler u nsuru dinden soyutlarnak mümkün değildir. özellikle de İsaiah Peygam­ ber' e aittir.Üç isa Paganlar için ise merkezdeki fikir. ) . İsa' nın kehanetine göre her kö­ şesi ruhlarla dolu olan kentin Norninal insanı Tek Tan­ rı' nın Krallığı'na ulaşabilmek için ölürnden kurtarılacak yeni doğmuş birey haline gelmişti. • . Bu önermenin kendisi siyasetin bir görünümüdür. * Musa bir Ulus-ve-Yasa-Yapıcı sayılan siyasal bir kişilikti. yalnızca Tanrı'yla birlikte yürüyen bir İbra ni değildi . Ya­ hudi kehanetler veresesine. Kent / Polis yaşarnı Ruhlarca yönlendirilrnekteydi. İnsan ve Polis' i daha az önemliyd i. Paganlar kahraman­ merkezcilik a nlamında hümanist idiler. Ruhlarının koruduğu Kent'ti. Siyaset örgü tlü d i­ nin kurucularından biri ve sine qua non'udur. toprak vaadinde bulunan Tanrı'ydı.

Bir ideoloji olarak Kataliklik Tanrı-bizimle' kavramını Eski Ahit'ten devraldı ve onu İsevi İncillerle karıştırara k kendi amaçlarına uygun bir dogma haline getirdi. 'ruhların a rasında' yaşayan Gentile­ lerin de bildikleri bir d eyişti. en bu­ dünyayla ilgililiğin karakteristik gerçekliği gerçekten de ortaya çıkar. gerçekte bir şa­ şırtma ve siyasal-kültürel aşınmadır ve ulvi amaçlara yö­ nelik kutsiyetle hiçbir ilişkisi yoktur. Topadayacak olursak. 'İçimdeki / Bendeki (İnsan) Ruh' İs­ rail' in kıskanç Tanrısı tarafından kabul ed ilebilir bir duy­ guydu ve kentlerde. İsa' nın öğretisi­ nin erim ve kapsamı 'Tanrı 'nın Selametine Bana İman Aracı­ lığıyla Ulaşacaksınız' dı. Watts'ın bir yazısında belirttiği gibi. Alan W. Ancak hem Sc­ kü ler. bakireden doğacak ço­ cuğa verilecek ad) 'İçimdeki / Bendeki Tanrı' özdeşleştir­ mesini dıştalar. Tek İnsandaki Tanrı' değil. Bireyci seçeneği savunuyordu. Musevice kulla nımıyla Tanrı-bizimle' (İbranice Immanuel. Kuşkusuz İsa. yanlık bu-dünyayla ilgili bir d in değildir. kendi çerçevesinde bi­ reyciydi. 12 Gerçekten d e birer 'izm' olarak siyasal partilerin siya­ sal kaldıracı sayılan Sekülerizm. Tanrı-bizimle' d emek ve 'biz'i 'ben' de tekilleştirmek birbirine taban tabana zıt iddi­ a lardır. ya n i d iDavid Jenkins bir d e şunla rı yazmıştır: 'İlkin Hıristi­ . Öte-dünyayla il­ gili d i nler a rasında en bu-dünyaya-değgin olanıd ır/ 1 İsa' nın öğretileri daha yakından incelend iğinde. 'Bize ve biz' ad ıilan İsa' nın sıkça kullandığı nitelikler d eğild iler. yani dünyevi olma hali. hem de Sekülerlik. Museviler için Tanrı-bizimle' önermesi kuşkusuz 'Aramızda ki Tanrı' anlamına gelmektedir. Böylesi bir eylem. Resmi Hıristiyan öğretisi şiddetle kınadığı Sekülerlik ol­ gusunun ve içi boş rölativizmin bizatihi nedenid ir. Roma Kilisesi' nin örgüt­ led iği resmi Hıristiyanlık' tan kaynaklanır.Aytunç Altındal bir Yahud i olmasına rağmen İsa hiçbir zaman Tanrı-bi­ zimle' dememiştir.

Üç İsa ne açık olma hali. İsa o yılla rdaki mevcut siyasal örgü tlerden hiçbirine mensup değildi. dolayısıyla Tanrı'nın onları se• non seqııitor: Dışta kalması gereken. Haram olanla Seküler ola nı birbi­ rinden ayırıyordu (örneğin bkz. Şöyle ki. İsa'nın yoru­ munda Sekülerlik. . Tersine. rejimin Seküler kimliğini değiştirmek niyetinde değildi. o kadar. İsa' nın öğretisinde bu dünyadaki günahın kökeni. Yoksa . Ve kesin olarak ideolojik siyasanın uzağındaydı. Siyaset alanında bilinçli ve kararlı bir özerklik­ çiydi (otonomist). Pragma tik ya da demokratik bir siyasete bağlılığı olmayan kendi geliştirdiği bir çeşit organik siyaseti savun­ maktaydı. günah da olmayacaktı. insanlığın bu-dünyalılığı kend isi a racılığıyla Tanrı'nın Sevgi ve İnayeti' ne erişebilmenin zorunlu bir evresiydi. ikna edici bir biçimde sadece kötü davranışlara bağlanmıştı. İsa in­ sanlığın bu 'dünyalılığı'nı değil. İsa'nın düşünce sisteminde. eğer bu-dünyalılığı suretiyle insan mevcut olma­ sa. Resmi biçimlenişi içindeki Sekülerizm sivil değil. kendisi gereksizleşecek. resmi Devlet-destekli Sekülerizmi önce­ ler. kon­ vansiyonel siyasal örgütlenmenin radikalleşmesinin bir u nsurudur. sistemi birçok alanda destekliyordu. Ma tta 5-6-7). bir aydın ve bir önderdi. bir non seq uitor* haline gelecekti. gerekliliği kabul edilmeyen. Hiçbir şekilde. 6:32) . Cemaatine yabancılaşmış bir Yahudi. 'Günah ve Sonsuz Hayat' gibi asli kavramla r İsa' nın or­ ganik siyasasında önemli bir rol oyna maktaydılar. Bu tabii onu hiçbir biçimde devrimci yapmaz fa ka t bir radikal reformcu ola rak ortaya koya r. İsa'nın esas olarak eleştirdiği yaygın ve günaha neden olan cema­ at-içi sorunla rdı. 'ten'in günahlarını suçla­ maktaydı (Matta. Isa. kendisine imanın başlıca rolü oynadığı ve Yasa-kurbanı Musevi' nin kurtuluşa ulaşabileceği ilahi bir sığınak olarak bir üçüncü olan haline gelmişti.

sönmez ateşe atılmaktan iyidir . senin için hayata çola k olarak girmek iki elin ola rak cehenneme. İsa' nın öne sürdüğü tipik bir bu-dünya idd iası İsa' nın şakirtlerini öğretisini yayma k üzere kentlere gön­ d ermeden önce verdiği.Aytımç Altındal 55 lamete eriştirrnek için bir ve tek Oğlu'nu onla rın a rasına göndermesine gerek de kalmayacaktı. Konva nsiyonel (mevcu t. g i t nen var- . ve kı­ lıç sa tın alsın. Luka 22:36'da aktarılan şu öğütte ifadesini bulmaktad ır: "Fakat şimdi kesesi olan onu alsın ve torbası olan da alsın. 'hoşgörülü' dür. Eğer gözü n sürçmene sebep oluyorsa onu çıkar. ve olmayan esvabını satsın. . o da Allah' tır . Orga nik siyaset mevcut toplumsal ve bireysel sorunları ülküselleştirebilir ya da bunla ra duygusal çözümler önerebilir. . Bir şeyin eksik. Çağdaş sorunların keskin çelişkilerini gözler önü­ ne serecek fikirler sunmayabilir. . Aşağıda aktarıla n önermeleriyle İsa orga nik siyasetinin insanlığın dünyevi işleriyle ça lıştığını açıkça ortaya koymuştur. d uy­ gusaldı. yerleşik) siyasal örgü tlenme­ nin a ksine. İsa demişti ki: "Eğer elin sürçmene sebep oluyorsa onu kes. orga nik siyaset rasyonel açıklamalara gereksi­ nim d uymaz." (Markos 9:43-47) İsa kendisine 'İyi Muallim' d iyen genç zengi nle şöy l e konuşmuştu : "Niçin bana iyi diyorsun? Birden ba şka k i m­ se iyi değildir. genelde kutsal otorite (bütün) ile onun altındaki bireysel Ruh'un (pa rça ) işlevsel ve örgü tsel özerkliğini öngören özerk ve entelektü el hareketlerin ta­ mamıdır. . Dina mikleri pragma tik olmaktan çok. Bu entelektüel akımın içinde orga nik siyaset öy­ le görünse bile 'yıkıcı' değil. Tek örnek yeterl i ol u r sanırım. İsa seküler düzenin bu-dünyalılığını anla tma k h u su­ sunda hiçbir fırsa tı harca mamıştı. Orga nik si­ yaset pa rti siyaseti değil." Bence organik siyaset pa rça ile bü tün a rasındaki cema­ at-içi ilişkilerle biçimlenen siyasetin tarzıd ır.

Havariliğİn kendisi. çünkü Tanrı Museviler a rasında n Harun soyunu rahipler. Fakat hilkatin başlangıcından Allah onları erkek ve dişi yarattı . Markos onun sahip olduğu her şeyi satamayacak kadar zengin olduğu­ nu söyler. Levili­ leri de hizmetkarlar olarak tescil etmişti. Ma tta ve Tomas. çünkü Yahudiler arasında daha önce böylesi bir 'görev' yoktu ve gerekli de değildi. İsa' nın öğretilerinin Seküler siyasal yönünü temsil eder. İsa zo­ runlu olarak doğası itibariyle dışsal olan bir şerh ve bir yo­ rum yaratmış ve bunu Musevi cemaatindeki a lışılagelmiş peygamberce yöneticiliğin dogma tize olmuş kalıplarını kırmak üzere öne sürmüştü . ." (Markos. ." (Markos. 1 0: 1 7-23) (Tabii bu zengin genç adam kendisine söyleneni yapamadı. ) "Adama karısını boşamak caiz mi?" sorusuyla kendini sınamaya gelen Ferisilere şu yanıtı vermişti: "Musa size ne emretti? Onlar da dediler: Musa boş bir kağıdı yazmaya ve kadını boşamaya müsaade etmiştir. fakat bir bedendirler. 1 0: 2-9) İsa'nın ha varilerini ataması da organik siyasanın bir ör­ neğidir. Allah'ın birleştirdiğini i nsan ayırmasın. Havarilik Tanrı-yapısı değildi. Dolayısıyla Museviler açısından Havarilik insan-yapısı bir kurumdu ve bu ne­ denle de geçiciydi. imdi. ve gel be­ nim a rdırnca yürü .56 Oç /sn sa satıp fakiriere ver. Kendi cemaatini ör­ gütleyip kendi öğretisini yaygınlaştırabilmek için böylesi bir kurumu öngörmüş değillerdi. Şöyle ki onlar a rtık iki değil. İsa'nın havari yaptığı on iki şakirdi şunlardı: '(Petrus adını verdiği) Simun ve kardeşi Andreas. Fakat İsa onlara dedi: Yüreklerinizin katılığından dolayı size bu emri yazdı. gökte hazinen olacaktır. Yakub ve Yu­ hanna. Aife­ us'u n oğlu Yakub ve Gayur denilen Simun. Yakub' u n oğ- . Filipus ve Bartolomeus. Bunu uzun za­ man önce gerçekleştirmişti.

Nikodimus'a demişti ki : "Doğrusu ve doğrusu sana derim: Bildiğimizi söylüyoruz. Çünkü İsa kendisini izleyen kalabalığa yüzbaşıyı göstererek şöyle demişti : "Size diyorum. Seküler otorite altında Yahudi-olmayan bir yönetici olma­ sına karşın. İsa' nın Pagan yüzba şıyla konuşması da organik siyase­ tinin bir başka yönünü vermektedir. Fakat vay size. Toplumsal yozlaşma d a öyle. Bunlar Musa'nın O n Emri' nden b u Ten'e ilişkin 'günahka rlık' sorunu İsa' nın kuşağı iç i n yana vardılar. İsrail' den bile bu kadar büyük iman bulmadım. o n la rı n . bu dünyadan insanlar idi. çünkü Allah'ın melekutu sizindir . İsa HavaTilerini kutsadıktan sonra onla ra dedi ki: "Ne mu tlu size. 7:20-24) İsa ' nın düşünceleri. ey zenginler! Çünkü siz tesellinizi almışsı­ nız . 6: 1 4. gök işleri söylersem nasıl iman edeceksiniz?" (Yuhanna. Bunların çoğu eğitimsiz v e yoksul. . zira kurtuluş Yahudilerdendir . İsa. " (Luka. 7:9) İsa ' nı n Ferisi Nikodimus'la karşılaşması da 'bildiği ko­ nuda konuşan' bir entelektüelin konumuna işaret etmek­ tedir. biz bildiğimize tapınıyoruz. İsrailoğullarında n daha imanlıydı. " (Yuhanna. Eğer size dünya işleri söylediğim zaman iman etmezseniz. fakirler. . ve bizim şahadetimizi kabul etmiyorsunuz. Eski Ah i l ki­ tapla rı ve Apokrifa'nın (İncil-Dışı Ku tsal sayılmaya n k i ­ taplar) merkezi temasını 'yo� !aşmış İsrailoğulları'.1 6) . gördüğümüze şaha­ det ediyoruz. 3 : 1 0. İsa demişti ki : "Siz bilmediğinize tapınıyorsunuz.Aytunç Altındal 57 l u Yahuda v e hain o l a n Yahuda İska ryot' (Luka. Samantyalı ka­ dınla da öyle olmuştu. İsa ' ya göre yüzbaşı. 4:21 -22) yeni bir olgu değildi. .1 2) Kuşkusuz İsa' nın yola çıktığı ve konakladığı du­ rak insanlığın en 'bu dünyadan' işleriydi ." (Luka. kutsamaları ve vaatleri çoğu zaman insanlığı bu dünyadaki koşu lları dik­ ka te alınarak başlayıp öte-dü nyadaki (Tanrı' nın Meleku­ tu / Krallığı) ödüle doğru uzanmaktaydı. .

Bir başka deyişle. İsa ne inançsız (cansız) ne de ilahi (seçilmiş) olan yeni bir boyutu. Se­ küler iktisat.3. eklektik biçimde kendi elinde topladığı öz-otoriteyle yine kend i doldurdu. Yasa ve Peygamberler'in (buyruklarını) ye­ rine getirecek yerde değiştirmeye kalkıştığı için. Siyaset böylelikle d inin ayrılmaz bir sabiti (de­ ğer-ç. ama Gentile ya da Pagan gibi d e- . Nasıra lı İsa 'yla birlikte Mu­ sevi Tek-Ta nncılığı. 2. İsa kendi yarattığı boşluğu. Ya­ sa'nın (şeriat) öngördüğü haklarla değil ama Ta nrı' nın haklanyla dengelendi. 'öte-dünya'daki se­ lamet 'yolu ' nu belirleyen.Üç /sn başlarına gelen kötülükler ve onların dünyada neden ol­ dukları kötülükler oluşturur. onu oluşturan öğe haline geldi. Onunla birlikte Bireyselleşmiş insanın hakları. Seküler siyaset ve Seküler kültür İsa'nın or­ ganik s i ya seti arac ı l ı ğıy la kanallar bularak ve onun aracı­ lığıyla tek tanncılığa sızdılar. İsa tüm bunları biliyordu .) haline geldi. ancak orga nik siyasetin terim ve kavramlan çerçevesinde tanım­ la nabilecek bir yaşam a lanını vazediyordu. Bu nedenledir ki İsa'yla birlikte ilk kez İnsa n Hakları Din ala nına da hil oldu . İsa'yla birlikte bu dünyadaki organik günahın siyasası. A ncak muallimler (haha mlar) gibi bunları tekrar etmekle yetinmedi. İsa' yla birlikte Musevi ya şamına ilk kez Seküler. Siraç'ın Oğlu İsa'dan Nasıralı İsa'ya Isa (Jahveh Selamettir) Museviler için bir bakıma Sama­ ri tyalılara benziyordu. daha ileri giderek bu kötü alışkanlıklan değiş­ tirmeye çalıştı. ister iste­ mez (Şeriat' ta) Yasa'da bir boşlu k yarattı . İsa bu girişimiyle İnsan olarak Musevi' nin 'ha kları' nı güvenceye ve selamete çağırıyordu . bu-dünyayla ilgili siyaset dahil oldu. Seküler cismaniyet üzerine temelle­ nen ve ma nevi olanla taçland ırıla n yeni bir dine dönüşme­ ye başladı.

Mak. ( I I . " (ll. "Bu­ nun RAB'bin ha lkını imha etmek değil. 1 : 1 1 . 6: 1 2) Gerçekte bu tip dö­ neklikler Ta nrı'nın Ya hud ilere bir uyarısı ve lütfuyd u . 1 :44). Yahudi ler için bunlar. kutsa l ahitten ayrıld ılar.Aytunç Altındal ğildi. Örneğin Sebt gününe uymamak bir Gentile uygulamasıydı ve 1 37 yılında (İÖ 1 75) Paga n (va li) Antiochus ta ra fından konul­ muştu. Sünnetlerini gizlemek için a meliya t oldular. Gentilelerle iş yapmaya başladılar ve daha birçok kötü iş yaptılar. 6). Mak. Tanrı'nın kendilerini cezalandırrnasıydı . Makabe' de Yahud ilerin nasıl 'Grek yaşam ta rzını be­ nimsemeye' zorlandıkla rı a nla tılır (Il. . Il.1 5) Bunlar 'ülkeye yabancı a detlerd i' (1. kimi zaman da zorla akit­ lerinden ayrılıp Pagan ve Gentilelerin 'yollarına' döndük­ leri a nla tılır. v e Il. Mak. İsrael'in eski kita pla rından I. onlarla bir tu tulma mıştı. 'Gentilelerle uzlaşalım' dediler. Makabe'de Yahudi­ lerin kimi zaman kendi istekleri." (Mak. ama bazı Yahudiler bunla rı uygulamaya başlamışla rdı bile. Mak. 'şim­ diye kadarki uzlaşmazlıkla rımız bize dertten başka şey getirmedi. 6: 1 3) Musevi bunlara bakıp asıl yolundan saprnaya­ caktı. Öğretisinin kimi ilkeleri a nalitik felsefe ya da Roma religio'sunun sta ndartla rına göre Paganca ya da Helenis­ tik-Stoacı olsalar dahi. I. Yeruşa lim' de Grek sitelerindeki gibi bir stadyum inşa ettiler. ve ha tta bazıla rı o kadar heyecanıandılar ki işi kralın huzuruna çı­ kıp ondan Gentile ad etlerini benimseme izni almaya ka­ dar vardırdılar. Ve Tanrı' nınkilerin ya nı sıra Sezar'ın 'haklarını' kabul etmek de kesinlikle Seküler ve özde Pagan bir iddi­ aydı ve Roma'daki Yasal ve Nizarnİ kavrayışa uygund u .' Bu teklif pek çok kişiye çekici geldi. Makabe'de şöyle yazar: "O zamanlar (İÖ 1 75) İsrail ülkesinde Yasa'ya hiç kulak asmayan ve kavmi­ mizin bir bölümünü kötü biçimde etkileyen bir grup hain Yahudi ortaya çıktı . cezalandırma k için ya ptığını düşün . Dahası.

tövbe (Sir. Ör­ neğin Yahud iliğin üç kutsa l direği (Vaat. Jahveh'nin tersine İsa yeryüzünde toprak vaat etmeyip Tanrı' nın gökyüzündeki Krallığı'nda sonsuz ya­ şam ya da ölümden sonra yaşam vaat etmiştir. . Ecclesiasticus Kitabı'nın yazarı İsa' nın. Ancak Rab bilgeliği içinde onları birbirinden fa rklı kılıp her birine farklı görevler yükledi . (Bir bakımdan insa n bilimleri ve ilişkin toplumbilimleri alanında belgelenmiş ilk kurban. 28:22). . Siraç'ın oğlu ve Ecclesiasticus kitabının yazarı önce­ ki İsa. 40 ve 40: 1 8) ve Ya hudi yaşamında anlamı ve yeri olan hemen her şey hakkında fazla sıyla yazmıştı. İsa'nın 'Yol'unda Musevi Yasası' nın kurumsallaş­ mış yorumundan radika l olarak fa rklı çağdaş bir yorum edinmiştir. Peyga mber. Ke­ hanet). peygamberleri izlememiş. selamet ve Tanrı'nın düşlenemez kud reti (Sir. kendini kehanetle özdeşleştirmiştir. Sonraki İsa' nın öncekinin bilgeliğini kendi retoriğine başlarıyla uydurduğu anlaşılma kta dır. İki İsa'nın bilgelikleri arasın­ daki benzerlikler ilk bakışta son derece senkronik gözük­ mektedir. Ve " . . içine doğduğu kehaneti tekrarlama mış ama.l. ilk insan demektir İsa . kendini izleyecekleri düzeylere indirmiştir.fı() Üç İsa İsa'nın Centile ya da Pagan damgasını yerneyişinin ne­ deni muiltemeldir ki etik ve ahlaki şerhleriyle kend isin­ den önceki İsa'nın bilgeliği arasında oluşturduğu koşut­ luktur.n. Her insan. hayat ölümün zıddı ve günah Rab'be adanmışlığın zıddıd ır. ibadet anlayışı (mantic) esas olarak Helenistik diyalektiğin Eristik* biçim­ leriyle temellenmekteydi. ikiyüzlülüğün kötü sonuçları (Sir. İsa Mesih'in benzerliklerden kendine öz­ gü yeni bir sentaks (bileşke) kurduğu a nlaşılmaktadır. . Ne ki. 39 : 1 8). İsa. . Şunu düşün: Ey Yüce her şeyi çift • Eristik: Yüzeyset görüntüyü gerçekten ayırmadan yapılan tartışma tarzı (y. tıpkı Adem gi­ bi topraktan yapılmıştır.) İsa. ama onları. İyi kötünün zıddı.

ya ratılan her şeyin bir amacı vardır. Çünkü Evet ya da Hayır diyen dil.Aytımç Altındal hi ola ra k yara ttı. yön. 33: 1 0-1 1 ve 14-1 5) gibi önermeler İsa Mesih tarafından da kullanılmış­ lardır. "Ancak sözümüz: Evet. (Ma tta 5:37) d iyord u . öğreti. Ancak İsa' nın entelektüel konumuyla I. Ve bunu kazanmanın tek ölçütü de vazettiği imana kesin bir evet ya da hayır' la yanıt verebilmekti. Makabeler'de sözü edilen 'hain Ya hudiler' inki arasında esa s benzerlik. ancak Baba'nın Lütuf ve İnayeti'yle birleş­ mişlerd i. Evet.'ka tegorileştirme' erken Musevi-Hıristiyan yaşam ta rzına böylelikle da hil olmuştur. İsa için Tekvin' deki temel amaç. "Kimse şeylerin ne­ den öyle olduklarını mera k etmemeli. 39:2 1 ) İsa da Siraç'ın oğlu İsa gibi bu düsturla hareket etmişti . Yasa olarak da çevrilir) kaynaştırmak için bu yönde kimi adımlar a tmıştı. Kilise' nin işareti (Kaya) Tanrı' nın-gönderdi­ ği-Mesih ve 'insan-suretinde-yara tılmış' Tanrı' nın bir ve • Kaya : Rock. Mısır Museviliği Helenis­ tİk ibadet anlayışını Yahudi Tevrat'ıyla (yol. Öte ya ndan Musevi inanç sisteminde Tapınağın yara tıcısı biz­ zat Ta nrı'yd ı. Şeria t' ta (Yasa ) bu a nlayışla yapıla n metodolojik yakla­ şım Museviler için yeni değildi. Kaya= iman demektir (y. İlk Hıristiya nların ev-kiliseleri kuşkusuz İsra il'in Tanrısı'nın ikametten hoşlanabileceği kutsal yerler değildiler. Siraç' da yazıldığı ve mesel ve vaazlarında İsa ta­ rafında n da ortaya konulduğu gibi. Hayır. . imand ı. 'Evet' ve 'Hayır' İsa için zıtlardı. Hayır ol­ sun.n. her şey ötekinin tersidir" (Sir. öncelik­ le konumu nedeniyle Yahudi Tapına ğı'nın inkarıydı. bundan ziya desi şerirdend ir" .). Baba'nın yara ttığı aynı kişiye aitti . Aristocu kıyas. Pier/ Petro / Petru s / Peter. Yeminler ve ka ra r verme konusunda iyi bilinen sa­ vında İsa." (Sir. İsa' nın Kilisesi'ni Kaya * üzerine inşa etmeye karar verme­ siyle başlar. Hıristiyanlıkta iman demektir. İsa' nın inşa etmeyi tasarladığı kilise.

yasa ve kurumların insan için olduğu doğrudur. İsrail Tanrı­ sı' nın kutsal günü Sebt'i ilga etmiş değildi. Ancak Mu­ sevi Haggadah'sında (folklor) RAB Tanrı bile kendini bir kez çok güçlü bir rakip karşısında güçsüz hissetmişti . bunlar insanların refah ve ilerlemesi- .4. Mu­ sevi kadın Peygamber Deborah'm şarkısında dediği gibi: "RAB BİN meleği dedi: Meroz' a lanet ed in. İlk Hıristiyanların kurdukla­ rı bu ev-kiliseler Yahudilerin gözünde Gentile stadyumla­ rı ya da pagan gymnasiumları' ndan daha değerli değiller­ di. 2. Onun yaptığı. insan bunla r için değildir. yalnızca onu bireyselleşmiş insana tabi kılmıştı. Musevilerin öne sürdüğü ve suçladığı üzere bir Sebt-bozucusu değildi.fı2 Üç lsa tek Oğlu olan İsa'ya imand ı . son ta h­ lilde John Dewey' in Reconstructions in Philosophy'de açık­ ladığı sisteme benzemektedir. Ve İsa' nın yard ımına da kimse gelmedi a ma Se­ küler Hane' nin en güçlü temsilcisi Pilatus onun yanında sa f tuttu ! Incil yazarı Yuhanna'nın Musevilerin ağzına yerleştir­ diği sözlerden anlaşıldığı kadarıyla o güne dek hiç kimse Isa kadar cesaretle ve duyulmadık sözlerle konuşmaınıştı (Yuhanna. Onun halkına ağır lanetle lanet edin. İ s a sonunda hunhar b i r biçimde öldürüldü. 5:23) . 7:46) . çünkü RABBİN yardımına. yiğitle­ re karşı RABBİN yard ımına gelmediler" (Hakimler. inanca göre Tanrı (Rab) kabul edilen İsa da güçlü Yaş­ lılar Meclisi Sanhedrin karşısında kend ini bir kez güçsüz hissetti. "Toplumsal düzenlemele­ rin. Yasa İnsanlar İçindir İsa kuşkusuz bireye Yasa ve kurumlardan daha fazla üstünlük ve öncelik tanıyordu .

