You are on page 1of 37

tasavvuf

ilm ve akademik aratrma dergisi


24 [2009/2], s. 113-149
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab


Franz Rosenthal
(ev. Ercan Alkan)

..

..


Tasavvuf ile felsefe birbirlerinin komusudurlar ve birbirlerini ziyaret ederler.



Felsefe ile mistisizm (mistisizm ile din) arasndaki farkllklar anlamak iin fel-
sefe ve mistisizm terimlerinin tanmlanmasnn lzumuna ilikin yorum yapmaya
bile gerek yoktur. Hi phesiz bu ikisi arasnda uygun ve kesin ayrmlarn varln
reddecek pek ok sayda insan vardr. slmda, philosophy mslmanlarn ken-
dilerinin belirttikleri zere Grekeden dn alnan felsefe kelimesinin muadili ek-
linde dnlebilir. lgin ve modern bir terim olan mistisizm ise Arapa ve
ikinci bir dilde [felsefe de olduu gibi] kendisini dorudan tanmlayan byle bir ili-
kiye sahip deildir. Arapada tasavvuf eitli ve zamanla byk halk kitlelerinin
yan sra entelektelleri ve sosyal elitleri de etkileyen, yaygn din ve toplumsal bir
hareket iin kullanlan bir isimdi. Mutlak anlamda insan tekinin niin bir filozof ya da
sf olarak nitelendirilebilecei veya bizim felsefe ve mistisizm algmza gre onun
hangi kategoriye uygun debilecei her zaman belirgin deildir.

Ibn Arabi: Between Philosophy and Mysticism, Oriens, Vol. 31. (1988), 1-35.

Ara. Gr., Marmara . lahiyat Fakltesi. (alkanercan@gmail.com)



Eb Hayyn et-Tevhd, el-Basir vez-Zahir, thk. brhm el-Keyln, III, 1, 277, (am
1364).
Aadaki sayfalar, aslnda Giles Constable ve Isadore Twersky tarafndan dzenlenen ve 13-
15 Kasm 1983te Dumbarton Oaks (Washington D.C.)da gerekletirilen Felsefe ve
Mistisizme dir bir kolekyum iin hazrlanmt. Katlmc olarak kolekyumda bulunmam,
bn Arabnin devasa klliyatn batan sona yeniden okuyup hayran kalarak aylarca vakit
geirme frsat sundu bana... Dilinin iirsellii ve dncelerinin derinlii bile ou kez
rasyonel olarak dnlmesini istediimiz eye meydan okur gzkmektedir. Burada benim
ifade tarzm yorumlayc ya da tarihselci bir yaklamdan ziyade tamamen tanmlayc bir
biimde olacaktr. Erken dnem slm dncesindeki ok sayda gzle grlr benzerliklerin
kesinlikle farkna varlmamtr. Son zamanlarda pek ok miktarda bn Arab zerine yaplan
aratrma J. W. Morris tarafndan yaplan aydnlatc bir incelemeye tabi tutulmutur. J. W.
Morris, JAOS iinde, 106 (1986), 539-51 ve 733-56. bn Arabnin mantk ilmine dir
almas olan el-Bulga fil-Hikmeyi gzden kardm iin zgnm. Ayrntl bilgi iin
bkz. E. Meyer, Aristotelisches Erbe, ed. A. Zimmermann, 125-140, (Berlin 1986).
114 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


Genel kabule gre bn Arab (1165-1240), fikir ve dncelerinde leme dir
sf bir yaklam temsil etmitir. Bu hususu bizzat o reddetmezdi ama daha baka
bir nitelendirme yapmakszn bylesine geni bir snflandrma da onun iin kabul
edilemezdi. O kendisini zel bir sf olarak dnmekteydi ve bakalar da onun bu
grn takip etmeye meyyldi. Daha baka vasflandrmalar olmakszn tek ba-
na Tasavvuf onun zel konumunu tatmin edici bir ekilde nitelemeye yetmez.
bn Arabye gre ehlullah snfa ayrlr. lk makmda, bidler (worshipers) ola-
rak isimlendirilen en yce ahlk vasflara sahip din pratikleri yerine getiren zhitler
vardr. Yazn alannda bu kiiler Hris el-Muhasib gibi kimselerle temsil olunurlar.
Bir sonraki kategori olan ikinci makmda ise btn ynleriyle ilk gruptakilerle eit
kimseler yer alr; fakat buna ek olarak, onlar yalnzca Tanr ile ilgilenirler, ftvvet
makmndakiler gibi onlar da hller ve makmlar, srlar, keifler (revelations)
1
ve
kermetlere erimilerdir. Bu grup sfler olarak isimlendirilirler, ehlullahn tama-
mnn nderi olduklarn iddia ederler ve kendilerini zel kimseler olarak dnr-
ler. Nihayet nc kategori, Melmiyye
2
denilen zmreyi kapsar. Onlar btn dn
vecibeleri, ar bir titizlikle f ederler; fakat bununla beraber, hi bir ekilde kendi-
leriyle avam halk arasna bir mesfe koymazlar. Onlar kendilerini ayplamaya ve
bakalar tarafndan da ayplanmaya meyyldirler; bununla birlikte, onlar mkemmel
bir ekilde Tanrnn rabl ile uyum ierisindedirler, ve tam olarak bu her bir fe-
nomeni olmas gerektii yere koyan unsurlardan mteekkil ilh ve beer hikmete
(wisdom) sahiptirler.
3
Tpk pek ok daha yal ve muasr sf de olduu gibi Hz.
Peygamber ve Hz. Ebbekir bu nc ve en yksek kategoriye mensupturlar.
4

bn Arab kendisini, hangi gruba dahil ettiine ilikin ak bir ey sylemez.
Onun her gruba mensup olduunu iddia ettii de dnlebilir; fakat grebildi-
im kadaryla, ak bir ekilde kendisinin nc gruba mensup olduunu da iddia
etmez. Baka bir balamda ise, kendisinin muhakkik sfler (sufis of true insight)
grubuna mensubiyetinden sz eder.
5
Muhakkiki bu zel durumda, muhakkik

1
lh ilham gibi eylere tekabl eden terimler bn Arab vokablerisinde pek oktur. Onlar
arasnda kef, tecell, feth, vehb vb. kavramlar saylabilir.
2
bn Arab, Melmetiyye yerine Melmiyye kelimesini kullanmay tercih eder. bkz.
Ftht, II, 16; I, 15 (73. Blm).
Fthtl-Mekkiyye, Khire 1329 tarihli basks dikkate alnarak Ftht olarak
gsterilmitir; giri ve 1-71. blmler bunun dndadr, nk bu blmler Osman Yahy
tarafndan yaplan tahkikli ilk dokuz ciltlik neir de (Khire, 1392/1972) mevcuttur.
Yahynn tahkki Ftht (O.Y.) olarak gsterilecektir.
3
Aada 57. dipnota bkz. Ayrca Ftht, II, 16; II, 15 vd. (73. Blm). bn Arab Melmiyye
hakknda yle der: Onlar Hak yolununun insanlarnn efendileri ve imamlardr. Hz.
Muhammed onlardan biridir. Onlar eyy kendi uygun yerine ve hkmlerine koyan ve
onlar uygun olmayan yerlerinde alan hakmlerdir.
4
Ftht, III, 34 vd. (309. Blm).
5
Kitbl-Ezel, 8 (Haydarbd, 1948).
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 115


harflerin srlarn kavrayan anlamnda ak kaygsyla birletiren sf, normal
sflerden daha st bir mertebede yer alr.
6

bn Arab, hakkatin gerek sahipleri ve her hangi bir gerek anlay tamak-
szn bir iddiaya sahip olanlar eklinde iki tip sf grubun var olduunu tasavvur
etmitir.
7
Pek ok sayda ad san bilinmeyen sf, mekrim-i ahlk (highest standarts
of ethical behavior) sergilemitir, ayrca Ahlk gzel olann sflii de gzel olur
8

denilmitir. bn Arabnin temel ilimlerin l tasnifinde her ne kadar kelime ola-
rak burada kullanlmazsa da tasavvuf, zevk yoluyla elde edilebilen hllerin ilmi ola-
rak ortaya kar. Bu ilim, ksmen doru ksmen de yanl sonular douran akl
(intellectual) bilgi ile hllerin ilmi ve akl bilginin arasn birletiren en yce ilim, yani
srlarn ilmi arasndadr.
9

Ayn zamanda sfler, Tanrnn mrifeti hakknda bilgilerini akl yoluyla alan
ara pozisyondaki Earler arasnda da saylabilirler.
10
Kudem (burada filozoflar
kastedilmektedir) ve Mtekellimnin yapt gibi kimi sfler de benzer ekilde
Tanrnn ztn tefekkr etmek (thinking) gibi yasaklanan bz eyleri kasten yap-
mlardr. Onlar arasnda bn Arabnin sayg gsterdii rnek Gazzldir.
11
Baka
bir yerde bn Arab, aklllar ve kyas ehlinden (intelligent individuals and logical
thinkers) sz eder; yine onlar arasnda Gazzl kendisinin ashb (colleagues) olarak
bulunur.
12
Hatta o, doru kavraylar olmayan benzer mevkideki filozoflarla sfleri
eletirmeye kadar ii vardrr.
13

Hlsa, bn Arabden bir sf olarak sz etmek, phesiz, gerekelendirilmi-
tir; fakat, o aslnda, yaad dnemde tamamen kapsayc bir kavram hline gelen
tasavvufun ekilsiz kalplarndan kmaya almtr. Bu durum, hi phesiz, onun
felsefeye ynelik tavrn etkilemi ve muhtemelen en azndan bn Arabnin etkisi
kapsaml bir ekilde yaygnlamadan nce onu, tasavvufu tmyle temsil etmez
hle getirmitir. bn Arab kendisinin beer ve mnev kefin eitli formlarna sa-
hip bir kii olarak grr, bu yzden de, kendisini zel ve yce bir sf tipi olduunu
dnr.

6
Ftht (O.Y.), I, 325 (2. blm). Ayrca bkz. 31 ve 32. dipnotlar.
7
Zehirul-Alk erhu Tercmnil-Evkn tarihsiz (1968?) Khire nerinin sonunda yer
alan el-Emrul-Muhkemul-Merbt f M Yelzemu Ehlu Tarkillah Mine-urta gre, 264.
8
Ftht, II, 17, (73. Blm).
9
Ftht (O.Y.), I, 139 vd.
10
Zehirul-Alk, 236.
11
Ftht, IV, 106, 11, 12-14 (473. Blm). Ayn zamanda kr. Ftht, III, 233, II, 21 vd.
(352. Blm). Ayrca bu konu ileriki sayfalarda gelecektir.
12
Kitbul-Celle, 7, 11 (Haydarbd 1948).
13
Daha dk mertebedeki sf gruplarnn rneklerinin verildii yer iin bkz. Zehirul-Alk,
28.
116 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


Kukusuz bn Arab kendisini feylesof olarak dnmedii gibi eserlerinin isim-
lerinde ya da kendi bak asn tanmlamada da felsefe kelimesini asla kullanmam-
tr.
14
Yzyllar boyunca, muhlifleri onu aalamak iin yeterli bir kavram bulama-
mlardr; bununla birlikte, yle gzkyor ki, onlardan hi birisi, bn Arabyi
feylesof olarak adlandrmak suretiyle lekelemeye gitmemilerdir.
15
Modern aratrma-
larda bn Arabnin, bn Efltn (Son of Plato) olarak anlmas alacak bir durum-
dur; muhtemelen bu, onun hakknda ileri derecede bir vgy gstermek iindir.
Bu lakabn kayna tarafmca bilinmemektedir. stne stlk bu, allmadk bir
terminoloji olarak grnmektedir. Hayranlar ve kartlarnca bn Arabye atfedilen
vg ve yergi ifadeleri pek oktur; fakat bn Efltn birilerince kullanlsa bile, kesin-

14
Osman Yahy tarafndan zikredilen eser isimlerinden felsefe baln tayan pek az eserin de
muhtemelen orjinal olarak bn Arabye ait olmad grlr. Bkz. Osman Yahy, Histoire et
classification de leuvre dIbn Arabi (am 1964), 308, no: 281, (Haydarbdda neredilen el-
lm bi-rt Ehlil-lhma referans yaplm) ve 362, no: 415. Osman Yahy tarafndan
198, no: 124te listelenen Felsefetl-Ahlk, Khirede 1948de neredildi, bu kitap elimde
mevcut deildi. Bu eserin Yahy b. Ad tarafndan yaplm bir alma olduu kabul
edilmektedir. rnein kr. G. Endress, The Works of Yahy b. Adi, 83, (Wiesbaden 1977).
Ahlk ilmine ilikin bn Arabnin bir dier eseri iin bkz. 112. dipnot.
15
bn Arabnin lehinde ve aleyhindeki grler byk bir literatr oluturmutur, fakat
onlardan pek ou matbu olarak mevcut deildir. Bu trden ifadeler delilden yoksun
bulunduklar iin yanl kmalar olduka muhtemeldir.
Ayrca burada bn Arabnin neredilmelerine ramen mevcut olmayan bz eserleri ve
inceleyemediim bir takm eserleri zikredilebilir. bn Arabnin nemli metinleri de ieren
hlen yaymlanmayan eserleri mevcuttur. Dahas orijinalite sorunu sk sk devreye
girmektedir. Burada ona ok az dikkat ettim.
Bununla beraber, Yale yazmalarnda tespit edilen yegane (unique) bir metinle ilgili olan
meseleyi (L-64, Catalogue Nemoy, no: 1129) burada akla kavuturmaya altm. bn
Arabnin Cezvetl-stil adl eserini ieren ve kadim sflerin szlerini hv bir eser olarak
tavsif edilmitir. Eser tasavvuf ve tefekkre dir blmleri ihtiva ettiinden dolay bizim
konteksimizle bz olas ilgileri tayabilir. Yahy, Historie et classification, 260, no: 159da
bn Arabnin bu kitab yazar olduundan phelendiini aklar, zira eser apak bir ekilde
slup ve z itibaryla onun dier eserlerinden farkldr. Bu hacimde bir metnin iine bn
Arabnin ahsiyetini katmam olmas gerekten onun iin allm bir ey deildir (fakat
onun Muhadaratul-Ebrr adl eseri ile karlatrnz, aada bu esere dair bilgiler gelecek)
El yazmasnn geri kalan blmlerinden sonra ilk sekiz varak ve yazarn isminin ve eserin
adnn olduu balk sayfas mevcuttur. Sonunda mstensih metni amda Smeysati Ribatta
tezkire li-shibih eklinde eyh, imam, lim ve zhid Necib (?) ed-din Ceml et-Tife, Sar
(Makar ya da Meferr) el-Gurab el-Ebherden istinsah ettiini sylemektedir. Li-shibih
ifdesiyle meslekta/eyh/dostu kelimelerini kast edebilir, hamd ifadelerinde yine kendisine
atfta bulunur. Makul olarak, kitabn yazar olarak el-Ebherye iaret edilebilir. Bu husus
yazmann sonundaki (Katolo Nemoy plate VI) el yazsnn bn Arabnin gerekte kendi el
yazs olup olmadna baldr, ki ben henz onun dier el yazlaryla karlatrp kontrol
etme imkan bulamadm. O zaman benim tarafmdan saptanm yalnzca bir Ebher vardr ki,
o da Hccetd-dn el-Hakk Abdulmuhsin (Muhassin) b. Ebil-Amd el-Ebher es-
Sfdir(556-624/1161-1227 Msr). Kendisi pek ok seyahatlerde bulunmutur. Bkz. bn el-
md, ezert, V, 114 (Khire, 1359-61). O tam olarak bu tarz eserlerin mellifidir.
bn Arabnin Cezvetl-Muktebese (Yahy, Historie et classification, 259, no: 158) adl
eserini Cezvetl-stil ile irtibatlandrmak hayli zordur. Yale el yazmasnn balk sayfasnn
yazar sonra gelen zel bal daha sonradan yapm olma ihtimali uzaktr, fakat buraya
kolayca yazarn ismi olarak bn Arabyi ekleyebilir.
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 117


likle bu, ona nispet edilen yaygn sfatlardan birisi deildir.
16
O iftiharla kendisini
muhy (reviver) ve Muhammed, bir ve zamannn gerek ruhu olarak duyur-
makla yetinmitir:
Ben Muhyyim, benim ne bir knyem ne de bir yere atfen nisbem var
Ben, el-Arab, el-Htim, Muhammedim.
17

Her ne kadar bn Arab, aka kendisini bir filozof olarak tanmlamasa da,
yazdklarna ya da en azndan bzlarna, onlarn tasavvuf felsefesinden (mystic
philosophy) ziyade felsef tasavvuf (philosophical mysticism) olduklarndan
dolay, kendisine saldrld dorudur.
18
Ayrca bn Haldn ismen bn Arabyi zik-
retmese de tuhaf felsef grlere sahip olarak tecell ashbn (view of the
revelationists) karakterize ederken zihninde bn Arab vard veya onu byle bir
gruba dhil etmiti.
19

Modern aratrmalar, bn Arabnin eserlerinde bir tasavvuf felsefesi ya da fel-
sef tasavvuf
20
sistemi bulmak mmkndr tezini savunmaya altlar. Ebul-Al
Affnin bn Arab dncesine giri almas 1939da The Mystical Philosophy of
Muhyid Din-Ibnul Arab (Muhyiddin bnul-Arabnin Tasavvuf Felsefesi) bal ile
yaynland. Bununla beraber Aff, tezinin nsznn banda kk bir itiraz dile
getirir: Sflerin felsef sistemleri ya da sbit doktrinleri yoktur... Tasavvuf aslnda

