You are on page 1of 133

ANKARA NIVERSITESI

ILAHIYAT FAKI7LTESI YAYINLARINDAN

XXIII

ilk abj Felsefesi Tarihi


Do. Dr. Kmran BRAND

Ajars- Trk Matbaas


ANKARA
1958

ANKARA ON VERS TES


ILAHIYAT FAKLTESI YAYINLARINDAN

X XI II

ilk a Felsefesi Tarihi


Do. Dr. Kmran BRAND

Aj ans - Trk Matbaas


ANKARA
1958

I/NDEK LER

Sayfa No.
LTERATR .......................................

N SZ

3 5

ANTIK YUNAN DNYASI

7 -9

KAYNAKLAR
SOK1RATES'DEN NCEKI YUNAN FELSEFES

..... ......... ..

13 44

13 30

I. KOSMOLOGK DEVR

13
16
17
22

Milet Mektebi
. Fisagorculuk
Xenophanes, Heraklit, Parmenides, Zenon.
v. Empedokles, Anaxagoras, Demokritos

16
-17
22
30

30 44

IL ANTHROPOLOG K DEVR

30 36
36 41
41 44

Sofistler
n. Sokrates
Sokrates'ciler

BtrYtIK S STEMLER DEVRI


I. EFLATUN
Hayat
n, Eserleri
n, Felsefesi
v, deler nazariyesi
v, Varlk anlay
v, ki lem anlay
vn. Psikoloji
Ahlk gr
x. Devlet gr
......... .......... ............. .........
x. Di gr
.

....

47

91

47

69

47
49
51
53
55
56
57
60
61
68

-49
51
53
55
56
57
60
61
68
69
-

Sayfa No.
II. ARSTO

69 - 91

Felsefesi
. Mant
n. Bilgi nazariyesi
v. Metaphysik
v. Fizik
Alem gr
v. nsan gr
Psikologi
Ahlk gr
x. Devlet gr
x. Peripatos mektebi

70 - 71
71 - 74
74 - 75
75 - 80
80 - 82
82 - 83
83
84 - 86
86 - 87
87 - 90
90 - 91

RELLEN STK FELSEFE VE ROMA FELSEFES

95

GENEL ZGLER
AHLA.K FELSEFES

95 - 96
96 - 97

I. STOA MEKTEBI
1. Eski stoa
. Stoa fizi i
n. Bilgi nazariyesi
v. Psikologi
v. Ahlk
v. Devlet felsefesi

97 98 99 100 101 102 103 -

133

104

99
100
101
102
103
104

104 - los
105 - 106
106
106 - 109

II. EPKURCULUK
1. Bilgi nazariyesi
. Fizik
Ahlk
III. PHEC FELSEFE
IV. ORTA STOA
1. dev duygusu
. Devlet anlay
n. Poseidonios
v. Romal Stoahlar
D N DEVIR

109

113

113
115
116
117
118

119
116
117
118
119

120

133

122

I. PH LON
122

IT. YENI EFLATUNCULUK

128

Plotinos sistemi
. Plotinos esteti i
n Bilgi nazariyesi
v. Proklos

123 - 126
126 - 127
127
127 - 128

III. HRSTYANLIK FELSEFES

128 - 133

IV

L TERATR

Wilhelm Windelband; Lehrbuch der Geschichte der Philosophie, herausgegeben von H. Heimsoeth, Vierzehnte Auflage, Tbingen 1958.
Eduard Zeller; Die Philosophie der Griechen, II. I. Fnfte Auflage, Leipzig, 1922.
Eduard Zeller; Grundriss der Geschiechte der griechischen Philosophie,
13. Auflage, Leipzig, 1928.
Ueberweg; Grundriss der Geschichte der Philosophie des Altertums,
Zwlfte, umgearbeitete Auflage von Karl Praechter, Berlin, 1926.
Emil Brhier; Histoire de la Philosophie, L'Antiquit et Moyen ge; Paris, 1926.
Ernst Cassirer und Ernst Hoffman; Geschichte der Antiken Philosophie.
Berlin 1925.
H. V. Arnim; Die europaeische Philosophie des Altertums, ZWeite Auflage,

Berlin und Leipzig 1913.


Hans Meyer; Geschichte der alten Philosophie, Mnchen, 1925.
Dr. Wilhelm Capelle; Geschichte der Philosophie Die griechische Philosophie, II. III. IV. Zweite Auflage, Berlin, 1953.
Albert Rivaud; Histoire de la Philosophie, Des origine
Paris, 1948.

Scolastique,

Uon Robin; La Pense grecque et les origines de l'esprit scientifique, Paris, 1923.
Walter Kranz; Vorsokratische Denker, Zweite Auflage, 1949,
Hermann Diels; Die Fragmente der Vorsokratiker, Griechisch und Deutsch,
Fnfte Auflage, herausgegeben, von Walter Kranz, Berlin, 1935
Bd. II.
Platons Werke; bersetzt und eingeleitet von F. Schleiermacher. Neue
Auflage. Berlin, 1817.
W. Windelband; Platon Vierte Auflage, Stuttgart, 1905.
Paul Friedlaender; Platon I. II. Berlin 1928, 1930.
H. Bonitz; Platonische Studien, Zweite Auflage, Berlin, 1875.

Gerhard Krger; Einsicht und Leidenschaft, Das Wesen des Platonischen


Denkens, Zweite Auflage, Frankfurt/M. 1948.
P. Natorp; Platons Ideenlehre, Zweite Auflage, 1921.
Aristoteles; Metaphysik, ed H. Bonitz,. Berlin 1848.
Werner Jaeger; Artstoteles, Berlin, 1923.
Poppelreuter; Zur Psychologie des Aristoteles, Teophrast, Straton, Leipzig, 1891.
Max Phlenz; Die Stoa, 1948 - 49.
Adolf Dyroff; Die Ethik der alten Stoa, Berlin, 1897.
August Schmekel; Die Philosophie der mittleren Stoa, Berlin, 1892.
W. Theiler; Die Vorbereitung des Neuplatonismus, Leipzig, 1930.
A. Goedeckem.eyer; Geschichte des Griechischen Skeptizismsus, Leipzig,
1913.
Wilhelm Capelle, Marc Aurel; Selbsfbetrachtungen, 8. Auflage, Stuttgart,
1953.
Franz Cumont; Les religions orientales sous l'empire Romain, Paris 1929.
Emil Brehier; Plotin Enneades, Textes ed. et trad, Paris, 1924.
P. Jouget; L'imperialisme macedonien et L'hellenisation de L'Orient, Paris, 1926.
E. Cavaignac; Histoire generale de L'Antiquite, Paris, 1946.
A. Harnack; Lehrbuch der Dogmengeschichte,, Tbingen, 1909.
Pierre Maxime Schuhl; La Formation de la ensee Grecque, Paris, 1934.

ON SZ

lk a felsefesi tarihi, Antik Yunan felsefesi ile ba lar. Yunan Felsefesi, Bat dncesinin ve Bat ilminin kaynadr. Ancak, Yunan Felsefesi, yaln z Bat ilminin beii olmakla kalmaz, ayn zamanda, slm
felsefesinin de bir dayana olmutur. Gerekten, eski Yunan Felsefesini
bilmeden, hele, bu felsefnin, ba lca klsik statlarmn byk dnce
baarlar iinde ekillenmi ve geli mi olan belli bal felsefe sistemlerini tan madlan, Islm Felsefesinin temellerinden kavranabilmesine imkn yoktur. nk, Orta a n ilk devresinde, en olgun ve en verimli
devresine erimi olan islm Felsefesi de, t pk Bat Orta a felsefesi
lk a otoriteleri ile ilgildir. Bundan dolay , lk a. felsefesi tanndktan, lk an, Aristo, Efltun ve Plotinos gibi byk filozoflar mn, bal ca problemleri ile d nce ve gr leri kavrandktan sonra, slm felsefesinin incelenmesine geilirse, bu sonuncular n, nasl, bir bakma, lk a otoritelerine ba l olduklar aktan a a grlr. Orta
ada, Do u, lk an felsefe ile ve ilimle ilgili olan litteratrne, Bat'ya gre, ok daha geni lde sahiptir. Aristoculuk, bu devrin Do u
Islm dnyasnda nemli bil. rol oynam t r. Netekim, Do u'da, Bat'dan
ok daha nce bir Aristoculuk r almt r. Bat , Aristo'yu, do ulu filozoflar n yapt tercmeler yoluyla tamm t r. Aslnda, tarihi sre iinde olu an ve geli en felsefe sistemleri, ok
kere, klsik Yunan felsefesinde temellenmektedirler. Bu klsik felsefenin
statlar, Orta ada olduu gibi, Yeni Zamanlar felsefesi iinde ve hata gnmzde de, filozoflar iin bir ilham kayna olmakta devam etmektedirler.
imdi, bu noktada, felsefeyi, btn teki ilimlerden, zellikle, tabiat
ilimlerinden ay rar, nemli bir farka dokunmak gerekir. Tek tek ilimlerle u ral rken, bu ilimlerin tarihi olu malarmn gz nnde tutulmas
belki faydal , ama zorunlu de ildir. Manevi ilimler iin, ksmen gerekli
olan bu alma tarz ndan, tabiat ilimleri bsbtn de vazgeebilirler. Fiziin esaslarn belirtmek istioyen bir fizikinin, fizik tarihinden sz etmesi, aritmetikle u raan bir kimsenin de, aritmeti in tarihini bilmesi
zorunlu de ildir. Ama, felsefe yapan, felsefede derinle mek istiyen bir
kimsenin, felsefi olumay da bilmesi, felsefe tarihi ile ilgilenmesi artt r. nemli felsefe problemleri, felsefi d ncenin srekli gelene i iinde geliir. Btn bu d ncelerin, birbirine ne bak mdan bal, ne ,bakmdan kar olduu, birbirinden nas l kt, tarihi aklar iinde kavranabilir. Bundan dolay, tarihsiz felsefe yap lamaz.
3

u halde felsefe yapabilmek iin, ilkin, klasik filozoflarm, yzy llar


boyunca ekillendirmi ve gelitirmi olduklar gr ve dncelerin renilmesi gerekir. Bu da, felsefenin ba lca kavram ve prensiplerinin bi'inmesini saklar. Tek tek ilimlerle u raan kimselerin, nas l ilkin, bu
ilimlerin esas ve prensiplerini bilmeleri gerekiyorsa, felsefe ile u raanlarna da, felsefenin ba l ca kavram ve prensiplerini bilmeleri gerekir.
Felsefenin ba l ca kavram ve prensiplerin bilinmesi ise, felsefe tarihinin
bilinmesi, felsefe tarihi iinde olu an byk sistemlerin kavranmas ile
salanr. Gerekte, her byk filosof, gemi teki baarlar srekli olarak gz nnde tutmu , kendi dncelerini bunlarla kar latrm ve
kendi sistemine bu yoldan varm tr. Bylece, felsefe meselelerinin kavramnas, ilkin, felsefe tarihine mal olmu byk filozoflarm eserlerinin
bilinmesine ba ld r.
Felsefenin ilk byk klasik statlar , Aristo ve Eflatun, byk felsefi baarlarn, kendilerinden nceki filozoflarla hesapla arak, kendi dncelerini onlarn dnceleri ile karlat rarak ortaya koydular. Felsefe iin zorunlu olan bu al ma tarz , felsefede bir gelenek olarak yerleti ve o zamandan beri bu tarzda srp geldi. Orta a felsefesi bir
ilahiyatt . Ama, bu ilahiyat da, gene dini gr lerin, felsefi gelene in
statlar ile bir hesaplamas, daha do rusu, bir uzlama.% idi.
u halde, felsefeye girerken, ilkin, lk a felsefesi ile balamak ve
eski Yunan dnyas nn byk felsefi gelene inin klasik baardarma iaret etmek arttr.
mdi, acaba felsefenin kendisi ne dir? Yaln z, tarihi olu ve ak
iinde kavranlabilen bu dnme ,soru sorma, anlan a ve kavrama e idi zerinde, herkesin kabul edece i genel bir tarife varmak mmkn mdr? Felsefe ad verilen caba ce idi, varlk uurunun derinlemesini, insann gerek kendi varl , gerek lemin varl hakknda duydu u ilginin
genilemesini saklar. Bu alemde olup biten eylerin btnn dzgn ve
birlikli bir ekilde kavramak ve insan n kendisinin bu btn iinde ald yeri ve oynad rol belirtmek hedefini gder. Felsefe, ok geni bir
alan kuat r. nsan denemesine konu olan olgular iinde, hatta deneme
dnyas dnda, her hangi bir bak mdan, felsefeye konu olm yan, felsefl kavramlar ve d nceler iine girmiyen, felsefi bak mdan yorumlanp
temellendirilmiyen hi bir obje mevcut de ildir. nsan, kendi deneme
dnyas iinde alglad, kavrad , zledii, istedii eyleri felsefe yaparak de erlendirir. Bylece, hem onlara kar belli bir tavr alm, hem
de birbirinden ayr ve dank bir ekilde alglad eyleri, birbiri ile
mnasebete getirip bir sistem eklinde toplam olur. Byle olunca, felsefenin ne kadar geni bir program olmas gerekti i de aka grlr.
Bu geni programdan dolay da, en genel anlamda felsefe yapmak, olup
biten eylerin btnn, verimli bir ekilde kavramak bir hayli zorla r.
nk, bunu yapacak fflozofun, aritmetikci, fizikci, biolog, psikolog, dil
bilgini ve tarihi olmas , bal bana her tek ilmin en son ba arlarmdan
ve en yeni bulularndan haberli bulunmas , sonra, ayr ca, btn bunlar, sistemli bir ekilde ve tek bir btnde kavr yabilecek yetki ve kabiliyete de sahip olmas gerekir. Bu eit bir yetki ve kabiliyete sahip olan
byk dehalar, felsefe tarihinde, Antik a da - Arisio, Eflt m - olduu