). Tanrı Ahdi'yle insan için bir tanık oluşturmuştu -o ve ge­ lecek kuşaklar için Bir ve Tek Tanrı olduğuna dair ta n ı k­ lık bu ahitle mebde bağlanmıştı. d olayısıyla ahdin kendileri için yapıldığını kabul etmiyorlard ı. nesillerince ebedi ahit olarak sabit kılacağım. başarıdır. Tanrı İbrahim'e 'tu­ tacağınız' ahit bu.. ya lnızca Tanrı' nın Planı"' ve Tanrı'nın emirll•ri Vil r• Tann 'nın Planı: Hıristiyan ilahiyatında 'plan' Tanrı'nın tasarıml. " (Tekvin. d emişti. İbrahim'in ahde gereksi­ nimi vardı. 31 :33-34). Çün­ kü Tanrı ilkin Kendisi' yle Nuh arasında bir ahit yapmıştı. Ve birer başarı olarak mutlak d e­ ğil. çeşitlilik. Tanrı d emişti ki : "Ve sana ve senden sonra zürriyetine Allah olmak için seninle ve senden son­ ra zürriyetin benim a ramda ahdimi.n . İbrahim ahit için 'yaratılmış' değildi. Yoksa Tanrı neden sadece kendi tutacağı bir ahit yapsın ki? Ahit Tanrı ile İbrahim a rasında bir tanıktan ibaretti (ya da Tekvin 31 :44'te betimlendiği üzere Laban ve Yakub arasındaki tanık gibi). kullanımlarına bağımlıd ırlar. l ı r (y. yaratıcılık. Ve bu kullanım.1 0) Besbelli ki ahdin yaratıcısı Tanrı'ydı. Öyle olsaydı. Çünkü 'başla ngıçta ' a h i t yoktu. 1 7:7.elde etmenin araçla rı d eğild irler. A rd ından Kendisi'yle İbrahim Peygamber a rasında bir ahit oluşturmuştu ." Ve bireysellik "inisi­ yatif. çünkü Yeremya'nın söyled iği gibi Rab Yasası'nı onla­ rın yüreklerine yazmıştı (Yeremya.Aytımç Altındal hi nin a raç ve gereçlerid irler. Ancak bireylee için bir şeyler -hatta mutluluk.13 Oysa Museviler 'ahit için' yaratıldıklarına inanıyorlar­ d ı. "Bunlar yetenek d eğil.ırı dı·nwl. a ncak Tanrı' nın tanığa gereksinimi yoktu . . inanç ve d avranış tarzını seçme­ de sorumluluk alabilme" a nlamına gelmektedir. ama ahit İbrahim tarafından tutulmak üzere yapılmıştı. Tanrı'nın bir ahit oluşturmasına ge­ rek kalmazd ı . Bunlar bireyleri yaratma n ı n a raçlarıdırlar. çevrey­ le birlikte değişkenlik gösterir.

]e batira i mo n Eglise' de bu sesieniş tarzının İncillerde 200. 14 Bireyselleşmiş. Yeni Ahit'in geri kalan bölümlerindeyse SOO kez olmak üzere toplam 700 kez kul­ lanıldığını saptamıştır. İsa'ya göre bu fikir. . 'O' ki. 'Yasa insan içindir' ile 'insan yasa içind ir' önermeleri karşısında takınılacak tu tum İsa Mesih'e İna nacaklar ara­ sında temel bir tercih sorunuyd u . Bu nu Yahudilerin gündelik yaşamına yeni bir terminoloji sokara k gerçekleşird i . Yeni Ahit' in Eski Ahit' ten farklı dü­ şünüş tarzını sergileyen en belirgin kelimelerd ir.Üç isa d ı . Dolayısıyla ahit kuruluşu itibariyle açıklayıcıydı ve kapsayacağı anlamının alanı değişime açıktı. Bi­ rey' in bu tür bir Doğruluğa zorlanması. i nsan Tanrı'nın planı uya rınca yara tılmıştı. tanık ola­ rak ahdin maddeleri uyarınca değil. Bireye ön­ celik vermekle İsa. Yahudi bu şekilde Nominalleşerek İsa'nın öğretisinde ye­ ni bir Varlık Alanı edinıniştir. Çünkü İsa. bireyselleşmiş 'sen' adıyla gerçekleştirdi. im' biçimleri pek çok ilahiyatçının doğru ola­ rak gözlemlediği gibi. Ve Tanrı Baba'ya birey kar­ şısında üstünlük tanıyarak -İsa Baba'nın Oğul'dan üstün . bunu tekilleşmiş. Eski Ahit' te pey­ gamber ve mua llimlerin yaptığı gibi onlara çoğul olarak seslenecek yerde. kişinin ken­ dini zorlayarak 'Yasa'ya göre hakkaniyetli' davranması gerektiği fikrini açıkça redded iyordu. tekil 'sen'. Yahudiler arasında bir yozlaşma ve sapma kaynağıyd ı. Yahudi'yi Seçilmiş-İnsan-Olma k özel­ l iğinden kopartmış ve onu İsra il Hanesi'nden ayırmıştır. İsa bir çift yeni 'alan' vazetmişti: Kutsa l ve cisma ni ara­ sındaki geleneksel (klasik değil) Yahudi ayrımı İsa'nın yo­ rumunda beklenmedik bir yansıma bulmuştu . İsa için Ferisi ya­ salcılığından başka bir şey değildi ve düpedüz ikiyüzlü­ lüktü. Girişimini geliştirebilmek için İsa'nın bu kapsayıcı alanı değiştirmesi gerekiyordu. . ya da 'Ben . Alfred Ku en.

İsa'nın öğretisinde ise. Ve tüm varlıkla r için iki alan arasında bir kapı olarak kendisini koymuştur. Bir başka de­ yişle. herkes Ta nrı'nın Krallığı' na girişte eşitlenmişti. Tıpkı insan ve görevinin a yrı l d ığı .'İman Alanı' nı kurmuş ve özel l i k­ lerinden soyutla nmış Ya hudi'yi yeni b i r kimlik kazanma k üzere buraya çağırmıştır. Gen tileler. Havari Pavlus ise birey(­ ler) i ilk güna hta eşitlemişti . Pa triyarkla rın İsra il Tanrısı'yla ya ptıkla rı ahde göre eşitlenmişlerd i. atala rının Ta nrı'yla yaptıkları ahde eşit ka tılımla rı üzerinde temellenmekteyd i. insansa Tanrı Baba için ya ra tılmıştır denilebilir. özellikle de Atinalılar için teori (bi lme) ve praksis (yapma) toplu msal rol paylaşımında kesi n ola rak fa rklılaşmış alanlard ı. İki alan da insa­ nın seçimlerine tabi kılınmıştır. Varlık Ala­ nı 'haya tın Sekülerliğini' temsil ederken. İsa' ya göre. Sonsuza dek bağlayıcı ola n bir Şeria t' ın boyunduruğu (böylelikle-ç. Ama İsa tercihinin ikinci­ si yönü nde yapılmasının yararlı olduğunu vu rgulamıştır. Museviler bir Cemaatin eşit hakla ra sa hip ınensupla­ rıyd ılar. Pavlus'a göre insanlar hep o aynı günahı işleyerek dü nyaya geliyorlardı. Sonuç olarak İsa için Yasa insan.Aytımç Altındal olduğunu söylüyordu. Birey geleneksel ola rak belirlenmiş. Eşitlik fikri. Tanrı'nın Kra llığı'na aday eşit bir mümindir. Dolayısıyla İsa kutsa l ve cisma­ ni ala nlara o güne dek bilinmeyen iki mekansal boyu t da­ ha eklemişti: Nominal bireyin yaşadığı Varlık Alanı ve Ba­ ba'nın hüküm sürd üğü İman Alanı. ta nımlanmış ve sı­ nırlandırılmış olan konumu ndan kurtulmuş \ie iki alan a rasında seçimini yapmakta özgü r kılınmıştır.) nihayet bireyin omuzla rında n kald ırılmış­ tır. İman Alanı 'ha­ yatın manevi yanına' tekabül etmektedir. Pavlus'a göre insanlar ilk gü­ nahtan doğma eşitlerdi. özel­ liklerinden soyu tla nmış Yahudi kurulu bir ahdin eş i t b i r üyesi y a d a katılımcısı d eğil.

n. sı­ radan insanlar' olan Mesih . Hıristiyanların Celladı Pavlus* 'eğitim görmemiş. Pavlus.yapıcı Simun Petrus ve Ha­ vari Yuhanna'nın (Resullerin İşleri 4:13) tersine ayrıcalıklı bir Yahudi ailesinin eğitim görmüş bir üyesiydi. .ama Bireyselliğe sarılmıştır. İsa'nın tebliğ ettiği mesajdaki özgün yanı kav­ ramıştı. İsa tüm insanlığın günahları için acı çek­ miş ve gerçek İman'ın 'bedensel biçimi'ydi. Pavlus (Saul) doğumu itibariyle Yahudi. her şeyi kapsayan Yara­ tılış (Tekvin) olgusunun bir katalizörü olarak görüyordu. Havari Pavlus: Gerçekte Anadalulu (Tarsuslu) bir Musevi'ydi.) genel du­ rumlardan her zaman üstün değilseler de. Ve tümel • Apolaıliptik: Kıyamet' e inanmak. •• İsa için birey 1 tekil özel karşısında öncelikliydi. yakın Kıyamet belirtilerine inanmak (y. Tekil insan imanı aracılığıyla Sevgi'ye ve Tanrı'nın inaye­ tl'ne ulaşabilirdi. Museviler için tüm insanların günahları için bir kez aa çeken tek insan. Eylemler (yapma) mülksüz sınıf ve grupların edimle­ riyken 'bilme' efendilere ait sayılmaktaydı. Grekçe biliyordu ve Helenist kültür içinde yetişmişti. İsa Musevi seçkinciliğinden kaçınmış -ya da ondan muhtemeldir ki vazgeçmiş. öncelikliydiler. yasal yurttaşlık statüsü itibariyle de Roma yurttaşıydı. Helenleşmiş Musevi ve bir zamanların koyu Ferisi sof­ tası. Asıl adı Saul idi. Havari olmadan önce ilk Hıristiyanlara işkence etmişti (y. İsa bu iki temel eğilimi tek sü­ reçte toplamıştır. Tevrat'ın özpnün tümden inkarı anlamına gelmektedir.66 Oç iso gibi. bu mesajı yalnızca Yahudilere bir çağrı olarak değil. Apokaliptik** eğilimlerP5 ile.).). Museviler için SeÇkinlik (ilahilik. (evrensel) koşulsuz olarak Birey'in imanının içindeydi.n. İsa için Teori (öğreti)" tüm insanlar içindi ve insanın faaliyetlerinin (praksis) tümü de Tanrı için ola­ caktı. Paganlar için bu ikisi bir aradaydılar ve respublica (kamu) ile Devlet'in refahının hizmetindeydiler. seçilmişlik vd .

Pavlus kehanetin Benzerliği Yasası'nı izleyerek. W.Tanrıcı bir dinin ilk otantik siyaseti olan Pavlus Hıristiyanlığını Kudüs'ün kırsal kökenli köylerin­ de değil sivil kentli Gentilelerin kozmopolit vicdanlarında oluşturmaya koyuldu. kimi zaman da kibirli ve ben merkezci bir adamdı. çar­ mıha gerilişine tanık olmamış olmasına rağmen kendini İsa'nın 'içine' sokmakta tereddüt etmedi. Kudüs'teki Musevilerin Tanrı tarafından daya­ tılmış 'alanlan'ndan hoşnut olduklarını gayet iyi biliyor­ du: Onların başka bir alana kesinlikle gereksinimleri yok­ tu. Ancak Tanrı' dan-korkan Paganlarla muhtedi Gentileler kendi bağlamlarında özelliklerinden soyutlanmış bireylerdi. Bu düşünceyle yola çıkan Ha­ vari Pavlus kendini 'İman Alanı'nın en yüksek yetkili elçi­ si olarak donatıp yeni yaşamında yeni bir dava edindi ve tüm GenetHe günahkarlarını Kurtuluş' a çağırmak amacıy­ la onların yaşadıklan . İsa. Pavlus. Bu nedenle 'in İsa. Mademki İbrahim Peygamber Tanrı'yla yola çıkmıştı.H. mademki İsa Mesih kendisini Baba Tanrı'nın 'için­ de' bulmuş ve Onun Oğlu olmuştu. Pavlus "enerjik. Pavlus. doğrudan. Logos olarak tam imandı (Yuhanna. Tarih­ te 'dinsel dahi' nitelemesini hak eden birkaç bireyden bi­ riydi.Aytunç Altındal 67 Çünkü Yuhanna'nın dediği gibi. öyleyse Pavlus da İsa'yla birlikte yola çıkacaktı. Tanrı'ya imanı tam temsil etmekteydi. Tek . kendine güvenli. 1:1). Pavlus kısa principlo' ilkesel olarak bir tereddütten sonra kendi 'yol' unu kendini 'İsa' da' çar­ mıha gererek kurmaya karar verdi. Apansız ihtidası . · Polis' e doğru yola çıktı.ya da Pavlus böyle düşünüyordu. Yine de güvenilir bir insan değildi. şakirtlik etmemiş.C. 'İman Alanı'nın İncil'ine yeryüzündeki bütün ce­ maatlerden daha fazla gereksinim duyacaklardı . Tanrı'nın arkadaşı ol­ muştu. Frend'in anıtsal yapıtı The Rise of Christianity' de yazdığı gibi.. hiç görmemiş.

sonra ları Centileleri kaza­ nabilmek için Musevi mirasından fazlasıyla taviz verdi­ ğinden kuşkulanıldı . .hH Üç İsa başlangıçta pek anlaşılamadı. şakirtlerinin tanıdığı ve anımsad ığı Nasıralı Peygam­ ber'in yerini aldı. çarmıh ve selamet anahtar terimler haline gelmişlerd ir. 'Yapma' (Pra tik) ise İsa' nın Bedeni' ni 'günahkarları' kendilerini bekleyen Kıyamet' ten kurtaracak olan Kilise biçiminde yeniden yaratma k olarak yorumlamıştı}8 Pa v­ lus a maçlarına erişebilmek için Ahit işareti Yahud i sünne­ tini. Pavlus'un Teori ve Pra ti­ ği' nde iman. 'Bilme' (Teori) İsa 'yla a nlam­ da şlık kaza nan İma n Alanı' nı bilme anlamına gelmekte­ d ir. Hezekiel Peygamber' in 'Kanınızda yaşayın' buyru­ ğunu terk etmekte ya da Yasa'yı eskimiş ve yararsıziaşmış olarak reddedip yeni Tekvin için yeni bir ahit öne sürmek­ te de tereddüt göstermemiştir. acı. günah. imanla tanınacak Tanrı-in­ san. Pa vlus' un 'günah' kavramından ne anladığı açıkla na­ bilirse onun kendi kavrayışı çerçevesinde oluşturduğu bir siyaseti aracı yapa rak 'yeni' bir dünya d ini kurma yolun­ da sergilediği sonsuz hırsı daha iyi anlaşılabilir sa nıyo­ rum . " 16 Ve Frend'in belirttiği gibi Pav­ lus' un ellerinde "Rab Mesih."17 Pa vlus gerçekten de İsa' nın mesajını kendi istediği tarzda a niayıp yorumlamıştır. kıya m. ineiki Yahya gibi Pavlus da Çarmıh' taki İsa'yı Tanrı' nın Logos'una yerleştirmiş ve19 sonradan O'nu her şeyin yaratılışındaki bir ve tek Aracı ilan etmiştir.

ISA: "BEN NE OLACAKSAM O 'YUM" .Üçüncü Bölüm .

Ti­ moteos 1 : 1 5) diyord u . 1 5:9) 3. I. bir parçası olarak günah altı Kutsal K i t n p g ü 71 . Ben ki resu l çağrılmaya layık değilim. 1 :21 ) . Yuhan­ na. Ölecek Olan Ruhtur' İsa d ü nyayı kurtarmaya geldiğini söylüyordu .1. İ s a Yuhanna'nın tanıklık ettiği gibi dünyayı kurtaracak bir Kurtarıcı olarak mı gelmişti. (Pavlus'tan Korintoslulara I. çünkü kavmini gü­ nahlarından kurtaracak olan odur" (Matta. "Babanın oğlunu Dünya ' nın Kurtarıcısı olarak gön­ derdiğine" tanıklık ediyordu (Yuhanna 1 :29). yoksa Pav­ lus'un inandığı gibi 'tüm' günahkarları kurtarmaya mı? Bu sorular Pavlus'un özelliklerinden soyutlanmış (mu tla­ ka yabancılaşmış sayılınasa d a ) Yahudice d ü ş ü n ü ş tavrının nasıl işlediğini a nlamaya yardımcı olabilir. Tanrı' nın yı. Matta diyor­ du ki : "Ve onun adını İsa koyacaksın. Luka ise: "Çünkü İnsanoğlu kaybolmuş olanı aramaya ve kurtar­ maya geldi" d emekteydi (Luka. Matta'nın yazdığı gibi kavmini günahlardan kurtarmaya mı. Pavlus. Kuşkusuz 'başlangıçta' günah yoktu . çünkü Allah ' ı n kilises ine eza ettim. Timete­ os' ta "Mesih İsa günahkarları kurtarmak için dünyaya geldi. 'Günaha Giren Ruh.mı tı­ cılığının. sözü sadıktır ve her veçhile kabule layıktır" (I..İSA: BEN NE OLACAKSAM O'YUM Ç ü n k ü ben resu l/erin en küçüğüyüm. 1 9 : 1 0) . Luka' nın öne sür­ düğü gibi kaybolanları arayıp kurtarmaya mı.

Tanrı hiçbir zaman onlara günah işled iklerini söylemedi ya da onları günah­ kar olarak nitelend irmed i. ilahiya t açısınd a n bakıldığında Ta nrı o günlerde günahı ya ratma mıştı. Dolayısıyla Ta nrı' nın ilk buyru ğu na itaat etmemek Adem'i günahkar değil. Adem (Zeker) ve Havva (Negebhah) 'iyi ile kötü'yü bilip. meyve ise sevgiyi değil. Yaptıkları Tanrı sevgisi olmaksızın üremedir. üremeyi tem­ sil eder. Eleştirel İlahiyatçılık açısından Adem ve Havva Ta nrı' nın huzurundan işled ikleri bir günah nedeniyle d eğil. ikinci olarak Ta nrı dini yara tmamış­ tı. Dolayısıyla Tanrı yaratmamış olduğu bir işlevi devir edemezdi. bakire do­ ğu muyd u . ama hiçbir zaman birbirlerini sevrnelerini emretmemiştir. 3 : 4-8) amacıyla meyveyi yed iler. üreme­ yi öğrendikleri için kovulmuşlardır. E ski Ahit'te tüm alemierin ku rulduğu o ilk altı günde Tanrı in­ sanlara birbirlerini sevll)ek zorunda olduklarını söyleme­ miştir. Tan­ rı'nın pla nına göre Adem ile Havva 'nın üremesinin doğa l yolu (Tanrı'nın Oğlu İsa'da tezahür ettiği gibi). Belli ki. Dolayısıyla . Çünkü Tanrı onları yarattıktan sonra kutsamış. Fiziksel birleşme yoluyla değil. çünkü ilkin Tanrı günah işleyemezdi.72 Üç lsa n ü nd e ortaya çıkmamıştı. ğildi. Aksine RAB dedi ki: "İşte adam iyiyi ve kötüyü bilmekle bizden biri gibi oldu" (Tekvin. Çünkü Tanrı onlara verimli olma larını söylemişti. Kurumsallaşmış ve kabul edilmiş tefsirlerin tersine. bilgelik kazanarak 'Tanrı gibi olmak' (Tek­ vin. 'iyi ile kötü' nün bilici­ si' yapmıştır. Mecazi olara k yıla n. ama hayvanlar gibi içgüdüsel d ürtülerle değil . 3:22). hayva nlar alemini. Havva ' nın R u hsal-bakire gebeliği a racılığıyla üreme. Kutsal Kita p'ta yer ald ığı şekliyle Ta nrı ' n ı n pla n ı bu de­ Kuşkusuz Adem ve Havva çocuk sahibi olacaklardı. Şurası kesindir ki Havva fiziksel / cinsel içgüdüsel olara k tüm yara tıkla r gibi bir çocuk doğurmaya yönelmiş­ tir.

Havva d insel klişe y a d a dog­ ma yapıldığı şekliyle günahkar değil. Adam kendi tekil -yapayalnızdı.İnsan'ın aynaya­ cağı rolü simgeleyen ma ske demektir. Şa hsiyet -Persona. Adem' in oluşmuş kiml i­ ğinden yaratılmıştır. Adem'den -insan. yani bireyselliğini 'seçim' ya ptığı a n edinmişti. 2:7). Adl a r w n·n· k. 1 :28) demişti. ve yerde sürünen her şeye ha­ kim olsun" (Tekvin. gibi ad verebiliyord u. ve yeryüzünü doldurun. Adem gibi topraktan deği l . 1 :26) diye ya ratılmıştı . Ve "toprağı işlernek için adam yoktu" (Tekvin. ve adam yaşaya n can oldu" (Tekvin. 2:6).yaratılmıştır. "Eski Ahit' ten a nlaşıldığı ka da r ı y l a Havva ve Bilgi Meyvesi'nin ortaya çıkışından önce 1\ d . 1 : 24) gibi ya ratılmış değildi. ) Tekvin'de günahın temelde bir kimlik sorunu olarak de­ ğil. Yaptığı seçim ona bireyselli­ ğini kaza ndırmıştı. Tanrı'nın pla nına göre İnsa n 'cinslerine göre canlı mah­ lukla r' (Tekvin. bir kişilik (persona) sorunu ola rak biçimlendiği vurgu­ lanmalıdır. İnsa n 'tekil' olarak ve "denizin balıklarına. Ve adam bütün sığırlara ve göklerin kuşlarına ve her k ı r hay­ vanına ad koydu" . bütün yeryüzüne. Tanrı' nın "yaptığı işi bitirdiği" (Tekvin. Ve Tanrı ona "Semereli olun ve çoğa lın. ve göklerin kuşlarına.kimliğini ya ra l m ı�l ı . RAB Tanrı tıpkı Adam gibi hayva nla rı da toprakta n ya ra ttı ve her birine ad vermesi için onları adama getirdi ve "ve adam her biri­ nin adını ne koydu ise canlı mahlukun adı o old u " . Adem ya lnızdı ve Ta nrı "kendisine uygun bir ya rdımcı yapacağım" dedi. ve onun bumuna haya t nefesi üfledi. . ve onu tabi kılın" (Tekvin. ve sı­ ğırlarına. (Havva. Adem kimliğini. 2:2) Sebt günü gelmişti . bir kişilik-verici w kimlik alıcısıydı.ı m (Adem) d iled iği. "Ve RAB Allah yerin toprağından adamı ya ptı.Aytunç Altıııdal Adem ve Havva Kutsal Kitap'a göre Tanrı'nın pla n ın d a olmaya n bir i ş yapmışla rdı . Ve yedinci gün.

etirnden ettir. Dolayısıyla. Adam'ın kişiliği ve oyna­ maya yazılı olduğu rol. kimlik. Kişilik varoluşun içerik ve biçimi a rasındaki çelişkiyle şekillenirken. yani kimliği sonsal fark olarak 'seçim'e gerçeklik kazan­ d ırır. Çünkü Havva.74 Üç isa Adem'in kimliği kend isiyle hayvanlar arasındaki farklılık üzerine temelleniyordu. adamın / insanın kişiliği kim­ liğin 'fark' ı üzerine d eğil. İnsan yoldan çıkabilir. Havva (Negebhah) ile birlikte Adem kişiliği (şahsiye­ ti) olara k 'rol eylemi' ni edind i . Adam'ın kendini farkiılaştır­ d ığı hayva nlar gibi topraktan d eğil." Bu asli 'çelişki' Adam'ı bir alandan ayırıp sonra onu bir başkasıyla bir­ leştirmektedir. ama Adam' d a n yara­ tılmıştı. İnsanın kimliği onun 'yoldan çıkmasına' izin verir. onun Tanrı indinde hatalı a ddedilme hakkı vardır. 'ayrışm a / çelişki' üzerine te­ mellenmişti. Diğer bir anlatımla. Kimlik Adam ' ı hayva nlardan farklılaştır­ mış ve Adem şahsiyetini kendi karşıtı olan Kadın' d a bul­ muştur. Çünkü onların arasında 'kendisi­ ne uygun bir yardımcı' da yoktu. RAB Tanrı bundan sonra Adam'ı derin bir uykuya daldırıp ondan kadını yarattı ve 'onu adama getirdi' . Bu fark onun kimliğiydi . 1 Ama insan günahı kişiliğinde . Ama Adam'ın bireysel kimliğini kendine hayvanlardan (şahsiyeti) farklılaştıra­ rak oluşturmuştu . Adam Kadm'ı gördüğünde dedi ki: "Şimdi bu benim kemiklerimden kemik. hayatta kalabilmek için Hav­ va'yla giriştiği birbirini tamamlayıcı birliğe uygun olarak biçimlenmişti. özü (toprak) görünüşten (Tanrı Benzeri olarak yaratılmış İnsan) ayrıştıra n farkın tezahü­ rüdü r. " Bu nedenle­ dir ki "Adam anasını ve babasını bırakacak ve karısına yapışacaktır ve bir beden olaca ktır. Eski Ahit yorumlanınca Er­ kek' in Kimliği' nin (ldentity) Tanrı' dan aldığı ve / fakat şahsiyetini (Personality) Kad ı n sayesinde ed ind iği anla­ şılmaktadır.

