You are on page 1of 460

ANKARA

NVERSTES

B A S I N- Y A Y I N

YKSEKOKULU

YAYINLARI

NO.:

SYASET BLM

ANKARA-- 1987

A n k a r a n i v e r s i t e s i Basn-Yayn Yksekokulu Yaynlar

:9

SYASET BLM

D o . Dr. A h m e t Taner KILALI


Ankara niversitesi Basn-Yayn Yksekokulu retim yesi

ANKARA 1987

ANKARA

NVERSTES

B A S I M E V 1987 A N K A R A

Altnay ve Dolunayca. A. T. K.

N S Z

Bu el kitab, uzun yllar boyunca rencilerimle etkileim iinde olutu. Nasl bir yaklamla ilgilerinin daha iyi ekileceini, konu ve blm sralamas nasl olursa daha abuk kavrayacaklarn, bana bu etkileim retti. Derslerdeki tartmalarn bu kitaba katks byktr. Ama rencilerimle etkileim iinde oluan bu almamn, ancak deerli meslektalarmn eletirileriyle, zaman iinde olgunlaacan umuyorum. eitli etkenlerin siyasal yaama nasl yansdnn ele almd birinci blm, konunun yabancs olanlar iin gerek bir giri niteliinde. Corafi, demografik, ekonomik, kurumsal ve kltrel etkenlerin ayr ayr ele alnmasnn, genlerin siyasal olaylara tek adan bakmalarn nlemek gibi bir yarar da var. Bu yaklam, olaylar tek etkenle aklama kolaylna kaplmamay kolaylatryor. "Siyasal Yaamn Boyutlar" baln tayan ikinci blmde, siyaset bilimi el kitaplarnda pek rastlanmayan iki boyuta da yer verdik: Kk gruplara ve topluma. Siyaseti birey dzeyinde inceledikten sonra, kk gruplar atlayarak toplumsal snflara gemek ve konuyu orada noktalamak bize gre bir eksiklikti. Aslnda birey psikolojinin, kk gruplar sosyal-psikolojinin, toplumsal snflar sosyolojinin, toplum ise - b u adan- uluslararas siyasetin konular olmakla birlikte, burada bir btnn paralarm oluturuyorlar. Siyasal partiler ve bask gruplarnn, hemen tm siyaset bilimi el kitaplarnda yer aldn biliyoruz. "Siyasal Gler" blmne biz sekinleri ve "ordu"yu da ekledik. V

"Siyasal atma ve Uzlama" bal altndaki son blm, daha nceki blmlerdeki bilgilerin temeli zerine kurulu bir sentez amac tayor. Siyasal atmada kullanlan ara ve yntemler, ada ideolojiler ve din, siyasal katlma ve seim sosyolojisi, kamuoyu ve propaganda, siyasal deime ve devim, siyasal rejimler hep bu balk altnda yeraldlar. ilenilen tm konularda, geri kalm lkeler ve Trkiye' ye zellikle eilmek doald. Bu, renciler iin bir gereksinme olduu gibi, konulara ilgileinin ekilmesi asndan da nem tayordu. Kitab basmndan nce ve basm srasnda okuyarak grlerini ortaya koyan ve dzeltilmesine yardmc olan, A.. Basm-Yayn Yksekokulu aratrma grevlilerinden Sayn Eser Kker ile, dostum, avukat Sayn ahin Meng'ye ve basmda grev alan btn emeki arkadalara teekkr bir bor bilirim. Ahmet Taner KILALI (Ankara 13 Kasm 1987)

YI

NDEKLER
Sayfa GR: SYASET BLM NEDR? 1. Siyaset Biliminin Konusu 2. Siyaset Biliminin Ton temi 3. Siyaset Biliminin Douu 4. Siyaset Biliminde ada Gelimeler 5. Siyaset Biliminin Kapsam BRNC BLM: SYASAL YAAMIN ETKENLER BRNC KISIM: ALT YAPISAL ETKENLER 1. Doal Etkenler a) klim ve Siyasal Davranlar b) Corafi Konum ve Genilik c) Doal Kaynaklar ve Rejimler d) Az Gelimiliin Corafi Nedenleri e) Trk Tarihi le lgili Kuramlar 2. Demografik Etkenler a) Topluluktan Topluma Siyasetin Boyutlar b) Kentleme ve Siyasal Davranlar c) Nfus Patlamas ve Siyasal Gerilim 3. Ekonomik Etkenler a) retim Biimi ve Siyasal Kurumlar b) retim Dzeyi ve Siyasal Kurumlar c) Geri Kalmlk ve Siyasal Kurumlar 1 3 3 5 8 13 19 25 27 27 27 30 35 37 . 39 46 46 49 54 58 59 65 70 YII

Sayfa KNC KISIM: ST YAPISAL ETKENLER 1. Kurumsal Etkenler a) Kurumlarn Oluumu ve ilevi b) Kurumsal Deime ve Siyasal Kurumlarn Greli Bamszl c) Siyasal Kurum Olarak Devlet ve iktidar 2. Kltrel Etkenler a) Kltr ve deoloji b) Siyasal Toplumsallama c) Kltr ve Siyaset KNC BLM: SYASAL YAAMIN BOYUTLARI BRNC KISIM: BREY 1. Birey ve Siyaset a) Siyasal Tutumlarn Oluumu b) Siyasal Tutumlarn Deiimi c) Siyasal Yaamda Bireyin Teri 2. Ya ve Siyaset a) Kuaklararas Tutum Farklar b) Kuaklararas Tutum Farklarnn Nedenleri c) Yksek renim Genlii ve Siyaset 2. Cinsiyet ve Siyaset a) Kadn-Erkek Tutum Farklar b) Kadn-Erkek Tutum Farklarnn Nedenleri KNC KISIM: KK GRUPLAR 1. Kk Gruplarda Yap ve i l e y i a) Kk Gruplarn Taps b) Grup Dinamii ve Deime c) Grup i ktidar ve nderlik 2. Kk Gruplar ve Siyaset a) Gruplararas Dinamik b) Gruplarn Siyasal Davranlara Etkisi c) Kk Gruplar ve Toplum NC KISIM: TOPLUMSAL SINIFLAR 1. Toplumsal Snf Olgusu a) Toplumsal Katman Trleri , 79 79 79 83 88 94 95 99 103 113 115 115 116 120 125 132 133 135 139 144 144 148 155 155 155 158 161 166 166 168 172 177 177 177

VIII

Sayfa b) Toplumsal Snflar Taratan Etkenler c) Marksist Snf Anlay 2. Toplumsal Snflar ve Siyaset a) Snf Bilinci ve Snf atmas b) Marksist Kuramn Eletirisi c) Geri Kalm lkelerdi Durum DRDNC KISIM: TOPLUM 1. Ulusal G a) Ulusal Gcn Alt l'apual eleri b) Ulusal Gcn st Yapsal eleri 2. Uluslararas Siyaset a) Uluslararas atmalar ve zn b) Dnya Siyasal Sistemi NC BLM: SYASAL GLER BRNC KISIM: SYASAL PARTLER 1. Partilerin Yaps a) Partilerin rgtleri b) Partilerin Yneticileri 2. Parti Sistemleri a) Tek Partili Sistemler b) iki ve ok Partili Sistemler 3. Partilerin levleri a) karlarn Temsili ve Btnleme b) Siyasal Katlma KNC KISIM: BASKI GRUPLARI 1. Bask Gruplarnn Genel erevesi a) Bask Gruplarnn Yaps ve Trleri b) Bask Gruplarnn levleri, Aralar ve Yntemleri c) Toplumsal Snflara Dayal Bask Gruplar 2. Siyasal Amala rgtlenmemi G Odaklar a) Ordu b) Brokrasi ve Teknokrasi 180 183 187 187 191 196 203 203 203 208 212 213 218 225 227 227 227 232 235 236 240 245 245 248 253 253 253 257 260 264 264 269

IX

Sayfa NC KISIM: SEKNLER 275 275 275 278 282 282 286 293 295 295 j 295 298 300 304 305 307 VE SYASAL ATIMA . 313 314 314 317 321 322 325 330 333 KAMUOYU VE PROPAGANDA 339 339 340 342 346 346 349 352

1 . Sekine! Kuramlar a) Klasik Sekinci Kuramlar b) ada Sekinci Kuramlar 2. Geri Kalm lkelerde Sekinler a) Geri Kalm lkelerde Sekinlerin levi b) Trk Siyasal Yaamnda Sekinler DRDNC BLM: SYASAL ATIMA VE UZLAMA BRNC KISIM: SYASAL ATIMADA ARALAR

1. iddete Dayal Olmayan Aralar a) Para b) Say ve rgt c) Kitle letiim Aralar 2. iddete Dayal Aralar ve Yntemler a) Toplumsal Glerin Kulland iddet b) Siyasal ktidarn Kulland iddet KNC KISIM: NAN SSTEMLER

1. Din ve Siyaset a) Hristiyanlk b) slamlk 2. ada deolojiler a) Liberalizm b) Sosyalizm ve Komnizm c) Tutuculuk ve Faizm d) Milliyetilik NC KISIM:

1 . Kamuoyunun Oluumu a) Aralar ve Araclar b) Sreler ve Propaganda 2. Farkl Toplumlarda Kamuoyu ve Propaganda a) oulcu Sistemlerde Kamuoyu b) Tekilci Sistemlerde Kamuoyu c) Geri Kalm lkelerde Kamuoyu

Sayfa DRDNC KISIM: SYASAL KATILMA VE SEMLER 1. Siyasal Katlma a) Katlmann levi, Biimi ve Dzeyi b) Katlmay Belirleyen Etkenler 2. Seim Sosyolojisi a) Oy Vermede Rol Oynayan Etkenler b) Seme ve Seilme Eitliini Bozan Nedenler BENC KISIM: SYASAL DEME VE DEVRM 1. Etkenler ve ncler a) Deimede Belirleyici Etken b) Toplumsal Snflar ve Sekinler 2. Devrim Sosyolojisi a) Devrimci Dnce ve Eylem b) Devrim ve Kar-Devrim ALTINCI KISIM: SYASAL SSTEMLER 1. oulcu Sistemler a) Demokrasi Kuram b) Liberal Demokrasi c) Sosyal Demokrasi 2. Tekilci Sistemler a) Diktatrlk Kuram b) Marksist Rejimler c) Faist Rejimler 3. Geri K a l m lke Sistemleri a) Geri Kalmln Nedenleri ve zellikleri b) Az Gelimi Demokrasiler c) Tek Partili Rejimler Dizin 355 355 355 358 361 362 365 371 371 371 374 378 378 382 389 389 390 390 400 403 404 408 413 419 419 423 428 433

XI

GR: SYASET BLM NEDR?


1. SYASET B L M N N K O N U S U 2. SYASET B L M N N Y N T E M 3. SYASET B L M N N D O U U 4. SYASET B L M N D E ADA G E L M E L E R 5. SYASET B L M N N K A P S A M I

G R

SYASET BLM NEDR


Gen okuyuculara siyaset biliminin kaplarn aralarken, ie siyaset biliminin bir kavram olarak akla kavuturulmas ile balamak gerekiyor. nce siyaset biliminin konusunu akla kavuturmakta yarar var. Konunun ve ona bal olarak yntemin ksaca incelenmesinden sonra, siyasal dnceden siyaset bilimine ve giderek gnmze kadar uzanan gelimelere, kubak olarak deineceiz.

1 . SYASET BLMNN K O N U S U Siyaset Arapa kkenli bir szck. At eitimi anlamna geliyor. Oysa ayn kavrama karlk Batdan alnan Politika szcnn Yunan kkenli olduunu biliyoruz. Yunancada "Polis" kent devletlerine verilen isim. Politika da, devlete ait iler anlamn tayor. Siyaset szcnn gnmzdeki anlam konusunda Prof. Blent Daver 'e katlmak ve siyaseti "iilke, devlet, insan ynetimi" biiminde tanmlamak olanakldr. stelik byle bir tanm siyaseti ayn zamanda bir bilim ve sanat olarak deerlendirenlere de ters gelmeyecekt-r. Siyaset biliminin konusu zerinde, bilim adamlar arasnda tam bir gr birliinin varlndan szetmek zor. Bazlarna gre konu yalnzca "devlet"le snrldr. Ama ounluk, daha geni bir kavram olan "iktidar"dan hareket etmektedir. 3

Biz bu tartmann zerinde uzun uzun durmay gereksiz buluyoruz. Devlet, toplumlarn evriminde ynetimin kurumlamas aamasnda ortaya kmtr. Oysa siyaset olgusunun devletten nce de ve devletin dnda da varolduunu biliyoruz. ktidar kavram ise otoriteyi de ierir. Otoritenin grld her yerde ''yneten" ve "ynetilen" ayrm bulunur. Toplumun en kk birimlerinde, hatta ikili bireysel ilikilerde bile otoriteye rastlayabiliriz. Siyaset biliminin konusu olarak "devlet"i kabul etmek nasl ki fazla dar bir ereveye skmak demekse, bu ikinci anlaya snmak da, siyaset bilimini ilgisi ve yetkisi olmayan alanlara kadar itmek anlamn tar. Devlet iindeki iktidar olgusu, rnein bir hrsz etesindeki iktidar olgusundan temelde ok ayr olmayabilir. Ama birincisinde otoriteye ilikin bir kurumlama sz konusudur. kincisinde ise, belirli kalplara gre olumayan, bu nedenle de istikrarl, sreklilii, hatta tutarll aranmayan ilikiler vardr. ktidar kavram, karar alma ve onu uygulama, uygulatma gcn ierir. Bu nedenle de dnlebilecek tek iktidar biimi "siyasal iktidar" deildir. rnein gnmzde bir "ekonomik iktidar"dan szetme alkanl da olduka yaygndr ve temelde yanl da saylamaz. Siyaset bilimini ilgilendiren, siyasal iktidarn oluumu, paylalmas, ileyii ve kullanlmasdr; siyasal iktidarla ilgili srelerdir. "Ekonomik iktidar" bata olmak zere, dier iktidar trleri ise, siyaset bilimini ancak bu ereveye etki yapt lde ilgilendirir. rnein aile ii iktidar, aileyi oluturan bireylerin siyasal davranlarna yansd lde, oy verme eilimlerine etki yapt zaman siyaset biliminin konusu olur. Siyaset bilimini, siyasal otorite ile ilgili kurumlarn ve bu kurumlarn olumasnda ve ilemesinde rol oynayan davranlarn bilimi olarak tanmlayabiliriz. Byle bir tanm, bir yandan siyaset biliminin gnmzde ilgilendii konularn tmn kapsarken, te yandan da olduka belirgin bir snr getirmektedir. 4

2. SYASET BLMNN YNTEM B'min felsefeden ayrld temel noktay biliyoruz. Felsefe olmas gerekeni, bilim ise olan inceler. Ele ald konu-/ larn nedenlerini ve nasllarn aratrr. Olaya bu adan yaklaldnda, bir bilim dalnn gelimesinin, yntemine ve kulland tekniklere yakndan bal olduu aktr. Siyaset bilimi toplum bilimlerinin bir dal olduuna gre, ynteminin de ayn olmas doaldr. rnein Maurice Duverger'nin "Siyasal Bilim Yntemleri" adyla yaynlanan kitab, daha sonraki basklarnda ad deitirmek ve " Toplumsal Bilimlerin Yntemleri" baln almak zorunda kalmtr. T m bilimsel almalar aamadan oluur: Gzlem, snflandrma ve yorum. Gzlenen olaylarn snflandrlmas sonucunda, deimez, her zaman ve her yerde geerli nedensonu ilikilerine varlabiliyorsa, bu bir "bilimsel yasa" demektir. Ama bylesine bir sonuca varlamyorsa, yaplan yorumun ad sadece "kuram" (teori) olur. Toplum bilimlerle fizik bilimler arasnda fark, daha gzlem aamasnda balar. Bilimin gzlemciden tam bir yanszlk istemesine karn, toplumla ilgili bilimlerde buna ounlukla olanak bulunamaz. nk -fizik bilimlerin tersine- toplumsal bilimlerde ve bu arada siyaset biliminde, gzlemci gzlenen eyin, yani toplumun iinde yer alr. Bilim adam ile incelenen olay arasna bir mikroskop girmez. Suyun bilekenlerini inceleyen bir bilim adam iin, suda hidrojenin ya da oksijenin daha byk oranda bulunmas aasnda fark yoktur. Oysa kar ya da deer yarglarna ters den bir siyasal rejimi inceleyen bilim adam iin ayn eyi syleyemeyiz. Siyasal olaylar ve olgular incelerken ortaya kan bu yansz olabilme zorluu, yalnz kendi toplumumuz iin sz konusu deildir. nsan kiisel eilimlerini ve kltrel etkiler altnda oluan deer sistemlerini, baka toplumlara ve baka dnemlere bakarken de beraberinde tar. rnein Afrika'da ilkel bir kabiledeki yaam inceleyen Batl bir bilim adamnn, olaylara kendi uygarlnn ve deneyimlerinin gz5

lkleriyle bakmas kanlmazdr. Batlnn dikta olarak grmesi doal olan proleterya diktatrl, arlk dnemini yaam Sovyet kuaklar iin demokratik saylabilir. Nasl ki, baz yabanc gzlemcilere diktatrlk gibi grnm olan kemalist tek parti modelinin de, Osmanl siyasal sistemine gre ok daha demokratik olmas gibi. Bilimsel almann ikinci aamasnda, gzlenen olaylardan elde edilen bilgilerin snflandrlmas yer alr. Yaplan snflandrma da, ilk aamada olduu gibi gzlemciye bal kalacak, bir gzlemciden tekine deiebilecektir. rnein hangi toplum kesimlerinin ne ynde oy verdiklerini aratrrken, o toplum kesimlerini hangi ltlere gre belirleyeceksiniz? Hangi gelir dzeyindekileri ya da hangi meslek sahiplerini "orta snf" kavramna sokacaksnz? Bir aatrmacmn "st snfa, soktuunu baka bir aratrmac "orta snf" sayarsa, varlkl kesimlerin destekledii bir siyasal iktidar, sanki orta snflarn da desteine sahipmi gibi grnebilir. Bilimsel almann son aamasnda yorum ve snflandrlan olaylar arasndaki ilikilerin uyduklar kalplarn saptanmas vardr. Siyaset biliminin -dier toplum bilimleriyle birlikte- kar karya bulunduu zorluklar bir kez daha burada da nmze kar. Siyasal olaylarn nedenleri ok karmak ve karlkl etkileim iinde olduklar gibi, ayn zamanda srekli bir deiim iindedirler. Burada toplumsal bilimlerde kat bir gerekircilik (determinizm) bulunup bulunmad tartmasna girmeye gerek yok. Siyasal olaylarn ok ve karmak nedenlere sahip olular, neden-sonu ilikilerinin aka ortaya konabilmesini engellemekte, en azndan ok zorlatrmaktadr. Bunu belirli bir olay iin yapmay baarsanz bile, o trden baka bir olayn ortaya kna kadar koullarda belirli bir deiim olaca iin, nceki olayla ilgili olarak yaptnz yorumun bu yeni olaydaki geerlii azalacaktr. Bir svnn hangi koullarda kaynadn bulmak, bir devrimin dou nedenlerini ortaya koymaya oranla olduka kolay saylabilir. nk kaynama olaynn bal bulunduu deikenler, basn ve s derecesi olmak zere ikidir. Ufak birka 6

deney, b>ze bu alanda bir f'Z'k yasasn ortaya koymak olanan ven'r. Bu yasa, on bin yl nceki suyun kaynamasyla ilgili olarak geerli saylabilecei gibi, on bin yl sonraki suyun kaynamasyla ilgili olarak da geerliini koruyacaktr. Oysa devrim yaratan nedenlerin karlatrmaya yer brakmayacak kadar ok oluu ve laboratuvarda deney olanann hemen hi bulunmay, siyasal bilimcinin tm devrimler iin geerli bir "yasa" bulmas olasln ortadan kaldryor. Siyasal bilimci, gzlemledii olaylardan bir neden-sonu ilikisi sezmeye alr. Bir "varsaym" (hipotez) gelitirir. ounlukla tarihe bavurarak, varsaymn dorulayacak rnekler gstermeye alr. Ve bylece, o konuyla ilgili bir "kuram" ortaya km olur. Ama "u, u, u koullar bir araya gelince devrim kanlmaz olur" diyemez. nk bu koullarn hepsini saptamak olanak d olduu gibi, toplumsal olaylarn temel esi olan insan da tarih boyunca deimeden kalan bir varlk deildir. Su bin yl nceki sudur, ama insan bin yl nceki insan deildir. Su evrimlemez, ama insan ve dolaysyla da toplumlar evrimleir. Heraklit 'in, " nsan ayn rmakta iki kez ykana\maz" sz, zellikle toplum bilimleri asndan nemli bir gerei dile getirmektedir. Ksaca zetlemeye altmz bu nedenlerden dolaydr ki, toplumsal bilimlerde kesin bir determinizmden ok, "deiken determinizm"den szediliyor. rnein "Az gelimi lkelerde bir dikta rejiminin ilerici mi yoksa tutucu mu olacann, o lkenin kalknma dzeyi ile balantl bulunduu" grn ele alalm. Az gelimi her lkedeki diktann mutlaka ilerici olacan syleyemeyiz. nk retim dzeyi, bir siyasal rejimin niteliini belirleyen ok saydaki nedenden sadece birisidir. Belki en nemli nedendir, ama tek neden deildir. Diktaya yn veren etmenlerin banda gelime dzeyinin geldiini belirtmenin tesinde b ; rey syleyemeyiz. Eer rej ; mm nitehi y, kalknma dzeyini ise x ile gsterirsek; ancak "y, x'in bir deikenidir, yani x deiince, ona bal olarak y de deiir" diyebil iriz.

3. SYASET BLMNN DOUU Siyasal konulara eilmi ve bu alanda, nemini gnmze kadar koruyan yaptlar vermi olan dnrlere Eski Yunandan balayarak rastlanr. Ama yakn zamanlara gelinceye kadar, siyaset konusuna ilikin yaptlar felsefi olmaktan teye gidememitir. Bu nedenledir ki, rnein Siyasal Dnceler Tarihi ok eskilere kadar uzand halde, siyasal olaylara toplumbilimsel bak olduka yenidir. Siyasal dnce alannda felsefeden bilime doru ynelij i n Aristo (.. 384-322) ile baladn syleyebiliriz. Hocas Eflatun bata olmak zere, Aristo'ya gelinceye dein tm siyasal dnrler, "nasl"n deil "nasl olmas gerektii"nin zerinde durmulard. Aristo'nun, andaki Yunan kent devletlerinin anayasalarn ve siyasal sistemlerini karlatrmal olarak incelemesiyle ortaya kan "Politika" adl kitap, siyaset biliminin belki de en eski bavuru kaynan oluturmaktadr. Aristo'nun 158 kent devleti anayasasn inceleyerek bir sonuca varmaya altn anmsamakta yarar var. Aristo'nun kamuoyunun nemini vurgulayabilmesi, ounluun ynetime katlmasnn erdemlerini sralayabilmesi ve zellikle de, gl bir orta snfn salkl bir rejimin varolabilmesi asndan tad nemi ortaya koyabilmesi ve tm bunlar gnmzden iki bin yl akn bir sre nce syleyebilmesi, kukusuz ki bu bilimsellie yaklaan almalarn rndr. ada oulcu rejimlerin kuramsal temellerini aratranlar, bu nedenlerden dolay Aristo'ya kadar gitmek zorundadrlar. Aristo'dan uzun yzyllar sonra, siyaset biliminin ikinci ncs grnmyle ortaya kan kii, Tunuslu bir islam dnr oldu. Baz Batl kaynaklarn "sosyolojinin kurucusu" saydklar bni H a l d u n (1332-1406), devlet ve iktidar kavramlarn bilimsel bir yaklamla incelemitir. Oysa ayn an Batl hristiyan dnrleri, olaya dinsel bir adan bakyorlar ve aklamalarn tanrsal iradeye dayandryorlard. bni Haldun'un, gnmzden alt yzyl nce, ekonomik etmenlerin toplumsal olaylar ve toplumasal olgularn da siya8

sal sistemler zerindeki etkisine eilmi oluu ilgintir. Tarihi bir masal anlay iinde ele almam, "olaylarn nedenlerinin ve nasllarnn derinlemesine incelenmesi" olarak deerlendirmitir. Eski tarihiler olaylar aktarmakla yetinir, toplumlarn bir evrim geirdiklerini, deitiklerini gzden karrlarken, bni Haldun yle diyordu: "Evrenin ve toplumlarn durumlar, ilikileri, gidileri bir tek sre iinde ve deimeyen bir izgide kalmaz" Marx'dan ok nce, toplumlar "retim biimlen"n, gre ayran Ibni Haldun'dur. Marx'a, Montesquieu'ye, Darwin'e, J e a n Jacques Rousseau'ya, Makyavel'e, Vico'ya, Malthus'a kadar uzanan birok dnce izgisinin balang noktasnda bni Haldun'u grrz. Siyaset biliminin douuna giden yolda, genellikle zerinde durulan nc isim bir italyan dnr olan Makyavel 'dir (1469-1527). Amaca ulaan her aracn "meru" olduu anlamna gelen dnceleri nedeniyle bazen yanl yorumlanan Makyavel 'e ve "makyavelizm" olarak olumsuz bir biimde deerlendirilen dnce sistemine aslnda farkl bir adan yaklamak gerekir. Makyavel iyi bir gzlemci olarak, siyasal ikt ; darn ele ge;r*liini, korunmasn, bymesini ve yitirilmesini inceledi. Bu olaylara hangi koullarn ne ynde etki yaptn aratrd. Gzlemledii olaylara dinsel ya da ahlksal adan bakmayp, varolan saptamaya alt. Laik dncenin ilk temellerini Makyavel'de bulanlar oktur. Aristo'nun "Politika"s gibi, Makyavel'in " Prensli siyaset biliminin temel kaynaklar arasna girmitir. Fransz dnr M o n t e s q u i e u (1689-1755) " Yasalarn Ruhu" adl yaptnda, bir toplumda geerli kurallarn, o toplumun iinde bulunduu corafi ve toplumsal koullarla olan balantsn aratrd. Bunu yaparken de, "olmas gerekeni deil, olan" incelediini aka vurgulad. Toplumsal-doal evre ile hukuk ve siyaset arasndaki neden-sonu ilikisini ortaya koymaya alt. "Gler ayrm" ilkesi ile de ada siyasal rejimleri nemli lde etkiledi. Toplumsal olgular arasnda belirgin balantlarn bulunduuna inanan Mon9

tesquieu yle demiti: " Tasalar, eyann doasndan kaynaklanan zorunlu ilikilerdir (...) Ben ilkelerimi nyarglarmdan deil, eyann doasndan kardm". Montesquie'y e gre; nasl ki fizik evrenin "yasa"\ax\ varsa, toplumsal olaylarn da kendine zg yasalar vard. Ondokuzuncu yzylla beraber, artk, genel olarak toplumsal ve zel olarak da siyasal dncenin "bilim"lemeye baladn gryoruz. Teknolojik atlmlar ve sanayileme sreci, Batl toplumlarn yapsnda hzl deimeler yaratmaktayd. Kentler hzla kalabalklayor, sanayi emekilerinden oluan yeni bir snf siyaset sahnesine girmeye balyordu. Nasl ki btn bilim dallar sorunlara zm ararken gelimilerse, siyaset bilimi de bu hzl yap deiikliklerinin getirdii, sayca ve nemce byk sorunlara zm aranrken, bir kargaa gibi grnen toplumsal olaylarn nedenleri ve aralarndaki balantlar aratrlrken dodu. Sosyolojinin kurucusu saylan Fransz Auguste C o m t e (1798-1853), ayn zamanda siyaset biliminin de domasna katk yapan nemli isimler arasnda yer alr. Siyaset bilimi, sosyolojinin ya da toplum bilimlerinin bir uzants olduuna gre, bu durumu doal karlamak gerekir. "Sosyoloji" deyimini ilk kez kullanan Auguste Comte'tan sonra, artk "yeni bilim", "insan bilimi" ya da "toplumsal fizik" gibi isimler unutuldu. Daha sonraki aamada da, sosyolojiden hareketle yeni bilim dallar oluunca, "toplum bilimleri" ya da "toplumsal bilimler" kavram yerleti. Toplum bilimleri iinde bir dal oluturan siyaset bilimi de, belirli bir uzmanlama sreci iinde, giderek "siyasal bilimler"e dnt. Auguste Comte'un toplumsal bilimlerin domasna asl katks, "konu"nun snrlarnn belirginlemesi noktasnda olmutur. O ' n a gre sosyoloji iki blme ayrlyordu: " Toplumsal Statik,'''' ve " Toplumsal Dinamik". Toplumsal Statik toplumun duraan durumunun incelenmesi demekti ve kendisi tarafndan yle tanmlanyordu: " Toplumsal sistemin eitli kesimlerinin, birbirleri zerinde karlkl ve srekli uyguladklar etki ve tep10

kilerin, ayn zamanda deneysel ve ussal yoldan somut incelenmesi...'" Baka trl aklamak gerekirse; Toplumsal Statik kavram kurulu toplumsal dzeni, Toplumsal Dinamik kavram ise dzendeki deimeyi ieriyordu. Yeni bir bilim dalnn ortaya kmasnda ilk nemli aama "konusu"xun belirginlemesi ise, ikinci ve belki de daha nemli olan aama, ynteminin bilimsellemesidir. (Bilimsel bir konuya bilimsel olmayan bir yaklamla eilmenin farkl sonular douracan biliyoruz). te genel olarak toplum bilimlerinin ve zel olarak da siyaset biliminin domasna Kari Marx 'm (1818-1883) katks da bu noktada nem kazanyor. Marx'a gelinceye kadar Auguste Comte da dahil olmak zere, toplumsal deimenin temelini "dnce ve kanaatlar"n oluturduu gr genellikle paylalyordu. Bu ise toplumbilime znel (sbjektif) bir nitelik vermek demekti. Karl Marx, toplumsal deimenin temeline ekonomik "altyap"y koyarak ve siyaset de dahil tm toplumsal kurumlarn olumasnda da ncelii somut etmenlere tanyarak, toplumsal bilimlerde "zneP'liin yerine "nesnel"lii (objektiflik) geirmi oldu. stelik Marx, siyaset ve hukuk gibi " styap " kurumlarnn da ekonomik " altyap " zerinde bir etki yaptn, karlkl bir etkileimin sz konusu olduunu vurgulamay unutmad. Karl Marx'in toplum bilimlerine bir baka katks da, insan doasnn "deiebilir" olduunu vurgulamasyla ortaya kyor. Oysa O ' n a gelinceye kadar, insan doasnn tarih boyunca temelde deimedii gr yaygnd. Marx insan doasnn, onu evreleyen koullara bal olarak deitiini gstermekle, toplum bilimlerini doa bilimlerinden ayran temel zellii sergilemi oldu. Daha nce de belirttiimiz gibi; maddenin evrim geirmemesine karlk, insan ve dolaysyla da toplumlar evrim geirirler. Fransz Alexis de Tocqueville (1835-1859)'in "Amerika'da Demokrasi" isimli yapt, tam anlamyla bilimsel saylabilecek ilk ve nemli almalardandr. Tocqueville uzunca bir sre Amerika Birleik Devletleri'nde yaadktan sonra, gerek o gnk Amerikan toplumunu ve gerekse o gn o toplum11

da varolan siyasal sistemi, ok geerli bir biimde inceledi. Kitap, zellikle toplumsal-ekonomik gelimenin siyasal sistem zerindeki etkisini ortaya koymak bakmndan nem tamay ve birok adan gncelliini korumay srdryor. Siyaset biliminin douunu ku bak incelerken Alman M a x Weber (1894-1920)'den szetmemek byk eksiklik olurdu. Karl Marx toplumsal snflarn siyasal atmadaki ve dolaysyla siyasal rejimlerin oluumundaki rollerini ve nemlerini ortaya koymutu. Weber ise madalyonun dier yzn aydnlatt; brokrasinin ada siyasal rejimler iindeki arln vurgulad. Bir anlamda Marx'daki snf atmalarnn yerine brokrasiyi koymaya alt. O ' n a gre ada toplumlarn brokratiklemeleri kanlmazd ve brokrasi, siyasal iktidarlarn aldklar kararlar l metinler durumuna drebilme gcne sahipti. Weber, dncelerin sadece maddi karlarn bir yansmas olduu grne kar karak, dncelerle karlar, isel durumlarla dsal istemler arasndaki balantlarn nemine dikkat ekti. Bireylerin "seme yaknlk" ile toplumsal snflara katldklarn belirtti. Snf yelerinin "grenekleri", "yaam biimleri", "meslek tutumlar" zerinde durarak, snf ve konum (stat) arasnda kesin bir ayrm yapt. Max Weber'in siyaset bilimine nemli bir katks da, siyasal iktidarn "meruluu"nun temellerinin aklanmasnda ortaya kar. Weber'e gre siyaset, kiinin dier kiiler zerinde egemenlik kurmasdr. Ama bu egemenliin tr, yaps, yntemleri ve kendisini meru gsterme biimi de nemlidir. nk hibir iktidar yalnz bask ve iddet zerine kurulamaz. Weber'in otoriteyi incelerken yapt, geleneksel otorite, brokratik otorite ve karizmatik otorite ayrm siyaset biliminde bugn bile kullanlmaktadr. Artk doumunu tamamlayan siyaset biliminin niversitelere girii de bir anlamda siyasal nedenlerden dolay kolaylat. Birinci Dnya Sava'ndan sonra komnist ve faist rejimlerden kaan bir ok Avrupal hukuku (Rus, Alman, Avusturyal, Polonyal) Amerika Birleik Devletleri'ne yerleti. Ama 12

lkenin zel koullar, kara Avrupasmdan gelen hukukularn Amerikan niversitelerinde hukuk retimi yapmalarm ok zorlatryor, hatta olanaksz klyordu. Bu nedenle, onlar da "siyaset" konusunu ilemeye baladlar ve "government" profesr oldular. Ama bu katklardan nce de, daha Birinci Dnya Sava'mn ncesine giden tarihlerde, baz Amerikan niversitelerinde siyaset bilimi blmlerine rastlanmaktayd. rnein Amerikan Siyaset Bilimi Dernei'nin kurulu tarihi 1903'dr. kinci Dnya Sava sonrasnda, siyaset bilimi giderek kendini Avrupa niversitelerine de kabul ettirmeye balad. Siyasal konulara eilen kii tarihi ya da hukuku olduu zaman buna "siyaset bilimi" denilirken, sosyologlar ayn alana ilgi gsterince "siyaset sosyolojisi" ismi tercih edildi. Siyaset bilimi ile siyaset sosyolojisi arasndaki ayrm, bir alan ayrm olmaktan ok bir yaklam ayrmdr. 4. SYASET BLMNDE ADA GELMELER Bizim de ksaca deindiimiz gibi, siyaset biliminin kkeninde siyaset felsefesi yatyordu. Zamanla siyaset felsefesinden siyasal kurumlarn incelenmesine geilirken, siyaset bilimi de domu oldu. Siyaset biliminin bu ilk aamasnda, soyut almalar egemendi. Oluturulan geni kapsaml kuramlardan (teorilerden) hareketle, siyasal kurumlar ve bir kurumlar btn olarak rejimler yorumlanmaya allyordu. Siyaset bilimindeki ada gelimeler, zellikle bu soyut almalara tepki olarak domu ve somuta ynelmitir. Grgl (ampirik) aratrmalara, alan aratrmalarna nem verilmitir. Ama Amerika Birleik Devletleri'nde balayan bu eilimin temelinde baka bir nedenin daha varln unutamayz. Varolan kurumlarn iyiletirilmesi gerektiini dnen Amerikal siyasal bilimciler, siyaset biliminin yalnz aklamakla yetinmemesi gerektiine, somut siyasal karara dntrlebilecek aratrmalar yaplmasnn zorunlu olduuna inanyorlard. Bunun olabilmesi ise, ncelikle somut ve hatta saysal gzleme balyd. 13

Aslnda bu tr aratrmalar da nce kurumlar zerinde balam, ancak ksa zamanda o ereveyi amtr. nceleri ama, kurumlarn hukuksal grnmlerinin gerisindeki "gerek" ieriklerin tannmasna ynelik iken, ksa zamanda, kurumlar arasndaki ve kurumlarla toplum kesimleri arasndaki etkilerimi de kapsamna almtr. Bylece "siyasal sre" kavramnn doduuna ve toplumsal gruplarn siyasal aratrmalar asndan nem kazandna tank oluyoruz. Bu eilime zamanla "davran" akm (political behaviour) denilecektir. Onu da giderek "ilevci" akm ve - "sistemci" akm izlemitir. a) Siyasal davranlk.- nsan davranlar sz konusu olduunda elbette ki psikoloji ve toplumsal psikoloji gibi bilimler gndeme geliyor. Siyasal kiilikler, siyasal tutumlar, siyasal sreler, siyasal davranlarn etmenleri gibi konular n plana kyor. Siyasetle ilgili olarak neyi "somut olarak" izleyebilmek olana varsa, aratrmalar ona yneliyor. Bu arada matematiksel ve istatistiksel teknikler kullanlmaya balanyor. 1950'li yllarda byk etkinlik kazanan davran akm erevesinde ok sayda alan aratrmas yapld. Kamuoyu yoklamalar, seim sosyolojisine ynelik aratrmalar, siyasal partiler Ve bask gruplaryla ilgili incelemeler bir anlamda moda oldu. Siyaset biliminin konular iinde ne "llebilir" ise lld ve saysz denilebilecek kadar veri topland. Charl e s M e r r i a m ve Harold D. Lasswell 'in ncleri arasnda yer ald bu akm, giderek "karar alma sreleri"ni de balca aratrma konular arasna ald. Siyasal davranln, siyaset biliminin gelimesinde nemli bir aama oluturduuna kuku yok. Ama toplanan onca veri, ancak bir varsaymn geerliini deerlendirmek amacyla kullanldnda bir anlam tayabilir. Oysa kuramsal bir erevenin yokluu, bu tr aratrmalarn bir sre sonra ksr bir dng iine girmesini kanlmaz klyordu. Amasz toplanan bilgiler yn, ancak baz varsaymlarn oluturulmasna yarayabilirdi. Bu tr aratrmalarn baka bir sakncas da, aratrmada kullanlan tekniklerin bizzat aratrmann konusunu belirleme14

siydi. Yani incelenen sorunlara uygun teknikler aranmyor, tersine o tekniklerle neler incelenebilirse, o konulara yneliniyordu. nemli sorunlardan nemsiz sorunlarn aratrlmasna doru kaylmasmm kanlmaz olduu bu durumu David B. T r u m a n alayl bir benzetmeyle aklamaktayd: Karanlk bir sokakta yitirdii saatim, aydnlk olduu iin bulvarda arayan bir sarhoun haline glenlerin, yaplan baz siyasal bilim aratrmalarn ciddiyetle karlamalar ok zor olabilirdi. Yntem ve teknik tutkusunu bir yana brakarak "toplumbilimsel dgc"n harekete geirmenin zaman geldiini savunanlarn banda C. Wright M i l l s geliyordu. Olaylarn ve olgularn sistemli bir biimde gzlenmesinin ve verilerin toplanmasnn zorunlu olduunu herkes kabul ediyordu. Ama bilimsel almann yalnzca bir evresini oluturmas gereken bu alma, kendi bana bir ama deil, sonuca giden yolda bir arat. 1960'l yllardan hareketle, aratrlan konulara kuramsal bir ereveden kalkarak yaklalmasnn gerektii gr ar basmaya balad. Bu bir eskiye dn deil, kuramn nemiyle grgl alan aratrmalarnn nemi arasnda bir senteze varlmas demekti. Kuramlarn getirdii kavramsal ereve iinde varsaymlar oluturulmal, daha sonraki aamada bu varsaymlarn geerli olup olmadklar ya da ne lde geerli olduklar, yaplacak somut aratrmalarla snanmalyd. Bu yntem, incelenen olayn bir btn asndan deerlendirilmesi anlamna geliyordu. Bu yeni sentezin de sakncalar yok mu? Prof. Esat am, yant ok aklkla veriyor: "Kuramsal ereve bir anlamda olaylara baktmz bir gzlktr. Veya olaylar snadmz bir kalptr. Aratrmalarda bu kalp ya da gzlk bir noktadan itibaren yetersiz hale gelebilir. Ayn model zerinde direnmek, modele uymayan bir olgu ile karlaldnda modeli deitirmek yerine olguyu modele zorlayarak uydurmaya almak hemen her zaman grlen hatalardandr". b) Yapsalc-ilevci akm A Grgl aratrmalara kuramsal bir ereve oluturma abalar iinde ortaya kan yapsal15

ilevsel. aklamalar, toplumsal yaamda hibir eyin, na bir btn oluturmad ve hereyin bir btnn olduu grnden kaynaklanr. yleyse incelenmek her siyasal olgu ancak, btn iinde doldurduu yer, grev gznne alnarak deerlendirilebilir.

tek baparas istenen grd

Bu gre gre; toplumsal yap (strktr), ancak belli bir ileve sahip olduu lde geliir. Baka bir deyile, toplumdaki tm yap ve kurumlar, belirli bir gereksinmeye yant vermek amacyla domulardr. Sartre'm nl rneinde de olduu gibi, nce eki yaplp sonra o ekice bir grev bulunamaz. Birbirinden farkl siyasal partiler bulunduu iin siyasal atmann varolduunu syleyemeyiz. Tersine, toplumsal evrimin belirli bir dzeye vard durumlarda ortaya kan siyasal atmalarn nitelii, siyasal partilerin domasn kanlmaz klmtr. Her toplumsal yapnn sahip olduu ilev (fonksiyon), onun iinde bulunduu btnn ilemesi iin zorunlu olduu gibi, o btnn dier paralarnn grevleriyle de btnlemektedir. levci yaklamn ilk nl ismi olan antropolog Malinowski, ilkel toplumlar - o konuda yaplm gzlemleri deerlendirerek deil- bizzat gidip grerek inceledi. Hareket noktasn ise u szlerle zetliyordu: "Kltrn ilevsel analizi, her trl uygarlkta, her gelenein, her maddesel nesnenin, her dnce \ve her inancn yaamsal bir ilevi yerine getirdii, bir grevinin bulunduu, organik bir btnn zorunlu bir parasn temsil ettii ilkesinden hareket. eder (...) Kltrel grntleri birbirinden soyutlayarak, parasal bir biimde incelemek, ksr saylmas gereken bir yntemdir; nk kltrn anlam kendi eleri arasndaki ilikiden ibarettir. Rastlantsal ya da beklenmedik kltrel btnlerin varl kabul edilemez". levci yaklamn gelimesine katks olan ikinci byk isim Robert K. Merton, bir anlamda ie Branislavv Malinovvski'nin eletirisi ile balyor: Toplumsal yap iindeki her parann, dier paralarla grevsel olarak btnletii her zaman sylenemez. stelik btnn her esi her zaman yalnz16

ca bir ilevi de yerine getirmez. Bir ge birden fazla ilevi yerine getirebilecei gibi, ayn enin yerine getirdii ilevler arasnda eliki de bulunabilir. Bu durum da toplumsal yapda ister istemez baz bozukluklar yaratacaktr. Merton her toplumsal ya da kltrel enin mutlaka bir ilevi olduunu kabul etmedii gibi, ilevinden dolay "vazgeilmez" nitelikte olduu grn de paylamamaktadr. nk ayn ilevi yerine getiren birden fazla ge bulunmaktadr. Bu nedenle de birinin yokluunu dieri telafi edebileccktir. Merton'un getirdii, "bozuk ilev, ak ve gizli ilev" gibi/ kavramlar da ilevci yaklam asndan nem tayor. Bozuk ilev, toplumsal yapnn ileyiini' zorlatran ilev olarak tanmlanabilir. rnein Hindistan'da inek ve maymunlara gsterilen sayg ekonomik adan sorunlar yaratabilmektedir. Bir ilevin ak ya da gizli oluu ise, istenip istenmemesine ve bilinip bilinmemesine, sistemin uyumuna katkda bulunup bulunmamasna bal olmaktadr. ada toplumbilimde, yap ve ilev kavramlar genellikle birbirlerini tamamlayan bir anlayla ele alnrlar. Toplumsal yap kavramnn Durkleim'den kaynaklanp, Spencer'in "toplumu bir organizma sayan" grnden geerek ada "yapsalc" (structuraliste) akm iindeki yerini aldn syleyebiliriz. Bu akmn en nl ismi, bir antropolog olan Claude LeviStrauss 'dur. Gnmzn nl toplumbilimcileri arasnda yer alan Talcott Parsons ise, salt bir yapsalc olmaktan ok yapsalc-ilevci yaklam iinde deerlendirilmektedir. Levi-Strauss'a gre; toplumsal gerein yaps, dorudan gzlenemez. Olaylar yaayanlar bu yapnn bilincinde deildirler. Gerein iinde gizli olan ve kefedilmeyi bekleyen bu yapy ortaya karma, ou gerei aklayan bir model ya da1 bilimsel bir "yasa" olarak sunma grevini ancak "yapsal analiz" yerine getirebilir. Yap, elerinin birisinde ortaya kan bir deiikliin dierlerini de deimeye ynelttii bir sistem oluturur. Belki en nemlisi de, belirli elerinin deimesine sistemin nasl tepki gsterecei nceden bilinebilir. 17

Talcott Parsons, her toplumsal sistemin drt ilevsel zorunlua karlk vermesi gerektiini sylyor: Hedeflerin izlenmesi, kuralsal ya da gizli istikrar, fizik ve toplumsal evreye ^uyum, yelerin toplumsal sistemle btnlemesi. c) Siyasal sistem analizi.- Gryoruz ki, bizzat yapsalc-ilevci kavramn kendisi, giderek sistem kavramn gndeme getirmitir. Toplumsal yap kavram, biyolojiden ve organizmadan hareketle olumu, btn iindeki paralarn ilevleri kavramyla btnlemiti. Sistem yaklamnn ise, gdmbilimsel (sibernetik) verilerden esinlendiini syleyebiliriz. Siyasal sistem analizi, gnmz siyaset biliminde giderek artan bir etkiye sahip bulunuyor. Sistem, yapsal ilikiler iindeki elerden oluan bir btn olarak tanmlanabilir. Bu ereve iinde, siyasal sistem belirli bir toplumsal sistemin bir parasndan baka birey deildir. O btn ierisinde siyasal sistemin, eitim sistemi, retim ve tketim sistemi, haberleme sistemi gibi baka trden paralarla karmak ilikileri vardr. Sistem yaklamnn siyaset bilimindeki ncln yapan David Easton, siyasal sistemin, fizik, biyolojik, toplumsal ve psikolojik ortamlarla evrili bulunduunu vurguluyor. Bir siyasal sisteme, toplumsal evreden istem ya da destek niteliinde "girdi"ler olduunu sylyor. Bunun sonucunda o siyasal sistemde oluan kararlar ve uygulamalar ise "kt"lardr. Bu ktlarn kendisi de istem ya da destek biimindeki girdiler zerinde etki yapacaktr. Bu durumu Easton yle yorumluyor: "evreden birbiri peisra gelen ok dalgalarna karn, sistemlerin varlklarn srdrebilmeleri, dikkatimizi, evreden gelen itmelere yant verebilme ve bu yoldan, kar karya bulunduklar koullara uyum yeteneklerine ekmektedir. Kendi i rgtlenmesinde, bir siyasal sistemin btn dier toplumsal sistemlerle birlikte sahip bulunduu temel bir zellik var. O da, iinde ilevini yerine getirdii koullara kar olaanst derecede deikeni harekete geirebilme gcdr". Bir siyasal sistemde ktlar - y a n i kararlar- elbette ki girdiler -yani istem ve destekler- belirliyor. Ama o kararlarn
18

kendileri de, zamanla yeni istem ve desteklerin oluumuna etki yapyorlar. levci yaklamn en byk eksiklii, "deime"yi aklamakta karlat skntlard. Yapsalc ve ilevci modeller atmadan ok uzlamay ve uyumu, deimeden ok da belirli bir durumu aklamaya elveriliydi. Oysa siyasal sistem analizi, gelimeyi, deimeyi, evrimlemeyi aklamaya ok daha yatkn grnyor. 5. SYASET BLMNN KAPSAMI Siyaset biliminin kapsam ve blmlerinin saptanmasnda, U N E S C O ' n u n ncl ile 1948 ylnda yaplan bir alma genellikle hareket noktasn oluturuyor. Bu tarihte Paris'te toplanan siyaset bilimciler, drtl bir snflandrmada birlemilerdi : I. SYASET K U R A M I a) Siyaset Kuram (Genel) b) Siyasal Dnceler Tarihi II. SYASAL K U R U M L A R a) Anayasa b) Devlet Organlar c) Yerel Ynetimler ve "Blge" Ynetimleri d) K a m u Ynetimi e) Devletin f) Ekonomik ve Toplumsal Grevleri Karlatrmal Siyasal Kurumlar

I I I . P A R T L E R , SYASAL G R U P L A R , K A M U O Y U a) Siyasal Partiler b) Siyasal Grup ve Dernekler c) Yurttan Devlet ve Hkmet ilerine mas (Seimler) d) Kamuoyu 19 Katl-

IV. U L U S L A R A R A S I L K L E R a) Uluslararas Siyaset b) Uluslararas rgtler ve Ynetim c) Devletler Hukuku Bugn bu blmlerin nemli bir ksm, niversitelerde ayr derslerin konularn oluturuyorlar. Bu nedenle de, tekil bir siyaset biliminden ok "Siyasal Bilimler" kavram da genel bir kabul gryor. Siyasal bilimler okutan eitim kurumlarnda, "Siyaset Bilimine Giri" dersi dnda, u gibi ders balklarna da rastlanyor: Siyasal dnceler tarihi, Anayasa hukuku, siyasal dnceler ve rejimler, kamu ynetimi, karlatrmal kamu ynetimi, siyasal davran, kamuoyu, siyaset psikolojisi, uluslararas siyaset, devletler hukuku, siyaset sosyolojisi vb. Gnmzde siyaset bilimine genel olarak eilen "giri" niteliindeki ders kitaplarnn hemen hepsinde ortak olan konular var: Devlet, iktidar, siyasal partiler, bask gruplar, siyasal katlma ve kamuoyu. Bu genel ereveye ideolojileri ve zellikle de siyasal sistem konusunu katanlar son zamanlarda oald. Ama bir siyasal bilimciden tekine asl deien eyin, konulardan ok konularla ilgili snflandrma olduunu syleyebiliriz. Siyaset biliminin kapsam, birok bilim dalyla yakn bir iliki iinde bulunmasn zorunlu klyor: Tarih, hukuk, ekonomi, sosyoloji, psikoloji, toplumsal psikoloji, demografya, antropoloji, istatistik gibi. . Siyasal bilimcilerin, bu komu bilim dallarnn uzmanlaryla ortaklaa gerekletirdikleri aratrmalarn says ve alan giderek genilemektedir.

SELM GENEL KAYNAKLAR a) T R K E am, Esat; Siyaset Bilimine Giri, Hukuk Fak. Yay., stanbul, 1975. 20

Daver, Blent; Siyasal Bilime Giri, Doan Yaynevi, Ankara, 1968. Duverger, Maurice; Politikaya Giri, Varlk Yay., stanbul, 1964. Duverger, Maurice; Siyaset Sosyolojisi, Varlk Yay., 1st., 1975. Kalaycolu, Ersin; ada Siyasal Bilim, BE-TA, istanbul, 1984. Kapani, Mnci; Politika Bilimine Giri, Hukuk Fak. Yay., Ank., 1975. Lipset, S. Martin; Siyasi nsan, (ev. M. Tuncay) limler Trk Dernei Yay., Ankara, 1961. Siyasi

Runciman, W.G.; Toplumsal Bilim ve Siyaset Kuram (ev. E. Mutlu), Teori Yaynlar, Ankara, 1986. Tekeli, irin; David Easton'un Siyaset Teorisine Katks zerine Bir nceleme, iktisat Fak. Yay., istanbul, 1976. Turan, titer; Siyasal Sistem ve Davran, iktisat Fak. Yay., istanbul, 1977. nsal, Artun; Siyaset Bilimine Giri, SBF, Ankara, 1980-81 Ders Notlar (teksir). b) YABANCI D L Almond, Gabriel; Comparative Politics Today, Little, Brown and Co., Boston, 1974. Bottomore, T.B.; Elites and Society, Pelican, Harmondworth, 1976. Cot, J.P. et Mounier, J.P.; Pour Une Sociologie Politique, Seuil, Paris, 1977. Dahi, R.A.; Modern Political Analysis, Jersey, 1963. Prenties-Hall, New

Duverger, Maurice; Sociologie Politique, PUF, Paris, 1966. Easton, David; The Political System, Alfred A. Knoph, New York, 1970. Moreau, J. - Dupuis, G. - Georgel, J.; Sociologie Politique, Cujas, Paris, 1966. Schwartzenberg, R.G.; Sociologie Politique, Montchrestien, Paris, 1971. 21

BRNC BLM : SYASAL YAAMIN ETKENLER


BlRNCt KISIM : ALT YAPISAL ETKENLER 1. Doal Etkenler 2. Demografik Etkenler 3. Ekonomik Etkenler

KNC KISIM : ST YAPISAL ETKENLER 1. Kurumsal Etkenler 2. Kltrel Etkenler

BRNGl BLM: SYASAL YAAMIN ETKENLER


Siyasal yaamn olutuu bir ortam vardr. Bu ortam, siyasal yaamn geliimine yn veren nedenleri iinde barndrr. Nasl ki gne, hava ve su bulunmayan yerde bitki olmazsa, belirli koullar btnnden soyutladmzda da bir siyasal yaam dnlemez. Siyaset olgusu, ancak topluluk halinde yaayan insanlar arasnda doar. Bu topluluun yerlemi olduu doal evre vardr. Toplulukla kendisini evreleyen doal koullar arasnda srekli bir etkileim sz konusudur. Bu etkileimin rn olan teknolojik dzey ve doal evrenin dorudan salad olanaklar, o toplumun ekonomik yapsnn belirlenmesinde temel etkeni olutururlar. Ekonomik yap ise siyasal geliim zerinde nemli bir etki yapar. Siyasal yaam belirleyen koullar yalnz bu maddesel etkenlerle snrl deildir. Toplumlar bireylerden oluur. Dou nedenlerinden bamsz olarak, toplumsal kurumlar da bireyin davranlar zerinde dorudan etkide bulunurlar. Ve nihayet, toplumlar zerlerinde kanlmaz bir biimde gemilerinin izlerini tarlar. Kuaktan kuaa aktarlan kltrel bir kalta da sahiptirler. Kltrel etkenleri gznne almadan, bireysel ya da toplumsal ok davran aklayamayz. Doa, insanlar ve ikisinin etkileimi sonucu oluan teknolojik-ekonomik yapy bir btn olarak aldmzda, bunu toplumun " alt yaps" olarak deerlendirmek ' olana var. Kurumsal ve kltrel etkenleri ise " styap " kavram iinde deer25

lendirebiliriz. Ama bunu byle yaptmzda, aralarnda bir sralamaya ya da hiyerarik bir ayrma gittiimiz anlam kmamaldr. Bilimsel snflandrmalarn temel ilevinin, olay ya da olgularn anlalmasn kolaylatrmak olduunu unutmamalyz.

26

BRNC KISIM: ALT YAPISAL ETKENLER


Burada "alt yap" kavramn, marksist zmlemenin ierdiinden farkl ve daha geni bir anlamda kullanyoruz. Corafi, demografik ve teknolojik etkenlerin siyasal yaama yansmasn bu erevede deerlendireceiz. 1. D O A L E T K E N L E R Doal etkenler iklim, doal kaynaklar, lkenin genilii ve konumu gibi alt blmlere ayrlabilir. Bunlarn siyasal yaam zerindeki etkilerini ayr ayr inceleme olana var. Az gelimiliin doal evre ile balantsn ve Trk tarihinin baz evrelerini corafi nedenlerden kalkarak aklamaya alan baz kuramlar da gene ayr balklar altnda ele alacaz. a) k l i m ve Siyasal Davranlar

klimin insanlar ve dolaysyle siyasal yaam zerindeki etkileri daha Aristo'dan beri dnrlerin ilgisini ekmitir. Aristo'ya gre, souk lke insanlar cesaretli ama az zeki, scak lke insanlar zeki ama az cesaretli, lman iklimdekiler ise hem zeki hem cesaretlidir. zgrlkle souk iklim arasnda bir balant bulunduunu, scak iklimin ise boyun eme eilimlerini gelitirdiini ilk ne sren Aristo 'dur. Aristo " Politika " adl nl yaptnn yedinci kitabnda yle diyor: "Souk lkelerde ve Avrupa'da yaayanlar genel olarak cesur olurlar. Fakat zek ve marifetlilik bakmndan geridirler. Bundan dolay, bamszlklarn korumalarna ramen siyasal rgt27

leri yoktur. Bakalarna hkmetmek yeteneinden yoksundurlar. Oysa Asyallar zekidirler, bulucudurlar, ama cesaretleri kttr. Onun iin daima hkm altndadrlar, kledirler. Bu ikisinin ortasnda bulunan Elen kavmi ise karakter bakmndan da ikisinin ortasndadr; yani hem cesur hem zekidir. Bundan dolay bamsz yayor, btn dnyadan daha iyi idare ediliyor." Aristo'nun "Avrupa" derken aslnda Kuzey Avrupa'y kastettiini gznne alrsak, iklimlerle toplumsal kiilik ve giderek siyasal rejimler balantsn kuran bir deerlendirme karsnda bulunduumuz ortaya kar. Aristo'nun yapt bu zmlemeyi, brakt yerden alp bir aama daha ileriye gtren bni Haldun (1332-1406) olmutur. bni Haldun "Mukaddime"sinde, " Havas lml olan iklimler, havann insanlarn derilerine, renklerine olan etkileri ve dier birok halleri" bal altnda, lman iklimin insanlar ve toplumlar zerindeki etkilerini aratryor. Ilman iklim insanlarnn grnm, ahlk, din ve sanat gibi alanlarda dier iklim kuaklarndaki insanlardan daha ileriye gitmi olduklarn savunuyor. ibni Haldun'a gre; scak iklim insan abuk sevinir ve neelenir, bu nedenle onda " h a f i f l i k ve dncesizlik" oluur. Deniz kylarndaki halk da "az bir lde" oyun ve elenceyi sever. Ama Tunuslu dnr, zellikle ayn enlemde bulunan Msr ve Cezayir halklar arasndaki farka dikkati ekiyor: " H a f i f l i k , sevin, nee ve iin sonundan haberi olmamak durumu Msrllarda ar basar. Marip Fas dalarna yakn bulunduu iin havas souk olduundan, halkn kaygl, gzlerini yere dikerek bakan ve dilsiz gibi bir halde gryorsun. Bunlar gelecei ok dnrler (...) Dier iklim ve blgelerin halini incelediin takdirde, hava ve doann orann halkna olan etkisini greceksin." ibni Haldun, byk yerleim merkezlerinin ancak lman iklimlerde kurulabildiine ve uygarln geliimini bu durumun kolaylatrdn da vurgulad. ok scak ve ok souk iklimlerin toplumlar zerindeki olumsuz etkilerine deindi. Montesquieu 'y Aristo'da balayp ibni Haldun'la sren izginin son dura sayabiliriz. Konuyu gelitirip "klimler 28

"Kuram"n ortaya atan o olmutur. Montesquieu'ye gre, souk iklimler kalbi ve kaslar glendirmektedir. Bu nedenle souk iklimlerin insanlar, kendine gvenen, cesaretli, stnln bildii iin intikam isteine daha az kaplan, ak sz', daha az kukucu, daha az hileci olmaktadrlar. "Tasalarn Ruhu"ram yazar, kuramn savunurken yle diyor: "Bir insan scak ve kapal bir yere koyun; hemen kalbinin sktn, baygnlklar geirdiini grrsnz. Bu durumdayken ona yle biraz canlca bir harekette bulunmasn teklif edin, yle sanyorum k pek yle istekli grnmeyecektir; hibir ey yapamayacan hissettii iin her eyden korkacaktr. Scak lkelerin halklar yallar gibi utangatr; souk lkelerinki ise genler gibi cesaretlidir. Eer son savalara dikkat edersek, Kuzey lkelerinin insanlar gney lkelerine geldiklerinde, kendi iklimlerinde savaan yurttalar kadar baarl olamadklarn, btn cesaretlerini kullanamadklarn grrz." MontesLjuieu, insan davranlar arasndaki bu farklln, ayn lkenin kuzey ve gneyindeki insanlar arasnda da grlebileceini sylyor. klimin klelik ya da zgrlk eilimlerinin ortaya kmasnda da nemli rol oynadn ne sryor: "u halde, scak iklimlerde oturan insanlar kokak ve rkek olduklar iin tedenberi kle durumunda, souk iklimlerde otuan insanlar srekli olarak zgrlk iinde yaamlasa buna amamak gerekir. Bu durum doal bir nedenin sonucudur." Jean Bodin ve J .J. R o u s s e a u gibi baz dnrlerde de benzer grlere rastlanabilir. Hatta Fransz tarihi Michelet, zellikle 1789 Temmuz htilalinden esinlenerek, ihtilallerle scak mevsimler arasnda bir iliki kurmak istemitir. Daha da te, savalar ve ihtilalleri gne yznde grlen lekelerle aklamaya alanlara da rastlanmtr. Bu savlarn tmnn salam kantlara dayandn sylemek bugn olduka zor. rnein 1917 Rus htilali'nin ekimkasm gibi, o lkenin koullarnda souk denebilecek aylara rastlam oluu, Michelet'nin gr ile nasl badaabilir? Tarihimizde zel b>r yer' olan 31 Mart ayaklanmas >m de ayn eyi syleyebiliriz.
29

Savalarla iklim koullan arasnda bir iliki, genel olarak teknolojinin ve zel olarak da sava teknolojisinin geri olduu dnemler iin geerliydi. rnein Osmanl Sultanlar, Sefere kmak iin hep uygun mevsimi bekler, kn sava yapmak istemezlerdi. Ama Birinci ve kinci Dnya Savalar'nn k aylarnda da ayn iddetiyle srdn biliyoruz. Rus bozkrlarnn dondurucu souklarla geen k aylarnn, Napolyon ve Hitler'in hesaplarnn yanl kmasnda oynad rol ak. A m a bu sonuda iklim kadar o bozkrlarn usuz bucakszlnm da nem tad ve iklimin savaa deil, belki yenilgiye neden olduu da ak. Yaplabilecek tm itirazlara karn, iklimin insan davranlar ve dolaysyle siyasal yaam zerinde belirli bir etkisinin bulunduunu kabul etmek gerekir. klimin insan davranlarna etkisini kendi lkemizde de karlatrmal olarak inceleyip saptayabiliriz. D a h a souk ve yal Karadeniz ikliminin insanyla, Akdeniz'in lman ikliminin insan farkl kiilik zelliklerine sahipse, bu oluumda -dier etmenlerin yansra- iklimin de belirli bir etki yapt sylenebilir. Nftsl ki, Eski Yunann dorudan demokrasisinde, ak havada yurttalarn Agora'da bir araya gelmesine olanak veren lman iklimin etkisini dc grmezlikten gelemeyiz. b) C o r a f i K o n u m ve Genilik

Tarihte birok sava - e n azndan grnte- belirli bir toprak parasn elde etmek iin kmtr. Krsal kesimdeki toprak kavgalar ise, benzer bir atmann daha dar bir alanda olumas gibidir. atmada topran nemini belirleyen ge bazen genilii, bazen konumu, bazen verimi, bazen de zerinde yaayanlardr. Son Irak-ran Sava'nda ekime konusu olan alann kkl ile ters orantl ola nemi, kukusuz ki stratejik nedenlerden kaynaklanyor. " Doal snrlar"-A ulamak iin ya da Nazilerinkinin benzeri "Yaam Alan" gibi iddialarla tarih boyunca birok sava karldn biliyoruz. R a y m o n d Aron 'un "Uluslarar asndaki Sava ve Bar" yaptnda vurgulad gibi; toprak yalnzca siyasal atmann konu30

sunu oluturduu zaman deil, siyasal atmann ortam ya da sahnesi olarak da nem tar. Montesquieu, zgrlk eilimlerin doup domamasnda ve giderek rejimlerin zgrlk olup olmamalarnn belirlenmesinde, corafi konum ve toprak geniliinin etki yaptn savunuyor. O ' n a gre; Asya'da tedcnberi hep byk imparatorluklar grlmesine karlk, Avrupa'da bunlarn uzun mrl olmas olanakszd. Asya'da usuz bucaksz ovalar vard. Avrupa'ya gre daha gneyde olduu iin, Asya'da su kaynaklar daha abuk kuruyordu. Dalarnda daha az kar bulunuyor, rmaklar daha az kabaryordu. Bu nedenlerden dolay doa ancak kk engeller oluturmaktayd. Bu durum byk imparatorluklarn kurulmasn kolaylatryordu. Montesquieu bu konudaki zmlemesini yle tamamlyor: "yleyse ynetim herzaman baskc olmal. nk klelik orada ar bir biim almazsa, lkenin yapsnn kaldramayaca blnmeler ortaya kabilir. Avrupa'da ise doal blmler, genilii az birok Devletlerin meydana gelmesine neden olur ; bu Devletlerde yasalarn uygulanmas Devletin varlyla zlaamayacak bir zellik gstermez; tersine, bu iki ey birbiriyle ylesine uzlar ki, yasa olmazsa Devlet kmeye balar; teki Devletlerin tmnden aa bir duruma der. u ya da bu lkenin kolay kolay boyunduruk altna girmesine, yabanc bir gce boyun emesine engel olan ite budur ; ancak ticaret alannda bir kar salad takdirde, o da yine yasalarn erevesi ierisinde, bir ulus baka bir ulusa boyun emei kabul eder. Asya'da ise tersine, orada yaayanlarn varlndan bir an olsun ayrlmayan bir kle rulu vardr ; bu ktann tarihinde, zgrlne dkn bir ulusun izine bile rastlamak olanakszdr". Corafi konum ve geniliin, rnein ngiltere ve.Amerika Birleik Devleeri'nin siyasal evrimlerinde nemli etkiler yaptn gryoruz. ngiltere'nin bir ada zerinde kurulmu olmasyla siyasal geliimi arasnda balant bulunduunu dnen birok siyasal bilimci ve gzlemci olmutur. Denmitir ki; sularla evrili doal bir savunma sisteminc sahip bulunmas nedeniyle ngiltere uzun zaman srekli bir ordu beslemek gereini duyma31

mtr. Gl bir bask aracna sahip bulunmayan kral ise, derebeyleri zerinde mutlak bir egemenlik kuramamtr. Bu durumun, parlamenter bir demokrasinin kuruluunu kolaylatrd, hzlandrd sylenebilir. nk -ilerde de greceimiz gibi- demokrasinin varolabilmesi, ancak birbirlerini dengeleyen glerin varl ile olanakldr. Bir gcn egemen olduu yerde demokrasiden szedilemez. Bir lkenin ada ya da adalar zerinde kurulmu oluunun etkilerini Montesquieu de benzer bir biimde zmlyor: "Adallar zgrlklerine, karada yaayanlardan daha dkndrler. Genel olarak adalarn alan daha kktr ; halkn bir blm teki blmn bask altnda tutmak iin kullanlamaz ; deniz, adallar, byk imparatorluklardan ayrr; tiranlar kollarn oralara kadar uzatamazlar; deniz, fatihlerin aknlarn durdurur; adallar istila hareketlerinin dnda kaldklar iin yasalarn kolaylkla korurlar". ngiltere ile Fransa'nn -benzer birok koula karnbirbirinden farkl siyasal evrim izlemi olularn, rnein Fransa'da siyasal atmann hemen her dnemde daha sert bir zellik gstermesini, ngiltere'nin bir ada lkesi oluuna karlk Fransa'nn bir kta lkesi oluuna balayanlar var. rnein Duverger 'ye gre, Fransa'd. deiik koullar varolmas nedeniyle srekli ve gl bir merkezi ordu bulunmas sonucu, 1614 ylnda kral Meclisi (Etats Gnraux) datp, denetimsiz ve snrsz bir egemenlii srdrebilmiti. Oysa kral bu olanaa sahip bulunmasayd, Fransa parlamenter sisteme ok daha erken ve ok daha az sancl bir biimde geebilirdi. ki lkenin siyasal yaamlar arasndaki bugnk farklln nedenlerini anlayabilmek iin de uzun gemilerine gitmek gerektiine kuku yok. ngiltere'de siyasal glerin "uzlama"ya daha yatkn olularnn nedeni toplumun kltrel zelliklerinde ve dolaysyle de tarihinde gizli. Geri ngiliz demokrasisinin kuruluunu yalnz corafi nedenlere balamak ve rnein Pritenler ile Hanover hanedannn oynadklar rolleri unutmak hata olur ; ama yukarda sralanan etmenlerin tad nem de aktr.

Amerika Birleik Devletleri rnei, gncelliini daha ok koruduu iin belki daha ilgin saylabilir. Nedir Amerikan toplumunu teki Batl toplumlardan ayran ana zellik? " Snf bilinci"nin bir trl geliememi olmas! nk Amerika Birleik Devletleri'nin bir kta geniliindeki usuz bucaksz lkesi, topran salad olanaklar asndan uzun sre herkese yetip artmtr bile. Douda yer azalmca lkenin bats akla gelmitir. "Vahi Bat"da bir yolunu bulup zengin olma frsat, cesareti ve akl olan hemen herkese ak kalmtr. Geri bu durumun daha sonralar da srebilmi olmas, Amerikan kapitalizminin dnya pazarlarn ele geirii ile ilgilidir. Ama geliimin balang noktas deiik olsa, byk bir olaslkla sonu da deiik olacakt. Trkiye'nin corafi konumunu ve dolaysvle boazlarn nemini gznne almadan, tarih boyunca etrafmzda oluan birok atmay yorumlayabilmek herhalde olanakszdr. Corafi konumun siyasal etkileri zerinde ilgin, ama bilimsel deeri bugn iin pek bulunmayan bir kuram da, Birinci Dnya Sava sonrasnda ngiliz corafyacs Mackinder tarafndan ortaya atlmt. Mackinder, Rus topraklarnn bir blmn "Dnyann Kalbi" (heartland), Avrupa, Asya ve Afrika'y da "Dnyann Adas" olarak adlandryor ve kuramn yle zetliyordu: "Dou Avrupa'y elinde bulunduran Dnyann Kalbi'ne, Dnyann Kalbi'ni elinde bulunduran Dnyann Adasna, Dnyann Adasn elinde bulunduran da tm dnyaya hkmeder". Kuramn hereyden nce Amerika Birleik Devletleri'nin durumu ve dnyadaki etkinliiyle elitii aktr. Toprak geniliinin bir lkenin anayasal sistemine nasl etki yaptn incelemeden nce, Montesquieu 'nn bu konudaki dncelerini, abartlm da olsa aktarmakta yarar var: "Nitelii bakmndan Cumhuriyetin kk bir lkesi olmak gerekir; byle olmazsa Cumhuriyetin yaamas olanakszdr (...) Saltanatla ynetilen bir lke orta byklkte olmal. Kk olsayd Cumhuriyet olurdu. Byk olsayd, Devletin zaten byk olan kiileri, hkmdarn gz nnde bulunmadklarndan, her birinin asl sarayn dnda bir saray olduundan, (...) itaat etmez, ok uzak ve ok ar bir ceza33
V 1r,.y\ I

)\<M

-.-rov-

srrvJ

dan korkmazlard. Nitekim Charlemange imparatorluunu kurar kurmaz blmek zorunda kald; ya valiler itaat etmediler ya da daha iyi itaat etmelerini salamak iin imparatorluu birok krallklara blmek 1 -gerekti." "Yasalarn R u h u " n u n yazar, "Romallarn Bykl ve k Nedenleri zerine Dnceler" adl yaptnda da yle d ; yor: "mparatorluun bykl ve kentin bymesi sonucunda Cumhuriyet yok oldu. Eer Cumhuriyet genilerse lr". Yani Cumhuriyet rejimin' korumak iin yeni yeni topraklar kazanmaktan vazgemek gerekmektedir. Birok lke ve rk barndran imparatorluklarda cumhuriyet rejiminin yaamas zordur. Burada cumhuriyetten kastn byk lde "demokrasi" olduu gznnde bulundurulursa, Montesquieu'nn dncesi ok daha iyi anlalr. Eski Yunan Demokrasisinin yklmasnda da, genilemeci siyasetlerin belirli bir rolnn bulunduu unutulmamaldr. 'lke geniliinin federatif sistemleri zorunlu hale getirdii de anayasaclarm bildikleri bir gerektir. rnein gerek Sovyetler B'rlii'nin ve gerekse Amerika Birleik Devletleri'nin, federe devletlerden oluan bir yapya sahip bulunular rastlant saylamaz. Sovyetler Birlii'nin okuluslu niteliini bu durumun tek nedeni olarak gstermek, Amerika Birleik Devletleri'nin durumunu aklamay ok zorlatrr. lkenin genilii, ada ulam olanaklarnn ok ileri boyutlara vard durumlarda bile byk bir engel oluturmaktad. Bu gibi durumlarda lereyin tek merkezden ynetilmesi giderek olanakszlayor. Sonunda da, federal bi ynetim biimi kurulmasa bile, merkezci olmayan bir sistem ister istemez douyor. Yetki den birisi ratorluun bir katks devrinin ok aklc bir biimde yapld rneklerolarak Osmanl mparatorluu'nu grrz. mpauzun mrl oluunda kukusuz ki bunun da belirli bulunmutur.

Toprak geniliinin merkezci olmayan "yerinden yne : tim" ilkesine dayal ynetim biimlerini zorunlu klmas, kk bir lkede federatif bir sistemin bulunamayaca anlamna gelmez. nk toprak genilii, "yerinden ynetimi" ge34

ekli klan nedenlerin belki en bata gelenidir; ama o nedenlerden sadece birisidir. svire rneini unutmaya olanak yok. Bu kk lke corafi nedenlerle doal blmlee ayrldndan, federatif b ; r sistem doabilmi ve yaamtr. Doal snrlarn gemite yaratt ulam zorluklarnn bu sonuda etken olduunu syleyebiliriz. stelik drt ay dil konuan etnik topluluklarn varl bu geliimi kolaylatrmtr. c) Doal Kaynaklar ve R e j i m l e r Doa kaynaklarnn zenginlii, sonunda lkenin ekonomik zenginlii anlamna gelir. Zenginliin, bolluun, siyasal yaamdaki atmalar yumuattn, bar eilimleri gdirdiini genellikle syleyebiliriz. te yandan zenginlik, bata eitim olmak zere, baka baz kurumlarn gelimesine olanak salayarak, siyasal yaama dolayl bir etkide de bulunur. Bir toplumda eitim dzeyinin ykselmesi, siyasal mcadelenin daha bilinli olmasna katk yapar. nemli, ham madde kaynaklarna sahip bulunan bir lke, eer bunlar bizzat ileyecek bir teknolojik dzeye ulamamsa, siyasal yaamnda baz etmenlerin giderek g kazandn ister istemez grecektir. lkenin kendi iletemedii bu kaynaklarndan yararlanmak isteyen d glerin ekimesinin, da bamll glendirecek baz siyasal gelimeleri peinden srklemesi ounlukla kanlmazdr. rnein ran'da petrol kaynaklarn "milliletirme" siyaseti gden Babakan Musaddk'n, 1953 ylnda hangi d glerin' abas ile devrildiini bugn artk tm aklyla biliyoruz. Benzer rnekler oktur. tbni H a l d u n doal kaynaklarn beslenmeyi, beslenmenin de insanlarn yaplarn ve davranlarn etkilediine inanyordu. Bu konuyu "Mukaddime"de u balk altnda incelemiti : " Bolluk, genilik ve ktlk bakmndan yeryz durumlarnn trll, besin azl ve bolluunun kiilerin beden ve ahlklarna olan etkileri". bni Haldun'a gre; doann ok cmcrt olmad blgelerde yaayan insanlar gebe olmak ve gdalarn hayvanla35

rndan salamak zorundadrlar. Ama bu kiilerin bedenleri, ahlklar, eitim ve bilime yatknlklar "verimli yerlerin halkndan" ok daha iyidir. Ar beslenme ise her bakmdan zararldr. bni Haldun bu konudaki grn u cmleyle zetliyordu: "Alk yllarnda lenleri alk ldrmez, onlar alm olduklar tokluk ldrr". Montesquieu bir adm daha ileri gidiyor. Doal kaynaklarla, hatta topran yaps ile siyasal rejim arasnda dorudan balant bulunduunu ne sryor: " Afrika toprann ksrl halk tarafndan sevilen bir hkmeti, Sparta'nn verimli topra ise soylular ynetimini ibana getirir". O'na gre; verimli ovalarn bask rejimi (tiranlk) getirmesi, dalarn ise zgrlk iin barnak oluturmas doaldr. Zengin ovalarda paylalacak ey ok olduu iin, aslan pay en glnn olacak ve daha az gl olanlar da ona boyun emek zorunda kalacaklardr. Oysa dalk blgelerde insanlarn yitirmekten korkabilecekleri ve bu nedenle de savunduklar tek iyi ey zgrlkleridir. ada ngiliz tarihisi Arnold J. Toynbee de, zengin kaynaklarn baz durumlarda toplumlarn evrimini olumsuz ynde etkilediini ne sryor: "Kolaylk uygarlklar iin ykcdr (. . .) Uygarl iten g, ortamn dmanl ile orantl olarak artar". Toynbee'ye gre; uygarlklarn baar ya da baarszl, fizik ya da toplumsal ortamn "meydan okuma"larna verdii yantlarda gizlidir. Uygarln gelimesi ya da zlmesi, bu meydan okumalara yant vermek durumunda olanlarn gleri ile, sz konusu meydan okumalarn tadklar arlk arasndaki dengeye baldr. "En uyarc meydan okuma tr, yetersizlikle ar arlk arasnda bir noktada bulunur". Bu meydan okuma ve meydan okumaya yant verme srecini gznne almadan, tarihin yalnz corafi koullarla belirlendiini sylemek yanl olacaktr. Uygarln gelimesi, baarl bir yantla karlalan meydan okuma ile balar. Bu baarl yant ortamda yeni bir meydan okuma yaratr. Yeni meydan okuma da yeni bir baarl yant gerektirir ve bu sre uygarln kne kadar srer. Uygarln gerileyip zlmesi srecinde ise 36

durum tersinedir. Ortamn meydan okumalarna kar baarl yantlar -(zmler) verilemez olur. Ksacas, Toynbee'nin dncesinde, corafi ortamn yaratt zorluklar, eitli uygarlklarn domasnda nemli bir rol oynarlar. Bu srede asl nem tayan ge ise, Toynbee'nin "meydan okuma" olarak nitelendirdii zorluklarn ne zlemeyecek kadar ar, ne de rahatlkla zlebilecek kadar kolay olmamasdr. Baka bir deyile, kolay corafi koullar, kolay bir ortam kiileri tembellie itmekte, sonunda da uygar. ln geliimi yavalamaktadr. nk insanlar ve toplumlar, zorluklarla savaa savaa glenirler ve kendilerine gven kazanrlar. Toynbee'nin kuramndaki gerek pay ne olursa olsun, rnein birka yzbin nfuslu Kuveyt'in uluslararas alandaki nemini, bu lkedeki ok zengin petrol kaynaklarn gznne almadan aklamak olana yoktur. Zengin doal kaynaklar - b a z d glerin itahn kabatmakla birlikte- bakalarnn rettii teknolojiyi, bakalarnn abalaryla gelien uygarln rnlerini satnalmak olanan da vermektedir. Toynbee'nin kuram ile bir lde elien bir gerei de, az gelimi lkelerin durumlar ile kendilerini evreleyen doal koullar arasndaki balanty incelerken greceiz. d) Az Gelimiliin Corafi Nedenleri

klim ve doal kaynaklarn siyasal geliimi ne lde etkilediini grdkten sonra ortaya bir soru kyor: Acaba "az gelimilik" ile kt iklim koullar ve ksr doal kaynaklar arasnda bir balant olduu sylenebilir mi? Gelimi, orta derecede gelimi ve az gelimi lkelerin dnya haritas zerinde nasl daldklarna dikkat edince, ortaya kan grnm u: En az gelimi lkeler kutuplarda, ekvatorda ve llk blgelerde bulunuyor. Gelimi lkeler ise byk ounluu ile lman iklim kuana yerlemi. Bozkrlarla kapl lkeler de az gelimiliin st snrnda yer alyorlar. Ama en geri kalm lkelerin bulunduu blgelerde farkl durumlara da rastlayabiliyoruz: Baz byk akarsularn vadileri 37

(Frat ve Nil gibi) ya da muson yamurlarndan yararlanan blgelerde daha yksek dzeyde bir geliim gze arpyor, (israil'in durumu ise, zel koullarndan dolay ok farkldr. Bu lke, gelimiliini ok saydaki nitelikli igcne ve ddan aktarlan byk parasal kaynaklara borludur!) Kendi lkemizin blgeleri arasnda bile, corafi koullarn olumlu ya da olumsuz bulunmasna kout olarak gelime dzeyi farkllklarn aka grebiliriz. Bu gelime dzeyi farkllklar da, doal olarak toplumsal yapya ve dolaysyle siyasal yaama yansmaktadr. Trkiye'ye benzer bir durum talya'da da var. Kuzey talya'nn gelimi bir blge olmasna karlk, Gney talya'y az gelimi bir blge saymak olanakldr. Bu ayrm ise byk lde ' corafi koullardan kaynaklanmaktadr. Gelimilikle rklar arasnda dorudan bir iliki bulunduunu savunan rk kuramlara en iyi yant olarak da bu rnekleri verebiliriz. Ayn rktan insanlar, farkl corafi koullarda farkl gelime dzeylerine ulamakta ve farkl davran biimleri gelitirmektedirler. Bu, benzer koullar paylaanlarn benzer tutumlar takndklarnn bir gstergesidir. Toplumlarn evriminde corafi koullarn ok nemli bir etkisi olduuna inanan bilim adamlar arasnda Gordon Childe'm zel bir yeri var. Childe'a gre; fiziksel evredeki deiikliklere hayvanlar biyolojik evrimle, insanlar ise kltrel gelimeyle uyarlar. Bu nedenledir ki, evre koullarnn hzl deiiminde birok hayvan tr yaam ansn yitiriken, insann evreye uyumu srebilmitir. Ama her toplum benzer evre koullarna benzer tepkiler vermez. nk her toplum, daha nceki deneyimlerinin rn olarak gelitirmi olduu davran biimleriyle evreye uymaya, yeni sorunlara zm getirmeye alr. Elbette o gemi deneyimlerin oluumunda da corafi koullarn etkisi son derece nemlidir. Gordon Childe " Tarihte Neler Oldu" adl yaptnda, bu konudaki grlerini yle zetliyor: " Maddi kltr geni lde bir evreye kar gsterilen bir tepkidir. Bu tepki, belli bir blgede 38

yerel yiyecek kaynaklarndan yararlanmak ve vahi hayvanlardan, sellerden ya da dier tehlikelerden korunmak yolunda, o blgenin zel iklim koullarnn yol at ihtiyalar karlamak iin gelitirilen dzenleri ierir. Farkl topluluklar farkl icatlar gelitirmeye, yiyecek, yakacak, barnak ve alet salama yolunda, farkl doal kaynaklar nasl kullanmalar gerektiini kefetmeye zorlanmlardr. Orman halklar aa ileri, marangoz aletleri, ktkten yaplm evler ve yontulmu ss eyalar gelitirebilirler; kr halklar kemii ve sepet rmee yarayan kam ve aa kabuklarn ve deriyi daha ok kullanmak zorundadrlar; bu halklar yaamlarn baltalara sahip olmadan da srdrebilirler, zorunlu olarak deri adrda ya da toprak altndaki barnaklarda yaarlar. Kendi zel evresinin etkilerine cevap olarak her toplumun farkl yollar ve dzenler gelitirmesi beklenebilir. Fakat, ne iyi ki, youn keifler ve icatler gelitirildikleri blgelerde hapsedilmi kalmazlar". Corafi koullarn toplumlarn evrimi zerindeki etkisini ve bu arada az gelimilikte oynad rol deerlendirirken, teknoloji ile bantsn da gznne almak zorundayz, insan -ilk insandan bu y a n a - nce yaamak, sonra iyi yaamak iin doa ile srekli mcadele eder. Bu savam srasnda teknikler geliir, bilgi ve ara birikimi olur. Sanayileme aamasna kadar eitli toplumlarn ayr geliim izgisi izlemesinin balca nedeni teknik yetersizliktir. Her toplum kendini evreleyen corafi koullara gre teknolojisini gelitirir ve bu teknolojik dzey de daha sonraki evrimini etkiler. Dk teknolojik dzeyde corafi etkenlerin nemi artt iin, deiik corafi koullar farkl gelenilere yol aar. Oysa sanayileme ile teknik doaya egemen olmaya balaynca, corafi koullarn etkisi ok azalr ve ayn teknik dzeydeki toplumlar birbirlerine benzemeye yz tutarlar. Bunun en iyi rneini, l koullarnda bile Batl toplumu gerekletirebilen israil'de gryoruz. e) Trk Tarihi le lgili K u r a m l a r Corafi koullarn insanlarn kiilikleri ve toplumlarn evrimine yaptklar etkiyle ilgili olarak ne srlen baz kuramlar, Trk Tarihinin belirli evrelerine de k tutuyorlar. 39

Fransz corafyac J e a n Brunhes 'e gre; iddetli klarn hkm srd Orta Asya bozkrlarnda insanlarn yerleip tarmla yaamalar olanakszd. Srleri ile dolaan gebe topluluklar bu doal koullarn bir rnyd. Usuz bucaksz bozkrlarda uza grmeyi, sulak odaklar sezmeyi gerektiren g koullar, bu gebe insanlara, mesafelere ve teki insanlara egemen olma yeteneklerini kazandrmt. te bu ortamdadr ki, tarihin tand en byk ve en cesur fatihler kmtr. Cengiz Han, Timur ve Kubilay g i b i . . . Yerlemi, tarmla uraan kiilerin, in'in ve Hindistan'n, uzun yllar boyunca Mogollara yani gebelere boyun emelerindeki neden budur. Brunhes "nsan Corafyas" adl yaptnda yle diyor: "Musonlarn, Hindistan, Siam, in-Hindi, in ve Japonya'nn zelliini oluturan birka kez verimli rn alnmasna olanak verdiini biliyoruz. Olaanst bir sanat bu lkelerde geliti've gda maddelerinin bolluu nfusun younluuna neden oldu (...) Tersine, sert kl Orta Asya'nn otlarla kapl bozkrlar youn bir tarma olanak vermemektedir. Ancak sulak vahalarn bulunduu da saaklarnda tarm yaplabilir. Onun dnda her yerde, doal ortam krsal bir sanata elverilidir. Atl obanlarn alan bunun en iyi rneini oluturuyordu: Usuz bucaksz bir alana srleriyle dalm, srekli yer deitirmek, uygun otlaklar ve su kaynaklarm nceden ve uzaktan sezmek zorunda olan kk insan topluluklar, bizzat ilerinin gerei olarak, mesafeye ve benzerlerine egemen olmaya hazrlkl duruma getiren bir davran ve strateji duyusu kazanyorlard (...) Bu atl oban tozu ve hzla reyen, btn gneye ve douya ylm bulunan kk iftilerin uuldayan younluu arasnda, bunlardan hangisi dnyaya yn verdi? Birinciler. Yzyllar boyunca, bizzat in, Hindistan Moollara ve Manurlara, yani gebelere, byk obalara boyun ediler". Aslnda gebe yaamnn toplumsal-siyasal evrime etkisi zeindeki grlere daha bni Haldun 'da bile geni lde rasayabiliyoruz. bni Haldun'a gre; gebeler kentlilerden daha yiit ve cesurdular. nk kentliler, rahat deklerinde yan gelip yatmken, mal ve canlarn koruma iini kendilerini ynetenlere ve kale duvarlarna brakmlard. Nimeer ve bolluk onlar ar bir gvene ve geveklie itmiti. Oysa ken40

dilerini koruyacak surlar ve kaleleri bulunmayan gebeler, tenha kelerde kendilerini ve ailelerini bizzat korumak zorundaydlar. Kendilerinden baka gvenecekleri kimseleri yoktu. "Uyumaktan saknrlar, ancak oturduklar yerde, yahut deve semeri veyahut at eeri zerinde hafif bir surette uyurlar"d. "iddet ve g" gebelerin yaradllarnn bir paras haline gelmiti. "ehirliler bunlarla karr ve bunlarla birlikte sefer ederlerse, bunlarn oluk ocuklar gibi olurlar"dr. Burada, bni Haldun'un toplumbilimlerine jemli bir katks olan "asabiyyet" kavramna deinmekte yarar var. bni Haldun'un, grup dayanmasnn rn olan bir g biiminde anlad "asabiyyet", gebelerde daha std. Birletirici, eyleme yneltici, karlkl yardmlamay ve birbirini korumay salayan bu toplumsal ban, gebelerde daha ok gelimi oluu, onlarn yerleik toplumlara olan stnlnn temeldeki nedeniydi. "Asabiyetin sonucu ve amac ise devlet kurmak"t. Torynbee de, gebe yaamnn Trklere kazandrd bu rgtlk ve disiplin gcnn, yerleik toplum aamasna getikten sonra da etkilerini byk lde srdrdn avunmaktadr. Montesquieu, "byk Tatar lkesi"nin ok souk olduunu, topra ilemenin olanaksz bulunduunu, hayvan srleri iin otlaktan baka bireyin yokluunu, aacn yetimediini, ancak fundalarn yeerebildiini vurguluyor. in Tataristan'mda, yln yedi ya da sekiz aynda don altnda kalan topraklar anlatyor. Dou Denizine doru birka kentle, Buhara, Trkistan ve Harezm'de birka yerleme merkezinin dnda kentlemenin olamadn sylyor. Asya'da -Avrupa'nn tersine- tam anlamyla lman iklimin egemen olduu lke bulunmadna ve ok souk lkelerle ok scak lkelerin yan yana yer aldna dikkati ektikten sonra yle diyor: "te btn bu nedenler yznden, Asya'da yaayan milletler kuvvetli ve zayf diye birbirlerinin kart olurlar ; yrekli, sava ve hareketli insan topluluklar, kadnlam, tenbel ve rkek insan topluluklaryla hemen hemen yan yana bulunurlar : u halde bura halknn 41

kir blmnn istilac bir blmnn de kle olmas gerekir. Avrupa'da ise tersine, kar karya gelen milletler hemen her zaman denk kuvvetlidirler ; birbirleriyle temasta olan milletlerin cesaretleri ayndr. Asya'nn zayf Avrupa'nn kuvvetli, Avrupa'nn zgr, Asya'nn kle olmasnn en byk nedeni budur ite". Montesquieu, Kuzey Avrupa'da yaayanlarn zgr insanlar olarak Avrupa'y istila ettikleri, oysa Kuzey Asya'da yaayanlarn Asya'y "kle" olarak, efendileri iin ele geirdikleri kansndayd. Trklerin bir kolu olan Tatarlarn kendi lkelerinde de bir bask rejimi olduunu, bir efendinin klesi olarak yaadklarn sylyordu. Bu adan ele geirilen lkelerin halk ile o lkeleri ele geiren insanlar arasnda temelde bir fark yoktu, ikisi de ayn efendinin klesi durumundaydlar. Montesquieu, bu durumun corafi nedenlerden kaynaklandn bir kez daha vurgulamadan edemiyor: "stil eden Tatarlarn bir blm ou zaman bizzat oturduu yerden kovulur ; bu blm g ettii llere, klelik ikliminde benimsedii klelik ruhunu da beraberinde gtrr". Montesquieu'nn Avrupa'y, deerlendirirken olaylara pembe gzlklerle bakt, Asya sz konusu olduunda da fazla olumsuz bir tutum taknd sylenebilir. Dnce zincirindeki kopukluklara, hatta baz elikilere de dikkat ekilebilir. rnein Avrupa ve Asya'da g dengeleri zerine kurduu zmlemesinin tutarl olmasna kalk, Asya'nn dalk blgelerinde ve souk iklimin egemen olduu kuzeyinde bile zgrlk eilimlerin neden gelimemi bulunduu sorusu yantsz kalmaktadr. Montesquieu'nn baz sylediklerinin tersine, eski gebe topluluklarn ve bu arada Trklerin olduka eitliki, toplumcu ve bamsz bir yaam biimine sahip bulunduklarn biliyoruz. D o a n Avcolu "Trklerin Tarihi" adl yaptnn ilk cildinde, su ve otlak yetersizlii nedeniyle Orta Asya'daki Trklerin kk boylar halinde yaamak zorunda kaldklarn anlatyor. Bu boylar ancak sava, savunma ya da srek av nedeniyle biraraya geliyorlard. Bir araya geldiklerinde, geici Sre iin bir "babu" (askeri nder) ya da av nderi seiyo42

lard. Sava ya da av bitince, seimle ibana gelen nderin grevi sona eriyor ve her boy ve oba kendi blgesine ekiliyordu. Gebeliin g koullar, bir kenarda durup yalnzca emirler yadran bir soylular snfnn domasna izin vermedii gibi, ilk zamanlarda srler bile ortakt. Avcolu, corafi koullarn zorlamasyla ortaya kan bu dzeni "kendiliinden demokrasi" olarak nitelendiriyor: "Bamsz boylarn, gleri dzenleyecek ve kacak anlamazlklar zmleyecek bir bakanlar bulunsa bile, bakann topluluun stnde bir yetki ve yaptrm gc yoktur. Kararlarn alnmasna herkesin katlma hakk vardr ve yarglamalar topluluk nnde yaplr. Polis, jandarma vb. yoktur. lkel ve kendiliinden demokrasi egemendir". Avc boylar gebe oban yaamn bile kabullenmiyorlar ve "eitliki sefalet koullarn" tercih ediyorlard. Boy nderleri bir bakasna baml deillerdi. Koullar "ben" duygusu yerine "biz" duygusunu n plana karyordu. nk birey ancak boyun bir yesi olarak varln srdrebilirdi. Gerek gvenlik gerekse beslenme ve barnma asndan tek bana kendi kendine yetebilmesi sz konusu olamazd. Bireyciliin, ancak tarma dayal yerleik toplum aamasna getikten sonra gelimeye balad aktr. Trklerin ok uzun sren gebe gemileri, daha sonra fetihlere dayal devletler kurmalarnda da elbette ki etkili olmutur. Kaynaklar, Attilla'nn 435 ylnda Bizansllarla yapt anlamann at zerinde tartlp gene at zerinde imzalandn belirtiyorlar. Aslnda Trklerin de iinde bulunduu gebe kavimlerin byk aknlarn gene corafi nedenlere dayandrarak aklamaya alanlar da var. Amerikal corafyac Huntington, Orta-Asya ikliminin eskiden nemli olduu kansndayd. Daha sonra iklimin zamanla kuraklatn ve bu nedenle de, orada yaayan topluluklarn kendilerine yeni yerler aramak zorunda kaldklarn ne sryordu. Moollarn srekli genileme eilimlerini ve Bat Avrupa'nn "Barbarlar" tarafndan istilasn hep istilaclarn lkesindeki kuraklama ve oraklamayla aklamaktayd. 43

Osmanl toplum yapsnn feodaliteden farkl olduunu ve " Asya Tip"ne girdiini ne sren grler de doal koullarn farkllndan kaynaklanmaktadr. "Asja retim Biimi" kuram, Dou tarmnn temelini byk kanal ve su yollarnn oluturduu savndan hareket eder. Doa koullar baka trl tarm yaplmasn zorlatrmaktadr. Suyu iktisadi ve ortak kullanma nemli bir zorunluk olarak ortaya kmaktadr. Teknoloji geri, oysa topraklar ok genitir ye yeterli ya alamamaktadr. Bu durum, zellikle su yollarnn yapm iin merkezi bir otoritenin ie karmasn gerektirmektedir. Topran ortak mlkiyeti devlette olunca da, baz marksistlerin "Dou Despotizmi" olarak nitelendirdikleri devlet biimi olumaktadr. (("Dou Despotizmi"nde siyasal iktidarn temel ilevi Sozkonsudur: " i talan" olarak nitelendirilen, vergi almak; "d talan" olarak nitelendirilen, sava yapmak; ve su datmn dzenlemek.) Bu modelin zlmpye ve ekonomik evrime, dier sistemlere gre daha ok direndii ne srlyor. Osmanl toplumunun zamanla Bat'nn gerisinde kalmas da bu kuramsal ereveden harekede aklanlmaya allyor. Demek ki "Asya Tipi"nin temelini, corafi nedenlerden dolay toprak mlkiyetinin devlete ait olmas oluturmaktadr. Bu sistem iinde birey topluluktan bamsz olamyor, tarm ile zanaatkrlk btnleiyor, retim topluluun kendi iinde devrediyor. Sonu olarak da ticaret, sanayi ve sermaye birikimi geliemiyor. Sistem ancak dardan, Bat kapitalizminin zorlamasyla yklabiliyor. Osmanllarda toprak mlkiyetinin devlete ait olmas nedeniyle, toplum yapsnn _ve siyasal modelin "Asya Tipi"ne girdiini ne srenlerin banda Prof. Sencer Divitiolu ile romanc K e m a l Tahir geliyordu. Prof. Niyazi Berkes de -adn koymamakla birlikte- bu gre yaklayordu. Ama Marx ve Engels'in "Dou Sorunu" hakkndaki grlerinden kaynaklanan bu aklamaya katlmayanlarn says olduka fazladr. Bizzat Engels bile u cmlesiyle, Trk toplumunun yapsn "bir tr feodalizm" saymaktadr: "Douda ilk olarak Trkler, istila ettikleri lkelerde bir eit toprak beylii feodalizmi uygulamlardr". 44

Konuyu biraz amakla birlikte, Osmanl toplum yapsnn yukardaki modelle badamayan baz yanlarn anmsatmakta yarar gryoruz: Osmanl kynde bireysel aile ekonomisi egemendi. Osmanl kylsnn "zel mlkiyete olduka yaklaan" bir toprak kullanma hakk vard. Pazar iin retim olduka nemli olduu gibi, Osmanl mparatorluunun i ticareti gibi d ticareti de "Asya Tipi"yle badamayacak boyutlardayd.

SELM KAYNAKLAR Aristoteles; Politika (ev. Mete Tuncay), Ankara, 1975.

Aristo; Politika (ev. Niyazi Berkes), Ankara, 1944. Brunhes, Jean; La Gegraphie Humaine (Ed. abregee), PUF, Paris, 1947. Childe, Gordon; Tarihte Neler Oldu (ev. A. enel ve M. Tuncay), Odak yaynlar, Ankara, 1975. Childe, Gordon; Man Makes Himseld, Watts and Co., London, 1965. . Divitiolu, Sencer; Asya retim Tarz ve Osmanl Toplumu, Ky Yaynlar, stanbul, 1971. Duverger, Maurice; Sociologie Politique, PUF, Paris, 1966.

Haldun. bni; Mukaddime (ev. Zakir Kadiri Ugan), .MEB, stanbul, 1968. Hassan. m i t ; bn Haldun'un Metodu ve Siyaset Teorisi, SBF Yaynlar, Ankara, 1977. Kongar, Emre; Toplumsal Deime Kuramlar ve Trkiye Gerei, Bilgi Yaynevi, Ankara, 1979. Lavgne, P.; Climats et socits, Paris, 1966. Montesquieu; Kanunlarn Ruhu zerine (ev. F. Balda), MEB, Ankara, 1963. Moreau, Dupuis, Georgel; Sociologie Politique, Cujas, Paris, , '1966.
45

Sencer, M u z a f f e r ; Osmanl Toplum Yaps, Ant stanbul, 1969. Timur, Taner; Osmanl Toplumsal Dzeni, Ankara, 1979. SBF

Yaynlar, Yaynlar, Milliyet Press,

Toynbee, Arnold; Trkiye (ev. Kasm Yargc), Yaynlar, stanbul, 1971. Toynbee, Arnold; The Study of History, Oxford Un. London, 1969. 2. D E M O G R A F K ETKENLER

nsanolu gnn birinde dnyaya smayacak kadar oalacak m? Ekilebilen topraklar -tarmsal teknoloji ne kadar geliirse gelisin- gzle grlr bir hzla artan dnya nfusunu ne zamana kadar doyurabilecek? (Halen dnyann olumsuz doal koullarnn etkisindeki baz blgelerinde alktan lenleri ya da yar a yaamak zorunda bulunanlar unutmuyoruz elbette!) Uzay aratrmalar sonunda ulalabilecek baka dnyalar, acaba bu sorunlara yeni zm yollar getirebilecek mi? nsanolu demografik basn altnda kalnca, kutuplarda, llerde, hatta denizlerin altnda da yaamn srdrmesine olanak verecek bir teknolojiyi gelitirebilecek mi? Giderek kurgu-bilimin ya da gelecek-bilimin (ftroloji) alanndan kp somut aratrmalara konu olmaya balayan bu "byk" sorunlar bir yana brakalm; ama bunlardan sonra gelen kk demografik sorunlar bile, siyasal yaam zerinde arln duyuruyor. Kk topluluklar iindeki siyasal yaamla byk toplumlardaki siyaset olgusunun farkn, nfus patlamasnn rejimler zerindeki etkisini ve kentleme srecinin siyasal davranlara katksn ayr ayr gzden geireceiz. a) Topluluktan T o p l u m a Siyasetin Boyutlar

"Topluluk" ve "toplum" ayrm, toplumbilimcilerin eskiden beri nem verdikleri bir konu olmak zelliini koruyor.
46

nk aradaki fark yalnzca topluluun az sayda, toplumun ise ok sayda yeden olumas deil. Nfusun artmasyla birlikte, o toplumu oluturan bireylerin aralarndaki ilikilerin biimi de deiiyor. D u r k h e i m bu ayrm "mekanik dayanma'" ve "organik dayanma" olarak nitelendirmitir. Birbirlerine benzeyen bireylerden, birbirlerinden ok farkl bireylerden oluan bir topluma geilmektedir. nk i blm ileri boyutlara varmaya balamtr. Birbirlerine benzeyenler arasndaki dayanma "mekanik", birbirlerini tamamlayacak ilevlere sahip kiiler arasndaki dayanma ise "organik"tir. Bir solucan paralara ayrsanz, her para yaamn kendi bana srdrebilir. Ama bir kpei ikiye blerseniz lr. nk solucann organlar arasnda ileri bir grev blm yoktur, ana kpekte durum tersinedir. Bir ky iinde herkes birbirini tanr, ilikiler kiiseldir. Oysa bir lkenin tm insanlarnn birbirini tanmasna olanak yoktur. likilerde arac kurumlarn yeri byktr. Kydeki muhtar seimlerinde siyasal ekime kiiler arasndadr. Yasama organlar iin yaplan seimlerde ise ekime kiisel olmaktan ok toplumsal bir grnm kazanr. (Kk ve byk toplumlardaki siyasal olaylarn temeldeki farkllklarna deinen baz siyasal bilimciler, "mikro iktisat-makro iktisat" ayrmn anmsatan bir "mikro politik-makro politik" ayrmn benimsiyorlar) . Kalabalk toplumlardaki siyasal yaamda iki nemli deiiklik gryoruz: Brokratikleme ve yerinden ynetim. Bir toplumda nfus arttka, siyasal yaamn ana organlar ve gleri brokratik bir grnm almaya balyor. Ynetenler kide ile dorudan ilikilerini yitiriyorlar. Araya kocaman, hantal bir brokrasi giriyor. Yneten-ynetilen ilikileri brokrasinin belirli kalplar iine skyor. Siyasal iktidar ele geirmek ya da etkilemek isteyen gler de ayn ekilde brokratik nitelikler kazanyorlar. Sendikalar ve siyasal partiler, bazen binlerce cretli grevlinin alt byk kurulular haline geliyorlar. Kiiler siliniyor, yerini brokratik sreler alyor.

fnein daha bu yzyln banda bile, Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin, iilere siyasal eitim vermek iin okulu, 94 tane gazetesi, halk tiyatrolar gibi kurulular vard. Bu eitli kurulularda -ou niversite bitirmi aydnlardan oluan- drt bini akn kii alyordu. Siyasal atma bylece kiisel olmaktan kp byk kurulular arasnda gemeye yztutunca, birey de siyasal yaama kar bir yabanclk duymaya balamaktadr. Yirminci yzylda kiisel iktidar eilimlerinin g kazanmasndaki temel nedeni buna balayanlar vardr. Tek bir nderin kiilii ile edeer duruma gelen siyasal partilerin saysnn artmas biraz da bundandr. Ynetici kadronun tek kiide temsili anlamna gelen bu olgu, ynetilenlerdeki kiisel iliki gereksinmesine yant vermektedir. nderlerin fazla nemsenmesinin, siyasal hareketlerin nderleriyle btnlemesinin yalnzca geri kalm lkelere zg bir durum olduunu sanmak yanlg olur. Bat'nn demokrasi gelenei eski ve kkl olan lkelerinde bile durum ortadadr. Hatta kiileri putlatrmann karsnda bir felsefeye, kiilerden ok toplumsal snflara nem veren bir ideolojiye sahip olan marksist rejimlerde, nderler ksa zamanda kahramanlatrlyor, efsaneletirilebiliyorlar. Bir Stalin olay elbette ki rastlantlara balanamaz. (Ama bu tr nderlerin knn tek nedene bal olamayaca aktr. teki nedenleri ilerde greceiz). Nfusun kamu ynetimindeki nemi. Eski Yunan'dan beri birok dnrn dikkatini ekmitir. Aristo, yurttalarn saysnn, ynetenlerin ynetilenleri tanmayaca kadar fazla olmamas gerektii kansndayd. Kentin bykl ise, bir tellaln ykseke bir yere kp bard zaman herkesin duyabilecei snr gememeliydi. Hocas Eflatun bu konuda daha da ileri gitmi ve ideal bir devletin 5040 yurttaa sahip bulunmas gerektiini ne srm, bunun nedenlerini uzun uzun aklamt. Nfus belirli bir snr anca yalnz bokratikleme zo-' ruluu domaz, ayn zamanda merkezden ynetim de giderek olanakszlamaya balar. Corafi genilik gibi, nfus art
48

da yerinden ynetimi gerektiren nedenler arasndadr. Merkezi iktidarn baz yetkilerini blgesel organlara brakmas demek olan yerinden ynetim, ynetilenlerin daha ok ynetime katlmalarna olanak verdii iin, demokrasinin gereklik kazanmasnda etkin olan ynetim biimlerinden birisi olarak deerlendirilebilir. Ama yerinden ynetimin dcmokratiklii, kullanlan yetkinin geniliinden ok, o ynetimin oluma biiminden kaynaklanr. Her yetki devri, ynetimin demokratiklemesi sreciyle ilgili deildir. rnein federa 1 rejimler ve yerinden ynetime dayal zmler, halkn ynetime daha ok katlmasn ngren demokrasi anlaylarndan ok, demografik ve corafi zorlamalarn rn olmulardr. b) K e n t l e m e ve Siyasal Davranlar zellikle gelime srecindeki lkelerde ortaya kan ve siyasal yaam nemli lde etkileyen bir sorun da hzl kentlemedir. Seim sonularyla ilgili ayrntl istatistiklere gzattmz zaman, kentlerdeki oy kullanma eilimleri ile krsal kesimlerdeki eilim ayrlklar dikkatimizi ekiyor. Genellikle kalabalk nfuslu yerlerde semen oylar daha deiim yanls yani ilerici olmakta, az nfuslu yerlerde ise semen ounlukla tutucu eilimler gstermektedir. Krsal kesimle kentsel kesim arasnda siyasal davranlar asndan grlen byk farkllamann nedenlerini teker teker ele almakta yarar var. Eitim dzeyinin dkl, dine ve trelere ballk, uralar ve yaam biimi arasndaki benzerlik, yzyze iletiimin egemen oluu, dayanma duygusunun gll ve kaderci eilimlerin belirginlii, krsal kesim topluluklarnn temel .zelliklerini oluturur. Benzerliklerin okluu ve nfusun azl, toplumsal ilikilerin kente gre daha yakn ve iten olmasn kanlmaz klar. Ama krsal kesim insannn, "kendisini bir bakasnn yerine koymas, olaylar bakalarnn bak asndan da grebilmesi, bakalarnn duygularn anlayabilmesi" ok zordur. nk benzeyenlerden oluan byle bir 49

toplumsal ortamda, benzemeyenleri anlama diye bir gereksinme ya da alkanlk yoktur. Yapnn ar deitii geleneksel toplumlarda, koullarn ar deimesine kout olarak tutum ve davranlar da ok zor deiir. Byle bir ortamda her yenilik genellikle korku ya da en azmdan kuku uyandrr. Eitim dzeyinin gerilii nedeniyle, yeniliin ne getireceiyle ilgili bilin dzeyi de dktr. Bilinmeyen ey ise korkuyu arttrr. Toplumsal yapnn ok ar deimesine bal olarak, insanlar kan ve davranlarn deitirmeye de almamlardr. Deimeyen eylerle ilgili olarak belirli kanlar yerlemitir. Yeni durumlarla karlaamad iin, insanlar kan ve tutum aklama alkanl da edinmemilerdir. Zaten herkes birbirini ve dolaysyle de birbirinin genel tutumunu bilmektedir. . f ^ , I II Kentin insan iin durumun tamamen tersine olduunu syleyebiliriz. Hergn hatta heran yeni ihsanlarla ve yeni durumlarla karlamak, insanlar srekli gr aklamaya, kendini tantmaya, bakalarn anlamaya, yeniliklere almaya zorlar. Topraa bal retim, hemen her zaman doa koullarnn etkisine en ak olan retimdir. Hele geri tekniklerin uyguland bir ortamda, insan ne kadar aba gsterirse gstersin, alaca rn gene de doal koullara bal olacaktr. Bir su baskn ya da kuraklk, aylar sren bir abay hie indirebilecektir. Doa koullarna bu lde bamllk, insanlar elbette ki kaderci yapar. Kylk yerlerde, semen kitlesinin zerinde yallarn ve din adamlar bata olmak zere belirli bir "kanaat nderi" tabakann etkisi belirgindir. Koullar ok ar deitii iin, bugn karlalan sorunlarn zmnde, o koullarla ya da benzerleriyle bir kuak nce de karlam bulunanlarn edindikleri deneyim nemli bir ara olmaktadr. Deneyimlere ve dolaysyle yallara sayg, bu nedenlerden dolay geleneksel toplumlarda belirgin bir tutum olarak nemini korur. Oysa insanlar yalandka, ilerde inceleyeceimiz nedenlerle tutu50

cularlar. Bylece ya, eitim ya da kar nedeni ile tutucu olan bir kesimin etkisi ile semen kidesi biimlenmi olur. Semene "mesaj"lar genellikle o kiilerin aracl ve dolaysyla yorumlaryla ular. Kentlerde kii kitle haberleme aralarnn etkisine ok daha fazla aktr. Kendinin eitli ortamlarla ilikileri artar ve kitlesel hareketler nem kazanr. Yeni dnceler ve dola.ysyle ada ideolojiler ancak kentsel ortamda yaylmaya uygun koullar bulurlar. Trkiye'de krsal kesimde yaplan aratrmalar, yazl basnn etkisinin yok denecek dzeyde olmasna karlk, radyo ve televizyonun etkisinin giderek arttn gsteriyor. rnein Aysel Aziz 'in Ankara'nn kynde gerekletirdii aratrmaya giren deneklerin % 85'i, lkeyle ilgili haberleri radyo ve televizyon araclyla izliyordu. Geriye kalan ve ounluunu kadnlarn oluturduu % 15 ise, yz yze iliki ya da "aile" ve "komu" evreleri araclyla bu gibi konularda bilgi edinmekteydi. Ama bu grnm, krsal kesimle ilgili olarak yukarda sraladmz zelliklerin kkl bir deiim geirdii anlamna gelmemektedir. Radyo ve televizyon araclyla alnan bilgilerin yorumlanmasnn gene geleneksel etkileim ortamnda yapld unutulmamaldr. Sadece kitle iletiim aralarnn dorudan etkisinin balamas ile nemli bir deime esinin devreye girmi olduunu syleyebiliriz. 1917 Rus ihtilalinden sonra, 1936 ylna kadar geen sre iinde, yeni rejimin kyllerin siyasal etkinliklerini ksmak iin eitli yollara bavurmu oluu ilgintir. 1918 Anayasasna gre, kentler her 25 bin kii iin bir milletvekili seerken, kyllere ancak her 125 bin kii iin bir milletvekili seme hakk tannmt. Ve bu durum, devrim kendisini gvende hissesinceye kadar, 1936 Anayasasna gelinceye dek srd. Oysa Fransa'da durum tersinedir. Senato seimlerinde, kylk yerler nfuslaryla orantl olmayan bir arhk kazanyorlar. nk senatrler genel oyla deil, milletvekilleri, il genel meclisi yeleri ve belediye meclisi yelerince seilmektedirler. Fransa'da halen 465 milletvekili, 3032 il genel meclisi 51

yesi ve 100 binden fazla da belediye meclisi yesi bulunduuna gre, senatr seimi sonularm, bu sonuncu kesimin oylar belirliyor demektir. Belediye meclislerinin ye saylar, nfusla orantl olarak, belirli bir nfus birimine gre olumadndan, dk nfuslu yerlerin nemi artyor. rnein halkn ancak % 33' nfusu 1500'den az olan yerleme birimlerinde - y a n i kylerde- yaad halde, Senato'nun % 53' bu kesimin temsilcileri ile doludur. rnek olarak aldmz bu iki lkedeki zt ynl abalar, her iki lkede anayasay oluturan glerin topluma vermek istedikleri ynn yansmasndan baka birey deildir. Toplumsal yapda hzl ve kkl deiiklikleri ngren siyasi gler, krsal kesimin siyasal karar srelerindeki arln azaltmak isterlerken; tutucu siyasal gler de tersine bir yolu seiyorlar. kisinin tercihi de bilinli ve seilen amala uyumludur. zellikle Trkiye ve benzeri lkeler asndan nem tayan bir olgu da, krsal toplum kesimleriyle kentsel toplum kesimleri arasnda bir eit gei aamasn oluturan gecekondulama srecidir. Kente akm sonucunda gecekondulara den kylnn deerler sistemi kkl bir snav geiriyor. Gelenek ve treleri ile atma durumunda bulunan bir ortamla karlamak onu artyor. Bu onu nceleri daha da tutucu bir tutuma itebiliyor. Bunda bugnk durumunu kydeki koullar ile karlatrdnda vard olumlu sonu da rol oynamaktadr. Kyden kopup kente gelen bu ilk gecekondu kua, artk, ne kyldr, ne de bilinen toplumsal zellikleriyle kentlidir. Kyden gelip gecekonduya yerleen kii ile o gecekonduda gzlerini dnyaya am olan kii arasnda baz temel tutum farklarnn bulunmas elbette ki doal. Gecekondularda doan kuaklar artk kendi durumlarn kyn koullar ile deil, kentin dier mahallelerinin koullaryla karlatracaklardr. Yeni gecekondu semtleriyle eski gecekondu semtleri arasndaki siyasal davran farklar ite bu durumu yanstyor. Toplumda ileriye ynelik deiiklikler neren siyasal akmlar, zellikle eski gecekondularda kendilerine etki alanlar bu52

labiliyorlar. (Gecekondusunu yitirmek korkusu, yllar boyu gecekondu sahiplerini, iktidara ulama ans en ok olan partiyi desteklemeye zorlamtr. En azndan tapusunu alana kadar bu korkuyu duymamas olanakszdr. Gecekondu semtierindeki seim sonularnn deerlendirilmesinde bu durumu da gznnde bulundurmak zorundayz). Resmi verilere gre; Ankara nfusunun % 61'i, stanbul nfusunun % 45'i ve zmir nfusunun % 43' gecekondu semtlerinde oturuyor. Mbeccel Kray 'n bir aratrmas, Ankara'da kii bana den ortalama gelirin, gene Ankara'daki gecekondu semtlerindeki ortalama gelirin drt kat olduunu ortaya koyuyordu. Ama ayn aratrmann baka verileri de gstermekteydi ki, gecekondulardaki ortalama gelir de, kylk yerlerdeki ortalama gelirin iki katyd. Kray, aratrmasnn konumuzla ilgili bulgularn yle zetliyor: "Kente gedenlerin eitim durumlar da kkenleri ve edindikleri iler ile uyuur. Gecekondu blgelerinde kesinlikle bir tek niversite mezunu bulunmaz. Aile reislerinin '% 12'si orta okul eitimi grmtr. lk okulu bitirenlerin oran % 30'a yaklar. Okuma yazma bilenler ise genel olarak % 75 oranndadr (. ..) Eer daha yksek eitim dzeyi isteyen uygun iler bulunsayd, be yldan daha uzun sredir kentte oturan gecekondulular, okur yazarla ulatklar gibi, elbette daha yksek bir eitim dzeyi elde etmek yollarn da bulurlard (...) Gerek altklar ite, gerekse kazandklar kk gelirde hi bir gvenlikleri yoktur. Mphem fakat gl bir gvensizlik duygusuf egemendir. Bu duygu, onlarn gvenlik salayan her eye ve ilikiye byk nem vermelerine yol aar". Gecekondulamay salksz kentlemenin en nemli sreci sayarsak, siyasal iddet olaylarnn zellikle byk kentlerde younlamasnda, bir btn olarak gecekondu olgusunun da nemli rolnn bulunduunu dnebiliriz. "Kent ve Siyasal iddet" adl yaptlarnda, R u e n K e l e ve Artun n s a l bu durumun temel nedenlerini yle dile getiriyorlar: "Gerekten, sanayi temelinden yoksun, isizi ve gizli isizi bol, hem maddi yaam koullar, hem de kltr dzeyleri ynnden ayr dnyalarn insanlarnn yan yana yaadklar byk kent ortamnda kentle
53

btnleemeyen ynlar, giderek yabanclamaktadrlar. zellikle kentlere yeni gen ynlar, umduklarn orada bulamaynca, maddi ve manevi bir yoksunluk iinde yalnzla itilmekte, belli bir bunalmn ve toplumsal anlamda bir 'zlmenin1 iine srklenmektedir (...) Gerek nfusa, gerekse alanca gittike genileyen kentlerde, toplumsal sorunlarn arlamas ve kentte yaayan eitli kesimler arasndaki eitsizliklerin younlamas, eylemci gruplar, bu 'patlamaya hazr barut flarndan' yararlanmaya itmektedir". c) N f u s P a t l a m a s ve Siyasal Gerilim

ngiliz T h o m a s - R o b e r t Malthus 'n onsekizici yzyln sonlarnda gelitirdii nl kuram hemen herkes biliyor: Nfusun geometrik dizi halinde (2, 4, 8, 16, 32, 64, 128, 256 vb.) oalmasna karlk, insanolunun yaamas iin gerekli tketim maddeleri aritmetik dizi ile (2, 4, 6, 8, 10, 12, 14 vb.) oalmaktadr. yleyse bu gidiin doal sonucu insanln ala mahkm olmasdr. Byle bir sonuca ulamamak iin varlkllar ocuk yapmal, yoksullar ise bundan kanmaldr. nk yoksullar doacak ocuklarn doyuracak, gerei gibi besleyecek olanaklara sahip deildirler. te yandan, Malthus fazla korkulmamasn, nk baz doal srelerin nfus artn ayarlayacan sylyordu. Nfus artnca isiz says oalacak, ie istem fazla olaca iin cretler decekti. (nk ayn ii daha az cretle yapmaya hazr bir isizler ordusu bulunacakt). cretler dnce de yoksullar daha az ocuk yapmak zorunda kalacaklard. (Oysa genellikle tersinin olduunu, yoksul toplumlarda dourganlk orannn ok daha yksek bulunduunu ve ayn toplum iinde varlkl kesimlerin genellikle daha az sayda ocuk sahibi olmay tercih ettiklerini biliyoruz). Zaten savalar, salgn hastalklar, depremler, su basknlar gibi doal afetler de nfus artn ayarlamada rol oynayacaklard. Bunlar hibir zaman kantlanamayan, kantlanma olana pek bulunmayan, gnmzde de ok eletirilen grlerdir. Ama "doum kontrol" ya da " nfus planlamas" savunucularnn saysnn okluu ve ok sayda lkede bu alanda gsterilen
54

abalarn boyutlar bu eski kuramn pek de temelsiz olmadn, abartlm olsa da belirli bir gerek payna sahip bulunduunu gstermiyor m u ? Hzl nfus artlarnn savalarn ve ihtilallerin nedenleri arasnda yer ald da sk sk ne srlen savlardandr. Nfus art orannn yksekliinin, baka bir deyile yksek bir dourganln, diktatrlklerin olumasnda nemli bir rol oynad gr de vardr. rnein 1789 Fransz htilali srasnda bu lkede 26 milyon kii yayordu. O gnn koullar iinde deerlendirildiinde, bu lde bir nfus ok fazla saylabilirdi. Gasthon Bouthoul, i ya da d savan, baz toplumsal dengesizliklerin ateli bir biimde da vurulmas sonucu patlak verdiini savunuyor. O ' n a gre; bu dengesizlikler, insan psikolojisinde baz dncelerin dier dncelere tercih edilmesi sonucunu douruyorlar. nsanlar toplu olarak saldrganlayor. Toplumsal psikolojinin zelliklerinden birisini oluturan bu durumun domasnda rol oynayan dengesizliklerin banda ise demografik dengesizlikler geliyor. Alfred Sauvy bu savlar, istatistik veriler kullanarak rtmeye almaktadr. rnein Naziler iktidar ele geirdiklerinde Almanya'daki dourganlk oran binde 14 ile en dk dzeyindeydi. te yandan, kinci Dnya Sava srasnda diktatrlklerin saldrdklar lkelerdeki doum oranlar, saldrgan lkelerdeki doum oranlarndan daha yksekti. Almanya'nn saldrd Polonya'da dourganlk ylda binde 27, Sovyetler Birlii'nde binde 38 iken, Japonya'nn saldrd in'de binde 45'e varyordu. Oysa ayn tarihlerde Almanya'da dourganlk oran binde 20, Japonya'da da binde 30 idi. Benzer bir durum, talya ile talya'nn saldrd Etiopya ve Yunanistan iin de sz konusuydu. Nazi Almanyas'nn "yaam alan" kuramn anmsayalm. Ama - b i r a n l a m d a - nfusa yetecek kadar toprak. Dolaysyle, nfusun eldeki topraklara gre fazla oluu, savan "meru" nedeni biiminde ne srlebiliyordu. Nasl ki 1914'ler Avrupa'snda da demografik sktrmalarn varl kant55

lanmaya allm ve Birinci Dnya Sava'nn nedeni olarak gsterilmitir. Savlarda belirli bir gerek pay bulunmakla birlikte, savalarn ve toplumsal patlamalarn nedeni olarak yalnzca nfus padamasm gstermek inandrc olamaz. Yoksa kilometre karede ortalama bin kiinin yaad Japonya'nn srekli toplumsal alkantlar ya da sava iinde bulunmamasn nasl aklayabiliriz? te yandan Suriye, Irak, ran gibi nfus younluunun onlarla kyaslanamayacak kadar az olduu lkelerde toplumsal barn ok daha kkl olmas gerekmez miydi? Sauvy, yoksulluk iindeki bir nfus younluunun, genilemeden ok umutsuzluk yaratt grn savunuyor: "Ar nfusun da dereceleri var; ok youn olduu ve genel bir yoksullukla bir arada bulunduu zaman, byme isteinden ok umutsuzluk, cesaret krkl dourur. En tehlikeli olan greli bir nfus younluudur. Nfusa memnunluk verici bir yaam dzeyi salama olanana sahip bulunmayan hkmet, bir ordu yaratmaya yetecek kadar olanaklara sahiptir. Byle bir durumda halkn umut ve kin ile besler. nk bu besine ulamas ekmee ulamasndan daha kolay dr". Youn bir nfusa yoksulluktan baka verecek bireyi olmad srece, in'in yzyllar boyu bar olarak kal Alfred Sauvy'e hak verir gibi gzkyor. Ekonomik olanaklarla demografik etkenler arasndaki ilikiden hareketle baz siyasal olaylar aklamaya alan bilim adamlarndan birisi olan Gasthon Bouthoul, demografik etken iinde, gen nfusa zel bir nem vermektedir: " Ekonominin temel grevlerine gre saylar fazla olan gen adamlar her trl taknla hazrdrlar. Bozguncu bir g olutururlar. Tarihsel rastlantlara, ideolojik modaya, dnemin inanlarna, siyasal ve teknik olanaklarn kendilerine sunduu en kk dayanma noktalarna gre ynlendirilebilirler. Bu ynlendirme bir i savaa doru olabilecei gibi, bir hal seferi, bir g ya da bir d savaa doru da olabilir. Herey onlar kullanmay bilmeye baldr". rnekleri titizlikle incelersek grrz ki; toplumsal patlamalar ounlukla nfus art ile tketim rnleri art ara56

snda byk dengesizlikler bulunduu zaman douyor. Yani demografik etken ile ekonomik etkenin siyasal yaam zerinde yaptklar sonu bazen birleiyor. retilen rnler tketime yetmeyince ve zellikle bu konuda bir geriye gitme sz konusu olduunda toplumsal huzursuzluklar douyor, siyasal atma sereiyor. Bunun geliimi olarak ierde dzene kar iddete dayal bakaldrmalar ve darda savalar grlebiliyor. Az gelimi lkelerin durumlarn rnek olarak incelersek, bu gibi lkelerdeki siyasal istikrarszlk nedenlerinden birisi daha gn na karlabilir. Bu lkelerde nfus art hz ok yksek. nk ok doum-ok lm dengesi bozulmu. Salk nlemlerinin ve tedavi olanaklarnn artmas ile zellikle ocuk lmlerinin oran dyor, buna karlk ortalama ya tavan ykseliyor. Ama retim art ayn hzla olmamaktadr. lke henz sanayilememitir ve tarm ounlukla ilkel yntemlerle yaplmay srdrmektedir. Artan nfusa yetecek kadar - e n azndan beklentilere yakn bir dzeyde- retim yaplamaynca, toplumsal alkantlar doal olarak kabul etmek gerekir. Nasl ki, yitirecek bireyleri bulunmayan kiilerin savatan korkmak iin nedenleri olmad gibi. SELM KAYNAKLAR Aziz, Aysel; Toplumsallama ve Kitlesel letiim, A.. Yaynlar, Ankara, 1982. BYYO

