You are on page 1of 2

ORTAÖĞRETİM 10.

SINIF KİMYA

3. ÜNİTE: KİMYASAL
TÜRLER ARASI
ETKİLEŞİMLER
REHBERİ
Yirmialtıncı Pencere (Haşiye)

Şu kâinatın mevcudatı yüzünde tazelenen ve gelip geçen cemâller ve


hüsünler; bir Cemâl-i Sermedî cilvelerinin bir nevi gölgeleri olduğunu gösterir.
Evet, ırmağın yüzündeki kabarcıkların parlayıp gitmesinden sonra arkadan
gelenlerin gidenler gibi parlamaları, daimî bir şemsin şuâlarının âyineleri
olduklarını gösterdikleri gibi; seyyal zaman ırmağında, seyyar mevcudatın
üstünde parlayan lemaât-ı cemâliyye dahi, bir cemal-î sermedîye işaret
ederler ve onun bir nevi emâreleridirler. Hem kâinat kalbindeki ciddî aşk, bir
Mâşuk-u Lâyezâlî'yi gösterir. Evet, ağacın mahiyetinde olmayan bir şey, esâslı
bir surette meyvesinde bulunmadığı delâletiyle; şecere-i kâinatın hassas
meyvesi olan nev'-i insandaki ciddî aşk-ı lâhûtî gösterir ki, bütün kâinatta
-fakat başka şekillerde- hakikî aşk ve muhabbet bulunuyor. Öyle ise kalb-i
kâinattaki şu hakikî muhabbet ve aşk, bir Mahbub-u Ezelî'yi gösterir. Hem
kâinatın sinesinde çok suretlerde tezahür eden incizablar, cezbeler, cazibeler;
ezelî bir hakikat-ı câzibedârın cezbiyle olduğunu hüşyar kalblere gösterir. Hem
mahlûkatın en hassas ve nuranî taifesi olan ehl-i keşf ve velâyetin ittifakıyla,
zevk ve şuhuda istinad ederek: Bir Cemîl-i Zülcelâl'in cilvesine, tecellisine
mazhar olduklarını ve o Celîl-i Zülcemâl'in (kendini) tanıttırılmasına ve
sevdirilmesine zevk ile muttali olduklarını, müttefikan haber vermeleri, yine
bir Zât-ı Vâcib-ül Vücud'un, bir Cemil-i Zülcelâl'in vücuduna ve insanlara
kendini tanıttırmasına kat'iyen şehadet eder. Hem kâinat yüzünde ve
mevcûdât üstünde işleyen kalem-i tahsin ve tezyin; o kalem sahibi zâtın
esmâsının güzelliğini vâzıhan gösteriyor. İşte kâinat yüzündeki cemâl ve
kalbindeki aşk ve sinesindeki incizab ve gözlerindeki keşf ve şuhud ve
hey'âtındaki hüsün ve tezyinat; pek lâtif, nurani bir pencere açar. Onun ile,
bütün esması cemîle bir Cemil-i Zülcelâl'i ve bir Mahbub-u Lâyezalî'yi ve bir
Mâbud-u Lemyezel'i, hüşyar olan akıl ve kalblere gösterir. İşte ey maddiyat
karanlığında, evham zulümatında, boğucu şübehat içinde çırpınan gafil!
Kendine gel. İnsaniyete lâyık bir Sûrette yüksel. Şu dört delik ile bak; cemâl-i
vahdeti gör, kemâl-i îmânı kazan, hakikî insan ol!..

________________________________

(Haşiye): Şu pencerenin umuma değil, ehl-i kalbe ve ehl-i muhabbete


hususiyyeti var.

..... Hüsn-ü niyet öyle bir kimyadır ki, şişeleri


elmasa çevirir, toprağı altın yapar. ......