İ nsan bilmeden günah işleyemez. Doğru olana geri dönüş. yoldan çıkma d eğil.2 Adam ve karısı başlangıçta bir u ta nç hissetrnezken. iyiyle kötüyü öğrendikten sonra onu 'bildiler'. İnsan gü­ nah işlediğinde.Aytımç A/tıııdal işler. 'RAB'bin yardımıyla' doğmuşlardır (Tekvin. oysa Kabil günah işlemiştir. çünkü her iki ka rdeş de Havva ' nın söylediği gibi. yalnızca yolda n çıkmıştır. Masurniyetle bir ilgisi yoktur. yalnızca yold a n çıkar. ) Ama günah­ tan kurtulma Tanrı'nın bağışlamasını gerektirmektedir. Çünkü İnsan yoldan çık­ ma d urum ya da sürecinde ilkel rnasurniyetini yitirmeye­ bilir. ama kişilik akıl yürütür ve algılananı b ilir. kardeşini kandırdı ve onu soğukkan­ lıca katletti. Kişi Tanrı'nın Yasa s ı ünün­ de aynı a n d a hem masum hem günahkar olamaz ! Adern kendi-bilincindeliği. Yahu d i alirnlerce haklı olarak gözlern­ lend iği gibi. Kutsal Kitap'ta­ ki İnsanlık tarihi. Kabil Tanrı' nın kardeşinin sunusunu seçtiğini gördüğün­ de sura tını asrnıştır. Günah bilinçli olarak gerçekleştirilen bir eylemdir. İnsan 'bir beden' olduğunda. Adern günah işlememiş. Kabil günaha üstün olamadı. kişiliğine ilişkindir. İnsan' ın utancı bilmesiyle başlar. rucu demektir. ne yaptığını bilmektedir. 'bilrne' ye başlar. günah kapıda pusuya yatrnıştır. kimliğinin parçası o l a n Sl'- . Sinsi planını kurdu. 4: 1 ) . RAB Kabil'e sorrnuştu : "Niçin öfke­ lend in? Ve niçin çehreni astın? Eğer iyi davranırsan o yükseltilmeyecek mi? Ve eğer iyi davranrnazsan. günahtı. Bu. (Buna İbranice' d e Teshuva d e­ nir.) Kimlik algılar ve duyum­ sar. (Ya ­ hudi geleneğinde de 'bilrne' nin cinsel ilişki ve rollerle ilintili oluşu rastlantı değild ir. Bu yoldan çıkma hakkını kullanma değildi. 4 : 6-7) . Yolunu şaşıran İnsan her zaman Doğru Yol'a ve daha önceki günahsız duru­ muna yeniden d önebilir. ve onun istediği sensin. Kardeşi Habil' i öldürdü. Öfkes i kimliğine değil. faka t sen ona üstün ol" (Tekvin.

bana sana karşı günah işiemernde yardımcı ol !" demeye denktir. İnançsızlık mutlaka günahkarlık ya da kötü lük değildir. Bu 'en büyük adam' (Eyüp. İnsan aynı zamanda hem Tanrı' nın adını çağırıp hem de günah işleyemez. 1 :3) Tanrı'yı hata işle­ mekle suçlamıştı.' ·' h Üç İsa çimden aldı. Kabil' in güna hından sonra "Adem karısını tekra r bildi. o büyük şehre git. " Kabil sonsal günahkarı temsil ediyordu. İnsan hatası Musevilerin gündelik yaşamında genel olara k inanılandan daha önemsiz bir rol oynamış ve daha az etki li olmuştur. dolayısıyla kişiliğini kavrayarak bu noktadan iti­ baren kendini gerçekleştirebildi. RAB tara fından henüz kutsanmamış olandır. Havva'yla birleşmesinden sonra iyi ile kötü­ yü bildi. Yahudilik' te İna nçsızlık ya da Ha ram kavrayışı Tapınağın Kapısı önünde yatan/ 'Ruhsuz ve Cansız' ı temsil eder. çünkü onların kötülüğü be­ nim önüme kadar çıktı" (Yunus. Günah insan-yapısıyken inançsızlık insanda bağımsız. 1 : 1 -2) sözlerini işittiğinde RAB' dan kaçmaya yeltenmiş ve Tarşiş'e yönelmiştir (Yu­ nus. ve bir oğul doğurdu ve onun ismini Şit koy­ d u . Yoksa bu "Ya RAB'bim. mutlaka d insizin değil ama. RAB emre itaat etmeyen Yunus'u 'günahkar' olarak nitelememiştir. . ve ona karşı çağır. Şit-Enoş'un ardından iyi ve iyilik ilahi ve kutsal olanın kaynağı ve onlara giden yol olurken kötü ve kötü lük. günahın kaynağı haline geldi. Çünkü "Şit' in de bir oğlu doğdu ve onun adını Enoş koydu. 4:2526). "bu işi n hepsinde Eyüp suç işlemedi ve Allah' a uygunsuzluk y ü kl emedi" (Eyüp. RAB­ Bİ N ismini o zaman çağırmaya başladılar" (Tekvin. 1 :22). ama Kutsal Kitap'ta yazıldığı gibi. Eyüp'le de aynı durum söz konusu­ dur. Amittay'm oğlu Yunus'un öyküsü bu­ nu sergiler. Yunus RAB'bin "Kalk Nineve'ye. 1 :4). Kimlik bir kendi-bilin­ cinde olma sürecidir. kişilikse kend ini-gerçekleştirme sü­ recinde gelişir.

Da ima günah işleyen özel bir ülke ( Hezekiel. 1 4: 1 2gibi özel kentler (Tekvin. . Ve kimse kendi yaşamını ba şkalarının günahı­ nın bedeli olarak teklif edemez. yapısal ve yasal bir konudur. 3 1 :34) artık gerek ka lmamıştır. 1 8:22-23). Çünkü İsrail Tanrısı' nın emir­ 1 3). Kutsal Kitap'taki Tek­ vin'in tarihin başı ola rak kurulmasından bu yana. ahit ve bir anayasayla (On Emir) kesin olarak belirlenmiş özel bir insan tipidir. kimliğiyle aynı Tanrı tarafından i l a h i k ı l ı n ­ mıştır. İsrail'de olduğu gibi gü­ ruh (Hezekiel. İbrahim Peygamber Tan­ rı'nın dostuydu (Tekvin. özel konumu. İbrani için de geçerlidir. Çünkü yuka rıda d a be­ lirtildiği gibi. Musevi'nin özel statüsü kendi Tanrısı tarafından seçi l m i � olmasındadır. ma­ nevi değil. Tanrı bu Yasa'yı onun yüreğine yazmıştır ve "herkes(-in) kendi komşusuna ve herkes(-in) kendi karde­ şine RABBİ bilin diye öğretmesine" (Yeremya. Musevi tarihsel olarak 'hatalarının bilincinde'. Musevi'nin gündelik hayatında gü­ na hta n çok Korku ve Anlayış rol oynar. 1 8 :20). Polis'te yaşayan Yahudi Hıristiyan gibi bir bi­ rey değil.Aytunç Altındal Musevi Yasası ve Haggadah' da güna h özel b i r olgu­ dur. Dolayısıyla Tanrı tara­ fından görüşlerini ifadelendirmesine izin verilmişti. Adem'e seçme özgürlüğü tanınmıştı. 'günahının bilincinde' olmaya koşullanmıştır. günahkar bir krallık (Amos. Musevi bunu kullanır. 9:8). Dolayısıyla gü­ nah Yahudiler için özel. bu durum. RAB in­ san ruhu için düzenlemeler getirmemiştir. Tanrı'ya ulaşmak için aracıya ya da papaza gereksini­ mi yoktur. Ahde göre Musevi'nin hatasını doğrudan RAB'le tartışma hakkı var­ dır. 1 8:3) vardır. Yahudi Tanrı önünde haklarını -ve olası hatalarını. Sodom ve Gomore nahkar bir ulus (Amos. Günah Musc­ vi'nin bireyselliğine ve kimliğine eklemlenmiş değ i l d i r. 3:2) ya da 'güna ha giren' özel bir leri özde İbraniler için olan özel düzenlemelerdir.bilmektedir.

Oç /Sıı

Pavlus Hıristiyanlığı' nda durum böyle değildir. Tü­ mel / evrensel Kurtuluş her Hıristiyan'ın kendisinde Birey­ selleştirilmiştir. Günahın tümelliği de bireyselleştirilmiştir. Bireyin günahı olmaksızın bireyin selameti de olamaz. Gü­ nahın tekil doğası ve anlamları Hıristiyanlık'ta (Yahudi günlük ya şamında olduğu üzere) daha az cemaate ve din ada mlarına ilişkin, ama daha kentsel ve sivildir. Yahudi geleneğinde günah işleyen ruh, kendi cezasını kendi çeker, tüm insanlığın adına ceza çekemez. Hıristiyan Dogması'na göre İsa kendi Bireyselliğinde, günahsızdır. Tanrı olarak İsa günahı yaratamazdı; tüm insanların işlediği günahları toplayarak bu günahlar için acı çekmişti ve bedelini yaşa­ mıyla ödemişti. İsa için günah bir kimlik değil, bir kişilik konusuydu. Ancak Pavlus bu noktayı gözden kaçırarak gü nahı kimliğin bir alarnet-i fa rikası ilan etti. Pavlus' a gö­ re insa nlar başlangıçta Adem ile Havva'nın işledikleri var­ sayılan günahtan ötürü, doğuştan günahkar oldukları için eşit ve özdeştiler. Bu ilk günah, ister Yahudi, ister Gentile, ister Pagan olsun, fark etmiyordu . Dolayısıyla Pavlus, tüm Gentileleri günahkar ilan etmekte duraksamamıştı. Pavlus günahı insanlığın benliğinde, ha tta doğmamış kuşaklarda başlatıyordu . Ancak orada kalmıyordu . Pavlus'a göre İsa Meryem'in rahminde bedenselleşmiş olmakla kalma mıştı, aynı zama nda Golgotha' daki çarmıhta günahlaştırılmıştı.4 Pavlus Korintoslula ra şöyle yazıyordu: "Günahı bilmeyeni bizim için günah ya ptı, ta ki biz kendinde Alla h' ın salahı olalım" (ll. Korintoslulara, 5 : 2 1 ) . İ sa 'nın misyonu sırasında Gentile vicdan yasa sı kent­ lerdeki egemen ahlak yasasıydı. Nedir ki bu yasa Yahudi­ ler ?. rasında geçerli değildi . Kentsel-sivil d eğerlerce prag­ m a tik olara k şekillenmiş ola n Gentile vicdan ya sası kim­ seyi günahkar olara k damgalamamaktaydı. Hıristiyanlık Pa vlus'la başlayarak tümel günahın Bireye indirgenmiş

Aytunç Altı ndal

şeklini sivil / kentli Centile'in vicdanına yerleştirdi. Dola­ yısıyla gunah insa nın tüm eylem, duygulanım ve düşü n­ cesini belirleyen orta k 'birim' haline geldi. Gentile Pav­ lus' un belirlediği standartla r uyarınca kendini 'doğuşta n günahkar' görmeye başladı. Vicdanın temizliği Pavlus için yeterli değildi: 'Bu insa nı masum kılmıyordu' (1. Kor,

4:4). Pavlus d iyordu ki: "Niçin benim hürriyetime başka vicdanla hükmolunuyor?" (1. Kor, 1 0 :29) Dolayısıyla Pa­
gan ve Gentilelerin selamete ula şmak için günaha ihtiyaç­ ları vard ı. Bu nedenledir ki Pavlus' un öğretisinde Genti­ le' den yeni bir hayata va ftiz olması ve Çarmıh' taki İsa gi­ bi acı çekmesi isteniyordu. Musevi için güna hın yalnızca iki sonucu vard ı. Ya RAB tara fından cezalandırılıyor ya da bağışlanıyordu. Üçüncü bir yol yoktu . Pavlus, Musevi geleneğinin dışında, üçüncü bir seçeneği açıklayıp sistemleştirdi : Istırap çekmek. Mu­ sevi, yaşam ve geleneğinde haya tta kalma isteği ile varlı­ ğını sürdürebilme güdüsü, ıstırabı ve kişinin başkalarının günahlarından ötürü suçlu olmasını dıştalamaktaydı. Baş­ kalarının günahları için acı çekme Museviler için bir lüks­ tü ve ha len de öyledir. Hezekiel bunu açıkça ortaya koy­ maktadır: "Suç işleyen can, ölecek ola n odur; babanın fe­ sadını oğul taşımaz ve oğlun fesadını baba taşımaz." (He­ nahları yüzünden acı çekmez . Tabiidir ki öldürülemez de. Musevilikteki günah ve kutsanmışlığın ya pısı, Gentilc H ıristiyanlığı'nın yayılışıyla birlikte dramatik bir değişi­ me uğradı. Pavlus' un ihra nilere Mektubu'nda belirtildiği gibi: "Çünkü keha net değişince, şeriatın da değişilmesi icap eder" (İbranilere, 7: 1 2) . Artık Melkisedek* ta rika tını ı ı

zekiel, 1 8:20) Güna hkar bir baba nın oğlu, babasının gÖ ­

Melkişedek: Eski Ahit'te söz edilen kral. İbrahim Peygamber'in yardımcı ı ı l duğu kral. Melkisedek, İbrahim Peygamber'i l ·utsamıştır. Eski Ahit' tl' k ıı ı ı
olduğu aniaşılamayan esrarengiz bir lcraldır b u (y.n . ) .

HO

Üç İsa

yeni Yüce Rabbi İsa Mesih idi ve bu yüzden, "Çünkü za­ yıflığı ve faidesizliği sebebi ile evvelce olan bu emrin ipta­ li (çünkü şeriat hiçbir şeyi kemale erdirmed i), ve onun ye­ rine vasıtası ile Alla h' a yaklaştığımız daha iyi bir ümidin itha li oluyor"d u (İbranilere, 7-1 8, 1 9 ) . Ve İsa'nın "her gün başkahinler gibi önce kendi güna hları için ve ondan sonra kavminin günahları için kurbanlar takdim etmeye mecbu­ riyeti yoktur; çünkü kendi kendini takdim ettiği zaman bunu bir kerede yaptı" deniliyordu (İbranilere, 7:27) . Do­ layısıyla İsa, Musa'dan daha büyüktü (İbranilere, 3) ve "insan tarafından değil, Rab ta rafından kurulan hakiki ça­ dırın,. hizmetçisi (İbra nilere, 8:2) idi. "Ve bu sebepten ye­ ni ahdin yayancısıdır, ta ki, birinci a hdin altınd a olan suç­ ların fidyesi için ölüm vuku bulmuş olarak, davet edilen­ ler ebed i miras vaadini alsınlar" (İbranilere, 9:1 5). İsa "ikinciyi sabit kılmak için birinciyi kald ırıyor. İsa Mesih'in bedeninin bir kerede takdim olunması ile o irade de tak­ dis" (İbranilere, 1 0 :9-1 0) olunuyord u . İsa, besbelli ki, Matta'nın haklı olarak gösterd iği gibi, 'kavmini günahla rından kurtarmak için' yeryüzüne gel­ mişti . İsa'nın yaşam-boyu yoldaşı ve kan kardeşi Yakub şöyle yazıyordu: "Eğer günahlar işlemişse, kendisine ba­ ğışlanacaktır" (Yakub' un Mektubu, 5 : 1 5). İsa ancak birin­ ci ahitle bağlı olup 'günah' işleyenleri kurta raca ktı, Pav­ lus'un belirttiği gibi tüm kaybolmuş olanları ya da bütün 'günahka rları' değil . Çünkü günah işieyebilmek için, önce Ahit' e taraf olmak gerekiyordu. Gentileler Ahit' e bağlı ol­ madığı için vaat edilen mirası alabilmek için günaha gir­ meye hakları yoktu . Çünkü Yakub'u n ded iği gibi günah 'Eğer' işlenmişse bağışlanacaktı.

Talıa rııakl: Çadır. Musevilik'te Tanrı'nın kurduğu ve bulunma ktan hoşlandı­ ğı yer ( y . n . ) .

Aytımç Altındal HI Yani Ahit' te güna h 'Yasa'yı çiğnernek' (Yuha nna). kirnilerinin d e efendi olarak doğduklarına inanıyor­ d u . Gentilelerin de Tanrısı olduğuna hükrnetti. 'Bu-dünyalı' bir vicdan yasasıyla yö­ netiliyorlardı . Günah'ı türnelleştirdikten (Pavlus'un Gala tyalılara Mektubu.n. Yüreğin Sünnet Edilmesi. 'Ahit işaretini' taşırnıyorlard ı ve yürekleri sünnet* edilmemişti. Bu gü­ nah geçmişte ve gelecekte tüm insanlığın tek ortak payda­ sı haline geliyordu . Bu sorun Pavlus'u n aklını fazlasıyla meşgul etmiştir. 3:22) sonraki adım bunu her Gen­ tHenin vicdanının derinliklerine yerleştirebilrnekti. Tanrı kimlerin Tanrısı olacaktı? Pavlus O' nun yalnızca Yahud ilerin değil. Kulland ığı tartışma yöntemi hiçbir şekilde Musevi gelene­ ğine uygun değildi. Bunu Muhtedilerle ve dostla rıyla birçok kez ta rtışrnıştır. So­ nunda Siraç'rn kitabında olduğu gibi 'günah' ı Havva'ya dek taşıyıp türnelleştirrneye kara r vermiştir. Paga n ve Gentilelerin yasa­ yı ve otoriteyi belirleyen kendi ahlaki ve ma nevi yönetme­ likleri vardı. Aristoteles bile kirnilerinin köle. Birey ' i n T. Yazgı (Fortuna) kavramına ters düştüğü için ra ha tsızlık yara tıyord u. Kaba bir senkretizrnle sorunu çözürn­ leyiverdi. Zenginlerin yoksul v e sıradan insanlarla a y n ı ilk günahı paylaşrnaları. Paganlar gibi Gentile de sınıf-bilinci olan insanlard ı .). 'oto­ riyete başkaldırrnak' (Yahuda) ve 'otoriteyi küçü msemek' (Peter) olarak betirnlenrniştir. ama Helen d iyalektiğe uygundu. Gentileler ve Paganlar için tanrılar değil. Pavlus çapında biri için bunun soru n olmarnası gerekiyordu a ma sorun haline geld i.ın rı ' n ı n . mitolojik ho• Mutlak Tebliği'ne kesin inanç d uyması keyfiyetidir (y. Kimse ta m doğrucu değildi ve insanın bu ilk günah karşısında rnazur görülebilir bir yanı yoktu. Ancak küçük bir sorun çıkmıştı kar­ şısına: İyi d e. Mu sevilik'ten geçme bir deyiştir. Bu rada da bir çıkış yolu bulmuştur.

İsa ' nın Ferisilerin sa htekarlığını nasıl eleştirdiğinin Pavlus için hiçbir önemi yoktu . Tüm varlıkların orta k paydası günah değil. Makya- . Alla h'a karşı şeriatı olmayanlardan değil. geçmişte edindiği bilgilerine dönd ü . her suretle bazılarını kurtara­ yım diye herkese her şey oldum" (1. Peter. . Ve supertitio (Batıl) gibi iman da bilginin alt bir derecesi sayılıp eğitimsiz sınıfıa ra terk edilmişti .H2 Üç lsa yutları içindeki Yaratılış Efsanesi büyük önem taşıyordu. ) Pavlus hileli ma ntık yard ımıyla Tek-Tanncılık tarihindeki ilk kayıtlı çifte sta ndartçılığın yaratıcısı oldu. Pavlus Yazgı'nın gücünü kırabilmek ya da zayıfla tabil­ mek için. Pavlus şöyle yazıyord u : "Ve Ya­ hud ileri kaza nayım diye Ya hudilere Yahudi gibi davra n­ dım. Korintoslulara Mektubu onun çifte standartlarını etkili bir biçimde sergiler. Gentileler arasın­ da geçerli inanca göre tanrılar dahi Yazgı'ya tabiydiler. Tıpkı İsa 'nın nasıl doğdu­ ğunun ya da nasıl vaftiz edildiğinin de bir önemi olma dı­ ğı gibi. Anakronik bir çağrışımla Pavlus günümüzün bukale­ ımınvari ilkesiz politikacılarına benzetilebilir. (Pavlus 'bu iki mucizevi olaydan hiç söz etmemiş­ tir. . 9:2022) . kendim şeriat altında olmadığım halde. Yazgı'ydı. masumiyetini gösterebilmek için kendini vicdanen ger­ çekten temiz dindar bir adam olarak göstermekten uta nç duymuyord u . Örneğin Pavlus için insanın masum sayılabilmesi için vicdanen temiz olması yeterli değildi. Barabbas ya da Silas'ı suçlarken. Ta rtışmala­ rında araç olarak hileli mantık oyunlarını kulla nmaya baş­ lad ı. ken­ dini hileli konuşmalardan tenzih etmekte de dura ksa mı­ yordu. şeriat altında olanları kazanayım d iye şeriat altında olanlara şeriat altın­ da gibi davra ndım. Onları görmezden gelmiştir yalnızca . ama gerektiğinde. ancak Mesih'in şeria tı altında olarak şeriat altında olmayanları kaza nayım diye şeriat altında olanlara şeriat altında gibi davra ndım . Korintoslulara.

ve Mesih'i bedene göre tanıdıksa da.Aytunç Altındal &. Şöyle ki eğer bir kimse Mesih'te ise. her davranış ve her eylemi gayet dikkatlice kullanmıştı. ama göze görünme­ yen ebedid. 1 1 6:1 0) . gözden geçirmiş ve İsa'yı hem 'Dirilerin hem de tüm Ölülerin Tanrısı' (Romalılara Mektup." Dolayısıyla gözleri görülenler üzerinde sa­ bitleşmiş değildi. Pavlus inanmak istediğine niçin inandığını da şöyle açıklamıştı: "Yazılıdır ki: İman ettim. 1 4 :7-9) yapıvermiş­ tL Ve Timoteos'u n kitabında da Pavlus İsa 'yı Ta nrı ile İn­ sa n arasındaki 'Bir ve Tek aracı' ilan etmekteyd i (Timote­ os. Ve ekli­ yordu : "Çünkü göze görünen geçici. 4:2) . Korintoslulara. bunun için söyleyeceğim" (Mezmurlar. Ü st sınıfın hanımları ve hizmetçileri arasında. Allah'ın kelamını tağşiş etmeyerek. artık şimdi öylece tanımıyoruz. işte. Ya zgı'ya inanan Centile erkeklerinden daha fazla başarı kazanmış olması­ na şaşmamalı! Pavlus kendi kuşağı karşısında muhtemeldir ki İsa' dan daha yaratıcı ve daha hoşgörülüydü. eski şeyler geçtiler.1 7) . 1 :2-3). sözünü ettiği Patriarkla rın Tanrısı gibi sadece canlıların Tanrısı olması yeterli değild i. yeni oldular'' (Il. Korintoslulara. Pavlus şunları yaz­ mıştı: "Şöyle ki biz bundan böyle bedene göre kimseyi ta­ nımayız. ancak hakikatin izharı ile kendimizi Allah'ın huzurunda her insa nın vicdanına tavsiye ederek. önce­ den d eğişimsiz olan Tanrı kela mını ça rpıtmamakla birlik­ te. İsa ' nın sözlerinin tersine 'insan-benzerinde yaratıl m ı ş' . yeni hilka ttir. Şöyle diyordu: "Fa kat kumaz­ lık ile yürümeyerek. 5 : 1 6. l vel' den önce Pavlus va rdı! Tek ve Mutlak gerçeklik saydı­ ğı görüşlerini kabul ettirebilmek için bir Centile' nin kendi yoluna ihtida etmesini kolaylaştırabilecek her sözcük. Pavlus gizli ve utanç verici yollardan vazgeçtiğini bildiriyord u .ir. utancın gizli şeyleri­ ni red dettik" (Il. Pavlus için İsa ' nın.