Balaman, Ali Rza; Gelenekler, Tre ve Trenler, Betim Yaynlar, zmir, 1983. Bouthoul, Gasthon; Le phenomene-guerre, Payot, Paris, 1954. Duverger, Maurice; Sociologie Politique, PUF, Gke, Birsen; Gecekondu Genlii, Hacettepe Yaynlar, Ankara, 1971. Paris, 1966.

niversitesi

Kele, R u e n ; 100 Soruda Trkiye'de ehirleme, Konut ve Gecekondu, Gerek Yaynevi, stanbul, 1972.
57

Kele, Ruen-nsal, Artun; Kent ve Siyasal iddet, SBF Yaynlar, Ankara, 1982. Kray, Mbeccel; Toplumbilim Yaynlar, Ankara, 1982. Yazlan, Gazi niversitesi

Mendras, Henri; Elemerts de sociologie, Armand Collin, Paris, 1967. Ozankaya, zer; Kyde Toplumsal Tap ve Siyasal Kltr, SBF Yaynlar, Ankara, 1971. Sauvy, Alfred; Richesse et populatior, Paris, 1944. Sencer, Yakut; Trkiye'de Kentleme, Kltr Bakanl Yaynlar* Ankara, 1979. Ttengil, Cavit Orhan; 100 Soruda Krsal Trkiye'nin Taps ve Sorunlar (3. bask), Gerek Yaynevi, stanbul, 1975. 3. E K O N O M K ETKENLER

nsan yaayabilmek iin doaya kar srekli bir savam vermek zorundadr: Isnmak iin, karnn doyurmak iin, vahi hayvanlara kar korunmak iin, hastalklar yenebilmek iin, doal afetlerin karsnda yok olmamak iin. ilk insanla birlikte balayan bu savam, giderek daha iyi yaama isteini de kapsamna alr. nsanolu zamanla uzaklklar abuk ve rahat bir biimde amak ister, daha az aba ile daha ok ey elde etmek ister. Karnn yalnzca doyurmak deil, daha deiik ve daha lezzetli eylerle doyurmak eilimleri geliir. Bu isteklerin, eilimlerin snr yoktur, Her doyum yeni gereksinmeler dourur. nsann doa ile savamnda gelitirdii yntem ve aralar teknolojiyi oluturur. Srekli savamla, yeni yeni sorunlara zm aramakla birlikte gelien teknoloji, insann doa zerindeki egemenliine ynelik bir srecin rndr. Teknoloji ekonomik evrimin temel esidir. Ekonomik kurumlarn oluumunda giderek belirleyici etken olmaktadr. nk teknoloji gelitike, doal etkenlerin zellikle retimdeki yeri ve nemi azalmaktadr. 68

Ekonomik koullarn siyasal yasama etkisini incelerken, ie marksizmi ele alarak balamak gerekiyor. Toplumlarn evriminde ncelii ekonomik etkenlere vererek, marksist kuram bu konudaki bilimsel tartmalarn ounda hareket noktasn oluturuyor; ya kantlamak ya da yantlamak iin. ada siyasal bilimcilerin marksistlerden ayrldklar temel nokta ekonomik etkenlere tannan ncelik deil. Asl ayrm, ekonomik koullarn kendi aralarndaki nceliklerini saptarken ortaya kyor. Marksizm retim biiminin belirleyiciliini vurgularkeij marksist olmayan toplum ya da siyasal bilimciler, retim dzeyini n plana karyorlar. Ekonomik geri kalmln siyasal kurumlar ve dolaysyle rejimler zerindeki etkisi de, zellikle bizim gibi gelime srecindeki bir lke iin nem tamaktadr. Bunlar ayr balklar altnda incelerken, ekonomik etkenlerin demokrasiyle olan balantsn da yeri geldike aratracaz. a) r e t i m B i i m i ve Siyasal Kurumlar

Marx 'a gre, toplumsal yapnn temelinde "retici gler" yer alr. Bu, insann doaya egemen olmak iin kulland olanaklarn tm demektir. Doal zenginlikler, teknik bilgi ve aralar, toplumsal emein rgtienmesi hep bu temelin eleridir. " retici gler" ise "retim ilikileri"m belirler. Toplumsal snflarn retim aralarnn mlkiyeti karsndaki durumlar, eitli toplumsal ilevlerin paylalmas da "retim ilikileri" xm\ kapsamna girer. retici gler ile retim ilikileri birlikte bir toplumun "alt yap"sn olutururlar. " st yap"da ise dinsel inanlar, siyasal ideolojiler, eitli deer yarglar ile birlikte siyasal, toplumsal ve hukuksal kurumlar bulunur. st yapy ve bu arada siyasal kurumlar belirleyen ge alt yapdr; baka bir deyile, ekonomik kurumlardr. Marksizmde alt yapnn st yapy tek yanl ve mekanik bir biimde yaratt grnn varolduunu sanmak yanl olur. Aslnda alt yap ile st yap arasnda karlkl bir " diyalehtik" etkileim sz konusudur. Marksizmin oluumunda b59

yk bir katks bulunan Engels, yaamnn sonlarna doru yazd bir mektupta, bu konuda yanl anlalm olmaktan dolay yakmmtr: "Genlerin bazen ekonomiye gereinden fazla arlk tanmalarnn sorumluluu bir lde Marx'a ve bana der. Kartlarmzn reddettikleri temel ilkeyi vurgulamak gerekiyordu. Bu nedenle de, etkileime katlan dier etkenlerin yerine deinecek zaman ve frsat bulamadk,". Ekonomik yapnn siyasal yapy belirlemedeki ncelii "tarihsel maddecilik" olarak nitelendiriliyor. Ama bunun tek ynl bir etkileme olmamas, karlkl bir etkileim srecini ortaya karyor ki, bu*.. marksizmin yntemi olan "diyalektik maddecilik"in konusudur. (Diyalektik . olmayan maddecilikler varolduu gibi, maddeci olmayan diyalektiklerin bulunduunu da unutmayalm!). Marksizme gre; en nemli siyasal kurum olan devlet, toplumsal snflar arasndaki atmann bir rndr. Devletin, belirli gei dnemleri dnda, yansz ve snflar st olmasna olanak yoktur. . Devlet, retim aralarnn mlkiyetine sahip bulunan snfn bask aracndan baka birey deildir. Burada, toplumsal snflar arasndaki kar atmasnn "uzlamaz" nitelikte olduu grnn nemine iaret etmeliyiz. nk marksist mantk iinde, devletin varln zorunlu klan neden, snf karlar arasndaki bu uzlamazlktr. Toplumsal snflarn karlar uzlamaz nitelikte olunca, toplumun varln tehlikeye drecek bir i sava nlemek iin, atmay denetleyip bir lde nleyecek bir st gce gereksinme douyor. Ama devlet, bir yandan atmay yumuatp toplumun yaamn srdrmesine olanak hazrlarken, te yandan da retim aralarna sahip olan snfn "egemenliini" gvence altna alyor. Devletin varolu nedeni snflar arasndaki kar atmas, ama o kar farklarnn nedeni de, retim aralar zerindeki zel mlkiyettir. Bu noktada, devletin ksa bir sre iin hakemlik grevini yapabilecei "gei dnemleri" ni akla kavuturmakta yarar var. Toplumlar bir retim biiminden baka bir retim biimine geerlerken (rnein, feodaliteden kapitalizme gei60

tc olduu gibi), eski egemen snf gcn yitirmeye ve yeni bir snf ekonomik adan g kazanmaya balar. te bu sre iinde yle bir noktaya gelinir ki, iki g arasnda bir denklik oluur ve hi birisi kendi iradesini topluma kabul ettiremez. Bu noktada devlet snflar st bir hakemlik grevini stlenebilir. Ama bu dnem, toplumlarn yaamnda ok ksa bir sreyi kapsar. Sre ilemeyi srdrr ve ykselen yeni snf egemen snf durumuna gelir. Marksist kuram devletin varolu nedenini byle aklaynca, bu neden ortadan kalknda, devletin de yokolacan kabul etmek kanlmaz olmaktadr. retim aralarnn zel mlkiyeti kalknca toplumsal snflar, toplumsal snflar kalknca da devlet ortadan kalkacaktr. Devletin yokolmasndan nce, bir gei aamas olarak "proleterya diktatrl" ngrlmtr. Proleterya diktatrl, retim aralar zerindeki zel mlkiyet kalkncaya ve kapitalizmin egemen snf olan burjuvazi etkinliini tamamen yitirinceye kadar geici bir grev sdenecektir. Ama marksist kurama uygun olarak 1917 ylnda Rusya'da balayan en eski deneyin, aradan geen srede, devletin yokolmasndan ok glenmesine doru gelitiini izliyoruz. retim aralarnn zel mlkiyeti kalkm, buna karlk devlet, tarihte bir rneine daha rastlanmayacak kadar etkinlik kazanmtr. Lenin, bir gei dneminde devletin devamn zorunlu grm, "proleterya diktatrl" kavramn somutlatrmtr. Devrim dmanlar yenilmi,. ama yokolmamlard. Ne var ki, proleterya diktatrl aamas uzadka, Sovyet yneticileri yeni yeni gerekeler bulmakta gecikmediler: nce kapitalizmin, bu tek lkedeki sosyalizmi kuatmas szkonusuydu. stelik byk toprak sahipleri "kulaklarm direnci vard. Daha sonra ise, srayla kinci Dnya Sava ve "Souk Sava" dnemleri geldi. Sovyetler Birlii'nin evresi, kapitalist dnyaya kar denge oluturacak gte marksist bir rejimler kua ile evrildii halde, Stalin 'in tutumu daha da sertleecek ve devletin yokolmas ilkesini yadsmaya kadar gidecekti. 61

Kruef, Sovyet Komnist Partisi'nin 22. kongresinde yapt konumada yle diyordu: "Devlet bugne kadar daima bir snf diktatrlnn arac olmutur. lk kez biz, belirli bir snfn diktatrl olmayan, ama btn toplumun, btn halkn arac olan bir devlet yarattk (...) Halkn tmnn devletini gelitirmek iin gerekli herey yaplmaldr. Kitleler giderek genileyen bir biimde devlet ynetim ve denetimine katlmaldr (...) Tm halkn devleti, sosyalist devletin geliiminde yeni bir aamadr". Kruef'in "proleterya diktas"ndan "btn halkn devletF'ne gei savn daha sonra Brejnev reddetmi, ikisi arasnda fark olmadn savunmutur. Marksist evrim emasnn balang noktasnda, insandoa ilikilerinin rn olan retici gler gelimesinin bulunduunu grmtk. retici glerdeki gelime, retim ilikilerinde bir deime yaratacakt. Bu deiikliin sonucu, "egemen snf "m, yani retim aralar zerindeki zel mlkiyet sayesinde ekonomik gc elinde bulunduran snfn deimesiydi. Egemen snf deiince de devlet biiminin deimesi kanlmaz olacakt. rnein buharl makinanm bulunmas ile sermayenin belirli ellerde toplanmas sreci hzlanm ve ekonomik g topraksoylulardan (aristokrasi) kentsoylulara (burjuvazi) gemiti. Feodal krallklarn yklp, anayasal krallklarn ya da cumhuriyet rejimlerinin douu bu gelimenin rn idi. Baka trl sylemek gerekirse, marksist evrim emas u sray izlemektedir: Teknolojik deiim, ekonomik deiim,, toplumsal deiim ve siyasal deiim. Marksizmin kurucularna gre; feodaliteden kapitalizme geilirken izlenen srann, kapitalizmden sosyalizme geilirken bozulmas iin bir neden bulunmamaktadr. Oysa Lenin ve daha sonra da Stalin bu emay tersine evirmilerdir. Lenin, ie siyasal deime demek olan proleterya diktatrln kurarak balad. Bunun arkasndan da burjuvazinin yokedilmesi ve sosyalist ekonomi adamalar geldi. Teknojideki gelime, merkezden planlamaya ve retim aralar zerindeki kamu mlkiyetine dayanlarak saland. Marksizme
62

gre sosyalist devrimin gelimi kapitalist lkelerde ortaya kmas gerekirken, ihtilal yar-feodal bir lkede oldu. Marksizmden kaynaklanan deneyimlerin ortaya koyduu bir gerek var: Toplumsal alandaki kuramsal modeller, ne kadar tutarl ve bilimsel olurlarsa olsunlar, deimez bir gerei gstermezler. Bir gerein anlalmasn, olaylarn geliiminin kavranmasn kolaylatr, bir eit anahtar grevini yerine getirirler. Marksisderle Batl siyasal bilimciler arasndaki temel ayrmn, ekonomik etkenlere tannan arlktan ok, ekonomik etkenlerin kendi aralarndaki nem sralamasndan kaynaklandna deinmitir. Marksistler ncelii retim biimine verirken, Batl siyasal bilimciler ounlukla retim dzeyine veriyorlar. Ama ikinci gruptakilerin zaman zaman dtkleri bir eliki var: Bir yandan ncelii retim dzeyine ve dolaysyle teknolojik dzeye tanrken, te yandan da kapitalizm ile demokrasi ve sosyalizm ile dikta arasnda dorudan bir balant kurmaya alyorlar. Oysa gerek kapitalizm ve gerekse sosyalizm, retim dzeyi ile deil, retim biimi ile ilgili kavramlardr. Yukardaki sav ne srmek, retim biiminin nemi konusunda marksistlerin grn kabul etmek, retim biimini tm dier etkenlerin nne geirmek anlamna gelir. Demokrasinin kurulmasna ve yaamasna olanak veren koullarn banda, birbirlerinin egemenliini, dolaysyle de keyfi basksm nleyecek bir gler dengesi bulunur. Batl siyasal bilimcilerin bir blm, bu dengenin ancak kapitalist ekonomilerde var olduunu savunmaktadrlar. Kapitalist ekonomilerde ekonomik g tek elde toplanmamtr; daha da neinlisi, siyasal g ile ekonomik g ayr ellerde olduu iin birbirlerini dengeleyebilmektedirler. Oysa sosyalist bir ekonomide, ekonomik gde tekel olutuu gibi, ekonomik g ile siyasal g de ayn elde, yani devletin elinde birlemitir. Bunun siyasal yansmasnn diktatrlk olmas kanlmazdr. 63

Bu grlerde belirli bir gerek pay bulunmakla birlikte, snrldr. Kapitalist ya da yar-kapitalist bir ekonomiye sahip bulunan lkelerin nemli bir kesiminde, siyasal iktidarda bulunanlar genellikle ekonomik gcn temsilcileri olmaktadr. Ancak sendikalarn gelitii ve siyasal partilerle organik ilikiler kurabildikleri lkelerde gerek bir dengeye vaklalabilmektedir. Kapitalist lkelerde ekonomik gcn dald ve bylece ekonomik g. iinde belirli bir dengenin kurulduu savn da ihtiyatla deerlendirmek gerekir. Sermaye birikiminin belirli koullarda tekellemeye yneldiini ve bu nedenle rnein Amerika Birleik Devletlerinde bile, ekonomik tekellemeyi yasalarla snrlandrmak gereinin duyulduu dnemlerin varln biliyoruz. zellikle gnmzde okuluslu ortaklklar aracl ile uluslararas dzeyde de bir tekelleme sz konusudur. Kald ki, byle bir tekellemenin olmad ortamlarda bile, ortak karlar gndeme geldiinde, ayr ayr ellerde bulunan ekonomik gcn sahiplen doal olarak kolaylkla birleebilmekte ve ekonomik glerini siyasal iktidar etkilemek iin ayn doultuda kullanabilmektedirler. retim aralarnn zel mlkiyetine dayal bir retim biimi ile siyasal oulculuk arasnda dorudan bir ba bulunmadn gsteren ok sayda rnek vardr. Bu rneklerin belki de en nemlisi, kapitalizmin st dzeyde gelitii lkelerden birisinde ortaya kan Nazizimdir. Sosyalist ekonomilerle dikta arasnda dorudan bir iliki bulunduu sav da baz siyasal bilimcilerce kabul edilmiyor. Bu gre kar olanlar, feodal yaplarn zlp kapitalist ekonomilerin olutuu dnemlerde de ar bask rejimlerinin yaandn anmsatyorlar. Fransz devrimini izleyen "terr" dneminin, ilerdeki oulcu demokrasi iin bir l oluturmad vurgulanyor. Nihayet 1830 ve 1848 ihtilallerinde dklen kanlarn sulad yollardan geerek zgrlk demokrasilere ulaldn unutmamak zorunluluu var. Ama alt yapnn deimesine kout olarak, marksist lkelerde demokratik bir st yapnn olumad da ak. Bunu,
64

amzn nl marksologla dan Roger Garaudy kesin bnN dille vurguluyor: " retim ilikilerinin deimesinin tek bana sosyalizmi kurmaya yeteceine ve onu da st yap deiikliklerinin kendiliinden izleyeceine inanmak bir dd: Sosyalist demokrasi, sosyalist' ideoloji, sosyalist yeni insan. . . Tarihsel deneyim bunn byle olmadn gsterdi". ok ar olmakla birlikte, Sovyetler Birlii dahil olmak zere, marksist rejimlerde de belirli bir gelime izlenmektedir. Stalin'den bu yana kprlerin altndan ok sular gemitir. Yugoslav "zynetim" modeli, ekoslovakya ve Polonya'da yarm kalan zgrlk deneyimler bir yana, bizzat Sovyetler Birlii'nde de Kruef'den bu yana, karar alma srelerinde eitlilie doru yol alnd bilinmektedir. Demokratikleme srecindeki gecikmenin temel nedenini, "geici" olmalar ngrlen siyasal kurumlarn, dolaysyle st yapnn oluturduu izlenimi ise konumuz asndan ok ilgin ve nemlidir! b) r e t i m Dzeyi ve Siyasal Kurumlar

Siyasal kurumlarn oluumunda, retim biiminden ok retim dzeyinin etkin olduu gr daha yaygndr. Temel elikinin ncelikle varlkl uluslarla yoksul uluslar arasnda olduu sav olduka eskidir. Trkiye'de de bu gr, Kemalist Devrim'in kuramsal ve ideolojik yanma katkda bulunmak amacn gden K A D R O dergisi, 1930'lu yllarda savunmutur. Son yllardaki "Kuzey-Gey diyalogu" ya da dnyada "yeni ekonomik dzen" araylar hep ayn dnceden kaynaklanmaktadr. retim dzeyinin yksek oluu, insanlardaki ana gereksinmelerin karlanarak siyasal gerilimin azalmasna olanak salar. Yksek bir retim dzeyine ulam olan toplumlarda, yurttalarn daha az alarak yaayabilmesi ve dolaysyle kltrel, sporsal ve dnsel etkinliklere daha ok zaman ayrmas iin uygun bir ortam doar. Bireysel ve kiesel eitim dzeyi ykseldike de, bir yandan yeni teknolojik atlmlar daha kolaylar, te yandan siyasal katlma sreleri ok daha salkl ileyebilir.
65

Bunlar genellikle herkesin grebilecei ve kabul edebilecei etkilerdir. Ama konumuz asndan asl nemli olan, retim dzeyinin bir toplumdaki siyasal kurumlar, baka bir deyile siyasal sistem zerine dorudan yapt etkidir. Bu adan da, ekonomik gelimilik ya da az gelimilik ile siyasal sistemler arasnda dorudan bir balant bulunduu ne srlebilir. Ama bu balantnn kendisi de, byk lde yksek retim dzeyinin yukarda szn ettiimiz etkilerinin bir sonucudur. S e y m o u r Martin Lipset, demokrasinin oluumuna ve yaamasna katkda bulunan koullar aratrrken, sanayileme, kentleme, zenginlik ve eitim dzeyine ncelik veriyor. Aslnda bu koullarn tm de birbiri ile yakndan ilgilidir ve hemen her zaman retim dzeyine baldr. Daha da ileri giderek, sanayilemenin dierlerini baz istisnalar dnda belirlediini syleyebiliriz. Sanayileme gelitike kentleme hzlanr, ulusal gelir artar ve oalan olanaklarla birlikte eitim dzeyi ykselir. Zaten sanayileebilmek iin nitelikli emek, nitelikli emek iin de eitim dzeyinin ykseklii gereklidir. Lipset'nin demokrasi asndan saptad koullarn byklde retim dzeyine bal oluu, demokrasinin ancak sanayilemi, yani yksek teknoloji ve retim dzeyine ulam lkelerde varolabilecei anlamna gelmez. Bu ancak, sanayilemi ve yksek bir retim dzeyine ulam bulunan toplumlarda demokrasinin yaamasna daha uygun bir ortam bulunduunu gsterir. Hatta bir adm daha atarak, retim dzeyine kout olarak demokratik kurumlarn oluma ve varlklarn srdrme ansnn da artt ne srlebilir. Daha dk bir retim dzeyinde Trkiye ve Hindistan gibi demokrasiyi iyi kt yrtebilen lkeler bulunduu gibi, ok daha yksek bir retim dzeyinde, otoriter sistemlerin temel zelliklerini koruyabilen marksist rejimler vardr. Gene yksek retim dzeyinde ortaya kabilen nazi ve faist rejimleri de elbette ki unutamayz. Trkiye'den ok daha yksek bir retim dzeyine sahip bulunan spanya'da amansz bir bask rejiminin krk yla yakn bir sre yaayabilmi oluu, konumuz asndan nemlidir. 66

Lipset, ekonomik gelimenin snf atmalarn yumuatt savma da katlyor. Bunun kant olarak da, varlkl lkelerin ilk sralarnda yer alan Amerika Birleik Devletleri ve K a n a d a ' d a komnist partilere rastlanmadn, hatta sosyalist eilimli rgtlerin bile hibir zaman bir g durumuna gelemediklerini gsteriyor. Ama bu ve daha baka rneklerden, ekonomik geri kalmlkla snf atmalarnn at ba gittii sonucunu da karmamak gerekmektedir. Amerikal bilim adamnn bu konudaki gr u satrlarda zetleniyor: "Bi-, reylerin deiiklik umudu gremedikleri bir toplumsal ortamda, yoksulluun ancak tutucu bir zihniyet yaratabileceine inanmamz iin ok neden vardr". Bu noktada, daha ilerde deineceimiz "siyasal bilin" kavramnn nemini anmsatmak gerekiyor. Bireylerin siyasal davranlarn belirleyen temel olgu gelir dzeyleri ya da gelir dzeyleri arasndaki adaletsizlikler deil, onlarn beklentileri ile gelir dzeyleri arasndaki farktr. Dadaki bir oban bir gocuk bir ekmekle yetinip durumuna kredebilecei gibi, onun yirmi kat gelir dzeyine sahip bir mhendis, dzende kkl deiiklikler isteyebilir. nk kendisinin daha ounu hakettiini ve bu kkl deiikliklerin onu getirebileceini dnebilir. Oysa sz- konusu oban, bu dnya nimetlerinden umudunu kesmi, tfr beklentilerini te dnyaya balam olabilir. retim dzeyi kadar, retim dzeyindeki art hznn da siyasal yaam ok yakndan etkiledii genellikle kabul edilmektedir. retim dzeyindeki hzl art ancak hzl bir teknolojik gelimeyle olanakldr. rnein teknolojinin dardan aktarlmas sonucu hzl bir sanayilemenin gereklemesi de kukusuz ayn sonucu yaratacaktr. Geleneksel dengeler yklacak, bunlarn yerini yeni kurum ve dengeler alncaya kadar, siyasal atma sertleecek ve byk bir olaslkla bu gei dnemi ancak otoriter bir rejimle atlatlabilecektir. Maurice Duverger 'nin "diktatrlk kuram'' da byk ilde retim dzeyi zerine oturuyor: " 1 - Ekonomik dzey ykseldike diktatrlk tehlikesi azalr; 2 - Bu dzey ykseldike, dik67

tatrln tutucu bir nitelik kazanma eilimi ise arlar. lkel toplumlarda, ekonomik birikimin balarnda, diktatrlk tehlikesi en yksek noktasna varr ve genellikle bu devrimci bir diktatrlk tehlikesidir. Orta gelime dzeyinde de tehdit byktr: Diktatrln devrimci ya da gerici olmas iin aa yukar eit ans vardr. Bolluk ncesi aamasnn st dzeyinde, toplumun adalamay nlemek isteyen kesimleri, gerici bir tiranlk kurmak iin genellikle fazla zayftrlar; ama bizzat toplumun yaps da, diktatrln devrimci olmasn engeller". Sanayilemi lkelerin bulunduu Kuzey Amerika, Bat Avrupa, Avusturalya ve Yeni Zelanda'nn, ayn zamanda demokratik rejimler grubunu oluturduu bir gerektir. Gney Amerika, Asya ve Afrika'nn geri kalm blgeleri ise, otoriter rejimlerle kapldr. Duverger bu ayrmn iki byk siyasal sistem ierisinde de bulunduuna dikkati ekiyor: "Liberal demokrasi, teknik ve ekonomik adan daha gelimi olan Kuzey Avrupa lkelerinde, Fransa ve italya'ya gre daha gldr. Komnizm de, daha az gelimi olan in ve Arnavutluk'ta, Sovyetler Birlii ve Dou Avrupa lkelerine gre daha serttir." lk ortaya atan kendisi olmamakla birlikte, gene Maurice Duverger'nin sistemletirdii "birleme kurammda, retim dzeyi kavramna dayanyor. Bu kurama gre; her ikisi de "sanayi toplumu" olan Batl lkelerle Sovyetler Birlii arasndaki benzerlikler artmaktadr. Bilim ve teknolojideki gelimeler, Sovyetler Birlii'ni da almaya, kitle iletiim aralarnn gelimesiyle hzlanan da alma da rejimi yumuamaya zorlamaktadr. te yandan, retimin bir btn olarak rgtlenmesinin salad olanaklar da giderek Batl ekonomilerin yaplarn etkilemektedir. Dou'da zgrlkler geliirken, Bat'da sosyalizme doru bir gidi olmaktadr. ok uzun bir sre sonucunda da olsa, gnn birinde iki taraf "demokratik sosyalizm" de buluacaktr. Duverger, Bat'daki bu gelimenin iki yoldan olabilececeini sylyor: " Kapitalizm sosyalizme doru evrimini, mutlak ynetimlerin demokrasiye geerken izlediklerine benzer iki yoldan geerek srdrebilir: Cumhuriyeti yol, ya da ngiliz krallnn yolu. Firma
68

sahiplerinin, giinn birinde iletmelerindeki iktidarlarnn, bugnk ngiliz Kraliesinin iktidar dzeyine inmesi dnlebilir. Bu evrim daha imdiden birok Batl lkede balad. letmeler mutlak krallk olmaktan kp anayasal kralla dntler". Rejimleri belirleyen temel enin ekonomik gelimilik dzeyi olduunu. kabul edince, bundan kacak doal sonu bellidir: Giderek ayn gelime dzeyindeki lkelerin rejimleri arasnda gl bir benzeme oluurken, temel ayrm gelimi toplumlarn siyasal rejimleriyle geri kalm toplumlarn siyasa rejimleri arasnda ortaya kacaktr. Ama bu temel fark incelemeye balamadan nce, bu balk altnda deinmeden geemeyeceimiz nemli bir toplumcilimci daha var: R a y m o n d Aron. Raymond Aron "sanayi toplumu" kavramna nem vermekle birlikte, sanayi toplumlarnn rejimleri arasnda zamanla bir yaknlama olacam kabul etmiyor. O ' n a gre, benzer gelime dzeyindeki lkelerde ok farkl rejimler bulunabilir. Yaam dzeyinin ykselmesi ve ileri teknolojinin ge ekleri Sovyetler Birlii'nde zgrlk'erin gelimesine yetmeyecektir. nk Aron, toplumlarn evriminde ekonomiden ok sivasal rejime nem vermekle birlikte, iki etken arasnda bir bamllk bulunduunu kabul etmiyor. Sanayi toplumlarndaki siyasal rejimler arasndaki temel farkn tek ya da ok partili olmak noktasnda ortaya ktn sylyor; ama bun'ardan birisinin sanayi toplumu ile badaamayacan ve dolaysyle de zamanla deimek zorunda olduunu ne srmyor. Nasl ki sanayilemek iin belirli bir rejim zorunlu deilse, gelimenin srmesi iin de byle bir zorunluk yoktur. Marksizmin tersine, Raymond Aroi tarihsel evrimin belirli bir mant ve dorultusu bulunmadn savunuyor: "Kimse gelecei bilemez, gelecek nceden tahmin edilemez. Sosyoloji belirli bir tr toplumun temel yapsn, siyasal ifadesinin grnte normal saylan biimini anlamamza olanak salar. Ama aratrmalar daima rakip glerin, rekabet halindeki ynetici kesimlerin ve farkl rejim olanaklarnn varln gsterir (...) Belirli bir son rejime doru zorunlu gidi grnn yerine, srekli antitezler veya sanayi toplum69

larnn doasyla uyuabilen eitli ekonomik ve siyasal rgtlenme biimleri dncesini koyuyoruz". Aron'un konumuzla ilgili dncesini ksaca zetlemek gerekirse unlar sylenebilir: Teknik ve tekniin belirledii retim dzeyi toplumlar asndan nemlidir. Ama o retim dzeyinin ne ekonomik ne de siyasal sistemle hibir dorudan ilikisi yoktur. ada toplumlarda nemli olgu sanayilemedir. Sanayilemeye ya da sanayi toplumuna ise, kapitalist model ile de, soyalist model ile de ulalabilir. Sanayi toplumu, her iki modelin siyasal st yaps ile badaabilir. c) Geri K a l m l k v e Siyasal Kurumlar

Geri kalmlk ya da az gelimilik olarak nitelendirilen eitli durum, kukusuz ki yalnzca ekonomik bir olgu deil. Ama eitli ynleriyle bir btn oluturan geri kalmln en belirgin zellii ekonomik geri kalmlk. Ekonomik geri kalmln en ak gstergesi ise, retim dzeyinin, baka bir deyile kii bana den yllk ulusal gelirin dkl. Geri kalm lkeler zerinde yaplan baz incelemelerde saylan onbe kadar zelliin ounluu ekonomik geri kalmlkla ilgili: Besin yetersizlii, yapsal adan geri bir tarmn ekonomi iinde byk arlk tamas, ok snrl bir sanayileme, ekonominin gelimi lkelere yakndan baml olmas, ticaret kesiminin ar bymesi, gizli ve ak isizliin fazlal, ulusal gelirin ve yaam dzeylerinin dkl, kitle iletiim aralarndan yararlanma dzeyinin dkl, gelir dalmndaki byk adaletsizlik. Geri kalmln dier zellikleri arasnda yer alan; orta snflarn zayfl, eitim dzeyinin dkl, salk koullarnn yetersizlii, lm orannn ykseklii gibi olgular da dorudan ekonomik geri kalmln sonulardr. Bunlar bir yana brakldnda geriye yalnzca zellik kalyor: Toplumsal yaplarn gerilii, ulusal btnlemenin zayfl ve halkn giderek bu geri kalmln bilincine varmas.
70

Corafi ve demografik etkenlerin geri kalmlkla ilikisine daha nce deinmitik. Kltrel ve toplumsal etkenlerin roln de ilerde inceleyeceiz. Ama geri kalmlkta temel etkenin ekonomik olduunu imdiden vurgulamakta yarar var. Son yllarda petrol gelirleri sayesinde hzla zenginleen baz geri kalm lkelerin, belirli bir sre iinde geri kalmlktan kurtulmaya balamalar bunun en somut kant. Geri kalm lkelerin farkllklar, siyasal rejimlerinde de devam ediyor. Genellikle gelimi lkelerin siyasal kurumlarnn biimsel taklitlerinden oluan bu rejimler, elbette ki asllarna benzer biimde ilemiyorlar. nk o kurumlarn doup gelitii toplumsal yaplardan yoksunlar. Gnmzde geri kalm lkelerde rastlanan rejimleri, balca grupta inceleyebiliriz: Geleneksel krallklar, parlamanter ya da bakanlk sistemleri, otoriter rejimler. ada koullar, geleneksel krallklarn varln srdirV meini giderek zorlatryor. 1950'lerden bu yana, Msr, Irak, Afganistan, Libya, Etiyopya ve ran gibi lkelerde hanedanlar birbiri peisra ykldlar. Suudi Arabistan, Fas, rdn ve Krfez Emirliklerinin de dahil olduu bu grup bir yandan klrken, bir yandan da kendi iinde deiim geiriyor. Petrol zengini lkelerde yaam dzeyi toplumsal bilinlenmeden daha hzl artt iin imdilik sorun yok. Ama eitim olanaklarnn ve kitle haberleme aralarnn yaygnlamas ile bu lkelerdeki geleneksel dengeler de zaman iinde mutlaka deiecek ve geleneksel siyasal kurumlar istikrar salamamaya balayacaktr. Fas ve rdn gibi zengin doal kaynaklara sahip bulunmayan lkelerde ise, an gereklerini grebilen krallarn denetim altnda bir modernlemeden yana tutum takndklarn gryoruz. Her iki durumda da, geleneksel yapdaki deimeler hzlanyor. kinci blme giren lkeleri gruba ayrma olana var. Her blme da, Batl byk devletin etki alanlarna gre ayrlyor: Latin Amerika'da bakanlk sistemleri, eski ngiliz smrgelerinde iki partili parlamanter sistemler ve Afrika'daki eski Fransz smrgelerinde de De Gaulle anayasasnn 71

etkisindeki bakanlk sistemleri dikkati ekiyor. Ama bu grnm altndaki siyasal kurumlarn, Bat'daki rneklerinden ok farkl bir biimde ilediklerini unutmamak gerekir. Batl lkelerde "oulcu demokrasilerin anayasal erevesini oluturan bu kurumlar uzun bir evrim sonucunda ortaya ktlar. nce feodal beyler ve kral arasnda bir denge vard. Daha sonra sanayi ve ticaretle gelien burjuvazi ile feodal beyler arasndaki mcadele, yasalar nnde eitlik ve zgrlk gibi kavramlarn somudamasma neden oldu. Derken ii snf devreye girdi ve "sosyal haklar" dodu. Buna bir de siyasal iktidar ile kilisenin dinsel iktidar arasndaki mcadeleyi eklerseniz tablo daha da somutlar. Ancak _kimsenin egemen olmasna olanak vermeyen, birbirlerini dengeleyen gler sayesinde varolabilen demokrasi, ite bu oulcu yapnn rndr. Oysa geri kalm lkelerde, birbirlerini dengelyecek toplumsal gler ya yoktur ya da yeterince glenmemilerdir. Eitim dzeyinin dkl, Bat kltrnn etkisindeki kk bir sekinler kesimi ile geni kitleler arasnda uurumlar yaratmaktadr. Bu ortamda yaplan seimler anlamn byk lde yitirmekte ve kendisinden beklenen ilevi yerine getirememektedir. Smrgecilik ve "kltr emperyalizmi" olarak nitelendirilen olgular, geri kalm lkelerde geleneksel dengeleri bozdu. Bu lke insanlarnn geri kalmln bilincine varmalarn salad. Gelimi lkelerle iliki onlarda yeni gereksinmeler ve beklentiler yaratt. Bu nedenden dolay da, geri kalm lkelerde kurulu dzeni ya da dzenleri olduu gibi koruyabilmek olanakszlat. yleyse nemli olan bu deimenin demokratik kurallar iinde mi, yoksa otoriter kurumlarla birlikte mi gerekleeceidir. Siyasal bamszlklarn yeni elde eden geri kalm lkelerin genellikle balang aamasnda demokratik zmlere yneldiklerini gryoruz. Bunun birok nedenleri var: Bamszlk hareketinin yaratt zgrlk rzgr ve dayanma duygusu, nc aydnlarn ounlukla Bat kltrnn etkisin72

de kalmalar ve hangi eilimde olurlarsa olsunlar, aydnlar iin zgrln bir gereksinme oluturmas gibi.. Ama dier yapsal zorluklara ek olarak, ekonomik geri kalmlktan kurtulabilmek iin yaplmas gereken eyler de, demokrasinin oluumunu zorlatracak cinstendir. lkenin kt kaynaklarnn yatrmlara yneltilmesi, ancak genel ve zorunlu tasarruflarla olanakldr. Merkezi ve emredici bir planlama ile bu kaynaklarn kullanm bir zorunluk olarak ortaya kabilmektedir. stelik yeniliklerin nne engel olarak dikilmesi kanlmaz olan baz geleneksel kurumlarn yklmas demokratik kurallar iinde sz konusu deildir. Geri kalmlk snr iinde kaldklar halde, oulcu demokrasiyi bir lde olsun uygulayabilen Hindistan, Trkiye ve Meksika gibi lkeler, bu konudaki ok ender rneklerin banda yer alyorlar. Bat dda smrgecilik ve ite de uzun sre emein haksz kullanm sonucunda bir sermaye birikimi ve yksek teknolojiye ulam. Bizat kendisi eski ya da yeni smrgecilik konusu olan geri kalm lkeler iin ayn yolu izlemek olanaksz. te bu koullar iinde komnizm geri kalm lkelerin karsna bir seenek olarak kyor. Bat, siyasal modeli ile ekici iken, Marx'n gelimi lkeler iin ngrd komnizm, bir kalknma modeli olarak nem kazanmaya balyor. Nasl ki belirli bir sermaye birikiminin ve giriimci bir toplumsal snfn bulunmay, kapitalist kalknma yolunu geri kalm lkelere byk lde kapyorsa; bilinli ve rgtl bir ii snfnn yokluu da komnist modelin uygulanmasn zorlatrmaktadr. Ekonominin gerilii lsnde, kitlelerden istenen zveri arla kaymakta ve bunu salayabilmek gl bir bask rgt gerekmektedir. Etkili propaganda olanaklarna sahip, disiplinli bir nc gc oluturabilmek, geri kalm lkelerin yapsal zellikleri ierisinde adeta olanakszdr. Bu gszl saklayabilecek tek yol iddettir. iddet ise, lkenin zaten kt olan yetimi insan gcnn azmsanmayacak bir blmnn yitirilmesine yol aar. 73

Sermayedar ve emeki kesimlerin gszl, geri kalm lkelerde ordunun siyasal rejim iindeki nemini arttrr. Rejimin sa ya da sol grnml olmas, bakanlk ya da parlamanter bir anayasal ereveye sahip bulunmas, askerlerin siyasal yaamdaki arln kkl bir biimde etkilemez. Askeri diktatrlklerin yansra sivil diktatrlklerde de silahl kuvvetler n planda rol oynarlar. Hatta saylar giderek azalan krallklar da, varlklarn byk lde ordunun desteine borludurlar. Dorudan askeri diktatrlklere daha ok Latin Amerika'da rastlanmakla birlikte, ordunun siyasal yaamdaki nemi hemen tm geri kalm lkeler iin genel bir olgudur. Bu nem geri kalmlk lsnde ve bunalm dnemlerinde artmakta, gelime dzeyi ykseldike ve bunalmlardan uzaklaldka azalmaktadr. (Ordunun siyasal yaamdaki rolne "Siyasal Gler" blmnde daha ayrntl bir biimde eileceiz). Gabrel Almond, "yeni uluslar"m siyasal zorluklarn aratrrken u saptamay yapyor: "Bat'nn devlet adamlar, aadaki eyleri gerekletirmek iin yeterince zamana sahiptiler: 1) nce bir ulus oluturmak; 2) arkasndan, bir hkmet otoritesi ve yasaya sayg alkanl yaratmak; 3) daha sonra, seimlerin, siyasal partilerin, kar gruplarnn ve iletiim aralarnn gelimesiyle, uyruklar yurtta haline getirmek; 4) sonunda da, refah isteklerini karlamak.. Yeni uluslarn devlet adamlar bu sorunlarn tmyle birden hemen kar karyadrlar. Kendiliinden ve birikimci devrimlerle kar karyadrlar. Batl devlet adamlarnn hibir zaman yapmak zorunda kalmadklar tercihlerle kar karyadrlar". te geri kalm lkelerin ounda var olan bu zorluklar, bu lkelerin siyasal rejimlerinde baz zelliklerin n plana kmasnda ve yaygnlamasnda rol oynuyor: Tek parti, tek ef ve otoriter ynetim. Geri kalm lkelerde tek patili sistemleri ya da ok partili gibi grnse bile, tek partili gibi ileyen sistemleri yaratan nedenler ok ak. Hereyden nce, oulcu olmayan, birbirlerini dengeleyecek toplumsal glere sahip bulunmayan bir ortamda birden fazla parti yapsal bir zorunluk deil. stelik
74

bamszlklarm yeni kazanm olan geri kalm lkelerin nemli bir kesimi henz uluslaamam topluluklardan oluuyor. rgtl bir muhalefet bir ulusun domasn zorlatrrken, tek parti "ulusal btnleme"yi kolaylatrabiliyor. (Ama "uluslama" aamas geride kaldktan sonra durum tersine dnebilir; egemen glerle karlar ve dnya grleri badamayan toplum kesimlerine rgtlenme olana verilmezse, bu kez de ulusal btnlk bundan zarar grmeye balar.) Tek parti, "kemalist model"de olduu gibi, toplumu siyasal adan eitip gelecein ok partili, demokratik kurumlarna da altrabilir. Bir "gei aamas" grevini de yerine getirebilir. Tek ef ya da kiisel iktidar olarak nitelendirebileceimiz olgu da geri kalm lkelerin toplumsal yaplarnn bir rndr. Smrgecilik, geri kalm lkelerdeki geleneksel kurumsal dengeleri bozdu. Arkasndan bamszlk harekeeri ve kanlan siyasal bamszlklar bu sreci daha da hzlandrd. Yzyllar sren uzun istikrar dnemlerinden sonra birdenbire yklan ve yerlerine henz yenileri konamayan kurumlarn yaratt boluk bir istikrar gereksinmesi yaratt. Bunu biz, selde srklenen bir insann tutunacak bir dal aramasna da benzetebiliriz. te kiisel iktidar ve birden putlaan bir "tek ef" bu gereksinmenin yaratt bir olgudur. ef, kimliini yitirmi olan bir topluma, kendi kiiliinde bir kimlik vererek nemli bir boluu doldurur. "Kltrel Etkenler" blmnde inceleyeceimiz siyasal toplumsallamaya da bylece yardmc olur. Niin otoriter ynetim? Bu sorunun yantn daha nce vermi olduumuz iin, iktisat W.W. R o s t o w ' u n bu konudaki grn anmsatmakla yetineceiz: "Geleneksel toplumdan ekonomik gelimenin harekete gemesi aamasna geilirken, ekonominin kendisi ve toplumsal deerler dengesi deimekle birlikte, belirleyici etken genellikle siyasald. Siyasal dzeyde, merkezi ve etkili bir ulusal devletin kurulmas, kalknma ncesi aamada belirleyici bir rol oynad; ve hemen her yerde, bu, ekonomik kalknmann harekete geirilmesinde zorunlu bir koul olarak ortaya kt". Bu szlerle kastedi/ len siyasal rejimin otoriter nitelikte olduuna kuku yok.
75

Rostow'un grlerindeki gerek payn kabul etmekle birlikte, geri kalm lkelerdeki siyasal kurumlar bu geri kalmln nedeninden ok sonucu saymak elbette ki daha doru olacak. Ama buna dayanarak, zgrlk bir demokrasinin geri kalm lkeler iin dnlemeyecei de sylenemez. nk demokratik kurumlar geri kalmln kendine zg toplumsal yaps tarafndan arptlsa bile, gene de o yapy etkilemekten geri kalmazlar. Bu karlkl etkileime dayal olan sre, o toplumlarn demokrasiyle yneltilebilmeleri iin geilmesi zorunlu bir aamay oluturur. Kendi kiiliinin bilincine varan insan iin zgrlk bir gereksinme olmakla birlikte, demokrasi de ancak yaanlarak renilen bir yaam biimidir. Trkiye'yi dier geri kalm lkelerin byk ounluundan ayran zellikler, demokrasinin zor da olsa olumasna ve gelimesine olanak veriyor. Geri kalm lkelerin byk ounluu uzun bir smrge yaamndan getikleri iin devlet ynetme alkanlna ve grece gl orta snflara sahip deiller. Oysa Trk toplumu, yzyllar boyu sren byk bir imparatorluun ynetim deneyimine ve ynetici kadrolarna sahipti. Atatrk o gc, ada ve. demokratik bir-rejimin oluumu ynnde deerlendirmesini bildi. Ama ayn olanaa, geri kalm lkelerin byk ounluunun sahip bulunmad ak.

SELM KAYNAKLAR Aron, R a y m o n d ; Demokrasi ve Totalitarizm (ev. V. Hatay), Kltr Bakanl Yaynlar, Ankara, 1976. B i r l e m i M i l l e t l e r ; Measures for the economic development of underdeveloped countries, New York, 1951. Duverger, Maurice; Diktatrlk stne (ev. Blent Tanr), Dnem Yaynlar, stanbul, 1965. Duverger, Maurice; Politikaya Giri, Varlk Yaynlar, stanbul, 1964.
76

Garaudy, Roger; Marx in Anahtar (ev. A.T. Klal), Bilgi Yaynevi, Ankara, 1975. Lacoste, Yves; Les pays sovs-developpes, P.U.F., Paris, 1963.

Lpset. S. Martin; Siyasi nsan (ev. M. Tuncay), Trk Siyasi limler Dernei Yaynlar, Ankara, 1964. Popper, Karl R.; Ak Toplum ve Dmanlar (ev. H. Rzatepe), cilt II, Trk Siyasi limler Dernei Yaynlar, Ankara, 1968. Rostow, W.W.; ktisadi Gelimenin Merhaleleri (ev. E. Gngr), Kalem Yaynlar, stanbul, 1980. Schwartzenberg. Roger-Gerard; Sociologie Politique, Editions Montchrestien, Paris, 1971.

77

KNC KISIM
ST YAPISAL ETKENLER

Kurumsal etkenlerle kltrel etkenleri ele alacamz bu blmde, bir yandan kurumlarn ve kltrn oluumunda alt yapnn rolne deinirken, te yandan da toplumsal kurumlarn ve kltrn alt yap zerindeki etkisine eileceiz. 1. K U R U M S A L E T K E N L E R Toplumsal kurumlar, belirli koullarn etkisi altnda ve bir sre sonucunda oluurlar. Ama o koullar deitikten, hatta bazen tamamen ortadan kalktktan sonra da varlklarn srdrmeleri olasdr. te yandan, toplumsal kurumlarn kendilerini yaratan koullar zerinde dorudan bir etkileri de sz konusudur. nce genel olarak toplumsal kurum kavram ve sonra da kurumlarn siyasal yaam zerindeki etkileri zerinde duracaz. Bu arada, en nemli siyasal kurumlar olarak iktidar ve devlet konularn ayrca ele alacaz. a) K u r u m l a r n Oluumu Ve levi

Toplumsal kurum kavramnn ok eitli tanmlar var. Bu tanmlamalarn baz temel elerini biri etiril sek; kurumu, toplumun 'varln koruyabilmesi iin meru olan ve olmayan tanmlayan, zorlaycl, tutarll ve greli bir sreklilii bulunan kurallar ve ilikiler btn olarak tanmlayabiliriz. Kurumlar gelenek ve alkanlklarn etkisiyle ya da yasayla oluur.
79

Aile, din, eitim hukuk, siyaset ve ekonomi, hemen akla gelen nemli toplumsal kurumlardandr. Ama siyasal yaamn kendisi de birok kurumdan oluur. Bu kurumlardan birisi olan devleti ise baz siyasal bilimciler "kurumlar kurumu" olarak nitelendirirler. Toplumsal kurumlar, insanlarn bir arada yaamaya balamalar ile birlikte ortaya kt. Belirli gereksinmeleri karlamaya ynelik olan ilikiler sk bir biimde yinelendike, sreklilik ve tutarllk kazanmaya, herkesi kendine uymaya zorlayan ian ve davran kalplarna dnmeye yztuttu. Kurumsal ilikileri kiisel ilikilerden ayran temel ge, birincinin greli sreklilii ve kendisine uyulmas iin var olan toplumsal ya da siyasal baskdr. Geici ilikilerle kurumsal ilikiler arasndaki ikinci temel ayrm ise, inanlarla ilgilidir. rnein siyasal iktidara "neru" sayld lde boyun emek doaldr. Oysa kuruml amam, inanca dayanmayan bir boyun eite genellikle bir gszlk, bir kar koyamama durumu sz konusudur. " stikrar, sreklilik ve yapsal bir modele ballk ise meruluk duygusu yaratr". Basit ilikilerle kurumlar birbirinden ayran temel iki ge de bylece birbirine balanmaktadr." Nasl ki basit bir ilikiyi kurumsal ilikiden ayrmak zorunlu ise, kurum kavram ile rgt kavramm da birbirinden ayrmak gerekir. Toplumsal yaplar iliki sistemleridir ve bu sistemlerin rn olan ilikilerle birlikte kurumlar olutururlar. Ama baz kurumlarn bir de rgtleri bulunur. Siyasal partiler, yasama ve yrtme organlar, yerel ynetimler, bask gruplar hep bu tr kurumlardandr. Hemen belirtmek gerekir ki, toplumbilimseljdan asl nemli olan, erevesi yasalarla izilmi bulunan bu rgtler deil, o rgtlerin gerisindeki ilikiler btndr. Bunu, zarfn deil de iindeki mektubun nemli olmasna benzetebiliriz. Zarfn d grnm, iindeki ey hakknda her zaman doru bir izlenim vermeyebilir. Yz yze ilikilerin egemen olduu topluluklarda yasal kurumlar domam, toplumsal denetim ve uyum, vg> yergi, ayplama gibi yaptrmlarla salanabilmiti. Oysa teknolojik
80

ve ekonomik gelimenin rn olarak ok daha byk kalabalklarn bir arada yaamalar zorunluu ortaya knca, kiinin davranlarna yn veren temel etki, her gn yz yze iliki kurulan kiilerin dnce,ve davranlar olmaktan kt. Artk toplumun bir dzen iinde varln srdrebilmesi iin, yasa gc ile oluturulan ya da glendirilen kurumlara gerek vard. Devlet dediimiz kurum, ite bu gereksinmenin sonucunda dodu. Resmi olmayan denetim srelerinin yerini, fiziksel zor kullanma yetki ve gcne sahip bir organlar toplam ald. eitli topluluklar ilgilendiren ortak sorunlarn varl durumunda nce kent devletleri, daha sonra da byk imparatorluklar aamasna daha lzl varlmtr. Yaamn belirli bir su kaynann ortak kullanmn gerektirdii durumlar bunun en gzel rneini oluturuyor. Tarihte Nil ve DicleFrat vadilerinde, Meksika ve Peu'da benzer gelimelerin ortaya km oluu bu nedene balanabi'ir. Kurumlarn kendi aralarnda belirli bir uyum iinde bulunmalar ve bylece toplumda istikrarn salanmas, ilikilerin yz yze olduu geleneksel toplumlarda adeta kendiliinden oluyordu. Oysa kurumlarn birbirinden ok farkllat ada toplumlarda istikrarn salanmas nemli bir sorun olarak ortaya kt. Bu gibi toplumlarda istikrar, kurumlar arasndaki ok duyarl bir dengeye dayand iin, toplumsal yapdaki deimeyi hzlandran hzl teknolojik gelimelerde, istikrar korumak ok zorlamaktadr. Tanmlarndan da anlalaca gibi, kurumlar toplumu biimlendirir, toplumsal dzenin srmesi iin uyulmas gerekli kurallar ve iliki kalplarm ortaya koyarlar. Ama hemen hibir zaman mutlak bir uyum aranmaz. Her toplumda, derecesi azalan ya da oalan bir hogr bulunur. Ancak o hogrnn snrlar aldktan sonradr ki, resmi ya da resmi olmayan yaptrmlar harekete geer. Siyasal iktidarlarn etkisinin azald dnemlerde, resmi yaptrmlar da giderek gszleir, yozlar. Bu genellikle hzl toplumsal deime dnemlerinde grlen bir durumdur. Top81

lumsal g dengesi hzla deitii iin, siyasal istikrar salamak zorlar ve bir otorite boluu grlr. Ayn dnemler, resmi olmayan knama, ayplama gibi yaptrm mekanizmalarnn da genellikle etkinliini yitirdii dnemlerdir. nk hzl yapsal deiim, toplumdaki inan sistemlerini de etkiler. Doru ve yanl ayrm eskisi kadar kat ve net olmaktan kar. Bunalm dnemlerinde kurumsal etkiler azalp, toplumsal basknn yerini "bann aresine bakma" eilimleri almaya balar. Toplumsal kurumlarla kiinin iinde bulunduu koullar atnca, o kurumlarn ierdii kurallara saygszlk olasl ortaya kar. rnein evlilik, zellikle geleneksel toplumlarda gl bir kurumdur. ki gencin evlenmeden cinsel ilikide bulunmalar ve birlikte yaamalar hogrlmez. Byle bir duruma kar ok ar yaptmlar ngrlmtr. Ama balk olay ya da benzer ekonomik ykler, olanakszlklar iindeki kiiyi kural d davranlara itebilmektedir. Bu kiisel durumlar yaygnlatka da, "kz karma"nn kendisi kurumlamaktadr. Genellemedii ve kurumlamad srece, bu tr olaylar toplumbilimciler iin bir "sapma"dr. Kurumlarla atmann bir baka yolu da "ka" olabilir. Toplumsal kurumlarn temsil ettii deer sistemi ile badamayan bir insann iftlik evinde "inzivaya ekilmesi" ka olduu gibi, "hippilerim toplumdan uzaklaarak kendi aralarnda belirli bir yaam biimini srdrmeye almalar da bir eit katr. Ama toplumsal kurumlara uymay reddeden kii, onlardan kamak yerine onlarn yerine bakalarn topluma kabul ettirmeye de alabilir. Kendi deer sistemlerini ve o deer sistemlerine dayal kurumlar zorla kabul ettirerek toplumu deimeye a'may ise "isyan" olarak nitelendirebiliriz. D u r k h e i m , bireylerin hangi kuruma ve kurala uyacaklarn ardklar ve bu nedenle toplumsal btnlemenin ok zorlat durumlar " anomi " olarak nitelendiriyor. Toplumdaki hzl bir zenginlemeden de kaynaklansa, her toplumsal bunalm bir anomi tehlikesini de beraberinde tar. " ntihar" adl yaptnda Durkheim bu grn yle aklyor: 82

"Yaam koullan deiince, gereksinmelerin ona gre ayarland derecelendirme de ayn kalmaz ( ) Deerler sistemi altst olmutur; ama te yandan, yeni bir deerler sistemi de onun yerini alamaz. nsanlarn ve eyalarn kamusal bilin tarafndan yeniden snflandrlmas iin zaman ister. Bylece serbest braklm olan toplumsal gler yeniden bir dengeye ulamadka, karlkl deerleri belirlenmemi olur ve sonuta da,, bir zaman iin her trl dzenleme etkisiz kalr. Ne olanakldr ne olanaksz, ne dorudur ne yanl, meru istek ve umutlar nelerdir, ly snr aanlar hangileridir, bilinemez.'''' Durkheim intiharlarla anomi arasndaki yakn balanty ortaya koydu. Geleneksel toplumun istikrarna karlk, sanayi toplumunun, kentsel toplumun anomi yarattn be'irtti. Geleneksel toplumdaki ailenin ilevini kentsel yaamda kk gruplar alyor. Geleneksel toplumdaki ailenin yapsal istikrar ve tekdzeliine karlk, ada toplumdaki kk gruplar birbirlerinden ok farkl alt deer sistemleri retebiliyorlar. Bylece toplumun yasal kurumlar ve o kurumlarn dayand deerler sistemi ile iinde yer alman grubun deerleri arasndaki farkllk bir atmay ounlukla kanlmaz klyor. te kitle haberleme aralarnn ada toplumdaki bir nemi de burada ortaya kmaktadr. Toplumsal btnl deiime engel olmadan koruyabilmek, kitle haberleme aralarnn ortak deer yarglar ve onlara dayal kurumlarla ilgili tutumuna byk lde bal olmaktadr. b) K u r u m s a l D e i m e v e Siyasal K u r u m l a r n Greli Bamszl Her kurumun, toplumsal yaamn srebilmesi iin bir grevi, bir ilevi bulunduunu ne sremeyiz. Her kurum bir gereksinmeye yant olarak doar. Ama ayn kurum^ toplumun tm iin ilevsel olmayabilir. Hatta zararl olabilir. Belirli bir dzey ve belili bir toplumsal ortamda ilevsel olan bir kurum, farkl bir dzey ve farkl bir toplumsal ortamda, toplumsal yaamn tm iin engelleyici bir etki yapabilir. rnein din, toplumlarda genellikle btnletirici bir rol oynar. Ama ayn toplumda u ya da bu nedenle iki farkl inan,
83

iki farkl di ya da mezhep yan yana bulunmaya balaynca durum deiir. Belli bir ortamda farkl inanlar toplumsal zlmeye katkda bulunmaya balayabilir. Kendi toplumumuzdan rlanda'ya kadar bunun ok sayda kantn gryoruz. Tarih ise daha arpc rneklerle dolu. levini yitirdii halde varln srdren kurumlar bulunabilir. Ama toplumsal yaam iin engel durumuna gelmi kurumlarn varlklarn srdrebilmeleri zordur. Byle bir durum, kurumsal deimeyi zorunlu klan bir gerilim yaratr. rnein brokrasi, belirli bir dzeye ulam bulunan toplumlarda ilerin yryebilmesi iin zorunlu bir kurumdur. Ama ileri kolaylatraca yerde zorlatran, arlatran bir hantalla ulat zaman gerilim balar. Onu yaratan gereksinme ortadan kalkmad iin kendi de ortadan kalkmaz, ama yapsal bir deiiklik geirmesi er ya da ge kanlmaz olur. Kurumlarn, kendilerini yaratan koullarn deimesinden sonra da varlklarn srdrebilmeleri olduka yaygn rastlanan bir olaydr. Toplumlarda her zaman ada gereksinmelere yant veren kurumlarla, ilevlerini yitirdikleri halde varlklarn srdrebilen kurumlara yan yana rastlanr. kincilerin arlnn artmas orannda salksz bir toplumsal yapdan szetmek doru olur. Bu salksz, siyasal atmay sertletiren bir etkendir. Kuumlan, varlk nedenleri ortadan kalktktan sonra da yaayabilmelerinin iki temel nedeni gzlenebilir. Birinci neden dorudan o kurumun fizik varlyla ilgilidir. Varl o kuruma bal olan bir rgt ve toplumsal yeri o rgte bal olan insanlar sz konusudur. Hereyden nce rgt, kurumun srmesi iin direnecektir. Gerekirse kuruma yeni bir ilev yaratmaya alacaktr. Ama binalar, eyalar ve insanlardan oluan fiziksel varlk, ilevini yitiren bir kurumun yaamn srdrebilmesi iin yetmez. O kurumun varlna insanlarn alm olmalar ve daha da nemlisi, o kurumun yaamasndan rahatsz olmamalar gerekir. Bata ngiltere olmak zere, Bat Avrupa'daki krallklar varlklarn bylece srdrebilmilerdir.

84

Eski kurumlar, kendilerini yaratan koullarn ortadan kalkmasndan sonra da toplumda nemli bir tepki dourmuyorlarsa, yeni toplumsal glerin gelimesini ve toplumsal ilevlerin yerine gelmesini engellemiyorlar demektir. Bu durumda, belirli .bir yapsal deime geirerek ve nemleri azalarak yaayabilirler. Hatta toplumsal gei dnemlerinin daha az sarsntl | olmasna, siyasal gerginliin azalmasna katkda bulunabilirler. (Gerileyen toplumsal gleri, hi deilse duygusal olarak rahatlatabilen ngiliz Krall gibi). Oysa deien koullara uymamakta, yeni gereksinmelere yant vermemekte, tersine onlarla atmakta direnen kurumlar, siyasal atmay sivriletirirler. Salamaya altklar toplumsal hareketsizlik ile aslnda gelecek devrimci patlamalara ortam hazrlarlar. Siyasal kurumlarn deiimi ve evrimi konusunda, birbirine taban tabana zt iki gr var. Birinci gr paylaan-? lar; siyasal kurumlarn, ekonomik ve toplumsal yapya bal olarak deiime uradn savunuyorlar. (Marksistlerin ncelii retim biimine, marksist olmayanlarn ise retim dzeyine verdiklerini daha nce grmtk). kinci gr sahipler;/ ise, siyasal kurumlarn nceliine ya da bamszlna inanMarx 'n siyasal kurumlarn deiimiyle ilgili kuram ak. Bu kurama gre, toplumsal evrimde itici g ya da belirleyici ge, retim teknikleridir. retim teknikleri retim biimini, yani retimle ilgili kurumlar ve zellikle de mlkiyeti belirler. retim biimi ise, siyasetin de iinde bulunduu bir dizi kurumu kendi gereklerine uygun olarak biimlendirir. Marx'a gre; belirli retici gler belirli bir retim biimini, retim biimi belirli bir snfsal yapy, toplumsal snflar arasndaki g dengesi de belirli siyasal kurumlar yaratyor demektir. Geri siyasal kurumlar da bir kez olutuktan sonra altyap zerinde etki yapabilirler, ama bu, siyasal kurumlarn o alt- yap tarafndan belirlendii gereini deitirmez. Marksizmde siyasal kurumlarn snf atmalar sonucunda ve o atmadaki g dengelerine, daha dorusu egemen snfn gereksinmelerine gre olutuu gr bulunur. Ekonomik etkenler iinde retim dzeyine, yani "ekonomik geli85

milik dzeyi'ne ncelik verenler iinse, siyasal kurumlar bu ekonomik dzeyin gereklerine gre biimlenirler. Siyasal kurumlarn toplumsal-ekonomik yap tarafndan belirlendii grn paylaanlar, zellikle Batl toplumlarn evrimlerinden esinlenmilerdir. Bu, toplumlarn daha ok kendi i dinamikleriyle deiime uradklar dnemler iin geerli bir gzlemdir. Oysa toplumlararas ilikiler arttka, toplumsal-ekonomik gelimede geri kalm olanlar, gelimi olanlardan giderek daha fazla etkilenmeye balamlardr. Geri kalmlk ksr dngsnn krlmasnda ya da gelimilere yetime abalarnn hz kazanabilmesinde, siyasal kurum ve srelerin bir hareket noktas oluturabilecei inanc domutur. Leninist Rus Devrimi, Kemalist Trk Devrimi ve Maoist in Devrimi, hep siyasal kurumlardan ie balayarak altyapdaki deiimlei hzlandran srelerdi. Marx sosyalist devrimi, yar-feodal bir tarm lkesi iin deil, Bat'nm gelimi kapitalist lkeleri iin ngrmt. Oysa Lenin, o altyapnn zorunlu klmad st yap kurumlarn oluturarak altyapy hzl bir biimde deitiren sreci balatt. Bat'da oulcu demokrasiyi yaratan koullar 1920'lerin Trkiye'sinde yoktu. Altyapda o koullarn olumasn beklemek, belki de demokrasiyi bir yzyl daha ertelemek demek olacakt. Mustafa Kemal, siyasal kurumlardan balayarak nce styapy an gereklerine gre dzenleyici atlmlar gerekletirdi. O deiiklik de toplumsal-ekonomik yapdaki deimeleri peinden srkledi. Bu sylenenlerin benzerleri, Mao'nun 1949'da siyasal iktidar ele geirmesiyle balam saylan in Devrimi iin de tekrarlanabilir. Roger-Gerard S c h w a r z e n b e r g , gelimi lkelerle onlara yetimeye alan geri kalm lkelerin izledikleri yollar arasndaki fark yle anlatyor: "Bugn, toplumsal-ekonomik gerekircilie (determinizm) egemen olmay amalayan bu siyasal iradecilik, lkelerini geri kalmlktan koparmak isteyen siyasal yneticilerin bulunduu nc Dnya toplumlarnn ounda belirgindir. Avrupa'nn 19 neu yzyldaki evriminde, devlet oyuncudan ok seyirciydi. Burada, tersine, herey devletten hareketle, modernci sekinlerden 36

oluan hkmetlerden hareketle balyor. Bu sekinler geleneksel toplumdan ak bir biimde ilerdedirler ve tm lkeyi gelitirme amacna ynelmilerdir. adalamaya ynelmi bu harekete getirici toplumsal tabakann oynad rol, siyasal etkenin kesin nemini aydnlatmaktadr.." Leninist Rus Devrimi kadar, Sovyetler Birlii'nin bugnk durumunun da, siyasal kurumlarn greli bamszln gsterdii kansndayz. Sanayilemi, olduka ileri bir teknolojiye sahip bulunan bu lkenin bugn ulam olduu retim dzeyinin bir "tketim toplumu"na olanak vermesi gerekirdi. Bunun siyasal yansmas da zgrlkle in genilemesi olmalyd. Bu yndeki bir gelimenin ok ar olduu ne kadar aksa, gelimeyi geciktiren temel etkeni, balangta "geici" olmas ngrlen siyasal iktidar biiminin, yani siyasal kuumlarn oluturduu da o lde sylenebilir. Eski Yunan dnrlerinden balayp bni Haldun 'la sren ve Vico 'ya, Montesquieu 'ye kadar uzanan, siyasal kurumlarn ve dolaysyle rejimlerin greli zerkliine dayal bir jjrn yarln biliyoruz. Bu gr sahiplerinin kimisine gre devresel, kimisine gre de helezonsal bir geliimle bir rejimden tekine geilir durulur. Tek kiinin ynetimi bozulunca bir aznln ynetimine, aznln ynetiminin bozulmasyla ounluun ynetimine, ounluun ynetiminin bozulmasyla da yeniden tek kiinin ynetimine geildiini savunanlara artk pek rastlanmyor. Ya da toplumsal-ekonomik yapdan bamsz olarak siyasal rejimlerin doup, geliip ve ldklerini syleyenler artk ok az. Ama bu dnce izgisi, R a y m o n d Aron 'da ada bir ifadeye kavuabilmitir: "Siyasal olaylarn ekonomik gelime aamalar tarafndan tek ynlii belirlendii kantlanmamtr: Zenginlik siyasal demokrasinin gelimesine yetmemektedir. Eskilerin inand gibi, belki de siyasal olaylarn kendilerine zg bir ritmler' vardr. Belki de zorbala dayal rejimler ypranarak, demokrasiler de bozularak sona eriyorlardr. Ekonomik hareketlerle ynlendirilmek yerine, siyasal rejimlerin bir biimden tekine salnmas greli bamszla sahip bir deiken oluturabilir.'" 87

c) Siyasal K u r u m Olarak Devlet Ve tktidar Uzun sre birok siyaset bilimci tarafndan siyaset biliminin konusu olarak kabul edilen devleti bir kurum olarak ayrca incelemekte yarar var. Devlet kimine gre "en byk kurum", kimine gre de bir "kurumlar kurumu"dur. Devlet, da ve ie kar toplum adna hareket edebilen, bu amala g kullanabilen, topra ve insanyla birlikte tm bir lkeyi temsil eden, onun simgesi olan bir kurumdur. Devletin oluumuyla ilgili bir gr birliinin bulunduu sylenemez. Devletin varolu nedeniyle ilgili olarak bir gr birlii olmad gibi, devletin insanlk tarihinin hangi aamasnda ortaya kt konusunda da bir gr birlii yoktur, insanlarn toplum halinde yaamaya balamalaryla, yani aralarnda belirli bir iblmnn varolmasyla birlikte devletin ortaya ktn sylemek, devlet kavramn ok geni yoruml a m a k olur. Giderek ar basan gre gre; devlet ancak "ulusal toplum" aamasndan sonra ortaya kan bir kurumdur. Ulusal toplumlar, Avrupa'da feodalitenin yklmasndan sonra doduklarna gre, devletin domas da ancak onaltnc ve onyedinci yzyllardan balayarak sz konusu olacak demektir. Devleti, bireysel nitelikteki siyasal iktidarn yetersiz duruma gelmesi ve kurumsallamaya balamasyla birlikte oluan bir kurum olarak deerlendirenler de var. Siyasal iktidarn kiisel nitelikte oluu, iktidara kimin hangi koullara gre geleceinin ve hangi koullara gre iktidar gcn kullanacann kurallara balanmam olmas anlamna gelir. Bu anlamda bir kurumsallamaya, yani olaand niteliklere sahip kiilere bal bulunmayan siyasal iktidar olgusuna ise Eski Yunan'dan ve Roma'dan beri rastlyoruz. Ulusal devletle, Bat'da kapal tarm ekonomileri demek olan feodal yaplarn yklmasyla olutular. Ticaretin gelimesi ve pazar iin retimin balamas gibi olgular, feodal beyliklerin erevesini aan daha geni toplumsal snrlar zorunlu klyordu. Bir beylikten tekine ve feodal beyin kiiliine gre deimeyen kurallar ve uygulamalar gerekiyordu. Ulusal diller, ulusal kltrler ve toprak btnl bu sre iinde olu88

tu, ulusal snrlar ortaya kt. Kilise de ulusal bir nitelik kazanmaya ve Papaln etkisi azalmaya yztuttu. ktidarn kaynann Tanrsal deil toplumsal olduu anlay dodu. Ulusal egemenlik kavram ile ada devlet arasnda bir balant bulunduu ak. Egemenliin kaynann toplumsal olmad durumlarda, tanrsal kkenli bir egemenlik anlayyla kar karyayz demekti. Egemenliin kayna Tanr olunca, siyasal iktidarn oluumu ve denetimiyle ilgili konular toplumun yetkisi dnda kalr. ktidarn Tanr'dan alan hkmdar ancak Tanr'ya kar sorumlu olur. te bu nedenden dolaydr ki, "ulusal egemenlik" kavramyla birlikte iktidar toplumsallamaya ve ada anlamda devlet domaya balamtr. Devleti oluturan temel elerin lke, ulus, iktidar ve egemenlik olduu sylenebilir. Devletin ilevleri konusunda ise bir ayrm yapmak gerekiyor. lkenin ve zerinde yaayan insanlarn dtan gelecek tehlikelere kar korunmas, ite gvenliin ve adaletin salanmas, toplumun ynetilmesi gibi konularn devletin temel grevlerini oluturduunu hemen herkes kabul ediyor. Ama devletin yerine getirmesi gekeren "kamu hizmetleri" konusunda nemli gr ayrlklar var. A d a m Smith 'ten bu yana somudaan liberal gre gre, devlet yalnzca krh olmad iin zel kesimin ilgilenmedii altyap hizmetlerini yerine getirmekle yetinmelidir. "Braknz yapsnlar, braknz gesinler" slogannda zeden ebilen bu gr devletin olabildiince az eye karmasn ngrr. Burada hukuksal adan sz konusu olan, bireyi siyasal iktidara kar, daha dorusu siyasal iktidarn ktye kullanlmasna kar korumaktr. "Hukuk devleti" anlay bir anlamda bu yoldaki abalarn bir rn saylabilir. Sosyalizmin katklaryla oluan "sosjai devlet" anlay ise, liberalizmin getirdii zgrlklere ek olarak, toplumsal haklar kavramn getirdi. Artk sz konusu olan devletin karmamas deil, tersine etkin bir tutumla kamu hizmederinin snrn geniletmesidir. Devletin dk gelirli toplum kesimlerine baz hizmetleri parasz ya da ok ucuza gtrmesi istenmektedir. Bylece eitim ve salk hizmetlerinden balayp e89

itli toplumsal gvenlik kurumlarna kadar uzanan bir dizi konu devletin grevleri arasna girmitir. Yukarda devleti oluturan temel eleri sayarken iktidara da yer vermitik. yleyse "siyasal iktidarm bulunmad bir devlet dnlemez. Buna karlk, siyasal iktidar kavramna ve kurumuna yalnz devlet erevesinde rastlanmaz. ada anlamda devlet olarak nitelendiremeyeceimiz toplum ve topluluklarda da bir iktidar olgusu vardr. Daha nce de belirttiimiz gibi, siyaset bilimini, siyasal iktidar konusunu inceleyen bilim olarak kabul edenlerin says olduka yksektir. Bu nedenle, siyasal iktidar kavramna da bir kurum olarak ayrca deinmek zorundayz. ktidar geni anlamyla, kendi iradesini egemen klabilme, bakalarnn davranlarn denetleyebilme, bir eyi yapmaya ya da yapmamaya zolayabilme gc olarak tanmlanabilir. rnein Max Weber 'e gre, iktidar "toplumsal ilikiler erevesinde bir iradenin, ona kar gelinmesi durumunda bile yrtlebilmesi olanadr". Baka bir deyile, iktidar bakalarn ynetme '-gcdr. Bu geni tanmdan hareket edersek, birinin buyruk verip bir bakasnn da ona boyun edii her durumda iktidarn varlndan, buyruk veren kiinin tekisi zerinde bir iktidarnn bulunduundan szedebiliriz. Baba ocuklar zerinde, komutan erleri zerinde, mdr kendi blmndeki grevliler zerinde, altrc futbolcular zerinde bir iktidara sahiptir. Hatta en basitinden bir kz-erkek arkadalnda bile bu trden bir ilikiye rastlanabilir. Siyaset bilimi asndan asl nem tayan iktidar tr, "siyasal iktidar"dr. P a r s o n s iktidar yle tanmlyor: "ktidar, belli bir topluluun yelerinin ortak karlar asndan tad nem nedeniyle meru saylan baz ykmllklerin yerine getirilmesine ynelik bir genel yetkinin uygulamaya konulmasdr". Eer sz konusu olan, toplumun bir kesimi deil de tmyse, siyasal iktidar kavramyla kar karya geliriz. Siyasal iktidar, en genel, en kapsaml, en stn, toplumu olfturan bireyler zerinde zor kullanma tekeline sahip bulunan bir iktidar biimidir. 90

Siyasal iktidar en genel iktidardr, nk toplumun sadece bir kesimi zerinde deil tm zerinde geerlidir. En kapsaml iktidardr, nk yetki alan ok genitir ve hemen toplumu ilgilendiren tm ortak konulara kadar uzanr. En stn iktidardr, nk toplum iinde geerli olan tm dier iktidarlara da etki etme, snrlar koyma ve denetleme olanaklarna sahiptir. Nihayet siyasal iktidar, kararlarn yrtebilmek iin gerektiinde zor kullanma yetkisine meru olarak sahip bulunan tek iktidar trdr. Toplumda sz konusu olabilecek dier iktidarlar, ancak siyasal iktidarn kendilerine tand snrlar iinde yaptrm uygulayabilirler. Siyasal iktidarn zor kullanabilme tekeline sahip bulunmasnn nedeni, toplumsal yaamn srebilmesinin salanmasdr. Eer bir toplumda, siyasal iktidarn yannda baka iktidar odaklar da zor kullanma gcne sahipseler, o toplumun ok ciddi bir bunalmlmla kar karya bulunduunu syleyebiliriz. Ama byle bir durum srekli olamaz. Ya sonunda toplum kendi iinde paralanp ayr ayr siyasal iktidarlar ve onlara ait egemenlik blgeleri doar, ya da sz konusu glerden birisi kendi stnln dierlerine de kabul ettirip kendisi siyasal iktidar olur ve dierlerinin elindeki zor kullanma gcn alr. (Siyasal iktidarn kendisinin dier g odaklarn ortadan kaldrmas da bu ikinci olasla girer ki, "12 Eyll" olay bu konuda canl bir rnek oluturuyor.)J Elbette ki, siyasal iktidara boyun eilmesinin tek nedeni onun sahip olduu zor kullanma gc deildir. Bir siyasal iktidar toplumdaki yaygn inan ve deer sistemlerine ne lde uygunsa o lde meru saylr ve buyruklarna uyulmas da doal hale gelir. Toplumun nemli bir kesimince meru saylmad lde, siyasal iktidar varln koruyabilmek iin zora ve baskya bavurmak zorunda kalr. Sk sk zora bavuran bir siyasal iktidar, toplumun genelinde meruluk kazanamam veya kazand meruluu yitirmeye balam demektir. Mnci Kapan, " ktidar=Kuvvet+Rza" formln nerdikten sonra, J . J . R o u s s e a u ' n u n u tmcesini anmsatyor: " Eer gc hak, boyun emeyi de grev haline getirmeyi bilmiyorsa, toplumda 91

en gl olan bile srekli olarak stnlk salayabilmek iin yeter derecede gl deildir". Siyasal iktidarn kaynaklan aratrdmzda, Max Weber 'in "otorite trleri" ile ilgili nl snflandrmasndan hareket etmekte yarar var. nk siyasal iktidarn temel elerinden birisini, "buyurma gc" olarak ksaca tanmlayabileceimiz otorite olgusu oluturur. Weber otorite trlerini e ayryor: Geleneksel otorite, karizmatik otorite ve hukuksal otorite. Geleneksel otorite, geleneklerin byk sayg grd, toplumsal dzeninin ar deitii (duraan) toplumlarda ve kurumlarda grlr. Ataerkil aile, feodal toplum gibi. Bu gibi ortamlarda iktidarn kayna gelenekler ve yerleik inanlardr. Karizmatik otorite, nderin olaanst gibi grnen niteliklerinden doar. ktidarn kayna, bizzat kiinin doutan sahip olduuna inanlan zellikleridir. Byk bir kahraman ya da ok zor koullar iinde toplumu k yoluna sokabilmi olan bir nderin iktidarnn kkeninde, ite bu karizmatik otorite bulunur. ok zaman mantkla aratrlmadan, O ' n u n olaanst niteliklere sahip olduuna inanlr. Atatrk, Napolyon, Churchill, Lenin, Mao, Castro ve Humeyni gibi. Hukuksal ya da demokratik otorite ise, ne geleneklerden ne de olaanst kiisel niteliklerden kaynaklanr. Bu tr otorite sz konusu olduunda, iktidarn kaynan akl ve kurallar oluturur. Kiiler belirli kurallara gre iktidara gelir, belirli snrlar iinde yetkilerini kullanr ve belirli kurallara gre iktidardan uzaklarlar. Bu hukuksal kkenli bir otorite ve kaynan hukuktan alan bir siyasal iktidar trdr. ktidarn bu kaynann ayr zamanlarda ve ayr toplumlarda bulunduunu sanmak yanltc olur. rnein siyasal iktidarn kaynan hukuk kurallarnn oluturduu bir toplumda bile, karizmatik ya da geleneksel otorite kaynaklarna da ayn zamanda ve bazen i ie rastlanabilir. Siyasal iktidarn bu "meru" kaynana, genellikle meru saylmayan bir bakasn ekleyebiliriz: K a b a gce ve baskya 92

dayal otorite. Kkl siyasal rejim deiikliklerinin en azndan balang dnemlerinde, siyasal iktidarlarn ana kaynan bu tr bir otorite oluturur. Zamanla, daha nce szn ettiimiz otorite trlerinden biri ya da birka devreye girer. Konuyu kapatmadan nce, siyasal iktidar ile devlet arasndaki balantya da ksaca deinmek gerekiyor. Birok siyaset bilimci, devleti siyasal iktidarn kurumlama aamas olarak gryorlar. nsanlarn avclk ve toplayclkla yaadklar ilkel toplumlarda siyasal iktidarn belirsiz olduu, kleci ve feodal toplumlardan imparatorluklara kadar birok toplumda kiisel siyasal iktidar olgusuna rastland vurgulanyor. ada toplumlarda ise siyasal iktidarn rgtl, toplumsal bir yapya kavutuu, bylece de devletin doduu syleniyor. Bu gr siyasal iktidarn evrim izgisini gstermesi asndan yararl ve ilgin olabilir. Ama devlet ile siyasal iktidar zde saymann yanltc olaca kansndayz. rgtl ve kurumsallam da olsa, siyasal iktidar sadece devletin elerinden birisidir. Devlet kurumunu oluturan dier iki ge ise, toplum ve lkedir. Toplumsal gler siyasal iktidar ele geirmek ya da etkilemek iin srekli bir ura verirler. Zaten siyasal atmann temelindeki neden de budur. Siyasal iktidar ele geiren gler, devleti kendi karlar ve dnya grleri ynnde deitirmek olanan da byk lde ele geirmi olurlar.

SELM KAYNAKLAR Birnbaum, Pierre; Le Pouvor Politique, Dalloz, Paris, 1975. Bottomore, T.B.; Toplumbilim (ev. . Oskay), Doan Yaynevi, Ankara, 1977. Burdeau, Georges; L'Etat, Seuil, Paris, 1970. am, Esat; Devlet Sistemleri, ktisat Fakltesi Yay., istanbul, 1976. Daver, Blent; Siyasal Bilime Giri, SBF Yaynlar, Ankara, 1968.
93

Duverger, Maurice; Siyaset Sosyolojisi, Varlk Yaynlar, stanbul, 1975. Gze, Ayferi; Liberal, Marksist, Faist ve Sosyal Devlet Sistemleri, Hukuk Fak. Yay., stanbul, 1977. Kapan, Mnci; Politika Bilimine Giri, Hukuk Fak. Ankara, 1975. Yay.,

Lipset, S.M.; Siyasi nsan (ev. Mete Tuncay), Trk Siyasi limler Dernei Yay., Ankara, 1961. Lundberg, Schrag, Larsen; Sosyoloji (ev. zer Ozankaya), Trk Siyasi limler Der. Yay., Ankara, 1970. Mendras, Henri; Elements de Sociologie, Armand Collin, Paris, 1967. Tolan. Barlas; ada Toplumun Bunalm, A T A Yaynlar, Ankara, 1980. Tunaya, Tark Zafer; Siyasi Messeseler ve Anayasa Hukuku, Hukuk Fak. Yay., istanbul, 1975.1 Unsal, Artun; Siyaset Bilimine Giri (Teksir edilmi ders notlar), SBF, Ankara, 1980.

2. K L T R E L

ETKENLER

Ekonomik etkenler gibi kltrel etkenler de gncel siyasal tartmalar ierisinde bir siyasal tercih sorunuymu grnmne brnebiliyor. Saclar genellikle kltrel etkenlerin arln abartmak, solcular ise kmsemek eilimindediler. Oysa kltr, toplumlarn gemileri ile gelecekleri arasndaki vazgeilmesi olanaksz bir kprdr. Bu niteliiyle, siyasal dnce ve davranlara olduu gibi, siyasal kurumlara da belirli ller iinde etki eder, oluumlarna katkda bulunur. Bu etki, kltrn iinde nemli bir yer tuta inanlar ve ideolojiler iin geerli olduu gibi, kltrel btnler ve uygarlklar iin de geerlidir. Kltrel etkenleri incelerken nce kltr, uygarlk, evrensel-kltr ve alt-kiiltr gibi kavramlar arasndaki ayrm gr94

mek gerekir. Siyasal tartma ve atmalarda nemli bir yer tutan ideoloji olgusu da bu ilk aamada zerinde durulacak konular arasnda yer alyor. kinci aamada, siyasal deer sistemlerinin kuaktan kuaa aktarlmasn salayan siyasal toplumsallama srecini ve daha sonra da kltrel etkenlerin kendi balarna ya da bir btn olarak siyasal yaamdaki yansmasn inceleyeceiz. a) Kltr ve deoloji nsan, iinde yetitii evrenin bir rndr. Benzer koullar paylaanlar benzer biimde dnrler. Durkheim'den hareket ederek, ^ltru) bir duyu, dn ve davran birlii olarak tanmlayabiliriz. Duyu, dn ve davran birlii ya da benzerlii ise, bir ulusun, bir toplumun br toplumlardan deiik olan tarihsel ve gncel koullarun etkisiyle oluur. Bu anlamda kltr ulusal bir nitelik tamaktadr; ama zellikleri ok baka olan toplumlarn bile birbirlerine benzeyen baz koullara sahip olmas ve ada dnyada bu benzer koullarn hzla artmas, kltrn evrensel yann ortaya karr. nsann insan olarak ortak yan, ^vrensel kltm yaratan temel edir. nsan, ancak ulusal zelliklerini koruduu oranda, ada uygarla, evrensel kltr deerlerinin olumasna ve zenginlemesine katkda bulunabili. Kendi ulusal zelliklerini yitirmi olan bir toplumun, evrensel kltr deerlerine katacak bir eyi kalmam demektir. kltrden daha geni, evrensel kltrden ise daha dar bir kavramdr; benzer kltrlerin ortak yanlarn ve teknolojik dzeydeki birlik ya da btnl ierir. iyaset sosyolojisi asndan nemini giderek arttran bir kavram oluturuyor. Ayn toplum iinde yaayan, ama yaam koullan birbirinden farkl olan toplumsal kesimler vardr. Alt-kltrler, ite bu ikinci derecedeki farkllklarn rndr. ada dnyada artk sadece toplumsal snflarn ya da corafi blgelerin deil, rnein belirli koullarda niversite rencilerinin de bir alt-kltr gelitirdiklerini toplumbilimcilerin ou kabul ediyor.
95

Toplumun temel deer sistemlerini paylaan, ancak ikinci dereceden baz duyu, dn ve davran farkllklar zerine kurulu olan alt-kiiltr "kar-kltr"den ayrmak gerekir. 'Kar-kltr ^kavramnda, ana kltrn temel deerlerini reddetme ve o deerlerin yerine bakalarn koyma istei sz konusudur. Krsal kesimlerin ya da corafi blgelerin alt-kltr ulusal kltrle elimez, nk onun bir parasdr. Oysa hippilerinki bir kar-kltrdr, nk ulusal kltre ya1 da Bat Uygarlna bir seenek oluturmak savmdadr. Alt-kltr gibi, gzden uzak tutulmamas gereken bir de ^ust-kltr olgusu var. D u v e r g e r bu konuda yle diyor: " Birok kltrde ortak olan elerden oluan st-kltrler bulunur. Bu st kltrlerin gnmzde, kendilerine bal olan kltrleri btnletirmek ve kendileri onlarn yerlerini alacak kltrler olmak eilimi tadklar unutulmamaldr.". Bu konuda verilen rneklerin banda ise " Bat Topluluu, Avrupa ve komnist dnya" geliyor. Oysa st-kltr, uygarlk ya da evrensel kltr yerine kullanma Vyamltc olabilir. st-kltr kav amini biz farkl bir anlamda kullanmaktan yanayz. eitli ulusal kltrler iinde yer alan, ada baz alt-kltrler arasnda nemli benzerlikler vardr. rnein bir "burjuva" kltrnden ya da bir " marksist " kltrden szedildii zaman akla herhangi bir ulusal kltr gelmiyor. T a m tersine, eitli ulusal kltrler iinde rastlanan bu iki alt-kltrn ulusal boyutta benzerlerinin kmas ve bu benzerleri arasndaki ortak deerlerin giderek artmas olgusuyla kar, karyayz. yle ki, ulusal kltrn doal uzants olan ulusal dayanmann yerini, baz durumlarda bir snfsal kltrn uluslararas dzeydeki ortak deerler btnlemesi alabilmektedir. Bir Fransz ivereni ile bir Alman ivereninin duyu, dn ve davran benzerlikleri bazen onlarn kendi uluslarndan bir ii ile aralarndaki benzerliin tesine gidebiliyor. Ayn eyi iki lkenin iileri arasndaki alt-kltr benzerlii asndan da syleyebiliriz. Ama saylar ok arttlabilecek olan arpc rnekler, _ulusal kltrlerin bugn de st-kltr96

lerden ok daha gl olduu gereini deitiremiyor. "Sermayenin ve emein ulusu olmaz" savlarna karn, rnein Doudaki komnist iktidarlar gibi, Batdaki komnist partiler de atmal konularda soruna genellikle ulusu gzlklerle bakmaktadrlar. Ayn durumun Bat burjuvazisi iin de geerli olduunu biliyoruz. temel kavramlara gzatarken, genellikle ^ . olarak nitelendirilen olguya ve bu konudaki bilimsel tartmalara da ksaca deinmekte zor unluk var. amzda kitle iletiim aralarnn kazand olaanst etkinlik ne kadar gerekse, bu aralarn varlkl, ileri lde sanayilemi lkeler tarafndan, kendi kltrlerini yaymak iin nemli bir olanak oluturduu da o lde aktr. Balca teknoloji reten lkelerin dillerini renmek ^bata ngilizce olmak zere), geri kalm lkelerin sekinleri iin zorunlu olmakta, bu zorunluk da o lkelerin kltrel etkilerinin yaylmasn kolaylatrmaktadr. Kald ki, sz konusu sekinlerin bir blm zaten o lkelerde eitim grmektedirler. Bunun salad olanaklarla kendi toplumlarnda daha etkili olmakta, -eitim kurumlar da dahil olmak zere- toplumsal yaamn eitli kesimlerinde, etkilendikleri d kltrn zelliklerini belirli ller iinde tamaktadrlar. Evrensel kltr, tm ulusal kltrlerin katklaryla oluur. Oysa burada sz konusu olan olay, belirli bir ulusal kltrn, dier toplumlar da genellikle tek yanl olarak etki altma almas, sz konusu ulusal kltrn tad deerler sisteminin, bir alkanlk yaratlarak yaylmaya balanmasdr. "Kltr emperyalizmi"xv\ yaratan temel ge, ileri teknoloji ve o ileri teknolojiye baml ekonomik gtr. Ne var ki, bu gl d kltrel etkinin sonucu olarak topluma yerleen yeni yaam biimi ve deien beeniler, o d etkiyi yaratan ekonomik gcn rnleri iin giderek byyen bir pazar oluturuyor. Bylece de, ekonomik g ile kltrel etki, srekli birbirlerini besleyip byten bir ksr dng yaratyorlar. Latin Amerika lkelerindeki d kltrel etkiyi inceleyen baz aratrmaclar, kltr emperyalizminin bu lkelerde yal97

nzca da baml bir sekinler tabakas yaratmakla kalmadn, ayn zamanda o sekin aznln egemenliini de -yaydklar yeni deerler sistemi araclyla- kolaylatrdn vurguluyorlar. Sonuda, ekonomik gce sahip bulunan toplum kesimlerinin ideolojisi olan "egemen ideoloji" de, aslnda dardan ithal edilen bir ideoloji oluyor. Bu gre kar ka t n g r i d a r t ise yle demektedir: "Yukarda aklanan gr, ynetici-egemen snfn, halkn tiim bilincine egemen olan, gc snrsz, tek para bir blok olmayp, aslnda kendi isel elikileri de bulunan bir snf olduum kabul etmez. Ayn zamanda halkn bilincinin ou zaman sanld derecede ynlendirile' meyeceini, gerekte en baskc koullarda bile kapitalist egemenlie kar mcadelede halk kesimlerinin her zaman diren gsterme gc ve yeteneinin bulunduunu unutmaktadr. (...) Dahas, yerel egemenynetici snflar, kendi toplumlar zerinde, darnn yol gstercilii olmadan da egemenlik kurabilecek yetenektedirler". .v G o r d o n Childe' " Tarihte Neler Oldu" isimli yaptnda kltrel evrimle ilgili zmlemesi de deiik bir adan bu konuya balanyor: " Tarih ncesi ve yazl dnemleri, gerekten corafi, teknik ya da ideolojik zel itilere_ karlk veren toplumlarn farkllamalar yoluyla kltrn nasl gittike eitlendiini gsterirler. \ Fakat toplumlar arasnda karlkl ilikinin ve kltrel alveriin art, hatta bundan daha arpc bir olgudur. Kltrel gelenek, bir yandan git gide daha ok kollara ayrlma eilimindeyken, bir yandan da birleme ve tek bir nehire katlma yolunda ilerlemek eilimi gsterir. Kltrel gelenein ana kolu, yeni kaynaklarn sularn kendine ekme yolunda, gittike artan bir iddetle, btn aknt sistemine egemen olur. SKltrler tek bir kltre karp, onun iinde erime eilimindedirler". Kltrel etkenlerin siyasal yaamdaki yansmas sz konusu olduunda, akla ilk gelen olgu kukusuz ki ideolojilerdir. Kltr gibi ideoloji de saysz tanm yaplm bir kavram, (teleolojileri; toplumda benzer koullar paylaanlarn, bu koullardan doan ortak gereksinmelerini karlayan, kendi iinde tutarl inan sistemleri olarak tanmlayabiliriz. Kii, evresindeki sorunlara zm arar. Sorunlarn z rr leri arasnda balant kurup, onlar bir sisteme oturtabil98

dii lde dncesinin etkinlii artar. Kurduu sistem, o sorunlar paylaan toplum kesiminin gereksinmelerine gerekten de yant veriyorsa, giderek o kesimin tanmadan kabul ettii "doru" lara dnr. deoloji olarak adlandrdmz inan sistemlerinin oluum sreci budur. Dinleri de bu adan bir eit ideoloji sayma eilimi yaygndr. Deien koullar iinde kendilerini yenileyebilen ideolojiler yaar, dierleri ise, gereklere ters dtkleri lde etkinliklerini yitirirler. deolojiler ilgili toplum kesimlerinin doru ya da yanl bilinlenmelerinde, siyasal atmalarn ynlendirilmelerinde nemli rol oynarlar. Her ideolojik atma, aslnda belirli toplum kesimlerinin karlar ve dnya grleri arasndaki bir atmann yansmasdr. b) Siyasal T o p l u m s a l l a m a Hayvann doduu andan balayarak evresine uymasn salayan en nemli ge, doal drtleridir. Ay ilevi insanda kltr yerine getirir. Kltr, bireye hazr dnce ve davran kalplar sunar. nsan dnyaya belirli biyolojik zelliklere sahip olarak gelir. Daha sonra toplum ona, kurumlar ve dier bireyleri aracl ile temel deer sistemlerini ve kurallarn retir. Nihayet her bireyin zel bir yaam yks vardr. Kiilik bu ii verinin bir bilekesi olarak oluur. Burada ikinci veri kltreldir ve kuaktan kuaa "toplumsallama" adn verdiimiz .bir srele aktarlr. Birbirlerinden ok farkl olan kiilerin bir toplum oluturabilmeleri de ite bu srece baldr. Bu yolla toplum yeni yelerine, belirli durumlarda asl davranmalar!, gerektiini retir. Baka bir deyile, toplum bu yolla kendi srekliliini gvence altna alr. Toplumun yeleri arasndaki kiilik farkllklar psikolojinin, benzerlikler ise sosyolojinin konusudur. rnein psikologlar, saldrganlk eilimlerinin temelinde gvensizlik duygusunun yattn sylerler. Bu bir yerde bireysel bir olaydr. Ama belirli bir dnemde ve belirli bir toplumda, saldrganlk
99

eilimi tayanlarn saysnda nemli artlar olduu zaman, artk toplumsal bir olayla kar karyayz demektir. Bunun altnda -baka etkenlerin yansra- kltrel nedenler de aramak zounluu doar. rnein ayn ekonomik bunalm yaayan iki toplumdan birinde su ileme eilimleri artarken bir dierinde byle bir durum grlmyorsa, bu farkl davranlar ancak o toplumlarn gemiine giderek, yani kltrel zelliklerine eilerek aklayabiliriz. Belirli koullarn etkisiyle oluan bu zellikler ise, kuaktan kuaa toplumsallama sreciyle geer. Siyasal toplumsallama sreci, toplumsallamann bir blmn oluturur. Siyasal toplumsallama, siyasal inan, deer ve davranlarn birey tarafndan benimsenme ya da toplum tarafndan bireye retilme sreci olarak tanmlanabilir. Bu konudaki kitabnda T r k e r A l k a n u tanm veriyor: R Siyasal toplumsallama, toplumsal-siyasal evre ile birey arasnda yaam boyu sren dolayl ve dorudan etkileim sonucunda, bireyin siyasal sistemle ilgili gr, davran, tutum ve deerlerinin gelimesidir". Siyasal toplumsallamada rol oynayan kurumlarn banda aile gelir. F r e u d ' d a n balayarak birok psikolog, temel tutumlarn ocuun ilk yalarnda olutuu grn paylayorlar. Bu temel tutumlarn siyasal davranlarn belirlenmesindeki nemi ise yadsmamayan bir gerek. Ailenin siyasal toplumsallamadaki arln vurgulayan en ilgin rnei, Almanya'daki otoriter aile yapsnn nasl Nazi rejiminin gelimesini kolaylatrdn gsteren aratrmalar oluturuyor. Ailenin zellikle ocukluun ilk yllarnda etkili olduunu ve zamanla, ocuk bydke bu etkinin azaldn belirtmek gerekir. Onbir yandan itibaren retmenin etkisinin anababann etkisinin zerine ktn gsteren aratrmalar var. Ama bu tr aratrmalar, ancak belirli koullara sahip bulunan ada toplumlar iin geerlidir. Ancak ailenin eski nemini koruduu toplumlarda durumun bir lde farkl olmas, beklenebilir. Ailenin siyasal toplumsallamadaki etkisinin daha az ya da daha ok olmasnda, ana-babam eitim dzeyinin rol
100

de nemli. Ailedeki eitim dzeyi ykseldike retmenin siyasal toplumsallamadaki arl azalyor. Bu nedenle de gelimi lkelerde ya da varlkl snflarda retmenin toplumsallamadaki etkisi azalrken, geri kalm lkelerde ve eitim dzeyinin dk olduu yoksul snflarda retmenin toplumsallamadaki etkisi artyor. Ailenin zellikle parti seiminde bireylerinin tercihleri zerinde etkili olduunu biliyoruz. Ama bu konuda da, ailenin etkisinin azald, buna kark okulun etkisinin artt gzlemleniyor. Ya ilerledike ocuklar siyasal konulan daha ok arkada gruplar iinde tartmaya balyorlar. zellikle aile yapsnn otoriter olduu durumlarda, arkada grubunun etkisi kendini daha kolaylkla duyurabiliyor. Emeki snflardan gelen ocuklar, eer daha varlkl kesimlerin ocuklaryla ayn gruplara girmilerse, genellikle brlerinin deerlerini benimseme yolunda bir eilim douyor. Aile ve arkada evreleri "birincil gruplar" olarak adlandrlr. Buradaki ilikilerde yaknlk, duygusallk egemendir. Toplumsallamada genel erevenin birincil gruplarca ve zellikle de aile tarafndan oluturulduu sylenebilir. "kincil gruplar" arasna giren okul, i evresi ve siyasal partiler ise bu genel erevenin iini doldurup biimlendirirler. Okulun siyasal toplumsallamasndaki yerini, yalnzca retmenin etkisiyle snrlandrmak yanl olur. Derslerin ierii, rencinin o okul nedeniyle kar karya geldii deiik evre ve koullar, okulda oluan arkada gruplar, etmenin etkisine eklenen ve her zaman ayn ynde olmayan etkiler yaratabilirler. Okulun siyasal toplumsallamadaki yeri, ite bu etkilerin bir bilekesi olarak ortaya kar. Ailesinden uzakta, kk yatan balayarak yatl okullarda eitim gren ocuklar zerinde, en etkili toplumsallama arac olarak bu ortamn rol oynamas doaldr. eitli dernekler ve sendikalar gibi meslekler rgder ile siyasal partiler de siyasal toplumsallama srecinde zaman zaman belirli arlklar tarlar. Ama bu rgtlerin kendi de101

er sistemleri iindeki etkisi de, o rgtler erevesinde oluan ya da devam eden arkada gruplarnn etkisiyle iiedir. Baz durumlarda o rgtlere giride arkada gruplarnn rol olabilecei gibi, baz durumlarda da ilgili rgtler erevesinde yeni arkada gruplar oluabilir. Televizyonun da devreye girmesiyle, kitle iletiim aralarnn amzda byk bir nem kazandna kuku yok. Ama yaplan baz bilimsel aratrmalar, kitle iletiim aralarnn siyasal davranlar deitirme konusunda sanld kadar etkili olmadklarn gsteriyor. Kitle iletiim aralarnn, asl varolan eilimleri glendirme asndan etkili olduklar anlalyor. Ama toplumlarn uluslama aamalarnda ve zlme srecine girildii byk bunalm dnemlerinde, kitle iletiim aralarnn deiik boyutlarda nem kazandna deinmeliyiz. Her iki durumda da, toplumun ortak deerlerinin oluturulmasnda ya da korunmasnda en nemli ge, kide iletiim aralar olmaktadr. Benzer durumlarda, siyasal iktidarlarn kitle iletiim aralarn sk bir denetim altnda tutmak istemelerinin nde gelen nedenlerinden birisi de budur. Siyasal toplumsallamada rol oynayan kurumlarn hepsinin ya da tmne yaknnn ayn ynde etki yapmas durumunda, gl bir toplumsallama sreciyle kar karyayz demektir. Farkl ynde bir etkileme sz konusu olduunda ise bu "blntiil toplumsallama" olarak adlandrlr. Hzl toplumsal yap deiiklikleri geiren ya da nemli bunalmlar yaayan lkelerde bu durumla karlalmas doaldr. Geleneksel denge ve deer sistemlerinin yklmakta olduu, ama yenilerinin henz toplumun ounluunca benimsenemedii ya da yaratlamad geri kalm lkelerde de durum ayndr. T r k e r A l k a n , yurdumuzdaki siyasal toplumsallamaya ilikin aratrmasnn sonunda dzeyli bir elikili etkilemenin varln saptyor: "Aile-okul-toplumsal ve siyasal evre. Her etmen, bir ncekinin verdii siyasal bilincin (ksmen de olsa) geersizliini veya gerek diiliini vurgulamaktadr. Bu blntiil ve elikili etmenlerin toplumsallama srecinden geen ocuk iin; bireysel dzeyde olsun, toplumsal-siyasal dzeyde olsun yabanclamann
102

domas; kendisini, evresini ve birey-toplum arasndaki ilikileri yeniden tanmlayacak araylara girmesi son derece doaldr. Bu aray sreci, gen aydn iin, eitli kktenci ideolojilerin girecei ak bir kap brakmaktadr." Bamszlklarn yeni kazanm birok geri kalm lkede, siyasal toplumsallamann temel amacnn uluslamay salamak olduunu biliyoruz. Oysa blntl toplumsallama bu amaca ulamay zorlatrmaktadr. Bu gibi lkelerde, devleti siyasal bask ve baz durumlarda iddet kullanmaya iten nedenlerden birisi de sz konusu ortamdan kaynaklanmaktadr. Ailenin geleneksel, okulun ise ada deerleri aktarmaya alt durumlarda, bu kltr ikileminin siyasal atmay serdetirecek bir etki yapmas kanlmazdr. Atatrk'n gerekletirdii " Kltr Devrimi "nden bu yana, sz konusu etkiyi siyasal yaammzda iddeti giderek azalan dalgalar biiminde yayoruz. Yaplan aratrmalar, Japonya ve Trkiye'de ailenin siyasal parti tercihinin ocua Batl lkelerdekinden daha az yansdn gsteriyor. Her iki lkede de ailenin geleneksel yapsn byk lde korumasna karlk, okul ve arkada evrelerinde geerli olan deer sistemlerinin daha ada olduu grlyor. Geleneksel ilikilerin daha geerli olduu toplum kesimlerinden gelen ve yksek renim yapan genlerde babann siyasal seimlerinden ayrlmann belirginlemesi bu adan aydnlatcdr. c) K l t r ve S i y a s e t Geni anlamyla kltr elerine ayrrsak, inanlar, kurumlar ve tekniklerle karlarz. Kurumlarn ve tekniklerin siyasal yaamdaki etkilerini daha nce grmtk. Burada inanlarn ve bir btn olarak kltrn siyasal yaama nasl yansdna deineceiz. . nanlar, ideolojiler ve efsaneler (Mit'ler) olarak ikiye ayrlabilir. Daha nce de belirttiimiz gibi, ideolojilerin kim ya da kimler tarafndan hazrland bellidir ve kendi ilerinde tutarllklar vardr. Baka bir deyile, ideolojilerin belirli bir mantksal rntleri sz konusudur. Oysa efsanelerin oun-/
103

lukla k noktas bilinmedii gibi, mantkl bir aklamas da aranmaz. Eskilerin "batl itikat" dedikleri temelsiz inanlar da bu snfa girer. Beyaz rkn stnl, kanda yaam veren bir g bulunmas, evden sa admla kmann ya da bir yere sa adm nce atarak girmenin uuru, rmcekten ya da fareden korkmak, tavan uursuz saymak gibi inanlar bu snfda yer alrlar. Ama bilinli olarak, propaganda ve reklamla yaratlan efsaneler de vardr. Sesi ya da grnm ok gzel olmad halde efsaneleen arkclar bulunabilecei gibi, ok sayda hata yapan bir siyaset adamnn "her yaptnda hikmet bulunan bir hesap adam" olarak geni kidelere kabul ettirilmesi de olanakldr. rnein "bolluk toplumu" efsanesi de benzer srelerle oluturulmutur. Kiiler deiik evrelerde sk olarak duyduklar eylere inanmak eilimi gsterirler. Bir siyasal rejim ya da o rejim iinde oluan bir hkmetin meruluu da dorudan o lkede yaygn olan inanlara bal bir konudur. Toplumun byk ounluunun inanlarna uygun olan siyasal iktidar meru ve ona boyun emek doal saylr. Yaygn inanlara ters den bir siyasal iktidarn sreklilii ise, ancak bask ve iddet yntemlerine dayanmas ile olanakldr. Bir siyasal iktidar biimi toplumun ounluunca meru olmaktan km ve gene ounluun inanlarna uygun bir iktidar biimi henz olumamsa, siyasal bunalm kanlmazdr. Bu genellikle gei durumundaki toplumlarda ortaya kar. spanya benzer bir bunalm Franco'dan sonra yaad: ran da ah'n devrilmesinden bu yana, giderek azalan ller iinde yayor. "Siyasal bilin" olarak adlandrdmz olgu da, inanlarla yakndan ilgilidir. Siyasal davranlar zerinde gelir dzeyinin, cinsiyetin ve yan nemli etkileri olduunu biliyoruz. Ama siyasal davranlar belirleyen koullar iinde eitim dzeyinin, dinsel ve siyasal inanlarn da onlarn hemen arkasnda yer ald bir gerektir.
104

Toplumlarn kltrleri tarihsel evrimlerinin rndr. Toplumsallatrma ise onu glendirir. Kiilerin davram farklarn zgemilerine, toplumlarnkini ise tarihlerine bakarak aklayabiliriz. rnein Polonya'daki Dayanma Sendikas olayn ve onu izleyen gelimeleri yalnzca ekonomik yapya ve siyasal rejimin zelliklerine bakarak yorumlayanlayz. Bu lke halknn zgrle, bamszla, dine ve geleneklere olan balln, ekonomik bakmdan daha gelimi bulunan Sovyetler Birlii ile karlatrdmzda, aradaki fark aklamak iin bavurulacak temel etken ancak kltrel olabilir. Tarih boyunca birok kez paylalan ve istilaya urayan Polonya'nn halk srekli bir bamszlk mcadelesi vermitir. Ulusu eilimlerin gelimesi, geleneklere ve dine ballk bundan kaynaklanyor. Gabriel A l m o n d ve Sidney Verba, 1958-1963 yllar} arasnda, Amerika Birleik Devletleri, ngiltere, Federal Almanya, talya ve Meksika'da gerekletirdikleri geni kapsaml bir alan aratrmas ile, siyasal kltrn siyasal rejim ve zellikle de demokrasi zerindeki etkisine k tutan ilgin bulgular elde ettiler. siyasal kltr modeli, ayr siyasal yapyla bir arada grlyordu. Dinsel siyasal kltr, merkezci olmayan geleneksel yapya uygun dyordu. Bamllk siyasal kltr otoriter ve merkezci bir yapya uygun dyordu. Katlmac siyasal kltr ise demokratik bir yapyla uyuuyordu. Siyasal kltr ile siyasal yap arasndaki uyum, siyasal sistemin kararlln (istikrarn) salamaktayd. Tersi durumda da sistemin ileyii bozulmaktayd. Almond ve Verba'nm ikinci bulgusu ise, hemen hibir siyasal kltr modelinin bir toplumda tek bana bulunmadn gsteriyordu. Yeni bir siyasal kltr modeli eskisini kovmuyor, ama onun nne geiyordu. Bylece her lkenin siyasal kltrnde dinsel, bamlk ve katlmac elere rastlamak olanaklyd. rnein sekinler katlmac bir siyasal kltrn etkisi altnda iken, krsal kesimde hl dinsel ya da bamlk bir siyasal kltr egemen olabilirdi. 105

Almond ve Verba, bu siyasal kltr modeliyle ilgili elerin dengeli ve uyumlu bir biimde birarada varolmasnn, demokrasinin iyi ilemesi ve kararllk asndan olumlu bir etki yapt kansn paylayorlar. te yandan, onlarn yapt aratrma, demokrasinin niin Amerika Birleik Devletleri ve ngiltere'de salam temellere oturduunu, oysa Almanya ve talya'da yeterince direnli olmadn da, kltrel etkenlere dayanarak gsteriyor. A.B.D.'nde ve ngiltere'de toplum demokratik sistemin kendisine de sonularna da hemen ayn nemi verirken, Almanya ve talya'da halkn demokratik sistemi sonularna gre deerlendirdii anlalyor. Nazizmin ve faizmin ykseli koullarnda olduu gibi, iler iyi gitmeyince demokrasiye ballk yklabiliyor. deolojinin ve dolaysyla siyasal kltrn nemi konusunda marksiserin deiik grlere sahip olduklarn biliyoruz. Ama onlar arasnda da tam bir gr birliinden szedilemez. rnein Lenin, devlet aygtnn bask ve iddetle yklmasna nem ve ncelik verirken, Gramsci ncelii ideolojiye tanmtr. Fransz devrimini, yzyllk bir ideolojik savan rn olarak grmtr. Toplumsal zelliklerin siyasal yaama da yansdna kuku yok. Ama sz konusu zellikler acaba rksal niteliklerden mi, yoksa o toplumun kltrnden mi kaynaklanyor? Irk kuramlar, rklarn zihinsel ve toplumsal yeteneklerinin eit olmadn, bazlarnn siyasal yaplar ve parlak uygarlklar oluturmaya tekilerinden daha yatkn olduunu ne sryorlar. Oysa bilimsel aratrma ve gzlemler, bu gibi iddialarn bilimsel olmaktan ok ideolojik nem tadn ortaya koyuyor. Irk kuramlar beyaz rk stn olarak tanmladklar halde, tarihin baz dnemlerinde, sar rkn ve kzlderili rkn, beyazlardan daha stn uygarlklar kurabilmi olduklar bir gerektir. Eski in uygarl, Aztek ve nka uygarlklar bunun en iyi rnekleridir. Claude Levi-Strauss, bir adm daha teye giderek unlar sylemektedir: "Kltrn ne olduunu biliyoruz, ama rkn ne olduunu "bilmiyoruz Tm 19. yzyl boyunca 106

ve 20. yzyln birince yarsnda hep rkn kltr nasl etkiledii aratrld. Ortaya byle konulan bir sorunun zmnn olmayaca anlaldktan sonradr ki, imdi iin tam tersine gelitiini farketmeye balyoruz. nsanlarn biyolojik evrimlerini ve ynelimlerini, ok geni bir lde, benimsedikleri kltr biimleri belirlemektedir. . . Her kltr kaltmsal yetenekleri ayklar, glenmelerine katkda bulunduklar bu yetenekler de kltr zerinde bir kar etkide bulunur". Aslnda rk kuramlarn geersizliini ve bir ulusun oluumunda kltrn rktan ok daha byk nem tadn basit gzlemlerle de saptayabiliriz. Trkiye'de doup bym bir yabancyla, rnein ABD'nde doup bym bir Trk' karlatrn. Birincinin ok daha fazla 11 Biz"den olduunu greceksiniz. Kltrn toplumlar ve giderek siyasal yaam zerindeki etkisini grdkten sonra, kltrel deiimin neye ya da nelere bal olduunu aratrmakta yarar var. Klasik toplum kuramlarnn kltr ile toplumsal yapy btnletirdiini biliyoruz. Marx' a gre, kltr biimlendiren retim biimidir. Weber 'e gre ise, dnce, davran ve toplumsal yap bir btn oluturmaktadr. Amerikan toplumbilimcisi Daniel Bell ise ok farkl bir savla bu klasik kuramlarn gnmzde geerliklerini yitirdiini savunuyor. Bell'e gre; gnmzde tekno-ekonomik dzenle, yani toplumsal yapyla kltr arasnda kkl bir kopukluun varlndan szedilebilir. Toplumsal yapda, etkinlik ve ilevsel aklclkla tanmlanan ekonomik bir kural geerlidir. Oysa kltre egemen olan eilimler, aklc olmayan eilimlerdir. Artk varlkl mteriler, sanat eskisi gibi denetleyememekte? dirler. Kltrel alanda egemen olanlar nc sanatlardr. Toplumun beenisine ve piyasaya yn veren onlardr. Gnmzde aznlklarn kltr ounluunkini bastrm durumdadr. Burjuva deerlerini yanstan hibir nemli yazar, ressam veya ozan yoktur. ABD'nde eer 1950'li yllarda sol ayakta kalabildiyse, bunu siyasetteki gcne deil, kltrel yaamdaki gcne borludur. Daniel Bell, ileri lde sanayilemi kapitalist toplumlar kastederek unlar sylyor: " Toplumsal yapdaki deimeler ne 107

siyasal ynetimdeki ne de kltrdeki deimeleri belirlemektedir. ada dnyada, gerek toplumsal denetim sistemini siyasal dzen oluturmaktadr ( . . .) Kltr bamsz ve zerktir. Bununla beraber, zaferini ne anlamakta ne kabul etmekte ve bir muhalefet kltiirii olma zelliini korumaktadr". Bell'in belirli bir gelime aamasndaki toplumlar iin ne srd grler yenidir ve tartmaya aktr. Ama nkeles 'in daha gerilere uzanan bir aratrmas, hzl bir toplumsal yap deiildiinin, kuaktan kuaa aktarlan ve siyasal davranlar etkileyen kltrel deerlerin nasd kkl bir deiiklie urattn ortaya koyuyor. Rusya'da devrim ncesi, devrim dnemi ve devrim sonras kuan, eitimle ocuklarna aktarmak istedikleri temel deerler yle deimitir:

arlk kua

Devrim kua

Sovyet kua 0/ /O 14 11 62 13 100

dller Gelenekler inden geldii gibi hareket Siyaset

41 35 21 3 100

25 14 38 23 100

Inkeles'in aratrmasnn da gsterdii gibi, kltrel etkenler de toplumsal-ekonomik yapya bal olarak hzla deiebiliyor. Kltrel etkenlerin siyasal kurumlar zerindeki etkisini ise abartmamak gerekir. Siyasal rejimleri belirleyen koullar iinde ekonomik yapnn ar bastn, kltrel etkenlerin ise kolaylatrc ya da zorlatrc ynde etki yaptn ve rejimin ikinci dereceden zelliklerini belirlediini syleyebiliriz. SELM KAYNAKLAR Alkan, Trker; Siyasal Toplumsallama, Kltr Bakanl Yaynlar, Ankara, 1979. 108

Alkan , Ergil; Siyaset Psikolojisi, Turhan Kitabevi, Ankara, 1980. Aziz, Aysel; Toplumsallama ve Kitlesel letiim, Yaynlar, Ankara, 1982. A.. BYYO

Bell, Daniel; Les contradictions culturelles du capitalisme, P.U.F., Paris, 1979. Childe, Gordon; Tarihte Neler Oldu (ev. A. enel ve M. Tuncay), Odak yaynlar, Ankara, 1975. Cot, Mounier; Pour une sociologie politique, Seuil, Paris, 1974. Duverger, Maurice; Siyaset Sosyolojisi, Varlk Yaynlan, stanbul, 1975. Gven, Bozkurt; nsan ve Kltr, Sosyal Bilimler Dernei Yaynlar, Ankara, 1972. Kalaycolu, Ersin; ada Siyasal Bilim, BE-TA, stanbul, 1984. Klal, A h m e t Taner; renci Ayaklanmalar, Bilgi Yaynevi, Ankara, 1974. Kongar, E m r e ; Kltr zerine, ada. Yaynlar, stanbul, 1982. Mendras, Henri; Elements de Sociologie, Armond Collin, Paris, 1967. Ozankaya, zer; Kyde Toplumsal Tap ve Siyasal Kltr, S.B.F. Yaynlar, Ankara, 1971.