16
Bu M. Asin Palacios tarafndan iddia edilmektedir. Bkz. El mistico Murciano Abenarabi,
Boletin de la Real Acedemia de la Historia iinde (Madrid), 87 (1925), 99. Bu konuda Asin
Palacios, Henry Corbin tarafndan takip edilmitir. LImagination Cratrice dans le Soufims
dIbn Arabi, 18 (Paris 1958). Corbinin bu eseri ngilizceye R. Manheim tarafndan
evrilmitir, 21 (Princeton 1969 Bollingen Series 91). Corbin Multipl Averros adl eserinde
kendisini tekrarlamaktadr, 325 (Paris 1978), Actes du Colloque International Organis a
loccasion du 850 anniversaire de la naissance dAverros, Paris 1976. R. W. J. Austinin bn
Arabnin Fussunun (The Bezels of Wisdom, New York-Ramsey-Toronto 1980) s. xiii,
evirisinde T. Burckhardt onun zamannda (!) bn Arabye bn Efltn lakabnn verildiini
syler. T. Burckhardtn kendi Fuss evirisinde, La Sagesse des Prophtes, 7 (Paris 1955), ki
bu eviri Corbinin eserlerinden nce kmtr, bn Efltn lakab hakknda orada byle bir
bilgiye rastlanmaz.
Bu konuda, bu akademisyenlerden herhangi birisi tarafndan verilen hi bir kaynak yoktur, bir
tane olsayd, bn Arabnin eserlerine yaplm ok sayda erhten birisinde -ki onlardan pek
ou bende mevcut deil- zellikle de Fussta buna rastlanabilirdi. Burada bn Arabnin
zorla da olsa Shreverd el-Maktl ile kartrldn varsayabiliriz. Firavun diye adlandrlan
heretik filozoflar Koptik Platon szn kendilerini aklamak iin daha uygun bir ifade
olarak kullandlar. Bkz. bn Teymiyye, Nakzul-Mantk, thk. M. Hmid el-Fk, 131 (Khire
1370/1950).
17
Dvn, 44 (Bulak, 1271). Muhy deki son ksa i vezinden dolaydr. Ayrca bkz. 189.
dipnot.
18
Kr. bn Hacer, Lisnul-Mzn, V, 312 (Haydarbd, 1329-31); nb, VII, 329.
19
Kr. bn Haldn, ifus-Sil, thk. M. bn Tvit et-Tanj, 58 (stanbul 1957).
20
Felsef tasavvuf ile ilgili olarak rnein kr. D. R. Blumenthal Yemenli post-Maimonidean
yazarlar. Blumenthal onlar zel bir tr felsef tasavvufun temsilcileri olarak anar. Onun
makaleleri iin bkz. G. Nahon ve C. Touati (ed.), Hommage a Georges Vajda, 291-308
(Louvain 1980).
118 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


eklektik bir konudur... Fakat bn Arab bu hususta bir istisndr. O, sisteminin b-
tnnde grlen tm zellikleri tayan tam bir felsef panteizm doktrinine sahiptir.
Ayrca onun btn dncelerine hkim olan formel bir diyalektik de mevcuttur.
Bu cmlelerde briz problemler vardr, bunlarn en by de panteizm terimiyle
olandr. Bu durum, felsefe kartln (antiphilosophy) ve bizzat sistem kavram-
nn reddini de gizleyebilir.
M. Asin Palacios bn Arab hakkndaki almalarnn ilkinde, bn Arabnin
kozmolojisini, slmla Aristocu ve Yeni-Efltuncu unsurlarn baarsz bir ekilde
badatrlmasndan ibaret olan sudurcu panteizm eklinde karakterize eder ve
bn Arab dncesinden her tr felsef unsurun bir araya getirilmesiyle ekillenen
ve Yeni-Efltuncu skenderiye okulunun hakim olduu sistematik ve uyumlu bir
senkretizm (badatrmaclk) olduundan bahseder.
21
Bugn hl bn Arabyi,
mulak ve mistik Yeni-Efltunculukla ya da sanki bir tr felsef sistem olan ben-
zerleri
22
ile ilikilendirmek kanlmaz grnmektedir. Muhtemelen hl en mkl
kapsaml bn Arab almasn yazan bir kii olan H. S. Nyberg ise, bn Arabnin
en felsef eserlerine dayanm ve bir sistemin ekillenmesini bn Arabnin zihninde
srekli devern eden bir ey olarak tasavvur etmitir.
23
Ayn zamanda teosofiden
de bahseder ki onunla ne kast olunuyorsa, kesinlikle o felsefe deildir. Bana gre,
aslnda monizm hayl tatmin edici bir kavram olarak kalmakta ya da daha iyi ih-
timal monistik gnostisizm kalmaktadr.
bn Arabnin sistemi problemine slmn iinden bakan Seyyid Hseyin
Nasr, meselenin hakkatine daha ok yaklamtr. Nasr, bn Arabnin panteist,
panenteist, varolucu monist ya da tabiat mistisizmin bir takipisi olduu ynnde
serd edilen ve kendisinin ithamlar olarak nitelendirdii eylere atf nazar eder.
Bununla birlikte btn bu ithamlar der Nasr, yanltr; nk onlar bn
Arabnin metafizik doktrinlerini felsefe ile kartrmlardr ve mrifet yolunun ilh
ltuf ve velyetten ayrlmayaca gereini gz nnde bulundurmamlardr.
24

Gnmzde Nasr, pratikte bn Arabnin felsef sistemi ilgili olarak bu tr bir
agnostisizm hususunda yalnz deildir. rnein L. Gardet, mistik tnlar ve tecr-
belerle btnlemi bir felsefenin sorun olamayacan bn Arab meselesinde id-
dia etmitir. Bu, yalnzca belirli bir deneyime bavurmak yoluyla gerek dokusu

21
M. Asin Palacios, Mohidin, Homenaje a Menndez y Pelayo iinde, II, 238, 254 (Madrid
1899).
22
rnein bkz. yakn zamanda tamamlanan M. Cruz Hernandez, Historia del pensamiento en el
munda islamico, II, 221vd. (Madrid 1981).
23
H. S. Nyberg, Kleinere Schriften des Ibn al-Arabi, 156 vd. (Leiden 1919.)
24
Seyyid Hseyin Nasr, Three Muslim Sages: Avicenna-Suhrawardi-Ibn Arabi, 104,
(Cambridge, Mass., 1964). Ayrca Nasrn u makalesi ile kr. Rbita-i beynet-tasavvuf ve
felsefe der ferheng-i rn, ran-Name, I, (1982), 46-56; Ayrca bu tarz tasniflerin btnnde
grlen kanlmaz yanllklar iin bkz. Morris, JAOS, 106 (1986), 544.
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 119


kabul edilebilen bir mnev tecrbenin hkmettii irfn hikmet (gnose sapientiale)
durumudur.
25

Bir anlam ifade edebilmesi iin bu tr sylemlerin pek ou zel bir tanm ve
felsefe anlayna ihtiya duyar. bn Arabnin felsefesi tartmalarnda Affnin
kelm eserlerinin tartmasna benzer bir ekilde yapt okuma farkedilmelidir ve
metafiziin ne zaman felsefenin bir paras olmaktan kacana ilikin daha genel
ve daha temel bir problem sz konusudur.
bn Arab Fthtta
26
metottan (uslb) bahsederken muhtemelen zihninde
sabit bir sistem, en azndan kesinlikle felsef bir sistem yoktu. Onun, tasavvufun
felsefe karsnda bir metot (tark) olduu grn nazar/tefekkre
(intellectual/mental speculation) kar vahiy ve ilham deerleri ile karlatrd pek
ok ifadesinden karabiliriz. Bunlar daha sonra tartacaz. Burada, Dvnndan
bir ka beyti hatrlatmak yeterli olacaktr.
Zevk ilimlerinin metodu yoktur
Deliller akllar iin getirilir
eratn bilgilerine gre almak bunun dndadr
Ve kbule elik eden nmsu (worldly law) muhafaza etmek
Tpk hakkatin sert ve gururlu szcs
Zayf bir varlk iin baka her eyden daha iyi bir delil salar
27

Tahmin edebileceimiz gibi bn Arab tarafndan, zellikle dorudan felsefe ya
da filozoflara ilikin bir atf yaplmamtr. Mamafih onun almalarnda aka
felsefe ya da feylesofun zikredildii pek az cmle mevcuttur. O, felsefenin bir paras
olarak bzen benimsedii kiiler ve onlarn grlerinden iktibaslarda bulunur. Bu
mevzu burada tartlacaktr. Bu, bn Arabnin felsefeye karn tavrn ve onun ta-
savvufunun felsefe ile ilikisini anlamak iin en nemli dayana oluturur.
bn Arabnin kendi cmlelerinden hareketle onun felsefeye olan minnettarl-
n akla kavuturmak iin gnmzde Arapa yazan akademisyenler giderek
artan bir oranda ura vermektedir.
28
Aslnda bu abalar XVI. yzyla dek

25
L. Gardet, Exprience et gnose chez Ibn Arab, Kitbut-Tezkr: Muhyiddn bn Arab
iinde, 271, (Khire 1389/1969).
bn Arabnin felsefesine dir tebliler gemite olduu gibi gelecekte de ispat- vcd
edecektir. rnein kr. R. Landau, The Muslim World, 47 (1957), 46-61, 146-60.
26
Bkz. bn Arab, Fihris, thk. Kurkis Avvd, Revue de lAcadmie Arabe de Damas iinde, 29
(1954), 530.
27
Dvn, 78. Nms kelimesinin anlam iin kr. Aada bn Arabden iktibas edilecek olan
metin ve 134. dipnot. Yukardaki dize de Hakkatin szcs ile hi phesiz bn Arabnin
bizzat kendisi kasd olunmaktadr.
28
rnein kr. Mahmd Ksm, Mevkifu bn Arab minel-Akl vel-Marife es-Sfiyye, 15,
(Cmiat mm Durmn el-slmiyye, Muhdaratul-mevsmis-sekfis-slis lil-mmil-
120 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


uzanmaktadr. Basit bir ekilde sistematik tarzda, XIX. yzyln sonlarna doru Av-
rupada henz balang aamasndaki bn Arab almalarn canlandrma grevini
stlenen, zellikle Kitbul-Yevkit vel-Cevhir f Beyni Akidil-Ekbir adl eserinde
veld ve bilge bir kiilie sahip bulunan e-arn (1495-1565) tarafndan bz
nemli pasajlar derlenmi ve tartlmtr. e-arnnin bn Arabden iktibas ettii
pasajlar daima btnyle kelimesi kelimesine deildir. e-arn, tam olarak pasaj-
lar akc bir hle getirmek ile ilgiliydi ve byle de yapmtr. Dahas kelimesi kelime-
sine bn Arabden iktibaslar yapmak ve ayn zamanda tutumlu davranmak ok zor
bir itir; zr onun bilin saana alabildiine akar, yle ki iktibas edilmi blmlere
kolaylkla set ekilemez. Ciddi olarak yanltc bir izlenim veren e-arnnin ikti-
basna ne kadar itimat edilebileceinin kk bir rnei onun kk rislelerinin bi-
rinde ortaya kar, ki orada lemin kdemi (eternity) meselesinde filozoflarn heretik
inancn paylamakla itham edilen bn Arabyi savunur.
29
spat etmek iin sunduu
metinlerden birisi Fthtn 293. bbnda alnmtr ki, e-arn orada Allahn
lanetledii filozoflardan (God-forsaken/el-felsife hazelehumullah) bahseder;
sanki bn Arab bu ifadeyi bizzat kendisi kullanm gibidir. Filozoflarn grlerini
reddettii yerlerde bile bn Arab, onlara kar dorudan gl svg ifadeleri kul-
lanmamtr ve kullanm olmas da muhtemel deildir.
bn Arabnin apak bir ekilde felsefeden bahsettii ve felsefenin nasl tasav-
vuf konulara benzedii hususu ile ilgili pasajlardan birisi de Kitbul-isfr an-Neticil-
esfrdadr. Bu eserde bn Arab, yolcular yani, metafizik bilgiyi aramakla megul
olan bireyleri iki gruba ayrr. Gruplardan birisini kendi fikirleri (thoughts) ve akllar
ile Hakta sefer edenler eklinde betimler. Onlar ynlendirme hususunda kabul
edebilecekleri tek rehberin yalnzca kendi dnceleri olmas hasebiyle onlar ister
istemez doru yoldan saparlar. Bunlar filozoflar ve ayn yntemi takip edenlerdir.
Sefer eden bir dier grup ise resller, nebler ve sekin vellerdir; Sehl et-Tster,
Eb Yezd el-Bistm, Ferkad es-Sebeh,
30
el-Cneyd ve el-Hasen el-Basr gibi
gnmze dein tannm muhakkik (truly insightful) sflerdir.
31
(Bu cmlenin
pei sra kefin eskiye nazaran yakn zamanlarda niin daha sk ve daha hzl oldu-
unu belirten ilgin bir aklama gelir.)

cm, 1968-1969) ya da ksmen daha detayl bir alma iin bkz. Muhammed Gallb, el-
Marife inde Muhyid-dn bn Arab, Kitbut-Tezkr iinde, 181-206.
29
Kr. e-arn, el-Kavlul-mbn fir-redd al Muhyiddn, El Yazmas, Yale Ktphanesi-
266 (Catalogue Nemoy, no. 1161), vr. 12
a
. Eserde ele alnan bir dier konu ise hull inanc ile
itham edilen bn Arabnin savunulmasdr. Ayrca aada bkz. 70. dipnot.
30
Ferkad iin bkz. es-Semn, Ensb, VII, 55 vd. (Haydarbd, 1962-82, es-Sebeh bal
altnda). Burada isimleri zikredilen sfler arasnda o yalnzdr ve ismi yaygn referans
kitaplar arasnda kaydedilmemitir.
31
Kitbul-sfr, 7 vd., (Haydarbd 1948).
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 121


sfrdaki pasaja bn Arabnin Fthtta tekrar atfta bulunduu yerde, filo-
zoflara ilikin aklama tekrar edilmez. Bu iki tr yolcu arasndaki ayrm dnce-
leri ile akledilirlerde ve itibarlarda (experiences) seyahat eden kimseler ve amelleri ile
seyahat eden ve ar iilik yapan kimseler eklinde betimlenir.
32
Temelde ikisi ayn
eydir. Burada yaplan ayrm bn Arabnin fikirleri bakmndan daha asldir ve onun
tarafndan pek ok kez belirtilmitir. Bir yanda filozoflar te yanda ise
Muteziller ve Mtekellimlerin kast edildii benzer bir metodu takip edenler.
bn Arab, onlar gibi metafizik meseleler konusunda akl yrtmede bulunan bz
sflerin de varln kabul eder. Nihayetinde, onlar tamamiyle Tanrnn bilgisi ve
mrifetini aramada baarszdrlar. Zikredilen gruplardan farkl olarak beer iinde
yceltilmi sekinleri de kapsayan gerek mneviyat araylar vardr. Dorudan,
kendilerine ilh bir ekilde vahiy ve ilham verilen kimseler, yalnzca onlar Tanry
ve lemi gerek olarak kavramay elde ederler.
bn Arab, Fthtn gyesini dncenin delillerinin incelenmesinden ziyde,
ilh kefin (revelation) verilerinin ele alnaca bir eser
33
olarak ifade eder. Ya da
biraz deiik bir ekilde yle der: Bizler, hkemnn (sages) bz cmlelerini nak-
leden kimseler deiliz.
34
veya bakalarnn cmlelerini (onlar gibi) nakleden kimse-
ler deiliz. Biz kitabmzda (Ftht), dier btn kitaplarmzda olduu gibi kefin
verilerini ve Hakkn yazdrd bilgileri yazarz.
35
Baka bir yerde yle der: Bizim
kitabmz, speklatif dnce tarafndan kurulan ilikileri sunmay amalamaz, bila-
kis onun konusu vehb ve kef ilimlerdir (inspirational, revelatory sciences).
36

Fthtta tannm akl delillere yer yoktur. Bu alma erat, keif ve dorudan
hdun (direct witness) sonular zerine bina edilmitir. yani akln erimekte ba-
arsz olaca eyler.
37
Burada eratn dahil edilmesine tekrar dikkat edin. Ayn d-
ncenin anlatld benzer pek ok ifade vardr. Yukarda grlebilen tekrarlama-
lar, onlar daima yer aldklar kontekse bal olarak kimi birbirinden ayr vasflar
gsterirler.
Fikir (thinking), bir perde olarak dnlr.
38
Bununla birlikte bn Arab,
ilh deil beer bir sfat olmasna ramen fikrin, ar derecede neminin bykl-
nn farkndadr. Onun rol Kurndan olumlu pek ok referansla gsterilmitir:

32
Ftht, II, 382, 24 vd. (190. blm). Ar iilik yapan kimseler ashbl-yamelt
(taammult deil), kuvvetli, sk alan develer eklinde evrilir. kisi arasndaki fark ve
yceltilmi kiilikler Kitbl-sfrda zikredilmitir, muhtemelen zel muhakkiklere kar bir
ncekiler daha genel bir sf akmn olutururlar.
33
Ftht, II, 89; II, 6 vd. (196. Blm).
34
Hakmler hakknda aada verilecek olan bilgilerle karlatrnz.
35
Ftht, II, 432; II, 8 vd. (198. Blm, 14. Fasl).
36
Ftht, II, 355; II, 5 vd. (291. Blm).
37
Ftht, IV, 19; II, 2 vd. (414. Blm).
38
Ftht, II, 85. 1. 7. (73. Blm, 67. soru); II, 523, II, 8 vd. (226. Blm). Ayrca bkz.
Kitbt-Tercim, 12 (Haydarbd 1948). Hakkn bilgisini idrk etmeyi engelleyen perdeler
122 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


Tefekkr chili olmadm bir hldir
Onu Tanr yet ve srelere yerletirdi
Fikir tabi bir sfattr (epithet)
Onun hkm yalnzca beer zerindedir
39

bn Arabnin eserlerinde, dncenin maruz kald snrlanmalar, tekrar edi-
len bir temadr. Mfekkire gc (the power of thought), Tanrnn ztn idrki elde
etmeye yeterli deildir.
40
Bununla beraber, dnce ve istidlalin sahih olmas ve na-
zar ehlinin (the thinkers) ispat gibi grnen fakat gerekte olmayan ispatlar yoluyla
pheye drlmemesi kayd u artyla bn Arab ayn zamanda srekli, mutlak
kullanmlara sahip olan tefekkr temasna vurgu yapar.
41
Akl, Tanrdan insano-
luna verilen bir aratr. Tanr, akl insann nefs-i ntkasna ahlk gyeler nedeniyle
koymutur ve dolaysyla akl her dem kullanlmaldr.
42
Fakat, akln kusurlarnn
saysz ve ak olduu; ve keif akln ina ettii eyleri yktnda akln argmanlarnn
nasl iyi olduu, daima dikkate alnmaldr.
43
Kefin akln zerinde kesin bir stn-
l vardr:
Ey kavmim! Kef (revelation) ilimlerinin sonular
Kalp ilimlerinin zerinde stnle sahiptir
Akln gezmeye gc olmad iin
Mhede ve gaybler meydannda
Dncede ne kadar ok yanllklar ve noksanlklar var!
Fakat anlayan gzn ne kadar ok doru bak/nazar (insight) var!
Eer gz olmasayd, hi bir ak delil
Bir gnl insanndaki akla kendini gsteremezdi
44


ok fazladr. Onlardan en by bilgi sahibi olmaktr... (Bizans mparatoru) Heraclius
Peygamberlerin bilgisine sahipti, fakat inanc yoktu; dolaysyla onun bilgisinin kendisine
faydas olmad. Yahudiler, gerekten Hz. Muhammedin Allahn peygamberi olduunu
biliyorlard... Ayrca kr. Kitbt-Tercim, 57. ok farkl bir durum, Mevkiun-Ncmda
bir perde olarak bilginin tanmlanmasnda nceden var saylmtr (Aada bkz. 186.
dipnot). Chil bu ekilde bilgi hakknda konuur. bn Arab, bilginin gerekte byk bir perde
olduunu aklar. Fakat bilgi, kalpleri cehaletten perdeleyen (ve bylece kalpleri koruyan) bir
perdedir.
39
Ftht, II, 229 vd. (144. Blmn balangc). bn Arabnin aklad zere tabi
kelimesi burada ilh olmayan anlamnda kullanlr.
40
Ftht, II, 319, 16 vd. (177. Blm).
41
Zehirul-Alk, 169 vd. 173.
42
Ftht, II, 319; II, 13 vd. (177. Blm); III, 436, I, 7 (371. Blm, 3. fasl). Akln doru
trleri iin bkz. Ftht, III, 250 (355. Blm).
43
Ftht, III, 31, I, 25, (308. Blmn balangc) nemli bir iirle balar:
Yoklua ol diyene aarm
O sz sylendiinde henz yoktu
Daha fazla rnek iin kr. Ftht, II, 174; II, 22 vd. (90. Blmn sonu); II, 183; I, 22 (99.
Blm); III, 420, I. 18 (371. Blm); IV, 112; II, 15 ve 17 (477. Blmn balangc).
44
Ftht II, 628; II, 23-26 (285. Blm). Burada hem mhede hem de gaybn dorudan
metafizik irtibatna atf vardr. ngilizce evirinin artrd ekliyle bunlar zt terimler
deildirler.
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 123


bn Arab, ikna olduu ihtilaf ki bu filozoflarda ve onlarn kategorisinde yay-
gn olan bir hastalktr stnln en ak delili olarak grr. Bu bakmdan bn
Arab, filozoflarn sahip olduklar farkl grlerin kaynan aklamaya kalkr: ...
Tefekkrden elde edilen akl ilimler deikenliin bir unsurunu tarlar, nk onlar
tefekkrn mizcn (the temper) ve bireysel akl takip ederler. O, yalnzca muhay-
yilesinde var olabilen hissedilir eyleri gz nnde tutar ve bu nedenle onlar onun
delilidir. Sonu udur: Miza ve imtizataki farkllktan ve kendi neetlerindeki bir-
leimlerinden dolay Bir ve ayn ey hakknda teoriler farkllar ya da bir ve ayn
aratrmac farkl zamanda ayn ey bakmndan farkllar. Bylece, onlarn ifadeleri
bir ve ayn eyle ve ayrntlarn bina ettikleri temel prensiplerle ilgili olarak deiir.
Tersine, dorudan kef olunan bilgi ve er bilgi bir ve ayn tada sahiptir, velev ki
bu tatlarn algs farkl olsun...
45
Bir dier deyile, zevk olarak isimlendirilen sf
tecrbe, metafizik bilginin deimez temel ilkelerini verir; oysa metafizik bilgiye
dir entelektel aray onun varl anlalabilir, nk akl kiiye verilen kutsal bir
hediyedir; bununla beraber, akl yalnzca biliin fiziksel aralar olarak temel alnan
snrl bir uzakla gidebilir temel ilkelerin ihmali ve bu entelektel arayn byk
oranda deiken detaylarla olan ilgisi onu yanl yola saptrr. Bundan dolay, akll
kimseler varsaymlarnda srekli sendelerler: Onlar titizlik ve baar ile delili
(evidence) takip ettikleri zaman, bunun sonucunda medllden (proved) istedikleri
bilgiyi elde ederler. Fakat sonra, baka bir zamanda ya da bir dier grubun yesi
ister Mutezil, Ear, Brahman ya da Filozof olsun daha nce onlar tarafndan ta-
mamen kabul edilmi olan daha evvelki delille elien ya da onu yalanlayan bir eyle
geldii zaman, onlarn ilk gr yanl ve en ince ayrntsna kadar
delillendirilmemi olarak grlr....
46

Dorudan kefe (revelation) sahip olan limler, ilh hidyeti Kurn (Furkn)
yoluyla bulurlar. Bu onlar, tm ayrlklarn ve Tanrya dir akl speklasyonlarda
gerek ya da sahtenin toplamnn farknda olmaya iter. Bylece, keif sayesinde on-
lar hem slmda emredilmesi hem de esas olmas ynnden Tanrya ibadet edebi-
lirler. Bununla beraber nazar ehli (the speculative scholars) pek ok farkl gruba ay-
rlmtr. Onlardan her biri, Tanr bilgisi konusunda speklasyon yaptklar belirli
delillerden hareketle elde ettikleri sonulara gre Tanrya ilikin kendi bilgilerine
sahiptirler. Bu yzden onlarn Tanr hakkndaki doktrinleri byk oranda deiir.
47

Mamafih, her ne kadar biri dierinden farkl dnse de kendi zel gruplarnda
uyumlu olmaya devam ederler. Earlerin Tanrnn ztna ilikin bilgi hakkndaki
argmanlar dorudur; fakat, bu doruluk Mutezile tarafndan pheyle karlanr,
tersi de onlar iin geerlidir. Buna ramen, her ne kadar onlarn nde gelen d-

45
Ftht (O.Y.), V, 147 vd. (68. Blm). Ayn zamanda kr. V, 204 (68. Blmn sonu).
46
Ftht, II, 645; II, 8 vd. (289. Blm).
47
Ftht, III, 402, II, 4 vd. (369. Blm, vasl 20).
124 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


nrleri farkl bak alarna sahiplerse de her biri ayr ayr kendi kiiliklerini Earler
ya da Muteziller olarak muhafaza ederler. bn Arab yle devam eder: Ayn e-
kilde filozoflar da Tanr hakknda ve inan konularnda kendi doktrinlerinde farkl
dnmeye devam ederler. Buna ramen, her grubu bir makm ve bir ad tarafndan
birletirilir. Onlar mezheplerinin (common school) ana ilkeleri konusunda fer ko-
nular bu hususta dikkate alnmaz farkl dnrler. te yandan, Peygamberler,
yce insanlar ve yan sra keif (revelation) sahibi kimselerin ana ilkeler konusunda
farkl dncelere sahip olduklar gzlenmemitir ve onlar Tanr inanc konusunda
da asla herhangi bir pheye sahip deillerdir.
48
Ksacas, Keif ve hd yntemi
tartmay kaldrmaz.
49
Felsefe ise asla tartmasz yapamaz.
bn Arabnin kesin kanatine gre kutsal hakknda yalnzca tek bir hakkat var
olabilir. O, kutsaln dorudan tecrbesinin dnce ve inanlarn farkllamasna
doru sevk ettii ynndeki bir kabuln absrd olduunu dnrd, ki modern
dinler tarihileri byle yapmaya meyyaldirler. Fakat ayet bn Arab kendi konu-
muna saldrlamayacana ikna olmusa, burada yle sorabiliriz, u hlde filozofla-
rn ve yanl fikirli dnrlerin grlerinden niin rahatsz olmaktadr? Bunun
aka cevab udur: bu husus vahiy akl kartl tartmalarnn btnne de uy-
gulanabilir bn Arabnin iddialar gl bir muhlefetle kar karya kald ve o id-
dialarn savunmak ve delillendirmek zorundayd; ayrca bu dierlerinin grlerini
rtmek iin de gerekli bir giriimdi. bn Arabnin kendi cevab ise Fthtn
uzun giriindeki dikkat ekici bir pasajn iindedir. Peygamberlerden tevars edilen
nebev ilme uyan bilgi, yani gerek metafizik bilgi konusu ile ilgilenen bir renciyi
uyarrken ona yle der: Bir problemin filozof, kelmc ya da herhangi bir ilimdeki
aklc tarafndan dile getirildiine rast gelirsen bu durum seni perdelemesin. yle ki
bu bilgiyi zikreden kimse ve muhakkik (truly insightful) sfnin filozof olduunu
syleyebilirsin, nk sadece bir filozof
50
(el-feylesf) bu problemi dile getirmi,
tartm ve ona inanmtr. (Byle syleme) O, (bu konuyu tartan sf) problemi
ondan (filozoftan) almtr ya da (daha nce) bu bilgiyi getiren filozof dinsizdir
(Mslman deildir) diye sfye de dinsiz deme! Arkadam sakn byle yapma! Bu
mantksz bir argmandr. nk btn Filozoflarn grleri doru deildir ve bu
problem onun sahip olduu bz gerekleri de ihtiva edebilir. Bu durum bilhassa,
hikem szler (wise sayings) ve ahlk iffet
51
konusunda (filozoflarn) yazdklar ile il-
gili olduu zaman byledir. Bu belirli problemle ilgili olarak filozofun cmlelerini
benimsemek ve onu doru kabul etmek zorundayz. nk Peygamber ya da (Pey-

48
Ftht, III, 82; II, 15 vd. (322. Blm).
49
Kitbl-Fen fil-Mhede, 8, 1, 8 (Haydarbd 1948).
50
Burada filozof kelimesi el-feylesf eklinde Arapada belirlilik taks olan elif-lam ile
gelmitir. Dolaysyla filozoftan kast edilen Aristo olabilir, fakat bu zorunlu bir karm da
deildir.
51
Harfiyyen evirisi: ehvet ve nefsin tuzaklarndan zde olma.
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 125


gamberin) bir sahabesi veya mam Mlik ya da mam fi veya Sfyn- Sevr de
onu sylemi olabilir. Eer sen onu filozoftan (ifah bir yolla) iitmitir ya da onu
filozoflarn kitaplarndan okumutur diye iddia edip (muhakkik bir sfye saldrr-
san) yalan sylyor ya da cehalet gsteriyor olabilirsin. Yalan sylyor olman, do-
rudan grmediin hlde O bu bilgiyi iitmitir ya da okumutur demendir. Cehlet
ise bu meseleye ilikin doru ve yanl arasnda bir fark gzetemeyiindir. Filozofun
dini olmadna ilikin cmlen ise (bilgi yolunda) sahip olduu her eyin geersiz
olduu anlamna gelmez. Bu durumu akll kimselerin tm hemencecik kavrayabi-
lir.
52

bn Arabnin felsefeye ilikin yaklamnn tm geleri burada bulunabilir.
Akl snrl olsa bile kendisine has bir role sahiptir. Filozoflar tarafndan retilen
etik genel itibariyle itiraz edilebilir deildir. Filozoflar ve aklc teologlar bn Arab
sklkla Earlere ismen, ok sk olmasa da Mutezillere ve her ikisi arasndaki yete-
rince ak olmayan farka atfta bulunur ayrca Earler ilgili grlerinin akla yat-
knl kadaryla dierlerinin bir adm ilerisindedirler
53
tarafndan aklanan metafi-
zik ise genel olarak yanl ve kabul edilemezdir; fakat, ndiren de olsa umut verici
iretleri ierir. Din, yani slm, velev ki bu pasajda din belirlilik taks almadan kul-
lanlm olsun, her ey iin gerek ve balayc ilkeleri temin eder. Filozoflarn slm
gelmezden evvel yaadklar inkar olunamaz bir gerektir ve nitekim Mslmanlar
bal bana filozoflar yetersiz bulmazlar; bununla birlikte onlarn grleri slmla
uzlamadnda onlar doru da kabul edilmezler. Bunlarn hepsi, ayet bir tolerans
deilse geni fikirliliin kayda deer bir grnts anlamna gelmektedir.
54
Tole-
rans, monoteist mistikler iin pek de allm bir durum deildir. bn Arab, slm
inanlarnn, geleneklerinin ve din pratiklerin sdk, hatta tutkulu bir destekleyici-
siydi. Bununla beraber, burada slmda byk felsefe geleneini gsteren bu tr bir
entelektel objektivizme ihtiyac aklayan birisi olarak onu buluruz. Bir liberal
deilse de fakat adanm bir entelektel, kararl, bamsz bir dnr olarak bn
Arabnin kiilii ile iyi bir ekilde uyutuunu gstermektedir.
ktibas olunan pasajdan kan bir sorun ise udur: Burada Filozof kelimesi
ile Aristoya atf yaplmsa ayet, hikmet (wisdom) ve hakm (sage)
kelimelerinin felsefe ile ilikisine dir bn Arabnin grn ksaca tartmak ge-

52
Ftht (O. Y.), I, 145 vd. Ayrca bkz. E. Meyer, Ibn Arab begegnet Ibn Rusd, Zeitschrift
fr Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften iinde, 3, 1986, 291 vd.
53
ada bir kelmc/Ear hakkndaki olumlu bir deerlendirme iin kr. Ftht, IV, 22; II,
12 vd. (416. Blm). Beerin fiillerini yaratmas teorisinden ada bir Mutezilnin
vazgeirilmesi gibi grnen hususa dir bkz. Ftht, II, 182; II, 2 vd. (98. Blm); IV, 179;
II, 12 vd. (534. Blm).
54
Nyberg, burada iktibas olunan pasaja dayanarak, ki o e-arn yoluyla biliyordu, bn
Arabnin onlar hakkati dile getirdiklerinde filozoflara ve Mutezillere kar olmad
sonucuna varmtr. Bkz. Kleinere Schriften, 21, 3. dipnot.
126 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


rekmektedir.
55
Onun zihninde fikir ya da nazar gibi kelimeleri tm beer ilham
olunmam ura tarzlarn artrr; her ne kadar potansiyel dnce farkllklar
ak seik olmasa da bu kelimeler tercihen felsefeden ziyade kelm ile ilikilidir.
Tam olarak Kurnda temellendirilen Hikmet ve hakm kelimeleri, tahmin edilecei
zere bn Arab tarafndan oka ve eitli balamlarda kullanlmtr. bn Arab, bu
kelimeleri ayrca felsefe ve feylesof kelimelerinin eanlamlsym gibi de kullanmtr.
Ayn zamanda onun iin aslnda hikmet bilmenin st bir formuna iaret eder. Onun
dnya grnde hikmet ve bilgi arasnda kastedilen ayrm saptamak bzen
ok zordur. rnein, Kabede mnev bir vkada karlat kimse ona yle sy-
ler: Ben ilim (knowledge), malm (known) ve limim (knower). Ben hikmet, muhkem
ve hakmim.
56

bn Arab hikmeti, Tanrnn lemi ve iindeki her eyi dzenledii bir sistem
olarak trif eder. Bu balamda hikmet, hikmet sahibi insan iin kullanlabilir ve felse-
feye de byk lde benzetilebilir. ok kk sayda deiikliklerle, bn Arab de-
falarca bu tanm tekrar eder. Onun yazd pek ok pasajda ilh ve beer hikmet
arasndaki ayrc izgi yok deilse de silik olarak gzkr, ve hikmet onun tarafn-
dan algland ekliyle de gerekte yledir.
57

Hikmetin felsefeyle, hakmin feylesofla yaygn ekilde bilinen denklii de onun
eserlerinde olduka canl bir konudur. Bir keresinde hkemdan felsifeyi kasdettiini
zellikle ifade etmitir.
58
et-Tedbrtl-lhiyye adl eserinde Secretum Secretorumun ya-
zar olarak el-Hakme atfta bulunur; Fihrisinde Aristonun ismini verir.
59
bn
Arabnin ilimlerle (hatta bzen bu metafizii de kapsar) balantl olarak kelimeyi
kulland yerde hakm kesinlikle filozof anlamna gelmektedir: Zikrettiklerimizle

55
Ukal (aklclar) bn Arab tarafndan filozoflar refere eden bir kelime olarak sklkla
kullanlr; fakat bu, onun eserlerinde pek de nemli bir husus deildir. el-Ukal minel-felsife
(aklc filozoflar) iin bkz. Ftht, II, 619, 1. 8 (282. Blm). Ayrca kr. ileride gelecek olan
yer. Felsifenin hkems iin aada bkz. 65. dipnot.
Kudem (ancients) de yok deildir. Ayrca daha nce geen ifadelere bkz. Ukletl-Mstevfiz
(Nyberg, Kleinere Schriften, 76). kudemul-felsifeye (ancient philosophers) atfta bulunur
fakat tenkitli nerin dipnotuna gre eserin bir el yazmasnda el-felsife kelimesi dmtr;
metnin devamnda da yalnzca kudem kelimesi gze arpar.
56
Ftht (O.Y.), I, 219, I, 6 (1. Blm). Ayrca kr. aada 80. dipnot.
Bir el yazmasnda Fthtta hkem felsife kelimesinin deiik bir okumas olarak
grnr. Ftht (O.Y.), III, 219, I, 3 (28. Blm).
57
Ftht, II, 471, I, 26 (198. Blm, 42. fasl), bu dncenin eitli aklamalar iin rnein
bkz. et-Tedbrtl-lhiyye, 194, II, 12 vd.; Kitbl-Cell vel-Ceml, 13, vd., (Haydarbd
1948); Dvn, 38, I, 20; Ftht, I, 665, I, I; II, 16, I, 16, II, 230, II, 33 vd. (144. Blm); II,
269, I, 16, (166. Blmn balangc), II, 332, I. 22 (178. Blm); II, 668, 1, 21 (193. Blm);
III, 168, II, 6 f (342. Blm); III, 210, 1, 22 (349. Blmn sonu); III, 455, 1, 7, (372.
Blmn sonu); III, 455, 1, 26 (373. Blm); IV, 258, 1, 10; IV, 324, 1, 13 (558. Blmn
sonu). Ayrca bkz. 3. dipnot.
58
Ftht, III, 456, 1, 7 (373. Blm).
59
Fihris, 528 (yukarda 26. dipnot).
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 127


ilgili olarak bizi bilgilendirmektedir, Yolumuzun (way) mensubu olmayan aklc
hakmler (sages) arasnda pek ok dnce farkll vardr. nk kelmcnn ke-
lmc olmas bakmndan bu (fizik) ilimler ile herhangi bir ilikisi yoktur. Hakmde
ise durum bunun aksinedir. Bu kelime metafizik, fizik, matematik (riyz ilim-
ler/propaedeutics) ve mantkn toplam anlamna gelmektedir ve sadece bu drt
ilim vardr.
60
Tabi ki onlarn hepsi felsefe olarak kabul edilen eye aittir. Aslnda,
bn Arab bu konuyu yle ifade eder: Akl bilimler ve zanaatlarn
61
ou ar ve
gl zihin ve dncelerle hakmlerin ruhlar tarafndan kefedilmitir; bununla
beraber, sylemek gereksizdir ki hakk hikmet (real wisdom), lednn ilim
(supernatural forces) olarak gelmitir.
62

Buna ramen bn Arab, her zamanki gibi bu daima zihinde tutulmaldr
hikmet/hakm kelimelerini bilincin daha st bir dzeyi iin ayrmtr. Daha nce de
grdmz zere Melmiyye, gerek hakmler olarak kabul edilmitir.
63
Hakmler,
nebler ve resller arasnda bir yere konulmutur.
64
Felsifenin byk hkems
65

ifadesi, phesiz kendilerinin paylatklar belli gerek bilgiye sahip filozoflardan
zel bir grubu gstermektedir. Bu, hikmet ile felsefenin edeer olduuna ilikin bn
Arabnin dikkatli yaklamnn karakteristik bir zelliidir. bn Arab, felsefede bu-
lunan tartmal metafizik grlerle kendisinin zdeletirilmesinden dolay yanl
bir izlenimi vermekten kanmak iin bu tarz bir dikkatin gerekli olduunun bilin-
cindeydi.
Bu konu, Fthttan bir baka mehur ve ska iktibas olunan bir pasajda
akla kavuur. Bildiim kadaryla bn Arabnin eserlerinin btnnde ismen
belirtilen yalnzca bir Yunan filozof vardr.
66
Burada bn Arabnin tartmas, elde

60
Ftht (O.Y.), IV, 161 (47. Blm) ve 343 (60. Blm). Ayrca bu konuyla alakal olarak
ileriki sayfalara bkz.
Kendilerinin hakmler olduklar dnlen hakmlerin varlndan bn Arab ikyet
etmektedir. (Ftht, III, 508; II, 10 vd. -381. Blm-) Ayrca bn Arab hikmet iddiasnda
buluna aklc dnrlerin de varlndan ikyet etmektedir. Kr. Kitbl-Fen fil-
Mhede, 8, 1, 2. Genelde, limler azdr ve meselelerin gerekte ne anlama geldiine dir
cehlet hkm srmektedir. (kr. Ftht, II, 185, I, 3 -101. Blm-) Bu yaygn olarak
duyulan bir ikayettir. Ayrca aada bkz. 186. dipnot.
61
el-Ameliyye olarak okunabilir.
62
Risle fin-Nefs ver-Rh, thk. M. Asin Palacios, La psicologia segun Mohidin Abenarabi,
Actes du XIV. Congrs International des Orientalistes iinde (Cezyir 1905), Troisime
partie, 163 ve 165 (Nendelnde 1968de yeniden neredilmitir).
63
Bkz. dipnot 2.
64
Kr. Ftht, III, 234, I, 12 (352. Blm)
65
Ftht, III, 37; II, 7 vd., (309. Blm); ayn zamanda Ftht, II, 677, 1, 8 (295. Blm) ve
Felsifenin hkems Ftht, II, 469, 1, 23 (198. Blm, 38. fasl)da. Bununla birlikte, son
pasajda, bn Arab kendisini hakm filozoflardan ve onlarn dnyann balangcna dir
grlerinden ayr tutar.
66
Fthtta bakaca ismi zikredilen Yunanl Galendir. Kr. Ftht, III, I, 13, 1, 6, (330.
Blm)
128 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


edilen tecrbe srecinde gerek fikir (thinking) gerekse zevkin (taste) kendilerine has
belirli bir yere sahip olduklar klasik varsaymndan hareketle balar. Bu durum, ta-
savvuf makmlarda herhangi bir zevke sahip olmayan ilgisi yalnzca madd feno-
menler (bu kimseler ehl-i rsm olarak tanmlanmtr) olan ve akl yrtmeyi kulla-
nan bilginlerce inkr edilir. bn Arab yle devam eder: Onlardan bir kimsenin ta-
savvuf makmlarda bir zevke sahip olmas pek ndir bir durumdur. Hkem (sages)
arasnda, bu zevke sahip olanlardan birisi Efltn- (Plato) lhdir. Onun psikolojik
eilimi, kef ve vcd ehli (people of revelation and existence) ile ilikili olarak e de-
er bulunabilir. Bz mslmanlar Efltn- lhyi sevmeyebilirler. Onlar, onunla
felsefe arasnda bir ba kurduklarndan dolay byle davranrlar. Onlarn bu tavrlar,
felsefe kelimesinin anlamn gzard etmekten kaynaklanr. Hkem, gerekte, Allah
ve her eyi bilen kimselerdir... Hikmet ise nebev bir bilgidir. Feylesof, hikmeti se-
ven anlamna gelir; nk Grekede sophia hikmet ya da baka bir gre(!) gre
sevgi
67
demektir. Dolaysyla felsefe, hikmet sevgisi anlamna gelmektedir. Akl sa-
hibi tm bireyler hikmeti sever. Bununla beraber, ister filozoflar ister Muteziller
isterse Earler olsun ya da baka aklc dnrler olsun, aklclar metafiziin me-
seleleri hakknda doruluklarndan ziyde yanlmlardr. Filozoflarn, yalnzca filo-
zof olarak vasflanmalarndan dolay ayplanmay hak ettikleri zannedilir. Metafizik
meselelere ilikin filozoflarn hatalar ise peygamberler tarafndan alnan vahiyle e-
limelerinden kaynaklanmaktadr, onlar temel ilkeler ve nbvvet ve risletin do-
ruluu konusunda yanl dncelere bavurdular ve bylece kafalar karmtr.
Hikmeti sevdiklerinde fikir yoluyla deil de Allahtan istemi olsalard, her konuda
isabet kaydetmi olurlard. Filozoflarn dndaki Muteziller ve Earler gibi
mslman dnrler ise slm geldikten sonra yaamlardr. O zaman, slm on-
larn zerinde hkmrand ve onlar da kendi anlaylarna uygun olarak slm sa-
vunmaya baladlar. Temelde onlar dncelerinde isabetlidirler. Yalnzca kendi fi-
kirlerinin ve sahip olduklar akl delillerin nda yaptklar bz detaylarn yorumla-
rnda hataldrlar; Allahn hakkatine dir riin bz ifadelerine bavurdular. Keli-
mesi kelimesine anlaldna gre, onlarn ifadeleri mantksz ve akl tarafndan
delillendirilmemitir. Onlara gre, bu durum kfre (unbelief) yol aar... te bu hik-
mettir ve Allah ehli olan nebler ve veliller ise gerek hakmlerdir.
68


67
bn Arab lisnla ilgilenmi ve farkl dilleri konuan pek ok lkeye seyahat etmitir. bn
Arab kez deiik dillerde Tanr kelimesinden bahseder: Ftht, II, 360, II, 9-11 (178.
Blm); II, 683, II. 29-31 (297. Blm) ve III, 300, II, 17 vd. (361. Blm). Ayrca o, et-
Tenezzltl-Mevsliyyede at anlamnda kullanlan pek ok kelimeye de atfta bulunur.
Bkz. Asin Palacios, El mistico Murciano, Boletin iinde, 88 (1926), 583 vd. Bununla
beraber, bn Arabnin yapt filozof kelimesinin etimolojisinin yorumu olduka
gelenekseldir. Bu, ve-kle kelimesinin ve-fl() ve phil(e)nin yanl yazmndan
kaynaklanmaktadr.
68
Ftht, II, 523, (226. Blm).
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 129


Ayrca bn Arab, rasyonalizm ve felsefeye kar belirli bir tr tolerans ve fel-
sef akl yrtmeye gvenebilmeyi dnen kimselerin abalar hususunda anlayl
olmay izhar etmektedir. slm gelmezden nce yaamalarn ve bundan dolay da
hakkatin btnn bilmede baarsz olmalarn hesaba katarak Grek filozoflarn
ve dolaysyla belirli bir dereceye kadar felsefenin kendisini mzur grmek s-
lmda olaan bir eydir. bn Arab kesinlikle bu tarz bir savunma hattn kabul et-
mitir. O, gerek kadim gerekse yakn zamanlardaki filozoflarn kolayca elde ede-
bilecekleri hakkatin btnne ilikin mslman teologlarn yanl anlamaya ve yan-
l yorumlamaya yatkn olduklar metafizik sorunlarda bile hakkatin btnne de-
ilse de epeyce bir doru sezgiye sahip olduklarn kabul etmeye hazrd. bn Arab
zamne filozoflarnn bir tr lgnlk olarak damgaladklar kendisine has hayl
yaklama kar gsterdikleri negatif tavr sonucu hsrana uramsa da,
69
kendisi
filozoflardan bahsederken aalayc nitelemeleri kullanmaz.
70
Hatta iirlerinden bi-
rinde, bir dereceye kadar Aristo ve Earnin kendisi ile hem fikir olduunu ve on-
larn bz ilke ve argmanlarn tashih ettiini iddia etmitir.
71
Genel itibariyle, bn
Arabnin felsefenin trih nemini kavrad sylenebilir. Mnev anlamda seildi-
ine ve kendisine has gerek bir bilgiye sahip olduuna inanan kimseye zg olarak
bn Arabnin felsefenin temsilcilerine ynelik yaklam, onun filozoflara
tenezzlen efkat gsterdii eklinde nitelenebilir. u hlde bn Arabnin kendi
cmlelerinde aklanm olan felsefeye ve filozoflara ilikin yaklam hakknda
bunlar sylenebilir.
Filozoflara, onlarn eserlerine ve grlerine dir bn Arabnin daha baka
pek ok atf, bu izlenimi tasdik eder gibi grnmektedir. u pek de artc gelme-
mektedir: bn Arab Muhdaratl-Ebrr bal altnda telif ettii ve nemli szleri
derledii eserinde isimlerin kullanlmas hususunda Fthta nazaran daha az ke-
tumdur. Muhdarada sklkla hikem szler (wise sayings) ve Hipokrat, Aristo, onun
rencisi Byk skender, Pisagor, Sokrat ve Platon gibi isimlere atfedilen hikem
szler iktibas olunur. Bu szlerden bzlar Fthtta da herhangi bir kimseye nis-
pet edilmeksizin tekrarlanr.
72
Genellikle filozoflar olarak tannan mehr
mslmanlarn Muhdara da bile ismen zikredilmemeleri tesadf bir durum deil-
dir. bn Snya ait nefs hakkndaki iirin balangcnda yazarna ilikin ak bir atf

69
Ftht, II, 591, stte (275. Blm). Bu pasaj M. Schreiner tarafndan e-arnden
alntlanmtr, bkz. Beitrage zur Geschichte der theologischen Bewegungen im Islam
ZDMG, 52 (1898), 527, n. 1, Gesammelte Schriftenin iinde yeniden yaymland. Ed. M.
Perlmann, 428, n. 1 (Hildesheim-Zrich-New York 1983). e-arn, sonunda chil olduklar
iin filozoflara saldrarak iktibs geniletir.
70
Bkz. bu hususta daha nce geen ifadelere.
71
Dvn, 466, II, 17 vd.
72
125. dipnota bkz.
130 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


olmakszn, basite ulem arasnda mehr bir iir eklinde nispet edilerek su-
nulmutur.
73

Tarafmzdan ncelikle filozof olarak bilinen bn Bccenin ismi bn Zhr ile
birlikte Fthtta bir anlat dolaysyla zikredilmitir. Anlatnn konusu, onlarn bo-
tanik ve farmakolojideki kiisel uzmanlklardr; fakat bu anlatlrken bn Bccenin
filozof olduuna ilikin bir m sz konusudur. bn Bcce, bitkiler hakknda bn
Zhrden szde daha fazla bilgiye sahip bir kii olarak farz edilir. Aslnda ana konu
bu deildir. O doa bilimlerinde (physics) bn Zhrden daha iyidir.
74
nk bn
Arabye gre doa bilimleri felsefenin bir parasyd. Baka bir vesile ile, hem erat
koymayan fakat erat koruyan hem de insann kalbini ve ahlkn koruyan eyhleri
doa bilimcilerinin kart olan hekimlerle karlatrr. Hekim doay insann be-
denini ynetmesi bakmndan bilirken doa bilimci bir hekim olmasa bile doay
genel anlamyla bilir.
75

Batalyevsnin yalnzca felsef almalarna atf yapmasna ramen bn Arab
Batalyevsden sz ederken, onu bir filozof olarak dnmemitir.
76
Ayrca bn
Arabnin bir mtekellim olarak byk ada Fahreddn er-Rz ile de ilikisi ak-
tr.
77
bn Rdn sregelen hreti kendisinin felsef almalarna dayanmaktadr;
fakat, bilebildiimiz kadaryla, gen bn Arabnin onunla karlamas, tam anla-
myla tasavvuf mertebeye dirdi. Her ikisinin karlamalarna ilikin bn Arabnin
rivyeti umut verici tasavvuf bir anekdotu retme havasna sahiptir. Bu rivayeti
olduu gibi almak epey zordur. bn Arab gncel bir olay ina etmi olabilir; fakat
o veld muhayyilesi tarafndan alp gtrlmektedir.
78
bn Arabnin, bn Rdn

73
Muhdaratl-Ebrr, I, 362, (Khire, 1972). Eserin muhakkiki dipnotta sz konusu iirin
airinin bn Sn olduuna deinir.
74
Ftht, II, 442, I, 30, 443, 1, 2 (198. Blm, 21. Fasl) eviri M. Asin Palacios, Avempace
botanico al-Andalus, 5, 1940, 257 vd. bn Bccenin mezar Feste bn Arabnin dedesinin
mezarnn yanndadr. Bkz. bn Eb Usaybia, Uynul-Enb, II, 63, II, 29 vd. (Khire-
Kningsberg 1882-84).
75
Ftht, II, 365, 11, 3-5 (181. Blm). Tpla balantl olarak tabat kelimesinin oul
kullanm ile ou kez bedendeki drt temel salgya atf yaplr, fakat burda bu anlam kast
etmek mmkn deildir.
76
Ftht (O.Y.), III, 195, (25. Blmn sonu). Eserin muhakkikinin belirttiine gre,
Batalyevsnin Hadikna zellikle drdnc blmne atf yaplmtr. Tahkikli nerin
giriininde ve eserin evirisinde (al-Andalus, 5 [1940], bkz. Obras Escogidas, II-III, 496
[Madrid 1948]) M. Asin Palacios, Hadik sayesinde Batalyevsnin bir filozoftan ziyade
filologist olarak tasnif edilebileceini syler. Bununla beraber, Batalyevsnin el-Mearrye
yapt erh, onun dikkate deer bir felsef ilgisiye sahip olduunu gstermektedir. (Bkz., 92.
ve 172 dipnot). Kr. E. Tornero, el-Qantara 5, (1984), 15-31.
77
Bkz. Fthttaki atflar, O. Y., III, 54 vd. (17. Blm), IV, 118, (46. Blm), Ayrca bn
Arab ahlk ve ftvvete dir rislesinde Rzye hitap eder (Ftht (O. Y.), IV, 55 f, [22.
Blm]). Tanrnn bilgisine dir tartmay ieren ve Rzye yazlm risle iin bkz.
(Haydarbd 1948) 98. dipnot.
78
Ftht (O.Y.), II, 372 vd., (15. Blm). Son evirileri H. Corbin, LImagination cratrice,
bulunmaktadr, ngilizce evirisi iin bkz. 41-43; R. J. W. Austin, Sfs of Andalusia, 23 vd.,
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 131


felsef eserlerini mtala ettiine dir herhangi bir delile sahip deiliz; gene de en
azndan onun, bu eserlerden bzlarn bildii hususunda gl bir hipotezden sz
edilebilir.
79

bn Arabnin teknik felsef yazlarla olan mevcut tankl salam bir ekilde
delillendirilemez. Tpk M. Schreiner zamannda olduu gibi, Liber de causis ya da
Aristonun Theologysine atf yapmak ve bu yzden bn Arabnin Mutlak yi ya da
bilgi, bilen ve bilinenin zdeletirilmesinden bahsettii zaman sz konusu eserleri
okuduunu m etmek pek kabul edilebilir bir durum deildir.
80
Btn bunlarn
hepsi, onun zamannda entelektellerin tmnce paylalan genel bilgilerdi. bn
Arab bilginin boyutuna dir grn srekli tekrarlamtr. Mutlak yi teri-
mini neredeyse hi kullanmamtr; fakat bu terimden de haberdr olduu aktr.
Bunun tesinde, yokluu mutlak ktlk
81
ya da hakkati mutlak nr ve muhli
(absurd) mutlak karanlk olarak grd kendisine zg tanm yer almaktadr.
82

bn Arab, sz konusu eserlere eriip onlar bulduysa, bu eserleri pekala oku-
mu olabilir; fakat bunu ok fazla zikretmedii zaman, byle yaptna ilikin ortaya
koymu olduu delil, onun tam bir ekilde iktibasta bulunduu kimselerin kimlikle-
rini saptamay gerektirir. Bildiim kadaryla, Theology ya da Liber de causis gibi felsef
eserlerdeki pasajlarn byle bir kimlik saptamas henz yaplm deildir.
83


(London 1971); E. Meyer, age., (52. dipnot), 281 vd. Her ikisinden dolay genellikle bu
mehur blme atf yaplr. rnein kr, EI2, bn Arab ve bn Rd maddeleri.
79
Nyberg, Kleinere Schriften, 24, bn Arabnin kendi kaynakasndan (el-Fihris) iktibasla ve
grnte bn Sebli dzelterek bn Rd eklinde okumasnda, bn Arabnin bn
Rdn fkh eserlerini okuduu tespit eder. Bununla beraber, el-Fihrisin Abdurrahman
Bedev tarafndan al-Andalus, 20, 1955teki 116. nerinde bn ibl eklinde okur ve form
itibari ile grnte yakn benzerlikler olmasna ramen onu bn Rdle irtibatlandrmaz.
Daha garib bir durum ise Nyberg tarafndan zikredilen fkh eserinin bal Bedevnin
tahkkindeki ipular ile ayn dnceyi paylamaddr. bn Rd (ya da onun dedesi)
deilse bu kiinin kimlii ispatlanmaya ihtiya duyacaktr.
80
Kr. M. Schreiner, age. (70. dipnot), 526, Gesammelte Schriften, 427. Mutlak yi ve bilgi vd.
hakknda Schreinerin referanslar iin srasyla bkz. Ftht, III, 315, 1, 9 (364. Blm) ve
Ftht (O.Y.), II, 82, (2. Blm, 3. Fasl) [Ayrca bkz. 56. dipnot]. Benzer ekilde
kaynaklarn kolayca zdeletirilmeleri iin ayrca bkz. 96. dipnot.
81
Ftht (O. Y.), I, 212, 1, 14, buradan devamla Ftht, I, 17-213, 1, 3: Hak yolunun bir
yolcusu nur ve zulmetteki bir mnzelede uzun bir sohbette bize yle syledi: Hayr varlkta,
er yokluktadr. Bylece Hakkn herhangi bir snrlanma (restriction) olmakszn Mutlak
Varlk olduunu bildik. Hak, kendisinde er olmayan mutlak iyidir. Bunun mukabili ise hi
bir iyiliin bulunmad mutlak ktlk olan mutlak yokluktur. te bu onlarn Yokluk
mutlak ktlktr ifadelerinin anlamdr.
82
Ftht, III, 274, II, 28 vd. (360. Blm).
83
bn Arabnin muhtemel kaynaklarnn tam olarak saptanmas ok zordur. Onun bn Meserre
ile olan ilikisini tartan gzel bir rnek iin bkz. R. Arnaldez, EI2, III, 871 vd., Ibn Masarra.
Nybergin bn Arabnin, Tanrnn kozmik emas, ilk akl vb. konularda onun dorudan
kayna olarak Resil-i hvn- Safya sahip olduu iddiasn da mantkl bir ekilde
kantlamak epey zordur. Bkz. Kleinere Schriften, 145.
132 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


bn Arab bize, bir keresinde Marchenada [Mernetz-Zeytn] birisinin sa-
hip olduu el-Mednetl-Fzla isimli bir kitab grdn sylemektedir. Kitabn
iindeki lemde bir tanry nasl varsayabileceimize dir fikir yrtmeliyiz cm-
lesini fark etmitir; yazar mezkr cmlede Allah deil ilh kelimesini kullanmtr.
Buna binen bn Arab hemencecik nefretle kitab sahibine geri verdi ve asla o ki-
tapla bir daha karlamad.
84
Frbnin Aru Ehlil-Medinetil-Fzlasnda, lk
[Neden]den bahsettii blmde byle bir cmle yer almamaktadr. Hatta ilh ya da
Allah kelimeleri onun eserlerinin hi bir yerinde (ya da Frbnin siyset felsefesi
eseri Fuslde) yer almaz. Sz konusu yazarn baka birisi olduu kantlanmadka,
bn Arabnin zihnindeki kii Frbdir; dolaysyla Frb saf d edilmitir,
Frbnin Tanrya yapt atftaki noksann bn Arabyi kzdrd ve hareketli mu-
hayyilesinde bu gerei arptt varsaylabilir. bn Arab daha sonra hayatnda bir
kez el-Mednetl-Fzlaya tekrar mracat etmi olsayd Frbnin almalarna kar
isteksiz olmayabilirdi. Her hlkarda, iktibas olunan pasaj bize bn Arabnin mev-
cut siyset felsefesi literatrne dir mlumtnn kapsam hakknda pek fazla bir
ey sylemez.
bn Arab tarafndan alnt yaplan felsef almalardan birisi de siyset bili-
mine dir bir eserdir. Bu onun et-Tedbrtl-lhiyyesinin ana kaynan oluturan
Secretum Secretorumdur. bn Arab, bu almann Byk skendere hitben kaleme
alnan Aristonun zgn bir eseri olduu fikrine sahiptir.
85
Bu konuya dir ileriki
sayfalarda daha fazla bilgi verilecektir. bn Arab, Tedbrt yazarken harcad va-
kitten ve beer ve beerin dnyev ileriyle megul olduundan tr pr metafizik
urasna ara verdii iin daha sonra piman olmu gibi grnmektedir; o, bunlara
bile mnev bir anlam katmaktadr. Mehd ya da Hatml-velye gibi daha byk
konular tartmay ihmal ettiinden dolay bunun kendisi iin yanl olduu kan-
sndadr ve bu pimanl Kitbu Anki Murib f (marifeti) Hatml-evliy ve emsil-
Marib adl eserinde telafi etmeye almtr.
86
Secretum Secretorum, tesadfen, bn
Arabnin harflerin srr ve fizyognomi gibi dier esrarl konularda byk ilgisini
tahrik etmitir; muhtemelen bn Arab, sonraki konulara ilikin de monograflar
hakknda ek okumalar yapmtr.
87

Dorudan iktibas edildii varsaylan bir dier felsef balk ise hl mulak
kalmaya devam etmektedir. bn Arab felsefeden bahsettii zaman genellikle kendi-
sinin tercih ettii bu mulaklktan tr de zorlanmaktayz. Fthtn giriinde,

84
Ftht, III, 178, I, II, (344. Blm). Karlamad yerine daha az olas bir tercme de
onun zerine almad eklinde yaplabilir.
85
Bkz., 59. dipnot.
86
Eserin giriinde bunlar ifade edilmitir. Bkz. bn Haldn, Mukaddime evirim, II, 189, 960.
dipnot. Eserin neirlerinin varl konusunda, muhtemelen yanllkla, phe duymaktaym;
fakat hl onlar benim iin eriilemez olarak bkdirler.
87
Kr. Fthtta firset tartmas, II, 235-41 (148. Blm).
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 133


lemin unsurlarnn yapsn, drt elementin temeli ve asl (origin) olan beinci bir
mevcutla (existent) aklayan doa bilimcileri arasndaki gr farkllklarna deinir.
bn Arab, el-Hakmin Ustukusstta (fil-Ustukusst) beinci elementten bahsettiini
ifade eder.
88
Buradaki f harf-i ceri belirsizlik tamaktadr. Asin Palaciosa gre o
kitabn baln gstermektedir.
89
Balamda bu mmkndr; nk bn Arab,
onu (kitab?) kendisine okuyan ve sahip olduu kef cihetinden konuyu, kendi-
sine yorumlamasn isteyen bir tp rencisinden konu hakknda rendiklerini
aklamaya devam etmektedir. Beinci sma ya da beinci ousiann
90
varl teorisi
yaygn olarak Aristoya atfedilir, ki o bunu asla ak bir ekilde zikretmemitir
91
ve
hi bir Aristocu peri stoichein da ima etmemitir (bundan baka, tam bir umutsuz-
lukla, stoicheia iin harfler kelimesinin anlamn varsayabiliriz ve bn Arabni
zihninde Metafizikin Arapa ismi olarak Kitbul-Hurfun [Book of Letters] oldu-
unu varsayabiliriz, ve byle bir varsaym onun iin ok fazla bir gvenilir deildir.).
Mslman dnyada, beinci elementten daha ok beinci tabat (nature) olarak bah-
sedilir.
92
Elementlerin says, tr ve hiyerarisi konusunda filozoflarn farkl dn-
celere sahip olduu bilinmekte ve elementler kadim bir balangcn varl olarak
tannmaktayd.
93
bn Arabnin bilgi kayna bir tp rencisi olduundan dolay
Kitbul-Ustukusst yazann bir hekim olduu dnlebilir ve shk b. Sleyman el-
srilnin (Isaac Judaeus) ismi akla gelebilir; bununla beraber en azndan onun eserle-
rinden muhafaza edilen ve bilinenleri, beinci tabat ihmal etmitir.
94
Sonu olarak,
kuvvetle muhtemeldir ki f harf-i ceri kitabn balndan ziyade el-Hakm tarafn-
dan tartlan konuya, yani elementlere, iaret etmektedir. Burada bn Arabnin, hi
phesiz muhitinde genel bir bilgi olan bir eyi renirken aknlk gsterdii fark
edilmelidir; ayrca bn Arab o eyin benzerlii ve deersizliinden de haberdrdr;

88
Ftht (O.Y.), I, 250.
89
Kr. M. Asin Palacios, El mistico Murciano, Boletin iinde, 87, (1925), 161 vd.
90
Sma iin bkz. Pseoudo-Plotarch, Placita, I, 3, 22 ve II, 20, 11; Plotinus, Enneads, II, I, 2;
Placitann Arapa evirisi, II, 20, II, sma karlnda unsru kullanmtr. Ousia iin bkz.
Simplicius tarafndan Physicse yaplan erh, ed. H. Diels, 1165, II, 21 vd., (Berlin 1895,
Commentaria in Aristotelem Graeca, 10) ve Philoponus tarafndan yaplan erh, ed. H. Vitelli
(Berlin 1887, Comm. ... 16).
91
Aristotle, De Caelo, 270
b
, 21-22, en st blmde drt elementten ve eserden bahseder. bn
Arab de sifer ve eserden bahsetmitir. Bkz. 95. Dipnot, kr. Daiber, 106 vd.
92
rnein kr. Resilu hvnis-Saf, II, 39 vd., (Khire, 1347/1928); el-Bkilln, Temhid, thk.
R. J. McCarthy, 45 (Beyrut 1957); el-Batalyevs, erhul-Muhtr Min Lzmiyyti Ebil-Al,
thk. Hmid Abdl-Mecd, I, 189, (Khire 1970); Ayrca bkz. Paul Kraus, Cbir b. Hayyn,
II, 152 vd., (Khire, 1942-43, Mmoires de LInstitut dgypte 44-45).
93
Bkz 96. dipnot.
94
Kr. Saloman Fried tarafndan yaplan brnce metnin tahkikli neri ve Jacob Guttman, Die
philosophischen Lehren des Isaak Ben Salomon Israeli (Mnster, 1911, Beitrage zur
Geschichte der Philosophie des Mittelalters 10, 4). Ayrca bkz. A. Altmann ve S.M Stern,
Isaac Israeli, 47f (Oxford University Press, 1958); A. Altmann, Isaac Israelis Chapter on the
Elements, Journal of Jewish Studies, 7 (1959), 31-57.
134 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


onun dramatize etme temaylnden dolay aknl da yapmack ve kkrtc ol-
maktayd.
Daha sonra Fthtta, bn Arab beinci tabat kavramna atf- nazar eder. O,
bu konuyu aksiyomatik bir mesele olarak ele alr ve zellikle de hi bir kimseye da-
yandrmaz: Drt anaya dir daha nceden bir bilgimiz olmasa idi beinci tabat
olan feleklerin (spheres) doasn asla bilemeyecektik. Bu analarn znde bulun-
mayan hkmlere (rules) bal olan tabatlarn dnda kalan felekleri farkettiimiz
zaman [hava ve] esirde gerekleen ulv (athmospheric) hareketten beinci tabatn
varln anlarz; benzer ekilde sfl (terrestrial) hareket de su ve topraktadr.
95
bn
Arab, deiik ekoller tarafndan kabul edilen alt farkl teoriye ayrd bir pasajda
madd dnyadaki drt element konusuna yeniden dner. leri srd kendi gr-
ne gre, drt elementin ilkesini ekillendiren ve tabat (nature) olarak isimlendi-
rilen beinci bir temel ilke doru bak asdr.
96
Btn pasajlarda bn Arabnin
bilgilerinin ayn kaynaktan gelip gelmedii belli deildir. Bununla beraber, belki de
bu, bn Arabnin aklnda bizim sahip olabileceimiz belirli bir felsefi eseri tutuyor
olmasnn uzak ihtimal gzkmesinden dolaydr.
bn Arabnin felsef konulara dir cmlelerinin btn hakknda bu durum
pek deimez. Felsefenin kabul edilmi tm blmleri onun eitiminin geri pla-
nnda canl bir ekilde bulunmaktayd. Bu konulara deinmek onun iin neredeyse
kanlmaz bir eydi.
97
bn Arabnin, onlar hususundaki tavrnda gzlenen mulak-
lkta olduu gibi dier dnyev bilgi alanlar da Fahreddn er-Rzye hitaben yazd
rislesinde gzel bir ekilde aklanmtr: Akll kii, zn kemle erdirmeye yar-
dm edecek ve her nereye giderse kendisine elik edecek ilimleri tahsil etmelidir.
(Kendisini kemle erdirecek ve kendisine elik edecek) tek ilim ise vehb ve mhede
(direct witness) yolu ile elde edilen Allahn bilgisidir. Mesel tp ilmine yalnzca
hastalklar ve illetler leminde ihtiya duyulur. Hastalklarn ya da illetlerin olmad
bir dnyaya gittiin zaman, tp bilgisi ile kimi tedavi edeceksin? Akll kii onu -
renmek iin aba sarfetmez, velev ki onu (ilh bir vehb olarak elde eden) peygam-
berlerin tbb olarak (ilh) vehb yoluyla elde etmi olsun. Ayn durum hendese
(geometry) iin de geerlidir. Ona ancak lm dnyasnda ihtiya duyulur. Oradan
ayrldn zaman onu dnyasnda brakrsn ve nefs yannda hi bir ey olmakszn

95
Ftht (O. Y.), II, 86 (2. Blm, 3. Fasl) Analar ve Direkler hakknda bkz. dipnot 138.
96
Ftht, (O. Y), II, 309 vd., (11. Blm). lk element iin Greke uygun olan isimler M. Asin
Palacios tarafndan sunulmutur, Mohidin, Homenaje, II, 252. Fthta dayanarak, II, 677,
1, 23, (295. Blm); ve Muhammed Gallb, Kitbut-Tezkr iinde (Yukardaki 28. dipnot),
190 vd. Ayrca zet olarak slmda beinci tabat hakknda bkz. S. Pines, Beitrage zur
Islamischen Atomenlehre, 43, 1. dipnot, (Berlin 1936).
97
Kr. M. Asin Palaciosun zet cmlesi, Mohidin, Homenaje, II, 254: Nuestor mistico habla
de todo: de fisici y de logica, de metafisica y de religion, de astronomia y de moral, sin order
ni concierto... (!) Ayrca bkz. bu konu ile ilgili gelecek olan sayfalar.
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 135


gp gider. Ayn ey nefsin br dnyaya gittiinde terkedecei ilimlerle uramak
iin de geerlidir. Bu yzden akll kii, ancak kendisine zorunlu olarak ihtiya duya-
ca ilimleri elde etmelidir. Bilakis, o kendisi gp gittii zaman kendisi ile birlikte
gelecek olan ilmi elde etmek iin aba sarf etmelidir. Bu, zellikle iki ilimden iba-
rettir: Allahn bilgisi ve hiretteki mevtnlarn (homesteads) bilgisi.
98
Baka bir
yerde ise bn Arab, hakmlerin elde ettikleri ilimlerden bhaber olduklarn ifade
etmitir.
99

Mantn felsef kanunlar, matematik, fizik ve metafizik bilimleri bn Arab ta-
rafndan kabul edilmitir; lkin onlarn hepsini metafizie tabi olarak grmtr ve
mutluluu verecek olann ise aritmatik, geometri ya da astronomi deil yalnzca
Tanr bilgisi olduu kanaatindedir.
100
Teknik terimler, her bilimde yerine getirdikleri
ayrcalkl ve gerekli bir ileve sahiptirler; tasavvuf da kendisine has terimlere sahip-
tir.
101
Bir bilimin terminolojisi, onun deneyimli pratisyenlerince renilmek
zorundadr. Bu filoloji,
102
gramer, geometri, aritmatik, matematik bilimler (telm),
kelm ve felsefe iin geerlidir. Bununla beraber, ehlullah iindeki sdk mrd (true
novice), ilk nce kendi biliminin teknik terminolojisini talime ihtiya duymaz. O, bu
terminolojiyi keif yoluyla bilir.
103

bn Arabnin eserlerinin tamam znde bir epistemolojiye sahip olmasna
ramen, bn Arabnin eserlerinde mantk ve mantklar ak bir ekilde sklkla
anlmazlar. Tanr bilgisi ve Kurana ak seik bir ekilde vurgu yapmak ve mantk
kanunlar (logical canon) takip etmeyen ve hi bir mzn (scale) tarafndan kontrol
altna alnmayan
104
bilginin snrsz alanlarnn zerinde durmak bn Arab iin ok
nemlidir. Her ey bir mzna sahiptir ve Akln elindeki mnlarn mzan ise man-
tk diye isimlendirilir ve mzn iin ncl olarak adlandrlan iki blm vardr.
105

Buna ilveten Fthtta baka bir yerde, bn Arab doru bir sonucu veren yanl
ncller rneini derc eder: Her insan tatr her ta hayvandr bundan dolay,
her insan hayvandr, ki bu da tabi ki dorudur.
106


98
Risle ilel-mm er-Rz, 6 (Haydarbd 1948), Ayrca bkz. Ftht (O. Y.), III, 83, II, 11
vd., (19. Blm).
99
Dvn, 97, I, 20.
100
Ftht, IV, II, 11 vd., (533. Blm).
101
Ftht, II, 636, II, 21 vd., (287. Blm). Bu pasaj, gramer, aritmatik, geometri, tp, kelm ve
fkh da ieren filoloji yoktur bunlarn iinde- farkl bir bilimler listesi sunar. Bkz. 102.
dipnot.
102
Nahv kelimesinin yannda kullanlanan mantk kelimesi bn Arab tarafndan kast olunan
anlam ile burada grnr ve bn Arab bu kelime ile mantklar kast etmez. Ftht (O. Y.),
II, 58, II, 7 vd. (2. Blm, 2. Fasl).
103
Ftht (O. Y.), IV, 276, (54. Blm).
104
Ftht, III, 200 vd., (348. Blm).
105
Ftht, III, 6, 11, 16 vd. (300. Blm).
106
Ftht, III, 353, II, 9 vd. (367. Blm).
136 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


Kymet gnne kadar olacak tm zamanlar da kapsayan on kategori nurlar
ve karanlk leminde, latif, kesif, basit, bileik, cevherler, arazlar, mekanlar, zaman-
lar, izafetler, nitelikler, nicelikler, konumlar, failler ve edilgenlikler gibi tm merte-
beler
107
iin geerlidir. Bununla beraber on kategori tam anlamyla maklt olarak
iaret edilen bu gerein
108
zn ihtiva etmez. Ve pek ok kez bn Arab tarafn-
dan mtala edilen nemli bir Kuran yetine gre Onun bir benzeri yoktur (r,
42/11) olumlu deil, fakat yalnz gerek olumsuz bir ifade Tanr hakknda kulla-
nlabilir; ilk sekiz kategori nasl, nerede, ne zaman, vaz, grelilik, araz, cevher ve
ne kadar Tanr iin geerli deildir. On kategoriden geriye yalnzca kesin bir
edilgenlik ya da belirli bir fil (concretely substantial agent) ya da baka bir deyile
bilinmeyen bir filden (unknowable agent) ortaya kan grnen bir fiil (visible activity)
kalr. Onun eseri (influence) grlr fakat haberi (predicate) tannmaz, hakkati
(ayn/concrete substance) bilinmez ve var oluu (kevn/mode of being) mehul-
dr.
109
zetle, onun metafizik varsaymlarnn ne kt noktaya kadar Aristocu
mantn bn Arab tarafndan kesinlikle kabul edildiini apak bir ekilde ifade
edebiliriz.
Felsefenin itiraz edilemeyen bir blm olan ahlk bilimi, daha kesin bir e-
kilde bn Arab tarafndan tartmasz olarak benimsenmitir.
110
Sklkla vurgulanan
tasavvufun nitelii olan zel ahlk gereinin dnda, burada metafizik meseleler
kayda deer bir oranda zorla dahil olmazlar.
111
ounlukla onun deti olan belirsiz-
likle beraber, genel itibariyle Grek felsefesinden intikal eden nefsin ksmlar hak-
kndaki teorileri tamamen kabul eder.
112

bn Arabnin ifade ettiine gre hakmlerce nefs-i ntka diye adlandrlan ve
Kurn ile sflerin farkl dndkleri fakat edeer niteliklere sahip olan
113
nefs-i
ntka, nefsin kontroln ele almak iin tehdit eden tabi arzulara kar, beere onu
mmkn klma amacndan dolay yaratlmtr.
114
Ayn zamanda bu, insann
gzelliinden ve duyular yoluyla doadan elde edilen uygun bir mutluluk iin doru

107
Ftht, II, 304, II, 14-18 (177. Blm). Ayrca bkz. Nyberg, Kleinere Schriften, 33 vd.,
nd-devir ile balantl olarak.
108
Ya da el-Hakk, Ftht, II, 319, 1, 25 (177. Blmn bitiinde)
109
Ftht, II, II, 29-33 (127. Blm). Ayrca bkz. aada bu konu ile ilgili gelecek olan sayfa.
110
Kr. 51. dipnot.
111
Kr. 8. dipnot.
112
Historie et Classification, 493, no, 745de Osman Yahy tarafndan listelenen, amda
neredilen almann bal Risletl-Ahlk olarak gsterilmise ki bu yukarda 14 nolu
dipnotta tartalan Felsefetl-Ahlktan farkl olarak grnmektedir bu bakmdan bn
Arabnin ahlka ilikin geleneksel yaklamn ispat edebilir.
113
Risle f Marifetin-Nefs ver-Rh, thk. Asin Palacios, La Psicologia 153 (62. dipnot).
114
Ftht, II, 319, II, 13 vd., (177. Blmn sonu)
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 137


aratr.
115
Cismn hayvn nefsin aksine, nefs-i ntka hem bu dnyada hem de te
dnyada mutluluk anlamna gelmektedir.
116

Hikem szlerle sunulan populer ahlka ortaa dncesinde sk sk rastla-
nrd ve bu konulardan bn Arabnin eserlerinin fri olmas pek dnlemezdi.
Hikem szler formunda tavsiyeler
117
(Vasy min mensril-hikem ve meysril-
kelim) balna tahsis edilmi Fthtn uzun blmn sonlandrd ksmda
susmann faydalar gibi pratik ahlkn gzde konular yer almaktadr. rnek olarak
Dilden daha fazla hi bir ey hapsi hak etmez.
118
cmlesi verilebilir. Ayrca bn
Arab, Pers, Hind, in ve Bizans kralna atfedilen susma hakkndaki drt cmleyi
iittiini hatrlar. Bu olay, Feste 30 yann ncesinde gereklemitir. bn Arab
szleri u ekilde rivyet eder: Bir yaydan atlm gibi drt kral drt cmle kur-
mutur. Kisr Sylediim eyden ziyade sylemediklerimi daha iyi reddedebilirim
demitir. Hind kral Bir ey sylediim zaman o bana sahip olur, hlbuki daha nce
ben ona sahiptim. demitir. Rum kral Kayser Sylemediim bir ey hakknda hi
pimanlk duymadm bilakis sylediim eyler hakknda pimanlk duydum. demi-
tir. in kral ise Sylenilen eylerin kbetleri sylenilmemi eyler hakknda pi-
manlk duymaktan daha gtr. demitir.
119

Szleri kimlerin sylediine ilikin atflar pek ndirdir
120
, hakmlerden birisi
eklinde genel olarak ifade edilir. Bunun iin rnek olarak Muhadarada iktibas edi-
len u sze baknz: Hakmlerden birisi yle syler: Bildiklerin hakknda chil ola-
rak dnlmeyesin diye bilmediin ey hakknda konuma!
121
Platoncu
Bilmediimi biliyorum hakmin drt kat tanmna bir referans olarak byle bir
formda ispat- vcut etmektedir ki bu unu kapsar: Bilir fakat bildiini bilmez.
122


115
Ftht (O. Y.), 61, II, 5 vd., (65. Blm) bn Arab, hazz ve acy karlatrmal olarak
tartt bir ka vakada geleneksel izgiyi takip eder.
116
Ftht, III, 262 altnda (358. Blm), nefs-i ntkann vld bir ilhi, birinci tekil ahs
olarak, Dvnda 37. sayfada yer alr.
117
Bkz. Ftht, IV, 549, II, 23 vd..
118
Ftht, IV, 450.
119
Ftht, IV, 549, II, 25-29. Bizans imparatorunun szn Simonidese nispet edilmektedir,
Plutarch, de garrulitate, 515A. Drt () kralnn szlerinin deiik formlar iin bkz. rnein
el-Beyhak, Mehsin, thk. F. Schwally, 424 vd., (Giessen 1902); tarihi el-Heysem b. Adyi
kendi kayna olarak gsteren = Pseudo-Chiz, Mehsin, 21 (Beyrt 1955); el-Va,
Muva, thk. R. E. Brnnow 10 (Leiden 1886); el-Mbeir, Muhtrul-Hikem, thk.
Abdurrahman Bedev, 299, (Madrid 1958)= F. Rosenthal, The Classical Heritage in Islam,
126, (London 1975); bn Hamdun, Tezkire, 75 vd.. (Khire, 1345/1927); el-bihi, Mustatraf,
I, 101 vd., 13. Blm (Bulak 1298).
120
rnein bkz. 66 dipnot ve 125. dipnot.
121
Muhdaratul-Ebrr, I, 480, (Khire, 1972).
122
Ftht, III, 22, II, 12f (305. Blm).
138 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


Bu bir tartma biiminde de birletirilmitir: Bir ey bizzat kendisinin chili olmaz
fakat kendisini bildiini de bilmez
123

Felsefe ve ahlkn nemli blmlerinden birisi olan siyset bilimi de bn Arab
tarafndan hikem szlerle dile getirilir. Hakm skendere yazd baln
Fthtn tavsiye blmnde okuyoruz: Bilesin ki gnler her eyde etkindir, her
eyi deitirir, her eyi eskitir, fiilleri ldrr; insanlarn kalplerinde yerleen eyler
bunun istisnsdr. Bu yzden sana iyi bir htra brakacak senin eyleminin cmert-
lii ve senin eserinin erefi olacak ebed ak onlarn kalplerinden skp al.
124

Bakalarnn siyas kontrol bir kimsenin kendisini kontrol etmekle balar ahlk
ve hikem siyset literatrnn zgn konularndan birisidir. Platon Kendisi ile
balayan ve kendisini kontrol (sasaha) altna alan kimse insanlar kontrol (siyset)
etmeyi elde eder. ve Aristo heveskr politikaclara Kendi menfaatin iin kendini
gelitir; bylece insanlar, seni takip edecektir
125
diye tavsiyede bulunmutur.
bn Arabnin Secretum Secretorum
126
ile olan tankl, onu ortaa insann
bylemek iin gerekli olan tm ierie sahip bir furstenspiegel (siysetnme) ile iliki
kurmaya sebebiyet verir. Secretum, reel-politik ile bilim, hurafe ve majiyi kaynatrm-
tr. Ayn zamanda bu eserde, felsefenin zgn bir blm olarak dnlen ve bn
Arab tarafndan da kesinlikle benimsenen bir lem telakkisini ieren bir
mikrokozm olmas ynyle insan motifi ayrntlar ile ele alnmtr. Secretuma ek
olarak, siyset felsefesine dir topya eserleri, bn Arabnin imajinatif gerek
yeryzn (true earth) buras fantastik bir ynetim dzeni ile, yeryz ve cennet
arasna yerletirilmi fakat cennetten bile daha stn byk ideal bir lkedir yeni-
den inda katkda bulunabilirler.
127

bn Arab tarafndan srekli olarak retilen siys-felsef bir niteliin en nemli
ayrt edici zellii, bir yanda er hukuk te yanda kendisinin hikem siyset
(wisdom politics) ve hikem nevmis (wisdom laws) olarak adlandrd ey arasn-
dadr. Ona gre, Tanr tarafndan salanan iyi ynetimin kurallar iki ekildedir:
Onlardan birisi, ki hikem siyset diye isimlendirilir, tabat tarafndan byk insanla-
rn byk insanlar normlar belirlerler ve kendi nefislerinde bulunan (zel) bir g
syesinde kurallar koyarlar nefislerine konulur. Hikmet tarafndan verilen bilgiden
dolay her bir ehir, yer ve iklim, her bir blgenin ssnn gereklerine ve kendi
tabatlarna gre onlar onu salarlar. Bylece, mal-mlk, yaamlar, aileler, akrabalk

123
Ftht, II, 84, I, II (73. Blm, 65. Soru).
124
Ftht, IV, 551, II, 8-10.
125
Muhdaratul-Ebrr, II, 320 (Kahire basks 1282). Muhdarada yer alan siyset bilimine
dir dier hikmetli szler, herhangi bir atf yaplmakszn Fthtta da yer alr. Ftht, IV,
540, II 16 vd., ayrca bkz. 72. dipnot.
126
Bkz. 19. dipnot.
127
Ftht (O. Y.), II, 257 vd., (8. Blm).
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 139


ilikileri ve nesepler tamamen korunmulardr. Onlar bu yasalar nevmis diye isim-
lendirmilerdir. Bu kelime iyiliin sebepleri anlamna gelir nk geleneksel tek-
nik kullanmda el-css (spy) ktlk iin kullanlr iken en-nms iyinin getirmi ol-
duu ey anlamndadr.
128
Bunlar mnev ilhmn (divine inspiration) etkisi altnda
akll kimseler (intelligent individuals) tarafndan ki onlar farknda deillerdi indi-
rilmi (revealed) bir erata (religious law) sahip olmayan kimselerin blgelerinde sa-
lah, dzen ve irtibat (cohesive structure) (kurmak ve korumak) amacyla konulan
hikem nevmis (kurallardr). Dahas, bu kanun koyucularn Tanr katndan (kendileri
ve dier insanlar iin) getirdikleri eylerin niteliine dir bilgileri yoktur. Onlar ne
cennete ve cehenneme ne de te dnyaya ilikin herhangi bir eye gtrrler. On-
lar, bir baka dnyann varln ve lmden sonra tabi bedende hissedilebilir
(sensible) bir yeniden dirilii bilmezler... Bu yzden, onlarn nevmisi (laws) ve ku-
rallar bu dnyada salahn (well-being) devamna dayanan meslih (public interest)
iindir. Btn bu konularla ilgili olarak ilh bir vahiy ile onlar arasnda bir pey-
gamber zuhur edinceye dek bu kimseler Tanr ve nefs hakknda speklasyon yap-
maya devam ederler.
129

Felsef speklasyona dayanan sekler kurallar var olmaya devam eder; fakat
bn Arab iin bu kurallar, ilh kanun tarafndan alr ve yrrlkten kaldrlr.
Tanrdan gelmeleri ispatlanan Peygamberlerin dn hukukunun aksine, vaz kanun
(conventional law) bu tarz bir delile sahip olmayan hikmeti gerektirmektedir. Yce
Hak, bunu el-Btn el-Hakm
130
isimlerinden alr ve kendileri farknda olmakszn
vaktin hakmlerinin (the sages of the moment)
131
kalplerine yerletirir. Belirli bir bi-
imde onun Tanrdan geldiini bilmeksizin, onlar kendi speklasyonlarna bu
hamleyi (?) ilave ederler, fakat ana ilkelerinin Tanrdan olduunu grrler; bylece
peygamberlii ispatlanm bir peygambere sahip olduklarndan beri kendi ada
takipileri iin onu bir kural olarak tesis ederler. Onlar bu nmsun (law) normlarn-
dan kendi blmlerini yerine getirirler ve kar gelmeyip ayrca ona riayet ederlerse
er hukuku kurmalar bakmndan Tanr onlar kendisiyle olan ilikilerine gre bu
dnyada ve te dnyada dllendirir. Tanr, er hkm nmsu (religious legal law)
veren kelimeleri aklad gibi hikem nmsu (wisdom law) veren kelimeleri doru
olarak aklar. Onun bu dnyadaki dlne gelince, bu konuda hi bir phe sz
konusu deildir. Aile, mlkiyet ve mal-mlke(?)
132
ilikin maslahatn (devam eden)
varlna hizmet etmesi bir sr deildir. br dnya iin de ayn durum geerlidir,

128
Bkz. Mecdddn bn el-Esr, en-Nihye f Garbil-Hads, I, 191; IV, 188 (Khire, 1322),
Lisnl-Arabdan iktibasla, VII, 130 (Bulak, 1300-8); bn Seyyidn-Ns, Uynul-er, I,
90 (Khire, 1356).
129
Ftht (O. Y.), V, 97 vd. (66. Blm).
130
Burada el-Btn ile Tanrnn isimlerinden birisi kast edilmektedir.
131
lh bir aydnlanma ile.
132
Araz, rz (aile) onuru deil.
140 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


velev ki hikem nmstan sorumlu olan kii (in charge of) kendisini onunla iliki-
lendirmese bile, ilh hkmn (divine order) nmsu (law) iin de durum byledir.
te dnyada, bizler hi bir gzn grmedii ve hi bir kulan iitmedii ve insan
olundan hi kimsenin aklna gelmeyecek eylere sahip olacaz
133
ve bu bize hak-
knda n bilgi olmakszn gelir. te dnyada, kendisinden kaynaklanan maslahat
uyarnca bir kimse iin hikmet tarafndan gerekli klnan nms (law) faaliyetinde de
sonu ayndr.
134