Ben Romalı doğdum" (Resullerin İşleri. 'Ehemmiyetsiz olmayan bir şehrin ahalisinden olmak' Pavlus için çoğu zaman İsa'nın havarisi olmaktan daha önemliydi . 21 :37-39) deyişiyle olduğu gibi. . Hiçbir şeyi rastlantıya bırakmamaya çalışıyord u . İman Siyaseti Pavlus. Yaşamındaki böylesi kri­ tik anlarda karşısındakileri Ruhsal beyin-yıkamalada hu­ zursuz etmemeye özen gösteriyordu . ya da yolunu kesen askerlere "Ben Kilikya'dan Tarsuslu bir Yahudi. Tehli­ keye düştüğünde. Tüm Roma yurttaşla n gibi o da kendisine intikal etmiş olan Seküler kudretin gayet iyi bilincindeydi . Kuşkusuz kimi yazarların öne sür­ d ü kleri gibi. Teleolojisi ve kendini gerçekleştirmesi (kendi-pratiği) ge­ nellikle imanını aşıyordu . bir görev ve işievlerin adamıydı. Usta bir örgüt­ çüydü. Pavlus bir Fideist. bir Roma ajanı ya da muhbir değildi. misyonunda pragmatik ve gerçekçiyd i.�4 Oç lsa Tanrı Oğlu imgesi.n.). Roma yurttaşı olup olmadığını sorma sı üzerine. kendini koruyabilmek için miras aldığı Seküler unvan ve standartları öne sürüyor ve esas ilgi ve inançlarını dikkatlice gizliyordu . 3. Pavlus' un ellerinde bir 'Aracı-Tanrı' ve kozmopolit bir 'İnsan benzerinde yaratılmış Ruh'a dönüş­ müştü'. Diğer havarilerle karşılaştırıldığında Pavlus bir havariden çok bir ideolog olarak ortaya çıkmaktadır.2. Pavlus'un kend isini tutuklamaya gelen komutanın. onun siyasete bakışını anlamaktır. "Evet. alem ne derse desi n (ç. 22: 22-29) deyişi.5 • Sen kendi yolunda git. Pavlus'un misyonunu anlamak. ehemmiyetsiz olmayan bir şehrin ahalisinde­ nim" (Resullerin İşleri.

Aytunç Altındal �s Siyasal ka riyerindeki iki ilginç manevra. bunun kendisi için yara taca­ ğı sonuçları bildiğinden. Pavlus' un Musevilerle arasındaki tartışma Seküler de­ ğil. Pavlus Gentilelerin sünnet olmasının zorunlu olmad ı ğ ını ve bu nedenle de Musa Ya sası'nın kimi maddelerine uy­ maları gerekmed iğini öne sürüyordu. yoldaşı havarilerin savundukları Musevi Yasası'yla değil. Oysa. İsa'nın kan kardeşi ve Kudüs Kilisesi'nin saygıdeğer başı Yakub'a başvurup onu kendi safına çekmeyi başarmışt ı . Bunla r halil Musevi ancak Hıristiyanla şmış Yahudilerdir. Roma yurt­ taşlığı kisvesine bürünerek ve tüm suçlayıcılarını şaşırta­ rak adil bir karar için Seküler merciye. Ve onları ikna etmeyi. Seküler merci. Musevi-Hıristiyanlarla* arasında sünnet ve he­ lal / murdar meselesiyle ilgili ça tışma patla k verd iğindc. Pavlus'u ra­ hatlıkla döneminin en ünlü taktikçi ve stratejistlerinin sı­ ralandıkları sütunların üzerine yerleştirmektedir. dinsel bir konuyd u . Bir Ya hudi ve bir Ferisiler Ferisi'si olarak Sanhedrinlerin Yasa'ya uygun çözüm kararında ıs­ rarlı olması gerekirdi. otoriteyi. Kilise tam zı d d ı te* Musevi Hıristiya n /ar: 1 . İlk ola rak Rab'bi Mesih İsa' nın peşi sıra. 25:8). Ve Seküler otorite tara­ fından masu miyetinin onaylanmış olması. Kilise'yle özdeşleş­ tirmiştir. gclcnl·ğinc bağlı . Pavlus bunu yapmasına rağmen canını uzunca bir süre korumayı başa rabilmiştir. ve dahası Gentilelere iliş­ kin tüm konularda ipleri ele geçirmeyi başarmıştır. yüzyılda başlayan ve İsa'nın beklenen M ı ı scvi Me­ sih'(olduğuna iman eden Museviler. ilginçtir ki. Pavlus da oto­ riteyi Musa Ya sa sı'nda kinden farklılaştırmıştır. kökeninde tam anla mıyla Yahudice olan dinsel bir konu için Pavlus'u ölüme mahkum etmeyi gerekli bulmamıştır. Ancak İsa'nın tersine. şaşırtıcı değil­ dir. bizzat Sezar'a baş­ vurmuştur (Resullerin İşleri. Pavlus. bunu reddetmiştir. İkinci olarak.

.österisi düzenleyen Pavlus.Üç İsa zi savunmasına ra ğmen kendi başına yetkin bir gövde ı. İsa'nın kendi canı pahasına ya ra ttığı orijinal girişi­ mi Pavlus'un ellerinde önemli bir siyasal araca dönüş­ müştü. " Pavlus için b u dünyaya a i t konularda son otorite. oluşturduğu hem Seküler hem de ruhani bileşenleri olan bir d inin ku­ rucusu ve temellendiricisi olmuştur denilebilir. Musevi­ ler a rasında 'bu-dünyalılık' ilkesine bağlı bir kesimdi. öte-dünyaya ait iş ve çabaların ızda ruha n i olu n . Gerçekte Pavlus bu yasa ve bağlayıcı yükümlülüklerini Musevileri Tanrı'ya yaklaş­ maktan alıkoyan engeller olarak görmekteydi. sonunda kaza­ nan tek kişi o olmuştur. meleklere v e ruhlara inan­ mamaktaydılar (Resullerin İşleri. n . kendi yasa ve geleneklerine ilişkin bir sorun hakkında çok nefret ettikleri seküler merciiere baş­ vurmuş olarak buldular! Pavlus mevcut Gentile siyasasına göre. ayrıntı­ larıyla açıklandığı üzere. Pavlus' un misyonu şöylece özetlenebilir: "Bu dünyaya ait siyasi konu­ larda Seküler. Orneğin. n . Pavlus'un provokasyonu Musevileri gafil aviad ı ve so­ nunda kendilerini. ) . 1 989. Pavlus zorda kalınca.1 990'da yazılmıştır (ç . Sacldukiler kıyama. sonra onl a rı evlere ta�ıtnuştı ( y . ) . Seküler mahkemenin huzurunda son bulacak şiddetli bir tartışmaya yol açtı. Yakub'un onayını alıvermiş­ t i . David Pavlus ilk Kiliseleri. Artık eline geçirdiği yetkiyle günah ve acı kavra mları­ nı tasariayıp Gentile adına karar verecek olan bir başına oyd u. Seküler iktidardı. Musevi Sinagogla rı'nda başlatmış. Başlangıçta yanında hiç kimse yokken. konumunu derhal Seküler­ leştiriyor. Pavlus Saddukilerin 'bu dünyalılığı'na karşı çıkan Ferisi görüşü savunarak iki grup arasında. 23) . Sadd ukiler. ancak 'bütünsel görevi' ni kutsallaştırıyord u . •• Oç isa. Musa Yasası ya da onun yorumları değil.

cü mleye haklarını eda ed in. Vergi hakkı olana vergiyi. i n san old uğunu ilan etti . Hıristiyan adının ilk kullanıld ığı kent ola n A n ­ takya Piskoposu. Çünkü hükümetler Allah'ın hizmetçisidirler. korku hakkı olana korkuyu. mürnin Ya hu­ di'yi tıpkı örümcek ağına yakalanmış sinek gibi hareketsiz Ö zgürlüğü öğretisi. hürmet ha kkı olana hürmeti. seçkinci­ lik ve Tanrı buyruklarının yabancı. Mektubu. Muarızları onu derhal afo roz l'l l ı kılmaktayd ı. bunun antiteziyd i. Yine de Pavlus'un bu tu tumuna dindarlık. Pavlus Roma hia ra mektubunda nasıl bir Devlet anlayı­ şı taşıdığını çok açık bir biçimde ortaya koymuştur. İsa' nın Ta nrı değ i l . 13) (Ayrıca bkz. varlığı iti­ bariyle gerçekte 'Dünyevi' olan Ferisiler grubu itiraz et­ miştir en çok. 1 3-1 7) Pavlus'un siyaset alanında uygu la dığı ma nevralar son­ radan. ı r ı n etkisi altında olan Piskopos Pavlus. seküler iktidar üzerin­ de üstünlüğünü inatla savunan kendi cemaa ti. Pavlus'un tanıdığı haliyle Hıristiyan Ruh' u n ler. Ardından da adil bir h ü k ü m iı."6 Pavlus' un b u tu­ tumu özde Helenistik idi ve Kra lcı yönetim tarzlarını çağ­ rıştıran özellikleriyle bir bakıma Herod'un konumuna ya­ kınd ı.·i ı ı .l l. faka t vicda ndan ötürü de tabi olma k lazımd ır. bunlardan biridir. özellikle ilk 200 yıl içinde kilise yöneticileri tarafın­ dan ta klit edilmiştir. çünkü Alla h ta­ ra fından olmayan hükümet yoktur.ı r (İS 272) İtalya ve Roma'daki egemen Sekülerist akı m l. gümrük hakkı olana gümrüğü. "İsa' nın içine doğd u ğ u Yahud ilik' te tüm yoru m ayrıntılarıyla Yasa. ancak boyu n eğmedi. Petrus'un I. "Her­ kes üzerinde ola n hükümetlere tabi olsun. Kilise yöneticileri Seküler iktidarla çelişiyor olmalarına karşın dinsel anlaşmazlıklarını Sekii­ ler yöneticilerin ma hkemelerine götürmekten kaçınma ­ mışlardır.Aytunç Altmdal H '/ Christie Murray'in beli rttiği gibi. Muhtemelen o s ı r. Bunun için yalnız ga­ zaptan ötürü değil." (Romalıla ra.

bir yüzyılı aşkın bir süredir Musevilerde koşut bir akım izlemişti . Bunu sadece bu hırslı politicon ve Helenistik polemik sanatı ustası gerçekleştirebiiirdi ve ye­ ni dinin siyasal gövdesini (Eklesiyoloji) ifadelendirme yo­ lundaki bitmez tükenmez çabalarıyla. ihranilerin Yasa-Yapıcısı Musa gibi.HH Üç İsa I mparator Aurelius'a başvurd u . bunu başardı. Fox' un belirttiği gibi.n."7 Bu din-içi sorunu Antakya Pisko­ posu Pavlus lehine çözümleyen. . Se­ küler imparator için ''bu talep kendisine ulaşan b irçok ta­ lepten sadece biriydi. Seküler iktidarın son ka­ rarı oldu."8 Sıradan insanlar olan diğer havari ve şakirtlerin elinde Isa'nın öğretileri tutarlı. yüzyılda yaklaşık 4600 elyazması İncil vard ı . Sonraki kuşaklarda Hıristiyanlar Mesih' e 'bir Tanrı' olarak tapınacaklardı. Frend'in söylediği gibi. kendine yeterli bir siyasetten yok­ sundu. iktisadi ve kültür standartları uyarınca Yahudilik'in Yasa-Bozucusu ve Gentilelerin İman-Yapıcı­ sı oldu. Pavlus dahiyane bir biçimde bunu keşfedip yeni dinin kirişlerini çattı. Pavlus. Ga­ latyalılara seslenen ünlü mahkum-edici mektubu. Pav­ lus'un kendi İncil yorumunu ve Kilise-kurma siyasasını tekelleştirme yolundaki kararlılığını açıkça sergilemekte­ dir. gelememiş­ lerd ir de. Mesih ve Rab olarak İsa'ya imanını ken­ dine sermaye yaparak onu bir Tanrı olarak Gentilelere sund u . Havari Pavlus. polis'in toplumsal-tarihsel. Pavlus Yazgı'ya ilişkin mevcut fikirleri de değiştirdi. I len üz 3. Pavlus'u n 'Tanrı'nın Oğlu' kavrayışı Musevi Mesihçiliği'nin sınırlarını aşar . . . "Davut Mesihçiliği ve Tan­ rı Kelamı ya da Bilgeliği' nde (Hikmet) kişiselleşen ilahi yara tıcı kudret. Bunlardan hiçbiri ke­ l i mesi kelimesine diğerinin aynı deği ldi (y. Anlaşmazlığın tohumları a tılmıştı. Musevi Tek-Tanrıcılığım ihlal et­ meden bir araya gelmeleri mümkün değildi.).

mezhep ve otorite bö­ lüşümü gereğince Hıristiyanların yaşam koşullarını yön­ lendiren ve giderek taahhüt eden nihai otorite merciinc dönüştü . baş oyuncu d u r . Dolayısıyla iki ya da üç kişinin olduğu yerde. tek gövde 1 çoğul parçalar ilkesi üzerinde temel lenmekteydi. Gentilelerin Yazgısı'nm mutlak iman ve Rab olarak İsa adlı yeni bir Tanrı'yı gösteren Pavlus tarafından kurtarılmak olması. Korintoslulara. yani d in bürokratları diye adland ıra­ bileceğimiz sacerdotalistler'in. üçüncü muallimler. belki de tarihin garip bir cilvesidir! religiocrat. önce resuller. l 'a v l u s hizmetlerini v e 'kentlerde kurduğu kiliseleri'ni a n l a l ı rkt·n Pavlus . verili anlayışa göre tanrılar dahi Yazgı'nın gücü­ ne tabiydiler. Muhted i kimi cemaatlerin dışında. onların ortasındayım" (Matta. yardımlar.Aytunç Altındal !'l ' l Pagan-Helenistik Yazgı kavrayışının yerine mutla k a rı n ­ ma a nlamında İsa'ya imanı yerleştirmeye çalıştı . öncelikle ve özellikle İsa'nın organik siyasetinden Pavlus'un cemaat için siyasal iktidar tezine geçişi belirler. sonra şifa mevhibeleri. idareler. Fikirleri v e işleri I n cilcilerinkinden daha fazla sayfa kapsamaktadır. 1 8 :20). 1 2 :27-28 ) . İsa için Kilise kendine ina nanlar topluluğuyd u. ikinci peygamberler. Pavlus demişti ki: "İmdi. ve ayrı ayrı azasısınız. Bu. Gentilc­ ler arasında Yazgı'nm kud ret ve hükmü öylesine kaçınıl­ mazd ı ki. ben orada. Yeni Ahit' te Mesih' ten sonra Pavlus. dillerin cinsle­ rini koydu" (I. Centile Kilisesi' ndeki bu ta­ viz vermeyen bürokratik koruyucuların ve bekçilerinin kurucusuyd u . Pavlus'un geleceğin kilisesi ve sacerdota­ lism (Kilise Bürokrasisi) konusunda formülasyonu. Diyor­ du ki: "İki veya üç kişi nerede benim ismirole toplanmış olurlarsa. sonra kudretli işler. Ta n­ rı' dan korkan. Yeni Ahit'te herkesten fazla yer tutar. siz Mesih'in bedeni. Kilise de vardı. Ve Allah kilisede bazıları. Pavlus' un yorumunda Kilise.

'Kilise Selamettir' e dönüştürüldü. 'Gerçek lsa. zamanla yerini Din Bürokratlarının istediği İsa'ya bı­ raktı. Pavlus'un ektiği tohum. ihti­ yatlı bir yolda yürüyerek Musevilerin Muallim dedikleri İsa'yı Gentile-tarzı kurulmuş Kilise' de Tanrı yaparak te­ kellerine almışlardır. i nce. bundan sonra onu inanılmaz tanımlar la­ birentine sokara k sonsuza dek sürecek bir sürgüne gön­ dermişlerd ir. 1 5 : 1 0) . bizimledir' gi­ bi Seküler idd ialarının arrivistçe* ve bu nedenle de esnek­ çe uygulamaları üzerine zekice oturtulmuştu. Yine de. 'Yahveh Selamettir' başa­ rılı bir biçimde. Kurucu babaları Pavlus' tan ald ıkları derslerin yönlen­ d iriciliğinde rel igocrat' lar. fırsatcılık. Normatif değerlere sahip bir siyaset ve günahta ve ıstırapta tasarruf kuramıdır. Öğretmen İsa'yı kend i tekeline alan Pavlus Kilisesi. Dolayısıyla Centile Hıristi­ yanlarından Pavluslaş tırılmış Hıristiyanlar olarak söz et­ mek. Korintoslulara. tarih boyunca uzun. Kentli yazdığı gibi Pavlus altı-yedi kişiden fazlasını vaftiz etmiş değildir.) . Religiocrat'ların eline d üşen İsa.n. izleyicileri Kilise tarihi boyunca zaman zaman isa' nın bir başka deyişini istismar hakkını kendilerinde A rrivizm: • ikbal avcılığı. Centile cemaa tlerde yeni dinin kural ve düzenlemelerini kendi toplumsal-siyasal anlayış ve sta n­ dartları uyarınca kurmuştur. İsa'nın 'bize karşı olmayan. (y. Bu misyonu Kilise yüklendi. Bu durum­ d a dahi. iman ve günahtan kur­ tuluşun Bir ve Tek kaynağı ve güvencesi İsa olmaktan çık­ tı . yanıltıcı olmayacaktır.o üç isa ne denli gayret sarf ettiğini övünerek anlatmıştır: "Onların hepsinden ziyade çalıştım" (I. Şurası kesindir ki. Pavlus da bu kadarını herhalde bek­ lememiştir. Ama oldu ! Pavlus'un tartışmalarında izlediği siyasal strateji.

1 948 arasındaki otuz yılda."9 Ve Bertra nd Russell' ın dikkati çektiği gibi : "İspanyollar Meksika ve Peru' daki bebekleri önce vaftiz edip. hemen ardından beyinlerini dağıtıyorlar­ dı: Böylelikle bu bebeklerin Ceİmet'e gitmesini güvenceye almış oluyorla rdı . Yerine Kültürel­ Dinsel Karamsarlık Çağı yerleşti . fa ka t Ruh'a karşı küfür bağışlanmayacaktır" (Matta.Aytunç Altındal 'l l buldular: "Benimle beraber olmayan. Pavlus'un izleyicilerinin elinde Çarmıh üzerinde vahşice öldürül­ müş ya kışıklı bir genç adama indirgenmişti. . Kendine i nananların varsayılan Tanrısı. v e be­ nimle beraber d evşirmeyen. Konstantin çağından 1 7. rastlantı değildir. b a n a karşıd ır. K. 'İsa' nın ÇaF­ mıha Gerilişi'nden sonraki ilk 300 yıldakinden fazla Hıris­ tiyan'ın ölmüş olması. imana göre Tanrı'nın dünyayı ve 'kavmini' günahla rında n kurtarmak üzere yeryüzüne gönderilmiş oğlu İsa Mesih. yüzyıl sonu­ na kada r Hıristiyanlar her zaman Hıristiyanları Roma im­ para torlanndan daha şiddetli bir zulme uğrattılar. 1 9 1 8.T. Hıristi­ ya nlığın doğuşundan önce. Bundan son­ raysa mucizeli bir şekilde d iriltilip geride tazmin edilme­ miş acılar bırakara k Babası'nın ya nında yaşamak üzere göklere çekilmişti. Konstantin devrinde de (zulmün) sonu gelmedi: Hıristiyanlar hemen kendi dindaşlarını zulme uğra tmaya koyuldular. Centile iyimserliği gi­ derek daha yoğun sald ırıla ra uğradı. Ware' e dayanarak şunları yazmaktan kendini alamamıştı : "Zulüm Hıristiyan tarihinin kalıcı bir gerçeği ' olagelmiştir. Gifnahkarların selamete erdirilmesinin sorumlulu ğ u ­ nu. . b i r kt•- . Bunun için size diyo­ rum: Her günah ve küfür insa nlara bağışla nacaktır. Yahudiler dışın­ daki kadim dünya tarafından bilinmemekteydi . Hıristiyanlı'ğın ilk dönemlerjnde. Bu. " 10 Pav­ lusçu religiocrat'ların yükselişiyle. bundan böyle iman bekçileri devra lıyordu . Fox. dağıtır. bu mezalim. 1 2 :30-3 1 ) .

beni korkuta n. on iki yıldır kanama çeken bir kadın kendisine yanaşıp iznini almadan harmanİsine do­ kunmuştu . Musevi cemaa tinin otokra t ihtiyarla rından oluşan bir kurul. ) 1 1 Diğer b i r deyişle. Böylesi temel ve din-içi bir konuda. San­ hedrin tarafından ölüme mahkum edilip. " 3. sekreteri. ortaçağda religiocra t'larm İsa adı­ na nasıl bir güç gösterisinde bulunduklarının daha iyi an­ laşılmasına katkısı olur sanırım. Tanrı'nın adını le­ kelemekle Küfr'e Delalet'le suçlanıyordu . 1 8:21 ). Sanhedrin' in İsa'yı Yasa'ya göre Sekü­ ler otoriteye teslim etmesi gerekmiyordu: Sonradan İste­ pan'a yaptıkları gibi taşlayarak yaşamına son verebilirler­ di. Belki de rastlantı eseri. İsa'ya Ne Oldu? Musevi görevliler tarafından tutu klandıkta n sonra (Yu­ hanna. kısa bir sorgulamanın ardından İsa. mevcut toplumsal düzeni ve dünyayı (sa- . 5:25-30) . 27:2) . dinselden çok siya sal nedenlere daya­ nıyordu. sed secretarium cius . Markos'un a ktardığına göre kanama o an ke­ silmiş. Kendisinin de belirttiği gibi İsa. beni korku­ tan onun vekili ola n Papa'dır. geleceğin Kilise­ si'nin kud ret-tacirleri arasında ünlenmeyi ümit eden Pav­ lus' u n müstakbel bir şakirdinin anasıydı. "Havari' d e n korkmuyorum. ertesi gün Vali Pilatus'a teslim ed ildi (Ma tta.3. Bir Musevi'nin cezalandırılması için Seküler otoriteye başvurma girişimi. bu kadın geleceğin bir religiocrat' ının. ancak İsa 'nefsinde olan kuvvetin kendisinden çık­ tığını bitmişti' (Markos.Üç lsa resinde İsa'ya da olmuştu. Devlet' e ya da Sezar' a karşı bir başkaldırının önderi değildi . ' (Petrus'tan korkmuyorum. 'Timeo non Petrum. İsa. Şu sözler kime aitse. Frend'in de bl'lirttiği gibi.