109

KNC BLM: SYASAL YAAMIN BOYUTLARI


BRNC KISIM: BREY . 1. Birey ve Siyaset 2. Ya ve Siyaset 3. Cinsiyet ve Siyaset

KNC KISIM : K K GRUPLAR 1. Kk Gruplarda Yap ve leyi 2. Kk Gruplar ve Siyaset N C KISIM : TOPLUMSAL SINIFLAR 1. Toplumsal Snf Olgusu 2. Toplumsal Snflar ve Siyaset D R D N C KISIM : T O P L U M 1. Ulusal G 2. Uluslararas Siyaset

KlNC BLM SYASAL YAAMIN BOYUTLARI


Siyasal yaamn temel esinin insan olduuna kuku yok. Birey siyasal yaam iinde tek bana rol oynad gibi, kk gruplar, toplumsal snflar ve sonunda toplum boyutunda da rol oynar. Siyasal tutum ve davranlarn belirlenmesinde bu her boyutun ayr bir etkisi vardr. Siyaset olgusunun birey dzeyinde yansmas ile toplum dzeyinde yansmas elbette ki baz farkllklar gsterir.

113

BRNC KISIM
BREY Bireyin siyasal yaam iindeki yeri saptanrken, nce onun tutum ve davranlarna toplumun ne lde ve hangi srelerle katk yaptn, bireyin ne lde bir seme ve hareket zgrlne sahip olduunu aratrmak geekir. Psikolojik etkenlerin siyasal yaama yansmas, tutum ve davranlarn belirlenmesindeki arl da bu ereve iinde gndeme gelir. Bunlarn sonucunda birey boyutunun siyasal yaamda tad nemin derecesi ortaya kar. Siyasal tutum ve davranlarn oluumunda rol oynayan bireysel etkenlerin banda ya ve cinsiyetin bulunduunu aratrmalar ortaya koyuyor. Yan ve cinsiyetin, siyasal tutum ve davranlara nasl ve ne ynde etki yaptn da ayrca ele alacaz. 1. BREY VE SYASET Siyasal tutum ve davranlarn oluum ve geliim sreleri, ada siyaset biliminin nde gelen ilgi alanlar arasnda yer alr. Ama bireyin siyasal tutum ve davranlarna etki yapan koullar incelerken, bir soruya da yant aramak gerekir: Bireyin siyasal yaamdaki arl ne kadardr? Bireyin gerekten bir seme ve hareket zgrl var mdr? Yoksa bireysel tutum ve davranlar, belirli etkenlerin yaratt kanlmaz sonular mdr? Bu yant ararken, determinizm - zgrlk atmas konusuna da deinmi olacaz.
115

a) Siyasal T u t u m l a r n O l u u m u Tutum, belirli bir konudaki kan ve davranlarn kaynan oluturan, onlar arasndaki balanty ve bir anlamda tutarl salayan bir olgudur. Kan ise, belirli bir anda belirli bir soruya ilikin dncelerdir. Kan ynnde harekete geildii zaman davran ortaya kar. Davran gzlemlenebilir, kan gzlemlenemez. T u t u m , belirli bir konudaki kan ve ^davranlarn sentezidir. rnein bir kii otoriter bir tutuma sahipse, buna dayanarak, onun birok ayrntdaki kan ve davranlarn nceden tahmin edebiliriz: Ailede babann egemen olmasndan yanadr. Demokratik uygulamalardan holanmamakta, disiplinli bir rejim istemektedir. nsanlarn eit yaratdmadklarma, bu nedenle de bazlarnn buyurmas bazlarnn da buna boyun emesi gerektiine inanmaktadr. O n a gre, insanlar gibi rklar da eit yaratlmamlardr. Baz rklar stn, bazlar ise aadadr. stn rklarn dnyay ynetmesi gerekir. Kii belirli biyolojik ve fiziksel zelliklere sahip olarak dnyaya gelir. Ksa ya da uzun, zayf ya da iman, siyah ya da beyaz derili, az ya da ok akll olmak gibi zellikler byk lde doutandr. Ama derinin rengiyle ilgili zellik dndakiler, zamanla, yaam koullarna bal olarak belirginleir veya bir lde deiebilirler. Zek dzeyinin bile beslenme ve eitimle yakndan ilikisi bulunduunu artk biliyoruz. Kii dnyaya geldii andan itibaren, doutan sahip olduu zelliklere ailenin etkisi katlmaya balar. Bylece toplumsallama sreci balam olur. Ama ayn koullarda yetien ikiz kardelerin bile ilerde benzer durumlarda farkl davranmalarnn nedeni, zgemiler arasndaki -ayrntda da olsafarkllklardr. Tutumlarn oluumunda tm bu etkenlerin katks vardr. Bu etkenlerden birisini abartnca ya da herhangi birisini yok saynca gerei yakalamak zorlar. Amerika Birleik Devletleri'nde Marx'n yerine Freud'u koyma abalarn da byle bir abartma saymakla bilikte, ruhsal etkenlerin insan davranlarmdaki nemini de yads116

yamayz. Marx ile Freud'u kart kuramclar olarak almak yerine, birbirlerini tamamladklarn dnerek badatrmaya alan Erich F r o m m ve W i l h e l m R e i c h ' m yaptlar ilgintir. Freud'un insanlar ynlendiren temel drtlerin "ak ve alk" olduunu sylemesi bu abalara hak verir gibidir. Al ne alrsanz. Marx ile karlam gibi olursunuz. Freud, insandaki temel tutumlarn ocukluk yllarnda olutuunu ve bunlarn daha sonraki dnemlerde ok az deitiini ne srmektedir. O ' n a gre, ocuun ana ve babas ile ilikilerinin izleri tm yaam boyu silinmez. zellikle annesinin koruyucu kanatlar altnda, ocukta ilkin "zevk ilkesi" egemen olur. Yemek, imek, uyumak, kk ve byk abdestini yapmak dahil hemen herey onun isteine gre dzenlenmitir. Oysa zamanla durum deiecek toplumsal bask ve yasaklarla birlikte "gerek ilkesi" ortaya kacaktr. "evk ilkesi" ile "gerek ilkesi" arasndaki atmann rn, bazlarnn siyasal atmann temeline yerletirmeye alt "doyumsuzluk"dur. Freud'e gre, saldrganlk doyurulamayan igdlerin yolat bir patlamadr. "evk ilkesi" ile "gerek ilkesi" arasndaki atmann sonucunda birka olaslk vardr: Ya "libido" olarak adlandrlan zevk gereksinmesi ve enerjisi bilin altna itilir ve ryalar ile nevrozlarn nedeni olur, ya da yaratc gce dnr. Cinsel isteklerini yeterince doyuramayan kii, bu yolda kullanamad enerjisini sporda, ticarette, bilimde, sanatta veya siyasette kullanr. Baka bir deyile "'yceltme" sreci harekete geer. Yaamnn sonuna doru, Freud'un dncesinde "lm igds"nn nemli bir rol oynamaya baladn gryoruz. iddet ve saldrganln, libido ile atan lm igdsnden kaynakland gr ortaya kyor. (Bilin altnda lm korkusunu uyandran imekli havalarn," ayn zamanda cinsel istekleri harekete geirmesi ilgintir.) Saldrganlk, bakalarn yoketme eilimidir. Bu eilimde ise; insann kendinde grmek istemedii lm bakalarnn zerine atma istei yansmaktadr. 117

Freud'un yolunu izleyen baz psikologlar, giderek birtakm temel davranlarn nedeni olarak fiziksel yetersizlikleri gsterdiler. Siyasal yaamda nem tayan saldrganlk, otoriterlik, egemen olma gibi eilimler bir gszlkten kaynaklanyor olabilirdi. Bylece bir yetersizliin baka bir davranla gizlenmesi ya da yetersizlikten doan bir doyumsuzluun bu yoldan giderilmesi sz konusu olmaktadr. rnein iddet eilimi enerji fazlalndan kaynaklanabilecei gibi, fiziksel gszln gizlenmesi ilevini de yklenmi olabilir. Nasl ki, " donjuanlk" normalin zerinde bir cinsel enerjinin rn olabilecei gibi, cinsel yetersizliin yaratt bir kompleksin sonucu da olabilir.

Bu konudaki en ilgin aratrmalardan birisini, 1950 ylnda Adorno Amerika Birleik Devletleri'nde yapt. "Otoriter kiilik" dzene tam uyum biiminde ortaya kyordu. Bu gibi kiiler kendilerinden emin deillerdi. .Kendi kiiliklerini kuramamlard. Bu nedenle, toplumsal dzenin srmesi aslnda onlarn kiiliklerinin srebilmesi demek oluyordu. nk kiiliklerini bu d evreye balamlard. Toplumsal dzeni savunurken, gerekte kendi ruhsal dengelerini korumaya almaktaydlar. Kendilerine benzemeyenlere, dzene ters den bir biimde yaayanlara kar saldrgan olmalar bir bakma doald. Geleneksel deerlere tartmasz bir sayg ve uyum istiyorlard. Bu gibi kiiler, normal dnemlerde tutucu iken, dzenin tehlikeye dt bunalm dnemlerinde faist bir tutumu benimseyebiliyorlard. Onlar iin iyi-kt, siyah-beyaz tartmasz belliydi. Birey ya iyi ya kt, ya siyah ya bebeyazd. ikisinin aras olamazd. Otoriteye gz kapal boyun eerlerdi. Freud'un izleyicilerinden Avusturyal Adler, libidonun yerine bir anlamda "hkmetme i gds" n koymutur. Serdiin ve egemen olma eilimlerinin ok zaman ksa boylu kiilerde fiziksel eksiklikleri karlama yolu olarak doduunu ne srmtr. Sezar, Hider, Mussolini, Napolyon, Stalin, Franco bu savn rnekleri arasnda yer alabilirler. Temel tutumlarn ocukluun ilk yllarnda ve ailenin byk etkisi altnda olutuunu kabul edersek, daha ilerki
118

yllarda oluan siyasal tutumlarn da bu temel tutumlarn uzants olduunu da kabul etmek gerekir. Temel tutumlara ters den bir siyasal tutum elbetteki dnlemez. Ama bu oluum ierisinde birok yeni etken de rol oynar. Temel tutumlarn zerine eklenen yeni tutumlarn oluumunda bir yanda toplumsal etkenler, te yanda da yaanm deneyimler arlk tarlar. Toplumsal snf, i ye arkada evreleri, gelir dzeyi, meslei, oturduu yer, eitim dzeyi gibi veriler, toplumsal etkenlerdir. Bunlara gene aile araclyla edindii dinsel inanlar da ekleyebiliriz. Kiinin siyasal tutum ve davranlarnn oluumunda rol oynayan deneyimlerinin banda siyasetle dorudan ilgili olanlar gelir. rnein kiinin ailesinden balayarak karlat otorite ile ilgili ilikilerinin, onun siyasal tutumunun belirlenmesinde zel bir yeri vardr. Otoriter bir babann olu, demokratik tartmalara ve demokrasinin gerektirdii hogrye az yatkn olacaktr. Otoriter bir ynetimi, babann yerini tutacak bir nderin tartlmaz stnln -tercih edebilecektir. Kendisi eline yetki geirdii zaman da, otoriter bir ynetim biimini benimseyecektir. Kendisi stlerine koulsuz boyun emek d u r u m u n d a olan kii, bu bamlln unutabilmek iin kendinden aada olanlar ezmek eilimi tayabilir. Bir avu, blk komutanndan genellikle daha sert ve hogrszdr. Siyasal rejimin ileyiiyle ilgili yaanm olaylar da, siyasal tutumlarn oluum ve deiiminde nemli bir rol oynarlar. Fransa'da nc ve Drdnc Cumhuriyetlerin kt ilemesi ve siyasal yaamn istikrarszl, bir yandan otoriter ve milliyeti, te yandan da kaderci ve boyun eici eilimleri glendirmiti. Benzer bir durumu 12 Eyll sonrasnda Trk toplumu da yaad ve yayor. Siyasal iddet ve istikrarszln yaratt korku ve bkknlk, Trkiye'de de otoriter eilimleri zendirirken, siyasal duyarszl arttrd. Yaanm bir sava, ounlukla eski savalar tutucu ve otoriter tutumlara iterken, toplumda geni bir sava aleyhtarl akmnn domasna da neden olur. Tarihin derinliklerinim

de kalm birok sava ise, baz toplumlarda "geleneksel dman" kanlarnn domasna ve o savalardan birok kuak sonra doanlarn bile siyasal tutumlarnda rol oynamasna katkda bulunmutur. b) Siyasal T u t u m l a r n D e i i m i Daha ocukluk y l l a r n d a kazanlm olan temel tutumlarn deimesi son derecede zordur. Ama daha ilerki yllarda kazanlan ve davranlarn genelini deil de ancak belirli alanlar ilgilendiren tutumlar ise, belirli sreler iinde, ar ar deiebilirler. Davranlar, belirli durumlara kiinin gsterdii tepkiler olduuna gre, o durumlar, o durumlar oluturan koullarn deimesiyle birlikte bir deiim geirmek zorundadrlar. zellikle koullarn hzla deitii bir ada, deien koullara deimeyen tepkiler vermek kiisel uyumsuzluk yaratr. oalan bireysel uyumsuzluklar ise, giderek toplumsal sorunlara ve bunalmlara dnebilir. Kii, kiiliini koruyarak, temel olmayan tutumlarn deitirebilir. Tutumlar bireyin yaam boyunca yapaca seimlere yn verirler. nsan gereklerle karlat zaman, kendisi iin bir anlam olan eyi seer. Bu ayn zamanda onun o konudaki tutumuna uygun olan eydir. Yani tutumlar bir yandan semeyi kolaylatrr, a m a bunu yaparken de, ayn zamanda kendi kendisini glendirmi olur. Kii yeni durumlarla karlatnda, daha nce bildikleriyle ilgili olan eler dikkatini eker ve dierlerini zamanla unuturken, onlar aklnda tutar. Hatta gemile ilgili anlar bile, tutumlara uygun olarak yeniden biimlenirler. Bu sreci aklayan ilgin bir deney, ortalama bir iinin zellikleri zerinde yapld, iinin fabrikada alan, cret alan, genellikle sol partilere oy veren bir kii olduu sylendi. Hemen arkasndan da, ortalama bir iinin zeki olduu eklendi. Daha sonra deneklerin, ortalama bir iinin saylan ksa zelliklerini tekrarlamalar istendi, ii yanls tutuma sahip bulunanlar bu zellikleri eksiksiz tekrarlarken, ii kart tu120

tumu olanlar, "ortalama bir iinin zeki olduu" noktasn unuttular. Ayn eyi yaplan snavlarda da grebiliyoruz. renci, rnein siyaset bilimi erevesinde verilen bilgiler arasnda, kendi siyasal grnne ters dmeyenleri renmekte zorluk ekmezken, kendi gr ile atanlar daha abuk unutabiliyor. Daha nce ilgi gsterdii konulara eklenen bilgileri abucak ayklayp aklnda tutarken, tutumlaryla badamayan konularda dikkatini toplamak zor geliyor. Birey, bulunduu toplumsal konuma gre, toplumdan baz dnce kalplarn ya da kalplam dnceleri, n yarglar almaktadr. rnein, ortalama bir iinin zeki olduu gr, o kiinin evresinden ald "ii ok akll olmad iin toplumda ykselememitir" benzeri bir dnce kalbyla atnca u olaslklar ortaya kar: Birinci olaslk, iinin zeki olduu yolundaki gr ya da bilgiyi tamamen unutmaktr. kinci olaslk, "zeki"yi yumuatp, onun yerine "becerikli" gibi bir baka nitelii koymaktr. nc olaslk, yaplan tanmlamay tmyle gerek d bulup, tartmadan reddetmektir. Drdncs ise, kafasndaki iiyle ilgili grnty, kalb deitirmektir. Ama bu drdnc olasdn gerekleebilmesi iin, kafasndaki ii kalbna uymayan, onu yalanlayan deneyimlerin zaman iinde sk sk yinelenmesi gerekir. Bu ise olduka uzun bir sretir. Bu noktada marksistlerin bilinlenmeyle ilgili grlerini anmsamakta yarar var: Bilin ya da snf bilinci kendiliinden olumaz. Hatta kiide bir "yanl bilin" olumas bile olanakldr. rnein bir ii, kendi snfnn karlarnn tersine baz tutumlar benimsemi olabilir. nk "snf bilinci" nc sahip olmak iin, yalnzca o toplumsal snfn toplumsal-ekonomik koullarn paylamak yetmez. Bu nesnel koullara ek olarak bir de "znel koullar"n yerine gelmesi gerekir. znel koullar ise ideoloji ile ilgilidir. Yani rnein iiye, iinde bulunduu snfsal koullarn anlam da anlatlmaldr ki, zaman iinde bilinlenebilsin ve siyasal tutum ve davranlar da bilinli duruma gelsin. 121

Aslnda kendisi de marksist olan W i l h e l m R e i c h ' m bu konudaki dnceleri ilgintir: "Liberal ya da faist bir partiye ye olan ve siyasal ynn allm trden hibir aba ile deitiremiyeceimiz bir hristiyan kadn iinin ruhsal yaps, komnist bir kadn iinin ruhsal yapsndan tamamen farkl bir trden olmak zorundadr. Anladm ki, ocukluunda ana ve babasna, yetikin olduunda da kocasna maddesel ve otoriter ballk, cinsel eilimlerini ve isteklerini bilin altna itmeye zorlamt. Bu da onu, kolaylkla farkedilebilecek kiiliksel bir bunalma ve cinsel kukuya drmt. Byle bir durum, komnistlerin bamszlk ve kadnn zgr geliimi ile ilgili szlerini anlamasn kesinlikle olanaksz klyordu. (...) Snf bilinci sorununun psikolojik kavramnn n koulu, onun znel grnm ile nesnel grnmnn kesin bir biimde ayrlmasdr. Ortaya kan baka bir nokta da, snf bilincinin nesnel elerinin ve harekete geirici glerinin, psikanalitik bakmdan yorumlanamyaca, snf bilincinin karsna kan engellerin de, tam tersine, ancak psikanalitik adan ele alndnda anlalabileceidir. nk bu engeller akl d kaynaklardan gelmektedir". Bilinlenmesinin nnde - R e i c h ' m szn ettii- " akl d" engeller bulunmasa bile, o ana kadar kendi snfnn karlarna ters den bir partiyi desteklemi olan bir kii, yapt yanllk kendine anlatld zaman hemen oyunun ynn deitiremez. Sylenenlerin doruluunu gsteren olaylar tekrarlandka, bilinlenmenin ilk aamas olarak sandk bana gitmemeyi seer. Ancak bir daha sonraki aamada, siyasal tutumunun yeni bir grnm almas ve kendi karlarna daha uyan partiye oy vermesi olanakldr. Kazanlm tutumlarn, dnce ve davranlardaki deimeleri zorlatran en nemli engel olduuna daha nce deinmitik. Zt siyasal tutumlara sahip bulunan kiiler, ayn olaya bakarken farkl eyler grrler. Ama baz ylesine nemli ve arpc deneyimler yaanr ki, en kat tutum sahipleri bile eski tutumlarn korumakta zorluk ekerler. rnein Sovyet tanklarnn Budapete ve Prag'da daha farkl sosyalizm modellerinin geliimini engellemesi, son olarak da Polonya'da bamsz bir ii hareketinin geliimine hogr gsterememesi birok marksist iin sarsc olmutur. Ne var ki, bylesine ar122

pc deneyimler bile her zaman tutum deiiklii sonucunu yaratmazlar. Macaristan'da yaanan olaylardan sonra batd komnist partilerden ayrlan birok militan, daha sonraki yllarda yeniden partilerine dnmlerdir. Kii, tutumlaryla elien olaylar grmezlikten gelme eilimini, en yadsnamaz rnekler karsnda bile srdrebilmektedir. Grmezlikten gelemedii zamanlarda da, o olaylar arptc, en inanlmaz gibi grnen aklamalara bile sarlabilmektedir. Siyasal tutumlarn deiebilmesi iin, ya koullarn, ya da o koullara ynelik bak alarnn deimesi genellikle gerekir. rnein toprakszken kendisine yeterli toprak datlan ifti, kynden kalkp stanbul'un gecekondularna yerleen kyl asndan koullar deimitir. Aslnda alglama biiminin deimesi de, genellikle ortamn deimesine baldr. Kentlemenin siyasal davranlar ne ynde etkilediine daha nceki blmlerde deinmitik. Toplumsal snfnn yukarya ya da aaya doru deimeye balamas da benzeri bir etki yapar. Yoksul bir ailenin ocuu renimini tamamlayp toplumda daha iyi bir konuma kavutuunda, iinden geldii snfn deer sistemlerini yadsyp, iine girmek istedii snfn deer sistemlerini benimsemeye balar. flas etmi bir byk tccarn olu ise, ii bile olsa, ounlukla otoriter eilimli ar sac partilere ynelebilir. Koullarn ve alglama biimlerinin deimesine ilgin bir rnek de, siyasal iktidarn iinde ya da dnda bulunmakla ilgili olarak verilebilir. ktidar sorumluluunu tayanlar ister istemez olaylara baka trl bakarlar. oulcu demokraside iktidara ortak olan bir komnist, ya da laik bir lkede karma hkmette yer alan bir dinsel hukuk (eriat) yanls iin sistem kart tutum eski katnda sremez. niversitenin ynetimine katlan rencinin, fabrikann sorumluluuna ortak olan iinin bak adar deiir. Yaplan aratrmalar, propagandann tutumlarn deiinimdeki etkisinin sanlann ok altnda olduunu ortaya koyuyor. Seim kampanyalar genellikle o partiye yaknlk duyan semenler zerinde, onlarn kanlarn glendirerek, dn123

elerine daha salam dayanaklar sunarak etkili olabiliyorlar. Sandk bana gidip gitmeme konusunda tereddt olanlar "havaya" sokuyorlar. Ama ne lde mantkl aklamalar yaplrsa' yaplsn, tersi grte olanlar bunlar alglayamyorlar. D a h a nce de belirttiimiz gibi, var olan tutumlara uyan bilgiler kalp, uymayanlar unutuluveriyor. Aslnda en usta konumacnn bile etkisi, kart grtekileri ikna etmekte deil, yakn grtekilerde, o siyasal rgt ya da akma " ait olma" duygusu yaratmakta ortaya kyor. Ne basnn kard ne televizyonun destei bir siyasal seimde belirleyici olamamaktadr. Televizyonu ok etkili bir ara olarak tek yanl kullanan birok siyasal iktidar seimleri yitirirken, rnein 1948'de hemen tm basn karsna alan Truman, A.B.D.'nde bakan seilebilmitir. Sosyal demokradarn - b a z istisnalar dnda- srekli olarak iktidar olduklar sve bata olmak zere, birok oulcu demokraside basn genellikle tutucu glerin etkisi altndadr. Ama bu durum sola iktidar yolunu kapayamamaktadr. Baz zel durumlarn dnda, tutumlardaki deimenin ar ileyen bir sre olduunu biliyoruz. Hzl deimelerde - k i ok az rasdanr- tutumla elien deneyimin nemi ve arpcl sonucun alnmasna tek bana yetmez. Dndaki olayla birlikte kiinin kendi durumunda da bir deime varsa, hzl deiim olanakl hale gelir. Aratrmalar, M e y n a u d ve Lancelot 'nun u grn doruluyor: " Hzl deiim ounlukla kiinin soyutlanmasndan kaynaklanr. Kii, ya farkl deer sistemlerine. sahip olan, ama kendisinin girmek istedii bir grupta, ya da kendisinin kkeninden ok deiik ve kendi iinde badak bir kltrel ortamda yalnz kalmtr. Siyasal ve toplumsal ortamdaki deiiklik, kiisel durumundaki deimeye eklenmitir". Siyasal tutum ve davranlarla ilgili olarak, bir de "dalgalanan o / ' l a r m gndeme getirdii " kararsz " tutumlar konusu var. Genellikle yzeysel tutumlarla ilgili olarak ortaya kan bu kararszlk, elikili umutlarn birbiri peisra etkili olduunu gsterir. Bunalm dnemlerinde ve bunalm sonrasnda bu tr dalgalanmalara daha ok rasdanabilir. 12 Eyll dnemi 124

sonrasnda olduu gibi, siyasal partilerin tmden kapatldklar ortamlarda ise araytan doan kararszl daha doal karlamak gerekir. -e) Siyasal Y a a m d a Bireyin Yeri Kiilik, bireyin biyolojik-fiziksel zelliklerinin, toplumun kendisine aktard deerler sisteminin ve zel yaam yksn n bir bireimidir. eidi alanlardaki tutumlarn bir toplam olmakla birlikte, ayn zamanda o tutumlar arasndaki balanty ve greli tutarl salayan bir olgudur. Her toplumda belirli kiilik zelliklerinin ar basmas ise, o toplumsal yapnn bireyler zerindeki etkisinin bir sonucudur. Bu etki toplumsal kurumlar ve toplumu oluturan dier bireyler araclyla olur. insan kiiliinin bir blmnn doal drtlerden kaynaklandn biliyoruz. Ama insan yaamnn srmesi iin zorunlu olan biyolojik eylemlerin yerine getirilmesi biimi bile toplumdan topluma deiiklik gsterir. Yemek, imek, iftlemek gibi. Tamamen biyolojik kkenli olduu sanlan ve bu nedenle de btn toplumlarda ayn olmas gereken baz davranlarn bile aslnda toplum tarafndan biimlendirildiini kantlayan rnekler var. Trkedeki " delikanl " szc, biyolojik bir deiiklik olan ergenlik ann davranlara ne lde yansdn gsterir. Bir ok uygarlkta, ergenlik ama ulaan genlerin otoriteye bakaldrmas, vcuttaki biyolojik deiimin doal bir sonucu olarak kabul edilir. Oysa, rnein eyen kzlderililerinde durumun tam tersi olduunu gryoruz. eyen toplumunun kltrel zellikleri, ergenlik ana ulaan genlerin toplumsal kurallara kar en saygl dnemlerini yaamalar sonucunu dourmaktadr. insann doasnda servet, egemenlik ve rekabet hrsnn varolduu gr de artk kabul edilmiyor. Eer bunlar doal drtler olsayd, tarihin her dneminde ve btn toplumlarda grlmeleri gerekirdi. Oysa rekabet duygusu kylerde kentler kadar belirgin bir biimde gelimedii gibi, rnein Hindistan'n byk yoksulluk ortamnda tamamen ortadan kal125

kabilmektedir. Yoksulluun ve g koullarn yaratt umutsuzluk, insanlarn zm gerek dnyann dnda aramas, kendi iine kapanmas sonucunu dourabilmektedir. Freud 'un evrensel; sand " dip kompleksi"nin de aslnda belirli bir toplum yapsnn rn olduunu artk biliyoruz. Cinsel kskanlk gibi rekabet'igdsnn doal rn saylan olgu bile ortaya bir kltrel zellik olarak kyor. Eskimo erkeinin karsn konuuna ikram etmesi ve reddedilmesi durumunda bunu ok ar bir hakaret saymas, baka trl nasl aklanabilir. Toplum belirli durumlarda nasl davranmas gerektiini, bireylere, daha nce deindiimiz toplumsallama sreciyle retmektedir. Bu iyi ve kt, doru ve yanl ayrmna dayal bir deerler sisteminin kuaktan kuaa aktarlmas demektir. Oysa bu deerlendirme toplumdan topluma farkllklar gstereceine gre, her toplumda farkl bir kiilik tipinin gelimesi doaldr. D a v i d R i e s m a n , ana toplum tipinin ana kiilik tipini yarattn kantlamaya alt: Geleneklerine gre hareket eden insan, vicdanna gre hareket eden insan ve bakalarnn kendisinden beklediklerine gre hareket eden insan. Birinci tip kiilik, toplumsal yapnn ar deitii, geleneklerin egemen olduu toplumlarda geliiyordu. 19 ncu yzyln hzla gelien kapitalist toplumlar ise zerk bir kiiliin olumasna elveriliydi. Toplulumun deer yarglam ve davran biimlerini renen kii, daha sonraki aamalarda kendi vicdanna gre kararn veriyordu. Oysa ada batl toplumlar, nc bir kiilii ortaya karmlard. Sz konusu toplumsal yapnn rn olan kii, artk iyiyi ve kty kendisine gre tartarak hareket etmiyor, bakalarnn kendisinden ne beklediklerini tahmin ederek ona gre tutumunu ayarlyordu. Baz ilkel toplumlar zerinde yaplan incelemeler ilgin sonular vermitir. Vancouver Adas Kwakiut'lar ile Yeni Meksika Zuni'lerini karlatran gzlemler nldr. Zuni'ler sakin, insan doa ile kendisi arasnda bir eit uyum sayan, atma ve rekabeti kmseyen kiilerdir. Kwakiur'lar ise
126

tersine sert, yarmadan ve atmadan holanan, bakalarn egemenlik altna almaya alan kiilerdir. Bu toplumlardan birisinde normal saylan bir davran tekine anormaldir. Konuya " zihniyet " andan bakanlar da var. Kii olaylar belirli bir zihniyetin gzlkleriyle deerlendirir. Ayn toplumun insanlar arasndaki farkllklarn arkasnda, deimeyen psikolojik bir ge bulunur ki, ite bu zihniyettir. Ayn toplumun insanlarnda ortak olan deer yarglarndan, kavramlardan ve inanlardan oluur. Zihniyet, yalnz ayn toplumun insanlarnda deil, giderek ayn uygarln insanlarnda ortaktr. Belirli bir zihniyete sahip olan kii, farkl bir uygarln ortamnda ok uzun sreler kald zaman bile, zihniyetini kolay kolay deitiremez. Kendisini iinde yetitii topluma balayan bu dayankl badan kolay kolay kurtulamaz. (Bunun en yakn rneini, yllardr Almanya'da bulunan ve hatta bir ksm kesinlikle oraya yerlemi olan Trk iilerinde gryoruz). Zihniyet, birok bilim adamna gre, kiiliin en zor deien esidir. Gaston Bouthoul 'un dedii gibi; "Zihniyetimiz, evren ile aramza bir prizma gibi girer". Evreni ancak o prizma araclyla alglayabiliriz. Bouthoul, bir adm daha ileriye giderek, fiziksel organizmamz ile zihniyetimiz arasnda ok sk bir balant bulunduunu ne sryor. rnein, hristiyanlarn zevkle yedikleri domuz etinin, bir mslmann midesini bulandrabileceini, hatta zehirlenme benzeri bir etki yapabileceini sylyor: "nemli bir tabuyu inemi olan ilkel toplumun insan bu sutan dolay leceine inanmtr ve ounlukla da gerekten. lr". Kukusuz ki, insann toplumu ya da en geni anlam ile evresi tarafndan biimlendirilen bir nesne olduunu syleyemeyiz. Benzer koullar paylaanlar arasnda bile, tm benzerliklerin yan sra ciddi davran farklarnn bulunmas, ev, renin kiiliin belirlenmesinde tek etken olmadn kanyor. Fiziksel zellikler, kaltmla geen nitelikler, zel yaam yklerinin ruhsal yapdaki yansmalar, bu farkllklar yaratan etkenlerdir. 127

Toplumsal olanlar dahil, tm bu etkenlerin insana tand seme ve hareket zgrl ne kadardr? Bu sorunun yantnn daha ok felsefenin alanna girdii sylenebilir. rnein Jean-Paul Sartre, insann nceden saptanm bir modele gre olumadn, her admda yapt semelerle kendi zn bizzat kendisinin oluturduunu syler. Bir ekicin varolabilmesi iin, daha nceki aamada bir eki dncesinin domu olmas gereklidir. eki daha nce saptanm bulunan bu "z"e gre, belirli bir ilevi yerine getirmek iin "var" olur. nce varolup, daha sonra zn olumas sz konusu deildir eki iin. Oysa insanda "varlk", ">"den nce gelir. Elbette ki insann yapaca seim, iinde bulunduu ortamla, toplumdaki yeri ile snrlandrlmtr. Ama diyalektik bir iliki iinde bu evreyi de deitirme ansna sahiptir. Bu noktada marksistierle buluan Sartre, daha sonraki dnce zinciriyle onlardan gene uzaklar. Sartre'da yaplan deil, hangi ama iinde hareket edildii nemlidir. Oysa marksistler iin " zgrlk, eylem ve etkinlik olana" demektir. Onlar iin dncenin bamszl anlamnda bir zgrlk yoktur. zgr hareket iin temel koulun zgr dnebilmek olduunu unutamayz. Dncesi koullandrlm bulunan bir kiinin zgr eylemi olamaz. Burada konunun, determinizm (belirleyicilik)-zgrlk tartmas etrafnda olutuunu belirtmeye gerek yok. Eer mutlak bir determinizm toplumsal yaamda da geerli ise, belirli koullar biraraya geldiinde kii ancak belirli bir biimde davranabilir demektir. Bunun anlam ise, kiinin bir seme ve hareket zgrlne sahip bulunmamasdr. Oysa determinizm ve zgrlk, biribirlerinin tamamlaycs olan eler olarak da deerlendirilebilir. Kii igdlerinin, doal drtlerinin etkisi altnda hareket ediyorsa, zgr olduunu syleyemeyiz. nk hayvan da ayn etkiler altnda hareket eder, oysa hayvann gerek anlamda zgrl yoktur. nk onun asndan bir seme sz konusu deildir. Ancak drterek zevk verecek bir eyden
128

vazgeip daha uzun vadeli bir hedefe ynelen kii iin zgr hareketten szedebiliriz. Determinizm, zgrln kullanmn koullandrr, hatta kolaylatrr. Eer determinizm olmasayd, belirli nedenlerin belirli sonular douraca bilinmeseydi, insan kendi yaam zerinde etkili olamazd. Neyin ne sonu vereceini bilemeyen kii asndan zgr seme ve zgr hareketten szedilemezdi. te yandan, insanlar zgr olmasalard, kendilerini evreleyen koullarn iindeki neden-sonu ilikilerini bulamazlard, determinizmin yasalarm ortaya karamazlard. Birey boyutunun siyasal yaamdaki etkisinin snrlarn bylece izdikten sonra, imdi o etkinin siyasal yaama nasl yansdn inceleyeceiz. Siyasal atmann temelde bireysel yetenek farkllklarndan kaynaklandn ne sren grler, ounlukla D a r w i n dayanmlardr. Gerek tutucu, gerekse liberal ada dncelerin bir blmnn kkeninde Darwin'i bulabiliriz. Charles Darwin de Malthus'den etkilenmitir. Toplumlarn nfuslar varolan beslenme olanaklarndan ok daha hzl arttna gre, yeterli besini salamak iin amansz bir savam kanlmazdr. Bu ekonomik kaynakl grten hareket eden Darwin, giderek "yaam iin savam" ilkesine ulat. Her yaratk, yaamn srdrebilmek iin dier yaratklarla mcadele etmek zorundayd. Bu savamda gl olanlarn kazanmas ile "doal ayaklanma" gereklemi, bir yandan gl olan trlerin devam, te yandan daha da glenmesi salanm oluyordu. klimdeki deimelere uyamayan, cinsel ekicilii az olan, yeterli beslenemeyen trler tkeniyordu. Evrim kuram "genellikle kabul edilmekle birlikte, Darwinci retiye yneltilen ok ciddi eletiriler bulunduunu biliyoruz. Konumuzla en ilgili eletiri, doal ayklanmada en zayflarn ld, yokolduuyla ilgili olandr. Aratrmalar en gllerin deil, ortalama zelliklere sahip bulunanlarn kaldn, aykr zelliklere sahip bulunanlarma ldklerini gsteriyor. evre koullar deitike buna en iyi uyum salayanlar varlklarn srdrebiliyorlar, ama bu her zaman 129

en gl olmuyor. stelik koullarn deime yn, yeni koullarn olumluluu ya da olumsuzluu trlere gre farkl anlamlara gelebiliyor. Deien koullar baz trleri daha ansl bazlarn ise daha anssz klabiliyor. Buradaki ayklanma ise, trn kendi zelliklerinden ok, d etkenlere bal kalyor. Liberalizmin ekonomideki "serbest rekabet" ilkesi, Darwinci retiden de destek bulmutur. Devlet karmamaldr ki, en aklllar, en yetenekliler kazansn ve ekonomi de bu sayede gelikin. Baka bir deyile, zayf olanlar korunmamaldr ki, bir eit doal bir ayklanma gerekleebilsin. Yaam mcadelesinin yerini, burada belirli trden gereksinmelerin karlanmas iin verilen mcadele almaktadr. Liberallere gre, btn toplumlarda rasdanan en nemli olgu, insanlarn gereksinmelerine gre tketim olanaklarnn azldr. Her birey, gereksinmelerini en st dzeyde karlamak istedii iin, bir atma kanlmaz olmaktadr. Olanaklarn paylamnda toplumdaki en nemli karar merkezi siyasal iktidar olduuna gre, gereksinmeleri karlamaya ynelik atmann siyasal yaama yansmas doaldr. Kii siyasal iktidara katld lde, gereksinmelerinin doyuma ulaabilmesi iin avantajl bir duruma gelmektedir. Ekonomik bakmdan avantajl duruma gelen birey ise, siyasal iktidarda d a h a ok sz sahibi olma olanan ele geirmektedir. Liberalizm kiisel yarar giderek toplumsal yarara balyor. Bu ekonomik alanda olduu gibi, siyasal alanda da byle olmaktadr. En akll, en becerikli, en bilgili kiiler ekonomik gc ellerine geirince, nasl ki bu ekonomik gelimeyi kolaylatraca iin toplumun genel yararlarna da uygun olacaksa; siyasette de en yeteneklilerin kazanmas, daha etkin ve baarl bir ynetimin kurulmasn salayacaktr. Ekonomide ve siyasette gszleri koruyucu nlemler almak bu nedenle yanltr ve toplumun genel karlar ile de badamamaktadr. "Braknz yapsnlar, braknz gesinler" ilkesi bu mantktan kaynaklanyor. Siyasal atmada da, ekonomik savamda olduu gibi, hep en iyilerin kazand sav, liberal ideolojide temel bir inari130

ca dnmektedir. Bundan kan mantksal sonu ise aktr: Eer bir kii baarl ise, iyi, akll ve becerikli olduu iin baar kazanm demektir. Yoksul ve yenik kiilerin de suu kendi yeteneksizliklerinde aramas gerekecektir. zetlemek gerekirse, libealler iin siyasal atmann temeli bireysel ve ekonomiktir. Daha ok tketim iin bireyler arasnda ortaya kan ekime, siyasal atmann itici gc olmaktadr. Tutucu kuramlarn bu konuda liberalizmden ayrldklar ana nokta, olaya maddeci deil lkc (idealist) bir adan yaklamalarndan kaynaklanyor. Tutucu. kuramlara gre "en iyiler" nemlidir ve bu kavramda yetenein, cesaretin, zeknn yannda, manevi bir deer yargs da yer almaktadr. Bu "sekinler" ekonomik karlarn ikinci plana itebilen zgeci kiilerdir. Doa onlar "stn" olarak yaratmtr. Tutucu ideoloji insanolunun doutan kt olduunu, ilkel-vahi dneme dnme eilimi tadn savunur. Yalnz byk manevi gce sahip bulunan kk bir aznlk bu igdsel eilimlerin dna kabilir. Uygarlklar da zaten bu sekin aznln rndr. Ynetimin sekinlerin elinde olmas ve kidelerdeki ilkel eilimleri bask kullanarak engellemesi toplumlarn ve uygarlklarn yararnadr. "Siyasal atma, herkesin yararna olarak bir bask kuran sekinlerle, buna kar koyan, yararlarn grmekten aciz kitleler arasndadr". Sekinler topluma hizmet etme bilinci iindedirler ve bu kutsal grevlerini btn toplumun yararna olarak yaparlar. Bu " hizmet bilinci" eitimle ve geleneklerle glenir. yleyse sekinleri yaratan yalnz doutan sahip olduklar zellikler deil, ayn zamanda iinde bulunduklar eitim ortamdr. Gelenek ve eitim iyi igdleri glendirip, kt igdleri bask altna alr. Bu srete de ailenin yeri nemlidir. Yeteneklilerin yeteneksizlerle ve sekinlerin kidelerle olan atmas, aslnda bieysel bir atma olarak deerlendirilebilir. Ama baz sekinler, bu kiisel zellikleri babadan oula geen ayrcalklar haline getirmeye balaynca, artk bireysel boyutun yerini snfsal boyut alyor demektir ki, bu konuyu daha ilerde inceleyeceiz.
131

SELM KAYNAKLAR Bouthoul. Gaston; Les mentalits, P.U.F., Paris,. 1966. Foulquie, Paul; La volonte, P.U.F., Paris, 1965. F r o m m , Erich; amzn zgrlk Sorunu (ev. B. Gven), zgr insan Yaynlar, Ankara, 1973. F r o m m , Erich; Yeni Bir Toplum Yeni Bir nsan (ev. Necla Arat), Say, istanbul, 1981. Getan, Engin; ada Yaam ve-Normal D Davranlar, Maya Yaynlar, Ankara, 1984. Getan, Engin; Psikanaliz ve Sonras, Maya Yaynlar, Ankara, 1984. Mendras, H e n r i ; Elements de sociologie, Armand Colin, Paris, 1967. Meynaud-Lancelt ; Les attitudes politiques, P.U.F., Paris, 1964. Plehanov, G.V. ; Tarihte Bireyin Rol (ev. Kaynak Yaynlar, stanbul, 1982. I. Altmsay),

Prelot, Marcel; Cours de Sociologie Politique, Les cours de droit, Paris, 1964-1965. Reich, W i l h e l m ; "Psikanalizin Tarihsel Aratrmalara Uygulanmas" (ev. A.T. Klal), Siyasal Bilgiler Fakltesi Dergisi, Ocak-Aralk 1984, Ankara. Tolan, sen, B a t m a z ; Ben ve Toplum, Teori Yaynlar, Akara, 1985. 2. YA VE SYASET Seim sosyolojisi aratrmalar, siyasal davranlarn farkllamasnda be etkenin dierlerinin nne getiini genellikle gsteriyor: Yerleme birimi, yaam dzeyi, eitim dzeyi, ya ve cinsiyet. Yerleme biriminin bu konudaki nemine, demografik. etkenleri incelerken deinmitik. Eitim dzeyi de, yaam dzeyine baml olarak ekonomik etkenlerin ve bir lde de kltrel etkenlerin konusuydu. Ya ve cinsiyetin si132

yasal davranlara yansmas ise, biyolojik-toplumsal olgular olarak ayrca incelenmeyi gerektirecek kadar nemlidir. Bu balk altnda srasyla, kuaklararas davran faiklarn, bu davran farklarn yaratan nedenleri ve yksekrenim genliinin siyasal yaamdaki zel yerini inceleyeceiz. a) K u a k l a r a r a s Tutum Farklar

Kuaklar arasnda var olan tutum farklarnn, siyasal davranlara da doal olarak yansdn ve zellikle oy verme eilimlerinde somutlatn kantlayan ok sayda aratrma yaplmtr. Bu konudaki temel varsaym yle zetleyebiliriz: Genler, yallara oranla, genellikle daha ok deime ve yenilik yanldrlar. Yallarda ise tutucu eilimler glenmektedir. 1965 seimlerinde oylarn % 52.9'unu alan Adalet Partisi, Deniz Baykal 'n aratrmasna gre, yksek renim genlii arasnda sadece % 17.1 Tik bir destee sahipti, z e r O z a n k a y a ' n m aratrmasnda ise, bu oran % 12'de kalyordu. Benzei bir aratrmay 1970 ylnda Atatrk ve Hacettepe niversitelerinde yaptmzda, bu farkllk daha da artmt. Bir yl nce yaplan seimlerde % 4 6 . 5 orannda oy toplayan Adalet Partisi'nin, renciler arasndaki taraftarlar % 8.0'i gemiyordu. Seimlerde ancak % 27.4 orannda oy toplayabilen Cumhuriyet Halk Partisi ise, enciler arasnda % 56.1 orannda bir destee sahipti. Baz siyasal bilimciler ve bu arada Deniz Baykal, benzeri aratrmalarn sonularn deiik biimde yorumlam ve buradaki farkllklar eitim dzeyi ile aklamaya almlardr. Oysa baka toplumsal kesimleri de kapsayan aratrmalar, bu tr dnenlerin yanlglarn ortaya koymaktadr. rnein bizim 12 Ekim 1975 Senato ara seimlerinden nce Ankara ilinde yaptmz kamuoyu yoklamasna gre; 21-25 ya grubu Cumhuriyet Halk Partisi'ni % 61.3, Adalet Partisi'ni ise % 11.8 orannda desteklemekteydi. Hemen belirtelim ki, rnekleme -kyl ve iiler dahil- tm toplumsal snflar girmiti.
133

Sz konusu ya grubunun ok byk bir ounluunun rencilikle ilikisi yoktu. 1969 genel sehimlerinden nce iiler arasnda yaplan bir ankete gre; iilerden Trkiye i Partisi'ne oy verenlerin % 55'i 21-30 ya grubuna giriyordu. Artun n s a l ' m rneklemle yapt bir aratrma da, Trkiye i Partisi yelerinden % 79.9'unun 40 yandan kk olduunu gstermitir. Federal Almanya'da yaplan bir kamuoyu aratrmasnn sonular da konumuz asndan ok ilgintir. Alman halknn % 25'i otoriter bir iktidar yanlyken, bu oran genlerde % 14'e, niversite rencilerinde ise % 4'e kadar dmektedir. Genlerin ana ve babalarndan farkl siyasal dnce ve davranlara sahip olmalar olgusu, zellikle aralarndaki eitim dzeyi farknn bymesiyle daha da sivrileiyor. Bizim 1970 renci aratrmamz, yksekrenim genliinin ancak % 36.6'snn babas ile ayn partiyi desteklediini, % 63.4'nn ise babasndan ok farkl siyasal eilimler tadn gsteriyordu. Bu farkllama yoksul ailelerden gelen ocuklarda en st dzeyine ularken, gelir dzeyi yksek ailelere gidildike greli olarak azalyordu. Gelir dzeyi ile eitim dzeyinin genellikle birbirine kout olduunu dnrsek, gencin renimi boyunca edindii bilgilerin -iinde bulunduu ortamla birlikte- farkl siyasal tutumlar gelitirmesini kolaylatrdn syleyebiliriz. 1970 ylnda Hacettepe ve Atatrk niversitelerinde yaptmz aratrma, babadan farkl siyasal eilimler gelitirme asndan, birinci snf rencisiyle drdnc snf rencisi arasnda da byk farklar bulunduunu ortaya koyuyordu. Siyasal tutumlar asndan babadan farkllama oran birinci snflarda % 57.8 iken, drdnc snflarda % 81.3'e ulamaktayd. Baka bir deyile; birinci snftan drdnc snfa gelinceye kadar farkllama % 4 0 . 6 orannda artyordu. Babaevlat farkllamasna her iki niversitenin katks arasnda (Ankara ve Erzurum'un ok farkl toplumsal ortamlarna karn) ciddi bir farkllk olmamas da, yukardaki varsaym daha da glendirmekteydi.
134

b) K u a k l a r a r a s

Tutum

Farklarnn

Nedenleri

ocuun davranlarnda taklit esinin rol oktur ve rnek olarak alnan kii de genellikle yakn evreden, zellikle de aile iindedir. Ergenlik ayla birlikte kiilik ounlukla bakaldrarak kendisini kantlamaya ve aile d modellere ynelmeye balar. Baz gzlemler, gelimi lke genlerinin kiiliklerinde bireysel deerlerin, geri kalm lke genlerinin kiiliklerinde ise ulusal deerlerin genellikle daha ar bastn ortaya koyuyor. Genliin sona erip olgunluk ama geilmesiyle birlikte kiiliklerin daha lmllat kabul edilir. Bernard Shaw 'in u cmlesi ok nldr: " Eer yirmi yanda iken komnist deilseniz, kalbiniz yok demektir; krk yana geldiinizde hl komnist iseniz, kafanz yok demektir". Willy Brandt, kendisinin sosyal demokrat olmasna karlk olunun komnist olduunu anmsatan bir gazeteciye yle demiti: "Onsekizinde komnist olmayan, otuzbeine geldiinde iyi bir sosyal demokrat olamaz". Kuaklar arasndaki tutum farklarnn temelinde yatan nedenlerin banda, bireysel enerjinin dzeyi gelir. Enerji, deiikliklere uyum yetenei demektir. Yllar getike enerjisi azalan kii, uyum gstermek iin yeni abalar gerektirecek kkl deiikliklerden korkmaya balar. stelik yeni durumlara uyum gstermek iin giderek zamannn azaldn da hissetmektedir. "Genler bilebilse, yallar yapabilse" deyii, kuaklararas tutum farklarnn bir blmn ok gzel aklyor. Yllar boyu sren abalarn rnlerini yitirme korkusu da, yallarn tutuculamalarnda nemli bir rol oynar. Toplumda ulat konumu, sahip olduu maddi olanaklar yitirirse, onlar ya da benzerlerini yeniden elde etmek iin gereken ne enerjisi ne de zaman vardr. Gen insan, ayn zamanda toplumsal yetki ve sorumluluklarn byk lde dnda kalmtr. Kendisini varolan koullara balayan balantlar ok gl olmad ve kendisi dnda kimsenin sorumluluunu srtnda tamad iin, davranlarn ayarlarken ya da toplumda kkl baz deiiklik135

leri savunurken uzun boylu dnmesine gerek yoktur. Oysa evlenmek ve ocuk sahibi olmakla somutlamaya balayan sorumluluklar zinciri, ilerki yllarda admlarn ok daha dikkatle ve ihtiyada atmasn gerektirecektir. Genlik ydlarmda etkisi altnda kalnan ve benimsenen baz siyasal grler, yllar getike lmlamann yan sra, ayn zamanda belirli ller iinde gerekleme olanana da kavuabilirler. Gereklemeleri orannda bunlarn deimesini istemek ve bylece siyasal yelpazede soldan balayp saa doru kaymak da doal bir gelimedir. rnein bir lkede mudak krallk varken, anayasal krall savunmak solda olmak anlamna gelir. Oysa anayasal krallk gerekletiinde onu savunmay srdrenler, yeni solu oluturan cumhuriyetiler karsnda saa kaym olurlar. ocukluk dneminde ve genliin ilk yllarnda kazanlan temel tutumlarn daha sonra kolaylkla deimediini biliyoruz. Kari Mannheim gibi baz sosyologlar, zellikle orta yal kuaklarn siyasal tutumlarnn anlalabilmesi iin, oylarn genlik dnemlerindeki siyasal ortamn, egemen ideolojik akmlarn ve sorunlarn incelenmesi gerei zerinde durmulardr. Genellikle genlerin ilerici, yallarn ve yetikinlerin tutucu olduklar varsaymnn, toplumlarn evrimlerinin her dnemi iin geerli saylamayacan ne sren toplumbilimciler de vardr. Onlara gre, bu varsaym toplumlarn kararszlk (istikrarszlk) dnemleri iin geerlidir. Eer uzun bir kararszlk dneminden sonra kararl bir ortam salanrsa, yetikinlerin bir blmnn genlikteki solcu dncelerini srdrmeleri, gen kuaklarn ise tutucu bir dnya grne snmalar olanakldr. te yandan, zellikle ada sanayi toplumlarnda, yallar ounlukla ihmal edilen, toplumsal olanaklardan yeterince yararlanamayan bir kesimi oluturuyorlar. Byle durumlarda, toplumsal-ekonomik bunalmlarn yallar zerindeki etkisi ok daha fazla oluyor. Gene ayn gr sahipleri; bunalm dnemlerinin zor koullarnn, yallar, kkl deiiklik nerenlerin yanma itebileceini ne sryorlar. 136

1960'l yllardan balayarak, zellikle 1968'de hemen tm dnyada izlenen genlik ayaklanmalaryla birlikte, kuaklararas siyasal tutum farkllklarnn giderek nemli siyasal sorunlar yaratabilecek boyutlara varabilecei grlmtr. Bu nemli gelimede, demografik, teknolojik ve biyolojik nitelikli etkenin rol oynadn dnyoruz. lkeden lkeye ve bavurulan kaynaklara gre deimekle birlikte, ortalama insan mrnn Demir a'nda 17, Ortaa'da 25, Fransz Devrimi'nde 37 ve 1955'lerde 70 dolaylarnda olduu anlalyor. 18'nci yzyln sonunda, Bat Avrupa'da, ocuklarn, babalar ldndeki ortalama ya 20 idi. Yani 20 yana gelmi bir gen, bir anlamda babasnn toplumdaki yerini alm oluyordu. Bugn ise 20 yandaki bir gencin -hele renci ise- toplumda sz sahibi olmas sz konusu deildir. zerinde yalnzca babasnn deil, hatta ounlukla dedesinin kuann arln duymaktadr. Kendisinden nceki kuaklarca oluturulmu kurumlara, konulmu kurallara, ounlukla yasal ve etkili bir itiraz hakk bile bulunmadan, uymak zorundadr. Demografik evrim, ada toplumlar en azndan kuan birarada yaad bir ortama mahkm etmitir. Teknolojik gelime nedeniyle, gitgide uzayan bir eitim dneminin kanlmazlyla kar karya kalan genler, hemen tm ekonomik, toplumsal ve siyasal olanaklarn, yetki ve sorumluluklarn dnda tutulmulardr. Bu uzun ve ounlukla skntl eitim dneminin sonunda bile, beklentilerine uygun bir toplumsal konuma sahip olmalarnn neredeyse olanakszln grmek, renci genlikteki bunalmn temel nedenlerinden birisini oluturmaktadr. Teknolojideki ba dndrc ilerlemeye bal olarak, toplumsal koullar da hzla deiiyor. Toplumsal koullarn hzla deimesi, birbirini izleyen kuaklarn yetitikleri ortamlar arasnda byk farkllklar douruyor. Bu durum, kuaklar arasndaki ortak noktalarn azalmasnda ve atmann sertlemesinde en nemli etkenlerden birisidir. Toplumsal yapnn ar deitii "geleneksel toplum"larda, baba ile olunun kar137

lat koullarn ve bunlarn yaratt sorunlarn benzerliidir ki, "tecrbe"ye saygy yaratm ve babaya benzemek genler iin ama olmutu. nk gen adamn bugn karlat sorunlarn zmnde en nemli anahtar, babasnn gemite benzeri sorunlar karsnda kazand deneyimdi. Bu deneyim, yal kuaklarn dierleri zerindeki otoritesini de meru klmaktayd. Gnmzde toplumsal yaplarn hzl deiimi, bir yandan geleneklerin etkisini azaltrken, te yandan da deneyime duyulan saygy azaltmaya ve giderek ortadan kaldrmaya yneltmitir. Bir yandan toplumdaki yallarn oran artarken, te yandan hzl teknolojik gelimenin dourduu toplumsal-ekonomik koullarn hzl evrimi, toplumsal kurumlar abucak eskitiyor. Ama yal ve orta yal kuaklarn karar alma ve uygulama srelerindeki arlklar, bu kurumlarda gerekli deimelerin yaplmasn zorlatryor ve geciktiriyor. Kurumlarn deien koullara uymakta gsterdikleri bu direnme ve gecikme ise, toplumsal huzursuzluklar besleyen, zellikle gen kuaklarla "dzen" arasndaki srtmeleri krkleyen doal bir kaynak oluyor. Deimelere en kolay ve en iyi uyma yeteneine sahip olan genlerin, hem de bilgilerin hzla eskidii bir ortamda en yenilerini renmek durumunda olduklar halde, karar ve etki srelerinin dnda tutulmalarnn yaratt elikiyi Alfred Sauvy yle dile getirmektedir: "ada toplum, yal kiilerce yneltildii halde, hzl bir evrim geirmek durumundadr. Bu noktada belirli bir i eliki vardr". Marcel Hicter 'in, Avrupa Konseyi Kltr Komisyonuna sunduu almaya gre; "Gelecek yllar iinde asl sorun, yetikinlerin ada topluma uyumsuzluu sorunu olabilecektir." Bilim adamlar, tp ve hijyenin, bir yandan insanlar daha uzun sre yaattn, te yandan da genlere, daha uzun bir boy, daha stn bir fizik g ve daha abuk bir ergenlik saladn sylyorlar. Genler yetikinlerin biyolojik zellikle138

rine daha abuk ulayorlar, ama zerliklerini elde etmeleri git gide daha ok gecikiyor. Baka trl sylemek gerekirse; genlerin biyolojik ilevleri ile toplumsal ilevleri ters ynde gelimektedir. Biyolojik zellikleriyle daha abuk olgunlatklar, yetikin duruma geldikleri halde, renci olarak toplumdan daha uzun sre ocuk muamelesi grmektedirler. Bu durum, kuaklar aasndaki atmay daha belirginletirmektedir. c) Yksek r e n i m Genlii ve Siyaset

renci genliin siyasal tutumuna eitli nedenlerle deindik. renci hareketleri, kendi toplumumuzun siyasal gemiinde de zaman zaman nemli roller oynamlardr. Ordunun 27 Mays 1960'da iktidara el koymasna kadar giden olaylarda, niversite rencilerinin oynad rol hepimiz biliyoruz. Ancak 1960'l yllarn sonlarna geldiimizde, zellikle 1968 ylnda, farkl gelime dzeylerindeki deiik siyasal rejimlere sahip olan lkelerde birbiri peisra grlen renci ayaklanmalarnn gemitekile den apayr nitelikler tad grlyordu. renciler artk yetikinlerin harekedeinin bir uzants olmaktan kmlard. Yetikinlerin rgt ve nderliklerinden byk lde bamszlamalard. Bunun temelindeki genel nedenleri yukarda grdk. Bu balk altnda, renci hareketlerini aklamaya ynelik eitli kuramsal grlee deineceiz. renci hareketlerine ynelik psikolojik aklamalar, rencileri genellikle genliin dier kesimleriyle birlikte deerlendiriyorlar. Bu bak asna gre; gnmzde gen babasna benzemek istememektedir. nk ona bir "aile babas-}-toplumsal otorite" olarak grnen babas, hzl toplumsal deiim sonucu ilkel bir grnm kazanmtr. Babasnn yerini alabilecek baka bir model de toplum tarafndan verilememektedir. Bylece babalarn kuann toplumsal mirasn reddeden ve bu miras yok etmeye alan bir kuak ortaya kmaktadr. Klasik baba-oul atmasnn yerini, babalarla oullarn kuaklarnn atmas almtr. 139

Gnmzn renci hareketlerine biyolojik kkenli bir aklama getiren gr, genlik enerjisinin tketilme yollarndaki baz tkanklklardan hareket ediyor: niversiteli, hatta liseli gencin, ergenlik tesinde de ocuka bir faaliyet biimini srdrmek zorunda bulunuu, skntlarnn birounu temelindeki nedendir. nk bu yaam biimi, onun ne yetikinlerin hiyerarisinde yer almasna izin vermekte, ne de saldrganlk drtlerini boaltmak olana tanmaktadr. Freud 'un da grd gibi, bask altma alman cinsel gereksinme sonu dourabilir: Ycelme (enerjiyi bilim, sanat, spor vb alanlada tketme), saldrganlk ve nevroz (bir tr kendi kendisine kar saldrganlk). Btn bunlar varolan enerjinin tketilme yollardr. R o g e r Masters, renci gsterileri ile gen hayvanlarn davranlarn karlatrarak, ortaya konmas iin yasal yollar bulunduunda, saldrganlk eilimlerinin iddete dnmeyeceini ileri sryor. renim sresinin uzamas ile doan saldrganlk drtlerinin giderilmesinin yollarn da e ayryor: Bireysel dzeyde, niversite iinde ve niversite dnda olmak zere. Psikoz, nevroz ve intihar, saldrganln kiinin bizzat kendisine ynelmesidir. Uyuturucu maddeler, normal ilikilerden kamaya yararlar. Bireysel dzeydeki boalma yollarnn sonuncusu ise cinsel etkinliktir. Burada saldrganln cinsel etkinlikle yer deitirmesi sz konusudur. Saldrganlk drtlerinin niversite iindeki boalma yollar daha eididir: Dier rencilerle rekabet, sportif etkinlikler, arkada grubu veya ideolojik almalar benzeri toplumsal etkinlikler, renci rgtleri iinde alma ve niversite ynetimine katlma. niversite dnda siyasal etkinlikler, gence dorudan yetikinlerle rekabet olana salamaktadr. renim srasnda yetikinlerle ek bir ite almak ya da lenime zaman zaman ara vererek yetikinlerle almak, gene dier kuaklarla dolayl bi rekabet yolu olarak olumlu bir ilev grmektedir. Ortodoks marksist gre gre, renci harekederi snf atmalarnn bir uzantsdr. niversiteye gelen gen, genel140

likle burjuva vc kk burjuva kkenlidir. inin ve topraksz ya da az toprakl kylnn ocuunu niversiteye kadar okutabilme olana, ounlukla yoktur. stelik, retim srecinin dnda kaldklar iin, rencilerin yaants da kk burjuva koullarn yanstmaktadr. Kk bir aznln dndakiler, niversiteyi bitirdikten sonra kk burjuvaziye katlacaklardr. Bylece de toplumsal snflar deimemi olacaktr. yleyse, renci genliin eylem biimi, aslnda kk burjuvazinin eylem biimidir. "Kk burjuva davranlarnn sorumsuzluu, kaypakl, dneklii, babozukluu ve terrizme yatknl genlik eylemlerinde" de doal olarak grlecektir. Oysa olaya kuramsal adan bakan marksistler renci hareketlerine bylesine bir olumsuz ve kmseyici tutumla yaklarken, Lenin ve Mao gibi, marksizmin uygulamasn yapmak durumunda kalm eylem adamlar, farkl bir yaklam iinde olmulardr. Lenin, rencilerin eitim konularyla snrl olan niversite ii mcadelelerini bile yararl saymtr: ".. .Ve kk akademik atmalarn kk balanglar, byk bir balangtr; nk, onu byk sonular izleyecektir. Bugiin deilse yarn, ya da br gn (.. .) Genlik, renci, genlik ve daha ok ii genlik mcadelenin sonucuna karar verecektir". Ortodoks marksist gre gre, genliin snf atmalarndaki asl ilevi, emeki snflara "bilin ' gtrmek"tir, nk "kendiliinden snf" olmaktan kp "kendisi iin snf'' olabilmesi iin ii snfnn bilinlendirilmesi gerekmektedir. i snf ancak bu durumda devrimci bir nitelik kazanabilecektir. deoloji bu bilinlenmenin znel (sbjektif) kouludur. deoloji dtan ii snfna iletilmedike, bilinlenmenin kendiliinden ortaya kmas beklenemez. yleyse genlik harekeerinin devrim iinde nemli bir yeri olabilir. Ancak, retici bir snf olmad iin, bizzat genliin devrim yapmas sz konusu deildir. M a o bu konuda ok ak konumutur: "in'in gen aydn ve rencileri, ii ve kyl ynlarna gitmeli ve lke nfusunun yzde doksann oluturan geni ynlar harekete geirmeli ve rgtlemelidirler". Frankfurt Okulu olarak adlandrlan grup ve onun nde gelen temsilcisi olarak Herbert Marcuse, marksist zmler141

den kalkarak ok farkl bi noktaya varyorlar. Marx'm temel devrimci g sayd ii snfnn, ileri derecede sanayilemi batl lkelerde, artk sistemle btnletiini sylyorlar. Marksist zmlemeye gre devrim, retim biimiyle retici glerin gelimesi arasnda bir uyumazlk, bir eliki olduu zaman ortaya kar. Devrimin nc gc de, bu elikinin sonularndan en ok zarar gren snf olur. Marcuse, kapitalizmin ulat yeni aamada, devrimci gcn - M a r x ' n tam tersine- retim srecinin dnda kalanlardan olutuunu ne sryor. nk onlar henz "tketim toplumu" ile btnlemcmilerdir. Mercuse'ye gre, "doann teknolojik fethinin geliimi iinde, insann insan tarafndan fethi de ilerler. Ve bu fetih, kurtulu iin a priori gerekli zgrl kstlar". Bunun sonucu tek boyutlu insandr. Ama bu koullandrmann dnda kalabilen aydnlar kitlesini de unutmamak gerekir. Bunlarn iinde, ayn zamanda retim srecinin de dnda kaldklar iin, en nemli g. rencilerdir. stelik, beyazlarn uygarlm ykmak isteyen siyahlarn, onun yerine nerdikleri baka bir tketim biiminin olmamasna karlk, renciler ok daha bilinli bir g oluturmaktadrlar. renci hareketlerinin ounlukla dzensiz ve kendiliinden ortaya kmas da, tehlikenin ne zaman ve nasl ortaya kacann bilinmemesi bakmndan, rejimi savunmas g bir durumda brakmaktadr. Ksacas, Herbert Marcuse ve dnce arkadalarna gre, kapitalizmin tketim toplumu aamasna ulam lkelerde rencilerin ayaklanmalar, sistemin kendi i elikilerinin bir sonucudur. retim sreci dnda kalan en bilinli toplum kesiminin, sistemin akl d gelimesine kar kdr. "Devrimci reformizm" akm etrafnda birleen marksist dnrler de rencileri toplumsal bir snf olarak ele alyorlar. Yaanmakta olan "ikinci sanayi devrimi"nin, ileri derecede uzmanlam yeni bir toplumsal kesim yarattn, rencilerin de bu "cretli yeni orta tabakalar"m, sanayi toplumu ile en az btnlemi tabaka olarak, en zayf halkasn oluturduunu ne sryorlar. 142

Jean Pronteau, saylarnn ok hzl artmas nedeniyle rencilerin eskisi gibi serbest meslee atlma, retim aralarnn mlkiyetine sahibolma ya da st dzeyde onlarn ynetimine katlma gibi olanaklarnn son derece azaldna iaret ediyor. Devlet brokrasisinin st dzeyleri iin de ayn ey sz konusudur. yleyse renciler, Marx'n proleterya tanmna byk ounluklan ile uymaktadrlar. nk onlar da retim aralarnn mlkiyetinin dnda tutulmulardr. H e n r i Lefevre 'in de ayn gr bir baka adan savunduunu gryoruz. rencilerin de, "entellektel retim pazarlna. sunabilecekleri sadece alma gleridir. stelik, renimlerini bitirmedikleri iin onu da hemen yapamazlar. Frederic Bon 'a gre, "renciler en byk baskya urayan toplum kesimi deildir; ama bu basknn en sama ve en haksz olduu toplumsal tabakadr." nk bilimsel ve teknik deimeler sonucu, reticinin otoritesinin nedeni ortadan kalkmtr. imdi profesr ile renci arasndaki fark, sadece bilmediklerinin derecesi ile ilgilidir. J e a n Suret-Canale, crediler iinde aratrc, mhendis, teknisyen ve eiticilerin orannn giderek arttna ve bu tabakalarn artk retici veya retim koullarn yaratc bir grev yklendiklerine iaret ediyor. renciler de artk gelecein burjuvalar olmaktan kmakta, yaam koullar ii snfna daha yakn olan bu cretli kesim arasna katlmaya aday olmaktadrlar. yleyse rencilerin mcadelesi, aslnda smf atmasnn bir parasdr. Claud R e n a r d yle diyor: "Anarizmin btn tarihi, belirgin bireyci izgileri ve umutsuz iddetiyle, el zanaatlarnn 19'ncu yzyl sanayi devriminin arl altnda yok olmasna baldr." Bu gre gre, niversite genliinin imdiki umutsuz iddetini de, ikinci sanayi devriminin arl altnda proleterlemekte olduklarna balamak gerekebilir. Zaten baz renciler de kendi durumlarnn proleter tanmna uyduunu, 1968 olaylar srasnda savunmulard: "Proleter, yaants zerinde hi bir iktidar olmayan ve bunu bilen kiidir."
143

ada renci hareketlerini aklamaya alan bu grlerin nemli bir eksiklikleri var: Hemen hepsi, belirli bir gelime dzeyine ulam bulunan batl toplumlar hareket noktas olarak alyorlar. Biyolojik etkenlere dayal aklama ise, cinsel zgrln snrlarnn neredeyse kalkm olduu lkelerde bile nemli genlik hareketlerine rastlanabilmesini unutmu grnyor. " Kuaklararas Tutum Farklarnn Nedenleri" bal altnda incelediimiz etkenlerin, renciler asndan da zellikle geerli olduunu syleyebiliriz. SELM KAYNAKLAR Alkan- Ergil; Siyaset Psikolojisi, Turhan Kitabevi, Ankara, 1980. Baykal, Deniz; Siyasal Katlma, 1970. S.B.F. Yaynlar, Ankara,

Duverger, Maurice; Sociologie Politique, P.U.F., Paris, 1966. Kalaycolu, Ersin; Karlatrmal Siysal Katlma, .. Siyasal Bilgiler Fakltesi Yaynlar, stanbul, 1983. Klal, A h m e t Taner; renci Ayaklanmalar, Bilgi Yaynevi, Ankara, 1974. Meynaud-Lancelot; 1964. Les Attitudes Polhiques, P.U.F., Pais,

Ozankaya, zer; niversite rencilerinin Siyasal Ynelimleri, S.B.F. Yaynlar, Ankara, 1966. 3. C N S Y E T VE SYASET Ya gibi cinsiyetin de, bir biyolojik-toplumsal olgu olaak siyasal tutumlara yansdn aratrmalar ortaya koyuyor. nce siyasal tutumlar asndan kadn-erkek farkllamasn, sonra da bu farkllamann nedenlerini inceleyeceiz. a) Kadn-Erkek T u t u m Farklar Kadnlarn siyasal tutum ve davranlarnda ilk dikkati eken zellikler unlar: Kadnlar siyasal katlmaya ve b arada 144

sandk bana gitmeye erkeklerden daha az eilim tayorlar. (Ancak, duraan dnemler iin geerli olan bu durumun bunalm dnemlerinde deitii sylenebilir.) Oy verdikleri zaman da, gene erkeklere oranla, tutucu partileri daha ok destekliyorlar. Ama erkeklerin siyasal tercihleri olduka zor deiirken, kadnlar da bu lde bir kararllk grlmyor. Parti nderinin ya da adaylarn kiilii, kadnlar genellikle ideolojilerden ve parti programlarndan daha ok etkileyebiliyor. Bekar ya da dul kadnlarda, erkeklerden farkl siyasal davranlar daha belirgin duruma gelirken, evli kadnlarn genellikle kocalarnn siyasal tercihlerine uyduklar anlalyor. Gl olan ve dolaysyle istikrar seme eilimi de kadnlarda erkeklerden daha fazla. Kadnlarn seimlere duyduu ilginin erkeklere oranla az olduu ne lde ge ekse, bu durumu en ok evliliin ve ondan sonra toplumsal snfn etkileyebildii de, ayn lde aratrmalarca dorulanyor. Evli kadnlar kocalarna baml olarak daha ok sandk bana gidiyorlar. Sandk bana gitmeyen kadnlarn oran iiler arasnda genellikle en yksek, kamu grevlileri arasnda ise en dk. Fransa'da yaplan bir aratrmada, ii mahallesinde oturan kadn iilerin seimlere daha byk bir oranda katldklarn, oysa burjuva mahallelerinde oturan kadn iilerde seime katlmama eiliminin ok yksek olduunu gsterdi. 1973 seimleri zerinde irin Tekeli 'nin stanbul'da yapt bir aratrmaya gre, kadnlarn sandk bana gitme eilimi, erkeklerinkinden % 13.5 orannda daha dkt. Oy verme oran evli kadnlarda % 58. 7'ye karken, dullarda % 38.9'a, bekarlarda ise % 37.0'ye kadar iniyordu. Kadnlarda siyasal katlma eiliminin azl, aslnda siyasal yaama ve genel olarak siyasal konulara duyulan ilgi azlnn bir yansmas saylabilir. Siyasal ierikli kamuoyu yoklamalarnda da, "bilmiyorum" ya da "bir fikrim yok" gibi yandar, daha ok kadnlardan gelmektedir. Bu durum, yksek renim yapan kz renciler arasnda bile belirgindir. 1970 ylnda Atatrk ve Hacettepe niversiteleri rencileri arasnda yapt145

mz aratrmada, hemen siyasal nitelikli tm sorularda kzlarn ekimserlii ortaya kyordu. rnein, " Kemalizm Trkiye'nin bugnk sorunlarna yant verecek yeterli bir yol mudur?" sorusuna " fikrim yok" biiminde yant verenlerin oran erkek renciler arasnda % 25.1 iken, kzlarda % 43.0' bkmt. 1975 Senato seimlerinden nce Ankara li erevesinde yaptmz kamuoyu yoklamasnda da, kadnlarn "bilmiyorum" benzeri yantlar, baz durumlarda erkeklerinkinin alt katma kadar kabiliyordu. Aratrmalara gre, kocalar ile ayn partiye oy veren kadnlarn oran Hollanda'da % 92, Norve'de % 88 ve Fransa'da % 89'dur. Gzlemle Trkiye'de bu orann ok daha yksek olduu varsaymn glendirmektedir. Batl lkelerde yaplan aratrmalarda, erkeklerde laik ve sol partileri, kadnlarda ise tutucu ve dinci partileri destekleme eiliminin daha belirgin olduu grlmtr. Byk partileri, yani gl olan ve kararllk getirme olasl yksek bulunan seme eilimi de -zellikle belirli toplum kesimlerindeki kadnlarda- belirginlemektedir. Trkiye'de yaplan kamuoyu yoklamalar da bu genel eilimleri destekler niteliktedir. 1973 seimleri zerinde kylerde yaplan bir aratrma da, Milli Selamet Partisi ve Trkiye Birlik Partisi gibi din ya da mezhep ballna dayal partilere kadnlarn erkeklere oranla daha ok eilim duyduklarn ortaya koymutur. Siyasal yaama duyduklar ilgi azlnn, kadnlarn siyasal pa tilere ye olma ve oralarda sorumluluklar tama konularndaki davranlarna da yansmas doaldr. Gene aratrmalar, orta ve sa partilerdeki kadn ye orannn daha da dk olduunu gstermektedir. Eitim dzeyi ddke, kadnlarn siyasal partilere ye olma ve orada etkin ilevler yklenme oran da dmektedir. rnein 1970'lerde yaplan bir aratrmaya gre, Fransz sosyalist partisinde ye olan kadnlarn % 18'inin lise ya da niversite hocas, % 13'nn ilkokul retmeni ve % 18'inin kamu grevlisi olmasna karlk, ii oran ok kkt. 146

Trkiye'de kadm semenlerin % 25.5'i siyasal yaama ok seyrek bir biimde katlrken, ancak % 3'nn youn bir biimde katldn gsteren veriler var. Oysa siyasal yaama ok seyrek olarak katlanlarn oran erkekler arasnda % 6.9'a inerken, youn bir biimde katlanlan oran % 14.2'ye kmaktadr. Kadm-erkek davranlar arasndaki fark bu noktada ok arpcdr. Batl lkelerde kadnlan yasama organlarnda ancak ok kk bir oanda temsil olanana sahip bulunduklarn gyouz. Bu oran orta ve sol partilerde, zellikle de komnist partilerde artarken, sa partilerde azalyor ve bazen sfra kadar iniyor. K a d m milletvekillerinin yasama meclislerindeki oran, genellikle % 5 dolaynda kalyor. Komnist tek partili sistemlerde, kadnlarn siyasal yaamdaki arlklarnn -oulcu bir demokrasilerle kyaslanmayacak bir biimde- artt bir gerektir. 1974'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birlii'nin Uluslar Meclisi'ndeki kadm temsilci oran % 31, Sovyetler Birlii Konseyi'ndeki kadn temsilci oran ise % 40'd. Bu oran belediye meclislerine % 47.4'e ulayordu. Kadnlarn belediye bakanl yapt kentier arasnda Moskova ve Leningrad gibi, Sovyetler Birlii'nin en nde gelen kentleri de vard. Hkmet dzeyinde grev alan kadnlarn says da, gene oulcu demokrasilerle kyaslanamayacak lde fazlayd. Trkiye'de kadnlarn yasama organna ilk girileri, 1935 seimleri ile olmutur. lkeyi ynetenlerden gelen bir deerlendirme ve istek sonucu, 17 kadnn milletvekili olarak siyasal sekinler arasna katlmas salanm, ama tek parti dneminin koullar iinde bile, kadnlarn yasama organndaki oran % 3.8'i hibir zaman geememitir. ok partili bir siyasal sisteme getikten sonra, bu orann hzla dt dikkati ekiyor. Siyasal iktidarn yaplan ilk zgr seimlerde el deitirdii 1950 ylnda bile, yasama organna ancak 3 kadn girebilmi ve oran % 0 . 6 ile en dk dzeyini bulmutu. 1950'den sonraki dnemde, kadnn ev d ilerde almasnn giderek yaygnlat gznne alnrsa, yasama organnda temsil edilme bakmndan hzla gerilemeleri daha da ilgi ekici olmaktadr.
147

b) Kadn-Erkek

Tutum

Farklarnn

Nedenleri

Kadnlarla erkekler arasndaki dnce ve davran farklarnn, genel olarak onlarn toplumdaki konumlarnn farkllndan kaynakland sylenebilir. ki cinsin toplumsal konumlar arasndaki farkllk ise, ounlukla bir eitsizliin yansmas biiminde ortaya kyor. Bylece de sorun, kadn-erkek eitsizliinin temelindeki nedenlere gelip dayanyor. Kadn-erkek eitsizliini, biyolojik, psikolojik ve ekonomik nedenlere dayandran grler var. Kadnn yap olarak daha zayf olduu grnn tartmal olduunu sylemeliyiz. rnein kadnlarn acya dayanma glerinin ok daha fazla olduu bilindii gibi, kadnlarn ortalama olarak erkeklere oranla daha fazla yaadklar da bir gerektir. Ama biyolojik olarak ocuk dourma ilevinin kadna ait oluu, onu ev ii ilere itmi ve giderek toplumsal konumunun belirlenmesinde nemli bir rol oynamtr. Kadn ile erkek arasndaki yapsal farkllklarn kadnlarn aleyhine sonular yaratt grne katlmayan August Bebel, bu konuda yaplan aratrmalar yle zetliyor: "ilkel dnemlerde kadnla erkek arasndaki bedeni ve fikri ayrlklar, bugnk kadar ok deildi. Btn vahet ve barbarlk dnemlerine ait insanlarn beyin ve zeklarnn ileyi deerleri konusunda kadnla erkek arasnda fark yoktu (...) H.H. Johnstone'nin Kongo'daki airetler arasnda yapt incelemeler, buralarda kadnlarn erkekler kadar ar iler grdn, ounlukla erkekten kuvvetli ve daha iyi gelimi olduklarn gsterir (...) Shellang, Alman ynetiminde olan yeni Guineada Papuan'lar arasnda yapt antropolojik incelemelerde, kadnlarn erkeklerden daha salam bir bnyeye sahip olduklarn syler." Kadn-erkek eitsizliini ruhsal nedenlere dayandranlar, bunu erkeklik organna sahip bulunmadn farkeden kz ocuklarn kk yatan kapldklar aalk kompleksiyle ve daha ileri yalarda cinsel iliki srasnda uygulanan geleneksel pozisyonlardaki erkein stnlyle aklamaya alyorlar. Bu bak as ok tartlabilir. nk tarihte kadnn erkekten stn olduu dnemlerin bulunduunu biliyoruz. Oysa biyolojik etkenlerin olduu gibi, psikolojik etkenlerin de - y u 148

karda aklanan biimiyle- tarih boyunca deimedii sylenebilir. Biyolojik ve psikolojik aklamalarn, deimez verilerden hareket etmesine karlk, ekonomik aklamalar deiken bir etkene dayanyorlar. Bu nedenle de, tarih boyunca kadnn toplumda erkek karsnda sahip bulunduu konumun deimesini aklamakta daha az sknt ekiyorlar. rnein Heredot 'un anlattklar doruysa, Eski Msr'da kadnlarn ekonomik yaamda etkin olduklar dnemler olmutu ve bu etkinlik, onlarn toplumsal yaamda da stn bir konuma ulamalarsnucuu vermiti. Sparta'da ise, kadnlar erkeklerle ayn eitimi grr, ayn ileri yaparken, onlara tam anlamyla eit saylyorlard. Gebe koullarnn egemen olduu eski Trk boylarnda da, kadnn zgr ve eit bir toplumsal konuma sahip bulunduunu biliyoruz. Kzlarn, kendileriyle evlenmek isteyen erkeklerle bir eit dello yaptklarn ve kendilerini yenemeyen erkeklerle evlenmediklerini ortaya koyan bilgiler var. O koullar iinde, kadnn devlet ynetiminde, hatta askerlik ve sporda bile etkin rol oynamas olaan karlanabiliyordu. Trklerin slam kabul etmelerinden ve Anadolu'ya yerlemelerinden sonra bile, bu kltrel etkiler, belirli ller iinde, giderek azalarak srebilmitir. Kadnn tarihsel koullar iinde erkee gre zayf bir duruma dmesi, byk lde kadnn ekonomik rolnn deimesine bal gibi grnyor. Kadnn eve kapanmas ve yalnzca ev ii ilerle ilgilenir duruma gelmesini douran koullar, erkei evi geindiren bir role brndrm, toplumsal ve siyasal yaamda da kadnn rekabetinden uzaklatrmtr. Bu durum giderek, erkein gerek genel olarak toplumdaki, gerekse aile iindeki konumunu glendirmitir. Erkein "aile reislii" tartmasz hale gelmitir. Sz konusu koullarn sreklilik kazanmasyla, kltrel deerlerin de etkilenmesi kanlmazd. Aile kurumunu toplumun temeli sayan, onu kutsallatran ve kadnn da "analk rol"n ycelten deer yargdar giderek kkletiler ve kendi 149

lerini yaratan koullarn ortaya kalkmaya balamasna karn etkinliklerini byk lde srdrdler. Kadnn ada koullar iinde ev ilerine ok daha az zaman ayrarak ev dnda da retken ve erkee rakip olabildii durumlarda bile, kltrel etkilerin yansd "yasal eitsizlik"ler direndi ve zayflayarak da olsa direniyor. Ev dnda alan kadnlarn oran sanayilemi lkelerde hzla artmaktadr. Avrupa Ekonomik Topluluu'na dahil lkelerde, 15-64 yalar arasndaki kadn nfusu iinde alan kadn oran 1970'de % 44 iken, 1982'de % 50'yi buldu. Oysa, ayn sre iinde bu oran, erkekler iin % 90'dan % 84'e dt. Uzmanlar, nmzdeki yzyln banda, alan kadn ve erkek nfus arasndaki oran farknn tmden kalkacan syleyebilmektedirler. Bu deiimin, kadnlarn siyasal tutumlarna giderek artan llerde yansmas beklenmelidir. AET lkelerinde bile, kadm-erkek cretleri arasndaki eitsizliin % 30'a kadar varabildii gereini gznne alrsak, kadnn ekonomik konumunun deimesinin, genel olarak siyasal yaam etkilememesi dnlemez. Bat'da gelime bu dorultudayken, Trkiye'de farkl bir geliim izgisinin izlendiini vurgulamakta zorunluk var. kinci Dnya Sava sonrasnn Trkiye'sinde, ahan nfusun % 80'ini tarmdaki igc oluturuyordu ve tarmda alan kadn oran ise yardan fazlayd. O gnn istatistiklerine gre, toplam alanlarn % 47'si kadnd. Oysa kentleme sreci hzlandka tarmda alan nfus azald ve kyden kente geden kadnlarn byk ounluu ev d bir ide almamaya balad. 1975 yl bilgilerine gre, Trkiye'nin en youn sanayilemi blgesindeki stanbul'da bile, ahan kadnlarn oran % 16,5'i gemiyordu. Baka bir deyile, kentleme oran arttka alan kadnlarn oran azalmt. Kentli kadnn giderek artan oranda almas ise, isizlik sorununun zmne de baldr. sizliin artndan en ok zarar gren kesim, kadnlardan ve genlerden olumaktadr. Fransz kadnlarnn siyasal tutumlar zerinde bir aratrma yapm olan Mattei Doan ve J a c q u e s Narbonne
150

u gr savunuyorlar: "Aratrmamzn hibir annda, kadnlarn ve erkeklerin, iinde yaadklar toplumsal koullardan bamsz olarak, yanhzca cinsiyetlerine bal tutumlarna rastlamadk. Kadnlar ve erkekler, hereyden nce, kadn ve erkek konumlarnda bulunan insanlardr. O konumlarn ise, cinsiyetle ilgili biyolojik zelliklerden kaynaklandn hibir ey kantlamyor. Siyasal tutumlar aklayabilmek iin, her cinse zg ruhsal-toplumsal ortam gznne almak gerekir." arda bir ii olmayan evli kadn, kocasndan ok daha dar bir evrede yaar ve o evrenin koullarndan etkilenir. Deiik toplum kesimlerinin yaam koullaryla ilgili bilgisi kocasndan ok daha azdr. Gnlk alveriin tesine geen bir boyutta ekonomiyi ve evresini aan bir boyutta toplumsal olaylar deerlendirmesine olanak yoktur. Ksacas onun evreni, kocasnnkinden ok daha dardr. Onun yaad dnyann koullar daha ar deitii iin, geleneklere ve greneklere daha ok baldr, daha tutucudur. Ev kadn siyasal yaama erkekten daha az ilgi duyar, nk siyasal yaamn boyutlar onun kk dnyasn ok aar. Siyasal konularla ilgili bilgilerinin azl, seimlere daha dk oranda katlmalar, hep siyasal yaama duyduklar ilginin greli azlyla aklanabilir. Siyasal konular daha ok kocasnn ilgi alan olduu iin, kocasnn yapt siyasal tercihe katlmas doaldr. Duygusal koullardan daha ok etkilenmeleri, glye snarak gvence ve kararllk aramalar, genellikle toplumda yaadklar koullarn bir rndr. Bilinmeyen eyler insanlar korkutur. Kadnlar da siyasal yaamla ilgili yeterli bilgiye sahip bulunmadklarna gre, neler getireceini iyice gremedikleri deiikliklere kar, glye ve kararlla sarlrken, ister istemez tutucu eilimler gsterirler. Maurice Duverger, geri kalm lkelerde ve zellikle islamn egemen olduu blgelerde, durumun bazen tersine olabileceini ne sryor. Bunun nedeni ise, kadnn toplumsal koullarnn erkeklerinkiden ok daha kt oluudur. Baka bir deyile, kadnn "en ok ezilen toplumsal kesimi" oluturmasdr. Gzlemler ve yapdan aratrmalarn, Duverger'nin varsaymn Trkiye koullarnda dorulanmadn belirtmeliyiz.
151

Demokratik gelenekleri ok kkl ve eski olan lkelerde bile kadnn yasama organlarnda ancak ok kk oranlarda temsil edilebilmesini doal karlamak gerekir. Bir toplum kesiminin siyasal rejimde etkin bir yere sabib olabilmesi im koul biraraya gelmelidir: Farkl karlar ve dolaysyla farkl bir dnya gr; bu farklln bilincinde olma; ve o farkl kar ve grleri etkin bir biimde savunmaya elverecek olanaklar. Kadnn erkeinden bamsz olarak bir siyasal tutum oluturamamas gerei, kadnn parlamentoda keklerden ayr bir toplumsal kesit olarak temsil edilmesinde sosyolojik bir zorunluk bulunmad gibi bir sonu dourmaktadr. Ancak ortak karlar iin rgtlenme aamasndan sonradr ki, bir toplum kesiminin yasama organlarnda temsil edilmesi gstermelik olmaktan kabilir ve oulcu rejim asndan somut bir nem kazanabilir. statistikler Trkiye'de kadn nfus iindeki okuma-yazma orannn, erkeklere gre yar yarya dk olduunu gsteriyor. Eitim dzeyi ykseldike bu dengesizlik daha da bozuluyor. rnein yksek renim yapan her drt erkee karlk ancak bir kadn ayn olana elde edebiliyor. Ekonomik yaamdaki yer asndan da durumun ayn olduunu biliyoruz. Buna bir de kadnn oy verirken bile siyasede yeterince ilgilenmediini eklersek, siyasal yaamdaki arlnn azlna amamak gerekir. Toplumsal tabanda bilinen koullar varken, siyasal tavanda durumun farkl olmas iin neden yoktur.

SELM KAYNAKLAR Abadan-Unat, N e r m n ; Trk Toplumunda Kadn, Aratrma Eitim Ekin Yaynlar, stanbul, 1982. Alkan-Trker; Kadn-Erkek Eitsizlii Sorunu, SBF Yayhnlar, Ankara, 1981. Baykal, Deniz; Siyasal Katlma, SBF Yaynlar, Ankara, 1970. Behel, August; Kadn ve Sosyalizm, Toplum Yaynevi, Ankara, 1966.
152

Beauvoir De, S i m o n e ; Le Deuxieme Sexe (2 cilt), Gallimard, Paris, 1949. iti, Oya ; Toplumsal - Ekonomik Siyasal Yaamda Kadn, Trk Sosyal Bilimler Dernei Yay., Ankara, 1986. Duverger, Maurice; La Participation des femmes a la vie politique, Paris, 1955. Kalaycolu, Ersin; Karlatrmal Siyasal Katlma, .. Siyasal Bilgiler Fakltesi Yaynlar, stanbul, 1983. Meynaud-Lancelot; 1964. Les Attitudes Politiques, P.U.F., Paris,

Tekeli, irin; Kadnlar ve Siyasal Toplumsal Hayat, Birikim Yaynlar, stanbul, 1982.

153

KNC

KISIM

KK GRUPLAR
Toplumsal yaamda, bireyden sonra gelen boyutu kk gruplar oluturur. Birey bir anlamda kk gruplar araclyla toplumla btnlei. Bu nedenle de^ kk gruplarn yaplar ve ileyileri bilinmeden, siyasal yaam tmyle kavranamaz. Gruplarn i dinamikleri kadar, gruplar aras dinamiin sreleri de, birok davrann aklanmas bakmndan nem tar. Siyasal tutumlarn oluumunda kk gruplarn yadsnamaz bir arl vardr. 1. K K G R U P L A R D A YAPI VE LEY

Kk gruplarn siyasal yaamda oynadklar rol kavrayabilmek iin, ncelikle kk grup kavramna aklk getirmek ve oradan hareketle grup dinamii olgusunu incelemek gerekir. Grup ii iktidar ve nderlik konusu da, hem kk gruplarn ileyilerinin iyi anladmas, hem de genel olarak nderlik olgusunun eitli ynlerinin kavranlmas asndan nemlidir. a) K k Gruplarn Yaps Aralarnda belirli trden, sk ve srekli ilikiler bulunan az sayda kiiyi kk bir grup olarak tanmlayabiliriz. Aile byle bir grup olduu gibi, okulda, ide ya da askerde oluan arkada gruplar da bu snflandrmaya girerler. Belirli zamanlarda bir araya gelen komular, spor yapmak ya da satran
155

oynamak iin biraraya gelenler de zamanla kk bir grup olutururlar. Belirli bir dayanma ve dorudan ilikiler, kk gruplarn temel nitelikleridir. rnein bir futbol manda ayni trbnde birbirine yakn oturanlar bir kk grup savlmazlar. Ama her mada yaklak ayn yerde oturmay srdrrlerse, zamanla orada da bir kk grup ortaya kar. Kiik gruplar, yeleri arasndaki ilikilerin younluuna ve zellikle de niteliine gre ikiye ayrabiliriz: Birincil gruplar, ikincil gruplar. Birincil gruplarn temel zellii, yeler arasndaki ilikilerin duygusal nitelikte olmasdr. Bu gruplarn yeleri kolay kolay deimezler. Biraraya gelmelerinin nedeni de belirli bir amac gerekletirmek deildir. yeler birbirlerini hemen her yanlaryla tanrlar. likileri geni kapsaml ve itenliklidir. Birincil gruplara rnek olarak aileyi ve arkada gruplarn gsterebiliriz. ikincil gruplara resmi gruplar ya da gnll gruplar da dendii olur. kincil gruplarn yeleri arasndaki ilikiler duygusal olmaktan uzaktr ve ancak belirli alanlar kapsar. Belirli bir amaca ynelik olarak oluan bu gruplarda yeler hemen srekli bir biimde deiir. Ayn iyerinde ya da belirli kurullarda alanlar, dernekler, "siyasal partiler, sendikalar hep ikincil gruplar kapsamna girerler. Bu gruplara ancak belirli bir ama iin girilir ve grubu oluturan kiiler de birbirlerinin ancak bu amala ilgili yann tanrlar, rnein zel yaamlarn bilmezler. likileri bir anlamda resmi ve snrldr. ster birincil isterse ikincil gruplar olsun, kk gruplarn yaps eden oluur: Kurallar, konumlar ve grevler. zellikle birincil gruplarda kurallar yazl deildir. Zaman iinde olumulardr ve grubu oluturan yelerce bilinirler. Bunlara uyulmamas durumunda ne gibi yaptrmlarn uygulanaca da, gene yazl olmamakla birlikte bilinir. Kurallara uyumda en nemli etkeni, grubun manevi basks oluturur. kincil gruplarda ise yazl kurallar ve yaptrmlar ar basar. Yneticilerin nas seilecei, denetimin nasl yaplaca, grev blmnde hangi esaslara uyulaca, genel olarak yelerin ykmllkleri, 156

/asalar, ynetmelikler, tzkler ya da szlemelerle belirlenmitir. Birincil gruplarda kendiliinden, ikincil gruplarda ise yasalarla belirlenmi konumlar vardr: Ailede ana, baba ve ocuklar, bir dernekte bakan, ynetim kurulu yeleri ve denetleyiciler gibi. Grubu oluturan her yenin konumu bellidir. Grup yapsnn nc esi, bu konumlara uygn olan grevlerdir. Her konumdaki yenin, grubun srebilmesi ii neler yapmas gerektii kurallarca belirlenmitir. Grevlerin yerine getirilme dzeyi, grubun gcn ve saln belirler. Beklenen ile yerine getirilen arasndaki fark arttka grubun varln srdrmesi gleir, zlme balar. Ya baz yeler grubun dna itilirler, ya da grubun varl tmden sona erer. Kk gruplarn yaplarnn anlalmasnda, M o r e n o nun sosyometri olarak adlandrlan yntemine ksaca gzatmakta yarar var. Sosyometri testi, bir grubu oluturan kiiler arasndaki duygusal balantlar saptama amacna yneliktir. Grubun yelerinin birbirlerine kar olan olumlu, olumsuz ya da ne olumlu ne olumsuz duygularnn saptanmasyla birlikte, ortaya o grubun bir kalb km olur. Baz kiiler hemen herkes tarafndan seilirken, bazlar hemen herkes tarafndan istenmeyebilir ve bazlarna kar da. kaytsz bir tutum bulunabilir. Ama bu seimler konudan konuya da deiebilirler. rnein birlikte allmak istenen kii ile birlikte elenilmek istenen kii ya da kiiler ayn olmayabir. Kk gruplarn yapdarndaki bu gibi zelliklerin bilinmesinin nemi ortadadr. Birlikte olmak isteyenlerin birlikte olmalar genellikle olumlu bir ortam yaratrken, tesi bir durum gerginlik dourur, belirli amalara ulamada baary zorlatrr. Birincil ya da ikincil olsun, her grubun resmi kalbnn arkasnda, duygusal balantlar yanstan sosyometrik bir kalp bulunur. Bu iki kalp arasndaki farkn azaltlabildii durumlarda, baz sorunlarn zm kolaylar. Herhangi bir konuda bi grubun tutumu etkilenmek istendiinde, o grubun etkisiz ya da sevilmeyen bir yesiyle ie balamann yanll ortadadr. Oysa sosyomctik testlerle ortaya km, "dnce
157

nderi" olarak nitelendirilebilecek etkin yelere ynelmek ok daha akllcadr. b) Grup D i n a m i i ve D e i m e Grup dinamii kavramn ortaya atan ve gelitiren Kurt Levvin. bu konuyu yle aklyor: "Bir grup, dinamik bir btndr. Grubun herhangi blmndeki bir deiiklik, dierlerini de etkiler." Baka bir deyile, grup elerinin karlkl bir baml)ii sz konusudur. Levvin'e gre; grup yelerini birarada tutan ve birbirlerine benzemeye zorlayan, grubun zlmesine ynelik gl ere direnen sreler grubun birliini oluturur. Grup birliinin kaynaklar eitlidir. D kaynaklarn banda, grubu oluturan bireylerin toplumsal konumlarnn bezerlii ya da farkll gelir. Baz d kaynaklar ise, daha ok ikincil gruplar iin geerlidir. Toplumsal denetim srelerinin etkisini ve grubun ilevsel olarak daha byk bir gruba bamlln bu erevede deerlendirebiliriz. rnein bir siyasal partinin aratrma biriminin bamll bu trdendir. Grup birliinin i kaynaklar daha byk bir arlk tar. Bu kaynaklarn bir ksm duygusal, dierleri ise ilevseldir. Grup birliini oluturan duygusal etkenlerin banda ortak bir amacn varl gelir. Ortak amaca doru gelitirilen ortak eylemin kendisi de balbana bir etken saylabilir. Gruba ak olmann ekicilii ise ok nemlidir. Gemi yllarda, trmanan terrizm iinde rol oynayan kk gruplarda bunun etkisini aklkla grdk. Son olarak, grup yelerinden birisine ya da birkana duyulan dostluu da, grup birliini oluturan temel elerden sayabiliriz. rnein srf sevgilisinin hatr iin ideolojik gruplara katlan baz genlerin, zamanla ii adam ldrmeye kadar gtrebildiklerini biliyoruz. Her grup, ortak amaca yrmek ve baz gereksinmeleri karlamak iin, derecesi deien bir biimde rgtlenmiti. Bu nedenle de, grup iindeki yelerin deiik grevleri yerine getirmeleri sz konusudur. Daha sonra greceimiz gibi, nderin ynetim biimi de bu erevede deerlendirilmelidir. Bunlar hep grup birliini oluturan ilevsel etkenlerdir.
158

Grup birliinin da yansmasnda, zellikle tutum dikkati eker: ounlua uyma, sapmalara diren ve gerektiinde da kar harekete geebilecek bir saldrganlk potansiyeli. Zamanla her kk grup iinde davranlarda, dncelerde, duygularda ve bu arada kullanlan dilde byk bir benzerlik oluur. ounlua uyma derken, ite bu sreci kastediyoruz. Eer bu arada tersi eilimler gsteren yeler olursa, onlar yola sokmak iin aba gsterilir ve belirli bir bask ortam oluur. Bu abalar sonu vermediinde de, ye kendisini ounlukla grubun dnda bulur. Grup birliinin bir uzants olan saldrganlk potansiyelinin ortaya kmas iin, grubun mutlaka dardan gelen bir tehditle kar karya olmas gerekmez. Her kk grupda var olan "biz" duygusu, dardan gelen bir tehdit karsnda glenir. Ama grup birliini gstermek iin, kendiliinden bir d rekabet ya da saldr eilimi de ortaya koyabilir. Deiiklik neri ya da giriimleri, hangi dzeyde olursa olsun -gnlk alkanlklarla ilgili bulunanlardan, yeni alma yntemlerine ya da siyasal ve toplumsal kurumlardaki kkl deiikliklere k a d a r - genellikle honutsuzluk, tepki ve direnme ile karlar. Lewin, yapt aratrmalar sonucunda, bu tutumun nedenlerini de byk lde grup ii dinamie balamtr. Levvin'e gre; deiiklie kar koymann temel nedeni, grubun deer yarglarna ve kurallarna ters dme korkusudur. Bu nedenle de, bir grubun alkanlklarn deitirmek, tek bir kiinin alkanlklarn ya da kanlarn deitirmekten daha kolaydr. Lewin bir grubun kan ve davranlarnn deimez olmadn, her zaman belirli bir deime srecinin sz konusu olduunu vurguluyor. Ama koullarn hzla deitii bunalm dnemlerinin dnda, her deiikliin karsna belirli toplumsal dengeler kmaktadr. Deiikliin kabul edilmesi, bu dengelerin istenen ynde deitirilebilmesine baldr. Baka bir deyile; yeni dnce ve davranlarn benimsenebilmesi iin, nce var olan dnce ve davranlarn srmesini salayan dengelerin "nziilme"si gerekmektedir.
159

Levvin, bir yeniliin kabul ettirilebilmesi, bir deiikliin gerekleebilmesi iin iki yol bulunduunu ne sryor. Ya yenilik ynnde bask yaplacak ve bu bask zamanla arttrlacak, sonuda belirli bir gerilim ve giderek atma doacaktr; ya da, deiiklie kar var olan direnci zayflatmann yntemleri aranacaktr. Direncin balca nedeni yerleik deer yarglar olduuna gre, o yarglar paylaanlarn tmn birlikte ele alp ynlendirmek en geerli yntemdir. Levvin bu amala, grubu oluturan bireylerin birlikte katlacaklar tartmalardan yararlanmtr. Levvin'in konumuzla ilgili nl deneylerinden birisi, kinci Dnya Sava srasnda Amerika Birleik Devletleri'nde yapld. Sava koullar iinde lalkm biraz daha az biftek yemesi ve onun yerini de sakatatla doldurmas gerekiyordu. Levvin nce bir grup ev kadnn toplayarak onlara bir dizi konferans dinletti. ktisat konumas, savan ekonomi zerindeki etkilerinden szetti. Eer tketim alkanlklarnda belirli bir deime olmazsa, dana eti tm istemi karlayamyabilirdi. Daha sonra szalan beslenme uzman, sakatatn besleyici deerinin en az biftek kadar olduunu anlatt. Sonunda da iyi bir a, sakatatla yaplan gzel yemek tanmlar verdi. Ne var ki, sonu cesaret verici olmad. Dinleyicilerin davranlarndaki deiiklik ok snrl kald. Levvin, ikinci grup ev kadnna baka bir yntem uygulad. Bu kez iktisat, beslenme uzman ve a kendiliklerinden birer konferans vermediler. Sadece salonda bulunan ev kadnlarnn sorularn yantiadlar. Aslnda ayn eyleri, ama bu kez sorulara yant verirken anlattlar. Baka bir deyile, konuyu onlar ve dinleyiciler bir arada tarttlar. Bu kez sonu ok daha baarlyd. Birinci deneyde teker teker pasif durumda bulunan, bireyler, ikinci deneyde etken duruma gemi ve bir grup 1 dinamii yaratarak ortak bir kan oluturmutu. Bu ve benzeri deneylerden kan sonu aktr: Kiiler alnmasna katldklar bir karar daha ok benimsemekte ve uygulamaktadrlar. rnein iyerlerinde yeni tekniklerin kullanlmas amacyla da ay yntemi uygulayan deneyler yapl160

m ve olumlu sonular elde edilmitir. Konunun genel olarak siyasal rejimlere ve zel olarak da, ada demokrasi kavramndaki "katlma" esinin nemine tuttuu da bu arada vurgulamalyz. c) Grup i ktidar ve nderlik Toplumda olduu gibi, kk gruplarn iinde de kiiler, etkinliklerine ve saygnlklarna gre sralanrlar. Bu alt-st sralamasnn stnde de nder ya da nderler bulunur. Toplumdaki iktidar olgusunun bir boyutuna ya da baka dzeydeki bir benzerine kk gruplarda da rastlarz. nderlik olgusunu kk gruplar iinde incelemek, toplumsal dzeydeki nderlik olgusuna k tutaca iin ilgintir. nder grubuna her istediini yaptrabilen insan mdr? Yoksa, grubunun eilimlerini en iyi sezen ve en doru deerlendiren kii midir? Aratrmalar gerein ikisinin arasnda olduunu gsteriyor. nder her istediini yapamaz ve yaptramaz. Ama yalnzca grubun gereksinmelerini ve eilimlerini en iyi sezen kii de, nder deil ancak nderin danman olabilir. Bu bir arkada grubunda, bir hrsz etesinde ne lde geerliyse, bir sendika ya da siyasal parti ynetiminde ayn lde geerlidir. nemli olan, nderin ne lde ve ne trde bir mdahalesinin o grupda geerli olduudur. Grubun genel eilimlerine sk sk ters den bir kiinin nderliini uzun sre korumas beklenemez. Grubu nem verilen bir amaca gtrebilecek yetenekte olmak, grubun beklentilerine uyabilmek, grup yelerince nem verilen kiisel niteliklere sahip bulunmak, genellikle bir grupda nder seilebilmek ya da nderlii koruyabilmek iin gereken zelliklerdir. nderlik konusuyla ilgili en ilgin kk grup aratrmasn Lippit ile Whyte yaptlar. ki aratrmac, bo zamanlar deerlendirmek iin ocuk grubu oluturdular. Bu grubun bileimlerinin olanaklar lsnde birbirine benze161

meine zen gsterilmiti. Yaplar birbirine benzeyen bu gruplarn her birine ayr bir ynetim biimi uyguland. Her hafta oyun oynamak iin iki saat bir araya gelen bu ocuk gruplarn birer yetikin kii ynetiyordu. Yneticilerin kiiliklerinin etkisini gidermek iin de, her grup her ynetici ile ayr ayr almak olana buldu. Birinci grupda denenen "otoriter" bir ynetim biimiydi. O grubun nasl bir oyun oynayacana ve o oyunda kimlerin hangi grevleri ykleneceine, elii almalarndaki iblmne hep nder karar veriyordu. kinci grupda "demokratik" bir ynetim sz konusuydu. Ka arlar tartlarak ve herkesin ya da byk ounluun oluru alnarak oluturulmaya allmaktayd. nc grupda ise, nder hibir eye karmyor ve ocuklar istediklerini yapmakda serbest brakyordu. Bu grupda bir eit "braknz yapsnlar" modeli geerliydi. nder ancak kendisine birey sorulduunda ie karyordu. Otoriter ynetimde nder almaya katlmyor, yalnz emir veriyordu. Demokratik ynetimde ise, nderin kendisi de belirli grevleri stlenmekteydi. retkenlik asndan, otoriter ynetimle demokratik ynetim arasnda nemli bir fark olmad ortaya kt. Ama demokratik ynetim altnda yaplan i daha kaliteliydi. Daha da nemlisi, otoriter ynetici grubu terkettii an i duruyor ve zgrln verdii rahatlama ile grlt balyordu. Oysa ynetimde demokratik yntemleri kullanan nder odadan kt zaman, fazla birey deimemekte ve yaplan alma srmekteydi. En dk verim, yelerin bir anlamda kendi balarna brakld nc grupda alnmt. Baka dikkati eken bir nokta ise, moralin demokratik grupda daha yksek oluu ve otoriter biimde ynetilen grupdaki "ben" eilimine karlk, demokratik kurallarla ynetilen grupda "biz" duygusunun gelimesiydi. Deney, otoriter bir ynetimin grupda ya saldrganlk, ya da geveklik ve adam sendecilik eilimlerini gelitirdiini ortaya koydu. Ama saldrgan tepkiler ndere deil, grubun dier yelerine ya da dardan gelip de haketmedii bir konu162

ma sahip olanlara yneliyordu. Eyalar krp dkmek, aralar hor kullanmak gibi saldrganlk belirtileri de gene otoriter biimde ynetilen grupda grlen durumlard. Otoriter ndere boyun eme derecesi arttka, adam sendecilik de fazlalalayord. Yaplan ide daha nemli grevlere gelmeye alanlarn bu isteklerinin gereklemesinin yalnzca otoriter ndere bal oluu, gergin bir rekabet ortam yaratyordu. Deney ilgintir, ama her koul altnda ayn sonular vermeyecei, buradan hareketle bir genelleme yaplamayaca bilinmelidir. rnein hangi tr ynetimin geerli olaca, bir yandan kiilerin yetime biimlerine, yani kltrel zelliklerine, te yandan da yaplan iin niteliine baldr. Evde ve okuT da otoriter bir eitimden gemi ola bireylerin, demokratik bir ynetim biimine hemen uyum salamalar ve yksek bir verime ulamalar beklenmemelidir. Benzer bir deney 1946'n Almanya'snda yapldnda, birok grupta otoriter ynetim demokratik ynetimden daha iyi karlanmtr. Aile yapsnn otoriter olduu, ya da "kendine gvensizlik" duygusunun yaygn bulunduu toplumlarda otoriter ynetimin tercih edilmesi olasl gldr. ada bir demokrasi kurmak amacna ynelen Atatrk'n, ie bir eitim reformuyla, hatta daha geni anlamyla demokratik bir kltr devrimiyle balamas bu adan ok anlamldr. Ynetim biiminin baars, kiilerin yetime biimlerine bal olduu kadar, yaplan ii niteliine de baldr. rnein baz durumlarda, yaplan ie dorudan karmayan ve kimin ne yapacana "otoriter" bir biimde karar veren ustaba daha baarl olabilmektedir. Ynetim asndan nemli olan bir baka nokta da, grup iindeki iletiim kanallardr. Tm bilgilerin tek merkezde topland, merkezci bir ynetim biiminin egemen olduu gruplarda daha az hata yapld ve baz durumlarda sorunlarn daha hzl bir biimde zld gzlemleniyor. Buna karlk, bu gibi gruplarda moralin daha dk olduu ve grup yelerinin, grup ii ilikilerden daha az memnun olduklar da gerein teki yann oluturuyor.
163

Aslnda ynetim biimi, grup ii haberleme emas ve yaplan i arasnda belirli bir tutarln, uyumann olmas gerektii aktr. rnein gnlk bir gazetede ya da gizli bir haberalma rgtnde bilgilerin tek merkezde toplanmas zorunludur. Ama gazetenin haberalma blmn yneten kiinin otoriter ya da demokratik bir ynetim biimi uygulamas iin bir zorunluk yoktur. Amerika Birleik Devletleri'nde askerler arasnda yaplan baz aratrmalar da ilgin sonular ortaya koydular. rnein askerler arasndaki arkada gruplarnda, otoriter eilimler gsterenlerin gruplar tarafndan nder olarak benimsenmeleri ansnn ok az olduu anlalyordu. Dostluk ilikileri, bir grup yesinin nder olarak belirlenmesinde fazla bir rol oynamyordu. Kukusuz ki, grup iindeki iktidar olgusu yalnzca nder ve nderlikle snrl deildir. nder kadar dier grup yelerinin davranlar da bu olgunun eitli ynlerine k tutar. Baz deneylerde, daha gllerin yani "bykler"m tevecchn kazanmak ve daha fazla etkinlik sahibi olmak isteyenlerin, takliti bir tutum benimsedikleri grlyor. Bir ksm grup yesi ise, byklerden kaynaklanan tedirginliklerini azaltabilmek iin, bir tr zsavunmac bir tutum gelitiriyorlar. Gene grubun az etkili yeleri, kendilerine yakn olan nder ya da nderlerin etkisini ve onlarn kendilerine ynelik iyi duygularn genellikle abartmak eilimli tayorlar. Gruplar bydke, o gruplarn iinde de birtakm altgruplarn olutuunu ve grup ii iktidarn belirlenmesinde onlar arasndaki rekabetin nemli rol oynadn biliyoruz. Grup ii farkllamann artmas, alt-gruplarm birliini ve onlar arasndaki rekabeti glendirirken; grubun genel birliini zayflatyor. Eer grup iinde alt konumlarda olanlarn st konumlara ykselebilme olanaklar bulunuyorsa, bir yandan altgruplarm i birlikleri zayflarken, te yandan da grup iindeki genel gerilim azalyor. Bireyin ykselebilme umudu, onun stlerine kar duyduu kskanlk ve kzgnln gszlemesine neden oluyor. Ama grup ii konumlarda toplu bir deime olasl da, bir yandan sttekilerde kukular yaratrken,
164

te yandan da alttakilerdc onlara kar bir dmanlk douyor. Resmi gruplar asndan da geerli olan bu sreler, genel olarak siyasal yaamla ilgili birok konuya da k tutmaktadr. Bu adan ok aydnlatc olan bir deneyi de, 1956 ylnda Dittes ve Kelley gerekletirmilerdir. Sz konusu deneyde bir alma grubu oluturuldu ve aradan bir sre getikten sonra, grubu oluturan bireylere teker teker, grubun onlar hakkndaki gr zerinde bilgi verildi. yelerin bir blmne, "dierleri sana deer veriyor ve grup iinde kalmam istiyor" denirken; bir baka blmne, "grup seni semedi, grup iinde olman fazla deerli grlmyor" dendi. nc grupta bulunanlara verilen bilgi ise yleydi: "Seniisteyenler de var, istemeyenler de, ortadasn. Durumun ilerde iyileebilir de, ktleebilir de.'''' Aslnda grubu oluturan kiiler arasnda pek bir fark yoktu ve verilen bdgiler de tamamen uydurmayd. Bu birinci aamadan sonra, grup yelerinin davranlarnda belirgin zellikler grld. Gruptaki durumlarnn ortada olduunu sananlar, grubun desteini tam anlamyla salayp kenderini gvence altrna alabilmek iin, grubun kurallarna uymak ynnde byk aba gsterdiler. Grupdan dlandklarn sananlar, grup iinde uyumlu davranmaya alrken, darda grup kurallarna tam ters davrandlar. Artk grupda bulunmak onlar iin nemini bir lde yitirmiti. Grup tarafndan tam anlamyla benimsendiklerini sananlarn gruba uyma abalar ise, ortadakilerden daha az oldu. Baz bilim adamlar bu son tutumu, "ndere zg" olarak nitelendiriyorlar. Birey nce grubun kurallarna sk skya uyarak beeni kazanr ve nder olur. nderlii tartlmaz duruma geldikten sonra da, gruptan bamsz davranda bulunma zgrln kazanr. nk kazandn yitirme olasl ok azalmtr. Deneydeki davran kalplarnn, byk lde toplumsal snflarmkine de uyduunu syleyebiliriz. Genellikle orta snflar, toplumsal kurallara en saygl davranrlar. Sululuk olaylar, baka bir deyile toplumsal kurallara ters dme durumu 165

toplumun alt kesimlerinde daha fazladr. Toplumsal snflandrmada en yukarda yer alanlar ise, davranlarnda ounlukla daha serbesttirler. 2. K K G R U P L A R VE SYASET Siyasal yaamda gruplar arasndaki atma ve uzlamalarn nemli bir yeri var. Bu konuya k tutabmek iin, uluslararas ne sahip bir Trk bilim adamnn babas sayld "gruplararas dinamik" olgusu zerinde durmak gerekiyor. Daha sonra da, kk gruplarn siyasal davranlarn oluumuna etkisine ve kk gruplarn ada toplumlar iindeki yerine deineceiz. a) Gruplararas D i n a m i k Nasl ki, grup ii dinamik sz konusu olduunda akla gelen ilk isim Kurt L e w i n ise, gruplararas dinamik sz konusu olduunda da, Amerika Birleik Devletleri'nde yaayan Prof. M u z a f f e r e r i f i n yapt almalar hareket noktas olarak almak gerekir. erif'e gre; gerek grup ii gerekse gruplararas iliki ve kararlarda nderin rol abartlmamaldr. nder tek yarg deildir. Grubun yaps ve o grubun yer ald toplumsal evrenin nemi byktr. ada toplumlarda bireylerin, tek deil, ounlukla birok grubun yesi olduklar gerei gznne alnrsa, farkl rollerden doan bir i atmann kanlmazl da anlalr. yleyse kiinin davranlarn aklarken, tek bir grup iindeki yerine ve o grubun i dinamiine bakmak yetmez. Toplumsal bir durumu, bireysel zelliklerden hareketle zmlemeye almak ne derece yanlsa, gruplararas ilikeri gruplarn i dinamiklerinden, yaplarndan harekede deerlendirmeye almak da o lde yanltr. Muzaffer erif, 24 erkek ocuk zerinde ok ilgin bir deney yapt. Deneyin birinci aamasnda, daha nce birbirlerini hi tanmayan bu ocuklar biraraya geldiler. gn boyunca bir kampta birbirlerini tanmak ve arkadalk kurmak frsatn 166

buldular. kinci aamada, grup ikiye ayrld. kiye ayrma yaplrken, gn sresince yaknlk kurmu olanlar birbirlerinden ayrmaya, ayr gruplara gndermeye zen gsterildi. Her iki grup, birbirlerine komu olan alanda kamp yapmaya baladlar. Ksa zamanda ilikiler samimileti, roller belirlendi ve gruplarn yaps olutu. "Biz" ve "onlar" ayrm yerleti. ki grup komu olarak ve srekli ilikiler iinde yaamn srdrd halde, herkes kendi grubundan arkadalar semiti. lk gnde sevilen, ama sonraki aamada kar tarafa ayrlan arkadalarn yerini bakalar almt. ki grup da, eitli spor dallarnda yarmak istiyordu. Be gn sren ve spor rekabeti isteklerinin de karland ikinci aamadan sonra, iki grup arasnda gerilim ve kzgnlklar balad. ki grup arasndaki ilikiler giderek ok ktleti. Bu noktadan sonra, iki grup arasndaki gerginlii ortadan kaldrmak, ilikileri dzeltmek iin, Muzaffer erifin bibiri peisra yntemi denediini biliyoruz. lkin bir d ortak dman yaratp, nc bir gruba kar dayanma salanmaya alld. Bunun balangda salad snrl yarar geici oldu. Sonuda gerilim daha da artt. Muzaffer erif, ikinci yntem olarak, birlikte yemek, elenmek ve dinlenmeyi denedi. Sonu hayal krcyd. Ayn yerde bile, iki grubun yeleri kendi aralarnda eleniyor gibiydiler. Bir kaynama salanamamt. Bunun zerine erif nc ynteme bavurdu. Gruplardan birisinin tek bana baaramayaca boyutta bir giriim balatt. Giriimin baars, iki grubun sk bir ibirliine balyd. Giderek ilikilerin dzeldii, gerilimin yokolduu, atmann yerini ibirlii anlaynn ald grld. Muzaffer erifin deneyi, bireyin yapt kii tercihlerinde grubun oynad rol vurgulamaktadr. Ama ondan da nemlisi, ibirlii anlay iinde alabilecek, yeleriyle balangda dostane ilikiler kurulmu iki grubun, nasl dmanca bir tutum iine girebileceklerini gstermektedir. Bu olumsuz srecin nasl alabileceini ortaya koyms ise, belki de deneyin en olumlu yann oluturmaktadr.
167

Gruplararas dinamiin toplumsal-siysal yaammza etkilerini, Muzaffer erifin almalarnn nda daha iyi deerlendirebiliriz. b) Gruplarn Siyasal Davranlara Etkisi

Kk gruplarn siyasal davranlara etkisinin temelini, onlarn genel olarak yelerinin dnce ve davranlar zerindeki etkisi oluturur. Grubun kii davranlar zerindeki etkisini gsteren en nl deneylerden birisi gene M u z a f f e r erif tarafndan gerekletirilmitir. erifin bu deneyinin birinci aamasnda, deneye katlan kiiler birer birer karanlk bir odaya alnyorlard. Oturulan yerin tam karsnda, aslnda yeri hibir zaman deimeyen kl bir nokta bulunmaktayd. Deneklere, n her kapanp almasnda hangi yne ne kadar hareket ettii soruluyordu. nce birbirini tutmayan uzunluklar veren denekler, yava yava kendilerine gre bir ortalama gelitirip, daha sonraki yantlarn buna gre ayarladlar. Aratrmann ikinci aamasnda, ayn denekler birka kiilik gruplar halinde deneyin yapld odaya alndlar. Gene her denek srayla ve yksek sesle tahmin yrtyordu. Bir sre sora, her kiinin daha nce gelitirdii standarttan vazgetii ve grubun ortak bir standarda vard grld. Grubu oluturan her denein verdii yant, grubun ortak standardna uygundu. nc aamada denekler karanlk odaya yeniden teker teker alndlar. Yanp snen kl noktalar arasndaki uzunluk gene soruldu. Grld ki, hepsi de aratrmann birinci aamasndaki kiisel llerini bir yana brakm, ikinci aamada ortaya kan grup kansn ortak lt olarak kullanmaktadr. Grup yargs, daha nce varolan kiisel yarglar deitirmekte, onun yerini alarak belirli bir sreklilik kazanmaktadr. Burada kiinin kullanabilecei, geree uygun somut bir lnn bulunmamas nedeniyle grubun ortak deerlendirmesinin etkili olduu sylenebilir. Ama somut gereklerle atan grup
168

eilimlerinin bile, kii zerinde etkili olduunu gsteren deneyler vardr. Kii baz durumlarda, yanl olduunu bile bile grubun deerlendirmesine katlabilmektedir. Muzaffer erif, grup kuralnn ya da ltnn belirlenmesinde nderin oynad rol de yle zetliyor: "Denetlenmizdeki gzlemler, nderlerin daima onlar izleyenlerden etkilendii yolundadr. Grup kural, stn olan kiinin ekimine kaplsa bile, nder olan kii grupda bir kutuplamay temsil eder ve dierlerine kar kesin ve kendi iradesi ile deitiremeyecei bir ilikisi bulunur. Eer nder, grup kural yerletikten sonra kuraln deitirecek olursa, deneylerimizde gze arpan bir ekilde grld gibi, bunun zerine onu izlemekten vazgeilebilir. . . Bir grubun yesi, grubun kural ve sralamas yerletikten sonra ayn durumla yalnz bana karlat zaman, durumu grup durumundan edindii sralama ile alglar." Grup nemli bir sorunla karlap, varolan kurallar ve hareket noktalar erevesinde soruna zm bulunamyorsa 11e olur? Muzaffer erif bu sorunun yantn da yle veriyor: "rnein, yiyecek peindeki bir insan kitlesindeki bir nder veya kk bir grup, duruma gre belli normlar veya sloganlar eyleme rehberlik etmesi iin ltletirebilir. Eer bu kurallar aln giderilmesi iin yol gsteremezlerse, baka nderler veya ilgili taraflar karak, baka kurallar veya sloganlar ltletirirler. Bu diyalektik sre, duruma en iyi ekilde uyan kurallar veya sloganlar gelinceye kadar srer." Grubun deer yarglarn paylamak, baka bir deyile gruba uyum salamak her yede ayn nedenlerden dolay olmad gibi, ayn dzeyde de olmaz. Kimisi her bakmdan benimsedii iin gruba uyum salar ve tm etkinliklerine katlr. Kimisi grupda o anda egemen olan baz eilimlere katlmad halde, srf o grubun bir yesi olduu iin, dayanma nedeniyle uyum salar. Kimisi yalnz kalmamak ve grupdan dlanmamak iin "herkes gibi" yapar. Kimisi korkusundan, gruba ters derse bana geleceklerden ekindii iin uyar. Kimisi ise, bu uyumun kendisine baz avantajlar salayacan dnd iin byle davranr. Her grubun iinde, derecesi azalan ya da artan bir uyumsuzluk veya sapma da grlebilir. Aslnda uyumsuzluk ile
169

sapmay da birbirinden ayrmak gerekir. Sapma durumunda, grubun bir yesinin ya da grupdaki bir kk aznln, grubun yerleik inan ve davran kalplarn deitirme istei vardr. Grup kendi iine kapandka, hogr snr daralr ve kurallar katlar. Tersine, bir grup da aldka, kurallar yumuar ve hogr snr geniler. Bu konuyu aydnlatc ilgin bir rnei komnist partilerinden verebiliriz. Ayn ideolojiden yola ktklar halde, yasa d komnist partileri birinci modele girerken, komnist partilerin yasal olduu lkelerde durum ok deiiktir. Grup ii ilikiler yumuam, hogr artmtr. Demokratik lkelerdeki siyasal partilerde, bir lde uyum zorluu eken, hatta sapma iinde olan yelerin be rgtten kopmamalar olasl yksektir. Grup deerlerinde ve davranlarnda deimeler, yeni durumlarn gerektirdii tutumlara geiler daha yumuak ve sarsntsz olabilir. Eer grubun yerleik deer yarglar ve davran kurallar, ortaya kan yeni durumlarn, yeni koullarn gereklerini karlayamyorsa, "sapma" toplumsal bir ilev kazanr. Bu durumu farkeden bazlar, grup basks karsnda kendi ilerine kapanrlar. Bazdan, grubun dier yelerini ikna etmek iin aba gsterirler. Bazlar ise, yerleik deer ve davranlarn deimesi iin saldrgan bir tutum taknrlar. Sapma iindeki kii tek bana ise, ya grup iindeki etkisini yitirir, ya da giderek kendisini grubun dnda bulur. Dnceleri yeni koullarn gereklerine daha ok uyduu halde, bu dnceler etrafnda bir g oluturamayan birok kiinin hakld ok sonralar anlalmtr. Koullarn kkl bir biimde deimesiyle ve sylediklerinin haklln gsteren olaylar arttka, sapma iindeki kiinin etkinlii de artar. yle bir an gelebilir ki, bir zamanlarn ktlenen kiisi grubun doal nderliine ykselir, bir reformun ya da bir devrimi ncs olur. Bireyin siyasal tutumunun olumasnda, birincil ve ikincil gruplarn etkisini gsteren birok aratrma bulunuyor. rnein L a s s w e i r i n aratrmalarna gre; kiinin sosyalist, tutucu,
170

anarist ya da terrist olmasnda ailenin ok nemli bir rol var. Nazizmin Almanya'da geliebilmesinin de otoriter aile yapsyla yakndan ilikili olduu benzer aratrmalarla kantlanyor. Genel olarak da, ailenin, zellikle siyasal parti seiminde byk etkisi bulunduu kabul ediliyor. Aile zellikle ocuun ilk yalarnda byk nem tarken, zamanla baka kk gruplarn bu etkiyi paylan ve sonuda da ailenin kii zerindeki etkisinde bir azalma olduunu syleyebiliriz. Aileden sonra devreye ilk giren kk gruplar, okul ve arkada evreleridir. Snfda oluan kk grup ierisinde retmenin nder rol, giderek babann aile iindeki nder rolnn etkisini azaltmaktadr. Ya ilerledike yaplan siyasal tartmalar ise, ounlukla arkada gruplarna kaymaktadr. Arkada grubunu oluturan ocuklarn toplumun hangi kesim ya da kesimlerinden geldikleri de, siyasal tutumlarn olumasnda nemli etki yapyor. rnein grubun iindeki btn ocuklar emeki snflardan gelmilerse, bu snflarn siyasal tutumlarnn tam anlamyla benimsendii bir durumla karlalyor. Ama grubun iinde emeki ve burjuva ocuklar kark ise, emeki snflardan gelen ocuklarda da burjuva snfna zg tutumlar benimseme eilimi douyor. Aile, okul ve arkada evrelerine ilikin kk gruplarn etkisine, zamanla baka ikincil gruplar da katlmaktalar. evresi, sendikalar ve siyasal partiler bu arada saylabilir. evresinin etkisi, kiinin eitim duruma yakndan bal grlyor. rnein niteliksiz iilerde tutucu eilimler artarken, yksek renim grm kiilerde i evresinin etkisi daha az oluyor. Eer aile, hzl bir toplumsal deiim iinde ok gerilerde kalmsa, okul, i evresi ve siyasal partilerle ilgili kk gruplar bu boluu doldurmaya balamaktadrlar. Bylece, zellikle gelime srecindeki lkelerde, ikincil gruplarn siyasal tutumlarn oluumundaki etkisi artmaktadr. Babann eitim dzeyinin dk olduu ailelerden gelen kiilerde bu durum ok daha belirgindir.

