You are on page 1of 459

ALFRED WEBER

Strasbourg niversitesinde Profesr


FELSEFE TARH
evirem
H. VEHBERALP
stanbul niversitesinde Profesr
Gzden geirilmi
Beinci basm
STANBUL
SOSYAL YAYINLAR
Babli Cad. No. 14 Caalolu
FELSEFE TARM
Y azan : Alfred Weber / eviren : Prof.H, Vehbi Eralp / Y aymlayan : Sosyal Y ayini
ar / Birinci basm : 1938 / ikinci basm : 1949 / nc basm ; 1964 / Drdnc basm
: 1991 / Beinci basm : 1998 / Bask: Kitap Matbaaclk
NSZ
' Bu drdnc basmda, dil bakmndan anlalmay kolaylatracak birok
deiiklikler yaplmtr.
Birinci basmn nsznde sylediimiz gibi, Prof. Weber'in eseri, bir
felsefe tarihi elkitab olarak birok meziyetleri olan bir eserdir. Yazar olduka
ksa saylabilecek bir hacim iinde, esastan fazla fedakrlk etmeden btn
problemleri gzden geirmeyi, bunlar ak ve sade bir dille, hemen herkesin
anlyabilecei bir ekilde anlatmay baarmtr. Felsefe tarihini bir filozoflar ve
doktrinler geit resminden ibaret saymam, problemlerin birbirine nasl
balandn, birbirinden nasl ktn gstermitir.
Felsefe tarihinin incelenmesini gletiren noktalardan biri de, filozoflarn
baz teorilerinin, ilk bakta nereden geldii belli olmyan, realite ile hibir
balants bulunmayan birtakm fanteziler gibi grnmesidir. Oysa hibir doktrin
yoktur ki filozofun zamanndaki teorik ve pratik problemlere bir karlk olmasn
ve hi olmazsa ksmen onlarla aklanmasn. Bu aklamay yapmak felsefe
tarihiisi iin bata gelen bir devdir. Prof. Webefin el kitab bu bakmdan da
baarl bir eser saylabilir. Pek oklar arasnda, Ortaada realizm ve
nominalizm kavgasnn bu kitaptaki anlatl (33), bunun bir rnei diye
gsterilebilir. Bu ekilde anlalan bir felsefe tarihi hem daha ilgi ekici olur,
hem de yalnz felsefe ile uraanlar iirt deil, her aydn iin birinci derecede bir
kltr edinme arac haline gelir.
Son olarak bu eserin iki eksiini belirtmek isteriz. Bunlardan birincisi,
yazarn lm yznden, aratrmalarn gnmze kadar getirememi
olmasdr; kincisi ise bibliyografyann eskimi olmasdr. Gerek dilimizdeki,
gerek yabanc dillerdeki yeni yaynlarla bu eksikler giderilebilir.
Bu kitabn nc basm uzun zamandan beri tkenmi bulunuyordu.
Birok yerlerden kitabn yeniden baslmas isteniyordu. imdi bu istekleri
karlam bulunuyoruz. Bylece bu eserin okuyuculara yararl olmakta devam
edeceini dnmekle mutluluk duyuyoruz.
Bu kitabn baslmasnda yardmlarn esirgemeyen Sosyal Yaynlar sahibi
Enver Ay tekin e ve Cenap Kardkaya'ya teekkr bor bilirim.
1 Mays 1991
H. VEHB ERAU
GR
1. Felsefe, metafizik ve bilim
Felsefe tabiat hakknda toplu bir grn aratrlmas, evrensel bir aklama
denemesidir, ayn zamanda, hem bilimlerin zeti ve tamamlanmas, hem genel
bilimdir ve, byk kardeleri din ve iir gibi, tam anla- myle bilimden farkl,
insan dehasnn grnleri dizisi arasnda ayr bir dal oluturan bir uzmanlk
ubesidir.
Belli olay gruplarn konu olarak alan ve bunlarn nedenlerini gzlemek,
kendilerine gre meydana geldikleri kanunlar ifade etmek amacn gden
bilimlerden farkl olarak, felsefe, lemi btn olarak aklamak evrensel olay
veya fenomeni anlatmak iin, bu gruplarn ve onlarn zel kanunlarnn stne
ykselen insan zihninin abasdr, baka bir deyile, o, btn bilimlerin temelinde
bulunan u soruya cevap vermek ister niin bu lem vardr ve nasl oluyor da
olduu gibidir? Ve bunun br yz gibi olan u somya cevap vermeye alr,
neyi bebirim ve bilim nasl meydana geliyor? Varlk ve onun rtt sr, bilgi,
onun artlan, metotlar: felsefe aratrmalarnn ift konusu ite budur^l.
(1) Bu sorularn birincisine karlk olmak itibariyle felsefe, speklatif dnce,
metafizik, ontoloji (varlk teorisi) adlarn alr. kincisiyle uranca, transandantal felsefe,
eletirel (cridque) felsefe, nooloji (dnce teorisi), yani mantk, yahut varlk veya dnlen
eyden ayr olarak ileyiinde alman dnce teorisi, ve bilgi teorisi, yahut varlkla ilikisi
iinde ele alnan dnce ve onun aratrma metotlarnn teorisi olur. Metafizik
dncelerden vazgeerek matematik ve deneysel bilimlerin sentezi olmakla yetindii vakit
felsefe, positiffelsefe veya positivizm adlarn alr. Postivizm sadece sistemler arasnda daima
elime bulunduunu gsteren tarih olaya dayanabilir, yani sade deneyden gelen bir temele
sahip olabilir, yahut insan zihninin akl tarafndan yaplan bir analizine dayanabilir. Birinci
halde phecilik (scepticisme), ikinci halde eletiricilik (criticisme) adn alr. phecilie zt
olarak dogmatizm vardr, bu meslek insan zihni iin eyann ve onun ilk nedeninin objektif
bir bilgisinin mmkn olduuna, her trl dnceden nce veya usavurma sonucunda
inanr. Aklclk bu bilgiye a priori dnce ile varlacan iddia eder; deneycilik (empiris-
me) mahede ve endksiyon veya a posteriori dnceden baka metot kabul etmez. Saf
(pre) veya a priori speklasyon, dncede her trl varlktan nce ve yksek olan ilk olay
gren idealizmin tercih ettii metottur, ampirizm, aksine olarak, dncenin, neden veya ilk
olay olmak yle dursun, bunun daha nce bulunan bir varlktan geldii fikrine dayanr
(kelimenin yeni anlamyle realizm, bak. 33) ve onda bulunan malzemenin baka herhangi
bir kaynaktan gelmeyip (idealizm'in doutan [inne] fikir veya aksiomlar, mistisizm'in i
duyu veya din hissi vb...), ona duyular tarafndan verildiini syler (sansalizm).
2
GR
Fakat felsefenin kendine zg bir konusu ve ayr bir alan olmas, onu en
sk bir bala pozitif bilime bal olmaktan karmaz; te yandan bilim de, zarar
grmeksizin, bu ba koparamaz. Felsefe, metotlarn ve sistemlerinin ilk
maddesini bilimden ve zellikle psikolojiden ve psikolojiye bal olan
bilimlerden alr. Felsefe olmasa, bilimler, birlii olmayan bir kme, cansz bir
bedendirler, bilimler olmasa, felsefe bedensiz bir ruh kalr ve iirden ve iirin
ryalarndan hibir suretle ayrt edilemez. Bilim, felsefenin temeli ve onun
kuma gibidir, bilim, Aristotelesin dilini kullanmak gerekirse, kuvve halinde
(en puissance) felsefedir, dier taraftan felsefe fiil halinde (en acte) bilimdir,
bilginin en yksek fonksiyonu, bilimsel zihniyetin ve onun her eyi birlie
gtrmek istiyen tabi eiliminin en yksek tatmin eklidir.
z ve karlar gerei birbirlerine yakndan bal olan felsefe ve bilim,
balanglarnda ve kaderlerinde de gene byle birbirlerine baldrlar. Nedenleri
ayrt etmek rerum cognoscere causas ve onlar bir ilk nedenin birliine
indirgemek hususunda ok gl bir igdnn srkledii insan zihni, fizikte,
matematikte, ahlkta basit birka hakikat elde eder etmez, onlarn sentezini
yapmaya, bunlardan evrensel teoriler, ontolojik ve kozmolojik sistemler meydana
getirmeye, yani felsefe, metafizik yapmaya savar. Varlk hakkmdaki
bilgisizliine gerek hayal gc ile, gerek ocukluun ve dehann, hakikati tahmin
eden, ama aram yan o harikulade igdsyle are bulur. Eskilerin felsefesinin
apriorist, idealist ve fantastik karakteri buradan, fakat esiz bykl de gene
buradan geliyor. Positif bilgi toplam arttka,
Eer ilk nedenin etkisi, teleolojik veya bir gaye gzeterek meydana gelen faaliyete zt olarak,
bilinsiz ve iradesiz gibi dnlrse, realizm, materyalizm ve mekanizm olur. br yandan,
ilk nedeni bir ahs haline getirerek, onda yalnz meydana gelen bir fikir deil, fakat eyann
stnde duran (spranatralizm, transandans), ve onlan serbest iradesine gre (teizm) veya
deimez kanunlar vastasyle (deizm) idare eden bir varlk olarak grd vakit idealizm,
spiritalizm olur: Bu,panteizm', natralizm't, monizme zt olarak, ruh vc madde, yaradan
ve tabiat dalizm'idir. Panteizm, natralizm veya monizm, neden fikrini cevher kavramna
benzeterek, ilk nedeni, eyann bizzat cevheri (Tanrnn lemin iinde olmas - immanence
de Dieu) ve onun tavrlarnn btnn (l'emsemble de ses modes) veya olaylar, evreni, canl
bir birlik (monizm), bizzat tabiatn sonucu olan kanunlara gre kendi kendini yneten bir ve
ayn toplu varlk (natralizm) sayar. Monizm ya mutlak ya da okparaiMr, birincisi lemin
cevherini (substance cosmique) mutlak bir birlik gibi, kincisi birbirine indirgenemeyen
birliklerden olumu sayar; bu sonuncusu bu birlikleri sonsuz kk yerkapiamalar
(tendues) [atomlar] veya tamamyie meknda bulunmyan kuvvet merkezleri {dynamid
veya monadlar) gibi dndne gre, atomizm veya dinamizm adm alr. Bellibal
rneklerini imdi saydmz sistemlerin domas ve birbirini izlemesi, zmn vermek
istedikleri sorunlarn sra ile meydana kmas vc deimesi, ve taraflarn veya okullarn
kavgalar arasnda lem hakkmdaki gne! grn ilerlemesi: ite ksaca felsefe tarihi budur.
BLM 3
bilimsel alma blndke ve bu sayede gelitike, felsefe iirden daha ok
aynlr, metotlar g kazanr, bilimler geniledikleri lde felsefe teorileri
salamlar. Her bilimsel hareket bir felsef hareketi meydana getirir, her yeni
felsefe bilim iin bir g kayna olur. Eer Ortaada bu ballk kopmu
grnyorsa, atma sadece grntedir bilime kar dmanlk veya
ilgisizlik varsa, bu, Okulun (lTEeole) resm felsefesinden gelmektedir; yoksa
bu, hibir vakit bamsz Hristiyan, Yahudi ve Arap filozoflarnda yoktur. XIX.
yzylda da, Roger Bacon ve Verulam'n devirlerinde olduu gibi, bilimle belli
bir felsefe arasnda aykrlk olabilir. Gerek bilim ve gerek felsefe her zaman
tamamyle uyumulardr ve rekabet gibi gelen grnler arkasnda, onlarn
anlamalar bugn olabildii kadar tamdr.
2. Blm
Avrupa felsefesini yaratm olmak erefi onia'l Yunanllar'a aittir d); Neo-
Latin'ler ve Cermenler ona yeni gelimelerini vermi olmak erefini
kazanmlardr.
Bylece, taslam.izdiimiz tarihte, Ortaala (geit devri) hem
birbirinden ayrlan, hem birbirine balanan iki byk devir ortaya kyor.
(1) Bununla Yunan felsefesinin mutlak ve tam orijinalliini sylemek istemiyoruz.
Onun gelinmesi zerinde Dou'nun yapt etkiden phe etmek kabil deildir. Msr'la
temasa girmeden, yani onlara memleketini aan Psammctik devrinden nce, Yunanllarda
tam anlamyie felsefe izine rastlanamaz. Bundan baka, Yunan felsefesinin babalan hep
tornaldrlar, Kk Asya'dandr ki felsefe nce talyaya ve, olduka ge bir devirde
Atina'ya, yani asl Yunanistan'a getirilmitir. Fakat bizim iin kesin ve esasl olan ey, onia
felsefesinde, vc dala ilk admlannda, cesareti, nispeten korkak olan Attike felsefesiyle tezat
oluturan ve ok uzun bir zihn gelimeyi gerektiren fikirler bulmamzdr. Msr ve Gildan
biliminin etkisi ki buna Hcrodotos da tanklk etmektedir, Arap okullarnn Ortaada
Hristiyan dncesinin gelimesi zerindeki etkisine benzetilebilir. Bu etki, Gladisch (Die
Religlon und die Philosophie in ihrer yveltgeschichtlichen Enwicktung) ve Roeth (Gesc-
hichie der ahendldndischen Philosophie) tarafndan bytlm ve Zeller (Die Philosophie
der Griechen, c. I,'ev. Boutroux) tarafndan haksz olarak inkr edilmitir. Olaanst
derecede zengin ve doktrinlerinde Yunan felsefesine son derece benziyen Hint felsefesine
gelince, bu Yunan felsefesini sadece dolayl bir ekilde etkileyebilmi ve Avrupa ancak XIX.
yzylda Colebrooke ve onu izleyenler sayesinde, onun etkisini hissetmitir. Pythago- rasik
ve piutoneulukla Hint ve ran dncesinin ilikisi ve Babil'n Dou ile Bat arasnda
antrepo vc entelektel alveri merkezi roln oynamas hakknda, bak. 9.
4 GR
I. Yunan felsefesi de iki devrede gelimektedir; bu iki devre yukarda
szn ettiimiz temel sorunlara tekabl eder ve aralarnda gerek metot, gerek
aratrma konulan bakmndan aynlk vardr: biri kendiliinden yaratma (creation
spontanee), dieri pheci dnce ve tekrar devri; biri metafizie, matematie,
senteze, dieri eletiriye, analize ve bilimin hayata uygulanmasna ayrlmtr.
1. Birincisine hkim olan sorun, eyann balangc (riliine) sorunudur:
olu (le devenir). Bunun ayrdedici vasf, oniallar'da materyalist, talya
filozoflarnda spiritalist olan Doria zihniyetinin etkiledii bir panteizmin
bulunmasdr. Meydana getirdii sistemler, gelecein btn doktrinlerinin,
zellikle yeni bilimsel dncenin iki kutbu olan monist ve atomist hipotezlerin
tohumunu ilerinde saklamaktadr. Bu devre Thales'ten Pro- agoras ve
Sokrates'e, yahut .. 600'den 440a kadar uzanmaktadr.
2. Eletirici dnce a Protagorasin panton metron anthropos (insan her
eyin lsdr) szyle balyor; bundan, Ksenophanes, Zenon, He- rakleitos
tarafndan sezilmi olan u esasl hakikat kyor: fenomenin meydana geliinde
insan zihni ie karmaktadr. Tabiat sorunlanyle ruh sorunlar; kozmoloji'ye ait
sorulara, mantk ve eletiri sorulan; eyann z hak- kmdaki dncelere,
hakikatin ls ve varln amacna ait aratrmalar katlyor. Yunan felsefesi,
derinlik bakmndan Platonda, alannn genilii bakmndan Aristoteles ve
skenderiye biliminde gelimesinin en yksek derecesine vanyor.
II. Kuzey rklarnn istillanyle bilimsel-ilerlemelerin durmas, dncenin
durmas sonucunu dourdu. Yakacak ey kalmadndan, felsef zihniyetin
mealesi snyor. On yzyllk srekli bir almay, nce derin bir uyku olan,
sonra gemii tekrarhyan (Platon ve Aristoteles) ve gelecei ha- zrlyan baka
bir on yzyl kovalyor. Tarihin mant, Ortaada, bu geit devrinden ncesine
ve sonrasna oranla daha az belli olmakla beraber, gene de burada Attike
felsefesininkilere paralel iki devre grlr: birincisi Pla- toncu, realist, gemie
dnktr (Augustinus'tan Anselmus'a kadar); kincisi peripatetisyen'dir,
nominalist'tir, gelecei iinde saklamaktadr.
III. Yeni felsefe, XV. yzyldaki bilimsel ve edeb uyanmadan douyor.
Bunun tarihi de, Yunan dncesininki gibi: "
1. Bir yaylma ve ontolojik sentez devresi (Bruno, Descartes, Spinoza,
Leibniz), ve,
2. Bir eletirici dnce ve analiz devresi (insan zihni hakkmdaki
denemeler, Locke, Hume, Kant ve onu izleyenler) gsterir.
Avrupa felsefe tarihinin byk devrinde grlen paralellik, insan
zihninin birbirini kovalyan gelimelerini yneten kanunlarn ayn olmasndan
ileri gelmektedir.
KAYNAKLAR
5
3. Kaynaklar
Felsefe tarihinin belli bal kaynaklan unlardr:
Sokrates'ten nceki dnce iin Platon ve Aristoteles 0).
Sokrates iin: Ksenophon ^ ve Platon, zellikle Apologia, Kriton ve
Phaidon diyaloglan.
Platon iin: Devlet, Timaios, len, Phaidros, Theaitctos, Gorgias,
Protagoras diyaloglan.
Aristoteles iin: Metafizik, Mantk, Etik, Fizik, Psikoloji, Politik. A-
ristoteles'in yorumlan, balca Simplikios ).
Aristoteles'ten sonra gelen okullar ve genellikle Yunan felsefesi iin:
Lucretius W, Cicero Seneca (
6
), Plutarkhos Sekstos Empirikos Diogenes Laertios
skenderiyeli Klemens (
0
), Origenes
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11

(1) zellikle, Metafizikin birinci kitab: bu, Thalcs'tcn, Aristoteles'e kadar olan felsefe
tarihinin gerek bir zetidir. Sokrates'ten nceki yazarlarn paralan Mu)Iach tarafndan
toplanmt. Fragmenta phi. greec. ante Socratem, Paris, 1850.
(2) Memorabia Socratis recens. J.G. Shncidcr, Oxf., 1813.
(3) Comment. in Ar is t. physicorum libros. Ed. Hcrm. Dicls, Berlin, 1882. Com-
ment. in libros de amina, Ed. M. Hayduch, Berlin, 1882.
(4) Lucretii Cari de rerum natura lib. VI. G. Lachmann rec. et illustr., Berlin,
1850.
(5) De divinatione et de fato, De natura deorum, De officiis, De finibus, Tusculanes,
Academiei. Opera omnia, Lc Clerc, Bouillet, Lemaire bas. 17 c., Paris, 1827-1832.
Opera philosophica, ed. Geercnz, 3 c., Leipzig, 1809-1813. Cireronis historia philo-
sophioe antiquee ex omnibus illius seriptis collegit F. Gcdike, Berlin, 1787, 1808,1815.
(6) Opera quae ekstant c. not. et comment var., 3 c., Amstcrdam, 1672.
(7) De physicis philosophorum decretis libb., ed. Bcck, Leipzig, 1777. Scripta
moralin, 6 c., Leipzig, 1820. Opera omnia graece et lat ed. Reiske, 12 c., Leipzig, 1774- 82.
. -
(8) Sexti Emprici opera (Pyrroneion hypotyposeon lib. III, Adversus mathematicos
lib. XI) graec. et lat. ed. Fabricius, Leipzig, 1718 ve 1848. Ed. Emm. Bekkcr, Berlin, 1842. -
(9) Diogenis Laertii de vitis, dogmatibus et apophtegmatibus elarorum philosophorum
lib. X graece et latine ed. Hbner, 2 c., Leipzig, 1828,1831. D.L.I. X ex italicis codi- cibus
nunc primum excusis rccensuit C. Gabr. Cobct, Paris, 1862. Diogenes Laertius .S. 230
tarihlerinde yayordu.
(10) Clcmenti Alexandrini opera, Leipzig, 1830-34 (Logos protreptikos pros Helle-
nas. Paidagogos. Stromateis).
(11) De principiis gr. ed. c. interpret. lat Rufini et annotat instruxit Ed. R. Redepen-
ning. Leipzig, 1836. Contra Celsum libb. ed. Spcncer, Cambridge, 1671. Origenis opera
omnia quae graece vel lat tantum extant et ejus nominc circumfcruntur. Ed. C. et C. V.
Delarue, denuo recens. emend. castig. C.H.E. Lommatzch, 25 c., Berlin, 1831-48.
6 GtR
Hippolytos (
]
\ Eusebios (
2
\ Plotinos Porfyrios (
3
), Proklos ^
3
), Eunapios (
4
>,
Stobaios (
5
), Fotios^
6
) Suidas C
7
) ve yeni tarih eserler (
8
).
Patristik (kilise babalan) devre iin: Babalar'm kalem kavgasna ait yazlan,
zellikle skenderiyeli Klemens'in logos protreptikos pros Helle- nas', Pedagog'u,
Stromata'lar, Origenes'in Prensipleri ve Contra Cel- sum'u, Tertullianus'un
Apologeticus'u, Lactantius'un Institutiones divinae- si, Augustinus'un Civitate Def
si ve Confessiones'i.
Skolastik devre iin: Scottus Eriugena'nn De divissme naturae'si, An-
selmus'un Monologium'u, Proslogium u ve Cr Deus homo'su, Abaelar- dus'un
Theologia, Ethica ve Dialectica's, Petrus Lombardus'un Sententi- ae'si, bni
Rt'n Yorum'u, Thomas'n Summae'si, Duns Scotus ve Ock-
1 2 3 4 * 6 7 8

(1) S. Hippolyti refutationis omnium hceresium ibror. X quae supcrsunt
grtcce ct lat. ed. Dunckcr et Schneidewin, Gcett, 1856-59. Filosofoumena ad altnda
tannan I. kitap uzun zaman Origenese izafe edilmiti; IV-X. kitaplar Yunanistan'da 1842'de
kefedilmi ve ilk olarak Emm. Miller tarafndan Oxford'da, 1851 'de, Origenis
philosophumena, vs. ad altnda bastrlmtr.
(2) Eusebii Pamph. Prceparatio evongelica. Ed. Heinichen, Leipzig, 1842.
(3) Bak. 25.
(4) Eunapii Sard. Vites philosophorum et sophistarum. Ed. Boissonade, Paris,
1849.
- (5) Stobaei, Eclogarum physicarum et ethicarum lib. graece et lat. ed. Heeren, 2 c.,
Gt., 1792,1801. Ayn eser, ed. Meincke, 2 c., Lcipz., 1860,1864. Sloboei Florilegi- um
ed. Gaisford. 4 c., Oxf., 1822; Leipz., 1832; Mcincke, 4 c., Lcipz,, 1845-57.
(6) Myriobiblion, ed. Bekker, 2 c., Berlin, 1824 (patrik Fotios IX. yzylda yayordu.)
(7) Suidas'm Lexiqm'i, ed. Gaisford, Londra, 1834' ve Bemhardi, 2 c., Halle, 1834
(Suidas 1100 yllarnda yayordu).
(8) Balca: Rittcr ve Preller, Historia philusophia gmco-romanoe ex fonttum locis
contexta. Ed. VII, Gocha, 1886-88. Bitter, Histoire de la philosophie ancienne, 4 c. in - 8,
franszca ev. Tissot, Paris, 1835. Chr. Aug. Brandis, Handburh der Gesohichtc der grich.
rm. Philosophie, 3 c. Berlin, 1835-36. Ayn, Yunan felsefesinin gelimesi vc Roma
mparatorluundaki etkisinin tarihi (alm.) 2 c Berlin, 1862-64. Rocth, Bat felsefesi
tarihi (alm.), 2 c., Mannheim, 1846-58. Laforct, Histoire de la philosophie nderine,
Brksel, 2 c, 1867. Ed. Zeller, Die Philosophie der Griechen, 3 e., . bav Tbingen, 1844-
52; 2. bas. tamamyle deitirilmitir, 5 c., Tb., 1856 ve d. Yeniden bas. 1869 1882. Emile
Boutroux bu esasl eserin evirisine balam ve buna Lucicn Levy ve Jtfes Legrand
tarafndan devam edilmitir. Bu zel eserlere aada saylan genel felfese tarihlerini ilve
etmelidir. Hatrlatmak iin: Stanley, History of philosophy, 1655, ve Latince, Leipzig, 1712,2
c. Pierre Bayie, Dictionnaire historique et critipue, 1695-97,2 c in-fol.; Dcs Maizeaux
tarafndan gzden geirilmi ve oaltlm olan 4. bs. Amst. ve Leyde 1740,4 c., in-fol.
Boureau-Deslandes, Histoire criiqm de la Philosophie. Isufade iin bavurulabilir: Grote,
Histoire de la Grice, ev. Sadous tarafndan., 19e.: ayn yazarn Platon and the other
disciples of Socrates; Draper, Histoire du developpement intdlectue.l de lEurope, ev.
Aubert; v.b...
KAYNAKLAR 7
hamn Quaestiones\ Roger Bacon'un Opus majus'u, Raymondus Lul- lus'un
yazlan, Ritter'in, Cousin'in, Haureau'nun tarih eserleri.
Rnesans felsefesi iin: Nicoaus Cusanus'un De do ete ignorantia's,
Cardanus'un De subtilitate'si ve De rerum veritate'si, Pomponatius'un De
immortalitate animae'si, Ramus'un Animodversiohes in dialeetam Aristoteles'i,
Montaigne'in Essaisleri, Taurellus'un Triurnphus philosophiae, De rerum
aeternitate ve De mundo'm, J. Boehme'nin Aurora's.
Yeni zamanlar iin: Bruno'nun Del infnito universo ve De monade'si,
Campanella'nn Atheismus triumphatus, Philosophia sensibus demonstrata ve De
gentilismo'su, Francis Bacon'un Novum organum u, Hobbes'un De cive ve De
corpore's i, Descartes'in D is co ur s de la methode'u ve Principes' leri,
Malebranchen Recherche de la verile'si, Spinoza'nm Ethicds, Locke'un Essai
sur Ventendement humain'i, Leibniz'in Nouveaa Essais leri ve Monadologie'si,
Berkeleyin Principes de la connaissance humaine% Condillac'n Traite des
sensations'u, d'Holbach'n Systeme de la nature', Hume ve Reid'in Essais'leri,
Kant'm Kritik'leri, Fichte'nin Theorie de la Science', Schelling'in System d.
transz. Idealismus'u, Hegel'in Phn, d. Geistes, Logik ve Enzyclopdie der
philos. Wissenschaften i, Herbart'm Metaphysik ve Psychologie'si,
Schopenhauer'in Die Welt als W ille und Vorstellung'u, Comte'un Cours de
Philosophie positive. Stuart Mill'in Logic', Herbert Spencerin First Principles'i,
Alber Lange'nin Gesc- hichte des Materialismus'u, Ed. Von Hartmann'n
Philosophie des Un- bewussten%vb..; genel ve bundan tr felsef bir nemi
olan bilimsel literatrn aheserleri (B; nihayet Ritter^, Erdmann (
1 2 3 4 5 6 7 8
),
Barchoude Pen- hoen W, Michelet (Berlin'den), Wilm Chalybaeus Bartholmess
(1) rnein: Revolulions celestes (Copemicus), Principes mathematiques de la
philosophie naturelle (Newton), Esprit des Lois (Montesquicu), (Mecanique analytique
(Lagrange), Histoire naturelle du ciel (Kant), Mecanique celeste ve'Exposition du systeme
du monde (Laplace), Darwin'in Origine des especes adl kitab, vb.
(2) Histoire de la philosophie moderne, ev. Chal 1 cmcl-Lacour, 3 c., 1861.
(3) Essai dune exposition scientifque de la philosophie moderne (am.), Riga ve Leip-
zig, 1834-53.
(4) Histoire de la philosophie allemande depuis Leibniz jusqu' nos jours, Paris, 1836.
(5) Histoire des derniers systmes philosophiques en Allemagne depuis Kant jusqu
Hegel (aln.) 2 e., Berlin, 1837-38.
(6) Histoire de la philosophie allemande depuis Kant jusqu' Hegel, 4 e., Paris, 1846-
49.
(7) Devdoppemcnt historique de la philosophie speculative depuis Kant jusqu Hegel
(alm.), 4. bas., 1848.
(8) Histoire des doctrines religieuses de la philosophie moderne, Paris, 2 c., 1855.
Histoire philosophique de l'Academie de Prusse, Paris, 2 c., 1851.
8 GR
Kum Fischer Zeller , Windelband Hffding'in W vb. eserleri.
Genellikle Avrupa felsefesi iin: Brucker (
5
>, Tedemann (
6
>, Buhle C
7
), de
Gerando Tennemann (9), Rixner 0), Ritter (
11
), He gel C
* 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13
k
Schvveg- ler Renouvier (
14
), Nourrisson O
5
), Cousin (
l6
), Janet (
17 18
f Pran O.
8
),
0) Histoire de la philosophie moderne (alm.), Mannhcim, 1854 ve m t. 8 e. kt.
(2) Histoire de la philosophie allemande deptds Leibniz (alm), Mnich, 1872,2. bas.,
1875.
(3) Histoire de la philosophie moderne (alm.), iki cilt kt.
(4) Histoire de la philosophie moderne, 2 c.
(5) Historia critica philosophioe inde a mundi incunahulis, 6 c., Leipzg, 1742-67.
(6) L'esprit de la philosophie speculative depuis T halis jusqu' Berkeley (alm.), 6 c.,
Marb., 1791-97.
(7) Histoire de la philosophie, ev. Jourdain tarafndan, 1816.
(8) Histoire comparee des systemes de philosophie relativement aux principes des
connaissanc.es humaines, 3 c., Fa. is, 1803,1822-23.
(9) Histoire de la philosophie (alm.) 12 c., Leip., 1791-1819. - Precis de Vhistoire de la
philosophie, cv. Cousin tarafndan, 2 c., 2. bas., 1839.
(10) Manuel de Vhistoire de la phil. (alm.), 3 c., 1822-23.
(11) //istoire de la philosophie ( m.), 12c., Hamburg, 1836-45. Histoire de la phil.
ancienne, ev, Tssot .tarafndan, 4 c., Paris, 1835-37. Histoire de la philosophie chreti-
enne, ev. Trullard tarafndan, Paris, 1843.
(12) Cours d'histoire de la philosophie (alm.), Michclct tarafndan bastrlm, Berlin,
1833 (Oeuvres completes [alm.l, 13-15
(13) Esquise de Vhistoire de la philosophie (alm.), Stuttg., 1848, 7. bas., 1870. Histoire
de la philosophie grecque (alm.), 2. bas., Tbingcn, 1870.
(14) Manuel de philosophie ancienne, 2 c., Paris. 1844. - Manuel de philosophie ma
teme, Paris, 1842. Essquise d'une classiftcation systematique des doctrines philosophi-
ques, 2 c., Paris, 1885-86. _ -
(15) Tableau des progris de la pensee humainc depuis T halis jusqu Leibniz, Paris,
1858,1860.
(16) Cours d'histoire de la philosophie, Paris, 1829. Histoire generale de la
philosophie depuis les temps les plus anciens jusquau XlXe siecle, 1 c., Paris, 1863; 12.
bas. Barthelemy Saint-Hilaire tarafndan yaymlanmtr, Paris, 1884.
(17) Histoire de la philosophie morale et poliique dans Vantiquite et dans les temps
modernes, Paris, 1858.
(18) Geschichte der Logik im Abendlande, Leip/.., 1855 ve d.
KAYNAKLAR 9
Lange M, Erdmann (
2
\ Uebenveg^
3
), Scholten W, Dhring^
5
), Lewes <
6
\ Lefe-
vre (
7
\ Alaux<
8
), Franck^, Fouillee^
10
), Fabre(
ll
\ Kirchner (
12
\ Janet ve Sea- illes
(
13
), Bergmann Gomperz (
15
), vb.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15

(1) Histoire du materialisme, 3. bas., Iserlohn, 1876-77; franszca ev. Nolen tarafndan.
(2) Grmdrss der Geschichte der Philosophie, 2 c., 2. bas., 1869.
(3) Grundriss der Geschichte der Phil, von Thales bis zur Gegenwart, 3 c., 3. bas.,
Berlin, 1867-68 (Janet'nin XIX. yzylda Fransz felsefesine dair bir ilvesiyle). Leipzig'de
Profesr Heinze tarafndan yeniden baslm ve tamamlanmtr.
(4) Histoire comparee de la philosophie et de la religion (holl), 3. bas. pek
geniletilmi, 1868.2. basmndan Rdville evirisi, Paris ve Strasbourg, 1861 ve almanca 3.
bas., Re- depenning tarafndan. -
(5) Histoire critique de la philosophie depuis ses origines jusqu nos jours (alm.),
Berlin, 1869. ' _ '
(6) biographical History of philosophy from its origin in Greece down to the preseni
day, Londra, 3. bas., 1863. .
(7) La Philosophie, Paris, 1879.
(8) Histoire de la philosophie, Paris, 1882.
(9) Dictionnaire des Sciences philosophiques, 2. bas., Paris, 1875.
(10) Histoire de la philosophie, Paris, 1875,4. bas., 1883. Extraits des grands philo-
sophes, Paris, 1877.
(11) Histoire de la philosophie, Paris, 1877.
(12) Katechismus d. Gesch. d. Philosophie, Leipz., 1878. -
(13) Histoire de la philosophie; les problimes et les ecoles. Paris, 1887.
(14) Geschichte der Philosophie, c. 1, Berlin, 1892.
(15) Griechische Denker, Eine Geschichte der antiken Philosophie, 3 c., Leipz., 1904-
1910, franszca ev. 3 c., 1909-1912.
I
YUNAN FELSEFES
Birinci dnem
Tam anlamyle metafizik a veya tabiat felsefesi
(600400)
4. Yunan felsefesinin balangc
Hellenler'in felsefesi ilhiyat ve hikmetler ahlk (morale gnomique) ekli
altnda dinlerinden ayrlmaktadr 0). Bunun hareket noktas, ulusal deha ve iinde
gelitii madd artlan n deitirdii arya (aryen) n atral izini- . dir. Bu felsefe
meydana kt vakit, o natralizm oktan ocukluk an geirmi
bulunuyordu. Eskilere gre kl Hava (Diaus-Zeus), Gne ve scaklktan
(Apollon), frtna Bulutu ve yldmmlan (Pallas-Athena), tanrla- nn kendileri idi;
nasl ocuk etrafn byl bir leme evirir ve bebeini, tahtadan atn
tamamyle canl varlklar sayarsa, bunun gibi ocukluk halindeki insanlk, tabiat
kendine benzer bir ekilde dnr: Homeros ve Hesio- dos'un adalan iin bu
fenomenler, arkalannda sakl, insan ruhuna benzi- yen, fakat kudrete ondan
stn, onun gibi lmsz, grnmez tann sal ln duyulur grnleridir.
Tannlar yksek, idealletirilmi, kusurlarnda olduu gibi meziyetlerinde de
bytlm bir eit insanlk olutururlar. Alem onlarn eseri, onlann maliknesi,
iradelerinin, yenilme ve yenmelerinin g-
1

(1) Yani felsefe nispeten yeni meydana kmtr; halbuki tarih srada ondan nce
gelen din, uluslarn ve hatt insann beiine kadar kar. Gerekten de, din tabiatmzn
temeli olan eyin en eski ve srekli ifadesidir; ve o bilincin ve akln gelimesinin kendisine
ideal gayesini gstermesini beklerken, varolmak isteinde o kadar iyi zetlenmitir ki,
lmezlie olan inan ve l olmalarna ramen canl saylan llere ibadet, onun btn
tezahrlerine skca bal bulunur. Felsefenin ilkel ekli olan bir teoriye veya ilahiyata,
ahlkn ilk ekli olan uygulamalara, bir ibadete vcut vermesine ramen, din, z.
bakmndan bir teori, bir kanun olmayp, aslnda duygusal, igdsel, estcuk ve insanlk
kadar eski ve onun kadar devaml bir fenomendir; stn bir gce sahipr. Oysa, akln
ocuu ve onun gibi insan gelimesinin ge bir meyvesi olan felsefe, tarihte ancak ikinci
derecede ve aralkl bir rol oynar.
YUNAN FELSEFESNN BALANGICI 11
rnd yerdir. Sevmekten ok kskandklar insan, onlarn houna gitmek iin
vardr. Yaamak isteinin en yksek ahslam ekilleri olan ve herkes
tarafndan kabul edilmi stnlkleri iin kskan olan tanrlar, insandan tam
mutluluu esirgerler. yi talihimiz onlarn houna gitmedii vakit, en srekli ve
en zenli yinler, eti zengin kurbanlar, en tam sadakat, onlar yumuatmaya
yetmez. lmn hayattan iyi olduunu ve hi domyan veya gen lenlerin
mutlu saylmalar gerektiini syliyen bir Solon'un, bir Theogni- des'in
hikmetler eklindeki iirinin (poesie gnomique) ifade ettii melnkoli buradan
geliyor.
Ahlk bilin gelitike ve inceldike, din fikirler deiiyor ve mnev-
leiyor. uan milletinin takn, oynak, kavgac genliini kendilerinde
aksettiren Homerosun tanrlarm, olgunluk ann aynas olan doru ve bilge
tanrlar takp ediyor (Pindaros, Aiskhylos, Sophokles). Din hislerin bu nitelik
bakmndan deiiklii, nicelike bir deiiklikle beraber oluyor. Politeizm
basitlie doru gidiyor. radenin en yksek gaye olarak grd iyi (le bienh
uyum fj'harmonie) anlamna gelir, uyum, oklukta birliktir. u halde din ve
ahlk ilerleme, birliki ve monoteist ynde ilerlemedir.
Yunanlda gzellik duygusuyle karan ahlk bilin; aklda ve onun birlie
olan doutan eiliminde gl bir yardmc buluyor. Monizm igdsn takip
eden ilahiyat, tanrlarn en bynn hangisi olduunu ve mterek
babalarndan bal yarak birbirlerinden hangi srada doup geldiklerini kendi
kendine soruyor ve buna Hesiodosun, ral Pherekydes'in d), Orpheus'un (
1 2
)
teogonileriyle cevap veriyor. Bu, tabiatn aklla (rasyonel) aklanmasna girien
felsef zihniyetin garip ekiller altnda elde ettii ilk bir tatmindir. ' .
Bilince ve akla nc bir etken daha katlyor, bu, din fikirleri
deitirmek zere, istisnasz btn fenomenleri, hibir dzene bal olmyan
iradelerle aklamann imknszln gittike artan bir aklkla gsteren
deneydir. Matematik cinsinden olaylar, kendilerine zg olan evrensellik ve
zorunluluk (necessite) karakterleriyle, teolojik aklamann dnda kalan ilk
olaylardr: gerekten de eer iki kere iki drt ediyorsa, bir genin as iki
dikaya eit ise, bunun bir keyif ye hevesin sonucu olduu ve mutlak bir
zorunluluktan gelmedii nasl kabul edilebilir? Bunun gibi, astronomi ve fizik
alannda, olaylarn gzlenmesi, onlarn srekli dzeni; dzgn aralk
(1) Pherecydis fragmenta coll. et illstr. Fr. G. Strz. ed. II, Leipz., 1814.
(2) Bak. Orpheus hakknda Lobeck'in bilgince eseri: Aglaophamus ive de theologi-
coe mysticoe Gracecorum causis, 2 c., 1829; Yunan felsefesinin vtmystre'ler ad aitnda-
tanman din kurumlanl karlkl etkisi hakknda: Zcllcr. Boutroux, c. I, Giri.
12 YUNAN FELSEFES
larla grnmeleri, tanrlarn keyiflerinin stnde bir irade (anangke, adras- teia,
moira, tykhe), deimez bir adalet (dike, eimarmene)tanrsal bir kanun (theios
nomos), en yksek bir Zek (theios logos, theios nous) bulunduu fikrini
douruyor. Bunun iin teolojik antropomorfzm'e kar ilk itirazlarda bulunanlar,
Thales'ler, Ksenophanesler, Phytagoras'lar, eer yldzlarn gidii, saylann
zellikleri ve cisimlerin z hakknda baz basit ve ilkel bilgilere sahip olan
insanlara bu ad vermek yerinde ise, matematikiler, tabiat bilginleri,
astronomlardr.
Aristoteles'in fizikiler adn verdii bu adamlann, kendilerinden nce gelen
ilhiyatlann aksine hareket ederek, tabiat prensipler ve nedenlerle (arkhai kai
aitia) aklamak iin, geleneksel tannlan masal alanna srdkleri gn, felsefe
domutur. Sistemli bir biimde, dinsizlik ve vatana hiya- netle sulandrarak
ondan intikamn alacak olan din gcyle akl arasndaki bir atmadan doan
felsefe, efsane ekillerini birdenbire silkip atmyor. airlerin henkli diliyle
meramn ifade etmekten zevk alyor, ve grlerinde de iinden km olduu
din inancn izini saklyor. Tannlan ortadan kaldrmyor; onlan gerek zlerine
indirgiyor ve elemanlar (stoikheia) haline getiriyor. Teolojinin yapt gibi
hareket ederek, mertebe ve sre bakmndan tekilerden nce gelen, ve
dolaysyle tekilerin dou srasyle kendisinden ktklan ilk elemann hangisi
olduunu aratrmakla ie balyor. Teogoni'ler, kozmogoniler haline geliyor ve
ilk dnrler arasndaki ayn- l meydana getiren tek esasl sorun, en eski tabi
etkenin (lagent naturel primordial), en yksek prensibin (arkhe) hangisi
olduunu bilmek sorunu oluyor.
5. Milet Okulu: Thales, Anaksimandros, Anaksimenes
1. Milet okulunun efi ve btn onia okullarnn W atas olan Thales (
1 2
\
600 yllarna doru, bu ilk prensibin su olduunu, bunun evrensel temel olup,
teki cisimlerin bunun deimelerinden meydana geldiklerini, suyun her yandan
dnyay kuattn, dnyann bu sonsuz okyanusta yzdn ve ihtiyac olan
besleyici elemanlar hi durmadan ondan aldn sylyor.
Bu doktrin, Dnyay bereketli hale getiren, ve canl her eyin babas olan
gksel Okeanos veya frtna bulutu nehri hakknda eski arya efsanesinin
(1) Aristoteles'in deyimiyle, O (es toiautcs arkhegos losofias. Platon, Kratylos, 402
B.
(2) Bell i bal kaynak; Aristoteles, Met., I, 3.
MLET MEKTEB 13
bilim diline evrilmesidir. Thalesin felsefesine ait kesin olarak bilinen ey
bundan ibarettir. Bundan baka Eski a, onu bize Yunanllar arasndaki ilk
matematiki, ilk astronom ve ilk fiziki olarak gstermektedir. 28 Mays 585
gne tutulmasn nceden haber verdii, mknats olayn olduu gibi, bir
kumaa srtlen amberin (elektron) ekici zelliini bildii de sylenmektedir.
2. Vatanda ve rencisi Anaksimandros'a 0) ve Anaksimandrosun
rencisi Milet'li Anaksimenes'e ^ gre, ilk prensip su deildir, belki de topra
ve denizi her yandan kuatan ve her ikisini de bereketli hale getiren ince bir
maddedir. Hocaya gre belirsiz bir cevher (apeiron), renciye gre aer,
pneuma, psykhe olan bu madde, gklerin ve iindeki lemlerin ortak anasdr (ton
ouranon kai ton en autois kosmon). Var olan her ey, varln bu prensipten alr,
ve ondan ayrlma yoluyle kmtr; u halde, bu hayatn dolamas ve yeni
varlklara gemesi iin, her eyin, kaderin belirttii saatte, ondan ald hayat
gene ona vermesi yerinde olur. Her eyin birbirini tarafszlatrd apeiron'da,
ilk kaosta (migma) bulunmyan scak ve souk kuru ve ya antitezleri, derece
derece bundan ayrlrlar ve birbirinden farkl elemanlaryle tabiat olutururlar.
lk ayrlk bir yandan scakla kuru, br yandan, soukla ya arasndadr;
bunlardan birincisi toprakta, kincisi onu kuatan gkte toplanmtr. Dnya
silindir eklinde bir cisimdir, ve onu btn gk cisimlerinden ayran mesafelerin
eitlii sayesinde denge hlinde olarak sonsuz esirde hibir yere dayanmadan
yzmektedir (dia ten omoian panton apostasin). Srasyle meydana gelen ve yok
olan sonsuz lemler (theoi) vardr. lk hayvanlar su iinde olumulardr ve daha
yksek trler yava yava bunlardan kmtr. nsan balktan gelmedir. Bireyler
ve trler durmadan deiirler, ama bunlarn yapldklar madde, apeiron yok
olamaz (aphtarton, athanaton, anolethron), nk o yaratlm deildir (agenne-
ton). O her eyi kuatr, her eyi meydana getirir, her eyi ynetir (preiekhei
1 2 3

(1) Tabiat hakknda isimli bir kitabn yazar. Kaynaklar: Aristoteles, Met., XII, 2;
Fiz., III, 4. Simplikios, In phys., f. 7,32. Piutarkhos, Euscbios'da Proep. evang., I, 8.
Hippoiytos, Refut. hreres., I, 6. Bak. Hcrmnn Dicls, Domgraphia grceca, 559, 2 c.
Ciccro, De nat. deor., I, 10. Schiciermachcr, Memoire sur Anaximandre (alm.) Oeuvres
completes, 3. seri, c. II. Rittcr ve Prcllcr, His t. phil. gr. et rom., bas. VII, s. 12 ve d C.
Mallct, Hisloire de la philosophie ionienne, Paris, 1842. H. Martin, Les hypotheses ast-
ron. des plus anciens philosophes de la Grice, Paris, 1878, Tanncry, Anaximandre de M
ilet, Revue phil. de, 1882, s. 506; vb.
(2)Piutarkhos ve Cicero, ayn eser. Schiciermachcr, Memoire sur Diogene d'Apol-
lonie, (alm.) [ayn cilt]. Rittcr ve Prcllcr, ayn eser.
(3) Mgmay ve Anaksimandrosn esasl baz doktrinlerini Anaksagorasta ve hepsi az
ok M ilet okulunun rencisi olan V. yzyl fzyolog\dimda bulacaz.
14
YUNAN FELSEFES
apana kai panta kyberna). O en yksek tanrdr (to theion), kendine zg srekli
bir hareketi ve hayat vardr (aidios kinesis, aidios zoon; hilozoizm).
6. Olu sorunu
Mlet okulunun fizikim, ve onun ilk cevher, devaml hareket, kanun veya
yneten kader (dike, anangke) gibi temel kavramlarna, ondan sonra gelen
filozoflarda, kavram 1 ann kendileri hakkndak dnce, metafizik gelip
katlyor. Bu arkhe'nin, su, hava, nefes, sonsuz dediimiz bu ilk prensibin kendisi
nedir? Ona atfettiimiz bu yaratc ve ldrc hareketi, bu physis'i nasl
anlamaldr? nk nihayet prensip ezel ve ebeddir, oysa onun halleri her an
deiiyor, madde deimez, ondan yaplan eylerse meydana geliyorlar ve
kayboluyorlar; varlk olduu gibi kalyor ve varlklar ister domak ve gelimek
iin olsun, ister bozulmak ve lmek iin olsun, srekli olarak deiiyorlar. u
halde nasl oluyor da var olan hem var olarak kalabiliyor, hem kalamyor? Nasl
hem var oluyor, hem var olmyor? Bir kelime ile, olu (ginesthai) nedir?
Bundan sonra kanlmas imknsz olan bu somya, btn Avrupa
felsefelerinin rnei olan sistem cevap veriyor: Elea sistemi, Herakletos siste-
mrvepythagoraslar tarafndan idealist ynde, Leukippos vc Demoki- tos
tarafndan metaryalist ynde, Anaksagoras tarafndan dalist bir nansla ortaya
atlan atomcu sistem. lk ikisi radikaldir ve sra ile eliik terimlerden birini
ortadan kaldrr, ncs bir uzlatrma dokrinid. Pdealiann hipotezine gre
varlk her eydir, deiiklik grnten ibarettir; Heraklei- tos'a gre deiiklik
her eydir ve varlk, sreklilik, ancak vehimdir, monad- clara ve atomculara
gre, hem sreklilik ve hem deiiklik vardr, sreklilik varlklarda W, srekli
deiiklik onlarn halantlarndadr. Eleallar oluu inkr ederler, Herakletos
tanrlatrr, atomcular aklarlar.
A. OLUUN NKRI
7. Elea Felsefesi, Ksenophanes, Parmenides,
MeHssos, Zenon, Gorgias
Anaksimandros'un Miletde yaad devirde, baka bir onial, Kolo- fonlu
Ksenophanes, rapsod filosof olarak kentleri geze geze Byk Yuna-
1

(1) Pythagoraslar tarafndan aritmetik yahut ideal birlik (nite), atomcular
tarafndan fizik yahut madd birlik olarak dnlr.
ELEA FELSEFES 15
nistarin yolunu tuttu, ve son olarak taraftar bulduu Lukania'da Elea'ya (Vele)
yerleti. lahiyat alannda ortaya koyduu yenilikler, bunlan bir metafizik
yksekliine karan Eleal Parmenides, Sisaml Melissos tarafndan gelitirildi
ve bir sistem haline konuldu. Parmanides'in rencisi olan Eleal Zenon bunlan
diyalektik vastasyle savunmaya alt ve sofistleri hazrlad.
1. Ulusal mitolojinin amansz dman olan Ksenophanes W, mitoloji
karsnda, poliezme ve onun grlerinin boluuna kar gl seslerini
ykselten bran pcygamberlerinkine benzer bir rol oynamaktadr. Szleriyle ve
yazariyle, ona gre panteizmle ayn ey olan felsef monoteizmin gerek
yaratcsdr. Baz paralan bize kadar gelmi olan hicivlerinde, tanrsal vatl
sonsuz oaltan, ona insan biimini (antropomorfizm) ve insan tutkulann
(antropopatizm) veren insanlarn hatsyle, alayla dolu bir bel- gale mcadele
etmektedir Bir Tann vardr, diye ban yor, ne bedence, ne zekaca Hornerosnn
lamlar vle veya insanlarla mukayeseedilemeyecek bir tek vc yksek Tann
vardn. Bu Tann btn gzdr, btn kulaktr, btn zihindir. Deimez ve
hareketsizdir, iradelerini yaptrmak iin saa sola gitmeye hl) ac yoktur, yalnz
dncesiyle her eyi zahmetsizce idare eder. Geri imlulei, Homeros ve
Hesiodos'un sz zerine, tannlann kendileri gibi doduklarn, kendileri gibi
duyguya, sese ve bedene sahip oluklann sanrlar ve insanlar ansnda ayp ve
rezalet saylan her eyi onlara yklerler: hrszlk, iTetsickk, yalan. Onlar, eer
resim yapmasn bilselerdi, tannlanri phesiz arslan \\)d boa eklnde
gsterecek olan arslanlann veya kzlerin yapacaklar eyi yapyorlar. Bu
uydurma varlklar yerine, bizi barnda tayan, ve kendisinde ne degn, ne
bozulma, ne deime, ne olu bulunan bir sonsuz varla tapalm D). .
1

(1) ALuiades v ; Le A>/u phwe, Zcnone et Gorgia. skenderiyeli Klemens, Sra-
r:iu;h^u, v. s, bl C. m, s.711 K Luhc, Commentatc de orta et progressu pantheis* mi
inde w Xc:xp h e, dx GOL, 1798. V. Cousin, Xenopkane,fundaieur de 1ecole d'El- te
fALaic'u- * / . e g r nn p^uto'^p^pucs), Paris, 1828. Kem, Queoestiones Xenop- lj/a,
Naumb., S-o. Mulhdu Fr-gmcnta phil. graec., I, s. 101 vc dd. Rtler ve Prclcr, his i. pil.
g: TJ, tm. VII, s. ?3 e dd. -J. Frcudcnthal, Uther die Th.ologie desXenop- hanes, BreJcu,
: S80. Ksenophanes bir politeist saymak iin, Frcudcnthal, baka szler arasnda u
Luiac.ere dayanyor, en te
T
heoisi (Mullach. s. 101). Bu, ruhu sze feda etmek duneku;, ve
tumu: Tann, Tanuya dnen bir ey dedii iin Spinoza'y teiser arasna koymaya benzer.
(i) Muiarh, t, s 101-102:
US hcs efi te th *>ns km anthrnpoisi
megistos, onw den s th ne t o isin umouos ute
noema.
Ouiosfu, UUIS de noc, < ulos de takouei.
16 YUNAN FELSEFES
2, Hocann bu fikirlerini derinletirerek, Parmenides W bunu tamamy- le
monist bir sistemin hareket noktas yapyor. Madem ki Tann'da deime yoktur
ve Tanr her .eydir, u halde bizim deime (alloioustha) dediimiz ey bir
grn, bir vehimden (doksa) ibarettir, ve gerekte ne olu ne lmek vardr.
Yalnz ezel ve ebed varlk, vardr. Bu tez iin Par-
All'apaneuthe ponoio noou
freni panta kradaimi, Aiei d'en
tauto te mencin kinoumenon
ouden, oude metekhesthai min
... alla brotoi dokeousi
theous gennasthai, ten
ofeteren t'aisthesin
Panta theois anethekan Homeros
th'Hesiodos te ossa par anthropoisin
oneidea kai psogos estin, kai pleist'
efthegksanto theon alhemistia erga,
kleptein, moikheuein te kai allelous
apateuein.
AlVetoi kheiras g' eikhon boes ee
leontes e grapsai kheiressi kai erga
telcin aper andres. ippoi men th'ippoisi,
boes de te bousin omoias kai ke theon
ideas egrafon...
O tamamyle grr, tamamyle dnr, tamamyle iitir.
Fakat hi yorulmadan, onun dncesi
her eyi ynetir. O, hareketsiz, daima
ayn halde kalr,
Baka yere gitmek ona yakmaz.
... lmller tanrlarn da kendileri gibi domu
olduklarm kendilcrininkine benziyen duyulan, sesleri,
bedenleri olduunu sanrlar.
Homeros ve Hesiodos, insanlarda ayp ve
ayplanmaya deer her eyi tanrlara
yklediler, ou kez onlara hrszlk,
zina, birbirini aldatmak gibi canice
hareketler atfederler.
Fakat eer kzlerin veya arslanlann elleri olsayd, bunlar da insanlar
gibi resim yapmasn ve almasn bilselerdi, kzler, kzlere, atlar,
atlara benziyen tannlar yapacaklard, onlara kendi ekillerini
vereceklerdi...).
(1) Sekstos Empir., Adv. math.y VII, 111. Simplikios, In Phys., f. 7,9, 19,25,31, 38.
Proklos, Comment. in Fiat. Timceum, s. 105. skenderiyeli Klcmens, Strom., V s. 552 D,
614 A. Mullach, Fragm. phil gr., I, s. 109 ve d. Rittr ve Preller, s. 85 ve d.
ELEA FELSEFES 17
mendes felsefi br iir yazyor ki, bunun paralan Yunanllarda tam anlamyla
metafizik dnce hakknda elimizde bulunan en eski anttr. Hakika- ta aynlan
ilk ksmnda, szde doru bir diyalektikle, deime, okluk, snrlama
fikirlerinin akl iin eliik olduunu kantlyor. Ancak grnten ibaret olan
eylerden sz eden kincisinde, bu grn var olduuna gre, tabiatn bir
aklamasn vermeye alyor.
Yarlk fikrinden hareket ederek, olan eyin olduu ey haline gelemiye-
ceini, ve bunun gibi varolmaktan kalamyacam veya baka ey olamayacan
onaya koyuyor; nk eer varlk var olmaya balamsa, ya varlktan kmtr,
ya yokluktan; imdi, birinci halde, kendi kendinden kmtr, kendi kendini
dourmutur ki bu yeni bir ey olmamas, ezel ve ebed olmas demektir. kinci
hal bir eyin hiten doacan kabul eder ki bu da samadr. Ayn nedenlerden
tr, var olan deiemez, ne de yok olur, nk lm onu ya varla ya
>oklua geirecektir. Eer varlk varla dnyorsa deimiyor demektir, ve
onun yoklua getiini kabul etmek, onu yokluktan meydana getimek kadar
imknszdr. u halde varlk ezel ve ebeddir. O zaten hareketsizdir, nk
ancak meknda hareket edebilir; imdi, mekn ya vardr, ya yoktur; eer varsa,
varlkla ayn ey demektir, ve varlk hakknda meknda hareket ediyor demek,
varlk varlkta hareket ediyor demek, yani yerinde kalyor demektir, eer mekn
hibir ey deilse, bu, gene hareketin olmamas demektir, nk hareket ancak
meknda mmkndr. u halde hareket hibir ekilde dnlemez ve bir
grnten baka bir ey deildir. Varlk srekli (synekhcs) ve blnmez bir
btndr. Varlkla varlk arasnda kesinti yoktur: yleyse asla atom yoktur.
Hipotez olarak, bir boluk, evrenin szde ksmlar arasnda bir kesinti
bulunduunu kabul edelim. Eer bu aralk geek bir eyse, bu, varlk ne ise
onun da o olmas demektir, bu, onun, varl kesecek yerde srdrmesi, cisimleri
paralara ayracak yerde birletirmesi demektir, eer boluk yoksa, o gene
cisimleri ayrmyor demektir. u halde varlkla varlk arasnda aralk yoktur ve
btn varlklar yalnz bir tek varlk oltturmakladrlar. Varlk (evren) mutlaktr
ve onun hibir eksii yoktur herhangi bir eitten ne istei, ne eksii, ne
etkilenmesi vardr. Baml olsayd, ancak olan veya olmyan bir eye bal
olabilecekti. Varlk iin, varla bal olmak, kendi kendine bal olmak,
bamsz olmaktr; olmyan eye bal olmak, gene bamsz olmaktr, bu da
onda her istei, her eksii, he etkilenmeyi imknsz klar. Her ey olununca,
istenecek bir ey kalmaz. Nihayet, varlk birdir: nk, ikinci bir varlk, nc
bir varlk, ancak onun devam, yani kendi kendisi olabilir. u halde ksaca, vali
ur .t ezdi ve ded, deimez, hareketsiz, srekli, blnemez, sonsuz, bir ic,
Ciatak dnlebilir. Dnen iin, ancak bir tek varlk, iinde burnu V. rysci
faiklarn yutulduu Bir-btn vardr. Dnen varlk ve
Felsefe 2
18 YUNAN FELSEFES
dnlen varlk ayn eydir (mutan d'esti noein te kal ouneken esti noema)
(D.
iirin ikinci blmnde, Parmenides, duyulara bal olan ve ancak
grnr konu olarak alan kan'dan (opinion, doksa) sz ediyor. Akl iin
blnmez bir birlik olan evren, duyulara gre, birbirine rakip iki leme veya
elemana ayrlyor: gece yahut souk ile k, ate, scaklk. Akl iin balangc ve
sonu olmyan evrenin grnrde bir oluu, douu vardr, ve bu dou, k
prensibinin karanlklar prensibi zerinde durmadan tekrarlanan zaferidir. Btn
ekillerin (elde) gece anas, k prensibi babasdr. En kk paralarna kadar
lem kendisini meydana getiren iki elemann izlerini tar. Scak ve souk,
aydnlk ve karanlk, her yerde, deimez oranlarda karm bir haldedir. Evren,
merkezleri ayn olan bir kreler dizisinden olumutur, ve burada, kl ve scak
krelerle, karanlk ve souk kreler sra ile birbirlerini izlerler. Kalan hepsini
kaplyan en sonuncu kre {to periekhm) kat, souk ve karanlktr, ama daha
beride olan {olympos eskhatos) sabit yldzlarn kl kresi ile yan yanadr.
Bunun gibi, merkez kresi kat ve souktur, ama bir k ve hayat kresiyle
evrilmitir. lemin kat ekirdei etrafmla gelien bu kl kre, hareketin
(yani vehmin) &) kt kaynak, evrensel haya tn oca (estia toupantos),
Tanrsalln {Dalman) merkezi, lemin H kmdan (kybernetes), Adalet(Dikc),
Zorunluluk (Ananyke), Ak m Ans- s'dr (Afrodite).
loniac ve pythagoras dnceleri ksmen tekrarl yan bu dok fiililer bize,
doru diye deil, fakat bizi vehim leminde ynetmeye yanvan hipotezler diye
sunulmaktadr. Bunlar Parmenides iin, ionizm iin olduu kadar nemli
deillerdir. Hareketi kabul etmiyerek tahkim zn meydana getiren eyi vehim
alanna attndan, o, metafizikten baka br btv apriori savurma
metafiziinden baka bir metafizik tanmyor. Gerek ile anlalr (1* in tel li
gible) arasnda ortaya koyduu bu ztlk dolaysyle aslnda kelimenin yeni
anlam yle spiritalist olmadan, platoncu idealizmin belli bal ncsdr.
Spiritalizm, beden cevheriyle ruhuoklni birbirinden arr; Elea ine tarizii bu
trl herhangi bir ayrlk tanmaz. Bulunduunu kabul ettii varlk, ne beden, ne
nefis (me), ne madde, ne ruhtur (esprit); varlktr yalnz varlktr, ve kalan her
ey razdr (accident), grntr, vehimdir Ve hatt madde kelimesi, metafizik
ve ok inceltilmi cevher (substace) veva evrensel destek (substratum) anlamna
alnrsa, Yeniadaki taklitisi Spioza gibi, Parmenides'i de
materyalistler'arasna koymak kabildir. Fakak onu., De- <mokritos ve yeni
materyalistlerle ayn anlamda materyalist saymak doru olmaz; nk tam
anlamyle materyalizm, ancak spiritalizmin zdd olarak
(!) Simplikios, 7/ Phys., f. 19 A, 31 B.
(2) Hintlilerde vehimlerin anas olan Maia ile karlatrnz.
ELEA FELSEFES 19
vardr ve bunun meydana gelmesi de Parmenides'ten sonradr. Parmeni- desin
ve Herakletos'un monizmi, leen veya Jpiter olabilen mermer gibi, yerine ere,
bir Sokrates veya bir Erostrates'in kabilecei ana hcre gibidir, belli bir hale
gelerek ve aklk kazanarak, maddenin monizmi veya ruhun monizmi olabilir.
3. Platon'un gelip bundan idealizm'i karmasn beklerken, Sisaml Me-
lissos
m
[440] onu tamamye materyalist bir anlamda yorumluyor. Ayrca, cesur
gemici ve usta politikac olan bu filozof, onia kozmogonilerine kar alemin
ezeli ve ebed olduunu syliyen Elea doktrinini ileri sryor. Olu imknszsa,
bundan sonra lemin ne ekilde meydana geldiini aratrmak bo ve sama bir
itir. Varlk (to en) zamanca ezel ve ebeddir, onu bir kre eklinde dnen
Parmenides'in kansnn aksine meknda sonsuzdur (ospoe estin aici, outo kai
to megethos apeiron aie' khre einai). Me- issos'uu materiaizmi hakknda hibir
phe brakmyan bu son nokta, onun sistemine tamam ryle yeni bir nitelik
veriyor ve onu eski sistemlerin oundan, zellikle Anstoteles'inkinden ayryor:
nk eyaya artist gziyle bakan Yunanl iit, sonsuz mkemmel olmyandr,
tamamlanm (fini) olmayandr, ve mkemmelliin asl kendisi olan evren,
grme duygumuzun bize yarsn gsterdii ve merkezinde dnya bulunan bu
her eyiyle tamamlanm kredir.
4, Parmenidesin dinleyicisi ve rencisi Elea'l Zenon okulun kavgacs.
abese indirgeme ile kantlama metodunun bulucusu, diyalektik ve sofisti n
babasdr. Yalnz Bir (l'Un) dnlr, yerkaplama, byklk, hareket, mekn
dnlemez. Herhangi bir bykl (snrl) alalm; bu byklk zorunlu
olarak, sonsuz byk ve sonsuz kk olacaktr, sonsuz byktr, nk
sonsuzca blnebildiinden, sonsuz sayda paralardan olumutur; sonsuz
kktr, nk yer kaplamyan paralar, sonsuzca oaltl- suiar bile, bir
yerkaplama, bir byklk meydana getiremezler.
Hareket dnlemez, nk hareket noktasyle var noktasn birbirinden
aynan izgi noktalardan oluur ve, nokta yer kaplamadndan, sonsuz sayda
noktalndan oluur. u halde, her mesafe, en k bile, sonsuzdur ve gidilecek
noktaya vanlamaz. Ayana abuk Akhylleus'u, ar giden kaplumbaann
istediiniz kadar yaknnda kabul edin, hibir zaman ona ye- tiemiyecekir,
uk bunun iin, ne kadar kk olursa olsun, nce kendisini kaplumbaadan
ayran mesafenin yansm amas gerekir; aynca, bu yan mesafeyi amak iin,
bunun yarsn amaya balamas gerekir ve bu byle
1

(1) Pcn tmos balkl (onia lehesiyle yazlm) bir kitabn yazan; Simplikios bunu
sk sk anar: n Phys., f 22 ve muht.
(2) Arhtoteles Phys. VI, 2,9. Simplikios, In phys., f. 30,130,255. Mullach, I,s.
266 ve d. Killer ve Ficiler, s, 100 ve d. '
20
YUNAN FELSEFES
sonsuzca gider. izginin sonsuz blnebilir olmas, Zenon iin almaz bir
engeldir. Siz okun utuunu sanrsnz. Oysa, onun hedefine varmas iin,
meknda birtakm noktalar dizisini amas gerekir; u halde birbiri ardnca bu
farkl noktalarda bulunmak zorundadr, imdi, herhangi bir anda, meknn bir
noktasnda bulunmak hareketsiz olmaktn u halde, ok hareket etmemektedir ve
hareketi bir grnten baka bir ey deildir.
Zaten, hareket eer oluyorsa ancak meknda olabilir. mdi, eer mekn var
olan bir eyse, bir yerde, yani gene bir mekn iinde bulunacak, bu da gene dier
bir meknda olacak ve bu boylece eis apeiron (sonsuz) gidecektir. u halde
hareket her bakmdan imknszdr ve sama sylemeyi gze ala- raktandr ki o,
ancak gerek diye kabul edilebilir. Yalnz varlk vardr ve bu varlk, deimez
maddedir (O.
5. Leontium'lu Gorgias 427'de lkesi tarafndan Atina'ya temsilci olarak
gnderilen bu belgat hocas (Zenon'un rencisiydi), Elca prensibini niha
sonularna kadar gtryor: nihilizm. Peri ton m e. on tos e peri physeos adl
kitabnda, Zenon ile beraber, hareket ve mekn inkr etmekle yetinmeyerek,
bizzat varl da ykyor. Hibir ey yoktur, diyor: nk, eer bir varlk olsayd,
Parmenidesin kantlad gibi, bu ancak ezel ve ebed olabilirdi. mdi, ezel ve
ebed olan bir varlk sonsuzdur. Fakat sonsuz bir varlk, kendisine snr koyacak
olan meknda ve zamanda bulunmaz. u halde hibir yerde deildir, ve hibir
yerde olmyan ey, yoktur. Eer, farzmuhal olarak bir ey olsayd bile, biz onu
bilemezdik ve bildiimiz kabul edilse bile, bu bilgi hibir suretle bakalarna
aktarlamazd.
Gorgias eleaclm korkun ocuudur ve boboazl Herakleitosun u
dsturunu hakl karyor: Varlk bir ey deildir, olu her eydir. Parme- nides
ve Zenon'un ncesiz ve sonrasz ve deimez olan, fakat her trl pozitif
nitelikten yoksun bulunan varl, gerekte bir soyutlamadan baka bir ey
deildir, ve bir ocuk, safl ierisinde, ama kral plak! diye barmaya
kadar, herkesin inceliini hayranlkla seyrettii kral elbisesine benzemektedir.
1

(1) Aristoteles, Met,, III, 4,41.
(2) Aristoteles, De Xenophane, Zenone et Gorgia. Sekstos Empir., Adv. math
VI I , 65, 77. Ritter ve Preller, 187 ve d.
HERAKLETOS 21
B. OLUUN TANRILATIRILMASI
8. Herakleitos
Paradoksu sevmesi nedeniyle, kendisine karanlk lkab verilen Herakleitos
ri), VI. yzyln sonlarna doru Efes'te yaamtr. lk devrenin fizikileri iinde
Yunan dncesi zerinde en derin izi brakan odur, ve yeni hipotezlerden
birou, gerek nceden duyu eklinde, gerek aka ifade edilmi fikir olarak,
Tabiat hakknda isimli kitabnn deerli paralannda bulunmaktadr.
Miletos fizikileri gibi, Herakleitos, btn cisimleri yalnz bir ve ayn
elemann deimeleri saymaktadr. Fakat bu eleman, Anaksimenes'te olduu
gibi, hava deildir; bu bazan ate (pyr), ba^an scak nefes (psykhe) dedii daha
ince, daha seyrek bir maddedir, ve gerek eskiden fiziin kalorik ve bugn esir
dedii eye, gerek yeni kimyann oksijenine benzemektedir. Bu ilk madde
dnyann snrlarndan lemin sonuna kadar yaylmaktadr. Ve olan her ey
ondan gelir ve gene ona dnmek ister; her varlk deimi atetir, ve karlk
olarak, her varlk ate haline gelebilir ve gerekten de sonunda ate olur Hava ve
su, snmek veya yeniden domak zere olan atetir, toprak ve kat cisimler
snm atetir ve Kader tarafndan belirlenen saatte, yeniden tutuacakiardr
Deimez bir kanuna gre, gk blgelerindeki ate sra ile bular, su, toprak
haline gelir ve aksi ynde tekrar aslna dner, gene koyular, gklere ykselir ve
bu sonsuz olarak byle gider. u halde evren, muntazam aralklarla yanp snen
deime halinde bir ate (pyros trope), srekli olarak canl bir atetir. Bu, ne bir
tannmn, ne bir insann eseri deildir. O, var olmaya balamad gibi yok
olmyacaktr da. Alemin bir sonu vardr, u an
(i; Pclibal kaynaklan Platon,Kratylos, s. 402 A. Plut, Is. ve Osir, 45,48. sk.
Klora.. 5/ um., V s. 500,603. Diogcnes L., IX, Sckst. Emp., Adv. malh., VII, 126, 127,
133. - Siobaos Scllcicrmachcr, Mimoire sur Heraclite Vobscur (Oeuvres cornpi, 3. vn.
o. II) (alm.J. Jac. Bemays, Heraclitea, Bonn, 1848, Ayn, Memoirei sur U s l e i l t e i ili
i er adile (alm.), 1869. Mullach, tleraditi fragmenta, sz ge. es., s. 310 ve J, P.
Schuster, Fragm. dilAda sodetatis philol. Ups.'dc, c. III. Leipz., 1873. Ha adn Er kesil
r
dqdoe, bas., J Bywater, Oxford, 1877. Ritier ve Preller, s. 24 ve d. A. Patn.
Qudlenskdicn zu Heraklit, Wrz., 1881; HeraU.il Einheilslehre, die Grundla- ge seines
Svsems und der Anfang esines Werks, Mnih, 1885; ve Ileraklitische Beispiele I, Neabrg,
s. D., 1S92. Em. Pileiderer, Die Phl. des II. im Liche der Mysterienlehre, Berim, 138b.
{2} Bu. vcm fiziin ortaya att ve her trl hayatn gne ssnn bir deimesinden
ikuet otluunu sovyen termo-dinamik veya snn mekanik teorisinin ana fikridir.
22
YUNAN FELSEFES
lamda ki her ey sonunda gene ate olacaktr, fakat lem sonsuz olarak
kllerinden yeniden doar. Evrensel hayat, yaratma ve yok olmann sonsuz olarak
birbirini kovalamasdr, Zeus'un kendi kendisiyle oynad bir oyundur.
Hareketsizlik, durma, bir kelime ile varlk, duyularn bir yanlgsdr Ayn nehre
iki kez girmek mmkn deildir W; hatt bir kez bile girmek mmkn deildir;
oraya giriyoruz ve girmiyoruz; oradayz ve artk orada deiliz; zira iine
daldmz sandmz dalgalar, artk bizden uzaktrlar. Bu sonsuz ba
dnmesinde, yokluk durmadan varlk olur ve durmadan varlk yoklukta kaybolur.
Yokluk varl ve varlk yokluu dourduundan, var olmak ve olmamak,
yaamak, olmak ve kaybolmak ayn anlama gelen kelimelerdir. Eer bunlar ayn
ey olmasaydlar, deierek birbirlerine dnemezierdi.
Srekli ak (Vecoulementperpetuel), adnn zannettirdii gibi, direni
grmiyen, dzlenmi talardan bir yatakta akan bir derenin akna henzi- yen,
kolay bir gidi deildir. Olu, zt kuvvetlerin, aksi akmlarn bir kavgasdr,
bunlardan biri yukardan gelerek gk ateini kat maddeye evirmek istedii
halde, dieri, ge ykselerek, yeryz maddesini ate hahne getirmek ister.
Toprak zerinde her eit bitkisel ve hayvansal hayat d< uan, bu iki akmn
srekli olarak birbirleriyle karlamasdr. Her ey ancak ztlarm kavgasndan
doari
1 2
l Organik hayat erkek ve diiden gelir, ince ve kaln sesler musikide
ahengi yaratrlar, hastalk olmasa saln deeri bilinmez: almadan tatl
dinlenme olmaz; tehlikesiz cesaret yoktur; altediiccek ktlk olmasa erdem
olmaz; nasl ki ate havann lmn, hava .tem lmn, su havann lmn,
toprak suyun lmn yayorsa, bunun gibi, hayvan bitkinin lmn, insan
hayvann lmn, tanrlar insann lmn, erdem rezilliin lmn ve rezillik
erdeminin lmn yaar u halde iyilik, yok olan ktlk, ktlk kaybolan
iyiliktir, ve mademki iyiliksiz ktlk, ktlksz iyilik yoktur, u halde ktlk
nisb bir iyilik ve iyilik nisb bir ktlktr. Varlkla yokluk gibi iyilik ve ktlk
de evrensel ahenk iersinde birbirlerine karrlar
Herakleitos, eyann srekli ak ve mutlak devamszl, her bireysel
hayatn boluu ve ktlk olmakszn iyiliin, zahmetsiz zevkin lmsz.
hayatn imknszl zerinde srar ettiinden, Eskia iin, iyimser De-
mokritos'a karh
3
\ ktmser tip olmutur. Varl inkr etmesi, bundan ba
(1) Platon, Kratylos, s. 402 A: Fanta khorei km oude.n menci k.t.i (her ey Jcir ve
hibir ey kalmaz).
(2) Hppolytos, Ref. hoer., IX, 9: Polemos (Darwin, Strugglcfar life diye tercme
edecektir) panton pater esti kai Basileus (sava her eyin babasdr ve her eye hkmeder),
(3) Bak. 12.
HERAKLETOS 23
ka, phecilii gerektirirdi Dora (le vrai) bugn, her zaman ayn kalan ey
olduundan, eer duyularn kavrad her ey durmadan deiiyorsa, kesin
(certaine) ve olup bitmi (defmitive) bilim yoktur. Geri duyular tek alg
aracmz deillerdir ve bundan baka akla (nous, logos) sahibiz. Duyular bize
durmayp geen eyi gsterirler, ve yalnz duyuma dayanan bilim aldatcdr; akl
bize kalan eyi bildirir: ezel ve ebed oluta tek hareketsiz nokta olan tanrsal
kanun (theios nomos). Fakat en aydnlanm insan akl bile, maymunun insandaki
mkemmellikten uzak olduu kadar, tanrsal akldan uzaktr
1 2
l Byece,
Herakleitos'ta, duyulur olay ile numen arasnda bir fark gzetmekle, fonta
felsefesi bir tr saflk (innocence) halinden km oluyor. Metotlarna
gvcnmemeye, kendi kendinden phelenmeye, ontolojik sorunun zlebilen
sorunlardan olup olmadn kendi kendine sormaya balyor; bir kelime ile,
eletiri sorununu (le probleme critique) sezer gibi oluyor.
Daha imdiden genel speklasyondan ayni an antropoloji, Herakleitos
sisteminin btnnde bir knt yapyor. Ruh, gk ateinin bir emanasyonu- dur
ve ancak bu hayat kayna ile temas halinde kalarak yayabiir. Nefes alma ve
duyum yoluyle durmakszn kendi kendini yeniler. Dou, sv tohumun kura
nefes haline gelmesidir. u halde topran gizli atei sv halinden geerek, insan
ruhunda ilk haline dnyor demektir. En kuru nefes en kuvvetli ruhu olutu rar,
ama ayya iin ne felket ki vaktinden nce, ruhunu tekrar sv hale geirir!
lmde, hayat nefesi yahut ruh derece derece toprak haline dner. Bireysel
hayatn enerjisi, gk ateiyle, son derece zeki.ve bilge olan lemin ruhu (me du
monde) ile birlememizin az veya ok srekli olmasna baldr.
Ksaca, her ey kuru ve scak bir prensipten gelir ve sonunda gene ona
dner; her ey durmakszn deiir ve bu oluta onu dzenliyen, ne tanrlarn, ne
insanlarn deitiremiyecekleri Kanundan baka deimez bir ey yoktur.
Burada monizmin evrim prensibinin, Hegel'in ve yeni dncenin mantk
determinizminin, eski ve safdilce materialist olan ekillerine rastgelin- mcktedir.
Bu tarihte felsefe ruhtan, tpk halk kimyasnn ruhlardan ve esanslardan
bahsettii gibi bahsetmektedir; ama materialist, bundan henz o kadar az phe
etmektedir ki, maddeyi gsterecek teknik bir kelimesi bile yok- turi
3
l Ancak
olmad eye zt olaraktr ki kendi kendinin farkna vanr.
(1) Herakleitos okulu ve zellikle rencilerinden en tannm ve Plton'un
hocalarndan biri olan Kratylos, pheci olduklarm sylemektedirler.
(2) Bak. Byk Hippias, s. 289. A.
(3) f i y l e ancak Aristoteles'ten itibaren felsefede teknik kelime haline geliyor.
24
YUNAN FELSEFES
Pythagoraslktan doan spiritualizmi karsnda bulduu gn, hilozoizm,
materyalizm olacaktr.
C. OLUUN AIKLANMASI
9. Pythagoras dnce
Pythagoraslm metafizik doktrinleri, hi olmazsa ksmen, bizzat
Pythagoras'a kadar kyor m? V. yzyln ilk yansnda talya'dan srlen
Philolaos ve bu asnn ikinci yansnda Taranto'da yayan Arkhytas gibi
pythagoras tarikatin yelerine mi aittir? Balangtan itibaren tarikatin kendini
kuatt sr bu sorunu tmyle zlemez bir hale koyuyor. Bizzat Aristoteles
bu hususta phede grnyor ve ancak pythagoralarn doktrininden sz
ediyor. Ne olursa olsun, pythagoras felsefe ad altnda tannan aritmetik
speklasyon dorultusunda ilk hamle, Sisaml byk matematikiye aittir, ve
bunun kesin ve direkt kant elimizde bulunmamakla beraber, hi olmazsa bu
paragrafta anlatlan doktrinlerin ilk olarak ona ait olduunu sylememize hibir
engel yoktur.
Thales gibi onial asldan olan Pythagoras^
1 2 3
), VI. yzyln ilk yansnda
Sisam'da dodu ve nce ilhiyat Pherekydes'in ve belki de fiziki Anaksi-
mandrosun rencisi oldu. Eski tanklklara dayanmyan bir sylentiye gre
Fenike'yi, Msr', Babil'i gezdi ve orada dounun ilahiyat sahasndaki
dncelerini, ve matematiin vatan olan bu yerde o zamandan en yksek
mkemmellik derecesine varm olan geometriyi rendi. Din, sosyal, felsef
reform fikirleriyle dolu olarak 520'ye doru Yunanistan'a dnnde bunlar,
Byk Yunanistan'da Kroton'da, btn yelerinin ahlkta, siyasette ve dinde
ortak doktrinler kabul ettikleri bir tr tarikat kurarak gerekletirdi^).
(1) Hcraklciipsn ve pythagorasln fikirlerinin kaynamas Krotonlu (veya Mcta-
pont'lu) Hippasos'un kiiliinde grlyor. Bak. R. ve P., s. 55.
(2) Stobaios, Eclog., I. Platon, Timaios. - Aristoteles Met., I, 5; muht. De coelo, II,
13. Diog. L., VIII. Porfyrios, Pythagoras'n hayat. amblikhos, Pythagorasn
hayat. ~ Mulach, Pythagoreum carmen a ur e um, s. 193. Occlli Lucani de universa
natura libellus, 388. Hicroclis commentarius in carmen auerum, 4 1 6 . Pythagoreorum
alio- rumque philosophorum fragmanla, 485 ve d. Ricr ve Prcllcr, s. 40 ve d. A.
Laugct, Pylhagore, sa doctrine et son histoire dapres la erilipue allemande (Revue des
Deux Mon- des, 1864). C. Schaarschmidt, Die angehlic.he Schriftstellerei des Philolaus,
vb., Bonn, 1864. Chaignet, Pylhagore et la philosophie pythagoricienne, Paris, 1873. .
(3) Yeni-platoncu (ndoplatonicicn) tarihilerin (zellikle amblikhos) tasvir ettikleri
ekilde bu tarikan doktrinleri, eilimleri ve tekilu Buddist tekil tiyle karlatrlacak
PYTHAGORASI DNCE 25
Filozofun kbeti hakknda kesin hibir ey bilinmiyor. Eseri baanyle
varln srdrd. Zamann btn bilimi olan geometriyi, astronomiyi, musikiyi,
tbb ) ellerinde bulunduran pythagoraslar, oniallardan daha geri olan Dorial
bir kavim arasnda byk bir nfuz kazandlar. Rroton'da, Ta- ras'ta, Sicilya
cumhuriyetlerinde V. yzyhn ortalarna kadar eemen oldular, ve galip gelen
demokrasi onlar ksmen buralardan att, aralarndan birou, gerek Tebai'de,
gerek Atina'da yerletiler ve burada sofstlerinkine denk nfuzlar, ayn devirde
Sicilya, Trakya ve onia'dan getirilmi olan materyalizm ve phecilie kar
Sokrates ve Platon'un spiritalist reaksiyonunu meydana getirdi.
onia metafizii fizikten kmt; pythagoras metafizik matematik zerine
alanmtr. Fizyologlar ilgilendiren ey, madde ve onun srekli hareketidir;
pythagoraslann dikkatine arpan ey maddede madd olmayandr, leme
eemen olan dzendir, kartlklarndaki birlik, uygunluk, henktir, her eyin
temelinde bulunan matematiksel ilikilerdir. Astronomide ve mzikte olduu
gibi geometride de her eyin say sorunlarna indirgendiini gryorlar. u halde
say, lemin prensibi ve zdr, ve eya duyulur hale gelmi olan saylardr. Her
varlk bir sayy gsterir, ve bilimin son gayesi, herbirinin karl olan sayy
bulmaktr. Saylarn ve dolaysyle varlklarn sonsuz dizisi birden kar. Eer
say eyann z ise, saynn z de birdir. Pythagoraslk iki trl bir olduunu
sylyor: 1. saylar (varlklar)
olursa, (Alcksnadros Polyhistor ve skenderiyeli Klemcns ile beraber) hemen hemen Pytha-
goras' Brahmanlarn rencisi yapmak, hatt onu Budda ile ayn saymak yoluna gidilir.
Gerekten, isimleri yalnz biraz fantezisi bir filolojinin pythagoreios'u. Buddizmin vaizi
diye tercme etmesine imkn verebilecek kadar birbirine benzemekle kalmyor (Python,
Pythagoras = esinlendirilmi, khin, ve Budda = aydnlanm), fakat pythagoras ve Bud-
dist doktrinlerde hissedilir derecede aynlk gsteriyorlar. Dalizm, pesimizm, metampsi- koz
(tendeitirmc), bekrlk, sert bir dzene baml olarak beraber yaama, sk sk tekrar ,
edilen kendi kendini yoklama, derin dnce (m6dtaon), ibadetler (ddvotions), kan aktc
kurbanlarn ve hayvansal gdann yasak olmas, btn insanlara kar iyi istekli olmak (bi-
enveillance), doruluk, sadakat, adalet, btn bunlar her iki tarafta da bulunmaktadr. Daha
eski yazarlann ve zellikle Aristotelesin, Pythagoras'n kiilii ve hayat hakkmdaki nisb
suskunluklan, pythagoraslkla Buddizm arasndaki aynl dorular gibidir. Bununla
beraber hristiyan andan be asr nce matematiki Pythagoras'n yaad, Hcraklcitos ve
Hcrodotos'un tanklklaryle phe edilmez bir olgudur. te yandan, Buddizmin Batya
yaylmas amzn nc yzylndan nce deildir. Eer yeni tarihilerin pythagorasl
ile ilk ve asl pythagorasl birbirinden ayrrsak, belki her ey aydnlanr: Ssaml bilgenin
hayat ve eseri hakknda ak ve biraz bol verilere sahip olmadklar ve esasen kaynaklarnn
seiminde pek titizlik gstermedikleri ve de baz benzetmelerin cazibesine kapldklar iin,
Pythagoras'n hayatn yazanlar, uydurmalarnn rn olan portrenin baz esasl izgilerini
ran dalizminden ve Hint ktmserliinden alm olabilirler.
(1) Pythagoras retinin konusu olan bu bilimlere mathematdlm denirdi: ilk anlam,
insan bilgisini tmyle kuatan demek olan matematik kelimesi buradan geliyor.
26
YUNAN FELSEFES
dizisinin kt ve dolaysyle onlar ieren, kuatan, zetleyen bir, mutlak
ve zdd olmyan bir, monadlarm Monad (e manas), tanrlarn Tanrs; ve 2.
kan saylar dizisinde birinci olan, iki ve gibi her oklua (plethos) z olan,
dolaysyle iki ile, le, okla snrlandrlm olan Bir: rlatif Bir, yaratlm
monad (to en). Bir ile ok arasndaki ztlk btn dierlerinin anasdr. Tabiattaki
btn ztlklar, kuru ve ya, scak ve souk, aydnlk ve karanlk, erkek ve dii,
iyi ve kt, sonlu (peperasmenon) ve sonsuz (apeiron) enin veplethos'un, yahut
tek (peritton) ve iftin (artion) eitlerinden baka bir ey deildir. okluk yalnz
bana kararszdr ve birlere avnlr; ift say tek olan bire indirgenir. Mutlak bir,
ne ift, ne tektir, yahut ayn zamanda ift ve tek, tekil ve oul, Tanr ve lemdir.
Anaksinandrosun dncesinde apeiron ne ise pythagoraslkta da bu odur,
cinsel ztln stnde ve ondan nce olan Tarafszdr, kuvvetlerin ve
elemanlarn dalizminden nce gelen ve onu douran mutlak farkszlktr. Fakat
pythagoraslk buna apeiron adn vermek istemez, nk ona gre pasif aktif e,
madde iiye, ekle, ekil veren prensibe zt olduu gibi, apeiron da perainon"a
ztur. Ona gre her ey sayya, say balantlarna ve sonu olarak de'ye
indirgenir; tornallarn maddesi ve hareketi, onun gznde yalnz negatif eydir,
ideal birliin yokluudur. Hareket ve olu meselesinde, vard sonular, Efca
doktrinlerinden farkl deildir. Hareket, olu, onun soyut idealizmi ile uyumaz
gibi grnr. Devrin teki okullar gibi onun da bir kozmogoni'si varsa, bu,
zamanda lemin bir balangc olduunu, ve dolaysyle evrenin bulunmad bir
devir bulunduunu kabul ediyor demek deildir. lem eks aionos kai e is ai- ona
(ezel ve ebed olarak) vardr, ve kozmogoninin konusu, yalnzca, eyann ezel
ve ebed olarak hangi dzene, yasaya ve sraya gre kendi prensiplerinden
ktklarn gstermektir.
u halde Parmenidesin fizii gibi pythagorasn fizii de nsann duygulu
olmas gz nnde tutularak kotarlmtr. Aslnda deimez olan eyi, o, deiir
yapyor ve mritleri arasnda acemilerin {akousmaikoi) benimsedikleri duyulara
dayal bak asn kabul ederek, ezel ve ebed Biri, youn ve paralan olmyan
(pleres, synekles) sonsuzda (apeiron) yzen bir kre (e tou pantos sphaira) gibi
tasvir ediyor. Tek ve iftin, bir ve okun ideal ztl, dolu ile boun gerek ztl
haline geliyor. Balangta, dolu, bo olmakszn vard, yahut hi olmazsa, bo
onun dnda idi. Kozmosun oluumu, boun doluya saldrmasyle balyor. Bu
saldn, lemi sarsan srekli nefes gibidir (pnoe, pneuma). Sphaira'ya girerek,
orada yerleerek, bo onu sphaira'nm kltlm hayali olan (atomculann
atoma'la), sonsuz sayda sonsuz kk paracklara ynyor. Geometrik
bakmdan nitelik, nicelik ve ekle indirgendiinden, bu paracklar ancak nicelik
ve ekilleriyle birbirlerinden ayrlrlar. Bunlar gerek kpler, gerek piramitler
(drt yzller),
PYTHAGORASI DNCE
27
gerek sekiz yzl (octaedres), gerek yirmi yzl (icosaedres) veya on iki yzl
(dodecaedres) cisimler tekil ederler. Birlik, sonsuz paralanmaya kar
reaksiyonda bulunduundan, bu paracklar geometrik ilgilerine gre birleirler
ve ilkel cisimleri meydana getirirler: toprak, ate, hava, su, esr. En birinci
eleman, drt yzl paracklardan oluan atetir. Tabiatta tanrsal prensibin
simgesi olan bu cisim, evrenin merkezi ve en byk Tanrnn (esna toi pantos)
yeri bulunan merkez bir gnete toplanmtr; bunun etrafnda: 1. aksi dnya
(contre-erre) antikhthon ve dnyay ieren Uranos; 2. ay, gnei (?) ve
gezegenleri ieren asl Kozmos; 3. sabit yldzlarla beraber Olympos hareket
etmektedirler. Dnyann yerine (bizim bulunduumuz tarafn karsn daima ona
evirdii iin zaten grnmiyen) merkez bir ate koymakla ve dnyay bu
merkez etrafnda dndrmekle, phesiz Pythago- ras, heliosantrizmi (gnein
merkezde olmas) kabul etmi olmuyor. Fakat bu sisteme yol ayor; nitekim,
onun okulu, hemen sonraki yzyllarda, bilginlerin ounluuna kabul ettirmeyi
baaramasa bile, bu sistemi ortaya koymaktan geri kalmamtr. Kreleri
birbirinden ayran mesafeler, seslerle onlar karan tellerin uzunluklar
arasndaki ilikiyi gsteren saylarla orantldr, ve lemin ekseni etrafndaki
devirlerinin sonucu, ancak musiki-dehasnn grebilecei tanrsal bir henktir.
Bu henk evrenin ruhudur. Varlklar, mkemmellik bakmndan, ykselen bir
sra vcuda getirirler ve bununla evrensel hengi aksettirmi olurlar. lk varlk,
fizik nokta, hareket ederek, izgiyi meydana getirir, izgi hareket ederek, yzeyi
meydana getirir, yzey cismi meydana getirir ve bundan sra ile duyum, alg,
zek kar (emana- tizm).
odada: elemanlarn bilinen snrlar arasnda deien bir orana gre geici
biiemcskin marnca olmak itibarimle, fert lmldr. Bu snrlar alnca. oran,
-'-mm/unk anne, eit olmyun sava, bitkinlik ve lm haline gelir. Fa^u k'ma;
*at*n ideni ierii, yok olmaya kar emniyettedir. Ruh, eyann ezcL ve ebe i
srasnda ) eri olan belli bir say, lemin ruhunun bir paras, gok. ateinin bu
Kvlcm. Tanrnn bir dncesidir. Bu itibarla, o lmezdir, ve Tan; . m. lem
iin veya kendisi iin yaadna gre, lm onu da-' ha j ukse, JaL aa, yahut
imdiki hayata beziycn br hale koyar (me- rampsmer.
Ege
1
pyiha-.crasyiik, Parmemdes ve Heraklcitos gibi, olgunun esasl Tema
camdan sadece ori zerinde srar ediyor ve Idenin lehine olarak so- rrmmeuiim
ir ' mauna varyorsa, bundan dolay Keraklritos-Elea probleminin r - r C, r f
can dncesine en nemli bir eleman sokmaktan geri ka**, or deg
1
cm Etes
tiozolu Hilafndan varl kabul edilen olu, srekli norm ^ - - m. mi m Elen
okulu tarafndan ayn derecede yekvle ortaya otum: dm mm ve deimezlii
de nasl uziatrmaidr? zme
28
YUNAN FELSEFES
yanyacak olan bu eleman, onun, maddeyi oluturan sonsuz kk paralar veya
gerek saylan noktalar, monadlar hipotezidir. Bundan sonra gelen sistemler,
bataki birliklerin (unites elementaires) fizik-aritmetik teorisi vas- tasyle Elea
ve Efes arasnda uzlatrma denemeleridir. Douu ve bozulmay gsteren bu
yolda, deneysel olguyu inkr eden Parmenidesie, varl ve onun devamn olua
feda eden Herakleitos arasnda, dnce, atomcu hipotezde, iki zt sistemi daha
yksek bir sentezde birletirmeye yariyan orta terimi bulduu gibi, oluun her
trl akl aklamann zorunlu temelini de elde etmi olur. u halde maddeye,
esas zellikleriyle durmadan deien srekli bir kde gibi bakmaktan vazgeer.
Onu, kendileri deimeyen, fakat birbirlerine oranla durumlar durmadan deien
paralara ayrr. Bu ekilde, maddenin grnlerinde srekli bir deiiklik
(cisimler), ama bunun yarara onun znde ve zelliklerinde, bir devamllk
vardr. Bu, deiikliin yer deiikliine indirgenmesidir: mekanizmdir.
Bu gr temsil eden Empedokles, Anaksagoras ve Demokritos arasndaki
fark, Herakleitos, Pythagoras ve Anaksimandros arasndaki farka benzer; yani
birincisi hareketi, kincisi de'yi (nous), nes maddeyi, sisteminin kilit ta
yapmaktadr.
10. Empedokles
Tptaki bilgisi, hastalklar iyi etmesi ve sahip olmaktan holand mnev
nfuzun kendisini bir sihirbaz ve tanr diye tantt Agrigenteli (Sicilya)
Empedokles ri) (450), uzun bir felsef iirin yazandr. Bu iirden gnmze kalan
paralara baklrsa, Empedokles, Eleallar'la tornallar aras bir noktada yer
almaktadr.
Empedoklas, Herakleitosun anlad anlamda oluu inkr etmekle Ele-
allara baldr, fakat hareketin varln kabul etmekle oniallar'a yaklar. z
bakmndan madde deimez, ama cisimler durmadan deiirler; on lan oluturan
elemanlar eitli oranlarda birbirleriyle birleirler ve ayrlrlar. Kendi kendine
atein hava, havann su, vb. olmasn akl almaz; fakat bu ele- manlann eitli
birok ekillerde birleerek, cisimlerin sonsuz eitlerini meydana getirmeleri
akln alaca eydir. u halde ilk birlik fikrinden vazgemeli, havay esirden,
suyu havadan, topra sudan karmay bir yana brakmal, ve bu drt eleman
ayn derecede ilkel saymaldr.
1

(1) Seksi. Empir., Adv. Maih., VII, 123. Simpkios, In Phys., f. 24, f. 76. Plu-
tarkhos, De plac. phil. Aristoteles (Met., Fiz. ve Psikoloji), ilh. Empedokles'ten
paralar, toplyan Amedee Peyron (Leipzig, 1810), S. Karsten (Religuice phil. vet. gr., c. II,
AmsL, 1838), Th. Bergk (Leipz., 1843), H. S tein (Bonn, 1852), Mullach (1. s. 1 ve d.), Rittcr
ve Preller (s. 124) tarafndan. J. Bidcz, Biographie d'Empedoc.le, Gand, 1894. Ayn,
Ohservations sur quelqu.es fragments d'Empedocle et de Parminide (Arch.fiir Gesch. der
Phil., IX, 2).
EMPEDOKLES 29
Empedokles, onia fizikileriyle ayn anlamda hilozoist midir? Onun drt
elemannda (stoikheia) bulunan hareket, onlann kendilerine mi aittir, yoksa bunu
baka bir prensipten mi almlardr? Onun dncesini benzetmelerle dolu
cmlelerinden karmak ne kadar g olursa olsun, o, Anaksa- goras gibi Madde
ve .hareket ettirici Kuvvetin bir dalizm'inden yana gibi grnmektedir; bu
sonuncusu da elemanlar zerine iki zt ynde etki yapan iki zt kuvvete
ayrlmaktadr: Sevgi (flia, filotes, storge) yahut birleme prensibi ve
Anlamazlk (neikos, eri, ekhthos), ayrlk prensibi 0). Hakikatte bir olan, ama
airin hayal gcnn birbirine zt tanrlar eklinde grd bu iki hareket ettirici
neden, sra ile elemanlar zerinde hkm srerler. Balangta, Sevgi onlar
birletiriyor ve bir tek kresel cisim haline koyuyordu (sphairos). Anlamazlk
geldi ve onlar bld; bunun sonucunda toprak, okyanus, hava, gksel esir ve
yldzlar meydana geldi. Anlamazln eseri olan bu ilk yaratma devresinden
sonra, Anlamazlkla Sevgi arasnda bir kavga devri, bitkilerin hayvanlarn,
insanlarn doduunu gren devir geliyor. Anlamazlk, elemanlar birbirinden
ayrarak, her snf varla uygun olan yeri hazrlad, ama organizmalar meydana
getiremedi; nk, bunlar drt elemann bir karmas ve dolaysyle birletirici
prensibin eseri, Nefretin (l'Antipathie) tekelci hkimiyetine kar hareket eden
Sevginin meyvesi- dirler. Her ne kadar imdiki yzylda, iki prensip henz sava
halinde iseler de,'Sevgi sonunda stn gelecek, ve bugn ayn olan lemin drt
kresi bir kaos halinde, sonuncu gnde birbirlerine karacaktr. Elemanlarn
aynlma ve birleme devrelerinin sra ile birbirini kovalamas, nne geilemez
bir zorunluluktur ve sonsuza kadar srecektir.
Anaksimandros ve Herakleitos gibi Empedokles de, varlklarn kn,
kendine gre, gelime yoluyle aklyor. Onlann organlar, nce birbirinden ayn,
kaba.balanglar eklinde grndler, ve ta kesin olarak uyum salayp
aralannda birleinceye kadar kayboldular ve yeniden meydana ktlar, aynldlar
ve birletiler diye dnyor. Onlann ilk meydana geliini idare eden tesadftr,
ama sonuta birbirleriyle uyumalar onlar korudu, kuvvetlendirdi, gelitirdi (2).
Zaten varlk, filozofumuza pheli bir iyilik gibi gelmektedir, ve o, Darwiriin
olduu gibi Schopenhauer'in de mjdecisidir. Herakleitos ve Hippasos ile
beraber ate prensibine benzettii ruhu, Anlamazlk, sphairos'im ayrmt; o da
sonunda oraya dnecektir. Hayat, onun ayn bir yaay isteinin kefaretidir. O,
sra ile bitki, hayvan, insan olarak de-, rece derece ykselir ve perhizlerle,
orularla, itahlanna hkim olmakla, sonunda Tann ile birlemeye tekrar lyk bir
hale gelir. nsan trnn oal-
1

( 1 ) B i z e k m e ve i t m e d e r d i k . E m p e d o k l e s i n
kozmogonisi, Kantnkinin tohumunu
i e r m e k t e d i r . . . .
(2) Mulach, I, s. 315-316.
30 YUNAN FELSEFES
mas bir ktlktr, nk bu imdiki hali devam ettirir ve onlarn ilk birlie
dnmelerini geciktirir O), nsan, sphairos'un aynasdr. Drt temel eleman onda
temsil edilmitir: toprak eleman vcudun kat ksmlanyie, su sv k- smlanyle,
hava hayat soluu ile, ate ruhla. O, ayn zamanda Sevgiye ve Anlamazla da
katlr. Onun zihin stnl, btn evren elemanlarnn kendisinde
toplanmasnn sonucudur. O, her eyi grr, nk her eydir: Kat eleman
grr, nk topraktr, svy grr, nk sudur vb. Bu, Anak- sagoras'm
allopatizmine zt olarak, duyum hakknda, homeopatizm denebilecek olan bir
teori, daha dorusu bir teori denemesidir. Anaksagoras, duyumu, ztlann
arpmasndan karr; Empedokles'e gre, onu meydana getiren benzerlerin
temasdr. Duyumun ve ruhun merkezi, drt elemann en sk bir ekilde
birbirlerine nfuz ettikleri kandr. Bunu ispat eden ey, vcuttan btn kan
karmakla ondan, duyumun, bilincin, hayatn, bir kelime ile, ruhun
karlmasdr. nsann sal kannn terkibine baldr Kan tabi bir terkipte
olduu vakit (me.se kros is) salk iinde bulunulur \e yi olunur. Kan kutsal
eydir ve besin hizmetini grmemelidir. Ay m zamanda Msr, Musay,
Budday ve Zerdt' hatrlatan bu doktrinlerde, yeni rimolcjinin uzak ufuklarn
aydnlatr gibi olan eyler vardr.
lhiyatya gelince, o, natralizmini mitolojinin geleneki sekiden altnda
saklar. Zeus, Hera, Orkus, Nestis dedii drt eleman, ve iki hareket prensibini:
Sevgi ve Anlamazl,ama yalnz isim olarak, halk inaruin- da olduu gibi,
hakikatte deil tanrlatrr. Fakat nitelii deitirilmi bu politeizm altnda,
Elea'c monizm ve, elemanlar ve prensipleri tek hakik Tanr olan daha yksek
bir birlie indirgemek eilimi vardr, Prensiplerin prensibi Sevgidir, ve elemanlar
sadece bunun aletleri ve Anlamazlk ise zo runlu ortadr: bu, evreni
dncenin kanatlan zerinde doluan tanmlanmaz, grlmez, madd olmyan
Tanndr
Teolojik kabuundan karlacak olursa, Empodokles'in sisteminin temel
fikrine, hem eyay dzene koyan bir nos hipoteziyle Platon ve Aristoteles'in
ilhiyatn hazrlayan, hem de cisimcikler fiziini yaratan Anaksagoras'ta yeniden
rastlanmaktadr.
1 2

(1) lmden bir kefaret gibi sz eden Anaksimandros; duyular lemini kk gren ve
saf de lemine dnmeyi iddetle zliyen Platon; vcudundan ve girdii ekilden utanan
Plotinos, Empcdoklcs'le ayn gr kabul etmi bulunuyorlar. Dme, ilk gnah, kefaret
gibi din fikirler, Asya'ya olduu gibi ri Avrupa'ya da yabanc deildir.
(2) Mullach, I, s. 12, v. 315.
....... Phrcn iere kai athe'sphatos epleto mounon
- Ph.ronii kosmonPri apanta kalaissousa thoesin. '
ANAKSAGORAS
31
11. Anaksagoras
oniada Klazomenaide tannm bir aileden domu olan Anaksago-
ras'm
(1
) 460 yllarna doru Atinaya gt ve otuz yl Yunanistann bu yeni
bilim merkezinin merkezi olduu sanlyor. Perikles, Euripides ve Pro- tagorasla
olan sk ilikisi ve resm dini aa grmesi, mrnn sonlarna doru onu
Lampsakosa ekilmek zorunda brakt ve orada, byk fizikilerin ou gibi,
baz paralan kalan Periphyseos adl bir kitap brakarak, 429a doru ld.
ki esasl nokta zerinde Anaksagoras, Herakeitosa zt bir iddiada
bulunuyor:
1) Dinamizme zt olarak mekanik bir kozmogoni ortaya atyor.
2) Hilozoist monizm yerine, zekdan yoksun ve cansz bir cevherle.,
hareketin nedeni olan zeki bir prensibin dalizmini koyuyor.
1. Kozmogoninin malzemesi. Madde tek bir elemana, su, hava veya ate
gibi, baka cisimler haline gelebilen homojen bir cisme indirgenemez. Bir cismin
baka bir cisim olmasn akl almaz. u halde birok elemanlar vardr, ve bunlar,
Empedoklesin sand gibi, sade drt tane deil, sonsuzdur. Eyann bu
tohumlan (spermata) t'
2
l saylamayacak kadar ok ve sonsuz kktr (khremata
apeira kai plethos kai smikr o te ta), yaratlmamlardr, yok edilemezler, temel
nitelikleri sonsuza kadar deimeden kalr. Toplam saylan daima ayndr,
onlardan ne bir ey kaybolabilir, ne onlara bir ey katlabilir (pana sa aei... aei
panta ouden elasso estin ote pleio); ne nitelikleri, ne saylan deiir. Onlar iin
ne doma, ne bozulma vardr. Genellikle olu ve lm hakknda edinilen fikir
tamamyle yanltr. Hibir ey ex nihi- lo (yoktan) gelmez, ve hibir ey yok
olmaz; eya, nceden var olan tohum- lann biraraya gelmesiyle oluur ve, gene
var olmakta devam eden bu tohum- lann aynlmalanyle ortadan kalkar. Bunun iin
olmak yerine biraraya gelmek, lmek yerine ayrlmak demek daha uygundur $).
Yer deimesinden ve toplanmaktan, d ekil deitirmeden .baka deime
yoktur, zn dei-
1

(1) Aristoteles, Meta. , 3; muhtcl. Simplikios, In Phys., f. 33, 34,35, 38. Diog.
Laertius. Toplanm Paralar, Schaubach (Leipz., 1827), Schom (Bonn, 1829), Mul- lach
(I, s. 243 ve d.) Ritter ve Preller (s. 112 vc d.) tarafndan. Zcvort, Dissertadon sur la vie e
la doctrine d'Anamgore, Paris, 1848. -
(2) Yanl olarak Anaksagonasa atfedilen homeomeri (to omoiomeres, ta ornoimere, e
omoiomereia, ai moiomereiai) deyimi, Aristotelese vc ondan sonra gelen yazarlara aittir, ve
onlarda, bazan birbirine benziyen para veya tohumlar'dtm oluan cisimleri (altn, gm, et,
kan, vb.), bazan benzetme yoluyle bizzat bu cisimleri gsterir.
(3) Simplikios, In Phys., 34: To de ginesthai kai apollysthai ouk orthos nomizousin oi
Hellenes, ouden gar khrema oude ginetai oude apollytai all'apo eonion-k.hrematon
symmisgelai te kai diakrinetai kai outos an orthos kaloien to te ginesthai symmisgesthai, kai
to apollysthai diakrinesthai.
32
YUNAN FELSEFES
mesi, bir cevherden baka bir cevhere gei (transsubstantation) fikri eliiktir.
2. Kozmogoninin etkin ve gayesel nedenleri. - Eyay douran ve yok
eden hareket, Anaksagoras iin, artk ilk, ezel ve ebed olan elemanlarn bizzat
znden kan bir olgu deildir. Bunlar cansz olup kendiliklerinden hareket
etmeye kabiliyetli deillerdir. u halde lemdeki hareketi ve onu idare eden
dzeni aklamaya yetmezler. Kozmosu aklamak iin, madd, cansz ve
zekdan yoksun elemanlardan baka, z gerei kuvvet ve zeks (nous) bulunan
bir eleman kbul etmek gerekir. Bu elemanlarn eleman, tamam y- le basit ve
homojendir; dierleriyle karm deildir ve ebed olarak onlardan ayr bulunur.
Bu sonuncular tamamyle pasif olduklan halde, nos kendiliinden.bir faaliyete
sahip, tamamyle zgr (autokraes), her hareket ve hayatn kaynadr. Daha
aa elemanlar, kendi kendilerinin hibir bilincine sahip deillerdir: zihin
(l'esprit), gemi, olan ve gelecek her eyi bilir, her eyi bir maksatla ve son
uygunluu dnerek dzene koymu, her eyi tertiplemitir; evrenin ezel ve
ebed dzenleyicisidir, btn dier elemanlarn toplamndan daha kudretlidir.
3. Kozmogoni. Balangta, cansz ve zekdan yoksun elemanlar
karmakark bir halde bulunuyorlard (m'gma, ornou panta). Her ey her ey
iinde idi: altn, gm, hava, esr, bugn ayrlm olan her ey, belirsiz ve
farksz bir ktle oluturuyordu. Yalnz zeki cevher farkl bir hayat yayordu. Bu
zeki cevher, kaosa yaklaarak onu dzenledi ve ondan kozmos'u meydana getirdi
(entha moos elthon panta diekosmese). Zihin tarafndan harekete getirilen
tohumlar, birbirlerinden ayrldlar ve i ilikilerine gre yeniden birletiler.
Hareketin kaosa girdii noktadan balyarak, hayat kasrgas (di no s) helezon
eklinde lemin btn blgelerine yayld; gn dnmesi de gsteriyor ki, o
devam etmektedir ve migma nn tamamyle dzene konulmasna kadar
durmakszn devam edecektir. Bizim dnyamz silindir eklinde bir cisimdir,
yaratc darbe tarafndan lemin merkezine doru itilen en ar tohumlardan
olumutur. Bu kat ekirdein zerine, suyu oluturan daha hafif zerreler gelip
konmulardr; nihayet gk blgelerinde en ince elemanlar, ate halinde esr
(l'ether ine) birikmitir. Bu ekilde toplanan elemanlarn ikinci bir analiziyle,
yaratc hareket, onlardan sra ile, maden ve organik eitleri ayrd ve bylece
bizim merkezde bulunan lemimiz yava yava bugn gsterdii manzaray ald.
Yldzlar, dnyann balangta evrenin dier ksmlanyle beraber yapt devir
hareketi sonucunda dnyadan kopmu ve gkteki esirin temasyle kzgn ate
haline gelmi kat ktlelerdir. Gne, ateten bir ktledir (mydros diapyros).
Ayn dalan, vdileri vardr ve n gnetan alr.
Eer, imdi anlattmz grlerde, Buffonun, Kanfm Laplacem
kozmogoni teorilerinin nceden sezinlenii gibi bir ey grlyorsa, dier taraf
ANAKSAGORAS
33
tan, sreklilik prensibini d), bitki ve hayvan tiplerinin eitlilii iinde bir maksat
birlii bulunduunu ileri srmekle, Anaksagoras, karlatrmal fizyolojinin
mjdecisi oluyor. Hakknda ne denirse densin, o dekart anlamda o kadar az
spiritalisttir ki, hayvan ve hatt bitkiyi nous'a. itirak ediyor saymaktadr. Eer
insan hayvanlardan daha zeki ise, zihnin hizmetine koyabildii mkemmellemi
organlar sayesinde byle olduunu dnyor. Ya- yan her eyin istisnasz,
zihinden pay vardr.
Yayan varlklar ne ekilde zihne katlrlar? Anaksagoras'm zeki prensibi
bu varlklarn dnda m bulunuyor? Yoksa, genellikle hareketin kt btn
zeklarn, btn niyetlerin, btn harekette olan eylerin toplamndan ibaret
midir? Bir taraftan muhakkatr ki, gemi, olan ve gelecek her eyi bilen ve
onlar, madde dzene konulmadan nce bilen nous, ne Spinoza'nm Cevherine, ne
Hegel'in sevkedici de'sine hibir suretle benzemez; nk Spinozanm Cevheri
ve Hegel'in de'si eyay ancak insan beyni, yani daha nceden dzenlenmi
madde vastasyle bilirler. Anaksagoras,- nous
1
un zgr olarak ve yaptnn
bilincine sahip bulunarak hareket ettiini o kadar kabul ediyor ki, onun gznde
Kader (<eimarmene) anlam olmyan bir szdr ve zaten hareket ettirici prensibi
ifade iin kulland kelime, duygu, niyet anlamna gelir. Onu akn bir varlk,
eyadan bamsz bir ekilde var olan ve onlar tamamyle mekanik bir surette
etkileyen bir varlk sayyor gibidir. Hatt bu varlklar kelimenin doru anlamyle
zeki gibi deil, fakat ha- kikatta yle olmadklar halde, zeki gibi grnen
otomatlar eklinde dnyor gibidir. Dier taraftan, nous'un canl varlklarda
bulunmasndan tama- myle panteizm'e zg bir ekilde sz ediyor. Demek
oluyor ki, aknlk (transcendance) ve ikinlik (immanence), kiilik ve
kiiliksizlik, bilinli zek ve bilinsiz zek sorunlar bu eski devrin dnrleri
iin mevcut deilidir, ve nasl ki Hcrakleitos bir ilk cevherden ve srekli bir
olutan sz etmi ise, onun gibi, Anaksagoras'm da, elimeye dtnn
farkna bile varm- yarak, nous'un aknlk ve ikinliini ayn zamanda sylemesi
kabul edilebilir. - -
Nous'un ancak dierinden daha az madd bir cevher mi, yoksa tamamy- le
madd olmayan bir z m olduunu bilmek sorunu hakknda da ayn eyi
syliyeceiz. Bir yandan, phesiz, sfatlan her noktada spiritalizmin ruhunun
sfatlarna benzemektedir ve denebilir ki, madde ile ortak olan noktas yalnz var
olmasdr, fakat, br yandan, onunla madd cevherler arasnda ancak bir derece
fark var gibidir, nk, o, eya arasnda en incesi, en hafifidir (leptotaon
panton khrematon), bu Anaksimenes'in aer-psykhe
1
siyle
(1) Simplkios, Jn Phys., 38: Ou kekkoristai allelon ta en to eni kosmo oude
apokekop- tai pelekei. t
34 YUNAN FELSEFES
ayn anlama gelir fi); u halde o, maddenin daha yksek derecesinden baka bir
ey deildir ve yle ise, tam anlamyle spiritalizmde olduu gibi, her cihetten
ona zt bulunmuyor. Dalizm fikri naksagoras'ta henz o kadar az belirgindir
ki, bu fikir, fizikilerin materyalizminden kurtulmakta o kadar glk ekiyor d,
rencisi Arkhelaos, nous'u, maddenin en-yksek incelii (le supreme
raffmement) sayyor. te yandan Anaksagoras, ilk harekete getiren dedii eyin
zeksn ve gayelilik fikrini o kadar az ciddiye alyor ki, Aristoteles,
Anaksagoras'a kar itiraznda, onun bu ilk hareket ettiriciyi, srf cansz maddeyi
harekete getiren bir ip gibi kullandn ve yaratc hareketi balatmak hizmetini
grr grmez, onu bir tarafa brakp yalnzca fizik ve mekanik nedenlere
bavurmakla yetindiini syleyebiliyor
Bununla beraber, Anaksagoras, bizzat bu ztlk dolaysyla, kesin bir ekilde
materyalist olan onia fiziinin, tepkisini uyandracak kadar spiritast yolda
ileri gitmitir.
12. AppoIIoniaI Diogenes, Arkhelaos,
Leukippos, Demokritos
1. Apollania'l Diogenes ayn zamanda hem elemanlarn okluunu hem
zekdan yoksun bir madde ile madd olmyan bir zeknn dalizmini inkr
ediyor. Anaksimenes'in rencisi olarak, ilk bir tek eleman, tabiattaki her
hayatn kayna olan ve her cismin temelinde bulunan havay kabul ediyor.
Anaksagorasn ayr bir prensip sayar gibi grnd ruh, havadan o kadar az
ayrdr ki, insan nefes almaktan menedilince, ondan ekilir. u halde havay
yapan ruh, yani dnce deildir, aksine ruhu meydana getiren havadr. Havasz
hayat, bilin, zek olamaz, u halde hava, yani madde, biricik prensiptir. Zek
ayr bir cevher deil, belki havann bir sfatdr. phesiz, diyor Diogenes, kabul
ettiimiz prensip, byk ve kudretli, ezel ve ebed ve bilimle dolu bir eydir
{mega kai iskhyron kai aidion te kai athanaton kai polla eidos). Melissos'un ve
Eleallar'n mnevi yakn akrabas olan bu fiziki iin, dalizm bilimin temel
prensibinin inkrdr (eks enos ta panta). Gene, var olan her eyi ayn sayarm, ve
bu bana apak geliyor, diyor. Gerekten, toprak, su, hava gibi szde elemanlar,
eer aslnda bir olmasalard, nasl birleeblirlerdi? Nasl birbirlerinin iine
yararlar veya birbirlerine zarar verebilirlerdi? Toprak nasl bitki yetitirebilir, ve
bitkiler hayvan meyda-
1 2 3

(1) Bunun iin Aristoteles, onlar ayrr gibi grnmekle beraber, nousla psyfche'yi
ayn ey saydndan dolay Anaksagoras'a itiraz ediyor (De anima, 1,2).
(2) Aristoteles, Met., 1,4, 7. Kr., Platon, Phaidon, s. 98 B.
(3) Simplikios, n Phys., 32, 33. D. L., IX. Mullach, I, s. 252 ve d.
POLLONAUDOGENES, VB. 35
na getirebilirdi? u halde, eski fizikilerle beraber, her eyin ayn cevherden
geldiini ve gene oraya dnmeye mahkm olduunu itiraf edelim fi).
2. ARKHELAOS
(
-
2
\ Anaksagoras'n rencisi olan, Atinal veya ba-
kalanna gre, Miletoslu Arkhelaos, hocasnn atomizmini kabul ediyor, fakat
sisteminin dalist ekilde yorumlanmasna itiraz ediyor. Su, altn, demir gibi, no
us da ayn eydir. Bu cisimlerin birbirlerinden ayrldklar gibi, o da o cisimlerden
ayrlyor. Altn demir deildir, ama demir ve altn, her ikisi de maddedir. Bunun
gibi ruh, ne altn ne demir olmakla beraber, bundan dolay daha az madd
deildir, basit bir ey olmamakla beraber, o, var olanlar arasnda en incesi, en
rakd, en yakalanamyandr. Birleik olmyan bir cevher, hibir eyden
olumayan ve *u halde var olmyan bir cevherdir. u halde madde ve
cevher ayn anlama gelen kelimelerdir.
3. ATOMCULAR. Leukipposun @) ve rencisi onial fizikilerin en
bilgini ve eski materialist W okulun efi, Abdera (Trakya) Demokritosun (
1 2 3 4
5
) (M.. 420) doktrini de, genel teziyle byledir. ok ve nemli olan yazlan ne
yazk ki kaybolmutur. Fakat bunlann paralan kalmtr ve aracsz kaynaklar
yerine, Lucretius'un iirinde atomcu prensiplerin aklanmasn bulmaktayz.
Anaksimandrosun, Diogenesin, Anaksagoras'n tabiat ve maddenin
meydana gelii hakkmdaki biraz belirsiz doktrinleri, Demokritosta aklk
kazanyor. O, Anaksimenes ve Diogenesie beraber btn cisimlerin homojen
olduunu sylyor; ama Anaksagoras'la birlikte, maddeyi kendiliinde
farksz, sonsuz kk ve sonsuz sayda molekllere aynlm sayyor, bunlar sra
ile birleerek ve aynlarak, eyann meydana gelmesine veya yok olmasna neden
olurlar. Yer kaplamyan bir ey hibir ey olmadndan, matema
(1) Mulach, 1,254. '
(2) Diog. L., 11. Simpl., tn Aris. Phys., f. 6.
(3) Aristoteles'in ve Eskian sz birliiyle, rencisi Dcmokritos'la beraber
atomcu .
sistemin kurucusu olarak andklar bu filozof, bazlarna gre Abdera, bazlarna gre
Mi- letos'lu veya Elea'ldr. Esasen hayat hakknda hibir bilgimiz yoktur, ve eser
sanlyor. _ ' _ (4) Materialist diyoruz, atomcu deil. Gerekten atomculuk, isim olarak deilse bile,
hakikatte Anaksagorasa ve onun khremata apeira kai plethos kai smikroteta (her ey
miktarca sonsuzdur ve sonsuz kktr) teorisine kadar kar.
(5) Aristoteles, Met1,4. De ccelo, III, 2. De anima, 1,2, muht. Sekst. Emp., Adv,
mmh., VII, 135. - >iog. L. IX. Lucretius, De reritm natura. sk. Klem. Stromata.
Mullach, 1, s. 230 ve d R. ve P., s. 154 ve d. Demokritos'un eserlerinden kalan
paralar, Burchard (Minden, 1834) ve Lortzing (Berlin, 1873) tarafndan toplanmtr.
XVII. yzylda bilim ve felsefenin yenilemesi zerine D.un etkisi hakknda, bak. Loewen-
heim, Der Einfluss Democrits auf Galilei (Archiv jur Gesch. der Philos., VIII, 2).
36 YUNAN FELSEFES
tik noktalar olmamakla beraber, sonsuz sayda olan bu molekller
blnmezdirler {atoma). Bunlar kimyasal nitelik bakmndan birbirlerinin
ayndrlar (to genos en), byklk (megethos) ve ekil (skhema) bakmndan
aralarnda fark vardr. Akn bir prensipten almadklar, ama zlerinden gelen
srekli bir harekete sahiptirler. Onlar harekete getiren kuvvet zorunlu bir ekilde
etki yapar (kate i ma rme nen, up'anangkes), yoksa Anaksago- ras'm arada
sylemek istedii' gibi, niyetle (nous) ve bir gaye (telos) iin deil. Fakat
Demokritos her trl gaye dncesini atmak ve bazan tykhe kelimesini -
zorunluluk (anangke) anlamnda kullanmakla beraber, tesadf de sisteminden
uzaklatryor. Ona gre tesadf kelimesi, insanlarn olaylarn gerek nedenleri
hakkndaki bilgisizliklerini gstermekten baka bir eye yaramaz. Tabiatta hibir
ey nedensiz deildir, her eyin var olu nedeni ve zorunluluu vardr d).
Eleallar boluu ve bundan tr hareketi inkr etmilerdi. Hareketi kabul
etmek, boluun {to kenon) var olduunu sylemektir. Boluk olmasa, atomlar
birbirlerinden hatt ayrt bile edilemeyecekler, yani var olmayacaklardr. u
halde boluk onlarn varlklarnn zorunlu artdr, ve hareketin art olarak,
eyann oluumunda, dolu {to peleres) kadar nemli bir rol oynar. Bu, gerekte,
materyalizmin madde
1
sine gelip katlan ve Demokritos'un sistemine, en dar bir
surette monist olan felsefelerin tamanuyle nne geemedikleri dalist bir renk
veren ikinci bir prensiptir. Demokritos'un bu boluuna gelince, onu apeiron ad
altnda Pythagoras'ta bulmutuk; bu Pla- ton'un, Aristoteles'in ve Plotinos'un me
onu, Campanella ve Hegel'in nega- tiflii (la negativite) olacaktr; bu,
Demokritos'ta maddenin hareketinin artdr; idealistlerde, dncenin dialektik
hareketinin art olacaktr.
Srekli hareket {aidios kinesis) atomlar bir kasrga {di no s) halinde
srkler, ve bu da onlarn d yaknlklarna, yani byklk ve ekillerine gre
birlemeleri sonucunu dourur; zira kimyasal bakmdan, hepsi homojen
olduklarndan, birbirlerini ne ekerler, ne iterler. Tabi olarak yukardan aa
giden en ar atomlar, meknn derinliklerinde toplanrlar, en ince atomlar
havay olutururlar. Yzeyleri dzgn olmayanlar, sarp, ineli, engelli olanlar
vardr ve bunlar, birbirlerine taklarak, eki ve ac cisimleri meydana getirirler;
halbuki dz yzeyli olan atomlar, duyulara ho bir surette etki yapan cisimleri
olutururlar. Ruh en ince, en dzgn ve -u halde- en hareketli atomlardan
olumutur. Ayr ayr veya az miktarda birikmi iken, ruhu meydana getiren
atomlar duygusuzdurlar, byk kitleler halinde birleince duyma melekesini
kazanrlar. Btn vcuda yaylmlardr; fakat duyumun
(1) Stobaios, Ecl. Phys,, s. 160. Mullach, I, s. 365: Ouden khrema maten ginetai,
alla panta ek logou kai upanangkes...
APOLLONA'LI DOGENES, VB. 37
meydana geldii duyu organlarnda, daha ok sayda gruplar halinde
toplanmlardr: dncenin merkezi olan beyinde, duygularn merkezi olan
kalpte, itihann merkezi olan karacierde. Duyum ve alg btn cisimlerden
kan ve organlarmza giren aknt veya cereyanlar (aporroiai) ile aklanr,
bunlar organlarmzda duyumun vcuda gelmesine neden olurlar ve beyinde,
eyann fikir ve hayallerini (eidola) meydana getirirler.
Duyum bilginin biricik kaynadr ve duyular kanalndan gemiyen hibir
ey dncede yoktur. Fikirlerimiz izlenimlerimizi, yani bizimle d lem
arasndaki ilikileri ifade ederler, i z bizim iin varlamaz olan eyann
kendisini dorudan doruya bize gstermezler d). u halde duyularmzn eyada
grd nitelikler, renkler, kokular, tatlar asla eyann aslnda bulunan gerek
eyler deil, belki de atom hareketi ve duygu organlarmzn tabiatndan doan
sbjektif izlenimlerdir. Bizim dmzda ve bizde hareket halinde atomlardan
baka bir ey yoktur. Ruhu meydana getiren atomlar tam olarak vcutta kaldklar
srece kendi kendimizin bilincine sahibiz; belli miktarda atom kt vakit uyku,
ve onunla beraber, bilinsizlik hali gelir; hemen hemen hepsi kp ta az bir
miktar kald vakit, zahir lm olur; nihayet, ruh atomlarnn hepsi birden
vcuttan ayrldklar vakit lrz. lm bu atomlar yok edemez, nk atom
blnemez olduundan, z gerei mahvolamaz; lmn yokettii ey, onlarn
bir vcuttaki geici birlemeleri ve dolaysyle bu birleme ile meydana gelen
bireylerdir. Duygu, ayr halde bulunan atomlara ait olmadndan ve ancak
onlarn beyinde ve teki organlarda toplanmalanyle meydana geldiinden, lm,
duyguyu ve onunla beraber ahs ortadan kaldrr.
Tanrlar insandan daha gl bir ekilde organlam varlklardr, ama
lmezlikleri mutlak deildir. lmller gibi atomlardan olutuklarndan, hayadan
insann hayatndan ok daha uzun olmakla beraber, sonunda onlar da genel
kanuna boyun eerler. Ezel ve ebed evrende, hi kimse iin aynca- lk yoktur.
Tannlar bizden daha gl ve daha akll olduklanndan, onlara kar sayg
gstermeliyiz. rnein, ryalarda, onlarla bizim aramzda ilikiler bulunduunu
kabul edebiliriz; ama onlara ait her trl bo korkudan kendimizi kurtarmalyz
ve unutmamalyz ki, ne kadar kudretli olurlarsa olsunlar, bu varlklarn stnde
onlardan daha kudretli olan bir tanesi vardr; g ve yeri idare eden en yksek,
kiiliksiz ve tarafsz kanun, zorunluluk. Tabia-
1