San­ hedrin' in Barraba s'ı İsa ' ya tercih edişi muhtemeldir ki. Sanhedrin. si­ yasa l kaygıla r nedeniyle onun kend ileri için. İS 340' ta aşırı bir Dona tis t fraksiyonu olan Circumcellionlardı. 1 9:6). Çünkü bunu yapacak olurlarsa Barrabas'ın yaşa­ mını Pila tus' u n elinden kurtaramayacaklard ı. " Ya­ hudiler Pila tus'a dediler: " Bize kimseyi öldürmek caiz de­ ğildir" (Yu ha nna. ı kald ı. Bunu n Yl�ri­ ne. . Vali Pilatus'un tutuk­ la ttığı Barrabas'm haya tını kurtarmaya kararlıydı. ) Sa nhedrin ta rafından Küfr' e Dela let'le suçlanmasına karşın -özü itibariyle büyük bir dinsel suçtu. (Barrabas: Ararnice Bar-abba [ Baba'nın oğlu] demektir. Ancak Pila tus kestirme bir tepkiden sakınara k Ya­ hudilere İsa'yı kendi yasala rına göre ya rgıla mala rını söy­ ledi: "Onu siz alın ve şeriatımza göre ona hükmedin. dinsel bir sorunu siyasal bir gövde gösterisine dönü�­ türdüler. onu sana vermezdik" (Yuhanna. İS 66' daki Gayur ayaklanmasından esinlen­ mişlerdi. Vali Pi­ latus'un huzuruna bir cani gibi çıkartıldı: "Eğer bu adam kötülük eden olmasaydı. Ve Circumcellionl a r. ama Museviler infazı gerçekleştirmeyi red­ dettiler.12 Ancak Ba rrabas bir ayaklanmaya ka tıla n ü n l ü bir asiydi (Markos. 1 8: 3 1 ) . Pila tus v e Museviler arasında söyleşi.İsa. 7 ve 8 : 1 2-47) Za ten Barra­ has 'Babalarının Oğlu'ydu. Böylelikle Mu­ sevilere İsa'yı çarmıha çektirme izni verilmiş ya da böyle buyrulmuştu. yanlış an­ lamlar temelinde kopuk bir d iyalog sürdürebildikleri ya­ bancıla şmış Musevi İsa' dan daha fazla önem taşıması ne­ deniyled ir. Böylelikle Pila tus kararını geri a lmak zonı n d . Yuhanna.Aytıınç Altı ndal '" eculum) yıkıp değerlerini başta n aşağı d eğiştirmeyi a ç ı kça hedefleyen ilk Hıristiyan grup. 1 8:303). İsa'dan değil. bu siya sa l m i sillemenin doğasını a çıkça ortaya koymaktad ır: "Yahudiler ona cevap verdiler: Bizim bir Şl' rii l l ı ı ı ı ı /. Pilatus kendi görüşünü açıkladı: "Onu siz alıp haça gerin" (Yuhanna. Bkz . (Öz . 1 5: 7) .

Bunun için Pilatus onu salıvermeye çalışıyordu. . ikilerni­ ni ve vicdani hesaplaşmalarını göstermektedir: "Pilatus onlara : Öyleyse Mesih denilen İsa'yı ne yapayım. kim kend ini kral ederse. diye bağırdı­ lar. 1 9:7. Ve (Pilatus) Yahudilere dedi: İşte Kralı­ nız ! Fakat onlar: Kaldır. d ed iler. Gerek Pilatus. İsa'nın haya tını kurtarmak için ellerinden geleni ya ptılar. ha tta ilahi olduğuna dahi inanrnıyordu. dedi. kaldır. . daha çok korktu. ve seni haça germeye de kudretirn vard ır? İsa ona cevap verdi: Eğer sana yukarı­ dan verilmemiş olsaydı. gerekse karısı. Fakat onlar: Haça gerilsin. Pilatus'un Musevilere yönelttiği ısrarlı sorular. ve yine hükümet konağına girip Isa'ya dedi: Sen neredensin? Faka t İsa ona ceva p vermedi. çünkü kendisi­ ni Alla h'ın oğlu ilan etti . İsa' nın Sek�ler yetki organı tarafından masum bulun­ masında şaşılacak bir şey yoktu . 27:22-23� Bu sıra dışı ve alışılmadık davanın tuhaf doğası. d iye çok ba­ ğırdılar" (Ma tta. Pilatus bu sözü işittiği za­ man. Bunun için beni eline verenin günahı d aha bü­ yüktür. tarihe son derece önemli bir katkı yapacaktır. Ve Pilatus: Ya ne kö­ tülük yaptı. 1 5 : 1 0) biliyordu .1 5) . Onların hepsi: Haça gerilsin. Y i ne de misyonunun (bütünsel görev) kutsal olduğunu . fakat· Yahudiler bağırıp dediler: Eğer bunu salıverirsen Kayser' in dostu değilsin. Pilatus onlara dedi: Kralınızı haça gereyim mi? Başka­ hiı\ler cevap verdiler: Kayser'den başka kralımız yoktur" (Yuhanna. imdi. Pilatus 'başka hinlerin kıskançlıktan dolayı (İsa'yı) ele vermiş olduklarını' (Mar­ kos. sonra­ dan . dedi. benim üzerime senin hiç kud retin olmazd ı. Seküler iktidarın temsilcisi Pilatus kuşkusuz İsa'nın Tanrı ' nın Oğlu. Pilatus da ona dedi: Bana söylernez misin? Biliyor musun ki seni salıvermeye kudretirn var. Kay­ ser' e karşı kor . o ş�riata göre onun ölmesi gerektir. onu haça ger.94 Oç isa vard ır.

Sonunda İsa'yı. . İsa'dan hoşnu ttu . Herod. Pila tus çaresizlik içınde son sözlerini söyleyip bir ça nak suyla ka­ labalığın önünde ellerini yıkadı: "Ben bu salih adarnın ka­ nından biriyirn.. Musevilerin hükmü uyarınca ça rm ı ha � t · r i lı · ı ı Nasıralı İsa. a rdından da Yahudilerin a tanmış kralı ta rafında n suçsuz bulunmuş oluyordu. Tutuklama ve ölüme rnahkurniyet. Pila tus'un bu dava boyunca sergilediği siya sa l d l ' h . La tince ve G rekçe olarak yazıld ığı için pek çok Musevi bunu okudu. a r a l a ­ rında bir tartışma geçmiş olan Atanmış-Kral Herod'a tes­ lim etti. için bir neden görrnüyordu. fakat bu adam: Ben Yahud ilerin Kra l ı­ yım dedi. ı ı d ı . NASIRALI İSA' denrnekteydi duyuruda . Pilatus cevap verd i: Ne yazd ırnsa yaz­ d ım" (Yuhanna . Paganların Seküler iktidarının ya da Musevilerin kararıyd ı. 1 9 : 1 9-22).· Aytunç Altındal . İsa' nın Musevilerin kralı olma iddi­ asını sözcüğün gerçek a nla mıyla onaylayarak askerlerine bir d uyum yazıp ça rmıhın üzerine asmalarını söyledi .. 'MUSEVİLERİN KRALI. ilkin. ait ol­ d uğu alana gönderdi. onayladığı ve kabul ettiği. Muse­ vilerin önde gelen ra hipleri Pilatus'a karşı çıktılar: "Yahu­ dilerin Kralı değil. .. ı sonradan Musevilerin karşısına çok yönlü soru n l a r �.ı ..: r. Sivil ve d ünyevi fikirleri olan Pagan Vali Pilatus onu geriye.· ı k. İsa' nın Çarmıha gerildiği yer kentin yakınla­ rında olduğundan ve duyuru Ararnice. belliydi. diye ya z. 27:24-25) Ama sarsıcı sondan önce Pilatus beklenmedik bir harn­ leyle Musevilere bir oldubitti yaptı. bunu siz d üşünün." Bütün kavim cevap verd i: "Onun ka nı bizim üzerimize ve çocuklarımızın üze­ rine olsu n ! " (Matta . Museviler dinsel suç­ la mayı siyasal bir sorun halinde ça rpıtrnışla rd ı. O da İsa'yı suçlama k. kend inden menkul kra lı a l a ­ y a almak için renkli b i r tunik giyd irip Pilatus'a geri gön­ derd i : Dolayısıyla İsa ilkin Seküler otorite. Pagan yöneticisi tarafından Muscvi h·ri ı ı l.

ve onu gizlemeyeceksin.Üç İsa l ı ilan edilmekteydi. Ve bütün İsrail işitip korkaca klar. Musevi-olmayan nüfusun gözünde. 1 3:8-1 1 ). ve sonra bütün ka vmin eli onun üzerine olacak. İsa'ya iman edenler için prima facie* bir delil oluşturuyor ve Sanhedrin üyelerini ilk elden Şeriat' ın (Musa' nın Yasası) ihlalcileri durumuna düşürüyordu. faka t onu mutlaka öldüreceksin. çünkü seni Mısır diya­ rından. o zaman besbelli ki Pilatus bu ku tsanmış görev modelinin kırsal (Musevi) ve kentsel (Gentile) gündelik yaşamına yön veren dine-daya' f'rimtı Faciı: (Lat . Musa Yasası'nda açıkça belirtilmişti : "Ona uymaya­ caksın. yasaları çiğneyen biriyse. ya da ku tsal ya da hoş gör­ düğü bir davranış tarzı (Misyonerlik) seçkin Museviler ve Sanhedrin tarafından canice. dehri ve kabul edilmez bu­ lunmaktaydı. . İsa'yı Yasa uyarınca taşlayarak öl­ dürme yerine. Ve ölsün diye onu taşla taşlayacaksın. ) : Karşıtı kanıtlanana dek geçerli olan delil ve iddia (ç. Çünkü kafirlere uygulanacak ceza. Museviler Yasa'dan ayrılarak onu bir cani gibi Çarmıh'a gerdiler. o zaman -Pilatus'a göre. Pilatus İsa' nın Misyonu' nu meşrulaştırmıştı. ve esirgemeyeceksin. onu öldürmek için önce senin elin.Museviler ve Sanhedrin de öyle olmalıydı. Pila tus'un old u bittisi.).n. ve gözün ona acımaya­ cak. ve bir daha aranızda bunun gibi kötü bir şey yapmayacaklar­ dır" (Tensiye. Herod'un yapacağı hamleyi gözledikten sonra. Eğer bir ru hhan-olmayan Oayman) olarak İsa Sekülerleşmiş Musevilerin ilkiyse. İsa'nın itirafını dik­ kate alarak onu tanımsal olarak Musevilerin Kra lı ve Me­ sih ilan etti. böyle­ likle Seküler iktidarın suçsuz. kölelik evinden çıkaran Alla h' ın RAB'den seni çekmeye çalışmıştır. Eğer sanık İsa. ve onu dinlemeyeceksin. Böylelikle halka Seküler iktidarın İsa' nın ilahi misyonuna (görev) karşı bir itirazı olmadığını gösterıneyi hedefliyordu.

Allahım niçin beni bıraktın?) (Ma rkos. 1 : 5-7) . Kulum Musa'nın sana emrettiği bü tün şeriata göre ya pmaya dik­ ka t etmek için kuvvetli ol. ondan sağa yahu t sola sapma" (Yeşu. bölgede belli başlı siyasa l fraksiyonlar ara­ sındaki siyasal güç gösterilerinin ku rbanı olmuştur.ı ı ı yorumcuların 'kend ini-gerçekleştiren keha net' d iyt· l ur � Musevilerin kendilerinden olmayanlarla dini konulan görüşml'll•ri. Zaten tüm olaylar İsa 'nın kendi­ sini özdeşleştirdiği kehanete uygu n olarak gerçekleşmiş­ tir: "Ve günahkadarla sayıldı" (İsa iah.. Çünkü komplo kura mı Hıri sti y. Kuvvetli ol ve yürekli ol.Aytwıç Alt mdal '1 7 lı-siya set sisteminde yan-yasal bir uygulama haline gel­ mesini sağlayan ilk Pagand ır. kend i sözleriyle. 6:24) . Eloi lama sabachthan i ? " (Al­ lahım. yü rüyeceğin her yerde muvaffak olasın diye. bir zamanlar Peygam­ ber Yeşu a racılığıyla İsrailoğulla rı'na şu vaa tte bulunan Tanrı tarafından terk edilmişti: "Nasıl Musa ile beraber ol­ du msa. ve çok yürekli ol. c ıı ı ı ı �· malan. . İsa Çar­ mıh' ta şöyle seslenmişti : "Eloi. İsa gerçek h· ı ı de kendi getirdiği ayrılığın ku rbanı olmuştu. Eğer Tanrı'nın kela mına inanmak gerekiyorsa. seni boşa çıkar­ marn ve seni bırakma m . Belli ki İsa. Ken­ disini ortadan ka ldırma k için tasa rla nmış bir komploya kurban gitmediği açıktır. bir Must•vi komplosunun değil.* Musevi Kra lı Gideon bir keresinde Rab'be bir sunak in­ şa etmiş ve adına 'Yehova-Şalom' (Yehova Ba rıştır) de­ mişti (Hakimler. İsa ne­ den terk edilmiştir? Düz ve Doğru 'Yol' dan sa pıp Sa ğa ve Sola döndüğü için mi? İsa'ya göre tüm İsrail'den daha imanlı ola n (soldaki) yüzbaşıyla (centu rion) sağdaki Sa ­ marityalılarla görüştüğü akılda tutulmalıdır. 1 5 :34) Çar­ mıha gerilen İsa. yemek yemeleri vb. seninle de öyle beraber olacağım. Oysa İsa barış değil ayrılık ve ça ­ tışma getirmek için geld iğini söylüyord u . yasaklı. ı. 53 : 1 2) .

Komplo kuramı dokuya ek­ lemlenmiş başka bir yabancı Seküler-kültürel unsurdur. İ sa 'nın . Ta nrı'nın Bir ve Tek Oğlu'na. Her durumda. Bunun tersi daha da olanaksızdır: Tanrı' nın Bir ve Tek Oğlu'na karşı Tanrı-ya pısı bir ko mplo düzenlemesi. çünkü komplo kura rnları üzerine temellenmiş kehanetler­ de bulunmak.1114 Üç İsa müle ettikleri tezlerine de ters düşmekte ve onları çarpıt­ maktadır. Yeni Ahi t' teki kurguya göre İsa her şeyi biliyordu ve kendi sonunu öngörmüştü. Sanhed rin başından beri İsa'yı d inliyor ve gözlüyor­ d u . Kehanetleri­ nin gerçekleşmesi için komploya gereksinimi yoktu . dolayısıyla da bizza t Tanrı'nın kendisine karşı insan-yapısı bir komplo hazırlaması düşünülemeye­ ceği için. Ken­ di kaçınılmaz Sonu kehanete içkindi.). Çü nkü peygamberlik asla insa nın irad esiyle gel• Kı•ndi'ni özdeşleştirdiği kehanet Büyük Peygamber Kehaneti'dir (y. Yahuda sadece bir muhbird i. Sonuç olarak İsa kend i kendisinin karar-merciiydi. büyük Musevi peygamberlerinin adeti de­ ğildi. "Önce bunu bil­ melisiniz ki. Öte ya ndan Başra­ hip Kiyafas'ın Musevilerin bir kurban vermesi gerektiği şeklindeki öğüdü. Sonuçlarını d a . bu kurarn kendilerinin İsa'yı kavrayış tarzla rıyla da çelişmektedir.n. ama Büyük Musevi* peyga mberlerinin kutsal kehanetleri komplo üzerine kurulmazla r . 'bir kişinin ölümü'ne ilişkin olup özel olarak İsa'yı işaret etmemekteyciL İsa ne yap tığını biliyordu. o kadar. kitabın hiçbir peygamberliği hususi tefsi rden d eği ldir. Gaipten haber veren şa­ hısların öngörü leri bir komployu önceden bild irebilir. n ü yük Musevi Peygamberler ayrımı Musevi lik' te önemli rol oynar. Pe­ tcr'in ikinci mektubunda belirttiği üzere. Musevilere İ sa'nın bulunduğu yeri ihbar etmişti. Yeni Ahit d erleyicileri İsa' nın ne denli masum olduğunu göstermek için komplo kuramını eklemişlerdir.

İsa gö­ revine başladığı andan itiba ren insanlara ne vazettiğini a çıkça söylemiştir.• v k o l ı ı narak Allah'tan söyled iler" ( 1 . fa kat insanlar Ruhülkudüs tarafından sc. . Kehanet' te sözü ed i lP n hpn zerliğe uygun olarak doğduğu söylenmişti . Musevilerin İsa'yı söylemediği sözlerle iftiraya kurban etmeye gereksinimleri yoktu . . İsa yaşamındaki 'benzerl i k l t•r' i n kurbanı olmuştu denilebilir. beklenen Mesih olduğunu söylemişti.. • .Aytunç Altmdal . Se­ küler açıdansa. . Muse­ viler açısından. o zaman 'sıradan bir insan' misyonunda bölgenin en yüksek Paga n Sekü ler iktidarı ta ra fından onaylanmış kral ve Musevilerin Mesih'i olarak tanınmış ve kabul edilmiş oluyordu. Orta da bir Muse­ vi komplosunun bulunamayacağı açıktır. sıradan bir İnsan'sa. Çü nkü. kesinlikle Sciolastik* bir ya ­ kıştırmadır. a ma 'bütün­ sel görevi' (Misyonu) ka firce ve dehrice bulunmuştu. ama eğer İncil yazar­ larının inandığı üzere. olanaksız olmasına karşın Tanrı' nın Bir ve Tek Oğlu olduğunu iddia etmişti. İsa kendisi ne hiçbir yetki verilmed iği halde tam yetkili olduğunu. En iyi bildiği şeyi vazetmek İsa'nın hakkıysa.ı n nı. Petrus. a ma 'bütünsel göre v i ' ku tsa l bulunmuştu. öğreti lerini reddetmek de Musevilerin yasal hakkıyd ı. memiş tir. . Tanımsal anlamıyla. insan yapısı bir 'Komploya' kurban olması olası değildi. İ s ra i l Y. 1 :20-2 1 ). Kend i ıw ya da bizza t kendi oğluna karşı bir komploya ilişkin bir kt•­ haneti açıklayan Tanrı kelamını bir tez olarak kurgusalla�­ tırma k şizofrenik değilse eğer. İsa kutsal değildi. sıradan bir Musevi olara k İsa tıpkı tüm İs­ railoğu lları gibi Tanrı ta rafından ku tsa nmıştı.ınlılo.ı s. yapma­ ması gerekirken İsrail'in Tanrısı'nı özelleştirmişti . Eğer İsa Musevilerin dedikleri gibi beklenen Mesih de­ ğil de. Tanrı' ysa. o zaman..ı Sciolastic: Kelime ve kavramları kendi istemleri yönünde kııll.

Lamant' a göre. Kend i Mutlak Tanrı fikrini da­ yatma uğruna kullanılan balta. Isa' nın Misyonu döneminde tam olarak örgütlenmiş. 1 99 1 'de Papa Il . Bunun canlı bir örneği. Adları anı­ lanlar birkaç yüz aziz. Pek çok kral. Jean Paul. Protestan mezheplerinin en ge­ n işi. n . Azizler Kitabı'nda on binden fazla ad vardır. İspanya Kraliçesi Isabel'dir. ' .%55'i Protestan. Ve Azizler Kita­ bı'nda anılan azizierin büyük bölümü. yüzyılda ülkesindeki sayısız cinayet ve işkenceden v e ni­ hayet on binlerce Yahudi' nin sürgün edilmesinden kişisel olarak sorumlu olan oyd u .ı .­ dan sonra -gerçekten ihtida ettiği tartışmalıdır. sonra onları evlere t. kafirlere. } . M usevi Sinagogları'nda başlatmış. geçen her yüzyıl. yaklaşık yirmi bin Hıristiyan' la birlikte şehit edilmişlerdi. tarih boyunca hiç körelme­ miştir. aristokratik ya d a varlıklı ailelerden gelmekted ir. %30' u Katolik olmak üzere 225 milyon Hıristiyan yaşa­ ma ktaydı. Galup Kamuoyu Araştırması'na (AI­ PO) göre 1 980 yılında -yalnızca ABD' de. Pav­ lus'un günlerindeyse gevşek biçimde örgütlenmiş* yed i kilise bulunuyordu.) Katolik iman ve dogmasını savunmadaki adanmışlığı ne­ deniyle azizeliğe layık görülmüştür bu kraliçe. Sinagog' dan tam ayrılmış bir Kilise mevcu t değildi. Ve bu azizlerden bazıları.ı ş ı t m ıştı ( y .6 milyon kişiyi.Ateizm bu kez papalar ve sacerdotalistler tarafından kendilerinden olmayanlara karşı kullanılır olmuştur. sapkınlara ve Ateistlere karşı Katolik İmanı'nı savundukları gerekçesiy­ le aziz(e) ilan edilmişlerdir. 36 bin l 'avlus ilk K i liseleri. Kraliçe'yi müstakbel azize ilan etmiştir. yeni bir dramın tanığı olmuştur. gerçekte kimi cinayetierin sorumlusudur. ( 1 992'ye göre sırada yaklaşık iki bin azizlik adayı vardır. şehit edilmiştir. Oysa 1 5 . Constantin' in sözde ihtida:. Güney Baptist Konferansı 1 4. birkaç krali­ çe ve a krabaları putperestlere.102 Oç İsa tan on ikisi.

Bu insanlar 359 bin kilise ınıntıkası ve 2. bir uzman. "22 İsa vaa t ettiği üzere bu dünyaya dönecek olsa.20 Yeryüzünde Tek-Tanrıcılığı kabu l etmeyen üç milyar insan vardır. 18 21 . İsa'ya ne old u ? Bugün her mümin. • .456 d iyaseste toplanmışlardır ve yak­ laşık bir milyon rahibe ile 1 54 . Günü­ müzde kurumsallaşmış dinsel doğmayı yönlend irenlerin artık kişi olarak İsa'ya gereksinimleri kalmamıştır.21 Peter Hebblethwaite.). Ve ellerindekinden son derece hoşnu t görünmekted irler.4 'ünü olu şturmaktadır. bu gün­ lerde bir kez daha çileden çıkacak ve olasılıkla yeni 'ben­ zerlik' suçlamalarına muhatap olacaktır. 1� Christian Buckley. k i m i Üç İsa. E l çabukluğuyla çağımızın delilerine ya da sapkınlarına benzerliği öne çı­ karılacak ve religiocra tlar kilisesi ya da TV Dindarları tara­ fından aşağılanacak.n .tanrı vardır. Örneğin Hint Klasik kültürünün mistik boyu tunda her yerde milyonlarca -ge­ leneksel olarak 330 milyon.464. yüzyıla yaklaşırken* 81 0. 1 989-1 990'da yazılmıştır (ç. Sonradan bu temel üzerinde d evasa bir kurarn ve ilahiyat ve kurgu ve iman ve boş inan ve d evlet siyasası üstyapısı yükseltilmiştir. 1 48 papazları vard ır.ır dan bazıları İsa' nın (Tanrı) Kilise'den sürüldüğünü .000 Katolik. Evet. 3 bin misyonu ve l l bin Bağımsız Bap tist Cl� m a ­ ati temsil ediyord u . dü nya nü­ fusunun % 1 8. b u soruya kendi imanını canlı t u t a h i lecek b i r yanıtı taşımaktadır. gazeteci ve sırdaş bir gözlemci olarak Va tikan hakkında şunları yazmaktad ır: "Kilise Kıyamet' i bekleyerek şurada yatan eski kemikler üzerinde yükselmekted ir. yeryüzündeki Ateist sayısını iki yüz milyon olarak hesaplamıştır. Muhtemeldir ki Tek-Tanrı'ya gereksinimleri yoktur. belki de aforoz edilecektir.Ayt u ııç Altmdal 10 1 kiliseyi. İnancı-bütün Hıristiyan l. doğumundan iki bin yıl sonra.