171

c) K k

Gruplar

ve

Toplum

Bireyi tek bana, kk gruplar iinde ya da toplumu oluturan temel ge olarak alan bilim dallar, giderek bir noktada buluuyorlar: Sorun sadece bireyin grubuna ya da topluma uymasndan ibaret deildir. Grubun bireye uymas, gruplarn birbileiyle uyumas ve toplumun da hepsiyle uyum salamas, sorunun bir baka ve ok nemli ynn oluturur. Bylece de psikoloji, sosyoloji ve sosyal-psikoloji iie girmi olur. kinci Dnya Sava srasnda yaplan iki aratrma benzer sonular vermiti. Birinci aratrma, Amerikan askerlerinin daha iyi savamalar iin neler yaplmas gerektiinin saptanmas amacna ynelikti. kincisi ise, Alman askerlerine teslim olmalar iin yaplan ykc propagandann etkisini lmek istiyordu. Sonunda anlald ki, ne birinci ne ikinci olayda ideolojik enin fazla bir rol yoktur. Eer Amerikan askeri iyi savayorsa, bu demokrasiye ya da Bat uygarln savunduuna inandndan deil, birliindeki subay-assubay-er ilikilerinin iyi oluudand. Bu uyumun iyi salanmad birliklerde ise moral dk, disiplin zayf ve savama gc yetersizdi. Ayn ekilde, Alman askerleri de, Nazilerin kendilerini uuruma srkledii propagandasndan hemen hi etkilenmemilerdi. Kiisel durumlar ve grup nderleri ya da genel olarak arkadalarnn etkisi, teslim olmalarnda ok daha fazla rol oynam. Kore Sava srasnda inlilerin esir aldklar Amerikan ve Trk askerlerine uyguladklar "beyin ykama" yntemleri ve aldklar sonular zerindeki bir aratrma da konumuz asndan ilgintir. inliler ilk aamada esir askerlerin iinde bulunduklar grubun yapsn bozup, bireyleri grup desteinden yoksun brakyorlard. kinci aamada ise, onlarn inanlarna tamamen ters olan ideolojik temellere dayal bir propoganda balyordu. lk i olarak, esir kamplarna getirilen tm askerlere, en yksek rtbelisinden rtbesiz erine kadar tek tip elbise giydirilmekteydi. Ordudaki rtbeleri altst edecek biimde, rtbesizlere ya da dk rtbelilere byk sorumluluklar verilmekteydi. Bylece orduda yerleik olan grup yaps bozulduk-

tan sora, kiinin yalnz kalmas sonucu, propogandaya kar direncinin zayflamas hesaplanmt. Yntemin Amerikan askerlerinin bir ksm zerinde etkili olduu grlyordu. Amerikal esirlerin nemli saylabilecek bir blm, dmann siyasal deerler sistemini benimsemiti. Ama ayn abalar Trk askerleri zerinde etkisiz kald. Trk askerlerinin grup yaps bozulmad ve propogandaya kar tek bana kalmayan Trk askeri de sonuna kadar direnebildi. Amerikallar ve Trkler zerinde alman sonucun bu lde farkl oluu, kk gruplarn ve bu arada grup yapsnn topluma ne lde baml olduunu gstermektedir. Komutann bir eit baba sayan Trk askeri iin, koullardaki deime, komutana duyulan saygnn deimesi ve dolaysyla da grup yaprsrrrn bozulmasr sonucunu dour mamtr. Oysa Amerikan askeri asndan ordu, grev snrlar yasalarca belirlenmi bir tr i evresi gibi algrland iin durum farkl olmutur. Bu ilgin deneyin sonularn, propogandalar gruplarn ortak dnce ve davranlarn nasl etkilediini aratrrmaya ynelik baka deneylerin sonularyla birletirebiliriz. rnein izci gruplarna ynelik, izciliin artk ada toplumda nemini yitirdiine dair youn bir propogandanm hemer hi etki yapmadrt anlarlmtr. Dardan gelen propogada grubun temel eilimleri dorultusunda ise etkili olmakta, ters ynde ise ounlukla ie yaramamaktadr. Katz ve LazarsfelcTin Amerika Birleik Devletleri'nde yaptklar bir aratrma, kitle haberleme aralar ile yaplan ticari reklamlarn bireyleri dorudan deil, daha ok grup dinamii iinde etkediini ortaya koydu. Reklamdan dorudan etkilenen kii, onu komularyla, yesi olduu eitli kk gruplarn geleriyle tartyor, paylayor ve reklamn asl etkisi o zaman ortaya kyordu. Siyasal propoganda asndan da durum farkl saylamaz. Propoganda kitleler zerinde dorudan etki yapmaktan ok, grup nderi durumundaki bireyleri etkileyerek asl amacna ulaabilmektedir. Bu nedenle de, kanlar deitirmeye ynelik
173

bir aba, kimler zerinde younlamas gerektiini iyi bilmelidir. rnein kyn retmenini, imamn, muhtarn etkilemek, o kydeki topluluu oluturan bireylerin tmn etkilemenin en geerli yollarndan biridir. Bu, tarmda yeni bir yntemin denenmesi iin geerli olduu gibi, siyasal kan ve davranlarn deimesi asndan da geerlidir. nk sz konusu kiiler, en azndan belirli gruplarn iinde "kanaat nderi" durumundadrlar. Grubun pasif, soyutlanm bir yesini tek bana etkilemeyi baarsanz bile, bu etki yaylmayacaktr. Kald ki, grupda dlanmak korkusu iindeki bir kiinin etkilenmesi, o grubun iinde arl bulunduunu bilen kiiye gre daha zordur. M u z a f f e r erif, zellikle ailesel ve dier toplumsal balar zayfladka nemi artan arkada gruplarnn, zellikle genler iin tad neme dikkati ekiyor. Bu gruplar genlere, tek balarna eriemeyecekleri hedefler asndan ortak eylem olana tanyorlar. ocukluktan genlie geiin yaratt birok sorun bu tr gruplarn oluumunda temel etken oluyor. Birey grubu sayesinde bir nem kazand lde, gvenlik ve baary grubunda buluyor. zellikle toplumun alt katmanlarndaki ailelerden, gelen genler asndan bu tr gruplar daha byk bir nem tayorlar. Olumsuz koullara sahip doyumsuz genler, dayanmann en gl olduu gruplar oluturuyorlar. Grupdan soyutlanmak ya da grup d kalmak, genellikle genleri dzensiz ve sorumsuz bir tutuma itiyor. Grubun baz kurum veya gruplarla ekime iine girmesi ise iteki birlii glendiriyor. Toplumsal deime iinde, baz grup trleri zamanla kaybolurlar. Kendi toplumumuzdan rnekler verecek olursak; oba, boy ve loncay bu arada sayabiliriz. Aile gibi baz kk gruplar da, deien koullara bal olarak zamanla yapsal ve ilevsel deiiklikler geirirler. Toplumdaki arlklar deiir. Birincil gruplarn egemen olduklar toplumlarla, ikincil gruplarn arlk tad toplumlar arasnda nemli bir farkllk bulunduu sylenebilir. Aile, ky, boy, tarikat gibi birincil gruplarn toplumsal yaama egemen olduklar durumlarda
174

toplumsal yap otoriterdir. Derneklerin, sendikalarn, k o o p e ratiflerin, siyasal partilerin ve benzeri ikincil gruplarn yaygnlamas lsnde, toplumsal ve siyasal yap da demokratiklemektedir. D u r k e i m ' d e n esinlenerek unlar syleyebiliriz: Kk gruplarn, birey ile toplum arasndaki boluu doldurmak, iletiimi salamak gibi nemli ilevleri vardr. rnein en etkili kk grup olma zelliini srdren ailenin ilevlerinde deiiklik olduu zaman, onun yerine getirememeye balad ilevi baka gruplar stlenirler. Bireye bir yere ait olduu duygusu vererek ve ona baz hazr davran kalplar sunarak, kk gruplar ada toplumda anomi tehlikesinin yaygnlamasn nlerler.

SELM KAYNAKLAR Alkan. Trker; Siyasal Toplumsallama, Yaynlar, Ankara, 1979 Kltr Bakanl

D r k h e i m , E m i l e ; De la Division du Travail Soial, P.U.F., Paris, 1952. Jodelet-Viet-Besnard; La Psychologie Sociale, Mouton, ParisLa Haye, 1970. Katba. idem; nsan ve nsanlar, Sosyal Bilimler Dernei Yaynlar, Ankara, 1976. Krech-Crutchfield; Sosyal Psikoloji (ev. E. Gbilmez, O. Onaran), Trk Siyasi limler Dernei Yaynlar, Ankara, 1967. Lundberg-Schrag-Larsen; Sosyoloji (ev. . Ozankaya), Trk Siyasi limler Dernei Yaynlar, Ankara, 1970. Mendras. Henri; Elements de Sociologie, Armand Colin, Paris, 1967. Masonneuve. Jean: Le Psychologie Sociale, P.U.F., Paris, 1964. 175

Ozankaya, zer; Toplumbilime Giri, S.B.F. Yaynlar, Ankara, 1979. erif, M u z a f f e r ; Sosyal Kurallarn Psikolojisi, Alan Yaynclk, stanbul, 1985. Tolan-sen-Batmaz; kara, 1985. Ben Ve Toplum, Teori Yaynlar, An-

176

NC

KISIM

TOPLUMSAL SINIFLAR
Siyasal yaamn en alt boyutunu oluturan birey psikolojinin, bir stteki boyutu olan kk gruplar sosyal-psikolojinin inceleme alanna girer. Toplumsal snflar ise sadece sosyolojinin temel konularndan birisini oluturmakla kalmaz, siyaset biliminin de en tartmal alanlarndan birisini oluturur. Siyasal atmann temelini toplumsal snflara balayan gr etrafndaki tartma ne kadar nemliyse, toplumsal snf kavram zerindeki gr farklar ela o lde nemlidir. 1. T O P L U M S A L S I N I F O L G U S U Snf, tarih boyunca toplumlarda rastlanan katman trlerinin en nemlisidir. Ama toplumsal snf olgusunu iyi kavrayabilmek iin, dier katman trlerini de bilmek gerekir. lk aamada bunu grdkten sonra, toplumsal snf ayrmnda kullanlan farkl ltlere ve snflarn varolu nedenlerine deineceiz. a) T o p l u m s a l K a t m a n Trleri nsanlar arasnda, kimi biyolojik kimi de toplumsal kkenli olan eitli farkllklar, baka bir deyile eitsizlikler vardr. Toplumda doutan koullar birbirlerine benzeyen ve bakalarnn doutan sahip olduklar koullardan farkl olan kiilerin varl ve bu ortak koullarn baz durumlarda kuaktan
177

kuaa aktarlmas, katmanlama dediimiz olguyu oluturur. Ana katmanlama trleri olarak kast, snf ve tabakay sayabiliriz. Toplumdaki katmanlamann en kat biimi kastiardr. Kast szc aslnda Portekizcedeki rk (casta) szcnden kaynaklanmakla birlikte, kast sistemi Hindistan'da olumutur. Bir kasttan tekine gei genellikle sz konusu olmad gibi, farkl kastlardan kiiler arasndaki ilikiler de ok kat kurallarla snrlandrlmtr. rnein kendi kastnn dndakilerle evlenmek yasaktr. Yukar kastlardan birisi, istese de aa kasttan birisiyle belirli yiyecekleri birlikte yiyemez, belirli ikileri birlikte iemez. nk bu katmanlamann temelinde, dinsel kkenli bir "temiz" ve "temiz olmayan" ayrm yatmaktadr. Her kastta olanlarn neyi yapp neyi yapamayacaklar, bu ayrma dayanarak saptanmtr. "Dokunulmaz" anlamna gelen "Parya"lar, bu katmanlamann en alt srasnda yer alrlar. Dokunulmazlklar, glgelerinin bile "kirli" saylmasndan kaynaklanmaktadr. Her kastn oturduu mahalle ya da sokak ay ayrdr. Ancak kastiardan birisinin yeleri toprak sahibi olabilirler. Dier kastlarn yeleri iin toprak satn almak yolu kapaldr. Kastlar, dinsel kkenli bir inanlar btnnn yansmasym gibi grnr. Aslnda ama, varlkllarn, yneticilerin ayrcalklarnn korunmasdr. Bozkurt Gven 'in deyimiyle; "Baz iler ve meslekler kirli olduu iin alt snftan deil; altta tutulmak istendii iin kirli" saylmtr. Hindistan'da saylar 200'e kadar varan kast ve alt-kastlar, bu lkede karmak bir toplumsal ilikiler riints olutururlar. Orta a'da Avrupa'da rastlanan "zmre" veya "dzen"ler de, daha basit bir toplumsal yap grnts vermekle birlikte, kastlar gibi hukuksal eitsizlikler zerine kurulmulardr. Genel olarak soylular, din adamlar ve onlarn dnda kalanlarn oluturduklar "nc dzen", bu yapnn temel eleriydi. zellikle baz skandinav lkelerinde, "nc diizen"de kendi iinde kyl ve burjuva olarak ikiye ayrlyordu. Kyller arasnda zgr kyl ve serf ayrm olduu gibi, din adam178

lar arasnda da belirli bir alt-st ayrm vard. Soylular ise, sahip olduklar topran byklne ve soyluluk unvanna sahip olma biimine gre bir i snflandrmaya uruyorlard. Her kesimin yetki ve sorumluluklar hukuken belirlenmi olduu gibi, bu hukuksal yetki ve ayrcalklarn babadan oula bir miras gibi devri de sz konusuydu. Bir zmreden dierine gemek son derecede zordu. Bunun tek istisnasn din adamlar oluturmaktayd. nk o zmrede hukuksal ayrcalklar babadan oula gemiyordu. Bylece, halktan kiiler iin toplumda ykselebilmenin, bir st zmreye geebilmenin hemen tek yolunun dinsel eitimden ve kiliseden baladn syleyebiliriz. Topraksoylularn ve kilisenin st dzeyinde yer alan grevlilerin sahibolduklar ayrcalklar, dierlerinin de ayrcalksz durumlar, toplumdaki belirli bir iblmyle aklanmaktayd. Herkesi korumak soylularn, herkes iin dua etmek din adamlarnn ve herkes iin yiyecek retmek de halkn grevi saylyordu. Eski alardan balayp geeri yzyla kadar sren klelik olgusunu ve ada baz devletlerde bile grlen rk ayrm uygulamalarn da ayn erevede deerlendirmek gerekir. Klelik, bir insann tarih boyunca toplumda sahibolabilecei belki de en kt konumu oluturmutur. Kle efendisinin bir mal gibi saylmtr. Efendinin klesi zerindeki yetkileri, onu ldrmeye varabilecek kadar snrszdr. Klenin hibir ekonomik, toplumsal ya da siyasal hakk yoktur. Efendisinin izni olmadan evlenebilmesi bile sz konusu deildir. Eski Yunan'da kent demokrasisi, bir anlamda klelerin sayesinde varolabilmitir. Kleler alrken, zgr yurttalar siyasetle, sanatla, felsefeyle uraabilne frsatm bulmulardr. Roma mparatorluu'nda ise kleler, Spartaks nderliindeki ayaklanmalaryla tarihe gemiler, ama ksa sren zgrlklerinin bedelini kltan geilerek demilerdir. Amerika Birleik Devlederi'nin gney eyaletlerinde onsekiz ve ondokuzuncu yzyllarda grln klecilik resmen
179

1863 ylna kadar srdkten sonra, ancak bir i savala sona ermitir. Ama kleliin resmen sona ermesinden sonra, daha bir yzyl kadar rk ayrm biiminde etkilerini duyurmutur. Eski kleler daha sonra, ancak ikinci snf yurtta olabilmilerdir. Bir eit kast anlay iinde, beyazlarn okullarna, lokantalarna, otellerine girememilerdir. eitli yollardan siyasal ve medeni haklar bile kstlanmtr. Bu rk kast uygulamasn srdren son lke, Gney Afrika Cumhuriyeti'dir. Doutan varolan hukuksal eitsizliklerin ilke olarak kalkmas ve yasalar nnde eitlik ilkesinin kabulyle birlikte ada snf kavramna geildiini varsayabiliriz. Hukuksal kaynakl eitsizliklerin byk lde ortadan kalkmasndan sonra bile toplumsal nitelikli baz eitsizliklerin varolmay srdrmesi ve kuaktan kuaa aktarlabilmesi snf olgusunu dourur^ Eer toplumsal olanaklardan yararlanma konusundaki farkllklar kiilerin bireysel niteliklerine bal olsayd, bugnk anlamyla toplumsal snflar varolmayacakt; toplumdaki bireysel koum farklar, byk bir olaslkla ciddi siyasal atmalarn temel nedenini oluturmayacakt. b) T o p l u m s a l Snflar Yaratan Etkenler

Toplumsal snflarn tanmlanmasnda eitli ltler kullanlr. Gelir dzeyi, yaam biimi ve toplumsal saygnlk derecesi bu ltlerdendir. Snf kavramna byk nem veren ve onu siyasal atmann temel esi sayan marksisder ise, tm bu ltleri yzeysel sayarlar. Marksistlere gre toplumsal snflar oluturan ge, retim aralarnn zel mlkiyetidir. Toplumsal snflar gelir dzeyi ile belirlemeyi nerenler, genellikle toplumu st, orta ve alt olmak zere snfa ayrrlar. Burada snflar arasndaki snr saptamak nemli bir sorun olarak ortaya kar. Baka bir zorluk da dayanma duygusuyla ilgilidir. rnein glkle geimini salayan bir kk esnaf bile kendisini "orta snf" tan sayar. Oysa onunla ayn gelir
180

dzeyindeki ii kendisini ota snftan saymaz. Ayn gelir dzeyinde olduu halde, kk esnaf genellikle kendisiyle ayn snftan kabul etmedii iin, snfn temel elerinden birisini oluturduu varsaylan dayanma duygusunun varolmas zordur. Toplumsal snflar yaam biimi ile tanmlayanlar, zellikle orta snflar ve kyl snflar rnek olarak gsterirler. eitli gelir dzeyindeki kiileri "orta snf" kavramnda birletiren ge yaam biimidir. Toprakda bizzat almayacak kadar byk toprak sahibi olanlar dndaki tm kyller de, kendilerini ayn snftan sayarlar. Topraksz kyl, az toprakl kyl, topran ilerken zaman zaman ok az sayda ii kullanan ve genellikle bir aile iletmesi biiminde topran deerlendiren kylnn ortak yan yaam biimidir. Gelenekleri, davranlar, alkanlklar ile, gelir dzeyi farkllklarna karn ayn toplum kesiminin paras olduklar bellidir. Ama burada yaam biiminin, topraa bal retimin bir sonucu olduu aktr. retim teknii, marksistierin hareket noktas olan mlkiyet rejiminin de nne geerek, kyl snfn belirlemektedir. Toplumsal snflar, o toplumda varolan saygnlk derecelerine gre tanmlamak, zellikle amerikan sosyolojisinde yaygn bir eilimdir. Burada snf oluturan eyi aramaktan ok, onunla ilgili olarak bireylerde varolan dnceyi ana lt kabul etmek sz konusudur. O toplumda yaayan insanlar ka snfa ayrldklar kansndadrlar? Kimlerin hangi snfa girdiklerini dnmektedirler? Kamuoyu yoklamalar ile bu sorularn yandar saptanmakta ve sistemletirilerek o toplumun snfsal yaps karlmaya allmaktadr. Toplumsal saygnlk yaam biimine, yaam biimi de gelir dzeyine byk lde bamldr. Marksistler iin nemli olan ise, gelir dzeyinden ok, o gelirin nasl kazanlddr. Asl gr ayr, retim aralarnn zel mlkiyetine verilen nemden kaynaklanmaktadr. Irklkla da balants olan baz grler, toplumsal snflarn kkeninde biyolojik farkllklarn yattn savunuyor181

lar. Bunlara gre; nasl ki beyaz rktan olanlar siyah ve sar rktan olanlardan daha stnse, ayn rktan gelenler arasnda da doutan baz farklar bulunur. Daha stn yapda olanlar st snflar olutururlar. Bu biyolojik stnlk ise, gene ayn iddia sahiplerinin dncelerinde, kaltm yoluyla .kuaktan kuaa geebilen cinstendir. Zek dahil birok bireysel niteliin gelimesinde, beslenme ve eitim gibi etkenlerin byk rol olduunu ada bilimsel aratrmalar kantlyor. Yetimesi iin gerekli olanaklara sahip olsa, toplumsal snflandrmada stlere trmanabilecek yetenekteki birok kiinin, bu olanaklara sahip olamad iin alt snflarda kaldn biliyoruz. Bunun ilgin bir rneini bizim ky enstitlerinden mezun olmu yazarlarmz oluturuyor. Onlara byle bir eitim olana salanmam bulunsayd, kukusuz ki imdi byk ounluu iftilik ya da hayvanclkla urar olacaklard. Tersine st snflarda dnyaya gelen akl ve yeteneke ok snrl baz kiiler ise, zel eitim ve ailesinin toplumsal ilikileri gibi olanaklar sayesinde, daha alt snflara inmeden yaamlarn srdrebilirler. Kiinin bireysel niteliklerinin her zaman toplumsal snfn belirlemedii, bazen de toplumsal snfnn kiisel niteliklerini belirledii dorudur. yleyse toplumsal snflarn varln biyolojik nedenlerle aklamak en azndan yetersizdir. kinci ve daha ada bir gr, toplumsal snflar, toplumlarn yaayabilmesi iin evrensel bir gereksinme saymaktadr: Toplumlarn varolabilmeleri, farkl grevlerin, farkl ilevlerin yerine getirilmesine baldr. Oysa tm ilevlerin toplumdaki saygnl ve nemi ayn deildir. Bu nedenle de farkl ileri yapanlara toplum tarafndan salanan olanaklar farkldr. Kingsley D a v i s ve Wilbert E. M o o r e bu gr yle zetliyorlar: " Toplumsal eitsizlik, bu bakmdan, toplumun en nemli konumlara gerekten en nitelikli kimseleri getirebilmek iin, bilincinde bile olmakszn, bavurduu bir ara olmaktadr.''' Ksacas, toplumsal snflar da bu toplumsal eitsizlikler yaratmaktadr. Grld gibi, bu bak as da, toplumsal snflar giderek bireysel nitelik farkllklarna balyor.
182

Burada yantlanmas gereken temel soru udur: Toplumsal snflar vareden neden, bireylerin farkl konumlarda bulu-\ nular mdr? Yoksa bu farkl konumlarn ve onlarn sonucu olan farkl toplumsal olanaklarn kuaktan kuaa aktarlabilir nitelikte oluu mudur? Daha nce de vurgulamaya altmz gibi; kiiler arasndaki toplumsal eitsizliklerin temelindeki en byk neden, onlarn u ya da bu ailede dnyaya gelmeleri sonucu bulduklar eit olmayan koullar deil midir? Kastlar ve benzerleri kat, birbirine geii neredeyse olanaksz bir toplumsal katmanlama oluturmulardr. Toplumsal snflar arasnda ise, "dikeyine hareketlilik" olarak adlandrabileceimiz bir gei sz konusudur. Bu hareketlilie o l a - / nak veren kaplar geniledike toplumsal gerilim azalr, siyasal atma yumuar. Toplumsal snflarn tamamen ortadan kalkabilmeleri iin, bu geilerin smrszlamas, yani bireyin ilerde sahibolaca toplumsal konumda, ailesinin etkisinin sfra inmesi gerekir. Kast ve snfdan sonra, toplumsal katmanlamann nc bir biimi olarak "tabaka"larla karlalr. Toplumsal tabakalar, ayn toplumsal snf iindeki bir alt blnme olarak tanmlayabiliriz. Kol iisi-kafa iisi ayrm, tccar-sanayici ayrm, orta snfda yer alan serbest meslek sahibi-kamu grevlisi ayrm bu trden bir tabakalama oluturur. Ayn toplumsal snf iinde, gelir dzeyine gre bir deerlendirme yaparak tabakalar saptanmas da olanakldr: Kk-orta-byk ifti, kk-orta-byk tccar ya da kk-orta-byk sanayici gibi. Marksistler, snf atmasnda, her snfn kendisinin kart olan snfn i elikilerinden, yani tabakalar arasndaki ikinci dereceden kar atmalarndan yararlanmaya altklarn sylerler. c) M a r k s i s t Snf Anlay Karl Marx, insanlarn "para czdanlar"nn ikinliine baklarak snflara ayrlmasna kar kyor ve yle diyor: "Para czdan lt, tamamen nicel bir farkllk oluturur. Eer bu
183

VC)

ltten hareket edilirse, ayn snftan iki kii rahatlkla kar karya getirilebilir." Daha nce de deindiimiz gibi, Marx'da nemli olan, kazanlan paradan ok, o parann nasl kazanlddr. rnein, toprak sahibi bir kii ile fabrika sahibi bir kii ayn dzeyde gelir salasalar bile, marksizme gre ayn snftan saylamazlar. Marksizm asndan snflar yaratan temel etken iblmdr. Teknik-ekonomik gelimeye kout olarak iblm biim deitirir ve bu deimenin peinden de toplumlarn snfsal yaps deiim geirir. lk gerek iblm, yaklak oniki bin yl kadar nce, insanlarn tarm yapmay renmeleriyle balamtr. Bir insann kendisine yetecek kadardan fazlasn retmeye balamas, bakalarnn da baka tr retim ya da hizmetleri yklenebilmelerine olanak salam ve insanlararasmdaki ilk toplumsal katmanlama trleri ortaya kmtr. Marx'in "Felsefenin Sefaleti" adl yaptndaki u cmleler, grn ok iyi zetliyor: " Toplumsal ilikiler, retici glere sk skya bamldr. nsanlar, yeni retici gler elde ederek, retim biimlerini, yaamlarn kazanma biimlerini, btn toplumsal ilikilerini deitirirler. Kolla alan bir deirmen, derebeyinin bulunduu bir toplumu; buharl deirmen ise, sanayi kapitalizmine dayal bir toplumu yaratr." Marx "Kapital"de de yle diyor: "alma gcnden baka bir eyi olmayanlar, sermayesi olanlar ve topra olanlar -gelirleri srasyla cret, kr ve toprak rant olanlar- baka bir deyile, cretli iiler, kapitalistler ve toprak sahipleri, kapitalist retim biimi zerinkurulmu olan toplumlarda ana snf olutururlar." Aslnda Marx'in bir ok yazlarnda snf says ok daha fazla grlrse de, son zmlemede iki ana snfta karar klnd bellidir. O iki ana snf da, E f l a t u n ' d a n beri varolagelen bir ayrma, varlkl-yoksul ayrmna dayanr. "Komnist Manifestosu"nun yaynlanmasndan yl nce, E n g e l s bu konudaki grlerini ok ak bir biimde ortaya koymutur: "Aristokrasinin proleteryaya gre deil, ancak burjuvaziye gre ayrcalklar vardr. Proleter iin bu iki snfa mensup kiilerin hepsi de varlkldr, 184

yani burjuvadr. Mlkiyet ayrcalklar yannda, dier tm ayrcalklar silinir." Demek ki, iblm retim aralar zerindeki zel mlkiyeti, rem aralarnn zel mlkiyeti de toplumsal snflar yaratyor. Daha dorusu, toplumsal snflar, retim aralarnn zel mlkiyeti karsndaki durumlaryla belirleniyorlar. Topraklarnn geliriyle yaayanla, fabrika sahibi ve emeinden baka satacak bireyi olmayanlar arasndaki ayrm bylece ortaya kyor. Marksizmin, ikili bir snfsal kutuplamayla ilgili grlerine gemeden nce, ok daha karmak olan snfsal blnmelerle ilgili bak asn incelemekte yarar var. Marx'a gre; "Kol emei ile zihin emei arasndaki en byk blnme, kent ve kr ayrmdr.'" Kentsel kesimin insanlaryla krsal kesimin insanlar iki "byk snf" saylabilir. Kentte yaayanlarn kendi ilerinde kart snflara ayrlm olmas bu gerei deitirmez. Kendi ilerinde ne kadar blnm olurlarsa olsunlar, krsal kesimin insanlar karsnda kentin insanlar bir btn olutururlar. Krsal kesimin insanlar arasndaki benzerlik ve - b i r smfda bulunmas gereken- dayanma duygusu ise daha da gldr. Kent-kr kartlnda zaferin birincide olmas kanlmaz-' dr. Marx krsal kesimi, "barbarln, uygarln barndaki srekli temsilcisi" saymaktadr. Marx'm en yakn dn arkada Engels'e gre de; kyllerin toprak zerindeki dank konumlar ve "snrl kafa yaplar", onlarn bamsz eylemlere girimelerini olanaksz klmaktadr. Marksizmin kurucular, Dou'nun bask rejimlerinin temelini kyl snfnn oluturduu kansndadrlar. Topraa dayal retimin sonucu, krsal kesimin insanlarnn kendi ilerine kapank hcreler oluturmasnn, gl merkez otoritesine dayal rejimleri kolaylatrdm dnmektedirler. "Demografik Etkenler" blmnde deindiimiz tarihsel bir gerei, burada bir kez daha anmsamalyz. Krsal kesim insanna bu bak as, Rus devriminin nclerini ok ilgin kararlar almaya zorlamtr. 1918 Anayasasnn ancak 1936'185

da deien bir hkmne gre; kentler her 25 bin kii iin bir milletvekili seerlerken, krsal kesim ancak her 125 bin kii bana bir temsilci sahibi olabilmitir. Topraksz kyl, bakalarnn topranda alarak yaamn kazanan bir ii deil midir? Onunla, kendine yetecek kadar topra olup, bu topra kendi emeiyle deerlendiren arasnda fark yok mudur? Kendine yetecekten biraz fazla topra olup da, birka ii ahtrmak zorunda kalanlarn da farkl bir konumu bulunduunu syleyemez miyiz? yleyse nasl oluyor da, byk toprak sahiplerinin dnda kalanlar, gelirlerini elde etme biimlerinin farkllna karn, tek bir toplumsal snf oluturabiliyorlar ? Aslnda Marx, ok geni ibir kitle oluturduklar halde, - kk ifti kyllerin bir snf saylamayaca grndedir ve bu grn yle savunmaktadr: " . . . benzer koullar iinde yaarlar, ama birbirleriyle ok ynl ilikilere girmezler. retim biimleri onlar birbirleriyle karlkl iliki iine sokacak yerde ayrmaktadr. . . Milyonlarca aile, yaam biimlerini, karlarn, kltrlerini baka snf ailelerinkinden ayran ve onlar dmanca kar karya getiren ekonomik koullar altnda yaadklar lde bir snf olutururlar. Bu kk ifti kyller, birbirlerine yerel birtakm balarla bal bulunduklar ve karlarnn aynl, onlar arasnda hibir ortaklk, ulusal ba ve siyasal rgtlenme dourmad lde, bir snf oluturmazlar. " Marx'in kendi kuramna oturtmakta sknt ektii bu gerein, topraa dayal retimin yaratt yaam biimi benzerliinden ve o koullarn rn olan dayanma duygusundan kaynaklandn syleyebiliriz. Marksist zmlemede skntl olduu hissedilen bir baka konu da "orta snflar" ya da "orta snf"la ilgilidir. Marx, l snf ayrmnda yer vermedii halde, birok zmlemesinde bu orta snflara da nem verir grnyor. rnein orta snfn aa tabakalar olarak; "kk tccarlar, esnaf, genel olarak artk almayan yal ticaret adamlar, el sanatlar ve kyller"i sayyor. Daha dorusu onlar bir gerek olarak kabul etmek zorunda kalyor. Ama bunlarn zamanla, "kk sermayenin
186

modern sanayinin llerine yetmemesi ve byk sermayedarlarla rekabet" edememesi nedeniyle yok olacaklarn ve ii snfna doru kayacaklarn dnyor. Marx, zaman zaman, orta snflar iin "ara ve geici tabakalar" deyimini de kullanmtr. Aslnda bu onun temel dnce sistemine daha uygun bir tanmlama olmaktadr. Kapitalizmin gelimesine kout olarak "ara tabakalar" ortadan kalkacak ve sonuda toplumda, aycalkl kk bir sermayedar snfn karsnda, ok geni ama yoksul bir prleterya snf kalacaktr. Karl Marx'm tarihsel gemile ilgili deerlendirmelerinde de hep bu iki temel snf kavramna rastlyoruz: Kleci toplumda efendi ve kle, feodal toplumda derebeyi ve serf, kapitalist toplumda sermayedar ve ii. Bir yanda ynetici snf ya da egemen snf bulunmakta ve retim aralarn ellerinde tutarken, ayn zamanda da eidi ayrcalklardan yararlanmaktadr. te yanda ise, ynetici snf iin alan, emeinden baka satacak bireyi bulunmayan "uygulayc" bir snf sz konusudur. Asl eliki ve kartlk bu iki snf arasndadr ve dier snflar son zmlemede bu iki "temel" snfdan birisinin yannda yer almak zorundadrlar. Dier snflarn bamsz bir siyasal mcadele yrtmeleri dnlemez. 2. T O P L U M S A L SINIFLAR VE SYASET Toplumsal snflarn siyasal atmadaki ve giderek siyasal kurumlarn, siyasal rejimlerin olumasndaki yerinin, siyaset biliminin ana konularndan birisi olduu sylenebilir. Snf bdinci ve snf atmas konularna eildikten sonra, marksist kuramn bu erevedeki bir deerlendirmesini yapmak gerekir. Geri kalm lkelerin toplumsal yaplarndaki farkllklar ise, toplumsal snflar ve siyasal atma olgusunu, bu lkeler gerekleri iinde ayrca ele almay zorunlu klyor. a) Snf Bilinci ve Snf a t m a s M a r x ile Engels 'in birlikte hazrladklar "Komnist Manifestosu" u cmle Ue balar: " Tiim insanlk tarihi, snf atma187

larnn tarihinden baka birey deildir." Toplumsal snflarn siyasal yaamdaki nemi yadsnamaz. Ama baka hibir kuram, toplumsal snflarn tarihsel evrimdeki yerini bu lde nemsememitir. Marksizmin, her toplumsal dzende iki temel snf bulunduu grne yukarda deinmitik. Bu durumun zellikle kapitalist toplumlarda ok daha belirgin olmas sz konusudur. nk rekabete dayal bir ekonomik yaamda gl gsz ezer ve kk sermayeye dayal iletmeler byklerin karsnda giderek yok olurlar. rnein bir kunduray elle reten kii, bir ayakkab fabrikasnn rekabeti karsnda varln koruyamaz. Ya yar a-yar tok almaya raz olur, ya da gidip o fabrikamn bir iisi durumuna gelir. Ayn ekilde, bir bakkal da, biraz ilerisinde alan bir byk gda pazarnn rekabetine dayanamaz. Sermayenin ve retim aralarnn belirli ellerde toplanmas hzlanrken, "ara tabakalar" erir ve toplumun byk ounluu proterleir, yaamn srdrmek iin kol gcnden baka bireyi kalmayanlar kesimine kayar. Bu kutuplama sreci iinde, emeki toplum kesimlerinin giderek yoksullamas da kanlmazdr. nk gibi byyen isizler ordusu, ayn ii daha ucuza yapmaya hazr kitieler demektir. Bylece creder de boaz tokluu dzeyine kadar inecektir. Bir yanda kk ama ok varlkl bir aznlk, te yanda da ok byk ama ok yoksul bir ounluk oluacaktr. retim aralarna sahip bulunan kk aznlk "egemen snf oluturur ve geriye kalan byk ounluu smrr. Marksizme gre, devlet bu egemen snfn elindeki basit bir aratan baka birey deildir. Toplumun ve siyasal rejimin tm kurumlar, bu egemenliin devamn salamaya, yani egemen snfn ayrcalklarn korumaya yneliktir. Aile, ahlk, hukuk, din, egemen ideoloji vb. hep bu egemenliin srmesini gvence altna alc "st-yap" kurumlardr. Siyasal iktidar, ekonomik iktidarn yansmasndan baka birey olamaz. Devletin hakemlii - y a n i yanszl- ancak gei dnemlerinde, eski egemen snf gcn yitirirken, yeni retim biiminin glendirdii snfn da henz egemenliini kabul ettirecek dzeye ulamad ortamlarda sz konusudur. 188

Varlkl ve yoksul toplum kesimleri arasndaki kutuplamann varlndan ve bunun bir patiamaya neden olabileceinden szetmenin yeni birey olmadn elbette ki biliyoruz. Aristo bile bu durumun ihtilalleri dourabileceini, orta snflar yokolmu ya da gszlemi bir toplumun salkszln vurgulamt. Marksizmde yeni olan, snf atmalarn, tarihin "itici gc" saymasd. Ve zellikle de, ii snfna tarihsel bir ilev yklemesidir. Marksizme gre; kapitalist snfn egemenliinden en ok zarar gren toplum kesimini ii snf oluturur. nk ii snfnn emei ile oluan ekonomik olanaklar, bizzat ii snfn ezmek ve kendi egemenliini srdrmek iin kullanr. Bu nedenle de, kapitalist toplum dzenini ykacak olan temel g "proleterya", yani ii snfdr. Marx ve Engels, "Manifesto"da yle diyorlar: "Proleteryet, deiik gelime aamalarndan geer. Douuyla birlikte burjuvaziyle mcadelesi balar. Balangta mcadeleyi bireysel iiler, sonra bir fabrikann iileri, sonra da bir meslein bir yerdeki mensuplar, kendilerini dorudan doruya smren bireysel burjuvalara kar yrtrler. Hcumlarn burjuva retim koullarna deil, bizzat retim aralarna yneltirler; kendi emekleriyle rekabet eden ithal mallarn tahrip edip, makineleri paralar, fabrikalar yakar, Orta alarn artk yokolmu ii statsn g yoluyla yeniden kurmak isterler." Bu, ii snfnn mcadelesinin bilinsiz olan, kendiliinden ortaya kan aamasdr. Baka bir deyile, bu aamada ii snf, ancak "kendiliinden" bir snftr. Bilinlendike "kendisi iin" snfa dnecektir. Eskiyen ve yeni koullara yant vermeyen bir retim biiminin deimesi kendiliinden olmaz. Eer varolan "nesnel"' koullara, "znel" koul demek olan bilin esi eklenemezse, ortaya kan toplumsal patlama, dzenin sonunu deil, ancak biim deitirmesini salar. I Genel olarak, bilimsel bir bak asyla u sylenebilir: Bir toplumsal snfn yelerinde, br toplumsal snflardan farkl olan ortak koullar paylama ve bunun sonucu bir dayanma duygusu yoksa, o toplumsal snf bir toplumsal g olut u r m u y o r demektirj Kendiliinden varolan bir toplumsal s89

nf, toplumsal gce dntren temel ge snf bilincidir; rgtlendii zaman da siyasal g ortaya km olur. Snf bilincinin gelimedii durumlarda, sosyolojik zmlemelerde kullanlabilecek bir toplumsal katmandan szedilebilir; ama siyaset bilimi asndan ok nem tayan toplumsal gler dengesinde hesaba katlmas gereken bir toplumsal snfdan szedilemez. Bu nedenle de, ekonomik gc ellerinde bulunduran toplumsal snflar, dier snflarda belirli bir snf bilincinin gelimemesi iin aba sarfederler; eer olumu bir snf bilinci varsa, bunu zayflatmaya alrlar. Toplumda kkl deiiklikleri ngren siyasal partiler ise, kurulu dzende deiiklik yapabilmek iin, ekonomik bakmdan gsz olan toplum kesimlerinin hzla bilinlenmelerini salamak isterler. Bilinlenmemi bir toplumsal snfn, kendi karlarna ters den siyasal akmlara destek olmas olanakldr. Marksistler arasnda, bir snfn karlarn bilmesini tam bir bilinlenme saymayanlar da vardr. Bu grte olanlara gre; bu durum, bireysel dzeydeki bilinlenmelerin bir araya gelmesinden baka birey deildir. Gerek bir snf bilinci ise, ancak o snfn toplumdaki olanaklarn ve bu olanaklarn kendisine verdii toplumsal rol bilmesi ile ortaya kabilir. Toplumsal dzeydeki yabanclamay grebilmek de, elbette ki bu bilincin n koulu olmaktadr. Marksizm asndan, bilinlenmenin nemli bir esini "ideoloji" oluturur. Marx, egemen snfn ideolojisinin tm toplumu etkilediini ve dier toplum kesimlerinde bir snf bilincinin oluumunu zorlatrdn ne sryordu. Bu noktadan hareket eden Lenin de, ii snfnn -kendi bana braklmas d u r u m u n d a - gerek bir snf bilincine ulaamayacan, bu bilincin ona dardan gtrlmesi gerektiini savundu. fNe Yapmal?" adl kitabnda yle diyordu: "Btn lkelerin tarihinin bize gsterdii bir gerek var. i snf yalnz kendi gcne dayanrsa, ancak trade-unionist bir bilince, yani sendikalar halinde rgtlenmek, iverenlere kar mcadele etmek, iilerin yararna baz yasalarn kmasn hkmetten istemek gerektii inancna varabilir (.. .) ti hareketinin kendiliinden gelimesi
190

onu ancak burjuva ideolojisine yamanmaya gtrr (...) iye snf bilinci ancak dardan, yani ekonomik mcadelenin dndan, ii-iveren ilikilerinin oluturduu ortamn dndan gtrlebilir." Lenin'e gre; bu grevi yerine getirebilecek olan g, ii snfnn nclerinden ve sosyalist ideolojiyi iyi bilen aydnlardan oluacak bir partiydi. Onlarn kidelere yayacaklar dncelerle snf bilinci -geliecekti. Bu nokta zerinde Lenin ile Rosa Lksemburg 'u atmas nldr. Rosa Lksemburg, kitlelerin kendiliinden oluan eylemlerini, bilinlenmenin en salkl yolu olarak grmekteydi. Kideler snf bilincini eylem iinde ve smama-yanlma yoluyla renmeliydiler. yle diyordu: "Gerekten de, devrimci bir ii hareketinin hatalar, en iyi Merkez Komitesinin hata yapmazhvdan, sonsuz lde daha verimli ve deerlidir." Konuyu kapatmadan nce vurgulanmas gereken bir nokta kalyor: Snf atmalarnn yansmas yalnzca silahl mcadeleler ve ihtilaller olamaz. Siyasal mcadelelerin bar yollardan sergilenebildii rejimlerde de snf atmalar "oy"a, yani sanda yansr. oulcu demokraserde, siyasal davranlarn oluumunda, toplumsal snf olgusunun en n planda rol oynadn seim sosyolojisi aratrmalar gsteriyor. b) M a r k s i s t K u r a m n Eletirisi

Marksizmin zellikle snf almalaryla ilgili gr, ideolojik dzeyde olduu kadar, bdimsel dzeyde de ok tartlan konular arasnda yer alr. Bu tartmal noktalar ayr ayr ele alacaz. 1 . - Marx, kapitalist rekabet dzeninin ii snfn ok olumsuz bir biimde etkileyeceini ngryordu. Acmasz rekabet, iverenleri en ok kr yapmaya, dierlerinden daha ucuz ve daha kaliteli retime zorlayacakt. Bu ise, i: snfnn boaz tokluuna altrlmcaya kadar smrlmesini kanlmaz klacakt. Bylece, dzenin skntsn en ok eken kide olarak, ii snfnn devrimci bir gce dnmesi kolaylam olacakt. Kapitalizm gelitike, sermaye birikimi hzlandka, devrimci patlamaya uygun ortam kendiliinden oluacakt.
191

Tarihsel gelimeler, Marx'm ngrs ynnde gereklemedi. Gelimi kapitalist lkelerde, ii snf yoksullaacana, tersine durumu dzeldi, hatta geri kalm lkeler asndan yksek saylabilecek bir yaam dzeyine ulat. Bunda bir yandan retim dzeyindeki hzl artn, teki yandan da bir eit d smrnn salad olanaklarn rol bykt. Ama iilerin sendikalar ve partileri araclyla yrttkleri mcadeleler olmasa, gelir dalmndaki dengelenmenin kendiliinden olmayaca akt. Sz konusu gelimeler ii snfndaki snf bilincini sivriletireceine azaltt gibi, snf atmalarn da yumuatt ve iddet yntemlerinden bar yntemlere kaydrd. Teknolojideki gelimelere kout olarak, kol iilerinin eitim dzeylerinin bile ykselmesinin zorunlu hale gelmesi ve kafa iisi olarak nitelendirebileceimiz "beyaz yakal" cretlilerin oranndaki artlar da ii snfndaki nitelik deimesinde nemli rol oynad. Marx'm ngrd yoksul ve cahil bir ii snfnn yerine, ortaya nemli gereksinmeleri karlanm, eitim dzeyi ykselmi bir ii snf kmt. stelik, snflar arasndaki dikeyine geiler de artt iin, ii ocuunun gene ii olmas, kanlmaz bir yazg olmaktan da uzaklamt. Ama iinin yaam dzeyi ykselirken, sermayedarn yaam dzeyinin daha da ykseldiini ve aradaki uurumun kapanmadn, her doan ocuun yara eit koullarla balamadn unutmamak zorundayz. Marx, iinin pazarlk gcnn ok zayf olduu bir toplumsal ortamdan hareketle baz tahminler yapmt. Ayn ii ok daha ucuza ve sonunda karn tokluuna yapmaya hazr bir isizler ordusunun varlm deimez bir veri gibi kabul etmiti. Oysa gl sendikalar, genel oy hakk, geimini emei ile salayan toplum kesimlerinin karlarn savunan partiler ve onlarn yararlanabildikleri zgrlkler, dengeyi Marx'm ngremeyecei lde deitirmitir ve deitirmektedir. Batl "oulcu" demokrasilerde snf atmasnn yumuam oluunu yalnz d smrnn salad olanaklara balamak aldatc olur.
192

2 . - Marx, iiler yoksullarken, orta snflarn da zamanla yokolacaklarm ve ii snfna doru kayacaklarn dnyordu. Oysa iiler yoksullamad gibi, orta snflar da yokolmadlar. Tersine, onlar ii snfna benzeyeceklerine, ii snfnn st tabakalar orta snflara benzemeye, orta snflarn yaam biimini ve zihniyetini benimsemeye baladlar. i snfnn toplumsal oran azalrken, orta snflar genilediler ve gerek toplumsal yaamda, gerekse siyasal mcadelede daha byk bir arlk kazandlar. Nasl ki, iiler yoksullamayp orta snflar da kaybolmadlarsa, "egemen snf" ya da snflar da Marx'in vurgulad katlkta varlklarn srdremedi. rgtl ii snf bata olmak zere, oulcu toplumlarda ortaya kan baka g odaklar, belirli bir gler dengesi oluturmaya baladlar. T m bunlara karn, snflar arasndaki dikey toplumsal hareketliliin boyutlarn abartmamak gerekir. En gelimi Batl lkelerde yaplan gzlemler, bu hareketliliin ancak gelir ve eitim dzeyleri birbirlerine yakn olan toplum kesimleri arasnda gerekleebildiini gsteriyor. rnein yksek renim yapanlar arasnda ii kkenli olanlarn orannn bugn bile ok dk olduu anlalyor. Marx'in belirli bir toplumsal hareketlilii ve egemen snfa aa katmanlardan katlmalar olabileceini ngrmedii de sylenemez. Ama bu duruma "Kapital"de getirdii yorum olumlu deildir: "Kapitalizmin iktisadi savunucular, zengin olmayan, fakat gl, karakteri salam, yetenekli ve ibilir bir insann bir kapitalist olabilmesi durumunu hayranlkla karlyorlar. Bu durum (.. .) bizzat sermayenin egemenliini de salamlatrmakta, dayanan geniletmekte ve kendisine toplumun aa tabakalarndan durmadan yeni gler kazanmasn salamaktadr. Bunun gibi, Orta alarda Katolik kilisesinin, snfna, doduu aileye veya zenginliine bakmadan halk arasndan en iyi beyinleri kendi hiyerarisi iinde toplamas da, din adamlarnn egemenliini ve halkn bamlln salamlatrmann bata gelen yollarndan biriydi. Egemen bir snfn, baml snflarn en yetenekli kiilerini arasna alabildii lde, egemen durumu daha salam ve tehlikeli olur."
193

3 . - Marx, ii snfnn sosyalist devrimi yaratacak hareketini, sanayilemi kapitalist lkelerde bekliyordu. Daha dorusu kuram bunun byle olmasn gerektiriyordu. nk kapitalizmin gelimesi lsnde snflar aras elikiler sivrileecek ve beklenen toplumsal patlama gerekleecekti. Oysa Marx'in bekledii devrim gelimi kapitalist lkelerde deil, arlk Rusyas gibi yar-feodal bir toplumsal ortamda gerekleti. Marksistler de bu durumu, Rusya'y 1 " kapitalizmin en zayf halkas" olarak nitelendirerek aklamaya altlar. Aslnda gerek Marx'in ve gerekse Engels'in, gelimi lkelerde snf atmasnn bar yollardan gerekleebilecei dncesine de tmden yabanc olduklar sylenemez. Marx, 1852 ylnda yazd bir yazda yle diyordu: "ngiltere'de genel oy hakk, ii snf iin siyasal iktidara eittir. Bundan dolay ngiltere'de genel oy hakknn uygulanmas, Kara Avrupasinda sosyalist saylan her nlemden ok daha sosyalist bir nlemdir." Ondokuz yl sonraki bir baka yazsnda, gene ii snfnn bar yollardan iktidara gelebileceini sylemek gereini duymutu. Engels de eitli vesilelerle, snf atmalarnn biiminin, lkeden lkeye, toplumdan topluma, koullara bal olarak deieceini kabul etmekteydi. " Erfurt Programnn Eletirisi" nde u satrlara rastlanyordu: " Halkn genel seimlerle btn iktidar elinde bulundurabildii .ve anayasann ulusun oylarnn ounluuna sahip olana hereyi yapma olanan verdii lkelerde, eski toplumdan yeni topluma geiin bar yollardan gerekleebileceini kabul ediyoruz." Engels'in bar geiin olanakl olduunu dnd lkelerin banda A.B.D., ngiltere ve Hollanda bulunuyordu. 4 . - Marksizme gre, devletin snf atmalarnn rn bir kurum olduunu biliyoruz. retim aralar zerindeki zel mlkiyet kalknca toplumsal snflar da kalkacak, toplumsal snflar olmaynca snf atmas olmayacak ve sonunda devlete gerek kalmayacakt. Geici bir "Proleterya Diktatrl" aamasndan sonra, devlet yava yava yokolacak ve bireylerin zerindeki -devletten kaynaklanan- basklar da ortadan kalkaca iin, gerek bir zgrlk ortam domu olacakt. 194

Oysa bu konudaki en eski rnee baknca, ok farkl bir geliim izgisiyle karlayoruz. 1917 Rus Devriminden sonra, retim aralar zerindeki zel mlkiyet dzeni kaldrld, ama tam anlamyla snfsz bir toplum ortaya kmad gibi, devlet de giderek yokolacama, daha etki ve gl bir duruma geldi. "Proleterya Diktatrl" Lenin zamannda tek partinin diktatrlne, Stalin dneminde de tek kiinin diktatrlne dnt. Tarihin hibir dneminde rastianmad kadar mdaheleci bir devlet modeli olutu. Milovan Cilas n deyimiyle, ayrcalkl bir ynetici " Yeni Snf" ortaya kt ve ii snfn temsil ettiini ne sren bu kk aznln ayrcalklarnn srmesi iin baskc bir devlet gcnn varl zorunlu hale geldi. Marksist kuram, alt yapnn deimesiyle birlikte, bir st yap kurumu olan siyasal rejimin de ona bal olarak deieceini ngryordu. 1917'den sonra Sovyetler Birlii'nde retim aralar zerindeki zel mlkiyet sisteminin kalkmas, retim ilikilerinin deimesi, yani alt yapnn deimesi anlamna gelmekteydi. Ama bu deime, st yapda beklenen deimeleri peinden srklemedi. Tersine, geici olmas gereken proleterya diktatrl, bir st yap kurumu olduu halde kalkmamakta direndi ve alt yapdaki baz deimeleri de etkiledi. Bylece, alt yapdaki dnmlerin st yapya yansmasnn kendiliinden olamayaca dncesi yaygnlamaya balad. Demokratik, zgrlk bir siyasal kltr birikiminin bulunmaynn nemi de ortaya kt. 5 . - Marx'm kuramn oluturduu dnem, gerekten de snf atmalarnn egemen olduu koullar ieriyordu. Ama tarihin birok dnemlerinde ve ada toplumlarn bazlarnda bile, siyasal atmann genellikle halkn dndaki sekinler arasnda getii de bir olgudur. 19 ncu yzyda gelinceye kadar, Batd toplumlarn durumu da pek farkl deildi. Geni halk ynlar, iinde bulunduklar durumun bilincine varacak eitimden aydn nderliinden ve karlarn savunabilecek olanaklardan ounlukla yoksundu. Bu gibi ortamlarda, ekonomik bakmdan gl olan snflar iindeki ekimeler, hanedanlar ya da kabileler arasndaki rekabeder, ulusal ya da din195

sel sorunlar ve nihayet kiisel ihtiraslar, siyasal atmada n plana kabiliyordu. Cumhuriyet Trkiye'sinde bile, 1950T yllarda, ok partili dnemin balarnda, etkili baz ailelerin yelerinin rakip partilerin liste balarn uzun sre ellerinde tuttuklar seim evrelerinin varln biliyoruz. Maurce Duverger, bu konuda gerein teki yzn u satrlarla yanstyor: " Snf atmasnn, siyasal mcadelelerin temel etkenlerinden birisi olduunu gsterme baars marksizme aittir. Ama bu etkenin her zaman ve her yerde belirleyici olduunu, tm dier etkenlerin ondan kaynaklanan ikinci dereceden etkenler olduunu ne srmesi ise bir hatadr. . . Hatta ondokuzuncu yzyl ile yirminci yzyln balarnda, snf atmas ok ar bast halde, siyasal mcadelelerin tek etkeni olmamtr. Ulusal rekabetler, dinsel ya da ideolojik kartlklar vb. nemli bir rol oynamtr. Marksizm bunu yadsmyor, ama tm dier etkenlerin snf atmasndan kaynaklandn ne sryor. Dinlerin ve ideolojilerin, snf karlarn gzden saklamaya yaradn sylyor, Ulusal, rksal vb temalar iin de yle. Bu zmleme ancak greli olarak geerlidir. Din, ezilenlere sabr vererek ayrcalkl toplum kesimlerine hizmet etmekle bir anlamda thalkn afyonu' saylabilir ; ama din yalnz bundan ibaret deildir. Bir 'te dnya' gereksinmesi, sadece snf atmalarnn yansmas saylamaz. Yurtseverlik, ayn ulusun iindeki ezilenlerle ezenler arasnda yapay bir dayanma oluturmaya hizmet eder: ama bu ayn zamanda, insann doduu topraklara kar doal olarak duyduu balln rndr." c) Geri Kalm lkelerde Durum

Geri kalm lkelerin snfsal yaps da, snflararas ilikiler ve bu ilikilerin siyasal yaama yansmas da belirli farkllklar, belirli zellikler gsterir. Bu durum, bir yandan kendi evrimlerinin, te yandan da gelimi lkelerden kendilerine yansyan baz d koullarn rndr. Geri kalm lkelerde ilk dikkati eken zellik, orta snflarn zayfldr. Bu lkeler - b i r iki istisna dnda- uzun bir dnem smrge durumunda kalmlard. Uluslama srecinde ve ada anlamda devlet kurumlarna sahip olma asndan gerilerdeydiler. Ulusal ordunun ve sivil brokrasinin yok196

luu, orta snflarn zayflnn temel nedenlerinden birisini oluturuyordu. Eski smrgeler siyasal bamszlklarn kazandnda, snfsal yapdaki bu boluun yaratt sakncalar, ister istemez siyasal yapya da yansmaktayd. Bir snflar dengesinden ok, bir snflar dengesizlii gze arpmakta ve rnein, Trkiye dzeyindeki bir demokrasiyi bile olanaksz klmaktayd. Batda sanayi geliirken orta snflarn bir blmnn iiletii, ama bu arada hizmet kesiminin gelimesiyle birlikte orta snflarn sonunda geniledii biliniyor. Diyelim ki, bir yerde kurulan ayakkab fabrikas, yaamn ayakkab yaparak salayan birok kiinin dkkann kapatmas sonucunu veriyordu. Onlar da gidip o fabrikann iisi ya da ustabas olabiliyorlard. Oysa benzer bir gelime geri kalm lkeler asndan sz konusu deildi. rnein 1838 ticaret anlamasndan sonra ingiliz dokumalar Osmanl pazarlarn istila ederken, geimini el tezghlarnda dokuma yaparak salayan Osmanl yurttalar iin, atlyelerini kapayarak o dokumalar reten fabrikalara gidip cretli olmak olana yoktu. retim ve gelir dzeyi dm, yoksullam olarak varln srdrmek zorundaydlar. Bu da, _geri kalm lkelerde orta snflarn 'zayf olmasnn bir baka nedenini oluturmaktadr. Bu gibi lkelerde, ikili bir snfsal piramit yan yana bulunmaktadr. nce, derebeyi niteliindeki byk toprak sahipleri ve geni kyl kitlelerinden oluan geleneksel bir yap, ok geni bir krsal kesimde egemendir. Onun yambamda ise, zellikle byk kentlerde grlen tccar-sanayici kesimi ile ii snfnn oluturduu bir yap vardr. Birinci yap giderek zayflayp ikincisi glenmekle birlikte, yan yanalklarmm ok uzun sreli olduu sylenebilir. Batl lkelerde ticaret ve sanayinin gelimesi bir i dinamiin rn olduu iin, bu gelime srasnda topraksoylularla-kentsoylular arasndaki atma kanlmazd. nk kentsoylularn ve dolaysyle kapitalizmin gelimesi iin, derebeyliin sona ermesi, topraksoylularn gcnn krlmas, ellerindeki ayrcalklarn kalkmas gerekiyordu. rnein toprak re197

formunun gereklemesi bu atmann rn olduu gibi, ayn atma demokrasinin gelimesine dorudan da katklar yapmtr. Gemide Batda rastlanan bu atmann benzerlerine, geri kalm lkelerde rasdamyoruz. nk bu lkelerin tccarsanayici kesimi (kentsoylular), o toplumlarn kendi i dinamikleri sonucu domam, d kapitalizmin etkisiyle, onun bir uzants olarak ortaya kmtr. Bu nedenle de hem zayf, hem da bamldr. Bir yandan ideki eski egemen glerle (topraksoylular), te yandan da ddaki balantlaryla iyi ilikiler iinde olmak zorundadr. Zaten ierde de, yeni bir snf oluturmaktan ok, genellikle byk toprak sahiplerinin bir uzants olarak gelimilerdir. Baz istisnalar dnda, topraktan elde edilen gelir, zamanla ve d koullarn zorlamasyla nce ticaret, sonra da sanayi sermayesine dnmeye balamtr. Bylece topraksoylu-kentsoylu ibirlii, rnein bir toprak reformunu byklde olanaksz kdmtr. Byk bir ounluk okuma-yazma bile bilmezken, ancak kk bir aznln yksek renim grm ve hatta bazen renimini gelimi lkelerde tamamlam oluu, geri kalm lkelerin toplumsal yaplarndaki bir baka zellii oluturur. lke ynetimini elinde tutmas kanlmaz olan bu sekin kitle, doal olarak varlkl toplum kesimlerinin bir uzantsdr. Cahil kitleleri kmsemeleri, ynetim gcn ellerinden brakmak istememeleri ve halk denetimini doal karlamalar (halkn eitim dzeyinin geriliinden dolay) beklenebilen davranlardr. Geri kalm lkelerde sanayi iileri, yalnz sayca az deil, ayn zamanda - b i r a n l a m d a - ayrcalkl bir toplumsal kesim olutururlar. nk gelir dzeyleri ve yaam koullar, az toprakl ya da topraksz kylden ok daha iyidir. stelik, geleneksel dengelerin bozulmasyla nfusun daha hzl artmas ve topraa dayal retimin daha az sayda igc ile yaplabilmesi sonucu, ortaya kan isizler ordusunun yaratt ortamda srekli i bulabilmenin kendisi bile bir ayrcalk saylabilir. Bu nedenle de, hele cretlilerin savunabilecekleri haklara sahib198

olduklar baz ortamlarda, geri kalm lke ii snflarnn Marx'm bekledii tutum iinde olabilmeleri zordur. Marx, bir sosyalist devrimin oluumu asndan, kyl snfndan da geri kalm lkelerden de pek birey beklemiyordu. Kyl snf ancak zaman iinde ve olaylarn zorlamasyla, karnn burjuvazinin deil ii snfnn karyla balantl olduunu anlayabilirdi. Lenin ise, yalnz Avrupa'da deil geri kalm lkelerde de, kurtuluun gelimi lkelerinin ii snflarna bal olduunu savundu. Oysa geri kalm lkelerdeki gelimeler, bu ngrlere ounlukla uygun olmamtr. Marx'in ngrd devrimin ilk gerekletii lke olarak Rusya, gl ii snfna sahip bir sanayi lkesi deildi. Ama belirli merkezlerde younlam bir ii snf sz konusuydu. Oysa, rnein in'de, Rusya'daki dzeyinde bile bir ii snf bulunmuyordu. Mao'nun nderliindeki in devriminde, kyl smf devrimci bir g olarak ortaya kt. T m bu oluumlar da, marksistler arasnda farkl grlerin ortaya atlmasna neden oldu. 1917 sonras Rusya'snda bir sre nemli grevlerde bulunan Sultan Galiev, Bat'l toplumlarda bir proleterya snf olduunu, oysa Dou'da proleter uluslardan szedilebileceinj savunuyordu: " Mslman halklar, proleter uluslardandr. ngiliz veFransz proleteryalar ile Fas'n, Afganistan'n proleteryalarnn eko- \ nomik durumlar arasnda byk bir fark vardr. Mslman lkelerin ulusal hareketinin sosyalist bir devrim nitelii tad sylenebilir.") Bir tatar Trk olan Sultan Galiev, "proleter uluslar"m temsil edildii, gelimi lkeler karsnda bu geri kalm lkelerin karlarnn savunulaca bir birlik (Enternasyonal) dncesinin ncler indendi. Bunun ilk aamasnda ise, Asya'daki Trkleri bir araya getirecek olan byk bir Trk devleti oluturmal ve devletin ad "Turan" olmalyd. Galiev'in, sosyalist devrimin nc gc olarak dnd parti ise kyl, ii ve kk vurjuvalar temsil edecekti. Sovyet Sosyalist Cumhuriyeer Birlii'nde Stalin 'in ipleri ele almasyla birlikte, Sultan Galiev ve benzerlerinin sesleri -bazen acmaszca olmak zere- susturuldu, Rus Kom199

nist Partisi'nin 1923'de yaplan kongresinde Stalin, proleterya diktatrlnn sadece merkezdeki sanayi iisine dayanacan dan ederken, Kalnin de rejimin hedeflerinden birini yle zediyordu: " . . . Bozkr halklar olan Krgzlara, zbeklere, Trkmenlere, Leningrad iisinin lklerini kabul etmei retmek..." Kemalist Devrimin ideolojisini oluturmak amacyla, 1932 1934 ydlarmda bir avu aydn tarafndan yaynlanan K A D R O dergisinde savunulan dnceler de konumuz asndan ilgintir. Kadroculara gre; Marx'm snf atmalarna dayal tarihsel maddecdik anlay ancak ondokuzuncu yzydda geerliydi. Oysa yirminci yzyddaki temel eliki, smren lkelerle smrlen lkeler arasndayd. Marx'm ngrd anlamdaki snf atmalar ancak smren lkelerde grlrken, smrge ya da yar-smrge durumundaki lkelerde, o anlamda ii ve burjuva snflarndan szedemezdi. Kadrocular, smrlen lkelerden aktarlan deerlerden smren lkelerin ii snflarnn da pay aldn ve bu nedenle de devrimci deil, uzlamac bir tutum takndklarn dnyorlard. yleyse, nce ulusal kurtulu savalar sonunda smren-smrlen lkeler arasndaki eliki zlmeliydi. Ancak ondan sonra, smren lkelerdeki smren-smrlen snflar arasndaki elikiler n plana kp, sosyalist bir devrime dnm salayabilirdi. Trkiye'nin toplumsal yapsnn, zellikle orta snflar asndan, dier geri kalm lkelerin oundan farkl olduunu vurgulamak zorundayz. Kendisi siyasal bamszln hemen hibir zaman yitirmedii gibi, yzyllar sren byk bir imparatorluun asker-sivil brokrasisini devralm olmak, gen Trkiye Cumhuriyeti iin byk bir olanakt. Orta snflarn bu greli gll, sadece daha dengeli bir toplumsal yap yaratmakla kalmam, ayn zamanda Atatrk 'n dayanaca nemli bir gc oluturmu ve gelecein demokrasisinin oluumunu kolaylatrmtr. SELM KAYNAKLAR Alpar, C e m ; KADRO (tpk basm), Ankara ktisadi ve Ticari limler Akademisi, Ankara, 1978. 200

Bottomore- T.B.; Toplumbilim (eviren: nsal Oskay), Doan Yaynevi, Ankara, 1977. Duverger, Maurice; Siyaset Sosyolojisi, Varlk Yaynevi, stanbul, 1975. D Encausse-Schram ; Asya'da Marksizm, stanbul, 1966. stanbul Matbaas,

Ergun, Doan; Sosyoloji ve Tarih, Yar Yaynlar, stanbul, 1973. Garaudy, Roger; Marx in Anahtar (eviren: A.T. Klal), Bilgi Yaynevi, Ankara, 1975. Lenini, V.; Marx, Engels, Marxisme, Editions en langues trangres, Moscou. Marx, Karl; Marx'm kara, 1971. Toplum Kuram, Doan Yaynevi, An-

Ozankaya, zer; Toplumbilime Giri, S.B.F. Yaynlar, Ankara, 1979. Papaioannou, K o s t a s ; Les Marxistes, J ' a i lu, Paris, 1965. Rocher, Guy; Le Changement social, Editions H M H , Paris, 1968. Sencer, M u z a f f e r ; Sosyal Snflar (kriter ve gstergeler), G z l e m \ / Yaynlar, stanbul, 1974.

201

DRDNC

KISIM

TOPLUM
Bilim-kurgucularn ngrleri gerekleip de yddzlararas atmalar balayncaya dek, siyasal yaamn - e n azndan bugn iin- son boyutunu toplumlar oluturuyor. Ama her nedense, uluslararas siyaset konusu, hemen tm siyaset bilimi el kitaplarnn kapsam dnda kalmtr. Nasd ki, bireyin ve kk gruplarn siyasal yaamdaki yerlerine deinmemek bir eksiklik ise, siyaset olgusunun incelenmesini uluslarn snrnda brakmak da kanmzca yanl bir yaklamdr. Uluslararas siyaset, bir uzmanlk alan olmadan nce, siyaset biliminin ana konularndan birisidir. Siyasal yaamn bu boyutunu incerlerken, nce "ulusal g", sonra da "uluslararas siyaset" kavramlar zerinde duracaz. Ulusal gc oluturan elere ve uluslararas atmalarn oluum ve zm srelerine edeceiz. 1. U L U S A L G Nasd ki, i siyasete ynelik deerlendirmelerde gler dengesi belki de temel hareket noktasysa, ulusal g kavram da, siyasetin toplumlar dzeyindeki ynnn aklanmasnda temel eyi oluturur. Ulusal g ise, baz maddesel ve tinsel elerin bir bireimidir. a) Ulusal Gcn Alt Yapsal eleri

Ulusal gcn maddesel elerini, bir yandan o toplumu evreleyen doal koullar, te yandan da o toplumun ekono203

mik ve demografik olanaklar oluturur. Bunlara bir de, eidi etkenlerin bir bireimi sayabileceimiz askeri gc eklememiz gerekil. lkenin corafi konum ve geniliinin siyasal yaama yansmalar zerinde daha nceleri de durmutuk .Bir toplumun bir ada ya da adalar zerinde yerlemi oluu ile, deniz kysnda topraklara sahip bulunuu, ya da ak denizlerden tamamen uzak bir toprak parasnda yaamas arasnda nemli farklar vardr. ngiltere'nin bir ada devleti olmas, Avrupa'dan ok dar bir deniz paras tarafndan ayrld halde, onu tarih boyunca birok istiladan korumutur. Napolyon ve Hitler'in bile cesaretini kran bu durum, ngiltere'nin etkinliine ve saygnl-' na katkda bulunmutur. Amerika Birleik Devletleri ile ilgili olarak da bir lde benzer eyler sylenebilir. ada ulam ve sava teknolojilerindeki tm gelimelere karn, lkeyi doudan ve batdan kuatan binlerce kilometre geniliindeki su engelleri, bugn bile nemini bir lde korumaktadr. Ulusal gc dorudan etkileyen doal etkenleri denizlerden ibaret sayamayz. spanya'y Avrupa'nn dier lkelerinden ok farkl klan temel nedenlerden birisi Pireneler'dir. Avrupa'y etkileyen byk gelimelerin ou Pireneler'i aamamtr. istanbul ve anakkale boazlarn da iine alan konumu, Trkiye'nin ulusal neminin nedenlerinden birisidir. Bu nem yalnz Karadeniz ile Akdeniz arasndaki geit olmaktan deil, ayn zamanda Avrupa ile Asya arasndaki balanty oluturmaktan da kaynaklanmaktadr. lke geniliinin ulusal gce katksnn en iyi rneklerini Rusya'nn tarihinde buluyoruz. Usuz bucaksz topraklar, Hitler 'in de Napolyon gibi baarszla uramasnda belki de en byk etkendi. Ar ar ekilen kuvvetler karsnda dman lsz bir biimde dalmak ve balantlarn yitirip ypranmak durumunda kalyordu. Benzer genilikteki toprak204

lar, in'e de Japonya karsnda ayn stratejiyi uygulamak frsatn verdi. ok geni topraklar bulunan bir lkeyi ele geirmek ne kadar zorsa, kk toprak paralarn savunmak da o kadar zor grnyor. Byle bir durumda, lkenin btn askeri ve sanayi kurulular birbirlerine yakn hedefler oluturuyorlar. Dar topraklar zerinde taktik geri ekilmeler ve yeni mevzilerde direnmeler kolay yapdamyor. Kk saylabilecek bir toprak paras zerinde yaayan Yunan halknn, kolayca beslenebilen bir Trkiye korkusu iinde bulunmasnda kukusuz ki bu durumun da rol var. Doal kaynaklarn ulusal gce katksnn her zaman ayn lde olduu sylenemez. rnein, ancak buharl makinann kefinden ve yaygn olarak kullanlmasndan sonradr ki, ngiltere'nin zengin kmr yataklar bir nem kazanm ve ulusal g asndan nde gelen bir ge olmutur. Zengin petrol yataklarnn Arap lkelerinin uluslararas dzeydeki etkinliini arttrmas da yenidir. te yandan, baka enerji kaynaklarnn kullanmnn artmas ve dnya petrolnde rekabetin oalmas ile birlikte bu nem azalmaktadr. Tek ya da az sayda rne ballk, o rn ne lde nemli olursa j)lsun, o lkeye srekli ve deimeyen bir g kazandramaz. Brezilya'nn kahvesi, Msr'n pamuu, Kba'nn eker kam ve Arap lkelerinin petrol bunun en ak rneklerini veriyor. Bir ekonomik bunalm durumunda alc lkelerin almlarn ksmalar ya da ayn rn zerinde iddedi < bir rekabetin balamas, satc lkenin ekonomisini ve dolaysyle de ulusal gcn olumsuz ynde etkileyebiliyor. Oysa doal kaynaklardaki ya da ekonomideki eitlilik, dnyadaki ekonomik bunalm dnemlerinde bile etkilenme snrn aalarda tutabiliyor. Yiyecek bakmndan kendi kendine yeterli olma durumunun da. nemli bir dusal g kayna oluturduunu belirtmeliyiz. Trkiye bu durumdaki az saydaki lkeden birisidir. kinci Dnya Sava'na kadar yiyecek gereksinmesinin ancak % 30'unu kendi retimiyle kardayabilen ngiltere, sava s205

rasnda deniz ulamnn zolamasyla birlikte ok g duruma dmtr. Almanya savalarda, hep yiyecek stoklar bitmeden ksa srede sonuca ulamaya ve Dou Avrupa'nn byk yiyecek reticisi alanlarn ele geirmeye almtr. Nfusun ulusal gce katks, genellikle tartmasz olarak kabul edilir. Dnyann iki "sper" gc olan Amerika Birleik Devletleri ve Sovyetler Birlii, ayn zamanda byk nfusa sahip bulunan lkelerdir. Ama onlardan daha kalabalk toplumlar oluturan in ve Hindistan'n onlar dzeyinde bir etkinlie ve ulusal gce ulaamadklar da aktr. nk nfus, ok nemli olmakla birlikte, ulusal gc belirleyen tek etken deildir. Bununla birlikte, ok daha az nfuslu bir in ve Hindistan'n -dier koullarn ayn kalmas d u r u m u n d a - ulusal glerinin de daha az olacan unutmamalyz. H a n s J. Morgenthau 'nun ok iyi zetledii gibi; "B'yk bir nfusa sahip olmakszn, modern savan gerei olan geni apta endstri kurmak ve iletmek; karada, havada ve denizde savaacak byk sayda ordular tesis etmek; ve nihayet, savaan nfustan ok daha byk saylara varan yiyecek, tama, ulatrma, cephane, silh ve haberleme gibi alanlard a k i destekleyici kadrolar oluturmak olanakszdr." Burada, nfus kadar nfusun bileiminin de nemini vurgulamak gerekiyor. zellikle nfusun ya gruplarna gre dalm, ulusal gc yakndan ilgilendirir. Ekonomik ve askeri adan asl nem tayan, 20-40 yalar arasndaki nfustur. Nfuslar ve ekonomik gleri birbirine yakn olan iki toplumdan, gen nfusun orannn daha yksek olan avantajldr. Nfus art hz dtke, ortalama mr uzadka, yal nfusun oran artar. Bu, alabilen ve savaabilen nfusun, giderek daha ok kiiyi doyurmak ve korumak zorunda kalmas demektir. kinci Dnya Sava banda, Fransa'nn silah altna alabilecei nfus 5 milyon iken, Almanya'nn silah altna alabilecei nfus 15 milyondu ve bu durum g dengesini elbette ki etkilemitir. Ulusal gc oluturan maddesel elerin sonuncusu ekonomiktir. Doal kaynaklar ve insangcnn nemine daha 206

nce deindiimize gre, geriye teknolojik dzey kalyor. rnein Trkiye'nin nfusunun ancak bete biri kadar bir nfusa sahibolduu halde, sve'in uluslararas dzeydeki etkinliinin ok daha fazla oluunu, zellikle ulat yksek teknolojik dzeyle aklayabiliriz. Kitabn birinci blmnde de belirtildii gibi, gerek nfus, gerekse doal kaynaklar ve topraklar, ancak teknolojik olanaklarla birlikte ele alndnda salkl bir deerlendirme yaplabilir. Nfusu daha fazla olduu, demir ve kmr rezervleri bakmndan hemen Amerika Birleik Devletleri ve Sovyetler Birlii'nin arkasndan geldii halde, Hindistan'n ulusal gcnn ok daha gerilerde bulunmasnn nedeni teknolojik dzeydir. Son yzyl iinde Almanya'nn arlnn Fransa'ya oranla artmasnn nedeni de, iki lkenin teknolojik gelimeleri arasndaki farktadr. Sovyeder Birlii, 1950'li yllarda nkleer teknolojiye sahip olduktan sonradr ki, Birleik Amerika'ya rakip duruma gelebilmitir. Sahibolunan askeri g de, kukusuz ki ulusal gcn belirlenmesinde nemli bir rol oynar. Ancak askeri gcn oluumu baka etkenlere baldr. Nfus ordunun saysal gcn, ekonomi ordunun donanm ve eitim dzeyini, kltrel etkenler ordunun disiplin ve moralini, kurumsal etkenlerse ordunun rgtlenme dzeyini belirler. Askeri gc kmsemek nasl olanakszsa, askeri gc ulusal gcn tek ya da en nemli esi saymak da ayn lde yanl olur. Ulusal gcn, silahl kuvvetlerdeki insan ve silahlarn say ve niteliinden olutuu sylenemez. Hans J . Morgenthau'nun da belirttii gibi; "Uluslararas politika alanna maksimum maddi g koyan, koyabilen bir ulus, btn rakiplerinin de ayn eyi yapmak; kendisine eit duruma gelmek, hatta gemek iin aba sarfetmeye baladklarn grecektir. Etrafnda tek bir dost bulamayacak-, sadece uyruklar ve dmanlar olacaktr. Militarizm yolunu tercih eden lkelerden hibiri, kendi kaba kuvvetinin korkutucu etkisinin dier uluslarda yol aaca kombine bir dirence dayanamamtr. . . Byk Britanya, kendi stnl ile dier uluslarn varlklarn tehdit etmemeye dikkat etmi, bylece kendi gcne kar ynelecek tehditlere ve meydan okumalara sebebiyet vermemeye almtr."
207

Napolyon Bonapart ' nl bir szn anmsamakta yarar var: "Snglerle herey yaplabilir, ama stne oturulamaz^' Osmanl mparatorluu yalnz silah gcne dayanm olsayd, eline geirdii saysz lkeyi yzyllar boyunca denetimi altnda tutamazd. Dnyann en bar lkelerinden birisi olan sve'in ulusal gcn ve uluslararas dzeydeki etkisini kim yadsyabilir? b) Ulusal Gcn s t Yapsal eleri Ulusal zellikler, bir toplumun g dzeyinin belirlenmesinde hesaba katlmas gereken nemli bir edir. Trk cesareti ve saval, Amerikal kiisel giriim ve yaratcl, Rus kavgacl ve inatl, Yahudi ticaretteki becerisi ve kurnazl, ngiliz soukkanll ve hesapl, Alman disiplin ve kabal ile tannr. Bu, o toplumun gemiinin, kltrel etkenlerin bir rn saylabilir. Alman ulusunun zelliklerini gznne almayan hi kimse, Birinci Dnya Sava'nn sonunda Versailles Antlamasnn ok ar koullarn kabul etmek zorunda kalan Almanya'nn, yirmi yl sonra dnyann en byk askeri gc olarak yeniden sahneye kacan hesaplayamazd. Nasl ki, Trk ulusunu iyi tanmayanlar da, " Hasta Adam"m Birinci Dnya Sava'ndaki direncini ve Kurtulu Savayla birlikte yeniden diriliini hi beklememilerdi. Baz uluslar sava, bazlar ise bar zellikler tarlar. Birinci trden toplumlar ynetenler iin, sava planlayabilmek olduka kolaydr. Oysa ikinci gruba giren bir Amerika Birleik Devletleri'nin, kinci Dnya Sava'na katlabilmesi iin ok zaman ve aba gerekmitir. Hemen hibir umut kalmad halde, Alman halk sava Hitler 'in intiharna kadar srdrrken; Amerikan askerinin Vietnam'dan ekilmesi ii belki de en byk bask gene bizzat Amerikan toplumundan gelmitir. Rusya'nn tarihi boyunca hep byk ordular besleyebilmi olmasn, halktaki devlete itaat geleneine ve yabanclara duyulan korkuya balayanlar oktur. 208

Daha nce de grdmz gibi; belirli kltrler belirli kiilik trlerini yaratrlar. M . J . Herzkovitz yle diyor: " Bir kltr, bir halkn yaam biimidir. Toplum ise, belirli bir yaam biimini izleyen bireylerden oluur." Her birey, iinde yaad toplumun kabul ettii davran biimlerini renir ve toplumun beendii kidik trn benimsemeye ynelir. Kltrel etkenlerin yansra, aile yaps, eitimle ilgili gelenekler ve disiplin anlay da, toplumdaki temel kiilik trnn oluumunda nemli rol oynarlar. Davanlardaki esneklik ya da katln, kabul ya da reddetme eilimlerinin, bar ya da kavgacln, otoriterlik ya da demokratikliin kkeninde, toplumsal kurumlarn etkisi oktur. "Ulusal moral" de ulusal g asndan 'nem tar. Ama ulusal kiiliin kararl ve srekli olmasna karlk, ulusal moral koullara bal olarak deiir. rnein savataki haklla duyulan inan, rejime ve lkeyi ynetenlere duyulan gven gibi, saysal ortamla yakndan dgili olgular, ulusal moralin dzeyini dorudan etkilerler. Ay ulus bir savada ok yksek bir morale sahipken, baka bir savada durum tersine dnebilir. siyasal yaamda gerilimi arttrm, derin anlamazlk konular yaratm olan hkmetler, d siyasetlerinin baars iin yeterli bir halk desteini salayamazlar. lkeyi ynetenlerin ya da rejimin, kendisini dlad ya da yeterince kollamad duygusuna kaplan toplum kesimlerinin varl orannda, ulusal g azalr. Ayn ekilde, kararsz ve tutarsz d siyasetler de, ulusal moralin ve dolaysyle de ulusal gcn dmesine katkda bulunurlar. Ynetim ile halk arasndaki boluk dolduu lde moral ykselir, ulusal g artar. Halkn her dzeydeki siyasal kararlarn alnmasna katlmnn artmas lsnde o kararlarn halk tarafndan benimsenmesi kolaylar ve kararlar yrtmek durumunda bulunan hkmetler, gerek i gerekse d siyasette ok daha gl olurlar. Bu, ulusal moral ve dolaysyle ulusal g asndan, siyasal rejimin tad nemi gsterir. Bir ordu ne kadar gl olursa olsun, o ordunun zafere ulamasnda bandaki komutanlarn rol ne kadar bykse,
209

bar zamannda da bir ulusun d siyasetinin ynetilmesindeki ustalk o lde nemlidir. Baarl bir d siyaset, ulusal karlar asndan ulusal gc en iyi deerlendiren d siyasettir. zlenen d siyaset ile sahip olunan ulusal g arasnda bir denge olmaldr. Gcnn altnda bir d siyaset izlemek ne kadar yanlsa, gcnn zerinde bir d siyaset de lkeleri felakete gtrebilir. Bir Napolyon, bir Hitier, arkalarna aldklar ulusal gcn snrn iyi kestiremedikleri iin, durmasn bilememi ve olanaklarnn tesine geerek, kazandklar baarlar baarszla dntrm, ayn zamanda kendi sonlarn da hazrlamlardr. Atatrk'n bu iki tarihsel kiilie kar d siyaset ve askerlikteki stnl de, ulusal gc en iyi biimde kullanm olmakla, bu noktada somutlar. Halkn bir lkenin d siyasetine verdii ya da esirgedii destek, ulusal gcn dzeyini dorudan etkiler. Ama lkeyi ynetenler, yalnzca halkn houna gidecek bir d siyaset izlemeye zen gsterirlerse, toplumun uzun vadeli karlarndan uzaklaabilirler. Halk ounlukla gncel dnr ve abuk sonu ister. 1963 sonlarnda Kbrs sorunu duygular yeniden harekete geirdiinde, Babakanln nnde "Paam izmeni giy" diye baran kalabala nn yle yant vermiti:: "Benim izmem yok, ama aklm var\" Oysa, zellikle demokratik olmayan rejimlerde, lke iinde sorunlar zmekte zayf kalan ynetimler, zaman zaman dikkatleri d sorunlara ekerek rahatlamaya alrlar. Falkland adasn ele geirerek kolay yoldan halkn desteini arkalarna alan Arjantin'in askeri rejim yneticileri, ngiltere'nin tutumunu iyi hesaplayamadklar iin, baarnn baarszla dnmesiyle kendilerini tutukevinde bulmulardr. amzda, yalnz kendi halknn deil, dnya kamuoyunun desteinin de bir d siyasetin baarsnda arlk kazandn gryoruz. lkeler askeri g ve diplomasi kadar propagandaya da nem vermektedirler. Trkiye'nin bu gerei kavramasnda, Ermeni sorununa kar eitli lkelerin taknd
210

tutum byk rol oynamtr. Kbrs Bar Harekt nedeniyle Amerika Birleik Devletleri'nin uygulad ambargo kararnn ve daha sonra eitli yardmlara getirilen kstlamalarn kaldrlmas iin, Trkiye gene da ynelik bir propoganda abasna girmek zorunda kalmtr. ki byk sistemin temsilcisi olan iki "sper g"n (A.B.D. ve S.S.C.B.) dnya lsnde nasl yaygn bir propoganda yrtmeye altklarn ve bunun iin ne byk kaynaklar harekete geirmekten kanmadklarn biliyoruz. Byk devleder bu yoldan etkinliklerini arttrabilmektedirler. Ama baz durumlarda kk devletler iin de, glerinin tesinde bir uluslararas saygnla ve dolaysyla etkinlie sahip olma olana vardr. rnein Kemalist Trkiye, yalnz ulusal bamszlk konusunda gsterdii baardan dolay deil, ayn zamanda ide baaryla uygulad reformlar sonucunda da, gerek geri kalm gerekse gelimi lkeler kamuoyunda sempati ve destek salayabilmi, bu durum ise ulusal gcn artmasna ayrca katkda bulunmutur. Konuyu kapatmadan nce, ulusal gcn nemli bir esini oluturan milliyetilik ya da yurtseverlik olgusu zerinde de durmamz gerekiyor. Kk gruplar oluturan bireylerin benzer ynlerinin vurgulanmasyla ortaya kan "Biz" duygusuna daha nce deinmitik. Yurtseverlik ise, hemen her insanda varolan bir igdnn yansmasdr. Her insann doal olarak duyduu doduu yere baldk, ortak koullarn paylalmasyla, zaman iinde bir dayanma duygusunu da beraberinde getirir. Ortak dil ve inanlar bu dayanmay glendirir. Ortak koullar baz ortak karlar da peinden srkleyecei iin, "Biz ve Onlar" ayrm giderek yerleir. Bu "Biz" duygusu bir zamanlar kabile ile snrlyd. Kent devletinde kent, feodal dnemde derebeylik bu snr oluturuyordu. retim biimi deitike, "Biz" duygusunun ap da geniledi. Ticaret ve sanayiin gelimesiyle derebeylikler atlad, ulusal diller ve kltr birlii dodu, ulusal devlet ortaya kt. Artk "Biz" duygusunun yeni snr uluslard. Ulusal devlet, ayn zamanda yz yze ilikilerin, birbirini tanyanlar arasn211

daki ilikilerin nemini yitirdii bir ereveydi. Kurumsal ilikiler iinde kii kendisini ok daha gsz ve yanlz hissediyordu. Dayanma duygusuna, manevi dayanaa olan gereksinmesi artmt. te yurtseverliin milliyetilie dnmesi, byle bir ortamn rndr. Milliyetilik ideolojisinin zaman zaman farkl toplumsal snflar tarafndan kullanlmas bu gerei deitiremez. Siyasal milliyetilik, ulusal bamszl; ekonomik milliyetilik, lkenin yeralt ve yerst kaynaklarna sahip kmay ve toplum olarak ekonomik olanaklar arttrmay; toplumsal milliyetilik ise, daha ileri bir dzen iin aba gstermeyi gerektirir. Bat'da feodal dzenden klrken milliyetilie sahip kan snf burjuvazi olmutu. Ulusal snrlar kapayp ekonomik olanaklarn arttrlmasna almt ve bu nedenle de siyasal ve toplumsal milliyetilikleri de ayn ideoloji iinde btnletirmiti. Oysa gnmzn geri kalm lkelerinde, yabanc ekonomik glerin temsilcilii ok daha krl olduu iin durum deimitir. Kltr milliyetilii dahil, milliyeti ideolojiye daha ok aydnlar sahip kmakta ve koullara gre, deiik toplum kesimlerinin desteini almaktadrlar. Milliyetilik ideolojisini besleyen bir kaynak da, toplumu oluturan bireylerdeki gszlk, doyumsuzluk, ezilmilik duygulardr. Nasl ki, bir futbol takmyla kendisini zdeletiren kii, onun baarlar ile bir lde doyum buluyorsa, toplumun ounluu da ulusal gde byle bir doyum arar. Bir toplumsal dzen, bireylerdeki gvensizlik ve doyumsuzluu arttrd lde, milliyetilik duygularnn ulusal saldrganla dnmesini kolaylatrm olur. rnein Nazizmin kkeninde bu tr srelerin yattn savunanlarn says olduka fazladr. 2. U L U S L A R A R A S I SYASET

Ulusal gden sonra, sra ulusal glerin harekete getii ya da dengeler oluturduu durumlara geliyor. ' Uluslararas atmalar, uluslararas atmalarn zmlerini ve dnya siyasal sistemini bu balk altnda ksaca inceleyeceiz. D
212

siyaseti i siyasetin bir uzants olduunu, uluslararasmdaki gelimelerin u ya da bu lde i siyaseti de mutlaka etkilediini unutmamak gerekir. ) Uluslararas a t m a l a r v e
$

zm

Bireysel atma ve saldrganlkta olduu gibi, uluslar arasndaki atma ve saldrganlklarn temelinde de biyolojik, psikolojik ve toplumsal nedenler bulunduu genellikle savunuluyor. Kuyruu imdiklenen deney faresi srmaya alr. Kular ve balklar kendi alanlarn korumak iin sava verirler. Kimi hayvan sadece yuvasnn yaknlarnda kavga eder. Hemen tm hayvanlar, bir besini ya da diiyi paylamak sz konusu olduunda saldrganlarlar. Kavgalarda kolay elde edilen baarlar ise, saldrganl alkanlk haline getirir. Ayn yerde yaamak durumunda olan hayvanlarda altst ilikisi belirginleince saldrganlk azalr. rnein ayn kmese konulan iki tavuk hemen kavga ederler ve biri kazanr, tekisi kaybeder. kinci kavgada, birincisinde yenik den daha abuk peseder. Bir sre sonra da, birisinin tekisinin zerine yrmesi ve tekisinin de kamas alkanla dnr. Burada oluan alt-st ilikisi srekli ve kararldr. ki taraf da ortaya kan gerei kabullenir. Benzeyenler arasnda dayanma, farkl olanlara kar saldrganlk eilimi hemen tm hayvan trlerinde vardr. Bu ve dier rneklerin benzerlerine, insanlar arasnda olduu gibi, toplumlar arasnda da rastlayabiliriz. yleyse, uluslararasmdaki atmalarn kkeninde, baz biyolojik ve psikolojik nedenlerin de bulunduu ne srlebilir. Ama insanolunun yalnzca igdleri ile deil, ayn zamanda duygular ve mantyla hareket eden bir varlk olmas sonuda ciddi farkllklar yaratabilmektedir. rnein iki tavuk arasndaki g fark taraflarca iyice anlaldktan sonra atmalar sona erer. Oysa insanolunun aalanmak yerine lmeyi tercih edecei durumlar bulunabilir. R a y m o n d Aron 'un dedii gibi; " Efendi ve
213

kle ilikisi hibir zaman srekli ve kararl olamaz". Kle, gszln ve bir anlamda aresizliini bile bile isyan edebilir. Savalar genellikle, uluslararasmdaki atma konularnn bar yollardan zlememesinin. rn olarak ortaya karlar. lkel toplumlar zerinde yaplan gzlemler, drt temel atma nedeninin varln saptyor: Bazlar yalnzca kendilerini savunmak, kendilerine ynelik haksz bir istei kabul etmemek nedeniyle savaa girmek zorunda kalmaktadrlar. Bazlar yeni topraklar, kadnlar, kleler elde etmek iin saldrmaktadrlar. Bazlarnn amac ise, belirli siyasal ya da ekonomik hedeflere ulamak deil, intikam almak, hatta kendilerinin dnda olanlar ldrp onlar dinsel trenlerinde kullanmak olabilmektedir. Eer bir toplumda belirli bir yneticiasker snf ortaya kmsa, o snfn kendisi de, yaylmac nitelikli ejimi ve dolaysyla kendi konumunu koruyabilmek iin savalara kaynaklk edebilmektedir. ada toplumlarda, yukardakilerin uzants sayabileceimiz durumlara rastlayabiliyoruz. Kimi savalar savunma nedeniyle, kimisi siyasal-ekonomik nedenlerden, kimisi toplumsal nedenlerden, kimisi de askerci-sekinci eilimlerden dolay patlak verebiliyor. Nasl ki bireyler arasndaki elikileri ve srtmeleri tmden yoketmek olanakszsa, insan gruplar arasndaki atma konularn da tamamen ortadan kaldrmak olanaksz grnyor. Toplumlardaki i atmalarn bar yollardan zmn zorunlu klan bir bask gcne karn, gene de zaman zaman iddete bavurulmaktadr. Oysa uluslararasmdaki sorunlarn savaa bavurulmadan zmn zorunlu klacak bir polis ya da jandarma gc yoktur. Sava, toplumlararas anlamazlklarn zmndeki en nemli ara niteliini tarih boyunca korudu. Ancak genel olarak teknolojideki ve zel olarak da sava teknolojisindeki gelimeler, geen yzyldan balayarak sava giderek daha az bavurulmas gereken bir yol durumuna soktu. nk savalarn dourduu zararlar, kazanan taraf iin bile ok yksek boyutlara vard. Toplumlar arasndaki zmleri sava yoluyla zmenin fiyat ok fazla ykseldi. Uluslar askeri glerini sava 214

yapmak iin deil, kar taraf savatan caydrmak iin gelitirmeye baladlar. Eskiden zaman, yer ve g bakmndan "snrl savalar" sz konusuydu. ki ordu kar karya geliyor ve belirli bir sre sonra yenen ve yenilen belli oluyordu. Cephenin gerisindekiler, savan etkisini bazen dolayl olarak duyuyor, baz durumlarda ise hi duymuyorlard. Oysa teknolojideki gelimeler, "sava alan" kavramn ortadan kaldrm gibidir. Artk savaan lkelerin tm topraklar, asker olsun olmasn tm insanlar ve askeri olsun olmasn tm olanaklar savan kapsam ierisine girebilmektedir. Birinci Dnya Sava bu adan bir ok etkisi yapmtr. Savan neden olduu insan ve servet kayplarnn boyutlar, uluslararas anlamazlklarn zmnde bar yollarn aratrlmasn zorunlu klmtr. Birinci Dnya Sava'n izleyen dnemde yaplan anlamalarn nemli bir blmne "savaa bavurulmayaca" yolunda hkmler konulmas alkanlk haline gelmitir. Ama tm bu anlamalar ve "saldrmazlk paktlar", ikinci bir Dnya Savann daha yaanmasn nleyememitir. ki genel sava yaandktan sonra, bir blgesel ve hatta snrl savalar dnemine girdiimizi syleyebiliriz. Sava teknolojisindeki gelimelerle birlikte, bloklar araclyla uluslararas dzeyde olumu bulunan g dengelerinin de, savalarn blgesel ve snrl bir dzeyde kalmasn zorunlu kld gzlemleniyor. A.B.D. ve Sovyetler Birlii gibi iki "Sper Devlet"in dorudan ya da dolayl olarak katldklar savalarda bile, taraflar belirli bir snr amamaya zen gsteriyorlar. Snr sadece nkleer silahlara bavurmamak konusunda deil, zellikle sava alan ve izlenen hedefler konusunda da nemle korunuyor. nk snrlarn almas durumunda ortaya kabilecek olan bir trmanmann getirebilecei sonular zerinde hi kimsenin gvencesi bulunmamaktadr. Blgesel savalarn amzdaki en yaygn biimi olarak, smrgeci lkelere kar yrtlen ulusal kurtulu mcadelelerini gsterebiliriz. (Ama blgesel savalarn tek nedeni ulu215

sal kurtulu mcadeleleri deildir.) Kore Sava, Vietnam Sava, Trkiye'nin Kbrs'da giritii Bar Harekt, ranIrak Sava, Arap-srail Savalar, Folkland Sava, A.B.D.Libya atmas ve benzeri rnekler, son otuz be yl iinde dnyann ne kadar ok blgesel savaa tank olduunu hatrlatyor. Oysa Birlemi Milletler Andlamasmm saldrgan tarafa kar ngrd mekanizma yalnzca bir kez, 1950 ylnda patlak veren Kore Sava srasnda iletilebildi. leri teknolojiye dayal silahlarn gelimesi ve bunlara sahibolmanm nemli ekonomik kaynaklar zorunlu klmas ile birlikte, "gerilla savalar" da amzda giderek yaygnlat. Gl ekonomilere ve modern sava glerine sahip devleder karsnda, bu olanaklara yeterince sahip bulunmayan toplumlar, ete savalar yolunu tercih ettiler. Napolyon 'un ordularna kar nce spanyol halknn, sonra da Ruslarn bavurduu bu yolun, belirli ortamlarda ok etkili olduu zamanla daha iyi anladd. Ondokuzuncu yzylda milliyetdik akmlaryla birlikte gelien ete savalar, yirminci yzylda en beklenmedik ve arpc sonularn verdi. Yzyln en byk ekonomik ve askeri gcne sahip olan A.B.D., kk ve geri kalm bir toplumun ete savalarna dayal direnci karsnda Vietnam' terketmek ve bir anlamda yenilgiyi kabullenmek zorunda kald. Halkn iinde "sudaki balk" kadar rahat olan, nerede ne zaman ortaya kaca belli olmayan "vur-ka"lardan sonra sradan birisi gibi gnlk yaamn srdren eteciler karsnda, igalci devletlerin modern ordular aciz duruma debilmektedirler. Ama baar halkn etecileri benimseme dzeyine ve bir lde de, corafi koullara bal bulunmaktadr. Silah/ atma ile bar zmler arasnda, uluslararas anlamazlklar nedeniyle bavurulan baka yollar da vardr. Bunlar, dorudan ya da dolayl bask yollar olarak nitelendirilebilirler. Bir lkeden yaplan dalm kstlamak, o lkenin mallarna yksek gmrk tarifeleri uygulamak, o lkenin ok gereksinme duyduu baz hammadde ya da sanayi rnlerini satmamak, gnmzde ok uygulanan yntemlerdir. Kbrs Bar Harektndan sonra A.B.D.'nin Trkiye'ye uygulad 216

silah ambargosu, 12 Eyll dneminde Bat Avrupa'nn Trkiye'ye uygulad siyasal ve bir lde de ekonomik ierikli ambargolar hatrlardadr. Arap lkeleri bata olmak zere, ok sayda lkenin srail ile siyasal ve ekonomik ilikileri yllardr kesilmi ya da en aza indirilmi durumdadr. Irk Gney Afrika Cumhuriyeti'ni baz nemli dnler vermeye iten nedenlerin banda, bu tr dolayl d basklar yer almaktadr. Trkiye'nin, Bugaristan Trklerine uygulanan basklar hafifletmek amacyla uluslararas kurulu ve toplantlarda gsterdii aba da, bir lde bu erevede yer alabilir. Uluslararasndaki sorunlarn silahl atmaya dnmeden zm yolunda, her blok kendi iinde zel bir aba gsterir ve eidi dolayl bask yollarn kullanr. Sper Devletlerin kendi etki alanlarndaki lkeler zerinde kullanabilecekleri eidi bask olanaklarnn bulunduunu biliyoruz. Hatta buna, belirli koullarda o lkedeki ynetimi deitirecek sreleri harekete geirmeyi de dahil edebiliriz. Bir Trk-Yunan srtmesinin scak atmaya dnmesini engelleyen en nemli nedenler arasnda, her iki lkenin de N A T O yesi olmas ve Bat bloku iinde yer almas gsterilebilir. amzda savalarn, yenen taraf zerinde bile ciddi olumsuz etkileri olduunu gznne alrsak, silahl atmaya girimeden nce bar birok yntemin denenmesi doal karlanmaldr. ki tarafn dorudan ya da dolayl yollardan grmeleri, iki tarafa da dost olan nc lkelerin iyi niyetli giriimleri, bu giriimlerin arabuluculua kadar uzanmas sk rastlanan olaylardr. Hatta -Kbrs rneinde olduu gibi nemli uluslararas sorunlarda, bizzat Birlemi Milletler Genel Sekreterinin bu grevi stlendii durumlar da vardr. Uluslararas uyumazlklarn bar yntemlerle zmnn en son aamasn ise hukuki yollar oluturur. Bunlar da hakemlik ve yarg yolu olarak ikiye ayrhr. Orta a'da Papalarn ve Roma mparatorlarnn zaman zaman kendi etki alanlarndaki devletler arasnda hakemlik yaptklarn biliyoruz. amzda hakemlik grevini yklenecek olanlar, iki tarafn da rzasyla belli olur ve sorun u ya da
217

bu biimde zlnce, hakemlerin de grevi sona erer. Oysa yarg yolunda, srekli yarglar ve mahkemeler sz konusudur. Ama her iki durumda da, hakeme ya da yarg yoluna gitmek, ancak taraflam rzasyla olanakldr. nce Milleder Cemiyeti'nin, kinci Dnya Sava'ndan sonra da Birlemi Milletler'in kurulu nedenlerinin banda, kukusuz ki uluslararas sorunlarn savaa dnmeden zmn bulmak istei geliyordu. 1946 ydma kadar Uluslararas Srekli Adalet Divan vard. Onun bir uzat olarak ortaya kan Uluslararas Adalet Divan ise, Birlemi Milletler'in en nemli alt organndan birisi clarak kuruldu. Bugn ancak elli kadar devlet, Uluslararas Adalet Divan'nm zorunlu yargsn kabul etmi durumdadr. Trkiye de, 1986 ylnda, Divann zorunlu yarg yetkisini ard clarak kabul eden devleder arasnda yc almtr. b) Dnya Siyasal S i s t e m i Dnyann deimeyen bir siyasal sisteme sahip bulunduunu elbette ki kimse syleyemez. Gemide, tek bir devletin, karsnda denge oluturulamayacak kadar byk bir g kazand dnemler olmutur. Kendi corafi erevelerinde ele alnrsa, Cengiz Han mparatorluu, Roma mparatorluu, Osmanl mparatorluu ve benzerleri, ykseli dnemlerinde byle bir sistemin odan oluturmulardr. Ondokuzuncu yzyd Avrupa'snda ise artk dierlerinden ok stn bir g sz konusu deildi. Gleri birbirine yakn durumdaki devletler arasndaki ilikiler, ok daha farkl bir sistem oluturuyordu. Ama kinci Dnya Sava sonrasnda durum deiti. ki kutuplu gler dengesine dayal bir dnya sistemi ortaya kt. Bir yanda A.B.D. ve kapitalist lkeler, te yanda Sovyeder Birlii ve komnist rejimler yer alyordu. Ayrca her iki "Sper G" de, kendi etki alanlarna sahiptiler. Kar bloktaki lkeler arasnda ekonomik, kltrel ve hatta siyasal ilikiler son derecede snrlyd. Bu snrlamalar turistik gezilere kadar uzanyordu. Birbirine kapal, birbirini dman ben ittifaklar, o zamanki yaygn deyimiyle bir " Souk Sava" yayorlard.
218

1950'lerdetv balayarak dnya iki kutuplu bir sistemden ok kutuplu bir steme gemitir. Bir yanda in byk bir g olarak ortaya karken, te yanda da saylar her geen gn artan "balantsz" lkelerin biraraya gelmesiyle " nc Dnya" olumutur. Siyasal bamszlklarn ounlukla yeni ele geiren ve ayn zamanda da geri kalmlk snrlar iinde bulunan bu lkeler, biraraya gelerek kazandklar siyasal arlkla iki blokun etkilerinden uzak kalmaya almlardr. Dnya ikili bir' kutuplamadan uzaklarken, "Souk Savacn yerini de "Yumuama" almtr. Bloklar arasndaki ilikiler artm, bloklar ii dayanma eski katln yitirmitir. Ekonomik ve kltrel alanlarda bir alma dnemine girilmitir. Bu durumun, dnya apndaki gerginliklerin azalmas ve uluslararas dzeydeki sorunlarn bar yollardan zlmesine daha uygun bir ortam yaratt sylenebilir. Ama " Sper G"ler gerei henz ortadan kalkmaktan ok uzaktr. Nkleer silahlara sahip bulunan lkelerin saysnn artmasyla birlikte, bazlarnn deyimiyle bir "dehet dengesi" olumutur. Nkleer silahlar, kullanlmaktan ok, kar tarafn kullanmasn engelleyen bir caydrc g ilevini yklenmitir. Birinci Dnya Sava'ndan bu yana giderek artan sayda uluslararas kurulu da uluslararas ilikileri etkilemektedir. nce Milleder Cemiyeti, sonra da Birlemi Millederin uzants olarak ortaya kan rgtler, bugnk dnya siyasal sisteminin bir esi durumundadrlar. Ulusal bamszlk rgtleri ile okuluslu irketier de, gene amz koullarnn bir rn olarak dnya siyaset sahnesindeki yerlerini almlardr. Topraklarn igalden kurtarmak iin bamszlk mcadelesi veren halklar temsil eden rgtler, bir yandan diplomatik temsil olanaklarna sahip olurken, te yandan da blgesel g dengelerinde nemli roller oynayabilmektedirler. Filistin Kurtulu rgt, bu konudaki en nl rnektir. okuluslu irketler ise, kendi ekonomik karlar iin, baz durumlarda gl devletleri etkileyebilecek olanaklara sahip bulunmaktadrlar. Byk devletlerin gizli rgderini de kul219

lanarak, zellikle geri kalm lkelerde, ynetimlerin deimesine ve hatta rejimlerin devrilmesine nemli katklar yapabilmektedirler. Dnya siyasal sisteminin anlalmas asndan nem taiyan bir olguyu da emperyalizm oluturuyor. Emperyalizm $zck olarak, franszcadaki "empire" yani imparatorlukdan kaynaklanr. mparatorluk kurma ve srdrme siyasetini, bir '^anlamda, da ideolojisini ieren bir kavramdr. amza gelinceye kadar hemen sadece askeri fetihlere dayal olan emperyalizm, gnmzde ekonomik ve kltrel egemenlik yolunu semie benziyor. Bazlarnca "yeni smrgecilik" olarak da nitelendirilen ilikiler iinde, geri kalm lkelerin nemli bir blm baz gelimi lkelere baml duruma geldiler. Ekonomileri neredeyse tmyle A.B.D.'ne yaptklar dsatma dayanan Orta Amerika lkelerinin iinde bulunduklar ortam, bu konuda iyi bir rnek oluturuyor. Dardan alnan teknolojinin ve yabanc yatrmlarn yalnz tek bir lkeden kaynaklanmasnn sakncalar ortadadr. zellikle nemli hammadde kaynaklarna sahip bulunan geri kalm lkeler, emperyalist glerin doal olarak ilgisini ekerler. Kltrel emperyalizm ise, kitle iletiim aralarnn etkisinin badndrc bir hzla artt gnmzde giderek daha ok nem ve yaygnlk kazanmaktadr. H a n s J . Morgenthau, bu nemi u satrlarla zediyor: " Eer A devleti kendi kltrn ve asl nemlisi, kendi siyasal ideolojisini -btn somut emperyalist hedefleriyle birlikte- B devletinin i ve d siyasetini kararlatrma durumunda bulunan insanlara benimsetmi; B devletini ynetenlerin dnce ve kafalarn fethetmise, askeri ftuhatla veya ekonomik yollarla lke zerinde denetim kurmak isteyenlerin hepsinden ok daha istikrarl ve ok daha tam bir stnlk ve zafer elde etmi olur. Bu tr emperyalizm yolunu seen A devletinin amacna ulamak iin askeri kuvvet kullanma tehdidinde bulunmaya, askeri kuvvet kullanmaya veya ekonomik baskda bulunmaya ihtiyac yoktur."

220

SELM KAYNAKLAR Aron. R a y m o n d ; Paix et Guerre Entre Les Nations, CalmannLevy, Paris, 1962. Jean-Claude, Filloux; La Personnalit, P.U.F., Paris, 1965. Jean. G o t t m a n n : La Politique des Etats et Leur Geographie, Armand Collin, Paris, 1952. Gnlbol. M e h m e t ; Ankara, 1978. Uluslararas Politika, S.B.F. Yaynlar,

Kni. H a s a n : Genel Sistem Kuram ve Uluslararas rgtlerde Karar Verme, Ankara ktisadi ve Ticari limler Akademisi Yaynlar, Ankara, 1982. Miroglio, Abel: Psychologie des Peuples, P.U.F., Paris, 1962. Morgenthau, H a n s J.; Uluslararas Politika (2 cilt), Trk Siyasi limler Dernei Yaynlar, Ankara, 1970. Oran, Baskn; Azgelimi lke Milliyetilii, S.B.F. Yaynlar, Ankara, 1977. Waltz, Kenneth - Quester, George H. ; Uluslararas ilikiler Kuram ve Dnya Siyasal Sistemi, S.B.F. Yaynlar, Ankara, 1982.