(1) Protagoras tarafndan kabul edilecek olan bu tez, mutlakn bilimi olmak itibariyle
metafiziin inkr, ve, pheciliin (scepcisme), eletiriciliin (eriticisme), pozitivizmin,
agnostisizm'in esasdr. Kr. Aristoteles, Fizik, VIII, I, 7. Natorp, Forschungen z.
Geschiche des Erkentnissproblems im Altert., Berlin, 1884, ve Hart, Zur Seelen und Er-
kenntnisiheorie des Demokrit, Leipz., 1886.
38
YUNAN FELSEFES
tn btn varlklara kabul ettirdii bu kanuna sevinle boyun emeliyiz.
Mutluluumuz ancak bununla kabildir 0).
Herakleitos felsefesi Kratylos'da ve Eea doktrini Gorgias'da olduu gibi,
atomcu materyalizm de Abdera'l Protagoras'da phecilie varyor. Bilgi
vastalar hakknda yapt bilanodan bir an iin cesareti knlan Yunan
felsefesinin, gerekte daha da glenmi, bym, kendi kendisinin bilincine
ermi ve henz yeni el atlan bir inceleme ve aratrma alanyla zihin ve ahlk
lemi zenginlemi olarak kaca feyizli bir bunalm dnemidir bu.
kinci dnem
Eletiri a veya zihin felsefesi
13. Protagoras
. Demokritos'un hemerisi ve dostu Protagoras (
1 2
\ parlak konferanslarla
kendisini Sicilyada ve Atina'da tantt. Bu artk yalnz bir philosophos deildi,
fakat bir sophistes, yan dersleri paral olan bir felsefe hocas idi. Birtakm
yetenekli insanlar onu rnek aldlar ve filozoflarn o zamana kadar okullarn dar
erevesi iinde kalm olan fikirlerini okumu halka retmeyi kendilerine i
edindiler, bunlar, ahlk prensiplerinin esnek oluu ve politeizme kar
inanmazlklar, sophistes ad altnda kendilerini aalatan, ama hmanist ve
ansiklopedistler gibi faydal insanlar olan, zeki vulgarisate- ur-lerdir. Okumu,
zengin, ve pheci genliin yz verdii, ama vatann dinine tutkuyla bal olan
halkn nefret ettii Protagoras, adalan Anaksa- goras ve Sokrates gibi,
kitlelerin taassubuna ve byklerin iki yzllne feda edildiini grd.
Memleketten kovuldu ve yazlan genel meydanda yakld (411). Karara neden
olarak zellikle peri theon adl kitabnda tannlann varl hakknda dile getirdii
phe gsteriliyordu.
(1) Bak. Burchard, Demokritos'un ahlkndan paralar (aln..) Minden,
1834. Li- ard, De Democritis philosophia, 1873. Genellikle atomculuk hakknda, bak.
Ldopold Mabilleau, Histoire de la philosophie atomistique, Paris, Alcan, 1895.
(2) Platon'un Theaitetos'u. Dog. L., IX. Sekst. Emp. Hypotyp., I, 217.
Adv. malhem., VII. Ritter ve Preller, s. 183 ve d. J. Geel, Historia critica sophistarum,
qui Socratis cetate floruerunt, Utrecht, 1823. Vitringa, De Prot. vita et philosophia,
Groen., 1858. Yalat, Essai historique sur les sophistes grecs (Investigateur, Paris, 1859).
PROTAGORAS
39
Protagoras'm phecilii, yle bir tasmn sonucudur ki, Herakleitos'un
panta reisi bunun byk nprmesini ve Demokritos'un sansalizmi kk
nermesini oluturur. Duyulur lem srekli bir deimedir, duyular bize ancak
gelip geen eyi gsterirler, deimez, zorunlu, evrensel olan deil. u halde
doruyu renmek iin, bunu aldatc duyulardan stn bir kaynaktan almamz
lzmdr: dnce, akl. Fakat ite Demokritos'un gsterdii gibi, dnce, esasl
bir surette kendisinden farkl olmad duyumun uzantsndan baka bu deildir.
u halde eer duyum deiici, pheli, aldatc ise ve bilginin hmem kaynan
oluturuyorsa, bundan her bilginin zorunlu olarak pheli olduu sonucu kar.
Herkesin bildii sadece kendi duyumlardr. Hissettiimiz ey bilim iin vardr.
Duyumda bize verilmemi olan ey, birim iin yoktur. Duyumlar tarafndan
grlmemi olduklarndan, atomlar, Demokrtus'ji bakmndan bile, mutlak
deeri olmyan bir hipotezden baka bir e> deildir, ve Anakpgoras'm
tohumlan, Empedokles'in elemanlar, onie olsusunun pr em iplet i hakknda da
ayn ey sylenebilir. nsan iin doru, ancak grd, duyduu, hissettiidir, ve
duyumlar kiiden kiiye deitiinden, birinin mavi dn bakas yeil,
birinin byk grdn bas kas kk grdnden, bundan ne kadar kii
varsa o kadar da ha- i ikat olduu, bi evin dorunun (le vrai) ve yanln
(lefaoc) ls olduu (ponton khr et mittin metron anthopos, ton men ontonos
esti, ton de oukon- ton o\ / 'tk esrin o>\ evrensel hakikati ar, btn insanlar iin
geer prensipler bulunmad, vv> a hi olmazsa, bizim iin, bir metafizik veya
ahlk tezinin mutlak suretle dora olduunu tanyabilmemize yariyan kesin iaret
(krte- ron) olmadjt sonucu kar. Birey hakikatin ls ve iyinin lsdr;
filn nisan i m laydal olan bir hareket bir bakas iin zararl olur, o, birincisi
im iyidir, kincisi iin ktdr. Teorik hakikat gibi pratik hakikat da rla- tf b
eydir zev k, miza, eitim sorunudur. u halde metafizikiler arasndaki
kavgalar tamamvle bo ve lzumsuzdur. Bireysel olan duyum olayndan baka
ncrhang bir olguyu gzlemlemek bizim iin mmkn deildir, olgunun her trl
duyulur alg dnda kalan ilk nedenlerini veya artlarn bilmemiz OK daha az
mmkndr.
u haide insan kendisi iin eriilmesi mmkn olan biricik eyle, kendi
kendisiyle urasn! lk nedenler hakknda faydasz dncelerden vazgeerek ,
melekelerim, netice itibariyle tek nemli sorun olan mutluluun artlan soniiiu
azc inde toplasn! Mutlu olmak, kendi kendini ve bakalann ynetme km ,
kendi kendinyynetmek, erdemli olmaktr; u halde felsefe, erdemli olmak
semandr. Bakalarm ynetmek iin gzel sze dkn ve esas jckle feda
etmeye daima hazr olan bir toplumda hatip olmal, yani iyi dnmek ve iyi
sylemelidir. u halde felsefe iyi dnmek ve iyi syle-
yDiog.L.,lX,51.
40
YUNAN FELSEFES
mek sanatdr. O, u ksmda zetlenir: pratik ahlk, diyalektik, hitabet.
onia ve Elea okullarnn phecilik heveslerinin topland doktrinler,
felsefede esasl bir hakikatin abartlmasdr; yani, objektif denlim olgu, kelimenin
bilimsel mlmnyle fenomen
}
fenomen olarak benim duyumumdan, algmdan,
dncemden ayr mevcut deildir, ona birlii, ly ve netice itibariyle, ey
yahut fenomen olarak gereklii veren odur. Byle anlalnca, Protagoras'n
sz tamamyle dorudur ve hakikaten algy alandr ki, yani meridir ki, her
eyin lsdr. Onun aznda her eyden nce ahlk konulara uygulanan bu
paradoks ve onun sonucu olan Sokrates'in gnotli se- auton'u (kendi kendini bil),
eski felsefe tarihinde yeni bir devrin balangcdrlar. Bunlar, dncenin kendi
kendinin bilincine sahip olarak kuraca daha salam yeni binalara yer
hazrlamak iin gemii ykarak, eletiri an ayorlar.
Protagoras ve sofistlerin yaptklar eletirinin sonular, ok ve verimlidir.
Bu, politeizmin dayand zihinsel temelleri ykyor ve Sokrates'in, Pla- ton'un ve
stoallann dinine yol ayor. kinci olarak, fantezist dncenin safdil
dogmatizmini ykyor ve, diyalektii ve sofizmi gereinden fazla kullanarak
dnceyi, kendi kendini, mekanizmasn, metotlarn ve kanunlarn aklamaya
zorluyor. Tasmn nitelii ve ekilleriyle uramadan felsefe, usavurmalarda
bulunuyordu; grmenin ve iitmenin mekanizmas hakknda en ufak bir fikre
sahip olmadan gren ve iiten milyarlarca canl varlk gibi indiiksiyon ve
dedksiyon yollarn aratrmalarnn konusu yapmad halde, indksiyonlar ve
dedksivonlar yapyordu. Selistik, drmeyi zorlad halde ve zellikle bu
zorlamalarla, bi olduu kanunlarn bilincin, ve onlar tahlil etmek fim at m ona
veriyor ve briece, sistem haline getirmek erefi Aristoteles'i ait olan mantk
bilimini hazrlyor. Ve dnce lemiyle birlikte, onun arlmaz kabuunun, dilin
t te tahinini yaratyor: gamcr, sentaks, kelimenin en gen:s nnlamyle filoloji.
el!* verdii nem ve szn kullanlmasnda gsterdii zenle, yunan dilini
kmmk bir hale koyuyor ve onu dncenin PlamVn diyaloglarn la tri g;ir
greceimiz Isa\ret verici arac yapyor. -
Protagoras'n hat"m anthropre kek nesiyle, genellikli Imnu deil, bireyi,
insan zihnini d bir tek insan zihnini kastetmesi, ve dolnvsylc ne kadar birey
varsa, do: *- u.m v- ymiu da o kadar l'm olmn.nt kabul etmesidir. Eski
filozofu y , riLf o da, bir yandan bireyler arasnda bulunan fizyolojik ve zihin
mi farklar, br yandan duyumun yalanlarm olduundan fazla bytr. O
zamandan beri bilimin kantlad evi, duyularn verilerini'hirbiriyle
dzeltmenin bilgin iin mmkn olduunu hikniyer, ve bu kansndan dola
halk katn objektif bir ls olduunu inkar ermek yo
SOKRATES 41
luna sapyor. nsan akln ve onun esasnda herkeste bir olduunu bilmiyor,
insan'/ar onun insan grmesine engel oluyor, ve bylece, yalnz eski inanlar ve
metafizii ykmakla kalmyor, fakat daha tehlikelisi, toplumsal dzenin
esaslarn, devletin bizzat temellerini rtyor; nk, onun bakmndan, ahlk
yalnz bireysel olabilir ve tek kiinin, bireyin, atomun her ey olduu yerde, artk
devlet, toplum, herhangi genel bir ey bulunamaz!
Sokrates eletirisini ite bu esasl nokta zerinde yapacaktr.
14. Sokrates
nce babas gibi heykeltra olan, sonra sofistlerin derslerinin felsefeye
kazandrd Atinal Sokrates d) (469-399), onlar gibi, kendisini genliin
retim ve eitimine vakfediyor. ok irkin olduu halde, bu, ondan baka
herhangi birisine Atmallarn sempatisini kaybettirebilirdi, - adalan ve
zellikle gen kuak zerinde, olaanst byk bir nfuz kazand. nee
r
zeki,
son derece atdque olan konumas, ahlk fikirlerinin ykseklii, siyas
paradokslarnn pervaszl, her hali, yz mstesna, sanki kendine ekmeye ve
bylemeye yaryordu, ve rencilerinin hayret ve takdirini son dereceye
karan_ey, onun fikirleri uruna isteyerek katland lm oldu. Paraya olan
dknlklerini eletirdii sofistlerin dman olmakla birlikte, tanmmyacak
kadar onlara benziyordu. Onlar gibi, metafizie, ateizme gtrdn syledii
tabiat bilimine, ancak bo ve faydasz dncelerden ibaret grd matematie
ilgisiz kalyordu; onlar gibi ve hakik Atinal olarak, mnevi insann ve onun
llerinin incelenmesini eitimin,merkezi yapyordu; gene onlar gibi, Devletin
dini ve tekilt hakkandaki tavr ve hareketinin serbestlii bir tarafa braklsa
bile, zihnin ekl (formel) kltrn, gerek retim ve eitimin ok stnde
tutuyordu. u halde, biraz hakl ola-
1

(1) Kaynaklar: Ksenophon, Les Choses memorables de Socr. ve len. Platon.
Sokrates'in Savunmas; Phaidon; Phaidros; Menon; Theaitelos, vb. Aristoteles, Met., 1,6
ve muht - Cicero, Acad., 1,4,15 ve muhL R. ve P., s. 192 ve d. Frcrct. Observati- ons
sur ies causes de la condamnation de Socrate (Mim. de VAcademie des inseriptions el
belles-leitres, c. 47 B.). A. Ed. Chaignct, Vie de Socrate, Paris, 1868. A. Fouillee, La
philophie de Socrate, 2 c., Paris, 1874. E, Boutroux, Socrate, fandateur de la selence
morale (Comptes rendus de l'Acad, des Sc. mor. et poi, 1883). K. Joi, Der edile und der
xenophonlische Sokrates, Berlin, 1893. A. Dring, Die Lehre des Socrates ais soda-
lesReformssystem, Mnih, 1895. K. Joci Memorablest inanlan lyacan ve Ksenop-
hon'un Sokra tes'inin Ansthenes ve kiniklerin doktrinlerini gizi i yen bir isim olduunu
syledii halde, Dring, kendisine gre eseri her eyden nce bir sosyal reform denemesi
olan Sokratesin bu portresinin doruluunu, gelenee uyarak kabul ediyor.
42 YUNAN FELSEFES
rak, onu sofistlerle kartrdlar, ve sras gelince, muhafazakr demokrasinin kini,
ondan da cn ald. Aristophanes, devrimciye ilk hcumu yapt.
. Bulutlar'da onu din ve siyas bakmdan pheli gsteriyor ve gln hale
koyuyor. Otuz mstebidin dmesinden sonra, Devletin tanrlarna inanmamak,
baka tanrlar kabul etmek ve genlii bozmakla sulu tutularak baldran zehiri
imeye mahkm edildi (399).
Yaz brakmamakla beraber, kendisine hayran iki tilmizin, Ksenophon ve
Platon'un onun hakknda izdikleri portreler sayesinde, onu kendinden nce
gelenlerden daha iyi tanyoruz. Hakikatta bu iki porte birbirine hi benzemiyor.
Choses memorablesm Sokrates'i bir metafiziki olmaktan ziyade reform
isteyen bir ahlkdr; dieri, Herakleitos'un, Parmenidesin, Anaksagorasin
rakibi, ayn zamanda ince ve derin bir dnrdr. Bu ztlk, en ok akla yakn
olarak, Ksenophoriun staddan anlad taraf ve netice itibariyle iyi anlad
taraf bize gstermesi, ufku Sokrates'inkini aan Pla- ton'un onun doktrininin
metafizik nemini bytmesi ve onun adn bizzat kendi fikirleri iin bir maske
gibi kullanmas eklinde aklanr. Bereket ver- - sin ki, iki tilmizin ok ayrntl,
ama bazan kesin olmyan verilerinden baka, ksa olmakla beraber, hi olmazsa
tarafszl kesin olan Aristoteles'in hkmne sahibiz ri).
Sokrates'in felsefesinin hareket noktas, Protagoras'n \e mrinkrin
pheciliinden baka br ey deildir. Btn bildii, lbi- bilmediidir ve fazla
olarak, fizik bilimleri alannda kesinliin imknsn - Lluuna inan- ' mtr.
Bununla beraber, kozmolojide pheci olduu haldm rilk alannda artk byle
deildir. O fikirdedir ki -ve bu, yzylnn d.esine katt pozitif ve yeni
unsurdur evrende bilinebilen ve tamam cric bbnri r bir ey vardr:
Delphoi tapnandaki kendi kendini kil sozmu* on.
;
gs.edil bu ey, insandr.
Eyann zne ve balangcna ait sorunlar vzemvomak, hi olmazsa, ne
olmamz lzm geldiini, hayatn anlam v-> grnvrii, ruh
:
n en yksek iyiyi
bilebiliriz, ve biricik salam ve faydal erin ua bu bilgidir, nk biricik mmkn
olan odur. Ahlkn dnda asla ekici m Leb yoktur.
nsan, bilime gerek konu olarak gstermekle, phesiz Sokntes re bir
antropolojiyi, ne de hatt kelimenin yeni anlamyE bir psikoloji)
t
kastetmi
deildir. Szn etmek istedii ey, ahlki fikirlerin met kez
5
riuak bakmndan
ruhtur. Fakat Aristoteles'e gre, Sokntes. > aratr>
s
mdugu mi baka bilim
tanmyorsa, onun gznde elik evrense
1
da_ anar,
hakik, kesin, pozitif bir bilimdir. Gerekten de grnte mam te s Pro-
goras grn ve her eyin ls insan prensibini ama m Ericat bjtik
1

(1) Met., 1,6., XIII, 4. Top., 1,2. Eth. Nik., e. yer. Kr. Joel ve Doeringin
ad ge en eserleri Natorp, Protagoras u. sein Doppelgnger.
SOKRATES 43
sofistin ahlk bir bilim deildi, nk o herkes iin geer olan prensipleri kabul
etmiyordu, Protagorasa gre her eyin ls olan insan, zel, mmkn,
deien eylerinde gz nne alman bireydir, yoksa, zihinlerin ortak esas,
ahlk dncenin deimez ve zorunlu unsuru olmak itibariyle birey deil.
Btn insanlarn bu temel tabiatna o inanmyor. Ahlak fikirler, onun istedii
gibi objektif ve mutlak meyyideden yoksundurlar; iyi, adaletli, doru, biricik
itiraz kabul etmez bir surette hkm veren bireysel takdire baldr; u halde ne
kadar birey varsa o kadar ahlk vardr, yani ahlk yoktur; byle olunca toplum
denmeye lyk bir topluluu ne zerine kurmal? Sofistleri aldatan ey, insan
fikirlerinin, hkmlerinin, duygularnn farkl olmasdr. Bu farkllk ancak
grnte ve sathdir. Ahlk fikirler, kiinin grenekleri altnda sakl ve sanki
uyumu gibidirler; fakat herkesin iinde, hakik her toplumsal dzenin temeli
olan iyi ve doru olana kar ayn eilimleri bulmak iin, eitim yoluyle, onu bu
asalak kabuktan soymak yeter.
u halde Sokrates'in meziyeti hi olmazsa ahlkta, zelden geneli
karmaya, bireyselden toplumsala ve evrensele ykselmeye alm olmak,
fikirlerin alacal okluu altnda, herkesin doru ve deimez/feri'ni, yalanc
diyalektikiler 0) tarafndan yolu artlan genel vicdan yeniden bulmu
olmaktr. Entelektel anari ortasnda, dnceye, sonu karmay, tanm
yapmay retiyor veya kelimelere gerek anlamlarn vererek, fikirlerin
karklna bir son vermeye alyor (
1 2
). rnein Tanr fikri tanmlanmad
srece, ayn derecede kuvvetle teizmi ve ateizmi savunmak kabildir, eer
Tanrdan anlalan ey, lemi idare eden bir ve blnmez Tanrsal bilgelik (la
Providence) ise, teizm; eer Yunan hayalgcnn Olympou doldurduu bu
insana benzer (anthropomorphes) varlklar anlalyorsa, ateizm hakl kacaktr.
u halde esas, kelimeler zerinde anlamakt, ve bunun iin de onlar kesin
olarak tanmlamak gerekiyordu ki, Sokrates bunda son derece usta idi.
Ksenophon diyor ki (
3
h iyinin ve ktnn, dorunun ve erinin, akllln ve
deliliin, cesaretin ve korkakln, - devletin ve vatandan ne olduunu
durmakszn incelemeye ve belirlemeye urard. Bu tanmlan dinleyicilerine
hazr yaplm olarak vermezdi; sansalist Protago- ras'n aksine, ahlk
fikirlerin btn ruhlarn iinde bulunduuna, herkesin zihninin hakikatla dolu
olduuna, retimin ona yabanc hibir ey vermediine ve orada tohum halinde
olan uyandrmak, alamak, gelitirmekten baka bir ey yapmadna
inandndan, mnevi dourtucu olmakla yetiniyor ve dinleyicilerini, hakik
tanmlan bizzat bulmaya sevketmekten zevk
(1) Herakeitos'un koinos logosu.
(2) Aristoteles, Met., I, 6; XIII, 4, 8-9, 35; Top., I, 12.
(3) M em., I, 1,16.
44
YUNAN FELSEFES
alyordu. Hi kimse, hibir zaman, ondan daha iyi hoca olmad. Annesinin- kine
benzetmekten 0> zevk duyduu sanatm, genel meydanlarda, gezinti yerlerinde,
atlyelerde, zeki bir yz karsnda bulunduu her yerde icra ederdi. Tesadfn
rencileri yapt kimselerin ou kez nemsiz bir soru ile yanma yanaarak,
nce bilgileri nnde eilmekle ie balyor; sonra, yava yava, ustaca ortaya
att birtakm somlarla, iyice bilmediklerini yahut hi bilmediklerini itirafa onlar
mecbur ediyor ve sorularna devam ederek,
. onlar gerekten renmeye yneltiyordu. Sokrates'in karsndakilerin bilgince
iddialarn hie indirmekte kulland ve Sokrates alay (l'ironie soc- ratiquc)
denilen nl diyalektik hakknda, Platon'un diyaloglar bir fikir vermektedir.
Dersleri zaten tamamyle pratik bir ama gtmektedir. Etrafna ahlk
yaymak; o, ite sadece bununla uramaktadr. Fakat sofistlerin ahlk, bireyi ve
bireyin refahn gzettii halde, onun en yksek derecede toplumsal ve
insaniyeti olan ahlk, genel iyilii, vatan, devleti gz nnde bulundumr. O,
eer zihinlere k vermek, onlar doru dnceye ve gerekten bilmeye
ynelmek istiyorsa, bu, onlar bilgin yapmak iin deil, fakat insan, vatanda
yapmak iindir (
1 2
). Bilim, tpk birey gibi, onun iin bir aratan baka bir ey
deildir; kendisine doru gidilmesi lzm gelen gaye, iyilik ve adalet kavram
zerine kumlan ve en iyi, en doru, en akll olanlar tarafndan ynetilen
mkemmel toplumdur (
3 4
X Fakat bilim ancak bir ara ise, iyi yaamann, iyi
vatanda ve devlet adam olmann zorulu aracdr. Bilmekle istemek arasnda sk
bir ballk olduu, insann iyi dnd, bildii ve anlad lde iyi hareket
ettii, ahlk deerimizin bilgilerimizle orantl olduu, Sokrates felsefesinin hatt
en temel prensibidir, ve bu prensipten, onu baka felsefelerden ayrdeden teki
tezler tabi olarak kmaktadr: erdem renilir; birdir, yani her eyde erdemli
olmadan bir noktada erdemli olmaya, her yerde kusurlu olmadan bir noktada
kusurlu olmaya imkn yoktur; nihayet, bir kimse bildii iin deil, fakat
bilmedii iin ktdr, ktlk, bilgisizliin sonucudur W.
Bundan baka, Sokrates'in ahlk, Pythagoras'n idealizmiyle onia
okullarnn sansalist ve materyalist eiliminden ayrlamaz olan eudemo- nizmin
(mutluluk ahlk) ortasnda yer alr. Sokrates hi de ilecilik taraftan (ascete)
deildir; ideali arar, fakat onun duyulur bir ekilde grnmesini ve ahlk gzelin
(to kalori kagathon) fizik gzellikte aksetmesini ister; tabiata
(1) Platon, Theaitetos, 149 A, 151. Mem., IV, 7,1.
(2) Mem,, I, 1,11. Aristoteles, Met., I, 6; XIII, 4. Depart. anim., I, 1, 642.
Cice- ro, TuscuL, V. 4.
(3) Mem., I, 2,9; VI, 6, 12.
(4) Mem., III, 9; IV, 6. Aristoteles, Et. Nik., III, 1; IV, 13.
SOKRATES 45
ba edirmeye, onu zeknn emri altna koymaya, ona mutlak efendi olarak
hkmetmeye alr, fakat onu bomay uzaktan bile dnmez d). Her eyden
nce Yunanl ve Atmal olan Sokrates, d gzellikleri o kadar ok duymaktadr
ki, kendisinin de itiraf ettii gibi, maddenin srklemelerine kar
durmakszn savamak zorundadr.
Protagoras biiminde bir libre penseur olmamakla beraber, din alannda,
mitolojiyi ve anlatt efsaneleri reddetmek hususunda sofistlerle ayn fikirdedir.
Hatt spiritalist inanc hurafelerden kurtulmu deildir. Tabi- atst'ne (le
sumaturel), uluslar koruyucu ve bireylere esin verici cinler (dairnonia) gibi yksek
varlklara inanr. Fakat Tanrsal bilgeliin evrensel olduunda kuvvetle srar
ederek, Atmallarn zgclne dokunmakta ve stoacln ve hristiyanln
ileri srecei insanlk ve evrensel dayanma fikrine yol amaktadr Of
Ksaca sylemek gerekirse, etikin yaratcs, yeni zamandaki rnei Im-
manuel Kant'tan teorisyen olarak ok aadr. Bu bakmdan hreti, ahsndaki
nfuz ve lmndeki kahramanlk sayesinde, kendinden nce gelen birinci snf
filozoflarn zararna olarak, lzumundan fazla ykseltilmitir. Fizyolog'lardan ve
hemen btn byk dnrlerden farkl olarak, hibir ey yazmayp yalnz
tehlikeli ve dinsiz bir dnceye kar deil, matematik bilimlere kar bile bizi
hayrete dren bir kmseme gsteriyor; ve her halde Ksenophon'un ona
atfettii belli bal birka doktrinle geleneksel tarihin ona ayrd yer arasnda
nisbetsizlik vardr. Bununla birlikte, o, yine de dnyadan geii en devaml ve en
verimli izler brakan yol gstericilerden biridir. Onun lmez eseri, vicdana,
deve, bir kelime ile ideale lyk olduu erefli yeri vermek, kiisel kardan
baka ahlk kanun, baardan baka iyinin ls olmad aka iln edilen bir
devirde, ideali uygulamak, gerekletirmek, adet yaamak olmutur. mdi
devin mutlak olduunu sylemek bamsz ahlk yaratmaktan daha fazla bir eydi, bu,
sonu olarak, ahlk temdi zerinde metafizii yenilemekti; nk, Sokratese ve
Kant'a ramen, insan dncesi nce verdii hkm inemeden, pratik alannda
mutlak kabul edip teoride onu inkr edemez.
Ye gerekten, tilmizlerden bir ksm, ve zellikle Aristippos ve Antlst-
henes, eski okullarn metafizik dnceleri yerine ahlk Sokrates'i devam
ettirdikleri halde, Eukleides ve Platon gibi bakalarnn, Sokrates felsefesinin en
yksek iyi'sini Eleallar'n mutlakyle, ahlkn gaye'sini metafziki- lerin ilk
nedeni ile birletirdiklerini ve bylece, treler felsefesiyle tabiat felsefesi
arasnda sofstiin koparm olduu ba yeniden kurmu olduklarn gryoruz.
1 2

(1) Platon, len, 176, 214. 220.
(2) M em., 1,4, 18; VI, 13. Kr. Platon, Phaidon, 96 ve d., Devlet, VII, 529.
46 YUNAN FELSEFES
15. Aristippos ve Hedonizm Antisthenes ve Kinizm
Eukleides ve Megara okulu
1. Sokrates'in okuluna gemeden nce sansalist sofist olan Kirena'l
Aristippos ri) bu okulda teorik grn muhafaza ediyor. Demokritos ve
Protagoras'la beraber, btn bilgilerimizin sbjektif olduklarm ve eyann aslnda
ne olduunu bilmenin imknszln iddia ediyor; grlen ve bilinen eyle
Kant'n kendiliinde ey'ini (chose en soi) yani, duyumlarmzn bilinmiyen ve
hibir suretle bilinmiyecek olan nedenini (to empoetikon tou pathous) <
2
) ok
byk bir aklkla birbirinden ayryor. Bunun gibi, ahlk, Sokrates'in
prensiplerinden ok Protagoras'nkilere uygundur. Hayatn son gayesi, ona gre
haz'dr (hedone). Kaba bir hazclktan ibaret olmyan dokti- rinine verilen
hedonizm ad buradan geliyor. Bu esasl noktada Sokrates'in ve onun ahlk
prensiplerinin tilmizi olarak hareket ediyor ve bireysel eneinin akl adna hareket
ederek duyularn srklemelerine kar koymas sayesinde, hazda lll
istiyor. Ekho ouk ekhomai yahut, latin airinin, Aristippos'un bu kuraln evirdii
gibi:
... Mihi res non me rebus subjungere eonor @).
(Kendimi eyaya deil, eyay kendime baml klmaya alyorum)
diyebilecek ekilde, her eyde kendi kendimizin hkimi olmalyz, diyor.
Hazlar hiyerarisinde, ruhun zevkleri, dostluk, baba, evlt muhabbeti, gzel
sanatlar, edebiyat, ehvetin geici heyecanlarndan nce gelir, ve bilgenin asl
aramas gereken ey, bir saniyelik haz deil, devam eden sevin, srekli hal
olmak itibariyle ahlk memnunluktur (khara, eudaimonia). te yandan,
Aristippos ye taraf tarlan, her hareketin nedeninin mutlu olmak istei, ve
gayesinin verdii zevk olduu noktasnda sofistlerle beraberdirler. Din
sorunlarda, Protagoras'la aralannda ayn beraberlik grlr, kararl libre
penseufler olan hedonistler, okumu snfta kalan politeizm inancn da
baltalamaya yardm ettiler. Dinsiz denilen Kireneli Theodoros W, Tanrlar
hakknda adl bir kitapta, aka ateizmi retiyor. Baka bir hedonist, Evhemeros
(
1 2 3 4 5 6
), heyecan uyandran bir yazsnda (iera anagrapse) tamla-, nn,
lmlerinden sonra tanr mertebesine karlm kahramanlar, kr allar,
(1) Diog. L., . Sckst. Emp., Adv. math., VII. 191-192. H. v. S tein, De phiiosop-
hia Cyrenaica, Gcettingcn, 1855.
(2) Sekst. Empir., Adv. mat hem., VII. 191.
(3) Horatius, Epitres, 1,1, m. 10.
(4) M.. 310'a doru: Phaleronlu Dcmetriosun ve Ptolemaios Fin ada.
(5) M.. 310'a doru.
(6) Bunun paralar Diodoros ve Euseb.ios tarafndan saklanmtr.
AR.STPPOS VE HEDONZM 47
mstesna insanlar olduklarn iddia ediyor. Bu teoriyi, birok Romallar ve hatt
paganizmin kendi aleyhinde bu kadar kuvvetli bir silh ellerine vermi
olduunu grmekten memnun olan hristiyanlar kabul etmilerdir. Ne kadar
eksik olursa olsun, derinletirilmesi ve gelitirilmesi imdiki devre nasip olan
dinler biliminin temelini bu teori atm oluyor.
lk bakta artan, ama ok tabi olan bir gelime sonucunda, peisitha-
natos (intihara srkliyen) lkab verilen H'egesias'm d) felsefesinde hedonizm,
pesimizme dnyor. Bu gelime hedonizm prensibinin mantnda
bulunuyordu. Kirene okuluna gre, hayatn gayesi hazdr. Bazlarna gre, nn
duyumu (hedone en kinesei), baka bazlarna gre, srekli haz, yahut
mutluluktur (khara-eudaimonia). mdi, deney gsteriyor ki, her yaayta elem
hazdan fazladr ve felketle kark olmyan mutluluk bir kuruntudur. u halde
hayatn gayesi elde edilmemitir ve edilemez. u halde hayat deersizdir.
Nihayet, u halde lm ona tercih edilmelidir, nk, negatif mutluluk, elemin
mutlak olarak ortadan kaldrlmasndan ibaret bulunduuna gre, hi olmazsa o
bi/e mmkn olan biricik mutluluu verir Hegesias byle dnor ve hazdan,
sevinten mutluluktan baka hayatn gayesi (telos) olmadm syliyen her
kimse de byle dnmelidir. Hayatta daha yksek, yan ahlak, iyi, devin
yaplmas, erdemin kendi kendisi iin yaplmas gibi bu" gaye tanyanlar iindir
ki ancak hayatn gerek bir deeri vardr, ba^ka hu deyile onu kendiliinden bir
gaye deil, ancak bir ara gibi dnen. yan tek kelime ile idealist iin hayatn
deeri vardr. Bu bakmdan en yksek iyi erdemdir; erdem ise ancak yayan
varlk iin mmkndr; erdemin yan en yksek iyinin arac ve zorunlu art olan
hayat, summum bonum deilse bile, rlatif bir iyiliktir. u halde ahlk idealizm
zorunlu olarak pesimizmi imkn Sz klar, . . "
K,rendi Annkeris'de A'
1
bir lde optimizme dnen hedonizm okulu,
Aistppos'u ahlkini Demokritosun fizii ile tamamlyan Epikuros'un okulu ile
devam eder.
2. Andsthenes N), Sokrates'in idealist eilimleri, Atinal Antisthe- es'e
devan myvor ve sen haddine varyor. Kendisi Kynosarges jimnazm- da
konferanslarm verdii iin, kinik denilen okulun kumcusudur. Kural udur;
erdem iin erdem, btn hareketlerimizin son ve biricik gayesi, erdemdir, edem
en yksek iyidir. Onun izinde giden kinikler, kendilerini arla kaptrp hazzn
bir ktlk olduunu, madd ve hatt zihn btn zevklerden kendini lamarnyle
uzak tutmak sayesinde ancak erdemli olunabile
* 2 3 4

ni Ptolemaios, Fin ada.
(2) Cicero, Tusc., 34. A malis mors abducit.
(3) M.. 30'e dora. Bak. Diog. L., II, 93 ve
(4) Diogcnes L., VI.
48
YUNAN FELSEFES
ceini iddia ediyorlar, zihin kltrn ve bilimin kendisini, bir ktlk sayarak
atmaya kadar varyorlar. Toplumsal hayatn zevklerini kmseyerek,
ehirliliin en ilkel kurallarndan vazgeecek ve nihayet hi olmazsa prensip
bakmndan devletin kanunlarna isyan edecek kadar ileri gidiyorlar.Antik an
bu Rousseau'lan disiplinli ve uygarca bir hayat yerine tabiat halini, milliyetilik
yerine kozmopolitilii koyuyorlar. Bu, sofistler ve S o kr ate tarafndan iln
edilerek teoriden olgulara geen bireysel bamszlk prensibidir. Bununla
beraber btn kinikler bu kadar radikal deillerdir ve Antist- henes'in tilmizi
Sinoplu Diogenes'in bilinen hayat hikyesinde, hcum etmeye ve
glnletirmeye tabi bir eilimi olan halkn muzipliini de hesaba katmak
gerekir.
Tilmizlerinin abartmalanyle tamamyle, eklini deitirmi olan An-
tisthenes'in ahlk idealizmi, yeni ve bu kadar byk bir dvaya lyk bir ekilde,
Zenon'un ve stoallann doktrininde yeniden ortaya kt.
3. Megara okulunun kurucusu Eukleides ), ilk olarak, stadn ahlkna
metafizik bir temel kazandrmaya alt ve bunu Elea felsefesinde buldu.
Parmenides'le beraber varln birliini, Sokrates'le beraber nous'un ve ahlk
fikirlerin realitesini birlikte kabul ederek, Fichte'nin yeni zamanlarda tekrar
edecei cretli bir sentez ile, varln, pozitif bir ekilde var olan biricik varln,
ruh yahut iyilik olduu sonucunu karyor.' Onun felsefesinden yalnz bu tezi
biliyoruz. Fakat bu, Attike filozoflar arasnda, ona ayr bir yer vermeye yeter,
nk Sokrates'i Platona balyan birletirici izgidir. Stil- pon'un Ol nl kld
Megara okulu ve Sokratesn sevgili rencisi Phaidon O) tarafndan kurulan Elis
okulu, diyalektiin gelimesine baar ile altlar, ama ok gemeden, Platon,
Aristoteles, Epikuros, Zenon okullar tarafndan glgede brakldklarn
grdler.
lk dnemde, felsef ilgi, tabiat ve olu sorunu zerinde toplanmt; teorik
sokratizm, kincisinde hkim olan ruh felsefesi dnemini ayor; bu da,
varlmzn zn ve en son gayesini dncede (Platon ve Aristoteles),
duyumda (Epikuros) veya irad faaliyette (stoaclk) grdne gre (A)
idealizm, (B) materyalizm-eudemonizm, ve (C) somut spiritalizm ekillerini
alacaktr.
()Diog. L., II.
(2) Diog. L., II. Seneca, Ep.,
IV.
(3) Diog. L., ad geen eser.
PLATON 49
A. MADDENN NKRI, DNCENN TANRILATIRTMASI
16. Platon
427'ye doru Messina'l tannm bir ailenin ocuu olarak dnyaya gelen
Atina'l Platon, srasyle Herakleitos'un rencisi Kartylos'un, Sokra- tes'n, ona
Parmenides'i kefettiren Megarai Eukleides'in, matematik fikirleriyle
dncesini derinden etkileyen pythagoraslann rencisi oldu. Cmert dostlar
tarafndan satn alnm olan ve yzyllar boyunca Platon okulunun mal olarak
kalan Akademia'da 385'den mrnn sonuna kadar (347) felsefe okuttu.
Byk bir yazar d, hayata girilen tarafn nemi vardr diyor. Zanaatkar bir
aileden doan ve kendisi de genliinde zanaatkar olan Sokrates,
lgnlklarndan nefret ettii, ama retmeye, ykseltmeye, asilletirmeye
alt o kalabaln arasnda zevk duyard. Kodros'un ve Solonun torununun,
aristokratik De repubca'nm yazarnn, eklin her ey olduunu ve maddenin bir
kir, bir strap, bir engel olduunu kabul eden idealist filozofun, di realiteye
tenezzl etmiyen, vatan ebed ve ezelnin, mutlakn, idealin yeri olan air-
peygamberin, Kilise Babalan'nm, teozoflann ve mistiklerin sevgili stad olmas
mukadderdi. Sokrates'in dncesi, kesin olmyandan, bilin- miyenden,
hipotezden korkan, ykseklii az bir ihtiyatkrla sahiptir; Pla- ton'un
dncesi maceray arar ve gizliden holanr. Bu artk, dnyadan yalnz doduu
mahalleyi ve hayattan ancak onun diliklerini tanyan burjuva deildir; bu,
yabanc bir kalabaln temasndan kaan, ve kulesinin (mano- ir) yukarsndan,
baklarn geni ufukta dolatrmasn seven soyludur.
Platon eserlerini sakladmz ilk, ve onlara btnyle sahip olduumuz
biricik Yunan filozofudur O. Gelenein kendisine atfettii kitaplardan bir ksm
phe gtrmez bir surette, ona ait deillerdir. Parmenides, Sophis-
1

(1) Goethe.
(2) Plton'un Tm eserlerinin belli bat yeni basmlar: Ed. Bipontne (1781-87); Ta-
uchnitz (Lcipzig, 1813 ve d.); Em. Bekker (Berlin, 1816-23); F. Ast (Leipzig, 1819-32); G.
Stailbaum (Leipz., 1821 ve d.); reli i (Zrich, 1839 ve d.); Ctuvres de Platon, Paris, 1873-
1877, Frmin-Didot; Ch. Schncider (grec-latin Paris, 1846-56); K.F. Hermann (Leipz., 1851-
53). Ouvres de Platon, franszca ev. V. Cousin tarafndan, 13 c., (Paris, 1825- 1840).
Platon ve eserleri hakknda bak. Grote, Platon and the olher companions of Soc- rates, 3 c,,
1865, ayn yazar, lllistoire de la Grice. K. Schaarschmidt, Platona ait saylan yazlarn
shhati hakknda inceleme (alm.), Bonn, 1866. A. Fouillee, La philosophie de Platon.
Exposition, histoire et eritip ue de la theorie des idees, 2 c, Paris, 1869; vb., vb. Bbnard,
Platon, sa philosophie, 1892. Ch. Huit, La Vie et TOeuvre de Platon, 1893. Halevy, La
Theorie platonicienne des Sciences, 1896. Siebeck, Untersuchun- gen zar Philosophie der
griechen, 1898.
Felsefe 4
50
YUNAN FELSEFES
tes, Kratylos, Philebos gibi baz lan da phelidir. Eletiri, yeter neden
olmakszn Sokratesir Savunmas'ndm ve Kriton'dm da phe etmitir. Ona ait
olduu her trl cidd itirazdan uzak olan kitaplar dokuz tanedir. Onlar da: 1.
sofistlerin menfaat gzeten hitabeleri karsna, filozofun hakik bel- gatini
koyan ve urat esasl sorun, grnmiyen lemin bilgisi olan Pha- idros; 2,
Proagoras yahut Sokratesin prensiplerine gre erdem hakknda; 3. len veya
cisman aktan Sokrates'in kiiliinde cisimleen gzelin, dorunun ve iyinin
felsef sevgisine kadar eros'un farkl grnleri hakknda; 4. Gorgias veya
sofiste zt olan hakik bilgin hakknda; 5. Devlet, yahut adalet fikrini
gerekletiren devlet hakknda; 6. Timaios veya lemin z ve balangc
hakknda; 7. Theaitetos yahut bilgi ve deler hakknda; 8. Phai- don veya ruhun
lmezlii hakknda; 9. De Republica'mn ksm bir inkr gibi grnen Kanunlar,
Bu kitaplar, incelik, ykseklik ve bazan da ycelik bakmndan hayranlk
uyandran bir slpta diyaloglardr (O. oupda, balca konuan, Sokratestir ve
onun szleri yazarn dncesini en byk bir dorulukla aksettirir. Diyalog
eklini semekle, Platon ayn zamanda bize felsefesini ve onun oluum tarihini,
Sokrates'in evresinde ne ekilde doduunu gstermi oluyor. phesiz bunun,
yazarn felsefesi hakknda toplu bir grten bizi yoksun brakmak gibi bir
sakncas olduu sylenebilir; denildi ki, bu felsefeyi sistem halinde ifade etmek
gse, bunun nedeni Platonun diyalog eklini kullanm olmasdr. Hakikat bize
bunun aksi gibi grnmektedir: Platon bu ekli kullanyorsa, bu zellikle
dncenin yolunu aramasndan ve Plotinos, Spinoza, Hegel gibi her taraf
tamamlanm bir sisteme sahip olmamasndandr. Eer herhangi bir eyi
rtseydi, ancak o zaman b ekil bir saknca olurdu; halbuki o hibir ey
gizlemiyor; ieriinin ayndr; bu, psikolojik douunda gz nne alman Platon
felsefesinin ta kendisidir^).
Gerek soyut hakikatlerin okuyucu tarafndan anlalmasn kolaylatrmak,
gerek her eyden phe eden ve korkan bir demokrasiyi aldatmak nihayet gerek
dnceleri arasnda bir ayrlk olduu vakit, felsef eletiriden kendini korumak
ve airin zgrl arkasna snmak iin olsun, onun efsane ve istiareyi
kullanmasndan daha hakik bir glk douyor Bu efsanelerin ou birer
istiaredir ve Platon onlar byle saymamz bize sylyor. Bununla beraber
bazlan, yazann dncesini daha ak bir ekilde ifade
1

(1) Pltonun dialoglanmn zamandaki sralarna ait g sorun hakknda bak: filozofu
almancaya eviren Schleicrmacher'in girileri ve Socher, Ast, K.F. Hermann, Bonitz, Zel-
ler, Susemihl, Suchow, Munck, Ueberv/egin incelemeleri.
(2) Platonculuun douu hakknda bak. Kari Jol,-Zur Erkenniniss der geistigen En-
iwickelung und der schriftstellerichen Motive Platos, Berlin, 1887 (Reinachm 22 Austos
1887 tarihli Revue critique'deld compte rendus.).
(3) Timaios 28 C. 29 C. D.
PLATON 51
eder grnyorlar. Bylece, Timaios'ta ve Phaidorida pedagojik unsurla
doktrinin kendisi arasnda, sembolle gsterdii ey arasnda kesin bir snr
izmek kolay deildir. Bizzat Platon, Timaios'un yaratc dramn bize istiare
olarak gsteriyorsa, bundan, yaratma fikrinin onun dncesine tama- myle
yabanc olduu sonucu kar m? Yaratcdan sz ediyorsa ve, halkn hayal
gcne uyarak, onu insana benzer bir ii gibi gsteriyorsa, bu, dncesinin
esasnn teizm olmamas m demektir? Bunun gibi Phaidori mitolojik istiarelerle
doludur, ve onlar byle kabul etmemek sama olur; bununla beraber, Hegel
gibi, yazarn nceden varl ve lmezlii yalnz lemin ruhu (l'me du monde)
ve tan n sal no us iin kabul ettiini sylemeye de cesaret edemiyeceiz. nce ve
glklerle dolu olan fikirle eklin bu ayrlmas iinde, tarih duygunun ayn
suretle reddettii iki arlktan saknmak gerektir: her eyi olduu gibi harfi
harfine kabul etmek safdillii ve Platon'u bir Yenia insan yapan anakronizm.'
Platon ayn zamanda Herakleitos'tan, Sokratesten ve talya felsefesinden
gelmektedir. Grlen evrenin durmadan deitiine, duyularn aldatc olduuna
ve bize hakikati vermiyeceklerine, deimiyenin duyulurda (le sensiblc) deil,
fakat anlalrda (l'intelligible) olduuna, Herakleitos'un
okulunda kanaat getirmitir. Evrenin ilk prensiplerini olmasa bile, yanlmaz bir
i duygu sayesinde kendi kendimizi ve en yksek iyiyi bilebileceimizi
Sokraes'ten renmitir. Fakat Sokrates metafizik alannda pheci kalmaktadr.
talya felsefesi Platon'a kesin adm attracaktr. Pythagoraslkta ve Elea
sisteminde, Sokratesn i duygusunun yalnz ahlk bilin ve pratik akl olarak
deil, fakat bize muti ak, ezel ve ebedyi, zorunluyu kefettirme- ye muktedir
teonk akl olarak meydana ktn grmt. Matematiin ve apak
aksomannn, Kratylos'un ve sofistlerin genelletirilmi panta reisine kar en
mkemmel silh olduunu anlamt. zellikle, geometri oun zerinde derin br
etki brakmt: onun metafiziine rnek hizmetini grecek olan, met dyle
beraber, geometridir; felsefesinde kelimelerine kadar her eyi ondan alacaktr.
Geometri a pr'ori seziler zerine kurulur, doru, gen, daire, kre, ideal
ekillerdir, anlalr realitelerdir ve bunlar zellikleri dtmeksizm ayn kalrlar
ve kendilerini aksettiren maddenin btn deiikliklerinden sonra gene var
olmakta devam ederler. Geometri, sadece usa vurmaya dayanr, duyulur gzleme
hibir ihtiyac yoktur, hakikatleri bundan tamamen bamszdr. u halde
Platon'un felsefesi, biricik apak ve zorunlu bilim olan matematik gibi, bir a
priori sezi ve usavuma bilimi olacaktr. O, buna temel hizmetini grecek olan a
priori sezilere, matematik- ininkilerie olan benzerliklerine dayanarak, deler
(eide, ideal), yani gelip geen eylerin deimez ekilleri, ncesiz ve sonrasz
rnekleri adn verecek ve duyulur algnn (aisthesis), kannn (doksa) konulan
olan olaylara zt
52
YUNAN FELSEFES
olarak, hakik bilimin (episteme) konulan, numen'ler (nooumena) diyecektir.
Platonun felsefesi, de'nin bilimi olacaktr ve metot bakmndan diyalektik adn
alacaktr. Bu ilk prensipler bilimine, esasl ve bu ada lyk'biricik bilime, nemi
ikinci derece olan ve bilim adna lyk olmyan br ek gibi, tabiat teorisi
(physike) katlacaktr. Etik yahut en yksek iyinin bilimi, diyalektiin son
blmn ve binann tamamlanmasn oluturur.
u halde: 1. kendiliinde de: 2. ekil verici prensip olarak maddeye etki
yapan de; tabiat; ve 3. tabiatn kendisine doru gittii son gaye olarak deyi, en
yksek iyiyi sra ile gzden geirmeliyiz.
1. DE B)
ocuunu kurtarmak iin hayatn veren anneyi, vatann savunurken len
askeri, bir inan uruna kendini feda eden filozofu bbirlerive karlatrrsak,
bu hareketin birbirine benzediini, ayn izi tadklarn ve ayn bir rnei
tekrar ettiklerini grrz: iyi de'si. Bir mimakk veya hey kelt- ralk aheserim,
Sofokles'in bir trajedisiyle ve gzel bir insan yr ,1e karlatrrsak, bunlar
birbirlerinden ne kadar ayr eyler olularsa olsunlar, gene de ortak bir noktada
birbirlerine benzediklerini grrz: Gzdk yahu! gzelin desi. Bir tr,
rnein insan trn oluturan bireyleri bir! rleriyle karlatrrsak, onlarda
ortak birtakm nitelikler, ayn bir rnek bulunduunu grrz; bu ortak
karakterlerin tm, hepsinin tekrar etlii bu tip, bizzat insan (autoanthropos)
veya insan desidir. Nihayet, duyulauuzu alglad btn varlklar birbiriyle
karlatrrsak, onlarn u noktada birletiklerini grrz: vardrlar yahut artk
yokturlar, hareket halinde veya hareketsizdirler, birbirinin ayndrlar yahut
birbirlerinden farkldrlar; hepsinin birletikleri bu varlk, bu yokluk, bu
hareketsizlik, bu ayrlk, bunlar Platonun varlk desi, hareket desi, vb. dedii
eylerdir. u halde o, bir {dJc, ieieai) ad altnda unlar toplamaktadr: 1. yeni
felsefede dncenin, ahlkn, zevkin kanuniden denilen ey (ideai): 2.
Aristoteles'in kategori.a dedii, eya- y kapsamnda tasarladmz ve yukardaki
ksma dahil olan genel ekiller (gene); 3. tabiat bilimlerinin tipler, trler dedii
ey veya Platona gre ideler (tam anlamvle eide), Bir kelime ile, bunlar
mmkn olan btn genelliklerdir, ve ne kadar cins ismi varsa, bunlardan da o
kadar vardr. Her cins ismi, bir deyi gsterir, her kii adnn bir bireyi gsterdii
gibi Inmclar bize etil) Plton'un diyalektii ve ideolojisi iin evcilikle Theaiieir\ e>
1
U e C. tes (s. 15, 54, 58 ve d.), Parmenides'c (s. 130 m d) ve Devl ef c (o eU4 \ ; V.I
baplar) baknz.
PLATON 53
reyleri veya tabi eyay gsterirler; bize fikirleri veren soyutlama ve genel-
letirme'dir (epagoge).
Genel fikirleri oluturmak Sokrates'in en ok urat eydi. Fakat zaten
kendisiyle savat sansalizmle beraber Sokrates, bu fikirlerde, ancak zihnin
d ne e'lenni (pensees), kavramlarn (concepts) gryor ve bundan fazla
hibir ey grmyor (ennoemaia). Buradadr ki Platon orijinal oluyor.
Sansalizme gre yalnz duyulur alglar gerek, bizim dmzda bulunan
varlklara karlktrlar. Platon'a gre, genel fikirler veya kavramlar da gene
varlklara, hatt duyularn konularndan daha gerek, ve mutlak olarak gz
nne getirilince, biricik gerek varlklara karlktrlar, ve bu realitelere, soyut
fikirlerimizin sansalizm tarafndan inkr edilen bu -obyclerinedir ki Platon de
adn veriyor. delerle genel fikirlerimiz arasndaki balant tabi eya ile duyulur
alglarmz arasndaki balant gibidir: deler de genel fikirlerimizin d
nedenleridir. Ne demek! Yalanc ve aa organlar olan duyularmzn gsterdii
eyleri gerek varlklar olarak kabul ettiimiz halde, akldan, tanrlarn bu
habercisinden gelen delerde, kendi kendimizin dorudan doruya
alglanmasyle doan ve len uydurmalardan baka bir ey gr- miyeceiz!
Duyulur eyay realiteler gibi dnyorsak, haydi haydi zihnin objelerini
gerek saymalyz. u halde kavramlarmzn ifade ettii genel fikirler, yi (le
Bien), Yarlk (TEtrc), Aynlk (l'Identite), nsan (ITIomme), vb. birer realitedir.
Kt bir tesadfle Ortaan platonculuuna verilen ve yeni realizmle taban
tabana zt bir eilimi ifade eden realizm ad buradan geliyor. Platoncu realizm,
idealizmin ta kendisidir, deleri gerek varlklar sayan teoridir.
deler, gerek varlklar! Yarlktan daha gerek olan varlk desi, bizi
aydnlatan gne kadar gerek, hatt ondan daha gerek olan yldz desi!
Sokrates, Antisthenes, Eukleides kadar gerek ve hatt ok daha fazla gerek
olan insan desi; bu. paradoks genel duyguyu isyan ettiriyor. Sokrates'i pek iyi
gryorum, fakat mek-insan grmyorum; gzel insanlar, gzel heykeller,
gzel resimler gryorum, kendiliinde gzeli (le be.au en soi) grmyorum;
hareket eden cisimler gryorum, hareketin kendisini, hareketin desini
grmyorum; yayan varlklar gryorum, fakat varln hayatn kendisine
gelince, onu hibir yerde grmyorum; btn bu genellikler ancak benm
dncemde vardrlar ve gerek hibir eye karlk deillerdir. Bu ret ve itiraza
kar, Platon u cevab veriyor: eer sansalist, gzel eyler, doru hareketler
gryor ve kendiliinden gzellii, kendiliinden adaleli fark edemiyorsa bu,
birincilerin duyusuna sahip olmasndan, fakat deler duyusunun, aklnn kusurlu
bulunmasndandr. Yeter derecede geliince o, gerek varl (toontos on) artk
madd oluta deil, fakat delerde grecek
54
YUNAN FELSEFES
tir onu duyulur dzende deil fakat anlalr dzende anyacaktr. Genel
fikirleri, gerek diye iddia edilen duyulur varlklardan zeknn kard kopyalar
sayacak yerde, aksine, tabi varlklar, bireyleri kopya deleri rnek, asl saymak
gerekir. deler ayn zamanda hem bizim dndklerimiz (lo- goi), hem bunlarn
ezel ve ebed objeleridir (ta onta); hibir insan zeksnn tamamyle meydana
getiremiyecei ve bundan dolay daha az gerek ol- myan, mutlak olarak gerek
olmaktan geri kalmyan tanrsal drnce terdir.
Gzelin desini veya mutlak gzeli (auto to kalon) alalm. Sansalist iin
gzel iyi gibi adaletli gibi duyulur eylerden zihnimizle ayrdmz
(abstrahere) ve bu eylerden ayr bir ekilde var olmyan bir niteliktir. Platon
iin gzel sadece gerek olan bir varlk deil btn gzel eylerden sonsuz
derecede daha gerek olan bir realitedir. Devam eden daha dayankldr ve u
halde geici eyden daha gerek'tir. mdi her gzel ey insan veya heykel
hareket veya birey lme ve unutulmaya mahkmdur: gzellik m kendisi yok
olmaz. u halde o sansalisn gzel dedii btn eylerden hakikatte daha
gerektir. Bunun gibi rnek insan bir bireyden daha gerektir, nk
deimeden kalr ve birey ortadan kalkar; aa iek idesi u aatan filn
iekten daha gerektir nk daha ok devam eder. de ifade'ettii yey'dir;
mutlak olarak ve kaytsz artsz olduu eydir; duyulur eye gelince onda
sadece denin olduundan bir ey var'dr, ona katlyor (metekhei) denebilir
halbuki de blnmemi varlktr.
Gene gzeli, Platon'un en sevdii P) ve iyi ile bir tutmaktan zevk duyduu
deyi alalm. Onun duyulur lemdeki grnleri ancak rlatif olarak, yani
irkin olan baka eylere oranla gzeldirler fakat daha gzel baka eylerle
karlatrldklar vakit gzellikleri yoktur. Bugn gzeldirler, yarn gzel
deillerdir; u yerde, bu durumda, u k altnda, filn kimsenin gznde
gzeldirler; baka yerde, farkl artlar ierisinde ve baka kimselere gre
gzellikleri yoktur. u halde olay lemindeki gzelde (le bea phenomenal) her
ey rlatif geici devamszdr deal gzel {amo w kalon) ezel ve ebeddir
balangc ve sonu yoktur ne byr ne yok olur, deimez olduu gibi kalr
mutlaktr (,monoeides, aci on): her iliki iinde ve her bakmdan gzeldir; daima
gzel her yerde ve herkes iin gzeldir her karmdan, her kirden uzaktr
madd deildir (eilikrines amikton kat har t m). O ne sadece bir kavram, ne de
yalnz bireysel bir bilgidir (nde ta logos mide tis ep is teme), fakat ezel ve
ebed bir varlktr.
Gzel iin doru olan, byk iin kk iin genel olarak de iin do-
1

(1) Phaidros, 211 ve d.
PLATON
55
rudur; eer Sokratesle karlatrlrsa Simmas byktr, ama Phaidon'un
yannda kktr, Byk-de her bakmdan byk, mutlak olarak byktr. u
halde zet olarak: 1. deler gerek varlklardr, 2. deler duyulur eylerden daha
gerektirler; 3. yalnz deler kendiliklerinden gerektirler, ve duyulur eylerin
ancak dn bir varlklar, delerden aldklar varlklar mevcuttur. deler
duyulur eylerin kendilerine gre meydana geldii ba ve sonu olmayan
asllardr (paradeigma): eya onlarn hayali (eidola), taklidi daima eksik kalan
kopyalandr (omoiomota, mimeseis) d). Duyulur lem batan aa bir sembol,
bir ekil, bir istiareden baka bir ey deildir. Filozof iin nemli olan yalnzca
iaret edilen ey, eyann ifade ettii dedir. Eer o duyulur lemle ilgileniyorsa,
bu, dostun dorudan doruya varlndan yoksun olduu srece dostunun
portresiyle ilgilenmesi gibidir.
Duyulur lem, deler leminin kopyasdr; buna karlk deler lemi kendi
kopyasna benzer, yani bir aamalar dizisi oluturur. Nasl, bu grnen lemde,
en mkemmel olmyan yaratktan, mkemmel duyulur varla kadar bir varlklar
skalas, yani evren varsa, bunun gibi, dnyann rnei olan anlalr lemde,
ideler birbirlerine daha yksek derecede olan delerle, bu sonuncular dier daha
yksekleriyle, ve bylece giderek, birbirlerine balanmlardr; deler daima
genellik ve kudret bakmndan oalarak ta tepeye, sonuncu, en yksek, en
kudretli deye kadar karlar: Bu, btn sistemi kuatan, ieren, zetleyen yidir
(le Bien); nasl ki bunun kopyas olan grnen lem, btn varlklar kuatr,
ierir, zetler. deler en yksek de ile, duyulur eylerin delerle olan ilikisine
benzi yen bir iliki halinde bulunurlar. Demitik ki, duyulur eyler ifade ettikleri
delere katlrlar (
1 2
), kendiliklerinden deil, fakat aksettirdikleri deler
sayesinde vardrlar, bu delerden aldklar realiteden baka bir realiteye sahip
deillerdir; bir kelime ile razlar (les accidents) cevherlere (les substances)
oranla ne ise, bunlar da delere oranla od urlar. Bunun gibi, aa kademeden
olan deler, onlan ancak grnen kopyalanyle karlatrdmz takdirde
kendiliklerinden ve cevher gibi (substantiellement) vardrlar. En yksek de ile
karlatrlnca, cevher olmaktan karlar; kelimenin kesin anlamyle, biricik
mutlak olan denin, yinin tavrlan (modes) olurlar, yldzlarn gnein
domasyle kaybolmas gibi, anlalr lemin bu gneinin karsnda onlarn
bireysel varlklar ortadan kalkar.
u halde deler ayn zamanda hem bireydirler, kendiliklerinden var olan
atomlardr, hem daha stn bir birliin yeleridirler. Platon'da delerin birlii ve
ball prensibi, onlarn bireyliklerinin kabulnden stn gelmektedir,
rencilerinde aksine, onlan bir atom ve ayn bir kii gibi oluturan nite
(1) Parmenides, 132. Timaios,
48.
(2) Phaidon, 100.
56 YUNAN FELSEFES
likleri, birliklerinin zararna olarak gittike belirgin bir ekil almtr ri); stat
iin henz tamamyla akc ve saydam olan ey, okulda kalnlayor ve deta
billrlayor; o derece ki Lykeion, Akademia'ya, madd lemi tamamyle
faydasz ikinci bir madd lemle oalttn syliyerek itiraz edebilmitir.
Platonun deleri o kadar iyi bir birlik, bir organizma oluturuyorlar, o kadar iyice
ortaklaa bir hayat yayorlar ve onlar ayr birer varlk yapacak ekilde
birbirlerinden ayrmak o kadar imknszdr ki (
2
), onlar, zaman ve mekndan,
yani asl ayran, bireylik kazandran, kiiletiren eyden bamszdrlar.
phesiz, Platon gkten, onlarn bulunduu bin yer gibi sz ediyor ve onlar
tanrsal saflklarnda temaa etmek iin oraya kadar ykselmek gerekir diyor fb.
Ama, bu gk hi de fizik evrenin bir ksm deildir. delerin yeri, eyann yeri
deildir (aisthetos topos); bu kendi trne zg (sui g ener is), delerin zne
uygun bir yerdir; yani idealdir, anlalrdr (noetos topos); delerin yeri zihindir
(no us), yani de'nn kendisidir. denin kendinden baka yeri yoktur; o
Demokritos'un atomlar gibi, bo mekn sayesinde deil, kendiliinden vardr
(auto kath'auto). Materyalizme bundan daha azametli bir ekilde meydan
okunamaz; realitenin bir art saydmz mekn, aksine, gereksizlik, zayflk,
gszlk nedenidir. de gerektir, nk bir'dr, yer kaplamaz, ve nk birlik,
gc, kudreti, gereklii meydana getirir. mdi dede sanki matematik bir
noktada toplanm gibi olan ey, mekn ve zamana dalm, farkl bin yere ve
bin na salm, u halde zayflam, fakirlemi, bir lde yok olmutur (me
on). Gerek lemin zavall bir glgesi yaptmz de ile karlatrlnca, sizin
szde gerek leminizin kendisi, sizin bu kelimeye verdiiniz deersiz anlamda
bir ideden (fikir), yani bir glgeden, bir yokluktan baka bir ey deildir. lem
rlatif olandr, de mutlak olandr (kath'auto on).
Eer de mutlak olan ise, Platon'un sk sk ve, grne gre, en farkl
anlamlarda gerek oul, gerek tekil olarak bahsettii Taun nedir? Timai- os'ta.
bb, yaratc (o demiourgos), ezel ve ebed Tanndr (on aei thcos, o the- o s);
onun ilk olarak yaratt eyler (yldzlar, gk ruhlar) theoi, ouranion theon
genos adm alyorlar; nihayet duyulur lem meydana gelmekte olan bir tanndr
(esomenos theos). Apaktr ki olacak olan tanr ve yaratlan tannlar, resm
politeizme aykm gelmesin diye ortaya atlmtr ve yaratc
1

(1) delerin bu cevherletirilmesi (substantialisaon) daha Sop his tekte, grlmektedir
ve birok kez bu dialogun Platon'un olmadna bir delil diye kullanmtr (bak. Schaarsc-
hmidt, sz geen eser).
(2) Menon, 81.
(3) Phaidros, 247.
(4) Timaios, 28, 34,41, e. yer.
PLATON 57
olan yalnz gerek Tanrdr. Fakat tam anlamyle Tam olan bu Tanr da mutlak
grnmyor; yaratrken, ezel ve ebedye (to aidion) bakyor ve onu eserine
rnek olarak alyor. mdi, ezel ve ebed, de'dir, yi'dir. u halde kopyac taklit
ettii mee bal olduu gibi, yaratc da, deye bal'dr. En yksek ve mutlak
Varlk olmas iin, rneinin ayn, yani denin kendisi, kii- lemi yi olmas
gerekir. Bir orta prensip hipotezi, Platon iin de ve Madde dalizminden doan
bir zorunluluk ise de, bir modele gre alan bir ii gibi dnlen
demiurgos'un, hikyenin mi tik (mythique) kabuuna ait bir ey olduu yine de
aikardr; yaratc ve yaratlann modeli, Demiurgos'un kii- lemi airane ekli
olduu yaratc dede birlemektedir. Tanr ve de Platonda o kadar
birlemektedirler ki, bazan Tanr deden, bazan de, her eyin ezel ve ebed
kayna olan Tanrdan kar. Eer Tanr, denin bazan aasnda, bazan
yukarsnda gibi gsteriliyorsa, bizim iin ortasn almaktan ve Platon'un
Tanrsnn ne deden aa, ne ona stn olduunu, ama onunla bir olduunu,
etkileyen, ekil veren, yaratc olarak dnlen denin ta kendisi olduunu
sylemekten baka yapacak ey yoktur. Demiurgos'un ve mutlak denin bir ve
ayn ey olduu, zaten Platon'un yiye ve en yksek Varla verdii sfatlardan
aka anlalmaktadr. Ksa bir karlatrma bizi buna inandrmaya yeter. Nasl
ki, gne duyulur lemde bulunan en yksek ey ise, bunun gibi mutlak de de
(yi, Bir) mnevi lemde bulunan en yksek ry'dir d). Mertebe ve kudret
itibariyle hatt varln, hatt cevherliin (la substantialite) stndedir (
1 2 3
).
Doru ve gzel olan her eyin nedeni, duyulur dzende ve gnei, mnevi
dzende hakikati ve akl meydana getiren biricik ve ok kudretli nedendir. te
yandan, tanrlarn Tanrs, bize, lemde y inin ezel ve ebed nedeni gibi,
yannda her trl insan felsefesinin eksik kald en yksek bilgelik, en yksek
adalet gibi, eyann ban, ortasn, sonunu yneten, hem kanun koyan, hem en
yksekrkanun gibi, maddeye ve ktle dair hibir ey bilmiyen sf akl gibi
gsterilmektedir d). u halde Platon'un Tanrsnn, yinin mutlak desi olduu
noktasnda en kk bir pheye bile yer kalamaz. Bu, onun Tanrs, de
olduundan, bir realite deildir demek midir? Aksine de ve sade de olduu
iin, en yksek realitedir, nk Platon'un grne gre, gerek olan yalnz
dedir.
de tam anlamyle meknda olmadndan, ama tabi yeri, deta doum
(1) Devlet, VI, 508 d.
(2) Ayn eser: Ouk ousias onios tou agalhou all'eti epekeina tes ousias presbeia kai
dynamei hyprekhontos. -
(3) Devlet, IV, 506 ve d.; VII, 517: Panton aute {e tou agalhou idca) orthon te kai ka-
lon... ousia aidios tes t'agathou physeos aitia... en te orato phos... tekousa, en te noeto...
aletheian kai noun paraskhomene.
58 YUNAN FELSEFES
yeri olarak zekda bulunduundan, bize dardan gelemez B),
V
e onu duyumdan
karmak yanltr. Mudak de ve onunla beraber btn teki deler, ilk nce
zihinde bulunmaktadr, onun cevherini olutururlar. Fakat nce orada gizli bir
haldedirler ve biz bunun farknda deiliz. Duyular, bizim dmzda bulunan
kopyalan gstererek, iimizde bulunan asllan bize deta hatrlatrlar
(anamnesis). Duyum deleri uyandrr, onlan asla meydana getirmez. Farknda
olmakszn a priori olarak sahip bulunduumuz deleri bize hatrlatmak; ite
onun grevi bununla snrldr. Kald ki, duyular aldatcdrlar ve bize hakikati
vermek yle dursun, bizi ondan uzaklatrrlar. Ona gtren biricik metot, ilk
kayna sevgide (eros) olan usavurmadr (noesis). Bilim sevgisi, genel olarak
sevginin zel bir eklinden baka bir ey deildir; bunun da esas, bu duyulur
leme srlm ve sanki yurt acsndan strap eken ruhun mutlakla birlemek,
n ve hakikatin prensibini kar karya temaa etmek iin duyduu byk
istektir ki, tabi sevgilerde, dostlukta, estetik zevkte kendini tatmin etmeye alr
O). Ama insan ekillerinde cisimle- mi olan de, sanatn maddiletirdii de ona
yetemez. Ona gerekli olan, saf de ve onun dorudan doruya, vastasz, saf
dnce ile temaasdr. n ve artistin cokunluu, filozofun bulunmu
hakikat, ideal gzellik, mutlak iyilik karsndaki cokunluunun zayf bir
balangcndan baka bir ey deildir. Ama filozofun bu ideal gayeye vardm
diye vnmemesi gerekir, nk mutlak hakikat yalnz Tanrya zgdr 0).
Kendisi mutlak hakikat olduu iin mutlak hakikata sahip bulunan Tanrnn
varlnn farknda bile olmayan kltrsz adam, onu aramaz; hakikatin
aratrlmas (philosop- hia), yukardan gelen kla aydnlanm insann ayrt
edici zelliidir.
Platon mistik ve rasyonalist: burada aykrlk yoktur. Rasyonalizm ve
mistisizm, birbirine ulaan iki udur. Gerekten de, idealist rasyonalizmle
kulland dedktif metot, hareket noktas olarak kefettirici bir esine tama-
myle benzedii ve, deyim yerindeyse, snyarak analizin evrelerini atlad iin,
hakl olarak mistik diyeceimiz bir tr sezi olan mutlak baz prensiplerin a
priori alglanmasna dayanr. Platoncu idealizm, filizleri olan Ploti-
1 2

(1) Kesin olmak istenirse: O bize gelmez, vs. demek bile doru deildir, yle
sylenmelidir: de'nin bilgisi, kavram (logos) bize gelmez, vs.; nk de zihnimizin
kavramlarndan bamsz olarak vardr; O, oude lis logos oude episteme deildir (s. 54); ne
gelir ne gider; bizim zihnimize geben, olan, meydana gelen, gelien, duyulur eyler gibi ancak
ezeli ve ebed delerin solmu kopyalan olan yalnz bizim kavramlanmzdr (ennoemdta)
{Maara istiaresi, Devlet, VII].
(2) Phaidros, 242 ve d.
. (3) Phaidros, 388: To men sofan... emoi ge mega einai dokei kai heo mono prepein.
PLATON 59
nos'un, Spinozanm, Schelling'in sistemleri gibi, mistik bir hareketle balyor ve
sonuta bir dine varyor ri).
2. TABAT
de'den vatla, dialek tikten fizie gei, Platon iin kolay deildir. Eer
de kendi kendine yetiyorsa, anlalr lem mkemmel varlklar'dan oluan bir
sistemse, de'nin yannda, zorunlu olarak mkemmel olmyan duyulur bir
realiteye ne lzum var? nne geilemez bir ekilde ktle mahkum s-lan
madde lemi niin olsun? Asln yaranda, tanrsal tamlmda onu te s rar
edcmiyeeek olan kopyalar niye var? Aktr ki, Parmenides'i rahatsz ettii gd,
gerek .dem Platon'u da rahatsz ediyor, nk o, sade de ile a eh .mamrp an,
zihin kadar gerek ikinci bir prensibe ihtiya gsterir: madde N Uddr aemiin
varln kabul etmek, denin mutlak monizminden eazgsrnekar, istenin,
varln ancak yans olduunu itiraf etmek, sansa- llzmc ve m.uerv.izite Ivr
imtiyaz vermektir. Bununla beraber duyulur idem, ini udnemez, kaba,
aklanmas gereken olgu olarak meydanda duru t m nekesiz eksikleri e dolu
ama her eye ramen, dzen ve ahengi idealist iin -sdudu gibi materyalist iin
de tkenmez bir hayret konusu olan yce sanal eseri. Alarm srrn tamamyle
aydnlatmak, insan zilini iin imknszdr. Ama o, yine de, gcne gre onun
derinliklerine inmeye almdan*: m durmakszn mimin edici bir zm
aramaktan gen kalmamaldr. Bu zmn anahtarn Platon taun sal iyilik filo
inde buluyor, ve zihninde ideomez geregv A gei, bu ara ile oluyor. de
mutlak iyidir; Tanr en ykse*. > Lkri. imdi iyi, iyilik, iyiyi meydana
getirmemezlik edemez. u iade Bi.r:
Y
a, > aratmak, ide m kendi kendini
tekrar etmek, asld A.
A bk:ak vlk olduundan, onun dnda ancak yokluk (me on) vardr. *
a m vvvek varlk olmak bakmndan o ayn zamanda en byk faali- m* k
or
dn
o A Aa g<\ ren varlk'tr. u halde yolduun karsnda de, y atili r
;
rAen.
irade, ekl verici prensip oluyor, o kadar ki, yokluk da varla bemr" ti. kriz
Ayn (toh'uio ti<A/ to on), ve denin mutlak varlna kaul
v
ar
;
i :< d;
ma/mAsa > S ylece yokluk, de'nh kendine benzer bir ekride, mokt.,,
oduga kadar mkemmel, am, tanrsal,, bir grnen lem
1

1
? A rlu > Phdes, y AV dc 1 ini.msviem {^cx. Nolc), De l'inconscient dans
60
YUNAN FELSEFES
yapmak iin denin kulland ilk madde oluyor: Platon'u izleyenlerin syli-
yecekleri gibi madde (hyle) oluyor. Filozofumuza gre, madde cisim deildir,
fakat de'nin ekil verici etkisiyle cisim olabilen eydir. Cisim belirli,
snrlandrlm, nitelendirilmi ve niteendirilebilen eydir; yalnz bana ve
denin kendine verdii ekillerden ayr olarak dnlen madde, belirsizin ta
kendisidir (to apeiron); o, her trl pozitif nitelikten yoksun olduundan, pozitif
herhangi bir terimle ifade edilemez; nk her terim belirler/ o ta- nmlanamayan
(aoriston), ekilsiz olan (amorfon), grlemiyendir (aora- ton). Fakat belirsiz,
kendiliinde ekilsiz ve grlemez olduu halde, de'nin ekil verici etkisiyle,
mmkn btn ekilleri ve btn nitelikleri (pandekhes) almaya, duyulur btn
eylerin anas (en o gigneta to gigno- menon, ta panta dekhomene), evrensel kap
(le recipient niversel) [dcksa- mene] olmaya yeteneklidir. O, meknla ve
cisimlerin yeriyle bir ve ayn ey olmaktadr (khora, topos) 0). O, idenin
meydana getirdii, Tanrnn yaratt ey deildir; nk: 1. varlk yokluu
meydana getiremez, madde ise yokluktur (me on); 2. yaratmak, etkilemektir;
imdi her etki, zerinde iledii ve etkisini alan bir eye gerek gsterir (paskhon);
u halde tanrsal faaliyet maddeye gerek gsterir ve asla onu yaratamaz. de'nin
yaratc faaliyetinin art olan (synaition) madde, Tanr kadar ezeldir (coe
temelle). Maddenin ezel olmas de'nin yksek azametinden bir ey eksiltmez
{haslda); bundan dolay de, en yksek varlk olmaktan kmaz; oysa maddenin
ezel vard, ezel yoklua denktir.
Ezel madde mutlak de'nin kendisini snrlamyorsa da, hi. deilse onun
lemdeki etkisini snrlar. Bu etkinin sine qna non (zorunlu) art olduu gibi,
onun ezel engelidir. O, phesiz pasiftir, fakat pasif oluu mutlak olarak her
trl etkiye kendini brakmas eklinde grnmez. Yardm bir direnmedir.
ekilsiz ve snrsz olduundan, ezel ve ebed artistin ona vermek istedii
ekilden, snrdan, tomlktan nefret eder ve buna kar direnin bu direnme atalet,
arlk, orantszlk, irkinlik, budalalk eklinde kendini gsterir, yokluk
olduundan, varln devaml in kn olduundan, pozitif, sabit, deimez her
eyden nefret eder ve bunlara kar direnir, o, durmakszn Tannnn eserini ykar.
Bir taraftan eyann mkemmel olmamasnn, madd ve mnev ktln, ve te
yandan, onlann sebatszlnn, tabiatn en byk kanunu gibi olan srekli
deimenin ilk nedenidir.
- (1) Aristoteles, Phys., IV, 2: Dio kai Platon ten hylen kai ten khoran to auto phesin ei-
nai en to Timaio... omos ton toponkai khoran to auto apephenato... (Bunun iin Platon Ti-
maios'ta madde ve meknn ayn ey olduklarn sylyor... Nasl ki yer ve mekn ayn ey
grnmektedir...). Madde ve mekn kavramlarnn Platon'da birbirinin ayn oluu
hakknda, bak.: H. Siebeck, Yunan felsefesi hakknda aratrmalar (alm.), 3. bas., Friburg.
1889, ve C. Baeumker, Problem der Materie, Mnster, 1890.
PLATON 61
deal yahut baba prensibin, madd yahut ana prensip ile birlemesinden
kozmos, biricik oul ve grnmez Tanrsalln hayali (uios monogenes, ei- kon
toi heou), gelecek tanr (esomenos theos), rlatif mkemmellii evrenin
Babasn hatrlatan (poietes kaipater toupantos) grnen tanr (aisthe- tos theos),
delerin ezel ve ebed organizmini (zoon aidion) olabildii kadar sadakatle
tekrar eden canl varlk (zoon) doar, bunun, 1. kadere (la fatalite) [anangke]
bal olan bir bedeni (soma); 2. kendisinde dzenleyici bir zeknn (nous, zoon
ennoun), son bir gayenin, eriilecek bir maksadn [te- los] grld akl bir
ierii, bir anlam; nihayet, 3. kendisini oluturan zt prensiplerin gizli ba olan
ve grevi madd lemi de'ye baml klmak, kr zorunluluu akim gvencesi
altna koymak, onu yaratcnn son niyetine hizmet ettirmek olan ruhu (psykhe,
zoon empsykhon) vardr. Evrenin bedeni, tasarlanablen en gzel ekil olan ve
onu en ok anlalr rneine benzeten kre eklindedir. Ekseni etrafnda
dnerek ve bylece durmakszn kendi bulunduu yere gelerek, en mkemmel,
mmkn btn hareketler iinde denin ezel ve ebedi sknetine en ok
benziyen ve onun hareketsizliini en iyi tak!ideden hareketi yapar. O
mkemmeldir (teleion), ebed ola' k gentir (ageron) ve hastalk tehlikesinden
korunmutur (anoson); nk, kendisinde tabiat glerinin hepsini
topladndan, hibir bir g onun zerine ykc bir ekilde etki yapamaz. O,
yaratc de ile ayn ekilde ebed deildir, fakat en ok ebedlie benziyen eye
sahiptir; sonsuz bir zamana sahiptir.. Nou< yal m t evrenin ruhu, yani yaplnda
kendini gsteren niyet veya, bir kelime ile,, gaye sel nedeni, iyi desinin
mmkn olduu kadar tam bir ekilde mevdana getirilmesi yahut, bizim
deyimimizle, gereklemesidir. Nihayet, lemin mili), karmakank maddeyi
ahenk ve orann (analogia) kanun-
lana bal klan aydrd).
Gayese
1
nedenleri inkr etmekle, atomcu materyalizm, lemin bir anlam
olduum. bu fikri gerekletirdiini inkr ediyor. Platoncu idealizm,
Anakvugoarin nous'unu ciddiye alarak, kozmogoni'yi batan aa teleolo- jik
bakmndan gryor. Fizik nedenler kabul ediyor, ama bunlar, kendilerine ara,
biimiyeek let hizmetini grdkleri gayesel nedenlerin emri altna koyuyor, lk
nce, bu hususta Platon'un Empedokles'e uyarak kabul ettii elemanlar, gayesel
nedenlerle aklanr: ate, grme arac olarak, toprak dokunma ile alglama arac
olarak. ki uda bulunan bu iki elemann arasna, arac iki tane daha lzmdr ve
hepsi drt eleman olmaldr; nk 4 says,
(1) Timaios, 28B,31 C, 34 A, 39 D, 41 A,92B.
62 YUNAN FELSEFES
cisimlilii (la corporeite) gsterir. Grdk ki, gerek pythagoras, her eyden
nce matematiki olarak Platon, madde ile yerkaplamay birbirinin ayn sayyor
ki bu da onun, Eleallarla birlikte, Demokritos'a gre madde ile birlikte bulunan
boluu kabul etmemesi sonucunu veriyor. Madde meknla ayn ey olduundan
ve mekn da her yerde olduundan, Anaksagorasta olduu gibi, maddeyi
oluturan cevherler arasnda heterojenlik yoktur: her trl ierikten ayr olarak
dnlen meknlar ancak d kenarlan, ekilleri ile birbirlerinden ayrlrlar.
Esasen Pythagoras' izleyen Platon, burada iste- miyerek Leukippos ve
Demokritos'la ayn bir hipoteze varyor, } fadde homojen, fakat ekilleri itibariyle
birbirlerinden faikl zerrelee ayrlr. Yalnz bu ekiller, atomlannki gibi, hi de
rastgele deillerdin Umumiyle ge* 'metrik, yani akl, ideal, gayesel yksek bir
bilgeliin snnucudTa: Kan eleman kplerden, su yirmi yzl ekillerden, esir
piramitlerden meydana gelir.
. lk madde, sonra yaplacak yaplar iin bir kez hazrlan: nen tarz sal mimar
bundan ilk olarak yldzlar, nce sabit yldzlan, sonra gezegenleri, daha sonra
Dnyay meydana getirir, bunlar yaratlm ve u , Yde kendiliklerinden
lml tamlardr; ama yaratcnn luti'u sayesinde, ^mezuk niteliini kazanrlar.
Onun emri zerine, bu tanrlar, ve ozelY- > mmine.- daha saygya lyk olan
Dnya, organlam varl klan \c lik olur.^, yaramann aheseri olan ve dnyadaki
her ey kendisi im baz kon mis bmiuut erkek insan meydana getirirler; bitkiler
beslemek i i n, haya adui dm ruhlara mekn olmak iin yaratlmlardr.
Kadn, Duaya ma UL m;t, Yan erkek insann aa bir eklidir.
Makrokozmosun minyatr ** m .usun, iinde.her eyin belli bir maksatla ve
akl iin dzenlenmi biz Ye .^v-, rilmi bir ruhun ierisinde bulunan bir zekdr.
Akim mkez; . be kafa yu varlaktr; nk btn ekillerin en mkemmeli olan
bu mm, rrtmemm.el olana biricik lyk olan eydir. Btn organizma ynelmek
kp"'> kafa s n- dun en yukansma konulmutur. Vcut vmek iin a vaki ura
ee keurj'* be hizmet etmek iin kollara sahiptir. Yksek mtkularm rnekm d. ut
gs, bu tutkular akim emirlerine yakn olsunlar diye, kafama Loeal-
mu, ama onunla karmamas iin, boyunla ondun ay d m y tr hgg-v-i kaba
itihalar, diyaframla yksek tutkulardan aynimibarak km-d zAmz.br. Bu
itihalan akim ve yksek tutkularn egemeni/ ma! Una mm ; ' k u at bu ksma,
dncelerimizin hayalini bir ayna gbe i gz, as iliz
1

(1) Btn bu ayrntlar Tinaioslm alnmtr. (Xuyucna tabiaiu m ab m gjyme;
nedenler teorisinin klasik bir rneini vermek maksadym bunlun vkrar -"A m M: K /
ve diye'lenn altn iziyoruz: bu teori, bir hakikat esas iermekle braber. AgArr gA
erimesi yerine rya ve fanteziyi koymakla, yzyllar boyunca Hzik bm.k ~A 'gri e eVr.c.
engel olacaktr.
PLATON 63
ve parlak organ olan karacieri koymutur. Bu, ac bir madde ve tatl bir
maddeden meydana gelmi olup, birisiyle dzensiz eilimleri zapturapt altna
alr ve, isteklerimiz akla uygun olduu vakit, tekini salglar, bundan baka, baz
zamanlarda, gaipten haber vermek hassasn kazanr. Nihayet, kendi zerine
kvrlm karsan lsz uzunluu da gene ahlk bir gaye iindir: yiyeceklerin
vcuttan ok abuk kmalarna ve dolaysyle ruhun kendisindeki bilgelik
sevgisini ve vicdann sesini boacak olan srekli ve ok fazla bir gda arzusu
duymasna engel olur. Sonu olarak, insan vcudu, ruhun ahlka iyilemesi iin
kurulmu ve dzenlenmi bir slah ve terbiye evidir.
nsan ruhu, bir emanasyonu olduu lemin ruhu gibi, lmsz ve lml
elemanlar ierir; yahut, daha dorusu, onlar birbirlerine balar, onlarn badr,
de ve maddenin bireyle birletikleri orandr. lmez eleman, zek yahut akldr
(to logistikon meros); esas itibariyle beden hayatna bal olduu iin lml
olan eleman, organik itihalardr (to epithymetikon); tam anlamyla ruhu ve onun
bireyselliini oluturan bu iki eleman arasndaki ba, irade, enerji, cesarettir (to
thymoeides). Zeki ruhun ('me inteligente) lmezlii: 1) her trl bozulmay
imknsz klan basitliinin; 2) yaratcnn iyiliinin; 3) bizzat hayatn prensibi
olmas ve varlktan yoklua geiin imknsz olmasnn sonucudur. Gene zeki
ruhun lmezliini kantlayan ey, dorudan doruya anlalr lemle temasa
gelmek zere filozofun, vcuttan ve vcudun balarndan kurtulmak iin
duyduu istektir; her zaman ve her yerde, hayatn lm ve lmn yeni bir
hayat dourmasdr, anamnesis'lz kantlanan ruhun nceden varldr (eer ruh
bedenden nce var idiyse, onun bozulmasndan sonra niin var olmasn?); ruhu
delere balyan akrabalktr (anlaln tasavvur ettiinden, ruh onunla bir cinsten
ve akraba, yani konusu gibi lmez olmaldr); nihayet, vcut zerinde
egemenliidir (baz pythagoraslann iddia ettikleri gibi ruh, beden
fonksiyonlarnn yalnzca bilekesi olsayd byle bir egemenlik dnlemezdi).
lmezlik esasen akln imtiyazdr. Epithymetikon buna hak iddia edemez ve
iradenin kendisi, organlamaya bal olmas bakmndan, bunun dnda kalr ri).
Ruh sorunu fizie alt olduu lde, tamamyle kesin bir biimde
zlemez. Gelip geen eyin bilimi yoktur. Biricik kesin bilim, delerin
bilimidir, nk yalnz onlar ezel, ebed ve zorunludurlar. Fizik alannda
ihtimalle (le probable) yetinmek gerekir; bilim (episteme) bulunmadna gre,
onun yerine burada yalnzca inanca (pistis) dayanmak zorundayz
1 2

(1) Phaidon, 61-
107.
(2) Timaios, 51-
52.
64 YUNAN FELSEFES
3. EN YKSEK Y
Tabiatn gayesi insan, ve insann gayesi de'dir. Antisthenes ve kinikler gibi,
kabul ettii prensiplerin sonularna kadar giden idealist Platon, en yksek iyiyi
hazda deil, bizim Tanrya gittike tam olan benzeyiimizde buluyor. mdi Tanr
yi, mutlak Adalet olduundan, biz ona ancak adaletle (dikaiosyne)
benziyebiliriz. Ktln ortadan kalkmas, diyor 0) Sokra- tes-Platon, mmkn
deildir (nk zorunlu olarak iyiye bir zt lzmdr); te yandan ktlk gkte
(en theois) bulunamaz, fakat zorunlu olarak lml tabiat ve bizim topramz
kuatr (tonde ton topon peripolei eks anang- kes). Bunun iin olabildiince
abuk bu ktlk ocandan kamaya ve buradan tanrlarn bulunduklar yere
ykselmeye almalyz (khre enthende ekeise pheugein oti takhista). Bu ka
bizim Tanrsal varla olabildii kadar tam olarak benzememizdir (phyge deom
oiosis to theo kara ta dynaton). mdi Tanrda adaletsizliin glgesi bile yoktur, o
adalatin ta kendisidir; u halde hi kimse adaleti mmkn olduu kadar geni
lde uygulayandan daha ok ona benzemez (
2
l Adalet esas erdemdir, ruhun
herbirine ait erdemlerin anasdr. Zek iin adalet, dncenin doruluundan
ibarettir (sophia, philosophia); irade iin, cesaret (andria); duyarllk iin,
lllktr. (sophrosyne) Bilgelik zihnin adaletidir, cesaret kalbin adaletidir,
lllk, duyularn adaletidir. Dindarlk (osiotes), bizim Tanrsal varlkla olan
ilikilerimizdeki adalettir; bu genel olarak adaletle ayn anlama gelir.
Adalete varmak, ve bu sayede Tanrya benzemek iin, insana eitim
lzmdr. O, yalnz bana buna varamyacaktr. Eyann son gayesi olan .adalet
ancak kolektif insan veya devlette (polis) gerekleir. Platon'un ideal devleti,
birey gibi, eleman ve farkl snf ierir: 1. filozoflar, bunlar kanun ve
yrtme gcn, devletin zeksn ve kafasn yneten snf olutururlar, 2
askerler; bunlar devletin kalbi, savaan snftr; 3 tccarlar, za- naatkrlar,
iftiler, kleler, hizmet eden snf; bunlar insan vcudunun aa ksmlarna
atlan ehvetli ruha karlktr. Yneten snfa bilgelik,-savaan snfa cesaret,
ii, tccar ve hizmet eden snfa, onun iin dnen ve harbeden yksek iki
snfa itaat yarar. Kolektif insan yahut devletin gerek bir birlik, bytlm bir
birey gibi olmas iin, zel karlarn genel karla bir olmas, ailenin devlet
iinde erimesi, bireyin mala sahip olmaktan kmas gerekir. Bundan sonra
ocuklar, byk bir aile haline gelen devlete aittir-
1 2

(1) Theaitetos,
176.
(2)

PLATON 65
ler. ocuklarn babas devlettir 0); onlar byten gene devlettir. yama kadar
eitim, sadece ocuun vcuduna bakmaktan ibarettir. yandan altya kadar,
efsaneler anlatarak, onun ahlaksal eitimine balanr. Yedi yandan ona kadar
,cimnastik, on birden on e kadar okuyup yazma, on drtten on alya iir mzik,
on altdan on sekize matematik, on sekizden yirmiye askerlik talimleri. Yirmi
yanda, devlet, askerlik mesleine elverili olanlarla devlet ynetimine girmeye
yetenekli olanlar arasnda ilk bir ayrma ne balar. Bu sonuncular otuz yama
kadar btn bilimleri derinden derine incelerler. Otuz yanda, ikinci bir ayrma.
En az sivrilmi olanlar, ynetimin ikinci derecedeki yerlerinde grev alrlar;
dierleri, birok yllar boyunca - diyalektikte ilerlerler ve eitimlerini ahlkla
bitirirler. En yksek iyinin bilgisini rendikleri iin, devletin en yksek
mevkilerine gemeye yeteneklidirler. Devlet, esas itibariyle dnya zerinde iyi
ve doruyu gerekletirmeye yariyan bir eitim kurumu olduundan, sanata bile,
ancak bir eitim arac ve iyinin hizmetinde olduu lde msaade edecektir O).
Kkten ve an bir idealizmin bu sonulan, bizi tekrar Platon'un ontolojisine
gtrr. Realite, bunu hatrlamamz gerekir, ona gre, duyulannzn
gzlemledii ekildeki eyada deil (fenomenler), fakat onlann kopyas olduklan
ve akl tarafndan alglanan (tasarlanan) delerde veya rneklerde bulunur
(numenler). Fenomen, bir kopya's olduu de-mee katld lde ancak
gerektir. mdi, en yksek, ve gne fenomen lemi iin ne ise, grnmiyen
varlklar lemi iin o olan de, mutlak iyiliktir, her varln ilk ve gayesel nedeni
olan ve, dolaysyle, tabi bir k sama ile meydana getirdii varlktan bile stn
ve ondan nce bulunan iyidir.
Bu ontolojiyi, iyinin monizmi (le monisme du bien) diye tanmlamak
kabildir. phesiz bu, felsef dehann meydana getirdii en yksek ve en saf
eydir. Geri eskidi, ama hibir zaman alamad. Bizzat Kant dahi, fenomende
kendiliinde varl inkr etmek ve onu duyusal ve zihinsel olarak ikili bir kke
balamak, sonra pratik akl teorinin hkimi ve iyiyi dorunun hkimi yapmakla,
aslnda iirden soyarak, Platon'u tekrar etmekten baka bir ey yapmyor. Yeni
bilim nominalisttir, ama ona gre realizm!in rlatif bir hakikati vardr. Bilimin
konusu, genel, evrensel olandr, bireysel olgunun rnek-kanunu'dur. rnein,
antropoloji bilgini, Ahmet ve Mehmetle urayorsa, bu, insan!m ne olduunu
renmek iindir ve eer fiziki,
1 2

(1) Bu ekli ok garip bulmamak iin unu hatrlamak gerekir ki, henz Yunan devleti
siteden baka bir ey deildir. Esasen Devlefm kabul ettii komnizm, Kanunlar'da
grlmemektedir.
(2) Bunun iindir ki tiyatro, Platon Devletinin dnda braklmtr, nk ktln
zorunlu olarak iyi ile kart bir lemi bizim gzlerimiz nne koyar (Devlet, III, 394-
402).
Felsefe -5
66 YUNAN FELSEFES
aatan den elmayla, havada uuan kar parasyle, uurumdan yuvarlanan
la ilgileniyorsa, bu, bu tek tek olaylar, onun kendi arlk teorisine mek
oluturduklar iindir. Modem bilgin iin, Platon iin olduu gibi, fenomen gelip
geer, fakat kanun kalr, ve bu anlamda, bireyden daha gerek olur (to onos on).
Bu meselede hat, bireysele gre evrensele stnlk vermek deildir, cinsi yahut
rnei, akn bir antite (une entite transcendante) yapacak ekilde, onu metafizik
bakmndan tekinden ayrmaktr; aisthe- sis'e gre nous'a stnlk vermek
deildir, ama aisthesis ve noesis'i birbi rinden ayrlabilir, hatt birbiriyle
uyuamaz iki metot yapmaktr. rnek ve onu gerekletiren birey, kanun ve
onun uygulanmas olan fenomen, kendiliinde, farkl iki bakmdan dnlen bir
ve ayn bir realiteden baka bir ey deildirler, gzlem ve muhakeme, ancak ayn
bir metodun iki derecesinden ibarettir. Saf akim yaratt bir fizik, bir fizyoloji,
bir anatomi dnlemez. Evrenseli bireyselden karmamz lzmdr, nk o
ancak oradadr. Eer Platon ayr, gereklemi, akn de'nin kuruntusundan
kurtulamamsa, bunun sorumluluunu tayan ksmen zamanndaki felsefe
dilinin eksikliidir. Farzedin ki eidos (grn, hayal, form, mek) yerine, yeni
bilimin o kadar alkn olduu nomos veya kanun kelimesini kullansn; bu
takdirde ayrc (separatiste) ynde gitmek onun iin g olacakt. Fakat
kulland dilden baka, Platon'da, filozofu de'yi gerekletirmeye doru -
gtren air vardr. Kalem kavgasdolaysyle Aristoteles ve samim ama zeki
olmyan renciler, stadn bu realizmini abarttlar; ama bu realizm Platon'da
vardr d) ve bunun sonulan imdiden tahmin edilebilir. Kendiliinden gerek
olan de, artk meydana gelmek ihtiyacnda deildir. Kozmosu meydana getiren
yol, varlk nedenini kaybediyor, bu, artk bir de'nin meydana gelmesi deildir;
bir tannnm dmesidir. Eer yaratma varsa, bu, de'nin deta tamasndan ve
varl, yani Platon'a gre, ruhsal varl, dnceyi, zeky yaymas n- dandr;
nk de'den kan varlk, ocuun annesine benzedii gibi, ona
benzemelidir. Kelimenin tam ve mutlak anlamyle var olmak ve zihin olmak
(dnmek), bu bakmdan ayn eydir. Alemin gerekte bir sembolden baka bir
ey olmyan bu aklamas, eer lem hakikaten srf ruhlarn bir toplumu,
iyiliin, adaletin, mkemmelliin yeri olsayd, belki yeterdi. Ama, o, varlk ve
yokluun (non-etre), ruh ve maddenin, iyiliin ve ktln bir karmdr.
Fenomeni oluturan bu ikinci unsur, bu yokluk nereden geliyor? de'den mi?
mknsz. de ancak varl, zeky, iyiyi dourabilir u halde bu, dnyann
yaratlmasna yardm eden, de kadar ezel ikinci bir prensiptir, iyinin monizmi,
denin ve maddenin dalizmi oluyor. Madde ile temasa gelince, de, daha
dorusu, onun ocuu olan zek, kirlenmi, klm, fakirlemitir. u halde
zek, maddeyi, tabi dman, klmesinin ilk nedeni,
1

(1) Bak. zellikle Devlet, VI, 509.
ARSTOTELES 67
ktnn merkezi ve prensibi saymaldr ruhun hakkyle anlalan menfaati, bir
zincir olan bu vcuttan, bir zindan, bir ceza yeri olan bu lemden mmkn
olduu kadar abuk ayrlmak olacaktr. Tabiat soyut bir prensibe feda eden bir
siyasetin kuruntular, her trl zevklerden uzak olma (l'ascetisme), keilik (le
monachisme), yeni-platoncularda, gnostiklerde ve katoliklerde grdmz
maddeden nefret, gereklemi (realisee) de'nin mantk sonulandr.
Akademia'da Platon'un yerine geen Speusippos (347-339), Bir'i (de) ve
ok'u (madde \ birini ve dierini ierecek olan somut bir prensiple birbirine
balamak gereini anlam grnyor; zira, yeni platonculuun ruhu olacak olan
pytlagoras emanasyon, gelime, dizi fikrine byk bir nem veriyor ve
Platon'un aksine, mkemmelliin ilk ve soyut birlikte deil, fakat alm,
farkllam, organize birlikte olduunu retiyor 0). Fakat Pla- tonun adna
kar duyulan sayg ve okul bakan (scolarque) sfat, stadn dncesini
tarafsz bir eletiriden geirmesine engel oluyor Ksenokra- tes, Poiemon,
Krantor, yerine pheci Arkesilaos'un @) geecei Krates iin * de durum
byledir. Akademia idealizmini eletiren ve onu somut spirita- lizm
istikametinde deitiren, Platon'un en deerli rencisi ve yeni bir okulun efi
Aristoteles olmutur.
17. Aristoteles
Aristoteles W 385 te, Atos dandan ok uzak olmyan Stageira'da dodu;
Makedoya Kral Philippos'un hekimi ve kendisi de, hekimlik sanat ba
(lf Aristoteles, 'Met., XII 7: To kalliston kai to ariston me en arkhe einai (en iyi ve en
gzel balangta deillerdir), kr. 65.
(2) Cicero, Acad. post. 1,9, 34.
(3) Bak. 21. ' .
(4) Aristoteles'in Tm eserleri: Berlin basm 4 ciltte, ilk ikisi yunanca metni (rec. Em.
Bekker), ncs kitince bir eviriyi ve drdncs bellibal yorumcular kapsamaktadr
(coll. Chr. Aug. Brandis, 1831 -36). Ddot basm, Paris, 1848-57. Tauchnitz bas., Le-
ipz. 1831-32, 1834. Metafizik, Pierron ve Zevort tarafndan, 2 c. Paris, 1850; Politika,
Mantk, Etika, Poetika, Meteoroloji, Fizik)Metafizik, Barthelemy Saint-Hilaire tarafndan,
Paris, 1837 ve d. Franszcaya evrilmitir. Baknz: Hermann Bonitz, Aristotelis Me-
taphysica, 2 c Bonnf 1848-49. C. L. Michelet, Emmen critique de l'ouvrage d'Aristote
intitule Metaphysique, Paris, 1837. Felix Ravaisson, Essai sur la Metaphysique d'Aristote,
Paris, 1837. Jacques, Aristote considere comme historien de la philosophie, Paris, 1837.
Jules Simon, Etudes sur la theodicie de Platon et d'Aristote, Paris, 1840. H. Bonitz,
Aristotelische Studien, Viyana, 1862-66. Ayn, Index Aristotelicus, Berlin, 1871.
68 YUNAN FELSEFES
badan oula geen bir ailenin evld olan Nikomakhos'un oludur ri). Doduu
evre, onu deneysel aratrmaya ve pozitif bilime nceden hazrlamt. 367'de
Atina'ya tahsile gitti ve orada ihtiyar Platon'un nce rencisi, sonra baarl
rakibi oldu. 343'ten 340'a kadar Philippos'un olu skender'in hocaln yapt: bu
feyizli iliki, ona deerli koleksiyonlar salad ve onun tabiat bilimlerinin babas
olmasna yardm etti. 334'ten itibaren Atina'da Lykeion (Lise) yollarnda ders
verdi; okulun ad ve rencilerine verilen peripatetik'lzT veya geziciler ad
buradan geliyor. skender'in lmnden sonra Makedonya taraftarl ve ateizm
ile sulandnldndan Euboia (Eri boz) adasnda Khalkis'e ekilmek zorunda
kald ve 322'de orada ld.
Aristoteles'e mledilen yazlar, eski ada bilinen bilimlerin hemen hepsine,
yani filozofun bizzat kendisi tarafndan ortaya atlan snflamaya gre (
1 2
\
hakikati konu olarak alan teorik bilimlere (matematik, fizik ve teoloji yahut ilk
felsefe), faydaly konu olarak alan pratik bilimlere (etik, siyaset, vb.) ve gzeli
konu olarak alan poetik bilimlere aittir. Kategoriler, de in- terpretatione (Peri
ermeneias), iki Analitik, Topikler, vb. Organon ad altnda toplanarak,
Aristoteles'in mantn gerek yaratcs saylmasna neden olmulardr. Bu, ilk
kez mantn btn unsurlarn o bulmu demek deildir; eleallann, sofistlerin,
sokratesilerin tartmalarnda, akln, nce igdsel olarak kulland metotlarn
yava yava farkna vardn grdk; bylece, elime prensibi, yeter neden
(raison suffisante) prensibi, principi- um exclusi tertii, dictum de omni et nullo
gibi balang aksiomlan ve phesiz tasmn daha zel kurallarn da dile
getirmeyi baarmlard; ama bu unsurlar sraya koymak, tamamlamak ve
bunlardan hretinin en esasl nedeni olan dedktif mantk sistemini meydana
getirmek iin, Aristoteles'in dehas lzmd (
3
h Fizik ve tabi bilimler, Fizik, De
coelo, De generatione et corrup- tione, Meteorologia, De anima, Parva
naturalia, Hayvanlarn tarihi, Hayvanlarn ksmlar hakknda, Hayvanlarn
douu hakknda vb. adl kitaplarla parlak bir surette temsil edilmilerdir. lk
nedenler hakknda bir dizi eser, tam anlamyle felsefeye aittir; bir diaskevastes
(Homerosun manzumelerini toplyan gramercilere verilen isim) bunlar 14
kitaplk bir tek eser halinde toplam ve fizik kitaplarndan sonra'yd. (meta ta
physika) koymutur ki, Aristoteles'in bilmedii ve bundan sonra teorik felsefeye
verilen metafizik ad buradan geliyor. Ahlk ve siyaset Nikomakhos Etii, Magna
mo- ralia, Eudemos Etii ve Politika'nn sekiz kitabnda, nihayet, hitabet ve iir
(1) Bu aile kaynan Asklepios'un bir oluna kadar karyordu. Eski hekimliin en
byk ad olan, Sokrates ve Platonun ada Koslu Hippokrates, bu Asklepiadesler soyuna
mensuptur.
(2) Metafizik, VI, 1, 9.
(3) Aristoteles'in mant iin, bak. Trendelenburg, Elementa logices Aristoteles,
Berlin, 1836; 4. basm, 1852.
ARSTOTELES 69
sanat (la poetique), bu isimlerle tannan eserlerde incelenmitir. u halde
Aristoteles'in eserleri, hepsi birden, Milttan nce IV. yzylda insan bilgisinin
hakik bir ansiklopedisini oluturmaktadr 0).
Aristoteles felsefeyi, evrenselin bilimi (la selence de l'universel) [e kat-
holou episteme] diye tanmlar. Her hakik bilim, toplu bir gr, genel bir
teoridir, veya hi olmazsa, byle olmak ister, u halde ne kadar zel bilim varsa,
o kadar ksr felsefe (philosophiai), genel felsefe tarafndan belirtilen, zetlenen
ve bir sistem haline konan bir veya ok olgu gruplan hakknda o kadar toplu teori
vardr. Buna karlk, tam anamyle felsefe veya ilk felsefe (prote philosophia),
ayn, baka bilimlere (ikinci felsefe) gre dzenlenmi zel ve belli bir konusu
olan bir bilimdir; bu konu, kendiliinde varlk (l'etre en soi), mutlak, Tanndr,
fakat ayn zamanda btn zel bilgileri kucaklyan ve zetleyen evrensel
bilimdir, u anlamda ki, onun konusu olan Tann, btn bilimlerin prensiplerini ve
var olan her eyin ilk nedenlerini kendinde toplar ve ierir (e ton proton arkhon
kai aition theoretike) (
1 2 3
\
Sofistler ve pheciler tarafndan inkr edilen bilimin mmkn olup
olmamas, Aristoteles'e gre hibir pheye yer vermez. Varlklar iinde yalnz
bizim aktif zihne (l'intellect aetif), yani bizzat Tann ya, ve onun vastasy- le,
muti akn bilgisine itirakimiz vardr; yalnz biz konuma yeteneine sahibiz.
Dille, eyay tasarladmz ekilde, ifade ederiz (kategoroumen); aklla onlar
olduklar gibi tasarlarz: eyay ifade iin kullandmz genel ekiller yahut
szn ksmlar (dilin ve gramerin kategorileri), onlar tasarladmz eitli
ekillere veya mdrikenin kategori'lerine karlktrlar (cevher, nicelik, nitelik,
balant, yer, zaman, durum, olu ekli, aksion, pas- sion) ve mdrikenin bu
kategorileri de bizzat eyann olu eklini ifade ederler {kategoriai tou ontos);
yani eya hakikatta ya cevher* ya nicelik, ya balantdr, vb., ve sadece yle
tasarlanm deillerdir
(1) Kaybolmu eserler iin, bak. E. Hcitz, aristotelesin kaybolmu eserleri (alm.), Le-
ipz., 1865 ve Fragmenta Aristotelis, collegit /Em. Hcitz, Paris, 1869. En ok acmanlardan
biri, Atina'nn tekilt, son zamanlarda (Ocak 1891), British Musemrim bir papirs
zerinde bulunmutur. Elimizde olanlarn birou eksiktir, deimitir ve hakik metinle
yabanc yorumcularn karmakark bir halitas halindedir. Kategoriler, De interpretatione,
De Melisso, Xenophane et Gorgia kitab, Eudomos Etii phel dir. Nihayet, De moto ani-
malitm, Fiziognomlk'lev, Ekonomikler, skender'e Retorik gibi bazlarnn Aristotelesin
eseri olmadklar kesindir.
(2) Metafizik, I, 2, 14; Kr. I, 8; I, 10
(3) Metafizik, V, 7; VI, 4.
70
YUNAN FELSEFES
1 LK FELSEFE
Matematik ve fizik bilimleri eyann nicelii, nitelii ve balantlanyle
urar, ilk felsefenin konusu, kategorilerin en yksei, btn dierlerinin
kendisine ait olduu ve onun ancak asalaklan olduklar kategoridir, cevherdir
(ousia). O, her trl zaman, mekn, vb. balants dnda kendiliinde eyin (ti
to on e on), mutlak ve zorunlu varln, eyann, rlatife, mmkne, gelip
geiciye zt olan ezel ve ebed znn ne olduunu arat- nr(i).
u halde Platon ilk felsefeyi hakl olarak, var gibi grnen ve hakikatta
geici bir balantdan baka bir ey olmyann aksine, gerek varln (to ontos
on) bilimi sayar. Onun hats gerek varl, onu gerekletiren bireylerden ayr
olan delerde grmesidir (ideal khoristai). Onun yazlarnda, eyadan ayr deler
bulunduunun kant bo yere aranacaktr. Kald ki, metafizik problemini
zmek yle dursun, gerek lemi, ayn ad tayan faydasz eyadan oluan
ikinci bir lemle daha kark bir hale sokan bu teorinin neye yarad pek belli
deildir. Gerekten de, ayr deler, eyann ne meydana gelmesine, ne
muhafazasna, ne anlalmasna (eis gnosin) yardm etmektedirler. Eya ile deler
arasndaki balantnn ne olduu bilinmiyor (tropos kath'on talla ek ton eidon
estin). delere rnekler adn vermek ve eyay onlara itirak ettirmek, hibir ey
ifade etmiyen airane benzetmeler kullanmaktr (to de legein palegein poietikas).
Zaten, eer genci de bireylerin cevheri, eyann z ise, o, nasl cevheri ve z
olduu eyden ayr bulunabilir (khoris ten ousian kai ou e oubia)l Genel,
bireysel'in dnda ve yannda bulunamaz (to katholou me esti ti para ta
kathekasta). u halde, kendiliinde ve eyadan ayr dnlen deler veya tr
rnekleri (types specifques), ousia kelimesiyle kendiliinden (par soi-mema)
var olan ey anlald takdirde, gerek varlklar, cevherler (ousiai) deillerdir
(
1 2
\ te yandan Aristoteles, trlerin objektif varln inkr etmiyor. Ona gre,
Platon'da olduu gibi, genel de bireyin zdr ve ousia kelimesi z (l'essence)
anlamna geldii lde, ona ousia denebilir. nkr ettii ey, delerin eyadan
ayr olarak var olmalardr (khoris). Ey mm formu olduundan, de ondan
ayrlamaz, onun ierisindedir ve ancak soyutlama yoluyle ondan ayrlabilir.
Bireyin z olmak bakmndan onunla blnmez bir btn oluturur. En para ta
palla yerine en kata top pollon veya en tois pollois'i koymak gerekiri
3
).
(1) Metafizik, VI, 1; XI, 4,7.
(2) Metafizik, 1,9,15-16; V, 8,14; XII, 10,22; XIV, 3,12^4,9.
(3) Metafizik, III, 4, 1. Sonuncu Analit., I, 11.
ARSTOTELES
71
te yandan, materyalist teori de kuruntudur: Cevherlik (la substantia- lite)
formdan (eidos, rnorfe, yani filozofumuza gre yalnz eyann biimi ve
bykl deil, zelliklerinin hepsi) ayr maddede de deildir. desiz madde,
onu gerekletiren bireyden ayn de gibi, bir soyutlamadr. Bunun gibi hareket de
kendiliinden mevcut deildir, bir destee (un substratum)muh- taur. u halde
gerekten cevher olarak var olan ne dedir, ne maddedir, ne harekettir,, bunlarn
hep sidir (synolon), bireydir (ode ti). Varlk, somut eydir (inik t on): onda
dncenin ayrd, ama birbirinden ayn mevcut olmayan oluturucu elemanlar
vardr. Bu elemanlarn en nemlisi (kyrioteron), z yahut ruh anlamna gelen
dedir, form'dm. Madde (hyle) ancak onun desteidir, ama zorunlu desteidir.
imdi, gerek varl meydana getiren nedenler hangileridir? Gerek sa-' natia
okun, gerek tabiatta olsun, her meydana gelen eyin bir madd nedeni (cause
matendiej [hyie
s
hypokeimenon], bir formel nedeni (cause formelle) [o to u esti,
to t en einai], bir yapc yahut hareket ettirici nedeni (cause cfficisru? ou iotrice)
\arkhe tes geneseos, arkhe tes kineseos to othen e knesis, tc ,Jha e arkhe tes
kineseos to aition tes metaboles, to kinoun, to ki- mikuK\ ve n gayesel nedeni
(cause finale) fto ou eneka, to telos, tagathon] vurdu ^ '. Sanat alannda rnein
bir mobilya yahut bir heykel: 1 yapld bir madde, tama, mermer veya tun; 2
heykel iin heykeltran zihninde, mobil) a iin marangozun zihninde bulunan ve
ona gre yapldklar bir fikir (plan yunul rnek), 3 hareket ettirici kuvvet ve
yapc neden olarak kollar, eller ve metler; 4 bu kuvvetleri harekete getiren ve
onlar g halinden (la ptusbnee *) ay ramisi fiile (facte) [energeia] geiren bir
maksat bulunmasn geren mr. Fabiata ve zellikle organik tabiatta da byledir.
Canl bir organizma, rnein bir insan, bu drt faktrn rndr: 1 embriyonun
geli- LC^ m areket noktas ve temel olan cevher; 2 kendisine gre
embriyonun gelitii ilkli ve tr tipi, kendi kendine vermek istedii ekil; 3
dourucu ilil, 4'
1
bu fiilin (bilinsiz) gayesi, yani yeni bir insann meydana
gelmesi. u nal de aer olgunun ve bizzat evrensel olgunun (lem) drt trl
nedeni vadr: n^dde, fkr, kuvvet ve son gaye. Bu drt prensip bir araya gelince,
sanat eseri v ey a canl varlk olsun, gerek varl meydana getirmeye yardm
ederler Zaten bu prensipler birer cevher gibi (substantiellement) mevcut
deillerdir ve asma bu bireyin iinde bulunurlar, tabiatn her rnnden nce, u
Urunum Aendsmden doarak kt ayn trden bir birey vardr; bunun gibi,
ckiuk alannda ve mnevi alanda, her olgu, fiil halinde (actuelle) bir nedene
uuya gsterir, okumu bir adam dier okumu bir adam vastasyle o
(1) Metafizik, 1,3. Kr. VII, 7 ve d.
72
YUNAN FELSEFES
hale gelir, hareket ettiren neden (la cause motrice) daima somut bir varlktr (un
etre concret), ve g halinde (en puissance) olan, ancak fiil halinde bir eyin
itmesiyle fiil haline ( l'acte) geer.
Her ne kadar felsef dnce eyay douran drt prensip olduunu
sylyorsa-da, ok defa onlardan , fikir, hareket ettiren kuvvet ve gaye, birbi-
riyle karr ve bir tek prensip meydana getirirler (erkhetai de ta tria eis to en pollakis).
Sanat alannda bu, rnein, heykeltran hayalgcnde olduu ekliyle Hermes
heykelidir, bu de, sanatnn sinir ve kaslarn harekete getirir ve ayn zamanda
onun, madde araclyle gerekletirmeye alt gayeyi oluturur. Tabiatta bir
insan meydana getirmek sz konusu oldu mu, dourma ile gerekleen fikir
insandr, bunu, gerekletiren bir insandr ve bunu insan meydana getirmek
gayesiyle gerekletirir {to men gar ti esti kai to ou eneka en esti, to d'othen e kinesis to
eidei tauio toutois) W. Her iki halde fikir ayn zamanda formel neden, hareket ettiren
form ve gayedir.
u halde son tahlilde ancak iki prensip kalyor, onlar realite alanna karan
ve kendisine doru yneldikleri fikir yahut form ve yapldklar madde yahut
kuma, eidos ve hyle, birincisi esasl ve tam anlamyle neden, dieri ikinci
derecede nemli ve sadece art (synaition) olan ey. Bu iki prensip her oluun
zorunlu balangc olduklarndan, olmu, meydana getirilmi olamazlar; nk
bu takdirde, olmazdan nce var olmu olmaldrlar ki bu da imknszdr. Her
doutan (generation) zorunlu olarak ncedirler, nk hibir dou onlarsz
olamaz <2). Platonda olduu gibi Aristotelesde de form gibi madde de
balangszdr, ama maddenin balangszl Stageira'lnn sisteminde, mutlak
bir dalizm tekil etmez. Platonda grndkleri gibi, madde ile fikir birbirleriyle
eliik olarak zt (contradictoirement opposees) olsa idiler, aralarnda
birlemeleri, heVeyin douunda beraber i grmeleri ve deta almalar nasl
mmkn olabilirdi? eliik olarak zt olan eyler arasnda hibir iliki imkn
yoktur (apathe gar ta enantia hyp'alle- lon) (
3
b
Platonun me onu yani boluk, mutlak yoksunluk (la privaion)[5r^e- sis] ve
gerek madde birbirinden farkl olan iki eydir. Madde, arz olarak yokluktur
(kata symbebekos), halbuki yoksunluk kendiliinde yokluktur. Cevhere ok
yakn bir kavram olan madde, baz bakmdan bizzat cevherdir, halbuki
yoksunluk asla byle deildir W. Madde me on deildir, hilik deildir, fakat me
po on, g halinde varlktr (dyna mei on), varlk imkn yahut yetenei, oluun
tohumu ve hareket noktasdr. Somut varlk., birey, bu tohu-
1