İsa'yı sö­ mürüp kendilerini İsa' ya ilişkin kendinden-menkul haki­ katlerle yeniden vaftiz ederek suçlarını ve banka cüzdan­ larını şişirmişlerdir. tarika t. geçmişte ve günümüzde İsrail'in yaşayan Ta nrısı Yahveh ise/4 o zaman. gerçek İsa da terk edilmiş ve sade­ ce adıyla ve Kilise' nin kendisine yaptığı gündelik atıflarla anıınsanmaya yazgılı kılınmıştır. Bunlardan hiçbiri ke­ limesi kelimesine diğerinin aynı değildi (y. Onlar da bu addan kendi a ma çları için yararlanmazlık etmemişlerdir. Ka çınılmaz soru. mutlaka sonsuz bir suskunluğa mahkum etmişler­ dir. halkının arasında yaşa ma­ sına izin verilmeyen bir Tanrı olduğu kesindir! Isa bundan iki bin yıl önce doğd u . Çileci Abelard gibi. kendi adına hareket edenlerce tasarla nmıştır. Kimi kilise. Dünya üzerindeki misyonuna başlamasının üzerinden yaklaşık 1 970 yıl geç­ ti. şurası açıktır: İsa kendi adına dikilmiş kiliselerden hiçbirine kişi olarak gir­ miş değildir. denilebilir. İsa' yı. sui generis İsa'yı şu yüz bin Kilise'de ya da sayısız sahte kilisede.I l l-I Üç isa leriyse günahkarlar tarafından suiistima l edildiğini söyle­ mektedirler. sonradan. Gerçekte İsa'nın a leyhinde olduğu varsa yılan 'komplo' halkın içinde yaşadığı dönemlerde değil. eğer evinde (Kilise) göza ltına almadı­ larsa. yüzyılda yaklaşık 4600 el yazması İncil vardı. Durum ne olursa olsun. İsa' nın yeryüzündeki adı ve imgesi gerçek imanın kaleleri olduğunu öne süren partiler için d eğerli bir sermaye olmuştur. . hala orta dadır: "İsa 'ya ve öğretisine n e oldu?" Herhangi bir mümin. Kendisine iman edilen İsa eğer McDowell ve Larson'un önerdiği üzere. sahte İncil' lerde* 1-ll•n üz 3. Din bürokra tları.n. mezhep ve kültler onun sadece adını ve yeryüzündeki yaşamını devra lıp tekelleş­ tirmişlerdir.). Kiliseler gibi siyasa l partiler de hamlelerini 'Tanrı adına' gerçekleştirip23 tıpkı bir zamanlar İsrail'in Tanrısı' na yapıldığı gibi.

nomenclator' dan kend i adıyla makbuz kesen'28 seksen birinci Papa Aga t­ ho'yu. 'Dinsel görevlere ayrılan nesnelere ancak din görevlile­ rinin dokunabileceğini' huyuran sekizinci Papa Xystus' u. Rab' bin kelamını anla maya nlardır. 1 302 ta rihli bull'u (Ferman) unam sanctum'da 'Sekii ler kılıcın Petrus' un ihdasında olduğunu inkar edenler. Kendisini siyasete tabi kılan Havari Pavlus'u.' den hangisinde bu labile­ cektir? İsa örneğin : Kendisini Mesih ilan edip öğretileri üzerinde tek yetki­ li olmak iddiasında bulunan Havarisi Petrus'u. 'bu güvenliksiz dünyadan öbürünün güvenliğine sermaye aktarımı'29 ola­ ra k gören ve 'hoşgörü kenti'ni.32 . Pius'u..Aytunç Altındal ı ı ı:ı veya pa palık tebliğlerinde vd . 'Geleneğe aykırı olarak Roma Kilisesi' nin a rcarius' u olup hazinenin işleriyle bizza t ilgilenen. Yijce Prens Mikael olduğunu ö n e sü re n Ezt• J. Sa da ka vermeyi bir çeşit tica ri işlem. 1 6 1 4' te kendisinin Tanrı Keta rnı'nın bedenleşmiş h i ç i m i . 'Şeytan'ın kenti' olarak mahkum eden Aziz Augustine' i (ö.26 İmparator Consta ntine'i İsa adına vaftiz ettikten sonra 'din adamı olmayanların.ı VIII . 430). Siyasal düşmanını (Malatesta) iman düşmanı ilan edip ondan ku rtulmak için elindeki tüm olanakla rı seferber eden.'3' diye ilan eden Pa p. Boniface'yi. "Ka dınların kiliseye girerken başla rını örtmelerini"25 huyuran ikinci Pa pa Linus'u.. i d Meth'i. din görevlil erini herha ngi bi r suçlu suçlaya mayaca ğını'27 ilan eden otuz dördüncü Pa pa Silvester'i.30 ve dinsel görevleri İsa adına sa tışa çıkartan geçmiş papaların en seküleri Il.

yapılan sahtekarlıkları ortaya çıkartanlara ve d iğer sözümona yıkıcı unsurlara karşı koruyan Papaların Yanılmazlığı ( 1 870) dogmasını. Kendi saf Misyonu'nun çağlar boyunca birileri ta­ rafından Teokrasi ve Caesaro-papism gibi. Nasıralı İsa için de benzeri bir ad düşlüyorum: "BEN NE OLACAKSAM O' YUM . ideolojik bi­ çimlere bürü ndürüldüğünü görse. Ve siz: Ne ile dönelim. düş kı­ rıklıklarıyla yoğrulmuş bu hüzünlü genç adam. ." (Malaki. 3:6-7) Eğer İsrail Tanrısı' nın adı gerçekten de BEN BEN OLA­ NIM ise. propaganda. Ve: Neden seni soyduk. araf. varlığına inandığı Öteki Dün­ ya' da olmak istediğini olabilmek için yaşadı ve ıstırap çekti. onayla­ yabilir miydi? Seza r' a a it olanın Sezar'a.1 () . piskoposlarının Pontifex Maxi­ mus unvanıyla timi) praeceptum imperetoris (impara torluk Yöne­ üzerind e mandatum dei (Tanrı Yasası) uyguladıkları­ · nı görseydi' kuşkusuz yine çileden çıkardı. Üç isa Papaları. Tanrı'ya ait olanınsa Tanrı' ya verilmesini vazeden İsa. " Nasıralı İsa b u dünyada. ben değişmem . Vati­ kan' daki yeryüzü tahtına dönecek olsa. . Curia (Din Bürokra tları'nın topland ıkları meclis) gibi hiç duymadığı ya da düşünemeyeceği sözcükler. ben de size dönerim . şunları söyleyece­ ğini görür gibiyim: "Çünkü ben. d insel mahkeme �rota ). d iyorsunuz. . Isa ' nın vazettiği Kurtuluş'a erişebilmek için eski Muse­ vi Yasası' nı kesinlikle izlemek gerektiğini öne süren Ye­ d inci Gün Kilisesi'ni. kuşkusuz yine şaşkın­ lıktan şaşkınlığa sürüklenirdi. . diyorsunuz. Bana dönün. RAB. a klını karış­ tırırd ı. . ya da iman adına serbest aşkı uygu­ layan Oneida Cemaati'ni ya da Yehova Şehitleri' ni veya Ahir Zaman Azizleri'ni ya da Moony Cemiyeti' ni. Yine papalık el­ çisi (nuncio). Kendine sevebileceği bir baba arayan Nasıralı. İnsan Allah'ı soyar mı? Siz beni soymaktası­ nız.

'Bü t ü n sel Görev' i Ta nrı'ya imanı sağlamak ve Uygun Son'a gi i türen uygun yolu öğretmektir. Dolayısıyla da. gökyüzünün altın­ daki Haya t'ı başla ngıçtan sona doğru yönlend iren ara­ cı / a radaki YENİ' yi (Va hiy. Dolayı­ sıyla Tanrı Yara tımı'yla (Tekvin) her şeyin Başlangıcı'nı belirleyen doğaüstü unsur (Kişi) olarak görülmekted ir. inanca göre bundan sonra Kutsal Ruh' un özel görevi baş­ lamıştır. Hıristiyanlığın Ki­ liseleri' nin bağlı olduğu doğmaya göre. 'bütün yarad ılış' Başlangıç' tan Son'a. Dolayısıyla İ sa Göksel an­ lamıyla Başla ngıç'ı ya da Son' u değil. Tanrı ile Kutsal Ruh a rasında Aracı olarak İsa bulunmaktadır. Çünkü Başlangıcı olan hırr nesnenin kaçınılmaz olarak bir de sonu vardır. Ta ri l ı . Kutsal Ruh' un özel görevi bitmemiştir ve ha.4. o zaman Kutsal Ruh'un özel görevi de her nesne için. Ta nrı Baba'nın özel görevi 'nesnele­ rin doğasını' kurmaktı. Bireyin Kimliğini Olumlayan Onun Farklılığıdır Deu tzlu Rupert' e göre ( 1 2 . Kutsal Ruh'un özel görevi. Eğer Tanrı Baba ' nın Özel Görev'i. doğayı Tanrı' nın ön­ gördüğü mükemmelliğe ulaştırmaktır. geleneksel ma nastır zühdünün temsilcisi).33 Tanrı bunu altı Kutsal Kitap Gü­ nü' nde gerçekleştirip özel görevini tamamlamıştı. Yalnızca İnsan ya da In­ sanlık değil. var olan her nesne için. zorun­ lu olarak onunla birlikte yaşar.ın Mutla k Mekan'da yer almaktadır. kendi doğa­ sına uygun olan Uygun bir Son oluşturmak idi ve halen de öyled ir. İ sa dü nya nın Alfa ve Omega'sıydı. yüzyıl.la işlemektedir.Aytunç Altındal llL 3. Başla ngıç ile Son a rasında yer alan zaman sürt•s i . kendi do­ ğasına uygun olan bir başlangıç oluşturmaksa. 21 :5-6) temsil etmektedir. Tanrı'ya ait ol. İsa'nın kend isinin Ezel i Vl' Ebedi oluşunun nedeni budur: Logos olarak Baba 'yla h i r­ likte Yara tılış' ın bizatihi içinde değil.

'Ölümlü Olan Her Musevi' nin Kendi İçinde Ezeli ve Ebedi Olduğu'nu doğ­ rulayan substance premiere** olmak üzere gönderilmiştir. Yaradılış'tan ve Son' dan kaçmabilen tri­ ad quid ' d ir * .olara k İsa aşkın (tra ns­ cendental) değil. Bu nedenledir ki İsa'yı a legorik olarak değil. A ksine.). Hiçbir nesne bu 'OLA­ CAK'lık halinin dışında değildir. Tanrı -ya da Tanrı' nın oğlu. saptanmış bir geçmiş ya da mutlak. Hiçbir nesne 'OLA­ CAK' halinden ku rtula maz. " ) ğü Son' a açılan Bir ve Tek Doğru. ve herkese kendi işinin Hıristiyanlık inancına göre İsa. her an mev­ cut Yeni' nin sürecidir. Ve böylelikle birey (İnsan) Eski Ahit' te izi bulunamadan ortadan kaybolup Tanrı ta• •• ·rriad qııid : B ir mebde bağlı kalmak zorunluluğu olmayan Sııbstımce premiere (Fr. Sonsuz Hayat' ı elde eder. Tanrı' nın ödü­ lünü. Tanrı' nın uygun gördü­ olduğuna göre mükafa tım elimdedir . Adil. Birey bu ka pıdan yalnız başına geçer.) : İlk töz (ç. İsa. d inamik. Dolayısıyla İsa' nın temsil ettiği yer­ yüzü Haya t' ı kavrayışında mutlak. . (Va hiy. OLACAK'lık hali temsi­ li olarak dünyevi yaşamın rastlantılarını yönlend iren sü­ rekliliği ve değişimin her yerde mevcudiyetini belirlemek­ tedir. Tanrı' nın Logos' u ve mutlak zaman içinde Yaradılış' ın aktif-başlangıcıdır. Iman' a göre. Ku tsa l Ruh. sözcüğün gerçek anla mıyla 'BEN NE OLACAKSAM O' YUM' diye tanımla­ dım.I OH Üç isa sel zaman olan saeculum (çağ) d eğil. 22: 1 2 "İşte tez geliyorum. üçüncü terim. çünkü Kutsal Ruh bireyin selamete erişmesi için vardır. Başlangıç'tan Son'a dek yaratılmış olan her nesne be­ lirli bir 'OLACAK' lık sürecindedir. Yasal. tespit edilmiş bir şimdiki zaman yoktur. Birey bu uygun ka pıyı seç­ mesi halinde uygun Son'a ulaşır. Kutsal Ruh'un temsil et­ tiği bu uygun son bireyi Ta nrı' ya ulaştırır. Tanrı tara­ fından görevtendirilmiş Geçit.n. Yapı' dır (Çıkış) . bi­ reyi yakıp tüketen Hades değildir.

silinmektedir. Greklerde ve Roma' da bilinen bir uygulamaydı . ) Mekan ve Za man kişileştirilmesinde İsa. Logos'un kend isi olan İsa. İnsan'ın 'içinde' olmak üzere gönderilmiştir. 'BEN' ve 'İM' (olmak) olarak algı­ landığında. Ta nrı tara fından Ka der'i çizilmiş değil ama. Dolayısıyla. onun tezahürü olan Kutsal Ruh ise tü­ meldir. Tanrı kendini Kend i Benzerinde -ya ni İnsa n (İsa) olarak. Tanrı ta rafın­ dan diğer bütün insanlar gibi yaratılmış değildir. tüm saecu lum'a göre ya ­ şayan herkesin içinde olmak üzere gönderilmiştir. (İnsanın Tanrısallaştırılması ve­ ya Tanrı'nın İnsanlaş tırılması Antik Mısır'da. İçerik ve Biçim'dir (genel). Ve Tek bir insa n kavminin değil. Kutsa l Ruh ise Tekil Tanrı'nın tümel te­ zahürü' dür (görünüşü ) .ya ra t­ mıştır.Aytımç Altındal 109 rafından yanına a lınan Enoş gibi geldiği yere dönmüş olur. İsa hem özeli hem de geneli simgeler. Mekanın (içerik) ve zamanın (biçim) kişileştirilmesi olarak kavramldığında İsa çelişkiyi bir anlamsızlık ya da düşü­ nülmez (bir olgu --ç. Hıristiyanlığın TekTanncı ilahi­ ya tında Tanrı tekil. İkisinin arasında ikili doğasıyla İsa yer alır. Çünkü İsa 'Tanrı' içindeki Tanrı'dır. İsa Tanrı'nın 'insan benzerinde ya ra tılmış' Bir ve Tek Oğlu ola ra k kavramldığı takdirde özel içeriği.) olarak dıştalar. 'Tanrı ben­ zerinde yara tılmış' İnsan olarak ise genel biçimi vermek­ ted ir. Hem Tanrı hem İn­ san olma çelişkisi İsa mekan ve zaman içinde Tekil Tan­ rı' nın içerik ve biçimi. Mekan ve Za­ man içinde Başla ngıç ve Son'un özel İçeriği'yle genel Bi­ çim'in temsil eder. Hıristiyan dogmasında meka n ve zaman birliği ale­ gorik olarak ikili doğasıyla İsa ta ra fından temsil edilir. Mutla k te­ kil olan Tanrı ve Tümel olan Ku tsal Ruh vardır. Tanrı' nın Hıristiyan Gnosis' indeki teslis işlevselliği te­ melde Helenistik diyalektiğin bir ya nsımasıdır. .

" bölümü. Ve ilk Musevi-Hıristiyan bel­ gelerinden biri olan Tibertine Sibyl'inde de sözü edilmek­ ted ir. ve işte. klı ronos' da var ola n 'zaman ve yasaların kuruluşu­ mı ' değiştirir. Tan­ rı'nın planı uyarınca Kral'da kişileşmiş kairos (Olacak Za­ nıan). Olacak-Zaman'la (birlikte) oradadır ve Olacak-Zaman'ı temsil eden bu şahıs tüm Yarad ılış' m ortak sorumlusudur. İmdi gördüğüm şeyleri. 'Zamanın ve yasaların ku­ ruluşu' Tanrı aleyhine söz söyleyen ve azizlerine acı çek­ tiren Kral'ın elinde değişime tabi olacaktır. ve ölü idim. ka iros'u 'Doğru Zaman' olarak okumaktadır. 1 : 1 7-1 9'daki "Korkma.35 'Za man.34 John Austin Baker. önerime güçlü bir örnek sağlamaktadır. ebetler ebed ince diriyim. kutsal yazılar­ daki khronos' dan (genelde zaman için kullanılan G rekçe sözcük) ayırt edilmelidir. . İngilizce Church ( Kilise) ve Almanca eşa n- . zaman­ lar ve yarı-zamanı'dır (7:25). Kairos 'şimdi olan'ı gösterirken. 'zaman kuruluşu' ölçülebilir zama n / va kit'tir (khronos). 'Diğer Kral' 'zaman ve yasaların kuruluşunu değiştirme­ ye kalkışacak olan' tek kişidir. ve Diri olan benim. ama 'Diğer Kral' kairos'u tezahür ettiren Tan­ rı' nın katalizörü ya da aracı olara k bulunmaktadır. yaz.1 10 Üç İsa Kutsal Kitap metinlerindeki ka iros (genellikle Zaman olarak a nlaşılan Grekçe sözcük) kavramı. . ve ölümün ve ölüler d iyarının a nahtarları bende­ dir. Değiştirilebile­ cek olan. Kairos salt Doğ­ ru Zama n'a değil. Ölüm ve Hactes'in anahtarını elinde tu tan. kendi içinde 'sonra olacak olan'ı da taşır. Va­ hiy'in üç buçuk günü Danyal'in anlattığı 'zaman. yani 'gerçekleşmesi umulan zaman' olara k a nlamak daha doğ­ ru olacaktır. belirsiz bir sürece işaret etmektedir. zamanlar ve yarı-zaman' Olaca k-Za­ man'dır ve ölçülebilir Zaman (vakit) khronos'dan ayırt edilmelidir. Vahiy. ve olan şeyleri ve bundan sonra va ki olacak şeyleri . birinci ve son. Bence ka iros'u Tanrı planına göre 'Olacak Zaman'ında olduğu şekliyle.

İsa. kairos insanlar için belirli d eğil. Khronos Yarad ılış' taki İNSAN'dan yola çıkar. (Ecclesia) iman konusunda değiştirilrnez ve yanılrnazd ı. Aru:a k ezeli-ebedi haya ta sa hip insa n fikri. 'Doğru Zaman' ola­ rak kavranan kairos' dan kayna klanan fikir pırıltıları ka­ nımca geçersizdir. Fransızca Eglise sözcüğü ise Eccles ia'den36 gel­ mektedir ve Papa VI. Ezeli-Ebedi Haya t'ın temsilcisi olarak İsa. 'Benzerliğe' koşu ttur. Oysa Greko- . İN­ SAN'a değil. bir başka de­ yişle ölüm ve Had es' e tabi kılınmıştır. belirsiz bir dat u m ' d ur. Churc h / Kirche. ilahiya t açısından kendi kairos' unu yalnızca Tanrı bilir. Kairos açıkça. hiçbir ölürnlü kairos'un tarih ya da doğasını doğru olarak öne sürernez. Tanrı'nın Bi­ çim' i ne (Zaman).37 Öte ya ndan saeculum hem kairos hem de khronos'u ba­ rındırmaktadır.Aytımç Altındal 111 larnlısı Kirche sözcüklerinin khronos'un türevleri olması rastlantı değildir. kh ronos ise biçimine denk düşmektedir. Kanımca Kutsal Kitap bağlamında kairos zamanın içeri­ ğine. eze1i-ebedi hayatın bir ve tek Çıkış'ı (Bab) olarak kavranılan İsa ise İçerik'ine (Mekan) tekabül eder. Bunun sonucu olarak da. İNSAN' ın Tanrısal Benzerliği değil bizza t kendisi ölürnlülüğe. ama kairos'un bil­ gisi. kairos'un ala nında değil. Tanrı'nın kairos'un bulunduğu Hayat Ağacı'nın önü­ ne sapladığı kılıçla korunrnaktadır. Tann-ya­ pısı-İnsan'ın khronos'a göre biçimlendirilmiş kairos'unu yansıtmaktadır. Yahudi­ lik arasında yabancı ve dışsal bir iddiadır. Yani eğer kairos Alfa ise. khro­ nos'un bilgisi Bilgi Ağacı ala nına aittir. İnsanlar ta rihleri ancak khronos' un alanında tespit edebilirler. değişime tabi dünyevi kurum olan khronos' u 'zaman ve yasaların kuruluşu'nu temsil ed er.ama her ikisi de saeculum' a göre tanımlanmış olmak kaydıyla . İnsan'ın Tanrısal benzerliğinden değil. Tanımsal anlamıyla . o zaman khronos Omega' dır . Clernent'a göre Kilise.

ı 12

Üç İsa

Romen kurarn anlayışı açısından bu, tümüyle olasıdır. Bu Greko-Romen kuram, daha sonra Hıristiyanlık' ta dogma halini almıştır. Bağlamsal olarak İsa, 'Değişim daimid ir'38 ilkesine tabi olan saecu lum' u temsil eder. İsa'nın Musevi gündelik yaşa­ mına getirdiği yenilik budur. Ferisiler, Musevi fraksiyon­ ları arasında yasacı olanlard ı . Yasalara göre eksiksiz ve le­ kesiz olduklarını öne sürmekteydiler. Oysa kend i içinde her bakımdan yasal ve eksiksiz olan sadece Tekil Tanrı Ba­ ba'ydı . İsa'nın Ferisilerle tartışmaları bu karmaşık sorun çevresinde dönmektedir. İsa için tek doğru, eksiksiz, bü­ tün olan yasa, Tanrı Yasası'ydı; Ferisilerin dokunulmaz olduğunu öne sürdükleri kendi anlayışıarına göre biçim­ lenmiş olan yasa değil. Dolayısıyla Ferisilerin meşruiyetçi iddia ve düzenlemelerine göre yeryüzünde Nizarnilik id­ diasında bulunmak, olası değildi. Bu yasa, insan-yapısıy­ dı. Musa tarafından vazedilmişti ve tıpkı Büyük Tapı­ nak'ın insanlar tarafında n yapıldığı gibi, Tanrı Yasası uya­ rınca değişime tabiydi. İsa gözü pekçe bu büyük Tapınağı bozup birkaç gün içinde yeniden inşa edebileceğini söyle­ mişti. İsa d üzenleyici değil, kurucuydu. Ebed i hayatı yapan esaslardan söz ediyordu. Bu dünyada her şeyin geçici ol­ duğunu, ama kendi sözlerinin sonsuza dek yaşayaca ğını söylemişti. Saeculum'un esas ilkesi de her şeyin değişimin her yerde mevcudiyetine tabi olduğudur - yaratılmış şey­ ler kendi içlerinde eksiksiz değildirler. Bu d ünyada (saecu­
lum ) hiçbir şey d üzenli (tam) olamaz. İsa Tanrı' dan başka,

kendisi dahil hiç kimsenin iyi olmadığım söylüyordu . Dogmaya göre İsa bu nedenle yeryüzüne gönderilmiş­ ti. B ireylere Doğru Yol'u göstermek için. Onlara eksiklik­ lerini gidererek, Tanrı indinde uygun kılma olanağını ver­ mek için. Bu nasıl olacaktı? E ğer her şey saeculu m ' da deği-

Aytımç Altındal

1 13

şimin kalıcılığı ve sürekliliği ilkesine tabiyse, o zaman bi­ reyler 'yeniden doğmuşluk' a kavuşabilmek için vaftiz ol­ mak durumundaydılar. İsa gözü pekçe çağdaş dinsel oto­ ritenin kurduğu düzenleri, standartlaş tırmaları (Musa Ya­ sası) Sekülerleştirdi. (Özellikle temiz / murdar yiyecekler ve el yıkama konularında; İsa tüm yiyecekleri helal ilan et­ ti. ) Gündelik yaşama , seküler yaşamda olagelen toplu m­ sal ve siyasal değişimlere uygun değişimler dahil etti. İsa kendini aşkmlaştırmış değildir, onu aşkınlaştıran kehanetti. Saeculum'da Eskatolojik bir konumu yok, ama etten, kemikten bir varoluşu (mekan) vardı. Vazettiği sela­ met, Musevi kralın boyunduruğundan kurtuluşa sınırlan­ d ıran selamete benzemiyordu. İsa'ya göre selamet, Tanrı indinde nizami, tam ve eksiksiz olabilmek için saecu­
lum'un yozlaştıncı bağlarından kurtuluştu . Musevi saecu­ lum'undan kurtulmayı değil, saeculum'da Tanrı tarafından

ayrıcalıklı kılınıp korun mayı istiyordu. Musevi gerçekçiliği ve varlığını sürdürebilme mücadelesi saeculum' dan kur­ tulma fikrini dışlamaktaydı. Böylesi bir fikir Musevi' ye verilmiş olan bilgelikle çelişmekteydi. Musevi yeryüzün­ de yaşa maya yazgılı olduğunun bilincinde olmak zorun­ daydı. Onun esas kaygısı, saeculum'un dışında değil, tam tersine yeryüzünün neresinde ve nasıl yaşayacağıdır. Mu­ sevi'nin bu dünyada 'öbür dünyadaki' gibi yaşamak diye bir kaygısı ve boş hayali yoktur. İsa Babası tarafından saeculum'un niha i ve ideal temsil­ cisi olmak üzere ete kemiğe bürünmüş olarak gönderildi­ ği için saeculu m ' dan selameti vazetmekteydi. Dolayısıyla Nihai ve Doğru Çıkış 'Yol'unu bir tek o biliyordu. Değişi­ min her yerde mevcud iyetine tabi yaratıklara, Uygun' a 'Çıkış' yolunu bir tek o gösterebilird i. Kutsal Ruh'un temsil ettiği Uygun Son, ruhun ölüp da­ ğılması değil, Diriliş'tir (Kıyam) . Doğru Kapı'dan (İsa) iç-

1 14

Oç lsa

tenlikle ve içinde hiçbir ukde olmaksızın geçen birey, öl­ düğü an, bir çocuk masumiyetiyle yenid en doğacaktır. İsa olmaksızın Diriliş olamaz, ve d iriliş olma ksızın ezeli ebe­ di yaşam olmaz . Diriliş Tanrı ta rafından belirlenmiş Ka­ pı' dan (İsa) geçenler için . konulmuştur. Bu nedenledir ki, Hıristiyan dogmasına göre bireyin seçme özgürlüğü İsa'y­ la sınırlandırılmıştır. Dogma açısından ölüm, mutlak son değildir; önünde Diriliş uzanmaktadır. Ve İsa'ya iman eden herkes için'dir (geçerli -ç .). Za ten, Tanrı kendini yal­ nızca İbrahim' e bildirmiştir, ama köle-kadın (cari ye) Ha­ cer, onu gören ilk insa n olmuştur: "Ve Hacer kendisine söyleyen RABBİN ismini, Sen, ya Allah, beni görüyorsun diye çağırdı; çünkü dedi: Burada da mı beni göreni gör­ dün?" (Tekvin, 1 6 : 1 3) Ve Ta nrıları Yakub ta rafından çalı­ nan İbra ni-olmayan Laban (Tekvin, 31 :30), ibadet aracılı­ ğıyla eğitilen ilk şahıstır (Tekvin, 31 :29) . Isa'nın Tanrısı (Elohim) tüm insa nların sevecen ve mer­ hametli Babası'ydı. Tümelliği içinde BİR' dir. Ama İsrail'in Tanrısı (Yahveh) 'Bizim Tanrımız' dı. Tikelliği (özel) içinde BİR' di. "Dinle, ey İsrail: Allahımız olan RAB bir ola n RAB­ DİR." (Tesniye, 6:4) İsa kuşkusuz Tanrı olara k Elohim'i kastediyordu; İsrail'in kıskanç yönetici ve ya rgıcı