gibi, Yeni Zamanlar felsefesi iinde - Descartes, Leibniz, Kant, Auguste,


Comte - de yetimi tir. Ancak bu al ma eidinin zorlu u ve gerekletirilmesindeki glk, daha, M. . V. yzy ldan beri grlm ve sezilmi tir. O zamandan bu yana, felsefeye konu olacak olgular n saysnn
gnden gne o almas ve giriftlemesi, ilimlerin uyguladklar usullerle,
kullandklan l ve hesaplann e idinin durmadan artmas , insan zihninin ,olgulann btnne hki n olma aba ve zleminin gerekle mesini imknsz bir hale getirmi tir.
Bununla birlikte, btn bu de iiklik ve eitlilik iinde, felsefi dncenin kendisi, felsefl sistemlerin kadrosu, hemen hemen, Antik a da oldu u gibi kalmt r. Eski Yunanl lar, mmkn olan her e it felsefi
dnceyi ort ya koymu, her eit felsefl sisteme i aret etmi gibidirler.
O zamandan bu yana, felsefi d nce eidinde, felsefi sistemlerin kadrosunda esasl bir de iiklik meydana geldi i ileri srlemez. Durmadan
says artan, durmadan giriftle en btn bu olgular hercmercinin dzenlenmesine yarayacak ana kavramlar, Antik a dan beri kayda de er
bir deiiklie u rarnam , saylar kayda de er bir ekilde artmam t r.
Dince tarihinin hedefi, btn bu kavramlar n, tarihi sre iindeki
gelimelerini, olu ve aklarn kavrama, aralar ndaki ilgi ve ballklan meydana karmad r. Bunlar n, tarihin hangi devrinde ortaya kp,
hangi devrinde birlikli sistemler haline geldiklerini ve d nce dnyasna ne ekilde hkim olduklarn gstermektir. Henen hemen btn felseti sistemlerin, Antik a dan yahut Orta a dan bir kk vard r. Hi
bir filozof, kendinden nceki sisternlere ba lanmadan, hi de ilse, bunlar dikkatli bir ,ekilde ele alp incelemeden kendi gr ve dncelerini ortaya koyamaz. Bundan dolay , felsefe ile u ra.acak kimseler iin,
felsefe tarihinin ve zellikle, ilmin ve felsefenin kayna olan lk a.
felsefesi tarihinin nemi hi bir ekilde inkr edilemez.

ANTIK YUNAN DNYASI

Bat Felsefesi, manevi kayna n, Antik Yunan dnyas nda bulur.


Yunanllar, hi bir vakit, birlikli bir sosial dzen alt nda toplanamam lar, tek ve kapal bir devlet kuramam lard r. Bu ok ferdi karakterli
ulus, her vakit, da'nk yaamtr. Yunanllar, yaln z bir kere, Iranhlara kar koymak iin birle miler ve bu birle me, btn Antik Yunan tarihi boyunca, milli birliklerinin tek belirtisi olarak kalm tr. Yunanistan'da, her ehir bal bana bir devletti. Netekim ,Yunaneada "Polis
kelimesi, hem ehir, hem de devlet anlam na gelir. Bu ehirlerin, ok
mcadeleli ve ok hareketli bir hayat vard. Durmadan birbirleri ile
mcadele ediyorlar, i sava larla birbirlerini yprat p bitiriyorlard. Ancak, bu mcadele, ehirler aras nda olmakla kalmyor, ayn zamanda, bir
ehrin fertleri ve e itli sosial s mflar da birbirleri ile mcadele ediyorlard.
Yunanllar, esas itibariyle kabileden meydana gelmi lerdi. Eolia'llar, Dorial lar, Ioniallar. Bu kabilelerden ilki, kbyllerden meydana
geliyordu. Dorial lar ise, daha ok asker bir kabile idiler. Netekim, bu
kabileden olan Ispartal lar, sa\,a hedeflerine Gre dzenlenmi sert bir
devlet kurmular, lksten, eglenceden ve ruh e itiminden uzak, sert bir
devlet rejimi ortya koymulard. Bu kabilelerin, d nce tarihi bakmndan, en nemli olan Ioniallardr. Felsefeyi, denizci ve tccar bir millet
olan bu ioniallar yaratmtr. Ioniallarn kurmu olduu Antik Yunan
Dnyas ilmin beii olmutur. Bilgiyi, baka hi bir kar gzetmeksizin, yalnz bilmek iin elde etmek isteyen manevi aba, ilkin, ionial lann
yurdunda domutur. Geri, en son ara trmalar, bu eit bir bilgi anlaynn, Yunanllardan nce, baz Dou uluslarnda, hele, inliler ve
Hintliler'de de mevcut oldu unu ortya koymutur. Do u dnyasnn
bu en eski kltr uluslar da, bir yandan, pratik hayat n zorunluluklar
sonucunda elde edilmi, ay- ayr, tek tek bir yn bilgilere, te yandan,
leinin btn hakk nda, mitologi'ye ve fantezi'ye dayanan baz genel
grlere sahiptirler. Bununla birlikte, btn bu bilgiler, ne pratik hayatn gereklerini a abilmi, ne de dini bilginin snrlar dna kabilmilerdr. Bundan dolay , btnl ile, bal bana ve verimli bir alma
kayt edilememitir.
7

Antik Yunan dnyas nda da ilkin durum byledir. Ancak, btn


toplulukla ilgili olan bir hareket ve kalk nma sonucunda, bu ulusun,
manevi kuvvetleri harekete gelmi ve yalnz bilmeyi hedef edinen metodt ve sistemli ara trmalar meydana getirilmitir. Bu devrin balangc,
M. O. VI. yzyla rastlar. Yunan kltrnn ilk stn ba arl eserleri,
VI. yzylda, Yunan kolonilerinde, zellikle, Anadolu k plarndaki kolonilerde ortya kar. Koloniler, gerek maddi, gerek manevi geli me bakmndan Ana vatandan daha ileri idiler. Ancak, bu geli me uzun srmemi ve Anadolu kylanndaki bu Yunan kolonileri, ranllar tarafndan zaptedilmitir. ranllar, bundan sonra, as l Yunanistana da sald rmya kalkm larsa da, Yunanl lann, kendi aralarnda birleip kar koymalar ile geriye pskrtlm lerdir. Yunanllarm stnl ile sona
eren bu sava, bu ulusun, maddi ve manevi imknlann n gelimesine, ge-.
rek siyaset, gerek kltr alan nda ykselmesine yol am tr. lkin, ticaret hayat, memleketin zenginle mesini salam ve geimi kolaylatrmtr. Bu durum, hayat n incelmesine ve manevile mesine imkn vermitir. Bu arada, sosial dzenin her e idini yayan Atina'mn Ana yasas, Demokrasi'ye do ru gelimi ve iddetli parti mcadeleleri iinde,
ferdi kabiliyetler de geli mek imknn bulmu ve ferdi dnce bamszln kazanm tr. te, felsefe ad verilen Yunan ilmi, yani, bilgiyi,
yalnz bilmek iin elde etmiye al an "Yunan mucizesi bu durum iinde ortya kmtr. Yunanistan, kendinden nceki uluslann ula amadklan bir seviyeye eri mi, felsefe, sanat ve edebiyatta byk ba arlar
meydana getirmi tir. Antik ala ilgili olan btn bu yaratmalar, ilim,
hukuk, siyaset, din ve plstik sanatlar alan nda, Bat dncesi iin sonsuz bir kaynak olmu tur.
Antik Yunan d ncesi bu stn ba ary meydana getirirken, phesiz ki, kendisinden nceki uluslann tek tek ba anlanndan da faydalanmtr. ioniallar, bir yandan, ta Balt k kylanna, te yandan, M sr ve
Mezopotamya'ya kadar uzanan ticaret yollar ile uzak lkelerle mnasebette idiler. Bunlar, ara trmaya ve yeni seyler grmiye merakl bir ulustular. Bir yandan, ince gzlemlerde bulunurlarken, te yandan, dola tklan yerlerden bir tak m bilgiler topluyorlar& Netekim, Do 'u dnyasnn
baz uluslanndan, zellikle, M sr'dan ve Babilonia'dan ok faydalanm lard. Astronomi ve aritmetikte Babilonia'ya, geometri'de M sr'a, yazda
da Girit ve gene M sr'a ok ey borlu idiler. Bununla birlikte dardan
topladklan btn bu malzemeyi ve kendi ince gzlemlerini, ok gen ve
din bir aba ile toparlay p, bundan gayet orijinal bir sentez meydana
getirmesini bildiler. Gen Yunan ilminin ilk ilgisi tabiata ynelmi ti. Bundan dolay, ilkin, tabiatn kavranlmasna yanyacak ana kavramlann
formlannn belirlenmesine gifi ildi. Felsefe, ancak, bundan sonraki dev8

rede insana dnd ve insan n eylemlerini kendine konu yapt . Nihayet,


daha sonra da byiik sistemler meydana getirecek bir seviyeye eri ti.
Buna gre, Yunan Felsefesini devreye ay rmak det olmutur. Kosmologik devir (600 - 450), Anthropologik devir (450 - 400) ve Sistematik devir (400 - 322).
KAYNAKLAR :

Bat kltr evresinin, ilk byk ba ans olan Yunan Felsefesini acaba nereden biliyoruz? lkin bu felsefeyi biz, olduka geni lde sahip
olduumuz eski metinlerden biliyoruz. Eserleri bize kadar gelmi olan
Yunan bilginleri ve filozoflan yoluyla biliyoruz. Bu gn, Efltun'un eserlerinin, hemen hemen tamam na, Aristo'nun eserlerinin de byk bir k smna sahip bulunuluyor. Efltun'dan nceki ve sonraki filozoflardan da
bir ok dragmentler paralar kalm , ama bu arada bir ok eserler de
yok olmutur. Filologik almalar sonucunda, bu kalan paralann birletirilmesi ii de tamamlanm gibidir.
Yunan filozoflan her vakit, kendilerinden nce gelen filozoflann yazlarn biliyorlard . Bununla birlikte, daha nceki doktrinlerin metodik
bir ekilde incelenmesi as l, Demokritos'un mektebinde ele al nm gibi
grnyor. Bu usul, Sofistler ve Eflatun taraf ndan da takip ediliyor. Nihayet Aristo, ele ald her konuda, kendinden nce gelen filozoflarm bu
hususta ne dndklerinin bir zetini vermeyi adet ediniyor. Bundan
baka Aristo, mesel Fisagorculuk gibi kavran lmas g olan eski doktrinler hakknda doru bilgi vermeyi de deniyor. Aristo, bylece, iki eit felsefe tarihi al masn, biografi ve doxografi'yi kurmu oluyor. Bundan byle, felsefe tarihileri biograflar ve doxograflar olmak zere ikiye
aynlmtr. Biograflar, ele ald klan filozoflarm hayatlanmn ak n tasvir
ederler. Antik a n biograflan iinde nemlilerinden biri laertli Diogenes'dir. Diogenes, MS. 11. yz yl sonlarna doru yazm olduu bir kitapta bildigi filozoflarn hayat ve eserleri hakk nda bilgi verir. Diogeres'in, bu gn bizce bilinmiyen ba ka felsefe tarihi kaynaklanndan faydalar m olduu tahmin ediliyor. Doxograflar ise, felsefe tarihi meselelerini
sistematik bir ekilde incelerler. Belli felsefe meselelerini ele al p, bu meseleler karsnda ayr ayn filozoflarm ne d ndn tasvir ederler.
Doxograflann ba nda, bu alma eidinin ilk kurucusu olan Aristo'nun
kendisi bulunur. Aristo, u rat mesele hakknda kendisinden nce, ne
d nld n de incelemek istemi ve ayr ayn filozoflarm bu husustaki grlerini kendi felsefesi ile olan ilgisi lsnde tasvir etmi tir. lmi almamn ilk kurucusu olan Aristo, bylece, doxografik bak mdan
da en nemli bir kaynaktr. Aristo'dan sonra, doxografik al ma yapanlar arasnda, Aristo'nun renicisi olan Theophrast vard r. Yunan felsefesi hakknda bilgi veren balca kaynaklar bunlard r.