(1) Fizik, II, 7.
(2) Fizik, I, 10, 8.
(3) Metafizik, XII,
10, 7.
(4) Fizik, X, 10,4..
ARSTOTELES 73
mun gelimesi, bu imknn gereklemesi, energeia haline gelen gtr. Madde
formun tohumu, g halinde formdur; te yandan form yahut, daha dorusu,
bireyi tekil eden formun ve maddenin birlii, fiil halinde maddedir O). Teknik
alanda masann yaplaca madde olan tahta, g halinde bir. masadr, yaplm
olan masa, fiil haline gelmi bu ayn.tahtadr. Tun, g halinde bir heykeldir,
heykel tuncun fiil haline gemesidir. Tabiatta, yumurta g halinde bir ku ve
ku onun energeia'sidir. Her eyde madde balangtr; fikir (biim veya form),
onun yneldii gayedir; madde taslaktr, eksik olan eydir; form
mkemmelliktir, tamamlanmadr (entelekheia). Eer hyle, steresis'in ayn
olsayd, madde bir ey ulamaz, bir formla birleemez, gerek varl tanmlayan
ve tanmlamaya yanyan bu seik izgileri alamazd; nk hiten hibir ey
doamaz. Formdan kanmak yle dursun, madde ona doru gider, diinin
erkei istedii gibi o da formu ister (oregetai,'
). u halde madde ile fikir veya form birbirinden aynlamyan kavramlardr;
aralarnda uyumamak yle dursun, birbirlerini ekerler, tamamlarlar ve
birbirlerine kartklar orta terim, birinden dierine gei demek olan, ekil
deitirmek demek olan harekettir, gelimedir (kinesis, metabole). Aristoteles
tarafndan hareket fikrine verilen nem buradan geliyor H); o, bu vasta ile
Platonn dalizmini bir dereceye kadar uzaklatryor, nasl ki Platon da bunu
say veyapsykhe vastasyle yapmaya almt. Aristoteles'in sistemi batan
aa u temele dayanyor: dynamis, kinesis, energeia Eer madde ile formun
ilikisi, g ile fiil, tohumla tamamlanm organizma arasndaki iliki gibi ise, iki
prensip arasndaki ztlk o kadar az mutlaktr ki, her ey ayn zamanda hem biri
hem tekisidir- g ve fiildir, madde ve formdur. Tun ilenmemi madene gre
form veya fiildir, heykele gre madde veya gtr. Mobilyann yaplaca aa,
kt tohuma gre form, biim, fiildir, mobilyaya gre ekil almam olan
maddedir. Delikanl ocua gre formdur {energeia esti), olgun insana gre
henz ekilsiz maddedir.
Her varln ayn zamanda form ve destek (substratum), fikir ve madde,
1
(1) Metafizik, VITI, 6, 19.
(2) Fizik, I, 10, 7.
(3) Bu Leibmz'in aba's (leffort) [56], Schopenhauer'in var olmak isteidir (le vo- uloir
ette) (68). Bizzat Aristoteles, tabiattan sz ederken, boulesthai deyimini kullanr (Polit.,
1,2,9,24)..
(4) Fizik, III, 1 ve d.
(5) Me.,-XII, 5,6; 10,21. Kr. XII, 2,10: Tria de ta aitia kai treis ai arkhai, k. t. i (
neden ve prensip vardr, vb.). simlerin farkl oluu (steresis, hyle, morfe), iin esasn
deitirmez, nk, bir taraftan Aristoteles varln (einai) safhasn, dier taraftan, var
olann (on) tekil edici prensibini gznnde bulunduruyor.
74
YUNAN FELSEFES
ruh ve beden olmas kuralnn yalnz bir tek istisnas vardr: en yksek Varlk
(l'Etre supreme) saf formdur (forme pre) ve maddesizdir. Gerekten de
Aristotelesin grnde, madde daima bir gelimenin hareket noktas, daha
yksek bir mkemmelliin balangcdr, imdi, en yksek varlk, mutlak
mkemmelliktir, u halde onda daha yksek bir formda madde > oktur veya bir
kelime ile, onda madde yoktur. Her ne kadar burada Aristoteles, Pla- ton'un ayr
bir halde bulunan delerine kar at savan esasn oluturan nominalizm ile
ve, zellikle, her eyin madd olduu (aparla hele esti)
n
' hakkmdaki pek mutlak
iddiasyle elime halinde grnyorsa da, madde kelimesine verdii zel anlam
hesaba katlrsa bu glk bb* dereceye kadar ortadan kalkar; ona gre bu
kelime, kumatan fazla henz ilenmemi kuma, kesin'e zt olarak geici,
mkemmel olmay, g hah'nde olu 7 Srtua- lite), gelimemi tohum
anlamlarna gelir. Eer madde byle ise. apaktr ki evrendeki aamalar dizisini
oluturan varlklardan herdir daha aadaki derecedekilerle karlatrlnca, fikir
veya mkemmelliktir ona daha yksek varlklarla karlatrrsak, madde veya
mkemmel olmayta ve en yksek varlk fakat yalnz en yksek varlk saf
fikir saf form saf fiildir. te yandan Aristoteles, sonuncu (gelimenin sonuncu
dererce-n de olan) madde ile formun ayn ey olduunu sylediinden (r eskkate
hyle ki e morfe tauto) (
2
>, varln bu en yksek derecesinin gme bir meyue
madd olduunu inkr etmekle beraber, evrensel gelimenin son haddi oiar m
yksek varla eskhate hyle demekten belki de okinmiyece sonum kanla-
bilir. Fakat onun kabul etmedii ey, gelien ve form ol ma da e >r.; madde olan,
enerji olmadan nce g olan bir mutlan panteist yriiylc'kEer en yksek
varlk tohum ve g halinde olarak var olrnayn UHzsr d . ba Y>- humu
alamak ve Tannv fiil halinde varla gtrmek Tanncnr nce var olan fiil
halinde bir varla ihtiya olacakt', nk val-, - rehmr. kendinden nce var olan
fiil halinde bir varlktan gelmekle a vn; zarun-
da g halinde olan hibir ey, fiil halinde bir varhm vardm
1
, pmadan fr!
haline gemez. Her eyden nce ve her eye Isln olan Gram pmmry g deil
fiil, g halinde olan deil fiil halinde olan, mkemmel olmayan deil,
mkemmel olandr. Aristoteles'in bu en ok sevdii ve esn.s iritun >' e Eical-
lann ex nihilo nihil'i demek olan iddiasnn sonucu. eer rnmszugr ta kendisi
olana, herhangi bir dzenin yokluuna form derce * mc kac^'m, eyann ilk
formu olduunu inkr etmektir Eze;? oiauk n jxd u: m aher
(!) Metafizik, XII, 3,- 8.
(2) Metafizik, VIII, 6,19. Kr. VII, 10,27; XII, 3, 8; XII, 10,
8.
(3) Metafizik, XII, 7, 19-20,Kr. Fiz II, 9,6..
ARSTOTELES
75
bir form, mutlak bir eneji bulunduundan dolaydr ki madde hibir zaman
formsuz olmam, hibir zaman kaos bulunmamtr W.
Ezel ve ebed olarak fiil halinde olan Yarlk, eyann ayn zamanda hem
hareket ettiren yahut dourucu nedeni, hem formu ve son gayesidir. Kendisi
hareketsiz olup ilk hareket ettirendir (le premier moteur) [proton kinoun ou
kinoumenon].
Bu ilk hareket ettirenin varl neden prensibinin bir sonucudur. Her
hareket, hareket eden eyin varlndan baka, bir hareket ettirenin bulunmasn
ister; bu hareket ettiren de hareketini baka bir hareket ettirenden alr ve
Aristoteles'e gre sonsuza kadar giden nedenler serisi bulunmad iin, zorunlu
olarak bir ilk hareket ettirende durmak gerekir. Hareketin varl kabul edildii
halde bunu inkr etmek, Leukippos, Demokritos ve bakalanyle beraber, ilk
neden olmakszn sonsuz bir sonular ve nedenler dizisi kabul etmek,
dncenin en temel kanunlarndan birine kar isyan etmektir. Zaten ilk neden
ta ezelden beri etkisini srdrmektedir ve ondan gelen hareket de ezeldir;
evrenin meknda snrlan olmakla beraber, zamanda ne balangc ne sonu
vardr.
Burada bir glk (aporia) ortaya kyor; hareketsiz olan ve hareketsiz
kalan ey nasl oluyor da hareket ettiriyor? Hareket ettiren neden, kendisi
harekete gemeden nasl etkili oluyor? Gzel ve istenen ey nasl etki ediyorsa
(rnein sanatn veya tabiatn bir aheseri, kendisi tam bir hareketsizlik iinde.
kald halde, bize etki eder ve bizi eker), kendisi hareket etmeden bizi hareket
ettiren, meydana getirmeye altmz ideal veya arkasndan gittiimiz gaye
nasl etki ediyorsa, Tanrnn da ylece etki ettiini kabul etmek lzmdr. Mutlak
varlk bir an yerini deitirmedii halde, madde kendiliinden ezel ve ebed de
istikametinde hareket eder (to en einai to proton). O Tanry ister (oregetai),
ama bu istein ilk nedeni Tanrdr (
1 2
h
En yksek Varlk maddesiz olduundan, ne izlenim ve duyum, ne itiha, ne
istek anlamna gelen irade, ne passion (edilgenlik) anlamna gelen duygu onun
iin sz konusu olamaz; btn bunlar pasif olan, dii prensip olan, formu
alabilen maddeye baldr. nsan mdrikesi (nous pathetikos) balangcnda g
halindedir ve duyumdan, algdan, mukayeseden geerek geliir; tanrsal nous,
onlarn anlalr znn dorudan doruya algsyle eyay bilir ve bizim
usavurmac olan dncemiz kendisiyle ayn ey olmyan ve ancak derece
derece varabilecei bir konuyu kovalad halde, mutlak dnce, konusunun
ayndr. Hibir ey Tanrdan daha yksek olmadndan ve tanrsal dncenin
konusu mmkn olan en yksek ey olduundan, bu d
(1) Metafizik, XII, 6, 15.
(2) Metafizik, XII, 7, 3.
76 YUNAN FELSEFES
ncenin konusu ancak kendi kendisidir (noeseos noesis). Her trl straptan
uzak, her eksikliin ve dolaysyle, her pimanln (apathes) olduu gibi her
istein stne ykselmi olan tanrsal yaay, en yksek derecede mutludur ve
heyecanlanyle insan hayat onun ancak zayf br hayalidir. nsanlarn en
talihlilerinin ancak nadir ve ksa zamanlarda ona erdikleri ey, anlalr hakikatin
saf temaas, theoria, tanrsal hayatn deimez eklidir (diagoge d'estin oia e
ariste mikron khronon emin) d \
Evrenin gayesel nedeni ve en yksek iyi (to agathon kai to ariston) olan
Tanr, eyann (eylerin) ikin z (taksik) olarak ayn zamanda eyann iinde ve
eyann tesindedir, evrenden ayrdr, akndr (kekhorismenon ti kai auto
kath'auto). Nasl ki disiplin ayn zamanda bir ordu iinde ve onun stnde,
generalin dncesinde bulunursa, bunun gibi Tann hem kanun ve kanunu koyan,
hem eyann dzeni ve dzenleyicisidir Her ey onun tarafndan ve onun iin
tertiplenmi, konulmu, henkli bir hale getirilmitir ve o, bir olduu iin (yalnz
madd olan oul halde bulunur) (
* 2 3 4
), ezel ve ebed ancak bir tek evren
bulunabilir. Buna karlk, lemde eemen olan birlik Tanrnn birliini kantlar.
Ouk agathon polykoiranie eis koiranos esto H).
(Birok kimselerin hkmetmesi doru deildir, bir kii kral olmaldr.)
Gk ve tabiat bu prensiplerin prensibine baldr (
5
).
2 KNC FELSEFE VEYA TABAT FELSEFES
Aristoteles'e gre gk, merkezinde dnyann bulunduu kabul edilen
mkemmel kredir; bu krenin iinde gerek harekete, gerek hareketsizlie tbi
olan her ey tabiat oluturur; bu, daha soyut bir anlamda, ilk hareket ettirenden
gelmek ve ikinci nedenler arasnda devam etmek bakmndan, hareketin
kendisidir. Fizik, bir hareket teorisidir (
6
b Onun aratrmalar hareketsiz olana
(tanrsal olan), yok olmaz hareket edene (gk) ve yok olabilene (le perissable)
yahut ay altndaki tabiata (la nature sublunaire) aittir (
7 8
). Ne kadar varlk
kategorisi varsa, o kadar eit hareket vardr W. Balcalan unlardr:. 1 cevheri
etkileyen hareket veya olu (le devenir) ve yok olma (genesis kai
(\) Metafizik, XII, 7, 11.
(2) Ayn eser, XII, 10, 1-2.
(3) Ayn eser, VIII, 6,21.
(4) Ayn eser, (Homeros'tan alnm).
(5) Ayn eser, XII, 7, 11; Ek toiautes ara arkhes ertetai o o urana s kai e physis.
(6) Fizik, III, 1,1.
(7) Ayn eser, II, 7.
(8) Ayn eser, III, 1,2.
ARSTOTELES
77
phthora); 2 nitelii' etkileyen hareket yahut nitelik deimesi, deime
(alteration) [kinesis kat'allaiosin, metabole]; 3 nicelii etkileyen hareket,,
oalma ve azalma (kinesis kafauksesin kai phthisin); 4 meknda yer deitirme
hareketi (phora, kinesis kata ton tapon) 0). Gerekte bunlarn birincisi, (doma
ve yok olma) tam anlamyle bir hareket deildir; teki- tanesine gelince, btn
fizikilerin ve Anaksagorasn fkrince, bunlarn en nemlisi, en geneli, en ilkeli,
yer deitirme hareketidir Hareket, deiiklik, fiil yahut entelekheia, o varln
ekline gre, g halinde varln gereklemesidir I
3
). Ama o bir cevher (ousia)
deildir ve etkiledii eyadan ayr olarak bulunmaz (para ta pragmata).
Mekn (khora, topos) cevhere daha ok benzemektedir. Bu zaten, Pla-
ton'un Timaios'da haksz olarak farzettii gibi, ne cisimlerin maddesi W, ne
onlarn formu, ne onlar ayran aralk, (diastema) deil, fakat kuatan cisimle
kuatlan cisim, ierenle ierilen arasndaki snrdr (
5
\ Bu garip tanmla
Aristoteles, kendine gre yanl olan, cisimleri birbirinden ayran bo bir mekn
fikrini reddetmek istiyor (Demokritos'un kenon'u). Ona gre hareket boluu
gerektirmez; o daima farkl cisimler arasnda bir yer deitirmedir; bir cismin her
daralmas onu kuatan cismin genilemesiyle mmkndr ve vice versa, o ekilde
ki ne cisimlerin iinde, ne danda hibir zaman boluk yoktur Mekn hareketsiz
dnlemiyeceinden, hareketsiz olan (tanrsal olan) meknda deildir. Zaten,
mekn, ierenle ierilenin snn olduundan ve evren hibir eyin iinde
olmadndan, ama her eyi kuattndan, evren, btn (le Tout), herhangi bir
yerde olamaz. Bundan dolay evren, e- . yann hepsi, gerek anlamyle hareket
etmez. Yalnz onun paralan yer deitirir. Btn olarak dnlnce evren
ancak bulunduu yerde dnebilir; gerekten, gn, yukandan aa deil, fakat
dairesel olarak hareket eden ksmlan vardr ve ancak youn yahut hafif
olanlardr ki aa ve yukan doru hareket ederler O).
Mekn gibi zaman da ancak hareket sayesinde vardr ve onun lsdr.
Hareket gibi o da g halinde sonsuzdur (Platon ne derse desin) ve snrl olan
mekndan onu ayran nokta budur. Sonsuz ancak g halinde var olup hibir
zaman fiil halinde var olmadndan, fiil halinde sonsuzdan sz etmek sama bir
ey olurdu; nk fiil halinde olan, bir ekli olandr, belirli, sonlu olandr; g
halinde olansa, sonlu olmayan, yani sonsuz olandr; ve buna
1

(1) Ayn eser, III, 1, 7.
(2) Ayn eserfVIII, 10.
(3) Ayn eser, III, 1,7; He tou dynamei ontos entelekheia.
(4) Ayn eser, IV, 1.
(5) Fizik, IV, 6; to peras tou periekhontos somatos.
(6) Ayn eser, IV, 8.
(7) Ayn eser, IV, 7, 5.
78
YUNAN FELSEFES
karlk sonsuz ancak g halinde vardr: sayda sonsuz oalma imkn olarak,
byklklerde sonsuz blnebilme olarak. Zaman hareketin ls ve
u halde bir say olduundan ve say ancak sayan iin var olduundan,
bundan, zamann yalnz ruh iin var olduu ve sayacak ruh bulunmasaydr onun
da var olamyaca sonucu kar 0).
Deiiklik anlamna gelen hareket birok cinse ayrld ve bunlarn
ierisinde yer deitirme hareketi en nemli olduu gibi, yer deitirme
hareketinin de farkl birtakm trleri vardr. Bunlarn birincisi ve en mkemmeli,
tek sonsuz, basit ve srekli olabilen dairesel harekettir. Dz hareket srekli
olamaz ve bu yzden tekinden daha az mkemmel bir haldedir. O sonsuz olarak
devam edemez, nk Aristoteles'in evreninin snrlar vardr; u halde devam
etmek iin, dz hareket, kendi zerine dnmeye, gidip gelme. hareketi
(oscillatoire) haline gelmeye mecburdur, imdi, hareketin ters ynde yeniden
balad noktada, ne kadar kk olursa olsun, bir durma vardr.
Dairesel hareket ve aadan yukarya ve yukardan aaya olan dz
hareket, fizik lemde kinesis'in iki byk eklidir. Birincisi, mkemmel, yani
basit ve srekli hareket vasfm tamak bakmndan en yksek ge (protos
ouranos), sabit yldzlan tayan kat kubbeye aittir ; mutlak devamllk
kendinde eksik olduu iin daha az mkemmel olan kincisi, evrenin aa, yani
merkez taraflann-etkiler. En yksek gn, evrenin ekseni etrafnda ezel ve
ebed olarak dn, dier ksmlar ancak dorudan doruya deil, protos
ouranos vastasyle hareket ettiren hareketsiz ilk hareket ettirenin vastasz
eseridir. u halde sabit yldzlar kresi proton kinoun kinoume- non'ur, daha
aa yahut gezegen krelerine (deuteros ouranos) hareketi geiren, ilk hareket
eden hareket ettiricidir (le premier moteur mobile). Kat, ama effaf, saylar
aa yukar elli olan bu kreler, ortak merkezleri etrafnda, lemin merkezi olan
dnyann merkezi etrafnda hareket ederler. Fakat hareketleri artk basit deildir,
en yksek gkle paylatklar sadan sola dnlerine, soldan saa doru olan bir
kincisini katarlar ve bu karmaklk ancak, her kre iin ilk hareket eden hareket
ettiriciden baka, nispeten ba-
1

(1) Fizik, IV, 20,4.
(2) Gk cisimlerinin meknda dndklerini syliyen yeni fikir, loniallar'da ve pytha-
goraslarda grlen fikir, Aristoteles'e tamamyle yabanc gibidir. Aristoteles, gkten ve
onun hareketinden sz ederken, benzetme yoluyle, bu gk iinde bulunan yldzlarn
hareketinden sz etmek maksadn gtmyor, fakat ierdikleri yldzlarla ayn maddeden
yaplm, merkezleri ayn olan birtakm krelerin btn gibi gz nne getirilen gn
kendisini etkileyen bir hareketten sz ediyor. Bunun iin yldzlarn hareketini, bir arabaya
binmi giden, ama kendilerini gtren bu arabayla birlikte ilerledikleri halde, kendileri
hareketsiz duran kiilerin hareketine benzetir.
ARSTOTELES 79
msz zel bir hareket ettiren kabul ederek aklanabilir. Nihayet merkezdeki
kre yani zerinde oturanlar, okyanusu ve iki atmosferiyle dnya gezegenlere
dorudan doruya baldr ve sabit yldzlarn dolayl etkisi altndadr. O kendi
zerinde dnmez fakat kark hareketler gsterir ve bunlarn en esasl ekli
yukardan aaya ve aadan yukarya doru olan harekettir.
Yukardan aa evrenin evresinden onun merkezine doru hareket edene,
ar diyoruz. Deney bize souk havann aa indiini ve scak havann yakan
ktm gsterdiinden arla hafif arasndaki ztlk soukla scak arasndaki
ztla indirgenir ve elemanlann farkllamalan bu ift ztll- a dayanr
Kendiliinden ar ve souk olan madde, toprak eleman, katdr; hafif ve tabi
olarak scak olan madde, atetir. Su ve hava yani ya ve kuru, orta iki eleman
oluturur ve bunlann grevleri zt olan iki ucu uzlatrmaktr. Bylece
Empedokles'in drt sioikheia'sini kabul etmekle beraber, Aristoteles llerahleitos
ve Demokritosla birlikte ayn bir maddenin ardarda deimeleri ulan elemanlann
homojen olduklanm da syler. Gerekte deney, ona, katnn sv haline, svnn
gaz haline, gazn ate haline ve vice ver- sa getiklerini gsteriyor; imdi, ona
gre, kimyasal kavram olan eleman, fiziksel kavram olan halle birbirine
kanmaktadr. - .
Aslnda dnyaya ait hareketin zne bal olan, ay altndaki maddenin
elemanlar ansnda grlen ayrlk, bu lemin tesinde grlmemektedir. Saf
esirden, yani, yanl olarak yorumladk!an gibi, beinci bir elemandan Ipcpmion
si.nkhtdon, guinta essentia) deil, fakat Anaksimandros'un aptiran dedii ve
toprak kresindeki drt elemann ortak destei, i z (la qu- inrssence) elm bu
ilk ve hassasz maddeden yaplm olan gk krelerinde bu ayrlk yokrar
Gklerde kan, gaz yahut ateten elemanlar bulunmaz, nk arla ra lif
soukla scak arasndaki ztlk orada yoktur, bu ztlk gk krelerine yabanodr,
nk doru ve dik hareket orada grlmemektedir.
Bu ln di! dnyann ztlklar zerine ykselmi ve evrede yer alan ilk
hareket ettireniv '
11
dorudan doruya birlik halinde bulunan gklerin parlak
sakmlca, sat bir muduluu zevkini srerler ve lmezlik hassasna sahiptirler.
Sitin \ arlklar arasnda, hareketsiz ilk hareket ettirene en ok ben- ziyen
nlerdir. Hareketlerinde, keyf (arbitraire) hibir ey yoktur, bir eksiklik gibi
grnen bu hal gerekte bir tanrsallk iaretidir. Nitekim, zgr insan da hm
eke ilerinde kleden ve hayvandan ok daha dzenlidir; nk o, devlette kuru
m a* olan dzene hizmet eder, halbuki, kamu ilerinde pek az
(1) Fizik, VIII, 14,24.
80
YUNAN FELSEFES
yeri olan kle ve hayvan, genellikle tesadfe gre hareket ederler 0), Bir varlk ne
kadar ok akl sahibiyse, hareketleri de o kadar dzenlidir ve onun hareket
ediinde keyfnin o kadar az yeri vardr. Zaten bu ikinci derecede tanrlar ne
kadar hareketsiz iseler, kendisinde hibir suretle ne hareket ve ne deiiklik
bulunmyan'a o kadar yakndrlar. Hareketsiz olduklarndan, sayl- myacak kadar
ok olmakla beraber, onlar bir ve ayn bir kre iinde bulunabilirler. Rtbe
bakmndan sabit yldzlardan aa olan gezegenler de lmszdrler,
yaratlmamlardr, faaliyet ve hayat sahibi varlklardr
(2
\ Gezegenleri hareket
ettiren gler, krelerinden herbirine protos ouranasm tanrsal ve mkemmel
hareketine zt bir hareket vermekle. Tanrsal varla kar bir bamszlk
hareketi, evrensel dzene kar bir isyan hareketi yapm oluyorlar. Bu ktln
balangcdr, fakat o kadar zayf bir balang ki, dnyann hayat ile
karlatrlnca, Merkr'n, Vens'n, Merih'in Jpiter'in, Satrn'n, Gne'in (
3
),
Ay'n hayatlar gene de tanrsal, mkemmel, mutlu bir yaaytr.
Drt elemann faaliyeti ve bundan kan cisimlerin srekli deimeleri
(Herakleitos'un panta reCsi), ay altndaki kre ile, dnya ile snrlanmtr. Bu,
oluun, douun, lmn yeridir, ve physis meydana getirme, dourma, olu
anlamlarna geldii lde tam anlamyle tabiatn sahnesidir; buna zt olarak
gk, tabiatst'nn (le surnaturel), yani deimiyem ve ezel ve ebednin
sahasdr (
4
). Yer ve gk, enthade ve eke i buras ve yukars, tabiat ve tabiatst
antitezi, phesiz Aristoteles'te kaoiik dncesinde ald anlam ve nemde
deildir; fakat phe yoktur ki kozmolojisi, bu da- lizmden, onun ontoloji
prensipleriyle ztlk halinde olan bir platona i mistiklik damgas almaktadr.
Alemin merkezine konulmu bir dnya de dnyadan mmkn olduu kadar uzak,
evreye atlm bir Tanr dualiztidir ki, Aristoteles'in sistemini Kiliseye kabul
ettirecek ve bilginlerin ok byk bir ounluu Copemicus'un bayra altnda
toplandklar halde, var yedilmi hakikat diye zihinlere zorla kabul ettirilecektir.
Astronomi alannda ann nyarglarna bal olan Aristoteles,
meteorolojide artk bu derece baml deildir. Dnya atmosferi iki blgeyi (to-
po) ierir; biri toprak ve okyanus snrnda, ya ve souktur; dieriHerakle
itos'un pyr dedii havadan daha hafif ve daha scak elemandan olumutur ve gk
kubbesine kadar uzanr (
5
). Yksek atmosfer kuyruklu yldzlarn ve
1 2 3 4 5

(1) Metafizik, XII, 10,4.
(2) De ccdo, 292. .
(3) Her ikisi de gezegen saylyor.
(4) Met., XI, 6, 12.
(5) Meteoroloji, I, 3. Birok modem meteoroloji bilginleri bir alak veya sreksiz
(instable) atmosfer, bir yksek veyahut srekli (stable) atmosfer kabul ediyorlar;
birincisinde rzgr, yamur, frtnalar meydana gelir, kincisinde akan yldzlar ve kuzey
afaklar grnr.
ARSTOTELES 81
samanyoluntn yeridir. Aadakinde rzgrlar, frtnalar, gkkua ve dier
hava olaylar meydana gelir; bunlar yersarsnts, gel-git'ler gibi, yksek ve alak
hava tabakalarnn yeryzndeki su ile karlkl etkilerinin sonucudur.
Grlyor ki Aristoteles'in galaksias hakknda ok safdil fikirleri vard r, ama
buna karlk, hava ve deniz cereyanlar hakknda yapt aklama bizim yeni
teorilerimizi mjdeler. Esasen dehasnn btn geniliiyle ald alan, tam
anlamyle tabi bilimlerdir.
Organik lem, en bellibal gayelilik alandr. Her yerden fazla tabiat
burada, amacna varmak iin her tarafta en basit ve en iyi aralan seen, sonsuz
derecede usta bir sanatkr olarak grnr. Onu sanattan (tekhne) ayran ey,
teknik adamnn varmak istedii ama, onun dncesinde aka tasarlanm
fikir olaak bulunduu halde, tabiatta bunun igd olarak bulunmasdr.
Marangozun yapt mobilyada olduu gibi, kendi kendini meydana getiren ku
i de, gerekleen bir gaye vardr. Gaye olan mobilya bir hakikat olmak iin
marangozun ellerine muhtatr, gaye olan ku kendiliinden meydana gelir; ama
her iki halde de gayelilik en nemli bir rol oynar. Aksi iddiay desteklemek iin
tabiatn bazan ucubeler (des monstres) yaratt m sylenecek? Fakat sanatn
rnlerinde olduu gibi, onun rnlerinde de hat ilnmui vardr. Bir gramer
bilgini, bilgisine ramen bir iml yanl yapabildii, bir hekim usla olduu halde
yanl bir il verebildii gibi, tabiatn ilerine de hat karabilir, ve onun
ucubeleri, bo yere izlenilmi bir gayenin yolundan kmasndan baka bir ey
deildir (
l
\ O, buna her zaman varalamakla beraber, en iyiyi ister O). Onun
saptmalar, etkileyen fikrin deil, maddenin hesabna yazlmaldr fb. Esasen,
tabiatta, hareketini dnp karar vererek yapan bir hareket ettiren grlmyor
diye, sadece bu nedenle tabi gayeil inkr etmek sama olur. Sanat da
dnp karar vermez, birok hallerde dnmeye ihtiya yoktur. Sanat bir d
hareket ettirendir, tabiat, bir hareket ettirendir Eer gemi yapma sanat tahtann
iinde olsayd, o da aynyle aiat gibi hareket ederdi W. u halde, eer sanat bir
gaye gzeterek hareket edivorsa, tabiat da yle yapyor (
5
k Gaye onu hareket
ettiren prensibin bizzat kt . adisidir ve
prensip olarak o, meydana getirdii organizmalardan nce vardr O). '
* 2 3 * 5
* 7

il) Fu. lirik ri
(2) P>'h:, , i, 14, 19.
(3) F: . II. 8, S
{1} Bu, \o,v mcid/m, tabiatn ikin gayecili (la teleologie immanente) diyecei
eydir.
(5) Fi:., E, 2, 15, 16.
( OJ j r>: t . / l A 4,
(7) Mel., AX, C. De parl, anim., I, 1. .
Felsefe 6
82 YUNAN FELSEFES
Organizmalar, kendilerini hareket ettiren itmeleri (impulsion) bir
prensipten (psykhe) almak, gayelerine varmak iin birtakm letlere (organa)
sahip olmak itibariyle inorganik cisimlerden ayrlrlar. Bitkiler leminin gayesi
kendisinde deildir, bu gaye, bitkiyle geinen hayvandr. Bunun iin bitkinin ruhu
yalnz beslenme ve reme (to threptikon) fonksiyonlarn yapar. Hayvann ruhu,
bitkininkinden fazla olarak, duymak {to aisthetlk<m) melekesine sahiptir; buna,
daha mkemmel hayvanlarda, duyulur izlenimleri saklamak (mneme) melekesi de
katlmtr. Grme, iitme, koklama, tatma ve dokunma duyumlar, bunlarn
sentezini yapan ve i algnn ilk basit ekli olan bir genel duyuda (koine aisthesis)
buluurlar. Haz ve elem duymak kabiliyetinde olan hayvan ruhu, kendisini ho bir
surette etkileyene doru gider ve bunun aksinden kaar (to orektikon, aktif
meleke, irade). Hayvann kendiliinden hareketi buradan geliyor (fora, t o
kinetikon kata '-ton top on). Hayvandaki bu hayat prensibinin imtiyazlarna, insan
ruhu, bilmek melekesini, akl katar (to dianoetikon). Bu sayede insan tabiatn
aheseri, mkemmel organik varlktr (ekhei o anthropos ten physin
aporetclesme- nen) 0). O, hayvanlar leminin art arda gelen oluumlarnda
tabiatn izledi-, i son gayedir (telos). Eer ilk hamlede ona varmyorsa, bunun
nedeni mad- . denin direnmesidir, fakat iinde yorulmaz olan tabiat, kendine
doru gittii ideale gittike daha uygun olan bir sr deneyden sonra, buna varr.
Nasl ki gelime yolunda olan bir sanatkr, bir fikrin taslan izer, tekrar izer
ve onu tamamyle yakalamadan nce yz defa izer.
u halde organik lem ykselen bir merdivendir. Hayvan gelimesinin '
gayesel fikri, insan nmunesi, organik maddeye girdii ve onu arzusuna
ramettirlde, organizmalar ve onlara karlk olan ruhlar mkemmelle- irler (
1
2 3
\ Bitkinin basit ve ilkel ruhuna, farkl bir yukars ve aas olan, ama henz n
ve arka, sa ve sol ztlklar bulunmyan bir organizma karlk olmaktadr:
bitkinin az (kk) aada ve reme cihaz (iek) yukardadr, ama onun ne srt,
ne gs vardr. Hayvan ruhuna, yukar ve aa, sa ve sol gibi ift bir ztlk
gsteren bir vcut karlk bulunur. Nihayet insanda, yuka- , n ve aa mutlak
yukar ve aa ile bir dmektedir.
Hayvanlar lemi iki ubeye ayrlr: bunlardan birincisi kan olan hayvanlan
ierir: memeliler, kular, balklar, iki yaayllar; kincisi bcekler, kabuklular,
sedefler, yumuakalan ierir H). Is hayattan ayrlamaz ve bir hayvanda bulunan
s, onu rlatif mkemmelliiyle orantldr Aristoteles,
(1) Histoira animalium, I, 3.
(2) Karlatrmal anatominin ana
(3) De partibus animalium, II, 3.
ARSTOTELES
83
bunu yksek hayvanlardan kabul etmemekle beraber, kendiliinden tremeye
byk bir lde inanmaktadr. Yeni jeolojinin gzlemledii krenin ekil
deitirmelerini bilmediinden, hayatn ve cinslerin ezel (l'etemite a porte, ante)
olduklar gibi ebed (l'etemite a porte post) olduklarn da kabul eder grnyor.
Organlam cismin ruhla, kendi hayat prensibiyle ilikisi, madde ile form,
g le fiil, meleke (dynamis) ile fonksiyon {entelekheia) arasndaki ilikidir. Bu
sk ballk dolaysyle organlam cisim, ancak gayesel nedeni olan, onun iin
var olduu (to ou eneka to soma) mh sayesinde vardr ve yaar; ama ruh da ancak
bir eyi canlandrd, bir bedenin ruhu, bir organizmann enerjisi, bir letin
fonksiyonu {entelekheia tou somatos) olmak itibariyle vardr. Bedensiz mh g
halinde (dynamei) var olabilir, fakat fiil halinde, gerekle, hakikatte (energeia)
var olamaz. Kendilerine karlk olan beden organ km olmadan duymak, arzu
etmek, istemek, Aristoteles'e gre, ayaksz yrmek, hile bir heykel yapmak
gibi imknszdr {hadiksein aneu podon, oran aneu ophthalmon, andrias aneu
khalkou) B). Kesmek baltaya gre ne ise, ruh da bedene gre odur; eer balta
canl bir varlk olsayd, kesmek fonksiyonu onun ruhu olacakt ve, nasl baltasz
kesmek imknszsa, ylece ruhun esasl fonksiyonlar bedenden ayrlamazlar.
Organizmayla onun hayat prensibi arasndaki bu balantdan, ikinci olarak,
ruh gnn (la metempsycose), herhangi bir ruhun herhangi bir bedende
bulunabileceini syiiyen doktrinin imknsz olduu sonucu kar. Ruh bedenin
fonksiyonu, daha iyisi, fonksiyonlarnn hepsi, kuvvetlerinin bilekesi
olduundan, onun grnlerinin, fiillerinin (yani, sonuta, kendisinin; nk o
esasnda fiil ve enejidir), canlandrd bedenin z ve zel organizasyona
tarafndan belirlenecei meydandadr. Bir rsle flt sesi, ne de bir flit de di s sesi
karlamaz. Bunun gibi, bir at bedeniyle bir insan ruhuna ve yice ersi! sahip
olunamaz.
Eer beden g veya meleke ise, ve mh, onun fiili veya fonksiyonu ise, bu
sonuncusu da srasnda g, meleke veya daha iyisi bir melekeler (dyna- meis)
topluluudur; hissetmek, grmek, istemek onun melekeleridir; duyum, alg, irade
de bu melekelerin fiilleri, enerjileridir. u halde ruh, organlam bir cismin
entelekeia's veya ilk fonksiyonu, onun grnleri veya sonulan da, bu cismin
ikinci fonksiyonlan veya enejileridir (
1 2
h
nsan mirana gelince, duyum, hayalgc, bellek, irade olmak Mbanyle,
dnyada bulunan btn eylerin talihine o da boyun eder; o da lmldr
(1) De gccratione animalium, II, 3. Kr. Met., VII, 11,11.
(2) De ardnu, II, 1: Ei d U koinon epi pases phykhes dei legein, eie an
entelekheia e prole sonat* physikou organikou.
84' YUNAN FELSEFES
(phthartos) B). Bizzat zihinde (lintellect), lmsz ve tannsal bir unsurun
yannda, lml bir ksm vardr. lml ksm, bedensel izlenimlerle meydana
gele fikirlerimizin hepsini, zihnin ald, kabul ettii, yaratmad, meydana
getirmedii her eyi ierir. Zeknn pasif olan btn bu taraf (nous pathetikos),
bedenin talihine itirak eder ve onsuz dnlemez. Yalnz aktif zihin (nous
poietikos) evrenseli ve tannsal olan tasarlyan sf akl, lmezlik imtiyazna
sahiptir; nk yalnz o, zce farkl (phykhes genos ete- ron) ve kendisinden
aynlabilir (khoriston) olduu bedenin bir fonksiyonu olarak aklanamaz; oysa
dier melekeler ondan ayrlamaz (ta loipa moria tes psykhes ouk esti khorista
Aktif zihin bir meleke deil, fakat fiil halinde bir varlktr (ousia energeia on);
duyarllk, hayal gc ve bellek gibi, tabiatn bir rn, ruhun gelimesinin bir
sonucu deildir; o hibir suretle bir rn, bir sonu, yaratlm bir ey deil, fakat
bedenden olduu gibi ruhtan da nce var olan ve onunla mekanik bir ekilde
(thyrathen) birleen mutlak bir prensiptir (theion). Bu ayr zihin (khoristos),
mutlak surette madd olm- yan (arniges), duygusuz (impassible) [apathes],
mahvolmaz, ezel ve ebeddir (athanatos kal aidios) ve o olmakszn, pasif ve
lml zihin hibir ey dnemez (aneu tonton ouden noei) (
3 *
).
" -Aristoteles, her ne kadar ruhta lmezlie benzer bir ey olduunu sylyorsa
da W, aktif zihnin, yalnz dnen birey olmamakla kalmayp, ayn zamanda
onun bir ksm da olmad, bize dardan geldii (thyrathen) ve bent (rtoi)
hibir organik ba ile bal olmad gz nne getirilirse, bu benzerlik de
kaybolur. Aristoteles'in dncesinde bu aktif Tinin tam atla- myle nedir, bunu
sylemek gtr ve says ok olan yorumcularnn ou, zeklarn bu yolda bo
yere harcamlardr. Sistemin mant bunun bizzat Tann olmasn gerektiriyor,
nk Tanrnn tanm her noktada mutlak no- usm tanmna uyuyor (
5
). Bundan
baka metafiziinin prensibiyle elimeye dmeden, Aristoteles, birbirinden
ayn birok zeklar kabul edemez: ok olan ey madddir (
6
). Nous poietikos'm\
tamamyle gaynmadd \apat- -hes, arniges) olduu syleniyor. u halde ancak
tek olarak var olabilir, o, bir tanedir ve stoac panteizmin, ruhlar gelip geici
kiilemeler olan ikin aklna (la raison immanente), lemin ruhuna (me du
monde) veya evrensel zihnine (esprit niversel) [logos tou p an tos]
benzemektedir. Aristoteles'in Tanrsnn akn oluu, bu yoruma engel deildir;
nk Met af i zi k ayn za
ri) De anima, III, 5:0 de pathetikos no
phthartos.
(2) De anima, II, 9.
De anima, De gener, et corrupt.,
(4) Met., XII, 3,10.
(5) Ayn eser.
(6) Met., XIII, 6, 21.
ARSTOTELES 85
manda tanrsal varln akmln ve lemin fizik ve mnevi dzeni olarak
ikinliini sylyor; fakat buna engel olan ey aktif zihnin cevherliinin ok
kesin olarak ileri srlmesidir (outos o nous khoristos kai apathes kai ami- ges
te ousia on energeia) d). Mantk olarak, bu sonuncusu en yksek Varln
kendisinden baka br ey olamaz. Aristoteles, nous aidios'a ruhun bir paras ve
lmez paras demeye kadar varyorsa, bu noktada mantnn kusurlu olduunu
syliyeceiz. Fakat ak olan ey, yalnz ezel ve ebed zeknn lmezliini ileri
srmekle, bireysel lmezlii kaytsz ve artsz inkr etmi olduudur.
Peripatetisyen doktrinin bu noktasnda, en kk bir itiraz olamaz.
Aktif pmctikos zihin, o kadar az insan zihnidir ve onun lmszl bize o
kadar az yararldr ki, Demokritos'un ve sansalizminkine ok yakn olan
Aristoteles'in bilgi teorisine gre, insan mdrikesi, fikirleri meydana getiren
meleke, onlarn babas (poictes) deil, sadece onlar alan melekedir, onlarn
anasdr. Tabi olarak, o hibir ey iermez ve bir dz levhaya veya beyaz
sayfaya benzer (ospir en grammateio o methen hyharkhei entelekheia
gegreammenon) te yandan, Aristoteles'in sansalizmi, Leibniz'in ex- cipe ime
ec lamdm engel deildir ve fikirlerin, fiil halinde deilse bile, hi ol/nazsa g
halinde (dynamei) zihinlerde nceden var olduklarn, baka bir deyile zihnin
balangta tamamyle meydana gelmi fikirlerle deilse bile, hi olmazsa onlar
meydana getirmek melekesiyle ie baladn kabul eder Ex nihiio nihil onun
esasl doktrinlerinden biridir. Doan zihnin dz bir levha olduunu,
bilgilerimizin kaynann deney olduunu, zeknn duyum taralndan
oluturulmu, alanm, fiil haline getirilmi bulunduunu retmek ivin, o, ne
felsef dnceye zt (antiphiIosophique) bir dalizm, ne kaba bir mekanizm
ortaya atar. Bu meselede dalizm, aksine bilginin prensiplerinden birim, dieri
hari olmak zere kabul etmek, duyular tarafndan alanmann bir kirlenme
olduunu ileri srerek, dnceyi tabiata aykr bir eit bekarlk ierisinde
yalnz brakmaktan ibarettir, ve bu dalizm Platonda bulunmaktadr.
Stageiral'ya gelince, dalizm itiraz, bir taraftan onun teolojisi iin, br taraftan
aktif zihin teorisi iin hakl olarak ileri srlebilir.
Aon.Vun insan ruhunda bulunmas, onu, hayvanla Tanr arasnda orta bir
varlk sapar Duyarllyla, algsyle, belleiyle, insan hayvann ayndr, aklla
Tanrva benzemektedir. Ahlk varlk olarak onun orijinalliini oluturan bu ift
vasftr. Hayvansal prensiple zihinsel prensibin beraber bulun-
1 2

(1) De urunu. li, 5.
(2) De nmc, 1I, 4.
V) Bak. bu konuda Locke ve Leibniz arasndaki tartma ( 56 ve
86
YUNAN FELSEFES
madklan yerde, ahlkllktan sz edilemez. Hayvan ahlk bir varlk deildir,
nk zihinden yoksundur; saf dnce olan Tanrnn ahlkszlndan da gene
sz edilemez. u halde ahlkllk karakteri, insan tabiatnn ayrde- dici
niteliidir ve eer her varln gayesi, tabiatnn tam ve batan baa
gereklemesi ise, insan hayatnn gayesi, ne sadece hayvansal unsurun
gelimesinde, ne uydurma ve imknsz bir ey olan insann Tanr haline
gelmesinde olmayp, ift zmzn tam ve henkli olarak alp genilemesinde-
dir. nsan iin en yksek iyi, zihinle hayvani unsur arasndaki dengeden doan
mutluluktur (eudaimonia). Bu denge erdemdir. Aktif zihinle pasif zihin
arasndaki ahenk, zihinsel erdemdir (arete dianoeike) ve o teorik alanda bilgelik,
pratik alanda ngr ve saduyu (phronesis, eubolia) olarak kendini gsterir;
zihinle irade arasndaki henk, etik erdemdir (arete ethike), yani cesaret,
lllk, cmertlik, soyluluk, ereflilik, tatllk, samimlik, nezakettir. Erdem
kusurun tam ztt deildir (Platon'un kans); o, iki zt (akra) kusur arasnda, tam
orta (to mesori) yerde bulunur. rnein cesaret bir erdemdir ve bu bakmdan
atlganlkla korkaklk arasnda orta yerdedir; cmertlik, hasislik ve msriflikten
ayn uzaklkta bulunur ri).
nsan physei zoon politikon olduundan, devleti arzularna gre meydana
getiren ve deitiren bireyler deildir; aksine bireyleri oluturan devlettir. Aile,
mlkiyet, klelik, tabiatn gerei olan eylerdir. Nasl M ayn bir elbise herkese
ayn derecede yakmazsa, ylece ayn hkmet ekli de btn milletlere ve
btn durumlara uymaz. Egemenlik sekin bir prensin elinde olmak artyle,
monari, hkmet ekillerinin en iyisidir; nk, bu takdirde, mkemmel bir
hkmdar idaresi altnda mkemmel bir monari olan evren hkmetinin
kopyas olur, ama bu istibdat idaresi halini alnca, hepsinin en irenci olur.
Devletin selmeti, kuvvetlerin iyi bir dengesindedir ve esasl olarak orta
snflarn kuvvetine baldr (
2
\
Etika'smda ve Politika'smda, Metafizik'inde olduu gibi, Aristoteles
platoncu utopia'lann kararl itirazcsdr. Realist, pozitif, deyim yerindeyse, lik
bir dnr olduundan, o her eyden nce olaylar hesaba katar ve in san
hayatna, varamyaca ideal bir gaye gstermekten byk bir zenle ekinir.
Felsefesi batan aa, kaba bir sansalizmle gerek hayata uygun ol- myan bir
idealizmden ayn derecede uzak duran bir denge ve sentez teorisidir. Her ne
kadar bilime olan sevgisiyle, dehasnn kvraklk ve zenginliiyle, idealle
hakikatin lsne, oranna, hengine kar gsterdii tercih ile, Aristoteles,
Yunan zihninin tam alma ve gelimesini gsteriyorsa da, onun alalmasna da
iaret ediyor, insanln genel gelimesinde ye.m hu devir
1 2

(1) Nikomakhos Etika's, II, 5
ve d.
(2) Politika, IV, 9.
ARSTOTELES 87
ayor. Her denemeye dayankl saduyusu ile, hakikati olduu gibi gren
pozitivizmi ile, hemen hemen bir Sam (eraite) yahut bir Romaldr. ll ve
asab slbunda Attike ss ve inceliinden hibir ey yoktur. Fakat eklinden,
fazla, felsefesinin esas realizmin izini tar. Maddeyi snrl varln zorunlu bir
unsuru sayan metafiziinin esasl doktrini, bilgi teorisindeki dz levha,
Platonunkinden ok daha ak ve mutlak olan monoteizmi, tam orta (juste
milieu) ahlk, monari eilimleri, onda her ey, unsurlar Pel- la'da, Roma'da,
skenderiye'de, Kuds'te hazrlanan yeni lemi mjdeliyor.
Lykeion'da yerine geen okul bakanlan arasnda en tannmlar olarak
Theophrastos d % Dikaiarkos'u (
1 2
), Aristoksenos'u (
3 4
) ve zellikle Ptolemai-
os PhiladeJphosn hocas Lampsakos'lu Straton'u ^ saymak gerekir. Aris-
toksenos zihnin lmezliini ve Straton Tanrnn varln inkr ediyorlar: bu, ya
stadn lmezlikten ve lk hareket ettirenden ancak zamanna uymak iin sz
ettiini, ya da doktrinin eski taraftarlarn, Ortaadaki hristiyan mritlerinden
ok daha az baladn gsterir. Tilmizleri stattan ayran ve genellikle
Aristoteles'ten sonraki felsefeyi nitelendiren ey, Stagerial'nn henz
balangtaki birliini temsil ettii bilimsel almada, gittike artan i
blmdr. Bilgin Aristoteles'in eserine Sicilya'da, Msr'da, Akdeniz adalarnda
devam ediliyor, halbuki Atina ve Atina'da bizzat Lykeion, ancak sadece
usavurmadan, diyalektikten, tartmadan (eristique) ibaret, gittike fizik lemle
ilgisini kesen ve tamamyle ruh sorunu zerine katlanan bir felsefeyi muhafaza
ediyor. . .
Attike felsefesinin tercih ettii konu olan bu insan ruhunun z, gayesi,
kbeti nedir? Bu z ve bu gayeyi dncede bulan Platon'a, ve teolojisi esas
bakmndan nous'un tannlatnlmasmdan baka bir ey olmyan Aristoteles'e,
Epikuros, Demokritos'la beraber, cevher olan dncenin (k pensee substance)
inkr ve duyum felsefesiyle cevap veriyor. Bu iki zt u arasnda, stoallann
somut spiritalizmi yer almaktadr.
(1) Cicero, Ad At de., II, 6. Acad. post., 1,9. De fnibus, V, 5,12 Tuscul., V, 9
Simplikios, In Phys., f. 225.
(2) Cic., Tuscul., 1,10.
(3) Cic. De nat. (kor., 1,13. De fin., V, 5. Diog. L., V, 58. Sipmlikios, sz ge.
yer.
(4) Aristoteles okulunun Ortaa'da devam iin, bak. 32, 37-41 ve 45. ,
88 YUNAN FELSEFES
B. MADDENN TANRILATIRILMASI, CEVHER .
OLARAK DNCENN NKRI.
18, -Epikuros
Epikuros W, 341 ylma doru, Sisam'da, Attike'den gelme bir babadan
dnyaya geldi. Annesinin bo inanlara dayanan ibadetlerini grerek ve De-
mkritos'u okuyarak.pheye dnce;tannlar ve lmden sonraki hayat
korkusunun insanlarn mutluluuna engel olduuna, gzlem ve muhakeme ile,
tabiatstne inanmaktan kurtararak bizi mutlu etmek iinin felsefeye . dtne
kanaat getirdi. 306 ylma doru Atina'da kurduu demekte kiisel nfuzu, yle
grlyor ki, ok bykt, ve rencilerine yazdrd hikmetler (kyriai doksai),
lmnden (270) sonra epikurosu retimin deimez temeli olarak kald. Buna
karlk, hemen hepsi kaybolmu olan says ok yazlan m (
1 2
) saklamakta ne
politeizmin, ne hristiyanlm hibir kan yoktu, ve Sokrates'le Voltaire'i
kendinde birletiren bu adamm dier btn okul bakanlanndan daha ok ve
daha azgn aalayclan ve dmanlan kt.
Bilim iin bilim istiyen ve ilk felsefeyi, daha yararllan olmakla beraber (
3
4
), teorilerin en iyisi ve en tannsal sayan Aristoteles'ten farkl olarak, Epikuros,
bilimi hayatn hizmetisi yapyor ve ancak pratik iin teoriye ilgi gsteriyor.
Kanonik (mantk), fizik ve etik diye ikiye ayrd felsefenin W gayesi, ona gre,
insan hayatna skn ve rahat (ataraksia) vermektir, ve o, bu gayenin baz
farklarla kendine mal ettii Demokritos sistemiyle elde edildiini gryor.
Madde Platon'un yokluk'u (le non-itre) deil, fakat eyann pozitif ve. biricik
prensibidir, evrensel destektir, ruh, zihin, dnce, bunun ancak - razlandr
(symptomata e symbebekota). Onun dnda, hareketin art olan
(1) Kaynaklar: Diog. L, X. Cic., De fin., I. Lucreus, De rerum natura. Seksi
Emp., Adv. math., XI. Gasscndi, De vita, moribus et doctrina Ep'curi, 1647, ve Symagma
philosophioe Epic., 1655. I. Rondclin (Paris, 1679), Battcuxnn (1758), vb., Epiku- fos ve
Lucreus hakknda Etudes'leri.Ritcr ve Prcllcr, s. 339 ve d. Guyau, La Morale d'Epic ur
e et ses rapports avec les doctrines contemporaines, Paris, 1888.
(2) Diogenes Laertios'a gre 300 kadar. Bu tarihi tarafndan saklanan Mektuplar, vb.,
mstesna, eidi Yunan yazarlarnn zikrettikleri paralardan, Lucrcusn De rerum natura'
da verdii deerli zetten ve Hcrculanum'da bulunan peri physeos, vb. adl eserin
paralarndan baka, bu hususta hibir ey bilmiyoruz.
(3) Met. 1, 2,19-25.
(4) Epikuros bunu yle tanmlyor: energeia logois kai dialogismois ton eudaimona bion
peripoiousa (o, sz ve usavurma ile mutlu hayata gtren enerjidir) fSeksi Emp. Adv. math.,
XI, 169].
EPKUROS 89
boluktan baka bir ey yoktur. Madde saylamyacak kadar ok, yaratlmam,
yok edilemiyen ve daima bir hareketi olan atomlardan olumutur. De-
mokritos'a gre, bu zerreler tabi ve zorunlu olarak yukardan aaya hareket
ederler. Fakat biraraya geldikleri ve cisimleri oluturduklar iin, Epikuros'a
gre, dik yoldan saptklarn ve bu sapmann tesadfn bir sonucundan baka bir
ey olamyacan kabul etmek gerekir. u halde Epikuros mutlak determinist
deildir ve tesadf, yani nedensiz bir sonucun mmkn olduunu kabul ediyor;
bu ona, ahlkta, kaytsz zgrle (la liberte d'indifference), yani sonusuz
nedenlere yer vermek imknn hazrlyor F).
Fakat mantndan ok hayalgcne eref veren bir tutarszlkla her ne
kadar nedensellik sorununda Demokritos'tan aynlyorsa da, evrenin ezel ve
ebedliini kabul etmekte onunla ayn fikirdedir. Kelimenin mutlak anla- myle,
lemin ne bir yaratl, ne bir sonu, ne de kelimenin tam anlamyle, herhangi bir
yaratma sz konusu olabilir. Alemin tanrlarn eseri olmadna kanaat getirmek
iin, bir taraftan, onun szde yaratclarnn tabiatn, dier taraftan, lemi ve
eksikliklerini gz nne getirmek yeter. Mkemmel ve en yksek derecede
mutlu, kendi kendilerine yeten ve hibir eye ihtiyac olm- yan bu varlklar,
neden bu lemi yaratmak zahmetine katlansnlar,, neden evreni ynetmek gibi
ar bir yk zerlerine alsnlar? Kald ki, bir an iin, lemin, onlarn eseri
olduunu kabul edelim. Eer onu yaratmlarsa, ya ezelden beri yaratmlardr,
ya zamanda yaratmlardr; birinci halde, lem ezeldir; ikinci halde ise yle
demek gerekir: ya yaratma faaliyeti tannsal mutluluun bir artdr ve bu
takdirde, lemi ancak ezel bir hareketsizlikten sonra yarattklarndan bu, btn
bir ezellik srasnda en yksek derecede mutlu deillerdi demektir; ya da byle
deildir, ve bu takdirde, bizzat kendi zlerine zt olarak hareket etmilerdir.
Zaten onu hangi gaye iin meydana getireceklerdi? Kendi kendilerine bir yer
yaratmak iin mi? Fakat bu, onlarn ezelden beri yersiz, veya hi deilse,
kendilerine yarar bir yersiz olduklarm sylemek olacaktr. nsanlarn kan iin
mi? Bu, bu lemin ierdii birka bilge iinse, zahmete demez; eer kt
insanlar yaratmak iinse, onlar zalim varlklar yapm oluyoruz. u halde, her ne
halde olursa olsun, yaratmann tannlarn ii olduunu kabul etmek mmkn
deildir.
Sorunu lem bakmndan gzden geirelim. Her trl ktlklerle dolu olan
bu lemin, tannlann eseri olduunu nasl kabul etmeli? orak ller, bo dalar,
zararl bataklklar, oturulamaz halde olan buzlar, gney gneiyle kavrulmu
blgeler, brtlenler ve dikenler, frtnalar, dolular, kasrgalar, vahi hayvanlar,
hastalklar, vakitsiz lmler, tannsal varlklarn eya-
1

(1) Lucretius, De rerum natura, II, 216 ve d. Diog. L., X, 133-134.
90 YUNAN FELSEFES
nn ynetimine hi karmadn gereinden fazla kantlamazlar m? Bo mekn,
atomlar ve arlk, yani mekanik nedenler, metafiziin gaye sel nedenler
hipotezine bavurmasna hacet kalmadan, lemi aklamaya yeter. Fazla olarak
tanrlarn var olmalar mmkndr, hatt bu muhakkaktr; dnyann btn
milletleri bu hususta ayn fikirdedirler; ama en yksek derecede mutlu olan, her
tutkunun, her taraftarln, kayna nsan zaafla olan her eyin 0) stne
ykselmi olan bu varlklar, mutlak bir sknun zevkini srerler. Uzak
ikametghlarnda, insan sefaletleri onlar mteessir edemez, ve buna karlk
onlar da, insan hayatna hibir surede etki edemezler. Ne by, ne gaipten haber
verme, ne mucize ne de onlarla bizim aramzda hibir iliki yoktur.
Bunun gibi, Cehennem azabndan da korkmamak gerekir. Ruh madd
eydir ve bedenin kbetine o da katlr. Onun madde gerekten son derece
narin ve son derece incelmi madde olduunu kantlayan ey, fetlerin ve
maraz hallerin sonulan olan baylmada, anestezide, sayklamada bedenin ruh
zerinde yapt etkidir, zellikle ruhun beden kuvvetleriyle paralel olarak
gelimesi ve ihtiyarlamasdr. ocukta zayf olan zihin melekeleri genlikte
byrler ve ihtiyarlkta yava yava azalrlar. Hastalklar ruh zerine derinden
etki yaparlar; beden olmasa, ruh hibir suretle meydana kmaz. Dahas var: len
bir kimsenin duyduu his, ruhun, daha sonra kuvvetlerine tam bir suretle sahip
olarak uzaklamak zere bir organdan baka bir organa ekilmesi deil, zihin
melekelerinin yava yava azalmasdr. Eer, lmde, ruh bilincini tam olarak
muhafaza etseydi, eer, baz platoncuiann iddia ettikleri gibi, lm ruhun daha
yksek bir hayata geii olsayd, insan, lmden korkacak yerde, sevinecekti;
ama durum byle deildir. Esasen eer lmden korkuyorsak, bu artk var
olmayacamz iin deildir; onu dehetle bizim gzmz nne getiren ey,
istemiyerek hilik fikrini, yani bu hilik hissini, hayat fikriyle kantirmamzdr,
lnn derece derece yok oluunu duyduunu, yandn, yahut kurtlar tarafndan
kemirildiini hissettiini, ruhun var olmakta ve duymakta devam ettiini sanrz.
Eer hayat fikrini kartndan aka ayrmay, eer^lmezlik fikrinden aka
vazgemeyi ba- arabilseydik, lm bir korkuluk olmaktan kacakt. Kendi
kedimize yle diyecektik: lm bir ktlk deildir; len iin bir ktlk
deildir, nk artk lm onun iin mevcut deildir; yayan iin bir ktlk
deildir, nk onun iin henz mevcut deildir. Biz varken, lm bizim iin yok
demektir ve lm gelmise, artk biz yokuz. u halde lmle bizim aramzda
hibir temas mmkn deildir ve onun o kadar ok korktuumuz donmu temas,
hibir zaman gereklemez.
1

(1) Diog. L., X, 139: To makarion kai aphtharton..., out'orgais oute kharisi
synekhe- tai, en asthenei gar pan to toiouton.
EPKUROS
91
u halde temelsiz korkular, varlmzn gayesini, mutluluu yakalamamza
engel olmasn! En yksek iyi hazdr, geici bir duyumla beraber bulunan haz
deil (hedone en kinese), fakat srekli hal olan haz (hedone kaas- tematike)
hali, hayatn frtnalarna kar korunmu olduunu bilen bu derin sknet ve tam
memnunluk halidir. Zihnin zevkleri ehvete tercih edilmelidir, nk devam
ederler, oysa duyum, onu bize veren an gibi, kacdr. Zt- tm, bitkinlikten
doan srekli elemi getirmesinden korkarak her eyde arlktan ekinmelidir.
te yandan, baz elemli duyumlar, rnein strapl bir ameliyat, bir iyilik
saymaldr, nk bize salk ve zevk salar.'Erdem bilgeye, kendi mutluluuna
yariyan her eyi yaptran ve buna kart olan her eyden kanmasn salayan
tacttr. O, en yksek iyi deildir, ona vardran hakik, biricik aratr W,
Kusursuz berrakl k an, antimistik eilimleri ve kolay uygulanabilir ol-
malanyle, epikurosu prensipler, platonculua, peripatetizme, stoacla korkun
bir rekabet yaptlar. zellikle talya onlan batac etti; oradaki tilmizleri De
rerm natura'mn yazan air Lucretius, T. Cassius, L. Torquatus, T. Pomponius
Atticus, Caesar, Horatius, Gen Plinius idi. Sezarlann idaresi altnda, stoaclk
cumhuriyeti kanaati temsil ettii halde, epikurosuluk kudretli ve bar bir
kuvvete dayanarak, stadn idealini meydana getirmekten memnun, yeni dzenin
taraftarlanm bayra altna topluyordu. O, imparatorlann himayesi altnda bir elle
politeizmin rm binasndan ayakta kalan ykyor, ve tekisiyle yeni dine ve
hristiyanlm tabiatst (sumaturel) varlna saldmyordu.
* 2

i) Dog., m. X , *40 Ouk tisLn ede o s zen aneu tou phrommos km kalas km dikaios
(o, z.E/., ior, gzel m doru olmyan bir ekilde mmkn deildir).
(2) Ouia .vkeeiuji Demeinin kuzlaryle son zamanda meydana karlan ve Hadri-
anus dmnder, kalma olan latince-yunanca bir kitabe, imparatorluk tarafndan Epikuros
okuluna eutuirn 'zt himaye, ou lmaye sayesinde, mildn ilk yzyllarnda, bu okulun
oynad osn t m m bu nedenle perpatesyen ve stoac okt.Harda uyandrd kskanlk
hakimdi hiSiiI.'er-rmz e; noktada dorulamaktadr. Bundan Deka, burada, imparatorluk
dc> br<de okulun tesul, okul bakanlarn atanma ekli, vb gibi imdiye kadar pek az
bi- ifT, /y K ukurda hi olmazsa dolayl baz bilgiler vardr. ,
92 YUNAN FELSEFES
C. RADENN TANRILATIRILMAS1
19. Stoaclk
Stoac okulun kurucusu, Kbrs'ta Kittion'lu Zenon 0\ Fenikeden gelme bir
tccar ailesindendi. Bir deniz kazasnda servetinin kaybolmas, okumaya kar
duyduu istei izlemesine neden oldu. Sra ile, kinik Krates'in, Megara
okulundan Stilopun, Akademia'dan Ksenokrates ve Polemon'un rencisi oldu;
sonra kendisi Atinada, Poikile meydanlarnda (stoa poikile) felsefe okuttu.
ntiharn meru olduuna inanm bulunduundan, byk bir hret ve birok
renciler brakarak, 260'a doru hayatna son verdi. Eserine Tro- astan gelme
Kleanthes'in lhisi (
2
) denilen lhinin yazan olduu sanlan Kleanthes @)
tarafndan, ve bu sonuncusunun kendini ldrmesinden sonra Kilikyada
Tarsuslu (bakalanna gre Solesli) Khrysippos tarafndan devam edildi; bunun
Akademiaya kar yazd birok mcadele yazlan, okulun doktrinini ak
izgilerle meydana kard
Btn bu yazlar koybolmutur; hi olmazsa bunlardan ancak baz paralar
kalmtr ve neden bahsettiklerini tahmin etmek iin, birok yzyl sonra gelen
yazarlara, Ciceroya, Senecaya, Epiktetosa, Marcus Aureliusa, Kilise
Babalan'na bavurmamz gerekiyor. Esasen stoaclk sade bilimsel bir teori
deildir; zellikle bir ahlk ve bir dindir, ve fazla olarak. ir kiinin eseri deil,
fakat farkl yerlerden gelen ve asrlar boyunca ksmc deien bir doktrinler
topluluudur. Onun, esasnda pratik olan eilimi buradan geliyor. Dogmalarnn
ok kark ve tamamyle eklektik olan karakteri bundandr. Nihayet, onu sistemli
bir biimde anlatmann gl de bu yzdendir.
Epikuros gibi, Zenon ve stoallar da bilimi hayat iin: hakikati, iyi ve
faydal iin (to epitedeion, to ophelimon); varln ilk nedenlerinin
aratrlmasn, hayatn son gayesi iin (to telos) isterler. Bu gaye bilgeliktir, yani
teorik ve pratik erdemdir. Teorik erdem iyi dnmek (arete logike) ve eyann
tabiat hakknda doru kavramlara sahip olmaktan ibarettir (arete physike); ama
iyi yaamaktan ve akla gre hareket etmekten ibaret olan pratik erdem, en yksek
derecede erdemdir, sadece bir ara olan teorik erdemin yneldii gayedir. Bizi
daha iyi bir hale getiremiyen, eilimlerimize ve hare-
1

(1) Diog. L., VII.
(2) Jpiter'e lhi (Stobaios, Ecl., I, s. 30).
(3) Diog. L VII.
(4) Diog. L., XII, 179 ve d. Cicero, De fin., IV, 19, 56 ve muhtelif.
(5) Ogereau, Essai sur le systime philosophigue des stociens, Paris, 1885. Schme-
kel, Die Philosophie der mittleren Stoa in ihrem gescfuchl. Zusammenhange, Berlin, 1892.
STOACILIK
93
ketlerimize hibir etki yapmyan ey nemsiz yahut ktdr. Mantn,
metafiziin bilimlerin varlk nedeni ancak pratik faydalan lsndedir. Bunlar
ahlka bir giri olutururlar; ama, bu bakmdan okulun retiminde
nemleri vardr.
Volontarist (iradeci) ve antidalist eilimine uygun olarak, stoaclk,
Aristoteles'ten daha tam bir biimde Platon'un eyadan ayr de'sini reddeder.
delerin yahut evrensel kavranlann (universaux) objektif varlklan yoktur; onlar
ne Platon'da olduu gibi, eyann dnda, ne Aristoteles'te olduu gibi, eyann
iinde bulunurlar; bunlar, gerek lemde hibir karlklar olmayan zihnin
soyutlamalardr (ennoemata). Bundan baka, ruhta asla doutan bilgi yoktur, o
bir dz levhadr ve btn fikirleri ona dardan gelir (thyrathen). Duyulur izlenim
(typosis), Kleanthes'e gre, madd bir ey zerine yaplan bir iz, bir mhrn
balmumu zerinde brakt iaret gibidir. Khrysippos bunu, ruhun bir deimesi
(eteroiosis) olarak tanmlar. Duyum (aisthesis), btn fikirlerimizin (fantasiai)
mterek kaynadr. Bunlar, cevheriii (hypokeimena), bir nitelii (poia), bir olu
eklini (pos ekhonia), yahut bir balanty (pros ti pos ekhonta) ifade ettiklerine
gre, drt snfa ayrlrlar. Bir fikir, konusunu tam olarak gsterdii takdirde
dorudur. Bir fikrin doruluunun ls, onun ak oluu, anlalr oluudur
(fantasia kataleptike). Zenn'a gre, kesinlik derecesi drttr: hayal etmek
(fantasia), inanmak (sygkatathesis), bilmek (katalepsis), anlamak (episte me).
Yalnz filozofa ait olan bilginin bu en yksek derecesini anlatmak iin, Zeon'ut
sol elini kapal olan sa eli zerine getirdii sylenir. Aristoteles gibi, stoallar da,
gramer ve hitabeti tamamlayc ksmlar olarak manta balarlar, ve bu alanda
byk mantknn balad ii, ona lyk bir ekilde srdrrler: gramer ve
sentaksa ait teknik deyimlerimizin ounu stoallar
yaratmlardr ri).
Bilgi teorileri gibi, metafizikleri de, eer mmknse, Aristotelesin
realizminden daha ileri gitmektedir. Bu, kaytsz ve artsz, somut spiritalizm-
dir. Ruh ve beden ayn bir varln iki tarafdr. Gerek varlkta, ruh aktif eleman,
etkileyici kuvvettir (to poion); madde, passf elemandr (to paskhon). Ne saf ruh,
ne cansz madde vardr. Tanrnn bile, bu hususta Stageiral ne dnrse
dnsn, bir bedeni vardr, ve bu beden, ruhu (psykhe tou kos- mou) ve tohumu
yahut yaratc prensibi (logos spermatikos) Tanr olan lemdir. Fakat stoac gr,
Aristoteles'in grnden ve ayr de veya Formu mutlak olarak* reddetmesi
itibariyle zellikle Platon'dan aynlyorsa da,
1

(1) Stoalilaru mant hakknda: Diog. L., VII, 41 ve d. Cic. Acad, pr., II, 47 ve -
post., I, il. Sekstos Empirikos, Adv. math., VIII. Stobaios,EcL, I. Simpkios,/n categ.,
f. 16 b.
94
YUNAN FELSEFES
dmamist olmas ve eyann akla gre oluunu veya gayeliliini tanmas
bakmndan, kendisiyle Epikuros'un maddecilii arasnda daha az esasl olm- yan
bir fark vardr. Gerekten de, mekanizmin tanmad bu lemin ruhu zekidir
(nojus); nceden grr (pronoia); bizi sever (philanthropos) ve bizim iyilimizi
ister (kedemonikos, ophelimos, eupoietikos anthropoh), ama onda nsan tutkular
yoktur. te yandan, bu hesapa evren canl ve zeki bir varlk, yayan bir dev
(zoon) haline gelir ki, Tanrlk bunun ikin akl ve kanunudur (logos tou pantos).
Mutlaka, ayn zamanda akn ve ikin die kabul eden Aristotelesten farkl
olarak, bu, saf ikinlik (Vimmanence pre) sistemi, natralizm, panteizm veya
prensiplerinin zorunlu som ikinr kabul eden kozmoteizmdir d)
s
determinizm ve
mutlak predetermnizm anlamna gelir (eimarmene anangke); nk Tanr
deimez varlktr, ve bu. monoteizm, daha iyisi, monizm anlamna gelir, nk
Btn (le Tem t), budi ve Bir, Tanrdr (Zeus). te yandan, politeizm inanlarna
saygl olan bu sistem, Zeus'un aasnda lemler veya evrensel gelimenin
mteakip eon'ar (ezel ve ebed akldan kan ruhlar) olan daha aa tanr)an
kabul ediyor, fakat onlarn lml olduklarn sylyor ve lmezlii yalnz vak
>ek Var- lk'a brakyor (
1 2 3
k
Stoallann fizii, Herakleitos'un fiziidir; bu fizik, ha> atn prensibi olarak
s (pyr, p ne uma, ait her), bu etkenin, hava eklinde, s vi \c Lt (o/oy kai)
elemanlar haline gelmesi, belli bir zaman sonra, bu elemanlarn gksel ate iinde
tekrar eriyip kaybolmalar (odos an<>), evreme! yanma (elpyro- sis), ve lemin
dnem dnem yenilemesi {palingcnesut apokatastasis) hakkndaki fikirlerini
ondan almtr. u halde evren, len ve yemden doan, ve hepsi ayn bir ikin
nedenden ve ayn bir kamna gre meydana geldiklerinden, hep ayn rnei tekrar
eden ve mutlak bir surette bu birlerine benzi yen sonsuz bir lemler zinciridir.
Orada her ey aresiz bir zorunlulukla sonsuz olarak tekrarlanr durur (fatum
stocum).
Evren Tanrsal varln vcudu olduundan, zorunlu oku ak lekesiz bir
gzellii olan mkemmel bir organizmadr (teleian sonu
1
Bm\ karlk evrenin
mkemmellii, sonsuz bir Zeky ierdiini kantlar'
r
' bu phesiz Aristotelesin
Tanrs gibi, yalnz en yksek g (ar l * bereket m tiren
v
r km bir prensip
deil, fakat nasl insan ruhu bedenin butun kunLamda mevcut ise, ylece her
yerde hazr olan bir varlktr (p\r rekh.uk '?< n o
f t
yvn-
(1) Saphos de ton oion kosmon lephousin emu ttw<>n ionla hm.p ;*~rcrm Tam
okluunu sylyorlar), [Origines, Contra Cclsum, V, 71.
(2) Eski stoallann muhafazakrl, cLn adna heliosantrik m ;ur- . * . "ar -a- nr.
(3) Fiziko-teoojik kant
STOACILIK
95
uma pyroeidcs ciiekon di olou tou kosmou).lemdeki ktlk, stoallann onun
tanrsallna olan inanlarn sarsamaz; nk, nasl yanl bir nota genel ahengi
meydana karmaya yanyabilirse ve bir tabloda glge, ve renkleri belirgin bir
hale koymaya yararsa, bunun gibi, ktlk de iyiliin meydana kmasna yardm
eder. Adaletsizlik, korkaklk ve lszlkle sava halinde olan adalet, cesaret ve
lllk, daha canl bir kla parlarlar. Ktlk, stoac optimizme engel olmak
yle dursun, onu daha salamlatrmaya yarar, nk evrensel hengi meydana
getirir. Eksiklik yalnz ayrntlardadr, eyann btn en yksek derecede
mkemmeldir.
Kvlcm aleve, damla okyanusa gre ne ise, insan da, Tann-evren'e gre
odur Vcudumuz kat ve sv maddenin bir parasdr; ruhumuz, hava ve ateten
oluan bir nefestir (pneuma enthermon). Stoac bakmdan, var olmakla cisim
olmak ayn anlama geldiinden, ruh da kaba bir cisimle rtlm ince bir
cisimdir. Eer baka trl olsayd, ruhla tam anlamyle vcut arasndaki karlkl
etki tasavvur edilemiyecekti. Cisim olmyan ey, cisim zerine etki yapamaz.
Vcudun ryp bozulmas zorunlu olarak ruhun yok olmas sonucunu
dourmaz, ve eer herkes iin lmden sonra hayat . yoksa, hi olmazsa, sradan
lmllerinkinden daha grbz olan bilgenin ruhu, belki de lmden sonra var
olmakta devam edecektir. Fakat, lmden sonra var olmakla beraber, filozofun
mhu bile, mutlak anlamda lmsz deildir; nk, sonuncu gnde, bu lemdeki
her ey gibi, o da evrensel yanmada (fembrasement niversel) kaybolacaktr.
Mutlak lmezlik, Tanrnn bir imtiyaz olarak kalyor. Ama ruhu bekliyen k bet,
cevherinin mahvolmas deildir; bu, kendisinden km olduu ve gelecek
eon'larda yeniden kmakta devam edecei sonsuz okyanusa dnmesidir W.
Teorik alana ait olan btn bu sorunlar hakknda stoaclk, deimez
dogmalara sahip olmaktan uzaktr <
1 2
); stoaly stoal yapan ve tarihinin btn
devirlerinde okulun yelerini birbirlerine balyan ey, Zenon'dan nce ba-
lyarak, Sokrates'ler, Platonlar, Antisthenesler tarafndan retilen ve kural,
erdem iin erdem olan ahlk idealizmdir. En yksek iyi, ona gre, kendi kendisi
iin yaplan erdem, dev olduu iin yerine getirilen devdir: kalan her ey,
salk, servet, eref, zevk, deeri olmyan (adiaphora), isteklerimizin biricik
gayesi olduklar vakit hatt kt olan eylerdir. Menfaat gzetmi- yerek
aradmz takdirde, yalnz erdem bizi mutlu eder. O yalnzca iyinin
(1) Stoac metafizik ye fizik hakknda: Diog. L., VII. Stobaios, Eci, I. Cic. De
mi. deor.; De Fato. Seneca, Mektup 65, vb. Plutarkhos, De stoic. rep., 41 ve d.
(2) Bylece, Atina okulunun bir dal olan Rodos Okulu, son yanma ve art
arda gelen lemlerin aynl doktrinini reddeder.
96 YUNAN FELSEFES
haricen yaplmasndan ibaret deil (to kathekon)> fakat ruhun devaml bir
durumudur {eksis, katorthoma), O, bir'dir: filn noktada erdemli, falan noktada
erdemsiz olunamaz. O, erdemler denilen eyin, yani, bilgeliin (phro- nesis),
cesaretin (andria), llln (,sophrosyne), adaletin (dikaiosy- ne) kt ortak
kaynaktr. Bu temel erdemlerin birine sahip olmak, prensip itibariyle hepsine
sahip olmaktr, bir tanesine sahip olmamak, hibirine sahip olmamaktr. Her
eyde erdemli (spoudaios), yahut her eyde kabahatli (phaulos) olunur. Erdemle
rezilliin ortas yoktur (amartema). Realitenin, kk farklar, iyi ile kt arasnda
geitler, uyumalar gsterir olmasna ramen, teorik olarak, iki snf insan vardr:
iyiler ve ktler. Tabiatn srlarna ortak olan, kendi kendini ve bakalarm bilen,
bizzat bilimiyle, insanlarn, yzyln, toplumsal nyarglarn ve, Akln deil de,
insanlarn keyif ve arzularnn ifadesi olduklar lde bizzat kanunlarn (orthos
logos, koinos logos) vasiliinden kurtulan bilge, mutludur. Yalnz o hakikaten
zgrdr, epikurosu tesadf mukadderatnn hkimi yapacak olan kaytsz bir
zgrlkle deil, fakat kendi z tutkularna kar olduu gibi, leme kar da
zgr olan bir zgrlkle zgrdr. Hibir ey onu etkilemez, onu yerinden
kprdatamaz; ne olaylar, ne kendi kalbinin frtmalan. Ne olursa olsun, o talihe
boyun eer, nk bu tabiatn ve talihin karardr, ve onun iin, tabiat ve talih,
akl, takdir, iyiye giden irade demektir 0). Her eyde uyduu en yksek kural
buradan geliyor: naturamsequi, tabiat izlemek, yani onun vicdana emrettii ve
lemi yneten kanunun ayn olan kanunu izlemek (akolouthos te physei, kata
physin zen, kata logon zen, loikos zen).
imdi taslan izdiimiz teorilerdeki tezatlar meydana karmak,
stoacln ahlk idealizmi ile aka realist olan ontolojisini kar karya
koymak kolay olacaktr. Ama, nce de sylediimiz gibi, bu bir adamn sistemi
deil, ayn bir mezhepten kan bir doktrinler koleksiyonu,okumu snflara hitap
eden ve yeni inann bunlarn eski inanlanyle uzlatrmaya alan bir din; bir
eit erdem kurumu (ligue de la vertu) ve sinesinde en farkl elemanlar saklyan,
fakat btn yeleri ayn bir ruhla canlanm olan politeist Kilisedir. Rodoslu
Panaitios (
1 2 3
\ Cicero ve Pompeius'un hocas Apamea'l Poseidonios stoacl
Roma lemine tanttlar ve orada bu meslek, tama-
(1) Stoac etik hakknda: Diog. L., VII. Stobaios, Eciog. ehic., II. Cicero, De
fin., TuscuL, vb. Sonraki stoallann yazlan (Seneca, Epiktetos, Aman us, Marcus Aure-
lius, vb.).
(2) M.. 112'de ld. bak. Suidas. Cicero, De fnibus; De officiis; De divinatione; De
legibus. Seneca, Ep. 116. Diog. L., VII.
(3) Suidas ve Diogenes Laertios.
PHEC REAKSYON 97
myle pratik eiliminin latin dehasyle olan yaknl sayesinde, taraftar
bulmakta gecikmedi ). zellikle, cumhuriyetin k sralannda, Juliuslann
domakta olan istibdadna kar bo yere savaanlar, Cicerolar, Cato'lar,.
Brutus'ler bunda bol bir cesaret ve teselli kayna buldular. Cicero'ya De fi-
nibus bonorum et malorum'unu, Senecaya ^ Ahlk mektuplar'm, Epikte- tos'a,
Flavius Arrianus'un Enkheiridion'unda toplad asil derslerini, imparator
Marcus Aurelius'a, eski ahlkn en hayret verici rnlerinden biri oan Ad se
ipsum'm on iki kitabn esinlendiren hep stoaclktr. Fakat onun etkisi
hristiyanlnla ile kyaslan amaz <
3
> o, okumu snfta kalacak ve asla kitlelere
kadar giremiyecektir. Stoacln popler olan yan, ancak realist metafiziidir;
bilim ve dnce ile beslenmi olan bu meslek de, cahil halktan kanr ve
uygulamada, epikurosuluktan ayrt edilemez.
20.' pheci reaksiyon Pyrrhonculuk <
4
)
Aristoteles ayn zamanda hararetli bir teorisyen ve inanm bir dogmatik
idi. Soyut bilime ilgisiz olmakla beraber, Zenon ve Epikuros hayat bakmndan
bunun nemini kabul ediyorlard; bu noktada kiniklerden ayrlan stoaclara gre,
bilim, tabiatta ve tarihte, tanrsal bilgelii tanmay, onun otoritesi karsnda
eilmeyi ve onun esinlerine uymay bize retir; epiku- rosulara gre,
hayatmz zehirliyen bo inanlardan ve spiritalist pein hkmlerden bizi
kurtarr, birincilere ve kincilere gre, hakikatin bir ls vardr. Peripatetisyen
dogmatizme kar Demokritos ve Protagorasla bal- yan pheci muhalefet,
Aristotelesin ada ve Byk skender'e dostlukla bal olan Elisli Pyrrhon'da
yeniden meydana kyor. O da, sokratesi-
1

(1) Augustus devrinde, Quintus Sexus tarafndan kurulan kalabalk mezhep,
skenderiye mistisizmi ile kark stoacln bir devam olarak grnyor.
(2) Seneca ile havan Paulos arasnda bulunan dostluk ilikileri hipotezi, uzun
zamandan beri terk edilmitir. Olsa olsa stoaclkla paulosuluk arasnda bir ba
bulunduunu her eye ramen syliyenler, u olay yardmlarna armak hakkna
sahiptirler: stoacln bellibal kurucusu olan Khrysippos ve havari Paulos (kendisi esasen
Kuds'te bymtr) ayn ilde ve belki ayn ehirde domulardr.
(3) Baka yerde, stoaclkla hristiyanlm ayrdedici zelliklerini meydana koyduk (De
Veconomie du salut. Etde sur les rapports du dogme et de la morale, Strabs., 1863). Bak.
Dourif, Du stocisme et du christianisme consideres dans leurs rapports, kurs diff- irences et
linfluence respective quils ont exercee sur les moeurs, Paris, 1863. Bonhf- fer, Epiktet
und das Nem Testament, 1911.
(4) Dog. L. X, IX. Sekst Emp., Hypot. Pyrrh., I. R. ve P., s. 333 ve d. Victor
Brochard, Les sceptiques grecs, Paris, 1887. L. Haas, De philosophorum gmcorum
successionibus, Wrzburg, 1875. Ch, Waddington, Pyrrhon, Paris, 1877.
(5) 370 ylnda dodu. Felsefe 7
98
YUNAN FELSEFES
ler gibi, daha gen adalan Epikuros ve Zenon gibi, ataraksia'y istiyor; ama
metafiziin bunu bize verebileceinden phe ediyor. Gerekten, esasl sorunlar
zerinde ayn fikirde olan iki felsefe okulu yoktur. u halde, bize, gerek
mutluluun kayna olan sknu vermek yle dursun, dnce bizi endieye,
kararszla, iinden klmaz tereddtlere atyor. Faydaszdr, nk sonsuz
tartma douruyor ve bunlar haddinden fazla bytyor; imknszdr, nk her
eyde bir iddiay ve onun aksini kan damak kabildir (anilogia, antithesis ton
logon). Eyann z anlalamaz (akataleptos), Pyrrhon'un istedii ekilde bilge,
ister bir ynden ister te ynden olsun, kesin olarak karar vermekten ekinir,
hkmn mmkn olduu kadar gelecee brakr (epekhein, epokhe) ve
tartmalarn dourduu hrstan saknr. Kesin onaylamadan olduu gibi, mutlak
inkrdan da ekinir ve hem bilginin varln iddia eden dogmatiklerden, hem
bunun imknszln kantlayan sofistlerden ayrlr.
Elisli Pyrrhon'un hayran ve dostu hekim Timon P), baka pheci yazlar
arasnda, ierisinde Thales'ten Akademia'ya mensup Arkesilaos'a kadar gelen
metafiziilerin elimelerini meydana kard ve Eusebiosun Proe- peratio
evcutgelica'smda bize baz paralarn saklad hicivci bir manzume (silloi)
yaymlad. Doktrini noktada zetlenebilir: l. dogmatik filozoflar hareket
noktalarn kantlayacak durumda deillerdir ve dolaysyla bunlar, ister istemez
hipotez halinde kalr; 2. eyann objektif bir bilgisini elde etmek imknszdr,
onlarn bize nasl grndklerini biliyoruz, duyularmzdan ve zekmzdan ayr,
onlarn nasl olduklarm hibir zaman bilemiye- ceiz; 3. u halde, mutlulua
ermek iin, faydasz dncelerden vazgemek ve kaytsz ve artsz, tabiatn
kanununu izlemek gerekir.
Dokunakl bir ekil altnda, pyrrhonculuk, filozoflara kesinlik (la certi-
tude) probleminin esas olduunu hatrlatyordu ve Akademia ile gen ve
dogmatik stoac okul arasndaki rekabet 'sayesinde, Platon'un krssne
yerlemekte gecikmedi. Eletiri probleminin ortaya kmas, Yunanistan'n akl
an at; Aristoteles'in lmnn ertesi gn bunun yeniden ortaya kmas,
Yunan felsefesinin ihtiyarlk devrini ayor.
21. Akademia phecilii
Akademia, pheci olmakla, kendi z prensibini abartmaktan ve deta
beiine dnmekten baka bir ey yapmad. Gerekten de hatrlanaca gibi,
phecilik Sokrates ve Platon'un hareket noktas idi. Bu gelime, orta ve yeni
Akademia'nn bakanlanndan Arkesilaos ve Kameades'in adlarna baldr.
1

(1) Mullach, Timonis Phliasii fragmenta, s. 83 ve d. Wachsmuth, De Tlmone Phli-
asio caeterisque siHographis grmcis, Lepz., 1859.
AKADEMA PHECL
99
Okul bakam Krates'in yerine geen Pitaneli Arkesilaos ), Sokrates'in
metoduna dnyor, bir sistem okutmuyor ve dinleyicilerinin zeksn
gelitirmek, onlara kendi kendilerine dnmeyi, aratrmay, doru ile yanl
ayrt etmeyi retmekle yetinerek, yalnz u dogmay ileri sryor: iimize
gelenlerden baka hibir eyi kabul etmemek. nce eletirici filozof iken,
Zenonun dogmatik muhalefetiyle, en u phecilie kadar srkleniyor.
Zenorida hakikatin ls diye gsterilen ak fikirlere (fantasiai katalepti- kai)
kar duyumlarn bizi srkledii birok kuruntuyu gsteriyor. Yalnz bir ey
biliyorum, o da hibir eyi bilmediimdir diyen Sokrates'in pheciliinden de
daha ileri giden Arkesilaos, bunu bile kesin bir bilile bilmiyorum diyor.
Bununla beraber prensibinin niha sonularna kadar gitmiyor. Matefzikte inkr
ettii kesinlii, ahlk leminde kabul ediyor ve burada stoaclkla ayn fikirde
bulunuyor. Fakat mantk, kendinden sonra gelenleri, phecilii etik alanna
kadar gtrmeye zorluyor.
Bunlarn iinde en tutarls olan Kameades artk hibir noktada V. yzyln
sofistlerinden ayrt edilemez ve stoallarla, ontoloji ve eletiri alannda olduu
gibi, ahlk ve din alanda da savar. Byk bir diyalektik us^ talkla stoac
teolojinin ve genellikle teizmin dt elimeleri meydana karmasn bilir.
Stoa'nm tanrs lemin ruhudur; ruh olarak duyguya sahiptir. mdi bir duyum, bir
deimedir (eteroiosis). u halde stoaclarn Tanrs deikendir. Fakat deien
ey, kt ynde de deiebilir, bozulabilir ve lebilir. u halde stoallann
Tanrs ebed deildir, onlarn duyuma sahip Tanrlar, Tanr deildir. Esasen, o,
duyulur varlk olarak cisimseldir ve bu bakmdan dahi deimez bir varlk
deildir. Eer Tanr varsa, gene Kameades diyor, ya sonlu ya sonsuz bir
varlktr. Eer sonlu ise, eyann btnne dahil demektir. Btnn bir
parasdr ve tam, evrensel, mkemmel varlk deildir. Sonsuz ise, deimez,
hareketsizdir, onda deiiklik ve duyum yoktur, yani bu halde, yayan ve gerek
bir varlk deildir. u halde Tanr, ne sonlu bir varlk, ne sonsuz bir varlk olarak
dnlebilir. Eer varsa, ya cisimsiz, ya cisimlidir, eer vcudu yoksa
duygusuzdur; eer bir vcudu varsa, ebed deildir. Tanr erdemli ya da
erdemsizdir, fakat erdemli olan bir tanr iyiyi ke .di iradesinden stn tanyan,
yani en yksek varlk olmyan bir tanrdan baka nedir? Ve te yandan erdemsiz
bir tanr, insandan aa bir varlk olmyacak mdr? u halde tanr fikri btn
bakmlardan eliiktir.
1 2

(1) Eolia-da,'318-244. Kaynaklan Diog. IV. Seks tos Emp. Hyp. Pyrrh.,'1.
Adv. matk, VII. R. ve P., 404 ve d. .
(2) 215-130. Kaynaklan Diog. L., IV. Sesktos Emp. Adv, math., VII. R. ve P.,
408 ve d. Victor BrocMrd, sz geen eser. Constant Martha, Le philosophe Carnea-
de (Revue des Deux Mondes, c. XXIX.).
100
YUNAN FELSEFES
Kameades hak, dev, sorumluluk fikirlerine kar da ayn ekilde hareket
ediyor. Siyas grevle Roma'ya gittii vakit, orada byk bir etki yapan iki nutuk
syledi; birinci gn adaletin lehinde, ertesi gn aleyhinde konutu. Ahlkta da,
metafizikte olduundan daha fazla mutlak kesinlik yoktur. Apaklk olmaynca,
pratikte olduu gibi teoride de, muhtemel (probable) [to pithanon] ile
yetinmeliyiz.
Kameades'ten sonra gelen okul bakanlannda 0), yeni-akademia phecilii
olduka orijinal bir eletirici eklektizme, Platonun, Aristoteles'in, Ze- non'un,
Arkesilaos'un doktrinlerini, fazla ayrt etmeksizin, bir halita halinde kartran
sinkretizme yerini brakyor; Cicero (
2
\ eski an son yzylnda, bunun en
bellibal Romal temsilcisidir.
22. Sansalist phecilik
Eleallara kadar kan idealist phecilik karsnda, Protagoras'm,
Aristipposun, Timon'un sansalist phecilii, ou hekim olan bir dizi bilgin,
tarafndan devam ettiriliyor; bunlarn aratrmalar hi deimiyen u sonuca
varyor: hakikatin ls yoktur, kendiliinde eyann bilgisi yoktur. Arkesilaos
ve Kameades kantlarn diyalektikten ve bunun ister istemez iine dt
elimelerden alyorlar, yeni pozitivizmin rnei olan ampi- , rist phecilik,
bundan baka, fizyolojik ve deneysel bir takm olgulara dayanyor. Bu
phecilerden biri, Knossos'lu Ainesidemos (
1 2 3 4
), Sekstosun bize deerli
paralarn saklad, Pyrrhonculuk hakknda sekiz kitap'mda W, Pyrrhon'u ve
kendisini, kesin bir bilimin imknndan phe etmeye gtren nedenleri ayrntl
bir biimde anlatyor. Bu phe nedenleri (tropoi e topoi epokhes) unlardr:
1. Duyan varlklarn yaplnn baka baka olmas ve, dolaysyle, ayn bir
ey tarafndan meydana getirilen farkl ve bazan zt izlenimlerin bulunuu. Sanlk
hastalna tutulan kimse nasl her eyi san grrse, bunun gibi, ayn eyin her
hayvana farkl ekil ve oranlarda grnmesi mmkndr.
2. nsan yaplnn baka baka olmas. Eer her eyi ayn ekilde
(1) Larissa'l Philon ve Askalonlu Anokhos.
(2) M.. 106-43. Antiokhos'un rencisi, zelikle Academici, De natura
deorum, De divinatine, De Fato yeni akademia grne ait olduklar halde, ahlk
kitaplar (Tuscula- nes, De finibus bonorum et malorum, De Officiis), Aristoteles ve
Epikuros'un eudemoniz- mine kar, stoac idealizmin tarafn tutuyor.
(3) Giritte Knososta doan Ainesidemos, muhtemel olarak htrisyan ann
balangcna doru skenderiyede yaad.
(4) Sekst Emp., Hypotyp. Pyrrhon., I. Diog. L., IX. R. ve P., s. 453 ve d.
Vic- tor Brochard, sz geen eser.
SANSALST PHECLK
101
alglasa idik halbuki durum byle deildir hepimiz ayn izlenimlere, ayn
fikirlere, ayn duygulara, ayn eilimlere sahip bulunacaktk.
3. Ayn kiide, farkl duyular arasndaki uyumazlk. Ayn ey, farkl iki
duyuda, zt izlenimler meydana getirebilir. te gze ho bir biimde, dokunmay
kaba olarak etkileyen bir tablo; ite gz byleyen, kula naho olarak
etkileyen bir ku. Esasen her duyulur cisim, bize ok farkl elemanlarn bir
birleimi gibi grnr; rnein bir elma, dz, kokulu, tatl, san veya krmznn
bir birleimidir. mdi iki hipotez mmkndr. Olabilir ki bu meyva, basit, aslnda
ne dz, ne tatl, ne renkli olmyan, fakat her duyu iin, duyan organn zel
tabiatna bal sui generis (kendine zg) bir izlenim brakan bir eydir. Fakat
gene olabilir ki elmamz, basit bir ey olmak yle dursun, bize grndnden
ok daha kamak bir cisimdir; onun pek esasl olan, ama belki gerekli duyular
bizde olmad iin haklannda hibir bilgimiz ol- myan, sonsuz sayda baka
elemanlar iermesi mmkndr.
4. Duyan kimsenin iinde bulunduu artlar ve haller, onun izlenimlerini
sonsuz olarak deitirirler. Eya bize, uyank iken uykudakinden, gen-
likte'ihtiyarlktakinden, shhatte iken hastalktakinden, beyin normal halinde iken
sarholuktakinden baka trl grnr.
5. Bilginin, cisimlerin durumundan, uzaklk derecesinden ve genellikle,
onlarn bulunduklar yerin artlarndan gelen kesinsizlii (incertitude). Uzaktan
grlen bir gemi yerinde duruyor gibidir, yanan bir k gndz gzyle
grlmez; bir fil yakndan ok byk, belli bir mesafeden kk grnr;
gzlemcinin bak noktasna gre bir gvercinin boynunun rengi deiir. u halde
olaylar daima cismin bize gre olan durumuna ve uzaklk derecesine baldr ve
gzlemlediimiz cisimler zorunlu olarak belirli bir durumda ve belirli bir
mesafede olduklarndan, biz filn durumda ve falan mesafede onlarn ne
olduklarn syliyebilir, fakat bu ilikilerden ayr ne olduklarn syliyemeyiz.
Hibir zaman deney rlatif olandan baka bir ey gstermez. .
6. Hibir duyum saf deildir, onlar ister d lemden, ister bizim
kendimizden gelsinler, herbirine yabanc elemanlar karr. Youn havada ses,
seyreklemi havadakinden baka trl akseder. Baharat, bir odada ve scakta,
ak havada ve souktakinden daha sert bir korku karr. Cisimler suda
havadakinden daha hafiftirler. Bunun gibi, duyumda, gerek beden, gerek mdrike
olarak bizim-ona ilve ettiimizi de hesaba katmak lzmdr. Gzn, gz
dokularnn, ifrazatnn duyum zerine yaptklar etkiyi belirtmek gerekir,
yanmdakinin yeil grd filn cisim bana mavi grnr, ve nihayet,
mdrikemizin etkisini, onlar fikir ve kavram haline getirmek iin duyularn
verilerinde belki de yapt deiiklikleri hesaba katmaldr.
7. Nitelikler, niceliklere gre deiirler. Bir keinin boynuzu (bt-
102 YUNAN FELSEFES
n) siyahtr, ondan ayrdm paralar (ksmlar) beyazmtraktr. z miktarda
alnrsa arap kuvvetlendirir; ok miktarda, zayflatr. Yalnz balarna baz
zehirler ldrrler, baka cisimlerle kartrldklar vakit ifa verirler.
8. Biz ancak olaylar ve balantlar alglarz; eyann kendini hibir zaman
al gl ay amayz. Onlarn baka eye ve bize gre ne olduklarn biliriz, kendi
kendilerine gre ne olduklarn asla bilmeyiz.
9. en son ve en kuvvetlilerinden olan bir phe nedeni de alkanln,
eitimin ve onun meydana geldii sosyal ve din evrenin etkisidir. Grmeye
alm olduumuz gne bizi ilgilendirmez; istisna olan kuyruklu yldz, bizde
en iddetli bir izlenimi uyandrr. Nadir olan eye deer veririz, di olann, nadir
olandan belki daha byk bir gerek deeri bulunmasna ramen, di olan
kmseriz. Yehova dininde byyen Yahudi iin, Jpiter bir puttan baka bir
ey deildir; Zeus'un dininde byyen Yunanl iin yalanc Tanr, Yehova'dr.
Yahudiyi Yunanl domu farzedn, Yunanly brahi- min soyundan getirin,
roller deimi olacaktr. Yahudi hayvanlarn kanndan saknr, nk dini bunu
kendisine emrediyor. Yunanl en kk bir vicdan rahatszl duymadan onu
kendisine gda yapar, nk rahipleri bunda saknca grmezler. Memleketlere
gre detler de deiir. Tanrnn kendiliinde ve insan fikirlerinden ayr olarak ne
olduunu sylemek, bizim grlerimizi bir tarafa brakarak kendiliinde iyiyi ve
kty bilmek, hibir zaman iin mmkn grnmemektedir. -
Ayn filozof neden fikrini, Yeniada David Hume'un esasl noktalarn
tekrar edecei bir eletiriye fi) tbi tutuyor. Nedensellik ilikisi Aineside- mos'a
gre, ne cisimler arasnda, ne cisimlerle ruhlar arasnda dnlebilir. Bir cismin
yapc nedeni bir cisim olamaz; gerekten, birden ikinin, ikiden n vb. kmas
dnlemez. Ayn nedenle bu, madd olmyan bir z de olamaz. Esasen madd
olmyan bir varln ne maddeye dokunmas ne onun kendisine dokunmas, ne
ona etki yapmas ne ondan etki almas mmkndr. Madd olan madd olmyam
meydana getiremez ve vice versa, nk sonu zorunlu olarak nedenle ayn
tabiattadr; hibir zaman at, bir insan ve buna karlk insan bir at meydana
getiremez. mdi, neden olarak nitelendirdiimiz eyler arasnda, ancak cisimler
yahut madd olmyan varlklar bulunmaktadr. u halde kelimenin gerek
anlamtyle neden yoktur.
Hareket ve hareketsizlik bakmndan da ayn sonuca varlr. Gerekten,
hareketsizliin hareketi veya hareketin hareketsizlii meydana getirmesine imkn
yoktur. Bunun gibi, hareketsizliin hareketsizlii meydana getirme-
(1) Sckstos Empirikos, Adv. mat., IX, 220 ve d.
SANSALST PHECLK 103
s, hareketin, hareketi meydana getirmesi de imknszdr.
Neden ya sonula zamandar (simultanee), ya ondan ncedir, ya da ondan
sonradr. Birinci halde sonu neden ve neden sonu olabilir, kincisinde, neden
etki yapt srece sonu yoktur ve sonu meydana gelir gelmez artk etki yapan
neden yoktur. nc hal sama bir hipotezdir.
Neden denilen ey ya kendiliinden, ya da bir arac ile etki yapar. Birinci
hipotezde, nedenin daima ve btn hallerde etki yapmas gerekecektir ki deney
bunun doru olmadm gsteriyor, kincisinde, arac, szde neden kadar neden
olabilir.
Neden olduu sardan ey, tek ve ayn bir hassaya veya birok hassalara
sahiptir. Birinci halde, neden olduu iddia edilen eyin her zaman ve her yerde
ayn ekilde etki yapmas gerekecektir; halbuki durum byle deildir. rnein,
gne* bazan yakar, bazan yakmadan str, bazan yakmadan ve stmadan parlar,
setetirdi kil zerine, karartt deri zerine, krmzlatrd rney\ ahu
zerine baka baka etki yapar; u halde gnein birbirinden faikl has sular
vardr. Fakat br yandan onun bu hassalara sahip olmas dnlemez, nk
eer byle olsayd ayn zamanda her eyi yakacak, her eyi e itecek, her eyi
sertletirecekti.
Meydana gelen sonucun, onun klarna gsterilen cismin tabiatna tbi
olduunu sylyerek idi az etmek, phecilie hak vermek olur; bu, senledrd
kilin ve erittii balmumunun, gne kadar neden olduunu teslim etmek
demektir; u lalde, hakik olarak neden olan eyin, gnein klaryle bunlarn
etkiledikleri cismin temas olduunu kabul etmektir. Fakat asl duniemiyen
bu temastr; nk ya vastaldr yahut dorudan doruyadr Vastal ise,
gerekten temas yok demektir ve ikinci halde, gene temas yoktur, fakat iki
cismin birlemesi, karmas, ayn ey olmas vardr. ' .
Meyoana getirici etki gibi, maruz kalnan etki veya passion da anlalamaz
Manz kalmak y tahamml etmek, azalmaktr, bir lde varlktan yoksun
olmaktr Passif olduum lde var deilim. u halde maruz kalmak, ayn anda
olmak ve olmamaktr, bu ise eliiktir. Fazla olarak, olu fikri ak bir elimeyi
ierir ve kilin sert olduunu, balmumunun yumuak olduunu sylemek
samadr, nk bu, ayn zamanda kilin sert ve yumuak halm ununun yumuak
ve sert olduunu iddia etmektir, bu olmayann olduunu, olann olmadn
sylemektir. u halde olu yoktur. Nihayet, nedensellik yoktur. Nedensellik
ilikisinin imknszl oluun imknszldr.
Ainesaicmosdan aa yukar bir asr sonra gelen dier bir pheci, Ag-
ripptu r omyk fakirlerimizin rlatif ve sbjektif karakteri, filozoflar arasndan
umamazuktar. bunlarn hipotezlere dknlkleri, dtkleri ksr
104 YUNAN FELSEFES
dngler (cercles vicieux) 0), nihayet tasm karmnn gvenilir sonu ve-
remiyecei, nk her byk nermenin (majeure) kendinden nce gelen bir
tasmn sonucu olduu ve sonsuz byle gittii (regressus in infnitum) zerinde
srar ediyor,
Yunan phecilerinin sonuncusu ve en ylmaz, ok geni bilgileri olan ve
M.S. 300 ylma doru skenderiye'de yayan hekim Sekstos Empiri- kostur;
bunun iki deerli eseri kalmtr; Pyrroneioi Hypotyposeis ve Pros Dogmatikos
kai Maihematikos . Sekstos Empirikos, prensiplerinin apak lyle,
dogmatizme ve metafizie son smak hizmetini gren bilime hcum ederek,
yalnz gramerin, hitabetin, musikinin, astronominin ve tam an-' lamyle felsef
bilimlerin deil, fakat aritmetik ve geometrinin de kesin olmadklarn sylemeye
kadar varyor; bu sonuncusunun, izginin ayn zamanda yerkaplayan ve
yerkaplamayan noktalardan olumas gibi esasl bir elikiyi ierdiini ileri
sryordu. u halde kesin olmak hibir bilime ait bir imtiyaz deildir ve fizikte
olduu gibi metamatikte, ahlkta olduu gibi mantkta, teorilerde olduu gibi
metotlarda, her ey belirsiz, pheli, eliiktir. Hibir bilimin kesin olmadm
syliyen bu iddiay, Pyrrhonun kabul ettii hakik phecilik bile ancak birok
ihtiraz kaytlarndan sonra ortaya atmaktadr. Peripatetisyen anlamda metafiziin,
yani kendiliinde eyann bilgisinin imknsz olduunu kesin olarak sylemek,
gene dogmatik ve metafiziki olmaktr. Bu, pyrrhonculara gre, negatif bir
dogmatizmden baka bir ey olmayan yeniAkademianm kusurudur. Hakik
pheci, ne olursa olsun, her trl mutlak yargdan saknr; tam bir tarafszlkla
(epokhe), mutlak bir hissizlie (lapathie) deilse bile, hi olmazsa hakik
mutluluk olan bir lye ve mnevi dengeye (metropatheia) ular. Stoac ve
epikurosu gibi, pheci her eyden nce pratik bir ama gder; fakat kendisini
oraya gtren yol, ontoloji alanndan uzak kalmaktr. Onun sistemi, ontolojiye
sahip olmamaktr ve eer, kendi kendini dogma haline koymak hevesine dse
idi, sistemi, kendi kendinden phe etmek olacakt.
Fakat, kendi kendinden phe ederken, kkten phecilik, hakikatta
akademia probabilizmine (ihtimalcilik) yerini brakm oluyor.
23. Bilim hareketi (
1 2
)
Byece felsefe ksr bir phecilik iinde hareketsiz kald srada, ilk
sophia'dm sra ile ayrlm olan bilimler, Akdeniz'deki Yunan adalarnda
(1) Stoaclar, rnein, Tanrnn varln lemin mkemmelliiyle ve lemin
mkemmelliini Tanrnn varhyle kantlyorlar.
(2) Montucla, Histoire des Sciences mathematiques, zellikle ilk iki cilt, Paris,
1758. Delambre, Histoire de l'astronomie, .7 c., Paris, 1817-23. Drapcr, Histoire.
du
BLM HAREKET 105
ve bizzat Yunanistann henz barbar olduu zamanda matematiin gelitii
Msr'da alacak, kadar ilerliyorlard. Geri deneysel bilim, ancak pek yava
yryordu. Felsefe gibi o da, duyularn aldatc olduu ve akln onlar
dorultamyaca sabit fikriyle felce uram gibi idi. Esasen her eyde
Yunanllarn sabrsz dehas, gzlemin ve deneyin inceden inceye ve sebatl a-,
lmas yerine, onlar usavurma'ya ve a priori dncelere srklyordu. Fakat
iinde usavurmamn en nemli rol oynad bilimler, matematik ve onun
fizikteki uygulamalar, bir kelime ile matematik bilimler en abuk ilerlediler.
Yalnz onlar evrensel pheciliin penesinden kurtulmulard. Ampirizmin
hcumlarna ramen, iki kere ikinin drt ettiinin, bir genin asnn iki
dikaya eit olduunun doruluundan mantk olarak phe edilemezdi.
Pythagoras geleneklerin devam ettii Sicilya'da, Hiketas ve Siracu- sa'l
Arkhimedes, daha M.. III. yzylda, Copemicus'unkine olduka ben- ziyen bir
astronomi sistemi oraya atmlard. Bu bilginlerden kincisi, rlatif arlk lan
belirlemek metodunu, yakc aynalan, sonsuz viday fizie kazandrd ve
manivela teorisiyle, rasyonel mekanii yaratt. Pythagoras'n bir hemerisi,
Sisaml Aristarkhos, ayn yllarda ayn safhalar vastasyle gnein dnyaya olan
uzakln lmek fikrini ortaya att ve daha nemlisi zira bu metodun pratik
olmad grlmt Aristoteles'in jeosantrik (dnyann lemin merkezi
olmas) sistemi yerine dnyann gne etrafnda dnd teorisini koymak
istedi. Gidan'da Selekeia'l Seleukos tarafndan kabul edilen ve gelitirilen,
fakat stoaclar tarafndan kfr saylan ve skenderiye astronomlarnn en
yksei deilse bile en mehuru olan Ptolemaios tarafndan reddedilen bu
sistem, ancak yeni zamanlarda, Copemicus, Kepler, Galilei sayesinde rakibine
galip gelecekti.
Akdenizin kar kysnda, ona kendi ismini veren cihangir tarafndan IV.
yzyln ikinci yansnda kurulan skenderiye, Ptolemaios'lar zamannda, bir bilim
oca ve ayn zamanda dnya ticaret faaliyetinin merkezi haline geldi Atina
okullanndan ok, Platon'un ve Aristoteles'in gerek torunlarm burada aramak
lzmdr. Bimin kiraln kovmu olan Atina, yerini her zaman iin kaybetmiti.
Stageiralnm ruhu rencisine, skender'den Ptolemaios'a ve onun yerini
alanlara gemiti. Yeni merkezde kurduklar mze, ne eski ada, ne yeni
zamanlarda kendisiyle hibir eyin mukayese edilemiyecei olaanst bir
kurum, bilimi tekiltlandrmak iin yaplan bir denemedir. Her milletten,
bilginler orada devlet hesabna
developpement intellectuel de VEurope, ev. Aubert, c. I, Paris, 1868.Chasles, Aper- u
historique sur toriine et ie developpement des methodes en geometrie, 2. bas., 1875. ' -
'
106 YUNAN FELSEFES
baklyor, btn yakn lkelerden binlerce renci buraya akp geliyordu.
Natiiralistler orada bir botanik bahesi, byk bir hayvanat koleksiyonu, geni
bir anatomi dershanesi, astronomlar bir rasathane, edebiyatlar, gramer
bilginleri, filologlar, zamanmzn ilk asrlarnda kitaplar yedi vuz bin cilde
varan muhteem bir ktphane buluyorlard. 290 ylma doru, yine burada,
Eukleides, Geometrinin esaslar, Armoni, Optik ve Katoptnk' ait eserlerini
yazd. Philidelphos Ptolemaios zamannda, kiraln ktphanecisi olan
Eratosthenes astronomiye, corafyaya ve tarihe ait dikkata deer almalarna
balad; Perge'li ApoIIonios konik kesitler zerine kitabn yazd; Aristyllos ve
Timokhares, astronom Hipparkhos tarafndan prescssionarm kefine temel
hizmetini gren gzlemlerini yaptlar. Ptolemaios, Coperni- cus'a kadar
astronominin herkes tarafndan kabul edilen kanunu olan Alma gesti (megale
syntaksis) ve Avrupa okullarnda on drt yzyl kullanlan Corafya'sim yazd.
Daha bu devirde, dnyann yuvarlak! g, kutuplan, ekseni, ekuator, kuzey ve
gney daireleri, ekinoks noktalar, g>> durumlar (es solstices), krenin
yzeyindeki iklim faiklan, bilginler arasnda daima, kullanlan kavramlard. Ay
safhalanmn mekanizmas tamam} I e anlalmt ve yldzlar arasndaki uzaklk,
tamamyle baarlm deime bde, ezerinde srarla durulan hesaplann konusunu
tekil edi ordu.
Dier taraftan, sarayn himaye ettii edebiyat, tarih, gramer, belagat iir ve
sanatlar, en byk zenle ilenmekte idi. Edebiyat ve edebimi! t anili, filoloji,
eletiri birer bilim olmulard. Mill aheserlerin kopyalar, yabanc edeb
antlann evirileri oald ve, bu arada, ibranicc olan kutsal kitap t la Bible)
yunancaya evrildi. Buddistin ve Yuh udinin Yuuanimm . e Msrlnn temas
sayesinde en farkl dinler birbirlerini tamdlar vr bunun sonucunda, bir yandan
karlatrmal ilahiyat, br yandan, inam.. Unu bu birine karmas, katolik
birliine yer hazrlayan bir tur dinsel rkleKuzm nevd.ma geldi.
24 -Eklektizm 0)
' skenderiye'deki bilimsel hareket,, Roma devletinin. merkezlemesiyle II.
yzylda birdenbire durdu. Daha o zaman, Yunan dehas, ihtiyarln phe
gtrmez almetlerini gsteriyordu. Edeb bilimler ve sanatlar sratle gerilediler.
phecilikten iyi olmaz bir hastalk gibi strap eken, zaten mill hayatn
besleyici toprandan koparlm olan felsefe, ksr br hale gelmiti. Hekim
Galenos ve astronom Ptolemaios'tan itibaren, fizik bi
ri) Kaynaklar: Suidas. Yahudi Filon'un, Plutarkhosun, Apulcius'un
Kitaplar (Traltes). - Euscbios, Prcep. evangelica, XI, XV; vb.
EKLEKTZM
107
limler olduklan yerde kaldlar. Bir taraftan atalarn dini, bir rezalet ve ac alay
konusu idi; dier taraftan, dinin yerini tutmas lzm gelen ahlk, epi-
kurosuluun muziplikleriyle Stoa'nn topyalan arasnda kararsz bocalyordu;
varmak istedii ideal, hibir eyden etkilenmemekti (l'ataraxie); o buna
yaklatn zannettike, bu ondan kayor gibi idi. htiyarlktan gelen bu
bitkinlik halinde, Yunan dncesi, yaratc kuvvetinin gnlerini sevgi ile
hatrlyordu; tarihe, arkeolojiye, bir kelime ile gemie merak sardrd. Bizzat
phecilie kar pheci olduundan, esasen orijinal sistemler yaratmak
gcnden yoksun bulunduundan, eklektik oldu ve anlarla yaad. Pek az nce,
herbirinin henz kendi prensibi, kendine zg damgas, ayr kiilii olan eski
okullar, Akademia, Lykeion, Stoa, yzyllk bir savatan sonra renksiz bir
sinkretizm iinde erimek zere, yava yava bartlar 0).
Esasen kudretsizlik, partilerin bu birlemesinin tek nedeni deildi.
Yahudilik mill ve tekelci eklini muhafaza ettii srece, hi de korkulacak bir
ey deildi. Fakat Aristobulos ve skenderiyeli Philon (
3
) Musa dinini Platonla
uzlatrmaya alnca, sa ve havarisi Tarsuslu Paulus, bu dini mill kabuundan
kurtarnca, artk hibir ey onun Yunan-Roma leminde derlemesine engel
olamyordu. Uzun zamandan beri kamuoyu monoteizm tarafn tutuyordu.
Peripatetizm ve Roma stoacl bunu aka kabul ediyordu; fakat sonuta ancak
okumu bir halka hitap etmekte idiler. Hristiyanlk, kelimenin gerek anlarmyle
bir dindi. En yksek derecede halk olup tercihan cahillere, fakirlere, daha iyi
bir lemin (basileia tou theo) balamasn isteyen herkese hitap ediyordu. u
halde korkun bir rakipti ve karsnda saflar sklatrmak ve eski felsefenin
disjecta membrdsim (dalm uzuvlarn) yanyana toplamak lzmd. '
Kutsal Kitapn vahyine Pythagoras ve Platonu, Yahudilerin ve hristi-
yanlarn Tanrsna, Ksenophanes'in, Sokrates ve Aristotelesin Tanrsn kar
koydular. Stoallann ve birok platonculann rneine uyarak, gele-
1 2 3

(1) Akademia ile ilgili olarak, Larissal Philonda ve Askalonlu
Antiokhos'ta (M., II. yzyl) meydana gelen bu birlemeyi grmtk (21). Bunun
gibi, daha balangta eklektik olan stoaclk, erkenden buna raz olmutu (Sidon'lu
Bcethos, Panaitios, Poseidonios). stadn hi deimiyen doktrinine en uzun zaman
(2) skenderiyeli Yahudi ilhiyats, Philometor Ptolemaios'un
ada. skenderiyeli Klemcns ve Euscbios, onun eserlerinden baz paralan bize
(3) Yahudi ilhiyats, sa'nn ada. Onun birok eserleri kalmtr
ve bunlann ou Eski Ahit'in (lAncicn Testament) yorumlandr. Kutsal yazlan
yzylnn felsefesiyle uzlatrmak iin, Aristobulos gibi, istiare'y kullanr. Logos
teorisi (Tanny bildiren kelm, Tanrnn olu, ikinci Tann), hristiyanla gemitir
(Yuhanna ncili, I). Philonis Judcei opera omnia, Richter bas. (4 c. Leipzig. 1828-29).
108 YUNAN-FELSEFES
neksel politeizmle monoteizmi sra ile ikinci derecede bir tanrlar silsilesinde
kiileen en yksek ve kiisel olmyan bir prensibi ileri sren panteist bir fikir
vastasyle uzlatrmaya altlar; bu monoteist kampa geerken gnostiklerin (O
con'lan ve kabbalistlerin C
2
) sefirot'lan haline gelen bir tr evrimcilikti. Yunan
dehasna uygun ve hristiyan eilimine zt olarak gzelle iyiyi, irkinle kty,
metafizik ktlkle (le mal metaphysique) ahlk ktl (le mal moral) ayn
ey saymakta devam ediyorlard. yiyi, formel yahut ideal prensip olan ruhtan;
kty, idenin kucaklamasna kar savaan maddeden karyorlard. Bazlan
iin Tann, maddeden olduu gibi zekdan da stn olan ve her ikisini de douran
tarafsz bir prensip, dierleri iin o, mnevi yahut ideal prensiple ayn ey idi; o
artk ztlann birlii deil, fakat bundan dolay imdi kendi rn, ocuu
olmyan, fakat onun kadar ezel ve kudrete eit bir rakip olan maddenin ztt idi:
bu, rakipleri zerinde etkili olan ve gnostik rafzliklere (les heresies) akseden az
ok mutlak dalizmdir. Eer yalnz Tann gnahszsa, bu onun maddesiz
olduundandr, ve madde ktln kayna olduundan, her madd varlk
bundan dolay gnahkrdr diye dnlyordu. Bundan, ya gnahn zorunlu
olduu, ya da bilge iin ileci ilemlerle bedeni krletmenin zorunlu olduu
sonucu kanlyor- du. Vcudun lmden sonra dirileceini syliyen hristiyan
inancna, bedenden ayrlan ruhun lmezliini syliyen platoncu dogma; ex nihilo
(yoktan) yaratmaya, ruhlarn nceden varl ve maddenin ezel olmas fikri kar
konuyordu.
te yandan, dmana en geni msaadelerde bulunuluyordu. Orphe- usu,
Pythagoras', Platon'u, Musa ile, Eiya ile, Paulusla bir hizaya koymaya ve eski
Yunanistann dnrlerini ezel ve ebed logos'un organlar diye tanmaya raz
olmak artyle, ona el uzatmaya hazrdlar. Btn dinlerin karde ve bir ilk
vahyin ocuu olduklar, milliyet t ayrlklarnn bunlar ayr ynlerde
deitirdii syleniyordu^En serbest dnenleri, Mode- - ratos Nikmakhos W,
Numenios W, Musa'ya yahudi Platon ve Platon'a Attike Musa's (Mouses
attikizon) demekten holanyorlard. Fakat pek az istisnalar bir yana braklrsa,
yeni inancn mritleri eklektizm'in kendilerine gsterdii uzlamay reddettiler.
Platon'da dank bir halde bulunan hakikatler nnde eilmeye hazr olmakla
beraber, onlar Kutsal Ki-
1 2 3 4

(1) Bak. 27.
(2) Bak. 44.
(3) Zamanmzn I.
(4) II. yzyl.
EKLEKTZM 109
tap'tan aldn syliyerek, bunlarn orijinal olduunu kabul etmiyorlard.
Hristiyan kantlar karsnda, Yunan felsefesi, yzyllar grm polemik
alkanlklarn deitirmek zorunda kald. Bilgin olduklar kadar hogrl olan
Yunan Kilisesinin baz Babalan mstesna, hristiyanlar, yahudi- lii rnek
tutarak, Kutsal Kitaplar'n yorumlanndan baka felsefe, bir doktrinin doruluu
hakknda, Kutsal Yazlarda kaydedilmi olan vahye uygunluundan baka l
kabul etmiyorlard. u halde, hristiyanlk karsnda, metinleri tank tutmak,
yahut, boyun emek gerekiyordu; srf akldan karlan deliller, belgelere dayan
m yan bir tartma, artk yerinde deildi. Bu devrin filozoflarnda, kendilerinden
nce gelenleri, zellikle Platon ve Aristoteles'i yorumlamak hususundaki
olaanst aba buradan geliyor; bu, dmanlarnn yazya tapmalarndan daha az
tekelci olmyan hakik bir kelime ibadeti eklinde soysuzlat O). Attike byk
filozoflarnn yazlan bir tr Kutsal Kitap, esas itibariyle de, bir tr tabiatst
vahiy haline geldi. Onlann benzeri bulunmyan aheserler olduu sylendi ve her
cmleyi, her kelimeyi esin rn sayacak derecede, bunlara balanld. Filologlar,
gramerciler, eletiriciler, metinleri tahlil etmek, temizlemek, tespit etmek,
yorumlamak hususunda birletiler. Platonun yalnz dnme tarzn deil, fakat
ekle k olan Yunanllar iin, eserlerinin hemen hemen ierii kadar deerli
olan slbunu da taklit eder grndler. Alkinoos (
2
\ Atticus Platon'u
yorumladlar; Afrodisias'l skender W bu yorumlann en nemlisini sylemi
olmak iin bilimini ve zeksnn derinliini Aristoteles'in yorumlanmasna
hasretti. . . .
Bir oklannda, kelimeye bal kalmak en garip hurafeleri dourdu.
Philostratos Tyanal Apollonios'un biyografyasnda, bu pythagoras-
nn, rencisi Damis tarafndan anlatlan mucizelerini tereddt etmeden . kabul
eder grnyor. Kaironeia'l Plutartkhos f
1 2 3 4 * 6 7 8
) ve Apuleius^ kesin olarak
ekli esas yerine, istiareyi z anlam yerine alarak, Platon'u en di
(1) Eski filozoflarn hakik yazlan yetmediinden, uydurma Orphikler,
Hermesin Kitaplar, Gildan Kehanetleri, vb. imal edildi. Bu, yalanc edebiyatn altn
(2) M.S. I. yzyl.
(3) II. yzyl.
(4) 200'e doru. Kendisine en byk yorumcu unvann verdiren
Yorumlar'mdtm baka, iki orijinal eseri vard: Peri psykhes ve Peri einarmenes k.t.1.
(Venedik, 1554, ev. No- urrissier tarafndan, 1870); burada kendisi stoac
' (5) 200'e doru.
(6) Zamanmzn I. yzyl.
(7) 100 ylma doru.
(8) II. yzyl.
110 YUNAN FELSEFES
smatralizmin havarisi yapyorlar. Fakat dier taraftan skenderiye yeni -
platonculuk okulunun pek az tannm kurucusu Ammonios Sakkas 0) ve
rencileri Longinos Origenes $), Herennios, Plotinos, nl idealistin ruhuna
daha iyi nfuz etmesini bildiler. Yeni-platonculukta ve zellikle Ploti- nos'ta,
Yunanistann ruhu, Tanr, lem ve insann akbeti hakknda, on asrlk
dncelerinin sonucunu kesin ve hametli bir ekilde ifade etmek iin, bir kez
daha kendi kendini dinliyor gibidir.
25. - Plotinos ve Yeni-platonculuk
Ammonios Sakkasm rencisi, Msrda Likopolisli Plotinos, 244e doru
Romaya gitti ve orada 25 sene felsefe okuttu. Orada kurduu okulda her lkeden
ve her cinsten insan vard; hekimler, hitabet hocalar, airler, senato yeleri, hatt
bir imparator ve bir imparatorie: Gallienus ve Salonina. Buras, Roma leminin
felsefe, bilim, edeb yetenek namna sahip olduu kimselerin buluma yeri oldu.
Orada durmadan Attike Filozoflar yorumlanyor ve hatt onlara, daha o vakitten
kalabalk ve nfuzlu olan hristiyan cemaatinin saya, havarilere ve din iin
lenlere (les martyrs) ayrdklar ibadete benzer bir sayg gsteriliyordu. Ancak
elli yanda yazmaya karar veren Plotinos, lrken (270) elli drt felsefe kitab
brakt ve bunlar rencisi Porfyrios, alt Ennead yahut dokuz kitap serisi halinde
yaymlad (4).
Ennead'lann ana fikri, lemi bir ak (ipancherne.nl), tanrsal hayatn derece
derece bir yaylmas gibi ve varln son gayesi olarak, onun Tannda yeniden
erimesi (risorption) gibi dnen emanatist bir panteizmdir. Bu akn dereceleri
unlardr; manevilik (la spiritualite), hayvanlk (lanima- lite), cisimsellik (la
corporeite); yeniden erimeninkiler unlardr; duyulur alg, savurma, mistik sezi.
Yazarla beraber varlklarn hiyerarisini, 1 prensibinde ve 2 derecesinde
gzden geirelim.
1 2 3 4