Bu yzden felsefenin bir bran olan siyset bilimi de bn Arab tarafndan
mteber bir konu olarak kabul edilmitir. Dahas, bn Arab siyset bilimine ilikin
almalar yapmaya da msade etmitir. Bununla beraber siyset bilimi entelektel
speklasyonun bir rn olduu iin, tabatyla vahyedilmi ilh er hukuktan
daha aa bir mertebededir. Hakm kanun koyucular, onun iinde metafizik anla-
ya bir giri grrken, hakkatten epeyce uzaa dlmtr ve byle olmas da
anlalabilirdir; nk metafizik hakkate dir beerin bilgisinin snrlar ancak ve
ancak tasavvuf kef ile aa kavuturulabilir.
bn Arab, dneminin eitimlilerinin genelinin sahip olduu matematik ve tb-
bn bilimsel bilgilerinin temel verilerine katlmaktadr. bn Arab ndiren bu verileri
iktibas eder, onlar yalnzca kendi metafiziksel n yarglarna uygulamada zgnl-
n gsterir, bzen de bunu biraz tuhaf bir biimde yapar. Onun fizie dir g-
rleri de kadim felsefenin ilkelerinden gelitirilen bilimsel varsaymlara dayanr.
Bilginlere ya da hakmlere isimleri ile zel atflar da pek ndirdir, tartmalar iin
hareket noktas olarak nakledilen cmleler de her eyden daha ok mulak yorum-
lardr. Ayrca, saylarla ilgili fikir yrtmenin de doal olarak Pisagoryen diye isim-
lendirilmesi de bunlara eklenebilir.
135

bn Arab, tbba ilikin bz grlere atfta bulunur. Nitekim yeri gelmiken
syleyebiliriz ki, bn Arab kendi blgelerinin hastalarna yerel ilalarn etkililiin-
den
136
bahsetmi ve iliki sresince kadm byk hakmlerin resimlerine bakmann
da kadnlara tavsiye edilebileceini de ifade etmitir.
137


133
(I. Cor. 2:9 ile balantl olan) bir hadse gre, bkz. A. J. Wensinck vd., Concordance et
Indices de la Tradition Musulmane, I, 47
a
, 183
a
, (Leiden 1936-69).
134
Ftht, II, 117, II, 25 vd., (73. Blm, 125. soru). Hikem (hkm?) nms ya da vaz veya
hikem siyseye dir daha fazla referans iin bkz. Ftht, I, 608, 1, 1 (= Ftht (O. Y.), IX,
132, 71. Blm); II, 170, 11, 16 vd., (90. Blm); II, 260, 1, 3 (160. Blm); III, 153, II, 27
vd., (338. Blm); III, 231, 1, 21 (351. Blm); III, 480, 1, 17 (373. Blm).
135
Kitbul-Mm vel-Vv ven-Nn, 8, (Haydarbd, 1948). bn Arab tarafndan mzie ilikin
referanslar tamamen yok deildir; fakat, pek ok azdr.
136
Hippokratn ismiyle, bkz. Muhdaratul-Ebrr, II, 309-11, Hubbul-vatan blm, (Khire,
1282). Ayrca rnek olarak karlatrnz, Eb Sleymn es-Sicistn, Sivn, thk. D. M.
Dunlop, 75, 11, 4 vd., (The Hague 1979); thk. Abdurrahman Bedev, 209, 1, 3 (Tahrn, 1974).
137
Ftht, II, 378, II, 13-15 (187. Blm).
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 141


Onun madd kozmoza dir dnceleri, unsurlar hakkndaki teorilerden kay-
naklanr, ounlukla ummuht/analar (mothers) ve erkn/rknler (pillars)
138
olarak
adlandrlan her iki terim de hvn- Sf tarafndan kullanlmtr, zellikle erkn
terimi; ayrca Secretum Secretorumda iki terim de mevcuttur bu terimler slm kelm
ve felsefe literatrnde ortak olan baka terim ve dnceler tarafndan istila edilir.
Halihazrda biz bn Arabnin beinci unsuru nasl ele aldn grmtk.
139
Heyl
(hyle, primordial matter) kavramnda
140
ona daha ekici gelen akn bir unsuru bul-
duu gzkmektedir. bn Arabnin heylnn Greke kkenini bilip bilmediinden
kesinlikle emin olamayz; kelimenin tuhaf formu ve felsef kaynandan tr
muhtemelen o bunu biliyordu. Madde ve sretin tartmal problemi konusunda,
hakmlerin (znde sreti kabul eden her eyi) heyl olarak adlandrdklarn
ifade etmitir.
141
Kll heyla, tm sretleri kabul eder.
142
Heyl, hebnn cev-
heri ile eit saylr; ama (cloud) ile birlikte toz paracklar bn Arabnin tasavvuf
terminolojisindeki madd lemler ile Tanr arasndaki gei aamas iin ifre
kelimeleri (code words) oluturur.
143
Unsurlar ieren heyln cevher (hylic substance),
lemin sretini kabul eden ilh nefes (divine breath) ile doada alt dzeyde eittir.
144

Tanr ve insan arasnda geni fsladaki her bir nesneye zg balanglar arasnda,
zamann balangc, heylnn sreti kabul etme zamandr.
145

Aristo bu konuda onlara ne kan bir yer verdiinden beri, zamann yan sra
mekn ve hareket fiziin temel problemleri olarak kalmaya devam etmektedir.
nk bn Arabye gre, sr cevher, araz, zaman ve mekn varln analar-
dr.
146
bn Arab youn bir ekilde zaman, mekn ve hareket ve zellikle de zaman
hakknda yazmtr.
147
Onun dncesinde zaman, mekndan daha byk bir rol
oynar.
148
Eserlerinde defalarca zamana geri dner. bn Arab iin zaman hi phe-

138
Bkz. 95. dipnot.
139
Daha nce ilgili konunun getii sayfa.
140
L. Gardetin bilgilendirici makalesi iin bkz. Hayl, EI2.
141
Ftht, II, 432, II, 6 vd., (198. Blm, 14. fasl). Cmlenin devam 35. dipnotta tartlmt.
Bkz. Resilu hvnis-Saf, II, 4.
142
Ftht, III, 195, 1, 26, (347. Blm). Ayrca daha ayrntl bilgi iin, heylnn ematik
sunumu iin bkz. Ftht, III, 421 vd., (371. Blm) ve nud-devir, Nyberg, Kleinere
Schriftenin iinde, 24 vd.
143
Ftht, II, 647 vd., (289. Blm). Ayrca kr. bn Haldn, Mukaddime, trc. Rosenthal, III,
88.
144
Fussul-Hikem, thk. Ebul-Al el-Aff, 144, 1. 1, (Beyrut, trsz.).
145
Ftht, II, 652, 1, 30 (291. Blm).
146
Ftht, III, 404, 1, 22 (369. Blm, 21. Vasl).
147
Zaman, mekn ve hareket hakknda monograf Autobibliographyde zikredilmitir. Thk. A.
Bedev, 125, (79. dipnot) ve Fihris, RAAD iinde, 30, (1955), 53 vd. (26. dipnot). Fthtta
olduu gibi onlar, bu konular hakknda ayn zemini kapsamtr. Kr. Fthttan iktibaslar,
O. Y. II, 320, 1, 9, (11. Blm); VII, 261, II, 8 vd., (69. Blm) ve Osman Yahy, Histoire et
Classification, 285, 354, 530 f.
148
Tabi ki, ilh aydnlanmann bir n olarak vakti saymaz.
142 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


siz temel bir kavramdr ve onun zamana yaklam ona burada verilecek olandan
daha byk bir muameleye ihtiya duyar. Felsef anlamda zaman kavram, onun
ibdetlerin zamann
149
tarttnda bile gayr-i ihtiyar dhil olur ve hac ibdeti ile
balantl olarak zikredilir.
150
Gemi, imdi ve gelecek kavramnn zorluu onu
okca megul etmitir, zellikle, beklediimiz zere, gelecek zaman, imdi (vakit),
tasavvufta ok nemlidir.
151
Bununla beraber, burada tasavvuf aydnlanmann
nnn bizi ilgilendirmedii anlalabilir; fakat o, fiziksel bir fenomen olarak zaman-
dr (time), her ne kadar bu ikisi, biri dierinden her zaman ayrlamaz ve tasavvuf
dncede daima kesin bir ekilde ayrlamazsa da...
bn Arabnin zaman tanmlar tutarldr; fakat durumdan duruma bir dereceye
kadar farkllk arzeder. O, hkem tarafndan zamann feleklerin hareketlerinin kat
ettii mevhm bir sre (mdde mtevveheme tektauh harektl-eflk) olarak ta-
nmlandn syler.
152
Zamanla ilikili olarak sayma/sayya dir Aristocu terminolo-
jiyi kullanarak zaman(dan), feleklerin hareketlerince saylan ey olarak bahse-
der.
153
Zamann var ya da yok olduuna ilikin Aristo (Physics 216b31) tarafndan
yneltilen nemli bir soru, bn Arabnin dncelerini ynlendirir. Zaman, cevher
bir varla sahip deildir
154
; fakat zaman, cisimsel mmknlere aittir.
155
O mevhm
olarak var olan fakat (gerekte) var olmayan
156
ya da ne var ne de yok olan zihn bir
nispettir
157
. Fthtn blmlerinden birisi zamann ana gcn ycelten ve onun

149
Ftht (O. Y.), VI, 54 (69. Blm), vakit ve zaman hakkndadr.
150
Ftht, I, 677, II, 11 vd. (72. Blm).
151
Ftht, I, 554, II, 27 vd., (=Ftht (O. Y.), VIII, 238 vd., 70. Blm); III, 189, II, 33 vd.,
(346. Blm); III, 547 (238. Blm, vakit hakknda).
152
Ftht (O. Y.), IV, 336, 1, 2, (59. Blm). bn Arab, burada kelmclar ve Araplar
tarafndan yaplan zaman tanmlarn nakletmeye devam eder. Zamann imajinasyon ile
balantsna Aristoda bu ekli ile rastlanmaz fakat Physicse yaplan yorumlarda ele alnr,
219b2. Abdurrahman Bedev tarafndan yaymlanan eski bir hiye iin bkz. Physicsin
Arapa evirisinin edisyonu iinde, 423, (Khire 1384-85/1964-65)
153
Ftht, II, 4, II, 16 vd., (73. Blm) ayrca II, 456 (198. Blm). Kitbut-tercimde 12,
(Haydarbd 1948) Tartma aadaki gibi devam eder: Zaman felein hareketidir (gzlem
tarafndan kar gelinmek zorundadr) diyen kimse, felein olmad yerde bir eyler vardr.
Zaman, ne zaman sayesinde iki ey arasndaki ilikidir (gzlem tarafndan kar gelinmek
zorundadr), zamann eyaya elik etmesi asla son bulmamaldr. Physicsin Arapa evirisi,
223b21 vd. (thk. Bedev, 479) felek yerine kreyi kullanr.
154
Ftht (O. Y.), VI, 61, 1, 10 (69. Blm); VII, 261, 1, 9 (69. Blm) vakitten bahsederken.
Zaman/Dehrin ayn bir varl yoktur fakat o yalnzca akl tarafndan akledilen bir eydir.
Bkz. Ftht, II, 652, 1, 17 (291. Blmn balangc). Ayrca bkz. Ftht, II, 606 (278.
Blm).
155
Ftht, II, 55, 1.3 (73. Blm, 22. soru).
156
Ftht (O. Y.), IV, 335 (59. Blm); Ftht, II, 4, 1, 18, (73. Blm). Ayrca bkz. Ftht,
II, 458, II, 1 vd. (198. Blm, 31 Fasl).
157
Ftht, II, 64, II, 5 vd., (316. Blm). Zamann madd varl ya da yokluu ile ilikili olarak
St. Augustinenin zamann zihn bir durum olduuna dir grlerine atf- nazar edilebilir.
Bkz. R. Sorabji, Time, Creatin and the Continuum, 29 vd., (Ithaca, New York 1983).
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 143


tevehhm edilen doasna vurgu yaplan ve idrak edilebilen herhangi bir madd
formdan yoksun olduuna dir beyitlerle balayan zaman konusuna ayrlmtr:
Zamnn sonucu tamamen kavransayd, zaman tamamen kavranlabilirdi: Zaman
vehimlerin sonucu olarak bilinirdi.
Onun tesirini gsteren gc tabat gibidir. z/ayn (tabat)tan ve kendinden
olduu gibi onda varl yoktur.
Onun syesinde eya taayyn eder, te yandan bizzat kendisinin hkmranl
olacak bir ayn/z yoktur.
Akl sretini idrk etmekten cizdir. Bu yzden biz dehr mevhm bir eydir deriz.
Tenezzh (abstract immateriality) olmasayd lh varln onunla
158
isimlendir-
mezdi. Onun kalbde tzmi vardr.
nsafl olursan, (bunu farkedeceksin) zamann asl ezeldendir. Onun hkm de
ezeldir ve o hkmedilendir.
Tpk boluk gibi cisim olmayan bir eyde vehim yoluyla cisimlemeyi hiz li-
mitsiz bir uzam (her iki tarafnda) vardr.
159

Sf merebinde bn Arab, yle grnyor ki herhangi bir aklama yapmak-
szn kadim bir sz benimsemek suretiyle zaman ksaca sultan (ruler) olarak be-
timlemektedir.
160
Gece ve gndzn mneviyatndan dolay zamann ilmi
(knowledge of time) de mevhibe ilimlerinin (inspired knowledge) en yce trne ait-
tir.
161
bn Arab, mevhm olmas ve varlnn olmamas bakmndan zamann ezel
(eternity) ile karlatrlabileceini ne srmektedir. Zira benzer ekilde ezelin de
selb bir vasf (negative description) vardr ve varl yoktur.
162
Daha ileri yle ifade
eder: Kadim (uncreated) olan ey iin ezel ne ise muhdes (created) olan ey iin de
zaman odur.
163
Bu yzden zaman metafizikten ayrlamaz
164
ve bn Arabnin bak
asnda, bu durum fizik temel verilerinin btn iin de geerlidir; nk madd
dnya ile metafizik yap arasnda belirli bir snr yoktur.

158
Tanrya iaretle onun (His), yoksa cansz varlklara iretle onun (its) kelimesi deil; fakat
dehr yerine Tanr iin bkz. F. Rosenthal, Sweeter than Hope 10, Leiden (1983).
159
Ftht (O. Y.), IV, 330 vd.
160
Istlhus-Sfiyye, 9, (Haydarbd 1948). artlarda belirleyici bir etkisi bulunan bir kimse
olarak sultnn grld (Bkz. F. Rosenthal Sweeter than Hope, 41) bu ifdenin sekler
anlam iin bkz. bn Kuteybe, Uynul-Ahbr, I, 5, (Khirede yeniden basld, 1963-64):
Ziyd (b. Ebh) bir kimsenin zmana iftira ettiini iitince, yle dedi: Zamann ne
olduunu bilseydi, onu cezalandrrdm. Zaman, sultndr.
161
Kitbul-sfr, 32, 1, 6 (Haydarbd 1948).
162
Ftht (O. Y), VI, 61, 1, 10, (69. Blm).
163
Ftht, II, 4, I, 19, (73. Blm). bn Arabnin zamanla ilikisi bakmndan ezel anlay
hakknda daha fazla bilgi iin bkz. Kitbul-Ezel, (Haydrbd 1948)
164
S. Pines, Ebul-Berekt el-Baddnin fizik ile meknn ilikisine ve fakat zaman ile (ki
Pinesn aratrmasnn byk bir ksm buna adanmtr) yalnzca metafiziin ilikisine
deindiine dikkat ekmitir. Bkz. Nouvelles Etudes sur Awhad al-zamn Abul-Barakat al-
Baghdadi, 21, (Paris 1955)
144 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


bn Arab tarafndan metafizik sorunlara dir bilhassa filozoflara atfedilen g-
rler, bizim balammzn zel ilgi alandr; zira onun felsefeye ynelik tavr ile ta-
savvufu burada bir biri ile sk bir ekilde kenetlenmitir. Filozoflara dorudan atf-
lar yine pek ndirdir ve bile isteye mulak braklr. Zaman ve meknn yorumuna
ilikin sahip olduu fikir ayrln ifade ederken, hakmin bir cmlesine atfta bulu-
nur: Birden (the One/vhid) ancak bir kar.
165
Grne baklrsa bu
Aristoculua kar yneltilen bir eydir; Metafizik 1016
b3-5
ile balantl olarak belirli
bir maddenin birliine dir bn Rdn yapt yorumlar ile ilgilidir.
166
phesiz
belli belirsiz bir ekilde bn Arabnin zihninde daima birlikten okluun kp -
kamayaca ve bunun nasl olabileceine dir bir tartma vardr.
Tanrnn varlna ilikin pek ok filozof ve dnrn benimsedii bir uz-
lama noktas vard. Tanrnn varlna (existence) dir soru yneltmeye genel ola-
rak msade edildii sylenebilir; fakat yalnzca filozof-hakmler
167
tarafndan deil
ayn zamanda bir tife tarafndan da onun ne, nasl ve niinliine dir soru y-
neltmenin uygunsuz olduu dnlmektedir. Burada bir tife (the group) ile
mslman teologlara atf yapld anlalmaktadr.
168

bn Arab, filozoflarn dncelerini onaylamadn vurgulamak istedii za-
man onlardan filozoflar diye bahseder. Bu konu, hissedilirler leminde czlerin
ilh bilgisini reddeden el-feylesftan bahsettii yerdedir.
169
Zihn snrlarndan
tr, filozof ve Mutezil benzer ekilde Tanrnn grlmesini
170
reddeder ve ayn
zamanda filozoflar (ilh) fiilleri inkr edenlerdir.
171
bn Arab tarafndan hissedilir
lemin tamamnn tahayyl edilen doasna dir grleri ile sofistlerin genel g-
rleri arasnda kesin olmayan, ve kolaycack vazgeilebilen bir iliki kurulmutur.