Sokratesiden nceki Yunan


Felsefesi

SOKRATES'DEN NCEKI YUNAN


FELSEFESI

I. KOSMOLOGX DEVR

. Milet Mektebi :
Yunan felsefesi ilk nce, kk Asya'da, eski bir Ion kolonisi olan
Milet'de dodu. Milet mektebinden temsilci tamyoruz. Thales., Anaximandros, Anaximenes. Aristo'nun, fizikiler ad altnda toplad bu dnrler, (M.. VI. yz y l) mitos'u bir yana brak p deneme ve gzlemden kalkarak agldamalarda bulunan ilk filozoflard r. Fizikilerin eserleri, tabiat hakknda adm tar. Bunlar, tabiat n kayna' nn ne oldu u
sorusunu ortaya atar, tabiat n nasl meydana km olduunu aklamya alfhrlar. Bu meseleyi, yani, lemin nas l meydana gelmi olduu
meselesini aklamak iin hipotezler kurar, astronomi ve co rafya ile ilgiil sorular ortaya atarlar. Dnya'n n ekli ve yaps ile, Gne'in, yldzlann mahiyet ve yap lar, dnya ile yldzlar arasnda mnasebet meselesi zerine dnceler ileri srerler. Buna kar lk, organik dnya ile ve
insan konusu ile' pek ilgilenmezler.
En eski Yunan bilgini ve ilk fiziki filozof Thales'dir. Thales'e gre,
her ey, sudan kmtr. Hayatn kayna, okyanustur. Aristo, Thales'in
byle bir dnceye nasl varm olabilecei hakknda baz tahminler ileri srer. Aristo'ya gre, Thales'in bu kanaata, tabiat! gzliyerek varm
olmas gerekir. Su, canl hayat iin arttr. Her ey, su ile rn verir.
Canly meydana getiren tohumlar, ya lk iinde geliir. Bu suretle Thales,
suyu, canl varlklann kayna olarak gsterir. u halde, btn canl varlklann kayna, bir tek asil? madde yani sudur. Bu asil madde, yani,
arche canldr ve canllar yaratmak gcne sahiptir. Aristo'nun bildirdiine gre, asil.' maddede bir canhl k veya yaratclk kudreti bulunduunu kabul eden bu anlay, aym zamanda, onun, tannlarla dolu oldu una da inanmakta imi Ite, Thales'in, lemin olumas hakknda ortaya
att dnceler bunlard r. Bu dnriin lem tasavvurunda, daha pek
ok mitoloji ve iir de vardr. Ona gre, st yar krre eklinde bir gk
kubbesi ile evrelenmi olan arz, tlan daha kalkk olan yuvarlak bir
13

dzlem eklinde, okyanusun stnde yzmektedir. Sulann stnde yzen byle bir dnya anlayna Babilonya'da da rastlan r. Bu suretle,
Thales'in, Babilonial larn tesiri altnda kalm oldugu da kabul edilebilir.
Milet mektebinin, birlikli dnya dzenini belirt riek yolundaki abas , Anaximandrosla birlikte, metafizik bir kavram n, sonsuzluk kavramnn ortaya konmas na kadar vard. Anaximandros iin realitenin gerek
prensibi sonsuzluktur. Ona gre, her eyin balangcrda bulunan, her
eyi harekete getiren, her eyi kuatan bu sonsuzluk, bitmek tkenmek
bilmiyen bu smrsz ey, Apeiron dur. Apeiron'un kendisi belirli bir
ey de ildir. nk, her belirli olan ey, zddmn da varl n art koan
Bundan dolay, balangta hi belirlenmiye gelmiyen ve her e it sfattan yoksun olan bir ey vardr. Bu belirli olmyan eyden sonradan, z tlar eklinde ayrlarak btn varlklar ortaya kmtr. lkin, scak Ne souk olan nitelikler, yani karanl k ve souk olan toprakla, ayd nl k ye
scak olan hava yahut da ate , birbirinden ayrlmtr. Ortada bulunan
toprak ktlesi, yani, arz, bir ate krresi ile evrelenmi tir. Imdi, bu ikisinin, toprakla ate in birlemesinden, su meydana gelmi tir. Sudan kan
buharlar, ate ktlesini, ayr ayr yerlerinden delerek paralara blm ,
gkteki cisimler de bu blnme sonucunda meydana gelmi lerdir. Gne'in tesiri ile, kuru toprak athyarak oyulmu tur. Isinin tesir ile baz
eisimlerin gaz haline gemeleri sonucunda ortaya kan iddetli hava hareketlerinden rzgrlar do mutur. Rzgrlann yer yzndeki atlak ve
oyuklara yapt basn sonucunda da depremler ortaya kmtr. Anaximandros'a gre, arz, dzlem bir stvanedir ve lemin merkezinde bulunmaktadr. Arz, hava bo luunda, hi bir eye dayanmadan hareket
etmektedir. Anaximandros, arz n bir haritas ile birlikte, gk yznn kabartma bir modelini de yapm ya girimitir. phesiz bu harita, dnyamn o zaman bilinen ve meskn olan yerleri ile s nrlanmt. Bu filozofun
dnya gr, dini ve mitolojik tasavvurlardan tamamiyle ba nsz olarak
ortaya konmu tur.
Anaxnmandros'un hayat n 'kayna hakknda da, olduka ilgi ekici
ve istihale nazariyesini and ran bir gr vard r. Anaximandros'a gre,
hayatn kayna sudadr. nsan da iinde olmak zere, btn canl varlklar, suda yayan varliklardan geli milerdir. nsanlar, sonradan karaya
ayak basm ve karada ya amya balamlardr.
Anaximandros tarafndan tasvir edilen bu lem, filozofa gre, gnn
birinde yok olmya mahktimdur. Apeiron'dan kan her ey, gnn birinde gene Apeiron'a dnecektir. Apeiron'dan kan her eyin, giinn
birinde gene Apeiron'a dnmesi, lemin esas dzenini meydana getirir.
Anaximandros'da bir pantheism'in varl kabul edilebilir. nk o, ileinin iinde bulunan ve lemi dzenliyen, bir tek prensibin varl n ileri
14

srer. Anaximandrosla birlikte, felsefi d nce bir gelime kaydetmi,


lemin prensibi olarak, mcerret ve matafizik bir kavram, gz nnde
tutulmutur. Bu suretle, olgular n kavraml bir tarzda incelenmesi mmkn olmutur.
Milet mektebinin nc nemli filozofu, Anaximenes'dir. Anaximenes'e gre, e yam' esas prensibi havadr. Anaximenes, Apeiron'un
yerine havay ' koymakla asil maddeyi yeni ba tan belirlemi ve bir bakma, Thales'e dnmtr.. Asil madde olarak, Thales'in gz nnde tutmu olduu suyun yerine bu sefer hava geiyor. Bunun neden byle olduunu anlamak g deildir. Anaximenes, havamn hayat iin, belki sudan da nemli oldu unu dnm olsa gerektir. Hava, lemdeki hayatn ve dncenin kaynadr. Gerekten, tabiattaki btn canl varlklar nefes al r. Balklar bile suda bulunan havay teneffs ederler. Anaximenes'e gre, canl y canl yapan havadr. Teneffiis edilen hava ruhdur.
Canllar, son nefeslerini verirlerken ruhlann da vermi olurlar. Anaximenes, bu suretle ileri bir ad m atm ve ruh kavram n ortya atmtr.
Yalmz canl varlklann bir ruha sahip olduklanm ileri srerek, canl var-
lklarla cans z cisimleri de birbirinden ay rmtr. Anaximenes de, Anaximandros gibi, tabiatn olumasnn bir kanuna ba l olduunu kabul
eder. Anaximenes'e gre de, belli ekilleri olan ayr ayr varlklann, ana
maddeden yeni havadan kmalar, belli _bir kanuna gre olur, Anaximenes, bu noktada, havann skmas ve yaylmas gibi hem ok yeni,
hem de ok ak ve mahhas bir kavram ort ya koyar. Hava, skr, yahut da yaylr ve geniler. Skt vakit, skma derecesine gre, s ra
ile nizgr, bulut, ya mur, su, buz, amur, toprak ve kaya olur. Yay ld
vakit ate olur. Bylece, btn bu nesneler havadan, havan n muhtelif
skma ve geveme derecelerinden meydana gelirler.
Anaximenes, Thales gibi, arzn yuvarlk bir dzlem oldu unu kabul
eder. Ama, bu yuvarlak dzlem, su stnde yzmeyip, hava bo luunda hi bir eye dayanmadan kendili inden durur. Dnyamn etraf havann skarak sertle mesinden meydana gelmi olan effaf bir krre ile
evrilidir.
Milet mektebinin her filozofu da iyi gzlencidirler. Bunlar, efsaneyi tamamiyle brakm ve alglarla bilinen gerekli in kendisine ynelmitirler. Geri, tabiat a klamalar, daha "naif ve "primitif dir. Bununla birlikte, ok tanne olan eski Yunan dini ile ilgili olan agklamalan
bir yana brakp, tabiat olgularn]. ilmi bir ekilde aklamak denemesine
girmeleri bak mndan ileri bir adm atm saylabilirler.
Aristo'nun, fizikiler yahut tabiat lar ad altnda toplad bu Miletli filozoflar, ahlk ve dinle ilgili olan konulara pek nem vermezler.
15

Bundan sonra gelen devrin ilgisi, (M.. V. yz y l) daha ok, dinle ilgili
olan sorulara ynelir.

. Fisogarculuk
Yan efsanevi bir ahsiyet olan Fisagor, hem dini bir cemaatin kurucusu ve mucizeler yaratan bir peygamber, hem ilmi musikinin ve saf
matematiin yaratcs olan dahi bir bilgindir. Sylendi ine gre kendisi hi bir ey yazmam tr. Geri, bu gn, Fisagor'un, adn tayan bir
ok eserler vard r. Ama bunlar, Fisagor'un kendisinin de ildirler. Btn
bu eserler, ilk milt y lnda ve Yeni Fisagorcular taraf ndan yazlmtr.
Yeni Fisagorcular, btn bu eserleri Fisagor'un ruhundan yazd klanm
sanarak m.eydana getirmi lerdir.
Fisagor'un, Sisam adasnda doduu ve genliinde gney Italya'ya
gkerek zengin bir Yunan Kolonisi olan Kreton'da yerle tii kesin olarak
biliniyor. Fisagor, tarikat n, burada kurmutur. Orphik inanlann ve
Dionyos mektebinin tesiri altnda bulunan bu cemaat mensuplar , tenashe inamrlar. Tenash nazariyesi, vcudun kmesinden sonra, ruhun,
eitli vcutlar iinde, yeni ba tan, bu dnyaya geldi ini kabul eder. insamn bu dnya'da ya ad hayatn deerine gre, lmden sonra ruh,
yeni bir vcut iinde, yeni ba tan ortya kar. Eer insan, bu dnyada
su ilemi, aalk bir hayat srm se, lmnden sonra, ruhu da, a a bir hayvan, htta bir nebat eklinde ort ya kabilir. Ite, bundan dolay, Fisagorcular, et ve baz sebzeler yemekten ka mr, kanl kurbanlar
kesmezler. Hayvanlardan elde edilmi malzeme ile yaplan hi bir eya
kullanmazlar.
Fisagorculann dini cemaatlarm n, ayn zamanda, siyasi bir karakteri de vardr. Bir ok talya ehirlerinde iktidan ele alm lar, buralarda,
dini dzenle ilmi almay birletiren kurumlar meydana getirmi lerdi.
Ancak, sonradan halk, Fisagorculara kar ayaklanarak merkezlerini basm ve bu arada k rk kadar Fisagorcu da ldrlm tr.
Fisagorcular, genel olarak, matematik, astronomi ve t pla urayorlar& Bir geometri dvas nn Fisagor'un adn tadm hep biliriz. Irrationel adetleri ilk bulanlar da gene Fisagorculard r. Telli musiki aletleri ile ilgilenen Fisagorcular, telin uzunlu u ile sesin ykseklii arasnda belli bir nispet oldu unun farkna varmlar ve aritmetikle musiki
arasnda sk bir ilgi kurmulard. Uyumlu sesin, telin uzunluu ile
olmas, bir takm adedi nisbetlerle ilgili olmas demekti.
Uyumlu seslerle adedi nispetler aras ndaki ballktan hareket eden
Fisagorcular, her eyin aslnn adet oldu u sonucuna vardlar Her eyin asil= adet oldu unu ileri srmekle de ilk madde, yani, arche olarak
16

su yahut da hava gibi m ahhas bir nesneyi de il, tersine mcerret kavramlan kabul etmi oldular. Her eyin aslnda bulunan ba hca gerek
adettir. Dnyada bulunan, gerek maddi, gerek ruhi btn gekekliklerle ilk
on adet aras nda srl bir ilgi vardr. Her adet, belli bir ekle karlktr.
Fisagorcular, adetlerle geometrik ekiller arasnda nispetler kuruyor, kare, dik drtgen ve piramit adetlerden sz ediyorlard . Bu suretle, adetleri, geometrik bir ekilde tasarlyarak d nyorlard. Alemin zn,
matematik nispetlerde ve zellikle say larda buluyorlard. Olgularn
zn kavnyabilmek iin, ilkin onlann temelinde bulunan matematik
esaslann kavranmas sard. Bylece, Fisagorcular, bilgiyi, matematik dneeden ibaret gryorlar& Bu bir bak ma byk bir ilerleme idi.
nk, bu suretle, d nce, aktan aa, algdan aynlm oluyordu. Bir
yandan, saylarn, baka bir deyimle, matematik d ncenin, te yandan
bu matematik d ncenin ekil verece i ekilsiz bir malzemenin mevcut
olmas gerekiyordu.
Fisagorcular, astronomi alan nda da, Kopernikos sistemine yaklaan
bir gre sahiptiler. Alemin merkezinde bir merkezi ate bulunduunu, arzn teki be gezegen gne ve ayla birlikte bu merkezi atQ etrafnda dndfin kabul ediyorlard . Daha sonra, bu merkezi ate i orta-.
dan kaldnp, merkeze Gne i koymakla Kopernikos sistemine bsbtn
yaklam oldular.
. Xenophanes, Heraklit, Parmenides, Zenon.
Fisagor'un ada]. olan Xenophanes de, Fisagor gibi, Bat anadolu
kylannda do mu ve buralann ranllar taraf ndan zaptedilmesi zerine, Italya'ya g etmek zorunda kalm t r. Xenophanes de, Fisagor gibi
bir din dzelticisidir. Xenophanes, ok tannc inanlarla, mitologik tanr tasavvurlan ile mcadele eder.Eserine ba larken, ilkin, Homer ile Hesiod'u tenkit eder. Bunlar, insanl kla ilgili olan btn kt eyleri tannlara da mal ettiler. Tannlan insan klnda tasarlayp, hrszlk, zina,
aldatma gibi btn kt eyleri yapabileceklerini tasarlad lar. Eer,
kzler ve arslanlar da resim yapabilselerdi, kendi tanr lann kz ve
arslan eklinde izerlerdi. Netekim, her ulus da, kendi Tann's na kendi
sfatlanm verecektir. Bylece, zenciler, Tanr larn, yass burunlu ve siyah kvrck sal olarak tasarl yacaklar, buna kar lk, kuzey Trakyahlar, mavi gzl ve san sal bir Tanr dnecelderdi.
Xenophanes'e gre, gerekte Tanr , bu sfatlarm hepisinden uzaktr. Bunlardan hi biri Tannya mal edilemez. Tanr , birdir, sonsuz ve
hareketsizdir. Ne doar, ne lr, ne de deiir. Bununla birlikte, Tann,
lemdeki btn de imeleri ve btn hareketleri idare eder. Kendisi hi
bir vakit hareket etmiyen ve yer de itirmiyen bu Tann, her eyi duyar
17

ve grr. Xenophanes, ba ka Tanrlann varln da kabul eder. Ama,


btn bu Tannlann stne, onlar n hepisine birden hkim olan bu tek
ve gl Tanr'y koyar. Bundan dolay , Xenophanes'in tek tannc l
daha tam bir monotheism de ildir. nk, lemi idare eden bu tek
Tann'dan baka, bu tek Tann'ya ba l olan baka tannlarm varl n da
kabul eder. Buna karlk, Xenophanes'de tam bir pantheism vard r.
nk, filozofa gre, var olan her ey, Tann'nn kendindedir. Tanr,
her eyi kuatmaktadr. Tann ile lem bir ve aym eydir. Bu lemin
iinden, onu harekete getiren ve dzenleyen kuvvet Tann'n n kendisidir. Xenophanes, her eyin Tann taraf ndan ku atldn , her eyin Tanr ile bir ve aym oldu unu ileri srerken, Tann ile maddeyi aymla trmakta, daha do rusu, maddi olan bir Tann d nmektedir. Bundan dolay, Xenophanes'in pantheism'i materyalist bir pantheism'dir.
Xenophanes, aym zamanda. Tanr nn meknl bir ekli de olduunu
kabul eder. Ona gre, Tann, krre eklindedir. Krre eklindeki bu Tanr, hareketsiz ve btn blmlerinde kendi kendinin aymd r.
Xenophanes'in bu dini ve pantheist gr nn yannda bir de fizik
anlay vardr. Xesonaphanes'in fizik anlay , Milet filozoflanmn fizik
anlayna yaklar. Xenophanes'e gre de bir ana unsur vard r ve bu
ana unsur topraktr. Her ey, 'topraktan kar ve gnn birinde, yeni
ba tan topra a dner. Toprak, kendinden km bir unsur olan suda
erir. Bu erime deniz suyuna tuzlu lezzetini verir.
Xenophanes, hayatnn sonlanna doru Elea ehrinde yerle mitir.
Sonralar bu ehirde kurulan bir felsefe mektebinin felsefe tarihinde ayr bir yeri vard r. Bu mektebin kurucusu olan Parmenides'le, kendisinin
ada olan Efesos'Iu Heraklit aras nda ilk gerek felsefi tart ma meydana kmtr. Heraklit, ya bakmndan, Xlenophanesle Parmenides
arasnda gelir. Heraklit, a a yukan, Isa'dan nce, V. yzylda yaamtr. Heraklit'den kalan fragment'de, kendisinin hIlktan olan insanlan kk grd sezilir. Bu paramn btnne, filozofun, kendisine
gvenini gsteren aristokrat bir ton hkimdir. Heraklit, eserlerini halk
iin de il, kendi seviyesinde olan aristokratlar iin yazm t r. Bunun
iin de eserlerine, kasden, a k olmyan, karanl k bir ekil veriyor. Eserlerinin, herkes taraf ndan anlalmasn istemediinden, onlar, g anlalr bir hale getiriyor.
Heraklit lemi, srekli bir olu ve ak olarak, srekli bir sre olarak kavrar. Alemdeki olgular n sreksizliini, gzel ve sanath szlerle
ifade eder. Alemde, z tlklar, birbirini takip eder. Daha do rusu, olglar, dumadan, kendi z tlanna dnerler. S cak, souk olur, souk ise scak, ya kum olur ve kuru ise ya, Alemde, duran ve kalan bir ey yok18

tur. Heraklit'de lem sreci, bir yandan durmadan de ien atei, te


yandan, bir nehrin akm andrr. Filozofun, mehur bir deyimi ile,
bir nehirde iki kere ykamlamaz. nti sular deimi, daha dorusu,
akp gitmitir Bundan dolay, dnk nehir, art k bu gnk nehir deildir. Bu gnk nehir, yalmz grnte dnk nehirdir.
Heraklit'e gre, lemde, de imiyen, srekli eyler varm sms',
zftlklann, bir mddet iin griinmernesinden do ar. nk lemdeki
olu, ancak, z tlklarin varl ve her eyin kendi zddna evrilmesi ile
aklanabilir. Gerekte, lemde olup biten eyler, varlklar aras ndaki bu
ztlktan, her eyin, kendi zddna dnmesinden meydana gelirler: Btn
bu deimeler, btn bu olu ve ak iinde, her vakit, kendi kendinin
aym kalan tek ey, lemdeki olu u idare eden ve lemdeki btn olgulara hkim olan kanundur. Heraklit, lemin bu dzenini meydana getiren bu genel kanuna logos ad m verir. Logos, ba lantl manal sz yahut da akl anlamna gelir. Heraklit, lemi dzenliyen ve idare eden kanuna, logos adn vermekle, lemde, ba lantl ve anlaml bir dzenin
hkim oldu una iaret etmek istemi tir. Alemdeki, logos taraf ndan idare edilen btn de imeler, belli bir nispet iinde meydana karlar. Bu
yzden, lemde, hi bir ey yok olmaz, tersine, her ey, yeni bir bile im
iinde yeni batan ortya kar.
Heraklit, logos ad n verdii bu lem akl ile Tanr'nn, bir ve aym
olduunu kabul eder. Bu su etle Tanr, lemin iinde bulunan, lemi dzenliyen ve idare eden prensibin, yani, logos'un kendisi olarak gz nnde
tutulur. Logos ise ate le ayndr. Heraklft, lemdeki olu ve ak idare
eden logos'u ate saymakla, lemin bir sre oldu una iaret etmek istemitir. Alemdeki her ey, tpk ate gibi srekli bir deime iindedir.
Alemdeki her ey ateten kmtr, ateten kan her ey de, gnn birinde, gene ate e dnecektir. Bylece, lemin logos'u ,akl olan ate, ayn zamanda, lemin ana maddesidir. Ate in skmasndan, toprak meydana gelir. Topran, geveyip erimesinden de su ortaya kar. Sudan
kan buharlar, havay meydana getirirler. Dnya'n n ruhu olan logos,
yani ate, dnya'nn btn blmlerinin iine gemi tir. Dnya'mn, btn b6lmlerinin iine ilemitir. Ferdi ruhlar, dnya ruhu olan logos'dan birer para ,birer blmdrler. Bunlar, asil ate ten geici olarak
ayrlm ve gnn birinde gene asli ate e dnecek olan ate paralardr.
u halde, insan ruhu, bir ate tir ve bu ate , ne kadar kzgn olursa, insan da o kadar hareketli o kadar canl olur. insan, lnce, ruhu, yeni
batan bu sonsuz ate e kavuur. Bu suretle Heraklit, monotheist ve
pantheist bir gr ortya atm olur. nk, lemdeki btn olgular
dzenliyen Tanr, aym zamanda, lemin iindedir.
Heraklif in nemli olan bir ba ka dncesi de, iki lem kabul et19

mi olmasd r. Heraklit'de, grn ler dnyas ile gerek gereklik


dnyas bir birinden ayrlr. Grn ler lemi, duyulanm zla algladm z lemdir. Bu lem, bize, sanki srekli imi , deimiyen olgulardan
meydana geliyormu gibi grnr. Buna kar lk, aklla kavramlan lem,
sreldi bir olu ve ak iindeki lemdir.
Eleal filozoflann ilki ve Elea mektebinin kurucusu Xenophanes'in
renciliini etmi olan Parmenides'tir. Parmenides de t pk Heraklit
gibi, grn ler lemi ile gerek lemi birbirinden ay nr. Grn ler
lemi, duyularn bize bildirdi i lemdir. Gerek lem ise, ak lla kavrarulan lemdir. Ancak, hangi lemin grn ler lemi, hangi lemin gerek lem oldu u meselesinde, Parmenides, Heraklit'den ayr lr. Heraklit'e gre, gerek lem, srekli bir olu Ve ak iinde bulunan lemdir.
Grnler lemi ise sanki de imiyen ve her vakit kendi kendisinin ayn gibi grnen lemdir.
Buna karlk, Parmenides'e gre, gerek lem, de imiyen ve her
vakit kendi kendisinin ayn olan lemdir. Gerek lem, tek ve birlikli
bir lemdir. Grn ler lemi ise, srekli bir de ime ve ak iinde bulunan lemdir. Grn ler lemi, eyann yamltc bir oklu a brnd lemdir. Grn ler lemi, her eyin, sanki kendisinden ba ka bir ey
oluyor ve de iiyormu gibi grnd yanlt c lemdir. Halbuki gerek lem, de imiyen, blnmiyen, hareket etmiyen bir lemdir. Bu lem,
Bir in kendisidir, Bir ise Tanr ile bir ve ayndr.
Parmenides'e gre, gerek olan ey, varln, bir olduu ve var olduudur. (Varlk, 'vardr ve var olmyan ey yoktur) sz, onun btn
dncesinin esasn ifade eder. Parmenides'de d nce ve varl k ayn eydir. Bundan dolay, var olmyan ey, ne d nlebilir ve ne de kavramlarla ifade edilebilir. u halde, do ru dnmek, eli mesiz dnmek
demek, var olan dnmek demektir. Var olm yam dnmek bir elimedir. Varlk, yokluktan kmaz, yok olan bir ey var olamaz. u halde,
bir ey, hem var hem de yok olamaz. Bundan dolay , elimeye d meden bir de imeden sz etmek, eli meye dmeden de imeyi dnmek mmkn de ildir. te Parmenides'e gre, tek bir unsur kabul
eden ve btn varl klarn bu ana unsurdan meydana geldi ini ileri sren oniallar, bu eit bir elimeye dm lerdir. nk ionia'hlar, var
olan eylerin, nce belli bir ey olduklann, ama, sonra deiip kendilerinden ayr ve baka bir ey olduklarn ileri srm lerdir.
Pannenides, felsefe tarihinde, lem hakk ndaki gr akla dayandrmak istiyen ilk ak lc filozoftur. Bu filozof, felsefe tarihine yeni bir
dnce getirmitir. Bu dnce de bir yandan iinde kesin bir logi in
hkim olduu gerek gereklik leminin, teyandan bir grn lemi20

nin kabul edilmesidir. i te Parmenides'in, ak l yoluyla kavrand m ileri srd' lem ilkidir ve ak l adna reddetti i lem ise ikincisidir. Yani,
Heraklit'in gerek 'alem olarak kabul etti i hareketli olu lemidir.
Parmenides'den nce gelen btn filozoflar, lemin ne ekilde meydana km olduu, alemin olumas hakknda bir gr ortya atmlardr. Elea mektebi bu gibi aklamalara giri mez. Bununla birlikte,
Parmanides'in fiziinde, grnler dnyas sz konusu olduu vakit,
ioniallara ve Fisagorculu a dayanan baz unsurlara da rastlan r. Grnler dnyas mn, atele topraktan yahut da kla karanlktan meydana
geldiini aklamya alr. Bu suretle, grnler dnyasmn iki unsurdan
'meydana geldi ini ileri srmek ister.
Parmenides'in rencisi olan Zenon, hocas mn doktrinini logik kantlarla agklamya alr. Zenn tarafndan ileri srlen btn kan tlar,
varln birlii ve hareketsizli i dncesini savunur. Bunlar, bir k sm
deiiklike ve harekete, bir k sm ise oklu a kar olmak zere iki trldr.
Zenon, oklua kar olan kantlarndan birinde, bir lek bu day
gz nnde tutuyor. Bir lek bu day, bir ok bu day tanelerinden
meydana gelmi tir. Bunlardan her birinin, ayr ayn aka alglanmas
gerekir. Bu bir lek bu day yere devrilirse. bir grlt duyuulr. Buna
karlk, yalmz bir tanesi yere d erse, hi bir ses kmaz.
oklua kar olan dier bir kantda da, varl n sonsuz bir ekilde
blndn tasarl yalm diyor. Bu blnme sonucunda, ne a rl, ne
kalnl olan, yani, varl ktan yoksun olan bir sonsuz kkl e varlr.
Byle bir unsur, art k gerek bir ey de ildir. nk bu unsurun varl a
eklenmesi yahut da varl ktan karlmas, varl ne byltr ve re de
kltr.
Harekete kar olan kantna gelince, Zenon'a gre e er Kaplumbaa'ya bir az avans verilirse. Yunanistan' n o zamanki en hzl koucusu
olan Aschylos, buna yeti emiyecektir. Aschilos'un kaplumbaka'ya yeti mesi iin bir zaman aral mn gemesi lz mdr. Ama, bu zaman iinde
kaplumbaa da ilerlemitir. Aschylos'un kaplumba a'nn am olduu
mesafeye eri mesi iin, yeni batan bir zaman aral nn gemesi l'azmdr. Halbuki bu zaman iinde Kaplumbaga yeni ba tan ilerlemitir. te, bu dnce tarz istenilirse, bu ekilde, sonsuzlua kadar srdrlebilir ve Aschylos'un Kaplmbaa'ya hi bir vakit yeti emiyece'i ileri
srlebilir.
Zenon'un verdi i baka bir kamta gre de hareket halindeki ok, dinginlik iindedir. nk, havaya at lm olan bir ok, her an mahrekinin
21

belli bir noktasndad r. Meknn belli bir noktas nda bulunan bir cisim
ise, dinginlik halindedir. u halde hareketinin her amnda dinginlik halinde bulunan bu ok, btn hareketi boyunca da dinginlik halinde bulunuyor demektir.
Zenon'a gre, hareket ve okluk kavramlar sz konusu olduu vakit, zorunlulukla, bu e it glklerle karlalmaktad r. Zenon'un kantlar= btn hedefi, dei me, hareket, okluk gibi kavramlar n elimeye d rd n gstermektir. Bu suretle o, gereklik dnyas n aldatc bir okluk olarak gz nnde tutan hocas Parmenides'i hakl gkarmya alyor.
Elea mektebi, esasl logik kavramlar kurmu ve gereklik zerine
verdii logik aklamalarla kendisinden sonra gelen devirler zerinde
derin tesirler b rakmtr. Bununla birlikte, gerekli i aklama yolunda
verimsiz bir ra sapmtr. Elea mektebinin ard ndan gelen felsefe,
gereklige yeni ba tan ilgi gstermi ve gereldi i aklama yolunda denemelere girimitir.
imdiye kadar gz nnde tuttu umuz filozoflar iinde, Milet'liler,
her eyden nce, tabiat ara tncs idiler. Buna karlk, Fisagor, Xenophanes, Heraklit ve Parmenides dini ilgiler ta yan ve dinde bir dzeltme
yapmak istiyen d nrlerdi. Bunlar eski halk dinini, monotheist gr lerle dzeltmeye giri milerdi.

tv. E npedokles Anaxagoras, Demokritos :


imdi gz nnde tutaca m z filozof da, gene Milefliler gibi
tabiat bilginidirler. Bununla birlikte, bu filozoflardan ikisinde, Empedokles ve Anaxagoras'da dini gr lere de rastlan r. Mesel Empedokles'in kendisine bir ok mucizeler atfedilir. Ruhun, bir vcuttan, ba ka
bir vcuda g ne, yani tenasuha inanan Empedokles'in, daha nce
ya ad hayat bildii ileri srlr. Filozof, kendisinden kalan bir fragment'de, zaman zaman, k z, olan, ku , balk, nebat olarak bu dnyaya
geldiini ve ayr ayr varlk olarak bu dnyada ya ad btn bu devreleri hat rladn ortya atar. Empedokles hakk nda, pek merakl hikyeler aniathr. Bu hikyelere zaman zaman bir az da alay kan r. Empodokles'i tutanlar, kendisinin Tanr tarafndan g'e kaldrldn ileri srerler. Empedokles'i tutm yanlar ise, d nrn, halkta byle bir san
uyandun ak iin, kendisini diri diri Etna yanar da na attn, ancak,
bronz i lemeli olan papulanndan birinin, yanar da n yan bana dmesi ile srnnn ortya dklm olduunu ileri srerler.
Empedokles, drt unsur nazariyesini a ka formllemi olan ilk d nrdr. Bu drt unsur nazariyesi daha sonra Aristo ve Elltun'a da
22

tesir etmitir. Mevcut olan her eyin, btn varl klarm temelini, s, ate
hava ve topraktan ibaret olan drt meydana getirmektedir. Bu unsurlar, ncesiz ve sonsuzdurlar. Ne belli bir zamanda ort ya kmlardr, ne
de belli bir zamanda ortadan kalkacaklard r. Bu drt unsur, kendi aralarnda yalmz birleir ve aynlrlar. Birleme, doma, ayrlma ise lmedir Bir cismin lmesi yahut yok olmas demek, sonsuz kk paralardan
ibaret olan ursurlarna ayrlmas demektir. Bir cismin meydana gelmesi
ise, bu sonsuz kk paralarn bir araya gelerek yeni bir birle me iinde, yeni bir varl meydana getirmesidin Bylece, lemde asil bir deime ve olu yoktur. nk lemde ana unsurlar ve bm lann says bellidir. Her cisim, bunlarn belli bir nispetteki birle mesinden ortya kar.
Alemdeki btn olgular da bu drt unsurun birle mesi ve aynlmas
meydana getirir. Bu birle me ve ayrlma eylemi ise, iki prensibin tesiri
ile olur. Alemin olu masm idare eden bu iki prensip a k ve kindir. A k,
drt ayr unsuru birletirmiye ve dolay syla bu birlemeden de yeni unsurlarn meydana gelmesine al r. Kin ise srekli olarak bu unsurlan
birbirinden ayrmya al r. Bu iki eit eylem, bu lemde sonsuz bir
surette srp gider. Bir yandan, bu dnyadaki btn varl klarda ve insan vcudunda, te yandan, btn kinatta devam eder. Alemin olu mas, bu iki prensibin tesiri ile meydana gelmektedir.

Alemin balangcnda, dan* olan drt unsura, a k hkim olunca,


bu unsurlar, birbirleri ile s k skya balanm ve bir Sphairos meydana getirmilerdir. Bu Sphairos iinde, Gne ,okyanus, gk ve hava
ayrlmaz bil. ekilde birbiri iine gemiler ve her yan nda ayn olan bir
birlik meydana getirmilerdir. Bu birlik iinde, hi bir karga alk ve
hi bir karklk yoktur. Alemdeki olu mann ikinci derecesini kosmos,
yani, gzlerimizin nndeki bu dzenli ve uyumlu lem meydana getirin Sphairos, iinde tamam tamamna bir biri iine ge:mi olan unsurlar, kosmos'da ksmen birbirlerinden ayr lmlardr. Kosmos, Saphairos'un bir blmnden olu up meydana kmtr ve tektir. Saphairos'dan
kosmos meydana gelirken, ilkin eter ayr lmtr. Sonra, hava ve ate ke doru ykselmi ve kkyzn meydana getirmi lerdir. Toprak ve su
ise ortada kalm , bylece arz, kosmos'un ortas nda yer alm tr. Gkyz kristal bir madde haline gelmi olan hava ve ate ten ibarettir. Yld z,
lar, bu kristal maddeye tesbit edilmi lerdir. Kosmos, zaman zaman a kn
ve zaman zaman kinin hkim olmas na gre, yeni ba tan ort ya kar ve
yok olur.
Balangta, Sphairos'da a k ile kin aras nda iddetli bir mcadele
hkm srmtr. Bu mcadele, her eyi kas p kavuran iddetli bir kasrga halinde kendisini gstermNtin Karga alg'n, en son haddine vard bir anda ak ilhesi Aphrodit kendisini gstermi , her eye yeni ba 23

tan dzen vermi ve her eyi yeni batan birletirmi tir. Akn kudreti
karsnda kin gerilere ekilmi ve kosmos'dan uzakla mtr.
Bu aleme, zaman zaman a k, zaman zaman da kin hakim olmaktadr. Akn tesii ile her ey, birbiri ile birle mekte, kinin tesiri ile de her
ey birbirinden aynlmaktad r. Her varlk, ancak ak, sayesinde kendi
kendisinin ayn olarak kalr. nk, her varl kta, drt unsur aras ndaki
ball salayp, yap birliini srdren a ktr. Ak, eitli unsurlarla
ilgili olan ayr ayn blmleri, bir varl kta. birletirir. nsan vcudunun
eitli organlarn meydana getiren ve btn bunlan uy-umlu bir dzen
iinde iletip srdren aktr.
Empedokles, alemin olu masnda sevgi ve nefretin rol oynad m
ileri srmekle, tabiat insanlatrm, insanla ilgili olan psikologik durumlar, tabiata da mal etmi oluyor. Gerekte, her naif gr tabiat canl
olarak gz nnde tutmak e ilimini tar ve bu e ilime, kltr tarihinin
balangcnda rastlan r.
Empedokles, lemin esas n meydana getirdiklerini kabul etti i bu
drt unsurun, en son blmlere ayr lm olduklanm da ileri srer. Asl nda da, bu unsurlarn yeni yeni bir tak m nispetler iinde birle ebilmeleri
iin byle artk daha fazla blnemiyecek en son unsurlara aynlm olmalar gerekir. Empedokles bu suretle, bir e it atom nazariyesi kabul
etmi olur. Empedokles'in, kendinden nceki filozoflann tabiat hakk nda ileri srm olduklar gr iyi bildii ve bunlan daha ileri gtrd kabul edilebilir. Filozof, Gne ve ay tutulmas hakknda da do ru
gzlemlerde bulunmu ve ayn, n Gneten aldn sylemitir Nihayet ,btn alem hakk nda metafizik bir a klama vermi tir. Empedokles, aym zamanda, Fisagor ve Xenophanes gibi bir din dzelticisidir.
Szn etti imiz bu, hem dini eilimler tayan, hem de aklyac
tabiat filmlerine nem veren d nrler aras nda ikincisi Anaxagoras'd r.
Dncesinin ak ve ilmi olmas yla kendisini gstermi olan Anaxagoras,
ionial bir dnrdr. Bat anadolu kylarnda yetimi olan bu dnr, M. . 462 yllarnda, Atina'ya gelmi ve burada yerle erek byk
devlet adam Perikles'in etraf nda toplanan bilginler ve sanatc lar arasnda yer almtr. Anaxagoras, dine ayk r hareket etmekle suland nlp
hakknda dava alan ilk filozof olmu tur. Buna da sebep, o zamanlar,
Atina civarna den bir gk tan incelemesi ve bu inceleme sonucunda, Gnein, byk bir olas lkla yanan bir ta ktlesi olduunu ileri
srmesidir. O zamanki Yunan dini, Gne i bir Tanr sayyordu. Tann
olduu kabul edilen bir eyin, asl nda, ta ktlesinden baka bir ey olmadm ileri srmek, yaln z dini deil, ayn zamanda siyasi bir su da
ilemek demekti. nk eski Yunanistan' n Tannlan, ayn zamanda dev24

Jetin de Tanrlar' idi. Bu Tannlara kar saygszhk etmek, ayn zamanda, devlete kar saygszl k etmek demekti. Hakk nda alan bu dava,
Anaxagoras', Atina'y terk etmek ve hayat mn geri kalan ksmn baka
yerlerde geirmek zorunda b rakmtr. Atina, her vakit, geleneki bir parti ile ak dnceli ve ilerlemeyi seven bir partinin meadelesine sahne
ohnutur. Memleketteki yeni bulu lar ve giriilen dzeltme hareketlerini
ho grmiyen bu geleneki parti, yeniliklerin tem. silcisi olan kimseleri
sulandrm ve cezalandrmtr. Anaxagoras, Atina'dan kamak suretiyle muhakkak olan bir lm cezas ndan kurtulmu tur.
Anaxagoras'a gre, her ey ok kk bir takm blmlere blnebilir. Bu blnme sonucunda, art k, daha fazla blnmesine imk'an olmyan ok kk ve en son bir takm unsurlarn elde edilmesi gerekir.
Mesela bir kemik paras , kklklerinden dolay grnmeyen bir takm kemik unsu larmdan meydana gelmitir. Ayn ekilde et de kk
blmlefinden meydana gelir. Alt n da ayn ekilde, ok kk altn
blmlerinden, daha do rusu, alt n atomlanndan meydana gelir. Kan
atomlan da her vakit kan meydana getirirler. Bu suretle, Anaxagoras'a
gre, ye. yznde ne kadar varl k varsa, o kadar da unsur var demektir.
Bundan dolay, Empedokles'in ileri srd gibi drt unsur deil, tersine, saysz unsur vard r. Ancak, grnmiyecek kadar kk olan bu
unsurlar n, grnr bir hale gelmeleri iin, bir araya gelip birbirleri ile
birlemeleri gerekmektedir.
nsan vcudu da bu sonsuz unsurlardan meydana gelmi tir. insan,
beslenme eylemi ile vcudunun her k smnn yapsm tazeler ve vcudunu yeni batan kurar. Mesela al nan gdalarda, vcudun et unsurlanm
meydana getiren et atomlar nn, kan unsurlarn' meydana getiren kan
atomlannin, kemik unsurlanm meydana getiren kemik unsurlann n v. s.
bulunrnas gerekir. Bylece, insanda ve her varl kta, bu sonsuz unsurlann her eidi bulunur. Alemden aynl p, en son unsurlanna blneeek
olan her parada, alemi meydana getiren btn unsurlann mevcut olduu grlr. Alemi meydana getiren bu unsurlar n kendileri, ne meydana ,gelmilerdir, ne de yok olacaklard r. Bunlar, ncesiz ve sonsuzdurlar. Alemdeki olu da bunlann birle meleri ile olur.
Anaxagoras'a gre, kosmos, yani, bu gnk uyumlu dnya dzeni
ortya kmadan nce, leme bir kaos hakimdi. Bu son unsurlar aras nda bir karma karkl k ve uyumsuzluk hkm sriiyordu. Bu dul-tim,
bu unsu larm bir araya gelip, alemi meydana getirmelerine engel oluyordu. Ama sonra, lemdeki bu karga alk, iten bir kuwetin tesiri ile
ortadan kalkt. Alemdeki bu karga aln ortadan kalkmas ve lemin iten dzenlenmesi, neesiz ve sonsuz bir kuvvet olan Nus'un, lemin ii25

ne gemesi ile oldu. Nus, ok ince ve saf bir maddi realitedir. Ve len e
balangta hkim olan karmakar kln, kaos'un dnda bulunmaktadr. Gnn birinde btnn iine geivermi ve btne gelmesiyle de
her ey dzenlenmitir. Bu suretle, her ey, birbirinden, uyumlu bir dzenle ayrlmtr. Gne, ay yldzlar, so uk ve scakla kuru ve ya birbirlerinden ayrlmlar, gemiteki, imdiki ve gelecekteki her ey, naslsa ylece, olduu gibi dzenlenmitir.
Gerek manada, ne bir do um, ne de bir lm vardr. Aslnda, burada do' nn ve lm yerine birleme ve aynlma demek daha do ru ohr.
Domak, yeni bir nispet iinde birle erek, btnden k smen ayrlmak,
lmek ise, yeni batan, btne dnmek demektir. Ba ka bir deyimle, eya= ineydana gelii ve yok oluu yalnz grntedir. Gerekte, lemi meydana getiren unsurlar, her vakit ayn kalmaktad r. Uunsurlann, kendi
aralarnda, yeni bir lde birlemeleri ile yeni bir varl k meydana gelmekte, bu unsurlar n birbirinden ayrlp yeni batan btnde erimeleri
ile de bu varl k ortadan kalkmaktad r.
Burada nemli olan mesele, bu unsurlar n, birlemelerini ve aynlmalann salyan sebebin ne oldu udur. Empedokles de, lemdeki olu may, unsurlarn birlemesi ve ayrlmas ile aklam, bu birleme ve
aynlmaya sebep olarak da sevgi ve nefret gibi iki prensibi ne srm t. Anaxagoras, ilkin, lemin kaos halinden, nas l kosmos haline geebildii sorusunu ort ya atyor. Alemin bu karma karklk durumundan,
dzenli ve uyumlu bir dnya haline geebil nesi, Nus'un tesiriyle olmu tur. Nasl bir ta yn', bunu dzenliyen bir mimar olmadan, bir tap nak haline gelemezse, ayn sekilde, lerni meydana getiren bu unsurlar
da, Nus olmadan, kaos halinden kosmos haline geemezler. Nus, lemi,
tpk belli bir plna gre hareket eden bir mimar gibi dzenlemi tir.
Anaxagoras'a gre, bu d nen lem ruhu Tanr'd r. Dnyadaki btn
olu ma, btn hareket ve dzen, Nus'un eseridir. Ancak, saf ve ince bir
madde olan bu Nus, lemin bir yaratcs deil, yalnz bir miman, bir
yapcsdr. nk, lemin esas n meydana getiren unsurlar da, Nus'un
kendisi gibi ncesiz ve sonsuzdurlar. Nus, bu sonsuz maddeye, dzenlenme yolundaki ilk hareketi vermi tir. Nus, leme bu ilk hareketi vermi, ancak bundan sonra her eyi, kendi geli mesinde serbest b rakmtr.
Anaxagoras, lemin, d nen makul bir kuvvet taraf ndan dzenlediini ileri sren ilk d nr olmutur. Anaxagoras'a gre, Nus, lemi,
belli bir hedefi gz nnde tutarak, bir gaye ye gre dzenlemi tir.
Bundan dolay, dnya, bir gayeye telos'a gre geli mektedir. Bu suretle, Anaxagoras, felsefe tarihinde teleologik gr ilk defa ortya at2.6

m olan bir dnr olmak sfatm kazamyor. Sokrates ve Efltun da,


bu bakmdan, kendisini ilk ger,ek d ilnr sayyorlar. Ancak, Nus'un
lemdeki olgular zerindeki tesirini yeter derecede a klamad iin
kendisini tenkit edixorlar. Gerekten de Anaxagoras'a gre Nus, leme
ilk hareketi verdikten sonra olgular kendi mekanik geli melerine b rakr.
Anaxagoras, organik olgularla da ilgilenmi , algnn, grmenin,
duyman n nas l meydana geldiini aklamak istemi tir. Anaxagoras'clan
nce, Empedokles de algnn sebebini aratrm ve bu arada, duyu organlarnn, kendi cinslerinden olan objeleri alglayabileceklerini ileri
srmt. Mesel, Empedekles'e gre, gz. kl bir organdr. Bundan
dolay , cisimlerden kan klan alglamaktad r. Gerekte, cisimlerden
bir takm klar kar. nk cisimlerin bu klan glarmalann salyacak gzenekleri vard r. Gzdeki gzenekler de d ardan gelen klann
gze girebilmelerini sa lar. Ayn ekilde, sert olan parrnaklanr nzla da,
sert cisimleri alglanz. Empedokles'e gre, alemi bilebilmemiz, lemin
znn de bizim zmz cinsinden olmas ndan ileri gelmektedir. Anaxagoras, bizim kendi zmz cinsinden olan eyleri de il, kendimizden
ayn ve bize z t olan eyleri alglyabildi imizi ortya atar. Biz, yaln z,
kendimizden olmyan ve lizden ayr olan eyleri alglyabiliriz. Anaxagoras' n felsefe tarihindeki nemi, lemin olu mas nda teleologik gr
ilk defa ortya atm olmasndan ileri geliyordu, Bunun tam z dd olan
gr de ilk defa Demokritos ort ya att.
Demokritos, Leukippes adh bir filozofun rencisi olmutur. Sylendi ine gre, Leukippos, aslen Milet'li imi , olduka gen bir yata Elea'ya gelmi ve sonralar Trakya'da, Abdera ehrinde mektebini kurmu tur. Demokritos, Leukippos'un mektebini kurdu u bu Abdera ehrinde
domu ve Leukippos'un mektebine devam etmi tir. tlk a litteratrnde, Demokritos'la Leukippos'un, d nce ve eserleri birbirinden ayrlmaz. Her vakit, Leukippos, Demokritos nazariyesinden sz edilir. Bununla birlikte, Demokritos'un hocas n , kat kat a m olduu da muhakkaktr. Leukippos ve Demokritos, bir yandan Elea mektebinin te
yandan, Milet mektebinin tesiri altnda kalmlardr. Demokritos ve Leukippos, pratik sonular bakmndan gnmzde yeni bir tr ve yeni
bir devir am olan ok nemli bir nazariyenin, yani, atom nazariyesinin ilk kuruculandrlar. Geri, bu filozoflardan nce, Empedokles ve
Anaxagoras da, btn varl klann sonsuz bir ekilde kk olan bir takm unsurlardan meydana geldi ini ileri srmlerdi. Ancak, bu en kk unsurlan, bu gn anlad mz manada atom olarak agkl yan Leukipposla Demokritos olmutur.
Atom nazariyesini ilk defa uurlu bir ekilde ort ya koyan Demokri27

tos, tipik bir bilgindir. Demokritos'a gre, atmlann varl , logik yoldan temellendirilebilir. nk, gerekte, sonsuz bir ekilde blnmek
mmkn de ildir. Her cisim, art k daha fazla blnemiyen en son *unsurlanna ayrl r. Elde edilen bu en son unsurlar n, yani, atomlar n daha
fazla blnemeyileri, kklklerinden dolay deil, sertliklerinden dolayd r. Atomlar, ok kk olduklanndan ffirnmezler. Bunlar, ancak baz
zel durumlarda - mesel, Gne tarafndan aydnlatlm olan havadaki toz atomlarnn grnd gibi - grlebilirler.
Demokritos'a gre, atomlar n sfat vardr. Setlik, ekil ve byklk. Her atom, serttir ve bir kar koyma gcne sahiptir. Her atomun, bir ekli ve bir bykl vardr. Yuvarlak, kntl, oyuk, eitli ekilde atomlar vard r. Atomlann byklkleri de eitlidir. Baz zel
durumlarda gzle grlebilecek byklkteki atomlardan, gzle grlemiyecek kadar kk olanlara kadar de i ik byklkte atomlar vard r. Btn bu eitli byklkteki ve e itli ekildeki atomlar, ba langtan beri, bo bir mekn iinde hareket etmektedirler.
Demokritos'un nemli olan di er bir gr de, atomlann, renk, ses,
scak ve so uk gibi sfatlardan yoksun olduklann ileri snnesidir. Renk,
ses, s caklk soukluk gibi s fatlar, atomlann, duyu organlanm z iizerine
tesirlerinden meydana gelmektedirler. Renk, yaln z gren bir gz iin,
ses, ancak i iten bir kulak iin, s caklk ve soukluk da yalnz dokunan
bir el iin mevcutturlar. Btn bu olgular, duyu organlarma ba ld rlar
ve duyu organlar olmadan dnlemezler. Buna karlk, sertlik, ekil
ve hareket, atomlarm kendilerinde mevcuttur ve duyu organlarma hi
bir ekilde ba l deildir. Bu sonuncu s fatlar, atomlann kendileri gibi,
ncesiz ve sonsuzdurlar. Ne meydana gelmi lerdir ve ne de yok olacaktalan
Demokritos, tabiata, mekanik bir zorunlu un hkim olduunu ileri
srer. Bu bak mdan Anaxagoras tarafndan ortya atlan teleologik gr]] tam zddm kabul eder. Ancak, Demokritos da Anaxagoras gibi.
lemin olumasn, bu atomlardan, dzenli bir dnyan n nasl meydana
gelmi olduunu aklamya al r. Demokritos'a gre, atomlar hareket
ederlerken, a rlan her vakit a a der, hafifleri ise yukar doru hareket ederler. Mesel, saman savrulurken, a r olan bu day taneleri bir
yana, hafif olan saman ise ba ka bir yana ylr. Ayn ekilde deniz kylarnda da aym cinsten olan atomlar n ayn bir yana r ildklar grlr. u halde dnya yzndeki btn varl klar, aym cinsten olan atomlann bir araya gelmesinden meydana gelirler. Bylece, Demokritos'a gre, dnya yzndeki btn varl klarn ve btn bu oluman n tek sebebi
mekanizm ve zorunluluktur.

Demokritos, organik hayat da ayn ekilde, atom nazariyesi ile a klar. Canly meydana getiren atomlar, krre eklindedir ve son derece
sratle hareket ederler. Bunlar, her eye geebilen ok hafif atomlard r.
Ruhu da bunlar meydana getirmektedirler. Demokritos, felsefe tarihinde imdiye kadar grd mz filozoflar aras nda en materyalist olan d r. Demokritos bylece, lemin kerdili inden ve mekanik bir zorunlulukla ortya ktn ileri srmekle, bu lemi dzenliyen makul bir kuvvetin varl dncesini ortadan kald rmakta, dolaysyla atheism e
varmaktadr.
Demokritos'a gre btn bilgimiz duyularla elde edilir. Ancak, duyularla elde edilen bu bilginin daha sonra ak lla da kontrol edilmesi gerekir. Duyular iinde, kendisine en ok gvenilebilecek olan dokunma
organd r. nk bu organ, bize, atomlann gerek &tatlar olan, ekil,
byklk ve sertlik gibi esaslar tan tmaktadr. Buna karhk, grme ve
duyma organlanm z, sbjektif olan bir tak m &tatlar tantmaktudrlar.
Bununla birlikte, Demokritos, grme ile ilgili olan alg zerine, tesiri Orta aa kadar snn olan bir nazariye ort ya atmtr. Demokritos, cisimlerden bir tak m hayallerin karak gze geldi ine ve gzde bu ekilde grlen cismin bir hayalinin meydana gelmi olduna inamr. Byle olunca, Demokritos'un grme eylemine neden ok gvenmedi i de
kendili inden anlalr. Dokunma organ ile cismin do rudan do ruya
kendisini tanrken ,grme organ ile cismin yalnz hayalini tanrz.
Demokritos'dan kalan baz fragmentlerde, filozofun ahlk gr lerine de rastlamaktad r. Demokritos, ahlk gr nde esas itibariyle, iki
dnceyi savunur. 1. an isteklerin ve igdlerin akl ile dizginlenmesi,
ve insamn kendini, baz eylerden yoksun etmeyi bilmesidir. nsan, yoksunlua katlanmay bilmelidir. 2. nsan, btnn karn', her vakit,
kendi karndan stn tutmay bilmelidir.
Kendilerinden sz etti imiz bu dnn Empedokles, Anaxagoras ve Demokritos, dnyan n olumasnda, ayn cinsten unsurlann bir
araya gelmesi ile ayn cinstan olan btnlerin meydana geldi ini kabul
ederler. Mesel, su atomlanndan, su nehir ve byk denizler meydana
gelmitir. Toprak atomlanndan, toprak, da lar, et atomlarnn bir araya
gelmesinden de et meydana gelir. Bu filozoflara gre, bir eyin yok olmas,
o eyi meydana getiren unsurlarn dalmas , bir eyin meydana gelmesi ise
unsurlarn yeni bir lde birlemesidir. Bu dnrden her biri, unsurlarn birlemelerini ve aynlmalanm meydana getiren esas hakk nda ayr
ayr grler ortya atmlardr. Bu esas, her biri kendi yolunda ve kendi asnda aklamya girimitir. imdiye kadar gz nnde tuttu umuz btn filozoflar, insanlkla ve tarihle ilgili olan sorularla, ya hi il29

gilenmemi ler, yahut da bunlara sathi bir ekilde dokunmulardr. Bunlar, esas itibariyle, tabiat bilgini ve tabiat filozofland rlar. Ancak, M.O. V.
yz yla geilirse durum de iir. Bu yzylda ortya kan bir dnrler gurupu, ilgilerini insanlk dnyas na evirmi, insann kendini ve insanlk yaratmalanm gz nnde tutmu tur. Insanla ve Insanl k topluluu ile ilgili sorular soran bu dnrlere Sofistler ad verilmitir.
II. ANTHROPOLOGK DEVIR
I. Sofistler:

Tarihci Heredof un bildirdi ine gre, sofist kelimesi, asl nda, ilminde ve sanatnda usta olan bilginlere verilen bir s fattr. Ancak, Efl'atun,
bu kelimeye sonradan, hi de iyiye gelmiyen bir anlam verdi. Sophistes
adn tayan dialogunda, Sofistleri, sahte bir ilmi, yksek fiatla satan,
hocalk yaparken de yalnz kazanlarn ve kendi gkarlarm dnen
kimseler olarak bildirdi. te, Efltun'un, Sofistleri sevmemesi ve bu dnrler gurupuna kar koymas yznden Sofist kelimesi, iyiye gelmiyen bir anlam kazand . Ancak, bu kelimeye verilen bu kt anlamn, tamamiyle hakl olduu ileri srlemez. nk, Sofistler gerekten, felsefe tarihinde nemli bir yer alm olan kimselerdir. Sofistler, Atina'n n
siyaset ve kltr bak mndan ok gelitii devrede ortlya glzmi lardr. Bu
devre, Yunanl lann, Iran'lllan pskrttkten sonra kurrnu olduklar
demokratik dzen iinde geli mitir. Demokratik idare, yurtta larn devlet idaresine kan malann salam, bu suretle, hitabet sanat mn deeri
de gittike artm tr. Bu yeni sosial durum, yeni bir siyasi ve sosial terbiye'yi gerektirmi ve yeni bir retim sistemini zorunlu k lmtr. I te
Sofistler, devrin bu ihtiyac n karlam , gerekte kendileri de byle bir
ihtiya yznden meydana kmlard r. Sofistlerle birlikte, ilmin hedefi,
z, eilim ve devi kknden de imitir. Bundan byle, pratik ve sosial hayatn isteklerine boyun e en ilim, hitabet sanat n' esas olarak ald . nk, demokratik devlet dzeni, insandan, her eyden nce gzel
sz sylemek kabiliyeti bekliyordu. Bunun iin, art k bilginler de hitabet statlan, gzel ve yerinde sz sylemesini reten kiiler oldu.
Bu suretle, tabiat olgulann n kendisine ynelmi olan tabiat ilmi
ideali ortadan kalkt . Sofistlerin gayret ve abalar , insana, insan dncesine ve insan iradesine yneldi. Yunan ilmi, Sofistlerle birlikte, insanlann i dnyas ile, insanlarn tasar ve istekleri ile ilgilenen anthropologik ve sbjektif bir karekter kazand .
Sofist felsefesi,
hitabet sanatna dayanyor ve hitabet sanatn' hakl karma yolunda bir tak m kantlar ileri sryordu. Sofistler,
kendilerinden nceki felsefe mekteblerini biliyor, ancak, bunlar n hi
30

birine katlmyorlard. imdiye kadarki felsefe, lem hakk nda birlikli bir
dzen kuramamt. imdiye kadarki filosofiar, lem hakk nda, yalmz,
birbirinin zdd olan grler ileri srmlerdi. Sofistler, btn bunlara
bakarak, hakikat denilen eyin varlndan pheye dmlerdir. Bu
suretle, Sofistler, felsefe tarihindeki ilk sistemli pheciler olmu lardr.
Yunan felsefesi tarihinde, bilgi nazariyesi a sndan, pheye den ilk
filozoflar Sofistler olmu tur. Bylece, sofistler, teorik bilgi alan nda pheci, pratik hayatta ise hocad rlar. Sofistler, para kar lnda ders veren
hocalardr. Sofistlerin bu e it hocalk almalar, yani, para karlnda ders vermeleri. Atina'mn o zamanki gelenekci evreleri taraf ndan
ho karlanmyordu.
Sofistlerin hitabet sanat nda gz nnde tuttuklan hedef, insamn,
karsndaki ahsi, iyi szlerle kandmas m bilmesidir. Hitabet sanat nda gz nnde tuttuldan bu esas, onlarm phecilikleri ile, yani herkes
geerlii olacak genel bir hakikat n varlm kabul etrnemeleri
ile ilgilidir. Sofistlerin en me hurlarndan birisi olan Protogoras' n u sz syledii ileri srlr. insan, her eyin lsdr. 'Her eyin lsnn insan olmas demek, herkes iin geerli i olacak genel bir do ru
bilginin mevcut olmamas demektir. Bundan dolay , bir bilgiden sz
edilemez. Ancak, her insann kendisine gre do ru olan ,her insann kendisine gre doru sayd , bir takm duygu, d nce ve tasanlan vardr.
Protagoras, ayn zamanda, duyularla elde edilen alglann sbjektif
ve deiik olduklanna iaret eden ilk filozof olmu tur. Protagoras'a gre, duyularla elde edilen bilgiler, alemi, herkese bir ba ka eit gsterirler. Ayn bir scaklk derecesi, bir insan iin s cak, dier bir insan iin
ise souk gelebilir. Ayn scaklktaki bir suyu, bize, bir elimiz s cak, teki elimiz ise lk gsterebilir. Ayr ayr insanlarn algladklan eyler deitii gibi, bir insann kendisinin alglad eyler de dumadan deiir. Prpotagoras'a gre, lem, insan n duygularnn, onu, kendisine imdiki anda tamtt ekli ile mevcuttur ve bu ekli iinde dorudur. Duyulanmz da, alemi bize de iik tanttndan, birisi iin doru olan bir
ey, bir bakasra gre doru olmyabilir. Bu yzden, herkes iin doru
olan bir bilginin varln ileri srmek ve bu sorular zerine tart maya
girimek doru deildir.
Doru olan ey, u anda, alglanan, duyulan, istenilen ve zlenilen
eydir. nsan, u andaki alglan, duyg-ulan, istekleri ile her eyin lsdr. Byle olunca, insan n, kendi gr ve isteklerini ba kalarna da
kabul ettinneyi bilmesi esast r. insan, karsndakinin u andaki duygu
ve alglarm, kendi isteine gre deitirerek ona, kendi +dncelerini

telkin edebilmelidir. Karsndakini, onun, o andaki ruh durumuna uygun olan kamtlarla kand rabilmelidir.
u halde, bir eyin doru olmas demek, bu eyin bu anda, her hangi bir kimseye do ru gibi grnmesi demektir. Do ru olan ey, bir fert
yahut da bir ehir iin doru gibi grnen yahut da faydal olan eydir.
Bundan dolay, Sofistler yalnz, insanlar iin faydal N e gerekli olan eylerle ilgilenirler. Eitim sistemlerinde gz nnde tuttuklar esas da,
genlii, bir gn, iktidara gelecek bir ekilde yeti tirmek ve ekillendirnektir. Genlie, iyi nutuk sylemesini, dinleyicilerinin duygular n ustalkla deitirmesini ve onlara kendi d ncelerini kabul ettirmesini retmektir. Sofistler, bu anlay lannn tesiri ile, dsncenin bir ifade vastas olan dille uramlardr. Dil alanndaki incelemeleri, kendilerinden kalan en nemli baanlar arasnda yer alr.
Protogoras, d nce tarihinde ilk defa olarak, e itli kelimeleri birbirinden ayrm , yani, mennes ve mzekker kelimelerle neutre kelimeleri ortya koymutur. iyi dizilmi bir nutkun, esash blmlerinin ne
ekilde kurulaca , birbirine nasl balanaca ve aralarndaki logik balantmn nasl salanaca hakknda kurallar vermi tir. Bu suretle, mantk ve gramerin de esasl bir ekilde incelenmesine giriilmitir. Gerekten Sofistler, gramer ilminin de ilk kurallar n orhya koymulardr. Aslnda da, gzel ve dzgn konu mak, nutuk 'sylemek sanat , konuya
tam bir hkimiyeti, kamtlardan ustal kla faydalanmay gerektirir. Bu
yoldan giden Sofistler de, bir yandan, hem logik, hem de grameri zenginletirmiler, te yandan, dili, hem yumu atm lar, hem de zenginle tirmilerdir. Felsefi bak mdan ok nemli ve verimli olan yeni yeni kavramlar kurarak eski Yunanca'y , bir ilim dili haline getirmilerdir. Sofistlerin gelitirdii ve zenginle tirdii bu yeni ilim dili, daha sonra, byk
sistemlerin ifadesine in kn vermitir.
Sofist felsefesinin di er bir nemli ahsiyeti de devrinin nl uslup
sanatlanndan biri olan Gorgias'dr. Gogias, Sofist d nce tarznn tipik ifadesi olan bir eser vermi tir. Bu eser, Tabiat zerine yahut var
olmyan zerine gibi garip bir isim ta r. Gorgias, bu kitab nda, ustaca
zek oyunlar ile, herkQs iin geerli i olacak doru bir bilginin, genel
bir bilginin, imknszln gstermiye al r. Ancak, ilmin imknn ortadan kaldrmya alan bu e it eserlerin, gerek ilim adamlan tarafndan ho karlanmyaca da aktr. Netekim, bu devirde, Sofistlere
kar gelindii, bunlarn aleyhine rlar ald grlr. Bununla birlikte, Sofistler, insanla ve insanl k tarihi ile ilgilenmeleri bak mndan,
kltr tarihinde nemli bir yer al rlar.
33