(1) 200e doru. Bak. Jules Simon, Histoire de l'ecole dAlexandrie, 2 c.
in-8,1844- 45. Vacherot, Histoire critique de l'ecole d'Alemndrie, 3 c. in-8. C. H.
Kirchner, Die Philosophie des Plotin, Halle, 1854.
(2) Peri hypsous adl eserin yazan olduu sanlyor.
(3) Adamantinos denilen, gene Ammoniosun- rencisi olan hristiyan
Origenesle kantrmamal (27). Hamack, Dogmengeschichte, 4. bas., /, lve.
Richter, Neu- platonische Studien, 1-5, 1864-67. - J. Rdville, La religion Rome som les
Severes, 1886.
(4) Enmadlmrm tam basm, Oxford, 1835, 3 c. in-4, Creutzer tarafndan,
Marsilius
Ficinusun evirisiyle birarada. Bouillct bunun, 3 c. halinde bir franszca
evirisini yapt, - Paris, 1856-1867.
PLOTNOS VE YEN-PLATONCULUK 111
I, TANRI. Her varlk bir madde ve bir formdan oluur: Tanr (Bir, Form)
ve madde (hyle), evreni oluturan prensiplerdir ve onun iki kutbu gibidirler.
Tann, her eyi meydana getiren dynamis, etkin kudrettir; madde her etkiyi alan,
her ey olan, sonsuz deien dynamis, mutlak energeia'nm ztt- dr. Bununla
beraber, madde formu kabul ettiinden, ona kar mutlak bir antitez oluturmaz
ve son tahlilde ancak en yksek bir tek prensip vardr: Form, Birlik, Tann.
Tannsal birlikte, say diye hibir ey yoktur, say birlii, ikiyi, vb.
gerektirdii halde, tanrsal birlik sonsuza eittir ve her eyi ierir. Say birlii
gibi sonu olmyan kesirler halinde blnemez; o, bizim tasavvurumuzun
stndedir, o, mucizilerin mucizesidir. O, her eyi meydana getirir ve hibir ey
tarafndan meydana getirilmi deildir, kendisi gzel olmad halde her
gzelliin kayna, kendisi hibir forma sahip olmad halde her formun
kayna, kendisi dnen ve zeki bir varlk olmad halde, her dncenin ve
her zeknn kayna, kendisi tam anlamyle bir ey olmad halde, her eyin
prensibi, ls ve gayesidir (panton metron kaiperas). O, saf dnce, her
somut dncenin anas, bize her eyi gsteren ve u. halde genellikle
eyann kendisinden ayrt etmediimiz saf ktr; iyilie itirak eden bir
yaratn iyi olabilecei gibi iyi olmadan, iyi olann prensibidir, en yksek iyidir.
O, ne iyilie, ne gzellie, ne zekya sahiptir, fakat iyi- lk'tir, gzdliTh/, bizzat
dncedir. Tanrya i algy yklemek ve onu bireysel bir varlk yapmak, onu
kltmek olur. Kendi kendimiz hakkmda- ki bilincimiz, bizim iin bir iyiliktir,
Tann iin bir iyilik deildir. Karanlk olan ey grme vasi ta siyle arar; fakat
bizzat n grmeye ihtiyac olur mu Fu en yksek varln, bir ta veya bir
bitki gibi bilinsiz ve kr olmas dcintk deildir; o, bilincin stnde olduu gibi
bilinsizliin de stndedir; bilinlinin ve bilinsizin bu kartl onun iin
mevcut deildir; o hibir gayeyt dan gitmez; kendinden baka hibir eyi
istemez ve, arzu etmez, nk onun dnda, hibir ey arzu edilmeye lyk
deildir, o, barn
v
skundur. u yksek memnunluktur (la satisfaction
supreme). Ne ruhlarn zgr oh k* gi'-i zgr, ne cisimler eklinde esirdir,
kart kararlar arasnda bocaii} an kaytsz zgrln (le libre arbitre) stnde
olduu gibi, itkilerini yabanc bir gten alan cisimsel varlklarn iinde
bulunduklar halin de stndedir. Verdiimiz her nitelik onu snrlandrdndan,
ona sfatlar vermekten saknmalyz; o ayn zamanda her eydir ve bizim
dnebildi Uern izden hibiri deildir, herhangi bir eyi ona izafe etmek, ona
vermek, onu bundan yoksun brakmaktr.
te bunun iindir ki ona Plotinosun yukarda verdii adlarn (Bir, tyi, saf
Dnce, saf Fiil) uygun olmadn (inadequate) gene kendisi syle
112 YUNAN FELSEFES
mek zorunda kalyor; Tanr hakkmdaki btn syliyebileceimiz, onun d-
nlebilen ve sylenebilen her eyin stnde olduudur. Tamamyle kesin
olmak istenirse onun var olduu bile sylenemez nk o bizzat varln
stndedir. En yksek soyutlama olduundan ona ancak mutlak kkten bir
'soyutlama vastasyle ykselebiliriz. Daha ideleri tasarlamak iin bile duyularn
verilerini bir tarafa brakmamz gerekiyor imdi deler duyulur eyann stnde
olduklar kadar Tanr da delerin stnde bulunduundan, Tanrya varmak iin,
her trl deyi bir yana brakmak gerekir, eyann bu en yksek noktasna geldii
vakit, dncenin, buraya kmak iin kulland merdiveni atmas, kendi
kendinden vazgemesi ve temaa (contemplation), tapnma (adoration) olmas
lzmdr. Tanry ister dnce ile, ister dille tes- bit etmeye almak, onu
kaybetmektir.
Platon'un Tanrs varlktan stndr B), ama deden deil, o delerin
padiah ve bizzat kendisi de de olup, akl tarafndan kavranabilir: yci-pla
tonculuun Tanrs, bizzat deden stn olduundan ^ dnceyi aar (epe- keina
fioeseos). Mistik Plotinosu rasyonalist Platonun kart vapacak kadar ileri
gitmeksizin, iki sistem arasnda kaydedilmesi gereken bir ayrlk tr bu. nsan
zihninin mutlakla birlemesi Plotmos a gre, ancak ad kan (doksa) ile felsef
bilgi (g no sis) arasnda bulunan derecelen daha nce srekli bir zihin almas
ile atlam olanlar iin mmkndr. Dncen m en kutsal yere kadar
gidemiyeceini kabul etmekle Plotinos. bizi tapnan kapsna kadar gtrmek
iin onun daha az zorunlu olduunu seri umsek istemiyor ve eer, amaca varnca,
kendisini oraya kadar getiren araca lee K sr edivorsa, bu onu kk gryor
demek deildir. te yandan, Platon, grdmz gibi, skenderiye mistisizminin
btn elemanlarn ierme kredi:; deri sevgi, heyecan, bilgenin deler leminde
hayranlkla kendinden geii de ravs- sement - istirak).
Ik gneten, scaklk ateten, sonu aksiomda kt gibi evren de
mutlaktan gelir. Tanr iyiliktir, her eyin varln isti ven Babada
(4
l Fakat ondan
kan her eyde, yeniden ona dnmek iin belirsiz veya bilinli bir arzu vardr
(epistrophe) Her ey onun evresinde dner ve om yaklamak
1

(1) Dev., VI, 509.
(2) Plotinos, bunu da ilve etmek gerekir, her vakit prensiple, iv rak uegitdu m v^ni
zamandaki tilmizi Scheling gibi Tanry hazan btn kartlkzrtkr, erki-, "nAr tuh v
madde kartlndan stn tir birlik gibi, bazn cisme kart olan -m yb> nusnm' Bu
.kinci bakmn egemen olduu yer, zellikle ahlkdr ki, bunun tdV i^ar< cu dun;, a
zevklerinden uzak olmak (Fascdisme) ve nirmnay aramaktr
(3) Enneadar, I, 8, 2, l, T 3; V, 3-5.
(4) Timmos, 29 E.
PLOTNOS VE YEN-PLATONCULUK 113
ister. Bireylik son ve kesin varlk deildir; bu, eyann prensibi olan Tanrdan,
onun ideal gayesi olan Tanrya, sonsuz dynamis olan Tanrdan, mutlak energeia
olan Tanrya geit hizmetini grr. Eer lem ahenkli bir sistemse, bu her eyin
ayn mutlaka doru gitmesi sayesindedir. Varln tanrsal kaynana bu dnii,
dncedir, temaadr, ruha istedii en yksek memnuniyeti veren yalnz
sezgidir (theoria). Alglamak, grmek, temaa etmek, her iin her eilimin, her
hareketin gayesidir. Herkes kendine gre metlak arar. Dnceyi adet eden
(meditatif) yaradllar ve pratik yaradllar vardr, fakat, Plotmos'a gre,
birinciler kincilerden stndr. Birinciler de, kinciler de ayn gayeye varmak
isterler, ama, oraya gitmek iin birinciler en doru yolu, dnce\ semilerdir;
dierleri sonsuz dnemelerden geerler; nk ful dncenin yolunu
armasdr ve bir lde mdrikenin gszlne alamet' (astheneia
theorias). Grmek yalnz hayatn son gayesi deildir, hayatn ta kendisidir (ek
theorias kai theoria esti). Hayvan, bitki, va olan he ey, algya sahiptir. Her
hayat, son tahlilde, dnceye indirgendiinden vt Tann her eyin yaratcs
olduundan, yukarda belirtilen kaytlar almda, Aristoteles'le beraber, Tanrnn
kendi kendinden baka objesi ol- mi) an sal drnce, balangtaki zek olduu,
kendisi grmeden bize her eyi gsteren sezgi gc olduu sylenebilir.
L v YILIIN DERECES. 1. Zek. Tanrdan ilk kan ey olan zek,
lemde ulummimin en bydr, bundan sonra kanlar gittike daha az
makamna kinler \ aratma. Tanrln dmesi, gittike azalmasdr. Zekda,
lamn uiLiak bitlii, tam alamyle zek (nous) ve anlalr lem (nottu^ .trr-rr
y skje \c obje (yeni deyim) diye ikiye ayrlr. Bununla beraber, cisurJer-'c
kmL.ifuiinca, zek gene hemen hemen mutlak olan bir birliktir, hi deime,
anlalr Tem ve onu temaa eden akl, ne zamanda, ne meknda henz bi
nlerinden ayrlmamlardr: nous ile kosmos noetos, birbiri iinde'dr deler
onlar tasarlayan zekda ikindirler; zek delerden ayrlmaz bu haldedir
Tanrsal birlikten bu ilk ikilie geiin, enahasyonn nasl olduu, bizzat T
mn derecesinde bir srdr. Buna dair veilebilebilecek her aklama eksik
kalacaktr. Eer, sylendii gibi, ikilik (la dyade) monaddan kyorsa. b
nceden orada tohum halinde bulunduundandr. Fakat bu takdirde moad oaha
o zaman diyad olacak ve mutlak anlamda monad olmyacak- t Bakalara 1 m,
btnn ayn yaparlar. Ama eer Tann var olan eylerin topluluundan oaka bir
ey deilse, sadece bir toplamann sonucunu gsteren bir vehmedil ve eyann
kendisinden geldii en yksek derecede gerek renim degudii. Va olan her
eyin z olmak tbanyie onapan de-~ nebihrse it, sum bakmndan deilse bile
mevki bakmndan Tanr btnden iuc gein
x
pr e pardon) lk trln bir
blnmesi demekle emanasyonu
114 YUNAN FELSEFES
aklamak isterler, fakat, kendinde saydan' hibir ey bulunmyan tanrsal birlik
blnemez. Onu, parlak bir cismin k vermesine (perilampsis), gnein klarm
samasna, ierii sonsuz olduu ve oraya samad iin, ezel ve ebed olarak
taan bir kseye benzetirler. Bu benzetmeler, ne kadar. gzel olurlarsa olsunlar,
madd lemden alnmlardr ve madd olmyan aklayamazlar. u halde
emanasyon, bizzat Tanrnn kendisi gibi, hakikate n bir mucizedir (thauma).
deler d) iki trldr: bir yanda cinsler (gene) yahut btn var ol ani an n
genel ekilleri, yani varlk (on), aynlk (tautotes), fark (etcrotcs), durgunluk
(statis), hareket (kinesis), br yanda bireysel varlklarn tr rnekleri
(eidej vardr. Btn cinsleri tek varln deimeleri ve btn tr rneklerini
yalnz bir tanede zetlenmi saymak kabildir: evrensel rnek yahut evren desi
(kosmos noetos). Grlen lemde bulunan her eyin, anlalr lemde kendisine
karlk olan bir desi, ilk rnei (prototype) vardr. Yalnz insan desi deil, fakat
Sokrates'in, Plton'un vb. de desi vardr, yani ne kadar birey varsa o kadar de
vardr. Herbirimiz ayr bir deyi gerekletiriyoruz, u halde de, geici bireylerin
bir toplam haline gelen tr deil, fakat ezel ve eded olarak dnlen bireydir.
Ne kadar birey varsa o kadar da de bulunduundan, delerin saysnn sonsuz
olduu sonucu kmaz. Bizim ha~ yalgcmze gre says sonsuz olan mevcut
bireyler, kendiliinde yle deildir, yoksa evren mkemmel yani yunancadaki
anlamna gre, tamamlanm (paraeheve) bir varlk olmazd (zoon panteles);
bunun gibi, bireylerin rnekleri olan deler, Tanrnn ocuu olan zekda belli ve
deimez sayda bulunurlar.
2. Ruh. Zek da, kendisinden kt mutlak gibi yaratcdr, ama bunun
meydana getirme gc daha azdr. Ondan kan, onun k vermesinden gelen ey,
nous'& benziyen, ama ondan aa olan ruhtur (pyskhe) Ger
ekten akl, ikin mlk ve cevheri olan delerini kendi kemimde bulur; ruh,
onlar aramak, dnce ile (diamla) onlara kadar ykselmek zorundadr; bu
alma ile elde ettii ey ise, delerin kendileri deil, fakat onlara az ok uy
:
gun
olan hayalleri, sadece kavramlardr (logoi). Zihin gibi, o dolaysz ve tam sezie
sahip deildir, usavurmal dnce ile, tahlille yetinir.
Ruh zihne bal olduundan, ona doru gider, akln da Tanrya dora
gitmesi gibi." Grevi, zihnin a priori olarak bulunduu hale gelmek, yani zeki
olmaktr (noera). Ancak bir mutlak, bir akl ve hir anlalr lem olduu gibi,
btn bireysel ruhlarn temelinde, sonsuz ekiller altnda kendisini gsteren yalnz
bir tek ruh vardr: lemin ruhu [psykhe mu kos-
1 * 3

(1) Enneactlar,
1-3.
() Ayn eser, VI,
(3) Enneadte, IV.
115
PLOTNOS VE YEN-PLATONCULUK
mou). Bir yandan mutlaka bakan, br yandan psykhe'yi meydana getiren nous
gibi, ruhun da ift bir faaliyeti vardr: biri, temaa edici ve kendi iine
dora evrilmi olan faaliyet ki burada deleri ve mutlak bulur, kincisi yaylan
ve yaratc faaliyet. Ruhtan daha az mkemmel olan ve ondan kan
ey, cisimdir W.
3. Cisim, Her eyin kaynandan o kadar uzak olduu halde (Tanr
Birdir, cisim en yksek derecede ok olandr), cisim gene Tanrnn izini tar.
Zeknn ideleri, ruhun alglan, cismin de, onu varln yksek tabakalarna
balayan formlar vardr, zel fikirler ruh iin ve evrensel fikirler zihin . iin ne
ise, bunlar da cisim iin odur: muti akn bir aksi, Tanrnn bir izi. Cisimlerin
formu, onlardaki gerek varl gsterir, maddeleri, onlarda varlktan eksik olan
eydir; formlar onlann varldr, maddeleri, yokluklardr. Cismsel lem
(physis), kararsz, varlkla yokluk arasnda bocalar; o ncesiz ve sonrasz olutur
ve orada her ey srekli deimedir.
Cisimlerin tesinde tam anlamyle madde, ideal lemin zerine klarn
gnderdii karanlk ve dibi olmyan uurum vardr (apeiron). Her cisim bir
madde ve bir formdan olutuundan, madde, cisim deildir; kendiliinde ou
ne formu ne bykl, ne rengi, ne de cisim iin karakteristik olan herhangi bir
eyi vardr, nk btn bu pozitif belirlenimler, her kuvvet ve her hayat formei
prensipten, mutlaktan gelir, onda yoksunluktan (steresis), tutarszlktan,
danklktan baka nitelik bulunmaz; o, formun mutlak yokluu, yani,
biimsizliin kendisidir; iyinin inkr, yani bizzat ktdr (
2
\ E uru adlar ve
genellikle hellenizm bakmndan, Bir, form, zek, gzel, iyi, ayn anlama gelirler.
Nasl ki, te yandan, oun, maddenin, ekilsizliin, irkinin, ktnn anlamlan
ayndr. ' -
Bu, Plotmosun maddeyi ve ktl var deilmi saymas anlamna gelmez
Maddenin ve ktln varln inkr etmek-fakirlik zenginliin yokluu
olduundan, hibir ey deildir, yleyse sadaka gereksizdir demekle bir olur.
Madde o derece bir realitedir ki, etkisi yalnz cisim alannda deil, ayn zamanda
ruh ve akl veya zihin zeride de grlr. Grmtk ki cisun, ald ve maddede
cisimlemi bir deden baka bir ey olmyan form dobysye, belirsizce olmakla
beraber, gene de zihne benzer, karlk olarak, diyeceiz ki, zihin cismsel
tabiatn stne ne kadar ykselmi olursa olsun, maildi olarak madd olmyan
deildir. Madde, tabiattakinden baka bir ekil altnda olmada beraber, onda
yeniden grlmektedir: orada maddenh kavram olarak (hyle noeie), yani
cisimsel olarak deil, anlalr olarak bulunur, Fakat dahas var. O, yalnz
dnlm olmak bakmndan
* 2

(1 /

(2) Ayn esa,
116 YUNAN FELSEFES
zihinde deildir: madde onun.dncelerinden herbirine karmtr, zlmez
bir surette btn ilemlerine baldr ve onsuz zihin, mutlaktan farkl ol-
myacaku. Gerekten, yalnz Tanr mutlak olarak, birdir; zihin ayn derecede bir
deildir: ondaki birlik, bir ve ayn entelektel bir sezile alglanmalarna ramen,
birbirinden ayr bir deler okluu halinde yaylmtr. Zihinde bulunduklar
ekilde delerin cisimsel olarak birbirlerinden ayrlmadklar doru olmakla
beraber, orada okluk halinde bulunduklar da daha az kesin deildir. mdi
okluk prensibi, maddenin ta kendisidir. Bu bakmdan madde, onsuz Tanrnn
mutlak birliinde eriyecek olan zihnin ta esasnda ve u halde tesinde
bulunur. lmsz varlklarn aklna bile meydan okuyan nfuz edilemez bir sr
gibi onu aar. Bunun iin filozofumuz onu, cinsler arasna deil, delerin tesine,
akln eriemiyece madde nosyonunun, akln bakalk (al teri te) ve hareket
gibi kavramlarnda bulunabilmesine ramen anlalrst (surintelligible)
blgeye koyar. Maddeyi anlamak, karanl grmek, yani hibir eyi grmemek
olurdu
11
K
Madde ikinci bir mutlak mdr? Bazan Plotinosu tam bir dalist gibi
grmek yoluna srklenilir ve zellikle ahlk, dalizm itirazm davet eder.
Bununla beraber metafiziki iki mutlak kabul edemez ve Aristotelesin, ilk
madde ile ilk formun ayn ey olduunu ^ syliyen iddiasn hatrl yarak, o da
anlalrst maddeyi, veya baka bir deyile, cisimlerin -d: nedenini, Tanrnn
ayn olarak dnr. Esasen platonculuun sonsuz adm vermeye yardm ettii
madde, son tahlilde, Tamnn sonsuz viteimden, srursz reticiliinden,
tkenmez yaratc kudretinden baka bir ey deildir, En yksek energela ayn
zamanda en yksek dynamis'th Bu son: 'iiKanda ortaya atlan u sorudan farkl
deildir: tanrsal birlikten okluun ir muiriple) kmas nasl mmkndr?
Emanasyonu. yaratmay nasl akkiinair? Yani bu bizi srra ve karanl
gtryor.
III. AHLK. - Zihinle cisim arasnda bulunan ruh. birine ve f ekine
benzer ve evreni zetler. O, btn evren kuvvetlerinin buluma yen gibidir.
Entelektel alanda mantk zorunluluk, cisimler leminde fizik zorunluiuk
hkimdir; ruh zgr irade (libre arbitre) alandr. O, cismin srarL arma-
lanyle zeknnkiler arasnda bulunduundan, akla doru dnerek, sadece
entelektel bir hayat yayablir, fakat maddeye doru da dnebilir derek
1 2

(1) z bakmndan platencu olan bu madd oimyan muadt fiti morc .yumo.vodfV;
paradoksunu anlamak im, Plton'un male Vum materyalistlerin maddesi ;vsm ma dulu
(te piin) olmadn fakat n abstraete (soyut olarak' vcrkaplama veya mekan, dulma-
nn metafizik prensibi, bir vev formla beraber duyular tarafndan algilanaturn c^t
luturan akn ve tamamvlc gizli neden olduunu bir an hatrdan karmama^ geveter.
(2) Metafizik, VIII, 6.19
PLOTNOS VE YEN-PLATONCULUK 117
dnyev bir organizmada cisimleebilir ). Buradan ruh snf kyor: 1 akl
iin ve Tanr iin yayanlar, tanrsal ruhlar, 2 zihinle cisim, gkle yer arasnda
kararsz dolaanlar, eytanlar, az veya ok iyi, az veya ok kt cinler; 3 madde
iinde yayanlar ve yok olmaya mahkm cisimlerde oturanlar. Gksel ruhlar,
bizzat lemin ruhu gibi, en yksek derecede mutludurlar. Onlarn mutluluu
hissizlikten, tanrsal akla boyun emekten ve mutlaka temaa etmekten ibarettir.
Tamamyle ktan olan cisimleri, maddbu kelimeyi dnyevi anlamnda almak
aryle hibir eyi iermez Ezel ve ebed olarak mkemmel ve daima ayn
olup, ne bellekleri, ne gelecek hakknda bilgileri tprevricnce), ne umutlan, ne
pimanlklan vardr; nk an ve umut, ancak, gerek iyiye, gerek ktye doru
deien varlklarda bulunur. delerin ve mutlakm temaasna dalm
olduklanndan, insan ruhu gibi kendi kendilerinin bilincine bile sahip deillerdir;
onlann yksek mutluluklann oluturun ev. kc-d kendileri baklandaki bu
bilinsizlik, sade tanrsal-eylere ait olan bu alglardr.
nsan rai ilan he zaman kaba br surette madd olan cisimlerde hapsedilmi
deldu nce kendi kendilerinin deil, Tanrnn bilincine sahip olan gkiCl
ruhlard*; .una bencil bireyler olmak ve onlar birbirinden ayran kaba cisimlere
brnmek iin hayatlarn tanrsal hayattan ayrdlar. Dmek (la ekole a bu kii
ladine gelmek ve dnyev bir cisme brnmek, bir tek ve ayn hareketti; ve imdiki
hayatn sefaletleri bunun hak edilmi cezasdr, bu zgl* bi: harekemi, u
anlamda ki, bizden baka hibir kuvvet bizi buna zorlamad, kendi oz
tabiatmzla buna gtrlm olmak itibariyle bu, zorunlu bir hai ek e ti-* Re?
kesin akbeti kendi eseridir, ve karlkl olarak herkes bunu bireyse S kar ak er
ne uygun bir ekilde hazrlar. phesiz biz ancak seebil- divit m: kbcu
.seeriz, ama yalnz onu seiyorsak, bu bakasn istemediimiz iy indir vb.

Esasen v? bunda yei-paoeuluk kendi lehine olarak yeni zaman
pesimizmi.idert ayrlr cisme girmek, anak rlatif bir felkettir, hatt bir
;ylktr, j ortlu ky ruh yalnz onu deitirmek iin maddeye kadar eilmi olsun
ve ge doru ykselmesine mmkn olduu kadar abuk balasn. Csiine -
ernosa girmek ruh iin faydal bile olur, nk bylece, yalnz kt-' l
renmekle kalmaz, fakat gizli kuvvetlerini ortaya koymak, byle olmasayd
meydana getirmiyeee eserleri.meydana getirmek frsatm bulur. Esasen r>, e
sk bir surette bal olmakla beraber, gene ondan farkl ka- - m Bunun aar.it-,,
cismin ideal leme doru olan eilimlerimize hizmet ede-
. / 1 s.*oaV,j. il 3, U; 11J, 5, 5; V, 3, 8.
T, ar pjiios, Vremlere aux Corinthens, XV, 40.
d! iv .to*.Uaik, JUyul farklar mstesna, Hristiyan yeni-platonculuunun ve Zoka n
aukfjoucncs (i? 27 ve 44)
118
YUNAN FELSEFES
cek yerde onlara engel olmasdr, filozofun lmden memnun olmasdr B).
Tepesi lcivert gkle evrili olduu halde, eteklerini frtnann altst ettii
Olympos da gibi, insan ruhu, cisimle karmak yle dursun, en iyi para-
syle, zek ile, onun kucaklamalarndan kurtulur.
Plotinos'un ahlka ayn zamanda Platondan ve stoaclktan gelmektedir,
insan hayatnn gayesi, ruhun temizlenmesi ve gittike tan olarak Tanrsal
varla benzemesidir. yol Tanrya gtrr musiki (sanat), sevgi ve felsefe;
yol, daha dorusu aamas olan bir tek yol. Sanat deyi duyulur
grnlerinde arar, seven adam onu daha yksekte, insan ruhunda arar; nihayet
filozof onu, her trl karmdan saf bir halde bulunduu alanda arar; anlalr
lemde ve Tanrda. Dncenin ve temaann zevklerini tatm olan kimse,
sanattan ve sevgiden vazgeer; nasl ki, kra! sarayn gezmi ve takdir etmi olan
gezgin, hkmdar grr grmez dairelerin gzelliini unutur. Sanattaki gzellik,
canl gzelliin kendisi, artk ona mutlak gzelliin ancak soluk bir aksi gibi
gelir. Btn dncelerini, ezdi ve ebedi olarak kalan biricik ey zerinde
toplamak iin, bedeni ve onun zevklerini kmser. Bu ona, yalnz muti akn saf
sezgisini brakmak iin, sade dnyay deil, fakat kendi z bireyselliim
unutturan bir istiraktr; bu, insan ruhuvle tanrsal zihnin hakik bir birlemesi
(enosis), bir vecd, gksel v itan ma gtrlen ruhun g etmesidir @1 Bedende
yaad srece, filozof bt Tanry gor- me'nm zevkini, ancak ksa sren baz
anlarda tadar, Plotinos'un bu trl drt istirak olmuturTakat bu hayatla
istisna olan ey, gelecek hayatta kural ve ruhun tabi hali olacaktr. lm,
gerekten bizi asla dorudan doruya mkemmele ulatrmaz, bu lemde felsefe
ile temizlenmi olan ruh. dnyadaki kleliinin son izi olan bizzat bireysellikten
ayrlncaya kadar, mden sonra da temizlenmekte devam eder kb.
26. Politeist son yeni-platoncular
Porphyrios, tamblkhos Proklos
1. Plotinos'un yerine, Roma yeni-platoncu okulunda, Fenikeli asklan olup
Enneadlar' yaymlayan dostu Malkhos yahut Porfvnos geti. Porf-
yrios,. Akademia'nn ve Lykeion'un doktrinlerinin ayn olduunda st a itan
daha ok srar ediyor. Esasl doktrinlerde kendisine tbi olduu Potmoscan
1

(1) Kr. Palos, Ep. aux Philippiens, 1,23.
(2) Enneadlar, 1, 3.
(3) Enneadlar, Y, 5,10. Ayn eser, IV, 3, 32.
(4) Plotinosun en devaml dinleyicisi Amelios veya Amcriosn sayesi ok kitap ve
yoran lan ne yazk k kaybolmutur.
(5) 301de Rorha'da ld.
POLTEST SON YEN-PLATONCULAR
119
aa ve ok aa olmakla beraber, Aristoteles'in kategorilerine ait yazd Kategorilere
Giri <
l
> adl kitabnda, evrenseller (les universeaux) sorununu
koymakta gsterdii aklk sayesinde, gelecek yzyllardaki felsefenin gidii
zerinde onun kadar etkili olmutur. Nitekim, cinslerin ve trlerin, onlar
tasarlayan dnceden ayn realiteler olup olmadklar sorunu, Ortaan en
nemli ura olacaktr.
Yeni-platoncluk, doktrinlerinin temelini esasl bir ekilde deitirmeden,
IV. yzyldan balyarak, karakterini deitiriyor. Her ikisi de Constan- tinus'tan
ve Hristiyanln kesin galebesinden nce gelen Plotinos ve Porf- yrios,
Ksenoplanes'ten balyarak btn byk dnrler gibi, bo inancn aka
dman olduklar halde, hakikatin aratrlmas, onlardan sonra yerlerine
geenlerde, gittike dine ve dini savunmaya ait (apologetique) kayglara baml
oluyor. Geleneksel inanca kar on yzyllk bir savatan sonra, o, yapt ykma
iinden korkuyor, inat muhalefetinin, Yunan dehasna yabanc, klasik kltre
dman ve resm temsilcileri Yunan ve Roma kilise adamlarndan bin defa daha
hogrsz olacak olan bir dinin iine yaramaktan baka bir faydas olmadna
kanaat getiriyor.
O, [hakikatin aratrlmas], halk inanlarnn yeminli dman iken, piman
olup ve din deitirip, ileride ancilla Ecclesiae (Kilisenin klesi) olaca gnleri
bekliyerek, zulm gren tanrlarn koruyucusu, ancilla Panthei 'nirt (Panteon
[Romadaki tapnak]) klesi oluyor. Politeizmi dt yerden kaldrmak, bunu
her ne pahasna olursa olsun yapmak: kendi kendine grev olarak verdii,
umutsuz i budur. Bundan sonra paganizmde her ey, en garip hurafeler ve
ispirtizmamn ruh armalar, byclk detleri, sihir, teurji (gksel ruhlarla
ilikiye girilerek yaplan bir tr by), her ey ona iyi grnyor; yalnz bunlar
mazur grmek ve bunlara hogrl davranmakla kalmyor, fakat bunlar tavsiye
ediyor ve ateli bir gayretle bizzat kendisi bunlara giriiyor. Yunan esprisi,
giderek tam anlamyle ocukluk haline dyor. . . .
;

Bununla beraber, bu can ekimede, aydn grl baz anlar ve l-
1

(1) Porphyrii de quinqm vocibus s. in Categorias Aristotelis introduetio (eisagoge).
Paris, 1543. Latince evirisi, Venedik, i 546,1566. Gene Porfyriosun bir Pyihagoras'n
hayat, bir Plotinosun hayat, bir Anebon'a Mektupu (paralar Gale tarafndan
toplanmtr), vb. vardr. Kitaplarnn birou, ve belki en nemlileri, kaybolmutur.
Kaynaklar: Suidas. Eunapios, Vitae sophist. Augustinus. De civ. Dei, X.
lamblikhos'a mledilen De mysteriis Aegyptiorum. N. Bouillct, Porphyre, son role dans
l'icole neop- latonicienne, vb., Paris, 1864. Adrien Naville, Julien l'Apostat et la
philospohie du polytheisme, Paris ve Neuchtcl, 1877. Bak. bunlardan baka Jules Simon
ve Vache- rofnun sz geen eserleri (s. 110).
120 YUNAN FELSEFES
mekte olan politeizmin gittike azalan koruyucular arasnda, mrik inan- cye
anlamak ve kendilerine debdebeli hierofant (byk ruhan reis) unvann
vermekle beraber, eski felsefe tarihini liyakatle kapyan iki kii vardr: ltra-
mistik eilimini, ayn derecede derinden yunanl olan Plotinos'un felsefesinden
ayrmak iin, Suriye yeni-platonculuu denilen meslein en bellibal ampiyonu
olan Kalkhis'li (Suriye) amblikhos (330'a doru ld) ve II. Plutarkhos 0)
tarafndan Atina'da kurulan okulda ders veren ve Roma okulu ile, heyecanl
takdirkn olduu amblikhos arasnda orta bir gr temsil eden Bizansl
Proklos (412 D - 485).
2. Hristiyan olmyan edebiyatn ona teorik fikir olarak btn
verdiklerinden, Pythagoras'tan, Platon'dan, Dounun ve Msr'n teolojik
geleneklerinden ve zellikle bunun kutsal zlsnden (triple temaire) W
esinlenen amblikhos W, matematik dehasna ve parlak hayalgcne dayanarak,
mrik Panteonu felsefi ynden yeniden kurmaya giriiyor. Tanmlanmas
imknsz birliin sinesinden tanrlar, zl diziler halinde karlar ve mo-
nadlann Monad etrafnda l bir hle gibi dururlar. Hristiyanln Tann-
insanna zt olarak o, Plotinos'un ilhiyat spiritalizminden daha ileri gidiyor
ve mutlakm, kendisiyle ilikiye girilemez (incommunicable) [amethek- tos] olduunu sylyor. En yksek
Tanr yalnz her zekya kar deil, herhangi ilikiye kar da kendini gizler. u
halde gerek varlklar, mutlak birlie deil, bundan kan gene akn (hyperousiai), fakat
ok olan ikinci birliklere (enades) itirak ederler. Sonradan gelen bu tanrlarn
aamalar dizisinde basamak vardr: entelektel tanrlar (neoroi), lemst tanrlar
(hyperkosmoi). ve lemde ikin tanrlar (egkosmioi). Bizim kendileriyle ilikide bulunduumuz
tanrlar bu tanrlardr (Platon'un deleri, Pythago- ras'n saylan, Aristoteles'in
cev er Formlan), bizi yneten onlardr. Eyann ynetiminde mutlakm hibir
pay yoktur.
3. Proklos (
5
\ ayn zamanda hem ruhban tavrlanna sahip olduu lamb
ri) Bu Atina'I Plutarkhosu, Kaironeial Plutarkhos ( 24) l kartrmamak.
(2) Frcudenlhalc gre 410 (Reinisches Meseum, XLIII, s. 486 v d.).
(3) Bak. Zahar n zls hakknda 44. not.
(4) De vita Pythagorce. Prolreptica orationes ad philosophiam. De muysters
Aegyptiorum, yun. ve lL, bas., Thom. Galc, Oxford. 1678. - Baka kaynaklar: Proklos, In
Timceum ve Suidas. Hcbenstreit. De Jamblichi philosophi syri docirina, Leipz., 1704.
(5) Proklosun eserleri: In theologiam Platonis libri VI. Instimio theologica. In
Platonis Timceum, vb. Procli opera omnia, bas. V. Cousin, Paris, 1819-1827 ve 1864.
Bak. Prolkos hakknda: Marinos, Vita Pracli. Suidas. Bergcr, Proclus, Exposition de
sadoctrine, Paris, 1840. J. Simon, Ducom mentaitre de Proclus sur le Timee de Pla-
POLTEST SON YEN-PLATONCULAR 121
likhos'tan, hem de sistemci ve skolastik eilimlerini paylat Ploti- nos'tan
gelmektedir. Sisteminin esas olarak amblikhos'un Uzlsn (le triple
Triade) alarak mutlak ve ilikiye girilemez (amethektos) Birlikten, birinci
olarak: varlk' (on), yani sonsuz'u (apeiron), gaye veya formu (pe ras) ve her
ikisinin birlii olan sonlu'yu (le fini) [mikton, peperasme- non]; ikinci olarak: hayat
(zoe), yani gc (dynamis), var olmay (l'existence) [hyparksis] ve bunlarn
birliini, anlalr hayat (zoe noete); nc
-
olarak: zeky (nous), yani statik
dnceyi (menein), hareket halinde dnce veya algy (proinai) ve bunlarn
birliini, dnlm dnceyi (epistrophe) karyor. Bu zllerdend)
herbiri felsefeye alm olanlara (mystikos), ilk ve anlalrst nedenin
cephelerinden birini gsterir; birincisi onun tanmlanamaz birliini, kincisi
onun tkenmez verimliliini (hyperokhe), ncs, onun sonsuz
mkemmelliini bildirir. Alm halde mutlak budur. Kendiliinde mutlaka
gelince, prensip sonucundan ve neden eserinden nasl stnse, o da ylece
varlktan ve hatt dnceden stn olduundan, hibir zaman bilinemez. znde
tabiatst olana'ancak tabiatst arelerle varlabilir, ve yalnz teuji ^ onu
alknlarna gsterir. Anlalr alannda kalm olan bilim anlalrn stne
eriebilmek iin, dnin realitelerine muhtatr.
Bu yeni-platoncu metafiziin bunaka ukallklarla dolu bir metinden
ayrlan son sz Eskia dncesinin lm vasiyetnamesidir. Ontolojik
bakmdan ve ilk platonculukla karlatrlnca, deyi, ayn zamanda varl ve
dnceyi ieren daha yksek bir prensibe balamakla kalsayd, yeni-
platonculuk monizm ynnde bir ilerleme olacakt. Ama esasl doktrini olan bir
cisme girme (llncarnation), hi olmazsa tanrln ilikiye girilebilir olduum (la
communicabilite) farzeden hristiyanja kar olan muhalefetinin evkiyle bu en
yksek prensibin aknlm, yani platonculukta kusur olan eyin ta kendisini,
sanki keyif iin abartyor. Bu, aslnda teslim olmakt, nk tanrsal akmlk yeni
dinin alfabesi idi. Ve o, ahlk ve din bakmndan Platondan ne kadar aadr!
Proklos iin, dinin realiteleri sihir uygulamalardr, oysa bu, Platon iin, adaletin
uygulanmas idi. Bu iki gr arasnda, olgun, aydnlk ve kuvvetli a ile, bitkin
ve hurafeci ihtiyarl ayran btn mesafe vardr. - .
529da, politeist yeni-platonculuun son sna, Proklos'un ders ver-
ton, Paris, 1839.- C. H. Kirchner, De Procli neoplatonici metaphysica, Berlin, 1846. Bak.
lamblikos ve Proklos hakknda, s. 110'da sz geen skenderiye okulu tarihleri.
(1) Kr Zohar'm ve Hegel sisteminin zls.
(2) Theourgia, ergon, lou theou, tanrsal kudretin grnmesi.
122 YUNAN FELSEFES
mi olduu Atina okulu ri)
f
mparator ustinianos'un emriyle kapatlyor ve
gemiin bu artna kar halkn ilgisizlii o derecededir M, hemen hemen
kimse bu nlemin farknda olmuyor. ki yzyldan beri imparatorluk Hristiyanl
kabul etmiti; somut ve heyecan veren din soranlar ve barbarlarn is- tilsyle
ortaya kan gaileler, sakin ve bar theoria'dm ileri gemiti.
1

(1) Sonuncu okul bakanlan unlardr: Prokls'un yerine geen, Filistin'de Flavia Nea-
polisli Marinos, skenderiyeli sidoros, Zenotodos ve aml Damaskios (Qucesitones de
primis principiis, bas. Koop. Frankf., 1826. Damascii successoris dubitationes et solu-
tiones de Primis principiis in Platonis Parmenidem, partim secundis curis recensuit, partim
nunc primim edidit Car. Aem. Ruelle, Paris, 1889). Okul bu sonuncusu zamannda kapatld.
Bu Atina okuluna, Epiktetos'un ve Aristoteles'in (Kategori, De amma, De coslo ve Fizik)
mkemmel yorumcusu olan SicilyalI Simplikios'un ad da baldr; kendisi Damas- kiosun
ders arkada, sonra rencisi ve srgn yolda oldu.
n
ORTAA FELSEFES
Birinci dnem
Platoncu-hristiyan ilahiyat zaman
27. Hristiyanlk ve felsefe Hristiyan
platonculuu. Origenes ri)
Hristiyanlk, ilkten, ayn zamanda doktrinlerine ve yaama hakkna itiraz
ettii Yunan felsefesine dman olarak ortaya kyor (pseudoneymos gnosis) (
2
\
Onun teolojik balanglaryle Yunan felsefesininkiler asla ayn deildi. Yunan
dncesi, geri, Sokrates ve Aristoteles'ten nceden ballar nk. halk inanc
tanrlarnn mmkn ve sonlu /arlklar halinde yan sra yer ald bir i ek ve
mutlak Tanr fikrini tasarlamt. Fakat dncenin bu en byk Tanrm.
idemden ayr bir ahs deildi; bir % e ezel ve ebed cevherin iinde d fa ailen
bu alemin ta kendiriydi; bu bir varik deil bireysel var- nidana meka,<
<kurundan paralan, zaman bakmndan nitelikleri veya anlan dJu 'LD JO
on) kendisiydi. Bu, lemin zgr yaratan deil J ), fuvUt >aU i e mukadder bir
yolla kendisinden kt ikin nede- aleh!; ir od, runua). B kclnme ile,
politeizmden doan metafizik, hakikatte rmus ec'rm deil, fakat panteizmdi.
Bu Tarar- nal'a, hnstiy anlk, Tann-ahs, malzemesini kendinden ve
kendi ez cevherinden deil, hiten kard bir lemin bilinli yaratcsn kar
koyuyordu. Yunan sistemleri tarafndan i.tifakla sylenilen ex nhi- lo mnii 'e (> oktan
hibir ey kmaz), ex nihilo (yoktan) yaratma ile cevap veriyordu;
v
hnk Taundan
kan bir lemin kendiri de Taun olacaktr.
. i; f'auaUi UZUiy; oabrionua -JL - duacr hakknda, * Y Yiocfc ve KiScun izni-
-crr.Uur t SLJ L c P'c ,A - i . \
r

4
> , J ..u n 1c .
CHi J / ( t Ut ' , o* , - UL > t ' f , . . . r , . ^ Ut i . , C . < . .
124 ORTAA FELSEFES
Yalnz Oul ve Kutsal Ruh (le Saint-Esprit) Taundan kmlardr ve -u
halde- hakikaten Tanndrlar. phesiz bylelikle Tannnm ahs defa oalm
oluyordu ve, hristiyan Teslisinde (la Trinite), sam monoteizmi tarafndan ar
rkn monist igdsne verilen bir tr msaade ve imtiyaz grenler oldu. Ama,
yalnz logos'un deil, pneuma'nm da ahs karakterini savunmakta gsterilen srarn kendisi
de, hristiyan dncesinde, Tannnn ahsiyeti prensibinin, baka her trl
dnceye, hatt en kesin kutsal metinlere olan saygya bile stn geldiini ve
yakndan veya uzaktan filozoflarn ahs oimyan mutlakm hatrlatan her eyi
tanrsal varlktan karmaya nne geilmez bir surette onu srklediini
kantlar. Hristiyan dncesi tanrsal ahslarn saysn e karmakla, deta,
Tanrda ahsiyeti o lde kuvvetlendirmi oluyordu. Bunun gibi Cisimleme (Vlncarnation) de,
hakl olarak yahudilik tarafndan ar monizminden alman bir fikir olarak grld.
Fakat Kilise, sa'nn nsan tabiatnn gereklii zerinde kuvvetle srar etmekle
beraber, tanrsal ile nsanyi, gerek ve cevherse! bir birlikte kartrmaya o kadar
az niyetliydi ki, onun sadaki iki tabiat ayrmakta en byk zeni sarf
ettiini ve bunlar bir sayan sistemi rafz (heretique) iln ettiini gryoruz.
Yaratanla yaratlan arasnda mutlak ayrlk: u halde, hristiyan
metafiziinin temeli buydu; ve zaten o kadar derin bir surette din olan ve o kadar
tekelci bir ekilde teolojik sorun ile uraan Yunan k dnemi sistemlerine
kar onun kkten muhalefetinin sim burada yatyordu. Bundan baka, ahs
Tanr, hakikat ve hayat olan Olunda kendini gstermiti. Bylece, h- ristiyan, kendisinin
hakikate ve mutlak hakikate sahip olduunu bildiinden, hakikatin
aratrlmasnn, yani kelimeyi Yunanllarn anlad ekilde felsefenin, onun
gznde artk anlam yoktur d). Eer ona sahipse, niin om arasn? Ve eer bu
aratrmaya balarsa, byle yapmakla ona sahip olmadn, yani hristiyan
olmadn iln etmi demektir. u halde, kendini felsefeye vermek, say inkr
etmektir. Bunun iin, Latin Babalarnn ou Tertullianuslar, Amobiuslar,
Lactaniuslar O) onu, temasndan saknmak gereken bir mrik gibi
reddetmektedirler.
1 2

(1) Nobis curiositate opus non est post Christum Jesum, nec inquisidone post evange-
lim. (Tertullianus, De praescriptionibus haereticorum, VIII). Bu ilhiyatnn, Credi-
bile quia inepium esti (De carne Chrisli, V) harfi harfine kabul edilmelidir, nk eer akl
dme (la chute) sonucunda yalanc olmusa, apaktr ki onun aksini syliyen bir doktrin
(sama bir doktrin), ona uygun olan baka birinden daha ok doru olmak ihtimaline
sahiptir. nl hristiyan tarafndan akla kar bu meydan okuma son derece mantkl dr.
(2) Lactanus,Div. institut., III, I. Tertullianus, Adv, Marcion, Y, W Kr. De amma,
II.
HIRSTYANLIK VE FELSEFE
125
Fakat lmekte olan hellenizm'in nefesi Yunan dilindeki hristiyanlk
zerinden geti ve gerek gnostik sistemlerde ri), gerek Kilisenin katolik birliini
kesin olarak kurmak iin sra ile savamak zorunda kald daha az nemli
rfzliklerde izini brakt. Lkin dindalarndan daha bilgin ve daha ok
dorudan doruya felsefenin ve felsefe geleneklerinin etkisi altnda bulunan
Yunan, Msr, Suriye asll Babalar, felsefeyi ilemekten geri kalmyorlard.
Esasen buna, tartmann gerekleri ve hcumlarm defetmek ve ra- fzliklerini
reddetmek zorunda olduklar felsefenin kendisi dolaysyle de mecburdular. Bu
verimli bask altnda, hristiyan iman doktrin (dogma) halinde kuruluyor, kendi
kendini ifade ediyor, sistemleiyor. Bu tesbit iini yapanlar, kendilerine ramen
ve deta kendilerini savunarak felsefe yapyorlar. Bazlar, mrik bilgelerin
szlerinde Incil'e benzer tanrsal bir vahyi grecek kadar ileri gidiyorlar.
zellikle Platon ve yeni tilmizleri, cidd olarak ele alnyordu. ou pheci olan
teki okullarn aksine, skenderiye okulu esasnda di olan bir felsefe
yapyordu. Platonla hristiyanlk arasnda baz yaknlklar grmemek imknszd;
ama bazan aynla kadar varan bu akrabal nasl aklamal? Bazlar ve
bunlar okluktu Platon'un Eski Ahi*in (lAncie Testament) yazlarndan
yararlandn sanyorlard. Aydn aznlk, filozof denmeye lyk filozoflarn,
Nasra sa'da kendini gsteren a\n tanrsal akl (logos) tarafndan
esinlendirilmi olmalar gerektii sonucunu kard. Bakalar da bu hipotezlerin
her ikisine de bavun- yOllard i m ,uyarln bir Apologicsinin yazan
ustinos Martyr, logos'un evcnsel bir etkisini kabul ediyor ve Sokrates,
Herakleitos iin ve genellikle, sa'y tanmadan, Akla gre yaam olan
mrikler iin ebed mutluluk istiyor k), l illet in dirilmeleri hakknda adl bir
kitabn yazan
<J) kjbrulsk dnceye (44) bal bulunan ve felsefi bakmdan en nemlileri, II.
yiz) kla Lkendmyc gnossiznnin temsilcileri Basiiides ve Valentinus'unkiler olan bu
risvader, kendi. :u yL k Tanrnn bir ilk vahyi zerine kurulmu ve adan aa
kavsicre leriu gemi tabii bilimden \pistis gnosis) stn bir bilim olarak gsteri- voriur.
iiL ' e mdlci verdu dalzm ile karm evrimci bir panteizmdir ve iumvan un
dona derecede bi rol oynamasna ramen onlar, sann tilmizleri
nin aiiyisvLy . m n) ederi dolaysyle sonradan bozulup deien hakiki ncil olmak
iddia'.e
-
. Bavurulacak eserler: j, Matter, llistoire crilique du gnosticisme,
3 c , paris, riSdC-1 443; Fred, Hr. Baur, Die ehristh. Gnosis. Tbngen, 1835 ve Neanderin,
Edep de \ re.mcuM mm vb , kdise tarihleri; Hilgenfeld, Ketzereschichte des Urchristen- ir,\
Cim 1. d.- ime. /nundueiion r e tinle du Gnosticisme, Paris, 1903; ve gnostik harekete
bepkamn m y m-film mankeizm veya hristiyan mazdeizmi hakknda: Beausobre, His- tcr,
du Mantin mt, ve Baur, D as mnich, Religionsystems; Kessler, Mni, 1899; Cura on t,
RJn. Aca sur le marddesmc, 1908-12.
(2) pc/jyu , U, s. 83 lon k'hrislon protolokon tou theou einai edidakhthemen, kai
p;ocmtnyzarcn logon onu ou pan genos anthropon meteskhe, kai oi meta logou biosantes
126
ORTAA FELSEFES
Athenagoras, Tatianus apologet, skenderiyeli Klemens ), rencisi hris- tiyan'
dogmatiinin kurucusu Origenes G), sra ile yazlannda Plton'un, Aristoteles'in,
stoaclarn doktrinlerini aksettiriyorlar. Kilisenin felsefesi, batanbaa btn
Ortaa boyunca, bunlarn uzayp giden br yanksndan baka bir ey deildir.
Havariler, diyor Origenes $), iddialarnn nedenlerini aratrmay
kendilerinden sonra gelenler iinde Ruhla (l'Esprit) mcehhez olanlara brakarak,
bilginler tarafndan olduu gibi, cahiller tarafndan da anlalacak ekilde inancn
esasl fikirlerini aklamlardr. u halde Origenes, hristiyan inancn, halka
zg bir ekilde ifade etmekle bilimsel ekilde ifade etmeyi, havarilerin
yazlannda ald ekille hristiyan filozofun dncesinde almas gerektii ekli
birbirinden ayryorve bu ayrma tohum halinde skolastik rasyonalizmi
iermektedir. mdi onun Prensipler'inde bu inancn ald ekil, kk farklar bir
yana, stoac baz fikirlerle geniletilen ve ok Yk- sek'in (Tres-Haut)
cisimlemi kelm Isa'ya olan ateli bir inanla desteklenen, katksz bir
platonculuktur. Fazla olarak, bu Kelm (Verbe), aracs olduu ve mutlak ilk
neden anlamnda biricik Tanr olan ezel ve ebed Babaya tbidir. Tanr
varlklarn zgr yaratcsdr, ama o deimez'dir ve ruhtur; bu iki sfatla, ta
ezelden beri yaratr ve yalnz ruhlar, yani kereme bersziyen zeki iradeler yaratr.
Snrl sayda olan bu ruhlar (nk somuz, TaPH iin bile anlalr deildir ve
actu [fiil halinde] bulunmaz). ok-Yksein etrafnda, onun erefini aksettiren
bir hle gibi dururlar. Burdur mata ilan gibi aslen iyi ve mkemmel olmakla
birlikte, onun gibi yiliin ken iri, asl yilik (la Bonte essentielle) deillerdir;
yalnz ona itirak ede:ler irer ,:cci- dens) ve. kt ile biranda bulunamyan
tanrsal iradeden faikl olmak onlarn rlatif zgrl, iyi ile kt, Tanr ile
yokluk arasnda ezgur m semeyi ierir
f4
k Gerekten kt kendi bana hibir
ey deildir: a rak i;. Yur yani Tanrnn inkrdr! zgiriikerini kullanan ruh
kr Taunda m onun Kelmnda zetlenen ezel ve ebed delerin temaasnda
sebat ederler ver a ken
khristianoi eisi, kan aiheoi enomistehsan, oion en Ikileu men Sekmem Lak kk
L
> ulef, -r hu
alloi polloi (Isa'nn Tanrnn ilk olu olduunu rendik vc, onun keim all* sua ve btn
insanln ona katldn biliyoruz. Yunanllar arasnda, Sokrate:;, Her HJ. nos >-0 dier
biroklan gibi akla uygun olarak ya yanlar tanrsz dck h:risiiyan:Iran
(1) 220ye doru ld, skcderiye hristiyan okulunun lx"IiHao. hvacmn.
protrciptiLos pros Hdlenas; Paiduzogos; Slromau <Vn yazan
(2) skenderiyede 185'tr dodu; Ammonns SaLLvHn laleH-d' 2a.Ha 25 H: Hd;
Rufmusun birok yerleri karlm evirisinden (De prlneips' r-af. J l'H "
p
ri~r mir
olmadmz Peri a
r
Lhcfkjn, kata Keisoumm ironim Cekvan . 'b
* 1
mm Periy De la
pkilosophie dVngt'ne, Paris 1884,
(3) De pMndpiis, nsz,
(4) De principis, I, 2 ve d.
HIRSTYANLIK VE FELSEFE 127
dileri, de taun olmak iin, gurur yznden ondan yz evirirler. ahs olarak ayn
bulunmakla beraber, onlar Tanrya ynelmi bir ve ayn irade olduklarndan,
balangta bir ve ayn bir ruh gibi idiler (B. Tanrdan mnevi olarak
aynlaraktadr ki, hakikatte, farkl ve birbirinden cisimsel olarak ayn bireyler
haline gelirler. Cisimler yaratlmlardr, ama tam anlamyle yaratma ol- myat
ikinci bir yaratma ile yaratlmlardr, nk ruhlar gibi cevher olarak
(substanticllemem) var deillerdir Hakikatte ancak ruhlar vardr ve ancak onlar
var olabilirler. Madde, Tann kadar ezel (coetemele) olan bir varlk deildir; u
halde Platon'da olduu gibi, ktln nedeni deildir, aksine onun eseri,
zorunlu sonucu, grlebilen ve elle tutulabilen simgesidir. Ve nasl k kti,
cevherse 1 (substantiel) bir ey deil, fakat iyinin bir eksiklii ve geici bir
gzden kaybolmas ise, bunun gibi cisim de ancak azalm, dm, nispeten
yok edilmi ruhtur. Bununla beraber Tann sreklidir ve gzden kayklma
geicidir. Bunun iin, dmenin si ruhlan indirdii duyular alannda, ruhlar
mstesna, her ey geicidir, lmldr ve lm bu lemin kanunudur. Fakat
gnahn cezas olan cisimsellik, ayn zamanda tannsal hikmetin, gnahtan
kendisine dndrmek iin kulland slah edici aratr (
3
K Dn>a hayat hem bir
kefaret, hem bir almadr (initiation) ve nsan gelime, dm varln (letre
dechu) gittike ilerliyen bir terbiyesidir. O yalnz kendi alimalanyle Tannya
dnemez, nk dme yznden akl kararm ve Ladesi felce uramtr.
Zeksn aydnlatacak bir vahyin ve iradesini ktln hkimiyetinden ekecek
bir kurtanm (la redemption) zorunlu olmas bundandr. Kelm (le Verbe) ve
Parakletos (Kutsal Ruh) Tann- mn bu iini baaracak en mkemmel aralardr,
ama biricik ara deillerdir, btn ruhlar buna katlrlar: iyiler onu ilerletmek,
dierleri ve balarnda, hepsinin en aa dm eytan, onun ilerlemesine
engel olmak iin. Gerekten, ahlk dknln (la decheance morale)
dereceleri vardr. Bununla beraber, fisk fcurun derinliklerinde ruh, ruh olarak,
yani belirli bir derecede akla sahip ve zgr, u halde slah olmaya kabiliyetli bir
halde kalr. Ahlk varlk nitelii kaybedilemez <
4
). Esasen, ktlk bulunduka,
batan aa evren, bizzat semav ruhlar, phesiz faal bir ekilde deil, fakat
ktlerin sefaletlerine acyarak, ona katlrlar. Ruh lemiOrigenes iin ve
Platon iin sonu olarak varolan biricik lem, btn organlar birbiri-
1 2 3 4

(1) De principiis, II,
(2) Ayn eser, III,
(3) Ayn eser, II,
(4) De principiis,
128
ORTAA FELSEFES
ne bal olan bir organizmadr ve seilmilerin (les elus) mutluluu, evrensel
kurtarma (la redemption niverselle) sayesindedir d) (apokatastasis ton panton).
Ahlk iradenin tannlatmlmas yahut, Platon iin sylemi olduumuz gibi,
iyinin monizmi ve teorik ve pratik immateryalizm, bunun yarara temelde
mistik formller altnda gizlenmi bir agnostisizm ve icabnda, rafz- lik
itirazndan korkmyan bir dnce serbestlii <
2
>: ksaca ustinos'larm,
skenderiyen Klemenslerin, Origenes'lerin ve IV. yzylda, bunlara balanan
Athanasius'lann, Byk Basilius'lann, Nyssal Gregoriuslarm, Nazi- anz'l
Gregoriuslann hristiyanlam platonculuklan budur. Bunun sayklamaya kadar
varan ateli bir inanca ramen gsterdii nisb tarafszlk, znik (325) ve stanbul
(381) meclislerinden (conciles) balyarak, Kilisede gittike azalyor.
Sylediimiz gibi, nisb tarafszlk, tamamyle platonculu- un rengini alm
olan felsefesi Yunan dncesiyle skolastik dnce arasnda birletirici izgiyi
oluturan Augustinus bir yana, latin dilinde yazan Babalarda sfrdr.
28. Augustinus
Frtnal bir genlikten sonra annesinin dinne dnen ve Ambrosius
tarafndan vaftiz edilen Afrika'da Tagaste'li belgat hocas (le rheteur) Aurelius
Augustinus (354-430), hristiyan ve Hippon piskoposu olmasna ve hayatnn
sonlarna dora, temsil ettii din otoriteye gittike daha mutlak br itaat
gsterilmesinden yana kmasna ramen, felsefenin ve zellikle platoncu- luun
dostu kalyor. Esasdr hi kimse felsefeye asla ondan daha byk bir liyakatle
hizmet etmemi ve ilerinde Confessiones ve De civitate Dei gibi birinci
derecede nemlileri bulunan yazlan G), latin Kilisesinin doktrininde, ahlknda,
batan aa edebiyatnda silinmez bir iz brakmtr.
Ona gre, Platonda da olduu gibi, bilim yalnz dnrn tand, daha
sf, daha sakin ve mutlu, daha yksek bir hayattr (
4
\ Akl Tanry tanya-
1 2 3 4

(1) Contra Celsum, VIII, 72.
(2) Byleee Origenes, Olu Babaya tbi klmak ve Kutsal Rthe Kelmn bir yarat
yapmakla kalmyarak (bu IV, yzyln Kilise konsillerinden nce mmknd), yaratmann
ezeliliini, ruhlarn nceden varlm ve stoacln art arda gelen lemlerini kabul ediyor ve
et in (la chair) yeniden dirilmesini ve sonsuz azab reddediyor.
(3) Dier yazlan: De libero arbitrio; De vera religione; De Trinitate; De immortali-
tate anirnce; De pmedestnatione et gratia; Reiractationes, vb. * Augustinusn Eserleri,
Paris, 1835 ve d. Ferraz, La psychologie de saint A ug us t in, Paris, 1863.
(4) De libero arbitrio, 1,7.
AUGUSTNUS
129
bilir; nk Tann onu bize her eyi bilmek, u halde Tanry bilmek iin
vermitir 0). Felsefe yapmak, hakikati, bedenin gzlerinin vastas olmakszn,
dorudan doruya grmek'ir. Akl ruhun gzdr. Kendisine doru gitmemiz
gereken en yksek hakikat, bilgeliktir. mdi bilgelik, Tanrdan baka bir ey
midir? Bilgelie sahip olmak, Tannya sahip olmaktr. u hlde hakik felsefe
hakik dinle ayn eydir her ikisi de Ezel ve Ebedye (l'Etemel) doru giden
ruhun ayn bir hareketi iinde erirler. Tann, ilk ocuu olan akl, bizzat Tann
olan Akl kk m grecek! Onu bize vererek, bizi dier varlklardan daha
mkemmel yaratmak istedi. Akla karlk gsterilen inan bile, ancak akl olan
bir varlk iin mmkndr. Zaman bakmndan, inan zekdan nce gelir: bir
eyi anlamak iin, nceden onu kabul etmek gerekir. Credo ut intelligam
(anlamak iin inanyorum); ama inan, bilmenin art olmakla beraber gene
geici bir hal, nihayet iinde kaybolduu bilimin aasnda bir basamaktr.
Augustinus'un teodise'si esasnda platoncudur ve hatt urada burada
skenderiye okulunun en cretli doktrinlerine yaklar. Tann, stnde, dnda ve
onsuz hibir eyin bulunmad varlktr; o, gerekten var olan her eyin altnda,
iinde ve kendisiyle var olduu her eyin ba, ortas ve sonu olan varlktr O),
iyilik, adalet, bilgelik, Tannda bulunan razlar (des accidents) deil, onun
cevheridir. Onun metafizik sfatlan da byledir. Her eye kadir olmak (la toute-
puissance), her yerde bulunmak (Fomnipresence), ezel ve ebedlik, tannsal
Varln sadece ekleri deil, fakat onun kendi zdr. Tann, her ey olmad
halde, her yerde cevhersel olarak (substantielle- ment) bulunur. O, Btn (le
Tout) olmad halde, her ey ondadr. O, iyidir ve onda nitelik yoktur, byktr,
ama bir nicelik deildir, o zeky yaratandr ve zeknn stndedir, hibir ba ile
bal olmad halde her yerde hazrdr, o vardr ve hibir yerde deildir, ezel ve
ebed olarak yaar ve zaman iinde deildir; her deimenin prensibidir ve
kendisi deimez. Akl Tann hakknda dnce yrtnce, zorunlu olarak
birtakm antinomilere varr; onun tabiat hakknda kesin hibir veriye varmadan
onun ne olmadn grr; onu tasarlar, bu anlamda onu anlyabilir ama onu
mkemmelliklerinin btnlnde anlyamaz. nemli olan ey, Tann ile lemi
birbirinden zenle ayrmaktr. Buraya kadar panteizme ok yakn olan
Augustinus, ex nihilo (yoktan) var etmek doktrininde srar ederek, oraya
dmekten
1 2 3

(1) Ay. es., II, 3,6. Kahl, Die Lehre vom Primat des Willens bei Augustinus, Duns
Scotus, Descartes
k
1835. Scipio, Des Aurelius Augustinus Metaphysik im Rahmen sei- ner
Lehre vom Uebel, 1886. Reuter, Augustinische Studien, 1887. Norrisson, La
philosophie de Saint Augustin, 2 c., Paris, 1886,2. bas.
(2) De vera religione, 5.
(3) Solio, I, 3-4.
130 ORTAA FELSEFES
saknr O). Eer evren Tanrdan kmsa, o da tanrsal mahiyettedir ve Tan- nyle
ayn ey olur, u halde km deil, fakat tanrsal zgrln bir hareketiyle yar
atlm'tu. Stoaclarn iddia ettikleri gibi, Taun lemin ruhu deildir, lem
Tanrnn vcudu deildir. Tanrnn lemin iinde olmas taunsa! hamete ay km
olurdu (
2
\
Bazdan Teslis (la Trinile) doktrinini, triteizm yani politeizm anlamnda ok
abartyorlard. Bu baka bir tehlikedir. hypostas (ekanim-i selse), ayn
olmakla beraber, yalnz bir ve ayn Tanny olutururlar, nasl ki akl, irade, duygu
da yalnz bir ve ayn insan varln meydana getirir Augusti- nus'un arianizme
(teslisi oluturan ahsn birliini ve bir cevher olduunu inkr eden Arius'un
rafzlii) kar yapt eletiriler ok derindir; Oulun, ariusulara itiraz
olarak sylyorBabann emri zerine lemi yarattn iddia ettiiniz vakit ne
demek istiyorsunuz? Bu, Baba olan Tanrnn lemi yaratmadn, fakat bir ii
(demiurge) tarafndan yaratlmasn emretmekle yetindiini sylemek deil
midir? Oul Tanrnn sz''nden baka bir ey midir ve emretmek konumak
deil midir? u halde Tanr, Oulla Ou- la lemi yaratmasn emretmi
olacaktr. Tuhaf ve sama sonu! Aria- nizm'in hats, Teslisi hayal etmek
istemesidir. Bunun iin, herbiri ayn bir yer kaplyan ve biri emreden ve dieri
itaat eden, birbirinin ok yaknnda iki varlk hayal eder. Arianizm anlamalyd
ki, Tannnn lemi yokluktan ekip karmak iin verdii emir, yaratc Kelm'm
kendisinden baka bir ey deildir. Tann ruhtur ve madd olmyan ey ne hayal
edilmelidir, ne hayal edilebilir W.
Mademki Tann zgrlnn bir fiili ile lemi yaratt, u halde lemin var
olmaya baladm kabul etmek gerekir, nk Origenes'in ve yeni-pla-
tonculann kabul ettikleri ekilde balangsz bir yaratma emanasyonla aym
eydir. Filozoflar, zamanda yaratmann, yaratc iin ezel bir hareketsizlik
olduunu itiraz olarak sylerler; fakat hakszdrlar. Onlarn hats, yaratmada
nce olan ezellii, sonsuz uzun bir sre saymalardr. Zaman, sredir (la duree).
mdi, yaratmann dnda ne mekn, ne zaman, u halde ne sre vardr Zaman,
sre, hareketin lsdr: Hareket olmyan yerde sre yoktur. Ezellikte ve
Tanrda hareket olmad iin sre de yoktur ve zaman Pla- tonun ok iyi
anlatt gibi, ancak hareket edenle, yani sonlu eylerin varl ile balar. u halde
hristiyanlann Tanrsnn, ancak mutlak bir hareketsizlik iinde uzayp giden
sonsuzca uzun, sonsuzca ok devirlerden sonra eyay
1 2 3 4 5

(1) De lib. arbitr., 1,2.
(2) De civ. Dei, IV, 12.
(3) De Trinitate, IX, 3;,X, 11.
(4) Contra serm. arian.
(5) Confess., XI, ve d. De civ. Dei, XI,
4-6.
AUGUSTNUS 131
yarattn sylemek yanltr. te yandan, Augustinus, Tanny evrensiz
dnmenin gln kabul ediyor. Bu noktada, baka biroklarnda olduu
gibi, filozofla hristiyan arasnda ztlk vardr. Onun inanc ile dncesinin
srekli arpmasndan, pek ok rahatszlklar ve elikiler fkrr. rnein,
Tanr lemi serbest iradesinin bir hareketiyle yaratmtr ve, br yandan,
yaratma bir keyif ve hevesten deil, fakat ezel ve deimez bir karardan
gelmektedir
(1
l Fakat Tanmn deimez iradesi lemi belli bir zamanda
yaratmaya onu mecbur etsin veya ta ezelden mecbur etmi olsun, her iki halde de
mutlak gerektirme (determination) vardr. Augustinus bunu anlyor ve sonunda
kaytsz ve artsz, tanrsal iradenin eyann prensibi ve en yksek kanunu
olduunu aka iln ediyor. Tanrsal irade, tesinde hibir ey bulun- myan
sonuncu prensip olduundan, yaratmann gaye sel nedenini aratrmak bo ve
samadr t
2
-l Tanr kendinden baka varlklara hayat verdi, nk bunu istedi.
insan bundan tesine gitmek hakkna sahip deildir. En fazla kendi kendine
sorabilecei ey udur: niin Tanr eyay bu kadar farkl ve bu kadar birbirine
benzemez yaratt? Platonla beraber, Augustinus, paralardaki ayrln,
btndeki birliin art olduunu syliyerek buna cevap veriyor. ' '
Ruhun varl, dnce, bilin, bellek ile ispat edilir. Varlnzdan phe
ediyorsunuz! Fakat phe etmek dnmek deil midir? Ve dnmek, var
olmak deil midir? l Ruhun ne olduunu sylemek daha gtr. Bazlarna
gre, bu bir ate veya ince bir havadr, yahut dnmek, anlamak, hatrlamak
hassalanna sahip olan beinci bir elemandr; bakalarna gre, beyinle yahut
kanla ayn eydir, ve dnce vcudun organizasyonunun bir sonucudur. Fakat
bunlar, bu cevherlerden hibirinin ruhu oluturduuna dair bir bilince sahip
olmaymzn yalanlad birtakm hipotezlerden baka bir ey deildir. Eer
ate veya hava, yahut baka herhangi bir madde olsaydk, kendi kendimiz
hakknda sahip olduumuz bilinten aynlmyan vastasz bir algyla bunu
bilecektik! Ruh bilinen her maddeden farkl ve genellikle maddeden farkl bir
cevherdir; nk nokta, izgi, uzunluk, genilik fikirlerini ve dierlerini,
esasnda cisimsel olmyan btn bu eyleri ierir (
4
l Bu kabul edilince, ruhun
kayna hakknda ne demeli? Hatt hristi- yanlar arasnda, onun Tanrdan
ktn syliyen dnrler vardr. Bu, ona gereinden ok fazla onur vermek
olur. Baka herhangi bir yaratk gi-
* 2 3 4

0) De civ. Del, XII, 17.
(2) Quceest., divr, qucest., 28. Panteist Spinoza, tanrsz (mlhit) Schopenhauer
(Welt als Wille, II, Epiphilosophie), pozitivist Claude Bemard (Revue chretienne tarafndan
zikrediliyor, mart 1869, s. 138), ayn fikirdedirler.
(3) Bu, Dcscartesm ogito ergo sum'udar.
(4) De guantilale animae, 13.
132
ORTAA FELSEFES
bi, o da Tanrnn var olmaya balyan bir yaratdr 0). Bununla beraber, prensip
olacak ruhun bir yarank olduunu kabul edenler arasnda bile, onun yaradl
ekli hakknda fikirler dalmtr. Bazlan, Tanrnn yalnz Adem'in ruhunu
yarattm ve dier insanlarn ruhlarnn per traducem (onun aracyle)
meydana geldiini sylerler. Bu teori (bu, gerekte gnahn Adem'den soy
sopuna getiini syliyen Augustinusun doktrinine uygundur) materialisttir,
nk ruhu verilebilen, paylatnlabilen, blne- bilen bir ey sayar. Baka
bazlanyse, zaten yaratlm olan ruhlarn beden-, lerden nce var olduklarn ve
daha nceki bir hayatta yaplan hatlarn cezasn ekmek iin ancak dme'den
sonra bedene girdiklerini kabul ederler. Herhangi bir nceden varlk hakknda en
kk bir anmzn olmamas, Platon'dan gelen bu doktrinin doru olmadm
gsterir. Yerinde sorulan sorularla, hi okumam kimselere bile yksek
matematik hakikati arn sy- letilebileceine bakarak Platon, bu kimselerin
imdiki hayatlarndan nce var olduklar ve sorularmzn onlarn zihinlerinde
uyandrd fikirlerin yarm hatrlamalardan (des reminiscences) baka' bir ey
olmad sonucunu karyor. Fakat bu fikirlerin Sokratesin metoduyle ortak
duyguya sahip btn zihinlerde doabilmesi, onun hipotezini rtr. Eer
bunlar yarm hatrlamalar olsa idi, imdiki varlktan nceki hayatta, btn
insanlarn geometrici ve matematiki olduk!ann kabul etmek gerekirdi; insanlar
arasnda yksek matematikilerin saysnn azlna baklrsa, bu sonucun pek az
muhtemel olduu grlr. Eer byk matematik hakikati ar ancak az sayda
zihinlerden kanlabilse idi, Platon'un bunlann nceden var oldaki an hakkndaki
kant belki daha ok kuvvet kazanrd. Nihayet, nc bir gr tarzna gre,
ruhlar, vcutlar yaratldka yaratlmaktadrlar. Bu ilk gnah (peche originel)
dogmasn desteklemeye dierlerinden daha az elverili olmakla beraber,
spiritalizm prensiplerine en uygun olan teoridir.
Ruhun lmezlii, onun da akla sahip olan tabiatnn bir sonucudur. Akl
vastasyle, ruh ezel ve ebed hakikatla dorudan doruya birleme halindedir; o
kadar ki ruh ve hakikat deta yalnz bir ve ayn bir cevher olutururlar. Ruh iin
lmek, zorla hakikatten ayrlmak olacakt; ama, bu zoraki ayrl meydana
getirmek iin, hangi sonlu varlk yeter derecede kudretlidir? Ve Tanr, yani
hakikatin kendisi, niin bunu yapsn? Dnce, meditasyon, tanrsal eylerin
temaas, duyularn hayatndan ayn, vcuttan ve maddeden ayr deil midir?
Eer vcut toz haline geliyorsa, niin ondan ayn olan ey onunla beraber yok
olsun (
1 2
)?
(1) Mektup, 157.
(2) De immortalitate animae,
1,4, 6.
AUGUSTNUS 133
nceden varlk fikrinden vaz gemekle, Augustinus, doutan fikirler
(idees innees) teorisini de brakyor, daha dorusu, onu deitiriyor. Platonla
beraber, Tannm insan ruhunu meydana getirirken, akim ve iradenin prensipleri
ve kanunlar olan ezel ve ebed fikirleri' onun iine yerletirmi olduunu kabul
ediyor ve bu anlamda doutan fikirlerin var olduklarn sylyor. nkr ettii
ey, bu fikirlerin yanm hatrlamalar ve imdiki hayattan nceki bir hayatn deta
artklan olduudur; bunu inkr ediyor, nk onun gznde, bu doktrin bizden
yaratlm varlklar olmak niteliim kaldrr ve bizi tannlatnr. Augustinus,
nceden varlk doktrinini, balangc ol- myan bir varlk anlamnda anlalabilir
diye bir yana att gibi, doutan fikirler teorisine kar da giderek artan bir
gvensizlik gsteriyor; nk bundan, fikirlerin insan ruhunda balangtan beri
(primitivement) bulunduklar ve oraya sonradan (a posteriori), ruhtan baka bir
varlk tarafndan konulmadklar sonucu karlabilir. Onun srekli kaygs, insan
aalyarak Tanny bytmek, onu sadece pasif, kendi kendine hibir ey borlu
okrayan, havarinin dedii gibi, her eyi Tanrya borlu olan bir varlk olarak
gstermektir: Ondan almadnz neyiniz var ve eer aldysanz, niin
gururlanyorsunuz d)? Yalnz bana insan, iktidarszln, hiliin kendisidir. Her
neye sahipse, onu Tanrdan almtr.
Etki altnda kalmak (subir), almak, grmek, ite btn insan ruhu. O,
duyulur eylerin bilgisini, duyular yoluyle alr; ahlk ve din kavramlarn da Ruh
vastasyle alr. D lem kavramn, kendisini cisimsel olarak kuatan madd
a, gksel eyler bilgisini, kendisini ruhan olarak kuatan gksel a
borludur. Bununla beraber, bizzat Tanrdan baka bir ey olmyan bu i k,
bizim dmzda deildir; yoksa Tanrnn yerkaplayan ve madd bir . varlk olmas
gerekir, o, bizim kendimiz olmad halde, bizdedir. Onda ve onunladr ki biz
eyann ezel ve ebed ekillerini, yahut Platon'un dedii gibi, deleri, geici
varlklarn deimez zn grrz. Bizzat Tanr btn eylerin formudur, yani
onlarn douunun, gelimesinin, varlklarnn ezel ve ebed kanunudur. O,
delerin desi ve u halde en yksek realitedir, nk realite grlende deil,
grlmiyendedir; maddede deildir, de'dedir O).
Platondan gelen ve Malebranche'in Tanrda grme (vision en Dieu)
teorisini ve Schelling'in zihn sezgi
1
sini (intuiton intellecuelle) mjdeliyen
Augustinus'un idealizmi, btn felsefesi gibi, hayatnn ikinci yansnda
koruyucusu kesildii teolojik sistemin ister istemez etkisi altnda kald. Dme ve
insan tabiatnn esastan bozukluu (corruption) kans bilincinde gelitike,
dnrn, iinde Tanny ve ezel ve ebed rnekleri bulduu bu i
1 2

(1) Paulos, 1 Corinthiens, IV, 7.
(2) De civ. Dei. XIII, 24. De lib. arbitr., II, 3,6. De nunort. anim.,
6.
134 ORTAA FELSEFES
k, ona gittike daha snk grnyor. Dme'den nce T anmn organ ve
gksel eylerin yanlmaz habercisi olan akl, gnahla karard, i k karanlk
haline geldi. Eer akl olduu gibi kalsa idi, insanla kendini gstermek iin,
Tanrnn sa'da cisimlemesine gerek kalmyacakt. Yolunu arm insan
soyunu doru yola sokmak iin akl tamamyle yetecekti. Ama, Kelm insan
vcudu oldu ve i k karardndan, klarn Babas, akln bize vermekten ciz
hale geldii eyi bize aktarmak iin, duyularmzn araclna bavurdu. Bylece
filozofun idealizmi, ilhiyatnn kalemi altnda sansa- lizme geiyor.
Augustinus'un ahlk fikirleri de ayn aamalardan gemitir. Ona ilham
veren Platon olduu vakit, bunlar, patristik (Kilise Ba balanna ait) ahlkn genel
seviyesinden ok yksektir. Lactantius, felsefi al hka kar yapt savata,
gerek epikurosu olarak yle demiti: /Von est, ut aiunt, propter seipsam virtus
expetanda, sed propter vitam heatam, quoc virtu- tem necessario sequitur 0)
(Erdem, sylendii gibi, kendi kendisi iin deil, fakat onu zorunlu olarak
izleyen mutlu hayat iin istenir), ve Tertullia- nus u szleri yazmt: Bonum
atque optimum es t quod Deus prmcepit. Audaciam existimo de bono divini
proecepti disputare. Neque enim quia bonom est, idcirco auscutare debemus,
sed quia Desproccepit (
1 2) 3 4
(yi ve en iyi, Tanrnn buyurduu eydir. Tanmn
iyi diye buyurduu ey hakknda tartmay kstahlk sayarm. Gerekten bir eyi
iyi olduu ii deil, fakat Tanr buyurduu iin dinlemeliyiz). Lactantius'a
Augustinus, zgr faaliyetin en yksek gayesinin, en yksek iyinin, mutluluk
deil, erdem olduu cevabn veriyor; eudemonizm'e, etik idealizmini kar
koyuyor; Tertul- lianus'un indeterminizmine, ahlk kanunun kimseye bal
olmadm, fakat onun mutlak olduunu syliyerek itiraz ediyor fb. yiyi, gzeli,
doruyu oluturan Tanmn iradesi deildir; fakat Tanrnn iradesini oluturan,
mutlak iyi, mutlak gzel, mutlak dorudur. Tanr en yksek kanun koyucu
olduu iin mi ahlk kanun iyidir? Hayr, ahlk kanun iyi olduu iin, onu iln
edeni biz en yksek kanun koyucu sayyoruz. Bir ey, Tanr onu yasak ettii iin
kt deildir, kt olduu iin Tanr onu yasak etmitir. Jeromus ve
Chrysostomus, iyilik etmek iin sylenilen yalan mazur gryorlar ve hatt
buna msaade ediyorlard. Hippon piskoposu yalana msaade etmek, gnaha
msaade etmektir diye cevap veriyor (
4
).
(1) insi, div., II, 12.
(2) De pcenitenlia, IV.
(3) De lib, arbitr., I, 3.
(4) Contra mendacium,
f. 15.
AUGUSTNUS 135
Augustinus, insan zgrlnn Tanrnn gelecei bilmesi (prescien- ce)
ile olan ilikilerinin ve ktln kayna sorununun dourduu zlmez
glkler hakknda kendi kendini aldatmyor. Eer Tanr bizim hareketlerimizi
nceden gryorsa bunlar mmkn olma niteliklerini kaybederler ve zorunlu
olurlar. Byle olunca zgrlk sorumluluk, gnah hakknda ne dnmeli?
Eer Tanr her eyin kayna ise ktln de onun iradesinden geldiini kabul
etmemek nasl mmkn olur? Ve hatt ktlk bir yoksunluk iyiliin yokluu
ise, bu erdem eksiklii, ruhu aydnlatmaktan ve onu iyiye doru gtrmekten
kanan tanrsal iradenin bir sonucu olmya- cak mdr?
Augustinus u determinizm'e gtren felsef nedenlere din motifler de gelip
karyorKendini gnahkr ve kendi zalmalanyle kurtulua (le salut)
varmakta gsz hissediyor. Tabi insan ktln esiridir ve yalnz Tanrnn
ltf tgree) onu zgrle vardrabilir. mdi tanrsal ltuf hibir suretle insan
taralndan harekete getirilemez; o sadece Tanrnn zgrlnn esendir Tam
insan kurtarr, nk bunu ister, ama btn insanlan kurtarmaz, Cla arasnda,
kurtulu iin ayrd bir miktarn seer. Bu seme onun taAmdun ezelde,
insann yaratlmasndan nce yaplm bir itir, yani insanlar aram al a bu ksm
kurtulua nceden ayrlmlar' dr (predestines), dierlen ay; Aramlardr.
Augustinus, sonsuz azaba (la damnation) nceden ayrlmadan soz etmekten
mmkn olduu kadar saknyor, ama balang nermesinin zorunlu
sonucundan kurtulmas mantk bakmndan imknszdr. -

Am: istinaf n doktrini, hasm Pelagus'unkinden ne kadar yksek olursa
cAun. jii kti teolojik fatalizm (kadercilik) yoluna girince, onun dnce- sin m
kendiugnden Laetatiusn ve Tertullianusn ahlki dzeyine de- . c: koim :J
udadabilir. Metaflzikinin dncelerinin sonu olarak vard oeTemT'izm
erevesi iine insan ve Tanry alan mutlak bir doktrindir oy m, Ani vicdannn
istedii determinizm, yalnz insana aittir ve Tanr iin, t n tam bir
indeterminizm'! gerektirir. Dnrn gznde tanrsal iradeyi ol uyura
n
.yy
mutlak iyidir. nceden ayrma (la predestination) savunu: usu yu , viv'i v'i
5

kty kt yapan Tanrnn keyif ve arzusudur. Platomu cuiimau Tanrsnn
dnyaya sa eklinde gelmesi, bir i zorunluluun _orw md T kinse doktorana
gre, cisim kazanma (lncamation) Tanrm gm en n: e * ormaK. iin
kullanabilecei binlerce aratan ancak bir tanesi- cLa To-k ;, Ademleri
nnde sayg ile eilmiti; ilhiyat bunlarda arkv lc:y ikam deitirmi
rezllilerden'den splendida vitia (
2
) baka bir
gm; yor.
{1 kw a Z*"' XX De > ak D u af lib. arbitr., 6. De praedestinatione sanelo-
136
ORTAA FELSEFES
Klasik devri kapyan ve Ortaa aan entelektel ve ahlk krizi hi kimse
Augustinus'tan daha iyi ahslatrmamtr.
29. Roma leminin can ekimesi Barbarlk Yeni
bir felsefenin ilk belirtileri
Agustinus ld vakit, Bat mparatorluu da batmak zere idi. Kuzey
uluslar her taraftan onun snrlarn gemilerdi. Galya, spanya ve Afrika
onlarn elinde idi, talya tehdit altnda bulunuyordu. Devletle beraber, Yun an-
Roma uygarl da harabe halinde dklyordu. Onun btn kurumlan iinde,
yalnz Kilise, derin bir deiiklik geirmeden, devam etmek imknna sahipti.
Bir yandan, Yunan-Latinlerin her eyden bkm pheciliine olduu gibi,
kuzey adamlarnn gen inancna da daha iyi bir lemin kaplarn ayordu; ama
lyk olmyanlara bunlar kapyordu ve bu kapatma ve ama yetkisi'ni (pouvoir
des clef s) fsa tarafndan havarilerine verilen affetmek veya mahkm etmek
yetkisi] Tanrnn kendisinden almakta idi; bylece Romaly ve barbar
ynetecek ok gl bir arac elinde bulunduruyordu. br yandan, gelecein
geniletecei veya deitirecei eski fikirlerden baka, tamamyle yeni ve feyizli,
uluslarn ve bireylerin Tanr karsnda eitlii prensibini, insan soyunun birlii
ve ball doktrinini, bir kelime ile insanlk fikrini temsil ediyordu. Bunun iin,
felket gelince, Kilise ayakta kald ve imparatorluun mirasna kondu. O, klasik
kltrn, mirass olmak ve ayn zamanda kurtulu vastalarn elinde
bulundurmak itibariyle, bundan sonra, barbarlara, dnyev terbiye ile beraber
gn ekmeini de datacaktr. Yeni uluslarn hocas olacak ve yeni latin ve
cermen uygarl onun gsnde ve korumas altnda ilk yaama almetlerini
gsterecektir.
Bununla beraber, Eskian can ekimesi ve yeni bir lemin meydana
kmas yzyllarca srd. Yunanistan'n ve Roma'nm edeb gelenekleri,
talya'da ve Dou mparatorluu'nda, urada burada devam etti. Politeizmin son
dnrleri gemiin dinine yeniden can vermek iin bo gayretlerle kendi
kendilerini tkettikleri srada, Dionysios Areopagita d takma ad altnda
saklanan bir hristiyan, Yunan Babalarnn ekingen dncelerini aarak, yeni-
platoncu sistemi hristiyanlatrd ve gnah karan (ie confes- seur) Maximus'de
D), Scotus Eriugena'da, Hugues ve Richard de Saint-Vic- tor'da, Eckart'da,
Bcehmede, Bruno'da geliecek olan tohumlan hristiyan
1 2

(1) Dionysii Areopagita, Opera, gr. et lat., Paris, 1615,1644 (2 c. irt-fol). Engel-
hardt, De origine scriptorum Areopagiticorum, Eriangen, 1823.
(2) 580-622. Opera, bas. Conbefisius, 2 c. Paris, 1675.
ROMA LEMNN CAN EKMES 137
dncesine att. Martianus Capella, 450'ye doru, bilimlerin ansiklopedik bir
aklamasna giriti ri). Yeni-platoncu Simplikiosun ada Johannes
Philoponus O), bir yandan hristiyanli savunmak iin yanlar yazarken, bir
yandan da Aristoteles'in eserlerini yorumlad. Ayn dneme doru, Romal
Boetius i
3
) Platon ve Aristoteles'i eviriyor ve Epiktetos ve Marcus Aureli-
us'dan bir hava estiren De consolatione philosophiae adl kitabn yazyordu;
gene talyan olan ve 575'te len Cassiodorus W, De artibus ac disciplinis
liberaldim litterarm adl kitabn yaymlyordu; bu eser, Martianus Capel-
la'nn ansiklopedisi, Boetius'un yorumlan ve Porfyrios'un Esagoge'siyle birlikte,
Ortaada retimin temeli haline geldi Gene Sevillal sido- rus'u ve
Etimolojiler stne yirmi kitabn, ayn zamanda ilhiyat ve all- me (erudit)
olarak sivrilen aml Johannes'i, bir tr felsef antoloji olan Bibliotheca veya
Myriobiblion yazan stanbul Patrii Photios'u da anma- mazlk etmiyelim.
Grlyor ki, edeb bilimler gittike Kilisenin sinesine snmaktadrlar.
zellikle Batda, entelektel hayat tamamyle orada topland. Fakat, byk bir
ksm barbarlar arasndan toplanan bir papazlar snf iinde, bilgince kltrn
duman karan kk fitil ucu snmemise bile, hemen hemen snecek dereceye
geldi. Cahillik her taraf sarmt. Kilisenin kullanmakta devam ettii lam dili,
klasik lemle yeni kuaklar arasndaki biricik ve incecik birletirici izgiyi
oluturuyordu. Btn hayvanca ihtiraslarn boanmas ortasnda, bizzat dnyev
(seculier) papaz snfnn kaba bir realizme kendini kaptrd ve manev eyler
hakknda mutlak bir aldrmazlk gsterdii srada, manastrlar, dncenin ve
incelemenin snd yerler haline geliyorlar. Baka her yerde darnn
eyleriyle dolu olan zihin, manastr hayatnda, kendi kendisiyle ve kendi hakik
hzineleriyle uramak frsat ve zamann buluyor. Orijinal almalar ortaya
kncaya kadar, papazlarn faaliyeti el yazlarnn kopyasnda toplanyor,
nitekim, eski an nemli sayda aheserlerinin bilinmesini onlarn abasna
borluyuz.
Fakat onlar daha fazlasn yaptlar, okullar kurdular ve genliin hocas-
oldular m r holce, scholastici, doctirina scholastica). Manastr okullar, pis
* 2 * 4 5
ti Sat miom bas. Kopp., Frankf., 1836.
(2) Anaiiiikltre, Fizik'e, Psikoloji'ye ait yorumlar XV. yzylda birok defalar basl di.
(A Ik\xJrulus zamannda, 525' te idam edilen devlet adam. Opera, Basel, 1546, liriO,
m-of ervaisc, Hisioire de Boece, senateur-romain, Paris, 1715.
(4) peni mma, Rouen, 1669; Venedik, 1726. Sainte Marthe, Vie de Cassiodore,
Paris, lo95.
(5) Bu oein yedi serten sanat kapsar bunlardan gramer, hitabet ve diyalektik,
tn e,m w ve d,u dod, musiki, geometri, aritmetik ve astronomi gmdriviumu, yani en
yksek M un uLr dh.y'd gtren zl ve drdzl yolu oluturur.
138 ORTAA FELSEFES
koposluklannkilere rekabet ettiler. rnek manastrlara sahip olan memleket
Byk Britanya idi. Buralardan Beda Venerabilis (sayg deer) Charle- magne'n
dostu ve danmam olunca, Palatina Akademisinin ve birok piskopos ve
manastr okullarnn almasna yardm eden, York okulu rencisi Alcuin ve
nihayet, hristiyan Ortaa'nn ayn zamanda ilk ve en derin filozofu olan Scotus
Eriugen gibi bilginlerin kt grld.
Scotus'un, Ockham'n, iki Baconlann vatan, yeni felsefenin onia's olmakla
vnmekte hakldr.
30. Skolastik (
3
>
Roma imparatorluunun her eyine vris olan Kilise, Ortaaa hkmeden
byk kuvvettir. Onun dnda, asla kurtulu yoktur: onun dnda, asla bilim
yoktur. Onun ifade ettii ekilde dogma, hakikattir. O halde buu aramak sz
konusu deildir. Hakikatin aratrlmas, Tertullianus bunu bize sylemiti
(
4
), hristiyan iin yoktur. Ortaa bakmndan felsete apmak, dogmay
aklamaktr, onun sonularn gelitirmektir, onun doruluunu kantlamaktr.
u halde felsefe, pozitif ilhiyatla kanyo. bunun dnda, rafz olacaktr.
Kilisenin kanununa perinlenmi olan hnsayan dncesi, dik kylar arasnda
skm, ama yata dar olduu lde derin bir nehre benziyor. Kendisini skan
dogmadan kamadndan, onu o kadar ivi ve o kadar uzun zaman
derinletiriyor, yontuyor ki. sonunda sarsmay baaryor. .
Bylece hristiyan okulunun felsefesi, skolastik mevduru k mor ve yava
yava kuruluyor. Scotus Eriugena om m kurucu s udu o km.fimos, Abaelardus,
aziz Thomas, Duns Scotus en tannm temsdcHeEdr Skolastik, embriyon
halinde yeni bilimdir (
5)
; bu, Avrupa m leti eneri, Khlsvela bir ana gibi olan
barnda, ilhiyat ekli altnda gelien fek efesidir. O,
* 2 3 4 5

- (1) 673-735. Opera, Basel, 1563; Kln, 1612.
(2) 726-804 Opera, Patisb., 1773,2 c. in-fol.
(3) Rousseiot, Eludes sur la philosophie du moyen ge 3 e. in-8. Par~ "341 Hanr- eau,
Histoire de la philosophie $colosique, ? c., Paris 13 0 s 872 --e 2. Ccnrin menis
philosophiques. Philosophie scolasipue Ri.tc, Oruya h\sef'ri K
her, Geschkhtc der neuern Philosophie, G>.ri$. Tirrvei, Lsau.su s d s e sn ooire generale et
comparee de la pUlosophic mtdievale, Pteavet, L n.\o; r -a - :arp< m de la iheologe c de la
philosophie. Bibi, de iEcoIe des Huuies E,J*:
r
, J. ,^ vtdri.or-r. r. II, 1806 De Wulf, Le*
phi.'osophes du m?ye gc Te aes el cuJe.>. ~
rr
7
(4) S, 124, not 1.
(5) Hegeb Geschichte de
r
Philosophie. cilt ITT
r
" *


SKOLASTK 139
artk, Babalarm dnceleri gibi, Roma leminin dmesiyle ayrld klasik
Eskian ocuu deildir. Cermen ve yeni latin leminin gl topranda
domu olup, baka rklara ve yeni bir uygarla aittir W. Vatan Fransa, ngiltere,
spanya, Almanya, bir kelime ile Bat Avrupa'dr. Onun da genlik devresi,
olgunluk a, k vardr. nce, kendisini Augustinus vasasyle ilham eden
platonculuun etkisi altnda iken, XIII. yzyldan baLyarah, gittike
Aristotelesin nfuzu altnda kalyor. Skolastiin tarihinde grlen iki byk
devir buradan geliyor, platoncu devir ve peripatetis- yen devir. Bu sonuncusu,
iki devreye ayrlyor, birincisi Aristoteles'i realist anlamda, kincisi nominalizm
ynnde aklyor. Skolastik, XIV. yzyldan balyarak, realistler ve
nominalistler kavgasnda kendi kendini bitiriyor ve XV, yzyln ortalarna
doru, Rnesans tarafndan balatlan lik ve liberal reaksion karsnda ortadan
kalkyor. Hi olmazsa, bu devreden itibaren, bugn bile resm felsefesi olduu
Kilise'nin kucana btn varl ile snmak zere, byk bir entelektel g
olmaktan kyor (
2
\
Onun hakln dncesi, esasl doktirini nedir? Kendisine sonuncu
skolastik adn verdikleri Hegel, Ortaa yedi fersahlk izmelerle G) (ok
abuk) gemekle beraber, bunu, herkesten daha iyi, u kelimelere anlatyor,
"felsefe ve dinin ierikleri ayn, gayeleri ayn, menfaatleri ayndr... Dini
aklamakla, felsefe kendi kendini aklar ve kendi kendini aklamakla, dini
aklar
(4
)." Gerekten, btn bu sistemlerin temelinde bulunan prensip budur.
ine girdiimiz devri esas itibariyle ayrdeden ey, daha nce ve daha sonra
sava halinde bulunan eyler arasnda ilahiyat ve felsefe, inan ve akl,
"ltuf a "grce) ve "tabiat arasnda meydana gelen birlemedir. Latin
babalar iin, Yenia felsefesini kuran serbest dnrler iin olduu gibi, k
alan arasnda kartlk vardr. Babalar ltuf tarafn, filozoflar tabiatn tarafn
tutuyorlar; skolastiklerin, hi olmazsa ilk devredekilerinin kanaatine gre, vahy
edilmi dogma ile tabi akl arasnda elime olamaz. Ama birok doktrin
noktalan zerinde grnte uyumazlk olduundan, onlar iin, bu aldatc
grn rtmek, dogmann doruluunu gstermek, hristiyanlm akl bir
din olduunu kantlamak sz konusudur. imdi ad geen filozofun sekin bir
takipisi, buna, dogmay akla kabul ettirmek, diyor I
5
); ite skolastiin program
budur. Dogma, Tann-insan kabul ediyor.
1 2 3 4 5

(1) Hegel, Geschichte der Philosophie, c. III, s. 139.
(2) Rnesans'tan sonraki temsilcilerinden en nemlisi, Aquino'lu Thomas tarafls
ve Disputationes metaphysicce (Paris, 1619) vb. yazan Gmatal Cezvit Francesco Suarez'dir
(1548-1617).
(3) Hegel, Geschichte der Philosophie, c. III, s. 99.
(4) Philosophie der Religion, c. I, s. 21.
(5) K. Fischcr, sz geen eser, c. 1,2. bas., s. 67.
140
ORTAA FELSEFES
Skolastik u soruyu soruyor: niin bir Tanr-insan vardr? Bunu zmek iin,
ilhiyat felsefe ile inan bilimle birleiyor. Bu birleme skolastiin bizzat zn
oluturur. Bu, felsefe ile inan arasnda o kadar iyi bir anlamadr ki, bir yandan
nominalist doktorlar, br yandan hmanistler, iki alan birbirinden ayrmak
zorunluluunu kabul ettikleri gn, o, gerilemeye balyor.
31. Scotus Eriugena
Byk skolastiklerin birincisi, rlanda'da Iskoyal ana ve babada doan
Johannes Scotus Eriugena, IX. yzyln ortalarna doru, Kel Charles'm cmerte
davetiyle bana getii Palatina Akademisini idare ediyordu. Gotts- chalk'm
rafzlii mnasebetiyle yazd De divina prcedestinatione adl kitab, papann
onayna sunmay ihmal ettii Dionysios Areopagita'nn latince evirisi,
hkmdarn yksek himayesinden kendisini yoksun brakmamakla birlikte, ona
Kilise'nin sempatisini kaybettirdi. Doum tarihi gibi, ld tarih de belli
deildir.
Dncesinin geniliiyle yzylnn ok stnde olan Scotus, benzer
talihiyle bize Origenes'i hatrlatr, o da Kilisenin gznden dm ve onun
azizleri (saints) srasna ykseltilmemitir. Bunun gibi bilgisi de Karolenjler
devrinin bilimsel seviyesini pek ok aar. Latinceden baka, yunancay ve belki
arapay renmiti. Yunan Babalarnn ve yeni-platonculuu bilgisine, kendisini
tamamyle dz bir ovada birdenbire ykselen yanar dalara benzeten bir dnce
kudreti ve fikir creti katmt. Fazla olarak, en esasl eserinde, De divisione
natura'de G) ortaya att doktrinler bir yenilik deildir: takma adl Dionysios
Areopagita'nn ve tilmizi Maximus'un yaptklar gibi, bunlar, hristiyanla uygun
bir ekil altnda, skenderiye okulunun emanatist (sudurcu) sistemini tekrar
ederler.
Scotus'a gre, felsefenin konusu, dinin konusunun ayndr (
1 2
l Felsefe,
inancn bilimi, dogmann anlalmasdr. Ayn ierie sahip bulunan dnce ve
din, sadece ekil bakmndan ayrlrlar, din boyun eer ve tapar; felsefe ise, dinin
kendisine tapmakla yetindii eyi, yani Tanry veya yaratlmam ve yaratc
tabiat, akl vastasyle inceler, tartr, derinletirir.
En genel anlamnda, tabiat kelimesi btn varlklar, yaratlm olduu
(1) Thomas Gale, Oxf., 1685; Schlter, Mnster, 1838; H. J. Floss, Paris, 1853 (Migne
koleksiyonu) basmlar. Saint-Rene Taillandier, Scot Eriine ei la philosophie scolasti-
que, Strasb., 1843. Chrisieb, Leben u. Lehre des Scotus Erigena, 1860.
(2) De divina praedestinatione Procemium (Gilbert Mauguiride, Auct. qd nono saec.
de praed, et grat. scripserunt opera, Paris 1850).
SCOTUS ERUGENA
141
gibi yaratlmam da kucaklar. Bu anlamda tabiatta drt snf varlk bulunur: 1
yaratlmam olan ve yaratan; 2 yaratlm olan ve yaratan; 3 yaratlm olan ve
yaratmyan; 4 yaratlmam olan ve yaratmayan. Var olma ancak bu drt
ekilde mmkndr.
Bununla beraber varlkFnn bu bln daha sadeletirilebilir. Gerekten
birinci snf drdnc ile karr, nk her ikisi de yaratlmam olan ierirler
ve dolaysyle her ikisi de mutlak anlamda var olan tek varla, Tanrya aittirler.
Birincisi, yaratc prensip, eyann balangc, kayna olarak Tanry ierir;
drdncs de gene Tanry ierir, ama tesinde artk hibir ey olmyan,
eyann gayesi, onu en yksek mkemmellik derecesine vardran (le
consommateur) ve tamamlyan (le couronnement) olarak Tanry ierir. Bunun
gibi ikinci ve nc snflan karlatmnca, bunlarn da, btn yaratlm
eyleri, Tanndan farkl olmak itibanyle evreni ieren bir snfta birletikleri
grlr. Yaratlm olan ve kendileri de rn veren eyler (ikinci snf),
bireylerde gerekleen rnek delerdir (B. Yaratlm olan ve hibiri rn
vermiyenler, bireylerdir; nk, meydana getirmek kudretini haiz olan bireyler
deil, fakat rnekler yahut trlerdir. u halde balangtaki drt snf yerine, iki
snf kalyor: Tann ve evren.
Fakat, var olmann bu iki snf veya ekli de gene bir oluyor G). Gerekten,
evren Tanrdr ve Tann, onun z, mhu, hayat olarak, evrendir. Alemde canl
kuvvet, k, zek diye ne varsa, bunlar kosmos'ta ikin olarak bulunan Tamdr
ve kosmos tannsal varla katlmak bakmndan vardr. Tann, btn halindeki
varlk, paras ve aynl, snn ve ls olmyan varlktr; lem paralanm,
aynlm, snrlanm varlktr. Tann aklanmam varlk, lem aklanmam,
grnen, meydanda olan (theophaneia) varlktr. Tam ve evren, farkl iki varlk
tarz veya ekli altnda bir tek ve ayn sonsuz varlktr; daha dorusu, bir varlk
tarz, varln bir deimesi ve snrlanmas olan ey, yalnz lemdir, halbuki
Tann, varlk tarz bulunmyan ve herhangi bir belirlenmesi olmyan varlktr (
3
).
Scotusun gerek theoro, video'ya, gerek theo, curro'ya W balad the- os
kelimesi, birinci etimolojiye gre, gr yahut mutlak zek, kincisine gre,
ezel ve ebed hareket anlamlanna gelir.Fakat her iki anlamda da deyim yalnz
mecazdir. nk Tann, kendi dnda, ne yannda, ne kendinde
1

(1) De divisione naturae, II, 2.
(2) De divisione naturae, III, 22.
(3) De divisione naturae, , 10: Tann her eydir ve her ey Tanndr; III, 17-18: Tan-
nya yarat bir kilik deil, fakat bir tek ve ayn ey saymalyz; kr. 22-23.
(4) De divisione naturae, I, 14.
142 ORTAA FELSEFES
baka hibir ey bulunmyan varlk olduundan, tam anlamyle Tanrnn herhangi
bir eyi grd veya anlad sylenemez; tanrsal harekete gelince, bu, yarata
zg olan yer deitirme hareketine hibir suretle benzemez, fakat Tan ridan
Tanr'ya, Tannya doru gider (de Dieu en Dieu vcrs Dieu), yani mutlak
hareketsizlikle eanlamldr. Tanr her trl farklarn ve tezatlarn stne ykselen
varlk olduundan, o. kart bulurum hibir kelime ile gsterilemez. Ona iyi
deriz, ama haksz olarak, nk iyi ve kt fark onda yoktur (hyperagatos, plus
uam honus cs) Ona Tanr diyoruz, ama biraz nce grld gibi, bu deyim de
yerinde deildir. Ona Hakikat diyoruz; oysa hakikat hatnn kartdr ve bu
antitez onda yoktur. Ona Ezeli ve Ebed, Hayat, Ik diyoruz; fakat ezelilik ve
ebedlikle zaman, hayat ve olum, kla kart arasndaki fark Tanrda
bulunmadndan, btn bt kelimeler yanltr. Varlk kelimesine varana kadar
bunlarn yanl olmyau yoktur; nk varla zt olarak yokluk bulunmaktadr.
u halde Tanr, anlalmaz olduu gibi, tarif de edilemez. O, iyiliin stnde,
hakikatin stnde, ezel ve ebedliin stndedir; o, hayattan daha fazla, ktan
daha fazla. Taundan daha fazla, (hypertheos), hatt varlktan daha fazla
(hypcrousios, sitpcresscntia- lis) bir eydir. Aristoteles'in kategorilerinden hibiri
Tanrya u> glnnz, ve eer bir eyi anlamak onu bir kategoriye balamak ise,
Tana bile kendi kendini anlyamyacaktr. O mutlak yokluk, ezel ve ebed srdr
O),
nsan ruhunun i oz de Tann kadar karanlk ve nfuz edilemezdir, nk o
da Tannmn kendisinden baka bir ey deildir Bunun hakknda btn
bildiimiz, onun hareket ve hayat olduu ve bu hareketin, bu havam derecesi
bulunduudur: duyum, zek, akl: tanrsal Teslisin nsan hayali. Vcut ruhla
ayn zamanda yaratlmtr; ama gnah sonucunda, ideal gzelliinden
dmtr. imdiki organizmde bulunan bu gizli gzellik, gelecek hayatta btn
saflyla kendini gsterecektir. nsan, dnyev ve semav btn yaratklar
kendinde zetler. O kk bir lemdir ve bu yaratklarn kiraldr. Ancak
gnahla meleklerden ayrlr ve tvbe ile tanrsal varlklar mertebesine ykselir.
Gnah, insann cisimsel tabiatndan gelir; duyularn, gelime halinde olan akl
zerindeki egemenliinin zorunlu sonucudur.
Esasen insann dmesi, cisimsel varlnn yalnz sonucu deil, ayn
zamanda nedenidir. Cismin eksiklikleri ve hastalklar, kaba maddlii, etin ruha
kar sava, cinslerin ayrl, daha btn bunlar, gnahtr, dmedir, Tanrdan
ayrltr, evrensel birliin paralanmasdr W. te yandan, gerek
1

(1) Ayn eser, I, 14.
(2) De div. nat., 1,16; III,
19.
(3) Ayn eser, 1,78.
(4) Kr. 10, 15,25, 27 ve
SCOTUS ERUGENA 143
varlk ancak Tanrda bulunduundan, Tanrdan ayrlma, dme, gnah dediimiz
ey, negatif bir realite, bir eksiklik, bir yoksunluktan baka bir ey deildir.
Ktlk cevher olarak (substantiellement) mevcut deildir. Bir ey ancak iyi
olarak gerekten vardr ve onun mkemmelii (excellence), realitesinin
lsdr. Mkemmellik ve realite ayn eydir. u halde mutlak mkemmel
olmay, mutlak yokluk demektir, bu, ahs olarak bir eytann, yani mutlak
olarak kt bir varln imknszln gsterir. Kt, iyinin, hayatn, valm
yokluudur. Bir varlktan btn iyi olan eyleri kaldrn, onu yo- ketmi
olursunuz
!
u.
Yaratma ezeli ve ebed, srekli, ba ve sonu olmyan bir fiildir. O, olmu
deildin olmaktadr Tanr, zaman bakmndan deil, mevki ve eref bakanndan
lemden ncedir Tanr mutlak olarak, dnya rlatif olarak, ezel ve ebedid,
Tanr gnetir ve lem ondan kan ktr. Tanr iin dnmek, yaratmaktr
(videt opetando et videndo operatur C
3
)) ve dncesi gibi, varanc faaliyetinin
de balangc yoktur. Her yaratk virtel olarak ezen ve ebeddir; hepimiz,
varlmznm kkleriyle, ezel ve ebedilie daha szdr; hepimiz, bizi meydana
getiren nedenlerin sonsuz dizisinde nceden vadk; ama yalnz Tanr, actu (fiil
halinde) ezel ve ebeddir yalnz e, hibir zaman, sade tohum olarak var
olmamtr. Kutsal Kitapa gre, lemin karld yokluk - O deildir fakat
tanrsal tabiatn tanmlanamaz ve anlalamaz parlakl, Tanmn, dncenin
yetiemiyecei ve meleklerin ede bilmedii zn (suressentielle) ve tabiatst
(sumaturelle)
OZdJi .
Smsuc \ arktan birbiri ardnca gelen bir alna ve gelime ile, cinsler
lric:, birey 1er kar. Yaratma, genelin bu ezel ve eoed analizidir. Er \ er::.'lik,
(k generalde), varlktr, btn yaranklar arasnda
oraik nam ..tder. zel ok e\ olarak yal? iz organize varlklara ait oku ) jv,r r, ...
haa, ta a. udha dar bir vakkkr sulYn oluturan T J \K ,. . i * *. v,
melekler), nihayet aklidan. ok kk bir a/lta
rtuisus 'av lik ve bibm gelir. Yaratma, merkezleri ayn olan bir ahr uf Ter.
1
-
ulut k. burada yaylan, kendi kendini anla tan, ge-
iieriyen uza ;.re. kemli zerine kvrlmak, toplanmak, tekrar Tanrya dnmek id
iven km yahut ' daire evresi, durmakszn birbriyle
1

(1) De divisione naturae, III,
1,4.
(2) Ayn eser, III, 6,
(3) Ay m eser, III, 17 ve d.
,144
ORTAA FELSEFES
karlar O). nsan biliminin gayesi eyann ilk nedenlerden nasl ktn ve
bunlarn nasl cinslere cinslerin trlere ayrldn tam olarak bilmektir. Bu
ekilde anlalan bilime diyalektik (
2
) ad verilir ve bu da fizik ve etik'e ayrlr.
Hakik diyalektik sofistlerinki gibi insan hayalgcnn veyahut aklmzn
geici bir arzusunun eseri deil fakat her bilimin ve her sanatn yaratcs
(lauteur) tarafndan eyann bizzat znde temellendirilmi olan bir eydir. nsan
ruhu en yksek noktas olan bilim ve bilgelikle tabiatn stne ykselir ve
Tanrnn ayn olur. Tanrya bu dn genellikle tabiat iin insanda; insan iin,
sada ve hristiyanda; hristiyan iin bilgelik ve bilim zihniyeti sayesinde,
Tanryla tabiatst ve zce birlemekte gerekleir. Nasl her ey Tanrdan
geliyorsa, gene her eyin Tanrya dnmesi mukadderdir. Kurtulu nceden takdir
edilmi bir eydir, ama bu nceden takdir, evrensel bir takdirdir (predestination
niverselle). Dm btn melekler, dm btn insanlar, bir kelime ile btn
varlklar, Tanrya dneceklerdir. Cehennem azaplar sadece mnevidir. Erdemin,
Tanry grmek veya dolayszca bilmekten baka mkfat; gnahn, vicdan
azabndan baka cezas yoktur. Cezalarda keyf olan bir ey yoktur, bunlar,
tanrsal kanunun yasak ettii ha- raketlerin tabi sonulardr O.
Bu satrlarn herbiri, birka asr sonra Scotus Eriugena'y bir din kurban
(martyr) veya bir mnkir (renegat) yapacak birer rafzliktir.
32. Scotus Eriugena'dan Anselmusa A raplar,
yahudiler, ve hristiyanlar
Charlemagne devrinin at entelektel hareket, Scotus Enugenu ile
snyor ve bundan sonra gelen derebeylik anarisinin devam em , zya
boyunca, hristiyan dncesi, madd yaay iir, yapt arlk m: bu sevkla
urayordu. Bu srada, Yunanistan'n bilim gelenek!er.n mrdrmey*, baka bir
din ve baka bir rk zerine alyor. Aap Muhamme, Cad rn< noteizmi ile
hristiyan niversalizminin karmasndan meycaua ge'cr: mtis- lmanl
kurmutu ve onu izleyenler, geni bir imparatorluun ahc oh ata, yenik
uluslarn temasyle uygarlamlard. Smyt 'i; sc Ait-ril Yunai- lann Iranllann
ve Hintlilerin bu zeki rencileri, on lan n bilimle.'; i aldlar; matematik,
astronomi, tp, felsefe, iki halifelik zamannda, er gitmekle ge
ri) De div. m., 1,16.
(2) Ayn eser, I, 29,46;
V, 4.
(3) De div, preedest, 2-
SCOTUS ERUGENA'DAN ANSELMUSA
145
cikmedi. Badad'da, Msr'da, Buharada, Kfe'de, Kurtuba'da, Grnaa'da,
Toledoda, Sevilla'da, Murcia'da, Valencia'da, Almeria'da bilim kayna olan
okullar W kuruldu ve Ortaa tarihinde biricik olan bir hogr sayesinde, slm
dinindekilerle yahudi ve hristiyanlar, gerek hoca, gerek renci olarak
birbirlerine kartlar. Orada okutulan bilim ve zellikle arap felsefesi, en bata,
monoteizmi ve bilgisinin evrensellii dol ays yle kendini tercih ettiren
Aristoteles'in tefsiridir fakat, te yandan ilerinde birinci snf dnr ve
allmeler de vardr: Elkindi (
3
\ Farabi W, bni Sina (
5
), Ga-
1 2

(1) Emeverin Ispanya'snda bulann says on drde kadar kt.
(2) Arap peripatetizmi, Aristoteles'in kozmolojik sisteminin emanatist (sudurcu)
fikirde birlemesi bakmndan, yei-platonculkla karr. Hatrlardadr ki, Aristotelesin
Tanrs ayn /amamla aktif zihin ve evrenin ilk hareket ettiricisidir ve bu evren, dzeyi en
yksek gkten, asl gkten oluan ve merkezinde dnya bulunan bir ortak merkezli kreler
sistemidir. En yksek gk, ilk hareket ettiricinin veya akf zihnin dorudan doruya etkisi
alnda olup, onun simgesi gibidir ve onunla bir ve ayn eydir, yani onda bulunan her eyi
(u halde tmyle evtcnj yalnz amiinet (ierir) kelimesinin hakik ve madd anlamnda
deil, fakat mnevi ve mecaz nteiligit (anlar) anlamnda kuatr (comprend). O, kreden
kreye, bizim ayat (subluuure) lemimize kadar girerek, onlara geer ve onan da zeki
ama bize kadar gittike, azalan bir zek ile, zeki klar. Aradaki kreler, en yksek gkten
olan uzaklklar orannda daraldklarndan, ihitalar 'comprehension) da o oranda daralr.
Bununla beraber, insan ruhu gene aktif zihne itirak eder ve dnce, meditasyon ve
erdemle, onun sayesinde, % arln stn ve en yksek krelerine kadar ykselebilir.
Grlyor ki Aristotelesin kreleri, burada, yaratc emanusyonun dereceleri ve sanki
aamalar haline geliyor, ve fizik alcn mnevi lemin simgesi saylyor. Fazla olarak,
Stageiral'mn bu ekilde anlalan dkmleri, farkl yorumlar kabul edecek kadar esnekti.
Arap peripatetizminde biri, rnei bn Sna olan smuralist ve orta derecede ortodoks,
dieri spanya doktorlar ve bata bn Rid tarafndan temsil edilen rasyonalist ve monist
iki ayn akim buradan geliyor.
(3 Basra da, beotus Eriugeu'nm ada; zamanndaki bilginlerin en evrensel kafals,
mottisi *,ihrni oi belirgin olan ve, Rnesans fizikileri tarafndan takdirle anlan filozof.
Yazlan kaybomuu.
(41 Budad l, ayn yzyl; Plonos biiminde emanatist filozof; baka eserler arasnda
skolastiklerin k kymet verdikleri bir Ansklopedi'rim yazan. Opera omnia platince
cv.;, Paris, lo3S
(*'' Yuha Ja riJ'da len nl hekim ve Aristoteles'in yorumcusu. Bu filozofun s-
LenJen ^ule,' sTmtk tilmizi olup, akn mutlakla (Br), mim ilk emunasyonu olan aktif zihm
be hainden a' ur. Fakat, belki de bir uzlatrma olan bir tutarszlk sonucunda (Scotus
Engennu u tun s yeni pUtoeuunn yaptklar gibi), bu, ikilik dourmakla beraber
(dnen suje ve J-bunle obje, Tanrdan dnceyi kaldn yor ve bireysel lmezlii kabul
ediy o, bu i -M Fu^d un de kendisine trz olarak syledii gibi, din Ortodokslua verilen
k rri/or 'y < ra vLiiucr ev \ Venedik, 1495.
Felsefe 10
146
ORTAA FELSEFES
zail W, Avisebron bni Bce), Eb Bekir veya Tufeyl ibni Rd
<5
\ ya- hudi bni
Meymun (
6
), hepsi de nl hekim, matematiki astronom ve man-
(1) Badadda 1111 de ld; felsefede pheci ve Ortodoks mslman. bni Rd'n
reddiyesiyle tandmz Destructio philosophorum unda, sillograf (alayl ve hicivi
manzumeler yazan) Timon'n yapt ekilde, sistemleri birbirlcriyle ykyor. te yandan
felsefeyi, "biricik zorunlu ey olan teolojiye gerekli bir giri sayyor. Mantk iin yararl
birok eser brakmtr (Logica et philosophia Algazelis, Venedik, 1506),
(2) Bugn genellikle kabul edilen Munk'un fikrine gre, Fons viae yazan arapu
konuan yahudilerden Salomon bni Gebirolle (XI. yzyl) ayn kiidir. Bu dikkate deer
eser, diyalog eklinde, form ve maddenin ayn bir realitenin iki yz olduunu ve bunlarn
mutlakta bir olduklann sylyor (Bruno, Spinoza, Schelling). Arapa metin kaybolmutur;
ama bunun birok ktphanelerde kopyalan bulunan ve son zamanlarda Clenent Baeum-
ker'in yaynlamaya balad (Fassik. I, Mnster, 18^1-92) latincc bir evirisi vardr.
(3) Zaragoza'l bni Bce, 1138'de ld. Bir bni Rd'n zek ve anlayna bile
meydan okuyacak derecede derin ve ince birok eserlerinden en nemlisi, metni kaybolan,
fakat Narbonnelu Moise'in Tufeyl baklandaki ibranice yorurlaryle ksmen yeniden
meydana getirilebilen Rigime du solitair'dr.
(4) Kadisiye'li bni Tufeyl, 1100-1185. Eserlerinden yalnz, arapa metni latincc
evirisiyle Pococke tarafndan Philosophus autodidaetus (Oxford, 1671) ad altnda
yaymlanan ve ngilizceye, Hollanda diline ve almancaya (ev. Eichhom. Berlin 1782) evrilen
Hay-bni-Yakzan kalmtr. Yazar pozitif dinlerin tabi asldan geldiklerine ve avn zamanda
bu dinlerin cahiller ve zayflar iin zorunlu bir terbiye vastas olduklarna inanm bir
zgrlk yanlsdr (libdral).
(5) KurtubaT bni Rd, 1126-1198, en yksek yorumcu ve spanya vc arap peripate-
tisyenlerinin en nls. Aristoteles'e ait deerli yoran ve aklamalarndan baka Munck
tarafndan (Dictionn. des Sciencesphilosoph. art. Roschd) ve Renan tarafndan (Averroes et
VAverroisme, Paris, 1852) saylan az ok nemli birtakm eserleri vardr. Bioklar
baslmam veya kaybolmutur. Venedik basm (1553), eserlerinin latineeye evrilerek
baslanlarnn en iyisi saylr. bni Sinaya ve srnaturalistere zt olarak, Ibm Rd, aktif
zihnin Tannyla ayn ey olduunu sylyor. Avisebrorila beraber formlarn maddenin iinde
olduunu ve bunlar meydana getirmek iin tanrsal bir mdahaleye ihtiya kalmadan
oradan tabi bir yolla ktklarn kabul ediyor ve bu suretle cx nihilo (yoktan) yaratma
teolojik doktrini yerine, tabiat ve evrim felsef fikrini koyuyor. Tanrnn zgr bir fiil deil,
fakat sadece kuvve'dm (puissance) fiilt ezel, ebed ve zorunlu bir gei sz konusu olabilir,
mmkn olan her ey gerekleir ve hatt onlar, sub specie oeiernitatis (ezel vc ebedlik
grn altnda) gerektirler, nk ezelilik vc ebedlik bakmndan ne nce, ne sonra
vardr. Sonsuz sre anlamnda lmezlie gelince, bu ancak aktif zihne t evrensel zihin)
zgdr.
(6) Musa bin Meymun, Kurtubal 1135-1204. Daha ll gidite- olmakla berater,
r*~ ni Rd'n manev yakn akrabasdr, onun gibi teolojik rasyonalizme nayak olmu ve
Spi- noza'nn ncln yapmtr. Ispanya'da ve Fransa'nn gneyinde (zellikle
Proven- ce'da) bni TibbonTar, Bezersli Jedaa Peniniler, Joseph bn Caspiler, Bagnolslu
Levi ben Gerson'lar (matre Ldon), Narbonnelu Mose'ler ve hristiyan leminde
peripatetizmin di-
147 SCOTUS ERUGENADAN ANSELMUS'A
tk olan bu filozoflann dersleri ve yazlan. Batnn felsef uyanna byk
lde yardm etmitir.
Fakat o, btn arlyle dmek ve bir daha kalknmamak zere, abuk bir
gelimeyle, en yksek noktaya kt halde, hristiyan Avrupasnn uyanmas,
ancak byk bir yavalkla ilerliyor ve IX. yzyldan XII. yzyla kadar bilini,
ancak Araplann talebesi Aurillacl Gerbert d) (II. Sylvestre) ve - Tourslu
Bereger Normandiada Bec papaz ve Canterbury bapiskoposu Lanfrak Tours
piskoposu ve bir Trake heoiogigue ile bir Traite de morale n yazan Lavardinli
Hildebert W gibi baz nadir deerli kafalar tarafndan temsil edilmekte idi.
Scotusun ve Araplann dncesini harekete getiren byk ^orunlar henz
skolastikleri hi de megul etmiyor. nce muhakemelerle uramaya alm olan
bunlar, en aa konulardan, en ocuka problemlerden zevk alyorlard: Bir
fahie, Tannnn sonsuz kudretiyle, yeniden bakire olabilir mi? Kutsal ekmei
yiyen fare, sann vcudunu yiyor mu? ocuk olan hnstiyan dncesi, henz
ocukluun oyunlann seviyor, ama bizzat ou oyunlar anlamldr ve gelecein ona
hazrlad kavgalar nceden gsteriyor.
Scotus Enugena'dan sonra ilk hlis filozof nk Gerbert zellikle bir
bilgindir Lanlrankm rencisi Anselmustur (
5
d Aostede doan 033),
Nomundada Bec manastrnda rahip (religieux) [1069], hocasnn, manastr
barahibi (abbe) [1078] ve Canterbury bapiskoposu olarak halefi olan lj) hu
filozof, birok yazlar brakarak 1109'da ld. Bunlarn en nemlileri, Dialogus
de granunatico, Monologium de Divinitatis essentia ive exempim de ratione
fidei, Proslogium ive fides quoerens intellectum, De venatc, De fide Trinitatis ve
Cur Deus homo'dm.
a verim
* 1
? yorumculan ve ateli yazclarnn temsil ettikleri XIII. ve XV, yzyllarn ya-
huJ enielektu hareketinin kayna Meymuridr (Maonide). En netli eseri olan Mo-
re Ncbnhn m (Dt ek-r perpkum, Guide des egares) arapu metni ilk kez S. Munk tarafndan
yaymlanmta, 3 e., Paris, 1856 6o. Buxtorfun, S. bn Tibbon'u ibranice evirisinden
yaplr .; :aiH.e yev. (1629). Baknz Franck. Phios jphie et
r
digion, Paris, 1867 ve
genellikle ara^ ve v abad felsefesi iin: Schmoeiders, Les Ecoles philosophiques des Ara-
bes (Paris, 1H4 E, Ren,m, sz geen es; S. Munk, Melanges de philosophie juive el ara-
be (Paris, i 844 ve ayn bilginin, bu felsefenin beilibal temsilcileri hakknda Dctionaire
des Sciences ynl-)s<'<phiqms'icki makaleleri. Mandonnet, l iger de Braban et i aver- r
o isme ain au Kili e sibcle
(1) 103tc ld, Ptcavet Gerbert 1897.
i2\ 108S-,1e dd IV sac ra coena adv. Lanfrancum, Berlin, 1844.
(3: U89 da Oldu Opera, bas. Giles, Oxford, 1853.
(4) 1 1 3 Et e .ldi. Opera, bas. Bcaugendre. Schwane, Dogmenge u:hichte
der mitt- uen Zehs, 1882.
(5) Eserleri Mgne koleksiyonunda (c. 155), Paris, 1852/ Charles de
Remusat, An- selme de Cantorbery, tableau de la vie monastique, vb., Paris, 1854,
148 ORTAA FELSEFES
kinci Augustinus -Anselmus'a bu ad vermilerdir- birincisinin hareket
ettii prensipten hareket ediyor: inancn, her dnceden ve din eylere ait her
tartmadan nce gelmesini istiyor. nanmayanlar, diyor (
l
\ inanmadk! an iin
anlamaya alrlar, biz, inandmz iin anlamaya alrz. On- ' lar ve biz, ayn
eyi aryoruz; ama inanmadklarndan, onlar gayelenne, yani dogmann
anlalmasna varamyorlar. nanmyan hibir zaman anlamya- caktr. Dine ait
eylerde inan, bu lemin anlalmasnda deneyin grd ii grr, sesi hibir
zaman iitmemi olan sar-dilsiz, sese ait ak bir .fikre sahip olmayacaktr;
bunun gibi, inanmamak grmemektir, ve grmemek, Anlamamaktr. u halde
inanca varmak iin dnyor deiliz, aksine anlamak iin inanyoruz. Bir
hristiyan, kutsal katolik Kilisesinin yrekten inandndan ve azla
sylediinden hibir suretle phe etmemelidir. Btn yapabilecei ona
inanmakta, onu sevmekte ve hayatta ona sarslmaz bir sebatla riayet etmekte
devam ederek, onu mmkn olduu kadar alak gnlllkle anlamaya
almaktr. Eer hristiyan doktrinini anlama) t baarrsa her zeknn kayna
olan Tanrya bundan dolay kretsin! Eer bunu baaramazsa, bu, boynuz
darbeleri vurmak iin ba emeye bu vekile deil, fakat ibadet iin onu emeye
bir sebeptir. nan, yalnz hareket noktas deil hristiyan, inantan hareket
etmek deil, fakat onda kalmal amacndadr, fakat dncenin kalc kural ve
ulama noktas, her felsefenin ba, ortas ve sonudur D),
imdi okuduunuz, hemen hemen harfi harfine yaplm bu alntlara
bakarak, Anselmus adnn sadece ilahiyat tanhine ait olduu samlabiir; ama, hi
de byle deildir'. Bu ateli Katolik, kendisinin sandndan daha zgr, daha
arayc ve filozoftur. Skolastik doktorun tam meg vr Ortaa
felsefesinin en belirgin izgisi olan aklla inan arasndok: riricrnenln hakik
ahslam ekli olarak, a priori (nceden) vahiy ile akl arasnda um
bir uygunluk olduunu kabul ediyor. Ayn bir yksek Zekime m iki grn
arasnda bir elime, ona imknsz grnyor. u halde vn gr. credo quia
absrdm'un (inanyorum nk samadr) u\m tasana tersidir. Fazla olarak,
phe birok kez kendisini yokluntr. Dogma idime her tarafta kantlar
aramakta gsterdii gayrette bile, dogmam desteklenmek ihtiyacnda olduu,
zerinde tartlabilecei, hakikatin le usu olan apak - lm onda eksik olduu
itiraf vardr. Daha kei iken, bineri: <mv 'mnrann varln ve Kilisenin en
yksek Yarlk hakknda bnm ;.m*ediklerini kantlyacak basit ve sonu veren
bir usavrma aramakt. Yavuz mcc denek onu tatmin etmiyor, kantlama istiyor.
Bu dnce onu gece gndr rahatsz ediyor, ona yemeyi ve imeyi unutturuyor s
e din ibadetin \me f m derinde
1 2