165
Ftht (O. Y.), IV, 155, 1, 10, (47. Blm); Ftht, II, 458, II, 19 vd., (198. Blm, 31.
Fasl). Hakme atf yalnzca ikinci pasajda yer almaktadr. lk pasaj iktibas ederek M. Asin
Palacios, skenderiye Yeni-Efltunculuunun grnn tercih edilerek Mslman
Aristoculara atf yapma eklinde bir yorumda bulunur, bkz. Mohidin, Homenaje, II, 231,
n.1, Ayrca bkz. E. Meyer, Oriens, 27-28 (1981), 247, 42. dipnot. Profesr Richard Frank ve
Dominic OMeara, deimez kalann birlii hakkndaki aritmatik teoriler ile olan muhtemel
paralellikleri bana bahsettiler, Jamblich tarafndan akland zere, Theologoumena
arithmeticae, edisyon, de Falco, 1 vd.
166
Bkz. bn Rd, Commentary on the Metaphysics, ed. M. Bouyges, II, 540, 1, 17 (Beyrt,
1938-52).
167
Bkz. 56. Dipnot.
168
Ftht (O. Y.), III, 218 vd., (28. Blm). Fthta [III,, 12, 11, 29-32 (302. Blm)] gre
suyun kirli kaptan etkilenecegi gibi ruhun bedenle olan ilikisinden dolay ruhlarn kalc
olarak etkilenebileceini iddia eden hakmler ve bizim arkadalarmzdan bir grup arasndaki
bir uzlama vardr
169
Ftht, III, 536, II, 16 vd., (387. Blm).
170
Ftht, III, 401, 1, 20, (369. Blm, 20. Vasl); III, 465, I, 1 (374. Blm). Hakmlerin zihn
snrlar ilh sfatlar problemi hakknda baarszla dmlerdir. Bkz. Ftht, III, 495, II,
28 vd., (379. Blm).
171
Ftht (O. Y.), II, 389, 1, 17 (16. Blm).
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 145


Kurnn 8/17. yetinin tefsri balamnda, bn Arab ne filozof ne de akl delilleri
(rational proofs) kullanan kimselerin ve ne de zhir ehlinin buna inanmadn iddia
etmektedir. Yalnzca Sofistler (Sofistiyye) bu mehede yaklarlar. Bununla bera-
ber bn Arab bir neticeye varr, bizlerle onlar arasndaki fark udur: Onlar Her
eyin bir hakkati (reality) yoktur derler.
172
Biz byle sylemiyoruz. Biz bu
hakkattir diyoruz, bu yzden btn gruplara muhalefetle beraber, yalnzca Onun
tarafndan bize verilen mehed sayesinde Allah ve Peygamberi hakknda fikir birli-
ine sahibiz.
173

Nbvvet apak bir ekilde mevcuttur, fakat tabatyla filozoflarn bu hususta
kavrayamad bir ey vardr. Bundan dolay bn Arab, okurlarna felsef kitaplarn
hkmleri ile ilgilenmeme
174
tavsiyesinde bulunmada kendisini mecbur
hissetmektedir. Bu balamda bn Arab, sahih beer abann niha gyesine ve tan-
rnn bilgisine felsef dnce ile niin ulalamayacann sebebine dir kendi anla-
yn aklayan beyitlerde yapt gibi filozoflarn Earlerden farkl olduunu d-
nr. Gerekte bn Arab, dncenin yokluu ile gereksizliine iaret eden ve
Peygambere nispet edilen Kurann mehur mm (illiterate) kelimesi ile karmda
bulunur.
Allah ile
175
bilmek ssleme ve gzellemeyi salar
Fikir ile bilmek tebih ve hataya sebebiyet verir
Fikir ile bilmek icml ve hatadr
Allah ile bilmek tahkk ve tafsldir
176

Fikir ile bilmek salt bildirmedir (abstract labels)
Allah ile bilmek hlleri ve velyeti salar.
177

Ssl szler sakn seni aldatmasn!
Zira onlarn medll cehlet ve oyalama/nedenselletirmedir (causalization)
178


172
Sofistlerden bahsedenlerin yaygn tanm onlar hakkati iptal eden kimseler olmalar
ynyledir. rnein bkz. bn Hazm, el-Fasl fil-Milel, I, 8, (Khire, 1317-21); el-Batalyavs,
erh, I, 220 f, (92. Dipnot). Hi phesiz bu ifade biimi bn Arab tarafndan biliniyordu.
Onun mutat serbestlii ile birlikte, bn Arab bu kavram birazck deitirmitir.
173
Ftht, III, 525, II, 26-29 (384. Blm)
174
Ftht, II, 595, 1, 32 (276. Blm). Kitaplara yaplan atf gereksiz deildir. bn Arab,
bilgisinin tecelllerden kaynaklandn ve kitaplardan alnmadn iddia etmektedir. rnein
bkz. Kitbul-Mesil, 6 (Haydarbd). bn Arab, det olduu zere kitaplardan ve kendileri
gibi kimselerden ifah bir ekilde bilgilerini elde ettikleri iin zhir ulemsn
ayplamaktadr. Bkz. Ftht (O. Y.), IV, 267, II, 9 vd., (54. Blm).
175
Bu balamda be harf-i ceri normalde Tanrnn bilgisinin anlamn vermektedir. Fakat
balam yoluyla, kendisiyle (elde edilen) eklinde evrilmesi gerektiini gstermektedir.
Farkl bir anlam vermek iin kullanlan ift anlaml kelimeler, bu beyitlerde ok anlaml
olarak kullanlmamaktadr.
176
Bkz. Ftht, III, 456, 1, 7, (373. Blm) [bkz. dipnot 58]: (Filozoflar) icmlde tafsli
bilmezler. Ayrca yukarya bkz. bununla beraber, mrifetullah icmldir ve tafsile izin
vermez. Bkz. Zehirul-Alk, 174.
177
Normalde tahvl ve tebdl kelimeleri bakalama ve deime anlamlarna gelir fakat
normal kullanmdan sapma, tercmede de belirtildii zere, tasarlanm grnmektedir.
146 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


Filozof Allahn inkr edilebileceini dnr,
Nedenselliinin sonucu vastasyla. Bu ise a-teizmdir
179

Ear ise (Allahn) oalm bir hakkat olduunu kabul eder.
Bu bir bilgidir, fakat bu temsile/antropomorfizme yol aar.
180

Sayfa sayfa, satr satr bn Arabnin syledii her eyi devam edip soruturmak
ve onun kken itibariyle felsef dncelerle daima yakn bir ilikisi olduunu
bulmak mmkndr. Felsefe, hikmet ya da dnce hakknda sylenmemi bir ey
olsa da bu byledir ve hatta felsefe, hikmet ve dnce, onlara kart rekabet eden
grler vastasyla gizlice ya da aka reddedilmek zere ortaya kar. ster slm
isterse klasik terim anlamyla olsun felsefe, bn Arabnin lem grnn kayna-
nn ana yapsn oluturur. slmn dn ve trih gelenei, slmn erat ve fkh
dokunulmazd; fakat onlar, bu ana yap ile uyumak zorunda idi daha dorusu, ana
yap onlarla uyumak iin yontulmak zorunda idi. Bizim iin ve bizzat bn Arab
iin deimez sorun, bu konuda kayg duyup duymadn bilmesek de kelm iinde
gizlenen felsefeden gerek felsefeyi ayrmaktr. Gerekte, bu asla yaplamaz. stisna
bir rnek, genelde bn Arab dncesinde ve bn Arabnin eserlerinde olduu gibi
Fthtta ska tekrarlanan bir melodide bulunmaktadr: Nefsini tanyan Rabbini
tanr. bn Arab bu ifadeyi, temel ekliyle ve olduka kk varyasyonlar ile akta-
rr. C. A. Nallino, bu szn kaynan, bn Arab dncesinde bulmann mmkn
olmad grne sahipti. Yeni-Efltunculuktan gelmi ya da slma patristik ya-
zndan gemi olabilir.
181
Bu durumda, bn Arab tarafndan bilinen slm ekli ile
bu ifadenin tretilmesi ve geni yaylmndan Kilise Babalarnn sorumlu olduu
ak bir ekilde sylenilebilir.
182
Her zaman, bu kadar ok emin olamayz.

178
Oyalama/elence ve nedensel bir aklama tallin normal anlamlar olabilir, fakat, peisra
gelen beytin gsterdii zere, bn Arab kendisinin ilh nedensellik grne atf yapmak
istiyor. Onun hastalk ve neden manalarn barndran illetin ifte anlam ile oynamasna dir
Fthtn illet blmne dikkat ediniz. Ftht, II, 490 vd., (297. Blm)
179
Filozoflarn yaptklar gibi Tanr sebep olarak tasavvur edilemez, zira gerekte bu Tanrnn
inkr anlamna gelmektedir. Beytin iyi bir evirisi Bir sebep olarak onu varsaymak
suretiyle eklinde olabilir. Tanr ne sebeptir ne de sebebin bir sonucudur bilakis O sebeplerin
yaratcsdr (Ftht (O. Y.), II, 223, II, 4f, 6. blm) ve lemin varlnn sebebidir (Ftht
(O. Y.), IV, 171, 1, 7, 48. Blm) Kelmclar sebeplerin sebebi olarak Tanrdan sz
edebilirler. (Ftht, III, 212, 1, 2, 350. Blm). Bununla beraber, bn Arab aslnda illiyyeti
kabul etmez, bkz. Ftht (O. Y.), I, 195; Kitbut-Tecelliyt, 31, ayrca Risle L Yuavvel
ileyh, 13, 1, I (Haydarbd, 1948) adl eserde, lemin varlnn bir nedeni olarak Hakk
gren illet ashbna atfta bulunur. T. Izutsunun deindii bu pasaj varsa da, kr krne
Yunan felsefesini takip eden filozoflar hakknda biraz aalayc bir ifade bn Arabnin
aklanan grn yanstmaz. Bkz. Izutsu, A Comparative Study of the Key Philosophical
Concepts in Sufism and Taoism, I, 195, (Minatoku, Tokyo 1966). Ayrca kr. M. Schreiner,
(Yukarda dipnot 70), 525; Gesammelte Schriften, 426 ya da E. A. Afifi, The Mystical
Philosophy of Muhyid Din-Ibnul Arabi, 27 f.
180
Ftht, II, 644. (289. Blmn ba)
181
C. A. Nallion, Raccolta dei scritti, II, 339 vd., (Roma 1940).
182
Bkz. F. Rosenthal, On the Knowledge of Platos Philosopy in the Islamic World, Islamic
Culture iinde, 15 (1941), 397, [Islamic Culturen ekinde, 14, (1940), 410, 4. dipnot]. A.
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 147


bn Arabnin parlak kiilii ve dncelerinin kapsaml bir deerlendirmesini
yapmak neredeyse imkansz gzkyor. Bu maklede bir araya getirilen gerekler-
den hareketle, bir ka genel gr n plana kmaktadr. Devam etmek iin delil
formunda pek az eye sahip olmamza ramen, bn Arabi evresinde felsef ola-
rak nitelendirilen eserleri iyi bir ekilde okumu olabilir.
183
Onun aklc kelmclarn
bz eserlerinden haberdr olduu kesindir. Her ne kadar sadece seilmi bir ka
olsa da kelmclarn isimlerini olduka sk zikreder; fakat spesifik olarak onlarn
eserlerine atf yapt zamanlarda tpk filozoflarda olduug gibi mtereddittir.
184

Daha da nemlisi, bn Arab, slm medeniyetinde doan felsef dnce ve filo-
zoflarn lemi inceleme metodlarna in idi. O, rastgele hereyden biraz kullan-
dysa, bu bn Arabnin kendine zg dikkatsiz bir eklektisizmden ziyde kendi mi-
rasnda geni bir kltre dalm bir dnr iin tabi bir ilerleme yoludur.
bn Arabnin yaamnn erken dnemindeki geliimine ilikin bilinenler yok
denecek kadar azdr. Balangta o, tasavvuf grn, seilmi bir ka kimse tara-
fndan eriilebilen dorudan ilh keif artk bu terim arapa nasl isimlendirile-
bilir ise vastasyla elde etti. Bakaca bir ey deil yalnzca bu keif sayesinde kii,
metafizik mhededen ibaret olan ve tercihen tanr bilgisi olarak isimlenen faydal
bilgiyi elde edebilir. Kendi dncelerini toplamak ve yazmak hususunda kendisine
yardm edecek bylesine bir kefi alan seilmi bir kimse olduu konusunda bn
Arab git gide daha da inanr olmutu.
185
Kendi mhedelerini bu dnyadaki
mhedelerle irtibatlandrma ki bu dnya chil ve idrak sahibi olmayan kimselerle
doluydu
186
kendiliinden akan bir tefekkrd. ncelikle, o Kurann kelimeleri ve
cmlelerini merkeze ald. Sonra, onun metinleri yaygn olarak kabul edilen terimleri,
ilk sflerin ifadeleri ve onun kltrel arka plannda bulunan dier gzel cmleleri
almtr. Nihayetinde, bn Arabnin en tuhaf ve artc yntemi, semi olduu
kelimelere nk onlar onun hayalini etkilemilerdir, okun bir younlukla onlar
zerinde dnmeye ve gnmz okurlarn bile hayrette brakmaya ve etkilemeye
devam eden artc szel ilikilerin srekli tamas zerine yansmtr. Bununla
beraber o asla kendi temel inanlarndan dn vermez. Bu tasavvuf ve byk
oranda sistematik olmayan ban yansra, mutlak anlamda felsef olmalar bala-
mnda metafizik dnyay grr. Zaman, mekn ve hareketin byk problemleri

Altmann, The Delphic Maxim in Medieval Islam and Judaism adl kapsaml almasnda,
zel olarak bn Arab ile balantl deildir, bkz Altmann (ed.), Biblical and Other Studies,
196-232 (Cambridge, Mass, 1963).
183
Yukarda bkz. ilgili sayfalar.
184
zellikle, Bkllnye atfen bz bilgilerin sorumluluuna ilikin bn Arabnin tesadf
gzlemi, bilgiyi nakleden kimseye dayanr. bkz. Ftht, III, 398, II, 10 vd. (369. Blm, 18.
Vasl).
185
Mevkiun-Ncmda dierleri arasnda bir rnek bulunabilir. Matbu nsha olmadndan
dolay yeni bir elyazmasn kullandm. Yale Ar. 480, s. 76.
186
Zikredilen Mevkiun-Ncm elyazmas. Ayrca bkz. 38 ve 60. dipnotlar.
148 | Franz Rosenthal (ev. Ercan Alkan)


onu daima megul etmitir. Felsefe fizik dnyay grp anlad gibi metafizik dn-
yada grlebilir ve anlalabilir yalnzca bn Arab, onu tam tersine koymakta idi.
lemin gerek dzeni, hereyi kendi uygun yerini belirlemekle gerekleir. Bu, fel-
sef olduu kadar tasavvuf ve ilh ikisi arasnda mutlak bir ayrm olmamakla be-
raber hikmettir.
187
Tasavvuf kef, mantksal olarak, byk bir ilim
188
grubuna
nakledilebilir: Bir tarafta tasavvuf nermeler ve bir tarafta ise felsef ve epistemo-
lojik problemler... Bu bilginin saysz zel paralara ayrlmas, tesadfen, felsefeye
zg sistematik ifade ynteminin zerine kadim aforizmatik dnce ynteminin
bir galibiyeti olarak teekkl etmitir. bn Arab, ey emasnda ilim (knowledge) ya
da mrifet (gnosis) ve hikmetten (wisdom) hangisinin daha nemli olduu noktasnda
karar vermekle alakal olarak apak bir phe zhar eder. Onun tasnifindeki ztlk-
lara yaplan itirazlara ramen, orada dengenin daima ilim lehine olduu gzk-
mektedir. Bu durum son kertede tasavvufun, entelektel ortam kuatan hayatta
kalmak iin, felsefeye balanmak zorunda kaldn gstermektedir.
slm tarihinde daha nceden balayan bu sre, bn Arabye gelinceye kadar
tamamlanm oldu. bn Arabnin byk ve yakn modeli el-Gazzl idi. Batan baa
mslmann yapmas zorunlu temel vecibelerinin anlamlarn esasl bir ekilde tar-
tmakla yola koyulan Fthtn i dzeninde aka grld zere, bn Arab
onu yenileyerek kendi daha saf ve tasavvuf dili ile Gazzlnin slmn ihyas ile yer
tutmay arzulamaktayd.
189
Her eyin kendisine tb olduu sabit fikirli bir tasavvufa
mutlak stnl verme hususunda bn Arab, Gazzlden daha kararldr; o, kendi
tr ve geerliliinde asla gerekte stn olmayan ar tasavvufun ana karakterle-
rinden birisi hline gelmeye muvaffak olmutur. Gazzl, daha mtedil bir merkezin
yol gsterici olarak kalmaya devam etmitir. Bu, Gazzlyi nihyetinde daha
gl ve etkili tarih bir g yapt.
yle ki dier sf ve entelektellerden daha fazla, kendi dncelerine dikkat-
leri ekmek iin kart dncelerin birlemesinden holanan birisi olarak bn Arab
kendisini gsterir. Bilgi ayn zamanda cehlettir,
190
varlk yokluk olarak tasavvur
edilebilir,
191
doru yolu gsterme yaknlama ve uzaklama anlamna gelmektedir,
192

zgrlk kleliktir;
193
onu bu ekilde anlatmak daha doru gibi gzkyor. Burada
yaplan giriim bn Arabnin kendi ifadelerini konuturmak ve bn Arabyi kendi-

187
Baknz yukarda ilgili sayfa.
188
zellikle bu ilimlerin uzun bir listesi iin Fthtn blmlerinin sonunda, 293. Blmn
balarna bkz.
189
Bkz. dipnot 17.
190
rnein Ftht, I, 728, II, 18 vd. (72. Blm).
191
Ftht, III, 362, (369. Blm).
192
Ftht (O. Y.), IV, 262, (26. Blmn ba).
193
el-lm bi-irti Ehlil-lhm, 8; F. Rosenthal, The Muslim Concept of Freedom, 115,
(Leiden 1960).
Felsefe ve Tasavvuf Arasnda bn Arab | 149


sini alglad gibi grmektir: O hem hogrl hem de hogrsz, hem ak fikirli
hem de tutucu, hem ar derecede mlmt sahibi hem de pek az odaklanm, hem
olaanst orjinal hem de btnyle geleneksel, hem bir dnr hem de tefekk-
rn tesindedir ksacas o hem bir filozof hem de bir sfdir.