221

NC BLM SYASAL GLER


BtRNC KISIM: SYASAL PARTLER 1. Partilerin Yaps 2. Parti Sistemleri 3. Partilerin levleri KNC KISIM : BASKI GRUPLARI 1. Bask Gruplarnn Genel erevesi 2. Siyasal Amala rgtlenmemi G Odaklar NC KISIM : SEKNLER 1. Sekinci Kuramlar 2. Geri Kalm lkelerde Sekinler

NC BLM SYASAL GLER


Siyasal atma olarak nitelendirdiimiz sre, kider arasnda olduu kadar, hatta ondan da te rgtler arasnda ger-..' eklik kazanr. Bu rgtlerin banda ise, siyasal partiler ve bask gruplar gelirler. Birincisi siyasal iktidar ele geirmek, ikincisi siyasal iktidar etkilemek amacna ynelik rgderdir. Bir lkede siyasal partiler sisteminin ve partilerin yapsnn, o lkedeki siyasal rejimi deerlendirmenin en salam aralar olduu gr siyaset bilimcderi arasnda yaygndr. Biz bu blmde, siyasal amala rgdenmemi olduklar halde, siyasal yaamda belirli bir arlk tayan kamusal glerden ve sekinlerden de ayr balklar altnda szedeceiz.

225

BRNC KISIM SYASAL PARTLER


Siyasal partiler, bir program erevesinde siyasal kararlar etkilemek ve bu amala siyasal iktidar ele geirmek zere rgtlenmi kurululardr. Yapsal farkllklar, ayn zamanda toplumsal tabanlarnn ve dolaysyle de ideolojderinin farklln yanstr. Siyasal parti sistemleri ise, rejimlerin gerek yzlerinin anlalmasnda, ok kez anayasalar kadar nem tar. Siyasal partder, demokratik olsun olmasn, tm ada siyasal rejimlerin ilemesinde ok nemli grevler stlenirler. 1. P A R T L E R N YAPISI Partilerin yaplarn incelerken, nce rgtienme modellerini tanmakta yarar var. Ynetii kadrolarn oluumu ve etkileri ile ilgili sreler, yalnzca partilerin ded, ayn zamanda siyasal rejimlerin anladmalar asndan da nem tayor. a) Partilerin rgtleri Farkl siyasal edimlerin temsdcisi olarak, siyasal partiler kaba izgeriyle Eski Yunan'da da vard. Ama ada anlamda siyasal partiler, ilk kez Bat Avrupa'da 19. yzylda seimlerle birlikte dodu ve oy hakknn genilemesiyle de geliti Aristokrasi (topraksoylular) de burjuvazi (kentsoylular) arasndaki mcadele srasnda, adaylar desteklemek ve destekle^ nen adayn seim masraflarn karlamak zere yerel komiteler olutu. Ayn toplumsal snfn karlarn ve dolaysyle
227

dnya grn savunan adaylar arasnda Meclislerde giderek gruplamalar balad. Yerel komiteler arasndaki balantnn kurulmasyla da ilk siyasal partiler domu oldu. Bu ilk partderi ve onlarn uzantdarm, yapsal olarak "kadro partileri" diye adlandrabiliriz. Bu partder genellikle ekonomik bakmdan gl toplum kesimlerinin temsilcisidirl e r . Bu nedenle de, az sayda, ama ekonomik bakmdan gl yelere sahiptirler. Zaten, henz "genel oy" hakknn tannmad, ancak belirli bir gelir dzeyine sahip olanlarn, dolaysyle ancak belirli bir dzeyde vergi verenlerin oy verebildikleri bir dnemde domulardr. Kadro partilerinde asl arlk meclis gruplarnda bulunur. Parti disiplini ve dolaysyle genel merkez otoritesi zayftr. Partinin etkinlikleri hemen yalnz seimle snrldr. Bunlar genellikle tutucu, dzenden yana partiler olmakla birlikte, ideolojiye verilen nem azdr. i snfnn mcadelesi sonucu oy hakknn yaygnlatrlmasyla birlikte ortaya kan farkl yapdaki partiler de genellikle "kitle partileri" ya da "yn partileri" olarak adlandrlr. Bu partderin toplumsal tabanlarn daha ok ekonomik bakmdan gsz toplum kesimleri oluturduu iin, masraflarn karlanabilmesi, ok sayda yenin dentderinin bir araya gelmesini gerektirmitir. (ngiliz i Partisi'ni, bata I sendikalar olmak zere eitli rgtler bir araya gelerek oluturdu ve onlarn yeleri de partinin yeleri sayld). ok sayda yeye dayal bir rgtn brokratik bir yapya sahip olmas ve belirli bir merkez otoritesinin domas kanlmazd. stelik ekonomik bakmdan gsz olan yeler, ayn zamanda yeterli bir eitim dzeyinden yoksun bulundukla iin, kitle partilerinin bir eit gece okulu ilevini yerine getirmeleri, yelerini siyasal adan eitmeleri gerekiyordu. Kadro partilerinin temel rgt biriminin "komite"ler olmasna kardk, kitle partileri "oca/:'lar a dayanr. Komitelerin says az, ama en kk yerleim birimlerine kadar yaylan ocaklarn says oktur. Bylesine, mahade ve kylere kadar
228

uzanan bir rgtlenme, ok sayda yeye dayanma zorunluunun bir sonucu saylabilir. Kitle partilerinin etkinlikleri daha srekli ve yaygndr. yelerin parti ile balantlar genellikle daha skdr. Parti genel merkezi ile meclis grubu arasnda bir denge vardr. Ama genel merkezin rgt zerindeki otoritesinin yansra, meclisteki parti grubu iinde de sk bir "oy disiplini" bulunur. J Byk ounlukla kabul edilen kadro partisi-kitle partisi snflandrmas, M a u r i c e Duverger 'nin artk klasiklemi saylan nl "Siyasal Partiler" aratrmasna dayanyor. Ama Duverger'nin kendisi de, komnist ve faist partileri, " Mminler Partisi" (iman Edenler Partisi) ya da " Totaliter Parti" olarak bir nc gruba ayrp ayrmamak konusunda balangta bir tereddt geirdiini sylemektedir. Sonunda kendisi, bunlarn da kitle partisi saylmalar gerektii sonucuna varmtr. Biz, buna karn, sz konusu partilerle, demokrasiyle ynetilmeyen geri kalm lkeerdeki partilerin ounun "Otoriter Parti" kavram altnda ayr bir grup oluturmalar gerektiini dnyoruz. Halk ve sosyal-demokrat ya da sosyalist nitelikli kitle partileri, yelerinden dzenli bir ilgi beklerler. Oysa komnist ve faist partilerin yelerinin partilerine ballklar, dindarlarn dinlerine ballklarna benzetilebilir. Kide partileri bireylerin yaamnn ancak bir blmn etkilemeye alrken, komnist ve faist partiler asndan, zel yaamn tm etki alan iine girmektedir. Bylesine totaliter bir ideolojiden harekede ortaya kan yap ise, ister istemez otoriter olacaktv Geri kalm lkelerde yaygn olarak rasdanlan otoriter yapl partilerin, totaliter bir ideolojiden ok toplumsal yapnn bir rn olduunu syleyebiliriz. Aydnlanm kk bir aznla karlk byk ounluun yoksulluu ve eitimsizlii, toplumsal adaletsizliin yaratt uurumlar, aile yapsnn otoriterlii, demokratik kurum ve geleneklerin yokluu gibi nedenlerin oluturduu bir o r t a ' i d a n , herhalde demokratik yapl siyasal partiler kamazd. 229

oulcu demokratik rejimlerde de, faist ve zellikle komnist partilere zaman zaman rastlanmakla birlikte, totaliter partilerin yapsal zelliklerini "Tek Parti" bal altnda inceleyeceiz. Ama kitle partileriyle totaliter partiler arasndaki yapsal farkllklarn ideolojiden kaynaklandn sylemenin de yeterli olmadn hemen belirtmek gerekir. nk ideolojilerin etkisi, onlar benimsemi olan toplumsal tabana baldr. yleyse, toplumsal tabann gereksinmeleinin ideolojiye, ideolojinin de partinin yapsna yansdn syleyfebiliriz. Aistokrasi ve burjuvazinin oluturduu toplumsal tabanlar, tutucu ve liberal ideolojilerle kadro partilerini yarattlar. Halk kitlelerinin sorunlarna bar zm umutlarn koruduklar ortamlarda lml bir sosyalizm ve kitle partileri geliti. Yalnzca ii snfna ve ii snfnn da en militan kesimine dayanmak komnist partileri dourdu. Faist partiler ise, byk topumsal-ekonomik bunalm dnemlerinde panie kap(lan burjuvazi ve orta snflarn omuzlar zerinde ykseldiler. skandinav lkeleri gibi, partilerin ii sendikalar ve kooperatiflerle yakn bir dayanma iinde olmalarna olanak veren sistemlerde gl sosyal-demokrat partiler olutu; alan toplum kesimlerinin yakn gelecekteki sorunlar, ideolojinin uzun vadeli hedeflerinin nne geti. Tersi durumlarda ise, sol partiler daha kat ve doktriner bir grnm kazanddar. Birinci durumda siyasal atma yumuarken, ikinci d u r u m d a siyasal a t m a ser deti. Oy hakknn genellemesiyle birlikte kitle partilerinin rekabeti karsnda kalan kadro partileri, sekin bir aznln partisi olmaktan kmaya altlar. Kaplarn ap, ye saylarn oaltmaya aba gsterdiler. Ama ne partinin ekonomik gc, ne yelerinin eitim dzeyi, ne de ideolojisi ok sayda yeyi zorunlu kld iin, yapdaki deime ok snrl kald. rnein A.B.D.'nin kendine zg ortamnda gerek anlamda kie partileri ortaya kmad gibi, partiler de zellikle nseimi dzenleyen rgtler olmaktan teye gidemediler. Buna karlk ngiltere'de Muhafazakr Parti, ii Partisi'nin rekabetinin yaratt ortama hzla uyum salad. Meclis grubunda
230

"oy disiplini"ni kurarak, A.B.D.'ndeki kadro partilerinden ok farkl bir grnm kazand. Kukusuz ki, partilerin yapsal zellikleri asndan en nemli ge, ye saylar deildir. yelerin nitelii, partiye kabul edili biimi, yaptklar katk ok daha nem tar. yelerin niteliine en nem veren partiler totaliter partilerdir. Ama kide partileri de, ideolojiye verdikleri nem nedeniyle, her isteyene kaplarn amazlar. Partinin genel dorultusundan sapan yelerini de ilerinde tamak istemezler. Asl byk farkllk ise, yelerin partiye olan katks konusunda ortaya kar. Kadro partilerinin yeleri sadece seimlerle ve setiklerinin Mecliste yaptklaryla ilgilidir. Kitle partilerinin yeleri, buna ek olarak siyasal bir eitimden geer, yeni siyasal sekinler oluturmaya alr, eidi toplumsal etkinliklere katdr, meslek kurulularnda partinin ideolojisini savunurlar. En nemlisi de, dzenli biimde, kendi gelir dzeylerine gre nemli saylabdecek bir denti verirler. nk partinin dayand toplumsal taban, kadro partilerindeki gibi ekonomik bakmdan gl dedir. Komnist ve faist partderin yeleri eylemci olmak zorundadrlar. Komnisderde bu eylemler, gerektiinde yasal olmayan etkinliklere kadar uzanrken, faistlerde ncelikle zor kuanmay da ierir. Toplumsal huzursuzluklarn rn olan kitle hareketlerini zor kullanarak bastrp datmak, faist parti rgderiin grevidir. Ayn partide yer alan yelerin tmnn ayn dzeyde katkda bulunmas elbette ki beklenemez. Hatta Batl baz sosyalist partilerde, ye dentileri bde yenin gelir dzeyine balanmtr. Ama tm partilerde, asl farkldk etkin olanlarla olmayanlar arasnda ortaya kar. Bir siyasal partinin siyasal yaamdaki arln deerlendirebilmek, yalnzca ald oya dayanarak yaplamaz. rnein byk sermaye evrelerini temsil eden ya da en byk ii kuruluuna dayanan bir parti, seimlerde ald oyun olduka zerinde bir arla sahip demektir. Ayn ekilde, parti rgtnn etkinlii asndan salt ye saysn bilmek de bir anlam ifade etmeyebilir. dentisini
231

bile vermeyen, Trkiye'de son ydlarda grld gibi, delege seimlerinde arlk tayabilmek amacyla zorla kaydettirilmi yelerin saysal okluunun sosyolojik bir nemi yoktur. yelerin parti etkinliklerine katlma oranlar ykseldike, yeler arasndaki "militan"larn oran arttka, partinin de siyasal gler dengesindeki arl artar. b) Partilerin Yneticileri Siyasal partilerin temel gcn, dayandklar toplum kesimlerinin oluturduu sylenebilir. O toplumsal tabann sorunlar ve o sorunlarn sonucu olan gereksinmelerinin, partinin programna ve uygulamalarna yansmas gerekir. Tabann eilimlerine ters den bir nderin ya da yneticiler grubunun, kiisel gleri ne olursa olsun, partinin bandaki konumlarn koruyabilmeleri zordur. rnein smet nn'nn tarihsel kiilii ve tartlmaz nderlii bile, benzer bir durumda O ' n u n CHP'nin bandan uzaklamak zorunda kalmasn nleyememitir. Byle bir deerlendirmeden hareket ettiimiz zaman, siyasal partilerin incelenmesinde nderlerin ve onlarn etrafndaki yneticiler grubunun, partinin toplumsal taban ye programr kadar nem tamad sonucuna varlabilir. Oysa bunun tersini savunan ciddi baz aratrma ve grlerin bulunduunu da biliyoruz. Roberto Michels 'in daha Birinci Dnya Savar'ndan nce ileri srd bu yndeki grlerin, gnmzde bile nemini korumas ilgin ve anlamldr. Jean-Jacques R o u s s e a u , nl "Toplumsal Szleme" sinde yle diyordu : "Byk ounluun yneten ve kk bir aznln da ynetilen olmas doal dzene kardr. Bu anlamda bir demokrasi hibir zaman varolmad gibi, hibir zaman da varolmayacaktr." "Bu szler belki de Michels'in hareket noktasn oluturmutur. Michels'e gre, kitleler genellikle hareketsiz ve edilgendir. Bu nedenle de, ilerin yryebilmesi iin bazrlarrmn ipleri eline almas kanlmazdr. Balangda kendiliinden ortaya kan ve geici gibi grnen bu "efler", giderek kalc ve hatta "yerlerinden oynatlamaz" olurlar. Her rgtlenme, eninde sonunda 232

mutlaka bir oligari yaratr. Parti ne kadar halka dayanm olursa olsun, ne lde demokratik bir tabana sahip bulunursa bulunsun, bu gerek deimez. Parti bydke, yeleriyle efleri arasndaki elikiler de artar. Michels bu konudaki grn yle zetliyor: "Partinin, btn kaytl yeleriyle ve hele o yelerin geldii toplumsal snfla zdelemesi hi de zorunlu deildir. Kendisi kendi bana bir ama haline gelerek, kendine zg hedefleri ve karlar benimseyerek, temsil ettii snf dan yava yava ayrlr. Bir partide, kendini oluturan rgtlenmi kitlelerin karlar, onu kiiletiren brokrasinin karlaryla ayn olmaktan ok uzaktr.'" Elbette ki, partinin ynetici kadrolar bu duruma dtnde, onlar sulayanlar kacak ve devirmek iin ura vereceklerdir. Ama Michels bu konuda da karamsardr. nk onlar mcadelelerinde baarl olduklar lde yneticiler arasnda yer almaya balayacaklar, onlarn da yerini bu kez yeni muhalnler alacaklardr. eflerin egemenliine yasalar kararak son vermeye almak ise bounadr. Bu gibi deneylerde, eflerin deil yasalarn sonunda boyun edii grlr. Partilerin nder kadrolarnn, partinin tabanndan bamsz hareket edebilme olanaklar ve zellikle de ok az ve ar deiir olmalar nemlidir. Duverger de bu nemi vurgulamak gereini duyan siyaset bilimcileri arasnda yer alyor: "Demokratik ilkeler, liderliin btn kademelerde seimli olmasn, sk sk yenilenmesini, kollektif nitelik tamasn ve zayf bir otoriteye sahip bulunmasn gerektirir. Bu ekilde rgtlenmi olan bir parti ise, siyaset mcadelesi iin gerekli silahlara sahip deildir. Liderler, doal olarak iktidarlarn koruma ve arttrma eiliminde olduklarndan; yeler ise, bu eilimi engellemek yle dursun, tersine liderleri putlatrmak suretiyle, onu bsbtn glendirdiklerinden, i daha kolaylam olur. Btn insan gruplar gibi, partiler de tutucudur; evrim, kendilerini deimeye zorlasa bile, kolay kolay yaplarn deitirmez/ ler." Partilerin ynetici kadrolarnn yenilenmesindeki bu zorluk, bir yandan kidelerdeki sz konusu tutucu eilimlerden, te yandan da yneticilerin sahip bulunduklar olanaklardan 233

kaynaklanr. Parti yeleri delegeleri, delegeler yerel yneticileri, genellikle de yerel yneticiler merkez yneticilerini seerler. yelerin setikleri delegelerle her zaman ayn gr paylatklar sylenemeyecei gibi, delege seimlerinde i banda bulunanlarn daha avantajl olmadklar da sylenemez. Delege seimlerini kazanabilmek iin bavurulan " naylon " ye kayd, ya da ye olmayanlara oy kullandrmak gibi uygulamalara, demokrasinin kkletii Batl lkelerde bile rastlanabilmektedir. Duverger, partilerin bandaki "ynetici snf" ya da "i evre"nin yenilenmesi ile parti yaps arasndaki elikilere dikkati ekiyor. Merkez otoritesinin gl clduu partilerde kan tazelenmesi daha kolay olurken, demokratik srelerin daha yaygn kullanld partilerde tersi grlmektedir. rnein Sovyet Komnist Partisi nderi Gorbaov 'un abalaryla parti ynetiminde nemli bir genleme gerekleebilirken, ayn istei tayan birok Batl nder bunu salayamamaktadr. nk partilerin alt kademeleri bu adan hemen her zaman tutucudurlar. Alt kademelerde uzun yllar allmadan st dzeylerde grev alnmasndan holanmamakta, bir eit kskanlkla hareket etmektedirler. Oysa "ya stnl, kimsenin hasedini uyandrmayan ve itlik duygusunu sarsmayan tek stnlktr". Bat Avrupa'da ii partilerinin yneticilerinin ya ortalamas, burjuva partilerinin yneticilerinin ya ortalamasndan genellikle daha yksek olduunu biliyoruz. nk iilerin eitim dzeyleri, parti yneticisi ya da milletvekili olmadan nce, uzun bir sre siyasal bir eitimden gemeyi gerektirmektedir. stelik sol partilerin savunduklar, partiye dayal liste usul seimlerde yeni' isimlerin milletvekili olabilmeleri daha zorken, sac partilerin zaman zaman savunduklar tek isimli dar blge sistemi seimlerde durum tersinedir. Siyasal partileri yneten gruplarn, gerekten tabann toplumsal anlamda temsilcileri olduklarn sylemek de olduka zordur. Sac partilerin tabanlarn genellikle kyller, zanaatkrlar, tccar ve sanayiciler oluturduklar halde, yneticilerin j ou hukuku, doktor, mhendis gibi toplum kesimlerindenV dir. Solcu partiler ise bata ii snfna dayanmak durumunda \>lduklar halde, yneticiler arasnda retmen, yazar gibi 234

aydn kesimler nemli bir arlk olutururlar. Sol partilerin yneticderi arasnda yer alan iderin de "eski iiler" olduunu sylemek herhalde daha doru olur. nk sendikaclktan siyasete adayan bu iiler, giderek iderin koullarndan tamamen uzaklarlar. T a b n ile tavann bdeimleri arasndaki farkn nedenlerini anlamak zor deildir. Byk tccar ve sanayiciler genellikle ya siyaseti kmserler, ya da bizzat seilmektense perde arkasnda kalmay tercih ederler. Kyl ve ii gibi eitim dzeyleri geri olan toplum kesimlerinin ise kendderine ve kendilerine benzeyenlere gvenleri azdr. Bir avukatn ya da bir aydnn, kendi davalarn daha iyi savunabileceini dnrler. "Otokratik yollardan atanm olan Komnist liderler arasndaki ii orannn, daha demokratik yntemlerle seilmi Sosyalist liderler arasndakinden yksek oluu, anlamldr." Bir baka eliki de, gene demokratik sol partderle bu kez tutucu partiler arasnda gzlemleniyor. Tutucu partder genellikle eitim ve gelir dzeyi daha yksek, bireyci eilimleri daha gelimi siyaset adamlarna sahip olduklarndan, gl bir parti disiplininden holanmamaktadrlar. Oysa tek tek bireylerden ok toplumsal snflara nem veren sol partiler, ok say-' da yeye dayal yaplaryla disiplinli olmak zorunda kaldlar ve nce genel merkez otoritesini, sonra da hi istemeden, parti nderinin kiisel iktidarn ok glendirmi oldular. Duverger, hiziplerin varlnn parti ii demokrasiyi glendirecei grne katlmyor ve yle diyor: " Bu, daha ok, ynetici snf mensuplar arasnda bir gr ayrl olduunu ortaya koyar. Her hizip, kendi iinde otoriter bir yapya sahiptir. taata tannan ncelik, doal olarak, ideolojik bakmdan bir gerilemeye yol aar. Kitleler gitgide kendilerine sylenenleri tekrarlamaya, bylece liderler de gitgide kendi seslerinin yanksndan baka birey iitmemeye balarlar." 2. P A R T S S T E M L E R Parti saysnn, ada siyasal rejimler iin tad nem genellikle kabul ediliyor. Rejimin tek, iki ya da ok partili oluu
235

arasnda nemli farkllklar bulunduu sylenebilir. Ama biz, asl byk farkn, tek partili rejimlerle dierleri arasnda olduu kansndayz. Birden ok partinin varl, muhalefetin de siyasal parti olarak rgtlenebildiini dndrr. Oysa, tek partili rejimler, muhalefetin deien llerde bask altnda olduu, muhalefete yasal rgtlenme olanann tannmad rejimlerdir. a) Tek Partili Sistemler

Baz siyasal bilimciler, gerek tek partili sistemlerle, birden ok parti bulunduu halde, gerekte tek partili gibi ileyen sistemleri birbirlerinden ayrrlar. Bu ikinci durumda, belirli bir partinin dndakiler ya gstermelik olarak vardrlar, ya da uzun sre iktidara ulama ansna sahip bulunmamaktadrlar. Oysa, iktidara ulama anslar uzun bir dnem iinde bulunmasa bile, iktidar iin yasal mcadele olanaklarna sahip birden ok partinin bulunduu sistemleri tek partili saymak ok yanl olur. Hindistan'n Kongre Partisi rneinde de grld gibi, ok zor da olsa, muhaleetteki partderin iktidara ulama anslar bulunmaktadr. Ama, Polonya ve Bulgaristan gibi baz lkelerde, komnist partderin dndaki partiler yalnzca gstermeliktir ve onlarn gnn birinde iktidara ulamalar sz konusu deildir. Tarih sahnesine k srasna gre, komnist, faist ve kemalist tek parti modellerini ayr ayr incelemek zorundayz. nk ortaya ktklar toplumsal ortamlarda olduu gibi, ideolojderinde, yaplarnda ve hedeflerinde de byk benzemezlikler vardr. Komnist parti modeli, arlk Rusyas'nm kendine zg koullarnda dodu. Bir bask rejiminde, almalarn byk lde "yeralt"nda yapmak zorunda olan bir partinin varln srdrebdmesi ve baarya ulamas, ok gl bir merkez otoritesini, gizldik ve disiplini gerektiriyordu. Parti, ii snfnn nc gc olmak ve ona dardan "bilin gtrmek" grevini sdenmiti. Lenin, byle bir rgt oluturanlarn mesleinin "devrimci eylem" olmas gerektiini savunuyordu. 236

Rusya'da 1917 devrimi baarya ulatktan sonra da, Leninci parti bilinen yapsn korudu ve 1920'lere gelindiinde, bu yapy, dnyadaki tm marksist partilere zorla kabul ettirmek istedi. Oysa, belirli bir toplum yapsnn ve hatta belirli bir dneme zg siyasal koullarn rn olan bu yapdaki bir rgtn, Bat'nn oulcu ve zgrlk sistemleri iinde bir yama gibi kalma olasl yksekti. Bylece Bat'daki sol partiler ikiye blndler. Sosyalistler kitle partisi zelliklerini korurken, ortaya Moskova'nn zorla kabul ettirmek istedii modele gre oluan komnist partiler kt. Komnist partilerin temel rgtlenmesi, mahalle ve iyeri dzeyinde kurulan "hcre"lerdir. Her hcrenin bir sekreteri olup, st organ ve kurulularla balanty salar. Gnlk olaylar partinin resmi retisi (doktrini) erevesinde deerlendirilir. Partinin etkinlik alan, siyasal, toplumsal ve kiisel yaantnn tmn kapsar. ye olabilmek iin, ideolojinin bir din gibi benimsenmesinin de tesinde baz nitelikler gerekir. Parti yeleri, ok kkl bir devrimin "nc gc"n oluturacak nitelikteki kiiler arasndan seilirler. Komnist tek partilerin iktidarda olduu lkelerde, parti yelerinin ve zellikle de parti yneticilerinin ayrcalkl bir konumlar vardr. Yeralt koullarnn rn olan disiplin ve itaatin n plana kt bir yapda, ideolojik gerileme kanlmazdr. smine "demokratik merkeziyetilik" denmekle birlikte, merkeziyetiliin ilemesi orannda demo'kratiklik ilememeye balamtr. deolojik tartmalar, parti byklerinin szlerinin klielemi tekrarndan teye gitmemeye yztutmutur. Batl komnist partiler bile, parti ynetiminden farkl bir izgiyi savunanlar, bunlar Roger Garaudy gibi ok nl ve partinin ideolojisine katkda bulunan isimler bile olsa, kendi dlarna atmaktan ekinmemilerdir. Komnist partilerde, kurulu mantna uygu olarak parlamenterlerin yetkisi snrldr ve asl arlk merkez organlarndadr. Komnist tek partinin egemen olduu rejimlerde, parti nderi, devlet ve hkmet bakanlarnn da zerinde nem tar. Parti rgt, bir anlamda devlet rgtnn ze237

rindedir. Ve o rgt iinde, kart liste ve isimlerin att gerek anlamnda seimler sz konusu deildir. Polonya'da Jaruzelski darbesiyle sonulanan panii yaratan nedenler arasnda, parti iindeki seimlerin gstermelik olmaktan kmasn salayacak admlar zellikle nem tamtr. Faist partiler, 1929 dnya ekonomik bunalmnn yaratt ortamda, panie kaplan orta snflarn ve byk sermaye evrelerinin gereksinmelerine yant olarak nce Almanya ve talya'da dodular. "Milis"ler zerine kurulu, askeri trde bir rgdenme modeli gelitirdiler. Yasalarn elverdii lkelerde, yeleri niforma giyer, askeri bir eitim grrler. nderin emirlerine, tartmasz tam bir "itaat" szkonusudur. yelerin partiye ball ve disiplin, komnist partilerden de daha gldr. deolojinin nemi, nderin emir ve dncelerinden daha azdr. Komnist tek partderde Stalin benzeri nderlerin putlatrlmas, ideolojiye karn, genel koullarn ve zellikle de parti yapsnn bir rn olarak gerekleti" Oysa faist partderde nderin pudatrlmas ve hatta ideolojinin kmsenmesi bdinlidir. Komnist partiler belirli bir dnce sistemini kafalara yerletirmeye alrken, faist ve nazi partiler, dnmeden boyun emeyi ve uygulamay kitlelere retmeye altdar. talyan faistlerine gre, "Mussoliri her zaman hakl"yd\. Nazizm ise "Fhrer" yani Hitler'i, Tanr tarafndan grevlendirilmi bir kii sayyordu. Komnist partilerin tersine, faist ve nasyonal sosyalist partilerde, parti devletin stnde deil, onun koruyucusudur ve devletle i iedir. Temel grev, devleti silah zoruyla ele geirmek ve ona faist bir yap kazandrdktan sonra, bunun deimesini gene silah zoruyla engellemektir. Parti devletin, daha dorusu yeni "kurulu dzen"in bekisidir. Sol partilerin birer "gece okulu" gibi ilev yapmalarnn nedenlerine daha nce deinmitik. Komnist partiler bunu biraz daha sistemletirmilerdir. Ama parti nderlerinin seim ve hazrlanmalar iini Alman Nasyonal Sosyalist partisi kadar Hyi ve er ince ayrntlaryla rgtlemi baka bir parti yoktur.
238

Hitler'in genlik hareketi iinden her yd seilen bin kii nce "Adolf Hitler Okullar"nda eitiliyor, ok sk bir yeni ayklamadan sonra, geriye kalanlar yeniden yllk bir zel eitim gryorlard. W i l l i a m Sheridan Allen 'in, Nazilerin Alman toplumuna nasl yeni bir dzen getirdikleri konusundaki arat masnda u satrlar var: " Toplumun yeniden dzenlenmesi, nazi devriminin en nemli sonucu oldu. Tmden dzenleme, btn bamsz toplumsal gruplarn ortadan kalkmasna kadar uzand. ki ya da kiinin biraraya geldii her durumda Fhrer hazr ve nazrd (. . .) nsan ilikileri asndan toplumun varl sona erdi. Her birey artk baka bireylerle deil, dorudan devletle ilikiliydi ve nazi efi devletin kendisi haline gelmiti." Tek partili sistemlerin ancak diktatrlklerle badat genel bir kandr. Komnist ve faist tek partiler, bu kany dorulayan rnekler olarak grlr. Ama bu durumun ok nl ve nemli bir istisnasn, "Kemalist Tek Parti" modeli oluturmaktadr. Kemalist tek parti C H P ile komnist ve faist tek partiler arasndaki fark yalnz ideolojik dzeyde grlmez. Hedefi yanstan ideolojik farkllk, kemalist tek partinin yapsnda ve devlet iinde oynad rolde de nemli farkllklar yaratr. Kemalist tek partinin grevi, toplumu oulcu bir demokrasiye hazrlamakt. Tek partili sistem, srekli deil, sadece bir gei dnemi iin ngrlmt. Balangtaki memur-eraf' komiteleri grnmndeki "ocak" rgdenmesine dayal yaps, totaliter partilerden ok kitle partilerine benziyordu. Partinin kaps herkese akt. Falih R f k Atay, ankaya adl yaptnda bu durumu yle anlatyor: " Onun partisine, tek parti adn verenler yanlmaktadrlar. Halk Partisi en koyu gericilikten en ileri fikre kadar btn eilimleri, itiraz edilmez bir prensipler disiplini iinde dizginlemeye alan bir karmaparti idi. Bu karma-parti iinde bizler yabanc idik ve yadrganrdk. Atatrk'e: Davaya inanmayanlar tasfiye ediniz, inananlar etrafnzda toplaynz, gibi telkinlerde bulunduumuz ok olmutur."
239

Baka bir deyile, Atatrk'n tek partisi, dnda bulunmayan oulculuu iinde tayordu. Gelecein muhalefeti ve daha sonraki demokratik iktidar da gene oradan kt. Partinin ideolojisini yanstan alt ilke Anayasada da yer ald halde, o ilkelere ters den iktidarlarn "tek parti anayasasndan" hemen hi yaknmalar olmad. Duverger, Siyasal Partiler kitabnda Kemalist tek partiden uzun uzun szederken yle demektedir: "(...) yelik herkese akt; ihra ve temizlik mekanizmas mevcut deildi; niformalar, geit trenleri ve sert bir disiplin yoktu. Gerekten parti ii demokrasi olduka ileri grnmekteydi. Resmen her kademedeki btn yneticiler seimle i bana geliyorlard. Nfuzlu kiiler etrafnda birok hiziplerin, faist yntemlere gre tasfiye edilmeksizin kurulabilmi olmalar da kayda deer. rnein smet nn ile Celal Bayar arasndaki rekabet, daha Atatrk'n salnda ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin iinde balamt'. Bu son nokta zellikle nemlidir. Hizipler bir tek parti iinde serbeste geliebildikleri takdirde, tek parti, siyasal rekabetleri ortadan kaldrmakszn snrlayan bir ereveden ibaret kalr; tek parti dnda yasaklanan oulculuk, parti iinde yeniden doar ve orada da ayn rol oynayabilir." CHP, toplumu ok partili yaama hazrlayan bir siyasal okul grevini yerine getirirken, faizmin ykselme dneminden etkilenerek yaplan baz yapsal deiiklik nerilerine Atatrk kesin bir tutumla kar kmt. b) ki ve ok Partili Sistemler Asl temel ayrmn, tek partili sistemlerle dierleri arasnda olduunu grmtk. Ancak iki partili sistemlerle ok partili sistemler arasnda da baz nemli farkllklar bulunduunu gzden uzak tutamayz. (A.B.D.'ndeki gibi, "oy disiplini"nin bulunmad iki partili bir sistemin, gerekte ok partili bir sistem gibi iledii de unutulmamaldr.) . ok partili sistemlerde, semen oyunu kullanrken lkeyi ynetecek olan hkmeti deil, kendi kar ve grlerini temsil edecek kiileri semi olur. nk hkmet, daha sonraki aamada, partiler a asnda yaplacak pazarlk ve uzlamalarla ortaya kacaktr.
240

. . . .

O-

ki partili sistemlerde ise, semen kendi grlerini tam olarak yanstacak bir parti bulamayabilir. Ama oyunu verdii partinin, kendini temsil etmesinden ok, lkeyi ynetmesi iin sandk bana gitmektedir. ki sistem arasnda seimin anlami deimektedir. Bir sistemin iki partili mi, yoksa ok partili mi olduunu saptamak her zaman ok kolay olmayabilir. ki ok byk partinin yannda birka da kk parti oduunda bunu hangi sistem iine sokacaz? Parti says ok olmakla birlikte, sada ve solda iki blok halinde birlemilerse buna ne diyeceiz?1 ki byk bir orta boy parti snflandrmada nereye girer ? \ 1960 ylna gelinceye kadar Trkiye'de C H P ve DP'nin yansra daima baka kk partiler de bulundu. Ama bu k-\ k partilein varl, iki byk partiyi kendileriyle ortak hkmete zorlayacak boyutta olmad, baka bir deyile, byk partilerin dndakilerin hibir ekilde iktidar anslar bulunmad iin, tam anlamyla bir iki partili sistem sz konusuydu/ Fransa'da bugn parlamentoda arl olan ok sayda parti var. Semen kendi grlerine ok yakn bir parti bulup seebiliyor. Ama ayn zamanda, verdii oyla hkmeti setiinin de farkndadr. nk seimden sonra ya sol ya sa koalisyonun oluacan, kendi partisinin kimlerle ortakla gideceini bilmektedir. ngiltere'deki i Partisi ile Tutucu Parti'nin yansra Liberal Parti srekli olarak ciddi oranda oy toplayabildii halde, 1931'den bugne kadar geen sre iinde, hibir zaman iki byk partiden birisinin ounluu salamasn engelleyemedi. Son yllarda kurulan Sosyal Demokrat Parti'nin bu durumu deitirip deitiremeyeceini ise zaman gsterecek. Ergun zbudu, iki partili sistemin, u koulun biraraya gelmesiyle olutuunu sylyor: "(a) Ancak iki parti, parlamentoda ounluk iin mcadele edebilecek durumdadr; (b) Bunlardan hi deilse biri, parlamentoda tek bana hkmet kurmasna yetecek bir ounluk kazanrj (c) ktidarn iki parti arasnda el deitirmesi olasl yksektir."
241

Siyasal mcadelenin temelde iki byk parti arasnda getii ve hele ikisinin de uzun saylmayacak dnemlerde iktidar ansna sahip bulunduklar durumlarda, siyasal mcadelenin niteliinde nemli deiiklikler ortaya kar. Bugnn muhalefeti kendisini yarnn iktidar olarak grdnden, lsz vaadlerde bulunmamaya, gereinden fazla sertlememeye zen gsterir. Yarnn muhalefeti olacan bilen iktidar da, att admlarda ve muhalefete kar tutumunda lml davranmak gereini ounlukla hisseder. ki byk partinin dnda kalan siyasal akmlarn iktidar ans bulunmadndan, daha sada ve daha soldaki oylarn baka yerlere gitme olasl dktr. Bu nedenle de, iktidara ulamak iin, siyasal yelpazenin ortalarnda yer alan oylar, "yzer gezer" oylar toplamak nem kazanmaktadr. Bylece iki byk partinin propagandalar ve dolaysyle de izgileri, ister istemez "orta"daki semenin eilimlerine yaklamak zorundadr. talyan siyaset bilimci Giovanni Sartori, parti saysndan ok, partiler arasndaki kutuplamalarn nem tadn ve buna bal olarak siyasal atmann niteliinde belirli farkllklarn ortaya ktn savunuyor. Sartori'ye gre; ok partili bir sistemde eer aralarndaki ideolojik farkllklar byk deilse, partiler iki kutupta toplanabilirler. Bylece de sistem iki partili gibi ileyebilir. Belirli aralklarla iktidara gelen koalisyon hkmederini oluturan partiler, genellikle lml ve sorumlu davranrlar. Tersine, partiler arasndaki ideolojik farkllklar fazlaysa, sa ve sol ularda yer alan partiler hemen hibir zaman iktidara ortak olmazlar. ktidar koalisyonu hep ortaya yakn partilerin biraraya gelmesiyle oluur. Srekli muhalefette kalan u partilerin sorumsuz davranmas, srekli iktidar olanlarn da baka trl bir sorumsuzluu ve rahatl doallar. Siyasal mcadele sertleir. Ularda yer alan partilerin oylarna ortak olmak iin, hkmet ortaklar da demagojik bir tutum taknmak zorunda kalrlar. stelik lml sala lml solun biraraya gelmesiyle oluan koalisyon iktidarlarnn uzun vadeli, kkl admlarn atlmasnda anlamalar adeta 242

olanakszdr. Demokrasiyi koruyup, gnlk ileri ynetmekle yetinirler. Sada ve solda byk partilere rakip partilerin bulunmasnn orta yola kayma eilimlerini dizginlediini syleyebiliriz. Sadaki ve soldaki partiler arasndaki atmann, sert olduu durumlarda, sa veya sol bir koalisyonun olumas olasl azalrken, Sartori'nin zerinde durduu, orta yolcu koalisyonlar gndeme gelir. Buna bakarak, iki partili sistemlerin daha salkl olduu her zaman sylenemez. nk byk iki parti, darda engedenen koalisyonlarn parti iinde kanlmazl anlamn tar. Partinin genel dorultusundan daha kat ideoloji tayan aznlk gruplar, disiplinli ve rgtl hareket ederek, toplumsal desteklerinin ok stnde bir gce byk partinin kanatlar altnda ya da ynetiminde sahip olabilirler. Siyasal partilerin eitli toplum kesimlerinin siyasal temsilcilii ilevini yklendiklerini varsayarak, bir lkedeki parti saysnn hereyde nce o lkedeki toplumsal blnmeleri yanstt^sylenebilir. Bu blnmelerin banda elbette ki snfsal olanlar gelir. Bat'da topraksoylulara (aristokrasi), kentsoylulara (burjuvazi) ve ii snfna dayal partiler ayrmndan, emee ve sermayeye ncelik veren partiler ayrmna gidildii gzlemleniyor. nk zaman iinde, kentsoylularla, giderek gcn yitiren topraksoylular arasnda bir gbirlii dodu. Ama kukusuz ki, toplumdaki tek nemli blnmeyi snflar oluturmaz. Dinsel blnmeler ve bu arada laiklik yapllar ve kartlar da, siyasal partilerin saysnn artmasna zaman zaman katkda bulunurlar. Henz uzlama sresini tamamlayamam, gelimenin alt dzeylerinde bulunan lkelere doru gidildike, etnik ve blgesel blnmeler em kazanmaya balar. Bu blnmeler, baz durumlarda snfsal blnmelerin bile nne geebdirler. Aratrrmalar, Afrika'daki her drt siyasal partiden birisinin etnik gruplarn eflerince oluturulduunu ortaya koyuyor. Byk kabilelerin ayr partiler kurduklar, ulusal dzeyde etkin partilerin kurulmasnn ok zor olduu ortamlarda, ok partili sistemlerin domas kanlmazdr. Afrika'da, sadece tek
243

bir yerleme biriminde varln gsterebilen cce partilere bile rastlanabiliyor. deolojik blnmeler genellikle toplumsal blnmeleri yanstmakla birlikte, ideolojik blnmelerin, deien toplum koullarna karn direndikleri ve siyasal partilerin saysnn okluuna katkda bulunduklar durumlar da vardr. " Kurumsal Etkenler" blmnde de grdmz gibi, kendilerini yaratan koullarn ortadan kalkmasyla birlikte toplumsal kurumlar kendiliinden yokolmuyorlar. Hatta belirli tarihsel koullar iinde ortaya kan bir atm?, taraflarn karlarnn giderek btnletii durumlarda bile, siyasal blnmelerin nedeni olmay srdrebiliyor. eitli toplumsal blnmelerin yansra, seim sistemi gibi tamamen teknik gibi grnen bir etken, o lkedeki parti saysnn ve dolaysyle siyasal partiler sisteminin belirlenmesinde nemli bir rol oynayabilmektedir. Tek turlu ounluk sisteminin daha ok iki byk partiye ans tandn, boa gitmemesi istenen oylarn iki byk partide toplanmasnn doal olduunu biliyoruz. Oysa iki turlu ounluk sistemi, ikinci turda ibirlii yapmak zorunda kalan ve dolaysyla iki blokta toplanan ok sayda partiye olanak tanmaktadr. eitli orantl temsil sistemleri ise, kk partilerin yaama ansn arttrarak, ok partili bir siyasal yaam yaratmaktadr. Bu tr bir ok partili sistemde, partileri daha seim kampanyas srasnda balayan bir ibirliine zorlayc hibir ge yoktur. Eer bir toplumda, blnmeler belirli bir dzeye ulamsa, seim sistemleri ile oynayarak ikili bir partiler sistemi yaratmann fazla bir yarar olduunu sanmyoruz. nk bu gibi durumlarda, ayr partiler olarak rgtlenmelerine izi verilmeyen blnmeler ya byk partilerin iine kayar, ya da "yeralt" rgtlenmelerine ve dolaysyle yasa d etkinliklere neden olur. Daha nce de deindiimiz gibi; ulusal dzeyde etkin olamayan etnik ya da ideolojik kk gruplar, byk partilerin kalkanlarnn gerisinde ok daha rahat hareket edebilir ve etkili olabilirler. Bylece toplumsal gler dengesinde arpklklar ortaya kar. Baz toplumsal gler, glerinin ok daha stnde bir siyasal etkinlie kavuurlar. 244

Trkiye'de tek turlu ounluk sisteminin byk partinin keyfi ynetimine neden olabilecei grldnden, 1960 sonrasnda orantl temsil sistemine geildi. Orantl temsil sistemiyle de istikrarl ve gl hkmetler kurulabildii dnemler yaand. Zamanla yaanan toplumsal bunalm nedeniyle blnmeler artnca, ortaya kan siyasal istikrarszln ok partili sistemden kaynaklandn dnenler oald. 1980 sonrasndaki dzenlemelerle, orantl temsile byk barajlar konularak yeniden iki partili bir sistem yaratlmak istendi. Seim teknikleriyle oynayarak yaratlacak az partili bir sistemin beklenen siyasal ortam salayp salayamayacan zaman gsterecektir. 3. P A R T L E R N LEVLER

Artk Eski Yunan'da olduu gibi, yurttalar alanlara toplayp, tm siyasal kararlar almalarn istemek olana yok. Dorudan demokrasinin bugn de ancak ok nemli konularda kullanlabilen, belki son yntemi niteliindeki "halkoylamas" nda bile siyasal partiler belirli bir ynlendirme yapmaktadrlar. Toplum kalabalklatka, ynetenle ynetilen ayrmnn belirginletiini ve ynetenle ynetilen arasndaki ilikilerin kiisel olmaktan kp kurumsallamaya baladn gryoruz. Siyasal iktidar rgtlenirken, siyasal iktidar ele geirmek ya da etkilemek isteyenlerin de rgtlenmeleri kanlmazd. Yneticilerin seimini ve toplumdaki farkl kar ve grlerin temsilini, siyasal partilerin aracl olmakszn zmek olanakszd. a) karlarn T e m s i l i ve Btnleme

Siyasal partilerin ada siyasal rejimler iinde sahip olduklar en nemli ilev seimlerle ilgilidir. Siyasal partiler bu ilevlerini iki aamada yerine getirirler. Toplumda ok eidi karlar ve farkl koullar paylamaktan, farkl sorunlara sahip bulunmaktan doan farkl grler, farkl siyasal dnceler ve zm nerileri vardr. T m toplumu ilgilendiren konularda somut kararlara varlabilmesi iin, farkl kar ve gr245

ler arasnda uzlaabilenlerin birletirilmesi, tm siyasal eilimlerin birka ana seenee indirgenmesi gerekir. te rgtl ya da rgtsz kar gruplarnn belirli seenekler etrafnda buluturulmas grevini siyasal partiler stlenirler. Siyasal partilerin programlar ve dorultular, bu ereve iinde oluur. Ancak bu birinci aamadan sonra yaplacak seimler bir anlam ifade eder; seimlerde yalnzca kiiler deil, onlarn izleyecekleri yol da seilmi olur. z b u d u n , karlarn temsili asndan partileri e ayryor: "(a) Pragmatik, pazarlk partiler; (b) mutlak deerlere ynelmi ideolojik partiler; f c) zgc veya geleneksel partiler." Birinci grupda yer alan partiler, ideolojiye fazla nem vermeyen, daha ok somut sorunlara ynelmi partilerdir. A.B.D. ve ngiltere gibi, siyasal gerginliin ok fazla olmad toplumlarda daha" ok grlrler. Bunlar olabildiince ok kar ve gr kendi ilerinde barndrmaya ve uzlatrmaya alrlar. ki partili sistemlerde yer alan partder, genellikle benzer bir yapy kazanmak zorundadrlar. Temsil ettikleri karlar asndan kat davrandklar takdirde, semen tabanlar daralacak ve -ortak hkmeder de sz konusu olmad iin- iktidar anslar yokolacaktr. Komnist, faist, dinci ya da sosyalist partiler de ikinci grupda yer alrlar. Bunlarn ideolojilerinin snrlar olduka belirgin ve nemli olduu iin, ilerinde barndrabilecekleri kar ve dnce gruplarnn says snrldr. Kendi ideolojileriyle badamayan kesimlere ilerinde yer verdikleri takdirde, niteliklerini yitirecekleri aktr. nc grupdaki partiler, karlarn birletirilmesinden ok, belirli baz toplum kesimlerinin dnce ve karlarnn dile getirilmesi ilevini stlenmilerdir. Genellikle etnik \ y a da dinsel aznlklara dayal olan bu partilere, uluslama srelerini henz tamamlayamam olan lkelerde rastlanma olasl yksektir. oulcu demokrasilerde de, parti says arttka, zedikle ideolojik partiler oalr. Bylece her parti belirli toplum kesimlerinin temsilcilii grevini stienirken, yakn karlar ve grler arasndaki uzlatrma ilevi, ortak hkmetlerin kurulaca daha somaki aamaya braklr. 246

Bir toplumda siyasal partiler arasndaki mcadele, o toplumdaki farkl karlar ve grler arasndaki atmay yanstr. Bu nedenle de, atmann nedeni olarak partileri grmek yerine, partilerin varlk nedeni olarak o farkllklar ve farkllklarn rn olan eliki ve atmalar grmek daha doru olur. nk her parti, siyasal atmay yrtrken, ayn zamanda siyasal ve toplumsal btnlemeye de katkda bulunmaktadr. Temsil edilmeyen ya da edilemeyen her kar ve gr, uzlama d kalr; dolaysyla da, toplumsal huzursuzluklarn, siyasal istikrarszlklarn temel elerinden birisini oluturur. Toplumsal ve siyasal bar, karlar ve grler arasnda kurulacak dengeye baldr. Bu ise, ancak tm nemli kar ve grlerin temsil edilebilmesiyle olanakldr. kalarm uzlatrlmas asndan, toplumsal blnmelerin saysndan ok, katl ya da yumuakl nem tar. Blnmeler katlatka uzlama zorlar, istikrarl ve etkili hkmetler kurulamaz, uzun vadeli kararlar alnp uygulamaya konamaz. Bu durumu yanstan en iyi rnei de, gnmzn talyas oluturmaktadr. Acaba semen oyunu kiilere mi, yoksa programlara m vermelidir? Sac partiler birinci, solcu partiler ise ikinci yolu nerirler. Ama bunun bir niyet sorunu olmad bilinmelidir. Toplumsal blnmelerin yumuak olduu, bunalmlarn bulunmad bir toplumsal ortamda, kiileri tanma olana arttka, seimlerde adaylarn kiisel niteliklerinin nemi de artar. Toplumsal blnmeler katlatka, partilerin programlar ve genel olarak dorultular arlk kazanmaya ve tercihleri etkilemeye balar; parti kimi aday gsterirse gstersin, gene de oylar toplayabilir. Partiler bir yandan karlar ve grleri birletirerek temsil ederlerken, te yandan da o kar ve gr sahiplerini ynlendirir ve eitirler. Onlara, olaylar deerlendirmede kullanabilecekleri, belirli bir bak as kazandrmaya alrlar. yeler ve yandalar, siyasal yaama partilerinin gzl ile bakar, partilerinin aracl ile siyasal sistemle btnleirler. 247

b) Siyasal K a t l m a Eski Yunan demokrasisinde bile, on generalin ve bir bakomutann seiminde rol oynayan aristokrat ve demokrat partiler vard. Nfus artnn belirli boyutlara ulat ada devletlerde ise, genel ve hatta -ky ve mahalle dzeyi stndeki- yerel seimleri, siyasal partilerin aracl olmakszn yapmak olana kalmamtr. Partiler yzlerce aday arasndan bir ayklama yaparak, "ben unlara kefilim" diye sumasayd, belki de hibirini tanmad isimler arasnda seme yapmak durumunda kalan yurttalar iin sandk bana gitmenin de hibir anlam kalmazd. Dorudan demokrasi olanakszlap temsili demokrasi zorunlu hale gelince, seimler siyasal katlmann, vazgeilmez bir esini oluturmaya balamlardr. ada bask rejimlerinde de grld gibi, her seim demokrasi anlamna gelmemekle birlikte, seimsiz bir demokrasi de dnlemez. Bu nedenle de, siyasal katlmann ncelikli esi olan seimlerin gereklemesi asndan, siyasal partilerin oynad rol ok nemlidir. Siyasal sistemin ilemesi asndan gerekli ve hatta zorunlu olan ok saydaki grevi yerine getirecek kiilerin seiminde siyasal partilerin oynadklar rol, baz siyaset bilimciler, partilerin "siyasal devirme" ilevi olarak nitelendirirler. A.B.D.'nde siyasal partilerin, yalnzca aday saptama ve seim kampanyasn yrtme konusunda bir ilevleri olduu sylenebilir ki, bu da konunun tad nemi gsterir. Aday saptamann nem derecesi, parti sistemine ve seim sistemine bal olarak deimektedir. Tek partili sistemlerde, seimler resmi adaylarn onaylanmasndan ibaret bir formalite olduu iin, adaylarn saptanmasndaki nem en st dzeye kar. K a r m a liste ya da tercihli oy uygulamasnn pratikte ilemedii durumlarda, byk partilerin listelerinde n sralarda yer alanlar, seilmeyi garantilemi saylrlar. Bir siyaset bilimcinin, " Aday gsterme yetkisi kimdeyse, partinin sahibi de odur'''' szndeki gerek pay byktr. Baz partilerde bu yetki tm semenlere, bazdarnda tm yelere, bazlarnda yerel rgtlerin yneticilerine, bazlarnda ise merkez yneticilerine tann248

mtr. Bu arada birtakm karma uygulamalara da rastianabilir. Amerika Birleik Devletleri'nde partilerin kaytl yeleri yoktur ve aday saptama yetkisi de; partili semenlere tannmtr. Yirminci yzyl balarndan bu yana yerleen bu nseim sisteminin iki farkl uygulamas vardr. Kapal nseimde semen hangi partiyi desteklediini aklamak zorunda iken; ak nseimde, oy vermek iin girdii hcredeki parti listelerinden istedii zerinde tercihini belirten iaretlemeyi yapabilir. rnein kar olduu partinin aday seimini olumsuz ynde etkilemeye alabdir. Yalnz bu nseim sisteminin bile, amerikan partderinde belirli bir i disiplinin varlna izin vermeyecei aktr. nk kiderin seilmelerinde genel merkezin hemen hibir rol yoktur. Belirli yerel komitelerin desteiyle seilmi olan bir milletvekdi iin, yasama organnda partisinden farkl ynde oy kullanmasnn ciddi bir sakncas olamaz. Bu nedenle de, A.B.D.'deki eyalet says kadar Cumhuriyeti ve Demokrat Partderin bulunduu rahatlkla sylenebilir. Bylesine "yumuak" yapl partilerin varldr ki, Cumhurbakannn bir partiden, yasama organmdaki ounluun ise dier partiden olmas duru J munda bile, Bakanlk sistemi yryebilmektedir. Bakan, partisinin aznlkta olduu Temsilciler Meclisi ya da Senato'dan, istedii baz kararlar geirebilme ansna bu sayede sahip olmaktadr. Btn semenler yerine sadece partinin kayd yelerine ak nseim uygulamasna Belika'da rastlanyor. sve Sosyal Demokrat Partisi'nde ise, delegelerin saptad aday listeleri, delegelerin drtte birince istendii takdirde, tm yelerin mektup yoluyla onayna sunuluyor. ngiltere'de aday saptama yetkisi yerel rgtlere tannyor. Komnist partiler bata olmak zere, otoriter yapl partilerde aday saptama ilevinin genel merkezlerin sk denetiminde bulunduunu syleyebdiriz. ngiltere benzeri baz lkelerde de, yerel rgderce saptanan adaylar veto etme yetkisi -bazen koullu olarak- parti merkezlerine verilmitir.
249

Trkiye'de 1960'a kadar geerli olan, yerel rgt ynetim kurullarnn il dzeyinde aday listesi oluturma uygulamas, 1960'dan sonra daha demokratikleti ve "delege"lerin katld nseim uygulamas yaygnlat. Genel merkezler ise belirli bir "merkez kontenjan" yla. yetinmek zorunda kaldlar. Ama seilecek parlamanter saysndan daha az aday adaynn bulunmas durumunda, o seim evresindeki aday listesini saptama yetkisinin yasayla genel merkeze tannm olmasn, baz otoriter yapl partiler ktye kullandlar. Aday listelerini nseimsiz yapma yolunu setiler. Adaylarn saptanmas aamasndan sonra, o adaylarn seilmesini salamak konusunda siyasal partilerin oynadklar rol de ok nemlidir. ada toplumlarda, bir siyasal partinin rgd destei olmadan seilebilmek son derece zor bir itir. Partiler hem seim kampanyalarn dzenler, hem de finansmann salarlar. Ekonomik bakmdan gl toplum kesimlerinin temsilciliini yapan parti ve adaylarn "ar eitsizlik" yaratmalarn nlemek amacyla, baz lkeler partilere yaplan yardmlar ve parti harcamalarn sk bir denetim altna almak gereini duymulardr. Ama bundan daha etkili olan yol, belirli bir snrn zerinde oy toplayabilen partilere devlet btesinden yardm yaplmasdr. Sendika ve kooperatif birliklerince parasal adan desteklenebilen, ok sayda yeden dzenli biimde denti toplayabilen partiler ise, en salkl dengeyi bizzat yaratabilmilerdir. Tek ilevi seimlerde araclk yapmak olan parti modeliyle, bireyin doumundan lmne kadarki tm toplumsal yaamn dzenleme grevini sdenen totaliter partiler arasnda belirli bir yelpaze olumutur. Yurttan ancak seimden seime, oy yoluyla siyasal yaama katmasyla yetinen bir demokrasi anlaynn gerilerde kald sylenebilir. amzdaki en gelimi demokrasilerin, yurttalar gnlk toplumsal yaamn her dzeyinde, kendileriyle ilgili kararlarn alnmasna katlmaya zendirdiklerini gryoruz. Bylece, Sigmaund Neumann'm deyimiyle, "bireysel temsil" partilerinden, "demokratik btnleme" partilerine geilmi olmaktadr. 250

N e u m a n n ' a gre; birinci tr partilerin en nemli ilevi temsilcilerin seimidir. Seden kii, artk kendi vicdanna gre istedii gibi kullanabdecei bir yetkiye "sahip saylr. Oysa ikinci trden partilerin amac, yelerinin tm toplumsal sorunlarn zmne katlmalarn salamaktr. Demokratik katdm en st dzeye karp dorudan demokrasiye yaklama abalaryla, totaliter partilerin baskya dayal btnletirme yntemleri arasnda ise ok temel bir fark vardr. Komnist, faist ve nasyonal-sosyalist rejimlerin tersine, demokratik katdmm artmasna ok nem veren sosyal-demokrat partilerin arlk tadklar skandinav lkelerinde en ileri demokratik ortamlara ulalabilmektedir. Tutucu partilerin siyasal katlm en alt dzeyde tutmaya almalarna karlk, demokratik sol nitelikli partilerin siyasal katlm en st dzeye karmay hedeflediklerini syleyebiliriz. Ama hangi trden olursa olsun, siyasal partiler ok sayda yurttan siyasal yaama daha etkin olarak katlmasn salayan aralardr. Sac siyasal partiler yerleik deer ve inanlar bu yolla pekitirirken; solcu partder de, yeni bir siyasal deerler sisteminin yerlemesine, eskisinin de deimesine alrlar. Partiler, devlet ynetimi asndan iktidar ve muhalefette nemli bir ilevi yerine getirir, ynetenle ynetilenler arasndaki boluu doldurmay amalarlar. Bir yandan, siyasal kararlar etkilemek amacyla, kendi toplumsal tabanlarnn eilimlerini ve sorunlarn, bir szgeten geirerek aadan yukarya doru saptarlar; te yandan da, eitli dzeylerde alnan siyasal kararlarn anlamn ve nemini kitlelere iletmek iin aba gsterirler. Bir emme-basma tulumba grnmndeki bu srecin iyi ilemesi, siyasal yaamn salkl olmasn salayacak en nemli elerden birisidir. Siyasal partiler, bu ilevlerini yerine getirirken, ayn zamanda siyasal toplumsallamaya da byk katkda bulunmu olurlar. SELM KAYNAKLAR Abadan-Unat, N e r m i n ; Anayasa Hukuku ve Siyasi Bilimler Asndan 1965 Seimlerinin Tahlili, SBF Yaynlar, Ankara, 1966. 251

Arasl, Oya; Adaylk Kavram ve Trkiye'de Milletvekili Adayl, A.. Hukuk Fakltesi Yaynlar, Ankara, 1972. Bosuter, Kudret ; Trk Siyasi Partiler Sisteminde Parti i Demokrasi, Ulusal Basmevi, Ankara, 1969. Chariot, Jean; Les Partis Politiques (Textes reunis et prsentes), Armand Collin, Paris, 1971. Duverger, Maurice; Siyasal Partiler (ev. E. zbudun), A.. Hukuk Fakltesi Yaynlar, Ankara, 1970. Eldersveld, S.J. ; Political Parties : A Behavioral Analysis, RandMeNally, Chicago, 1964. K a r a m u s t a f a o l u , Tuncer; Seme Hakknn Demokratik ilkeleri, A.. Hukuk Fakltesi Yaynlar, Ankara, 1970. Michels, Roberto; Les Partis Politiques, (Traduit par S. Jankelevitch), Flammarion, Paris, 1971. zbudun, Ergun; Trkiye'de Sosyal Deime ve Siyasal Katlma, A.. Hukuk Fakltesi Yaynlar, Ankara, 1974. z b u d u n , Ergun; Siyasal Partiler, Sosyal Bilimler Dernei Yaynlar, Ankara, 1974. zbudun, Ergun; Parti Disiplini (Bat Demokrasilerinde ve Trkiye'de), A.. Hukuk Fakltesi Yaynlar, Ankara, 1968. Payaslolu, 1952. Arif; Siyasi Partiler, SBF Yaynlar, Ankara,

Tezi, Erdoan; Siyasi Partiler (Partilerin Hukuki Rejimi ve Trkiye'de Partiler), Gerek Yaynevi, stanbul, 1976. Tunaya, Tark Zafer; Trkiye'de Siyasi Partiler, Doan Karde Yaynlar, stanbul, 1952.

252

KNC KISIM BASKI GRUPLARI


Bask gruplar -siyasal partilerin tersine- iktidar dorudan ele geirmek amacn tamazlar. Siyasal iktidar dardan etkileyerek, kendi karlar ya da grleri dorultusunda kararlar alnmasn ve uygulamalar yaplmasn salamaya alrlar. Kendiliklerinden var olan kar gruplar, rgtlendikleri zaman bask grubuna dnm olurlar. Bask gruplarnn yaplarn, trlerini, ilevlerini, siyasal iktidar etkilemek iin kullandklar ara ve yntemleri, snfsal kkenli bask gruplarn inceleyeceiz. Siyasal bask amacyla rgtlenmi olmadklar halde, nemli bask gcne sahip ordu, brokrasi ve teknokrasi zerinde de ayrca duracaz. 1. BASKI GRUPLARININ GENEL EREVES

Bask gruplarnn yaplar ve trleri, bir yandan yelerinin toplumsal konumlaryla, te yandan da iinde bulunduklar siyasal rejimin zellikleriyle bantldr. levleri ve siyasal iktidar etkilemek iin kullandklar yntemler de, bazen, birbirlerine benzerken, ounlukla yapsal zelliklerinden, yani trlerinden kaynaklanan farkllklar kazanr. a) Bask Gruplarnn Yaps ve Trleri Siyasal partiler asndan gzlemlendiimiz yapsal farkllklar, bask gruplar iin de geerlidir. Kadro ve kitle bask
253

gruplarnn yansa, otoriter yapdaki bask gruplarna da rastlyoruz. Bask gruplarnn yaplar ile yelerinin toplumsal konumlar arasnda sk bir balant vardr. Ekonomik bakmdan gsz toplum kesimlerinin oluturduklar bask gruplar, glerini yelerinin saysal okluundan ve gtlenme dzeylerinden alrlar. ye saysnn okluu, disiplinli bir rgtlenmeyi ve belirli bir brokratik yapy zorunlu klar. Kitle bask gruplarnn en iyi rneini ii sendikalar oluturur. Esnaf ve ifti rgtleri bata olmak zere, toplumsal taban geni olan eitli meslek kurulular da, genellikle ii sendikalarna benzer bir biimde rgtlenirler. Ama kitle bask gruplar, sadece meslek karlarn savunmaya ynelik snfsal rgtlerden ibaret deildir. rnein genlik rgtleri ile " Eski Muharipler Dernei'''' gibi rgtler de benzer yapdadrlar. Gcn yelerinin saysndan ya da rgtlenme dzeyinden ok yelerinin niteliklerinden alan bask gruplarn, kadro bask gruplar olarak adlandrabiliriz. yelerinin ekonomik gleri veya ekonomik etkenlerden bamsz olarak toplumda sahip olduklar etki dzeyi, kadro bask gruplarnn ortak zelliidir. Bu tr bask gruplarnn banda iveren rgtleri gelir. Ama rnein Mlkiyeliler Birlii, Mason Dernei ya da 1960'larda siyasal yaam azmsanmayacak bir dzeyde etkileyebilen Sosyalist Kltr Dernei, birer iveren kuruluu olmadklar halde, yelerinin niteliklerinden gelen arlklaryla kadro bask grubu zellii gsterirler. Otoriter-totaliter bask grubu yapsna, zellikle faist eilimli rgtlerde rastlanr. Faist ve nasyonal-sosyalist partilerin askeri yaps, pnlarn bir eit kolu ya da paralel kitle rgtleyicisi durumundaki bu kurululara da yansr. Kat bir disiplin ve merkez otoritesine boyun eme esastr. 12 Eyll ncesi dnemde, bu yapdaki bask gruplarna, ncelikle genlik kesimlerinde rastlanmtr. Otoriter zellikleri baz durumlarda daha az belirgin olmakla birlikte, totaliter zellikleri ar basan kitle rgden254

meleri komnizm ideolojisi etrafnda da sk sk grlebilir. Bunlar da ak veya gizli komnist partilerinin birer uzants olarak alrlar. Baz toplum kesimlerini, meslek grnml veya genlik ya da kadn kuruluu niteliindeki bir rgte ekmek, dorudan komnist partisine ekmekten ok daha kolaydr. Bu arac rgtlerde bir yandan, kitle eylemleri erevesinde kiiler ynlendirilirken, te yandan da belirli bir eitim ve szgeten geenler partiye kazandrlrlar. Aslnda eitli bask gruplarndan yararlanmak abasnn yalnzca totaliter partilere zg bir durum olduunu syleyemeyiz. Kadro partileri de dahil, hemen tm ada partiler, bask gruplarnn ynetiminde etkin olmaya ya da partinin dorultusunda baz bask gruplar oluturmaya alrlar. Bu durum, tm bask gruplarnn partilerin bir uydu ya da uzants olduklar anlamna gelmez. Nasl ki, herhangi bir partinin dmen suyundan ayrlmayan bask gruplar olduu gibi, partilere kar tamamen bamsz bask gruplar da vardr. Geri kalan bask gruplarnn ise, herhangi bir siyasal parti ile ilikisi derece derece az ya da oktur. Ama bu arada, dorudan ya da dolayl olarak bask gruplarna bal partilerin de bulunduunu unutmamalyz. Kendilerine bal bask gruplar oluturma yoluna ilk giden partiler, sosyalist ve komnist partiler oldular. Arkasndan dier partiler de onlar taklit etmeye altlar. Nasl ki, sol partilerin ii sendikalar iinde etkili olmak iin mcadele vermeleri doalsa, sac partilerin de, rnein iveren kurulularnn ynetimini ele geirme abasnda olmalarn doal karlamak gerekir. Ama genlik ve kadn kollar dnda, partilere aktan organik bala kenetlenmi bask gruplarna oulcu sistemlerde pek rastlanmaz. nk bu durumu salamak zor olduu gibi, baz durumlarda ak bir balantnn sakncalar da vardr. ki kurulu arasndaki balant, genellikle, parti yelerinin veya yandalarnn o bask grubu iinde ynetici konumlara gelmesi yoluyla dolayl bir biimde salanr. Bir bask grubu yneticilerinin bir ksm ya da tamamnn, belirli bir partinin yesi veya yanda olmalar, mutlaka o par255

tiye baml bir yol izleyecekleri anlamna gelmez. Yerlerini koruyabilmek iin, bask grubunu oluturan tabann eilimlerini n plana almak ve baz durumlarda, partinin izledii siyasete bile kar kmak zorundadrlar. Byle bir zorunluu olmad baz durumlarda ise, parti ii hiziplemenin yansmasyla benzeri bir grnm doabilir. Parti ynetimine kar bir hizbin uzants olanlar, ynetimdekileri g duruma sokmak iin, etkilerindeki bask grubunu kullanmaya alabilirler. Bask gruplarna bal parti konusunda en nl rnei ngiliz i Partisi oluturur. 1927 ylma kadar parti, sendikalarn, kooperatiflerin ve sosyalist derneklerin delegelerinden ibaretti. O tarihten bu yana "dorudan yelik" kavramnn gelimesine karn, ii sendikalar bu partinin ynetiminde egemen olmay srdrdler. Sac partilerin sermaye gruplaryla balantlar genellikle daha kapal ve dolayldr. Semen kitlesi iinde cretli toplum kesimlerinin byk arl gznne alnarak, partinin sermaye evrelerini temsil ettii grnts aktan verilmemeye allr. Ama birok Latin Amerika lkesi rneinde olduu gibi, sac partilerin, sanayici ve byk toprak sahiplerinin oluturduklar bask gruplarnn ak uzants olduklarn biliyoruz. Bu ar rneklerin dnda, partilerle bask gruplarnn srekli veya geici gbirlikleri oluturduklar, ibirlii yaptklar durumlar vardr. Belirli bir yasa tasarsna., silahlanma yarma veya faizm ya da komnizm tehlikesine kar, eitli lkelerde zaman zaman bu tr ittifaklarn olutuunu grrz. Ama skandinav lkelerinde, demokratik sol partilerle ii sendikalar ve kooperatifler arasnda, byle "eitlik ilkesi" erevesinde olumu -geici deil- srekli ittifaklar bulunur. Bask gruplar arasnda, karlar veya dnceleri savunmay n plana almalarna gre yaplan bir ayrma da rastlanr. karlarla dnceler arasndaki ayrm yapmann her zaman kolay olmadn bilmekle birlikte, dinsel ya da ideolojik kkenli derneklerle, meslek gruplarnn oluturduklar rgtlenmeleri birbirinden ayrmak olanakldr.
256

Bir baka ayrm ise, zel ve kamusal bask gruplar arasndadr. Kamusal bask guplarm da baz siyasal bilimciler "askeri" ve "sivil" olarak ikiye ayrrlar. zellikle bunalm dnemlerinde, ordunun siyasal yaamdaki rolnn hangi boyutlara varabileceini biliyoruz. Daha az grlr olmakla birlikte, devlet brokrasisinin eitli kesimleri de, nemi zaman zaman azalan ya da artan lde bask olanak'arma sahiptirler. b) Bask Gruplarnn levleri, Aralar ve Yntemleri Bask gruplar, kendi toplumsal tabanlarnn kar ve grlerini dile getirirler, siyasal karar organlarna iletirler. Uyuabilecek niteliktekileri birletirip, ortak hedeflere dntrme ilevi de siyasal partilere aittir. Yalnzca tek bir kar ya da inan grubuna dayal, bir bask grubu gibi ileyen partilere kolaylkla rastlanamaz. Bu nedenle de, bask gruplar ile siyasal partileri, zellikle oulcu demokrasilerde birbirlerinin ilevini tamamlayan, kolaylatran kurumlar olarak grmek gerekir. blm gelitike farkllaan toplumun farkl gereksinmeleri, byle bir srele tabandan tavana doru yansr ve siyasal kararlara dnr. Farkl kar ve grlerin dile getirilmesindeki denge, toplumsal bar ve dolaysyle rejimin salkl ilemesinin temel koullarndandr. Bask gruplarn susturmak isteyen ynetimler, giderek toplumsal patlamalara ve bask rejimlerine yolaarlar. Jean Meynaud, bask gruplarnn temel ilevlerini e ayrarak inceliyor: Karar organlarna, sorunlaryla ilgili olarak ayrntl bilgiler vermek; alnan kararlara yelerinin rzasn salamak; ve tabanlarmdaki genel eilimleri ynlendirip, aklc zm nerilerine dntrmek. Bask gruplarnn kamu ynetimine sunmak zere yaptklar ayrntl hazrlklar olmazsa, alnacak kararlardaki hata pay artabilir. Alman kararlar ve giriimleri yelerine anlatmalar ve uyulmasn istemeleri, toplumsal uzlamaya katkda bulunur. Eilimlerin ynlendirilmesi ise, dzensiz ve kolaylkla iddete kayabilecek eylemleri nler.
257

Dzene en kar gibi grnen bask gruplar bile, kendilerine karlarn ve grlerini yasal yollardan savunmak olanaklar tannd lde, istemeden dzene hizmet etmi olular. nk yelerinin sistemle uyumasn kolaylatrrlar. Georges Lavau 'nun da vurgulad gibi, benzer bir durum siyasal partiler iin de sz konusudur: "Siyasal sisteme ve o sistemin deerlerine kuramsal olarak kar olan baz partiler, bir yandan sistem iin tahamml edilebilir bir sknt olutururken, ayn zamanda, sz konusu sistemin baz elerinin korunabilmesine, dolayl olarak katkda bulunabilirler. (. ..) Fransz Komnist Partisi, gerekte, siyasal sistemin baz elerinin merulamasna ve sreklilik kazanmasna dolayl olarak, istemeden katkda bulunmutur." Bu rnekte de grld gibi, nasl ki "devrimci" bir parti istemeden kurulu dzenin ilemesine ve korunmasna yardmc olabiliyorsa, dzen kart bask gruplar da benzer bir ilevi yerine getirebilirler. Sistemin onlara yer vermesi lsnde, yelerini yattrp sistemin varln srdrmesini kolaylatrabilirler. stek ve tepkilerin belirli dzeylerde dile getirilebilmesi, yksek sesle sylenebilmesi bile, manevi bir doyum salayarak tepkileri yumuatabilir. Bask grubunun yneticilerine sistemin salad olanaklar, bu "yattrc" sreci glendirir. Bask gruplar, baz durumlarda, siyasal partilerin braktklar boluu da doldurabilirler. rnein muhalefetin, bir araya gelmesi olanaksz ok sayda kk partinin varl nedeniyle gsz olmas sayesinde, bir partinin neredeyse srekli olarak iktidar koruyabildii durumlar byledir. Bu gibi durumlarda, byk meslek kurulularnn oluturduu birlikler, muhalefet partilerinin yapamadn gerekletirip, istekler arasnda belirli bir tutarl salayabilir, bir nem sralamas yapabilirler. Ama sadece belirli kar ve grleri temsil eden bask gruplar, toplumsal dayanmay temsil etmesi gereken siyasal partilerin yerini hibir zaman almamaldr; nk ikisinin de ilevleri ayrdr. Bask gruplar, kendileriyle ilgili siyasal kararlar ya dorudan ya da kamuoyu araclyla dolayl olarak etkilemeye
258

alrlar. Dorudan etkileme abalar, daha seim kampanyas srasnda balayabilir. Bir bask grubu, kendi davasn destekleyeceini pein olarak aktan vaadeden bir adayn seimine yardmc olabilir. Bir meslek grubunun, kendi yelerinden bazlarnn parlamentoya seilmelerine destek olmas da bu ereve iinde deerlendirilmelidir. Trkiye'de bunun en iyi rneini, ak bir biimde olmamakla birlikte, baz retmen kurulular vermilerdir. Yaygn retmen ann destei, birok retmenin parlamentoya girmesini kolaylatrmtr. Dorudan bask uygulamalarna, daha ok, belirli yasa tasarlarnn parlamentoda grlmesi srasnda ya da baz hkmet kararlarnn uygulanmasyla ilgili olarak rastlanr. Milletvekillerine, parti ve parlamento yneticilerine heyetler yollanr. rnein iilerle ilgili nemli bir yasa tasarsnn parlamentodaki grlmesi srasnda, sendika bakanlarnn dinleyici localarn doldurmasnn ne byk bir etki yaptn, kendi yakn gemiimizden biliyoruz. Baz "kritik" durumlarda, benzer bir davran biiminin Trk Silahl Kuvvetlerini temsil edenlerce de benimsendiini anmsyoruz. En az bu ak bask yntemleri kadar etkili bir baka yol da, partilere rtl bir biimde parasal yardm ^yaplmas veya belirli parlamenterlerle "zel" ilikiler kurulmasdr. Bilgi verme amacn tayan brorlerden, eitli gezi, ziyafet ve armaanlara kadar bir ok teknik, yasal bask ile "rvet" arasndaki yelpazede yer alr. Partilerin belirli kar gruplarnca finansmanm, baz siyaset bilimcileri " kollektif rvet" olarak nitelendirirler. Siyasal kararlar dolayl biimde etkilemenin yolu her zaman kamuoyundan geer. Halka benimsetilen, zerinde "kamu oyu oluturulan" bir konuda, siyasal iktidarlarn ters ynde karar almalar ve uygulamaya girimeleri zorlar. Burada da asl nemli olan, iktidardaki parti ya da glerin kendi toplumsal tabanlarnn ne dnddr. Bu nedenle, kamuoyu olutumaya ynelik bir propagandann asl hedefinin bu kitle olmas gerekir. Kendisine zaten oy vermeyen bir toplum kesiminin tepkileri, siyasal iktidarlarca daha az gznne alnr.
259

Bask gruplarnn propaganda etkinliklerinde ilk ve ncelikli hedefleri bizzat kendi yeleridir. nce kendi yelerini bilinlendirmeye ve ortak hedefler etrafnda btnletirmeye alrlar. Bu adan da, yalnz kendi yelerine ynelik olarak kardklar " haber bltenleri" de belirli bir nem tar. Ancak bu birinci aamadan sonradr ki, geni kamuoyunu etkilemeye ynelik propagandaya sra gelir. Basn toplantlar yapmak, afiler asmak, gsteri yryleri dzenlemek, ak hava toplantlar yapmak, kendi amalar dorultusunda yaz yazlmasn salamak amacyla eitli gazetecilerle kiisel iliki kurmaya almak, hep bu ereve iinde yer alr. Amerika Birleik Devletleri'nde ok yaygn olan ve giderek Bat Avrupa'ya da srayan bir uygulama, gazetelere paral ilanlar vermekle ilgilidir. Bu yntem Trkiye'de nce baz iveren kurulular tarafndan denenmi, sonra da sac baz siyasal partiler tarafndan kullanlmtr. Ama iveren kurulular, byle aktan tavr taknmak yerine, "zel ilan" yoluyla basn organlarn etkilemek gibi dolayl bir yolu tercih etmektedirler. Bask gruplarnn kullandklar "doal olmayan" yntemler arasnda, iddete dayal baz eylemler ve en u rnek olarak da silahl mcadele yer alr. yerlerinde ve retim kurumlarnda, gemite Trkiye'de de rastlanan "igal" eylemleri bu erevede deerlendirilmesi gereken bir davran olutururlar. ehir ii ya da ehirleraras yollar keserek ulama engel olma da, zaman zaman bavurulan bir yoldur. Buna baz lkelerde zellikle tarm reticileri bavururlar. Baz bask gruplarnn silahl mcadeleye girimesi ise, ancak devlet otoritesinin zayflad bunalm dnemlerinde, o da belirli bir i sava veya askeri mdahele ortamnn oluturulmas asndan etkili olabilir. c) T o p l u m s a l Snflara Dayal Bask Gruplar

Genlik ve kadn kurulular, ideolojik temele dayal rgtlenmeler bata olmak zere, snfsal nitelikli olmayan ok sayda bask grubunun bulunduunu ya da bulunabileceini biliyoruz. Ancak hi kuku yok ki, siyasal yaamda en byk nemi tayan bask gruplar, genellikle snfsal kkenli olanlardr.
260

Siyasal amala rgtlendiklerini hemen hibirisi aka belirtmese bile, meslek kurulularnn hepsi de bu eeve iinde yer alrlar. nk o toplum kesiminden olanlarn kar ve eilimlerini savunmak iin oluturulmulardr. Snfsal bask gruplar iinde yalnzca iveren ve byk toprak sahiplerinin - k i onlar da iveren saylr- oluturduklar bask gruplar, kadro bask grubu yapsndadrlar. veren bask gruplar, yelerinden ok yksek dzeyde denti toplayabildikleri iin, ekonomik bakmdan ok gldrler. Almanya'da Ruh}- Havzas kmr karteline dahil olan iverenlerin, 1932 ylnda aralarnda topladklar para, Nasyonal Sosyalist Parti'nin etkinlik kazanmasnda byk rol oynamt. Bir yl sonra Hitler'in iktidara ulamasnda da, kukusuz ki bu tr parasal katklarn pay nemliydi. Trkiye'de iveren bask gruplarnn en stnde veren Sendikalar Konfederasyonu yer alr. Ticaret ve Sanayi Odalar da, bir iveren bask grubu gibi ilev grmektedir. T S A D ise, lkedeki en byk ve etkili iadamlarn biraraya getiren, bir anlamda byk sermayeyi temsil eden bir bask kuruluudur. oulcu demokrasilerde iveren kurulularnn byk arlklar olduunu biliyoruz. Bu ereve iinde yeralan kurulular, siyasal iktidarlar dorudan ya da dolayl yollardan etkileyebilmek iin byk olanaklara sahip bulunuyorlar. Sac partilerin parasal gereksinmelerini dorudan ya da dolayl yollardan karladklar gibi, baz ortamlarda kimi sol rgtleri bile rtl parasal yardmlarla etkilemeye altklar grlmtr. Trkiye'de 1960 ncesi dnemde, baz byk iadamlar iki byk partiye de yardm yapyorlard. Ama bu yardmdan aslan payn alan, elbette ki i evrelerine daha yakn izgideki parti oluyordu. veren bask gruplarnn, daha az dikkati eken dolayh bask yollarn tercih ettiklerini syleyebiliriz. Dorudan baz byk sermaye gruplarna bal basn organlarnn yansra, ticari amal gazete, dergi, zel radyo ve televizyon istasyonlarn da "zel ilan" yoluyla etkilemeleri olanakldr. Ticari 261

amal kitle iletiim aralarnn, yalnz sat yoluyla giderlerini karlayamayacaklar ve hele kr yapamayacaklar bilinen bir gerektir. iveren bask gruplarnn, kkl reform programlaryla iktidara gelen sol partileri ok g duruma sokabildiklerini gsteren rnekler olduka oktur. Bunu sadece dorudan yatrmlar durdurarak, piyasada baz temel maddelerin skntsn yaratarak ve baz durumlarda paralarn daha gvenli lkelere kararak yapmamaktadrlar; ayn zamanda, sol hkmete kar bir kamuoyu oluturabilmek iin, etkileri altndaki kitle iletiim aralarn da kullanmaktadrlar. Ama tm bunlar fazla abartmamak, ii sendikalarnn gll ve bamsz yayn organlarnn varl orannda, zellikle de sendika ve kooperatiflerin partilerle dorudan iliki kurabildikleri ortamlarda, belirli bir dengeye yaklalabildiini gznnde bulundurmak gerekir. yle olmasayd, hibir oulcu demokraside, sol partiler uzun mrl hkmetler oluturamazlard. Kitle bask gruplarnn en nemlisi, ii sendikalardr, ii sendikalarnn en byk gc, yelerinin saysndan ve disiplininden kaynaklanr. Bu ok sayda yenin ayn ynde oy kullanmas olaslnn, siyasal iktidarlarn serbest seimlerle belirlendii lkelerde byk etki yapmas doaldr. Bu ise, ii kurulularnn etkinliinde nemli rol oynayan "bilin" esini gndeme getirir. Bir ii sendikasnn etkisi, yelerinin saysal okluu kadar, ayn zamanda onlarn bilin dzeylerine de baldr. Sendikann ynetiminde bulunanlar ne kadar yetenekli olurlarsa olsunlar, yelerin nemli bir kesimi, kendi karlar ile atan bir partiyi desteklemeyi srdryorlarsa, o sendikann siyasal yaamdaki arlnn snrl kalaca aktr. zel olarak ii ve genellikle cretli toplum kesimlerine dayal bask gruplarnn etkisini azaltan iki etkenden szetmek gerekir: iler zellikle belirli sanayi merkezlerinde younlamlardr. Bu nedenden dolay, o yerleim birimlerinin dndaki blgelerden seilen milletvekilleri, ii sendikalarndan gelen basklara kar daha az duyarldrlar. stelik ii sendika262

larnn solcu muhalefet partilerini aktan destekledikleri durumlarda, onlarn oylarn alma konusunda pek umutlu olmayan iktidar partilerinin ayn konudaki duyarlklar da ister istemez azalr. Buna kardk, sahibolduklar grev silah, ii sendikalarn tm hkmetlerin ciddiye almalarn gerekli kdar. lke apnda ya da belirli blgelerde uygulanabilecek bir "genel grev" ise, tm lkede yaam felce uratp hkmetleri g duruma drebilir. Ama grev silahnn da -dier yntemlerde olduu gibi- ancak yerinde ve zamannda kullanlmas durumunda etkili olduunu, kt kullanldnda ise kamuoyunda genel bir kzgnlk ve tepki yaratarak, tutucu hkmetlerin ve sac partilerin iine yaradn unutmamalyz. te yandan, kamuoyunun ii hareketleri karsndaki tutumunun, yaygn siyasal kltre ve toplumun o anda iinde bulunduu ortama bal bulunduu da, unutulmamas gereken bir baka noktadr. ii sendikalarnn etkisi, sk sk iktidara gelen gl demokratik sol partilerle yakn ibirlii iinde olduklar lkelerde ok artmaktadr. skandinav lkeleri genellikle bu durumdadr. srail'de ise, en byk ii kuruluu olan Estadrud, byk yatrmlar sayesinde ayrca nemli bir ekonomik gce sahip olarak, ilgin bir rnek oluturmaktadr. Benzer bir durum, sosyal demokrat iktidarn uygulamaya balad "ii yatrm fonlar'' sayesinde sve'te de ortaya kmaktadr. 12 Eyll 1980'e gelinceye kadar, Trkiye'de iki byk ii konfederasyonu vard: Trk- ve D S K . nemli ideolojik ayrmlada doan bir blnmeyle doan rekabetin, ii hareketinin geliimini etkilememesi dnlemezdi. DSK'in kapatlmas ve 12 Eyll sonras getirilen dzenlemeler sonucu, yeniden tek konfederasyonun egemen olduu bir ortama dnld. Bu durumun, ii bask gruplarnn siyasal iktidarlar zerindeki arln ne ynde etkileyeceini zaman gsterecektir. zellikle Trkiye'de, ifti kurulularnn iveren ve ii kurulular dzeyinde rgtl olduklar sylenemez. Trkiye'de az toprakl ya da topraksz kylnn rgtlenme olana yok gibidir. Ama iftilerin hemen tm toplumlarda, lke d263

zeyine dengeli bir biimde dam bulunmalar, etkilerinin artmasnda nemli bir neden oluturur, iiler iin sz konusu olan younlamann tersine, iftilerin dam durumlar, btn blgelerden gelen milletvekillerinin kendilerini hesaba katmalarn zorunlu klar. Buna karlk grevle kyaslanabilecek bir silahlar yoktur. Ama iilerin destekledikleri partilerin genellikle muhalefette bulunmalarna karlk, iftilerin desteini salayan partilerin daha sk iktidara ulamalar, onlarn arln arttrr.

2. SIYASAL ODAKLAR

AMALA

RGTLENMEMI

kar gruplarnn bask gruplarna dnmesi, ortak irade ile gerekleir. Baka bir deyile, rgtlenme aamas kar birlii aamasndan sonra gelir. Oysa ordu ve kamu brokrasisi iin durum tamamen farkldr. nce rgtler belirli hizmetleri yerine getirmek iin olumu, sonra o rgtierde grev alanla aasnda, paylalan koullarn benzerliinden doan ortak eilimler ortaya kmtr. Ne ordunun ne de brokrasinin varolu amac siyasal baskdr; ama bir kez varolduktan sonra, siyasal yaamda, nemi koullara gre artan ya da azalan bir arlk kazanmaktadrlar. a) Ordu Ordu niin siyasete karr? Bu sorunun yantn S.E. Finer baka bir soruyla veriyor: "Ordu tm dier sivil glerden yz kez daha iyi rgtlenmi olduuna ve modern silahlara sahip bulunduu gre, askerlerin niin bazen siyasal yaama kartklarm sormak yerine, niin her zaman karmadklarn aratrmak daha doru olmaz m?" Ordunun siyasal yaamdaki arlnn nedenlerini, hangi durumlarda siyasal iktidara dorudan kartn, ideolojisini belirleyen eleri ve askersel ya da yar askersel ynetimlerin sonularn ayr ayr incelemek gerekir. ada toplumlarda, yalnzca ordu ileri teknolojiye dayal silahlara sahiptir. Sopalarla, trmklarla, k ve oklarla sa264

raylarn basld, atolarn ele geirilebddii dnemler geride kalmtr. Modern bir ordunun karsnda sivil glerin yapabilecekleri eyler ok snrldr. Eer Birinci Dnya Dava siyasnda Rus ordusu maddi ve manevi adan km olmasayd, Lenin ve arkadalarnn 1917 devrimini gerekletirmeleri kukusuz ki ok zordu. ada ordular glerini yalnzca silahlarndan deil, ayn zamanda tek merkezden ynetden, disiplinli rgtlenmelerinden alyorlar. Askerlerin sivil rgtleri kmsemelerinin bata gelen nedeni budur. Sivil kurum ve kurulularn daha da lakalat bunalm dnemleri, askerlerin disiplinli rgtn bir kat daha nemli ve gl klmaktadr. Ordu, gerek maddi gc ve disiplini, gerekse lke bamszlnn bir simgesi olarak, ayn zamanda moral bir gce de sahiptir. Bu moral g, halkn ona duyduu sayg ve gvenden oluur. Tarihsel evrime ve lkenin iinde bulunduu koullara bal olarak bunun dzeyi lkeden lkeye deimekle birlikte, A.B.D. gibi demokratik geleneklerin olduka gl bulunduu lkelerde bde nem tar. Ordunun ulusal savunmadaki baars ve i siyasetteki ypranmaml bu nem ve arl arttrrken, savalardaki yenilgder ve i siyasete fazla karmann verdii ypranmalar olumsuz etki yapar. Gl olmak, o gcn kdlanlmasnn gerekesini oluturmaz. Bu nedenle de, ordunun siyasal yaama dorudan karmasnn nedenlerini baka koullarda aramak gerekir: Halkn sivil kurumlara baldk dzeyi, ordudaki honutsuzluun dzeyi, dorudan mdaheleye kar koyabilecek bir gcn varolup olmamas, lke ekonomisinin durumu ve askerlerin mdahalesine salanabilecek i ve d destekler bu koullarn en nemlileridir. Halkn siyasal partiler, yarg organlar, niversiteler, sendikalar gibi sivil kurumlara olan saygsnn, bunalmdan sivil nder ve kurumlar araclyla klabilmesi umudunun azalmas lsnde, ordunun ie karma olasd artar. Cumhurbakan, babakan, hkmet ve yasama organnn saygnl zeUikle nem tar. 22 ubat 1962 ve 21 Mays 1963 tarihle265

rindeki darbe giriimlerinin baarszlkla sonulanmasnda, zamann babakan nn'nn gerek ordu ve gerekse sivil kurumlar gzndeki saygnl nemli rol oynamtr. Ordunun, kendisine kar koyabilecek bir gcn bulunmadnn bilincinde olmas da, siyasete dorudan karmasnn n koullarndandr. O r d u d a n gelecek bir harekete gene ordu iinden baka bir gcn kar koymas olasl caydrc bir etki yapabilir. Sz konusu kar g lke iinden olabilecei gibi, lke dndan da olabilir. lkenin genel durumundan ya da ordunun iinde bulunduu zel koullardan dolay orduda bir huzursuzluun varl, siyasete dorudan karmay kolaylatrc etki yapar. Subay kesiminin 1960 ncesindeki geim skntlar ve sivil kesim karsndaki ezikliinin, 27 Mays'a gidii kolaylatran etkenler a asnda yer ald sylenebilir. Bu durum daha sonra deiip tersine dnmeye balam, ordunun rejim iindeki etkisini yasal yollardan arttc nlemler, Anayasalara kadar girmitir. Trkiye'de 1960, 1971 ve 1980 mdaheleleri srasnda lkenin iinde bulunduu bunalmlarn yaratt huzursuzluklar da bu ereve iinde deerlendirilmelidir. Ekonomik durumun, askerlerin siyasete karmasnda tad nem hep bilinir. Ama bu adan asl nem tayan ge, lke ekonomisinin basit ya da karmak bir yapya sahip bulunmasdr. Ekonominin gelimilik dzeyi, askerlerin kolay kolay iinden kamayacaklar kadar karmak bir yap oluturuyorsa, kolay ve kestirme zm hevesleri azalr. Askeri darbelerin daha ok geri kalm lkelerde ortaya kndaki nedenlerden birisi de budur. Ordunun kuraca rejimi destekleyecek toplumsal bir snf veya snflarn ve yardmc olacak sivil kadrolarn varl nemlidir, ama yeterli deildir. lke ekonomisinin ve ordunun silah ve donanmnn d yardm gerektirmesi lsnde, mdahalenin d destei nem kazanr. zellikle byk devletlerin etki alanna giren blgelerde, o devletlerin genel eilim ve karlarna ters den askeri mdahalelerin yaplabilmesi ve yaplsa bile uzun dnemde baarya ulaabilmesi zordur. 266

Ordunun siyasete karmas asndan, askerlerin demokrasiye ve sivil iktidarlara sayg gelenei ve derecesinin nemini de elbette ki unutamayz. Eski ve disiplinli bir ordunun, byk zorlamalar olmadka siyasal iktidara dorudan el koyma olasl ok azdr. Siyasete sk sk ve dorudan karma alkanl edinmi bir orduda ise disiplin giderek zayflar. nk disiplini, belirli bir alt-st anlay ayakta tutar. Devlet iindeki st-alt anlayn bozan bir ordu, kendi iindeki emir-komuta zincirini korumakta da zorluklarla karlar. Ordunun hangi koullarda lke ynetimine karaca kadar, hangi ynde karaca da elbette ki nemlidir. Bunu bir yandan lkenin gelimilik dzeyi, bir yandan hareketin i ve d desteklerinin nitelii, te yandan da ordunun yaps ve ideolojisi belirler. D u v e r g e r n i n diktatrlkle ilgili kuramn bir kez daha anmsamakta yarar var: Gelime dzeyi ykseldike ordunun lke ynetimine el koyma olaslnn azaldn, ama ynetime el koyduunda da bunun tutucu olma olaslnn arttn syleyebiliriz. Geri kalm lkelerde ise, askerlerin lke ynetimine karmalar olasl ykselirken, bu karmann ilerici nitelikte olma olaslnn da ykseldii ne srlebilir. Aranan i ve d desteklerin bu genel eilimlere uygun olmas doaldr. En demokratik olanlar dahil, hangi lkede olursa olsun, orduyu ynetenlerin de elbette ki belirli siyasal inan ve tercihleri vardr. Ama baz koullar biraraya gelmedike, bu inan ve tercihleri silah zoruyla kabul ettirme yoluna giremezler. Her orduda yaygn bir ideoloji bulunur. Bu nedenle de, orduyu siyaset d tutmak, siyasal dncelerden arndrmak anlamna gelemez. Ordunun siyasal tercihlerini yksek sesle sylemesinin gereini ve olanan yaratmamak anlamna gelir ki, bu da her zaman lkeyi ynetenlerin elinde deildir. lkenin gelimilik dzeyi, ekonominin byme ya da bunalm dneminde bulunuu, rejimin silahl kuvvetlere verdii nem ve onlara salad koullarn yannda, zellikle subay kesiminin toplumsal kkeni de, ordunun siyasal eilimleri267

nin oluumunda nem tar. Ordunun d dnyaya ve ada teknolojiye alma dzeyi de belirli bir etki yapar. Hava, deniz ve kara kuvvetlerini oluturan subaylar arasndaki baz belirgin tutum farkllklarnda bu etkinin rol byktr. Alt rtbelilerle st rtbeliler arasndaki eilim farklarnn nedeni ise, bir yandan kuak, te yandan da gelir ve rejim iindeki etkinlik dzeyi farkdr. Nasl ki, ordunun tmnn ayn siyasal bak asn benimsemesi olanakszsa, ordudaki yaygn ideolojinin ya da o ideolojiyi yorumlama biiminin zamanla deimemesi de olanakszdr. i ve iveren snflarnn ideolojilerinde belirli bir sreklilik vardr. nk onlarn retim sistemi iindeki yerleri ve bu yerden kaynaklanan sorunlar belli ve bir anlamda sreklidir. Oysa asker olsun sivil olsun, kamu grevlileri iin ayn eyi syleyemeyiz. Onlarn sorunlar daha ksa vadeli ve deikendir. lkenin i ya da d koullar deitiinde, o sorunlara zm getireceine gemide inandklar ideolojiyi bir yana brakp, baka zmleri benimseyebdiler. Bu gibi durumlarda, eer ideolojinin ad deimiyorsa ierii deiir. rnein Trkiye'de, 27 Mays' gerekletiren askerlerle 12 Eyll' gerekletiren askerlerin Atatrkl ayn biimde anladklarn syleyebilmek zordur. Ordudaki temel siyasal edimin tutucu ya da ilerici olmas u sorularn yantlarna da baldr: Kurulu dzen temel sorunlar zme umudu veriyor mu? Yoksa farkl modeller, benzer koullardaki baka lkelerde daha m baarl? Ama ordunun huzursuz olmamas iin, en kkl toplumsal deiikliklerin bde, bir dzen iinde ve lke btnln tehlikeye atmadan gereklemesi zorunludur. Hibir iktidar kendi ideolojisinin dndaki ideolojderden holanmaz. Ancak demokratik iktidarlar, farkl ideolojilere rza ve hatta sayg gstermek zorunda kalrlar. Askeri iktidarlarn ise, yaplarnn ve eitimlerinin sonucu olarak, kendilerininkinden deiik ideolojilere hogryle bakmalar beklenemez. Ama askeri iktidarlar kurumlap askeri devletlere dntke, toplumda yasaklanan oulculuk ordunun iinde 268

gelimeye balar. Baz durumlarda -Gney Amerika'daki eidi rneklerde de grld gibi- hava, deniz ve kara kuvvetleri ayr siyasal partiler grnmn kazanrlar. Hatta ayn kuvvet iinde, sa, sol ve orta kanatlar oluabilir. Oysa sivil rgt ve gler arasnda gerekletirilemeyen bir uzlamay, ordu iinde gerekletirmek daha kolay ya da daha az sancl deddir. b) Brokrasi ve Teknokrasi Brokrasi, artk dilimize de yerlemi bulunan "bro" szc ile eski yunancada egemenlik anlamna kullanlan "krasi" szcnn birlemesinden oluan bir kavramdr. Kimi zaman yalnzca kamu ynetimi anlamnda, kimi zaman genel olarak bir gelimi rgtlenme biimi anlamnda, ya da zaman ve kaynak savurganl yaratan bir krtasiyecilik anlamnda kullanlr. Biz ise bu balk altnda, daha ok devlet brokrasisinden szedeceiz. Brokrasi, alt-st ilikilerinden oluan bir piramit grnmndedir. Herkes bir sttekinin -yasalara uygun olarak verdii- buyruklara uymak zorundadr. Ama herkesin sahip bulunduu yetkiler, kendisine deil grevine aittir. O yetkileri ancak o grevde bulunduu srece kullanabilir ve ne. grevini ne de yetkilerini bakasna devredemez, miras olarak brakamaz, satamaz. rnein Orta a'da derebeyler dnemindeki kamu ynetiminde bu zellikler bulunmad iin, brokrasi de yoktu. Brokrasiye giri, ykseli, grevler, sorumluluklar ve yetkiler, ta meslein sona erdii ana kadar herey belirli ve ayrntl kurallara balanmtr. Bunun dourduu hantalla karlk, i gvenlii ve gelecek gvencesi dier mesleklere gre daha fazladr. Seimle gelen siyasal iktidarlar gidici, oysa atamayla gelen "memurlar ordusu" kalcdr. Geiciliinin bilincinde olan hkmetler ileri hzlandrmak isterlerken, halk nnde sorumlu olmayan brokrasi, kendi ayrcalklarn koruma ve kendi kurallana gre ar ileme eilimindedir. Roberto Michels 'e gre; "brokrat, kitlelerin gereksinmelerini onlardan daha iyi bildiine kolaylkla ve itenlikle inanr".
269

ada toplumlardaki brokrasi olgusuna en byk nemi M a s W e b e r vermitir. Karl Marx'in kuramnda snf atmalarnn oynad rol, Weber'de brokrasi oynamaktadr. nl Alman sosyologuna gre, demokratik toplumlarda siyasal iktidar, seimle gelen siyaset adamlarndan ok, brokrasiye aittir: "Gncel grnmlerinde siyasal iktidar brokrasi kullanr. Eer ynetim makinesinin tm dilileri uygulanmasn gvence altna almazsa, parlamento grmelerinde ounluun ald kararlar, l satrlar olarak kalmaya mahkm olur." Weber, brokrasinin gelimesi ve dolaysyle devletin etkinliinin artmas lsnde zgrln azalacan dnyordu. Komnizmi de, bir proleterya diktatrlnden ok "brokratlarn diktatrl" olarak gryordu. Demokrasilerde bile, grevinde uzmanlaan brokratn halkn isteklerinden ve denetiminden uzaklamas sz konusu iken, kapal bir rejimde bunun boyutlarnn ok daha bymesi doald. Daha etkin bir kamu ynetimi gereksinmesinin rn olan brokrasi, bu ilevini yerine getirebilmek iin, uzmanlamay ve grev blnmelerini daha da ileri gtrmek zorundayd. Byle bir gelime ise, ynetici grevlerde bulunan brokratlara byk g kazandryordu. Uzman olmayan ve ynetime geici olarak gelen siyaset adamlarnn yanmda, konunun uzman olup o grevde uzun sredir bulunan brokratlarn varl, arln brokrasiye kaymasn doal klmaktadr. Weberei yaklam, brokrasiyi kendine zg yaps, kurallar ve mantyla ayr bir toplumsal g olarak deerlendirirken, marksist kuram brokrasiyi egemen snfn bir arac sayar. Kapitalist bir toplumda brokratlarn hangi snflardan geldiinin pek nem tamadn savunur. nk nereden geldiklerinden ok o anda nerede bulunduklarr nemlidir. Brokratlar sahip olduklar ayrrcalklarla hem kendi toplumsal kkenlerinden hem de genel olarak halktan kopmaktadrlar. Brokratlarn (yani kamu grevlilerinin) kendi yararlar ile egemen snfn kar btnlemektedir. Marksist kuram, komnist toplumda devletle birlikte brokrasinin de yokolacam haber verdii halde, komnist re270

jimlerde devlet brokrasisinin yasra parti brokrasisinin ok glendiini ve devletin gerek yneticisi konumuna ykseldiini biliyoruz. Az gelimi lkelerde ise asker-sivil brokrasi, adalamann ncl grevini stlenip, geleneksel sekinlerin yerini alabiliyor. Ama -Cumhuriyet Trkiye'sinde de grld gibi- gelime hzlanp toplumsal yap karmaklatka ipler onlarn elinden kamaya balyor. Toplumda yeni ve daha nemli g odaklar beliriyor. Gelimi lkelerde brokrasi kavramnn giderek daha karmaklatn ve onun yerini teknokrasinin aldn gryoruz. Ernest R e n a n bu gelimenin haberciliini geen yzyln ortalarnda u szlerle yapmt: " lkel toplumlarda, tanrlarn adna toplumu ynetenler rahiplerdi; gelecein toplumlarnda, aklc yollardan en iyiyi arama adna hilkiimet edecek olanlar bilim adamlardr." Geri hemen hibir toplumda siyasal iktidar bilginlerin ve teknik adamlarn elinde deil. Ama ekonomik yapda balayan bir gelimenin siyasal iktidarlara da yansmaya baladn yadsyamayz. Duverger bu yeni oluumun, demokrasinin niteliini deitirip bir "tekno-demokrasi" yaratacak kadar nemli olduunu ne sryor. Gelimi kapitalist lkelerde byk zel firmalar artk sahiplerinden ok teknokratlarn ynetmeye balad yllardr dikkati ekiyordu. Amerikal iktisat J o h n Kenneth Galbrath bir adm daha giderek, byk sanayi kurulularnda artk ynetimle ilgili kararlarn tek bir kii tarafndan alnamadn ve bylece kollektif bir ynetimin olutuunu vurgulad. nk salkl bir karar, retim teknikleriyle, planlamayla, parasal sorunlarla, pazarlamayla, iletmenin iindeki insan ilikileriyle ilgili bir sr bilginin biraraya gelmesiyle verilebiliyordu. verenler bu kollektif ynetimin yalnzca bir esini oluturuyordu. Hisse senedi sahiplerinin oluturduu genel kurul ise, bu teknokratlar grubunun hazrlad raporlar onaylamann tesinde bir deerlendirme yapabilecek olanaklardan yoksundu. veren teknokraside deiiklik yapabilir, ama teknokrasisiz yapamazd. Elbette ki teknokrasi yalnzca gelimi lkelere ve zel sektr kurulularna zg bir olgu deildir. Kamu kurulu271

larnda ve gelime srecinin belirli dzeylerine ulam olan lkelerde de teknokratlar nce ekonomik, sonra da siyasal iktidara ortak olmaya balamaktadrlar. Baka bir gelime de, zel teknokrasilerle kamu teknokrasisi arasnda giderek bir balantnn olumasdr. Benzer eitimden gemi, benzer karlara ve bak asna sahip kiiler arasnda belirli bir ortamn domas doaldr. Trkiye'nin gelime dzeyinde bile, kamu kesimi ile zel kesim arasndaki teknokrat alverii doal karlanr hale gelmitir. zel firmalarn st dzey yneticileri kamu ynetiminde nemli grevlere gelebilirken, tersi de olabilmektedir. G kazanma ve etkinliini arttrma istei, teknokraside genel bir eilim olarak ortaya kmaktadr. Gerek zel gerekse kamu kesiminde, teknokrasinin ekonomik gcn kullanmndaki etkinliinin artt sylenebilir. Baka bir deyile, teknokrasi giderek "eknomik oligari"nin ayrlmaz nemli bir esi olmaktadr. Bunun siyasal iktidara yans mamas ise dnlemez. stelik ekonomik gcn istikrarllna karlk, siyasal g ok daha deiken olduundan, ekonomik gcn egemenliine kar koyma olana azalmaktadr. Duverger'ye gre; "Devletin ekonomik oligariye bamll, 1870 1939' /ardaki liberal demokrasiye gre, bugnn teknodemokrasisinde ok daha gldr". SELM KAYNAKLAR Abadan. N e r m i n ; Brokrasi, SBF Yaynlar, Ankara, 1959. Akad, M e h m e t ; oulcu Demokraside Siyasal ktidar ve Bask Gruplar, Z Yaynlar, stanbul, 1979. Birand, M. Ali; Emret Komutanm, Milliyet Yaynlar, stanbul, 1987. Birnbam. Pierre-Chazel. Franois; Sociologie Politique (t. 1), Armand Collin, Paris, 1971. Bozdemir, Mevlt; Trk Ordusunun Tarihsel Kaynaklar, SBF Yaynlar, Ankara, 1982. Duverger, Maurice; Batinin ki Yz (ev. C. Eroul, F. Salam), Doan Yaynevi, Ankara, 1977.
272

Duverger, Maurice; Siyaset Sosyolojisi, Varlk tanbul^ 1975.

Yaynevi,

s-

Heper, Metin ; Brokratik Tetim Gelenei : Osmanl mparatorluu ve Trkiye Cumhuriyetinde Geliim ve Nitelii, O D T Yaynlar, Ankara, 1974. Klal, A h m e t Taner; Forces Politiques Dans la Turquie Moderne, SBF Yaynlar, Ankara, 1968. Meynaud, Jean; Politikada Bask Gruplar, (ev. S. Tiryakiolu) Varlk Yaynlar, stanbul, 1975. Rouquie, Alain: L'Etat militaire en Amrique latine, Le Seuil, Paris, 1982. ayian, Gencay; Trkiye'de Kapitalizm, Brokrasi ve Siyasal deoloji, T O D A E Yaynlar, Ankara, 1975.