(1) Cur deus homo? 1,2.
(2) De fide Trinitatis,Kr. Monologdun, nsz.
SCOTUS ERUGENADAN ANSELMUSA
149
bile peini brakmyor. Buna bakarak, bunun eytann bir aldatmacas olduu
sonucunu karyor ve bundan kurtulmak iin aba gsteriyor. Fakat bo yere.
Derin bir dnce ile geirilen bir gecenin sessizliinde, yllarca aradn
nihayet buluyor, hristiyan dogmas lehinde, itiraz kabul etmez bir kant ve
Tannnn varlnn ispat ile birlikte, ruh sknetini bulduundan dolay kendini
bahtiyar hissediyor.
Anseimukun kant ksaca udur: Var olan her eyin, diyor G)
s
nedeni
vardr, ve bu neden bir veya birok olabilir. Eer bir tane ise, istediimizi
bulduk demektir: btn dier varlklarn, varl kendisinden aldklar biricik
varlk ol'in Taun. Eer birok ise, hal mmkndr: olabilir ki, 1. biroun
nedeni birdir ve ona baldr; yahut 2. birou tekil eden her ey, kendi
kendinin nedenidir; yahut 3. herbiri dierleri sayesinde vardr. Bu halden
birincisi, va olan her eyin bir tek nedenden kt hipotezinin ayndr: nk,
hepsi bir tek nedene bal olan birok nedenlere bal olmak, bu tek nedene
bal olmaktr, kinci halde, hipotez olarak kabul edilen btn tek tek nedukr
arasnda ortak bir kudret, g veya kendiliinden var olmak yeteneinin ,
hepsinin itirak ettii ve hepsini ieren bir kudretin var olduunu kuDui ermek 1
izandr bylece birinci halde olduu gibi, tek ve mutlak bir nedene vanup
bulunuyoruz. lk nedenlerden herbirini btn dierlerine tbi klan u
s
uncu
hipotez samadr, nk, bir eyin varlnn neden ve artn m kendisin M
neden ve art olduu ey olaca kabul edilemez. u halde, he ekilde, K midisi
hibir eyle meydana getirilemedii halde, var olan her eyin nedeni nm bir
varla inanmaya mecburuz: yle bir varlk ki, bu niteliinden doka i. btn
dierlerinden sonsuz derecede daha mkemmeldir: en v akse o dem-,
v
,de gerek
(e ts reassimum), en yksek derecede kudretli, en vtiksek derecede iyidir.
Baka hibir varla ve kendinden baka hibir var 'du amna bal
olmadndan, o a se (kendiliinde) veper se (kendili- uderri amin, baka ey
var olduu iin deil, kendisi var olduu iin vardr, ZOJ erin olarak vardr ve
zorunlu varlktr G).
Bundun nam zm karmak iin Monologim un usavurma tarzn fazla
sAistrm.o s gerek yoktur. Geri, Anselmus, ilahiyatnn bu yorumundan
sakn'yor Anastuius'la beraber, lemin ex nihilo (yoktan) var edildiini kabul
cup m, Ama, bu doktrini kabul etmekle onu kendi mal yapyor, yani ba s
baprp! /e deitiriyor. \ aratmadan nce, diyor, eya (eyler), Tanrdan mm
mal, kendileri iin var deillerdir: ite iinden karldklar ) dviuk t-udur
bakar Tanr iin ve Tanrda, fikir halinde ezelden beri vardr-
* 2

A >t' mologium,
f. 3.
(2) Monoiogium,
f. 3.
150
ORTAA FELSEFES
lar; yaratlmalarndan nce vardrlar u anlamda ki yaratc onlar nceden
grr ve var olmalarn nceden takdir eder (predestine)
n
\
Alemin tek ve mutlak nedeni olan Tanrnn varl kantlannca, onun zn
ve sfatlarn belirlemek gerekir. nsandaki mkemmellikler. Tanrnn da
mkemmellikleridir, ama u farkla ki, onlar onda esastr Lir ve bizde byle
deildirler. nsann payna baz mkemmellikler dmtr ama onlarla kendisi
arasnda zorunlu bir karlkl ballk yoktur; onlar almam olabilirdi; insan
onlarsz var olabilirdi. Aksine, Tanrnn mkemmellikleri baka yerden
gelmiyor, Tanr onlar almamtr ve, mutlak olarak, sylenirse, onlara sahip
deildir, onlardr ve onlar olmas lzmdr, sfatlar zyle ayn eydir. Tanrnn
sfat olan adalet ve adaletin konusu olan Taun, iki uyn ey deillerdir. Tanr
hakknda adalete, iyilie sahip olduu, ne de hatt adl olduu sylenemez;
nk dil olmak, yaratk eklnde adalete itirak etmektir; Augustinus'la
beraber, onun adaletin kendisi iyiliin kendisi, bilgeliin kendisi, mutluluun
kendisi, varln kendisi olduuna sylemek gerekir. Fazla olarak, znn bir
olmas dolaysyle, Tanrnn btn nitelikleri yalnz bir tanedir (unum esi
quidquid essentialiter de sununa subsrantia .;Y citur) (
2
b
Btn bunlar halis platonculuktur. Fakat, Anselmus, tc <znn
maneviletirmek 1 e yetinmiyerek, yeni bir Kameades gibi, binada bulduu
glkleri sayd vakit, onu tehlikeye drecek kadar ileri gider. Tanr bas t \
erhkr ve ayn zamanda, ezel ve ebeddir, yani sonsuz direnin btn
noktalarna yaylmtr; her yerde hazrdr, yani meknn hun nokarna yn un
iim Tanrnn her yerde ve her zaman bulunduunu mu syiyecegz ' T ak ut hu
nerme, tanrsal zn basitliine aykrdr. Hibir yerde ve Hbn zaman
bulunmadn rai syliyeceiz? Fakat bu onun varln irk etmek LeaTm
u halde, bu iki zt iddiay uzlatrmak iin. Tanrnn hibir vc
r
ve zamanla
snrlanmadan, her yerde ve her zaman bulunduunu sv yelim ri 5 u az
tehlikeli omyan bir glk udur: Taunda deiiklik ve - >e halde araz
(acciden) yoktur. mdi razsz cevher olamaz, yleyse Taun bir eevlku deildir,
o her trl cevherin stndedir. Bu kez diyalektiin kendirim srkledii
uurumdan korkarak, Anselmus, yanl olmakla beraber cevher deyiminin, Tann
iin kullanlabileceklerin en iyisi olduunu si quJ digne dn i potest ve
bundan saknmann veya bunu uygun grmemenin. n\sn$a! arln realitesine
olan inanc belki tehlikeye dreceini ihtiyatla ilve ediyor.
lahiyat antinomUcrnin en korkuncu, tanrsal zn birliinde .m:L-
nn ldr ). Kelm, ezel vc ebed dncenin konusudur. Bu, kendi
(!) Monologium, f. 9.
(2) Ayn eser, f. 17.
(3) Monologium, f. 38 ve d.
SCOTUS ERUGENADAN ANSELMUS'A
151
kendini dnmek, anlamak, ifade etmek itibanyle Tanrdr. Kutsal ruh, Tanrnn
kelma olan ve kelmn Tanrya olan sevgisidir, Tanrnn kendi kendine olan
sevgisidir. Fakat bu aklama bizi tatmin eder mi? Ye aklamak iddiasnda
bulunduu dogma, birlik (unitaire) fikrine feda edilmi olmuyor mu? Taun
fikrinde olduu gibi tesliste de, Anselmus, zlmez glkler, insan zihninin
ortadan kaldramayaca elikiler bulur ve, cesareti krlm olarak Scotus Eiu
gen a ile, Augustinus'la ve yeni-platoncularla beraber, hibir insan kelimesinin,
ok-Yksekin zn uygun biimde ifade edemiyeceini kabule mecbur olur.
Bilgelik (sapientia) ve varlk (essentia) kelimelerine varncaya kadar hibir
kelime yoktur ki, onun zihninin Tanrnn z olduunu sand eyi, eksik bir
surette ifade etmi olmasn. lahiyat dilinde her ey benzetmedir, rumuzdur,
takribidir d).
Proslogium ive Fides quoerens intellectum da, Monologium'ld. ayn amac
izler: Tanrnn varlnn kantlanmas. Anselmus, burada da kantlarn
unsurlarn Augustinus ve Platoridan alarak, mkemmel varlk fikrinden hareket
eder ve bundan, bu varln var olduu sonucunu karr. Kendimizde, diyor, en
yksek derecede mkemmel bir varlk fikri buluyoruz. mdi mkemmellik
varl gerektirir. u halde Tanr vardr. Ontolojik kant adn alan bu kant,
Anselmusa lyk bir muarz, Marmoutiers (Touraine) rahibi Gaunilon'da buldu
Gaunilon, dnce ile varlk arasndaki fark zerinde
ve bizim bir varl, o varlk var olmadan da tasarlyabileceimiz ve hayal
edebileceimiz olgusu zerinde srar ediyor. Okyanusun ortasnda byl bir ada
fikrinden bu adann var olduu sonucunu karmak da bunun gibidir.
Eletiricinin hakk vardr ve gerekten, ancak insan zihninde Tanr fikriyle
Tanrnn varl ayn ey olduu takdirde, ontolojik kant sonu verecektir. Eer
bizim Tanr fikrimiz Tanrnn kendisi ise, aktr ki bu fikir Tadmn varlnn
vastasz, dorudan doruya, itiraz gtrmez ispatdr, fakat ilhiyat, Platoriun
ve Hegel'in de-Tanns'nn varlm deil, ahs-Tann'mn varln kantlamak
niyetindedir. Ama ne olursa olsun, Anselmus'un geni ve derin grn m,
yoksa, hcresinin ierisinden Kant'n transandantal diyalektiini miijdeliyen
muarznn zeksnn derinliini mi daha ok takdir etmek gerektiini insan
bilemiyor.
Monologium ve Proslogium'da dou halinde grdmz rasyonalizm,
Cur Deus korno'da gene kendini gsterir. Tann niin insan olmutur? Kitabn
adnn ilk kelimesi (Cur, niin), yalnz bana bu yazlarn felsef
1 2

(1) Monologium, f. 65.
(2) Ontolojik kantn Gaunilon tarafndan rtlmesi Anselmusun eserlerinde u ad
altnda bulunmaktadr Liber pro insipiente adversus Anselmi in Proslogio raliocinatio- nem.
Domet de Vorges, Saint Anselme, 1901.
152 ORTAA FELSEFES
eilimini yeter derecede gsterir. Aratrlmas sz konusu olan ey, cisme girme
(l'incamation) olaynn nedenleri'6k. Cisimlemenin zorunluluu, Anselmus'a
gre, kurtarmann (la redemption) zorunluluundan doar. Gnah, tannsal
bykle yaplan bir hakarettir. yiliine ramen Tanr, eref ve adaletinden
fedakrlk etmeden, bunu balyamaz. Dier taraftan, hakaret gren erefinin
intikamn insanlardan,alamaz; nk gnah, sonsuz byk bir hakaret
olduundan, gene sonsuz byk bir karlk ister; yani insanl yok etmek yahut
ona cehennemin sonsuz azaplarn yklemek gerekecektir, imdi her iki halde de,
yaratmann gayesi, yaratklarn mutluluu elde edilmemi olacak ve yaratann
erefi tehlikeye decekti. Tam iin, erefine halel getirmeden, bundan
kurtulmann yalnz bir aresi vardr, o da bir tatmin (satisfaction) dzenlemektir.
Bu, sonsuz deerde bir tatmin olmaldr, nk hakaret llmez derecede
byktr, tmdi insan, sonlu varlk olarak, tannsal adaleti sonsuz bir lde tatmin
edemiyecei iin, sonsuz varln bunu bizzat kendi zerine almas: bir ikame'ye
(suhstitution) bavurmas gerekir. Cisimleme buradan geliyor. Tann sa'da insan
oluyor; sa bizim yerimize azap ekiyor ve lyor; bylece sonsuz bir deer ve
buna karlk olabilecek bir mkfata hak kazanyor. Fakat o, lem kendisine ait
olan ve hzinelerine hibir ey katlmyan yaratc olduu iin, sa'nn hakk olan
mkfattan, onun, ekline girdii insan cinsi yararlanyor: insanlk
balanmtr, affedilmitir, kurtulmutur.
Teolojik eletiri, Anselmus'un valye zihniyeti ve derebeylik detlerinin
izini tayan bu teorisini reddetmitir. Fakat yzeysel bir rasyonalizmin
hcumlarna ramen bundan kalacak olan ey, kiisel ve deiken her iradenin
stnde, devirlere ve detlere gre, kader, adalet, eref, dev adn alan mutlak,
deimez, bozulmaz bir iradenin bulunduu hakikatidir.
imdi, Canterbury bapiskoposluu makamna ykseldii sralarda,
realistler ile nominalistler, yani idealistlerle materyalistler W -nk bu
rahipler kavgas altnda bir metafizik prensipler kartl vard arasnda
kan tartmada, byk skolastiin oynad rolden sz etmek kalyor.
1

(1) Eer Ortaa dilinde, bu kelime tamamyle aksi taraf gstermeseydi, realistler
diyecektik. Gerekten eksklzif bir ekilde gerek ve madd prensip zerinde srar eden ve
bu devirde Akadcmia idealizmine kart olarak, ionizmi ve peripatetizmi temsil eden bir
taraf sz konusudur.
REALZM VE NOMNALZM 153
33. Realizm ve Nominalizm
Katolik yani evrensel Kilise, zel hristiyan cemaatlerinin ve onlar
oluturan mminlerin sadece bir toplam olmak istemiyor; kendini yksek bir
kudret, sinesinde toplad bireylerden ayr ve bamsz bir varlk olarak gryor.
Eer de, yani genel, evrensel (to katholou), bir realite deilse, Kilise sadece
topluluu gsteren bir kelime olacak ve yalnz zel kiliseler, daha dorusu bunlar
oluturan bireyler gerek olacaklardr. u halde Kilise realist 0) olmak ve
Akademia ile beraber unu sylemek ister: Universalia sun realia (evrenseller
gerektirler), Katoliklik, realizm ile ayn anlama geliyordu. Ortak duyu, aksine,
evrensellerde, sadece zihnin kavramlarn, bir bireyler topluluunu gsteren
iaretleri, objektif realitesi olmyan soyutlamalar grmek ister. Ona gre, yalnz
bireyler gerektirler ve dsturu udur: Universalia sun nomina (evrenseller
birtakm kelimelerdir); o nomi- nalisttir, bireycidir.
Bu ikinci fikir, 1090'a doru, Compiegne papaz Roscein tarafndan ortaya
atld ve gelitirildi. Ona gre evrenseller (les universaux) sadece birtakm
isimlerden, vocis flatus'ien (sesler) ibarettir ve gerek varlk ancak bireysel
eylere aittir. Grnte pek zararsz olan bu iddia, birok rafzlikler- le dolu idi.
Yalnz bireysel olan (l'individuel) gerek ise, Kilise birflatus vo- cis'den baka bir
ey deildir ve yalnz onun iinde bulunan bireyler birer realitedir. Eer, yalnz
bireysel olan gerek ise, artk Katoliklik, ancak bireysel kanlar iin erevedir ve
gerek, salam, pozitif olan, yalnz hristiyanm kiisel inancdr. Eer yalnz
bireysel olan gerek ise, ilk gnah (le peche origi- nel) bir kelimeden ibarettir ve
gerek olan yalnz bireysel gnahtr. Eer yalnz bireysel olan gerek ise, Tanrda
gerek olan ancak ahs Baba, Oul, Kutsal Ruh'tur ve Kiliseye gre bunlar
bir tek Tanr halinde birletiren mterek z, bir namenden (ad), birflatus
vocis'ten baka bir ey deildir. zellikle bu sonuncu nokta zerinde srar eden
Roscein, triteist ( tanrc) r- fzliini savunmakla kalmyor, fakat hcuma da-
geerek muarzlarn ra- ,fzlikle itham ediyor. Gerekten bizzat ezel ve ebed
Bahann strap ekmek ve Golgatha'da (Isa'nn haa gerildii tepe) lmek zere
sa'da insan ekline girdiini kabul etmek, patripassianizm (Teslisi tekil eden
ahslar arasnda hibir ayrlk gzetmemek) ad altnda Kilisenin mahkm ettii
bir
1

(1) Okuyucuya hatrlatrz ki, Ortaada realist, idealist demektir, yani yeni anlamnn aksi
anlama gelir. Objektif ve sbjektif kclmclcn iin dc durum ayndr. Bizim objektif
dediimize, skolastik filozof sbjektif (yani sje, cevher, dncemden ayn olan varlk) der;
tersine olarak, bizim sbjektif adn verdiimizi, o, objektif (yani gerek sje olarak deil,
yalnz dncenin objesi olarak var olan) kelimesiyle gsterir. Bizimkinin aksi olan bu
terminoloji, Descartes ve Spinoza'da da grlmektedir.
154
ORTAA FELSEFES
rafzliktir. mdi eer Baba, Oul ve Kutsal Ruh'un zleri ayn ise ve bu z
objektif bir realite ise, bundan Baha'nn znn, yani bizzat Babann sa'da insan
ekline girdii sonucu kar; bu ise Kitap ve bizzat Kilise tarafndan kesin olarak
aksi sylenen eydir.
Bununla Roscelin, dogmadaki bir gl meydana karyordu ve Kilise
bunu affetmedi. Soissons meclisi onun raf zil iini mahkm etti vc kendisini
szn geri almaya mecbur etti (1092). Lanetlenmi olan nominalizm, iki
yzyldan fazla bir zaman boyunca sustu ve ancak, i 320ye doru, Ockhamn
doktrininde yeniden meydana kt.
Compiegne rahibi tarafndan alan tartmada. An.sel mu s ve Paris'te
profesr, sonra Chlons'da piskopos olan Champeaux'lu Guillaume realizmin en
hararetli taraf tarlan idiler. Anselmus yalnz felsef raf zili k e, plu- toncu
idealizmin inknyle, speklatif felsefenin kartvle savamyordu. Onlann
ruhunda, diyor W (nominalistler sz konusudur), akl cisimse! fikirlerle o derece
kanmtr ki, onu oradan karmak ve madd fi kil lerle, her trl cisimsel
birlemeden bamsz ve kendiliinde dnlmesi gereken eyi birbirinden
ayrmak onlar iin imknszdr. Onlar, insann bir bireyden daha fazla bir ey
olacan anlyamazlar.
te yandan, Champeauxlu Guillaupe realizmi son haddine kadar
gtryor. Gerek olarak yalnz evrenseli kabul ediyor ve ona gre sadece flatus
vocri'lerden ibaret olan, bireylerdir. rnein antropoloji bakanndan, Gutl-
laumea gre, gerekten var olan yalnz bir insan, evrensel insan, rnek insan, tr
olan insandr. Esasta btn bireyler ayndrlar ve ancak ortak zlerinin nz
deiiklikleriyle birbirlerinden ayrlrlar. Tam panteizmin iinde bulunmak iin
Guillaume'un bir adm atmas yeter ve o, Ortodoksluun savunucusu, Roscein'in
rafzliinin ateli dmandr! Fikirlerin ve menfaatlerin garip kan kl!
Zamanmzn katolik ilhiyatnn henz iinden kurtulmaya balad entelektel
kaos!
Universale post rem (evrensel eyadan sonradr) diyen an nominalizmle,
Universale ante rem (evrensel eyadan ncedir) dsturunu kabul eden an
realizm arasnda u ekilde zetlenebilen bir orta doktrine yer vard: Universale
neque ante rem nec post rem, sed tn RE (evrensel ne eyadan nce, ne eyadan
sonradr, fakat EYADA'dr). Bu, Abaelardus'un konsep- talizm' idirc*
1 2

(1) 1121'de ld. Lefevre, Les variations de Guillaume de Champeauz et la questi-
on des universaux, 1898.
(2) De fide Trin., f. 2. u halde nominalizm'i materyalizm diye evirmekte hakl
idik.
ABAELARDUS
155
34. Abaelardus
1079da Nantes yaknnda Palais'de doan Petrus Abaelardus ri), Paris'te,
devrin en byk tartmacs Champeaux'lu Guillaumeun derslerini izledi.
rencisinin parlak yetenei hocann kskanlm uyandrdndan,
Abaelardus. onunla darlarak 22 yanda Melun'da, sonra Corbeil'dc bir okul
U'OT- Gullaumela ban p Paris'e dnyor ve bundan sonra orada grlmemi
tr Haamla ders veriyor. Yeenini ayartt papas Fulbert'in garazna mrban
olarak Samt-Dens manastrna ekiliyor ve bu srada Heloi'se, Ar-
g?'rt:*n ide vnvbe oluyor, Yalnzlndan yararlanarak Do unitate ct triniia- le A
mm s^u yazyor ama bvlece Kilisenin afarozunu arm oluyor i22 re o., s
m t alalndan Soismnsda kitabn bizzat atete yakma malt rr. emi'.;, -r
Nogcr.t-sur-Sene'do Teslise, zellikle Paraklete (Kutsal Ran. ahr v: DL
ku
v
nk mabet kuruyor ve Saim-Gildas de Ruys rahiplii gereem: 3 rpmak zere,
bunu, dal a sonra Helo'ise'e brakyor. Bemard de Ciam
U
u\ d ara
r
ndar raizi
diye ihbar edilerek, bu defa yeniden hapse zioie-uC m A i !0\ uma Cluy
manastrnda umulmadk bir snacak jc e Atr s f merabks'm ahsnda. soylu
bir koruyucu buluyor; bu, epeyce u: aara.* Bemurd' yumuatmay baaryor.
Abaelardus, mcadeleden bitkin oi i ila 1142dc oluyor. Eserleri arasnda
Soissons'damalkm edilen kitaptan buym M*, ktnpiar'uu, nirodtcti ad
ihcologiamm, Theologic L nubr do Euk m [Scio te ipsum), Reiwald
tarafndan yaymlan ar. BJ om
;
,rad >v hr Hristiyan arasnda diyalogunu
(Berlin, 1831)
ve V. Cmmn oaidan Onvrages inedits d'AbeLrd (Paris, 1836) iinde ya-
yiirurmn .on i ' mm adli kitabn saymak gerekir.
Ahu A urdu , m n .manda. Roscelinin fikirlerini kavrayamyacak kadar
irmi syChL.iaf vt* Ch,mpeauxlu Guiiaume'un teorisine raz olamya- cuk
kda. da md poz i di dncelidir. Ona gre, evrensel bireyselin iinde varda,
faka' bireyselin crnda, yaimz kavram (amcepi) olarak vardr. Bundan bei a,
bireyde gerekten varsa, orada z olarak (cssenticllement) deil,
t ; Abolurd
1
peni bas. Cuurin, 1850-1859. Cousin'in Ouvrages inedits d'Abe-
laria s selu . v u , Pano 1836. Cuusin, Fragments de Phiiosophic scolasque, Paris. 1840.
Cjiaoy k. Rcmmt, Abeiard, Paris, 1845. Vacaralar<1P. Abeiard e sa lutte e .cc euo;
OOfj.u'O, sd Jcnanc, sa nethode, 1881. Picavet, Abeiard el Alexanare de Jt, smo.^MS Jc
m metkode ^eustique, 1896. Rcuer, geschicnte aer retgtJsen
< n . . . . 7 . * . , i O - C
> >,k, a i. ' . - n > U .
m ,uzerm. 1'keoiLgia ananasiyie kanLu.mak det elan bu kitap son za-
man/rd.. Eoancn Eniverritm Kuturmcsiide bulunmu vc P. Svclze
tarafndan yaym-
^ AV: 1 AIL J ud) di, Aicaduocl kaiulJn bcilibayii Laraiifi crnakla
blr-
156 ORTAA FELSEFES
fakat bireysel olarak (individuellement) vardr. Orada z olarak bulunuyorsa,
baka bir deyile, evrensel bireyselin btn zn tketiyorsa, Ahmetle Mehmet
arasndaki fark nerede olacak? Abaelardus'un teorisi, nominalizm olmamakla
beraber, aka ona yaklayor. Aristoteles'in somut idealizmi Platon'un soyut
idealizmine gre ne ise, bu teori de Guillaume'un ultra-idea- list doktrinine gre
odur. Aristoteles'in Metafizik'ini tammyan Abaelardus, Organonun bu esere ait
tad baz iaretlerle onu tahmin ediyor d). Yalnz bu, ona, Ortaan
doktorlar arasnda yksek bir yer vermeye yeterdi.
Dier taraftan Abaelardus, skolastiklerin en serbesti, en cesuru, en kesin
tavrlsdr. Kiliseye kar hrmetkr olmakla beraber, sras gelince, onun
tekdirine uramaktan korkmaz. Cur Deus homo'nun yazan ile, vahvedilmi
hakikatle akl hakikatin ayn olduunda mutabktn ama artk Anseimus gibi,
Augustinus'un credo ut intelligam'm (anlamak iin inanyorum) kabul etmez.
Introductio'sunda, alacak bir ak szllkle, deerinin nc olduunu,
inanlmaya lyk olup olmadn aratrmadan her karsna kan doktrini
abucak ve ayrm yapmakszn benimseyen bu kendini beenmi kolay inanmay
ayplar. Kendisinin de aka syledii gibi, ancak Agusti- us'un yazlarndan
tand Yunan felsefesinden heyecanla sz eder
(2
\ Eskian byk
dnrlerinde, hristiyanln btn esasl doktrinlerini bulur; Tanr, Teslis,
Cisimleme (l'Incamation), ve, mrik Eskiala ncil arasnda olan mesafe, ona,
Eski Ahid ile Yeni Ahid arasndaki mesafeden daha kk grnr. Ona gre,
Yunan felsefesinin Ben srail'in kutsal kitaplarndan stn olduu yer, zellikle
etik alandr. Eer byle ise, sa zamanna yetimediler diye, mrik dnrlere
ebed mutluluu niye lyk grmemeli? ncil, tabi ahlk kanununun bir
slahndan, legis naturalis reforma no dm baka bir ey midir? Hayatlar ve
doktrinleri tamamyle ncile ve havarilere yaraan bir mkemmellik gsteren ve
aa yukar hibir noktada Hristiyan dininden ayrlmyan adamlarla m
cehennemi dolduraca?
7 {3
\
Abaelardus, Yunan filozoflarnda, Teslis gibi doktrinleri bulmay nasl
baaryor? Bu, ona gre, ahsn, tanrsal Varln sfatna {proprieta- tes
non essentice) indirgenmesi sayesinde oluyor: kudret, bilgelik ve iyilik. Bu
hassa, diyor W, yani kadir olmak, bilmek ve istemek, ayr iken hibir ey
deillerdir, fakat birleice, eh yksek mkemmellii \toa perfeco boni)
olutururlar. Teslis istediini yapabilen ve en iyi olduunu bildii eyi
1

(1) Hem de Organondm De interpretationc ile Kategoriler'den baka bir ey bilini
yor.
(2) Theologia ehristiana, k. II. Quae ex philosophis collegi tesiimonia non ex eorurn
scripiis, quae nunguam foriasse vidi, imo ex UbrisB. Augustini collegi.
(3) Theologia ehristiana, k. II.
(4) Ayn eser, Bak. 32.
ABAELARDUS
157
isti yen Varlktr. lhiyat bakmndan bu Roscelin'in triteizmine ( tannc-
lk) zt bir rafzlik olan monizmdir. Metafizik bakmndan bu, kuvvet ve
dncenin ayn birer z olduunu inkr eden ve bunlarn irade'de birletiklerini
syliyen somut spiritalizmdir.
Din heyecan zamanlan, ahlkll dindarlkla ahlk lhi yatla
kartrd halde aydnlk ve pheci devirler, bunlar birbirinden ayrmaya
doru gider. u halde dogmatikten ayn bir ahlkn ilk kez meydana kmas
nemli bir almettir. Lavardin'li Hildebert'in, Cicero ve Seneca'dan taklide-
dilmi halka mahsus ahlk Moralis philosophia's bu trdendir; Abaelar-
dus'un ok daha derin ve daha bilimsel kitab, Scito te ipsum u zellikle bu
trdendir.
Bu, Abaelardus'un, bizim aynlk yanls ahlklanmzm yaptklan ekilde
ahlk ontolojiden ayrmak istemesi demek deildir. Fakat ahlk kanunu
kendisine tbi kld on (varlk), artk Latin Babalarnn tanrlatrlm keyif ve
hevesleri deildir. Tanr, en yksek derecede iyi ve mkemmel
Varlk olduundan btn hareketleri zorunludur; nk bir eyin yaplmasnn
iyi olduu yerde, o eyin yaplmamas ktdr, ve akim emrettiini yapmyan
kimse onun yasak ettiini yapan kimseden daha az kabahatli deildir. Ve nasl
Tanrnn hareketlerini akl belirliyorsa, biz yaratlmlarn fiillerimizi de tanrsal
irade belirler. Taun mutlak neden, bizim hayat, hareket ve var olmay u
halde ayn zamanda kudret ve iradeyi kendisinden aldmz Varlk
olduundan bir anlamda bundan Tannnn bizim her trl hareketlerimizin de
faili olduu ve bize yaptrd eyleri yapann kendisi olduu (quod nos facere facit)
fi) sonucu kar.
Ktlk eilimi gnah deildir, ama her erdem bir sava olduu ve her
sava bir dman gerektirdii iin, erdemin artdr. Gnah olan fiilin kendisi
deildir gnah n madde's\ deildir, fiilin kendisinin bununla ilgisi yoktur.
Gnah fiilin/brmunda, yani emreden iradede bulunur. Gnah olan ne ktlk
eilimidir ne fiilin kendisidir, kt bir arzuyu tatmin etmek, bir tutkuyu
drynrrml' hususundaki tamamyle kararlatrlm niyet*tir. Bundan, kt bit
hareken* raz olduktan sonra onu ilemeye herhangi bir nedenle frsat bulamyae
hr adamn onu ilemi kadar kabahatli olduu sonucu kar. Niyet ful kadar
cezaya lyktr ve ktl yapmaya raz olan kimse, artk ktlk yapmtr. En
byk Hkimin bakt ey, grn ve iin d deil, fakat ruhudur. Arzu ile
ona kendini brakmak niyetini, tabi eilimle onun arkasndan gitmek iradesini
birbirinden ayrmakla, Abaelardus, insann hayatn devaml bir gnah gibi gren
bir pesimizmin ifratlarm reddetmi olu
(1) Kr. Geulincx'in Etik' (54).
158
ORTAA FELSEFES
yor; d fiilin nemsiz olduunu sylemekle, Katolik ahlknn gittike artan
ekilciliini (le formalisme) mahkm ediyor. Konseptalist teoride, Ortaada
Aristotelesin etkisinin ilk izlerini bulduk; Abaelardus'un ahlknn hatrlatt
ey, gene Aristoteles ve onun doru-orta ahlkdr.
Bu kudretli zihnin etkisi Chartresl Bemard'da ve Thierryde d) Bemard
Silvestrisde O), Philosophia minr'unda fb hogrszle kar isyan eden
Paris'in bilgin profesr Conches'lu Guillaume'da W, Poitiers piskoposu Gilbert
de la Porree'de K)
s
chartres piskoposu Salisbury'li lean'da K ve dman Flugues
de Saint-Victor'da bile grnmektedir. Bemard, Gilbert'in tan- ntanmaz (athee)
olduunu sylyor. nk o, Tanr le tanrl (la deite), en yksek varln
ahsiyle zn birbirinden ayrmaktadr; hayat yaratan ve veren tanrsal Ruh,
Salisbury'li Jean Polycraticus'unda O) diyor, yalnz insan ruhunu deil, fakat
evrende her yarat doldurur... nk, Tanrnn dnda yaratn cevheri
yoktur ve eya ancak tanrsal ze itirak etmek itibariyle vardr. Her yerde hazr
olmasyle Tanr, yaratn kuatr, ona nfuz eder ve onu kendi kendisiyle
doldurur. Btn eyler, en kkleri bile, Tanry gsterir, fakat herbiri onu
kendine gre gsterir Gnein nasl safirde baka, gk yakutta baka ve san
yakutta baka ise, bunun gibi Taun da, yaratklarn eitli snflarnda, sonsuz
deiik ekillerde kendini gsterir.
ekil bakmndan ayn liberalizm ve esas bakmndan, henz bilinsiz olan
ve en saf din hisle birleen, ayn monist eilim, Ortaan byk mistiklerinin
birincisinde, Hugues de Saint-Victor'da grlmektedir.
35, Hugues de Saint-Victor
Hugues de Blankeburg Paris'te Saint-Victor rahibi <' 1 ry nl
adann en belirgin ekilde kart olarak grnmektedir. Abaelardus
(!) Brctanya asll iki karde, Thicrry, Heptaleuchon veya yedi liberal sanat kitabnn,
lemin yaratlmas (ia Genie) hakknda bir yorumun (paralan Haurcau tarafndan
yaymlanmtr) yazandr.
(2) De Mimdi universitate ive Megacosmus et Microcosmus, C. S. Barach tarafndan
yay., 1876.
(3) Phii, minr., I, 23.
(4) Mogne de naluris philosophia. Pragmaticon Phiiosophoe, vb. Philosophia
minr.
(5) Porretanus, l I54te ld. Corrm. in Boeth, de Trin. De sexprencipiis.
(6) 1180'de ld. Opera, bas. Gilcs, 5 c., Qxf., 1848.
(7) Polycraticus, k. I, 5; 111,1; VII, 17.
(8) Saksonya'l asil. Opera, Vedcnik, 1588; Roma, 1648 ve Mignc koleksionu (c.
175-177).
HUGUES DE SANT-VCTOR 159
Franszdr; aklk, kesinlik, ekil mkemmellii tutkusuna sahiptir; inanc zek
iidir; tanrs mantktr. Hugues, Cermen aslndandr. Grev bakmndan
olduu kadar zevk bakmndan da Abaelardusun dehasnn ald parlak
sahneden uzakta, yalnzlnn derinliinde kendim incelemeye, dnceye,
temaaya veriyor. Abaelardus'dan daha az bamsz olmyan Hugues,
dnceden ziyade duygusuyle byle oluyor ve, usta diyalektiki olmakla
beraber, Okulun ekilci (formaliste) rasyonalizminden nefret ediyor. Fakat,
liberallii Abaelardus'nunkinden derin bir surette farkl olduu halde, gene
onunkine benzer sonulara varyor. Rasyonalizm ve mistikliin her ikisi de
monist birlie doru gider. Ortaada mistikliin dogma zerinde akl eletiri
kadar tehlikeli ve rtc bir etki yapmas bundandr; Fransa'da mistikliin ve
panteizmin ayn anlama gelen kelimeler saylmas da bundandr d).
HgueOii gr, zellikle temel eseri olan De sacrementis christia- nae
jidc de onuyu kt ekilde, insan cretiyle artr. Mutlak bir Ortodoksluk,
ona ne kurtulu (le salt) iin zorunlu, ne de hatt mmkn grnyor. Ona g
e, ortumu hakknda ayn fikirde olmadan, dogmalarn doruluu hakknda 1
umumiyle ayn fikirde olunabilir ve inancn birlii, asla inan lakkndaki
grlerin ayn olmasn gerektirmez O), Tanrnn her trl insan tasavvurun un
dnda kalmas, Tanr hakkndaki fikirlerin birbirine benzemesini daha az
mmkn klyor. Bu, mistikliin ayrdedici bir niteliidir ve onu, Anselnus un
rasyonalizminden deilse bile, Abaelardus'unkinden esasl bir surette ayrr.
Birincisiyle beraber Teslisin, en yksek kudret (Baba), en yksek zek (Oul)
veya Haber verici (Revelateur) ve en yksek iyilikten (Kutsal Ruh) baka bir ey
olmadn ve Tanrnn mutlak akmln iln ediyor.
Taun yalnz anlalrst (surintelligible) deildir, fakat biz onu benzetme
yolu ile bile dnemeyiz. Gerekten Tanrya benziyen ne vardr? Yer? Gk?
Ruh (lesprit)? Nefis (lme)? Bunlardan hibiri Tanr deildir. Belki yle
diyeceksiniz: biliyorum M bunlar Tanr deillerdir; ama aralarnda baz
benzerlikler vardr ve bylece onu gstermeye yanyabilirler. Bu, bir ruh
hakknda bir fikir vermek iin, bana bir cisim gstermenize benzer. rnek
phesiz kt seilmitir, ama yine de bir ruhla bir cisim arasndaki mesafe,
Tanr ile bir ruh arasndaki mesafeden daha azdr. Birbirlerine en zt yaratlm
eyler, yaratanla yaratlandan daha az birbirlerinden farkldrlar. Ancak
1 2

(1) Kr., s. 57-58. Harrison, Les Oeuvres de Hugues de Saint-Victor, Essai crique,
1886. A. Mignon, Les origines de la scolastique et Hugues de Saint-Victor, 2 c., 1875.
(2) De Sacramentis, k. I, s. X, b. 6.
160 ORTAA FELSEFES
inan iin var olan Tanry anlamak u halde imknszdr 0). Srf diyalektiki
Abaelardus iin, anlalmyan bir Tanr imknsz bir Tanrdr; sezii bir zihin ve
mistik metafiziki olan Hugues iin o, bundan dolay, en yksek varlk olmaktan
geri kalmaz.
Augustinus'tan beri ilk olarak Hugues psikolojiye cidd bir zen gsteriyor.
Bu alanda, animizmin samim taraftandr. Ona gre, vcut ve ruh, mutlak bir
ekilde birbirlerine kart olmakszn, farkl zlerdir, nk aralarnda ift bir
birleme noktas vardr: bir yandan, deyim yerindeyse, ruhun ci- simsel eleman
olan hayalgc, br yandan vcudun ruhan eleman gibi olan duyarlk. Ruhun
esasl kuvveti vardr: tabi kuvvet, hayat kuvvet ve hayvan kuvvet. Tabi
kuvvetin merkezi karacierdir; orada kam ve dier svlar hazrlar ve
toplardamarlar aracdyle btn vcuda datr. Sra ile itah verici, tutucu,
dar atc ve datc olan bu kuvvet btn hayvanlarda mterektir. Kalpte
bulunan hayat kuvvet, nefes alma fiilinde kendini gsterir. Alman hava
vastasyle kan temizler ve onu atardamarlarda dolatrr. Nihayet hayat sy (la
chaleur vitale) douran odur (
2
l Merkezi beyin olan hayvan veya psiik kuvvet,
duyumu, hareketi, dnceyi dourur. Ruhun bu grnlerinin herbirinin organ
olarak, beyinde ..ayr birer blge vardr. Duyum bu organn n ksmna, hareket
arka ksmna, dnce orta ksmna baldr. Birbirinden ayn iki ruh, csimsel
hayatn prensibi olan bir duyulu ruh (me sensitive) ve dncenin prensibi olan
bir zeki ruh (me intelligen- te) yoktur. Nefis (l'me) fanima] ve ruh (animus ive
spiritus) bir ve ayn prensiptir. Ruh yalnz bana ve vcuttan ayn olarak dnlen bu
prensiptir; nefis, vcudu canlandran ey olarak yine bu prensiptir
Yazann gr ne kadar dalist olursa olsun, De anima'nn bu satrlarnda
ift cevherci spiritalizmin bo ve ksr aynmlannm zdd olan bir realite duygusu
vardr; ve Didascalica'smda W, kendine gre, bitkiden insana kadar psiik hayatn art
arda ilerlemelerini anlatt vakit, evrimcilii (fevo- lutionnisme) ve
karlatrmal psikolojiyi mjdelemi gibi oluyor.
1 2 3 4

(1) De sacramentis, k. I, k. X, f. 6.
(2) Hguesn kan dolam ve toplardamar kaniyle atardamar kan arasndaki farka ait
belirsiz bir fikri vardr. Esasen hayat svnn ilk hazrlanmasn karaciere ykler
grnyor.
(3) De anima, II, 4: Unus idemque spiritus ad seipsum dicitur spiritus, et ad corpus
anima. Spiritus est in quantum est rdtione proedita substantia; amma in quantum esi vila
corporis... Non duae animae, sensualis et rationalis, sed ma eademque anima et in etmi
ipsa vivit per intellectum, et corpus sensificat per sensum.
(4) Eruditio didascalica (Migne kol., c. 176).
SERBEST DNCENN LERLEMES
36. Serbest dncenin ilerlemesi
161
Huguesun rencisi, Saint-Victor manastrnn ba rahibi, skoyal
Richard ), De Trinitate'sinde, ayn derecede serbest inceleme zihniyetini
tayan bir din felsefe sisteminin taslan izdi. u anlaml satrlara bakarak, bu
konuda bir hkm verebiliriz: Yalnz bir Tanr olduunu, bu varlklarn
Varlnn cevherce bir, ahsa olduunu; tanrsal ahslarn ayrde- dici bir
zellikle birbirlerinden ayrldklarn; bu ahsn tanr olmadn, fakat
yalnz bir Tanr olduklarm ok defa okudum, diye yazyor Richard. Btn
bunlar sk sk sylenir ve okunur; ama bunun nasl kantlandn herhangi bir
yerde okumu olduumu hatrlamyorum. Bu konularda otoriteler pek boldur,
fakat hi de bol olmyan ey ispatlar, kantlar, nedenlerdir. u halde sistemi
stne kurmak iin, salam, sarslmaz, phenin eriemiyece- i bir temel
bulmak gerekir (
2
h
Teslis dogmas iin Richard bu temeli, kendi kendine zorunlu olarak bir
obje veren tanrsal sevgi fikrinde bulur. Fakat bu ispat hi de ona yeter
grnmez ve De Trinitate'si Abaelardus zihniyetiyle dnlm olduu halde,
De contemplatione's aka Huguesun fikirlerini kabul eder. Muhakeme ile
Tanrya varmaktan vazgeerek, dnce yerine duyguyu koyar ve ruhun Tanrya
doru mistik ykseliinde alt derece ayrr. Yksek derecelerde, ruh genilemi,
kendi kendinin stne km, kendi kendinden koparlm, kendi kendinden
kurtulmutur (dilatatio, sublevatio, alienatio, exces- sus). Her halkrda, o,
mistik veya rasyonalist olsun, bir tr yeni-platoncu emanitizmi ve tabiatla ltfn
(la grce) zdeliini kabul eder.
Esasen ortodoks olan Alain de Lle $), dogmatik sistemi sadece matematik
bir metotla kurmak ister ve her eyin Tanrda olduu ve Tanrnn her eyde
olduu sonucuna vanr.
Melunlu Robert <
4
) tehlikeli almet!, eventus qui secundum rertm.
naturam contingunt et eventus qui contingunt secundum Dei potentiam qu- ae
supra rerum naturam est (tabiata uygun olarak meydana gelen olaylarla tabiatn
stnde bulunan Tanrnn kudretine uygun olarak meydana gelen olaylar)
birbirinden ayryor. te yandan Kiliseye ve onun dogmalarna sa-
1 2 3 4

(1) 1174e ld. Opera, Venedik, 1506; Paris, 1518. '
(2) K. I, bl. 5-6.
(3) Alanus ab insulis, Pariste prof., 1203te ld. Opera, bas. de Visch,
Anvers.
(4) 1173te ld. Summa Theologiae (Haureau, sz geen eser, I, s. 322 ve
d.).
162 ORTAA FELSEFES
mim olarak kendini vermi olan Robert, daha imdiden onu tehdit eden ra- fzlie
kar onun koruyuculuunu yapyor. Bu olay eyann tabi akna aykr olduu
iin diyor, Isa'nn mucizeli bir ekilde dnyaya geldiini inkr eden kimseler
vardr. Fakat tabiat yaratan Tanr, onun stnde deil midir, ve onun her
zamanki akm deitirmeye kudreti yok mudur? Bu pheciler bize Adem'in ve
Havva'nn douunu aklasnlar! Protoplasmalar dnyev annesiz
doabildikleri gibi Isa da nsan babasz dnyaya gelebilmitir
Bu hristiyan felsefesi denemelerine Ingiliz Robert Pulieyrun
(1
l Sekiz
hikmetler kitab ve Novaral yahut Lombardia'l Pierre'in ister sen- tentiarum) Ol
Drt hikmetler kitab gelip katlyor. Baars az zamanda Pulleyn'inkini glgede
brakan Lombardia'l Pierre'in esen tan bir dogmatik tekil eder. Orada Okul
tartmalarnn budalaca gururunu gsteren, fakat ksmen Kilise vesayetinden bkan
dncenin ilerlemelerini meydana karan birok sorunun anlatld grlr:
Tannnn nceden biliim (la presci- ence divine) zgr yaratma ile nasl
uzlatrmak? (Eer Tanr yaratacan nceden grmse, herhalde onu
yaratmas gerekmiti; yleyse yaratma zgr bir hareket deildi. Eer Tanr onu
nceden grmemise, onun sonsuz bilgisi ne olur?). Yaratmadan nce Tanr nerede
idi? (Gkte olamazd, nk gk de yaratlmtr). Tanr eya ve olaylar
olduundan daha iyi yapabilir miydi? Gn yaratlmasndan nce melekler nerede
idiler?
1
Melekler gnah iliyebilirler mi? Onlarn vcutlar var m? Tanr ve
melekler insanlara ne ekilde grnrler? eytanlar insanlarn iine nasl girerler?
Yeryzne geldii vakit dem'in boyu ne kadard? Niin Havva, dem'in
vcudunun baka bir tarafndan deil de bir kemiinden karld
9
Niin o, Adem
uyurken yaratld? Eer gnah ilememi olsayd insan lmsz olacak myd?
Ve bu takdirde insanlar nasl oalacaklard? ocuklar yetimi insan olarak m
dnyaya geleceklerdi? Niin insan ekline giren Ouldur? Baba ve Kustal Ruh
insan ekline giremezler miydi? Tanr, bir erkekte tecessm ettii gibi bir kadn
ekline de girebilir miydi?. Sonsuz olarak oalan bu nasl ve mm'lerde, ocua
zg olan sf merak, sevimli tecesss, ama ayn zamanda, imdiden
olgunlamann ve hemen hemen zgrln kazanm bir dncenin pheye
yer brakmyan almetleri vardr.
Mistik dindarlk, Hikmetler'de diyalektiin inceliklerine kar yeni bir
antipati kayna buldu. O, sistemli ilahiyat gittike brakarak, pratik
Hristiyanla, vaaza, inanc kuvvetlendiren kitaplarn yazlmasna kendini veri
* 2 *

ri) 1154'te ld.
(2) Paris piskoposu, 1164te ld. Libri quatuor sentemiarum (Venedik, 1477; Ba-
sel, 1516, vb. basm lan).
SERBEST DNCENN LERLEMES 163
yor, ve hikmetler stad (Magister sententiarum), Melunlu Robert kadar
sadakatle Kiliseye hizmet etliini ileri srd halde, 1180'e dora len Gaut-
hier de Saint Victor, Lombardialy v rencisi Poitiers'li Pierre'i, Gilbert de la
Porreeyi ve Abaelardus'u, ilerinde yolunu kaybetmekten saknmak gereken,
Fransa'nn drt labirenti (yollan kan k bina) olarak iln ediyor 0). Fakat bu
direnmeler rafzlii gelitirmekten baka bir eye yaramyorlar. Artk, yalnz
tannsal iradenin sonulanyle tabiatn sonulann deil, felsef hakikatle din
hakikati de birbirinden aymyorlar. Bir, eyin din bakmndan doru olmad
halde felsefede doru olabileceini ve vice versa kabul etmeye balyorlar.
Kilisenin yanlabileceinden, inanla bilim, ilhiyatla felsefe arasnda bir
bozumann mmkn olduundan belirsiz olarak phe ediliyor.
Daha imdiden, Arap panteizminin etkisi altnda, itiraz seven baz
zihinler, immaenee > felsefesinin tarafn tutmaya cesaret ediyorlar. Onlar
iin, Teslisin alisi, ya Sonsuz Varln art arda grnne, ya da
Tanrnn insan nosyonunun gelimesinde ayr dereceye indirgeniyor. Baba,
Eski Ahdn Tanrs, gkte yerlemi olan Tanrdr, Oul, Yeni Ahd'in Tanrs,
kendisini insanlktan ayran uurumu aan Tanrdr, Kutsal Ruh gelecein
Tanrs, evrensel ve her yerde hazr Varlk olarak dnlen hakik Tanrdr.
Tanr he eydir ve her eyden her eyi meydana getirir. u halde, o, takdis
edilmi ekmekte olduu kadar, her gnk ekmekte de bulunur. Onun Ruhu, pes
gam heri erin, havarilerin ve Babalarn azyle olduu gibi, Yunanistann byk
adamlarnn azyle de konuur. yi vicdandan baka gk, vicdan azabndan
baka cehennem yoktur ve azizlere (saints) ibadet, putlara tapmaktr.
Toumay'ii Smon, Amaury de Bene, Dinantl David ^ tarafndan ustalkla
okutulan bu doktrinler, rahipler snf ve lik toplum arasnda arabuk yaylyor
ve 120e doru, gizli olmakla beraber, gelenein yksek otoritesine kar
mthi bir muhalefet tekil ediyor. Birlii cidd olarak tehlikeye den Kilise,
birok rafzleri atee atmak ve Dinanfl David'in inkrlarna kaynaklk etmi
olmakla sulandrd Aristoteles'in Fizik
1
ini aforoz etmekle tehlikenin nne
geebildi (1209).
1 2

(1) Du Botlay, Historia universilatis Parisiensis, c. I, s. 404.
(2) Anaury'nin Ve David'in panteist rafzlii hakknda, bak. Ch. Schmidt,
Histoire et doctrine de la seete des Cathares, 2 c., Paris, 1849. Jundt, Histoire du
pantheisme popu- laire au moyen ge, 1875. Jourdain, Memoire sur les sources
philosophiques des hiriti- ers d"Amaury de Chartres et de David de Dinan. Memoires de
l'Inslitut imperial de France, 1870. Preger, Geschichte der deuschen Myslik des
1874.
kinci dnem
Peripatetisyen skolastik zaman
A. YARI REALST PERPATETZM
37 Aristoteles felsefesinin artan etkisi W
Platoncu realizm ile katolik sistemi arasndaki yaknlk zerinde srar
etmitik. Platonculukta olduu gibi katoliklikte de, Platonun Devleti'nde olduu
gibi Kilisede de, evrensel, bireylerin stnde yer alr; paralardan nce gelen,
onlara hkim olan, onlar yutan btndr, en yksek realite de'dir. mdi bir
devrin felsefesi, onu ayrdeden zihniyetin glgesidir: u halde katolikliin
kahramanlk zamanlarna, Hal seferlerini yapan ve Gotik katedralleri ina eden
inan yzyllarna, esasnda idealist, platoncu, augus- tinusu bir felsefenin
karlk olmas gerekirdi. Scotus Eriugena ve Ansel- mus bunun byk
temsilcileridir. Fakat daha onlarn yazlarnda ve, daha fazla olarak, XII yzyl
doktorlarnda, felsefelerinin ve ilahiyatlarnn grnteki uygunluu altnda,
ztlklar, aykrlklar, uygunsuzluklar bulunur. Scotus monizme ve Champeauxlu
Guillaume aynlk felsefesine; Abaelar- dus, determinizme; Alain, Gilbert,
Amaury de Bene panteizme varyorlar. Devrin skolastikleri, bu hususta onlara
inanmak gerekirse, aklla dogma arasnda uygunluk olduuna tamamyle kanaat
getirmilerdir ve felsefeleri ancak bu uygunluun bir ispat ve inancn
doruluunu gsteren bir ey olmak ister. Fakat, 1200 ylndan balyarak bu
kannn biroklarnda sarslm olduu muhakkaktr. Oysa skolastiin, felsef
hakikatle din hakikati birbirinden ayrmas, kendi hayatna son vererek, o vakte
kadar birletirmek iddiasnda bulunduu birbirine ay kn unsurlar arasnda
blnp dalmas demektir. Daha henz gelimesinin en yksek noktasna
varmadan, skolastik, kme almetleri gsteriyor. Yaamakta devam etmesi in,
gl bir drtye muhtat; deta yeni bir zn ona dandan verilmesi
gerekiyordu, bunu Aristotelesten ald.
XIII. yzyln banda, hristiyan Avrupa, Aristoteles hakknda, Boeti-
1

(1) A. Jourdain, Recherches critiques sur Vge et Vorigine des traductions latines
d'Aristote, Paris, 1819; 2. bas., 1843. Wemcr, Die Theologie des spaeteren Mittelaters,
1881,4 c.
ARSTOTELES FELSEFESNN ARTAN.ETKS 165
us'a ait olduu sylenen latince evirisiyle, henz Organon'un bir ksmndan
baka bir ey bilmiyordu. Bu devirden balyarak iler abuk deiti. 1250'ye
dora, Lincoln piskoposu Robert, Nikomakhos Etik'ini latinceye eviriyor.
Dominiken (Dominicus tarikatndan) Byk Albert ve Aquinolu Thomas,
Stageiral hakknda deerli yorumlar yazyorlar ve her ekilde, eserlerinin
evrilmesini tevik ediyorlar. nce sylediimiz gibi ), onun fizik ve ontolojiye
ait yazlarnn bilgisini, hristiyan Ortaa, her eyden nce Araplara ve onlann
Yahudi evirmenlerine borludur. IX. yzyldan XII. yzyla kadar, doktorlan
onu yorumluyorlar ve gerek szl okutma ile, gerek yazlanyle, peripatetisyen
felsefesi zevkini uzaklara yayyorlar. Edeb bilimlerin dostu olan hkmdarlar,
Sicilya kral II. Ruggero, mparator II. Friedrich, Yahudi ve Mslman
bilginleri yanlarna aryorlar ve Aristoteles yorumcularna, Bologna, Paris,
Oxford niversitelerine balad k an latince evirilerini yaptryorlar. Binlerce
renci, bylece onun doktrinlerine alyor. Aristoteles, yalnz mantk olarak
biliniyordu ve de ancak ok eksik olarak biliniyordu. Bundan sonra fiziki,
metafiziki, ahlk Aristoteles tannm oldu. -
Aristoteles bir yenilikti ve Kilise, muhafazakr sistemi dolaysyle, onunla
savamalyd. O hem mrik olarak, hem yalanc peygamberin tilmizlerinin
himaye ettii kimse olarak, hristiyanla aykr (antichretiennes) eilimlerin
timsali deil miydi? O, Dinant'l David ve arkadalarnn rafz- liklerinin ksmen
kayna deil miydi? Bunun iin Kilise, Aristoteles'in fizie ait yazlarn
1209'da ve Metafizik!ini 1215'te mahkm etti. Ama yava yava fikrini
deitirdi. Yzyln ortasndan balyarak Pariste Aristoteles'e ait herkese ak
dersler yaplmasna raz oldu ve elli sene sonra Stageiral, Kilisenin,
rafzliinden phe ettirmeden, fikirlerinin aksini sylemek imknsz olan resm
filozofu olmutu: Praecursor Christi in rebus naturali- bus, sicut Joannes
Baptista in rebus gratuitis (Joannes Baptista ltfa aif eylerde olduu gibi,
tabiata ait eylerde sa'nn selefi). Bu reaksiyonda tabi ol- myan hibir ey
yoktur. phesiz Aristoteles mrikti ve bundan dolay inancn dman idi; ama
eer, buna- ramen, doktrini Incil'e uygunsa, bu, sa'nn erefine sadece daha ok
yardm ederdi. Esasen o, evrenden ayr bir Taun olduunu sylyordu ve yalnz
bu bile, Platon'un adn benimsiyen panteist rafzlikle dolup tat srada,
Kilisenin sempatisini kendisine kazandrmaya yeterdi.
Dahas var. Aristoteles Kiliseye, baz artlar altnda kendine mal etmekte en
byk menfaati olan bir sistem veriyordu. imdiden tabiat kavramna allmt.
Tanrnn ve iradesinin sonulannn yannda, tabiattan ve tabiatn akndan
bahsediliyordu. Hristiyan dncesi geliirken, bilimin bu esasl
1

(1) Bak. 32 ve 43.
166
ORTAA FELSEFES
noktasna dnmemezlik edemezdi ve dier taraftan Kilise, Avrupa devletlerinin
kurulmasna engel olamad gibi, buna da kar duramazd. Bu devletleri
ortadan kaldramadndan, onlar kendisine tbi klmt; tabiat kavramn
kknden koparp atamaynca, onu kendine tbi klmas lzmd. mdi, bu i iin,
Aristoteles felsefesi onun fevkalde iine yaryordu. Aristoteles'te tabiat,
Tanrnn ve u halde Kilisenin ayn zamanda temeli ve ats olduu bir
mertebeler sistemi deil midir? Nadir olarak yanlm olan o hayran olunacak
kavrayla, Kilise, kendi kan iin kullanmak zere, Aristotelesi tand.
Fakat, peripatetisyen felsefe ile birlemenin ona salad en esasl fayda
udur: Aristoteles sistemi, insan aklnn tek hakik ifadesi olarak kabul edilince,
onun otoritesi pek tabi olarak serbest dncenin otoritesi yerine geiyordu. u
halde peripatetizmin kabul, gemitekinden daln iyi, skolastik felsefeyi kural
altna almak aresini Kiliseye veriyordu. Platoncu devirde, dnce bir dereceye
kadar serbestlikten istifade etti; onun gayesi dogma ile tabi akl arasndaki
uygunluu kantlamakt ve bu iin yaplmasnda, onun geni bir lde
rasyonalist olduunu grdk. Bundan sonra artk dogma ile akln uygunluunu
deil, Aristotelesin yazlarnn kelimeleriyle uygunluunu kantlamak sz
konusudur ve bu uygunluk kantland m, Aristoteles en yksek hakem, ve
sistemi, filozoflarn Ortodoksluunun resm ls olacaktr. Aristoteles, gene
akldr, ama disiplin altna alnm ve deimez bir kanuna indirgenmi bir
akldr. Kendi kendine braklnca akl, inanla uygunluu zorunlu bir ekilde
kesin olmyan, deien bir otoritedir. nselmusta uygunluk olan ey,
Abaelardusta, Gilberfte, Amauryde, Da- vidde uyumazlk idi. Ruh
hareketlidir, ihtillcidir, sz, en yksek derecede muhafazakrdr; Aristoteles'in
felsefesini benimsemekle, Kilise, dnrlerin en tannmm, dnceye zincir
vurmak iin kullanyordu.
Peripatetizmle birlemenin faydalarna, geri sonradan cidd tehlikeler
haline gelecek olan sakncalar da karyordu. Bir yandan, dogmann
doruluunu, Aristotelesle olan uygunluu ile kantlamakla, Aristoteles'in ve
felsefenin otoritesi, istenmiyerek, Kilisenin otoritesinin stne konulmu
oluyordu; br yandan, Stageiralnn etkisi, yeni ve Kilisenin otoritesine az
elverili olan bir unsuru skolastie sokuyordu: bilim zevki ve analiz zihniyeti.
38 XIXL yzyl Peripatetisyenleri
Kilisenin peripatetizme dnmesi, Anselmus ve Abaelardus'tan daha az
orijinal olan, ama bavurabildikleri daha bol kaynaklar sayesinde daha bilgin
olan birtakm dnrlerin eseridir. Bunlarn banda, Lombardial Pi-
167 XIII. YZYIL PERPATETSlYENLER
ene'in Hikmetler 7 ve Aristoteles'in De anima's hakkndaki yorumlan, kendisine
tra: eddemiyen doktor (docteur irrefragable) unvann kazandran Paris le
ilahiyat profesr ngiliz Halesli Alexander 0) gelir.
Adexander den daha az allme olmyan Paris piskoposu Auvergne'li Gu-
iilaume Aristoteles'ten esmlenmi birtakm kitaplar ve daha uzun soluklu bir
eser, allamece dzeni (l'appareil erudit), Stageiral hakkndaki Arap tefsirlerini
derinden bildiini gsteren bir tr metafizik olan De uriverso'yu yazyo. te
yadan, peripatetizme olan sempatisi, lemin ezeliliini inkr etmesine, > aoub
a, tamsal Hikmet'e ve ruhun lmezliine inanmasna engel olmuyor.
5dini Louspn oullannn hocas dominiken Vincent de Beauvais )
3
S] ir
ulum quaJm;dci naturale, morale et historiale sinde, peripatetizme ait bilgi ve
drence hzineleri yyor. Burada, Aristoteles'in hemen btn
yazlarn anyor ;e imdiden bir zafer edasyle logica vetus'a (eski mantk)
karlk o'i m *' a )gicatm (yeni mantk) sz ediyor. Skolastikleri uratran
byk sorun omaktan kmyan evrenseller sorununda, aka Lykei- onan
laafan uuy or ve Abaeardusla beraber yle diyor: universale in re (evensel
eyann iindedir;. Evrensel gerektir, hatt bireyselden daha gerektir, bucuua
beace bireyselden ayn olarak bulunmaz. Abaelardusda olduu gibi, \ mucfUi
metafiziinde de, evrensel ve bireysel artk soyut ve mekanik bi emade
birbirine katlm deillerdir, fakat bireyleme (indivi- iuaton,
i dCf UHi nai o) fikriyle birbirlerine balanm bulunurlar. Aristoteles'in
etkirinden gelen fikirler, bu skolastikte, yeni bir terminoloji meydana getiriyor.
Anmeteles ti esti's, rnein quiddi:as oluyor. Felsefe dili. Okul ar. I
amlad (Rnesans bu kmsemenin cn alacaktr) Cicero iuLumeu
oarana olarak geliiyor ve zenginleiyor.
Bir rculA '"han evrenseli bir realite sayd iin Yincent, universa-
m mctap/yc^u.'n ile unhenaie logicm u, yani tr oluturan bireylerde
gerekten turne! >pcefi4ue) tiple, bu tipe karlk olan ve dncenin bir
soyutlamak ndur oaka bu ey olmy m genel kavram birbirinden ayrmakla no-
minalizrn'e Joru nemli bir adm atm oluyor. Bu ayrma realizmin nominalim
isokmnejde yolunu deitirmesidir, k Champeaux'nun ve an- seln asrin
zmi, trsel tiple genel fikri tamamyie ayn ey sayar: bu
nen z o m dm a v,xu var saf nominalizm deildin nk nominalizm, obje
YY - m Ye cicmA universale me tap hy sicimi un mutlak inkndr.
A 10 >0 .c dku Samna wnve
r
s<je theologue, Venedik, 1576.
A A40 Oa am<i < oas. kuse Leferon, Orlcans, 1674. De Wulf, Augusti-
dvv ti vur n i f Mh t J KI I e S CL C, Rcvue neoscolasiique, 1901, s. 151 ve d.
Cnlutn docirinale, Strasb., 1473, Speculum quadruplex, vb.,
1623.
168
ORTAA FELSEFES
Daha nce ad gemi olan baka bir dominiken W Byk Albert (
2
\
Aristoteles'in eserlerinin ounu yorumluyor; yorulmaz bir gayretle onun
felsefesinin yaylmasna alyor ve tabiat bilimlerine olan ilgisiyle dikkati
ekiyor. Bu son bakmdan o, Roger Bacon'un, Raymundus Lullus'un ve bilimsel
rnesansn mjdecisidir. Peripatetizm ile ittifak kurmann Kilise iin tehlikeleri
buradan da aka grlyor.
Albert'den daha az allme ve tabiata daha az dkn, ama daha teorici olan
ve aziz Bonaventura adiyle tannan fransisken Johannes Fidanza (
3
), Aristoteles
ve Platon'u, akl felsefeyi ve temaac mistizmi, dindarlkla bilimi, ayn sevgide
topluyor ve bylece gittike birbirinden ayrlmak ve ayr bir hayat yaamak
istiyen iki unsuru ahsnda bartrm oluyor. Onu azizleri arasna koymakla,
Kilise, hizmetlerini takdir etti ve Okul kendisine docte- ur seraphigue unvann
verdi.
Nihayet iki tannm rakip, XIII. yzyln peripatetisyen pleiad'm (nl
yedi kiiden oluan heyet) tamamlamaya ve Kilise ile Lykeion arasndaki bu
uzlatrma iini tamamlamaya geliyorlar: dominiken Aquino'lu Thomas ve
fransisken Duns Scotus.
39 Aquinolu Thomas
Napoli krallnn soylu ailelerinden birinin olu olan Aquinolu Thomas
W, derebeyinin maceral hayatna, aratrma ve okumann sakin zevklerini tercih
ediyor ve babasnn kesin muhalefetine ramen, Donmcus tarikatna giriyor.
Paris'e gitmek zere talya topran terk edecei srada, kardeleri tarafndan
karlarak, babasnn atosunda tutsak olarak alkonuluyor. ki sene sonunda
kamay ve heyecanl rencisi olduu Byk Al- bert'in Kolonyada ayaklan
dibine oturmay baanyor ve ayn zamanda Aristoteles'i incelemek iin gnlnde
iddetli br istek duyuyor. Derhal btn almalan, Stageiral'nm felsefesini ve
zellikle, henz arapa evire-
1

(1) 37.
(2) Albert us Magnus, Bollsuedt kontu 1200' e doru Schwahcn'cie dodu;
Almanya'da tarikatnn bakan oldu, 1280' de Kln'de ld. Opera, bas. P. Jammy. Lyon,
1651 (21 c. in-fol.). D'Assailly, Albert-le-Grand, 1870.
(3) 1274' te ld. Lombar dia'hrun Hikmetleri zerine yorumladn Saint-Victor
mistikleri zihniyetinde dnlm bir I tiner ar ium menits in Deum un, vb. yazan; Stras- burg,
1482, Roma, 1588 ve d. vb. basurdan.
(4) Opera omnia, 1570 (18 c. in-fol.); Venedik, 1594; AnvcT, M, Paris, 1660; Ve- ,
nedik, 1787; Parma, 1852. Ch. Jordain, La philosophie de SMM Thomas J'Aquin, Paris,
1858. Chacheux, De la pldiosophie de sain Thomas, Paris, 1858. t\. W emer, Der ht -
ilie Thomas von Aquino, 3 c. 1858. Scrtillanges, Sain Thomas d'Aquin 2 c., 1910.
Unvan doctor angelicus, Okulun melei'dir.
AQUNO'LU THOMAS 169
ri zerinden yaplan latince evirilerinden baka bir ey bulunmyan Fizikim ve
Metafizik'ini hristiyan Batya tantmak amacn gdyor. Daha sonra
yarmadaya dnerek orada, 1274'te, henz 50 yanda iken lyor.
O, Aristotelesin metafiziine dair bir dizi kitap yazarak felsefeyi zen-
ginletinnitir (Opsula de materiae natura, de ente et essentia, de primi-- pis
naturae, de principio individuationis, de universalibus, vb.) ve S umma
theologiae'si, yava yava Lombardia'l Pierre'in Hikmetler'ini glgede
brakarak, Kilisenin dogmatik retiminin temeli olmutur.
Tomas felsefesinin, Lykeion'un doktrinlerini sadakatle tekrar etmekten
baka emdi yoktur ve esasndan ziyade onlara verdii yeni-latin (neolati- ne)
ekliyle ilgi ekicidir; nk felsefe dilimiz ksmen ondan gelmektedir.
Tam anlamyla felsefenin veya ilk felsefenin konusu, varlk olarak varlktr
(ens in quantum ens = to on e on). ki trl varlk (entia) vardr: gerekten z
olarak varolan varlklar {esse in re) ve dncenin soyutlamalarndan yahut
inkrlardan baka bir ey olmyan varlklar: fakirlik, krlk,
genellikle eksiklik gibi. Fakirlik, krlk, yoksunluk vardr; bunlar entia'n
(varlklar, onta) fakat essentiae (z, ousiai) deillerdir. zler, cevherler
veya tam anlamyle varlklar (essentiae, substantiae) da basit yahut saf zlere ve
form ve maddeden oluan zlere ayrlrlar. Ancak bir basit z veya saf form
vardr: bu, Tanrdr. Kalan her ey madde ve formdan olumutur.
Madde ve form, her ikisi de, varlklardr (entia); formun in actu (fiil,
halinde), maddenin ise, henz ancak in potentia (gizli g halinde) olma- syle
bunlar birbirlerinden ayrlrlar. Genel bir 'anlamda, olabilen, imkn halinde
bulunan her ey maddedir. Mmkn olan ey br cevher veya bir raz olduuna
gre, metafizik, materia ex qua aliguidfit (bir eyin kendisinden yapld
madde) (imkn halinde cevhersel varlk. rnek: insan menisi materia ex qua
homo fit dir (insann kendisinden yapld madde), yani imkn halinde br
insan'dr] ile materia in qua aliquid fif (bir eyin kendi iinde yapld madde)
[imkn halinde raz. rnek: insan materia in qua gignitur, intellectustuT
(iinde zeknn meydana geldii madde)] birbirinden ayrr. Materia ex qua,
kendiliinde (en so, bizatihen) mevcut deildir, materia in qua, bir lde
bamsz sje olarak vardr (subjectum) Form, bir eye varlk verendir Bir
ey,'bir cevher ya da bir raz olduuna gre, cevherse bir form yada nz bir
form karsndayz. Madde (esse in
1 2 3

(1) Opusculum de ente et
essentia.
(2) bak. nceki not.
(3) Opus de principiis
naturae.
170
ORTAA FELSEFES
potentia) ile formun (esse in actu) birlemesi generatio (ginesthai), bu da sra ile
cevhersel dou ya da na doutur. Btn formlar Tann mstesna madde ile
birleirler rada bireyselleirler ve cinsleri trleri bireyleri meydana getirirler
0).
Yalnz formlann Formu maddolmyarak kalr ve ne dosyam, ne bozulma
tanr. Bir form ne kadar ok mkemmellikten yoksunsa onu gerekletiren
bireyleri o kadar oaltmaya doru gider; ne kadar mkenane ise,
bireylemelerini o kadar az oaltr formlann Formu artk ay t birce i erden
oluan bir tr deildir, fakat sinesinde ahslar arasndaki rirkLnn om:o h.rhg
iinde durmakszn eridikleri biricik bir varlktr. Yalnz Ta m, >J, torm (ae~ t us
purs), maddesiz ve dolaysyle noksansz olduuna; r 'maca e henz olmyan
ev. yan, varlk eksiklii olduundan >. yulmc Tam; e; m v mkemmel ve tam
zeksdr ^ O mutlak hakikatti sahiptir, drik mm hk teki- kat'nr. Gerekten
al ika t dncenin objesiyle ugunnudt ~
T
; -.ida bu uygunluk, hibir
zaman aynlk olmakszn, az ve ya ,ok Y m bu 1 urum Tannda fikirler yalnz
eyay tam olarak tekrar etmekse i a m uzlar rizzat eyann kendisi'dirler. nsan
bakmndan, nce eya ou,/o \ -onra nsan orlan dnr; Tanr bakmndan
dnce, on lan dne.
:
ga , k vur dar ve onlan dndi gibi var olan
eyadan nce gelir. u halde m da dnce ile varlk arasnda fark yoktur; ve
bilgi ile objesinin aynl hakikin mevzuna getirdiinden, Tann hakikatin
kendisidir Onun hakikat tmrasmdm- var olduu sonucu kar; nk hakikatin
varln inkr etm.s. nin i m. kn yoktur; onu inkr edenler bile, hakl
olduklarn iddia ederler ve beyde e var olduunu onaylarlar O),
Tanrnn varlnn kantlanmas felsefenin birinci ve mdk rh i kr: ama
yaradamn balangta insanlara kendini b
;
id irmesi ,e Ira eu m udin: gstermesi
olmasayd, bu ii yapmak imknsz. hatt T ran limine v d,sekmek imknsz
olacakt. nsan zihninin abalam hakiki mo v.ae r.mtcceL halde olmas iin
Tanrnn bunu ona iaret etmesi yani m o i-mgtu insanla kendi tecellisini
gstermesi lzm geldi. Felsefe ;mcak um id o ecelcsiae (kilisenin hizmetisi) ve
Aristoteles bilim alannda sa'nn Habercisi olduu lde ancilla Arist.tcVs
(Aristoteles'in hizmetisi) olmak om v i e meru - dur. Tannmn Kilisesi, ba
dnyada her eyin kendisine doru emii gayedir.
Tabiat iinde her derecenin aadaki derecenin firara ve vakandaki
derecenin maddesi olduu bir aamalar dizisidir Cirimlerin a mahir dizisi insann
tabi hayatnda tamamlanr ve bu hava: da daha \ Iram br * a; ..im
1 2 3

(1) Ayn eser, b. 3 c.
(2) S umma theologiae, I sora 4.
(3) S umma heologiae, sora 2 m
ad. 1.
AQUNO*LU THOMAS 171
Kilisenin glgesinde gelien ve, tabi hayat dnyann ekmeiyle beslendii gibi,
onun kelm ve kutsal yinleriyle beslenen mnevi hayatn temeli ve deta
kuma olur. u halde tabiat dzeninin ltuf dzenine (regne de la grice), tabi
insann hristiyana, felsefenin ilahiyata, maddenin kutsal eye, devletin Kiliseye
ve imparatorun papaya oran, vastann gayeye, taslan tamamlanma,
potentia'nm (gizli g) actus'a. (fiil) oran gibidir B),
Tabiat ve ltuf dzenlerinin oluturduu evren, mmkn olan lemlerin en
iyisidir; nk Taun, sonsuz hikmetiyle lemlerin en iyisini dndnden, bu
hikmete kar gelmeden, daha az mkemmel bir lem yaratamazd.
Mkemmellii dnmek ve mkemmel olmyan bir lem yaratmak, Tan- n'da
bilmekle istemek arasnda, eyann ideal prensibi ile gerek prensibi arasnda bir
uygunsuzluk, inanca olduu kadar dnceye de aykr gelen bir uygunsuzluk
ierecekti. u halde tanrsal irade, kaytsz bir irade deildir ve Tanrnn
zgrl, arzu ve keyifle bir anlama gelmek yle dursun, zorunlulukla ayn
ey olur.
Aksi grnlere ramen, insan iradesi iin de sorun byledir. Nasl
zeknn kendi kendisi olmaktan kmadan uzaklaamyaca bir prensibi (akl)
varsa, bylece iradenin de zgr olmaktan kmadan aynlamyaca bir prensipi
vardr: iyi. rade zorunlu olarak iyiye doru gider; fakat ehvet ktye doru
gider ve bylece iradenin sonularn felce uratr. Kayna kaytsz zgrlk
veya seme zgrlnde deil, fakat ehvette olan gnah buradan gelir (
2
l
Keyf nceden takdir (predestination arbitraire) deil, ahlk nceden belirleme
(predetermination morale) vardr, nk bizzat Tamnn iradesi akla tbidir.
Tanry da kapsamna alnca, determinizm, Au- gustinus'un ilhiyatnda vicdan
inciten niteliini kaybediyor.
Thomasin sistemi, aym zamanda katolik metafiziinin gelimesinin en
yksek noktasn ve knn balangcn gsterir. Bu doktordan nce
skolastik felsefesi, bitkinlik almetleri gsteriyordu; onda, bu felsefe kalknyor
ve en tannm adlan glgede brakan bir parlaklkla parlyor. Kiliseye ve onun
menfaatlerine olan ball ile, katoliklie hizmet iin gsterdii felsef
yetenekle, dogma ile Aristoteles'in ahsnda cisimlemi felsef hakikatin tam
uygunluuna olan inancyle, Thomas, Augustinus ve Ansei- mus'dan sonra,
hristiyan dogmatizminin en mkemmel rneidir. Fakat ne kadar ateli olursa
olsun, inanc artk, el srlmemi kanlann tazeliine sa-
1 2

(1) Papann yksek yetkisini kabul eden bu doktrin gibelin (papalara kar Almanya
imparatorlarnn tarafn tutan) Dante Alighieride (1265-1321) belgatli bir dman
bulmakla gecikmedi. Bak. O/anam, Dante et laphilosophie du XUle siecle, Paris, 1845.
(2) S umma theologiae, quaest, 82. Contra gentiles, 111.
172 ORTAA FELSEFES
hip deildir, bu daha ziyade, istenen bir inantr, kendisine binlerce glk
karan dnce ile savaan eneji sahibi bir iradenin devaml abasdr. Thomas
devrinden balyarak, akl ve katolik inanc, resm ilhiyat ve felsefe birbirinden
ayrlyorlar ve karlkl prensip ve menfaatlerinin farkna varyorlar Daha uzun
zaman felsefe ilhiyata baml olacaktr; ama baml olmakla beraber, onun
bundan sonra ayr bir yaay, kendine zg bir faaliyet alan vardr.
Tam anlarruyle felsefenin bu meydana k, Thomas'm salnda kurulan
drt Paris Fakltesinin tekiliyle, deta resm onayn alm oluyor. Skolastiin
k bu tarihte balar. Bizzat ilhiyatlar ve onlarn banda Johannes Duns
Scotus, bunu hzlantrmak iini zerlerine alacaklardr.
40- Duns Scotus
Aziz Francesco tarikatnda rahip, Oxford'da ve Paris'te felsefe ve ilhiyat
profesr Johannes' Duns Scotus, skolastiklerin en alkan oldu. 34 yanda
ld halde (1308) 0), eserleri (in-folio) on iki cilt tekil etmektedir f
1 2
).
Felsefenin ilhiyattan ayr bilim olarak resmen tanndn imdi grdk.
Duns Scotus zamannda, yani, XIII. yzyln sonuna doru, bu o kadar byledir
ki felsefe imdiden ilhiyata cidd bir muhalefet gstermeye cesaret ediyor.
Gerekten diyor, aklnn tabi aralarla varamad bir bilimi, insann tabiatst
bir yolla elde etmek ihtiyacnda olup olmadn bilmek sorununda filozoflarla
ilhiyatlar baka baka fikirdedirler. Bylece yalnz ilhiyat olmyan bir
felsefenin varln deil, fakat bundan byle filozoflarla ilhiyatlar arasna
giren aykl da grm oluyor.
Duns Scotus, hakik skolastik olarak, iki taraf arasnda, orta bir yerde
bulunuyor. lhiyatlarla beraber bir vahyin zorunlu olduunu kabul edi
(1) Doduu yer gibi doduu tarih de tartma konusudur. Bu yer bazlarna gre
Northumberland'da Dunston, bazlarna gre, skoya'da Duns, baka bazlarna gre ise,
rlanda'da Dun'dur.
(2) Opera omnia, Lyon, 1639. Lombardia'l Pierre hakkndaki ok nemli yorumu
(Distinctiones in N libros sententiarum Opus Oxoniense), V.-X. ciltlerde bulunmaktadr.
Bak. Duns Scotus'un sistemi, Ritter, c. VIII ve Erdmann, c I. Seeberg, Die Theoiogie des
Duns Scotus, 1900. K. Wemer, Joh. Duns Scotus, 1881.
DUNSSCOTUS
173
yor; fakat, tabiatst vahiy olmakszn, insann, mutlak olarak, Tanr hakknda
hibir ey bilemiyeceini iddia etmekte, Augustinus'un haksz olduunu
filozoflarla beraber teslim ediyor, ilhiyatlarla beraber, Kutsal kitabn ve Kilise
doktrininin, felsef dncenin en yksek kurallar olduunu sylyor; ama br
taraftan, Kutsal kitabn otoritesine ve Kilise geleneine, ancak Kutsal kitabn ve
Kilisenin doktrinleri akla uygun olduu iin inanacak kadar filozof ve
rasyonalisttir. u halde, onun gznde en yksek otorite akldr ve kutsal
metinler, ona gre, ancak baka yerden gelen, artl, nisb bir otoriteye
sahiptirler. Bu maksatla, kendisinden nce hibir skolastiin yapmadn
yapyor: Kutsal metinlerin inanlmaya lyk olduunu kantlamaya alyor ve
kantlan seerken aka i kandan tercih ediyor (
l
\
Skolastik edebiyat daha iyi tannd zaman XIII. yzyldan XX. yzyla
kadar serbest dncenin ilerlemelerini abartmaya, genellikle olduundan daha
az eilim gsterilecektir. Yeni zamann inkrlarm Reformun hesabna
geirmek iddiasnda olan tarihiler, IX. yzylda katolik Scotus Eriu- gena'nn
ebed azab inkr ettiini, XII. yzylda katolik Abaelardus'un Yunan
filozoflarnn doktrinlerinin eski Ahit'inkilere stn olduunu sylediini, birok
katoliklerin, sa'nn tabiatst douuna ve yeniden diriliine inanmay
reddettiklerini; gene bu yzylda, yani Reform'dan iki yz yldan fazla nce ve
papaln en kudretli devrinde, Thomas ve Duns Scotus'un, byk diyalektik
zahmetlerle, vahyin zorunlu olduunu ve tanrsal Kelmn inanlmaya lyk
olduunu kantlamaya kendilerini mecbur grdklerini, nihayet, o kadar itaatli, o
kadar fedakr, o kadar ortodoks olan bu Kilise doktorlarnn, Hristiyanlk
inanlarna,. XVI. ve XVII. yzyl protestan ilhiya- tmm ancak pek nadir
rneklerim verdii bir dnce zgrl kattklarn bilmiyorlar veya bilmez
grnyorlar.
Thomist sistem panteizme yaklat gibi, Duns Scotus'un felsefesi de.
aka pelagusudur ve dominiken, bireysel zgrl Tanrnn en byk
erefine feda ettii halde; fransisken, bireyi ve irade zgrln, ltfn (la
grce) zararna olarak yceltmekle, Tanrya ayn derecede nemli bir hizmette
bulunduuna inanr..
Taun ve Kilise ile beraber, Duns Scotus, mensup olduu tarikata da hizmet
eder. Ortaan byk tarikatlan Protestanln teolojik partilerinin mjdeci
sidirler. Zamanmzda Roma Ortodoksluunun blnmez birliinde erimi olan
bu tarikatlar, bahsettiimiz devirde, yalnz pratik mahiyette sorunlarda deil,
fakat bize bugn hi de ikinci derecede grnmiyen doktrin
(1) D. S., In Magistrum sententiarum Procemium.
174 ORTAA FELSEFES
noktalarnda da birbirlerine kart idiler B). Skolastik iin, bu tarikatlar
arasndaki rekabet, birok kez, bir hayat unsuru oldu, Duns Scotusun ve seotisi-
lerin thomizme kar savalar, gerekte her ikisi de Kilise iinde hkim bir etki
yapmak istiyen iki gl din topluluun dellosudur, Bonaventura'dan
frasiskenlere aksetmi olan eref, Albert ve Thomasn dominiken adlarnn
parlakl ile glgede kalm oluyordu. Bu erefi kendi tarikatna vermekte byk
bir istek duyan Duns Scotus, thomizmm hatlar dedii eyi meydana karmaya
ve rtmeye alr. Tarikatnn tamamyle dogmatik ve retici olan devine
sadk kalan Thomas, inancn ve ltfn havarisi olmutu. Ayn ekilde tarikatnn
ruhunu, canl ve pratik dindarlk ruhunu alm olan Duns Scotus, iin, eserlerin,
insan zgrlnn havarisi oluyor ve ince doktor (docteur subtil) unvann hakl
karan bir derin grle Thomas
!
m eletirisine giriiyor.
Zihnin irade zerindeki stnln kabul eden thomist determinizm,
hakik katolik felsefesinin grnlerine sahiptir, radeyi mutlak bir prensibin
boyunduruu altnda eerek, bireyin gururunu ezer, kendi glerine olan
gvenini ykar ve ona hiliini gsterir. Ama, sistemin temellerini meydana
karnca, bunlarn pek salam olmadklar grlr. Gereklen, o, bir yandan
bizzat Tanry, iradesi zeknn esiri olan baml bir varlk yapyor br yandan,
bireyi aalamaktan daha fazlasn yapyor: onun cesaretini kryor, onu
mitsizlie yahut ahlk ilgisizlie dryor. Eer Klse bu sistemi kabul etse
idi, muhakkak ve arabuk erdemin mbedi ve azizlerin anas olmaktan kard.
u halde, zeknn stnlne (primat) kar iradenin stnln koymak O)
ve determinizmin yerine Aristoteles'in hakiki' felsefesini ve hakik dncesini:
tanrsal ve nsan zgrlk doktrinini geirmek gerekir. _
Hakik Tanry Fatumla veya yeni-platonculann yaratan tabiaf ile
kartrmadan, thomistlerle beraber, lemin, Tanrnn znn, zeksnn yahut
iradesinin zorunlu rn olduu kabul edilemez. Tanr zgr olarak lemi
yaratt. Onu yaratmyabilirdi. Kendisi tanrsal hareketlerin en yksek prensibi
olduundan, iradesi hibir yksek prensip tarafndan buna sevkedilme-
1 2

(1) imdi grld gibi, bu ekildedir ki zgrlk ve ltuf sorunlarnda, Thomas ve
dominikenler augusnusudurar. Duns Scotus ve fransiskenler pelagusudurlar, sonuncular
Immaculee conception (Meryem'in ilk gnahtan kurtulmu olan gebelii) tarafn tutarlar,
dierleri aksi taraf; birinciler sann kurban edilmesini, insanlarn gnahlar iin
lzumundan fazla bir karlk sayyorlar; kinciler bunda, Tanrnn bunu byle istedii iin
tam diye kabul ettii (acceptilatio), sadece nisb bir karlk gryorlar.
(2) Voluntas esi superior inlelleclu (irade zekdan stndr) [Opus oxoniense, II,
dist., 52]. Duns Scotus'un volontarizmimin Thomasn entelekalizm ne oran, Pratik
akln eletirisi kuntlnn, Saf akln eletirisi kantlma, Schopenhauer'm panteizminin,
Hegclin panlojizm'im oran gibidir.
DUNSSCOTUS 175
miti. lemin varl, zorunlu olmak yle dursun, Tanrnn zgr iradesinin
zgr sonucudur W u halde Abaelardus'un, Tanrnn ancak yarattn
yaratabileceini, ve yarattn zorunlu olarak yarattn iddia etmesi hakszdr
ve Thomas'n, lemin mmkn olan lemlerin zorunlu olarak en iyisi olduunu
sylemesi yanltr. Tanr, btn yaratabildiim ve yaratmasn bildiini
yaratmaz, yalnz varla armak istediini yaratr.
Her eyin ilk nedeni olan tanrsal irade, bundan dolay da yaratlm
zihinlerin en yksek kanunudur. yi, doru, ahlk kanun, ancak Tanr tarafndan
istenilmi olmak itibariyle mutlaktrlar, eer tanrsal iradeden bamsz olarak
mutlak olsa idiler, Tanr, kudretinde, kendine tbi olmyan bir kanun tarafndan
snrlanm bulunacandan, artk ne mutlak zgrlk, ne de dolaysyla en
yksek varlk olacakt. Gerekte, iyi, ancak Tanr onun byle olmasn istedii
iin iyidir (
2
b Mutlak zgrlnn sonucu olarak Tanr, Musa kanunu yerine
ncilinkini koyduu gibi, bizi bugn yneten ahlk kanun yerine yeni bir kanun
koyabilirdi; zellikle, iyi yolda olmaktan geri kalmakszn, bizi onu yerine
getirmekten bak tutabilirdi ve birok hallerde hakkaten bunu byle
yapmadm kim biliyor? lemin idaresinde olduu gibi yaratlmasnda da, o,
zgrlnden baka kural tanmaz. Ye o, isterse ahlk kanununun u veya bu
kuraln yerine getirmekten bizi bak tutmakta zgr olduu iindir k, Kilise
de baklklar vermek hakkna sahiptir. Btn eylerde olduu gibi bu noktada
da Tanr eer en yksek zgrlk deilse, Thomas'n istedii gibi, iradesi yksek
hikmeti tarafndan mutlak olarak belirlenen varlksa, balama hakk ne oluyor?.
Ve, Tanr gibi insan da zgrdr; Dme, zgrl ondan almamtr; o,formel
zgrle sahiptir, yani istiyebiir veya istemiyebilir, madd (matirielle)
zgrle sahiptir, yani A'y istiyebiir yahut B'yi istiyebiir (seme zgrl
yahut kaytsz zgrlk).
ri ...gusunuria ban .aban zt olan bu doktrinler, pelagusu eilimlerini
akmtthdi ve tevik ettii Kilisenin houna gitmemezlik edemezdi. Ama tanlar
bir
1
jhine saklyorlard ve Duns Scotus'u azizleri arasna koymam olan Kilise,
bam anlam grnyor. Bireysel zgrlk zerinde bu kadar ok srar ermeme,
ince doktor, yzyldan yzyla byyerek nihayet din vicdann serbestliini ve
Kilise geleneinin, inan ve bilim sorunlarnda en yksek otorite olmaktan
ktn iln edecek olan yeni bir prensip, otorite alev t inde bir g onaya
koymu oluyordu. Gene, Kilisenin bayra olan realist ve rasyonalist sisteme
sadk kaldn syliyerek vnmekle beraber, Das Scotus, evrenseller
konusunda nominalizme ve ampirizme yaklayor.
1 2

(1) Sz geen eser, k. 39,
soru 1.
(2) Ayn eser, dist., 44.
176
ORTAA FELSEFES
Aslnda btn sempatisi birey iindir, nk kendisi irade tarafm tutmaktadr ve
eer akl herkeste ortak ise, bireyi birey yapan iradedir. Bireyleme
('individuation) onun en sevdii problemdir. ada Gand'l Henri . Gcethals
hampeaux'lu Guillaume gibi, bireyletirici (individuateur) prensipte sadece bir
inkr grd ve Thomas bunu maddede (yokluk) bulduu halde, Duns Scotus
bunun pozitif prensip olduunu sylyor ve buna haecceitas adm veriyor. Birey,
ona gre, ikisi de pozitif ve gerek olan iki prensibin birlemesi sonucudur:
guidditas (evrensel veya ayn bir trn bireylerinde ortak olan tip) ve haecceitas,
bireysellik prensibi yahut bireyler arasndaki fark. Realite, ne haecceitas'dar
ayrlm quidditas'da, ne quid- ditas'dm ayrlm haecceitas'da. deil, fakat ideal
ve reel iki prensibin birlemesinde, yani bireydedir.
Bireysel zgrlk ve haecceitas doktrinleriyle, Duns Scotus, tilmizi
Ockhamm nominalizmine yol ayor. raz (accident) olan yaratma doktriniyle,
bilimle Kilisenin otoriteci rasyonalizmi arasndaki ayrl ve yeni zaman
ampirizminin balamasn abuklatryor; nk, eer tabiat kanunlar ve bizzat
ahlk kanunu mmkn (contingentes) iseler, her bilim ve bizzat ahlk, stnde
ykselebilecei biricik temel olarak, deneye bavurmak zorundadr, Metafizikte,
iradeyi birinci sraya ve akl ikinci sraya koymak, metot olarak, usavurmay
gzlem ve deneye tbi klmak demekti. Ve Duns Scotus yalnz bilimle dogma
arasndaki ayrl abuklatrmakla kalmyor, fakat, Quaestion.es
sbulissimae'sinde, doutan (innees) fikirleri inkr ettii ve ruhun lmezliini ve
Tanrnn varln kantlamann bilim bakmndan imknszlm syledii vakit,
bu ayrlk artk olmu bitmi bir olay gibi grnyor.
B. NOMNALST PERPATETZM
41 Nominalizmin yeniden ortaya kmas.
Duran d, Ockham, Bundan, DAiliy
Beauvaisli Vincentn, Aquinolu Thomas'm ve Duns Scotus'un kon-
septalizm'i, nominalizme pek uzak deildi. Duns Scotusun yan realizmi bile,
Champeauxlu Guillaumeun doktrininden fazla Roscelininkine benzer. nce
Thomas'm tilmizi olan, sonra Duns Scotusun etkisi altnda kalan Guillaume
Durand de Saint-Pourain G) u tezi ortaya atarak nominalizm'e
1 2

(1) 1271-1293, Quodlibeta theologica, Paris, 1518. Summa iheoL, ay. es., 1520;
Fer-
rare, 1646.
(2) Auvergne'de dodu, 1332'de ld, Meaux piskoposu. Commen. in mag. sen-
tent., Paris, 1508; Lyon, 1568. '
NOMNALZMN YENDEN ORTAY A IKMASI
177
daha ok yaklar: Var olmak, birey olarak var olmaktr. Nihayet, Locke'un
lemerisi ve mjdecisi fransisken William oP Ockham A), sama bir sistem
olarak grd realizme sava ayor. Realistlere gre diyor evrensel, ayn
zamanda farkl birok eylerde bulunamaz; u halde evrensel bir ey, bir realite
(res) deil, birbirine benziyen birok eyleri gstermeye yariyan sadece bir
iaret, bir kelimedir (nomen) ve gerek olan ancak bireydir (
2
h
Bu radikal nominalizmin zorunlu sonucu, evrenseli ve zorunluyu konu
olarak almas dolaysyle, bilim hakknda pheciliktir.Tabi olarak, bizim iin
grlebilen ve bilinebilen realite ancak bireysel ve mmkn olandr. u halde,
metafizikse! iddi al an bulunan her bilim karsnda, Ockham, Prota- gorasn
phelini kendine siper eder, ve en yksek bilim, yani ilhiyat da onun pheci
eletirisinden asla kurtulamaz. Hocasnn vaktiyle okuttuu eylerle ayn fikirde
olarak, Tannnn varlnn ve birliinin kantlanamaz olduunu sylyor
Ontolojik kant ve kozmolojik kant ona aym derecede zayii grnyor ve bir ilk
nedenin varlnn zorunluluu hipotezi, daha az muhtemel olmayan sonsuz bir
neden ve sonu dizisi hipotezini akim kolaylkla kendisine kar ileri srebilecei
bir hipotez srf bir hipotez gibi geliyor una. u nalde, ona gre, akl veya
bilimsel ilhiyat mmkn dedir. Bylece, Ongeneslenn, Augustinus'lann,
Anselmus'larm, Thomaslann bu bilimiyle birlikte bizzat skolastiin kendisi,
onun eletirisi altnda, bo birtakm hipotezler derekesine iniyor. Bilim Tanrya
zgdr ve insan iin inan vardr.
Kilisenin doktorlar speklasyonlarnn boluunu anlasnlar ve pratik
hakikatin tercman, imann yapclar olsular! Kilise bo bir dnya biliminden
vaz gesin
?
Dnya evleriyle temas sonucunda ona nfuz eden dnyev
unsurlardan vazgesin, kendi kendini slah etsin ve havariler ann basitliine,
saflna, kutsallna dnsn! Eer Gzel Philippe ile papalk arasndaki
anlamazlkta, Ockham kiraln tarafn tutuyorsa; eer Fransa'dan kaarak,
kendisi de sann vekili ile kavga halinde bulunan Bavyerah Ludv/ig'in
r
hizmetine girmek istiyorsa, bu, onun tarafndan Kiliseye kar dmanlk, ne de
hatt ilgisizlik demek deildir. Aksine, Francesco tarikatndan olmak
\ 1K ld. Qu( 'dlcheta septem, Strasb., 1491. S umma totiuslogicce, Paris, K8H.
uu lQu(Shones in libr. physic, Strasb., 1491. Oumsliones et decisiones in U';>< sem.,
L>on, 1495, Centlogimn iheol., Lyon, 1496. Epostio aurea sper iota.'i a ne m
w.terem, Bologna, 1496.
(i; Ouaarr, in i I sententarum, disL 2, quasL 8.
3' Gkhan s, in 1.1 sentent disL 2. quaest 4. Centilogium theologicum, b. 1.
(4 > Lud vig e ternlni ola u sz ona izafe ediyorlar: Tu me defendas gladio, ego
defena tn, adime (Sen beni klla savundun, ben seni kalemle savundum).
Felsefe 12
178 ORTAA FELSEFES
la, manev anasn derinden seviyor ve sevdii iin, onu byk, kutsal, dnyann
bozucu etkisinden uzak grmek istiyor ve papaln, Avrupa devletlerine ait
dnya ilerine karmasn doru bulmuyor. Bu noktada, papann dmanlarna
elini uzatmaya onu mecbur eden ey, Kiliseye olan sevgi ve balldr.
nanla bilim arasndaki birlii tehlikeye drmekle kalm yan
nominalizm, ayn zamanda Kiliseyi dnyaya balyan on yzyllk ba
koparmaya alyor. Onun yeniden meydana kmas yalnz skolastiin son unu
gstermekle kalmyor, fakat artk kurallarn baanyle direndikleri papalk
kudretinin k zamanna rastlyor. Kendisi Kilisenin iyiliini istediinden
son derece emin olan Ockham'n nominalizmi, sonu olarak, her felsefe gibi,
zamannn hkim uran yanstan bir aynadr: lik kuvvetler, devletler,
milletler, diller, entelektel kltr, sanatlar, bilim, felsefe iin. Hristiyan
Roma'nm boyunduruundan kurtulmak zorunluluu. Sezar gelenekleri
mirassnn, Avrupaya kabul ettirdii siyas, din, ve edeb birlie kart olarak,
mill hayatn ve yeni a dillerinin ilk gelimeleri, nominalizmin yeniden ortaya
kmasyle balar. u halde, nominalizm, Kiliseye derin bir ballk ve bilimi
kk grecek kadar tekelci bir dindarlk grn almda, ka- toliklie dman
bir sr eilimi gizliyordu ve Kilise onu, yz yl nce Aristoteles'in sistemini
karlad gibi karlad: yani mahkm etti. Ama bu kez de rafzlik, susturmak
mmkn olmyacak derecede derin kkler salm, devrin eilimlerine uygun
gelmiti.
Durandn ve Ockhamn doktrinleri, XIV. ve XV. yzyllar dolduran,
niversiteleri hakik sava meydanlarna eviren mecaz anlamda deil ve
ancak Rnesans ve Reform zamannda durulan realistlerle nomnalistler
kavgasnn balangc oldu. XIV. yzylda realizmin, onu bilim ve felsefe
namna savunan Walter Burleigh, onu inan adna muhafaza eden ve Ock- ham
pelagusulukla sulandran Canterbury bapiskoposu Thomas Brad- wardine 0),
kart doktrinleri uzlatrmaya alan Strasburglu Thomas ^ ve Heidelberg
niversitesi birinci rektr Marsilus dTnghen ri) gibi sekin taraf tarlan oldu.
Fakat o, konseptalizm ekli altnda bile, ancak speklatif zihinleri kendine
ekiyordu; ak ve sarih bir doktrin olan nominalizm, ortak duygu (sens
commun) denen eye gittike kendini kabul ettiriyordu. Realist partisinin ve bu
partinin kendi dvasndan yana ekmeyi baarm olduu hkmetin inat
direniine ramen, Ockhamn doktrine Jean Bundan ri) ta-
1 2 3 4

(1) 1349da ld.
(2) 1357 de ld.
(3) 1396 da ld. -
(4) 136.0 a doru ld. u eserleri vardr: Summula de diakctica, Paris,
1487; Cornp. logicae, Venedik, 1480, ve gerek Pariste, gerek Oxfordda baslan
Aristotelese ait
tir dizi yorumlar.
SKOLASTN K
179
rafndan ustalkla okutulduu ve Fransa kartal Pierre d'Ailly ) tarafndan
dogmatik ynde az ok deitirildii Sorbonne'da nihayet kabul edildi.
Nominalizm, bayra altnda slahat eilimleri gizliyordu, ve galip
gelmeliydi.
42 Skolastiin k Tabiata ve deneysel bilimlere kar
ilginin uyanmas Roger Bacon Mistisizm
Nominalist Pierre d'Ailly bo yere Ockhamm vard sonulan eletiriyor,
bo yere pheciliin ortadan kaldrd bir varlk nedenini bylece skolastikte
muhafaza etmeyi umuyor. Skolastii meydana getiren unsurlar arasndaki birlik,
aresi olmyan bir tehlikeye dmt. Ockham, Buridan, Gabriel Biel ^
phesiz yalnz metafizie kar pheci idiler, fakat Tann, tannsal takdir, d,
kurtarma, dirilme, son hkm hakknda hibir ey bi- lemiyeceimizi ve btn
bu doktrinlere inanmakla yetinmemiz gerektiini sylemekle, bunlan kesin
olmyan, pheli bir hale koyuyorlar ve istemiye- rek, ortodoks aleyhtarln
tevik ediyorlar. Onlann zihninde inan kendini bilimden ayrmtr; Kiliseye
daha az bal baka dnrlerde, akl gittike inantan vazgeecektir. Bylece
1347'de, Gteaux tarikatndan Jean de Mer- cria (Mericourt): 1) lemde
meydana gelen her eyin, ktnn ve iyinin, tannsal irade tarafndan yapldn;
2) gnahn bir ktlk olmaktan ok bir iyilik olduunu; 3) dayanlmaz bir
ivaya (tentation) kaplan kimsenin asla gnah ilemediini syledii iin
mahkm oldu. Gene bylece 1348'de, bir ilhiyat balyesi, Nicolas
d'Autrecourt, Sorbonne'a aadaki tezleri sunmaya cesaret ediyordu: 1) eer
Stageiral'y ve yoramculanm bir tarafa brakp tabiat incelemeye koyulsaydk,
kolayca ve arabuk kesin bir bilime varabilecektik; 2) Tanny en yksek varlk
olarak pekla dnrz, ama byle bir varln var olup olmadn bilemeyiz;
3) evren sonsuz ve ezeldir; nk yokluktan varla bir gei dnlemez.
Serbest dncenin bu grnleri henz nadir, ama o lde grltl idi.
Speklatif felsefeye ve-onun skolastik aleyhindeki almalarna, kuvvetli
bir yardmc gelip katld: Aristoteles'in fizie ait eserlerinin incelenmesi ve arap
okullarnn gittike artan etkisiyle deneysel bilimlere kar uyanan ilgi.
Hristiyan Okul'un retisi, sadece diyalektik ve formel idi; zihni mnakaaya
altryor, ama bo brakyordu. Daha XIII. yzylda, Ox- ford'da profesr
ffansisken rahip Roger Bacon ), bunun byk eksikliini
1 2 3

(1) 1425te ld. Question.es sper quatuor i. sent., Strasb., 1490. Tractatus et ser-
mones, 1490.
(2) Tubingende profesr, 1495'te ld.
(3) Doctor mirabiiis, 1214-1294.
180
ORTAA FELSEFES
anlad ve bu retime bilimleri katarak- onu slah etmek projesini tasarlad.
Btn servetini feda ettii yirmi yllk bir aratrmann sonucu olan eseri
Opus majus 0), Opus minus ve Opus tertium (
2
) Ortaan en nemli bilim
bidesidir. Yalnz skolastikteki kelime kavgalarnn boluu, tabiat
gzlemlemenin ve dilleri incelemenin gerei zerinde srar etmekle kalmyor;
fakat deneysel metodun tamamlaycs olarak matematik dedksyonun byk
nemini, XVI. yzyldaki adandan daha iyi anlyor. Fazla olarak, bilimi ve
zellikle k bahsini (optik) yeni ve feyizli teorilerle zenginletiriyor. Fakat
1267'de, Opus majus'nn yaymland dnemde, bimsel slahatn henz vakti
gelmemiti. Roma sarayna sunulan bu plan, retim dman tarafn entrikalar
yznden suya dt ve Roger'ye on iki yl hapse mloldu. Ortaan en ak
grl kafas olan bu zihnin skolastikilik tarafndan kurutulmu bir topraa
att tohum, ancak yzyl sonra filiz verdi.
Bacon'un yksekliine varmakszn, fakat anlaml bir tercihle. Byk Abert
de (38), yzylnn ve bizzat kendisinin by ile bir savd tabiatn incelenmesi
iine kendini veriyor. Ayn devirde garip bi al s ayn zamanda ilhiyat ve
natralist, misyoner ve saz airi Palmal dom Raymundus Lullus ars magna
dedii evrensel bir metot sayesinde Aapiann bilimini yaymaya alyor. Birok
yazlarda toplanan doktrini kendisine gelecek yzyllarda, byk uralar altn
tann (la pierre philosophale ve al un yaplmasnn kefi olan heyecanl
taraftarlar kazandryor. Bu ocuka i sayesinde, zihin yava yava realitenin
gzlenmesine dnyor ve tabiatta, Aris- toteles'den daha az nemli olmyan bir
inceleme konusu grme ye alyor, o kadar ki 1400'e doru, Toulouse'da
profesr Raymond de Sobemde '
4)
, insanlarn eliyle yazlm kitaplara, Tanrnn
eseri olduu iin herkesin anin ahi- lecei tabiatn kitabn tercih etmek
cesaretini gsteriyor
Bo ekilcilii, realite hakkmdaki bilgisizlii, mitsizlie dmen
hareketsizlii ile resm felsefe, Kilise Aristotelesinin boyunduruundan bkm,
1 2 3 4

(1) Jebb bas., Londra, 1833, in-fol.
(2) Rogeri Bacon Opera quaedam hactcnus ineaita, J.-J. Brewer bas., Londra, 1859.
E. Charles, Roger Bacon, sa vie, ses ouvrages, ses doctrines, d'apre s des iettes nedils,
Bordeaux, 1861. K. Wemer, Die Psychologe, Wissenschaftslehre l T L:nniir,ju:k> e
des Roger Baco, 1879.
(3) 1234-1315. Raymundi Lulli, Opera, Strasb.. 1508. Ope'a otrmla, bos SM-
zinger, Mayence* 1721 ve d. Bak. Helffench Raymundus Lutlus ve Kata!ey a edebiye
tnn kaynaklar (alm.), Berlin, 1858, ve Erdmann, c. I, 206.
(4) 1436'da ld Raimundi liber nauroc ive creaiurcrum 'dunun ma nmuramy
Strasb., 1496; Paris, 1509; Snlzbach, 1852. Kleiber. De Rahmindi vu 7 et senptis, Bclin,
1856.
SKOLASTN K
181
ilerlemeye ve zgrle susam olan dnceyi karsnda bulunuyordu;
bynn ilkel ekli altnda, gelecekteki bykln mjdeleyen tabiat bilimi
onun dman idi; nihayet, ruha besleyici bir gda ve hristiyan hayatna iyiye
dora ciddi bir hamle vermekteki iktidarszl ile bu felsefe,, din duyguya ve
mistik dindarla aykr geliyordu. Mistisizm, yzyllarca speklasyonun mttefiki
olmutu: politeist ve hristiyan yeni platoncularda, Scotus Eriugena'da, Hugues ve
Richard de Saint-Victor'da, Bonaventura'da, usa- vurmann souk blgelerini bir
gney rzgr gibi stm, eyann esasl birliine ait sezi vastasyle diskrsif
dncenin kklklerine kar reaksiyonda bulunmu, fdes QU/E credimr'dm
ok fdes QUA creditur zerinde, inancn konusundan ok, sbjektif olay ve
ruhun hayat olan inancn kendisi zerinde srar ederek, fanatik bir Ortodoksluun
dar erevesini geniletmiti; fakat skolastik, ekle ait sorunlara ve sonusuz
tartmalara daldka, onunla savamak zere ondan ayrld.
Bemard ve Gauthier de Saint-Victor gibi baz mistikler, diyalektikte
Kilisenin inanc iin bir tehlike grdklerinden, ona dman oluyorlar. Bu hususta
daha az dikkatli, ama Tanrya varmaya ayn derecede arzu gsteren bakalar, din
duygunun iddetiyle, panteist dncenin en u sonularna kadar srkleniyorlar.
Onlarn gznde, diyalektik, iinde ruhun Tanrya varacak yerde ondan
uzaklat ve onu kaybettii bir lbirenttir. Duyguyla doruca ona gidiyorlar;
kalbin bir hamlesi, onlar dncenin engelleri stnden artp, bireysel
bilinleriyle Tanrnn bilincinin birletii eyann merkezine ve varln ocana
gtryor. Bazlarna ruhun bu sezgisi yetiyor ve sanki bylenmi gibi
birdenbire en yksek isteklerini gerekletiriyor. Kln Dominiken bakan ve
panteist mistiin tam rnei Eckart ) by- ledir. Dierleri, Tanryla birlemeyi
gaye edinmekle beraber, Tanrnn sevgisine, hristiyan nirvana'snn zorunlu
artlan olan iyilik iradesini ve ahlk mcadeleyi katarak, ancak uzun ve g
almalar sayesinde buna varacaklarm iddia ediyorlar. Bunlar, bu yeni unsuru
nominalizmin tamamyle pela- gusu etkisine borlu olan Kln ve Strasburg'da
dominiken vaiz Jean Tau- ler'ler O), Jean Wesselier Imitaion un yazan olduu
sanlan Thomas a Kempis'lerdir W. Bu etki, mistisizmi, ahlk ilecilikten
(rascetisme moral) baka bir ey olmyan ve z bakmndan cermen
mistisizminden aynlan Paris niversitesi anslyesi fransz Jean Gerson (O ve
rektr Nicolas de
* 2 3 4 5

00' e dora ld. Bak. Ch. Jund'un monografi'si.
(2) 136.1'de ld. ' '
(3) 1489' da ld.
(4) 1471de ld.
(5) 1429* da ld. Bak. Ch. Schmidt, Essai sur Jean Gerson, Strasb,
1839.
182
ORTAA FELSEFES
Clemangis'te W daha bellidir. Fakat bu farkl ekiller altnda, skolastik
aleyh tan ve ilerleme taraftan olan ayn bir eilim kmldanmaktadr.
43 Edeb bilimlerin Rnesans
imdi sz ettiimiz ilerleme unsurlarndan herbirine, ok byk bir nemi
olan ve reform zihniyetine kesin bir hamle veren birtakm tarih olgular karlk
olmaktadr. Serbest dnce, Yunan gnn meydana kard ve matbaann
icadnn, tam srasnda, elde edilmesini kolaylatrd Antik an aheserlerine
byk bir istekle el uzatyor. Pusulann ve teleskopun icad fevklede iine
yarayan bilimsel zihniyet ve natralist eilim, Amerika'nn ve gne sisteminin
kefini baaryor ve bu yeni ve sonsuz ufuklarn temaasnda, skolastik iin ve
Kilisenin otoriteci sistemi iin gittike tehlikeli olan bir gayret ve gven buluyor.
Ayn zamanda din duygu, XV, yzyldaki edeb uyann mjdeledii, XVI.
yzyln byk reform hareketinden kuvvet alyor.
Eski lemin harabeleri ortasnda ayakta kalm olan Bizans hkmetinin
korumas altnda, Yunan yarmadas, eski an edeb ve felsef geleneklerini,
klasik incelemelerin zevkini, Platon'un ve Aristoteles'in byk adlarnn
sevgisini, eskimi ve ukalca ekiller altnda saklamakta idi Batda yar ancamn
yanlz l deil, fakat aa yukar bilimiyen bir dil olduu bir devirde, orada bu
dnrler, eserlerinin orijinal metninden inceleniyordu; on lar bir yeni ibadetin
konusu yaplyor ve almalar konusunda duyulan aciz yznden, daha ok
takdir ediliyorlard. Bu iki yldz Bizans ve Atina gklerinde parladka, bilgince
incelemeler zevki ve serbest dnce \ unaistan topranda kaybolamyor ve
imparatorlarn teolojik ukallklarna ramen, orada saklanyordu. u halde
Dounun Batya etkisi, her eye ramen iyi ve zgrlk verici idi.
Belli bir lde bu etki, hallar dnemine kadar kar Tarihte o kadar sk
grlen talihin alaylarndan biri sonucu olarak, katolik Kilisesi, bu seferlerden
umduundan tamamyle farkl meyvalar elde etti. Roma inanc adna douya
saldmlmt, ama oradan rafzlikler getiriliyordu. Dou Kilisesini kendisine
ekmek iin XV. yzyln ilk yansnda Bat Kilisesinin gsterdii bo abalar,
buna benzer sonular verdi. Yunan Dousu ile ilikiye girerek onun, Bat iin iyi,
ama katolikliin hiyerarik eilimlerine zt olan etkisine urad. Daha nceki
yzyllarda Kalabria'h Barktan ve Leomius Pi- latus, sonra Dante, Petrarca ve
Boccacio, talya'da Yunan edeb bilimlerinin zevkini benimsemilerdi; fakat
bunlar ancak 1438'den ba uyarak, Avrupa zerine dorudan doruya ve feyizli
bir etki yaptlar ve buna vasta olan, B
C) 1440urld.
EDEB BLMLERN RNESANSI
183
zans Kilisesi tarafndan Floransa'ya. yollanan bilginlerdir. ki Kilisenin ba-
nmasna vasta olarak kullanlmak istenilen bu bilginler, Dounun, papalar
imparatorluuna yollad klasik uygarln misyonerleri oldular.
Yunan bilginleri daha ok olarak geldiler ve Bizans ve Dou
mparatorluunun son paralan Trklerin eline dt vakit (1453) bu, talya'ya
hakik bir dou g halini ald. Bu olay sonucunda, edebiyat, sanat ve felsefe
bakmndan talya, iki bin yl nceki halini ald; tekrar Byk Yunanistan haline
geldi ). Daha 1440'ta, Floransa meclisine gnderilen ve Comu de Medici'nin
cmertliklerinin bu kentte alkoymay baard Yunan bilgini Georgios
Gemistos Plethon <
1 2
>, orada bir Platon Akademisi kurdu. Okulun ynetiminde
ve propaganda iinde vatanda Bessarion (
3
) onun yerine geti. Bu, Lykeion'un
tilmizleri olan vatandalar Gennadius, Theodor Gaza ve Trabzonlu Georgiosa
kar Akademia'y savunuyor ve ortodokslar tarafndan yardm gren
peripatetetisyenlerin direnmesine ramen, birok talyanlar Platonun tarikatna
ekiyor. -
Yunan dili Dante'nin vatandalar zerinde dayanlmaz bir nfuz icra
ediyordu. Onu, talyan rkn ayrt eden ateli ihtirasla inceliyorlard. Filoloji en
esasl bilim oldu. Venedikli Ermolao Barbaro, Romal Lorenzi della Valle,
Angelo Poliziano, Bizans gmenlerinin gayretli rencileri oldular. Eski
edebiyatn sevgisi ve skolastik dilden nefret, Kilisenin kardinallerine,
piskoposlarna kadar geti. Kendisinde bir Bruno ve bir Descartes hamuru olan
kardinal Nicolaus Cusanus (Cues yahut Kss <
4
)), skolastiin yanllan-
(1) Gerekte, yarmadann dier ksmlarndm daha uzun zaman Yunan mparatorlu-
u'nin bir vilyeti olarak kalan gney talyada, Antik an bilim gelenekleri hibir vakit
tamamyle kaybolmamt; ve her ne kadar Monte Casino, Salemo ve Napoli okullar
hretlerini Normandiallara ve II. Friedriche borlu iseler de, ilk balanglar phesiz
normun ve cermen-arab devrinden daha nceye kadar kar (Daremberg, Histoire des
Sciences medicales, s. 259 vc d.). Bugn veya hi deilse eskidenbilgisizlik ve
taassup anlamna gelen memleket, Telcsio'lanrt, Bruno'lann Campanclla'larm, yani bilgi ve
din hogrnn vatan oldu (Lange, Histoire du materialisme, I, s. 157).
(2) Peri on Aristoteles pros Plotoma diapheretai, Paris, 1540. Nomon suygraphe
(paralar C. Alexandre tarafndan toplanm ve A. Pellissicr tarafndan tercme edilmitir,
Paris, 1858). 'm
;

(3) Adversus calumniatores Platonis, Roma, 1469.
(4) Treves piskoposluu dairesinde. Asl ad Krcbs olan Cusanus, 1464 ylnda ld.
Eserleri 3 c. in-fol. olarak yaymland. Paris, 1514. Kitaplarnn en tannm, De docta
ignorantia, ilk ciltte bulunur. Astronomi ve matematik kitaplarn ieren kincisi, onu bize,
Copemicus'un ve takvimin slahnn mjdecisi olarak gsteriyor. Tann-mutlak birlik ve
eliiklerin mutabakat (la co'incidence des contradictoires) doktrini, Brunoyu, Schel- lingi
ve Hcgel'i hazrlar. Bak. Richard Falkcnberg. Grmdzge d. Philos, des. Nicolaus Cusanus.
184 ORTAA FELSEFES
m aka eletirmeye ve zihninde pythagoraslann saylar teorisiyle birleen
Platon felsefesini, egemen olan sisteme her noktada tercihe deer bir sistem gibi
tavsiyeye cesaret ediyor, Klasisizm dalgas ruhan reisin tahtna kadar ykseldi;
X. Leo'nun ve ktibi Bembo'nun, Cicero'yu Vulgataya (Kutsal Kitap'm latince
evirisi) ne kadar tercih ettikleri bilinir. Lik bilginlerin, airlerin, artistlerin
dncelerinde olduu gibi, Kilisenin yksek ricalinin zihninde Virgilius'un ve
Homerosun dini, sann din yerine, neeli Olympos, cidd Golgotha'mn (sa'nn
haa gerildii da) yerine geiyordu. Yehova, sa, Meryem: Jpiter, Apollon,
Vens oluyorlard; Kilisenin azizleri, Yunanistan'n ve Roma'nn tanrlaryle
karyordu; bir kelime ile, m- riklie (le paganisme) dnlyordu.
Floransa Akademi'sinin rencisi Marsilius Ficinus W, Bessiaron'un Platon
lehinde at savaa devam ediyor. Ona gre, platonculuk, insan bilgeliinin z
(la quintessence), hristiyanlm anahtan ve katolik doktrinini genletirecek ve
ruhaniletirecek (spiritualiser) biricik etkili aredir. Pla- ton'u ve
skenderiyelileri yaymlayan, eviren ve yorumlayan Marsilius Ficinus, Yenia
klasik filolojisinin ve ayn zamanda felsef rnesansm babalarndan biridir.
Yannda ayn derece parlaklkla, kont J. Pico della Mirando- la'nn O) ad
parlamaktadr. O, yahudi kabbalasnm, Platon ve Kutsal Kitap kadar nemli bir
bilgelik kayna olduuna inanm olarak, Yunan dil ve edebiyatnn
incelenmesine ibraniceninkini katmaktadr. Filoloji ve kabba- iistik incelemelere
olan sevgisini, kendinden daha az yetenekli ve daha dar bir ekilde dindar yeeni
J. F. Pico della Mirandola'ya (
3
) ve rencisi Schwa- benli Jhann Reuchlin'e W
brakyor; bu sonuncusu, Almanya'ya dnd vakit, orada klasik filolojiyi ve
bran filolojisini yaratyor ve Hochstratenle ve retim dmanlan (les
obscurantins) ile savaarak, vatannn mnev kurtuluunu hazrlyor.
44 - Yeni-platonculuk Teozofi By
Yeni fikirlerin eski hurafelerle karmasndan, ksmen yeni pythagoras-
ve iskenderiyeci doktrinlerden kopya edilmi garip teoriler dodu. Fakat bu
doktrinler Yunan dncesinin sonuna iaret olduklar halde, onlann XV.
yzyldaki trdeleri, bu dncenin yeniden dirilmesinin mjdecileri
1 2 3 4

(1) Floransa'l. 1433-1499. II principe, vs., yazan, byk politikac ve Italyan
vatanseveri Nicolo Machiavelli'yi (1469-1547) meydana getiren gene Floransa ve edeb rne-
sans yzyldr; bunun sistemi, gaye vastalar mubah klar (la fin justife les moyens)
prensibine dayanr (siyasee ahlkn birbirinden ayrlmas).
(2) 1463-1494.
(3) 1469-1533.
(4) 1455-1522.
YEN-PLATONCULUK - TEOZOF - SHR 185
ve deta felsef ve bilimsel zihniyeti bamszla dora ykselten basamaklar
oldu. Bunlar teozof kelimesinde zetlenirler. Teozof, ilhiyatla beraber
tabiatstne (surnaturel) inanr ve felsefe gibi tabiata inanc vardr. O bir iki si-
aras (un entre-deux), ilhiyatla srf felsefe arasnda bir tr geittir. Bu henz
yeni an deneysel bilimi deildir, nk duyulur deneyin ve usavumann
stnde olan bir i vahye dayanr. Gizli doktrinlere olan eilimleri buradan gelir.
Bu ekil altnda kendisine grnen eyi, yararlanmak zere a gzllkle
yakalar. Yeni-platonculuun ve bunun yakn akrabas kabbala'nm d), bunlar
Kutsal Kitap'a benzeten
1