(Theos)

Yahveh'i

(kyrios)

değiP9 Hakkaniyet kavramı da, İsa'nın

Tanrısı'yla Musevilerin RAB'bi arasınd aki kavramsanaş­ tırma fa rklılıklarını anla ma d a önemli bir rol oyna r. RAB'bin başka ulusların topra klarına el koyup Yahudile­ re vermesinin nedeni İsrail'in hakka niyeti d eğildir. Dola­ yısıyla RAB topra kları İsrail' d eki hakkaniyetten ötürü bir ödül ola rak vermemiştir. RAB İsrailoğullarına topra ğı İb­ rahim, İsha k ve Ya kub' a verdiği sözü yerine getirmek a macıyla vermiştir. Ve RAB karşılığında kuşkusuz İsra­ il' den hakkaniyet beklemiyord u . İsrail'in RAB'bi seçtiği h a l kını gayet iyi tanımaktaydı. Çünkü yazılıdır ki: "Adam

köle değillerd i. ayrıca O'nun tara­ fında n kurtarılıp özgü rleştirilmişlerd i de. Gerçekte mevcut yasalar uyarınca Tanrı'nın ödü lüne mazhar olmak için bir zorunluluk olarak ha kkaniyete bağlı kalmala rı is­ tenmemiş olan Musevileri İsa. Museviler selametten özgürlj. Titus'un kitabında belirtild iği gibi. iyiyi yapmaya istekli bir ha lkı a rınd ırmak için kendini verdi" (Titus. "Hepimi­ z i tüm kötülüklerden kurtarmak ve kendisi için kendisi­ nin ola n. 4: 1 7) Oysa hakka niyet İsa için anahtar kavramd ı . Museviler Romalıların özgür tebasıyd ı. İsa ise kend isinin olaca k bir halkı günahlarınd an a rın- . Ikinci olarak ise. Musevilerin hakkaniyet sorunu ka rşısınd aki tutumları iki farklı sela met kavra yışının varlığını doğrulamaktadır.Aytımç Altmdal 1 15 kendini yarata ndan daha tahir olur mu?" (Eyüp. kurtuluş kavrayışı ve idealleştiril­ miş sela met kavrayışı. Çünkü İsa ' nın vaa t ettiği sela mete erişmek için hakkaniyetli olmanın onlar için bir anlamı yoktu . 2 : 14). selamete erişmek için mutlaka İsa'nın öngördü­ ğü hakkaniyete d ayalı bir yasaya tabi değillerd i . Museviler ve İsa için selamet kavra­ mı iki zıt anlama işaret etmektedir. Museviler yalnızca Tamila rı tara­ fından seçilip ilahileştirilmiş değillerd i. ama gelenekleri çiğnenemeyecek kad a r güçlü old uğu için olumlu yanıt verememişlerd ir. İsa haya tını bu selamet tanımı için bir bedel olarak öded i . Muhtemeldir ki ça ğrısına olumlu yanıt vermek istemed iklerinden d eğil. Bu nedenled ir ki.40 Musevi­ ler za ten kend i Ta nrıları ta ra fında n özgürleştirilmişlerd i. İsa içinse sela met idealize bir formdu ve gökseld i ve gelecek­ te bekliyord u . İsa'nın vazettiği selamet onla rın tasarımia­ rına uyan ya d a beklentileri olan selamet değildi. Museviler için selamet dünyevi koşullara ilişkin madd i bir konuydu . Maddileşmiş selamet. selamete ulaşabilmeleri için ha kkaniyetli olmaya ça ğırmıştı.iğü -herhangi yabancı bir gücün kölesi olmama­ yı-.

. Böylesi bir iddia kuşkusuz Mu­ sa'nın Şeriatı' na ve Musevi a nlayış tarzına Seküler. d ışsal bir iddiaydı. Musevilerin gözünde sıradan bir insan olan İsa. RAB bir ulusu seçmiş. onu arın­ dırıp yalnızca kendisi için kutsamıştı. İsa. Musevi yaşam tarzına 'Fa rk' ı getirmişti. Gerçekte iddianın da ötesinde. Kutsa l Kitap' ta yazıldığı gibi RAB'bin yaptığını İsa da yapmıştı . RAB'be meydan okuyordu. RAB'bin Kud­ ret ve Hakimiyet' ine doğrudan bir meydan okumaydı. İsa ise.1 16 Üç /$11 dırmayı anlıyordu. Ve yarattığı bu 'Fark' onun Kimliği' nin olumlanması oldu. O'na. 'kendisinin kılmak' için kendi haya tını ortaya koymuştu. bir halkı kur­ tarıp selamete erdirmek. Tan­ rı'nın kudretinden korkmuyor ve O'na özenerek.

. DIZIN . NOTLAR.S O N S ÖZ. .

Ancak Cemaat Yöneticileri'nin bild iklerini altüst ettiği ve Ta nrı gibi. Kor. Günümüzde. Uhrevi Aklın tezahürleriyd i. Pavlus'a göre rnürninle mürnin-olmayanı a yırt etmeyi sağlayan. kend isini red d edenlerce kıs­ kançlıkla korunan Yasa'ya ters düşrnüştü . 1 7: 1 8) ve ad ını açıkladığı (Yuhanna.SONSOZ İsa kend isini yeryüzüne gönderen (Yuhanna. güçlüie­ rin ka rşısına za yıfları koyd uğu (1. bu ma ddi dünyada. 1 : 1 9-27) kesind ir. 1 7:6) Tanrı' nın selarnete erişti­ ren tek yol old uğunu ka nıtlamak için öld ü . bilgeye ya da filozofa a ptalca ya da kabu l edilmez gelen şeyler. dün­ yadaki buda laca şeylerle bilgileri rnahcup ettiği. yirmi birinci yüzyılın eşiğinde. İsa Sekii ­ ler Zeitgeist'in vazgeçilmez bir temsilcisi olarak bizim l e 1 1 11 . Alirne. Seküler iddialarıyla İsa. İsra il'in hala sorunlu toprakların­ da gerçekleşti. Mesih İsa'ya olanlar d insel yorumlara konu lmuş 'Öbür Dünya'da de­ ğil.

Ve Kilise de dogrna­ sını sürdürebilmek için Şeytan'a d iğer tüm toplumsal ku­ rumlardan daha fazla gereksinim duyrnakta dır.1 20 Uç lsa bidikte varlığını sürdürmektedir. Kilise ile Ateistin arasında gerçekte ne Tanrı ne de Şey­ tan'a değil sadece 'Belgelere ve Kayıtlara' gereksinim du­ yan bilim adamları yer almaktadır. Ateistlerin İsa'yı inkar etmek için İsa'yı inkarı. zor seçilebilir bir Ka ra Delik' e dönüşmüş­ tür. . Ateist de inkarını koruyabilmek üzere Kilise' nin varlığına gereksi­ nim duyar. İncelemelerinde İsa. merkezin nerede olduğunu bilmeyen ama merkez­ ci olduğunu savlayanlara benzetilebilir. Kilise-dışı(lay) mürnin hala Kutsal Yazılar'daki talimatıara inanrnaktadır. Ateisttir. Ve rnü­ rni'p olmayan hala Kutsal Kitap'ta peri masalı ya d a kıssa olarak gördüğüyle eğlenrnektedir. Tıpkı Şeytan'ın Kilise'nin elinden a lındığında dogrnanın buharlaşıp yok olacağı gibi. Şeytan rolünü oynamak üzere Ateiste her zamankinden fazla ihtiyacı vardır.teist. Ancak doğa-üstü varo­ luşunu inkar etmek için İsa'ya (Tanrı) en fazla gereksinim duyan. Günü­ müzde Kilise' nin deccal. Bilim adamı günü­ müzde neredeyse bir metinler jandarması rolünü üstlen­ miştir ve kutsal yazmalar ve rulolar konusundaki otorite­ sini sürdürebilmek için parşörnenler dolusu kanıtı gerek­ sinir. çözülür. İsa elinden a lındı­ ğında 1\. Ate­ ist'in Tanrı' nın varlığını reddedebileceğini kend ine kanıt­ lamak için İsa'ya gereksinimi vardır. Bu nedenledir ki Göklere çıkartılan bol satışlı kitapla­ rında Aziz Pavlus'un Roma istihbarat servislerinin Kim Philby'si ve ilk Hıristiyan cemaatlerinin de bir çeşit LSD Çılgınları Çetesi oluşturmak üzere bir araya gelmiş kend i kendisinin gözünü boyayan uyuşturucu satıcıları olara k su n ulrnalarına şaşılrnarnalıdır. Ta nrı olarak ya da İnsan olarak ya da her ikisi olarak bilim a damının dışında kimsenin erişemeyeceği.

Ve çağımız Seküleristini bireyin seçim özgürlüğü hakkının uzlaşmaz savunucusu kılan da bu a nlayıştır. Nasıralı İsa kuşkusuz İsrail Tanrısı' nın Onaylanmış el­ çisi değild i. kurulu bir TekTanrılı dinin Tanrısı (ya da peygam­ beri) d eğil. geleceğin Tanrısı için daha farklı bir kavram'sallaştırma gerektirdiğinden. ilginçtir. ve İsra il'in Yargıç Tanrısı' nın koyd uğu kural ve standartlar uyarınca kullanılmaktayd ı. bilinçtir. korku değil. Dolayısıyla değişimin her yerde var olan mevcudiyetinden kaçabilecek herhangi bir dogma. kolektif bir sorumlu­ luk ve edinimdir. yasakçılığa ya da standartlaştırmaya kalkışanların önün­ de bir engel oluşturur. saeculum'un görevlendirilmiş/ atanmış (insa n­ yapısı) Mesih'iyd i . Bilinçli Sekülerist. Sekülarist Değişim'in her yerde­ mevcut. Seküleristin 'bütünsel görevi'ni yönlendi­ ren. Ve İsa'nın zamanında Sanhedrin tara fından temsil edilmekteydi . Yetki. 'Fark' ını her nesne üzerinde etkin olduğunu ga­ yet iyi bilmektedir. doktrinleştirmeye. farklılıkların her nesneye içkinliğini dışta layabilecek bir öğreti yoktur. Musevi geleneğinde Tanrı Mutlak Egemenliğin sahibiydi ve dünyevi otorite Tanrı tarafından Musevilere verilmişti. ama Sanhedrin'in yetkisi göreliydi . İsa Havari ve Şakirtleri tara fından onaylanmış olan Mesih' ti . İsa' nın öğretisinde 'yeni' olan 'Otorite­ Yetki'ydi. İsa tüm lbrani-Musevi tarih içinde kendi yaşamı ve faaliyetleri o ' üzerinde bireysel otorite iddiasında bulunmuş ilk insan­ dır. Ateist ya da şöhret kazanmak için her an rezalet ve sansasyon peşinde koşa n başarısız bilgiçlerden d eğildir. Yani: A pri­ o ri İsa. kuşkusuz religi­ oacrat' ların icat ettikleri sahte dini verileri sacerdotalismi ve bağnazlığı sürekli sorgular ve insan yaşamını etkileyen seküler değişimleri dogmatize etmeye.Aytıınç Altındal 121 Günümüz Seküleristi. İsa'yla birlikte birey yaşamına ilişkin konularda -tıp- . Tanrı'nın Egemenliği mutlak. Bu.

organik siyaseti uyarınca İsa bir ye­ nileştiriciydi . Bunun sonucunda. Birey.1 22 Oç lsa kı Isa gibi. Bu İnsan' la kişisel Tanrısı arasında yapılmış 'yeni' bir Ahit'ti. Tanrı'nın Egemenliği'nin üzerinde olamazdı. Bu dünyevi bir Diriliş.kendi otoritesini ele geçirrniştir. Tabii insanın (sivil) özgürlükler(in)den yoksun bir oto­ rite tam bir otorite sayılrnazdı. kurumsalla. İnsana verilen otorite. bunu bildiğinden. Tek-Tanncılığa üç yeni kavram getirmişti: Birey özgürdü. kendi iman ve inancına ilişkin konularda kendi otoritesini kullanma hakkına sahipti. Bu yeni selarnet kavramı.ştırılrnış adet. Musevi geleneğinde ilk kez kendini yönetebileceği yasal bir temel bulmuştur. Bu 'yeni' unsurlar (ve özellikle birey lehine hoşgörü so­ ru nu) i sa'nın öğretileri arasında görünüşte en zayıf. İsa'nın halkı için va'zettiği Kurtuluş' a. ama Yaşlılar Heyeti'nin temsil ettiği. hemcinsleriyle birlikte ya da yalnız başına. ve şeri özgürlüklerin önünü açabilrnek için hara rn / helal yi­ sal kural ve düzenlerneleri geçersiz saymakta duraksarna­ . İsa. tekil insanın. be­ yecekler ve vergilendirme sorunlarına ilişkin yerleşik ya­ rnıştır. birey kendi toplumunda özerkti. Sad­ duki ve Katibi fraksiyonlarının dayattığı tüm dünyevi sı­ nır. kimi zaman da saptırdığı Yerleşik Şeriat uya rınca düzen­ lenmiş de değildi. kendini-yöneten bir otoriteyi elin­ de tutabilen bireyin uyanışıd ır. Bu anlarnda 'Birey'. ve bireyin kendi seçimini yapma h a kkı vardı. 'yeni d oğmuş' kuşaktır. Isa aradaki Sanhedrin'in temsil ettiği örgütlenmiş oto­ riteyi ustaca devre d ışı bırakarak Tanrı'nın Egemenliği'yle uyumlu İnsan'ın kişisel otoritesini gündeme getirmiştir. bulunduğu yerde özgür ve özerk olabilmesinin rasyonellerinin temellerini a tmış oluyordu. alışkanlık ve kuralların bo­ yunduruğundan da selameti içeriyordu. Ferisi.

insanlar arasında kayırmacılığı ya­ saklamaktaydı . İsa' nın oluşturmaya çalıştığı hoşgö­ rüye-mazhar bireyinin Kilise içinde yeni özgürlükleriyle çok kısa bir ömrü oldu. Burada önerildiği üzere. Sekülerleşmiş Musevi. "Deus homo factus es. Kilise' nin nus'un ifadesi kullanılmıştı: deus fieret" (Tanrı insanı ilahileştirmek için kend ini in­ sa n(i)leştirdi) . Eski Ahit'in Tanrı tarafından gözetilen Musevi'si. eğer İsa kendi za manında özgürleşmiş bireyin haklarının peşinde idiyse o zaman günümüzdeki mürnin Hıristiyan temellenen. Örneğin Nuh (ve ondan sonra başkala­ rı) dürüstlüklerinden ötürü Tanrı tarafından kayrılmışla r­ d ı . et homo religiocrat'lar İsa'yı esas a l a n bilim üzerine değil. Bunun yerine. ve kısa zamanda unutuluverd i . kendi tasa rladıkları Mesih'i esas alan bilim üzerine turd ular.Aytımç Altındal 1 23 kuşkusuz en kabul edilmez önerilerd i. . özellikle d e Aziz Augustinus'un kurumsallaştırdığı Kato­ lik Doktrini zamanla bu zayıf hususla rı silerek İsa' nın öğ­ Otoritesini kurumsallaştırabilmek için Aziz A ugusti­ retilerini Evrensel Kilise'nin iradesine uydurdu . . efsane ve sırlada dolu yeni bir İsa imgesi oluş­ . İsa' nın hoşgö­ rüye-mazhar bireyi olmuştur. Geleceğin religwcrat'Iarı ordusu ellerindeki bu yorumla ilahi konularda En Yüce Otorite maka mı kis­ vesine bürü nerek ve yeryüzünde Kendini-Kutsamış Kent' te (ya da Kentler) Egemen Tanrı'nın Bir ve Tek Kut­ sal (yan-tanrı) Vekilieri olarak hareket etmemek için bir neden görmemişlerdi. Kilise Babaları'nın. hoşgörüye-mazhar bire­ yin Seküler ve d oğal haklarını a rayıp savunan Nasıralı İn­ san İsa'yı gözlerden saklayan. Yine de çağdaş Hıristiyanlaşmış sınıflı ulus-devletleri ve toplumlarına yön veren Sekülerleşmiş yurttaşın öncüsü. Eski A hit' te Tanrı. Kilise-Yapısı-İsa'nın bu ha­ yalet imgesi oldu . Korumacılığı ve Kayırmacılığı sadece ken­ d isine saklamıştı . özde İsa' nın hoşgörüye mazhar bireyini önceler.

n. Kilise-Yapısı-Tanrı yorumuyla Nasıralı İsa. Kilise'nin kendi çıkarlarına uygun olarak kurgusal planda yeniden inşa ettiği. bir gölge-oyununun baş aktörü yapılmış olan İsa' dan başkası değildir. kurumsal­ laştırılmış bir Tanrı' dır ve gerçek anlamıyla. Ve yirminci yüzyılın başından beri bu 'sözel imge' on dokuzuncu yüzyıl pa­ paz-aleyhtarlığınm şu Tann-karşıtı vaazını izleyen çağdaş kiniklerin* ve Ateistlerin şu meş'um reddiyesiyle karşı karşıya kalmıştır: Homo hamini deus est (İnsan insanın Tan­ rısı' dır). İşte bu bakış açısıyla Ateistlerin eleştirdikleri İsa ger­ çekte religiocrat' ların d enetimindeki Kilise' nin onların önüne koyduğu.) . Papalık Devleti' nin Tanrısı olarak Bir ve Tek 'Sözel imge'yi temsil eder. • Cy11ics: Tüm değerlerin önemsiz ve geçersiz olduğunu. bunları uroursama­ mak gerektığini öne süren doktrin.1 24 Oç lsa da İsa'nın hoşgörüye-mazharşahi yönetici kültün kurum­ saHaştırdığı yasa ve düzenlernelerin boyunduruğundan ve köleliğinden özgürleşmiş özerk 'BEN' İM' dir. (y. bir zamanla­ rın güçlü Kent-Devleti.

'Kavram (Sekülerleşme/ dünyevileşme) ilk olarak 1 648'de Westphalia Barışı'na yol açan görüşmeler sırasında Fransız Longueville tarafından kullanılmıştır. 1 988).g. A General Theory of Secula rization. (Cambridge: Cambridge University Pres. 1 987 Çeviren: Susan Haskins). 9. Dobbelaere. William A. 1 2) Harvey Cox.y. Marty'nin. Cilt 29. Yaz 81 . (New York.g. 8) Christian Sr. Chu rch and Politics in a Seeu /a r Age (Oxford: Ciarendon Pres. s. 1 45 Martin. The Papal Prince. Alıntılar Dobbelaere'den. a . s . 21 0.y. 21 1 . 25.y. (s.. a.NOTLAR G iriş 1 ) Kenneth N . (Oxford: Basil Blackwell. s. 1 987).. Holt Rinehart. a.g. a . 2) Karel Dobbelaere. 2 1 2. Moyse.y. Sayı: 2. Current Sociology. 8) 3) David Martin. 1 1 ) Dobbelaere. s.. s. 9. Secularization: A Multi-Dimensional Concept.g. 1 978). Christian..y. 1 62. 4) 5) 6) 7) Explorations in interpretative Sociology. s.. a. s. s. New Haven: Yale University Press.. Medhurst ve George H .. s. 1 8. s. Religion in the Seeu /a r City 1 25 . Doctrines of Religious Com m u n ities (A Philosophical Study. Sr.g. Varieties of Unbellef inden. aynı cilt. 1 964). 9) Christian Sr. 9. 1 0) Paolo Prodi. Sage Yay.

Marien Kardeşler Birliği / Enstitüsü'nü kurdu. (Tanrı yalnızca onunla ilgili her düşünceden değil. Greeley. Religion/A . Henry Cörbin'in önsöz mektubu ve James Hill­ man'ın eki. . ı 987) : 'Go tt ist nicht nur grosser als je­ der Begriff von ihm. 'Seküler' i 'Kutsal' ın karşısına da koymamaktadır. 20 Mayıs günü Trier Piskoposu kanonik Marienschwestern kuru­ mundan resmen Seküler Enstitü olarak söz etti. er ist auch grosser als jeder Beweis'. (Berlin: Rutten und Loening. Bundan bir 'Sekülerleştirme' kuramını . ikisi arasındaki sınırın belirsiz ve geçirgen olduğu kanısındayım. Alm anya ı 948' de kendi 'erstes deu tsches Sekülarinsti­ tut'u. 1 ) . Texas: Spring Publications. 'Provi­ da Mater Ecclesia'yı 2 Şubat ı 947 tarihinde yayınladı. Herderbücherel. Seküler ile Kutsal'ın bir biçimde ayrı olmakla birlikte. 1 38-1 39. ı 982) Greeley Seküler'i Kutsal'ın değil.1 2tı Üç lsa (New York: Simon and Schuster. Hubert Mohr'un Das Katho/ische ApostolatfZu r St rategle u nd Taktik des po­ /it isehen Katholizismus. The Religious Significa nce of A theism. Seeu /ar Theory. Pius. s. Aynı yıl. Sekü ler her gün Kutsal'a müda­ hale ederken.ı ras. Teorim. ı 984) . Miller ([:\. (New York: Free Pres.dinin geçmişte genellikle belirsiz bırakılan bir za­ manda olduğundan daha önemsiz olduğunu öne süren bir ku­ ramı-kast etmiyorum. s. ayrıca ilahi ve dünyevi birbirin­ den kesin hatlarla ayrılmış iki ala nmış gibi . ı4) Alasdair Mac: Ntyre ve Paul Ricoeur. Papa XII. Tersine. 'Seküler' bir teoridir. Kutsal da Seküler'e müdahale eder. 7ı ) . Ayrıca bkz. ı 6) Bkz. Dinsel'in karşısına koymakta­ dır. Bkz. ı 98 1 ) . ı 962). ı 969) 1 5) Andrew M. 1 3) David L. ı 7) Bunu göstermek için iki örnek yetecektir. Eugen Biser'in A rgu nıen te Für G ott' daki Tanrı tanımı. Ben. Seküler' i Eklesiyastik'in karşısına koymayı yeğliyorum" ( s . "Teorim. Kraus' un makalesi. her kanıttan da da­ ha büyüktür. Kilise ka­ nonisti Bernhard Puschmann' a göre bu Anayasa Seküler bir bel­ geydi . (Al­ manya. The New Polytheism (Colombia University Pres.) (G .

1 894). The Socialism of fesus. Ö zellikle bkz: Janusz Nagorny'nin (Lyubliyana) ko. bu terim ilkin Angio-Sakson İ ngiltere'de kayıtlara geçmiştir ve önceleri Hıristiyan bağlılığını belirlemede kullanılan Latince Grekçe Christian i/as ya da oikumene sözcükleriyle arasında tam bir koşutluk yoktur (s. Weeks. Rev. Der rote Pfarrer Georg Fritze (1 874. 1 9 1 1 ). 1 989). 'Religiöser Sozialis­ mus und Ka tholizismus' konusunda ilginç belgeler sunmakta­ dır (s. Chicago'da ayda iki kez yayınla­ nan sekiz sayfalık gazete. Almanya için özellikle bkz. . Özellikle bkz. ABD'de The Christian Socialist. Stewart D. Christian Socialism. Bkz. Herrion'un işaret ettiği gi­ bi. İ sviçre için örneğin bkz. Duc­ hesne' in L'Eglise au VI erne Siecle (Paris: Ancienne Librairie Fontemoijlg. grubu n yayınladığı bir kitapçık. Chicago 1 908. Paul Blanshard'ın A merican Freedam and Catholic Power (Boston: The Beacon Pres. Rufus W. 'O sekü le r sosyalist görevleri küçük ölçekte Filistin' de gerçekleştirmiştir' (s. 1 925) ve Les Premiers temps de I'Etat Pon tifical (Pa­ ris: Fontemoing. özellikle no. 22) 'Sürgün kiliseleri' eski-sosyalist ülkelerde bir zamanlar yasaklı olan kiliseleri tanımlamak için kullanılır. Hermann Kut­ ter' in kitabı They m ust or God and Social Democracy. Rev. L. 6-7). 204-2 1 0). Headlam'in bir konuşması. kendi topraklarında tutsak durumdaydı. 1 949) .1 939). Kilise'nin İ kinci Dünya Savaşı sıra sında ABD'deki anti-sosyalist faaliyetleri için Bkz. The Formatian of Christendom'da (Londra : Fontana Pres. 20) Çekişme. 1 976). 42. Hans Prolingheuer (Köln: Pahl-Rugenstein 1 989). Özellikle bkz. 19) Yves Congar. Headlam'a göre Mesih. La C rise dans I'Eglise e t Mgr Levelrore (Paris: Oerf. Hildesheim Piskoposu Josef Homeyer'e göre pek çok kilise. 21 ) Judith Herrion. Fabia n Bildirileri.Aytıınç Altındal 1 27 1 8) İ ngiltere'deki 'Hıristiyan Sosyalizmi' için bkz. bir Fabian Derneği yayını (Lond ra. 24-27 Ekim 1991 tarihlerinde Hannover"tle toplanan ' Avrupa'yı Düşlemek-Birleşik Avrupa'da Hıristiyanlı­ ğın Geleceği' başlıklı Uluslararası Konferans'ın yayınlanmamış zabıtlan. 'Hıristiyanlık alemi' terimini inceler. Pavlus'suz bir Ye­ ni Ahit'e benzer! Roma ve Bizans Kiliseleri içindeki ve bunlar ara sındaki çekişmeler halen sürmekted ir. Rev. buhran ve gerilimden ari bir Kilise. 8).