273

NC KISIM SEKNLER
Trk Dil K u r u m u ' n u n szl, sekinleri, "benzerleri arasnda niteliklerinin yksekliiyle gze arpan" kiiler olarak tanmlyor. Bu anlamda sekinler ne bir toplumsal snftr ne de bir bask grubudur. Ama sekinlerin siyasal yaamda belirli bir arlklar vardr ve bu arlk zellikle geri kalm lkelerde ayr bir nem kazanr. nce sekinlerle ilgili farkl bilimsel yaklamlar ve daha sonra da geri kalm lkelerde sekinlerin ilevlerini ele alacaz. 1. SEKNG KURAMLAR

Sekinlerin toplumlar ynetmeleri gerektii gr Eflatun'dan Nie'ye, Jose Ortega y Gasset'ye kadar uzanr. Ama bunlar "olmas gerekeni" aratran dnceler olduu iin bilimden ok felsefenin konusuna girerler. Sekinlerin gemideki ve gnmzdeki toplumlarda oynad rol aydnlatmaya ynelik almalar ise geen yzylda balayp gnmze kadar srmtr. Bu bilimsel abalar, klasik ve ada sekinci kuramlar olarak ikiye ayrarak inceleyebiliriz. a) Klasik Sekinci K u r a m l a r Sekinlerle ilgdi kuramlarn banda, talyan toplumbilimci Vilfredo Pareto 'nunki yer alr. Pareto'ya gre, toplumsal yaamn her alanndaki en baarllar sekinleri oluturur.
275

En baarl siyaset adamlarndan, sanatlardan tutun da, en baarl sokak kadnlarna kadar hepsi sekinler grubu iinde yer alrlar. Her toplum kesiminin en baarllar kendi ilerinde bir aristokrasi olutururlar. eliki sekin aznlkla sekin olmayan ounluk arasndadr. Pareto'ya gre, sekinler stn nitelikli kiilerdir. Ama onlarn ocuklar ayn lde stn nitelikli olmayabilirler. Soy ve ailenin yansra, varlkl, akll, yetenekli ve salam ahlkl olmak da sekinlik ltleri arasnda yer alr. Sekinlerin giderek nitelike zayflamalar ya da sayca azalmalar, onlarn yerini bakalarnn almasna uygun bir ortam hazrlar. Eer sekinler, toplumun alt tabakalarndan ortaya kan e baarllar aralarna alabilirlerse "sekinlerin dolam" srer. zellikle ynetici sekinlerin, ynetici sekinler arasna katlma niteliindekilere olanak tanmamalar durumunda ise iktidar kavgas sertleir ve sekinlerin toptan deiimi olayyla karlalr. Pareto'nu anlayna gre, devrim budur. Pareto, sekinlerin dolam kuramn hazrlarken ak bir biimde bni H a l d u n ' d a n etkilenmitir. Bedevilikten uygar topluma, yani gebe yaamdan kent yaamna geilirken yneticilerin rahatlk iinde giderek zayfladklar ve onlarn yerini bakalarnn ald gzlemi bni Haldun'da aklkla ilenmitir. talyan Gaetano M o s c a da, aktan sekinler deyimini kullanmamakla birlikte, "[ynetici snf" kavramyla sekinler kuramna katkda bulunanlar arasnda yer alyor. Mosca'ya gre, eski alardan bu yana her tr toplamda bir yneten bir de ynetilen snf bulunur. Ynetici snf, akl, bilgi, servet, silah gibi olanaklar kullanarak kendi stnln ounlua kabul ettirir. Ancak rgtl ve stn yetenekli bir aznlk ounluk zerinde egemenlik kurabilir. Bu egemenlii kurar ve srdrrken, ona meruluk kazandracak, halkn o egemenlii daha kolaylkla kabul etmesini salayacak ideolojik ereveyi de oluturur. Mosca'ya gre, ynetici snf yalnzca siyasal iktidardakileri deil, ayn zamanda siyasal iktidar gl bir biimde etki276

leyebilecek durumda olanlar kapsar. Mosca da, ynedci aznln ynetilen ounluun isteklerini gznne almak zorunda bulunduuna ve yeni toplumsal glerin ykselmesine engel oluturursa bunun bir devrime neden olacana inanmaktadr. Gerek Pareto gerekse Mosca, marksizmin snf atmalar grnn yerine sekinler aras atmalar koymaktadrlar. Onlara gre, snflar sadece sekinler arasndaki kavgann destek gcn olutururlar. Ynetenler deiebilir, ama ynetilenler hep ayn kalacaktr. Bir ounluk ynetimi anlamndaki demokrasinin gereklemesine olanak yoktur. Klasik sekinci kuramclar arasnda sayabileceimiz nemli bir isim de Roberto Michels 'dir. Michels sekinlerin btn toplumlarda kanlmaz olarak varolaca kansndadr. Yurttalarn byk ounluu siyasal konularla ilgilenmezler. Kiinin refah de toplumun refah arasndaki ilikiyi gremezler. Kendi dnda ve yukardan gelen bir itici g olmadka kendi bana harekete geemeyen kitleler, ynetilmek gereksinmesi iindedirler. Bu ynetici grup, ok snrl sayda yeden oluur. Zaman zaman yaknsa bile, ounluk iin kendileriyle ilgilenecek, kendilerinin sorunlaryla uraacak birilerini bulmu olmak memnunluk vericidir. Michels, her toplumda ve her rgtte ortaya kan kk ynetici grubun giderek bir oligari oluturma eilimi tadn sylyor. (Oligarinin Tun Tasas). Bu kk aznlk bir kez karar verme srelerine egemen olunca, otoritesini salamlatrmaya ve srekli klmaya alacaktr. Sonunda da, toplumsal tabanndan, iinden geldii kitleden kopup, kendi karlarna ncelik verir olacaktrr. Michels, sol partilerde bile durumun farklr olmadttnr, rnekleriyle kantlamaya almtr. Dikkatle incelendiinde, klasik sekinci kuramlarn tutucu ve demokrasiye kar sonulara ulat grlr., Bu kuramlar yalnzca snf atmalarnn yerine sekinler ya da ynetici snflar aras atmalar koymuyor, aym zamanda aznlk egemenliini de savunmu oluyorlar. Kk bir aznln toplu277

mu ynetmesinin doal olduunu, bunun da- insanlar arasndaki eitsizliin bir sonucu olduunu kantlamaya,alyorlar. Oradan da hareketle, demokrasinin olanakszln, eit olarak yaratlmam olan insan gereine ters dtn gstermek istiyorlar. Faist dncenin bu kurumlardan yararlandn syleyebiliriz. Karl Marx, "egemen snf" kavramn ekonomik gcn elde bulundurulmasna dayandrr. Oysa zellikle Pareto 'da, sekinlerin egemenliinin nedeni, onlarn "doal ve psikolojik" stnlkleridir. Ekonomik gc kk bir aznln elinden alarak onlarn egemenliine son verebilirsiniz. Oysa doutan stn yaratlm olan kiilerin egemenliini kanlmaz saymanz gerekir. Sekinci kuramlarn, demokrasinin gelimemi olduu dnemlerdeki talya ve Almanya'da ortaya atlm bulunuu ilgintir. Klasik sekinci kuramlar, bir yandan snfsz toplumun olanakszln vurgularken, te yandan sekinlerin kapal bir g oluturmadklarn ve oluturmamalar gerektiini de savunuyorlar. Sekinlerin dolamna engel olunmazsa toplumlarda byk alkantlar grlmeyecek, siyasal istikrar salanacak, devrim olmayacaktr. Ama sekinlerin dolamnn baz dnemlerde rahat ilemesine karlk, baz dnemlerde tkanmasnn ardndaki toplumsal gerekler gzard edilmekte ya da kmsenmektedir. b) ada Sekinci K u r a m l a r ada sekinci kuramlarn en nemli zelliinin, sekinlerin doal stnlkleri dncesinin terkedilmesinden kaynakland sylenebdir. Bu nedenle de, demokratik ve sol yaklamla gelitirilen sekinci kuramlara da rastlanabiliyor. Ynetici aznln varlnn bir gerek olduu, ama onlarn ynetilenlere kar sorumlu olmalar ve gerektiinde grevden uzaklatrlabilmcleri kouluyla, bunun demokrasiyle elimedii savunuluyor. Demokratik bir toplumsal dzende, sekinler arasna girebdmenin toplumun her kesimine ak olmas gerektii vurgulanyor. Tek bir ynetici snfn m bulunduu,
278

yoksa ok sayda sekin gruplarnn varlndan m szedilebilecei tartlyor. Sekinlerin ^oulcu bir yap oluturduu grnde olanlarn listesi olduka uzundur. Biz burada, srasyla David Riesmar, Harold Lassuell, Robert Dahi, Giovanni Sartor' ve Raymond Aron'un zerinde duracaz. R i e s m a n ' a gre, iktidar ok sayda grup arasnda paylalr. lke ynetimiyle ilgili kararlar tek bir sekin grubunun rn olamaz. eitli gruplar arasndaki g dengesi, kararlarn oluumunu belirler. L a s s w e l l , siyasal sekinleri, toplumdaki dier sekin gruplarndan ayr olarak ele alr. Toplumun uyum iinde bulunabilmesi iin, "orkestra efi" grevini yklenecek olan siyasal sekinlere her zaman gereksinme vardr. Ama ynetimin daima aznln elinde bulunmas gerei demokrasi ile elimez. nemli olan ynetenlerin kitlelere kar sorumluluu ve onlarn isteiyle bulunduklar konumlardan ayrlmalardr. Yoksa demokrasinin varln gsteren lt, ynetici sekinlerin topluma olan oran deildir. Bu oran byd halde demokratik olmayan bir ynetim bulunabilecei gibi, oran kld halde ynetim demokratik olabilir. Dahi, tek bir sekin grubun tm topluma yn veremeyeceine inanr. Toplumda var olan ok saydaki sekin gruplar arasnda farkllklar ve hatta elikiler sz konusudur. Bu elikiler ve onlar arasndaki rekabetin oluturduu dengedir ki, demokrasiyi olanakl klar. Hibir sekin grup tek bana egemen olamayaca iin, etkili olabilmeleri, aralarnda oluturacaklar geici koalisyonlara baldr. Yurttalarn siyasal yaama katlma dzeyleri ykseldike, sekinlerin etkinlii dengelenmi olur. Sartori, demokratik rejimlerle demokratik olmayan sistemlerdeki sekinler arasnda bir ayrm yapyor. Demokratik sistemlerde sekinlerin oul olduunu ve topluma nderlik ettiini, demokratik olmayan sistemlerde ise sekinlerin tekil olduunu ve topluma hkmettiini sylyor. Demokrasilerde 279

iktidarn ynetici aznlk ile ynetilen ounluk arasnda paylaldn savunuyor. Yetenekli aznlklarn lkeyi ynetmeleri, demokrasinin kusuru deil, gvencesidir. Ancak tersi olmas durumunda sistem yozlar, bozulur. Birok demokrasinin sekin aznlklarn abalaryla kurulduu ve halk ayaklanmalaryla ykld, ada diktatrlerin halkoylamasyla kendilerini merulatrdklar unutulmamaldr. Antidemokatik yneticiler kendilerini atar ve halka bunu onaylatmak isterler. Demokratik sekinler ise kendilerini halka nerirler. Halkn ynetilmekten kanmas szkonusu olamaz. nemli olan nasl ynetileceinin, hangi trden sekinleri benimseyeceinin saptanmasdr. R a y m o n d Aron 'un sekinlerle ilgili kuramnn, marksizme kar oluturulduunu syleyebiliriz. Marksizm, ekonomik gc elinde bulunduran snfn, siyasal iktidara da egemen olduunu savunur. Oysa Aron'a gre bu, zellikle sanayilemenin ilk aamalar iin geerli olmakla birlikte, birok durumlar iin yanltr. Ekonomik gcn byk lde topraksoylularn elinde bulunduu lkelerde sz konusu olan durum, bat tr demokrasilerde deimitir. Siyasal ilevleri yerine getirenlerle ekonomiyi ynetenler ayr ayr kiilerdir. Ekonomik gce sahip bulunanlar zaman zaman kendileriyle ilgili siyasal kararlar etkileyebilirler, ama tm siyasal kararlar kesin bir biimde etkilemeleri szkonusu olamaz. Aron'a gre, karlarnn bilincinde olan bir ynetici snf yoktur. Batl toplumlarda sekinler blnmlerdir. Ynetici snf yeine, birbirlerinden farkl ynetici kesimlerden szetmek daha dorudur. Ama batl toplumlardaki bu oul sekinlere karlk, rnein Sovyetler Birlii'nde sekinler tekildir. Toplumun yaps nedeniyle, halk ynetici sekinlere kar korunmaszdr. Hangi toplum olursa olsun yneten halk deildir. Demokrasilerin fark, halk tarafndan ynetilmekten domaz, halk iin ynetilmekten kaynaklanr. ada kuramclar iinde, toplumu tek bir sekin grubun ynettii grn savunanlarn banda, Amerikal toplumbilimci Wright Mills gelir. Mills'e gre, bir yanda sradan
280

insanlar, te yanda da onlarn yaamn etkileyecek kararlar alabilme durumundaki kiiler vardr. Karar alma konumundaki bu kiiler, iktidar, servet ve n sahibidir. Toplumsal bir snf oluturmamakla birlikte, kkenleri, kltrleri ve yaam biimleriyle birbirlerine benzerler. Amerika Birleik Devletleri' nde iktidar genini oluturan byk irket yneticileri, federal siyasal nderler ve ordunun st dzey komutanlar arasnda bir kar birlii szkonusudur. Kendi ilerindeki elikiler, genel uyumlarn etkilemeyecek dzeydedir. Sekinlerin oulculuu varsaymna dayal dengeler ve iktidar blm gr geersizdir. Mills, iktidarn sekinleri grn yle zetliyor: " Ekonomik determinizm basit grne, siyasal determinizm ve askeri determinizmi de eklemek gerekir. Bu alann st dzey yetkililerinin bugn olduka byk bir zerklikleri vardr. En nemli kararlar, ounlukla karmak olan bir koalisyon iinde alp uygularlar. te bu nedenledir ki, egemen snf yerine iktidarn sekinleri demeyi tercih ediyoruz" Egemen snf kavramnn zellikle marksistler tarafndan gelitirildiini daha nce grmtk. Temel elikinin, retim a alarna sahip bulunan "egemen snf" ile, emeinden baka satacak bireyleri olmayanlar arasnda ortaya ktna inanan marksisder, sekinlerle kitleler arasndaki elikiye ncelik tanyan grlere kardrlar. Ama gerek M a r x gerekse Engels, ana devrimci gc oluturan ii snfnn iindeki bdinli bir kesimin, yani sekinlerin varln, dolayl da olsa kabullenmektedirler. Lenin bir adm daha ileriye gitmi ve ii snfna "siyasal bilinci" dardan gtrmek gerektiini, bunu da aydn1 ardan ve ii snfnn en bilinli kesimlerinden oluan bir partinin yapabileceini savunmutur. Leninci partinin, sekinlerden oluan bir parti olduu arktrr. Yugoslav kuramc Milovan Cilas, daha sonra bu marksist sekinlerin yeni bir egemen snf oluturduklarn ileri srmtr. ada marksist dnrlerin genellikle "egemen snf" kavramna sadk kaldklarn syleyebiliriz. Ekonomik gc elinde bulunduranlarn siyasal gce de egemen olacaklar gr srmektedir. ada marksist kuramcdardan olan N i c o s Poulantzas, burjuvazinin dier snflardan salad baz des281

teklerle bir "iktidar blou" oluturduunu sylyor. Bunun iinde "egemen kesim"e ek olarak bir de "ynetici kesim" yeralmaktadr. Ynetici kesim, devlet ynetimini ellerinde bulunduran siyasal kadrolardan oluur. Egemen kesim, ekonomik gc elinde bulunduran kesimdir. Ynetici kesim ise, genellikle orta ve kk burjuva kkenlidir. Ama onlarn toplumsal kkenlerinin farkl oluunun, byk sermayenin egemenliini nlemesi sz konusu deildir. Egemen kesim ile ynetici kesimin ayr ayr kiilerden ve toplumsal kkenlerden olumas, sekinlerin oulculuu anlamna gelmemektedir. 2. G E R KALMI LKELERDE SEKNLER

Geri kalm lkelerin farkl toplumsal yaplar, sekinler olgusunu o ereve iinde ayrca deerlendirmek gereini ortaya koyuyor. Snf bilincinin ve buna bal olarak oulcu dengelerin yeterince olumad bu lkelerde sekinlerin neminin artt yadsnamaz. Sekinlerin ilevini nce genel olarak geri kalm lkelerde, sonra da zel olarak kendi toplumumuzda inceleyeceiz. a) Geri K a l m lkelerde Sekinlerin levi

Bir lde iie girmilikleri varsa da, geri kalm lkelerdeki sekinler, "brokratik sekinler" ve " aydn sekinler" olmak zere ikiye ayrlarak incelenebilir. Hzla deien toplumsal yapda geleneksel sekinlerin yerini bu yeni sekinler almlardr. Ekonominin gelimilii lsnde, karlarna teknokrat ve sermaye sahiplerinden oluan bir baka sekinler grubu kmaktadr. Ama siyasal bamszln yeni kazanm olan eski smrgeler bata olmak zere, geri kalm lkelerin hemen tmnde, adalamak ve ekonomik gelimeyi salamak asndan kamu grevlileri nclk ilevini stlenmilerdir. Belirli bir gelime dzeyine ulancaya kadar, lkelerin sivil ve asker brokratlar ayn erevede rilebilirler. Genellikle Batda ya da bat kltr kurumlarda eitim grmlerdir. Etkileri yalnzca 282 geri kalm deerlendietkisindeki siyasal ikti-

darlara danmanlk yapmakla snrl kalmamaktadr. Bu lkelerde yaygn olarak grlen tek partinin iinde de, bizzat yasama organnda da dorudan ve nemli oranlarda temsil edilmektedirler. O r d u n u n iktidara el koyduu durumlarda ise, asker-sivd brokrat arl daha da artmaktadr. Bu arln srebilmesi, yeni toplumsal glerin ve dolaysyle yeni sekinlerin ortaya kmamasna baldr. Toplumsal yapda oulculuk gelitike, asker-sivd brokrat aydnlarn denetim olanaklar kslmaktadr. Yeni toplumsal gler ar basmaya baladka, asker ve sivd brokratlar arasnda da ayrm ortaya kabilmekte, ayr toplumsal ittifaklar iinde yer alabilmektedirler. Geri kalm lkelerdeki brokrat sekinlerin, gelimi lkelerdekinden farkl yapda ve dorultuda olmas doal karlanabdir. Gelimi lkelerin, brokradarma, lkelerine nclk etmek gibi bir grev hemen hibir zaman dmemitir. Sistem iindeki yerlerini alm, toplumsal dengelerle btnlemilerdir. Oysa geri kalm lke brokrat sekinleri, yeni bir dzeni kurma, ada bir kltr kitlelere benimsetme ve hatta ulusal btnl salama ileviyle kar karyadrlar. Bu nedenle, ideolojilerinin farkl olmas da doaldr. Belirli bir gelime dzeyine ulancaya kadar, geri kalm lkelerdeki iktidar mcadelesinin, genellikle brokrat sekinler iindeki eitli gruplar arasndaki bir mcadeleyi yanstt gzlemleniyor. ada teknolojiye ilk alan kurum olarak ordu, disiplinli rgtyle, asker sekinlerin siyasal yaamdaki arln en st dzeye karryor. Sivil sekinler de -askerler dorudan ynetimde olsun olmasn- ordu iinde balantlar kurup, kendilerine destekler salamaya alyorlar. Geri kalm lkelerde balangta brokrat-aydn ayrm yapmak ok zor olsa bile, bunun giderek belirginletiini syleyebiliriz. Brokrat sekinlerin toplumsal konumlarnn belirginliine karlk, M a n n h e i m ' m da dedii gibi, aydn sekinler "ksmen snfsz bir tabaka" saylabilirler. Ana ilevleri srekli dnce ve bilgi retmek olduu iin, belirli bir toplum kesimiyle ve genel olarak dzenle btnlemeleri zordur. Toplum283

sal kkenleri birbirlerinden ok farkl olduu gibi, tutum ve dncelerini geldikleri toplum kesiminin zellikleriyle aklamak olanakszdr. G r a m s c i ' y e gre, altyap ile styapy organik olarak kaynatran ge, aydnlardr. Ynetici snfn egemenliinin gvence altna alnmas asndan, aydnlarn rol ok nemlidir ve greli olarak bamszdr. Bu bamszlk, bir lde aydnlarn toplumsal kkeninden, a m a zellikle de aydnlarn temsil ettikleri snfn pasif bir ajan olmamalarndan kaynaklanr. Ykselen snfn aydnlar, dier snflarn aydnlarn etkileri altna alarak, onlarn egemen snfla btnlemesini salarlar. styap, ekonomik yapnn basit bir yansmas deildir. Aydn sekinler, bir yandan toplumdaki kltr dzeyinin ykselmesine, te yandan da yeni ideolojilerin yaylmasna katkda bulunurlar. Baz yazarlar bu nedenle aydnlar "yaratc aydnlar" ve "yineleyici aydnlar" olarak ikiye ayrrlar. Birinci grupdakiler yeni dnce ve deerler retirken, ikinci grupda yer alanlar, retilen bu dncelerin topluma yaylmasna, ynlara maledilmesine alrlar. Ama gelimi, kltrel olanaklar ok olan toplumlar, yaratc aydn tipinin gelimesine ok daha elverili bir ortama sahiptirler. Geri kalm lke aydnlar ise, retmekten ok aktarmak durumundadrlar. Geri kalm lke aydn, aray iindedir. lkesini bamllktan ve geri kalmlktan kurtarmaya ynelik bu aray, yeni dnce ve deerleri de beraberinde getirecei iin, geleneksel kltrle ister istemez atacaktr. Demokratik kltrn gelimedii bir toplumsal ortamda, kltrel deiiklii kabul ettirmenin yolu ise baskc yntemlerden ve aralardan gemektedir. Geri kalm lkelerin en nemli sorunlarndan birisi, ulusal birlii ve btnlemeyi salamaktr. Oysa kltrel atma, uyuma ve uzlamay daha da zorlatrr. Belirli bir kltrel sentez, ancak zamanla ve uzun dalgalanmalardan sonra oluur. Bu sre iinde, aydn sekinlerin ilevi elbette ki ok nemlidir. 284

Siyaset adam, bir dn adam olmaktan ok bir uygulaycdr. iktidarda olsunlar olmasnlar, siyaset adamlarnn siyasal programlarnn oluumunda, bilim a d a n d a n ve yazarlar nemli rol oynarlar. Uygulama aamasnda onlar etkdeyenler ise brokratiar ve teknokratlardr. Ama aydn sekinlerin bir ideolojinin yaylmasndaki etkileri, lke koullarndan soyudanamaz. Dnceler ancak koullara ve sorunlara uygunluklar orannda arlk kazanrlar. Geri kalm lke aydnlar, gelimi lkelerin yaam koullarn bildikleri iin, kendi lkelerinde gelimeyi hzlandrc trden kkl deiiklikleri istemeleri doaldr. Eletirici bak as, aydn olmann vazgeilmez bir zellii olduundan, toplumsal dzene baklar genellikle acmaszdr. Kendi yaam koullarndan, ektikleri skntlardan ve lkelerinde kapitalist kalknma yolunun gerektirdii olanaklarn bulunmamasndan harekede, devrimci ve toplumcu dnceler tamalar, kktenci ideolojileri benimsemeleri beklenmelidir. Geni halk ynlarn etkilemekte zorluk ektikleri, etkisiz kaldklar lde "tepeden inmeci" bir devrimciliin grndeki kolaylna da kaplabilirler. Lenin ve Mao gibi marksist devrimcilerin, bile aydn sekinlere verdikleri nem dgintir. Bu durum, aydn ve zellikle de brokrat sekinleri egemen snfn uzantlar sayan kuramsal deerlendirmelere ters dmektedir. Ulusuluk akm da, geri kalm lke aydnlar arasnda doal bir eilim olarak ortaya kyor. Bu gibi lkelerin nndeki en nemli sorunlardan birisinin, smrge ya da yar-smrge durumundan kurtulmak olmas, ulusuluk ideolojisini kendiliinden gndeme getiriyor. Geri kalm lke aydnlar iin ulusuluk, hem bamszla giden yol, hem de zlmekte olan toplumu btnletirmenin anahtar olarak grlyor. nce eski smrgecilerin uygarl olan Batya ve genel olarak yabanclara kar bir tepki olarak ortaya kyor. Daha sonraki aamada, bu ilk kzgnlk tepkisinin bitmesiyle birlikte, gelimilerin stnlklerinin bilincine varlmas sonucu bir tr aalk duygusu douyor. Son aamada ise, bir yandan kendi gemiine sarlrken, te yandan da gelimi toplumlar bir kal285

knma modeli olarak seiliyor. Bylecc belirli bir senteze varlm oluyor. Geri kalmln nedeni olarak grlen eski yaplarn ve onlarn gerisindeki glerin yklmas iin savam veren aydn sekinler iin dayanlacak g, ister istemez halktr. Bylece hem halktaki yaratc g harekete geirilmi, hem de ada kurumlarn ve yeni dzenin oluturulmas iin gerekli toplumsal destek salanm olacaktr. Geri kalm lke aydnlarnda ok sk grlen halklk eilimlerini bu ereveden hareketle aklayabiliriz. b) Trk Siyasal Yaamnda Sekinler

Yakn gemie gelinceya dein, Trk toplumunun tarihsel evrimi iinde en etkili ve en uzun mrl sekin grubunu, kukusuz ki brokrat sekinler oluturuyordu. Yzyllar boyu yaayan snrlar ok geni bir imparatorluun, yetkiler ne lde sultanda toplanm olursa olsun, ok gl bir brokrasi yaratmas kanlmazd. Devlet rgtne egemen olan brokrat sekinler, Osmanl dnemindeki nemli deiimlerde oynadklar etkin rol, Cumhuriyet Trkiyesinde de uzun sre srdrdler. 1950'lerden sonra glenen yeni sekinlerin gelimesi lsnde etkileri azalmaya balad. Din adna konumak, islam dinini yorumlamak yetkisini elinde tutan " ulema ", Osmanl dneminde aydn sekinler olarak ayr bir grup oluturmaktayd. Zamanla Avrupa ile yakn ilikiler kuran sivil brokrat sekinlerle, askeri yenilgiler sonucunda adalama zorunda kalan ilk kurum ordunun ynetimindeki asker sekinler, yenileme hareketinin ncl ilevini stlendiler. Buna karlk, topraksoylu saylabilecek kesim ile "ulema" deimeye kar bir tutum iine girdi. Bu bir anlamda, brokrat sekinlerle aydn sekinlerin savam biiminde yorumlanabilir. Ama dinsel sekinlerin yannda zamanla laik ve batl bir gr asna sahip olan bir aydn sekinler grubun u n ortaya kmasyla durum deiti. Aydn sekinlerle -askerleri de kapsayan- brokrat sekinler arasndaki ittifak, Cum286

huriyet dneminin ilk evresindeki gelimelerde belirleyici rol oynad. Aydn sekinlerin dinsel kanadnn etkisi, giderek azald. Gerek Tanzimat Ferman, gerekse -milliyetilik akmlarnn gelimesi sonucu imparatorluun paralanmasn nlemek iin benimsenen- "Osmanlclk" siyasetleri hep brokrat sekinlerin nclnde olumutur. Birinci Merutiyette sivil brokrat ve aydn sekinlerin, ikinci Merutiyette asker brokrat sekinlerin etkisi ar basmtr. Kurtulu Sava ise, ileri saylabdecek bu sekin gruplarn, toprak aalar, araf ve tccar gibi, daha ok tutucu nitelikteki sekinlerle yaptklar gbirlii sayesinde gereklemitir. Atatrk ve nn dnemlerinde salanan siyasal istikrarn, asker brokrat sekinlerin giderek siyasetten uzaklamalar ve bylece sivd brokrat sekinlerin etkinliinin en st dzeye varmasyla sonulandn syleyebdiriz. Bunda asker sekinlerin genel edim ve dncelerinin, lke ynetimine egemen olan ideolojiyle hemen tamamyle btnlemi oluun u n da byk rol vardr. ok partili dzene geddikten ve zellikle de 1950'de iktidar Demokrat Parti'nin almasndan sonra, genel olarak brokrat ve aydn sekinlerin lke ynetimindeki etkisi azalmaya balamtr. nk yeni siyasal iktidar, toplumda gelien yeni glerin temsdcisi olan yeni sekinlerin etkisindedir. Ticaret ve zamanla sanayinin gelimesiyle glenen, kendi sekinlerini yetitiren bir kentsoylu (burjuva) snf ortaya kmtr. 1930'larda K A D R O dergisi etrafnda bir grup oluturan aydn sekinler, Trk toplumunda marksist anlamda bir egemen snfn bulunmadn ne sryorlard. yleyse kemalist devrim byle bir snfn oluumunu nleyip, " imtiyazsz snfsz" birlemi bir kide yaratabilir, ok salkl bir gelime yolunu aabdirdi. Devletdik ve halklk ilkeleri, bylece kuramsal bir temel kazanyordu. Bunun salanabdmesi ise, kukusuz ki brokrat sekinlerin devlet ynetimindeki ayrcalkl konumlarnn srmesi demek olacakt. Ekonomik g devletin elinde kalaca iin, ortaya yeni toplumsal gler kmayacak
287

ve zellikle brokrat sekinler bir tr " hakem " roln oynayabilecekle di. 1946'da balayarak belirginleen sreler, . bu dn uzun mrl olamayacan gstermiti. Yeni sekinlerin iktidara egemen olduklar 1950-60 dneminde, devlet brokrasisinin ulusal gelirden aldrr pay giderek azalmrtrr. On yllk dnemin sonunda, kamu grevlilerinin alm gcnn yarya dt grlmtr. 27 Mays 1960'da ordunun lke ynetimine el koymas, bir anlamda asker-sivil aydn sekinlerin "rvan" biiminde de yorumlanabilir. 1961 Anayasasma onlar biim vermiler ve Anayasa Mahkemesi, Danrtay, niversiteler, Devlet Planlama rgt, Milli Gvenlik Kurulu gibi kurulular aracrlryla, siyasal iktidara yeniden ortak olmulardr. 27 Mays hareketini gerekletirmi olan askerlerin ve Cumhurbakannca seden 15 kiinin Senato'da yer almalar da bu ereve iinde deerlendirilebilir. 27 Mays'da alman dersle, yeni sekinlerin sivil ve zellikle de asker sekinler arasmda mttefikler aradrm gryoruz. Bunun sonucu olarak, balayan yollar ayrm, ordunun siyasal iktidara 12 Mart 1971 tarihli mdahalesiyle belirginlemitir. Sivil aydn ve brokrat sekinlerle asker sekinler arasndaki tarihsel ittifak sona ermitir. 12 Eyll dneminin de gsterdii gibi, artk gl olanlar yeni sekinler ve onlarn devlet brokrasisindeki mttefikleridir. Sivil aydn sekinlerin etkisi, zellikle demokrasiden uzaklald dnemlerde daha da azalmaktadr. SELM KAYNAKLAR Alkan, Trker; Aydnlar ve Siyaset, O.D.T.. Yaynlar, Ankara, 1977. Aron, R a y m o n d ; La Lutte de Classes, Gallimard, Paris, 1964. Berkes, Niyazi; Batclk, Ulusuluk ve Toplumsal Devrimler, YN Yaynlar, stanbul, 1965. Daver, Blent; "Az gelimi lkelerde Siyasal Elit", Dergisi, Ankara, Haziran 1965.
288

S.B.F.

Djilas, Milovan; Teni Snf (ev. Sedat mran), stanbul Kitabevi, stanbul, 1982. Duverger, M a u r i c e ; Diktatrlk stne (ev. B. Tanr), Dnem Yaynevi, stanbul, 1965. Emerson, Rubert; Smrgelerin Uluslamas (ev. T. Atav), Trk Siyasi limler Dernei Yaynlar, Ankara, 1965. Gramsci, Antonio; Aydnlar ve Toplum (ev. Gnyol, Edg, Onaran), an Yaynevi, stanbul, 1967. Mills, C. Wright; ktidar Sekinleri (ev. nsal Oskay), Bilgi Yaynevi, Ankara, 1974. Mosca, Gaetano; Siyasi Doktrinler Tarihi, Varlk Yaynevi, stanbul, 1968. Sartori, Giovanni; Demokrasi Kuram (ev. D. Baykal), Trk Siyasi limler Dernei Yaynlar, Ankara, 1977. Seluk, S a m i ; "Sekinler ve Az Gelimi lkelerde Konum ve levleri", Seha L. Meray'a Armaan (Cilt 2), S.B.F. Yaynlar, Ankara, 1982. nsal, Artun; Siyaset Bilimine Giri (teksir edilmi ders notlar), S.B.F., Ankara, 1980.

289

DRDNC BLM: SYASAL ATIMA VE UZLAMA


BRNC KISIM: SYASAL ATIMADA ARALAR 1. iddete Dayal Olmayan Aralar 2. iddete Dayal Aralar ve Yntemler KNC KISIM: NAN SSTEMLER VE SYASAL ATIMA 1. Din ve Siyaset 2. ada deolojiler NC KISIM: KAMUOYU VE PROPAGANDA 1. Kamuoyunun Oluumu 2. Farkl Toplumlarda Kamuoyu ve Propaganda D R D N C KISIM: SYASAL KATILMA VE SEMLER 1 . Siyasal Katlma 2. Seim Sosyolojisi BENC KISIM: SYASAL DEME VE DEVRM 1 . Etkenler ve ncler 2. Devrim Sosyolojisi ALTINCI KISIM: SYASAL SSTEMLER 1. oulcu Sistemler 2. Tekilci Sistemler 3. Geri Kalm lke Sistemleri

DRDNC BLM SYASAL ATIMA VE UZLAMA


Buraya kadar, siyasal yaamn etkenlerini, boyutlarm ve aktrlerini grdk. Buraya kadarki konular, bir tiyatro oyununun hazrlk aamalarna benzetebiliriz. Bina, sahne, k, dekorlar ve oyuncular gibi eleri inceledikten sonra, sra oyunun kendisine geldi. Siyasal yaamn eitli ynleriyle incelediimiz eleri, siyasal atma ve uzlama srelerini anlamamz kolaylatracaktr. Siyasal uzlama, ancak belirli bir savamn sonunda ortaya kar. Uzlamay belirleyen, gler arasndaki dengedir. Bu nedenle de, nce o glerin elindeki mcadele aralarn deerlendirmek gerekir. Taraflarn sahip olduklar inan sistemlerini bilmek de, atmay iyi kavrayabilmek iin zorunludur. Bu inan sistemleri ve onlara kout olan kar ve grler, kitlelere eitli propaganda ara ve yntemleriyle iletilirler. lkenin rejimi demokratik olsun ya da olmasn, kamuoyunu "oluturmak" iin abalar sarfedilir. Siyasal atmann erei, siyasal iktidar ele geirmek, olmazsa ortak olmak, en azndan onu kendi eilimleri dorultusunda etkilemektir. Siyasal atmann biimini, siyasal katlmann koullar belirler. Seimler ise, siyasal katlmann yalnzca bir biimidir. Siyasal atma, siyasal deimeyi peinden srkler. Bu blmde zerinde duracamz son konu, siyasal sistem, demokrasi ve diktatrlk olacaktr. Szn ettiimiz konu, bir anlamda genel bir sonu ya da genel bir sentez de saylabilir.

293

BRNC

KISIM

SYASAL ATIMADA ARALAR


Siyasal atmada kullanlan aralar, iddete dayal olanlar ve iddete dayal olmayanlar biiminde ikiye ayrarak inceleyebiliriz. Para, say ve rgt, kitle iletiim aralar ikinci gruba girerler. Siyasal atmada amacna ulamak iin yumruktan, sopadan balayarak en gelimi silahlar ve en gelimi iddet yntemlerini kullanmaya insanlarn niin bavurduklarn incelemek ne kadar ilginse, iddet yolunun sonularna eilmek de o lde nemlidir. Bu vesileyle, siyasal yaamdaki ara-ama ilikisine de deinmi olacaz. 1. DDETE DAYALI O L M A Y A N ARALAR oulcu demokrasinin, sermaye ile emek arasndaki dengeyi hedeflediini, iki tarafa eit katlma olanaklar salad lde salkl ileyebileceini ne srenler vardr. Bu savamda para iverenin, say ve rgt ise iinin gcn oluturur. Kitle iletiim aralarna ise, ii ve iveren dahil, tm toplum kesimlerinin gereksinmesi bulunur. zellikle demokratik rejimlerde, farkl kar ve grlerin arlk kazanmasnda, siyasal kararlar etkilemesinde, kitle iletiim aralarnn nemi byktr. a) Para 1848'lerin Fransa'snda L a m e n n a i s yle haykryordu: "Konuabilmek hakkm kullanabilmek iin altn gerekiyor, hem de 295

ok altn. Biz ise yeterince varlkl deiliz. Yoksullara susmak dyor \" O dnemde, dnceleri yaymann hemen tek yolu yazl basnd. Gazete karmak ve kan gazeteyi yaatabilmek iin gereldi parasal kaynaklara sahibolmayanlar asndan, dncelerini savunabilmenin zorluu bu cmlelere yansmt. Parann siyasal atmadaki nemi yadsnamaz. Para, kie iletiim aralarn etkilemenin ya da onlar dorudan ele geirmenin yolu olduu gibi, lkeyi ynetenleri ve o ynetenleri seenleri dorudan etkilemenin de olanaklarn salar. Parann sadece, ticaretin ve sanayinin egemen olduu ada toplumlarda siyasal yaam etkilediini sanmak aldatcdr. Kapitalizmden nceki dnemlere gidildiinde de, servet sahiplerinin siyasal arlklarnn fazlal aktr. Ama derebeylik dneminde, topraksoylular servetin nemini aktan vurgulamaktan, onu n plana karmaktan holanmyorlard. Silah, iyi dvmeyi, silahl glere sahip olmay, siyasal g kazanma asndan daha nemli sayyorlard. Oysa yeteri serveti bulunmayanlarn kaleleri, valyeleri, dolaysyle de siyasal etkileri olamazd. Ticaret ve sanayinin ekonomiye egemen olmasyla birlikte, servete aktan verilen nem de artt. Para n plana kmaya balad. Zamanla, paras olanlar kendi gr ve karlarn savunanlarn adayln destekleyip, onlarn seim masraflarn karladlar. Seilmi olanlar, servetin salad olanaklarla etkilemeye altlar. K a m u brokrasisindeki ilerini grdrmek iin benzer yollar kullandlar. Kitle iletiim aralarn kullanarak halka da etki yapmay istediler. Hatta, kendi grlerine uymayan hkmetler ibana geldiinde, hkmetleri ekonomik adan g duruma drecek, baarsz gibi gsterecek yollar denediler. Trkiye'nin en geri kalm blgelerinde, eski toplumasl yapnn henz tamamen zlmedii ortamlarda, byk toprak sahiplerinin siyasal etkileri arpcdr. Servete ek olarak, kuaklar boyu sren servetin salad saygnlk, onlara byk bir siyasal arlk kazandrmtr. ada toplumlarda semen davranlar genellikle istikrarl olduu halde, "aa"nm par 296

deitirmesiyle birlikte oylarn ynnn byk lde deitii blgeler, giderek azalmakla birlikte vardr. f a r a , etkisini, basit semenden balayarak en yksek karar sahiplerine kadar gsterebilir. Servet sahipleri, gazetelere yalnzca rnlerini satmak iin reklam vermezler. Gn olur, kendi dncelerini satmak iin de reklam verirler. Hatta gazete sayfalarn kiralayarak, paral ilanlar yoluyla hkmete bile sava aabilirler. Amerikan gelenei olan bu yntemin rnekleri, 1979 yl ilkbaharnda kendi toplumumuzda bile grlmtr. Para silah, belirli partilere veya belirli siyaset adamlarna destek salamak iin de kullanlabilir. Parti kurmak, tm yurda yaylan bir rgt oluturmak, pahal seim kampanyalarn yrtmek iin ciddi parasal kaynaklara gerek vardr. Kiiler ya da kar gruplar, para yardm yaparken elbette ki kendi karlarna gre hareket ederler. Bu nedenle de, servet ve sermaye sahibi kiilerin grlerine yakn olan partiler kolaylkla parasal destek salayabilirken, sol eilimli partiler yelerinin dentileri sayesinde bu eksikliklerini gidermeye alrlar. Para yardmn yapann, sonunda bunun karln istememesi beklenemez. Bunun bir adm tesi ise, kiisel rvete girer, istee uygun bir kararn kmas iin verilecek rvet herhangi bir kamu grevlisine olabildii gibi, bir milletvekili ya da bakana da olabilir. Bakanlara kadar uzanan skandallara yalnz geri kalm lkelerde deil, kkl demokratik geleneklere sahip gelimi lkelerde de rastlanabilmektedir. Kapal bask rejimlerinde ise, bu tr rvet olaylarnn gizli kalmas daha kolay olduu iin, daha sklkla bavurulmas olasl yksektir. Yasama organndaki ok nemli bir oylamay etkilemek, bir hkmeti drmek, ya da baka eilimde bir hkmet olu n r ^u kolaylatrmak iin de para dorudan bir silah olarak kullanlabilir. Oylamaya katlmayacak veya partisinden istifa ederek baka bir partiye geecek milletvekilinin ok eyi deitirebilecei ortamlar vardr. Marksistlerin nemli bir ksm, para kimde ise siyasal iktidarn da onda olaca grndedirler. Bu nedenle de, kapi297

talist bir sistem iinde gerek bir demokrasinin varolamayaca inancn savunurlar. Kapitalist kuramclar ise, parann siyasal etkisini doal ve hatta salkl saymak eilimindedirler. alkan ve yetenekli olan herkes para kazanabilir ve siyasal yaamda etkili olabilir. En akll, en alkan, en yeteneklilerin bu yoldan etkisinin artmas ise toplumun yararnadr. Serbest rekabete dayal dzenin erdemleri elbette ki siyasete de yansyacaktr. Para silahn dengeleyecek dier aralar hemen sonra greceiz. Ama servet sahibi olmann akl, bilgi, yetenek ve alkanla bal bulunduu grnn gerekleri her zaman yanstmadn vurgulamak gerekir. Kapitalizmin oluum dnemi iin geerli olabilecek bu sav, giderek koullara ters dmtr. Babalarndan servet devralanlarla, ie sfrdan balayanlar arasnda bir serbest rekabetin varolamayaca anlalmtr. b) Say ve r g t Nasl ki para servet sahiplerinin, iveren kesimlerinin siyasal mcadeledeki en nemli silah ise, say ve rgt de iilerin ve onun da tesinde geni halk kitlelerinin gcn oluturur, Serveti olan her kii, tek bana bile siyasal yaamda etkili olabilir. Ama cretli ya da dar gelirli toplum kesimlerinin siyasal yaamda arlk tayabilmeleri, saylarna ve rgtlenme dzeylerine baldr. Teker teker hibir arlk tamayan bu kiiler, kalabalk rgtler oluturduklarnda siyasal kararlar etkileyebilirler. Hatta kendilerinden yana siyasal iktidarlarn ortaya kmasn salayabilirler. oulcu bir demokraside para iveren iin ne ise, rgt de ii iin odur. Salkl bir g dengesinin oluabilmesi, iki tarafn da elindeki mcadele aracn eit koullarda kullanmasna baldr. Parann siyasal amala kullanlmasna kaplar aarken, rgtlenmeye snrlar getirirseniz, denge bozulur. Servet sahipleri siyasal yaamda ar basmaya balarlar. karlarn ve grlerini yeterince savunamayan toplum kesimleri ise bunalma itilmi olur. Toplum alkantlara gebe hale gelir. 298

Daha nce de grdmz gibi; varlkl toplum kesimlerinin oluturduklar kadro partileri, az sayda yeden oluan komitelere dayanyordu. nk birka topraksoylu ya da kentsoylunun biraraya gelmesiyle, partinin masraflarn karlamak olanaklyd. Oysa benzeri bir olana kendilerinden yana partilere salayabilmeleri iin, onbinlerce dar gelirlinin kk dentilerinin stste konmas gerekiyordu. Sendikalar ve kitle partileri, emeki ve dar gelirli kitlelerin siyasal yaamdaki arlklarnn artmasnda iki nemli aamay oluturmutur. Grev ve toplu szleme hakk sendikalarn, oy hakknn genilemesi ise kitle partilerinin gcn arttrmtr. Sendikalarn ve benzeri meslek rgtlerinin partilerle dorudan iliki kurmalaryla da, para gcnn karsna bir say ve rgt gc kmtr. oulcu demokrasiler ite bu dengenin zerinde durabilmektedirler. zgrlkler bu denge lsnde gereklik kazanabilmektedir. Say ve rgt gc, sava teknolojisinin ok geri olduu, teke tek arpmann savalarn sonucunun belirlenmesinde ba rol oynad dnemlerde, uluslararas siyaset alannda ok nemliydi. Ama kitlelerin asker olarak nem tad o dnemlerde, saysal okluk i siyasette fazla bir arla sahip deildi. Siyasal atma, hemen yalnzca sekinler arasnda oynanan bir oyun gibiydi. Zamanla sava teknolojisi gelitike saynn d siyasetteki nemi azalrken, tersine i siyasetteki nemi artt. T m yurttalara eit oy hakknn tannmasyla da, bu nem doruk noktasna vard. Bir gre gre; her bireyin tek oya sahibolduu bir siyasal rejimde, say gc para gcnden daha byk arla sahip olmaktadr. Sac hkmeder bile, iktidarlarn koruyabilmek iin geni halk kitlelerinin istem ve eilimlerine ncelik tanmak zorundadrlar. Kart gr ise, halk etkileyecek kitle iletiim aralarnn para sahiplerinin denetiminde olduunu, bu nedenle de oylarn onlarn karlar dorultusunda ynlendirileceini savunmaktadr. Geni halk kitlelerinin yeterince bilinli ve rgtl olmadklar ortamlarda, para gcnn siyasal atmada belirleyici
299

olmas beklenebilir. Ancak, sendika, kooperatif, dernek ve nihayet siyasal partiler araclyla rgtlenmi, kk dentilerin biraraya gelmesiyle belirli bir parasal g oluturmu kieler sz konusu olduunda durum farkldr. Saysal okluk, ancak bilinli ve rgtl olduunda toplumsal ve siyasal bir gce dnr. Yoksa, rnein tek iveren karsnda tek iinin, tek tccar karsnda tek kk iftinin hibir arl olamaz. Siyasal atmann yalnzca sekinler arasnda getii dnemlerde, bilinsiz kalabalklarn zaman zaman kendiliinden oluan ayaklanmalar bile, onlar lehine hemen hibir eyi deitirmemitir. Say m yoksa rgt m daha nemlidir? Bu soruyu, rgtsz oklua kar rgtl azln daha etkili olaca biiminde yantlayabiliriz. Bunda birincinin bilinsiz, ikincinin bilinli olmasnn da rol byktr. Gnmz toplumlarnda, kitleler rgtlendike varlkl toplum kesimleri de rgtlenmek gereini duymaktadrlar. rgtlenenin siyasal yaamda daha etkili olduunun grnmesi, rgtlenmemi toplum kesimlerini de rgtlenmeye zorlamaktadr. Siyasal atma, artk rgtleraras bir atmadr. c) Kitle l e t i i m Aralar Demokratik olsun olmasn, bir rejimde etkili olmak isteyen siyasal gler asndan, kitle iletiim aralar her zaman byk nem tar. oulcu bir demokraside, halkn genel karlarnn ekonomik gc elinde bulunduran aznln zel karlarna feda edilmemesi, kitle iletiim aralar zerinde ikincilerin dorudan ya da dolayl bir denetim tekeline sahip bulunmamasna baldr. Parann sayya, ya da baka bir deyile sermayenin emee egemen olamamas, kitle iletiim aralarnn konumuna baldr. Dnce zgrl, dncelerini yayabilme olanaklar bulunmad zaman fazla bir anlam tamaz. Siyasal glerin, kitlelere ulaabilmek, kendilerine yanda bulabilmek iin kullanabilecekleri aralarn says, gnmzde tr: Yazl, szl 300

ve grntl basn; yani gazeteler, radyo ve televizyon. rnein byk akhava toplantlar, daha nceden bunlar araclyla ortam hazrlanmadka ve daha sonra gene bunlar araclyla deerlendirilmedike fazla bir anlam tamayabilirler. Yapsalar bile, etkileri geici olur. Kapal bask rejimlerini bir kenara brakrsak; oulcu bir demokrasi, yalnz birbirinden farkl partilerin bulunmasn deil, kide iletiim aralarnn da birbirinden farld ellerde olmasn gerektirir. oulculuk, kamuoyunu oluturacak aralarn da oulcu olmasn gerekli klar. Bunlar zerinde devletin tekeli olduunda ak bir bask rejimi sz konusu iken, zel kiilerin tekeli olutuunda rtl, dolayl bir bask rejimi akla gelebilir. Demokrasi sadece grnte kalr. Yeni dncelerin yaylmas, yeni toplumsal glerin siyasal yaamda arln duyurmas zorlar. Demokratik bir toplumda her isteyen gazete karabilir. Ama gelien teknolojinin gerekleri bata olmak zere, birok koul, byle bir giriimi her geen gn daha pahal klmaktadr. Georges Burdeau'nun da dedii gibi; "Sermayesi olanlar dnceleri seebilirler, ama dnceler sermaye bulamazlar". Dar gelirli toplum kesimleri, biraraya gelerek belirli bir sermaye olutursalar bile sorun zlm saylmaz. nk gnmzde bir gazetenin sat fiyat, onun maliyet fiyatnn ok altndadr. Demokratik lkelerde gazeteler, zellikle zel ilanlar ve reklamlar sayesinde yaar ve kazan salarlar. O reklamlar verenler ounlukla zel giriimlerdir. Onlar da, kendi karlarna ters dnceleri savunan yayn organlarn desteklemek istemezler. Serbest rekabete dayal byle bir iletiim ve haberalma sisteminin ne sonu verdiini Duverger yle zetliyor: "oulcu bir rejimde kide iletiim aralar devlet karsnda zgrdr, ama para karsnda zgr deildir. Kapitalist iletiim, normal zamanda yurttalar uyutmak, galeyan halinde olduklarnda da onlar kkrtmak eilimindedir. Oysa normal zamanda yurttalar uyank tutmak, kzgnla kapldnda da yattrmak gerekir." 301

Sermaye sahipleri, ya dorudan kendileri gazete karabilirler, ya da zel ilanlar yoluyla gazeteleri etkilemeye alabilirler. Kendileri gazete kardklarnda, bu siyasal amal olabilecei gibi, ticari amal da olabilir. Baz rnekleri Trkiye'de de grld gibi, yksek tirajl gazeteleri satn alarak, onlar kamu ynetimi zerinde bir bask arac gibi kullanp, kendi ekonomik giriimlerini daha rahatlkla yrtmeyi de deneyebilirler. ~ Birok batl lkede ve bu arada Trkiye'de de, basnda belirli bir tekelleme eiliminin gze arptn syleyebiliriz. Tekelleme olmadan da yazl basn sermaye evrelerinin etkisine bu lde akken, bir tekellemenin durumu daha da arlatrd, oulcu demokrasi asndan tehlike yaratt savunulabilir. Ama bu gelimeyi dengeleyebilecek baka sreler gzden uzak tutulmamaldr. Btn yksek tirajl yayn organlar tek elde toplanmadka, aralarnda belirli bir rekabet olacak ve byk kitle rgtlerinin etkinliklerine ve dncelerine ister istemez belirli bir nem verilecektir. rnein milyonlarca yanda bulunan bir sol partinin dzenledii byk bir akhava toplantsna gereken ilgiyi gstermeyen byk bir yayn organnn, o eilimdeki okuyucusunu uzun sre koruyabilmesine olanak yoktur. Sol eilimli, yksek tirajl bir gazeteye iveren evrelerinin ilan vermeyecekleri iddias da tartmaldr. O gazete tiraj orannda ilan alamayabilir, ama onun okuyucu kitlesine maln satmak isteyen sermaye evrelerinin onu tmden yok saymas da olanakszdr. te yandan, parasal basklarla bir gazetenin yayn siyasetini deitirmenin beklenen sonucu vermediini kantlayan birok rnek gsterebiliriz. Yayn organnn ynnde yaplan hzl ve kkl deiiklikler, okuyucusunun bilinci lsnde tiraj kaybna neden olur. (12 Mart dneminde Cumhuriyet gazetesi ve 12 Eyll dneminde de YANKI dergisi bu tr ynetim ve dorultu deiiklii geirdiinde, tirajlarndaki hzl farkllama arpc olmutur.)

302

Demokrasilerde yurttalarn doru seim yapabilmeleri, doru bilgi edinmelerine baldr. Yazl basnn yksek tiaj ve ok kazan peinde koarken bu ilevi yeterince yerine getirememesi beklenebilir. nemsiz bir cinayet, bir film ya da sahne sanatsnn zel yaam, falanca lke prensesinin ocuk yapmas, geni kitielerin ilgisini ekmek iin iirilerek, byk fotoraflar ve balklarla verilebilir. Halkn sevin ya da kzgnlklar, gene ayn amala kkrtlabilir. Hi yoktan siyasal kahramanlar yaratlabilir. Verilen bilgilerle halka bir tr ocuk muamelesi yaplabilir. Bu, bazlarnn ne srdkleri gibi, bilinli ve kastl bir uyutma taktiinin deil, daha ok okuyucu ve kazan salama araylarnn sonucudur. Bunu dengeleme grevini de, genellikle radyo ve televizyon yaynlar zerinde gl bir etkiye sahip bulunan devlet yklenir. A.B.D. dnda, radyo ve televizyon yaynlarnn da tmden zel kesimin elinde bulunduu bir lke yoktur. Kamunun elindeki radyo ve T V ile zel kii ve kurulularn elindeki yazl basn ok zaman bir denge oluturur. Byle bir denge ierisinde, yanltc bir haber siyaseti izleyen yayn organnn etkisi azalacaktr. rnein Demokrat Parti iktidar 1954-60 yllar arasnda radyoyu fazla tek yanl kullandnda, bu gl silahn zamanla ilemez hale geldii grlmtr. Buna karlk, siyasal iktidarn etkisine byk lde kapal, zerk bir kamu kuruluu konumundaki ngiliz B.B.C. radyo ve televizyonu ok byk bir etkiye ve saygnla sahiptir. Kitie iletiim aralar zerindeki sk denetim, ada bask rejimlerinin en byk zelliklerinden birisini oluturur. Ama gdml bir basnn ilginlii ve dolaysyle de etkisi kendiliinden azalr. Almanya'da Nazilerin iktidarnn ilk yllarnda gazete satlarndaki byk dler dikkati ekmiti. Trkiye'de de, yar askeri ynetimlerden demokrasiye geilerde hep tirajlarda ykseliler oldu. Bu rnekler oaltlabilir. Ama hemen her iktidar, elindeki olanaklar kullanarak basn denetlemek, ynlendirmek ister. Yanda basna yardm, muhalif basma bask eilimleri gene 1954-60 dneminde Trkiye'de ok belirgindi. Kt ve matbaa mrekkebi tahsislerinde, resmi ilanlarn denetiminde yanl davranlmas yetmeyince,
303

hukuksal bask yollar bavurulmu, ama beklenen sonu elde edilmemiti. Hapse giren gazeteci says arttka, halkn resmi bilgilere gveni de azalmt. Nazi rejiminin propoganda sorumlusu Gfebels, " Hristiyanlk etkili, nk iki bin yldz ayn eyi tekrarlyor" demiti. Kapal rejimlerin tek merkezden ynetilen yaynlar tatszdr, ama belirli bir lde etkilidir. Hep ayn eyi duyan insanlar, giderek onun dnda bir dorunun bulunabileceini bile unuturlar. Bylece, dnen kafalarn oluturduu ok kk bir aznlk dnda, byk ounluun beyni ykanabilir. Bu nasl ki o sistemin mant gereiyse, oulcu bir kitle iletiimi de zgrlk demokrasinin mant gereidir. Demokratik toplumlar, ide haber kaynaklarnn oulculuunu salkl bir kamuoyu oluumunun vazgeilmez koulu sayyorlar. Oysa uluslararas kamuoyunun oluumunda birka dev haber ajansnn tekelinin sz konusu olmaya balad, zellikle bir ksm geri kalm lke tarafndan ne srlyor. Uluslararas haber aknn, baz byk devletlerin yararna olarak zaman zaman yanl bir biimde yrmesine kar zmler aranyor. "Drdnc g" saylan kitle iletiim aralarnn, nemini gnmzde de koruduunu ve hatta arttrdn syleyebiliriz. 2. D D E T E DAYALI A R A L A R VE Y N T E M L E R Tarih boyunca iddet siyasal atmann yaygn bir arac olmasayd, atolara, kalelere gerek kalmaz, saraylarn etraf yksek duvarlar ve surlarla evrilmezdi. Devletin amac iddeti yoketmek deil, iddetin yurttalarca birbirlerine ve devlete kar kullanlmasn nlemektir. Devlet, gerektiinde iddete bavurmak tekelini elinde tutmak ister. Ama iddet olanaklarn yitirirse, otoritesini ve etkisini de yitireceini bilir. Toplumsal glerin birbirlerine, halka ve siyasal iktidara kar kulland iddetle, siyasal iktidarn onlara ve halka kar bavurduu iddeti birbirinden ayrarak inceleyeceiz.
304

a) T o p l u m s a l

Glerin

Kulland

iddet

T m siyasal rejimlerin istikran, siyasal iktidarn toplumdaki g dengesini iyi yanstmasna baldr. En byk toplumsal glerin temsilcileri iktidarda olduu zaman, devlet otoritesinde bir boluk ve rejimde de ciddi bir zayflk sz konusu olmaz. Tersi bir durumda ise, iktidarn dnda kendisinden daha byk bir g bulunaca iin, iktidar otoritesini tm topluma kabul ettirmekte glk eker. Bir bunalm balar. Toplumdaki g dengesi duraan deil deiken olduu iin, deien g dengesine bal olarak iktidar el deitirebilmesi, ya da ykselen toplumsal glerin gleri orannda iktidar etkileyebilmeleri gerekir. Rejimin iktidara ulamak ve siyasal kararlar etkilemek iin koyduu kurallar buna elveriyorsa, g dengesinin deimesinin yaratt bunalm rejim iinde kalr. Siyasal iktidar, yeni dengeleri yanstacak biimde el deitirir. Ama rejim bu yolu tkamsa, siyasal iktidarn dnda daha byk bir g ya da gler birliinin olumasna karn, rejimin erevesi bu yeni durumun siyasal iktidara yansmasn engelliyorsa, bunalm rejim zerine kayar. Bar yollardan elde edilemeyen zm, iddete daval yntemleri gndeme getirir. Ykselen yeni glerin iktidarn salayacak yeni bir rejim kurulur. Deien toplumsal g dengesine bal olarak siyasal iktidarn el deitirmesine olanak veren rejim, salam ve istikrarl bir rejimdir. Toplumsal bar, gler dengesinin siyasal iktidara yansmasna baldr. Gler dengesindeki deime, siyasal iktidarn el deitirmesini gerektirecek lde olmayabilir. Ama gelien her toplumsal gce, gc orannda siyasal iktidar etkilemek olana tanmayan bir rejim, toplumsal bar ve giderek siyasal istikrar bozacak tohumlar iinde tayor demektir. Seim, gler dengesinin belirlenmesinde bavurulan bar bir yoldur. Seimler bu amaca hizmet etmekten uzaklatka, ba olmayan ara ve yntemler de devreye girer. Bar aralar etkisini yitirdike, iddete dayal aralar, g305

ler dengesinin siyasal iktidara yanstlmasnda daha ok kullanlmaya balanr. Gelimi silahlarn byk lde devlet tekelinde bulunduu ada toplumlara gelinceye kadar, toplumsal glerin birbirlerine veya devlete kar iddet kullanmalar daha kolay ve dolaysyle de daha ok bavurulan bir yoldu. Gnmzde bile baz geri kalm lkelerde ya da geri kalm blgelerde, airetler siyasal ve toplumsal yaamdaki arlklarn silahl gleri sayesinde koruyabiliyorlar. ada toplumlarda, devletin elindeki iddet olanaklarnn bykl, siyasal atmalarda toplumdal glerin iddete bavurmalarn ok zorlatryor. iddet, ancak tm bar yollarn tkand, hak ve dncelerini savunmak ya da iktidara ulamak iin baka bir aracn kalmad inancnn yaygnlat ortamlarda etkili ve geerli olabiliyor. Eer ordunun bir kesimi de, bu silahl harekete destek veriyorsa, siyasal iktidarn ksa saylabilecek bir darbe ile el deitirdiine tank olunabiliyor. Tersi durumlarda ise uzun bir i sava balyor. Muhalefetteki gler, dzenli orduya kar savamlarn kr ya da kent eteleriyle yrtyorlar. ada toplumlarda, siyasal iktidarlara kar kullanlan iddetin baarya ulaabilmesinin, byk lde ordunun dur u m u n a bal olduunu syleyebiliriz. Sovyet Devrimi, Birinci Dnya Sava koullarnn maddi ve manevi adan kerttii bir orduya kar baarld. in ve Vietnam'da devrim, tpk K e m a l i s t devrimde de olduu gibi, ulusal bamszlk savan a kout olarak, onunla birlikte olutu. Bamszlk iin savaan gler, doal olarak orduyla btnlemilerdi, ikinci Dnya Sava sonunda Dou Avrupa'da komnist rejimlerin kurulmas, bu kez -baz durumlarda kurtarc roln de oynayanSovyet ordusunun etkisiyle gerekleti. D gcn dorudan karmasyla, iteki dengeler de deiti. Castro 'nun silahl mcadelesinin K b a devrimine kadar uzanmas ise, Batista'nm amansz diktatrlnn, iddet dndaki btn zm yollarn tkamas sayesinde oldu. Silahl mcadele o ortam iinde yasallk kazand.
306

Toplumsal gler arasndaki mcadelede iddete bavurulmasnda, baz durumlarda dorudan siyasal iktidarn bilinli tutumu da rol oynayabilir. 1930'lu yllarda, Almanya'da Nazilerin askeri yapda rgt kurmasna ve iddete dayal yntemler kullanmasna hkmetin gzyummas, sol partilerin de kendilerini korumak iin benzeri bir yola girmesine neden olmutu. 1960'dan sonra Trkiye'deki baz gelimeler de ayn erevede deerlendirilebilir. iddete dayal ara ve yntemler, kukusuz ki silahl savamdan ibaret deildir. Yasal olmayan her zorlama ve yntemi bu snfa sokabiliriz. 1968'lerde eitli lkelerde rencilerin bavurduklar "boykot ve igaller" de baz durumlarda iddete dayal aralar olarak nitelendirilebilir, istemeyen renciler de boykota zorlandklarnda, ders yaplmasna zorla engel olunduunda, artk bar aralardan szedilemez. iftilerin bir karayolunu kesip trafii engellemeleri, gstericilerin baz arabalar yakmalar, patlayc madde tayan yazdar asmalar da bar yntemler deildir. Bar yollardan de getirilen istek ve dncelere kamuoyunun ve siyasal iktidarlarn ilgi gstermemesi, bu tr silahsz iddet eylemlerine neden olabilmektedir. Bar eylemlere nem vermeyen kitle iletiim aralar, iddete dayal aralar kullanldnda tutum deitirebilmektedirler. iddete dayal yntemler bylece zendirici olmaktadr. Filistin davasna kapal olan gazete sayfalar ve televizyon ekranlar, ancak bir dizi uak karmalar nedeniyle tutum deitirmitir. b) Siyasal ktidarn Kulland iddet

iddet iddeti dourur. Siyasal iktidara kar iddet kullananlar, siyasal iktidar da kendilerine kar iddet kullanmaya zorlam olurlar. Hele bu iddet, iktidarn da tesinde rejimin kendisine ynelmise, tehdidin bykl lsnde rejim de iddete bavurur. ktidar ele geirecek gce sahip olmadan iddet kullananlar, sonunda bir bask rejiminin gerekelerini ve ortamn hazrlam durumuna debilirler.
307

T m bask rejimlerinin mant, C r o m w e l T i n u cmlelerinde gizlidir: "On yurttatan dokuzu benden nefret mi ediyor? Eer yalnzca onuncusu silahl ise, bunun hibir nemi yoktur..." Siyasal iktidarn yurttalara kar iddet kullanmasn yasallatran bask rejimleri, genellikle toplumsal bunalmlar sonucunda ortaya karlar. Bu bunalmlarn bazlar yapsal, bazlar ise geici i ya da d koullarn yaratt bunalmlardr. Yapsal bunalmlar, zellikle toplumsal-ekonomik yapdaki gelimelere siyasal kurumlarn ayak uyduramadklar durumlarda oluurlar. Ekonomik ve toplumsal glerin el deitirmesine karlk, siyasal iktidar gcn yitirmi toplum kesimlerinin uzants olmay srdrebiliyorsa, buna olanak veren siyasal kurumlar varlklarn srdrmekte direniyorsa, bu bir yapsal bunalmdr. Ya eski dzeni korumak iin bir bask rejimi kurmak gerekir, ya da eski rejimi iddet kullanarak devirenler, yeni dzen yerleinceye kadar bir bask rejimi kurmak zorunda kalrlar. Yapsal olmayan bunalmlarn en iyi rneini geici ekonomik bunalmlar oluturur. Kitlelerin yaam dzeyindeki gerileme, bunalmn yknn daha ok hangi toplum kesimlerince ekilecei gibi sorunlar, baskc bir ynetimi gndeme getirebilir. Toplumda ortaya kan kargaalklar, ancak siyasal iktidarn iddet kullanmasyla dizginlenebilecek bir noktaya varabilir. Dzene kar olanlar, bunalmn yaratt honutsuzluu bu amala kullanmaya alrken, ayrcalkl toplum kesimleri de bu ayrcalklarn korumak iin siyasal iktidar bask ve iddet kullanmaya itebilirler. Kendi karlarna yardmc olacak baskc bir ynetimin olumasna yardmc olmak amacyla, baz i ve d glerin bunalm kkrtmak iin aba gsterdikleri durumlar da vardr. Hazrlanan ortamdan yararlanarak ya sivil ynetimin sertlemesi, ya da askeri bir ynetimin kurulmas salanabilir. Demokratik kurallar iinde gerekletirilemeyen baz nlemler, atlamayan baz admlar bylece gndeme getirilebilir. Bunalmn sorumluluu baz toplumsal glere yklenerek, bu glere kar iddet kullanlmas da bir lde merulatrlabilir.
308

Siyasal iktidarlarn geici ya da srekli biimde iddet kullanmalarn eitli ideolojiler asndan da deerlendirebiliriz. Faizme kadar uzanan sac ideolojiler, insann doutan kt olduunu savunurlar. Ancak doutan iyi ve stn yaratlm olan kk bir aznlk bu erevenin dndadr. Doutan bencil ve vahi olan insann kendi bana serbest braklmas, toplumlarn ve tm olarak insanln aleyhine sonular verir. Uygarln ilerlemesi, o kk sekin aznln, geni halk kitlelerini bask ile eitmelerine ve gerektiinde iddet kullanarak iyiye ve doruya doru ynlendirmelerine baldr. Tpk bir obann ve oban kpeklerinin koyunlar ynlendirmesi gibi. Byle bir dnce sistemi iinde elbette ki demokrasiye yer olamaz ve siyasal iktidarn merulatrlan iddetinin geici olmas dnlemez. nk eit olarak yaratlmam olan insanlarn byk ounluu ktdr, iyi olan aznln onlara kar gerektiinde iddet kullanmas ise, bizzat onlarn da yararnadr. Solcu ideolojilerin hareket noktas ise tam tersinedir. Hobb e s "insan insann kurdudur" derken, R o u s s e a u "insan iyi doar, toplum onu bozar" dncesindedir. yleyse iddeti insana kar deil, onu bozan toplumsal dzene, yani toplumsal kurumlara ve alkanlklara kar kullanmak gerekecektir. Bu nedenle de devletin kullanaca iddetin srekli deil, geici olmas szkonusudur. Marksistlerin deyimiyle, "insann insan smrd, insan yabanclatran" koullarn deimesinden sonra tm bask ve iddet son bulacaktr. Devletin kulland bask ve iddet, faist rejimin vazgeilmez bir parasdr. Oysa "proleterya diktatrl"n marksistler, zorunlu ama geici bir aama saymaktadrlar. Faisder, toplumu insandan gelebilecek ktlklere kar koruduklar dncesindedirler. Solcu bak asnda ise, insann toplumsal ktlklere kar korunmas ncelik tar. Marksistiere gre; o ktlkleri yaratan kurumlarn temizlenmesinden sonra, artk devlete bile gerek kalmayacaktr. Daha dorusu devletin polisine, janda masna, askerine, yani bask ve iddet olanaklarna gerek kalmayacaktr
309

k noktasnda solcu gre yakn olmakla birlikte, ada liberal dncenin bu iki u arasnda yer aldn syleyebiliriz. ada liberaller de insann doutan iyi olduu kansndadrlar ve bu nedenle de genel ve srekli bir bask ve iddet kullanmasna kardrlar. Ama devletin iddet kullanmaktan tmden vazgemesi de dnlemez. nk her toplumda, topluma uyamayan, toplumun dier bireylerine zarar verebilen kiiler bulunabilir. Onlarn varlndan hareketle bir bask rejimi kurmak ne kadar yanlsa, toplumu onlara kar korumamak da o lde yanltr. Konuyu kapamadan nce, ara-ama balantsna da eilmek gerekir. iddetin bir ara olarak kullanlmas, seilen amac da etkiler mi? Ama m arac belirler, yoksa ara m amac? rnein bar bir amaca, iddete dayal aralardan hareketle ulamak olanakl mdr? Hemen tm incelemeler, arala ama arasnda bir uyumun bulunmas gerektiini gsteriyor. Devletin tm bask ve iddet olanaklarnn yokolaca lde bar ve demokratik bir amac hedefleyen Leni ve yoldalar, o amaca ulamak iin "geici" bir bask rejimini (proleterya diktatrl) ara olarak semilerdi. 1917'den bu yana, toplum bireyi yabanclatran, bozan kurumlarndan temizlendi, ama geici olmas gereken bask rejimi, bir lde yumuayarak da olsa sreklik kazand. Daha demokratik bir aamaya ulamann belki de en byk engelini, o amaca ulamak iin seilen ara oluturdu. Tersi bir rnei de Batd komnist partilerinde gryoruz. kda marksizm-leninizme sk skya bal olan bu partiler, her zaman aka sylemeseler bile ilk ama olarak proleterya diktatrlne benzer bir kurumlamay ngryorlard. Bar olmayan bu amaca ulamak iin setikleri ya da kabul ettikleri aralar ise baryd. ktidara silahla deil, parlamenter demokrasi erevesinde, serbest genel seimlerden yararlanarak geleceklerdi. Ama giderek ara amac kendisine uydurdu. Proleterya diktatrl hedefinden vazgetiklerini, sosyalizmi liberal demokrasinin kurumlarn koruyarak gerek310

letireceklerini aktan syleyecek bir noktaya vardlar. Seilen bar aralar, bu partilerin yaplarnn ve ideolojilerinin de daha bar ynde deimesine katkda bulundu. Faist ideoloji bar aralar batan reddetmekte, devleti ele geirirken de, onu korurken de iddete dayanmay ngrmektedir. Bir iddet ve bask rejimini gene iddete dayanarak kurmak sz konusu olduu iin, kendi iinde ara-ama uyumunu salamtr. Kurduu rejimle ideolojisi arasnda bir tutarlk vardr. Oysa ayn eyi marksist rejimler iin syleyemeyiz. Baskya dayanmayan bir rejime henz ulaamam olmay, onlarn ideolojileriyle tutarl olarak savunmalar zorudur. SELM KAYNAKLAR Burdeau, Georges; Les Liberts Publiques, Pichon et DurandAuzias, Paris, 1961. Cohn-Bendit ; Le Gauchisme, remede a la maladie senile du communisme, Seuil, Paris, 1968. Debray, R e g i s ; Che'nin Gerillas, Bilgi Yaynevi, Ankara, 1975. Duverger, M a u r i c e ; Diktatrlk Dnem Yaynevi, stanbul, stne (ev. B. Tanr), 1965. PUF, Paris, 1-966.

D u v e r g e r , M a u r i c e ; Sociologie Politique,

Lenin, V..; Devlet ve htill (ev. Gaybikyl), Bilim ve Sosyalizm Yaynlar, Ankara, 1969. M a o Zedung; Halk Savanda Temel Taktikler (ev. E. Atalay), Se Yaynevi, Ankara, 1969. Martinet, Gilles; La conquete des pouvoirs, SEUL, Paris, 1968. Prelot, Marcel ; Cours de Sociologie Politique, Les Cours de Droit, Paris, 1964-65. Trotsky, L. ; Terrorisme et communisme, Union Generale d'Editions, Paris, 1963.

311

'"'' i '

's

r' ' '""-?/' ''

'

' ''

IKNC KISIM NAN SSTEMLER VE SYASAL ATIMA


deolojilerin de dinler gibi bir inan sistemleri olduklarn daha nce grmtk. ster dorudan siyasal nitelikli olsun, isterse dinler gibi siyasee ancak dolayl olarak ilgilensin, tm inan sistemlerinin siyasal atmaya dorudan ya da dolayl bir biimde yansmas kanlmazdr. nsanlarn davranlar her zaman inanlarnn uzants olmasa bile, inanlarla davranlar arasnda bir balantnn bulunmas doaldr. nsann benimsedii inan sistemi, mutiaka kendi sorunlarna, kendi koullarna en uygunu olmayabilir. Szgelimi, bir ii, iverenin karlarna daha uygun olan bir siyasal ideolojiyi eitli propoganda yntemlerinin ya da rnein aile evresinin etkisiyle benimseyebilir. Bir kez benimsedikten sonra da, olaylar o inan sisteminin gzlkleriyle deerlendirmeye balar. Bu gibi durumlarda, benimsenen inan sistemi, doru bir bilinlenmeyi zorlatrr. nan sistemleri bir yandan insanlar birletirirken, te yandan da farkl inan, sistemlerini benimsemi olanlarla onlarn arasndaki ayrmlar arttrr. Ama farkl inan sistemlerini benimsemi toplum kesimleri yan yana bar iinde yaarlarken birden iddetli bir atmaya tutumularsa, bunun nedenini inan sistemlerinde deil, toplumun maddesel koullarnn yaratt bunalmlarda aramak gerekir. ni Dinlerin ve siyasal ideolojilerin siyasal yaamdaki yerleriayr ayr inceleyeceiz.
313

1. D N VE SYASET Marksizm, dier ideolojiler gibi, dinlerin de snf atmalarnn bir rn olduunu savunur. Oysa dinlerin kkeninde, biraraya gelme, dayanma, yaamn lmden sonra da baka biimler altnda bile olsa srmesi gibi doal gereksinmelerin rol yadsnamaz. Bilimin aklayamad eylerin, doa st g ya da glere dayanarak aklamas da bu erevede saylabilir. Dinler, iinden ktklar ortam deitikten sonra da etkilerini belirli llerde srdrrler. Bu etkinin siyasal yaama genellikle tutucu ynde yansd sylenebilirse de, ok sayda istisnann bulunduu da unutulmamaldr. a) Hristiyanlk t s a , yaad dnemde toplumda varolan hakszlklar eletirmi, ezilenlerin aclarn azaltmaya almt. Ama o hakszlklarn varolmad bir toplumsal dzen zerinde pek durmamt. nk nemli olan dnyasal dzen deil, ruhun ait olduu Tanr'nm dzeniydi. sa, "Sezar'a ait olan Sezar'a, Tanr'ya ait olan Tanrya verin" derken, hristiyanla gelinceye kadar varolmayan bir siyasal iktidar-dinsel iktidar ayrm oluturmu oluyordu. sa'ya gre, dnyasal zevklerin de aclarn da fazla bir nemi yoktu. Klelik, hastalk, yoksulluk gibi, zenginlik ya da iktidar da, insann bu dnyada geirdii snavlard. Bu adan bakldnda da, rnein yoksulluk ile zenginlik arasnda bir ayrm yapmak yanlt. nk ikisi de insan yaamnn, pek nem tamayan bedensel koullaryla ilgiliydi. Ac ekenlere sa Peygamber yle umut veriyordu: "Ne mutlu size yoksullar, nk gklerin krall sizindir. Ne mutlu size, imdi a olanlar, nk tok olacaksnz. Ne mutlu size, imdi alayanlar, nk gleceksiniz. Fakat vay size en zenginler, nk tesellinizi almsnz. Ey imdi tok olanlar, vay size. nk yas tutacak, alayacaksnz" Dnyada, bedensel yaam nemsiz olduu iin, sa, ktle kar iyilikle yant verilmesini istiyordu. "Senin sa yanana 314

kim vurursa, ona tekini de evir" diyordu. nsanlara, bu dnyada deil, "gkte hazineler biriktirmeyi" tlyordu. Gryoruz ki, sa ezilenlere umut ve bu dnyann aclarna dayanma gc vermitir. Zamann egemen glerinin ve Roma'nm eitliksizci yapsnn bundan rahatsz olmas doald. sa'nn yaptn bir anlamda Aziz Paul 'n ya da Paulus' un tamamlad ve hristiyanlm egemen snflarca da benimsenip yaylmasn kolaylatrd sylenebilir. Paulus yle diyordu: "Herkes kendinin stndeki otoriteye boyun emelidir; nk Tanrmdan kaynaklanmayan otorite yoktur ve varolan btn otoriteler Tanr tarafndan kurulmutur. Bu nedenle de, otoriteye kar gelen Tanrnn kurduu dzene kar gelmi olur.'''' Bylece bir yandan kurulu dzen ve iktidarlar yasallatrlrken, te yandan siyaset de dnyasal yaamn basit bir esi olmaktan kmaktadr. nk dorudan Tanr tarafndan belirlenmi olmaktadr. Paulus'a gre, tm toplumlar bir beden gibidir. Nasl ki, her bedenin birbirinden farkl organlar varsa, bir toplum iinde insanlarn da farkl grevler stlenmesi doaldr. Herkes kendine verilmi olan grevi, Tanr'ya hizmet eder gibi yerine getirmelidir. Kle efendisine hizmet ederken, aslnda Tanr' ya hizmet etmektedir. sa'nn, Roma'nm basksndan korktuu iin siyasal iktidar -dinsel iktidar ayrm yaptn ne srenler de vardr. uras ak ki, kilisenin balangta istdii tek ey, siyasal iktidardan bamsz olmakt. Ama Bat Roma mparatorluu'nda siyasal iktidar zayflaynca, bamszln elde etmesinin arkasndan stnlk iddiasna balad. Dinsel iktidar ruhu, siyasal iktidar ise bedeni ynetirdi. R u h bedenden stn olduuna gre, siyasal iktidar da dinsel iktidara boyun emeliydi. Dokuzuncu yzyldan balayarak, " Halk kt hkmdarlara boyun ememelidir" savnn kilise tarafndan savunulduunu gryoruz. Onnc yzylda talya'da yaam olan Aziz Thom a s ' a gre; siyasal iktidarn kayna Tanr'dr, ama bu iktidar kullanacak olanlar Tanr deil toplum belirler. Yasal yollardan iktidara gelenler, zamanla yetkilerini ktye kulla315

nrlarsa, toplum yararndan uzaklarlarsa, yasallklarn yitirirler. Yasal olmayan bir iktidara boyun emek zorunluu ise yoktur. Ynetici iktidarn Tanr'dan alr, ama zor ve iddet kullanarak oluan iktidar yasal saylamaz. Onaltnc yzylde reform hareketi iinde nemli bir rol oynam olan Luther, dnyadaki dzenin ya Tanr'nm istedii ya da - e n azndan- izin verdii bir dzen olduunu savunuyordu. nsan hangi snftansa, Tanr yle uygun gryor demekti. yleyse Tanr tarafndan saptanan koullardan yaknmamak gerekirdi. Kle efendisine boyun emeli, o efendi bir "Trk bile olsa", brakp kamamalyd. Gene ayn dnemde yaam olan hristiyan reformcularndan Calvin yle diyordu: " Adaletsiz ve diktatrce ynetenler de, gene Tanr tarafndan, gnahlarndan dolay insanlar cezalandrmak iin grevlendirilmilerdir." Tanr fazla zorbalk yapanlardan alrd, a m a bu grev insanlara verilmemiti. Isa'nm retisinin, deien koullar iinde yorumlanarak, belki de balangtakinden ok farkl biimlere brndn syleyebiliriz. Hristiyanl temsil eden kilise, bir dnemde derebeylerinin yannda yeralp liberlizme kar sava aarken; d a h a sonra, eski dman burjuvaziyle birleip soszalizmle mcadele etmitir. Genellikle kurulu dzenden ve egemen glerden yana olmutur. Belki de bu nedenle, Napolyon Bonapart ' kiliseyle ilgili deerlendirmesi olduka acmaszdr: "Dinin olmad bir devletde dzen olabilir mi? Gelirler arasnda eitsizlik olmadan toplum, din olmadan da gelirler arasnda eitsizlik olamaz. Tkabasa, patlayncaya kadar yiyen bir adamn yanbanda alktan len bir adam dnn. Onun bu fark kabul edebilmesi iin, yksek bir otoritenin yle demesi gerekir: Tanr byle istiyor; bu dnyada yoksullar da zenginler de olmaldr; ama sonra, ve sonsuza kadar, paylama baka trl yaplacaktr." Bu szlerden sonra, Karl Marx 'm dinle Ugili deerlendirmesi ok daha yumuak gelebilir: "Din, can ekien bir yaralnn nefes al, kalpsiz bir dnyann kalbi, ruhsuz bir dnemin ruhudur. O halkn afyonudur." 316

Aslnda, hristiyan inancn temsil edenlerin her zaman kurulu dzenden yana tavr takndklar, glleri ve onlarn iktidardaki temsilcilerini destekledikleri sylenemez. rnein bir toplumda, aznlkta olan bir grubun dini ya da mezhebi farklysa, o aznln dinsel inan sistemi tutucu deil, kurulu dzene kar bir rol oynamaktadr. nk kurulu dzene egemen olan ounluk, o aznla kar bir tutum iindedir. Baka bir deyile, kurul dzen, onluktakilerin inan sistemine daha ok uygundur. Bu yalnz hristiyan dnyas iin deil, rnein islam dnyas asndan da geerli bir gzlemdir. Dinsel glerin, tek ynl bir etki yaptklarn, kendi ilerinde bir btn olarak hareket ettiklerini de sylemek zorlayor. Latin Amerika lkelerinin nemli bir kesiminde, kilisenin st dzeyinde yer alanlar kurulu dzeni desteklerken, gen ya da alt tabakalarla srekli iliki iindeki din adamlarnn, yoksul toplum kesimlerinin davalarna sahip ktklar bir gerektir. Hatta bu tutum iinde olanlara, yksek din adamlar arasnda da rastlanabilmektedir. Brezilyal Bapiskopos Helder Camara. 1970 tarihinde unlar sylyordu: "Bugn belki de bir sendika kurmak, bir kilise kurmaktan daha nemlidir. Yalnz hristiyanlkta deil, baka dinlerde de, dinin yabanclam ve yabanclatrc bir g olmasn kabul etmeyen gruplar bulunmak tadr." Polonya'da byk bir toplumsal g niteliindeki kilise, kurulu dzenin deil, Dayanma Sendikas etrafnda birleen byk ii ve aydn ounluunun yannda yer almtr. Benzeri rnekler oaltlabilir. Ama tm bunlar, rnein bir Papa X I I . Pie'nin, Hitler'in milyonlarca insan frnlarda yakmas karsndaki sessizliini uutturamamaktadr. Kilise, Alman Nazizmine olduu gibi, talyan Faizmine de en byk desteklerden birisini oluturmutur. b) s l a m l k Buda'da sa'ya, hemen btn dinler, bu dnya nimetlerinin nemsizliini, hatta ktln savunmulardr. Huda'ya gre, insann ne kadar paras pulu varsa, o lde Nirva317

n a ' d a n uzaklar. s a ' y a gre; " Bir zenginin cennete gitmesi, bir devenin ine deliinden gemesi kadar zordur". Oysa slam bunlarn tam tersini syler: " Kazanan Tanrnn sevgilisidir". Bylece islamiyet, te dnyaya olduu kadar bu dnyaya da nem veren, bunun doal sonucu olarak da ruhsal iktidar-bedensel iktidar ayrmn tanmayan bir din olmaktadr. u szler Hazreti M u h a m m e d ' e aittir: " Tanr diyor ki, ancak emeini topraa sarfeden, ancak toprakta kendisi tarm yapan o topran sahibidir." slamiyete gre, zel mlkiyet yasaldr. Ama bu yasallk bir dizi koula balanmtr. Servet, ancak yetenek ve alkanlk rn olduunda yasaldr. alkann tembelden daha iyi yaamaya hakk vardr. Kazancn helal olabilmesi, emee, alm terine dayal olmasna baldr. Ama servetin aln teriyle oluturulmu bulunmas, onun istenildii gibi harcanmas hakkn da vermez. nk servete sahip olan kii, aslnda Tanr'ya ait olan bir eyin korunmas grevini, bekiliini yklenmi demektir. Servetin iinden ancak "makul" gereksinme kadarn kendisi ve yaknlar iin sarfedip, gerisini, yoksulluun ortadan kalkmasna hizmet iin kullanacaktr. Parasn har vurup harman savurmaya ya da haketmeyenlere hesapszca datmaya hakk yoktur. Mal ve para sahibi olmak ama deil, "toplumun huzurunu salamak iin" bir aratr. slamiyet, miras da ayn mantk iinde deerlendirir. Miras birikmi bir aln teri sayar. Miras, servetin giderek bymesinin bir arac olarak deil, daha salkl bir toplum yapsnn bir esi olarak kabul eder. Miras, ancak bir ie balamaya olanak salayacak kadar kk paralara bliinmelidir. Hazreti Muhammed, yeterli bir dzeyde olmas durumunda, mirasdan yanlz lenin yaknlarnn deil, komularnn da yararlanmas gerektiini savunmutur. ' Haksz bir servet birikimini nlemek iin, vasiyet hakk, servetin te biri ile snrlandrlmtr. Kii istese bile, servetinin te birinden fazlasn tek bir kiiye brakmak hakkna sahip bulunmakmaadtr. Bylece bir yandan servetin gerein318

den fazla birikmesi nlenirken, te yandan da, fitre, zekt, sadaka gibi yollarla, servetin toplumsal adalet iin kullanlmas zorunlu kmmaktadr. Islamiyete gre, K u r a n bir eit deimez anayasa gibidir. Ama koullar deitike, K u r a n ' d a n ve Peygamberin szleri ve yaptklarndan harekede, uygulama ile ilgili kurallar oluturulabilir. Bir mslman, nasl hareket edeceini bilemedii bir dinsel sorun karsnda, genel ilke ve amalar gznne alarak, kendi grne gre hareket edebilir. Hazreti M u h a m m e d ; "inananlarn iyi grdkleri, Allah katnda da iyidir" demektedir. Ama kurallar yeni durumlara, deien koullara gre yorumlamak ve uygulamak giderek eitli mezhepleri dourmutur. Hristiyanlkta hkmdar, iktidar yetkisini Tanr'dan aldn ne srer. Tanr bu yetkiyi ya dorudan ya da Papa araclyla verir. Oysa islamiyette iktidar Tanr'ya aittir ve kimsenin ona ortak olmas sz konusu deildir. Bu dnyay gelitirmek ve dzeltmek grevini Tanr bir kiiye deil, tm insanlara vermitir. Yeryzn "imar ve slah" etmekte herkes Tanr' nn halifesidir. Bu adan bakarsak, hristiyanlkta iktidarn bireysel, islamiyette ise toplumsal nitelikli olduunu grrz., Hristiyanlkta iktidar Tanr bir kiiye verdii iin, bu iktidar snrszdr ve o kii ancak Tanr'ya kar sorumludur. slamiyette ise Tanr ile kul arasnda arac yoktur. Tanr adna konuma yetkisine sahip, kurumlanm bir "kilise", bir Papa yoktur. Bu nedenle de, rnein ran'daki gibi, alt-st ilikileri iinde tabandan tepeye rgtlenmi bir Mollalar sisteminin islamla uygunluu tartmaldr. slamlkta yrtme grevi, Halife ya da mama aittir. ktidar "emaneten" ehline verilmitir. Seimle belirlendii iin, onu seenlere kar sorumludur ve Tanr'nm koyduu kurallarla snrldr. Grev belirli bir sre iin verilmedii halde, iktidar erdemli bir biimde kullanmayan kii grevden almabibilir. Halife kural koyamaz, dinsel ilke yaratamaz, Tanr adna affedemez. Yanlzca Tanr'nm buyruklar ynnde ileri yrtmeye alr.
319

slamlkta, tm inananlarn siyasal iktidara katlma hakkna sahip bulunduklar sylenebilir. mmet kalabalklanca, Tanr buyruklarnn yerine getirilmesi iin temsilcilerini seebilir. Seimin geerli olabilmesi iin, zorbalk ve hilenin bulunmamas gerekir. Seimin belirli bir biim ve kural yoktur. Her toplum kendi koullarna gre bir dzenleme yapabilir. Seilenlerin (emir sahipleri) gr, Tanr'nm ve topluluun grne uygun saylmtr. Halife bu gre (icma- iimmet) gre hareket etmelidir. Kii islamla balandka, kiiye kul olmaktan kurtulup yalnzca Tanr'nm kulu olur. Tanr'nm koyduu kurallar iinde herkes zgrdr ve herkes eittir. nsanlar, dncelerinden deil, ancak eylemlerinden dolay sulu saylabilirler. Bu ilkeler zerine kurulu olan islamln hzla yayln kl gcne balayan batl dnr ve tarihiler yanlg ya da saptrma iindedirler. Blasco tbanez, bu yanlgy arpc bir biimde ortaya koyuyor: " Araplar, kendilerinden yedi yz ylda geri alnan spanyaya iki ylda yayldlar. Silah zoru ile kabul ettirilen bir igal deildi bu. . . Her yne kuvvetli kkler salan yeni bir toplum douyordu. Uluslarn gerek bykln ortaya karan kilit ta 'vicdan zgrl' halka sevimli grnmt. Araplarn sahip olduklar kentlerde hristiyanlarn kiliseleri ile yahudilerin sinagoglar yan yana yer alyordu..." Araplar sadece oktanrc-putatapclara kar hogrsz davranrken, yahudi ve hristiyanlara kar son derece hogrlydler. rnein S a i n t - J e a n m (Aziz Jea) byk babas bni Sarjun, am'da Emevi Halifesinin ba veziri olabilmiti. Aziz J e a n ' m kendisi de am mparatorluunun mali ilerini yrtmek gibi nemli bir greve gelebilmiti. R o g e r G a r a u d y , " Islmn sinesinde Hal duygusu veya Engizisyon mezalimi gibi kavramlar tamadm" vurguluyor. Islamda bir dinsel iktidar-siyasal iktidar ayrm olmad iin, din ileri e devlet ilerinin ayrlmas anlamna gelen laikliin islamlkla badamayaca grlerine katlmak zordur. nk sa'nn da, " Sezara ait olanla Tanr'ya ait olan" ayrmna isteyerek gitmediini, Roma'nm basksndan ekindii iin
320

byle konumak zorunda kaldn gsteren birok belirtiler vardr. Kilise kendisini gl hissettii andan balayarak, siyasal iktidar zerinde de stnlk iddia etmitir. Trkiye'de dinin siyasal yaamdaki etkisi ok partili dzende de srmtr. Farkl siyasal izgilerdeki baz partiler bile, dinsel eleri kendi etkilerini arttrabilmek amacyla az ya da ok kullanmlardr. Ama bir istisna dnda, tm programn dinsel temele oturtmaya alan bir parti grlmemitir. ok partili dnemdeki bir ok rnek, dinin ancak bir destek g olarak nem tadn, ama yalnzca dine dayanarak siyasal iktidar olunamayacan ortaya koymutur. Bunun birok nedeni vardr ve bu nedenlerin banda da, yarm yzyl aan bir laikleme dneminin etkisi bulunmaktadr. Dine saygl olan byk ounluk, din temeline dayal bir devleti artk dnememektedir. Cumhuriyetle birlikte yaygnlaan milliyetilik akm ise, ulusal deerlerin yerine dinsel deerlerin benimsenmesini ve ulusun yerini "mmet"in almasn zorlatrmaktadr. Demokratik hak ve zgrlkleri kullanma alkanlklarnn artmas, bir din devleti uruna bunlardan vazgemeyi de ayn lde zorlatrmtr. Laikliin kurumlamad, demokratik deneyim birikimi olmayan, ulusal bamszla ya da bir diktatrden kurtulmaya dinsel glerin nclk ettii islam lkelerinde durum farkldr. ad kalm baz rejimler de, bir avu ayrcalkl kiinin saltanatnn srebilmesi iin, lkenin din kurallarna gre ynetildii inancn halka vermeye almaktadr. 2. ADA D E O L O J L E R deolojiler, toplumlarn ya da toplumlarm iindeki belirli kesimlerin gereksinmelerine yant veren, kendi iinde tutarl inan sistemleridir. Her toplum kesimi, kendi ideolojisine yani kendi inanlarna uyan bir siyasal iktidar yasal sayar ve ona baemeyi doal kabul eder. Halkn ounluunun inanlarna uygun olan bir ynetim biimi yasaldr. Bu ounluk ne kadar byrse, siyasal istikrar ve toplumsal ba o lde artabilir. Ama toplumun byk bir kesiminin inanlarna ters
321

den bir ynetime ancak korku nedeniyle baeilir. Bu kesimin bymesi lsnde, rejim giderek daha ok baskya dayanmak zorunda kalr. Gnmzde etkisini korumay srdren siyasal ideolojileri drt grup altnda ele alacaz: Liberalizm, sosyalizm ve komnizm, tutuculuk ve faizm, milliyetilik. a) L i b e r a l i z m Liberalizm -tarihsel evrim iinde- Avrupa'daki topraksoylular (aristokrasi) e kentsoylular (burjuvazi) arasndaki atmaya kout olarak dodu. Onuncu yzyddan balayarak kentlerde gelien ticaret ve sanayi, varlkl yeni bir toplumsal snfn domasna olanak vermiti. Zaman bu kentsoylu snf ekonomik ve toplumsal adan daha da glendirirken, kapal tarm ekonomisinin yklmaya yztutmas topraksoylularm giderek zayflamalarna neden oluyordu. Uyumayan karlar, iki snf arasndaki bir atmay kandmaz kdmt. Bu atma onbirinci ve onikinci yzyllarda belirginleti. Gerek ticaretin gelimesi, gerekse sanayinin gerek duyduu igcnn salanmas, derebeylik dzeninin ylulmasn kandmaz klmaktayd. Bir dizi derebeyinin topraklarndan geerek, onlarn koyduklar keyfi kurallara uyarak yaplan ticaretin zorluklar ortadayd. Gene ayn feodal dzenin kurallar, topraklarnda yaayan insanlarn derebeyinin izm olmadan kalkp kente gitmelerini ve ii olmalarn nlyordu. Kentsoylularn gelimesine en byk engel, topraksoylularm doutan sahip bulunduklar hukuksal ayrcalklard. nemli siyasal, askeri, ynetsel ve dinsel grevler topraksoylularm tekeline braklmt. rnein ngiltere'deki Lordlar Meclisi'nde yelikler babadan oula gemekteydi. Topraksoylu olmayanlarn general olmalar olanakszd. ^Liberalizm bu koullar iinde, kentsoylularn sorunlarna zm getirmek zere, iki byk ilkeye dayal olarak dodu: Eitlik ve zgrlk. Kentsoylularn ekonomik sorunlar bulunmad iin, sz konusu olan yalnzca hukuksal anlamda, 322

yasalar nnde bir eitlikti. zgrlk ise, kentsoylularn kendi dncelerini yayabilmeleri, nasl bir dzen kuracaklarn anlatabilmeleri ve dolaysyle toplumda kendilerine yanda bulup, savamlarn yrtebilmeleri iin gerekiyordu. Devrimden sonra yaymlanan "Fransz nsan ve Yurtta Haklar Bildirisi" bir anlamda liberalizmin haklar ve zgrlkler listesi saylabilir. O listede " kutsal ve dokunulmaz" ilan edilen tek hakkn "mlkiyet hakk" oluu ilgintir. Kentsoylular, mlkiyet hakknn tehlikeye dtn dndkleri durumlarda zgrlklerden ve hatta yasalar nnde eitlik ilkesinden bile vazgeebileceklerini gstermilerdir. T m ondokuzuncu ve yirminci yzyl, Nazizme ve Faizme salanan destek dahil, bunun rnekleriyle doludur. Yasalar nnde eitlik, herkesin eit oy hakkna sahip olduu seimlerle ynetimin belirlenmesini gerektiriyordu. Oysa 1789 Devriminin hemen arkasndan ortaya atan "ulusal egemenlik'" kavram ile kentsoylu olmayanlar oy hakkndan yoksun brakldlar. Egemenliin ulusa ait olmas, bu egemenlii o ulusun her bireyinin kullanaca anlamna gelemezdi. Ulus adna egemenlii kullanacak olanlar "etkin yurttalar"d. Yani servet sahibi olup, yksek dzeyde dedikleri vergilerle devlet arknn dnmesini salayan kentsoylular ! Genel ve eit oy ilkesinin kabul iin, 1789'dan 1848'e kadar sren byk mcadelelerin verilmesi ve ok kan dklmesi gerekmitir. nce ok varlkllara tannan oy hakk, giderek daha az varlkllara geniletilmi, yoksul ve emekilerin oy hakkm elde' etmeleri ise ok zor ve byk kayplar pahasna olmutur. 1980'lerin ikinci yarsnda Gney Afrika'da zencilere eit oy hakk tanmamak iin taknlan tutumun altnda yatan nedenler, geen yzyln banda toplumun alt kesimlerine kar ne srlen nedenlerden ok farkl deildir. ngiliz Locke 'u, liberalizmin ilk temel talarn koyan dnr olarak gsterebiliriz. Locke'a gre; uygar topluma gemeden nce, insanlar bir "doa durumu"nda yayorlard. Bu yaamda, "bakalarna zarar vermeme" kuralna dayal, Tanr tarafndan konmu bir "doa yasas" egemendi. nsanlar zgr,
323

eit ve bar iindeydiler. Doa yasasna ymayp saldrgan davrananlar herkes tek bana ya da bakalaryla birleerek cezalandrma hakkna sahipti. Ama hem davac, hem yarg, hem de ceza uygulaycs olmak toplumda karklklara neden olabilecei iin, insanlar kendi iradeleriyle uygar topluma gemeye karar verdiler. nsanlar bir "toplum szlemesi" ile uygar topluma geerken, doal haklarn deil, ancak yarglama ve cezalandrma haklarn topluma devrettiler. Locke, "nsanlarn devletlerde birlemelerinin ve kendilerini ynetimlerin altna koymalarnn asl amac, benim mlkiyet genel ad altnda topladm, canlarnn, zgrlklerinin ve mallarnn korunmasdr" demektedir. yleyse toplumu ynetenlerin iktidar mutlak ve snrsz olamaz. Eer yneticiler doal haklar koruyacaklar yerde inemek durumuna derlerse, szleme bozulmu demektir. Yurttalarn byle yneticilere boyun eme ykmllkleri ortadan kalka, "devrim hakk" doar. Kadnlar ve yoksullar yurttalk haklarnn dnda brakan, ounluun zorbala kayabileceini dnmemi olan Locke'u, Bertrand R u s s e l l yle eletiriyor: "Locke, yeter lde dnmeksizin ounluk ilkesine saplanmtr. . . ounluun tanrsal hakk, eer ileri noktalara kadar gtrliirse, krallarn tanrsal hakk lsnde tiranca olabilir." Liberalizmin ekonomideki uzants, nl " Braknz yapsnlar, braknz gesinler" formlyle zetlenebilir. Liberallere gre, devletin ekonomiye kamas kt bireydi. Devletin karmas, doal dengeleri, doal olarak varolan dzenleyici sreleri bozard. Devlet karmaynca, en aklllar, en becerikliler, en yetenekliler, en alkanlar, en gller baarl olacaklard. Onlarn - d a h a ok tketebilmek amacyla- yapacaklar almalarn sonucundaki baarlar, toplumun da yararnayd. Bylece servet onu en iyi kullanabileceklerin elinde birikecek ve kiisel yarar giderek toplumsal yarar da salayacakt. Bu ekonomi siyasetini, liberalizmin kartlar "byk baln kiiiik bal yutmas" biiminde deerlendireceklerdir. Daha nce de grdmz gibi; liberaller asndan siyasal atmann nedeni, bireysel paylama sorunudur. Olanak324

lar gereksinmelere gre az olduu iin, yaplan paylama savamnda istediini elde edebilmenin yolu siyasal iktidardan gemektedir. Liberalizmin kurucularndan olan B e n j a m i n Constant yle diyor: " Yalnzca mlkiyet, aydnlanabilmek ve salkl karar verebilmek iin zorunlu olan bo zurnan salar; yani, yalnzca mlkiyet insanlar siyasal haklar kullanacak yetenee kavuturur." Bir yandan eidik ve zgrlk lklerinden holanrken, te yandan bunu geni halk kidelerine de tanmay iine sindirememek olgusunu, gene liberalizmin nl dnrlerinden olan Alexis De Tocqueville 'de de buluyoruz: "Demokratik kurumlardan holanyorum, ama soylu bir yaratlm olduu iin ynlar kmsyor ve onlardan ekmiyorum. zgrlk, eitlik, insan haklarna saygy tutku ile seviyorum, ama demokrasiyi sevdiim sylenemez" A Kentsoylularn parasal bir sorunu yoktu. Devlet yan tutmad, topraksoylularm arkasnda yeralmad, ilere karmad zaman hem ekonomik hem siyasal mcadeleyi onlar kazanacakt. Ama ayn liberaller, daha sonra siyaset sahnesine ii snf ktnda, bu kez devletin kendi yanlarnda yeralmasma aba gstermilerdir. ilerin biraraya gelerek rgtlenmesini, kendilerinin karsnda bir g oluturmasn nlemeye almlardr. Btn bu aykr rneklere karn, alan halk kesimlerinin de yeni haklar elde etmelerinde, oulculuun temellerinin atlmasnda liberalizmin yadsnamayacak katklar olmutur. "eitlilik yaamdr, tek biim ise lm" sz B e n j a m i n Constant 'a aittir. John Stuart Mili ise, liberalizmin siyasal zn yle ufade etmektedir: " Btn insanlk bir tek gr benimsese ve yalnzca bir birey bu grn tersini dnse bile, insanln bu kiiyi susturmaya hakk yoktur; tpk onun da insanl susturma hakknn olmad gibi." b) S o s y a l i z m v e K o m n i z m Topraksoylular-kentsoylular atmasnda ilgin bir grnm vard. Topraksoylularm ezdii kyller, kilisenin de yardm ile kendilerini ezenlerin, smrenlerin yannda yerald325

lar. Aydnlar ve bir kar atmas iinde olduklar halde iiler ise kentsoylular desteklediler. Burada kyllerin davran bilinsiz ve kendi karlarna ters, iilerinki ise bilinliydi. nk liberalizmin ilkeleri olan eitlik ve zgrlk, iiler de dahil tm halk ynlarnn yar armayd. Ama yalnzca yasalar nndeki eidik ve siyasal hak ve zgrlkler onlarn sorunlarn karlamaya yetmedii iindir ki, sosyalizm yeni bir ideoloji olarak siyasal atmalardaki yerini ald. Sosyalist yani toplumcu dnce Fransz Devrimine kadar uzanr ve kaynan geni halk kesimlerinin ekonomik skntlarndan alr. Kentsoylularn parasal sorunlar yoktu, tm gereksinmeleri yasal eitlik ve zgrlkt. Oysa emeki toplum kesimlerinin temel sorunlar ekonomikti. Liberalizmin salad hak ve zgrlkler, ancak sahip olunan ekonomik olanaklar lsnde bir anlam tayordu. Cebinde paras olmayan birisi iin seyahat zgrlnn ya da seilme hakknn somut bir yarar olmamas gibi. Dzeni deitirmek amacyla ortaya atlan her ideoloji, kendisinden nce varolanlardan daha ayrntl, daha tutarl, daha doktriner olmak zorundadr. nk bir yandan kurulu dzeni eletirmek, bozukluklarn sergilemek, te yandan da onun yerine koymay nerdii dzeni ok ayrntl bir biimde anlatmak durumundadr. Toplumdan salayaca destek, nemli lde buna da baldr. Bu nedenle de, sosyalizm liberalizmden de daha ayrntl ve kapsamldr. Sosyalizmin oluumuna katkda bulunan ilk nemli isimlerden birisi fransz Saint-Simon 'dur. O ' n a gre, alan snf - t o p l u m u besleyen snf olduuna gre- ana snft. Toplumu da, tm retici snflar birlikte ynetmeliydiler. Toplumdaki temel eliki, retime katlanlarla katlmayanlar arasndayd. zgrlklerin kt zerinde varolabilmesi nemli deildi, o zgrlkleri kullanabilecek olanaklar biimsel zgrl gerek zgrle evirebilirdi. Saint-Simon, alt yapnn nemi zerinde durmu, devletin insanlarn ynetimi olmaktan kp "eyann ynetimi" ile yetinmesi gerektiini savunmutur. Bunlarn ou, daha sonra Marx
326

tarafndan gelitirilecek olan temalardr. Ama Saint-simon kat bir eitliki deildi. Herkesin gc ve yeteneine gre servet ve mlk sahibi olmasndan yanayd. 1838 ylnda ingiltere'de ortaya kan artizm akm da, gnmz sosyalizminin anlalmas asndan ilgintir. Bu h a / reket iinde yer alan iiler unlar istiyorlard: Genel ve gizli oy, milletvekillerine cret denmesi. Yalnzca mlk sahipleri oy hakkna sahipti, ii snfna ve dolaysyle tm topluma tannacak bir seme hakknn ok eyi deitirebilecei inanc vard. Ama bu da yetmezdi. nk milletvekillerine belirli bir cret verilmezse, yalnzca serveti ve yeteri geliri olanlar milletvekili clabilirlerdi. (Milletvekili deneklerinin yksek olmasn, Avrupa'da hemen her zaman sol partiler savunmulardr.) artist hareketin toplumsal-ekonomik modeli ise, kooperatiflere dayanyordu. Saint-simon'dan artizme kadar uzanan - b u r a d a zerinde duramadmz- ok sayda sosyalist dnr "hayalci sosyalistler" olarak nitlendirenler vardr. nk somut gerekler yerine, olmas gerektiini dndkleri ideal dzenler, ideal modeller zerinde durmuladr. Buna karlk, marksizm kendi kendisini "bilimsel sosyalizm" olarak adlandrmtr. Marksizmin oluumuna en byk katklardan birisini yapm olan E n g e l s , Feuerbach 'm dncesini paylaarak " nsan sarayda baka kulbede baka dnr" diyor. Yani tm dnceler ve inan sistemleri, hep doduklar koullarn rndr. Maddesel koullar ve fizik evre, toplumsal gelimelerde belirleyicidir. Marx 'a gre; teknolojideki gelimelerin yaratt iblm, retimi kollektif bir almann rn yapmtr. Oysa retim kollektif iken, retim aralarnn mlkiyetinin zel oluu bir elikidir. zel mlkiyete dayal st yap kurumlar ile alt yap arasnda bir uyumsuzluk sz konusudur. i yaratt deerden az pay ald iin, yaratt rn satn alamayacak demektir. Yaratt rn ona yabanclaacak, yarat327

t art-deer iverenin elinde giderek onu ezen bir gce dnecektir. Kapitalist toplumun yarataca bunalmlar bukadarla bitmemektedir. Servetin giderek belirli ellerde toplanmas, retim aralar zerinde bir tekelin olumas kamdmazdr. nk daha byk servete sahip olan daha kk servete sahip olan karsnda rekabeti kazanacaktr. Toplumsal-ekonomik olanaklar bir yandan kk bir aznln elinde birikirken, te yandan da byk ounluk yoksullaacaktr. Bu dzeni ykacak g, ii snfdr. Ama ii snf bunu kendiliinden deil, bilimsel sosyalist ideolojiyi benimsemi olan partisinin nclnde gerekletirecektir, ii snf tarafndan benimsenen ideoloji "maddesel bir gce" dnm olacaktr. Alt yap ile st yap arasndaki uyumsuzluun ortadan kalkmas iin, ncelikle retim aralar zerindeki zel mlkiyetin kalkmas gerekmektedir. Ama tam bir eidiki dzenin kurulabilmesi ve egemen snflarn bask arac olan devletin kalkp, onun yerini "eyalarn ynetimi"um. alabilmesi iin bir gei aamas zorunludur. "Proleterya diktatrl" olarak adlandrdan bu aamada, herkes yetenei ve almas lsnde retimden pay alacaktr. Ancak kapitalizmin st yap kurumlar tamamen ortadan kalktktan, herkese yetecek kadar retim yapdacak bir dzeye ulatktan, kende ky, dnce ve kol emekisi arasndaki farklar yokolduktan sonra "sosyalizmin st aamas"na ulalacaktr. Bu komnizm aamasdr. Engels, "burjuva siyasal demokrasisi"nin baz lkelerde, iddete bavurmadan sosyalizme gemeye olanak tanyabileceini vurgulamtr. Ancak bunun marksist akmlar iinde genel bir kany yanstmad sylenebilir. Bu dnceyi belirginletirenler, marksisder tarafndan "revizyoncu sosyalistler" olarak adlandran Bernstein, J e a n J a u r e s gibi isimlerdir. Jaures, silahl bir ayaklanmay gereksiz, hatta ii snf asndan zararl gryordu. Umutsuzluktan doan iddeti, bir devrim yntemi haline getirmek yanlt. Yasal yollardan ounluu salamaya almak ok daha salkl ve olanaklyd. Demokrasi her iki snfa da gvenceler veriyor ve yeni bir dzen kur328

mak iin ii snfna olanaklar salyordu. Demokratik sreler, bir yandan kentsoylular dnler vermeye, te yandan da iileri iddetten uzaklamaya zorlayacakt. 1917 Rus Devriminden sonraki gelimeler bir yol ayrm oluturdu: Sosyalizmi bar yollardan, zgrlklere sayg gstererek gerekletirmek gerektiine inananlarla, Sovyet modelini benimseyenlerin yollar ayrld. Demokratik sosyalistler, demokratik solcular, sosyal demokratlar birinci grupda yeraldlar. kinci grupdakilere ise " komnist " denilmesi yaygnlat. Aradaki bir ama deil ara farkym gibi grnrken, giderek amada da farkllklar ortaya kt. T m retim aralarnn devletletirilmesinin sosyalizmi yarataca yerde, ii snf adna toplumu ynetme iddiasnda olan kk bir aznlk dourduu ne srld. O aznln ayrcalklar ise y zgrlklerin ve demokrasinin gelimesini nlyordu. Marx' m ve Lenin'in ngrd gibi; ayrcalk olan her yerde, o ayrcaln korunmas iin baskya da gerek vard. Gnmzde komnizmin retimde, demokratik sosyalizmin ise tketimde toplumsallatrma anlamna geldiini syleyebiliriz. Liberalizm, siyasal hak ve zgrlklerin ve bu arada zellikle genel oy hakknn, giderek toplumsal adaleti salayacan ne sryordu. nk btn hkmetler, toplumda ounlukta olan emeki ve dargelirlilerin durumlarn gzetmek zorundaydlar. Yoksa iktidarda kalamazlard. Oysa, ekonomik gce sahip snflarn kamuoyunu etkileyecek aralara da sahibolmas, bu idd'anm dorulanmasn zorlatrmaktadr. Marksizmin de buun nerdeyse tersini ne srdn gryoruz: Liberalizmin ngrd hak ve zgrlkler ii snf ve toplumun byk ounluu iin biimseldir, gstermeliktir. Snf farklar ortadan kalknca, olanaklar eitleecek ve o biimsel hak ve zgrlkler de gerek anlamda varolmaya balayacaktr. Oysa gelimeler bunu dorulamam, retim aralarnn zel mlkiyeti kalkt halde eitsizlikler son bulmamtr. Seme-seilme hakkndan seyahat zgrlne kadar bir dizi liberal hak ve zgrlk, komnist rejimlerde gerek anlamyla varolamamtr.
329

Gnmzde demokratik sol ideolojiler, sosyalizm ile liberalizmin bir sentezi grnmn kazanmlardr. Hem toplumsal adaleti, hem de liberal hak ve zgrlkleri ayn anda gerekletimek istemektedirler. Biri uruna tekisini ertelemeyi kabul etmemektedirler. c) Tutucvlsk v e F a i z m Tutuculuk, liberalizmin karsnda topraksoylularm bir savunma ideolojisi olarak dodu. Oluurken, kendisinden nce varolan, Eflatun'dan bu yana uzanan tutucu dnce birikiminden de yararland. Liberalizmin zerinde ykseldii eitlik ve zgrlk ilkelerinin rtlmesine ncelik verdi. Gerek liberalizm gerekse sosyalizm k noktasnda iyimserdir. nsann iyi doduunu, ama koullarn onu baz durumlarda kt yaptn, rnein sua ittiini savunur. nsan aklldr ve kendisi iin neyin iyi neyin kt olduunu seebilecek yetenektedir. Oysa tutucu dnce, sradan insann kt, bencil olduu, kendi karn gremeyecei inancndan hareket eder. nsanlar eit yaratlmamlardr ve ilkel olan byk ounlukla, kendi karn ikinci plana atabilen, yetenekli, akll ve en nemlisi de iyi olarak domu kk aznlk arasnda byk bir fark vardr. Kendi karlarn grmekten aciz kitleleri, bu sekin aznln ynetmesi, ynlendirmesi toplumun da yararnadr. Uygarlk ancak byle geliebilir. Topraksoylularm aile evresi ve eitim olanaklar, sekinlerin en iyi biimde yetimesini salamaktadr. Eitlik ve zgrlk istenebilir eylerdir, ama doaya, yani Tanr'nm iradesine uygun deildir. Doal olan krallktr ve topraksoylularm ynetimidir. Btn lkelerde bu tr ynetimin bulunmas, Tanr'nm byle istediini kantlamaktadr. Buna kar gelmek, Tanr iradesine kar gelmek anlam tar. Eit yaratlmayan, kendi karn bilemeyen insann zgr olmas, kendisine ve topluma yarar deil, zarar getirir. Liberalizme gre ok daha az aklc ve tutarl olan tutucu ideolojinin Avrupa'da etkisinin srmesinde, kilisenin destei 830

byk rol oynamt. Ama zamanla olaylar tutuculuu zayflatmaya balad. Cumhuriyet rejimleri kurulup oaldka, eski rejimin, eitsizlik ve zgrszln Tanr'nn iradesi olduu gr kendiliinden rd. Kilise ise yava yava etkisinin bir blmn yitirdi ve yeni toplumsal glerle, yani kentsoylularla uzlama yoluna girdi. Faizmi, tutucu ideolojinin ada kalplar iindeki bir uzants sayabiliriz. k noktasnda her iki ideoloji de eidiksizci, zgrlk kart, sekinci, maddeci deil lkc, akl ded duygular zerine kuruludur. Faizm, kinci Dnya Sava ncesinde, bu ad altnda Mussolini ttalya'snda somutlat. Hitler Almanya'snda ise Nazizim adn ald. spanya ve Portekiz gibi lkelerde, Franco ve Salazar ynetiminde uzun mrl faist eimli rejimler grld. ili'deki P i n o c h e t ynetimi ve benzerleri de ayn snflandrmada yer alabilir. Liberalizm ve sosyalizmde ana hedef bireyin mutluluu iken, faizmde nemli olan devlet ya da ulustur. Birey, devleti ya da ulusu iin feda edilebilir. Birey ama deil bir aratr. Devlet hereyin stndedir ve hereye karr. Hibir ey devletin dnda ya da karsnda olamaz. Birey bir lcre olarak ailenin, grubun, toplumun bir parasdr. % nsanlar doutan eit deddi. Bazlar ynetmek, bazlar ise ynetilmek iin yaratlmtr. Kt ve yetersiz olan kitleler, sekinlerin ya da ok stn yaratlm tek bir sekinin buyruklarna boyun emelidir. Eit olmayan insanlara eit oy hakk tanyan seim bir samalktr. Aptalla akll, bilgisizle bilgili, kadnla erkek eit olamazlar. Ynlar basit ve deersiz, ksa vadeli isteklerinin zerine kamazlar. Gerek " Due " (Mussolini) gerekse "Fhrer" (Hider) zaman zaman halkoylamas yaparak kendilerini onaylatmak gereini duymulardr. Ama ikisi de iktidarlarn halktan deil, Tanr'dan almaktadrlar. Hider halk onaylad iin deil, "Fhrer". olduu iin, doal olarak iktidara sahiptir. Bu nedenle de iktidar snrsz ve denetimsizdir. Liberalizm "ahlk d"
331

bir ideolojidir. Parlamanter demokrasi "sorumsuzluk ve gszlk" rejimidir. Hitler 'e gre; " Vaktini ahmak parlamenterleri ikna etmekle geiren bir bakan i gremez". nsanlar eit yaratlmadklarna ve aralarnda byk farklar bulunduuna gre, tartmaya ve demokrasiye yer yoktur. Bye ve en stte de "ef"e tam boyun eme esastr. nsanlar eit yaratlmadklar gibi, rklar da eit yaratlmamlardr. stn rklarn aa rklar ynetmeleri, onlarn ve tm insanln yararnadr. stn ndere boyun emeyen bireye, stn rka boyun emeyen aa rka kar iddet kullanlmas doaldr. Barlk korkaklktr ve insanlarn ve uluslarn iindeki yar?tc atei sndrr. talya'da gen faistlere u ilke alanmtr: " Bir mr boyu koyun gibi yaamaktansa, bir gn aslan gibi yaamak daha iyidir". Faizm, snflar arasndaki elikileri ortadan kaldrmay ngrr. " Tek ef, tek parti, tek devlet" anlay iinde, btn toplum kesimleri tek bir rgtte temsil edilecek, tm istekler orada dile getirilecek ve devlet de bunlar gerekletirecektir. i de iveren de, sermaye sahibi de emeki de " retimciler Birlii" iinde biraradadrlar. ilerin ayrca rgtlenip arln duyurmas yolu tkal bulunduundan, bu sistem iinde iilerin susmas ve byk sermayenin isteklerine gre ekonomiye yn verilmesi salanm olmaktadr. Snflararas atmann yerini ulusal birliin almas amacna bylece ulalmaktadr. Mussolini, "Kurduumuz rejim kusursuz olduu iin muhalefete gerek yoktur" diyordu. Byk sermaye evreleri, kilise ve ordu, rejimin zerine oturduu sacayan olutu maktayd. Faizmin gelitii talya, Birinci Dnya Sava sonrasnda "Byk talya" dlerinin ykld bir lkeydi. Ar toplumsal ve ekonomik sorunlarla kar karya bulunuyordu. i ve kyl igalleri yaygnlayor, komnizm ideolojisinin salad toplumsal destek byyordu. Orta snflar, bir yandan komnizmden, te yandan da byk sermayenin rekabetine dayanamayp proleterlemekten korkuyorlard. Zaman durdurmak,
332

tekrar eski gnlere dnmek d iindeydiler. Hem komnizme hem de kapitalizme kar, elikili duygular iindeydiler. Faizm balangta bu toplumsal tabann gereksinmelerine ynelik gibi iken, iktidar olduktan sonra tamamen byk burjuvazinin karlar dorultusunda geliti. Nazizmin gelitii Almanya da, Birinci Dnya Sava'dan yenik ve ulusal gururu krlm olarak kmt. leri bir sanayi lkesi olmasna karlk, d pazarlar ve hammadde kaynaklan ngiltere ve Fransa'nn elindeydi. Smrgeleri olmad iin, ddan ie art-deer aktarp toplumsal yumuama salama olanaklarna sahip deildi. Tarm ve sanayide tekeller egemendi. Bankalar ise sanayi tekelleriyle i ieydiler. Tekellemeler ekonomik gler arasnda denge oluumunu ve dolaysyle demokrasiyi zorlatryordu. Dnyadaki 1929 ekonomik bunalm iflaslar ve isizlii arttrmt. Orta snflarn zellikle kk esnaf ve kk ifti kesimi, snfsal temellerini yitirme korkusu iindeydi. Toplumsal karklklar artm, komnistler g kazanmaya balamt. Nazi'ler ite bu ortamdan yararlanarak iktidar oldular. Alman rknn stnln, eski smrgelerin geri verilmesi gerektiini, ktlklerin kaynann yahudiler olduunu, tm Almanlarn ayn bayrak altnda toplanmalar gerektiim, parlamanter sistemin deersizliini savundular. Eitim sistemi devlete sayg temeli zerine kurulmal, orta snflar yeniden glendirilmeliydi. Tekellerin kamulatrlacam, toptanc ticaretin krnn paylatrlacan, byk maazalarn kk esnafa kiralanacan, toprak reformu yaplacan, retime katk yapmadan kazan salayan "mali kapitalizme" kar nlem alnacan vaadettiler. Ama iktidara geldikten sonra, byk sermayenin karlar ile atan hibir adm atmadlar. d) Milliyetilik Milliyetilik ideolojisinin domas, millet yai ulus olgusunun ortaya kmasndan sonradr. Deien koullar, derebeyliin oluturduu kendi kendine yeterli kapal tarm eko333

nomilerini atlatmt. Ticaret ve sanayi gelitike, bu gelimeye engel oluturan derebeylik kurumlar da ykdmaya balad. Ticaretin gelimesi iin yollar, seyahat gvenlii ve bir derebeylikten tekine deimeyecek yasalar gerekiyordu. Serf, derebeyinin izni olmadan kente gidip serbest ii olabmeliydi. Kapal tarm ekonomisinden ulusal pazar ekonomisine geilirken insanlar lke dzeyinde birbirleriyle iliki iine girdiler. Ayn topluma ait olmann bilinci geliti. "Biz" duygusu, derebeyliin, blgenin snrlarndan ulusal snrlara kadar geniledi. Ortak dil olutu, ayn yurdu paylamann bilinci geliti. Papala bal evrensel kiliseden, krala bal ulual kiliseye geildi. Ulusal zellikler bu etkileim iinde ortaya kt. "Ulus" domu oldu. Ulusal devlet, ayn zamanda yz yze ilikilerin, birbirini tanyanlar arasndaki ilikilerin nemini yitirdii bir ereveydi. Kurumsal ilikiler iinde kii kendisini ok daha gsz ve yanlz hissediyordu. Dayanma duygusuna, manevi dayanaa olan gereksinme artmt. te, byle bir ortam iindedir ki, yurtseverlik milliyetilie dnt. Siyasal iktidarn kayna da, "egemenlik ulusundur" ilkesine bal -olarak aklanmaya baland. Onsekizinci yzydda Bat Avrupa'da milliyetilik ideolojisi belirginleirken, bu ideolojiyi ncelikle kentsoylularn benimsedikleri ve kullandklar dorudur. Milliyetilik, iktidarn kaynan ulusa kaydrarak, kentsoylularn iktidarna meruluk kazandrmtr. Feodal dzenin yklmasndan sonra ortaya kan yeni toplumsal-ekonomik dzenin glenmesini, yerlemesini kolaylatrmtr. Ama tm bunlar, milliyetiliin kentsoylularn gereksinmelerini karlayan, onlara ait bir ideoloji olduu anlamna gelmez. Milliyetik bayra, zamanla, farkl dnemlerde ve farkl toplumlarda, farkl toplumsal snflarn eline geebilmitir. rnein Asya ve Afrika milliyetiliinde, ideolojiyi srtlayacak bir kentsoylular snfndan bir toplumsal g olarak szedebilmek olanakszdr. Milliyetiin erei, ilk kez ortaya kt Bat Avrupa'da ulusal devleti yaratmaya^ glendirmeye ynelikti. Daha sonra
334

birok lkede nce bamszlk, sonra da bir kalknma ideolojisi olarak kullanld. Baskn Oran 'm da vurgulad gibi; milliyetilik, ulusal devletin bulunmad talya ve Almanya rneklerinde bir "birletirme hareketi" olarak grlrken, Polonyallar, Ukraynallar, ekler, Slovaklar, Finler, Yunanllar, Bulgarlar iin bir "ayrlma hareketi" anlamn tad. Gelimi lkeleri smrgecilie iterken, geri kalm lkeleri onlara kar bamszlk sava vermeye itebiliyordu. Osmanl mparatorluu'nun okuluslu yaps iinde Trk milliyetilii ok ge geliti. nk ne derebeylikten ulusal devlete geme durumu, ne de bir bamszlk savam gereksinmesi vard. stelik imparatorluun dalmasn nlemek iin etnik kkenlere nem vermemeye, zellikle de Trk esini vurgulamamaya zen gsterilmekteydi. " Millet " yerine, inananlarn birliini vurgulayan "mmet" lks n plandayd ve halifenin varl da bu yndeki bir tercihi glendiriyordu. Zamanla imparatorluk zlmeye yztutunca, imparatorluun iinde yeralan baka uluslar kendi bamszlklarn kazanmaya balaynca, Trk milliyetilii de filizlendi. Halifeliin ve sultanln sona erip, eski imparatorluun ykntlar zerinde ada bir ulusal devlet kurmak iin, Atatrk milliyetilik ideolojisini kulland, "egemenlik ulusundur" ilkesinden hareketle yeni rejimi kurdu. Bat Avrupa'da milliyetilik ideolojisi, Papa'ya bal uluslararas nitelikteki dinsel ideolojiyle atm ve laik bir ynde gelierek egemen ideoloji olmutu. Trkiye'de de, en azndan Atatrk dneminde durum aynyd. Daha sonralar rk-milyetilerin bir blm, kendilerine toplumsal destek bulabilmek iin, " Hedefimiz Turan, Rehberimiz Kuran" sloganm benimsediler. Ama dinci evreler, ulus ayrm yapmakszn tm mslmanlar biraraya getirmeyi amalayan "mmet" grne bal olduklarndan, genellikle milliyeti akmlardan uzak durdular. Bat Avrupa'da toplumsal-ekonomik gelimeler sonucu nce ulus olgusu domu, sonra o ulusa uygun bir ulusal devletin yaratlmas asndan milliyetilik ideolojisi bir ilev grm335

tii. Geri kalm lkelerin ounda ve hatta Trkiye'de ise durum tersineydi. nce geleneksel kurumlarn ykntlar zerinde yeni bir devlet kuruldu, sonra bu devlet ilk hedef olarak "ulus"u yaratmaya alt. A t a t r k ' n Trk Dil ve Tarih Kurumlarna bunca nem vermesinin nedeni, Trklere bir "ulus bilinci" alamakt. Osmanl mparatorluu'nun okuluslu yaps iinde yitmi ve bazen de horlanm olan ulusal benlii yeniden kazandrmakt. D o u Ergil, milliyetiliin amalarn ulusal ekonomiyi yaratmak, bamsz bir ulusal devlet yaratmak ve ulusal bir kltr (ortak deer sistemi ve beklentiler) yaratmak biiminde sraladktan sonra yle diyor: " Ulus ve ulusuluk, ne Bat'nn dank feodal siyasal ve ekonomik rgtlenii iinde, ne de Dou'nun ok-uluslu ve ou teokratik impratorhklar bnyesinde geliebilirdi. Pazar ekonomisinin bu iki yapy datp, bireyleri ve yresel topluluklar ortak bir ulusal pazar iinde rgtlemesi, ulusal topluluun oluumunun temelinde yatan en nemli etmendir." Milliyetilik, ncelikle her ulusun kendi yazgsna egemen olma, kendi devletim kurma hakkn ierir. Kurulan devletin daha ada olmasn istemek de bunun doal uzantsdr. Ama ok glenen bir devletin baka uluslar egemenlii altna almak iin harekete gemesini istemek, artk baka bir milliyetilik anlayyla ilgilidir (Saldrgan milliyetilik). Sonu olarak unlar syleyebiliriz: Milliyetilik, ayn topraklar zerinde benzer koullar paylaan insanlarn, da kar korunma ve dayanma gereksinmelerini karlayan bir ideolojidir. Toplum iinde kar atmalarna alet edildiinde tutucu, toplumun da kar ortak yararlarn savunmak iin kullanldnda ilericidir. Baka bir deyile, toplumdaki bir kesimin baka bir kesimi smrmesini gzden saklamak ve kolaylatrmak amacyla kullanldnda tutucudur; ama o toplumun baka toplumlar veya baka toplumlarn iindeki bir kesim tarafndan smrlmesine kar bavurulduunda ilericidir.

336

SELM KAYNAKLAR Aaoullar, M e h m e t Ali; LTslam Dans La Vie Politique De La Turquie, Publication de la Faculte des Sciences Politic e s de l'Universite d'Ankara, Ankara, 1982. Bozda, s m e t ; nc zm (Islamiyetin Sosyo-Ekonomik Modeli), Kervan Kitapdk, stanbul, 1983. Daver, Blent; ada Siyasal Doktrinler, SBF Yaynlar, Ankara, 1968. Ergil, D o u ' deoloji ve Milliyetilik, Turhan Kitabevi, Ankara, 1983. Garaudy, Roger; Islamn Vadettikleri (ev. Nezih Uzel), Pnar Yaynlar, stanbul, 1983. Gze, Ayferi; Siyasal Dnce Tarihi, .. Hukuk Yay., stanbul, 1982. Fakltesi

Mardin, erif; Din ve deoloji, SBF Yaynlar, Ankara, 1969. Oran, Baskn; Azgelimi Ankara, 1977. lke Milliyetilii, SBF Yaynlar,

zek, etin; Trkiye'de Gerici Akmlar ve Nurculuun yz, Varlk Yaynlar, stanbul, 1964. Rodinson, M x i m e ; slam ve Kapitalizm (ev. Orhan Suda), Hrriyet Yaynlar, stanbul, 1978. Russell, Bertrand; Bat Felsefesi Tarihi (ev. Sence), 3 cilt, ilgi Yaynevi, Ankara, 1972. Muammer

Sabine, George; Siyasal Dnceler Tarihi (ev. Harun Rzatepe), Trk Siyasi limler Dernei Yaynlar, Ankara, 1969. Sarca, Murat; Siyasi Dnce Tarihi, Gerek Yaynevi, stanbul, 1983. Sencer, M u z a f f e r ; Dinin Trk Toplumuna Etkileri, May Yaynlar, stanbul, 1974. Sencer, M u a m m e r ; Osmanllarda Din ve Devlet, Erk Yaynlar, stanbul, 1974.
337

ayian, Gencay; ada Siyasal Sistemler, T O D A E Yaynlar, Ankara, 1981. enel, Aleddin; Siyasal Dnceler Tarihi, SBF Yaynlar, Ankara, 1982. eriat, Ali; slam Sosyolojisi zerine, Dnce Yaynlar, istanbul, 1980. Tunaya, Tark Zafer; slamclk Cereyan, Baha istanbul, 1962. Matbaas,

Yavuz, F e h m i ; Din Eitimi ve Toplumumuz, Sevin Matbaas, Ankara, 1969. Ycekk, A h m e t ; Trkiye'de Din ve Siyaset, Gerek Yaynevi, istanbul, 1971.

338

NC KISIM KAMUOYU VE PROPAGANDA


Kamuoyu, belirli bir tartmal konuda toplumun tmnn ortak gr, ortak kans deildir. Toplumun tm iin geerli, oybirlii ile paylalan bir kan sz konusu olamaz. Bu kan, bireysel kamlarn toplamndan ibaret olmad gibi, bazen ounluun bireysel kanlarnn rn bile olmayabilir. M n c i K a p a n i ' n i n u tanm olduka aydnlatcdr: "Kamuoyu, belli bir zamanda, belli bir tartmal sorun karsnda, bu sorunla ilgilenen kiiler grubuna veya gruplarna e"emen der. kartunttr." Kamuoyu ounluun kansn yanstabilecai gibi, baz durumlarda yanstmayabilir de. Aznln kararl bir biimde benimsedii bir gr, ounluun gevek olarak benimsedii bir gre ar basabilir. Bu gibi durumlarda, kamuoyu aznln etkisi altnda oluabilir. Ama ne olursa olsun, kamuoyu siyasal yaamda kendisini siyasal bir g gibi duyurur. Ulusal dzeyde olsun uluslararas dzeyde olsun, demokratik bir rejimde olsun bask rejiminde olsun hkmetleri etkiler, siyasal kararlarn ynlendirilmesinde rol oynar. Kamuoyunun oluumunda ise, eitli propaganda tekniklerinin nemi giderek artmaktadr. 1 . KAMUOYUNUN OLUUMU

Kamuoyunun oluumunda eitli aralar ve araclar grev stlenirler. Oluumun kendisi ise, birok srelerin ve bu srelerde kullanlan tekniklerin bir rndr.
339

a) Aralar ve Araclar Birey dzeyinde svasal kan ve tutumlarn nasl olutuunu ve asl deitiini, daha nce siyasal boyutlarn incelerken grmtk. Kamuoyuna temel oluturan siyasal kanlarn biimlenmesinde, elbette ki nce kiinin bireysel zellikleri rol oynar. Dnyaya gelinirken sahibolunan ve ou kaltm yoluyla kazanlm bulunan fiziksel ve ruhsal zellikler bir hareket noktasdr. Sonra buna, aileden balayarak bir dizi kk grubun etkisi katlr. ocuklukta kazanlan temel tutumlara giderek bakalar eklenir. Kan, kiisel tutumun belirli bir soruya verdii yanttr. Ama kii o konuyla yakndan ilgili deilse, ya bir kan beJirmez ya da beliren kan ok gevek olur. Bu gibi durumlarda kii etkileime daha fazla aktr. Nasl ki, temel tutumlarn yai kiiliklerin belirlenmesinde, aileden balayarak toplumsal evrenin belirli bir etkisi varsa, o temel tutumlara baml olmakla beraber, kanlarn oluum ve deiiminde de gene ayn evrenin etkisi bulunur. Aile, i ve arkada gruplar, yesi olduu sendika, dernek ya da siyasal parti gibi kurulular, bu srede derece derecede rol oynarlar. Bireysel eilimleri giderek grup kanlaryla btnleir. Belirli bir konuda kamuoyu oluturmak, kamuoyunu etkilemek isteyenler eitli yollara bavururlar. Yzyze, kulaktan kulaa kiisel etkileimden, yazl, szl ve grntl kitle iletiim aralarna kadar eitli aralar bu amala kullanlabilir. kar gruplar, siyasal partiler ve iktidarlar bu ii kendileri yapabilecekleri gibi, uzmanlam kurululardan da yararlanabilirler. Amerika Birleik Devletleri'nde balayan bu uygulama giderek yaygnlam, bir mal satmak iin reklam kampanyas dzenlemekte ustalam firmalar, bir dnceyi ya da bir nderi kitlelere benimsetmek iin de benzeri yntemleri kullanr olmulardr. Trkiye'de de byk partiler, profesyonel reklamclarla ibirlii yapmaktadrlar. Acaba kamuoyunun oluumunda kitle iletiim aralarnn etkisi nedir? Kiiler onlardan m daha ok etkileniyorlar, yok340

sa yakn evrelerindeki baz kiilerden mi? Paul Lazarsfeld' in A.B.D.'nde yapt aratrmalar, T V dahil en gelimi kitle iletiim a alarnn bile, yz yze ilikilerdeki kadar etkili olamadn ortaya koyuyordu. Baka lkelerde yaplan benzer aratrmalar da benzer sonular verdi. Yazl basm, radyo, televizyon, sinema gibi kide iletiim aralar, kiilerin ancak varolan gr ve kanlarn glendirebiliyor, ama deimelerinde fazla etkili olamyordu. Kiiler kendi eilimlerine uygun gazeteleri alyor, eilimlerine uygun yazarlar okuyordu. Radyo ve televizyonda da, eilimlerine uygun haber ve yorumlardan daha ok etkileniyordu. 1930 ylnda, A.B.D.'de New Jersey senato seimlerini kazanan aday, reklam masraflar iin on bin dolar derken, yerel destekilerine yirmibe bin dolar demiti. Gene ayn lkede, R o o s e v e l t ' i n yeniden cumhurbakan seilmemesi iin alan kampanyay, basnn ok byk ounluu destekledii halde Roosevelt yeniden seilmiti. Rahatlkla oaltlabilecek olan bu rnekler, kitle iletiim aralarnn kamuoyu oluumundaki etkisinin abatlmamas gerektiini gstermektedir. Nasl ki, Trkiye'de de din adamlarnn destekledii bir parti, byk basnn tm kar propagandasna karn, 1970'li yllarda beklenilenin zerinde oy toplayabilmitir. Dar evrelerde asl etkili olanlar "kamuoyu nderleri"dir. Kitle iletiim aralarnn yaymak istedikleri dnce Ve bilgileri alp yorumlayan ve bakalarna aktaranlar onlardr. Gelimi lkelerde bile varolan bu durum, zellikle geri kalm lkelerde ok daha fazla geerlidir. retmen, muhtar, imam, aa, eyh ve benzeri kiilerin aldklar bilgileri kendi eilimlerine gre szgeten geirdikten sonra krsal kesim insanna aktardklarn biliyoruz. Kiilerin, kitle iletiim aralarnn yaymak istedikleri mesajlar almalar ve yorumlamalar zorlatka, bu gibi kan ya da kamuoyu nderlerinin etkisi artmaktatadr. Kamuoyu nderlerinin ya da genel olarak bilgi aktaran kierin zgrce davrandklarn sanmak yanltr. Bilgiyi aktaran, karsndaki kiinin houna gidecek eyler sylemek 341

zorunluunu ounlukla duyor. Bylece karsndakini etkiledii kadar ondan da etkenir. Bir konuda olumakta olan kamuoyu, karlkl etkileim iinde, giderek kendi kendini glendirmi olur. Artun nsal, bu ayklama ileminden de nce daha genel bir "n ayklama" yapddma dikkati ekiyor. Bu asl n ayklamay, srasyla haber ajanlar ve kide iletiim aralar yapyorlar. zellikle uluslararas dzeydeki haber toplama ilevi, birka byk haber ajansnn tekelindedir. Byk lkelerin karlar, bu byk ajanslar araclyla ilk n ayklamaya yansyabilmektedir. b) Sreler ve Ppopaganda Kamuoyu ancak baz bilgilere dayanarak oluabilir. Kamuoyunun oluumunda ilk aama bu bilgilerin iletilmesi olduu iin, nce bu iletme ilevini yerine getiren aralar ve aracdar zerinde durduk. Oluumdaki ikinci aama ise, iletilen bilgilerin alnmasn, algdamasm kapsar. Bu aamada belirli sreler ve propaganda teknikleri rol oynar. Verilen bilgileri alp-ayklama srelerini bilmek, kamuoyunu ynlendirmek isteyenler iin ok nemlidir. Alfred Sauvy, kamuoyunun oluumu srasnda alman bilgilerin baz durumlarda biim deitirerek, sapmalara urayarak alglanmasnda, belirli kurallarn egemen olduuna dikkati jekiyor: 1) Maddesel karlar sz konusu olduunda, bilgiler bu karlar koruyacak biimde sapmaya urayarak alglanyor. rnein tketiciler, fiyat artlarn hep gerekte olduundan daha yksek deerlendiriyorlar. Vergi mkellefleri, genellikle gelirlerinin tahminlerinden ok daha yksek olduunu grerek hayrete dyorlar. Tarmsal rnlerle ilgili iyimser haberler kulaktan kulaa daha da iyimserleerek, saydar daha da artarak dolarken, karamsar haberler ksa mrl oluyor. U m u t verici bilgiler abartlarak yaylrken, umut. krc olanlar abucak unutuluyor.
342

2) Duygularn ve tutkularn sz konusu olduu durumlarda, bilgilerdeki sapma bu duygu ve tutkular glendirici ynde gerekleiyor. Dindar kii mucizeler grmeye ya da duymaya, inansz kiiye oranla ok daha yatkn oluyor. Ayn ekilde, rnein uan daireleri inanmayanlar deil, ounlukla inanma eilimindekiler gryorlar. Sava srasnda dmann yapt vahetle ilgili bilgiler abucak yaylp inanlrken, kendinden olanlarn benzer davranlaryla ilgili bilgiler kukuyla karlanp abucak unutulabiliyor. Bir bilim adam bile, kendi kuramn glendiecek deneyleri ve olaylar hemen grrken, tersi durumlar alglamakta zorluk ekebiliyor. 3) Toplumsal ortak bir davayla ilgili olaylar sz konusu olduunda, sapma, grupdaki dayanma ve tutarl glendirecek ve desteklenen mcadeleyi hakl gsterecek biimde ortaya kyor. Savada ordunun gc, durumu, baar! ayla ilgili olarak hep gven duyucu bir kamuoyunun olumas olasl yksek cluyor. nk gereksinme bu yndedir. Nasl ki, barda da siyasal partilerin yeleri ayn olaylara farkl gzlklerle bakyorlar. Olaylar ve koullar, bir kuku bunalmna yer vermeyecek, yaplan zverileri hakl gsterecek biimde gryor ve deerlendiriyorlar. 4) tenlikle, bilinsiz olarak, istenmeden yaplan sapmalarla, kiinin kendi tutumunu hakl gstermek iin bilerek ve isteyerek b a 5 v u r d u u sapmalar hep ayn ynde oluyor. Sz konusu tutumun maddesel, zihinsel ya da duygusal oluu sonucu deitirmiyor. 5) Bireyin bir soruya yant vermesi srasnda ortaya kan sapma, byle bir dnme frsat olmadan kendiliinden ve hzl biimde oluan tepkilere gre ok daha az oluyor. Soru sorulurken "Emin misiniz? Dorulayc bilgiler aldnz m?" gibisinden aklayc zorlamalara gidildike ve yant iin yeterli bir dnme sesi brakldka sapma daha da azalyor. ok nemli olaylar dnda, kamuoyunda hzl deimelerin olmadm syleyebiliriz. Kendi kansnn tersini gsteren olaylar ya da kantlarla karlaan her birey, grn ve tutumunu deitirmeye hazr deildir. Kimisi bu yeni verileri
343

deerlendirmeye bir lde olsun akken, kimisi savunmaya geerek tutumunu daha da katlatrabilir. Kamuoyundaki deime, en lmllardan balayarak, zamanla, ar ar gerekleir. Kamuoyu unutkandr ve gemiden ok bugnk verilerden etkilenir. Bellei gemile ilgili bir olay bir kez saptrmsa, onu dzeltmek ok zordur. Buna rnek olarak, baz batl lkelerin kamuoyunda varolan " Tiirk-Ermeni sorunu''' ile ilgili nyarglar gsterebiliriz. Nasl ki, kamuoyunun oluumuna yardm eden alglanmas belirli kurallara gre gerekleiyorsa, o etkilemek amacyla yaplan propagandann da belirli vardr. J e a n - M a i e D o m e n a c h bu kurallar yle bilgilerin oluumu kurallar sralyor:

1) Basitletirme ve tek dman kural Propaganda her eyden nce konuyu basitletirip, herkes tarafndan kolaylkla anlalabilecek hale sokmaya alr. "Yaasn A", "Umudumuz B", "Kahrolsun C", "Katil D" gibi sloganlar, etkili bir siyasal propagandann vazgeilmez gelerindendir. Dost ve dman, iyi ve kt bellidir. 2) Kabaca, genel ifadelerle anlatma kural Bu kural da, kitlelere verilmek istenen mesajlarn basitletirilmesinin doal bir sonucudur. Hitler nl Kavgam kitabnda yle diyor: "Her propaganda, anlatm dzeyini, yneldii kitleler iindeki en dk anlama yeteneine gre dzenlemek zorundadr". Partiler iktidara ulatklarnda eitli toplum kesimleri iin neler yapacaklarn programlarnda ayrntl bir biimde yazabilirler. Ama sra kitlelere ynelik propagandaya gelince, ayrntlara yer olamaz. "Kalknma kylden balayacak", "ii hakkm alacak", "Ekonomide nc zel sektr olacak" gibi genel anlatmlar n plana geer. 3) Tekrar kural - Hitler 'e gre, propaganda az sayda dnce ile snrlandrlp, o az saydaki dnce bkmaz usanmaz bir biimde tekrarlanmaldr. Nazizmin propaganda ileri sorumlusu Gbbels 'in u sz nldr: " Ayn eyi iki bin yldr tekrarlad iindir ki Katolik kilisesi etkisini srdryor". Aslnda ticari reklamlarda da ayn kuraln geerli olduu syle344

nebilir. Srekli duyulan ey, doruymu gibi bilin altna yerleebilir. 4) Sevileni kullanma kural Sfrdan balayarak bir topluma herhangi bir dnceyi ya da herhangi bir rn istenildii anda kabul ettirme olana yoktur. Ancak toplumun daha nce benimsemi olduu eylerden hareketle, ona yeni baz eyler de verilebilir. rnein bir dini ya da ideolojiyi benimsemi olanlara, "Sizin inancnz yanltr" diye propaganda yapmak, davay daha peinen kaybetmek anlamna gelir. Oysa, " Esasta ben de sizinle ayn inanc paylayorum, ama..." diye balamak, en azndan syleyeceklerinizin daha dikkadi dinlenmesini salayabilir. 5) Oybirlii ve bulama kural nsan toplumda yanlz bana yaamad iin, grubun ya da yesi olduu birden ok grubun etkisi altnda kalr. O gruplardaki egemen dnceye ters dmemeye alr. Karasz olan kii ise, ounlukla bir gr olmadndan dolay deil, ama farkl evrelerin etkisi altnda kaldndan dolay bu durumdadr. Propagandann amac, belirli yndeki etkileri glendirmek ve toplumda nemli bir kesimin de o gr benimsedii inancn yaratmaktr. ounlua uymak, ondan etkilenmek genel ve gl bir eilimdir. zellikle siyasette, her propagandann bir kar-propagandas bulunur. Kendi grlerini yaymak isteyenler, bir yandan da kardarmdakilerin grlerini rtmeye alrlar. Kar tarafn propagandasn oluturan eler birbirinden ayrlarak teker teker ele alnp zayflatdr. Hatta bu eler baz durumlarda birbirlerine kar kullanlr. Rakip propagandann zayf taraflar n plana kardarak, ncelikle o noktalar rtlr. Kar-propaganda taktiklerinden birisi de, kar grden ok, o gr savunan kii ya da kiileri ypratmaya yneliktir. rnein bir siyasal partinin ya da hkmetin nde gelen yelerinin zel yaamlarndaki ho olmayan yanlar, gemide baka dnceleri savunmu olmalar, ya da karanlk ilikiler iindeymi gibi grnmeleri, kar propagandaya malzeme sa345

lar. Savunan kii ypratlarak, savunduu dncenin nemi azaltlm olur. Kar-propagandann bulunmas durumunda, en iyi dzenlenmi propagandalar bile baarszla urayabilir. Otoriter rejimlerdeki resmi propagandann etkisinin ykseklii, kar-propaganda olanaklarnn byklde kslm oluundandr. Propaganda, kamuoyunun oluumu srasnda zellikle kararsz kesimler zerinde etkili olur. Byk bunalm dnemlerinde ortaya kan kararsz ortamlarda, propagandann etkisi ile kamuoyunun bir udan teki uca ksa aralklarla kaymas olasl artar. Ama koullarn altst olmad dnemlerde, propaganda bir yandan kararszlar etkilemeye alrken, te yandan da ayn gr paylaanlar arasndaki dayanmay arttrr, saflarn sklatrlmasn kolaylatrr. 2. F A R K L I T O P L U M L A R D A K A M U O Y U VE P R O PAGANDA Gerek kamuoyu, gerekse o kamuoyunun oluumunda rol oynayan propaganda, siyasal atma ve uzlama srelerinde byk nem tar. Ama bu nem, bir yandan toplumun gelime dzeyine ve kltrel zelliklerine, te yandan da rejimin niteliklerine gre deiir. a) oulcu S i s t e m l e r d e K a m u o y u oulcu sistemler, toplumda koullar, karlar ve dolaysyle grleri birbirinden farkl kesimlerin varln kabul ederler. Farkl koullarn rn olan kar ve grlerin yasal yollardan dile getirilmesini, savunulmasn salamaya alrlar. Toplumda belirli bir uzlamann, ancak bu bar atmann sonunda ortaya kabileceine inanrlar. oulcu demokrasi ya da zgrlk demokrasi olarak adlandrdan siyasal sistem ite bu temel zerinde olumutur. Btn ada siyasal sistemlerde ynetenler kamuoyuna nem verirler. Ama tekilci yan baskc sistemlerde yneten346

ler kamuoyunu tek ynde oluturmak iin tm olanaklar kullanrlarken, oulcu toplumlarda -ok ynl etkiler altndaoluan kamuoyunun, ynetenlerin kararlarnda arlk tamas sz konusudur. Birinde kamuoyunun zgrce oluumu, tekisinde ise siyasal iktidar tarafndan oluturulmas ilkedir. Ama tm temel hak ve zgrlklerin saland hukuk dzeninde bile, kamuoyunun tam anlamyla zgr ve salkl bir biimde olutuu sylenemez. nk kamuoyunu etkilemeye alan kar ve bask gruplarnn ellerindeki olanaklar eit deildir. Para gcne daha ok sahip olan toplum kesimleri, kamuoyunu etkilemek asndan daha ansldr. Kamuoyunun oluumunda nemli yeri olan basn zgrlnden, toplanma ve gsteri yapma zgrlnden, rgtlenme zgrlnden yararlanabilme dzeyi, parasal olanaklara bamldr. Bir siyasal sistemin, kamuoyunun oluumuna katkda bulunmak asndan tm toplum kesimlerine eit olanaklar salayabildii lde, salkl bir toplumsal uzlamaya ulalabileceini syleyebiliriz. Kamuoyunun tek yanl etkiler altnda olutuu durumlarda dengeden uzaklalr, siyasal kararlar da tek yanl olmaya balar. Bu kararlarla karlar ya da dnya grleri badamayan toplum kesimleri patlamaya, rejime kar kmaya itilirler. Sartori 'nin de vurgulad gibi, bir kannn halk arasnda yaylmasn salamakla, bir kannn halk tarafndan oluturulmasn salamak arasndaki ayrm temeldedir. Birinci durum bask rejimlerinde, ikinci durum ise demokratik rejimlerde sz konusu olabilir. Bask rejimlerinde, kamuoyunu oluturan aralarn hemen tm devletin tekelindedir. Demokratik rejimlerde, byle bir devlet tekeli daha balangda reddedilmi olmakla birlikte, kamuoyunun serbeste oluumunu zorlatran, hatta baz durumlarda nleyen engeller vardr. Kimi toplum kesimlerinin sesi daha fazla kt gibi, kimi konularn da serbeste tartlmasn engelleyen tabular bulunur. Baz dinsel ya da ulusal konular bu erevede saylabilir. Demek ki, oulcu toplumlarda oluan kamuoyu ile tekilci toplumlarda gdlen kamuoyu arasndaki temel fark, bu
347

konuda bir devlet tekelinin bulunup bulunmamasndan kaynaklanmaktadr. O n d a n tesi, bir nitelikten ok derece fark olmaktadr. oulcu demokrasiler iktidarn blnmesine dayanr. nk denetlenemeyen, dengelenemeyen bir iktidar demokrasinin ve dolaysyle de zgrlklerin sonu olabilir. Demokratik bir sistemde kamuoyu siyasal kararlar zerinde etkili olacana gre, kamuoyunun oluumuna malzeme salayacak olan haber ve bilgi verme olanaklarnn da tek elde toplanmam bulunmas gerekir. Toplumun haber alma kaynaklar oalp eidendike, doru bilgiye ulama olasl da artar. Kitle iletiim aralarna sahip olmak pahallandka, kamuoyu oluumunda varlkl toplum kesimlerinin etkisinin artmas doaldr. Basm ve yaym teknolojisinin pahallamas ile birlikte, A.B.D.'den Trkiye'ye kadar, hemen tm oulcu toplumlarda gazete saysnn azaldn ve belirli bir tekellemeye gidildiini biliyoruz. Belirli toplum kesimleri belirli yayn organlarnn tekeli altna girdike,' o toplum kesimleri arasndaki kartlklarn daha sertlemesi ve ksrlamas olasl ykselmektedir. Baz oulcu sistemlerde radyo ve televizyonun devlet tekelinde olduunu biliyoruz. Bunun amac, iktidarda bulunanlara, kamuoyunun oluturulmas asndan bir avantaj salamak deildir. Byle bir olana, haberlei saptrma ve halka yanl bilgi verme iin deerlendiren bir siyasal iktidar,' grevini ktye kullanyor demektir. Radyo ve televizyon kadar yaygn ve etkili iletiim aralarn devlet tekelinde bulundurmann oulcu bir sistemdeki nedeni, onlarn herhangi bir toplum kesimince tek yanl kullanlmasn nlemektir. Oysa iktidarn onlar tek yanl kullanmas da oulcu sistemin mantna ters der. Kamuoyunu etkilemek amacyla sadece baskc rejimlerin propagandaya bavurduunu sanmak yanltr. Varlklarn srdrmek iin tekilci-baskc rejimlerin nasl propagandaya gereksinimleri varsa, oulcu-demokratik rejimlerin de propagandaya gereksinimleri vardr. Ama birisi otoriter-totaliter
348

bir propaganda yaparken, tekisi demokratik bir propaganda yapar. Gnn birinde baskc bir rejimle karlamak istemeyen toplumlar, robotlam, her syleneni itirazsz, dnmeden benimseyen bireyler deil, sorumluluk duygusuna sahip, dnen ve tartan yurttalar yetitirmek zorundadrlar. Demokrasilerde egemenlik topluma ait olduuna gre, toplum tm olup bitenlerden ve zellikle de kamuyu ilgilendiren tm gelime ve kararlardan doru bir biimde haberdar edilmelidir. Diktatrlk hastaln nlemenin yolu, demokratik dnp davranmaya alm yurttalara sahip bulunmaktan geer. b) Tekilci S i s t e m l e r d e K a m u o y u Baskc rejimler ok seslilie ve dolaysyle de, kamuoyunun farkl etkilerin sonucunda olumasna izin vermezler. T m iktidar tek elde toplanmtr ve devlet eliyle sistemli bir biimde yrtlen propagandann amac da, iktidarn grnn tm toplum tarafndan benimsenmesini salamaktr. Rejimin temel felsefesine, resmi ideolojisine ters olan grlerin sylenmesi ve savunulmas yasaktr. oulcu sistemlerin kart olarak, bu istemlerin tmn de "tekilci" olarak nitelendirebiriz. Artk serbeste oluan bir kamuoyu deil, gdml bir kamuoyu sz konusudur. Komnist ve faist bask rejimlerinde, resmi ideolojinin zihinlere "tek doru" olarak yerletirilmesi abas okullardan, iyerlerinden balatdarak srdrlr. Kulp, dernek ve benzeri kurulular hep ayn amaca hizmet eder. Radyo, televizyon ve yazd basn hep tek seslidir. Ama bu tr tekilci toplumlarda bile, "fslt gazetesi", gizli yaynlar, gizli toplantlar ve rgtlenmeler tam anlamyla nlenemez. Varolan resmi kamuoyunun yannda, daha az etkili olmakla birlikte bir kart kamuoyunun varl da zaman zaman kendisini duyurur.. 1956'da Macaristan'da, 1968'de ekoslovakya'da ortaya kan ufak bir kvlcm, bu ikinci kamuoyunun birincisinden bile daha etkili ve yaygn olabileceini gstermitir. Polonya'da Walesa nderliindeki Dayanma Sendikasnn artc gc, rejime kar olan kamuoyunun gcn yanstmaktadr.
349

En byk basklar ve ileri teknikler, mutlak "gdml" bir kamuoyu yaratamamaktadr. Ama ada rejimler iinde bu konudaki en byk baary Lenin ve Hitler salamtr. Marx yle diyordu: "Gerek basky, ona bir bask bilinci katarak daha da sertletirmeli ve onun utancn ilan ederek daha da utandrc klmal". Lenin bu noktadan hareket ederek, her alanda siyasal ifaatlar ve sulamalar yaplmasn istemiti. Leninci propagandac, gnlk sorunlardan hareket ederek hep onu sistemin temeldeki bozukluuna balyordu. sizlikten savaa, bir grevden piyasadaki durgunlua kadar her sorun kapitalist sistemin bozukluuna ve onun gerisindeki snf atmasna balanabilirdi. Bu birinci ama ile kitlelerin hazrlanmasndan sonra, sra sloganlara geliyordu: " Toprak ve Bar", "Ekmek, Bar, zgrlk" ya da " Tm ktidar Sovyetlere" gibi. nemli olan, bu sloganlara taklp kalnmamasyd. nk zaman iinde o slogann anlam kalmayabilir, hatta tersi savunulabilirdi. rnein 1917 Devrimini hazrlayan ortam iinde ve belirli bir aamada iktidarn Sovyet olarak adlandrlan halk kurullarnda olmas istenmiti. Ama Sovyetlerde egemen olan partiler, kardevrimci burjuvazi ile ibirlii yapmaya balaynca, artk o slogann unutulmas gerekiyordu. Troki, leninci propaganday u szlerle savunmaktayd: "Bizi, kamuoyunu yaratmakla suluyorlar. Bu doru deil. Biz yalnzca kamuoyunu formle etmeyi deniyoruz" Leninci propaganda, sadece yetitirilmi propagandaclar deil, ayn zamanda yetitirilmi kkrtclar da kullanyordu. Propagandacnn grevi, bir kiiye ya da kk bir gruba birok dnceyi, bir ideolojinin temellerini iletmekti. Kkrtc ise, tek bir dnceyi ya da kk bir dnce grubunu byk bir kitleye gtrmekle ykmlyd. Kapitalist sistemin elikilerinin yaratt somut bir hakszlktan hareket eden kkrtc, honutsuzluk yaratmaya, bu ak hakszla kar kitleyi harekete geirmeye alacakt. O haksz durumun ideolojik aklamasn yapma grevi ise propagandacya aitti.
350

Propaganda ve kkrtmann arkasndan da rgtlenme gelmeliydi. Komnist Enternasyonalin ikinci kongresinde, partili milletvekillerine u hatrlatma yaplmt: "Partili her milletvekili dier milletvekilleriyle ortak bir dil bulmaya almakla deil, partinin kararlarn uygulamak iin dman iine yollanm bir kkrtc olmakla grevlidir." Komnist milletvekilleri yasa tasarlar kabul edilsin diye deil, propaganda ve kkrtma arac olmak iin hazrlanmalyd. Leninci propaganda, kamuoyunu komnist partisinin st dzey yneticilerinin grleri dorultusunda oluturmaya alr.* Dorunun ne olduuna orada karar verilir ve kamuoyu da o erevede oluturulur. Ama bu ereve daraldka honutsuzluklarn artmas, sonunda da parti iinde byk temizliklerin yaplmas kanlmaz olur. Parti ynetiminin ya da o ynetime egemen olan tek bir kiinin izledii siyaset gerei, baz durumlarda tarihsel gerekler bile saptrlmtr. ada siyasal propaganda tekniklerinin gelimesine en byk katky Hitler ve Gbbels'in yaptn syleyebiliriz. kisi de tekilci bir toplum yaratmak amacyla kullanlsa da, leninci ve hitlerci propagandalar arasnda byk farklar vardr. Kullandklar aralar bile farkl amalar iin kullanmaktadrlar. Lenin " Toprak ve Bar" slogann kullanrken, gerekten de topran paylatrlmasn ve savan sona erdirilmesini neriyordu. Oysa Gbbels, Alman halknn "hristiyan uygarln savunmak iin" savatn sylerken, bunun gereklerle hibir ilgisi yoktu. Leninci sloganlar aklc ve somut bir temele dayanrken, hitlerci sloganlarn tek amac duygulara ve heyecanlara hitabetmekti, halkta kin ve kudret arzusu yaratmakt. Mussolini, ada insann hayret verecek kadar inanmaya hazr bir yaratk olduunu sylyordu. Hitler ise bu konuda daha d a ilgin grlere sahipti: " Halk byk ounluuyla kadns bir ruh haline sahiptir. Dnceleri ve davranlar, akl yrtmenin rn olmaktan ok duyularnn yaratt izlenimlerin riinii351

dr. (. . .) iktidara geldiimiz zaman, her Alman kadnnn bir kocas olacaktr". Hitler iin propaganda amacyla kullanlan temalar nemli deildi ve sk sk deiebilirdi. nemli olan halk harekete geirmekti. Bu amala bilinlerden ok bilin altlarna sesleniliyordu. Btn gsteriler inceden inceye dzenleniyor, hibir ey rastlantya braklmyordu. Hider, " garip bir irade"nin kitlelere egemen olmas iin en uygun zamann akam saatleri olduuna bile dikkat etmi ve bunu kullanmt. Hitlerci propaganda kesintisizdi. Hitler ve partisi her yerde hazr ve nazrd. Sokakta, iyerinde, evlerde ve hatta yatak odalarnn duvarlarnda. Gazeteler, radyo ve televizyon srekl i biimde ayn eyleri yineliyordu. Rus yazar akotin 'in de dedii gibi, bireylerin bilin altlarna u mantk yerletiriliyordu : " Hitler tek ve. gerek g demektir. Mademki herkes Hitler''le beraber, sokaktaki insan olarak ben de, eer ezilmek istemiyorsam onunla 1 birlikte olmalym." Gene akotin'e gre; Pavlov'un zil sesini /luyunca az sulanan kpek deneyinde olduu gibi, kitlelerde ^koullu refleksler gelitiriliyordu. Hitlerci propagandann temel ilkelerinden birisi, halka dnme frsat brakmamakt. Halk dnmemeli, kendisi yerine dnlenleri duygularyla benimsemeliydi. Birgn Yahudi sorunu, birgn komnist barbarl, baka birgn d sorunlar gndeme geliyordu. Bu konulardan birisiyle ilgili propaganda aniden durabilir ve beklenmedik bir anda yeniden balayabilirdi. Hiderci propaganda halkn Hider'i sevmesini deil, ondan bylenmesini, onun elinde bir ara, bir obot olmasn salyordu. c) Geri Kalm lkelerde Kamuoyu

v pf t of**" i

Geri kalm lkelerin yapsal zelliklerinin, etkin ve yayuu bii' kamuoyunun varln olanaksz kldn svlcyebiliriz. Nfus ounluunun krsal blgede ve birbirinden kopuk birimler halinde yaamas; kitie iletiim aralarnn yetersiz352

lii; okuma-yazma orannn ve genel olarak eitim dzeyinin ok dk oluu; birounda daha bir dil birliinin bile bulunmay; toplumsal gruplama ve rgdenmelerin zayfl gibi zellikler, bu sonucun domasnda byk rol oynamaktadr. Bamszln yeni kazanm olan birok Asya ve Afrika lkelerinde henz bir ulusal btne ait olma bilinci domamtr. Geleneksel toplumdaki kabile tr ie dnk yaam biimi s inektedir. Bireyin ilgisi ve bilgisi kabilesinin snrlarn ok nadiren aabilmektedir. Kentlerde oturan aznlk bile, ounlukla etnik ve dinsel gruplara blnm olarak birbirlerinden kopuktur. ounlukla bir dil ve inan birliinin bile bulunmay, kltr birliini ve ulusal dzeyde kamuoyu oluturulmasn olanakszlatrmaktadr. Byle bir yapda, radyo ve televizyon benzeri kitle iletiim aralar yaygmlasa bile, kamuoyunun oluumunda ilk adm demek olan bilgilerin kitlelerce alnp deerlendirilmesi ok zordur. Eitim dzeyinin dkl, kitle iletiim aralaryla iletilmeye allan bilgilerin yorumlanarak kitlelere aktarlmas grevini gene de ok kk bir okumu aznla brakacaktr. Birbirinden kopuk etnik gruplamalarn egemen olduu bir yapda, kamuoyunun oluumundan ok, geleneksel nderler tarafndan gdml klnmas sz konusu olabilir. rnein parti tercihleri kiiden kiiye deil, kyden kye, kabileden kabileye, mezhepden mezhebe deiir. Geleneksel yapnn bozulmad, iblmnn ve farkllamann yeterince gelimedii bu gibi toplumlarda,, ada anlamda kar ve bask gruplaryla siyasal partiler de olama/. Oysa kamuoyunun oluum asndan bu tr gruplama ve rgtlenmelerin rol byktr. Geri kalm lkelerin ounda tek partili sistemlerin ve askeri diktatrlklerin ar bastn gryoruz. Geri kalm lkelerin yapsal zelliklerinin sonucu olan bu durum da, etkin bir kamuoyunun oluumunu engelleyici bir rol oynamaktadr. lke gelitike kentleme oran artmakta, eitim dzeyi ykselmekte, etnik blnmelerin yerini toplumsal iblm-

nn yaratt blnme ve rgtlenmeler almakta, kitle iletiim aralar gelimekte, kamuoyunun etkinlii artmakta ve rejim demokratiklemektedir. Geleneksel yap tekilci ve baskc rejimleri kolaylatrrken, yapnn oulcu ynde deimesi ile birlikte daha uyank ve hareketli bir kamuoyu doabilmektedir SELM KAYNAKLAR Chariot, Monica; La Persuasion Politique, Armand Collin, Paris, 1970. Daver, Blent; Siyasal Bilime Giri, SBF Yaynlar, Ankara, 1968. D o m e n a c h , Jean-Marie; La Propagande Politique, PUF, Paris, 1965. Kapani, Mnci; Politika Bilimine Giri, A.. Hukuk Fakltesi Yaynlar, Ankara, 1978. nceolu, Metin; Gdleme Yntemleri, A.. - B.Y.Y.O. Yaynlar, Ankara, 1985. Lancelot, Alain; Les Attitudes Politiques, PUF, Paris, 1969. Lundberg-Schrag, Larsen; Sosyoloji (ev. . Ozankaya), Trk Siyasi ilimler Dernei Yaynlar, Ankara, 1970. Sartori, Giovanni; Demokrasi Kuram, Siyasi ilimler Dernei Yaynlar, Ankara, 1977. Sauvy, Alfred; UOpinion Poblique, PUF, Paris, 1964. nsal, Artun; Siyaset Bilimine Giri, SBF, Ankara, ders notlarj (teksir). 1980-81 Trk

354

DRDNC KISIM . SYASAL KATILMA VE SEMLER


Yurttalarn, devletin eitli dzeylerdeki karar ve uygulamalarn etkileme eylemlerine siyasal katlma diyoruz. Mahalle ya da ky yneticisinden devleti ynetenlere kadar, eitli dzeylerde yaplan seimler, siyasal katlma olgusunun yalnzca bir blmn olutururlar. ada, demokrasilerin gelimilii, siyasal katlmann yaygnl ve etkinliiyle llr olmutur. 1. SYASAL K A T I L M A Yurttalarn siyasal yaama nasd ve ne. lde katldklar ile neden katldklar sorularn ayr ayr incelemekte yarar var. Eski Yunann dorudan demokrasisinden gnmzn sanayi demokrasisine gelinceye dein, siyasal katlmann sadece biimi ve dzeyi deil, ayn zamanda itici nedenlerinde de nemli deiiklikler ortaya kmtr. a) K a t l m a n n tlevi, B i i m i v e Dzeyi Halkn siyasete katlmas. " Halk Egemenlii" kavramnn yaygnlamas ve meruluun lt olmasyla geliti. Gnmzde bir rejimin demokratiklii, halka tand siyasal katlma olanaklar ile llr hale geldi. Siyasal katlmann amac ve ilevinin ne olduu sorusunun tek yant yoktur. Siyasal katlmann -rejimden rejime nem sralamas deien- birok ilevi bulunduu gibi, siyasal katl355

mann kendisi de, ara olmann yansra ay zamanda bir amatr. Hibir sonu vermese bile, katlma yollarnn ak "bulunmas, toplumsal gerdi mi azaltc, yurttalk duygularn glendirici bir etki yapabilir. Siyasal katlmann ilevlerinin banda, siyasal yneticilerin ve toplumsal istemlerin belirlenmesi gelir. Birok kez bu iki ilev iie girmi olmakla beraber, snrl bir demokrasinin tercih edildii durumlarda, siyasal katlma ile seimleri edeerli tutma eilimi vardr. Seim yolunu ak tutmakla birlikte, halkn sorunlarn ve eletirilerini dile getirme olanaklarn ksan rejimler, bir tr sekinler ynetimini istiyorlar demektir. Halkn kendisini ynetecekleri semesi, ama gerisine karmamas gerektiine dayal bir mantk, ada demokrasiye ters der. ada demokrasiler, katlma olanaklarn sanayi, kurulularna ve zerk kurumlara kadar uzatmaktadrla. ilerin iletmelerin, retim yelerinin ve hatta ren ederin niversitelerin ynetimine katlmalar uygulamalar oalmaktadr. Ekonomik demokrasi olarak da adlandrlan birinci uygulamann amac, verimlilii arttrmak ve yabanclamay gidermektir. Siyasal katlma,_ eitli toplum kesimlerine temsil olana salayarak, toplumda belirli bir dengenin ve uzlamann oluumunu kolaylatrr. Katlm olanaklar deiik bir biimde arttka, toplumdaki gler dengesinin siyasete bar yollardan yansmas ve siyasal istikrarn artmas doaldr. Eer toplumdaki baz kesimler yeterli katlma olanaklarna sahip deilsele"bir "katlma bunalm" doar. O toplum kesimleri, kendilerine gleri orannda etkin olma frsat tanmayan sisteme kar karlar. Bat Avrupa'da 1848 ii ayaklanmalar bu tr bir ka tdma bunalmnn rnyd. Oy hakknn geniletilmesi, sendikal hak ve zgrlklerin salanmasyla bunalm atlatld. Rejime kar olan toplum kesimleri, rejimin temel gvencelerinden birisi durumuna geldiler. Siyasal katlma, sistemin bar yollardan zaman iinde deimesine olanak tanrken, ayn zamanda kar gleri sistemle btnletirmi ve bir anlamda sistemi de glendirmi
356

olur. Siyasal sistemin ve toplumsal dzenin, deien koullaa gre kendilerini yenilemelerine olanak verir. Faist ve komnist rejimlerdeki siyasal katlmann ilevi ve amac ise farkldr. Bu gibi rejimlerde, temsil ve dile getirmeden ok, resmi ideolojinin ve yneticilerin onaylanmasyla, halk belirli ynde harekete geirme, "seferber etme" sz konusudur. Rejimin baars, bu ilevin yerine getirilmesine baldr. Kukusuz ki, tm yurttalar siyasal yaama ayn lde katlmazlar. Amerikal siyasal bilimci R.A. Dahi, katlmann drt boyutta incelenebileceini savunuyor: lgi, nemseme, bilgi ve eylem. Siyasal olaylar izleme derecesi "ilgi"yi, onlara verilen nem derecesi "nemseme"yi, onlarla ilgili olarak sahip olunan veriler de "bilgi"yi gsterir. Siyasal kararlar etkilemek iin gsterilen abalar "eylem"dir. Deniz Baykal 'm nerdii l snflandrma ise daha sade ve aktr. Siyasal olaylar izleme, onlar hakknda tutum taknma ve onlarn iine karma. Bylece siyasal olaylar izlemeden balayp, onlar etkilemeye ynelik eylemlere kadar uzanan bir siyasal katlma yelpazesi olumaktadr. Yurttalarn ne kadarnn hangi boyutta katldn saptamak gerek siyaset bilimi asndan, gerekse lkeyi ynetenler ve ynetmek iddiasnda olanlar iin nemlidir. Katlma dzeyleriyle ilgili farkl ve daha ayrntl snflandrmalar da yaplabilir. Ama hangi snflandrma sz konusu olursa olsun, ilk ve en nemli kesimi, siyasal srece hibir biimde katlmayanlar olutururlar. Bunlar alnan ve alnacak siyasal kararlara hibir biimde ilgi duymadklar iin, onlar nemsemeleri, o konularda bilgi edinmeleri ve eyleme gemeleri de sz konusu deildir. Bu kesimin toplum iindeki orannn bykl eitli biimlerde yorumlanabilir. Siyasal ilgisizlik, koyu bir cehaletten ya da umutsuzluktan kaynaklanabilecei gibi, zellikle A.B.D. gibi yaam dzeyinin ok yksek olduu toplumlarda, toplumsal-ekonomik ciddi sorunlar bulunmayan orta snflardan da kaynaklanabilir. Siyasete ilgisizliin nedenini oluturan olumsuz etkenleri deitirmek iin aba gstermek yararldr. Ancak, siyasal yaama kar tamamen ilgisiz kitleleri zor kullanarak sandk bana gtrmeye
357

almak konusunda ayn ey sylenemez. Oy kullanmann yasal zorunluk haline getirildii yerlerde, baz kitleler, ilgisiz ve bilgisiz olduu konularda ve tamamen gdml biimde kullanlm olmaktadrlar. Byle bir durum salkszdr ve ounlukla da, tutucu bir ynde etkisi olaca dnlerek planlanmaktadr. Katlma dzeylerini deerlendirirken, onlarn da kendi ilerinde derecelendirildiklerini unutmamalyz. rnein siyasal ilgi, olaylar radyo ve televizyondan izlemekle snrl olabilecei gibi, yazl basn izlemeye, bu konudaki ayrntl haber ve yorumlar okuyarak bir sonu karmaya, belirli evelerde onlar tartmaya kadar da uzayabilir. Siyasal eylem, sadece oy vermekle snrl kalabilecei gibi, partilerin toplantlarna katlmaya, onlara ye olmaya, orada etkin grevler almaya, partinin aday olmaya kadar da gidebilir. Siyasal katlmann yasal olmayan biimleri de vardr. Yasa d rgtlere ilgi duymak, onlarn yesi veya yneticisi olmak, gizli toplantlara katlmak, afi asp bildiri datmaktan balayp silahl mcadeleye kadar uzanan eylemlere girimek, hep bu erevede deerlendirilebilir. Yasa d siyasal katlma biimleri, rejimin katlndan ve basklardan kaynaklanabilecei gibi, belirli dnce ve kar gruplarnn toplumdan destek grmemelerinden, yasal yollardan etkili olamamalarndan da kaynaklanabilir. Bar yollardan salanamayan etkinin yasa d yollardan salanmasna allmas, ayn zamanda bir umutsuzluun ifadesi olabilir. b) K a t l m a y Belirleyen Etkenler Siyasal katlma da, birok apraz etkenin rn olarak ortaya kan bir tutumdur. Bireysel olanlardan balayarak bu etkenleri ylece sralayabiliriz: Ya ve cinsiyet, aile, eitim, meslek, gelir, yerleme biimi. Ya etkeni zerinde daha nce uzun uzun durmutuk. eidi aratrmalar, siyasal katlma eiliminin orta ya gruplarnda dierlerine oranla daha yksek olduunu gsteriyor. Genler bunalml dnemlerde, i ve d nemli sorunlarn gn358

demde olduu ortamlarda yksek oranda siyasal katdma eilimi iine girdikleri halde, bunu izleyen dnemlerde ilgilerinde azalma olabilmektedir. Bu durum, zellikle yksek renim yapan genlerde belirgindir. Genlere umut verebilen ynetimler, onlardaki enerjiyi ok yapc bir katlmda deerlendirebilmektedirler. Kadnlarn siyasete duyduklar dginin erkeklerden daha az olduunu da daha nce grmtk. zellikle ocuk dourma ilevinin kadnda oluu, onu ev ilerine ynlendirmektedir. Bylece de, siyasal olaylarn onun ilgi alan dna tamas doallamaktadr. Bu durumun doal sonucu, kadnn siyasal katlmnn erkeine baml hale gelmesidir, ilgisinin az olduu ya da hi bulunmad bir alanda, kadn erkeinin yapt tercihi fazla dnmeden ve nemsemeden kabul edebilmektedir. Ailenin ocuun eitiminde ve dolaysyle de temel tutumlarnn oluumundaki nemli roln biliyoruz. zellikle siyasal ilgi dzeyinin yksek olduu ailelerde, ocuun da aesinin eilimlerinden etkilenmesi doaldr. Anne ve babann eitim dzeylerinin yksek olduu adelerde bu etkinin daha belirgin olmas beklenebilir. Ama tersi durumlarda ve zellikle de ocuun yksek renim yapmas halinde, ocuk zerindeki aile etkisi azalacaktr. Gzlemler, gelir dzeyi ile siyasal katlma eiliminin doru orantl olduunu ortaya koyuyor. Gelir dzeyi ykseldike siyasal olaylara ilgi artarken, en dk gelir gruplarna gidildike bu ilgi tamamen yok olabiliyor. Yoksul snflarn temsiline ynelik siyasal partilerin bulunmad durumlarda, btn partilerin yneticileri, yasama ve yrtme organnn yeleri, st ve orta gelir dzeyindekilerle snrl kalabiliyor. Siyasal katdma eiliminin doru orantd artp ya da eksildii bir baka deiken de eitim dzeyidir. Eitimin, kiilerin siyasal olaylarla ilgili bilgi edinmelerini, o bdgileri yorumlamalarn, kendi toplumsal durumlar ve sorunlaryla balantsn kurmalarn kolaylatrd lde siyasal katlma eilimlerini arttrmas doaldr. Ama eitim dzeyinin byk359

lde gelir dzeyine baml olduu da unutulmamaldr. Alt gelir gruplar ayn zamanda dk bir eitim dzeyinde bulunduklarndan, onlarn siyasete ilgisizliklerinin bu iki etkenin ortak rn olduu sylenebilir. Meslek, bir anlamda paray kazanma biimidir. Ne var ki, ayn gelir dzeyinde olanlar arasnda bile, siyasal katlma eilimi mesleklere gre farkllklar gsterebilmektedir. En etkin siyasal katlmann genellikle serbest meslek gruplanda grldn syleyebiliriz. Bu arada i evresi de siyasal katlma asndan nem tayabilmektedir. Eitim dzeyinin dk olduu, aile etkisinin azald durumlarda, i evresinin etkisi artmaktadr. Byk kentte, kasabada ya da kyde oturan insanlarn siyasal yaama ayn biimde ve zellikle de ayn dzeyde katlmadklarn biliyoruz. Byk kentteki katlma daha bamsz ve daha bilinli iken, krsal kesimdeki katlma ounlukla bamldr. Bunda eitim dzeyinin de rol olmakla birlikte, toplumsal ilikilerin ve genel olarak toplumsal ortamn etkisi daha fazladr. Kk yerleme birimlerindeki aile ilikileri ve dayanma bir yandan, baz durumlardaki aa ve benzeri toplumsal glerin etkisi te yandan, kiinin bamsz katlmn zorlatrmaktadr. Trkiye'de her zaman krsal kesimdeki seime katlma orannn kentsel kesimlere gre yksek oluu da bu nedenden kaynaklanmaktadr. Krsal kesimdeki kitle, kamuoyu nderlerinin gsterdii ynde, gdml olarak harekete geilebilmektedir. Ama bu durumun, kydeki toplumsal-ekonomik yapya bal olarak deiebilecei unutulmamaldr. Siyasal katlma asndan zel bir durum, etnik ya da dinsel aznlk gruplaryla ilgilidir. Dayanma, kendini ve benzerlerini ounlua kar savunma duygusu, bu gibi gruplarn siyasal yaama daha ok katlmalarnda rol oynamaktadr. stelik siyasal yaama yalnz daha ok katlmakla kalmamakta, ayn zamanda ayn ynde katlma eilimi tamaktadrlar. Bu nedenle de, siyasal yaamda toplumdaki oranlarnn stnde bir arlk kazanabilmektedirler. Fransa'daki Ermeni, A.B.D. ndeki Yahudi aznln rnek olarak verebiliriz. Aznlk gru360

bunun ekonomik gc ve eitim dzeyi ykseldike, sz konusu etki de doal olarak artar. Katdmada rol oynayan saydmz bu deikenler, birey zerinde ayn ynde etki yapyorsa, gl bir siyasal katdm beklenebilir. Ama ters ynde etkerin birbirlerine yakn dzeyde olduu durumlarda, hangi ynde davranacan bemeyen birey, kararszla srklenip katlmamay yeleyebilir. rnein sandk bana gitmeyen semenlerin bir blm Ugisizlikten byle davrand gibi, bir blm de karar vermekte zorluk ektii iin oy vermemeyi tercih etmektedir. Konuyu kapamadan nce, bireyi siyasal katlmaya iten ya da ondan alkoyan ruhsal ve kiisel nedenlere deinmekte yarar var. Siyasal katdma, bireye toplumda daha etkili olabilme olana salar. Bu etki, rnein iktidar partisinin bir yesi olmann salad olanakdan, lkenin bir st dzey yneticisi olmann salad olanaklara kadar uzanr. Siyasal katlma, bireye baz ekonomik olanaklar da salayabilir. Bu, belirli grevlere gelmek biiminde olabilecei gibi, temscisi olduu kesimlerin karlarn kollamak biiminde de olabilir. Hatta iktidar olanaklarn kiisel kar amacyla kullanmak biiminde de ortaya kabilir. Siyasal katdma, ayn zamanda inand, doru bildii bir davaya ya da toplumuna hizmet frsatdr. Tm bu etkenler, katlmay zendirirler. Siyasal katlmann bireye somut bir doyum salayamamas; yeterince etkdi olduu izlenimini verememesi; katdp katlmamann bireyi deitirmeyeceine inanlmas durumlarnda ise, katdma eilimleri krelir. 2. S E M SOSYOLOJS Seim, lkeyi ynetecekleri, kideleri temsil edecekleri belirlemede bavurulan bir yoldur. Nasl ki, yneticderin kaltmla ya da zof kullandarak belirlenmesi de baka bir yoldur. Halkn alanlarda toplanp, lkeyi dgilendiren kararlar dorudan ald eski kent demokrasilerinde bde, yneticderin kura ile ve srayla belirlenmesinin yan sra, baz durumlarda seime
361

bavuruluyordu. Nfus art, sorunlarn karmaklap uzmanlk gerektirmesi ve yurttalarn siyasal konulara ayracak zamanlarnn azalmas sonucu dorudan demokrasi olanakszlat. Halk temsd edecek, halk adna lkeyi ynetecek araclarn seimi zorunlu hale geldi. Bylece lkeyi, ounluk adna bir aznln ynettii dorudur. Ama ynetime gelme yolunun tm toplum kesimlerine ak olmas kouluyla, bu durumun demokrasiyle badamad ne srlemez. a) Oy V e r m e d e Rol Oynayan Etkenler

Genel olarak siyasal katdm etkileyen koullar, katlmn bir biimi demek olan seimleri de etkilerler. Gene de, seimlere katlmann ve verden oyun ynnn belirlenmesinde rol oynayan etkenleri ayrca incelemekte yarar var. Seimlerin zellikle oulcu rejimler asndan tad nem, seim sosyolojisinin, siyaset biliminin hzla gelien ve zerinde ok aratrma yaplan bir dal olmas sonucunu dourmutur. Lipset ve Lazarsfeld, sandk bana gidip gitmemekle dgili olarak drt genel edimden szediyoiar: (1) Hkmetin izledii siyaset bir toplumsal grubun karlarn ne kadar yakndan etldliyorsa, o toplum kesimindeki oy verme eilimi o kadar ok artar. K a m u grevleri bu konuda rnek gsterdebdir. nk iktidara gelenler, bir bakma kamu grevlilerinin ivereni olmaktadrlar. (2) Hkmet kararlarnn kendisiyle dgili sonular konusunda bir toplum kesimi ne kadar ok bdgi sahibiyse, o toplum kesimindeki oy verme eilimi o kadar artar. Hkmet kararlarnn yarataca sonularn ak olup olmamas; toplum kesimlerinin onlar kavrayabilmeleri iin gerekli eitim ve deneyim dzeyleri; o toplum kesimindeki bireylerin birlikte deerlendirme yapma olanana sahip bulunup bulunmamalar (sanayi iisi ile ev hizmetisinin fark) gibi kouar bu konuda belirleyici olurlar. (3) Bir toplum kesimi zerinde, siyasal katlm ynndeki basklar ne kadar fazlaysa, o toplum kesimindeki oy verme eilimi o kadar artar. Ama bu basklarn birey zerindeki etkisi, bireyin yesi olduu toplum kesimiyle olan ilikilerinin younluuna
362

baldr. Yani gecekondulu, yeni gmen sandk bana gitmek iin fazla bir istek duymayabilecei gibi, henz toplumsal ilikileri younlamam bir gen ya da toplumsal ilikileri giderek ok azalm bir yal da genellikle ayn durumdadr (4) Daha nce de belirttiimiz gibi, grup zerindeki basklar ayn ynde olduunda katlma eilimi artarken, zt ynlerde olduu zaman katdma eilimi azalr. Elbette ki oy verme kadar, verilen oyun yn de nemlidir. Kimler siyasal-toplumsal-ekonomik dzende deiildik yanldrlar, daha eitliki bir dzen iin sol partilere oy verirler. Kimler kurulu dzenin korunmasn isterler, sa partilere ve adaylara ynelirler. Eer btn semenlerin oylarn tamamen karlarn hesaplayarak, bilinli olarak kullanmalar sz konusu olsayd, gelir dzeyleri dk olan toplum kesimlerinin sola, gelir dzeyleri yksek olanlarn ise saa oy vermeleri gerekirdi. Oysa semen davranlar her zaman akdc ve tutarl deildir. Semen davranlarn ekonomik kar dnda etkileyen koullara deinmeden nce, oy ve gelir dzeyi arasndaki balantnn sanldndan daha karmak olduunu belirtmek zorundayz. nemli olan gelir dzeyi deil, kiinin beklentileri ile gelir dzeyi arasndaki farktr. Umduu ya da hak ettiini dnd ile bulduu arasndaki bu farktr ki, kiiyi durumundan memnun olmaya veya olmamaya iter. Dadaki oban sahibolduundan daha fazlasn beklemiyor ve tm umudunu te dnyaya saklyorsa sac olabilir. O obann yz kat geliri olduu halde, daha fazlasn hak ettiini, hak etmeyenlerin daha fazlasna sahip bulunduunu dnen bir mhendis de solcu olabilir. Oy verirken semeni kar dnda etkileyen drt nedenden szedebiliriz: Gvenlik istei, saygnlk istei, duygusal ballk, dinsel ve siyasal inanlar. Gvenlik istei, kiileri istikrar arayna ve dolaysyla tutuculua iter. Dk, ama dzenli geliri olan baz toplum kesimlerinin sac partileri desteklemesi bundandr. Toplumda yeterince sayg grmeyen, ayrm uygulanan, baz durumlar363

da ikinci snf yurtta olduu izlenimine kaplan etnik ya da dinsel kkenli aznlk gruplar genellikle ilerici, deiimden yana tutum taknrlar. Gelir dzeylerinin greli ykseklii bile bu eilimi ounlukla deitirmez. Duygusal ballk bir partiye veya bir ndere ynelik olabilir. Zamanla ya kendisinin ekonomik koullar ya da partinin dorultusu deitii halde bu duygusal ballk etkisini srdrebilir. O nderin veya o partinin baars, o kiiye, tuttuu takmn kazanmasna benzeyen ruhal bir doyum salar. Dinsel ve siyasal inanlara balln da benzer bir durum yarattn syleyebiliriz. Baz kiiler maddesel karlarndan ok inanlarna, lklerine nem verebilirler. Bu durum, maddesel kar konusundaki bir umutsuzluktan, umudu te dnyaya ya da yeni bir dzene balamaktan doabilecei gibi, maddesel koullar asndan bi sknts olmamaktan da kaynaklanabilir. Kii doyumu, kendisiyle ayn inanc paylaanlarla birarada olmaktan, onlarla dayanmaktan ve inanlarnn baarsndan salar. Bu genel aklamalardan sonra, "oy"un ynnn belirlenmesinde rol oynayan daha somut deikenlere ve seim sosyolojisi almalarnn bunlarla ilgili verilerine geebiliriz: (1) Tarma dayal yar-kapal geleneksel toplumdan, endstriye dayal ak ada topluma geddike, oy vermedeki yresel ve blgesel etkder azalmakta, toplumsal snflarn etkisi artmaktadr. Bu yeni toplumsal ilikder iinde kiinin ykselme olanaklar ne kadar oksa, tutucu eilimler o lde glenmektedir. Kiinin iinde bulunduu koullar iyiletirme umudarnm azl lsnde ise dzen deiiklii istekleri gndeme gelmektedir. Ayn ekilde, toplumdaki eitsizlikler arttka snf bilinci glenmekte, genel olarak siyasal katlma ve zel olarak da yaplan siyasal tercihin sola kaymas olasl ykselmektedir. (2) Sanayilemenin ilk aamalarnda kitleler yaam koullarnn iyilemesinden etkilenip tutuculaabilmektedirler. Ama zamanla kendi koullar ile dier toplum kesimlerinin koullarnn karlatrlmas nem kazanmaktadr. Kendi ko364

ullar iyileirken bakalarnn koullar ok daha hzla iyileiyorsa, bu d u r u m honutsuzluk yaratabilmektedir. Trkiye' de gecekonduya ilk gelenlerin, imdiki durumlarn kydeki koullarla karlatrarak sa partilere oy vermeleri, zaman getike honutsuzlap sola kayma eilimi gstermeleri bu adan yorumlanabilir. Nasl ki, 1950'yi izleyen yllarda, kamu grevlilerin gelirlerinin dier toplum kesimlerine gre daha az artmas, onlarn oylarnn sola kaymasnda rol oynamtr. (3) Gelir dalmndaki pay azalan esnaf-zanaatkr kesiminde faist ve gerici eilimler gelimeye balamaktadr. Trkiye'de yaplan aratrmalar, dine dayal akmlarn da balca desteinin bu toplum kesiminden kaynaklandn gstermektedir. (4) Sanayilemenin ve kentlemenin artt yrelerde sol oylar artarken, geleneksel toplum yapsnn deimedii ya da ok az deitii yrelerde durum tersine olmaktadr. Geleneksel yap iinde egemen olan toprak aalar, eyhler ve benzeri gle, kendilerine baml kitlelerin oylarn istedikleri ynde harekete geirebilmektedirler. (5) Gncel nemli olaylar, zellikle kararsz semenlerin oylar zerinde etkili olabilmektedir. rnein iddet o'aylann atmn yaratt korku, genellikle tutucu eilimleri glendirmekte, aray iinde olanlar istikrara, gl grnene itmektedir. b) S e m e ve Seilme Eitliini Bozan Nedenler

Bir siyasal rejim, lkedeki toplumsal gler dengesinin siyasal iktidara doru yansyabilmesi lsnde salkldr. Baz toplum kesimleri siyasal iktidara glerinden fazla, bazlar ise glerinden az etki yapabiliyorlasa, siyasal bunalm kanlmazdr. Seim, toplumsal gler dengesinin siyasal iktidara yansmasnn bar bir yoludur. G ve kar dengesinin yansmasndaki arpklklar arttka bunalmlar da byr. Semen iradesinin doru yansmasn, seme eitliini bozan engelleri bu adan deerlendirmek gerekir. Seme eidiini bozan engelleri, birbirleriyle balantl olmakla birlikte, hukuksal, toplumsal ve ekonomik olarak e ayrarak inceleyebiliriz.
365

Seme eitliini bozan engellerin banda, herkesin oy hakknda sahip olamamas ya da herkesin eit oy hakkna sahip olmamas gelir. zellikle geen yzyln ilk yarsnda enok bavurulan kstlama servet ve cinsiyetle ilgiliydi. Ancak varlkl ola ve devlete belirli dzeyde vergi veren yurttalara oy hakk tannyordu. Baz durumlarda zel bir "semen vergisi" sz konusuydu. Ama grnm ne olursa olsun, ama dar gelirli ve yoksul kideleri siyasal katlmn dnda tutmakt. Osmanl mparatorluunda yaplan 1877 seimlerinde de, seebilmek iin devlete "bir miktar vergi" vermi olmak, seilebilmek iinse "az ok emlak sahibi olmak" gerekiyordu. ou kanl mcadelelerle Bat Avrupa'da oy zerindeki servet ksdamasnn snrlar daralrken, okumulara da seme ve seilme haklar tannmaya baland. Servet kstlamas giderek tmden kalkarken, eitimle ilgili kstlamalar biim deitirerek de olsa, uzun sre varln korudu. Eitim de ekonomik olanaklara bal olduuna gre, aslnda bu, servetle ilgili kstlamann baka bir grnm altnda ve yumuayarak srmesi demekti. Nazi Almanyasmda yahudiler oy hakkndan yoksundular. Yakn bir dneme gelinceye kadar, A.B.D.'de zencilerin seme ve seilme haklar nceleri yoktu, sonralar da kstlyd. Baz eyaletler, oy kullanma hakkn, rnein Anayasay okuyup yorumlayabilme kouluna balamlard. Grnte hibir rk hedef almyormu izlenimini veren bu koul, uygulamada eitim dzeyleri dk olan zencileri siyasal katdmn dnda tutabiliyordu. Siyasal katlmda rk ayrm uygulamasnn en ad rneini Gney Afrika Cumhuriyeti vermektedir. Kk bir beyaz aznlk, lkeyi ounluktaki zencilere karn ynetmekte direnmektedir. Oy hakkna cinsiyede dgili olarak getirilen ksdama, hibir toplumsal gc hedef almad iin, varln ada demokrasilerde de en uzun srdrebilen kstlama oldu. Atatrk' n Trk kadnna seme ve seilme hakkn tanmasndan uzun yllar sonra bile, Bat'nn birok demokrasisinde kadnlarn oy hakk yoktu. svire'nin baz kk kantonlarnda, bu uygulama gnmze kadar srebildi.
366

Hibir toplumsal snf dorudan hedef almad iin varln uzun sre koruyabilen bir katlma ksdamas da yala ilgilidir. 1968 genlik hareketlerinden sonra oy hakkyla ilgili ya snr hemen tm lkelerde 18'e inerken, Trkiye bu genel eilimin dnda kald. 12 Eyll dneminde getirilen dzenlemelerle, genleri siyasal katlmn dnda tutan hukuksal engeller daha da arlatrld. Partilerin genlik kollar oluturmalar bde yasakland. Belirli sulardan mahkm olmu kiilerin yurttalk haklarnn kstlanmas ve bu arada seilme hakkndan yoksun braklmas da ada uygulamalar arasndadr. Adi sularla ilgdi konulan kstlamalar doal karlanrken, siyasal sularla ilgili kstlamalar genellikle tartma yaratmaktadr. zellikle ideolojik sular ya da dnce sular sz konusu olduunda, konulan kstlamalarn demokrasiye uygunluunu savunmak zordur. Seme eitliini bozan bir baka uygulama ise, baz kiilere ya da toplum kesimlerine birden fazla oy kullanma hakknn tannmasdr. Oy hakknn genellemesinden sonra, baz toplum kesimlerinin ayrcalklar bu yoldan korunmaya allmtr. Servet sahiplerine, yksek okul mezunlarna, bazen de aile reislerine birden fazla oy kuanma olana tannabiliyordu. Bu uygulama, Cumhuriyetten nceki dnemde Trkiye'de de yapdmt. "Gizli oy, ak saym" dkesi artk tm ada demokrasilerde geerlidir. " Ak oy, gizli saym" ilkesini uygulayan bir rejimin demokratik saylmas sz konusu deildir. Bu nedenledir ki, Trkiye'de 1950 ylma gelinceye kadar yaplan seimler demokratik saydmamtr. Eer bir seimde ya da halkoylamasnda yalnz tek grn propagandasnn yaplmas serbestse, oylarn gizli verilip, saymn ak yaplmas bireyi deitirmez. yle bir ortamda da semen iradesinin zgrce olutuu ne srlemez. Seme eidiini bozan ilgin bir uygulama, daha nce de deindiimiz gibi, 1917 Devrimi sonrasnda Rusya'da grlmt. Kentlerde her 25 bin kiiye karlk krsal kesimde her
367

125 bi kii iin bir milletvekili seilmesi kural, ancak yeni rejimin yerlemesinden sonra kaldrld. Seim blgelerinin snrlarn keyfi olarak izmek veya eit olmayan blgelerde eit sayda temsilci setirmek de seme eitliini bozan bir uygulamadr. Bu tr eitsizliklere ada demokrasilerde zedikle ikinci meclisler iin yaplan seimlerde rasdanabilmektedir. A.B.D.'de 17 milyon nfuslu New York eyaletinin de 250 bin nfuslu Alaska'nn da ikier senatrle temsil edilmesi arpc bir eitsizlik rneidir. Fransa'da senato seimlerinde yalnzca milletvekilleri, belediye ve il genel meclislerinin yeleri gibi snrl sayda kii oy kullannca, ok nfuslu kenderm arl azalrken krsal kesimin arl artm ve ikinci meclisin tutucu bir yapya sahip olmas kolaylamtr. Belli bir siyasal eilimin ansn arttrmak iin seim blgelerini yapay olarak blmek de, giderek azalmakla birlikte rasdanlaben ve 1960 ncesinde Trkiye'de de grlen uygulamalardandr. Seme eitliini bozan hukuksal engellerin sonuncusu olarak "tek turlu ounluk sistemlinden szedebiliriz. O seim evresinde en ok oy alan partinin tm milletvekillerine sahip olmas temeline dayal bu sistem, 1960 ylma kadar lkemizde de uygulanyordu. rnein Demokrat Parti, 1954 seimlerinde oylarn % 56,6'sn ald halde, yasama meclisindeki sandalyelerin % 93,2 sini ele geirmiti. Oysa oylarn % 34,8'ini toplayan Cumhuriyet Halk Parsi'nin ayn meclisdeki sandalye oran % 5,8 idi. Seme eidiini salamaya en yatkn sistem "orantl temsil"dir. Bu sistemde, ilke olarak her parti ald oy orannda milletvekili karr. Buraya kadar hukuksal engellerden szetk. Semen iradesinin zgrce yansmasn, baz durumlarda yasalar deil toplumsal diki ve baskdar da nleyebilir. Geleneksel yapnn srd, derebeylik dzeni kalntdarmn varln koruduu, eitim dzeyinin dk olduu durumlarda, birey kendi zgr iradesinden ok, egemen glerin istei dorultusunda oy kullanmak durumunda kalabilir. Oyun gizli hcrelerde zarfa konmas, byle bir durumda seme zgrln salamaya yetmez.
-308

Seme ve seilme eitliini bozan ekonomik engellere kitabmzn baka blmlerinde de deinmitik. Parti kurmak, tm lkeye yaydan bir rgt iin binalar kiralamak, o binalarn masraflarn karlamak, seim kampanyalar iin ilanlar ve brorler bastrmak, byk akhava toplantlarn ve gsteri yrylerini dzenlemek nemli parasal kaynaklar gerektirir. Ekonomik bakmdan gl toplum kesimlerinin karlarn savunan partilerle, dar gelirli ve yoksul toplum kesimlerine dayal partilerin olanaklar arasndaki eitsizlik, ister istemez seimlere de yansr. Hukuksal ve toplumsal grnml eitsizliklerin de, byklde bu ekonomik kkenli eitsizliklerden kaynaklandn sylemek yanl olmaz. Demokrasiler, seme eitliini salayacak nlemleri alabildikleri lde gereklik kazanr ve salkl ilerler.

SELM KAYNAKLAR Abadan, N e r m i n ; Ankara, 1966. 1965 Seimlerinin Tahlili, SBF Yaynlar, Davran ncelemesi, SBF

Baykal, Deniz; Siyasal Katlma-Bir Yaynlar, Ankara, 1970.

Chariot, Monica; La Persuasion Politique, Armand Colin, Paris, 1970. am, Esat; Siyaset Bilimine Giri, l . . Hukuk Fakltesi Yaynlar, stanbul, 1975. Dicle, Atilla; Endstriyel Demokrasi ve Ynetime Katlma, O D T Yayn, Ankara, 1980. Fiek, Kurthan; Ynetime Katlma, T O D A E Yaynlar, Ankara, 1977. Gurvitch, Georges; Traite de Sociologie (Tome II), "La Sociologie electorale" (Franois Goguel et Georges Dupeux), PUF, Paris, 1968. Kalaycolu, Ersin; Karlatrmal Siyasal Katlma. I.. SBF Yaynlar, istanbul, 1983. -369

Lipset, S.M.; Siyasi nsar (ev. M. Tuncay), Trk Siyasi limler Dernei Yaynlar, Ankara, 1961. Lipset- Lazarsfeld- Barton- Linz; The Psychology of Voting: an analysis of political behaviour (in L I N D Z E Y ; Handbook of social psychology), Addison-Wesley Publishing Co., Cambridge, 1954. zbudun, Ergun; Trkiye'de Sosyal Deime ve Siyasal Katlma, A.. Hukuk Fak. Yaynlar, Ankara, 1975. Sabuncu, Yavuz; Sosyalist lkelerde Ynetime Katlma, Birey ve Toplum, Ankara, 1984. Soysal, M m t a z ; Halkn Ynetime Etkisi, T O D A E Yaynlar, Ankara, 1968. Uysal, Birkn; Siyasal Katlma ve Katlma Davranna Ailenin Etkisi, T O D A E Yaynlar, Ankara, 1984. nsal, Artun; Siyaset Bilimine Giri (Ders Notlan Teksir, SBF, Ankara. 1980-81),

-370

BENC KISIM SYASAL DEME VE DEVRM


Siyasal deimenin etkenlerini gn na karmak ve varsa kurallarn saptamak, siyaset bilimi asndan elbette ki ok nemlidir. Siyasal deimeyi genel olarak toplumsal deimeden bamsz olarak ele almak ne kadar yanlsa, onu sadece toplumsal-ekonomik deime tarafndan belirlenen bir uzant saymak da o lde hataldr. Bu balk altnda nce siyasal deimedeki temel etkenler ve ncler, sonra da devrim sosyolojisi zerinde duracaz. 1. E T K E N L E R VE N C L E R Kitabmzn birinci blmndeki etkenlerin siyasal deimeye ayr ayr katk yaptklarn sylemek yeni birey olmaz. Burada asl tartlmas gereken konu, hangi etkenin belirleyici olduu, ya da en azndan ncelik taddr. Ama siyasal deiimi ve giderek devrimi hazrlayan koulla kadar, o "ortam iinde nclk ilevini yklenen toplumsal g ya da gler de nemlidir. ncln toplumsal snflarda m, yoksa siyasal sekinlerde mi olduu konusunda da farkl grler vardr. a) D e i m e d e Belirleyici Etken Toplumsal deime konusunda iki temel gr bulunduunu biliyoruz. Toplumsal deimede belirleyici etkenin ekonomik olduunu savunanlarla, siyasal kurumlarn ncelik ve bamszln ne srenler, ayr kuramsal ereveler oluturu-371

yorlar. Birinci grupch marksistler hareket noktas olarak retim biimini alrken, maksist olmayanlar retim dzeyine nem veriyorlar. Bu konuya daha nce yer vermi olmakla birlikte, ikinci gruba gemeden, zellikle marksist kuram ksaca anmsatmakta yarar var. M a r x ' a gre, toplumsal evrimde itici g ya da belirleyici ge, retim teknikleridir. retim teknikleri retim biimini, yani retimle ilgili kuumlar ve zellikle de mlkiyeti belirler. retim biimi ise, siyasetin de iinde bulunduu bir dizi kurumu kendi gereklerine uygun olarak biimlendirir. Belirli retici gler belirli bir retim biimini, retim biimi belirli bir snfsal yapy, toplumsal snflar arasndaki g denge ya da dengesizlii de belirli siyasal kurumlar yaratyo demektir. Siyasal kurumlar da, bir kez olutuktan sonra altyap zerinde etki yaparlarsa da, bu durum, siyasal kurumlarn altyap tarafndan belirlendii gereini deitirmez. Marksizmde, siyasal kurumlarn snf atmalar sonucunda, ekonomik gc elinde bulunduran "egemen snf"m gereksinmelerine gre, o snfn ayrcalklarn koruyacak biimde olutuu gr bulunur. Ekonomik etkenler iinde retim dzeyine, yani "ekonomik gelimilik dzeyi"ne, ncelik verenler iinse, siyasal kurumlar bu ekonomik dzeyin gereklerine gre biimlenirler. W a l t W. R o s t o w , ekonomik glerle siyasal gler arasndaki balanty, dolaysyle ekonomik yap-siyasal yap ilikisini Karl Marx'dan farkl bir biimde kuruyor. Ekonomik gelime derecelerine gre toplumlar be guba ayrdktan sonra, btn toplumlarn bu aamalardan getiini ne sryor. Rostow'a gre, her aamaya uyan siyasal model farkl olmak zorundadr. Ekonomik gler deitike, toplumsal ve siyasal gler de deiecei iin, eski siyasal model yeni ekonomik model karsnda yetersiz kalacaktr. Siyasal kurumlarn toplumsal-ekonomik yap tarafndan belirlendii grn paylarlar, zellikle Batl toplumlarn evrimlerinden esinlenmilerdir. Bu, toplumlarn daha ok kendi i dinamikleriyle deiime uradklar dnemle iin geeli
-372

bir gzlemdir. Oysa toplumlar aras ilikiler arttka, toplumsal-ekonomik gelimede geri kalm olanlar, gelimi olanlardan giderek daha fazla etkilenmeye balamlardr. Geri kalmlk ksr dngsnn krlmasnda, ya da gelimilere yetime abalarnn hz kazanabilmesinde, siyasal kurum ve srelerin bir hareket noktas oluturabilecei inanc domutur. stelik, altyap deitii halde siyasal kurumlarn deimemekte direnmeleri ve toplumsal-ekonomik deime zeinde etkili olmay srdrmelerine de rastlanabilmektedir. Sovyet modeli bunun en belirgin rneini oluturmaktadr. Ekonomiye kar siyasetin nceliini savunan, siyasetin ekonomiye yn yerdiini ne sren kuramlarn en nemlisinin R a y m o n d A r o n ' a ait olduunu syleyebiliriz. Aron, marksistlern kapitalizme zg saydklar birok niteliin aslnda sanayi toplumlarnn ortak zellikleri olduunu vurgulayarak ie balyor: " M a r x , kapitalizmin temel zelliklerinden birisinin sermaye birikimi olduunu vurguluyordu. Oysa biz bugn kesinlikle biliyoruz ki, bu btn sanayi toplumlarnn ortak bir zelliidir. Daha ok retmek isteyenler, giderek artar llerde sermayeyi makineye yatrmak zorundadrlar." Aron'a gre; kapitalizm ile sosyalizm arasndaki temel fark, byme modellerinin farkllndan kaynaklanmaktadr. Byme modellerinin farkll ise, siyasal kararlarn farkhlmdan domutur. Sovyet Devriminin oluumunda ekonomik koullarn rol olmakla birlikte, asl rol siyasal koullar oynamtr. Marx'm ngrd ekonomik koullar olgunlamad halde, devrim gereklemitir. Sovyet ekonomisinin birok zellii ise, Parti'nin ve onun ideolojisinin bir rndr: "Sovyet ekonomisinin planlanmas, Parti yneticilerinin ald kararlarn dorudan sonucudur. Bu kararlar, siyasal olarak adlandrlan zel toplumsal sistem iinde alnmaktadr." Aron sadece ekonomder arasndaki farkn deil, ayn zamanda toplumsal birok farkn da siyasal yapdan kaynaklandn savunuyor: T m toplumlar bireyler ve gruplar asndan karmak bir yapya sahiptir. T m toplumlarda gelirler ve yetkiler asndan farkllklar vardr. Gelirleri, yaam biim-373

leri ve dnceleri azok birbirine benzeyen gruplar btn toplumlarda bulunur. Ama Bat'da bu gruplar rgtlenme hakkna sahipken, Sovyetler Birlii'nde bu haktan yoksundurlar. Bu temel ayrm ise, tamamen siyasal niteliklidir. Raymond Aron, siyasetin ekonomiye nceliinin ok ak olduu kansndadr: " amzda, sanayi toplumlarnn farkl trlerini karlatran herkes, her sanayi toplumu trnn zelliinin siyasetten geldiini grr (...). Birok ortak zellii olan ada sanayi toplumlar, ncelikle kamusal iktidarlarn dzenlenmesiyle birbirlerinden ayrlrlar. Bu dzenleme de daha sonra ekonomik sistemin ve gruplar aras ilikilerin birok zelliklerini peinden srkler. nsa asndan siyaset ekonomiden daha nemlidir, otoritenin dzenlenmesi, yaam biimini toplumun dier yanlarndan daha fazla ilgilendirir." b) T o p l u m s a l Snflar ve Sekinler ,

Deimede belirleyici etkenin ekonomik ya da siyasal oluu kadar, nclk ilevini hangi toplumsal gcn yerine getirdii de nem tar. Toplumsal snflarla siyasal sekinlere nem veren grler bir kez daha gndeme gelir. Marksist kurama gre, toplumsal ve siyasal deimenin itici gc, toplumsal snflar arasndaki atmadr. Bu atmay ise, retim atalarnn zerindeki zel mlkiyet dourur. retim aralarnn zel mlkiyeti rekabeti, rekabet byk baln kk bal yutmasn ve sonuda tm retim aralarnn kk bir varlkl aznln elinde toplanmasn kanlmaz klar. Kk varlkl aznlk, bu yoldan varlksz bir ounluun retici gcn smrm olu. Bylece de, retim ilikileri giderek snf ilikilerine dnr. Bu ilikinin bir yannda sermayeye ve retim aralarna sahip bir snf, teki yannda ise emeinden baka satacak eyi bulunmayan bir baka snf yer alr. Smrlen snflarn varlkl snflar devirmek iin verdikleri ura, tarihin itici gcdr. Toplumsal deime ve devrim bu itici gcn ndr. Marksist kuramclar, zellikle sanayi toplumu aamasnda, iki temel snf arasndaki elikilerin byk bir aklk ka-374

zandm savunurlar. Sanayileme, byk lde sermaye, makina ve insan gcnn bir araya gelmesini gerektirmitir. Varlkl snfn elinde biriken olanaklar ne kadar bykse, fabrikalarda bir araya gelen iilerin says da o lde byktr. ki snf arasndaki uzlamaz atma, kapitalist toplumda, tarihin hibir dneminde olmad kadar belirgin duruma gelmitir. Marksist kuram, ii snfna tarihsel bir ilev ykler. Kapitalist toplum dzenindeki rekabet, daha ok kr edebilmek amacyla iileri srekli yoksullatrr. Ayn ii daha ucuza yapmaya hazr isiz kitleler bulunduu srece, cretlerin boaz tokluuna kadar dmesi kanlmazdr. Fabrikalar ok sayda iinin bir arada yaamasna neden olduu iin, ii snfnn durumun bilincine varmas kolaylar. Sonunda egemen kapitalist snfa bakaldran ii snf, devrimi gerekletirecektir. retim aralarnn zel mlkiyeti kalknca smr kalkacak, o smry srdrebilmek iin varolan devlet basksna gerek kalmayacak, uzlamaz elikilerin bulunmad yeni bi toplumsal dzen doacakt. Marx, egemen snflarn ideolojisinin ii snfn uyuttuunu, onun gerei g meini engellediini savunur. Bu nedenle de, ii snfnn bilinsiz ayaklanmalar bir devrim yaratamaz. yleyse ii snfna sosyalistlerin yardm etmesi gerekir: "Sermaye ve toprak iverenlerin mlkiyetindedir. inin ise, bir mal gibi satmak zorunda bulunduu emeinden baka bir eyi yoktur. Biz bu sistemin sadece tarihin belirli bir evresini oluturduunu, yokolacan ve yerini daha stn bir toplumsal dzene brakacan vurguluyoruz. snf, nereye vaacan bilmeden kendiliinden harekete geer. Sosyalistler bu hareketi yaratmadlar, sadece iilere hareketin zelliini ve amalarn anlattlar." Karl Marx'in ok ak olan szlerinde de gryoruz ki; arksizme gre toplumsal deimenin ve devrimin ana gc ii snf, yardmc gc ise devrimci sosyalist harekettir. Baka bir deyile; toplumsal snflarn oynad rol, siyasal sekinlerin rolnden daha nemlidir. Gene marksist kuramclardan olan N i c o s Poulantzas, zellikle "egemen snf'' kavramn n plana karyor. Egemen
-375

smf, kendisine yardmc olan toplum kesimleriyle birlikte bir "iktidar blou" oluturur. Bu blok iinde, ekonomik gce sahip bulunan egemen snfn yansra, devlet aygtn ileten kadrolardan oluan bir de "ynetici kesim" vardr. Ynetici kesim, egemen snfn karlarn savunabddii gibi, baz durumlarda gei dnemlerinde, ynetici kesimin greli bir bamszla sahibolduu sylenebilir. (Eski egemen smf gcn yitirirken, yeni egemen snfn henz ipleri tamamen eline geiremem oluunun yaratt denge, bu duruma olanak salar.) Marksist kuramn boluklarndan hareket eden Ralp D a h r e n d o r f ise, toplumsal deimeyi atan gruplar arasndaki g dengesinin deimesine balar. Toplumsal yaamn olduu her yerde mudaka atma ve atmann olduu her yerde de kamdmaz olarak deime olacaktr. Dalrendorf'a gre deime, ynetici kadrolardaki deimeyle balar. Ynetici kadrolardaki deime, karlarda ve deerlerde deimeyi kamdmaz klar. Dahrendorf'a gre, bu temel deime modelinin yansra iki farkl deime biimi daha olanakldr. Ynetilen snfdaki baz elerin ynetici snfa szmas ya da atan kesimler arasnda ibirliine gidilmesi durumunda, deime evrim biiminde ortaya kar. Ynetici snfn zamanla kart smf ya da snflarn dncelerini uygulamaya balamas da nc bir deime biimidir. Bu son iki durumda atma yumuar. atmaya sertletiren ortamlar iddet kullanmn, yapsal deimenin hzl ve kkl olmasn gndeme getirir. Toplumdaki temel elikinin snflar arasnda olmaktan ok, sekin aznlkla sekin olmayan oulduk arasnda olduu grnn, Pareto 'dan beri eitli kuramlarn temelini oluturduunu bitiyoruz. Pareto'ya gre, sekinlerin giderek nitelike zayflamalar ya da sayca azalmalar, onlarn yerini bakalarnn almasna uygun bir ortam hazrlar. Eer sekinler, toplumun alt tabakalarnda ortaya kan en baarddar aralarna alabilirlerse "sekinlerin dolam" srer. OzeUikle ynetici sekinlerin, kendi aralarna katdmaya elverili niteliklere sahip bulunanlara bu olana tanmamalar durumunda ise, iktidar -376

kavgas sertleir ve sekinlerin toptan deiimi olayyla karladr. Devrim budur. Gerek Pareto ve gerekse Mosca, toplumsal snflarn sadece sekinler arasndaki kavgann destek gcn oluturduu grn savunurlar. Ynetenler deiebilir, ama ynetilenler hep ayn kalacaklardr. ada siyaset biliminin, hem toplumsal snflar hem de sekinler gereine yer verdiini sylemek yanl olmaz. Toplumsal snflarn siyasal- deiimdeki rol ne kadar yadsnamazsa, sekinlerin ayn deiimde oynadklar rol de gzard edilemez. Sekinlerin toplu msal-siyasal deiime etkilerinin yoldan gerekletiini syleyebiliriz: (1) Sekinler, iinde bulunduklar toplumlardaki karar alma srelerinde nemli bir arla sahiptir. Siyasal-toplumsal dzeydeki kararlardaki arlklaryla, ya deimeyi hzlandrr ya da yavalatc ynde etki yaparlar. Guy Rocher bu durumu yle tanmlyor: " Toplumsal deimeyi veya o deimeye direnci, zellikle etkili olan ya da stratejik konumlarda bulunan eitli kiilerin aldklar kararlarn bir sonucu saymak olanakldr". nemli kararlar snrl saydaki kii tarafndan alnrlar. O snrl saydaki kiinin ald karar ise, ksa ya da uzun srede tarihsel geliimi etkiler. Sekinler zerindeki snfsal etkiler, aldklar tm kararlarn tamamen baml olduu anlamna gelmez. (2) Toplumsal kurumlar ve yaam koullarn dorudan etkileyen kararlarn yansra, o kararlar etkileyen kltrel ve toplumsal psikolojik ortamn yaratlmasna da sekinler katkda bulunurlar. Durumlarn bilincine varlmasnda, sorunlara yaklamda hep bu tr katklarn etkisi hisedilir. Toplumu ilgilendiren kararlar, kltrel ve toplumsal-psikolojik ortamla azok uyum iinde olmak zorundadr. Kararlarn etkisi kendisini abucak duyurabildii halde, sekinlerin bu trden katklarnn sonular hemen grlmeyebilir. Bir ideolojinin hazrlanmas, yaylmas ve etkisini gstermesi uzun zaman ister. Ama bu etki genellikle uzun mrldr. Gelecekteki birok karar, bu ok nceleri yaplm almalardan etkilenecektir.
-377

(3) Sekinler dnce ve davranlaryla toplumun belirli kesimlerine ve bazen de tmne ekici gelirler. Belirli llerde de olsa, onlara benzemek eilimi doar. Onlara benzemeden sekinlerin arasna katlmak olana yoktur, iktidar sekinleri, taklit edilecek modeller olutururlar. ktidara yaklamak isteyenleri, gelecein sekinlerini etkileyerek, siyasal deiime bu yoldan da katkda bulunmu olurlar. ada toplumlardaki farkllama, deiik toplum kesimlerinin szcln yklenen yeni sekinlerin ortaya kmas sonucunu dourmutur. Ynetici sekinlere kout olarak ortaya kan ii sekinler, ifti sekinler, kadn sekinler, renci sekinler, aske sekinler ve benzerlerinin, temsil ettikleri toplum kesimlerinin gereksinmelerine uygun ideolojiler gelitirmeleri doaldr. Bylece sekinlerin okluu ideolojilerin okluunu, ideolojilerin okluu da atmalarn artmas sonucunu yaratr. Toplumsal ve siyasal deime hz artar. 2. D E V R M S O S Y O L O J S ok farkl tanmlar yaplsa da, devrim toplumsal dzendeki kkl deiimler anlamna gelir. Ekonomik yapdaki ve siyasal kurumlardaki deimeler de bu genel deiimin paralardr. Bu nedenle devrim sosyolojisi, siyaset bdiminin en ilgi ekici blmlerinden birisini oluturur. Devrimci dncenin devrimci eyleme dnme srecini ve devrim-ka devrim olgularnn bilimsel deerlendirmesini bu balk altnda yapacaz. a) D e v r i m c i Dnce ve Eylem

Devrimci dncenin tarihin her dneminde varolmasna kardk, devrim ancak belirli koullarn biraraya gelmesiyle gerekleir. Ama buna bakarak, devrimci dncenin devrimin gereklemesinde rol bulunmadn syleyemeyiz. Devrimci dnce de, devrimi yaratan koullarn bir parasdr. Devrimci ortamn nesnel (objektif) koullar ne kadar varolsa da, o koullarn bilincine varlmasnda ve kurulacak yeni dzenin temellerinin belirlenmesinde devrimci dnce, yani dev-378

rimci ideoloji nemli yer tutar. Bilin esinden yoksun toplumsal patlamalar, devrim srecine ancak dolayl olarak katkda bulunabilen ayaklanmalar olarak kalrlar. Devrimci dnce, tarihteki her devrimden esinlenen bir birikimdir. Her yeni devrimci ideoloji de, o birikimden yararlanr, ondan baz eleri tar. Fransz devriminden Amerikan devrimine, Rus devriminden Kemalist devrime, Kba devriminden in devrimine kadar, devrimcilerin sylev ve yazlarnda birok ortak nokta bulunabilir. Devrimci dnce., iinde yerald ideolojiye gre belirlense de, hereyden nce, tamamen farkl mutlu bir geleek iin, bugnk toplumsal dzeni tmyle yadsr. nsann zgrln, eitliini, toplumun mutluluunu ve haka bir dzeni savunur. Bunlar btn dnemlerde, btn toplumlar ve btn insanlar iin nem tayan evrensel ilkelerdir. nsan, toplumsal dzenin rn olan ktlklerden korumak iin, o dzeni yeni temeller zerine yeni batan kurmak gerektii ne srlr. imdiki dzen kt, gelecekte kurulacak olan iyidir. yleyse devrime kar kan herkes ktle destek olmakta, toplumun mutlu geleceini geciktirmektedir. Bu nedenle de, o kii toplumun dmandr ve gelecein toplumunda yeri yoktur. Devrimci dnce, yepyeni bir gelecekten szederken, onu bir d olmaktan karmak ve somutlatrmak iin, gemiin yitirilmi mutlu bir dneminden de destek alr. Bu, tarihin derinliklerinde kalmakla birlikte, gelecein ideal toplumuna yakn gibi grnen bir dnemdir. Oysa bazen o sz edilen dnemin varolduu, ya da ne srlen biimde varolduu bile kukuludur. Yakn gemi yadsnrken, uzak bir gemii daha iyi koullarda gelecekte yakalamak vaadedilir. Byk dinler de evrelerinde devrim yarattklar iin, ada devrimci dnce ile gemide peygamberlerin syledikleri arasnda baz benzerlikler bulunmas artc olmamaldr. Peygamberler de, iinde bulunduklar toplumun dzenini en ar biimde suluyorlard. ada devrimciler ise, insann bugnk dramn "eytan"lara dayandrrken, gelecek-379

teki "kurtulu"unun da elinde olduunu sylyorlar. Peygamber gibi, devrimci de, "cennet"e ulamak iin insandan zveri ve aba istiyor. Hangi koullarda devrimci dnce devrimci eyleme ve giderek devrime dnr? Bu sorunun ok kolay ve kestirme bir yantnn olmadn syleyebiliriz. Ama bu, devrimci bir ortam iin gerekli ipularna sahip bulunmadmz anlamna da gelmez. Bu konuda ilk vurgulayabileceimiz nokta, sanlann tersine, devrimle yoksulluk arasnda mutlak bir balantnn bulunmaddr. Yoksulluk iindeki bir toplumda devrim grlmezken, ok daha varlkl bir toplumda devrim patlak verebilir. rnein geri kalm lkelerin yoksul kylleri arasnda, devrime yardmc olabilecek bir bakaldrma eilimine rastlanmad gibi, gelimi batl lkelerin kenar mahallelerinde sefalet iinde yaayan isiz ve yar-isiz kesimlerde de benzer bir eilime ounlukla rastlanmaz. Oysa varlkl gelimi toplumlardaki yoksulluk, dierlerinden daha byk ve rahatsz edici bir eliki oluturur. Allm ve bir anlamda kabul edilmi yoksulluk, devrimci bir ortam dourmaz. nk benzeri ortamlarda yaayan toplum kesimleri iin, kendi gncel yoksulluklarnn dnda daha iyi bir dnya umudu yoktur. Oysa umudun olmad yerde devrim de olmaz; insanlar bu dnyaya yneltemedikleri umutlarn "te dnya"ya yneltirler. Hi deilse te dnyadaki mutluluu tehlikeye atmak istemezler. Byle bir ortamda, ancak ani ve nemli olumsuz deimelerdir ki, patlayc bir gerilim yaratabilir. Karl Marx, kapitalist toplumda sanayi iisinin durumunun giderek ktleeceini ve bu ktlemenin bir noktadan sonra devrimci patlamaya dneceini ngryordu. Alexis de Tocqueville ise konunun bir baka yann vurgulamaya alt: "Devrim her zaman durumun daha da ktlemesiyle patlak vermez. Daha sk rastlanan, ar yasalara yaknmadan rza gsteren bir halkn, o yasalarn yk biraz hafifleyince iddetli bir biimde tepki gstermesidir. Devrimin ykt rejim, yklmann hemen arkasnda
-380

ortaya kandan neredeyse her zaman daha iyidir. Deneyimler bize gsteriyor ki, kt bir hkmet iin en tehlikeli an, o hkmetin kendi kendisini dzeltmeye balad andr. Uzun bir bask dneminden sonra halkn biraz rahatlatmak isteyen bir prensi kurtarabilmek iin, dahi olmak gerekir. aresiz olduu dnlerek sabrla boyun eilen bir ktlk, kurtulabilme dncesi dounca tahamml edilmez olur.''' Bir kurama gre; devrimin gerekleebilmesi iin nce toplumda umutlarn domas, sonra da o umutlarn yerini dkrklna brakmas gerekir. Yaam koullarnn srekli dzeldii bir toplumda, o koullarda hzl ve beklenmeyen bir gerileme olursa, devrimci bir ortamla kar karya bulunulduu sylenebilir. Yeni umutlarn doduu ve yeni gereksinmelerin karlanmas ansnn herkese ak olduu bir toplumda devrim olmaz. Nasl ki, umutlarn domasna elverecek dnemlerden gememi olan toplumlarda da devrimin patlak vermesi sz konusu deildir. Crane Brinton, ingiliz (1640-49), fransz, amerikan ye Sovyet devrimlerini karlatrmal olarak inceledikten sonra, u ortak noktalar saptyor: (1) Drt devrim de belirli bir gelime dzeyine varan toplumlarda ortaya kt. Bir umutsuzluktan deil, tersine, beklentilerin gereklememesinden ve devrimin daha iyi koullar yarataca umudundan dodu. (2) Drt rnekte de, devrim ncesinde iddetli snf atmalar vard. Ama ayrcalkl snfa kar asl mcadeleyi veren en yoksul snf deil, ayrcalkl snfa en yakn olanaklara sahip bulunan snft. Aristokrasiyi burjuvazi, yani gelien toplmsal-ekonomik koullar iinde giderek glenen snf ykt. (3) Devrim ncesinde grlen en dikkati ekici zelliklerden birisi de, aydnlarn rejimi tam anlamyla terketmi olularyd. Aydnlar bir yandan rejimi ve yneticileri ok sert bir biimde eletirirken, te yandan da devrimci ideolojinin oluumuna ve yaylmasna katkda bulunuyorlard. (4) Hkmet organlar, yetersizlikten ya da ihmalden dolay ilemez duruma gelmilerdi. Yeni koullarn yaratt sorunlar karlayamyorlard.
-381

(5) Ynetici snf, bir zamanlar gcn oluturan niteliklere, kendine olan gvenini yitirmiti. Ynetici snfn bir blm devrimci harekete katlmt. (6) Hkmet kar karya bulunduu parasal sorunlar kesinlikle zemeyecei izlenimini veriyordu. Devletin kaynaklar yetmiyor, bavurulan zm yollar birbiri peisra sonusuz kalyordu. (7) Drt rnekte de, halkn honutsuzluunu gsteren ilk hareketleri hkmet gvenlik glerini kullanarak bastrmak istemiti. Ama gvenlik glerinin kt kullanlmas sonucunda karklklar azalacana artm, yaylmt. Zamanla polisten ve askerlerden devrimcilere katlanlar olmutu. Kalanlar ise rejimi savunmakta eskisi kadar hevesli davranmyordu. Devrimci dnce eyleme dnt zaman, dnce ile eylem arasnda mudak bir uyuma olamaz. deolojinin ngrdiikleriyle, toplumun varolan koullar arasnda, istenilenle yaplabilenler arasnda her zaman bir farkllk bulunur. Ayn ekilde, kitlelerin beklentileri ve istekleriyle, devrimin nclerinin gsterdii hedefler arasnda da bir fark vardr. Bu fark aldka, devrimcilerin iddet kullanmalarndaki zorunluk artar. nder bu farkn olabilirlik snrn iyi izdii lde hareket alann geniletir, kitieleri ynlendirme olana artar. rnein M u s t a f a Kemal 'in bykl, devrimi, hareketin toplumsal tabannn beklenti ve isteklerinin ok daha ilerisine gtrebilmi oluundadr. Andre Decoufle 'nin de vurgulad gibi; "Devrim kendine zg bir zihinsel evren yaratr. Yalnz bu evrenin incelenmesidir ki, devrimin niin kendi yandalar tarafndan canl bir gerek olarak hissedilmesi ve yaanmasna karlk, kartlar (ve daha genel olarak da onun dnda kalanlar) tarafndan sapm bir olay gibi kabul edildiini aklar. Bu basit bir kar kartl gibi grlrse, hibir ey anlalmam demektir.'''' b) D e v r i m ve Kar-Devrim

Nasl bir devrim tanmndan hareket edersek edelim, devrimleri ikiye ayrarak inceleyebiliriz: Birinci grupda, bir ev-382

rim sonucu oluan devrimler vardr. Fransz devrimi, bunlarn en nl rneini oluturur. Koullar ve toplumdaki g dengesi deimi, a m a eski koullara gre oluan ve eski gii dengesini yanstan toplumsal ve zellikle de siyasal kurumlar deimemekte direnmi, toplumsal-ekonomik gelimeyi zorlatrmaya balamlardr. Burada sz konusu olan, eski kuumlar .yeni koullara uydurmaktr. kinci grupda yer alan devrimler ise, belirli tarihsel koullardan yararlanarak, toplumlarn evrimini hzlandrmak, baz evreleri atlamak amacn tar. Bu tr devrimlerin en iyi rneini de, Sovyet ve Trk devrimleri oluturur. Gerek Lensn, gerekse M u s t a f a K e m a l . Birinci Dya Sava'nm lkelerindeki eski dzeni koruyan gleri, maddi ve manevi adan ypratmasndan yararlanarak, evrimin henz zorunlu klmad yeni bir toplumsal dzeni yaratacak sreleri harekete geirmilerdir. Birinci trden devrime, daha ok gelimi lkelerde, ikinci trden devrime ise, evrimleme srecinde geride kalm olanlarda rasdar. Toplumdaki gler dengesinin deimesine karn, eski gler dengesinde ar basan glerin karlaa gre biimlenmi olan kurumlarn deimemekte direnmesi, devrimin nesnel (objektif) koullarn oluturur. Varolan bu dzeni eletiren ve yeni bir dzenin ilkelerini ieren ideoloji ise, devrimin znel (sbjektif) koulu saylabilir. Devrimi, bilinsiz bir ayaklanmadan, kzgnlk birikimlerinin krp-dkmeye dnmesinden ayran ana zellik, sahip olunan "devrimci bilin" tir. Evrim sonucu doan devrimlerde, ideoloji evrime kout olarak doar, devrimci eylem iinde geliir. Byle bir devrimde, znel koullarn (ideolojinin) arl, nesnel koullarn ok gerisinde kalr. Oysa -geri kalm lkelerdeki- ikinci trden devrimlerde, nesnel koullar yeterince olumad ii, znel koullarn nemi artar. znel koullar, bir anlamda, devrimi olanakl klan nesnel koullardaki eksiklii giderme, boluu dolduma ilevini stlenir. Burada ideoloji, gene devrimci eylem iinde baz deiikliklere uramakla birlikte, devrim
-383

ncesinde hazr olarak vardr ve ounlukla da, ana izgileriyle gelimi lkelerden aktarlmtr. Byle bir durumu, erek zaten o lkelerin dzeyine daha hzl bir biimde ulamak olduu iin, doal karlamak gerekir. Devrimci ideoloji, devrimin ncs glerin toplumsal zelliklerine gre baz deiimler geirmekle birlikte, ana dorultuda ayn kalr. Her devrim, belirli toplumsal glere dayanarak gerekleir. O glerin yeterince gelimedii ortamlarda ise, devrimci ideolojinin kendisi, yaratt bilin, ve kitlesel etkiyle devrimci bir g oluturabilir. Bir ayaklanmann, bir hkmet darbesinin, bir bamszlk savann, tarihi hzlandrmak amandaki bir devrime dnmesinde, devrimci ideolojinin etkisi byktr. Marx, evrim sonucu ortaya kan devrimlerde ideolojinin oynad rol yle anlatyor: " Bilin reformu, dnyann kendi bilincine varmasn, kendisini yanltan d durumundan kmasn, eylemlerini, kendisine anlatmaktan ibarettir. 0 zaman grlecektir ki, maksat gemi ile gelecek arasna byk bir izgi izmek deil, ama gemiin dncelerini gerekletirmektir. Gene grlecektir ki, insanlk yeni bir greve balamyor, ama iin asln renmi olarak eski iini gerekletiriyor." Toplumsal evrimi hzlandrmaya ynelik devrimler asndan " bilin " esi, dolaysyle ideoloji daha byk nem tar. Geri kalm bir lkede -kaynaklarn ktlndan dolayekonomik bymeyi salamak, halk eitmekten, kltrel alanda deiim yapmaktan daha zor olduu iin, devrimciler ncelii ideolojiye verirler. Devrimin itici gcn oluturacak "yeni insan" yaratmaya alrlar. deolojinin nclndeki "kltr devrimi"nin Kemalist devrimde olduu kadar, Maoist ve Castrist devrimlerde de, birok Afrika devriminde de n plana kmasn doal karlamak gerekir. Devrimin resmi ideolojisi yaygnlatka, iktidarn kartlar zerinde bir bask oluturarak, onlarn silahlarnn nemli bir blmn de ellerinden alr. Marx'111 gelimi lkelerdeki devrimler asndan yapt ideoloji deerlendirmesinden ok farklsn Che Guevera geri kalm lkeler iin yapyor. O ' n a gre, bu gibi toplumlarda
-384

temel itici g, ideolojinin yarataca devrimci bilin ve heyecandr: "Belirli bir lkenin nc insanlarnn, retici glerin genel gelimesi zerine kurulu bilinci, o lkenin gelime dzeyinde retici glerle retim ilikileri arasnda gerekli nesnel elikiler henz bulunmasa bile, sosyalist bir devrimi baarya ulatracak yollar bulabilir." Bu dncedeki gerek pay tartmal olsa da, geri kalm lkelerdeki devrimlerde, ekonomik ve toplumsal gelimeyi hzlandrmak iin, insanlarn bilinli etkinliklerine ncelik tannd aktr. Her devrim, iktidarn snfsal yapsnn deimesiyle balar. Eer bir iktidara toplumda giderek daha az sayg gsteriliyorsa, bu baka bi iktidarn yolda olduunu gsterir. Belirli toplum kesimlerinin temsilcileri gidip, gelimekte olan toplum kesimlerinin temsilcileri, onlarn yerine siyasal iktidar ele geirdiinde bu bir devrim balangcdr. Byle bir deimenin, mutlaka silah zoruyla olmas da gerekmez. Deimenin bar yoldan gereklemesi, devrimin sonraki aamalarnn da olabildiince az sarsntl gemesine olanak verir. Ama siyasal iktidar, ancak zor kullanlarak deiiyorsa, yeni siyasal iktidar toplumun nemli bir kesimi yasal saymyorsa, devrim sreci iddete dayanarak yrr. Devrimin getirdii yeni rejim, toplumun byk ounluunun gznde yasallk kazanmcaya kadar, bask ve iddet yntemleri giderek azalan llerde srer. Toplumda meruluk kazanan bir rejimin, kendini saydrmak iin g kullanmasna gerek kalmaz. Eski dzenin egemen gleri, kendi ayrcalklarn sona erdiren yeni dzeni gnl rzasyla kabul edemeyecei iin, tarihte rastlanan devrimlerin ou, ilk aamalarnda, ls deien bir iddet ve bask dnemi yaamlardr. Fransz devriminde, "devrimin kendi ocuklarn yedii" ter dnemi, Sovyet devriminde Stalin ynetimini de kapsayan yllar, Humeyni devriminde -d savaa karn- rejim kartlarna uygulanan acmasz iddet ve benzer rnekler oaltlabilir. Devrime kar olan direncin dzeyi, devrimin bavuraca bask ve iddetin dzeyini belirler. G a s t o n B o u t h o u l . devrimlerin iddet yntemlerine bavurup vurmamalarn yle aklyor: "Devrimler, kurumlarla
-385

zihniyetler arasnda uyum salamaya yneliktirler. Yntemleri iddetten uzak olabilir (Hristiyan ve Gadi'ci devrimler). iddete dayal yntemler, genellikle, uzun bir hareketsiz bar dnemin sonunda ortaya kan son aamadr; tpk Fransz devriminde olduu gibi." Nasl devrimci ideolojiler varsa, devrime kar, yani kardevrime! ideolojiler de vardr. Yaklamlar asndan bunlar iki kmede toplanabilir: Birinci kmede olanlar, devrimleri nlenemez, kanlmaz, ama kt, zararl olgular olarak grrler. Onlara gre; devrimler toplumun yaamasnn deil, lmnn tohumlarn tarlar: bundan dolay da, umutsuz da olsa, devrimlere kar srekli bir savam vermek gerekil. Andre Decoufle, bu ideolojiyi paylaanlarn grn u cmlede zetliyor: " Uygarlk lme mahkmdur, ama insann grevi bu liim ann geciktirmektir." Gryoruz ki, bu tr kar-devrimci ideolojiler, kk ok daha eskilere giden, karamsar tutucu ideolojinin bir uzantsndan baka birey deildir. J o s e p h de Mastre, kar-devrimci dncenin nl isimlerinden birisi olarak yle diyor: "Kar-devrim, ykmann kendisinden baka bir eyi ykmaz. Hilik yolundan hareket edenler hibir ey yaratamazlar. . . Kar-devrim olarak adlandrlan kralln yeniden kurulmas, kartn devrimi deil, devrimin kart olacaktr." kinci kmede yer alan kar-devrimci ideolojiler iin devrim, toplumsal lgnlklar ve cinayetlerden oluur. Onlar iin devrimler geici ve yresel olaylardr. Bu tr ideolojilere, zellikle devrimci hareketin ezilmesinden sonraki ortamlarda, kar-devrimcilerin kendilerini gl hissettikleri dnemlerde rastlanr. Onlara gre; devrimciler insan deil, geri kalm insanlar ya da hayvanlardr. Byle bir inan, devrimci hareketlerin acmaszca ezilmesini merulatracak niteliktedir. Devrim toplumsal bir lgnlk annn rn iken, kar-devrim akla ve doal dzene yeniden dn demektir. Kar-devrim, ideolojik adan devrimin tersi iken, eylem asndan devrime ok yaklar. Devrimle mcadelede ideolojisinin inandrma gcnn yeterli olmadn, devrimci sreci baka yollardan durduramadn grnce, o da silaha ve id-386

dete bavurur. Devrimin yaratt korku bydke, kardevrim giderek bir kitlesel ldrme eylemine dnebilir. SELM KAYNAKLAR Bouthoul, Gaston; Sociologie De La Politique, P.U.F., Paris, 1965. Birnbaum, Pierre-hazel, Franois ; Sociologie Politique (Textes reunis), Aimand Colin, Paris, 1971. Chatelet, Franois-Pisier Kouchner, Evelyne; Les Conceptions Politiques Du XXe Siecle, P.U.F., Paris, 1981. Cot, Jean-Pierre, et Mounier, Jean-Pierre ; Pour Une Sociologie Politique, SEUL, Paris, 1974. Debray, Rgis; Devrimde Devrim (ev. R. Gngr), Toplum Yaynlar, istanbul, 1967. Decoufle, Andr; Sociologie Des Rvolutions, P.U.F., 1968. Duverger, M a u r i c e ; Dnem Yaynevi, Diktatrlk stne (ev. istanbul, 1965. B. Paris, Tanr),

Kongar, E m r e ; Toplumsal Deime, Bilgi Yaynevi, Ankara, 1979. Luxemburg, R o s a ; Sosyal Reform Ya Da Devrim, Ma-Ya, istanbul, 1975. Malaparte, Gurzio; Hkmet Devirme Teknii (ev. N. Onol), Varlk Yaynlar, istanbul, 1966. Rocher, Guy; Le Changement Social, Editions H M H , 1968. Paris,

Runciman, W.G. ; Toplumsal Bilim Ve Siyaset Kuram (ev. Erol Mutlu), Teori Yaynlar, Ankara, 1986. Schwartzenberg, Roger-Gerard ; Sociologie Politique, Editions Montchrestien, Paris, 1971.