(1) ierikleri Kabhalah (gelenek, kibbelden ald) adn alan yazlar, esas doktrinleri
itibariyle, uratmz devirden ok nceye kadar karlar, fakat ancak Ortaan sonundan
beri son ekillerini almlar ve her halde hrisdyanlk tarafndan bilinmilerdir. Bunlarn
balcalan, Amstcrdam'da Iatince evirisiyle beraber 1642'dc baslan Sepher jezirah veya
Yarat'n kitab (Livre de la cration) ve ilk kez Crcmone ve Mantova'da 1559'da baslan
Sepher hazzohar veya In kitab'dr (Livre de la lumiere). Pythagoras sayclktan
(arithmetisme) esinlenen S. jezirah, tanrsal bilgeliin 32 yolunu yahut Sephlroth (daireler),
yani, yaratc evrimin ve varln genel ekillerinin derecelerini ayrr. lk on tanesi
unlardr: tanrsal Ruh, iinde her eyin tohum olarak veya ekilsiz bir halde nceden
bulunduu ilk prensip; Ruhtan gelen nefes yahut can veren hava su; Tanrnn taht ve
semav ordusu, ate; ba istikameti (zenith) ayak istikamc (nadir) ve (7-10) drt cihet
noktas. lk drt S, ruh! ve maddi lemi oluturan elemanlar, kalan alt tanesi, onlarn
mekndaki ekil ve dallarn gsterirler. Bu on S (kutsal on) [la decade sacree],
kendisinden sz veya yaratc kelm olarak ktklar Tanrda ezcldenbcri var olduu
ekliyle ideal lemi olutururlar (Tekvini,3). Sonra gelen 22 tane, bu szn tekil edici
elemanlar olan alfabenin harflerine karlktrlar ve sonsuz deien bir kombinezonla,
gerek lemi, ok-Yksckin mabedini meydana getirirler. Hamel'deki, XII, 3, adiyle
Zohar, Kabbala'nm penteist grne gre, iki kelimenin ayn anlama gelmesine ramen,
yalnz bir kozmogoni deil, ayn zarrianda bir teogonidir; o bize, artk Tanrdan ayn olan bir
lemin douunu deil, fakat tanrnn douunu gsterir. Gerekten sonsuz varlk (Ein
Soph) henz ne Tanr, ne de herhangi belli bir eydir, onun hibir sfat yoktur, nk her
sfat bir belirleme, bir ayrma ve her ayrma bir snrlamadr, o, varln kaca Yokluk,
yalnz bizim iin deil, kendisi iin de blinmi- yenlerin Bilinmiyenidir. Var olmak iin,
gelimesi, belli olmas, kendine sfatlar vermesi, ekillere (kelim) brnmesi lzmdr. Kendi
kendini douran varln birbirini izleyen grnleri (sephlroth) on tanedir (kr.
Aristoteles'in on kategorisi) ve teslis ile bir de onlar zetleyen ve on'u (la decade)
tamaml yan en yksek Teslisi oluturur; sonludan ayrlan Sonsuz, fikirleri meydana getiren
Akl (Aristoteles'in aktif zihni) ve onlar dnen Zek (pasif veya dii zihin. lk teslis, zihin
lemi); Ltuf, Adalet ve onlarn sentezi, Gzellik (ikinci Teslis, ahlk lemi); Zafer (yaylma
kuvveti?) eref (yerkaplama, nicelik?) Temel (l, oran? nc teslis, madd lem);
nihayet nce gelen dokuz scfrothn henkli sonucu, Krallk. Bunlardan herbirine eski
Ahit'in Tanrya verdii adlardan biri ve sonuncusuna Adonai ad verilmektedir. Hepsine
Adam Kadmon, rnek insan deniliyor, yani insan tr Evrenin, Tanrnn veya tmyle
gereklemi Varlk'm zetidir. Bu ilahiyat gibi, ona
186 ORTAA FELSEFES
Pico della Mirandola'ya ve onlan De verbo mirifcove De arte caba- listica C
* 1 2
3 4
) adl kitaplannda ven Reuchlirie verdikleri heyecan buradan geliyor.
Teozofi, byk smn derinliine inmekle yetinmiyor; tabiat bilmek ona
yetmiyor; o Francis Bacon'un istiyeceini istiyor; tabiata hkim olmak, onu
nfuzu altna almak, kendine tbi klmak istiyor. Gizli bir doktrin ile eyann
bilgisine varmak iddiasnda olduu gibi, gizli bir sanatla, esrarl formllerle,
ilemlerle onlar hkm altna almay baarabileceini syliyerek vnyor. Bu,
onun zorunlu olarak, byye veya teurji'ye (semav ruhlarla ilikiye girerek
yaplan by) getiini gsterir By, lemin, tanrsal kuvvetlerin bir hiyerarisi,
yksek etkin glerin emrettikleri ve aa etkin glerin itaat ettikleri, kan ve
inen bir dizi halinde sralanm bir etkin gler sistemi olduunu syliyen yeni-
platoncu prensibe dayanr. Tabiata hkim olmak ve onu isteklerine gre
deitirmek iin, te- ozofun ayalt kresinin tbi olduu yksek kuvvetleri
zmsemesi gerekir; ve Aristoteles ve Ptolemaios bakmndan, bu yksek
kuvvetler, semav kudretler, yldzlardaki etkin gler (les agents sideraux)
olduundan, teo- zof'nin binbir zahmetle meydana getirdii eserlerde astroloji
esasl bir rol oynar. -
Platonculuun, daha dorusu pythagoraslm teurji ve by ile bu
birlemesi, Reuchlin'in rencisi ve skolastik dogmatizme kar yazlan De
vanitate scientiarum adl kitabn yazan olan Agrippa von Nettesheimda W;
astrolojik hurafeler ve zgrlk fikirlerin garip bir karm olan doktrinleri,
zamann Ortodokslar tarafndan hristiyanlk aleyhinde saylan hekim
bal olan ruhlar bilimi (la pneumatologie) yahut cinler bilimi (la ddmonologie) ve
antropoloji, sonu itibariyle tanmmyacak derecede Plonos'un, amblikosn, Proklos'un,
Scotus Eriugenamn doktrinlerine benzemektedir. Sistemin esasnn gizlendii ve bir
adan dokunakl deyimine gre, bazan insann kendisini bir tmarhanede sand sihirli
formllerin ve dou biimi istiarelerin karanlk ve anlalmazl hakknda, okuyucuya
yaklak bir fikir bile vermeye kalkmyacaz; bu esas, sonu olarak, evrimci monizmdir ve
bu iki kelime panteizm demek olduundan, Kabbala'mn yazar ve saklayanlarnn bunu
gizlemeleri anlalr; dier taraftan bunun rafzklik ve gizli bilim olarak Rnesans'n serbest
dnrleri zerindeki etkisi de takdir edilecektir. Bk. Munck, Systime de la Kabbole,
Paris, 1842; Melanges de philosophie juive et arabe, Paris, 1859. Ad. Franck, La Kabbale
ou la piho- lophie religieuse des Hebreux, Paris, 1843.
(1) Basel, 1494. .
(2) Haguenau, 1517.
(3) Kr. 25-26.
(4) Klnde'1487'de dodu. Grenoblede 1535'de ld.
ARSTOTELES'E KARI ARSTOTELES 187
ve sekin matematiki Hieronymus Cardanusda d); hayvan akla ok stn
olan i a inanc ve Kabbala sevgisini Pico della Mirandola, Reuchlin ve
Agrippa e paylaan (Kabbala doktrinlerinin hristiyanlkla kaynat d-
neesindeydi) svireli bilgin hekim Paracelsus denilen Theophrastus von
Hohenheimda ^ en tam bir ekilde ahslamaktadr. Paracelsusa gre, sadan
bakal olmyan Adam Kadmnridan, lemin ruhu ve onun idare ettii ruhlar
ordusu, orman perileri, su perileri, toprak alt cceleri, ate perileri kmaktadr;
tanrsal iradeye mutlak bir itaat sonucunda Adam Kadmorila. ve semav
zeklarla birleen kimse, hekimlerin en iyisidir ve her eyin ilcn, altn tan
elde etmitir. Bilimsel reformun bu mjdecileri, birok bo inanla ve biraz da
artlatanlkla, canl bir realite duygusunu, skolastiklie (kmsemeleriyle
yklmasna byk lde yardm ettikleri skolastie) kar derin bir nefretle
birletirmektedirler.
45 Aristotelese kar Aristoteles yahut zgrlk
yanls Peripatetisyenler Stoaclar.
Epikurosular. pheciler
Plethon ve Bessarionun Platon dinini vaaz ettikleri srada, gayretli peri-
patetisyen ve Floransa Akademisinin dmanlan Gennadius, Trabzonlu
Georgios, Theodor Gaza, talyann bilginler snfn Aristoteles metinlerinin
incelenmesine altrdlar. Byk filozofun diline altka hakik Aristoteles'le
skolastiin Aristoteles'i arasnda, hissedilir aynlklar olduu kansna vanld ve
Platon, Plotinos, Proklos, ateli hayalglerini kendilerine ekerken, Floransa
Akademisi'nin mensuplan kadar geleneksel felsefenin dman olan pozitif
zihinler, kt incelenmi ve kt anlalm Aristoteles'e kar, yunanca
metinlerin hakik Aristoteles'ine bavurdular. Bundan sonra 1835'e doru
Hegel'in bana gelen ey Stageiral'mn bana geldi. Kilisenin en salam temeli
saylan sistemin birok esasl noktalarda ondan ayr olduu grld ve resm
peripatetizme zt olarak, byk ksm lik unsurlardan oluan zgrlk taraftan
bir Aristoteles okulu meydana geldi. Kilise karsnda tedbirli bir ihtiyat
gstermekle beraber, onun kr bir efkatle koruduu filozofun rafzliklerini
birer birer meydana kararak, bu sol peripatetisyenler, onun otoriteci sisteminin
yklmasna altlar. Kilisenin yanl
188 ORTAA FELSEFES
maz iln ettii bL yazarn rafzliini kantlamak, Kilisenin yanlabilir olduunu
kantlamakt, onun yksek otoritesine dnce alannda saldrmakt, dalarn 5te
tarafnda meydana gelen vicdanlarn kurtuluuna, zeklarn kurtuluu'yla cevap
vermekti.
Ruhun lmezlii hakknda ri) adl kitabnda, yeni okulun bakan Pet- rus
Pompanatius (Pamponazzi) PJ, ruhun lmezliinin Aristoteles prensiplerinin bir
sonucu olup olmad sorununu ortaya atmaya cesaret ediyor ve bunu,
Afrodisias'l skender W ile birlikte olumsuz ynde zmlyor. Bu, bir yandan,
Stageirah'nn felsefesinin, dinin bu esasl dogmasna uygun olduunu syliyen
Thomas'm/otoritesini tanmamak; br yandan da, bizzat doktrine itiraz etmekti,
nk Kilise bakmndan olduu gibi Pomponati- us'un gznde de Aristoteles'in
felsefesi, birok sistemler arasnda bir sistem deil, fakat felsefenin ta kendisi
idi. Afarozundan kurtulmak iin X. Leo'yu kendi tarafna ekmek ihtiyacnda
olan Pomponatius, kendi ahsna gelince, din alanda Kilisenin otoritesine
inand iin lmezlie inandn sylyor; ama kart doktrine yaplan itirazlar
reddedi ekline baklrsa, buna inanmad meydandadr.
Bu konuda ne denirse densin, diye yazyor, btn insanlarn zihn
mkemmellie yetenekli olduu kabul edilemez ve ahlk mkemmellie
gelince, bu, yeryznde gerekletirilemiyen bir ideal olmayp, herkesin kendi
iinin gerektirdii devleri yapmasndan ibarettir. Vicdanl ve namuslu bir
yarg, kendi alannda, muktedir olduu ve kendine zg mkemmellie
varmtr; alkan bir ifti, namuslu ve faal bir tccar, bir zanaatkr, herbi- ri,
elindeki aralara gre, tabiatn kendisine unsurlarn hazrlad mkemmellii
bir lde gerekletirir. Mutlak mkemmellik ancak mutlak Varla aittir.
Erdem iin sonsuz bir dln ve cinayet iin sonsuz bir cezann zorunlu
oluundan ruhun lmezlii sonucunu karan kanta gelince, bu, erdem ve
rezillik, dl ve ceza hakknda yanl ya da, hi deilse, eksik ve baya bir
anlaya dayanr. Yalnz kendisinden baka bir dl iin gsterilen erdem, erdem
deildir, ve bunu kantlayan ey, hepimizin, hibir menfaat gzet
il) Tractatus de immortalitate animae, 1534. Birok basmlar.
(2) Pompanaus'un ders verdii ehrin adiyle, buna Padova okulu denir.
(3) Mantova'da 1462'de dodu, 1525te ld; Padovada profesr. Bak.
Pomponatius hakknda: Ad. Franck, Moralistes et philosophes, 2. bas., Paris, L874,
(4) Bak. skenderiyeliler ve ibnirdcler hakknda: Marsiiius Fiinusn Plonos
evirisindeki nsz. Bazdan, tbni Rd'le beraber, Aristoteles'i panteist anlamda, bazlar
Afrodisias'l skender'le beraber, deist (vahyi kabul etmeyip. Tanrnn varlna ve tabi dine
inanan) anlamda yorumluyorlard. Her iki taraf da, bireysel lmezlii vc mucizeyi inkr
ediyordu.
ARSTOTELES'E KARI ARSTOTELES 189
meksizin ve herhangi madd bir kar elde etmeyi ummadan yaplan bir hareketi,
bir yarar veya tatmin edilecek bir kar iin yaplan bir hareketten daha deerli
saymamzdr. Erdemin esas (essentielle) dlyle, rzt (acciden- telle)
karln birbirinden ayrmak gerekir. Erdemde ierilmi bulunan ve u
halde hibir zaman ondan eksik olmyan esas dl, erdemin kendisi ve ondan
aynlmyan sevintir, d ve na cezalarn onu takibetmedii halde bile, kendi z
cezasm kendinde saklayan rezillik iin de durum ayndr. Halkn iyiyi lmden
sonraki karlk iin yapt, cehennem korkusuyle cinayetten ekindii
muhakkaktr, ama bu, onun ahlk fikirlerinin henz ocukluk dneminde
olduunu ve filozofun sadece prensiplere gre hareket ettii yerde, onun
oyuncaa ve korkulua ihtiyac bulunduunu gsterir.
Fakat eer ruh lmez deilse, btn dinler yanlyorlar ve batan aa
insanlk kendi kendini aldatyor. Evet! Platon, birok eylerde btn insanlarn
ayn bir nyargnn (prejuge) oyunca olduklarn sylemiyor mu? Gene
consensus gentmm'm (insanlarn ayn fikirde olmalar) karlan kantn
deerini pek az bir eye indirgemiyor mu? Nihayet llerin grnmesi, yeniden
dirilmesi ve hortlaklara gelince, gelecek hayat lehindeki bu trl kantlar,
safdilliin yardm ettii hayalgcnn fevkalde kudretinden baka bir eyi ispat
etmezler. Eer Aristoteles'in kesin olarak syledii gibi, ruh vcudun fonksiyonu
ise, vcutsuz ruh olamyaca aikrdr. Ve bundan sonra byclk, ruhlarn
arlmas ne oluyor? Tabiatst (le sumaturel) ne oluyor?
Byler hakknda d) adl kitabnda Pomponatius, eyann tabi dzeninin
durmas ulmak bakmndan, aka mucize aleyhinde bulunuyor, ve En-
kizisyon'un gzn boyamak iin her ne kadar sa'nn ve Musa'nn mucizelerini
kabul ediyorsa da, onlan tabi bir biimde aklyor, yani dolambal bir biimde
inkr ediyor. Ve onlan Kilisenin, hristiyan tabiatst'lnn en salam destei
sayd kimsenin otoritesine dayanarak, Aristoteles'in otoritesine dayanarak inkr
ediyor!
Nihayet, Kader hakknda (Du Destin) ^ adl kitabnda, Tanrnn nceden
her eyi bilmesiyle (prescience) tannsal hikmet, nceden takdir ile ahlk zgrlk
doktrinlerinin ierdikleri eliki zeride belli bir memnuniyetle uzun uzun
duruyor. Eer Tanr her eyi nceden emrediyor ve gryorsa, demek ki biz
zgr deiliz; eer biz zgr isek, demek ki Tanr hareketlerimizi nceden
grmyor ve zek bakmndan, yaratlana tbi bulunuyor. Bizzat Aristoteles
Pomponatius bunu ancak st rtl kelimelerle sylyor, nk Kilisenin
koruduu filozofun otoritesi henz bu kadar byk-
1 2

(1) De natu.ra.liwn effectuum admirandorum causis s. de incantationibus
liber, Basel, 1556.
(2) De falo, libero arbitrio, proedestinatione, providentia Det libri V. Basel, 1525.
190
ORTAA FELSEFES
tr zlmesi insan aklnn kudretini aar grnen bu nemli sorunda, elikiye
dmektedir. Ne olursa olsun, mantk determinizm taraf nidadr ve
Pomponatiusun sempatisinin gittii yerde orasdr. u halde ktlk Tanrdan
geliyordiyerek skolastik nominalizm kendisine itiraz ediyor. O byle olduunu
kabul etmeye mecburdur, fakat, dnyada hu kadar ktlk olmasa idi, bu kadar
iyilik de olmayacak idiini dnerek kendi kendini teselli ediyor.
Porta 0), Scaliger (
2
\ Cremonini (3), Zabarella Cremonini'nin, intus ut
libetjoris ut moris est (iinden istediin gibi, dndan herkes gibi) sz ile tavsiye
ettii ihtiyat tedbiriyle birlikte, ruh hakkndaki fikirlerini benimsedikleri
Pomponatius'un liberal peripatetizmini XVI. yzyl boyunca devam ettiriyorlar.
Bununla beraber Kilise onlar yakndan gz altnda tutuyor ve ateist
(tanrtanmaz) olmalarndan phe ediyordu. Bu okulun bir ocuu, faal ve son
derece marur Lucilio Vanini (
1 2 3 4 5 6
\ ancak ihtiyar, zengin ve Alman olduu
vakit ruhun lmezlii konusundaki fikrini syleyeceini bildiren ifadesine
ramen ve belki de bu ifade yznden, Enkizisyon tarafndan yakld. Daha
imdiden, bu sol peripatetisyenler, ortodokslar gibi, artk stadn szyle yemin
etmiyorlar. Felsef zihniyeti kiiliinde en tam ekliyle ci- simletiren
Aristotelese byk sayg gsteriyorlar, ama peripatetizmleri, ou kez
kendisinden uzaklatklar yazlarnn lfzna artk bir kle itaati deildir.
Aristoteles'in hakik doktrinleriyle platoncu ve skenderiye doktrinlerinin-
benzerliine dikkat eden bazdan, Lykeion'un bayram yksekte tutmakla
beraber, Floransa Akademisi'ne yaklayorlar s e. ele yandan. cidd bir
incelemenin kendilerini Aristoteles metafiziinin srlarna al erdii platoncular,
platonculukla peripatetizm arasnda bir anlamaya raz oluyorlar. Bunlardan
platoncu taraftanbiri. Platonla Aristoteles: n bir fikirde olduklar h akkandaki
eseri yanm kalan, J. Pico del la Mirandoia'dr, yetn-pc- ripatetisyen taraftan biri
de, Harvey'in kefini nceden sezen s e y apav bir bitkiler sistemi yaratan bilgin
natralist Andreas Ccesaipinkrv Ca :sai-
(1) 1555'tc ld. De rerum naturalibus principiis, Floransa, 1551.
(2) 1484-1558. Exerc. adv. Cardanum.
(3) 1552-163 . Ferrare'de ve Padova'd prof.
(4) 1533-1589. Padovada prof. Opera, Leyde, 158
7
,
(5) Asl ad Pompejo Uclo'dur, Eserlerinde kentime iuius Cavar rnres adn erir.
Napoli yaknnda, Tauresano'da, 1583'tc dodu, Tankere d, dil; VahiLoder suma i uKa
1619
!
da diri diri yakld, iki eser brakmtr Amphihea* am ,>c
,
e
r
'iae e-'-\ m,m I mu, 1615 ve
Dc admirandis naiurae. ar cani s Paris, 1616 (Cd A ue - n ;
r
l
c - C itisin] ad altnda
daha ok tannmtr).
(6) 1509-1603. VIII, CIrmens'in hekimi Quacr:fr,r -v pc~
:
p?acVenedik,
1521. Daerncnam inve uig'itio perin., Venedik. 15^3.
ARSTOTELES'E KARI ARSTOTELES 191
pinusa gre, evren canl bir birlik, mkemmel bir organizmadr. lk hareket
ettiren (premier moteur), lemin bizzat cevheri ve zel eyler bu cevherin
halleri veya nitelikleridir. O, ayn zamanda mutlak dnce ve mutlak varlktr.
Tanrsal cevherin bir hali olmakla beraber, insan ruhu bundan dolay
daha az lmsz deildir, nk onun z olan dnce, vcuttan ayrdr.
Napolinin Academia Teksiana veya Cosenina'smm kurucusu Cosen- zal
Bern ordino Telesio d) ve Dalmayal Frencesco Patrizzi G) gibi, hem eski dil
ve edebiyatlar (humanites) ve hem de Paracelsusun ve Cardanus.'un gizli
bilimimle yetimi olan bakalan da, kozmolojik grlerinde, onia okulunun
natralist sistemlerine yaklayorlard. Telesio'ya, kendisini tanyan ve etkisi
altnda kalan Giordano Brno'nun (49) ve Francis Bacon'un (51) tannm
adlar baldr.
Gney talya'nn speklatif dehs, hakik Aristotelesi, Platon'u, Par-
menides'i, Empedokles'i dalarn beri yannda yeniden canlandrrken,
metafiziki dnceden fazla, ahlk felsefesine ve pozitif bilime daha yakn olan
Fransz ve Flaman zihniyeti, Michel de Montaigne G), Pierre Charron G),
Sachez ve Lamothe-Levayerde k) pyrrhonizmi, Justus Lipsius'ta O), stoacl,
dekart entelektalizmin dman bilgin fiziki G as endi'de G) atomculuu
yemden canlandrmakta idi. XVIII. yzyln, Gassendi mstesna, doktrinlerini
yeni batan ele alaca bu serbest dnrler, felsefenin yenilenmesine dorudan
doruya yardm etmeseler bile, formllerinin boluunu, kavgalarnn
sonusuzluunu meydana kararak, henz ok gl olan Okulun metafiziini
gzden drmekle, buna hi olmazsa dolayl bir ekilde alyorlar.
Hmanistler ve natralistler, dogmatikler ve pheciler, Italyanlar ve Franszlar,
ayn bir zgrlk kazanma, slahat, erleme d-
1 2 3 4 5 6 7 8

(1) 1508-1588. De natura juxta propria principia libri IX. Napoli, 1586.
(2) 1527-1597. Discussionesperipaieticae, Venedik, 1571 ve d., Basel, 1581. Nova de
universis philosophia, Ferrare, 1491.
(3) 1533-1592. Essas, bas., pr., Bordeaux, 1580. Etde sur Montaigne Prevost-
Paradol tarafndan, V. Leclerc bas. (Paris, 1865).
(4) 1541-1603. -De la sagesse, Bordeaux, 1601.
(5) Toulouseda 1632'de ld. Tractatus de prima universali scientia, quod nihil
scitur, Lyon, 1581. Tractatus philosophici, Rotterd., 1649.
(6) 1586-1672. Dialoguesfaits l'imitation des anciens, Mons, 1673; CEuvres, Paris,
1669.
(7) 1547-1606. Manuductio ad stoicarr philosophiam; vb.
(8) Pierre Gassendi, Provencede dodu (1592), Digne Piskoposluk Kilisesinin khyas,
coifge royal'de France da matematik profesr oldu, 1655te ld.. Exercitationes
paradoxicae adversus Aristotelem, Grenoble, 1642 ve La Haye, 1659. Objectiones ad
mediationes Cartesi et Instantiae ad Cartesium. De vita, moribus et docirina Epic.,
Leyde, 1647. Animadversiones in Diog. L. de vita et phii Epic., ay. yer, 1649. Syntagma
philos. Epic. La Haye, 1655, vb. - P.G. Opera, Lyon, 1658; Floransa, 1727.
192
ORTAA FELSEFES
nce sinde birleiyorlar. Yunanistan'n ilhiyat andan sonra fizikiler
devrinin gelmesi gibi, btn bu dnrlerin parolas Tabiattr.
46 Din reform
nsanl yrynde aydnlatan fikirlerdir, ama onu yrten, iradedir,
igdsel tutkulardr. Hmanizm, Kilisenin dok torlan tarafndan zahmetle
kurulan sistemi yava yava ykyordu; ama, gerek an ihtiyat, gerek ilgisizlik
sonucu olarak, Kiliseye hcum etmekten ekiniyor ve ona kar saygl bir itaat
gsterir grnyordu. Pomponatius, Scaliger, Erasmus, Montaigne, phesiz
Reform'un eflerinden daha liberaldiler; ama liberalizmleri, onlar din konusunda
kaytsz yaptndan, vicdanlarn zgrle kavuturulmas iinde, bu byk ide
kendilerini felce uratyordu. Kilise, mrik Eskiaa kar o kadar hogrl,
klasik incelemelere o kadar dkn, bizzat papalar o kadar okumu, o kadar aydn,
o kadar dnya adam idiler ki! Bununla beraber Roma'nm mutlak mnevi kudreti
bile, felsef reforma kar koymakta devam eden bellibal engellerden biri idi; ve
devi sarsmak iin, edebiyat sevgisinden daha gl bir manive, serbest dnce
zevkinden daha gl faktrler gerekiyordu, Luther'in ve reformcularn din
vicdan, bu manive oldu. Bunlar, kendilerine hkmeden, kendilerini srkliyen
i kudret adna, artk yalnz Kilisenin himaye ettii felsef sisteme deil, fakat
bizzat Kiliseye ve onun mutlak otoritesi prensibine hcum ediyorlard.
Grmtk ki, Ortaan Kilisesi, ayn zamanda hem Kilise, hem Okuldur;
kurtulu aralarm elinde bulunduran ve lik eitimi veren kurumdur. Uluslar
barbar kaldklar srece, bu iki sfatla sahip olduu iktidar, iyi, meru, zorunlu
idi. Fakat, vesayetlerin en iyisi bile, rencinin reit olduu devirden sonra da
devam ederse, onun kurtulmaya alt bir boyunduruk olur. Rnesans,
Kilisenin tek ve imtiyazl okul olmak niteliini bilfiil ortadan kaldrd, ama din
ve ahlk en yksek otorite olarak onun karsnda eildi. Reform, vicdan
vesayetten kurtararak, XV, yzyln eserini gelip tamamlyor. Msaadeler
ticareti, onun patlamasna yol aan vesiledir. Bu ayp ticaret, katolik sistemi
tarafndan meru bir hale konulmutu. Kilise yeryznde Tanry temsil
ettiinden, onun emrettiini istiyen bizzat Tanrdr. u halde, eer o, para isterse
ve gnahlarn balanaca vaadini bu vergiye balarsa, insan eilmek ve itaat
etmekten baka bir ey yapamaz. Belki yntem, ahlk duyguya biraz aykr
gelecektir, ama Kilisenin Tanrdan ald vahiy yannda bizim bireysel
izlenimlerimizin ne hkm olabilir? Tanrnn yollan bizim yollarmz mdr ve
tannsal delilik, insanlann aklndan gene de daha akll deil midir? Vahyedilen
hakikat, balangtan beri, yzyln o- cuklanna bir rezalet gibi gelmemi
miydi? Lutherin vicdan, bu safsatalara
DN REFORM
193
hak ettikleri karl veriyor. Msaadeler rezaletine kar gelmekle, onu
onaylayan dogmaya kar, onu tavsiye eden mnev kuvvete kar isyan
ediyor. Bu derece kt esinlenmi bir Kilisenin iddialarna, Kutsal Kitapm
yksek otoritesini, yaplan ilerin sevabn syleyen katolik doktrinine,
inanla kurtulmay syleyen Incil'i kar koyuyor.
Luther tarafndan iln edilen ve pek az sonra Zwingleler, Calvin'ler, Fa-
reller tarafndan iln edilecek olan prensip, kuvvetli bir kimyasal madde gibi,
insan hayatnn btn blgelerine nfuz etmekte gecikmiyor. Yalnz inancn
kurtard, yaplan sevaplarn kurtarmad doru saylnca, Kilisenin
koyduu imsak ve perhizler kymetini kaybediyordu. Eer ltuf ve inayet (la
grce) her eyse diye dnlecekti, eer ahs meziyet hibir ey deilse,
hayatn zevk ve grevlerinden, aileden, toplumdan vazgetiimiz iin Tanr
bizden memnun kalacak deildir. Felsefeyi sevmekten uzak olan, fakat
tabiatn ok canl bir duygusuna sahip bulunan Luther bile, mnev ve
dnyev, papazlar ve likler, gk ve yer ikiliini, hi olmazsa prensip
itibariyle kaldrarak, birok bakmdan nsan ve modem ynde alyor. Ayn
zamanda Rnesansn rencisi ve Reform taraftan olan Melanchthon, edeb
uyanla din uyan arasndaki balln tamamyle farkndadr. Nihayet,
ilhiyat, Tannsz bir tabiatla, tabiata aykn bir Tann ikiliine kar gl bir
itiraz olan, hem inanm hristiyan, hem serbest dnr Ulrich Zwingle'de d) iki
akm birbirine kanyor.
47 Protestan lkelerinde skolastik ve .
~ teozof. Jacob Boehme
Bununla beraber Zwingle'nin ilerici eilimi XVI. ve XVII. yzyllarda,
Kuzey ilhiyatlannn doktrinci gayretlerine stn gelmekten uzakt. Pro-
testanlarda, Kutsal Kitap'u ve Reform sembollerinin otoritesi, Kilisenin ve
papann otoritesi yerine geiyordu. Otorite rejiminden mutlak zgrle bir
gnde geilemezdi. Birdenbire meydana gelen bu devrimle iddetli bir surette
sarslm olan din vicdann, henz kaybettii rejimin yerine geebilecek bir yol
gstericiye ihtiyac vard. te yandan, ilahiyat da, katoliklie kar savanda,
din alannda olduu gibi bilim alannda da kural koyan, grnr d bir
otoriteden vazgeemezdi. u halde Reform, felsefenin birdenbire deimesi
sonucunu dourmad; grenein ve imdiye kadar anlald ekilde Aristoteles
sisteminin ateli dmanlan olan Montbeliard'l Nicola-
1

(1) Eserleri, bas. Schuler ve Schulthess, 8 c Zrich, 1828-42.
Felsefe 13
194 ORTAA FELSEFES
us Taurellus'un O) (1547-1606) ve Pierre de la Ramee yahut Ramus'un (1515-
1572) abalarna ramen, Okul, Melanchthon tarafndan protestan
dogmasnn ihtiyalarna uydurulan geleneksel peripatetizmi okutmakta devam
etti.
Fakat, niversitelerin dnda, Kabbala'nn ateli yandalanma skolastie
kar muhalefetleri, mistik Valentin Weigelde <
4
>, iki Van Helmontda (
5
\ iyi
Protestan ve kabbalit olarak, kozmolojisinin temeline Yarat (la Gene- se)
koyan ngiliz Robert Fluddda (
6
K Moravial bilgin Comeniusda G) ve onun
madde, k ve ruh teslisinde, nihayet tam teozof Jacob Boehme'de (1575-1624)
devam ediyor.
Lusace'da Goerlitz yaknnda fakir ana babadan doan ve erkenden
kunduraclk mesleine verilen Boehme'nin klasik eitimi yoktur, ama Kutsal
Kitap ve Weigel'in yazlan ona yabanc deildir ve bunlar, bu halk ocuunda
uyuklyan gl tohumlan gelitirmeye yetiyor O, grlen evlerin byk bir sr
gizlediklerini talimin ediyor ve buna nfuz etmek isteiyle yanyor. Ateli
hristiyan olup, Tanrnn Ruhu ile kendisini aydnlatmasn ve hibir lmlye
kendi z gayretleriyle bulmak nasip olmyan eyi ona bildirmesini Tannya
yalvararak Kutsal metinleri aratnvor; ve duas kabul ediliyor. Birbiri arkasna
vahiyde Tann ona srl tabiatn i merkezini gsteriyor ve sratli bir bakla
yaratklarn kalbine kadar nfuz etmesine msaade ediyor. Birka dostun srarl
tavsiyelerine uyarak ura- ra adn verdii ve bu dostlar tarafndan kendisine
Teuton filozofu adnn taklmasna neden olan bir yazda, grdklerini toplamaya
karar veriyor.
1

(1) Philosophiae triumphus, Basel, 1572. Alpes caesae (Caesalpinusa kar), Frank,
1597. Synopsis Arist. Metaph., Hanov., 1596. De mundo, Amb. 1603. Uranologia,
ayn yer, 1603. De rerum aeternitate, Marb., 1604. * Schmid aus Schwar- zenberg,
Nicolaus Taurellus, der erste deutsche Philosoph, 2. bas., ErL, 1864 (alm).
(2) Animadversiones in dialecticam Aristotelis, Paris, 1534; Institutiones
datectiaz, ayn yer, 1543; vb. Bak. Ch. Waddington{Paris, 1848) ve Ch. Demaze'in (Paris,
1864) monografileri.
(3) Ethicoe doctrinae elementa, 1538, vb.
(4) Saksonyal Protestan papaz, 1533-1593. Gnoti seauton, nosce te
ipsum, 1618, vb.
(5) 1644 ve 1699'da ldler. 1. Bapt Helmont, Optra, Amst, 1648; Fr.
Merc. Hel- mont, Seder olam s, ordo saeculorum hoc est historica enarao doctrinae
philosophiae per unum in quo sunt omnia, 1693.
(6) 1637'de ld. Utriusque cosmi metaphysica, physica atque technica
historia, Oppenh., 1617. PhiL mosaica, 1638.
(7) 1671'de ld. Synopsis physices ad lumen divinum reformatae, Leipz.,
1633.
JACOB BOEHME 195
Bu kitap ), bundan sonra gelen biroklan gibi Boehme'nin bildii biricik dil
olan almanca ile yazlmtr ve bu nedenle bile Yenia lemine aittir; bundan
baka yazarn farkna bile varmad, ama Goerlitz protestan papaz
tarafndan kendisine ex cathedra (din otorite olmak sfatyle) iddetli bir
tekdire ve mrnn kalan ksm iin sk bir gz hapsine mlolan rafzlikler
iermektedir.
Gerekten de, kitabn daha nsznden itibaren, en samim Ortodoksluk, en
ileri speklatif fikirlerle birlikte yer almaktadr. Filozof olmak ve Tanrnn z
ile eyann znn derinliklerine inmek isterseniz, her eyden nce Tanrdan,
Tanrda ve tabiatta bulunan Kutsal Ruh'u isteyiniz. Kutsal Ruh'un yar dimiyle,
Tanrnn vcudu olan tabiata ) ve kutsal Teslisin zne kadar inebilirsiniz:
nk, insan ruhu insann bedeninde olduu gibi, tanrsal Ruh da btn
tabiattadr.
Boehme, bu ruhtan k alarak, eyann esasnda ne buluyor? efkat ve
sertlik, tadlk ve aclk, iyi ve kt dedii devaml bir ikilik. Canl olan her
eyde bu ikilik vardr. Nitelii bulunmayan, ne tatl ne ac, ne scak ne souk, ne
\ i ne kt olan, ldr. lmde birbirinin ayn olan bu iki karlkl prensibin
kavgasn Boehme, istisnasz btn varlklarda gryor: yeryzndeki
varlklarda, meleklerde ve btn varlklarn z olan (
4
) Tanrda ). Oulsuz
Tanr her ey olduu ve her eye sahip olduu iin hibir ey istemiyen bir
irade, uyaran oimyun bir irade, konusu olmyan bir sevgi, gsz bir ikti-
* 2 3 4
5

(!) afak, Boehme'nin ve leozofinin ateli taraftarlar Sait-Martin (1743-1803)
tarafndan 3 ciltle evrlmiti (Paris, yl VIII). Bak. Matter, Saint-Martin, te philosophe
in- connu, su ve et ses ecrits, son matre Martinez et leurs groupes, Paris, 1862. A.
Franck, La phlosophie mystiqm en France, Paris, 1860.
(2) Tanrsal zn prensibinin tasviri. nsann hayat.sann tecessm,
straplar, lm ve yeniden dirilmesi. Tanrsal ve dnyev sr. ile (la penitence).
Yenileme (regenemtion). Seme.Mysterium magnum, vb. (hepsi almanca), Amster- dam
(1675, 1682, 1730) ve Leipzig (1831 ve d., 7 c.) basmlar, E. Bou(roux, /. Boehme, 1888. '
(3) Aurora, bol. 2,12; 10, 56 ve muh.
(4) Aurora. nsz, 97, 105; Gott, in dem Altes st und der selber Altes ist (her eyin
iinde olduu ve kendisi her ey olan Taun); bl. 1,6; Gott st der Quellbrunn der das
Heri der Natur (Tanr tabiatn kayna yahut kalbidir); 3,12: Er st von nichts
hergekommen, sondem ist selber Allcs in Ewigkeii (O hibir eyden gelmemitir, ama
kendisi ezel ve ebed olarak her eydir); 3,14: Der Vater ist Altes und aile Kraft besteht in
ihm (Baba her eydir ve btn g onda bulunur); 7,20: Seine Kraft ist Altes und
allenthalben (Onun gc her eydir ve her yerdedir); 7,25: Des Vaters Kraft ist Altes in und
ber ailen Himmeln (Babann gc, btn gklerin iinde ve stnde her eydir); ve et,.
(5) Ayn eser, bl. 2,40. .
196 ORTAA FELSEFES
dar, sebatsz bir glge, zeksz ve bayatsz bir z, evresiz bir merkez, snk bir
k, ksz bir gne, yldzsz bir gece, iinde hibir imein parlamad,
hibir rengin belirmedii, hibir eklin grnmedii bir kaostur: Sonsuz uurum,
ebed lm, yokluk. Baba ve Oul Tanr, yayan Tamdr, mutlak veya somut
ruhtur, tam varlktr. Oul kendi kendinde toplanm sonsuzdur, Babann
kalbidir, gnein sonsuz mekna n yaymas gibi, tanrsal varln
sonsuzluklarn aydnlatan aktr, Tanrnn kendi etrafnda izdii ezel ve ebed
dairedir, yldzlar organlar ve onlarn yolu, ezel ve ebed olarak atan damarlar
olan Tanrnn vcudu, gk ve yerin iinde tad ekillerin hepsi, bizde yayan,
duyan, strap eken, len ve yeniden dirilen esrarl tabiattr. Fakat Tanry ve
btn varlklar meydana getiren ikilik, ilk balangtaki varlk deildir; o,
birlikten gelmektedir; Oul Babadan kar ve ikinci olarak gelir. nce
karanlklar, sonra k; nce tabiat, sonra ruh; nce konusu bulunmyan ve
kendinin farknda olmyan irade (der ungrndliche W ille), sonra bilinli irade
(der fassliche W ille) ri).
Bu istiarelerden Schelling'in, Hegelin, Schopenhauer'in ayrdedici
fikirlerini tkarmak her ne kadar kolaysa da, bunlarn Boehme'de aldklar ekil
sadece teolojiktir. Alman felsefesinin bu mjdecisi, kendi kendini anlamaz
grnen bir khindir (un voyant), henz o kadar eyann geleneksel anlaynn
etkisi altndadr. Dnce, Protestan leminde efendisini deitirdi; ama gene
kle, ancilla theologiae olarak kald. Onun kesin olarak zgrln kazanmas,
dnya, gne, gk hakknda kabul edmi fikirleri reddederek, Kutsal metni fizik
bilimlerinin yanlmaz bir kitab yapan nyargy (le prejuge) ortadan kaldran
Kolomb'un, Magellan'm, Copemicus'un, Keplerin, Galilei'nin keifleri
sayesindedir.
48 Bilim hareketi <
2
)
XV. yzyln ortasndan beri, bat Avrupa'da, birbiri ardnca beklenmedik
birok eyler grlyordu. talya'da yerleen Yunan bilginlerinin rehberliinde,
o, Araplarn kendisine ksmen gsterdikleri, vaadedilmi topraa (arz- mevut)
tamamyle giriyor: Eskia ve onun edebiyat, sanatlar, felsefesi. nce katolik
devriyle snrlanm olan babalarmzn tarih ufku, bundan sonra geniliyor ve
hristiyanln balangcndan tesine doru sonsuz olarak geriliyor. Vaktiyle,
dnda karanlklardan ve barbarlktan
1 2

(1) Mysterium magnum, bl. 6. Seme, bl. 1 Aurora, bl. 8-11.
(2) Bak. s. 104 'te sz geen Montuclamn, Delanbrem, Chaslesin, Draperln eserleri.
Humboldt, Cosmos,z. I ve II. K. Fischer, Yenia felsefe tarihine giri.
BLM HAREKET 197
baka bir ey grlmiyen bu katolik Kilisesi, artk ancak kendisinden daha eski,
daha zengin, daha deiik, bat rklarnn dehsna daha uygun bir uygarln
ocuu ve mirass olarak grnyordu. Roman ve Cermen Avru- pas,
Kilisenin dnda kalan ve btn insan faaliyeti alanlarnda, birok bakmdan
XV. yzyln hristiyanlanna stn olan bu Yunanllar'a ve Romal- lar'a tabi ve
iten bir yaknlk duyuyor. Kilisenin dnda ne kurtulu, ne gerek uygarlk, ne
din, ne ahlk bulunduunu syliyen katolik nyargs, yava yava kayboluyor.
Sadece katolik olmaktan klyor ve insan, hmanist, kelimenin en geni
anlamyle insan dostu (philanthrope) olunuyor. Bu, artk gemiin baz nadir
aralklardan grnleri deildir; binlerce siyaset, edebiyat, dil, arkeoloji,
corafya sorunuyle atalarmzn arm baktan nnden geen aryen
Avrupa'nn btn tarihidir. Bundan sonra, Eskian eksik olarak iledii ve
Ortaan hemen hemen bilmedii tarih bilimler, ileride merkez bir yer tutmak
zere, incelemelerin nemli bir dal halini alacaklardr.
nsanolu, insanl kefeder etmez, kendi oturduu ve imdiye kadar
yalnz bir cephesini bildii evin gerek eklini grmek imknn elde ediyor.
Katolik dnyas, Romallar'n bildii leme, yani Akdeniz havzasna ve Asya'nn
gneybatsna, bir de kuzey Avrupa'sna inhisar ediyordu Fakat ite yeni dnyay
bulan Kolomb, ite mit burnunu geerek Hindistan'a giden deniz yolunu bulan
Vasco de Gama; ite, zellikle, dnyay devretmeyi baaran Magellan. Bylece,
daha eskilerin alkn olduklar bir hipotez, apak olaylarla glenmi oluyor:
dnyamz, hibir yere dayanmyan ve serbeste meknda duran bir kredir.
Bundan, yldzlarn da hibir yere dayanmadan durduklar, Aristoteles'in
krelerinin bir vehimden baka bir ey olmad sonucu karlamaz myd?
Dnyann bir kre olduu kabul edilmiti; ama, herkesin kansna gre o
gene gk krelerinin, etrafnda dndkleri sabit merkezi oluturuyor. Gnei
gezegen yollarnn merkezi yaparak, Tycho-Brahe, eskiden beri devam eden
halk kozmografyasma ilk darbeyi vuruyor, fakat merkezi gne olan bu sistemi
gene dnyann etrafnda dndryor. Dnyay gezegenlerin arasna ve gnei
sistemin merkezine koymakla Copemicus B) kesin adm atyor. Baz eski
bilginler O) tarafndan ortaya atlan ve Copemicus'un ancak bir hipotez olarak
ileri srd bu teori, gezegenlerin yollarnn eklini ve onlarn hareket
kanununu bulan Keplerim gzel almalanyle ve dnyann ift hareketini
syliyen ve kendi yapt bir teleskopla Jpiterin uydulan-
1 2

(1) De orbium caelestium revolutionibus libri VI, Nuremb., 1543. Astronomla no-
va, Prag, 1609; vb. Toplu eserleri, bas. Frisch, Frankf., 1858 ve d.
(2) 23.
198 ORTAA FELSEFES
m bulan ve onlarn devir kanunun belirleyen Galilei W taralndan dorulanyor.
Heliosantrizm (gnein merkezde bulunmas) iki Kilisede de tehlike iareti
oluyor. Kepler zulme uruyor; Galilei szn geri almaya mecbur ediliyor. Eer
Copemicus sistemi, kabul edilecek olursa, Hristiyanln temellerini ykmak
tehlikesini gstermez miydi? Eer gne gezegen yollarnn merkezi ise, eer
dnya hareket ediyorsa, demek ki Y mucizesini gstermedi, demek ki Kutsal
Kitap aldanyor, demek ki Kilise yanlabilir! Eer dnya bir gezegen ise, bizzat'
gkte hareket ediyor ve onunla bir antitez halinde bulunmuyor demektir,
gklerin ve dnyann geleneksel kartl blnmez evren iinde eriyor
demektir. Esasen Aristoteles'e nem vermeden, lemin sonsuz olduunu
sylemek, lemden ayr bir gk, tabiatst bir eya dzeni, yukarda bir Tanr
bulunduunu inkr etmek deil midir? Kilise bu ekilde muhakeme yrtyordu:
inanla inanca ait grleri, Tannyle-Tanr hakkandaki fikirlerimizi birbirine
kartrarak Copemicus taraftarlarna tanrtanmaz (athee) muamelesi yapyordu.
,
Fakat onun direnmelerine ramen, yeni teoriler yaylyor, keifler ve icatlar
oalyor. Bu, dn matbaa idi, bugn pusula ve teleskoptur. Newton'un yeni
kozmolojiyi evrensel ekim teorisiyle tamam!lyaca ve kendisine gelinceye
kadar yalnz bir hipotez olan eyi, aksiom haline koyaca zaman beklerken,
bilimler, skolastiin boyunduruundan kurtularak, nce ekingen, sonra gittike
sert ve emin admlarla ilerliyorlar. Le- onardo da Vinci ve vatanda Fracastoro,
fizikte, optikte, mekanikte, Ark- himedes'in ve skenderiye bilginlerinin eserini
devam ettiriyorlar. Fransz Viete, geometriye uygulad cebirin dar kadrolarm
geniletiyor ve ngiliz Neper (Ford John Napier) logaritmay icadedivor. Biolojik
bilimler alannda, Belikal Vesale, De corporis humani fabricdsiyle (1553),
insan anatomisini yaratyor ve ngiliz Harvey, 1628'de yaymlanan mehur
eserinde, kendinden nce spanyol Miguel Servet (Serve-
1 2

(1) Galileo Galilei; 1564-1632; doduu ehir olan Pisada ve Padova'da prof., sonra
Floransa saraynn matematikisi ve filozofu ve lmne kadar Roma Enkizisyonunun az
ok mahpusu. nanm heliosantrist olan Galilei, bundan baka, kendi sayesinde yeni fiziin
temel ta olan demokritosu atomculuun taraftandr, slbunda aka pozitivist ve evren
grnde monisttir. Btn bu bakmlardan, yeni felsefenin babas olmak payesini, Bruno,
Descartes ve zellikle Bacon'la paylar. Toplu eserleri, Alberi bas., Floransa, 1843 ve cL
Natorp, Galilei als Philosoph (Philos. Manatshefte XVIII), 1882.
(2) De rnotu cordis et sanguinis, Frankf., 1628.
BLM HAREKET 199
do) 'b ve talyan Realdo Colombo Andreas Csesalpinus tarafndan kabul edilen
kan dolamn kantlyor.
Biitin bu yemlikler iinde, sonucu en byk olan Copemicusun teorisidir.
Gk hareketleri nin (Codestium revoutionibus) yaymlan, Avrupa'nn tkr
tarihinde tam anlamyle bir devir aar. Modem dnya onunla bal) or. Evrenin
sonsuzluu, phesiz Copemicusun bir doktrini deildir; ama tabi ve nne
geilmez bir sonu olarak onun sisteminden kmaktadr. mdi, bize sonsuz bir
lem gstermekle, heliosantrizm, grnmiyen yaratan tahtndan indirmiyor,
aksine onu ykseltiyordu; fakat ve Kilisenin doru olarak grd nokta bu
idi onunla ilikilerimize ait fikirlerimizi derin bir biimde deitiriyordu.
Bundan sonra sonsuz ve sonlu birbirinden artk bir uurumla aynin a deillerdir;
onlar birbiri iinde'ilev (immanents). Ortaan ruhu olan dualizm yerine,
Copemicus, Kepler ve G alile i sayesinde, monist geni; gediyor (
4
).
d; .kkrier kdairi (kk dolam), daha 1546'da yazlm olan Chrisianism res-
MObun bu amda ilen srlmektedir.
11404-j 5 w, Vesalius'un Padova'da halefi (1544) ve De re anatoncdnn (1558)
yazan.
\
7)
(JuL'',; 7u'% medieosinde, 1598.
<a
1
Esasen ) <, lemi Lutherm reformu ile balatmakla beraber, immanence'd onun
en re-rab k/m ;> r m Hegd (zkr. es.). Ortaadan imdiki aa geii, u szlerle
anlat- ; or '*B.< nde sanki Tanr ancak imdi gnei, yldzlar, bitkileri ve hayvan
lan / anta ;ih d^ sanki tabiat kan unlan henz konmu gi idi nk, kendi z akllarn
evrensel .ki u 'azJ klanndan, btn bu eylerle ancak imdi ilgileniyorlard. Tabiat
kanaman .uirru, k. nn ge hurafesine ve. ancak by sayes.nde altedilcbileccklermc
inanlan >r K k ;J . ^ cad. gder hakka u lak btn hkim (ikillere kar kld. Balyan
Lav- gou, KiP anm r .. p.eK.saar ayn fikidu diler.
IH
YENA FELSEFES
Birinci dnem
Serbest metafizik a
(Bruno'dan Locke'a ve Kant'a kadar)
49 Giordano Bruno
Din devri mi nden sonra kozmos biliminin yenilemesi, uzun zamandan
beri serbest dnr bilginler tarafndan hazrlanan ve 1600 sralarnda Bru-
no'nun, Bacon'un, Descartes'm cretle yenilik gsteren sistemlerinde meydana
kan felsefe reformunu zorunlu bir sonu olarak dourdu. Bu silsileyi -aan,
Parmenidesin ve Zenon'un hemerisi Giordano Bruno'dur 0).
Napoli yaknlarnda Nola'da 1548'de doan Bruno, daha gen yata Do-
miniken tarikatna giriyor; fakat Ncolaus Cusanusun, Raymundus Lul- lus'un,
Tefesio'nun etkileri ve tabiata olan ateli sevgisi, onu manastr hayat ve
katoliklikle uzlaamaz bir hale koymakta gecikmiyor. Kendisini ac hayal
krklklarnn bekledii Cenevreye, sonra Paris'e, Londraya, ateli ve endieli
ruhunu Wittenberg'den Prag'a, Helmstaedt'ten Frankfurt'a gezdirerek,
Almanya'ya gidiyor. Fakat Protestanlk onu babalarnn dininden daha, fazla
tatmin etmiyor. talya'ya dnnde Enkizisyon'un emriyle yakalan-
1

(1) Opera, Wagner tarafndan yaymlanan, 2 c., Leipz., 1830. J. - B. scripta quae
latine confecit omnia, bas. A. F. Ofrocrer, Stuttg., Londra ve Paris, 1834 (eksik); Le pere
inedite di G. B., bas. F. Tocco, Floransa, 1891. Christian Bariholmcss, Jordano Bruno, 2
c., Paris, 1846-47. H. Bmnnhofer, Giordano Brunos Weltanschauung und Verhangnis,
Leipz., 1882. Felice Tocco, Le pere latine di G. B. esposte et confrontate con le italiane,
Floransa, 1889. Tocco, B.'ntn felsefi gelimesinde, bir ycni-platoncu safha, bir elca- c ve
heraklcitosu safha ve, materyalist okulun baylc birlikte, sonsuz sayda lemler fikrini ve
atomlar teorisini (kendi animist gr asna gre atomlar monadlar haline getirerek)
kabul ettii bir demokritou safha ayrmaktadr. Bartholmbss bu safhalarn zellikle
birincisine, Brunnhofer, kincisine dikkat etmitir, fakat bu safhalardan ne biri ne teki,
Brunonun dncesini tan olarak ifade etmemektedir.
GORDANO BRUNO
201
yor ve iki yl hapisten sonra, 1600'de Romada diri diri yaklyor. Serven dolu
hayat onun birok eserler yazmasna engel olmamtr; bunlarn en nemlisi.
Della cama, principio ed um (Venedik, 1584), Dell'infinito universo e dei mondi
(ayn yer, 1584), De riplici minimo et mensura (Frankfurt, 1591), De monade,
nmero etfgura (ayn yer, 1591), De immenso et innu- merabilibus s. de universo
etmundis'dir (ayn yer, 1591).
XVI yzyln metafzikileri iinde, Bruno ilk olarak heliosantrik sistemi
kaytsz ve artsz kabul ediyor. Aristoteles'in kreleri ve lemi blmlere ayrmas,
birtakm uydurmalardan baka bir ey deildir. Meknn bu trl hibir snn, bizim
lemimizi, saf ruhlara, meleklere ve en yksek Varla zg dnyast bir blgeden
ayran almaz hibir snn yoktur. Gk, sonsuz evrendir 0). Sabit yldzlarn herbiri,
etrafnda uydular bulunan gezegenleri olabilen bir gnetir. Dnya bir gezegenden
baka bir ey deildir ve gkte asla merkez ve zel bir yer tutmaz, bu gneimiz
iin de byledir, nk evren, gne sistemlerinden oluan bir sistemdir.
Eer evren sonsuz ise, kanlmas imknsz olan muhakeme udur: iki sonsuz
olamaz; imdi lemin varl inkr edilemez; u halde Tanr ve evren bir ve ayn
varlktr. Tanrtanmazlk itirazndan kurtulmak iin Bruno evrenle lemi
birbirinden ayryor: Tanr sonsuz Varlk veya Evren, lemin prensibi, ezel ve
ebed nedeni, natura naturans'tvr, lem, onun sonularnn yahut olaylarn hepsi,
natura naturata'dr. Ona gre, Tanryla lemi bir saymak tanrtanmazlk olur,
nk lem bireysel varlklarn toplamndan baka bir ey deildir ve bir toplam
ancak zihn bir varlktr; Fakat Tanry evrenle bir saymak, onu inkr etmek deil,
aksine ykseltmektir; en yksek Varlk fikrini, onu baka varlklarn yannda bir
varlk, yani sonlu bir varlk sayanlarn, iinde tuttuklar snrlarn ok tesine kadar
geniletmektedir. .Hem de Bruno, kentli doktrini ile ateizmi birbirinden ayrmak
iin Philothe- os adm alr grnyor. Beyhude ve hkimlerini aldatamyacak
olan zahmet.
Gerekten, Bruno'nun Tanrs, lemin ne yaratan, ne hatt ilk hareket ettireni
deil, fakat ruhu'dur, o akn ve oir anlk (momentanee) neden deil, fakat
Spinoza'nn syliyecei gibi ikin (immanente), yani, eyann i ve devaml
nedeni, onlar meydana getiren, dzene koyan, ieriden darya doru idare eden,
hem madd, hem formel prensiptir; onlarn ezel ve ebed cevheridir. Brunonun
evren ve lem, yaratan tabiat (nature naturante) ve yaratlan tabiat (nature
naturee) kelimeleriyle birbirinden ayrd ey, haki-
1 2

(1) De immenso et innumerabilibus, s. 150. -
(2) Philotheus Jordanus Brunus Nolanus de compendiosa architectura et complc-
menio artis Llii, Paris, 1582.
202
YENA FELSEFES
katte, bazan realist bakmdan (Ortaa slbu), bazan nominalist bakmdan
dnlen bir ve ayn eydir 0), eren, kuatan, her eyi meydana getiren
evrenin ne balangc, ne soru vardr, lemin (yani evrenin ierdii, kuatt,
meydana getirdii varlklarn) balangc ve sonu vardr. Yaratan ve zgr
yaratma fikri yerine, tabiat ve zorunlu meydana getirme fikri geiyor. zgrlk
ve zorunluluk ayn anlama gelir; olmak, yapabilmek, istemek, Tanrda blnmez
bir ve ayn fiilden baka bir ey deildir
lemin meydana gelmesi, Evren-Tanny, her zaman kendi kendisinin ayn
olan, hareketsiz, llmez, benzeri olmyan varl hibir suretle deitirmez.
Alarak ve yaylarak, sonsuz varlk, kendisi cins, tr, birey olmadan,-hibir
kanuna boyun emeden, hibir ilikiye girmeden, cinslerin trlerin, bireylerin
saysz okluunu, evrensel hayat ve fenomen lemini oluturan evren
kanunlarnn ve balantlarn sonsuz okluunu meydana getirir. Say birlii ile
hibir benzerlii bulurtmyan mutlak blnmez birlik olan o, her eydir ve her
ey ondadr. Sonsuz byklkte nasl bulunuyorsa, bir para otta, kum tanesinde,
gne nda oynaan atomda 03 kere, yani tam olarak bulunur, nk o
blnmez. Sonsuz varln bu her erde cevherce ve tabi olarak bulunmas
(toute-presence substattielle et nar.u'eiiek kulsri ekmekte tabiatst olarak
bulunmas dogmasn, eski domiriken'ri dnd ekilde hstiy anln bu
temel'tan, hem aklyor, hem o t tadan kaldryor. Sonsuzun gerek olarak bu
her yerde bulunmas sayesinde tabiatta her ey canldr; hibir ey yok olmaz;
lmn kendisi hile hayatn bir deimesinden baka bir ey deildir. Stoaclar
lemin canl bir varlk olduunu anlam olmak meziyetini gsterdiler;
pvtlagoraslar ezel ve etvui yaratmann banda bulunan matematik
zorunluluu \e karn alan n ne smez iini anlam olmak meziyetini gsterdiler
t).
Bruno. sonsuz, evren yahut Tanr dedii eye, maddi' ,rie da veriyor.
Madde, Yunan idealizminin ve skolastiklerin mf atin 1 \ok-u*. deildi
1
z
itibariyle yerkaplamaz'dr, yani madd deildir, varl* kenbrucr; baka
pozitif bir prensipten (form) almaz; o, aksine btn formlarr a_uo uLr realitedir;
onlar tohum halinde kendinde saklar ve sra ile meydana gendi' nce tohum
olan, sonra ot, sonra baak, sorun ekmek, sonra kivi us (. bylrv kan, insan
tohumu, embriyon, sonra bir insan, sonra bir ceset olur 1 e vfvdcc toprak yahut
ta yahut baka bir madde haline gelir, ve d.uma y m eten bu-d-varak, bylece
sonsuz olarak gider. u halde burada, her ev 1 iri.ne gelen v bununla beraber
kendiliinde bir ve ayn kalan bir ey yor yere:. Eci bu,
(1) Della mum, 72 ve d.
(2) De immenso et innumerabilibus, 1.
41.
(3) De immenso et innumerabilibus, VIII,
GORDANO BRUNO 203
madde deilse hibir ey sabit ezel ve ebed prensip adna lyk grnmyor.
O mutlak olmas dolaysyle, btn formlar ve btn boyudan kapsar
ve grnd ekillerin sonsuz okluunu, kendi kendinden kanr. Bizim bir ey
lyor dediimiz yerde, hakikatta, yeni bir varln meydana gelmesinden baka
bir ey yoktur; bir kombinezonun her bozulmas, yeni bir kombinezonun ortaya
kmasdr. .
nsan ruhu, evren hayatnn en yksek aldr. O, buday tanesinden baa
fkrtan ayn gcn etkisiyle her eyin cevherinden gelir. Btn varlklar ne
olurlarsa olsunlar ayn zamanda hem vcut, hem ruhturlar hepsi, zel bir ekil
altnda monadlann Monad
!
n yahut Evren-Tanry tekrarlayan canl
monadlardr. Cisimsellik (la corporeite), monadda bulunan yaylma gcnn,
dar doru olan bir hareketin sonucudur; dnce, monadn kendi zerine bir
dn hareketidir. Hayat oluturan, bu ift yaylma ve toplanma hareketidir. O,
kendisini oluturan gidi geli hareketi kadar srer ve bu durunca, o da sner,
ama ancak yeni bir ekil altnda hemen tekrar meydana gelmek zere kaybolur.
Varln douu, bir hayat merkezinin yaylmas; hayat, krenin devam; lm,
krenin toplanmas ve km olduu hayat merkezine dnmesi eklinde
anlatlabilir d).
Btn bu fikirleri, ve zellikle Bruno'nun evrimciliini, felsefesinin
prensipe deta renksiz bir halde iinde tad Leibniz'in, Bonnet'nin, Di-
derot'nun, Hegel'in sistemlerinde bulacaz. O, monizm ve atomizmin, idealizm
ve materyalizmin, dncenin ve gzlemin sentezi olup, Yenia onto- lojik
doktrinlerinin ortak kkdr.
50 Campanela
nsan zihni hakknda ngiliz ve Alman kalem denemelerini (essais), yani
Yenia eletirisini hazrlayan, gene gneyli bir talyan ve bir dominiken,
Tommaso Campanella'dr (
1 2
l Calabria'da Stilo yaknnda 1568'de doan, felsef
reformun ve talyan zgrlnn bu cesur yanda, spanyol egemenliine
kar alt iin Napoli'de bir zindanda yirmi yedi sene geirdikten sonra,
1639'da Paris'te ld.
Bruno'nun ioniallardan, eleallardan, yeni-platonculardan esinlenme
(1) De tripliei minimo, s. 10-17. '
(2) pere di T. C), Turino, 1854 (Campanellae philosophia sensibus demonstrata,
Napoli, 1690, Philos. rationalis et realis partes V, Paris, 1638. Universalis philosop-
hiae ive metaphysicarum rerum juxia propria dogmata partes III, ay. yer, 1638. Athe-
ismus triumphatus, Roma, 1631. De gentilismo non retinendo, Paris, 1636, vb.).
204 YENA FELSEFES
sine kar, Campanella phecilerin rencisidir. O, bir bilgi teorisine
dayanmazsa, metafiziin kum zerine kurulmu olacan onlarn okulunda
rendi. u halde, felsefesinin ilk nce urat ey, eletiri sorunudur O).
Bilgilerimiz iki kaynaktan gelir: duyusal deney ve usavurma; onlar ya
deneysel ya da speklatiftirler.
Duyum yoluyle kazanlan bilgiler, kesinlik (la certitude) vasfn
kendilerinde tayorlar m? Eskilerin ou, duyularn tanklndan saknmak
gerektii kamsmdadrlar ve pheciler onlarn phelerini u kantta zetlerler:
duyularmn alglad eya, sjenin bir deimesinden baka bir ey deildir ve
duyularmzn bize dmzda olup bitiyor diye gsterdii, hakikat- ta, ancak
bizim iimizde olan bir olaydr; duyular benim duyulanmdr; onlar benim bir
ksmimdir; duyum bende meydana gelen bir olaydr, ve ben onu bir d nedenle
a klan m; oysa, herhangi bir obje gibi, dnen sje de, onun belirleyici, ama
bilinsiz nedeni olabilir. u halde d eylerin varl, z konusunda kesinlie
nasl varmal? Eer grdm ey yalnz benim duyumum ise, bunun dnda
onun var olduunu nasl kantlamak? Campanella buna, i duygu ile (le sen s
inteme) karln veriyor. Duyulur algnn, kendisinde bulunmyan kesinlik
vasfn almaya mecbur olduu yer, akldr; onu bilgi haline getiren akldr.
Gerekten, metafizikinin duyular ve onlarn doruluu hakknda hatrna
getirebildii phe, i duygu karsnda mmkn deildir. mdi bu sonuncusu,
benim varlm, dorudan doruya ve en kk bir pheye yer brakmyacak
ekilde bana bildiriyor, bana kendi kendimi, var olan, yapabilen, bilen, istiyen bir
varlk, ve bundan baka, her eyi yapabilmek ve her eyi bilmekten uzak bir
varlk olarak gsteriyor. Baka deyile, i duygu bana, varlm ve ayn
zamanda onun snrn bildiriyor. Bundan, beni snrlayan bir varlk, benden
farkl objektif bir lem, bir ben olmyanm (non-moi) bulunduu sonucunu
zorunlu olarak karrm ve bu ekilde, igdsel, a priori, her trl dnceden
nce olan bir hakikati, a posteriori olarak kantlamay baarrm: bendeki
duyulur algy meydana getiren bir ben olmayanm (non-moi) varl C).
phecilik bu suretle rtlm oluyor mu? Hakikatta, henz bu yarm
olarak yaplmtr ve filozofumuz hi de zafer trks armak niyetinde
deildir. Gerekten, bize birtakm eyler gstermekle duyularn bizi
aldatmamasndan, onlar olduu gibi gsterdikleri sonucu kmaz. Bizim eyay
dn eklimizle, onlarn olu ekli arasnda dogmatizmin nceden kabul
1 2

(1) Campanellann bilgi teorisi iin zellikle Genel felsefe veya Metafizik
1
indeki
Giri'e baknz.
(2) Universalisphilos. ive Metaphysica, Paris, 1,1, 1. c. 3.
CAMPANELLA
205
ettii uygunluu, Campanella, varlklarn kantlanmas imknsz bir hakikatin
sonucu olan benzerliinden karyor; onlarn aslnda bir olmalar. Fazla olarak,
insan zeks iin, mutlak bir bilginin mmkn olduunu kabul ediyor. Bilgimiz,
hibir zaman tam olmakszn, doru olabilir. Tannsal bilimin yannda, bizim
bildiimiz az bir eydir ve deta hitir. Eer bilgi saf bir fiil (acte pur) olsa idi,
eer alglamak yaratmak olsa idi, eyay olduu gibi be- cektik. Onlar
kendiliklerinde, yani mutlak olarak bilmek iin, mutlak olarak mutlak olmak,
yani bizzat yaratan olmak gerekirdi. Fakat mutlak bilim insann varamyaca bir
ideal ise de bu, bu lemde onun hakik vatannda bulunmadnn apak
kantdr metafizik aratrmalar, dnr iin, gene ayn derecede bir grevdir.
Konusu bakmndan dnlrse, evrensel felsefe yahut metafizik,
prensiplerin yahut varln ilk artlarnn bilimidir (principia, proprinci- pia,
primaiitales essendi). O, kaynaklan, aralan, metotlan bakmndan akln
bilimidir, kesinliiyle ve otoritesiyle deneysel bilime stndr.
Var olmak, tekrar dnmek zere kendi prensibinden aynlmakr (*). Bu
prensip, daha dorusu, bu prensipler nelerdir? nk soyut birlik ksrdr; baka
bir deyile: bir varln meydana gelmesi iin ne lzmdr? Cevap: 1 bu varln
var olabilmesi; 2 bu varln, gereklemesi olaca bir de'nin tabiatta
bulunmas (nk bilgi olmasa idi, tabiat, hibir zaman hibir eyi meydana
getiremiyecekti); 3 bunu gerekletirecek bir eilim (
1 2
\ bir istek olmas
lzmdr. Yapabilmek (posse, poestas, potentia essendi), bilmek (cognoscere,
sapjientia) ve istemek (velle, amor essendi), ite rlatif varln prensipleri
bunlardr. Bu prensiplerin hepsi, ya da daha dorusu, onlar ieren yksek birlik:
ite Tanr. Tanr mutlak iktidar, mutlak bilgi, mutlak irade yahut sevgidir.
Eyann kaynana az veya ok olan yaknlklarnn belirledii bir lde,
yaratlm varlklar da iktidar, alg ve iradedirler. Evren, zihinsel, meleksel yahut
metafizik lemi (melekler, otoriteler, lemin ruhu, lmez ruhlar), ezel ve ebed
yahut matematik lemi ve dnyev yahut cisim- sel lemi ieren bir mertebeler
silsilesidir. Bizzat cisimsel leme varncaya kadar, btn bu lemlerin mutlaktan
paylan vardr ve onu oluturan unsur kendilerinde bulunur: iktidar, bilgi,
irade; o derecede ki, bizzat l tabiat, l deildir; duygu, zek, irade, inorganik
madde de dahil olmak zere, btn varlklarda farkl derecelerde bulunur (
3
).
(1) Univ. phil. s. Metph., P. I, 1.2, c. 1.
(2) radenin,Yesin olarak principium essendi (varlk prensibi) olduuna sylemekle,
Campanella hem materyalistlerden, hem de saf idealistlerden ayrlyor. Leibnizden nce
hi kimse, somut spiritalizmin temel fikrini, bundan daha ak bir ekilde tasarlamam- .

(3) Univ. phil, P. I, 1. 2, c. 5 ve d.
206
YENA FELSEFES
Her varlk, mutlak varlktan geldiinden, prensibine dnmek istiyen bir ey
gibi gene ona dnmek ister, bu anlamda, btn sonlu varlklar, hangisi olursa
olsun, Tanry isterler, hepsi dindardr, hepsi yaratann sonsuz-hayatm yaamak
ister, hepsi yokluktan korkarlar ve varlk yannda yokluu yaamak bakmndan,
hepsi Tanry kendilerinden ok severler. Din, kaynan her eyin mutlak varla
tbi bulunmasndan alan evrensel bir olaydr. Tanr insandan ne kadar bykse,
din bilimi yahut ilhiyat da felsefeden o kadar yksektir 0).
Katoliklie verilen bu tavizlere ramen, Atheismus triumphatus'una
ramen, papa iin lemmul krallk ryasna ramen, Campanella'nn slahat
giriimi Kiliseye pheli grnd ve baarl olamad. talya'da boulan felsefe
hareketi, bundan sonra, din reformla aydnlanan yahut kurtulan lkelere,
ngiltere'ye ve Rhein'nin iki kysna geti D),
51 Francis Bacon
Ingilterede felsef reform, sakson rknn dehasndan gelen ve talya'da-
kinden ok farkl olan bir karakter kazanyor. Ilml ve pozitif karakterli ngiliz
ruhu, ayn zamanda skolastik gelenekten ve serbest metafiziin abuk yaplm
sentezlerinden saknr. abuk tepeye varan, ama orada duramayp, cesareti
krlm olarak phecilie den Italyan dncesine, deney yoluy- le yava ve
derece derece ykselmeyi tercih eder. Bilimlerin yeni aldklar hzda onun
dikkatine arpan ey, Okulun metotlarnn bunda hibir etkisi olmad, zeknn
bu ilerlemelerinin onun dnda ve ona ramen yaplm olduudur. Bunlar ne
Aristoteles'in, ne herhangi bir geleneksel otoritenin deil, dorudan doruya
kendisine bavurulan tabiatn, salim aklla realitenin dolaysz temasnn eseridir.
Bu ie adlarm balam olan ylmaz aratrmaclar elbette akl yrtyorlard ve
bunu Okul'un mantklar kadar ustalkta yapyorlard; ama, onlarn akl
yrtmeleri, olaylarn gzlenmesine dayanyordu. Karlk olarak, a priori bir
dnceden, bir hipotezden hareket ettik-
1 2

(1) Univ. phiL, m, 16, 1-7.
(2) XVII. ve XVIII. yzyl talyan filozoflar arasnda en bellibals, bir tarih
felsefesinin ilk denemelerinden biri olan Pdncipi di ma scienza nuova d'intorno alla
corumum natura. delle nazionCsiyle (Napoli, 1725, ev. Michelct tarafndan, Paris 1827 ve
Prenses Bel- giojoso tarafndan, ayn yer, 1857) tannm Giovanni Battista Vico'dur (1669-
1744). Bu yzylda, Galuppi, Rosmin Gioberti, Mamiani, Ferrari, vb. (71) gibi deerli
dnrler, talya'ya Rnesans devrindeki felsef nfuzunu yeniden kazandrmaya
almlardr (bak. Raffaella Mariano, La philosophie contemporaine en talie, Paris, 1868).
FRANCS BACON 207
leri vakit, Kolomb'un yapm olduu gibi, bunu deneyin mihengine vuruyorlar
ve ancak bu zorunlu onay elde ettikten sonra onu kabul edilmeye deer
sayyorlard. Bylece, bir yanda, tamamyle gsz ve ksr resm bir felsefe;
br yanda, pozitif bilimlerde hayret verici ilerlemeler. ngiliz saduyusunun
kabul edebilecei sonu, gzlem ve indksiyon lehine olarak a pri- ori
dnceden ve tasm suiistimalinden vazgemenin zorunlu olduu idi.
Daha XIII. yzylda Roger Bacon tarafndan ortaya atlan bu fikir, onun
ada, Vemlam baronu, ngiltere ba anslyesi Francis Bacon'un DeDigni- tate
et augments scientiarum 0) ve Novum organum scientiarum'unda(
2
) kendini
gsteriyor (1561-1626) (
3
k
Bugn insan zihnini tamamyle yeni batan dzenlemek, bilimi tama- tryle
yeni hi temel zerine kurmak sz konusudur (instauratio magna). Eyann
zn bilmek istiyorsunuz; pekl, bunun srrn kitaplara, Okul'a hinin olan
otoritelere, nceden edinilmi fikirlere ve a priori dncelere sormaktan
vazgeiniz. imdiye kadar gereinden fazla taklit edilen ve etkisi her eyi
bozmu olan Eskiadan zellikle vazgeiniz. Demokritos ve baz nadir poziti
virtlerden baka, Yunan filozoflar ancak az ve yzeysel olarak gzlem yap
yollard. Skolastik onlara lyk olan rencidir. Onun egemenlii altnda dansa,
realite duygusunu kaybetmi gibidir. Bilgimiz nyarglarla yorulmutur. Geici
heveslerimiz (caprices), tercihlerimiz, putlarmz (idoia trihus^fori, spccus,
thcatri) vardr ve bunlar tabiata zorla kabul ettiriyoruz. Deiremn bizim
houmuza giden dzgn bir izgi oluundan, yldz yollarnn mkemmel
daireler olduu sonucunu karyoruz. Gzlem yapnyoruz. yumf .lcak yar
gzlem yapyoruz. Baz kimselerin byk bir felakette:* kum adaklarn l>e
defa gryoruz; bundan tabiatst bir himaye bulunduu sonucunu karyoruz
ve hi olmazsa ayn derecede ok olan kur-
\l) lngilzo: o'rak 1605 te kt.
2} nm C. u'<n:a o visa ad altnda 1612de kt.
m T tun ouvL/, has. Montague, Londra, 1825 ve d.; bas. H. G. Bohn, Londra, 1846;
bas. Llls, Speaduu u* Heat, Londra, 1858-59; J. Spedding tarafndan tamamland; The let-
ters and hje of Francis Bacon, nt hding ali his occasional works, newly collected, revised
and set o ut m cht uiolo^ical order, wih a conmeniary hibliographical and historical,
Londra. 18 E. Ocuvres de F. Bacon, ev. Lasalle (Paris, 1800-1803,14 c., in-8) ve Riaux
taralndan (Ouu\ -rtphilosophtpues de F. Bacon, Charpentier koleksiyonunda, 2 c., in-12,
1S42). ( b dc femusat, Bacon, sa vie, son ternps, sa philosophie et son influence jusqu'
nos jotas. 2. bos , Paris, 1.858. Chaignet et Scdail, De i'inftuence des travaux de Bacon et
de D esc ar c s sur ia marehe de l'esprit hunain, Bordeaux, 1865. Kuno Fischer, F,
Bacon von Vendam De Realphilos. md ihr Zeitalter, 2. bas., tamamyle deitirilmi, Leip-
zig, 1875.
208
YENA FELSEFES
tulmadklan halleri hi hesaba katmyoruz. Burada, bir mabette, byk
tehlikelerde tanrlar ararak kurtulmu olanlarn adaklar (ex-voto) kendisine
gsterilen filozofla beraber: Dualanna ramen kurtulamayanlarn resimlerini de
bana gsterin! demenin srasdr. Gayesel nedenleri kabul ediyoruz. Eya
zerinde anlaacak yerde, herkesin istedii anlam verdii kelimeler zerinde
kavga ediyoruz. Her an bilime ait olanla dine ait olan birbirine kartryoruz ve
bundan, hurafeye inanan bir felsefe ve rafzliklerle dolu bir ilahiyat kyor.
imdiye kadar tabiat bilimi hibir zaman saf deil, fakat rm ve bozulmu
bir halde idi: Aristoteles'in okulunda mantkla; Pythagoras ve Platon'un
okulunda, ilhiyatla; yeni-platonculukta, tabiat felsefesini meydana getirmesi
deil, onun sonunda bulunmas gereken matematikle.
Bu fikirler ve a priori sistemler kaosunda, felsefe iin kurtulu, ancak
Yunan-skolastik geleneinden tam bir ayrlta ve indksiyon metoduna aka
balantadr. Geleneki felsefenin indksiyon dedii, aksi bir deneyin
ykabilecei ve ou kez gereinden pek az sayda olgular hakknda karar veren,
geici bir sonuca varan basit bir saymadan (enumeration) baka bir ey deildir.
Yeni bilimin metodu olacak olan hakik indksiyon, hemen en genel kanunlara
ykselmek iin, tek bana ve kt gzlenmi birka olay ile yetinmez;
varlklarn incelenmesinde sabrl ve zenli davranarak, adm adm, derece
derece kanunlara ykselir. Genel bir kanun kurarken, yalnzca iinden karld
olaylar kucaklayp kucaklamadn ve onlarn lsn ap amadn
dikkatle aratrmak gerekir ve eer bu kanunun kapsam ok genise, kendisini
gvenceye alabilecek yeni olaylarn kefine yardmc olmak suretiyle kapsamna
uygun olduunu kantlayp kantlamadna bakmak gerekir. Bylelikle, hem
nceden kazanlm bilgiler iinde hareketsiz kalmaktan, hem ok geni bir
kucaklamada glgeler ve soyutlamalar yakalamaktan kurtuluruz W.
Deneysel metodun ve yeni bilimin yaratcs saylmakla, Bacon de Ve-
rulamm rol abartlmtr (
1 2
\ Aksine Bacon'u meydana getiren, bilimlerin XVI.
yzylda aldklar hzdr ve onun bildirisi, Ingiliz saduyusunun bilimsel
hareketten kard sonutan, deta kssann hissesinden (la morale) baka bir
ey deildir. Fakat, Bacon deneysel metodu yaratmad ise de, hi olmazsa,
skolastik nyargnn tuttuu aa mevkiden onu kurtarm olmak,
(1) Novun organum, K. I. 1,2,3,14,15,19,26,31,38-68,71,77,79,82,89,96.100
ve d.
(2) Onun bilimsel deeri henz devam eden bir tartmaya yol amtr. Bak. Ad. Las-
son, Uber Bacons mssenchaftl, Prinzipien, Berlin, 1860. J. de Liebig, Ueber F. Bacon von
Veruiam und die Methode der Naturforschung, Mnih, 1863; Tchihatchef ev,, Paris, 1868.
Kr. Alb. Desjardinsin (De jure apud Fr. Baconem, Paris, 1862), C. Sigwart'm
(Preussische Jahrbcher, c. XII. austos 1863 ve c. XIII. ocak 1864) cevaplan, vb.
FRANCS BACON 209
onun lehinde yazlan en belagatli savunma ile ona Meta meru bir varlk
salam olmak erefini kendisine tanmak gerekir. Biroklarnn dnp de hi
kimsenin farkna varmya, ne de bakalarna sylemiye cesaret edemedii eyi,
yksek sesle sylemek, kk bir meziyet deildir.
Dahas var. Deneysel bilimin ve metotlarn balangcnn, ba anslyeden
ok nceye kadar kt doru ise de, Bacon gene deneysel felsefenin kurucusu,
felsefe bakmndan Yenia pozitivizminin babasdr; u anlamda ki, ilk olarak,
ak ve belagatli szlerle, hakik felsefe ile bilimin balln ve ayr bi
metafiziin boluunu dile getirmitir. Akmclm (transcen- dantalisme) ak
ve belli dman olarak, okuyucularndan niyetinin felsefede, eski Yunanllar
veya baz yeniler eklinde, bir tarikat kurmak olduunu dnmemelerini
aka rica ediyor; onun amac bu deildir ve bir zihnin tabiat ve eyann
prensipleri halikndaki soyut fikirlerini n ne olduunu bilmek insanla* n ileri
iin pek az nemlidir (O. u halde, hnc yalnz Aristoteles'e deil, fakat
tabiat hafakandaki her soyut fikre, yani bilimlerden ayr her metafiziedir.
Esasen, lk felsefe ile metafizik'i birbirinden ayrmaktadr. lk felsefe, zel
bilimlere yani, (Bacoriun temel melekemiz: bellek, hayalgc ve akl
halkndaki garip snflandrmasna gre), meden tarih ile tabi tarihi kap sav an
tarihe, iir'e ve tabi ilhiyat, tabi felsefe ve beer felsefe diye ayrd
felsefe'ye ortak temel hizmetini gren kavram ve genel nermelerin Dilim i dm
Metafizik, tabi felsefenin speklatif ksmdr; o, formlar ve gayelerle urar,
oysa iabi felsefenin igren (operative) ksm yahut tam anlam y e fizik,
yalnz kuvvetler ve cevherlerden bahseder. Fakat, Bacon metafizie ok az nem
veriyor ve gayesel nedenlerin ksr bakirelere benzediklerini syledikten sonra,
bunlarn hakik yeri olarak bu bilimi gsterdii vakit, bu bir alay gibi grnyor.
Tabi ilhiyata gelince, onun biricik amac ateizmi rtmektir. Dogmalar,
bilimin deil, inancn konuudurlar.
Bilimle ilahiyat, felsefe ile inanc, aklla vahyi bu ekilde birbirinden
ayrmak, okulun yanlglarna taban tabana zttr. Eski realist skolastik, felsefe ve
ilahiyat birbirinin ayn sayyordu: Bacon de Yerulam, nominali silere uyarak,
unlan ne kadar ayrsa yeri olduu kansndadr O ve birok ngiliz bilginleri, bu
mutlak ayrmaya dayanarak, bilim konusunda natralist
1 2 3

(1) Novum organ um, I, 116.
(2) De dignitale^el augm, sc., III.
(3) Her ne kadar ada lord Ed. Herbert de Chcrbury (1581-1648, Tractatus de veri-
tate proui distinguitur a revelatione, a verisimili, a possibili et a falso, Paris, 1624), din
hakikatten igdsel ve evrensel olmalar zerinde srar ederek (principia, noiiiae commu-
nes), realist skolastik gre dner gibi grnyorsa da (inanla akl ansndaki uygunluk),
szn ettii hakikatte tabi din doktrinin gereksiz bir fazlal sayd, Kilisenin akln
210 YENA FELSEFES.
ve ilahiyatta smatralist oluyorlar. Ama, grlmiyen eylerin bilimin alan
dnda braklmasndan, onlarn tamamyle inkrna o kadar az yol vardr ki,
Bacon'un dostu Thomas Hobbes, siyas muhafazakrl m ancak gizli ye -
bildii bir materyalizm mesleini hemen onun ardndan ortaya koyabilmitir.
52 Hobbes
Wilt kontluunda Malmesbury'li bir papazn olu olan Thomas Hobbes
(1588-1679), lord Cavendish'in hocas ve, bylece elde ettii ruil'uz sayesinde,
Stuartlar'n sadk dostu oldu. Fransa'da geirdii on yldan sonra lkesine
dnnce sadece edeb almalara kendini verdi d). Politikac ve ahlk,
ontolojisti ve psikologu bir az unutturmutur. Fakat, haksz bir unutmadr bu,
nk Hobbes ayn zamanda Yenian hem materyalizminin, hem kritisizminin,
hem de positiviztinir mjdecisidir.
Felsefeyi Hobbes yle tanmlyor: sonularn nedenleriyle ve nedenlerin
sonulanyle olan akla dayal bilgisi (
* 1 2
\ Felsefe yapmak, doru dnmektir,
imdi dnmek, ya bir kavram bir bakasna katmak va da on i an ayrmak,
toplamak ya da karmak, yani, saymak, hesap etmektir, u halde doru
dnmek, birletirilmesi gerekeni birletirmek, aylmas gerekeni ayrmaktr.
Bundan felsefenin, birieebilen (composabtc) ve ayrlabilen (decomposable) eylerden,
yani cisimlerden baka konusu olnuyaca so
varamyaca itikatlar (mystires) deil, fakat u be aksiomdur: i. En yksek bir varln
bulunuu; 2. ona ibadet etme botu; 3. en yksek ibadet, dindarlkla baieen erdemdir; 4.
insan tabi olarak ktlkten nefret eder ve igdsyle tvbe ve kefaretin zorunlu oldu
unu kabul eder, 5. lmden sonra gelecek bir hayat ve bir mkfat vad. By be nokta,
Herberfin szde vahye kar koyduu tabi dini oluturur, XVIII, yzyl treethinkers
yahut deisler'inin bu mjdecisi hakknda, bak. Ch. de Remusat. Loni de Ch., Paris 1874.
(1) Elementa philosophica de cive, 1642 ve 1647. Human naitre or fudamen-
tal elements of policy. Londra. 1650. Leviathan (Bchcmoth) gibi, bu da cn erki el
yazlarna gre, ilk ad olan Elements of law ndturel andpolitical ad altnda. F Tonnes
tarafndan 1888de yeniden bastrlmtr (bu basmlarn byk bir ksm maalesef sen bir
yangnda harap olmutur). Leviathan ive de mutena, forma et potesiate civitaiis
ecdcsiasncae et ci- vilis, 1651,1670 (latince). De corpore, 1655. De hamine, 58
Opera, Londra 1750, in-fol. Ocuvres philosophiques etpolitiques de Th. Hobbes, vb. bir
dostu taran- dan franszcaya evrilmitir, 2 c. in-8, Neucbtel, 1787. Thomas Hobbes,
Compleie. works (english and latin) collected and edited by J. Mocsworth, 16, c.. in-8,
Londra, 1839- 1845. '
(2) De corpore, s. 2. Leviathan, cap. 46: Philosophia esi effectuam ex concepts
corum causis seu generationibus, et rursus, generatkmum quae esse possun, ex cognitis
cffectibus per reetam ratiocinationem acquisita scientia.
HOBBES
211
nucu kar k
s
. Saf ruhlar, melekler, llerin ruhlar, Taun dnlemez. Bunlar
ilahiyata ait olan inan konulandr, felsefeye ait olan bilim konulan deil.
Cisimler, tabi cisimler ve yapay cisimler, ahlk veya toplumsal diye
aynldklanndan, felsefe de philosophia nauralis (mantk, ontoloji, matematik,
fizik) ve philosophia civilis (ahlk ve siyaset) diye aynlr. Fizik felsefe ile ahlak'
felsefenin konulan cisimler ve metodu d ve i duyarlk olduundan, her ikisi de
deneysel bilimlerdir. Gzlem biliminin dnda, gerek hibir bilgi yoktur (
* 2
\
Bu balanglardan tamamyle materyalist bir alg teorisi kar. Zihn
hayann ilk art ve temeli olan i alg (laperception inteme), beyin almas
hakknda sahip olduumuz duygudan baka bir ey deildir. u halde dnmek,
sonu olarak, duymak demektir. Bilmek, duyumlan toplamaktr. Duyum ise,
duyulur cisimde meydana gelen bir deimeden, bir hareketten baka bir ey
deildir, Dncenin zorunlu yardmcs olan bellek, bir duyumun devamndan
baka bir ey deildir; hatrlamak, hissetmi olduunu hissetmektir. Duyum, baz
eski filozoflarn yapmak istedikleri gibi, cisimlerden kart ve onlarla ayn
ekilde olan akmlarla (effluves) aklanamaz. Skolastiklerin, duyulur ve
anlalr suretleri (especes sensibles et intelligibles) haline gelen bu
simulacra rerum (eyann resimleri), Hobbesun gznde, Ortaan gizli
nitelikleri (gultes occultes) ve dier hipotezleri deerindedir. Btumu yerine
sadece eyann etrafndaki maddede meydana getirdii ve duyar sinirler (r-erfs
sensitifs) yoluyle beyine giden hareketi koymak gerekir. -
liobbes burada, Demokritos'un, Protagorasn ve phecilerin bildii, ada
Deseartes tarafndan iaret edilen ve Locke'un, Hume'u ve Kant'n hareket
noktas olacak olan ok nemli bir olguyu gryor: algnn tama- rmyle sbjektif
karakterde olmas. Bizim grdmz ey, rnein k, asla bir d cisim deil,
fakat beyin cevherinde meydana gelen bir hareket, bir deiikliktir b*\ A veya
ok iddetli bir darbe karcnda gzn, gz sinirlerinin sarslmasnn
sonucundan baka bir ey olmyan grmesi buna yeter bir kanttr.
Genellikle $k hakknda doru olan ey, ancak n bir deimesinden ibaret
olan ayn ayn her renk iin de dorudur. u halde duyular yalancdr ve yalanlan,
sesin, n, renklerin d eyler olduuna bizi inandrmalarndan ibarettir.
Fenomenin objektiflii, bir serabn, bir hamhayalin sonucudur. Eyann
nitelikleri, bizim kendi z varlmzn razlandr ve
(1De t,- -rpo
r
, s. 6: Sulyectum philosophiae ive materia circa guatr versatur esi
car pus.
(2) Ayn eser.
{}) Duman nature, s. 6: The inuge or coiour is but an apparition inio us of the motion,
agitadon :>r altcralon whDh ihe object works in the brain or spirits or some internal subs-
tance of the he ad.
212
YENA FELSEFES
objektif olan ey bizde bu razlan meydana getiren cisimlerin hareketinden
ibarettir ). Hobbes ileride Berkeley'in dnecei gibi dnyor; ama bu
sonuncusu sonuna kadar gidecek ve sansalist balanglardan hareket ederek,
cisimlerin inkrna ve sbjektif idealizme varacaktr. Hobbes, yan yolda duruyor;
maddenin realitesi onun gznde itiraz kabul etmez bir dogmadr i
1 2 3 4
).
Nefis (me) yahut ruh dedii ey, bazan beyin hayat, bazan sinir cevheridir.
Ruhla, diyor, duyularn kavnyamyacaklan kadar ince fizik bir cisim anlyorum.
Cisimsel olmayan ruh yoktur fb. Kutsal Kitap bile bylesini tanmyor. kisi de
cisimsel olan insanla hayvan arasnda ancak bir derece fark vardr ve hayvana
kar, dilden baka gerek stnlmz yoktur. Kaytsz zgrlk (la liberte
d'indifference), daha aa varlklarda olmad gibi bizde de yoktur. Onlar gibi,
biz de dayanlmaz igdlerle idare olunuyoruz. h- tirassz akl, madd ekicilii
olmyan ahlk prensipler, insan iradesi zerinde hibir etki yapmazlar; onu
srkliyen, hayal gcnn nmze serdii ekici eyler, ihtiraslar,
heyecanlardr, sevgi, nefret, korku, umut. Bir istekten (volition) sonra gelen fiil
iraddir; ama istein kendisi irad deildir, o bizim eserimiz deildir ve onun
hkimi deiliz. Her fiilin yeter bir neneni (une raison suffisante) vardr.
ndeterministlere gre, yaplmas iin yeter neden bulunduu halde bile zorunlu
olarak yaplmyan fiil, zgr yahut iraddir. Bu tanmn samal meydandadr.
Eer bir olay veya bir fi i i meydana gelmiyorsa, bu meydana gelmesi iin yeter
neden olmamas dendir, Yete neden, zorunluluk demektir. Her yaratk gibi
insan da, zorunluluun kanununa, kadere, yahut dilerseniz, Tann'nn iradesine
tbidir. yi ve kotu, rlatif fikirlerdir. Birincisi hoa gidenle, kincisi hoa
gitmiyenle ayn raya;r T W eyde olduu gibi ahlkta da en yksek hkim,
menfaattir. Mutlak. vn mutlak, kt, mutlak adalet, mutlak ahlk, teolojik ve
metafizik zihniyet tarafndan hibir esasa dayanmadan uydurulmu bo eylerdir
(chmere)
?4
l
Hobbes'un siyaseti, bu ontolojik balanglara (prenussera uvgundur.
Siyasette zgrlk, ona metafizikte ve ahlktaki kadar imknsz grnr. Tabiatta
olduu gibi devlette de, hakk meydana getiren kuvvettir nsanlarn tabi devleti
bellum ominium contra omnesdi (herkesin herkese kar sava). Devlet, buna
son veren zorunlu aratr. Birey Ic tarafndan gsteri -
(1) Leviathan, cap. 1. Quae quaitaies omnes nominari sole m scnsb<<t ^ fv sun, in ip-
so objecto nihil aliud praeter materiae motum, quo objeclmn in urprc- sen mum timcide
operatur; neque in nobis aliud sunt quam diversi trans ti- nus enam mi praeter motum.
(2) Human nature, s. 9 ve d.
(3) Ayn eser, s. 71 ve d.
(4) Treat. of liberty and necessity, Londra, 1656.
HOBBES
213
lecek kr krne ve mutlak itaate kar o, onlarn hayat ve mallarn korur.
Onun emrettii iyidir, yasak ettii ktdr. Onun iradesi en yksek kanundur 0).
7
Materyalizmin mantk! sonucu olan bu mutlakiyeti (absolutiste) teori
zerinde daha fazla srar etmeksizin, Hobbesda, onu Bacon'dan ayran iki esasl
noktaya iaret edelim: birincisi bir metafizik, materyalist metafizii kabul
etmesidir; kincisi, onun felsefe tanmnn, tasma, Novum organum yazarnn
verdiinden daha byk bir nem vermesidir. ndksiyonu genel metot olarak
ortaya atmakla, bu sonuncusu, bir yandan dedksiyonun matematikteki roln,
br yandan XV. yzyln keiflerinde matematik unsurun ve a priori
dncenin yerini tanmamt. u halde Hobbes, katksz ampirizm ile dekart
rasyonalizm arasnda, orta bir yerde bulunmaktadr.
53 Descartes
Touraine'de La Haye kentinde 1596'da doan ve la Fleche Cezvitleri
tarafndan eitilen Rene des Cartes O), hayatnn en byk ksmn yabanc
1
(1) De ave, 6, 10; 12, S; U viathan, cap. 17. Mandoville (Fables des abeilles, 1725
taralndan tekrarlanal ve mkn lsnde abartlan bu otonieci pesimizm ile Hugo Groti-
usn (de Greo, 1583-U>45; toplumu vc hukuku, insan tabiatnn genel igdlerine
dayandran Bamevveltir dostu holkndal hukuk bilgini; De jure belli ac patis, Paris,
1625, adl eserivk uluslararas hukuku nu kurmutur) liberal optimizmi arasnda, Samuel
Pufen- doriun (kemntride 1632de dodu, Berlin'de 1694te ld; Elemenin
jurisprudentiae niversel L\ lfcO; Et jure naurae et Pentium, 1672; De officio hominis et
civis, 1673) mutavasst sistemi ver alr. Bu hukuku, bir yandan, Tanr var olmad
halde bile tabi hukukun gei olacan 'vliyen Grouusn tezini reddediyor; br
yandan da, Hobbesin bellimi omnium e,mira inmesini insanln tabi hal olarak kabul
etmeksizin, her trl hukuku ve ahlk, nrnm keyfi iradesinden kanyor (Duns Scotus).
nsan, tabiat bakmndan,bir egoizm iHobbes i ve iyilikseverlik (bieveillance) [Grotius]
karmdr ve bu karmdan, srcalitas \r insann tabiatna ve iyi dnlen menfaatine en
uygun hal olan bara mmkn olan bln vastalarla yardm etmek devi herkes iin
doar.
(D Oeuvres m Descartes, bas. Victor Cousin, Paris, 1824-26. Oeuvres philosophi-
qucs dt, Descartes, Garrier tarafndan (4 c., Paris, 1835) ve Jues Simon tarafndan, Bibli-
uiheaue Charyenter (1 c in-12, 1842), Oeuvres morales et philosophiqu.es de Descartes,
AmczLe Pevost tarafndan, Paris, 1855. Oeuvres inedite.s de Descartes, Foucher de
arc! tara!nidan, 8t>0. ()cu
v
res de Descartes, publiees par Ch, Adam et P. Tannery, so-
us irs auspces du mimstere de VIn uruetion publique, Paris, 1397-1912. A. Baillet, La \k
te M Dcscj
r
tes, Pans, G1. Francisque Bouillier, Histoire de la philosophie cart-
evenne, Paris, 184, I. M let, Histoire de Descartes avant 1637 suivie de Vanalyse du
Pacuurs de ti nmhode et des Essas de philosophie, Paris, 1867. Bertrand de Saint-Ger-
mam, ;Szcz-:nz\ consid're canime physiologiste et comme medetin, Paris, 1870. L. Li-
ar, L m;.,, mm, 1882. E. BoulruUA, De verhaiibus aeternis apud Cartesium, 1875.
214
YENA FELSEFES
memleketlerde geirdi: temen olarak, imparatorluun bayra altnda dvt
Almanya'da; Discours de la Methode'u ieren Essais philosophi- ques'\enni
(1637), Meditationes de prima phiiosophia'm (1641), Princi-
pia phiosophiae'sini (1644) yaymlad Hollanda'da. Hayran kralie
Christinein kendisini ard sve'te 1650 ylnda yani Traiti des pas- sions
de Vme'mm Amsterdam'da basld yl ld. Bundan baka, felsefesinin
karakteristik yanlarm gsteren ve yazarn lmnden sonra ya-, ymlanan Le
Monde ou traite de la lumiire ve T mite de Vhomme ou de la formation du foetus
u de saymak gerekir.
Filozof Descartes anlamak iin, Galilei'nin, Pascaln ve Newton un rakibi,
Vietei devam ettiren, geometrik analizi yaratanlardan bir* karsnda
bulunduumuzu hatrlamamz gerekir. Descartes her eyden nce matematikidir:
o, kendini geometri ve cebire veren bir filozof olmaktan ok, meta fizik yapan bir
geometrini ve cebircidir. Bunun iin felsefesi sadece genelletirilmi bir
matematik olmak ister; amac, matematik metodu evrensel bilime uygulamak,
bunu felsefe metodu yapmaktadr. Discours de la mcthodc bu konuda bizde
hibir phe brakmyor: Kantlarnn, diyor, kesin ve apak olmas dolaysyle,
zellikle matematikten holanyordum; ama bunun gerekte nerede
kullanlacan henz gremiyordum ve yalnz mekanik sanatlarda ie yaradn
dnerek, esaslar bu kadar gl ve salam olduu halde, bunun zerine daha
yksek hibir ey kurutmamasna ayordum f \ Ve baka bir yerde:
Matematikilerin en g kantlamalarna varmak iin kuilanageldikleri tamamyle
basit ve kolay bu uzun kant zincirleri, insanlarn bilgisi dahiline girebilen btn
eylerin ayn ekilde birbirini takip edebileceini ve sadece doru olmyan
hibirini doru olarak kabul, etmekten saknmak ve onlar birbirinden karmak
iin gereken sray daima korumak artyle, ne kadar uzak olursa olsun sonunda
varlmayacak, ne kadar gizli olursa olsun sonunda bulunmayacak hibir bilgi
olmayacan' dnmek frsatn bana vermiti (
1 2
\
Eer, bu paralara ve baka biroklarna gre, dekart: (cartesenne)
metodun genelletirilmi matematik dedksiyon olduu apak ise, nasl oluyor
da Decartes', i gzlem veya psikolojik metodun mucdi yapabiliyorlar? Bu,
dedksiyon yapmak iin ilk prensiplere ihtiyac bulunmasndan ve kalan her eyi
more geometrico (geometrik yolla) kendilerinden karaca bu prensipleri,
gerekte ona verenin, ben'in gzlenmesi olmasndandr. u hake onda psikolojik
denilen metodun yaratcsn greni en, gzlemi de kart metodun cephelerinden
biri, deta onun hazrlan aamas olarak anladklar lde hakldrlar: ama
bunda bir giriten, Descartes'n dekart
(1) Discours de la methode, 1. ksm,
10.
(2) Ayn eser, 2. ksm 11.
DESCARTES 215
lnn (cartesianisme de Descartes) itiraz kabul etmez bir surette ruhu olan
usuvurma iin deta geici bir iskeleden baka bir ey grrlerse hakszdrlar,
Descartesn sadece i gzlemi kullanmadm, fakat XVII. yzylda
olunubildi kadar bilgin anatomist ve fzyolojist olan filozofun, deneye en
byk yeri verdiini de syliyelim; lem kitabm (le livre du monde) W ak ve
evkle inceler. Bunun iin, ancak bilgisizlik onu bu bakmdan Bacon de
Verulam'tn ztt olarak gsterebilir. Dekartln en yeni tarihileri, Des-
cartes'ta, filozofla bilgini birbirinden ayrmann imknszl zerinde hakl
olarak srar ediyorlar: fransz pozitivizminin, felsefeyi kesin bir bilim yapmay
deneyen adam atalar arasna koymas da haksz deildir. Onun birok
metafzikieie beraber paylat ve esasen skolastik eitimin bir sonucu olan
kusur, onlarn, bilimsel aratrma metodu ile aklama (exposition) metodun u
yeterince birbirinden ayrmalarna engel olan, sonu karmak ve
sistemletirmek sabrszldr.
Kesin bir bilim yapmak amacyle geometrik metodu metafizie uygulamak:
dekartln ana fikri ite budur. Matematiki, az sayda aksiomlardan ve
tanmlardan hareket ederek, dedksiyon yoluyle, alacak derecede ok
ilerlemeyi baaryor. Descartes da byle yapacaktr. Ona, her eyden nce,
tanmlar ve aksiomiar lzmdr, aklamamzn birinci blmnde, usavr-
mann yardmvle, gzlemin bunlar ona nasl hazrladn greceiz. Sonra,
bu tanmlardan bir sra dedksiyonlar kacaktr ki, bunlar da ikinci blmde
anlatacaz.
1. Descartes, btn bildiklerinin veya bildiini zannetiklerinin kendisine
duyular ve-gelenek yoluyle geldiini ve duyularn aldatc olduunu grerek, her
eyden phe etmeye balyor; geleneki bilime kar bir kkten {)he (do ut e
mdcai) ortaya atyor. Ama asla phe etmek iin phe etmiyor. Kkten
olmakla beraber, phecilii geicidir ve amac kesin ve bizzat kendisinin elde
ettii bir bilime varmaktr. Ayn zamanda Kilise filozoflarndan ve tam
anlamyle phecilerden ayrlyor. Skolastikler yle demilerdi: Credo ut
inelligam (anlamak iin inanyorum); o, aksine olarak, Du- bito uf inelligam
(anlamak iin phe ediyorum) diyor. Pyrrhon, Sekstos, Montaigne, ondan nce
phe etmilerdi, ama pheyi altedememiler ve savatan yorularak, bunu bir
gaye, kesin ve sonucu olmyan bir sistem haline getirmilerdi. Descartes iin
phe, ancak ilk bir kesin hakikat bulur bulmaz kendisinden hemen kurtulmakta
acele ettii bir aratr. Ve Yenia rasyonalist felsefesini, pheciliinden ok bu
tutumuyla, inkra pozitif, son derece canl ve feyizli br prensip katmakla
kuruyor.
Bu prensip nedir ve bunu nasl buluyor? Bunu kendisine gsteren bizzat
phe etmek olgusudur. phe ediyorum, diyor, ite tamamyle kesin olan
(i)

(i) D sa? ur s, 1. ksm, 15.
216 YENA FELSEFES
ey, mdi phe etmek, dnmektir. u halde dndmden phe yoktur.
Dnmek, var olmaktr. u halde benim var olduum phesizdir. Cogito ergo
sum B) (dnyorum yleyse varm). Her ne kadar Descartes, usavurmasnn
unsurlarn Augustinustan alyorsa da, hi olmazsa ona, zihni kavnyan ve ilk
hamlede onun onayn kazanan yeni bir ekil, canl ve ak bir biim veriyor.
Felsefesi, baarsnn byk bir ksmn, cogito ergo sumun klasik olmu
formlne borludur. Dsturu (sa devise) aslnda bir usavurma deildir ve onu
usavurma olarak almamz da istemez. Usavurma olsa idi bu bir petition de
principe olacakt; nk sonu, esas itibariyle, byk nermeden (la majeure)
baka bir ey deildir. Bu sadece analitik bir hkmdr, kendiliinden apak
olan bir nermedir.
te zerine, ana prensibi kadar kesin bir sistem kurulabilecek olan kesin bir
temel: gerekten de bir aksiomdan zorunlu olarak kan btn nermelerin,
aksiom kadar doru olduklar meydandadr.
imdilik henz undan baka bir ey bilmiyorum: ben varm. Bundan daha
ileri gitmek ve bilgilerimin dairesini geniletmek iin, bir eyden ta- mamyle
emin olmak iin gerekli olan eyin apaklk ve yalnz apaklk ol- dunu
daima hatrlyarak, en byk bir ihtiyatla hareket etmem gerekir. Dndm
ve var olduum apaktr, ama dncemin objesinin de benim dmda var
olduu apak deildir: nk ne de olsa, gnein doduuna olduu gibi
battna da inandrarak beni aldatan tabiat, duyulur eyann realitesini bana
kabul ettirmek suretiyle gene beni kuruntuya drebilir. Fikirlerim batan aa
benim hayal gcmn rn olabilirler; scak, souk, hatt hastalk, birsaml
(hallucine) uydurmalarna indirgenebilirler. Ve eer bende bulduum fikirler
arasnda baka yerden geldii apak olan bir tane bulunmasa idi, bunun aksini
kantlamaktan vazgemem, sum quia cogito (vanm nk dnyorum) iinde
bsbtn kapal kalmam ve dier her ey karsnda pheci olmam gerekecekti:
bu fikir, Tanr yahut sonsuz ve mkemmel varlk fikridir U).
Bu fikir benim dncemin rn olamaz; nk dncem sonlu, snrl,
noksandr ve sonlu bir nedenin sonsuz bir sonu meydana getiremiye- cei
apaktr. Sonsuz fikrinin sadece negatif olduu mu sylenecek? Fakat aksine, o,
hepsinin en pozitifidir, dier hepsinden nce gelen ve onsuz sonlu fikrinin
mmkn olamyaca fikirdir. nsan benliinin, bilfiil (actuelle- ment) ne kadar
noksan olursa olsun, bilkuvve (virtuellement) belki de sonsuz olduu, nk
mkemmellik eilimi tad ve bu bakmdan Tanr fikrini meydana getirecei
itiraz olarak m ileri srlecek? Fakat Tanr fikri, bil-
1

(1) Discours de la methode, IV. Kr. II.
Meditation.
(2) Meditations III. ve V.
DESCARTES
217
kuvve mkemmel olan bir varlk fikri deil, bilfiil sonsuz olan varlk fikridir.
Gelien bir mkemmellik, Tanrya mlettiimiz mkemmellik deildir. Bizim
mdrikemiz, art arda gelen ilvelerle, derece derece kazanlarla belki snrszca
(indefmiment) artarak geliir: Tanr, aksine, kendisine hibir ey ilve
edilemiyen varlk, ezel ve ebed olarak mutlak ve tam olan varlktr. u halde
eer Tanr fikri bizden gelmiyorsa, bunun Tann'dan gelmesi gerekir, Tann'nn
var olmas gerekir.
Tannnn var olmas sonucu, aslmda, bizzat mkemmel varlk fikrinin
kendisinden kar; nk var olma, mkemmelliin bir temel unsurudur ve
bu.olmazsa, Tanr varlklarn en az mkemmeli olur. Anselmus tarafndan
gelitirilen bu kant, Tannnn var olmasn, bizim mkemmel varlk fikrimize
baml klar gibi grnyor. Descartesa gre, bunu bu ekilde anlama- maldr.
Tann vardr, nk zihnim onu tasarlyor dememeli, fakat: aklm Tanny
tasarlyor, nk Tann vardr demelidir. Tannya olan inancmzn hakik temeli
bizim kendi tasavvurumuz deildir bu sbjektif ve rk bir temel olurdu,
doutan sonsuz fikriyle bize kendini kabul ettiren Tannnn kendisidir. rnein,
da fikriyle vdi fikri arasnda bulunan sk ve zorunlu ballktan ne bir dan,
ne bir vdinin varl sonucu kmyacam syli- yen itiraz, bir safsatadr.
Vdisiz bir da, ne de dasz bir vdi tasavvur edemediim iin, phesiz bir
dan veya bir vdinin var olduu sonucu kj: maz; ama iki fikrin birbirinden
ayrlamaz olduklar sonucu kar. Bunun gibi, Tanny var olmakszn tasavvur
edemediimden, Tann fikrinin, mkemmel varln var olmasn gerektii
sonucu kar 0)..
u halde biliyorum ki: 1. ben varm; 2. Tanr vardr. Tannnn var oluuna
ait kesinlik ok nemlidir; her hakikat, her kesinlik, her pozitif bilim buna
baldr. O olmasa idi, cogito erge sum da, mahpus kalacak, baka bir ey
bilmeden kendi kendimi bilecektim; onun sayesinde, phenin dncemle d
eyler arasnda at uurumu ayorum; reniyorum ki 3. cisimler lemi
vardr. Fikirlerimin doruluunu bana garanti eden Tanndr, yalnz Tamdr,
pheciliin her zaman iin rtlmesi, onun kendi hakknda zihnime koyduu
fikirdir. Gerekten Tann fikrini bir yana braktm surece duyulur lemin bir
aldatc eytan, yahut zihnimin tabiat tarafndan meydana getirilen bir kuruntu
olduunu kabul edebilirim. Fakat her eyin yaratcs olan Tannnn varl
kantlannca, lemin varl hakkndaki igdsel inanmn esasl olduu
apak bir hale gelir, nk onu mkemmel, yani aldatmas imkn olmyan bir
varlktan alm bulunuyorum. Bundan sonra phe
1

(1) Aslnda ontolojik kant da, cogito ergo sum gibi, bir usa vurma deildir. Bu daha
ok bir aksiomun, ruhun dorudan doruya ve her trl dnmeden nce kavrad bir
hakikatin ifadesidir.
218 YENA FELSEFES
imknszdr ve bende phecilik diye kalan ey, yerini akla olan sarslmaz bir
gvene brakr W.
Artk varl kantlanan realite: Tanr, ben (le noi), cisimler lemi, u
ekilde tanmlanabilirler: Tam, her eyin kendisine tbi olduu ve kendisi hibir
eye tbi olmyan sonsuz cevherdir (la substancek ruh, dnen bir cevherdir (
1
2
); cisim, yer kaplayan (etendue) bir cevherdir. Cevher kelimesine gelince,
bundan, var olmak iin baka eye ihtiyac ulmyacak ekilde var olan bir ey
anlalmaldr. (
3 4
).
2. Gzlem ve usavurma, dekart sistemin temellerini atmtr. A priori
dedksiyon bunu tamamlyacaktr.
Her eyden nce ite Spinoza'nm sistemini tohum halinde ieren bir
dedksiyon: cevher var olmak iin baka eye ihtiyac olmyan ey olduundan,
kelimenin hakik anlamyle yalnz Tanr cevherdir W. Gerekten de, cevheri
dndmz zaman, var olmak iin yalnz kendi kendisine ihtiyac olacak
ekilde var olan bir eyi dnrz. Burada, u szn aklanmasnda karanlk
bir nokta bulunabilir: yalnz kendi kendisine ihtiyac olmak; nk, hakik
anlamyle, byle olan yalnz Tanrdr ve onun kudreti tarafndan tutulmakszn
ve muhafaza edilmeksizin, tek bir an var olabilen yaratlm hibir ey yoktur.
Bunun iindir ki Okul'da, cevher kelimesinin, Tanr ve yaratlan eylere gre
ayn anlama gelmedii (univogue) hakl olarak syle
(1) Medilation, V, 8: Bir Tanr'nn var olduunu rendikten sonra, ayn zamanda her
eyin ona tbi olduunu ve onun asla aldatc olmadn rendiimden ve bunun
sonucunda, ak (clairement) ve seik (disnetement) olarak dndm her e> in
muhakkak doru olacana hkmettiimden... bundan beni phe ettirecek hibir zt neden
gsterilemez ve bylece bunun baknda hakik ve kesin bir bilim elde etmi olurum Ve ayn
bilini, geometrinin hakikatlar ve benzeri baka eyler gibi bundan nce kantlam
olduumu hatrladm btn dier eyleri de kapsar; nk, onlardan phe etmeye beni
mecbur edecek ne gibi bir itirazda bulunulabilir? Tabiatmn beni sk sk aldatacak ekilde
olduu mu sylenecek? Fakat nedenlerini ak olarak bildiim hkmlerde aldanmyacam
nceden biliyorum. Bundan nce birok eylerin doru ve kesin olduklarn sylediim halde,
sonradan bunlarn yanl olduklarn anladm m ileri srlecek? Uyuduum mu
sylenecek? Fakat uyusam bile, zihnime apak olarak grnen her ey, mutlak bir surette
dorudur. Ve bylece bir bilimin kesinliinin ve doruluunun yalnz Tanrnn bilgisine
bal olduunu ok ak olarak anlyorum: yle ki, onu bilmeden nce baka hibir eyi tam
olarak bilemiyordum. Ve imdi onu bildiim iin, yalnz onda olan deil, fakat cisimse!
tabiatta da bulunan birok eylere ait bir bilim elde etmeyi salayacak araca sahip
bulunuyorum.
(2) Principes, I, 912. . - .
(3) Ayn eser, I, 51.
(4) Ayn eser.
DESCARTES 219
nir W. u halde yaratlan eyler, hakik anlamyle cevher deillerdir. Bunlarn
bazdan dierlerine gre cevherdirler; Tanrya gre byle deillerdir, nk ona
tabidirler.
u halde rlatif ve sonlu cevher deyimiyle Descartes, var olmak iin yalnz
Tannya muhta olan, tavr (mode) deyimiyle cevheri olandan baka bir.eyle var
olmyan ve dnlemiyen, sfat (attribut) deyimiyle ayn zamanda bizzat
cevheri ortadan kaldrmadan soyutlanamyacak olan cevherin esas niteliini
anlyacaktr. ' -
Cevherler (rlatif), ruhlar ve cisimlerdir. Ruhlarn sfat, yani z,
dncedir (la pensee) <
1 2
>; cisimlerin sfat, yani z yerkaplamadr (l'eten-
due).
Cisimlerin znn yerkaplamadan ibaret olmasndan u sonular kar: 1.
evrende cisimsiz yerkaplama, yani bo mekn, ne de yerkaplamasz cisim, yani
atom bulunamaz; 2. cisimler lemi snrszdr, nk snrlan olan yerkaplama
dnlemez (burada Descartes, Aristoteles'in sylediinin aksini sylyor ve
Bmno ile ayn fikirde bulunuyor); 3. cismin hakik anlamyle merkezi yoktur,
onun ekli tabi olarak merkezsiz olmaktr (excentrique) ve hareketi merkezden
evreye dorudur (centrifuge); nk merkez, matematik bir noktadr ve
matematik nokta yer kaplamayan bir. eydir. '
Yerkaplamann zellikleri blnebilmek.(la divisibilite), ekil alabilmek (la
fgurabilite), hareket edebilmek (la mobilite) olduundan, ama blnme, bir
aynlma hareketinden baka bir ey olmadndan ve ekil alabilme, bir ayrlma
ve birleme hareketi olduundan, yerkaplamann ve u halde maddenin
zellikleri, harekette zetlenebilir.
Yerkaplama iindeki hareketten, gei ya da yer deitirme hareketinden
baka hareket yoktur.' . . .
Esasen hareketin kayna cisimlerin kendisinde olamaz; onlarn hareket
ettikleri, harekete devam ettikleri sylenemez; nk cisimler yer kaplarlar, en
son derinliklerine kadar yerkaplar olmaktan baka bir ey deillerdir ve ruh, ben
(le moi) dediimiz i prensipten, hareket ve itme merkezinden onlarda hibir
eser yoktur. Tamamyle pasif olduklarndan, asla hareket etmezler, fakat d
itmeler sonucunda hareket ettirilirler; eer arlk kelimesiyle, cisimlerin
dnyann merkezine doru bir ynelimleri, yani maddenin kendiliinden
(spontanee) bir tr faaliyeti anlalyorsa, onlarn ar olduklar bile sylenemez.
Madde lemi zorunluluk kanunundan baka kanun ta
(1) Principes, 1, 51.
(2) Ayn eser, I, 9: Dnmek kelimesiyle, dorudan doruya alglayacamz
ekilde bizde meydana gelen her eyi arlyorum; bunun iin, yalnz anlamak, islemek,
hayal etmek deil, fakat hissetmek de burada dnmekle ayn eydir.
220 YENA FELSEFES
nmaz. Balangta yaratc'dan doru izgi ynnde bir hareket alan maddenin
ksmlar, kasrgalara (tourbillons) ayrlr ve yldzlan, sonra snm yldzlardan
gezegenleri ve nihayet btn gk cisimlerini oluturan Alemin bilimi bir mekanik
problemidir. Madde lemi bir makine, kayna Taunda olan hareketten ibaret
snrsz (indefini) sonsuz (infni) deil bir
zincirdir O).
Bununla beraber, ilahiyat, tabiatn yorumlanmasna kantrmamaldr, ve
fizik, ok uzun zaman bu bilimin ilerlemelerine engel olan gayesel nedenlerin
aratmimasmdan tamamyle vazgemelidir C).
Ruhlar, her bakmdan, cisimlerin kartdrlar: yani zce aktif ve
zgrdrler; cisimde yer kaplamayan hibir ey bulunmad gibi, ruhta dnce
olmayan, yer kaplayan, madd olan hibir ey yoktur. Cisim, ruhun olmad her
eydir; ruh, cisimde bulunan her eyin tam inkndr. ki cevher birbiriyle
tamamyle uyuamaz bir haldedir, tamamyle birbirine karttr; cisim mutlak
olarak ruhsuzdur; ruh, mutlak olarak madd olmayan'dr (cevher daliz- mi,
dalist spiritializm O).
Ruh ve cisim gibi, cisimlerin bilimiyle ruhun bilimi arasnda ortak hibir ey
yoktur. Fiziin, tamamyle mekanik yorumunun snrlan arasnda kalmas
gerektii gibi, ruh da ancak kendi kendisiyle aklanmaldr.
Duyum cismin ruha bir etkisi, irad hareket ruhun cisme bir etkisi gibi
grnyorsa da, bu etki ancak bir grnten ibarettir, nk sfatlan birbirine
kart olan cevherler arasnda fizik etki bulunamaz. nsan bir birle-, im, ruhla
bedenin meydana getirdii bir btndr. Ruh, duyulur fikirleri (les idees
sensibles), onlara karlk olan duyumlar mnasebetiyle, kendi kendinden alr,
beden de ruhun iradeleri vesilesiyle hareket eden bir oto-
j
'mattr. Cismin kendine
zg, ruhun da kendine zg kanunlar vardr, cisim zorunlulua tbidir, ruh
zgrdr, o, cisme bal olmayp, onun yok olmasndan sonra da yaamakta
devam eder. nsan varlm oluturan bu iki yarm, birbirlerine o kadar karttrlar
ki, prensip bakmndan, kelimenin hakik anlamnda ruhla beden arasnda bir
birlemeden sz bile edilemez. Hi felsefe yapmyanlar, diye yazyor Palatina
Prensesi Eisabeth'e,
1 2 3

(1) Principes, II-III. ;
(2) Ayn eser, 1,28.
(3) Meditations VI. Descartes'la Leibniz arasnda, dalist spiritaiizm ile
somut spiritalizm arasndaki derin ayrlk burada kendini gsteriyor. Descartes, cisimde
eilim bulunduunu (tende) inkra kadar gittii halde, Leibniz cisimde (yani onu oluturan
mo- nadlarda) yalnz eilimi (la tendance) deil, fakat alg'y (la.perception) da kabul ediyor;
u anlamda ki, cisim, bilincine sahip olmad halde, gerekletirmeye doru gittii fikri
ierir. Cisimle karlatrlan ruhun ayrt edici vasf alg deil, ak algdr (laperception);
eilimin kendisi deil, eilimin ynelik olduu gayenin bilincidir.
DESCARTES
221
Descartes B), hi felsefe yapmyanlar ve yalnz duyularn kullananlar, ruhun
bedeni hareket ettirdiinden ve bedenin ruha etki yaptndan asla phe ' etmezler,
her kiini de ayn bir ey sayarlar, yani onlarn birlemelerini (uni- on) dnrler;
nk, eya arasndaki birlemeyi dnmek, onlar bir ve ayn ey gibi
dnmektir. Ve prenses ruhla cismin karlkl etkilerinin meydanda bir olay
olduunu, apak bir eyi inkr etmektense ruha yerkap- lama izafe etmenin daha
kolay olduunu syliyerek itiraz ettii vakit, Descartes, bu maddeyi ve
yerkaplamay ruha izafe etmesini Altesinizden rica ederim, dye cevap veriyor,
nk byle yapmak onu cisimle birlemi dnmekten baka bir ey deildir; ve
bunu iyice anladktan ve kendinde denedikten sonra, dnceye izafe etmi olaca
maddenin bizzat dnce olmadn ve bu maddenin yerkaplamasnn, dncenin
yerkaplamasmdan baka nitelikte olduunu, nk birincisi, her trl cisim
yerkaplamasm imknsz klan belli bir yerde olduu halde, kincisinin byle
olmadn anlamak onun iin daha kolay olacak ve. Altesiniz onlarn
birlemelerini dnm olmalanna ramen, cismin ve ruhun ayrlmas bilgisine
kolayca dnmekten geri kalmyacaktr. .
Bununla birlikte teori, bu etki gerek ve dorudan doruya imi gibi,
Descartes'n ruhun ve cismin karlkl etkilerinden sz etmesine engel olmuyor.
Antropolojisi, zellikle Traite des passionsda W ifade edildii ekilde,
metafiziinin inkr ettiini daima kabul ediyor. imdi zikrettiimiz ok ak
iddialara zt olarak, ruhun, cismin btn ksmlanyle birlemi olduunu,
fonksiyonlarm icra ettii yerin zellikle kozalaks bez (la glande pineale)
olduunu, ruhun ve bedenin birbirlerine bu bez ve hayvani ruhlar (esprits
animaux) araclyle etki yaptklarm kabul ediyor. Bununla beraber hibir yerde
iki cevheri birbirine kartracak kadar ileri gitmiyor. Traite de Thomme et de
laformation du foetus <
3
), onlarn arasn a. koyduu snn iziyor: yryen,
beslenen,-nefes alan cisimdir, zevk duyan, strap eken, arzu eden, ackan ve
susyan, seven, uman, korkan; ses, k, koku, lezzet, direni fikirlerini alglayan;
uyank duran, rya gren, baylan ruhtur. Fakat btn bu fenomenler, ruhun
merkezi olan beynin deliklerinde, hayvani ruhlarn girip kmasyle meydana gelen
hareketlerin sonucudursonucu ama eseri deil. Cisim ve zellikle beyin olmasa
idi, buna bal bulu~
' nan bellek gibi btn bufenomenler kaybolacaklard, ve artk ruhta, cevher,
1

(1) A. M adetine Elisabeih, princesse palaiine (Gamier bas., cilt III, mektup
XIX).
(2) Amsterdam, 1650, . ' .
(3) Paris, 1664 (Clerselier tarafndan yymland). Latince, Amst, 1667. cum
notis Lud. de la Forge (Louis de la Forgen notlanyle).
222
YENA FELSEFES
dnce, mekn ve sonsuz gibi saf fikirlerin, duyumdan tamamyle bamsz
fikirlerin tasavvurundan baka bir ey kalmyacakt. stelik, meydana
gelebilmeleri iin duyularn ve dolaysyle beynin yardmna gerek gsteren
fikirler, tasavvurlar olduklarn farzettiimiz cisimlerden tamamyle baka
eylerdir. Fikir madd olmyandr, cisim madddir; u halde fikir, cismin sadk
hayali olmaktan ok, onun kartdr. Nasl ac, onu meydana getiren demir ucuna,
yahut gdklanma kendisini meydana getiren tye benzemezse, bunun gibi madd
nitelikler hakkndaki fikirlerimiz, cisimlere benzemezler ri).
Grlyor ki, prensipe rasyonalist ve spiritalist olan Fransz felsefesinin
kurucusu, hakikatte ampirizme ve materyalizme yaklayor. Onun maki- ria
hayvan, La Mettrie'nin Makina insan'm {l'Homme machine) hazrlyor.
Yerkaplamanm gerekliine inancnda dogmatik olan Descartes, madd niteliklere
ait fikirlerle onlarn d nedenleri arasnda imdi yaptn grdmz ak ve
mutlak ayrmla, Loekeun, Humeun ve Kant'm mjdecisi oluyor.
54 Dekart Okul ^
Descartes'n felsefesi, ak ve sarih kelimelerle yzyln isteini dile
getiriyordu: bilim alannda eski otoritelerin yklmas ve akim bamszl.
Baars geni ve byk, oldu. Fransa cezvitleri >e Konanda'nn kat kalvinistleri
tarafndan neolojizm ve ateizmle subdLm, ampirizm adna Thomas Hobbes
ve Pierre Gassendi F* tarafndr, phecilik adna Avranches piskoposu Huet (
4
)
ve Pierre Bayie ~ iararaian muhalefet gren bu felsefe, bayra etrafnda
Clerseaeleri de la Forgela-
1 2 3 4 5

(1) Traite du Monde ou de la lumiere, fas. I, Paris, 1664 (Clerselier tarafndan
yaymlanan).
(2) F. Bouillier, Histoire de la philosophie carlesienne, Paris, 1854. Damiron, II is-
loire de la philosophie du XVII
e
siicie. E. Saisset, Precurseurs et disciples de Descartes,
Paris, 1862.
(3) 45.
(4) 1630-1721. Censuraphdosophia: cart~Vuin< Fris. 1 58 b
Cj
rV::l iVyVii" (libre
pcnser) pheci Baveden farkl olarak, Huet, Pas>\l gibi VO.K - V rasamak hizmetini
grmek i sayen phecilii lens^
1
eder.
(5) 1647-1706 Mehur Dicio^naire hisicncue o" > m..-' - UT V'- vbir
eck basmlarl vnzan TYIF XIX. yzyllardaki Te A * t Ve":' m _ V: ."
m) SSN.jL?
;
'Vi P-'srare;*
!,
n C\u\ms ros, evm' "3
:
> km-
DEKARTI OKUL
223
n W Sylvain Regis'leri
(
~
2
\ Clauberg'leri ), Cordemoy'lan <
4
), Amauldlan
Nicole'leri <
1 2 * 4 5 6 7 8
), Glanvil'leri Malebranche'lan, Geulincx'leri, Balthasar
Bekker'leri, Spinozaan toplad.. Uzlamaz dman Pascal ve militan kato-
likliin doruk kiileri olan Bossuet ve Fenelon, onun dayanlmaz etkisi altnda
kaldlar
Yeni okulun dncelerine iki byk sorun hkimdir. Nefisle cisim, ruhla
madde arasndaki balant nedir? Ontolojik som bu idi ve buna fikirlerin ve
kesinliin balangc sorunu eletiri problemi yakndan bal idi.
Ruhla Taun arasndaki iliki, bir yandan insan zgrl, br yandan Tan- nmn
sonsuz kudreti ve sonsuz bilimi arasndaki iliki nedir? Bundan nceki soruna
skca bal olan ahlk sorunu da bu idi.
Birincisini zmek iin, usavurma ile deneyi uzlatrmak gerekiyordu.
Yalnz olgulara baknca, duyum, phesiz bedenin ruha yapt etki, ruhun
maddeden ald etkidir. rad hareket, phesiz ayn zamanda mhun bedene
yapt etkidir. Maddenin etkisi altnda kalyoruz, ona etki ediyoruz. u halde iki
cevher arasnda bir balant, sk bir balant vardr. Fakat gzlemin verdii bu
sonucu stadn dalist metafizii ile karlatrnca, dekartlar zlmez
glkler iinde kayboluyorlar ve her yerde bir muammaya varyorlar. Ruh,
dnen ve yer kaplamyan bir cevherdir; beden, yer kaplyan ve bilinsiz bir
cevher. Ruh yalnz dnen bir ey, madde yalnz yerkapla- madr. mdi, her ne
kadar yer kaplyan bir cevherin baka yer kaplyan bir
(1) Tractatus de mente kumana, ejus facultatibus et fonctionibus, Amsterdam, 1669.
(2) 1632-1707. Systime de philosophie, Paris, 1690, 3 c., Amst., 1691.,
- (3) 1625-1665. Initiatio philosophi s. dubitatio cartesiana, 1655. Opera philo-
sophica, Amst, 1691. Logica vetus et nova ve Ontosophia, de cognitione Dei et nostr, Du-
isb., 1656.
(4) 1684'te ld. Le discernement de lme et du corps, Paris, 1666. Discours
physique de la parole, ay. y., 1666; vb.
(5) 1694'te ld. Eserlerinin hakl olarak en nls, sarahat ve aklk aheseri olan,
meziyeti ksmen Pascal ve Nicole'a ait bulunan ve remde yava yava eski skolastik
kitaplarnn yerine gemi olan Logique ou l'Art de penser'dir (Logique de Port~Royal). Fakat
onlar gibi bu da, henz ancak Aristotelesin dedktif mantn biliyor. Oeuvres, Lau-
sanne, 1777,42 c. in-4. Jules Simon tarafndan Bibliotheque Charpentierde yaymlanan
Oeuvres philosophiques.
(6) 1695te ld. Oeuvres philosophiques de Nicole. Jourdain bas., 1845.
(7) 1636-1680. Scepsis scientifca (1665). stat kadar inanm mekanist, fakat
pheci metafiziki ve neden fikrine kar ald durumla Hume'un mjdecisi (causality
itsel/ is unsensible) [nedenselliin kendisi duyulamayan bir eydir].
(8)Bri, De la connaissance de Dieu et de soi-meme adl kitabnda, dieri De l'exis-
tence et des attributs de Dieu adl kitabnda ve Lettres sur la metaphysique'inde.
224 YENA FELSEFES
cevherden bir itme etkisi ald ve bunu gene yer kaplyan nc bir cevhere
nakletrii anlalabilirse de, yer kaplyan cevherin tamamyle yer kaplamayan bir
ey tarafndan hareket ettirilmesi, ne de buna karlk, tamamyle yer kaplamyan
bir eyin herhangi bir hareketi bu yer kaplyan cevhere nakletmesi mmkn
deildir. Birbirine benziyen cevherler arasnda karlkl bir etki dnlebilir;
kart cevherler arasnda bu dnlemez. u halde, bedenin ruh zerinde ve
ruhun beden zerinde gerek bir etkisi (influms physicus) mmkn deildir.
Dekart okulun en nemli temsilcileri olan Anversli Amold Geulincx
(i)
ve
Oratoire papaz Nicolas Malebranchea gre, bedenle ruh arasnda
meydana gelen grnte etki, ancak Tanrnn bir yardm, tabiatst bir
yardm ile aklanabilir. Tanr, iradelerimizden herbiri vesilesiyle ( Voc-
casion), ruhun kendiliinden bedene veremedii hareketi ona vermek ve, cisimsel
her duyum vesilesiyle, ruhta buna karlk olan algy belirlemek iin ie
karyor. radelerimiz, hareketlerimizin, vesile nedenleridir (les ca~ uses
occasionnelles), Tanr hareketlerimizin yapc nedenidir; duyulara objeleri,
alglarmzn vesile nedenleridir, Tanr hakik nedenidir.
Okazyonalizm (Toccasionalime), safdil grnler altnda, en cretli
inkrlar saklyordu. nce, eer ruhlarn bedenler zerinde dorudan doruya
etkisi yoksa, madde ile ruh arasndaki ilikilerin zorunlu ve biricik vastas Tanr,
yani, sonsuz bilgelik ve-iyilik ise, bundan HollandalI dekart Balt- hasar Bekker
$) ile birlikte, bycln, sihrin, btn ekilleriyle ispir-
1 2 3

(1) 1625-1669. Amold Geulincx, Logica fundamentis suis a quibus hactenus colla-
pasa fuerat restituta. Leyde, 1660. Metaphysica vera et ad memem, peripateticorum,
Amst., 1695. Gnoti seauton ive Ethica, Amst, 1665. Physica vera, 1698; vb. Opera
philosophica, recognovit J. Land. C. I, La Haye, 1891.
(2) 1638-1715. De la recherche de la verile, ou lon traite de la nature, de l'esprit de
l'homme et de l'usage qu'il doit faire pour iv iter l'erreur dans les Sciences, Paris, 1675, 1712.
Conversations miiaphysiques et chretiennes, 1677. Traite de la nature et de la grce,
Amst, 1680. Traiti de morale, Rotterd., 1684. Miditations mitaphysiques et chretiennes,
1684. Entretiens, vb., 1688. De l'amuor de Dieu, 1697, vb. Oeuv- res, Paris, 1712.
Oeuvres, Genoude tarafndan, 2 c., Paris, 1837. Oeuvres de Ma- lebranche, Jules Simon
tarafndan Collection Charpantier'de yaymlanan Paris, 1842. Blampignon, Etde sur
Malebranche dapris les documents manuscrits, Paris, 1862. - Leon Ollc-Laprune, La
philosophie de Malebranche, 2 c., Paris. 1870. Pillon, Levolu- tion de lidialisme au XVIII
e

siicle, Malebranchisme et Spinozisme, Annie phi\osophique, 1894. G. Lyon, Lidealisme en
Angleterre au XVIII
e
siicle, 1889. -
(3) 1634-1698. De philosophia cart, admonitio candida et sincera, Wesel, 1668.
De betoverte werld (le monde enchanti), 4 c., Leuwarden, 1690; Amst., 1691 (1680 yl
kuyruklu yldz mnasebetiyle yaymlanan eser).
DEKARTI OKUL 225
tizmann, iren ve gln bir bo inan olduu sonucunu karmak gere
kir.
Dahas var. Eer Tanr benim btn alglarmn ve btn irad
hareketlerimin hakik nedeni ise, ben artk ancak ismen, grnte, uydurma bir
failim ve hareketlerimin ve dncelerimin hakik faili Tanrdr: bende hareket
eden od ur, bende dnen odur. Okazyonalizmin sonularndan birincisi (bende
hareket eden Tanr) Geulincx tarafndan, kincisi (bende dnen Tanr)
Malebranche tarafndan ifade dile getirilmitir. Geulincx'e gre biz tam anlamyle
ruhlar deiliz; ruhun tavrlar'yz (des modes). Tavr bir tarafa brakn, ancak
Tanr kalr ). Malebranche'a gre, mekn cisimlerin yeri olduu gibi Tanr da
ruhlarn yeri'dir (le lieu des esprits). Ik gz iin ne ise Tanr da ruh iin odur.
Bu organ k iinde olduu gibi, ruh da Tanrdadr, Tannda dnr, Tanrda
grr (
2
h Madd eylerden grdmz, bu eylerin kendileri deil, fakat eyann
rnek fikirleri, onlarn Tannda bulunan ekildeki cevherleridir. Gerekten ruhun
gz madd eyleri nasl grr? Bir cismi grmek, onu temsil etmek, onu
kendinin ayn yapmak deil midir? Fakat bizzat zleri dolaysyle birbirlerini
dlayan cevherler, ruh ve madde birbirlerine nasl nfuz ederler? Ruhsal gz,
kendi tabiatna uygun olmyan nasl temsil eder? Ruh ancak ruh olan grebilir.
nce teist iken, Geulincx ve Malebranche'ta bir eit panteizme varan
dekartlk, ahlkta mutlak determinizme dnmekten kamamazd: nk
Tanry, eer sylemeye cesaret edersek, her eyin aktr yapyordu. zellikle bu
yarayladr ki, nceden takdir (la predestination) ve istenmeden bahedilen ltuf
(la grce prevenante) konularnda Jansenius ve Augustinus yanls olan Port-
Royal mnzevileri rerinde etkili oldu. Son haddine gtrlen rasyonalizm, bir
kez daha Amauld, Nicole, Lancelotda mistiklikle karyor ve Blaise Pascal'de
C
3
), kaytsz ve artsz, onun iinde eriyordu.
* 2 3

' (1) Metaphysica s. 56 not: Sumus igitur modi mentis, si auferas modum, remanei De-
us, Kr. s. 138. . . ' .
(2) De la recherche de la verile, III, 2,6.
(3) 1623-1662.' Oeuvres completes, Bossuet tarafndan yaymland, 1779; 1819.