' Sapkınlık. Longman and Todd. s. 5) Bertrand Russell. 1 984). 1 989). s. s. Pacem in terris. 1 988).. s.C. . 39. Co.' 4) Adin Steinsaltz. ss. 1975). 3) Benzeri bir önerme için bkz. bkz. 31 . 32. Religio ve supertitio için. Bir İsviçre gaze­ tesinin bildirdiğine göre. herausgegeben von der Papstlichen Kommission (Justitia e Pax.H. Pagans and Christians. 7'deki yorumu..1 28 ilç İsa nuşması. No Man is an lsland. Frend. 1 976) Papa XXIII. (Bu metinler Forschunginstitut für Philosophie. 1 957). 21 . (Londra: Unwin Human Ltd. 8. Tawney. 21 4-215.1 4 Aralık 1 991 ). The R ise of Christian ity. Pagani. (Tages Anzeiger/Michael Meier. (Bantam Books. 30. s. (Darton. s. 274. s. (New York: Dell Pub.1 99 1 ). Thomas Merton.12. Han­ nover'den sağlanabilir. Why I am not a Christian. s. '(sondern auch) Sakularisierte Westeuropa'yı (özellikle) dünyevi/Seküler Batı Avrupa'yı da kapsıyordu. Ortodoksluk ve homodoxy için bkz. (Pelican Book. s . The Essen tial Talmud. 2) W. 'Adlarını ilkin Hıristiyanlar vermiştir. İbranice'den çeviren: Chaya Galai). B irinci Bölüm 1) Robin La ne Fox. Jean Paul'un konuya ilişkin. 26. 23) Kilise'nin İnsan Hakları' na ilişkin tutumu için bkz. (Penguin Books. Avrupa'nın Yeniden İncil'e Dönmesi çağrısını yinelemek için Roma'da toplandı (25 Kasım . 24) R. Avrupa'nın yeniden İncil' e Döndürü l­ mesi yalnızca eski-komünist ülkelerle sınırlı olmayıp.H. 'Her şey aynı anda hem iyi hem de kusurludur. 18. Die Kirche und die Menshenrechte (Dokumente 5.) Tüm Avrupa'dan 1 37 Katalik rahip. 1 977. Religion and the R ise of Capitalism.

basım. 'Anadolu'da halk Kutsal ve Adil bir İlah'a şeref sunardı." 9) Peygamberlerin rnecazi dili ve bunların yorumu Sir Isaac New­ ton'un Observations Upon the Prophecies of Dan iel.y. 1 990). Browne. Norninal olarak Hint ve Grek mistik felsefe unsurlarının Musevi öğretisine dahil olmasıyla başlamış­ tır.) 8) Ignaz Maybaurn. The City in History.. Ikinci Bölüm. İsrail Ihranice'sinde kültür'ü karşılayan sözcük ise elektrik'i karşılayan sözcük kadar yenidir. (Bu sonraki bir gelişmedir.g. Lewis Murnford. ss. .y. 33. Israels Glaube in der Geschichte. A. The Star of Redemption. 1 45 (diğer tartışmalar için bkz.. 1 61 .g. 1 82. 1 50. bölü­ rnün bütünü) . 1 50. (Londra : Routledge and Kegan Paul. Kutsal Yollar için bkz . Cilt I. 1 3) Franz Rosenzweig. s. Güter Sternberger Hrsg. a. The Greek Thinkers. "Kutsal Kitap İbranice'sinde böyle bir sözcük (kültür) yoktur. Das Heilige u nd das Profane. Morton Smith'in makalesi: On the History of the 'Divine Man '. Darby and T. 1 990). Zürih. Tıpkı basım. (Die Juden. Christianisrne /lnfluences et Affronternents dans le Monde Antique / Melanges offerts a Marces Simon. 97. . (Londra: J. Judaisrne. 1 978). s. 1 979). 1 969) . 1 973). 1 2) Theodor Gornperz. Trialogue Between ]ew. 1 985) . De Boccard. (Paganis­ rne. . s. Christian and Muslim.Aytımç Altında l 1 29 6) Rolf Rendtorff. 7) Mircea Eliade. 1 43. s. H. (Penguin. ) (Münih: Verlag C. Altındal & Co. s. (Londra: John Murray. (Suhrkarnp. 335-345. Sir Isaac Newton. 8. 1 1 ) Theios aner kavramının farklı bir yorumu için bkz. ss. s. Paris: Editions E. and Apocalypse of St. 'Modus Vivendi'.' Kut­ sal ateş için bkz. 28.. Peygamber (-si) dil (-i) için bkz. s. Beck. John'unda tartışılmıştır. a . 1 733. 1 0) Fox.

1 8) Böylesi bir kentin var olup olmadığı çağdaş tarihçiler ve ilahi­ yatçılarca tartışılmaktadır. 23) Frend. 20) "Bu. Ayrıca çalışanların koruyucu azizi sayılır ve 1 Ma­ yıs günü ona hasredilmiştir. 1 01 . s. übersetzt und erklart von reinhold Mayer. inancın kendisidir. Joshus ya da Jeshua'nın Grekçe biçimi­ dir. 90 1 7) Onları Yoa him ve Hannah olarak tanımlaya n İnciller değil. Orijinal Grekçe IHCOYC olarak yazılır ve Hıristiyan simge­ ciliğinde IC.g. 1 956). ama 'din'siz yürüyoruz. Bkz.y." Aktaran Maybaum. 15) Sir Isaac Newton. Aziz Hannah cultus'u 1 4.y. 1 1 6. (Münih: Wilhelm Goldmann Verlag. Bu fikir. a. Ausgewahit. (New York: Vintage Books. yüzyılda kabul edilmiştir. 'Musevi herhangi bir şeye inanmaz. (Signet Key Book.' (s. Myth and R itual in Christianity. Book of Saints. ya da IHS ola ra k kısa ltılır.g. a.. 24) 'Bakire Doğumu' genellikle Meryem'in El Değmemiş Gebeli­ ği'yle karıştırılır.1 30 Üç isa Aktaran Maybaum.IHC." 21 ) Sukka 49 b. "Tanrı'yla birlikte. Bölümün bütünü).y. s. ss. Bkz. yüzyılda bir İman İlkesi haline getirilmişti. s. Bu ikincisi. 1 45. 1 68. 1 983).g. The Mean ing of the Dead Sea Scrolls. s. 320. a . (Diğer tartışmalar için bkz. Matta'ya göre Yusuf Yakub'un oğlu.. 1 9 . Na ture. s. Man and Woman. Alan Watts. 59.g . Katolik dogmanın savunucularından Aziz . 22) Alan Watts. Alan Watts'a göre. (Londra : Thames and Hudson. Pius Yusuf'u resmen evrensel kilisenin koruyucu azizi ilan etmiştir. 1 9) Papa I X .g. 81 ve 1 68. 'Nasıra' dal anla­ mına gelirken Aziz Bemard bunu 'çiçek' olarak yorumlamakta­ dır. s. Book of Saints.. o. İbranice Jehoshuah... (Matta. 'ge­ lenek'tir (Hannah lütuf anlamına gelir). a. a . 342) 1 4) Franz Rosenzweig. 1 :1 6) Luka'ya göreyse (Luka 3:23). 1 6) A Powell Davies. s. 1 77. Der Babylonische Talmud. 1 965).y. 1 970). s.y.

"Hıristiyan felsefi tarihi bir Hıristiyan'la değil. peygambersi bir harekettir. . İskenderiyeli Phi­ lo. 2S) Esseneler ve Hakkaniyet Selleticisi iç in bkz. a . a.. 273. 341 -420) dayanmaktadır. Steinsaltz. 'Kutsal Kitap peygam­ berlerine her zaman yakın olan Museviliğin kuramsallaşmış bir din haline gelmesine gerek yoktu . a. 274. s. Les Sects et l'Eglise Catholique. Bunlardan üçü­ nü anacağım: Hubertus Mynarek. Alfred Kuen fe Batirai Mon Eglise.g.. S. Chadwick'den aktara n Frend. 1 986). V. ss. a. Kitap. i. Meryem'in annesi Hanna h kısırdı ve kocasıyla gebe kalmadan yirmi yıl yaşa mıştı . 33) Kuen. . ss. Bölüm 1 7 ve foseph ııs. 'Philo'. 1 967).y. Musevilik kurumsallaşmış bir dinden çok. Wa rs of the fews 26) 27) 28) 29) 30) 31 ) Kitap XVIII. Seetes Les manipulations mentales. s. 1 987).y. s. a . SO. Ek.g. a. 5 ve Kitap XV. Historica Natııralis. 34) Çeşitli yazarlar Hıristiyan Maneviyatçılığı'ndaki huzursuzluk ve belirsizlikleri irdeleyip belgelendirmişlerdir.. çeviriler Davies'den. Maybaum.g. 1 990). .y.g. 32) Religiös ohne Gott. Cerf. 296-297. Bkz.y.. ama bir Muse­ vi'yle. s.y. x.y. a . Yaşlı Plinius. (Vevey: Editions Emmaüs. s.' a . a.y. (Lyon: Chronique.Aytunç Altmdal 131 Jerome'a (yakl. H. Quod Omn is Probus Liber.g.. 24-2S-26. Maybaum. 1 67. Max Bouderlique.g.. (Goldman Verlag. 1 68.y.. s. Aziz Jerome'a göre. 1 37. İskenderiyeli Philo'yla başlamaktadır" . Haham Maybaum'un da belirttiği gibi. Kuen. Le Document Romain/Introduction de Jean Vernette delegue de l'Episcopat/ Presentation de 200 groupes religieux (Paris..y.g.g.

g. 1999.. Durham Piskoposu.g.y. Politics and Fu ture. 1 988). 1987). Holyoake İngiltere' de Ateizm ve küfür suçlamasıyla hapse mahkum edilen son kişiydi.. Natu re. 1 1 ) Jenkins. a . Roman Catholicism in England from the Elizabethan Settlement to the Second Vatican Cou ncil. 55. a. s.y. a. C/ement Vl/Pon tificate and Ideas of an Avignon Pope. ss. God.. {Zürih: A. 1 2) Watts. Buckley. 7) 'Appelantlar' 1 600 yılında Roma'da ortaya çıkan bir grup sekü­ ler din görevlisidir. 6) Patricia Crone-Michael Cook. 1 0) David E. At the Origins df Modern Atheism. Jenkins. {Cambridge: Cambridge University Press. s.y. 5) Christoph Güntert. Ludwig Schmugge. 1 892'de Avam Kamarası'na kabul edildiğinde Kutsal Kitap üzerine yemin etmiştir.. Christian Sr.g. a.. 9) Knoll. Aytunç Altındal {Hrsg) Strassbu rg und die Judenverfolgung 1 348/49. s. Edward Norman. {Cambridge: Cambridge University Press. s. {Neuwied: Luchterhand. s. Altındal & Co. 1 ve 204. Holyoake kendini ateist denen kişilerden ayırt edebil­ mek için.. .g. Bkz. s.. 73. 1 985). 1 989). 80. 1 968). ABD' li Yahudi eğitimci Sonia Levitin tarafından romanlaştırılmıştır. 46. {Oxford: Oxford University Press.g. Hagarism/The Making of the Islamic World. 4) Bkz. Bkz. 'Modus Vivendi'. 2) Christian Sr. 161-162. XII-XIII.132 Üç JSQ İkinci Bölüm 1) William A. {Londra: SCM Pres Ltd.. 3) Sekiilerist deyimi George Jacob Holyoake tarafından icat edil­ miştir. 34. İlk kez bu ki­ tabın yazarı tarafından Avrupa'nın gündemine getirilen bu " Unutturulmuş" katliam. 8) August M. Mic­ hael J. 1 977).y. Kathalische Kirche u nd scholastisches Nat u rrecht. Man and Woma n a . {Yale University Pres. ss. 43 ve s. Bkz: The Cure. Diana Wood. aynı yerde. . Knoll. 1 991). NY.y. 10-1 1 .

böylesine kutsal­ ca kavranıldığında.g.y.y.y. aktaran. sonra Kutsal Ruh' la özdeşleştirilmiş ve en sonunda Tes­ lis'in ikinci kişisi kılınmıştı. a.g. Logos sonunda (İsa olarak) Kilise'ye hasredilmişti. s.g. Ve usul uyarınca. sonraları dahledilmişti. Olasılıkla Philo'nun Logos'u kavrayış tarzı nedeniyle ilkin (Aracı olarak) İ sa'da kişileştiril­ miş. Logos-İsa-Kilise ve 'var o­ lan-üstü' için bkz. 92. 1 67. 14) 1 5) 16) 1 7) 1 8) ' Le Christianisme et /es Mysteres Antiques. Basic Christianity.". a .g. 1983). Pavlus olasılıkla bu benzerlikten (simulacrum) kendi Gentile Kilisesi'ni biçimlendirmede yararlanmıştır. Rudolf Steiner... 1 52-1 53.. Reconstruction in Philosophy. tanrıların benzeri olarak. Moshe Kohn. Scott.g. Lewis Mumford The City in Histo ry de şöyle yazar: "Ne ki haya t bir kez. kadim kentin kendisi bir cennet-benzeri ha­ line gelip Roma dönemine dek böyle kaldı. ss. 91 -97. 86 . s. Frend. 14 Eylül 1991). 4) John R.y.y..y. 2) Bkz. Frend a . 19) Kadim Grek Logos kavramı. s. Kuen. (New York: Mentor.. 3) Maybaum. 'Man: Partner in C re­ tion' başlıklı makalesinde. (The Jerusalem Post. 57. 93. Fnmd. (Cenevre: Editions Anthroposophiques Romandes. W. s. keeps us humble'. a. . ss. gerçekte dışsal. a. s. ss. Seküler bir 'Keli­ me' ve/veya 'İlke'ydi ve Musevi 'Yol' ve diline kesin bir ihtiyat kaydıyla. ss. Gizemli ve/veya sapkın (Heretical) biçimlerinde Logos 'var olan' (insanların gözlemle­ yebileceği) ile 'var olan-üstü' (Tanrı) arasında nihai düzenleyici kuvvetin nişanesine indirgenebilir. 97-98. The Will to Mean ing. (İngiltere: Inter-Varsity Pres. Moshe Kohn'un makalesi 'Shame proves us h u ma n . 149-1 51 ve 1 54.g. a .. 1950). 1 985). Üçüncü Bölüm 1) Viktor Frank!.Aytunç Altındal 1 33 13) John Dewey.

g. römescher Agent oder lnformant?.y. aktarın Hebbletth­ waite. a . 5 1 3. Luther dahi. Polemikler için bkz. Peter Hebblethwaite. s..y. 2. a . 41 9. ss. Tawney.. Osservatore Romano. 7) 8) 9) 1 0) 1 1) Fox. a .g.y. 1 02 .' demekten kendini alamamıştı. 6) (New York: Oxford University Press.g. s. s. 573-574. Richard Leigh. 1 9) (Londra: The Bodley Head. a . 1 2) 1 3) 1 4) 15) 1 6) 1 7) (Londra: Sidgwick and Jackson.g. Sivil kılıç kızıl ve kanlı olmalıdır.y. s.g.y. 1 989). 53.y. Overview: Dead Sea Scrolls. (Liber Pontificalis) Çeviren ve önsöz: Raymond Davis (Transla­ ted Texts for Historian / Latin Series V.g. 38-39. 1 989). A Hıstory of Heresy. Frend. s.. 1 989).. İngilizce.g.y. s. Verschluss-Sache fesus.y.. 363. 54 . ss. The Book of Pontiffs. a. Fox. s. aynı yerde.g.. 1 6. Liverpool University Press. 'Kimse dünyanın kansız yönetilebileceğini sanmasın. Iıı the Vatican. a . a .y. Frend. ss. ss.. Buckley.1 4 Üç İsa 5) Michael Baigent. 1 989). Edmun Wilson'un The Dead Sea Seraals 1 947-1 969. (Oxford: Oxford University Press. (Scientific American. ss. Paulus. a . 1 8) Stewart Lamont.y. 1 986). s. (Münih: Droemer Knaur. Russell. 71 . 1 1 0. Ross'un makalesi. Kasım 1 990) . Buckley. a . 1 -3.. David-Christie Murray.y. a . 275-279. s. Bkz. Buckley.. 1 6.g. Ölü Deniz Yazmalan'na ilişkin daha eski bir tartış­ ma için bkz . 1 991 ). ss. Ch urch and State/Uneasy Alliances. a .g. Buckley. 34-35. Philip E. 29 Ekim 1 984. s.g...

a . Paganisme. s. 1 989) . s.g.y.y. Ninian Smart. (Corgi Books.. 1 989).. 2 Liber Pontificalis. In God's Name/An lnvestigation in to the murder of Pope John Pa ul !. s. Erik Midelfort. a. s .. ss. An Early Jewish-Christian Document in the Tiburtine Sybil. 1 53-1 83 ve ayrıca Flusser'in fesus'u (Hamburg. Yayınlayan: Monica Furlong.. 1 983). Özellikle David Yallop'un. s. ss. a .g. 1 984).g. 47. ss.y. The Papal Prince. Benson L.g.y. Jean Leclercq'in The Renewal of Theology başlıklı makalesi. Liber Pontificalis. a . lnsan ity a nd Culture/Understanding Popu/ar Culture. H. Liber Pontificalis.Aytımç Altındal 1:5 20) 21) Buckley.g. 1 38. 1 968) ...y. 34) Bkz. s. The World Religions. Paolo Prodi.1 77.y.g.) (Mouton Publishers. a. . ss. (Oxford: Ciarendon Press..y. Robert-Constable Giles (Yay. a.. s. Kaplan (Yay.. 22) (Cambridge: University Press. s. 69. Frend.y. 596.y. 35) David Flusser.. Rowohlt. 1 4 .C. 1 985).g. Liber Pontificalis. s. 1 0. 2 1 -24. Renaissance and Renewal in the Twelfth Century' de. 74. (Londra: SPCK. Deutzlu Rupert için ayrıca bkz.g . fesus. s. s . a .). 1 63.y. A Biblical Defense of h is Delty. 27. 1 8.g. John Austin Baker' in makalesi The Right Time. Renewal and Reform in Religious Life. 25) 26) 27) 28) 29) 30) 31) 32) (California: Campus Crusade for Christ. 24) Joseph McDowell-Bart Larson. a .. 1 984). 1 21 . Feminine in the Church' de. a . 47. Judaisme. Steven L. 77.y. 33) Giles Constable. s. Lamont. 4 . Hebblethwaite.g. a . Christianisme'de. a.g . 23) Bkz.

42. 40) "İbraniler arasında her yeni tarihsel felaket.g. a.g. Wood. a . 1 02-1 03. I . 37) . ss. Ayrıca bkz. s. 67.y.g.y. 1 5.. Onların gözlerini haki­ ki 'Tanrı'ya çevirerek doğru yola döndüren tek etken. 35. Frend. M. a.. s. (Büyük Britanya: ARKANA. 1 989). Samuel 1 2 : 1 0.y.. s.y. tarihsel felaketlerdi. . 38) Dewey. . 2 1 4 . s. a .136 üç i� 36) Kuen. seçilmiş halkın ken­ dini kaptınp koyverdiği günah alemlerinden öfkeye kapılan Yahveh'in bir cezası olarak görülürd ü ." Bkz. 39) Yahveh (Kyrios) ve Elohim (Theos) için bkz. .. Eliade' nin The My th of Eternal Return'ü.g.

1 7 E Cebrail. 82 D Adcılar. 40. 37. 20. 28 Circumcellionlar. dışsal iddia. 5 Bütünsel Görev. 1 05 B Birleşik Avrupa. 1 6 esirgeyici. 5 1 eklesioloji. 51 c Deus-Absconditus. 51 arcarius. 38. 93 Cizvitler. 88 El. 30 1 37 . 49. 35.DİZİ N A ç çifte standartçılık. 43 Doğu despotluğu. 4 Apellantlar.

77 Hıristiyanlık. 5. 5 T laikleştirme. 1 03. 1 1 9 soyağacı. 49. 34. 1 02 seküler iddia. 1 1 3 religiocra t. 37 soyutlanma. 32. 40. 1 3 . 25. 52 p i ideal insan tipi. 1 06 R K kairos. 78. 1 1 0. 1 06 militan kilise. 25 kategorileştirme. 1 08. 37 Tek-Tanrıcılık. 67 insan hakları. 1 23. 52. 58 iyimserlik. 60. 1 24 pa paz aleyhtarlığı. 1 9 tapınma. 84 mandatum dei. 26. 49 N G gerçekçiler. 1 8. 62. 52. 61 Kathenoteistler. 1 2 kayırmacılık.1 24 s khronos. 91 Papalık Devleti. 22. 19-20. 1 24 substance premiere. 1 05 non sequitor. 65. 71 sözel i�ge. 50. 89. 2. 54 o Haggadah. 53. 67. 79. 1 08 sürgün kiliseleri. 6 . l l l köktencilik.1 38 Üç İsa F M federatif birlik. 39 in principo. 1 23 kehanet. 29. 43. 97-1 00. 1 Liber Pontificalis. 90. 48-49. 5 fideist. 4 H nomenclator. 38 kyrios. 1 1 0-1 1 1 karşıtlık. 30. 32. 6. 1 24 Praeceptum imperetoris. 1 1 4 L sacerdotalist. lll Tanrı' nın inayeti. 31 -32. 1 1 2. 1 27 otorite (adem-i merkezi). 1 01 tefsir-i konum. 35. 89-92. 1 3.

82 yeniden Katolikleştirme. 3 yazgı.l 1 39 teleoloji. 23-24 zeit-onhe-geistk. 61 theios aner. 1 08 u y Yahudi-Hıristiyan geleneği. 6 z unam sanctum. 1 05 Zeitgeist. 24 . 1 1 4 triad quid. 22 Tevrat. 84 teşuva. 1 20 theos.Aytımç Altı ndr.

Looking forward to meeting you again. MASSACHUSETTS 02 1 67-3006 D EPARTMENT OF TH EOLOGY (6 1 7) 552-3880 BOSTO N CO LLEGE October 9. perhaps in Graz. I have enclosed a copy of the M LA style sheet for you. but your paper is already in that form. 1 992 Dr. Aytunç Altındal Modus Vivendi Limmatquai 80 CH-8001 Zurich Switzerland Dear Aytun. The paper can be 10 pages.14J Üç lsa CHESTNUT HILL. which I have found quite stimulating. please have everything to me by November 1 5. 1 992. including footnotes. Sincerely. Dietrich Chair. If you want expand your paper at all or make any other changes. Departmen t of Theology . double-spaced. Thanks so much for the book. Dona ld J.

Best wishes. which delights me. Robert Pinsky . 1 992 Dear Aytun. You have a great gift for clarity. Yours is a book I will be pleased to read over and over. a poem called "Ginza Samba". Thank you immensely for your book.Aytımç Altındal 141 USA September 24. and hope we can meet again. which comes partly out of my experiences as a saxophone player. and in this are give me many formulations to ponder. for presenting without reducing.) I am very pleased to know you. in a strange way. (I' m going to enclose. as further evidence of my devation to certain kinds of cultural mixing. in his chapter on Freud (The Ordeal of Civility). as well as instructing me. your canception of Jesus as secular Jew reminds me of John Michael Cuddihy's writing about nineteenth century Europe. as I know it will go on doing.

but not the conventional style. Aytun Altindal MODUS VIVENDI 8000. Zu rich.1 42 Üç lsa March 4. Seriously. I am pleased to report that I have survived both without ill effect. This is to convey my belated thanks for your THREE FACES OF JESUS which I read while recupera ting from a her­ nia operation . Bemard S. Limmatquai 80 Dear A ytun Altinda!. With best wishes. Morris . 1 993 O. Scholarly. I was intrigued by the thesis and often found myself smiling at same of the jabs. sincerely.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful