You are on page 1of 312

ANTK YUNANIN

KLTR TARH
E G O N F R I E D E L L
D O S T
yaam & kltr
Bu dizi Zehra A k su Ylmazerin ynetiminde
hazrlanmaktadr.
Antik Yunanm Kltr Tarihi
Egon Friedell
(1878-1938)
E gon F riedell 21 O cak 1878de Viyanada dodu. niversitede
felsefe ve G ermanistik okudu. Bir F ilozof O larak N ovalis adl teziyle
doktorasn yapt. Peter Altenberg ve Alfred Polgarn dostu olan
dramac, kabareci ve tiyatro eletirmeni E gon F riedell Viyana kltr
evrelerinin nemli ahsiyetlerinden biriydi. 1922-27 yllar arasnda
Berlin ve Viyanada Max R einhardt tiyatrosunda oyunculuk yapt.
D aha sonra serbest yazarlk hayatna atld. ciltlik eseri
Kulturgeschichte der Neuzeit [Yenian Kltr Tarihi] onu bir anda
mehur etti. Hitlerin Avusturyaya girmesinden ksa bir sre sonra,
16 Mart 1938de, intihar etti.
E gon F riedellin dier eserleri: Kulturgeschichte Agyptens und des Alten
Orients. Leben und Leende der vorchristlichen Seele [Msrn ve E ski
arkn Kltr Tarihi. Hristiyanlk ncesi Yaam ve E fsane].
Kulturgeschichte der Neuzeit. Die Krisis der europaischen Seele von der
schwarzen Pes t his zum Ersten Weltkrieg [Yenian Kltr Tarihi.
Vebadan Birinci D nya Savana Kadar Avrupa'nn Yaad Krizler].
D
1) ZEYTN, ZM VE NCR, Viktor Hehn, Haziran 1998
2) SEYAHATN KLTR TARH, Winfried Lschburg, Austos 1998
3) IPLAKLIK VE UTAN, Hans Peter Duerr, Mays 1999
4) AYIN KLTR TARH, Stephan Reimertz, Temmuz 1999
yaam S? kltr
Friedell, Egon
Antik Yunan'm Kltr Tarihi
ISBN 975-7501 -96-4 / Trkesi, Necati Aa / D ost Kitabevi Yaynlar
Aralk 1999, Ankara, 312 sayfa.
Kltr Torihi-Torih-Dizin
ANTK Y UNANIN KLTR TARH
Hristiyanlk ncesi Yaam ve Efsane
Egon Friedell
D O S T
kitabevi
ISBN 975-7501-964
Kulturgeschichte Griechenlands
Leben und Leende der Vorc Krts t(ic hen. Seele
EGON FREDELL
C. H. Becksche Verlagsbuchhandlung, 1994
Bu kitabn Trke yayn haklar
O N K L td. ti. Araclyla
D ost Kitabevi Yaynlar'na aittir.
Birinci Bask, Aralk 1999, Ankara
Almancadan eviren, N ecati Aa
Yayna Hazrlayan, Zehra Aksu Ylmazer
Yunanca Revizyon, Filiz Dingil
Teknik Hazrlk, Mehmet Dirican - Dost ITB
Bas/a ve Cilt, Pelin Ofset
Dost Kitabevi Yaynlar
Karanfil Sokak, 29/4, Kzlay 06650, Ankara
Tel: (0312) 418 87 72 Far. (0312) 418 03 55
raulman (a) domi.net. tr
indekiler
I . BL M
ONYA BAHARI
Ruh ve evre 13 - Yunan Sahnesi 15 - Dalar 16 - Adalar 17 -- Gemicilik
18 - Kuzey ve Orta Kesimler 19 - Peloponnesos 20 - Boyutlarn Kkl
23 - Hava Scakl 24 - Gne, Su ve Hava 26 - n Plan Halk 27 - i
ekler 29 - Aalar 31 - Meyveler 33 - Zeytinya 35 - Madenler 37 -
Sadelik 39 - Av 39 - At, Kpek, Kedi 40 - Sr, Domuz, Koyun 43 - K
mes Hayvanlan 44 - Balklar 45 - Krmz 46 - Y unanllarn Doa Duygusu
47 - Yunan Dehas 48 - Y unan Ethosu 49 - Y unan lll 51 - Yunan
Bireycilii 53 - Grntnn Grnts 55 - Y unan Harfleri 56 - Yunan
Biimleri 58 - Y unancann Telaffuzu 60 - Y unan Leheleri 63 - Heykelt
ra Homeros 64 - Homerossuz Homeros 66 - Homerosun Kompozisyon
lar 67 - Uzman Homeros 70 - Homerosun Dnyas 70 - Hesiodos 72 -
Olympos 73 - Yeralt Dnyas 75 - Kahramanlar 76 - te Dnya 76 - Gi
zemler 77 - Alametler 78 - Y unan Dini 81 - Y unan alar 83 - Yunanis
tann Hellenistik Dnem Sonras Tarihi 86 - Y unan Kavimleri 88 - Yunan
Kolonileri 89 - Kroisos 91 - Monarinin k 92 - Drakon 93 - Solon 94
- Yunan Paras 95 - Sparta 97 - Lakonizm 99 - Girit 102 - onya Kenti 102
- Tiranlk 103 - Polykrates 105 - Peisistratos 105 - Polis 107 -
Kalokagathia 108 - Spor 109 - Olanclk 110 - Amelelik Nefreti 112
Vazo Ressaml 114 -Heykeltralk 116 - lk Ant 118 - Tapnak 119 -
Stun 120 - Mzik 121 - Arkhilokhos 123 - Alkman 123 - Elegeia 124 -
Alkaios ile Sappho 124 - Anakreon 126 - Theognis 126 - Simonides 127 -
Aisopos 127 - Dor Komedyas 128 - Thales 129 - Anaksimandros 130 -
Pythagoras 132 - Eleaclar 135 - Diyalektik 137 - Herakleitos 139 - Mate
matik 141 - Historia 142 - Apenninler Yarmadas 144 - Etrskler 145
Roma 146 - Krallar 147 - Eski Romallarn Kiilii 148 Eski Romallarn
Yaam 151 - Latince 152 - Romallarn Dini 153 - Roma Klt 155 -
Mecusilik 157 - Zerdtln Etii 158 - ran 160 - Akhaimenidler 161 -
Pers Postacl 163 - Pers Sanat 163 - Miletosun D 164 - Miltiades
164 - Themistokles 165 - Kserkses 166 - Leonidas 167 - Salamis 167 -
Dnya Tarihindeki Olaylar 168
II. BLM
ATNANIN DNY A GN
Maske 173 - Gerek nsan 174 - lk 175 - Kzlderili Ky 176 - Attika
Deniz Birlii 177 - Themistokles ve Kimon 179 - Yunanistann Bats 180
- Toplumsal Geliim 181 - Y aam Standard 183 - Yaam Biimi 186 -
Perikles 187 - Peloponnesos Sava 189 - Alkibiades 190 - Atina Demok
rasisi 194 - Atina Devlet Btesi 195 - Kadnlar 198 - Sykophantes 199 -
Platonun Kar-Devleti 200 - Kleler 200 - Atinalnn Bir Gn 202 -
Kat slup Sanat 203 - Y unan Tiyatrosu 206 - Koro 209 - Katharsis 210
- Antik Drama ve Elristiyan Dramas 211 - Aiskhylos 212 - Pindaros 214 -
Polygnotos 215 - Herodotos 217 - Sophokles 219 - Pheidias 221 - Myron
223 - Polykleitos 224 - Empedokles ve Anaksagoras 225 - Sofistler 228 -
Protagoras 229 - Gorgias 230 - Prodikos ve Kritias 231 - Sofizm Sonras
232 - Sokrates Davas 235 - Sokratesin Felsefesi 235 - Demokritosun
Atomculuu 238 - Demokritosun Alglama Kuram 240 - Demokritosun
Etii 241 - Hippokrates 243 - Antik Kitap 244 - Thukydides 246 -
Euripides 248 - Komedya 251 - Ressamlar 254 - Sava Sonras Dnem 256
- Dionysioslar 257 - Anabasis 259 - Epameinondas 261 - Romallarn
Ortaa 263 - Keltler 264 - MakedonyalIlar 266 - Philippos 267 -
Khaironeia 269 - skenderin Srr 270 - skenderin Ruhu 272 - skender
ve Kader 274 - Y oksullama ve Plutokrasi 276 - Hetairokrasi 278 - Priene
279 - Hitabet Sanat 281 - Aristippos 284 - Kinikler 285 - dealar 287 - lk
Profesr 289 - Aristotelesi Aklclk 291 - Aristotelesiliin Bilanosu 293
- Theophrastos ve Karakterler 294 - Theophrastosun Ruhbilimi 297 -
Eudoksos 298 - Apelles 298 - Praksiteles 299 - Skopas ile Lysippos 301 -
Efekt Sanat 302 - Dnya Gnnn Sonu 304
DZN 305
nsz
Egon Friedell 1938 ylnda Alman birlikleri Avusturyaya
girdikten sonra intihar ettiinde, elinizdeki bu kitab yeni yazp
bitirmiti. Kitabn manskriptine Gestapo tarafndan el koyul
du, fakat Friedellin varislerinin cesaretli giriimleri sayesinde
kitap kurtarlabildi.
1936 ylnda yaymlanan Kulturgeschichte des gyptens und
des alten Orients [Msr ve Eski arkn Kltr Tarihi] ve Kul
turgeschichte Griechenlapds [Antik Y unann Kltr Tarihi]
tarih felsefecisi Friedellin, bu alayc dhinin, olgunluk eserle
ridir. Egon Friedell kitabnn son blmnde Eski Romay ele
almay ve kitaba u bal vermeyi dnyordu: Eskian
Kltr Tarihi - Hristiyanlk ncesi Ruhun Yaam ve Efsanesi.
Ancak bu son blm asla yazlamad.
Friedellin elinizdeki kitaptan nce yazd Kulturgeschichte
der Neuzeitm [Y enian Kltr Tarihi] altbal Die Krisis
der europaischen Seele von der Schwarzen Pest bis zum Ersten
Weltkrieg'dir [Kara Vebadan I. Dnya Savama Kadar Avrupa
Ruhunun Bunalmlar],
10 ANTK YUNANTN KLTR TARH
Y er yer, nceki cilde yaplan gndermeler, Kulturge-
schichte des gyptens und des alten Orientse yaplan gnder
melerdir.
Viyana, 1949
Walther Schneider
I .
BL M
Ionya Bahar
Srlarn en by, insann kendisidir. Bu
srr ifa etmek ise dnya tarihinin iidir.
NOVALIS
nsann kardeleri bitki ve hayvanlar gibi basit bir toprak R uh ve
mahsul olduunu ileri sren gr, sanki ok eskiden deil de evre
daha dn ortaya atlmasna gnceldir. Gerekten de, bu gr
n daha Aristoteles tarafndan bile savunulduunu grrz; o
da hakl olarak Byk Hippokrates dedii Hellasm baheki
mini temel alr. Her ikisi de, insann ruhen ve bedenen uyum
gsterdii lke ve iklim kadar bir deeri olduunu kukuya yer
brakmayacak bir aklkla ifade eder. Fakat ilk aklmza gelen,
bize en yakn dnceler her zaman en salam dnceler ol
mayabilir: Kendi kuramndan yola karak, Avrupann souk
diyarlarnn sakinlerinin her ne kadar cesur iseler de, tinsel kav
ray ve sanat duyarll bakmndan ksr, devlet ve hkimiyet
kurma ilerinde yeteneksiz olduklarn ileri sren Aristoteleste
de grrz bunu. Dnyann o zamanki durumuna btnyle uy
gun den bu yarg, gnmz penceresinden bakldnda ger
eklere uzak m uzaktr; zira gnmzde hi kimse, ktamzn
kuzeyinin, Kant ve Newton, Rembrandt ve Shakespeare gibi
ahsiyetlerin yetitii topraklarn tinsel kavray ve sanat duyar-
1 4 ANTK YUNANTN KLTR TARH
ll bakmndan orak olduunu, ngiltere, Rusya ve Prus
yann hkimiyet ve devlet kurma ilerinin stesinden geleme
diini syleme cretinde bulunamaz. Her tarih felsefesinin do
ru olduu kadar yanl da olduu bir kez daha grlr burada:
ehresi deiken ya da daha ziyade puslu olan dnyann ruhu
karsnda yanl, kendi dneminin bir ifadesi olarak dorudur.
Grnen o ki, Aristotelesi bak as tm antikaa hk
metmitir. Polybios gibi keskin bir tarih dnr dahi, iklimin
halklarn yapsn ve rengini olduu kadar trelerini de biim
lendirdiini syler. Ortaa ise, pek bir dnyevi olan bu bilge
lie boyun emeyecek kadar derin dnr. Fakat ondokuzuncu
yzylda bu bilgelik, insann gda, toprak, iklim ve doadaki
grnglerin toplamfndan baka bir ey olmadn btn d
nem ve blgelerden derlenen bir yn belgeye dayanarak he
men her sayfada kantlamaya alan Bucklen ngilteredeki
Medeniyetin Tarihi adl yapt sayesinde neredeyse bir dogmaya
dnr gibi olmutur yeniden. Ludwig Feuerbachn ayakst
ettii (ama kukusuz ciddi olduu) latifeye bir adm kalmtr
artk: nsan, yedii eydir. nsan, rzk ve alnyazs doann
imbiinde mekanik olarak damtlan yapay insana (homuncu-
lts) indirgenir; bylece tarih aratrmacsna da, tarihselcilii
gerek bilim seviyesine karmak iin gereken reeteyi ele
geirmek kalmtr yalnzca. Ama gen yata, stelik canhra bir
biimde belge toplamaktan len -kukusuz insani aknlklar
tarihinin aktarabilecei en ilgin lm biimlerinden biridir bu-
zavall Buckle acmaszca yarglamak niyetinde deiliz. Ondo
kuzuncu yzyln gerek bir evlad olarak yalnzca alma g
cn deil, ayn zamanda gerek bir ngiliz olarak kendi savn
da abartmitr o. Ama yine de, iten ve youn olan her abada,
ilgimizi, hatta saygmz hak eden bir para hakikat gizlidir.
Halklar olduu kadar bireyleri de biimlendiren ey, on
larn yetenek ve mizalardr. Bu iki gcn kaynan bilen
yoktur, ama bir kez olutuklarnda bu ikisi asla evreden ve
ortamdan bamsz dnlemez. En byk yetenek bile bes
lenebilecei bir kaynaa, en gl miza bile etkileyebilecei
bir manyetik alana ihtiya duyar. zlenimlerden yoksun kalan
tinin kaderi yetersiz beslenmedir; eylem malzemesinden yok
sun kalan azmin akbeti krelmedir. Gerek bir tinin her eyle
beslenecek, sahici azmin de her eyden bir malzeme kartacak
ONYA BAHARI t 5
gte olduu sylenebilirdi elbette; ama biz Bucklen dt
hataya dmek ve kurammz abartmak istemiyoruz. Doa, ya
ni dars da bir biimde iin iine girmelidir: Dnya basite
isten ve dlemden ibaret deildir. Buradaki durum biraz da
seyahat etmeye benzer. Dnyay dolaan gezginler ounlukla
en krelmi ve en sradan insanlardr ve hep yle kalrlar. Ama
doru gezgin doru yolculua kmsa! te o zaman temas de
nen mucize ortaya kar. Elbette, ruh ile evre arasnda bu tr
den sihirli bir temas olacak diye bir kural yok, ne bireyler ne de
halklar iin; her eyden nce mucizenin doasndan tr. Bu
nunla beraber, iin belki de en gzel yan u ki, dnya tarihi
bylesi mucizelerle dolu.
Fakat brakalm imdi eyleri olmu olacakt erevesinde Yunan
sorgulayan speklasyonlarn nobran sisler lkesini de, gn gibi Sahnesi
ak olmu olann somut gereine bakalm. Baklarmz
zamann ve meknn neresinde gezdirirsek gezdirelim, insanlk
tarihinin daima belirli, kendine zg dekora sahip bir sahnede
oynandn grrz ki, elbette srf bu yzden dekor dramn
kendisidir diyemeyiz: Y oksa bu maddeci gr, asl iin dekor
olduunu ileri sren baz tiyatrocularn bak as kadar dardr.
evre yalnzca bir dekordur: Ama her ynetmen, dekorun oy
nad roln ounlukla ne kadar nemli ve vazgeilmez, hatta
ve hatta mukadder olabildiini syleyebilir. Keza, gerek dram
oyuncusu, sahne dekorunun iin mahiyetini anlatmakta yetersiz
kalan dekorasyon kavramndan ok daha fazlasn ierdiini,
iin iine ses, renk ve esrarl bir hava katarak ruhun hezeyan
larna elik ettiini ve oyunda sessiz kii olarak daima yer ald
n bilir. yle yazar Goethe: Ve ite imdi btn bu sahil ve
burunlar, krfez ve koylar, ada ve yarmadalar, kayalk ve kum
sallar, fundalk tepeler, yemyeil meralar, bereketli tarlalar, ren
grenk bostanlar, bakml aalar, salkm saak balar, dumanl
dalar ve i ac ovalar, yar ve kumullar ve btn bunlar ku
caklayan deniz, bunca eitliliiyle zihnimde yaarken, ite an
cak imdi benim iin canl bir szcktr Odysseia. Gelin g
rn ki, Goethe bu satrlar Y unanistanda deil, Y unanllarn
evvelden beri ikinci yurt edindikleri Napolide yazmtr: Me
knn gcn ite bylesine iddetli bir biimde hissetmitir
orada. Y zyllardr gzmzde haddinden fazla bytmsek
de, Y unan sahnesi Y unan kltrnden ayr dnlemez.
16 ANTK YUNANTN KLTR TARH
D alar Y unan yarmadasnn doas, Akdeniz aratrmacs Theo-
bald Fischerin dalk deniz lkesi tabiriyle zetlenebilir.
Dalardan ve kylardan yana zengin olmas nedeniyle bu bl
ge Avrupa karsnda, Avrupann dnya karsndaki konu
muna benzer bir konuma sahiptir: Bu ynyle Avrupann Av-
rupas unvanm hak eder; yalnz bu ynyle de deil elbette.
Bir tek dar vadilere geit veren sarp da silsileleri neredeyse
btn blgeye yaylmtr; koskoca Hellastaki yegne geni
ova Tesalyadadr. Y unanllarn malum bamszlk duygusu ile
blgeciliklerinin kkleri burada yatar; Hellenist kavme zg
olan ve hem adalarn hem de sonraki kuaklar srekli hay
retler iinde brakan renkli eitliliin kkleri de buradadr: He
men her bycek vadi bal bana bir dnya yaratabilecek do
al imknlara sahipti. Bu nedenle, Y unanllara zg bir devlet
biimi olan polis (kent devleti) bu ar u haliyle dnya ta
rihinde bir de yalnzca -benzeri nedenlerden tr- Fenikeli
lerde grdmz son derece zgn, siyasi bir yapdr. Daha
gl hkimiyet blgeleri oluturmak amacyla yalnzca Lako-
nia ve Attikada ittifak kurulabilmi ve bu ittifak giderek kt
leen koullarda srekli en acmasz iddet uygulamalarna ba
vurularak ayakta tutulabilmitir. Y unanl, kent devleti dnda
herhangi bir yetke tanmaz, byk bir devlet rgtlenmesine
ynelik her trl teebbs de batan despotluk sayard. Fakat
madalyonun bir de br yz vard: Dar alana sktrlm ve
kapal kutuyu andran nfusa bizzat polis dnya tarihinde ei
grlmedik bir despotizm uyguluyor, lke ise gz dnm
karde kavgalaryla iten ie kemiriliyordu: Eski Hellasn tari
hi, devasa bir akraba cinayetleri tarihidir - sylen dnyasnn
aile dramlaryla dolup tamas bouna deil. Y alnzca byk
savalarn ans korunmutur; oysa herkesin herkesle, kylerin
kylerle, vadilerin vadilerle, blgelerin de blgelerle savamas
Y unanistan iin olaan bir durumdu kukusuz. Y unan tarihi ite
bu yzden bu kadar ksadr, zira en direnli, en sava halk bile
bylesi bir zkatliama uzun sre dayanamaz.
te yandan, corafi konumu ve yaps sayesinde Y unanis
tann antik sava tekniinin emrindeki silahlarla zapt edilmesi
son derece g, ierdeki dmanlarla ibirlii yaplmadan fet
hedilmesi ise imknszd. taraf denizle evrili olduundan
ve her kysndan rahatlkla savunulabildiinden ciddi bir teh-
IONYA BAHAR! 17
like ancak kuzeyden gelebilirdi. Ama lkeye buradan girmeye
alan bir piyade ordusunun karsnda bu kez de doa g
sn siper ediyor, ola ki Y unan yerleimlerinden bir tanesi,
kuvvet stnl, ihmal ya da ihanet sebebiyle derse, arka
snda hemencecik yenisi bitiyordu. Y unan birliinin bir trl
kurulamamasnn nedenlerinden biri de udur: Birlik, ulusal bir
zorunluluk deildi.
Doann seyrek dokusu ve bir bakta kavranlabilirlii, Y u- Adalar
nan dnce ve eyleminin, dram ve antlarnn, tapmak ve hey
kellerinin, dinsel ve toplumsal oluumlarnn karakteristik zel
likleridir. Y unan manzaralarnn her biri, dalarnn zirvelerin
den frlatlan tek bir bakn iine sdniabilir, yaya ya da at
zerinde yaplacak bir gnlk yolculukla boydan boya katedi-
lebilir. Zaten denize bir gnlk mesafeden daha uzak Y unan
polis'i yoktur. Deniz insanlaryd Hellenler. Saysz gz kama
trc koyda karaya kadar sokulan, afak skmnden gnbat-
mna dek, le nda cam mavisi, gnbatmnda erguvani ve
leylak, kapal havalarda kuruni, knsa siyaha alan by
leyici renklerini l l yanstan kpkl dalgalarn teden beri
ydlar. Fakat Y unanl dz bir deniz yerine hep ada ve kar
kylar grd iin suyun zatnda Msrl gibi gizemli ve kor
kulu bir dnya deil, kendi suretini grm, hafifmerep mace
ralara davetiye karan dostane bir yolda bulmutur. Y unan-
cada denize verilen pontos ad, Latince pons (kpr) szc
ve yine Y unanca patos (yol) szcyle akrabadr. Ege Deni
zi ni batan aa zengin bir adalar sahanl, yani sulara g
mlm anakara Egenin hem jeolojik hem de corafi bakm
dan Y unanistana ait kalntlar doldurur. Adalar arasndaki me
safe hibir yerde krk kilometreyi gemez, hatta ounlukla da
ha da azdr; hepsi de dalk olduu iin, ykselen hatlar berrak
gkyznde zikzaklar izer; ite bu yzden, Akdenizin bu y
resinin sakini bakalarna ylesine korkun grnen denize ba
kar da kasvetli bir yalnzlk ve tehditkr bir sonsuzluk duygu
suna kaplmaz hi. Balkan yarmadasyla Anadolu arasnda
uzanan saysz snr ta posta zincirlerine, kilometre tala
rna, kpr ayaklarna, derelerdeki akl talarna benzetildi.
Y unanistann merkezinin hemen karsnda, as! Hellasn en
byk adas, bereketli otlaklar ve muazzam hayvan rezerv
leriyle boylu boyunca uzanan Euboia [Eriboz] (sr diyar)
18 ANTK YUNANTN KLTR TARH
yer alr; buna Kyklad takmadalar eklenir, adlar byledir, n
k antik Y unanm dini merkezlerinden biri olan kck
Delosun etrafn bir halka gibi evirmilerdir: Bu takmadala
rn en nemlileri, dnyaca nl mermerleriyle Paros ve Diony-
sos kltnn merkezi Naksos idi. Anadoluya geii Sporad
adalar (serpitirilmi adalar) salyordu, Sporad adalarnn
baadas Kos [stanky] idi: En zarif kadn giysilerinin retim
yeri, en hnerli hekimlerin memleketi. Anadolu kylarnn en
naml adalar, gl bir ticaretin hkm srd Rodos, hare
ketli Samos [Sisam], kan kaynatan araplaryla Khios [Sakz]
ve ateli ak arklarn dnyaya tantan Lesbos [Midilli] idi.
Kuzeyde, Trakya denizinde, volkanik Lemnos [Limni],
Hermesin adas mbros [mroz], eski gizemleriyle Samothrake
[Semendirek] ve altn diyar Thasos [Taoz] yer alyordu; Pelo-
ponnesosun [Mora yarmadas] gneyinde, vaktiyle Aphro-
ditenin denizin kpklerinden doarak gn na kt
K ythera ve antikam lleriyle ele alndnda bal bana
bir kta olan heybetli Girit adas yer alyordu; aralarda ise ok
sayda irili ufakl ada vard.
Gemi Olaanst limanlara sahip saysz korunakl krfez gemi
cilik cilii epeyce tevik etmiti; keza, deniz akntlarnn dzenli,
sisli havalarn ender, rzgrlarn srekli olmas da kolaylk sa
lyordu. Ne var ki, btn bunlar yalnzca yaz mevsimi iin ge-
erliydi. Y unanl gzn denize almay pek istemez, hele kn
hi cesaret edemezdi. Tehlikeli gcn Homerosun canl bir
dille ifade ettii bat rzgr Zephyros, korkulan bir rzgrdr:
Bir slkta bulutlan top gibi yuvarlar ve sahilin zerine srer,
katran kadar kara, lgn bir hortumla ortal toza dumana bo
ar; fkelenince tanrlara bile kulak asmaz ve gemileri alabora
etmekten ekinmez. Daha da fenas Boreastr [poyraz]; kara-
yaz bir ata benzeyen imal rzgr knnda buz kesmi kar
tipileri tar ve uultulu lklarla denizin ak srtn kamlar.
Geceleri de mecbur kalmadka kimse denize almazd. Ve
aslnda Y unanl, genellikle ky boyunca yelken aar, ok ok
koylar teet geer, ak denizden uzak dururdu. Kayalkl ky
lar boyunca deniz iaretlerine uyar, srekli iskandil atarak g
vence altna alrd kendini. rkeklik gibi algladmz bu ted
birleri almakta ok haklyd antik denizci, nk ynn adam
akll tayin edebilecei her tr aratan yoksundu. Pusulann
ONYA BAHARI 19
olmamas bir yana, ayrntlarna varncaya dek gvenilebilecek
bir haritaclk da yoktu. Biricik dayanak yldzl gkyz ve
glge ubuu (gnomon) idi: Gnomon ve cetvel yardmyla, her
yerin ve gnn glge uzunluu stnkr de olsa belirlene
biliyordu. Bu koullar gz nnde bulundurursak eer, eski
lerin denizciliine bilakis hayranlk duymamz gerekir; akas
bu insanlar ou kez hedeflerine - hareket cetveline uygun ol
masa da- ulaabilmi, hatta zaman zaman engin denizlere bile
almlardr.
Corafi yapnn en ilgin olduu yer, lkenin doudan ba- Kuzey ve
layarak denize ince uzun bir dil biiminde uzand kuzey bl- Orta
gesi, I. Dnya Savanda adndan ska sz ettiren Gelibolu Kesimler
yarmadasdr; batdaki Khalkidike yarmadasndan da denize
ince parmak uzanr. Fakat bu blgeler Y unan kolonilerinden
oluan zengin bir haleyle evrili olsalar bile, antikada Helle-
nist dnyadan saylmyorlard. Kuzey Y unanistan, bat snr
larn muhteem Pindos sradalarnn oluturduu Tesalyadan
balar. Bunun ardnda, sert topra lkenin en eski tapnak
larndan biri olan Dodonadaki Zeus kehanet merkezine ev sa
hiplii ediyorsa da Y unanistandan saylmayan Epeiros bulu
nurdu; frtnalarn yalayp durduu sahilinin nnde Kerkyra,
imdiki adyla Korfu adas -Y unan tarmclnn en nemli
blgelerinden biri- yer alrd. Y unanistann hem en kuzeyi
hem de en yksek noktas, Tesalyada bulunan ve bandan
bulutlarn eksik olmad ehresiyle deniz seviyesinden yakla
k bin (2911) metre ykseklikteki Olympostu. Tesaiyann
en byk nehri, defne ormanlar ve am korularnn, kiremit
krmzs kayalklar ve karlarla kapl da kubbelerinin gr
kemli gzelliinden dolay antika boyunca vgler yadrlan
Tempe vadisindeki Peneios nehridir; bu nehir, Y unanistann
giri kaps olmas nedeniyle de son derece stratejik bir neme
sahipti. Geni dzlklerin yalnzca Tesalyada bulunduunu
daha nce de belirtmitik, fakat Tesalyann Y unan blgeleri
arasnda zel bir yere sahip olmasnn dier nedeni ok sulak
olmasdr. Bir yabancnn denize benzettii, rzgrda yemyeil
dalgalanan tarlalar, suya doygun bu toprak parasnda boldu
yalnzca; at yetitiricilii ile toprak aal Hellasm baka hi
bir yerinde olmad kadar geliti Tesalyann geni dzlkle
rinde.
20 ANTK YUNANIN KLTR TARH
Orta Y unanistann kuzey kesimlerinde Akarnaniallar ve
Aitoliallar, Phokisliler ve Lokrisliler gibi pek nemsenmeyen
kavimler yaard, hatta bunlarn ilk ikisi barbarlardan saylrd;
oysa Phokis, Delphoi kehanet merkezine ev sahiplii ediyordu.
Phokisin hemen ardnda, bir bakma Hellasn ekirdei niteli
indeki Boiotia ile ekenar geni andran Attika diyar yer
alyordu; Attikann tam karsnda Saamis, gneyinde ise
Aigina vard, kk de olsa, ticaret ve deniz sayesinde gcn
uzun sre koruyabilmi iki ada. Boiotiada, Musalarn mesken
edindii Helikon dalar ykselirdi; Phokisteki Parnassos da
bin be yz metrelik rakmyla ancak barok dnemde hak ettii
ne kavutu.
Pelopon- Daha antikada Peloponnesos isabetli bir biimde nar
nesos aacnn yaprana benzetilmitir; bu yapran sapn Dorlarm
memleketi Megara olutururdu: Konumu sayesinde bolluk ve
bereketi hi eksik olmam, ama kskan Atinallar tarafndan,
tpk Salamis ve Aigina gibi, srekli bask altnda tutulmutur.
Y armaday anakaraya balayan kpr, Peloponnesosa dayan
d yerde iyice daralr ve ite tam buradaki berzahta, Korinthos
ve Saron krfezlerinin arasnda, berzah boydan boya geerek
Peloponnesosu kordon altna alan muazzam surlar, ehrin alt
yz metre zerinde ykselen da kalesi Akrokorinthos ve gr
kemli limanyla dnya ticaret ehri Korinthos bulunurdu. Ber
zahta bir kanal ama fikri ilkin 600 ylnda Korinthos tiran
Periandros tarafndan ortaya atlm, 300 yl sonra Makedonya
kral Demetrios Poliorketes tarafndan yeniden ele alnmtr;
bir binbaya geni apl lmler yaptran mparator Caligula
ve lulius Caesar da bu kanal zerinde epeyce dnmtr; ama
gerek anlamda bir giriimde bulunan ilk kii, hafriyat al
malarn muhteem bir trenle aan, fakat Galyada ortaya
kan bir ayaklanma ve caydrc alametler nedeniyle bu al
malara ok gemeden son veren Nero idi. Eserin baarya u-
lamamas iin hibir neden yoktu, nk Romann mhen
disleri bu ie en uygun hatt semilerdi zaten. Nitekim 1881
tarihinde hafriyat almalarna yeniden balandnda ayn hat
zerinde alld. 6750 metre uzunluundaki, 8 metre derinli
indeki kanal 1893 ylnda trafie alabildi. Fakat sonu tam
bir hsrand: Kanal yalnzca yerel halk tarafndan kullanlyor,
iletme masraflarn glkle karlyordu. Korinthosun antik-
ONYA BAHARI 2 1
adaki nemi ite tam da berzahtaki konumundan kaynaklan
yordu, bu sayede her iki denizi de denetleyebiliyor, yarmada
nn koruyucu kalesini oluturuyordu; blge ii nakliyatta eski
den beri, gemi yklerini ve kk apl vastalar bir krfezden
dierine tamakta kullanlan bir dekovil, diolkos, i gryordu,
Bir yarmadann yarmadas olan Peloponnesos da drt ya
rmadadan oluur: Argolis, Dou ve Bat Lakonia ile Messenia.
Argolisin byk blm kuraklktan mustariptir; oysa Euro-
tasa, yani bol sazlkl nehre yataklk eden Lakonia ok daha
verimlidir; fakat tm Hellasta en zengin bitki rts, gneybat
rzgrlarnn bolca ya getirdii Messeniada bulunur.
Messeniay L akoniadan ayran, fakat topraa a Spartallar
uzun vadede durdurmaya gc yetmeyen muazzam Taygetos
dalar, Bat Lakonia yarmadasnn ucunda, Y unan anakaras
nn en gneyindeki Tainaron burnunda son bulur. Messeniann
kuzeyinde ise, Peloponnesosun en byk nehri Alpheiosun
sulad Elis kantonu uzanr; bu kantonda Y unanllarn dnyaca
nl enliklerinin mekn Olympia bulunur. Fakat Pelopon
nesosun en ilgin blgesi, dzgn bir dikdrtgene benzeyen ve
yarmadann ortasnda yer alan, drt yan yksek dalarla ev
rili, debdebeli Hellenist alar boyunca da pastoral bir varolu
srdrm olan Arkadiadr. nsanlar Arkadiay sk sk svi
reye benzetmilerdir; diyebiliriz ki bu benzerlik, gzde ve pa
hal birer paral asker olan Arkadiallarm, tpk svireliler gibi
-ortaan sonlarnda svireliler iin, Point d argent, point de
Suisse, para yoksa svireli de yok, denirdi- isteyen herkes
tarafndan kiralanabilmeleri bakmndan dorudur. Komu di
yarlardan bile bihaber olan, kapal kutuyu andran bu dalk
blgelerde etin, yoksul ve kltr fakiri bir yaam hkm sr
yordu; Arkadiallarm dier Y unanllarla paylatklar tek ey
miizik akyd. Arkadiann bir cennet haline gelii, ilkin sken
deriye dneminin byk kent duygusall sayesinde olmu, bu
yaldzlama tm sahteliine ramen, modern halklarn pastoral
iir dknl nedeniyle gnmze dek sregelmitir.
Kara balants olmasna ramen Peloponnesosu bir ada o-
larak grmek gerekir, zaten Y unanllar da Pelopsun adas der
lerdi. Dolaysyla Almancada die Peloponnes demek gerekir,
nk nesos [ada] diil bir szcktr ve eskia aratrmacla
rnn ou da onu byle kullanr. Ama o zaman "die
22 ANTK YUNANTN KLTR TARH!
K hersones de demek gerekir (yanmada anlamna gelen bu
szck Y unancada eitli birleimlerde grlr); nitekim bu
szck diil tanndkla kullanlmaya baland artk. Fakat dili
bu denli kusursuzca kullanmaya almak insana biraz yapma
ck geliyor. Bu noktada, hep kendi kafasna giden ve genellikle
de mantkl olmayan dil alkanlklarn dikkate almalyz. r
nein, biz der Flakon [parfm iesi], der Balkon deriz ve
bu szcklerin Franszcadaki cinsiyetlerini Almancada aynen
koruruz; fakat hibirimiz tutup da der Billett, "der Parkett
demeyiz. Y unancadaki metron [metre] szc ntr bir sz
ck olduu iin das Thermometer, das Barometer, das
Manometer deriz (oysa ntr tanmlk yerine eril tanndk kullan
mak daha doru olurdu). Buna karlk, das Meter demek kula
a biraz garip gelir, das Kilometer demek iyice tuhaftr, fakat
das Gasometer demek btnyle cahillik addedilir. te yan
dan, sanat tarihinde sk sk geen Portikus szcnn bana
diil tanmlk koyarak die Portikus demek abartl bir kltrl
lk rnei gibidir, adeta Portikusun aslnda Latincede diil bir
szck olduunu bilmeyen plebesten bilgili olduunu kantla
mak ister gibi. Franszcada le contour dendii iin tutup da Al
mancada da der Kontur demek ya insana dman bir ente-
lektelizm ya da zppeliktir. Bu bir kaysy atal bakla yemeye
benzer, kibarlk olduu kadar da kabalktr, dorusu bu olsa da.
Dier Y unan blgelerine son derece denizci bir doa h
kimken, salam bir kaleyi andran daik ehresi, korunakl
yaylalar ve kapal vadileriyle karasal zelliklere sahiptir Pelo-
ponnesos. Y unanllar Peioponnesosa Flellasn akropolisi der
di zaten. Bilindii gibi, Spartaliar bir yandan iflah olmaz birer
kara insanyken, dier yandan da muhafazakrlk ve esiz yal
nzlklaryla tipik bir ada halkyd. Ayrca, bugn yapay bir ada
olan Peloponnesos aslen doal bir adayd, zira berzah nc
jeolojik dnemin sonlarnda olumutur. Bir keresinde Kant,
ngiliz halknn kendi kendine edindii bir kiilie sahip ol
duunu sylemiti. Bu tespit Lakedaimonlular iin de geerli-
dir. Sparta doadan bamsz, hatta doaya ramen ortaya k
m yapay bir retimin klasik vakasdr. Bu trden yapay olu
umlar daima erkenden fosilleme tehlikesi tar. Ada zellikle
rine kout olarak solipsizmi ve kendine yetmeyi savunan bir
ada (ki doal olarak, emperyalist yaylma bunun br yzdr)
ONYA BAHAR! 23
er ya da ge akraba evliliklerinin bedensel ve ruhsal sonularna
yenik dmek zorundadr; bu Venedikte de byle olmutur,
J aponyada da byle olacaktr; ngiltere ise tehlikeyi bilerek ya
da sezerek gerekli nlemleri almaya balamtr.
Gnmz dnyasndan bakldnda Y unanistanda gze Boyutla-
arpan ilk ey, boyutlarnn kk olmasdr. Makedonya snr nn Ki>-
ile Tainaron dann etekleri arasndaki mesafe 420 km, yar- klii
madanm genilii ise 100 ila 240 km arasnda deiir. Atti-
kann bykl Lksemburg kadar bile deildi; 5. yzylda,
yani altn an yaad srada, nfusu topu topu drt mil
yon, tm kolonileri de sayarsak bu rakamn yaklak iki misliy
di. Srf K brsta on krallk vard ve Giritin ne byk bir devlet
olduunu bir nceki ciltte grdk; adann yalnzca bir bl
mne hkim olmalarna ramen Sicilya tiranlar da azametli
hkmdarlar olarak geerdi. 5. ve 4. yzyllardan kalma seyir
defterleri periplus' lara gre, o dnemlerde yeryznn bilinen
ucundan dier ucuna yaplan dnya seyahati, yani Suriyeden
Gney Ispanyaya gitmek seksen gn sryordu, tpk J ules
Vernein 1872 tarihli romannda Mr. Phileas Foggun devri
leminin sresi kadar. Fakat yol bugne gre ok daha uzundu,
nk bildiimiz gibi antik gemiler mmkn mertebe ky bo
yunca seyrederdi. Demek ki, Herakles stunlarna ve Cebelita-
rka varabilmek iin Anadolunun gney kysndan hareket
ediliyor, Ege adalar, Peloponnesos ve Y unanistann bat sa
hilleri izlenerek Korfuya varlyor, buradan Aa talyaya
iniliyor ve Messina Y olundan geilerek, boydan boya izlenilen
talyann bat kysna varlyor ve elbette yine ayn biimde
Galya ve Hispania kylarndan hi uzaklamadan Cebelitarka
varlyordu. Cebelitarkn tesinde kalan yer, rnein Kanarya
adalar Mutlular Adas adn almt bile, stunlarn tesine
yelken amay ise tanrlar yasaklyordu.
Fakat biz Y unanllarn tarihine kendi tarihilerinin gzyle
bakmaya alkn olduumuz iin -geri bu tarihiler asla abar
tl derecede ovenist deillerdi, ama olaylar kendi bak ala
rna gre deerlendiriyorlard- manzarann boyutlar bizim iin
de deiiklie uramtr. randan bakldnda, Y unanllarn
bamszlk savalar n Asyadaki lkelerden birine ynelik
Friedell, kitap boyunca rastlayacamz nceki cilt ifadesiyle, M sr ve Eski
ark 'n Kltr Tarihi adl eserini kastediyor, bkz. nsz, (e.n.)
24 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
baarsz bir igal seferinden ve Y unan hegemonyas uruna
srdrlen mcadelelerden baka bir ey deildi: Bir dnya
imparatorluunun kysndaki cce devletler arasnda srp
giden dalamalar. Hellen dnyasnn ksa mrl olmasnn
nedenlerinden biri onun kk oluudur belki de. nk hay
van trleri iin geerli olan boyut ile yaam sresi arasndaki
iliki muhtemelen halklar iin de geerlidir; istisnalar da vardr
elbette. Kk memeli hayvanlar ounlukla henz on yanda
yalanm olur, oysa fil ve balina gibi byk memelilerin mr
iki yz yl hatta daha bile ok srebilmektedir; te yandan, sa
zan ve turnabal, karga ve papaan da yz yl yaayabilir.
Ayrca, mrn sresi cssenin bir ilevi deildir yalnzca, ayn
zamanda metabolizmann hzl almasyla da ilgilidir; en uzun
mrl hayvanlarn kaplumbaa ve timsah olmasnn nedeni
budur muhtemelen. Dinozor anda yaam olan megat-
heriumlarn yediklerini yakamayacak kadar tembel olmalaryla
devasa boyutlar birleiyordu; dolaysyla, bu trler Nuh Ne-
biden kalma bir yaa erimi olmal. Hellenlerin orga
nizmasnda ise tam tersi bir durum sz konusuydu; kkl
nn yan sra hem siyasi hem de tinsel alanlardaki i srt
meleri yznden ok abuk tkendi. Y unan kltr, salt geli
iminin hzyla bile dnya tarihinde esiz bir kltrdr.
Friedrich Ratzel bu durumu benzersiz bir zet niteliindeki u
szlerle tanmlar: Dar meknlarn tarihi zamannn nnde
olan bir tarihtir. Ve Schillerin ada ve mkemmel bir ta
rihi olan J ohannes von Mller de yle der: Byk ilerin
ounu, kk halklar baarmtr.
Hava Y unanistan lman iklim kuann en scak blgesinde,
Scakl Calabria, Sicilya ve I spanyann gneyiyle ayn enlemde yer
alr; iklimi ve bitki rts genelde Orta Avrupannki gibidir.
Y ine de Y unanistann hava koullar karakteristik zellikler
tar: Szgelimi, haziranda balayp eylln sonuna dek aralk
sz sren ve havay titreimli bir scaa boan yakc uzun bir
yaz vardr. Bununla beraber, ounlukla tam le saatlerinde
denizden serin bir meltem eser, yani en bunaltc saatler stli
man sabah saatleridir. Y unan ikliminin ikinci bir zellii de,
souk ve scak mevsimler arasndaki geilerin ani olmasdr.
Mays aynda scaklk aniden artar, keza sonbahar da anszn
kagelir. Ekim ayndaki ortalama scaklk bizdeki temmuz
ONYA BAHARI 25
ayndaki scaklk gibidir ve kn tam ortasnda, bizdeki eyll
gnlerine benzer gnler yaanr. Dier yandan, scaklk derece
si kn donma noktasna varr, bazen sfrn altnda eksi yedi
dereceye kadar dt de olur. Su birikintilerinin buz tutmas
grlmedik ey deildir ve karm ne olduunu Y unanistanda
bilmeyen yoktur: Homerosun, insanlarn kar taneleri gibi uu
up duran szleriyle ilgili nl benzetmesi gerek yaamdan
alnmt. Ayrca Homeros, Zeusun beyaz mermilerinin ka
raya ve denize nasl yadm usta bir dille sk sk anlatr. Buna
karlk, karlarla kapl bir kr manzaras Y unanl iin az bulunur
bir eydi, nk dmesiyle erimesi bir olur karn. Senenin b
yk bir blmnde Hymettos, Parnassos ve teki yksek dala
rn banda bir kar takkesi varsa da, drt mevsim kar hibir yer
de yoktur, Olympos da da buna dahildir. K aylar, asl Hei-
lasa kyasla ok daha sert geer Ege Denizinin kuzeyinde.
Atinallar, Khalkidikenin parmann en batsndaki Po-
tidaiay kuattklarnda mthi mlerdi, yalnzca Sokrates,
her konuda kendine zg olan bu zat, sradan giysisiyle buzun
zerinde yalnayak dolam ve soua kahramanca direnmiti.
Ancak daha sonra Trakyann arab testilerde donduran, insa
nn kulak ve ayaklarn souktan uyuturan kyla tantkla
rnda, yerlilerin giydii tilki krklerini ve uzun pantolonlar
gln bulmaktan vazgemilerdi.
Genelde antikan insan s deiimlerinden gnmz in
sanna gre ok daha az etkileniyordu. Hava cereyan,
tme, nezle ve benzeri eylere kar kendilerini koruya
bilecekleri her trl aratan yoksundular. Isnma yntemleri
hayli ilkeldi; evlerin zemini tatand, kaplar doru dzgn ka
panmyor, rzgr pencerelerden ieri esiyordu. Nestor, terden
srlsklam vcudunu rzgra brakr. Dnnz, onun yanda
bir adam, stelik de doktor nezaretinde oysa hekim Makhaon
onu uyarmaz, yannda sakin sakin durur. zellikle Hellasta, az
nce szn ettiimiz mevsimler arasndaki keskin fark vcu
dun hava koullarna kar direncini artrm olmaldr. Hippok-
rates de bunu fark etmiti (ya da bir bakas, nk ok sayda
tp yazar ve kdemli renci, hatta ona muhalifler bile Hip-
pokratesin adm tayan klliyata katkda bulunmulardr ki,
ge antikada bile biliniyordu bu). Havalar, Sular ve lkeler
zerine adl kitapklardan birinde, bnyenin direnli hale
gelmesindeki en nemli etkenlerden birinin iklim olduu belir
tilir: Gl iklim deiikliklerinin olmad bir yerde vcudun
ve tinin esneklemesi de olanakszdr.
Gne, Hellen gnei dillere destandr. eyrek asra yaylan meteo-
Su ve rolojik gzlemler sonucunda, Atina zerindeki gkyznn
Hava senenin yars ak, yirmibe gn boyunca bulutlu ve yalnzca
gn boyunca tamamen kapal olduu tespit edilmitir; dier
gnler de, gnein en fazla yarm saatliine gzden kayboldu
u, genellikle gneli geen gnlerdi. Y ldzsz gecelere ylda
ancak kez rastlanmt. Demek ki, Atinal senenin yalnzca
onda n kapal havada geiriyordu, buna karlk Kuzey
Almanya sakinleri senenin en az onda sekizinde kasvetli bir
gn altndadr. Henz antikada, gnlk gnelik Hellasta
bile Atina gnein gzbebei diye bilinirdi. Msr bile o denli
berrak bir gkyzne sahip deildir. Bu adan bakldnda,
lo, ksk, puslu n ve alacakaranlk romantizminin Y unanl
nn gznde hibir deeri olmad anlalr. Onlarn hayaletleri
bile gecenin bir vaktinde deil, gne tam tepedeyken ortaya
kar; oysa, kora dnm le scann iinden bir serap gibi
kagelen o korkun Empusann -alev alev bir rya grnt
sdr bu- bizim gzmzde rpertici hibir yan yoktur.
Fakat Y unanllar bylesi bir k younluunu asla bir ltuf
olarak alglamamlardr; aksine, Apollorun yakc okla-
rf ndan nefret ediyor, korkuyorlard. Y amurla da aralar pek
yoktu, nk onlarn lkesinde yamur ya ahmak slatan ol
maktan teye gemeyen ksa sreli bir isentidir ya da tarlalar
harabeye eviren, dalar tepeden trnaa ykayan, geitleri
gmbrtl vahi aylarla dolduran, hatta arada bir yollar da
ykan, aalar kknden sken ve ulam vadilerinin tamamn
sulara gmen, gemi azya alm bir saanaktr. Antikada in
sanlar toprakla evlenmesi iin Zeusa yakarrken tek dertleri
topran dllenmesiydi; yamurlu gnn airanelii imgesi
nin antik dnceyle hibir alakas yoktur. Y amurlu havalar
da derhal eve komak yerine emsiyeyi kapp doann sergile
dii bu oyunu seyre koyulmak ya da gezintiye kmak gibi bir
dnce kimsenin aklndan bile gemezdi, zaten emsiyeye
Y unancada da skias, yani glgeveren denir, tpk Latincede
umbraculum, talyancada ombrello dendii gibi; oysa Fransz-
lar emsiyeye parapluie derler.
! ANTK YUNANIN KLTR TARH
ONYA BAHARI 27
Y az aylar boyunca neredeyse hi yamur yamaz. Bitki
rtsnn geliimini engelleyen ikinci bir unsur ise, havann
haddinden fazla kuru olmasdr. zellikle de Atina ve evresin
deki dk nem oran, Avrupada ancak Kastilya yaylalarnda
ve Sicilyann i kesimlerinde grlr. Kurak yaz mevsimleri,
Y unanllarn eskiden beri yaknd bir konuydu. Bunun yan
sra, lkede nehir denebilecek akarsularn says ok azdr; s
telik nehirler de o kadar ksa ve sert akntldr ki, ancak snrl
gzerghlarda gemi yolculuklar yaplabilir; dahas, bu nehirle
rin damarlar ounlukla iinde bata ka ilerleyebileceiniz,
yaz aylarnda tamamen kuruyan aylardan ibarettir. Atinadaki
lissos nehri, saanaklarn ardndan azgn bir sele dnen, s
caklarn balamasyla birlikte bsbtn kuruyan s bir su biri
kintisidir. Homeros bile her zaman aldayan ve yalnzca
kn akan nehirler diye bir ayrm yapar, zaten corafya bilimi
de yazm kuruyan nehirleri ayr bir terimle adlandrr:
I talyancadaki fiumara szcyle. Bu nedenle, Hellen klt
rnde yapay sulama daima byk bir rol oynamtr: Bu sula
maya Homerosta da rastlamak mmkn; Platonun hayalindeki
ideal devlet de bakml sulama kanallaryla evrelenmitir. Bu
durumda Y unanllarn, pnar perilerine asla saygda kusur et
memeleri, hatta bitki lemini aylar boyunca tek bana canl
tutan iyi bile taparcasna sevmeleri kendiliinden anlalr.
Tanra Athenaya, hem nlaryla yeryzn sararp soldurtan
korkun Aglauros (k saan) hem de serinletici Pandrosos (iy
veren) diye yakarrlard.
Bu nedenle, Hellenlerin diyar yaz aylarnda hayli i karart
c bir manzara sergiler: Topran yzeyi buruup atlar, tarlalar
anzlk olur, bitki rts derin bir uykuya dalar; toz frtnalar
ykselir, her daim yeil be bitki can ekimeye balar, nehir
yataklar cam gibi parlayan tal yollara dnr. Dere tepe ak
l renklerine brnr; scaktan titreen hava le saatlerinde
sis gibi younlar, hatta serap grlr: Empusa gerek olur.
Ortalk lm sessizliine brnmtr, cam gibi parldayan
sszlkta crcrbceklerinin tekdze ve crtlak mzikleri duyu
lur yalnzca. Ama geceleyin berrak gkkubbede yldzlar altn
prltlar saan havai fiekler gibi parlarlar.
Y unanistanda nem oran ok dk olduu iin izgiler n Plan
bizdeki gibi bulank deildir, sesler birbirine karmaz, tm Halk
28 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
manzarann zerine tl perde ekili gibi deildir, aksine her ey
kesin hatlara, belirgin kontrastlara ve orada iyice etkileyici bir
renk paletine dnen gl renklere sahiptir. Gk, deniz, da
zirvelerindeki karlar, kayalarn mthi renklerini tm plakl
yla ortaya seren aasz tepeler Hellenlerin tapnak ve hey
kellerini renklendirirler. Y unanllarn, bu grl grl
okrenkliliin ortasnda tan rengini beyaz braktklarna yz
yllar boyunca inanlm olmas neredeyse anlalmaz bir du
rumdur. Fakat manzarann bu berraklnn bir de olumsuz yan
vardr: Havann saydaml nedeniyle btn nesneler oldukla
rndan ok daha yakn grnr, dolaysyla uzaklklarn ve a-
ralarndaki mesafeyi kestirmek neredeyse imknszdr. Y unan
llardaki perspektif duygusunun bu kadar az gelimi olmasnn
nedeni belki de budur; nitekim empresyonizm Avrupann
nemli blgelerinde domutur: ngiltere ve Hollandada, Kuzey
Fransa ve Venedikte. Hellenlerin tm eserlerinde, dram ve
iirde, mimari ve resimde, devlet biimi ve inanlarnda, btn
her ey n plandr. Bu insanlar, sz ve yazlarnn her cmlesi,
tapnak ve heykellerinin her profili, felsefe ve efsanelerinin her
dncesiyle, yaln ve gl izginin almaz ustalaryd. Giysi
sinin kvrmlar gze ho grnmedii iin bir hatibi yuhala
dklar olurdu; her trl jimnastie ve spor gsterilerine neden
patolojik derecede dkn olduklarn, bu dknln teme
linde gzel biime kar muazzam bir tutkunun yattn gre
bildiimiz zaman anlayabiliriz ancak. Fakat doal koullarn
nemini de fazla bytmemek gerekir: Bir nceki ciltte, fi tari
hinde Giritlilerin empresyonizmin ilk admn attklarn gr
mtk, oysa gnmzdeki Y unanllar gzlerinin nnde ayn
doa uzand halde, biim konusunda en ufak bir klasik yete
nee bile sahip deildirler.
Ilman iklimin dier bir sonucu da, Hellenlerin neredeyse
btn yaamlarn, yalnzca uyumak iin kullandklar evlerinin
dnda geirmeleriydi. Rahat ya da k odalar oimu olmam
nemli deildi: Esas mekn, gnee kar koruyan stunlu bir
galerinin evreledii st ak bir avluydu. Y alnzca n kap
nn, ender olarak da kk pencerelerin kesintiye uratt, so
uk ve donuk bir biimde sokaa bakan gsterisiz bina cep
heleri ehre arkl bir hava veriyordu. Maddi durumu iyi olanla
rn birka misafir odasyla, ziyaretilerin kabul edildii plak
ONYA BAHARI 29
bir salonlar (prostas) vard. Dier her ey gn altnda olup
biterdi: Gezintilerin yapld kent stoalarnda; halka ak bina
larda (bu binalar aa yukar bizdeki kafeler gibiydi, nk
buralara yalnzca ene almak iin gelinirdi); yalnzca alveri
iin deil, tandk insanlarla karlamak ve kentteki yeni hava
disleri renmek iin de gelinen pazar yerinde (deigma); mah
keme ve pazarn kurulduu agora'da; halk toplantlarnn ya
pld yerlerde (Atinada kayalk podyumuyla (bema), bir te
penin zerinde yer alan pnykste); hamamlarda ve beden eiti
mi okullarnda; kou alanlarnda ve binlerce seyircinin nnde
ak hava oyunlar sahnelenen tiyatrolarda. Her trl zanaat ve
meslek de ak havada icra edilirdi elbette. Felsefe bile drt
duvar arasna sktrlm bir ey deildi, byk statlarn hepsi
de ak meknlarda ders verir, okullar da bu meknlara gre
adlandrlrd: Platonun okulu adn Atina kaplarnn nndeki
Akademos tepesinden almt: Akademin: Aristotelesinki
revakl yoldan {peripatos)\ Stoaclarnki stunlu galerilerden
(stoa): Epikuros okulu kurucusunun bahesinden; Kiniklerinki
Kynosarges gymnasionu'ndan tretilmiti; nihayet Sokrates,
Sofistler ya da Diogenes gibi kiileri de sokaklardan ayr d
nemeyiz. Gnmz Y unanistannda bile hekimler hastalarn
eczanenin nnde, avukatlar, hatta memurlar grecekleri ki
ileri teras kafelerde kabul ederler. eitli meslek gruplarna
mensup insanlar almadklar her an bulvarlarda grmek
mmkndr. Halk, maystan eylle kadar ak havada, szge
limi avluda, bahede veya damda uyur. enlikler iin
Olympiaya akn eden onbinlerce ziyareti de yine ak havada
uyurdu; Olympiada yalnzca bir han vard: Leonidaion (aa
yukar Leonidas Oteli diye evrilebilir); bu tek han bile ancak
drdnc yzylda ina edilmiti, hem sonra bugnk anlamda
bir han da deildi, Leonidas adnda zengin bir Peloponnesoslu
tarafndan eref konuklarna tahsis edilmiti.
Otlar, allar ve-imenler, ilk yamurlarn dmeye balad- iekler
sonbaharda topraktan fkrmaya balar, k atlatr, ilkbahar
da ortal gz alabildiine yeillie boar, kurak dnemde de
kuruyup giderler. Odunluk aalar, sert, deriyi andran metalik
parltl yzeyli yapraklar ve rnein defneye aromasn veren
uucu yalarn ayrmas nedeniyle kurumayan, her daim yeil,
kaln yaprakl aalardr. ne yaprakl aalarda ise koruma
30 ANTK Y UNANIN KLTR TARH
iini inelerin ince yzeyleri stlenir. iekler kt olan suyla
idare edebildikleri iin dayankldr. Nem orannn daha yksek
olduu yaylalarda ya da pnarlarda, bataklk blgelerde ve yaz
k akan nehir kenarlarnda daha ok Orta Avrupann bitki ya
psn andran bir bitey bulunur. Kuzeyin grbz imenlik ve
otlaklar, gneyin fundalk, allk ve bodur aalarndan oluan
mtevaz bir dnyayla telafi edilir.
Y unanllarn en sevdii iekler, gl, zambak, meneke,
idem ve smbld; elenklerinde en ok mersin, defne, zey
tin, ladin aalarnn dallarn ve youn kokulu bir tr mayda
noz kullanrlard. Gl (rhodor) ile zambak (leirion) daha
Homerosta bile benzetmelere konu olmutur: rnein, afak
iin glparmakl, Aiasn teni iin de zambak kadar narin
der; Aphrodite ise Hektorun naam gl kokulu yala yuar.
Antika aratrmaclarndan biri, Homerosun gl bilmedii
halde glyan nereden bildiini sorar. Gndelik yaamdaki
benzetmeler, genellikle en egzotik eylerden alnmtr: Biz de
timsah gzyalarndan ve ylan baklardan, kendi direyimize
ait olmadklar halde bu sevimsiz yaratklardan sz etmiyor
muyuz? Oysa 600 senesi dolaylarnda, yani Sappho zamannda,
bu kadn airin pek sevdii ve (belki de ilk kii olarak) kzlarn
geliip serpilmesiyle bir tuttuu gl, yaygn bir len taksyd
artk: Danszler, flt kzlar, gzel olanlar, k iftler, iki-
ciler ve iki kadehleri gl elenkleriyle ssleniyordu. O d
nemde daha ok beyaz zambak biliniyordu. Meneke (ion) den
diinde Homerosun akima gelen, yalnzca siyah menekedir;
sonralar ak renkli trleriyle de tantlar: Sar ebboy ve be
yaz meneke (leukon ion). Pindaros ve Aristophaneste Ati
nann ad meneke talfdr: Muhtemelen daha o dnemde
meneke kltrleri epeyce yaygnlamt, pazar yerinde k
boyunca taze meneke bulunuyordu, kim bilir belki de seralarda
yetitiriliyordu. idem, bize artk pek bir ey ifade etmeyen
kokusundan dolay seviliyordu; idemin tepecii ise hem ye
meklerde baharat hem de ila ve kozmetik maddesi olarak kul
lanlyordu; ama zellikle de ayakkab, pee ve elbiselere
(muhtemelen kadnlarn salarna da) eskilerin neredeyse ergu
van rengi kadar deer verdii koyu sar renkte bir parlaklk ve
riyordu; gnmzde bir tek ekerlemeleri renklendirmede kul
lanyoruz idemi. yle grnyor ki, skenderiye dneminden
ONYA BAHARI 31
nce Y unanllar onca iek sevgilerine ramen, ss baheleri
ya da park nedir bilmiyorlard. Homeros yalnzca kltr bitkile
rini bilir, kr ieklerinden bile nadiren sz eder.
Kuzeyli gzyle bakldnda Akdeniz lkeleri orman ba- Aalar
kmndan pek yoksuldur. Gelgelelim doann deil, insanlarn
suudur bu. Asrlar boyunca elden dmeyen baltann, epeyce
zengin olan aa rezervlerine ok fazla zarar verdii sylene
mez, ama orman kundaklama ii erkenden alkanlk haline
getirilmitir. Y angndan bahseden de yine Homerostur; deliye
dnm alevlerin, denizdeki frtna misali, aalar arasnda na
sl koturduunu anlatr: Aalar yerle bir olmu, yangn ufka
dayanmtr; da geitleri arasnda hiddetli bir uultu yankla
nr. ok eskiden edinilen bu kt alkanlk, modern dneme
kadar devam etmitir. Rzgrn fleyecei kck bir kvlcm
yaz scaklarnda kuruyup kavlanan koskoca ormanlar yakp kl
edebilir. Bu tr yangnlar, zaman zaman dikkatsizlik sonucu
ortaya ksa da, ounlukla iin iinde kast vardr, nk bu
sayede oban en kestirme yoldan otlaklk arazi kazanr, gbre
grevi gren kller de iin abasdr. Ayakta kalan aalarsa, ev
ve gemi yapmna, snmaya ya da katran kazanmma kurban
giderdi. Y eni aalarn yetimesi zordu, nk iddetli yalar
ince toprak tabakasn srkleyip gtryordu. Gneyin bir
baka talihsizlii de, taze fidanlar kemiren doymak bilmez kei
srleriydi; aalara zarar veren bir baka uygulama ise, reine
elde etmek amacyla aalarn gvdesine alan yarklard; re
ine, arap katk maddesi olmasnn yan sra, topraktan mamul
arap flarn ziftlemede, merhemlerin rayihasn ayarlamada,
bata akcier hastalklar olmak zere tbbi amalarla herkese
kullanlyordu. Y unanllar bu olumsuzluklar hibir zaman gz
ard etmemilerse de, ciddi nlemler almamlardr; yle ki da
ha 5. yzylda, Makedonya ve Trakyadan gelecek odunlara
muhta kalmlard; ie yaramaz al rplar daha o zamanlar
ortal kaplam, dalar plak kalmt; Platonun deyiiyle,
bir zamanlar salk fkran bir vcudun, hastaln yiyip bitir
dii uzuvlar gibiydiler. Vaktiyle Karst platosu bile ormandan
yana zengin bir blgeydi.
Takmr, briket Ve turba, antik Akdeniz halklarnn bil
medii eylerdi. Buna karlk, odun kmr yaygn bir biim
de kullanlyordu. Y akma ii, imdiki gibi kmr ocaklarnda
32 ANTK YUNANTN KLTR TARH
gerekletirilirdi. Atei yakmakta en eski alardan beri ate
delgisi kullamlyordu, ama daha sonralar elik, ta ve kav,
hatta bronz Arimed aynalar ve neceftamdan byteler bile
kullanlmtr; fakat Arkhimedesin Roma filosunu ayna kulla
narak yakmas, teknik adan olanaksz bir efsanedir. Aydn
latmada nceleri1ra kullanlrd; fakat daha sonra zift, katran
veya reineye batrlm ok sayda kym birbirine tutturarak
mealeyi gelitirmilerdir. Schliemannm kazlarnda krmz
topraktan yaplm mealelikler bulunmutur. Antikan envai
eit lamba ve lambalk retmede sergiledii hner kayda de
erdi; lambalar zeytinya veya iyayla besler, rzgra ve
yamura kar korumak iin de bir sepetin iine koyarlard.
Antikada sokak aydnlatmas diye bir ey yoktu, buna kar
lk hemen her sahilde ate istasyonlar vard, sonralar deniz
fenerleri de ina edildi.
Y unanistanda ine yaprakl ormanlarn en yaygn aac ka
raamdr, nk kltr bitkilerinin bymekte nazland
kumlu kuru toprakla yetinmesini bilir. Bu aacn odunu mee
aacnn odunundan daha abuk rmesine ramen, gemi ya
pmnda zellikle tercih edilirdi. Hemen ardndan, kozalakla
rnda yenilebilir ekirdeklerin, am fstklarnn bulunduu
am fst aac gelir: Antikada pek sevilen bir erezdir bu.
Az sayda da olsa yksek blgelerde yetien gm kknar,
koyu yeil rengiyle manzarada hemen gze arpar. Dier ko
zalakllar arasnda en yaygn olanlar, kara siletiyle mezarlarn
banda yas tutan servi ile, yemileri ila, baharat ve tts mad
desi olarak da kullanlan drt mevsim yeil ardt: Saysz bo
dur biimleriyle geni yamalar kaplamakla kalmayp aa
olarak da kayda deer bir boya ulaan mtevaz aalardan bi
ridir ard. Y aprakl aalar arasnda mee aac, gerek yazn
gerek yl boyu yeil kalan eitleriyle aalar arasnda en
nemli rol oynamtr - mee iin kullanlan drys szcnn
basite aa anlamna da gelmesi bunun en gzel kantdr.
Mee trlerinin en gzeli ise, grkemli yaprak kubbesi, arlarn
yuvaland gl gvdesi ve kavrulduunda leziz bir yiyecee
dnen bol meyveleriyle palamut meesiydi; gnmzdeyse
artk yalnzca mazs nedeniyle deerlidir. itlembik aalarn
da da maz oluur ama bu aalar yenilebilir meyve ve reineyi
yalnzca vatanlar Asyada verirler. Sakz aac ve itlembik
ONYA BAHARI 33
aac Avrupada isimlerini hak etmezler. Pastaclarn, nefis
tatlar dolaysyla fstklarn tercih ettikleri amfst aac da
ayn familyadandr; kanmca bu aa Y unanistana ilkin
Diadokhos dneminde gelmitir. Kestane aac da muhtemelen
ayn dnemde yerleti lkeye. Kestaneler yalnzca kavrulmaz,
bunlardan un da yaplrd. Buna karlk atkestanesi, ancak 16.
yzyln sonlarna doru Konstantinopolisten getirtilmitir;
iek atnda dallarnn gz kamatrc grkeminde gerek
ten de biraz Trkik vardr. Tohumlarnn yenilemez olmasn
dan dolay atkestanesi diye adlandrlm olsa gerek. Kara turpa
Mhre [sska at] denmesinin nedeni o dnemde yenmemesin
den kaynaklanr; her ikisi de at yemi anlamna gelir.
Hellenlerin diyarnda oka yetien bir aa da kocayemi
aacdr. Y apraklar defne aacnnkilere benzeyen bu latif aa
yapraklarn devaml yenilemekten bkmaz hi; iekleri zarif
ve parlak, kendisi funda gibidir. Bu aaca baz dillerde ilek
aac denmesinin nedeni, tatsz tuzsuz meyvelerinin, ebat, renk
ve yzey bakmndan ormandaki yabani ileklere benzemesidir.
Bu meyveler eskiada lszce tketilirdi, gelgelelim daha
sonra salksz addedilmi fakat kular iin leziz bir yiyecek
olmaya devam etmitir. Pek ok yrede balca yakacak mal
zemesi olarak kocayemi aacnn odunu kullanlrken, karg
saplarnn yapmnda sert odunlu dibudak; levha, sandk, flt
yapmnda ve oymaclkta dz sathl imir aac tercih edilir
di. Pnar ve aylarn dostu heybetli nar aac glgesinden do
lay sevilirdi.
Fakat Y unan doasnn fizyonomisini biimlendiren ey, Meyveler
aa dnyas deil, orta ykseklikteki sradalarn srtlarn ve
tepelerini, sahildeki kayalklar, vadilerin kylarn ve su da
marlarn yl boyunca parlak yapraklarnn yeiliyle ssleyen ve
baharda stbeyaz ve glpembe, altnsars ve kzl ieklerle
donatan ksa boylu al rp cinsleridir. Apollonun kutsal aa
c defne, Dionysosunki sarmak, Aphroditeninki ise mersin
aacdr. Mersin aac, en eski ada bile gelinlerin ssyd,
ama hazm kolaylatran bir madde olarak da ok tketiliyor,
leziz mersin sucuunun hazrlanmasnda kullanlyordu. anl
olaylarn ve soslarn vazgeilmez bitkisi, gnmzde de oldu
u gibi defne idi. Y unanllarda meyve veren aalar arasnda
yalnzca zeytin, zm ve incir aalan ekonomik adan byk
34 ANTK YUNANTN KLTR TARH
bir neme sahipti. Elma ve armut pek yetimiyordu. Parisin
elmas gerekte bir nard; ama bu bile daha ok gz zevkine
hitap ediyordu, nk nar, ska vlen o tadna yalnzca dou
yrelerinde eriir. Erik ile kiraz slah edilmemiti; fndk bile
ounlukla yabaniydi. Hesperidlerin altn elmalar ayvayd.
ok tazeyken tad fena saylmaz, geri Y unanl ahlar arap ve
bal ilave ederek ayvadan leziz tatllar elde etmesini bilmilerdi.
Kavurucu scaklara kar dayankl olan ama ok da su isteyen
hurma aac (Araplar hurma aac iin, gvdesini atee,
ayaklarn da suya sokar derler) Y unanistanda meyve verme
dii gibi, srf ilgin ve nadir olduu iin baz kutsal merkezler
de, zellikle de Delos adasnda Apollonun onuruna yetitirilir.
Hurma dallan zafer iareti anlamna gelirdi. Karaya vurmu bir
dilenciyken bile kusursuz bir kavalye olan Odysseus,
Nausikaay esiz bir iltifatla selamlar ve onu grnce, Delosta
alabildiine boy atm bir hurma filizi grdnde duyduu
hayranla kapldn syler, nk bylesi bir aa gvdesi
kmamtr topraktan.
te yandan, Y unanistann kuru iklimi tam incir aacna g~
reydi. Y unanllar inciri severler ve bu meyvelerin yetitii l
keyi henz fethedemediini kendisine hatrlatsn diye Kserk-
sesin sofraya her gn Attika incirlerinden koydurduunu anla
tp dururlard birbirlerine. Oysa Kserkses, inciri ok daha leziz
olduu Smyrnadan da getirtebilirdi, stelik Smyrna zaten ken-
disinindi. Beili bal iki tr vard incirin: Siyah ve beyaz, ki
aslnda koyu krmz ve yeilceydi renkleri. Daha tatl olan be
yaz incir genelde kurutulur, siyah olanysa ounlukla tazeyken
yenirdi. Y abani trleri ise ressamn frasndan kmasna
eski duvar yarklarndan ve kayalarn arasndan fkrrd.
ok sayda arap tr vard. Bunlar, bildik yresel araplar
hari, pek ar, sert ve ounlukla tatlyd; en iyi kalite araplar
adalarda bulunurdu. ocuklara bile arap iirilirdi: Akhilleusu
byten Phoiniks, etini piirip nne koyar, azna da arap
kadehini dayar, ama daha o zamanlar bile ele avuca smaz
olan kahraman, ikiyi gerisin geri kartr. araplar daha daya
nkl klabilmek iin bunlara, bizdeki tat anlayyla pek ba
damayan ok sayda katk maddesi ilave edilirdi: Servinin ine
yapraklar, ezilmi mersin aac yemii, maz; araplara zel
likle de reine ilave edilirdi, ki Y unanllar bu deti bugn bile
ONYA BAHARI 35
srdrrler. Fakat oralara yerleen gezginler, insann Y unan
arabnn neden beenilmediini anlayamadn sylerler. Es
kiler sirkeyi de bilirlerdi; sirkeyi, arab ak havada ekiterek
elde ediyorlard. Ad ofcmstu (Ruslar hl, Y unanca kkenli
uksus szcn kullanr). Sirkenin ne kadar mehur olduunu,
Y unancadaki ok sayda szck bileimi ve tretmesine baka
rak grebiliriz: Sirke iesi, sirke tccar, zeytinya ve
sirke karm, ball sirkeli iecek, sirke tadnda olmak ve
benzeri; suratn ekitmi bir insana oksynes denirdi. Turu ya
pmnda da kullanlrd sirke, zeytinya da yle. Eskiada
olaan dier konserveleme yntemleri ise ttsleme, tuzlama
ve havadan yaltmayd. ekirdeksiz bir zm tr olan ku
zm (korinth) antikada bilinmiyorduysa da, gnmzde
Y unanistann nde gelen ihra mallarndan biridir. lkin Vene
dikliler tarafndan K orinthosta yetitirildii iin bu ad alm
tr; kuzm, hi eksik olmayan Y unan gneinin altnda der
hal kurur.
Tal topraklarda bile yksek bir yaa eriebilen kanaatkr Zeytin-
zeytin aalarndan Y unanistanda ormanlar dolusu vardr; ya
tozlanm gibi duran gmi yapraklar gze bir para tekdze
grnr. Gvdesi eskiden beri kullanlrd; Odysseiadaki
Kyklopsun topuzu zeytin aacmdandr. iiasta yalnzca tan
rlarla insanlar deil, rahan atlar bile zeytinyayla yalanr,
hatta Hektor atlarna arap iirir. Nedense baz filologlar epik
bir abart diye grmlerdir bunu, hakl olduklar sylenemez,
zira bugn yar atlarna ampanya iiriliyor. Zeytinden en iyi
verimi almakla vnenler yine AtinalI lard; zeytin aac
Athenann kutsal aacdr ve onun onuruna dzenlenen byk
Panathenaia enliklerinde verilen dller zeytinyayla dolu
testilerden ibaretti. Zeytinler nce ya deirmenlerinde ezilir,
ekirdekleri kartlr, sonra da tekrar tekrar ezilirdi. Vcudu
batan ayaa yala yumak Y unanllara zg bir kaklk diye
grlmtr asrlarca; oysa hava, gne ve sporun yine ok
nemli olduu u gnlerde, yalanmann hijyenik nemi yava
yava anlalmaktadr. Y alnzca zeytinya deildi bu ite kul
landklar, koyun yapasndan elde edilen ya gibi hayvansal
yalan da kullanyorlard; bu ya bile son zamanlarda, daha
dorusu Liebreich 1885 ylnda koyun yapasndan Lanolini
" Bu destan dilimize tlyada olarak yerlemise de, dorusu l l i a s tr. (e.n )
36 ANTK YUNANIN KLTR TARH
rettikten sonra tp camiasnda yeniden ilgi grmeye balad,
nk cilde ok kolay nfuz eden Lanolin, iine eklenen ifal
maddelerin bedene girmesini kolaylatrr.
Sabun yapmann kimyasal sreciyle ancak antikan sonla
rnda tanld iin, zeytinya temizlik maddesi olarak da
nemli bir rol oynuyordu. Antikada sevilen heykel motifle
rinden biri de apoksyomenostur (bunlarn en nls Lysip-
posunkidir): Tozu ve kiri emmi ya vcudundan kaayla
kazyan gen adam. Bize bu motif bir sanat eseri iin pek par
lak gelmese de, eskiler bunda estetik bir yan bulabiliyorlard
demek. Y emekten sonra eller ekmek ya da kokulu toprakla te
mizleniyordu (atal kak yerine ellerini kullandklar iin
nemliydi bu); amarlar akar suda ykanrd, bilindii gibi,
Prenses Nausikaa bile amarlarn kendisi ykar. Ayrca, ke
pek, kum, kl ve soda da kullanlyordu; ama en ok da kiseris.
yani sngerta temizliin vazgeilmez unsuruydu: Di ve cilt
temizliinde, kl ve krklklar gidermede, ayn zamanda cildi
parlatmada, kalemleri sivriltmede, parmene yazlm yazlar
silmede de elden dmezdi hi.
Bilindii gibi, gneyliler yemeklerinde hl arlkl olarak
zeytinya kullanrlar. Y unanllar tereyandan tiksinmi olma
llar ki, bu ya hep gz ard etmilerdir. Y ine de hayvansal
yalarn, modern dillerdeki karlnn neredeyse tamam
Y unancadaki butyrona [Alm. ve ng. Butter] dayanr, butyron
da muhtemelen skit kkenli bir szcktr, nk kuzeydeki
barbarlar tereyan ok tketirlerdi, TrakyalI lara taklan isim
de zaten Butyrophagoi [tereya yiyenler] idi. skitler at yana
da dknd - bize hi hitap etmez ama. Fakat dier st
mamlleri Flellasta pek sevilirdi. Kei peyniri yoksul halkn
temel besin kaynaklarndan biriydi ama zenginler de bu peyniri
tatmadan edemezlerdi, en lezzetlisi Sicilya kei peyniriydi. Ke
i peynirinin tad, baharat ve eitli otlarla enilendiriliyordu;
Atina mutfaklarnn demirbalarndan olan rendeyle rendelenir,
bulama ve sebzelerin iine katlrd. Koyun peyniri de ok t
ketilirdi, oysa sr peynirine rabet edilmezdi. Krema bile bili
niyor, kremaya aphrogala, kpkl st deniyordu.
lkedeki ani s deiimlerine kar korunabilmek iin Y u
nanl keten bezini deil, yn yelerdi; elbette onun sadelii de
karrd iin iine, nk keten giysiler o zamanlar ok daha
ONYA BAHARI 3 7
gzalc bulunurdu. Bunun bir sonucu olarak keten tarm asla
gelimemitir; bir ziraat uzman olan Hesiodos ketenden hi sz
etmez. rnn kendisini biliyorlard elbette. Homerostaki
soylular zarif keten deklerde, pahal keten adrlarda yatarlar;
dahas, zaman zaman keten bezinden zrhlar kuanrlard. Buna
karlk, gmlek veya yastk gibi eya antikada bilinmiyordu.
Y astklarda kaz ty kullanma deti, gney lkelerine ilkin
Cermenler araclyla girmitir ve gneylilere bugn bile pek
hitap etmez. Ketenin, eskiada oynad nispeten nemsiz role
karlk ketenden yaplan en anlaml iki bulu olarak niteleye
bileceimiz keten kt ve tuval daha yeni bir an rnleridir.
Ho kokulu iekleriyle rmak kenarlarn ssleyen ve g
nmz Y unanistanmm karakteristik bir zellii olan zakkum
aalan ancak imparatorluk dneminde ortaya kar. Bunun
dnda, en nemlilerini sayacak olursak Y unan diyarnda u
bitkiler de yoktu: Portakal, limon, eftali, kays, Msr inciri,
sabrlk, domates, patates, pirin ve msr. En yaygn sebzeler,
mercimek, fasulye, havu, lahana, turp, marul, kabak ve hyar
d; hyarn bugn artk ekilmeyen iri bir cinsi tazeyken tketi
lirdi ya da hafif atete piirilir, kaynatlr, ayvayla birlikte reeli
yaplr (tarifi maalesef kaybolmutur), hyar turusu ya da tuz
lanm hyar olarak kzarm etin yannda yenirdi. Y emekleri
lezzetlendirmede kullanlan dier malzemeler, soan ve sar
msak (komedyann amiyanelikleri iin bitmez tkenmez bir
malzeme), kimyon, hardal, son olarak da, srlarla dolu silphion:
Krpe saplar ve srgnleri son derece lezzetli bulunur, arl
nca gm eden bir sv karlrd kklerinden. Bugn ka
yplara karan bu bitkinin kimlii antikada yetien dier bit
kilerin zelliklerinden tehis edilemedi. O sadece Kyrenaikede
yetiiyordu ve blge tm zenginliini ona borluydu.
Y unanllar madencilikle uramaya ok erken dnemlerde Maden-
balamtr. Eski dini tasvirlerde, tepe lambasnn altnda 1er
alan ryan maden iilerinin talar nasl krdklar ve byk
frnlarda nasl metal elde ettikleri grlr. te yandan, antik-
adaki teknoloji modern alma koullarna kyasla ok yeter
sizdi ve yalnzca kle iilii ucuz olduu iin kr salyordu.
Asl Y unanistanda altn pek bulunmazd, buna karlk Trakya
ve Anadoluda ziyadesiyle mevcuttu. En nemli gm oca,
Attikann gneyinde kalan Laureion idi; bu ocak devletin ml-
38 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
kiyetindeydi, ama bir kereye zg bir satn alma bedeline ila
veten her yl mahsuln yirmi drtte birini devlete vermek ko
uluyla zel kiiler tarafndan da iletilebiliyordu. Bu ocak en
parlak dnemini 5. yzylda yaam, Ksenophon zamannda
verimlilii nemli oranda azalmt. Byk bakr ocaklar sade
ce Euboia adasndaki K halkiste (adn muhtemelen bakr me
tali khalkostan almt) mevcuttu. Buna karlk demir rezerv
lerine pek ok blgede rastlanabilirdi; zellikle de, mifer ve
kllar, burgu ve keskileri, balta ve oraklar Peloponnesos d
nda bile rabet gren L akoniada. Ne var ki, demir madeni
modern adaki kadar nemli bir rol oynamyordu eskiada,
dkme demir diye bir ey bilinmiyordu. Oysa kurunun artc
derecede eitli kullanm alanlar vard: Tonozlarda kenet mili,
su borular, sava mancnklar, gemi aklleri, kutu ve kl ka
vanozlar, yaz ve yemek takmlar, hatta sahte zarlar ve oyun
cak askerler bile hep kurundand. O nedenle, kurun zehirlen
meleri sk grlrd diyebiliriz. Antikan sonlarna doru
pirin tannmaya balanmt kukusuz, ama daha eski tanm
larda gerekten pirin mi kastediliyordu, yoksa bronzla m ka
rtrlyordu belli deildir; gnmzde bile bu iki alam sk
sk kartrrz.
Y unanistan deyince herkesin aklna mermer gelir. Gerekten
de yarmadann dousu, gzellii, dayankll ve kolay e
killenebilmesi nedeniyle bandan beri sanatn emrinde olan bu
tala dolup taar. Bir bakma yine Y unan gneinin eseridir bu,
ne de olsa heykellere canllk katan o scakl gne vermitir
mermere. En nl iki mermer tr, Brilessos depolarndaki al
tn sars Pentelikon mermeri ve neredeyse btn aday imar
eden kar beyaz Paros mermeriydi. Gnmzde bile Parosun
evleri, hatta surlar mermerden yaplr. Ayrca Naksosta demi
rin bilenmesi ve talarn kesilmesinde en nemli malzeme olan
zmparann elde edildii ocaklar da vard; Y unan tapnaklarnn
fevkalade ssleri niteliindeki kiri ve tulalarn ncelikle ora
da yaplmasn bu ocaklara borluyuz. te yandan, cam Y unan
mimarisinde hi mi hi tutunamamt, klasik dnemdeyse sa
dece ad bilinirdi; oysa renkli ahap kaplamalar cam gibi
krmyor, rzgra kar koyamyordu. Y unanllarn cam kul
lanmam olmas pek gariptir, zira Y unanllarn kap komular
Msrllar ve Fenikelilerde eit eit camlar gndelik eyadand
ONYA BAHARI 39
ve Persler ikilerini cam kadehlerde ierlerdi. Buradan, klt
rel etkileimlerin sanld kadar nemli olmad anlalr. lgi
yoksa, icatlar ie yaramaz. Muhtemelen cam Y unanllar iin bir
anlam tamyordu.
Hayli ksr topraklarda yaayan Hellenler hep sade bir halk Sadelik
olmulardr. Boiotiahlarm ad sefa pezevengine kmt, nk
bol miktarda hamur ii ve ylanbal yiyorlard, ne de olsa be
reketli topraklara ve Kopais glne sahiptiler; oysa Atinann
orta tabakas bile genelde arpa unuyla ve Phaleron krfezinde
tuttuklar ufak balklarla yetiniyordu. Buday ekmei Spartada
yemekten sonra tatl diye ikram edilir, arap mekruh saylrd;
dier Y unanllar arab suyla kartrarak ierlerdi. arap alr
ken sorulan tipik soru uydu: l su ilavesini kaldrabilir
mi? Fakat bu oranla kurbaa arab diye alay edilirdi; tpk
bizde de olduu gibi, toplantlarda bir bakan seilir, karm
orann bu kii belirlerdi, ki bu oran te bir arabn zerine pek
kmazd. araplarn o denli gl olmasna ve iki leminin de
gece yarlarna kadar srmesine ramen kimsenin adamakll
sarho olmamas bundandr herhalde. arabn mezesi de bir yn
mtevaz yemiten ibaretti: ncir, hurma, zeytin, karpuz, peynir,
tuzlu kurabiye, leblebi ve ttslenmi balk. Y unanllar asla bira
imezdi ama en eski tarih yazarlar Hekataios ile Herodotos M
srllarn en sevdii iecein bira olduunu bilirlerdi. Aiskhy-
losta Argos kral Msrdan geien Danaos kzlarna Burada ball
bira ien kimseye rastlayamazsnz, der gururla.
Anadoluda yaayan onlar dierlerine nazaran refah iinde Av
yayorlard. Hem bir iambos airi olmasyla hem de asalak
kimliiyle ne kan Ephesoslu (daha sonra Klazomenaide
yaad) Hipponaks, yal rdekler ve tr tavanlar, nefis su
saml pastalar, bal lokmalar, yahni ve deniz balklarndan olu
an zengin sofralardan hayranlkla bahseder. Fakat kasaplk
hayvanlara hiereia, kurbanlk hayvan denmesi bile genelde
bu hayvanlarn etinin kutsal amalarla yendiini gsterir. Bir
ok yrede geyik, ceylan ve tavan bol olmasna ramen, av
lanma Hellasn kaytl tarihinde hibir zaman Miken dnemin
deki kadar ekonomik bir neme sahip olmamtr. Karpathos
adasnda yle ok tavan vard ki, embarras de richesse iin
Karpathoslu ve tavan deyimi kullanlrd. Bu hayvann kamu
yaamnda nasl bir rol oynad daha baka ifadelerden de an-
40 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
lalr. Szgelimi oban asalarndan birinin ad lagobolon idi,
yani tavan avlayan; AtinalIlarn en sevdii yemeklerden biri
de mimarkys, tavan yahnisiydi: Baharatl bir salayla piirilen
tavan sakatat, Dahas, komedyada tavan kzartmas iinde
yaamak ifadesi had safhadaki zevkperestlii anlatr. Tavan
ayn zamanda akn da sembolyd, tavan gibi remek ifa
desinden de anlald gibi ar dourgan olduklar iin belki.
Ama Y unanllar adatavamn da, keklii de bilmezlerdi, oysa
tavandan sonra en ok avlanan knal keklii bilirlerdi. Atina
sahillerinde sutavuu (phaleris) da muhtemelen ok yaygnd,
nk Phaleron liman adn ondan alr.
Erkek domuzu alt etmek daha romantik bir meseleydi. n
sanlar ellerinde proboon, domuz mzra, kllar diken diken,
fkeden kudurmu domuzun grtlana ldrc darbeyi indi
rebilmek iin frsat kollarlard; fakat vuramamlarsa eer, der
hal yere yatarlard, yoksa ileri bitikti. Eskiada Y unan dala
rndan hi eksik olmayan ay, Epeirosta hl grlebiliyormu;
Arkadia ay diyar anlamna gelir. I. Messenia savanda,
oradan vadiye inen adamlarn zerinde hl ay postu vard.
Ama mitolojide kahramanlar da aslan postuyla rtnr. a
mzn phecilik illeti bunu iirsel bir arabesklie indirgemek
ve aslan tanm olmasn Homerosa ok grmek niyetinde
dir. Gelgeleiim, Homerosun gazaba gelmi canavarla ilgili
tasviri dikkatle okunduunda ve modern aslan avclarnn tas
virleriyle kyaslandnda bu pheciliin ne kadar abes olduu
ortaya kar: Azn sonuna dek aarak eilir, salyalar akar
dilerinin arasndan, kuyruuyla kalalarn kamlar, sonra da,
ate saan gzleriyle ileri atlr. Kurtlarn kol geziini de ayn
ustalkla betimler Homeros: Bir geyik paraladlar, sonra da
kana bulanm azlaryla yakndaki bir aya seirtip ince dil
leriyle berrak suyu itiler; kan suyu kzla boyad. Kurtlar g
nmz Y unanistannda da vardr, ama saylar kurtlarn bana
dl koyan Soonun zamanndaki kadar kabark deildir. Bu
gn adalarda yaban keileri de vardr hl.
At, Y unanllar, evcil hayvan olarak at beraberlerinde getirmi-
Kpek, lerdi; ama topraklar at yetitirmeye msait deildi. Ancak
Kedi Tesalyadaki cinsler kaliteliydi. Spartallarn atl ok kty
d. Atinallar bile elverili saylabilecek bir ortama sadece
Marathon ovasnda sahipti. Buna ramen Hellenler en eski
ONYA BAHARI 41
alardan beri atlar ok severlerdi. ou Y unan ad hippos
(at) ile oluturulmutur. Atlk zerine bir yaz kaleme alan
Ksenophon, at insann dostu, tanrlar tamay hak eden hay
van ilan eder. Gzel sanatlarn en ok sevdii ve sonu gelmez
bir motif zenginlii iinde deiik varyasyonlarla iledii te
malardan biri, yar at yar insan olan Kentaurlard. Baz d
nemlerde bir at lgnl yaand bile sylenebilir. Attika
komedyasnn repertuarnda, zppeyi oynayan bourgeois
gentilhomme karakteri de vard. Zppelii dehas kadar byk
olan ve Olympiaya bir seferinde yedi adet drt atl arabayla
giren Alkibiadesin mehur bir yar at ahr, bir de, Atina'da
gnn konusu olan, egzotik, iri yar bir kpei vard. Bu arada,
yksek binicilik sanatnda volta, levad, pesad, kurbet ve span
yol adm daha o dnemde biliniyordu. Eyer, zengi ve nal ta
klmayan atlar srmek iin yalnzca dizginleri ve kalalarn
kullanyorlard, nk bugn olduu gibi o dnemde de, attan
anlayanlar mahmuz veya kam kullanmaktan kamyordu.
aprak bile yalnzca orduda kullanlyordu. Atn srtna, mzrak
yardmyla srayarak biniliyordu, ama atlar da n ayaklarn
bkecek kadar terbiyeliydiler. At yarlar ata plak binerdi.
Kazalar gnlk olaylardand, zellikle de araba yarlarnda;
atlar dyor, arabalar arpyor, srcler yerlerde srkleni
yordu. Batl inanlar bu kazalardan bir daimonu sorumlu tut
makta gecikmemiti: Taraksippos, yani at ldrtan; yar ba
lamadan nce Taraksipposa yakardrd.
Kpek de bir spor hayvanyd. Avcnn ad kynegos, kpek
yneten idi. Kpeklerin en nls yal Argos da bir av kpe
iydi; Argos Homerosun eserinde etkileyici bir abideye d
nmtr: Unutulmu ve bakmsz bir halde pislik iinde yatar,
kendisini gencecik bir kpekken brakp giden Odysseusu eve
dndnde bir tek o tanr ama ayaa kalkamayacak kadar da
bitkindir ve gc ancak kulaklarn kmldatmaya ve kuyruunu
sallamaya yeter; efendisinin ii burkulur, ama Odysseusu
yirmi yl sonra grr grmez Argosun zerine lmn karanlk
glgesi der. Fakat henz Troyada, bizimkilere tpa tp ben
zeyen Spitz trnn olmas son derece ilgintir. Antikada
bilinen bir baka kpek tr dok idi: Molossos kpei ad
verilen en gzelleri ve en glleri Epeirostan getiriliyor ve
nemli ahslarn bekileri olarak ok itibar gryorlard. Yeralt
42 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
dnyasnn efendisini ve hzinelerini bekleyen Kerberos da iri
yar siyah bir Molossos kpeidir, trnn rneklerinden tek
fark kafal olmasdr. Bugn bile, Molossos kpeklerinin
yozlam torunlar diyebileceimiz uzun tyl byk kpekler
Y unan srlerinin ban bekler, fakat bizim oban kpeklerimiz
gibi sry bir arada tutmazlar. Bunun dnda kpek Y unanlla
rn yaamnda gnmzdeki gibi nemli bir rol oynard. Y emek
arkada, ocuklarn oyun arkada, gezici artist gruplarnn bir
yesiydi kpek, efendisine sava alanna kadar elik ederdi. Sa
dece kadnlar deildi onu martan; yal Hesiodos bile kpein
sk sk okanmas gerektiini dnr. Daha pek ok konu zeri
ne de yaz yazm olan nl tarihi Arrianos, kpein ban p
meyi ve onu yataa almay tler. Y unan mezar kitabelerinden
biri insanla kpek arasndaki ilikiyi olaanst bir saflkla dile
getirir: Ey yolcu, imdi bu anta bakp da, bir kpee ait diye
glme, ne olur! Sel gibi yalar aktld uruma ve efendim kendi
elleriyle toplad kllerimi, bunlar da onun szleri.
Elellasta kedi yoktu. Buna karlk Msrllar teden beri
kedi beslemi, hatta kediyi ilahlatrmlardr. Msrllar belki
de bu yzden kedilerin lke dna kmasn yasaklamlard.
Pompeiide lavlarn altndan at, kpek, kei ve daha baka evcil
hayvan kalnts kt ortaya, ama kedinin izine rastlanmad;
duvar resimlerinde de yer almaz kedi; Aisoposun masallarnda
da gemez hi. Bununla beraber, kavimler gnn bir arma
an olan san da yoktu, ama fareler tam bir ba belasyd:
zellikle de sepicilerin bana bela kesilmilerdi. Asalak insan
lara argoda fare deniyordu. Fareler kaybolmu bir komed
yann da balyd. Antiphanese ait bir fragmanda asalan
biri yle der: Sofrada davetsiz misafir halimle, kuyu azndan
aresizce kovmaya altklar bir fareye benzerim ben. Kedi
nin yerini bir bakma gelincik dolduruyordu. Uzmanlarn dedi
ine gre, kkken ehliletirilebilen bu sevimli, prhayat hay
van, antikadaki evlere nee saan bir konuktu. Avlanmaya
geceleri kar, gndzlerini ise odada yumuak bir dekte ya
da sahibesinin kucanda geirirdi. Elemen hemen btn kk
hayvanlar avlard: Memeli hayvanlar, ku, ylan, kurbaa, hatta
balk. nsana almsa eer, tpk bir kedi gibi davranr, oyun
oynar, insann elinden yer ve ayn yata paylard. Fakat arada
bir yumurta, bir para domuz ya ya da kzartmas, hatta koca
ONYA BAHARI 4 3
bir tavuu da ald iin mutfak kleleri tarafndan pek sevil
mezdi. Ayrca, tahrik edildiinde ya da takip edildiini dn
dnde gaz karmak gibi kt bir huyu vardr ki, komedyann
bu enfes motiften ne byk bir itahla yararlandn artk varn
siz dnn. Masallar, ataszleri ve ocuk oyunlarnda gelin
cik ile fare ayrlmaz birer kavram kilisidir. Bunun dnda,
evde kirpinin yan sra myothera, yani fare avcs lakapl su-
ylannn da beslenmi olmas artcdr, nk suylanmn
zehirli olduu dnlrd, engerekten daha ok korkulan ka-
rakurbaann da zehirli olduuna inanlrd.
Y unancas bs olan inek, yine inek sesini yanstan g sz- Sr,
cyle Sanskritede de mevcuttur. Epeirostaki Molossis bl- Domuz,
gesinin srlar en az kpekleri kadar nlyd. Muazzam boy- K oyun
nuzlarnn ilenip kadeh yapld, ar, semiz bir cinsti bu; her
gn bir amfora dolusu st veren -bizdeki en iyi Hollanda i-
neklerinden bile daha fazla- bu cins inek byk bir ihtimalle,
gnmzde artk grlmeyen bir byklkteydi. ok sayda
boynuzlu hayvan, Tesalya ve Boiotianm bereketli meralarn
dan ve srf bu zelliiyle bile svireye benzeyen Arkadiadan
getirilirdi. Oysa Attika sr eti ihtiyacn dardan karlamak
zorundayd, nk kendi kzleri yalnzca tarlada ie yaryor
du, bu nedenle Attika dilinde kze, hypozygia, boyunduruk
hayvan deniyordu. Attikada en ok domuz kzartlrd. Atina
lIlarn en sevdii len yemei bezelye ezmeli st domuzuydu;
fakat Romallarn bbrlendikleri yntemi, kocaman besili do
muzlar sofraya bir btn halinde getirmeyi onlar asla akl e-
dememilerdi. eit eit sosis ve sucuk vard: Kzartmalk su
cuk, sosis, kyma sucuu, ttslenmi sucuk, cier sosisi; ancak
bunlarn daha o zamanlarda bile akla hayale gelmeyecek hay
vanlardan retildii olurdu. Y n veren hayvanlarn banda,
Attikada da iyi yetien koyun gelir. Y apasn iler, manto,
rt, yer ve duvar hallar retirlerdi. En iyi keeyi Lakonia
retiyordu. Y n dokuma ve eirme o kadar kadn ii saylyor
du ki, bir kz ocuu doduunda sokak kapsna yn yuma
aslrd. Ham yn slatarak arln artrmak, ticarette ska
bavurulan bir hileydi; Hermesin oban ve tccarlarn yan
sra hrszlarn da tanrs olmas bouna deildir. Koyun deri
sinden kalkan, zrh, ayakkab, sandalet, apka ve dolak yaplr,
sr derisine pek rabet edilmezdi. Bu arada, krba, kay, bere
44 ANTK YUNANTN KLTR TARH
ve tulum yapmnda kpek derisi bile kullanlrd. Eldivenler,
antikada k giyimin bir paras olarak kullanlmaz, yalnzca
ok souk havalarda ve baz meslek dallarnda, rnein bah
vanlkta dikenlerden korunmak iin kullanlrd; zaten eldiven
takan pek yoktu.
Kmes Tavuk Babilde teden beri biliniyordu, fakat gerek Msra
Hayvan- gerek branilere nispeten daha ge ulamt: Msrllara Sais
lar dneminden sonra, branilere ise ancak srgn zamannda.
Homeros horoz anlamna gelen alektor adn bilse de, hayva
nn kendisini bilmez henz. Fakat Pers savalar zamannda
horoz ad airlerin dilinde dolanmaya balar; horozun t ve
azametli yry, ibii ve mahmuzu, ana tavuklarn hassasl
ve cesareti birtakm benzetmelerde kullanlr. Perikles zama
nnda tavuklar imdiki poplaritelerine erimilerdir bile. Ati
nann en yoksul evlerinde bile alektoris ya da basite ornis
(ku) dedikleri tavuk bulunurdu. ok saydaki vazo resminden
de anlalaca zere, horoz dvlerine ilgi bykt - sz ko
nusu resimlerde horozlarn eitilii, dvn seyri, galibin zafer
sevinci ve malubun znts resmedilmitir. Bu sporu Ati
naya sokan bizzat Themistoklesten bakas deilmi. Sokmu
sokmasna ya, ok gememi, hi ummad bir rekabetle kar
lam; insanlar bldrcn dvlerine yle merak salmlar ki,
bldrcn manyaklar ortygomanlar diye alaya almyorlarm,
Askepiosun horozu neden kutsal sayd anlalm deildir
ama Sokratesin antikan en gzel szlerinden birini etmesine
vesile olmutur: Sokrates baldran zehirini imeden nce, uzun
srm bir hastal atlatm olmann kran olarak, Askle-
piosa bir horoz kurban edilmesini emretmiti.
Dere tepe yaban gvercini kaynyordu: Siyah, kl rengi, sar
ve boz. Oysa, Y unanistana kpekten daha sonra girmi olan
evcil gvercin ounlukla beyazd ve Aphroditenin kuu olarak
tapmaklarda tutulurdu. Y unanoas khen olan kaz szc
Almancas Gans gibi bir tslamay yanstr. Gzellii nedeniyle
kendisine hayranlk duyulan kaz, Odysseiada Penelopenin av
lusunda da karmza kar. Fakat tyleri yaz kalemi olarak kul
lanlmyordu henz. Viktor Hehn, byk bir zevkle okunduu
iin bilimsel evrelerde acemice bulunan, fakat basm tarihinin
eskiliine ramen stne bir baka eser daha olmayan Kultur-
pflanzen und Haustiere [Kltr Bitkileri ve Evcil Hayvanlar] adl
ONYA BAHAR i 4 5
muhteem kitabnda, yaznn byk evreden getiini syler:
Thukydides ve Tacitusun entikli kam evresi, Dante ve
Goethenin ellerinden drmedikleri kaz ty evresi ve elik
ulu kalem evresi, bu kalemle yazlan makaleler ve edebi ke
yazlar daha mrekkepleri bile kurumadan buhar gcyle bas
lr. stat ayet yaasayd daktilo iin ne derdi kim bilir!
rdek ancak imparatorluk dneminde evcilleti. Y abani e
itlerine ise her zaman rastlanrd, zellikle de, yaban rdekle
rinin alarla srler halinde avland Kopais gl civarnda.
Bu rdekler okla avlanmazd pek, Msrllarn bumerang ise
bilinmiyordu. Atinada 5. yzyln ikinci yarsnda, herkesin
pek bayld gln tavuskuu sahneye kar. Her bakmdan
tatszdr bu ku; tatsz olduu iindir ki, onu leziz lokma ve
bahelerin ss haline getirmek yine mparatorluk Romasma
dt, nk Viktor Hehnin dedii gibi, Romal her bulduu
nu azna sokmadan edemezdi. Fakat tavuskuu en ok da
Y unanistanda az bulunur bir nimet olarak grlmtr ve bir
komedyann iddiasna gre, baz zppeler bu gln hayvan
iin bir sanat eserini satn almaya yetecek kadar byk meb
lalar derlermi. Bir ara balkl kuu moda olup kadnlarn
odasna girdi. Y arasa bile, bir daimon yerine koyulmadmda,
ku familyasndan saylyordu. Zaten zoolojide mthi bir kav
ram kargaas hkm sryordu; szgelimi, yaps itibariyle
deveye, postu itibariyle de pantere benzeyen zrafaya"deve-
panteri diyorlar, zrafay bu iki hayvandan domu bir pi sa
nyorlard; Y unan efsane ve iirlerindeki deniz hayvanlan ara
snda zel bir yere sahip yunus balk familyasndan saylyor,
hatta balklarn kraliesi addediliyordu. Kaplumbaann ne tr
bir hayvan olduu konusunda da bir trl karara yarlamyordu.
Eski Y unanllar, lezzetli orbalardan hi anlamayan bugnk
Y unanllar gibi o zaman da mutfaklarna sokmazd kaplumbaa
y. Buna karlk kabuu lir yapmnda nemli bir rol oynuyordu.
Baadan eitli kullanm aralar da yaplrd, ama bununla mo
bilyalar sslemek ve duvarlar kaplamak zevksizlii de yine
Romallara aitti. Homerosun vgsn kazanm ve halk tara
fndan her zaman zevkle tketilmi olsa da, Y unanllar istiridye
konusunda da Romallarn tutkusunu paylamamlardr.
Gerek tazeyken gerekse tuzlanm olarak oka tketilen Balklar
balk halkn balca besin maddeleri arasnda yer alyordu. Bu
46 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
balklarn banda tonbal (orkinos) gelir; gnmzde ringa
kuzey iin ne kadar nemliyse tonbal da Ege iin o kadar
nemliydi. Ama ringann aksine tonbal zaman zaman devasa
boyutlara ulaan byk bir balktr. Bir zamanlar Bizans sular
tonbal kaynyordu ve onlar elle yakalamak iten bile deil
di; Hellespontosun bal laf Atinann baykuu, amn
yn gibi bir deyimdi. nsanlar tonbaln olta, a ve atalla
avlyorlard, Poseidonun asas ataldr bu yzden. Fakat bu
bal an sesleriyle ekmeye almalar da ilgintir. Bilindii
gibi, bizim gllerimizdeki balklar da ngrak sesini duyar
duymaz yeme gelirler. Bu durum, havadaki dalgalanmann ya
ratt etkiye balanyor ve silah sesiyle ya da tiz slklarda
irkilinmesi de ayn etkiye dayandrlyor. Baz trlerin erkekleri
yumurtlama dneminde diileri ekmek iin sla, gurultuya
veya tkrtya benzer sesler karrlar. Mzik yapan balklar da
vardr, fakat mzisyenin sar olabilecei hi akla gelmemitir,
halbuki bestecilerin en by doutan olmasa bile sard.
Balklarn mzii ok sevdii gr antikam iine ilemiti.
Orta kulaklarnda iitme organ yoktur balklarn, ama derile
rindeki duyu organlarnn ya da ar hassas olan byklarnn
ses dalgalarndan etkilendii dnlebilir ve bu da baka trl
lokal ize olmu iitmeden baka bir ey deildir.
Eskiada balk soslarna byk bir nem verilirdi. Fakat en
vleni ve en lezzetlisi olan garon hakknda silphion hakknda
olduundan daha fazla bilgiye sahip deiliz. Garon en az hav
yar kadar lezzetli bir yiyecekti. Eski insanlar mersinbaln
biliyorlard ama grne baklrsa, havyar ve en iyi havyarn
elde edildii mersinmorinasn bilmiyorlard, aksi takdirde Ro
mallar hemen stne atlard, nk havyar tam da onlarn bir
yiyecekten bekledii btn zelliklere sahipti: Pahal, egzotik,
itah ac ve afrodizyak. Garon sosuna da mersinbal katlr
d, ayrca tonbal ve uskumru, bir de mutfak srr olan baka
eyler daha. Sosun tarifi hakknda tek bildiimiz, sosun arap
ve baharat ilave edildikten sonra bir ay sreyle mayalanmaya
brakld. Pompeiide garon sosu ihra eden byk bir irket
vard: A. Umbricius Scaurus & Comp.
Krmz ok daha pahal bir lks ise krmzd. Y unanistanda kr-
mzbceinin bulunduu ana merkezler Kythera, Lakonia ve
Korinthos krfezleriydi. Krmz, Korinthos krfezinin kuzeyin-
ONYA BAHARI 4 7
de, Phokiste o kadar boldu ki, nfusun yars geimini bundan
salyordu. Lakonia krmz, dnyaca nl Tyros krmzndan
sonra geliyordu. Svnn rengi aslen beyazdr ve gnein etki
siyle u srayla renk deitirir: Limon sars, yeil sar, yeil,
erguvani, koyu erguvani; srecin erken ya da ge balatlmasna
gre eit eit tonlar elde ediliyordu. Belli bal trlerin daha
ziyade krmzya alan bir rengi vard; seyreltmeyle lal ve ley
lak renkleri, iki kat renklendirmeyle de siyaha alan bir renk
elde ediliyordu, Homeros bu yzden erguvani gece der. re
tim son derece karmak ve masraflyd, nk her bcekten
yalnzca birka damla renk maddesi kyordu; tek bir imalat
hane bile ylda milyonlarca bcek iliyordu. Modern kimya
antikadak maliyetin yalnzca binde birine, salt sentetik kr
mz deil, ok daha muhteem renkler de retebiliyor atk.
Ama yine de, meneke, smbl, altn, amatist, gl ve kan kr
mzs gibi, belki kendi aralarnda da harelenen ve iddialara
gre, eskidike daha da gzelleen deiik renkleriyle antika-
m krmznda her kimyay glgede brakan bir eyler olmal.
Bunu, yeryznde baka hibir halkta olmad kadar renk
duygusu ve renk sevinci gelitirmi olan Y unanllarn asrlar
sren krmz tutkusundan kartabiliriz.
O muhteem corafyada yaayan Y unanllar gl bir doa Yunan-
duygusu gelitirebilmi miydi peki? Modern ltlere vuracak hlarn
olursak, bu soruya olumsuz bir yant vermek gerekir. Doann Da
ancak baz kesitleriyle dolaysz bir duygudalk iindeydiler. Dyg*su
Y alnzca yaknlarndaki eyleri seviyorlard: Sahillerin beyaz
miferli lal dalgalarn, elik mavisi nehirleri ve cam yeili
glleri, gm sularnda rengrenk talarn parldad yosunlu
aylar, saysz yapran kprdad asrlk aalar, ilkbaharda
sar ve kzl renklere bulanan sk fundalklar. Fakat dalar bile
onlar iin en fazla bir resim erevesiydi; usuz bucaksz dz
lkler skard onlar; ykseklerdeki dnyay ounlukla rkt
c bulurlar, ufka bakmazlard bile. Gnein douu ve bat
onlar iin bir doa grngsnden baka bir ey deildi. Gece
nin iirselliini de alglamazlard. Modern liriin vazgeilmez
kahraman dolunay, Y unan liriinde yetersiz bir mealedir
yalnzca. Suskun orman, fsltl pnar, yankl yar, dsel otlak
tekinsiz eylerdi. Btn bunlarda bir tanr hkm sryordu.
phesiz bu da bir doa duygusu diye nitelenebilir, ama bizim-
4 8 ANTK YUNANTN KLTR TARH
kinden ok farkl bir doa duygusudur. Antikan insan doa
y nesnel bir biimde kiiletirir, modern insansa doaya znel
nitelikler ykler. Birine gre doa, kendisinin esrarengiz bir
biimde younlam ikin heyecanlarn yanstan ebedi bir
aynadr; dierine greyse souk, suskun ve neredeyse kt ni
yetle kendisini szen bir gzdr. Besbelli ki doa bizim bilinli
algmzn bir rndr. Y unan doas klasikti, nk Y unanl
onu klasik olarak duyumsard. Y unan insannn ara tonlar fark
eden bir gze sahip olmadn daha nce de belirtmitik. Bunun
nedeni biraz da, Hellen doasnn gerekten de ara tonlar bak
mndan zayf olmasdr: Bu doada manzarann zerine sr eken
sislere, yava yava len gnlere (nk alacakaranlk ksa srer
ve gece aniden bastrr) ve hafif renk karmlaryla snp giden
gzlere pek rastlanmaz. Bu nedenle, yle de diyebiliriz: Y unanl
klasik duyumsard, nk doa bunu gerektirirdi. Bylesi cm
leler daima evrilebibr, zira nce kimin geldii bilinmiyor ite,
doa m insan m; kim bilir belki bu soruyu sormak biie yersiz
dir. Nesne ile zne arasndaki alveri esrar doludur.
yle der Nietzsche: Akam omtu, am kokusu sarmt
ortal, aralardan gri dalar grnyordu, tepelerine kar
m, stlerine de mavi, dingin bir gkkubbe gerilmiti. Bylesi
bir eyi bizler asla olduu gibi gremeyiz; bizler daima ince bir
ruh-zar ekeriz zerine - grdmz de budur ite. Ve ite
tam da bu ruh-zarm Y unanllar hibir zaman grmemitir.
nk onlar, ne zar ne de ruhu bilirdi. Eserlerinin hibirinin
zerinde bir tl rt yoktur. En soylusu ve en kiiliklisi bile
olsa, herhangi bir Hellenin duygulu olduunu sylemek hani
neredeyse gln olmaz myd? Bu arada unu da belirtelim:
Tarihi filmlerin zerimizde asla sahici bir etki brakanamalar,
doa algsnn eitliliinden ileri gelir. Kostmler geree uy
gun bile olsa, doa asla geree uygun deildir. Bu filmler o
zamann insanlarnn gzyle beyazperdeye aktarlabilseydi bir
ihtimal inandrc olabilirlerdi. Urban Gad Film adl kitabnda
Don K iofu evirip bitirdikten sonra filmi seyrederken, Is
panyadaki ekimlerde telgraf tellerinin de grntye girdiini
dehetle fark ettiini yazar. Fakat grnmeseler bile, bu telgraf
telleri btn Don Kiot manzaralarnda vardr zaten.
Yunan Y unanllarn dier ulusal zellikleri de neredeyse hep ift
Dehas anlamldr. Nitekim okulda bu kltr hakknda o kadar ok ey
IONYA BAHARI 49
renmemize ramen, Hellen kltr ancak bulank bir tablo
gibi ulamtr gnmze. George Grotenn tabiriyle, batan
gemiden geriye ne kalmsa, bize de bu kltrden o kadar kal
mtr. Resim ve mzii tamamen yok olmu, heykel ve iirleri
mphem ykntlara dnmtr. Y alnzca mimarilerinden
deil felsefelerinden de geriye sadece gsterili harabeler kal
mtr. nsanlarn budalaca bir biimde glen ve alayan
filozoflar diye adlandrd Demokritos ve Herakleitostan bize
yalnzca blk prk, zavall birka fragman ulamtr; oysa
Y unan topraklarnda yetien en derin filozof Herakleitos, en
geni kapsamls da Demokritos idi. Bir an, Nietzscheden eli
mizde yalnzca bir avu aforizma, Hegelden de be metin
kaldn varsayalm, ite Y unan felsefesinin durumu da aa
yukar byledir. Ama en ok da orta seviyedeki eserler kay
bolmutur ki, kltr tarihi iin en byk kayb hep bunlar
oluturur, nk gndelik yaam o lmsz eserlerden ziyade
bu vasat eserlerde ok daha kanl canl bir biimde dile getiril
mitir. Szgelimi 1800l yllarn Almanyas hakknda bilgi
edinmek isteyen birisi, Goetheye kyasla Kotzebue ve
I fflanddan daha fazla ey renebilecei gibi, dnemin mey
hane arklarndan ve sokak arkclarndan da Beethovendan
renebileceinden daha fazla ey renebilir.
Fakat Y unan halknn yapsndaki elikilerin ikinci ve daha
derin bir nedeni vardr. Hellen ulusu ok kereler halklarn dhisi
diye tanmlanmtr. mdi, bu dehann iki nedeni vardr: Kutuplu
luk ve evrensellik. Bu deha saysz tezatlardan oluur; bu tezatlarn
srekli temas ve dearj onun retkenliini dourur. Evrenseldir,
btn bir insanln aynas ve zdr; yle dersek abartm olma
yz: Tm zelliklere sahip bir insan dhidir. Gerekten de Shake-
speare, Michelangelo, Dante ve Dostoyevski gibi byk sanatla
ra baktmzda, dnyadaki btn iyilik ve ktlklerin onlarda
toplanm olduu izlenimine kaplrz. te Y unanllar, buna benzer
artc ve heyecan verici bir gsteri sunarlar.
Sze en nemli eyden, ethos'tan balamak gerekirse, Yu- Y unan
nanllar ahlakl olduklar kadar da ahlakszdlar. Dnya, zgr- Ethosu
lk, sorumluluk, yurtseverlik ve dini inanlara sayg gibi de
erlerle Y unanllar araclyla tanmtr. ark-en yaln halle
rindeki bu ahlaki deerleri henz bilmiyordu. Y ine de modern
adalet duygusunu Y unanllarda bouna ararz. Suu ilke olarak
50 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
reddetme duygusu, belli bal air ve filozoflar saymazsak,
Y unanllarda yoktu. Genel olarak su zarar verenle zarar gren
arasndaki zel bir meseleydi; bu bak ge dnemlere dek ge
erliliini korudu. Cinayet bile cezasz kalabiliyordu: ayet
kurban lmeden nce caniyi affetmise, lenin yaknlarnn
(devletin deil) dava amasna gerek kalmazd. Burada nemli
olan ruhun intikamn almasdr; eer bu intikamdan kendi rza
syla vazgeiyorsa, o zaman ne kamunun ne de dinin buna sy
leyecek bir sz vard.
Her trl yksek ahlak ve drstlk de az gelimiti Y u
nanllarda, hatta tam anlamyla klasik bir yalan dolan halkyd
lar, stelik zrleri de kabahatlerinden bykt, nk bunun
kt bir ey olduunun farknda bile deillerdi. Ulusal kahra
manlk unvann dnya literatrndeki baka herhangi bir kii
den daha fazla hak eden Odysseus, zararsz farfaralktan tutu
nuz en byk hilelere varncaya dek her tr sahtekrlk konu
sunda en u rnei sergiler. Ama iin en etkileyici taraf,
Athenann bundan dolay Odysseusa duyduu hayranl belli
etmekle kalmayp yalanclk konusunda onunla ancak tanrlarn
boy lebileceini sylemesidir. Gerekten de, Romallarn
diline Graeca fides [Y unan yemini] deyimi oktan yerlemiti
ve bugn bile Franszcada Grec szc uyank, dzenbaz
anlamna gelir. Grne gre, yalan yere yemin etme Y unan
iletiim biimlerinden biriydi. Fakat pek ok insan yalan yere
yemin eden kiinin, hatta tm soyunun lanetlenecei inancn
tayordu; nitekim Hesiodos da, su olduunu dndnden
deil, srf bu yzden insanlara yalan yere yemin etmemeyi
tler. Y alan yere yemin antika boyunca cezasz kalmtr,
nk bunun cezasn vermek tanrlarn greviydi ama tanrlar
bu kiiyi etik nedenlerden dolay deil, bu yalanyla laneti ze
rine ektii iin cezalandrrlard; sz konusu kii stne yemin
ettii zebanilerin eline derdi - ahlaki deil hukuki bir sre.
Y ine de air ve filozoflar Zeusun hametli azas, adalet tanr
as Dikeden cokuyla sz ederlerdi, ama bu bile gerek ha
yatta Dikeye ballk gsterilmediine iaret eder. te yandan,
Y unanllarn bizim toplumumuzun byk lde yitirdii br
drstle sahip olduklarndan da vgyle bahsetmek gerekir.
Burjuvazinin egemenliinden bu yana insan ilikilerini belirle
yen riyakrlk ve sahte ahlaklk gibi eyler yoktu onlarda;
ONYA BAHARI 51
keza imdilerde i icab her yerde karmza kan sahte ne
zaket de. Gerek kendilerinin gerekse dierlerinin zel yaamlar
hakknda olaanst bir aklkla konuurlard; dahas, beden
leri bile mthi bir sahicilie sahipti ve imdilerde adeta yiti
rilmi bir cennet gzyle baktmz, hayvanlara zg bir zara
fetle hareket ediyorlard. En nihayetinde, bylesine bir sanat
yaratm olan bu halkn derin, isel bir gereklik duygusundan
yoksun olduunu dnemeyiz.
Y unan ahlaknn bozuk olduu izlenimine kaplmamzn bir
nedeni de, en kat ahlaki kurallarmzdan birini oluturan mo
dern onur duygusunun onlara tamamen yabanc olmasdr. Para
tahsilatnda dayaa bavurulurdu; -onurunun be paralk olma
s diye bir ey asla sz konusu deildi. Tek bir antik komedya
bile gnmze uyarlanarak temsil edilecek olsayd, arapsa
misali bir yn tazminat davasna, sahne yasaklarna, karlkl
sulamalara ve benzeri eylere yol aard. Antikadaki hatip
lerin en masum hukuk davalarnda bile kar tarafa nasl hakaret
yadrdklar hepimizin malumu. Ve Sokratesin zaman zaman
bir eziyet haline gelen tantlamalarna baz insanlarn tokatla
karlk vermi olmas bu adamn ony ve itibarna en ufak bir
leke srmemitir. Schopenhauer, antika boyunca bu tr eyler
karsnda taknlan vurdumduymazl Parergasmda pek e
lenceli bir biimde iler. Gelgelelim, Y unanllarn hastalk de
recesindeki an hret dknlkleriyle iten ie kemirilmi
olmalar btn bunlarn karsnda bir tezat oluturur. Y unanl
nn akl fikri zafer ve vgdedir ve tm hayati iler itibar kap
larm aan agondan, yani bir yarmadan ibarettir.
Y unanllarn isterik derecedeki iltifat ve itibar hrslarnn ar- Y unan
dnda ateli bir tutku yatar, bunun iin ulusal kahramanlarna, ll-
gerek bir sava olan Akhilleusa bakmak yeterlidir. l
Nietzsche, Asyalla geri dme tehlikesi Y unanllar hep
tehdit etti, der. Hibir halk, en korkun eylerin aralksz ger
ekletii bylesine vahi bir mitolojiye sahip deildir, dahas,
baka hibir halk bylesi bir mitolojiyi kaldramazd. Fakat
yine de, Y unan tarihinde batan sona bir lllk ideali,
sophrosyne parlar. Bu parlt o kadar gl, o kadar yumuaktr
ki, Winckelmannla birlikte btn Alman klasisizmi bu zel
likte Y unan ruhunun srrn kefettiklerini sanmtr. Onlara
gre, halkn ad bile buradan kaynaklanr, zira eski bir rivayete
52 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
gre EAr)v (Hellen) akla uygun demektir. Hesiodosun iler
ve Gnler'inde anlatlan o derin anlaml Pandora mitini hepi
miz biliriz: Kutunun iinden, insanlara o zamandan beri sknt
veren en belal eyler kmtr, fakat Pandora kutunun kapan
erken kapatm ve ilerinde en berbat olan eiri (elpis) geride
kalmtr. Elpis, tpk Latince s pes gibi beklenti demektir,
stelik hem iyi hem de kt eylerin beklentisi,'yani umut ve
endie. Bu iki duygunun uursuzluklarn en by saylmas,
llln had safhada yceltilmesidir. Y unan dnce tarihi
nin banda ve sonunda da yine bu vardr, nk antik felsefe
nin son demlerini.yaad Stoa bile ruhun balca hastalklar
nn hrs ve korku (E Truviiaa kou cpjBo) olduunu retir.
Fakat bu olgunluk, kltrleri serpilip gelitike daha eytani
biimlere brnen ve barbar, karde kavim, komu kent, vatan
da, smfda ya da akraba demeden hepsini merhametsizce l
dren Y unan halknn anlamsz vahiliiyle nasl rtyor?
ark bile korkudan titreten o hayvanilikleriyle, kendilerinden
sonraki kuaklarda hayranlk uyandran sz ve tavrlarnn zara
feti, sanat ve yaam nanslarna dair incelikleri nasl bada
yor?
Y unanllar doru olan hissetmelerini salayan bu hassas i
gdleri sayesinde binlerce yl boyunca birok alanda normlar
oluturdular, ite bu yzden onlarn tinsel bakmdan dnyann
en salkl halk olmas gerekir. Ama ayn halk, dnem dnem
tekerrr eden akli dengesizliklere maruz kalyordu: Bunlar, her
Hellenin Dionysos enlikleri diye bildii, fakat bizler iin
kocaman birer muamma olan dans salgnlar, kitlesel sanrlar,
orji ve orgazmlard. Bu lgnlk halleri Y unanlnn ruhsal ya
amnda ylesine doald ki, Delphoideki Apollon tapmann
nnde Apollon klt, tapnan arkasnda ise Dionysos ulula-
nrd. Y unan ktmserliine alan kap -J akob Burckhardtm
bu dhiyane kefi Nietzsche vastasyla aydnlarn ortak mal
haline geldi- ite buradadr. Gerekte Hellen sanatnn ruhunda
ve btn mitlerinin znde sessiz bir hzn vardr; bu gerein
bunca zaman gizli kalabilmi olmasn anlamak neredeyse im
knsz. Geri baka trl de olamazd, nk Hristiyanlktan
nce insanlk karanlklar iindeydi; yaratlmlarn zerindeki
karabasan ancak Kitab Mukaddesin mjdesi def edebilmitir.
Fakat Y unanllara, gn ortasnda ktmserlik diyebileceimiz
ONYA BAHARI 53
bir ruh hali hkimdir: Gpegndz duyulan ve kuzeylinin dnya
korkusundan dalar kadar farkl olan, onun yannda panayr gul-
yabanileri kadar ilkel, zararsz ve handiyse evcil kalan bir dnya
korkusu. Bylece, Y unanllarda enliin nasl dillere destan bir
nitelik kazanabilmi olduu kendiliinden anlalr; gerekten de
elencenin ve anm tadn karma konusunda ustaydlar.
nk onlar safdildi ve ebedilemi sanat eserlerinden de
anlald gibi, dnyann en doal halkydlar. Ama bu akla
ma da yeterli deildir; artistik bilincin en st basaman temsil
eden klasik sanata nasl safdil diyebiliriz ki? Dahas, sanatlar
da hi doal deildi aslnda, vazo ve fresklere, tapmak ve tra
gedyalara, nazm ve nesirlere, en fkeli nutuk ve en lgn ko
medyalara varncaya dek her eyin iine ilemi ar bir slup
ulukla yorulmutu. Zaten antsallk Y unanllarn tipik bir
zelliidir. Hem sonra, ruhsal yaamnda ecinsellii bu denli
n plana karm bir halk iin had safhada doal demek ne
kadar doru olur?
Y unanllar doay sadece stnkr aratrm ve esasl bir Y unan
doa kavram gelitirmemilerdir. Bu yzden de sk sk bilim- Bireyei-
d olduklar sylenmitir. Gerekten de, her trl deney kar- li8
snda tuhaf bir rkeklik duyarlard. Bu nedenle, szgelimi
san bilimin kimya gibi kapsaml alanlar ounlukla gz ard
edilmitir. Deneylerden ok fikirleri cazip buluyorlard. Teknik
bakmdan yalnzca modern halklarn deil, ayn zamanda M
srllarn, Babillilerin ve hatta kendi atalar Mikenlerin bile ge-
risindeydiler. Bu nedenle nispeten yeni bir tarihi onlar iin
ksaca bulu bakmndan en yoksul kltr halk demitir. Ta
rih, corafya ve astronomi tasarmlar da ocuksuydu, daha
sonraki aydnlarnn iyi diyebileceimiz grleriyse hibir za
man halka yansmad. Ne var ki, madalyonun bir de br yz
var: Onlar salt gzlem amacyla kendisini ftetopta, yani teoriye
adayan kuramsal insann ve ussalln temelini atmlardr -
bylesi bir ey daha nce grlm deildi! Onlar, diyor
Rohde, btn bir insanln n sra dnmtr; tanrlar,
dnya ve insan hakkmdaki en derin, en cesur, en sofu dn
celerin kayna Y unanistandr. Herodotosun dnyaca nl
bir ifadesine gre, Hesiodos ve Homeros Y unan halknn tanr-
bilimini tanrlara isim koyarak, derece ve alanlarn belirleyip
onlar ete kemie brndrerek nasl oluturmusa, Y imanllar
5 4 ANTK YUNANTN KLTR TARH
da tm bilimlerin terminoloji, hiyerari, biim ve alanlarnn
reticileri olmulardr. Ayn baary, yazn sanatnda da gs
termilerdir. Edebiyat trlerini kefeden, alanlarn belirleyip
daha aklc bir dizgeye oturtanlar ilkin onlard. Tragedya ve
komedya, ode (solo lirii) ve elegeia (at), aforizma ve
epigram, pragmatik tarih ve felsefi diyalog, an ve biyografi,
nutuk ve deneme gibi yazn trleri dnya literatrne Y unanl-
larla girmitir, hatta arkn teden beri bildii dallar, szgelimi
destan, mektup ve ak iiri bile ilkin Y unanllar sayesinde asl
kimliini bulmutur. Mimarileri sanatsal olmann yan sra bi
limsel bir baardr.
Btn bunlarda Hellen kltrnn muazzam yaratc gc
nn temelini tekil eden bireycilikleri ifadesini bulur. Bir Y u
nan ahs, der Nietzsche, baka bir ahdan daha ahdr,
Kukusuz, dier uluslara kyasla en fazla birey saysna onlar
sahipti. Fakat Y unan yaamnda bundan ok daha byk bir
g vard: Amansz bir inatla btn bu bireyleri boyunduruk
altna almaya, dize getirmeye, etkisizletirmeye, yok etmeye
can atan devlet: Polis. Kt hretli ostrakismos (halk mahke
mesi) siyasi bir kurum deildi, daha zengin, daha zgr, daha
gl ve daha renkli olan bireycilie kar kurulduu herkese
biliniyordu; oysa bireyciliin o mutlandrc ehresi olmasayd,
Y unanllar da olmazd: Kendileriyle bykbalar arasnda s
rekli bir ak-nefret ilikisi vard. Mkemmel olan her eyin tan
rlarnn iindeki kskanl depretirdiini sylerler, te yan
dan kendileri de kskanlktan deliye dnerlerdi. stn yete
neklerle donatlm insanlarn, srf bu zelliklerinden dolay
devlet dman diye yaftalanmalar kanlmazm gibi geli
yor insana. Gerekten de pek garip bireylerdi bunlar! Herkesin
zerinde hemfikir olduu bir dier grng ise Y unan idealiz
midir. Onlarn o az nce szn ettiim olaylara nesnel baka
bilme yetenekleri bile bunu gsterir. Bununla birlikte, al
maktan hi holanmazlar, almay kmserlerdi: Bu km
semeyi en iyi ifade eden amele heri f yollu svgleri gnm
ze dek aktarlagelmitir. Fakat bunun yan sra yine mthi de
recede materyalistlerdi. Esasen yalnzca somut, elle dokunula-
bilir olana, gerek ve yakn olana inanrlar, mal mlk ve paray
her eyin zerinde tutarlard. Amele dmanlklar da esasen
almay pek sevmiyor olmalarndan kaynaklanyordu, fakat
ONYA BAHARI 5 5
almadan elde edilen zenginlie hi itirazlar yoktu. Aga-
memnon, Odysseus ve Akhilleus gibi parlak kahramanlar bile
korkun derecede agzldrler ve srekli ganimet, fidye ve
rvet peindedirler. Y unanllarn komular Persler, Msrllar,
Fenikeliler ve Romallar da her Y unanlnn satn alnabilecei
konusunda hemfikirdi. Tek istisna, zgecilii sayesinde Y unan
topraklarnn iftihar, hreti asrlara uzanan biri haline gelebil
mi Aristeidestir.
Fakat sylediklerimizin bir ksmn geri almamz gerekiyor: Grn-
Y unanllar materyalist deildi, nk onlar hayata bir oyun gibi tnn
bakarlard. Bu konuyu biraz daha ayrntl ele almalyz, nk Griint-
tm halklar arasnda dehay onlarda grmemizin asl nedeni ite su
burada yatyor. Bir nceki ciltte, Msrlnn temel zelliinin
oyunbazlk olduunu grmtk; fakat Msrl ocuk gibi oy
narken, Y unanl bir sanat gibi oynar. Sanatnn dier insan
lardan fark udur: Sanat, eyann yararna deil, zne bakar;
eya benim iin nedir, sorusunu sormaz. Sorduu soru udur:
Eya kendisi iin nedir? te bu yzden srekli yeni eyler ke
feder, kefetmek zorundadr. Bizim fayda dediimiz ey, trn
talebidir ve hep ayndr; yaratlmlarn srr ise, onlarn esiz
olmalardr. Pratik insan hayat boyunca gerekliin yalnzca
kendi iine yarayan ksmn grmeye mahkmdur; oysa sanat,
dnyaya adeta ie yaramaz bir ey gzyle bakar, dnyann
btnln kavramay da ite byle becerir. Bu gerei
Schiller genliinde u lmsz cmleyle dile getirmitir: n
san, yalnzca oynad yerde btnyle insandr. Bu adan
baktmzda, Parisin yarglan efsanesi de daha derin bir an
lam kazanr. Paris gibi Hellenler de, Herann, Athenann ve
Aphroditenin yetenekleri arasnda bir karara varmak durumun
daydlar. Eer isteselerdi birleir ve dnyaya hkim olabilirler
di: Y egne ciddi rakipleri Kartacallar ve Persler bile bunu en
gelleyemezdi. Ve eer glerini bu nokta zerinde younlatr-
salard, o esiz kavraylar sayesinde dnyann ardna en derin
gzlerle bakabilir, en yksek bilgelie eriebilirlerdi. Ne var ki
onlar gzellii setiler, hatta gerek Helena Msrda olduu
iin gzelliin de yalnzca hayalini semi olan Parisin yolun
dan gittiler. Grntnn grntsn her eye tercih etmekte
muhtemelen haklydlar. Nietzsche, Onlar derin olduklar iin
yzeyseldi, derken bunu kastediyordu.
56 ANTK YUNANTN KLTR TARH
Deha, dnyay bir oyun olarak grr, yledir de zaten.
Hellenler dnyann en zengin ve en rnek, en derin ve en renkli
oyunudur ve dnya onlarn ebedi ve deien, eletiren ve ven
seyircisidir. Kontrast ve tezat ynnden zengin olmalar, Y u
nanllara daimi parltlarn bahetmitir. Onlar, yaamn kendi
si kadar paradoksaldr: tekdze ya da abartl, mat ya da kaba,
silik ya da belirgin eylerin gz rahatsz etmedii lmsz
tiyatro figrleri kadar kusursuz ve btndrler.
Y unan Y unanllarn yaratt ilk ve belki de en byk sanat eseri
Harfleri kendi dilleridir. Barbar szcnn balangta kekeme
anlamna gelmesi son derece ilgintir: Bu szck, Asyal ve
Afrikallar kadar bata MakedonyalI larla Romallarn da dahil
olduklar yabanc uluslarn kulak trmalayc szcklerle bar bar
barmalarn yanstr gibidir. Daha sonra barbarlk giderek bir
kltr kavram haline gelmeye balad; Y unanca konuup d
nen biri barbar deildi artk. Fakat bilindii gibi, ge antik
ada egemen btn halklar Y unanca biliyordu, hele Romallar
iki dilli bir halk olup kmt. Y unancann antikadaki gc,
Franszcann onsekizinci yzyldaki baarsndan ok daha b
ykt, nk Franszcann rakipleri daha zayfken, Y unancann
kendisi kadar geliime ak dillerde ve edebiyatta rakipleri var
d.
Y unancay dier dillerin ( talyanca hari tutulabilir belki)
stne karan ey, ncelikle onun mzikalitesidir; dier de
yile, ahenkli nller ve ikili nllerden (diftong) yana zengin,
sert balalar ve st ste ylan nszlerden yana yoksul olu
udur. Y unanllar yazlarn kendileri icat etmemi, Kuzey Sa-
milerin nsz harf karakterlerinden gelitirmiler, alfabelerin
deki son drt harf olan phi, khi, psi ve omega harflerini ise
kendileri eklemilerdir; fakat asl marifetleri, harflerin bir ks
mna nl harf anlam katm olmalardr. Bu sayede harfler
kelimenin tam anlamyla birbirine eklemlenip telaffuz edilmi,
kekelemekten teye geemeyen arkn barbarlndan syrl
mtr. Fakat bunlar daha 7. yzylda olmutur; Homerosun
iirler dzd Miken kahramanlk dnemi bir yana,
Homerosun iirlerini yazd ok sonraki soylular toplumu bile
okuma yazma bilmiyordu. Fakat o tarihten itibaren yaz sratle
yayld. Muhtemelen ilk bata faturalar, makbuzlar ve szle
meler iin Mtetnanest yani ezberciler vard, fakat 600 do-
ONYA BAHARI 5 7
laylarnda yazyla her yerde karlalyordu: Vazo resimlerin
de, mezar talarnda, adaklarda, hatta Nbyede Ebu
Simbeldeki heykellerin zerinde, hi de aydn tabakadan say
lamayacak Y unanl askerlerin elinden km yazlar grlr.
Fakat gnmz okullarnda kullanlan Y unan yazs ge dne
me ait bir rndr: skenderiye dnemine kadar sadece byk
harfler, majskller kullanlrd.
Bilindii zere Y unancada e ve o seslerini veren ikier harf
vardr: Epsiion ve eta, omikron ve omega. Eta uzun bir e sesini
(e), omega ise uzun bir o sesini () karlyordu, fakat onlarn
asl ilevi bu deildi, yoksa uzun alpha, iota ve epsiion iin de
ayr birer harf retmeleri gerekirdi; bunlar ncelikle ak nl
leri veriyordu. Ak ve kapal nller arasndaki keskin ayrm,
gnmz dillerinden birini yeni renen birisi iin de en byk
zorluklardan biridir. Almanca, Franszca ve talyancada kapal
e harfi uzun ve ksa biimlerde, rnein, Tee, the, tela ve
Theater, thetre, teatro szcklerinde; ak e ise uzun halde,
rnein, hre, air, era szcklerinde grlr. Buna karlk,
ksa ve ak e harfi yalnzca Franszca ve talyancada bulunur
(vertu, verticale), Almancada yoktur ya da yalnzca yaklak
olarak vardr, yani yarm uzunluktadr ve Werder, werben, Erbe
szcklerindeki kadar da ak deildir. Uzun kapal o ile ksa
ak o her dilde de mevcuttur: Rose, rose, rosa; Torte,
tortue, torta; ksa ve kapal o nde de bulunmaz. Uzun ve
ak o ise her iki Latin dilinde de bol miktarda vardr, rnein
tort ve toro, encore ve orada olduu gibi, fakat Almanca iin
bu ses yabanc bir sestir. Rosa, talyancada ak o ile sylenir,
spanyolcada da yle, ayrca spanyolcada s harfi de keskindir.
ngilizcede de ak ve uzun o bulunur (horse), fakat telaffuzu,
ngiliz aznda daha ok a sesine kaar. Uzun ve ak harfi de
benzer niteliktedir: Almancada bulunmaz ama ngilizcede (yine
biraz a sesine kaan girl szcndeki gibi), Franszcada
(cceur) ve sveede (fr, fiir, frr) alldk bir sestir. te eta
ile omega da bylesi uzun ve ak seslilerdendi. En tartmal
konulardan biri de, zetann telaffuzudur. Kesinlikle
Almancadaki z harfinin ts biiminde okunuu gibi okunmazd,
ya talyancadaki ds (zelo) gibi ya da Franszcadaki yumuak i
(zero) gibi telaffuz edilirdi. Muhtemelen iki okunu da doru
dur, yle ki, zeta harfi aa yukar skenderiye dnemine dek
58 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
birincisi gibi, daha sonra da kincisi gibi telaffuz edildi. Hatta
zeta byk bir olaslkla aslen ikili nsz sel'ye karlk gelen bir
harfti, bu ise Athenaze ve thyraze gibi szcklerin byk ihti
malle Athenasde ve thyrasdeden tremi olmasyla ve iinde sd
geen yabanc adlarn transkripsiyonunda sd yerine z harfinin
kullanlmasyla aklanabilir (rnein, Ahramazdanm Oro-
maz.es'e dnmesi). Hellenistik dnemde, btn Sami adlarnda,
basit bir i olan sain harfi, $ ile telaffuz edilirdi, ite bizim Zion,
Gaza, Zacharias ve Genezareth yazmamzn nedeni budur.
Y unan Y unancay doru deerlendirebilmek iin unu daima gz
Biimleri nnde bulundurmak gerekir: Y unanca yazyla sabitlendikten
sonra bile, ncelikle konuulan bir dil olmaya devam etmitir.
Beinci yzyla dek Y unanistanda okuyucu kitlesi diye bir ey
yoktu. Bir edebiyat eseri dinleyiciler iin yazld iin ritim ve
sese daima ok dikkat edilirdi; bu konuda bir fikir edinme im
knmz yok artk. Bu durum daha sonra da deimedi, nk
insanlar sesli okumaya alknd. Bu o kadar doaldr ki, bir tek
antik yazar bile bundan sz etmez, sadece bir kez gariplii vur
gulamak amacyla tersinden sz edilir: Augustinus tiraf-
l arnda, hocas Ambrosiusu gzlerini satrlar zerinde gezdi
rirken sk sk gzlemlediini anlatr, fakat sesini ve dilini kul
lanmyordu. Augustinus hocasnda grd bu anomaliyi,
Ambrosiusun ya metindeki karanlk bir noktayla ilgili soru
sorulmasn engellemek ya da dilini dinlendirmek istemesiyle
aklar. Zenginler kitaplar yksek sesle okutmak iin pahal
zel kleler tutarlard. Y az da sesli sesli yazlyordu. Eer bu
gelenek devam etseydi, modern edebiyatn byk bir blm,
en azndan bilimsel literatr herhalde asla kitaplatrlmazd.
Fakat o zamanlar, nemli olan yalnzca tempo ve melodi
deildi -bugn olsa olsa lirik edebiyatta nemlidir bu-, ifade
nin aklda kalacak derecede etkili ve kolay anlalabilir olmas
na da dikkat etmek gerekiyordu, ki gnmzde ancak sahne
yazarndan byle bir ey talep edilebilir. Bu nedenle
Y unancada, szn canlln ve akcln yaznn duruluu ve
vecizliiyle, ahenk dolu gzellii soyut keskinlikle, ululuu
anlalrlkla birletiren popler edebiyat vardr yalnzca.
Ernst Curtius Griechische Geschichte'da [Y unan Tarihi] yle
der: Bu dil, her kas mkemmel alan, gelimi bir grei
vcuduna benzer. rnein, baka hibir dilde bu denli ayrntl
ONYA BAHARI 5 9
ve bol miktarda bulunmayan edatlar, dilin yapsna artc bir
esneklik ve eviklik katan mafsallardr. Bu edatlar, bulundukla
r her yere adeta birer mandal ve susturucu, birer parlatc ve
effaf sr zellii katarak dilin esiz bir biimde dramatize
edilmesini salarlar, yle ki, kupkuru bir Y unanca diye bir
ey yok gibidir; mkemmel bir akademisyen olan Paul Cauer,
pek yerinde bir benzetmeyle edatlar iin dilegelmi el kol ha
reketleri der.
Almanca gibi Y unanca da her belirli tannda (Lat.
articulum) sahip olma ayrcaln tar, oysa btnyle kiilik
siz olan Romalnn hibir tannd yoktur, cinsiyetsiz ngiliz
ise yalnzca tek bir tannda sahiptir. Buna karlk, belki de
snrlar izilmemi olan sevmedikleri iin, Y unancada belirsiz
tanndk yoktur. Eski Hint Avrupa dillerindeki ekim hallerin
den ablatif (-den hali) ile instrumentalis (ile hali) Y unancada
kaybolmusa da, lokatif (-de hali) henz durur; dierleri ise ok
gelimitir. Latince kkenli dilleri bu dille kyaslayacak olur
sak: Bu diller, akkusatifin (-i hali) nominatife (yaln hal) e
deer olduu ve genitif (-in hali) ile datifin (-e hali) ise
Latincedeki de ve addan tretilen edatlarla rld tek bir
ekim haline sahiptirler. Y unancanm genera (cinsler), tempom
(zamanlar) ve modi (kipler) vastasyla olanak ve zorunluluk,
pekitirme ve kstlama, dilek ve karlklar o anki zaman ve
konumlar iinde nasl esiz bir incelikle -stelik hep ksa ve
net- ifade etme gcne sahip olduu herkesin malumudur.
Keskin ve belirgin ekim eklerinin olanakl kld sz dizimi
nin yan sra ksaltlm tmce biimlerinin salad zgrlk
de mthi derecede zenginletirir bu dili. Fakat iin en artc
yan, Y unancanm, binlerce trev ve bileimle bitmez tkenmez
bir dil hzinesi oluturma imkn veren szck tretme gc
dr; bu sayede bir kkten bir sr szck tretme ve baka dil
lerin btn bir tmce gerektirdii balamlar tek bir szckle
ifade etmek mmkndr. Latincede ve Latince kkenli dillerde
asla bulunmayan bu esneklie Y unancanm dnda bir tek Al
manca sahiptir, yine de Almanca ne kulaa ho gelir ne de Y u
nanca kadar kullanl ve yorumludur: Szgelimi Y unanl
pouLeuco, danma meclisi yesi olmak szcnden unlar
tretir: (3oo,f|, danma meclisi, Po/lEopa, meclis karar,
Po'dac'd11)pov, meclis binas, Poi)/xoTr)po, t veren,
60 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
Y unan-
can
Telaffu
zu
Pou,euTf|, meclis yesi, ponUsuTiK, meclisle ya da meclis
yesiyle ilgili, Pon,f|i, iyice danlm, pou/.cppo, t
tutan, pouAapyo, meclis bakan ve duruma gre saylar
iyice artrlabilen daha pek ok bileim. Akhilleusun annesi
Thetis, kendisine SuaapoTO iKea der: Kendi zararna en soy
lusunu dourmu olan; baka hibir dil benzer bir ifade kulla
namaz; Almancada bunun iin yle denebilirdi: Talihsiz kah-
raman-annesi, fakat kulaa ho gelmiyor. Bilimin, zellikle de
fizik, kimya, zooloji, botanik, teknik ve tp gibi pozitif denen
bilim dallarnn teden beri Y unanca ifadeler kullanyor olma
sndan daha doal ne olabilir ki? Sz konusu bilim dallarnn,
hmanistleri sulamakta kullanlan Hellomania [Hellen l
gnl] ile ilgisi olmad aktr. Bununla beraber, kavramlar
bu kadar kolay bir biimde birletirebilen, glgeleyip kaydra-
bilen bir dilde felsefe yapmamak da mmkn deildir; burada
da Y unancann seviyesine yalnzca Almanca kar. Denebilir
ki, Platonun dnceleri Y unan dilinde nasl nceden vardysa,
Meister Eckhardtnkiler de Almancada vard.
Gereksiz ama grkemli ikil (dal) , daha Hellenistik d
nemde ortadan kalkar, halk dili eskian sonuna doru giderek
ada Y unancaya yaklar - ada Y unancada datif yoktur
artk ve yalnzca bildirme kipiyle emir kipine sahiptir. Bugnk
Y unanl eta ve ypsilon harfleriyle ei ve oi diftonglarn (ift
nl) i sesi gibi, ai diftongunu ise e sesi gibi, zetay s gibi, eski
Y unancada p+h biiminde sylenen phiyi/ gibi, khiyi ise (es
ki Y unancada k+h) kh (genizden bir h) gibi telaffuz eder, ste
lik e ile fden nce damak sesi (rnein, ihtiyardaki h harfi
gibi), yoksa grtlak sesi olarak telaffuz eder (ah); rhoyu, baka
modern dillerde de -zellikle de spanyolcada- grld ha
liyle dil ucu sesi olarak, deltay ngilizcedeki yumuak th
(peltek d), thetay ise kaln h (peltek t) gibi syler. Y psilon da
ikili nllerde (an, en) vye dnr, ki bu yzden Euange-
iium yerine Evangelium diyoruz. Muhtemelen, balangta
bu harf bir u harfiydi ve ikili nllerde a+u, e+u gibi okunuyor
du. U ile v arasndaki geiler, baka dillerde de bulunur:
Latincede U ile V edeerdir; Msr dilindeki v, Kpti dilinde,
* kil: Arapa, Y unanca gibi baz dillerde, tekil ve oul dnda yer alan, iki varlk
ya da nesnenin sz konusu olduunu belirten, ad ve eylem ekimlerinde kullanlan
dilbilgisel say, (.n.)
ONYA BAHARI 61
zellikle de ikili nllerde ounlukla u olur, ngilizcedeki w
ise neredeyse u gibi telaffuz edilir.
Buradan, eski Y unanllarn en azndan klasik dnemden iti
baren tpk gnmz Y unanllar gibi konuup konumadklar
tartmas domutur. Bu tartma Reform dnemine dek uza
nr. Y unancay batya Bizansl aydnlar tantmtr, elbette ken
di modern telaffuzlaryla birlikte. Y zyln mealesi nl
Rotterdaml Erasmus, dnemin geleneklerine uyarak diyalog
biiminde kaleme ald De recta Latini Graecique sermonis
pronunciatione [Latin ve Y unan Dillerinin Doru Telaffuzuna
Dair] adl makalesinde bu konuya eilir: Ay ile aslan eski Y u
nanllarn telaffuzu zerine tartrlar. Erasmus, eer , p, u, er,
o, m harflerini i gibi telaffuz ediyorlarsa, Y unanllarn farkl
harfler kullanmak iin bir nedenlerinin olamayaca gibi basit
ama parlak bir gr savunuyordu. Fakat zayf bir bedende
gl bir ruhu barndran Erasmus, inan ve zgrlkle ilgili
daha nemli tartmalarda teori ile pratii oportnist bir biim
de birbirinden ayrmay bilse de, geleneksel telaffuzu kullan
maya devam etti. Baz ngiliz aydnlar yeni grten yana daha
sert bir tavr koymularsa da, karlarnda hep piskopos
Gardineri bulmulardr: Gardiner, Cambridge niversitesi de
kan iken, a yi eden, e veya oyi ise den farkl okumalar
durumunda profesrleri senatodan, rencileri okuldan atmak
la, olanlar da cezalandrmakla tehdit eden bir ferman kar
mt - kilise tarihinin gelmi gemi en azl sapkn avclarn
dan biridir Gardiner. Eer birisi korkak ya da fanatik ise bu
zelliini/telaffuzda da sergiler.
Etac ya da Erasmusularn aksine, ada Y unanca telaf
fuzunun taraftarlar kendilerini taclar ya da (Almanyada Y u
nanca incelemelerini balatan adamn adndan esinlenerek)
Reuchlinciler olarak niteliyorlard, ne var ki bu tartmadan
Erasmusular galip kt, nk nde gelen klasik eskia filo
loglarnn neredeyse tamam onlarn safnda yer ald. Gn
mzde ise artk sadece Y unanllar tacdr, ancak bilimsel ne
denlerden tr deil, bugn ile anl gemi arasndaki srek
liliin kendini bu ekilde zorla kabul ettirdii kltr politika
sndan tr. Bir dizi spesifik argman bir yana, aklselim sahi-
* Etaclk: Y unancadaki eta harfinin, uzun e harfi gibi okunmas. tacik: Etap n
ita gibi, yani uzun i gibi telaffuz edilmesi, (e.n.)
62 ANTK YUNANTN KLTR TARH
bi olmak Etacl savunmak iin yeterlidir. Srekli dnm
geirmek btn dillerin doasnda vardr, bu yzden de gn
mz Y unanllarnn iki bin yl nceki gibi konumalar mm
kn deildir. Ayrca her halk nce konutuu gibi yazar; ayet
konutuu gibi yazmyorsa, bu vaktiyle farkl konutuu anla
mna gelir. Eer bir Fransz corps yazyorsa, nedeni, atalarnn
corpus demi olmasdr ve ortaan sonunda bile moj dedii
iin moi yazar. Kratinosun bir komedyasnda bizdeki mee
meeye karlk gelen Pf| pf| yollu hayvan sesine rastlanmas
bile Etacl hakl karr. Buna karlk, Reuchlincilerden biri
koyunlarn dil uzman olamayacaklar ynnde matrak ama
tamamen bo bir laf etmitir. Halbuki hem de had safhada dil
uzmandrlar, nk onlarn kendilerini o zaman da bugnk
gibi ifade ettiklerini kabul ediyorsak eer, Kratinosta geen bu
ifade, onlarn ve tm AtinalIlarn Erasmusu olduunu kantlar.
Y oksa taclara gre koyunlarn mee mee deil, mii mii
demesi gerekirdi.
Fakat Erasmusu telaffuzun Y unancann okunuunun yakla
k bir portresini bile izdiini dnmek yanl olur. Friedrich
Blassn bu konuyla ilgili isabetli bir sz vardr: undan adm
gibi eminim ki, ayet eski bir Atinal dirilse ve bizleri -hem de
en bilimsel biimde ve en gzel telaffuzla- Y unanca konuur
ken duysa, telaffuzumuzu iren derecede barbarca bulurdu.
Ama gnmzde bir Y unanly konuurken duysayd, herhalde
bu kadar ok eletirmezdi, nk bu dilin kendi dili olduunun
farkna bile varmazd. Bugn btn halklar Y unancay farkl,
yani kendi dillerinin telaffuzu erevesinde konuurlar (fakat
ounlukla bunun farknda deillerdir) ve hepsi de yanl konu
ur. Bu yzden de, Y unan isimlerini doru ya da Latince ve
ya Franszca telaffuzuyla syleyip sylemememizin fazla bir
nemi yoktur. Y arm asr ncesine kadar, Gymnasium ren
cilerinin kompozisyonlarnda Kretenser, Athenienser ve
Karthagenienser dediklerini gryoruz. Oysa gnmzde bu
isimlerin ksaltlm biimleri kullanlyor, bunlar belki daha
rahat ama daha da yanl, nk ncekiler en azndan
Latinceydi, imdikiler ise tamamen keyfi. te yandan bugn,
Delphi, Mycena ve schylus yerine Delphoi, Mykenai ve
Aiskhylos, hatta Piraus yerine de gzel ama zor olan Peiraieus
(vurgu son hecededir) yazlmasnda bir saknca grlmyor. Bu
ONYA BAHAR! 6 3
arada Fenikeliler, MakedonyalI lar ve Boiotiallar da edebi ta
lepleri tamamen karlyorlar. Bu ve buna benzer pek ok ifade,
rahatln gerek Y nancaya tercih edildiini gsteriyor. Buna
karlk, hi kimse Sapf (vurgu son hecede) demez, hele hele
onun gerek ad olan Psapfyu kimse kullanmaz. Daha da ra
hat, Franszcadaki yazmdr: Epikur, Epiktet, Demokrit,
Elesiod, vb; fakat btn isimlerde yerlemi deildir bu yazm
lar; rnein Oedip yazmay kalem bile reddeder sanki. Heraklit
ile Herakleitos arasnda seim yapabilirsiniz, oysa Latincesi
olan Heraclitus hi kullanlmaz; Peisistratosun Pisistratus bi
iminde yazlmas olaandr, buna karlk Pisistrat diye yaz
mak sz konusu bile olamaz. Son zamanlarda, Almancada
troisch ve Troer karlklar tek doru karlklar diye yer
letirilmeye allyor, gerekten de Troja tamamen yanltr,
nk Y unancada iota harfi hibir zaman bir nsz harf deil
di. Ama ters bir ey var burada: Trojaner [Troyallar] dram,
roman, gazete ve syleiler, kilise ve okul araclyla imge
dnyamza o kadar girmitir ki, Troa sava diye bir savan
sanki hi gereklemedii izlenimine kaplrz. Grld gibi,
bunlar nce kullanm skl, sonra da tek tek bireylerin zevk
anlay ve dil duygusu belirliyor.
Ne ilgintir ki, yksek Y unanca diye bir ey asla olmad, Yunan
daha ziyade hep drt byk yazn dili vard: on, Dor, Aiol ve Leheleri
Attika leheleri. on lehesiyle yazanlar, Elomeros ve Hesiodos,
elegeia ve iambos ozanlar, Elekataios ve Heodotos, Hippok-
rates ve Hippokratesilerdi; Dor lehesiyle yazanlar ise Epik-
harmos, Pythagoraslar ve bata Pindaros olmak zere, btn
koro airleri. Aiol lehesinin en byk temsilcileri Sapph ile
Alkaios iken, Attika lehesi Aristophanes, Platon, hatipler ve
tragedya yazarlaryla temsil edilir. Tragedya yazarlarnn diya
loglar Attika lehesiyle, koro iirleri ise Dor lehesiyle yazl
mlard ya da Dor lehesine kayyorlard; durum aa yukar
yleydi: Operada koronun Kuzey Almanya azyla, solistlerin
ise yksek Almanca ark sylediini dnelim. stelik diz
deki kadar bir tezat hissetmezdik bile, nk opera metinlerini
anlamak zaten mmkn deil. Lehenin yazarn kkeniyle hi
bir ilgisi yoktu, burada daha ok estetik ve geleneksel kayglar
Bizim de bugn dilimize yerlemi biimleriyle kullandmz Troya (hatta
Truva), tyonya gibi adlar aslnda Troya, onya, v.s.dir. (F .D .)
64 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
n plandayd. rnein, o dnemde bir destan on lehesinden
farkl bir lehede yazmak sz konusu bile olamazd.
Heykel- Fakat Y unanllar zellikle de destan sayesinde bir tr ortak
tra lisan kurabilmiti, nk Homeros Hellenlerin nciliydi. Yu-
Homeros nanistan, der Platon, kltrn bu aire borludur. liasn
kahramanlarn aynas olduu sylenegelmitir, fakat o ayn za
manda halkn, hatta dnyann aynasdr ve Odysseia insana dair
her eyi kapsayan ender dnya masallarndan biridir. Homeros
hakl olarak, Y unan kltrnn simgesi saylr. Y unanllarn
heykeltralk dehas Homerosla zirveye ular. Mermeri ant
ran grkemi ve soukluu, az ama ok parlak temel renkleriyle
Homeros, ounlukla tek tek figrleri kapsayan ve bir grup o-
luturduklarnda bu figrleri izgisel ve simetrik bir zemine
oturtan kompozisyonlaryla tam bir heykeltratr: atlar, hat
lar ve katlarda, hatta deimez amblem ve dzenli ssler halin
de rlyefi ereveleyen benzetmelerde. Doa ortam, iklim,
mevsim, ksaca atmosferi oluturan her ey eksiktir onda,
nk bu eler heykeltraln ifade olanaklarnn dndadr.
Her eyin hatlar keskin ve belirgindir, her ey biimdir; oysa
Hristiyan iiri (ki her modern iir Hristiyandr) insana biimi
olmayan bir sonsuzluk gzyle bakar. Odysseusun maceralar
imgedir, Fausf unkiler ise birer simgedir; liasta en mucizevi
ey bile gerektir, oysa Yaban rdei'tide en sradan eyler bile
efsanedir. Homerosun kahramanlar doal bir devasalktadr.
Olaanst bedensel gleri ve ayana abuk olmalar onlar
masal yaratklar haline getirmez; nam ve intikama, kan ve ete
duyduklar byk itah onlara patolojik bir boyut kazandrmaz.
Heksametre, grkemli ak ve duru yaps, ifade ve sfatla
rnn formle benzemesi nedeniyle heykeltral andrr - d
ncesizce bir gelenekiliin fosillemesi ya da arkc ve din
leyicinin metni hatrlamasna yarad sanlan bu ifade ve s
fatlar, gerekte bariz bir sanat istencinin davurumlardr. Ta
pman kiinin ellerini gndzn ortasnda yldzl semaya u-
zattm, Nausikaann parltl elbiseleri ykamaya gtrd
n kukusuz Y unanllar da fark etmi, ama yadrgamamlar-
dr. Gereklikle bu kadar i ie bir dnyada elbiseler parltl,
ebedi yldzlar hep gkte olacaktr elbette.
Homeros, tam bin yl sren hretinin tadn daha yedinci
yzylda karmaya balad. Altnc yzyldan itibaren devlet
ONYA BAHARI 65
onun eserlerini drt ylda bir dzenlenen Panathenaia enlikle
rinde gezgin ozanlara okutmaya balad, beinci yzyldan iti
baren ocuklarn din ve tarih rendikleri bir ders kitab haline
geldi. Homeros bir zl szler hzinesi olarak (hatta parodi
tarznda) insanlarn dilinden dmyor, ayrca bizdeki ncil
fal misali kehanet olarak da kullanlyordu. Homerosun her
bir szne verilen deer sayesinde ge dnem Y unanistannda
filoloji bilimi dodu. lias ve Odysseiaya Kyklos ozanlar
denen airler de eklendi; onlara Kyklos ozanlar denmesinin
nedeni, her iki Homeros destann da kapsayan btn bir sylen
dnyasn ilemeleridir: Savan ortaya k, Akhilleusun
Amazon Penthesileia ile mcadelesi, Troyanm fethi, eve dnen
Atreusoullarnm kaderi ve daha baka eyler. Kyklos ozanla
ryla ilgili bilgiye yalnzca Proklosun fragmanlarnda rastlyo
ruz, yani sadan sonra yaam Y unanl bir gramercinin lirik
eserlerinin dzyaz zetinden; bu dzyazlar, onun zamannda
henz mevcuttu ve ska okunuyordu, ancak Proklosun da de
dii gibi, iirsel deerlerinden ok mitolojik elerle dolu ol
duklar iin. Gerekten de heykeltralar, vazo ressamlar, lirik
airler ve tragedya yazarlar bunlardan epeyce esinlenmise de,
antikadaki eletirmenler adeta az birlii etmiesine sanat
sal ieriklerine fazla deer atfetmemilerdir. Margites adl ko
mik destan da blk prktr; epeyce eski bir eser olmal bu,
nk 650 civarnda yaam olan Arkhilokhos bundan bir dize
almt; ge dneme kadar yazarnn Homeros sanldn d
nrsek, nemsiz bir eser olmasa gerek. Destann kahraman, her
eyi yanl yapan, gerdek gecesinde bile karsyla ne yapmas
gerektiini bilmeyen beceriksiz bir zengin ocuudur: ok ey
anlyordu, ama hepsini de yanl anlyordu. lias zerine bir
eitleme olan Batrakhomyomakhia [Kurbaalarla Farelerin
Sava], bundan ok daha eski bir dneme, muhtemelen beinci
yzyln ilk yarsna tarihlenir ve yz dizesi, ypranm halde
olsa da, gnmze dek ulamtr. Salyangoz kabuundan mi
ferlerle, sivri kamlardan mzraklarla donanm olan ve d
man saflarnda yer alan Tellal Delie Kaan tarafndan k
krtlan kurbaalarn fndk miferli, fasulye zrhl farelere ve
bunlarn kralna nasl malup olduklarn -bu arada Athenaya
mracaat ediliyor, fakat elbisesini kemirdikleri iin farelere,
uykusunu bldkleri iin de kurbaalara fkeli olan Athena
66 ANTK YUNANIN KLTR TARH
nce tarafsz kalyor ve neden sonra kurtarc yengeleri silah
altna alyor- anlatan tasvir, her eyden nce Homerosun co
kulu anlatm biimi ve destan slubuyla dalga gemeyi baara
bilmi olmas bakmndan elendiricidir.
Home- Homeros diye birinin yaayp yaamadndan eskiada
rossuz asla kuku duyulmamtr. En salam kaynak olan ve pseudo,
Homeros yan}sahte Herodotosa ait olduu sanlan Homerosun Y aa
mana gre, airin doum yeri Smyrnadr. Homeros zerine
olan ve Plutarkhosa atfedilen metnin yan sra, Homeros ve
Hesiodosun ozanlar savama dair iirlerinde de Smyrna bata
gelir. Bilindii gibi, Homeros iin tam yedi kent birbiriyle ka
pmtr; aslnda bu say daha da yksekti. Fakat akas
Smyrna bu iddiasnda hakldr. 500 senesi civarnda ozanlar
kendilerine Homerosoullar derler ve K yklosun tm destanla
rn Homerosunkiler diye okurlard. Fakat sz konusu yzyln
aa yukar ikinci yarsndan itibaren bu durum eletirilmeye
balanr ve lias ile Odysseia dnda her eyden phe edilir.
Bu iki eser arasndaki slup tutarszl, birincisinin stadn
genlik, kincisinin ise yallk eseri olduu sylenerek ak
lanmaya allmtr. lias, leyin kavrulan gkyzne,
Odysseia ise ferahlatc akam gneine benzetilir. Fakat ge
dnem eseri baka bir aire atfetmeye yeltendikleri iin
khorizontlar, yani ayrlklar denen kk bir aydn topluluu
da vard, ancak skenderiyenin nde gelen gramercilerinden
Samothrakeli Aristarkhosun otoritesi bu insanlar susturmutu,
yle ki, bu tartma eskian sonlarnda espri konusu olup
kmt. Fakat son dnemlerdeki hkim gr tam da budur ve
pek ok filolog tarafndan halen savunulur. i daha da ileri
gtrp Homerosun iirlerindeki btnl tamamyla yads-
yanlar bile var. Bunu yapanlarn ilki, lmnden sonra, 1715
ylnda, yani Popeun nl Homeros evirisiyle ayn ylda ya
ymlanm olan Dissertation sur l Illiade [lias zerine Bir n
celeme] adl eseriyle Abbe Franois Hedelin dAubignac idi. 80
yl sonra dAubignacn tezi Y unan edebiyat tarihinin kurucu
su saygn filolog Friedrich August Wolf tarafndan yeniden ele
alnd. Wolf un balca tezi, tm antikan, Homerosun iir
lerini ilk Peisistratosun toplatp yazdrdn kantladdr.
Fakat bu iddiann genelgeer bir kant olmad gibi, bunu ilk
Peisistratos da yapm olamaz. Bu ahs olsa olsa, monologlara
ONYA BAHARI 67
serpitirilmi arklar yeniden dzenleyip yazdrm olabilir
Ayrca Schiller de sanat sezgilerine dayanarak bu hipotezi
dpedz barbarca diye nitelemitir; Goethe de bu iddiaya
nce katlm ama daha sonra znel samalk diye reddet
mitir. Hem sonra Wo!f da pek emin deildir iddiasndan, n
k liasn byk bir blmnn tek bir air tarafndan yazlm
olabileceini ve eseri bilimsel kayglardan arnarak okuduun
da pekl bir btn olarak grebildiini syler. Buna ramen
Wolfun teorisi derhal yank uyandrm ve deiik eitleme
lerle dal budak salmtr. Sz konusu eitlemelerin en nemli
leri unlardr: Geniletme varsaym, kapsam snrl temel bir
metnin srekli ilavelerle imdiki halini aldn varsayar. Bilin
dii zere, bitkisel ve hayvansal organizmalar yeni paralarn
mevcut paralar arasna yerletii intussussepsiyon yoluyla
byrler, fakat bir destann organizmas iin bylesi bir varsa
ym samalktr. Kari L achmannm ortaya att Epos Kuram
(bu konu Kulturgeschichte der Neuzeifda [Y enian Kltr
Tarihi] daha ayrntl bir biimde ele alnmtr) Y unanllarn
destan retimini temelde bir terzi atlyesi erevesinde ele alr.
Buna gre, daha eski ve henz ilenecek olan paralar btne
uydurularak retilir, fakat uzman biri bu paralar dierlerinden
ayrmasn bilir. Homerosoullar Kuram, Khiosta, adm
efsanevi bir kabile reisinden alan bir ozan soyu olduunu var
sayar. Gerekte ozanlarn marifeti olduu dnlen destanlar
ite bu soya atfedilmitir. Srekli yetkinleerek topluca retim
de bulunmak, tutkal imalatlar ve keten dokumaclar iin do
aldr, zanaatkrln baz dallan iin de bir dereceye kadar
dnlebilir belki, ama en yksek dereceden sanat eserleri iin
sz konusu bile olamaz. Btn bu kuramsal karmlar, geni
kapsaml bilimsel bilgilerini en ufak bir fikre sahip olmadklar
yaznla birletiren kiiler tarafndan ortaya atlmtr.
lias ile Odysseiay filolojik olarak deil, taraf tutmadan o-
kuyan herkes bunlarn gzelce dzenlenmi olduklarn hemen
fark eder. Gerek kuatma yllarn gerekse Odysseusun mace
ralarn bylesine dramatik bir tarzda younlatrp bir merkez
de toplama dncesi -ilkinde Akhilleus'un fkesi, dierinde
ise Odysseusun maceralar- ancak ve ancak byk bir sanat
ya ait olabilir. Bu denli zl ve btnlkl bir yapya sahip y-
kleyici iirlerin says ok azdr. Byk modern romanlarn
Home
rosun
Kompo
zisyon
lar
68 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
hibiri buna eriememitir (muhtemelen byle bir kayglar da
yoktu; dediim gibi, Hristiyan sanat biimi Hellen sanat bii
minden farkldr). Her halkrda, Epos Kuram (bu durumda
Novella Kuram) Homerostan ziyade Goethe ile Gottfried
Kellere daha kolay uygulanabilir. Elbette bununla, her iki
destann btn dizeleri de Homerosa aittir demiyorum. Aksine,
kendisinden nce de kukusuz geleneksel olan mevcut forml
leri almakla kalmayp ok sayda motif, olay, dekor, portre, hatta
btn btn tasvirleri devralm olsa gerektir. Zaten o da her eyi
kendi bana yapmak yerine, belli bal figr, grup ve simgeleri
bakalarna yaptran byk bir heykeltra gibi davranmtr. Y a
banc mlkiyetten hibir kayg gtmeden yararlanmak, en ve
rimli airlerin doasnda yatar; bu bakmdan Shakespeare ile
Calderon, Moliere ile Nestroy birbirlerine ok benzerler. Aktar-
lagelmi malzeme ve biimleri yamalama konusundaki tered
dtler, sonradan grme edebiyat entelektellii, zanaatta acemi
lik ve yeteneksizlik demektir. Oysa safkan deha her eyin kendi
mal olduundan emindir, frenlenemeyecek derecede oburdur.
Bu adan bakldnda, Homerosta neden birok eyin otur
mad daha rahat anlalr. Ona gre her ey ustaca dzenledii
grkemli bir tiyatro dekoruydu, ama her zaman kendisine ait de
ildi bu dekor paralar. Ara sra farkl slupta olmalarna ya da
perspektifi kaydrmalarna amamak lazm.
Y ine de ynetmenin elini hibir yerde hissetmeyiz. Bunu
bile, airliinin en byk kant olarak grmek yerine, Home
rosun varlndan kukulanmakta kullanmlardr. Homeros
eserinin ardnda kaybolur, yine de en ufak parasnda bile var
ln srdrr, tpk ruhun bedende, tanrnn dnyada olduu
gibi: Her yerde ve hibir yerde. Shakespearede de durum ayn
dr: Hamlet'te ruhla ilgili syledikleri kendisi iin de geerlidir:
uradadr, buradadr, yoktur. Dnyann bu en byk iki
airi, ikili anlamda anonimdir. Evrende, tabir yerindeyse, yal
nzca yenilebilir olann var olduunu belleyen insanlar, bura
dan, tanr ile ruhun, Shakespeare ile Homerosun eserlerinin
atom kompleksleri olduu sonucuna varrlar.
Odysseiann yaps liasa nazaran ok daha karmak ve
rafinedir. lias renkli bir kroniktir, Odysseia ise tam bir entrika
roman. airin, maceralarn bir ksmm, ama yalnzca bir ksm
n, Odysseusun azndan aktaryor olmas, o kadar ustaca ve
ONYA BAHARI 6 9
ho bir marifettir ki, o gn bu gndr birok anlatc tarafndan
taklit edildii iin bu buluun dhiyaneliini hissetmeyiz artk,
Odysseia, liastaki olaylara neredeyse hi deinmez; sanki
Troya nlerinde hi savaimamtr, buna ramen Odysseus bu
savan bakahramanlarndan biridir. Odysseiadaki insanlar da
baz bakmlardan farkldr: Hem daha uygar hem de daha duy
gusaldrlar; soylu bir havalar vardr, oysa liasm kahramanlan
ounlukla incelikten nasibini almamtr. Geri bunlar da sk
sk hngr hngr alarlar, ama daha ok edepsiz ocuklar gibi,
oysa Odysseia'da gzyalaryla kendilerinden geerler adeta,
hani neredeyse dnya acsyla dopdolu yenia iirlerinde ol
duu gibi. Fakat btn bunlara dayanarak Odysseianm
Homerosa ait olmadn ne srmek sanata yabanc bir d
nce biimidir. liastaki konunun Odysseiada tekrarlanma
mas, belli ki sanatsal bir kaygdr: air kendisini tekrarlamak
istememitir. Odysseiay daha girift kurmu, daha insancl ve
daha duyarl biimler yaratm olmas, stadn ilerlemi yayla
aklanabilir rahatlkla: Daha olgun ve daha lmldr, ama ayn
zamanda biraz daha hassaslamtr. Bu noktada bir kyaslama
da bulunmak iin modern yazn eie almak yeterlidir: Nasl ki
Ran her'm [Hrszlar] muazzam kabaln Wallenstein da bo
yere aryorsak, Stesnun toplumcu biemini de Gtz'de bula
mayz. lias uzun sre fragman yerine koyulmutur, nk a-
niden sona erer. Gerekten de, en nemli iki olay, Akhil-
leusun lm ve Troyann ykl tekrar verilmez. Fakat
Peleusolunun fkeli arksnn dnyann en byk airlerinden
birinin elinden ktn grmek iin de bundan fazlasn bilme
ye gerek yok. Y al Priamos ile gen Akhilleusun birbirlerini
hayranlkla seyredileri -her ikisi de ebedi kahramanln lt
tacyla halelenmitir- ve berikinin gzyalarna bouluu -n
k ayn onun gibi olu elinden alnm yal babasn dnr,
hem de henz hayattayken- sonra da Hektorun naam teslim
edii: te bu, antikan gstermeye muktedir olduu soylu
insanln ve sofuca kahramanln en byk aydnlandr, ve
Y unanllara bi uymayan bir tasarm olmasayd, hemen o anda
cennetin kaplarnn alaca bile dnlebilirdi. Baka hibir
air eserini byle noktalarnazd. lk efsanede Akhilleus dma
nn cesedini paralar ve kpeklerin nne atar. Bu son name,
Homerosa deil de, kime aittir?
70 ANTK YUNANIN KLTR TARH
Uzman Napolyon liasn, savata yer alm birinin karargh gnce-
Homeros si olduunu dnyordu. Bu dncgjgln de olsa, byle bir
azdan kmas, Homerosun askeri yeteneklerle de donanm
olduunu gsterir. Y aralanmalar bir askeri doktor uzmanlyla
betimlenmitir, szgelimi bir Vergilius bu tr eylerden hi
anlamaz. Homerosun uzman olmad bir alan yok gibidir.
rnein, heyecanlar diyaframda lokalize ediinde, en gizli fiz
yolojik hadiselere dair derin bir sezgi sakldr. Kalp bir pom
palama cihaz, bir makine dairesidir; beyinse telgraf ve telefon
dairesi, bir idare merkezidir. Ruhumuz, karn boluumuzdur
(.solarpleksus). Harakiri de karnn alt ksmnn (hara), asil duy
gularn yata olduu dncesine dayanmaz m? Harakiri basit
bir intihar eylemi deildir, tanklarn nnde trenle yaplr;
sulu kii bylece, Ruhum utanyor, susuz kii ise, Size
ruhumu gsteriyorum, der. Gizemli isterik gl ile aresiz
likten glmenin kkleri de buradadr; diyafram atlatan ey
ler yalnzca neeli eyler deildir. Homeros, talipler iin, ve
bunun zerine arplm yzlerle gldler, kanl eti i i
yuttular ve gzlerinin yaarmaya, kalplerinin inceden inceye
szlamaya baladn hissettiler, demekle, bunu bile bildiini
gsterir; sadece bu cmlede bile psikoloji ve patolojiye dair ne
mthi bir zenginlik vardr!
Home- Eer Homeros betimledii dnyada baz eylerin lafn et~
rosun miyorsa, bunun nedeni vardr: Y a bunlar, tavuu da bilme-
D nyas (jjj gibi gerekten bilmiyordur -yoksa besleyici yumurtaya
ve gnn habercisine deinmeden gemez, horozun kavgac
ln, kibrini ve despotluunu bir iki imgeyle de olsa anlatrd,
nitekim Homerosun kahramanlar horozla karlatrmaya pek
elverilidirler- ya kasten arkaikletiriyordur ya da tamamen
tesadfidir, szgelimi bal mumu, bal ve arlardan bahsedip de
arcl gz ard etmesi gibi. Y ahu, bu Homeros da Realenzyk-
lopadie der klassischen Altertumswissenschaft [Klasik Eskia
n Gerek Ansiklopedisi] deil ki, her ey bulunsun iinde!
plaklk klt ve olanclk Homerosun dnyasna henz
yabancdr: plaklndan tr Odysseus Nausikaadan uta
nr, Akhilleus ile Patroklos arasnda ise sade bir dostluk ilikisi
sz konusudur, fakat bu dostluk daha Aiskhylosta ak ilikisi
ne dnm, hatta Lukianos bu dostlua u notu dmtr:
Keza bu birlikteliin itici gc ehvetti - zaten Lukianostan
ONYA BAHARI 7!
baka ne beklenir ki! Buna karlk, kadn daha soylu ve daha
nemli bir rol oynar. Akhilleusun yalnzca sava deil, fkesi
de bir kadn yzndendir. Kadnn ruh, sonraki dnemlerin
yaznnn elinden alnm bir hayat srer. Btn kiiler zenle
bireyletirilmitir. Helena ile Penelope kusursuz birer hanme
fendi olsalar da, akla gelebilecek btn kadns tezatlarla dolu
durlar. Kalypso ile Andromakhe, seven ee iki ayr rnektir;
son derece zarif olan Nausikaa ise destanlarda karmza kan
ilk bakire gen kzdr, ll glnlyle Hera dnya ede
biyatnn ilk anlalamam kadnfdr. Athena ile Odysseus
arasndaki inanlmaz incelikteki iliki, bir perinin himayesi alt
na ald, bir para da k olduu biriyle ilikisi gibidir.
Raimundun Versclmetder [Savurgan] adl eserini artran
romantik bir motif adeta.
Krallarn ift srmesi, hkmdarlarn ldrp derisini yz
dkleri hayvanlar atete kzartmas, prenslerin de atlar koup
koyunlar gtmesi zellikle verilmi bir arkaizmden ziyade,
Andersenin byleyici bir biimde uygulad ebedi masal
slubudur belki de: Gnn birinde korkun bir frtna kt.
imekler akp gkler gmbrdyor, bardaktan boanrcasna
yamur yayordu, korkuntu! O an, sarayn kapsna vuruldu
ve kral kapy amaya gitti. Ayrca, Homerostaki zaman, tari
he dayal gerek anlarla tipik bir eski dnemler hayalinin
karmdr. Hellenler yoktur, yaz, atllar veya sava gemileri
yoktur, sadece direkli ve yelkenli ak yk tekneleri vardr, a
palar bile yoktur bu teknelerin. Y emekte sandalyelerde oturu
lur ve yalnzca kzartma yenir, asla piirilmi yemek ya da ku
veya balk yenmez; bunun nedeni ortamn soyluluunu vurgu
lamak olsa gerek, nk lmllerin yegne besininin bu oldu
u destanda bile iddia edilmez. air bazen uzlamaya karar ve
rir, rnein Akhilleusun ryasnda. Akhalarn llerin geri
dneceine inandklarn bilir, ama kendisi buna artk inanma
d iin Akhilleusa Patroklosu ryasnda gsterir.
Destandaki krallk, gerek monariyi artk tasavvur edeme
yen soylu Homeros dneminin bir kurgusudur yalnzca. Krallar
StoyEvsdir, Zeusun, yani tanr inayetinin dlleridir, gle
riyse her tr vaheti meru klar; Agamemnon ise PacnlekEpo
olarak, dierlerinden daha fazla kraldr, hatta paoXe3xaTO, en
stn kraldr; fakat btn bunlar yalnzca lafigzaftr: Hkm-
72 ANTK YUNANTN KLTR TARH
darlarn hepsi de eittir, Agamemnon ne yargtr ne de baku
mandan; alaca tm nemli kararlar, tm zgr vatandalarn
yer ald soylular meclisine ve halk meclisine danmak zo
rundadr. Bir de Thetler vardr: Bunlar yabanc kkenli c
retli iiler ve ataerkil muameleden memnun olup oketou, ev
dostu unvanndan da anlald gibi aileden saylan klelerdir.
Ekonomik ihtiyalar byk lde mstakil evlerde giderilir:
Buralarda un tlr, arap yaplr, yn erilir, giysi dikilir,
ayakkab tamiri ve marangozluk ileri yaplr. Odysseus saln
kendisi yapar. anak mlek, araba yapm, deri ve metal ileri
gibi belli bal zanaatlar, toplum adna altklar iin
Spproepyo, kamu alanlar denen gezici ustalar tarafndan
icra edilir; hekimler, arkclar ve bir tr uaklar diyebilecei
miz hizmetliler de bunlardandr. Elbette ift srenler, terziler,
obanlar ve baclar da eksik deildir. Fakat genel olarak,
Homeros Miken dnemini gerekte olduundan ok daha ilkel
tasavvur etmitir.
Hesio- Geronlarn, yani yal soylularn elinde olan adalet sistemi
dos zel davalardaki hukuki sorunlar bir kurulda zmekle yetinir.
Bunun dnda, herkes kendi bann aresine bakar, slalesinin
koruyuculuuna muhtatr. Fakat adalet ve adaletsizlik gibi
kavramlar, bu aristokrat dnyada henz nemli bir rol oyna
mazlar. Bu dnyann kahramanlar ok soyludurlar; cesur, za
man zaman da hayli yce gnlldrler, ama iyinin ve ktnn
henz ok tesindedirler. airin kendisi de etik yarglardan u~
zak durur; istedii tek ey, insani tutkularn kocaman bir tablo
sunu izmektir. Fakat dnya, yalnzca seyredilmek iin deil
dir. Bu nedenle Hesiodos sanat gc bakmndan Homerosla
kyaslanamasa da onun eksiklerini tamamlar. Y unanllar da
Hesiodosu daima Homerosla birlikte anmlardr. Boiotianm
ar havasyla beslenmi tasal bir dn adam olan Hesiodos,
onyann dnya ehvetine iirler dzen tred ozann klasik
eidir. Zeus adalettir ve her trl erdemin ba da adalettir;
Hesiodosun hararetle naklettii yeni dnce ite budur. nsa
nn hayat almakla gemelidir, nk tanrlar alkanln
nne aln terini koymulardr. Bu dnceyi Hesiodos, gnle
rini avare avare geiren ve babasnn mirasna tek bana kon
maya alan kardei Perses yznden yazmaya mecbur olduu
ler ve Gnler adl eserinde anlatr. Bylece, hrsz ve haylaz
ONYA BAHARI 73
Perses lmszleirken Hesiodos da bu eserle beyninde ve kal
bindeki zel meselesini derhal insanlk meselesi haline getir
mi, maruz kald hakszl bir bilgelik kaynana dntre
rek gerek bir yazar olduunu kantlamtr. Hesiodos 700
ya da 650 tarihleri civarnda yaamtr, ksacas, hece ls,
cmle yaps ve vurgusuna varncaya kadar taklit edercesine
bal kald Homerostan ok da sonra deil. Muhtemelen bu
slup insann edebi adan kendini ifade edebildii tek biimdi.
Herhalde Hesiodosun mtevaz gereklii iin en uygun tarz,
iatnbos olurdu, hatta belki de nesir. Rivayete gre Byk s
kender, Homerosun krallar iin, Hesiodosun da kyller iin
yazdn sylemi; gerekten de insani abalarn iki kutbu olan
an ve rn, bu iki airin kiiliinde somutlam gibidir.
Homerosun insan, yeryznde Olymposun parltsyla dola
r, Hesiodosun insan ise mrn dnyann sessiz ve karanlk,
fakat bir o kadar ebedi glerine hizmet etmekle geirir. Y unan
tarihinin hemen balarnda, birbirinin zdd ebedi iki unsur, saf
ve gl bir nitelie brnr: Pathos ile ethos, kahramanca
lm ile grev yaam, valye gururu ile halk onuru, silah
mutluluu ile almann rahmeti, sanat iiri ile halk iiri, bi
imlendiren nesnellik ile retici znellik, delectare [elendir
mek, cezbetmek] ve prodesse [yararl olmak].
Hellenler teolojik tasarmlarn Homeros ile Hesiodostan Olym-
devirmitir, tpk bizim Eski ve Y eni Ahitlerden devirdii- Ps
miz gibi. Onlarn kutsal yazlar dnyevi iirlerdi, ite bu, onla
rn inanlarnn nitelii bakmndan -hem iyi hem kt anlam
da- son derece nemlidir. Y unan dini, en az Y unan dili ve des
tan kadar bir sanat eseridir ve dhiyane bir bulu misali, ans
zn var olmutur. Kronos ile Titanlara dair o karanlk efsaneler,
Girit dininden kp Hesiodos dneminin kulana alman m
ziin belki de son notalaryd. Zeus le dier tanrlarn apayr
bir ehreye sahip olan bu daimon dnyasna kar yrttkleri
sava Olympos inancnn zaferini temsil eder. onya destannda
henz yer almayan Hestia, nl On ki Tanr Devletine, yal
nzca sayy yuvarlasn diye ilave edilmitir. Hestia basite
ocak demektir ve kiiletirilmemi soyut bir kavram olarak
kalmtr hep. te yandan, o kadar nemli olan Dionysos,
Olympos tanrlar arasnda yer almaz. Y ldrm seven Zeus,
Tromp ctvpcv xe Oecov re, insanlarn ve tanrlarn babasdr,
74 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
Horkiostur, yemini korur, K seniostur, konukseverdir, fakat bu
son iki ilevini her zaman yerine getirmez. Gk tanrs olarak
doaya hkimse de, hkimiyetini kardeleriyle, sularn efendisi
Poseidon ve yeralt dnyasnn prensi, tanrlarn en nefret edi
leni Hades ile paylamak zorundadr. Apollon, mzik ile ke
hanetin, ifa ve okuluun tanrsdr, fakat oklar salgn hasta
lklar da gnderir. Gne tanrsdr, fakat gm yayl olarak,
ikiz kardei Artemis gibi o da Ay tanrsdr. Ok seven avc ve
yabani hayvanlarn koruyucusu Artemis de ayn biimde ikili
bir rol oynar. Dier tanra, Hera, Aphrodite ve Athenann,
ayrca Hephaistos, Ares ve Hermesin anlamn herkes bilir.
zellikle de son ikisi hayli ahlakszdr! Ares bir klhanbeyi,
Hermes de hrszdr. Bu batanrlarm ardnda, ikinci dereceden
tanrlardan oluan parltl bir kalabalk vardr: arklar ve ko
numalar denize ses veren Sirenler ve Nereus kzlar, orman
larda ve dalarda oturan Dryaslar ve Oreiaslar, yar ko yar
at biiminde krlarda dolaan Satyrler ve Silenler, hayatn
ciddi tarafn temsil eden Moiralar ve Erinysler, ayr ve pnar
perileri Kharitler ve Musalar.
Y unan tanrlarnda dikkatimizi eken ilk ey, gz alc g
zellikleri ve zevkli sadelikleridir, hatta diyebiliriz ki, zarafetle
ridir. Besinleri, konutlar ve saray erknna asil bir sadelik h
kimdir. Saraylar gsterisizdir, Olympostaki hizmetkr says
gemez: Hebe, ris ve Ganymedes. Nektar ile ambrosia ise
akas hayli mtevaz besinlerdir ve ne gariptir ki, tanrlarn
kan ikhor gibi son derece materyalist kavramlardr. lahlar ye
meye, imeye ve cansuyuna en az dnyevi varlklar kadar ihti
ya duyarlar, aradaki tek fark bu besinlerin lmsz olmas
dr, Bir tanrdan beklenen zelliklerin pek azna sahiptirler.
Onlar, merhametli ve adil deillerdir, aksine dalavere ve inti
kamla dolup taarlar, taraf tutarlar, her yerde hazr ve nazr de
illerse de imek hzyla her yere gidebilirler; her eye kadir
deillerdir, zellikle de aralarndaki rekabetten ve onlardan da
stn olan kader tanralar Moiralardan tr; her eyi bilen
de deiller (yalnzca Apollon, Helios olarak belirdii zaman
yledir), bilakis yanltc, bazen de neredeyse dar grldrler.
Athena dier tanrlardan daha zeki olmakla vnr, tpk
Odysseusun da dier insanlardan daha zeki olduu gibi. lm
szlerin arasnda da hayli aptallarn olduunu bilir Athena.
ONYA BAHARI 75
Zeus bile birden fazla kereler oyuna getirilmitir. Odysseusun
eve dnne tanrlarn divannda, bihaber Poseidonun arka
sndan karar verilir (fakat bu durum tanrlar kralnn ne kadar
gsz olduunu da gsterir, yoksa bu toplanty gerekli gr
mezdi). Geri Homerosta sk sk yle geer: Zeus bunu bilir,
dier lmsz tanrlar da yle, fakat bu yalnzca lafn geliidir.
te yandan, gelecekte neler olacan bilirler: Sadece Zeusa ve
batanrlara deil, yar tanr, kahraman hatta atlara da bahe
dilmi bir bilgidir bu. Ama madem ki gelecei biliyorlar, o za
man ne diye savaa gz dnm bir halde mdahale ediyorlar?
Hem sonra, kendilerine yalnzca arada bir mdahale etme hakk
tannmtr, nk yeryznn hkmdarlar deildirler, yarat
cs ise hi deil; bizzat yaratlmlardr, bu nedenle doum
gnleri bile kutlanr. Y unan mitinin tanrlar yaratmasn bilme
si ama tanrlar yok etmeyi bilmemesi ilgintir.
Homerosun neredeyse hi deinmedii, ancak gerek Yeralt
Hesiodosta gerekse halk inancnda nemli bir rol oynayan arzn D nyas
derinlerindeki yeralt tanrlar kendilerine zg bir dnya ku
rarlar. Ad esasen Gemeter, Toprak Ana olan Demeter tarmn
koruyucusudur. Korkun adn anmaya kimse cesaret edemedii
iin ounlukla Kore, bakire denen Persephone, lmn efen
disi olmakla beraber, annesi Demeter gibi tarmn da koruyucu
sudur. Dionysos da bir yeralt tanrsdr. Hekate, lohusa kadnla
rn ve lm yatann yan banda olmad zamanlar, genellikle
mezar talarnn arasndadr. nsanlarn nne kavaklarda, ay
nda ve len scanda kar ve her defasnda onlara zarar
verir. Gorgo ile Mormonun umaclar, yani Larnia ve daha nce
anlan Empusa, Hekatenin ikizleridir. Genellikle tam bir vahi
av manzaras izer Hekate: Ateli cehennem kpekleri, iddet
yoluyla ya da zamanndan nce dnyadan ayrlm, defnedil
memi, huzura kavuamam ruhlardan oluan bir hayaletler g
ruhu. Saysz isimlerinden biri olan Baubo, kpek srlerinin
ulumalarn yanstr. Dnyadaki btn cadlarn atasdr Hekate.
Tarihsel dnemin balarnda lleri yakma deti ortaya
kar. Y unanllar bu deti, yar gebe bir yaam srmeleri nede
niyle bylesi bir defin biimine mecbur olan kavimlerin Egeye
gnden sonra edinmitir. Bunun yan sra, Miken dnemine
ait l klt anavatanda her zaman, geleneksiz Anadoluda ise
yer yer devam etmitir. Attikada mezarlarn zerine buday
76 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
ekmek gibi gzel bir gelenek vard - filizlenen yaam lleri
sevindirsin diye. Karaaa ve servi, o zamanlar bile mezarlarn
daimi bekisiydi.
K ahra- Ruhun mahiyeti ve lmszl konusunda Y unanllarn
manlar dnceleri ok elikiliydi. Onlarn grlerini bir dizgeye
oturtmak, her eyden nce bu konuda bir netlik salamak gibi
bir niyetleri olmad iin bouna olurdu. Merkezde, psykhe ile
ilgili tuhaf tasarm duruyor: Ruh, insan uyku, baygnlk ya da
vecd halindeyken bedeni terk edip bamsz bir yaam sren
ikinci bendir. Aynsn, lm annda da yapar, ama bu sefer
srekli olarak. Fakat ruh gszdr, dnyadan uzakta bir yerde
dalp giden bir glgedir. Elbette tanrlar setikleri insanlar, ete
kemie brnm bir halde yaamaya devam edecekleri Mut
lular Adas Elysiona yollayarak onlara lmszlk bahetmi-
tir. Bu seilmi kiiler kahramanlardr. Byle eyler olmuyor
artk. Fakat tanrlarn sevdikleri kulunu suya ya da taa dn
trerek Y unan tasavvuruna gre bu insana ebedi yaam bah
etmesi hl olagelmektedir.
Kahramanlar adna antlar dikilir, l enlikleri yaplr,
Kahramanlarn tanrs Heraklestir. Y unan mitolojisinin en
popler figryd Herakles; her yerde onun tapmaklar vard;
birok kent koruyucu tanr diye ona tapard. Heraklesin soyun
dan olmak, Makedonya krallar kadar barbarlarn da kvan
duyduu en byk asalet unvanyd. Herakles, cisimlemi en
byk yaam gcdr; lmllerin en gls, en yorulmaz,
en hzls ve en iyi okusudur, ama bir o kadar da palavrac,
ayya ve oburdur. Sradan llerin aksine, kahramanlar ldk
ten sonra insanlarn yaamna mdahale ederler. Marathonda
Theseusun tepeden trnaa zrhlanm bir halde savalar
nasl geride braktn birok kii grmt. Lokrisliler, g
rnmez olsa da onlarla birlikte savaan Aiasa saflarnda daima
yer ayrrlard. L euktrada, Messeniallarn kahraman ve Spar-
tahlatan ezeli dman Aristomenes ortaya km, Thebaililerin
sava kazanmasn salamt. Bylesi ilahi tecellilere, ge d
nemde bile inanlmaya devam edilmitir. Rivayete gre,
Alarich Atinay kuatt srada surlarn nnde zrhlar iinde
ki Akhilleusu grm, korkuya kaplarak bar imzalamtr.
te llerin azna, Kbarona rma geirmesi iin vermek
Dnya zere bir metelik, tabutun iine de eit eit ev eyas konurdu:
ONYA BAHARI 77
ocuklarn tabutuna oyuncak, kadmlarnkine yelpaze, ayna ve
mcevherat, erkeklerinkine de silah. Mezarn zerine kurban
ada olarak arap, zeytinya ve bal dklrd. Daha sonra,
lm kiinin ev sahibi kimliiyle sofrada oturduu dnlen
bir l ziyafeti verilirdi. Mezar ta kurdela ve ieklerle ssle
nir, bazen de lm kiinin ruhunu sevindirmek iin mzik a
lnrd. nk lnn ruhu, ku olarak mezarn zerinde kanat
rpard, bazen tnn duyulduu sanlrd. Bu bize Msrlla
rn Basn anmsatr. Y unanllar ruhu kanatl bir varlk olarak
dnyordu, nk psykhemn bir anlam da kelebektir. Y ine
de ruh Hadestedir yle mi? Nihayet bunlar birer tezattr ve
bunlar irdelemeye kalkan, balangtakinden daha bulank bir
tabloyla kar karya kalr. Ne kadar ince eleyip sk dokur
sak, der Burckhardt (baka bir balamda, fakat bilgece laf
burada da geerlidir), yolumuzu o kadar ok arrz. Fakat
elikiler de olsa. Y unanllarn lmden sonra ok zel bir ya
amn olduuna inandklar kesin; szgelimi su ileyen bir
kii, bedelini te dnyada deyeceini dnr, sevenler te
dnyada kavumay mit ederdi. Hayaletlere ve ruh armaya
inanmayan yoktu. Cesurluuyla vnen Spartada gece mezar
lkta dolamak en byk cesaret rneiydi. Lukianosta geen
heyecanl bir ykye gre, sslenmeye ok merakl bir kadn,
varn younu kendisi iin harcam olan kocasna hayalet bi
iminde grnr ve dolabn arkasna dm altn bir sandaleti
srarla ister. Elbette filozoflar ksmen de olsa daha farkl d
nyorlard ama Y unan A ydnlanmasnn babas diyebilece
imiz Demokritos hayaletlerin varln reddetmezdi.
Ayrca, byk ve gl bir tarikat vard: Ruhun, ruhg Gizemler
eklinde geri dneceine itenlikle inanan Dionysosular.
Karanlk ktnde mealelerin alevleri etrafnda toplanrlar,
omuzlarnda tilki krkleri, balarnda boynuzlar, inleyen zille
rin, gmbrdeyen davullarn ve haykran fltlerin sesi eliinde
havaya ylan ve hanerler savurarak vahi ormanlarda ve plak
bayrlarda lgnca dans ederlerdi. Uyuturucu svlar vecdin
derecesini artryordu, ta ki ruh bedenden ayrlncaya ve tan
ryla, yani Trakyal Dionysosla btnleinceye kadar. in en
ilgin yan, bu psikoz salgnlar dzenli bir biimde tekrarlan
yordu: ylda bir kutlanan Dionysia enliklerinde, kn tam
ortasnda.
7 8 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
Orfeizm Dionysos diniyle akrabadr ve yine bir Trakyalya,
Orpheusa balanr. Olympos dininden farkl olarak kat bir
disiplin gelitirmi, oysa dieri klt ve mitoloji olmaktan ileriye
gidememitir. Bu dinin neredeyse dogmatik olduu sylenebi
lir. Buna gre ruh, daha nce ilenmi bir suun cezasn ek
mek zere beden zindanna hapsedilmitir, yeryzndeki yaam
ruhun lmdr: Soma sema, beden mezardr. nanandan u
ya da bu dnyevi gnahtan vazgemesi deil, bizzat dnyevi
varoluu reddetmesi beklenir; doumlarn lmcl evriminden
ancak byle kurtulabilir. Gemi yaamn eylemlerinin hesab
bir sonraki reerkarnasyonda verilecektir. ayet ruh tamamen
arnm ve btn lekelerden kurtulmusa, gnn birinde z
grlne kavuacak, bir daha asla lm tatmayacak ve onu
yaratan tanr gibi ebedi mutluluk iinde yaayacaktr. Kurtulua
giden yol ile ekmek, ahlaki deiim geirmek, gizemli kut-
sanmalardr. Et yemek, karde katlidir. Btn bunlar neredeyse
Hint havasnda.
Daha yedinci asrda Atina devlet klt ilan edilmi olan
Eleusisin gizli kltne bal olanlar lmden sonra zel bir
yazg beklerdi. Onlar Hadesin boucu karanlndan muaf
tutulacaklard. Aristophanes bu insanlarn varoluunu Kurbaa
lar da ayrntlaryla betimler: Gne aydnln onlardan aada
bile esirgemez; mersin aac korularnda dans eder, flt ezgileri
eliinde, lmsz tanrlar ven arklar sylerler. Bu ayrcala
sahip olmak iin yaplmas gereken tek ey herkese ak -klele
re ve yabanclara, kadnlara ve ocuklara bile- gizemli Eieusis
ayinine katlmakt. Adetlerini anlatmak, bozmak ve aratrmak
yasak olan bu ayinlerde neler yapldn tahmin etmek g, an
cak u kadar biliniyor: Mritlerinin isel bir deiim geirmeleri,
zel bir yaam biimini ya da grn savunmalar, hatta saygn
birer vatanda olmalar bile beklenmezdi. Eskian sonlarna
kadar kutsalln koruyan bu kurum bugnn insanlarna kfir
gibi gelmektedir. Fakat iin en etkileyici taraf, ibadetin
Plutosu, zenginliin o sevgili tanrsn eve ekeceine ve
maddi avantajlar salanacana inanlmasyd.
Alamet- Kehanet merkezleri ok daha ciddi kurumlard. Ciceroya
ler gre, ayet koca bir dnya tarihi ba aa edilmek istenmiyor
sa, bunlarn gerek olduunu kabul etmek gerekir. Kilise baba
lar bile bunlar tamm, ama eytan ii olarak grmtr. Ke
ONYA BAHAR) 79
hanet merkezi, kehanette bulunmaktan ziyade t ve direktif
verir: Nelerin olacam sylemek yerine, ne yaplmas gerekti
ini bildirir. Kuramsal reti yeri de deildir. nsanlar bu mer
kezlere dini konularda, kent kurulularnda, savalarda, ktlk
zamannda, salgnlarda, depremlerde ve dier toplumsal fela
ketlerde bavururdu; fakat evlilik, evlat edinme, i g, tarm,
ak mek, seyahat gibi gndelik kayglar konusunda da bu mer
kezlere bavurulurdu. Doal olarak, bir yn ahmaka soru da
sorulurdu: Doacak ocuun bakasndan olup olmad, nere
de hazine aranabilecei, yataklar kimin ald, Homerosun
nerede doduu, vb. Delphoi, yeni kolonilerin nerede ve nasl
kurulaca gibi konularda, zaman zaman ok isabetli talimatlar
vermesi bakmndan bir tr koloni dairesi, kendinden sonrakiler
kadar tarafgir ve gsz olan bir tr hkimler kurulu, dini ko
nularda bir konsl derecesindeydi, yine de dogmatik meseleler
konusunda asla yant vermezdi, bu rahipler kurulunun iiydi.
Ama Pythia kehanette de bulunurdu: Fokurdayan yarktan yk
selen buharlarla kendinden geer, hzl hzl konuarak, tanr
nn kendisine aktardklarn naklederdi. Ayrca ryalardan -en
azndan tapmak uyurlar- hayvan cierinden, ku uuundan,
imekten, tanr heykellerinin terinden, atlarn kinemesinden,
ounlukla erre alamet olan haprktan, ksmet talarndan
kehanette bulunulurdu. Y unanllar Aramilerden rendikleri
yldz falna ancak antikan sonlarnda bavurmaya balad
lar. Bu kehanetlerin Y unanllarn gndelik yaamnda ne kadar
nemli bir yere sahip olduunu bugn artk bilemeyiz. Btiin
yaamlar batan sona simge ve iaretlerle evriliydi ve her
admn ikinci bir anlam vard. Bylesine zeki, bir o kadar da
gereki bir halkn mr boyunca batl inancn bulank batak
lnda bata ka ilerlemesi, en aydn kafalarn bile buna ses
karmamas insan dndryor. Bir asr ncesine kadar in
sanlar ryalarn karnda olutuunu dnrd; imdiyse rya
larn merkezinin cinsel organlar olduunu dnme eilimin
deler. Dnen her insan hayatnda bir kez olsun, ryalarndaki
suretlerin gelecek hakknda garip bir ngrye sahip olduunu
fark etmitir herhalde; onlar adeta tarihi bir effaflktadr.
Keza, asla yanl bir ey, yani ruh haline uymayan bir ey de
sylemezler, bu da pek tuhaftr, zira herkes byk bir air de
ildir, stelik airler de zaman zaman yanltc olabilirler. u
80 ANTK YUNANTN KLTR TARH
halde ryalar, belli ki, bizden deillerdir. Dahas, gerek insanla
rn gerekse nesnelerin biyografisini okuma yeteneine, psikos-
kopi dediimiz eye sahip olan insanlarn says da az deildir.
Bu konudaki birinci varsaym udur: Her ey kendi tarihine sa
hiptir, hem gemiini hem de geleceini srekli kendi iinde ta
r, nk sonuta tm, gemiin durduu, geleceinse gelmi
olduu -sadece bize gre gelmemitir- yekpare bir ebedi im
diki zamandr ve bizim bu durumun farkna varamaymzn
nedeni unutkan oluumuzdur: Her iki durumda da, gelecei u-
nutmamz konusunda da! Bu unutkanln dereceleri vardr: D
ne dair artk hibir ey bilmeyen ve yarn diye bir kavram ol
mayan salyangozda derecesi yksektir, fakat khinde dktr.
Y unanllar bu konulara hi deinmemilerdir, belki ekiniyorlar
d, belki de -byk olaslkla- bunlar gayet doal buluyorlard.
Fakat acayip ve ocuksu saylabilecek bir yn batl eye inan
m olmalar, onlar byc bir halk yapmaz, nasl ki kaba saba
al figrler gzel sanatlarnn aleyhinde kullanlamazsa.
Y unanistanda gerek bir ruhban snf yoktu. Rahip tapma
a hizmet eder, inananlarn kurban ilerini yrtr, tapmak ge
lirlerini idare eder ve tanrlarn iradesini yorumlar. Sradan bir
devlet memurudur ya da belli bal teknik bilgilere sahip olan
yahut sahip olduunu iddia eden zel bir alandr, herhangi
bir kutsall da yoktur. ok ok, tiyatroda gzde bir yere
oturtulur ve halk meclisinde sayg grr. Grnmez kiliseye
ya da herhangi bir yksek toplulua da mensup deildir, ne
vaizdir ne de eitmen. Byk tapnaklarda, kurban hizmetlileri
ve tapnak kleleri, beki ve haznedarlardan oluan kalabalk
bir toplulua hkmeder. Kiisel saygnlk dnda herhangi bir
hiyerari yoktu. Y unan rahiplerinin konumunu, her trl bilim
sel konuda bavurulan ve kendilerine unvanlarnn derecesi ve
mensup olduklar kurumun nemi uyarnca deer verilen, bu
nun dnda ne vazgeilmez saylan ne de aziz yerine koyulan
u bizim profesr ve doktorlarla kyaslayabiliriz. Tanryla iliki
kurmak iin aracya gerek duyulmazd. Kral cemaat adna, aile
reisi de aile adna tanrlara kurban verirdi. Tm dnemlerde en
nemli klt hep ev klt olmutur. Devlet lenleri batan sona
dini nitelikteydi. Kimsenin almad bayram gnlerinin say
s aa yukar bizimkilere denkti, fakat bizim pazar gnmze
tekabl eden bir gn yoktu.
ONYA BAHARI 81
J akob Burckhardtn ok isabetli tanmna gre, Y unan dini Y unan
Y unan halknn mizalarndan biridir. Bir halkn sahip oldu- Dini
u en grkemli mitoloji olan bu din daha sonra baz filozoflarda
metafizie ve etie dnmtr, fakat yksek anlamda bir din
olduunu syleyemeyiz, nk kader kavramndan asla kurtu
lamamtr. Y unanllarn btn dier inan tasarmlar gibi ka
der kavram da elikilerle doludur: Kh kat bir zorunluluk kh
keyfi bir tesadf, kh bariz bir bedel kh nesilden nesile geen
gizemli bir lanettir, fakat her defasnda son derece kadercidir.
Ananke, acmasz kara yazgdr; heimarmene, kanlmas im
knsz sondur; aisa (= f) ioT), epik eot]) herkes iin eit olan
yazgdr; tykhe, ngrlemeyen talihtir (ya da talihsizlik);
potmos, azalan ksmettir; at e, tanrdan gelen krlemedir. Agos,
cinayet, ve cdastor, intikam, tragedyadan da bilindii zere,
iddetle kasp kavuran glerdir. Fakat en yaygn kavram
moira'dn: Doduunda insann payna den kader. Tanrla
rn moiraya kar yapabilecei hibir ey yoktur, en azndan
genel olarak, nk bazen de moira onlarn aracdr sanki. Onu
etkilemeye ya da deyim yerindeyse onunla ibirlii kurmaya
altklar da olur. Fakat stn yetenekli ya da vicdansz tek
tk insanin tanrlara ve moira'y aldrmad bile grlr; bu,
hypermorordur: Y azgnn tesinde, aln yazsna kar geli
en ey korkun olduu kadar artcdr, hem su hem de ka
zantr.
Btn bunlardan sonra, Y unanllarda neden dine karlk
gelen bir szcn bulunmad kendiliinden anlalr. Din
dar ile karladmz eusebes'in (sebebi'den [ululamak] gelir)
anlam, kutsal detlere bal olmaktr ve eusebeia dindarlk
da, Stoann tanmna gre, oiKaoovp jtp Gso, yani (in
sanlarn hak ettiklerini, insanlara veren) tanrlara kar adalet
demektir. Y unanl iin dindarlk, gksel varlklara kltsel an
lamda sayg gstermek demektir, o kadar. Tanrlar, dnyann
gidiatn belirlemedikleri iin, onlarn illa ahlaki olduunu d
nmek iin bir neden yoktur. Ahlaki olan, tanrlar retme-
mitir, der Wilamowitz, diyebiliriz ki, tanrlar bunu insanlar
dan renmek zorunda kalmtr. Tanrlarn fkelenmeleri iin
her zaman ortada bir nedenin olmas gerekmez, zaten insanlar
da bu fkeyi ceza olarak deil, uursuzluk olarak alglarlar.
Ama tanrlar en ok da, dnyevi varlklar onlar gibi davranmay
82 ANTK YUNANTN KLTR TARH
ihmal ettiinde garezlenirler. En gl itkileri hasetleridir, ki
buradan Y unanllarn vaktiyle ne kadar haset bir halk olduu
anlalr. Bu yzden, insanlarn tanrlarla olan ilikisinin teme
linde gvensizlik yatar. Tanrlarn emirlerine uyulmasnn ne
deni itaatkrlktan ziyade, akllca davranp onlar kkrtma-
maktr. Onlara hakaret etmek kfrdr. Onlar kzdran bakaca
bir hakszlk yoktur. Tanrlara hakaret davalaryla sk sk kar
lalrd; fakat insann, bu tanrlarn nesine hakaret edilirdi
diye soras geliyor. Tanrlar yalnzca sevgililerine kar merha
met duyarlar, o da ou zaman yersizdir, yoksa hayli acmasz
drlar. Kendi aralarnda da birbirlerini sevmezler. liasta gn
durumu, insan toplumunun durumundan farkszdr. Zeus, Aga-
memnon'dur. Dier tanrlar gya onun yasallardr ama Zeusla
eittirler ve her zaman ona bakaldrmaya hazrdrlar. Olympos
bir Akropolistir, sakinleriyse valyelerle atlardr ki, her ikisi
de eit derecede tanrsaldr, eit derecede ebedidir, nektar ve
ambrosia ile beslenirler.
Doa ve hatta gereklik treddr. Bu nedenle, ancak
doal dnyann karsna baka ve daha yksek bir dnya ko
yulduunda gerek bir dinden sz edilebilir. Fakat Homerosun
dini asla byle bir ey yapmaz. Bu dinin tanrlar lemi, insanlar
leminin abartl bir tekrardr: Y celtilmi hayvanilik, kusursuz
fizik. Olympos sakinlerinin yeryzndekilerden tek fark lm
sz olmalardr, dier bir deyile, insani zaaflar onlarda ebedi-
lemitir; yallk, gszlk, tasa ve hastalk onlara ilimez,
fakat bu bile her zaman iin geerli deildir, tasasz deildir
hayatlar (zaten o ebedi hasetleri buna izin vermez). Hades ile
Aresin yaralarn iyiletiren bir hekimleri vardr: Paieon.
Aphrodite bile yaralanr. Hermes uzun yoldan yorgun der,
hatta Zeusun uyuyakald bile olur. Safl ve imgeseli iiyle
bizleri byleyen bu gerekliin doruk noktasn, Aresin ken
disine urba, dek, tat ve smak olan bir buluta, mzram
yaslayp sava yorgunluunu zerinden att an oluturur. Ger
ek bir teolojinin ilk belirtilerini gsteren Orfeizm asla halkn
dini haline gelememitir, hatta ona bir tarikat bile diyemeyiz,
nk Ortodoks kilisesi kavramnn kart bile yoktur. Din yal
nzca bir kltt, asl grevi buydu ve tek tanrtanmazlk bu
kltn zedelenmesiydi. Kiliseye ve onun kutsal detlerine bo
yun edikleri srece insanlarn dilediklerini dnmekte, sy-
ONYA BAHARI 83
lemekte ve yazmakta serbest olduu Rnesansa benziyordu bu
durum. te Hellasta bu rol polis oynard.
En nihayetinde, geliigzel zar atan acmasz Tykhe ve ken
dini beenmi fkeli tanrlar tasarm irrasyoneldir ve insan
kendisini eylemlerinden, tutku ve lgnlklarndan sorumlu
tutmak istemediinde sorumlu tutabilecei birileri olsun diye
vardr. Tanrlar insanln ilk gnahn tayan kuzu deil, g
nahn yklendii keidir. Gnahn yk ancak bylesi bir er
evede kaldrlabiliyordu, ahlakl bir tanrnn idaresi altnda
ortalama ahlaka sahip bir Y unanl bile ker giderdi. Her yolda
karmza kan istisnai kiilikler burada sz konusu deildir.
Szgelimi Sokratesin tanrs halkn nezdinde ylesine akl al
maz bir eydi ki, Sokrates ciddi ciddi sapknlkla sulanmt.
Bilindii gibi, Homerosta her ey tanrsaldr: Y alnzca g
ne ile tan kzll, gece ile gndz deil, ayn zamanda zeytin
aac ile asma, doktor ile hizmetkr, dilenci ile domuz oban,
hatta aalk Paris ile iren Talipler srs bile tanrsaldr, o
kadar ki, bir Thersitesin tanrsal ilan edilmedii kalmtr.
amamak lazm buna, ne de olsa tanrsallk insanlktan baka
bir ey deildi. Y unanllar insanln retmenleriydi, ama her
eyi salt antropomorfk biim ve boyutlarda grmeleri nede
niyle salt-insanl retmilerdir, bu ise neo-hmanizmin anla
d hmanizmden apayr bir eydir. Sofistlerin dilinden d
meyen her eyin ls insandr laf, bandan beri Y unan
yrngesinin yol gsterici yldzyd. Bu nedenle varoluun
anlamn asla kavrayamamlardr; ama ite tam da bu yzden
gelmi gemi en byk sanat halk olmulardr.
Demek ki Y unanllar temlde hibir eye inanmyor, daha Yunan
ok hayli insani saylabilecek birtakm nyarglara inanyorlar- alan
dt; fakat zamanla bunlardan kurtulduklarnda bile, zayf bir
deizm ya da dz bir ateizmden teye gidememilerdir. Y ine de,
onlar bunu fark etmemi bile olsa, tarihi yazglarnda aka
tanrnn parma olduu grlr. Gerekte Y unan ruhunun
sembolleri olan tanrlarn sinsice kibre yneltiyorlard belki de.
Bununla beraber, nasl ki her birey kendi zgemiinin airi ise
(insann irade zgrl buralarda yatar), her halk da kendi
tarihinin airidir, keza Y unan tarihi de ykseli ve zirvesiyle,
buhranlar ve kyle, heykeltralkta dnyann en yetenekli
halk tarafndan yontulmu olan mkemmel bir sanat eseridir.
8 4 ANTK YUNANTN KLTR TARH
ou zaman insanda hakl olarak znel bir bana buyrukluk ya
da hayata yabanc yaplar olduklar zann uyandran dnem
ler, insan denen bitkinin filizlenmesi, olgunlamas ve r
mesinin parlak bir paradigmas olarak dikkat eker. Burada,
tapmak alnlnn ya da bir tragedyann yaps, hatta Y unan
stununun duru, keskin, yine de basit yaps akla gelir, hem de
payna zengin stun bal rol dm ve uzun zaman ihmal
edilmi ge Hellenizm yeniden takdir edilmi de olur.
Bir nceki cildin sonunda, Miken dnemini ortaala (bura
da Chlodvvig egemenliindeki Franklarn ya da Theoderich e-
gemenliindeki Ostrogotlarn erken dnemi sz konusu), za-
manda ge Minos dnemini de Rokoko dnemiyle kyasla-
mtk. Tarihte sk rastlanan tezatlardan biridir bu, rnein Rus
halk da benzer durumdadr ve telsiz direklerine, traktrlerine
ramen, bugn bile aa yukar ge ortaa yaamaktadr.
Bolevizm, Begardlarm tek ynl ideolojilerinden ve
Husularn tutuculuk derecesindeki toprak reformu hrslarndan
ibaret dini bir radikalizmdir yalnzca, ama Ruslar bunu bilmez;
bunun hemen yan banda ise bat hayranlarnn ge dnem
kltr durur. Eskia, ortaa ve yenia biiminde yapt
mz snflandrma da sandmz kadar eski deildir. Bu snf
landrma Haildi profesr Christoph Cellariusa aittir. Cellarius,
1685te yaymlanan eserinde historia antiga'y [antika],
mparator K onstantinin mutlak hkmdarlyla ve Hristiyan
ln devlet dini haline getirilmesiyle noktalar; medii aevi'y'
[ortaa] stanbulun fethine kadar hesaplar, fetihten sonrasn
ise historia nova [yenia] ya da historia noderna [modern
a] sayar. Bu snflandrma nce gz ard edilmi, 1761 ila
1791 yllar arasnda dnya tarihi konusunda saysz eser ya
ymlayan Gttingenli profesr J ohann Christoph Gatterer saye
sinde kabul grmtr. Fakat Gatterer eskia Roma mpara-
torluunun kyle ve mparator Romulus Augustulusun
476 ylnda tahttan ekilmesiyle sona erdirerek ortaan ba
lang tarihini bir buuk asr kaydrmtr. Zaten bu tarih yan
ltr, nk son Roma imparatoru 480 ylna dek hkmetmi
olan mparator lulius Nepos idi, burada Romann kurucusu ile
ilk Roma imparatorunun isimleri karm olsa gerek. Bu ema
nn tek tek halklara ya da halk gruplarnn tarihine uygulan
ise daha yakn bir zamana dayanr. rnein, Y unan halk iin
ONYA BAHAR! 85
yaplan eskia, Pers savalaryla balayan ortaa ve Makedon
ya egemenliiyle balayan ge dnem ayrm, ilkin Heinrich
L eonun 1835te yaymlanan Lehrbuch der Universalgeschichte
[Evrensel Tarihin El Kitab] adl eserinde grlr. Bu yenilik pek
ok tarihi tarafndan benimsenmitir ve antikan sanld gibi
aralksz klasik olmad, bir modem dnem, dahas eitli
dnemler yaadn belirtmesi bakmndan etkili olmutur.
Kserksesten Philipposa dek uzanan zaman aral iin ortaa
diyemeyiz herhalde. Lamprechtin Alman tarihi iin yapt s
nflandrmada sembolik a aa yukar eskia ile, geleneksel
a ortaa ile, bireyci a yenia ile, znelci a da modem
a ile rtr. Bu snflandrma bir dereceye kadar Y unan tari
hine de uygulanabiliyor: Soylular toplumu ve epik dnya gr
yle. Homeros a aa yukar geleneksel ortaa kategorisine;
altnc, beinci ve drdnc yzyllarn smrgecilii, tiranl,
entelektalizmi ve ehircilii de aa yukar bireyci aa denk
der; hatta eer istersek, Orfeizmi Reform ile, sofizmi Aydn
lanma a ile ayn kefeye koyabiliriz, bylece skenderiye d
nemi romantizm ve natralizm, polihistorizm ve ekspertizm, em
peryalizm ve sosyalizm gibi ynleriyle znelci nitelikler arz
eder. Fakat btn bunlar sadece birer rol dahmfdr: Kent
ve polis gibi temel yaplar bile rtmez. Y unanllarda tarih n
cesi zamana yerletirebileceimiz sembolizm ile tipizm evreleri
btn halklar iin zdetir diyebiliriz, zellikle de bunlar hakkn
da salam bir bilgiye sahip olunmad iin.
Breysig, Y unan eskian 1500 ila 1000 arasna, erken or
taa 1000 ila 750 arasna, ge ortaa 750 ila 500 yllar ara
sna yerletirir, bu tarihten sonrasn yenia sayar. Bunlar, an
cak simetrileriyle etkileyen ve grne gre benzer biimde
blmlenmi olan Roma ve Cermen-Roma tarihinin dnemleri
ne gre hesaplanm rakam saplantlardr. skenderiye dnemi
Y unan tarihinin Hellenistik epilogu diye adlandrlr, gerekte
bambaka bir arm alanna ait yanltc bir benzetmedir bu.
Bu dnemin doru analojisini ilkin Spengler kurmutur: inde
bulunduumuz a kat kat aan bir a sz konusudur, bizler
benzer bir geliimin henz bandayz. Spenglere gre, gen
lik, olgunluk ve yallk edebi laflar deil, gemiin zerindeki
sr perdesini aralamak ve gelecee k tutmak iin neredeyse
deneye tabi tuttuu biyolojik durumlar ve morfolojik olgulardr.
86 ANTK YUNANIN KLTR TARH
Ona gre, Sokrates ncesi filozoflar ile Kartezyenler, Pythago-
raslar ile Pritenler, Stoaclar ile sosyalistler, Sokrates ile
Rousseau, Platon ile Hegel, Pheidias ile Mozart, Polykrates ile
VVallenstein, Pcrgamon ile Bayreuth ezamanldr. Burada
belirleyici vc farki olan, pitoresk karlklarn ya da anek-
dotvari oyunlarn sz konusu olmamasdr, nemli olan her a
n en derin ve en isel semboliine ifade kazandrm olan
yap vc oluumlarn yaratc bir biimde kavranmasdr.
Fakat bu tr karlatrmalar ne kadar aydnlatc ve parlak
da olsalar sonuta birer benzetmedirler, hatta szck anlamyla
alglanamayacak birer mecazdrlar, nk her eretileme, doru
anlaldnda, aklamaya ve gstermeye yarayan, kendisini
asla saklayamayan ve zaten saklamamas da gereken bir fi-
grdr sadece. Zaten bir imgenin faydal olmasnn nedeni,
meselenin kendisi olmamas deil mi?
Bundan sonras iin de her eyi her eyle kyaslama hakkn
muhafaza edip bir portre izmemize yardmc olmasn umut
edeceiz ve imdilik Y unan tarihinin drt ana paradan olutu
unu tespit etmekle yetineceiz. Dnem yllar unlardr: 480
(Salamis ve H i mera), 404 (Peloponnesos savann sonu) ve
323 (Byk skenderin lm). Pers sava ve skenderin se
feri genellikle dnm noktalan olarak kabul edilirken, bu ikisi
arasndaki dnem de ounlukla bir btn olarak alglanr. Fa
kat drdnc yzyln Helleniyle beinci yzyln Hellen ara
snda dalar kadar fark vardr; Peloponnesos sava. Otu/. Yl
savalarnmkie benzer bir devrime yol amtr. Aa yukar
ge klasik dnem diye adlandrabileceimiz bu geliim aa
masn snrlandrma konusunda Winckelmamm yce himaye
si altndayz. Winckeltnann bu dnemi evrelere ayrrken, daha
eski ve daha yksek slubun karsna daha gzel olann,
yani Praksiteles ile Lysipposun slubunu koyar: Bu dnemle
birlikte Y unanistandaki byk adamlarn son a balar.
Y una- Hellas ge eskiada bile ilgin bir harabeden baka bir ey
ni.stann deildi artk. Y oksullama ve fiziksel zayflamann bir sonucu
Kelleni- olarak Y unan evliliklerinin verimsizlii Polybios zamannda
s..;;ky-oktan gerek olmutu. Ovidius, adndan baka bir eyi kalma-
ras Ta mi^Atinay bo bir kent, ada Strabon da Thebaiyi ky
rihi c^-vc il)tc'er Y z yl sonra Plutarkhos, Roma mparatorluunda
zellikle de Y unan halknn geri kaldndan yaknr: Terk
ONYA BAHARI 8 7
edilmi evler, srlerin otlad pazar yerleri, basz mermer
heykellerin ykseldii tarlalar... Kentlerin asl gelir kayna,
ticaretten, vatandalk haklarnn ya da rahiplik payelerinin ve
rilmesinden ve kamu heykellerinin yapmndan elde edilen ge
lirlerden ibaretti. Mommsen bu durumu yerinde bir benzet
meyle, ok kk prensliklerin unvan ve asalet ticaretiyle k
yaslar. Romada Graeculi denen bir grup vard, bunlar satlk
asalaklar diye horlanan Y unanl yazar bozuntular ve retoriki-
lerdi - yine de onlarsz olmuyordu. Y ap ve antlarn ou he
nz ayaktayd; zengin kitaplklar ve nl bilginler lkeye ok
sayda yabanc ekiyordu, ayrca kaplcalar da hac yerleriydi,
zira antik dnte din ve tp birbirinden ayrlmamt.
Birok insan Roma istilasna bir ans gzyle bakyor,
Eer bu kadar abuk kaybetmeseydik, iimiz bitikti, diye d
nyordu. Gerekten de, o tarihten itibaren bar hkm srd,
nk Romallarn Y unan topraklarnda yapt i savalar hal
k hi etkilemedi. Daha sonra Bizans egemenliine giren Y una
nistan deiik halklarn istilasna ak nemsiz bir eyalet haline
geldi. Gotlar gelmi, gitmi, tekrar gelmiti. Gotlar Vatdallar,
Hunlar ve Avarlar izledi. Sekizinci yzyln ortalarndan itiba
ren Y unanistana o kadar ok Slav yerleti ki, getiimiz yz
ylda Fallmerayer gnmz Y unanllarnn eski Heilenlerle
hibir ilgisinin olmadna dair bir kuram oluturabildi ve bu
kuram ok da ilgi grd. Akas, abartlm bir kuramdr bu,
modern Y unanistanda Slavca olan bir yn blge ad varsa da,
gerekten Hellence adlarn says bunlar kat kat aar ve antik
mitolojinin ok sayda tasarm halk arasnda halen varln
korur, szgelimi Lamiadan, en az Flesiodos zamanndaki kadar
korkmaya devam edilir. Gnmz Y unanllarna yaktrlan
olumsuz zelliklere aa be yukar atalar da sahipti zaten,
hem de ayn younlukta. Fakat Ernst Curtiusun Peloponne-
sosa dair syledikleri btn Y unanistan iin geerlidir: Bu
topraklarn yazgsna yle bir gz attmzda, Pelopon-
nesosun ancak Flellen kavimleri zamannda, bu topraklarda
sadk bir aratrmayla iz srmemizi hak eden bir tarihe sahip
olduunu grrz. Bu szler Atina iin de geerlidir; bir Bi
zans epigrammda Atina iin yle denir: llerin mezarlarn
dan ve bilgelerin glgelerinden baka bir ey kalmam artk.
Dahas bu tarih, Y unan nehirleri misali ksmen yeraltnda akp
88 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
Yunan
Kavim-
leri
gider. Y unan kltrnden geriye kalanlar Bizansta yaamaya
devam etti. Siyasi arlk noktas, vaktiyle barbar olan kuzeye
kayd. Bugn yeni, byk bir Y unan devletinin merkezi Atina
deil, ancak Konstantinopolis olabilir.
Onikinci yzyln ortasndan itibaren Frank fatihler kt
sahneye. Prensler ve baronlar halarn akropollere diktiler;
Hristiyan Templier Tarikat valyeleri pagan tapnaklar dol
durdu; bakire Athena tapmaklar bakire Meryem tasvirleriyle
sslendi. Ondrdnc yzylda Arnavutlar, onbeinci yzyln
ortasnda da Trkler geldi, Parthenon camiye dnt. Y unan
llar Avrupa ordularnda Stratiotlar, Avrupa saraylarnda
Hellenistler, stanbulda ise vezir ve yenieri olarak hizmet
ettiler. Onyedinci yzyl dnmne doru Morada -Pelopon-
nesosun yeni ad buydu artk- yaklak eyrek asr boyunca
Venedik havas esti. Ondokuzuncu yzyln otuzlu yllarndaki
Y unan kurtulu sava btn Avrupa tarafndan byk bir he
yecanla ve hemen her yerde sempatiyle izlendi. Bu meyanda,
Ruslarn Balkan politikas ngilizlerin liberalizm politikasyla
rtt iin, Trkler iin bu sava bandan beri umutsuz bir
savat. Y eni krallk 1864 ylnda onya adalarn, 1878de
Tesalyay, Balkan savalarnda Girit, Epeiros, Gney Make
donya ile Ege adalarnn bir blmn, dnya savanda g
neybat Trakyay ele geirdi; Dou Trakya ile zmir sonra ye
niden Trklerin eline geti. Bugnk Y unanistanda, dnyann
baka hibir halknda grlmeyen ok garip bir durum yaanr:
Diglossi, yani ift dillilik. Gndelik yaamda ada
Y unancaya tekbl eden halk dili kullanlrken, edebiyatta ve
sosyetede, kilisede ve resmi dairelerde ar dil dedikleri dili
kullanarak, 4. yzylda Attikal hatiplerin kulland eski
Y unancay taklit etmeye alrlar; ocuklar okullarda eski
Y unancay bir yabanc dil gibi renmek zorundadr elbette.
Y ine de, nde gefen modern airler, iirlerini halk dilinde yaza
cak kadar akl bandalar.
Her ne olursa olsun, Y unan tarihi Avrupada en uzun sr
m tarihtir; aralksz drt bin yl boyunca uzanr. Fakat tarih
sel zamann balangc, daha ok 750 senesine dayandrlr.
Hristiyanlktan nceki ikinci bin yln muhtemelen son iki
yzyln kapsam olan Ege gleri nedeniyle byk apl de
iiklikler meydana gelmitir. Orta Hellastan srlen Dorlar
ONYA BAHARI 89
gneye kayarak, Megara boazyla birlikte Peloponnesosun
drt yarmadasn, ayrca Girit'i, byk Rodos adas dahil Ana
dolunun bat yakasnn gneyini igal etmilerdir. Attika ve
Euboiada yaayan onyallar ise Kykladlara ve kalabalk adala
ryla Anadolu sahillerinin orta kesimlerine yaylmlardr.
Aioller kavramnn ierii biraz g ve anlalmazdr. Bunlar
arasna Tesalyallar, Boiotiallar ve ilkin Peloponnesosta yerle
ik olan, daha sonra Dor istilas nedeniyle ksmen Lesbosa ve
kar yakann kuzeyine g etmeye zorlanan Akhaiallar dahil
deildi yalnzca; bir sredir topluca Kuzeybat Y unanllar
diye nitelenen Akamania, Aitolia, Lokris, Phokis, Elis ve
Akhaia sakinleri de Aioilerden saylrd. Arkadiallar da
Akhaiallarn torunlaryd. Herhalde iin en kolay, ne Dor ne
de onyal olan kavimlere ksaca Aiol demek olurdu. Dier
yandan, kuzeybat Y unanllar iin Kuzey Dorlar diyenler de
var ki, iin iinden kabilene akolsun.
Y unan kolonicilii en youn dnemini 750-550 yllar arasn
da yaamtr. Sinir dmleri misali drt bir yana uzanan mer
kezler Dorlarn elindeki Korinthos, Megara ve Aiginia; onyalla-
rn elindeki Euboiadaki Khalkis, Eretria ve Anadoludaki
Mletos ile Phokaiadr; son ikisi hem deniz kysnda hem de
byk nehirlerin aznda olmas nedeniyle hkim bir konumdadr
(Miletos Byk Menderesin epeyce yaknnda, Phokaia da Ge
diz havzasmdadr). Y eni koloniler ncelikle tarm yerleimleri
olduu iin bereketli topraklar zerinde- kurulmalarna dikkat
edilirdi; elbette liman koullarnn elverili olup olmadna da
baklrd. Bylece Y unan kolonileri iki asr iinde Akdeniz hav
zasnn tamamna yayldlar (tpk bir yelpaze gibi der Burck-
hardt), hatta Akdenizin de tesine geip Karadenizin evresinde
youn bir halka oluturdular. Fakat Y unan koloniciliini ngiliz
rneindeki gibi modem bir smrgecilikle kartrmamak gere
kir, nk karde kentler siyasi adan btnyle bamszd ve
ana polis ile aralarndaki balar kuvvetli duygusal balard.
Kuzeydeki Makedonya ve Trakya sahillerine genellikle
Eretria ve Khalkisten gelinmitir, Khalkidike yarmadas da
ismini oradan alr. Korinthostan denize doru uzanan ksta
n en batdakinde Poteidaia kurulmutur: Korinthosun min
yatr olan bu kent de iki krfez arasnda yer alr. Eskiden
akseinos, konuksever olmayan diye tabir edilen Pontos, evre
Yunan
Koloni
leri
90 ANTK YUNANIN KLTR TARH
sinde tek bana doksan koloni kuran Miletos sayesinde
eukseinos, konuksever oluvermitir; Megarahlar ise karde
kentler Kalkhedon [Kadky] ve Byzantion [stanbul] sayesinde
boaz ellerinde tutuyorlard. anakkale boazndan Tuna a-
ziarna, Kafkasya sahilinden Krm yarmadasna varncaya
dek her yer Y unanllarn elindeydi. onyanm mallar K ieve
gidiyor, Y unanistana da Gney Rusyann bitmek tkenmek
bilmeyen zengin blgelerinden yn ve odun, hayvan ve tahl
akn ediyordu. Hellenler gneyde Kuzey Afrika sahillerine ka
dar ulamtr. Burada Dorlar, Kyrene diyarnda birka parlak
kent kurmutur. Altnc yzyln ortalarna ait nl Arkesilas
kadehi, ilphionun yklenip boaltlm izleyen Kyrene kral
II. Arkesilas tasvir eder. 3. yzyln en nl airi Kallimak-
hos ve en nfuzlu bilgini Eratosthenes Kyreneliydi. Libyann
tesine yaylmalarn, batda Kartaca, douda ise Msr engelli
yordu, buna ramen Hellen tccarlarn bir Nil kenti olan
Naukratisteki konumlar Hansa birliine mensup tccarlarn
L ondradaki konumuna benziyordu.
Phokaiallar, Fransann gney sahilinde Massaliay, bu
gnk adyla Marsilyay kurdular; ticari mallarla ykl gemi
ler Marsilyadan yola kyor, Rhne ve Loire zerinden Atlas
Okyanusuna ulayordu. Antibes ve Nice adlar, antik
Antipolis ve Nikaiay anmsatr hl. Fakat en nemli koloniler
yedinci yzyln banda Gney talya ve Sicilyada kuruldu.
Buralarda bakir topraklar gz alabildiine uzanyordu; asl
yerleimciler ise Akhallar idi. Bu blgelerde yaanan olaa
nst gelime, buralara verilen Byk Hellas adnda ifadesini
bulur. Napoli ve Taranto, Agrigentum ve Syrakusai dnya tari
hinde yank yapm isimlerdir. Armalar bir baak olan Meta-
pontumlularm zenginlii, El allarn diyalektik zarafeti ve
Sybarislilerin incelmi yaam duygular kadar nam salmt
etrafa. Sicilya bilimsel ahlk sanatnn vatanyd. Dnyann en
iyi hekimleri Krotondan kyordu. Akragasllar iin u szler
sarf edilirdi: Hi lmeyecekmi gibi bina ina ediyor, yarn le
cekmi gibi yemek yiyorlar. Kentlerini, Y unan slubuyla ilgisi
olmayan devasa boyutlarda tapnaklar, pahal antmezarlar -yar
atlar iin bile-, ok katl arap mahzenleri, drt buuk kilometre
uzunluunda yapay bir balk gl, yz doru attan oluan sva
ri alay ve altn aksesuarl hamamlar sslyordu.
ONYA BAHARI 91
talyann btn kltr Y unan kkenlidir: Alfabeleri, za
naatlar, edebiyatn tamam, hatta sonraki dinleri bile. Btn
bunlar Romada Y unan rneklerine gre geliti. Tekniin her
dal da ayn biimde Y unan kkenlidir; Latincede gndelik
eyler iin bile bu kadar yabanc szck olmasnn nedeni bu-
dur. Bunun sonucunda, Romallar kendilerine zg tinsel bir
yaama asla kavuamam, en lks ve en pahals da olsa
daima yabanc bir giysi tamlardr. Roma ruhu diye bir ey
yoktur. te, rktc bir tarih gsterisi yaanm, Roma b
tn dnyaya sahip olmutur da kendisine asla sahip olama
mtr. Hellen bereket boynuzunun laneti ve inayeti yalnzca
kuzeye fazla bulamad; eskiada horlanan bu blge, sonra
dan devlet ve kltr gcnn kayna oldu. Barbar Venetlerle
L igurlann torunlar denizin iki ecesi Venedik ile Cenovann
gcn yaratmlardr; Floransada Rnesans, Piemontede
birlii salayan Risorgimento domu, fakat faizm de kuzey
den kmtr.
Altnc yzyln ortalarna doru kolonileme hareketi za
yflar. Y epyeni byk devletler kar ortaya: Douda, ksa s
rede Msra da el koyan Persler, batda Etrsklerle Fenikeliler.
Buna karn, bu dnemde Atinann ykselii balar. Attikann
nfusu, altnc yzylda yaklak yz binken, beinci yzylda
eyrek milyona ulat, bu saynn aa yukar yars, hatta belki
de te ikisi kle ya da yerleik yabanclardan oluuyordu. n
celeri Ege dnyasnn en nemli ticaret merkezi Aiginia idi:
Kk, verimsiz bir kayalktan ibaret bu ada, mkemmel ko
numu ve gl filosu sayesinde geni bir ticaret ana, byk
apl bir kle ticaretini balatmasna ramak kalm hareketli bir
endstriye ve kayda deer oranda sermaye gcne sahipti ve
nl mi!yonerlerinin says da hayli kabarkt. Attikanm se
ramikleri altnc yzyl boyunca dnya pazarn elinde tuttu.
Y edinci yzyln ilk yarsnda Kral Gygesin idaresinde mu- Kroisos
azzam bir gce erimi olan Lidya krall balangta Anadolu
Y unanllar iin byk tehdit oluturuyordu. Krallk, daha
Gygesin torunu Alyattes idaresi altndayken, Hellen sahil
kentleri hari Bat Anadolunun tamamna yaylmt, Alyat
tesin olu Kroisos ise Hellen sahillerini birbiri ardna Lidya
krallna katt; sadece Miletos hl direniyordu. Fakat asla bir
barbar hkmranl deildi Lidya krall. Kroisos, adlarna
92 ANTK YUNANTN KLTR TARH
muhteem tapmaklar kurdurup adaklar sunduu Y unan tanrla
rnn ve hzinesinin her kuruuyla tevik ettii Y unan kltr
nn hayranyd. te yandan, adalar ve Avrupa Y unanistann
da egemenlii altna almay planlyordu. Bir rivayete gre, filo
nun inas devam ederken 546 ylnda Kyrosun saldrsna ye
nik der. Perslerin zaferi develer sayesinde gerekleir
(1389da Amselfelddeki savata da develer nemli bir rol oy
namt). Sardeis zapt edilir, Kroisos esir der, fakat Kyros
kendisine hrmet eder ve onu danman olarak sarayna alr.
nl Kroisos ile Solon efsanesi tarihsel olarak pek de imkn
sz gzkmyor, biri tahta ktnda dieri henz yayordu.
Efsanenin anlatmak istedii, kibrin helaka yol at, hatta belki
de aile bedduasnn ne denli etkili olabileceidir, nk Gyges
sinsi bir cinayet sayesinde tahta kabilmiti. Efsanenin ikinci
versiyonuna gre, K roisosu ateten kurtaran Solon! feryad
deil, Apollonun yangn sndren yamurudur, ki bunun
Delphoi kehanet merkezinin o nl, hayli sinsi szlerinin yol
at zarar bir dereceye kadar tazmin ettii dnlebilir. Y ine
de bu yk, zirvenin parltsnn ne denli geici olduunu ho
bir biimde simgeler.
Monar- Daha kolonicilik dneminin balarnda Y unan monarisi ye-
inin rin aristokrasiye brakmt. Zaten daha nce de bir tr ordu
k krallyd, sadece tam anlamyla meru deildi. Vergi, ba
biimindeydi: Hesiodos kral iin ba oburu der, fakat kral
ln asl gelir kayna herhalde talanlardan payna den gani
metlerdi. Odysseus Agamemnonun glgesine, ehrin nndeki
savata m yoksa sr ve koyun alarken mi ldn sorar,
demek ki her ikisi de eit saygnlkta davranlardand ve gr
ne gre biri dierinin benzeriydi. Alkinoos Phaiaklarm kral
dr, fakat kendisiyle eit haklara sahip, mr boyu kralla se
ilmi olan on iki kral daha yannda yer alr hani, dka da
diyebiliriz bunlara. Talipler ise, kralln decei gn bek
leyen kk bir aristokrat topluluudur. Krallk hemen her yer
de barl yollarla ortadan kalkm olsa gerektir, nk kurulan
yeni makamlar kral unvannn iini boaltmtr: Atinann en
nfuzlu sivil memuru arklondu; bakomutan, yani pole-
markhos ordular ynetiyordu; thesmothes'ler, yani hukukular
yargy oluturuyordu. Nihayet basileusun stne vazife olan
tek i, kamu kurbannn verilmesini salamakt, nk eski ina-
ONYA BAHARI 93
na gre bu ii ancak bir kral ifa edebiliyordu. Mutlakiyeti
ynetim biimleri yaklak 750 ylndan bu yana Hellen dnya
snn yalnzca uzak kelerinde vardr: Epeiros, Makedonya ve
K brsta.
Soylu valyeler askeri hizmetlerinden tr ok nem- Drakon
liydiler. Aslnda bunlara valye demek doru olmaz, nk
ounlukla atsz savayorlard. Fakat ar bir sava tehizat
edinmek iin gerekli imknlara yalnzca onlar sahipti. Zamanla
bu tehizatn masraf azalm, ortalama zenginlikteki bir vatan
da bile silah ve zrh satn alabilir hale gelmiti. Bunun yan
sra, halktan oluan hoplif lerin saflar sava taktiklerinde gide
rek daha belirleyici bir rol oynamaya balad. Bata kyl taba
kas olmak zere orta snf, hakl olarak, hi memnun deildi.
Soylular rejimi yanl bir adalet sergiliyor, insanlar yanl ka
rarlardan yaknyorlard. Miras oullar arasnda eit miktarlarda
paylaldndan cce ekonomiler kmt ortaya ve gelieme
dikleri iin de ayakta kalamamlard. Ancak yksek faiz kar
lnda bor para alnabiliyordu. Btn tarlalarda ipotek talar
ykseliyor, borlarn deyemeyenler borlarndan dolay kle
oluyorlard. Y edinci yzyln sonuna doru iler yle bir aa
maya gelmiti ki, toprak be soylunun mlkiyetindeydi. Ka
pya dayanan devrim, nce yarg sistemi reformuyla engellen
meye alld. Drakon Atinada ar ceza yasasn kard.
Kanla yazlm yasalarnn amac, her yerde hl yaygn olan
kan davasnn fke ve keyfiyetine son vermekti. Nefsi mdafaa,
zina ve mlkiyete tecavz gibi durumlarda cezas olmayan l
drme vakalar ile cezas srgn olan kastl adam yaralama
gibi sulan birbirinden ayrd, cinayet ileyenler, tpk hrszlar
gibi lm cezasna arptrlyordu. Sua tevik eden, su ile
mi saylyordu. Neticede, yeni kanunlar ge dnem Y unanlla
rn nezdinde acmasz da olsalar eski koullara bakldnda
yumuak ve ilericiydi. Hukukun bir kitapta toplanmas, Y una
nistann drt bir yannda efsanevi ahsiyetlere atfedilir ve bi
lim bu ahsiyetlerin hepsini birden efsanevi ilan etmekte aceleci
davranmtr. Gya Drakon, ad ejderha anlamna geldii
iin, ylan tanrsndan bakas deilmi; Lykurgos, k geti
ren, Zaleukos, gz alc, , gne tanrsym. Fakat insan
isimlerinin neredeyse tamam semboliktir ve bu isimlerin ta
yclar, aksi kantlanmad srece, insanlatrlm birer tanr
94 ANTK YUNANTN KLTR TARH
yerine koyulabilir. Bu yntemle her ey kantlanabilir zaten.
rnein, Amerikal aratrmac Benjamin Smith, branice k
keni itibariyle Nasral szcnn koruyucu anlamna geldi
ini, dolaysyla Nasra adnda, asla var olmam bir kente ia
ret etmediini, basite bir tarikatn ad olduunu ve sann da
bir Y ahudi klt-tanrsndan baka bir ey olmadn syler. Bu
yntemin ne kadar geerli olabileceini, modern bir rnekte
tartabiliriz. Bilindii gibi, kendisine Hermhutlular diyen bir
tarikat vardr. Muhtemelen iki bin yl sonra, Smith gibi eitimli
bo kafallar mtebessim bir yz ifadesi taknarak, [Efendi ve
Koruyucu isimlerinden oluan] bu adn Efendinin Koruyucu
lar demek olduunu syleyeceklerdir, nk bugn haritada
nasl Nasra diye bir yer yoksa, o gn geldiinde de Herrnhut
diye bir kent olmayacaktr.
Solon Atinablar 594 ylnda snrsz yetkeye sahip yasa koyucusu
ve uzlatrc olarak, ok eski bir krallk soyundan gelen ve
uzak blgelere yapt ticari seyahatler sayesinde yeni zamann
ruhunu ok iyi kavrayabilmi olan Solonu semilerdir. Solon
zaten daha nce de, yazd ateli iirleriyle vatandalarn
Salamisin fethine ikna etmeyi baarmt. Solon gereki ve
keskin siyasi bak sayesinde Attika deniz hkimiyetinin nn
deki tek engelin Salamis olduunu fark etmiti. Baz iirlerinde
de, toplumsal huzursuzluklarn er ya da ge uursuzluk yarata
cana dikkat ekerek insanlar uyaryordu. Atmallarn devlet
ilerini yoluna koymas iin bir airi semi olmalar artc
dr, ama belki de Solonun iirleri o dnemin siyasi yazlar
tarzmdayd. Solonun yapt ilk ey, seisakhtheia, yani borla
rn affedildiini ilan etmek oldu; btn alacaklar tahsil edildi,
yurtdma kaan tm bor klelerinin borlar iptal edildi, yasa
geen dnemi de kapsad iin devlet tarafndan bu kleler
geri satn alnd. Solon gelecei de dnerek, insann bedeni
karlnda borlanmasn ve belli bir miktarn zerinde toprak
satn alnmasn yasaklad, buna karlk Attika topraklarnn
batan sona yeniden pay edilmesi ynndeki radikal istei de
geri evirdi. Ayrca, vasiyetname hakk, yeminli mahkemeler
ve iltizamdan elde edilen gelire gre kurulmu olan snfa da
yal seim sistemi de onun eserleridir. Kendisinin de vnd
gibi, eseri tam ortay tutturmutu: Ne tamamen kabul grd ne
de reddedildi, ite tam da bu yzden uzun vadeli olabildi, ama
ONYA BAHARI 9 5
uzun vadede kimseyi tatmin de edemedi diyebiliriz. Eserini
tamamladnda, tm yetkilerinden kendi rzasyla vazgeerek
nfuz alann terk etti; bylece, eskiler tarafndan hakl olarak
yedi bilgeler arasnda sayldn kantlad. iirsel fragmanlar
da bilge ve aydnlk bir dnya grne sahip olduunu gste
rir, fakat bu anlay, ktl salt kt sonularndan dolay
reddeden pratik bir ahlaktan teye geemez. Solonun gereki
ve pratik dnceli olduunu kantlayan bir baka konu ise,
Thespisin buluunu* avc(peX,p v|/E u5oloyia, gereksiz sama
lk diye reddetmesidir. Solonun erkeksi asalete sahip olgun
dizeleri asrlarca okullarda ocuklara ezberletilmi, hatiplerin
ve devlet adamlarnn dilinden dmemitir.
Toplumsal deiimlerle birlikte ekonomi ve ekonomik uy- Y unan
gulamalarda da deiiklikler yaand. Y edinci yzyln bala- Paras
rmda Anadolunun onya sahillerindeki kentlerde para kulla
nlmaya baland. O zamana dek gndelik ticarette ince bakr
ubuklarla deme yaplyordu ve biimlerinden dolay bu u
buklarn ad iler (oboloi) idi. Bu ilerin altsna drakhme,
yani bir avu dolusu denirdi (tutmak anlamna gelen
drattomai szcnden). Sonradan dk deerli Y unan parala
rna bu isim verildi. Zamanla arlk ve ayarlar devlet mh
ryle garanti altna alman paralar baslmaya baland; bu para
lar, her ie sanat da katan bir halkn elinde ksa srede trl
trl ilgin biimlere brnd. Maden olarak altn ile gm
alam olan elektrum kullanlyordu, fakat ayar blgeden bl
geye deiiyordu. Kroisos saf altn ve saf gm paralar bast
rarak bu karmakla bir son verdi. Para kullanm altnc yz
yln ortalarna dek Anadolu ve Orta Y unanistann ana ticaret
blgeleriyle snrlyd, ancak o tarihten sonra yaylmaya bala
d. Y unanllarn en yksek para birimi talant idi. Bir talant,
altm minaya, bir mina da yz drakhme'ye eitti, bir drakhme
de alt obolos'a. Bunun dnda, iki, ve drt obolos'luk, iki
ve drt drakhme'Yk sikkeler vard: Diobolos, triobolos ve
tetrabolos, stater ve tetradrakhme'ler. Bir drakhmenin 80 ila
90 pfennig ettiinden yola karak bir minay da 80-90 marka,
bir talanti ise 4800 ila 5400 marka evirmek yanltc olabilir,
* Tragedya airi Thespis ( 6. yzyl) A tina geleneklerine gre tragedyann ve
oyunculuk mesleinin yaratcsdr. Maske kullanma detini de ilk o karmtr,
(en.)
96 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH!
nk bu hesapta madenin bugnk deeri baz alnr. Solon
zamannda orta byklkteki bir kzn be drakhme, bir
medimnos (52.5 litre) budayn da bir drakhme, ettiini ve
Perikles dneminde bir ailenin gnlk asgari ihtiyalarnn bir
drakhme'nin te biriyle, drdnc yzyln sonuna doru da
bir drakhme'yle karlandn dnrsek, alm gcne dair bir
fikir edinebiliriz - Y unan tarihi boyunca alm gcnde de dei
iklikler olmutur elbette. Ayn dnemde, bir metretes arap
(yaklak 40 litre, herhalde sradan sofra arabdr bu) iin alt
ila sekiz drakhme arasnda bir para denmekteydi; bir klenin
yemek paras iki obolos idi, bu parayla sade ama doyurucu bir
yemek yiyebiliyordu. talant'\ olan her kii zengin saylyor
du (bu arada, faiz oranlar yzde on iki idi). Dolaysyla, yuka
rdaki verileri en az on misline kartsak ve bir diobolos'u bir
taler, bir drakhmeyi on mark, bir stater yirmi mark, bir
minay bin mark, bir talant'i da bir tomar hisse senedi bii
minde dnsek abartm olmayz. Baz Sofist ve heykeltrala
rn verdikleri ders iin (ama bu ders birka yl, hatta senelerce
srerdi) talep ettikleri cretin asla bir talan'n altna dmedii
sylenir, bu da onlarn hretlerinin muazzam bir para ettiini
kantlar. Epikuros, ders vermek zere 306 senesinde satn ald
o manzaral geni ve gzel bahe iin 80 mina demiti; aa
yukar ayn dnemde, orta halli bir kgir evin fiyat 300 ila 700,
lks bir villann fiyat ise 5000 ila 10 000 drakhme arasnda
deiiyordu. Antik Y unann Vanderbilti denebilecek, zengin
lii dillere destan byk arazi sahibi Kallias, 200 talantlk bir
servete sahipti. Bu mebla 5000 markla arptmzda bir mil
yon mark eder, eskiada henz Vanderbilt yoktu desek bile
hi de yle muazzam bir servet deildir bu. Pn savalarnn
ilkini sona erdiren bar antlamasnda Kartacallar Romallara
yirmi yllk savan tazminat olarak 3200 talant demiler
dir; bu paray kabaca 16 milyon marka evirdiimizde, ortaya
tam anlamyla gln bir mebla km olur. Ama bu rakam
on ya da on ikiyle arptmzda, olas deerine daha ok yak
lam oluruz (elbette yalnzca takriben). te o zaman, eski
gzel gnlerde bir kzn fiyat 50 mark, sonralar yaamn
artk pahahlat dnemde ise, bir gnlk mutfak gideri aa
yukar bir taler olur; bir litre arabn fiyat bir buuk ila iki
mark arasnda deiir; kk bir evin fiyat ortalama 5000
ONYA BAHARI 97
mark, bir maliknenin bedeli de en az 50 000 mark olurdu.
Zenginliin en alt snr ylda yaklak 20 000 marklk bir ge
lirle balar, en st snr ise ayda 120 000 marklk bir gelir olur
du.
Elbette gemicilik alannda da byk bir atlm gerekleti- Sparta
rilmiti. Drt bir yanda gsterili d limanlar, rhtmlar, tersane
ve doklar ykseliyordu. Mal nakliyat iin hacimli geni gemi
ler, deniz savalar iinse ince, hzl gemiler ina ediliyordu:
Pruvalar tuntan bir mahmuzla (embolon) -muhtemelen Feni
ke icad- son bulan uzun gemiler. Y unanhlarn klasik sava
gemisi, sra krekli gemilerdi (trieres'ler); krekiler sra
halinde st ste oturduu iin bu ismi almlard. Donanmann
byk blmn bu gemiler olutururdu, nk antikada
deniz savalar evik manevralardan ibaretti; bu savalarda
aslolan ya dman gemisinin yanndan hizla geerek krekleri
paralamakt ya da geminin karnnda karglarla yark amakt.
Ustaca yediriien bir mahmuz darbesi gemiyi dpedz yarard.
Bunu baarmak mmkn olmamsa, tayfalarn yan sra az
saydaki deniz erlerinin de katld bir kapma balard g
verteden gverteye.
Demiri elde etmekle kalmayp sertletirmeyi de rendikleri
iin, bronz silahlarn yerini yava yava demir silahlar almaya
balad. Bu durum koruyucu zrhlarn glendirilmesini gerek
tirdi: Bronzla ilenmi deri kalkan, gs zrh, tun bacak zr
h, dallarla bezenmi, yanaklkl bronz mifer. Y zn byk bir
blmn kapatan, Korinthos icad siperli miferler de vard.
Sava arabasnn yerini sava at ald, fakat dieri gibi daha
ok sevkiyatta kullanlyordu. Dzenli bir svari snfna yal
nzca Tesalyallar sahipti, ordunun byk blmn her yerde
genellikle hoplif ler (ar tehizatt piyadeler) oluturuyordu.
Bunlarn dnda yk arabaclar ve silah tayclar sfatyla
ikmal birlii; oku, mancnk sfatyla da bir tr avc birlii
meydana getiren ve plaklar (v|/,o, yupvo) denen hafif te
hizatt askerler vard. Homeros, Myrmidonlarn Mikenli ol
maktan ok modern olan sava saflarn (phalanks), duvarda
ki talara benzetir. Herhalde Homeros bu benzetmeyi yaparken,
daha o dnemde bile en byk askeri g olan Spartallar d
nmt. Fakat bunun dnda Spartallarn Hellastaki konu
mu ok zel bir konumdu. Bunlar, birincisi sekizinci yzyln
9 8 ANTK YUNANIN KLTR TARH
ikinci yarsnda thomenin zapt ediliiyle zaferle sonulanm
olan Messenia savalar srasnda sivrilmilerdi, Malup edilen
Messen ailar sava esirleri (heilotes) olmulard. Heilof lar
topraklarm bamsz bir biimde iletme hakkna sahip olsalar
da, gelirin sabit bir ksmn intifa hakkna sahip kiilere demek
ve sava kulu olarak savaa katlmak zorunda olan toprak k
leleriydi. Devletin malydlar ve onlar satmak ya da azat etmek
de yalnzca devletin tasarrufundayd. Y edinci yzyln ortasna
doru Argoslular ve Arkadiallarla birlik olup Spartallarn bo
yunduruundan kurtulmaya teebbs ettiklerinde, Spartallar
zorlu ve kanl yollara bavurarak her defasnda stn gelmeyi
baardlar. Spartann btn devlet dzeni Messenia tehdidi
zerine kurulmutu. Birka bin fatih, sayca kendilerinden kat
be kat stn olmakla birlikte kleletirilen ve smrlen yerli
lere hkmetmekteydi. Bylesi bir iktidar, ancak sk bir ibirii-
iyle, srekli savaa hazr olmakla ve d lkelere kendini ta
mamen kapal tutmakla korunabilirdi. Sava esirlerini gzetme
grevini bir tr jandarma olan korkun Krypteia yerine getiri
yordu: pheliler, yarglanmakszm derhal ldrlyorlard.
Spartallar arasnda mlkiyet eit paylara blnmt (en azn
dan kuramsal olarak) ve kendilerine de Eitler (poo) di
yorlard. Fakat hem Agiadlar hem de Eurypontidler ezelden
beri tahta kma hakkna sahip olduklarndan, her iki hanedann
da lkenin bana gemesinde karar klnmt. Olsa olsa Roma
konsllyle kyaslayabileceimiz ve ok kendine zg bir
kurum olan bu birbirine rakip ifte-kralln otokrasiyi engel
lemesi bekleniyordu. Ayrca her yl devletin esas gcn temsil
eden ve be kiiden oluan epheroslar seiliyordu. Bunlar,
krallarn huzurunda ayaa kalkmazlard, en ufak iaretlerinde
herkes derhal yanlarna komak zorundayd. Ksenophon,
Platon ve Aristoteles, epheroslanr sahip olduu iktidar tiran-
larnkine benzetir. Grev alanlarnda -dileri, emniyet ileri,
yabanclar polisi, talim ve terbiye, maliye- tam.yetkiye sahiptiler,
fakat haleflerine hesap vermek zorundaydlar. Seneler, epheros
liderine gre adlandrlrd. Onlarn yannda krallar, eref mev
kiine oturma, ift porsiyon yeme ve devlet matemini ilan etme
hakkna sahip olan ve pheyle denetlenen devlet bakanmdan
baka bir ey deildi. Bunlarn anayasaya ballk yeminini her
ay tekrarlamak zorunda olmalar dorusu kayda deerdir.
ONYA BAHARI 9 9
Plutarkhos, L akedaimonun (Spartann) kamu yaamm
oyiKv Ka tcoitikov apfjvo, manta ve devletilie dayal
bir ar kovan olarak nitelendirmi, Aristoteles ise yle demi
tir: ayet Sparta bir sava karargh olsayd, anayasas kusur
suz olurdu. ocuklar yedi yama girer girmez annelerinden
alnr, srlere blnr ve bal bana bir sava hazrl olan
son derece kat bir devlet eitimine tabi tutulurlard. Y etikin
erkekler bile hep toplu halde yayorlard; ortak yenen yemek
lere, syssiticTlara, herkesin katkda bulunmas gerekiyordu ve
eer bir erkek bunu yapabilecek durumda deilse, o zaman va
tandalar topluluundan ihra ediliyordu. Kzlar bile erkek o-
cuklarnnkine benzer bir beden eitiminden geiriliyordu, ite
bu nedenle Spartal kadnlar Hellasn en gzel ve en salkl
kadnlar diye bilinir. Ev ve saray ilerinin tamamndan onlar
sorumlu olduu iin, dier kadnlara nazaran daha zgr ve
daha saygn bir konumdaydlar. Bu artlar altnda evlilik yaa
mnn farkl bir erevede seyretmi olmas normaldir. Kadnla
rn dei toku edilmesi hi de ender deildi; genellikle, yoksul
kardelerin ortak bir kars olurdu; koca kendi yerine yedek
koca koyabilirdi (zaten ocuu olmuyorsa bunu yapmak zorun
dayd).
Ksenophon, sava sanat bakmndan Spartallar ile dier
Y unanllar arasndaki farkn, sanat ile acemi arasndaki farka
benzediini syler. J imnastik anlaylar, spordan ok idman ve
egzersizden ibaretti, bu yzden Olympiada pek galip gelemi-
yorlard; mzik ve iirleri ise esasen mar syleyen korolar,
sava arklar ve yurtsever danslardan ibaretti. Olancl bile
ordunun hizmetine sunmulard. Platon diyor ki: Batan sona
sevgililerden kurulu bir devlet ya da bir ordughtan daha iyisi
olamaz. O zaman insanlar birbirlerini srekli kollar ve kt
lkten uzak durur, srekli ho bir rekabet halinde olurlard.
Aznlkta bile olsalar, savata yenemeyecekleri dman olmaz
d. nk bir k sevgilisine rezil olmaktansa dnyaya rezil
olmay tercih eder. Hi kimse Erosun cesaret veremeyecei
kadar baya olamaz. Gerekten de Spartallar savatan nce
Erosa kurban sunarlard.
Ticaret ve ulam perioikoslann, yani ynetimde sz sahibi Lako-
olmayan snr sakinlerinin elindeydi. lkede yalnzca deersiz nizm
demir paralar vard ve yurtdnda hibir geerlilii yoktu bu
100 ANTK YUNANTN KLTR TARH
paralarn. Y abanc lkelere seyahat etmek yasakt. Tarla hr
szlar ancak yakalandklarnda ayplanrd. Lakedaimona dair
sylenmi olan ve gnmzde bile her okul ocuunun bildii
pek ok eyin nedeni, gndelik yaam ileyen ge dnem Y u
nanl ressamlarn tipleme hevesinin yan sra Spartallarn da
hava atmaya pek merakl olmalardr. rnein, daha sonra pej
mrde klkl filozoflarn da caka satmakta kullandklar ar
sade bir pelerin olan tribon tam bir kostmd. Dier Y unanllar
gibi Spartallar da giysilerini byk bir zevkle krmzla boyl
yorlard, fakat kahraman pozlarna girerek, bunu giysinin ze
rindeki kan lekeleri grnmesin diye yaptklarn sylyorlard.
Lykurgos yakk almayan bu lks yasaklam, insanlar da
erguvan! giysiler giymeye balamlardr. Bir Sybarisli mehur
kara orbayla ilgili olarak, Spartallarn lme neden koar
adm gittiklerini bu orbay tattktan sonra anladn sylemi
tir, ama bu ho bir iatifeden baka bir ey deildir. Gerekte,
besin deeri yksek, ok lezzetli bir yemekti kara orba. Y e
mein tarifini alabilmi yabanclar bu orbann leziz bir
spesyalite olduunu sylyorlard; kan sucuu, domuz eti, sirke
ve baharatlarla yaplan bu orba sonraki dnemlerde tpk Mar-
silyallarn balk orbas Bouiliabaisse gibi ihra bile edil
mitir. Kurban yemeklerinde birbirinden gzel pastalar, sert
araplar, nefis beyaz peynirler ve yal dana eti konurdu sofra
ya. Syssitia lar phesiz daha basitti ve sarholuk cezalandr
lrd, fakat av eti hi eksik olmazd. Bilindii zere Spartallar
sloganvari konumalardan ok holanrlard: Bu ksa ama z
szler hayal glerinin zayfln gsterse de, bazen sahiden
ok vurucudurlar. Eer ehrinizi ele geirirsem, yerle bir ede
ceim, diye tehdit eden dmana verdikleri karlk uydu:
Eer! Uzun konumalar yapan Sami elilere de yle diyor
lard: Sylediklerinizin sonunu anlamadk, nk ban ok
tan unuttuk. Eskiada ortada bolca dolaan bu zl szlerin
bazlar ok gemeden fkraya dnyor, ama bunlar da ayn
kurulukta oluyordu. Spartallar tescilli erdem pathoslmna. ka
pldklarnda hi ekilmiyorlard; nihayet Spartallar zevksiz
olmay baarabilmi tek Hellenlerdir.
Spartallarn eskiada dillere destan olan para hrs,
(poyprpitma, geleneksel imajlaryla pek rtmez. ypijpaa
Xpf|pax vjp, para, yalnzca paradr erkei erkek yapan.
ONYA BAHARI 1 0
Alkaiosun bu nl sz sylettii kii Spartal deil
Peloponnesosludur. Delphoi kehanet merkezinin bile knad
bu baya para hrsn Euripides de yerden yere vurur. Altn ve
gm bulundurmak yasak da olsa, bu yasan da rahatlkla
stesinden geliyorlard, rnein ya yurtdma karyor, ya
perioikos lara hayalen devrediyor ya da gayrimenkul ve hayvan
srs satn alyorlard. Antika insannn ana sermayesi olan
klelerin saysnda herhangi bir snrlama yoktu. Syssitialara
bulunulan katk da eitti, dolaysyla adaletsizdi, nk ok o
cuklu hanelerin zerindeki ar yke aldr edilmezdi, hem
sonra bu haneler miras paylam nedeniyle srekli kk eko
nomilere blnyorlard. Bylece, bir yandan tam vatandalk
hakknn azalmas ve yitirilmesi sonucu bir lmpen proleterli-
inin ya da daha ziyade bir lmpen aristokrasisinin ortaya k
mas, dier yandan da bir plutokrasinin_domas kanlmazd.
Henz altnc yzylda zenginlikleriyle nam salm Spartal
para babalar vard.
Paragzlk konusunda dnldnden daha kt olsalar
da, baz konularda sanldndan daha iyiydiler. rnein, btn
Y unanistan dize getirmekten baka bir ey dnmedikleri
iddias, can dmanlan AtinalI larn iftirasndan baka bir ey
deildir. Aslnda Peloponnesosun genel siyasetini benimse
miler, d lkelerle temas etmekten ve devrimci bir dn
cenin kendilerine bulamasndan korktuklar iin sthmos s
nrlarnn dna yaylmamaya almlardr. Spartanm kurdu
u yegne koloni olan ve Y unan endstrisinin, bilimin ve ya
ama sanatnn bakenti olan Tarentumun Spartal hibir yan
yoktu. Hellasta sahip olmak istedikleri tek ey ahlaki egemen
likti. Messeniay alt edeli kendilerini doymu sayyorlard,
tpk Silezyann ele geirilmesinden sonra Friedrich
Prusyasnn, Nikolsburg ve Frankfurt bar anlamalarnn ar
dndan Bismarck Almanyasnm doymas gibi. Fakat iin en
tuhaf yan, militarist diye bilinen devletlerin neredeyse hi
saldrgan olmamasdr.
Y unan dnyasnda mzie en uzak millet Spartallard de
mek doru olmaz, ne de olsa onlar da Hellendi. rnein, II.
Messenia savan Tyrtaiosun atlar sayesinde kazanm ol
malar nemlidir. Ateli arklar, btn Hellasta asrlar bo
yunca dilden dile dolam olan bu air, gerekte bir generaldi.
102 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
Hayli mzikal bir milletti Spartallar, ayrca Y unan tapma da
onlarn eseridir. oka yerilmi olan Prusya Kant ve Kleist
gibi adlarla kendine zg gl bir kltr meydana getirdiyse,
Dor kltr de mimari ve mzikte benzer zirvelere ulat.
G irit Dorlarn ikinci byk yerleim alan Girit idi. Homeros,
farkl halklarla dolup taan bu adann gzelliini ve bereketini
ver ve onu, EKmpjcoL, yz-kentli diye niteler. Burann fa
tihleri L akoniada yaptklar gibi topra parsellemek yerine,
topran byk bir blmn kamu arazisi ilan ettiler.
Syssitial m n devlet tarafndan finanse edilmesi bir yana, ka
dnlarn, ocuklarn ve klelerin yemekleri de devlet tarafndan
karlanyordu. Spartallarnkinden ok daha kapsaml olan bu
kolektivizm srekliliini koruyamam, sonunda ayrlklar ve
ayrcalklar ortaya km, Giritlilerin ou darya g etmi
lerdir. Sava hnerlerinden dolay tm Akdenizde paral asker
olarak nlenmelerinin yan sra, Polybiosun dedii gibi, arszca
kazan hrslaryla da tannyorlard.
onya Kolonileme dnemi boyunca kltrel arlk noktas henz
Kenti douda, onyadayd, ama Anadoludaki kk bir Y unan ken
tinde yaam, klasik an ge dnemine kyasla baz bakmlar
dan daha renkli ve daha grkemliydi. iftlikler, meyve bahele
ri, zanaat dkknlar ve kerpiten evlerle tara havasndaki
tozlu sokaklar, iyi kt her eyin yaand toplanma meyda
n agoraya ya da her zaman seyirlik bir eylerin bulunduu
limana seirten insanlarla dolar taard: Sakallar rgl, st
dudaklar tral, sa rglerine altndan austosbcekleri tuttu
rulmu, yeil ve krmz nakl kolal giysiler giymi, bilezik,
kolye ve nianlarla (farkl tarzlardaki iek talarnn byle bir
anlam vard) bezenmi erkekler; merhem kokulu lleleri, pe
leri sra yerleri spren giysileri, ieklerle ssledikleri adam
boyunda bastonlar ve kpeleriyle zppeler; halhallar, altn
yaldzl, sivri burunlu pabular, muazzam topuz ve aln balan
ya da bantl boneleri, minik ceketleri ve zarif kvrml etekleri,
pee ve emsiyeleri (gzellik ideali kar gibi bir ten gerektiri
yordu), kemerlerinde oval sapl ty yelpazeleri, sapnda fildi
inden oyma Aphrodite resmi olan madeni aynalar, kurun
karbonat ve slenle boyal yzleriyle kadnlar; bronz tenli
Msrllar ve bakr tenli Fenikeliler; pantolonlu ve pskll
kasketli Frigler; krk apkalar ve kolsuz kaba yn elbiseleriyle
ONYA BAHARI 103
zanaatkrlar; kaylarnda kurtboanlarla sra sra ephebos'Ydi
[delikanllar]; kulplu sepetlerinin iinde kitap rulolar, balarn
da eitmenleri okula giden olanlar; topraktan oyuncak atlar
ve deriden yaplm kk gemileri, halka ve topalaryla et
rafta fr dnen ocuklar; grkemli tahtrevanlarna kurulmu,
asalaklarla evrelenmi kalantorlar; uuan beyaz pelerinleri ve
modaya uygun uzun konlu izmeleriyle, K yreneden getirtil
mi ve ustaca tra edilmi atlarn zerinde ykselen sln gibi
biniciler; ayakl koca kazanlar, defne dallar, tanr heykel
cikleri ve elenkli altn boynuzlu boalaryla, buhur tten kur
ban alaylar; yksek bir sedyeye konmu ve krmz rtlere
sarlm lye mezar balar ve hatra amforalaryla, defin ya
da yakma treni iin fltlerle elik edenlerden, sava arabalar
na kurulmu, siyah matem giysileri iindeki insanlardan oluan
cenaze alaylar... Btn bunlara bir de ortalkta cirit atan yanke
sici ve falclar, dilenci ve sakalar, bakkal akkal ve peze-
venkler srsn eklediimizde, oryantal renklere brnm
bir manzara kar karmza.
Altnc yzylda balayp ikinci yarsnda doruk noktasna Tiranlk
ulaan tiranlar dneminin barok, zengin ve atafatl yaam bi
imi de onya zevkini yanstr. Tiranlarn neredeyse tm soylu
bir kkene sahiptiler, fakat snfdalaryla ihtilafa dm, h
kmet darbesi yapp kentin bana gemi huzursuz kitlenin
idaresini ele almlard. Tyrannos, resmi bir unvan olmayp ba
site hkmdar tanmlayan yabanc bir szcktr (muhtemelen
Lidya dilindedir). Balangta bu szcn sonraki Y unanllar
da ve gnmzde olduu gibi olumsuz bir anlam yoktu. Tra
gedya yazarlar szc henz nesnel anlamda kullansalar da,
aalayc bir tn olumaya balamtr. Platona gre, basileia
ile tyrannis'i gnlllk ve zorunluluk ya da yasallk ve
yasadlk biiminde birbirinden ayrmak gerekir. Nitekim, ti
ranlarn iktidar giderek yasad olmaya, her ynden tehdit e-
dilmeleri nedeniyle, bir tr askeri diktaya dnmeye balad.
Ayrca, Romallarda da kral gibi (regie) davranmak despot ve
zorba olmak demekti. Demek ki Romallarn rex de Y unanl
larn tyrannos kavram gibi anlam deiimine uramtr.
Tiranlar gl ve bana buyruk ahsiyetlerdi elbette, fakat
hepsi olmasa da ou mkemmel birer idareciydi. Y oksullarla
zenginler, soylularla avam arasndaki eitsizlii bilfiil ortadan
1 0 4 ANTK YUNAN'N KLTR TARH
kaldranlar da onlard. Ayn zamanda, kltr ve medeniyetin
ileri seviyelere tanmas iin de azimle aba sarf eder, baarl
da olurlard; sanayi ve ticaret, sanat ve bilim onlarn idaresi
altnda yeerdi. Kendi aralarnda, evlilik balaryla pekitirme
ye altklar bir tr dayanma iindeydiler. Bunun dnda,
d politikalar yaylmac, i politikalar ise dinciydi, tabii eer
bu iki tabiri Y unanllar iin kullanabilirsek. Bu adan, ar
dindar Pritenlere bel balayan Cromwell ya da tacn papann
giydirdii I. Napolyon ya da kiliseyi korumu olan III. Napol-
yon misali modem zorbalar andrrlar, ki her nn de hedefi
yaylmac oyalama savalar idi. Benzerlikleri ise, ekonomik
refahn tiranlar zamannda byk bir atlmda bulunmu olmas,
fakat sistemlerinin bu refahla ba edememi olmasdr. Y alnz
ca kiisel yeteneklere dayanan iktidarlarn srekli klmay on
lar da becerememilerdir. Bu iktidar en fazla bir nesil ayakta
kalabiliyordu. Eer Delphoiye Vatikan, sthmosa Svey,
Parthenona da Dnya Fuar deme cesaretini gsterebilseydik,
daha baka benzerlikler de grrdk. Ama tiranlar en ok da
Rnesans prenslerine benzerler.
Bilinen ilk byk tiran, 600 civarnda iktidara gelen
Miletoslu Thrasybulos idi. Miletosun Bat Anadolunun nere
deyse tamamn elinde bulunduran Lidyallardan bamszln
ilan etmesini ve onlarla yararl bir ittifak kurmasn salayan da
Thrasybulos idi. Onun idaresi altndayken Miletoslularn ticari
ilikileri, Rusyann gneyinden Nil havzasna ve Frattan
Etruriaya dek uzanyordu. Periandros kendisine bir eli gnde
rerek bir lkenin en iyi nasl idare edildiini sordurduunda,
Thrasybulos bu eliyi bir buday tarlasna gtrr ve hibir ey
sylemeden, budaylarn arasnda dzensizce sivrilen baaklar
kesip atar. Muhtemelen yalnzca bir anekdot da olsa, hayli
aklayc bir anekdot.
Tiranlk, genellikle onya sahilleriyle, adalarn bir ksmyla
ve Orta Y unanistann tinsel adan en canl kentleriyle snrl
kald. Byk Y unanistanda ise ancak 500 dolaylarnda byk
apl bir yaylm kaydetti ve srekli ktye gitse de, baka yer
de olduundan daha uzun sre ayakta kalabildi. sthmostaki
Sikyon kenti Kleisthenesin iktidar srasnda bir daha asla ya
kalayamad bir gce ulam, Korinthos Periandros dnemin
de hafzalardan asrlarca silinmeyecek grkemli gnler yaa-
ONYA BAHARI 105
mtr. Thrasybulos, Lidya kral Alyattes ve Msr kral Amasis
ile ittifak kuran Periandros, bir tr Ege birlii salad ve kap
saml politikas sayesinde btn Hellasm hkimiyetini ele ge
irerek, Korinthosu Akdenizin ticaret merkezi haline getirdi.
Korinthos ii vazolar ve dithyromboslar (Dionysos onuruna
sylenen trkler) btn dnyaya yayld.
Fakat Y unanllarn hayal gcn en ok megul eden kii, Polyk-
Periandrosun 537deki lmnden sonra Samosu neredeyse rates
elli yl boyunca ynetmi olan Polykratestir. Ege Denizimde
bir tr korsan havas estirmesini, ganimetler ve himaye gelirle
rinden oluan byk bir hzineye kavumasn salayan m
kemmel gemilere ve denizden ok iyi anlayan tayfalara sahipti.
K ykladlar, Sporadlar ve nice sahil kentini dize getirmi, Ati
na ve Msrla ittifak kurmutu. Bundan ksa sre nce gn
na kan kalntlarna baklrsa, Polykratesin yaptrd Hera
tapna dnemin Hellasnm meydana getirdii en sanatsal ve
en muhteem eserdir. Da pnarlarndan beslenen basnl bir su
hatt bakentin btn eme ve banyolarn, mutfak ve kanalla
rn dolduruyor, yaz aylarnda zerlerinden sular akan mermer
merdivenler serinlik veriyordu. Devasa ktphane binas, Y u
nan, Babil ve Msr kitap rulolaryla, saray baheleri egzotik
ieklerle dolup tayordu. En gzel olanlar, en nl dkmc
ve mimarlar, astrolog ve ozanlar tirann etrafn saryordu.
Polykrates en leziz araplardan iiyor, en gzel giysileri giyi
yor, en pahal hallarda geziniyordu. Ta kesme sanatnn en
usta rnei olan yz Schillerden nce de ok mehurdu.
Fakat hkmdarn zirvede olduu 530 senesinde byk
Pythagoras kendisini terk etti: Bir filozof bamlln ve ku
kunun zehirleyici havasn daha fazla soluyamazd. Sekiz yl
sonra Sardeis satrab, bu hkmdar yeni ve muazzam zengin
likler vaadiyle ayartarak yanma artt ve vaat edilmi hzine
lerin tam ortasnda, harabeleri bile Caligulann azn suland
ran o muhteem ada kalesinin nnde armha gerdirdi. Onu bu
kadar gl klan altn, mahvna sebep oldu.
Elbette Sparta bunlarn dndayd. Sparta, Argos dnda Peisist-
yanmadadaki btn devletlerin bal olduu bir tr askeri kon- ratos
vansiyon diyebileceimiz Peloponnesos Birliini kurdu ve
aristokratlar elinden geldii kadar destekledi. Kral Kleomenes
aristokrasiyi eski haline getirdiinde Atinann da Spartann
J 06 ANTK YUNANIN KLTR TARH
etkisi altna gireceini umut ediyordu. Kkleri Nestora kadar
uzanan son derece sekin bir soyun mensubu olan Peisistratos
560 dolaylarnda iktidar ele geirmeyi baard. Hellespontosta
nemli bir yere sahip olan Sigeionu igal ederek Pontos bl
gelerinden yaplan tahl sevkyatn gvence altna ald, bir sa
va filosu kurdu, tarmcl ve yol yapmn tevik etti, kenti
grkemli tapmak ve yaplarla donatt, koro ve diyaloglarla B
yk Dionysia enliklerini balatarak Attika tragedyasnn teme
lini att. Kentin tanras Athenann klt, ilkin onun dnemin
de byk bir neme kavutu. PeisistratosY m, bata Eleusisli
Demeter olmak zere, oktandr ihmal edilen tanrlar eski say
gnlklarna kavuturmas halkn neye ihtiya duyduunu ok
iyi bildiini gsterir. Salam bir kale ve gl bir muhafz or
dusuyla korunan Peisistratos, Aristotelesin belirttii gibi, va
tandan kendi iine bakmas ve devlet ilerini ona brakmas
gerektii grndeydi; Peisistratos lkeyi aydnlanmac bir
mutlakiyetilikle ynetti. Aristoteles tipik bir tiran tablosu iz
meyi de denemi, bunu yaparken de byk bir olaslkla
Peisistratosu dnmt. Byle birinin mutlak hkmdarl
n elinde tutmasna yarayan aralar yle sralar Aristoteles:
Glleri zayflatmak, kiilikli insanlar ezmek, eitli yaam
belirtilerini, hatta bilimsel tartmalar bile denetlemek, srekli
bir bask havas yaratmak, ortala ajan salmak, kkrtmak,
sava amak. te yandan, devlet servetini artrmak, klt mer
kezlerine ve ehrin d grnne nem vermek, liyakati y
celtmek de baarl bir tirann zellikleri arasnda saylr (fakat
btn bunlarn amac gz boyamaktr). Aristoteles son olarak,
bu kiinin illa bir alak olmas gerekmediini belirtiyor ama bu
tasvirin ho olduu sylenemez.
Peisistratos 527 ylnda lnce, oullar Hipparkhos ile
Hippias herhangi bir engelle karlamadan idareyi ele aldlar
ve yle grnyor ki, lkeyi birlikte idare ettiler. Fakat
Hipparkhos on yl sonra Harmodios ile Aristogeiton tarafn
dan ldrld, elbette bu ikisi hemen ortadan kaldrld: Biri
derhal bakland, dierinin lm ise celladn elinden oldu.
Ayn gn Hippiasa kar dzenlenen bir suikast baarszlkla
sonuland, o da btn bu gelimelerin sonucunda gerek bir
tiran olup kt. Ardndan, sahneye bir de Kleomenes kt:
Peloponnesos birlik ordusuyla birlikte sthmostan geerek
ONYA BAHARI 10 7
Hippias Akropoliste kuatma altna ald, bunun zerine
Hippias da savatan ekilerek hkimiyetini ona teslim etti ve
510 ylnda Sigeiona gitti. Kkleri ok eskiye uzanan
AlkmaionidTer ailesinden gelen Kleisthenes devletin bana
geti. Fakat Spartann siyasi hesaplarnda byk bir hata yap
t ortaya kt, nk Kleisthenes snfdalarm ineyerek
demosun avukatlna soyundu. Atinaya, temelde Solonun
yasalar izgisinde olan ve halkn egemenliine, snflarn se
me hakkna dayanan bir anayasa verdi. Kleomenes bu duruma
defalarca mdahale ettiyse de, ancak ksa sreli baarlar elde
etti ve en sonunda kendi ynetim orta bile ona muhalefet e-
dince ordusu dald. Demokrasi kurtarlmt.
Bu arada, sonraki dnemlerin ar demokrasisi bile (ar, Polis
nk Kleisthenesinki henz ok lml idi) oligariden, tiran-
lktan ve dier Y unan idare biimlerinden ilke olarak deil, salt
derece olarak farklyd, nk burada bir polis, yani yalnzca
bir Y unanlnn devlet anlayna san o temel yap sz konu
suydu. Bir polis daima synoikismos'la, yani mevcut ky cema
atlerinin birlemesiyle oluur. Kent deyince akla sur ya da kale
gelmek zorunda deildi. Sparta, askeri kampa benzeyen kyler
den oluan bir kompleks de olsa, tam anlamyla bir polisti.
Buna karlk her kentte bir prytaneion, bir buleuterion [meclis
binas], bir pazar yeri bulunurdu, daha sonra bunlara tiyatro ve
gynnasion da eklendi. Kent devletinin zellii, belirli bir me
knla snrl kalmasdr. Asgari bir boyutunun olmas gerektii
gibi, belli bir bykl de amamaldr. Aristoteles, on kiilik
bir polis ne kadar imknszsa, yz bin kiilik bir polis de o ka-
dpr imknszdr, der. Fazla kk olduunda varln srdre
mez, fazla byk olduunda polis olmaktan kar. Bir bakta
her taraf grlebilmeli (eouvo7cxo), tm vatandalar birbirini
tanmaldr.
Bir polisten beklenen temel zellikler unlardr: Eleutheria
(bamszlk), autonomia (zerklik) ve autarkeia (kendine ye
terlik); fakat bu sonuncusu idealist bir talepten teye gitmez,
nk byke kentler eskiden beri ithalat yapmaya mecbur
dular. Kapal ve bana buyruk bir polis vatanda iin her ey
Prytaneion, p h y l e ien (kabileleri) temsil etmek zere seilip srayla ibana gee
pr ytanl m n (elli yenin) ve masraflar devlet tarafndan denen dier kiilerin
yemek yedikleri, i grdkleri ve hatta geceyi geirdikleri resmi bir binadr. (F.D.)
108 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
demekti. nokedeoBa, devlet ilerinde yer almak, vatandalk
haklarndan yararlanmak demektir, fakat basite yaamak
anlamna da gelir, nk polis dnda bir yaam dnlemez
di. Dnya tarihinde gerek bir devlet yaam kurabilmi yegne
millet Y unanllard dersek abartm olmayz; modern kltr
dillerinin tamamnda bulunan politika szc de zaten polis
menelidir. Fakat polis de polisten gelir. nsanlar hcreler, po
lis ise organizmadr, dolaysyla hcrelerden olusa bile polis
onlardan daha fazlasdr. Fler trl varolu salt onunla anlam
kazanr, insani deerler onunla tamamlanr. Fler kltrn, her
etiin, hatta her dinin taycs odur. Ve btn bunlarn tesin
de bir sanat eseridir de ayn zamanda; nomos hem yasa demek
tir hem de melodi; bugn bizim bunu anlamamz ok zordur.
Y unan yurtseverlii o kadar glyd ki, snrlar bile amt:
Polis tanabilirdi; vatandalar nereye yerleirse, orada yeniden
oluabilirdi, nk zamann ve meknn tesinde bir idea'yd o.
Y unanlnn bu kadar kolay g etmesinin nedeni ite budur.
Y unanlnn memleket kavram hi mi hi romantik deildi.
Kentin edeer kart olan modern tara kavramn da
bilmezdi Y unanl. Tara siyasi adan mevcut deildi, komeler,
yani kyler yalnzca tali, yerel meselelerde karar alma hakkna
sahiptiler. Vatanda demek kentli, polites, demektir. Politika da
ite ancak kentte yaplr. Dman ekhthrostur, yani yabanc:
Kentten olmayan biri srf bu yzden dmandr. te yandan
kseinos szc, hem yabancy hem de konuk hamisini be
timler. Konuk, Zeus Ksenios tarafndan korunduu iin ona
kar zor kullanmak tanrlara kar gelmek demektir, nk di
lenci bile Zeus tarafndan gnderilmitir. Bu nedenle,
Hellenler son derece konuksever diye bilinir. Fakat iin asl u
ki, konuksever olmak zorunda idiler, yoksa yaam iyice ekil
mez bir hal alrd, nk devletler hukuku ve uluslararas ya
banclar gvenlii gibi eyler olmad gibi, lokanta ve oteller
de yoktu.
Kaloka- Elbette herkes askerlik yapmak zorundayd, fakat polis teki
gathia militarizm gnmz militarizminden ok farklyd. Y unan or
dular redif taburlarndan kuruluydu; srekli ordu yerine bir tr
hazrlk hizmeti vard. Atinada askerlik sresi iki yl, Spartada
mr boyuydu diyebiliriz. Fakat modern anlamda bir askerlik
meslei Spartada bile yoktu. Genelkurmay, subaylar heyeti,
ONYA BAHARI 109
harp okulu, nc birlii gibi eyler bilinmezdi. Miitiades,
Themistokles, Alkibiades gibi byk komutanlarn hepsi sivil
di. Spartada genellikle bakomutanln ihtilafa den iki kra
ln elinde olmas son derece ilgintir. Fakat daha da ilginci, A-
tinallarn savata komutay her gn birbirlerine devreden on
stratej semeleridir. MakedonyalI Philippos bu konuda AtinalI
lar kskanmadan edemediini syler, nk kendisi tm yaa
m boyunca bir tek Parmenionu bulmutur. ITellenlere gre, iyi
bir vatanda her eyi yapabilmeliydi, kalokagathia's bununla
llrd. Bu szc evirmek mmkn deildir, nk koca
bir dnya grn, yaam biimini temsil eder. Bedensel, e-
konomik, sportif ve etik bir ideal olan kalokagathia doutan
soylularn valye ortamnda domutur: Gzellik, ekonomik
bamszlk, alkanlk ve tam anlamyla iyi bir ahlak. Belki
bizdeki centilmenlikle kyaslayabiliriz bunu, ama bu sefer de
estetik yn ok zayf kalr. Werner J ager, kalokagathia ile
aa yukar ayn eyleri tanmlayan arete'yi ortaaa zg
erdem ile ayn kefeye koyar; gerekten de arete kibarlk ile
kahramanl birletirmesi bakmndan benzer bir anlam tar.
Fakat arete ile erdem arasnda Hristiyanlk durur. Oysa Y u
nanl iin estetik ile etik henz bir btnd; gzel ile iyi
aynyd, birbirinden ayrlmaz iki para, insan varoluunun n
ve arka yzleriydi. Antika sonras insan iin imknsz, hayal
bile edilemeyen bir eydir bu. zrl doan ocuklarn terk
edilmesinin btn Y unanistanda olaan, Spartada ise devlet
yasas olmasnn nedeni, bedenin ok nemsenmesidir. Ayn
sistem bizde de uygulansayd, rnein bodur Kant ile Voltaire,
topal Byron ile Weber ve Avrupa kltrnn daha pek ok b
y bu sisteme kurban giderdi. Dahas, Y unanllar yaratc
lkla bedensel kusur arasnda ou zaman gizemli bir ittifak
kurulduunu sezmi olmallar ki, Olymposun zanaat tanrs
Hephaistosun bir ktrm olduunu dnmlerdir. Ama
belki de onu irkin bir amele diye nitelemek istemilerdir.
Bar dnemlerinde btn ilgi spora adanrd, bunun yan s-Spor
ra vakitlerini biraz mzik ve falclkla, ilahi ve yasalar ezber
lemekle geirirlerdi. lk sray Olympiadaki oyunlar alrd; bi
lindii gibi, bu oyunlar tarih hesaplamalarnda bile kullanlrd.
ki oyun arasndaki drt yllk sreye yarn galibinin ad veri
lirdi. Bundan daha onur verici bir ey olamazd: Bu dl ka-
1 1O ANTK YUNANTN KLTR TARH
zanan kii, Pindarosun dedii gibi, Herakles stunlarna u-
lam saylrd. Y unanllarn dier oyunlar, Delphoide yine
drt ylda bir dzenlenen Pythia oyunlaryla, iki ylda bir d
zenlenen sthmos ve Nemea oyunlaryd. Btn Y unanistan
buralarda buluurdu, tpk Paris ve Londra camiasnn galalarda
ya da sergi allarnda bulutuu gibi. Hellen dnyasnda ha
tiplii ya da ozanlyla hret olmak isteyenler de orada boy
gstermek zorundaydlar. Fakat bu oyunlarn nemli bir fark
vard: Kadnlar eksikti.
Be dalda yaplan bir yarma olan pentathlon, kou, uzun
atlama, gre, disk ve mzrak tmaktan oluuyordu. Bunun yan
sra gre ve d karm pankreas greinin yapld
pankration yarmalar, katrlarn da kullanld at arabal bir
yar dzenlenirdi. Y unan deyilerinden biri yleydi: Bir atlet
kadar onurlu. Galipler lenlerde eref koltuuna oturtulur,
kendisine prytaneionda ziyafet ekilir, en iyi airler tarafndan
vlr, onuruna bronz ve mermer antlar dikilirdi -galip gelen
atlarla arabalarn heykelleri de bronz ve mermerdi- nk o-
nunla birlikte memleketi de kendini ycelmi hissederdi. te
yandan, km bir burun, ezilmi bir kulak, pankreas grei
sinin tipik zellikleriydi. Bu kii yalandnda, bizim gklere
karlan sanatlarmzla ayn hznl akbeti paylard; fakat
yenilmi bir oyuncunun hali, gnmzde aptan dm bir
spor yldznn halinden ok daha beterdi.
Ancak, bu yarlarn abartlmamas gerektiine dikkat eken
mstesna insanlar da olmutur. Filozof Ksenophanes yle der:
Btn kent yarn galibini gklere karp hediyelere bou
yor; gelgelelim bu kii btn bunlar benim kadar hak etmez,
nk bilgeliin gc insanlarn ve atlarn gcnden ok daha
byktr! Galiplere byle davranmamz yanl bir gelenektir.
Evlatlarndan birinin yartaki baars o ehre ne fayda salar
ki? Y edi bilgenin dnyaca nl szleri de para etmemi olsa
gerek: Arya kama, kendini bil, fkene hkim ol, orta yolcu
ol, ne oldum deme! Bize son derece doal gelse de, bu gerek
leri Hellenlere sk sk hatrlatmak artt!
Olan- Gerek kalokagathia gerekse agon Y unan ecinselliiyle ya-
clk kndan ilgilidir. Gymnazem, beden eitimi yapmak, kelimenin
tam manasyla plak olmak demektir. naSepaonj, olan
c, naSopavfj, olan delisi, na5o7ti7tT), olan dkn
ONYA BAHARI 1 1 ]
gibi szcklerin bizdeki karlklar srasyla, kadnc, kadn
delisi ve zampara olurdu. Bizde kzlar iin geerli olan Y u
nanistandaki delikanllar iin de geerliydi, bulua erdikten
sonra ak nesnesi olmalarnda bir saknca yoktu. Fakat kk
yataki olanlarla cinsel ilikide bulunmak rz dmanl de
mekti. Hetaireia szc ilgin bir anlam deiimi geirmitir.
Esasen, basite ahbaplk anlamna geliyordu; daha sonra o
unlukla siyasi nitelikler arz eden bir soylular kulbne, son
olarak da fahielie dnt, stelik de daha ok erkek fahieli
ine. Eapev genel olarak kendini para karlnda sunmak"
demektir ve ancak v\ ercupa yksek fahiedir - szck modern
dillerde bu anlamyla yaamaya devam etmektedir. Eski Y u
nanllarn gzel cins diye yalnzca erkekleri nitelemi olduk
lar kesindir. Spartadaki olancln resmi karlnn ne ol
duunu az nce rendik. Belli bir yaa gelmi gen delikanl
lar hl birer sevgili bulamamlarsa, dpedz ayplanrlar,
evde kalm kzlara benzediklerdi. Aristotelesin iddiasna
gre, Girid'e olancl Minos ithal etmi (sanki bylesi bir ey
ithal edilebilirmi gibi), stelik de toplumsal nedenlerden tr:
Ar nfusu engellemek iin! Gerekte -bi r nceki ciltte de
anlatld gibi- Minos kltr olanclk kltrnn tam zd-
dyd. Ancak u kadar doru ki, erotizmin erkekte odaklamas
Dorlardan edinilmi bir alkanlkt. onyada daha ok ark
etkisi hkm srm olsa gerek.
Y unan tarihinin hangi sayfasna bakarsanz bakn, olanc
lkla karlarsnz. nllerin tamam olancyd: Lykurgos,
Solon, Themistokles, Epameinondas, Aiskhylos, Sophokles,
Platon, Aristoteles, Philippos, skender, hatta kusursuz
Aristeides bile. Bir tek Sokrates bu konuda da Y unanllarn b
yk istisnasyd: O yalnzca platonik seviyordu. Tanrlar da
farkl deildir: Zeus Ganymedesi sever, Apollon Hyakint-
hosu, Poseidon Pelopsu, Hephaistos Peleusu. Stun ve amfo
ralara, kalkan ve disklere, sehpa ve sandklara, kse ve tulumla
ra, ksacas bulduklar her yere sevgililerinin adlarn yazarlar
d; hatta Pheidias eseri Olympial Zeusun parmaklarndan
birine gzel Pantarkes yazm, te yandan baz eserlerinin
altna bir baka dostunun, heykeltra Agorakritosun
imzasn attrarak onu mehur etmitir (en azndan chronique
scandaleuse byle iddia eder). Bu konularda en ok da sanat
112 ANTK YUNANTN KLTR TARH
aydnlatcdr. Pers ncesi dnemdeki kadn heykellerine bakt
mzda, yaps ve hatlaryla Y unan delikanllarna benzedikle
rini ve dii cinsel organlarn hi vurgulanmadn grrz; be
inci yzyln sonlarna dek plak kadn heykelciliine pek
rastlanmaz. Y unan lirizmi bsbtn deilse bile belirgin bir
tercihle ecinsel dzlemde yer alr ve ancak o zaman gerekten
tutkuludur. bykosun en olan delisi Y unanl olduu dn
lrd; bykos eskiada epeyce nlyd, gnmzdeyse daha
ok turnalaryla bilinir. Erkeklerle olanlar arasndaki sevginin
sk sk en soylu duygularn ana olmas, her eyden nce
Platorf un daha nce de naklettiimiz szlerinden anlalr: He
pimizin bildii gibi, Platona gre felsefe bile ecinsel Erosun
iidir. Bu platonik erotizm, tpk Tristann ya da Romeonun
aklar kadar ehvete uzakt, ama en az bunlar kadar en yksek
idealizme akt, hatta bu noktada, Y unan tarihinde bouna ara
dmz duygusalla kapld bile olurdu. Fakat salt zihinsel
bir erotizm ilkin Hristiyan kltrnden domutur: Platonik
bir ak, platonik deildi aslnda.
Amelelik Hellenlerin spor dknlklerinin yan sra ikinci bir temel
Nefreti zellikleri daha vardr: Amelelikten nefret ederler. Y unanlnn
amelelik anlayn tarif etmek kolay deil. Bunun kart ne
kafa iisidir (yoksa laboratuvar ve arivlerinde ter dken ay
dnlarmz amele saylrd) ne de serbest meslektir (nk
sanatlarn ou yle addedilirdi); amelelik dendiinde, bir
amac olan, para iin yaplan, yaplmas gereken, deforme eden,
ar aba gerektiren eyler akla gelir. u halde, ister kyl ol
sun isterse zanaatkr, ncelikle cretli iiler amele saylr.
Treitschke, Politik [Siyaset] adl eserinde aristokrat Gney A-
merika eyaletlerini iledii blmde yle der: ounluun
zgr olmad bir yerde, almak da onur krcdr; bylesi bir
ortamda zgr ii bile saygy hak etmeyen biri olarak gr
lr. te yandan Perikles mehur cenaze sylevinde yle der:
Aypladmz yoksulluk deil, aln teriyle ykselemememiz-
dir. Hesiodosun alnnn teriyle almay ne kadar ycelttiini
biliyoruz. Y unanistann ulusal kahraman Herakles bile abalar
ve glklerle dolu bir yaam srdryordu. Y unanllarn
ehlikeyif bir halk olduu gr banal bir dncedir. Tarihteki
gelimi her toplumda olduu gibi, onlarda da nfusun oun
luu ticaretle uraan bir ortadirekten ve beden gcyle alan
ONYA BAHARI 113
drdnc direkten oluuyordu. Kleler de bundan nasiplerini
alrlard. Aylaklar, yani filozoflar, atletler, arlatanlar ve kal
drm mhendisleri aznlktayd geri, ama en ok da bunlar
hakknda konuulurdu; sradan Y unanlnn da byle yaad
yolundaki sam ite buradan kaynaklanr. Gerekten de soylular
dneminde efendiler zmresi avlanma, sava, yarlar ve zengin
sofralarda keyif atyordu, sonraki dnemde ise ameleliin e-
letirilmesi lafu gzaft ve -komilerin ve kk burjuvalarn
bile kendilerim centilmenden sayd ondokuzuncu yzyldaki
centilmenlik gibi- ierikten yoksun tarihi bir andan ibaretti.
Fakat bu kuramn tutarsz yanlar da olsa tutmutu. Para babala
ryla giriimcilerin neden ameleden saylmadklarn, gerekte
hi almyor olmalaryla aklayabiliriz sanrm. Lange,
Geschichte der Materialismus [Materyalizmin Tarihi] adl ese
rinde sofistlerin yandalarnn bile onlara, gnmzde nl bir
operete davranldndan farkl davranmadklarm yazar: ou
kii hem onlara hayranlk duyar hem de onlar gibi olmaktan
utanrd. Lirikiler zafer arklarn para karlnda yazm
larsa -hem de zengin bir at iftlii sahibinin siparii zerine-
ve para veren kiiye methiyeler dzmlerse de (biz olsak son
derece baya bulurduk bunu) amele diye damgalanmam lard.
Fakat ykselmi olanlar, gnmz bankaclar misali o kadar
ok para kazanrlard ki, herkes onlara sayg duyard. Oysa
heykeltralara fazla deer verilmezdi, nk yaptklar iin
yorucu bir i olduu dnlrd. Eer pdvauao szc esa
sen demirci ocann banda oturan biri anlamna geliyorsa,
demek ki dkmc ve ta ustas da tipik birer ameledir.
Plutarkhos, sanat eserinden sanatnn yaptnn aynsn yap
ma gereini duymadan da de zevk alnabileceini syler: G
zel kokular ve erguvan rengini severiz, fakat esans ve boya
imalatlarnn amele olduunu dnrz. Demek ki
Plutarkhos, bir kuma ya da esans imalats ile bir tapnan
ya da heykelin yaratcs arasnda fark gzetmez. Hatta ona g
re, gzel delikanllarn hibiri, szgelimi bir Pheidias ya da bir
Polykleitos, bir Anakreon ya da bir Arkhilokhos olmay iste
mez. Ancak unu da unutmamalyz: Daha bir buuk iki asr
ncesine kadar toplumun hibir yesi, bir edebiyaty
kendisiyle ayn seviyede grmezdi ve rnein Lessing ile
Rousseauya bile hayranlk ve kmseme karm bir gzle
I 14 ANTK YUNANTN KLTR TARH
baklrd. Grne gre ressamlar, bu hkmn hep dnda
tutulmulardr - ya yksek cret aldklar ya da yaptklarna i
gzyle baklmad iin.
Vazo Y ine de rekor kran koucular, okular, atlar ve boksrler-
Ressam- den oluan o halk, ameleler tarafndan btn teki oyunculukla-
bg' r sre bakmndan aan eserlerle, yrtlmas olanaksz bir re
simli kitap gibi ebediletirilmemi olsayd, bugn hi kimse
tarafndan hatrlanmazd. Y unan sanat nasl Y unan halkndan
sonra da yaamaya devam etmise, bu halk domadan nce de
mevcuttu. Hellenler henz tarihi bir halk olmadan ok nce de
kendilerine zg bir seramik sanatna sahiplerdi. Kukusuz bu
onlarn ilk sanatyd ve hem ressaml hem de heykeltral
Butades adnda bir mlekinin icat ettiini sylerlerdi. Ger
ekten de maden dkmcln bir seramik teknii olmadan
dnemeyiz ve vazo ressamlnn duvar ressamlnn anas
olduunu Pompeiiye bakarak grebiliriz. O dnemlerde envai
eit kap vard: Y iyeceklerin depoland ift kulplu amforalar,
su ekmekte kullanlan kulplu su testileri (hydria), arapla
suyun kartrld kaplar (krater), soutma kaplar (psykter),
boynuz kadehleri (rhyton), ya ieleri (lekythos), merhem ku
tular (alabastron), eitli kupa ve gmler, anak, kadeh, tas
ve tabaklar, huni ve kepelere varncaya kadar akla gelebilecek
her ey mevcuttu. Erken dnem Y unan vazo ressamlnn ne
bir slup tad sylenebilir ne de sluplamaya balad
; vazo ressaml daha ok sade yaps, matematiksel netlii
ve kesinliiyle balangtan son dnemlere dek yalnzca Y u
nanllara zgdr. Heinrich Brunn hakl olarak, seramik res
samln resim yazs diye niteler: Asl nemli olan dncedir,
biim ise bu dnceyi dile getirme aracdr sadece. Y unan ya
amnn nabz bariz bir biimde burada atar. Oysa heykelcilik,
yaratcnn nefesinin daha yeni dokunduu bir toprak paras
gibi yar ldr henz. Her ey resmediimitir: Tarmclk, de
niz yolculuklar, zanaat, ticaret, savalar, ibadet, okullar, spor,
yollar, hamamlar, zarif meknlar, ocuk odalar, evlilik, len,
ak, lm, ayrca sylenin ve destann btn o renkli ve karan
lk yaratklar.
Onuncu ila sekizinci ya da yedinci yzyllara ait olan ve ok
eski alardaki rme, dokuma ve kabartma sluplarndan esin
lenmi olan geometrik desenli kaplarda bile ilgin bir mzi-
ONYA BAHARI 1 15
kalite vardr. Bu kaplarn en nlleri Dipylon vazolardr ve
Atinadaki ifte kap Dipylonun nndeki mezarlkta bulun
duklar iin byle adlandrlmlardr. Atina, lkenin baka hi
bir yerinde olmayan ince bir topraa sahip olduu iin bandan
beri seramik endstrisinin merkeziydi. Kaplarn balca ss,
uzam hkmran bir g ve zarafetle blp dolduran ember ve
halar, imekler ve sivri keli kombinasyonlard. nsanlar,
atlar ve gemiler ocuk elinden km gibidir; ama en gzel
sslemelerin yannda duvar kd desenlerine benzer ilkel ka
lplarn kullanlmas kastldr belki de, ne de olsa tekstil mo
tifleri taklit edilmekteydi. Tasvirlerdeki erkekler Girit usul
balarlar bellerini. Eh sevilen temalar koro, cenaze alaylar,
araba ve deniz savalaryd.
Aa yukar altnc yzylda seramiklerde siyah figrler
kullanlmaya baland. zellikle de Atmallar simsiyah vernie
enfes bir metal parlakl katmay baarrlar. Bu trn en gzde
rneklerinden biri dnyaca nl Franois vazosudur; 1845 y
lnda Franoisnm bulduu bu vazo Floransa mzesindedir.
Ayr ayr alt tasvir bulunur bu vazoda: Kalydon domuz av;
Patroklosun cenaze treni; Thetisin dnne katlan tanrlar
alay; Akhilleus ve Troilos; deiik hayvan mcadeleleri ve
(vazonun ayanda) Pigmelerle turnalar arasnda cereyan eden
tuhaf bir sava. izimler hayran kalnacak lde zariftir.
Silphion ticaretinin resmedildii Arkesilas kadehinden daha
nce de sz etmitik. Burada da her ey doaya sadktr: Sivri
apkas, ucu sivri ve kalkk pabucuyla marur kral; alkan
lc ve ykleyiciler; selvie ve terazi; tasviri ssleyen hay
vanlar: Panter, balkl, maymun ve kertenkele. Koan, ba
ran, el kol hareketleri yapan son derece kibirli Kyreneliler kuu
andran sivri yzleriyle karikatrleri anmsatrlar, belki de Afri
kallarn egzotik taraf gsterilmek istenmitir - her iki durum
da da arpc bir gzlem sz konusudur. Ksmen ustaca olan bu
minyatrlerin her birinde Msr sanatnn etkisi gzden kaacak
gibi deildir; bu sanatn adeta tm zellikleri mevcuttur:
Rntgen grnts; nesnelerin betimleyici bir biimde sra
lanmas; arpk grnt; sslemelerin bir paras olan akla
yc metin; perspektifin gz ard edilmesi; modellerin iziminde
glge ve k tekniklerinin kullanlmamas; kalplam ibareler
kullanmaya dkn gelenekilik. Kadnlar (bir de atlar) beya-
*116 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
za boyama alkanl bile Msrllardan olduu gibi devraln
m bir renk semboliidir, nk Msrllarda kadnlarla erkek
ler kyafet, figr ve ehre bakmndan neredeyse ayrt edileme
yecek derecede birbirine benzerdi, fakat Y unanllarda byle bir
ey sz konusu deildi.
Altnc yzyln sonuna doru ortaya kan krmz figrl
vazo ressaml, figrleri kilin renginde brakmas, figrlerin
dndaki alan siyaha boyamas bakmndan eski gelenei ters
yz etmi, bu sayede figrleri ok daha ince bir biimde boya
ma imkn domutur. rnek olarak iki ayr tasviri ele alalm:
Sosias Ksesinde Akhilleus Patroklosun yaralarn sarmak
tadr: Hem bu zorlu ii byk bir dikkatle yapan Akhilleusun
sknts hem de Patroklosun ektii bedensel aclar esiz bir
biimde yanstlmtr: Patroklos ban evirmi, bir bacan
uzatmtr, hatta acsndan glmsemektedir - hayli ince bir
gzlem. Caeretana Hydria ise, Heraklesin kendisini kurban
etmek isteyen Msrllara direniini mizah dolu bir havada tas
vir eder: Bir hamlede en az alt Msrly ldrmeyi baarr:
kisini tekmeleyerek, birini sol ayayla yere sererek, birini sa
ayayla, ikisini de dirseiyle boarak - enfes bir Baron
Mnchhausen hikyesi. Bu sluptaki vazolar ssleyen son de
rece narin yapl, neredeyse krlgan kiiler bu g gsterilerine
ancak mizahla yaklaabiliyorlard belli ki.
Goblen dokumaclk sanat da nemli bir seviyeye ulama
benzer. Hah dokuyucular Akesas ile Helikonun itibar ylesi
ne artmt ki, bir ey zellikle vlmek istendiinde yle de
nirdi: Akesas ve Helikonun elinden km gibi. Altnc yz
ylda pinakes, kil tabletler de biliniyordu; bunlarda arlkl
olarak kahverengi, siyah ve lal gibi koyu renkler kullanlrd;
izimler ise temiz ve dzgn, fakat sert hatl olurdu; gzler pro
filde bile nden grld gibi izilirdi. Perspektifi kltl
m resimler izen ilk kiinin Peloponnesostan Kleonaili
Kimon olduu sylenir.
Heykel- lk zamanlar heykellerde yalnzca yumuak malzeme kulia-
tralk nlrd: Tahta ve kire ta. Y edinci yzylda mermer kullanl
maya baland; bronz dkmcl ancak altnc yzyln so
nuna doru Samiler tarafndan bulunmutur. Bilindii gibi, ilk
Y unanl heykeltra Atinal Daidalostur; daha sonrakiler uzun
bir sre onun okuluna mensup olmakla yetinmi ve tpk destan
ONYA BAHARI 1 J 7
ozanlarnn kendilerine Homerosoullar demeleri gibi bunlar
da kendilerine Daidalosoullar demilerdir. Eskiden figrler
bir blok halinde yaplrd, fakat Daidalos kollan bedenden a-
yrm ve bacaklarn arasm amtr. Bu yenilik heykellere do
allk katmas bakmndan kendi dneminde epeyce yank u-
yandrm, hikyelere konu olmutur. rnein, Herakles kendi
portresine bir ta frlatmtr. Daha sonra Daidalos hareket etti-
rilebilen bir Aphrodite heykeli de yapmtr; bunun iin aatan
oyulmu byk bir heykelin iine cva koyduu sylenir - a-
deta balmumu mzesine yarar bir heykel.
Apollonun heykelleri olduu dnld iin nceleri
Apollines denen heykeller, altnc yzyl kaynakldr. Bunlara
gnmzde daha ok kuroi, yani delikanllar denir, nk bun
lar lm kiilerin mezar antlaryd. K orinthostaki nl
Teneal Apollon heykeli batan sona cephe yasasna gre ya
plmtr: Hafife ne eilmi sol baca hari, her iki yars da
tamamyla simetriktir. Figrlerin genelde gen oluu, heybetli
durular, peruu andran salar, birer yumruk gibi duran elleri,
glmseyen yz ifadesi, hatta bir ayan daha nde durmas
bile Msrllara zgdr. Msrllarn bunun iin neden zellikle
sol aya setiklerini Y unanllar elbette bilmiyorlard. Fakat
heykellerin plakl tamamen yeni bir eydi. zellikle de a-
yaklar, bacaklar, dizler ok iyi verilmitir, fakat gvde iin ayn
ey sylenemez.
Perslerin Atina Akropolisini iki kez (480 ve 479) yerle bir
etmelerinin ardndan Y unanllar buray yeniden ina ederken
harabeden yararlanmlardr. nceki yzyln sonuna doru, bu
Pers harabesinde erken dnem Attika sanatna ait ilgin r
nekler bulunmutur. Y z ayak uzunluunda olmas nedeniyle
Hekatompedon denen eski Athena tapma sar-gri kire ta
poros'tan yaplm, zerine mermer svas ekilmi ve kuvvetli
renklerle boyanmtr. Figrler sanki aatan oyulmu gibidir,
resimlerin renkleri ise gayet keyfi, ounlukla mavi ve krmz
dr, bu renkler bugn bile oyuncaklarn vazgeilmez renkleri
dir. Genelde kalplam yz ifadeleri kullanlr, rnein ylan
gvdesinin zerinde insan kafas bulunan korkun canavar
Typhon, kendisini yldrm kamasyla ldrmek isteyen Zeusa
dosta srtr. Hekatompedon civarnda ortaya kartlan ve en
az yarm asr daha yeni olan Parthenoi [bakireler] ve Korai
t 1 8 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
[gen kzlar] byk bir ilerleme kaydedildiini gsterir. Bunlar
muhtemelen hizmeti kadnlar, daha dorusu kent tanrasnn
cariyelerini temsil eden on drt mermer figrdr: Bu heykeller
olabildiince zarif ilenip boyanm, beyaz mermer yzeylerin
de yer yer etkili kontrastlar braklm, sa ekilleri ve elbisele
rinin kvrmlarna da sanatsal bir zenginlik katlmtr, buna
ramen orantl olduklar sylenemez. Elbiseler, ayakkablar,
sa tuvaleti ve mcevherlere byk bir ustalkla, muhtemelen
son modaya uygun olarak ekil verilmitir. Bu mstehcen ve
mstehzi, kaprisli ve fingirdek ta kmelerin souk asaletinde,
onyanm kymetli ama bir para dekadan kl, ksacas Y unan
rokokosu dile gelir. Seksenli yllarda kaz almalarna katlm
gen Alman sanatlar, kukusuz biraz yapmack olan bu gen
hanmlara teyzeler adn vermi, kzl sal, yeil gzl, zel
likle mtebessim birine de neeli Emma demilerdir.
lk Atenor 510 senesinden hemen sonra Harmodios ve
Ant Aristogeiton heykellerini yaratt. Otuz yl sonra Kserkses bu
heykelleri alp Susaya tad, ancak Byk skender bunlar ait
olduklar yere geri gtrd. Fakat ksa sre sonra Atmallar
Kritios ve Nesiotese iki heykel daha yaptrdlar. Bunlarn bir
kopyas mparator Fladrianusun Tivolideki villasnda bulun
mutur. Bu kopya mermerdendir: Aristogeitonun kafas antik
tir ama heykele ait deildir. Kent tanrasn gsteren Atina
kkenli bir vg vazosundan da anlalaca zere, bu heykel
vaktiyle epeyce popler olmutur: Vazonun zerinde ifte hey
kelin bir kopyas vardr. Y unanllarn sz konusu heykel arac
lyla ebediletirmeyi umduklar bu tarihi olay hakknda an
lattklar eyler dikkatle ele alnmaldr, nk Tirann ld
rl geleneksel bir klieydi. Rivayete gre, Harmodiosun
dostluunu kazanmak iin bou bouna uratn anlayan
Hipparkhos intikam almak amacyla Hannodiosun kzkar-
deini Panathenaia enliklerinden dlar. Harmodios buna o
kadar zlr ki, afak vakti sevgilisi Aristogeitonla birlikte
tiran ldrr. ayet bu yorum doruysa, cinayetin nedeni kii
sel bir intikamd, o halde bu ift de byle kutlanmay hi hak
etmiyordu. Fakat byk olaslkla, bu ikisi cinayeti planlayan
muhalif bir soylular kulbne yeydi ve gerisi art niyetli bir
dedikodudan ibaretti. Plinius, birbirlerine pek benzeyen bu iki
heykel grubunun bir halkn diktii ilk kamusal ant olduunu
ONYA BAHARI 119
syler; gerekten de btn antlar onlardan tremitir. Bu
heykellerde, daha ok geliimin yaln dncesi, yani eylemin
kendisi deil, kahramann eylem istenci tasvir edilmitir. Her
iki figr de plaktr (bu bile idealize eden bir motiftir);
Harmodios klcn karr, Aristogeiton ise onu kolundaki har
manisiyle rter ve ilk darbenin boa gitmesi ihtimalini gz -
nnde bulundurarak kendi klcn da kaldrr. Harmodios sev
gili tiplemesidir: Salar zenle yaplmtr, vcut hatlar yumu
ak, biraz abartldr; Aristogeiton ise, erkeklik gcn sergile
yen kasl ktr; heykele saldrgan ama soylu bir devinim h
kimdir. Bu heykel Y unanllarn iki sabit fikri olan zgrlk ve
olancln muhteem bir antdr.
Heykeltralk gibi mimaride de hzl bir geliim yaand. Tapmak
600 ylndan nce byk ta yaplar yoktu. Girit-Miken klt
rnde bulunmayan tapmak, saray bnyesindeki apelden geliti
rilmitir. Zamanla tanrlar iin de evler yaplmaya baland;
balangta bu evler insanlarmkinden pek farkl olmasa gerek:
Stunlu bir avlusu bulunan, ahap ya da yarm kgirden ina
edilmi drt keli bir megaron. Bilinen en eski Y unan tapma
olan Olympiadaki Heraion, ahap kasnak ve kerpi tulalardan
ibaret basit bir yapyd. Ancak ksa sre sonra yaplarn gr
nm kirele ve boyal kil plakalarla gzelletirilmeye alld.
Fakat ta mimarinin kkeninin ahap mimariye dayand yad
snamaz: Stunlar ve tavan kirileri aa gvdelerini, stun
bal ise ahap oymacl anmsatr.
Sunak darda, tapnan nnde yer alr; tapman kendisi
ise tanr heykelinin evinden baka bir ey deildir. Hristiyan
kiliselerinin yapsndan ok farkl olan tapman btn dzeni
buna gredir. Tapnanlar iine almas gerekmedii iin byk
olmas da gerekmez. Y apnn ekirdeini Y unan evinin ana
meknna tekabl eden naos oluturur. Ayrca, klasik tapmak
biimlerinde tapnan etrafn bir stun galerisi (peripteros)
evreler; bazen de tapman bir veya iki kenarnda sra stun,
yani prostylos veya amphiprostylos yer alr. Bundan daha kar
mak yaplara pek rastlanmaz.
Dor slubu altnc yzylda olgunlamtr. Tepelerini renkli
halkal, ince hatl bir stun bal ana (ekhinos) ile drt k
eli dz bir balk tablasnn (abakos) talandrd oluklu kai
desiz stunlar aritrav (epistylion) tarlar; bunun zerinde oka
120 ANTK YUNAN,'N KLTR TARH
benzeyen iizyiv (triglyph) ya da rlyeflerle ssl metoplarm
sraland friz ykselir. Y apnn st ksmn uzunca bir knt
tekil eden saak kornii (geison), byk plastik kompozisyon
larn bulunduu alnlk tablas (tympanon) ve bal bana bir
sanat eseri olan zengin desenli yamur oluu (sima) ve gen
at oluturur. Bu rengrenk tabloyu zyivlerin altndaki
guttae, geison'un alt ksmndaki friz ve akroterler tamamlarlar.
zyivler, guttae ve geison erguvani renkte, aritravla friz,
frizle geison arasndaki izgiler kiremit krmzs bir renkte ci
lalanm, damlalar yaldzlanmt; fakat btn bunlarn yan sra
saysz burma ve palmiye ssleri de rengrenk tutulmu, hey
kellerse parlak renklere boyanmt. Boyama dzenleyici oldu
u iin yapc bir e, yap paralarnn biimi ve dzenidir ve
Y unan mimarisinden ayr dnlemez. Nitekim, bir Hellen
bizim klasik olduunu sandmz can skc gri meclis bina
larmz grseydi tyleri diken diken olurdu. Rengin salt pito
resk bir e olmadn harita izimlerinde ve benzeri bilimsel
aralarda da (rnein, Eski Ahitin metin katlarn gkkua
renklerinde veren Gkkua ncili) grebiliriz. Ne yazk ki,
en iyi harita ressamlar bile gelimi bir renk anlayndan yok
sundurlar ve ounlukla ya gz boyarlar ya da -daha da kt
s- yanltrlar, rnein turuncu ile zincifre ya da erguvan ile
deniz mavisi gibi akraba renklerin yeterince kontrast olutur
madna hi dikkat etmezler.
Stun Y zeysel kar akmlar saymazsak, Y unan mimari fikri Re
form hareketinden bu yana Avrupaya hkim olan burjuva kla-
sisizmine tamamen ters bir fikirdir. Onda herhangi bir gizleme,
deitirme.ve farkl klma istei yoktur; her eyi ideal plakl
iinde sunma hrsyla, iskeletini, kaslarn ve gcn gsterme,
uzuvlarn ilevlerini ak seik yerine getirmesi arzusuyla dolup
taar. Oysa Almanyann iktisadi geliim yllarndaki mimarisi
ne kadar farkldr: Herhangi bir yapnn ya da yap unsurunun
kendini olduu gibi dile getirmesinden ylesine utanrd ki,
akas byle bir eyi uygunsuz, hatta oke edici bulurdu. Y a
van bir oyun sergileyen barok da sanat duyarllndan ne kadar
yoksun olduunu, tkrldm stunlar ve blnm duvar ke
merleri, yaptrlm cepheleri ve boyal tonozlar, sahte mer
diven sahanlklar ve hibir ey tamayp sadece figranlk
yapan kirileriyle yeterince belli eder.
ONYA BAHARI 121
Stunu icat etmi olan Msrda da stunlarn herhangi bir
aty destekledii yoktu, desteklemesi de gerekmiyordu: Nii
sakininin akn dnya duygusu pek gereki saylmazd. Buna
karlk, Y unan stununun binay tamas dncesi, en ince
ayrntsna varncaya dek hesap edilmiti. Destein gcn art
ran oluklarn ykseklii, ap ve dalm bakmndan stunun
gvdesi tam da kendilerinden bekleneni yerine getirirler; tpk
boyundaki daralma gibi, entasis, yani stun karn da ayn ama
ca hizmet eder. Msr stun balklar saysz eitlemeleriyle
birer biim oyunu ya da dini sembol iken, Y unan stun balk
lar insan mantnn en yksek rndr: Matematiksel bir
sadelikte olan fakat ite tam da bu yzden ekhinos ve abakosa
indirgenen Dor stunu; ssl balyla esnek bir yay tertibat
gibi rahat ve gvenle tayan ama buna karlk zengin stun
kaidesinin arlna ihtiya duyan onya stunu. Oluklar, yu-
murta-ok desenleri, palmiyeleri, sarmaklar ve btn o dier
bezeme ve incelikleriyle onya stununun, esiz bir heybet ve
drstlkle yalnzca gerekli olan syleyen sade Dor stununun
yanndaki etkisi, k giyimli Parthenoinin plak Apollinesin
yanndaki etkisi gibidir: Kadns ve monden, geveze ve ss
dkn, narin ve zeki, tabii biraz da hafifmerep.
onya Y unan lirizminin de vatandr. Hellenler ince sezgileri Mzik
sayesinde lirik trlerin terminolojisini ok erkenden olutur
mulardr. Tanrlara resmi yoldan seslenmenin ad hymnos idi;
Dionysosa hitaben seslendiklerinde dithyrambos, Apollona
yakardklarnda ise paian. Threnoi, lm kiilere dzlen vg
dolu arklar ve atlard; epinikionlar yarlarda galip gelenleri
ven arklard, fakat sipari zerine yazldklar iin baarl
kiilerden ziyade, zengin araba ve at sahipleri gklere karlr
d. Dn gecesi yeni evliler iin sylenen epithalamios, yani
serenat ve ziyafet srasnda sylenen skolion daha neeli ark
lard. Ak iirleri byk lde ecinsel erotizme adanm, an
cak Hellenistik dnemde daha ok kadn ele alm, fakat ok
gemeden pornografiye dnmt. Lirik airler kelimenin
tam manasyla birer bestekrd, nk air ile besteci (ou
zaman arkc da) ayn kiiydi; bir air her koulda bir mzis
yendi, dahas Y unanllar salt enstrmental eserleri bile iirden
sayard. nc karde ise danstr: Khoros, ncelikle dans yeri,
sonra dans edenler ve arkclar demektir; u halde koro aslnda
122 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
dans mziiydi ve Hellasta belli bir dereceye kadar da yle
olmaya devam etti. Y aklak 600 ylndan itibaren icra edilen
balca sanat mziktir. Bu dnemde kitharann tel says artr
lr, flt ve nota yazs icat edilir. Anakreon ya da Pindaros gibi
airler iin metnin Richard Wagner iin oynad rolden daha
nemli olmad kesindir, bu nedenle onlarn sanat zerine
fazlaca bir yargda bulunamayz: elimizde yalnzca TristarC ya
da M eistersingef i kalm bir Wagner hakknda ne dnebilir
dik ki?
Y unanllarn ulusal alglar lir, kithara ve arp gibi telli al
glard. Daha sonra, nefesli alg eklendi bunlara: Syrinks,
aulos ve salpinks. lki bizdeki oban kavalna, kincisi de aa
yukar klarnete tekabl eder; ncs, trompet, yalnzca sinyal
amal kullanlrd. Kitharodia ve aulodia vard: Arp ya da flt
eliinde arklard bunlar. Ama kitharistik ve aulistik de vard,
yani telli ve nefesli enstrmanlarla yaplan szsz mzik. ar
klar ya bir solistin monodiasiydi ya da tek sesli ve basit ok
tavlarda ark syleyen erkek, olan ve gen kzlarn
khorodias. alglar da tek sesliydi ve birka basit nota figr,
bir giri taksimi ve bir de ara taksimiyle arknn melodisini
izlerlerdi. kinci ses, akor, kontrpuan ve ok sesli orkestra ben
zeri eyler henz bilinmiyordu. Belki de biliniyordu da Y unan
llar bunlar istemiyordu, tpk ara renkleri reddetmi, perspek
tiften uzun sre kanm olmalar gibi. Onlarn ahenk kavram
lar bizimkinden ok farklyd: Onlara gre ahenk, daha ok
oran dediimiz eydi: Paralarn btnle ve kendi lsyle
uyumlu olmas. Fakat ahenk kavramlar ylesine glyd ki,
batan sona koca bir dnya grne hkimdi. Bu anlamda a-
henk evrensel ve matematiksel, mimari ve fizyolojik, politik
ve etik bir kavramd. Mziin Y unanllarn yaamnda ne kadar
nemli bir rol oynad tahmin bile edilemez. Y unanllarn ses
lerin gcne yatknl ve duyarll, bizim kavraymza k
yasla patolojikti diyebiliriz. Mimarileri akan mzikti, hitabetleri
ise dile gelmi mzik. Mzikle baarya ulam tedaviler hak
knda o kadar ok ey anlatlr ki, bunlarn salt iirsel birer ef
sane olmad kesindir. Y unanllarn II. Messenia savan
Tyrtaiosun arklaryla kazandn daha nce belirtmitik;
kara ve deniz savalarnn kaderini zaman zaman borazanlar
birliinin tayin ettii de rivayetler arasndadr. Kulak trmalay-
ONYA BAHARI I 2 3
c, sinir ve ahlak bozucu kt melodiler tam anlamyla vatana
ihanet demekti. Kahramanlk eylemlerini coturan, ruhsal den
geyi kuran ve ruh bedenden ayrlp tanryla birleinceye kadar
esriten o tarz bile tonlara ne denli nem verildiini kantlar.
Y unanllar atlar bile mzikle, at iflemesi melodisi (vpo
ijnrdopo) denen mzik eliinde iftletirirdi: Bu sayede bir
birinden gzel taylarn doacana inanrlard.
Y unan mzik tarihine damgasn vuran kii Paroslu Arkhi-
Arkhilokhos idi: Canl temponun ve antik heterophonia'nn, lokhos
yani ezginin deiik figrlerle zenginletirilmesinin ve bir tr
melodramatik konuma olan parakatalogenin mucidi diye bi
linirdi. Arkhilokhos soylu bir baba ile kle bir annenin yoksul
ocuuydu. Y edinci yzyln ortalarnda yaam olmal, nk
astronominin de tespit ettii, Nisan 648deki bir gne tutulma
sn betimlemiti. Kendisinden geriye tamam yz elli dizeden
ibaret birka iir msveddesi kalmtr. Ayrca, Aristotelesin
deyiiyle pspov E KTiKdaov, ifadenin en iyi ls
iambosun da mucididir. Gerekten de, esnek iambos'tan ve
eskilerin iambografrden sayd biraz daha uyuuk kart
trokhaiostan daha doal ve iirsel bir hece ls yoktur. As
lnda ok demek olan iambos ilk zamanlar yalnzca polemik
yapmak iin kullanlrd. Arkhilokhosu bilen btn alar, s
zn keskin gcn, ani fikrin parltsn ve imgelerin canlln
,ona dayandrr, adn Homerosla birlikte anarlard. Dahas,
Arkhilokhos oklarn kinizmin zehrine ve edepsizliin amuru
na banmaktan da geri durmamt; alaycl yle korkunmu
ki, kurbanlarn lme srklermi. Attika komedyas ren
diklerinin ounu Arkhilokhosa borludur; Horatius ve Catul-
lus onu taklit ettiklerini aka itiraf ederler.
Takriben 600den nce yaam olan Sardeis Alkmana ait Alkmn
ok az fragmana sahibiz. Bunlardan biri ber ailen Gipfeln ist
Ruh [Tm Doruklarn zerinde Huzur Varj iirini hatrlatan
niteliktedir: Dalar uykuya dalm: Y arlar, ahikalar ve uu
rumlar, aalar ve hayvanlar, ormandaki yaban, arlar, denizin
erguvan derinliindeki canavarlar ve hafifmerep ku srleri,
onlar da uykuya dalm! Spartann dans eden bakireleri iin
Lakonia lehesinde partheneionlar sylemitir. Bu airin bal
ca zellii, pathos ve poz nedir bilmeyen ferahlatc bir doal
la ve kendisiyle alay etmeyi de unutmayan gleryzl bir
124 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
espri anlayna sahip olmasdr. Artk yalandn hissettiin
de, gen dii kularn kanatlarnda taman bir yalapkn olma
y diler. Alkman oburunun sevdii gibi bir ayakl kazan
dolusu bezelye ezmesinden hayranlkla sz eder; mevsimler
iin, tane yaratmtr tanr: Y az, k ve gz; drdnc
olarak da bahar yaratmtr, geri baharda ortalk yemyeildir,
ama yeterince yiyecek yoktur, der ve Kuzen Hagesikhoray
yle ver: Salar altn sarsdr, l l, gmi ehresi de
yledir - adam sen de, tutmu ne diyorum? te orada duruyor
ya Hagesikhoramz! Alkman koral lirizmin de babas diye ge
erdi, en nemli halefi, 600 senesi civarnda Sicilya Hime-
rasnda k oban Daphnis figrn yaratm olan Stesikhoros
idi. Bu lirik figr barok iire kadar yaamaya devam etti, oysa
Stesikhorosun kendisi eskialarn sonlarna doru unutulup
gitti.
Klegeia Aa yukar ayn dnemlerde Anadoluda Kolophonlu
Mimnermos iir yazyordu. Istrap dolu ak iirlerinde, kocayan
aire fltyle elik eden Lidyal gzel Nannoyu verdi. iirle
rinin ana motifi, genlikle birlikte neenin de sona ermesidir:
Neye yarar artk yaamak ve talih, gzelim sevgi uup gittik
ten sonra? Y alnzca bir sreliine iek aar, sonra er ge -
lmn kucana deriz ya da trl kusurlar ve beyhude z
lemlerle dolu, olanlarn reddettii, kzlarn kat ii ge
mi bir ihtiyara dneriz, ite, tanr yalllarn srtna bylesine
ar bir yk bindirir. Bylece Mimnermos elegeiann yarat
cs olmutur. Elegeiann biimi daktylik bir heksametre ile
daktylik bir pentametreden oluan distikhondur: Heksa-
metrede fskiyenin su stunu ykselir, pentametre ise melodiyle
dklr. Fakat eskiada elegeialar her zaman hazin deil
di: Sava arks ve meyhane trks, ineleme ve yakar, si
yasi ve felsefi bir talama, her trl dnce ve grn, muha
keme ve duygunun konduu bir kapt. zerinde bir bst yer
alan kilometre ta Flermesin n yzne yerin ad heksa-
metreyle yazlr, arka yznde ise elegeia biiminde bir zl
sz yer alrd.
Alkaios onyada 600 civarnda melos ortaya kar. Bununla elegeia
be ve iambografinin henz bilmedii strophe formunda ustalkl
Sappho ark anlalr; elbette melos&daha zengin bir enstrmantasyon
ve karmak bir mzik bilgisi elik ederdi. Alkaios, drt dizelik
ONYA BAHARI 125
Alkaios strophesinden oluan odeyi bulmutur. Sapphoya
verdii iiri sapphik hece lsnde yazar, o da ona alkaik
dizelerle bir iir yazarak karlk verir - adeta karlkl ziya
rette bulunan hkmdarlarn birbirlerinin niformalarn giy
meleri geleneini anmsatan bir nezaket rnei. Alkaios,
Lesbostaki Mytilenede yerleik eski bir soydan gelir. Bu ada
nn bile paay kurtaramad i savalarda byk bir evkle
soylularn yannda yer almtr. L esbosun Solonu olan
Pittakosu dztabanl bir ya tulumu ve palavrac bir ap
kn diye tanmlar, oysa Pittakos yedi bilgeden biriydi ve onu
balamt, daha sonra sikkeler zerinde birlikte yer almlar
dr. Alkaios tutkulu gen asilzade kiiliine sahipti; ana temala
r spor, iki, parti kavgas ile kulp yaamyd, zellikle de a
raptan ald haz arklarn bir renk cmbne boar.
Alkaios odelerinden birinde Sapphonun ak iin yalvarr:
Siyah lleli, gl yzl Sappho, sana bir ey sylemek istiyo
rum, akin utanyorum, syleyemiyorum. Sappho ise yle
karlk verir: Erdemi sevseydin ve de soylu bir niyetin olsay
d, dilinin ucundaki szlerden utanp gzlerini yere indirmez-
din. Gelmi gemi en k red cevaplarndan biridir bu.
Sapphonun kalbi hemcinslerine aitti. Olan sevgisini haykran
ozanlarda bo yere aradmz o duygusal derinlik Sapphonun
ak iirlerinde fazlasyla mevcuttu. Dnya edebiyatnn ilk ka
dn airi, ayn zamanda da en byk kadn airidir o. Vezin sa
nat bakmndan onun dizeleri Alkaiosun dizelerinden stn
dr, yumuaklk ve yaratt atmosferin sihri bakmndan da
ancak yenia lirizminin sonlarna doru alabilmitir. te
yandan, gemi azya alm tutkusu ve dobral sanatna eril bir
hava katar. Erosun gcn, mee aalarn sarsan bir frtna
ya, tatl dilli bir ylana benzetir. Ge eskia Sapphonun gzel
olan Phaona duyduu mutsuz aktan dolay kendisini Leukas
kayalklarndan aa att efsanesini uydurmutur. Grillparzer
daha sonra bu efsaneyi bir Viyana varo tragedyasna dntr
d: nl bir opera yldz delikanlnn birine k olur ama de
likanl cici kz Melittay tercih eder. Bununla beraber, ka
dnda ehveti ruhsallktan ayr dnmek erkee nazaran daha
zordur. Ovidius, Sapphonun iirlerinden daha duyusal bir eyin
olmadn ileri srm ve Romal gen hanmlara bunlar hara
retle tavsiye etmitir. Tabii Ovidius bu airin btn eserlerini
I 26 ANTK YUNAN'N KLTR TARH
okuma ansna sahipti, ancak Sapphonun erotizminin incelikle
rini btnyle kavrad sylenemez. Eskiler Sapphoyu
Sokratesle kyaslamaya baylrd; bizler de benzer bir biimde,
Sapphoyla kz rencileri arasndaki ilikiyi Sokratesle
mezleri arasndaki ilikiye benzetebiliriz: Eros, bedensel gzel
liin grnmyle atelenmi, fakat bir airin eriebilecei en
yksek tinsellik ve ancak bir kadnda olabilecek derin hassasi
yetle aydnlanmtr. Bu konuyu daha fazla demek, rnein
Goethenin Friederikesini ve dier airlerin aklarn didik di
dik eden saysz aratrma kadar ahmaka ve kabacadr. Bu
noktada dnyay ilgilendirebilecek tek ey, gerek Goethe ge
rekse de Sapphoda airin bir kadna ynelen duygu dnyasdr;
gerisi zel yaamla ilgilidir. Bu arada, insanlarn gya onurlar
n kurtarmay amalayan savunmalarn (profesrlerin bundan
anladklar, ilikilerin aslnda platonik olduunu, kantlamaya
almaktr) en az skandal ykleri kadar baya ve banal oldu
unu belirtelim. Flerhangi bir lmlnn, zevk sahibi her insan
kadar devletin de reddettii bu babelalarna yakay kaptrmas
iin ne kadar nl olmas gerektiini tespit etmek, alkan e-
debiyat tarihileri iin bitmez tkenmez bir konudur.
Anak- Sapphodan geriye daha fazla eser kalm olsayd, eskiler
reon gibi biz de kendisine onuncu Musa gzyle bakabilirdik. Oy
sa, ince ruhlu bir zevk dkn ve gsteri merakls olan Teosiu
Anakreonun toplu eserleri bizleri byk bir ihtimalle hayal
krklna uratrd. Bu nl air kendisini ss diye tutan
Polykratesin saraynda yayor ve heyecanl, fakat biraz y
zeysel iirlerinde altn lleli kzlar ve kara gzl olanlar,
muhabbetin elencelerini ve ann nimetlerini yumuak zengin
melodiler eliinde vyordu - fazla yumuak olmalar nede
niyle bu dizeler okullarda okutulmuyordu. Anakreon, Y unanl
lara bir tr genlik arklar kitab bahetmitir.
Theog- Ephesoslu Hipponaks be iambos'tan ve bir trokhaiostan
n*s oluan zgn kholiambosu ya da hinkiambos'u yaratr - adeta
eytani bir hece lsdr bu. Wilhelm Schlegel yle der:
yle grnyor ki, kholiambos habire bilgelik taslayan sanat
yarglarna hitap eden bir iirdir, ama hibir ey bilmediklerini
anlasnlar artk. Fakat daha sonra sanat nderlii anavatana
geer. Dor kkenli soylu air Theognis 500 civarnda yaam
tr. Devrim nedeniyle vatan Megaradan srld iin, fke
ONYA BAHARI 127
oklarn devrimden yararlanp soyluluk tahtn ele geiren
soysuzlarn zerine yadrr. Geri aristokratlar sonunda geri
dnmeyi baarr, ancak talihsizlik onu bsbtn aydn ve lml
biri yapar; umutsuz bilgelii ise u szlerden ibaretti: Bir tek
kii bile amacna eriemez, nk tanrlar kafalarna estii gibi
tayin eder sonumuzu. Ondan geriye uzun bir gnomoloji -at
larndan derlenmi bir deyiler antolojisi- kalmtr; fakat der
leme olduu iin bu zatn zgnln yeterince belli etmez,
ayrca araya baka airlerin dizeleri de karmtr. Theognis
batan ayaa eski bir aristokrattr; ahiak snf ahlakdr, deyi
ler derlemesi ise soylulara hitap eden katolik bir dua kitabdr
Gerek bir Dor olarak yalnzca olancla ilgi duyar: retile
rini sevgilisi Kyrnosa ithaf eder. Karanlk bilgelii mutulayan
ilk kii odur: Asla domam olmak en iyisidir; ama ite bir kez
doduktan sonra derhal yeraltmn kaplarn zorlamak, zerinde
bir yn toprakla orada yatmak gerekir.
Y eni bir an baladn Theognisin ada olan ve Simo-
Kyklad adalarnn en kuzeyindeki ada olan Attikann gney- nides
dousundaki Keos adasndan gelen Simonides mutular. D
nce ykl, imgelerle dolu epinikionlar ve nkteli, sivri
epigramlar iin bedelini deyen herkesin -vlmeyi hak etme
dii halde- bunlar sipari edebilecei sylenir. arklarnda
neden tanrlar deil de hep insanlar vd sorulduunda,
Tanrlardan para gelmiyor da ondan, demi ve bilgelik mi
yoksa zenginlik mi daha evladr sorusuna yle karlk vermi:
Bilemiyorum. Bildiim tek ey, bilgelerin zenginlerin kapsn
andrdklar. Fakat olanca kinizmine ramen, etkileyici ve
nemli bir ahsiyettir. Lessing onu Voltairee benzetir.
Fakat unuttuumuz bir ey var: Gze hi arpmad halde, Aisopos
insanlk iin onya ve Aiolia lirlerinin btn ezgilerinden belki
ok daha nemli olan bir ark armaan: Aisoposun masallar.
Aisopos, yedi bilgenin zamannda yaam Frigyal bir kleydi,
irkin ve kambur, hatta nceleri dilsizdi - Flephaistos rnein-
dekine benzer bir sembolik grebiliriz bunda. O bir tr Y unanl
Eulenspiegel idi, fakat Eulenspiegeiden ok daha soylu ve de
rindi. Saduyusu ve insan sarrafl sayesinde her durumun
stesinden gelmeyi baard, sade ve samimi yaam anlay
yla yeryznn byk insanlarn utandrmay bildii saysz
anekdot ve efsaneyle evrilidir hayat. Hayvanlar kral ve Av-
128 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
rupa versiyonunda tilkiye dnm olan kurnaz akal vezir
tiplemeleri ona aittir. ykleri dnyay fetheden bir sadelik ve
ksalktadr, szgelimi: Kurdun biri, adrlarnda kuzu yiyen
obanlara, Sizin bu yaptnz ben yapsaydm dnyay ayaa
kaldrrdnz! demi. Atmallar onun adna bir heykel dikmi
ve fabllarn okullarda okutmulardr. Masallarn Kallimakhos
hinkiambos'lara, mparator Augustusun azatls Phaedrus da
fevkalade gzellikte Latince iambos lara uyarlamtr. Sonraki
alarda btn dnya tarafndan taklit edilmitir: Luther,
Reineke Vos, Lafontaine ve L amottedan tutunuz, Gellert,
Lessing ve Goetheye kadar.
D or Epikharmos altnc yzyln sonuna doru Y unan dnyas-
Komed- nn kar kys Syrakusaide Dor komedyasn yaratr. Daha
yas sonra Attika komedyas tarafndan glgede brakld iin on
dan geriye sadece krntlar kalmtr. Epikharmos selefleri gibi
sradan bir aklaban deildir, az ok filozoftur ve zarif bir ha
tiptir. Sonradan Y unan komedyasnda nemli bir yer edinecek
olan asalak tipini sahneye koyan ilk odur. Platon ona ok deer
verir, ama mimos stad Sophronu da nemserdi. Mimos, sahne
kullanmadan solo ve grup gsterileriyle gndelik yaamn pa
rodisini yapan -stelik nesirle, ki bu o zamanlar iin olaanst
bir cesaret rnei- yine Syrakusaide ortaya km yeni bir
trd. Biz olsak buna kabare derdik, nitekim Platonun baz
diyaloglar da bu tre dahil edilebilir. Grne gre
Epikharmosun asl gc, oyuncularna sylettii zl szlerdir
ve bazlar Nestroyu anmsatan niteliktedir, zira onda da ben
zer bir durum sz konusuydu, hem sonra o da leheli yazyordu
(elbette bu zellii eviride korumak imknszdr): Birbiri
mizden holanmamza ve birbirimizi gzel buluyor olmamza
amamak lazm: kz kz, eek eei, domuz domuzu ok
beenir; nsan dediin nedir ki: iirilmi tulum; Akl ba
nda ol ve kuku duy: te tinin kollar; Elbisenin kuyruu
uzun olsun ki seni bir ey sansnlar; lmek istemiyorum, ama
l olmak - bence bir sakncas yok. Herakleitosla ilgili ola
rak, borlarmz dememiz gerekmediini, nk bu borlar
alan kiinin artk ayn kii olmadn, ayrca herhangi bir da
veti kabul etmemiz gerekmediini nk bu daveti alan kiinin
ertesi gn ayn kii olmadm syler. Zaten ada olan d
nrlerle iliki iinde olmua benzer, ne de olsa Y unan felsefesi
ONYA BAHARI 29
altnc yzylda altn ama, hatta belki de doruk noktasna
ulamt.
Hegel felsefe tarihi kavramn, en azndan Y unan felsefesi Thales
tarihini felsefe dizgelerinin tarihteki ardllnn, fikirdeki kav
ram tanmnn mantksal dorultudaki ardllyla ayn olduu
ilkesi zerine kurdu: Dncenin geliiminde ebedi olan gerekli
anlar, felsefe tarihinde zamansal olan gerekli dizgelerdir. Her
felsefe, der Hegel konumalarnda, zorunlu olarak vard ve
hibiri geerliliini yitirmedi - son derece felsefi, tarihsel,
derin ve doru bir dnce. Ne var ki, uygulamada gerek felse
feye gerekse tarihe ktl dokunmu, kalp ve klie haline
gelmitir. Buna gre onyal doa filozoflarnn ilkin dnyann
zdeini, Pythagoraslarm ise dnyann biimini sorgulamalar
gerekmiti; bu ikisinden de, zdek ile biimin uyumuna dair
nc bir soru, dnya srecine dair soru ortaya kmtr. Bu
sorulara Herakleitosularla Eleaclar farkl yantlar vermilerdi:
Herakleitosulara gre hibir ey sre deildir, btn olu g
rntr; dierlerine greyse her ey sretir, olu dnya ilke
sidir. Y ani her felsefe okuluna ders kitabnn iinden, zerinde
alacaklar bir paragraf verilir. Ders, ge dnem Y unan felse
fesi, Hristiyan ve yakna felsefesiyle devam eder ve Hegelle
son bulur: Hademe zili alm, ders bitmitir. Gerekte, Y unan
dncesinin uyan pek byle deildir, daha ok safdil ve ai
rane bir biimde olumutur.
Y unanllara gre felsefenin babas, yedi bilgenin nderi
Miletoslu Thales idi. nsanlarn altn a olduu dnlen
krknc yama bastnda 585 ylyd. Onun hakkndaki a-
nekdotlar ilk batl dnr olmasnn yan sra filozof kimlii
ne de iaret eder. Rivayete gre, yldzlar gzlemlerken kuyuya
dt iin Trakyal bir hizmeti kz tarafndan alaya alnr:
Gkte neler olup bittiini biliyordur da, burnunun dibindeki
eylerin farknda deildir. Platon bu alayn, felsefede yaayan
herkese uyarlanabilecein!, Hegel ise, dierlerinin ukura d
mesi diye bir eyin sz konusu olamayacan, nk ukurdan
hi kmadklarm sylemitir. Gerekten de, gkyzne bakan
insanlar yeryznde hep dmtr. Onun hakknda anlatlan
u yk de nemlidir: Thales, meteorolojik gzlemleri sonu
cunda olaanst zengin bir zeytin hasadnn yaklatn fark
eder ve piyasadaki btn zeytin preslerini satn alr, daha sonra
130 ANTK YUNANTN KLTR TARH
bu presleri kiraya vererek byk bir kazan elde eder. Sylen
diine gre Thales bunu, bir bilim adamnn isterse bilimi ra
hatlkla kazanca dntrebileceini kantlamak iin yapmtr.
Hem sonra bir filozof ne diye beceriksiz olsun ki? Dnya ile
rini en az bakalar kadar kotarmasn o da bilir, ama bunu is-
temiyordur, o kadar. Dahas Thales ok basit bir yntemle pi
ramitlerin yksekliini belirlemitir: Piramitlerin glgesini,
insann glgesinin uzunluu boyuyla ayn olduunda lm.
Kolombun yumurtas: Filozof olarak nitelendirilmeyi hak eden
btn filozoflarn alan budur ite.
Thales, Y unanllarn elektron dedikleri manyetit cevherine
ve kehribara bir ruh isnat etmitir, bylece manyetizmay ve
elektrii nceden sezmitir diyebiliriz. Btn her eyin tanr
larla dolu 7U/vto. 7i/.fjpT] 0eG5v olduunu belirtmitir, bu da a-
kas genel bir dirimselcilii varsaydnn imgesel bir ifade
sidir. Aristotelesin dediine gre, var olan her eyin aslnn su
olduunu sylemitir. oumuzun sand gibi kuru bir genel
leme deildi bu elbette, uzunca bir aratrma ve dnmenin
sonucuydu. Aristotelese gre, Thales bu ilkeye hayvanlarn ya
amnn kanda, bitkilerin ise suda olduunu gzlemleyerek var
mtr; gerekten de lm birinin susuzluktan kurumasyla, die
rinin ise kan kaybetmesiyle gerekleir ve her ikisi de ancak de
vaml bir su buhar banyosuyla var olabilir. Hayvanlarn byk
bir blm mr boyu suda yaar; karadakilerin bir ksm ise
daha yavru iken (larva, iriba vb.), bir ksm da en azndan do
umdan nce (ana rahmindeki suda ve yumurtann sarsnda) ve
doumdan sonra suyun yaknnda yaar. Su, ktle bakmndan da
bitki ve hayvan bnyesinin temel unsurudur. Y er kabuunun
maruz kald btn deiimleri suyun etkisine balayan
neptnizm, onsekizinci yzyln ikinci yarsnda hayli revatayd.
Hrbigerin ska szn ettiimiz buz devri kozmogonisinde de
dnyann en nemli yap ta buzdur. Demek ki Thalesin felse
fesi, tarihilerin uzun sre iddia ettii gibi ocuksu deildi.
Anak- Thalesten yaklak yarm asr sonra yldz parlam olan
simand- Miletoslu Anaksimandrosun durumu da Thalesten farkszdr.
ros Dnyann ilkesinin (ap%f|) snrszlk (atepov) olduunu sy
ledii Doa (jep (pbasra) adnda bir eser yazmtr, fakat bu
eser maalesef kaybolmutur. Snrszlk her eyi kapsamakta ve
her eye hkmetmektedir, ebedi ve yok edilemez olmas nede-
ONYA BAHARI 13 J
niyle tanrlara etir. Anaksimandros bu gizemli apeiron ile am
pirik zdeklerden birini deil -nk bunlarn hibiri sonsuz
deildir- dnyann deneye tabi tutulamayan, ancak kavram d
zeyinde bilinebilen esini kasteder. Anaksimandros, bat dn
yasnn ilk metafzikisidir. Fakat iin tuhaf yan, bir tr
Newtoncu ve Darwinci olmasdr. Y erkrenin uzayda serbest
dolatn, dnyann sonlarndaki eit mesafeler sayesinde
dengede tutulduunu, karadaki hayvanlarn balangta yeryz
henz sv haldeyken suda yaadklarn, insann da ilkin bala
benzer bir yaratk olduunu retir. Darwinci reti de uan
canllarn sudaki canllardan meydana geldiini syler ve bu
gr dnyada ilk nce yalnzca sudaki yaam mmkn kl
m olan yaam koullaryla, suda yaayan organizmalarnn
basit yaplaryla ve suda teneffsten havada teneffs etmeye
giden metamorfozun hl srmesiyle (balk ve yusufuk r
neklerindeki gibi) temellendirir. En modem Darvvincilerden biri
olan Edgar Dacque insann, hayvanlarn tarihsel geliiminde
btn byk hayvan familyalarna elik ettii, dolaysyla ilk
insann da muhtemelen amfbik bir yaratk ya da bir balk insan
olduu grnden yola kar.
Anaksimandrostan zgn haliyle geriye yalnzca bir frag
man kalmtr, fakat bu metin koca bir felsefe kitabna denktir:
eyler, zamann dzenine yaptklar hakszln bedelini de
mek ve olutuklar eylerin iinde yok olmak zorundadrlar,
yle de olmas gerekir. Gelmi gemi en derin dncelerden
biridir bu: Bireysellik bir sutur, ebedi kkenden bir koputur,
cezas ise dnya ruhunun evrenine geri dntr. Aa yukar
ayn dnemlerdeki Budizmin hkim dncesi de byledir.
Kendisini her eyin ilkesi atman la bir sayan ve kendi ruhunu
bir yanlsama olarak gren herkesin eseri alev alm bir saman
p gibi yanp tutuur ve mstakbel eseri ise lotus ieinin
yapranda asla tutunamayan damlalar gibidir. Fakat Anaksi-
mandrosun yukardaki cmlesinin son zamanlarda farkl bir
okunuu tespit edilmitir: Buna gre SSvcu yap a 8jcr|v
Kai riov xfj acla, hakszln cezasn ve bedelini demek
szlerinden sonra bir de akkf|ko, birbirlerine vardr. Yeni
okuma doru bile olsa eski metnin dna kmay pek isteme
yiz, nk anlam epeyce kayar. Bu szlerin anlam daha ok
yledir: Var olanlar ebediyen srp giden dzen nedeniyle
1 3 2 ANTK YUNANIN KLTR TARH
birbirlerine kar suludurlar ve zamann acmasz gidiat ve
hkm gereince her hakszln sonucu ceza ve ktr. Bu
bile derin ve gzel bir dncedir. lki bir Y unanl iin nere
deyse fazla derinken, kincisi tam Y unanlya zg bir dnce
dir. Dnya, yke kar gcn, tabana kar da stunun harfiyen
llp biildii bir tapnaktr; bu tekilde derhal fark edilmi
yorsa da, bir adm geri atp bakan kiiye grnr. Emersonn
compensation'da en sevdii dnce udur: yilik etmek do
ann son amacdr. Fakat bizim grdmz iyilikler, yeniden
bakasna aktarlmaldr, dirhem dirhem, birer birer, sonuna
kadar... Dnya bir arpm tablosuna ya da bir matematik denk
lemine benzer, nasl kullandmz fark etmez, o kendi kendini
dengede tutar. Y aptmz her eyin zerinde suskun, tarafsz
bir merci vardr, grnmez.
nc bir Miletoslu ise Anaksimandrostan yaklak yirmi
ya daha gen Anaksimenestir. Ona gre dnyann temel e
si havadr, hem her yerde hem de yaamn koulu olduu
iin. Eserlerinden geriye kalan tek blm yledir: Nasl ki
bizi hava olan psykhenz bir arada tutuyorsa, pneutna [nefes,
soluk] ve hava da btn evreni sarp sarmalar. Gk cisimleri
nin yaratl konusunda Kant-Laplace kuramna benzer bir ku
ram vard: Ona gre bu cisimler, younlama ve artan sou
mayla meydana gelmi ve zerinde yaanlr klnmtr. Evre
nin havayla deil de, aither'le dolu olduunu bilmiyordu el
bette. Buna karlk biz de aither'in ne olduunu bilmiyoruz.
zetle diyebiliriz ki: Modern kavramlarla ifade edecek olursak,
Miletoslular dnyor olsalar da, basite birer doa aratrma-
csydlar. Bugn Laplace, Lamarck, Darwin ve Dacque gibi
bilginleri de filozoftan saymyoruz. Bu nedenle, onyal doa
filozoflar biimindeki alldk tabir yanltcdr. Y unanllar
bunlara fizyolog demilerdir, ki bu zaten doa aratrmacs
demektir. Bununla beraber, bu insanlar esenlik dolu bir birliin
hkm srd, speklasyon ve deneyin, metafizik ve gzle
min henz branlamad bir ada yayorlard.
Pytha- Pythagoras snflandrmak daha zordur. Platon onun iin
goras yle der: Bu kadar ok yceltilmesinin nedeni, yaam biimi
nin belirli bir yol gstermi olmasdr; onun zelliinin ekir
dei de bu olsa gerek: Pythagoras, daha yksek bir varolu bi
imi arayanlarn nderi ve timsaliydi. Hayatnn en verimli d
ONYA BAHARI 133
neminde memleketi Samosu terk edip Aa talyaya yerleir.
Oradaki Krotonda yar dini yar siyasi bir okul kurar. Okulun
st derecelerinde belli bal etin kurallar hkm srmekteydi:
Evlenmemek, her gn kendini denetlemek, yllarca susmak,
keten giysiler giymek, yalnzca kanl kurban eti, et ve yumurta
perhizi deil, fasulye perhizi de yapmak - fasulyeye neden kar
olduklar bilinmiyor. Pythagorasn Apollonun oullarndan
biri olduu, Babil, ran ve Msra dek uzanan yolculuklara k
t, hatta bir keresinde Hadese bile yolculuk ettii ve evren
deki uyumu duyabildii sylenir (sonuncusu daha ok bir a-
nekdottur, fakat yanl da saylmaz, nk devinimdeki denge
bir mziktir sonuta ve ancak hassas bir kulak tarafndan alg
lanabilir). Onunla ilgili anlatlan hayvan ykleri Aziz
Francescoyu artrr: Bir balk srsn satn alp serbest
brakm; bir kartal yanma konmu ve kendisini ona okattr
m; dii bir ayy sakinletirmi, karnn doyurmu ve bir daha
canllara saldrmamay retmi. Pythagoras beinci yzyln
banda ileri bir yata Metapontumda ld; muhtemelen oraya
demokrasi hareketinden kap gelmiti, nk dpedz aristok
rat bir okulu vard. Hibir ey yazmamtr, ama szleri ren
cileri tarafndan zenle ezberlenmitir; bir iddiann sonuna
au ecpa, bunu bizzat o syledi sz eklendii zaman bu
iddiann dorulundan phe duyulmazd artk. Ona atfedilen
deyilerde gerek bir dindarlk, dnyann deersiz grlmesi,
yksek bir hakikat duygusu ve uhreviyet, ksacas Y unanl ol
mayan bir sr zellik vardr; buna ramen Hellen dnyasnda
bir tr peygamber ve muhalif rol oynamtr.
Herakleitos onun bilimsel etkinliini kastederek, insanlar s
rasnda en ok aratrma yapan kiinin Pythagoras olduunu
syler, fakat bunu ukalala ve kitsche vardrdn da ekler,
nk Herakleitos kendisi dndakileri kale almaz. Pythago-
raslarn temel dersleri jimnastik, tp ve matematikti; matema
tie, aritmetik, geometri, astronomi ve mzik de dahildi. Bu
blmleme eskia boyunca bir dstur olmay srdrmtr,
Pythagoraslarn belki de en byk zellii, astronomi ve m
zii bir tr uygulamal matematik diye ele alm olmalardr.
eyrek, beli ve oktav gibi ses aralklarnn basite 3:4, 2:3 ve
1:2 biimindeki rakamsal ilikilerle ifade edilebildiini kefet
mi, buradan hareketle antikan sonlarna doru bile anla
134 ANTK YUNANIN KLTR TARH
lamam olan derin bir bilgiye ulamlardr: Her ey mzik,
uyum ve rakamlardan ibarettir. Dnyay tek ve ift rakamlar
ilkesine gre snflandrdklar bir tr tabio izmilerdir. Buna
gre, 1rakam tek ve ift rakamlar dizisini meydana getiren asli
rakamdr. Tek say snrl olandr, ift say ise snrsz (nk
sonsuza blnebilir). Bu arada, asl Y unan yorumuna gre s
nrl olan daha mkemmel olandr ve bu dalizme evrendeki
kartlar denk gelir: Tekil ve oul, sa ve sol, erkek ve dii,
aydnlk ve karanlk, iyi ve kt, vs. Dahas, nokta birliin
ilkesidir; izgi (iki nokta tarafndan belirlendii iin) ikili li
gin; yzey lln; vcut ise drtlln ilkesidir: 1, 2,
3 ve 4n btn cisimler dnyasn oluturmasnn yan sra
rakamlar dnyas da bu saylardan ibarettir, nk 1+2+3+4=10
ve dier saylarn tamam, bu ilk dizinin yalnzca birer tekrar
dr. Tek rakamlarn tamamlanm birer rakam olduu gerei
bunlarn karelerin farklarndan meydana gelmi olmalarndan
da bellidir: 3=22- l 2, 5=32-22, 7=42-32, 9=52-42 ve ardk tek
saylarn toplam da daima kareye eittir: 1+3=2+ l+3+5=3z,
l+3+5+7=42, l+3+5+7+9=5 ta lCTye kadar. Bu birka rnee
bakarak Pythagoraslm esasen nereye varmak istediini
aa be yukar tahmin edebiliriz. Gerekte temel ilkesi
Galileo ilkesinden farkl deildir: Evrenin kitab, rakamlarla
yazlmtr; rnein, ayn yap talarndan oluan maddeler
arasndaki deiiklii atom saylarnn farkl olmasna, renkle
rin eitliliini ise frekanslara dayandran modern doabilim de
ayn ilkeye dayanr. Fakat Pythagoraslk bununla da kalma
m, matematikle mistisizm arasnda bir ittifak kurmutur. Bu
bile yalnzca ilk bakta elikilidir, nk yalnzca temel ma
tematik rasyoneldir, oysa yksek matematik bir tr sihir, mut
lak olana alan bir tr kapdr. Bu yzden, Alman mistiklerin
nde gelenlerinden biri olan Novafs yle der: Gerek sihir
bazn asl arac matematiktir; en yksek yaam matematiktir;
tanrlarn yaam matematiktir, din saf matematiktir. Ve ger
ekten de Pythagoraslk, Orphik dine ok yaknd: O da ruh
gne inanyordu. Kadnlarn nemli bir rol oynamasnn ne
deni de buydu belki - Y unanl olmayan bir baka zellik daha.
En zgn dogmalarndan biri, matematik dnya grne fazla
uzak dmeyen /uayyEVEa'a, yani bengi dn retiiydi.
Simplikiosun sylediine gre, Aristotelesi Eudemos bir ke-
ONYA BAHARI 135
resinde rencilerine yle demi: Her eyin geri dndn
syleyen Pythagorasdara inanacak olursak, o zaman bir gn
yine benim karmda oturacaksnz ve ben size yine ders anlatp
u deneimi sallayacam; dier her ey de bundan farkl ol
mayacak. Bilindii gibi, Nietzsche bu dnceyi felsefesinin
sonuncu evresinde yeniden ele almtr. Nietzsche yle der:
Enerjinin olumas ilkesi, bengi dn gerektirir; buradan da
u sonu doar: Dnya, varoluun byk zar oyununda, kombi
nasyonlarn tamamn hesaplamak zorundadr. Sonsuz bir zaman
diliminde, olanakl her kombinasyon gnn birinde mutlaka kay
dedilir, dahas, sonsuz kereler kaydedilirdi. Ebediyen tekrar
lanmak zorunda oluunu kutsayan bir dnya, ebediyen kendi
kendini yaratan, ebediyen kendi kendini yok eden Dionysosa bir
dnya, emberin mutluluunda bir hedef yoksa eer, babo
tur. Gelgelelim, Nietzschenin yepyeni deerler tablosu ve ku
kusuz asla-olmam-olan geliimi temsil eden st-insanyla
nasl badar bu? Bu tr itirazlar Nietzschenin yannda snk
kalr, ne de olsa o bir doa felsefesi dogmasnn deil, ahlaki bir
koyutun peindeydi: Dncelerin dncesini kendine ait kl
dn zaman, o seni dntrr. Y app edeceklerini ilgilendiren
en nemli soru: Acaba bunu saysz kereler mi yapmak istiyo
rum sorusudur. Y alnzca en yksek, en bilinli treler tarafn
dan taman felsefeler (belli ki Pythagoras felsefe de bunlara
dahildi) bu dnceyi kaldrabilecek gtedir.
Pythagorasla ayn dnemi paylaanlardan biri de Ksenop- Eleac-
hanestir. Eleaclar arasnda saylsa da Eleac deildir, nk lar
hem kkeni Anadoludaki K olophondur, hem de (ki bu daha
da nemlidir) felsefesi bir dizge olmaktan ziyade Miletoslularn
safdil gerekiliine dayanan felsefi bir iirdir ve oktanrl
egemen dnya grne kar polemik yapt iin Eleacla
olumsuz bir yn izer. Ksenophanes, meslei icab gezgin bir
ozand, fakat yoksulluu ve pejmrde grnne ramen, kim
bilir belki de srf bu yzden, yce dnrlk makamnda otur
duunun abartl bir gururla farkndayd. Evrenle ilgili grle
rini, altl hece lsnde (heksametre) yazd didaktik bir i
irde dile getirmitir, fakat bu iirin byk bir blm kaybol
mutur. Homeros ve Hesiodos, insanln yz karas diye tabir
ettikleri her eyi tanrlara yklemilerdir: Hrszlk, zina ve ya
lan. Ve Feuerbachn Homo homini deus [nsan insann tan-
136 ANTK YUNAN:N KLTR TARH
rsdr] ilkesine ok nceden ulamtr: Bir EtiyopyalI tanrsn
kara ve bask burunlu olarak dnr, Trakyal sarn ve mavi
gzl, kz ise muhtemelen kz, at da at olarak. Fakat
Feuerbachda kuru ve ge kalm bir anekdot olan her ey, kl
krk yaran onyal Ksenophaneste olaanst bir yenilik ve
cesaret rneidir. Onun iin ne cismen ne de fikren lmllere
benzeyen bir tanr vard yalnzca, salt gz, salt kulak, salt us
ve bu tanr btn evrenle zdeti, ev kcu jrav, bir ve btnd.
Ksenophanes ilk panteist Hellendi, ayn zamanda da btn b
yk airler gibi bilinemezciydi: Tanr ve doaya dair kesin bir
bilgiye ne kimse ulamtr ne de ulaacaktr, nk grn
her eyi kaplamtr.
Dnyamzn bir grnt dnyas olduu ynndeki bu d
nce K senophaneste yalnzca airane bir genelleme iken,
Platonun tanmyla Byk Parmenideste kapsaml bir re
tinin temei direi haline gelmitir. Parmenides 500 senesi civa
rnda Aa talyann bat sahilinde Phokaiallara ait bir koloni
olan Eleada parlar; bu koloniden geriye en ufak bir harabe bile
kalmamtr. Didaktik iirlerinden elimizde yaklak yz elli
dize vardr. iir iki blmden ibarettir: lki gerei (A-pOsa),
kincisi ise sany (8a) ele alyordu, ya da diyebiliriz ki, iirde
gerek dnya ve duygu dnyas konu edilmiti; iirin btnne
Schopenhauervari bir balk atlabilir: Varlk ve Tasarm Olarak
Dnya. Parmenides iire bir hayalle balar: Gne bakirelerinin
srd bir araba kendisini gecenin koynundan alp n ku
cana brakr; bu fantastik imge yersiz de deildir hani, nk
gerekten de bir akta dnyann grngselliini aydnlatm
olan imei, insanst bir bilmenin kaplarn aralayan tanrsal
bir aydnlan ve ar diye alglam olmaldr. Parmenides
unlar da syler; Benim iin btn k noktalar birdir, ne de
olsa dnp dolap ayn yere varyorum. Srekli tekrarlanan
bu temel dnce, var olann birlii, ebedilii ve zdenliidir.
O biriciktir, ba ve sonu yoktur, sreendir (onvex). Vard
ya da olacak diye bir ey syleyemeyiz, ancak imdi var diye
biliriz. Fakat etrafmzdaki doa bu ifadeyi dorulamaz; aksi
ne, doa, okluk, oluum, zl ve dnmden baka bir ey
sergilemez. Demek ki doa hakszdr ve olu dediimiz ey,
buna ilk varan iin bir yanlsama, sonsuz cretkrlkta bir so
nutur! Fakat Parmenides onu diyalektik olarak da temellen-
ONYA BAHARI 137
dirmeye alr: Var olan olumu olamaz, ne var olandan -n
k zaten var olann kendisidir- ne de var olmayandan -nk
var olmayan zaten yoktur-; yok olamaz da, aksi takdirde var
olmayana dnmesi gerekirdi, hatta sonsuz da olamaz, aksi
halde tamamlanmam, eksik olurdu. Bu dnce, Pytha-
goraslktaki iftin deersizlii dncesi kadar tipik bir
Y unan dncesidir ve elikili grnen u dnce daha da
Y unana zgdr: Varlk bir kredir! Her yana eit lde ya
ylm, btnyle orantl, yuvarlak ve kendi iinde kapal: Ona
ebediyeti baheden de ite budur. Bu mutlak varlk saf dn
ceyle kavranabilir, nk dnce ile dncenin nesnesi z
detir, der Parmenides. Platonun idealar retisini, hatta
Descartestan Hegele kadar btn felsefeyi ite byle mutu-
lamtr.
Y ine altnc yzyl dnmne doru Hindistanda, 447 y- Diyalek-
lnda Nirvanaya ulam olan Gautama -Buddha- okluun tik
yalnzca bilmeyenler iin sz konusu olduunu retiyordu.
okluun yanlsama olduunu anlam birisi iflah olmu de
mekti. Parmendesin felsefesinin bu ikinci ksmn, yani duyu
lar dnyasnn sahtelii retisini zekice gelitiren bir baka
kii Eleal Zenondur. Zenon, Parmenidesin rencisi ve (Pla-
tona gre) sevgilisidir, demek ki Y unanllarda metafizikte bile
ecinsellik vard. Aristoteles Zenon iin diyalektiin mucidi
demitir. Zenon, k yolu bulmann imknsz olduu
aporia'\any\a (kmazlaryla) nlyd. Szgelimi, her cismin
hem sonsuz derecede kk, hem de byk olduunu ileri s
rer: Sonsuz derecede kktr, nk snrszca blnebildii
iin hep birlikte yine sonsuz derecede kk bir ey oluturan
saysz parann toplamndan ibarettir; sonsuz derecede b
yktr, nk sz konusu snrszca blnmeyle sonsuza kadar
bytlebilecek sonsuz sayda para kalacaktr elimde, bu par
alarla cismi birletirebilirim ve ne kadar kullanm olursam
olaym, yine de elimde saysz oklukta para kalacaktr. Bu
dnce zinciri -kasten ya da bilmeden- yanl yorumlanm
olan sonsuzluk kavramna dayanr. Cismi istediim kadar
paralayaym, toplam daima -^--x (ya da bunlar sonsuz sayda
para ise~o), ksacas 1, yani cismin kendisi olacaktr. Dier
aporia's ise, ok, medimnos [bir hacim ls birimi] ve
phalakros [kel] idi. Y aydan kan ok hareketsizdir, nk
138 ANTK YUNANTN KLTR TARH
zamann en kk birimi olan imdfde, yalnzca bir yerde
buiunur, yani sabit kalr ve ite katettii zaman da bylesi an
lardan olutuu iin ok asla ileriye doru hareket etmez. Bura
daki hile diferansiyePin oya eit olmasdr. imdiye, son
suz kk zaman birimi dediimiz d f ye (fnin diferansiyeli),
sonsuz kk yol dediimiz ds aittir ve v - s / t forml gerein
ce, en ufak zaman birimindeki okun hz ds / d f dir, o/o deil.
Medimnos ya da arpa yn u paradoksa dayanr: Bir kova
buday yere dkldnde ses kar, ama bir buday tanesi bu
sesi kartmaz, dolaysyla ya toplam ses bir yanlsamadr ya da
buday tanelerinin sessizlii. Bu paradoksu, ilk Fechnerin ke
fettii algnn eik deeri yasasyla rahatlkla zebiliriz. Her
uyar, ancak alg eiini aabilecek gteyse fark edilir. Buday
taneleri de ses kartr, fakat bunlarn yalnzca toplam eik de
erini geebiliyordur. Bunun iin ka tanenin gerektiini ancak
deneyle saptayabiliriz. Oysa phalakros sorusu ok daha kar
maktr: Kel olmak iin ka sa telinin dklmesi gerekir? Bu
srecin balamas iin tek bir telin dklmesi yeterlidir. Mese
leyi genelletirdiimizde, zlmesi ok zor bir dmle kar
larz: Kavram oluturmaktaki keyfiliimiz. Fakat bu izle
nimlerimizden ziyade, Parmenidesin yegne doru dnya diye
grd idealar dnyasna bir itiraz anlamna gelir (bu haliyle
phalakros ilkin Miletoslu bir Sokratesi olan Eubulideste
grlse de, Zenonla ilkeleir).
Aporia'lar, K antn Antinomien der reinen Vernunft [Saf
akln atklar] dedii nermelerin ncleridir. Kant, evet-
lenmeleri kadar deillenmeleri de doru ve kantlanabilir olan
nermeleri byle adlandrr. rnein, dnya zamansal adan
snrsz byklktedir. Ama eer zaman iinde bir balangc
yoksa, u ana kadar oktan sonsuz bir sre gemi olmaldr;
geip gitmi bir sonsuz sre ise anlamszdr. u halde dnya,
zamansal adan snrl byklktedir. Ama zaman iinde bir
balangc olsayd, bu balang zamannn ncesinde dnyann,
yani hibir eyin henz var olmad bir zaman olmalyd, yani
bo bir zaman ki, yine anlamsz. Sorunun zm, dnya bt
nnn verili bir boyutta, bilgimizin ve ussal etkinliimizin bir
nesnesi olmamasnda yatar. Bize gre dnya, bir kendinde
eydir, yani tasavvurumuzun tesindedir. Bu bakmdan, za
mansal olarak ne snrl olduunu ne de snrsz olduunu sy-
ONYA BAHARI 1 3 9
leyebiliriz, nk zaman kendinde ey karsnda geerlilii
olmayan, znel, insani bir dnce biimidir.
Parmenidesin tam tersini reten Ephesoslu Herakleitosun Herak-
yldz Parmenidesle ayn dnemde parlar. Herakleitos, Kral leitos
Kodrosun soyundand ve kutsal grevlerle ykmlyd, ancak
kendisini tamamyla felsefeye adayabilmek iin grevlerini
kardeine devretmiti. Memleketi iin iyi eyler dnmezdi:
Ephesoslulartn yapaca en hayrl i, gidip kendilerini as
maktr. Baka bir sefer de yle der: Dilerim zenginliiniz
sizi hi terk etmez de, sefih yaamnz hep ortada olur. Zaten
kitleden nefret eden bir insand. Ona gre, kitle halk ozanlarnn
idaresindeydi ve ounluun kt, aznlnsa iyi olduunu
bilmiyordu, ou hayvanlar gibi tknm, ylece yatyor.
Fakat kitleden farkl olanlar da yaranamyordu ona: okbil
milik tini gelitirmez, aksi halde Hesiodosu, Pythagoras,
Ksenophanesi ve Hekataiosu da aydnlatmas gerekirdi.
Homeros ile Arkhilokhosun dayaklk olduunu sylerdi. Ben
kendimi aradm szleriyle karakterize ettii felsefesinin anla
labileceine inanmazd. Kpekler, tanmadklar herkese
havlarlar, avam da kendisi iin yeni olan her eye saldrr;
Hep mevcut olmu olsa da, insanlarda logos duygusu diye bir
ey yoktur, ne ondan haberdar olmalarndan nce ne de haber
dar olmalarndan sonra; Sar gibiler, varken yoklar. Eski
a Herakleitosa Karanlk (o GKoevo) adn vermitir;
Sokrates ise onun hakknda yie der: Anladklarm, yksek
bir tinin kantdr, inanyorum ki, anlamadklarm da yledir;
fakat bunlar anlamak iin Deloslu bir dalg olmak lazm, (en
usta dalglar Delostan kard). Herakleitosun aforizmalarm-
da hkm sren kasvetli ve ar hava, kukusuz bilinli bir s
lubun sonucudur ve kasten gizemlidir. Delphoi kehanet merke
zine ilikin syledikleri kendi aforizmalar iin de geerlidir:
Ne syler ne de gizler, sadece iaret eder. Kendisinden geriye
bilmeceye benzeyen cmle krntlar kalmtr, fakat eserinin,
bir araya geldiklerinde grnmez bir dizge oluturan bu yap
talarndan kurulduu kuvvetli bir ihtimaldir, bu durum
Nietzschenin Morgenrte [Tan Kzll] adl yazsnda ya da
orta dneminde kaleme ald dier yazlarnda da grlr.
Bunlar bir jilet kadar keskin, l l ve heybetli metinlerdir; bir
elmas kadar sert ve gz kamatrclardr: Zaman, dama tala-
140 ANTK YUNAN'N KLTR TARH!
rn sren, oyuna dalm bir ocuktur; Her trl yolu denesen
bile ruhun zn kavrayamazsn, o kadar derindir onun z;
nsann daimonu onun ei/avud ur; Karm alkalanmazsa
ayrr.
Herakleitosun nl Ayn nehirlere hem gireriz hem gir
meyiz, hem biziz hem deiliz, ayn nehre iki kere girilmez,
cmlesi dnyevi olan her eyin ebedi bir deiime tabi olduu
nu, varoluumuzun da bylesi bir nehre benzediini anlatr.
Herakleitosu Kratylos ise ayn nehre girmenin bir kez bile
mmkn olmadn syleyerek ii daha da ileriye gtrm ve
bir yatan sonra da konumay tamamen brakarak ebedi aka
parmayla iaret etmekle yetinmitir - onun kastettii muhte
melen uydu: Olu ylesine uucu ve kavramlamazdr ki, onu
szle sabitlemeye almak sahteletirmek demektir.
Parmenides gibi Herakleitos da eyleri, bize birbirine ters
aldatmacalar sergilemekle, bizi srarl bir Olmaklar olduu
konusunda yanltmakla sular. Israr, iki zt kuvvet arasnda bir
denge kurulduunda grlr. Her olay, elikiye dmenin ve
yeniden uzlamann bir sonucudur, sava eylerin babas, Ep
tartmadr, dnyann nabzdr. Bilindii gibi, Hegelin felsefe
sinin temel dncesi dnya geliiminin ardndaki itici gcn
eliki ve elikinin zlmesi olduudur. Hegelde olduu gibi
Herakleitosta da her durum kar duruma dnebilir, dolay
syla kartn kendinde tar. Kitle, der alayla, Hesiodosla
aydnlanmay umar, en bilgili kiinin o olduunu sanr; o ki
daha gece ile gndz tanmaz, nk her ikisinin bir olduunu
bilmez. Gece, gndz dourur, gndz de geceyi, o halde
gece rtk gndzdr, gndz de potansiyel gece. Canszdan
canl olur, canldan l; uyantan uyku olur, uykudan uyan;
yaz ve k, alk ve tokluk, yorulma ve dinlenme, salk ve
hastalk, genlik ve yallk iin de ayns geerlidir. Erkek ile
dii kart iftinden yaam, kart nllerle nszlerden dil,
yksek ve alak seslerden uyum meydana gelir. Bu uyum her
eye hkmetmektedir; bu uyumun alglanamayacan ileri s
renlere Herakleitos yle haykrr: appovip cpavj xq
(pavepp K pE rtov, grnmeyen uyum, aa km uyumdan
ok daha kuvvetlidir. Onun derin anlaml benzetmesi, Pla-
tonun Symposiondaki [len] benzetmesiyle ayn yndedir:
Birlik ikilie der, sonra da yay ile lir arasndaki uyum misali
ONYA BAHARI 141
kendisiyle yeniden barr. Genellikle bu sz yorumlanrken
yay ve lirin iki kollu biimi, elin tellerle mcadelesi gibi eyler
dnlmtr. Ama byk bir olaslkla burada kastedilen
basite gerilim olgusuydu: Herakleitosun dhiyane bir biimde
sezdii dnya gerei, elektrik, manyetizm ve kimya alanlarn
da yaplan modem keifler sayesinde bir imge olmaktan oktan
kmtr.
Btn bunlardan anladmz ey, tanr karsnda her eyin
eit lde gzel, iyi ve hakl olduudur, Y alnzca insanlar
birini hakl, dierini haksz bulur. Ezelden beri var olan ve hep
var olacak olan bu dnya yerine gre parlayp yerine gre k
slan ebedi bir atetir. Bu ate Thalesin suyu ya da
Anaksimandrosun havas gibi bir temel e deil, her eyde
hkm sren ve her eyi stan dnya ruhu, her eyi aydnlatan
dnya usudur. Herakleitos, her eyin ate olduunu sylemekle,
her ey canldr demek ister. Y aam ve ate arasndaki san
analojiyi -yalnzca sembolik analoji deil- modern doabilim
aa kartmtr. Karbon ykl besin organizmann iinde
oksijenle yaklr ve ortaya karbondioksit kar. Atete ise ke
sintisiz, hzl bir madde alverii gerekleir, bu bile atei
Herakleitosuluun nezdinde bir dnya esi yapmaya yetmi
tir ve bengi dn retisiyle ada doabilimin temel dn
celerinden birinin temelini ok nceden atmtr.
yle bir geriye dnp baktmzda, neredeyse btn bat Mate-
felsefesinin Sokrates ncesi filozoflar tarafndan zaten ele a- matik
immi olduunu grrz, dahas bu filozoflardan nce felsefe
diye bir ey yoktu: artc bir gerek. Monistlerin tamam
Thales kkenlidir; deus sive natura'nn btn taraftarlar Kse-
nophanese, olgucularn tamam Parmenidese, coincidentia
opposiorumun btn bilginleri Herakleitosa dayanr. Enerji
nin korunmas yasas ile yerekimi kuram henz bir embriyo
halinde olsa da Anaksimandrosta, izafiyet kuram ise Ze-
nonda grlr. San bilimlerin temeli biie o ada atlmtr.
Thales geometri alannda da nder olmu, daireyi ikiye blen
ap, ekenar gende kenar alarnn eitlii, kenarlan ve a
lar eit olan iki genin eitlii gibi nemli temel ilkeler sap
tamtr. Astronomik gzlemleri sonucunda 28 Mays 585 ta
rihli gne tutulmasn nceden hesaplamtr. Anaksimenes
Ayn n gneten aldn biliyordu ve Ay tutulmasnn
142 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
dolunayn zerine dnyann glgesinin dmesinden kaynak
landn fark etmiti. Anaksimandrosta bolukta yzen bir
silindir olan dnya, Pythagorasta bir kredir ve evrenin merke
zinde de deildir artk; evrenin merkezinde ate vardr ve g
ne, ay, dnya Pythagorasn varsayd bir kar dnya ve yl
dzlar bu merkezi atein etrafnda birer yrnge izerler. Bu
hareketi alglayamaymzm nedeni, krenin d yzeyinde
yayor olmamzdr (demek ki, dnyann kendi ekseni etrafnda
dndn henz varsaymamt), fakat bu hareket merkezi
atein n yanstan gneten bakldnda pekl fark edile
bilir. Bir dik gende kenarlarn karesinin toplam hipoten
sn karesine eittir biimindeki nl Pisagor denklemini
basit bir yapyla bariz bir biimde kantlamtr, keza iki say
nn toplamnn karesini de: (a+b)2=a2+ 2ab+b . Gerekten de bu
iki kuraln doruluunu grmek iin uygun ekli izmek yeter-
lidir.
Pythagoraslar, ikinci dereceden denklemler de dahil pek
ok soruyu izgi ve alanlarla zmlerdir; geometrik cebir
gerek bir Y unan bilimidir ve gerek bir barok dnem rn
olan analitik geometrinin de mkemmel bir yansmasdr.
Fakat Pythagoraslarn en byk baars, Romallar gibi bizim
de yanl adlandrdmz irrasyonel saylardr, oysa Y unan
llar bu saylar iin ok daha isabetli bir biimde x pppTov,
betimlenemeyen ya da ifade edilemeyen diyorlard. rrasyonel
say, deeri yalnzca yaklak olarak ve kk de olsa mutlaka
bir hata payyla ve sonsuz bir kesirle ifade edilebilen say ya da
orandr. Bunun esas ekli V2dir, Bu da yine somut bir biimde
gsterilebilir. V2, karenin kegeninin dier kenarlarla bant
sdr: Vardr, ama rakamlarla ifade edilemez.
4:1 orannda olan evre ile kenar ilikisinin aksine, karenin
kegeni ve kenar ortak bir deerle llemeyen birimlerdir.
Ne var ki, Pythagoraslar bu buiuu gizlemi ve bakalarna
aktaranlar da suda boarak ldrmlerdir. Haklydlar, nk
bu bulu Pythagoras dnya grn - say her eyin ls
ve dzenleyicisidir- temelden sarsar.
Historia Pythagorasn daha gen adalarndan biri de yine
K rotonda yaayan Alkmaion idi. Bu zat, hayvanlar zerindeki
deneyleri ve beynin sarsntlara maruz kalm ksmlarn gz
lemlemesi sonucunda tinsel etkinliin merkezinin vcudun bu
ONYA BAHARI I 43
ksmnda olduunu fark etmi ve kanal diye tabir ettii sinir
damarlarn kefetmitir. Krotonlular, cerrah kimlikleri nede
niyle de ok itibar grmelerinin yan sra kpr, takma di ve
altn dolgular konusunda ustalaarak iyi birer di hekimi ol
duklarn kantlamlardr. O dnemde bir baka bilim dal daha
doar: Y alnzca tarihi deil, ayn zamanda corafyay, dolay
syla etnograf ve mitolojiyi de kapsayan totopa, yani aratr
ma. lk Y unanl tarihiler logograf, yani vakanvisti. Bunlar
kendi halklarnn efsanelerle rl dnyasn Homerosun anla
tm tarzndaki heyecan dolu bir slupla yeniden ekillendirme
ye alrlard, stelik de dz yazyla ki bu byk bir ilerleme
demekti. mparator Augustus dneminde yaam olan
Halikarnassoslu Dionysios bu kiileri hor grr, bunlarn hem
Hellen hem de barbar tarihini kaleme aldklarn ama birbiriyle
ilikilendirmediklerini, genellikle kent ve halklara gre ayr
dklarn, stelik gnmz okurunun ocuksu bulduu eski
sylenleri de kattklarn iddia eder. Logograflardan saylan
Hekataios da ayn grteydi: TeverkoYcu [Geneelogiai, So-
yaalar] adl eseri u marur szlerle balar: Byle buyuru
yor Miletoslu Hekataios! Ben bunu, doru bildiim gibi yazyo
rum. Y unanllarn szleri, bana gre fazla uzun ve glntr.
Dier taraftan Strabon da Hekataiosun ve dier tarihilerin
yazlarnda aslsz pek ok eyin bulunduunu syler, nk
mitlere sk skya bal yalanc bir dnyada bymlerdir.
Strabon Hekataios, Homeros ve Anaksimandrosu ilk Y unanl
corafyaclar diye adlandrr: Gemilerin geceleyin yn belirle
mekte kulland bir yldz haritasnn yan sra ilk kara harita
snn da ona ait olduunu rendiimizde Anaksimandrosun
evrensellii konusunda bir fikir sahibi oluruz. Hekataios, basi
reti, geni bilgisi ve uyank eletirelliiyle dneminin dnya
tablosunu tamamlayp dzeltmitir; sk sk kt uzak yolcu
luklar da bu konuda ona ok yardmc olmutur. Altnc yzy
ln sonlarnda tamamlanan Ffj Tiepfoo [Ges Periodos, Y er
yznn Tasviri] adl bayapt iki kitaba ayrlmtr: Enpcbm'i
[Europe, Avrupa] ve Aorj [Asie, Asya], Bu eserinde yalnzca
dalar, nehirleri, bitkileri, hayvanlar, iklimi ve yerleim ko
ullarn deil, grenek ve silahlar, tre ve detleri, kurbanlar
ve tanrlar, ksacas kltr tarihinin ondokuzuncu yzyla
kadarki konularn ele almt. Ele ald dnya genellikle Ak-
144 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
deniz dnyasdr, Libya ve Nii havzasn Asyaya dahil eder.
Hekataiosun batdaki ufku spanya ve Galyann gney sahili
ne dek uzanyordu.
Apen- talya, dnemin Hellenlerinin yalnzca gneyini deil -zaten
ninler buraya kendileri yerlemiti- kuzeyini de iyi tandklar bir l-
Yarm- keydi. Y unan yarmadasnn tersine, Apenninler yarmadas
adas gl nehirler, geni dzlkler, yemyeil tepelere sahipti, zaten
eskiden sk ormanlarla kaplyd; artk tamamen karstlam olan
Abruzzi ile Sicilya bile eskiada ormanlkt. talyada zellikle
de kayn, mee ve am aalar boldu; bugn kr manzarasn
tarlalar ve bahe kltrleri ssler.
Balkan yarmadasnn aksine, dou yakasnn corafyas fazla
renkli deildir, oysa bat sahili ok sayda koy, liman ve akta
konulanm adalarla bezelidir, ama yine de ehresi Y unanis
tann Ege kys kadar ince hatl deildir. Bir baka kontrast ise,
talya topraklarn kken, tarih ve dil bakmndan birbirinden
farkl ok sayda ulusun mesken tutmu olmasdr, geri bunlar
daha sonra Roma tarafndan birletirilmitir. Oysa Y unanistan
epeyce homojen bir nfusa sahipti ve asla bir birleme yaamad.
5. yzyln sonuna kadar izmenin ucundan ve Apenninler
yarmadasyla Sicilya arasndaki kprden oluan Bruttium adn
daki kk yrenin sakinlerine taller ('kakoi) denmekteydi.
Bilinen en eski yerleim birimlerinin tarihi bronz ana da
yanr. Bunlar sabit zemin zerindeki Terremare, yani kazk
temelli evlerden oluan kylerdir. Demir an, adn Bolog-
nadaki bir nekropolden alan Villanova kltr temsil eder.
Minos dnemine ait kltr rnlerinin talyaya ok erken za
manlarda intikal ettiini biliyoruz. Sicilyaya gelince: ok da
eski olmayan bir zamana kadar talya ile henz birleiktir. Y erli
kavimler -doudaki Sikeller ve batdaki Sikanlar- Y unanllarn
boyunduruu altna girmi ve tamamen Hellenletirilmitir.
Y armaday batan sona dolduran Umberler, Sabeller (bunlara
Sabinler ve Samnitler de denir) ve apygler muhtemelen akraba
kavimlerdi, bu yzden talikler ad altnda anlrlar. Y ukar tal
yann dou sahilinde Venetler yerleikti, bat sahilinde ise
Ligurlar. lkinden sadece yoruma kapal yaztlar mevcuttur,
sonrakilerden geriye hibir ey kalmamtr. Y al Cato bu
halklar hakknda unlar syler: Onlar okuma yazmas olma
yan yalanclardr ve gerekler iin bellekleri yoktur.
ONYA BAHARI 145
talya tarihinin en grkemli halk Etrsklerdir. Ana yerleim Etrsk-
blgeleri Tiber ile Amus arasnda zanan topraklard, fakat ler
yaam alanlarnn kuzeye ve gneyin u ksmlarna kadar ge
niledii de olurdu. Etrskler [Etrusci] adn Latinler koy
mutur, onlar kendilerine Rasenna derdi. Hem dilleri hem de
d grnleri bakmndan tamamen farklydlar. Son derece
zengin, tccar ve denizci bir halktlar (rampa kancasn bul
duklar ve korsan gemilerinin denizcilerin korkulu ryas oldu
u sylenir; hatta Etrskler ad, handiyse deniz korsanla
r yl a eanlaml hale gelmiti). te yandan, yumuak, tresiz ve
oburlardr. sokratesin rencilerinden Khioslu Theopomposa
gre, aralarnda cinsel komnizm, rasgele ve aleni iftlemeler
hkm srermi. Robert von Phlmannn hakl olarak bir seks
cenneti dedii bu tablo kukusuz abartlmtr ve ancak u ka
dar dorudur: Etrsklerin erotizm anlay son derece zgrd;
olaanst bir ksnlle ve genel bir okelilik tresine sa
hiplerdi. Phallos klt -ki bu kantlanmtr- penise remenin
daimonu ve topran dlleyicisi gzyle baktklar iin dinsel
nitelikteydi, fakat olaslkla sefahatla evrelenmiti. Etrsk tan
rlar, domuz klndan salar, yarasa kulaklar, gagalar ve ya
ban domuzu dileriyle pek iren bir grnt sergilerler. G
neyde cesetler yaklrd, oysa kuzeyde altn, silah ve vazo gibi
hediyelerin de konulduu ta lahitlerle dolu byk nekropolleri
vard. zellikle de mezar izimleri ilgintir. Grne gre
cenaze trenlerinin ana unsurunu tekil eden lks ziyafetleri
byk bir zenle resmedilmitir: Danslar, ozanlar, elenki-
ler, kyasya iki ien erkek ve kadn misafirler... Ayrca, Msr
motiflerini ve Girit peyzajn anmsatan ve tanrlarnn sert,
dolgun ekillerini gl bir anlatmla yeniden yanstan sahneler
de vardr: Balk ve ku av, hoplayp zplayan yunus balklar
nn eliinde deniz yolculuu, yzen kazlar, uuan kanatllar...
Hnerli de olsa, Etrsk sanat ruha barbardr ve ktcl vah
etinin yer yer cehennemsi bir taraf vardr, ksmen hayli baa
rl olan tf tandan ve kilden heykeller dnceden yoksun,
ehvete dayal bir materyalizmin rpertici delilleridir (Etru-
riada mermer ilkin Romallar tarafndan krlmt). Balang
ve son adeta gizemli bir temas halindedir: Zevksiz Etrsk tipi,
ge dnemin ruhsuz Romalsnn ikizidir sanki. Etrsklerin,
dnyay ve tanrlar gizli tanrlarn ynettii ynnde gzel
146 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH!
ve gizli bir inanca bal olduklar aktarlmtr. Bu gizli tanrlar
Roma tarihinde de hkm srmtr, ama Romallar onlar asla
fark etmemilerdir: Seviyesi dk tanrlarm Romalnn kal
bine sapladklar fetih lgnlyla hepsinin gz dnmtr,
oysa artk orbis terraruma dnm ager Romanusun tanr
nn sznn ekilecei bir tarla olmas gibi bir yazgsnn olduu
akllarnn ucundan bile gememitir.
R oma Ranke, Roma geleneini, anlardan ve siyasi grlerden
oluan bir karm diye niteler. iir duygular gelimemi, bi
limsel alanda ise henz tarih ncesi aamada kalm Romallar,
burada da putlara uyguladklar yntemi uyguluyorlard: Siyasi
eylemleri, kurum ve kavramlar kiilere indirgiyorlard. Bilinen
erken tarihleri, kiiler halinde preslenen blgesel, hukuksal ve
anayasal geliimden ibarettir. nl kurulu efsanesine gre
Romulus ile Remus, Marsn ve Latin birliinin efsanevi ba
kenti Alba Longal bir kral kznn oullardr. Buna gre, Ro-
manm ad pekl Rema da olabilirdi. Gelgelelim, Remus ta
mamen arkaplanda kalr ve nihayet Romulus tarafndan ld
rlr. Roma tarihinin kkeninde, ne anlamldr ki, bir karde
katli vardr. Dahas bu efsane, Romann ie bir tr sulular
kolonisi biiminde baladn aka beyan eder. Aralarnda
kadn bulunmad ve komu yrelerden de hi kimse bu cani
lere kadn vermek istemedii iin i Sabin kadnlarn karma
ya kadar varr; bu karma olaylar Romallarn tresinde, en az
keyfini srdkleri nleri kadar belirleyicidir. Krallk zamannda
atlan balca admlar unlardr: Cemiyetin kurulmas ve nfu
sun snflandrlmas, kentin etrafnn surlarla evrilmesi, ilk
kamu binasnn inas, civar blgelerin ve nihayet btiin
Latiumun boyunduruk altna alnmas. Krallk modern anlam
da yasal deildi, bir soydan dierine aktarlabilir, hatta ilke
olarak, tam vatandalk hakkna sahip herhangi birine de gee
bilirdi. Ama bir kez kral seildikten sonra, kraln hkimiyeti de
snrsz olurdu. Kral bayarg, barahip ve bakomutand;
devletin zerinde, tpk pater familiasm [aile babas] evdeki
arlna benzer mutlak bir arl olurdu. Senatus, yallar
meclisi, kraln yannda anayasal adan tamamen etkisizdi,
yine de kral nemli konular gz ard ettii zaman grevi kt
ye kullanm saylrd. eitli memuriyetlere ve rahiplik maka
mna ancak toprak sahibi soylular (patricii) gelebilirdi. Bunlar-
ONYA BAHARI I 4 7
dan sonra, soylularla evlenmeleri yasak, siyasal haklardan mah
rum, fakat zgr olan avam, yani boyunduruk altna alnm
halkn evlatlar (plebes) gelirdi. Romallarn devleti, hatta -
znde dnya siyasetisi ruhu, malup ettikleri insanlar
Spartallarm yaptklar gibi sertletirmek yerine topluma ka
zandryor olmalaryla da belli eder kendini. Buna ramen, bi
lindii gibi tm Roma tarihine damgasn vuran plebler sorunu
da buradan kaynaklanmtr. nc bir konum daha vardr:
Clientes [yanamalar]. Byk toprak sahiplerinin maiyeti olan
cliensler kendilerini yasal himayesi altna almasnn karl
olarak patronus, yani koruyucularna siyaseten elik eden ve
belli bir vergi karlnda topra ileyen, hr, ounlukla son
radan yerleme kyller, kesenekiler ve kk zanaatkrlardr.
Roma mparatorluu dneminde gndelik ve toplumsal yaam
da belirleyici bir rol oynamlarsa da, koruyucularyla aralarn
daki iliki deiime urar. Sonraki cliensler iin asalak d
nda bir szck kullanmamz mmkn deil. Grevleri, koru
yucularnn zenginlik ve itibarn pekitirmek ya da efendilerine
-asla hak etmedikleri- muteber insan ss vermek iin etrafla
rnda pervane olmakt, tpk gnmzde birinin benzer neden
lerden tr bir hizmeti ya da bir ofr tutmas, sonra da bun
larn maan deyememesi gibi. Bu asalaklara, yorucu grevle
ri karlnda klelerin bile tenezzl etmeyecei dk bir
gnlk para denir ve birka eski elbise verilir, yemekteyse
ekimi arap, bayat ekmek, sulu midye ve lamba yama layk
grlrlerdi. Bununla beraber, ahnn bana m sinek
misali orbaclarnn etrafnda drt dnerler; elbette hep srna
k, merakl ve grgszdrler; vazifeinaslklar ve dalkavuk
luklar nedeniyle mnasebetsiz insanlardr.
Efsaneye gre Romulus Tiber nehrinin sol yakasnda, deni- Krallar
ze yaklak be saatlik mesafedeki Palatinus tepesi zerinde
Capitolium kalesi ve kentin en zarif tapna luppiter
Capitolinus tapma ile birlikte en eski Romay, Roma quad-
ratay ve yz patres senatosuyla populus'u (cemaati) kurdu.
Phlmann, kutsal treleri dzenledii ve kk kylleri koru
mak amacyla arazi snrlarn belirledii sylenen ikinci kral
Numa Pompilius hakknda Gracchuslarn efsanevi nderi
der. Halefi, Tullus Hostilius, Alba Longay fethederek Alban-
lar Roma vatanda yapar; Ancus Marcius Latinleri de nfusa
148 ANTK YUNANIN KLTR TARH
katar ve Tiberin denize dkld Ostiada Romann liman
kentini kurar. Tarquinius Priscus (I. Tarquinius, yani Y al
Tarquinius anlamna gelir) arenay ve kanalizasyon sistemini
(cloaca) kurar; Servius Tullius vatandalarn zenginliklerini
saptamak amacyla nfusu snflara ayrr ve snrl askerlik
hizmetine patricii ile mal mlk sahibi herkesi dahil eder. Bu
durum, onlarn bu grevlerinin yan sra hak da talep etmelerine
yol aacaktr. Son kral Kibirli Tarquinius Superbustur. A-
dndan da anlald gibi, Etrsk kkenli bir soy olan Tar-
quiniusiarn soyuna muhalif cumhuriyetilerle milliyetilerin
ba ektii ift ynl bir saldr sonucunda tahttan indirilmitir.
Efsaneye gre, Tarquinius epeyce saldrya maruz kalnca, o-
ullarndan biri Collatinusun kars L ucretiay ifal eder, bu
nun zerine Brutus orduyu da yanna alarak gizli bir ayaklanma
tertipler. Etrsklerin yardm ettii restorasyon giriimleri defa
larca boa kmtr. Krallarn yerine, ylda bir seilen iki kon
sl getirilmitir. Bu konsller, biri dierinin buyruklarn fes
hetmedii srece snrsz gteydi. Sava tehlikesinin hkm
srd dnemlerde bakomutanlk hakk, alt ay sonra grevi
terk etmesi beklenen diktatre verilirdi. Tarquiniuslarn
Peisistratos oullaryla ayn yl iinde drld sylenir.
Bunun bir tarih konstrksiyonu olmasna gerek yok, nk d
nemin ruhu denen ve medeni dnyann zerinde esip duran gi
zemli bir ey var. Fakat o tarihten itibaren Romada kral sz
cnden nefret edildii kesindir, bu unvan neredeyse kfret
meyle eanlaml bir hale gelmitir, ksacas Y unanistandaki
tiran unvanyla ayn akbeti paylamtr.
Eski Krallk dneminin Romallar dnya tarihindeki sava halk
Roma- unvann oktan hak etmilerdi bile. Kendilerine Quirites, mz-
lllann rakllar denen Romallar, seme hakkna sahip yurtta toplulu-
Kiiui u j|e savaa giden askeri birim iin tek ve ayn szc kulla
nyorlard: Centuria. Buna karlk, o zamanlar denizci bir halk
olmaktan henz ok uzaktrlar: lk balarda bir deniz tanrlar
yoktur ve denizcilik terimlerinin de neredeyse tamam Y unanca
kkenlidir. At ve araba sporuyla ilgili terimlerin ou Kelt-
edir. Romann en ge altnc yzyln banda temas kurduu
Galyallar, talik rkn melezlemesinde rlandalIlarn Anglo
sakson rkn melezlemesinde oynad role benzer bir rol oy
namtr. Galyallar kiilik bakmndan Romallara hi benze-
ONYA BAHARI 149
meeler de, tinsel adan Romallara kukusuz be basarlard:
Vergilius, Catullus, Livius, Plinius ve Latin kltrnn daha
nice temsilcisinin damarlarnda Kelt kan dolard.
lk Romallar eli silah tutan kyllerden baka bir ey de
ildi. Ticareti bile hi nemsemezlerdi: Onlara gre ticaret yal
nzca lke iindeki ticaretten ibaretti, bu ise byk lenler
mnasebetiyle dzenlenen ve tarallarn mtevaz ihtiyalarn
gideren fuarlarla snrlyd. Y unanl komedya airi Hermippos,
Peloponnesos sava zamannda bile talyann ihra ettii ti-
rnler arasnda yalnzca krma ve kz kaburgasn sayar.
Numa, loncalarn kurucusu addedilir. En nemli loncalar, de
mirci, marangoz, derici, boyac, mleki ve kundurac loncala
rdr, bir de flt loncas vardr. teden beri pancar, fasulye,
ayrca dar, arpa ve delice eker, buday yetitirmeye ancak be
inci yzyln ortalarndan itibaren balarlar; zm, incir ve
zeytincilik kltr ise g bela geliir. Buna karlk, denize
yakn dzlklerde eskiden beri tuz karlrd. lkenin balca
zenginlik kayna bykba hayvanlard: pecus. Parayapecunia
denmesinden de anlalaca zere para ls bu hayvanlard.
Dil tarihinin bir baka belgesi olan dives ile divus arasndaki
iliki son derece artcdr: Dnyada zenginlik kavramn tan
rsallkla badatracak derecede kaba, daha dorusu dnce
siz bir baka halk daha yoktur.
Romallar, doruluk ve drstlk hakknda Y unanllardan
daha ok kafa yormua benzer. En fazla sunaa sahip soyut
tanrlar Fides ve Pietastr: Fides sadk deil, yalnzca an
lamaya sadk anlamndadr ve Fidesle akraba Pietas ise her
kese, hatta daha alt seviyedekilere kar bile sorumluluklarn
harfiyen yerine getirilmesi demektir. Ksacas, bizdeki isel
dindarlk kavramyla hibir biimde rtmez. Soukkanl da
olsa gl bir hakkaniyet duygusu Romallarda hep vard. Tica
ret ve siyaset alanlarnda hilekrlk, hatta kurnazlk her Roma
lnn nefret ettii eylerdi. Romallarn nezdinde bunlar kle
lerle fahielere zg meziyetlerdi, bilim ve sanatla ilgili her
eyi bir tr edepsizlik diye reddederlerdi. Latincede yalnzca
scriba [yazar] szc vardr; poeta [air] dn alnm bir
kelimedir. Pratik amalara hizmet etmeyen her trl tinsel u
ra, artes leviores [pek nemli olmayan sanatlar] ve studia
minora [ikinci derecede uralar] saylrd. talya topraklarnda
I 50 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
doan yegne airane eser, Osk kkenli olup 500 senesinden
nce Romaya girmi olan Atellana'dr: Mstehcen szleri,
kabalklar, iki ve kavga sahneleriyle, budala ihtiyar pappus,
pisboaz maccus, ahmak buccs gibi dz tiplemeleriyle dzey
siz bir halk balad. Hukuku bir halktan beklenecei zere,
Romallarn ilk edebi ant zgn metinden geriye yalnzca tek
tk iktibaslarn kald, veciz ve keskin olduu kadar kaba ve
yontulmam bir Latinceyle kaleme alnm, On ki Levha Ka
nunlardr. Si nox furtum faxsit, si im occisit, itere caesus esto
[Geceleyin (birisi) hrszlk yapar, (mal sahibi de) onu ldrr
se, lmeyi hak etmitir]. in ilgin yan, ocuklarn en ok da
yarglk oynamay sevmeleridir.
talya evinin aviu benzeri ana mekn, atrium, Y unan
negaronuna tekabl eder. O da ayn biimde karanlktr ve
kla birlikte yamur da ieri girdii iin adna compluvium
dedikleri tavan penceresiyle aydnlatlr; yamur bir havuzda
(impluvium) toplanyordu. Arka duvarda ocak vard. Atrium'un
etrafnda eitli odalar sralanrd: Samanlk ve tahllk, meyve
ve sebze kileri, ot ve un deposu, mutfak ve banyo vazifesi de
gren amarhane, ahrlar ve ar kovan blmeleri. Pater
familias [aile babas], ileri bizzat idare eder, kendisi de alr
d. Patria potestas [baba otoritesi], kadn, ocuk ve hizmetile
rin yaam ve lm zerinde karar verme yetkisini ieriyordu.
Y etikin oul bile hukuksal ilerini ancak babasnn onayyla
halledebilirdi. Romal pater [baba] szcnn, dier dillerde
olmad kadar sert bir vurgusu vard: Babalk hakkndan ziya
de hkmranl vurgular; senatonun pater' leri \ pat re s) toplu
mun efendileridir, cliens lerin efendileridir; patricii de efendiler
snfn oluturur. Ev kadnna sonsuz sayg duyulurdu ama i
ten bir sayg deildi: Koca ona yalnzca ocuklarnn anas g
zyle bakard. Latincede nikhna almak demek in
matrimonium ducere demektir, yani annelie sevketmek. Ro
mallarn evin kzlarna ne kadar az nem verdikleri, erkek ve
kz kardelere karde yerine fratres, biraderler demelerin
den ve kz ocuklarna isim vermek yerine ou zaman basite
numara koymalarndan bellidir. Romallarn zel isimlerine
bakarak hayal glerinin ne denli zayf olduunu grebiliriz.
Quintus [beinci], Sextus (altnc) ve Decimus (onuncu) gibi
isimler erkekler arasnda da revatadr; ay adlarnn yars nu
ONYA BAHARI 15 1
maralardan ibarettir: September (septemden [yedi], eyll),
October (ocrodan [sekiz], ekim), November (novemden [do
kuz], kasm), December (decemden [on], aralk). Temmuza
karlk kullandklar Quinctilisi ancak I ulius Caesarn onuru
na I uliusa, austos iin kullandklar Sextilisi ise Augustusun
onuruna Augustusa dntrmlerdir. Oysa eitli Y unan
kentlerinde be yze yakn ay ad kullanlyordu ve zaten say
sz isim vard; ge dnemde bile yeni isimler icat edilmiti.
Eski Romallar yazn gn domadan, kn ok daha erken- Eski
den ayaa kalkar, afak tanrs Matutinusa ksa yollu dua edip Roma-
gnbatmna kadar alrlard: Kadnlar evde, erkekler tarlalar- hlarn
da. Pater farnilias, oullarna din, hukuk ve tarm derslerini aam
ounlukla kendisi verirdi; kz ocuklarna ise iplik eirmek
dnda bir ey retilmezdi. nler, sabah kahvalts [pran-
dium) len yemei (cena) ve akam yemeinden (vesperna)
ibaretti. Y alnzca cenada sofra kurulur, evcil hayvan eti de
ancak misafir yemeinde (convivium) yenirdi; ayrca zaman
zaman balk ya da av hayvan, hamur ii ve mevye ikram edi
lirdi. Bu yemeklerin can skc bir havada getiine phe yok;
Y unanllarn zek tten erotizm, kltrl sohbetler ve elence
dolu ziyafetlerini Romallarda bo yere ararz. Onlarn olaan
besini hamur pideli bir tr ku kuyruu, lahana ve turu, salata
ve soand. zel isimlerinden de anlalaca zere baklagillere
dknlerdi: rnein, Fabius fasulyeci demektir, Lentulus
lensten, yani mercimekten, Cicero cicer, yani nohuttan gelir.
Domuz adeta ulusal yemekleridir: En sekin soylardan olan
PorciusTar ile Suiliuslar adlarn domuzdan alrlar ve domuz
etine caro suilla demelerine baklrsa, Latinler domuz karsn
da efkatten erir gibi olurlar. Tavuk talyaya ilkin Y unanllar
araclyla gelmitir. Cumhuriyetiler zamannda tavuklardan
faydalanan kehanet merkezleri son derece yaygnd. Flayvanla-
rn itahla yemesi hayra, tersi de erre alametti. I. Kartaca sa
vann bakomutan P. Claudius ^ulcher, yemlere tenezzl
etmeyen kutsal tavuklar suya attrm ve yle demiti, Y em
istemiyorlarsa, su isinler. Fakat tavuklar haklyd, nk
Pulcherin filosu gerekten de malup oldu.
Sofralarndan eksik olmayan kuru zm arab ya da ra u
rubunun tad iren olsa gerek. Esritici ikiler imek kadnlara
yasakt. Parasna zar atmak yalnzca cmblerde, dans edip
152 ANTK YUNAN IN KLTR TARH
ark sylemek ise yine son derece skc olan kltlerde serbest
ti. Cicero bile yle der: Eer ldrmamsa, akl banda hi
kimse dans etmez. Romallar zl ve saf bir millet olduk
larndan deil, hayal gcnden yoksun olduklar iin bu denli
sade bir yaam srmlerdir.
Renksiz bir yn gmlek olan tunik (tunica), Y unanllarn
khitn una benzer: Erkeklerde kolsuz ve diz st, kadnlarda ise
kolludur ve ayak bileklerine kadar uzanr. Y alnzca konslle-
rinki ve rahiplerinki hafif sslemelerle bezeli kabark toga -
beyaz ynl kumatan rt- Y unanllarn himationuna eittir.
Bunlarn yan sra, souk havalarda bir tr ekose al olan
pallium giyilir, yamurlu havalarda ise hasr otundan rlm
kukuleta taklrd. Kadnlar uzun salarn bir fileyle toplar ya
da rer, erkekler sadece byklarn tra ederdi; salar henz
Roma tarznda ksa deildi: San ve sakaln tra etme deti
ancak nc yzylda balar. Oysa Etrskler sakallarn teden
beri tra ederdi, bu detleri L atiumda taklit edilmi olsa gerek.
Romallarn Miken kltr evrelerinin tasvirlerindeki gibi
Miken usul sakal braktklar da olurdu. Fakat Miken me
zarlarndan kan altn masklarda yalnzca byk grlr; bu
sonraki Y unanllara tamamen yabanc da olsa Keltlere kadar
ulamtr, belki Romallara da. Ksacas, Mucius Scaevola ile
Corioianusun gerekten neye benzediini bilmiyoruz.
Latince Latince ok erken dnemlerden itibaren L atiumun ortak dili
haline gelmi bir Roma lehesidir. Tpk Y unancada da olduu
gibi, asl telaffuzu konusunda tam bir bilgi sahibi deiliz. Ku
kusuz, iden nceki t harfi t biiminde okunuyordu, yoksa
onu z diye okuma alkanlmz talyanca kkenlidir; hatta,
e ile iden nce gelen c bile z deil, k idi; bunun
byle olduu, hem Latince adlarn Y unancadaki yazlndan
(Zspiv yerine Kucepoov), hem Y unancadaki knn Latincede
ak nszlerden nce bile daima e harfi ile karlanyor ol
masndan, hem de Latinceden dn alnm szcklerin
Almancadaki biimlerinden bellidir (rnein, cista'dan Kiste,
cellarium'dan Keller tremitir); aksi takdirde Caesar szc
Y unancada Kaisar deil Zaisar olmalyd, dolaysyla bu en
yksek dnyevi makamn Almancadaki karl da Kaiser de
il, Zaiser olurdu. Fakat Cicero telaffuzu dilimize ylesine
Himation bir tr pelerin, kliton ise himation'un altna giyilen bir giysi. (F.D.)
ONYA BAHARI \ 53
yerlemi ki, kolay kolay atmamz mmkn deil ve sokial,
Nattion ve keterum kenseo demeye de herhalde kimse yana
maz artk. Ayrca, eski Romallara herkesten daha yakn olmas
gereken talyanlar bile iero diyerek en az bizim kadar yan
l telaffuz ediyorlar. Liselerde artk Cicero telaffuzunun art
kouluyor olmas, okul idaresinin kard zorluktan baka bir
ey deildir, nk bu telaffuz, ne kadar doru olursa olsun,
rencinin hayatta hibir iine yaramayacaktr.
Latince aslen ok daha zengin bir dildi, gerek diftonglar ge
rekse ekleri ve biimleri bakmndan. rnein, yedinci hal ola
rak, hem dal (ikili) hem de lokatif (-de hali) vard, ama bunlar
hakknda artk yalnzca do ve ambo szckleri stnkr bir
fikir verir, tpk karanlk eski alardan kalma dev mezar talar
gibi. Y unancadaki optatifi (istek kipini) Latincede konyunktif,
aoristi (snrsz bir zaman kipi) de perfekt temsil etmekteydi;
medyum (orta at) ise daralp bzlerek, az saydaki neutrum
passivumlara (edilgen fiillere) dnmtr. Belli ki, nesnel ve
hesapl Romal bu tr lks biimlerle pek ilgilenmemi. Belirli
artikellerin eksik olmas da karakteristiktir: Adlarda artikellerin,
fiillerde de ahs zamirlerinin olmay, edatlarn ktl. Roma
llar bu konuda bile siyasi, hukuki ve askeri bir hizmette bu
lunmutur. Y unan lehelerindeki anarizmin aksine, Latincede
birlik hkm srer, sral ve giriik cmleleri askeri bir disiplin
iindedir, unsurlar birbirinden kesin oiarak ayrlmtr, bir ka
nun kitabnn rasyonelliine sahiptir - sert yapl ahenginde
lejyonerlerin yry yanklanr. Duvarlar henz svanmam
bir binann soukluu ve kuruluunun yan sra, iddet ve duru
luuna da sahiptir. Subtilitate vincimur, demiti Quintilianus,
valeamus ponderel Bu ksack uyar bile Aimancaya olduu gibi
evirilemiyor. Y eryzndeki btn uluslar bir eyi ksa ve z bir
ifadeyle anlatmak istediklerinde Latinceye bavururlar. Latince,
parola, iddet, tahkir, komuta ve mezar kitabelerinin dilidir.
Balangta Roma dininin Y unan diniyle ortak bir yan R oma-
yoktu. Ancak Hellenlemeyle birlikte bu ikisi arasnda ortak hlarn
noktalar olutu ve di indigetes, yerli tanrlar, ve di novensiles, Din*
dardan alnm tanrlar diye bir ayrm yapld. Hege! ince
likli bir biimde, Iuppiter, Iuno ve Minervann szlerini sanki -
daha nce tiyatroda iittiimiz duygusuna kapldmz belirtir.
Roma dini mi yoksa Y unan dini mi daha derindi sorusunu ya-
I 5 4 ANTK YUNANIN KLTR TARH
mtlamak g, fakat Romallarnkinin daha ciddi olduu syle
nebilir. Sofuluu ritalizmle bir tutarsak diyebiliriz ki, Roma
llar dnyann en sofu insanlaryd. Cicero religioyu reli-
gareye dayandrr, fakat bununla tanrya, Schleiermacherin ok
daha ikin bir biimde yorumlad mutlak ballk anlamnda
ball deil, kutsal detleri ve bu detlerin harfiyen yerine ge
tirilmesini kasteder. Religioyu, tanr korkusu olarak da tanmla
yabiliriz, elbette bizim iin fazla yzeysel bir anlamda.
Religiosus sfat belki tekinsiz diye evrilebilir: Loca religiosa,
dies religiosi, tabu olan yerler ve gnlerdir, rnein, yldrm
dm yerler ya da bir felaketin yaand gnler. Bu tr yerlere
adm atlmaz ya da ancak trenle adm atlrd ve bylesi gnler
de hibir ey yaplmaz ya da en iyisi hi sokaa klmazd.
Romalnn, Vedalarda, Genesis, Edda ve dier efsanelerde,
keza Y unanllarda olduu gibi kendine zg biimlerde gelimi
zengin bir kozmogonisi yoktur. Ona gre gk ve yer, gnein
amas, yamurun yamas, yeermek ve meyve vermek iindir,
o kadar; nasl meydana geldikleri sorulmaz. Balangta sylen
ve put diye bir ey de yoktur, dolaysyla tapnak da. Templum,
arkaik dilde basite kutsal yer demektir. Sunak niyetine ayrl
bir tepe kullanlr, Mars mzrakla, Vestay ocak ateiyle,
Iuppiteri de akl tayla simgelerlerdi, luppiterin ilk kil heyke
lini Capitoliuma koyanlar TarquiniusIard. Tanrlar numinadr,
yani iradenin tayclar; onlar soyut enerjilerdir, gerek kiiler
deil. Fakat tam da insan tesi bir kla brnm olmalar ne
deniyledir ki, Y unan d gcnn en harika eserlerinde bile g
rlmeyen bir azamet havas ve rpertisi vardr onlarda. Bu ne
denle, tapman kii kendi dini mizac uyarnca, bu tanrlarda ya en
ulvi ve en gizemli eyleri ya da en bo ve en sradan eyleri g
rebilirdi. Oysa, dnya duygusunun derinliine ancak tanrlarn
inkryla ulaabilen Y unanllar iin bu kap kapalyd. Numenin
tinereden geldii sylenir, yani ban onaylayan hareketinden.
Tanrlar Romallara ancak uzaktan ba sallarlard.
Romallarn batanrlar Iuppiter, Mars ve uirinus idi, son
ikisi aslen zde olsa gerek. Mars hem sava tanrsyd hem de
tarm tanrs. Y ln baharda balayan ilk ay adn ondan alr;
Mensis Martius. I uppiter Fulgurator, Tonans, Pluvius ve
Serenatordur: imekler aktrp gkleri gmbrdetir, yamur
yadrp gne atrr. Arbor Jovis Slavlarn, Keltlerin, Cermen
ONYA BAHARI 155
ve Hellen gibi dier pek ok Hint-Avrupa halklarnn da kutsal
sayd bir mee aacdr. En eski Y unan tapma olan
Dodonada Zeusun mee aac dikiliydi; yapraklarnn hrts
ve dallarnda yuvalanm kutsal gvercinlerin uuu gelecee
dair haberler verirdi. Bunun dndaysa, akla gelebilecek her
trl etkinlik ve olayn kendi tumina*s vard: rnein, tarlann
ilk srl iin Vervactor, kincisi iin Redarator, ncs
iin mporcitor; tahln getirilii iin Convector, ambarlan
iin Conditor ve kullanma sunulmas iin de Promitor;
Ossipago, ocuklarn kemiklerini sertletiren tanrdr; Statili-
nus, ocuklara ayakta durmay, Fabulinus da konumay re
tir. Veba, alk, humma, tarla yangn gibi belalarn da zel tan
rlar vardr. En nemli ahlaki ve siyas kavramlar da ayn bi
imde kiiletirilmilerdir: Spes ve Fides, Pietas ve Aequitas,
Concordia ve Clementia, Salus ve Victoria. Kyller iin snr
talarnn tanrs olan Terminusun nemi byktr, bu tanrnn
onuruna her yl bir enlik, Terminalia dzenlenirdi. Ekin tanrs
Saturnusun onuruna bizdeki Noel kutlamalarna benzer
Saturnalia enlikleri yaplrd. Aralk aynn ikinci yarsna
rastlayan bu enlikler zamannda insanlar btn ilere ara verir,
birbirlerine armaanlar datp bona Saturnalial ar dilerlerdi,
mumlar yaklr, len yemekleri yenirdi. Dahas, efendilerin
klelerine hizmet etmeleri gibi gzel bir de tre vard.
Evin idaresi, kapy ve oca simgeleyen Ianus ve Vestaya Roma
ve genel olarak ylann simgeledii Penates, Manes, Lares ve Klt
Geniusa aitti. Y alnzca bireylerin deil, btn yrelerin, ku
rulularn ve tm Roma halknn bir Geniusu, koruyucu bir ruhu
vard. Genius loci kavram, Y unanllardaki karlndan daha
doal ve canldr, bu kavram Y unanllarda az ok mecazi bir
anlam tard. Ev sunular ounlukla bitkiseldi: St, fasulye,
pasta, hatta elenk ve tts; devlet kurbanlar hayvansald: Do
muz, koyun, sr, ki bunlarn de suovetaurilia szcnde
toplanmtr (sus, ovis ve taurus). Kurbanlar ta veya bronz
baklarla keserlerdi; kaplar hl eski alara zg bir sadelik
teydi; ate, tahta ubuklar birbirine srtmek suretiyle yaklrd.
lahi yasann koruyucusu, tanrlarla mnasebetin en dorusunu
bilen rahipler (potifices) heyetiydi. Kurbanlar, bugn ve ge
lecei pratik egemenlik altna almaya yarayan zanaat tekniin
den baka bir ey olmad gibi, adak (votum) teslimatta deme
156 ANTK YUNAN'IN KLT R TARH
yaplan bir alveri, vadesiz bir akittir; kuatma altndaki
kentten dman tanrnn kovulmas, evocatio, bize komik gelen
hukuki bir sretir.
Alametlerle ilgili retinin kkeni Etruriadr. Bir alamet,
alnacak karar onaylayabilir ya da uyarda bulunabilir, alnm
bir karardan sonra k yolunu gsterebilir, herhangi bir yne
iaret etmeksizin yainzca ihtarda da bulunabilirdi. Kehanette
bulunmak iin imeklerin biimi, uzunluu, yn, konumu ve
zaman; kartal, akbaba, karga ve baykularn ve bazen de btn
kularn uuu, bunlarn yan sra olaanst doa olaylar da
gzlemlenirdi: Gne ve Ay tutulmalar, gkkua, kuyruklu
yldzlar, sakat doumlar, aniden ortaya kan ar srleri ve
benzeri eyler. Btn bunlar adamakll yorumlamay yalnzca
Etrskler biliyordu, bu yzden imparatorluk dnemine kadar,
augur'Yar -kularn uuuna gre kehanette bulunan rabipler-
olarak onlar tercih edilmitir. Romallarn, eitimde ba ek
tikleri ve gnmze dek aktarlan bir hukuk pratiine ve devlet
rgtne sahip olduklar altn alarnda bile bu tr eylere i-
nandklar kesindir. Voltairein papazlara ynelik inelemeleri
papazlara bak nasl deitirmediyse, Catonun kesilen kurba
nn barsaklarna bakarak kehanette bulunan khinleri (harus-
pices) kmseyen szleri de bir ey deitirmedi.
Castitas buyruunun ahlaki hibir yan yoktu; tamamen ra
hibin, kurban adayann ve kurbann ritel temizliine, ykama,
sulama ve ttslemeye dayanrd. Duada en ufak bir hata, bir
tek kelimenin bile unutulmas, elin yanl bir hareketi, fltn
teklemesi, atlarn tepmesi veya dizginlerin yere drlmesi
kurban geersiz klard, zaten bunlar en az otuz kez tekrarla
nrd. Ayinlerin ba belas sivri fare idi. Bu farenin srnak sesi
eli kulanda hayrl alametlerin zerine glge drrd. Kili
se babas Tertullianus, ok saydaki kat teamlnden tr
Numa yasasn On Emire benzetir. Varro ise marur bir e-
dayla, Romallarn tanrlarn balangta sine simulacro y
celttiklerini, ibadetlerinin daha ar olduunu syler: Onlara
putlar ithal edenler halkn yreinden tanr korkusunu skp
atp yerine sapk bir reti vermitir. Varronun bu yorumu
(kendisi sadan 27 yl nce lmtr), o byk a dnm
nn ruhunu nceden mutulamtr diyebiliriz. lk Romalllarn
bir putu bile yoktu.
ONYA BAHARI T5 7
Varro Y ahudileri kastetmiti, fakat pekl Persleri de kaste- Mecusi-
debilirdi, nk onlarda da put yoktu. Geri Persler asla kat bir k
tavr sergilememi, hi olmazsa Ahuramazdanm bir tek imge
sine izin vermilerdi: Gnei temsil eden kanatl bir dairenin
iinde sakall ve uzun lleli, sa elini retici bir biimde kal
drm, tac ve krallk libasyla tanrnn resmi. te yandan, on
lar da tapmak ina etmeyerek Y alva Musann retisinden
daha tutarl bir yol izlemilerdir. Bence bunun nedeni, der
Herodotos, Hellenler gibi tanrlarnn insanlara benzediine
inanmamalardr. Dalarn doruklarnda gnee ve Aya, top
raa ve atee, suya ve rzgra yakarmakla yetiniyorlard. s
kenderiyeli Clemens, Onlar tanrnn ruhunu ne Y unanllar gibi
odun ve tata ne de Msrllar gibi balkl ve fravunfaresinde
grmtr, filozoflar gibi onlar da tanrlarn tezahrn yalnz
ca ate ve suda bulmutur, der.
ranlIlarn dini, Hintlilerin Vedasna tekabl eden ve
Avesta denen (aa yukar, bilme anlam tar) kutsal me
tinlerde toplanmt. Avesta, rann eski dini dilinde, yani eski
Baktria dilinde kaleme alnmtr. Bu dilin eski Farsa karsn
daki durumu, aa yukar eski yksek Almanca karsnda
Gotann durumuna benzer; daha Kyros zamannda, ortaa
Latincesi ya da sa Mesih zamanndaki branice misali l bir
dil haline gelmitir. Avestadan gnmze kalanlar, liturjik
paralardr. 1760 civarnda Anquetil Duperron, Bombay civa
rnda yaayan atee tapanlarn elinde zengin bir metin kolek
siyonu olduunu kefeder, bunlar 1771 ylnda Franszcaya
evrilmitir. Perslerin kendilerine ait bir dinlerinin olduu ger
ei bsbtn unutulduu iin malum eviri insanlar ylesine
artmt ki, eviriden phe duyulmutu. Mecusilik ya Ahura
Mazdann adna gre Mazdaclk diye tabir ediliyor ya da ku
rucusuna gre Zerdtlk diye adlandrlyor. Y unanllarn de
yiiyle Zoroastres (Avestadaki zgn hali Zaratutra), rivayete
gre 660 ylnda domutur. Doumu alamet ve mucize
ykl olduu iin kara bycler onu ldrmeye alr. Yirmi
yanda inzivaya ekilir, otuzuna geldiinde ise vahiy iner ve
insanlar irad etmeye balar, fakat nceleri baarl olamaz.
Dman rahipler tarafndan hapse bile atlr, ancak kraln sev
gili atn iyiletirdii iin kraln ltfuna mazhar olur. Hkmdar
ile karsn bu yeni dinin saflarna ekmeyi baarr, artk n
T58 ANTK YUNANTN KLTR TARH
iyice almtr. Ne var ki, dmanlar ve mcadeleler bandan
eksik olmaz. Zerdt muhtemelen bu cihadlardan birinde d
er. ldnde, altm yedi yandaym.
Zerdtln en temel zellii sarslmaz dalizmidir. Haki
kat ile yalan, iyi ile kt, sonsuz k ile snrsz karanlk gibi
birbirine dman glerle Oromasdes (Ormazd, Ormuzd,
Ahuramazdann Y unanca biimi) ile Ahriman birbirlerinin tam
zdddr. Y ine de burada bir tektanrclk sz konusudur, nk
kavgann sonunda iyi ktye galip gelecektir, Ahura Mazda
(bilgeliin kendisi olan efendi), dnyann yaratcs, sahibi ve
hkimidir; iyilii reten ve koruyandr; taht gkyz, cismi
ise Pers imgeleminde ruhla ayn anlama gelen saf atetir (Me
cusilik, spenta mainyu, yani kutsal ruh kavramn bilir). Onun
altnda gksel hkimlerden kurulu bir hiyerari vardr: En stte
alt hayrsever aziz, bir tr bamelek yer alr; isimleri, gzel
dnce, en iyi hakkaniyet, zlenen diyar, cmert zve
ri, kurtulu ve lmszlktr. Ormuzdla birlikte kutsal
yedileri olutururlar; bunlar, saysz basamaklar halinde
Fravaiier ya da koruyucu melekler izler.
Ormuzd her yerdedir ve her eyi bilendir, fakat gc mutlak
deildir, nk karsnda, yeni Farsa adyla Ahriman vardr
(Avestadaki ad, angra mainyu, kt ruhtur). zellikleri, mu
halefet, sknt, darlk, alay ve bilumum ktlklerdir. Ormuzd
yaam yarattnda, Ahriman da lm yaratmtr. eleri,
uyku, gece, atei bulandran duman, k, l, hastalk, kirlilik ve
ktln iyilie stn tutulmas anlamna gelen yalandr.
Ahriman Zerdt de ayartmaya alr, tpk eytann Mesihi
ayartmaya alt gibi, fakat baarsz olur. Hizmetkrlar, alt
badaimon ve Daevas birliidir, bunlar eski halk inannn do
a tanrlarndan baka bir ey deildir, ama Hristiyanlkta da
olduu gibi, bu yeni din tarafndan eytanca diye ilan edilmi
lerdir. Her ktlk, her fenalk, bir daimonun eseridir.
Zerdt- Nietzsche, neden tam da Zerdt figrn setiini yle a-
ln klar: Zerdt, eyay devindiren arklar iyinin ve ktnn
savanda bulmutur. Zerdt, bu uursuz yanlgy, ahlak ya
ratmtr, dolaysyla onu bilen ilk kii de odur. Bu konuda her
hangi bir dnrden daha eski ve baarl olmasnn yan sra,
Zerdt baka dnrlerin hi olmad kadar gerektir. Ger
ekleri sylemek ve oklarn isabet ettirmek: te Pers erdemi,
ONYA BAHARI 159
Ahlakn, gerek ak nedeniyle zorlanmas, ahlaknn kendisini
kendi kartna - bana- zorlamas: te Zerdt adnn bendeki
karl budur, Bilindii gibi, Nietzsche eski dalizmin yerine
yenisini getirmitir: yinin ve ktnn dalizmin - tam
anlamyla aristokrat olan Zerdt diniyle enikonu badaan bir
dalizmdir bu. Her bir dini deha, ki Nietzsche de bunlardan
biridir, zorunlu olarak dalist ve ahlakdr. st insann balca
erdemleri, ruhun cesurluu, kalbin safl ve cmertlii, aydn
lk hizmeti, ebediyet sorumluluu bilinciyle hareket eden eylem
gcdr ve btn bunlar yceltilmi birer Avesta erdemidir.
Zerdtlk dinini tm kurumlaryla ele aldmzda, mahe
re, cennet ve cehenneme inandn grrz; dahas, iyi ve kt
amellerin eitlii durumunda A raf diye bir yerin olmas gerek
tii dncesine ok nceden varmtr. Ormuzdun yaratt
insan, doas gerei iyinin evrenine aittir ve hayatnn her evre
sinde kendi bana karar verme hakkna sahiptir. Y alnzca insa
nn deil, dnyann da kaderi bu seime baldr, nk her iyi
amel Ormuzdun gcn artrr, kt amel ise Ahrimanm h
kimiyet alann geniletir, dolaysyla n nihai zaferi gecik
mi olur. Melekler bu konuda olup biten her eyin defterini tu
tarlar. Zerdt ahlaknn temelinde u kutsal l yatar: yi d
nceler, iyi szler, iyi eserler. ounlukla arlk talep edilir:
Ruhsal ve bedensel arlk, itenlik ve efkat, tarmn ve srla
rn himayesi (inek, Ahuramazdann en sevdii yaratktr). Ate
en ar ve her eyi artan, ayn zamanda da en fazla k veren
olduu iin ululanr. Rahip, sunaklarda yanan atein kutsal a-
levlerine, onu kirletmemek iin ancak eldiven takarak ve azn
rterek yaklaabilir, atei kartrmak ve krklemek iin takdis
edilmi demir ve devekuu yelpazesi kullanlr. Cesetler kirli
olduklar iin ne atee atlr ne de topraa verilir, ite buradan
u esiz tre domutur: lleri kurda kua yem olarak sun
mak. Arlk yasas nedeniyle baka defin biimleri de mevcuttu
elbette: ller balmumuyla svanp oturma pozisyonunda g
mlr ya da lnn toprakla temas etmesini engelleyen tabutla
ra koyulurdu.
Kpek ve horoz da kutsal hayvanlardand. Horoz, zellikle
de sabahn ve n habercisi olduu iin kutsald. Horoza Y u
nanistanda uzun zaman Pers kuu denmitir. Kpein nne,
sanki eref konuuymu gibi, en iyi yemekler konurdu. Drt
160 ANTK Y UNANIN KLTR TARH
gzl bir kpek (alnnda iki leke olan) baklaryla eytan bile
kovabilirdi. At ve deveyi ne kadar takdir ettikleri, utra (deve)
ile aspa (at) taklaryla oluturulan eril isimlerden bellidir, r
nein I. Dareiosun babasnn ad Vitaspadr (Y unancas
Hystaspes). ki rk atlar vard: Gneybat kkenli, ok sratli
Arap atlar ve kuzeydou kkenli ar, uzun mrl atlar.
Persler Arap atlarn zellikle de postaclkta kullanr, dierleri
ni ise orakl arabalara koarlard. Arlar ve tekerleri byk
oraklarla donatlan bu arabalara, batan aa zrh kuanm
drt at koulurdu, ilk zamanlar dmann korkulu ryasyd bu
arabalar. Buna karlk, Ahrimann yaratklar ev ve tarla fare
si, ylan ve kurbaa, yrtc hayvan ve bceklerdi. Bunlar yok
etmek dini bir vecibeydi.
Mecusilerin en byk devi yalan sylememekti, bu yzden
borlanmak da yasakt, nk bor insan yalan sylemek zo
runda brakabilirdi. Eski Mecusilerin tek gerek halefleri olan
Bombaydaki Parsilerde i anlamasnda el skmak halen daha
yazl szleme kadar geerlidir, cmertlikleri ise dillere des
tandr. Perslerin, Hellenler zerinde en az gereklik aklar ka
dar artc bir etki yaratan bir baka zellikleri de, dmanla
rna kar kahramanca, malup ettiklerine kar da yumuak
davranmalaryd. Tapmak yakmay Y unanllardan rendikleri
ni sylerlerdi. Dmanlarna bir ibret dersi vermeye ya da onla
rn cesaretini krmaya nadiren kalkrlard. Avestada olanc
lk da yasaktr, ama belli bir cezas yoktur; arap imek ilkin
slamiyetle yasak edilmitir, oysa Perslerin balca zevkleri av
lanma, zar atma ve yarma, bir de arap imekti. Herodotosun
naklettiine gre, sarhoken birbirlerine danr, ayldklarnda
ise aldklar kararlar yeniden gzden geirirlermi - hi fena
bir yntem deil. zetle diyebiliriz ki, Zerdtlk eskiada,
Hinduizm dndaki inanlarn tersine evrensel ve babacan bir
dindir ve Hinduizmin aksine bir eylem dinidir. Hintlilerle ran-
llar, aslen ortak bir halk, dar anlamda Ari bir topluluktur; sanki
doa iki ayr dnya gr ve yaam biiminin ayn kkten
nasl doabileceini gstermek istemitir. Persler, Medler ve
Partlar ran soyunun yalnzca birer dalyd, tpk gnmzde
Franklar, Suebyallar ve Bavyerallar gibi.
ran ran tipik bir dalk blgedir. En alak vadiler bile deniz se
viyesinden 1500 metre yksektedir; dalar ounlukla 5000
ONYA BAHARI 161
metreyi zorlar, hatta bazen geer de. Orta blgesi, admas im
knsz byk bir tuz lyle kapldr. Orman da hemen hemen
yok gibidir. lkeyi ssleyen yegne aalar, tek tk kavak,
nar, servi ve bodur hurma aalardr. Verimli vahalarna zen
gin bir bitki rts hkimdir: Haha, yasemin, meneke,
nergiz, bodur meyve aalar ve en nemlisi, anavatan ran
olan gl aalar; nitekim Y unanca rhodon [gl] szc ran
kkenlidir. Gnmz TahranlIlar bile gle kar zel bir tutku
besler, bahe ve saraylar, hamam ve yemek odalarn gllerle
sslerler. rann Mezopotamya direyine benzer bir direyi var
dr; bozkr kaplumbaas, son derece zehirli bir tahtakurusu
tr ve timsahtan sonraki en byk keler olan kocaman, renkli
bir kertenkele, yani lvaran rana zg hayvanlardandr.
ndus nehrinden Ege Denizine kadar uzanan Akhaimenid
diyarnn toplam nfusu takriben elli milyondu ama Persler bu
nfusun en fazla yzde birini tekil ediyordu. Persisin bakenti
Persepolis imparatorluun d kenarnda kurulmutu, bu yzden
Mediann bakenti Ekbatana ile Elam metropol Susanm -
nemi iyice artmt: Susa Pers krallarnn klk, dieri ise yaz
lk ikametghyd. Media Persisle birlikte eskiden beri impa
ratorluun en nemli eyaleti saylyordu, yle ki batl yazarlar
Persler yerine Medler derlerdi ve Y unanllar da Pers savalarn
ra Mr|SiKc diye adlandrrlard. Fakat Babil, n Asya ticareti-
nip merkezinde yer ald iin eski neminden hibir ey yitir-
memiti; nfusu ve mimari yaplar hl zengin, mhendis ve
yazarlar, astronom ve bycleri hl nemliydi.
Kral, kullarnn zerinde ihtiamla ykselir, ama asla ilah-
lamamtr. Onun huzuruna kan, kendisini yerlere atar, o-
nunla konuan, ellerini giysisinin kollarnda gizler, tahtnn ar
kasndaki yelpazeci azlk takar. Sarayn iinde dolaaca
zaman kraln nne hallar serilir, hi kimse bu hallara basa
mazd, sokaa kaca zaman sokak halka kapatlrd; yksek
rtbeli sofra arkadalar bile ancak kral dairesinin nndeki
sofada yemek yiyebilirlerdi. Zerdte erdemlerle halka nder
lik etmesi beklenirdi. Y alnzca bakadmlardan olma oullar
meru saylyordu. Akhaimenidlerin ou ya z kzkarde-
leriyle ya da vey kzkardeleriyle evlenirlerdi, hatta kinci
Artakserkses, kz Atossa ile evliydi: Kzkardele ya da anneyle
evlenmek Mazda dininde serbestti. mparatorluk yirmi
Akhai
menid
ler
162 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
satrapla blnmt ve her birinin banda bir vali (katrapa}
vard. Kraln gzleri ve kulaklar ortal ylda bir tefti e-
derlerdi. Persler fethettikleri lkelerde hem insanca hem de a-
kll bir ynetim rnei sergilemitir. Boyunduruk altna alman
kavimlerin mensuplar sarayda olduu kadar, ne tre ve kltr
lerine ne de toplumsa! ve siyasi yaplarna iliilen memleketle
rinde de en yksek mevkilere gelebiliyor, gebeler ve yar
barbarlar eyhleriyle, Fenikeliler yarglaryla, Msrllar e-
yalet prensleriyle, Kilikyallar syennesisleriyle, Y ahudiler te
okrasileriyle, Y unanllar da polisleriyle ba baa braklyordu.
Y ine insancl bir ereveye oturttuklar yasalarnda, cezann
gemiteki yararllklar gz nnde bulundurularak hafifletile-
biecei ya da tamamen kaldrlabilecei biiminde artc bir
iike bulunur, oysa Avrupa, g bela iyi hal kavramna eriebil
mi, koca bir insan hayatn yarglarken de dengeleyici adaleti
kavrayamamtr. Dengeleyici adalet, iyi amellere bu kadar zel
ve nemli bir deer ykleyen bir Mecusi iin son derece doal
bir eydir.
Persler sikke basma konusunda rnek olmalarna ramen,
deiik kltrlere ev sahiplii yapan imparatorluklarnda sa
lam bir para ekonomisi yrtebilecek durumda deildiler. Eya
letlerden alman haralar daha ok mal biimindeydi: At, katr,
giysi, hah, un, tuzlu et, ev eyas ve benzeri eyler. Para olarak
alnan vergiler bakentlerin hzinelerinde eritilip ihtiya halin
de yeniden baslmak zere kle, ubuk ve kap olarak korunu
yordu. Devlet ilerindeki nemli kalemlerden biri de saray me
muru olarak yetitirilen ve atlk, okuluk, adalet ve din konu
larnda eitim gren gen soylularn geimlerini temin etmekti
(fakat sarayn kaplar yetenekli her gence akt). Bunun yan
sra dzenli bir ordunun geindirilmesi gerekiyordu: Says s
rekli artrlan on bin kiilik bir lmszler ordusu ile, karar
ghlar sarayn iinde bulunan ve bir binbann komutasnda
olan kral korumalar Binler. Korumalarn armas mzraklarn
sapma ilenen altn elma idi. Pers ordusunun en sekin snf
oku snfyd: Oklarnn dize getiremeyecei dman yok gi
biydi. Oku snf yine son derece yetenekli atl snfyla birlikte
ordunun en yksek manevra kabiliyetine sahip kanadn olutu
ruyordu, nk mifer, zrh ve dizlik yerine pantolon ve hafif
giysiler giyer, ksa balklar (tiara) takarlard, uzun tiara ya da
ONYA BAHARI 163
kidaris yalnzca kraln ban ssleyebilirdi. Filonun tayfasnn
hemen hemen tamam yabanclardan oluuyordu; Y unanllar,
Kilikyallar, zellikle de Fenikeliler. Deveci birliiyle filler de
Pers ordusuna zg unsurlardandr. Orakl arabalar, daha Kse-
nophon zamannda korkun olmaktan kmt, nk insanlar bu
arabalardan kanmay ya da atlar rktmeyi renmilerdi.
Persler yol yapmnda da ustayd: Kral yolu adndaki yollar- Pers
dan biri Ephesostan Sardeise kadar uzanyor, Lidya, Frigya, Postac-
Kapadokya ve Ermeni eli zerinden Susaya varyordu. Fakat
Persler ncelikle postann mucididir. Ana yollarn zerinde drt
be parasang'lk (bir parasang yaklak alt kilometreydi) me
safelerle kraliyet konak yerleri bulunurdu: Gece gndz deme
den, hem atlar hem de kuryeler deitirilirdi buralarda ve ulak
lar neredeyse turnalardan bile daha hzl yol alrd. ncelikle
ynetimin haberleme trafiine ve memurlarn atanmasna ya
rayan bu dzeni daha sonra hem PtolemaiosY ar hem de Roma
llar devralmtr; zel postaclk ise ilkin yeniada gelimitir.
Daha sonra Dareios, Firavun Nekaonun balatt Svey Ka-
naln tamamlatmtr; drt gn uzunluunda, iki gemi geni
liinde olan bu kanal, Herodotos zamannda bile kullanlyor
du, ama sonra alvyonlarla kaplanm ve ancak kinci Ptole-
maios tarafndan yeniden almtr.
Babilirt aksine Pers diyar, dalardan salad mermerimsi Pers
enfes kire ta sayesinde daima yerli bir yap malzemesine Sanat
sahipti. Ik dininin zgr ruhu kendisini stunlu devasa yap
larda, d cephenin duvar yerine perdelerle rtid saraylarda
da belli eder. Hallar, ss hevenkleri, renkli naklar ve zengin
duvar rtleri odalara enlikli bir hava katard. Bu yaplarda
Y unanllarn mimari derinliinden eser yoktu elbette: Ar ince
ve yksek stunlarnn orants tamamen keyfidir; stun ba
lklarn oluturan diz krm atlar, aslanlar ve boalar abartl
sslerden baka bir ey deildir. ran heykelcilii gerek ahenk
ve biim gerekse ifade zenginlii bakmndan Babil heykelcili
inin yalnzca kuru bir tekrardr, yine de bu heykellerde
Ahuramazdann cana can katan ateten nefesi hissedilir. Sa
raylarn etraf av hayvanlan ve havuzlarla dolu geni bahelerle
evrilidir, bu bahelere eski Farsa adyla paradeza (ya da buna
benzer bir ey) denir. Sekin blge anlamna gelen bu szck
Y unancada paradeisos olmu ve bu haliyle daha sonra en eski
164 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
Tevrat metni olan Septuagintada yer almtr. Bir manzara iin
(bat dillerinde) cennet gibi derken Farsa bir ifade kulland
n ve ilk insanlarn meskeninin adn ok sanatkrane ve ya
pay bir parktan aldn bilenlerin says ok az olsa gerek.
Mile- Pers emperyalizmi elbette batya yneliyordu. Lidya top-
tosun raklarnn tamam Akhaimenidlerin eline getikten ve hatta M-
Dtt sr da fethedildikten sonra Balkan yarmadasna saldrmalar
yalnzca an meselesiydi. onya Y unanllarnn zerindeki bask
Kroisos zamanndakinden daha fazla deildi: Persler, kendileri
ne minnettar kalp boyun eeceklerini umduklar tiranlar baa
getirmekle kalmayp kentleri de tamamen zgr brakmlard,
hatta Hellenler iin en nemli hak olan kendi aralarnda sava
ma hakkn bile teslim etmilerdi. Ama bu tiranlar, dnya hari
tasna bakp Perslere bakaldrnn boa kacan ileri sren
Miletoslu bilge Flekataiosun dne kulak asmam, 499 y
lnda patlak veren isyan krklemilerdir. Atina da destek ge
mileri yollam, fakat Sparta ihtiyatl davranp hadiseden uzak
durmutu. Satrapiarn ikametgh olan Sardeise yaplan baskn
baarl olmutu, kent alevler iindeydi. Persler Y unan ordusu
nu Ephesos civarnda darmadan ettiler. syanclarn filosuna
Miletos krfezindeki Lade adasnda son darbeyi de indirdikten
sonra, kenti hem karadan hem de denizden kuatma altna alp
494 ylnda ele geirdiler. syann kt yer olduu iin kent
tamamen yakld, halk srld, tpk bir asr nce K udsn
bana gelenler gibi. Miletos eskiada ikinci bir altn a daha
yaamtr, fakat bugn sivrisinek kaynayan yoksul bir kydr;
dnyann hzinelerinin takas edildii liman bir zamanlarn
muhteem Lade adasnn karsnda bir mezarlk tepesi gibi
ykselen tenha bir otlaa dnmtr.
Miltia- Dier kentler resmen Sardeis satrabnn egemenlii altna
des girmi, tiranlk yrmedii iin demokratik bir ynetim geti
rilmiti. Y ce kraln olaylara karan Atinay cezasz brakma
yaca kesindi. Ama kraln ilk balardaki niyeti Atinay
Akhaimenid mparatorluuna katp Hippias yeniden tahta
getirmekten ibaretti. Bu kanlmaz sonu kabullenmeyi tle
yenler ktysa da, ounluk savunma savanda karar klmt.
Gelgelelim, ounluk da ikiye blnmt: Ban Miltiadesin
ektii birinci grubun btn umudu Attikann hoplit'lenydi;
dier grup ise Thukydidesin deyiiyle, AtinalIlara, denize
ONYA BAHARI 165
gvenmeleri gerektiini syleme cesaretini gsteren ilk kii
olan Themistoklesin yeni filo programna bel balyordu. Y al
nzca strateji kuramna deil, i siyasete de ters dyordu bu:
Hoplit snf mlk sahibi ortadirekten geliyordu, gemi tayfas
ise bir deniz lkesinde nemli rol oynamalar kanlmaz olan
en alt snflardan. lk nce, Miltiadesin iki anlamda da muha
fazakr olan bak as zafer kazand.
Dareios Y unan kent ve adalarndan, boyunduruk altna a-
lnmalarnn bir iareti olarak su ve toprak isteyince, bu istei
yerine getirildi, sadece Atina ve Sparta buna kar kt, hatta
ilikileri iyice bozmak iin elileri kuyuya att. 492 banda filo
destekli imparatorluk ordusu Trakyaya doru yola koyuldu
ama gemiler Athosta karaya oturdu, byk ounluu da batt.
Bylece sefer suya dt. 490 tarihindeki ikinci seferde farkl
bir yntem izlendi: Gemiler, orduyu Samostan Attikaya en
kestirme yoldan ulatrmak iin yalnzca nakliyat amal kulla
nld. Esasen bir balarna kalan AtinalI larn yardmna sadece
Plataiaillar kotu, Spartallar ise ge kald. Miltiades gl ki
ilii sayesinde, yurttalarn dman kent iinde ya da nnde
beklemek yerine, onlarn zerine yrmeye ikna edebildi. Silah
gc eit deildi; AtinalIlarn gc ounlukla sekiz adamdan,
yer yer bunun iki katndan oluan et duvar biimindeki
phalanks birliinden ibaretti: Donanmlarnn arl ve bir
buuk adam boyundaki mzraklar sayesinde dman ezip ge
ebilirlerdi; tek zayf taraflar, hareket kabiliyetlerinin dk, et
duvarnn yan taraflarnn zayf olmasyd. En byk tehlike,
dmann evik oku ve svari birlikleri tarafndan -Perslerin
kuvvetli taraf da buydu- kuatlmak ve ypratlmakt. Fakat
merkezi olabildiince ince tutup hatt genileten ve sava safla
rn dman oklarna hedef olmamak ve svarilerin zerine y
rmek iin hzla hareket ettiren Miltiadesin taktik dehas bu
tehlikelerle baa kt. Persler kh bataklklara srld, kh sa
van devam ettii gemilere kat. Marathonda cereyan eden
bu savan zaferle sonulanmasnn bir baka nedeni de, sava
meydan olarak, iki taraf dalarla kapl bir vadinin knda
yer alan ve Pers svari birliinin hareket kabiliyetini kstlayan
bir alan seilmi olmasdr.
Atinahlar Miltiadese kar tam bir Atinal tavr sergiledi. Themis
Miltiades bir yl sonra Parosa tamamen baarszla urayan tokles
166 ANTK YUNANIM KLTR TARH
bir saldr dzenlediinde Atmallar onu ihanefle sulayarak
muazzam bir para cezasna arptrdlar (hatta idam karar bile
alnd); ne var ki, birka haftaya kalmad, Miltiades savata
ald bir yara yznden ld. Bylece Themistoklesin ve sa
va gemisi planlarnn n ald, fakat darkafal olduu kadar
drst de olan Aristeides ona rakip kt. Geri Aristeides mah
kemeleri gereksiz klmak gibi iyi bir hrete sahipti -gya onun
yargsna herkes boyun eerdi- ama te yandan, Atinal eski
muhafazakr kimlii nedeniyle, dnya siyasetinin byk so
runlar konusunda ufku son derece dard. Nihayet i halk oyla
masna kadar vard: Atina halk gelecekte karar klarak
Aristeidesi Atinadan srd. Themistokles, Laureion gm ma
denlerinin soylular arasnda paylatrlmasna son vermi, nde
gelen zenginlerin gemileri donatmasn ngren bir tr malvarl
vergisi itrierarkha) koymu, bylece birka yl iinde, hareket
kabiliyeti ve mrettebat says bakmndan eski gemilerden ok
daha stn, modem ve byk bir filo kurmutur.
Kserk- Rivayete gre, Persler on yl sreyle sava hazrl yapmtr,
ses phesiz Y unanllarn abartmasdr bu; gerekte daha nemli
bulduklar baka dertleri vard: Dareiosun lmnn ardndan
Msr ve Babilde ortaya kan ayaklanmalar ve taht kavgalar.
Y ine de, Kserkses adyla bildiimiz yeni kral Khayara Y una
nistann kk bir seferle dize getirilemeyeceinin farkndayd.
Herodotosun verdii rakamlar, kukusuz ok abartldr.
Herodotosun szn ettii drt milyonluk ordu bin kilo
metre uzunluunda bir kafile demek olurdu ki, kral yolundan bile
daha uzundur bu. Bu sonsuz asker kafilesinin Y unanistana nasl
girdii hayal bile edilemez. Bunun yan sra, bir baka etmen
daha vardr. Bu tr konularda en byk otorite diyebileceimiz
Clausewitz, Bir muharebenin kaderini tayin eden en nemli
etmen saysal stnlktr, der ve saynn koullarla ba edecek
kadar byk olmas gerektiini vurgular. Stratejinin temel ilkesi
budur. Buradaki genel haliyle bu ilke Y unanllar ve Persler ya da
ngilizlerle Mahratlar iin olduu kadar, Franszlarla Almanlar
iin de geerlidir. u halde, sayca o kadar byk bir gce sahip
olsalard, Perslerin mutlaka kazanmas gerekirdi, ne de olsa onlar
Mahrat deil, birbirinin dengi rakiplerdi.
Kserkses, 492 ylna ait plan uygulamaya karar vererek
Hellespontosun zerine kprler kurdurur, tehlike dolu Athos
ONYA BAHARI 1 6 7
yarmadasn delip Trakyada lojistik destekler tesis eder. Bu
arada Kartacallarla, batnn en nemli askeri gcn temsil
eden Syrakusaili Gelona kar bir taarruz anlamas imzalam,
ortak saldr tarihi olarak da 480 yln belirlemitir. Demek ki,
Akdeniz erevesinde ele alndnda, bir tr dnya savayd
bu: Hellas ile ark arasnda byk bir atmayd.
En kuzeydeki savunma hatt olan Tempe geidi, uzun vade- Leoni-
de elde tutulamayaca iin boaltlmt. Bu sayede btn das
Tesalya Perslerin sava ss haline geldi. Y unanllarn sava
plan, kar yakadaki Euboianm Artemision burnundaki ku
zeydou ucunda konulanm olan Atina filosu zafere ulanca
ya kadar, Leonidasm, aralarnda yz Spartahnm da bulun
duu yaklak yedi bin Peloponnesoslu askerle birlikte dman
Thermopylai geidinde oyalamas zerine kurulmutu. Fakat
Persler ksa sre nce Sepias tepelerinin nnde kaza yapmalar
nedeniyle gemilerinin byk bir blmn kaybetmelerine
ramen, gn sren deniz savalarna dayanm ve ilk ikisi
baarszlkla sonulanan cephe taarruzlarnn sonunda
Leonidasm mevkiini ele geirmilerdir. Mkemmel bir dnya
tarihi kaleme alan Kont Y ork von Wartenburg, Y unanllar
biraz da gnmz Franszlar gibiydi diyebiliriz, Franszlarda
da her malubiyetin ardnda bir hain aramak gerekir, der. Son
raki tarih aratrmaclar Leonidasm emrindeki yz Spartal
askeri telef ettiini ileri srmlerdir, oysa Fleinrich Leo bu
konuda isabetli ve akllca bir laf eder: Eletirmenler, Leonidas
geri ekilmeliydi diyor; u kadar kesin ki, eletirmenler olsa
geri ekilirdi. Ama bir de manevi zafer diye bir ey var; hem
sonra Spartal askerlerin lm, Hans Delbrckn de zetledi
i gibi, stratejik nemi byk bir olayd: Y alnzca kendini fe
da etme ya da bir art sava deil, ayn anda ikisi birden olan
bir lmd bu, Artemisiondaki deniz sava da boa km bir
harekt deildi. Bu sava sayesinde Themistokles ak deniz
savalarndan uzak durmas, dar alanlar semesi gerektiini
rendi. Artemision olmasayd, Salamis de olmazd.
Dnya tarihinin belki de en dndrc sava iki ay sonra, Salamis
28 Eyll 480 tarihinde gerekleti, Thermopylai geidinin d
mesiyle btn Orta Y unanistan Perslerin eline gemiti, ancak
ne Atinallar ne de Spartallar teslim olmay dnyordu; beri
kiler, sthmos hattnn gerisine ekildi, tekiler de oluu ocu
168 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
D nya
Tari
hindeki
O laylar
uyla kenti terk etti. Dman Attikay le evirmi, Akro-
polisi yakp yok etmiti. Themistoklesin tek umudu, Kserk-
sesi Pers filosunun etkin olamayaca Salamis boaznda bir
arpmann iine ekmekti. Bu nedenle, K serksese bir mektup
yazarak mttefiklerin morallerinin bozulduunu ve aralarnda
anlamazlk ktn, eer imdi saldrya geerse, sava bir
rpda kazanabileceini bildirdi. Y unan ilikilerini bilen birisi
iin bu haberin ihtimal d bir yan yoktu. Bylece yce kral
saldrmaya karar verdi. Birlikleri gzlerinin nnde savatklar
iin yiite arptlarsa da, savan seyri Themistoklesin n
grd biimde geliti. Kalabalk Pers gemileri birbirlerini
ylesine engelliyorlard ki, dzenli bir biimde geri ekilmeyi
bile beceremiyorlard. arpma sabahn erken saatlerinde ba
lam, akama dek srmt; gnbatmndan iki saat sonra
kan Ay, Perslerden arta kalan cesetleri, gemi harabelerini ve
kaanlar aydnlatt yalnzca. O gnlerde, hatta Y unan kay
naklarna gre ayn gn, Gelon Himera nehrinde Kartacallar
malup eder. Bir yl sonra Eyll 479da Plataiaida Y unan-Pers
kara savann kaderi belli olur. Arazi koullar, Marat-
hondakine benziyordu: Hoplit birlikleri svari birliklerinin
saldrlarndan da yamalar sayesinde korunuyordu. Pers ge
nerali de temkinliydi, bylece her iki ordu da mevzilerini gn
lerce terk etmedi. Nihayet, svari ve oku birlikleriyle girdikle
ri hafif arpmalardan iyiden iyiye zarar grmeye balayan
Y unanllarn akima kurtulularn mutulayan bir fikir geldi:
Filolar Asyaya sevketmek. Bu Persler iin son derece tehlikeli
bir durumdu ve Mardoniosun saldrya gemekten baka aresi
kalmad, fakat ordusunun en nemli ktasyla birlikte dt.
Perelerin harem, ahr, saray mutfann yan sra, altn sikke
lerle dolu yerleik karargh ele geirildi. Mzrak oka galip
gelmiti.
Asya seferi de baarl oldu. Persler, Samosun karsndaki
Mykale tepelerinde, yine ayn gn iinde, hem denizde hem de
karada bozguna uratld. Btn onya ahlanmt. Savan
kaderi, resmen deilse bile, ilkede belli olmutu. Bu zaferi
Themistokiesin dehasna borluydular. Themistokles iin ba
ndan beri, etkili bir savunmann ancak denizde yaplabilece
ini biliyordu. Y unanllar karada uzun sre dayanamazd. Ama
galibiyeti denizde yakalam olmalar bir mucizedir. Parlak bir
ONYA BAHARI 16 9
askeri yazar olan A. Koster, Pers filosunu Sepias burnunda
yakalayan frtna on iki saat sonra ksayd, dnya tarihinin gi
diat bambaka olurdu, der. Tamamen hakl, nk o zaman
gl Pers filosu Y unan filosunu ezip geer, Peloponnesosu
abluka altna alr, btn Hellas bir satrapla dnrd. Ama
dnya tarihinin derin anlam ite burada kendini belli eder,
arklar gizlice dner, ibresi bilinmeyen nedenlerden tr an
szn yavalar, hzlanr ya da durur, hatta tersine iler. Neden
Hunlar Katalonya dzlklerinde yenildi, neden Trkler Viya-
nadan teye geemedi, neden Armada savamakszm malup
edildi ve neden Moollar galip geldikleri halde Silezyay terk
etti? Bu gizemli dnm noktalar olmasayd Avrupa imdi Hun,
Trk, spanyol ve Mool olurdu. Bizim tarihi neden sand
mz, aslnda sonutur: Tarihin tesindeki nedenlerin sonular.
Dnyann gerek gidiat olaylardan ibaret deildir.
I I .
BL M
Atina nn Dnya Gn
Sanatn peesinin ardndan gemi alar
grmeye alyoruz. Neyse ki, sanat hakikati giz
lemesini hep bilmitir.
OSCAR WI LDE
mdi, klasik dnem dediimiz ve mermerden ve szlerden Maske
kurulu tamamen gerekd bir dnyaya, Perikles ve Platonun
ama uzanyoruz. Dnya ruhunun en canl ehrelerinden biri,
koskoca insanln belleinde neden donuk, gisz bir l
maskndan baka bir iz brakmamtr? Belki bu soruya, yaa
yanlarn akbeti ne yazk ki budur, diye bir yant verilebilir.
Fakat tarih bu hznl bilgelii rtr. Gnmze epeyce
dramatik, canl, hatta belki aslndan ok daha renkli bir tablo
brakm saysz dnem vardr. Y oksa malum yksek okulla-
rn ve her maddeyi kuruna dntren gizemli simyaclarnn
suu mu bu? Nitekim Y unan kltrnn altn a, btn s
tatlarn gzbebeidir ve bu a mphem bir avantajn keyfini
asrlardr srmektedir. Fakat nedeni bu da olamaz, nk sol
gun Y unanllara tiyatrolarmzn renkli dnyasnda da rast
lyoruz. Sahnede de cisimsiz birer hayalet gibi dolayorlar ve
Goethenin phigeniasm ya da Grillparzerin Sapphosunu
gerek canllar yerine koymak kimsenin akimn ucundan bile
gemiyor.
174 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
Gerek Belki de yalnzca bizim Hellen imgemizi deil, onlarn ken-
nsan dileri hakkndaki imgeyi de yaamlaryla kartryoruz: Eserle
rini kiilikleriyle, gereklii keskinin ve szn soyutlaycl-
yla, modeli stilize edilmi portreyle. nk genelgeer ruhbi-
limsel bir olgu vardr: Sanatn her trls, en natralisti, en
gerekisi bile stilize eder ve her gerek eylem -en ideali, ger
ee en uzak olan bile- gerekletii anda natralisttir. Dk
seviyeli bir sanatsal retim bile gereklii deitirir: Bir vesi
kalk fotoraf bile aslna bir genin dierine benzedii kadar
benzemez, nk bir insan syrp gemitir. Ve dnya tari
hindeki en byk kahramanlk bile gerekten gerekletiinde,
stilize olmayan ve gndelik olan saysz andan olumu sra
dan bir hadiseydi
Gerek insan, gnn ve gndelik yaamn insandr; kk
arzularn ve byk skntlarn insandr; atlyede ve caddede,
odada ve tarlada varln hissettirmeden eylemde bulunan in
sandr; yolda bir arabadan kaan, ahbabn selamlayan ve hava
durumunu gzleyen, az nce bir iei koklayan, bir bal te
mizleyen ya da bana su dken, szck daarc gnde sonsuz
kereler tekrarlanmay bekleyen basmakalp szcklerle snrl
olan, dzenli kalp atlarnn ritmiyle ykselip alalan faaliyet
leri topu topu on onbe insan zerinde etkili olsa da yalnzca
kendisi iin deil, bu ufack yaam kprtlarndan oluan kendi
dneminin kltr iin de nefes ve kan olan insandr.
Varoluu saysz ruhsal molekln deviniminden oluan bu
biricik gerek insan betimlemeye sanatn gc yetmez. Zaten
sanat bylesine byk, varln da hakl klan bunu yapamyor
olmasdr. Bu durum kendini en somut haliyle tiyatroda belli
eder. Laube, oyuncunun geni bir spektruma sahip olmas ge
rektiini, eer byle bir eye sahip deilse, bunun yerini hibir
yetenein dolduramayacan syler. Bu geni spektrum im
geye younlamaktr, ki bu zellik sanatta daima vardr, ya
amda ise asla yoktur. Geri bir oyuncunun gerekmi gibi
oynadn syleyerek o oyuncuyu hakkyla vdn sanan
pek ok insan var, fakat btnyle acemice bir yargdr bu. E-
er oyuncu gerekten de yaamdaki gibi olsayd, iyi veya kt
deil, yalnzca grnmez olurdu. Oyuncu, az nce szn etti
imiz o gndelik edimlerden birini oynamak istediinde, bunu
canlandrmak zorundadr. Bir bakma, havay gzleyen, iei
ATNA'NIN DNYA GN 175
koklayan ya da balk temizleyen insann monogramm yarat
maldr. Ancak doallk dncesini ruhu etkileyen bir biimde
ele aldnda doaldr. Basite kendisini oynamak istediinde
bile, sesini deitirmeden, yani dnyadaki imgesine brnme
den yapamaz bunu. Fakat bu imgeye kendisi bile yabanc oldu
u iin (kendi sesimize ve yzmze yabanc olmamz gibi)
insann kendisi henz hibir oyuncunun stesinden geleme
dii yegne roldr.
Bunun gibi, bir kltr dnemi de sanat araclyla kendi lk
suretini kartamaz. Burada da oyuncuyla ayn kaderi paylar,
yani en fazla kendi tmleyenini, ruhsal tamamlaycsn, lk
sn, gerek yaamda hararetle ama bouna arad platonik
teki yarsm bulur. Sanatsal yaraty gl klan ite bu z
lemdir. Bunun en kaba rnei, ktisadi Geliim Y llar dedi
imiz Alman-Fransz sava sonras dnemdir. Bu dnemin
sanat, Bcklinin gln masai dlemleri, Rodinin devasa
sayklamalar, Wagnerin yitip gitmi devlere ve savalara
yakarlar, I bsenin karanlk hayalet danslar, Zerdtn y
celik sanrlaryla dolup taar. Antlarn hem ehreleri hem de
giysileri kaskat ve heybetli krmalarla doludur. Kla bir ato
dur artk, borsa binas tapmak, banka bir dkalk saray. Altn
ve kadifeden bir ihtiamla srtan meknlarn ii aynalardan ve
amdanlardan geilmez; salon bir arz odas, yemek odas da
derebeyi atosudur. Btn bunlarn arkasndaki gereklik ise,
izbe bro ve meyhanelere reklenmi, adam boyunda gln
bisikletlere, ev byklnde arabalara kurulmu, gaz lambas,
sigara duman ve imendifer buharlarnn boucu havasn so
luyan, karalara brnm besili kk burjuvalarn hantal, te
lal kalabaldr.
Bizler, kendi anlarmzda yer almayan her tarihi dnemi
kendi sanatyla ele alrz, rnein Reform dneminin insann
bir tr gravr eklinde grrz, nk o dnemin sanat eserleri
gravrlerdir. te bu yzden tarih bilimi, yalnzca stilize tablola
ra sahiptir. Fakat Hellenlere dair imgemizin neden bu kadar
soyut olduu sorusu hl yantlanamamtr, zira Hellen sanat
n a tuttuumuzda, okullarda vaaz edilenin aksine hi mi hi
idealist olmadn grrz. anl Athenamn en nl tasvirler
den birinde bir emsiye tuttuunu, Pindarosun cokulu zafer
trklerini cret karlnda yazdn, komedyada mstehcen-
1 7 6 ANTK YUNANTN KLTR TARH
lik iin can atldn, bitlerin arandn ve geirildiini (daha
da beter seslerin adn anmaya lzum yok), platonik Sokratesin
hemen hemen btn rnek ve benzetmelerini sokaktan devir
diini, baz Aphrodite heykellerinin ksnl bir parlaklkta ol
duunu ve ten scaklnn neredeyse hissedildiini, Thuky-
didesin politik, Euripidesin de psikolojik analizlerindeki
dobraln halen daha alamadn hatrlayalm. Ve btn
bunlar bizzat Y unanllarn klasik diye nitelendirdii baar
lard. kinci dereceden sanat eserlerine baktmzda, geleneksel
sis perdesi aralanr: Herondasn bugn sala bir barn ziyaret
ilerine bile sert gelebilecek mimiambosdan, Theophrastosun
hayat dolu karakterleri, karikatr derecesinde gereki terrakot-
talar, Y unanllarn polemik yeteneini ve mizacm en ince ay
rntsna kadar aa karan hitabet ve yazlarn bolluu, son
olarak da giysileri: Dnyann en sade ve en doal giysisidir bu
ve dier unsurlar gibi, sanatsal bir duyarlln ifadesidir.
Kzlde- u halde, biz neden bu kadar abartarak stilize ediyoruz? A-
rili K- kas burada, genellikle gz ard edilen bir olgu kar kar
ya miza: Y unanllarn uzakl ve yabancl. Biz temas samimi
yetle, malumat da bilgiyle kartryoruz. Y unanllarla asrlar
dr yakndan ilgileniyoruz, fakat bir kez bile yaknlaamadk
onlarla. Bu adan bakldnda, hep bir muamma olmaya mah
km tarihi ahsiyetleri andrrlar, tpk Wallenstein gibi: Henz
hayattayken efsaneleen Wallenstein her geen gn biraz daha
efsanelemi, kapsaml aratrmalarda bulunmasna ramen
onun hakknda hibir ey renemeyen Schiller Wallenstein'
yeniden yaratmak zorunda kalmt. Fakat anlamadmz, ya
drgadmz, olmadmz her eyin bize stilize gelmesi, hatta
ne kadar az iimizdeyse o kadar stilize gelmesi, psikolojik bir
olgudur. Bu yzden, sel, deprem, kasrga, deniz frtnas, hatta
kar tipisi ve ormann hrts gibi doa olaylar bize gre stilize
birer grngdr hep. Hayvanat bahesi, sera, kzlderili ky
de yine ayn sebepten tr yledir. Gnmz bat kltrnn
kkenleri daha ok Hellenlere dayansa da, bize gre onlar tam
anlamyla egzotiktir, dahas masal yaratklardr. Bir inli bir
ocuun kafasnda ne kadar gerekse, onlar da bizim iin o ka
dar gerektir. ocuklar inlilerin adm ska duyduklar, hatta
zaman zaman onlarn dn kurduklar halde, inlilerin ger
ekten de var olduklarna ciddi ciddi inanmazlar. Byleyici bir
ATNA'NIN DNYA GN 1 7 7
biimde ocuk ruhuna girmeyi baaran Andersenin Blbl
adl masal, u szlerle balar: Bilmelisin ki, in imparatoru
bir inlidir, saraynda yaayanlar da inlidir. Gerekten de bir
ocua inde bir imparatorun olduu, bu imparatorun ve saray
halknn inli olduu gerei bile ok tuhaf geliyor olmaldr,
nk inde hibir ey yoktur. te bizim iin eski Y unanllar
da yledir. Eski Y unada ak, anahtar, tiyatro bileti, not defte
ri, lazmlk ve tahtakurusu olmas, renci meyhanelerinde an
latlan bir fkra gibi gelir bize. Aradaki uurum almayacak
kadar derindir.
Buna ramen, iki bin yldr onlar kavramaya almakla
kalmayp srarla onlara yknyor olmamz, insan varoluunu
ekilir klan o kklemi lgnlklardan biridir.
Perslerin urad byk yenilgi ile Peloponnesos sava Attika
arasndaki dnem Y unanllarn tipik altn a diye bilinir ve Deniz
rktc Pentekontaetia [elli yllk dnem] ad verildii iin Birlii
snav ve makale konusu olarak rencilerin korkulu ryasdr.
Thukydidesin trettii bu szck, aa yukar elli yl sren o
dnemi niteler ve dilimizde bu szc karlayan bir ifade
bulunmad iin en fazla yarm asr diye evrilebilir. Eer
Persler galip gelseydi ya da tersi olsayd ve savalar Hellen
dnyasnn kesin bir zaferiyle sonulansayd, dier bir deyile,
Y unanllar arasnda 1866 ve 1870ten sonraki Alman birliine
benzer bir birlik kurulabilseydi ne olurdu diye sormadan ede
miyoruz. Birinci olaslkta, Hellen kltr tpk Anadoludaki
gibi Balkan yarmadasnda da yce Pers kralnn egemenlii
altnda sessiz sedasz gelimeye devam edecekti, nk
Perslerin en soylu zelliklerinden biri de, yabanc yaam bi
imlerine kar hogrl olmalaryd, ayrca Hellen hayran
olmalarna ramak kalmt, nk Y unan sanat ve biliminin
girdabna her halk kadar aresiz onlar da kaplmt. kinci du
rumda ise Perslerle Helienler arasnda nihai bir saflama mey
dana gelirdi -i l k kez Philipposun planlayp skenderin hayata
geirdii gibi- ve Kartacayla bir lm kalm savama gidilirdi
- ilk kez skenderin planlayp Romallarn hayata geirdii
gibi. Hatta Y unanllar dnyaya hkim bile olurdu. Ksacas:
lkinde Y unanllar Roma idaresi altndayken, dierinde ise biz
zat Romallarn oynad tarihi rol oynam olurlard. Fakat
her iki durumda da Y unan kltr olarak yaam ve yaaya-
1 7 8 ANTK YUNANTN KLTR TARH
gelmi olan ey, yani tm oluumlara batan sona hkim o esiz
zgrlkler gn na kamazd, nk hem kulluk hem de
efendilik, ruhun geliip serpilmesini engellerdi. Kle de tiran
da ayn boucu havay solurdu ve ister bir dnya imparatorlu
unun merkezi olsun, ister bir Pers satrapl, Hellas her iki
durumda da sararp solard.
Zaferin siyasi bir dier sonucu da Atinann hzla ykselii
dir. Atina, 478 ylnda Attika Deniz Birliini kurar, bu birlie
Delos Deniz Birlii de denirdi, nk federal meclis Delos ada
snda toplanyor, federal hazine de orada tutuluyordu. Ege De
nizinin en byk blmn, yze yakn kenti kapsayan bu
birlik Perslere kar askeri bir ittifak (symmakhia) olarak d
nlm, her yesinin zerklik ve eit haklara sahip olmas n
grlmt. Gemi ya da asker vermek istemeyen mttefikler bu
ykmllklerini para deyerek yerine getiriyorlard. Fakat ok
gemeden Atinann Pers boyunduruundan kurtulma idealini
yalnzca bahane ettii, asl amacnn btn onyallar zorba ve
karc bir egemenliin boyunduruu altna almak olduu anla
ld. Sz konusu para Atinann kafasna estii gibi harcad
bir haraca dnt. Bunun ak kant, federal hzinenin kurul
duktan eyrek asr sonra Akropolise tanm olmasdr. Birka
hari mttefik kentlerin tamam resmen tebaa olarak ta
nmlanyordu. ouna Attika garnizonlar yerletirilip yne
timlerine de Attikal zel bir grevli atanmt ve bunlar kentle
rin iilerine karmadan edemiyorlard. Fakat en can skc
karar, mttefikleri davalarn A tinann yeminli mahkemelerin
de grmekle mkellef klan karard. Droysenin yerinde bir
cmleyle belirttii gibi, yalnzca demokratik diye nitelenen
kabine yasamas deil, mahkeme masraflar ve rvet parala
ryla beslenen avamn tahta kartlmas demekti bu; federal
vergilerin byk bir blm ise sadece Atinann sslenip
pslenmesine harcanyordu. Atmallarn ilk bataki mcadele
hedefini hl ne kadar nemsedikleri, Perelerden daha ok e
kindikleri asi kentlerin surlarn yerle bir etmelerinden bellidir.
Ksacas, Platon symmakhia hakknda bir tr tiranlkt de
mekte tamamen hakldr. Fakat Atinann lehine kk apta bir
tiranlkt. Modern rneklerle kyasladmzda Attika mpara
torluu kapsam nedeniyle imparatorluk denmeyi hak etmez,
hele hele rgtlenmesi bakmndan hi hak etmez, nk Atina
ATNA'NIN DNYA GN 179
her zaman bir polis idi ve hep yle kald. Zaten bir polisin de
ancak kendisiyle eit haklara sahip olmayan, ezip yamalad
d blgeleri olabilir.
Atinallar, Marathon zaferini borlu olduklar kii rneinde
olduu gibi, Salamis zaferini borlu olduklar kiiye de iyilikle
karlk vermekte gecikmezler. Themistokles, byk Atina dev
leti siyasetinin kararl temsilcilerindendi, dolaysyla onun iin
Spartallarla hesaplamak Perslerle savamaktan daha nemliydi.
Y aklak on yllk bir iktidarn ardndan Themistokles, Spartayla
dp kalkan Lakoniallarm, liderlik koltuuna gz diken aris
tokrasinin ve tiranlk koltuuna oturmak isteyen, bu yzden de
Themistoklese bir tiran gzyle bakan hr demokrasinin ayn
anda balatt ortak saldr sonucu alaa edildi. Themistokles
Pers sempatizanl anlamna gelen Medismos ile sulanp dla
nnca yce kral Artakserksese snd. Bylece berikinin eline
Perslerin dehann deerini Y unanllardan ok daha iyi bildiini
kantlama frsat geti. Artakserkses bu zata hrmet etmekle kal
mad, onu zenginlikle donatp Magnesia prensi yapt. Dahas,
Themistoklesin adnn getii ostrakon'lar [Y unanllarn oy pu
sulas olarak kulland anak mlek paralar] bulunmutur ki,
zerinde biraz dndmzde bylesi bir anak parasndan
koca bir tarih felsefesi kartabiliriz.
Themistoklesin bar dnemindeki en byk eseri, devasa
silah ve mhimmat depolar, gemi irketleri ve tersaneleriyle
Pire (Peiraieus) liman idi. Gemilerin sahilden bir buuk saatlik
upuzun duvarlar halinde sraland bu liman Atinay bir
deniz kalesine dntrmesinin yan sra, Y unanllarn en b
yk sava liman ve Akdeniz dnyasnn en nemli ticaret li
manyd. Blgenin kendisi, dnemin en byk mimar
Miletoslu Hippodamos tarafndan tamamen simetrik ina edil
miti: Caddeler birbirine paraleldi ve dzalarla kesiiyordu.
Hippodamos doduu ehri de ayn plana gre yeni batan ina
etti. Daha sonra bu plan gelecei parlak iki kente, Aa tal
yadaki Thurioiye ve Rodosa da uygulad. Bu mimari tarz hep
revata kalm ve insanlar adeta hippodamik kentlerden ko
nuur olmutur. Y apay kentlerin en by olan skenderiyede
de Hippodamos pian uygulanmtr.
Themistoklesin ardndan Miltiadesin olu Kimon idareyi
ele alr. Ne olursa olsun Spartayla anlamaktan yanadr, nk
Themis
tokles ve
Kimon
180 ANTK YUNANIN KLTR TARH
ona gre Spartasz bir Hellas ktrmdr. Ayrca, Perslere
kar savan son srat devam etmesinden yanadr, nitekim alt
ml yllarn ortasnda, Anadolunun gneyindeki Eurymedon
nehrinin denize dkld yerde Perslere kesin darbeyi indir
meyi baarr. Dmann dev filosu hem kendi filolarndan s
tnd, hem de Fenike kkenli sekin tayfalara sahipti. Y ine de
savan seyri Salamisteki gibi geliti: Gemiler dar krfezde
skp kald, tayfalar karaya kat ve arkadan bastran Y unan
llar tarafndan Pers ordusuyla birlikte tamamen katledildi. Mz
rak, bir kez daha oka galip geldi.
Bu baarlar, kendi iilerinde kt talihin penesinden bir
trl kurtulamayan Spartallarn kskanln uyandrd. Byk
bir deprem, depremin ardndan da, Plataiai savann galibi olan
ve devrim yoluyla ep hor luk kurumundan kurtulmay uman
Kral Pausanias tarafndan desteklenen bir heilot ayaklanmas
Spartay yeterince uratryordu. Atinann anlamaya uygun
olarak yollad destek birlii de ie yaramad ve Atinaya geri
gnderildi. Bu davran bir hakaret addeden Atina hem
Spartayla olan balarn kopartt, hem de K imonu iktidardan
ederek halk mahkemesinde yarglad. Sonra yeni bir stratejide
karar klnd: Perslere ve Spartallara kar iki cepheli bir sava
balatlacakt, ancak darack Attika blgesinde, hi gven telkin
etmeyen mttefiklerle bu savaa uzun sre dayanlamayaca
kesindi. Seyri srekli deien bu savalarda kayda deer tek
baar, Aiginann fethiydi. Bu sayede, geri tehlikeli bir rakip
bertaraf edildi ama muhteem Aigina sanat da tam yeerecei
srada kurutuldu. Nihayet, yzyln ortalarna doru her iki
dmanla da bar imzaland: 448de o anki corafyay sessizce
kabul ederek Perslerle, 446da da Spartayla. Ayrca taraflar,
aralarndaki anlamazlklar mahkemede zme kavuturmak
ve birbirlerinin mttefiklerini kapmamakla ykml klnd.
Bylelikle, kutuplama resmen onayland. Fakat Atinann kur
duu manevi hegemonyay ortadan kaldrmaya kimsenin gc
yetmiyordu. Atina btn Y unanistanda eitim merkezi, bil
geliin yksek okulu ve eski tanmyla, Hellasn Hellas
diye geiyordu.
Y unanis- te yandan Y unanistann bats bir tr Amerika gibiydi:
tann ikinci el sanat ve kltrn, Y unanl olmayan bir tempo ve
B ata anhk etki tutkusunun, kalantorluk ve fil hastalnn (Seli-
ATNA'NIN DNYA GN ! 8
nustaki Apollon tapna ve stun yivlerine bir insann rahata
sabilecei Agrigentumdaki Zeus tapma), espri anlay
(Sicilya komedyas) ve okltizme (Pythagoraslk) koulu bir
alnyazsnn hkim olduu fevkalade verimli topraklar zerin
de kurulu bir kolonistler dnyas, zenginlikler ve snrsz im
knlar lkesi olarak Avrupa yorgunlarrrnn akn ettikleri bir
umut diyaryd. Elbette, antikan Y eni Dnyaya nazaran
henz ok krpe olduunu ve Byk Y unanistandakilerin de
yine Y unanl olduklarn, yaban ellere gerken miza ve
zevklerini de beraberlerinde gtrdklerini unutmamak gerekir.
Kar kydaki Tunus krfezinde yeni kent Kartaca yer al
yordu: Daha o zamanlar nemli bir g, byk bir Afrika impa
ratorluunun metropol, Fenikelilerin anakenti Tyrosu oktan
geride brakm en zengin ticaret merkezi ve spanya, Sardinya
ve Sicilyann byk bir blmnn hkimi, dolaysyla ister
Etrsk olsun isterse Y unanl veya Romal, talya halklarnn
ezeli dman. Kartacann kltr ne barbar kltryd ne de
kendi imknlaryla domutu; sonradan Roma kltr Hellen
kltrnden ne kadar etkilenmise, Kartaca da Hellen kltrn
den etkilenmiti.
Y unan ulusu beinci yzyl boyunca younluk ve hz bak- Toplum-
mndan tarihte ei grlmemi bir geliim kaydeder. Bu zaman sal Geli-
dilimi iinde gn na kartt tm verimi ani ve iddetli Sim
patlamalarla anszn ortaya kmt, adeta tomurcuun patlayp
iek amas gibi. Hellen blgelerinin yan sra Lidya, Fenike
ve Msr gibi barbar lkelerden de gelen gmenler nedeniyle
byk kentlerin nfusu hzla artt. Beinci yzyln ikinci yar
snda Atinann nfusu yz bini amt, yani 3 dnemindeki
nfustan be misli daha fazlayd. Syrakusainin nfusu da he
men hemen o kadard. K orinthosun nfusu doksan bin,
Miletosunki yaklak altm bin, Thebaininki ise otuz bindi -
otuz bin nfuslu kentler o zamann lsyle byk kent sayl
yordu. Elbette bu, ii snfyla ortadirein de hzla byd
anlamna gelir: Ortalk zanaatkr ve yamaklardan, eri ve sey
yar satclardan, denizci ve arabaclardan geilmiyordu. Harl
harl devam eden inaatlar, zellikle de kamu inaatlar saysz
i erbabna, rnein ressam, boyac, heykeltra, ta kesici, d
kmc, kuyumcu, derici, fildii tornacs, dokumac, ipliki,
ilemeci ve hakkaklara ekmek kaps oluyordu. blm dalla-
182 ANTK YUNANTN KLTR TARH
blm dallanp budaklanmt: Mzrak, orak, tu, yanak ko
rumal Korinthos miferleri ve alr kapanr favorili Attika
miferleri, erkek ve kadn ayakkablar iin ayr ayr ustalar
vard. Biri deriyi keserken dieri dikiyordu. Elbiseler iin de
ayr ayr terziler vard. te yandan, ar nfus ve deniz ar
rekabet nedeniyle tarm geriliyordu. Geri sebzeler ve bahe
bitkileri, zeytin aac ve asma kltrleri epeyce slah edilmiti
ve ok sayda kk arazi sahibini geindiriyordu, fakat piya
sadaki byk fiyat dalgalanmalar, zellikle de savan yol at
ykmlar ou zaman iflasa srklyordu. Daha nce de be
lirtildii gibi, Y unanllarn, srf ktlk olsun diye dman top
raklarn oraklatrmak, ormanlar yakp yok etmek, tarlalar
kurutmak, meyve aalarn kesmek gibi barbarca bir detleri
vard. Ve ite en deerli bitkiler de ok yava byyp olgun
lat iin (zeytin aacnn ilk meyvelerini vermesi on alt, on
sekiz yl ahr) sonu tam bir felaketti. Bu felaketin faydasn
gren tek taraf, deeri dm topraklan ok ucuza satn alp
sonra da bunlar yava yava slah eden byk speklatrlerdi.
Fabrikatr, iadam ve toprak aalarna ait byk apl kle
iletmeleri ortaya kt: Antik llerde bir kapitalizm. Mand
ra, frn, marangozhane, mlekhane metal ve tekstil endstri
sinin rnleri ksmen bu yoldan retiliyordu artk. Giriimci ve
teknik idareci ayrm biie vard. Dk kle fiyatlar ii cret
lerini aaya ekiyor, hatta bu yzden yer yer grevlere bile
gidiliyordu, fakat ticari savan bu silah, gnmzdeki gibi bir
baar elde edemiyordu, nk igcnn byk bir blm,
yani kle snf, rgtlenebilecek yapda deildi.
Zengin ve yoksul ayrm Solon ncesi dnemdekinden fark
szd, ama artk kimse bunu doal karlamyordu. Bir yanda
hali vakti yerinde insaniar, para babalar, yani besili g
ruh, dier yanda, malnn geliriyle geinemeyen ve ounlukta
olan muhtalar. Muhtalara ounluk, kitle, demos
deniyordu. Y ani demokrasi basite yoksullarn egemenliidir,
zaten Aristoteles de demokrasiyi byle tanmlar, oysa oligariyi
mreffeh insanlar tatmin eden bir ynetim sistemi olarak g
rr. Zengin olmak, servet sahibinin halk dman diye iian ve
dava edilmesine yetiyordu, zaten halk mahkemeleri genelde
snf hukuku uyguluyor, demosa faydal olacan dnd
oranda da servete el koyuyordu. Bu tezatlar yalnzca i siya
ATNA'NIN DNYA GN 183
setle ilgili deildi. Atinada ve dier demokrasilerde zenginler
Spartay tutuyordu, stelik bunda herhangi bir vatan hainlii
de grmyorlard. Euripides yalnzca orta snf gerek yurtta
lardan sayar. Ona gre, zenginler ie yaramazdr ve agzldr.
Y oksullar ise kaba ve kskan bulur: Kskanlklarnn oklar
onlar ayartan kkrtclarn salyasnn zehirine bulanmtr.
Antik dnya kredi kavramm, en azndan modem ticaret
anlamnda bir kredi kavramn bilmedii iin, yatrm sermayesi
temelde gayrimenkulere bakyordu. Hisse ve tahvillerin yerini
kleler dolduruyordu, zaten kleler kr-zarar riski aa yukar
eit birer menkul kymet ve dzenli gelir demekti. Buna kar
lk, bankalar vard ama bir menkul deerler kurumu deil, depo
olarak hizmet veriyorlard. Nakit deerler buralara da yatrl-
yorsa da, kutsal olmalar nedeniyle gvenli saylan tapmaklar
tercih ediliyordu. Klelerden sonraki en nemli ithal mallar
odun, buday, sr, koyun, bakr ve inko idi. hra mallar
daha ok sanayi rnleriydi: Dnyaca nl toprak mamllerin
ve silahlarn yan sra narin dokuma ileri, hrdavat ve incik
boncuk. Bal, incir, zm ve zeytin ihracat asla nemli olmam
a benziyor. Kocaman pazar yerleri ve sat haberinin olduu
Peiraieusta dnyann drt bir yanndan gelen rnler satlyor
du: Pahal merhemler ve silphion saplar, Msr papirs ve
buhuru, Nubia abanozu ve fildii, Suriye hurmas ve kuru z
m, Paphlagonia bademi ve kestanesi, Fenike hais ve yast,
ender balklar, incecik kumalar, egzotik baharatlar ve uzak
diyarlardan getirilen daha nice mal. Fakat nakliyat ii daima
ok riskliydi, nk deniz ikrazlarnn faizi sermayenin ortala
ma te biri kadard. Gerekten de her navlun kaza, soygun ve
bizzat tayfa tarafndan yamalanmak gibi l bir tehditle kar
karyayd.
Ticari yaam gnden gne hareketlendii halde beinci yz
yldaki yaam standard eskisine gre daha dkt. Bugn biz
o ortam grseydik, en ok da, bir ortadirek evinden bile eksik
olmayan kalabalk hizmeti gruplar dikkatimizi ekerdi. Fakat
eskiada lks saylmazd bu. Buna karlk, yalnzca en gerekli
eyayla denmi beyaza boyal evlerini epeyce yoksul bulur
duk. Kentin eski blgesinde evlerin neredeyse tamam yarm
kgirdi. Tek tk zenginin tarada nispeten daha gzel ve daha
konforlu bir kk vard. ki katl bir ev srad bir eydi.
Yaam
Stan-
dart
184 ANTK S N A N 'I N KLTR TARH
Alkibiades evinin odalarn bir perspektife sahip duvar resimle
riyle sslettiinde, hem allmadk hem de ok modern olan bu
sslemeler sayesinde tam istedii gibi ifte bir saygnlk elde
etmiti. Hayvanlar genellikle evin iinde tutuluyor; akamleyin
pler herkesin duymaktan korktuu yoldan ekilin bart
syla yola frlatlyordu. Kt havalarda uzun deri izmeler gi
yilmeden adm atlmazd sokaklara, o zamanlar yollar ta kapl
deildi. Geri sonralar Atinada caddelerin temizliinden so
rumlu devlet memurlar (astynomoii) ortaya kt; hodopoioi
(yol yapmnda alanlar) kamu kleleriyle birlikte kamusal
yollardan, kuyucular ise su tesislerinin bakmndan sorum
luydu, plerin sokaklardan toplanmas iini zel giriimciler
hallediyordu. Hijyenik koullar ortaadakinden daha iyi deil
di. Tapmak, belediye binas, tiyatro, gymnasion, pazar yeri ve
stoa gibi kent tesislerinin grkemi ise, yine ortaadaki gibi bu
hijyenik koullara tezat oluturuyordu. Sonraki dnemlerin
zengin sslemeli lcalar henz yoktu. Umumi hamamlarda
yalnzca souk su vard. Girit ve Miken dneminde yaygn olan
zel banyo odalar ok az saydayd. Gnde yalnzca bir kez
doru dzgn bir yemek yeniyordu, stelik de yatmadan nce.
Sefa ve keyif anlaylar komedyada yle dile getirilir: Atl
larda Y al Demosa bundan byle kendisine frndan yeni
km taze rek, scak kfte ve et kzartmas ikram edilecei
sz verilir. Kadnlar Meclisinin yeni kurulan ynetiminde
balk, tavan, pasta ve kestaneler taze pimi bir halde ocan
stnde durur. Sefa cennetini tasvir eden bir baka eserde,
Pherekratesin Persler inde ise sokaklardan et suyu ve domuz
ya presi dereleri akar, at oluklarndan zm ve ball kura
biye, mercimek ezmesi ve simit taar, aalar salkm salkm
sucuk ve morina ykldr. Btn bunlar burjuva yiyecekleridir.
Klk kyafette ise byk bir sadeleme yaanr. Fransz devri-
mini izleyen yllar artran bir geliimdir bu, nitekim devrim
sonrasnda burjuvazinin mtevaz giysileri revatayd. Fakat
giysi Y unanllarda gzelleme anlamna gelirken, bizde ar
derecede irkinlemeyi, silindir apka, redingot ve uzun panto
lonlar gibi kaba ve arpk sistemlerin zaferini niteliyordu.
Goethe, antik giysinin insan suretinin binlerce yanks olduu
eklinde gzel bir sz etmitir. Antik giysi, bir kemer ya da
engelli ineyle tutturulan ve renkli bir bordr dnda beyaz
ATNA'NIN DNYA GN 185
olan ksa ve kolsuz bir gmlee benzeyen khiton -modern
koton [pamuklu bez] szc buradan tredi- ve yalnzca
kvrmlarnn ssledii, enliklerde yine beyaz olmas tercih
edilen bir para drtgen bezden, himationdan ibaretti. En zarif
rengin beyaz olduu dnlr, fakat safran sars, parlak kzl,
meneke mavisi gibi canl renkler de sevilirdi. Bunlarn dnda
bir de khlamys giyilirdi: Y amurlu havalarda, savata, at srtn
da ya da seyahatlerde giyilen, yine tek para kumatan oluan
bir manto, bir tr pelerin. Genelde ya yalnzca khiton ya da
himation giyilirdi, rnein Sokrates himationdan baka bir ey
giymezdi. Fakat ne tuhaftr ki, khiton'u gecelik olarak da kul
lanmay hi dnmemilerdir: Y unanllar rlplak uyurlard.
Dme ve anta gibi eyleri bilmezlerdi. Ufak tefek kullanm
eyasn elbisenin bir kvrmnda saklarlard. Balar genellikle
ak olur, yalnzca kyller, obanlar, ulaklar, arabaclar, sey
yahlar ve tiyatro seyircileri kee apkalar veya kukuleta takar
lard. Ar donanml hoplif lerin tersine, deriden veya ii as
tarl ketenden hafif bir yelek, kk bir kalkan ve birka ksa
kargyla kuanan peltastlarda apka niformann bir parasy
d. Alkibiades, ressam Apollodoros ve milyoner Kallias yksek
bir balk (tiara) takarlard, fakat bu balk fyakallk ve r
klkle knanrd. Kadnlarn giysisi erkeklerinkine ok ben
zerdi. Peplos, aa yukar himation gibiydi ve kadn hizmet
iler, sporcu ve danslar, hem Amazonlarn hem avc tanra
Artemisin hem de tanr ula risin tipik giysisi saylan
peplosla yetinirlerdi. Spartal kadnlar ksa spor etekler giyme
yi severler, peplosun bir ucunu bellerine sktrdklar iin
Atinada bacak tehircileri diye knanrlard. Salara her biri
ayr gzellikte trl trl ekiller verilirdi. Erkeklerin salar,
her ne kadar sonraki Romallar gibi tral deilse de, genellikle
ksayd (kyafetleri gibi bu zellikleri de kk adamn ege
menliini dile getirir). Gsterili bir aslan yelesiyle dikkatleri
zerine ekmeyi amalayan kii yine Alkibiadestir, br zp
peler kendisine yknm olsa gerek. Ayn biimde yar uzun
luktaki sakaln yerini byk ald, ama eski kafal Lakedai-
monlular byklarn kesmekten vazgememiti. Drdnc yz
yldan itibaren ban ortasnn tra edildii yuvarlak tra
* Peplos, bir tr kolsuz ya da dk kollu elbise. Bu elbise dikisiz bir kuman
vcuda sarlp inelerle tutturuimasyla oluuyor. (F .D .)
86 ANTK YUNANIN KLTR TARH
hayli moda oldu ve muhtemelen oligariden yana olmak anla
mna geliyordu.
Y aam Dneme hkim psikoloji tek kelimeyle ifade edilecekse,
Biimi Y unanllarn pleoneksia szcn kullanmak gerekir, yani
hep daha fazlasn istemek, agzllk ve kibir, iktidar hrs
ve bencillik. Bu zellikler neredeyse isterik bir yenilik mera
kyla belli ederdi kendini. Dier pek ok konuda olduu gibi,
bunun en iyi temsilcisi tabii ki yine Atinadr, nk Atinada
ilerleme, yenileme ve eskileri horlama gerek ve yegne bilge
lik diye grlr, der Aristophanes. Atinann bu yn zellikle
de Thukydidesin eserlerinde ayyuka kar: KorinthosIular
Lakedaimonlulara, Atmallarn ne kendilerine ne de bakalar
na rahat vermek iin doduklarn syler. Kleon ise, yine
Thukydideste, AtinalIlarn suratna yle haykrr: Srad-
ln klesi olmusunuz, sradan eyleri hor gryorsunuz;
yaadklarnzla yetinmiyor, farkl eyler peinde koturup du
ruyorsunuz. Bir baka yerde de Atmallarn dur durak nedir
bilmedikleri, mlklerini oaltmak iin hep kent dnda ol
duklar, srekli yeni iler peinde kotuklarndan kazanlarnn
tadn karamadklar anlatlr, nk para kazanmak onlar
iin ara deil, amatr. Btn bunlar Amerikallar anmsatr
ve antibanausia kavramna zel bir adan k tutar. Y akn
dan baktmzda, hemen her kent halk gibi onlar da rt
kanlar, kan emiciler ve speklatrlerden ibaret azgn bir karnca
srsne benzerlerdi. Buna ramen, J ean Paul eskia hayran
laryla ayn gr paylaarak antika incelemenin yce za
mann ve insanlarn sessiz tapnandan, sonraki zamanlarn
pazar meydanna gemek olduunu syler. Klasisizmin temel
hatas buydu ite. Klasisizm, Y unan heykellerinin renklerini
sildii gibi Y unan yaamnn renklerini de silmitir. Elinde ka
lan tek ey, soluk ve sahte bir modeldir artk. Fakat insan te
zatlarla doludur ve o adaki yaamn belki de bir daha eini
benzerini yakalayamayacamz bir incelikte ve zariflikte oldu
unu teslim etmek durumundadr. Asteios unvann hak eden
insan ideal insan saylrd. Nazik, zevkli, ince szckleriyle
karlayabileceimiz bu szck, aa yukar onsekizinci yz
yldaki hmanist gibi bir moda szck ve onur unvan halini
alr. Toplumsal davranlardaki o nezaket ve ustalk ise ne ba
rok ve rokokonun kibarlklaryla -nk etiket nedir bilmez-
ATNA'NIN DNYA GN 187
lerdi- ne de ondokuzuncu yzyl burjuvazisiyle -nk her
trl duygusallktan yoksundu- akrabayd. Y unanllarn ant
mezarlar bile hzn vermez insana, ller geride braktkla
ryla birlikte yaamaya, yaayanlarla incelik alveriinde bu
lunmaya devam ederler.
Perikles Atina devletinin dmenini 450 senesi civarnda eli- Perikles
ne ald ve yirmi yl iktidarda kald. Baba taraf Herakles-
ouilarna, anne taraf da Alkmaionidlere dayanr, ayrca
Kleisthenesin byk kuzenidir. Tam bir aristokrat olmasna
ramen Kleisthenes gibi o da demokratl semi ve baz ba
kmlardan, yznn bariz bir biimde benzedii sylenen
Peisistratosun geleneine bal kalmtr. Thukydides, adna
baklacak olursa bir halk egemenlii olduunu, gerekte ise tek
adamn hkimiyetine dayandn syleyerek bu ynetim bii
mine kesin bir tanmlama getirmitir. Perikles, kara ve deniz
kuvvetleri komutan, devlet ve hkmet bakan vasflarn
kendi bnyesinde toplayan bir stratejdi; ayrca, maliye ve ba
yndrlk ilerini de o ynetirdi. Dnyaca nl bstnde bir
mifer tamas, kt niyetli insanlarn sand gibi soan kafa
sn saklamak iin deil, gcn aka vurgulamak iindir.
Sonraki Y unanllar tarafndan demokrasinin yaratcs saylr,
zaten nde gelen toplumsa! nlemlerin bir ksm gerekten de
ona dayanr, rnein mahkemeye katlmak iin cret denmesi,
askerlik hizmeti ve ra toplants, tiyatro temsillerinin ve dier
enliklerin para karlnda izlenmesi -Demades bunlar de
mokrasinin mayas diye nitelemiti- yoksullarn ve ocuklarn
dzenli bakm ve Plutarkhosun deyiiyle, kenti hem gzel
letiren hem de besleyen geni kapsaml binalarn inas. B
tn bunlara ramen, zellikle de halk partisi Perikles yaad
srece ona dman kesilmitir. Ancak, kendisine satamaya
cesaret edemedikleri iin yaknlarn karalayarak onu vurmaya
almlardr. Gzellik ve zek timsali hayat arkada
Miletoslu hetaira Aspasia ile olan ilikisinden tr klbk di
ye alaya alnmt, ilikisinin Hera ile Zeus ya da Omphale ile
Herakles arasndaki ilikiye benzetilmesi yine de masumane
saylr, nk sonuta baarl olamasalar da, Aspasia hakknda
tanrtanmaz ve patan diye sahte ihbarlarda bulunulmutu.
Periklesin dostu ve retmeni filozof Anaksagoras gnein
kzgn bir ta olduunu syledii iin sapknlkla sulanan ki-
188 ANTK YUNANIN KLTR TARH
iler arasndayd ve Hellespontosun Asya yakasndaki bir
onya kolonisi olan L ampsakosa kaarak idam edilmekten
kurtulmutu. Anaksagoras mthi bir ilgiyle karland
L ampsakosta srgnn acsn espirili szlerle hafifletmeye
almtr. Kendisine, Atmallar kaybettin, denildiinde,
Ben onlar deil, onlar beni kaybetti, der; vatanndan uzakta
lecei hatrlatldnda, Hadesin yolu birdir, diye karlk
verir; Vatann hi zlemiyor musun? diye sorulduunda
gkyzn iaret ederek, Hem de ok! der. Fakat en byk
alaklk, Perikles mimarisinin sanat nderi Pheidiasa kar a-
lan, btnyle haksz davayd. Bu davada Pheidias, pahal
yap malzemelerini zimmetine geirmekle sulanyordu. G
zaltna alnd hapishanede mi, yoksa kat rivayet edilen
Eliste mi ld bilinmiyor; nc bir rivayete gre, Atma
llar Pheidias zehirlemitir.
Periklesin en kuvvetli yan hatipliidir. Rivayete gre, her
hitabetin ncesinde, bo laf etmekten kendisini korusun diye
Zeusa dua edermi. Halka hitap ederken paltosuna brnr,
kprdamadan durur, ne coar ne de sesiyle oynarm. Buna
ramen, Zeus gibi frtnalar kopartabilmesiyle vlmtr, de
mek ki hi kprdamayan bir tanrnn souk imek ve grl
tyle her eyi sarsmas sz konusuydu ya da ksaca syleyecek
olursak, bir Pheidias Olymposlusu. Plutarkhos onun konuma
larn fizyolojiyle renklendirdiini syler, bununla doabi-
limsei benzetme ve imgeler kullanmay pek sevdiini kastetmi
olsa gerek. O dnemin dier hatipleri de yine gsterisiz ama
gl diksiyonlarndaki sadelik ((?f./xa) ve zayflk
( o '/ u t t i ) -burada zayflktan kast, cizlik deil, bir sporcu
nun kasl vcudunun yaszldr- nedeniyle vlrd. Sofist
ler de fikirlerini en ksa yoldan ifade etme sanatna sahip ol
makla gurur duyarlard. Gen nesilden saylan Antiphon ve
Lysias sade ve ak olan hitabetleriyle n yapmlard.
Periklesin British Museumdaki mermer Hermes heykeli -be
inci yzyla ait orijinal eserin iyi bir kopyas- gnmz anla
mnda bir portre deildir (rnein, burun gereki deildir, ke
mersiz bir Y unan bumudur), idealize edilmitir fakat yle
bireyseldir ki, Atmallar bu heykele baktklarnda hkmdarla
rm hemen tanyabilirlerdi. Bakml sakal ve ban nazik duru
u k bir centilmeni artrr. Y umuak ve zarif dudaklar
ATNANIN DNYA GN 89
belagata, kvrml kalarla rtl derin gzler dnce zenginli
i ve basirete iaret eder. Sevecen ve iine kapank bu aristok
ratn kayp bronz heykeli ok daha gl bir etkiye sahip olmu
olsa gerek.
Grne baklrsa Perikles, Hellas zerinde gerek bir Ati- Pelopon-
na hegemonyas kurulmadan Perslerin tam anlamyla malup nesos
edilemeyeceine, dolaysyla ilk nce Sparta ile hesaplamak Sava
ya da Prusya dilinde sylersek, Fransadan nce Avusturyaya
sava amak gerektiine inanyor, ksacas akll bir d siyaset
yrtyordu. Fakat Perikies Bismarck kadar kat bir monarist
deildi, bu yzden demokrasiyi iradesine ramen zafere tama
gcnden yoksundu. Savan hemen banda lm olmas Ati
na iin byk bir talihsizlikti. Kuvvet dalm farklysa da,
aa be yukar dengeliydi. Spartanm mttefikleri en iyileriy
di: Peloponnesos Birliinin btn yelerini kendi safna ek
mekle kalmam, konumlar itibariyle daha nemli blgeler
olan Megara, Phokis ve L okrisin yan sra Atinann ticari ra
kipleri Korinthos ve Thebai de Spartaya ballklarn bildir
miti. Y alnzca Plataiai, Tesalya, tabii bir de Messenia Ati
nann tarafndayd. Spartanm eski dman Argos, balangta
Persler gibi tarafsz kald. te yandan, Peloponnesos Birliinin
yeleri sava sermayesinden yoksunken, Atinann maddi im
knlar ok fazlayd. Lakedaimonlularm karada ok gl ol
duklarn bilen Atmallar bu yzden byk apl meydan muha
rebelerine girmekten kanm, sadece arada bir svari ve
peltast birlikleriyle korunan hoplit saflaryla atmlardr. A-
tinanm muazzam surlarn amak mmkn deildi, nk dar
anlamda bir makine kuatmas henz yoktu. Bu nedenle, bir
kenti ele geirmenin tek yolu, kentin alkla yz yze kalmas
ya da kente baskn dzenlemekti, ama bunlara bel balanamaz
d, nk surlar sk bir koruma altndayd ve Attika filosunun
denetimindeki deniz yoluyla erzak temin ediliyordu. Attika fi
losuyla baa kabilecek gte ikinci bir filo daha yoktu.
Periklesin gelitirdii trden dikkatli ve kontroll bir sava
stratejisiyle dmann er ya da ge imha edilmesi iten bile de
ildi, nk dman zaten mali adan km, kara gcnn
cesareti krlm, sahilden saldran dman gemileri tarafndan
ypratlm ve siniri bozulan mttefikler tarafndan terk edil
miti; ksacas mevcut toprak konumu zerinden kendi isteiyle
190 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
bar teklifinde bulunmamas iin hibir neden yoktu. Bar,
grnrde berabere bitmi, gerekte ise Prusyann ahlaki zafe
riyle sonulanarak hkimiyetine zemin hazrlam olan Yedi Y l
Savann Byk Friedrich iin tad nemden daha nemsiz
saylmazd. J akobenliin Fransz devrimi boyunca, III. Napol-
yonun yetmili yl savayla, Rus grandklerinin de dnya sa
va srasnda yaptklar gibi, Periklesin de srf konumu sarsl
d iin yerli hasmlarmm gcn krmak amacyla bu savaa
kasten girmi olmas diye bir ey sz konusu deildir. Bu ve
benzeri durumlarn hibirinde savan failleri amacna ulaa
mam, aksine kendi kuyularn kazmlardr. Oyalama sava
lar yalnzca havailik deil, budalalktr da ve Perikles gibi bir
adam ne havaidir ne de budala. Perikles, meseleyi halletmek
iin bir hakemler kurulunun oluturulmasn teklif eder, ama
Spartallar bu teklife yanamaz. Fakat Perikles savamann ka
nlmazln grm olmal ki, Bismarck gibi o da tm balar
koparmak yerine en uygun zaman kollamtr. Devlet kasas
dolmu, kent ve filo glenmi, halk savamaya ve lmeye ha
zr hale gelmitir. te yandan, durum Spartallarm da lehineydi,
nk Attika Deniz Birliinin hakszln ileri srerek
Hellenlerin Kurtuluu sloganyla ne kabilirlerdi (oysa bu
Spartanm hegemonyas demekti). Y ine de, geleneksel muhafa
zakrl nedeniyle Sparta bile savaa istemeye istemeye, srf
Korinthos yznden girmitir. Sonuta arpmay balatan
rtk nedenler yargmz asndan nemli deildir. Bir kez ok
yaydan kmsa, artk her ey bir sava nedenidir.
Alkibia- Savan 431 den 421e dek sren ve dnemin Sparta kralna
des gre adna Arkhidamos sava denen ilk blm, Periklesin
ypratma stratejisinin bir parasyd. Taradaki Attika halk
kente kat, Spartallar dman blgelerine her geen yl biraz
daha sokuldu (askeri operasyonlara kn ara verilirdi). Fakat ne
Spartallarm ortal kundaklayp sular kurutmas bir ie yara
m ne de fazla i ie yaanmas ve ime sularnn kirlenmesi
nedeniyle ortaya kan ve nfusun, Perikles dahil, drtte birini
telef eden veba bir karara varlmasn salamt. Spartallarm
kayda deer tek baars Plataiainin fethiydi, zaten bu nedenle
bar teklifinde bulundular. Fakat radikal demokrasinin nderi
ve tipik bir siyasi sempatizan K leonun kkrtt Atmallar bu
neriyi geri evirecek kadar krlemiti. Ancak daha sonra,
ATNA'NIN DNYA GN 191
savan karada cereyan ettii tek yer olan Delion yenilgisi ve
nemli bir kilit nokta olan Amphipolisin d Atinann tu
tumunu deitirdi. Bu arada Kleon da ld iin ihtiyatl
Nikias kendi adnn verildii pek insafl bir bar antlamasn
imzalamay baard, ama buna bir atekes bile denemez.
Thukydides bu vesileyle yle demitir: Bar zamann sa
vatan saymayan birisi, koullar hakkyla deerlendirmi sa
ylmaz. Zira ok gememi, tehlikelerle dolu Sicilya macera
sna atlmlard. Esiz olduu kadar da dsel olan bu plan
Alkibiadesin bann altndan kmt. Sicilyann ve Aa
talyann kendi aralarnda bir birlik olamayan, lks yaamla
geveyen ve askeri adan an gerisinde kalm Y unanllar
boyunduruk altna alnacak, onlarn yardmyla Kartacanm
kaplar zorlanacak ve bu sayede Akdeniz egemenlii kurula
cakt. Bylece, ne ekilde olursa olsun, Alkibiadesin krall
kurulacakt. lk nceleri halk bu muazzam vaadlerle iktidar
hlyalarna kapld. Ancak sefer balamadan ksa sre nce bir
sabah uyanldnda, Atinadaki Hermes heykellerinin kafalar
nn krlm olduu grld. Bu belki de akrkeyif jeunesse
doree'nin belki de Hellen satanistlerinin marifetiydi ama so
nuta halk bu olay ok ciddiye alm ve Alkibiadesten phe-
lenmiti. Nitekim Alkibiades bunu yapabilecek kapasitede bi
riydi ve zaten tiranlk hayalleri kuruyordu. Halk Alkibiadesi,
her ne kadar anlatacak fazla bir ey olmasa da, Eleusis gizemle
rini ifa etmekle suluyordu. Nihayet davay Alkibiadesin d
necei gne ertelemeye karar verdiler. Filo yola kt. Fakat her
nedense aniden dava ald ve Alkibiades in contumaciam [g
yaben] lme mahkm edildi. Fakat Alkibiades hl hayatta
olduumuzu kantlayacaz, diyerek Spartaya gitti. Atmalla
rn batda elde edecekleri bir zaferin Peloponnesosun abluka
altna alnmas ve Lakedaimon egemenliinin sona ermesi an
lamna geleceini syleyerek Sparta ynetimini uyard, savan
yeniden balamasn salad, bununla da yetinmedi, bamszlk
savalarnn ncesinde Perslerin boyunduruu altnda bulunan
Y unan kentlerinin kendisine braklmas karlnda Spartaya
iane deyen Sardeis satrab Tissaphernes ile de bir ittifak kurdu
(bunun modem karl, Avusturya ile III. Napolyon arasnda
12 Haziran 1866 tarihinde imzalanan ve Napolyona, Prusya
Silezyasnn geri alnmas karlnda Ren nehrinin sol ya
192 ANTK YUNANTN KLTR TARH
kasm veren antlamadr). Bu arada, vaatlerle dolu ilk baarla
rn ardndan Sicilya seferi tamamen suya dt: Atina filosu
Syrakusai limannda hezimete urad, geri ekilen kara birlikle
ri ksmen yok edildi, ksmen de esir alnd. Sz konusu giriim
tam anlamyla yaylmac olduu iin bir polisin baarabilecei
bir ey deildi, oysa tarihi geliimin bir asr nnde giden ve
diadokhlarn hanedanla dayal dnya egemenliini daha o
zamandan temsil eden Alkibiadesin dehas bunu pekl baa
rabilirdi. Ardndan, Spartallar Attikaya dzenledikleri ya
malama seferleriyle yetinmek yerine Dekeleia tabyalarna yer
letii iin Dekeleia sava (413-404) da denen sava balad.
Dekeleiaya yerleilmesi son derece hassas bir durumdu ve
Attikann ticari yaam tmden tkand; bunun gibi, son derece
isabetli yer seimi de yine Alkibiadesin bann altndan k
mt. Fakat Sparta topraklar Alkibiades iin de tehlikeli ol
maya balamt, nk Kral Agisin siyasi rakibi olmakla kal
myor, kraln evlilii iin de baarl bir rakip oluturuyordu.
Bylece Tissaphernesle yaknlat. Sardeis satrabna, Persler
iin en iyisinin akllca bir yanama siyaseti yrterek Y unan
glerinin hibirinin sivrilmemesini salamak olduunu telkin
etti: Atinaya dnmeyi salama almaya alt ustaca bir
hamle. Nitekim 411 ylnda geri arld, ksa sre sonra da
K yzikostaki sava kazand. Sparta, statkonun korunmas kar
lnda bar imzalamaya hazrd. Fakat bel balad hedefle
rine ancak sava yoluyla ulaabileceini dnen Alkibiades,
ikinci bir Kleon diyebileceimiz lir fabrikatr K leophonun da
desteiyle birlemeyi engelledi. Tahta kmasna ramak kal
mt. Fakat tam o srada Spartallarda da Lysandros adnda bir
adam sahneye kt. L ysandrosun deha olarak deilse bile, id
det, acmaszlk ve bavurduu yntemler konusunda
Alkibiadesten geri kalr yan yoktu. 407 ylnda Notiondaki
sava kazanmas, yenilgide bir hatas bulunmayan Alki
biadesin sonu oldu. Ertesi yl Arginusai adalarnda cereyan
eden deniz sava, Y unanllar arasnda yaanan gelmi gemi
en iddetli deniz savadr. Savan galibi Atina da olsa, ami
raller kazazedeleri kurtarmay ihmal ettikleri gerekesiyle idam
edildiler. te yandan Sparta, K yzikostaki hkmleri koruyarak
bar teklifinde bulundu, ama Kleophon bu teklife yine kulak
asmad. Attika filosunun Trakya yarmadasndan denize dk
ATNANIN DNYA GUNU 193
len kk nehir Aigospotamoi civarnda tamamen yok edilme
si, deniz kuvvetlerini yitiren Atinann alktan krlmamak iin
kaytsz artsz teslim olmasna yol at. Ezeli dmanlar
Korinthos ve Thebai, Atinann otlaa dnmesini istiyorlard.
Fakat Spartallar bu istee kulak asmayacak kadar onurluydu.
Lysandros ile Sparta ynetimi arasndaki ksa mesajlar yley-
dj: Atina ele geti. - Bu kadar yeter. K senophonun dedi
ine gre, Hellas vaktiyle dardan kurtarm olan bir Y unan
kenti yok edilemez, eklindeki soylu gr savunuluyordu.
Ayrca, kltr merkezi olmas nedeniyle Atinaya sayg duyu
luyordu. Y ine de, bu seenein tartlm olmas bile Hellen
ruhunun rkn uurumlarn grmemizi salar. Her halkrda
uzun surlar ykld ve her trl yabanc mal varlna el ko
yuldu. Lysandros 404 Nisannda Peiraieusa yerletiinde, yal
nzca kurtarlm mttefikler tarafndan deil, ou Atinal tara
fndan da alkland, nk demokrasinin son yllardaki seyri
tam bir kbustu. Fakat bu byk savan kaderini yurtd tayin
etmiti. Atinayla karadan ba edilecek gibi deildi.
Spartallarm Attika filosuna denk bir filo kurmas ancak Pere
lerin para yardm sayesinde oldu. Zaten bu savatan en krl
kan taraf, Pers lkesiydi. Buradaki durum Almanlarn iki b
yk karde savama, yani gerek galibi Fransa olan Otuz Yl
savalar ile tek galibi ngiltere olan Y edi Y l savandaki du
ruma benzer. Fakat Dekeleia savama cephede de Alkibiades
komuta etmiti. Alkibiades barn ilk ylnda, Spartallarm k
krtt Frigya satrab Pharnabazos tarafndan alaka ldrl
d. Dnya tarihinin en ilgin ve en gizemli ahsiyetlerinden biri
olan Alkibiades dnyay parmanda oynatyordu, nk kimse
onun etkisine kar koyamyordu. Her iki cins de umutsuzca
k oluyordu ona, nk esiz derecede gzel ve zarif olmann
yan sra, on parmanda on marifet olan bir insand. Ustalar
ustas bir binici ve sporcu, ikici ve hatip, mzisyen ve diya-
lektiki, stratej ve diplomat, ksacas kar konulmaz biriydi.
Ama en nemli zellii kusursuz bir oyuncu olmasyd. Gere
kirse, Spartallardan daha Lakonial, Pers soylularndan daha
arklyd, fakat z Atina ruhunun en gl ztyd. Btn
varoluunu parlak bir skandallar zincirine dntrmek, ya da
yle de diyebiliriz, yaamn iir klmak gibi bir yetenei var
d. Biyografisi destansdr: Kahramanlklarla dolu eski destanla-
1 94 ANTK YUNANTN KLTR TARH
rn dokunakl slubunda deilse de, imek gibi bir dm
noktasndan dierine koan, bukalemun gibi renk deitiren
lanet heri fin romandr. Drdnc yzyl retorii ondan g
alm, bir dhi mi, yoksa cani mi olduu, memleketinin onu
kovmakla iyi mi ettii, yoksa onu kovarak kendi sonunu mu
hazrlad konusunda ateli tartmalarda bulunulmutur. Etik
adan sorulduunda, btn bu sorular yersizdir: Alkibiades
ahlak erevesinde deerlendirilemez, o bir maceraperestti,
zaten Hellenlerin toplumsal iktidar biimi de yleydi. Siyasi
adan ise soruyu u erevede ele almak gerekir: ler
Alkibiadesin eline braklsayd, skender an nceden ba
latm, dolaysyla Romann geliimini baltalam olur muydu?
O zaman Akdenizde bir Hellen egemenliinin kurulmas ve
Latin egemenliinin kknn kurutulmas iten bile deildi. Bu
durum Y unan kltr iin ne tr sonular doururdu bilinmez.
Belki dnya skendercilii bir asr nce ortaya kard, ama
zaten yeterince erken olmam myd bu?
Atina Y unan demokrasisini ktlesek bile, Y unan ruhunu yeertip
Demok- eSjz bjr grkeme kavuturan bu artc yapdr. Y ahudiler
rasisi yaSalarm nasl Musaya atfederse, Atmallar da bu devlet bii
mini ulusal kahramanlan Theseusa dayandrrd. Devlet, in
sanlarn yasalar karsnda eitlii (isonomia), herkesin her ma
kama gelebilme hakk (isotimia) ve konuma zgrl
(isegoria) ilkelerine gre kurulmutu; bir baka deyile, her
yurtta ayn kaderi paylar, her mevkiye gelebilir ve herkesin
her zaman sz hakk bulunurdu. K senophonun ayn anda b-
ren sarholara benzettii son ilke, zellikle de vatandalk hak
knn en nemli teminat diye geer, demokrasiyle bir tutulurdu.
Konumalarn yapld ana meknlar herkesin katlabildii
halk meclisleri ve halk mahkemeleriydi. Her oy eit sayld
iin basite salt ounluun hkmnn getii kent meclisi
oturumda ad arlanlarn, ekkletoi, toplam anlamna gelen
ekklesia idi; bu isim katlmclarn bir ulakla arld dnemin
ansna verilmiti. Y oklama iin iaretler kullanlyordu. Oyla
ma el kaldrarak ya da akl ta, midye ve fasulye taneleriyle
yaplyordu. Gk grlediinde, deprem olduunda, gne tutul
duunda, hatta yamur yadnda toplant derhal ertelenirdi,
nk bunlar Zeusun iaretleri idi. Devletin nemli sorunlar
hakknda burada karar alnd iin kurumun faaliyeti halkn
ATNA'NIN DNYA GN 195
kararlarnn grlmesi ve uygulanmasyla snrlyd. Mahke
me oturumu iin kurayla alt bin jri yesi seilirdi, bunlarn
tamam nadiren toplanyor olsa gerek. Karar en yksek merci
olan halk tarafndan alnd iin temyiz edilemez, derhal uy
gulanrd. Alman kararn ne kadar tarafsz olduunu tahmin
etmek zor deil, zira dz bir snf hukukunun uygulanmas bir
yana, demagojik kkrtmalar, avukatlk hileleri ve anlk ruh
halleriyle iradesizce srklenen sorumsuz, galeyana gelmi bir
kitle sz konusuydu. Platon, mahkemeleri adil olmayan her
polis'm apol's olduunu syler, Atina demokrasisi de byleydi
diyebiliriz.
En yksek bayndrlk merci de yine halk meclisiydi. Mi
marlar belirler, projeleri denetlerdi. nsan armadan edemi
yor: Ne kadar yetenekli bir halkt ki bu byle, bildiimiz Ati
nay meydana getiren imar planlarn nceden denetleyip d
zeltiyordu! Meclis ayda en fazla kez toplanrd, bu nedenle
rutin iler aksamasn diye birtakm memuriyetlere ihtiya vard
ve daha nce de belirtildii gibi buralara her vatanda atanabi
lirdi. Bana buyruk bir brokrasi gelimesin diye memurlar bir
yl ya da daha ksa bir sre grevde tutulur, ayn kii en fazla
iki kez ayn greve gelebilirdi. Belli bir teknik bilgi gerektiren
grevler hari memurlar kurayla belirlenirdi. Grev sresi do
lan her memur hesap vermekle ykmlyd. Esasen yolsuzluu
nleme amac tayan bu uygulama zorluk kartmak isteyen
kt niyetli avamn elinde giderek bir oyuncaa dnm,
yanl bir takibata dnmtr. Y ine de btn bu kurumlar
toplumun her kesiminin devlet idaresiyle yakndan ilgilenmesi
ni gerektirmi, hatta bu konuda belli bir yetenein gelimesini
de salam olmaldr. Bu sistemin demokratik anayasalar dahil
modern anayasalardan temel fark, gnmz parlamento ve
milletvekillerinin, mevki ve makamlarn dayand temsili de
mokrasi sistemine sahip olmaydr. Y unanllarda halk, yani
Aristophanesin agzl, mark, fkeli ve sokma arzusuyla
gz dnm eekars srs ile Platonun tehlikelerle dolu
byk hayvan daima btnyle mevcuttur.
Atina btesinin balca gelir kaynaklar, Laureiondaki Atina
gm ocaklar ve civar kentlerden elde edilen gelirler, maln Devlet
deerinin ellide biri tutarndaki ithalat ve ihracat vergileri, pa- Btesi
zar cretleri, kle harlardr. Ayrca, dolayl vergileri en yk
96 ANTK YUNAN IN KLTR TARH
sek teklifte bulunan kiiye iltizam etmek gibi sorunlu bir sistem
uygulanyordu. Bu sistem Bourbon Fransasnda da uygulan
mt ve Fransz devriminin balca nedenlerinden biriydi. An
tikada gmrk memurlarndan lesiye nefret edilirdi. In
cil'den de bildiimiz gmrkler ve gnahkrlar ifadesin
deki memurlar gnmzn gmrk memurlaryla kartrma
mak lazm. Burada daha ok, tam bir zel giriimci olan kan
emici bir gmrk kesenekisi sz konusudur. Tek amac, ie
yatrd sermayeyi kartmak ve olabildiince kr etmektir.
Devletin bakaca gelir kaynaklar unlard: Mttefiklerden al
nan malum hara ve mahkeme harlar, vatana ihanet duru
munda kesilen para cezas -muhbirlii tevik eden, ahlakn bo
zulmasna yol aan bir baka etmen- ve el koyulan servetlerdir.
Devletin temel giderleri ise, pek ok kiiye denen yevmiye ve
maalar; yabanc paral askerlere, yabanc garnizonlara ve de
niz polisine denen cretler; yollarn ve su tesislerinin yapm ve
bakmna, tersanelere, silah ve mhimmat depolarna, tapnak
ve meclislere ve dier btn kamu tesislerine ayrlan denek;
enlikler, adaklar, kamu kurbanlar ve klt iin yaplan muaz
zam harcamalar. alacak durumda olmayanlarn, dullarn,
yetim ve ksz ocuklarn bakm da devlete aitti. Fakat btn
bu giderleri karlamak her zaman mmkn olmazd, o zaman
da toplumun nde gelen zenginlerinden olaand bir servet
vergisi (ecKpopd) alnrd. Fakat dorudan vergi almak antide
mokratik saylp tiranlkla bir tutulduu iin, varlkl insanlara
bir ykmllk getiren leiturgia'l&r, yani halka hizmet tercih
edilirdi. Bunlarn en nemlisi, zenginleri bir sava gemisi ina
etmekle ykml klan trierarkhia idi. Elbette gnmzdeki
kadar byk bir harcama deildi bu: Bu gemiler ak deniz ge
mileri deildi. Ar hava koullarna ve azgn denize dayana
mayan hafif yapl ahap gemilerdi. stelik hayli kk olduk
lar iin gemi mrettebat uyumak ve yemek yemek iin karaya
kmak zorundayd. Frtnalar ya da deniz savalar koca filolar
yok edebiliyordu ama birka aya kalmyor, yerine hemen yeni
leri yaplyordu. Y apm iinde kullanlan aralar ve geminin
iskeletini ounlukla devlet temin ediyor, triarkhosa ise gemi
yi tamamlamak, tayfay bulup geimini salamak kalyordu;
ama bunun karlnda gemiyi bizzat komuta etme onuruna
kavuuyordu - bu lafta kalsa bile. zellikle de sonraki alarda
ATNA'NIN DNYA GN I 97
geminin asl komutam bir uzman denizciydi, dmenci ya da
kybernetes. Tragedya ve komedya korolarnn donatlmas, a
ltrlmas ve maliyetin karlanmas demek olan khoregia'da,
genelde koronun n khoregos'a ait olur, iin ceremesini ise
ok daha az vg alan teknisyen, zellikle de koro airi ekerdi.
Gymnasiarkhos, bir Atina buluu olan o grkemli meale kou
su bata olmak zere eitli spor faaliyetlerini finanse etmek
durumundayd. Kendisine bir kamu hizmeti kt halde, bu
hizmetin bir bakasna devredilmesini isteyen kii, gerekesinin
kamu tarafndan snanmasn talep edebilir, hakl olduu anla
lrsa bu ykmllkten kurtulurdu. Daval ise servetini dava
cnn servetiyle takas etmeye hazr olduunu bildirerek savuna
bilirdi kendisini: Her iki halde de nazik bir durum, fakat
leiturgiayla sonulanmas kanlmazd. Bu duruma, servet
deiimi ya da antidosis denirdi. Bir de epidosis vard: Bir
vatandan devleti kurtarmak iin halk kararyla gnll ba
ta bulunmaya davet edilmesi. lgili ahs bata bulunursa
onurlandrlr, bulunmazsa eziyet grrd. Serveti taland
aan herkes kamu hizmetiyle mkellefti. Bir khoregia'nn mas
raflarnn 1200 ila 3000 drakhme (talant'm bete biri veya yar
s) arasnda deitiini dnrsek iflasa yol aan bu yntem
iin Y unancada neden iki ayr fiil bulunduunu anlarz:
KaTaZeiToupyev ve Kaxaxopryev, leiturgia ve khoregia y
znden mahvolmak.
Atina devletinin en ciddi sorunlarndan biri, halka ekmeklik
hububat salamakt. Bir buday siyasetinin varlndan bile sz
edilebilir. Darya dnk giriimlerin tamam bu yndeydi.
Attika nce Kbrs ve Msr, sonra Sicilyay, son olarak da
Trakya ve Pontos civarndaki blgeleri fethetmeye almt.
Hellespontos en az Svey Kanal kadar nemliydi. Hububat
ihracat esasen yasakt. Agoranomoi rnlerin safln ve taze
liini, metronomoi arl, sitophylakes de fiyatlar denetliyor
du, ama gene de fiyatlar her yl, hatta ayn gn iinde bile bete
bir ila te bir orannda deiiyordu. Bunun nedeni, ithalat ya
da alclarn speklasyonlaryd: Y ok boazlar kapalym, yok
dmanlk yeniden nksetmi, ufukta byk bir sevkiyat varm
ya da sevkiyat gemisi batm, vs. Durumu iyi olan pazar me
murlarnn kur farklarn kendi ceplerinden demek zorunda
kalmalar ender bir durum deildi.
19 8 ANTK YUNANTN KLTR TARH
Szn ettiimiz btn hak ve avantajlar sadece tam vatan
dalar iin mevcuttu, yani devletin erkek ve kadn vatandalar
nn meru evliliklerinden olma insanlar iin. u halde, kle bir
anneden ya da bir metoikostan, yani zgr bir yabanc kadn
dan olma kiiler vatandalk haklarndan mahrumdu. Evlat edi
nilmek de bir ey deitirmiyordu. Y ine de, devlet iin byk
yararllklar gsteren kiilere halk kararyla vatandalk hakk
veriliyordu. Vatanda olmayanlar mlk sahibi olamyor, geerli
bir evlilik yapamyor, davalarn ancak bir hami araclyla
yrtebiliyor, devlet kltlerinin yalnzca bir ksmna katlabili
yorlard. Bu statnn en nemli grubunu, fabrikatr ya da top
tanc tccar, armatr ve bankac olarak kayda deer oranda
servet edindikleri ska grlen, hrdavat, zanaatkr, denizci
ve liman iisi olarak kk iletmelerde nemli bir rol oyna
yan metoikos, yabanclar ya da snmaclar olutururdu. Bu
insanlar Atinada on iki drakhmelik bir korunma paras der,
yasal snrlamalar dnda, nfuun geri kalanyla ayn haklar
paylard. Fakat vatandalk hakk iptal de edilebilirdi, ya sr
gnle ya da vatandalktan karlan kiinin memlekette barn
masna ses karmayan onursuzluk (atimia) ilanyla. Atimiayla
cezalandrlan temel sular unlard: Kamunun parasn zim
mete geirmek, rvet, alaklk, kez yalanc ahitlik yapmak.
Basite aylaklk edenlerin bile bu cezadan nasibini alyor
olmas, aslnda sevilmeyen ya da istenmeyen kiilerin hedef
lendiini gsterir. Halk kararlarn feshetmeye ya da deitir
meye kalkanlarn derhal atimiayla tehdit edilmesi ise bu ceza
nn siyasi niteliini yeterince aa vurur.
Kadn- Demek ki, demokrasilerin en ars diyebileceimiz Atina
Iar demokrasisi aslnda egemen partinin uygulad oligarik bir
dzendi ve ne insan haklar ne de kadn-erkek eitlii bilirdi.
Kadnlar ne seebilir ne de memur olabilir, ne siyasi toplant
larda ne de enliklerde yer alabilir, hatta spor etkinliklerine bile
ancak Spartada katlabilirdi. Kadnlar hayatlar boyunca ba
kalarnn velayeti altndaydlar, rnein babann, erkek karde
in, kocann, yetikin oulun. Buna karlk, kocann yalnzca
kullanma hakkna sahip olduu bir drahomalar vard. Ev ka
dnlar asla toplumsal faaliyetlerde bulunamazd; bunlara ancak
danszler, flt kzlar, kadn dnrler ve hetairalar katla
bilirdi. Hetairalar ve kadn dnrler ayn kefeye konurdu,
ATNA'NN DNYA GN 199
nk hetairaVdf ounlukla akll ve eitimli olurlar, kadn
dnrlerse, en azndan dardan bakldnda, son derece
zgr bir yaam srerlerdi. Thukydidesin eserinde Perikles
yle der: En saygn kadn, erkeklerin ne vgsne ne de sv
gsne hedef olan kadndr. zellikle de st tabakalara men
sup onurlu kadnlar harem yaam srerlerdi. Sokaa yalnzca
yal bir klenin, gynaikonomos'un (kadnlardan sorumlu g
revli) eliinde kabilir, arda grlmezlerdi bile. Oysa yok
sul kadnlar arda ska grlrd, hem mteri hem de tez
ghtar olarak, fakat onlar bile fabrikalarda alamazlard. Ka
dna toplum iinde, bir kadnn hizmetini gerektiren bir kurban
ayininde rahibe olarak ya da bir enlik aiay srasnda figran
olarak yer verilirdi, bunun dnda hayattaki asl grevi evlilie
nce para sonra da ocuk vermekti.
Winckelmannn ifadesiyle, AtinalIlarn tam bir zgrl- Sykop-
n tadn karmasn salayan akln aydnlan!, Periklesin hantes
lmnden sonra parlak bir anariden, yani kargaa dolu bir
avam egemenliinden ve -bin bal hkimiyet satn alnabildii
iin- arsz bir plutokrasiden farksz deildi diyebiliriz. Getirdi
i anayasayla bu anarinin temelini atan Periklesten bakas
deidi. Y asalar, bele yoldan siftah etmek iin toplanan jri
yesi bir proletaryann eiindeydi. Makamlar ahlaksz ve ruhsuz
her alaa akt ve rvete olanak tanyan zelliklerinden do
lay da cazipti, yoksa kimse ald dk maaa baylmyordu.
nsanlar birbirinin ayan kaydrma derdndeydi, ama yerden
ge kadar da haklydlar bunda; toplumun iinde bulunduu
durumu Burckhardt enfes bir biimde zetlemitir. Ona gre,
Atinallar sanki kendilerinden bir ey alnm gibi bir ruh hali
iindeydiler. SykophantesYn zehirli meyvelerini yeerten
zemin ite byle bir zemindi. Sykophantes aslen incirlerin giz
lice ihracatn haber veren kii demektir (bu etimoloji tart
maldr), fakat daha sonra genel olarak casusluu ve jurnalcilii
anlatr olmutur. Y akalanmak ve halkn huzurunda tehir edil
mek susuz kiilerin bile gzn korkutan bir tehditti: Birincisi,
halkn huzuruna karlmak ok utan verici bir durumdu; kin
cisi, tanrtanmazlk, devlet maln alp rpmak, vergileri -
dememek, baba maln israf etmek gibi alan giderek genileyen
sulamalarla kar karya kalnabilirdi; ncs, insanlar biri
ni sudan bahanelerle sulamaktan ekinmiyordu, nitekim
200 ANTK YUNANTN KLTR TARH
sykophantes zaman iinde haksz dava ile zde hale gel
mitir; kitlenin ahlakn ve ekonomik durumunu da hesaba ka
tarsak, yalanc ahitler bulup suu kesinletirmek ocuk oyun
cayd diyebiliriz. Y ani her halkrda sykophantes in enesini
kapatmak gerekiyordu. zetle, sykophantes antaj, intikam ve
sahte tutku karm yaplar, sus pay ve satlk fikirlerle sr
drdkleri varolular itibariyle bizim sansasyon peinde koan
gazetecilerimize benzerler. Tek fark, toplumda oynadklar ro
ln ok daha nemli olmasyd. Sahtekr avukatlarmzla da
kyaslayabiliriz onlar, yalnzca dalaverecilik ve kstahlklar
nedeniyle deil, baz zenginler srekli bir Kar-Sykophantes
tuttuu iin.
Pla- Atina demokrasisine getirilen en acmasz eletiri, Pla-
tonun tonun, Atina devletinin btnyle kartn temsil eden ideal
Kar- devletidir. Platon insanlarn kiisel yetenekleri, uzmanlk alan-
Devlet jan ye farp|, ahlaki yaplar nedeniyle, belirli bir iblmne
dayal istikrarl bir memurluk sisteminin gelitirilmesini ng
rr. Kamu grevinde alan erkeklerin kesinlikle zel serveti
olmamaldr. Ancak, hkmet devletin iine yoksulluk veya
zenginlik girmesin diye dier vatandalara gz kulak olmal
dr. Kadnlar, yetime ve yaam biimi bakmndan erkeklerle
eit olmal ve her trl meslei icra edebilmelidirler. Kadnlar
ve ocuklar kamunun mal olmaldrlar (muhtemelen evlilik ve
miras yoluyla mal-mlk hrsn ve karcl engellemek iin).
Devlet, topluma tccar ruhu ve kazan hrs alayan, halk hi-
lekr ve gvenilmez klan denizden uzakta bir yerde kurulmal
dr. ehvet duygularna yol aan, sadece gsterie yarayan ya
da kt rnek olan her ey sanattan men edilmelidir (bu yz
den, hem tanrlar hakkmdaki yakksz dncelerinden tr
hem de eserinde kt insanlara yer verdii iin Homeros da
men edilmelidir). Aristoteles, Platonun btn vatandalar kap
sayan senfonisinin monotoni olduunu sylemekte hakldr.
Gerek, tek sesli bir mzikten baka bir ey deildir artk. Siya
setinin ad hatip, mahkemedeki durumann ad ise
agondur. Srekli bir tiyatro temsilidir bu; stelik bu oyun
dnyann her ey iin en iyi seyircisi olan Atina halknn nn
de oynanr.
Kleler O an filozoflar klelii bir sorun olarak grmyorlard.
Genel kannn aksine, klelik yakn zamanlara dek srmtr;
ATNA'NIN DNYA GN 201
ortaa boyunca, Slav savalarnda esir den herkese Sklave
[kle] deniyor olmas bunu yeterince kantlar. 1857 ylma dek
Prusyadaki Amerikan vatandalar yanlarnda getirdikleri k
lelerinin devlet tarafndan kabul edilmesini talep edebiliyorlar
d. Siyahiler ngiliz smrgelerinde ilkin 1833de, Fransz s
mrgelerinde 1848de, Kuzey Amerikada 1865te, Brezilyada
ise 1888de zgrlklerine kavutular. Bugn bile, Dou As
yadaki Kuli ticareti ile Gney Denizindeki Kanak ticareti bir
klelik biimidir (fakat sresi snrldr). Y unan klelerinde
kkenler bile snf dren bir etkendi, nk bu klelerin b
yk bir blm barbar lkelerdendi: Lidya, Frigya, Suriye,
Libya, Trakya ve Pontus gibi; zellikle de Paphlagoniallarm
hibir deeri yoktu. Pratikte her Flellenin sava, deniz korsanla
r ya da bor yznden kle olma ihtimali vard, rnein Platon
ve Diogenes bile bir sre kle olmulard. Dahas Atinada ba
bann evlatlktan reddettii kzn kle olarak satmasna izin
veren bir yasa vard, ama bu yasa herhalde daha ok kt s
tndeydi. Kleler, isimlerinden de anlalaca zere birer nes
neden farkszd: o copa vSpeov, yovaiKSov, eril, dii sava
ganimeti ve avpdjroa, yani insan ayaklar; bu sonuncu ta
nmdan kleleri, KapaiTroa, gl ayak, diye betimledikleri
bykba hayvanlarla bir tuttuklar anlalr. Ne var ki, efendi
nin klesini ldrmeye hakk yoktu, hatta bir klenin kazara
ldrlmesi bile ldrmeyle bir tutulur, gereince cezalandr
lrd. Y ok eer kasten ldrlmse, cinayet ilenmi saylrd.
Tapmaklar, kt muamele gren klelere bir tr iltica hakk
tanyordu. Bir kle gaddar efendisini kendisini satla kar
mas iin yasal yollardan zorlayabilirdi ama hak ve ykmllk
sahibi olmad iin ne davalara katlabilir ne de szlemeler
imzalayabilirdi. Y ine de, efendisinin temsilcisi sfatyla servet
edinme imknna sahipti. Kutsal grlen spor hari, kamusal
etkinliklerin birouna katlabilirdi. D grnnn zgr
insanlarnkinden tek fark ksa kesimli salaryd. Platon, kle
ye iyi muamele etmenin herkesin yararna olacan, ama o-
nunla fazla samimi olmamay, halklarn fazla karmamasn
tler. Elbette taradaki durum erken adaki gibi ataerkildi.
Kentte ise evden eve deiirdi. iftlik khyas, nemli konum
da iletmeci, saygn vekilhar, srda oda hizmetisi, kat peda
gog, kibirli ktphane memuru, usta heykeltra, at terbiyecisi,
202 ANTK YUNANIN KLTR TARH
mneccim, ahba, berber olan kleler de vard ve daha nice
meslekte uzmanlamlard. Demosioi, yani kamu kleleri de
nen zel bir kle snf vard ve bunlarn bir ksm hi de nem
siz olmayan makamlarda grev yapard: Mahkemede ktip,
mliyede muhasebeci, belediyede mutemet ve polis olarak; po
lis kleler memleketlerine gre Skythc (skitler) ya da ta
dklar silaha gre toksotai (okular) diye adlandrlrlard. E-
fendileri adna yrttkleri zel ilerden para biriktirebilen k
leler zgrlklerini satn alabilirlerdi, fakat efendinin klesini
azat ettiine de ska rastanrd: O zaman kle artk bir
metoikos olurdu.
Kle fiyatlar ortalama yz drakhmeydi, yani fiyatlar
yksek deildi ama (savalardan sonra iyice ykselen) arza,
cinsiyete (kadnlarn fiyat biraz daha yksekti), kkene (Y u
nanl kleler pek pahalyd) ve tabii bir de klenin yeteneine
gre deiiyordu. Baz zellikler (rnein, kle kaliteli par
fmler retebiiiyorsa ya da Homerosu ezbere biliyorsa) altnla
tartlrd. Atina, Korinthos, Syrakusai ve (fethedilinceye dek)
Aigina, sanayi merkezleri olmalar nedeniyle kle merkezleriy
di. Fakat sanayi iletmeleri gnmze kyasla epeyce mte-
vazyd. Demosthenesin devrald silah fabrikasnda 33 kl
iisi alyordu ve saylar yz geen dier personel ise hi
bir i yapmyordu. Y ine de ii sorununu ele almaya yetmiti
bu. Periklesin yevmiye uygulamas, bir tr isizlik parasyd
aslnda.
Atinal- Geen blmde de vurguladmz gibi, Hellenleri yalnzca
nn Bir gzelliin ve ann tadn karan romantik bir halk olarak d-
G iinu nmek yanlsa da, Perikles dneminden itibaren avare bir
kentli takmnn ortaya ktn ve eskiada gnmze gre
ok daha az alldn kabul etmeliyiz. Gneyde bugn de
ska grld gibi, daha ok mevsimlik iler yaplr, yln pek
ok gn bo geerdi. Atinal, akamdan kalma da olsa genel
likle sabahn krnde kalkard. abucak giyinir, araba band
bir iki dilim ekmekten ibaret kahvalts ksa srerdi. Birka
metelik alrd yanma, daha dorusu azna atard (nk onun
para kesesi yanaklaryd) ve halkn arasna karrd: nce be
lediye meclisine, durumaya, sonra gymnasiona, askeri eitim
alanna ya da bir hatibi dinlemeye giderdi. Hibir yerde hibir
eye sessiz kalmazd, nk her lafa karmak gibi bir huyu
ATNA'NIN DNYA GN 203
vard. Sonra, eer i sahibiyse, dkknn tefti ederdi, bu da
son kertede yine gevezelik etmek demekti. En sonunda da tam
bir seyir yeri olan limana giderdi. Y unanl aylak aylak dola
mak iin zel bir ifade kullanrd: agorazeir. Y unanl iin bu
szck, dz karl olan pazar yerinde dolamak deil, de
dikodu ve fuar ziyareti, geyik ve spor muhabbeti, maskaralk ve
felsefeden oluan aromatik bir karmdr. arapsz lenler
de denen bu muhabbet kt havalarda dkkn ve tezghlara
tanrd: Merhemciye, tccara, berbere, kunduracya, heykel
atlyesine. Kn ise scack olmalar nedeniyle demirci dk
knlar tercih edilirdi. Y emek meselesi ok nemsenmezdi:
Seyyar sucuk ekmekiler, satcnn ayakst kzartt birka
balk ve bir avu incir al gidermeye yetiyordu. sokratesin,
eskiden, yani esenliklerle dolu Perikles zamannda durumu iyi
bir klenin bile meyhaneye gitmediini sylemesi, her eyi ol
duundan daha iyi gsterme abasndan baka bir ey deildir.
Meyhanede zar da atlr, hafifmerep kadnlarla, yani flt
kzlarla kadeh tokuturulurdu. Fakat iki lemleri genellikle
geceleri yaplrd. Hafif bir yemein, el ykama riteiinin ve
tanrlara iki sunulmasnn ardndan niversite rencilerinin
devam ettii meyhanelerdekini andran bir iki lemi balard.
Fakat asl meselenin iki olmadn Platonun Sytnpo-
siori undan biliriz, geri bu bir edebiyat eseridir ve gerei an
cak Schillerin Wallensteins Lager kadar yanstr. Bilmece,
ak sak fkra, alnt ve benzeri skc eylerle elenilmesi an
cak daha sonraki yozlamalardr. Elenceyi ounlukla komos
izlerdi; komos, arap, ark, erotizm ve her tr densizlik eliin
de bir gece alayyd. Sicilya seferinden nce Hermes heykelle
rinin kafalar bylesi bir kortejde kurban gitmi de olabilir.
Komos tresi sonraki alarda renciler tarafndan devraln
m, fakat yeniada ylesine bayalamt ki, yalnzca vahi
kavgalar deil, alenen iemek de (stelik de sevgililerin kaps
nnde) detten olmutu. Ne de olsa eskiada gece bekilerine
yakalanmak sz konusu deildi, nk onlar gne batar bat
maz grevi brakrd.
Atinalmm yaamn ele alrken, sanatla i ie kent manzara- Kat
sn gz nnde bulundurmak gerekir. Tapnaklar, baheler, slup
revakl avlular, haller, tiyatro, gymnasion ve stadyumlar, kutsal Sanat
maara ve korular, ksacas drt bir yan tanrlarn, kahramanla-
204 ANT'K YUNANIN KLTR TARH
rn, sava kahramanlarnn, devlet adamlarnn, air, filozof,
konumac ve atletlerin, hatta nl hetaira ve yar atlarnn
heykelleriyle doluydu. Fakat klasik bayaptlarla dolu bir mze
gelmesin akla. zellikle de adaklk sunularn tamam byk
birer sanat eseri olmu olamaz, nasl ki kiliselerimizde de yle
deilse. Fakat zamanla korkun bir heykel ylmas yaanm
olmaldr. Szgelimi altn, yaldz ve parlak renkli resimlerin
birbiriyle rekabet ettii Akropolisin insann zerinde brakt
etki, dev bir oyuncak dkknnn brakt etkiden daha farkl
olmasa gerek. Heykellerin sa, duda, ka gz boyanm,
mermer kimyasal bir ilemden geirilerek tenin ve giysilerin
rengi en azndan hissettirilmi, mifer ve kalkanlar, elenk ve
aln bantlar, silah ve mcevherat ise parlak metalden yaplm
t. Belki de bu renk cmb bununla da kalmyordu: Mimari
unsur grevi gren heykeller byk bir ihtimalle boyanmt.
Bronz heykeller bile bronzun ve pasn deiik tonlar nedeniyle
bir renk paletini andryordu.
Kat slup denen slubun erken klasik dnemi 480-460
yllarna tekabl eder. Bu slubun temel zellii, kendisini
hatlarn sertlii ve hareketlerin keskinliiyle belli eden bilinli
bir tutumluluk ve kelilie varan net izgilerden oluan krpe
bir genliktir. Ruhsal ifade yzeye kmaya henz cesaret ede
miyordun Heykeller kukla gibidir. Bu geliim aamasnn do
ruunu, 1811 ylnda bulunduklarnda muazzam bir ilgi uyan
drm olan Aigina heykelleri oluturuyor olmal. Vaktiyle
alnln ssledikleri tapmak, Saron krfezinin zerinde yk
seliyor ve ta Salamisten grlebilen nefis bir manzara sunu
yordu. Salamisteki sava yceltmesi dnlm olan sava
sahneleri, o dnemin iffetli sanat anlayna uygun olarak Troya
efsanesinden alnmt. Savalarn plak tasvir edilmesi,
Homerostan da gerilere uzanan iirsel bir stilizasyondur. Sa
natlar anatomi konusunda artk yle yetkindir ki, anatominin
etkisinde biraz fazla kalm olduklar bile sylenebilir. Hey
kellerin arkalarnn bile zenle ilenmi olmas son derece dik
kat ekicidir. zleyeni aldatmak, gzn boyamak, tiyatro gs
terisi yapmak bu sanatn defterinde yoktur. Bat alnl tama
men arkaik bir etkiye sahiptir; dou alnl ise ondan bir sanat
dnemi daha gentir adeta, oysa hemen hemen ayn dnemde
yaplmlardr. Hellenler alnlk kompozisyonlarn kanatlarn
ATNA'NIN DNYA GN 205
germi bir kartala benzetirlerdi; gerekten de bunlara soylu bir
ritim hkimdir, fakat genlerin ii hnerle doldurulduu halde,
basmakalp ve donuk bir simetri de yok deildir hani. Heinrich
Brunn isabetli bir biimde, asker duruu gibi der. nl
Aigina glmsemesi de bu balamda ele alnmaldr. Bunun,
kahramann lm kalm mcadelesinde bile duruma nasl h
kim olduunu anlatan bir tasvir olduu sanlrd - bir kzlderili
yks gibi. Fakat ifade gcnn halen snrl olduu bir d
nemde azn kenarlarnn yukarya kvrlmas pekl ac anla
mna da gelebilir, nitekim erken Rnesans dnemine ait defin
sahnelerinde en byk acnn ifadesidir bu. Glmseme basite
Msrllardan devralnmt dememiz akia daha yatkndr; bir
nceki ciltte de anlatld gibi, glmseme Msrllarda ilkellik
anlamna gelirdi,
1870li yllarn ikinci yarsnda Olympiadaki kazlarda gn
na kan Zeus tapmandaki metoplarn eril gzellikleri
daha da ilgintir. Bu yap elerini epigramlarla karlatrabili
riz: Btn tapnaklarda benzer temalar ileseler de, kendilerini
asla tekrarlamazlar, rnein Kentaur temas zekice eitleme
lerle yeniler kendini. zerinde zenle sarnlm, neredeyse
pilili bir khiton olan Delphoili bir arabacnn bronz heykeli,
gzlerin korunmu olmas bakmndan ilgintir (gzn ak, be
yaz; iris, kahverengi; gzbebei, siyah; kirpikler, ince bronz
ubuklar); bu' sayede ba inanlmaz bir canllktadr. Diken
karan adam heykeli de dolaysz bir anlatm ve canlla sahiptir,
hatta belki de antikan en popler heykelidir ve saysz kez
taklit edilmitir. Bir yarn galibini bylesine gndelik bir ii
yaparken ebediletirme dncesi fevkalade zgndr. Sonraki
Y unanllar artk yalnzca bu tarza bal kalm, zarif delikanl
dan bir sokak ocuu yapmlard. plak kadn figrnde de
baarl olduklarn, kaarken Apollonun acmasz oku tarafn
dan vurularak yere yklan mermer bir Niobis heykelinden anla
rz. Bir keskinin yaratt en gzel kadn heykellerinden biridir
bu. Duruu biraz fazla sakin olsa da, esiz derecede soyludur:
Dkml elbisesi olaanst zariftir, yine de, tpk arabac
heykeli gibi henz basmakalptr. nsan vcudunu betimlemede
atlan en byk admlardan biri, yine beinci yzyln ilk yar
sna tekabl eder. Bu adm, vcudun btn arlnn verildii
bacak ile vcudu hafife destekleyen bacak arasndaki kartl-
206 ANTK YUNANIN KLTR TARH
n kefidir. Artk arlk bacaklara eit lde datlmyor,
biri dierinden biraz daha gevek duruyordu, ki dorusu da bu-
dur zaten: Antikada ancak Y unanllarn baarabilecei bir
zgrleme.
Dor tapmann en mkemmel rneini tekil eden Parthe-
nonun inasna Pers savalarndan bir yl sonra, 447 ylnda
balanm, Peloponnesos sava patlak vermeden bir yl nce,
432 ylnda da tamamlanmtr. Bu eserin plastik ksmlarnn
tasarm, boyama ve dzenlemesinin Pheidiasa ait olmas kuv
vetli bir olaslktr. Tapnan her taraf ayn kalitede deildir.
ksmnda bakire Athena heykeli duruyordu, ama imdi bu
heykelin yerinde yeller esiyor. Bat alnl, Athenann
Attikaya sahip olmak iin Poseidonla kavgasn, dou alnl
ise Athenanm Zeustan douunu anlatyordu. Tapma kua
tan friz, drt ylda bir tekrarlanan ve Atinahlar tarafndan
Panathenaia enliklerinde Athenanm onuruna dzenlenen ve
tanraya yeni bir giysinin ve armaanlarn sunulmasyla sona
eren dini alay betimliyordu. Metoplarda tanrlar, devler,
Lapithler ve Kentaurlar arasnda geen sava sahneleri tasvir
ediliyordu. Lord Elgin bu heykellerin az ok salam kalm
olan byk bir blmn nceki yzyln banda L ondraya
tamtr; bu eser halen daha British Museumu en ok gurur
landran eserler arasndadr. Kurban alayndaki kz ve ko-
yunlara yalnzca sanat erbab deil, hayvan yetitiricileri de
hayran kalmt. rnein, bir ngiliz binicilik hocas ideal o-
turma pozisyonunu Atinal svarilerin gsteri yryn te
mel alarak retiyordu. Goethe ise dou alnlndaki at kafa
snda ilk at grmt.
Y unan Parthenon dnda, Erekhtheion ve Propylaia gibi heybetli
Tiyatro- yaplarn inasna da giriildii halde, o dnemde tatan bir ti-
su yatro ina etmek dnlmemi, ireti ahap yaplarla yetinil-
mitir. Asl temsiller baharda byk Dionysos enliklerinde
verilir, gn sreyle, gnde drt eser oynanrd. Atinann en
parlak dneminde bu temsillere yaklak otuz bin insan katlm
olsa gerek. Gsteri esnasnda tribnlerin kmesi ender bir du
rum saylmazd. Fakat sonraki dneme zg ta basamaklarn
rahat olmamas bir yana, izleyiciler yerlerinden kalkp biraz
dinlenmek ya da bir eyler attrmak imknna da sahip deil
di, tiyatroda sabahtan akama kadar otururlard; dahas, yln bu
ATNA'NIN DNYA GN 207
mevsimi ok scak geerdi. Y unanl tm bu koullara gneylile
re zg bir rahatlkla katlanyordu. Bu ar artlara dayanmalar
phesiz g olan kadnlarla ocuklarn temsillere katlmasna
kesinlikle izin verilmezdi. te yandan, etkisini halen daha l
ebildiimiz akustik, tiyatronun her kesinde mkemmeldi.
Bugn bile bu antik sahnelerde tiyatro gsterileri yaplr. Parisli
gruplar Cezayirin Pompeiisi Timgadda zaman zaman tiyat
ro temsilleri dzenler, seyirciler Paristen yatakl trenlerle ge
lirler. Sahne dekoru, zellikle de gn nedeniyle herhangi
bir yanlsamaya imkn tanmam olsa gerek. Bunun yerine
gndermeler yaplrd, rnein kirili birka stun bir saray,
birka aa dalk bir orman, birka adr da koca karargh
simgelerdi. Bizdeki modem tiyatro dekoru da ancak manzara ve
perspektif ressaml iyice oturduktan sonra geliebilmitir.
Beinci yzyln ortalarna doru bir tr perspektif etkisini ilk
kez denemi olan Agatharkhosa bundan tr skenograph
denmitir. phesiz pek sade eklemelerdi bunlar. Resimli bir
arkaplan ile periaktostan, yani bir tr dner sahneden ibaretti.
Oyun, ilk nceleri ak havada oynanyordu. Szgelimi bir evin
ii mi gsterilecek, o zaman bunu blnen arkaplandan kan
bir arabayla, ekkyklema'yla sahneye tarlard. Temelde, nceki
ciltte Msrllarda grdmz rntgen resmi ilkesinden ba
ka bir ey deildir bu: Cephe basite saydamlar. Des ex
machina'mn uma aygtn, llerin ruhlar iin sahne tabannn
hareketli blmn (Kharon patikas), imek ve gkgrlts
efektleri iin kullanlan aletleri en ilkel biimleriyle dnmek
lazm. Btn bu donanm aa yukar bizdeki gezici tiyatrola
rn donanmna benziyordu. Bize son derece gln gelebilecek
bir baka unsur ise oyuncularn d grndr: Adm atmay
olanaksz klacak kadar mantar tabanl, yksek topuklu ayakka
blar, dev sa topuzu onkosla talanan donuk maskeler, btn
vcudun, hatta parmaklarn, bezlere sarp kalnlatrmak sure
tiyle devasa boyutlara getirilmesi, elbiselerin dalgalanan kolla
rnn ve eteklerinin acayip grkemi. Oyuncularn hareketleri
cokulu anlarda bile rahip edasmdayd herhalde, sanki ar
ekimde oynanyormu gibi yavat, bu tarz aa yukar
Richard Wagnerin tarzn andryordu. Y anky oaltmak
amacyla maske takm olmalar ihtimal d, nk akustik
zaten mkemmeldi. Aktrn hem ok sayda karakteri hem de
208 ANTK YUNANTN KLTR TARH
kadn rollerini oynad iin maske taktn dnmek de yan
l olur, nk bunun aresine bakmann baka yollar vard. Bu
figrler insanlar temsil etmiyordu, onlar, birer grnt, sim
ge, benzetme, maske ve glgeydi. Bu yzden eski moda barbar
giysilerine brnmlerdir, ar byk, ifadesiz ve kuklams-
drlar. Tragedyada olay bir gizemdir, dolaysyla gerein ka
lplarna sokulmamaldr. te bu yzden her gerek eylem,
lm, cinnet ve kavga gibi her gl aksiyon arkaplanda oyna
nr. Bunun nedeni, seyirciyi zmemek deildi, ne de olsa
Hellen seyircisi her eyi kaldrabilirdi, zaten gerek yaamda da
kanl ceset grmeye pek baylr, iddet olaylarn abartarak an
latrlard. Fakat olayn kendisini temsil etmek, haksz bir nes
nellik olurdu. Ayn biimde karakter geliimi diye bir ey de
yoktu, nk ruhsal bir deiim geirmek dnyallara ve yaa
yanlara zgdr, tanrlarla llerin biyografisi yoktur. Btn
bunlar oynanan bir rlyeftir.
Komedyann kostmleri ok daha farkldr. Alak topuklu
ayakkablar, trikolar, halk giysileri; sadece gbek ve k gln
derecede byktr. Krmz deriden yaplm olan, gereinden
fazla byk phallos da mstehcen bulunmuyordu muhtemelen,
nk phallos Dionysosu ve bereketi simgeliyordu. Phallos dii
karakterlerin de aksesuaryd. Bulutlar, eekarlarn, kulan,
kurbaalar ve tuhaf dse! yaratklar canlandran danslar biz-
dek rev kzlaryla hemen hemen ayn ilevi gryorlard. Bura
da maske vard ama maske kentteki nlleri artrrd: Kleon,
Sokrates ve Euripides gibi. Sahne unsurlar da nispeten daha ger
ekiydi: ok katl evler, hareketli dekor paralan, tuhaf
imitasyonlar, vb. Oyunlarn iki komu bina, alt kat iie st kat ya
da dnya ile Olympos arasnda gemesine zen gsterilirdi.
Balangta yazar hem koro efi hem de oyuncuydu ve yaz
mas istenen tragedya, gerek bir l (trilogia) oluturur
du; daha sonra bu talepten vazgeilmitir. Ayrca, mutlu son
iin bir satir dram yazmas gerekiyordu: Kahramann insani
tarafnn gsterildii, iddetli ve ani trajik heyecann alayclkla
bittii bir tr dearjd bu. Szgelimi bir Shakespeare ile bir
I bsenin perspektif sanat derinlik etkisini tek bir imgeyle verir
ken, burada iki ayr tre ayrlmt. Tragedyada mizah anlay
ilkin, fani olan her eyi yalnzca bir benzetme olarak gren H
ristiyan dnya gryle ortaya kabildi.
ATNA'NIN DNYA GUNU 209
Hangi oyunlarn temsil edileceine, tragedya yarmasna
(agon) sunulan eserler arasnda bir seim yapan arkhon karar
verirdi. Bu noktada, yantlamas g baz sorular kar karm
za. arkhon, dini ve siyasi adan yarglayan bir tr sansrc
myd? Fakat eldeki komedyalar Atinada hemen her eye izin
verildiini gsteriyor. Eer sanat asndan bir deerlendirmede
bulunuyorduysa, buna nasl muktedir olabilirdi ki, nihayet o da,
ou Atinal memur gibi, kurayla seilmi bir acemiydi, sanat
uzman deil! Hem sonra neden bu i rakip air arasndan
birini seecek olan jriye braklmyordu? Ne de olsa oyunu
kabul etmek veya reddetmek de bir o kadar nemliydi. Peki,
arz fazlal diye bir ey var myd ki? Amatrler ya da deeri
bilinmemi dehalar? Sadece, konu ya da yorum beenilmedii
iin kan tiyatro skandallarmdan haberdarz, reddedilen oyun
lardan hi sz edilmez. on, Agathon ve Kritias gibi, eserleri
daha sonra ikinci dereceden kabul edildii iin unutulup gi
den airler sanrm harika birer sanatyd. Zengin veya nfuz
sahibi beceriksiz tiplemesini (rnein, oyunun btn masrafn
stlenen kii, kendi veya gzdelerinin eserlerini sahneye koy-
durabilirdi pekl) ya da hi sahnelenmeyen bir oyunu (sahnede
oynanan dram biliyorlard, ama sadece kitap olarak yaymla
nan dram bilmiyorlard belli ki) insan aramadan edemiyor.
ayet bu tiplemeler olsayd, komedya bunlardan nasiplenir,
Theophrastosun karakterlerine az da olsa yansrlard. Belki de
bir dramaturgtan beklenen teknik donanm ylesine bykt ki,
ancak kk bir insan grubu tarafndan yerine getirilebiliyordu,
nk dramaturg, dizelerin tmne hkim olmak bir yana, hem
mzii hem de danslar tek bana yaratmak zorundayd. Bugn
bile pek az insan baarr bunu. Belki de, u bizim yalnzca bir
ka kiinin bavurduu bilimsel yarmalardakine benzer bir
durum sz konusuydu. Bu arada, resim ve heykel alannda da
ne id belirsiz amatrlerin adna rastlanmaz. Elbette bir yn
basmakalp eser, zanaat anlayyla retilmi almalar da yok
deildi. Fakat genel olarak, birinin beceremedii bir ie kalk
mas gibi bir bayalk ancak sonradan grme Roma kltrnde
geliip serpilmie benziyor.
Antik tragedya belli bir epik karakterin dna hibir zaman Koro
kamamtr, fakat bu bile onun gerekdlnm bir paras-
dr. Esasen tragedya, airin koroyla bir diyalog kurmasndan
210 ANTK YUNANTN KLTR TARH
ibaretti. Bilindii gibi, daha sonra Aiskhylos ikinci oyuncu,
Sophokles de nc oyuncu geleneini balatmtr. Bu saye
de rollerin says rahatlkla yarm dzineye kartlabiliyordu.
Euripideste rol says daha ok sekizdir, hatta Phoinissa de
[Fenikeli Kadnlar] on birdir. Buna ramen diyalog biimi hep
korunmutur. l konumalara hemen hemen hi rastlanmaz.
Bu slupla ilgili bir ilke olsa gerek. Bunlara det demek belki
daha dorudur, nk hitabet de bir tr arkyd. Fakat eserin
kahraman aslnda korodur, eserin skikla ona gre adlandrl
masnn nedeni budur. En azndan tinsel kristalleme noktasdr
koro, zaten genelde en ok buna dikkat edilir. Y eni bir traged
yadan yeni koro diye sz edilirdi. Dramn ve yaamn anlam
ondadr. Bu demokratik bir eydir, nk gerekten de, eski
sylenin kadrosunu oluturan Kahramanlarn hybrisini [a
rlk, kstahlk] kyasya eletiren vox populi'yi [halkn sesi]
temsil ederdi. Kamuoyunun sesi olduu iin bilgedir, ama ey
lemi gerekletirenlere kyasla banaldir. Olup bitenleri yanstan
bir yank olarak, yzeydeki epik srecin karsndaki nc
boyutu temsil eder, epik sreci tinsel alana yayp izgisel
diyaloga derinlik katar. Koronun bu ruhsal semboliine artk
inanmayan Euripides, buna karlk onu ciddiye alr, onu eyle
me dahil eder, srda yapar ve azn sk tutmasn tembihler.
Agathonda ise koro mzikal bir intermezzoya dnr. So
nunda koro yalnzca molalarda syler olur ve o andan itibaren
tragedya airlerinin adna bir daha rastlanmaz. phesiz traged
ya yazanlar vard hl, fakat bu sanat biimi miadn doldur
mutu. Koroyla birlikte tragedya da kt, nk onlar zdeti,
Kat- Aristotelesin nl tanm, ancak son ksmnda, bir dizi do-
harsis al gerekleri sraladktan sonra ilginleir. Buna gre tragedya,
merhamet ve korku duygular uyandrarak insann bu ve buna
benzer duygulanmlardan arnmasn salar. Goethe bu ifadeyi
eylemde bulunan kiilerin duygulanmlaryla ilikilendirir, oysa
hi kukusuz Aristoteles seyircileri kastediyordu; Lessingin
iddia ettii gibi, ahlaki bir arnmay dnm olmas ihtimal
ddr, nk bylesi bir arnmadan taSEia, eitici etki, diye
baka yerde sz eder. J akob Bernaysm tuhaf ama epeyce yank
uyandrm olan grne gre Aristoteles, birikmi duygula
nmlarn, zararl svlarn bedenden atlmasna benzer bir tr
tbbi arnmay dnmtr. u halde, tragedyada katharsis
ATNA'NIN DNYA GN 2 11
[arnma], merhamet ve korku yznden kendini yiyip bitiren
insanln ruhunun ilacdr. yle bir yorum belki daha isabetli
dir: Tragedya araclyla insani duygulanmlar daha zgr bir
biimde izleriz, bylece kendi duygulanmlarmz merhamet ve
korku anlamna gelen birer simgeye dnr. Tragedyada
sympatheia (duygudalk) her ne kadar bizi gerekmi gibi
sarssa da, ruhumuzu arndran felsefi bir duygulanmdr. Tra
gedyann gidiat ve sonu mitolojiden bilindii iin, merhamet
ve korku asla o younlukta duyulamaz diyenlere, asl dramatik
enin konunun geriliminde yatmad belirtilerek kar kla-
bilir, aksi takdirde, okulda rendiimiz klasik bir oyun ya da
ok sayda szl ve yazl malumattan bildiimiz baarl bir
yenilik bizi gene de etkileyebilir miydi? Tersine, bir eser, ieri
i ok iyi bilindiinde ya da defalarca seyredildiinde genel
likle daha da ilginleir. Halbuki Atinada yeni bir tragedya
sadece bir kez sahnelenirdi, nk zaten kentin tamam orada
olurdu (oyunlarn tekrar edilmesi gerileme dneminde det ha
line geldi). Fakat komedyann uzak gemiteki eserlere bile
gndermede bulunmas ve her vesileyle eski oyunlardan alnt
yapmas, mevcut oyunlar hakknda bilgi sahibi olunduu anla
mna gelir. Komedyalar da srekli okunmu olsa gerek, nk
daima birbirlerine gndermede bulunurlar.
Y unan tragedyasnda gn, mevsim, hava durumu, kr man
zaras, buras diye bir ey yoktur: ite o nl mekn birlii
budr. Zaman birlii ise, ruhsal yaamn geliim, eylem ve ara
eylemden yoksun olmasdr. Denebilir ki, btn bunlar tiyatro
nun yapsndan kaynaklanr. Zaten psikolojik sorun da Y unan
lnn bylesi bir sahneye katlanabiliyor olmasdr. Y unanl k
deiimine gerek duymuyordu, nk Y unan tragedyasna
Homerosun hi deimeyen gnei hkimdir. Perdeye de ihti
yac yoktu, nk sylen, bir varm bir yokmu idi, yani
tasavvur edilemeyeck kadar uzak bir gemiteki gerekd bir
evrende olup bitiyordu, yani asla gereklemiyordu; ama ayn
zamanda imdi olup bitiyordu, hemen imdi, hem de araya set
ekilmesine izin vermeyen rktc bir yaknlkta. Hem sonra,
hangi ksmlar ayracakt ki perde? Sahnelenen ey, iin ban
dan beri mevcut olan maskeli bir felakettir. nce ve sonra
diye bir ey yoktur. Felaket, ar admlarla boylu boyunca dola
lan bir kabartmay beller gibi bellenirdi. imdi de Hristiyan
Antik
D rama
ve H
ristiyan
D ramas
212 ANTK YUNANTN KLTR TARH
dramasma bir gz atalm! Shakespearein btn eserleri ortadan
balar: Macbeth, Hamlet ve Kral Learm ncesinde ruh tarihi
olarak (Oidipustaki gibi, geriye dnk bir kehanet olarak de
il) ne vardr? I bsende ise n masaln bir trl gremedii
miz kiileri kahramanlarn kendileridir, ayrca dramlar bir trl
bitmek bilmez! Bayan Alvingin asl trajedisi Hortlaklar m
ancak son sahnesinde balar; Yaban rdei' nin sonu ikinci bir
Hjalmar komedyasna giritir ve Helmerin perdeyi indiren
Harika olan m? sorusu yeni bir oyunu balatr. Oysa antik
tiyatro figrlerinin gemi yaam yoktur (Oidipus bir istisna,
dediim gibi, kendiliinden zlen bir bulmacadr; paralar
elimizde bulunan planimetrik bir konstrksiyon devidir). Keza
dm noktalar da yoktur; kendilerini deitiremez ve arna-
mazlar. Goethenin katharsis yorumu srf bundan tr yan
ltr ite. Her bir Y unan tragedyasnn ieriini plastik bir
grupla sergilemek mmkn. Atreusouilarnm aile laneti tar
tmaya yer brakmayan bir olgudur, Alvinglerin aile laneti ise
nedeni anlalmayan bir sorundur. Bu meyanda hem Oresteia
hem de Hortlaklar, kahramann cinnetinde doruk noktasna
ular, fakat ilkinde mitolojik bir an sz konusudur, tekindeyse
Avrupa toplum tarihinin bir parasnn son esi. Ve Orestes ile
Hamletin cinayetlerinde de benzer bir durum vardr. Biri der
hal gerekleirken, dieri aslnda hi gereklemez (cinayet son
ksma sanki ilitirilmi gibidir ve btn dram cinayetin engel
lenmesinin hikyesidir), nk gerekletii yer, Hamletin
beynidir.
Aiskhy- Aiskhylosun yal ada Phrynikhosun neredeyse tama-
los men kaybolmu tragedyalar salt ykleyici ve liriktir, aa
yukar bizdeki oratoryolar andrrlar. Bu tragedyalar gnn
temalarn da konu alrlard, fakat bu tarz daha sonra gzden
dt. Phrynikhos 492 ylnda, yani olaydan ksa bir sre sonra
M iletosun Zapt'm sahneler. O zamanlar arkhon olan Themis-
tokles bu eseri propaganda amacyla sahneletmi olmaldr. An
cak Atinallar bu zevksiz gncellie dayanamamtr; geri
fazlasyla gzya dkmler, ama airi para cezasna arptr
maktan da geri durmamlardr. Y llar sonra koro kurma sras
Themistoklese geldiinde, Themistokles Salamiste kazand
zaferi Phrynikhos araclyla Fenikeli Kadnlar'da defalarca
kutlamtr. Ayn konuyu ilediini bildiimiz nc bir tarihi
ATNA'NIN DNYA GN 21 3
eser daha vardr: Aiskhylosun Persler'i. Sanat zerine den
zorlu grevi bu eserle ustalkla yerine getirmitir: Savaa bizzat
katlm olan air, en ufak bir ovenizm belirtisi gstermeden,
hatta Y unanl bir tek kahramann adn bile anmadan Perslerin
urad felaketi betimler ve bu felakete Kserksesin kibrinin
yol atn vurgular: Kibir baaklarn bytr: Su. Ve sen
bundan ektiini biersin: Gzyalar. Bu yorumu daha sonra
Herodotos devralr ve dnya tarihine mal eder: Burada bir ai
rin bir tarihiyi bilgilendirdiini grrz.
Aiskhylos tragedya yarmasna ilk kez 500 senesinde, aa
yukar yirmi be yandayken katlr, fakat hemen baarya ula
amaz. lk baarsn krkma geldiinde elde eder. Y aklak on
yl sonra Syrakusai tiran Hieronun arsna uyarak Sicilyaya
gider. Son baarsnn ardndan yine Sicilyaya gider ve 456
ylnda orada lr. Aa yukar doksan tragedya yazmtr,
yani iki ylda bir ortalama drt tragedya sahnelemitir. Traged
yalarnn yedisi ve bir leme (trilogia) olan Oresteia eksiksiz
bir biimde elimize ulaabilmitir. evrimin ban Yalvarc
Kzlar, sonunu Thebaiye Kar Yediler, ortasn da Persler o-
luturur. Fakat Zincire Vurulmu Prometheus'un yazarnn
Aiskhylos olup olmad konusunda kukular var. Eer
Aiskhylosa ait deilse, o zaman ok daha byk bir air tara
fndan yazlm olmaldr, nk dnyann gidiat konusundaki
son szn Olympostan kmad ynndeki o karanlk duygu
antikada ilk kez bu eserde ortaya kar. Prometheus ac ek
melidir, nk insanl fazla sevmitir. Bir tr kurtarcdr,
fakat tanrya kar. O da armha gerilir, fakat tanr tarafndan.
Zeusun insanlarn gerek babas olamayaca sonucuna elbette
Aiskhylos varmamtr.
Aiskhylos kendi drama eserlerini Homerosun byk sofra
sndan den krntlar diye adlandrr. Zaten Homeros da antik
anlamda bir drama yazardr: Dokunakl gruplarn ve kahra
manca tutkularn yaratcs. Aiskhylosun diyaloglarnn z
Homerosun diyaloglar kadar ll ve kontroll, konular ise
sade ve dzdr. Buna karlk bambaka bir dili vardr: nce ili
bir gerdanlk yerine, Shakespearei andrr bir imge kovaia-
macas hkimdir. Y er yer sahnenin zerine reklenen sihirli
hava da tamamen moderndir ve neredeyse Y unanllara zg
deildir. Oresteia'nn balang sahnesindeki cinayet kokusu
21 4 ANTK YUNANTN KLTR TARH
Macbethi hatrlatr. Aiskhylosun susmann dramatik etkisinden
haberdar oluu da handiyse akl almaz bir eydir. Klytaimnestra
cinayeti susarak iler; Kassandra Agamemnonun arabasnda
suskun suskun oturur; Agamemnonun ldrl srasndaysa
sahne bombotur. Bu balamda Aiskhylosu Ibsen ve Maeter-
linckten nce kyaslayabileceimiz kimse yoktur.
Aiskhylosun dnya grnn merkezinde Zeusun bakire
kz, gizemli hkmranlndan herkesin nasibini ald adalet
tanras Dike durur. Y oksullarn katran karas kulbelerini ay
dnlatrken, eli kire bulanan zenginlerin zmrt saraylarna srt
evirir. Kimini yaamn baharnda yakalar, kimini yalln
sonbaharnda, hatta kimilerini ancak lmden sonra. Orphik
dindeki mahere bir gndermedir bu, ama daha ok, suun ge
lecek nesillerde yaamaya devam ettii ima edilir. Aiskhy
losun bu dncesi tamamen Eski Ahit erevesinde bir d
ncedir. Ona gre Zeus da ncelikle fkeli ve cezalandran bir
g, korkun bir tanrdr, u v |/ i o t o cppo (en yce korku).
Aiskhylosun karanlk Olymposu da hi Homerosa deildir.
Nesilden nesile geen su ile kiisel sorumluluk arasndaki
snr ise epeyce bulanktr. Kzn kurban eden Agamemnon,
kocasn ldren Klytaimnestra ve annesini ldren Orestes:
Bunlarn de Atreusoullarnn laneti altnda olmasna
ramen eylemlerini zgr iradeleriyle gerekletirir. Agamem
non, grevini yerine getirmi bir kral, Klytaimnestra, intikam
alm bir anne, Orestes ise intikam alm bir ouldur. Ama gene
de Orestes zgr iradesiyle hareket etmez, nk Apollonun
oyuncadr, bylece iler biraz daha karmaklar. Fiiliyatta,
kana kan, die di sz konusudur. Belki de airin gizli dnce
si, failin daima haksz olduudur, fakat Aiskhylostaki bu iki
lemler tamamen kastldr, nk net bir motif dramatik havay
bozmakla kalmaz, tragedyann dini duyarllna da aykr d
erdi. lla klieletirmek gerekirse, diyebiliriz ki: Ailenin ge
miten devrald eski bir gnah ktlk dncesini besleyip
ktle tevik eder, ite onun laneti de budur, ama ayn za
manda kiiyi de sorumlu klar. Kaltmsal miras, psiik da
marlar ve benzeri bilimsel kavramlarla bizim vardmz
nokta da zaten bu paradokstan teye gemez.
Pinda- Pindaros Aiskhylosun hem adadr hem de akrabas. ki-
ros sinin ortak yan, dillerinin muazzam younluu ve kehanetimsi
ATNA'NIN DNYA GN 2 1 5
iddeti, dnce dnyalarnn yedi kat uzak g, iz srlerin
deki eskil yceliktir. Btn bunlar Pindarosta yle gldr ki,
yer yer sanki zorlanm ve kastl gibidir. Kendisi Thebailidir,
ama zafer arklarnda Y unanistann spor galibiyetlerini v
mtr. Bu metinlerin byk bir blm elimizde mevcut, fakat
dini arklar, belki de ar ieriklerinden tr unutulmaya yz
tutmutu. Tragedya gibi onun da eserleri toplu eserler idi.
Bunlar hakknda bir yargya varmak mmkn deildir, nk
Pindarosu nl klan, srekli yeni melodi ve dans admlar
bulmaktaki ustaldr. Rivayete gre, ocukken uykusunda
arlar dudaklarna petek yapm. Kendisini bir kartala, dier
ozanlar da gaklayan kargalara benzetirdi. Efsane, yaamn
ktmser bir sonla noktalar: Delphoideki tanrya, insan iin en
hayrl eyin ne olduunu sorar. Tanrnn verdii karlk ise,
onu sevgilisinin kollarnda usul usul lm uykusuna daldr
maktr. Pindaros dnya gr bakmndan, Pers ncesi zama
nn tipik bir temsilcisidir: Boiotia yurtseveri, demokrasi d
man, kulamparac soyluluk taraftar, dindar. Ona gre tanrlar,
iyilik ve vefann, adalet ve kutsalln ahlaki timsalleridir.
Tumturakl ifadeleri, dnceden kamaya varan imge bolluu,
olaandla duyduu inat sevgi ve pedala basmaktan hi
yorulmamas okunmasn zorlatran elerdir. Horatius onun
metinlerini, yamur sularyla kabaran ve dadan aa boalan
orman selinin altsna benzetir. lmnden bir asr sonra
modas geti, fakat skender Thebaiyi yerle bir ederken tap
naklar dnda bir de Pindarosun evine dokunmad. Herkes gibi
skenderiyeliler de onun tarzna, Romallar ise sanatnn kek
remsi tadna ve eril gcne hayranlk duymutur. Princeps
lyricorum [lirik airlerin en yetkini] derlerdi Romallar onun
iin. Buna karlk Voltaire galimatias pindarique [Pindaros
zrval] diye bir ifade kullanr. Herder ve Humboldt amlaya
rak, Hlderlin ve Platen ise uyarlayarak ona yeniden hayat
vermeye almlardr.
Aiskhylosun resimdeki karl Polygnotostur, Bayapt, Poly-
450 senesi civarnda tamamlad, Atinadaki renkli salondur. gnotos
Bu duvar resmi Hellen tarihinin doruk noktalarn, rnein
Theseusun Amazonlarla savan, Troyann fethini ve Marat-
hondaki arpmay tasvir ediyordu. Fakat daha nice fresk
yapmtr. Modeileme, glge oyunu ve perspektif benzeri eyle-
2 i 6 ANTK YUNANIN KLTR TARH
ri bilmezdi, paleti ise yalnzca drt renkten ibaretti: Beyaz, kr
mz, toprak sars ve gri mavi. Figrleri, tpk Aiskhylosun-
kiler gibi heybetli ve renkliydi. O da bir dereceye kadar sahte
saydamlk ilkesine bal kalyordu: Nehirlere bakldnda
zemin, elbiselere bakldnda ten grlyordu. Arka arkaya
dizilmi kmeleri izgiler halinde st ste yerletirirdi; Goetle
bunlara katlar derdi. Bununla beraber, ksa tutulmu zemin ve
kesimelerle derinlik etkisi yaratmay daha o zamandan baar
mt. Ortam, tragedya sahnesinde de olduu gibi sadece ant-
rrd: Bir aa ya da bir kayalkla, bir fundalk ya da bir sazlk
la, Troyay sembolize eden bir para kent suruyla ya da Y unan
filosunu sembolize eden bir gemiyle. Neredeyse bir yazt niteli
indeki bu dekorlar bir evrenin, bir meknn varlna iaret
eden birer amblem, adeta renkli bir hiyeroglifti. Bu anlayn
aksine, barok resmi derinlik duygusunu yle gl hissetmitir
ki, perspektif bak ve manzarann alglanmasn hani neredey
se zorlamak iin yakn plandaki nesneleri uzaktakilere gre
ar derecede bytmtr.
Sanat yazarlarnn anlattklarndan ve onun teki sanatlar
zerindeki etkisinden yola karak Polygnotos hakknda yr
teceimiz tm tahminler zayf ve pheli karsamalardan teye
gemez. Parthenondaki heykellerin damarnda onun teknii ve
ruhu dolar. Ama en ok da vazo ressamln etkilemitir. Bu
resim tr, figr ve elbise motifleri, mimik ve jest, duru ve
ilikiler repertuarn, kompozisyon ile ruhsal nanslar konusun
daki hemen hemen her yeni incelii ona borludur. Bir zaman
lar gne gibi parlayan Y unan resminin yannda vazolarn ay
kadar snk kald sylenmitir. Geri bu gne artk bi
zim iin de batmtr, ama gene de bu mehtap onun nn k
zdr! Y anstt k hl ayn ktr ve gnein ycelii ve
grkemi hakknda bize bir fikir verir. Polygnotosun resimleri,
bulularnn kapsam ve zenginlii bakmndan mucizevi olsa
gerekti. Aiskhylosun lemesine benzeyen bir yaplar vard:
Y kselen, dorua ulaan ve alalan. rnein, Marathon ar
pmas, savan balangcn, kader ann ve gemilere ka
tasvir ediyordu. Aiskhylos gibi Polygnotos da basit aralar
kullanarak atmosfer yaratma konusunda ustayd: Gvdeyi ha
fife eer ya da bir eli kaldrrd. Polyksenasmn koskoca
Troya savan gzler nne serdii sylenir. Beinci yzyln
ATNA'NIN DNYA GN 2 1 7
ortalarna ait Orpheus ile Trakyallar adl vazo resmi bu ko
nuda yeterince fikir verir. Dalp gitmi olan Orpheus lirinin
gcyle drt barbar etkisiz haie getirir: Birincisi, derin dn
celere dalm, ozana bakmaktadr, sanki mziin srrn kefet
meye alyordur; kincisi, ne eilmi, ezgiyi dinlemeye ver
mitir kendini; tamamen eriyip bitmi haldeki iincs ise
mthi bir duygulanmayla gzlerini kapam olan drdncs
ne yaslanmtr - tepkinin drt aamas ve duyguyu da vur
mann drt ayr biimi. Aristotelesin Poetikasmda neden
unlar sylediini anlayabiliyor insan: Polygnotos iyi bir
ethosgraph'tr, fakat Zeuksisin ressamlnn ethos'u yoktur.
Y unanca ethos szc aa yukar, karakter, kiilik, ruh ile
karlanabilir, fakat gnmzdeki ahlak kavram da szcn
anlamlar arasndadr. Btn bunlar sanata yanstmak konu
sunda kimse Polygnotosla boy lememie benziyor.
Hellen kltr hakknda bildiklerimizin ne kadar anm,
paralanm ve harabeye dnm olduunu bir kez daha hatr
lamann imdi tam yeridir. Plastik sanatlarda ba ektii haide,
byk Y unan resminden geriye bir fra darbesi bile kalmam
tr. Y azarlar heykelden ve mimariden ok resimden sz ederler
ki, zaten yle olmas gerekir: Modern sanat tarihinin byk
dnm noktalarna baktmzda, resim sanatnn baskn oldu
unu grrz. Geri Zeuksis ve Apeiles gibi adlar anmaya ba
ylyoruz ama bunlar bizim iin artk Garrick ve Talmadan
daha gerek olmayan, hem yce hem de ileri boalm kav
ramlardr; kuru birer sylenti, alnt ve anekdotturlar. Bu arada,
resim, heykel, iir ve yaam dahil her eyin iine ileyip ruh
katan merkezi sanatn mzik olduunu da eklemeliyiz. Y unan
kltrnn yceliini ve younluunu ancak ortada olmayan
bir eyle lebiliriz. Mozart, Beethoven ve Weberden geriye
tek bir notann kalmadn dnn. O zaman rokoko, impa
ratorluk ve Biedermeier dnemlerinin derinlik boyutu diye bir
ey kalmaz, bize bir yzeye yanstlm gibi gelirlerdi.
Poiygnotosun Stoa Poikiledeki [Resimlerle Bezeli Stoa] Hero-
resminin ana konusu, Hellenlerle barbarlar arasndaki at- dotos
mayd. Aiskhylosun Persler'i de benzer bir lemenin merke
zini tekil eder: Birinci drama Argonautlarn seferini, ncs
de muhtemelen Himeradaki arpmay iliyordu. Ayn byk
elikiye yaamn adayanlardan biri de, tarihin babas
2 1 8 ANTK YUNANTN KLTR TARH
Herodotostur. 445 ylnda Atmallara eserinin bir blmn
okuduunda, Atinallar yle etkilenmilerdi ki, Herodotosu on
talant gibi ykl bir dle bomulard. Y azlarnn slubu ta
mamen destansdr, nk hedefi dinleyici kitlesidir. Msr,
Kyrene, Babil ve skit diyarna bulunduu byk yolculuklara
safdil ve heyecanl olduu kadar eletiren ve zmleyen bir
gzlemci sfatyla kmtr. Gerek bir Hellen olarak, gittii
her yerde benzerlikler aram ama yabanc zellikleri asla gz
ard etmemitir. Bylece karlatrmal tarihin kurucusu ol
mutur. Tarih, corafya ve etnografyay snflandrp snrlan
drmaya kalkmamtr. Egzotik eyleri yorumlamam, sadece
nakletmitir. Bunlar sirkteki bir ocuun hayranlyla ya da
zoolojik bir rnee bakan bilim adamnn soukkanllyla
izler, bu iki ruh hali onda i ie geer. Eseri roman, anekdot,
acayiplikler, anlk resimler ve karakterlerden oluan l l bir
inci gerdanlktr; ksacas, Homerosun, tragedyann ve
Polygnotosun rlyef teknii onda da vardr. Tezatlar yok de
ildir ama bunun nedeni, savsaklamaktan ziyade epik nesnel
liktir. Herodotosun ruhbilimsel eler katmaktan, olas motif
ve ruhsal kprdamalar kendi d gcyle tamamlamaktan e-
kinmeyip, bilakis bu hakk kendinde grmesi kadar, kesinlikle
ilkellik deil, bir slup, bir bakma arkaikletiren bir Aigina
glmsemesi olan anlatm sadelii de epiktir. Bir yerde yle
der: Syleni yeniden syleme mecburiyeti duyuyorum (yco 5e
6(peiA,co keyev r a syopcva). Btn yapt bundan ibaretti
ite. Ama syleni nasl da doal ve insanca, zarif ve rahat,
renkli ve ahenkli bir biimde sylemitir! stelik de gsterie
kamayan tinsel bir stnlkle; zira iyi niyetli anlatm
okusuna ho bir on dit [derler ki] edas elik eder; derken
bir de bakmsnz ki, Asya ile Avrupa arasndaki sava destan,
dnyada olup biten her eyin trajik bir ironisi olmu. Y ine de,
tanrlarn hkmne ocuksu bir air ruhuyla inanmaya devam
eder. Dini dnya imgesi iirinkiyle rtr: Homeros ve traged
ya yazarlarnda da olduu gibi, tanrlar insanlarn yazgsna
karmakta, her ey Olympos ile dnya arasnda olup bitmekte
dir. Tanrlarn kskanlna inanmasyla Homerosa, her eyi
dengeleyen Dike imgesiyle de Aiskhylosa benzer, fakat o bu
iki dnceyi de birletirir: Ar mutluluun adilce dengelen
mesini, Zeusun imeinin en ok yksek zirveleri seviyor, o
ATNANIN DNYA GN 219
zaman susuzlara da isabet ediyor olmasnda grr. Y unanllar
ne onulmaz ktmserler olmal ki, bylesine parlak ve aydn bir
insann bile vard son bilgelik dura budur! Gn yollad
karanlk alametlere, kehanet ve dlere kulak verildiinde,
Nemesisin elinden kurtulunabilir elbette, gelin grn ki, kimse
bunu yapmaz. Herodotosta salt tarihi g ve motif rollerini
ite bu alametler stlenir -sadece bize tuhaf gelen fakat tam
antikaa zg bir tavr.
Teolojik sorun, Herodotosun dostu Sophokleste biraz daha Sophok-
karmaktr: 441 ylnda sahnelenen Ant ig o ne'de Herodotosa les
yaplan gnderme, o sralar Herodotosun ne kadar nl oldu
unun bir gstergesidir. Bu air, Olympos sakinlerinin kskan
ln hissetmek yle dursun, onlarn sevgilisi gibidir. alas
derecede zarif ve yakkl (Polygnotosa modellik yapard),
kithara alma ve top oyunundaki ustalyla etrafa nam salm
bir delikanl olan Sophokles, ilk baarsn henz yirmi sekiz
yandayken kaydeder. Daha sonra bunu, gelmi gemi btn
tragedya yazarlarn geride brakmasn salayan yirmi baa
r izler. Y ksek makamlara gelmitir, herkesin gpta ettii se
vimli, neeli, alakgnll ve sekin kiiliiyle doksan yl a
kn bir mr olmutur. htiyarlnda bile, nl hetaira\&r\n
akn tatt sylenir. ldkten sonra Atinada, her yl kurban
adanacak kahramanlardan biri ilan edilerek seilmi kiilerin
arasnda yerini almtr. Kendisi Aiskhylostan bir insan mr
kadar daha genti ve yldz parladnda Aiskhylos yeni l
mt. Sophoklesten geriye sadece yedi eser kalmtr: Aias,
Antigone, Trakhisli Kadnlar, Elektra, Philoktetes, Kral
Oidipus ve Oidipus Kolonosa. 1912 ylnda khneutai [z S
renler] adnda bir satir dramnn aa yukar yars bulunmu
tur. Eserde, Apollonun, Hermesin ald srlarnn izini
satyrlere nasl srdrd etkileyici bir mizahla anlatlr.
Herodotostaki trajik ironi Sophokleste doruk noktasna u-
iamtr. Bu ironi, insann zgr iradesiyle eylemde bulundu
unu sand, ama karanlk glerin elinde bir oyuncak olduu,
kendisini sutan arnm grd, ama kendisine de geen bir
lanetin arl altnda yaad dncesinde younlar. Bu
paradoksun klasik biimi, mkemmellemi haliyle asrdan
ara geen Oidipustur: Kendi suunun peine dm sorgu
yargc, baka bir adan k tutulsa komedyaya sramas iten
220 ANTK YUNANTN KLTR TARH
bile olmayan bir tipleme (iin en sarsc yan da budur).
Sophoklesin sahneleri de ounlukla polisiyemsi bir havada
dr. Srncemede brakp artmay, bulandrp aniden aydn
latmay sever, keza yolunu kaybettirmeyi, sahte gerilimler ya
ratmay, frtna ncesi sessizlii de yle. Bu incelikleri
Aiskhylos bilmez. Buna ramen, bu teknik modern teknikten
ok farkldr. Aiskhylos ile Shakespeare, Sophokles ile Schiller,
Euripides ile Ibsen arasndaki iliki, Pythagoras ile Descartes,
sentetik geometri ile analitik geometri, gr ile hesap, statik ile
dinamik arasndaki ilikiye benzer. Antik edebiyat, mermer
heykellerden oluan bir ormandr. Oysa Hristiyan edebiyat,
titreen hayaletlerin kol gezdii sihirii bir ormana, bir yaz gece
si ryasna benzer.
Sophoklesin Schilleri anmsatan balca zellikleri unlar
dr: Felsefi derinlii soylu bir poplariteyle birletirmesi, geri
limi yksek bir dramaturgluu rahata kvrmas, dilinin gm
gibi parldayan duruluu, dnya literatrn etkileyecek ka-,
rakterler ve dilden dile dolaacak zl szler bulmaktaki maha
reti. Bunlarn en nls olan Nefret etmeye deil, sevmeye
geldim ben, sz eskiada henz derin bir anlam tamyor
du, nk herhangi bir dnya gr bilgisi iermedii gibi,
Antigonenin, insanlar nefret etse de kardei olduu iin
Polyneikesi sevmesi gerektiine dair dz bir aklamayd.
Sophokles daha sonra sanld kadar Hristiyanca dnm
yordu, dnemezdi de. Fakat tanrlarla ilikisi, bu tr anakro
nik hakszlklar yaplmadan da, yeterince temiz ve iffetlidir.
Gksel varlklar insanlara eliler, kehanet merkezleri ve gi
zemli sesler araclyla seslenmeye baylyordur, ama kendileri
yaklalamaz ve bilinemezdir. Onlar insani llere smayacak
byklktedir ve Eypn kitabnn yaratcs gibi, air de ya
ratlm gzellikleri, tanrlarla boy lmek isteyen lmller
den esirger. Tanrlarn, bazen adaletsiz bir kader gibi tezahr
eden gcn vmek ve bu gce kaytsz artsz teslim olmak
dnda yapabileceimiz hibir ey yoktur. Akl sr erdiremedi
imiz gizli bir dzen hkm sryordur. Zaman zaman susuz
insanlarn da ac ektii dorudur, ama tanrlarn hep doru
olan yaptndan kukulanlamaz. Hem sonra, neyin doru ne
yin yanl olduu nasl bilinebilir? Sofistler de ayn soruyu
sormu ve bununla etik bir relativizme varmlardr: yi, tek tek
ATNA'NIN DNYA GN 221
kiilere gre iyi olan eydir. Dindar Sophokles ise tam tersi bir
sonuca varr: nsan, eylerin lt deildir, dnyann dzenin
de akld ya da ahlakd bir durum varsa bile, bu dnyann
dzeninin deil, insan mant ve ahlaknn yanlln gsterir
Nasl ki Sophokleste konu karakterlerle geliiyorsa, hey
keltra Myronun heykellerinin hareketi de kendi biimlerin
den doar. Polykleitos gibi Sophokles de kat bir orant ilkesini
esas alr, fakat Olypmpiadaki Zeus ve Athena heykeliyle
nam salm olan Pheidiasa daha yakndr. Bronz Athena Pro-
makhos [nc Sava] heykeli Akropoliste yer alyordu.
Heykel aa yukar yedi metre boyundayd ve denizden bakl
dnda bile miferindeki altn ty grmek mmknd. Biraz
uzanda ise, yine bronz bir heykel olan Athena Lemnia
[Lemnoslu Athena] duruyordu. L emnosa yerleen Atmallar
tarafndan yapld iin kendisine bu ad verilmiti. Y kseklii
nin dokuz ila yirmi metre arasnda deitii sanlr (Bavaria
heykeli on dokuz metre yksekliindedir). Miferi banda de
il, ne uzanan sa elindeydi. Heykelin ba cazibeyi enerjiyle,
sevecenlii aklllkla byleyici bir biimde birletirmiti (ta
bii eer Furtvvnglerin bulduu heykel orijinalin bir kopyas
ise). Ayrca sa, bilge ve sava tanrann erkeksi yan vur
gulansn diye ksacktr ki, antik heykellerde buna pek rastlan
maz. Altn ve fildiiyle allm Athena Parthenos [Bakire
Athena] ise yaklak on iki metre boyundayd ve Parthenonda
yer alyordu. Grn son derece cafcafl ve gz kamatrc
olmal, nk fildii byk bir ihtimalle boyanm, eitli
renklerde altn kullanlm, gzleri l l elmaslardan yapl
m, bol mcevheratla bezemekten kanlmamt. Bir tondan
fazla saf altnla iledikleri elbisesi karlabiliyordu ve sava
hzinesi ilevi gryordu. Atinallar bankerlii bile sanat eda
syla icra ederlerdi, zaten devlet anlamalarna bile zgn birer
mermer rlyef ekli vermeye baylrlard. Olympia tapmanda
yer alan ve malzemesi ve ebad bakmndan Athena
Parthenosun bir ei diyebileceimiz Zeus heykeli dnyann
yedi harikasndan biri saylr. Pausaniasn ifadesiyle, altn,
elmas, abanoz ve fildiiyle rengrenk Zeus, banda zeytin
dallarndan bir ta, sanda Nike, solunda asas, tahtnda dimdik
oturuyordu. Fakat insanda, ayaa kalktnda tapnan tavann
devirecekmi korkusu uyandran btn azametine ramen, im
Phei-
dias
222 ANTK YUNANTN KLTR TARH
ekler aktrp gkleri gmbrdeten Zeusa deil, ll yumu
aklyla tanr-babaya benziyordu, hem de Y ehovadan bile
daha ok. Taht gz kamatrc zenginlikte sslemelerle beze
liydi. Tahtn dna irili ufakl saysz figr ve iek ilenmiti,
hatta ayak taburesine bir Amazon sava nakedilmiti. Pheidias
zanaatlkta da ustayd. Martialis onun elinden kan ve dev
heykelleri kadar nl olan eserler arasnda metal oyma balk
lar, bir crcrbcei, bir ar ve bir sinek sayar. Antikada oriji
nal haliyle bilinen fakat bizim yalnzca sikkelerden tandmz
Zeus heykelinin her tr kedere ve ak acsna deva olduuna, bu
heykeli grmemi birinin yaam saylamayacana, Home
rosun Zeusunun onda vcut bulduuna, hatta bu heykelin
iinde olduuna inanlyordu. Dion Khrysostomos yle der:
Pheidiasn Zeusunu bir kez gren, bir daha baka bir heyke
lin adn anmaz. te onu byk klan budur. Gerekten de,
Zeus ilk ve son kez bu heykelde vcut bulmutur, stelik yle
kiilikli, ayn zamanda da yle tipik bir surettir ki, o gn bu
gndr genelgeer bir Zeus imgesi haline gelmitir - tpk bir
Napolyon ya da Goethe imgesi gibi.
Bir epigrama gre, Praksitelesin K nidostaki Aphroditesini
gren kii, Parisin kararn onaylar, ama bir de Pheidiasm
Athenasna baktnda, Parisi sr oban yerine koyar.
Pheidiasn eserindeki gzellik tinsel bir gzellikti. te, yaratt
tanr heykellerinin kusursuzluu, onun bu tanrlarn zerinde
durduunu kantlar. Winckelmann bu heykelleri, saf tinsel ve
gksel ruhlar diye adlandrr ve hepsinde ayn kan dolar
der. phesiz bu biraz abartldr ve tekrar belirtelim ki, klasi-
sizmin tipik yanlgsdr, nk klasisizm Y unan sanat eserle
riyle karlatnda, bu eserlerin boyas zamann sularyla
oktan akp gitmiti. Bu solgun yzl heykeller bombo gz
ukurlarnn ardndan bakyordu sonraki dnyaya, bylece ok
farkl bir izlenim uyandryorlard. Y ine de, (Y unan sanatnn
bu ksa sreli doruunda) hem Pheidiasm hem de Sophoklesin
eserlerinde Olympiaya zg bir dinginlik vardr: Her ikisinde
de, hem stan hem de uzaklara gtren gizemli bir altn zemin,
tatl ama hep keskin bir ezgi, gnein vurduu derin denizlerin
yzeyi gibi yanstan dmdz bir yzey sz konusudur. Her iki
sanat da kadn ruhuna hassasiyetle yaklamtr, fakat o henz
peesini kaldrmamtr, uzak ve suskundur, tpk Leonardoda
ATNANIN DNYA GN 223
olduu gibi. Fakat burada, bir karlatrma yapmak iin pek
tercih edilen, perdahlanm tasasz Raffaello akla gelmemelidir,
nk buradaki tek ortak nokta, biimlerin kristal duruluu ve
teknik ustalktr, yani tamamen yzeydedir.
Y unan sanat soyluluun btn zelliklerini tar: Hkimi-
yetteki rahatlk, hkmediteki doallk, heybetteki gleryz-
llk, mesafelilikteki kibirsizlik, dingin kanaatkrlk, devinim
lerdeki atelilik, kannda olan zevk. Gene de aristokrat deildir
ama. Esiz bir eydir bu. Periklesin Atinasndaki grntler
demokrasilerde bir daha hi grlmemitir. Sanat bir daha ne
zaman bylesine sekin, bir o kadar da kamusal olabilmitir?
Klk kyafet ne zaman hem halka zg olabilmi hem de by
lesine soylu kalabilmitir? Bourgeois gentilhomme tipi, XIV.
Louis dneminin hakl olarak grd gibi bir karikatr deil
de, Perikleste ve onun nder adalarnda vcut bulduu gibi,
baarl bir sentez olabilmi midir bir daha? Parthenon heykel
leri birer idealdir, ama kk bir st tabakann deil, btn bir
kentin idealleridir. Bu svari ve bakireler saraylardan deil,
sokaktan alnmtr. Y unanllar gerekten de tuhaf bir halk olsa
gerek.
Myron Pheidiastan biraz daha yalyd. Sadece bronzla a- Myron
lird. Athena ve Marsyas kilisinin Roma taklitleri mevcut
tur. Henz ocuk yataki tanra Athena, kaval yeni icat etmi
tir, fakat kaval alarken derenin suyuna yansyan yznn nasl
buruup irkinletiini fark eder ve fkelenip kaval atar - o
cuk da olsa tam kadnca bir davran. Kaval yerde gren
Marsyas onu almak iin koup gelir, fakat tanr kznn bir ha
reketi onu durdurur. te bu an, etkileyici olduu kadar da zeki
bir biimde dondurulmutur. Athenann byleyici bir gzelli
i vardr, geri Pheidiastaki gibi olanca canllyla ifade
edilmemitir, fakat yeni yeni tomurcuklanan haline ne gzel
uyar bu! Myronun, daha Hellenler dneminde eletiri yamu
runa tutulan Disk Atan Atlet heykelindeki ifadesizlik de
ayn biimde karakteristiktir: Atn hemen ncesindeki muaz
zam gerginlik ve younlama, heykelin ehresine bo bir ifade
vermitir. Flareket ilk kez bu heykelde vcut bulmutur, stelik
de fevkalade bir ustalkla, at iin harekete gemeyen tek bir
kas yoktur. Sanat, Arnold von Salisin gzel ifadesiyle, anlk
hareketi rzgrdaki alev gibi titretir durur. Kendinde olan ha-
224 ANTK YUNANTN KLTR TARH
rekettir bu, hatta hareketin felsefesidir ve mesele yle zekice
zlmtr ki, sanki bir konstrksiyonun sonucudur. Fakat
anlatlanlara bakacak olursak, Myronun en byk eseri, galibi
yete eritii an atlayp len koucu Ladas idi: Somutlaan
nefes nefeselik, yalnzca Myronun baarabilecei, hatta yal
nzca Myronun akl edebilecei bir konudur. nek adl hey
kelini de ancak eski metinlerden biliyoruz. Y unanllar bu hey
kel iin ldrrm. Heykeli anlatan en az otuz alt epigram var
d. Rivayete gre, boann biri bu heykeli amak, bir dana s
tnden imek, bir oban onu srmek, kylnn biri ifte ko
mak, bir hrsz almak, sinekler sokmak, aslan paralamak,
hatta Myronun kendisi de bir keresinde samak istemi. ayet
bu anekdotlarn amac Myronu ar bir natralist diye vmek
se, o zaman iki anlaml bir vgdr bu. Fakat deniz ejderhalar
gibi masal yaratklarnn heykellerini bile ne kusursuzlukta
yaptn iittiimizde, bu anekdotlarla ne demek istendiini
daha iyi anlarz: Her yarata dair fikri heykele dntrme
yeteneine sahipti, yle ki bu heykellere bakan herkes o anda
hayal gcn neyin harekete geirdiini grebilirdi.
Polyk- Polykleitos Myrondan yarm insan mr kadar daha genti,
leitos Doryphoros, yani mzrak, galibiyet bandn takan Diadu-
menos ve Y aral Amazon heykellerinin ancak clz taklitleri
gnmze ulaabilmitir. Bunlarn de vcudu hafife des
tekleyen bacak tekniinin verimini inatla dayanan bir e-
nerjiyle temsil ederler ve en ideal anlamda reticidirler. Nite
kim sonraki asrn Y unanl sanatlar insan anatomisini yorum
lamay hep Polykleitostan renmitir. Doduu Sikyondan
ayrlp Argosa yerleen Polykleitos Dor kkenini yadsmaz:
Heykelleri, sert orantlar, duru hatlar ve cokularnn sade ama
heybetli erillikleriyle hep bir Dor tapman andrrlar. Eserleri
konu itibariyle birer janr figrdr ama kimsenin aklna onlar
byle adlandrmak gelmez. nsan bu heykellere bakp anatomi
renebilir. Doryphorosta her kas klasik formle oturtul
mutur; gs kafesi bir kpr kemeridir; arln verildii
bacak esas duruta iken, ksmen yklenilen bacak rahattr. Bu
modeller, ebediyetin, ayn zamanda da dnyada geerli para
digmalarn gereklerden uzak modelleridir. Polykleitosun hey
kelleri antikada bile hemen hepsi ayn kalba gre diye
eletirilmitir. Bunlardan biri (muhtemelen Doryphoros), o nl
ATNA'NIN DNYA GN 225
Kanon idi. Polykieitos ayn ad tayan bir de yaz kaleme
almtr. Bu yazda parman parmakla, parmaklarn elin yze
yiyle, elin yzeyinin bilekle, bilein dirsekle, dirsein kolla,
ksacas her bir uzvun dieriyle orantlarn rakamlarla sapta
m, insan bedeninin metriini oluturmutur. Biimin rakama
vurulmas Pythagorasa bir giriimdir, hatta Eleac da diyebili
riz, nk burada gerek varlk olarak geen ey, anlk grn
glerin deikenlii deil, bu grnglerin temelinde yatan ve
ancak saf dnme ve soyutlamayla kavranabilen deimez
aynlktr. Parmenides gibi Polykieitos iin de hareket grnt
dr: Y ryen bu figrler hibir zaman ne doru adm atmaya
caktr.
Fakat ada felsefe bambaka mesafeler katetmiti. 430 y
lnda (aa yukar Polykieitosun yldznn parlad dnem
de) len Empedokles hl yar arkaik bir izlenim uyandrsa da,
ilgin ve acayip bir yaratk gibi de duruyordur. Agrigentumda,
liman hl Porto Empedocle adn tayan imdiki Gir-
gentide devlet adam, doktor ve mucizeler yaratan adam sfat
laryla efsanelerle rl bir yaam srmtr (bir fragmanda,
hemerilerine yle der: Artk aranzda bir dnyal olarak de
il, lmsz bir tanr olarak dolayorum ben). Hayat, kimine
gre gksel varlklara karmasyla, kimine greyse Etna ya
nardann iine atlamasyla son buldu. Renkli biyografisi son
raki dnyay uzun sre megul etti. Hlderlin, Empedoklesin
lm adnda, yarm kalm bir tragedya yazmtr: Doann
gizemini zen Empedokles, bu nedenle kendisini doadan s
tn grr ve tanrln ilan eder, ama ite bir kurumlanmadr
bu. Sonunda yalnzla katlanamaz suunun cezasn intihar
ederek der. Mietzsche 1870/71 knda Empedokles adnda bir
dram tasarlar: Din, sanat ve bilim gibi btn aamalar zorla
yp sonuncusunu da zdkten sonra kendisine uygulayan
Empedokles. Kukusuz Nietzsche de Zerdt iin Empe
doklesinkine benzer bir son dnmtr: Balayan lm.
Nietzsehenin akln yitirmesi de aslnda Etnaya katan
baka bir ey deildi, Zerdtn buyurduu anlamda: Ben,
gelecektekileri hakl karp gemitekileri kurtaran severim,
nk o, imdide mahvolmak ister.
Empedokles felsefesinde onyal fizyologlarn yar mitolojik
yar alegorik aklama tarzn benimser. Gerekten var olan
E mpe
dokles
ve
Anak-
sagoras
2 2 6 ANTK YUNANTN KLTR TARH
hibir eyin ne meydana gelebilecei ne de yok olabilecei ko
nusunda ParmenidesTe ayn grtedir. eylerin deikenliini
ise sabit birtakm yap paralarnn karmas ya da ayrmasna
dayandrr, ama insanlar buna olu der. Deimeyenler, drt
tanedir: Toprak, su, hava ve ate. Bylelikle Empedokies drt
unsur retisinin kurucusu olur. Aristoteles ona dayanarak, yal
nzca drt durum olabileceini sylemitir: Souk ve slak du
rum: Su; souk ve kuru durum: Toprak; scak ve slak durum:
Hava; scak ve kuru durum: Ate. Bunlar, ortaada byk bir
rol oynayan peripatetik unsurlardr. Arap doa filozoflar drt
temel unsur saptamlardr: Madeni z, yanabilirlik, mineral z
ve zlebilirlik. Bunlarn simgeleri unlardr: Civa, kkrt,
toprak ve tuz. Fakat bunlar ampirik maddelerle zde deil,
tinsel zlerdir: Felsefi bir tuz ve civa, felsefi bir toprak ve -
akas en tartlmaz olan da budur- felsefi bir kkrt vardr.
Drt miza da Empedoklese dayanr: fke atee, scakkanllk
havaya, hzn topraa, uyuukluk da suya dayandrlmtr (u-
yuukluu toprakla, hzn de suyla badatrmak belki daha
isabetli olurdu). Empedoklese gre karm ve ayrmay mey
dana getiren ey, Ava (sevgi) ile veKotur (atma). Philia,
farkl olan balar, neikos da ayrr. Unsurlarn sevmesi ve
nefret etmesine dair bu tasarm gnmze dek korunagei-
mitir. Bilimdeki karl kimyasal balantfdr ve younla
ma ile incelmeyi, birleme ile kopmay, ekme iie itmeyi a-
tomlarn istek ve isteksizlii, sempati ve antipatisiyle aklayan
Hackelin temel ilkelerinden birini oluturur, ki bu yzden
Wundt, monizm metafiziin iirsel devresine zgdr, de
mitir, hakldr da. Ayrca Empedokiesin Danvinizmi Anaksi-
mandrosa kyasia ok daha belirgindir. Buna gre doa, ilk i
olarak yap elerini birer birer meydana getirmitir; babo
dolaan ve yaam gcnden yoksun olan bu eler daha sonra
devasa yaplara, yani gene herhangi bir mevcudiyeti olmayan
ift yzllere, hermafroditlere, kz-insaniara dnm ve en
sonunda imdiki hallerini almlardr. Baka bir ifadeyle: Doa,
deneye tabi tutar, iine yarayanlar kalr, yaramayanlar yok olur.
te yandan, Anaksimandrosun sezdii maddenin korunmas
yasasn Anaksagoras daha ak ifade etmitir: Bilinmeli ki,
mevcut olan ne azalabilir ne de oalabilir, nk mevcut olan
dan daha fazlasnn olabilecei dnlemez, mevcut olan her
ATNA'NIN DNYA GN 227
ey her eydedir. Smyrna civarndaki K lazomenaide doan
Anaksagoras, 460 ylnda Atinaya yerleti ve bu kentin bin
yldan fazla srecek olan felsefesinin temellerini att. Bana
gelen son olaylar daha nce grmtk. Tanrtanmazlkla
sulanmasna yol aan eseri, Y unanllarda aklayc izimler,
diyagramlar ieren ilk kitapt. Kitapta hem ok ho hem de
ok ince izimlerin yer ald ' sylenir. Alglamay, kontrast
yasasyla aklar: Ayn olan, ayn olan duyamaz; bu yzden
alglayabilmesi iin gzn karanlk, snabilmesi iin de
bedenin souk olmas gerekir. Bitkilere, duyarlln yan sra
yn bulma yeteneini, arzulama ve ac ekme yetilerini yak-
trmtr. Meyve oluumunu remeye, yapraklan da tylere
benzetirdi. nsann entelektel stnln, bir ele sahip olma
sna dayandrmt. Bu ve buna benzer gzlemlerin ne kadar
dhiyane olduunu kavrayabilmek iin Anaksagorasn bu
gzlemleri yapan ilk kii olduunu gz nnde bulundurmak
gerekir. Anaksagoras da oluu yadsr: Hellenler, oluu ve yok
oluu varsaymakla yanlyorlar. Her trl deiimi ise karma
ve zlmeyle aklard, ancak kendileri de birer karm olan o
drt enin karmas ve zlmesiyle deil, saysz ilkel mad
delerin, yani spermatann [tohumlarn] ya da Aristotelesin
deyiiyle, opoopepfj, benzer paralardan oluan temel mad
delerin karmas ve zlmesiyle. Bu maddeler modern kim
yadaki elementlerdir. Saylarnn doksan iki olduu biliniyor,
fakat u ana kadar henz doksan saptanabildi [bu say imdi
109dur], Anaksagoras ayrca, honoiomeros\ann [benzer par
a] yalnzca bir ksmnn insan vcudunu oluturduunu vur
gulamtr: Bunlar kap paracklar, ilik paracklar, ke
mik paracklar vb. diye adlandrr. Modern bilim bunu da
dorulamtr: Elementlerin sadece on ikisi canllarn temel
yap tan meydana getirir, halbuki dier elementler hcrelerde
ya hi yoktur ya da ok azdr. Demek ki Anaksagorasn tasa
rmlar tamamen bilimseldi. Ancak Deussenn, esiz derecede
didaktik olduu kadar bir o kadar da dar kafal olan Geschichte
der Philosophie [Felsefe Tarihi] adl ders kitabndaki Anak-
sagorasa kalsayd, aldmz besin, rnein, bebein itii st,
sadece kan deil, ayn zamanda kemii, eti, ilii, sa, trnakla
r, ksacas vcudu oluturan her eyi iermeliydi, biimindeki
eletirisine karlk olarak, anne stnn gerekten de vcudu
228 ANTK YUNAN'IN KL TR TARH
oluturan btn yap talarn ierdii, diledii kadar eitli g
rnsn, yetikinlerin besininin sadece ya, protein, niasta,
tuzlar ve sudan ibaret olduu, yani bir bakma et ve sebzelere
dalm st olduu sylenebilir.
Sofistler Anaksagoras natralist izgisini no us [akl] retisinde de
srdrr. Nous, spermatanm henz karmaakark durduu
kaostan kosmosu yaratp her eyi akllca ve gereince dzene
sokan evren zeksdr. Nous basite tinIe bir tutulduu iin
Anaksagoras ilk byk dalist diye kutlanmtr, fakat bu bir
yanl anlamadr. nk Anaksagorasn her eyi salt mekanik
nedenlerle aklamas bir yana, nous tamamen maddi bir ilke
dir. Anaksagoras nousm ilk maddeler arasndaki en hafif ve en
saf madde olduunu kesin bir dille syler; bilinen tek rencisi
Arkhelaosun nousa getirdii aklama ise havadr. Anaksa
gorasm evren zeksyla kastettii ey belki de, her oluun -
znde yatan ereksellik ilkesiydi ve gerek bir Y unanl olarak da
bu ilkeyi sonsuz incelikte bir beden eklinde dnyordu, yani
byk bir ihtimalle son derece tutarl bir monist idi. Bu durum
ise onun hem kendi ruhuna, hem de bugn bilimsel dnya g
r diyebileceimiz eyin peinden koan ama uygun d
er. Hellen ruhunun krizi anlamna gelen sofizmden sz ediyo
ruz. te Y unan felsefesi o ana kadarki geliimini, hi farkna
varmadan, byleine tehlikeli bir zirveye tamt. Sokrates
ncesi felsefenin tamam, bir sistemin dierini ortadan kaldr
mas nedeniyle oktan diyalektikti. Ayrca ya gerekten nihilist
olan ya da byle yorumlanabilen bir noktaya varyordu.
Herakle tosa gre her ey bir nehir, uucu bir andr, dolaysyla
nesnel bilgi bandan beri sz konusu olamaz. nsanlar, der
Herakleitos grkemli karanlk ifadelerinden birinde, barbar
ruhlara sahiptir, yan insanlar doann dilinden anlamaz. Buna
karlk Parmenides dorunun deimez olu olduunu ileri
srmse de, duyularmzla algladmz dnyann, yani bildi
imiz tek dnyann bir aldatmaca ve grnt olduunu syle
mitir. Sofistler de bundan fazlasn iddia etmezlerdi. Gor-
giasn eserlerinden biri u bal tar: Hilik ve Doa zeri
ne. Anaksagoras ile Empedokles de kararl birer bilinemezciy
di. nceki, hakikatin ne gz ve kulakla ne de aklla kavranabi
leceim syler. Dierinden ise Aristoteles tamamen sofiste bir
ifade nakleder: Gereklik, kiiden kiiye deiir.
ATNA'NIN DNYA GN 229
Sofist szcnn ilgin bir tarihi vardr. SocpvGTij, as
lnda basite bilge demektir. Herodotosta sofistler Solon,
Pythagoras ve Orphiklerdir; Arrianosta ise Hintli brahman-
lardr, o bunlar gymnosofstler, yani plak bilgeler diye ad
landrr. Y edi bilgenin ad, oi i m a oocpoat'dr. Aiskhylos
Prometheusu bir sofist, yani tini gl olarak grr.
Sophizein, bilge klmak demektir ve rencilerine bilgelii vaat
ettikleri iin sofistler kendilerine bilgeletirenler derlerdi.
Demek ki bu, szcn tretilmi ikincil anlamdr. Oysa Pla
ton sofistin zengin delikanllar avlamaya alan bir avc, bilgi
ticareti yapan bir hrdavat olduunu syler ve sofistlii bir
yanlsama sanatna, gerek dnrn etkinliiyle, jimnastiin
kozmetikle olduu kadar bir ilgisi olan gz boyama sanatna
benzetir. Aristoteles de sofizm iin sudan iler bilimi, szde
bilgelik der. Sofistliin gnmze dek sregelen nc an
lam budur. Sokrates ve rencileri bu gruptan ayr tutulmak
iin kendilerine philosophos, yani bilgiyi sevenler derler. Fakat
o kt hretli isimden kanmak isteyen herkes kendisine
philosophos demeye balar. Hatta ifte bir ironi rnei de yaa
nr ve Platon, sokrates ve Gorgiasn rencileri olan dier
rakipleri tarafndan sofist olmakla sulanr. Halbuki hatipler
yle adlandrlmaktan hep onur duyarlard ve imparatorluk d
nemindeki bir okul da kendisini gururla ikinci sofistler ilan et
miti.
Dnemin nde gelen sofistleri Atinay mesken edinmiti Prota-
ama bunlarn hemen hepsi yabancyd. rnein, Tanrlara Da- goras
ir adl yazsndan dolay tanrtanmazlkla sulanp Atinadan
kovulan Protagoras Abderalyd. Y azs u szlerle balar:
Tanrlara dair hibir ey bilinemez, ne var olduklar ne de yok
olduklar, zira bu bilgiyi bizden esirgeyen ok ey vardr: Hem
meselenin kendisi karanlktr hem de insan mr bunu anlama
ya yetmez. Bir baka yazs, Vurucu Szler (insana ekile
nasl felsefe yaplr? baln hatrlatyor), u nl ilkeyle a
l yapar: nsan, her eyin lsdr: Hem olanlarn, olduklar
iin, hem olmayanlarn, olmadklar iin. Goethe bunu yle
yorumlamtr: Doay ister gzlemleyelim, ister lp bie
lim, ister hesaplayp tartalm, nihayet doa yalnzca bizim l
ve arlmz deil midir, tpk her eyin lsnn insan ol
duu gibi, ya da baka bir yerde dedii gibi: nsan, ne kadar
230 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
antropomorfik olduunu bir trl kavrayamyor. Genel olarak
bakldnda, malum ilkenin itiraz kabul eden bir yan yok gibi
dir. Fakat Protagoras herhalde ii daha da ileriye gtrmek is
temitir, nk ancak tekil izlenimin l olabileceini syler.
Platonun bu sze itiraz ederek, o zaman maymun ve domuzun
da her eyin ls olduunu sylemesi, aslnda bir itiraz sa
ylmaz, nk Protagoras tam. da bunu kasteder. rnein,
maymun insandan daha abuk r, dolaysyla soua kar
ayr bir ls vardr, ama insanlarn da me lleri farkl
dr, stelik bu l her gn deiir. Protagorasa gre herhangi
bir alg, alglanan ile algyanda olup biten bamsz iki hareke
tin bulumasndan doar, yani tamamen rastlantsaldr ve bu
yzden doal olarak nesnel bilgi diye bir ey de yoktur. Bu
balamda Protagoras, doada bulunmayan dmdz izgiler,
yusyuvarlak daireler ve benzeri eylerle alan geometrinin
ilkelerini de kukuyla karlar. Demek bu tasarmlarn birer
kurgu olduunu daha o zamandan biliyordu. Bu da el atmay
zorlatran bir durumdur. Matematiin doruluunu korumann
tek yolu. Platonun durduu noktadr: deal ember, hakikaten
gerek olan emberdir; ampirik ember ise ideal emberin ku
surlu suretinden baka bir ey deildir. Bununla beraber,
Protagoras birbirini kartlayan iki ilkeden yalnzca birinin de
il, her ikisinin de doru olduunu sylemekle Hegelci diya
lektii ok nceden dillendirmitir. Zayf eyi gl hale ge
tirmek eklindeki nl sz de mantk kalpazanl deil,
eyleri bir de tersinden kavramaya davet eden ruhbilimsel bir
devdir. lk bakta ykc gibi grnen btn bu sorunsallar
araclyla sk sk olumlu sonulara ulamtr. rnein, dilin
doruluu zerine yapt aratrmalar sayesinde bilimsel gra
merin kurucusu olmutur: Genera [cinsler], tempom [zamanlar]
ve modus [kipler] ayrmn yapan ilk kii odur.
Gorgias Sicilyann Leontinoi kentinden olan Gorgias, verdii ders
ler sayesinde Y unanistann yalnzca en nl adamlarndan biri
deil, ayn zamanda en zenginlerinden biri olmutur. Erguvan
rengi giysiler giyip altn alnlklar takarak kard halkn iine,
ayrca Delphoiye altn heykelini diktirmiti. Felsefesinin
temel aksiyomu unlard: Hibir ey yoktur; olsayd bile tasav
vur edilemezdi; olsa ve tasavvur edilebilse bile ifade edilemez
di. Bu ilkelerin en dikkat ekicisi, nc ilkedir, zira Gor-
ATNA'NIN DNYA GN 23 I
giasa gre ifade aralar, yani szler tasavvurlarn salt birer
imidir (opsTav), halbuki im ve imlenen birbirinden hep farkl
dr. Skolastik de son demlerinde ayn sonuca ulamt, yani no
minalizme [adclk]. Buna gre szckler kuru birer sig-
numdur, eyleri yalnzca imlerler, tpk dumann atei, inleye
nin de acy imledii gibi, ama bu yzden imledikleri eye ben
zemeleri gerekmez. Ayrca, onlar da sofistler gibi tanrnn bili-
nebilirliini, dnyada olup bitenlerin zorunluluunu, etik
normlarn genelgeerliliini yadsmtr. Sofizm, belli bir geli
im srecinde mecburen ortaya kan felsefi bir aama olmal:
Hint ve Arap felsefelerinde de sofizme rastlarz.
adalar tarafndan hitabetlerinin grkemi, arball ve
zarafetiyle vlen Gorgias, iire yaklamasn talep ettii Attika
dzyaz sanatnn da kurucusudur. iire yaklamaktan anlad
ey, yaznn retorik elerle bezenmesidir, fakat salt iir diline
ait cesur eretileme ve terimler kullanmamal, srad ifadeler
iermemelidir; ayrca ritmik olmaldr, metrik deil. Y unanlnn
puSii, yani ritim anlayna gelince: Duyularla algladklar
mzn ho bir dzene girmesi, paralarn gzel bir biimde
uyumas, hem z itibariyle hem de anlam olarak kulaa gze!
gelmesi. Eurhythmia dilde uzun ve ksa seslerin ritmik hareketi
demektir; heykelde ise paralar arasndaki ince orant anlamna
gelir. Buna karlk metrik dizili ve yaplanta kat bir ilkesel-
liktir ve dile dize, heykele de simetri olarak yansr, yani her iki
durumda da rakamlarla ifade edilebilir. Gorgias, cmlelerin
zellikle de sonunun ritmik olmasn isterdi, hatta bazen kafiye
kulland bile olurdu. Bu ok tuhaf. Hellenler kafiyeyi bilseler
de tercih etmezlerdi, tpk pantolon, cam, tereya ve biray hor
grmeleri gibi. Belli bir adan bakldnda, btn bunlarn
gerekten de baya bir taraf vardr.
Elisli Hippias ile Koslu Prodikos da mkemmel birer sofist
tiler. Hippias btn bilimleri renmekle kalmam, arkeoloji
ve mnemotekni gibi yeni bilimler de icat etmitir. Prodikosun
kavutuu nn bykln Y unanllarn u sznden kesti
rebiliriz: npoSiKou Gocpdbrepo, Prodikostan daha bilge. Etik
sorunlar hakknda, dzeylilii herkes tarafndan takdir edilen
yazlar kaleme alm ve eanlaml szcklerin farkllna dair
yazlar yazarak eanlaml szckler biliminin kurucusu olmu
tur. lme dair syledii u sz, antikada uzun sre dilden
Prodi
kos ve
Kritias
232 ANTK YUNANTN KLTR TARH
dmemitir: lm ne yaayanlar ilgilendirir ne de lleri,
yaayanlar hl yaadklar iin, lleri ise artk yaamadklar
in ilgilendirmez. Bunun dnda, dinle ilgili aklc bir kuram
gelitirmitir: Balangta insanlar hayatta faydal bulduklar
eyleri tanrsal addetmi; bylelikle ekmekten Demeter, arap
tan Dionysos, sudan Poseidon ve ateten Hephaistos km.
Benzer bir felsefeyi Kritias Sisyphos adl satir dramnda ileri
srer: Akll bir adam, kimse gizlice su ilemesin diye, her
eyi gren ve iiten tanrlar icat eder, sonra da bunlar gky
zne koyar, ne de olsa oras gkgrlts ile imein teden
beri korku sald bir yerdir. u sarsc ifade de Kritasa aittir:
nsan hayatnda lm ve delilikten daha gvenli bir yer yok
tur. Zengin ve ok ynl yeteneklerle dolu bir insand Kritias.
Tragedyac kimliiyle Euripidesin, dnr kimliiyle Prota-
gorasm, siyaseti kimliiyle de L ysandrosun hemen ardnda
yer alrd. Y eeni Platon, onun soylu bir Sokrates havarisi ol
duunu syleyerek onu aka idealize eder. Acmasz tepkici-
lii yznden kt n yapm olmas Platoncularn hatrlamak
istemedikleri bir gerekti. nk sofistlik ve tepkicilik, ne ga
riptir ki, ok iyi uyuyordu birbirine. Ar muhafazakr Ksenop-
hon bile, btn o kemiklemi ritelizmi ve afie olmu lako-
nizmine ramen, baar vaat eden yararc ahlakyla bir sofistti.
S otizm Sofistleri yarglamadan nce unutmamalyz ki, kendilerin-
Sonras den geriye hemen hemen hibir ey kalmam, fakat acmasz
rakipleri Platonun neredeyse btn eserleri korunmutur. Srf
para iin mphem sanatlar reten birer arlatan ve pazarc ol
duklar iddias kt niyetli bir karikatrdr yalnzca. Aldklar
yksek cretler kendilerine ounlukla zorla kabul ettirilirdi.
rettikleri retorik ise istismar edilmeye dierlerinden daha
yatknd. Beinci yzyla ait kili Konumalar adl bir sofist
metni, bir meseleyi nasl her iki adan da ele alabiliriz, hem
savunup hem nasl saldrabiliriz sorusunu ele alr. Polemie
giri niteliinde bir altrma kitabdr bu. Y ksek okullarmz
daki tartma altrmalar, akademik evrelerdeki tartmalar,
savunma avukatl ve iddia makam, parlamento ve basndaki
muhalefet: Btn bunlarn kkeni sofizmdir, ayn biimde,
Thukydidesin diplomasi ve iileri sorunlaryla ilgili sz d
ellolar, nl antilogialar da sofizme dayanr. Thukydides
hayran kalnas derecede ustalat akribologiay, yani tam
ATNA'NIN DNYA GN 2 3 3
ve kesin ifadeyi de sofistlerden renmitir. Sofistlerin, okan-
lamllk ve anlam kaymas, szcklerin dar ve geni, asl ve yan
anlamlarna ilikin aratrmalarndan hem dil eletirisi hem de
didiimcilik yararlanyordu. Btn bu ara ve bilgilere sahip
olan kimi kiilerin zaman zaman arlatanla ve aklabanla,
sivrilie ve ak atmaya zenmi olmas son derece doaldr;
nitekim diyalektik felsefe konusunda atlan byk admlarn
sonu hep byle olmutur. Skolastik ve Hegelcilik de sonunda
byle yozlamtr. rnein, Euthydemos unu retiyordu:
Her ey hakknda her ey sylenebilecei iin her ey dorudur,
dolaysyla kimse yanlamaz. Bu iddiann temelinde koa kav
ramnn ktye kullanlmas yatar, yle ki, karanlktr gece
dediimde, amacm -dr ile bir olguyu saptamaktr; oysa si
yah, beyazdr dediimde, -dr yalnzca gramatik bir balant
ilevi grr. Kendisini bu tr ahmaklklara kaptran sofistlerin
says azmsanmayacak kadar oktu, fakat daha sonra Eleaclar
rneinde de grld gibi Y unanllarn zevkine hitap edi
yorlard. Belli bal ilkel psikanaliz tekniklerine de yabanc ol
masalar gerek; yoksa, Antiphonun zntl insanlar kederleri
ni dile getirsinler diye Korinthosta at teselli tezghm ba
ka trl aklamak zor. te yandan, insann eitilebilirliine
inanr, tutkulu bir eitme isteiyle dolup taarlard. Onlara gre
erdem (arete) alkan bir vatanda olmak demekti ve retile
bilirdi, bu tamamen Sokratese bir yaklamdr. Temel pedago
jik noktalar olarak unlar kabul ederlerdi: Doutan yapnn,
physisin doru tespiti; mathesis, renme ve askesis, reni
lenlerin doal refleks haline getirilmesi. Herhalde sofistlerin
konumunu en nesnel biimde ralayan kii, Sofistler adeta Y u
nan ahlaknn retmenleridir, stelik kendi zamanlarnda ge
erli olan lnn ne zerinde ne de altndadrlar, diyen
Grotedir. Belki de Hegelin u sznde sofistlerin z daha
ok dile geliyordur: Dnmeye sevkedebilmesi iin felsefe
nin ncelikle bir aknlk yaratmas gerekir. Her eyden kuku
duymak, btn nkoullar bir kenara brakmak gerekir. te
bu anlaml grevi sofistler stlenmiti. Sofistlik kukunun tari
hinde bir doruk noktasdr, fakat doas gerei ancak bir gei
aamas olabilirdi.
Sofizm, izafiyeti nitelikler tayan kukuculuk, Epikurosu-
luk ve stoaclk zerinde teorik adan, SicilyalI tiranlar ve
2 3 4 ANTK Y UNANIN KLTR TARH!
Hellenistik diadokhlar zerinde ise pratik adan etkili olmu
tur. Antikadaki hatipler de hem teknikleri hem yaam biim
leri bakmndan sofistlerin varisidir: Bir tr manevi condottieri.
Fakat Rnesansn gerek condottierileri de yledir: Machia-
vellinin ideal, ama yaamdan soyutlanm tiplemesi principe,
kendi gcnn ve talihinin efendisidir; iktidarn yumuak fakat
iddet dolu dr; kendisinden ve iktidar hrsndan bakasn
tanmayan bir bireycidir ve bsbtn ilkesizdir, daha dorusu
her eyi ilkesizlik ilkesi altnda toplamtr. Hristiyanlk ere
vesindeki bir sofizmin paradoksal versiyonunu ortaan sonu
na doru ortaya kan zgr Ruhun Kardeleri temsil eder.
retileri arasnda unlar vardr: Karde ve kzkardelerin ah
lakl bulduu her ey ahlakldr; ruh kural tanmaz, o halde
gnah da tanmaz; gerek Mesih, zgr insan benidir, vs. Fa
kat zellikle de hmanistler, dnya grleri, hatta davranlar
itibariyle sofistlerin ikizidir: eitli virtozluklar, tuhaf boyut
lara ulaan benlik duygular, bilimi sanayiletirmeleri ve zehir
kusan rekabetleriyle. Y akn dnemde ise Stirner sofizmin baz
grlerini insana tuhaf gelen bir srarla savunmutur. Bir ke
tesinde yerinde bir ifadeyle, Sofist eitim, insann artk hibir
eye armamasn salamtr, der. yle laflar eder ki, pekl
sofist metinlerde de geebilir bunlar: lkesinin ahlak ve tre
lerine uymak demek, o lkede ahlakl olmak demektir; Nero,
yalnzca iyilerin gznde ktdr, ama benim gzmde,
tpk iyiler gibi o da sadece bir lgndr." Dahas, ahlaka
inanmak, din inanc kadar tutucudur demekle kalmaz, ok da
ha sarsc bir sonuca varr: Salt mantk sorunlar, teolojik so
runlardr. Demek istedii, insan mant st kapal bir teolo
jidir ve elikiye dmeden dnme istei tanrclkla sonula
nr. Nihilizm bundan daha u noktaya gtrlemez. Ancak in
san dilini istemli bir grenek, grameri de nyarg yerine koyan
Gorgiasn yazlarnda benzer dncelerin yer aldn sy
leyebiliriz. Fakat sofizmin en son ve en yksek rn,
Nietzschenin kendi yasasn kendisi koyan st insandr.
Jenseits von Gut und Bse [yinin ve Ktnn tesinde] bal
sofiste bir balktr. Zaten Nietzschenin orta dnemindeki
ahlak eletirisinin tamam sofisttir. phesiz sofistler de putlar
ykmtr; phesiz o zaman da putlarn alacakaranl yeni de
erlerin afak skmyd ve phesiz onlarn da arasnda, tpk
ATNA'NIN DNYA GN 23 5
Nietzschecilerin arasnda olduu gibi, snop ve bo kafal in
sanlar vard.
Aiskhines bir hitabetinde, Ey Atmallar, siz sofist Sokra- Sokra-
tesi ldrdnz, dediinde Sokrates leli yarm asrdan fazla tes
olmutu. Sokrates zellikle de yazmak yerine konumay, hem I)avas
tartmay hem de ikna etmeyi tercih etmesi bakmndan tipik
bir sofisttir. Platonun Sokratesi, Shakespearein Timonu gibi
iirsel bir yceltmedir, ama geree daha yakn K senopbonun
Sokratesi, derinin altna inmeyi beceremeyen natralistin ne
kadar zayf bir portre ressam olduunun kantdr. Aristo-
phanes Sokratesi bulut seyircisi diye tabir eder, ki kesinlikle
byle birisi deildir; ve bir geveze diye, ki bir bakma yledir;
ama Sokratesin ateist olduunu da syler ki, hani dpedz ifti
radr bu, nk Aristophanes buna gerekten inanacak kadar
grgsz ve pein hkml olamaz. Fakat yaklak eyrek asr
sonra davann grlmesine yol aan temel nedenlerden biri tam
da buydu. teki iki neden, Sokratesin Kritias ile Alkibiades
gibi ba belas iki rencisinin olmas ve bir sofist yerine ko-
yulmasyd. Sofistler yabanc kkenliydi, yenilikilerdi, kl
trl aristokrasinin ve jeunesse doreenin retmenleriydi, k
sacas demosun nezdinde pheli duruma dmelerine yol aan
bir yn zeilikieri vard. Fakat eer Sokrates bu cezaya adeta
davetiye karmasayd, i lm cezasna kadar varmazd her
halde. Durumay yrten be yz yeminlinin huzuruna alayc
bir kibirle km, onlar kim bilir nasl tahrik etmiti. En b
yk hayranlar bile kulland dilin ar marur olduunu
kabul eder. Ama daha sonra da dostlarnn kamas iin nerdi
i yardm reddetmitir - kamas herhalde ynetimin de iine
gelirdi. Demek ki, Atina demokrasisinin absrdl ebediyen
sergilensin diye kendi kendisini lme mahkm etmitir. Bu
lm, onun yaam biiminin bir parasdr ve Sokratesin alay
clnn doruk noktasn temsil eder.
Sokrates AtinalIlarn en Atinalsyd ve Viyanallarn en Vi- Sokra-
yanals Nestroy gibi o da bu derin ballndan dolay anava- tesin
tannn en acmasz eletirmeniydi. Bu benzersiz iki ahsiyeti Felsefesi
rahatlkla birbirieriyle kyaslayabiliriz. kisi de lmsz birer
halk filozofuydu, ikisi de yaratc nktenin ve sivri diyalektiin
ustasyd, ikisi de insanln foyasn ortaya karma stad,
soytarlk kisvesi altnda birer hakikat retmeniydi. Alkibiades
236 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
ymposiorida Sokrates iin, Y aayanlar arasnda oyalanma
masn dilemiimdir hep; ama gene de biliyorum ki, aramzda
olmamas bana daha fazla ac verirdi. Y ani bu insan hakknda
ne diyeceimi bilemiyorum, diyerek kendi kararszlndan
ziyade, btn kentin bu soytar hakkndaki dncelerini dile
getirir. Sokrates Atmallar bylyordu ama bir o kadar da
damarlarna basyordu. Hayatn insan smamaya adamt,
yani etrafta dolap insanlara hibir eyden anlamadklarn,
stelik tam da uzman olduklar alanda hibir ey bilmediklerini
gsterirdi. Bu sayede insanlarn sevgisini kazanyor deildi el
bette; alayc oklarn kulland oranda nefret uyandryordu.
Sanki bilmeyen kii kendisiymi de renmek istiyormu gibi
yapyor, kurbanlarn yle bir soru yamuruna tutuyordu ki
(eironeia [ironi], eromaidan gelir ve bilmezlikten gelme de
mektir), sonunda hepsi rezil oluyordu. Maieutike ya da ebelik
sanat dedii yntem buna benzemekle beraber biraz daha cid
didir. Zekice sorulmu sorularla rencilerin hem kendilerini
hem dnyay tanmalarn salar. Fakat alayclnn oklarn
dnp dolap kendisine saplamas son derece filozofa ve sa-
natkraneydi, yoksa srgit tanmlar ve aalamalar ekilmez
olurdu. Kendi kendisini bile ciddiye almamaktaki dhiyane ye
teneiyle Shawu hatrlatr, nk Shaw da ahlak eitimi konu
sunda ayn dolayl yntemi izler ve beyinsiz insanlar tarafndan
rahatlkla kinik ve ykc, hilekr ve deerlerle oynayan birisi
yerine koyulabilir. Bu iki dnrn ortak zaaf etik aklclkla
rdr, yalnz Sokrates bu ii Shavvdan daha ar bir uca gtr
mtr; kendisi bu konuda da sofisttir. Sokratese gre bir ey
den anlamak, bu eyi igdsel olarak bilmek deil, o konuda
net bir fikre sahip olmaktr. Ona gre erdemli olmak demek, net
bilinen kavramlar dorultusunda hareket etmektir. Her trl
erdem retilebilir ve renilebilir, nk erdem bir bilgidir,
yalnzca basiret ve adalet deil, hatta iyilik ve yiitlik de. Fakat
gerekte bunun tam tersi olduunu sylemeye gerek yok her
halde: Uzun uzadya dnmeden iyilikte bulunan kii, sahiden
iyidir ve fazla tereddt etmeden tehlikeye atlan kii sahiden
cesurdur. Ancak, kendi kendimize gzlemleyip bakalarna u-
yarlamak zorunda kaldmz lye dair kuru bilgi bizi basi
retli ve adil yapmaya yetmez. Bu yzden Sokratesin ahlak
retisi, dnyay daima etkilemise de, ksr kalmaya mahkm-
ATNA'NIN DNYA GN 2 3 7
dur. Platonun Sokratesi bu gerei, snrlarnn nasl da bilin
cinde olduunu gsteren gzel bir szle yle ifade eder: Tanr
bana ebelik etmeyi emretti ama dourmay yasaklad.
Doann yaps ve anlam zerine kafa yoran filozoflardan
sonra Sokratesin vard sonu, dnyann ilkesini aratrmann
bouna ve zaten nemsiz olduu, felsefenin asl grevinin
benin aydnlanmas ile istencin arnmas, yani benin ve iyinin
bilgisi olduudur. Bunun anlam, dine ynelmekti. mdi bu
noktada, l mask, Sokratesin yzyle bariz benzerlikler ta
yan Dostoyevski gelir akla. Bu ba, aziz ilan edilen sulunun
badr. Bir keresinde Zopyros adnda biri Sokratese, d gr
nnn seviye dklne ve baya ihtiraslara iaret ettiini
sylemi. Etraftaki insanlar besbelli yanl olan bu tehise g
lerken, Sokrates, bu kt zelliklere gerekten de sahip oldu
unu, ama bunlar terbiye ettiini belirterek adam savunmu.
Sokratesin sofizmle ilikisi neyse, Dostoyevskinin bole-
vizmle ilikisi de odur. Adeta lm kalm savana girer bol-
evizmle, sanki can dman ve eytandr, oysa savat tek
dman kendisidir, iinde tad bir para bolevizmdir. Hem
sonra, Dostoyevski de az kalsn idam ediliyordu, hem de bole- &
vik diye. Meseleleri konuarak halletme konusundaki patolojik
hrs da bize Sokratesi anmsatr. Ama en ok da uyurgezerlik,
esrime ve izofreni alametleri tayan mistik bir paydada bulu
urlar. Herkesin bildii Ecinniler hi kuku yok ki, sanrsal -
zellikler tayan son derece gizemli bir almadr. u kadar
kesindir-ki, Sokrates, onsekizinci yzyln Aydnlanma ann
ve ondokuzuncu yzyln liberalizminin sand kadar rahat biri
deildi.
Hellenlerin oyun dknl Sokratesin zatnda ba dnd
rc bir dorua ular. Bir mr boyunca felsefe adl komedya
y oynam ve sonunda bilinli ve hkmran bir edayla
Sokrates tragedyasn sahnelemitir. Biyografisi yaama veda
ettii ana kadar ustaca kurulmu sahneler ve mkemmel yon
tulmu fikirlerden oluan bir zincirdir. Anlam, biimi, doruk
noktas ve arkaplamyla btn bir varoluun zlp grltl
bir temsile dnmesi elbette dnya tarihine mal olacakt. Y u
nan tiyatrosu yle bir sanat biimiydi ki, air kannn son
damlasn esirgerdi. Euripides bu biimle kanl bir dve gi
riti, fakat yenildi. Y unan tragedyasnn doruu Sokratestir. Bu
238 ANTK YUNANTN KLTR TARH
yzden ebedi bir figrdr o, Hellenlerin Faustudur. Fast ka
dar filozof, Faust kadar dindar; ama o kadar, daha fazlas deil.
Sokrates bir yaam airi ve tanr araycsyd, sistem ya da din
kurucusu deil. Sokratesi yle grmek isteyenler onu ycelt
mi olmaz, aksine as! deerini skaladklar iin indirgemi
olurlar.
Demok- Demokritosun Sokratesle ayn dnemde yaadn bilmek
ritosun dorusu biraz tuhaf, zira Demokritos ok farkl bir felsefeyi
Atom- temsil ediyordu. O da Protagoras gibi Abderalyd, ama Ati-
cluu n a y a yaimzca bir kez gitmiti. Atinada onu tanmazlard, ama
herhalde o da AtinalIlarla tanmak iin en ufak bir aba sarf
etmedi, nk sofistlerin fiyakac lna, hatta Sokratesin tekin
siz diyalektiine pek snamamt. Eldeki fragmanlar onun
parlak slubu, fizii ve etii hakknda fikir verir sadece. Bu
nunla beraber, matematik ve astronomi, corafya ve mineroloji,
zooloji ve botanik, mzik ve resim, iir ve dilbilim, hatta ve
hatta tarm ve sava bilimi, meteoroloji ve tp gibi uzmanlk
dallarnda yazlar mevcuttur. San doabilimiyle ilgili dnya
grnn kurucusu odur. Ona gre evrenin tamam bo bir
uzay, zdek ve yerekiminden oluur. Baconn vd, Aris
totelesin eletirdii ereksel nedenleri yadsr; ona gre, meka
nik zorunluluk (ananke) dnda hibir ey yoktur. Fakat zdek,
atomlardan meydana geliyordur, yani niteliksiz ve duyarsz
olan ve sadece boyut, biim, dzenleni ve konumlar itibariyle
birbirinden ayrlan en kk birimlerden, blnemezleden.
Dnyadaki eitliliin nedeni, dengesiz dalmdr; deiimle
rin nedeni ise, saylar snrsz, devinimleri sonsuz olan bu
atomlarn uygulad basn ve itmelerdir. Bu devinimin sebe
bini aratrmak, aslann neden et yediini sormak kadar ahmak
adr. Bu devinim batan verili bir eydir, hep olmutur ve hep
olacaktr. Bylece btn grngler atomlarn mekaniine,
btn nitel ayrmlar da nicel ayrmlara indirgenir.
Bu reti, Demokritosun doa retisini tekrarlayan Epiku-
rostan sonra onyedinci yzyln ortalarna doru, zellikle de
Epikurosla megul olan Pierre Gassendi tarafndan yenilenir.
Ayn zahanda Digne barahibi olan Gassendi meslei iin -
dn vererek, atomlar tanrnn yarattn sylemitir; zaten bu
noktadan sonra her eye ok mekanik yaklar. Gassendi,
Descartes felsefenin en etin ve en akll muhalifleri arasnda
ATNANIN DNYA GN 239
yer alsa da, bir cismin yalnzca bulunduu yerde etkili olabile
cei, gk cisimlerinin hareketi, yerekimi ve manyetizm gibi
uzak etkileri ise en kk birimlerin srekli ittirmesine dayan
drmak gerektii konusunda Descartes ile hemfikirdir. Btn
bunlardan kard sonu ise boluk diye bir ey olmaddr.
Onsekizinci yzyln ortalarna doru Cizvit Boscovich atomla
r uzayda belirli, ama genilemeyen noktalar diye aklamtr.
Devrim niteliindeki bu yoruma balangta kimse kulak as
mam, ancak asl almalarn 1830lu yllarda yrten Fara-
day, gelitirdii benzer bir kuramla atomlarn kuvvet merkezi
ierdiini sylemitir. Fakat daha nce Dalton 1807 ylnda
nemli bir geliim kaydetmiti: Bir elementin atom ktlesi ile
en hafif element olan hidrojenin atom ktlesi arasndaki ilikiyi
belirlemi, yani elementlerin atom arlklarm saptamt. Hid
rojenin arln 1 olarak kabul ettiimiz zaman, rnein oksi
jen atomunun arl 16, platinin arl ise 207 olur. Demek
ki, yalnzca oranlar saptanabiliyor, ama bu bile deerli bir bul
gudur. Atomlarn baka elementlerin atomlaryla daima sabit
oranlarda ba kurma ilikisini tanmlayan valensin kefi de bu
bulguya dayanr. Y eniden hidrojeni baz alrsak, o zaman daima
bir hidrojen atomuyla birleen tek deerli elementlere (tipik
mek: Klorr asitteki klorr, HC1), iki hidrojenle birleen ift
deerlilere (su, H20), deerlilere (amonyak, NFf3), drt de
erlilere (metan, CH4) vb. ularz. Berzelius, kimyasal bile
imleri tamamen ayn olan farkl saydaki atomlarn, hatta dei
ik miktarlardaki ayn atomlarn bile ortaya farkl maddeler
kartabildiim saptamtr - Demokritosun temel grn
kantlayan bir yn deney yani. Buna karlk, atomlarn pekl
blnebildiini bugn artk herkes bilir. Szgelimi, en kk
atomlarn drt binde biri oranndaki elektrik birimleri, yani
elektronlar son yap paralar olarak grlr. Bohr Kuramna
gre atom, elektronlarn (grece) uzaklktaki, (atom hacmine
oranla) ufack bir ekirdein etrafnda yrnge izdikleri bir
gne sistemi gibidir. te yandan ekirdek de baka paralar
dan olumaktadr ve bunun aratrlmas zel bir bilimin, teme
lini Rutherfordun att nkleer fiziin konusudur. Fakat ato
mun ktlesi dorudan doruya elektrik ykl ekirdeinin, yani
madded bir eyin sonucudur, baka bir deyile, szde bir
ktle, bir manyetik alann dm noktasdr. Atomun bir mik-
240 ANTK YUNANIN KLTR TARH
rokosmos olduu dncesini Demokritos da kabul ederdi; ama
bunun maddi bir cisim deil de, salt bir enerji merkezi olduu
nu duysa, bu fikri ok lgnca bulurdu.
Demok- Demokritosun alglama kuram en iyi onun atom kuramna
ritosun uyar. Ona gre atom kompleksleri nesnelerden zlr ve duyu
Algla- organlarmza srar. Bu adan Newtonun emilim kuramn
ma Ku hatrlatmas dikkat ekicidir, ki bu kurama gre k, k kay-
ram nandan saniyede 300 000 kilometre hzla frlatlan en kk
birimlerden, yani partikllerden oluur. Partikllerin en k
mor rengi meydana getirir; sonra srasyla mavi, yeil, sar ve
krmz gelir. Newton bu kuram yalnzca bir hipotez olarak
ileri srdyse de kuram rencileri tarafndan dogmalatrlarak
onsekizinci yzyl boyunca hkim dnce olmu ve ancak
yzyl dnmne doru yerini Dalga Kuramna brakmtr.
Ne var ki, Demokritosun u sz daha da ilgintir: Tatl ile
ac, scak ile souk ve renk sadece dncededir, nk ger
ekte yalnzca atomlar ve bo bir uzay vardr. Demek istedii,
alglarmz eitli klan atom komplekslerinin zel bileimidir,
ama algnn kendisi yalnzca znede vardr ve nesneler kendi
balarna tatl veya ac, scak veya souk deil, atomlardan
olutuklar iin en az atomlar kadar niteliksizdirler. Kurucusu
yine Demokritos olan duyurucu phecilik ancak iki bin yl son
ra, yani 1623 ylnda Galileo tarafndan II saggiatore [Deney
ci] adl polemik yazsnda yeniden ele alnarak adamakll ge
niletilmitir. Galileo bu yazsnda btn niteliklerin znel ol
duunu ve nicel farkllklara dayandrlabileceini kantlar; tat,
koku ve renk, kuru birer isimden baka bir ey deildir, non
sieno altro che puri nomi. Descartes 1644 ylnda Principia
Philosophiae'yi [Felsefenin Temelleri] yaymlatr. yle der
kitapta: eylerin olduu gibi algland dncesi duyularm
zn nyargsdr; renk, ton ve koku, z ancak uzaydan ileri
gelen zdee ait deildir; kuma dnen ta, evet hl tatr,
ama artk sert deildir; tan znde renk de yoktur, nk say
dam talar vardr; hatta arlk bile zdeksel deildir, nk
arl olmayan cisimler vardr, rnein ate; demek geriye
yalnzca uzay kalr... Toplu eserleri 1660 ylnda Latince olarak
yaymlanan, kimyann byk reformcusu Robert Byle ilk kez
birincil ve ikincil nitelikler tanmn kullanr. Daha sonra
Locke bu tanm felsefeye tamtr. Locke, 1690da yaymla-
ATNA'NIN DNYA GN 241
nan ber den menschlichen Verstand [nsan Anl zerine]
adl nl eserinde birincil ve ikincil nitelikler ayrmn, nesnele
re ilikin tasarmlarmzdan hareket ederek yle yapar: Boyut
ve younluk, devinim ve dinginlik, say ve figr birincil nite
liklerdir ki, bunlar fiziksel varlklarn gerek suretleridir ve e
yadan ayr dnlemezler. Sert, yumuak, scak, souk, renk
li, sesli, kokulu ve tatl ikincil niteliklerdir ki, bunlar da eylerin
sureti deil, salt etki biimleridir; sar, scak, tatl ve
baharatl gibi durumlar cisimlerin, bizlerin alglayamayaca
en kk paralarnn, iimizde alg yaratan devinim durumla
rdr sadece. O tarihten yirmi yl sonra Berke leyin bayapt
yaymlanr. Kitabn ana dncesini u ekilde zetlemek
mmkn: Birincil nitelikler de ikincildir; nfuz edilemezlik,
diren duygusundan baka bir ey deildir; boyut, mesafe ve
devinim duyum bile deillerdir, dncemizin algmza ilettii
ilikilerdir; cisim, fikirlerin toplamdr, a collection o f ideas...
Bu dnceye son noktay K antn, tasavvur gcmzn
ilkbiimlerinin, zamann ve meknn znel olduunu kantlayan
Kritik der reinen Vemunft [Saf Akln Eletirisi] adl eseri ko
yar.
Demokritosa gre ruh da atomlardan meydana gelir: Ate Demok-
atomlar diye tabir ettii en ince ve en hareketli atomlardan, ritosun
Duygu ve arzu diye tanmladmz eyler, ate atomlarnn Et'
devinimleridir. Ne var ki, Demokritos bu kat zdeki ruhbili
min zemininde tam anlamyla idealist bir etik gelitirmitir:
Ona gre, izlenimler doru bilgi iin ne anlama geliyorsa, du
yusal hazlar da doru etik davran iin o anlama gelir; mutlu
luk ve mutsuzluk d etmenlere deil, gsmzdeki ifrite ba
ldr; tanrlar insanlara iyilik dnda bir ey vermez, fakat in
sanlar ahmaklklar yznden bu iyilikleri ktle dntrr.
Demokritos asl mutluluu kanaatkrlkta, edimin ve zihniyetin
saflnda, mutluluumuzda bir hazine, mutsuzluumuzda bir
snak olan tinin geliiminde grr, ama en ok da, galene
diye gzel bir szckle ifade ettii, stliman denize benzettii
keyifli skunet hali olduunu dnr mutluluun. Bunun d
nda, hakszlk etmenin hakszla maruz kalmaktan daha mut
suz kldn; ktlk etmek bir yana, ktlk dncesini bile
akla getirmemek gerektiini retir; insan kendisinden, baka
larndan utandndan daha fazla utanmal ve bakalar bilsin
242 ANTK YUNANIN KLTR TARH
veya bilmesin, hakszl engellemelidir, neredeyse Kanta bir
dncedir bu. zetle diyebiliriz ki, Demokritos geri teoride
materyalistti, ama pratikte yle deildi; keza sistemi de mater
yalistti, ama asla gereki deildi. Ama bu kavramlar sk sk
birbiriyle kartrlr, nk yeni felsefede ounlukla rt-
rler. te bu yzden szgelimi Epikurosu denince akla sade
ce Demokritos atomculuunun taraftan deil, hazcln savu
nucusu da gelir. Oysa bu tanmn Epikurosla ilgisi yoktur.
kinci noktadaki yanl anlamalar daha da fazladr. Bir insan
materyalist olabilir, yani madde dndaki hibir eyin varln
kabul etmeyebilir, ama bu yzden grngler dnyasnn ger
ekliine inanmas gerekmez. Bu dncesiz yzeysellik ma
teryalizmin yalnzca belli bir ksmna, yani modern materya
lizme zgdr ve en iyi bildiimiz bu olduu iin, tek materya
lizmin bu olduunu sanrz. Bunun en iyi kar rnei,
Demokritosun kendisidir. Onun tek gerekleri olan atomlar ve
bo uzay asla alglanamaz. Zaten stne basa basa yle der:
i 5ev o u o v eo t t) t ppSev, varlk (atom dnyas), asla
hilikten (bo uzay) daha fazla mevcut deildir, gerekte hi
bir ey bilmeyiz, nk hakikat derinlerde gizlidir. Demek ki,
az nce de belirttiimiz gibi yalnzca bir grngc deil, ayn
zamanda bilinemezci ve -bi r materyalistte en ok artan da
budur- anti-ampiristtir. Gerek bilgiye (yvpor yvcopr) ger
ekten saptran izlenimler yoluyla deil, ancak dnme yo
luyla ulaldm vurgular. San bilimin halen daha dayand
dnya kavramnn deneyci yoldan deil, salt kurgul yoldan bu
lunduunu gz nnde bulundurmak ok nemlidir. Atomlar
dncelerdir ve Demokritos fizii de en az Platonunki ve
Aristotelesinki kadar metafiziktir.
Platon Demokritostan hi sz etmez, Aristoteles ise onun
adn yalnzca onu paylamak iin azna alr. Bir rivayete gre,
Platon Demokritosun btn yazlarn satn alp yakmak iste
mi. Bu sylenti u kadaryla gerektir: Sahiden de Platonculuk
satanist bir mezhebi yutar gibi yutmutur Demokritosuluu,
zira hogrszlk konusunda felsefenin kiliseden aa kalr
yan yoktur. Antikadaki kayplar arasnda belki de en acs
budur, nk Demokritos hi phesiz Platonun ayarnda bir
dnrd, hatta Cicero onun slup olarak da Platonla ayn
mertebeyi paylatn iddia eder. Bizler neredeyse inanlmaz
ATNA'NIN DNYA GN 243
olan bu olgunun silik hatlaryla yetinmek zorundayz: Bu kutlu
dnemin tutarl bir btn olan yegne iki felsefe sistemi olan
idealizm ve materyalizm, iki ayr dhi tarafndan neredeyse
ayn anda yle salam ve gz kamatrc bir biimde olutu
rulmutur ki, insan dncesinin gnde bugn bile alama
dan parlarlar: Biri, bize yakn, bildik bir gnetir, dieriyse,
uzakta parlayan ebedi dnda grlmeyen bir yldzdr.
Anaksagoras ile Demokritos deyince aklmza gerek bil- Hippok-
ginler gelmelidir, zaten Perikles dnemi tam bir bilim ayd, rates
nsanlar ok zor sorunlar zerinde kafa yormaya balamlard.
rnein, Sokratesin ada sofist Antiphon, daireyi sonsuz
sayda keli bir okgen olarak kavram ve bunu Y unanllara
zg, gze hitap eden rneklerle kantlamt: Dairenin iine bir
kare, karenin kenarlarna da birer ekenar gen izmi, sonra
tekrar genlerin kenarlar zerine yenilerini izmi ve bylece
devam etmiti. Aristophanes dairenin karesinin bile peine
dm, bu yzden epeyi knanmt. Tp ahlaknn ne kadar
yksek bir dzeyde olduunu Hippokrates yemininden anla
yabiliriz. Buna gre hekimler isteyenlere bile zehir vermemek,
kadnlarn dk yapmasna yol aan ilalar kullanmamak, yal
nzca yeminli rencilere ders vermek ve yoksullar parasz
tedavi etmekle ykmlydler. Y ine de kendilerine ok yksek
cretler teklif edilebiliyordu, zaten meslekleri de bu durumun
yadrganmad tek meslekti. Bunlarn dnda bir de halk he
kimleri vard, ama devlet snav ve denetimi diye bir ey yoktu,
zira bu ilere muhtemelen loncalar bakyordu. Salk ocaklar
bile eksik deildi, szgelimi Argolisin dou sahilinde byle
yici bir am ormannn ve ifal kaplcalarn tam ortasnda, de
niz esintisine ak, ama rzgrdan korunakl bir yere nl
Epidauros sanatoryumu kurulmutu ve bu tesiste bir kaplca
oteli, bir tiyatro ve bir kou pisti ve Asklepieion tapna yer
alrd. Bu tapmakta hasta yklerini, mucizevi tedavileri ve
iyileen hastalarn Asklepiosa krann dile getiren saysz
yazt vard. Kos Okulunun kurucusu byk Hippokrates, De
mokritosun akran saylr. retisine gre, en nemli faktr
doann ifa gcdr; bir hekimin grevi bu gc destekle
mektir; hastalk ahengin (,harmoria) bozulmas demektir, o za
man ahenk kendi kendisini yeniden oluturmaya alr; salk
ise kartlarn dengede olmasdr. Ksacas, tam anlamyla Yu-
244 ANTK YUNANTN KLTR TARH
nanl diyebileceimiz bu dnceye gre insan bedeni bir tap
nak, tp da gerek bir ifa sanat, yani estetiin bir sorunudur.
Mevcut bilgilere dayanarak, Hippokratesin koyduu tehislerin
artc derecede doru olduunu syleyebiliriz. Hippokra
tesin kafadaki yaralarla ilgili yazlar halen daha bir bayapt
tr. Ayrca hastal semptomlardan ayrt edebiliyor, acnn iyi
letirilmesiyle dindirilmesi arasndaki fark biliyordu. Perhiz,
jimnastik, hava, gne ve su tedavilerine ok nem verirdi.
Narkoz maddelerini bilirdi geri, ama kullanmamaya zen
gsterirdi. Mshil, kusturucu, idrar sktrc ila ve hacamat
hararetle tavsiye ederdi: Bunlar, gnmzde deeri yeniden
anlalan yntemlerdir. Hippokratesin ad yle bykt ki,
tbbi eserlerin neredeyse tamam ona atfedilirdi.
Antik Hippokrates yazlarnn evkle okunduu daha nce de
Kitap belirtildi. Y alnzca bunlar okunmuyordu ama, toplumsa! ya
amda kitap da rol oynamaya balamt. Antik kitap Msr
kaynakl buluntulardan, yani nceki yzyldan beri biliniyor.
Ana kaynak, mumyalarn sarld kullanlm papirs yaprakla
rdr. Bu yoldan saysz yeni metin kmtr gn yzne:
Tyrtaios, Arkhilokhos, Pindaros, Sophokles, Euripides ve Epik-
harmosa ait fragmanlar, Aristotelesin Atinallarm Devleti
adl metni, renkli yaznn mucidi Favorinusun almalar,
zellikle de Menandros ve Herondasm oyunlarndan sahneler.
Y unanllarn bilinen en eski papirs 4. yzyla aittir ve bir
mezarda bulunmutur: Timotheosun 400 senesi civarnda, ana
vatan Miletostaki bir enlik alay iin yazd Persler adn
daki dithyrambos'unun son blmdr bu. Antika boyunca
kitaplar rulo biimindeydi, gnmzde rulo gelenei artk yal
nzca Musevilerin Tora rulolarnda, doktorluk diplomas rulo
sunda devam eder. Tora rulosu deriden yapld iin eskiala
ra zg karakterini korumutur. Hellas ve randa da en eski
yaz malzemesi deriydi; 3. yzylda papirse rakip kan
parmenin malzemesi ince ilenmi hayvan deriiydi. Fakat
papirsn pabucunu dama atan, sadan sonra 800 ylnda Ara
bistana, buradan da batya ulaan in icad kt oldu; bundan
sonra artk Msrda bile papirs yetitirilmedi. Belli bal Av
rupa dillerinde papirsn aziz hatrasn korumak amacyla,
Alman, Fransz ve ngilizler yeni yaz malzemesi kda papi
rsn adn vermiler (yalnzca talyanlar papirse papiro, k-
ATNANIN DNYA GN 245
da da carta derler), Ruslar ise sigaraya papirosa demilerdir.
Okul devleri, karalama ve ksa notlar iin, zeri koyu bir bal-
mumuyla kaplanm ahap veya fildii tabletler kullanlrd.
Balmumunu yeniden dzleyebilmek iin tepesi krek eklinde
olan bir metal kalem kullanlyordu, o yzden kalemi evir
mek, silmek ya da sil batan yazmak demekti. ki veya
daha fazla sayda tablet birbirine balandnda -tabletlerin
yksek kenarlar yaznn silinmesini engelliyordu- ortaya
diptykhon, yani ift kat kard; diptykhon yalnzca not ve
kayt defterlerimizin deil, modem kitaplarn da atasdr. Papi
rsn zerine, ucu ty kalemler gibi kesilen kamlarla
(,kalamos) yazlrd (bu yzden kk baklar demirba eyay
d) ve mrekkebe x pekav, kara, denirdi. zellikle balklarda
krmz mrekkep de kullanlyordu, bizdeki Rubrum [ksa
balk; asl anlam krmz] szc de oradan gelir. Balk b
lm sonlarna yazlrd, kitabn ad da eserin sonuna. Ancak,
baa yazlsayd bile, antik kitaplarn biimini dnrsek, yn
bulmaya yaramazd. Bu yzden rulolar raflarda yan yana dizilir
ya da kiste veya teukhos denen ta, kil veya aa mahfazalara
konurdu (pentateukhos, be kaplk eser demektir, bize gre,
be ciltlik) ve ieriini anlamak iin rulolara eserin adnn yazl
olduu bir erit aslrd - bugn bile resmi arivlerde kullanlan
dosya kuyruudur bu. Antik kitaplarn ebad eit eitti ve 5
ila 40 santimetre arasnda deiiyordu, fakat ortalama ebat biz
deki gibi 20-30 santimetreydi. Stun ile kenar arasndaki oran
da kitaplardaki oranla aynyd: 2ye 3 veya 3e 4. El yazsyla
yazlan satrlar mkemmel bir dzgnlkte deildi elbette. Ha
cim gnmze gre daha snrl tutulurdu: Bir rulo, aa yukar
bizdeki bir blme eitti, geri biz de hacimli kitaplar
ciltlere bleriz ya. Okuyup bitirilmi blmler bir ubua
dolanr, okunmam blmler baka bir ubua sarlm halde
dururdu, yani tpk imdiki gibi, hep bir sayfa alm olurdu.
Kitap bitince, kitabn tamam sol eldeki ubua sarlm olurdu
ve dzen merakls biri ruloyu yeniden baa sarmak zorunda
kalrd. Sayfa atlamak ve geriye dnmek de zahmetli bir
iti. Sk sk sarmak zorunda kaldklar iin kitaplar ok abuk
ypranyordu. Buna karlk, ayra kullanmaya gerek kalmyor
du, her iki ucundan da sarlan kitab alr ylece rafa koyarlar
d. Antikada kitap dzeltmeni en az gnmz dzeltmeni
2 4 6 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
kadar nemli bir ahsiyetti, bizimkilerden tek fark, ad san
duyulmayan biri olarak kalmak yerine, herkesin gz nnde
olmasyd. Bir nsha, dzeltildii oranda kymetlenirdi, dzel
tiler gzellik kusurlaryd. Fakat hata iermeyen kapsaml bir
esere bugne kadar rastlanmamtr, bu durumu Gutenbergin
icad bile deitirememitir. Datm ksmen zel -dn kitap
almak demek, bu kitabn bir kopyasn karmak demekti- ks
men de ticari yollarla yaplyordu: Kitap satlan dkknlardan
daha beinci yzyla ait komedyalarda bile sz edilir. Bununla
beraber, telif hakk diye bir ey yoktu, dolaysyla yazarlk c
reti de. Y azarlk cretinden sz ediliyorsa, ya bir kentin ya da
bir sanatseverin bulunduu balar kastediliyordur. Nshann
gzellii, dzeltilerin itinas ve grnmndeki zarafet fiyat
belirleyen unsurlard. Ucuz basklarda, bir yz yazl olan eski
sayfalar kullanlrd, bu nedenle, rnein Pindarosun
paianlar eski bir hesap cetveliyle ayn ruloda buluabilirdi.
Anaksagorasm eserleri Atina pazarnda bir drakhmeye satlr
d, yani ucuza giderdi. Y ine de, Anaksagoras Perikles dnemi
nin en ok okunan ve en etkileyici yazarlarndan biriydi.
Thuky- Anaksagoras, Atinada komutan ve devlet adam olan fakat
dides 424 ylnda Amphipolisin kapitlasyonu nedeniyle kendi rza
syla srgne gidip ancak yirmi yl sonra geri dnen
Thukydidesin yaam biimini ve dnya grn belirlemitir.
Kaleme ald Peloponnesos sava tarihi yirmi yl kapsar ve
411 senesine dek uzanr. Bu savan nemini daha banda kav
rad iin sava yaayarak anlatmaya karar verir. Tasvirleri
ilke olarak batan sona tankla dayanr: Kendi yaadklarna,
tanklarn verdikleri bilgiye ve sava meydanlarndaki gzlem
lerine. Atina devlet arivindeki malzemelerden de bol bol ya
rarlanm, fakat bunlar kendi tarznda sunmutur. Thukydides,
bugne dek alamam rnek bir nesnellie sahiptir. Eserlerini
okurken, onun AtinalIlarn tarafnda savat aklmzn ucun
dan bile gemez. Periklesin cenaze treninde yapt nl ko
numa demokrasi ilahisi diye gese de, memleketinin yne
tim biiminin yol at zararlar yle acmasz bir slupta gz
ler nne sermitir ki, vatandalarn demokrasiden vazgeir
mek isteyen muhafazakr Hobbes bile bu konumay ngiliz
ceye evirmitir. Fakat Thukydidesin i siyasete olan ilgisi,
' Paian, Tanr A pollonun onuruna sylenen ark. (F.D.)
ATNA'NIN DNYA GN 2 4 7
ancak sava tarihi ve diplomasi tarihiyle snrlyd. Esasen yal
nzca askeri hadiselerde ayrntya girer, d siyaset ilikilerini
anlatt ksmlar bile yer yer boluklarla doludur. Olaylar kro
nolojik olarak sralayan vakanvislii tarihi bir rlyefe benzer,
yani burada da tragedyadaki iki boyutlulukla karlarz. Ko
nuya ruhbilimsel bir derinlik katan nc boyut grevini ise,
tragedyada korolar, burada ise metindeki konumalar yerine
getirir. Temelde Thukydides, gelmi gemi en byk
vakanvistti ve onu dnp dolap pragmatik tarihyazmmn
kurucusu diye kutlamak ok da doru deildir belki. Olgular
betimlemesi bakmndan Thukydides ancak Polybiosun yer
letirdii pragmatik szcnn antik anlamyla pragnatikti,
ama dnyann seyrindeki gizli dmleri, uzak etkileri,
arkaplanlar ifa etmeye alan modern anlamda bir pragmatist
deildi. Tarih yorumuyla eskia derinden etkilemi olan
Polybiosta bile her eyin idaresi Tykhenin, Fortunann elin
dedir, k eskiler onlarn idaresini kader, bizlerse konumu
muzdan tr, hakl olarak tesadf diye adlandrrz.
Pragmatik tarih, ambiyans ve kontrpuanm duygu dnyas ze
rine kurulu birer konser olan tiyatromuz, tpk resmimiz, fizik
ve siyasetimiz gibi, antikaa zg deildir. Bu nedenle Y unan
kimyas, hatta Y unan roman diye bir ey yoktur. Byle adlan
drdmz ey ilintisiz maceralardan oluan bir kaleydoskoptan,
cansz renkli talardan ibaret bir mozaikten, keyfi, grltc bir
komedyann bysnden baka bir ey deildir. Thukydides,
hazr karakterler ve mevcut durumlarn heykeltradr: Y unan
bak iin baka trls tecrbe edilemezdi zaten. Senfoni ola
rak tarih, sre olarak tarih onun iin bir sorun bile deildi, an
latm arac hi deildi. Fakat onun tarihi, son zamanlarda ilgili
szce atfedilen Tarih, erdemin ve ktlklerin aynasdr,
anlamnda da pragmatik deildi. nk Thukydides asla ahlak
erevesinde bakmaz. nnde sergilenen oyuna bir erkek gibi
bakar: Acmaz, gurur da duymaz, neredeyse bir tanr gibidir:
Olymposa zg erdenlik ve saf theoria (temaa) iinde. Onun
eseri, Parthenon heykellerindeki yce soukluktur, szleriyse
mermerdir. Her eyi akla gelebilecek en youn haliyle syler,
ayrca her eyi de sylemez, hatta ok ey bile sylemez. An-
ika boyunca, aepvrn, yani youn ieriin ve ar dn
celerin, maiestas ve gravitasn stad diye tannmtr. Elbette
2 4 8 ANTK YUNANIN KLTR TARH
bu zellikler onun zaman zaman karanlk ve yapay olmasna
yol amyor deildi, zaten Y unanllar da yaknrd bundan.
Thukydides kendi kiiliini bir kenara atarak, karnca srsn
ya da ar kovann betimleyen bir bcekbilimciyi andran
doabilimsel soukkanllyla Flauberte benzer; yaratlm
her eyde az ok g istenci olduunu syleyen gereki bak
yla Machiavelliyi anmsatr, en baya eyleri bile hayatn
ateli renkleriyle izebilmek gibi gizemli yeteneiyle Shakes-
pearele akrabadr. Flani neredeyse bir ktlk uzmandr o.
Teknii btnyle dramatiktir ve imdiki zaman betimler; ya
eylemleri o an gerekletirir ya da eylemde bulunan kiileri
konuturur. Bunlar, o nl konumalardr; gerekte izleyicilere
ynelik birer monologturlar ve koro ilevi grrler. Bu konu
malar, yazarn dramatik illzyonu yok edecek olan mdahalesi
ni engelleyip olaylarn felsefesini konuturan ustaca giriim
lerdir. Y akna tarihilerinin karakter resimlerine tekabl
eden bu artc portreleme aracndan antikadaki her tarihi
yararlanmtr. Fakat Y unanl ressam deil, heykeltrat. Hita
betler ideal birer heykeldir ve sanatnn ethos ve pathosunu
dile getiren ayn stilize kalptan kmadr - birbirlerine bu kadar
ok benzemelerinin nedeni ite budur. Ayrca Sophokles gibi
Thukydides de eylemleri karakterlerle aklar. Fakat Sophok-
lesin iini dolduran scak inan, onda eriyip kaybolmutur.
Geri tanrlarn dnyasn yadsmaz, hatta bu dnya sayg ve
zlemin nesnesidir, fakat tarihiyi hi ilgilendirmedii o kadar
bellidir ki. Onun tanrlarla ilikisi, Rarkenn Hristiyanla
kar taknd ilgisiz ama saygl tavra benzer. Kader, insandr.
Tam Euripidese zg bir baktr bu.
Euri- Antikan btn eilimleri en etkileyici bir biimde Euripi-
pides des'te grlr. Sophoklesten yarm insan mr kadar daha
genti, ama ondan yaklak bir yl nce ld. Sophokles arala
rndaki rekabeti yle byk bir incelikle yaamt ki, onun -
lm haberini aldnda matem elbisesi giymiti. Euripidesin ilk
kez sahnelenii Aiskhylosun lm ylna rastlar, bu da anlaml
bir tesadftr. Y alnzca drt-be kez dle layk grlmesine
ramen, tragedya yazar arasnda en popleri Euripides olsa
gerek. Rivayete gre, Sicilya felaketinde esir den Atmallarn
bir ksm Euripidesin tragedyalarn ezbere bildii iin zgr
braklmt. Elimizde ona ait on sekiz adet eksiksiz eser ve sa
ATNA'NIN DNYA GN 249
ysz fragman bulunur, baka hibir airden bu kadar eser ula
mamtr bize; bunlar tm eserlerinin neredeyse drtte biridir.
Euripidesin en gl yan bestecilii olsa gerek. Ezgiyi dn
ceyle youran eski ritimleri zen, makamlar soukkanllkla
deitiren, daha gl gezinim ve vurgular kullanarak yeni
efektler elde eden de yine odur. Komedyann saldrlar her
eyden nce, onun gereksiz ssler ve ses titreimleri, rulat ve
durgularla bezeli modem mziini hedef alyordu. Arya, det
ve korolar bamsz birer solo eser olarak da izlenebiliyordu,
oysa Aiskhylos ile Sophokleste byle bir ey sz konusu de
ildir. Zamann bestecileri program mziini de biliyor olma
llar: Enstrmanlarla gkgrltsn, hayvan seslerini, nehrin
uultusunu ve insanda ba arsna yol aan karnca srleri
ni taklit ediyorlard. Her yeni mzik iin sylendii gibi, onla
rn sanat da bo ve yapmack, ukalaca ve iddial, kakafonik ve
cokusuz olmakla eletirilmitir. Tragedyann yazarn daha
nce Shakespeare, Schiller ve I bsenle kyaslamtk. Ama
oratoryoyu operayla kyaslamak ve Aiskhylosta Bach,
Sophokleste Glucku, Euripideste de Wagneri akla getirmek
belki daha isabetli olur. Euripides ve Wagnerde ayn tutku
zgrl, tanrlar dnyasnn ayn biimde ruhbilimselleti-
rilmesi, felsefeyle ayn i ielik ve okrenklilik gze arpar.
Euripidesin mzii de sanatsal adan bir yozlama ve zevk
sizlik rnei addedilmi, insanlar aradklar ethosa onda bula
mamtr, halbuki daha sonra tam da youn etik ierii nede
niyle vlmtr. Bunun dnda, Euripidesin sahne dekoruna
arlk verdii grlr, rnein Troyal Kadnlar m lion yan
gnyla biten son sahnesi tamamen grseldir, ama burada, sz
gelimi 1848 Mart Devrimi ncesi banliy tiyatrolarnn byle
yici etkisinden daha fazlas beklenmemelidir. Euripides, by,
mucize ve hayalet elerine dindar Sophoklesten daha ok
bavurur, ama salt romantik ve teatral bir etki yaratmak iin. Bu
tutumu, rasyonalist I bsenin okltizmine benzer.
Y unan tiyatrosu Euripidesle ilginleir. Her eyden nce
kadn ruhunun ve erotik tragedyann kifidir o (ilk antik ak
tragedyas, Sophoklesin kayp Phaidrasidir, ama onu biraz
farkl ekilde dnmek gerekir). Aiskhylos, Kurbaalarda
Euripidese marur bir edayla yle der: Tek bir k kadn
tiplemesi yarattm kimse syleyemez. Byle dediine a
250 ANTK YUNANTN KLTR TARH
mamak lazm, ne de olsa olancln hkm srd eski de
virde yayordu. Hellenlerin bak asyla bakldnda,
Aristophanesin dncesi hi de yanl saylmaz: Bylesine
derin bir sorunsala ve hassas aralara ramen bir bakma b
yk eylerin insanlndan d balamtr. Euripides dnya
literatrne, Andromedadaki Perseus araclyla zarif kahra
man ve valye tiplemesini kazandrmtr. Ancak erkeklerin
ak aclarn ilemeye o da cesaret edememitir. Tersine, er
kekler garip bir biimde souktur ve spor adamnn frijitliini
ince bir gzleme dayanan motiflerle veren Hippolytosa varana
kadar, elde edilmeye allan taraftr. Bunun dnda da kahra
manlar edilgen olmaktan holanrlar, hatta artk kahraman bile
deil, I bsendeki gibi tipiklemi alelade insanlardr. rnein
ason, korkak ahlakl ve bencil anlayszlyla Puppen-
heim'ak [Bebek Evi] Helmere (Orestes'teki Menelaos) ben
zer bir bakma: Art niyetli namuslu adam, bir tr Konsl
Bernicktir, fakat amcalk itibarn da korur; Ellida Wangeli
anmsatan Phaidra, isteri zerine bir almadr; airin, zerinde
en ufak bir oynamada bulunulmasna imkn tanmayacak kadar
ustalkla izdii Medeia figr ise karanlk ve ba dndrc
derinliine ramen insanlar iin kavranabilir olmaya devam
eden Hedda Gablerin izlerini tar. Tpk I bseninkiler gibi,
Euripidesin en sradan tiplemeleri bile ebedidir. Onlardan d
zinelerce olduu halde, yine de sradan deildirler, doann
yaratklarna benzerler: iekler, aalar, midyeler ve bcekler,
fabrikasyon da olsalar, gizemli bir iirsellikle evrilidirler. Bu
nu nasl baardklar ise byk airlerin srrdr.
Euripidesin bir baka zellii de, birilerinin onurunu kur
tarmaya pek merakl oluudur: rnein, Klytaimnestray uslu
bir ev kadn, Helenay da vefal bir e yapar. Tamamen sofist
e bir yaklamdr bu: Zayf gl klmak. Fakat ne tuhaftr ki,
Helena daha sonra Orestes'te karmza yine kurnaz ve kalpsiz
bir yosma olarak kar. Hem sonra Euripidesin de apayr ka
rakterlerde iki Phaidra tiplemesi vardr, deyim yerindeyse, iki
sini tercihe sunmutur. Sophokles de ondan farkl davranma
mtr: Odysseus Aiasta. bir centilmen iken, Philoktetes'tt bir
namussuzdur; Kreon Kral OidipusVa namuslu iken, Anti-
gonede bir tirandr; Antigone ise bakahraman olarak Oidipus
Kolonost a 'dakine gre ok daha farkl bir karakterdir. Karakte-
ATNA'NIN DNYA GN 251
rin tutarl olmasna gerek yoktur, nk zaten anlk yayordur.
Heykeltran elinden kan eit eit Aphroditeler misali
Phaidralarn da birbirine benzemesi gerekmez. Denizden Gelen
Kadn ve Mimar Solnessteki Hilde Wangela bir bakalm: Her
ikisinde de hem ayn figrdr hem de ruhen -bu iki eser arasnda
geen sre kadar- yalanmtr. Fakat Y unan tragedyasnn fi
grleri dram iinde gelimedii iin dram dnda da geliemez.
Euripidesin ikide bir eletirildii deus ex machinaya gelin
ce (ki Sophoklesin Philoktetesinde de grlr bu ve Home-
rosta adeta srekli bir aksesuardr): Bu onun teknik adan ko
laya katn ya da beceriksiz olduum) deil, aksine tiyatro
makinesini, bu makineyi kmseyecek kadar byk bir usta
lkla kullandn gsterir. Bu noktada Euripides, dramaturjik
beklentilere glp getii iin balangta kaba saba melod
ramlarla kartrlm olan Shawu anmsatr. Ama ayn zaman
da bir tr havailik de vardr iin iinde, keza sylenin ileniin
de de ayn durum sz konusudur. Sylen tragedyann demirba
yd, fakat Euripides onu daha o zamandan Aydnlanmann
gzleriyle grd iin burjuvalatrmt. I bsenin elindeki tek
znenin ncil meselleri ve aziz efsaneleri olduunu dnn.
Dindarlk felsefede ayrrd. Euripidesin syleniyle sofizm
arasndaki iliki, Wagnerin syleniyle Darvvinizm arasndaki
ilikiye benzer: Bu tanrlarn hepsi de Protagoras okumutur.
Euripideste artk yalnzca insanlar vardr. Derin karamsarl
bu yzdendir. Fakat scakl ve yaknl da bu yzdendir. Y
reinin ve ann en heyecanl sorunlar onun figrlerinde ete
ve kemie brnr. Aristoteles, tanrlarn ne Aiskhylosun
tuntan iddetini ne de Sophoklesin gm parltsn bahetti
i bu dertli taklitiyi, belki de bu yzden zpayiKnam, ile
rinde en trajik olan diye adlandrmtr.
Euripidesin tragedyas ayn zamanda komedya zellikleri Komed-
de tar. Fakat bu zellikler ne kmakta zorlanr, nk ya
Hellenlerin hi mi hi izlenimci olmayan gz renk karmla
rn slupsuzluk diye alglyordu. rnein, bir Calderon ile bir
Shakespearein trajik espri anlayn ya da bir Ibsen ile bir
Shawun trajikomik parltsn antik tragedyada bouna ararz.
Ahlaki yerginin tek meskeni komedyayd. Bu sanat biimini
bugnk komedyayla kyaslayp akla tre komedyasn, gld
ry ya da kaba komedyay getirmek onu yanl anlamamza
2 5 2 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
yol aar, nk gnmz komedyasyla adndan baka hibir
ortak yan yoktur. Beinci yzyldaki eski komedya basite
bizdeki karikatr dergilerine karlk gelir. Oynanan, arks
sylenen ve dans edilen bir hakarettir komedya; amac salt ken
disi olan bir hakarettir ve en ufak bir hrs veya dramatik bir
olay gelitirmez, ne bir karakter yaratr ne de iirsel bir dn
ceyi temsil eder. Dahas, yle alaka, yle iddetli ve yle
iftira dolu bir hakarettir ki, hibir literatrde eine rastlanmaz.
Anlayacanz, Y unanllar her alanda rekor kryorlard. Kur
banlarn nasl olup da btn bu hakaretleri kaldrabildikleri,
Hellenlere zg hastalk derecesindeki hret dknlyle
aklanabilir ancak, zira herkesin nnde hakarete uramak bile
bal bana bir reklamd. Asla normal bir tiyatro etkisi yaratma
amacnda olunmamas, zellikle de, komedyann tm illzyon
lar kasten yok etmeye almasndan bellidir: Seyirciler, yazar
veya eski eserler oyuna dahil ediliyor, seyircinin arasnda bulu
nan nl kiilere gnderme yaplyor ya da buna benzer eylerle
sahne erevesinin dna klyordu. rnein, Bulutlar' da
haksz sz hakl sze yle der: Gnmzde namussuz olmak
utan verici deil artk! Etrafna bir bak! Ne gryorsun?
Marathon savalarn m yoksa namussuzlar m? - Nere
deyse sadece namussuzlar gryorum, diye boynunu bker
hakl sz, yenildim! Bar'ta ise, Trygaios bokbceinin sr
tnda ge karken yle haykrr: Sevgili makineci, aman
dikkat et de dmeyeyim!; Dionysos Hades yolculuunda zor
duruma dtnde, onur koltuunda oturan rahibinden kendisi
iin dua etmesini ister (tanrlara kar nasl davrandklarnn da
bir kantdr bu). Koronun maskeleri indirip seyirciye yazarn
niyetini anlatt ve akla gelebilecek her ey hakknda polemik
yapt arknn (parabasis) srekli dahil edilmesi, zel alana
geiti. Raimundun tiyatrosunu ktleyen Nestroy gibi
Aristophanes de Euripidesinkini ktler: Bokbceinin srtn
daki Trygaios, Pegasusu sren Bellerophontesi alaya almak,
Bulutlar m ortaln alevlere boulmasyla sona ermesi ise
Troyal Kadnlarm son sahnesiyle dalga gemek iindir. Bun
lara bir de kordaks katlr, phesiz bir tr ar mstehcen
kankan. Bu dansta yalnzca bacaklar deil, kol, gvde, kafa ve
k da zel bir ritimle sallanrd ki, komedya airinin grevle
rinden biri de bu ritimleri bulmakt.
ATNA'NIN DNYA GN 2 5 3
Eserlerini yzyln ortasnda kaleme alan Kratinos siyasi
komedyann kurucusu ve komedyann Aiskhylosu olmakla
tannrd. Adeta Dionysosa bir esriklikle yazmas vlrd,
nitekim yle olsa gerek, nk rakipleri kendisini araba fazla
dkn olmakla sularlard. 423 ylnda Bulutlar' glgede b
rakan ie adl son komedyasnda kendisiyle keyifli keyifli dal
ga geerek susuzluunu savunur: Kars Komedya ile sarholu
u ya da sert ikiyi simgeleyen sevgilisi Methenin mutlaka
anlamas gerekmektedir, zira yalnzca su ien biri hibir eyin
hakkn veremez. Daumiernin Louis Philippein armutkafa-
syla, Kladderadatsch'm da Bismarckn sa teliyle ura
mas gibi, o da hi enmeden Periklesin soan kafasyla ura
p dururdu - K ratinosun hicvi hakknda bildiklerimiz bundan
teye gemez. Gen meslekta Eupolis, aa yukar 425 yln
da iirle uramaya balam, ancak daha 411 ylnda bir deniz
savanda lmtr. Dili o kadar sivriymi ki, gya Alkibiades
onu intikam iin denize atm. Dalkavuklar adl eseri zengin
Kallias; Hermafroditler jeunesse doreenin efemineleme-
sini; Poleis'i [Kentler] de federal kentlerin smrlmesini ele
tiriyordu. Balangta Aristophanesle birlikte alm, ama
ortaklar arasnda hep olageldii gibi, daha sonra aralar alm
ve birbirlerini fikir hrszlyla sulamlardr. Kratinos,
Aristophanesin Eupolisin yannda topaldan farksz olduunu
syler. Bunu srf gcklk olsun diye sylemedii, Aristopha
nesin bu sz zerine kplere binmi olmasndan deil (daha
sonra Atllarda K ratinosu ayya ve yal bir budala yerine
koyarak intikamn almtr), eskilerin de Eupolisin en az
Aristophanes kadar nemli olduunu sylemelerinden bellidir.
Aristophanese gelince: Sonraki dnyann kendisine bu kadar
deer vermesinin (ve de abartmasnn) nedeni, gnmze ok
sayda eseri ulaan tek komedya yazar olmasdr (toplam krk
eserinden on bir eser, yani Euripidesinkiler gibi toplam eserle
rinin yaklak drtte biri). Kanmca Kratinosun zgnl da
ha arpc, Euripidesin sanatl daha inceydi. Aristopha
nesin kendi an eletirme biimi, gnmzde bir komedya
yazarndan bekleyemeyeceimiz kadar farklyd. Bizdeki hiciv
hep ilerlemeci ve devrimci iken, eski Atinada tepkici ve mu
hafazakr idi. Gemiteki her ey iyi, yeniliklerse kt addedi
lirdi. Aristophanesin eski mutlu zamanlarn altm izip imdiki
2 5 4 ANTK YUNANTN KLTR TARH
zaman yerme tarz yle samimiyetsiz, yle yapmacktr ki, bizi
ikna etmekten ok uzaktr. Kendi seyircisini ikna edip etmedii
de pheli. Herhalde seyirciler onun polemik taknlklarna
daha ok karnaval grlts, kendi adilik ve ktlklerinden
arndklar bir tr komik Katharsis gzyle bakyorlard.
Klasisist nyarglara kaplmadan baktmzda diyebiliriz ki,
Aristophanes dnya literatrnn gelmi gemi en byk ba
sn avcsyd. Pek ok hicivci gibi o da, tersine ileyen alamet
lerle dolu bir darkafal, korkak bir muhbir ve ahlak hocalna
soyunmu ahlaksz bir ahsiyetti. Eserindeki airane ksmlarn
genellikle mthi bir gzellikte olduu sk sk (ve de hakl ola
rak) sylenir. Zaten hicivci gl ahsiyetlerin ayn zamanda
lirik yeteneklerle de donatlm olmasna sk sk rastlanr - her
ne kadar bu iki zelliin birbirini dlayaca dnlse de.
Bunun modern rnekleri, Heinrich Heine ve Kari Kraustur.
Res- Komedya byk ressam ve heykeltralar rahat brakmtr,
samlar ama bunun nedeni onlara sayg duymas deil, onlar adam ye
rine koymamasdr. Skenograf Agatharkhostan daha nce de
sz etmitik: Sahne dekorlar ve freskler yapard, ama bu gz
bacl birok insann gznde ancak cahillere layk onursuz
bir sanatt. Glge ressam Apollodorostan da bahsetmitik
Bu tanm da aalayc bir sfatt ve onun buluu olan azalan
k ve renk tonlar muhafazakr evrelerde rezil bir aldatmaca
gibi grlrd; Platon bu bulular sofizmle kyaslar. Apol-
lodorosun bulduu iki byk yenilik daha vardr: Boyalan
yumurta ak, kauuk veya zamkla ya da incir balyla kartrp
ok daha parlak renkler elde etmek suretiyle, sulu boya res
samlnn yerine tempera tekniini getirmi, duvar resimleri
yapmak yerine alyla svanm aa tabletler zerine resimler
yaparak mimariden bamszlm ilan etmitir. Bunun yan sra
eskiada zellikle de antlarda, tralanm mermer tabletler
bulunur, fakat tuval hemen hemen hi yoktur. Apollodorosun
kendisinin neminin pekl farknda olduunu u sznden
anlarz: teki ressamlar benim atm kapdan giriyor.
Zeuksis Apollodorostan biraz daha gentir. O sadece byk
ebatta sahneler resmederdi. Mitolojik olaylar ksmen insani-
letirdii, ksmen de janr ressamlna dntrd sylenir,
belki de Aristoteles onun bir ethos'u olduunu bu yzden red
detmitir. Lukianos, Zeuksisin srekli yeni eyler icat etmeye
ATNA'NIN DNYA GN 2 5 5
altn syler. Bu yanyla Euripidesi andrr. Kadn resme
den ilk byk ressam da yine odur. Grmek isteyenlerden cret
talep ettii plak Helena portresi hakknda, tek tek kadnlarn
sahip olduu tm cazibeleri bnyesinde toplad sylenir. Na
sl ki -Nietzsehenin deyiiyle- Euripides tiyatro izleyicisini
sahneye karmtr, antik kaynaklara dayanarak diyebiliriz ki,
Zeuksis de resim izleyicisini tuvale tamtr. En byk rakip
leri, Parrhasios ve Timanthes idi. Parrhasiosun, Odysseusun
sahte cinnetini ve Attika Demosunu izdiini biliyoruz - son
derece zorlu iki kompozisyon, nk birinde ince zek ve szde
aptallk arasndaki tezat ayn yzde yeniden verilecekti, die
rindeyse, olmayan biri izilecekti. Parrhasios gibi birinin skc,
klasisist bir alegoriyle yetindiini dnmemeliyiz; Parrhasios
Atina halknn akl ve yozluk, zehir ve bal karm benzersiz
ruhunu resmetmi olsa gerek. Plinius Timanthes hakknda yle
der: Eserlerinin en byk zellii, resimlerinde mevcut olan
dan daha fazlasnn grlmesidir, bundan daha byk bir vg
olamaz. phigeneiann Kurban Edilii adl tablosunun doruk
noktas, Agamemnonun zeri rtlm gvdesiydi; bundan
daha sanatsal bir yorum dnlemez.
Antikada ksmen bu sanatlarn dehetli zgveninden,
ksmen de eserlerinin muazzam etkisinden sz eden ok sayda
anekdot vardr: Zeuksis, paha biilmez olduuna inand iin
resimlerinin tamamn hediye etmi ve adnn altn harflerle
ilendii bir giysiyle Olympiada grnm. lmne ise, yap
t bir resimdeki yal bir kadna bakp atlayncaya dek gle
rek kendisi sebep olmu. Rivayete gre Parrhasios, tacndan
sandaletinin balarna varncaya kadar altnlarla bezenirmi ve
kendi otoportresine Tanr Hermes adn vermi. Zeuksisin
zm Y iyen Delikanl resmiyle kular, Parrhasiosun bir
perde resmiyle bizzat Zeuksisi yanltt o nl anekdotun
zarif bir de devam vardr: Zeuksis bir mddet dndkten
sonra yalnzca zmlerin iyi izildiini itiraf ederek, aslnda
kular resimdeki delikanlnn rktmesi gerektiini sylemi.
Antik resimlerin geree ne kadar benzediine dair anlatlan
harika ykleri anmsadmzda, bu yklerin de geree
yaklama konusunda yalnzca grece bir ilerlemede bulunduk
larn kabul etmeliyiz. Ik dnyasn gerekten de yanstm
olamazlar ama. Paletleri daha parlak ve zengin olsa da, vurgu-
2 5 6 ANTK YUNANTN KLTR TARH!
lama ve glgeleme resimde deil de, daha ok plastikte, yani
rlyef ressamlnda gerekleiyordu. phesiz, figrleri
Polygnotosun figrleri gibi kesip kartmak mmknd. Bu
ressamlar Euripidesten ne daha fazla gerekiydi ne de daha
az.
Sava Beinci yzyl zetleyen gzlemlerimizi burada noktalaya-
Sonras m Ve drdnc yzyla bir gz atalm. Savalar hi eksik ol-
Dnem mamsa da, bu dnem tam anlamyla bir sava sonras dnem
di, Y unan dehas baz dallarda en parlak dnemini daha yeni
yeni yaarken, bir yandan da yeniden iee duruyordu.
Ksenophon byk mcadeleleri izleyen yllar akrisia, yani
babo bir kaos dnemi diye niteler. Geri Sparta hkimiyeti
ele geirmiti, ama bir polis olduu iin, Atina gibi o da bunun
stesinden gelememi, gcn ktye kullanmt. Birok kente
Sparta garnizonlar yerletirilmi, balarna da birer harmostos,
genel vali tayin edilmiti. Ayrca, kendi karlar iin Spartann
bandakileri destekleyen zenginlerin oligarisi kurulmutu her
yerde. Y arg, on yeden oluan bir idare heyeti olan, kt h
retli dekarkiann elindeydi; halkn her trl yaam ve mlkiyet
hakk btnyle bu zmrenin tasarrufundayd. Y ksek aristok
rat evrelerde bile tasvip edilmeyen bir tr J akoben hkmran
lyd bu. Gnn adam Lysandros idi. Aslan postu ie yara
myorsa, tilki krkne brnelim ve Olanlar zarla, erkekleri
yeminle kandrrlar gibi yaam ilkeleri, ister bunlar gerekten
dile getirmi, isterse sadece dnm olsun, onu isabetli bir
biimde karakterize eder. Hellen rknn rtk ateizmi ve ahlak
szl Lysandrosta insan etkileyen bir vahette patlak verir.
Tanrln ilan eden ilk Y unanl da oydu zaten: Ephesosta,
Samosta ve daha baka yrelerde onun adna kurbanlar adan
yordu. Alkibiades bile bylesi bir eye kalkmamt. Fakat
tanrlk gerekesi mantksz saylmaz: Tanrlar insansa eer, o
zaman insanlar da birer tanrdr ya da Hippokratesin bir yaz
snda dendii gibi: Her ey tanrsaldr ve her ey insanidir.
En vahim durumdaki kent Atinayd. Otuzlarn bana ge
en Kritias yle gaddar bir ynetim rnei sergiliyordu ki, ri
vayete gre, bu ynetime kurban giden Atinal says
Peloponnesos savanda lenlerin saysn kat kat amt. Ilml
aristokrasinin temsilcisi Theramenes (ki o da acmasz, fena bir
adamdr) K ritiasa kar ktnda yarglanmadan idam edil-
ATNA'NIN DNYA GN 257
mitir. Alkibiadesi katlettiren de muhtemelen Kritias idi. Fakat
gmenlerin bandaki Thrasybulos Atinann zerine yrr;
Kritias sokak kavgasnda lr, Otuzlarn egemenlii bozulur
ve Atina bar anlamasnn zerinden bir yl sonra yeniden
demokrasiye kavuur. Sparta kral Pausanias, gereki siyaset
asndan anlalmas zor soylu bir hogryle, iilerini yeni
den dzenleme konusunda Attika cumhuriyetini tamamen ser
best brakm, bu sayede yeniden glenmesine imkn tanm
tr. Galiba iin iinde hametli L ysandrosa kar rekabet de
vard, nitekim Lysandrosun konumu o andan itibaren sarsl
maya balad. Geri devrilmemiti ama bencil ve zorba entri
kalar ie yaramyordu artk. Nihayet 395 ylnda Boiotiallarla
girdii savata ld.
O dnemde Lysandros ve Alkibiades apnda, hatta ok da- Diony-
ha keskin karakterde tiranlar Sicilyada da tremiti. Dionysios, sioslar
adann te ikisinden fazlasn elinde bulunduran can dman
K artacayla beinci yzyln sonuna doru girdii savata
Syrakusai krallna ykselmiti. Fakat o kendisine kral demez
di hi, daha ok aTpaxr|Y aTO Kpttp. yani yetkisi snrsz
bakomutan derdi; cumhuriyeti ynetim biimini de grntde
korudu zaten. Hkimiyetini, toprak datt yoksullar, geri a
rd srgnler, vatandalk hakk tand yabanclar ve azad
ettii klelerle, zellikle de Campaniallar, Keltler ve berler
gibi yabanc kkenli paral askerlerden oluan ama Hellen su
baylarn komuta ettii bir muhafz ktasyla salama almt.
Askeri monarilerin ou gibi onun ynetimi de kat ve kuku
cu bir polis sistemiyle ve kurnaz olduu kadar da baskc mali
yntemlerle i gryordu. Y ine de bu kukulu yntemlerle ok
i baard. Syrakusai onun elinde yalnzca Y unan dnyasnn
deil, antikan da en byk kenti haline geldi: mparatorluk
Romasmm bir buuk misli byklndeydi ve surlar 2.75
kilometre daha geniletilmiti. Savunmay esiz bir gce ula
trmak iin devasa kaleler kurmakla kalmam, topu snfn ve
yepyeni iki sava gemisi olan tetreres ile penteresi de icat et
mitir. Bunlar birbirine baldr. Kule ve toplar iin daha gl
ve daha byk gemilere ihtiya vard, bu gemiler daha yava,
daha hantald ve zor idare ediliyordu, ama tama ve direnme
kapasiteleri yksekti. Bylece, tpk ondokuzuncu yzyln
ikinci yarsnda benzer nedenlerden tr zrhl frkata ve mo-
2 5 8 ANTK YUNANTN KLTR TARH
nitrn icat edildii gibi, byk gemi ve zrhl gemiler ortaya
kt. Tekerlekler zerinde hareket ettirilen ok katl kuleler
karada da kullanlyordu. st katlardan kurun eriyii dkl
yor, ok ve ta glleler frlatlyor, alt katta ise demir balkl
gl bir kalas olan ko, Kpo, yer alyordu. Hareket etmelerini
salayan gc esnek hayvan sinirleriyle elde ediyorlard. Bun
lar iki kalas arasna geriliyor ve ular ters ynlere evrildiinde
hayli byk bir gerilim retiyorlard. Bu burma toplar 400 se
nesi civarnda Syrakusaide icat edildi. Aslnda bizim barut
toplarmzdan farkl deillerdi, dik al ate bile aabiliyorlar
d. Byk skenderin, hatta ksmen babasnn kuatmalarda
kulland katapult, mancnk, merdiven, seyyar kpr, koba
ve yryen kuleler Sicilya kkenli sava aralarnn yaln birer
taklidiydi ve Ege Y unanllar bunlardan nce ateli silah nedir
bilmezlerdi.
Y edi yllk silahlanma ve alt yllk savan ardndan
Dionysios Kartacahlar tamamen alt edemese de, adann altda
beini dize getirmeyi baarr. K artacaya kar girdii ikinci bir
savata Kronionda kesin bir yenilgiye uramtr, ama genel
likle direnmeyi, hatta Aa talyada bir yer edinmeyi bile ba
arr. Egemenliinin son yllar, otokratlara zg insan korku
su ve yalnzlk dnda huzur ve bar doluydu ve Damoklesin
Klcyla lmsz bir sembole dnt, Schillerin Biirg-
schaftyla [Gvence], ama en ok da Philipp [Philippos] adl
eseriyle etkileyici bir kimlik kazand. Platon bu tiran ziyaret
ettiinde tiran muhalifi bir rol oynamak zorunda kald, zaten bu
yzden lmle burun buruna geldi. Dionysios altm yanda
ldnde, Sicilya Hellen dnyasnn en gl devleti,
Syrakusai de Akdenizin bakentiydi. lm nedeninin, Ati
nann drama yarmas agonda bir zaferini kutlamak zere
dzenledii arya kaan iki lenleri olduu sylenir: in
iinde biraz da hekim parma olduu ileri srlen iddetli bir
atee kurban gitmi. Her ne kadar pratik mizacndan beklenme
se de gerek bir airdi ve tragedyalarnda Euripidese yknr-
d. Kiilii hakknda anlatlanlar onun zeki ve srad, hatta
aslnda sevgi dolu bir insan olduunu gsteriyor. Elbette o da
dier tiranlar gibi acmasz bir zorbayd, ama dnya tarihinde
Sicilyay Kartaca kskacndan da ancak bylesi bir elik irade
kurtarabilirdi. O olmasayd Romallar tarih sahnesine daha ge
ATNA'NIN DNYA GN 259
karlard belki de. Y unanllar geleneksel tiran nefretleri nede
niyle onun hatrasna biraz fazla kara almlardr. Y ai Scipio,
tarihi ahsiyetlerin en cesur ve en kararlsnn Dionysios oldu
unu syler. zetle, siyasi alandaki ilk Hellenist oydu. skende
riye dneminin bana buyruk yneticileri devlet ynetiminin
en nemli noktalarnda onun halefi ve ikizleridir.
Dionysos lnce yerine ayn ad tayan olu geer - adeta
bir veliaht gibi, hibir itirazla karlamadan. Fakat asla babas
kadar nemli ve etkin olamamtr. Orjiler, insanlar mutlu etme
hayalleri, megalomani ve felsefe arasnda gidip gelen lsz
bir dekadand o. ktidar sresince kayda deer tek olay, Pla
tomun kendisini iki kez ziyaret etmi olmasdr. Platon, gen
hkmdarla ve hkmdarn trajikomik bir ideolog olan days
Dionia birlikte ideal devleti gerekletirmek istemi, fakat
abalar elbette boa kmtr. Bylece, Eduard Schwartzn,
Siyaset profesr iin fazla ar, profesr de siyaset iin fazla
iyi sz bir kez daha kantlanmtr. Sonunda II. Dionysios
Timoleon tarafndan devrilmi ve bir akl hocas olarak daha
tehlikesiz ve dnya tarihi asndan daha nemsiz bir tiranlk
hayat srdrerek uzun sre Korinthosta yaamtr.
Peloponnesos savann hemen ardndan douda da nemli Ana-
gelimeler yaanr. Bar imzaland yl II. Dareios lr, basis
Dareiosa Nothos (pi) lakabnn taklmasndan da anlala
ca zere Pers tahtnn varislerinin yasad oktan sarslm
tr. Dareiosun yerine olu II. Artakserkses geer. Ama o iki
kadn arasnda, ei Stateira^ile annesi Parysatis arasnda kalm
bir korkaktr. Annesinin btn derdi, gzde olu Kyrosu baa
getirmektir. Parlak bir kiilik olan ve pek ok bakmdan ada
Byk Kyrosa benzeyen Kyros, rnek bir biimde ynettii
Anadolunun satrab iken, btn Y unanistandan paral asker
toplayp kardeini byk bir saldryla devirmeye kalkr, nite
kim baarl da olur. Ordularn en ufak bir direnile karla
madan Babil kaplarna kadar getirir ve 401 senesinde Kunaksa
meydan sava balar. Cesur bir aptallkla n saflarda savaan
Kyros bir mzrak darbesiyle lnce, sayca stn olan Pers or
dusunun alelacele oluturulmu sol kanad zayflar. Akl ban
da bir asker olan bakomutan Klearkhos onu dikkatli olmas
iin uyardnda, K yrosun unlar syledii rivayet edilir:
Taht iin savatm u gnde ona layk olmamam m istiyor
260 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
sun? Sava meydann liderleri dtkten sonra da savunan
ama artk kim uruna savatklarn bilmeden savamaya devam
eden on bin Y unanl askerin o mehur geri ekilii, Ekim
401den Mart 400 senesine kadar srm, sonunda Y unan or
dusu K senophonun nderliinde Karadeniz kysndaki
Trapezunta varmtr. K senophonun bu konuda anlattklar
ciddiye alnabilir, nk dar ufkuna ve grlerinin sradanl-
na ramen Thukydidesin zelliklerine sahiptir, yani ne kendi
sini ne de bakalarn aldatr. Btn bu hadisenin en nemli
yan, Y unanllarn kraliyet sarayndaki ilikilerin ne kadar yoz
lam, Pers ordusunun ne kadar ad kalm olduuna dair
ilk defa net bir fikir edinebilmi ve yurtlarna bu bilgiyle dn
m olmalardr. skenderin seferi ikinci ve daha talihli bir
Anabasis idi. Ama eer Kyros dmeseydi, imparatorluunun
iktidar aralarn Y unanllarn silah gc ve zeksyla birleti
rir, buna bir de kendi enerjisini ve rgtlenme yeteneini kata
rak Akdeniz zerinde hkimiyet kurard. K serksesin savanda
olduu gibi burada da gizemli bir ruh bat kltrnn kurtuluu
adna tarihe yn vermitir.
Kyros ile ittifak kuran Anadolu Y unan kentleri, Artak-
serkses tarafndan tehdit edildikleri iin Spartadan yardm
isterler, fakat Sparta bu kentleri panhellenist nedenlerden ziya
de, kendi karlar iin himaye eder. Ama bu arada anavatanda
da siyasi bir gruplama olmutur. O ana kadar Atinann en
acmasz rakibi olan Thebai, en byk tehlikenin Sparta hege
monyas olduunu fark ederek esli can dmanyla birleir,
Korinthos ve Argos da bu birlie katlmakta gecikmez. Byle
ce, bir tarafta Peloponnesos Birliiyle, dier tarafta da Persler
ve Orta Y unanistanla savaa girmek zorunda kalnr. Fakat
kimin tavrnn daha haince olduu bilinmiyor: Spartallarm,
Peloponnesos zaferini borlu olduklar Perslere kar tavr m,
Atinallarm, kendilerini imdiki mttefikleri Thebai ile Korint-
hosun elinden daha nce kurtarm olan Spartaya kar tavr
m, yoksa bu karde kavgas yznden Persleri kendilerine gl
dren Hellenlerin kendi aralarndaki tavr m? Gerekten de bu
dokuz yllk sava yce Pers kralnn hakemlik ve garantrl
altnda 386 ylnda imzalanan Kral Barfyla sona ermitir
Buna gre Anadoludaki koloniler kesin olarak Perslere bra
klm, kalan Y unan kentleriyse zerk ilan edilmi, baka bir
ATNA'NIN DNYA GN 26 !
deyile, gszle mahkm edilmilerdi. Bu durum hakl ola
rak, I. Napolyon zamannda Almanlarn durumuyla kyaslan-
mtr.
Kral Bar da gerek bir bar deildi elbette ve rekabet Epamei-
kavgalar gn getike kzyordu. Srekli deien federasyon nondas
ve ittifaklarn, zafer ve malubiyetlerin hkm srd bir or
tamda, Thebaililerin Spartallarm yenilemez olduu efsanesine
son verdii Leuktra sava (371) tam bir kilometre tadr.
Thebai bu baarsn, eri sava dzeninin mucidi Epamei-
nondasn dehasna borluydu. Geleneksel sava dzeninde
hoplit saflarnn sa kanad hep daha saldrgan ve daha gl
olan kanatt, nk mzraklar gayri ihtiyari saa ekerdi. te bu
zelliinden dolay savan kaderini daima sa kanat belir
liyordu. Sa kanat dman ordusunun sol kanadn krmay ba
armsa, dman ordusu kendiliinden deliniyor ve savan
sonucu belli oluyordu. Epameinondas basit, ama son derece
parlak bir fikir gelitirdi ve sol kanad kama eklinde derinle
tirmek suretiyle daha gl hale getirdi. Ama bu sefer de, sa
kanad ksaltmak zorunda kald iin dman kanadnn daha
baskn kma tehlikesi vard. Bu yzden, kanadn her iki taraf
na da svari birlikleri yerletirdi. Sol kanat, adeta rakibini ezip
geen bir kadrga gibi (Ksenophonun yerinde benzetmesi)
ne hamle edebilirdi artk. Aslna baklrsa, eri sava dzeni
tabiri biraz yanltcdr, nk sa kanadn daima ne kmas
bakmndan geleneksel dzen de eriydi. Fakat Epameinon-
dasn dzeni, saflarn derinliindeki eitsizlikten dolay daha
da eriydi. nk onun sava dzeninde arlk noktalarnn
yeri deitirilmiti, bu yzden buna ters sava dzeni demeyi
tercih edenler vardr. mdi, bu parlak fikrin baarsnn artma
anna bal olduu, dolaysyla sadece bir defa ie yarayaca
sylenebilir; ama gelin grn ki, ayn ey dokuz yl sonra
Mantineiada tekrarland. Peki neydi bunun nedeni? Sparta-
llarn arkanl muhafazakrl m? Y oksa Boiotiallar ezelden
beri iyi svarilerken, Spartallarm bu yeni taktie direnecek
kadar iyi binici olmamas myd? Y oksa Epameinondas, ki bu
daha muhtemeldir, bir sisteme bal kalmak yerine srekli dei
iklik yaparak artmasn bilen askeri bir dhi miydi? nk
onun sava dzeninin en nemli taraf, tersinelik deil, yeni
bir anlamdaki erilik idi, yani o zamana kadar cepheden sal-
262 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
drmak olaanken, Epameinondas vurucu darbeyi bir noktada
younlatrmtr. zetle bu, paralel savatan kanat savana
gei r aan bir gelime demekti. Hcum kanad ezici bir
stnlkle saldrya geiyor, savunma kanad ise sonraki sald
rlarla dman kuatp zaferi garantilemek zere ilk etapta
kasten geride duruyordu. Eski sava dzeninin gerek anlamda
bir kanat savama imkn tanmad kesin, nk sol kanadn
nizami bir biimde savunmada kalmas bile kendi zgr irade
siyle deil, zorunlu ve mekanik olarak, adeta yerekimi yasas
na boyun eer gibi gerekleirdi. Hem sonra eri sava dze-
ninde hcum kanad illa sol kanat olmaldr diye bir kural da
yoktur, aksine saldr herhangi bir noktada odaklanabilir, yeter
ki artc ve ezici olsun. Arimet itmesini bulmak ise komu
tann hzi dnme ve gl igd karm dehasna kalm
bir eydir. lk etapta temastan kaman o itici kanat da bu ara
da ihtiyat grevini stlenir ki, bunun mucidi gerekten de
Epameinondastr. htiyat, kanat operasyonu, kanat deitirme
ve kuatma benzeri kavramlar bir yn dncedir. Bu neden
le, Platonun ada olan bu zatn balangta siyaset ve stra
tejiyle deil, sanat ve felsefeyle ilgilendiini rendiimizde
armayz. Komutanlk sanat da bir dnce dnyasdr. Tinin
her eylemi felsefedir.
Epameinondas, Leuktradaki felaketin ardndan, tpk ngil
tere gibi topraklarnda hi dman yz grmemi olan
L akoniaya girdi. Fakat Sparta savunmadayken bile alt edile
medi. Kent surlarla evrili olmad halde, Epameinondas kenti
bir trl ele geiremedi. Bunun zerine Messeniaya gitti ve
heilotes denen Spartal kleleri kurtard, ki bundan byle
thome dann eteklerine kurulmu bakentleriyle bamsz bir
devlet oldular. Spartann yiyebilecei en korkun darbeydi bu:
Hegemonyas artk tamamen yklmt. Epameinondas, Heilas
zerinde bir Thebai egemenlii kurmak zere ileriye dnk
planlar yapt. Die dokunur tek rakibi, eski gcne yeniden ka
vumu ve yeni bir deniz ittifak kurmu olan Atinadr.
Boiotiallar bir deniz savayla baa kamayacaklar iin
Epameinondas Perslerle temasa geer. Fakat daha 362 ylnda,
Mantineiadaki savata lnce Thebai de gerisin geri arkaplana
itiiir. Btn bunlar dhiyane bir barol oyuncusuyla balayp on
yl bile srmeden biten bir epizottu. Bir siyaseti olarak
ATNA'NIN DNYA GN 263
Epameinondas Atinal ve Spartal nclerinin ne zerinde ne de
altndayd. Her ne kadar ge dnem romantizmi onu bir kurta
rc diye yceltmise de, tekiler gibi o da kendisini panhel-
lenist olarak grmez, bizzat kendi polisinin yksek diktasndan
bakasn tanmazd. Hellenin dnme ve yaama biimi agon
idi, alt etme ve nde olma. Eitlik ve birlik, Y unanllara zg
kavramlar deildir ve evrensel olduklar an Y unan tarihi de
sona ermitir. Bu sona ulalmasna az kalmt. Ciddi bir ne
me sahip yegne iki g, Siciiya ve Sparta, yerde baygn yat
yordu. Douda ve batda zlmeler balamt.
Buna karlk, beinci ve drdnc yzyllarda Roma devleti R oma-
ar ar da olsa giderek glenir. Kralln devrilip yerine iki hlar
konsln getirilmesinin ardndan patricii ile plebes arasnda t?rtaa
ortaya kan toplumsal atmalar tribunatus makamnn ku- S1
rulmasna yol at. Tribunus kutsal ve dokunulmazdr, kendisi
ne bal clientes konumundaki plebesin patrorusu (koruyucu
su) gibidir; gerek bir Roma memurunun her trl eylemini ge
ersiz klabildii veto hakkyla, gerekse her an toplantya a
rma yetkisiyle daimi bir devrim niteliindedir, ama ayn za
manda yasallam, sa solu krplm bir devrim nitelii de
tar. Beinci yzyln ortalarna doru, on kiilik bir komisyon
(decemviri) kent yasalarn saptamak ve bunlar on iki bronz
tablete yazmakla grevlendirilir. Ardndan plebes, patricii ile
evlenebilme hakkn -On ki Levha K anunlarna gre bu ya
sakt- elde ederler. Fakat konsllk makamlarndan birine d-
zenii olarak sahip olmalar bir asr daha srecektir. Bununla
beraber, olaylar hl sylenin sisiyle kapldr. Y ine de, hayal
meyal bildiimiz bu kiilerde insan etkileyen ve ruha ileyen
bir eyler vardr: Elini atee sokan Mucius Seaevola, Tiber
nehrinin zerinde atyla duran Cloelia, kpry tek bana sa
vunan Horatius Cocles, diktatrle seildiini mjdelemek
iin gelenlerin kendisini tarlada alrken bulduu Cincinnatus,
ifal edildii iin kendisini lmn kollarna brakan Lucretia.
Btn bu kiiler eski aziz tasvirleri gibidir, kabaca yontulmu
lardr ama yine de bir byyle evrilidirler. Bazen de gerekler
yzeye kar. rnein, ge dnemdeki efsanenin nedense ulusal
kahraman ilan ettii Coriolanus, yurdunu nce Volsclara sat
m, sonra da bunlara ihanet etmi olan namussuzun tekidir.
Patricius Menenius Agrippanm, plebsleri nasl yattrdna
264 ANTK YUNAN TN KLTR TARH
dair nl hikye de safdil bir akyreklilie sahiptir: Kendi
snfn mideye benzetir; mide gibi snfnn da tek yapt ye
mek ve sindirmektir, ama yine de elzemdir ite - snfn kalbe,
beyne ya da en azndan akciere benzetmek aklnn ucundan
bile gememitir. Genel olarak, Roma i siyasetinin Y unan i
siyasetine oranla ok daha ucuz ve kurnaz olduunu syleyebi
liriz: Oligari terr ya da megalomanyak demokrasi olmad
gibi, haklardan mahrum perioikoslar, kleletirilmi heilot'Yar,
kam emilmi federal kentler de yoktu. Bu sayede hem siyasi
hem de askeri adan halkn gcnden, kii, parti ya da bir kent
tiranl dnda baka bir ynetim biimi gelitiremeyen Hellen
polislerine gre ok daha fazla yararlanabilmitir.
Keltler Roma ortaann d siyasetindeki en nemli olay, 390 (ya
da 384) tarihli Galya istilasdr. Y unanllarn K sko (Keltler)
ya da FaM a (Galatlar) dedii bu byk kavim 400 civarnda
Kelt G denen g balatm, Almanya ve Fransadan
balayarak spanya, ngiltere ve Y ukar talyaya sel gibi ak
mtr. Torunlar rlandalI lardr; dillerine ngilizcede halen daha
Galce denir. Keltler, tam bir oban milletti ve topra ilemeyi
zgr bir erkee yaktrmazlard. Po dzlklerindeki zengin
mee ormanlarnda bol miktarda domuz yetitirirlerdi. Farkl
grnleri Akdeniz halklarna tekinsiz ve korkutucu gelirdi.
Romallar byklarn hep tra ederken, Keltler gr ve uzun bir
byk brakrd; uzun kzl salar omuzlarna dklr, boyunla
rn kaim bir altn halkayla, atlarm ise ldrdkleri dmann
kellesiyle sslerlerdi. Belden st plak gezer, koruyucu zrh
kullanmazlard. Ayrca, sava yntemlerine, hatta ok ve mzra
a bile tenezzl etmezlerdi; etkisini saldr anndaki barbarca
cokularyla gsteren, allmadk olduu kadar da vahi bir
savama tarzlar vard. Glerini tam da bu ilkellikten alyor
lard ve dzenli ordularla arpmaya girdiklerinde yine bu il
kellik sayesinde, Fransz devrim ordular kadar kar konulmaz
bir rakip kesiliyorlard; balangta Fransz devrim ordular da
kitle, lk ve saldr taktiinden baka bir taktik uygulamaz,
disiplinli dman ordularnn akll manevralarn basite ezip
geerlerdi. Keitlerde militarist ruh Romallara gre daha fazla
gelimiti, hatta yaamlarnn tek anlam savat. Ayrca,
Catonun nitelemesine gre, ikinci bir tutkular daha vard:
argute loqui (nkteli konumak). Mommsen bu enfes ifadeyi
ATNA'NIN DNYA GN 2 6 5
espri szcyle karlar. Espri, ngilizlerde bulunmayan bir
zelliktir ve Anglosakson literatrde espriyle karlaldnda,
iin iinde hemen her zaman bir rlandalI vardr. Belki Fransz
esprisi bile Kelt kkenlidir. Galyallarn, Romallkla ilgisi ol
mayan bbrlenme hevesleri de Roman halklara zgdr (daha
fazla caka satabilmek iin savata aldklar yaralar iyice deip
byttkleri sylenir); eskiada bilinmeyen dello deti de
onlara aitti. Geni bir d gcne sahip olduklarn mitolojik ve
tarihi kahramanlarn, sihirli boa ve domuzlarn, geyik ve y
lanlarn cirit att, renkli olaylarla rl zengin efsanelerinden
anlarz. Tanrlarnn neredeyse tamam doa tanrlaryd: Aa
ve tepelerin, nehir ve yldzlarn tanrlar. Son derece kutsal
saylan mee aac btn ormanlarda ilahlatrlyor, gvdesi
kurbanlarn kanyla boyanyordu. Hayvanlar kefaret, korunma
ve kran iin kurban ediliyordu, ama en etkili kurbann insan
kurban olduuna inanyorlard, zellikle de savatan nce. As-
ina baklrsa, zaman zaman din adna yamyamlk yaanma
benziyor. Y az gndnmnde kran ateleri yaklr, atein
zerinden atlanrd. Druid dedikleri rahipler, devleti bile idare
eden ok glii bir zmreydi. Dru, ok demektir, uid ise,
grmek: Demek ki rahipler, ok iyi grebilen insanlard, yani
birer khin. Bunlar yamur duasna da kar, hekimlik de ya
parlard. Sihirli szleriyle insanlar dntrdklerine, grn
mez kldklarna, lleri diriltebildiklerine inanlrd. ok kap
saml gizli retileri yazya dklmez, szl olarak aktardrd.
Bunlarn dnda bir de khin snf vard: Utis (Latincede de
aynen byle geer). Utis bulutlara, barsaklara, ku seslerine,
hayvanlarn uu ve yrylerine, atein dumanna bakarak
kehanette bulunurdu. len savalar, yzleri dman blgesine
dnk, tm askeri donanmlaryla birlikte bir odun ynnda
yaklrlard; hatta sevdii her ey, canilar bile onunla birlikte
yaklrd. Keltler, lmden sonra maddi bir yaama inanrlard,
ister yeni bir bedende isterse de tanrlarn uygun grd ayn
bedende. br dnyada geri demek zere birbirlerine dn
para verdikleri bile olurdu.
Romallar kentte karargh kurmak yerine, Galyallarn ze
rine yrmek gibi bir hata yaptlar. Allia nehrinde, Romallarn
feci yenilgisiyle son bulan bir sava cereyan etti. 18 Temmuz
gn sonraki dnemde bile dies ater (uursuz gn) diye anlr.
266 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH!
Fakat mstahkem mevkiler de savunulmam, dman param
para ettii Roma ordusunun direniiyle karlamadan ortal
yakp yamalamt. Romallar kadnlarla ocuklar son anda
komu kentlere gtrp koruyabildiler. Fakat Capitoliumdaki
birlikler hl duruyordu ve hezimete urayan birlikler de
Veiide yeniden toplanmaya balamt, Bylece, Romay s
rekli mesken edinmeyi asla dnmemi olan galip taraf, be
yz kilo altndan oluan bir fidye karlnda kenti terk etmeye
raz oldu. Korkun bir epizottur bu, ama yalnzca bir epizottur
ite. Srekli bir tehdit oluturan Galya istilasnn en nemli so
nularndan biri de Roma, Samnit ve Campania birliidir, bu
nun sonucunda Latin birlii Orta talyann byk blmne
hkim olmutur.
Make- Tarihte ok daha nemli bir rol oynayan bir baka kuzeyli
donyal- barbar kavim daha vardr: MakedonyalI lar. Fakat bunlar bar-
lar bardan saymak ne kadar dorudur, bilinmez. Makedonya ismi
nin kkeni paKeSvdur ve epik dilde paKp byk, yce an
lamna gelir. Flellenler MakedonyalIlara srarla barbar derken
onlarn kltr seviyesini kastediyorlard, zaten onlar katksz
birer Hellen olan Aitoliallar da barbar olarak grrlerdi. Fakat
MakedonyalI larn damarlarnda biraz Trakya kan da dolayor
du. Dillerinden geriye yalnzca krntlar kalmtr, nk yaz
dilleri Y unancayd, hatta ant ve resmi belgelerde bile; ayrca
Philipposun kalem odasnda yazlan diplomatik notlarn ince
slubu pek vlrd. Muhtemelen Makedon dili Hellenlerin
kaba bulduu bir Y unan lehesiydi. Nefesli nszler, bunlara
karlk gelen nefessiz nszler gibi telaffuz edilirdi, rnein
theta, delta gibi, phi de beta gibi. Y alnzca skender (Alek-
sandros) ve Philipposun deil, nl olan MakedonyalIlarn
hepsinin, nl olmayanlarn, zaman zaman ad geen subayla
rn, askerlerin, elilerin, ulaklarn ve zevcelerin hemen hepsinin
ad Y unan adyd. Muhtemelen btn bunlarn yant, Make
donyalIlarn, Hellenlerin kuzeydeki topraklarda kalan atalar
olduudur. Dier Y unanllarn younluk ve hz bakmndan
tarihte esiz olan geliim srecinde yer almak yerine, pek ok
konuda eski gelenei koruduklar iin geri kalmlard. Miken
tarznda gl ve sava bir krallk yalnzca MakedonyalIlarda
yaamaya devam etmiti; Akhilleusn etrafndaki yoldalardan
kurulu bir muhafz ktas, Homerostaki gibi bir siyasi organ,
ATNA'NIN DNYA GN 267
vb. ounlukla zgr kyllerden oluan az saydaki nfus
henz kent kavramna yabancyd. 413 ylnda tahta kan Kral
Arkhelaos ilk kez yollar ve kaleler ina ettirdi, orduyu slah etti,
spor msabakalar dzenledi ve aralarnda kraliyet sarayn
fresklerle ssleyen Zeuksis ve kraliyet saraynda vefat eden
Euripidesin de bulunduu Y unanl sanatlar sarayna davet
etti. Sokratesi bile ard; Sokrates bu vesileyle iyi birka esp
ri yapm olsa gerek. Sokratesle ayn yl ldrlen Arkhe-
laosun yerine, krk yl sren taht kavgalarnn ardndan Phiiip-
pos geti.
Droysen, pek yerinde bir ifadeyle Philippos hakknda yle Philip-
der: Onun kiilii, bir kiilie deil, amalara sahip olmaktr. pos
Olaylara hkim olan, iyzn gren, her eyi kavrayan ve
hizmetini esirgemeyen Philippos Y unanllkla hibir ilgisi bu
lunmayan bin gzl eylem adam tipinin somut rneidir. Y u
nan dlemi idealarn evreninden ayrlmazken, onunki hep ger
eklerle i iedir. Fakat normal llerin kat kat zerindeki is
teme ve baarma yetenei bir yana, grn itibariyle bile
sraddr: Tek gzldr ve bunu defne tacyla gizlemeye al
r; kasl, fakat tknazdr; toplumsal ilikilerinde Napolyonu
artran eytani bir amiyanelie sahiptir, amatac ve zekidir,
ayrca kltr ve sanattan anlamad sylenemez, zira hem o
luna retmen olarak Aristotelesi semi hem de Apellesi
Pelladaki sarayna davet etmitir. Sava tarihindeki yeri ve
nemiyle Gustav A dolf u hatrlatr, nitekim o da baarsn u
olguya borluydu: Gerek bir ulusal orduya sahip olmak, bu
orduyu monariyle, stelik ender grlen bir komutanlk deha
syla idare etmek ve svari birliklerini asl silah haline getir
mek. Makedonya ile Tesalyann svari birlikleri benzerlerin
den hem sayca stnd hem de daha nitelikliydi ve salt bir
destek ktas olmaktan karlm, ilk kez taktik organ haline
getirilmiti. Philippos hareketli svari birliinin hcum gcyle
ar zrhl piyade alaynn savunma gcn birletirerek ulat
bu yepyeni yntemle her iki kanadn denetimini de ayn anda
salama almtr ki, att bu admla Epameinondas da geride
brakmtr. Svari birliinin kendisine salad bir baka yarar
da, dman sonuna kadar kovalayp zaferi btnyle kendi
lehine evirmesini olanakl klmasdr. Bylece Philippos yok
etme stratejisinin de mucidi olmutur. Mevsime ve gece ken
268 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
karanla aldrmadan harekta devam etmesi, makineyi sava
arac olarak kullanmas, szde geri ekilme, gizlenme, srpriz
saldr ve anszn ark etme kabilinden manevralarda inanimaz
derecede ustalam olmas Y unanilar aknlktan aknla
srklyordu.
Phiiippos toprak soylularn yakn evresine katarak onlar
saray soylularna evirdi. Kimini hetairoi (arkadalar) ve
philoinm (dostlar) muhafz, kimini refakati ve arkada, kimi
ni de sofrada kendisine hizmet eden, yatan hazrlayp gece
banda nbet tutan bir hizmetli ordusuna dntrd - bu ya
nyla XIV. Louisyi artrr. Edebiyatn oktandr mutulad
monariye artk Hellas da hazrdr. rnein, Ksenophonun,
K yrosun genliiyle ilgili monarist tezli romannn byk bir
okur kitlesi vardr, her ne kadar Belochun tabiriyle, itici dere
cede canskc olsa da: Uzman kiinin nyargdan uzak kale
minden ktnda insan iki misli rahatlatan bir eletiri.
Wilamowitz K senophonu dpedz emekli binba diye ni
teler. Gerekten de Ksenophon ancak ifti, at terbiyecisi ve
kdemli subay oimas nedeniyle okunmaya deerdir; siyaseti ve
felsefesi de entelektel geyik muhabbetinden teye gemez.
Kendisi Philipposun yalnzca ilk zamanlarna tank oldu, ama
sokrates onda, birlemi Hellenlere, can dmanlarna kar
yrtecekleri savata nderlik edecek yeni bir Agamemnon
grmt; onun iin (muhtemelen Phiiippos iin de) en nemli
hedef Anadoluyu K zlrmaka, kadar fethetmekti. Henz E-
geye zg bir dncedir bu. skenderin ordusunun yaratcs
ve tm zamanlarn en byk stratejlerinden biri olan Philip
posun eer mr yetseydi, Persleri mutlaka yenerdi. Ama o
zaman da skenderin emperyalizmine -belli ki byle bir ey
ona ok uzakt- katlmak zorunda kalmaz myd, diye sormadan
edemiyor insan. Parmenion ile Antipatros skenderin seferleri
baladndan beri Frat nehrinde durmak ve batl bir siyaset
gtmekten yanadrlar. Onlar Philipposun en gzde iki komu
tanyd, hatta Antipatros ok yetenekli bir devlet adamyd, fa
kat uzakgrllk ve abuk karar verme konusunda ikisi de
krallarnn ayarnda deildi. Ksacas, net bir karara varmak
hayli g.
Phiiippos Aiskhinesi de yle altnla filan kazanmam, ki
iliinin bys ve ruhunun gc sayesinde bu muhalifi nce-
ATNA'NIN DNYA GN 2 6 9
den kendine taraftar klmtr. Delphoinin daima yurtsever ol
masalar da hemen her zaman bilge ve uzakgrl olan rahiple
ri de ondan yanaydlar; Demosthenes bundan duyduu rahat
szl aka yollu Pythia da Philipposu, diyerek dile getir
mitir. Fakat nasl ki Gney Almanya blgecileri Prusyann
hegemonyas altna girmektense Fransaya dayanmay tercih
etmilerdir -fakat tpk Atinallar gibi onlarn da asl derdi ken
di hegemonyalarn kurmakt-, Demosthenes de Perslerle
panhellenist bir ittifaka girip Philipposa kar mcadele etmeyi
hepsine yelerdi. Demosthenesin Atina siyasetinin eski liderle
rinden temel fark uydu: Onlar ncelikle birer stratejdi,
Demosthenes ise askeri adan tam bir cahil, siyasi adan da
bir aylakt. Tarihin gc, dnemin ruhu ve an deiimi ko
nusunda en ufak bir fikre bile sahip deilken, barbar ve ma
cerac gibi yaktrmalarla Philippos gibi bir ahsiyeti safd
brakabileceini sanyordu. Siyaset adamn siyaset adam ya
pan meziyet, yani olgular herkesten nce grebilmek ve kavra
yabilmek iin bu olgulara ayak uydurabilme yetenei, tm dn
yay salt retorik bir sorun gibi gren bu doktrincide inanlmaz
derecede eksikti.
Philippos sratli, fakat temkinli admlarla ilerleyerek hare- Khairo-
kt ss olarak, paha biilmez at rezervleriyle nce Tesalyay, neia
sonra da srf konumlar itibariyle bile tartmasz bir neme,
zengin ormanlara ve madenlere sahip Trakyann sahil kentleri
ni ele geirir. 338 gznde Atina-Thebai mttefik ordular Ma
kedonyalIlarn stn disiplinine ve taktik gcne yenik der.
Savan kaderini skenderin, Thebaililerin yenilmez diye bili
nen kutsal ordusuna kar balatt svari akmlar beiirler.
Khaironeiada Epameinondas Epameinondas yenmitir diye
biliriz. Sava sanat tarihinde sk rastlanan bir olaydr bu: B
yk bir ahsiyet basit, ama yeni bir yntem bulur ve bu yn
temle baardan baarya koar; sonra bu yenilik zamanla ru
tinleir ve nihayet akl ve zgrlkle ona hkmedecek birinin
eline geer. II. Friedrichin taktikleri Napolyon savalarnda,
Napolyonun taktikleri de Kniggrtzte ite byle fiyaskoyla
sonulanmt, nk Kral K urallar diye bir ey yoktur, sa
dece kural koyan krallar vardr.
PrusyalI larn Kniggrtzden sonra yapt gibi Philippos da
dostluunu kazanmak istedii malup dmann savan ardn-
270 ANTK YUNANTN KLTR TARH
dan -alkanlnn aksine- takip etmekten vazgemi ve
Bismarck gibi o da malubiyetin arl karsnda hafif kalan
artlar ne srmtr: Atina, planlanan panhellenist birlie ka
tlmas kouluyla fidye bile demeden esirlerine ve zgrl
ne kavuur. Atina bu hogrden yle etkilenir ve yle mem
nun kalr ki, Demosthenese olmayan bir davran sergileyerek,
Philippos ve skendere onursal vatandalk haklarn verir.
Philipposun 337 ylnda hayata geirdii Korinthos Birlii
Sparta hari tm Hellen devletlerini kapsyordu. ilerinde
zerk olan bu devletler bar iinde yaamak ve aralarndaki
anlamazlklar synhedriona, yani K orinthostaki parlamen
toya tamak ve ortak harektlarn emrine asker vermekle y
kml klnmlard. Birliin bakan, synhedrionun ba ve
Hellenlerin bakomutan, ynetici ya da hegemon unvanna
sahip Philippostu; bana buyruk bir stratej olarak Perslere kar
savan idaresinin tam yetkisi de yine ondayd. Ksacas, Y u
nan kentleri d siyasette ve askeri konularda kendi kaderini
tayin etme hakkndan dn vermilerdi. Ne var ki, Philippos
hazrlklarn son srat devam ettii 336 yaznda, hayatnn zir
vesinde fakat yolun yarsndayken, soylu korumalarndan biri
tarafndan zel bir meseleden tr intikam iin ldrld. Bu
olay, o tarihten yirmi yl nce, skenderin doduu ylda
Ephesostaki tapnakta gerekleen olayla karlatrlabilir,
ancak bu olayn faili Herostratos kadar nl olamamtr. Oysa
IV. Henrynin katili Ravaillac, L incolnn katili,Boothu b
tn dnya bilir, Cassius ile Brutusun adn anmaya bile gerek
yok. Fakat K erastosun olu Orestisli Pausaniasn adn nere
deyse hi kimse bilmez.
sken- Bu suikastta byk bir ihtimalle parma olanlardan biri de
derin Philipposun ei ve skenderin annesi Olympas idi. stne
Srr ikinci bir meru e alan krala kar intikam yemini etmiti, za
ten hrs ve karanlk olaylarla rl hayat hikyesi, bu ite de
parmann olabilecei phesini glendirir. Olympias,
Molossos kralnn kzyd, yani gizemli ve vahi kltlere bal
bir barbard. Ilml Plutarkhos bile onu ateli ve fkeli diye
niteler. Onun sayesinde olunun kiiliine esiz bir e ge
mitir; bu e babasnn kiilik zellikleriyle de birleerek yle
bir ahsiyet meydana getirmitir ki, bylesini ancak efsaneler
den biliriz. skenderle birlikte bat tarihine Y unanl olmayan
ATNA'NIN DNYA GN 2 7 1
bir ruh girer, baka bir deyile, yeni bir Y unan ruhu evresi ba
lar: Y unan romantizmi. skenderin, rnein Herodotosun za
rarsz merakndan ok farkl bir tutkuyla beslenen ark hayran
l, aslnda dnyann sonuna kadar ulamak isteyen snrszlk
merak, kozmopolitlii, dehann mutlak gcne olan inanc,
Akhilleus, Herakleitos ve DionysosIa benzerlii, yani dmana
dosta, kadnlara ok zarif davranmas, ite btn bunlar ro
mantiktir. skender bir valyedir ve temel pathos u zlemdir.
D grnndeki nemsiz ayrntlar bile yepyeni bir insan
mjdeler, rnein halktan farkl oiarak sakalsz olmas. Caesar,
Augustus, Napolyon ve Mussoliniyi ancak trasz dnebili
riz.
skender modern teknolojinin emrindeki aralarla bile tek
rarlanamayan ve savalarda elde ettii zaferlerden ok daha
fazla hayranlk uyandrm olan mthi bir performans sergile
mitir. Trkistan, Afganistan ve Beluistana, scaktan kavrulan
ller, azgn nehirler ve karlarla kapl dalar zerinden
Pencapa dzenledii seferleri bir dnn. Y ine de, hatta belki
de srf bu yzden, hep bir d gezgini gibiydi. Y abanc bir g
cn etkisi altndaym gibi hareket ediyordu, iradesizce, ama
doru ynlendirilerek. Bu yzden savalarda, ok zor durum
larda ya da iki lemlerinde kiiliini yle cesurca ortaya koyu
yordu ki, tavrna salt ampirik bir dzlemde bakmamz gerek-
seydi, buna mantkszlk dememiz gerekirdi. Y anllkla sken
derin saray vakanvisi K allisthenese atfedilen ve ortaada
ok okunan skender romannda garip bir blm vardr: Brah-
manlar skendere sorar: Neden bu kadar ok savayorsun?
Eninde sonunda her eyi bakalarna brakmayacak msn?
skender yle cevap verir: Bu savalara bir son vermeyi ben
de isterdim, ama ruhumun efendisi buna izin vermiyor. Hepi
miz ayn anlayta olsaydk, dnya cansz bir yer olurdu. Hem
Herakleitosa hem de Sokratese bir dnce: skender de bir
daimonionun aracyd, ama ona Atinal bilgelere buyuruldu-
undan farkl eyler buyuruluyordu.
Aristoteles, iki durumda monariyi aristokrasiye tercih eder:
Halk kendi kendini ynetmekten cizse ve ilerinden birisi,
halkn onda doai krallarn grebilecei kadar stnse. Bylesi
adamlar devletin bir paras deil, efendisi olabilirler ancak;
insanlar arasnda bir tanr gibidirler. Aristoteles bunlar syler-
2 7 2 ANTK YUNANTN KLTR TARH
ken byk bir ihtimalle rencisini dnyordu. Dnyann en
ar ve en tutarl demokrasisi, dnyann en ar ve en tutarl
monarisini dourmutu: Tanrkralln. Bunun koulu ya son
derece safdil ya da tamamen ateist bir din tasarm olsa gerektir.
Aslnda Y unanllar bu konularda asla safdil olmamlard, ama
hurafelerden de hibir zaman tamamen kopamamlard. Hibir
eyi ciddiye almayan dlemleri, tam da bu yzden her eyi
benimseyebiliyordu, hem sonra skender Olymposlulardan daha
deersiz deildi ya! skender Msrda tamamen meru yollar
dan tanrlatrld, nk orann devlet hukukuna gre firavun
tanr Ammondan tremiti ve Y unanllar bu tanry teden beri
Zeusla bir tutard. skenderin kendisinin bu konuda neler d
nm olabilecei hakknda, Napolyonun tac giydikten sonra
Decresye syledii u sz bir fikir verebilir: tiraf etmeliyim
ki, kariyerim fena deil, yolumu da buldum. Fakat eskiaa
gre ne kadar farkl her ey! skender Asyay fethettiinde,
kendisini I uppiterin olu ilan etmi, Olympias, Aristoteles ve
Atinal baz mklpesentler hari tm eskia kendisine inan
mtr. imdi ben kendimi tanrnn olu ilan etmeye kalksam,
pazarc kadnlar bile glerdi bana. Gnmz halklar fazlasyla
aydnlanm ve artk yapacak bir ey yok. skenderin kendini
tanrsallatrmasmda, gerek inan (ya da batl inan), ark top
raklarnn gc, karanlk barbar kkenleri olan daimonizm, y
celiin yalnzl, gerekten de her eye hkim olma duygusu
ve akl banda bir politika (Hellas ve Asya zerindeki hkimi
yeti tanmlayan bakaca bir resmi unvan yoktu) karm bir ey
yatar. Sonu, kavranmas imknsz bir eydir. Y a da Helmut
Bervenin zetiyle: Onun ehresi, kavranamaz dehann ehre-
siydi.
sken- Bu nedenle, antikada gne gibi parlad halde kiiliine
derin dair bildiklerimiz ok az ve elikilidir. Ak hayatna gelince:
R uhu Asyann en gzel kadn olduu sylenen ve soylu bir Pers
olan ei Roksaneyi tutkulu bir akla sevdii konusunda herkes
hemfikirdir. Ayrca, pek ok Pers prensesiyle de evlenmiti.
Bunlarn arasnda kral kz Stateira da vard, bu evlilii muhte
melen siyasi nedenlerle, Akhaimenidlerin mirasn bilfiil dev
raldn gstermek iin yapmt; bu evlilikten ocuu olmad.
Kadn cazibesine kar dikkat ekici derecede duyarsz olduu
sylenir. Plutarkhos onun bu ynn sofulukla, Berve ise hem-
ATNA'NIN DNYA GN 273
cinslerine dkn olmasyla aklar. Hephaistiona duyduu
eilim Berveyi hakl karabilir belki, ama bu eilim pekl
platonik de olmu olabilir, nk ilikilerine dair anlatlanlarda
dostlukla aklanamayan hibir ey yoktur. Saray dedikodula
rnda skenderin evresindeki btn delikanllarn onun zevk
olanlar diye gemesi hibir kanta dayanmaz. Plutarkhos, s
kenderin ok saydaki olanc teklifleri defalarca geri evirdi
ini anlatr, fakat Berve bu durumun kraln cinsel tercihinden
ziyade, insanlarn bu yolla onun gzne girmek istediine iaret
ettiini syler. Evet ama, antikada bu tr teklifler almam
biri var mdr? Zaten skenderin hayat boyunca av ve spora
kar doymak bilmez bir tutku beslediini ve bunlar seferleri
srasnda bile ihmal etmediini ve kariyerinin, arya kaan
muazzam iki sofralarnn zaman zaman sekteye uratmas d
nda, insanst abalarla dolu olduunu da hesaba katarsak,
onun Aphrodite ile Artemis arasnda, spor Hippolytosun-
kine benzer bir seim yaptn varsaymamz gerek.
skender engin bir bilgiye sahip oimu olsa gerek. Aristote
les kendisine zamann tm bilgisini aktarm, baka hocalarla
birlikte mzik ve retorik dersleri de vermitir. Kraln hararetle
yknd ebedi ideali Akhilleustu. Fakat Akhilleus skender
gibi birinin yannda yiit bir serseriden baka bir ey olmad
iin, skenderin Akhilleusta liasn kahramann bulduunu
ve hayranlk duyduunu syleyebiliriz; nitekim skender Aris
totelesin temin ettii bir lias nshasn deerli bir kutuda mu
hafaza eder, daima yannda tard. Tragedya yazarlarn da
avucunun ii gibi bilir, her frsatta bunlardan alnt yapard.
Gzel sanatlara duyduu ilgi snopluk derecesindeydi, zira res
sam ve heykeltralarn bile iine karrd, hatta bu yzden bir
keresinde Lysippostan okkal bir laf iitmiti. Seferleri srasn
da srekli bilimsel aratrmalar yaptrrd. eitli siyasi, askeri
ve idari olaylar Kraliyet Gnl denen resmi gnlklere
harfiyen yazan ve gnlk jurnallere yol, zaman, bitey, direy,
arazi ve yerleim koullarn kaydeden saray ktibi de onun
buluuydu. SicilyalIlarn teknolojik geliimini yakndan takip
ettiini daha nce belirtmitik. Tyros nnde kulland
helepot'fer (kent fatihleri) gelmi gemi en byk kuatma
kuleleriydi: Her biri yirmi katlyd ve 53 metre yksek]iindey-
di. Zaten skenderin antsal eylere kar bir eilimi vard fa-
2 7 4 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
kat, bunun nedeni dar kafal vakanviserin iddia ettii gibi
megalomanlk deildi ( skender gibi birinin hangi yn mega
loman bulunabilir ki?), Hellenizm ann tesindeki ruhuydu
Diodorosun naklettii bir rivayete gre, babasna piramit
benzeri bir antmezar yaptrmak niyetindeydi. skenderiyenin
kurucusu Deinokrates, Hephaistionun naamn yaklmas iin
altn yaidzl bin dev heykelle ssl, on bin talant tutarnda
(muhtemelen abartlmtr bu) grkemli bir odun yn hazr
latmtr. Ayn Deinokrates, koskoca Athos dan skender
heykeline dntrmeyi bile planlamt; heykelin sa eiinde on
bin kiilik bir kent yer alacak, sol elinde ise dan akarsular
toplanacakt. Zaten skenderiye de esiz ve devasa bir eserdir.
sken- skender arkasn salama almak iin ilk nce asi Trakyal-
derve larn zerine zorlu ve ypratc bir sefer dzenlemek zorunda
Kader kald. Bu sefer sayesinde, hem temkinli ve enerjik manevra
hem de araziyi hnerli ve akllca kullanma sanatnda babasyla
boy lebildiini kantlad. Asya seferinde karsna kacak
Pers ordusunun kendi ordusuna sayca ar basacan biliyor
du, ama bunun tek sorumlusu Y unanllard, nk onlar rahat
latmak iin Makedon ordusunun yarsn lkede brakmak zo
runda kalmt. Svari birlii yaklak be bin atldan, piyade
birlii ise otuz bin, baz bilgilere gre de krk bin askerden olu
uyordu. skenderin Granikos nehrindeki sava kazanmas
zerine, Perslerin belki de en yetenekli komutan Rodoslu
Memnon, Anadoludaki blgeleri kurutup le evirmek iste
miti. Niyeti, skenderi levazmat ktlyla kar karya bra
kp deniz savalarnn iine ekmekti, nk yce Pers kralnn
sayca stn Fenike ve Kbrs donanmasyla ba edemeyeceini
biliyordu. Bir yandan da, Hellenleri Pers altnlaryla ayartarak
ayaklandrmaya alyordu. Ancak, ksmen kendi topraklarn
korumak, ksmen de Y unanl meslektalarna besledikleri d
manlktan dolay satrapiar bu plana kar ktlar. Zaten
Memnon da ksa sre sonra hastalanarak ld. skender her
hangi bir engelle karlamadan ilerlemeye devam etti, fakat
ssostaki savatan nce ok tehlikeli bir durumdayd. Eer bu
sava malubiyetle, hatta berabere bitmi olsayd, gerideki
balantlaryla irtibat tamamen kopmu olacakt, nk d
mann stn deniz gc karsnda ziyan olmasn diye donan
masn datmak zorunda kalacakt. skender ssostan sonra,
ATNA'NIN DNYA GN 275
Fenike ve Msr da fethederek ssn iyice salama ald, fakat
dman tam iki yl boyunca kendi haline brakt, bu da ok
riskli bir durumdu. Her iki durumda da bir kumard bu, fakat
ans yaver gitti. Gaugamelada da iler bak srtndayd: Ma
kedonyalIlar iki kanattan da kuatlmt, buna ramen skender
sa kanad kullanarak orduyu zafere tad. Oysa Pannenionun
idaresindeki sol kanat epeyce zarar grmt ama Persler bu
frsattan yararlanmasn bilemediler. Bu arada skender, Pers
kralnn ve muhafz alayyla Y unanl paral askerlerden oluan
sekin birliklerin bulunduu merkez karargh da darmadan
etmiti. skender, Perslerin dehet saan orakl arabalarnn ze
rine arabaclar vuran oku svarileri srd. O gnden sonra bu
arabalara bir daha rastlanmad. Hydaspes kysndaki savata
kullanlan yepyeni bir silaha kar verilen mcadele de hem
romantik hem korkun olsa gerek. Bu silah, Hint kral Porosun
dmanlar ineyen, hortumlaryla havaya frlatan ve dileriyle
paralayan filleriydi.
mdi, skenderin babasn nasl gemeye baladn kabaca
da olsa grebiliriz. Ne Aristoteles ne de Parmenion onun dn
yay kapsayan dehasn takip edebilecek gteydi, zira Aristo
teles btn o geni bilgisine ramen hep bir Hellen olarak kal
mt, Parmenion ise yalnzca Makedonea dnebiliyordu.
ssostaki savan ardndan yce Pers kralnn elileri Tyros
nlerine gelirler ve Fratn batsnda kalan blgeleri vermeyi
teklif ederler. Parmenion teklifi kabul etmekten yanadr, fakat
skenderin Parmenion olsaydm, bunu ben de kabul ederdim,
biimindeki yant, tm kartl zetleyen niteliktedir. sken
der, Gaugamela savandan sonra panhellenist intikam sava
ideolojisini bir yana brakr ve kendisini Asya kral ilan eder,
bir yandan da kendisine dnya kralln ihsan eden Babil
batanrs Marduka kurban adayarak Pers mparatorluunun
kendisine yetmediini bildirmi olur. Nitekim Pers lkesini
hkimiyeti altna aldktan sonra Pencapa girer ve Ganj diya
rndan haberdar olunca burasn da fethetmek ister, hedefi
Okeanosa ulamaktr, bu da antik dnyada u anlama gelir:
Dnyay fethetmek. Fakat bitkin ordusu kendisine direnince
geri dnmek zorunda kalr. mr yetseydi, hi phe yok ki, bu
ie yeniden el atard. lmeden nce niyeti, Arabistann etrafn
gemiyle dolamakt. Ayrca btn baty ele geirmek istiyordu.
276 ANTK YUNANIN KLTR TARH!
Ondan nce de, bylesi bir seferin hareket noktasnn Kartaca
olmas gerektiini kavrad iin, Afrikann kuzey sahiline,
bin gemili dev bir filoyla desteklenecek bir sefer dzenlemeyi
planlyordu. lmnden ksa bir sre nce bu amac adeta bir
serap gibi nnde belirdi: Batnn tm kavimleri, Libyallar,
Kartacallar, Keltler ve berler, hatta Romallar eliler yollaya
rak kendisine biat ettiler. Onun imparatorluu Roma mpara-
torluundan ok daha byk olabilirdi phesiz, nk Roma
llar Frattan teye kalc bir biimde geememilerdi, hele
hele Ffindistan gibi deniz seferleri onlara ok uzakt. Ve sken
derin Amerikay kefetmesine ne engel vard ki? skender
ld srada, Massilial Pytheas Gadesten yola kt, spanya
ve Fransa sahilleri boyunca ilerleyerek Britanyaya, sko ada
larna ve byk bir ihtimalle zlanda olan Thule adasna ulat.
skenderin imparatorluu Hindistann batsndan dousuna
uzanan yeni bir Atlantis olacakt belki de. Denizlerle birlikte
dnmesi, onu esiz ve btnyle antikatesi klan bir zel
liiydi. Fakat bir de madalyonun br yzne bakalm: Belki
de erken lm, dnya tarihinin, anlamn ancak sezinleyebile
ceimiz gizemli tesadflerinden biriydi. skenderin plan uy
du: Babili dnyann merkezi yapacak, ikinci ve ok daha hey
betli bir skenderiyeyle ran Krfezi dnya imparatorluu ola
cakt. skenderin imparatorluu Avrupann sonu olurdu.
Yoksul- skenderin yapt en hayrl ilerden birinin, antik dnyay
latna Hellenletirmek olduu sk sk sylense de, onun yaygnlatr-
ve d Y unan yaam tarz, tpk onyedinci ve onsekizinci yzyl-
Plutok- pransz yaam tarz gibi bir ciladan teye gidememi, hi
ras bir zaman derine ileyememitir. Y unanll skenderletirerek
dnya Y unanll biiminde hayatta tutmutur demek daha
doru olur, zira ulusal Hellenlik daha drdnc yzylda yoz
lamt. Ordunun yerini lsz paral askerler almt. Varsl
lar kendi dertlerine dm, proleterya herkes tarafndan satn
alnabilir hale gelmiti. Bu gruh isiz kaldnda yolunu bul
maya alr, haydut ve korsan eteleri kurar ya da ister bir oli
gari yanls isterse bir demokrat olsun, devrim heveslisi her
hangi bir maceracnn hizmetine girerdi. Meslek subayl
peydah olmu, fakat Y unan sava taktii SicilyalIlarn ya da
MakedonyalIlarn baarlarna ayak uyduramamt. Geri belli
bir dereceye kadar kombine silahlar kullanlyordu, rnein
ATNA'NIN DNYA GN 277
hoplif lerin yan sra gymnet ve peltast birlikleri vard: Keif,
lojistik destek ve takipte kullanlan birlikler, yani kalkanl as
kerler hafif tehizatl birliklerdi; oku, mzrak ve sapanclar-
dan oluan plaklar, yani silahsz askerler ise dierlerini ko
ruyor ve aknc ilevi gryorlard. Ama btn bunlar daha yeni
yeni oluuyordu. Belirleyici dzen daima phalanks idi. Ayrca
Y unanllar eskiden beri silahlara kar nyarglyd; onlara gre
silahlar adil deildi. Euripidesin Heraklesinde Lykos yie
der: Henz hibir oku yiitlik rnei sergilememitir. Onun
silah korkak okudur, sanatysa kamak. Amphitryon buna
yle karlk verir: Mzrak da silahnn klesidir. Mzra
nn ucu krldnda, savunmasz kalr. En yksek sava sanat
udur: Tesadfe yer brakmadan yok etmek. Y unan ordusunun
geri kald bir baka husus, hantal lojistik birliklerinden bir
trl kurtulmak istememesiydi: Byk seferlere, eskiada sa
ylar hayli kabark olan hizmetilerin ve sonu gelmeyen
levazmat katarnn yan sra kurban rahipleri, khinler, karlar,
ocuklar, hetaira'lar, satlk olanlar, ganimetler iin askerlerle
pazarlk eden tccarlar ve askerin parasn elinden alan ordu
bakkallar da katlrd.
Neredeyse btn yoksullama dnemlerinde olduu gibi ge
ni bir plutokrasi snf tremiti, fakat bu kesim hayatndan
memnun deildi. Atinada durum o kadar kt ki imdi, diye
yazar sokrates, varsllar yoksullardan daha ok sknt eki
yorlar. Periklesin demokrasisi, anlamsz temel dncesini,
yani hkimiyete herkesi dahil etme dncesini tutarl bir bi
imde gerekletirmeye altka kendi kendinin karikatrne
dnt. te yandan, zenginlerde birlik ve dayanma duygusu
diye bir ey kalmamt. L ysiasm dedii gibi, yurtlar deviet
deil, kendi mlkleriydi. Gsteriilik ve anlamsz bir lks
dknl had safhadayd. Her kentin mutlaka grkemli bir
tiyatrosu varken, en nemli kamu binalar berbat durumdayd.
Tiyatro gsterilerinde gz kamatrc dekorlara nem veriyor
lard. Sahneye koyuian bir Euripides tragedyasnn tapmaklarn
propylaia'smdan daha pahalya mal olduu sylenir. Komed
yann ve gnlk yaamn bakahramaniarndan biri de ahyd;
zellikle de arkteri iletiyor ve kibar evlere ziyarete gidiyor
olmas bakmndan pek saygnd: Kendisinin bir sanat oldu-
* Gymner. Yalnzca karg, yay ve sapanla dven hafif tehizatl asker. (F .D .)
2 7 8 ANTK YUNANTN KLTR TARH
unu dnyor, Homerosun benzetmeleriyle konuuyor, ast
rolojik tavrlar taknp Pythagorasn uyum retisine gre ye
mek piirdiini iddia ediyor, hatta bazen bilimsel yemek kitap
lar yazyordu - hem de heksametreyle. Ahnm bir ei de ot
lakl neredeyse bir sanata dntren asalaktr. Spartallar,
ancak klelere yaktrdklar ekerli yiyeceklere burun kvrsalar
da, en lezzetli kaz cierinin incirle semirtilen kaznki olduunu
biliyorlard. K uykusundan yeni uyanm, yani iyice ya ba
lam dasan da pek sevilirdi. En lezzetli ku ardt ve porsi
yonu bir drakhme idi. Tccarlar kuu daha besili gstermek iin
onu balon gibi iirirlerdi. Balklar herkes seviyordu, hatta mide
sine dkn baz insanlarda bu sevgi hastalk derecesindeydi ve
komedya yazarlar bylelerine ix'uoknpa, balk canavar
derlerdi. Agrigentumun balk gleti, X'nopocplov, grlmeye
deer bir yerdi ve balk kadnlar bugnk nlerinin keyfini da
ha o zamandan srmeye balamlard. Gkten yadna inan
dklar salyangozlar (yamurdan sonra ortaya ktklar iin)
sirke ve bala yatrr, hem afrodizyak niyetine hem de mideyi te
mizlesin diye yerlerdi. Alt tabakalar karides tketirdi ama kere
vite rabet yoktu (muhtemelen lele beslendii iin), buna karn
stakoz ve langust revatayd. Philippos zamannda, Kallime-
don adndaki bir hatibin gbek ad, bu lezzetli yiyecee ok
dkn olmas nedeniyle karabos, yani langust idi. Hafife k
zarttklar mrekkepbal da yaygn bir yemekti; aka yollu
zifitsan dedikleri mrekkepbaliinin zsuyunun mrekkep
ve boya olarak kullanlmas eskian sonlarna rastlar. Kuzey
liler mrekkepbalna ilgi duymazd desek yeridir, ama bilin
dii gibi, talyanlar hazm zor kart etini zeytinyana buladkla
r mrekkepbaln tutkuyla tketmeye devam ediyorlar.
Hetai- sokratesin u sz dnemin ahlaki koullarn gzler n-
rokrasi ne serer: nsanlar her eyi ya zevkperestlik ya kazanma hrs
ya da hret dknl nedeniyle yapyor. Baka eylerin laf
edilmez. rnein, Demosthenesin, babasnn en iyi dostlan
olan velileri tarafndan utanmazca soyulmas, tpk Gogoln
Dzeltmenindeki rvet olay gibi sradan olaylardandr ve
doal karlanr (namussuzlar her dnemde her yerde vard).
Rvet de ok yaygnd. Hemen hemen btn kamu memurlar
rvet olaylarna karmt, Demosthenes bile. Zorla mirasa
konmak ya da sahte vasiyetname ve bor belgesi dzenlemek,
ATNA'NIN DNYA GN 2 7 9
sahte varisler ayarlayarak, szde evlatlklarla mirasa konmaktan
tutunuz, aleni soygun, tutuklama, antaj ve cinayete varncaya
dein her trl su altn an yayordu. Cinsellikte tam an
lamyla bir hetairokrasi andan sz edebiliriz. Y alnzca top
lumsal yaam deil, sanat, siyaset, hatta din bile sevgililer etra
fnda dnyordu. Laisin gsleri btn Hellasa nam salmt.
Hem gzel hem de akll olduu, dnemin en zgn iki filozofu
Aristippos ve Diogenes ile olan ifte ilikisinden bellidir.
Aristipposun parasn yiyor, yoksul Diogenese kendini bedava
sunuyordu. K yrosun sevgilisi K k Aspasia, kuzini ve ada
olan Byk Aspasiann Perikles iin oynad roln aynsn
Kyros iin oynuyordu. Kendisi Kunaksa savanda esir alnm,
fakat yce Pers kraln bile bylemiti. Phryne, Apelles ile
Praksitelese modellik eder, bir gece iin yz drakhme istermi
(Lasin on bin drakhme istedii sylenir); Phyrne, Delphoiye
altn heykelini diktirmi, zerine adn yazmalar kouluyla
Thebai surlarnn onarm masraflarm karlamay nermiti.
plak halde kimselere grnmez, umumi hamamlar ziyaret
etmezdi, ama her yl Poseidon enliklerinde rlplak suya
girerdi. Bu yzden mahkemeye verildii ve avukat Hyperei-
desin mahkemenin huzurunda gslerini atrarak beraat et
mesini saladna dair nl yk, zamann mahkemelerini d
ndmzde pekl doru olabilir, zaten zevkperest Hyperei-
desten byle bir davran beklenebilir, nitekim antikada bu
ykye inanmayan yoktu. Bir iki leminde skenderi ilk me
aleyi frlatmaya sevkettii iin Persepolisteki kraliyet sara
ynda yangn kmasna neden olan kiinin Thais olduu syle
nir. Bu olay, onun skenderi ne denli etkileyebildiini gsterse
de, aslnda sarholukla ilgiliydi, o kadar. Kendisini yce Pers
kralnn halefi ilan edip kral gibi hisseden, yce kraln saray
adabn koruyan ve kraln katillerini idam ettiren skender, sa
raynn yanmasna asla izin vermezdi, zaten aylr aylmaz,
yangnn sndrlmesini emretmiti. Thais daha sonra I. Ptole-
maiosla evlenmi, Menandrosun komedyalarndan birinde de
kadn kahraman olmutur. Zaten ge dnemdeki komedya ge
nellikle sonradan grme zenginlerin dnyas etrafnda dn
yordu.
1885-1898 tarihlerinde Berlin mzeleri tarafndan yrtlen Priene
kazlarda gn na karlan ve Maiandros [Byk Mende
280 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
res] nehrinin aznda yer alan Priene kenti, Y unanllarn dr
dnc yzyln ikinci yarsnda srdrd yaamn enfes bir
tablosunu sunar. Kentin nfusu yaklak drt bindi. Genellikle
tarmclkla uratlsa da, Prienenin resmi mhrn tayan bir
ihra mal ihracat yaptklarn da gsterir. Sarp bir dan tepe
sinde kentin akropolisi ykseliyordu. Bir koruyucu orman s
nma kalesine merdivenli bir yolla balanan aa kenti heye
lanlardan koruyordu, limana bir mil mesafedeki kentin gr
kemli bir deniz manzaras vard. Meydanlar, kemerli binalar,
evlerin sraland caddeler ve revakl avlular etin doadan
ustaca kazanlan arazi zerine kurulmutu ve doann kendi
rlyefleriyle uyumlu bir btnd. Dik alarla kesien dmdz
caddeler Hippodamos tarzndayd. Toprak boru hatlar saye
sinde bitiik nizam evlere bol miktarda tatl su verilebiliyordu.
Kentin kaps vard, bat kapsndan balayan ana cadde hafif
ykselerek et ve balklarn mermer masalarda sata sunulduu
pazar yerine ve drt bir yan Dor tarznda stoalarla evrili, orta
snda bir sunak bulunan byk pazar meydanna alyordu.
Stoalarn gerisinde dkknlar yer alyordu. Gl renklere bo
yanm mermer ve ksmen yaldzlanm olan deiik tonlarda
ok sayda bronz antn kaidesi caddelerdeki banklara arkalk
grevi de gryor; i meknlarn duvarlarn renkli heykeller ve
onur tacnn verilecei kiilerin listeleri sslyordu. nsan, a-
deta her Prienelinin onurlandrld izlenimine kaplr; Hellen
halknn hret dknl, hayatnn sonbaharnda iyice kari-
katriemiti. Kentin kuzeyinde, evleri kesme tatan yaplm
olan (teki evler daha ok kerpiti), kk bir tiyatroya sahip
(erguvani ve ak mavi renkteki proskenion ve su saati korun
mutur) sessiz ve sakin soylular mahallesi yer alyordu.
Gymnasion'un duvarlar silme renci isimleriyle kapldr; ay
rca duvarlardan birinin zerine Sparta arkhonlarnm isimleri
yazlmtr - muhtemelen bunlar ezberlemesi gereken bir
rencinin ii. Hamamda, aslan kafalarnn azndan mermer k
vetlerin iine buz gibi su akard. Fakat kaplcalar ilkin sadan
nce ikinci yzylda ortaya kmtr. Y ar pistinin uzunluu
191 metredir. Ekklesiasterion, yani Halk Meclisi binas 640
kiiliktir, yani kent nfusunun yarsnn kle ve yabanclardan,
dier yarsnn te ikisinin de kadn ve ocuklardan olutuu
nu varsayarsak, ekklesiasterion oy kullanma hakkna sahip tm
ATNA'NIN DNYA GN 281
vatandalarn sabilecei kadar bykt diyebiliriz. sken
derin kente balad ve antmezarn mimar Pythiosun yap
t Athena tapna byle kk bir kent iin biraz fazla gr
kemliydi, ama ge antikada Asya-onya tapnann timsali
diye geerdi. Evler pencerelerden deil, mermer demeli
i avludan alrd. Odalarn taban limon kf renginde bir a
mur kaplama ile denmi, duvarlar kartonpiyer, resim ve k
k heykelciklerle sslenmiti. Buradaki kazlarda unlar da
bulunmutur: Boa, Kentaur ve Aphrodite heykelleri, sakalnn
modeliyle Otricolinin Zeusunu hatrlatan ok zarif bir
Dionysos mask, kzl kahverengi sal, gizemli bakl gen ve
narin bir kadn bst -ki antikadaki toprak heykelciliin en
gzel rneklerinden saylr- ve ok gzel bir Eros heykeli: eh
resiyle boynu pembe, harmanisinin astar ak mavi, d koyu
mavi ve kenarlar yaldzl, kollar turuncu, kanatlar ksmen
rengrenk, ksmen yaldzldr. Bunlarn yan sra, hi abartl
olmad iin aslnda son derece gereki bir sanat eseri olan
nefis bir diken karan adam karikatr de bulunmutur.
Kendisinden geriye yalnzca krntlar kalm olan orta Hitabet
komedyann izdii karikatr de o ana kadar olduundan daha Sanat
yakndr hayata: Eski komedyann zengin d gcnden vaz
gemi, fakat fke kusan iblislii ve neeli zgnlnden de
ok ey yitirmitir. Apolitikletii ve saldrmaktan vazgetii
iin de giderek zararsz bir halk elencesine dnm, o gn
bu gndr hep yle kalmtr. Komedyann en sevdii konuiar,
nl tragedyalar zerine parodiler, alegorik masallar, Hekim,
Asalak, Asker, Berber, Kadn air, Flt Kz ve Pythagoras
Kadn gibi balklardan da anlalaca zere gndelik hayattan
sahnelerdir. kizler, Benzerler ve Amphitryon rneklerinde g
rlebilecei gibi, ikiz motifinin iyice suyu kmtr. Tragedya
nn geliimi konusunda Aristoteles Poetikada, eski tragedya
ozanlarnn kendi dnlerini karakterlerin ethosunan (yani
bireyselliklerinin) ardna gizlediini, oysa imdikilerin ethos'un
yerine retorik ve diyalektik uslamlamalar getirdiini syler. te
yandan Y unanllarn nn ve etkisini zaman ve mekna en
ok da retorik, yani hitabet sanat tamtr. Y unan diyalektii
ve slubu, Y unan sanatn hitabet sanatndan ibaret sanan halk
larda ve aslnda her tr sapknl aalayan Hristiyanlarda
hayranlk uyandryordu. Drdnc yzylda altn an yaa-
282 ANTK YUNANIN KLTR TARH
yan hitabet sanat, Hellenliin zne ilemiti. Resmi dil bile
retorik bir etkiye ulamak iin abalyordu. Kymeli Ephoros
ehit kahramanlara yaplan vg konumasn (panegyrikos)
tarihyazmmn ana izlei haline getirdi. Philippos ve sken
derin ada, sokratesin rencisi olan Kymeli Ephoros,
glerle balayp kendi dnemine dek uzanan sreyi anlatt
ilk Y unan dnya tarihinin yazar ve eskian en ok bavuru
lan tarihilerinden biridir. Byk hatipler avukat, parlamenter
ve hiciv yazar karm insanlard, hem de en kusursuz rnekle
riyle. Bir hatip daima ezberinden konuurdu (metne bakarak
konumak, Y unanllara gre salt ta kullanan bir mimari ya da
mzii nemsemeyen bir iir kadar imknszdr). Ayrca bir
hatipten yalnzca gzel sz deil, bir de hypokrisis, yani eylem
beklenirdi, rnein gvdesini ve elbisesini, sesini ve mimikleri
ni de konuturabilmeliydi. Belli bal hitabet tr vard: Si
yasi hitabet, adli hitabet ve tren hitabeti. Aristoteles bunlarn
birincisinin gelecekle, kincisinin gemile, sonuncusunun da
imdiki zamanla ilgili olduunu syler. En iyi siyasi hatipleri
yetitiren ngilizler ile en iyi adli hatipleri yetitiren Franszlar
antikan hatiplerini rnek almlardr. nc tarzn modern
rnei, Fransz akademisyenlerin vg nutuklar, anma ko
numalar, len nutuklar ve zellikle de vaazlardr. Atina
mahkemelerinde daval ya da davac kendi davasn kendisi
yrtrd, yani insanlardan ortalama bir hitabet yeteneine sa
hip olmalar beklenirdi. Bir de logograflar vard, yani hitabet
yazarlar. Bunlar, etkili bir savunma metni hazrlar ve bu me
tinleri mterilerine retirlerdi, ama bunu yapmadan nce
mterinin karakterini, ufkunu ve ifade biimini iyice zmse
meleri gerekirdi: Komedya iiriyle akraba bir sanat. Logograf-
lara yksek cretler denirdi. Gnmz avukatlarnn her dava
y stlendii, bir davada savunduu gre, baka bir davada
kar kt ok dndrc bir durum da olsa, antikadaki
meslektalar ii daha da ileri gtryor, bazen ayn davada
hem daval hem de davac iin savunma metinleri yazyorlard.
Bu adli hitabetlerin bazlar tpk bizdeki ak mektubu ve
kompliman kitaplar gibi rnek hitabetler olarak yaymlanrd.
Sulamay reddetme, bu mmkn deilse kendini hakl kar
maya alma, bu da mmkn deilse, bilmeden yaplm
nemsiz bir ey gibi gsterme emas bugn de kullanlmakta
ATNA'NIN DNYA GN 283
dr; Panegyrikosun prooemium [giri ya da nsz], narratio
[anlat], argumentatio [ispat gsterme], refutatio [yalanlama],
simile [karlatrma] ve exemplum [rnek] eklindeki ana te
malar, iise rencilerinin korkulu ryas zdeyilerde
(Khreia) yaamaya devam eder. Hitabet el kitaplar olan
tekhnai'nin en nemli zellii, gln olabilecek ifadelerle ba
etmeyi retmekti. Bunlarn son kalnts, Alman okullarnda
okutulan ve ancak geen yzyln sonunda mfredattan kart
lan Latince kompozisyon dersidir; bu derste konumak, hem de
dnmeden iyi konumak retilirdi. Antika hitabet sanat
nn bir ei de gazetedeki bamakaledir. Bamakalelerde ifade
konunun kendisinden nce vardr ve konunun ifadeye uydurul
mas gerekir. Tren hitabetinin klasik temsilcisi, zekice bir kur
gusu olan ama sslemelere kamayan dzyaznn stad
sokratestir. Neredeyse yz yana kadar yaam ve 338 yln
da, yaamaktan artk bkt iin yemek yemeyi reddederek ha
yatna son vermitir. Siyaseti olarak daima bir panheilenist ve
Pers dman idi ama kurtarc uzlamann balangta Atina,
sonra Dionysios, en sonunda da Phiiippos tarafndan salanma
sn umut etmitir. Hayallerinin gerekletii Khaironeia sava
ndan ksa bir sre sonra intihar etmi olmas, artk hibir eyi
umursamadn gsterir. Phiiippos, isabetli bir benzetmeyle,
sokratesin hitabetlerini seyirlik atletlerle, Demosthenesin-
kileri de askerlerle kyaslard. Gerekte sokratesinkiler hitabet
deil, birer edebi rn ve siyasi brord (doutan ekingen
ve ksk sesli olduu iin kamunun huzuruna kmazd).
sokrates ilk byk gazeteci yazardr. Fakat en saygn yn,
yksek evrelerin ziyaretine akn akn geldii bir konuma us
tas olmasyd: Okulu ilk byk konservatuvardr. Zamannda
Demosthenes ve Aiskhinesten, hatta kendisini hatiplerin filo
zofu diye adlandran Platondan bile daha byk bir ne sahip
ti. Siyasi hitabetin o iki ustasna gelince (adli hitabet alanndaki
en byk baar, empati konusundaki ustalyla Lysiasa ait
tir): Kiasisizmin siyah-beyaz bak a Aiskhinesi Demosthe-
nesin iftiralarna gre, Demosthenesi ise Atinal blgecilerin
romantik geleneine gre yarglam, Aiskhinesi gereinden
fazla kmsemi, Demosthenesi ise gereinden fazla ycelt-
mitir. Gerekte ahlak dzeyleri aa be yukar aynyd:
Her ikisi de en iyisini istiyordu ve ikisi de ok drst deildi,
2 8 4 ANTK YUNANTN KLTR TARH
zaten o zamanlar Atinada kimse drst deildi, daha dorusu
bir kii hari: Phokion. Aristeides kadar drst olan, insanlar
en az Timon kadar kmseyen Phokion kendi isteiyle garip
bir marjinal olmutur. Asla hizmeti tutmam, hediye almam,
umumi hamamlara gitmemitir; asla glmemi, alamam,
konuurken ellerini kullanmamtr (bir Y unanl iin dnle
meyecek bir sr zellik), prensip olarak btn bunlara kardr.
Konumasn alkladklarnda, Y anl bir ey mi syledim?
diye sorar ve bir keresinde kehanet merkezi, bir kii dnda b
tn AtinalIlarn hemfikir olduunu bildirdiinde, Bouna ara
mayn! O kii benim, der. Hellen ruhunun organik oyunculuu
en iddetli haliyle tam da bylesi ciddi kiilerde belli eder ken
disini. Bu sanatlar dnyasnda en soukkanl ileci bile renkli
bir komedya kahramanna, erdem nkteye dnr.
Aristip- Filozoflar da zgn ahsiyetler arasnda yer alr. Zengin ve
pos haz dkn K yreneden geldii iin okuluna Kyrene Okulu
denen Aristippos Sokratesin rencisiydi, fakat srd yaam
hi de Sokratese deildi, zira dersleri fahi cretler karln
da veriyor ve baba oul Dionysioslarm himayesi altnda olma
nn btn nimetlerinden yararlanyordu. Baba Dionysios, filo
zoflar krallarn yanma geldii halde, krallarn neden filozoflarn
yanma gitmediini sorduunda, Aristippos u yant vermi:
nk filozoflar neye ihtiyalar olduunu bilir ama krallar
bilmez. Temel retisi uydu: Alg bize iinde bulunduumuz
durumlar (jxdf>r|) hakknda bilgi verir, bu durumlara neden olan
eylere dair bir bilgi vermez ( 7iE7tot|Kxa x Turr]), bu yz
den yalnzca durumlar bilinebilir ve pratik felsefe de yalnzca
onlarla uramaldr. Fakat yalnzca tane durum vardr: Haz
veren durumlar (jea), ac veren durumlar (ctkyEivd) ve haz ile
acnn olmad ara durumlar (x psad). Bu arasnda yal
nzca haz, hedone, ulalmaya deerdir. eyler hakkmdaki fik
rimizin tekil zne iin bile geerli olmadn ileri srer ama bu
ar duyumculuk kendi kendinin kartna dnr ve gerekli
i tmden yadsr. Aristipposun hazcl iin de ayn ey sz
konusudur. Ona gre en gerek ey bazdr, bunun dndaki her
ey nyargdr. Ama yalnzca var olan (7iapoo<x), bedensel
(G|iaxiKij) ve tekil haz gerek hazdr, nk gemiteki haz
artk yoktur, gelecekteki belirsizdir, tinsel olan ise hayalidir.
Mutluluk dediimiz ey, haz anlarnn toplamdr yalnzca.
ATNA'NIN DNYA GN 285
Fakat gerek haz, yani yaam deerli klan yegne ey, ender
bir durumdur ve ok zor -ac veren durumlar snfna giren
zahmet (tvo) araclyla- elde edilir. Aristippos bu nedenle
idrak yeteneine (<ppvr|0t) ve koullara ayak uydurmasn
bilen bilgece bir keyiflilik ve yksek morale (fh)px) sahip
olunmasn tavsiye eder, bu ise yine ntr olan nc duruma
yaklamak demektir. Bylece hazclk, pratikte kendi kendi
siyle eliir.
Kinikler (ya da Kynikler) Sokratesi diye bilinirdi. Kinik-
Antisthenes, Sokratesin rencisi, Diogenes de Antisthenesin 1er
rencisiydi. Aristippos her eyi nasl hazza dayandnyorsa,
Antisthenes de hibir eye ihtiya duymamaya (prjSevo
5eTo3a) dayandrrd. ok gemeden felsefesi kk bir tiyatro
gsterisine dnt. Srekli eski psk bir giysiyle, yani
Spartallarm caka satt tribnla dolard, giysisi yrtk prtk
olurdu, yle ki Sokrates, bu deliklerden senin kendini been
miliin grlyor, demiti. Ayrca, iinde be para eya
snn bulunduu bir srt antas ve yurtsuzluu simgeleyen bir
asa tard. Bugn dilenci keilerin ya da gezici zanaatkriarm
Antisthenesin alkanlklarn srdrdkleri kimsenin aklnn
ucundan gemez herhalde. Kinikler, aa yukar halk vaaz,
ya da bir edebiyat rn biimindeyse sylei diye nitelendi
rebileceimiz diatribeTerin de mucididir. Bunlarda, gsterisiz
ve net cmleler sralanr, retorik sorular ve kastl itirazlar, po
pler rnek ve benzetmeler, vurucu nkte ve kelime oyunlar,
kolay hatrlanabilen deyi ve akalardan yararlanlr, fakat dai
ma toplumu eletiren, kavgac, yar aka yar ciddi bir slup
(oaoDaoysotov) kullandrd. rnein, Diogenesin rencisi
olan ve ahlak dersleriyle evlerin iine kadar girdii iin ad
atkapya kan Thebaili K ratesin konumalar gerek birer
halk vaazyd. Diogenese gelince: Onun da maskara bir taraf
vard; bu zellii lmnden sonra haddinden fazla abartld,
nk her ey bir yana, gerek bir bilgedir o. Kendisine,
ScDKpm pcuvpEvo, Sokratesin deli hali derlerdi, oysa
doru deildi bu, nk insan sarraflyla ve her trl gelenei
kmsemesiyle gerek bir Sokratesiydi; fakat dar kafal biri,
Sokratesin de tk olduunu dnebilir pekl. Diogenese
dnyadaki en gzel ey nedir diye sorulduunda, u cevab ve
rir: Dobra dobra konumak. Deniz korsanlar tarafndan esir
286 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
alnp satla kartldnda, Hangi ie yararsn? sorusu ze
rine, nsanlar gtmeyi bilirim, demiti - bu iki yant pekl
Sokrates de verebilirdi. Gpegndz elinde mealeyle insan
aramaya kmas, bu kadar etkileyici bir biimde olmasa da,
temelde Sokratesin de yapt bir eydir. K orinthosta bir f
nn iinde yaamas ve suyunu tahta bir kaptan imesi, fakat bir
ocuun avcuyla su itiini grnce bu kab da frlatp atma
s... Ksacas bu ve buna benzer parodilerle kendi kendine ti
yatro oynamtr - tpk hayatnn son yllarnda Toistoyun da
kyl halkla oynamas gibi. Daha sonra Atinada bu tr nans
lardan vazgeti. Kiniklerin yaam tarznn tesindeydi. Atinal
zppelerin giyimi hakknda Bu sahtekrlk, tribon iin de bu
da ayr bir sahtekrlk, demitir. Y zyln en zarif yosmasyla
olan ilikisinden daha nce de sz etmitik, zaten hibir konuda
Priten deildi. Diogenes bir lokantada drt ba mamur bir
kahvalt ederken yoldan geen Demosthenesi ieri arr,
fakat Demosthenes edebinden tr bu teklifi geri evirince
yle der: Utanmana gerek yok, efendin her gn buraya geli
yor. Efendiden kast demos'tur. Diogenes sadan soldan ald
borlarla yayordu. Zaman zaman heykellerden para dileniyor,
bir ey alamama egzersizi yaptn sylyordu. Y ine de, yoz
lam bir burjuvadan baka bir ey olmayan modern bohemden
ok daha gururlu ve itendi, paray dn istemez, geri talep
ederdi. Y aam biimi batan sona eski Hellenlerin anti-
banausos ilkesine greydi; onlardan tek fark, komik derecede
abartl olmasyd ve dneme uygun olarak proleterlemesiydi.
Btn okula yansm olan gbek ad kyon [kpek], muhteme
len kpein arszl, saldrganl, otlakl ve sokakta geen
hayatm ima etmek iindi. Ama o kendisini kendi yaratt
kosmopolites, yani dnya vatanda szcyle nitelendiriyor
du. skenderle karlamasna dair dnyaca nl ykye itiraz
edilmi, onun o srada K orinthosta bulunmad sylenmitir.
Fakat ya tarihler kartrlyor ya da bu yk skenderi fyla
buluturmak iin kasten uydurulmu olabilir, nitekim sken
derin filozofu Atinada da ziyaret etmi olabilecei iieri sr
lr. Fakat skender o sralar henz Byk skender deildi,
dolaysyla bu olayn tarihi ne alnm olmal. Hem sonra
Diogenesin neler olacan nceden sezmi olmas, Beni me
zara yzst yatrn, nk zaten yaknda her ey tersine dne-
ATNA'NIN DNYA GN 287
cek, demesinden bellidir. Her halkrda, btn dnyay alt eden
kahraman ile btn dnyay kendi altnda gren bilgenin kar
karya getirilmesinde derin bir simgesellik yatar. Dnyay alt
eden bu iki kiinin ayn gn ldkleri efsanesi de bunu dorular.
Kinizmin aristokrat kart, Atinal olan Sokratesi Aristok- dealar
les idi. Babasnn soyaacn Kral K odrosa, annesininkini ise
Solona dayandrr, geni alnndan tr Platon diye arlrd.
Gerekten de onunkisinden daha geni bir alna bir daha rast
lanmamtr. Seksen yllk mrnn yars (427den 387ye ka
dar) eitim ve gezginlik dnemiydi. O dnemde, matematik
eitimi ald K yreneye, gizli retilere bulat Msra ve
Pythagorasln srlarn rendii Aa talyaya, son olarak
da Sicilyaya, Dionysiosun yanma gitti. Daha sonra Aka-
demosa adanm gymnasionda kendi okulunu kurdu. Dersleri
ni ksmen hitabet, ksmen de diyalog (biz buna seminer al
mas deriz) biiminde verir, syssitialarda. rencilerinin top
lumla kaynamasn salard. Onun eserlerinde Platon mistik ve
rasyonalist, hem yapc bir air hem de ykc bir hicivci kimli
iyle ne kar. Platonun izdii Sokrates portresi en az Tasso,
Teli, Sbawun Caesar ve I bsenin J ulian kadar zgndr,
yani st anlamda da olsa gerektir. Oysa K senophonun Sokra
tesi en fazla bir fotoraftr, yani rasgele bir resimdir, stelik de
bir amatrn izdii bir resim. Hellenlerin plastik dehas, Pla
tonda birlikte yepyeni bir alanda bir kez daha zgn bir dorua
ular. Genellikle dolaysz ya da dolayl ben anlatmndan
teye geemeyen felsefe onun setii dramatik biim sayesinde
bir rlyef kompozisyonu kadar nesnellik kazanr. Aristotelesin
kayp diyaloglar daha farkl olmu olsa gerek, zira bu diyalog
larda kiilerin bireysellikten yoksun olduu ve Aristotelesin
syleinin idaresini hep elinde tuttuu sylenir. Demek ki,
Platonun biemini hi anlamamt, oysa bu biemi dhiyane
klan zellik, dncelerin ete ve kemie brnmesidir. Home
ros ve Pheidias gibi Platon da eserlerinin ardnda kaybolur.
Platonun idealari da adeta bir heykeltran tasarmdr.
Heykelde olduu gibi burada da grngler dnyasnn hakiki
gereklii, btn tekil rnekleri zet halinde ieren sonsuz
ilkmekler biiminde belirir. de a (iSeTv) grmek, szcnden
gelir, dolaysyla soyut deil, gzle grlen bir eyi tanmlar.
dealar, paradeigmata'dr, yani idealler ve modeller; grng-
2 8 8 ANTK YUNANIN KLTR TARH
ler ise onlarn homoiomatas. suretleri, portreleri ya da
mimematasidir, yani taklitleri, kopyalardr ve tabii ilkrnee
benzedikleri oranda kusursuzdurlar. Platon idealarla neyi kas
tettiini nl maara benzetmesiyle etkileyici ve net bir biim
de dile getirir: nsanlar bir yeralt maarasnda zincire vurulmu
olan, ban bile kmldatamayan tutsaklardr. Arkalarnda bir
k vardr; bu kla srtlar arasndan trl trl nesneler gelip
geer. Tutsaklar ne ne nesneleri ne de kendilerini grebi
lirler, grebildikleri tek ey, bu nesnelerin maara duvarna
yansyan glgeleridir. Btn doa idealarn yansmasndan iba
ret olduu iin Platon sanat ptpr|cn pptjoeco, yani taklidin
taklidi diye deersiz bulur. Bu nedenle Platon sk sk sanat an
lay kt olmakla sulanmtr. Aksine, bu bak gndelik de
neyimi sanatsal bir eyleme dntren ve sanatn zirvesinden
bakan bir dnya grnn kabuldr, fakat ancak felsefenin
idare ettii bir dnya grnn kabul. Zira Platonda birbi
rinden kesin olarak ayrlm iki dnya kar karya gelir: Olu
an ve asla var olmayan bir dnya ile var olan ve asla oluma
yan bir dnya; cisimler ve cisimsiz biimler (docbuaa e'Srj)
dnyas; usa dayanmayan duyusal alglama (diaArii) ve usla
kavrama (vr)o), ki bu sonuncusu mantksal bir soyutlama
deil, sanatsal, igdsel bir sinopsistir. dealar, kavramlar gibi
tekil nesnelerin iinde deildir, tersine, idealar nesneleri ieri
yordun Doru bilgi ya da ideann kavranmas bir d gc me
selesidir. Bu konuda Kant, d gcnn hayalperest olmak ye
rine, akln sk denetimi altnda ilemesi gerektiini syler. Bu
nu arzulamak, yani felsefe cokusu, Pythiannkine e bir l
gnlktr (pava). Antisthenes bir keresinde Platona, At gr
yorum, ama at ideasn gremiyorum, dediinde, Platon yle
karlk verir: nk sende yalnzca at grebilen bir gz var,
at ideasn grebilen gze henz sahip deilsin. Platona gre
gzel, domadan nce grdmz ilkrnein, yitirilmi bir
cennetin ansdr, mutlu bir sezgi, zlemdir (epco) mutsuz bir
aktr. Fakat idealar dnyasnn doruunu iea to ayafto,
iyi ideas oluturur. Bu, maaradaki ktr ve tpk gne gi
bi, dnyevi eyleri hem grnr klan hem de besleyen neden
dir. Fakat zdek, bilinemeyen ve var olmayandr; beden ise
ruhun mezar ve zindandr; ruh mantksz elerini bedenle
olan balantsna borludur. Bu nedenle fiziksel olanda yalnz-
ATNA'NIN DNYA GN 2 8 9
ca bir gr, en fazla bir s k t e ufio, olas konumalar, var
dr. Nihayet her doru bilgi eski ve daha yksek bir yaamn
iimizde yeerttii idealar hatrlamak anlamna geldii iin,
ruhun ezeli ve ebedi olduuna inanmak gerekir. Platonun hayli
garip bir lmszlk kant daha vardr: Her varln kendine
zg bir kt sonu vardr, rnein tahl kflenerek, odun r
yerek, demir de paslanarak yok olur; insan ruhunun kt sonu
ise adaletsizliktir. Fakat ruh adaletsizlikten zarar grecei yerde
daha da canllk kazand iin, belli ki ruh yok olamyordur.
Btn bunlar, dnyann gidiat ve dnyevi eylerin temelden
rk olduuna dair muazzam bir ironi gibi geliyor kulaa. Ger
ekten de Platon doay ktln evreni diye grr; ona gre
filozofun grevi, doadan kap kutsalla snmaktr. Pratie ve
gereklie dair btn sorulara syleyecei son sz onun u ifade
sidir: ta t c v vfpc7tcv rpaypaa peydZrj o k afya G 7iou5f],
insanlarn meseleleri zerinde fazla durmaya demez.
Demosthenesle ayn dnemi (384-322) paylaan Aristote- lk Pro-
lese, Platonun devam, ayn zamanda da felsefedeki zt kutbu- fesr
dur demek, yalnzca zel ve dar anlamda mmkndr. Aristo
teles Platonu dinlemek zere Atinaya geldiinde, Platon alt
m yandayd. retmenin rencisi hakknda syledikleri
bugne dek aktarlagelmitir ve bu szler, birer anekdot olsun
ya da olmasn, aralarndaki ilikiye adamakll k tutar. Sz
gelimi Platon Aristotelesi okulun medar iftihar, oturduu
evi de okurun evi diye adlandrm (bunlar rencisini v
mek iin sylemitir). Hatta bir keresinde Aristotelesi, stn
itikten sonra annesini tekmeleyen bir taya benzetmi. te yan
dan, Aristoteles genlik yllar boyunca kendisini daima Pla
tonun mezi olarak grm olsa gerek, nk Piaton hayat
tayken kendi okulunu kurmad gibi, o ldkten sonra artk
cazibesini yitirdi diye Atinay derhal terk etmitir. Ancak on
iki yl sonra, skender fetihlerine balad zaman Atinaya geri
dnm ve on iki yl sreyle benzer bir dnya fethine girimi
tir: O zamanki bilginin tm alanlarn inanlmaz derecede geni
olan beynine katm ve bu alanlar asrlarca rnek tekil edecek
bir ekilde ynetip gelitirmitir. skenderin lmnden sonra
Atinann bana Makedonya kart bir partinin gemesi zeri
ne, tanrtanmazlk suundan yarglanmasna ramak kala Ati
nadan kam, hemen ertesi yl da lmtr. Ondan geriye ka-
290 ANTK YUNANTN KLTR TARH
lanlarn ou, yazarlk yetenei hakknda yeterince fikir ver
meyen ders notlarndan ibarettir. Eduard Schwartzn Platonu
aka yollu profesr diye nitelemesine karlk, Aristoteles ger
ekten de yleydi, hatta d grnyle bile: Aristoteles, ince
bacakl, gbekli, kel ve miyop birisi diye tarif edilir; ayrca
rencilerinin taklit ettii (tpk baz Platoncularn Platonun
kambur duruunu ve gen Dionysiosun dalkavuklarnn onun
miyopluunu taklit etmesi gibi) konumasnn peltek peltek
olduundan da sz edilir. Bu esiz ahsiyetin bile sradan yn
leri var gibidir. ddiaya gre, gsterili giysilere ve leziz ye
meklere kar zel bir zaaf varm; scak zeytinyanda banyo
yapar, sonra da bu ya satarm ve daha neler neler. Elbette, bu
iddialarn bir ksmn abartl birer dedikodu olarak grmek ge
rekir, zaten Hellasta dedikodunun bini bir parayd. Ama u da
bir gerek ki, ate olmayan yerden duman kmaz.
Aristotelesin metafizii, tipik bir orta yol felsefesi,
Platoncu bir ampirizmdir. dealar hem ikinci dereceden birer
z (Senepav oata) olarak grr hem de bamsz bir varolu
srdrdklerini reddeder. Ona gre idea, kendinde (a)
szcnn eklenmesiyle ortaya kan gereksiz bir ikileme, at
ideas tm atlardan soyutlanm kendinde af tr. (aum)).
Aristotelese gre mutlak gereklik yalnzca tekil nesnelerde
sz konusudur; genel, kendi bama var olamaz, nk tzsel bir
ey deildir; z, eyann dnda mevcut deildir, nk onlarn
zdr; idealar, grnglerin nedeni olamaz, nk itici gten
yoksundurlar. Bunlar, mantksal ve fiziksel dzlemde geliti
rilmi bir yn argmandr ve Aristoteles Platonun idealarnn
asl mahiyetini ya anlamam ya da anlamak istememitir. Bu
rada Platonculuun deneybilimin verimli dzlklerine d
sz konusudur. Aristoteles zdek yorumunda da orta yolu izler.
Platonun aksine, Aristotelese gre zdek artk pp ov, mutlak
var olmayan, deil, Snvdps v, olanaa gre var olandr, po
tansiyel varlktr. zdein evepyria v, gerekte var olana, yani
gncel varla dnmesi, bir bakma idea roln stlenmi
olan biim, eidos, araclyla olur ancak. Btn gereklikler
hem eidostur, nk biimlenmi olarak ortaya karlar, hem
de kendilerini biimlendiren ey bakmndan hyle, yani zdek-
tirler; szgelimi, kalas, aacn biimi ve evin zdeidir. Her tr
ATNA'NIN DNYA GN 293
szd. Dakika, hele hele saniye ve salise gibi kavramlar bilinmi
yordu, dolaysyla tepkime sresi ve benzeri llerle san bir
deney yaplmas imknszd. Antikada bizimkinden apayr bir
zaman duygusu olduu ya da bizimkiyle kyaslandnda, za
man duygusunun olmad dncesine almak gerekir. Bize
gre, asla bir ann almad, bir sarkacn tik tak etmedii,
kimsenin saat tamad ve saatin ka olduunu bilmedii kad-
ransz bir dnya rktc bir bolukta yzyordur.
Aristotelesin klasik eserleri, hayvan anatomisi ve fizyoloji
si, devlet biimleri, iir ve edebiyat trlerinin karlatrmal
incelemesinden ibaretti. Btn bunlardan geriye kemikleri ufa
lanan bir iskelet kalmtr yalnzca, hatta ou zaman bu bile
yoktur. Aristoteles pek ok bakmdan bilimsel olmamakla su
lanmtr, ya rencilerinin aptallnn ve idraksizliinin fatu
ras haksz yere kendisine karlmtr ya da eskiada bilin
meyen eyleri bilmesi beklenmitir. Scaklk ile soukluu ta
mamen mitolojik bir erevede kart ilkeler olarak yorumla
mas yeniaa kadar alamamtr oysa. Bunun dnda, yaa
mn baka etmenlerden bamsz bir biimde anszn kendili
inden trediine inanyor, sineklerin ieklerin zerindeki
iyden, ahab delen kurtlarn ahaptan, barsak kurtlarnn da
barsaktan trediini sanyordu. Fakat onyedinci yzylda bile,
nde gelen doa aratrmaclar kurbaalarn amurdan, ylan-
balklarnn nehir suyundan, fare yavrularnn da undan tredi
ini dnyorlard. Kendiliinden treme kuram, 186da
Pasteur ortaya kana kadar btn bilim dnyas tarafndan, bu
kadar ar bir biimde olmasa da, destekleniyordu. Aristote
lesin alad dier yanllar ya sadece ifade ynnden yanl
tr ya da gizli birer hakikat ierirler. rnein, dokunma duyu
sunun yalnzca hayvanlarda bulunduunu syler, oysa srgn
veren ieklerin eitli ynlere bymesi, kklerin yn dei
tirmesi, etobur bitkiler ve daha nice olgular buna ters der.
Ama gene de bu sz derin bir bilgi ierir: Gerekten de dokun
ma duyusu, daha yksek duyulan dourmu olan ilk duyudur.
Kkn bitkinin st olduunu sylemesi, nce bo bir sko
lastik alegori gibi gelir kulaa, fakat modern botanikte bitkinin
beyni kk ucudur, hem sonra Aristoteles bu laf ederken kafay
ve az da dnm olabilir. Bitkimsi hayvanlara getirdii
tanm gnmzdeki tanmla pek rtmese de, bu trn varl-
Aristo-
telesi-
liin
Bilano
su
292 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
slubunu kullanp arlat da ender deildir. slubuyla ilgili
yarglarda bulunurken, elimizde yalnzca rencilerine verdii
ve muhtemelen bir okur kitlesine ynelik olmayan ders notlar
nn bulunduunu unutmamalyz. Oysa Cicero ve Quintiiianus
gibi sz sahibi eletirmenler, tm kaybolmu olan erken d
nem yazlarndaki dilin younluk ve inceliini vmekle bitire
mezler. Sanrm Aristoteles bu ynyle K anta benziyordu.
Kant da canl ve akc bir anlatm yeteneine fazlasyla sahip
olduu halde, dizgesel bayaptlarnda bu ynn kasten giz
lerdi. Y ine de Aristoteles, nasl ki estetik yarglarnda son dere
ce olgun ve ince bir duyarllk gze arpt halde sanat ruhu
na sahip deilse, Platonun, dokunduu her eyi yeerten ve
insan ruhunun girinti ve kntlarn kar kar len dhiyane
d gcne sahip olmu olamaz. Aristoteles byk bir koleksi
yoncu, eletirmen, organizatr, her eyden nce de -szcn
en genel anlamyla- bir doa aratrmacsyd. Baarlarn ve
baarszlklarm yarglamadan nce, modem bilimin hizmetin
deki aralardan yoksun olduunu hesaba katmak gerekir. Eski
ada termometre, barometre, mercek, drbn, deney tp,
hassas terazi olmamas bir yana, doru drst bir saat bile
yoktu. Alt len saati (gndoumundan le vaktine kadar),
alt ikindi saati (leden akama kadar) ve on iki akam saati
hesaplanrd, yani bir saatin sresi her gn farkl bir uzunluk
tayd ve en ksa saat ile en uzun saat arasndaki fark bir saatin
neredeyse iki misliydi. Oysa bizim dnence saatlerimiz hep
ayndr, ne var ki doal deillerdir. Antikada zaman belirt
mek iin genel kavramlarla yetindirdi: Sabah, le, akam, ar
vakti ve ar bitimi gibi. Gne saati teden beri vard, kum
saati henz bilinmiyordu. Durumalarda, szcnn konuma
sresini belirleyen klepsydra, su saati, kullanlrd. Bu saatin
yannda bir su bekisi (6 eq> Scop) dikilirdi; belgelerin ve iddi
alarn okunaca srada konumac, kleye mlaps x Scap,
suyu durdur, diye seslenir ve saat durdurulurdu. Demek ki,
kendisine bir saatlik konuma sresi tannan bir konumac iin
bu sre haziranda neredeyse bir buuk saati bulurken, aralkta
krk be dakikay gemiyordu. Aradaki fark dengelemek iin
yl izelgeleri olmas gerekirdi ama byle bir ey yoktu. Bu
artlar altnda asla tam vaktinde buluulamyordu; okul, resmi
daire ve iyerlerinin askeri bir disiplin iinde olmas imkn
ATNA'NIN DNYA GN 293
szd. Dakika, hele hele saniye ve salise gibi kavramlar bilinmi
yordu, dolaysyla tepkime sresi ve benzeri llerle san bir
deney yaplmas imknszd. Antikada bizimkinden apayr bir
zaman duygusu olduu ya da bizimkiyle kyaslandnda, za
man duygusunun olmad dncesine almak gerekir. Bize
gre, asla bir ann almad, bir sarkacn tik tak etmedii,
kimsenin saat tamad ve saatin ka olduunu bilmedii kad-
ransz bir dnya rktc bir bolukta yzyordur.
Aristotelesin klasik eserleri, hayvan anatomisi ve fizyoloji
si, devlet biimleri, iir ve edebiyat trlerinin karlatrmal
incelemesinden ibaretti. Btn bunlardan geriye kemikleri ufa
lanan bir iskelet kalmtr yalnzca, hatta ou zaman bu bile
yoktur. Aristoteles pek ok bakmdan bilimsel olmamakla su
lanmtr, ya rencilerinin aptallnn ve idraksizliinin fatu
ras haksz yere kendisine karlmtr ya da eskiada bilin
meyen eyleri bilmesi beklenmitir. Scaklk ile soukluu ta
mamen mitolojik bir erevede kart ilkeler olarak yorumla
mas yeniaa kadar alamamtr oysa. Bunun dnda, yaa
mn baka etmenlerden bamsz bir biimde anszn kendili
inden trediine inanyor, sineklerin ieklerin zerindeki
iyden, ahab delen kurtlarn ahaptan, barsak kurtlarnn da
barsaktan trediini sanyordu. Fakat onyedinci yzylda bile,
nde gelen doa aratrmaclar kurbaalarn amurdan, ylan-
balklarnn nehir suyundan, fare yavrularnn da undan tredi
ini dnyorlard. Kendiliinden treme kuram, 1860da
Pasteur ortaya kana kadar btn bilim dnyas tarafndan, bu
kadar ar bir biimde olmasa da, destekleniyordu. Aristote
lesin alad dier yanllar ya sadece ifade ynnden yanl
tr ya da gizli birer hakikat ierirler. rnein, dokunma duyu
sunun yalnzca hayvanlarda bulunduunu syler, oysa srgn
veren ieklerin eitli ynlere bymesi, kklerin yn dei
tirmesi, etobur bitkiler ve daha nice olgular buna ters der.
Ama gene de bu sz derin bir bilgi ierir: Gerekten de dokun
ma duyusu, daha yksek duyular dourmu olan ilk duyudur.
Kkn bitkinin st olduunu sylemesi, nce bo bir sko
lastik alegori gibi gelir kulaa, fakat modern botanikte bitkinin
beyni kk ucudur, hem sonra Aristoteles bu laf ederken kafay
ve az da dnm olabilir. Bitkimsi hayvanlara getirdii
tanm gnmzdeki tanmla pek rtmese de, bu trn varl-
Aristo-
telesi-
liin
Bilano
su
294 ANTK YUNANIN KLTR TARH
n fark etmi olmas bile bal bana ince bir gzlem yetenei
nin kantdr. Btn kpekbalklarnn yavrularnn canl do
duunu ileri srerken de yalnzca bir slup hatas yapmtr,
fakat keif hayret vericidir, nk harharyas gerekten de canl
yavrular dourur.
Btn bu anlatlanlardan sonra, alar boyunca Aristoteles
hakknda neden bu kadar ok eitli ve elikili yarglarda bu
lunulduuna amamak gerek. Aristoteles ortaan en parlak
dneminde praecursor Christi in rebs naturalibs [doa
konusunda sann ncs] diye kabul edilirdi ve retilerine
ynelik en ufak bir itiraz, kilise dogmalarndan ayrlmak kadar
sapknlk addedilirdi. Fakat yenian gzleri alm felsefesi
ona srt evirdi Bacon, Aristotelesin Organonunun yerine
kendisininkini, Aristoteles mantnn yerine deneyi, Aristoteles
deneyinin yerine metodik deneyi koymu ve kendi grlerini
u szlerle zetlemitir: Sofizmin en byk rnei Aristote
lestir. Doabilimi diyalektikle yozlatrmtr o. Keza Gior-
dano Bruno da Aristotelesin doa! dnceler bakmndan ksr
olduunu, yalnzca bo laf ve kibir retmek asndan verimli
bir d gcne sahip olduunu syler. Hmanistler de Aristo-
telesilikten ziyade Platonculua eilim duyuyordu, hatta
Luther Aristotelese budala bile demiti. Buna karn Kant,
mantn Aristotelesten bu yana ne ilerlediini ne de geriledi
ini belirtmi, Hegel ise yle demitir: O, gelmi gemi en
zengin ve en derin bilimsel dehalardan biriydi, yle bir adam
ki, hibir a onun ayarnda birini yetitirememitir. Oysa
Schopenhauer Aristotelesi metafiziin byk lde kendisin
den nceki filozoflarn felsefeleri hakknda ileri geri konu
maktan ibaret olduunu syler: Bu yzden onu okuyan birisi
sk sk yle dnr: Evet, ite imdi geliyor; oysa hibir eyin
geldii yoktur. Aquinolu Thomasn sistemi ve Katolikliin
halen daha geerli olan felsefesi znde Aristotelesidir.
Theoph- Aristotelesin en nemli rencisi ve Peripatos Okulunun
rastos Aristotelesten sonraki ba, hocasnn Theophrastos (tanrdilli)
ve- Ka- acj,n) yerdii Lesboslu Tyrtamos idi. Hayattayken rencilerin
rakter- apn ettii, krallarn gklere kard dnyaca nl bir ahsi-
er yetti. Kendisi metafiziki, etiki, fizyolog, fiziki, zoolog, bo
taniki, vakanvis ve corafyac, ayrca mineroloji, bitki co
rafyas ve hayvan psikolojisi dallarnn kurucusudur. ok say-
ATNA'NIN DNYA GN 2 9 5
daki eserlerinden geriye pek az kalmtr; bunlarn arasnda,
otuz adet kk portreden oluan bir galeri vardr: Karakterler .
Bu eser gnmze dank ve eksik bir kopya halinde uiat
halde, dnya edebiyatnn en etkili metinlerinden sayir. Y unan
ve Latin komedyasndan tutunuz, Horatius ve Erasmustan
L abruyeree kadar bu karakterlerin etkisinin izini srmek
mmkn. Labruyere Karakterleri evirmekle kalmam, gn
delik olaylara eletirel yaklaan Caracteres adl eserinde taklit
de etmitir. L abruyerein bu eseri onyedinci yzyln en ok
okunan kitaplar arasnda yer alr ve u szlerle balar: Seyir
cinin bana dn verdiklerini ona geri veriyorum.
Theophrastos, Atina topiumunun bir tipolojisini karmaya a
lmtr. Karakterlerin her birini ok sayda kk mozaik ta
larndan derler. rnein, Dalkavuk velinimetine yle der:
...farknda msn, herkes sana nasl bakyor? Bu kentte senden
bakasna yaplmaz bu... ve buna benzer baka eyler syler
ken, bir yandan da karsndakinin harmanisinden iplik koparr;
souk bir aka yaptnda da gler ve sanki glmesini tutam-
yormu gibi, harmanisiyle azn rter; birlikte edik almaya
gittiklerinde, ayaklarnn edikten daha biimli olduunu sy
ler; ocuklarna elma armut alp getirir, onun gz nnde verir
ve ocuklar soylu baba yavrucuklar diye okar. Memnuni
yetsiz yolda bir kese bulsa, hibir zaman bir hazine bulama
dm ki! der. Satcya yalvara yakara ucuz bir kle alsa, bu
kadar ucuza salam bir ey aldysam aarm der. Olun ol
du diye mjdeleyene de malnn yars gitti diye eklersen,
dorusunu sylemi olursun der. Bir dava kazansa ve btn
oylar topiasa biie, konumay yazan birok hakl noktay atla
d diye sular. Gsteri Budalas kiralk evde oturduu halde,
durumu bilmeyenlere baba miras olduunu, ama konuk ar
lamaya kk geldii iin satmak istediini syler. Frsat
hamamda yalanrken klesine bozuk ya almsn, evlat der
ve bakasnn yan kullanr. ocuklar hastalanp okula git
medikleri zaman, hocann cretinden uygun bir miktar keser.
Fiizmet eden kleler almasn diye sofradaki yarm kalm turp
larn listesini karr. Dostlarndan biri evlenirken ya da kzn
* K arakterleri anlatan bu ksmn evirisinde yararlandmz kaynak; Theoplrastos,
Karakterler, Y unancadan eviren: Candan entuna, Dost K itabevi Y aynlar, 1998.
(en.)
2 9 6 ANTK YUNANTN KLTR TARH
evlendirirken, armaan gndermemek iin, dnden bir sre
nce yola gider. Theophrastos btn karakterleri kaba hatlaryla
deil, ince ayrntlarla iler. rnein, bir yn bo laf edip ko
nudan konuya geen Geveze ile herkesin szn kesen, her
eyi daha iyi bilen, ocuklarnn bile kendisine baba, bizimle
ene al da uykumuz gelsin dedii alene ve her trl
sylentiyi abartp byk bir ciddiyetle etrafa yayd halde
ama aramzda kalsn diyen Palavracy birbirinden ayrr.
Rahatszlk veren kiiler olarak unlar sralar: Kurban ayinin
de, kasapta, tiyatroda, hamamda, ksacas her yerde utanmazca
kar salamaya alan Arsz; yemek yerken, dksndaki
safrann nndeki orbadan daha koyu olduunu anlatan Gr
gsz; baka grgszlklerin yan sra hamamda trk r
ma gibi alkanlklar da olan Kyl; hep olmadk iler ya
pan, dne arldnda kadn milletini ktleyen, birinin ii
varken karsna geip dert anlatan, uzun bir yolculuktan daha
yeni dnm olan birini gezintiye aran, insanlarn istemedi
i ama reddetmeye de ekindii ilerle canla bala uraan
Mnasebetsiz. Namussuzun Y ardaks daha ok Dalka
vukl a akrabadr. Dier karakterler unlardr: Koltuku, Bele
i, Pinti, Edepsiz, gzar, apal, Kendini Beenmi, Batl
nanl, Gvensiz, zentili, Hasis, Gsteri Budalas, Kibirli,
Korkak, Oligari Y anls, Gekin, Fesat. Bir de ok tuhaf ve
neredeyse bilmeceye benzeyen bir karakter vardr: sipov, yani
Sinsi. Wilhelm Binder bu szc, art niyetli muzip ile kar
lar, fakat yalnzca Franszcadaki chicaneurle bir dereceye
kadar karlandn ekler. Eiron, bilmiyormu gibi yapan, d
ndnden farkl eyler syleyen, insanlarn akln kartr
maktan zevk alan biridir. Dmanlaryla dosta konuur, hak
knda kt konuanlar affeder ve fkeden kpren kimselerle
sakin sakin konuur. Y apt ilerin hibirini aklamaz, bir
ey duyunca duymadn syler. yle konumakta stne
yoktur: nanmyorum, sanmyorum, arp kaldm karde,
sylediin ey baka trl oldu; aslnda bana syledikleri bun
lar deil; bu i bana ters geliyor, bunu bakasna anlat; sana m
inanmayacam, ona m su bulacam, bilmiyorum. Aslnda
epeyce karmak bir karakterdir bu; artistik bir oyunculukla
sahte tavr taknan, kendisini gizleyen ve olduundan daha kt
gsteren biri. Bu noktada insann aklna Hamannn uyars ge-
ATNA'NIN DNYA GN 297
liyor: yiyi olabildiince ierde tutmal, kty de da vur
mal, bir de Kierkegaardnun u sz: Bana her eyi sorabi
lirsiniz, ama nedenlerini sormayn, hatta I bsenin baz figrle
ri. Theophrastos karakter tasvirlerine ok dkn gibidir, rne
in evlilik kart bir fragmanda kadn gevezeliini neredeyse
dramatik bir biimde aktarr: Falanca kadnn giysisi benim
kinden ok daha gzel; dn kadnlar toplantsnda en altta
oturmak zorunda kaldm; bugn komu kadna bakn ne kadar
tuhaft yle; hizmeti kzla ne konutun bakalm; bana ardan
bir ey getirdin mi? Theophrastosun, phesiz baka eserle
rinde de yer alan bu tasvirleri ve elimizdeki ksa metinden ok
daha zengin olmas gereken Karakterler i, rencilerinin nn
de nasl taklit ettiini gznzn nne getirin. Y unanistann
ilk niversitesinin rektr ve ordinarys byle eylerle ura
yordu ite.
Theophrastosunki Platoncu bir ruhbilimdir. Platon at veTheoph-
btn dier eylerin idealaryla, Theophrastos ise rnein ar- rastosun
sizlik, samalk ve ktlk idealaryla urar. Fizik bilimi, bi * bili-
rer olgu olarak incelemek zere manyetizmi, arl ve esnek-1111
lii nasl ayr ayr ele alyorsa, Theophrastos da gerek yaam
da asla ar halde bulunmayan kendini beenmilik, arszlk,
kibirlilik ve fesatlk arazlarnn zelliklerini ayrtrr. Demek
ki, sanatsal olmaktan ok bilimsel bir yntemdir bu, fakat sade
ce antik komedya yazarlar deil (Menandros Theophrastosun
arkadayd), commedia de liar teden balayp Holberg,
Sheridan, Gellert ve I fflanddan tutunuz, vodvillerin gnlk
korolarna varncaya kadar sanat ve modem yazarlarn ou
bu yntemi izlemitir. Gerek sanatda btn, paralardan n
ce, karakterin vizyonu ise tek tek hatlardan nce var olmaldr
denebilir ama sanatta kural olmaz. nk Moliere, Nestroy,
Hogarth ve Daumier doldurulmu ablon tekniiyle ya da soyut
tiplemeleri birletiren mozaik tekniiyle lmsz karakterler
yaratmlardr. Malade imaginaire hastalk ve kuruntudan,
Knieriem ise alkol ve astrolojiden baka bir ey deildir.
Hogarth, deien erdem ve ktlklerin resmini izerken,
Daumier, Temmuz Aynn Bir Kahraman temas zerine
ematik hiyeroglifler yaratr. Sihirbazn eli dediinde bir asa
K nieriem: Nestroyun Lumpazi Vagnbundus adl oyununda Ayya Ayakkabc
karakteri, (e.n.)
2 9 8 ANTK SUNANIN KLTR TARH
bile yeerebilir, bir dehann ellerinde duvar kd deseni dra
matik bir sahneye dnebilir. Theophrastosun baknn hangi
byl zirvelere ulatn Andersen, ne kadar yavan ve sradan
olabileceini ise davurumcularn iirleri kantlar.
Eudok- Platon akademisinin en nemli matematikisi Knidoslu
sos Eudoksostu; 4 0 dolaylarnda domu olan Eudoksosun ad
daha sonra Endoksos (anl) eklinde deitirildi. Eratosthenes
onu tanrsal diye niteler. Platon matematii gklere karm ve
ders mfredatna koymutur, fakat bunu pratik nedenlerle deil,
aksine, matematiin ruhu tesadfe dayal somut olann zerinde
ykseltmesi, duyusal olandan olmayana gemesi ve saf biim
lerde dnmeye zorlamas nedeniyle yapmtr. Eudoksos ben
zerlik kuramn gelitirmi, Platonun altn kesitle ilgili aratr
malarn tamamlam, piramidin, taban ve ykseklii eit bir
prizmann nc blm olduunu, ayn eyin koni ve silindir
iin de geerli olduunu gstermi ve ilk stereometri kitabn
yazmtr. Ancak eserlerinden geriye yalnzca az sayda frag
man kalmtr. Knidosiu Eudoksos mkemmel bir astronomdu.
Arakhne (rmcek) adm verdii yeni bir gne saati buldu ve
byk seyahatlerinden birinde, Heliopoliste bir rasathane kur
du. Sabit yldzlarn dnyann merkezinde bulunan emerkezli
krelere bal olduu varsaymyla, gk cisimlerinin hareketini
Y unan bakn tatmin eden bir biimde aklad. Ona gre ev
renin merkezi dnyayd, fakat dnyann kendi ekseni etrafnda
dndn biliyordu. u sz, onun nasl birisi olduunu gs
terir: Onun bykln ve yapsn renmek iin gnee
ulamak istiyorum, Phaethon gibi yanmam gerekse de!
Apelles Antik ortaan sonuna doru, bilimin yan sra yalboya
ressaml da geliti; Aristotelesilik dneminde de benzer bir
teknik vard. Burada sz edilen ey enkaustikedir, yani mum
boyann resim yaplacak zeminin zerine kzgn bir ubukla
yaklmas. Artk kullanlmayan bu yntem sayesinde yalboya
resimdeki renkler bir daha solmamacasma scak, parlak ve da
yankl olurdu. Aldobrandini Dn bu resimler hakknda
iyi bir fikir verir. Drdnc yzyla ait orijinal resmin Augustus
dneminde yaplm ve 1606da bulunmu bir kopyasdr bu
tablo. 1818 ylna kadar Villa Aldobrandinide kalm bu re
simde -al zerine fresk renkleri kullanlm- bir dn hazr
l anlatlr: Ortada utanp sklan gelin, gelini efkatle ikna
ATNA'NIN DNYA GN 299
etmeye alan Aphrodite, onlarn yannda ateli ateli bakan
bir delikanl, yani dn tanrs Hymenaios, sada ark syle
yip adak sunan kzlar; solda gelinin nedimelerle birlikte banyo
yu hazrlayan annesi. Ak kahverengi, koyu yeil, huz mavisi
ve ak leylak rengi tonlar arasnda nefis bir uyum vardr. Fr
ann kralnn Apelles olduu konusunda herkes hemfikirdi.
370 ylnda doan Apelles, Philippos ve skenderin saray res
samyd. zellikle de, skenderi sa elinde imekle Zeus ola
rak tasvir ettii resim, olaanst etkisi ve elin korkutucu dere
cede doal olmas nedeniyle vg toplamtr. At sren kral
resmi iin, bu resme bakan her atn kinedii sylenir. Kos ada
sndaki Asklepios tapma iin yapt, slak salarn eliyle
skarak yakamozlu denizden kan Aphrodite Anadyomene
iirlere konu olmutu; gvdesinin alt ksmnn suda parldad
n grmek insanlar iin ilgin ve pitoresk bir deneyimdi; im
ekli skender resmi ise yansma temasn iliyordu. Bylesi
temalar dneme zgyd olaslkla. rnein, Apellesin snf
arkada Pausias, soluuyla atei canlandrmaya alan bir de
likanl izmiti; stadn rakibi Antiphilosun bir resminde, iki
ien kiinin yz kadehin camndan grlebiliyordu.
Heykel, o zamana kadar uzak kald resme yaklamaya Praksi-
balamt. Praksiteles heykellerini boyarken, en az kendisi ka- teles
dar nl olan Nikiastan yararlanyordu. Grne baklrsa,
elbiselerin zerine artk k geirmeyen boya vurulmuyor, u-
uk tonlarla bezeniyordu; ten rengini elde etmek iin zeytinya
ve sulu balmumu karm ince bir boya kullanlyordu; mineral
ve metallerle gzler ve salar byk ustalkla canlandrlyordu.
Btn bunlarla bir yandan daha gl bir natralizme, dier
yandan da yksek bir idealizme, neredeyse dnyast bir parl
tya sahip zarif, uucu ve sihirli bir etkiye ulam olmallar,
ama ne yazk ki bu etkiyi kestirebilecek rneklerden yoksunuz,
nk gnmzde hi kimse bir heykeli balmumu heykel m
zesindeki heykellere benzetmeden boyayamaz. Y unan heykel
lerinden geriye kalan ham heykeller bile bize gre alacak
derecede kusursuzdur. Praksiteles mermer heykelin etkisini
yedi kat artracan dnmeseydi Hermesini boyatr myd
hi? Y unanl sanatlarn, gerekletirmek bir yana, tasavvur
etmekte bile zorlandmz eyleri bildiklerini dnmekten
baka bir ey gelmez elimizden.
300 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
Olympial Hermes heykeli byk bir Y unanl sanatnn
elinden km olup u ana dek bulunan tek orijinal eserdir. Bu
heykelin eskiada pek nl olmamasndan, Praksitelesin di
er almalarnn kim bilir ne muhteem olduunu tahmin
edebiliriz. Gvde sanki nefes alr; tanr Hermesin yannda du
ran ve ondan bamsz ilenmi olan elbiseye insann dokunas
gelir; ehresi zeki olduu kadar hayat dolu bir insanilie sahip
tir. Burada g ahenkle, oraniar younlukla yle esiz bir bi
imde birlemitir ki, heykel her an kaidesinden frlayacakm
gibi durur. Apollon Sauroktonos insani llere Hermesten
daha fazla yaklamtr (bu tanrya tapmann imknsz olduu
nu sylemekte haklydlar): artc derecede kadns, fakat
asla bir ecinselin gzyle baklmam, modaya uygun bir sa
kesimi olan k ve zarif bir delikanl. Hi kukusuz,
Praksitelesin en usta olduu alan kadn heykeliydi. Plinius,
Knidoslu Aphrodite heykelinin yalnzca stadn deil, vaktiyle
dnyadaki btn heykellerin en nls olduunu syler.
Bithynia kral Nikomedes Knidoslulara, bu heykeli kendisine
verirlerse btn devlet borlarn sileceini sylediinde,
Knidoslular bunu reddetmilerdi; hatta delikanlnn biri bu hey
kele duyduu ak yznden helak olmutu. Heykelin zayf
kopyasnda bile saflk ile albeni, asalet ile itenlik arasndaki
esiz uyumu sezmek mmkn. Bu tanrann gzlerinde antik-
an ve ve bitiremedii ey, gzlere tarifsiz bir hlya, bil-
mecemsi bir gizem katan nemli parlt (ypv) idi. Praksite
lesin en iyi eserim dedii Eros heykeli hakknda, tatl hl
yalara dalm yz ifadesini gren herkesi tuhaf bir biimde b
yledii sylenir; zlemi ve rtk bir hazcl imleyen bu sz
gn bak skenderde de varm. Sanrm, o aa zg bir ba
kt bu.
Praksitelesin hatras Tanagra figrlerinde, yani terrakotta-
larnda da yaamaya devam eder - en gzelleri Boiotiadaki Ta
nagra kentinde bulunduu iin onlara bu ad verilmitir. Bu sz
ck, 1871-73 iktisadi geliim yllarnda yaplan zevksiz kopya
lar ve kaba taklitler yznden neredeyse bir hakarete dnt,
fakat orijinal eserler irin grnleri ve ilham doiu canllkla
ryla, onsekizinci yzyln porselenleri ayarndayd. Mezar e
yas, kadnlarn odalarn ssleyen aksesuarlar ve ocuk oyun
ca olarak seri halde retilen eserler bile, kvrak biimleri, has-
ATNA'NIN DNYA GN 301
sas renk seimleri ve Y unanllarn gndelik yaamndan en
miniature sahnelerle artcdr. Drdnc yzyla ait vazolar
da incelip genileyen gvdeleri, kulplarnn zarafeti ve minr
akortlaryla yine Praksitelesi anmsatrlar. Onun el sanatlarn
bu kadar etkileyebilmi olmas bouna deildir, nk
Diogenes ile Aristippos, hatta Aristoteles ile Philipposta nasl
gndelik bir yan varsa, Praksitelesin sanat da yleydi ve ro
koko hatlara sahipti. Praksiteles eylerin yalnzca yzeyini ve
rir, fakat bu yzeyin altndaki her eyi sezdirirdi. Bu noktada,
Y unanllar iin Onlar derin olduklar iin yzeyseldiler, di
yen Nietzscheyi ve yaam, renkli bir yansdadr diyen
Faustu hatrlamadan edemeyiz. Mozart gibi Praksiteles de bir
sonszdr ve nasl ki eserin gc zaman zaman sonszde topla
nyorsa, Praksiteles de sonbahardaki hznl vedann ve son
haatn tatllyla dolu esiz zenginlikte bir final bestelemitir.
Pheidiasla Myron gibi, Praksitelesin ei de Skopastr. Skopas
Praksitelese hem akraba hem de onun tam tersidir. Onun sanat he
da bir sondur, stelik ift anlamda. Ancak, Praksiteles her eyi Lysip-
gmi bir uyumda birletirirken, Skopasn almalarna k- pos
krtc bir pathos, kvlcmlar akan bir esrime ve vahi bir
uyumsuzluk hkimdir. Onda yaratc decadencem iki biimi
sz konusudur. Onun sanat Dionysosayd, kaosun fkeli
ztyd, Praksitelesteki yumuak cokunun tersine, sarsc
bir lm kalm savayd. Bizim iin artk karanlk ve titrek bir
glgeden baka bir ey olmayan Skopasa kyasla Lysippos
hakknda daha fazla bilgiye sahibiz. Lysippos, Korinthosa drt
saatlik mesafedeki Sikyondan geliyordu. Ondokuzuncu yz
ylda Mnih, Dsseldorf ve Darmstadf n olduu gibi, Sikyon
da uzun sre bir sanat okulunun merkeziydi. retici unsurlar
Lysipposun eserlerinde hep vard. Sikyonlu Polykleitos gibi o
da bir asrdan daha uzun sre klasik diye tabir edilmi olan
orant yasalarnn (kanon) yaratcsyd. Drdnc yzyln i-
kinci yarsna batan aa hkim olmu, uzun bir mr srm
ve skender henz bir ocukken, onun bronzdan -stadn en
ok tercih ettii malzeme- bir portresini yapmtr; skender
baka kimseye bronz heykelini yaptrmamtr. skenderi ile
dii en nl heykel olan Mzrakl skenderde, kral boa en-
seli, aslan yeleli ve hayat dolu bir azla tasvir edilmi, bakla
r ufukta kaybolmutu. teki skender heykellerinin de hlyal
3 0 2 ANTK YUNAN'IN KLTR TARH
gzleri olduu sylenir. Bu yalnzca Lysipposun tarz deil,
skenderin de bir zellii olsa gerek. Geri Y unanl sanatla
rn hepsi alkand, fakat en retkenleri Lysippos idi. Bin be
yz adet almas olduu sylenir, ancak bunlarn sadece bir
ksm ya zayf kopyalar halinde gnmze ulamtr ya da
Lysipposun elinden ktklar phelidir. En karakteristik eseri,
Polykleitosunkiyle aka rekabet eden Apoksyomenostur
[Kaa Tutan Atlet], Bu eseri tanmyoruz, fakat Dorypho-
rosla yaplacak bir kyaslama bile aradaki tezad ve gelimeyi
kestirmek iin yeterlidir. Polykleitosta her ey heybetli, keli
ve keskin hatldr, Lysipposta ise esnek ve yuvarlaktr, yumu
ak bir akcla sahiptir; birinde her ey ar ve girifttir, die
rinde uucu ve inceltilmitir. Lysipposun kanonuna gre kafa
gvdeye oranla kk, bacaklarsa uzun tutulur. Ayrca bacak
lar, bal bana dhiyane olan tm arln bacaa yklenme
si ile arln bacaa ksmen yklenmesi ilkelerine uyar-
lanmamtr, tersine, olanca canllyla ty misali szlyor
gibidirler. Doryphoros durgundur ve kabartma bir bak var
dr, oysa Apoksyomenos dinamiktir ve derin bakldr, n
k sa kolunu, heykele bakan kiiye doru uzatr. Polyklei-
tosun bak asnn Parmenidesi olduunu sylemitik: Her
devinim yalnzca grntdr; fakat Lysippos tam da bu grn
ty uucu esizlii iinde bronzdan yaratmaya almtr.
Aristipposa bir dnce: Y alnzca an hakldr.
Efekt Lysipposa ya da en azndan onun okuluna dayandrabilece-
Sanat imiz kopyalara baktmzda, fiziksel yorgunlua zel bir ilgi
duyulduunu grrz: Poseidon, bitkin bir halde atalna yasla
nr, Hermes dinlenir, Herakles tamamen tkenmitir. Bir bak
ma Praksitelesi bir dinginliktir bu. Zaman duygusunun daha
gl bir unsuru da kar kutuptu: Skopas cokunluun abar
tlmas. Nasl ki sokratesilerde vakanvislik, Gorgiaslarda
felsefe, Euripidesilerde tragedya asl amatr, Sikyon ve Atina
okullarnda da ama retorik, dekorasyon, afekt [duygulanma]
ve efekttir [etki]. Stun balklarnda akanthos motifini natra-
lizme kaacak ekilde kullanan Korinthos stununun hkm
ranl da belirleyicidir. Eskiada ifal bitki, gnmzde ise
ss bitkisi olarak kullanlan hakiki ya da yumuak yaprakl
kenger, acanthus mollis, derinlere gizlenmi parlak yeil dikenli
yapraklarn kk ve narin saplarda sraland gsterili bir
ATNA'NIN DNYA GN 303
bitkidir. Bu tuhaf dili kalabalk yapraklarn cmerte kullanl
mas, stun balna cakal, lks ve sefih bir hava katar, fakat
geieneksel formlara kyasla biraz da yapmack, kkrtc ve
ar grkemli bir hava verir. Burada dile gelen ey,
Aristipposu hazclktr. onya stununun Dor stunu yannda
kadns olduunu sylemitik. Korinthos stununda ise hetaira
havas vardr. Hemen her yerde bol miktarda sarmak motifleri
ve iddial sslemeler kullanlr. Eski Meandros motifi geri
dnmtr, ama artk incecik ilenmekte ve Amos von Salisin
gzel ifadesiyle, bitmek bilmeyen kvrmlara dalp kendinden
gemektedir. 350 senesi civarnda yzyl en iyi temsil eden ve
dnyann yedi harikalarndan biri olan bir yap ina edilir:
Haiikarnassos Antmezar (Mausoleion). Devasa bir dikdrt
gen kaidenin zerinde, at yerine ok basamak bir piramit
tayan stunl bir onya avlusu ykselir, bunun zerinde de
Krai Mausolos ile dul ei Artemisiay tayan drt atl bir araba
yer alr. Antlarn en grkemlisini yaptran ite bu kadnd. Bu
nunla beraber, bu antn hem iktisadi geliim yllarna hem de
Amerikanizme zg bir yan olsa gerek. Y apnn her tarafn
gz kamatrc frizler sslyordu. Kalntlarnda hl gze ar
pan cokulu hareket, dnemin slubuydu. Ayn slup baka
alanlarda da gze arpar, rnein dramatik devinimler douran,
rpnp uuan, bulutlanp kabaran giysiler de bu tarzdadr ve
zaman zaman barok heykelleri andrrlar. Eskiden bakire kzlar
delikanl gibiyken, bu kez delikanllar gen kzlar gibidir. Her
tarafndan kuvvet fkran kahramanlar da yoktur artk: Ares
biie gevemitir ve hznldr, Heinrich Brunnun deyiiyle,
k temendir. Erkeksi kadnlar da yoktur: Amazonlar bile
yumuak huylu gen kzlara dnmtr, yanna yaklalmaz
sert bakireler deildirler. Athena bile koketlemitir. Vahice
iftleme yoktur: Satyrler bile edepli edepli kur yapyordur
artk. Zeus heykeli -ban Roma dneminde yaplm iyi bir
kopyas, onsekizinci yzyln sonunda Romann kuzeydou
sundaki bir tara kenti olan Otricode bulundu- drdnc
yzyln ikinci yarsnda yaam, ad san bilinmeyen bir usta
nn elinden kma devasa bir mermer klt heykeliydi. Bu hey
kel tam tamna Homerosun batanrsdr: Soylu, lml, kudretli
ve teseili doiu. zellikle de aslan yelesi ve lle sakallarnn
iilii grkemlidir. Pheidiasn Zeus heykeliyle kyaslad
304 ANTK YUNANTN KLTR TARH
D nya
G n
nn
Sonu
mzda, bu Zeus daha teatral, ama daha yumuak ve daha scak,
daha insani ve duygusal bir etkiye sahiptir. ok vlm, ok
svlm Belvedere Apollonu, canl, neredeyse uucu devi
nimi, gne tanrsnn ateli ve saf ehresiyle dal gibi bir deli
kanldr; zengin, bamsz bir ss gibi ilenmi salar, zarif
kollar ve bacaklar, modaya uygun gzel sa kesimi ve olaa
nst etkili, ama etkisinin de fazlaca farknda olan pozuyla bir
bakma marur bir zevkperesti artrr. Burada Praksitelesin
yumuak parlts iyice satenlemitir. Tam drt nesil, Winckel-
mann, Herder ve Goethe nclnde bu heykelin etkisinde
kaldktan sonra, ondokuzuncu yzyl dnmne doru sanat
eletirmenleri evresinde bu heykele bir terzi kuklas diye srt
evirmek marifet saylr olmutu. Elbette haksz bir eletiriydi
bu, nk en st dzeyde bir kaligrafi, teknik doyum denen bir
ey vardr, ite sanat orada artk yalnzca gzellii dile getirir.
Hangi alana bakarsak bakalm, ortak paydann doymuluk
ve ar olgunluk olduunu grrz. Her yerde akam gneinin
yorgun hzn vardr: En arpc antmezarlarn bu yzylda
ortaya km olmas tesadf deildir. Y unanllk, dnyann
yazgs olmak, kendi halknn ruhunu insanln ruhuna dn
trmek, lmszlemek uruna lmek iin yola koyulmutu:
Tanrlarn katna alnsn diye kendini atee atan Empedokiesin
gereidir bu. skender dnyay fethetmekle, Hellas tarihin
sunanda kurban etmitir. Adn skenderden alan skenderiye
dneminde tarihi nemini oktan yitirmi olan Y unan halk
yce bir imge olarak dnyevi gkte bir bur gibi parldamaya
devam eder.
Dizin
Agatharkhos, 207;
Agathon, 209-210.
Agis, Sparta kral 192.
Agorakritos, 111.
Aiskhines, 235, 268, 283.
Aiskhylos, 39, 62, 70, 111, 210, 212-
217, 219-220, 229, 248-249, 251,
253.
Aisopos, 42, 127.
Akesas, 116.
Aiarich, Vizigol kral 76.
Alkaios, 63, 101, 124, 125.
Alkibiades, 41, 109, 184, 191, 235,
253, 256-257.
Alkmaion, 142.
Alkman, 123.
Alyattes, Lidya kral 91,105.
Amasis, Msr kral 105.
Ambrosius, 58.
Anakreon, 113, 122, 126.
Anaksagoras, 187, 226, 228, 243,
246.
Anaksimandros, 130-132, 141, 143,
226.
Anaksimenes, 132, 141.
Ancus Marcius, Roma'nn 4. kral
147.
Andersen, Hans Christian 71, 177,
298.
Anquetil Duperron, Abraham 157.
An tenor, 118.
Antipatros, Philipposun komutan 268.
Antiphilos, 299.
Antiphon, 188, 233, 243.
Antisthenes, 285, 288.
Apelles, 217, 267, 279, 299.
ApolSodoros, 185,254.
Aristarkhos, Samothrakeli 66.
Arkesileas, II. 90, 115.
Aristeides, 55, 111, 166, 284.
Aristippos, 279, 284-285, 301.
Aristokles, bkz. Platon
Aristophanes. 30, 63, 78, 186, 195,
235,243,250,252-253.
306 ANTK YUNANIN KLTR TARH
Aristoteles, 13, 29, 98-99, 106-107,
111, 123, 130, 137, 182, 200, 210,
217, 226, 228-229, 238, 242, 244,
251, 254, 267, 271, 273, 275, 281,
287,289-291,293-294,301.
Arkhelaos, filozof 228.
Arkhelaos, Makedonya kral 267.
Arkhilokhos, 65, 113, 123, 139, 244.
Arkhimedes, 32.
Arianos, 42, 229.
Artakserkses, 161, 179,259-260.
Artemisia, 303.
Aspasia, 187.
Aspasia, K k 279.
Atossa, 161.
dAubignac, Franois Hedefin 66.
Augustinus, 58.
Augustus, 128, 143, 151, 271, 298.
Bach, J ohan Sebastian 249.
Bacon, Francis 238, 294.
Beethoven, Ludwig van 49, 217.
Beloch, Kari J ulius 268.
Berkeley, George 241,
Bemays, J acob 210.
Berve, Helmut 272.
Berzelius, J acob 239.
Binder, Wilhelm 296.
Bismarck, Otto von 101, 189, 253,
270.
Blass, Friedrich 62.
Boolh, J ohn Wilkes 270.
Boscovich, Roger J osef 239.
Byle, Roberl 240,
Bcklin, Amold 175.
Breysig, K urt 85.
Brunn, Heinrich 114, 205, 303.
Bruno, Giordano 294.
Brutus Lucius lunius, 148.
Brutus Marcus lunius, 270:
Buckle, Henry Tfomas 14-15.
Buddha 137.
Burckhardt, J akob 52,77, 81,89,199.
Butades, 114.
Byron, Lord George 109.
Caesar, 20, 151-152,271,287.
Calderon de la Barca, Pedro 68, 251.
Caligula, 20, 105.
Cartesius, bkz. Descartes
Cassius, 270.
Cato, Y al 144,156,264.
Catullus, 123, 149.
Cauer, Paul 59.
Cellarius, Christoph 84.
Chlodwig, Frank kral 84.
Cicero, 78, 151-152, 154, 242, 292.
Cincinnatus, Roma diktatr 263.
Claudius Pulcher, Roma konsl 151.
Clausevvitz, Kari von 166.
Clemens, skenderiyeli 157
Cloelia, 263.
Collatinus, 148.
Coriolanus, 152, 263.
Cromwell, Oliver 104.
Curtius, Emsi 58, 87.
Dacque, Edgar 131, 132.
Daidalos, 116.
Dalton, J ohn 239.
Dante, 45,49.
Dareios I., 160.
Dareios II., 259.
Darwin, Charles 132.
Daumier, Honore 253, 297.
Deinokrates, 274.
Delbrck, Hans 167.
Demades 187.
Demetrios Poliorkhetes, Makedonya
kral 20.
Demokritos, 49, 77, 238, 240, 241,
242, 243.
Demosthenes, 202, 269, 278, 283,
286, 289.
Descartes, Rene 137, 220, 239-240.
Deussen, Paul 227.
Diodoros, 274.
Diogenes, 29, 201, 279, 285, 301.
Dion Khrysostomos, 222.
Dionysos I., Syrakusaili 259, 271,
301.
Dionysos II., Syrakusaili 280.
Dionysos, Halikamassoslu 143.
Dostoyevski, Fedor 49, 237.
Drakon, 93.
Droysen, J ohann Gustav 178, 267.
Eckhardt, Usta 60.
Elgin, Lord Thomas 206.
Emerson, Ralph Waldo 132.
Empedokles, 225, 228, 304.
Epameinondas, devlet adam ve
Thebai komutan 111, 261-262,
267,269.
d iz i n 3 0 7
Ephoros, 282.
Epikharmos, 63, 128, 244.
Epktet, 63.
Epikuros, 29, 96, 238, 242.
Erasmus, Rotterdaml 61,295.
Eratosthenes, 90, 298.
Eubulides, Miletoslu 138.
Eudemos, 134.
Eudoksos (Endoksos), 298.
Eupolis, 253.
Euripides, 101, 176, 183, 208, 210,
220, 232, 237, 244, 248-251, 253,
255-256, 258, 267, 277.
Euthydemos, sofist 233.
Fallmerayer, J akob Philipp 87.
Faraday, Michael 239.
Favorinus, 244.
Fechner, Gustav Theodor 138.
Feuerbach, Ludwig 14, 135.
Fischer, Theobald 16.
Flaubert, Gustave 248.
Friedrieh, Byk 24, 62, 66, 101,
190,269.
Furtwngler, Adolf 221.
Gad, Urban 48.
Galilei, Galileo 134, 240.
Gardiner, Stephen 61.
Garrick, David 217.
Gassendi, Pierre 238.
Gatterer, J ohann Christoph 84.
Gellert, Clristian Frchtegott 128,297.
Gelon, Syrakusaili 167-168.
Gluck, Christoph Willibald 249
Goethe, J ohann Wolfgang von 15,
45, 49, 67, 68, 126, I2S, 173, 184,
206, 210, 212, 216, 222, 229, 304.
Gogol, Nikolai 278.
Gorgias, 228-231, 234.
Grillparzer, Franz 125, 173.
Grote, George 49, 233.
Gustav, II. Adolf 267.
Gutenberg, J ohann 246.
Gyges, 91.
Hackel, Emst 226.
Hadrianus, 118.
Hamann, J ohann Georg 296.
Harmodios 106, 118-119.
Hegel, Georg Wilhe!m Friedrieh 49,
86, 129, 137, 140, 153,233,294.
Hehn, Viktor 44-45.
Heine, Heinrich 254.
Hekataios, Miletoslu 39, 63, 139,
143, 164.
Helikon, 20, 116.
Hephaistion, 273-274.
Herakleitos, 49, 63, 128, 133, 139-
141,228,271.
Herder, J ohann Gottfried 215, 304.
Hermippos, 149.
Herodotos, 39, 53, 63, 66, 157, 160,
.163, 166,213,218-219, 229,271.
Herondas. 176, 244.
Herostratos, 270.
Hesiodos, 37, 42, 50, 52-53, 63, 66,
72-73, 75, 87,92, 112, 135, 139.
Hieron, Syrakusaili 213.
Hipparkhos, 106, 118.
Hippias, 106, 164, 231.
Hippias, Elisli, sofist 231.
Hippodamos, Miletoslu 179, 280.
Hippokrates, Koslu 13, 25, 63, 243,
244, 256.
Hipponaks, Ephesoslu 39, 126.
Hobbes, Thomas 246.
Hogarth, William 297,
Holberg, L udvig 297.
Homeros, 18, 25, 27, 30-31, 37, 40-
41, 44-45, 47. 53, 56, 63-64, 66,
68, 69-73, 75, 79, 82-83, 85, 97,
102. 123, 135, 139, 143, 200, 202,
204, 211, 213, 218, 222, 251, 266,
278, 287,303.
Horatius, 123,215, 295.
Horatius Cocles, 263.
Hlderlin, Friedrieh 215, 225.
Hrbiger, Hanns 130.
Humboldt, Wilhelm von 215.
Hypereides, 279.
Hystaspes, I. Dareios'un babas 160.
I bsen, 175. 208, 212, 214, 220, 249-
251,287,297.
Iffland, August VVillheim 49, 297.
on 63, 209,
Iulius Nepos, son Roma imparatoru 84.
bykos, 112.
skender, Byk 73, 86, 111, 118,
177, 194, 215, 258, 260, 266, 268-
276, 279, 281-282, 286, 289, 299-
301. 304.
3 0 8 ANTK YUNAIN/YN KLTR TARH
sokrates, 145, 203, 229, 268, 277-
278, 282.
J ger, Wilheim 109.
J ean Paul, 186.
Kallias, 96, 185,253.
Kailimakhos, 90, 128.
Kallisthenes, 271.
Kant, I mmanuel 13, 22, 102, 109,
138,241,288,292, 294,
Keller, Gottfried 68, 152.
K ierkegaard, Sren 297.
Kimon, Kieonaili 116.
Kimon. 179-180.
K learkhos, 259.
Kleist, Heinrich von 102.
Kleisthenes, Sikyolu 104.
K leisthenes. Atinal devlet adam
107.
K leisthenes 1,, Sparta kral 187,
Kleon, 186, 190,208.
Kleophon, 192.
K onstantin, Byk 84.
K otzebue, August von 49.
Koster, A dolf 169.
K rates, 285.
Kratinos, 62, 253.
Kratylos, 140.
K raus, Kari 254.
Kritias, 209, 232, 235, 256.
Kritios, 118.
K roisos, Lidya kral 91,95,164.
Ksenophanes, 110, 135-136, 139,
141.
Ksenophon, 38, 41, 98-99, 163, 193,
194, 232, 235, 256, 260-261, 268,
287.
Kserkses, 34, 85, 118, 166, 168, 213,
260.
Kyros, Byk 92, 259-260
Kyros, K k, 279.
Labruyere, J ean de 295.
Lachmann, Kari 67.
Lafontaine, J ean de 128.
Lais, 279.
Lamarck, J ean 132.
Lamotte, Antoin Houdart de 128.
Lamprecht, Kari 85.
Lange, Friedrich Albert 113.
Laplace, Pierre Simon de 132.
Laube, Heinrich 174.
Leo, Heinrich 85, 167.
Leonardo da Vinci 222.
Leonidas, 29, 167.
Lessing, Gotthold Ephraim 113, 127
128,'210.
Liebreich, Oskar 35.
Livius, 149.
Locke, J ohn 240.
LucrcUu. 148, 263.
Louis, XIV. 223, 268.
Lukianos, 70, 77, 254.
Luther, Martin 128, 294.
Lykurgos, 93, 100-111.
Lysandros, 192, 232, 256-257.
Lysias, 188,277, 283.
Lysippos, 36, 86,273, 301-302.
Machiavelli, Niccolo 234, 248.
Maeterbnck, Maurice 214.
Mardonios, 168.
Martialis, 222.
Mausolos, 303.
Memnon, Rodoslu, skenderin ko
mutan 274.
Menandros, 244, 279, 297.
Menenius Agrippa, 263.
Michelangelo Buonarroti 49.
Miltiades, Atinal komutan 109, 164-
165, 179.
Mimnemos, 124.
Minos, 84, 111, 144.
Moliere, 68, 297.
Mommsen, Theodor 87, 264.
Mozart, Wolfgang Amadeus 86, 217,
301.
Mucius Scaevola, 152,263.
Musa, 20, 74, 126, 157, 194.
Mussolini, Benito 271.
Mller, J ohannes von 24.
Myron, 221,223,224, 301.
Napolyon, I. 104, 261.
Napolyon, III. 104, 190-191.
Nekao, firavun 163.
Nero, 20. 234.
Nesiotes, 118.
Nestroy, J ohann 68, 128, 235, 252,
297.
Newton, Isaac 13, 240.
Nietzsche, Friedrich 48-49, 51, 54-
55, 135, 139, 158, 225,234, 301.
DZN 309
Nikias, Atinal devlet adam 191.
Nikias, ressam 299.
Nikomedes, Bithynia kral 300.
Novalis, 134.
Numa Pompilius, Romann 2. kral
147.
Olympias, skenderin annesi 270,
272.
Ovidius, 86, 125.
Parmenides, 136-137, 139-141, 225-
226, 228.
Parmenion, Phiiippos ve skenderin
komutan 109,268,275.
Parrhasios, 255.
Parysatis, 259.
Pasteur, Louis 293.
Pausanias, Orestisli 270.
Pausanias, Sparta kral 180,257.
Pausanias, 221.
Pausias, 299.
Peisistratos, Atina tiran 63, 66, 107-
108, 148, 187.
Periandros, 20, 104, 105
Perikles, 44, 96, 112, 173, 187-190,
199, 202, 223, 243, 246, 253, 277,
279.
Phaedrus, 128.
Phamabazos, Frigya satrap 193.
Pheidias, 86, 111, 113, 188, 206,
221-223, 287,301,303.
Pherekrates, 184.
Phiiippos II., Makedonya kral 85,
109, 111, 177, 259, 266-270, 278,
283,299.
Phokion, 284.
Phryne, 279.
Phrynikhos, 212.
Pindaros, 30, 63, 110, 122, 175, 214,
244.
Pittakos, 125.
Platen, Kont August von 215.
Platon, 27. 29, 31, 60, 63-64, 86, 98-
99, 103, 111, 128-129, 132, 136-
137, 140, 173, 178, 195, 200-201,
203, 229-230, 232, 235, 237, 242,
254, 258-259, 262, 283. 287, 289-
290, 292, 297-298,
Plinius, 118, 149,255, 300.
Plutarkhos, 66, 86, 99, 113, 187-188,
270, 272.
Polybios, 14, 86, 102, 247.
Polygnoos, 215-217, 219, 256.
Polykletos 113, 221, 224-225, 302.
Polykrates, 86, 105, 126.
Pope, Alexander 66.
Poros, Hint kral 275.
Phlmann, Robertvon 145, 147.
Praksiteles, 86, 222, 279, 299-301,
304.
Prodikos, 231.
Proklos, 65.
Protagoras, 229, 232, 238, 251.
Ptolemaios, I. 279.
Ptolemaios, II. 163.
Pythagoras, 63, 86, 105, 132-133,
135, 139, 142, 220, 229.278.
Pytheas, Massilial 276.
Quintilianus, 153, 292.
Raffaello 223.
Raimund, Ferdinand 71, 252.
Ranke, Leopold von 146, 248.
Ratzel, Friedrich 24.
Ravaillac, Franois 270.
Rembrandt, 13.
Remus, 146.
Rodin, Auguste 175.
Rohde, Erwin 53.
Roksane, skenderin kars 272.
Romulus, Romanm kurucusu ve 1.
kral 146-147.
Romulus Augustulus, Roma impara
toru 84.
Rousseau, J ean-J acques 86, 113.
Rutherford, Emest 239.
Salis, Amold von 223, 303.
Sappho, 30,63, 125-126, 173.
Schiller, Friedrich von 24, 55, 67,
105, 176, 203, 220, 249, 258.
Schlegel, Wilhelm von 126.
Sehleermacher, Friedrich Enst
Daniel 154.
Schliemann, Heinrich 32.
Schopenhauer, Arthur 51, 294.
Schwartz, Eduard 259, 290.
Scipio, Y al 259.
Servius Tullius, Romann 6. kral
148.
Shakespeare, William 13, 49, 68,
208, 212, 220, 235, 248-249, 251,
3 1 0 ANTK YUNANTN KLTR TARH
Shaw, George Bemard 236,251, 287.
Sheridan, Richard Brinsley 297.
Simonides, K eoslu 127.
Simplikios, 134.
Skopas, 301.
Smith, Benjamin 94.
Sokrates, 25, 29,44, 51, 83, 86, 111,
126, 139, 141, 176, 185, 208,228-
229, 232, 235, 237-238, 243, 267,
284-285, 287.
Solon, 40, 92, 94, 96, 107, 111, 125,
182, 229, 287.
Sophokles, 111, 210, 219-222, 244,
248, 249-251.
Sophron, 128.
Sosias, 116.
Spengler, Oswald 85.
Stateira, II. Artakserksesin kars
259.
Stateira, skenderin kars 272.
Stesikhoros, 124.
Stimer, Max 234.
Strabon, 86,143.
Tacitus, 45.
Talma, Franois J oseph 217.
Tarquinius Priscus, Romann 5.
kral 148.
Tarquinius Superbus, Romann 7. ve
son kral 148
Tertullianus, kilise babas 156.
Thais, 279.
Thales, 129-130, 141.
Themistokles, Atinal devlet adam
ve komutan 44, 109, 111, 165-168,
179,212.
Theodorich, Byk, Ostrogot kral
84.
Theognis, 126-127.
Theophrastos (Tyrtamos), 176, 209,
294-295, 297.
Theopompos, Khioslu 145
Theramenes, 256.
Thomas, Aquinolu 294.
Thrasybulos, Miletos tiran 104-105.
Thrasybulos, Atinal komutan 257.
Thukydides, 45, 164, 176-177, 186,
187, 191, 199,232,246,260.
Timanthes, 255.
Timoleon, 259.
Timotheos, 244.
Tissaphemes, Sardeis satrap 191.
Tolstoy, L eo 286.
Treitschke, Heinrich von 112.
Tullus Hostilius, Romann 3. kral
147.
Tyrtaios, 101, 122, 244.
Vanderbilt, 96.
Varro, 156-157.
Vergilius, 70, 149.
Veme, J ules 23.
Voltaire, 109, 127, 156,215.
Wagner, Richard 122, 175, 207, 249,
251.
Wallenstein, Albrecht von 69, 86,
176.
VVeber, Cari Maria von 109, 217.
Wilamowitz-Moellendorf, Ulrich von,
81,268.
Winckelmann, J ohann J oachim 51,
86,199,222,304.
Wolf, Friedrich August 66.
Y ork von Wartenburg, 167.
Zaleukos, 93.
Zenon, Y al 137,141.
Zerdt (Zoroaster), 158, 159, 175,
225.
Zeuksis, 217,254,255, 267.
ANTK YUNAN'N KLTR TARH
Egon Friedell
Trkesi: Necati Aa
Lh gon Friedell'in lmnden sonra 1950 ylnda yaymla-
^ nan bu eseri yaymland gnden itibaren okuyucuyu
bylemeye devam etti. Antik Yunan'n Kltr Tarihi bu
esiz tarih felsefecisinin olgunluk eseridir. Bu kitapla okuyucu
antikaa daha nce hi bilmedii kaplardan girecek, hem
elenip hem renirken kafasndaki o mermer ve soluk imge
ler deiecek, "klasik" dnyann "modern" dnyayla nerelerde
aktn grecek. Friedell edebi, renkli slubu ve o engin
bilgisiyle hem kltr tarihi merakllarna hem de yaamn
gemi ve gelecek olduunu bilenlere etkileyici bir insanlk
destan sunuyor.