Pensees, fragments et lettres de Blaise Pascal, Faugre. tarafndan yaymland, 2 c., 1844.
Pensies de Pascal, avec un commentare et une etde littcraire, E. Havet tarafndan,
2. bas., 2 c., 1866. Mimoires de V. Cotsin sur les Pensies de Pascal. Vinet, Etudes sur
Blaise Pascal, Paris, 1848; 4. bas., 1904. Tissot, Pascal, reflexions sur les Pensees, Di-
jon ve Paris, 1869. Pascalle uram olan yeniler arasnda, onu hakik ehresiyle
yani, uyanmann (reveil) olduu kadar pesimizmin de mjdecisi olarak gstermi
olmak meziyeti Vinet'nindir. Cousin'e gelince, o Pascal'da yalnzca bir pheci ve
manyak grd. Heri halde, onun mistisizmi hakknda ne hkm verilirse verilsin,
bundan bizim iin, Yenia felsefe tarihinin kantlad u hakikat kyor: bilin
olmakszn deney pesimizme varr. E. Boutroux, Pascal, 1900. ' *
- "
226
YENA FELSEFES
Descartes'm fizikte ve matematikteki bu rakibi nce kendi geometri
zihniyetini (esprit de geometrie) tatmin eden dekart dogmatizm ile Mon-
taigne'in yeniledii pyrrhonizmi kabul ediyor sonra Port-RoyaTin nfuzu,
sayesinde ve kiiliini deitirecek derecede altst eden bir olayn etkisi altnda,
kendini tamamyle augustinusu hristiyanla veriyor, Pensees'leri yeni inanc
iin meydana getirmeyi tasarlad bir savunmann (une apolo- gie) ilenmemi
malzemesi gibidir. Akl ona btn gszlyle kendini gsterdi ve onu
pheci yapt; ksan tabiat ona btn irkinliiyle grnd ve onu pesimist
yapt: ona Tanry bulduran, i duygu veya bilin diyeceimiz kalpdir.
Felsefeye ve zellikle dekart felsefeye gelince bundan sonra ona kar ancak
kmseme gsterebilir: Felsefe ile alay etmek gerekten felsefe yapmaktr...
Descartes' affedemem: btn felsefesinde Tanry ie kantrmamay ok
istiyordu; ama lemi harekete getirmek iin ona ilk bir fiske vurdurmamazlk
edemedi; bundan sonra artk Tanrya ihtiyac kalmad 0).
Ve gerekten, dekartlktan Spinoza'nm natralizmini karmak iin, onun
spiritalist astarn kaldrmak yeterli oldu.
55 Spinoza
Baruch (Benoit) Spinoza Q-\ Spinosa veya Despinoza, Portekizden gelmi
olan ve grne gre vakti hali yerinde Yahudi ana babadan 1632'de
Amsterdarrida dnyaya geldi. Babas kendisinin haham olmasn istediinden,
ilhiyat okudu, ama serbest felsef dnceyi ona tercih etmekte gecikmedi. Onu
atalarnn inancna dndrmek iin beyhude aba harcayan havra tarafndan
aforoz edilerek, Rhynsburg'a, sonra Vorburg'a ve nihayet 1677'de
1 2

(1) Pensees, Birinci blm, XXXVI ve XLI.
(2) Benedicti de Spinozo? Opera quae spersuni omnia, iterum edenda curavit, prae-
fationes, vitam auctoris nec non notilias, quae ad historiam scriptorum pertinent addidit A. E. G.
Paul us, Jena 1802-1803.
;
Daha yeni basmlar. Gfrcerer, 1830; C. Riedel, R. des
Cartes et B. de Spinoza praecipua opera pflos., Leipz., 1843; C. H. Brader, ay. es., 1843- 46;
J. van Vloten tarafndan tamamlanan: Ad. B. de Sp. operia quaesupersunt omnia stpp-
lementum contin. tractatum de Deo et hamine, vs.., Amst, 1862. Oeuvres de Spinoza, ev.
Saisset tarafndan. Spinozanm biyografileri, Colerus tarafndan (1698' de
hollanda- ca, 1706 da franszca) veLucas taraf. (La vie et 1'esprit de M. Benoit de Spinoza,
1719). Armand Saintes, Histoire de la vie et des ouvrages de Spinoza, Paris, 1842. J.
van Vloten, Baruch d'Espinoza, zyn levenen schriften, Amst. 1862. Meinsma,
Spinoza'nm hayat (holl.), La Haye, 1896. Brunschvvig, Spinoza, 1894. Chartier,
Spinoza, 1901. 4 Worms, La Morale de Spinoza, 1891. Delbos, Le Probleme moral dans la
philosophie de Spinoza et dans VHistoire du Spinozisme: 1893. Ludovig S tein, Leibniz und
Spinoza, 1890.
SPNOZA 227
fakir ve zulm grm olarak ld La Haye'e ekildi. Bamszlk sevgisi
dolaysyla, Palatina seicisi Charles-Louis'nin, kendisine Heidelberg
niversitesinde teklif ettii felsefe krssn reddetmiti. Bellibal eserlerini
1660 ile 1677 arasnda La Hayede yazd. 1663'te Renati Descartes principi-
orum philosophiae Pars I et II mor e geometrico demonstratae adl eseri ve
1670'te, vahiy, kehanet, mucize, serbest aratrma konularn ele ald ve
rasyonalist ynde zmledii Tractatus theologico-politicus adl yazar ismi
tamayan bir kitap yaymlad. aheseri olan Ethica more geometrico de-
monstrata ve daha az nemli dier baz kitaplar lmnden sonra dostu Lo- uis
Meyer'in yardmyle yaymland. Tractatus de Deo, komine, ejusque fe-
licitate'si. ancak 1852'den beri felsefe okuyucular tarafndan bilinmektedir O).
Ethica'da ifade edildii ekilde spinozizm, cevherin dekart tanmndan ve
Fransz filozofunun metodunun mantk olarak uygulanmasndan kmtr (
3
).
Yazar doktrinlerini srf dedktif usavurma ile elde etmekle kal- myarak, onlan
ayn zamanda more geometrico (geometrik yolla) anlatyor. Birka tanmdan
hareket ederek, bunlardan A+B ile ksmlar sk bir surette birbirine bal bir
sistem karyor. Bu anlatma metodu nemsiz bir ekil ve geici bir yap
deildir: sistemin kendisine dahildir, ve onun devaml iskeleti gibidir. Eer
Spinoza lemden, insandan ve insann duygusal hallerinden (passions),
Euklides'in Efemanlannda izgiden, yzeyden, adan bahsettii gibi
bahsediyorsa, bu, prensip bakmndan ve hakikatte, felsefenin bu konularna,
geometricinin kendi konularna verdii deerden daha fazla deer
vermemesindendir W. Geometride nasl sonular aksiomlardan zorunlu bir
ekilde kyorlarsa, bunun gibi filozofun urat ahlk ve fizik olgularda,
eyann tanmlarnn ifade ettii tabiatndan mutlak bir zorunlulukla
kmaktadrlar; ve nasl matematiki herhangi bir genin asnn hangi gaye
iin iki dik aya eit olduunu kendi kendine sormazsa, filozof da bunlarn
gayesel nedenlerini aratrmaz. Onu matematik determinizme gtren metodu
deildir; aksine, o, bu metodu kullanr, nk, ilk anda, lemi mte-
1

(1) Basm Ed. Bcehmer. -
(2) Principes, I, 51. .
(3) Spinoza zerine Ortaan Yahudi ilahiyatnn yapt etkiyi, meydanda olan ve
kendisinden phe etmenin gln olaca etkiyi, asla inkr etmek istemiyoruz. Descar-
tes'ta bulduunu, ona bulduran bu etkidir; o, panteist olarak Fransz filozofunun tetkikine
giriiyor. Fakat ana fikrine verdii gelimenin ve zellikle metodunun dekart felsefeye sk
bir surette bal bulunduunda da srar ediyoruz. Hatt daha fazlasn syliyeceiz. Yalnz
Principia Renati Descartes'ta deil, bizzat Ethica'da, zellikle Ethica'dadr ki, stadn
sistematik ve gerek doktrininin aklamasn, gizli (esoteriue) felsefesini buluyoruz.
Descartes, untmyalm, ihtiyatl bir kimsedir ve yaad yzyl, her iki Kilisede de bir
reaksiyon devridir. '
(4) Tractatus politicus, bl. I, 4. Ethica, III, nsz.
228
YENA FELSEFES
matiki gibi, yani determinist gibi dnr. Descartes, Platon, Pythagoras iin
olduu gibi onun gznde de felsefe genelletirilmi bir matematiktir.
L TANIMLAR
Spinoza sisteminin esasl kavramlar cevher, sfat (l'attribut) ve tavr'dr (le
mode). Cevher'le diyor, yalnz kendisiyle var olan ve dnlen, yani, var olmak iin
baka hibir eye ihtiyac olmyan ve dnlmek iin baka hibir kavrama
ihtiyac olmayn eyi anlyorum 0). Sfat'la, akln cevherde onun zn oluturur
diye dnd eyi anlyorum Tavrla, cevherin duygulanmlarn, yani-baka
eyde bulunan ve onun vastasyle dnlen eyi anlyorum
II. DEDKS YONLAR
1. Cevher Teorisi
Cevherin tanmndan u sonular kar: 1 Cevher kendi kendisinin
nedenidir kb, yoksa kendinden baka bir nedenle, var olacak ve cevher olmya-
cakt; 2 cevher sonsuzdur ) (eer sonlu olsayd, kendisini smrlyacak olan ve
doaysyle kendilerine tbi bulunaca baka cevherlerle ilikide olacakt); 3 o,
bir tane'T nk eer iki cevher olsayd, bunlar birbirlerini s-' nrlyacakiar,
bamsz, yani cevher olmaktan kacaklard. u halde hibir eye tbi olmyan
ve her ey kendisine- tbi olan yalnz bir tek cevher vardr C). Spinoza'nm
dekart felsefeden uzaklat nokta burasdr: ama onu bu hususta tevik eden
bizzat bu felsefedir. Gerekten, cevher tanmna gre, Descartes, tam anlamyle
yalnz Tanrnn cevher olduunu ve yaratklar
iin kullanlan cevher kelimesinin, sonsuz Varlk iin sylenildii vakit al-
* 1 2 3 4
5 6 7

. -
(1) Ethica, I, Tan. 3: Per substantiam intelligo id quod in se esi et per se concipitur:
hoc esi id, cujus conceptus non indie t conceptu al terim rei, a quo forman debeat.
(2) Eth., I, Tan. 4: Per aiiribptum intelligo id qmd intellectus de substantia percipit,
tanquam ejusdem essentiam constituens.
(3) Eth,, I, Tan. 5: Per modum intelligo substantiae affectiones ive id quod in alio est,
per quod concipitur.
(4) Eth., I, ner. 7.
(5) Eth., I, ner. 8.
(6) I, ner. 11 ve d. _
(7) Monoteizm burada monizm oluyor. Monoteizme gre Tanr, Tanr olarak tektir, ama
tek varlk deildir; monizm yahut panteizme greyse, Tanr, varlk ve cevher olarak tektir,
var olan tek varlktr (Eth., I, ner. 14. Mektup XLI.).
SPNOZA 229
d anlamda olmadn O) ima etmiti; ama karkl kaldracak yerde,
sanki bizzat kendi tanmna gre, yaratlm rlatif ve sonlu bir cevher, cevher
olmyan bir cevherden baka bir eymi gibi, sonlu eylere cevher demekte ve
bunlar Tanrdan ayrmak iin, onlara yaratlm cevherler ad vermekte devam
etti. u halde kendisiyle var olmyan eye cevher demekten vazgemek ve bu
deyimi kendisiyle var olan ve dnlen varla, yani Tanrya ayrmak gerekir.
Yalnz Tanr cevherdir ve cevher Tanrdr.
Cevher bir tane olduundan ve hibir eye tbi bulunmadndan, mutlak
olarak zgrdr; nk yalnz kendi kendisi tarafndan belirlenmitir. Onun
zgrl bask (contrainte) ile deil, zorunluluk ile ayn anlama gelir (
2
).
Zorunlu olarak etkilemek, kendi kendini belirlemektir; zorla etki etmek,
kendisine ramen yabanc bir neden tarafndan belirlenmektir. Daire iin yan
aplann eit olmas ne kadar zorunlu ve tabi ise, Tannnn da etki etmesi ve ettii
ekilde etki etmesi o kadar zorunludur. Daire, daire olduu iin yan aplan
birbirine eittir, cevher, cevher olduu iin, tavran (modes) altnda var olmakta
devam eder; fakat o zgrdr, nk yabanc hibir neden deil, yalnz kendi
tabiat onu deimeye mecbur ediyor. Mutlak zgrlk, ayn zamanda basky ve
keyflii (l'arbitraire) imknsz klarak
Cevher ezel, ebed ve zorunludur, yahut skolastik diliyle, onun z var
olmay gerektirir. O, dinlerin Tanns gibi, bir birey, bir ahs olamaz; nk, bu
sfatla, belli bir varlk olacakt ve her belirleme bir oranda inkrdr. O, hi-. biri
tarafndan snrlanmad halde, btn bireysel varlklarn ortak asldr. Onun ne
zeks ne iradesi vardr (
4
); nk bunlarn her ikisi de kiilii gerektirir. Zeki
olmadndan, gaye nedenlere gre hareket etmez; ama eyay onlarn yapc
nedeni gibi meydana getirir. tiraf ederim ki, diyor Spinoza, her eyi Tannnn
keyfine tbi klan ve onun zgr seimine balyan fikirden ok (Descartes,
skotistler, cezvitler), onu iyiye gre (sub rationerboni) hareket ettiren gr
hakikatten daha uzaktr, nk bu son gre gre-bu Platonun grdr
Tannnn dnda ve stnde, ondan daha tannsal, kendisine tbi bulunduu, ne
olduu bilinmiyen bir ey, taklit ettii bir model, yneldii bir gaye var
grnyor. Bu, Tanny Kadere (Fatum) baml klmak sonucunu vermez mi?
mdi, hibir eyin bundan daha sama olmadn ve Tannnn, eyann znn ve
varlnn ilk, biricik ve tamamyle zgr nedeni olduunu gsterdik ). . -
1 2 3 4 5

(1) Principes, I, 51.
(2) Eth., I, ner. 17.
(3) Eth., Scholium.
(4) Eth., I, ner. 32 ve
(5) Eth.,.1, ner. 33,
Scholium 2.
230 YENA FELSEFES
Tanrya evrenin nedeni demekle beraber, Spinoza neden kelimesini
allan anlamndan ok farkl bir anlamda kullanyor. Onun neden fikri, cevher
fikri ile; sonu fikri, raz, tavr fikri ile karyor. Ona gre, elma nasl krmz
renginin nedeni, st beyazn, tatlnn, svnn nedeni ise, ylece Tanr da evrenin
nedenidir; yoksa baba ocuunun varlnn nedeni, ne de hatt gne scakln
nedeni olduu gibi deil 0). Baba kendisininkinden ayr bir hayata sahip olan
olunun d ve geici nedenidir. Bunun gibi scaklk, gnee bal olmakla
birlikte, kendini meydana getiren yldzdan farkl bir varla sahiptir: o, gnein
yannda ve dnda vardr. Fakat leme gre Tanr iin durum byle deildir; o,
lemin akn ve geici nedeni deil, fakat ikin (im- manene) nedenidir O); yani,
eer Spinoza'nm maksadn iyi anlyorsak, Tanr asla lemin, kelimenin hakik ve
kabul edilen anlamyle nedeni, dardan etki eden ve onu ilk ve son defa yaratan
nedeni deil, fakat eyann daim temeli (le substratum), evrenin bizzat
cevheridir ). Tanr, dalizmin ve h- ristiyanlm rettii gibi, ne lemin
geici yaratcs, ne de hatt kabbalistik ve gnostik dncenin kabul ettii gibi,
onun baha'sidir; o, SUB SPECIE MTERNTATS (ebedlik grn altnda)
dnlen evrenin kendisi, ezel ve ebed evrendir. Tanr ve evren kelimeleri bir
tek ve ayn eyi gsterirler: ayn zamanda btn varlklarn kayna (natura
naturans ive Dem) ve onun sonulan gibi dnlen bu varlklarn hepsi (natura
naturata) olan Tabiat.
Sonu olarak, Spinoza, ne akozmist, ne tanntanmaz (athee) deil, fakat
kelimenin btn anlamyle kozmoteist yahut panteisttir, yani, onun kozmosu
Tannn ta kendisi ve Tanns, kozmosun cevheridir.
2. Sfatlar teorisi
Cevherin, herbiri kendine gre Tannmn zn ifade eden sonsuz sfatlan
vardr <
4
). nsan zeks bunlardan ikisini bilir: yerkaplama ve dnce. Kozmos
cevheri yer kaplar ve dnr (O; o, ayn zamanda btn cisimlerin
1 2 3 4 5

(1) Tam ve kesin olarak, ocuun varlnn nedeni olan baba deil, fakat babann
do- urtucu fiilidir, dnyann snmasnn nedeni gne deil, fakat onun k vermesidir.
Bir neden bir cevher deil, fakat bir olgudur.
(2) Eth I, ner. 18.
(3) Spinozist ikinlik (immanence) fikri, u halde hem devamllk (permanence), hem
de, eer bu kelimenin kullanlmas caizse, ite olma'y (interiorite) gerektiriyor, yani ikin
Tanr, evrenin hem i, hem de devaml nedenidir.
(4) Eth., I, Tan. 6.
(5) Eth., II, ner. 1 ve 2.
SPNOZA 231
cevheri yahut madde, ve btn ruhlarn cevheridir. Madde ve ruh, dekart- lkta
olduu gibi, birbirine zt iki cevher oluturmazlar; bunlar ayn bir cevheri
dnmenin iki ayr ekli, bir tek ve ayn eye verilen iki ayr addr. Cevherin
sfatlarndan herbiri rlaiif olarak sonsuz'ur (relativement inftni). Cevher
mutlak olarak sonsuzdur, u anlamda ki onun dnda hibir ey yoktur; sfat
ancak rlatif olarak, yani kendi cinsinde sonsuzdur d). Yerkaplama, yerkaplama
olarak ve dnce, dnce olarak sonsuzdur; ama ne yer- kaplama, ne dnce
mutlak olarak sonsuz deillerdir, nk cevherin bizim bilmediimiz sfatlarn
hesaba katmasak bile, yerkaplamann yannda dnce, dncenin yannda
yerkaplama vardr. Cevhere gelince, o, var olan eylerin btndr; yerkaplama
olarak sonsuz olan yerkaplama, btn varlklar kendinde toplamaz, nk
bundan baka, sonsuz dnce ve onun oluturduu ruhlar vardr; bunun gibi
dnce de varlklarn btnn oluturmaz, nk onun yannda yerkaplama ve
cisimler vardr.
lk bakta cevher teorisini sfatlar teorisiyle uzlatrmak g gibi grnl
Gerekten birincisine gre cevher ens absolute inde terminotum'dur (mutlak
olmak belirli olmyan varlk); kincisine gre, onun sfatlan ve hatt sonsuz
sfatlar e ardr. u halde Spinoza'nn Tanns, hem hibir sfat olmayan varlk,
hem sonsuz sfatlan olan varlk gibi grnyor. Spinoza'nn, yeni pktoncular ve
sfat izafe etmiyen (non-attributistes) Yahudi ilhiyatlan gibi, sfatlarla, JJn
stnde, anlalmaz ve ad verilemez varlk olan Taunda ikin nitelikleri deil,
fakat zeknn Tanny kendileriyle dnd gr noktalann, tumamyle
sbjektif ve insan dnme ve konuma ekillerini kastedebilecei sanld; u
halde, sfat, tam anlamyle, insan mdrikesinin Temaya yukiuti (atiribue),
verdii, deta katt ey olup, gerekten objektif olarak (yahut Spinozann
deyimiyle formel olarak) Tanrda bulunan ey deildi:; amin, kendiliinde yle
olmad halde, cevheri, dnen ve yeri*, .ipliyim bi y:y gibi lasaryacaktr.
Ancak, Spinoza'nn sfat hakknda \ed tanm
\,dquodintelleetusdcsubstantiapercipit TANQUAMejus es-' scntam ce'isibuens)
bu yorumu doru gsterecek nitelikte deildir; bize gre, burnm anlam udur:
zihnn cevherde, onun zn oluturur diye dnd }e i rm.ai bu, u anlama da
gelebilir: zihnin cevherde sanki onun ZLM oiuyriKi , onnu gibi dnd
ey. Fakat, eer bu ikinci yorum do- . cavm Tmmza cevherin yerhapiyan ve
dnen olduunu, ne de zel- rime on m: nim,mt1a tam (adequate) bir fikrimiz
bulunduunu syliyemiye-
ri T var; Yortumuzun dik gibi grnen iddialann uzlatraak
V/ AAAJ. A. Ok* J -OC V t* sfat yuklemiyen anlamda yorumlamak tamamyle
g e v . nk, uyumazlk y almzca grntedir ve bir yanl anlama-
1

(1) Eth., Aklama.
232 YENA FELSEFES
dan gelmektedir. nl determinatio negatio est^ (belirleme inkrdr) cmlesi,
bir belirleme, bir inkrdr demek deil, fakat bir snrlama bir inkrdr demektir.
Tanrya ens absolute indeterminatum demekle Spinoza, Tanrnn mutlak olarak
belirlenmemi varlk olduunu, hibir ey olrmyan varlk olduunu, hi
olduunu deil; fakat aksine, sfatlarnda mutlak olarak snrsz varlk,
mkemmellikleri mutlak olarak sonsuz varlk, pozitif, somut, en yksek derecede
gerek, yani, kendisinde mmkn olan btn sfatlan top- lyan ve onlara
lsz olarak sahip bulunan varlk olduunu sylemek istiyor.
yle grnyor ki, sfat yklemiyenler'in ^ itirazlann nlemek iin,
Spinoza Tannya, ayn zamanda sonsuz sfatlar ve sonsuz sayda sfatlar anlamna
gelir gibi grnen infnita attributa veriyor. Bu ekilde Taun, artk aym ve
kendisini zel bir varlk yapacak olan sfatlara sahip gibi grnmyor; o,
kendinde mmkn olan btn sfatlan, varln btnn top- lyan varlktr.
Tannsal sfatlardan herbiri bir lem, yerkaplama madde lemini, dnce ruh
lemini oluturduundan ve tannsal sfaann sonsuz sayda olmasndan, bizim
bildiimiz iki lemden baka sonsuz sayda lemlerin, madd ya da ruhsal
okrayan, mekna ya da zamana bal bulunmayan, fakat insan zihninin hibir
suretle kavnyamyaca baka varlk artla- nna bal lemlerin varl sonucunu
karmak gerekecektir (
3
). Bu fikir akla tamamyle zt olmad halde
hayalgcne geni bir alan ayor. Bununla beraber, unu ilve etmelidir ki,
somut dilde infnita attributa, saysz sfatlardan ok, snrsz sfatlar anlamna
gelir. Eer Spinoza, mutlakm yerkaplama ve dnceden baka sfatlan
olduunu kesin,olarak bilseydi, aktr ki iki anlama gelen bir deyim
kullanmazd. Gerekte, onun cevheri, ancak yerkaplyan ve dnen bir
cevherdir, fakat bu sfatlar onda sonsuzdur.
Baka glk: Spinoza Tannda zek ve iradenin bulunmadn syler, te
yndan, ona dnceyi izafe eder ve Tanrnn sonsuz zeksndan sz eder. Bu iki
iddiada apak bir elimeden baka bir ey grmek iin, Yahudi ve katolik
ilahiyatnn (ve bizzat Descartes'n), amalanna erimek iin usavurmaya ve
analize ihtiyac olan diskrsif zeknn Tannda bulunmadn sylediini ve ona
sezili zeky (lintellignece intiutive), Aristotelesin no~ us poietikos'unu izafe
ettiini; ve zellikle de, Spinoza'mn Tannsmn tabiatn yaratcs olmayp,
tabiatn kendisi olduunu hatrlamamz gerekir: imdi, geri tabiatn mant
vardr, ama tam anlamyle zek olmyan bilin-
1 2 3

(1) Mektup, L.
(2) Tannya sfatlar vermenin onu snrlamak olduunu ileri
(3) Mektup, LXIV ve LXVII.'
SPNOZA 233
siz mant vardr, Cogitatio et intellectus'u 0) (dnce ve zek) birbirinden ayrmakla
Spinoza, Leibniz'in alg ve ak alg (laperception) yahut bilinli alg ayrmn nceden sezmi
oluyor. _
Dekartlkla karlatrlan spinozist metafiziin meziyeti, dnce ve
yerkaplamann birbirine kart iki cevheri zorunlu olarak gerektirmediklerini
anlam olmas, Leibniz'in somut spiritaizmini mjdeliyen, onlarn ayn
cevherden (consubstantialite) olduklar hakkmdaki feyizli fikirdir. Ayn bir
cevherin hem dncenin sjesi, hem yerkaplamann sjesi olabileceini ileri
srmek, Leibnizin ok iyi syliyecei gibi, kelimenin dar anla- myle, ne
materyalist, ne idealist olmaktr; bu, an teorilerin doru olarak ierdikleri eyi
daha yksek bir sentezde toplamaktr. Bu, materyalizm deildir, nk Spinoza
dncenin, hareketin bir sonucu veya, onun kendi terminolojisiyle sylemek
gerekirse, yerkaplamann bir tavn olduunu kabul etmez. Her sfat, kendi
cinsinde sonsuz ve mutlak olduundan, ancak kendi kendisiyle aklanabilir. u
halde dnce madde ve hareketle aklanamaz (bu iddia materyalizmi
uzaklatryor); te yandan, yerkaplama ve hareket, yani madde, dncenin
rn olamaz (bu iddia Malebranche'n idealizmini uzaklatryor). Ama, sfat
olmak bakmndan birbirini imknsz klan dnce ve yerkaplama ayn cevhere
aittir; bu ortak cevherde dnlnce, ruh ve madde ayn eydir (eadem res) (
2
\
cevherin bu sfatlan arasnda bir bamllk ilikisi yoktur; madde ruhtan stn
ve ondan nce deildir; biri tekine eittir, nk sonuta, herbiri cevherin
kendisidir. nsanda ve hayvanda bedenin hareketleriyle ruhun hareketleri
arasndaki uygunluu aklayan ey, cevherin Descartes'm grmedii bu
aynldr. Hem fizik lemde, hem de entelektel lemde deta alp yaylan
ayn bir cevher ya da, daha ak bir deyile, ayn bir varlk. Bu cevher, bu varlk,
her iki alanda da, ayn kanuna gre ve ayn henkle alp yaylr: Ordd idearum idem es
ac ordo rerum ) (fikirlerin dzeni eyann dzeninin ayndr). ' '
3. Tavrlar teorisi
Yerkaplama deierek hareket ve sknet haline gelir, dnce deierek
zek ve irade olur, hareket, zek, irade, yani batan baa rlatif lem (natura
naturam), cevherin veya, ayn ey demek olan, sfatlarnn tavrlar
1 2 3

(1) Eth.,1, ner. 31.
(2) Eth., II, ner. 7,
(3) Ayn eser, II, ner. 7.
234
YENA FELSEFES
yahut affeksionlar'dr. Bu tavrlar etkiledikleri sfatlar gibi, sonsuzdurlar.
Hareket, zek iradenin fizik lem ve entelektel lemin ne ba ne sonu vardr.
Sonsuz tavrlarn herbiri, sonlu tavrlardan oluan sonsuz bir dizi oluturur.
Hareket yani sonsuz olarak deien yerkaplama, cisimler dediimiz bu sonsuz
sayda sonlu tavrlar dourur; zek ve irade, sonsuz olarak deierek, ruhlar,
zel ve sonlu zeklar ve iradeleri dourur. Cisimler ve ruhlar (fikirler) ne rlatif
cevher bu in adjecto (terimler arasnda) bir elime olurdune de sonsuz
tavrlar olup, kozmos cevherinin yahut, ayn ey demek olan, onun sfatlarnn
tavrlar ya da geici deiiklikleridir d).
Sonsuz tavrlarla sonlu tavrlar birbirinden ayrmakla Spinoza, hareketin
ezel ve ebed olduunu, oysa onun oluturduu cisimsel ekillerin ba ve sonu
olduunu, ezelden beri zeklar ve iradeler bulunduunu, ama her bireysel zeknn
snrl bir sresi olduunu sylemek istiyor. Cisimlerin yahut snrl
yerkaplamalann sonsuz yerkaplamaya oran, bireysel zeklarn sonsuz zekya ve
zel iradelerin ezel ve ebed iradeye oran, dncelerimizin ruhumuza oran
gibidir: dncelerimiz, nasl ancak geici bir deimesi oldu k an ruh sayesinde
var iseler, ruh da tpk cisim gibi ancak anlk bir affeksionu olduu cevher
sayesinde vardr. Fikirlerimiz bizim kendimizden ayn varlklar olmadklan gibi,
Tann ile karlatmlmca, cisimler ve ruhlar da cevher deillerdir. Tamamyle
felsef dilde, yalnz bir tek isim (substan- tif) vardr ve btn kalan eyler sfattr.
Cevher, kendi kendinin nedenidir, mutlak, ezel ve ebeddir, zorunludur; tavr,
mmkn, geici, rlatif ve sadece imkn dahilindedir, yani, baka ey var olduu
iin vardr ve yokmu gibi dnlebilir.
Deimez cevherle tavrlar arasndaki bu ztlk karmda, tavma ierilmi
gereklik derecesinin, Spinozanm dncesinde ne oldu hm sermaK akla
geliyor. Gerekten tavr, bir sje, deien bir ceve: - w .arszn dnlemez;
imdi cevher sabittir, deimez, u halde t.o t bv bir ey Jeddir; hareket,
deiiklik, lemin oluu, zel varlk, birey, cisim, ruh, bir kelime ile natura
natumta, hakikatte yoktur. Bununla beraber, Parmemdesin ve Ze- non'un
vardklar bu sonucu Spinoza kabul etmiyor, Aksl e rUnk, Herak- leitosla
beraber, hareketin cevher kadar ezel (ev-eleme!; ri Imta sylyor; onu sansz
bir tavr yapyor elime prensibin: H;" s; aak rma hu kez deneye dayanarak,
vaJn hem deimezliini, mm sideki' demesini kabul ediyor. Usa vurma ile
olgularn apaAb- iki m-t dizY
kadar esk< olan bu atmada, ne d nce
1
'i hah ih de iv .Vm;
:
aLi feda
etmemek meziyetini gsteriyor, arr.t gln, zerinde: Um r gzrreU hum:
ortaya koymak ve zmek ismi Yenia mHrrecme :vr d: mm vvnc
(1) Mektup, LXXI.
SPNOZA 235
minin farkna varmamak, ya da varmak istememek hakszlnda bulunuyor.
Her trl entelektel tavr gibi, insan ruhu sonsuz dncenin bir affek-
sionu, insan vcudu, sonsuz yerkaplamann bir deimesidir. deal yahut zihinsel
dzenle, gerek yahut fizik dzen birbirlerine paralel olduklarndan, her cisim
bir fikre karlk olduu gibi, her ruh da bir bedene karlktr. u halde ruh
bedenin bilinli imajdr (idea corporis) df Bu, onun, kendi kendinin bilincine
varan beden olmas demek deildir; beden binli sje olamaz, nk ne
dnce yerkaplamadan, ne de yerkaplama dnceden kar; Descartesta
olduu gibi Spinoza'da da, cisim sadece yerkaplamadan ibarettir ve ruh ancak
dnceden ibarettir; ama cisim, dncenin yahut ruhun obje'sidir ve cisimsiz
dnce, ak alg, ruh yoktur. Ruhun kendi kendinin bilincine sahip olmas,
idea mentis (zihnin fikri) olmas, ancak idea corporis (cismin fikri), daha
dorusu, idea affectionum corporis (cismin affeksi- onlannm fikri) olmak
artyle mmkndr (
2
l . - .
Duyum cisimsel bir olaydr; bu, insan bedenine ve hayvan bedenine zg
bir imtiyazdr ve bu cisimlerin yksek organizasyonu sonucudur. Buna karlk
alg zihinsel bir olgudur ve beden, bir duyumun etkisi altnda kald vakit,
ruhun bu duyumun bir hayalini veya fikrini meydana getirmesinden ibarettir. Bu
iki olgunun ayn zamanda oluu, sylediimiz gibi, ruh cevheri ile cisim
cevherinin ayn olmasyle aklanr. Her zaman cisim ne ise ruh da od ur ve iyi
organize olmu bir beyine zorunlu olarak iyi yaplm bir ruh tekabl
e d e r A y n kanunun sonucu olarak (ideal dzenle gerek dzenin aynl),
entelektel gelime fizik-gelimeye paraleldir. Cisimsel duyumlar nce bulank,
belirsizdirler, tamamlanmam organizmann bu bulank afi- feksionlarna
nyargnn, illzyonun, yanln anas olan hayalgc'nn bulank ve eksik
(inadequate) fikirleri karlk der; bireyden ayr olarak genel fikirlerin
varlna, eyann yaratlmasn yneten gayesel nedenlere, be- densiz ruhlara,
insan eklinde ve insann tutkularna sahip bir tanrsal varla, zgr iradeye ve
dier putlara (idoes) bizi inandran odur W.
1 2 3 4

(1) Eth., II ner. 13.
(2) Eth., II, ner. 23: Mens se ipsam non cognoscit nii quatenus corporis
affectionum ideas perciplt (ruh ancak cismin affeksionlarnn fikirlerini alglamakla kendi
kendini bilir). Okuyucu, Spinozanm corporis affectiones (cismin affeksionlarn)
demediini, fakat corporis affectionum ideas percipit (cismin affeksionlarnn fikirlerini
alglar) diyecek kadar henz psikolojide, dekart dalizmin etkisi altnda olduunu
farketmi olmaldr.
(3) Eth., III, ner. 2, Scholium.
(4) Eth., II, ner. 36, ner. 40, Schol.; ner. 48; III, ner. 2, Scholium.
236 YENA FELSEFES
?

Tam (adeguates) ve toplu, yani ayn zamanda eyay ve nedenlerini kuatan
fikirler tasarlamak akla zgdr. Hakikatin ls bizzat hakikat ve ona zg
olan apaklk'tr (l'evidence). Doru bir fikre sahip olan kimse, ayn zamanda
bunun doru olduunu birve ondan phe edemezi
1
). Taassubun da hakikati
elinde tuttuuna inand ve onun da kararszlk ve pheyi kabul etmedii
itirazna kar Spinoza, phenin bulunmamasnn henz pozitif kesinlik (la
certitude positive) olmad cevabn veriyor. Hakikat kendi kendisi sayesinde
dorudur, yani kendisine bal olaca herhangi bir kantla doru olmaz;
hkmdarlm yalnz kendi kendinden alr. In ayn zamanda kendi kendini
ve karanlklan gstermesi gibi, hakikat de kendi kendinin ls ve ayn
zamanda yanln lsdr (
2
\
Hayalgc eyay bize gre olduklar ekilde gsterir; akl onlar, iinde
meydana geldikleri btn bakmndan nasl iseler yle ve evrenle olan
ilikilerinde kavrar. Hayalgc insan lemin merkezi ve nsan olan eyin ls
yapmak iddiasndadr: akl beriin stnde ykselir; onun gr noktas, evrensel
olan, ezel ve ebed olandr ve her eyi Tanrya balar. Tanrya balanan yani,
objesi sonsuz Varln bir tavr gibi dnlen her fikir dorudur ), Bunun iin
rastlant fikrini kabul etmemek ve eyann zincirlenmesini zorunlu gibi
dnmek akla zgdr. Rastlant, dier birok eksik fikirler gibi, olaylarn
zorunlu ballnn gerek nedenlerini bilmiyen kimselerde hayal gcnn nazl
bir rndr. Zorunluluk akln ilk postulat, hakik bilimin parolasdr W.
Hayalgc olaylarn ayrntlar iinde kaybolur; akl onlarn birliini kavrar;
birlik ve ayn cevherden olmak (consubstantialite), onun postulatlarnn kincisi
ite budur. Nihayet akl, gayesel nedenleri ve gerek varlklar saylan fikirleri
(les universaux), hayalgcnn rn ola- ak reddeder.
Gerekten var olan biricik universale (evrensel varlk), kalan her eyin onun
razmdan baka bir ey olmad ve ayn zamanda akln asl objesi olan Tam
yahut sonsuz ve zorunlu cevherdir. Bunun hakknda akim tam bir fikir elde
edebilip edemiyeceini sorana, bu yetenein hayalgcnde bulunmadn
sylemekle beraber, Spinoza olumlu cevap veriyor <
1 2 3 4 5 6
>.
rade yahut aktif meleke, z bakmndan zekdan farkl deildir Bu, akln,
houna giden fikirleri saklamak ve houna gitmiyenlerden kurtulmak
(1) m, II, ner. 43.
(2) Eth., II, Scholium.
(3) Eth., II, ner. 32.
(4) Eth., II, ner. 29.
(5) Eth., II, ner. 47 ve Scholium.
(6) Eth., II, 49. Coroll.: Voluntas et intellectus unum et idem suni (irade ve zek bir ve
ayn eydirler).
SPNOZA 237
eiliminden baka bir ey deildir. radenin bir hareketi, kendi kendini tasdik
veya inkr eden bir fikirdir.
zleri bakmndan ayn olan irade ve zek, gelimelerinde birbirlerine
paraleldirler. Eyay duyumlarmza uygun olarak bize gsteren hayalgc- ne
pratik alanda passioi, bizi bir eye gtren yahut ondan uzaklatran igdsel
hareket tekabl eder. Hayalgcnn bize gsterdii ey, madd ve manev
hayatmza daha byk bir iddet verecek nitelikte olduu vakit, yahut baka bir
deyile, bu ho olduu ve biz ona eilim gsterdiimiz vakit, istemenin bu
tamamyle basit ekline arzu, sevgi, sevin, haz denir. Aksi halde buna nefret,
kin, keder, elem denir.
Yksek mdrikeye, pratik alanda, tam anlamyle irade, yani akln
aydnlatt ve artk houn deil, fakat dorunun belirledii irade tekabl eder.
gd halinde henz tamamyle pasif olan irade, yalnz bu derecede, aktif
meleke olur. Bizde yahut dmzda tam (adoequaa) nedeni olduumuz bir
olayn her meydana geliinde, yahut baka bir deyile, gerek bizde, gerek bizim
dmzda, ancak yalnz bizim tabiatmzla ak ve seik olarak izah edilebilen bir
eyin bizim tabiatmzdan kt btn hallerde, felsef anlamda, etki yapyoruz
demektir. Bizde ya da bizim dmzda ancak ksmen nedeni olduumuz br ey
cereyan ettii vakit, etki alyoruz (nous ptissons) demektir d). u halde, etki
almak, mruz kalmak, hibir suretle hareket etmemek deil, faaliyetinde
snrlanm olmaktr. Evrenin blmleri olmak, tanrsal Varln tavrlar olmak
bakmndan biz, etki alrz. Tanr yahut evren, hibir eyle snrlanmam
olduundan, etki alamaz. O saf fiil, mutlak faaliyettir. , '
Passion'lannda ne kadar aktif grnrse grnsn, gerekte burada insan,
kelimenin ifade ettii gibi, pasif, iktidarsz, kledir. O, ancak zek ile zgr ve
aktif olabilir. Evreni anlamak, onun klesi olmaktan kurtulmaktr. Her eyi
anlamak, en yksek derecede zgr olmaktr. Hakknda ak bir fikir edinir
edinmez, passion kaybolur (
1 2 3
\ u halde zgrlk dncededir ve ancak
oradadr. Dnce de, hayalgc ile snrlanm olmak bakmndan, nispeten
pasiftir; ama sebatl bir alma ve srekli abalarla bu boyunduruktan kendini
kurtarabilir. zgrlk ancak dncede bulunduundan, bizim eyay
anlaymz, ahlkllmzn lsdr. Ahlk bakmdan iyi, zeky gelitiren
eydir, onu bulandran ve azaltan ey ktdr O).
Erdem, zeknn enejisidir ya da, ancak kendisiyle aklanan baz sonular
meydana getirmek gcnde olmas bakmndan, insan tabiat
(1) Eth., III, ner. 2.
(2) Eth., III, ner. 59; V, ner. 3.
(3) Eth., IV, ner. 26 ve 27. Kr. 14. ,
238
YENA FELSEFES
dr ri). Erdemli olmak, gl olmaktr, etki yapmaktr; kusurlu olmak, zayf
olmaktr, etki almaktr. Bu bakmdan, kusurlar srasna konmas gerekenler yalnz
kin, kzgnlk, kskanlk deil; ayn zamanda korku, umut, hatt acma ve
pimanlktr. Nitekim, umut bir korku duygusuyle; acma ve sempati bir elem
duygusuyle, yani varlmzn azalmas, enerjimizin zayflamas duygusuyle
birlikte bulunur, pimanla gelince, bu iki kez kusurdur, nk yaptna piman
olan kimse zayftr ve zayf olduu duygusuna sahiptir. u halde hayatn akla
gre kuran insan, btn gcyle, acmann ve bo yerinmelerin stne
ykselmeye alacaktr, kardelerinin yardmna koacak ve kendini slah
edecek, ama, btn bunlar akl adna yapacaktr, Bylece gerekten aktif,
hakikaten gl, latince kelimenin ilk aniumyle hakikaten erdemli olacaktr (
1 2 3
\
Gl olacaktr, nk ne insan sefaletlerinin, ne kendi z hatlarnn kendini
ezmesine msaade etmiyecek ve her eyin Tanrnn tabiatnda ikin olan
zorunluluktan geldiini bildii iin, kendinin ezilmesine izin vermiyecektir.
nsan davranlarnn zorunlu olduuna inanan filozof iin, artk kine, alaya,
kmsemeye veya acmaya lyk hibir ey yoktur W. Kabul etmi olduu akln
mutlak bakmna gre, bir Neron'un cinayetleri bile, ne kt, ne iyi olan, fakat
yalnzca zorunlu olan hareketlerdir. Determinizm insan iyimser yapar ve, onu
durmadan daha olgun ve mkemmel klarak, her eye varlklarn btn iindeki
deerini veren, evrenin bu kar gzetmiyen (desinteresse) sevgisine, erdemin en
yksek noktas olan bu amor inteilec- ualis Def ye (Tanrnn zihn sevgisi)
tabiatn felsef sevgisi diye okuyunuz ulatrr. Bu duygu, pozitif dinlerde Tanr
sevgisi denen eyden tama- myle farkldr. Bu sonrakinin objesi uydurma (fictif)
bir varlktr ve katr (lopinion) veya hayalgc denilen zeknn bu basit
derecesine karlktr. Hayalgcnn Tanrs, bir birey, bizim gibi bir kii
olduundan, her canl ve gerek kii gibi, affeksion'a, kzgnla, kskanla
kapldndan, ona kar duyduumuz sevgi de affeksion ve korkudan, saadet ve
endieli kskanlktan oluan ayrc (particulariste) bir dygudur ve bize verdii
bahtiyarlk, tam mutluluktan ok uzaktr. Aksine, Tanmn felsef sevgisi, artk
objesi keyf olarak hareket eden ve bizim ltuflann beklediimiz bir birey deil,
fakat hem sevginin hem kinin stnde bir varlktr, tamamyle kar gzetmiyen
bir duygudur. Bu Tanr asla insanlarn sevdikleri ekilde sevmez; nk sevmek,
haz duymaktr ve haz duymak, oaldn, bydn, daha yksek bir iktidara
vardn hissetmektir; imdi sonsuz mkemmel varlk
(1) Eth., IV, Tan. 8. -
(2) Latince erdem demek olan virtus kelimesi, balangta kuvvet anlamna gelmekte
idi.
(3) Tractatus politicus, 1,4.
SPNOZA 239
oaltlamaz B). Bunun gibi, kin de ona yabancdr, nk kin beslemek, etki
almaktr ve etki almak, varlnda azaldn duymaktr; bu ise Tam iin sz
konusu olamaz. Buna karlk, bazlarnn Tanrya kar duyduklar kin, ona kar
gstermeye cesaret ettikleri mrldanmalar, ancak Tanry bir irade, ve onun
hareketlerini keyf gibi tasarlayan hayalgc bakmndan mmkndr. Ancak
ahslara kar kin beslenir: ahs olmyan bir neden ve eyann zorunlu bir
dzeni karsnda cidd olarak gcenilmez. Filozof, Tanry ancak sevebilir,
yahut hi olmazsa onun karsnda tam bir memnunluk, huzur, tevekkl halinde
bulunabilir. Spinoza'nn, phesiz zamanna uymak iin, ebed mutluluun
kayna, Tanrnn zihn sevgisi dedii ey (
1 2 3 4 5
), dnrn en yksek kanun
karsndaki bu tam nzas, ruhun, hayatn zorunluluk!ahiyle olan bu uyumas,
eyann tabiatna kaytsz ve artsz bu kendini braktr.
Bu sui generis (kendine zg) duyguda, Tanr ile ruh, cevherle tavr
arasndaki fark o kadar kaybolur ki, sevilen ey, seven sje haline ve seven sje,
sevilen ey haline gelir. nsann Tanrya kar olan zihn sevgisi, Tanrnn kendi
kendine olan sevgisidir Bu lehelerin birlemesi (commu- nication des
idiomes) sayesinde, fonksiyonlarnda bedenin hayatna bal olmak bakmndan
W lml olan insan ruhu, tanrsal olan ksmnda, zihinde lmez olur. lmezlik,
ahsn sonsuz devam olmaktan ok ), cevheriyle ezel ve ebed olduu
hakkmdaki bilintir. Tanr olduu iin, ahsmzn cevherinin lml olmadna
olan gven, filozofun ruhundan her trl lm korkusunu kovar ve onun iini saf
bir sevinle doldurur.
zetliyelim. Cevher kendisiyle ve sadece kendisiyle var olan ey
olduundan, ne cisimlere ne ruhlara cevher denemez; nk bunlarn ikisi de
tanrsal faaliyetin sonucunda vardrlar; yalnz Tann kendisiyle ve sadece
kendisiyle vardr: u halde, mutlak olarak sonsuz olan yalnz bir cevher vardr.
Bu cevherin veya Tanmn, rlatif olarak sonsuz iki sfat vardr: yer- kaplama ve
dnce. Yerkaplama, deierek cisimleri oluturur; dnce, sonsuz
farkllaarak, ruhlar oluturur. Spinoza'nn metafizii budur. Zorunluluk ve
neeli tevekkl: bu iki kelime, onun ahlkn zetler.
Bu sistemin dekartla gre bir ilerleme olduunu grdk. Ruhla maddeyi
ortak bir kke balamakla, ideal ierikten tmyle yoksun bir fizik ev
(1) Eth., V, ner 17. .
(2) Eth., V, ner. 52,
(3) Eth., V, ner. 36. .
(4) Eth., V, ner. 21.
(5) Eth., V, ner. 34.
240 YENA FELSEFES
ren ile yalnzca entelektel trden bir eya dzeni, soyut, cisimsel olmayan,
nasl gerek kozmos dnce lemine ilgisiz saylyorsa, ylece gerek kozmosa
ilgisiz bir an tiler lemi dalizmini ortadan kaldryor. Evren birdir: phesiz o,
birbirinden farkl ve birbiriyle aklanamayan iki unsuru ieriyor: madde ve
dnce; ama bu iki unsur birbirinden ayrlamaz bir haldedir; nk bunlar
cevher olmayp, ayn bir cevherin sfatlandr. Her hareket, yani sonsuz
yerkaplamamn her deimesi, bir fikre, yani sonsuz dncenin bir deimesine
karlktr ve vice versa, her fikrin, mecbur yolda olarak, fziolojik alanda
paralel bir olgusu vardr. Dnce maddesiz olmad gibi, madde de dncesiz
deildir. Spinozizm, materyalizm ve idealizmin zt bakmlardan yaptklar gibi,
varln iki grnn birbiriyle kartrmaktan ekinerek, bunlarn birbirine
sk balln tespit ediyor.
Fakat bu ilerleme de, dekart dalizm lehinde gibi grnen bir glkle
dengeleniyor. Spinoza, ayn bir eyin (cevherin), hem yerkaplayan, hem dnen,
yani yerkaplamayan olduunu sylyor: bu suretle ve apak bir ekilde, elime
prensibini inemi oluyor. Geri, itiraz nceden grerek, Descartes'n iddiasyle
eliik bir ekilde, cisimsel cevherin, cevher olarak, tpk ruhsal cevher gibi
blngnez olduunu sylyor b) ve bylece leibnizci zm hazrlyor; ama te
yandan, cisimsel cevhere Descartes'la beraber, yerkaplayan (res extensa)
demekte devam ediyor G). mdi blnmiyen bir yerkaplama, in adjecto (terimler
arasnda) br elimedir.
Ayn bir eyin hem dnen nefis ve hem cisimsel varln konusu
olabileceini kabul etmekte elime olmadn kan ulamak vv boylere somut
spiritalizmi zafere ulatrmak iin, bugn fizikle lekesin bri'Jk: bir hakikati,
yani maddenin zn im yerkaplama deil fakat aba < / i -'-r i
1
okluu hakikatim
Leibniz'in gelin iln etmesi gerek hordu. Aym e , in er kapla} an ve yer
kaplamayan olduunu sylemekte eliki vardr, .ima e o eyin kuvvet ve
dnce, alg ve eilim olduunu sv itmekte artk n.kyrr,: soktur.
56 - Leibniz
Gotfried Wilhelm Leibnizin hayat, doktrini gibi, Spinoza'mnkinin
kartdr. Fakir, deeri bilinmemi ve son gne kadar zulm grm olan
1

(1) Eih,, I, ner. 13, Coroll.: Ex his sequitur nullam subsiantiam et consequenter nul-
lam substantiam corpoream, quatenus substantia esi, esse dmsibem (bunlardan her
cevherin ve u halde cisimsel cevherin, cevher olmas nedeniyle blnemez olduu
sonucu kar).
' (2) Ayn eser, II, ner. 2.
LEBNZ 241
Amsterdam'l nl y ah udinin aksine olarak, Leibniz hayatn ancak ho tarafn
tand. Tabiatn ve talihin, hibir vergisini kendisinden esirgemedii, te yandan,
bilim ve hakikata olduu kadar nvan ve erefe de dkn olan Leibniz,
hukuku, diplomat ve her alanda bilgin (savant niverseli olarak, aaalar
teodisesinin u dsturunda yansyan parlak bir mr geirdi: Tout esi pour le
miea dans le meilleur des mondes possibles (mmkn olan lemlerin en
iyisinde, her ey en iyi ekildedir). Leipzig'te 1646da dodu.. Hanover dk
lohann Friedrich'in ktphanecisi ve zel danman, saray danman,
imparatorluk baronu, vb. olarak, 14 kasm 1716'da ld.
Bellibal felsef yazlan .unlardr: Meditationes de cognitione, veri- tate
et ideis (1684); Lettre sur la guestion si Vessence du corps consiste dans
l'etenduc \ Journal des savans'da, 1691); Nouveaa essais sur lenten- dement
hmain (Locke'un Essay'im cevap olarak); Prusya kraliesi Sop- hie-
Chariotte'a ithaf ettii Essais de Theodicee sur la bonte de Die, la li- berte
de Thomme et boriine du mal; La Monadologie (1714); Principesde la
nature et de la grce, fondes en raison (1714); nihayet Correspondan- ce' d).
Yer kaplayan bilinsiz cevherle yer kaplamayan bilinli cevher daliz-
mine, Leibniz, ad ve fikri Bruno'nun De Monade ve De triplici minimo (1591)
adi i kt, planndan alnm grnen monadVi yahut yer kaplamayan az Minh
cevherler teorisini kar koyuyor.
Maddi ve manev alanda, yalnzca ne dnceye, ne yerkaplamaya ait olan
bl dizi olaylar vardr. Eer ruh bilinli dnce ise ve yalnz'bundan ibaret Le
hibir analize girroiyen bu binlerce kk alglar (
1 2 3
\ ifade edilemeyen bu
mphem ve belirsiz ve karanlk duygulan, ruhta bilincin dnda Lalan her eyi
nasl aklamal
f
B? Ruhun, bayldmz veya iinde hibir riiy: bilimimi} an
derin bir uykuya daldmz vakit grld gibi, seik
(1) ou pek uzun olmyan bu yazlar, Raspe (Amsterdan ve Leipzig, 1765), Louis
Dutens (Cenevre, 1768), 1. Ed. Erdmann (Beriin,. 1840), Foucher de Careil (Oeuvres de
Leibniz, orijinal elyazs msveddelere dayanan ilk basm, Paris, 1859 ve d.). Paul Janet
(Paris, 1866, avec la Correspendance de Leibniz et d'Arnauld), C. I. Gerhardt (Berlin, 1875
ve d.) tarafndan toplanm ve yaymlanmlardr. Nourfisson, La philosophie de Leibniz,
Paris, 1860. Madde ve monadlara ait Leibnizin doktrini hakknda, bak. Hartenstein,
Commeniatio de materiae apud Leibnizium no done, Lepz., 1846. Teodisesi hakknda,,
bak. I. Bonfas, Emde sur la Theodicee de Leibniz, Paris, 1863, 'nceden kurulmu ahenk
(fharmonie predtablie) doktrini hakknda, bak., Hugo Sommer, De doctrina quam de hamt,
praesi. L. proposuit, Gcett, 1864. E. Dillmann, Eine nene Darsiellung der le- ibnizsehen
Monadenlehre auf Grund der Quellen, 1891, vb., vb.
(2) Nouvemx essais, Avant-Propos.
(3) Monadologie, 14.
242 YENA FELSEFES
hibir algya sahip olmad haller vardr. Bu hallerde, ya ruh yoktur, ya vardr;
fakat varsa cismin hayatna benzer bir ekilde, yani kendi kendinin bilinci
bulunmakszn vardr. u halde ruhta bilinli bir dnceden baka, bir ey de
vardr: kendisiyle fizik lem arasnda bir birletirici izgi oluturan bilinsiz bir
hayat O).
te yandan, eer madde cansz bir yerkaplama ise ve sadece bundan ibaretse,
ekme, itme, scaklk, k nedir? Bu olaylar dekartlk ne inkr edebilir, ne
aklayabilir. Mantkl olmak iin, bir yandan cisimler lemindeki dzen ve
hayat, br yandan, gerek d, gerek i ilk arta yeniden ortaya kmak
zere, imdilik bilincin ve dikkatin dnda kalan btn fikirlerin, btn
duyumlarn, btn iradelerin ruhta bulunduklarn kesin olarak inkr etmeye
mecburdur; madd lemde yerkaplayandan baka hibir ey bulunmadn,
ruhsal lemde bilinliden baka hibir ey bulunmadm ekinmeden sylemesi
lzmdr. Fakat bu, apak bir eyi inkr etmek ve samay iddia etmek olur.
Hayr, dekartlann dndkleri ekilde yerkaplama, yalnz bana, duyulur
olaylar aklayamaz. O, pasif hal hareketsizlik, lm demektir ve tabiatta her
ey fi, hareket ve hayattr. u halde hayat lmle ve varl yoklukla aklamak
iddiasnda deilsek, znde dnlen cismin, yerkaplamadan baka bir ey
olduunu tam bir zorunlulukla kabul etmeliyiz.
Ve gerekten, maddenin esas sfat saylan bu yerkaplama, bir aba'y,
genileten bir gc, ayn zamanda bir direnii ve bir yaylma kudretini
gerektirmez mi? Madde direnitir ve direni demek faaliyet demektir. Halin
(etat) [yerkaplama] arkasnda, durmakszn onu meydana getiren, onu yeni-
liymfil (Vade) [genileme] vardr. Eer filn cisim daha az yer kaplayan bir
bakasndan daha g hareket ediyorsa, bu, daha byk olan cismin daha byk
bir direni gcne sahip olmasndandr. Hareketsizlik, gszlk gibi grnen
ey, hakikatta daha iddetli bir hayatn, daha nemli bir abann iidir. u halde,
cisimselliin (la corporeite) z yerkaplama deil, fakat genileme gc, aktif
kuvvettir (
2
\ Dekart fizik, yalnz hareketsiz kitleler ve l cisimleri bildiinden,
mekanik'in ve geometrinin ayn oluyor, ama tabiat ancak, yalnzca matematik ve
mekanik her trl kavramdan stn metafizik bir kavramla aklanabilir ve
mekaniin prensiplerinin, yani hareketin ilk kanunlarnn bile, srf matematiin
verebileceinden daha yksek bir kayna vardr P). Bu stn kavram, g'tr.
Maddeyi oluturan, bu direni gc-
(1) Nouveaux essais, k. II, bl. 9 ve 19. Princip.es de la nature et de la grce,
4.
(2) Lettre sur la question de savoir si Vessence du corps consiste dans l'ilendm (Erd-
mann bas., s. 112).
(3) Ayn eser, s. 113.
LEBNZ 243
dr. Yerkaplamaya gelince, bu bir soyutlamadan baka bir ey deildir; o, geni
yen, yaylan, devam eden bir eyin bulunmasn gerektirir. Yerkapla- ma bu
eyin yaylmasdr. rnein, st, beyazln bir yerkaplamas veya yaylmas,
elmas sertliin bir yerkaplamas veya yaylmasdr; genel olarak cisim,
maddliin yerkaplamasdr. Bununla cisimde, yerkaplamadan nce bir eyin
bulunduu grlyor ri) (genileme gc). Hakik metafizik, de- kartlann
bahsettikleri bu bo, lzumsuz ve hareketsizlik iinde bulunan kitleleri asla
tanmaz. Her yerde fiil vardr. Hareketsiz hibir cisim, abasz hibir cevher
yoktur (
1 2
\
Kuvvet ancak sonularnda grlebilir; kendiliinde o grmiyen ve madd
olmyan bir eydir: imdi, o, maddenin zdr: u halde madde, esas itibanyle,
madd olmayan, asldandr. Leibniz, Bruno ve Plotinos arasnda ortak olan bu
paradoks, prensip olarak, madde lemiyle manev 'lem arasndaki dalizmi
ortadan kaldryor. Yer kaplayan eyin z olan kuvvetin kendisi yer kaplamaz;
u halde o blnmez ve basittir; bundan baka o, balangta bulunur; nk
yalnz birleik olan eyler sonradan gelme ve sonradan olmadrlar; nihayet o, yok
edilemez, nk basit olduundan, elemanlarna ayrlamaz. Yalnz bir mucize
onu yok edebilir.
Buraya kadar Leibniz kuvvetten, Spinozann cevherden bahsettii gibi .
bahsediyor ve onunla selefi arasnda ancak bir kelime fark var gibi grnyor.
Fakat ite ayrlk balyor. Spinozann cevheri sonsuzdur ve bir tanedir,
Leibnizin kuvveti bunlarn ne biridir ne tekidir. Eer her eyin bir tek cevheri
olsa idi, bu biricik cevher ayn zamanda biricik kuvvet olacakt; yalnz o,
kendiliinden hareket edebilecek ve o olmyan her ey hareketsiz, gsz, pasif
olacak, daha dorusu, var olmyacakt. mdi, gerekte bunun, aksi meydana
geliyor. Ruhlarn, bireysel sorumluluklarnn bilincine sahip olarak,
kendiliklerinden' hareket ettiklerini gryoruz; bunun gibi her cismin btn
dierlerine kar direndii ve u halde ayr bir kuvvet oluturduunu
gryoruz. Spinozizmin lehine olarak, eyann iinde bulunan kuvvetlerden
herbirinin, biricik kuvvetin bir paras olduu mu sylenecek? Fakat bu
imknszdr, nk kuvvet z bakmndan blnemez. Spinoza'nm monizmi,
bireysel kuvvetlerin sonsuz ayrl zerinden snger geirerek, eya tabiatnn
bir altst edilmesi, en kt trden bir doktrin'dr Fiilin olduu yerde aktif
kuvvet vardr; imdi her eyde fiil vardr ve bunlarn herbiri ayr
(1) Examen des principes de Malebranche (s. 692).
(2) Edaircissement du nouvea systime de la communion des substances, s.
132.
' (3) De ipsa natura, ive de vi insita actionibusqu.e creaturarum, 8. Kr. Leitre if M.
Bourguet.
244
YENA FELSEFES
bir faaliyet merkezi oluturur, u halde ne kadar ey varsa, o kadar basit,
blnemez ve ilkel kuvvet vardr.
Bu ilkel kuvvetler yahut monadlar, fizik ve matematik noktalara
benzetilebilirler; fakat birincilerden yer kaplamam al anyle ve kincilerden
objektif realiteler olmak itibariyle ayrlrlar. Leihniz, herbirinin btn dier mo-
nadlardan. ayr ve yalnz kendine tbi bir birey oluturduunu gstermek im
onlara, metafizik noktalar veya cevher noktalan d' (hem matematik nokta gibi
tam, hem fizik nokta gibi gerek), formol noktalar, fi *rmel atomlar, cevher
ekilleri adn veriyor.
Monad iinde cereyan eden ey yalnz onun kendinden gelir: onun i
deiikliklerinden hibiri yabanc bir etkinin sonucu deildir. Kendiliinden olan
bir faaliyete, dn her trl etkisini imknsz klar bir orijinallie sahip olarak, o,
btn dier monadlardan farkldr ye her zaman iin btn tekilerinden
farkldr. Her ne olursa olsun, o, hibir eyle karmaz, ebed olarak ancak kendi
kendisi olabilir (principium distincionis) [farkllk prensibi]. Onun, bir eyin
girebilecei veya kabilecei hibir penceresi yoktur O, kendi kendine
yeten,, baka her yaratktan bamsz, sonsuzu kucaklyan, evreni ifade eden ayr
bir lem gibidir (
3
b Bundan, dnyada tamamyie birbirine benziyen iki varln
bulunmad sonucu kar.
Fakat ite tehlikeli bir itiraz: eer her monad ayr bir lem oluturuyorsa,
eer hibirinin bir etkiye maruz kalaca ve bir etki yapaca pencerelerim
bulunmuyorsa, eer eya arasnda karlkl etkinin en kk tr ihtimali yoksa,
evren ve onun birlii ne olur? Spinoza bu birlie bireylerin realitesini feda etti;
Leibniz bunun aksi bir an la dniyecek imdir? Onun balanglarna
(premisses) gre, ne kadar atom varsa o kadar da evren yok mudur? Leibniz, her
atomizmin zorunlu olarak karlat bu gl zmekten ok, onun yanndan
geip gidiyor. O, Spinoza'nm yekpare tatan evrenini krd, paralad, toz haline
getirdi. Bu sonsuz kk paralan birletirmek, en kai pan' (bir ve btn)
yeniden ina etmek iin gerekli olan imentoyu nereden alacaktr?
Leibniz, bu sentez prensibini, monadlann benzerliinde (Vanalogie) ve
nceden kurulmu henk inde (lharmonie preetablie) buluyor. Her monad
btn dierlerinden farkl ise de, gene aralarnda bir benzerlik ve akrabalk gibi
bir ey vardr. Alg'ya ve eilim t yahut itiha'ya (appetition) sahip olmak
bakmndan hepsi birbirlerine benzerler. En yksek ve en mkemmelleri gibi,
evrensel merdivenin en alt basamaklarnda bulunanlar da kuvvet-
1 2 3

(1) Nouveau systeme de la nature, 11.
(2) Monadologie, 7.
(3) Nouveau systime de la nature, 16.
LEBNZ 245
tirler, enerjidirler, m/'turlar ri) .Yalnz ruhlar vardr ve bizim yerkaplama cisim,
madde dediimiz ey, bulank algdan, fenomenden, abann, yani madd
olmyamn duyulur grnnden baka bir ey deildir. Bu suretle, her trl
bilinten yoksun (stupide) bir madde ile tabiat bozulmu (dena- tr) bir ruh
dalzmi tamamen bertaraf edilmi bulunuyor. Epikurosun ve Platonun, en
byk materyalistlerin ve en byk idealistlerin hipotezlerinde I\ i olan e\,
burada birleiyor ^. Madde bir ilikidir, ama negatif olan impenetrabiJite
(nfuz edilemezlik) deyiminin ok iyi gsterdii gibi, monadn hibir pozitif
varlk eklini ifade etmiyen bir dlama ilikisidir (un rapporr d'exelson);
aksine, alg ve istek, yalnz yksek monadlann deil, fakat istisnasz hepsinin
pozitif sfatlar, onlarn srekli varlk ekilleridir. Leibniz ;gom evrensel oluu
zerinde kuvvetle srar ediyor ^ ve insandan aa varlklarn dnmediklerini
itiraz olarak syleyenlere, algda sonsuz derecelci bulunduu, ve algnn bir
duyum olmasnn zorunlu olmad (4\, cevabn veriyor. Dekartlarn insan
dncesiyle hayvanlardaki entelektel fenomenler arasnda her trl benzerlii
inkr etmekteki inatlar kadar, onun bu paradoksa olan eilimi de byktr.
Aa varlklarn alglan, sonsuz KUK, karanlk, bilinsizdir, insannkiler
aydnlk ve bilinlidir; ite ncbic il'ne) ruh (l'esprit), alg ile ak alg
(laperception) arasndaki btn faik budar.
Moudu alglar, geri, kendi kendinden daha teye gitmez. Bireyin
girebilecei yahut kabilecei penceresi olmadndan, o ancak kendini
algilayuDhr Yksek nonadlar olan biz bile, kendi z varlmzdan baka bi
ey alglayanlayz ve dorudan doruya onu biliriz. Gerek anlamyle alem,
bizim asla eieriyeceimiz bir eydir ve lem dediimiz ey sadece
kendimizde geenin irade d bir projeksiyonudur. Bununla beraber, eer
dmzda gee t eyi biliyorsak, eer d lemin (dolayl) bir algsna sahip isek,
bu, btn monadlar gibi, bizim de evrenin temsilcileri olmamzdan ve :
;
a
haine bizde geen eyin, makrokozmosda byk lde geen eyin
kltlm tekrar olmasndandr. Monad dorudan doruya yalnz kendini ve
sn kendi iinde bulunan algladndan, kendisi evrenin ne kadar tam bir hayan
ne, evrenin de o kadar tam bir algsna sahip olacaktr. Bir monad cvcni ne
kac vi temsil ederse (repsesente), onu o kadar iyi tasavvur eder (se le represc!
te j Eer insan ruhu lemin ak seik bir fikrine sahip ise, bu,
1 2

(1) Monadologie, 19, 86. 82.
(2) Replique aux refladons de Bayie, s. 186.
* (3) Ad des Bosses Epist. III: Necesse esi omnes entelechias ive monades perceptione
praeditas esse (Her entelekia'nm yahut monadn algya sahip olmas zorunludur).
(4) Lettre M. des Maizeauz.
246
YENA FELSEFES
onun, hayvann ruhuna ve bitkinin ruhuna oranla, evrenin daha doru ve daha
sadk bir hayali (idea) olmasndandr (est) 0).
Btn monadlar evreni temsil ederler ve alglarlar, yahut bir kelime ile,
tekrar ederler; ama bunu farkl derecelerde ve herbiri kendine gre yapar. Baka
bir deyile, monadlann mkemmelliinde bir derecelenme vardr. Bylece
meydana gelen hiyeraride, en ok mkemmel olanlar hkmederler, en az
mkemmelleri itaat ederler. Buna gre, tabiatn bize gsterdii ekilde fizik
bireylerle, onlar oluturan metafizik bireyleri veya monadlar birbirinden
ayrmak, lzmdr. Bir bitki, bir hayvan, metafizik anlamda bir birey, bir monad
deil, fakat birinin hkim olduu, dierlerinin ona itaat ettikleri bir monadlar
kmesidir. Hkim monad, bitkinin, hayvann, insann ruhu dediimiz eydir;
onun evresinde toplanan hizmeti monadlar, beden dediimiz eyi olutururlar.
Her canl cisim, Leibniz bunu aka sylyor
(
'
2
\ hayvanda ruh olan bir hkim
entelekiaya sahiptir ve bu canl cismin organlar, herbiri gene kendi entelekiasma
veya hkim ruhuna sahip olan baka canllarla, bitkilerle, hayvanlarla doludur.
Her monad, gene diyor Leibniz kendi gr noktasna gre evrenin bir aynasdr
ve hkim monad olduu ve kendi organik cismini oluturan birok baka
monadlarla birlikte bulunur.
Bununla birlikte, monadlann bamszl dolaysyle, hkim monadn bu
hkimiyeti ancak idealdir ve hizmeti monadlann mruz kaldklan ey, gerek bir
etki deildir W. te yandan, hizmeti monadlann itaati tamamyle
kendiliindendir. Eemen monad kendilerini mecbur ettii iin deil, fakat kendi
z tabiatlar onlar mecbur etii iin ona tbi olurlar Organizmann olumasnda,
aa monadlar kendiliklerinden gelip daha mkemmel monadlann evresinde
toplanrlar ve bunlar da kendiliklerinden hkim monadlar evresinde toplanrlar.
Bu formasyon, stunlar, balklan yukanda kaideleri aada olmak zere, kendi
arzulanyle istenilen yerde gelip duran ' bir mbedin inasna benzetilebilir.
norganik cisimler de gene monad kmeleridir; fakat bunlarda hkim monad
yoktur. Bu cisimler cansz deiller-
1 2 3 4

(1) Replique aux refiezions de 'Bayie, s. 184. Monadologie, 56-62. Principes de
la nature et de la grce, 3.
(2) Monadologie, 70.
(3) Extrait dune lettre M. Dongicourt, s. 746. Kr. Monadologie, 66 ve Theo- dicee,
II, 195.
(4) Monadologie, 51.
t (5) Ad DesBosses Epist. XXX: Substantia agit quantum potest, nii impediatur; impe-
ditur autem edam substantia simplex, sed naturaliler non nii intus a se ipsa (Bir engel
olmadka cevher gc yettii lde etki yapar, hem de basit bir cevherin etkisine engel
olabilir, ama bu tabi olarak ancak kendi iinden gelir.
LEBNZ 247
dir, nk onlan meydana getiren monadlardan herbirinin ayn zamanda bir ruhu
ve bir bedeni vardr, ama bunlar cansz grnrler, nk onlar meydana
getiren monadlar birbirlerine eit olduundan, ynetici bir monada itaat etmezler
ve deta denge halinde bulunurlar.
Bu balanglara (premisses) gre, ruh ve beden arasndaki karlkl etki
sorununun, Leibniz'de, en basit ve en kolay ekilde zmlenecei sanlr.
Dnce ve yerkaplama, biri tekini uzaklatran ve birarada bulunmayan
cevherler deil, fakat ayn bir cevherin farkl sfatlardr. u halde, zihinsel
olaylarla fizyolojik olaylar arasnda dorudan doruya bir ballk kabul
etmekten dala tabi bir ey yok gibi grnyor. Bununla birlikte sorun hi de
byle deildir ve Leibniz'in metafizii, bu esasl problem karsnda, dekart-
lk kadar ciz bir durumdadr. Gerekten, eer her insan, madd olmyan z
ruh ve duyulur grn beden olan bir tek monad olsa idi, imdi sylediimiz
ballk ok tabi olurdu. Eer bedenle, hkim monaddaki madd unsur anlalsa
idi (nk her monadn ve keza hkim monadn, yani tam anla- myle ruhun,
hem mh, hem beden olduunu hatrlamak gerekir), ruhla bedenin karlkl bir
etkisinden sz etmek kadar doru bir ey olmazd. Fakat, imdi grdmz
gibi, fizik birey, yalnz bana bir monad deildir; bu baka moadlarla evrili
bir hkim monaddr ve bireyin tam anlamyle bedenini oluturanlar, bu
birincilerdir, bu tbi ruhlar grubudur. mdi monadlann pencereleri yoktun byle
olunca, bir monadn, rnein hkim monadn iinde birbirini izleyen haller
arasnda nedensellik ilikisi bulunabilir ve bu ilikinin bulunmas da gereklidir,
ama bu iliki farkl iki monad arasnda imknszdr.
u halde, Descartes'ta olduu gibi Leibniz'de de, hkim monadn tbi
monadlara, bedenin ruha yapaca gerek ve dorudan doruya bir etkiden sz
edilemez. Bu etki ancak grntedir. Duyumda, ruh bedenin etkisi altnda gibi
grnyor ve te yandan bedenin ksmlar, hareketlerinde, ruhun iradeleri
tarafndan belirleniyorlarm gibi hareket ediyorlar. Aslnda, hibir tarafta
yabanc mdahale yoktur. Ruhta olan eylerin hibiri, onun hibir iradesi,
bedeni oluturan monadlara giremez; u halde, ruhun beden zerinde
dorudan doruya etkisi yoktur, bir irade fiiliyle hareket eden kol yoktur.
Bedende olan eylerden hibiri, hkim monada giremez, u halde, duyular
yolu ile ruha gelen hibir izlenim yoktur, btn fikirlerimiz doutandr. Eer
beden ve mh birbiri zerine etki ediyor gibi grnyorlarsa, eer biri istedii
vakit dieri hareket ediyorsa, biri fizik bir izlenim ald vakit teki alglyorsa,
bu ncden kurulmu bir ahenk (harmonie prietablie) 0) sayesinde oluyor; bu
henk sayesinde, organizmay oluturan monadlarla hkim
1

(1) Ayn eser: Auctor rerum eas sibi incivem accommodavit (Eyay yaratan, onlar
birbirlerine gre ayarlad).
248 YENA FELSEFES
monad, tamamyle ayar edilmi iki saatin daima ayn zaman gstermeleri gibi,
zorunlu bir uygunluk iinde bulunurlar B).
nceden kurulmu henk teorisi, nemli bir noktada, okazyonalist sistemden
ayrlr. Bu sonuncusu, ruhla fizik organizmay uzlatrma sz konusu olduu her
defada, Tanrnn ayr bir mdahalesini kabul eder; bu mdahale, bir saati
durmadan dieriyle ayar eden bir saati gibi, ruhu bedenle yahut bedeni ruhun
iradeleriyle ayar etmekten ibarettir. Leibniz'e gre, iyi yaplan iki saatin daima
ayn zaman gstermeleri, onlar yapan ustann maharetinden geldii gibi, bedenin
hareketleriyle ruhun halleri arasndaki uygunluk da, yaratann eserindeki
mkemmellikten gelir. Yaratann, eserine srekli mdahalede bulunduunu kabul
edenler, Tanry, mkemmel bir makine yapmya yetenei olmyan ve yaptn
durmadan dzeltmeye mecbur olan acemi bir saati sayyorlar. Tanr yalnz her an
mdahale etmemekle kalmyor, hibir zaman mdahale etmiyor. M. Newton ve
taraftarlarnn, Tanr ve eseri hakknda pek gln bir kanlan var. Onlara gre
Tanr ara- sra saatim kurmak ihtiyacmdadr, yoksa saat ilemekten kalacaktr. O,
bunu daim hareketli yapacak derecede keskin bir gre sahip deildir. Tannnn
bu makinesi, onlara gre, hatt o kadar az mkemmeldir ki, Tann olaand
(extraordinaire) bir yardmla onu arasra temizlemek ve hatt tamir etmek zorunda
kalr; tpk yapt saati ne kadar sk tamir etmek ve dzeltmek zorunda kalrsa, o
kadar kt bir usta olduunu gsteren bir saati gibi... (
1 2
) Be-_ nim sistemime
gre, bedenler hi ruh yokmu gibi ve ruhlar hi beden yokmu gibi hareket
ederler, ama her ikisi de sanki biri tekini etkiliyormu gibi hareket etmi olurlar
i
3
).
Belki de (
4
), teolojik bakmdan, nceden kurulmu henk, Tannnn
yardm, yahut srekli yardm teorisine tercih edilebilir, ama filozofun merakm
dekart teoriden daha ok tatmin ediyor deildir. Karlkl hallerinde beden ve
ruhun nceden kurulmu bir henk sayesinde uyutuklarn sylemek, bir ey
vardr, nk vardr demektir; bu bir olayn izahnn, gemie ait btn
teorilerden stn bir bilim grn altnda saklanmak istenen bilgisizliidir, ve
Leibniz'in dostlarnn ve bizzat Leibniz'in, sistemine yadr-
(1) Second eclaircissement du systeme de la communication des substances, s. 133-
134. .
(2) Lettre Clarke, s. 746.
(3) Monadologie, 81.
(4) Belki diyoruz; nk Leibniz'e itiraz olarak denebilir ki, dekartlarm kabul
ettikleri srekli mucize, eyann tabi gidiini birdenbire durdurmak anlamna gelen bir
mucize deildir ve byle olmas da zellikle srekli olduu iindir. Bu bakmdan, lemin
balangcnda bir defaya mahsus olmak zere yaplm bir mucize olan nceden kurulmu
henk, felsef bakmdan, dekart hipotezden aa bir grtr.
LEBNZ 249
dklan takdirler karsnda, filozofumuzun kendi kendini avuttuu hayale mi,
yoksa takdirkrlarmn safdilliine mi daha ok amak gerektiini
bilemiyoruz. .
Monadlann evreni yanst ekillerinde bir derecelenme (gradation)
olduunu Leibniz'le beraber grdk; bir monad onu baka bir monaddan daha
iyi yanstr. Bu, evreni mmkn olan en ilkel ekilde tekrar eden en aa bir
monadla, onu mkemmel bir ekilde yanstan en yksek bir monadn varlm
gerektirir: yalnz bana bir sfat ve onun abartlmas (un positif et un su-
perlatf). Bu iki u terim arasnda arac monadlann aamalar dizisi (hiyerarisi)
geliir. Birinden tekine giden izgi zerinde, her arac monad farkl bir nokta
ve u halde farkl bir gr noktas"dr. Bu nedenle, herbiri btn
dierlerinden aynlr. Fakat monadlann says sonsuzdur. u halde en aa
monaddan en yksek monada giden ideal izgi zerinde, yani her iki taraftan
snrlanm Vv sonsuz olmyan bir izgi zerinde sonsuz farkl gr noktalan
vardr. Bundan u sonu kar ki, bu gr noktalarn birbirinden ayran
mesafeler sonsuz derecede kktr, komu iki monad arasndaki fark
hissedilmez (diserimen indiscernibile) [farkedilmiyen ayrlk].
Sreklilik (continuiti) B) prensibinin aydnlnda, madenler lemiyle
bitkiler lemi, bitkiler lemiyle hayvanlar lemi arasnda bulunduu kabul edilen
boluklar (
1 2
\ alamaz mesafeler, mutlak ztlklar ortadan kalkar; bundan sonra,
durgunluk sonsuz yava bir hareket gibi, karanlk sonsuz derecede zayf bir
aydnlk gibi, parabol odaklarndan biri sonsuz uzakta bir elips gibi, bitkideki
alg sonsuz bulank bir dnce gibi grnr,!
3
). Dekartln hayvanla insan
arasnda at uurum dolar ve hayvan artk mkemmel ol- myan bir insandan,
bitki mkemmel olmyan bir hayvandan baka bir ey deildir. phesiz Leibniz
insan mkemmellemi bir hayvan yapmay dnmyor. Her monad ebed
olarak kendi kendisi kalr ve dolaysyle, ne bitkinin ruhu bir hayvan ruhu
haline, ne de bir hayvan ruhu bir insan ruhu haline gelebilir. Ama phe yoktur
ki Leibnizin, monadlann nceden varl (la preexistence) doktrini, onlann
sonsuz gelimeleri doktriniyle birleince, mantk olarak transformist teoriye
vanr. Yalnz hayvanlann ruhlannda deil (
4
), dye Des Maizeaux'ya !
5
) yazyor
Leibniz, fakat birleik (composes) fenomenleri meydana getiren genellikle btn
monadlarda veya basit cevherlerde de lem kadar eski bir varlk kabul
ediyorum... ve birka satr daha
(1) TheodicceJ348. -
(2) Lettre IV. M. Bourguet.
(3) Nouveavc Essais, Avant-propos. -
(4) Erdman bas., s. 676.
(5) Baylc'in hayatn yazan ve onn Dictionnaire hstorique et criligue'ini bastran. '
250
YENA FELSEFES
yukarda: nsanlarn ruhlarnn akl sahibi (raisonnables) ruhlar halinde
deil, fakat bu yksek dereceye yani akla, ancak ruhun canlandraca insan
meydana getirildii vakit erien sadece duygu sahibi (sensitive) ruhlar halinde
nceden var olduklarn sanyorum. nsann hayvanda nceden bulunduu
bundan daha ak bir ekilde sylenemez. Hatt yle grnyor ki, Leibniz'in
ruhlar, birer tohum olarak, inorganik lemde nceden bulunmaktadr.
Gerekten de, ruh olacak olan monad, diyor Leibniz, daha nceki varlk halinde
r plak 0), bedensizdir, yani organlar olacak olan hizmeti monadlar
kmesine sahip deildir ve, dolaysyle, bir eit dalgnlk halindedir. yleyse
gerek hayvan ruhlar, gerek insan ruhlar eklini alacak olan monadlann, ilk
balanglarndan bir bedene girinciye kadar iinde bulunduklar hal, her noktada
cansz cisimlerinki ne benziyen bir haldir.
imdiki hayata girme (bedene girme) [rincamation], eer bu kelimelerle
ruhun kendi yardm olmadan oluan bir bedene girmesi kas (ediliyorsa, bir
metempsycose yahut metasomatose deildir. Gelecek hayat da bu bakmdan
dnlemez. nceden kurulmu henk uyarnca, ruhun gelimesi ile bedeninki
birbirine paraleldir ve hkim monadla onun bedenini oluturan hizmeti
monadlar arasnda' gerek ve dolaysz bir birleme olmamakla beraber, bu
sonuncusu ile ruh arasnda ideal bir karlkl ballk (correlation) vardr. Daha
yukardaki kayd unutmadan @), ruha kendi bedeninin mimar demek dorudur.
Herhangi bir ruh kendine herhangi bir beden veremez, ne de herhangi bir beden
ona organ devi gremez (
1 2 3 4
l Her ruhun ayr bir bedeni vardr. Fakat ruhun
tamamyle olumu bir bedene girmesi anlamnda bir metasomatose yoksa da,
ekil deitirme (metamorphose) ve srekli ekil deitirme vardr W. Ruh,
beden deitirir, ama bu yava yava ve derece derece olur (
5
). Sreklilik kanunu
dolaysyle hibir ey srama ile olmaz, her eyde ve her yerde hissedilmiyecek
kadar yava geiler vardr.
Gelecek hayat bedensiz olamaz. nsan ruhlar ve btn dier ruhlar hibir
vakit bedensiz deillerdir, yalnz Tanr saf fiil (aete pur) olduundan, tamamyla
bedensizdir (
6
). Hkim monad, btn monadlar gibi ilk olduundan, imdiki
hayata girerken onun iin ne yoktan (ex nihilo) var edilmek, ne
(1) Monadologie, 24. ,
(2) S. 246.
(3) Bedenle ruh arasnda gerek hibir balant olmadna gre, bu deyimin Leib-
niz'de ancak mecaz bir anlam olabilir.
(4) Principes de la nature et de la grce, 6.
(5) Monadologie, 72.
(6) Nouveaux essais, II, 12.
LEBNZ
251
hu hayattan karken mahvolma vardr. Dou dediimiz ey, gelimeler ve
oalmalardr; lm dediimiz ey, kapanmalar ve azalmalardr. Tam alumyle
ne doum, ne lm vardr ve denebilir ki yalnz ruh deil, fakat makinesi ou
kez ksmen mahvolmakla beraber, hatt hayvan da yok olmaz f V Akl sahibi
ruhlara gelince, imdiki hayattan knca onlarn daha byk bir sahne'ye
geecekleri kabul edilebilir. Esasen onlarn lmezlii, ayn bir tanrsal ltfn
sonucu, insan tabiatnn bir imtiyaz deil, fakat metafizik bir zorunluluk,
tabiatn btn alanlarn kuatan evrensel bir olgudur. Her monad lem kadar
eski olduu gibi, herbiri bizzat yaratklar evreni kadar srekli, sabit ve mutlaktr
^. Bitki ve yer kurdu, insan, melek ve byk melek kadar devamdan
ahkonamyan (incessabe) bir eydir (
3
h lm ancak ezel ve ebedi hayaln bir
bunalmndan, monadn sonsuz gelimesinde bir aamadan ibarettir
Spioza'nm yer kaplayan ve dnen cevherini, Leibnizde genileme ve
alg guo haline gelmi ve sonsuz oalm olarak bulduk: bunun gibi omn tavr
im i de) kavramna ve determinizmine de, bireylerin cevherlilii (la
subNtantalae; doktriniyle yumuatlm bir ekil altnda rastlyoruz. Hibir
linetle bozularrnya aynlna ramen, monad srekli olarak gelimektedir.
Yazarmz - her varln veu halde yaratlm monadn dei- inekte
olduunu ve hatt bu deimenin herbirinde srekli olduunu kabul edim'
(
-
4
Y
sayyor Bedenin olduu gibi ruhun hali de bir deime, eilim, iti ha upperncn)
halidir. Bu devaml deime hayattr. Hayat tekil eden haller diziimle, he t biri
kendinden ncekinin mantk sonucu ve sonra gelen halin kayaad ^Basit bir
cevherin imdiki her hali, tabi olarak, nceki halnn bu *0.7 urudur, o ekilde
ki burada imdiki zaman gelecei iinde ta-
(i; Mjrjpohgte, 77. ' d
il) ddu.eau sysierfie de la nal ur e, 16.
(3; AJ \Wignerum, s. 467; Qui brulis animas, aliisque materiae partibus omnem per-
ccplon^m c jg.:rusr:um negant, iU divinam majestatem non satis agnoscunt, introdu- ccmcz
aliqdd Ind^num eo et incuhum, nempe vacuum metaphysicum.. Qm vero animas verM peri t
j 'Se> emque darl hruis, et tamen,animas eorum naturaliter perire posse stat- nri, etum
aV-voum ait o nem nobis loilnnl, per quam oslenditur menle nostras naturaliter pe i/z no,
pus^i, dayvanlarda ruhu ve maddenin dier ksmlarnda her trl algy ve or- ganzmm.
iru edenler, Tanrya lyk olnyan kaba bir eyi, yani metafizik boluu ona izafe ederek,
onun uy okluunu yeter dcecede bilmiyorlar... Ama hayvanlarda hakik ruhun ve algma
olduunu kabul edenini ve bununla beraber onlarn ruhlarnn tabi olarak yok olabileceini
cn srenle,', bizim ruhlarmzn tabi olarak yok olamayacam gsteren kumu da aruzdur
ahn olu) crlur.)
252 YENA FELSEFES
u halde, insan ruhu iin, kaytsz bir zgrlk sz konusu olamaz. Le- ibniz
sisteminde, her cevher veya monad, Spinoza'mn tek cevheriyle ayn anlamda
zgrdr, yani kendinden baka hibir g tarafndan belirlenmi deildir; fakat
yabanc herhangi bir zorunlulua tbi olmamakla beraber, bundan dolay, kendi
z tabiatndan bamsz, kendi kendine kar zgr deildir. Leibniz'in
determinizminin Spinoza'nmkine oran, Thomas'n determinizminin,
Augustinus'un nceden takdirciliine (predestinatisme) oran gibidir, o, her ruhun
kendi alannda kk bir tanr gibi olmasna msaade etmekle, fizik
fenomenlere olduu gibi mnevi olaylara da nedensellik kanununu ve yeter
neden (raison suffsante) prensibim uygulamaktan geri kalmakszn, kaderciliin
(fatalisme) ahlk duyguya aykr gelen tarafn azaltm oluyor. O,
Bradvvardinein, Wiclefin, Hobbesun ve Spinozamn fikirlerine katlmaktan
ok uzam diyor, ama daima hakikati teslim etmek lzmdr d), ve bu hakikat,
otonom determinizmdir: kendi kendinden ve nceki hareketlerinden baka, ruhun
hareketlerini hibir ey belirleyemez.
Eer her monad kendi alannda kk bir tanr gibi ise, eer her biri bir
kk mutlak ise, en yksek Tanr, hakik mutlak nedir? imdiye kadar monad
lar teorisi hakknda grdmze gre hkm vermek gerekirse, yle grnyor
ki bu teori, Descartesin monoteizmi ve Spinozamn panteizmi yerine bir tr
politeizm, evrenin kralc (monarchique) gr yerine, ahenk kanununun
ynettii bir tr kozmos cumhuriyeti (republique cosmique) koymu oluyor.
Leibniz'in gizli dncesi belki byle ise de, hi olmazsa aka grlen doktrini
bu ekilde deildir. Evreni yneten henk, Tanrnn nceden kurduu bir
henktir; bu hengin kendisi mutlak (labsolu) deildir. Tabiatn hakik atomlar
ve eyann elemanlar W olan monadlar, gene yaratlm eylerdir I
3
). Bunlar
ortadan kaldrlamazlar, ama bir mucize onlar yok edebilir (
4
). Yani bunlar ne
mutlak olarak ilktirler ve var olmaktan al- konamazdrlar (incessables), ne de,
bir kelime-ile, mutlaktrlar, ama ilk birlik veya balangtaki basit cevher olan,
btn yaratlm veya sonradan gelme monadlann rn olduklar ve deta
arasra, srekli imeklerle (fulgu- ration) kendinden doduklar I
5
) bir Tanrya
tbidirler. u halde, bir yanda yaratlm monadlar, br yanda yaratlmam bir
monad, monadlann Monad vardr, birinciler sonlu ve rlatiftirler, tekisi sonsuz
ve mutlaktr.
Bu monadlann Monad, Bruno'da olduu gibi, sonsuz gibi dnlen
1 2 3 4 5

(1) Theodicee,
II.
(2)
(3) Ayn eser,
(4) Ayn eser,
(5) Ayn eser,
47.
LElBNZ 253
evrenin kendisi deildir; bu gerek bir Tanrdr, yani evrenden ayrdr ve onun
varlnn kantm Leibniz, yeter neden prensibinden karyor. Evrenin
varlnn bu yeter nedeni, mmkn eyler, yani cisimler ve bunlarn ruhlardaki
tasavvurlar dizisinde bulunamaz; nk madde, kendiliinde, hareket ve
durgunlua, u veya bu harekete ilgisiz olduundan, onda hareketin nedeni
bulunmad gibi, belli bir hareketin nedeni hi bulunmaz. Ve maddede olan
imdiki hareket ncekinden ve bu da bir ncekinden gelmekle birlikte, bu
ekilde istenildii kadar uzaa gidilsin, bundan dolay daha ok ilerlenmi
olmyacaktr; nk daima ayn sorun kalyor. Bylece, baka bir nedene
ihtiyac oimya yeter nedenin, bu mmkn eyler dizisinin dnda olmas ve
bunun nedeni olan veya varlnn nedenini kendinde ieren zorunlu bir varlk
olan bir cevherde bulunmas gerekir; yoksa kendinde durula- bileeek olan bir
yeter nedene gene varlm olmyacaktr. Eyann bu son nedenine Tanr ad
veriliyor. Bu ilk basit cevher, kendi sonulan olan sonradan gelme cevherlerde
bulunan mkemmellikleri en yksek derecede (eminem- met) iermelidir;
bylece onda tam kudret, bilgi ve irade bulunacaktr; yani onda en yksek
derecede bir sonsuz kudret (toute-puissance), bir her eyi bilme (omniseieee)
ve bir iyilik bulunacaktr (B. Antropomorfizmi itiraz etmekle beraber, Leibniz,
Tanrdan, evreni meydana getirmekle mmkn olan en iyi plan... ve zellikle
soyut yahut metafizik nedenlere en iyi uyan ve en elverili hareket kanunlarn
semi gibi sz ediyor; rnein, evrende daima ayn miktarda mutlak kuvvet
toplamnn kalmasn gerektiren kanun ve etkinin daima kar etkiye eit
olmasn (
2
) salayan dier bir kanun, bu trdendir.
Leibniz ilahiyatnn karlat glk, Descartes'dakinin ayndr. Des-
carces, Tanrya uygulanan cevher kelimesinin yaratk iin ayn ahlama
gelmediini, yleyse kelimenin hakik anlamyle yaratn bir cevher olmadn
kabul etmeye mecbur kalmt; bu dnceden Spinoza'nm sistemi km Bunun
gibi, Lebnz'in ilahiyat da u dilemma'y ortaya karyor gibidir: ya Tanr b<*
rumaddr. o halde sonlu varlklar, kelimenin dar anlamyle mon:d dedirirler
(bu ise monadolojiyi altst eden bir eydir); ya da yaratlm varlklar
monaddrlar ve o halde, Tanry yaratklara benzetmek tehlikesine dmeden
onun bir monad olduu sylenemez. Fakat Leibniz'in kvrak ve uza gren
dehas, yeikliklerinden bile yararlanmasn biliyor. Bizim zekmz iin Tanr
fikri kark ve eliik ise de, o kendiliinde byle deildir. Mutlak i dnrken
zlmez glkler iinde kaybolmamz, yalnzca, insan ruhunun nonadlarm
monad olmadn, cevherler dizisinde imtiyazl bir derece igal ettiini, ama en
yksek derecede bulunmadn gsterir. u
1 2

(1) Prhcipes de U naiure et de la grce, 8-9.
(2) ym eser, 10-11. Kr. Theodlcee,
III,'345.
254 YENA FELSEFES
halde, zorunlu olarak ve eyann bizzat tabiat gerei, Tanr hakknda ancak
kark bir fikrimiz vardr. Nasl, bitkinin hayvan hakknda kan k bir algs,
hayvann insan hakknda kank bir algs varsa, bunun gibi insann daha yksek
varlklar ve en yksek varlk hakknda da ancak belirsiz bir algs ve bulank bir
sezgisi vardr.
Her eyi uzlatrma (l'Universelle conciation) filozofunun, bilimle h-
ristiyanlk arasnda araclk roln ne byk bir ustalkla yapt grlmektedir.
Tamamyle inanm nominalist olarak, gittike dinle felsefeyi birbirinden
ayrmak yolunu tuta ada ngiliz filozoflarnn aksine olarak Le- ibniz,
eserinin tamamlayc bir ksm gibi, Anselmuslarn ve Thomas'iarm iini yeniden
ele alyor. Felsefe ile inan arasnda ve mmknse iuthereikle katoliklik
arasnda bir ittifak meydana getirmeye almak- onun en byk emeli budur.
Dsturu, skolastiklerin dsturudur: dogma ile akl atasnda uygunluk fi). Din
hakikatla felsef hakikati birbirinden ayranlara kar isyan ediyor bu ayrm
sayesinde Rnesansm serbest dnrleri Kilisenin lnetinden kurtuluyorlard
ve sanki dinle uzlamyan bir felsefeyi kabul etmek mmknm gibi ve yine
sanki baka yerde kantlanan hakikati ara aykr gelen bir din doru olabilirmi
gibi, inancn srlarndan mz etmenin ustalkla nne geen Descartes'a hcum
ediyor )
* 2
h
Fazla olarak, onun grnteki Ortodoksluunun arasndan rasyonalizmin
meydana ktn grmek kolaydr. Eer, teizni iln ediyorsa, bunu felsefe adna
yapyor; tabiatstn kabul ediyorsa, bu, skl adna, ve deta rasyonalizm
dolaysyledir. Tanrsal varln mutlak af km o kadar az kabul ediyor M,
insan akln aan ey, ona gre akla kar: olamaz. Esasen eski skolastiin yapm
olduu gibi, aklst olann bundan dolay alda kart olmadn, aklla kesin
olarak elime halinde bulunan m d m? doru ola- myacam durmadan
hatrlatyor. Evrensel benzeyi (Tanalogc niverselle) dolaysyle, tanrsal aklla
insan akl arasnda benzerlik, uygunluk, ahenk bulunmas gerekir ve yaratanla
yaratlan arasnda kkten bir ztlk dnlemez. Bu uygunluk sayesinde, insan
tabi olarak Tanr ve mhun lmezlii inancna, her dinin bu iki esasl doktrinine
sahiptir ve vahiy, yaratann insan zihnine tohumunu koymu olduu hakikatlann
almasn abuklatrmaktan baka bir ey yapmaz. Leibnizin dncesinde
hristyarln derim de
fi) Leibnizin son yazlarndan birinin u ad: Frinapcs de la nal,a e, tj ;
grice fondes en raison (Tabiat ve ltfn akla dayanan prensipten \ [I71*J! -a* aa dier a:
Dvrj~ urs de la confrmite de lafoi avec la raison (inanla akl arasmdaKi uyuuiu nakx:nda
nutuk) [Introducon la Theodicee (Theodicee'yc Giri'' 1 kadar onur o-as 'isarr, 7: 4.
akistik eilimini akasteren hibir ey yoktur.
(2) De vera methodo philosophiae et thcologic s. i' 1.
LEBNZ 255
recesine indii ve vahyin, tabi din prensiplerinin basit bir meyyidesinden
ibaret olduu apaktr.
Zaten ruhlarn bir eyin girebilecei veya kabilecei pencerelere sahip
olduklarn inkr eden kimsenin ilhiyat rasyonalizme eilim gstermemesi,
ruhun tabatst bir vahiyle aydnlanmasn cidd olarak kabul etmesi kabil
miydi? Tannlannn lemin gidiine mdahaleleri konusunda de- kartlarla ve
Newtonla alay eden kimsenin, Tanrnn tarihe, kelimenin hakik anlamyle, zel
bir mdahalesini kabul etmesi mmkn myd? Eer vahye marnlyorsa,
Tanrnn ruha d lemle ilikiye girmek vastasn, Leibniz'in deyimini
kullanmak iin, pencereler verdiini veya verebileceini de kabul etmek
gerekir. mdi eer Tanr zek sahibi monada pencereler verebiliyorsa, bu,
pencerelere sahip olmann onun tabiatna ykn gel- memesindendir, onlara sahip
olabileceinden dr. Bu da monadn, tama- myle kayna kendinde olan bir
kuvvet olmaktan, sahasnda mutlak hkmdar olmaktan kabilecei, daha tam
bir deyile, bir monad olmaktan kabilecei anlamna gelir. Leibniz, kendi kesin
ifadesine gre yaratann her trl zel mdahalesini imknsz klan monadlar ve
nceden kurulmu henk teorisi ile, Kilisenin inanc lehine sisteminden
vazgemek arasnda bir seme yapmak durumundadr.
Leibniz rasyonalizminin karakteristik niteliklerinden biri de, yalnz me- -
tafzik ve ahlk hakikati arn deil, fakat matematik aksiomlar bile tanrsal
iradeye tbi klan Descartes'm ve hocalar scotusculann ve cezvitlerin doktrininin
aksine olarak, Thiodicee yazarnn, Thomas ile beraber, Tanrnn iradesini tanrsal
akla ve onun ezel ve ebed kanunlarna tbi klmaktaki srardr. Baz kimselerle
birlikte, Descartes'm ve sonra M. Poirefnin (?) dndkleri gibi, ezel ve ebed
hakikatlann, Tanrya tbi olmalarndan dola- ' y, keyf olduklarm ve onun
iradesine tbi bulunduklarm sanmamaldr, diyor Leibniz... (
3
) Bunun kadar akln
almyaca hibir ey yoktur... nk eer (rnein) adalet keyf olarak ve
nedensiz kurulmusa, eer Tanr, p- yango ekiliinde olduu gibi, buna bir tr
tesadfle varmsa, burada onun iyilii ve bilgelii meydana kmaz ve gene
kendisini buna balayan hibir ey yoktur. Ve eer bizim adalet ve iyilik
dediimiz eyi, tamamyle keyf, hibir nedeni olmyan bir kararla kurmu veya
meydana getirmise, Tanr,
. pekla onlar bozabilir ve zlerini deitirebilir, nk bunlar daima mu-
1 2 3

(1) Principes de la nature et de la grce, 13.
(2) Aslen Metz'li, Hamburg'la protstan papaz #1646-1719). nce tilmizi
olduu Des- cartes'in doutan (innies) fikirleri ve Locke'un kazanlm (acquises) fikirleri
yerine, nefhedilmi (infuses), yani yukardan gelen bir ilhamla elde edilen fikirlere ait mistik
teorisini ortaya atyor (mconomie divine, 7 c. msterdam, 1687; vb.).
(3) Monadologie, 46.
256 YENA FELSEFES
hafaza edeceini mit ettirecek hibir neden yoktur... Tanrnn, konulan arasnda
iyiliin ve adaletin ezel ve ebed kurallar bulunmayan bir bilgiye sahip olmasn
istemek, Spinoza ile birlikte, onun bilgisiz hareket ettiini sylemek kadar akla
ve dindarla (la piete) aykrdr, nihayet onun bu kurallara riayet etmiyen bir
iradesi olduunu sylemek de byledir d).
u halde, Leibniz'in Tanns Dou'da grlen trden bir hkmdar deildir,
o, deitirmek elinde olmyan kanunlarla bal bir hkmdar, Tertul- lianus'un
ve Duns Scotus'un snrsz yetkileri olan mstebidinden ok, bir tr merut kral
ve evrenin birinci memurudur. ndeterminist ilhiyatlarn Tanrsndan ok,
Montesquieu'nn kanunlar bulunan Tanrsna benzer. En yksek kudret,
yalnzca Tanrnn iradesi deildir; bu onun, zeksnn ezel ve ebed kanunlar
tarafndan ynetilen iradesidir. Bu kanunlar, Tanrnn fiillerini, onu zorlamadan
belirlerler, nk onun tabiatnn bizzat esasn olutururlar. Tanrnn tabiat
diyecek yerde, Spinoza ksaca tabiat demiti. Leibniz'e gre en yksek varlk, bir
irade arkasndan kendini gsteren bir tabiattr, Spinoza'ya gre, o, bu arac
olmakszn hareket eden bir tabiat, yahut dilerseniz, bilinsiz bir iradedir; u
halde, Leibniz'in Amsterdaml ya- hudiye kar itirazlar ne kadar iddetli olursa
olsun, iki tarafta da determinizm vardr.
Eyann yaratlmasnda sonsuz akl tarafndan belirlenen Tanr, zorunlu
olarak mmkn olan lemlerin en iyisini yaratmtr. Ktlk ancak eyann
aynntlanndadr ve bu, iyiliin parlakln arttrmaya yarar, btn, en yksek
derecede mkemmeldir. Fizik, metafizik ve ahlk ktlk sorunundan sz eden
ve bunu tanrsal takdir'e (la Providence) kar bir kant olarak kullananlar
rtmek amacn gden Theodicee, bilimsel olmaktan ok halka mahsus
(populaire) bir kitaptr. Burada hayret edilecek nokta, kendisine en gizli srlarn
sylemi gibi grnen Tanrdan bahsederken yazann kulland lbali edadr.
Tanrnn, tabiat ve ahlk kanunlarnn zgr yaratcs olmadn, iradesinin
zeksna tbi olduunu, mmkn olan lemlerin en iyisini zorunlu olarak
yarattn kesin bir bilimle bilen Leibniz, Tannnn ak- lst (supra-rationnel)
olduunu sylememi miydi? Ve birok ilhiyatlar gibi, onun da mutlak srlar
alanna atmakla ie balyarak, sonra onu bir bitkiyi yahut bir madeni tasvir eder
gibi nitelendirdiini, portresini izdiini, niteliklerinin tam bir listesini yaptn
grmek garip deil midir? Burada, ampirizme kar ald tavrda olduu gibi,
monadologiesinde o kadar byk, o kadar yeni, o kadar modem olan Leibniz,
henz skolastiklerin kua- mdandr.
Fakat, ontoloji iin eletirinin kalburundan gemek zaman gelmiti;
1

(1) Theodicee, II, 176-177,
LEBNZ 257
Leibniz'le ngiliz Locke arasndaki fikirlerin balangcna ait tartma, Yenia
felsefe tarihindeki- bu esasl evrimin balangc oldu.
Monadn asla penceresi olmadn syyen prensibi sonucunda, Le-
ibniz, bilgilerimizin ruhun kendisinden baka bir yerden geleceini kabul
edemez. Hibir ey oraya giremez; u halde, hakikatta, d olgularn dorudan
doruya gzlenmesi yoktur, herhangi bir deney mmkn deildir. Duyular
yoluyle deney bir vehimdir, bu, esasmda bulank bir dnceden baka bir ey
deildir. Duyumu alan ve duyumun konusu olan daima ruhtur ve yalnz ruhtur.
Algladmz ve tecrbe ettiimiz daima kendimizizdir. Her ey ruhta
kendiliinden meydana kan bir eserdir, dncedir, speklasyondur.
Dnceyi bazen darnn bir izlenimi sonucu, bazen zihnin z kaynandan
gelen bir ey gibi gsteren, onun aklk veya bulanklk derecesidir. te yandan,
bamsz olmakla birlikte dnce keyf ve kanunsuz deildir. Onun kendilerine
riayet ederek hareket ettii yksek kurallar, elime ve yeter neden
prensipleridir. Fakat o, etrafnda principium distinctionisin (farkllk prensibi) almaz
bir duvar gibi ykseldii dnen monada yabanc her trl etkiden bamszdr.
Bunun iin Locke'un doutan fikirleri inkr ediine kar (*), Leibniz,
mdrikenin kendisi ve onunla beraber, btn fikirlerin tohumu mstesna,
mdrikede hibir eyin doutan olmad cevabn veriyor (
1 2
\
Leibniz'le Locke arasndaki ayrlk pek nemsiz gibi grnr: gerekten
Locke, zihnin fikirler tekil etmekteki doutan kudretini hibir ekilde inkr
etmiyor ve Leibniz fikirlerin orada nceden fiil halinde (actueile- ment) deil,
fakat kendinden kacak olan heykeli nceden gsteren mermerin damarlar gibi
g halinde (virtuellement) bulunduklarn kabul ediyor. Ya fikirlerin zihinde
g halinde yahut potansiyel olarak var olmas deyiminin anlam yoktur, ya da
bu kuvvet (potenia, virtus) zihnin fikirler oluturma yetenei anlamna gelir ve
bu yetenei Locke herkesten nce kabul etmektedir. Fakat grnte pek nemli
olmayan bu kavgann altnda, Ortaala yeni felsefenin, kavramlardan olgulara
giden speklativizm ile olgulardan kavramlara kan pozitif metodun en byk
kavgas vardr. Locke'un hcum ettii ey, sadece idealizm prensibi deildir, bu,
zellikle onun saklad nyargnn, yani a pirori usavurmamn, filozofu
olaylarn dorudan doruya gzlenmesinden uzaklatrd kansdr. nsan
mdrikesi hak
(1) nsan mdrikesi hakknda deneme, bl. I. '
(2) Nouveata Essais, nsz. Nous sommes innds nous-memes pour ainsi dire (tabir
caizse, biz kendi kendimiz iin doutanz). Ayn eser, II, 1: Nihil esi in intellectu, quod non
fuerit in sensu, excipe: nii ipse intellectus (Duyuda bulunmam olan hibir ey, mdrikede
yoktur; yalnz mdrikenin kendisi mstesna).
Felfese 17
258 YENA FELSEFES
knda deneme (VEssai sur Ventendement humain) yazanna kar cephe almakla,
daha derin ve daha speklatif olan Leibniz, Okulun, yani gelecee kar gemiin
tarafn tutmu oluyor.
Onun doktrinlerinde ancak skolastik ekil eksikti. Matematiki Christi- an
Wolff 0), onlara bu ekli vermek iini stne ald. Ama bu doktrinler hepsinden
daha deerli bir inciyi iermekteydiler: dnce ve yerkaplama da- lizmi yerine
geen aktif kuvvet fikri; ve bu inci, Halle'li profesrn onlan tbi tuttuu
zahmetli ekil deitirmeler iinde kayboldu. Ak ve sistemci, ama daha az geni
bir kafa olan Wolff, Monadologie'nin merkez ve hakikaten feyizli prensibini
ortadan kaldrdnn farkna varmadan, dekartln yer kaplayan cevherlerini
ve dnen cevherlerini yeniden diriltiyor. Byle- ce deitirilen ve akl ontoloji,
psikoloji, kozmoloji ve ilahiyata ayrlan leibniz-wolffcu metafizik, kantln
meydana kmasna kadar Alman okullarnda eemen oluyor (
2
\
*

(1) 1679-1754. Pietist etkinin uzaklatrmay baarm olduu, ama II. Friedrich'in
tekrar ard Halle'de profesr. Latince eserleri: Oratio de Sinarum philosophia, Halle,
1726. Philosophia rationalis ive logica methodo scientifca pertractata, Frankf ve
Leipz., 1728. Philosophia prima s. ontologia, ay. y., 1730. Cosmologia generalis, ay. y.
1731. Pyschologia empirica, ay. y., 1732. Pyschologia rationalis, ay. y., 1734. .
Theologia naturalis, 1736-47. Jus naturae, 1740. Philosophia moralis ive ethica. Halle
1750. Philosophia civilis ive politica, ay. y., 1746. Jus gentium, 1759; ve alman dilinde
pek ok sayda eserler.
(2) Lebniz-Wo!ffun bellibal tilmizleri unlardr: Ludovici (Ausfhrl. Entwurf e. vollst.
Histoire der Wolffschen Phil., 1725), Bilfnger (1693-1750. Wolffun ve Leibniz'in felsefesi
hakknda birok ak yorum), Thmming (Institutiones philosophiae Wolfianae, vb.),
kEstheticaTannda, 2 c. 1750-58, felsef bilimlere, estetik ad altnda, sanatlarda gzelin
teorisini ilve eden Baumgarten (1714-1762); vb. Kantin kendisi de, muarz olmadan nce,
Wolffun tilmizidir ve Eletiri'hnn yaymlanmasndan nceki alman Aufkl- rung'umm birok
temsilcilerini de gene Wolffa ve Leibnize balamak gerekir: Reimarus (1694-1765). Tabi
dinin esas hakikallar (alm.), 1754. Logik, 1756. Tanrnn ve in san ruhunun varl
hakknda, (alm.) 1781, vb.; Moses Mendelsshon (1729-1786. Duygular hakknda mektuplar
(alm.) 1755. Metafizik bilimlerdeki apaklk hakknda (alm.), 1764. Phaidon veya ruhun
lmezlii hakknda (alm.), Berlin, 1767, birok bas.; vb. Tm eserleri, 7 c., Leipzig, 1843-
1844); Lessing (1729-1781. lahiyatta ve belki metafizikte Spinoza'nn tilmizi. insan
soyunun eitimi [alm.], 1780 ve sanat felsefesine ait nemli katklar); Nicoia (1733-1811.
Yukardakilerin dostu ve alma arkada), vb.
kinci dnem
Eletiri a
57 Locke
Leibnizin eletirdii kitabn yazan John Locke L, Sommersetshire'de
(Wrington) dodu. Ockham'n ve iki Bacon'lann bu vatanda, ngiliz felsefesinin
hkim nitelii olan pozitivist eilimi srdrd. Tpla uramak, ona, skolastik
bilimin boluunu gstermiti. Ona gre a priori geleneklerini ve realitenin
bilinmemesini devam ettiren ey, metafizik, ahlk ve din hakikat- lannn
doutan olduunu syliyen platoncu doktrindi ve Robert Greville O), Ralph
Cudworth G) ve bizzat Descartes bunu savunmay zerlerine almlard.
Gerekten, eer hakikat zihinde doutan ise, onu tabiatn gzlenmesi ve
denenmesiyle aratrmak botur; rmcek, ann maddesini kendi z
maddesinden kard gibi, a priori speklasyonla meditasyon, ve usa- vurma ile
biz de onu kendi zmzden karnz. Bu hipotez iinde, gzlerini kapad,
kulaklarn tkad, duyular yoluyle kendine gelen btn eyleri bir tarafa
brakt vakit, Descartes tutarldr, ama srekli anatomi, fizyoloji incelemelerine
giritii vakit tutarl olmaktan kmtr. Gzleri kapamak, kulaklan tkamak,
gerek lemi bir tarafa brakmak: manastrlarn ve niversitelerin metafiziinin
tercih ettii metot bu idi. Ve her bilginin kaynann kendi iimizden fkrdna
inanld srece bu metot kullanld. u halde filozoflar gzlerini gerek leme
amak yoluna yneltmek iin
1 2 3