-387

ALTINCI KISIM SYASAL SSTEMLER


Siyasal sistemlerin, siyaset bilimiyle ilgili olarak, u ana kadar incelediimiz konularn bir bireimi (sentezi) olduu sylenebilir. Burada yalnz siyasal kurumlarn oluturduu siyasal rejimler deil, o kurumlarn gerisindeki siyasal g dengeleri, o dengelerin gerisindeki etkenler ve siyasal yaamla ilgili tm sreler sz konusudur. Siyasal sistemler, siyasal atmann hem rn hem de erevesidir. Bu balk altnda, demokratik sistemleri, baskc sistemleri ve geri kalm lkelerin kendilerine zg koullarnn rn olan siyasal sistemleri ayr ayr ele alacaz. ada olmayan siyasal sistemleri ise, inceleme alanmzn dnda brakmaktayz. 1. O U L C U SSTEMLER

Tarihte ilk demokrasi, Eski Yunan'da, kent devleti erevesinde varoldu. Bu, kleler, yabanclar ve kadnlar dnda kalanlarn lke ynetimini dorudan stlendii, aracsz bir aznlk demokrasisiydi. Nfusun fazla olduu, sorunlarn karmaklat ve lke ynetiminin birok uzmanlk dalnn katksna bal olduu amzda, artk dorudan demokrasi, baz kk yerel ynetimler dnda olanakszlat. Yurttalar lke ynetimine, byk lde temsilcileri araclyla katlr oldular. Ynetimin seimle belirlenmesine, yasalar nnde eitlie, zgrlklere ve yarg bamszlna dayal bir demokrasi modeli dodu. ada demokrasileri, liberal demokrasi ve sosyal demokrasi olmak zere, iki aamada incelenebilir.
-389

Demokratik siyasal sistemler, oulcu sistemler olarak da nitelendirilebilir. oulcu sistemlerde "tek doru" yoktur ve dolaysyle, yasal bir muhalefet ya da muhalefetler vardr. ada oulcu sistemler, toplumda karlar ve dolaysyle dnya grleri farkl kesimlerin bulunmasn doal sayarlar; bu farkl kar ve dnya grlerinin bar yollardan savunulmasna, siyasal iktidarn da bu bar savam sonunda olumasna olanak verirler. a) D e m o k r a s i K u r a m Demokrasi gnmzde, aznlkta olanlarn haklarna sayg gsterildii ve onlara birgn ounlua dnebilme yollarnn ak tutulduu zgrlk bir ounluk ynetimi biiminde tanmlanabilir. Demokrasi tarihi, insanlar arasnda toplumsal kkenli eitsizlikleri gidermek iin verilen savamn tarihidir. Demokratik dncenin tarihi de, eitliki ve zgrlk dncenin evrimini yanstr. Demokratik dncenin evrimi, insann " akll " bir yaratk olduu, kendisi iin iyi olanla kt olan ayredebilecei inancndan kaynaklanan, insana saygya dayal, iyimser bir dnya grnn evrimidir. Demokrasi zerindeki ilk yazl deerlendirmeye, Herodot tarihi'nin nc cildinde rasdanr. M . . 5. yzyda kaleme alnm olan bu yaptta, demokrasi "halkn ynetimi, yasalar nnde eitlik, btn sorunlarn ak tartmaya sunulmas, yneticilerin makamlarndan hareketle sorumlu tutulmalar" olarak nitelendiriliyordu. Gene ayi yzylda Atina'da doan S o f i z m de, demokratik kltrn temellerini oluturmaya alan bir akmd. Sofisder, ncelikle, deimez ve tek bir "doru" olduu inancn ykmak iin aba gsterdiler. nk dorunun ve gerein tek olduunun kabul, aristokratik dncenin uzun yllar boyu ileyerek topluma kabul ettirdii deer yarglarnn tek doru saydmas demek olacakt. nl sofist Protagoras 'n koyduu ilkeye gre, "insan her eyin ls"dr. "Gerek" de, "doru" da insandan insana deiir. Devlet bilgisi yalnz belirli bir snfta deil, tm yurtta-390

larda bulunmaldr. Her eyin ls insan olduuna gre, adalet ve hatta devlet deimez kurumlar oluturmazlar. Sofistlere gre, devlet, glnn gsze zorla kabul ettirdii dzenin addr. Eer insann hakszlk etmeye her zaman gc yetseydi, "hakszla uramay ortadan kaldrmak iin kimseyle anlamaya yanamazd". Tukidides Tarihi'nde yer alan, Perikles 'in nl sylevi de, demokratik dnceye nemli katklar olan bir belge saylr. Perikles bu sylevinde, demokrasinin, birka sekin yurttan ded, tm yurttalarn katklaryla varolan bir rejim olduunu vurgular. Herkesin eit hak ve ykmllklere sahip bulunduunu, soylu oluuna gre deil, yeteneklerine ve " kazand ne" gre devletteki yerini alabileceini syler. Perikles konumasnda, demokrasinin zgrlk, hogr ve sorumluluk ilkelerine deindikten sonra, yle diyor: "Devlet ilerine karmayanlara, kendi ii gc ile uraan sessiz bir yurtta deil, hibir ie yaramayan biri gzyle bakyoruz. Bir politikay ancak birka kii ortaya koyabilir, ama hepimiz onu yarglayacak yetenekteyiz. Biz tartmaya, siyasal eylemin nne dikilen bir engel diye deil, bilgece davranmann vazgeilmez bir n hazrl diye bakarz" Perikles'in sylevinde, ada demokratik dncede nem tayan bir ge daha var: Demokrasinin, insann kiiliini ve yeteneklerini gelitirmeye en everili bir rejim oluu!. Sokrates de, toplumun soylular tarafndan deil, bdgili ve erdemli kiilerce ynetdmesi gerektiini savunarak, demokratik dncenin evrimine katkda bulunmutur. Erdemin kaltmsal olduunu ve ancak soylu kiilerde bulunduunu kabul etmemektedir. Baz insanlar doutan daha akll ve yetenekli olabdirler. Ama bilgi ve erdem, renebden ve retebilen bir eydir. Aristo ise, k noktasnda eitsizliki bir dnceye sahip olduu halde, ounluk ynetiminin aznlk bir sekinler gru- . bunun ynetiminden daha iyi olaca sonucuna varmtr.' Aristo, halktan kiderin teker teker "'yksek adamlar"dan daha az niteliklere sahip bulunduklarna inanyordu. Ama hepsi bir-391

araya geldiklerinde, aznlk olan bu sekinlerden "daha iyi" olmalar olanaklyd. stelik, "okluk, bozulmaya azlktan daha az elverili" idi. "z miktardaki su, ok miktardaki sudan daha abuk bozulur"du. Ama Aristo, halkn ynetici olmasn deil, yasalarn yaplmasnda ve ok sayda yeden oluan yarg organlarnda arlk tamasndan yanayd. nk halk oluturan bireyler, teker teker deil, ancak biraraya geldiklerinde sekinlere stndler. Aristo, servet ile siyasal iktidar arasnda yakn bir iliki kuruyordu. "nsanlarn servetlerinden dolay egemen snf olduklar yerde, ister azlk ister okluk olsunlar, hkmet biimi oligaridir" grndeydi. Demokrasi iin, kalabalk bir orta snfn varln art gryordu. iddetli toplumsal patlamalar, varlkl kk bir snfn yannda, ok kalabalk bir yoksul snfn bulunmasyla aklyordu. Orta snfn zayf olmas, toplumun efendi ve klelerden olumas demekti. Aristo'nun u szlerinde, gelecein oulcu demokrasisinin kuramsal temellerini de bulabiliriz: "Eer bir devlet yayorsa, bunun hikmeti, birlie doru gitmekte bir noktadan daha ileri varmamasdr; devlet bu noktay at m, ya ortadan kalkar, ya da kt bir devlet haline gelir. Adeta mzikte uyumun tek ses haline gelmesi veya ritmin tek vuru haline gelmesi gibi. . ." Aristo'nun ilgin bir gr de, yneticinin elindeki silahl gle ilgilidir. Yneticinin elinde belirli bir asker gcnn bulunmas, ama bu gcn hibir zaman halkn gcn aacak dzeye varmamas gerektiine inanyordu. Demokratik dncenin ilk kaynaklarnn Eski Yunan'da domas bir rastlant saylamaz. Mezapotamya'da ksa mrl olan kent devleti, dalarla blnm, deniz ticaretine ak Mora yarmadasnn koullarnda uzun mrl olurken, dorudan demokrasiye elverili bir ortam da yaratmt. Ama kent demokrasisinin yklmasndan sonra, demokrasinin ve zgrlk dncenin yeniden domas iin yzyllar ve hatta alar boyu beklemek gerekti. Kaderci dnceden bakasna ortam hazrlamayan kapal tarm ekonomilerine dayal dere-392

beylik dzeninin (feodalite) yklmaya balamasyla birlikte, zgrlk dnce de baka bir erevede yeniden canland. Aristo'dan yaklak iki bin yl sonra yaam olan ngiliz John Locke' a gre, insanlar eit ve zgr olduklar "doa durumu" ndan toplumsal yaama, gvenliklerini salamak iin getiler. zgrlklerini koruyabdmek iin, sadece "gvenlik ve cezalandrma" hakkn, toplumu. ynetecek olanlara devrettiler. Eer siyasal iktidar, koruyaca yerde halkn doal haklarn inerse, devrim hakk doar. Yasama gc de yrtme gcnn ayr ellerde oluunun, yurttalar asndan bir gvence oluturduu grne daha Locke'da da rastlyoruz. Montesquieu, kuvvetler ayrm dncesini gelitirdi ve O ' n u n etkisiyle, 1789 Fransz nsan ve Yurtta Haklar Bildirisi'nde u ifade yer ald: "Kuvvetlerin ayrlmad ve zgrlklerin gvence altna alnmad yerde anayasa yoktur." nl Fransz dnrne gre, nnde kendisine engel olabilecek baka bir g bulunmayan her ynetici, zgrlkleri ineyebdir, yetkderini aabdir. "Kuvvet kuvveti durduramazsa, zgrlk olmaz" Montesquieu, demokratik cumhuriyetin varlnn, yasa yapma, yasay uygulama ve yasaya gre ceza verme yetkilerinin (yani kuvvetin), ayr toplumsal glere (kral, soylular, halk) paylatrlmasma bal buluunduunu ne srmtr. Locke ve Montesquieu gibi 18. yzylda yaam olan Jean-Jacques R o u s s e a u ise, her alanda eitlii ve tam bir demokrasiyi savundu. O ' n a gre, en iyi zm, halkn iktidarn dorudan kullanmasyd. Ama mutlaka temsilci kullanmak gerekirse, halk bu temsilcilerini, diledii zaman grevinden alabilmeliydi. Oysa M o n t e s q u i e u ve Sieyes gibi, aristokrasi ve burjuvazinin iinden gelen dnrler, temsilcilerin kendilerini seenler karsnda bamsz olmalarn savunmulardr. Byle olunca, halk seecek, ama gerekte bu iki ayrcalkl snfn sekinleri ynetecektir. Bu nedenle, Rousseau, " Ulusun vekilleri, onun temsilcileri deil, olsa olsa memurlar olabilirler" diyor. Rousseau'ya gre, zgrlklerin gvence altnda olabilmesi, servet eitlii dahil, insanlar arasnda eitliin salanabilmesine balyd. Bylece g eit datlm olaca ve kimseye
-393

devredilmyecei iin, bazlarnn, dierlerinin zgrlklerini ellerinden alma olana ortadan kalkacaktr. Ama halk egemenlii, yasalarn halk tarafndan yaplmas anlamna deil, halkn onaylamas anlamna gelmektedir. nk, " Tek tek bireyler iyinin farkndadrlar, ama onu teperler. Halk ise iyiyi ister, ancak onu grmez. Hepsinin ayn ekilde yol gsterenlere gereksinmesi vardr.'''' Bu, iktidarn, toplumu oluturan bireylere paylatrlm olduu gereine ters dmez. Ulusal egemenlik, paralarn toplanmasyla oluur! Fransz Devrimi'ni izleyen Yakn a'la birlikte, zgrlk dncenin geliimi de hzland. B e n j a m i n Constant, zgrlkleri kaldran basknn bir kiiden gelebilecei gibi, kitlelerden de gelebileceini grd. ounluun, aznlkta olanlar kleletirebileceini vurgulad. Siyasal iktidarn, vicdan ve dnce zgrlne, mlk sahibi olabilme zgrlne, kesinlikle karmamas gerektiini savundu. Constant'a gre, Kent Demokrasisinde siyasal iktidara dorudan katlan yurtta, bunun verdii mutluluk ve gven uruna, zgrlklerine getirilen snrlandrmalara katlanyordu. Ama gnmzn temsili demokrasisinde sz konusu olan ok soyut bir katlma olduu iin, zgrlklerinin korunmas, yurtta asndan daha byk nem tayordu. Soylu bir ailenin ocuu olan Fransz Alexis de Tocqueville, grevli olarak gittii Amerika Birleik Devletleri'ndcki gzlemlerine dayanarak yazd "Amerika'da Demokrasi" kitabyla, demokrasi kuramna nemli katklar yapt. Tocqueville'e gre, Amerika'da demokrasinin gelimesini kolaylatran en nemli elerden birisi, Avrupa'daki gibi, eski ayrcalkl bir snfn (aristokrasi) varolmaydr. Gl bir orta snf bu sayede oluabilmitir. Tocqueville, zgrlklerin korunabilmesi iin iki yol neriyor: Terinden ynetim ve kitle rgtleri. Ynetim yetkilerinin tek merkezde toplanmasnn nlenmesi ve zerk blgelere datlmasyla yalnz siyasal zgrlkler gvence altna alnmakla kalmayacak, ayn zamanda yurttalarn, kendi yrelerinin ortak sorunlaryla daha yakndan ilgilenmeleri salanm ola-394

aktr. Dernekler, birlikler gibi kitle rgtleri araclyla da, yurttalarn sorumluluk duygularnn gelitirilmesinin yansra, farkl karlarn savunulmas sayesinde, toplumun baskc bir ynetime kaymas nlenecektir. John Stuart Mili, ounluun aznlkta olanlar ezmesine engel olacak zmler arayan bir dnrd. T m insanln bile, bir aykr dnceyi susturmaya hakk olmadm savunacak kadar zgrlkyd. " Braknz yapsnlar, braknz gesinler" biimindeki bir devlet seyirciliinin yanl olduunu, devletin "zgrln koullarn yaratmak" gibi bir grevi bulunduunu savundu. Demokrasi kuramnn oluumuna sosyalistlerin yaptklar katklar "Sosyal Demokrasi"yle ilgili sayfalara brakarak, demokrasinin temel niteliklerini - E r h a n K s a l ' m snflandr-/^ masndan da yararlanarak- yle sralayabiliriz: 1) Siyasal iktidarn zgr genel seimlerle olumas; 2) Gerektiinde siyasal iktidarn karar ve uygulamalarn da denetieyebilen bamsz yarg; 3) Farkl toplumsal kar ve grleri temsil eden siyasal partiler; 4) Farkl toplum kesimlerini temsil eden ve siyasal katlm kolaylatran, dernekler ve sendikalar gibi, kitie rgderi; 5) Yurttalarn gelimelerden doru bgi edinme haklarn salayacak, zgr kitle iletiim aralar. Demokrasinin varolabilmesi iin gerekli ekonomik koullar incelendiinde, zellikle u nokta dikkati ekiyor: 1) En azndan, bireylerin yaamsal gereksinmelerinin (yeme ve barnma gibi) karlanabildii bir retim dzeyi; 2) Ekonomik yaamdaki etkililikte, belirli bir sermaye-emek (ii-iveren) dengesi; 3) Toplumsal snflar aasmda ok byk gelir farklarnn^ bulunmamas. Demokrasinin varolabilmesi iin gerekli toplumsal koullarn banda ise udar geliyor: 1) Ulusal btnln salanm olmas; 2) Hibir toplumsal snfn dierleri zerinde kesin bir stnlnn bulunmamas; 3) Toplumsal snflar arasndaki gei akkanlnn yksek olmas; 4) Toplumda ounluun, kitle iletiim aralarn izleyebilecek bir eitim dzeyinde bulunmas; 5) nsanlarn eitlik ve zgrlne, hogr
-395

ve uzlamaya dayal bir deerler sisteminin, ulusal kltrde egemen olmas. Bu ekonomik ve toplumsal kolluarn gereklemesi lsnde demokratik bir rejime sahibolma olasl artar. Demokrasi, yaamsal gereksinmelerini yeterince karlayamam ve yeterli bir eitim dzeyine ulaamam toplum kesimleri iin bir aratr. Bu kesimlerin, sorunlarnn zmn kolaylatrd, beklentilerini karlayabildii lde demokrasiye sahip kmalar doaldr. Ancak bu snrn zerindekiler ve zellikle de aydnlar iin demokrasi sadece bir ara deil, ayn zamanda, insanca yaamann vazgeilmez bir koulu olarak, amatr. Demokrasi, onu ama olarak benimseyenlerin artmas lsnde kkleir, glenir. b) Liberal Demokrasi

Liberal demokrasi, belirli tarihsel koullarn rn olarak ortaya kt ve liberalizmin ilkelerine uygu bir gelime gsterdi. Derebeylik dzeninin (feodalizm) yklmasna neden olan gelimeler, ay zamanda liberal demokrasinin oluumunu da hazrladlar. Demokrasi, ancak birbirini dengeleyen glerin varl orannda, gcn tek elde toplanmad, paylald durumlarda olanakldr. Yoksa, egemen olan bir g, bu egemenliini paylamaya gnl rzas ile raz olamaz. Liberal demokrasi, tarihsel evrim iinde, byk lde, topraksoylular (aristokrasi) ile kentsoylular (burjuvazi) arasndaki savamn rndr. Bu iki g arasndaki greceli denge, ilk kez ngiltere'de ortaya kt iin, liberal demokrasiyle sonulanan evrim de ilk kez bu lkede, 13. yzylda belirginlemitir. ngiltere'nin bir ada lkesi olmas dolaysyle savunmasnn kolayl, kraln emrinde gl ve srekli bir ordunun bulunmas zorunluunu yaratmamtr. Bu durum, kralla derebeyleri arasnda belirli bir dengenin oluumunu kolaylatrmtr. Kraln, vergi koyabilmek iin topraksoylula m rzasn almas zorunluunu getiren 1215 tarihli " Byk Ferman" (Magna Carta), ite byle bir dengenin rndr. -396

Franszca " parler " (konumak) szcnden kaynaklanan parlamento, k noktasnda, krala danmanlk yapan soylular ve yallardan oluan bir kuruldu. Magna Carta ile birlikte bu kurul sreklilik ve temsil nitelii kazanarak, danmanln tesine geti. Bir yandan topraksoylularm, te yandan da tccar ve esnafn temsilcilerini barndrmaya balad. Zamanla da, tamamen snfsal nitelikli iki meclise ayrld: Topraksoylular temsil eden "Lordlar Meclisi" ile, kentsoylular temsil eden " Avam Meclisi". Derebeylik dzeninin olumasnda, iki etken ana rol oynamt: Dou ticaret yollarnn kapanmas ve kentlerin gvenliinin azalmas. Dou ticaret yollarnn kapanmasnn nedeni, gei blgelerinin islam toplumlarnn egemenliine gemesiydi. Kentlerde gvenliin azalmasnn nedeni ise, Barbar istilalar olarak adlandrlan Normar ve Macar istilalaryd. 5. yzyldan 9. yzyla kadar uzanan bir sre iinde, bu iki etkenin biraraya gelmesiyle, kentler nemini yitirdi, ticaret yaam snd, kentsel ekonomi geriledi, yoksullama balad. ve gvence arayan insanlar, kentten kye akm ettiler. Derebeyler onlara bir yandan atolar ve askerleriyle gvenlik salarken, te yandan ilemek iin toprak verdiler. Seri adyla, derebeyine ekonomik adan olduu kadar hukuksal adan da tam baml bir snf dodu. Tarmda ar sabann, sava teknolojisinde ise zrhl atlnn devreye girmesi, bu gelimeleri kolaylatrd. Derebeylik dzeninin 11. yzyldan balayarak zlmesinde ise sre tersine iledi: Bir yandan Hal Seferleri, te yandan skandinav halklarnn Rusya zerinden gelitirdikleri ilikiler, Dou ticaret yollarnn yeniden almasn salad ve kentlerde ticaret y-aam canland. (Bu canlanma ilkin liman kentlerinde olduundan, ilk cumhuriyetler de oralarda kuruldu.) Dou'nun ipei ve baharat Avrupa'ya gelirken, Avrupa'nn ynl kumalarna da Dou'da nemli bir pazar dodu. Ynl kumaa doan istem ise, derebeylik dzeninin yklmasmda ayrca rol oynad. Yn ticareti hayvancl zendirirken, hayvancln geliimi tarmsal retime ilgiyi azaltt. Tarm alanlar meraya d-397

ntrlnce, ok sayda ifti yerine az sayda oba yeterli oldu. siz kalan iftiler kente akn ederken, toprak fiyatlar artt. Topraklarn, derebeylerin ve baz varlkl kyllerin elinde birikmesi sreci hzland. Tarmsal retim, ticari amaca, kenderin gereksinimini karlamaya yneldi. Derebeylik dzeninin yklmasna, ticaretin gelimesinin byk katk yaptn gryoruz. Kendi kendine yeten kapal tarm ekonomileri, bu sre iinde zlmeye yztuttular; ekonominin erevesi geniledi; lkenin tm bir pazar oluturdu. Blgeler aras ilikiler artt ve blgesel dillerle latincenin birlemesiyle ulusal diller dodu; feodal devletlerin yerini ulusal devletler ald. Ticaret ve sanayi ile gelien yeni toplumsal snflarn karlar ile, topraksoylularn sahip olduklar ayrcalklar ve derebeylik dzeninin zellikleri atyordu. Birinci aamada kentsoylular (burjuvazi) kral topraksoylulara (aristokrasi) kar destekleyerek, mutlak kralln kurulmasn saladlar. Daha sonraki aamada, bu kez kraln yetkilerinin snrlanmas demek olan anayasal krallk dodu. Kentsoylular yeterince glendiklerinde, ya dorudan cumhuriyet rejimi kuruldu, ya da krallk -ngiltere'de olduu gibi- bir ss ola ak korunarak, siyasal iktidarn gerekte halkn oylaryla belirlendii rejimlere geildi. Liberal ideolojiyi incelerken de belirttiimiz gibi, bu ideolojinin temelini oluturan eitlik ve zgrlk ilkeleri, kentsoylu snfn gereksinmelerine yant olarak domutu. Yasalar nnde eitliin gereklemesi, topraksoylularn doutan sahip olduklar ayrcalklar yokedecei iin, iki snf arasndaki savam kentsoylularn kazanmasn kolaylatracakt. zgrlk de, bir yandan eski dzenin eletirmesini, te yandan da yeni dzenin temelini oluturan dncelerin yaylmasn ve toplumsal destek salanmasn olanakl klacakt. Liberalizmi anlatrken, oluuma katkda bulunan eitli dnrlerden de szetmitik. O erevede zerinde durmad~mz A d a m Smith 'e gre, her insan kendi karlarn herkesten iyi bilir; karlarnn gereini yerine getirebilmesi iin zgr olmaldr. Her insan kendi kar iin alrken, ayn zamanda
-398

toplumun da karma hizmet eder. nk toplumun kar, tek tek bireylerin karnn toplamndan oluur. yleyse, bireylerin kendi karlarn salamak iin yaptklar almalara, hikimse, bu arada devlet de engel olmamaldr. . . te liberal demokrasinin ana felsefesinin temelinde, Adam Smith'in bu dnceleri vardr. Liberal devlet, yalnzca yasalar nnde eitlii ve bireylerin zgrln korumakla ykml, yalnzca ite ve dta gvenlii srdrmekle grevli bir kurumlar btndr. Lieberal demokrasinin douunda, tanrsal kkenli egemenlik anlaynn yerini halkn egemenlii anlaynn almas da rol oynamtr. Egemenliin kkcniyle ilgili bu deiiklik ise, byk lde laikliin yerlemesiyle, kilisenin etkisinin azalmasyla gereklemitir. Derebeylik dzeni ile btnlemi olan kilise, yeni dzenin kurulmasyla birlikte gcnden ok ey yitirmitir. Topraa dayal retim kadercilii yaygnlatrarak kilisenin etkisini glendirirken, varolan koullarn ve kurumlarn hzla deimeye balamasyla birlikte, kilisenin de destekledii derebeyliin doal olduu ve Tanr'nm isteine uygun bulunduu inanc sarslmtr. Liberal demokrasi, ulusal ve laik bir toplumsal erevede varolabilmitir. Egemenliin tanrsal kkenli olduunun kabul edildii bir toplumda, siyasal iktidarn halkn oylaryla belirlenmesi herhalde dnlemezdi. Liberal demokrasinin douunda, belirli bir ekonomik deimenin temel etken olduunu syleyebiliriz. Tarma dayal kapal ekonomilerde, topra denetleyen g, tm toplumu denetimi altna alabiliyordu. Onun karsnda denge oluturabilecek baka bir g yoktu. Byle bir erevenin krlmasyla birlikte, ekonomik gler eitlendi ve onlar arasndaki kar atmalar, demokrasiyi olanakl klacak bir denge ortam dourdu. T m ekonomik gc elinde bulunduran topraksoylularn egemenliinden, eitlenen ekonominin farklr dallarnda glenen toplumsal snfsal arasndaki g dengesine geilmesiyle birlikte, demokratik bir siyasal kurumlama olanakl duruma geldi.
-399

Liberal demokrasi sadece ounluun ynetimi demek deildir. nk ounluun temsiline dayal bir ynetim, ounluk diktas da olabilir. Daha nce de belirttiimiz gibi, liberal demokrasi, ounluun ynettii, aznlkta olanla- ise, ynetimin keyfiliklerine kar korunduu bir rejimdir. Siyasal iktidar!' snrlandrlmas ve zellikle de bamsz bir varg denetimi, ada liberal demokrasinin vazgeilmez gelerindedir. Siyasal iktidar zerindeki yarg denetimi, aznlkta olanlarn korunmasn, bireysel hak ve zgrlklerin gvence altna alnmasn salar. c) Sosyal D e m o k r a s i Liberal demokrasi, kapitalizmin gelimesi sonucu, ekonomik bakmdan gl snflar arasnda ortaya kan atmann ve o atmann sonunda oluan bir gler dengesinin rndr. Bu atmada, ii snf ve aydnlar kentsoylularn, kyd snf ve kilise ise topraksoylularm destekisi olarak rol oynadlar. Gerek iilerin, gerekse aydnlarn destei bilinliydi; nk kentsoylularn ideolojisi olan liberalizmin zgrlk ve eitlik ilkeleri, kendilerinin de yararnayd. Kilisenin topraksoylulara verdii destek de bilinliydi; nk kilisenin kendisi de derebeylik dzeniyle btnlemiti. Liberal dncelerin egemenlii, kilise aristokrasisinin birok ayrcalnn da sona ermesi anlamna gelecekti. Bu atmada kendi karlarna ters davranan tek toplumsal snf olan kyllerin ynlendirilmesinde de, gene ayn kilise nemli rol oynamtr. Sosyal demokrasi, sanayi devriminin ye onun ortaya kard gl bir iei snfnn etkisiyle -olumutur. Eer ii snf olmasayd, liberal demokrasi, ekonomik bakmdan gl snflarn gereksinimlerine yant veren bir aznlk demokrasisi, bir tekilci demokrasi olarak kalacakt. Sanayi devrimiyle birlikte, bir yandan atlye retiminin yerini byk fabrikalarda yaplan retim alrken, te yanda, retimde salad hzl art ile yaam koullarn deitirdi. Atol yelerdeki ii-iveren yzyze ilikisinin yerini, fabrikalarda yzlerce, binlerce iinin birarada alt, iveren temsil-400

ilerinin araya girdii bir ortam ald. Bu, sosyalist dncenin yaylmasna ve toplu eylemlere elverili bir ortamd. Liberalizm, ekonomik bakmdan gl bir toplum kesiminin gereksinmelerinden kaynaklanmt. Oysa sosyalizm, tam tersine, asl sorunu ekonomik olan bir snfn sorunlarna yant olarak dodu. Hukuksal eitlik ve zgrlk, ii snf iin de anlaml ve nemliydi. Ama bu snfn ve benzerlerinin ekonomik gcnn zayfl, liberalizmin getirdii hak ve zgrlklerden yeterince yararlanmasn nlyordu. Bat Avrupa'daki ii snf, liberalizmin salad zgrlklerden kendi temel sorununun zm iin yararlanmak amacyla, uzun ve bazen de ok kanl bir savam verdi. i snfnn ve genel olarak, ekonomik bakmdan gsz toplum kesimlerinin savamnn birinci aamasn, yalnzca varlkl toplum kesimlerine tannan temel hak ve zgrlklerin kendilerine de tannmas ii verilen savam oluturmutur. Yasalar nnde eitliin en doal sonucu gibi grnen genel ve eit oy hakknn elde edilebilmesi, seilme hakknn elde edilebdmesi bile, byle uzun ve kanl bir kavgann rndr. 1789 devriminin sonucu olan bu temel hak, Fransa'da ancak 1848 ihtilallerinden sonra ii snfn da kapsamna almtr. Bu aamayla birlikte, liberal demokrasi tamamlanm, oulcu, katlmc, sosyal bir demokrasiye giden yol almtr. Derebeylik dneminde, ekonomik bakmdan gl tek bir snf vard ve siyasal adan da o snf egemendi. Kapitalizmin gelimesiyle birlikte yeni bir snf dodu, ekonomik bakmdan glendike, siyasal alanda da etkili olmak istedi. Derken, sanayi devrimi ile, ii snf, ekonomik adan deil, ama toplumsal olarak byk g kazand. Say ve rgtlenme gcne dayanarak, sonunda o da, siyasal rejimde etkili olmasn salayacak olanaklar ele geirdi. Bylece, tek bir gcn egemen olduu bir siyasal sistem, birok g odann bulunduu bir siyasal sisteme dnnce, oulcu demokrasi gerek anlamyla domu oldu. Btn toplum kesimlerinin, kendi kar ve grlerini savunmasna olanak veren, demokrasinin ve zgrlklerin gvencesini bu oulcu dengede bulan bir siyasal sistem olutu. -401

- Ekonomik skntlar olmayan snflar, liberal demokrasinin, yalnzca yasalar nnde eitlik ile i ve d gvenliin salanmasn bekliyorlard. Oysa ii snfnn ve ekonomik bakmdan gsz toplum kesimlerinin devletten beklentisi sadece "korunmak" deil, ayn zamanda ''yardm edilmek". Kentsoylular "braknz yapsnlar, braknz gesinler" derken, devletten, byk baln kk bal yutmasna izin verecek bir "yanszlk" istiyorlard. Sahneye kan yeni toplum kesimlerinin sorunlar ise, tersine, devletin ilere karmasn ve zayf olan korumasn gerektiriyordu. Sosyal demokrasi byle dodu. Liberal hak ve zgrlkler, devletin yalnzca korumas gereken hak ve zgrlklerdi. Oysa sosyal hak ve zgrlkler, devletin vermesi, salamas, yaratmas gereken olanaklar ieriyordu. Liberalizmin ngrd "serbest rekabetsin, beklenen olumlu sonucu verebilmesi, balang noktasnda koullarn eit olmasna balyd. Oysa bazlar yara ok nde, bazlar ise ok geride balyorlard. Giderek devletin, toplumun tmne eitim, salk ve kltr olanaklar salamay stlenmesi gerektii kabul edildi. sizlikle mcadele, devletin grevleri arasna girdi. alan toplum kesimlerine, grev ve toplu szleme hakk tannd. Toplumsal gvenceler (sosyal sigortalar) yaygnlatrdd. Devlet, liberal devlet anlaynn ok tesinde grevler stlendi. Liberal demokrasinin ierdii siyasal demokrasi, liberalizmin deerlerini yanstrken, sosyal demokrasi, liberalizm ile sosyalizmin bir sentezi olarak ortaya kt. Sosyal haklar ieren "sosyal devlet" kavram, 1961'de balayarak Trk anayasalarna da girdi. Nasl ki liberal demokrasi "hukuksal adalet" kavramndan esinlenmise, sosyal demokrasi de "toplumsal adalet" kavramndan etkilenmitir. Toplumsal adaletin, dolaysyle sosyal demokrasinin gereklemesi asndan, alan snflarn rgtlenme zgrlkleri byk nem tar. Liberal demokrasi, varlkl toplum kesimleri arasndaki g dengesine dayanrken, sosyal demokrasi, temelde emek-sermaye, ii-iveren dengesine ulaabildii lde gereklik kazanr. Sermayedar snflarn gc ekonomikti. Emeki snflarn gc ise saysaldr, oklukla ilgi-402

lidir. Ama o okluk, ancak rgtlendii zaman, gerek bir g oluturur. Byk bir iadam, tek bana da olsa ekonomik gce, dolaysyle siyasal bir arla sahiptir. Onun karsnda denge oluturabilmek iin, binlerce iinin biraraya gelmesi, kk dentilerini stste koymas, aralarnda bir gr ve kar birlii kurmas gerekir. rgdenme zgrl kstlandnda, oulcu demokrasiden de, sosyal demokrasiden de uzaklalm' olur. Etkili olmak iin rgtlenmesi zorunlu olmayan varlkl toplum kesimlerinin arl, byle bir ortamda artar. Toplumda rgtlenme ve toplumsal kararlar etkileme olanaklar yaygnlatka, kitlelerin her dzeydeki katlm arttka, oulcu demokrasi gereklik kazanr; demokrasinin "sosyal" yn glenir. oulcu demokrasi, tm toplum kesimlerine, rgtlenme ve siyasal iktidar etkileme veya siyasal iktidara ulama iin yasal mcadele yolunu ak tutan demokrasidir. oulcu demokraside halk seyirci deil^ oyuncudur. oulcu demokrasi, halkn belirli aralklarla sandk bana giderek belirlendii bir sekinler ynetimi deildir. 2. T E K L C SSTEMLER

Demokratik rejimlerle bask rejimlerini ayran en nemli lt, kendisine iktidar olma yolu ak tutulan, bir yasal muhalefetin bulunup bulunmamasdr. Demokrasinin, aznlkta olanlara, gnn birinde ounluk olabilme ans tanyan, egemenliin halkta olduu bir ynetim biimi olarak tanmlanmas bundandr. Bu tanma yaklat lde, bir rejim demokratiktir ve bu tanmdan uzaklatka rejim baskc bir nitelik tar. Demokratik nitelii ar basan rejimlerde baz bask eleri bulunabilecei gibi, bask rejimi zellikleri tayan rejimlerde bile baz demokratik elere rastlanabilir. Bu balk altnda, nce bask rejimlerinin zelliklerini ve o zelliklerin olutuu koullar mceleyeceiz; bu konudaki baz nemli kuramsal almalara deineceiz. Komnist ve faist rejimler ise, baskc, daha dorusu tekilci nitelikleri ar basan ada siyasal btnler olarak ayr ayr ele alnacaklar.
-403

Tekilci sistemle oulcu sistemlerin tersidir; dorunun "tek" olduu inanc zerine kurulmulardr. Tek rgt ve zellikle de tek parti anlay, bu "tek doru" anlaynn doal bir sonucudur. a) Diktatrlk K u r a m Baz siyasal bilimciler, diktatrl bask rejimlerinin zel bir biimi olarak kabul ederler. Oysa yaygn eilim, tm bask rejimlerini diktatrlk olarak adlandrmak ynndedir. nl ingiliz diktatr .Cromvvell yle demiti: "On yurttatan dokuzu benden nefret mi ediyor? Eer sadece onuncusu silahlysa bunun bir nemi yok.. . " te tm bask rejimlerinin dayand temel felsefe budur. Duverger, dikta rejimlerini "sosyolojik diktatrlkler" ve teknik diktatrlkler" olarak ikiye ayryor. Sosyolojik diktatrlkler, toplumdaki yapsal ve inansal bunalmlarn sonucu olarak doarlar. Teknik diktatrlkler ise, Duverger'ye gre, koullarn rn bir zorunluk olmaktan ok, bir tr " parazit". saylabdir. Geici bunalmlarla yapa' bunalmlar da, gene ayn erevede ikiye ayrlabilir. Byk bir yapsal deiimin rn olan bask rejimlerinin uzun mrl olmalarna karlk, geici bunalmlarn rn olan diktatrlkler ksa mrl oluyorlar. Eski Yunan kent devletleri, denizcdiin gelimesiyle, kapal ekonomiden ak ekonomiye geerken (M.. 7 ve 6. yy.) yapsal bir deiindik de gerekleti. Topraa dayal retim ve topraksoylulara dayal bir yapdan, ticaretin ve el sanatlarnn ar bast, tccarlarn ekonomik bakmdan en gl snf oluturduu bir yapya sarsntsz geilmesi olanakszd. Tarihin tand ilk byk diktatrlk salgn, bu ortam iinde ortaya kt. kinci byk diktatrlk salgn da, 1789 Fransz Devrimi ile birlikte balad. Ortaan kapal tarm ekonomilerinin yerini, ticaret ve sanayiin egemen olduu ak ekonomiler alrken, topraksoylularla kentsoylular arasndaki atma giderek sivrileti. Topraksovlular giderek gcn yitiriyor, kentsoylu-404

lar g kazanyordu; ama siyasal dzen, topraksoylularm ayrcalklarn koruyacak biimde kurulmutu. Devrimci, kardevrimci ve istikrar salamaya ynelik orta-yolcu diktatrlkler birbirini izledi. Yapsal bunalmla birlikte, genellikle bir inan bunalm da doar. Halkn ounluunun siyasal inanlarna uyan rejim yasaldr; bu nedenle de, yasal iktidara sayg gsterilmesini salamak iin iddete bavurmaya, ak bask kullanmaya gerek kalmaz. Ama, rnein halkn yars krall, dier yars cumhuriyeti yasal sayyorsa; yars egemenliin tanrsal kkenli olduuna, dier yars ise halk egemenliine inanyorsa, orada bir inan ve dolaysyle de yasallk (meruluk) bunalm var demektir. Rejim, kendisini yasal saymayan kesime kar, otoritesini ancak bask ve iddet kullanarak kabul ettirebilir. Suudi Arabistan'da ancak kral soyuna dayal bir iktidar halkn ounca yasal saydabilir; ama Trkiye'de siyasal iktidarlar, zgr seimlerle olutuklar lde yasaldrlar. Duverger, teknik diktatrln ne olduunu anlatmak iin u rnei veriyor: ok iyi silahl ve disiplinli bir grup macerac, bir gemiye dolarak, Pasifik'teki, birka bin nfuslu bir adaya ksalar ne olur? Oradakiler durumlarndan ve ynetimlerinden memnun olsalar bile, bu bir avu kiiye baemek ve onlarn ynetimini kabullenmek zorunda kalmazlar m? Teknik diktatrlklerin en yaygn rneini, silah zoruyla ele geirilen ve smrge durumuna sokulan lkelerdeki ynetim biimi oluturur. mparatorluklarn ya da smrgeci devletlerin, egemen olduklar lkelere atadklar yneticilerin iktidarda bulunduu rejimlerin ne yapsal ne de inansal bunalmlarn rn olmadklar aktr. Duverger, askeri diktatrlkleri de ayn erevede deerlendiriyor. Ama bunun, hibir bunalmn olmad bir toplumda ortaya kmas biiminde anlalmamas gerekir. Sosyolojik bir diktatrle neden olmayacak boyuttaki bir yapsal ya da geici bunalm, eitli yollardan yaplan kkrtma 1 arla bytlp, teknik bir diktatrln ortam hazrlanabilir. lkedeki bunalmn yapay olarak iirilmesi iin, askeri bir re-405

jimi kendi karna gren eitli i ve d gler aba gsterebilirler. Nazi rejiminin olumasnda rol oynayan Reichtag (Ulusal Meclis) yangn bunun en l rneklerindendir. Yangnn komnistler tarafndan de, Naziler tarafndan bir kkrtma. amacyla karld, yllar sonra kantianmtr. Troki 'nin dedii gibi, normal koullarda "orduya kar devrim yaplamaz"ya da ordunun yapt bir darbeye de engel olunamaz. Bir teknik diktatrln yklmas, ksa dnemde, kendi i elikilerine veya d kaynakl etkilere baldr; ama, sosyolojik bir diktatrle dnmezse, uzun srede mudaka yklr. 1920 ylnda Berlin'de iktidara el koyan general Lttwitz, eer ertesi gn tm lkede gerekleen genel grev sonucu ykldysa, bunda, darbeci generalin ordunun ounuunca desteklenmemesinin rol bykt. Ordudan kaynaklanan bir darbeyi, gene ordunun kendisinin nleyebileceini sylemek yanl olmaz. Duverger'in aratrmas gsteriyor ki, bir dikta rejimiinn sert mi yumuak mi, ilerici mi tutucu mu olaca, o diktatrl kuran ve ynetenlerin niyetlerine bal deildir. Kadife eldivenli, hogrl br diktatrlk oluturmaya niyeenenler, kendilerine karn, acmasz, hogrsz, kat bir rejim oluturmak zorunda kalabilirler. lerici, devrimci bir dikta dnenler de, gene ellerinde olmadan, tutucu, ad bir ynde geliebilirler. Teknik diktatrlk, zellikle silahl gce dayand iin, yaayabilmesi, teki diktatrlklerden ok daha fazla bask ve iddet kullanmasna baldr. Diktann ynn lkenin gelime dzeyi ve gler dengesi belirler. stelik bir diktatrlk, ilerici veya tutucu olabilecei gibi, baz durumlarda orta-yolcu da olabilir. Maurce Duverger 'nin diktatrlk kuramn daha nce ana izgileriyle grmtk: lkenin gelime dzeyi ykseldike, dikta olasl azalr; ama bu diktann tutucu olma olasl artar. Buna kardk, geri kalm lkelerde dikta olasl ve o diktann da ilerici olma olasl fazladr. Gelimekte olan lkelerin en stnde, ya da gelimi lkelerin en altnda yer alanlarda diktatrlk olasl artarken, bu diktatrln devrimci -406

\ a ela kar-deyrimci olma olasl hemen lemen ayndr. 20. yy. komnist ve faist rejimleri, daha ok bu gelime dzeyindeki lkelerde ortaya kmtr. Ama, lkenin gelime dzeyi ne olursa olsun, teknik diktatrlklerin ilerici olmas ok zordur. Askeri diktatrlkler, ancak ekonomisi tarma dayal, toplumsal yaps " ilkel " olarak nitelendirilebilecek lkelerde ilerici bir nitelik kazanabilirler. Duverger, bu genel ereveye ek olarak u aklamay da getiriyor: " Eer diktatrln ortaya kmas yeterince gecikmise, eer bunalm ilerlemise, eer yeni toplumsal gler eskilerine oranla daha fazla gelimise, rejimin devrimci olma ans daha fazladr. Eer diktatrlk, toplumsal gler ve yeni dnceler daha ekirdek halinde iken, erken doum yaparsa, rejimde kar-devrimci, tepkici eilim ar basar." Bask rejimleriyle ilgili genel deerlendirmeyi sonulandrmadan nce, bizim "denge kuram''mz bir kez daha annA samakta yarar var: Her siyasa) iktidar, bir g dengesini yanstr. Toplumsal g dengesini siyasal iktidara bar yollardan yanstan rejim demokratiktir. Toplumdaki g dengesinin deA imesine karn siyasal iktidar deimemekte direniyorsaJ rejim iindeki atma, rejim zerindeki bir atmaya dnr. Bu, rejimin ykselen yeni toplumsal glere iktidar yolunu kapad anlamn tar ki, artk toplumsal barn bu erevede korunabilmesine olanak yoktur. Yeni glerin, gleri lsnde etkili olabilmelerine elverecek yasal olanaklar salanncaya kadar, tepki ve kar tepki biiminde iddete bavurulur. Bask rejimleri gndeme gelir. 19. yy.n ilk yarsnda Bat Avrupa'da grlen ii ayaklanmalar, o rejimlerin giderek glenen bu yeni snfa, kendi karlarn ve dnya grn savunmak iin gerekli yasal hak ve zgrlklerin tannmamasmn sonucuydu, iiler oy hakkn, rgtlenme zgrln, grev ve toplu szleme zgrln ele geirdiklerinde, rejime kar bir g olmaktan kp, demokrasiyi savunan temel glerden birine dntler. Ama o noktaya ulalncaya kadar, bask ve iddete dayal zmler sk sk gndeme geldi.
-407

Konuyu noktalarken, bir dikta rejiminden nasl klr, nasl kurtuluur sorusunu yantlamak gerekir: Bask rejimlerinin ani bir deimeyle sona ermeleri, ancak sava sonucu rejimin yklmas, ordunun zayflamas veya rejimle btnlemi olan diktatrn lmesiyle olanakldr. Almanya'da nazizim, talya'da faizm, sava sonucu ykldlar, ispanya ve Portekiz, Franco ve Salazar'n lmyle diktatrlkten kurtuldu. Yunanistan'da albaylar cuntasnn yklmasn, Trkiye'nin 1974 ylnda Kbrs'a yapt askeri miidahelenin yaratt etki salad. Askeri rejimlerde sk rastlanan darbeler ise, rejimi deitirmekten ok, rejim ii iktidar mcadelesini yanstr. Bask rejimlerinden evrimle klmas, zamanla i ve d koullarn deimesine, rejimi bask ve iddet kullanmaya iten nedenlerin ortadan kalkmasna baldr. Kitlelerin istemlerine yant vermeyen bir toplumsal dzen eer deimemekte direniyorsa, bir bask rejimine dayanmak zorundadr. Toplumsal istemleri karlayacak olanaklar arttka, bask gerei azalr. rnein, ileri retim dzeyi ve d smr olanaklar batl toplumlarn daha haka bir paylam kurumlatrmasn ve demokratik bir rejime geiini kolaylatrmtr. Ak ya da kapal bir bask, o toplumda varolan bir ayrcaln, ya da dzene ynelik bir tehlikenin rndr. Ayrcalklar kalktka, rejime ynelik tehditler azaldka, basklarn gerekesi de yokolur. ounlukla da, sz konusu tehditler, ayrrcalklarn yaratt bir durumdur. b) M a r k s i s t R e j i m l e r Marksist rejimler, ad zerinde, byk lde marksist kuramdan, marksist ideolojiden esinlenmi, ona uygun olarak biimlenmeye alrmr ve alan rejimlerdir. Nasl ki, batl lkelerde rejimin yasall liberal demokrasiye, baz islam lkelerinde rejimin yasall slama uygunluuyla llyorsa, maksist olarak nitelendirilebilecek olan lkelerde de, rejimin yasalhmn lt, marksizme olan uygunluudur. Bu nedenle, nce kuramsal ereveyi, sonra bu tr rejimlerin oluturduu ortam ve sonunda da, zelliklerini greceiz. -408

M a r x ' a gre, kapitalizmin gelimesiyle birlikte, kk iletmeler rekabete dayanamayp kapanrken, byk leklerde retim yaygnlat. blm ve sadece belli mallarn retimini yapan, uzmanlam iletmeler artt. Bylece eidi iletmeler, birbirlerinin tamamlaycs olarak almaya ve onbinlerce iinin katld retim, toplumsallamaya balad. Buna karlk, retim aralarnn zel mlkiyeti nedeniyle, retimin denetiminin zel kiderin elinde olmas sryor ve giderek daha az kiinin egemenliine giriyordu. Tm retimi yapan ii, kendi rettii mal zerinde hibir sz hakkna sahip deddi. Ama devlet, bu retim, datm ve paylama biimini korumak zere rgtlenmiti. inin yaratt art-deer sayesinde glenen kentsoylu snf (burjuvazi) ve topran geliri sayesinde emek sarfetmeden yaayan byk toprak sahipleri, bu ayrcalkl konumlarndan kendi rzalanyla vazgemiyecekleri iin, eliki giderek byyecek ve bu dzen, bir patlamayla yklacakt. Marksizme gre, kapitalist dzeni ykacak g, ii snfdr. nk, tm retimi yapt halde, serbest rekabet nedeniyle, giderek boaz tokluuna almak zorunda kalan snf da ii snfdr. Dzenden en ok zarar gren gcn, dzeni ykacak olan hareketin dayanak noktasn oluturmas doaldr. Kapitalist toplum yklnca, btn retim aralarnn toplumsallatrlaca, tm toplumsal denetimin emeki snflarn elinde olaca, sosyalist topluma geilecektir. Sosyalist toplumun ilk aamasnda, retim dzeyinin snrl olmas nedeniyle, "herkesin toplumsal retime yetenei lsnde katlaca, buna karlk, katks lsnde pay alaca" bir paylam sz konusudur. Ama sosyalist toplumda herkes almak ve retmek durumunda olacandan, retim ilikderindeki elikiler kalkacandan, giderek daha ileri bir retim dzeyine ulalacaktr. Bu aamada artk datm sorunu zlecek ve paylam, "herkesten yeteneine gre alma, herkese gereksinmesi kadar verme" ilkesine gre yaplacaktr. Paylam ayrcalklarnn ortadan kalkaca bu aamada, artk toplumsal ayrcalklarn korunmasna gerek kalmyaca iin, devletin varolu nedeni de ortadan kalkacaktr. nk, devlet "bir snfn dier bir snf zerindeki egemenliini srdrmeye
-409

ynelik bir makina"dan baka birey deildir (Lenin). Engels, "komnizmin st aamas"'nda, devletin yokolmasyla ortaya kacak durumu yle anlatyor: "Eskiden onlarn dnda olan, yabanc yasalar gibi, onlarn toplumsal hareketlerini dardan snrlayan, onlara egemen olan yasalar, nedenlerini tamamen gren insanlarn kendileri tarafndan uygulanacak ve denetlenecektir. O ana kadar insanlara doa ve tarih tarafndan zorla kabul ettirilmi gibi grnen bir arada yaama bile, kendilerinin zgr bir eseri haline gelecektir. O ana kadar tarihe egemen olan yabanc ve znel (sbjektif) gler, insanlarn denetimi altna girecektir (...) Bu, insan trnn, zorunluklarn egemenliinden zgrln egemenliine sraydr." Marksizm asndan, kapitalist dzenin yklmas ve komnizmin st aamasna ulalmas, kendiliinden ve bir rpda olamyacana gre, bu gei dneminde, burjuvazinin diktatrl olan rejimin yerine, "proleteryann diktatrl" zorunludur. Lenin, ii snfnn diktatrl olarak yorumlanabilecek olan bu kavram yle aklyor: "Proleterya diktatrl, siyasal iktidar ele geiren, muzaffer ii snfnn snf kavgasdr. Bu, yenilen ama yokolmayan, direnmekten vazgemeyen, tersine, direncini younlatran bir burjuvaziye kar verilen bir savamdr." Grlyor ki, proleterya diktatrl, eskiden burjuvazinin ii snfna kar kulland, devletin bask olanaklarn, bu kez ii snfnn burjuvaziye kar kullanmas anlamna geliyor. Marx, her dzeyde, emekilerin dorudan seecei komite ve kurullarn ynetime egemen olmasn dnyordu. Oysa Lcnii, proleteryann dorudan egemen olaca sistemi, "ezilenlerin nclerinin egemen snf olaca" bir sistemi dntrd. Proleterya diktatrl, aslnda ii snfnn deil, o snf temsil ettiini ne sren Komnist Parti'nin diktas oldu. Komnist Partisi ise, herkesin ye olamyaca, marksizmi benimsemi bilinli bir aznln rgtyd. Stali dneminde, proleterya diktatrl, Komnist Partisi'nin deil, tek bir kiinin diktatrlne dnt. - 410

Marx'm gelimi kapitalist lkeler iin ngrd, nce ngiltere'de, Almanya'da bekledii devrim, yar kapitalistyar feodal bir lke olan arlk Rusya'snda patlak verdi. Bunun iki nemli nedeni vard: Bir yandan, d smrnn salad gelirler ve iteki yksek retim dzeci, toplumdaki emeki snflara nemli dnler verilmesine olanak salyordu. te yandan, iilerin uzun bir savamla elde ettikleri, sendikalama, grev, toplu szleme ve oy hakk gibi olanaklar, snflar aras dengenin Marx'm ngrd lde bozulmasn nledi. kar atmasnda, para gcnn karsna say ve rgt gc kt. Byk patlama olmad. Marksist devrim, " kapitalizmin en zayf halkas" olan lkede^ Rusya'da gerekleti. Rusya'nn hibir demokrasi deneyimi ye geleneine sahip bulunmamas ve ilk marksist devrimin gelimi kapitalist lkelerde yaratt endieler, bu ilk deneyimi lmsz ynde etkiledi. 18.yy sonlarnda, Rus arl'nn elikili bir yaps vard. Bir yanda Moskova ve St. Petesburg (imdiki Leningrad) evresinde younlaan kapitalist iletmeler ve onlara bal, ada anlamda bir ii snf; te yanda, krsal kesimde egemenliini srdren feodal ilikiler. 1917 devrimi, bu ii snfnn katklaryla, ama, zellikle arlk ordusunun 1. Dnya Sava nedeniyle, maddi ve manevi adan tkenmi oluundan yararlanarak gerekleti. Asl ad Rus Sosyalist Demokratik i Partisi olan Rus Komnist Partisi'in ounluk kanad Bolevikler, lke ynetimine el koyduunda, dda Almanya'ya kar sren savaa ek olarak, ite de de yeni rejime kar silahl bir mcadele balad. ngiltere, Fransa ve ABD, komnist rejimi ykmak, "kt ve tehlikeli" bir rnei ortadan kaldrmak istiyorlard. zellikle tarm kesimindeki kamulatrmalar zerine, redm durma noktasna geldi; buna direnen kyller yer yer rnleri bile yaktlar. 1921 ylnda, Lcnin, N E P (Yeni Ekonomi Siyaseti) ile geri bir adm atmak, krsal kesimde yapdan toprak reformunun arkasndan zel mlkiyete ak kap brakmak ve kentlerde de, kk zel giriimlere izin vermek zorunda kald.
-411

1924 ylnda Lenin lnce, iki nder aday, iki deiik izgi neriyorlard: Troki 'ye gre, Rus sosyalizminin yaayabilmesi, srekli devrime, yani dier kapitalist lkelerde de benzer devrimlerin olmasna balyd. Eer tek lkede (Rusya'da) sosyalizm yerletirilmek istenirse, bu ekonomik adan gl olmay ve dolaysyle de fazla etkili ve gl bir brokrasiyi zorunlu klacakt. Asl gcn brokrasinin eline gemesi ise, sosyalizmi yozlatracakt. Stalin iin dk ama, tersine, sosyalizmi nce Rusya'da kurmak ve glendirmekti. Ancak ok gl bir sosyalist lke ortaya ktktan sonra, dier lkelerdeki devrimler kolaylaacakt. Mcadelede kazanan Stalin oldu ve ilk i olarak NEP'e son vererek, toprakta kollektif mlkiyeti gerekletirip, gl bir sanayi iin be yllk planlar balatt. Hzl sanayilemeyle birlikte, en ufak bir muhalefete bile hogr gstermeyen, aydnlar ezen, toplumu oluturan eleri tam bir denetim altna alan, ar baskc bir polis ve korku devleti kt ortaya. Bylesine kat bir diktatrln gerekesi olarak, rejimin ite ve dta kar karya olduu tehdit ve tehlikeler gsterilmitir. Ama, zamanla, ite rejime kar gler hemen tamamen yokoldu. Dda, kinci Dnya Sava srasnda Nazi ordularna kar savaan Kzlrdu'nun girdii Dou Avrupa lkelerinde, Sovyet modelinden esinlenen rejimlerin kurulmas saland. Asya, Afrika ve Amerika ktalarnda, gene marksizmden esinlenen rejimler ortaya kt. 1952 ylnda Sovyetler Birlii'ni atom bombasn yapmasndan sonra da, ortaya gerek bir g dengesi kt. ABD'nin nderliindeki Bat ile, SSCB'nin nderliindeki Dou bloklar arasndaki bu g dengesinin katksyla, "Souk Savam yerini "Yumuama ' (detante) dnemi ald. Ama bask rejiminin gsterilen tm gerekeleri ortadan kalkt halde, rejim ana zelliklerini byk lde korudu; dnce, anlatm ve rgdenme zgrln, yasal muhalefeti, siyasal iktidarn zgr genel seimlerle el deitirmesini kabul etmedi. Lenin, " Toplumda snflar bir vurula ortadan kalkmaz; proleterya diktatrl dneminde de snflar olmutur ve olacaktr. Proleterya diktatrl, ancak snflar tam anlamyla kalknca yokolacaktr" demiti. Oysa SSCB'nde retim aralar zerindeki zel ml-412

kiyetin kalkmasna vc marksist anlamda bir egemen snfn bulunmamasna karn, devleti yneten bir brokrat-teknokrat sekin aznln ayrcalkl konumu srmektedir. Rejimin bir lnn tesinde demokratiklemesi ve ynetimin gerek zgr seimlerle belirlenmesi ise,s bu saltanatn sonu olabilecektir. Rejim, bunca yldan sonra, halkn byk ounluunun gznde yasallk kazandna gre, bir bask rejiminin srmesi, rejimle ilgili bir "inan bunalm"na balanamaz. yleyse, temel neden, bir yanda toplumda demokratik kltr birikiminin olmay, te yandan da ayrcalkl bir kesimin varldr. SSCB, eitim dzeyi ve zellikle de yksek retim grm olanlarn says ve oran hzla artan bir toplum oluturuyor. nsanlarn eitim dzeyi ykseldike ve daha zgrlk toplumlarla ilikileri arttka, daha ok zgrlk istemeleri doaldr. zgr aratrma ve dnce alverii, bilimsel gelimenin temel koullarmdandr. Merkezi planlama, zorunlu tasarruf ve disiplinli bir toplumsal yaam biimi ile geri kalmlktan kurtulup sanayileen SSCB'nin hzl kalknmas bir duraklama dnemine girmitir. 1986'dan balayarak, Gorbaov'un daha katlmc ve zgrlk bir ynde yapsal deiiklik abalarnn, bu nedenlerden kaynakland sylenebilir. Macaristan, ekoslovakya, Polonya, Yugoslavya gibi lkelerin demokratik sosyalizm ynndeki hareketlere ok daha nce sahne olmasnn nedenleri arasnda, onlarn tarihlerinden gelen bamszlk ve zgrlk mcadelesi gelenei nemli bir yer tutar. Sovyet rnei de gsteriyor ki, yalnzca alt yapnn deimesi yetmiyor; siyasal kurumlarn deiiminde kltrel etkenlerin de azmsamyacak bir rol var. Alt yapsal olanaklar ok daha yetersiz olan Trkiye'de, daha zgrlk bir rejimin bulunabilmesi, Kemalist Kltr Devrimi sayesinde gerekleebilmitir. Alt yaplarn deitirenler, st yapnn istenen dorultuda deimesi iin ayrca aba gstermek zorundadrlar. c) Faist R e j i m l e r
N lk faist rejim 1922 ylnda talya'da dodu._1933 ylnda iktidara gelen Alman Nazizmi, onun bir uzants ve taklidi ola-

-113

rak ortaya kt. 1927 ylnda Portekiz'de, 1930 ylnda Japonya' da ve 1938 ylnda spanya'da kurulan rejimler de, hep benzer baz zellikler tadlar. Daha ok belirli dzeyin zerinde gelimi kapitalist lkelerde ortaya kan bu rejimlerin hepsini faist olarak nitelendirmek eilimi yaygnlat. Hepsi de tek partiye dayal otoriter rejimlerdi ve ekonomik adan gl toplum kesimlerinin karlarna ncelik veriyorlard. Marksizmin tersine, faizm, akldan ok duygulara seslenen, maddi deerlerden ok manevi deerlere nem veren bir ideolojidir. Baka bir deyile, marksizm maddeci, faizm ie lkcdr. Mussolini, faizmin akla ve bilime deil, inanca dayal olmas gerektiini vurgulamtr. Marksizmin kendi iinde tutarl bir btn oluturmasna karlk, faizm baz paralarn toplamyla ortaya km gibidir. Faizm, aristokrasinin ideolojisi olarak tarih sahnesine kan tutucu ideolojinin, bir bakma, farkl koullardaki bir uzants saylabilir. jFa^izm, eitsizliki ve rk bir ideolojidir; nsanlar doutan eit yaratlmamlardr. Bazlar ynetmek, bazlar ise ynetilmek iin dnyaya gelmilerdir. Buna uymak herkesin yararnadr; boyun emek, gdlmek iin yaratlm olan zayf ve niteliksiz kiilerin ynetmesi durumunda, insanlk bundan zarar grr. Bu nedenle, egemenlik halkn olamaz. Egemejlik hakk en stn olan kiinindir, tek efindir. Bu tek ef, talya'da "Due" (Mussolini), Almanya'da "Fiihrer" (Hider), spanya'da "Cadillo" (Franco) adn alr. rnein "Fiihrer" halk setii iin de, "Fiihrer" olduu iin iktidara sahiptir ve bu nedenle de, yani sadece kendi gc ve niteliine borlu olduu iin, iktidar snrsz ve denetimsizdir. Faizme gre, insanlar eit olmad gibi, rklar da eit deildir. Nasl ki baz insanlar stn ve hkmetmek iin yaratlmlarsa, baz rklar ela aa yaratlmlardr. stn rklarn aa rklar ynetmesi de gene, insanln yararnadr. Faizm karamsar bir ideolojidir: Normal insan kt ve yetersizdir. karnn nerede okluunu bilemez. Onu ynlendirmek, doru yolu gstermek gerekir. Onun bencil davranmasna, hayvansal igdlerle hareket etmesine, ktlk yapmasna en-414

gel olmak iin bask zorunludur. Kendisi iin neyin doru neyin yanl olduunu bdemeyen insan iin zgrlk zararldr. Faizmin otoriterlik zellii, eitsizlikiliinin ve karamsarlnn doal sonucu olarak ortaya kar. Bye ve en stte de efe, mutlak boyun emek esastr. Eitlik olmadna gre, tartmaya da yer yoktur. Bu nedenlerden dolay, demokrasi zayf bir rejimdir, komnizmi ve ahlk rmesini nleyemez. Parlamenter demokrasi "sorumsuzluk ve gszlk" rejimidir. Liberalizm "ahlk d" bir ideolojidir. Hitler 'e gre, "zamann ahmak milletvekillerini ikna etmekle geiren bir bakan i gremez" Mussolini 'nin ifadesiyle, "Faizmin temeli devlet kuramdr. Tm bireyler ve topluluklar, devlet karsnda greli bir nitelik tarlar." Toplum bireylerin iradeleriyle olumaz. Birey ama deil, devletin hizmetinde bir aratr. nemli olan birey deil, ade, grup ve toplumdur. Hibir ey devletin dnda veya karsnda olamaz; herey devletin iinde olmak zorundadr. " Tek ef, tek rgt, tek devlet" biiminde zetlenebilecek olan faist totaliterlik, faist tekeledik, ite bu zihniyetin rndr. Faizm bar deil, savadr, iddet ve sertlik yanlsdr, italya'da gen faistlere u ilke alanyordu: "Bir mr boyu koyun gibi yaamaktansa, bir gn aslan gibi yaamak daha iyidir." Birey, milliyeti lkler uruna, kendini gzn krpmadan feda etmelidir. Saldrgan bir ulusuluk anlay, faizmin rk, eitsizliki ilkelerinin doal sonucudur. Faizm, bir balta evresine balanm denek demeti anlamna gelen, italyanca "fascio" szcnden kaynaklanmtr. Fascio, g. ve birlik simgesidir. Mussolini'nin \ 921 'de kurduu Ulusal Faist Partisi'nin 1922'de iktidar ele geirmesiyle birlikte, faizm ulusal anlamn yitirip, uluslararas bir kavram olmaya balamtr. -*
*

Birinci Dnya Sava sonunda, galip devletlerin yannda yer almasna karn, " Byk talya" dleri yklmt. Savan yaratt ar ekonomik ve toplumsal sorunlar gndeme gelmiti. Vlda iki bine yakn grev oluyor, youn iten karmalar ve cretlerin dkl karsnda fabrikalar igal eddiyordu.
-415

Sanayilemi Kuzey talya'da durum byleyken, Gney talya' da da toprak igaeri yaygmlayordu. Komnizm korkusu, st ve orta snflarda belirginlemeye balamt. Benito Mussolini'nin rgtledii "fao" adl eteler, ii hareketlerini bastrmak, toplumdaki patiamalar terrle sindirmek iin harekete getiler. Bu etelerin biraraya gelmesiyle, 1921'de Ulusal Faist Partisi kuruldu. Faistler, toplumda dzeni ve Byk Roma mparatorluu'nun grkemli gnlerine yeniden dn salayacak bir g olarak kendilerini kabul ettirmeye altlar. Faizm, proleterlemekten korkan orta snflarn zlemlerine yant veriyordu. Orta snflar iin komnizm 11e lde tehlike ise, kapitalizmin gelimesi ve sermaye birikiminin hzlanmas da o lde istenmeyen bir eydi. Bu nedenle, faist propaganda, ulusulukla birlikte, bir lde kapitalizm ve byk sermaye eletirisini de ieriyordu. Ekonomik bakmdan etkdenen alt snflar ile kk mlkiyet sahibi orta snflarn destei bylece saland. Ama faist rejim oluunca, byk sermayenin karlar ynnde iledi. 1922 ylnda, seimlerde baar salayan Faistler, zor yoluna bavurarak, "Roma zerine yry" dzenledder. Devlet gleri seyirci kald ve Kral, Mussolini'yi babakanla atad. Mussolini, seim yasasn deitirerek, 1924 yalnda seime gitti. Partisi ancak % 30 dolaynda oy toplayabildii halde, yeni seim yasas sayesinde, milletvekilliklerinin te ikisinden fazlasn kazand. O ounluun kararyla, 1925 ylnda tm partileri kapatt ve y a s a m a yetkisini de kendi elinde toplad. M u s s o l i n i ' n i n , 1926 ylnda, iktidarn salamlatrr salamlatrmaz, kendisinin iktidara gelmesinde byk rol oynayan "fao" adl eteleri tasfiye etmesi dgintir. nk bu etelerin yeleri, ounlukla toplumun yoksul kesimlerinden gelen, isiz kiilerdi. Varlkl snflar iin bir huzursuzluk kaynaydlar. "Fao"\arm yelerinin en etkinleri ldrld, bir ksm da hapsedildi. Giderek toplumsal yaamn tm, devletin mutlak denetimi altna girdi. Tek sendikada toplanan ierin, iverence nerilen creti kabul etmemesi devlete isyan sayld. 1932 ylnda, Faist Parti'nin Due'nin emrinde ve faist devletin hi~metin-416

de bir silahl g olduu akland. Faist Parti, ian ve tartmasz itaate dayal dinsel bir topluluk gibiydi. Mussolini, "Kurduumuz rejim kusunuz olduu iin, muhalefete gerek yoktur" diyordu. italyan faizmi, bu lkenin ikinci Dnya Sava'ndan yenik kmasyla ykld. 1943 ylnda Mussolini ldrld ve ayandan alarak halka gsterildi. Alman faizminin kurucusu olan Hitler i oluturduu partinin Milliyeti-Sosyalist Alman i Partisi adn tam oluu dikkat ekicidir. nk, tpk talyan faizminde olduu gibi, Alman Nazizmi'nde de, karlarna hizmet edilen toplum kesimi ile, dayanlan ve kullanlan toplum kesimi ayn deildir. Gene talya'da olduu gibi, Hitler de, iktidara ulamasn koulun biraraya gelmesine borlu olmutur: Birinci Dnya Sava'ndan yenik kmak sonucu' krlan ulusal gurur, komnizm tehlikesi ve 1929 ylnda patlak veren byk dnya ekonomik bunalmnn yaratt iflaslar ve isizlik. Bunlara bir de, tarm ve sanayide tekellerin egemen olmasn ve bankalarn sanayi tekelleriyle i ie bulunmasn eklemek gerekir. Almanya' nn ileri bir sanayi lkesi olmasna karlk, d pazarlar ve hammadde kaynaklar ingiltere ve Fransa'nn elindeydi. talya' daki "fao"lar gibi, sol hareketleri ve fabrika igallerini ezmek iin Almanya'da da, silahl "SA" rgtleri kuruldu. "SA"lar da, talya'daki gibi, toplumun alt kesiminden gelen genlerden oluuyordu. Hitler, bir yandan tm sorunlarn nedeni olarak yahudileri gsterirken, te yandan da u vaadlerde bulunuyordu: Tekelleri kamulatrmak, toptanc ticaretin krn paylatrmak, byk maazalar kk esnafa kiralamak, toprak reformu yapmak, retime katk yapmadan kazan salayan "mali kapitalizmi" kar nlem almak. 1933'de Cumhurbakan mareal Hinderburg'un Hitler'i babakan atamasyla birlikte, Nazilerin, kinci Dnya Sava macerasn ap yenilinceye kadar srecek olan iktidar dnemleri balad. Bu dnemde milyonlarca yahudi, insanlk d yntemlerle ldrld. Meclis binas (Reichtag) yaklp komiinist-417

lerin zerine atlarak, byk bir solcu av yapld. Ama tm bunlardan nce, iktidarn salamlatrr salamlatrmaz, Hitler'in ilk yapt eylerden birisi, tpk Mussolini'nin yapt gibi, kendisini iktidara tayan SA rgtn yok etmek, nde gelen yelerini ldrmek oldu. Vadedilenlerle yaplanlar arasndaki byk elikinin, belki de kanlmaz, bir sonucuydu bu. sminde sosyalist ve ii szcklerini tayan bir partinin byk sermaye de btnlemesini, bu inanl gen insanlara kabul ettirmek herhalde olanakszd. G e n c a y ayian, faizmin toplumsal tabannn, ekonomik bunalmdan enok etkdenen kesimler olduunu vurguladktan sonra, yle diyor: "Bunalma giren toplum iin, mevcut egemen ideoloji yetersiz kalmaya, sistemin kurumlan ilevlerini yerine getirmemeye, temsil edenlerle temsil edilenler arasndaki ba kaybolmaya balaynca, faist dnm iin ortam hazrlanm saylabilir." Bir gre gre, faizm, yeterince d pazar ve hammadde bulamayan sanayilemi kapitalist lkelerde ortaya kmtr. D pazarlar ele geiren ngiltere ve Fransa'da demokrasi geliirken, Almanya ve talya'da faist rejimlerin ortaya kmas bundandr. D pazarlara alamayan ekonomi byyememekte, dtan aktarlan kr olmaynca, ite emeki snflara dn vermek, onlarn tepkilerini yumuatmak olana kalmamaktadr. Bu durumda toplumsal patlamalar nlemek ve sermaye birikimini salayabilmek iin, bir bask ve iddet rejimi kanlmaz olmaktadr. Oysa d pazar'ar, kr-cret elikisini lke dna tamak veya tarmak olanan salamaktadr. Ekonomik bunalm dnemleri, geni halk kitlelerini rahatlatabdecek olanaklarn ksld koullan ierdii iin, toplumsal huzursuzluklar bask ve iddet kullanarak nlemek, bir zm olarak gndeme gelmektedir. T . A d o r n o ve W. R e i c h gibi bilim adamlar, faizmin yalnzca ekonomik koullardan harekede aklanmasn kabul etmiyorlar. Toplumdaki kltrel zelliklerin de bu adan byk nem tadn savunuyorlar. Adorno, "Otoriter Kiilik ve Faizm" adl yaptnda; otoriteye boyun eme, batl inanlar kabullenme, hogrszlk, rklk, iddetten holanma gibi
-418

eilimlerin ar bast bir kltrel yapnn, faizmin egemen olmasn nasl kolaylatrdn anlatyor. 3. G E R K A L M I L K E S S T E M L E R Geri kalmlk konusuna, yeri geldike, eitli balklar altnda deindik. Ama burada, konuyu bir btn iinde yenidend e almak gerekiyor. Toplumlar asndan, geri kalmln zellikleri nelerdir? Niin baz toplumlar daha hzl geliirken, bazlar ok daha ar gelimilerdir? Gelimilerle geri kalm lkeler arasndaki ilikiler, her iki taraf da nasl etkilemektedir? Ancak bu sorularn yandarm verdikten sonradr ki, geri kalm lke rejimlerini salkl bir biimde deerlendirebiliriz. Bu deerlendirmeyi yaparken, gene demokratik olmaya alanlarla dierlerini ayr balklar altnda ele alacaz. a) Geri k a l m l n Nedenleri v e zellikleri Geri kalmlk ya da az gelimilik, hereyden nce ekonomik bir kavramdr. Dnya nfusunun drtte n oluturan geri kalm lke insanlarnn ounluu yoksul ve atr. Bu yoksulluk, onlarn toplumsal yaplarn ve siyasal yaamlarn da olumsuz ynde etkiler. Geri kalm lkelerde teknoloji geri, retim dzeyi dktr. Ekonomi tarma dayanmakta, sanayi ok daha snrl bir nem tamaktadr. Enerji tketimi azdr. Yeralt kaynaklar bata olmak zere, doal kaynaklar lkenin kendi olanaklaryla yeterince deerlendirilememektedir. nk sermaye, teknoloji ve nitelikli insan gc yetersizdir. Aracdardan oluan ticaret kesimi, lke ekonomisinden ar bir pay almaktadr. Kii bana den ulusal gelir ok dk, gelir dalm genellikle ok dengesizdir. Gelimi lkelere bamldk, zellikle ekonomik adan ok belirgindir. siz ve yar-isiz oran yksektir. Geri kalmln ekonomik zellikleri kadar, demografik zellikleri de belirgin ve nemlidir. Gelimi lkelerde nfus art hz, baz durumlarda sfra yaklat halde, ilerinde Tr-419

kiyc'nin de bulunduu nc Dnya lkelerinde, % 3'e kadar ykselen yllk nfus artlarna rastlanr. Daha nCe de deindiimiz gibi, salk teknolojisindeki gelimeler, bu lkelerdeki ok doum-ok lm dengesini bozmutur. zellikle ocuk lmlerindeki, a kampanyalarna bal azalma, nfus art lnzm daha da arttrmtr. Yksek dourganla bal hzl nfus art, kii bana den ulusal gelirin ykselmesini, yaam koullarnn dzelmesini zorlatran etkenlerden birisidir. Doum orannn yksekliine karlk, ortalama mrn gelimi lkelere gre dk oluu, bu lkelerdeki nfus yapsnn da farkl olmasn salar: Geri kalm lkelerin nfuslar gentir. Toplumlardaki gelime dzeyi arttka, yallarn oram da artar. Yallarn orannn artt toplumlarda tutucu eilimler g kazanrken, genlerin ounlukta olmas, deiiklik isteklerinin arr basmas demektir. D dnyayla kyaslamann yaratt honutsuzluk, toplumsal ve siyasal yaamda istikrar zorlatrr. Geri kalm lkelerde beslenmenin yetersizlii, insan emeinin yeterince verimli olmasn nler. Ekonomik olanaklarn ktlna bal olarak eitim olanaklarnn azl, igc verimini daha da olumsuz ynde etkiler. Kadm-erkek eitsizl'nder balayan toplumsal eitsizlikler, toplumun tm dzey ve boyutlarnda belirgindir. Toplumsal katmanlar arasndaki, bazen uuruma varan farkllama, gelimi lkelere gre ok daha arpc ve rahatsz edicidir. Bu dengesizlik, toplumsal patlamalar kolaylatran, i bar zorlatran bir etki yapar. Byk ayrcalklar olan toplum kesimleri, bu ayrcalklarn koruyabilmek iin, her trl bask, sindirme veya uyutma yntemlerine bavurmak zorunda kalrlar. Geri kalm lkelerin nemli bir blm, daha kabile aamasndan kurtulup, ulusal birliklerini bile salayamamlardr. Toplumun geleneksel yaps zlmeye yztutmu, ama eski kurumlarn yerini yenileri alamamtr. Eski ile yeni arasnda bocalayan kuaklar birbirinden kopmu, birbirlerini anlayamaz, birbirlerine yeterince sevgi ve sayg duyamaz olmulardr. Toplumda hala gelenekler ve geleneki gler egemendir; ama hzla - 420

artan sorunlar, hzl bir yap deiikliini zorunlu klmaktadr. T m bu elikilerin yaratt gerilim, lkeyi kolaylkla iki dman cepheye blebilir. Bu salksz d u r u m u n bir nedeni de, orta snflarn yok denecek kadar zayf oluudur. Varlkl kk bir aznlk ile yoksul byk ounluk arasnda denge oluturabilecek byle bir snfn gszlnde, bu lkelerin eski bir smrge olularnn, gelimi bir asker-sivil brokrasiye sahip bulunmamalarnn rol byktr. Trkiye, spanya, Portekiz gibi lkeler, bu adan ansl istisnalardr. Geri kalmlk olgusunu tek bir nedene balamak, kukusuz ki olanaksz. Bu eitli nedenlere deinmeden nce, bazlarnn ne srdklerinin tersine, geri kalmln rksal nedenlere dayandrlamayacan vurgulamak gerekir. Bir zamanlar ok stn bir uygarlk yaratm olan nkalar ve Aztekler, beyaz rktan deildiler. Bugn geri kalm olan Hintliler ve inliler, eskiden beyazlardan ok daha ileri bir uygarln yaratcs idiler. Bugn bile beyaz rktan olan birok geri kalm ya da gelimekte olan toplum varken, sar rktan Japonlar, en ileri toplumlar arasnda yer almaktadrlar. Geri kalmln nedenlerinin bamda corafi etkenler gelir. Verimsiz, zengin maden yataklarndan yoksun topraklar ve kurak, ok scak veya souk bir iklim, daha balangta gelimeyi zorlatran bir doal ortam oluturur. Ak denizlerle balants olmamas, zellikle gelimenin belirli bir aamasnda olumsuz etki yapabilir. Yeni denizar yollarn aranmas gerei, denizcilik teknolojisini gelitirmi, balca denizci lkelerin giderek smrgeler edinmesine, hzla zenginlemesine ve gelimesine neden olmutur. Demografik koullarn gelimilik dzeyi zerindeki etkisini de biliyoruz. Hzl nfus art, ok daha hzl bir gelime salanamaynca, ekonomik byme hzn arlatran, sorunlarn zmn ve bu arada alk sorununun zmn zorlatran bir etki yapmaktadr. Ekonomik gerilik, sermayenin ve sanayinin yetersizlii ile belirginleir. Ama sermaye olmaynca yatrm yaplamaz, yatrm yapdamaymca gelir artmaz ve teknoloji gelimez. Dk -421

gelir ve teknolojik dzey ise, sermaye birikimini engeller. Bunlar geri kalmlk ksr dngsnn eleridir. Yeralt ve yerst kaynaklar zengin olanlar, nemli ticaret olanaklarna sahip bulunanlar, corafi konumlar nedeniyle baz teknolojileri daha nce gelitirme ansn ele geirenler, sermaye birikimini salam, gelimelerini, ekonomik bymelerini hzlandrmlardr. Byyen ekonomi, yeni teknolojileri gelitirmeyi kolaylatrm ve bylece, gelimilerle geri kalmlar arasndaki aklk kapanacana daha da almtr. Gelime dzeyi zerinde rol oynayan nemli bir etken de, kltrdr. rnein Japonya'nn hzla geliip n sralara yerlemesinde, J a p o n halknn kltrel zelliklerinin belirleyici olduunu biliyoruz. Bu nedenle, bir J a p o n kalknma modelini, o kltr yaps olmadan, taklit etmek olanakszdr. Eer bir toplumda insanlar disiplinliyse, alkansa, ivereni bir eit baba ve iyerini de aile gibi grebiliyorsa, bunun nedenini o toplumun tarihsel evriminde aramak gerekir. nsan-doa ilikisi ilk davran biimlerini ve o doal evreye uygun teknikleri yaratr. nsan, evrenin nne kard sorunlara gre davranr ve zmler arar. Evrimin daha sonraki aamalarnda karlaaca sorunlara da, nceki deneyimlerinin altnda, nceki alkanlklaryla yaklar.. (Claude Lev-Strauss, rkn kltr deil, kltrn geni anlamyla rk belirledii grn savunuyor.) Geri kalm lkelerin zelliklerinden sz ederken, emperyalizm olgusuna da deinmek zorundayz. Bu olguyu gznne almadan, bu lkelerin siyasal evrimlerini yeterince deerlendirebilmek olana yoktur. Emperyalizm, bugnk kullanm iindeki genel anlamyla, bir ulusun baka bir ulusu denetleyebilmesidir. amzda bu, smrgeletirme ve dorudan igal dndaki srelerle gerekleebilmektedir. Lenin 'e gre, emperyalizm, kapitalizmdeki tekellemenin son aamasdr. Ama Mao, Sovyetler Biriii'nin de "halk demokrasileri"m ekonomik denetim altna aldna dikkat ekerek, bunu "sosyal emperyalizm" olarak adlandrmtr. Rudolf Hilferding, emperyalizmin aamadan getiini sylyor. Birinci aamada, gelimi kapitalist lkeler, geri -422

kalm lkeleri ticaret yoluyla etkiliyor, d pazarlarn geniletiyorlar. Bu aamada, bir yandan bu lkeler ekonomik smrye urarken, te yandan geleneksel ekonomik yaplar yklp, kapitalist sreler harekete geiyor. kinci aamada, geri kalm lkeler, gelimi lkelerin gereksinme duyduklar hammadde ve tarmsal retim zerinde uzmanlamaya itiliyorlar. Yani, uluslararas iblmnde, sanayi retimini gelimiler, hammadde ve tarmsal rn retimini ikinciler stleniyorlar; sanayi mallarnn fiyatlar Ue dierlerinin fiyadar arasndaki denge hep birinciler lehine bozuluyor. Eski smrgelerin bamszlklarn kazanmaya balamalaryla birlikte, nc aamaya giriliyor. leri teknoloji gelitirme olanandan yoksun, teknolojik adan da baml olan bu lkeler, emek-youn geri teknolojileri seip, kendi sanayilerini yksek gmrk duvar! aryla koruyorlar. Bunun zerine, gelimi lkeler, geri kalmlarn zayf burjuvazisiyle ibirlii yapp, o lkelere "yabanc sermaye" araclyla girmenin yolunu buluyorlar. Aslnda sz konusu olan, ok uluslu tekellemi sermayedir. Sanayilemek iin yabanc sermaye ve yabanc teknolojiye gerek duyan lkelerin bor yk srekli artarken, giderek daha baml duruma geliyorlar. Emperyalizmin, geri kalm lkelerdeki geleneksel dengeleri bozduu, ama onun yerine, kendininkine benzer dengeleri de kuramad sylenebilir. nk geri kalm lkelerin benzeri d pazarlar elde etmeleri, hele benzeri bir d smr dzeni kurmalar ok zordur. Bu nedenle de, iteki snfsal elikiler, zellikle de emek-sermaye atmas artar. nk, dardan aktarlacak olanaklar bulunmaynca, sermaye birikimi ancak geni halk kitlelerinin kemerleri skmasyla salanabilir. Oysa bu kitleler, yaamlarn srdrebilmek iin zorunlu gereksinmelerini bile glkle kalayabilmektedirler. stelik, emperyalizmin kitle iletiim aralaryla dnyaya yayd byk tketim eilimi, bylesi bir azla yetinme tutumunun gnl rzasyla benimsenmesini olanaksz klar. b) Az g e l i m i D e m o k r a s i l e r Hi kuku yok ki, oulcu bir demokrasi, ancak oulcu bir toplumsal yapda geliebilir. Oysa geleneksel yapnn arln -423

koruduu, airet veya toprak aalan ile dinsel gler ittifaknn karsna, ada teknolojiye dayal retici glerin kamad durumlarda, oulcu de, ancak tekilci toplumlardan sz edilebilir. Bu nedenle de, geri kalm lkelerde demokratik rejimlerin yaayabilmesi zordur. Gabriel A l m o n d ' a gre; Bat'da nce uluslar, sonra hkmet otoritesi ve yasaya sayg alkanl olutu. Zamanla seim, siyasal partiler, bask gruplar ve iletiim aralar geliti. Bunlarn sonucu olarak, "uyruk"lar "yurtta"a dnt. Sonunda da sra, refah isteklerinin gereklemesine geldi. Oysa, " Teni uluslarn devlet adamlar, bu sorunlarn hepsiyle ayn anda kar karlyorlar." Almond ve Powell'in birlikte belirledikleri gibi, geri kalm lkeler, devleti, ulusu, katlmay ve paylamay birlikte gerekletirmek zorundalar. Siyasal bamszlklarn yeni kazanm olan lkelerin sekinleri iin demokrasinin belirli bir ekicilii vardr. nk ilerinde nemli bir kesim, Bat niversitelerinde okumu ya da Bat kltrnn dolayl yollardan etkisinle kalmlardr. stelik zgrlk, zellikle aydnlar iin doal bir gereksinmedir. nsan benliini bulduu lde, toplumsal sorunlar zerinde dnmek ve dndn aka syleyebilmek ister, buna engel olunduunda mutsuz olur. Bu adan da demokrasi, yeni uluslarn aydnlar iin ekicidir, tm aydnlar iin olduu gibi, onlar iin de demokrasi yalnz bir ara deil, ayn zamanda bir amatr. Buna karlk, geri kalm lkelerin hzla sanayilemek zorunda olmalarnn gerektirdii zverilerin demokrasi iinde salanmas kolay deildir. Halkn ounluunun okuma-yazma bile bilmemesi, alk ya da yar-alk iinde olmas da demokrasiyi zorlatrr; bu, enaz insanca yaam koullarna sahip bulunmayan toplum kesimleri asndan anlamszlatrr. Seme ve seilme hakk, bu insanlar iin, ancak youn yoksulluu deitirme u m u d u verebildii lde nem tayabilir. Yoksa seimler anlamn yitirir ve Duverger 'nin deyimiyle; "Demokrasinin biimsel yntemleri, uygulandklar zaman, sadece kitlelere kendilerinin kar iin oy verdirten derebeylerinin egemenliini gizlemeye yarar." De-424

mokrasinin ara olarak grlmekten kp ama olabilmesi, halk kitlelerinin belirli bir eitim ve yaam dzeyine ulam olmasna baldr. Geri kalm lkelerin, demokrasinin znden ok biiminden yararlandklarn sylemek yanl olmaz. Siyasal bamszlklarn elde ettikten sonra, Gneydou Asya ile Afrika lkelerinin ou ilk aamada parlamenter sistemi denedder. Hatta anayasalarnn kaleme alnmas iin, nl batd anayasa hukuku uzmanlarndan yararlandlar. Ancak bunlar iinde, yalnz Hindistan, Trkiye ile birlikte, parlamenter sistemi demokratik bir ynde gelitirip, yaatma ansna sahip oldu. Trkiye ile Hindistan'n bu baarsnda, iki nemli ortak koul rol oynad: Gl, kalabalk bir brokrasi ve toplum zerinde ok byk etkisi olan bir ulusal nder. Trk toplumu, yzyllar sren bir imparatorluu ynetmi sivil-asker bir brokrat kadroya sahipken, Hint brokrasisi, smrgeci lke Ingdtere tarafndan yetitirilmiti ve sadece sayca kalabalk olmakla kalmyor, bazlar da ngiltere'de eitim grm olmann etkerini tayordu. Parlaman ter demokrasiyi kurmak isteyen nc gler de, onlarn toplumsal dayanan oluturacak belirli bir orta snf da, bu sayede ortaya kmt. Trkiye'de M u s t a f a K e m a l Atatrk 'n, Hindistan'da ise Pandit N e h r u ' n u n bu geliimde oynadklar rol bdiyoruz. Ama bu iki lke arasndaki, iki nemli fark bu vesdeyle vurgulamak gerekir: Hindistan'n ok karmak bir etnik yapya, ok uluslu ve ok inanl bir toplumsal yapya sahip olmasna karlk, Trkiye uluslama srecinde ok derlemi, daha tutarl bir toplumsal yapya sahipti; demokrasiyi kurmak asndan nem tayan ulusal btnln salamas zor olmad. Bu birinci fark Trkiye'de siyasal kurumlarn demokratiklemesini kolaylatrrken, rejimin dayand siyasal partiler asndan Hindistan daha anslyd. Trkiye'de Atatrk'n kurduu siyasal parti (CHP), ok kkl bir devrimin ve 27 ydlk tek parti ynetiminin ypranml de ikinci parti durumun a derken; Hindistan Kongre Partisi, Duverger'nin deyimiyle "Egemen Parti" niteliini ve iktidar korudu. Hatta, Nehru -425

ailesinin (Pandit Nehru, kz ndira Gandi, torunu Rajiv Gand i . . .) lkedeki nderlii byk lde srd ve rejimin istikrarnda rol oynad. " nc Dnya" lkeleri iinde parlamenter sistemi deneyenler, bu iki istisna dnda, ya zamanla rejimlerinin sivil veya askeri diktatrlklere ya da bakanlk sistemine dntn grdler. Latin Amerika lkeleri ise, zaten ABD rejiminin etkisi altnda kalarak, dorudan bakanlk sistemini denemekle ie balamlard. Bu lkelerin toplumsal zelliklerinin ve demokratik kltr yokluunun, parlamenter sistemden ok bakanlk sistemine yatkn olduunu sylemek yanl olmaz. Ama bu tr lkelerde, bakanlk sisteminin yrtmeye istikrar kazandrma ansnn daha byk olmasna karlk, lkedeki siyasal atmay sertletirme ve dikta eilimlerini artrma gibi bir etkisi olduu da yadsnamaz. Kemalist model, zellikle Orta-Dou ve Afrika lkeleri zerinde etkili olurken, Latin Amerika lkeleri zerinde de Meksika modeli etkili oldu. Toprak reformuna ve ii sendikalarna nem veren bir bakanlk sistemi olarak Meksika modeli, muhalefeti bomamakla birlikte, Hindistan'daki gibi bir "Egemen Parti"ye dayanyor. Kurumsal Devrim Partisi'nin ismi bile, geri kalm lkelerin ikili ve elikili gereksinmesi olan, hzl deime ile birlikte istikrar artryor. Kba'daki Castro devriminin zellikle balang yllarndaki baars ve ekicili i n e , Meksika modelinin Latin Amerika'daki etkisini bir lde azalttn syleyebiliriz. Geri kalm lkelerde bakanlk sistemine daha ok rastlan masnn en nemli nedeni, parlamenter sistemin siyasal istikrarzorlatrmasdr. Ulusal btnln henz yeterince salayamam, hzl toplumsal deime nedeniyle geleneksel yap kerken, ztlklarn, elikilerin, blnmelerin artt, eski ile yeninin yan yana yaad ve eski ile yeni arasnda bocalayanlarn ounluu oluturduu bir ortamda, ayn partinin uzun sre ounluu korumas kolay deildir. Koalisyonlarn gerektirdii uzlama ve hogr alkanl ise, henz bu gibi lkelerde yerlememitir. nk bunlar, yaanarak, hata yapla-426

rak, zaman iinde edinden alkanlklardr. Oysa bakanlk sistemi yrtme organna istikrar ve otorite salar. ster parlamenter, isterse bakanlk sistemi araclyla olsun, demokrasinin - k a b a izgerle de olsa- uzunca sre uygulanabildii Trkiye, Hindistan, Meksika, ili, Ajantin gibi lkeler, dier geri kalm lkelere gre daha fazla gelimilerdir. Demokrasinin tmyle baarsz olduu lkeler ise, ekonomileri temelde tarma dayal olan, ya hi ya da ok az sanayilemi, nfusun ezici ounluunun krsal kesimde oturduu lkelerdir. Bu snfa giren lkelerde, yalnz ekonomik yap deil, toplumsal yap da demokrasiye elverili deildir. Ulusal birliin yeterince salanamam olduu bu lkelerdeki toplumsal zelliklerin demokratik sistemle badamadan yanlarn Erhan K o k s a l yle sralyor: "Siyasal ve toplumsal eitsizlikleri ieren, babaerkil davranlar destekleyen, otoriter siyasal yaplar kolaylkla kabul eden, en azndan hogr ile karlayan, ulusal-hukuksal otoriteden ok, karizmatik, geleneksel, kiisel, olaanst otoritelere deer veren, hatta by ve bo inanlarn devlet ynetiminde etkili olabildii bir deerler sistemi. . ." Demokrasi, insan onuruna en uygun rejim olmakla birlikte, kurulmas ve yaatlmas hi de kolay olmayan bir rejimdir. 1929 byk dnya ekonomik bunalm gibi alkantlara, gelimi lke demokraserinin bile dayanamad ve yklarak, yerlerine acmasz bask rejimlerinin kurulduu gznne alnrsa, az gelimi lkelerin az gelimi demokrasilerinin bunalmlar karsndaki dayanakszln doal karlamak gerekir. (Tpk, bykleri nezle eden bir souun, ocuklarn zatrre olmalar sonucunu dourabilmesi gibi. . .) Demokrasi, gelimi lkelerde doal koullarda, neredeyse kendiliinden olumuken, geri kalm lkelerde "sera"larda yetitirilmektedir. Bu nedenle de, yaamas ve gelimesi iin, giderek doal ortamla btnlemesi iin, ayr bir zen gstermek gerekir. Bunalml dnemlerde, koullarn zorluklarn ve kiilerin gnahlarn demokrasiye balamak yanltr.

-427

c) Tek Partili

Rejimler

Batl lkeler nce sanayi devrimini yaadlar, kitlesel eitim sonradan geldi. Oysa nc Dnya lkelerinde, tersine, nce zihinler deiiyor, maddi evredeki deimeler arkadan geliyor. Maddi koullar ar deitii halde, manevi koullar hzl bir deiim geiriyor. Gelimi lkelerde olup bitenleri izleyen, onlardan etkilenen insanlar, kendi lkelerindeki koullarn istekleri lsnde iyilememesinden rahatsz ve mutsuz oluyorlar. Baka bir deyile, ekonomik kalknma toplumsal uyann gerisinde kald, toplumsal dzen yaratt beklentiler karlayamad iin, doan huzursuzluklar bastrmak, patlamalar nleyebilmek, insanlar daha azma raz edebilmek iin bask rejimleri kanlmazlaabiliyor. Roger-Gerard Schwartzenberg 'in de vurgulad gibi, geri kalm lke rejimlerinin - b a z istisnalar dnda- nemli zellii var: Tek parti, kiisel iktidar ve bask. Orta snf glendike, demokrasinin yaama ans artar. Ezilmi, karlarn savunmak iin yasal olanaklardan yoksun kalm bir ii snf, komnizme temel oluturur. Oysa geri kalm lkelerin ounluunda, ne birinci duruma rastianr, ne de ikinci. Demokrasiyi kuramayan bu lkelerin, Leninci komnist tek partiye dayal bir rejim oluturmalar da zordur. (in, Vietnam, Kamboya ve K b a rejimleri, bu modele bir lde yaklamakla birlikte, zel koullarn rndr. in'de ve Vietnam'da, daha ok krsal kesime dayanan komnist partiler, ulusal kurtulu sava ile, K b a ' d a ise, tm bar yollar tkayan bir diktatre kar mcadele ile btnleerek iktidar oldular. Kambo rejimi ise, iteki evrimden ok, d etkilerin rndr.) Geri kalm lkelerde rastlanan tek parti modelleri, daha ok Kemalist tek partiden etkilenmi olmakla birlikte, yerine gre faist ve baz durumlarda komnist tek parti zelliklerinden de esinlenmilerdir. Ama buradaki tercihler, yneticilerin kiisel eilimlerinden ok, lkelerinin koullarnn sonucudur. Siyasal bamszln kazanlmasndan sonra, geri kalm lkelerin nemli bir kesiminde, iki ya da ok partili demokrasi
-428

denemeleri yaandn daha nce de belirtmitik. Ama ekonomik ve toplumsal atlmlardaki baarszlklar ve uyanan beklentilerin karlanamamas sonucunda doan dkrkl, kendisine hedef olarak ok partili sistemi semekte gecikmemitir. Siyasal bamszlkla birlikte doan ar iyimser beklentilerin gerekleememesi, ksa zamanda siyasal sisteme balanm ve tek parti ynnde hzl bir gelime ortaya kmtr. Tek parti, bu lkeler asndan, bir yandan ulusal btnleme, bir yandan da ekonomik ve toplumsal adalama arac olarak grlmtr. Henz bir ulus oluturamam olan bu toplumlarda, ok partili sistem, kabile ve airet blnmelerinin, etnik ve baz durumlarda dinsel farkllklarn, partiler aracl ile yansmas tehlikesini getirmitir. Toplumun daha uluslamadan blnmesi ve h a t t a - b a z u d u r u m l a r d a - daha kk devletiklere ayrlmas olasl ortaya kmtr. ad lerici Partisi'nin 1963'deki genel kurulunda T o m balbaye 'nin sarfettii u szler, tek partinin nasl modernleme arac olarak grldn ok iyi yanstyor: "Devam eden gelime, tm enerjilerin b'raraya gelmesini ve herkesin ayn hedefte birlemesini gerektirmektedir. Tek parti, bu alanda, harekete geirici bir g olarak, temel bir rol oynayacaktr." Daha nce de vurguladmz gibi, oulcu siyasal sistem, oulcu toplumsal yapnn bir rndr. Tekilci bir rejim, oulcu bir yapmn zerinde sknt yaratr; tpk iki ayakl bir insann, tek paal bir pantalonla yrmesi g i b i . . Ama toplumsal iblmnn yeterince gelimedii, toplumun oulcu bir grnm kazanmad durumlarda, siyasal oulculuk gereksinme olmaktan kp, yapay blnmelere de neden olabilir. Lenin, tek snfl - y a n i snfsz- toplumun hedeflendii Proleterya Diktatrlnde, tek partiden fazlasna gerek olmadn dnrken, kendi iinde tutarlyd. Geri kalm lkelerin ounda ise, snflararas elikilerin belirginlemedii, uzlamaz toplumsal elikileri olan toplumsal snflarn henz ortaya kmad gerekesiyle, birden fazla siyasal partiye gerek olmad grne yaygn olarak rastlanyor. (Benzer bir gr, cumhuriyetin ilk yllarnda K A D R O dergisi etrafnda toplanan bir grup aydn tarafndan Trkiye'de de savunulmutu.) -429

Geri kalm lke tek partileri, yap olarak komnist ve faist tek partiden ok kemalist tek partiye daha yakndr. Bu partiler, nc ve ar disiplinli sekin bir kitleye deil, olabildiince yaygn lalk ynlarna dayanmaya alrlar. nk ama, itici bir g oluturmaktan ok, nderin otoritesini glendirmek ve ona destek olmaktr. lkede varolmayan demokrasi parti iinde de yoktur. Parti i seimler, yelerin yukarda saptanan adaylar onaylamalarndan teye anlam tamazlar. Partideki deimeler tabandan deil, tavandan kaynaklanan kararlar sonucu ortaya kar. Tayanda egemen olan da, genellikle tek bir kiidir. Bu yapdaki bir tek partiye dayal rejimin, otoriter olmas, baskc olmas kanlmazdr. stelik iblmnn yeterince gelimemesi sonucu, toplumsal ilev ve yetkilerin belirli kurum ve ellerde toplanm bulunmas, rejimin bu zelliini glendirmektedir. Ulusal birliin salanmas ve ekonomik-toplumsal gelimenin hzlanmas iin, gl bir merkezi otoritenin varl da, ounlukla bir n koul gibi grnmektedir. Bu durum, Avrupa'da feodal beyliklerin yklp ulusal devletin kurulmas aamasndaki, "mutlak krallk" rejiminin varolu nedenine benzetebiliriz. ktidarn derebeyler arasnda paylald bir toplumun uluslaabilmesi iin, iktidarn tek elde topland byle bir aamadan gemesi herhalde kanlmazd. Tek parti diktatrlkleri, ounlukla, yasama meclisinin, seimlerin -anlamlarn byk lde yitirmi olmakla beraberkorunduu, sivil diktatrlerdir. Oysa nc Dnya'nn askeri diktatrlklerinin, bu tr anayasal kurumlara grn kurtarmak iin sayg gsterdikleri durumlar istisna saylabilir. Bunun nedeni ise, askerlerin sivillere duyduklar gvensizlik ve kmsemedir: Askeri diktatrlklerin amac, karkl ve rveti nleyip, etkili bir ynetim kurmak, ulusal btnl salamaktr. Ama ya ordunun bandaki kiisel ekimeler, ya da, zellikle Afrika'da grld gibi ast-st eliki ve ekimeleri, askeri iktidarn istikrarn olumsuz ynde etkiler. Sierra Leone ve Dahomey gibi lkelerde, ilk darbeyi yapan general ve albaylar yzbalarca, yzbalar da assubaylarca devrildi. Gen

-430

lkelerde, darbe yapp kendisini mareal ilan eden avulara bile rastlandn biliyoruz. Duverger 'nin, gelime dzeyi arttka diktatrln tutucu olma, gelime dzeyi geriledike ilerici olma, olaslnn artaca yolundaki grlerine daha nce deinmitik. zellikle ordunun bir bask grubu olarak ele alnd blmde askeri diktatrlk konusu zerinde durulduu iin, yeniden dnmeyeceiz. Geri kalmln alt snrndaki lkelerde hzl deime kanlmaz olduu iin, tutucu diktatrln olanakszlamas bir yana, ordunun alt snflar iin tek ykselme yolu oluu da ilerici diktay kolaylatrr. nc Dnya'daki tutucu askeri diktatrlklerin, daha ok Latin Amerika'da, geri kalmlarn en gelimii durumundaki lkelerde ortaya kt bir gerektir. SELM KAYNAKLAR Baran, Paul: Bymenin Ekonomi Politii, (ev. E. Gne), May yaynlar, stanbul, 1974. Burns, E d w a r d McNall: ada Siyasal Dnceler. (ev. A. enel), Birey ve Toplum Yay., Ankara ,1984. Cem, s m a i l : Trkiye'de Geri Kalmln Tarihi. Cem Yaynevi, stanbul, 1973. Duverger, M a u r i c e : Diktatrlk Dnm Yaynevi, stanbul, Emrealp, Sadun: Azgelimilik Toplum Y., Ankara, 1984. stne. (ev. B. 1965. Tanr),

ve Siyasal Taplar. Birey ve

Friedrich, Cari.S. ve Brzezinski, Zbigniew K.: Totaliter Diktatrlk ve Otokrasi (ev. O. Onaran), Siy. l. Trk. Der. Y., Ankara, 1964. Gze, Ayferi: Siyasal Dnce Tarihi. stanbul Hukuk Fakltesi Yaynlar, stanbul, 1982. Koksal, Erhan: Az Gelimi lkelerde Demokratik Rejim Uygulamas. Teksir edilmi doentlik tezi, Ankara, 1981. -431

Linz, J u a n J.: Totaliter ve Otoriter Rejimler. (ev. E. zbudun), Siy. lim. Trk Der. Yay., Ankara, 1975. Lipson, L e s l i e ; Demokratik Uygarlk. (ev. H ; Glalp, T. Alkan), Trkiye Bankas Yay., Ankara, 1984. Mayo, Henry B.: Demokratik Teoriye Giri. (ev. E. Kongar), Siyasi lim. Trk Der. Yay., Ankara, 1964. Macpherson, C.B.: Demokrasinin Gerek Dnyas. (ev. L. Kker), Birey ve Toplum Yay., Ankara, 1984. Moore, Barrington: Les origines sociales de la dictature et de la democratic. Maspero, Paris, 1979). (Tr. P. Clinquart). Pelikan, Jiri: Dou Avrupa'da Sosyalist Muhalefet. (ev. M. H. spatar), Kaynak Yaynlar, stanbul, 1984. Reich, W i l h e l m : Faizmin Kitle Ruhu Anlay. (ev. B. Onaran), Payel Yaynevi, stanbul, 1975. Sarca, M u r a t : Siyasi Dnce Tarihi. Gerek Yaynevi, stanbul, 1983. Sartori, Giovanni: Demokrasi Kuram. (ev. D. Baykal), Siyasi limler Trk Dernei Yay., Ankara, 1971. Soysal, M m t a z : Anayasaya Giri. SBF Yaynlar, Ankara, 1968. S c h w a r z e n b e r g , Roger-Gerard: Sociologie Politique. Edition Montchrestien, Paris, 1971. ayian, Gencay: ada Siyasal Sistemler. T O D A E Ankara, 1981. enel, Aleddin: Siyasal Dnceler Tarihi. Ankara, 1982. SBF Yay.,

Yaynlar,

Tunaya, Tark Zafer: Siyasi Messeseler ve Anayasa Hukuku, Sulhi Garan Mat., stanbul, 1969. Wolfe, B e r t r a m D.: Devrim Tapan Adam. (ev. . Oskay), Trk Siyasi limler Der. Yay., Ankara, 1969.

- 432

AD DZN
A Abadan Unat, Nermin 152, 251, 272, 369. Adler, Alfred 118. Adorno 118, 418. Aaoullar, Mehmet Ali 337. Akad, Mehmet 272. Alkan, Trker 100, 102, 108, 109, 152, 175, 288. Allen, William Sheridon 239. Almond, Gabriel 21, 74, 105, 424. Alpar, Cem 200. Arasl, Oya 252. Aristo (Aristotales) 8, 27, 45, 189, 391. Aron, Raymond 30, 69, 70, 76, 87, 213, 221, 280, 288, 373. Atatrk 200,210,287, 335,366, 382, 425. Atalay, Falih Rfk 239. Avcolu, Doan 42. Aziz, Aysel 51, 57, 109. B Balaman, Ali Rza 57. Baran, Paul 431. Batmaz, Veysel 132, 176. Bayar, Celal 240. Baykal, Deniz 133, 144, 152, 357, 369. Bebel, August 148, 152. Bell, Daniel 107, 109. Berkes, Niyazi 288. Bernstein, 328. Besnard, J . V . 175. Birand, Mehmet Ali 272. Birnbaum, Pierre 93, 272, 387. Bodin, Jean 29. Bon, Frederic 143. Bonaparte, Napolyon 204, 208, 210, 216, 316. Bosuter, Kudret 252. Bottomore, T.B. 21, 93, 201. Bouthoul, Gaston 5 5 - 57, 127, 132, 385, 387. Bozdag, Ismet 337. Bozdemir, Mevlt 272. Brant, Willy 135. Brejnev, 62. Brinton, Crne 381. Brunhes, Jean 40, 45. Buda 317. Burdeau, Georges 97, 301, 311. Burns, Edward. Me Nall 431. Brezinski, Zbigniew K. 431. C Calvin 316. Camara, Helder 317. Canale, Jean - Suret 143. Castro 306, 426. Cem, Ismail 431. Chariot, Jean 252. Chariot, Monica 354, 369. Chatelet, Franois - Pisier 387. Chazel Franois 272, 387. Childe, Gordon 38, 39, 45, 98, 109. Cohn, Bendit 311. Comte, August 10. -433

Constant, Benjamin 325, 394. Cot, Jean - Pierre 21, 109, 387. Cromwell 308, 404.

F Feuerbach 327. Filoux, J e a n - C l a u d e 221. Finer, S.E. 264. Fiek, Kurtan 369. Foulquie, Paul 132. Franco 331. Freud 100, 117, 126, 140. Friedrich, Carls 431. From 117, 132. G Galbraith, John Kenneth 271. Garaudy, Roger 65, 77, 201, 237, 320, 337. Gasset, Jose Ortega 275. Ge tan, Engin 132. Georgel, J 21. Gorbaov 234, 413. Gottmann, Jean 221. Gbbels 304, 344, 351. Gke, Birsen 57. Gnlbol, Mehmet 221. Gze, Ayferi 94, 337, 431. Gramsci, Antonio 284, 289. Guevera, Che 384. Gurtvitch, Georges 369. Gven, Bozkurt 109, 178. H Haldun, bni 176. Hassan, mit 45. Heper, Metin 273. Heraklit 7. Heredot 149, 390. Hertkovitz, M . J . 209. Hilferding, Rudolf 422. Hinder bung 417. Hitler 204, 208, 210, 317, 331, 344, 350, 417. Hobbes 309. Huntington 43.

akotin 352. am, Esat 15, 20, 93, 369. ifti, Oya 153. D Dahl, R.A. 21, 279, 357. Dahrendorf, Ralp 376. Darwin 129. Daver, Blent. 3, 21, 93, 288, 337, 354. Davis, Kingsley 182. Debray, Regis 311, 387. Decoufle, Andre 382, 386, 387. D'Enclausse - Schrm 201. De Mastre, Joseph 386. De Tocqueville, Alexis 11, 325, 380, 894. Dicle, Atilla 369. Dittes, 165. Divitiolu, Sencer 44, 45. Djilas, Milovan 289. Doan, Mattei 150. Domenach, Jean - Marie 344, 354. Dupuis, G 21. Drkheim 47, 82, 83, 175" Duverger, Maurice 5, 21, 32, 45, 57, 67, 68, 76, 94, 96, 109, 144, 151, 153, 196, 201, 229, 233, 235, 240, 252, 267, 271, 272, 289, 301, 311, 387, 404, 406, 424, 431. Easton, David 182. Eflatun 48, 184, 275, 330. Eidersfeld, S.J. 252. Emerson, Rubert 289. Emrealp, Sadun 431. Engels 44, 60, 184, 187, 189, 281, 327, 410. Ergil, Dou 336, 337. Ergun, Doan 201. -434

I-t
banez, Blasco 320. bni, Haldun 8, 28, 35, 36, 40, 45, 87.

nceolu, Metin 354. nkeles 108. inn, smet 232, 240, 287. Isa 314, 317. isen 132, 176.

J
Jaruzelski 238. Jaures, Jean 328. Jean, Aziz 320.
K

Lipsan, Leslie 432. Lipset S.Martin 21,66,77,94,362,370. Locke, John 323, 393. Lundberg, Schrg Larsen 94, 175, 354. Luther 316. Liiksembourg, Rosa 191, 387.
M

Kalayeolu, Ersin 21, 109, 144, 152, 369. Katba, idem 175. Kalinin 200. Kapani, Mnci 21, 91, 94, 339, 354. Karamustafaolu, Tncer 252. Katz 173. Kele, Ruen 53, 57. Kelley 165. Kray, Miibeccel 53, 58. Klal, Ahmet Taner 109, 144, 273. Kongar, Emre 45, 109, 387. Koksal Erhan 395, 427, 431. Kni, Hasan 221. Kredi, Crutchfield 175. Kruef 62.
L

Lacoste, Yves 77. Lamennais 295. Lancelot, Alain 354. Lasswell, Harold D. 14, 170, 279. Lavau, Georges 259. Lawigne, P. 45. Lazarsfeld, Paul 173, 341, 362, 370. Lefevre, Henri 143. Lenin 61, 62, 141, 190, 201, 236, 265, 281, 285, 310, 311, 329, 350. 383, 410, 422. Levistrauss, Claude 17. Lewin, Kurt 158, 160, 166. Linz, Juan J . 432. Lippit 161.

Machperson, C.B. 432. Mackinder 33. Maisonneuse, Jean 175. Makyavel 9. Malaparte, Gurzio 387. Malinowski 16. Malthus, Thomas Robert 54, 129. Mannheim, Karl 136, 283. Mao, Zedung 141, 285, 311, 422. Marcuse, Herbert 141. 142. Mardin erif 337. Martinet, Gilles 311. Marx, Karl 11, 59, 61-63, 73, 85, 142, 183-89, 191, 193, 199, 201, 281, 316, 327, 350, 372, 375, 380, 384, 409. Mayo, Henri 432. Mendras, Henri 58, 94, 109, 132, 175. Merriam, Charles 14. Merton, Robert K. 16. Meynaud, Jean 124. 132, 144, 153, 257, 273. Michelet 28. Michels Roberto 232, 233, 252, 269, 277. Mill, John Stuart 325, 395. Mills, C. Wright 15, 280, 289. Milovan, Cilas 195, 281. Miroglio, Abel 221. Montesquieu 9, 28-29, 31, 33-34, 36, 41-42, 45, 87, 393. Moore, Barrington 432. Moore, Wilbert E. 182. Moreau, J 21, 45. Moreno 157. Morgenthau, Hans J. 206, 220, 221. -435

Mosca, Gaetano 276, 289, 377. Mounier, Jean - Pierre 387. Moussolini 331, 332, 351, 414. Muhammed, Hz. 328. Musaddik 35.
N

Narbonne, Jacques 150. Nehru, Pandit 425. Neumann 251. Nie 275.
O -

Runciman, W.G. 21. Roosevelt 341. Rostow W. 75, 77, 372. Rouquie, Alain 273. Rousseau, Jean Jacques 29, 91, 232, 309, 393. Runciman, W.G. 387. Russell, Bertrand 324, 337.
S-

Oran, Baskn 221, 335, 337. Ozankaya, zer 58, 109, 133, 144, 176, 201. zek, etin 337. zbudun, Ergun 241, 246, 252, 370. P-Q Papaionnoo, Kostas 201. Papper, Karl. L. 77. Pareto, Vilfredo 275, 276-78, 376. Parsons, Talcott 17, 90. Paul, Aziz 315. Paulus 315. Payaslolu, Arif 252. Pelikan, Jiri 432. Perikles 391. Pinochet 331. Plelanov, G.V. 132. Poulantzas, Nicos 281, 375. Prelot, Marcel 132, 311. Pronteau, Jean 143. Protagoras 390. Quester, George H. 221.

R
Reich, Wilhelm 117, 122, 132,418, 432. Renan, Ernest 271. Renard, Claude 143. Riesman, David 126, 279. Rocher, Guy 201, 377, 387. Rodinson, Maxime 337.

Sabine, George 337. Sabuncu, Yavuz 370. Salazar 331. Sarca, Murat 337, 432. Sarti, Ingrid 98. Sartori, Giovanni 242, 279, 289, 347, 354, 432. Sartre, Jean - Paul 128. Sauvy, Alfred 55, 56, 58, 138, 342, 354. Schwartzenberg, Roger Gerard 21, 77, 86, 87, 387, 428, 432. Seluk, Sami 289. Sencer, Muammer 337. Sencer, Muzaffer 46, 201, 337. Sencer, Yakut 58. Shaw, Bernard 135. Sieyes 393. Simon, Aziz 326. Smith, Adam 89, 398. Sofizm 390. Sokrates 391. Soysal, Mmtaz 370, 432. Stalin 61, 199, 238, 412. Strauss, Claude Levi 422. Sultan, Galiev 199. ayian, Gencay 273, 338, 419, 432. enel, Aleddin 338, 432. eriati, Ali 338. erif, Muzaffer 166, 169, 174, 176. T Tahir, Kemal 44. Tekeli, irin 21, 144, 153. Tezi, Erdoan 252.

- 436

Timur, Taner 46. Thomas, Aziz 315. Toplan, Barlas 94, 132, 176. Tombalbaye 429. Tonybee, Arnold J . 36, 37, 41, 46. Troki 350, 406, 412. Trotski, L. 311. Tuman, David B. 15. Tukidides 391. Tunaya, Tank Zafer 252, 338, 432. Turan, lter 21. Ttengil, Cavit Orhan 58.

U-t) Uysal, Birkan 370. Onsal, Artun 21, 53, 58, 94, 134, 289, 342, 354, 370. V-W Walesa Waltz, Weber, Whyte Wolfe, 349. Kenneth 221. Marx 12, 90, 92, 107, 270. 161. Bertram D. 432. Y Yavuz, Fehmi 338. Yucekok, Ahmet 338.

- 437

KONU DZN
A A.B.D. (Amerika Birleik Devletleri) 13, 33,67, 116, 160, 164, 173, 179, 194, 203, 265, 281, 303, 340, 357, 368, 394. A.E.T. (Avrupa Ekonomik Topluluu) 150. Afrika 36, 68, 71, 243, 353. Aile 100, 171, 359. Alman Sosyal Demokrat Partisi 48. Almanya 55, 134, 163, 206, 230, 278. Alt - Kltr 95. Altyap 11, 27, 59, 64. Amerikan Devrimi 381. Anayasal Krallk 136. Anarisizim 143. Anomi 82. A.P. (Adalet Partisi) 133. Arap lkeleri 205, 217. Aristokrasi (Bkz. Toprak Soylular) Arjantin, 210. Art - deer 409. Asya 68, 353. Asya retimi Biimi 44. Asabiyet 41. Askeri Diktatrlkler 405, 430. Aydnlar 284, 326. Az Gelimi lkeler (Bkz. Geri Kalm lkeler) Az Gelimi Demokrasi 423. Aztek 106.

B Balantszlar 219. Barbarlar 43. Bask Gruplar 253. Babu 42. Bakanlk Sistemi 426. Belika 249. Beyaz Yakallar 192. Bilin (Bkz. Siyasal Bilin, Snf Bilinci) Bilin Gtrmek 236. Bilin Reformu 384. Birey 115, 121, 125, 172, 340 Birincil Gruplar 101, 156. Birinci Dnya Sava 208, 215, 415. Birinci Merutiyet 287. Birleme Kuram 68. Birlemi Milletler 217. Bolevikler 411. Burjuvazi (Bkz. Kentsoylular) Brkrosi 12, 47, 84, 143, 196, 269, 425. Btnleme 245.
C -

Cengizhan mparatorluu 218. Cinsiyet 144. Cumhuriyet 34. C.H.P. (Cumhuriyet Halk Partisi) 133, 368, 425. ad lerici Partisi 429. artizim 327. ete Savalar 216. ifti Kurulular 262.

- 439

in 55, 86, 199, 219, 306. oulcu Demokrasi 72, 261, 298. oulcu Sistemler 389. oulculuk 346. ounluk Diktas 400 ok Partili Sistemler 240. D Dayanma (Mekanik - Organik) 47. Dayanma Sendikas 105, 317, 349. Deime (Toplumsal ve Siyasal) 120, 158, 174, 371. Dehet Dengesi 219. Demokrasi 63, 65, 66, 170, 309, 356. Demokrasi Kuram 390. Demokratik Sol 251, 330. D.P. (Demokrat Parti) 287, 303, 368. Derebeylik (Feodalite) 60, 72, 88, 211, 322, 334, 393, 397. Demografik Etkenler 46, 137. Denge Kuram 407. Dernekler 101, 395. Determinizim (Gerekircilik, Belirleyicilik) 6, 115, 128. Devrim 55, 142, 378. Devrimci Dnce 378. Devrimci Eylem 236. Devrim Hakk 393. Devlet 3, 60, 81, 88, 331, 348, 315. Dikeyine Hareketlilik 183. Diktatrlk 7, 63, 67, 267. Dikta Kuram 404. Din 59, 83, 99, 196, 313, 379. Dinsel Gler 424. D.l.S.K. (Devrimci i Sendikalar Konfederasyonu) 263. Diyalektik 59. Doal Etkenler 27. Dorudan Demokrasi 245, 248. Doa Durumu 393. Dou Despotizmi 44. Dnya Siyasal Sistemi 218. E Egemen Parti 425.

Egemen Snf 61, 188, 193,278,281, 372, 375, 392. Eitim Dzeyi 49, 65, 70, 119, 152, 171, 359, 410. Ekonomik Etkenler 58. Ekonomik G 63, 97. Emperyalizm 220, 422. Engizisyon 320. Eski Msr 149. Eski Muharipler Dernei 254. Eski Yunan 88, 179, 245, 389, 404. Etkin Yurtta 323. Evrensel Kltr 97. F Faist Partiler 238. Faist Rejimler 413. Faisizim 278, 309, 311, 330, 357. Federalizim 34, 49. Feodalite "(Bkz. Derebeylik) F.K.. (Filistin Kurtulu rgt) 219. Frankfurt Okulu 141. Fransa 32, 51, 119, 146, 150, 368. Fransz Devrimi 137, 381, 404. Fransz nsan ve Yurtta Haklan Bildirisi 323. Fransz Sosyalist Partisi 146. G Gecekondular 52, 123, 363. Gei Dnemleri 60. Geleneksel Toplum. 50. Gelir Dzeyi 359. Gelime Dzeyi 406, 431. Genel Grev 263. Geri Kalm lkeler (Az Gelimi lkeler, Gelimekte Olan lkeler) 7, 37, 57, 70, 86, 103, 116, 151, 229,267, 271, 282, 352, 373, 384, 406. Geri Kalm lke Sistemleri 419. Genlik 139. Genel Oy 228. Gerilla Savalar 216.

- 440

Gine 148. Gebelik 43, 149, 276. Grup Dinamii 158. Gruplararas Dinamik 166. Gler Ayrm (Kuvvetler Ayrm) 9, 393. Gney Afrika 180, 217, 323. H Halk Demokrasisi 422. Halkoylamas 245. Halk Partiler 229. Hindistan 40, 73, 178, 206. Hindistan Kongre Partisi 236, 425. Hollanda 146, 194, Hristiyanlk 304, 314. Hukuk Devleti 89. Hukuksal Adalet 402. Hcre rgtlenmesi 237.

ii Partileri 234. sizlik 53, 250. i Snf 120, 189, 191, 298, 375, 409. sve 207. sve Sosyal Demokrat Partisi 249. veren Sendikalar 261. svire 35, 366.

J
Japonya 40, 55, 103, 414. K Kadnlar 144, 148, 359. Kadro Bask Gruplar 254. Kadro Dergisi 65, 200, 429. Kadro Partileri 228, 287, 299. Kamuoyu 8, 339. Kamusal Bask Gruplar 257. Kanada 67. Kapitalizim 60, 63, 68, 142, 191, 197, 296, 328, 373, 401, 409. Kar - Kltr 96. Kar - Devrim 382. Kast 178. Kemalizim 65, 75, 86, 146, 200, 211, 239, 287, 413, 426. Kentleme 49, 123, 250, 353, 365. Kentsoylular (Burjuvazi) 184, 227, 322, 325, 334, 402 Kbrs 210. Krsal Kesim 49, 105, 185, 352, 360. Kilise 89, 330. Kitle Bask Gruplar 254. Kitle letiimi 102, 296, 300. Kitle rgtleri 394. Kitle Partileri 228, 299. Kiilik 125. Kollektif Rvet 239. Kooperatifler 250, 327. Komnizim 147, 270, 325, 357, 410. Komnist Enternasyonal 351. Komnist Manifestosu 187. Komnist Parti 236, 249. Kongo 148. Komite 228. -441

I -1
Irklk 38, 107, 181, 414, 421 deoloji 59, 95, 190, 195, 244, 268, cma - I mmet 320. kinci Merutiyet 287. kinci Sanayi Devrimi 142" ki Partili Sistemler 240. kincil Gruplar 101, 156. kinci Dnya Sava 150, 160, 172, 417. lkel Toplum 68, 214. ktidar 3, 81, 88, 104, 161, 325, 348, 392. ktidar Blou 282. nan Bunalm 413. ngiliz i Partisi 228, 241, 256. ngiliz Devrimi 381. ngiltere 31, 68, 194, 204, 241, 249, nka 106. rlanda 84. skandinavya 178, 230, 263. slamlk 149, 317. spanya 204, 414. srail 38, 217, 263. 313.

412,

320,

327.

Kore Sava 172. Klelik 179, 214. Kyl Snf 185, 199. Krallk 84, 330. Kuaklar 133, 135. Kurumsal Etkenler 79. Kuveyt 37. Kuvvetler Ayrm (Bkz. Gler Ayrm) Kba 306, 426. Kk Gruplar 155. Kltr Emperyalizmi 72, 97, 220. Kltrel Etkenler 94. Kltr Devrimi 103, 384.

NEP (Yeni Ekonomi Siyaseti) 411. Norve 146, Nfus Patlamas 54, Nfus Planlamas 54.
O -

L
Latin Amerika 71, 97, 269, 426. Liberal Demokrasi 396. Liberalizm 89, 130, 230, 310, 322, 325, 398. Liderlik (Bkz. nderlik) Lordlar Meclisi 322
M

Macaristan 123. Marksist Rejimler 428. Marksizim 121, 140, 180, 188, 191, 270, 296, 309. Mason Dernei 254. Meksika 73, 81, 426. Merkez Kontenjan 250. Mezopotamya 392. Milis 238. Militan 232. Militanizm 207. Milliyetilik (Bkz. Ulusuluk) Mit (Sylence, efsane) 103. Mlkiyeliler Birlii 254. Mminler Partisi 229. M.S.P. (Milli Selamet Partisi) 146.
N

Ocak rgt 228. Okul 101. Oligarinin Tun Yasas 277. Oniki Eyll (12 Eyll 1980) 91, 124, 217, 254, 263, 288, 367. Oniki Mart (12 Mart 1971) 288. Ordu 196, 209. Ortaa 178, 264. Orta Snflar 70, 181, 186, 197, 392, 416, 428. Osmanl mparatorluu 34, 44, 208, 218, 305. Otorite Trleri 92. Otoriter Bask Gruplar 254. Otoriter Kiilik 118. Otoriter Parti 229. Otoriter Ynetim 75. Oy Disiplini 231, 240. renci Hareketleri 139. nderlik (Liderlik) 161, 166, 233, 235, 341. n Seim 249. zel Mlkiyet 45, 61, 194, 318, 375. zgrlk 129, 300. z Ynetim 65. P Papa 217, 317. Parti Sistemleri 235. Parti Yneticileri 232. Peru 81. Planlama 73. Polonya 55, 122, 317. Portekiz 414. Propaganda 123, 173, 210, 342. Proleter 143, 184, 189. Proleterya Diktatrl 61, 189, 309, 328, 410, 429. Proleter Uluslar 199.

N.A.T.O. (Kuzey Atlantik rgt) 217. Nazizim 55, 64, 100, 171, 212, 238, 261, 303, 307, 333, 366, 417. -442

194,

R Roma mparatorluu 88, 179, 217. Rus Devrimi (Sovyet Devrimi) 51, 86, 195, 306. 328, 373, 381. Rusya 61, 204. Rus Komnist Partisi 199.

S-
Saldrmazlk Paktlar 215. Sanayileme 68, 364. Sanayi Devrimi 400. Sanayi Toplumu 136. Savalar 30, 43, 54, 119, 214, 299. Sekinler 105, 131, 195, 275, 286, 309. 331, 374, 391, 424. Seme ve Seilme Eitsizlii 365. Seim Sistemi 244. Seim Sosyolojisi 182, 356, 361. Sendikalar 101, 228, 250, 262, 299, 317. Serbest Rekabet 130, 402. Snf Bilinci (Siyasal Bilin) 33, 67, 104, 121, 187, 281. Snf atmas 140, 187. Snflar (Toplumsal) 60, 85, 119, 177, 374. Snfsal Bask Kurumlar 261. Siyasal Davranlk 14. Siyasal Davranlar 27, 168. Siyasal atma 293. Siyasal Devirme 248. Siyasal G 63. Siyasal Katlma 248, 355. Siyasal Kurumlar 59, 65, 70, 83. Siyasal Partiler 101, 227. Siyasal Sistem 18, 389. Siyasal Toplumsallama 99. Siyasal Tutumlar 116. Siyaset Sosyolojisi 13. Souk Sava 61, 218. Sosyal Demokrasi 124, 229, 395, 400. Sosyal Demokrat Partiler 229, 395. Sosyal Devlet 89, 402. Sosyalist Partiler 229. Sosyalizim 63, 68, 89, 199, 225, 373.

Sosyal Emperyalizim 422. Sovyetler Birlii 34, 55, 65, 68, 105, 108, J22, 147, 194, 280. Sovyet Devrimi (Bkz. Rus Devrimi) Smrgecilik 72. Sparta 36. Sper Gler (Sper Devletler) 206. 211, 215, 219. iddet ve Saldrganlk 55, 117, 140, 143, 260, 304, 385, 415. T Tabaka 178, 183. Tanzimat Ferman 287. Tarihsel Maddecilik 60. T.B.P. (Birlik Partisi) 146. Tek Parti 74, 236, 253, 348. Tekelcilik (Tekeller) 63, 302, 333, 348. Teknokrasi 269. Teknoloji 137, 269. Tekilci Sistemler 349, 403. Temsilli Demokrasi 248. Ticaret ve Sanayi Odalar 261. T.l.P. (Trkiye i Partisi) 134. Topluluk - Toplum 46. Toplumsal Kurum 79. Toplumsal Szleme 232, 324. Toplum 203. Toplumsal Adalet 402. Topraksoylula- (Aristokrasi) 179, 227, 280, 296, 322. Toplumsal Deime 81. Totaliter Parti 229, 251. Turan 199. Tutucu deoloji (Tutuculuk) 230, 330. Tutucu Partiler 251. Trk - 263. Trk Milliyetilii 335. Trkiye 52, 65, 73, 103, 150, 205, 241, 250, 272, 296, 340, 367, 425. T..S..A.D. (Trkiye Sanayici ve Adamlar Dernei) 261.

U-
Ulus (Ulusal Toplum, Ulusal 88, 211, 334. Devlet)

-443

Ulusal Btnleme (Ulusal Birlik) 70. 75, 395, 420, 427, 429. Ulusal Diller 398. Ulusal Egemenlik 323. Ulusal G 203. Ulusal Kltr 96. Ulusal Moral 209. Ulusuluk (Milliyetilik) 212, 285, 333. Uluslararas Adalet Divan 218. Uluslararas Siyaset 212. Uygarlk 95, Uzlama 193. nc Dnya 219, 420, 426. retim Aralar 60, 143. retim Biimi 59. retim Dzeyi 63, 65. retim likileri 59. retim Teknikleri 372. retici Gler 59, 85. st - Kltr 96. ' styap 11, 59, 64.

V
Viotnam 208, 306. Y Yapsalc - levci Akm 15. Ya 132, 358. Yaam Alan 55. Yeni nsan 384. Yeni Smrgecilik 220. Yerel Komiteler 228. Yerinden Ynetim 47, 394. Yn Partileri 228. Yirmiyedi Mays (27 Mays 1960) 266,
288.

Ynetici Snf 276, 376. Yumuama 219, 412. Yunanistan 205. Z Zmre 178.

444