(1) 1632-1704. Tm eserleri 9 ciluc baslmt, Londra, 1853, Felsefi eserleri, ayn
ehir, ayn tarih, insan mdrikesi hakknda deneme'den sonra, yazlarnn en nemlisi, Pen-
sees sur Teducaiiondur (Thougths on education) [Eitim hakknda dnceler], Londra,
1693, ngilizce olarak ve mst., 1705, franszca olarak.
(2) R. G. Lord Brooke (1608-1643; The naure of truth, Londra, 1641), Rncssansm
yeniden canlandrd Platon ve ycni-platonculuktan esinleniyor ve Bcrkclcyin immacr-
yalizm'ini mjdeliyor. Bak. Freudcmhal, Beirge zur Gesch. d. engl. Philosophie, Archv fr
Geschichte der Philosophie, c. VI-V. Cousin, La philosophie de Locke, 4. bas., Paris, 1861.
(3) 1617-1688. En nemli eseri, The true intellcciual system ofhe universe (Londra,
1678), Hobbcs'in materyalist sonularna, etkisine; Malcbranchc, Lcibniz, Bonnctnin
sistemlerinde rastlanan hristiyanlaUrlm bir platonculuu kar koyuyor.
260
YENA FELSEFES
btn fikirlerimizin duyum araclyle bize oradan geldiini fikirlerimizin
doutan deil fakat kazanlm olduunu onlara kantlamak gerekiyordu.
te Locke'un, Coste tarafndan (1700) ngiliz yazarnn nemli
ilveleriyle evrilen Essay concerning human undersianding'inde (Londra,
1690) giritii i budur, bu, Kant'n Eletiri'sinin son noktasn oluturaca
aratrmalar serisini aan nemli eserdir. Locke'un amac: 1. fikirlerimizin
balangcn aklamak; 2. bilgimizin kesinlik apaklk ve genilik derecesini
gstermek; 3. yetkilerinin snrlarm aka iaret ederek felsefeyi insan
anlayn aan eyden vazgemeye mecbur etmekti 0).
Doutan bilgi yoktur: Locke'un balangta idealizme kar ortaya att
ihtillci tez budur.
Yeni doanlarn, aptallarn ve hatt okumam insan ktlesinin doutan
olduu iddia edilen aksiomlar hakknda en kk alglan bulunmad meydanda
olduundan, doutanlk taraftarlan, zihnin, bilincinde olmakszn, birtakm
fikirlere sahip olabileceini kabul etmek zorundadrlar (2). Fakat bir kavramn
ruhta kazl olarak bulunduunu sylemek ve ayn zamanda ruhun bunu
bilmediini iddia etmek, bu algy srf bir yokluk derecesine indirmektir. Eer
mdrikede bulunmak sz, pozitif bir ey ieriyorsa, mdrike tarafndan
grlm ve anlalm olmak anlamna gelir, u halde eer bir eyin mdrikede
olduu ve mdrike tarafndan dnlmedii, zihin onu grmedii halde zihinde
bulunduu iddia edilirse, bu bir eyin mdrikede olduunu ve olmadn
sylemek demektir. Bilgisi zihinde ok erkenden bulunan baz fikirlerin olduu
dorudur. Ama dikkat edersek, bu trl hakikatlerin, hibir suretle doutan
olmyan kazanlm hakikatlerden olutuunu grrz (
3
). Fikirler kazanmamz,
onlar ifade iin kullanlan kelimeleri renmemiz ve onlarn hakik
balantlarm anlamaya balamamz, derece derece olur W. Baz hakikatler
zerinde btn insanlarn birlemi olmalar, bunlarn bizde doutan olduklarn
kantlamaz; nk kimse, onlardan sz edildiini iitmeden nce bu hakikatleri
bilmez, imdi, eer onlar doutan olsalard, kabul ettirmek iin onlar teklif
etmek zorunlu olur muydu? Doutan ve binmiyen bir hakikat, in adjecto
(terimler arasnda) bir elimedir.
1 2 3 4

(1) Essai, Coste ev., nsz, s. 3-4.
(2) Bilinsiz alglardan Leibniz bu ekilde sz ediyor ve ngiliz filozofu ne
dnrse dnsn, Leibniz hakldr; onun haksz olduu nokta, bilinli hale gelmek
iin, bilinsiz alglarn bir d yardma ihtiyalar olduunu inkr etmesidir ki bu,
olaylar nceden tasarlanm bir teoriye feda etmek demektir.
(3) S. 21.
(4) S. 20.
LOCKE
261
Ahlk prensipleri, dierlerinden daha ok doutan deillerdir, meer
ki, hakikaten doutan eilimler olan, ama mdrikede kazlm herhangi bir
hakikatin ifadeleri olmyan, mutlu olmak arzusuna ve sefalete kar olan nefrete
bu ad verilmi olsun (
l
\ Bu alanda genel ittifak hibir halde sz konusu
olamaz; nk ahlk fikirler kavimden kavime, dinden dine deiir. rnein
anlamalara riayet, phesiz, ahlkta en itiraz kabul etmez devlerden biridir.
Fakat bu hayattan sonra dl ve cezann bulunduuna inanan bir h- ristiyana
niin sznde durmak gerektiini sorarsanz, neden olarak, ebed mutluluk ve
felketin hakemi olan Tamnn, bunu bize emrettiini syliye- cektir. Kendisine
ayn soruyu soracanz Hobbes'un tilmizi, halkn bunu byle istediini ve aksini
yaptnz takdirde Leviathan'm sizi cezalandracan syliyecektir. Nihayet
mrik (paen) bir filozof, szn yerine getirmemek, namussuzca, insann
mkemmelliine yaramyan ve tam erdemden ibaret olan gayesine kart olan
bir ey yapmak demektir, cevabn verecektir.
Locke'a itiraz olarak, ahlk kurallarna riayetsizlik halinde, vicdann bizi
azarladn ileri srerler. Fakat vicdan, yaptmz eyden dolay kendi kendimiz
hakknda sahip olduumuz kan'dm (
2
) baka bir ey deildir ve eer vicdan
doutan prensiplerin varlna bir kant olsayd, bu prensipler birbirlerine zt
olarak ileri srlebilirlerdi; nk baz kimselerin vicdan adna yaptklar eyi
bakalar, ayn nedeni ileri srerek, yapmamaktadrlar. Vahiler, hibir vicdan
azab duymadan, ok irkin hareketler yapmyorlar m? Bir ahlk kuralna riayet
edilmediine bakarak, phesiz bunun bilinmedii sonucu karlamaz. Fakat
imknsz olan ey, bir ulusu meydana getiren bireylerden herbirinin kesin bir
ekilde ve yanlmadan bir ahlk kural olarak tanyacaklar eyi, btn o ulusun
alenen reddedeceini kabul etmektir. Dnyann herhangi bir yerinde genel bir
ittifakla riayet edilmeyen bir hareket kural, doutan saylamaz. Prensiplerin
doutan olduunu kabul etmek, her trl ahlk eitimin gereksiz olduunu iln
etmektir.
Bu, pozitif kanunlardan baka bir eyin bulunmadn sylemek deildir.
Doutan bir kanunla bir tabiat kanunu arasnda, ta balangta ruhta kazlm bir
hakikatle, bizim bilmediimiz bir hakikat arasnda byk bir fark vardr. Esasen
phe edilmez aksiomlar diye kabul edilen bir sr doktrinlerin balangcna
baknz: bir stninenin bo inancndan veya ihtiyar bir kadnn otoritesinden
baka bir kaynaklan olmad halde, bunlar, ou kez zamanla ve komulann
kabuliyle, birer din ve ahlk prensibi haline gelirler. ocuun zihni, stne
istediiniz harfleri yazdnz beyaz kt gibi, kendine verilmek istenen
izlenimleri alr. Bu ekilde eitilen ve akl
1 2

(1)

(2)

262 YENA FELSEFES
ana vard vakit kendi zerinde dnmeye balayan ocuk, mdrike-
, sinde bu kanlardan daha eski hibir ey bulamaz ve bunun sonucunda, kendinde
ilk kaynam bulamad bu dncelerin, baka insanlarn ona rettikleri
eyler deil, Tanrnn ve tabiatn ruhundaki izleri olduunu sanr ri).
Esasen, bir hakikati tekil eden fikirler doutan deillerse, o hakikat, yani
bir nerme nasl doutan olabilir? Bir nermenin doutan olmas iin, baz
fikirlerin doutan olmalar gerekir, fakat, belki analarnn karnnda
duyabilecekleri alk, scaklk, ac, sz fikirleri mstesna, yeni doan ocuklarn
yerlemi herhangi bir fikre sahip olmalar ihtimali yoktur. Bizzat Tanr fikri
doutan deildir, nk, kendilerine tanrtanmaz diyen ve gerekten byle olan
kimseler bir yana braklsa bile, Tanr hakknda hibir fikirleri ve bunu ifade
edecek hibir deyimleri olmyan kavimler vardr. Fazla olarak, kaba
antropomorfzmden filozoflarn deizmine kadar, bu fikir sonsuz deiik ekiller
almaktadr. te yandan bu fikir, genel ve her yerde ayn olsa be, bundan dolay
ate fikrinden daha ok doutan olmyacaktr; nk Tanr hakknda herhangi
bir fikri olan hi kimse yoktur ki, ayn zamanda ate fikrine sahip bulunmasn (
1 2
\
Ruh balangta dziev/a'dr (table rase). Btn fikirlerimizin kayna,
btn bilgilerimizin temeli deneydir, yani d ve duyulur eyler zerinde yahut
ruhumuzun i ilemleri zerinde yaptmz gzlemlerdir. D eyler iin duyum,
i olgular iin dnme (la reflexion): zihinde bu iki prensibin birinden gelmiyen
bir tek fikir yoktur. ocuun ilk fikirleri duyumdan gelir ve ancak daha ilerlemi
bir ada kendi iinde cereyan eden eyler zerinde cidd bir dnmede bulunur.
Dilin incelenmesi, bu iddiay kuvvetlendirmeye yarar. Gerekten, kullandmz
btn kelimeler duyulur fikirlere baldrlar ve duyulardan tamamyle uzak
hareketleri ve kavramlar ifade etmek iin kullanlrlar, daha soyut anlamlara
gelmek zere, bu ayn duyulur fikirlerden karlar. Byece hayal etmek,
anlamak, balanmak, tasavvur etmek, usandrmak, bulank, sknet, vb. gibi
kelimelerin hepsi duyulur eylere ait ilemlerden alnm ve baz dnce
ekillerine uygulanmtr. Ruh kelimesi, balangta, nefes demektir ve melek
kelimesi haberci anlamna gelir. Eer btn kelimelerin kaynaklarna kadar
kabilseydik, phesiz, btn dillerde duyularla kavranamyan eylere ait
kelimelerin balangta duyulur fikirlerden geldiklerini grecektik. Bir ocuu
doduu andan bahyarak izleyiniz, zamann onda meydana getirdii
deiikliklere dikkat ediniz; greceksiniz ki, ruh duyular vastasyle gittike daha
ok fikirler kazandndan,
(1)

(2)

LOCKE
263
deta gittike daha ok uyanacak ve dnecek maddesi fazla olduu oranda
daha ok dnecektir W.
u halde ne vakit dnmeye baladmz sorarsanz, Locke bu somya
duyum bunun iin gerekli olan malzemeyi bize verdii andan itibaren cevabn
verir. Hissetmeden nce dnmeyiz. Nihil esi in intellectu quod non anca fuerit
n sensu (daha nce duyuda bulunmyan hibir ey mdrikede bulunamaz),
dealistlere gre, dnce ruhun esasdr ve ruh dnmemez- lik edemez; o, her
duyumdan nce ve bamsz olarak dnr, bunun bilincine sahip olmad
halde bile o, daima dnr. Ama meseleyi zebilecek tek ara olan deney bunu
hibir suretle kantlamyor ve ruh iin dnmek, cisim iin harekette olmaktan
daha zorunlu deildir Dncenin mutlak devamll, hibir deney olgusuna
dayanmyan hipotezlerden biridir. Hem dnmek, hem dndnn farkna
varmamak imknszdr. Bu, daima insann a olduunu, ama bunu her zaman
hissetmediini iddia etmek gibidir Dnce tamamyle duyuma baldr. En yce
atilimiannda, en yksek dncelerinde o, duyumun ve dnmenin kendine
gsterdii fikirler alann amaz. Bu bakmdan zihin tamamyle pasiftir. Gerek
istiyelim, gerek st emiy elim. duyulur eylerin zel fikirleri ruhumuza girer.
Bunlar zihne geldikleri vakit, mdrike onlar reddetmek, deitirmek veya
silmek gcne sahip deildir; nasl ki bir ayna, karsna konulan eylerin
hayalini reddedemez, deitiremez veya silemez W.
k trl fkr vardr; Basit fikirler, birleik fikirler. Btn bilgilerimizin ik
maddesi gibi olan basit fikirler, ancak yukarda gsterilen iki yolla ruha
gelmektedir duyum ve dnme. Basit fikirlerin meydana geliinde pasif olan
rul, karmak fikirlerin oluumunda aksine aktifdir. Birincileri alr, ikincile ti
meydana getirir, Basit fikirleri aldktan sonra, ruh onlar tekrarlamak, kompoze
etmek, hemen hemen sonsuz ekilde birbirleriyle birletirmek ve ou sayede yeni
karmak fikirler meydana getirmek gcne sahiptir. Fakat en feyizli zhn bile
duyum ve dnme yoluyle gelmiyen yeni hibir basit fki oluturamaz. nsann,
mdrikesi denilen bu kk lem zerindeki hakimiyet), bu grnen byk
varlklar lemi zerinde sahip bulunduu hkimiyetin ayndr, yani bu hkimiyet
tasavvur edilebilen btn sanat ve ustalna ramen, aslnda, en kk bir
madde paras bile meydana getiremeden.
%
;a da zaten var olan tek bir atomu
bile yok edemeden, tabiat tarafndan sunman malzemeyi birletirmek ve
ayrmaktan ileri geemez.
* 2 3 4

;j
.498.
(2) S.
(3) S.
(4)
8.21
264 YENA FELSEFES
Basit fikirler bize ya bir tek duyudan, ya birden fazla duyudan, ya sadece
dnmeden ya da, nihayet, dnme ve ayn zamanda duyumun btn yol-
lanyle gelir fi).
Bize bir tek duyudan gelen fikirler arasnda (renkler, sesler, tatlar, kokular,
vb.), kanlk veya nfuz edilemezlik (impenetrabilite) fikri kadar sk geleni yoktur.
Bunu bize veren dokunmadr. Btn fikirler iinde, bu, en esasls ve cisimlere en
sk bal olandr. Katlk, ne dekartlann haksz olarak onunla bir saydklar
mekndr, ne sertliktir. Onun mekndan fark, direnmenin direnme yokluundan
(la non-resistance) fark gibidir. Bir cisim, baka herhangi bir cismin
bulunmasna mutlak olarak engel olacak surette kaplad mekn doldurmas
bakmndan katdr, ancak glkle ekil deitirmesi bakmndan serttir. Esasen
Locke, bize kanln tam anlamyie bir tanmn vermek iddiasnda deildir. Eer
ondan, katln ne olduunu bize daha aka bildirmesini istersek, bu hususta
bilgi almak iin duyularmza bavurmamz syler. Basit fikirler,'deneyin bize
bildirdii eylerdir, ama, bununla yetinmiyerek, daha ak fikirler elde etmek
istesersek, daha ok ilerlemi olmayz.
Bir duyudan daha fazlas vastasyle (grme ve dokunma) gelen fikirler,
mekn veya yerkaplama, ekil, hareket ve durgunluk fikirleridir Dnme
vastasyle bize alg veya dnme gc ve irade veya hareket etme gc fikirleri
gelir. Nihayet, haz, elem, kudret, varlk, birlik fikirleri bize duyum ve dnme
vastasyle gelir.
Duyumlarmzn d nedenlerine gelince, bazdan gerek ve pozitiftir; dier
bazlan, rnein, souk, karanlk, hareketsizlik fikirlerini meydana getirenler gibi
duydann bu fikirleri kendilerinden ald klan eylerdeki eksikliklerden ibarettir.
Mdrike bu fikirleri ald vakit, onlan meydana getiren nedenleri incelemeyi
dnmeksizin, bunlar dierleri kadar seik (dis- tincte) ve pozitif sayar; bu
inceleme zihinde olmak itihanyle fikri deil, fakat bizim dmzda bulunan
eylerin bizzat znii ilgilendim , imdi bit iki ey birbirinden tamamyie ayrdr
ve bunlar hakkyle birbirinden ayrmak gerekir; aksi halde, fikirlerimizin, onlan
meydaa getiren objenin iinde bulunan bir eyin hakik hayalleri veya kopyalan
olduklan sansna dmek tehlikesi vardr, nk onlan iitir iitmez, bu isimler
bize kendilerini hatrlatmasna ramen, onlan ifade iin kullanlan isimler nasl
fikirlerimize benzemezse, bunun gibi zihnimizde olan duyum fikirlerimizin ou,
bizim dmzda bulunan bir eye benzemez (
1 2
l
Ayn eylere ayn adlar gerekir: u halde Locke, zihnin kendi kendisinde
grd her eye, dnd vakit zihinde olan her algya fikir ve, eyann
(1) S.
115 ve
(2) S.
132.
LOCKE
265
zihinde herhangi bir fikir meydana getirmek g veya melekesine, sjenin (biz
objenin diyecektik) nitelii diyor.
Bunu koyduktan sonra Locke, Hobbes gibi, cisimlerde iki trl nitelik
aynyor t
1
). Bir ksm, katlk, yerkaplama, ekil, hareket, gibi, cisimler ne halde
bulunurlarsa bulunsunlar, onlardan ayrlamazlar; yle ki, ne trl deiiklikler
geirirlerse geirsinler, bunlar daima muhafaza ederler: bunlar cisimlerin esasl
(originales), ilk veya gerek nitelikleridir Dierleri renkler, sesler, kokular gibi
bizzat cisimlerde deillerdir ve ilk nitelikleri va- stasyle yani, grnmiyen
ksmlarnn byklk, ekil, yapl ve hareket- > leri vastasyle bizde farkl
duyumlar meydana getirmek kabiliyetlerinden baka bir ey deillerdir. Locke
bunlara ikinci nitelikler adn veriyor: nitelikler, diyor, beyaz, krmzy, tatly,
cisimlerde bulunan bir ey sayan genellikle kabul edilmi kurala uymak iin;
ikinci diyor, bunlar gerekten cisimlerde bulunanlardan ayrmak iin.
Onlara yanl olarak ne gibi bir gereklik izafe edilirse edilsin, renkler,
kokular, sesler, tatlar, cisimlerin ilk veya gerek niteliklerinin bizde meydana
getirdikleri duyumlardan, cisimlerde bulunana hibir suretle benzemi- yen
duyumlardan baka bir ey deillerdir. Tatl, mavi, scak, kendilerine bu adlar
verilen cisimlerde, kendilerini oluturan atomlarn belli bir byklnden, belli
bir eklinden ve belli bir hareketinden baka ey deillerdir. Bu nitelikler
hakknda sahip bulunduumuz duyguyu kaldrn, gzlerin yahut renkleri asla
grmemesini, kulaklarn hibir ses iitmemesini, daman hibir tat, burnun
hibir koku almamasn salayn, derhal btn renkler, btn tatlar, btn kokular
ve btn sesler kaybolacak ve varlklarn kaybedeceklerdir. Aksi hipotezde,
sonu ayn olacaktr: insanda cisimlerin kk ksmlarn ve onlarn duyulur
niteliklerinin bal bulunduu gerek yapln ayrdcdecek derecede ince
duyularn bulunduunu farzedin; bunlar onda tamam yle baka fikirler meydana
getireceklerdir. Mikroskopun meydana getirdii sonular bunun kantdr:
rnein, kan bize kpkrmz grnr, ama bize onun en kk ksmlarn
gsteren bir let sayesinde, orada ancak ok az sayda baz kk krmz
kreckler grrz; ve onlar bin yahut on bin defa daha fazla bytebilecek
camlar bulunabilseydi, kim bilir bu krmz krecikler bize ne ekilde
grnrlerdi.
Fikirlerin olumas, mdrikede u melekelerin bulunmasn gerektirir:
1. bilgiye doru gidiin ilk derecesi, onun konusu olan her eye balang tekil
eden alg; 2. zihne giren fikirleri (temaa
t
contemplation) saklayan
1 2

(1) S.
143 ve
(2) S.
39.
266 YENA FELSEFES
ve, oraya kazldktan sonra kaybolanlar tekrar onun nne getiren (bellek) tutma
(retention) melekesi; 3. Ayrdetme (le discernement) yahut fikirleri birbirinden
ak olarak ayrma melekesi 4. liki (relation) ad altnda toplanan birok
fikirleri oluturan karlatrma melekesi; 5 zihnin,, birleik fikirleri yapmak iin
duyum ve dnme yoluyle ald birok basit fikirleri biraraya getirmekte
kulland birletirme melekesi; nihayet 6. Soyutlama melekesi M. Eer
aldmz her zel fikri bir kelime ile iaret etmek ge- rekseydi, kelimelerin says
sonsuz olacakt. Bu sakncann nne gemek iin zihin, zel objeler vastasyle
ald zel fikirleri, genel kale koyar; zaman, yer ve bunlarla beraber bulunan
dier fikirler gibi, onlarn zel varlklar gstermelerine sebep olan btn
artlardan onlar ayrr {ahstrahcrc). Soyutlama (abtraction) denilen ey, ite
zihnin bu ilemidir. Bu yalnz insan zihnine zgdr, oysa, daha nceki
melekeler, insanla hayvan arasnda ortaktr.
Tam anlamyle algda pasif olan zihin, dier derecelerde gittike daha aktif
olur: karlatrma, birleik fikirlerin meydana getirilmesi ve soyutlama, ite
zihnin byk ilemi bunlardr. Fakat zihin, birleik (eompasees) fikirlerin
oluturulmasnda aktif olmakla beraber, bu fikirler, son tahlilde, zihnin
tamamyle passif bir ekilde duyumdan ve dnmeden ald malzemenin
tavrlarndan veya deimelerinden baka bir ey deildirler.
Bylece, yer, ekil, mesafe, byklk fikirleri, grme ile ve dokunma ile
kazanlan basit mekn fikrinin karmak ekilleri, tavrlardr; devir, saat, gn,
sene, zaman, ebedlik fikirleri, zihnimizde grlen ve kaybolan fikirlerin devaml
srasn gzemekle kazandmz sre veya ait arda geli fikrinin
deiiklikleridir; sordu ve sonsuz fikirleri, nicelik fikrinin deiiklikleridir (
2
).
Eer sonsuzluk, ebedlik, byklk fikirlerinin dierlerimde aym kaynaktan
gelemiyecekleri, nk evremizdeki eyerir sonsuz yerkaplama veya sre ile
hibir yaknlk ve iliii bulunmad itiraz olarak sylenirse, Locke bu fikirlerin
tamamyle negatif olduklarn, zihnimizde ful halinde (actuellement) hibir
sonsuz mekn veya snrsz sre poznf fim bulunmad cevabn verir Btn
pozitif fikirlerimizin daima snrlan vardr. Negatif olan sonsuz bir mekn ve bir
sre fikri, zihnin mekn ve sre fikirlerini yeni ilvelerle sonsuz olarak
geniletmesi yeteneinden gri ir.
- Aktif g ve pasif g (alma yetenei, reccptivite'
1
fim bu yandan eyadaki
devaml deiiklikleri, br yandan, hazan d -eylemi dayukumz
1 2 3
(1) S. 147
(2) S.
238 ve (3) S.
251.
LOCKE
267
zerinde meydana getirdikleri izlenimi, bazan irademizin ald bir karar
dolaysyle fikirlerimizde meydana gelen srekli deimeyi gzlediimiz
vakit bizde hsl olun
Zihnimizin, zel bir fikri karsnda bulundurmak veya uzaklatrmak,
yahut bedenin bir ksmnn hareketini, onun hareketsizliine tercih etmek ya da
bunun aksini yapmak gc zerinde dnerek, irade fikrini elde ederiz. rade
zorunluluk'un deil, fakat bask'mn kartdr. zgrlk iradenin bir vasf
deildir. rade, bir g veya melekedir; zgrlk baka bir g veya melekedir;
yle ki bir insana iradesinin zgr olup olmadn sormak, bir kuvvetin baka
bir kuvvete veya bir melekenin baka bir melekeye sahip olup olmadm
sormaktr d). zgr bir iradeden sz etmek, -sratli bir uykudan veya kare bir
erdemden sz etmek demektir. Biz istemek konusunda zgr deiliz.Bir kere
dikkatimizi zerinde topladktan sonra, gcmzde olan bir eyi istemek yahut
istememekte zgr deiliz. radeyi zihin belirler (
* 2
) ve zihin de mutluluk istei
tarafndan belirlenir. Bu noktada Locke, Leib- niz, Spinoza arasnda tam fikir
birlii olduu gibi, her filozof da beraberce Descartes'm indeterminizmine
kar bulunuyorlar.
imdi tahlil edilen kavramlar, ayn cinsten olan basit fikirlerin birlemesiyle
meydana gelmilerdir (basit tavrlar, modes simples). Ykmllk, dostluk,
yalan, ikiyzllk gibi dierleri, farkl cinslerden olan basit fikirlerden
olumulardr (karma tavrlar, modes mixtes). B ylece, yalan kelimesiyle ifade
edilen karma tavr, tamamyle ayr cinslerden olan u fikirleri ierir: 1. heceli
sesler; 2. syyenin zihninde bulunan baz fikirler; 3. bu fikirlerin iaretleri olan
kelimeler; 4. bu iaretlerin, syliyen kimsenin zihninde, tasdik veya inkr ile
birlemeleri (iaretlerin temsil ettikleri fikirlerin kendileri arasndaki birlemeden
farkl olarak).
Bu karma tavrlar fikrini: 1. deney ve eyann gzlenmesiyle(iki insann
gretiklerini yahut silh talimi yaptklarn grerek bu trl egzersiz fikrini elde
ederiz); 2. icatla veya zihnimizde yan yana getirdiimiz eitli basit fi-. kirler
arasnda stiyerek yaptmz birletirmelerle (ilk defa matbaay veya baslm
resmi icat eden kimse, bu sanatlardan hibiri yokken bunlarn fikrine sahipti); 3.
hi grmediimiz veya' gremiyeceimiz hareketleri ifade eden kelimeler
hakknda bize verilen aklamalarla kazanrz. Bir kavmin detleri, rfleri,
kurallar bu kavim iin allm ve zorunlu olan ve baka birinin hibir zamaft
oluturmaya frsat bulamad birok fikir kombinezonlarnn kaynadr. Bir
kavme zg olan bu kombinezonlara, her gn syle
ri)
S.
(2)
S
268 YENA FELSEFES
nilen eyler iin uzun cmle paralan kullanmann nne gemek zere, zel
adlar taklr (srgn cezas iin Yunanllar'da ostrakismos, Romallarda
proscriptio); bylece, her dilde, bir bakasna kelime kelime evrilmesi kabil
olmyan zel deyimler ortaya kar.
te tavrlar ifade eden karmak fikirler iin bunlar sylenebilir.
Cevherleri ifade eden karmak fikirler (insan, at, aa) u suretle
oluturulurlar: zihin, eitli duyulardan gelen'bu fikirlerin daima birarada
bulunduklarnn farkna vararak, bu fikir topluluunu bir tek ey gibi grmeye
alr ve onu bir tek kelime ile ifade eder. u halde bir cevher, bir tek eyde
birlemi gibi grnen birtakm basit fikirler koleksiyonundan baka bir ey
deildir. rnein gne denilen cevher, k, scaklk, yuvarlaklk, devaml ve
dzgn hareket fikirlerinin birlemesinden baka bir ey deildir. Cevher ad
altnda Okul felsefesi ve onun ardndan Descartes, zihnimizde basit fikirler
uyandrmak kabiliyetine sahip niteliklerin destei (substratum) olduunu kabul
ettikleri bilinmez bir varlk dnmler, bu niteliklere de araz adn
vermilerdir. Fakat bu niteliklerin topluluundan baka bir ey, onlarn arkasnda
gizli bir ey gibi dnlen bu cevher, sadece hayalgcnden doan bir
hayalettir. Nitelii olmyan byle bir destek hakknda ak hibir fikrimiz yoktur.
Birine, kendisinde arln veya rengin bulunduu cevherin ne olduunu sorun;
o, bunlarn kat ve yer kaplyan ksmlar olduunu sylemekten baka cevap
bulamyacakr. Fakat ona katln ve yerkaplamann kendisinde ikin bulunduu
eyin ne olduunu sorun; dnyann byk bir filin zerinde bulunduunu
syledikten sonra, bu filin neye dayandn soranlara, bunun byk bir
kaplumbaa olduu cevabn veren ve, kaplumbaann ne zerinde bulunduunu
sylemeye zorlannca, bunun bilinmiyen bir ey olduu cevabn veren Ffitli
kadar o da cevap vermekte glk ekecektir fi). Bilgimiz, szde razlar, yani
basit fikirlerimizi amaz; ve metafizik, daha ileriye gitmeyi iddia etmekle,
zlmez glkler iinde kalr.
nc snf karmak fikirler, balant'y\ (reladan) ifade ederler.
Balantlarn en genii, her eyin itirak ettii balant, neden ve sonu
arasndaki balantdr. Duyular vastasyle, eyann srekli olarak deitiini
farkederek ve onlann var olmaya balamalarnn ya da yok olmalarnn, baka bir
varln etkisiyle olduunu grerek, bu fikri elde ederiz. Esasen Locke neden
fikrini, kendini izleyen D. Hume kadar derinletirmiyor. Greceimiz gibi, bu
eletiriciye gre, destek anlamna gelen cevher fikri kadar, o da hayaldir.
Fikirlerin incelenmesinden bilgi ve kesinlik (la certitude) sorununa ge
ri) S. 351.
LOCKE
269
erken, Locke, yukarda ksmen anlatlan ve onu bize dil felsefesinin babalarndan
biri gibi gsteren filolojik dncelere varyor.
Gerekten var olan her ey bireyseldir ve bununla beraber (zel isimler
mstesna) btn kelimeler genel deyimlerdir. Bu, tesadf deil, fakat bir neden
ve zorunluluk sonucunda olmutur. Cins adlaryla ifade edilen cinsler ve trler
neden ibarettirler ve nasl meydana getirilmilerdir? Fikirlerimiz balangta
zeldirler. ocuklarn stnineleri ve anneleri hakkndaki fikirleri, sadece bu
kiileri temsil eder. lkin onlara verdikleri adlar gene bu kiilere aittir ve ancak
olan gsterir. Zaman ve dnya hakknda daha geni bir bilgi onlarn babalarna,
annelerine ve grmeye altklar baka kimselere benzven birok baka varlklar
olduunu gsterince, btn bu zel varlklarn aynyle katldklarm sandklan bir
fikir olutururlar ve buna, herkes gibi, insan adn verirler. te bylece genel bir
isme ve genel bir fikre varm bulunurlar. Bununla yeni hibir ey meydana
getirmi olmazlar, ama Ahmet ve Mehmet, Aye ve Fatma hakknda edinmi
bulunduklar karmak fikirden, sadece onlarn berbirie zg olan kararak,
ancak hepsinde ortak olan brakrlar. Ayn yoldan giderek, btn genel fikirleri
elde ederler. Bu soyutlama ve genelleme yolu, bir zorunluluktur: nk her eyin
ayn bir ad olmas imknszdr. Grlen her zel eyin, her aacn, her bitkinin,
gzmze arpan her hayvann ayn ayn fikirlerini saklamak, insan gcnn
stnde olan bir eydir. Bunlann adlann saklamak ise bsbtn imknszdr.
Esasen, bunun mmkn olduu kabul edilse bile, bu, bilgilerimizi ok az
ilerletirdi; nk, zel gzlemlere dayanmakla beraber, bimimiz, ancak eyay
genel adlar altnda baz cinslere indirgeyerek oluturulan genel grlerle
geniler. .. ' ..
u halde genel kavramlar (universalia), baz zel varlklardan kanl- m
daha karmak dier fikirlerin, soyut ve ksm fikirlerinden baka bir ey deildir.
Bunlar sadece zihnimizin yaratt eylerdir. Genel ve evrensel de-. nilcr ey,
eyann varlna ait deildir; bu sadece mdrikenin eseridir (1). Eyay
meydana getirirken tabiatn birbirine benziyen eyler yaratt dorudur; hayvan
soylarnda ve tohumla oalan her eyde bundan daha genel bir kural yoktur.
Fakat onlar trlere indirgemek insan zihninin iidir. Evrensel kavramlarda,
varlklarn yaratlmyan ve bozulmyan zlerini gren platoncu doktrin, tabiatn
derin bilgisine sahip bulunmadndan, var olan btn eylerin, onlar yaratan
mstesna, deimeye mahkm olduklarn bildiren deney olgusunu tanmyor
demektir, dn ot olan, yarn bir kuzunun etidir, ve birka gn sonra bir insann
bir ksmm oluturur. Baka yerde olduu gibi organik lemde de,
metafizikilerin dndkleri cinsler, trler, z-
1

(1) S. 512.
270 YENA FELSEFES
ler, cevher ekilleri, tabiat tarafndan dzenli ve srekli olarak oluturulan ve
gerekten bizzat varlklarda (Aristoteles) veya onlardan ayr (Platon) var olan
eyler olmak yle dursun, aslnda, sk sk karlat fikir koleksiyonlarn genel
bir deyimle daha kolay ifade etmek iin, zihnin dnp kotard bir aratan
ibarettir. Esasen tr kelimesinin anlamnn ne kadar pheli ve organik varlklar
snflandrmann ne kadar g olduuna baknz O). Hayvan trlerinin snrlan
belirsizdir, o derecede ki, insan kemesi hakknda imdiye kadar verilen
tanmlarn hibiri, ne de bu hayvan tr hakknda yaplan hibir tasvir, sorunlan
bir para derinletiren bir saduyu sahibini tatmin edecek bir dorulukta deildir
(
1 2 3 4
). Bilginlerin trleri gereinden fazla oaltt klan sylenebilir, ama bunun
aksi de iddia edilebilir. Niin rnein bir fino kpei ile bir taz, bir spanyol
kpei ile bir fil kadar birbirinden ayr trler tekil etmesinler? Ayn bir genel ad
altnda toplanan bireylere dikkat edilsin; bunlardan birounun, ayn tr adlan
altnda toplanan birok bireyler kadar birbirlerinden farkl olduklarndan asla
phe ediimiyecektir
f3
).
Sras gelmiken iaret edelim ki trlerin ekil deitirmeleri hakknda- ki
yeni teori, tr fikrinde hibir objektif gereklik kabul etmiyen Locke teorisinin bir
uygulamasndan baka bir ey deildir. Gene u nemli olguya iaret edelim: bu
an nominalizm, grnr bir ekilde, an realizme yaklamaktadr. Skolastik,
nominalizm bireyin lehine tr inkr eder; bu, bireysel gerekliin tekelci mutlak
tasdikidir. Leibniz'in nominalist olmas bu anlamdadr. Transformist teorinin,
kendisinden kt Ingiliz nominalizmi, esas itibanyle, yalnz tre deil, fakat
sabit kaldn inkr ettii bireye de hcum ediyor. Onlan yaratan mstesna, diyor
Locke, her ey deimeye mahkmdur. Oysa bu tamamyle, evrenselleri biricik
evrensel Varlk lehine inkr etmekle kalmayp, bizzat bireyleri, cevher dedii,
materyalistlerin madde dedikleri, Locke ve pozitivistlerin byk bilinemez adn
verdikleri eyin geici tavrlar sayan Spinoza'nn doktrinidir.
u halde tr, cins, evrensel, ancak kelimelerden (flats vocis) ibarettir, mdi
kelimeleri eya diye kabul etmek metafzikilerin geleneksel hatsdr W. Onlar
peripatetisyen felsefe iinde yetitiklerinden, Aristotelesin on kategorisinin,
cevher ekillerinin, bitkisel ruhlarn, boluktan nefretin gerek eyler olduuna
inanmlardr. Platoncular lemin ruhu'ndan ve epikuros- ular atomlarn
harekete eilimi'nden sz ederler; bu dil, insan mdrikesinin zayfl bilindiine
gre, bilgisizliimizi avutmaya ve hatlarmz rt
(1)
S
(2)
(3)
(4)
S
LOCKE
271
meye yarar d), Buna raz olmamz gerekir: bilgimizin almaz snrlan vardr.
Gerekten bilgi nedir?
Bu fikirlerimizden ikisi arasnda bulunan ballk ve uygunluun yahut
kartlk ve uyumazln alglanmasndan baka bir ey deildir. Bu tanmdan
bilgimizin, fikirlerimizden daha ileriye gitmedii hatt, basit fikirlerimizin
ou arasnda bulunan ball bilmediimiz iin, onlann alanndan daha dar
olduu sonucu kar. u halde, bilimimiz imdiki halinden ok daha ilen ye
giirlehiiir olmakla birlikte, bilmek istediimiz her eyi hibir zaman
bilemiyeceiniz, ve de fikirlerimize ait btn sorunlar zemiyece- imiz
sylenebilir. rnein madde ve dnce fikirlerine sahibiz; ama tanzimiyle
madd bir varln dnp dnmediini belki de hibir zaman bilmeye
muktedir olmyacaz; nk, uygun ekilde dzenlenen bir madde topluluuna
Tanr'nm grmek ve dnmek kudretini verip vermediini keyfetmek bizim iin
imknszdr (
1 2
h Ne olduunu doru olarak bilmeden, ruhumuzun var olduun
un tam bilincine sahibiz; materyalist hipotezin olduu gibi, spirkalist hipotezin
de ortaya kard glkleri serbeste incelemek zahmene katlanan bir kimse,
bunda asla ruhun maddlii lehinde veya aleyhinde kendisine karar verdirecek
nedenler bulamyacaktr. Yerkapia- na le dnce, madde ile alg arasnda
ztlk veya ballk olduunu hibir suretle bilmediimiz gibi, bir yandan, bir
eyin ikinci nitelikleri arasnda (rengi, tad, kokusu tranda), br yandan ikinci
niteliklerle bunlarn tbi bulunduklar ili: nitelikler arasnda bulunan ballk
veya uyumazlk hakknda da nibi ey bilemeyiz.
Bilgi, fikirlerimizden ve onlar arasndaki uygunluun yahut uyumazln
algsndan daha ileriye gitmiyorsa,'onlarn gsterdikleri eylerin kendi- LU
erinde ne oluuklar hakknda hibir bilgimiz yoksa , bu, btn bildiklerimizin
uydurma ve hayal olmas demek deildir.
Ruhumuzun znn metafizik bakmdan ne olduunu bilmemekle beraber,
kendi 0/ radmza ait sezgiye dayanan, dolaysz bir bilgimiz vardr.
Mdrikemiz, sfatlarnn sonsuzluunu anlyamad halde, Tanry kantlayn ak
biliriz. Nihayet dier eyleri duyumla biliriz, Onlan dorudan doruya
bilmediimiz ve - u halde bilgimizin, fikirlerimizle eyann gereklii
arasnda uygunluk olduu oranda hakik olduu dorudur (
3
), Fakat,
fikirlerimizin eyann kendisine uygun olduklarm belirleyecek lmz de
(1) S.
627.
(2) S.
(3) S.
706.
272
YENA FELSEFES
mutlak olarak yok deildir. Basit fikirlerimizin d realitelere karlk olduklarna
phe yoktur, nk, mademki zihin onlar duyularn yardm olmadan hibir
suretle kendi kendine oluturamyor anadan doma krler bunun kantdr,
u halde bunlar asla hayalgcmzn uydurduu eyler deil, fakat bizim
dmzda olan ve gerekten bize etki eden evlerin t tbi ve dzenli sonulandr.
D eylerin gerekliini kantlayan baka bir t)okta, biri imdiki bir duyumdan,
dieri bellekten gelen iki fikrin, birbirinden ok farkl olmas ve imdiki bir
duyumla birlikte bulunan haz veya elemin, d eyler bulunmad vakit, bu
fikirlerin geri gelmesi halinde onlara elik etmemesidir. Nihayet d eylerin
varl hususunda duyularmz birbirlerini dorulamaktadrlar. Atei gren,
bunun bir haiismasvonde baka bir ey olup olmadndan phe ediyorsa, onu
hissedebilir, yan e mi atee koyarak buna tamamyle emin olabilir, nk eli
mulakhnk k; sn bi fikir s eya sadece bir hayal yznden byleine iddetli bir
ac duyamazd.
zet olarak, hibir doutan fikir yoktur; hibir doutun enii, kural,
prensip yoktur; d eyler iin duyumdan, bizim iinuzde olup huenkr iin
dnmeden baka bilgi kayna yoktur. u tulde, gerek ;, gerek deneyin
bize verdiinden baka bir eyi bilmek imkn azdr ve f do umu cevher , z,
eyann i yaps ile ilgili akn problemlerden ricugu ahi, gzlem, indksiyon ve
deneyden baka her metottan da uzge r es. zum mudur. Ruhun varl, ama
znn madd yahut gavrimaddl olup olmadm emmenin imknszl ve
kaytsz zgrln (la bertd dridilerert< mirin. Tabiat konusunda ayn
ekincelerle Tanrnn varl. Kanln. mrkai ne mann, eklin, hareketin, bizzat
cisimlerde bulunan nicelikler ti; ritdkier olarak bizim dmzda varl. Bu ilk
nitelik ele, buriarr m ne a ayandr- d duyumlardan baka br ey olmayan ve
bu ibaua vsorivm kendilerinde bulunmayan ikinci nitelikler (renkler, evle,
talim kokrim - kd arasnda aynm yaplmas. Nihayet trlerin gerekliinin rr.ui.k
Trak inkn.
Bu doktrinler, Roscelin'in balad ve Ockharm
w
eri br ri il erdii
nominalist hareketin sonucu ve son sz gibidir ve ay m zjmomu ve m bilim sel
felsefeyi kesin olarak kurmaktadr, Bundan nce M paragraflarda, Dcs- cartesm
ve Raconun doktrinlerinin bir sra sonulla zerimle bu bahrine benzedikleri
grlmt: ayn derecede dikkate de*n olun .e mdccu ri> zoflar arasndaki
srekli anlamazlklara dayanan bir uptvorizc kar kam. diye gsterilebilecek,
bir olgu da, Lockela Spinoz-v \ ,ut: gene :unp*rizr.le rasyon al zm atasn dok s
anlamadr. Gez yelven, % alm hra: < i ,ri n -Kn : r d. ayn zamanda kaytsz
zglln reddedilmekmk - mu a
r
namr.Tk kadar kantlanmaya elverili olduu
kansnda Lv* I e. ; > v h m gri - yle bulumaktadr.
BERKELEY 273
Locke'un matematik dncesiyle birletirilmi ampirizmine, XVII. yzyln
en nl ismi baldr: gk mekaniini yaratan ve Tabi felsefenin matematik
prensipleri ri) adl eseri, Copemicus'un Gk hareketleri'ndtn sonra, yeni bilimin
nemli bidesi olan saac Newton (1642-1727). Newton, Leibiz'in entegral ve
diferansiyel hesabnn karl ve belki de rnei olan flxionlar hesabiyle,
n analiziyle ve her eyden nce, cisimlerin ktleleriyle doru orantl,
mesafelerinin karesiyle ters orantl olarak birbirlerini ektiklerini ya da, daha
dorusu, eker grndklerini syliyen evrensel ekim teorisiyle, tabi felsefe
dedii ey zerinde llemiyecek kadar byk bir etki yapmtr.
ngiliz edebiyatna onur veren birok ahlk, Shaftesbury'ler Clar- kekr
,J
\
Htchesorilar t
4
), Fergusonfar Adam Smithfer (
6
), daha biroklar ve bunlarn
dnda, Byk Britanya'nn ve ktann bu devirden balya- rak meydana
ktklarm grd freehinkers'hr (serbest dnr) ve gzden geireceimiz
tut anlamyle filozoflar, hep gene Locke'tan ve onun kiiliinde doirken
gzlem ve analiz zihniyetinden gelmektedirler. Pek az Lsna bir y.uia buuklrsa,
ngiliz felsefesi bugne kadar Bacon'un ve Loc- kc ,m ora \ erdikleri ekli
korumutur: ampirist ve pozitif kalmtr. Birinci sairi dy.ajrie' bakmndan o
kadar zengin olan ngilterenin, ancak bir tek okuL sahip aidagi, dala dorusu
hibir okula sahip bulunmad bile genel duruk s. s s rinebriu nk felsefesi,
skolastik zihniyete kar srekli bir itiraz, dav
58 Berkeley
Loekr* * u Sumuza arasndaki fikir birlii hakknda, sylenilen eylerden
sonr u t cifiz f
!
lOLuiau- bir tilmizinin entelektalizm vc doutan fikirler )
undu.nrma .erinize \e Malebranche'a denizin te yanndan elini uzuta-
k > ^ a *. i; M c p t u a : pnncpa nathematica, Londra. loS7.
(2'< >ri ' i'opU escteri, fi. e\., 3 e., enene, 1769.
ri ir" k , a ' " r ' / f f f e*enu, r. e s 2 c., Ans., 1744; yeni bas , Paris, 1843.
(4) 1694-1747,
T , 1 s
1*9/ 1 /^U.
*
7
-a rinriyu .<.Ata Van tu byk sko} L, T/icory of uu/dl senti-
> < < : rra* sri - e~* ' ag ,htaki jcntpa** prensibi zenin, kura, c.
,
e inqur\ mt<' :hc rn
v - al'< > **rv-nriri, (7 c , Luria, ri'7 yeniAtmUlmLu y ran .
.can"' ri- 2 D^riU kra,uri'Ad. S.la.ia hayal se yaziuii
, J, m j,*. - "** .L=riw
5
JLi ri12 \ i o
Felsefe is
274
YENA FELSEFES
m grmekle daha az hayretle dlecektir Birok esasl noktada birbirlerine
kart olmakla beraber duyulur leme ait sonularnda Locke ve ona kar
olanlar tamamyle ayrlm deillerdi. Malebranche ve Leibniz, maddeyi
ruhsallatnyorlar, onun karanlk bir fikir olduunu sylyorlar ve ancak eilim
ve algya sahip varl, yani ruhu, gerekten var olarak tanyorlar. Locke'a
gelince, onun eletirisi, ruh dndaki (extra-spirituel) lemi ama bunun yalnzca
bir ksmn, ve deta yansn, yerinde brakyor; verkaplama, ekil, hareket bizim
dmzda vardr; ama, duy umlanmzdan ayr olarak ne renk, ne ses, ne tat, ne
koku vardr. Fazla olarak Locke, destek anlamna gelen geleneksel cevher fikrine
hcum ediyor ve gerek cevheri bir nitelikler topluluu yahut kompleksi
(complexus) diye tanmlyor. Maddede bir madd cevher fikrinin, hi phesiz
ruhsal cevher fikri kadar grlerimizden uzak G) olduunu sylemeye kadar
varyor. u halde, maddenin inkrna ve mutlak spiritalizme varmak iin,
Locke'un, ilk niteliklerle ikinci nitelikler arasnda kurduu ayrl ortadan
kaldrmaktan istisnasz btn duyulur niteliklerin ikinci olduklarn
sylemekten baka yapacak bir ey yoktu.
Locke'un yanalmamasm bo yere tavsiye ettii bir alana girerek. Ge-
orges Berkeley bunu yapt. ngiliz asll bir aileden rlanda'da doan (1685),
1734te Cloyne piskoposu olan ve 1753te Oxfordda len Berkeley Grme
teorisi'nin nsan bilgisinin prensipleri hakknda kitap 'm
(4
\ Hylas ve
Philonous arasnda diyaloglarn (
5
), Alciphron yahut kk flnzofian vb. G)
yazardr. \
Descartes ve Hobbesu izleyerek, Locke, rengin onu grenin duyumundan
ayr hibir ey olmadn, sesin ancak iitme iin var olduunu, tadn, kokunun
ancak birtakm duyumlardan ibaret bulunduunu kabul etmiti Fakat, eyada
deil, duyan kiide bulunan bu ikinci niteliklerin yannda, bizim dmzda var
olan ve zihinden farkl bir cevherde bulunan baz ilk nite-
1

(1) Locke'un tilmizi olan Berkeley te yandan Greville ve Cudworth gibi, Platonun ve
onun me on (yokluk) olan madde grnn etkisi altnda kalmtr.
(2) insan mdrikesi hakknda deneme, II, 23,6.
(3) Theory of vision, Londra, 1709; 1860. Bu dikkate dee eser, tam bir aklkla,
duyular fizyolpji sinin yeni prensiplerini nceden bildiriyor.
(4) Treatise on the principles ofhuman knowledge, Londra, 1710.
(5) Three dialogues between Hylas and Philonous, Londra, 1713; franszcasu Ams-
terdam, 1750.
(6) Alciphron or the minute philosopher, Londra, 1732; franszcase La Kaye, 1734.
(7) Works, Londra, 1784; 1820; 1843; 1871. A. Campell Fraser'in 4 ciltte
yaymlad bu son basm, en tamdr. Penjon, Etde sur la vic et les ceuvre.s de
Berkeley, 1878. - Lyon, Les philosophes idealistes anglais du XVIIIeme siecle, 1889.
BERKELEY
275
lkler kabul ediyor: yerkaplama, ekil hareket. Haksz olduu nokta burasdr.
Nasl renk ancak gren iin, koku ancak duyan iin, tat ancak tat alan iin varsa,
bunun gibi yerkaplama, ekil, hareket de ancak onlar alglayan iin vardr.
Duyan kiiyi kaldrnz, duyulur lemi kaldrm olursunuz. Var olmak.
alglamak yahut alglanm olmaktr. Alglanmyan ve alglamyan, yok
demektir. Eya, onlar gren ahslar'dan ayn olarak mevcut deildir. Genel
kanya gre, ev, nehir, da denen bu objeler, gerek ve onlar alglamamza
vasta olan fiilden ayn bir varla sahiptirler ve onlar hakkndaki f- kirlenmiz,
bizim dmzda bulunan btn bu eylerin tasavvurlan, kopyalandr. Oysa, diyor
Berkeley fi), iki eyden biri: fikirlerimizin rnekleri olan bu d objeler, ya
alglanabilirler, ya da alglanamazlar. Eer alglanabile- eeklenn sylyorsanz,
onlaru birtakm fikirler olduunu kabul etmi olursunuz (nk fikir = alglanan
ey). Bylece bizim dmzda olduu kabul edilen objelerle onlarn bizdeki
fikirleri arasnda bulunduu iddia edilen fark kaldrmsnz demektir: bir
kelime ile, bizim tezimize katlyorsunuz. Eer onlarn duyular tarafndan
alglanamyacaklann sylyorsanz, bir rengin grlemyen bir eyin hayali
olduu, sert veya yumuan dokunula- mya bir eye benzedii, vs. gibi akla
smayan bir ey ifade etmi olursunuz. u halde eya ile onlarn bizdeki fikirleri
arasnda gerek bir fark yoktur. Duyulur ev ve fikir kelimeleri ayn anlama
gelir.
Fikirler yahut algladmz eyler esas itibariyle pasiftirler. Bir fikrin bir
ey meydana getirmesi, bir eyin nedeni olmas imknszdr. Fikirleri (duyulur
eyleri) meydana getiren neden, u halde, ancak ruh, dnen cevherdir. Ruh,
fikirleri alglamak bakmndan zek, onlar meydana getirmek bakmndan irade
denilen basit, blnmez ve aktif bir varlktr. Fikrin (alglanan eyin) aslnda
pasif ve ruhun en yksek derecede aktif olmasndan u sonu kar: bizim ruh,
irade, nefis hakknda tam anlamyle bir fikr'imiz olamaz; her halde, bunun
hakknda, rnein bir gen kadar ak bir fikir elde edemeyiz. Fikir tamamyle
pasif ve ruh faaliyetin ta kendisi olduundan, ruh fikri in adjecto (terimler
arasnda) bir elimedir ve gece gndzn tasviri olmad gibi, o da ruhu ifade
edemez G).
Fikirleri alglayarak eyay meydana getiren ruhtur, bunlar birbirinden
farkl iki ilem deildir; alglamak, meydana getirmektir ve fikirler eyann
1

(1) nsan bilgisinin prensipleri, 8. K. Yeni grme teorisi, 103 ve d., ve Hylas ve
Phlonom arasnda dialoglar, II, 157.
(2) Berkeley, birok kez, ruh, nefis, irade gibi ruh eyler hakknda tam bir fikir
edinmemizin imknszl sorununa dnyor ve bunu, en yksek derecede aktif olan ruhla,
esasnda pasif olan fikir arasnda bulduu kkten ztlkla aklyor (nsan bilgisinin
prensipleri, 27, 89, 135). Bundan baka on lan bir sayan Spnoza'nn aksine, ruh
kelimesiyle fikir kelimesini hubinnden aka ayrmann zorunlu olduunda srar ediyor
(Ayn eser, 139).
276 YENA'FELSEFES
ta kendisidir. Bununla birlikte, algladmz eylerin irademize ayn derecede tbi
olmadklarn gryoruz. Hatt hibir suretle ona tbi olmyan biroklan vardr.
Tam le zeri gzlerimizi atmz vakit, u veya bu eyleri grmek veya
grmemek bizim keyfimize bal deildir. Bundan, onlar meydana getiren
bizimkinden farkl bir iradenin bulunduu ve Berkeley bu suretle Tannmn
varlm kantlyoronlar bize kabul ettiren bizden daha kudretli bir ruhun var
olduu sonucunu karyoruz. Tabiat kanunlar, kendisine tbi olduumuz
kudreti sonsuz Ruhun, bizde duyulur fikirleri meydana getirirken riayet ettii
deimez kurallar, yahut belli ekillerdir ve bu kurallar biz deney youyle
renebiliriz. Halkn gerek evler dedii, tabiat Yaratanm bizde meydana
getirdii fikirlerdir; eyann fi iirten yahut hayalleri dedii, bizim bizzat
meydana getirdiimiz ve u halde tekilerinden daha az dzgn, daha az
iddetli ve daha az deimez olan fikirlerdir. Fakat duyulur eyann,
hayalgcmzn rnlerinden bize daha dzgn ve daha gerek grnmelerine
bakarak, bunlarn ruhun dnda var olduklar sonucu karlamaz.
Gneiyle, yldzlan) le, denizleriyle, dalanye duyulur evreni bir rya
veya bir hallsinasyon yapt itirazna kar, Berkeley, bu eylerin varlndan
en kk bir phesi olmad cevabn veriyor. Eer bu kelimelerle duyulur
niteliklerin (yerkaplama, katlk, arlk, vb. 5 bi Kompleksi kas t ediliyorsa,
cisimsel cevher deyimini kabul etmeye bile tamamy le nazrdr F:t:at mutlak
olarak, reddettii ey maddeyi, onlan alglayan ruhun tmd var olan razlann
yahut niteliklerin bir substratmn u veya destei, ne alglayabilir, ne de
alglanabilir olan, dnen cevherin yannda ve ayn suretle var olan, bilinsiz ve
aklsz, ne olduu bilinmiyen bir ey sayan skolastik ft Kirdir ri). Onun
prensiplerine baklrsa, fikirler yediimiz, lkr Ur enginiz, C- Mrer giydiimiz
itiraz da bundan daha cidd deildir Bu itirazn szce g ald kaynak, onun
alglanan ey anlamnda kabri ettii yrvr kcimcsmm. bu anlamda kullanlmam
olmasdr, Fakat elbiselerimiz gm ^dalarmzn da, dorudan doruya
duyularmzla algladmz eyler w vn fusarier riJu- u muhakkaktr. Nihayet,
iddia ediliyor ki, onun doktrinine gte, gne ay, evimize glge veren aa, biz
onlan algladmz srece mudrlar t c * nm ark alglamadmz zaman yok
olurlar. phesiz, kim olursa uisor cin tarafndan artk alglanm olmasa idiler,
var oinuntan ku\udarm. r.It var olmak, alglanm olmak, ya da
alglamaktr. Fakat m.zm re humuz olmad takdirde, baka ruhlar onlan
alglayabilirim ve boyke^ *r
a
in mu LLK- lannda devam ettirebilirler, nk
cisinlenn ohoif vr-g'u 'Jritr etmekle, Berkeley, bundan dolay birok ruhsal va
hm m * m *u
o
m n j zd - dir.
1

(1) nsan bilgisinin prensipleri, 75.
BERKELEY
277
Eer insanlar ve bizzat filozoflar maddenin varlna srarla inanyorlarsa
bu, duyulur alglarm yaratann kendileri olmadn bilmelerinden ve bunlarn
baka yerden kendilerine geldiini apak olarakkabul etmelerinden doan bir
eydir. Onlar meydana getirebilecek tek varlk olan yaratc ruhtan dorudan
doruya fikirlerin geldiini syliyecek yerde, bunlarn d kayna olan bir
madde hipotezine bavuruyorlarsa, bu: 1. ruhun dnda, fikirlerimize l>enziyen
eylerin varln kabul etmekteki elikiyi grmemelerinden; 2. sonlu
varlklarda, rnein bize kendilerini byklkleri, yzlerinin ifadesi, oganlan ve
hareketleriyle tantan insanlarda olduu gibi, en ytiksek luui belli bir duyulur
fikirler kitlesi vastasyle kendini gstermemesinde!!, I dudularmz zerindeki
etkisinin dzgn ve tekdze olmasndandr Gen,ekten de, tabiatn gidiinin
fevkalde bir olgu tarafndan bozulduu her kez, yksek bir varln etkisine
inanmaya tamamyle hazrz; oysa eyaiU taba gidiindeki dzgnlk bu etkiyi
bize unutturur.
Maddenin ruhtan ayr cevher olarak inkr, mitsizlie drecek kadar
karanlk birok problemi ortadan kaldrmak gibi bir sonu dourur: cisimsel bir
:e\ la*' jmum a abdr mP Madde sonsuz blnebilir mi? Bu, ruha nasl etki
yapar" E a *orular ve die biroklan ortadan kalkm bulunurlar. Bilimidir
blmlere avrimus basitleir ve insan bilgisi iki byk snfa indirgenmi o'ur
kla s er bugs ve ruhlar bilgisi d). Fazla olarak hecilii yenmeye gc -
.eten tek felsefe bu felsefedir. Eer eski okullarla beraber, zihinden avn var ma n
o flkuien, hayalleri meydana getiren bir cevher kabul edilirse, pheedJk tam
isiyle temellendirilmi demektir. Bu hipotezde, ancak olay lan gc Lmr t asla
elvann gerek niteliklerini grmeyiz. Herhangi bir ey n < ei;':p
;
xmasmn,
eklinin ve hareketinin, gerekte, mutlak olarak ve- va u^JhUndi ir olduunu
ebediyen bilmemtye mahkmuz; eya hakknda , <vcdnr uncsk duyulanmi2a
ulan ilikilerim biliriz, grdmz, iiirnc dol indoumu/, bir hayaletten
ibarettir. Fikirlerle eyay birbirinden vn:u-K. ou pheci sonular, nne
geilmez bir ekilde meydana kar im-
I
:
mim' ' umduk spritalizmi bir ve homojen, Descartes ve Wolffun n.e-
2 L..
1
over. ae iinm kabul etmez derecede yksek bir felsefedir.
FmC ,.,;a msnazca haan lc macyalizme kar konabilecek tek meta
y -,vi j i ' i ".tu- /ivmipVri. H6. Dala ileride (bd), Berkeiey bunlara bir nc
eng yii * uE- iiem gart ki ahlar arasnda, gerek fkrk r arasnda bulunan (fizik ve ma- k
Vi f '"'IJ . CugoLLiui oilgisi.
2- , um .ly* sonudur, Bcrleeyin bu ilerin gzlemlerini tamamyle donia-
k-. s' 'riy ve do. kandan filozofun uncum ellii dogmay (fenomenden ay-
r> a/ur ; " > du;. imlen w hiti^iinde f y ) mulafaza c kindir ki, Saf akim eletirisi
278 YENA FELSEFES
fiziktir; nk yalnz o materyalizmin itirazlarndaki hakikat payn hesaba
katyor ). Cevher ikiliini kaldrmakla, felsef zihniyetin ihtiyalarnn en
esaslsn, birlik ihtiyacn tatmin ediyor. Bu bakmdan, glklerine uramadan,
radikal materyalizmin faydalarna sahiptir. Leibniz'in sistemine ok benzemekle
beraber, aklyle, tutarhhyle, daha samim ve azimli hareketleriyle ondan
ayrlmaktadr. Leibniz, maddeden, mekndan, sreden sz ederken kararszdr,
uzlac bir hali vardr ve bunun iin ak deildir. Ber- keley'de hibir tereddt
izi yoktur. Sylediine inanm ve tamamyle samim bir dnr olan filozof,
maddenin varlnn bir kuruntu olduunu, ruhta fikirlerin devam bir yana
brakld takdirde zamann hibir ey olmadn (
2
\ meknn ruhun dnda var
olamyacam gerek kendiliklerinden, gerek tbi bulunduklar ve kudretine son
olnyan ruhun etkisiyle fikirler alglayan ruhlardan baka bir ey bulunmadn
bize aka svl- yori
4
).
Fakat felsefesinin bu yararlan yannda sakmcalan da vardr. Ona fikirler
yediimizi, itiimizi, giydiimizi syleten farazi dmanlarnn itiraz tekrar
edilmese bile, bunda Berkeley'den daha realist olan Leibniz'in objektifliini
kabul ettii bitkiler leminin, onun hipotezine gre ne olduu sorulabilir. Eer
alglamyantn ve alglanmayanm var olmad doru ise, derin uykuda ruh ne
oluyor? Eer yatamn karsnda asl duran tablo, ancak ben onu grdm
iin varsa, ben uyuduktan sonra onu idrak eden ve byle - ce yok olmasna engel
olan ruhlar hangileridir? Eer mekn yalnz ruhta varsa, birok insanlar nasl
tasavvur edilebilir? Berke ley, kendisininkinden baka ruhlarn bulunduunu
nasl biliyor? Btn bu noktalar ve daha biroklan, aklanmadan kalyorlar,
nk onun dem ex machina's (sorunu zmek iin ortaya srlen ara) hibir
eyi aklamaz ve onu duyulur lem metafiziinde ie kartrma ekli,
okazyonalizmden ve nceden kurulmu henk'ten daha deerli deildir. Bu,
hem ilhiyat hem filozof olarak, kayglarnn zellikle din olmasndan ve
materyalizmde yalnz teorik bir hatya deil, fakat en tehlikeli rafzliklerin bir
kaynana ^ hcum etme- sindendir.
1

(1) kardmz sonularla kr. (71).
(2) Prensipler, 98.
(3) Ayn eser, 116.
(4) Ayn eser, 155.
(5) Bu kelime ile Berkeley, yalnz ruhsal cevherin inkrm deil, fakat ruhun alglad
duyulur niteliklerin bir cevherinin veya destekinin ruhtan ayr olarak var olduunu s> siyen
kany da kastediyor. Berkdeyci anlamda materyalist olmak iir, maddenin gerekliini
kabul etmek yeter.
(6) 133 ve d. Bericeleylnkine her noktada benziyeo bir sistemi, ada ve meslekda- ,
Malebranche'n tilmizi ve C lav is universaiis or a new indry afer trth, heing a de-
monsiration ofthe non~existence or impossibility of an external word adl bi eserin (basm
1713) yazar, kilise adam Arthur Coliier (1680-1732) ortaya atmtr.
CONDLLAC 279
59 Condillac
Voltaire ri) tarafndan Fransaya sokulan Locke felsefesi, orada, mutlak
sansalizmin kumcusu rahip Etienne Borrnot de Condillac'da orijinal bir
takipi buluyor.
Locke, fikirlerimizin iki kayna olarak duyum ve dnmenin
bulunduunu syledii halde, Condillac Traiti des sensations'unda, yalnz bir
kaynak kabul ediyor ve dnmeyi de duygululuun bir rn sayyor.
Kantlamas ince ve ustalkldr. erden organize edilmi ve bizim gibi ya-
yan, fakat mermerden kabuu dolaysyle duyum alamyan bir heykel dnyor;
bu kabuun eitli paralan kaldrldka, heykel, entelektel ve manev hayata
kavuacaktr.
nce koku organlann rten mermer kaldmlyor. Bu andan itibaren heykelin
yalnz koku duyma duyusu vardr ve henz kokulardan baka bir ey
alglayamaz. Yerkaplama, ekil, ses, renge ait hibir fikre henz sahip olamaz.
Ona bir gl gsteriliyor. Bundan ald izlenimden onda bir duym douyor; bir
koku. O, bundan sonra, bize gre bir gl koklyan bir heykeldir, fakat kendisine
gre, henz bu iein koku'mnm baka bir ey deildir. Bir ey hakknda en
kk bir kavrama henz sahip olmadndan ve olamadndan,* heykel henz
duyum alan varlk olarak kendi kendini bilmemektedir; bilinci, benlii, henz
bu duyumdan yani gl kokusundan, daha dorusu bizim gl kokusu
dediimizden baka bir ey deildir.
1 2

(1) De Voltaire adiyle bilinen Franois Arouet (1694-1778), felsefede bir yenilik
gstermeyip, bu alanda Lockeun sadk tilmizi olarak kalyor; fakat o esiz bir vulgarisa-
teur dr ve her bakmdan fransz dehasnn ahlam eklidir. u eserlerini sayalm:
Letres sur les Anglais, 1728; Eliments de la philosophie de Newton, mis la portie de tout
le mende, Amsl, 1738; La metaphysiue de Newton ou parallele des sentiments de New- ton
et de Leibniz, Ara,, 1740; Le philosophe ignorant, 1767. * Voltaire'in bu yazlanyle ayn
zamanda, Fontenelle'in (1657-1757) Entretiens sur la pluraliti des mondes'u ve
Maupertius'un (1698-1759) kitaplar, Fransa'ya Copemicus'un ve Newton'un eserini
taratyor; dAlem beriler Lagrange'lar ve Laplace'lar orada bu esere devam edeceklerdir.
(2) Grenoblc'da 1715te dodu; Parma prensinin mrebbisi, Mureaux rahibi oldu;
1780 de ld. Traiti des sensations'm (1754) baka, u eserleri vardr; Essai sur Toriine
des connaissances humaines (1746); Traiti des systimes (1749); Traiti des animam (1755);
Logique (lmnden sonra yaymlanmtr, 1781); Langue des calculs (tamamlanmam ve
lmnden sonra yaymlanmtr, 1798), vb. (Euvres complites, Paris, 1803, 32 c. in-
12. F. Rdthor6, Condillac ou Tempirisme et le rationasme, Paris, 1864.
280 YENA FELSEFES
Bu izlenim ve bundan doan duyum, heykelimizin imdiye kadar ald,
onu tahrik eden tek ey olduundan, bu biricik ve tek duyum, dikkat oluyor. '
Gl ekiyoruz. Heykelimizde, alglad kokunun bir izi ve deta bir
yanks kalacaktr; Bu iz bu yank, bellektir.
Ona bir meneke, bir yasemin, eytanboku (assa-foetida) gsteriyoruz, lk
duyumu olan gl kokusu, onun iin ne ho, ne nahotu, nk bir tekti ve onunla
karlarabilecei bir ey yoktu. Fakat ite baka izlenimler, baka duyumlar. B
unlan bellein kendisine hatrlattklanyle karla tn yor. Bazlann ho,
bazlann naho buluyor. Sonunculara kar nefret, kin, korku, dierlerine kar
sempati, sevgi, mit duyuyor. Yani ald duyumlardan ve bunlann
karlatnlmasmdan, tutkular, itihalar, istekler (les volitions) douyor. stiyorum
demek, arzu ediyorum demektir. rade, duygululua katlan yeni bir meleke
deildir, dikkat, bellek, karlatrma, haz ve elem olduktan sonra, arzu ve eilim
ekline giren duyumun bir ekil deitirmesidir.
Karlatrmadan, yani birka duyumdan, aynca, hkm, dnme,
muhakeme, soyutlama, bir kelime ile, zek doar. Kendisine elem veren bir koku
duyarken, heykelimiz, kendisine haz vermi olan dier kokularn ansn
saklamt; gemi duyumlar, imdiki duyum ile kartlk halinde, artk dorudan
doruya duyum olarak deil, fakat bu duyumlarn kopyalan, hayalleri eklinde,
yani fikirler olarak yeniden meydana kar. Dikkatini farkl iki fikir zerinde
tophyarak, onlan karlatrr, ift dikkat oldu mu, karlatrma vardr; iki fikre
dikkat etmek veya onlan karlatrmak ayn eydir. Oysa, onlann arasnda baz
farklar yahut baz benzerlikler grmeden o, iki fikri karlatramaz. Bu trl
ilikilerin farkna varmak, hkm vermektir. Karlatrmak ve hkm vermek
fiilleri, dikkatin ta kendisidir ve bylece duyum sra ile, dikkat, karlatrma,
hkm olur.
Baz kokular, yani, heykelin sra ile gemi olduu haller ona haz verdiler,
dierleri elem verdiler. u halde, o, birok hallerde yahut duyumlarda ortak
olmak itibanyle haz ve elem fikirlerini belleinde saklayacaktr. Haz, gl
duyumunda, meneke duyumunda, yasemin duyumunda ortak olan bir
karakterdir; elem, eytanboku (assa-foetida), rm eyler, vb. alglamasnda
ortak olan bir karakterdir. Bu karakterleri o, bal bulunduklar zel duyumlardan
ayrt eder, onlardan ayrr, soyutlama yapar ve bylece haz, elem, say, sre, vb.
soyut kavramlarn elde eder. Bunlar genel fikirle f dir, nk heykelin birok
hallerinde veya varlk tarzlarnda ortaktrlar. Bunlar aklamak iin zel hibir
melekeye ihtiya yoktur. Zeknn en yksek fonksiyonu olan soyutlama, bu
bakmdan, ruhun btn melekelerini ieren ve
CONDLLAC 281
zetleyen duyumun bir devam, bir ekil deitirmesidir. alg - veya ben,
imdiki duyumlarmzla bellein bize hatrlattklarnn toplamndan
baka bir ey deildir.
Btn psikolojik fonksiyonlar duyuma indirgenirler; Condillac bunu,
heykeline bir tek duyu, koku duymay vermekle kantlamtr ri), Be duyudan
herhangi birini kullanarak da ayn kantlamay yapabilirdi.
imdi, organlar sra ile mermer kabuklarndan kurtararak koku duygusuna,
tat almay, iitmeyi, grmeyi ilve edelim; heykelin alglad kokulara tatlar,
sesler, renkler gelip katlacaklardr: onun zihn hayat bylece daha zengin, daha
eitli, daha karmak olacaktr.
Bununla beraber ne koku duygusunun, ne tat alma duygusunun, ne
iitmenin, ne de bizzat grmenin heykele veremiyecekleri esasl bir fikir vardr:
bu, obje fikri, bir d lem fikridir. Renkler de, sesler, kokular ve tatlar gibi,
onun iin henz duyumlardan, kendine zg hallerden ibarettir ve hibir ey
bunlar d objelere balamaya onu gtrmez. Ancak kendi kendisinde bulunan
duyumlara, d ve kendinden farkl nedenler izafe edebilmesi iin, ona btn
duyularn en nemlisini vermemiz gerekir: dokunma duygusu. Yer- kaplama,
ekil, katlk, cisim fikirlerini vererek bize objektif lemi gsteren ancak
dokunmadr. Bizzat grme bunlar bize telkin etmekte o kadar kabiliyetsizdir ki,
bir anadan doma kr, gzlerini aan bir ameliyattan sonra bir zarla bir
yuvarla, bir kple bir kreyi birbirinden ayramamtr ve ancak bu cisimlere
dokunduktan sonra bunu baarabilmitir (
1 2 3
h Ancak dokunduktan sonradr ki,
dier duyularmzla aldmz izlenimleri, renkleri, sesleri, tatlan kokulan
dmzda bulunan objelere atfediyoruz. u halde dokunma en yksek duyu ve
deta dier duyulann terbiyecisidir: renkleri tabiatta datmay gze reten
odur.
Sonu ve zet: istisnasz, btn fikirlerimiz, bize duyulardan ve zellikle
dokunmadan gelmektedir.
Ama Condillac sansalist ve kelimenin mutlak anlamyle sansalist
(1) una dikkat ediniz ki, be duyudan en az nemlisini semekle, Condillac unu
demek istiyor eer koku alma tam bir ruh yapmaya ycyorsa, be duyunun birlemesi,
btn duygululuk buna haydi haydi yeter. '
(2) ngiliz Chcsclden'in mehur ameliyatna iaret
(3) ou kez, ama haksz olarak, sansalizm ve materyalizmi birbiriyle kartrrlar.
Sansazm, fikirlerin balangcna ait bir teori, entelektel fenomenin bir aklamas
(Almanlarn dedii gibi eine Erkenntnistheorie) olduu halde, materyalizm bir ontoloji, bir
metafizik sistemidir. phesiz, sansalizm ve materyalizm birbirine sk bir suretle baldr;
nk materyalizm zorunlu olarak sansaliitir. Fakat bunun aksi doru deildir.
282
YENA FELSEFES
olmakla birlikte materyalizme varyor deildir. Dnen bir maddenin mmkn
olduunu kabul eden Locke'den ayrlarak, dekart okulla beraber, birleik
(compose) olann hissedemiyeceini, yleyse duyumu alann ci- simsel nitelikte
olamyacan sylyor. Ona gre de, bedenin hareketleri, ruh olaylannn ancak
vesile nedenleridir. phesiz, dier taraftan Descar- tes'm istedii gibi, cismin,
yer kaplayan bir cevher olduu kesin deildir. Fakat gerek yerkaplama olmad
kabul edilse bile, hu, cisimlerin varln jjkr iin yeter neden deildir. u
halde kendiliinde yerkaplamamn inkr, Condillac'a gre, Berkeleyin
immateryalizmini kabul etmeyi gerektirmez. O da, cisimlerin gerekten var
olmakla beraber, kendiliklerinde, yer kapla- mayabileceini, zlerinin
yerkaplamadan baka bir ey olabileceini ve bunun sadece sbjektif bir olay,
onlar alglamann bir ekli olabileceini Leib- niz'le birlikte dnyor. Her
halde bizden baka eyler de vardr; bu noktada phe imknszdr. Fakat bu
baka eyin zne gelince, heykel bu konuda hibir ey bilmiyor ve biz de
onun bildiinden fazlasn bilmiyoruz. Yani o, Locke'un, kabul ettii prensiplerin
sonularn da kabul eden tilmizi olarak, metafizik karsnda phecidir, ama,
grld gibi, bu phecilik ne maddenin varlna ait kesinlii, ne de
Berkeleyin felsefesinin bu kelimeye verdii anlamda materyalizmi kabul
etmiyen bir pheciliktir. Cisimlerin gerekliini kabul etmekle materyalist
olunuyorsa, o phesiz materyalisttir; ama bu hesapa Deseartes da materyalisttir.
Esasen papaz olmas doiay- syle aka zttna gidemiyecei Kilise ile anlamak
hususunda onun da Descartesnkine benzer bir hareket tarz vardr. Eer insan
ruhu duyulur izlenimleri alan bir kaptan baka bir ey deilse, eer, duyumdan
baka her trl bilgi melekesinden yoksun, deta uzayan ve sonsuz deien bir
duyumdan ibaretse, bu, Condillac bunu bize sezdirmek istiyor, ruhun
hakikatin kayna olan duyulur izlenim'e ezelden beri hapsedilmi olduu
anlamna gelmez. Ruh ancak dme (la chute) sonucunda bu hale gelmitir.
Belki, dmeden nce, daha yksek bir melekeye sahipti. Btn sylediimiz,
imdiki halinde artk bunun byle olmaddr.
Mureaux papaznn bu ekincelerini ciddiye almak gtr.
60 Materyalizmin ilerlemesi d)
Ampirist okulun metafizii kk grmesi, gerekte, ancak dalist metafizie ait
olup, hibir suretle Hobbes'un, Gassendinin, Demokritosun sis-
1
(1) Bak. Damiron, Memoires pour servir l'histoire de la philosophie au KVllleme
siicle, 8 ve d. L. Ducros, Encyclopedistes, 1906. Fr. Picard, Les Ideologues. Essai sur
l'histoire des idees scieniifiques, phiiosophigues et religicuses en France depuis 1789.
MATERYALZMN LERLEMES 283
temine kar deildir. Gitgide felsefe dalizmden yzn eviriyor. Bundan
sonra Berkeley'in ve Collier'in immteryaHzmini kabul edebilirdi; ama, monizm
igdsn tatmin eden bu sistem, olgularn apakln ve ingiliz- fransz
esprisinin, doutan realizmini karsnda buluyordu. u halde o, Berheleye
ramen, cisimlerde ilk (primaires) nitelikler bulunduunu kabulde devan ediyor.
Hakikatta, kokular, renkler, sesler, scaklk, sadece bunar alglayan sjenin
duyumlardr ve bu ekilde bizzat eyada ve bizim dmzda yoktu-; ama
yerkaplama, nfuz edilemezlik (impenetrabilite), ekil, hareket pedala ilk, yani
bir d realitede ikin ve bizim alglamamzdan ayr n te 1 ikici d ve cisimleri,
maddeyi meydana getiren de bu niteliklerdir. u hakle madde objektif realite
olarak vardr ve varln duyumumuzdan,
j ani zihinden almamaktadr.
\ e } aimz cisimlenil objektif ve mutlak varlna inanmakta devam
edilmekle komin uy of, fakat Lebuiz, dekart dogmay bir tarafa brakarak, yer
kaplayan madde verine, cansz cisimle saf ruh arasnda ortalama bir tr realite \ e
bu letn ca izgi olan aba-madde'yi ^ (la matiere effort) koyduundan beri
HoHvs'u
1
' Her cevher madddir, iddias ve maddenin dnen sje olabilecein:
ty yen Loekeu bu hipotezi, artk daha az cretli grnyordu. Bu oUiume
crim sayesinde, nlu maddiletirmek tehlikesini gze alarak, bedenin uf i
zerine gerek ve fizik bir etkisinden sz etmekten artk korkul mm i rdu Esasen
yeni felsefenin, zerine salamca ve her zaman iin vmcpPK nmnduu deney
alan, bedenin ruh zerindeki bi etkisini ve manevnin mucitti karsndaki bu
bamllm ok yksekten iln ediyordu, mutum .menim bundan cidd tevik
grmemesi imknszd.
Dehas. karakteri ve akbeti Bruno'yu ve Vanini'yi hatrlatan Berke-
Icy m Cr ' mmda, Joim Tokd (O70-1721), Serana'ya mektuplar
1
mda.k
2
) m
PanietiStc/ e unda (1710), materyalist dncenin szcs oldu. Madde, Cia
gre TVscurtes'n cansz, kendine zg hayat olmayan ve hareketi akn bi*
lan isal varlktan alan a yer kaplayan cevherci deildir: aktif cevher kuv\ iv e ne-i
i Uir. Yerkaplama, nfuz edilemezlik, faaliyet, birbirinden uyn f ey almayp,
birbirinden farkl kavramdr; bunlar, bir tek ve ayn naddey s dnmenin u
ayn eklinden ibarettir Balangta ve zorunlu Barok L.m cm
-1
hareketini baka
yerden almaz; hareket onun asl ve
* *

'
!
i drnur,
_ :< .. ><w\ne.uSf t bu, Lebnz'in dostu ve Takndn I *01 den 1 "02'yc ttidar
* .im aitti gi A r a , da akesi hopM Chalottc'ur;, Spino^a ran yrtlmesi ve mude-
ttoc.. " CM,} Arp L'Vihi cakndu bir yaz iie beraber (Londra, 704). Ate/rc- f z v
Attur; jlan Tokunu, Chnsiamty :ot eiystcftous (konara, !)C) auk
284 YENA FELSEFES
ayrlamaz zelliidir; tpk yerkaplama ve nfuz edilemezlik gibi. Madde
kendiliinde g, hareket ve hayat olduundan, onun yannda, evrensel hayat
aklamak iin bir lem ruhu, ne de psiik hayatn kayna ve organize bedenin
hayat prensibi olarak bireysel bir ruh kabul etmeye artk hacet yoktur. Animist
ve vitalist hipotez sadece, maddenin hareketsiz olduu, faaliyetin ancak
sahnesini ve evresini oluturduu, hibir zaman onun kayna olmad hatsna
dayanmaktadr. Bu hat anlalnca, cevherlerin szde ikilii kendiliinden
ortadan kalkar. Beden, dnemeyen bir cevher olmaktan kar ve nefis yahut
nh artk ancak onun fonksiyonlarndan biri haline gelir. te yandan, Spinoza'nn
kabul ettii gibi 0), dnce genellikle cevherde ikin olan bir ey deildir;
madde, ne kadar aktif olursa olsun, kendiliinde bilinsizdir ve ancak beyinle
bilin kazanr (bu zaten Demokritos'un fikridir). Beyin olmadan dnce
imknszdr; tat dilin bir fonksiyonu olduu gibi, o da bu organn fonksiyonudur
i
2
).
Hekim ve natralist David Hartley'in (1704-1757) eseri Ohservations on
mann (3) sonulan ekil bakmndan daha az cretli olmakla beraber, esasta
ayndr: beyin yoksa dnce de yoktur. Dnen sje bizzat beyin deildir,
ruhtur; fakat bu, bedenden farkl olmakla birlikte, madd cevherden esas
idbanyle baka bir cevher gibi dnlemez. Beyinin dnce zerindeki etkisi,
en iyi gzlenmi olaydr ve madde ile ruh arasnda, z deil, derece fark
olduunu pek ak bir biimde kantlar; nk zce zt cevherler arasnda
karlkl etki mmkn deildir. Madd denilen lem, maden kitlesinden a
kadar, gittike incelen ve spiriteileen bir cevherler, daha dorusu kuvvetler
merdiveni gstermiyor mu? Tala k etkeni arasndaki mesafe o kadar byktr
ki, bunlar, spiritel eyle madd ey gibi, birbirine zt gsterilmek istenir ve
bununla beraber, cidd hibir dnr, k olaylarn fizikinin yetkisi dnda
brakmak iddiasnda bulunamaz. Ik, sonsuz derecede hafif, ince, kavranamaz
olan bu ey, gene maddeden bir paradr. u halde sz geen merdivenin
k*etkeninden daha teye kadar uzandn ve sonunda, en yksek derece
olarak entelektel etkene, dnceye, ruha vardn niin kabul etmemeli?
Entelektel etken ki, hareketlilik ve incelik bakmndan k tatan ve odundan
ne kadar uzaksa, o da ktan o kadar uzak olduu halde yine de onunla ayn
zdendir, yani madddir.
Duyumun merkezi ve irad hareketin kayna, beynin ilik cevheri ve asl
iliktir. Bu cevherin her deiikliine bizim psiik hayatmzn bir deiiklii
karlk olur. Ruhun deiikliklerine karlk olan beyin ve sinir cevherinin
() Deus esi res cogitans (Tanr dnen varlktr) [Eth., II, ner. 2].
(2) Pantheislicon, s. 15.
(3) Ohservations on man, hisframe, his duty and his expectaiions, Londra, 1749.
MATERYALZMN LERLEMES
285
bu deiiklikleri, d uyanlarn meydana getirdii ve duyan sinirler boyunca
beyinin merkez ksmlarna kadar giden ve bir eit rperme olan titreimlerden
ibarettir. Duyulannzla grebildiimiz ve deneye giren sinir cevheri, byk bir
ihtimalle, elektriin ri) ve k etkeninin ayn olabilecek ok hareketli bir
akkan ierir. Duyumlarmz belirleyen, bu akkann veya esirin
titreimleridir. Bu titreimler birka kez tekrarlannca baz izler brakrlar, bu
izler bizim /^irilerimizdir. Spiritel hayatmz batan aa bu fikirlerin
armasna dayanr; bu anma da duyumlann, yani esirin veya sinir
akkannn anmasma dayanr. phesiz, bu titreimler henz duyum deildir;
bunlar bedene etki ederler, duyumlar mha etki ederler; onlar fizyolojinin alanna
girerler, duyumlarsa psikolojinin alanna aittirler; ama bir ksmnn dierlerinin
sonulan olmas, itiraz kabul etmez bir biimde, madd cevherle dnen
cevherin aynln deilse bile benzerliini kantlar.
Ayn zamanda ilhiyat, filozof ve natralist olan ve oksijen gazn ^ bulan
Joseph Priestley (1733-1804) Disquisitions relating to matter and spirit (
3
) adl
eserinde, bunlara yeni baz kantlar katarak, mhun cisimsellii lehindeki eski ve
yeni seleflerinin kantlann zetliyor.
1. Eer ruh yer kaplamayan bir cevherse, bu gerekte meknda olmama-
smdandr, nk meknda olmak, ne kadar kk olursa olsun, onun bir ks
T
mini kaplamaktr; u halde ruh bedende deildir; bu, dekart spiritalizmin
zorunlu olarak vard sama sonutur.
2. Principia non sun multiplicanda praeter necessitatem (prensipler
mecburiyet olmadan oaltlmamaldr): oysa, dnce iin, psiik olaylarla
apak benzerlikler gsteren k olayn, elektrik olayn, vb., aklamak zere
bilimin kulland prensiplerden tamamyle ayr ve yeni bir prensip kabul
etmekte hibir zorunluluk yoktur.
3. Ruhun gelimesi, tamamyle bal olduu bedenin gelimesine her
noktada paraleldir.
4. Duyum tarafndan bize verilmemi olan, yani balangc cisimsel ol-
myan bir tek fikrimiz yoktur.
5. Madd eyler bakndaki fikirlerimiz, rnein aa fikri, objeleri gibi
ksmlara ayrlr; u halde blnemez ve mutlak olarak bir olan bir ruhta bu
fikirler nasl bulunabilirler?
6. Ruh byr ve klr, mutlak olarak basit, bir, tasmlan olmyan var
* 2 3

il) Du Bois-Reymond, Unters, en ber tierische Elektrizitt'inde bu aynlk sonucuna
varyor (Berlin, 1848-60). Elektrik, scaklk ve k etkenlerine gelince, bu aynlk ondan
sonra, Helmhokz'un bir rencisi, gen yanda 1 ocak 1894te Bonn'da len Heinrich Hertz
tarafndan kjmanmtr.
(2) Bunun havay oluturan elemanlardan biri olduunu anlyan Lavoisier, ona bu ad
vermitir.
(3) Londra, 1111.
286
YENA FELSEFES
lk nasl byyebilir, deiebilir, azalabilir?
7. Eer insann madd olmyan bir ruhu varsa, duyan, alglayan, hatrl- yan,
birletiren, hkm veren hayvann da niin byle bir ruhu olmasn?
8. Eer ruh ayr olarak duyabilir, dnebilir, hareket edebilirse, beden
neye yarar ve niin ruh onunla birlemi bulunuyor?
9. Spiritalizm yer kaplayann dnemiyeceini iddia ediyor, fakat, insan
ruhunda olduu gibi yer kaplamayan bir zn, basit bir matematik noktann,
sonsuz br fikirler, duygular, iradeler okluunu iermesi akln daha az kabul
edecei bir ey deil midir? Ruh, yanstt evren kadar ok tarafl bir realitedir,
10. radeyi motifler, nedenler, kantlar belirler; u halde, spiritalizm itiraz
olarak diyor, eer ruh madd ise, bu, maddenin motifler, nedenler, kantlarla
harekete geldiini sylemek olur! Fakat materyalizmin dnme melekesi
atfettii madde, bu ad altnda ilk nce dnlmek istenen hareketsiz ve kaba
kitle deil, ancak grnleriyle bildiimiz, ama yerkaplamann, nfuz
edilemezliin, hareketin olduu gibi, entelektel fenomenlerin de destei
olduunu iddia ettiimiz bu gizli etkendir, esirdir. Ve esasen, spirit- alistlere
cevap olarak denebilir ki, eer nedenlerin kendisini etkiledii madde onlarn
garibine gidiyorsa, (duyum ve alg olaynda olduu gibi) onlarn yer kaplayan
cevherin etkiledii basit cevherleri materyalist dnr iin daha az garip
deildir.
11. Eer ruh, diyor spiritalizm, par,dardan a?OTralracri^ olumakta
(yahut bugn denildii gibi, beyin kabuundaki esmer cer hr" u -'u:
w
.terelerinin toplam) ise, kendi kendim nasl bir birlik oiaraL e uy dr ? Emrin
bilincine pas i varabilir? Bu duygu, kendi kendine i dram bu ''engin Vgra, ancak
hakik bir bireyde monad veya atom olan rar biikre t ra ra: ile bilir, cr m on ad
lar, bireyler toplan'ndd deil, uur sistemini miri d mide dee; nk bir
toplam, bir totalie, yalnz ksnlan qcreh,:en ra nem bu fikirden, bir zihn
varlktan ibarettir; u halde sinir btnn rar ran monad a nn herbiri, kendi
hesabna ve ayn ayr, kendini bilikler, - ben _r olarak du yabilir; sinir sistemi,
btn, bunu hibir surette baaramaz. u ram, rrara*- ley bunu gizlemiyor,
kuvvetlidir, spiritaizmin onun ora; i r. e ara rara
w
> cei en kuvvetlisi ve,
aslnda en ciddsidir 'm Eri -asri cm . ra m m vira? O, bnu akiav aroyacau
.t itiraf ediyor, fakat eer girim a gerim m, av m derecede spiritalizm iin de
mevcuttur. GeteVem psrirarazri m m borie
1

(1) Materyalismin tarihi adl eserinde, burada hakl olarak bu sistemin Akhylleusn
topuunu (en zayf noktasn) gren Albert Lange de bu fikirdedir.
MATERYALZMN LERLEMES 287
indirgenmi okluktan, yahut okluktan kan birlikten, veya bir kelime ile,
onlarn sentezinden, yani esrarl, aklanamam bir olgudan baka ey deildir.
Spiritalizmin bir fikirler, duygular, iradeler okluunun ben'in birliini nasl
oluturabileceini bize sylemekteki gszl, materyalizmin bir atomlar
kalabalnn nasl bir birlik tekiline vardm aklamaktaki gszl kadar
olduunlan, aklk bakmndan, materyalizmin dmanndan kskanaca
hibir ey yoktur.
12. Gene itiraz olarak ruhun bedenle savat, bedenin yabana bir itmeye
ihtiyac olduu halde, onun kendiliinden bir faaliyet prensibi olduu, yalnz
bedenin yorulduu ve ruhun hibir zaman yorulmad, nihayet, eer insan ruhu
madd ise, Tanr'nn da srf ruh olmaktan kaca syleniyor. Pri- estley, ruhun
eitli eilimleri arasnda da sava olduu, ama buna bakarak spiritalizmin bu
eilimlerden herbirinin bir prensibi veya ayr bir destei olduu sonucunu
karmay dnmedii; Leibniz'den nce sanld gibi, cismin hareketsiz
olmad ve abasz cevher bulunmad; dncenin, yeniden g kazanmak
iin uykuya ihtiyac olan beyni yorduu, bitirdii; nihayet Tanrya gelince,
sonlu varla bakarak sonsuz varlk hakknda sonu kanlamyaca, kald ki
Tann'nn cismanliinin, kart doktrine oranla, onun her yerde hazr olmas
dogmasyle daha iyi uyutuu cevabn veriyor.
Priestley Incili tank tutuyor ve sistemini, hristiyanlkla ve hatt calvi- nist
Ortodokslukla W birletirebileceini sanyorsa da, fransz dilindeki materyalizm
bu vehimleri paylamaktan uzaktr. Voltairein okuyuculara bildirdii Testament
de Jean M es lier'dt bile, Tolandm btn cretlerini bu
luyoruz. Fransa'da ilk kez aka materyalizmi iln edenlerden biri olan hekim
Julien Offroy de la Mettrie'nin O) (1709-1751) yazlan iin de ayn eyi
syiiyebiliriz. Garip ey, spiritalizm dmanlannn bu nderi, Toland'dan deil,
fakat Fransz spiritalizminin kendi efi sayd kimseden, Descar- tes'tan
gelmektedir. nk Descartes yalnz Meditatiorilznn ve iki cevher teorisinin
deil, ayn zamanda Des passions de lme'm yazan, modem me
ri) Gerekten Priestley'in sistemiyle, Reform dininin dogmas arasnda bir birletirici
izgi vardr, onlarn indeierminizmt olan ortak muhalefetinden sz etmek istiyoruz.
ndeterminist ve pelagusu katoliklik, materyalizmle bu trl hibir temas noktas
gstermemektedir.
, (2) Champagne'da Etrdpigny papaz, 1733'de ld. Testament de J. Meher. nsz
ve hayatna ait bir girile 3 c. halinde R. Charles tarafndan yaymlanmtr. Amst., 1865.
(3) Histoire naturelle de irne, La Haye (Paris), 1745. L'Homme Machine, Leyde, 1748.
L'Homme planie, Paris, 1748. La Mettrie'nin Eserleri, Londra (Berlin), 1751.
288 YENA FELSEFES
kanizmin yaratcsdr. Descartes yalnz Tann'nm varln ve ruhun mne-
viliini (spiritualite) kantlamakla kalmam ri), ayn zamanda RUHUN YARDIMI
OLMADAN btn organlarn, duyularn objeleri ve ruhlar tarafndan nasl
hareket ettirilebileceini ruhun merkezinin kozalaks bezde olduunu, bellein
beyindeki Here bal bulunduunu, hayvann bir makine olduunu ve onda
grdmz entelektel fenomenlerin mekanik olarak aklanabileceklerini ve
aklanmalar gerektiini de gstermitir. u halde Descartes'n makine
hayvanndan makine insana gemek iin ancak bir adm atmak yeter ve bunu da
La Mettrie yapmtr. Eer hayvan madd olmayan bir ruhun yardm olmadan ve
sadece sinir ve beyin yaps dolaysyle duyuyor, alglyor, hatrlyor ve hatt
hkm veriyorsa, duyarll, iradesi, zeks, hayvann bunlara karlk
fonksiyonlarndan daha yksek fonksiyonlardan baka bir ey olmyan insana bir
ruh izafe etmeye sebep yoktur. nsan evrensel tabiat iinde bir istisna, ayr ve
imtiyazl bir snf deildir. Tabiatn kanunlar herkes iin ayndr. Bu bakmdan
insanla, hayvan, bitki, maden arasnda hi fark yoktur. nsan bir makine, ama
hayvandan daha karmak bir makinedir: Onunla maymun ve zeki hayvanlar
arasndaki nispet, Huygensin gezegen pandl ile Julien Leroy'mn bir saati
arasndaki nispet gibidir.
Bu mkemmellemi hayvan ne gkten dm, ne de tam olarak topran
bamdan kmtr, o, tabiatst bir yaratann eseri, bir fikrin gereklemesi
deildir, balangcn, en ilkel organizmalardan, derece derece, gittike daha
yksek organizmalar karan tabi bir evrime borludur. Baka hayvan ve bitki
trleri gibi, insan tr de birdenbire meydana gelmemi, fakat bugn
grdmz ekliyle, yava yava, derece derece, hayvanlktan kmtr. Eski
feslefeye yabanc olmyan evrim ve ekil deitirme fikri farkl ekiller altnda,
fakat tamamyle kendi bilincinde olarak, Lamarckm, Dar- win
!
in mjdecileri
olan Deni Diderot'nun W Pensees sur Yinterpetation de
1 2 3

(1)Bu hatlar, La Mettrie'nin gznde ilhiyatlara mekanizm zehirini yutturmaya yariyan
bir slp hilesinden baka bir ey deildir. Descartes'n byk kefi, makine hayvandr.
(2) Passions de Yme, I, art. 16.
(3) Paris'te 1713te dodu, 1784'te ld. Encylopedienin (Dictionnaire raisonne des arts,
des Sciences et des metler s, par une societe de gens de lettres, mis en ordre et publii par M.
Diderot, Paris, 1751-1763) kurucusu. En nemli felsefi yazlar unlardr, Pensees sur
Vinterpretation de la nature (Paris, 1754), uzun zaman baslmam olarak kalan Reve de
d'Alembert, Lettres sur les aveugles, Elements de physiologie. Assczat, ilk basmlarla
karlatrarak, Diderot'nun eitli zamanlarda yaymlanm olan ve Hcrmitage ktphanesinde
baslmam olarak kalan el yazlarn ieren Toplu eserlerini (Oeuvres compl- etes) bastrmtr
(Paris, 1875).
MATERYALZMN LERLEMES
289
la nature'nde, Robinet'nin 0) De la Nature'nde, Charles de Bonnetnin (
2
)
Palingenesie philosophique'inde yeniden grnyor. Durmyan bir mayalanma
srekli bir cevher alverii, hayatn durmadan ak, ite Diderot'ya gre
evrensel varlk budur. Hibir ey kalmaz, her ey, bireyler gibi trler de deiir.
Hayvanlar her zaman imdi grdmz gibi deillerdi. Hayvanlar ve bitkiler
leminde bir birey var olmya balad, byd, var olmakta devam ettii,
ihtiyarlad ve ld gibi, bu btn trlerde de byle deil midir? Trler
arasnda yaknlk olduu gibi, lemler arasnda da yaknlk ve belki de aynlk
vardr. rnein hayvanla bitki arasndaki snrlan izmek kabil olacak mdr?
Hayvann ve bitkinin tanm ayndr. lemden bahsediliyor; oysa bunlardan
biri dierinden kabilir ve hayvan ve bitki lemleri, homojen olmyan maddeden
gelebilir. Esasen evrim tamamyle mekaniktir. Madde, be ya da alt esasl
zelliiyle, l ve canl kuvvet, uzunluk, genilik, derinlik, nfuz edilemezlik ve
tl moleklde potansiyel olarak bulunan duyarllk ile lemi aklamaya yeter.
Sadece ariz olaylarn bulunduu yerde, niyetler aramaya kalklmasn.
Spiritalistler yle diyorlar: insana, gaye sel nedenlerin bu canl kantna
baknz. Neden bahsediyorlar? Gerek insandan m yoksa ideal insandan m?
Bu, gerek insan olamaz; nk yeryznde tamamyle olumu, tamamyle
salkl bir insan yoktur. nsan tr, az ok biimsiz, az ok hasta bireyler
ynndan baka bir ey deildir. imdi, bundan, szde yaratann lehine olmak
zere, ne gibi bir vg karlabilir? Burada hatra gelecek olan vg deil,
savunmadr. Ve bir tek hayvan, bir tek bitki, bir tek maden yoktur ki, insan
hakknda imdi sylenilmi olanlar, bunlar hakknda da aynyle sylenilmesin.
Domuz yavrusunun atal gibi ayaklarnda parmaklarn ksmlara ayrlm olmas
neye yarar? Erkekte memeler neye yarar?.. imdiki lem, gemiteki ve
gelecekteki gerek ve mmkn milyonlarca lem iin bir gn sren bir eydir,
nasl ki insann ayn gnde doduunu ve ldn grd Hypanis bcei,
insan iin byle- dir. Bir lemin gn daha uzundur, ite bu kadar.
Hobbes ve Mandeville gibi, egoizmi ve kiisel kan hareketlerimizin
hakik ve biricik siki sayan Helvetius'da ^ zarif bir pheci nans tayan
dncesiyle kendisi iin avantajl bir biimde evresinden aynlarak
1 2 3

(1) 1723-i 789. De la Nature, 4 c. in-8, Amsterdam, 1663-68.
(2) Cenevreli, 1720-1793. La palingenesie philosophique ou idies sur Vetat passe et sur
Vetat futur des etres vivants, Cenevre, 1769.
(3) Claude-Adrien, 1715-1771. De Vesprit, Paris, 1758 (isimsiz). De Vhomme,
de sesfacultes et de son education, Londra (Amst), 1772, (isimsiz).Les progris de la ra-
ison dans la recherche de la veriti, Londra, 1775. Oeuvres-completes (Toplu eserleri),
Amst., 1776; Deux-Ponts, 1784; Paris, 1794-1796 (bu son basm 10 c. in-12 oluturmakta-
dr).
Felsefe 19
290
YENA FELSEFES
eletiricilie (eriticisine) yaklatran matematiki d'Alembert'de 0); tarihin, insan
davranlarnn zorunluluuna ve devaml ilerleme kanununa dayanan bir pozitif
felsefesini tasarlyan iktisat Turgot l
1 2 3 4 5
) ve Condorcetde C9; Mira- baud
takma ad altnda 1770'de Londra'da yaymlanan Systime de la nat- re',
ontolojik ve psikolojik materyalizmin tam bir teorisi olan baron d'Hol- bach'da
W da lem ve insan hakknda ayn anlay grlr. Madde ve hareket, bu iki
kelime her eyi zetler. Madde ve hareketin ne ba ne sonu vardr. Evreni Tanr
ve tesadf deil, fakat deimez ve zorunlu kanunlar ynetir. Bu kanunlar, onlar
deitirmeye muktedir ahs bir kuvvete bal deillerdir, dier taraftan bunlar
kr bir zorunluluk, eyann zerinde dolaan bir Futum, onlara dardan kendini
kabul ettiren bir boyunduruk da deillerdir; eyann zelliklerinden, z
tabiatlarnn ifadesinden baka bir ev deillerdir. Evren ne Duns Scotus'un
dnd ekilde bir mutlak krallk. ne de Leib- niz'in dnd ekilde bir
merut krallk olmayp bir cumhuriyettir. Te- izm, bilimin anadan doma
dmandr. Panteizm, utanga br reizm yahut kln deitirmi bir teizmden
ibarettir. Mekanizm her eyi aklamaya yeter. Tabiat gayelilik tanmaz. Gz
grmek iin, ayak yrmek iin, yaplm deildir; fakat grme ve yrme,
atomlarn belli ekilde toplanmalarnn sonulandr; eer baka trl top lan
salard, baka olaylar meydana getirirlerdi. Sinir cevherinden ayn ruh yoktur.
Dnce beynin bir fonksionu- dur. Yalnz madde lmezdir, birey deil.
ndeterministlerin zgr iradesi, evrensel dzenin inkndr. ki eya dzeni ve iki
kanun dizisi fizik kanunlar ve ahlk kanunlar yoktur, fakat, btn
ksmlannda ve her devirde ayn zorunluluklara bal bulunan bir ve blnmez
bir evren vardr.
Nihayet, Devrim'den hemen sonra, hekim aban is (1757-1808), Con-
siderations generales sur d etde de lhomme et sur les rapports de son orga-
nisation physigue avec ses facultes intellecuclles et morales A) adl eserinde,
psikolojik materyalizmin prensiplerini, grlmemi bir ak szllk ve dil
pekliiyle ifade etmitir. Bedenle ruh arasnda yalnz en sk balant bulunmakla
kalmaz; bunlar bir ve ayn eydir. Ruh, kendi kendini duyan bedendir. Bu,
duyan, dnen ve istiyen bedendir, maddedir. Fizyoloji ve psikoloji bir tek ve
ayn bilimdir. Sinirler btn insandr. Mide hazm yapmaya,
(1) 1717-1783; Encyclopedie'nin birlikte kurucusu (co-fondateur) ve byk bir ustalk
eseri olan Discours preiiminairein (Balang kanumas)y azar.Melanges de liiterature,
dhistoire et de philosophie, Paris, 1752.
(2) Discours sur les progres de l'esprit humain; vb.
(3) Esguisse d'un tableau historique des progres de l'esprit humain- (lmnden sonra
yaymlanan eser).
(4) 1723-1789.
(5) Memoires de VlnstituCde, yl IV ve yl VI. (1796 ve 1798); yeni bask, Paris, 1802.
MATERYALZMN LERLEMES 291
karacier safra aktmaya yarad gibi, beyinde dnmeye yarar. Mideye giden
gdalar bu organ harekete getirdii gibi, beyne giren izlenimler de beyni harekete
getirirler. Midenin fonksiyonu eritmek ve kan haline getirmek iin gelen gdalar
zerine etki etmek olduu gibi, beynin kendine zg fonksiyonu, her zel
izlenimin bir hayalini meydana getirmek, fikirler ve hkmler oluturmak zere
bu hayalleri birletirmek ve birbiriyle karlatrmaktr. Entelektel ve ahlk
fenomenler, btn dierlen gibi, maddenin zelliklerinin ve varlklar idare eden
kanunlarn zorunlu sonulandr o).
Bu son kelimeler, ll veya an, dogmatik veya pheci, hukuku ve
edebiyat yahut natralist ve hekim dim filozoflarn, zerinde birletikleri alan
gstermektedir, Montesquieu, Tann'nn bile kendine zg kanunlar olduunu
sylemekle, aslnda onu, mutlak ahs kudret olarak, inkr etmekten baka bir ey
yapmyor. Onun Tanns, kanunlar denilen bu zorunlu ilikilerin kendisinden
geldii eyann tabiat'dr (
1 2 3
). Voltaire deisttir; amz Locke'la beraber, maddenin
dnebileceini kabul eder. Jean-Jacques Rousseau kendi tarznda spiritalisttir;
ama onun Tanns da, aslnda, kendinden yz evirdiimiz ve kendisine dnmemiz
gereken tabiat'tr. P). Alman edebiyatnn bata gelenleri, Lessing, Herder,
Goethe, en yksek idealizme, materyalist deilse bile, bu ayn natralist ve monist
eilimi katyorlar. Bu kadar farkl dnrleri birbirleriyle birletiren ey, mnevi
ve zgr
(1) Gali, Spurzheim ve Broussaisnin frenoloji (phrenologie) ad altnda
tannan zihin veya beyin fizyolojileri, Cabanisin sistemine sk bir surette baldr.
(2) 1689-1755. De Vespril des lois, k. I,b. 1: Kanunlar, en geni anlamda eyann
tabiatndan kan zorunlu ilikilerdir ve bu anlamda btn varlklarn kanunlar vardr: tanrsal
varln kendi kanunlar vardr, vs.
(3) 1712-1778. Discours sur Vorigine et lesfondements de Vinegalite
parmi les hommes, Paris, 1153. Le contrat socia, 1762. Emile ou de l'education, 1762.
Cenevre vatanda (citoyen de Genive) her ne kadar soyut bilimin ahikalar arasnda
bulunmuyorsa da, buna kar ve, Voltaire'den farkl olarak, bata gelen yenilik getiricilerdendir.
Kudretli bir biimde ahlk ve sosyal fikirlere hareket vermitir. D otoriteye ve akla duyguyu,
medeniyete ve onun sefaletlerine tabiat, tahamml edemedii topluma bireyi ve onun elinden
ananttyan haklarn kar koyarak, herkesten fazla gelecein siyas ve sosyal sarsntlarna
balang oluyor. Devrim politikas ve edebiyat, tam anlamyle edebiyat (wertherizm,
duygusalclk, romantizm) ve yzylnn filan tropik ve pedagojik hareketi (Hamann, Basedow,
Campe, Pestalozzi, Grdgoire Girard) zerine yapt kesin etkiden baka, felsefenin kendisi
de geni lde onun etkisi altnda kalmtr (Kant ve onun bamsz ben [moi autonome],
Jacobi ve i duygu felsefesi, Adam Smith ve sempati ahlk, Schopenhauer ve etik prensibi). Sonu
olarak Voltaire'in eseri daha gz kamatrc, Rous- seau'nun eseri daha gl ve zellikle daha
sreklidir.
292
YENA FELSEFES
cevher ad altnda, tabiatn kanunlarna boyun emiyen bir eya dzeni, bir tr
snf ve imtiyazl aristokrasi yaratan Descartesin dalizmine kar, ak veya
gizli muhalefetleridir. Tabiatn kanunu karsnda eitlik ve ne duyulara
dayanan gzlemin ne dncenin kurmay baarabildii bir kaytsz zgrlk
bulunmadna green yksek Varlk bile istisna edilmeksizin her ey iin
determinizm: ite filozoflarn ortak dsturu ki, 1789, bunu Dev- rirn'in dsturu
yapacaktr.
61 Hume
dealistler dogmatik olarak, cisim yoktur diyorlard; materyalistler
dogmatik olarak, spiritel cevher yoktur diye iddia ediyorlard. Ayn zamanda
derin dnr A) ve ngiltere'nin klasik tarihisi ^ skoyal David Hume (1711-
1776), her iki tarafa kar Protagoras'n ve Lockeun phesini ileri sryor:
insan zihni ontolojik problemi zebilme yeteneine sahip midir? Eyann i z
ve ilk nedenlerinin bilimi saylan metafizik mmkn mdr? Taklit edilemez
incelik ve aklk aheseri olan EsSyslerinde, Yenia felsefesi, ngiliz
ampirizminin izdii yola giriyor. inde alt artlan, metafizik fikirlerin
balangcn, yetkisinin snrlann anlamak iin kendi zerine katlanyor. Aka
eletiricilik (eriticisine) ve pozitivizm oluyor.
Eski metafizik yerine, yani eyann znn szde bilimi yerine, s zihinleri
karanlklaryle doldurarak nemli ve felsef bir tavr taknan, hurafe ve etrefil
dil karmas olan bo bilim yerine Hume'a gre eletiriyi koymak gerekir. Baka
bir deyile, insan zihninin zn cidd bir ekilde incelememiz ve melekelerinin
tam bir analizini yaparak, eski metafiziin uramak iddiasnda bulunduu soyut
ve akn konulara varmak kabiliyetinde ol-
1 2 3

(1) Treatise on human nature, Londra, 1739. Inquiry concerning human unders-
tandihg, Londra, 1748. Essays and treatises on several subjects, 1749. M. D. Hu-
meun Felsef eserleri, ngilizceden ev. 6 cilt, Londra, 1764. Ayn eserler (ngilizce
metin) Edimburg'da 1827 ve 1836, ve Londrada 1856 ve 1870, yeniden bastrlmlardr.
Th. Huxlcy, Hume, sa vie, sa philosophie, ev. Compayrd tarafndan, Paris, 1880. Com-
payre, La philosophie de D. Hume, 1875. Knight, Hume, 1886.
(2) History of Englandfrom the invasion ofJulius Caesar, ete,, Londra, 1754-63,6 c.
Hume'un tarih eseri, yzyl zerinde, felsef almalarndan ok daha derin bir izlenim
brakmt ve kendisi de bunda hayatnn en byk erefini gryor (bak. Letters of David
Hume to William Strahan, Now frst edited by G. Birkbeck Hill, Oxf., 1888). Bugn,
aksine, Robertson'un ve Gibbonun rakibinden ziyade kamuoyunda Kant'm manev babas
kymet almaktadr.
(3) Oeuvres philosophiques (fr. ev.), c. I, s. 12.
HUME
293
madna inanmamz gerekir. Bu, bundan sonra rahat yaamak iin
yorgunluuna katlanmak gereken bir itir: yanl metafizie aldanmamak iin,
dorusu zerinde zenle ilemek gerektir.
Her ne kadar eletiri ontolojiden daha alak gnll ise de, zihnin eitli
ilemlerini tanmak, on lan birbirinden ayrmasn bilmek, baz snflar altnda
toplamak ve bunlar aratrmalanmza konu olunca, orada hkim olan grnr
dzensizlii dzeltmek de gene ok deer verilmesi gereken bir bilimdir. Bu
bilimin metafizik karsnda, kesinlie varmak gibi byk bir stnl vardr;
nk, ayn zamanda her dnceyi ve her ahlk ykacak olan bir phecilie
dmeden, bunun hayal olmasndan phe edemeyiz l. Bu ekilde anlalan
felsefeden vazgemekte, en cretli teorilere kendimizi koyuvermekten daha ok
tedbirsizlik, acelecilik ve hatt dogmatizm vardr <
1 2 3 4
). Hakik gezegenler
sistemini bize izmek, bu uzak cisimlerin durumlarn ve uyduklan dzeni
belirlemek iin bir bilginin sarfettii zamann yerinde kullanlm olduunu
kabul ederiz: mdrikemizin blgelerini gstermeyi ve bizi bu kadar yakndan
ilgilendiren eyleri tasvir etmeyi baaran kimselere haydi haydi daha ok deer
vermemiz gerekir. Gezegen hareketlerinin kanunlarn belirlemeyi baarm
bulunuyoruz: zihnin ileyiine ve mdrikenin melekelerine ait aratrmalarda
baarya ulalacandan niin umudumuzu kesmek gereksin? Btn sorun, bu
aratrmalar srekli bir alma ve keskin bir dikkatle yapmaktr G).
Buna benzer bir sra iddialara dayanan W bu kesin szlerden u sonu kar
ki, Hume, her ne kadar kendisine pheci demekten holanyorsa da ve
dogmatik metafizie kar gerekten pheci ise de, felsefesi gerekte sadece
eletiriciliktir (criticisme). Onun dncesine gre, felsefeden, hatt
metafizikten vazgemek sz konusu olmayp, bu bilime baka bir yn ve baka
bir konu vermek, onu sonu gelmiyen teorilerden evirmek ve deneyin salam ve
pozitif alan zerinde kurmak lzmdr (
5
b Mutlak pheci olsa idi, Hume,
Immanuel Kand meydana getiremezdi. mdi bu iki dnrn elde ettikleri
sonular arasnda ne kadar fark olursa olsun, phe yoktur ki teorik
felsefelerinin ruhu, aratrmalarnn ana fikri, birinin ve tekinin varmak
istedikleri hedef tamamyle ayndr: bu zihniyet, eletiri zihniyetidir; bu hedef
pozitif bilgidir. Eletiricilii kurmu olmak erefinin yalnz Kanta ait olduunu
sylemek, ngiliz felsefesinin incelenmesinin gitke rtmekte oj- duu bir
hatdr.
(1) Ayru eseril,

(2) S. 18.
(3) S. 16-17.
(4) S. 51,81,83.
(5) S. 85.
294 YENA FELSEFES
Hume'tn insan mdrikesi hakknda aratrmalarnn sonucu ksaca udur:
Btn alglarmz iki snfa ayrlr: fikirler yahut dnceler ve izlenimler.
Fikirler, ruhun, duyumlun zerine katland vakit duyduu en az iddetli
alglardr; alglar terimi altnda Hume, iitme, grme, dokunma alglan gibi belli
bir iddet derecesine sahip alglan anlyor ve bunlara sevgi, nefret, arzu, istek'i (la
volition) de katyor d). lk bakta, diyor, hibir ey dnce kadar zgr
grnmez; ama daha olgun bir inceleme, onun ok dar snrlara skm
olduunu ve duyulann ve alglarn kendisine verdii malzemeyi konpoze
etmekten, bunlarn yerini deitirmekten, bunlan oaltmak ya da azaltmaktan
baka bir ey yapmadn bize gsterir. Dncelerimizin kuma tamamyle d
duyulardan yahut i duygudan alnmtr; ruhun fonksiyonu bunlar sraya
koymak ve birletirmekten ibarettir (
1 2 3
\ yahut baka deyile, fikirler
izlenimlerin kopyalardr ve gcn kaybetmi her alg, daha iddetli bir
algnn zayflamasdr. Bizzat Tann fikri, ruhun ilemleri zerinde dnmek ve
kendimizde grdmz bilgelik ve iyilik etme sfatlarna snrsz bir genilik
vermek sonucunda bizde doar. Bu inceleme istenildii kadar ileri gtrlsn,
fikrin daima ona karlk olan bir algdan geldii grlecektir. Anadan doma
krde renk kavram, sarda ses kavram yoktur Esasen, duyumlarla
karlatrlnca, btn fikirlerde karanlk bir ey olduu grlr (
4
b
Btn fikirlerimizin duyumdan ktn gsterdikten sonra, Hume bunlarn
belli bir sraya gre birbirlerini izlediklerini ve onlar arasnda belli bir ba
olduunu gryor. Bu sra, bu ba, fikirlerimizin, kendilerine tbi olarak
birbirlerini takip ettikleri, toplandklar, birbirleriyle balandklar baz
prensipleri gerektirir,. Bunlar da: benzeyi, zaman veya meknda yaknlk ve
nedensellik'ten ibarettir. Burada ortaya kan sorun, bu prensiplerin, zellikle
hepsinin en nemlisi olan nedenselliin, idealizmin iddia ettii gibi, a priori,
doutan, her trl izlenimden nce mi, yoksa bunlarn da, san- salizmin bu
kelimeye verdii anlama gre, fikirler, yani gcn kaybetmi duyumlar,
kendilerine karlk olan izlenimlerin kopyalar m olduunu bilmektir. lk zm
biimi Kant'nki olacaktr, kincisi Hume'unkidir.
(1) S. 21.
(2) S. 22. Bu imdiden, kelimesi kelimesine, Kantn doktrinleridir; yalnz o buna, b
sraya koymann vc birlermenin, dncede ikin a priori formlara gre yapldn ilve
edecekr. Hume da bunlarn baz prensiplere gre yapldn kabul eder, ama, mutlak san-
salist olduundan, bu prensipleri de duyumdan, deneyden ve alkanlktan karr.
(3) S. 23.
(4) S. 26.
HUME
295
Onun eletirisinin btn abas nedensellik, kuvvet, eneji, zorunlu ballk
fikri ve bunun kaynann aklanmas zerinde toplanmaktadr. Bu fikir, btn
dierleri gibi, duyumdan kmaktadr. Bir baka yuvarlan arpt bir bilardo
yuvarlann da hareket ettiini ve filan ynde gittiini bize gsteren deneydir.
Ne onun hareket edeceim, ne de bu hareketin ynn a priori olarak bilebiliriz.
Neden dediimiz eyle sonu dediimiz ey arasnda hibir zaman a priori
olarak bilinebilen zorunlu bir iliki yoktur, neden ve sonu tamamyle
birbirinden farkldr ve hibir zaman bir arada bulunmazlar. u halde en derin bir
inceleme bile, bir sonucu, onun nedeni olduu iddia edilen eyde grmemize
imkn vermez ve deneyin, u sonucun u nedeni takip ettiini gsterdii btn
hallerde, mdrikemiz bunun .kadar tabi birok sonular tasarlar 0). Gerek neden
olmak sfatye, gerek sonu olmak sfatyle, deneyin yardm olmadan olaylar
belirleyebileceimiz hibir hal yoktur. Bir kelimeyle, neden fikri, btn
fikirlerimizin duyumdan geldiini syliyen kuraln dnda kalmamaktadr.
imdi bunun duyumdan nasl geldiini, kendisinden kt izlenimin
hangisi olduunu Bilmek kalyor.
n .e ;imn are edelim k ve bu, sansalst aklama iin Hume'un
nunn te in knan olduu bu glktrkudret, enerji, g, zorunlu badn
demim y'v mcbir /aman dorudan doruya alglanmamlar. Eya devaml bu k-
uluma iinde birbirini takip etmektedir ve bizim btn grd- gunz bedir
vudret, tekmil makineyi hareket ettiren g, bize kendini gs- fmemeKedu
Grm olduumuz iin biliriz k:, scaklk, alevin kendisinden arsoa:
arkadadr, onlar birbirine bulya eyi ne tahmin, ne de du- a^av m
edebiliriz. Bu lkr bize d eyler vermiyorsa, o acaba luhun .emier mvonde
dnrken bize gelmi olamaz m? Sadece bir irade fiili) ie dedem, cgtmiurru
hareket ettirmeye ve zihnin melekelerini sevket- meyu kendimizi gult
hissettiimiz iin, her an fimizde bi kudret duyduumuz ueo M.ruiecek. Fakat
tabiatn btn ilemlerinde olduu gibi, isteklerimizin m beae^, org ani an
zerindeki etkisi deney ile bilinen bir olaydr; beder
1
m rmekedmnn radenin
emlilerine boyun ediim her an hissetmekte v;,- arv en derin ulatrmalarmza
ramen, bu ilemin hangi vastalarla mm, aau. geldiini ebeLven bilmemeye
mahkmuz; nerede kald ki, bunun m grman don a duygusuna sahip olalm
Bir adam kolundan ve- , ^ nvamu: olurum olu vur. yunul pek az nce
uzuvlannda birini kaybe- fi.ver, bu
(
nng.eui om hareket etinnek im tekrar
tekrar aba sarfeder; hatt ,or. s iin. i. bir adamn, organlamn hkim olmak
duygusuna o da sahiptir.
1 2

(1) S.
51.
(2)
S
296 YENA FELSEFES
mdi duygu hibir zaman aldanmaz. u halde ne birinin, ne tekinin hibir zaman
buna benzer hibir ey duymadklar sonucunu karmalyz: deney bize iradenin
bir etki yaptn retiyor; ama verdii btn bilgiler, daima birbirlerini izleyen
olaylar bize gstermekten ibarettir; bunlar birbirinden ayrlmaz bir hale koyan
bu gizli balla gelince, bunun hakknda o bize bir ey bildirmiyor.
Tahlil ettiimiz fikir hibir i bilinten gelmemektedir. mdi duyular da
bunu bize vermiyorlar. u halde sonu olarak bu bize nereden geliyor? Ne d
duyularmza, ne i duyularmza hibir zaman etki yapmam olan eyler
hakknda hibir fikir oluturamyacamzdan, her trl neden ball veya
kudret fikrine asla sahip bulunmadmz ve bunlarn, ister felsef
speklasyonlarda kullanlsn, ister her gnk hayatta kullanlsn, hibir ey ifade
etmedikleri sonucunu karmak nne geilemez bir ey gibi grnyor.
Bu sonucun nne geecek bir are kalyor: bu, neden fikrini, baz olaylar
sabit bir ballk iinde grmek hususunda sahip olduumuz grenek veya
alkanlkla aklamaktr. Bir ey yahut tabi bir olgu verildiine gre, dnyann
en keskin bir zihni bundan kacak sonucu ne keif, ne de hatt tahmin edebilir;
grn, duyularnda yahut belleinde bulunmakta olan eyin tesine
gtremez. Fakat, belli bir eit olgular daima ve btn hallerde beraber grld
m, biri grlnce tekini haber vermekte en kk bir tereddte dmeyiz M.
rnein scaklkla alev arasnda, sertlikle arlk arasnda sabit bir ballk
grrz ve alkanlk bizi birinin varlndan tekinin varln karmak
sonucuna gtrr. O vakit, bu eylerden birine neden tekine sonu adn
vererek, onlarn bir ballk halinde olduklarm farzede- riz; birincisinde
kincisini amaz bir biimde meydana getiren bir kudret, en byk bir kesinlik
ve en nne geilmez bir zorunlulukla i gren bir g varsayarz.
u halde neden fikri yalnz bana bir izlenimden, tek bir eyin algsndan