Sofistler devri, (M. O. V. yzy l) teden beri, Yeni Zamanlar dnce tarihindeki bir rla, XVIII. Yzy l Aydnlanma n ile karlatrlr. Gerekten, Eski Yunan dnyas ndaki Sofistler devri ile XVIII.
Yzyl Aydnlanma n arasnda gerek tarih dokusu, gerek d nce yaps bakmndan, esasl bir benzerlik ve yaknlk vardr. lkin, her iki r da, yani, gerek Sofistler devri, gerek XVIII. Yzy l Aydnlanma n, her ikisi de metafizik bir felsefe devrinin ard ndan altya kmlardr.
Her iki r da kendilerinden nceki felsefe sorular n bir yana brakp,
zamann, siyasi ve sosial konular n ele almlardr. Her iki r de gelenee ve bo inanlara kar sava amtr. Bu dnce hareketleri,
toplulukla, ahlkla ve siyasetle ilgili olan btn kurumlar n, insanlar tarafndan meydana getirilmi olduunu ileri srm lerdir. Bundan dolay, insanlar taraf ndan meydana getirilen btn bu kurumlar, gene insanlar tarafndan deitirilip dzeltilebilirler. Gerek Sofistler, gerek
XVIII. Yzyl Aydnlanma dnrleri, toplulukla ve topluluk dzeni
ile ilgili yeni bir dzeltme rnn hazrlanmasn salyan d nrlerdir.
Sofistler, gezginci hoca olarak, bir ok yerler grm , bu arada,
devlet ekillerinin, hukuk dzenlerinin, toplulukla ilgili olan di er sosial
artlarn, devirden devire ve ehirden ehire de itiine tank olmulardr. Bunlann, her devirde ve her lkede ba ka bir ekil aldn gz nnde
tutmulardr. te, btn bu gzlemler sonucunda, insanl kla ilgili olan btn kurumlarn, insanlar taraf ndan meydana getirilmi olduu dncesine varmlardr. Ancak, insanlar , btn bu kurumlan meydana getirmiye gtren sebepler ne dir?
Bu soru karsnda Sofistler, birbirinin tamam tamamna zdd olan
iki cevap verirler. Bu cevaplar, Sofistlerin devletin nas l meydana km
olduu hakkndaki nazariyelerinin ifadesidir ve bunlardan biri szle me
nazariyesinin, teki ise devlet nazariyesinin esas n meydana getirin
Protagoras'la, Antiphon, szleme nazariyesini savunurlar. Protagoras'a gre insan, btn teki canl varlklar aras nda, topluluk hayat
yaamya en ok ihtiya duyand r. Tabiat, btn teki varl klar', hayat
mcadelesine tek ba lanna katlabilecekleri ekilde donatm tr. Bunlarn, kimine keskin pen,eler, kimine keskin diler vermi , kimini de iddetli so uklara kar koruyacak kal n krklerle donatm tr. Buna karlk insan, hayat mcadelesine, kendisine hi bir tabii vas ta verilmeden,
tek ba na atlmtr. Bu bakmdan, insan, btn teki varlklara gre,
ok daha acnacak bir durumdadr.
nsanlar, tabiatn kendilerinden esirgedii btn bu tabii vas talan,
ancak topluluk hayat yaayp birbirlerine karlld olarak yard m etmek
53

suretile meydana getirebilirler. Netekim, yaln z yaamann gln,


tabiat kuvvetlerine tek ba na kar koymann zorlu'un kavnyan insanlar,toplu ya amak ihtiyac m duymular ve aralar nda i blmne dayanan bir szlemenin esaslanm kurmulardr. Bu suretle, birlikte
yaamak ykmll altna girmilerdir. Topluluun hedefi, topluluk
dzeninden herkesin fa:ydalanmas , herkesin ayn derecede korunmas dr. Tabiat kuvvetleri karsnda her insan, aym derecede gszdr. Bu
bakmdan aralarnda hi bir aynl k yoktur. Bundan dolay , topluluu
kurar ve devleti meydana getirirlerken, hepsi ayn eit haklara sahiptirler. u halde, topluluk hayatnn nimetlerinden, hepsinin ayn ekilde
faydalanmas gerekir. nsanlar aras ndaki tek ayr hk, toplulu'u srdrmek iin her birinin ayr bir i grmesi, her birinin ayn bir dev yerine
getinnesidir. Bu d nce gidi i sonucunda, Sofistlere gre, topluluk
iinde, btn insanlar n ayn haklardan faydalanmalan gerekti i, dolaysyla en do ru devlet eklinin de demokrasi oldu u kendiliinden anlalr.
Bundan byle, kleliin de hakl bir kurum olduu ileri srlemez.
nk, aym topluluk iinde ya yan insanlardan, bir k smmn topluluun nimetlerinden faydalanmalan, di er bir ksmnn ise aktan aa
bunlardan yoksun olup, yalmz, ilk s nfn iradesine boyun emek zorunda kahrias hi bir ekilde hakl ve meru bir durum deildir.
Sofistlerin bu e it ileri dnceleri, zellikle, kleli in tabii bir ey
olmad' m ileri srmeleri, o zamanki gelenekci evreler taraf ndan iyi
karlannam, kendilerine kar beslenen hn ve kini artrmtr. nk, Eski Yunan dnyas nda, vcut gcn gerektiren btn i ler, kleler tarafndan grlyordu. lk an dzeni klelik kurumuna dayamyordu.
lk ada, Sofistler tarafndan ort ya konmu olan bu szleme teorisi yannda, gene Sofistler taraf ndan ortya konmu olan bir kuvvet nazariyesi vard. Kuvvet nazariyesi taraftarlan da, t pk, szleme teorisini ne sren teki Sofistler gibi, devletin, toplulu un ve bunlarla ilgili
olan btn kurum ve oluumlann, insamn eseri oldu unu kabul ederler.
Ancak, btn bunlann meydana getirilmesinde, bir szle me eylemi deil, tersine, kuvvet ve g rol oynam tr. Netekim, Efltun'un, Devlet
adl kitabnda sz geen Thrasymachos adh Sofist, insanlar aras nda,
balangta da yaln z, iktidar uruna bir mcadelenin hkim oldu unu
ileri srer. Insanlara hkim olan gerek igd, ba kalarna hkim- olmak, kendi iradelerini ba kalarna kabul ettirmektir Bundan dolay , kanun denilen ey de, kuvvetlilerin zay flara zorla kabul ettirmi olduklar kendi iradelerinden ba ka bir ey deildir. insanlar, dil olanlar ve
34

adil olmyanlar diye de 'il, tersine kuvvetli ve zay f olanlar diye ikiye
ayrmak lzmdr.
Kallikles isimli ba ka bir Sofist de, daletin, zay flann kuvvetlilere
kar, onlar kuvvetlerini kullanmamaya zorlamak iin, ba vurduklan
bir hile olarak gz nnde tutar. Acizler, dalet ve ahlk gibi bir tak m
kavramlar uydurarak, kuvvetlileri, kuvvetlerini kullanmaktan vaz geirmiye al rlar. Ancak, kuvvetliler, bu hileye aldanm yacak kadar akll
iseler, kuvvetlerini kullanmaktan geri kalmazlar.
Gbrldiiii gibi, devlet hakknda ortya atlan bu son gr, szleme nazariyesine tamamiyle z t olan bir grtr. Bu gr , devletin temelim bir szlemeyi deil, tersine, etin bir sava ve mcadeleyi koyar.
Devlet iinde, herkesin ayn haklardan faydalanmas sz konusu olamaz. Topluluun nimetlerinden, kuvvetli olan faydalanacak, zay f olan
ise bunlardan yoksun olarak ya yacaktr. Bu anlay, topluluk iinde,
bir efendi s nfnn tremesine imkn verecektir. Efltun, Devlet adl
kitabnda bu kuvvet naza iyesi ile mcadele eder. Hak ve dalet kavramlan zerine kurulm yan bir topluluun, er ge kmiye mahkiim olduunu gsterir.
Yeni Zamanlar d nce tarihi iinde de, gerek szle me nazariyesine, gerek kuvvet nazariyesine rastlan r. Szleme teorisini, Hollandal
Hugo Grotius ve ngiliz John Locke temsil ederler. Nihayet bu teori,
J. j. Rousseau'nun Contrat Social adl eserinde en olgun ifadesini bulu. Rouseau'nun bu eseri, Ayd nlanma devlet felsefesinin de en olg-un ve
en tipik rneini meydana getirir. Buna kar lk, Italyan Machiavelli ve
Ingiliz Hobbes kuvvet nazariyesine dayanan devlet felsefesi sistemleri
kurarlar. Aslnda Hobbes da, szleme teorisine ba hdr. Ancak, Hobbes'a
gre szle me, bir hkimiyet ve tabilyet szle mesidir. Yani kuvvetlinin
hnim olmas, zayfn da onun iradesine itaat etmeyi kabul etmesidir.
Kkleri Antik a a kadar uzanan btn bu devlet nazariyeleri, Yeni Zamanlarda, Yeni zamanlann bilgi ideali ve bilgi metodu ile olduka deimi, ayn zamanda bu teoriler, onlar , ortya koyan dnrlerin iinde ya adklar toplulu un tarihi ve sosial durumuna gre, yani devrin
ve iinde yaamlan memleketin gerekleri de gz nnde tutularak, ayr
ayr ekillerde tasarlanmlardr.
imdi ele alaca mz dnrle birlikte, Yunan felsefesinin nemli
bir devresine gelmi bulunuyoruz. Yunan felsefesinde, Sokratesle birlikte yeni bir g r almtr. Netekim imdiye kadar gz nnde tuttuumuz felsefeye Sokrates'den nceki felsefe deinek adet olmu tur.
35

. Sokrates :

Sokrates, Antik dnce tarihinin en nemli ahsiyetlerinden biridir. Sokrates'in lmnden sonra ort ya kan btn felsefe mektepleri,
Sokrates'in ahsiyetini, felsefelerinin a rlk noktas yapmlardr. Sokrates'e ba l olduklarn ileri sren btn bu felsefe mektepleri, bilge kii idealini felsefenin ba lca problemi yapm lar ve bu ideali de her vakit, Sokrates'in ahsnda gereklemi olarak grm lerdir. Sokrates, hayatn akl ile idare eden, a r istek ve igdlerini akl ile bastrma=
bilen, btn kararlar nda, aklnn ve vicdammn sesini dinliyen bilge kii ideali iin bir rnektir.
Sokrates'in lmnden sonra, Sokrates'in d ncelerine ba lanan
bir ok felsefe mektepleri ort ya kmtr. Bununla birlikte, Sokrates'in
kendisi hi bir mektep kurmam , hi bir ey yazmamtr. Sokrates'i, biz
bir yandan Sokrates'e kar koyanlarn, te yandan, rencilerinin ve
hayranlarnn, kendisi hakk nda yazm olduklar dncelerden tanyoruz. Sokrates, daha sa lnda iken efsane perdesine brnm olan ahsiyetlerden biridir. Sokrates hakk ndaki eski litteratr, bir yandan Aristohpanes, Eupolisos gibi komedi yazarlar mn karikatrle tirdikleri ve
Sokrates'in kendisi ile hi bir ilgisi olm yan ayr bir tipi tasvir eden yazlarla, te yandan, kendi rencilerinin ve taraftarlar = kendi gerek
ahsiyeti zerine kaleme alm olduklar eserlerden meydana gelir. Bununla birlikte, Sokrates'in kendi rencileri de, ok kere, kendi gr lerini hocalarna mal etmilerdir. Mesel, Sokrates'in rencili ini etmi
olan Efltun ve Xenophanes, dialog eklinde yazm olduklar eserlerinde kendi dncelerini de statlar nn a-zndan syletmekten kammamlardr. Bunlar, Sokrates'in hayatta iken, ok e itli ve geni konular
zerinde konu mu oldu'unu gz nnde tutarak, kendi d ncelerini
de sanki stadn dncesi imi gibi gstermi lerdir.
Sokrates, Atina'n n cesur ve al kan bir vatandad r. On yldan
fazla bir zaman, askerlik devinde bulunmu , savalara katlm ve yararlklar gstermitir. Netekim, Efltun'un Ziyafet adl dialognda, Sokrates'in, Amphipolis bozgununda gstermi olduu yararlklar, ve dayankll lr. Atina'daki demokratik dzen gere ince, Sokrates de,
zaman zaman halk meclisine kat lmak zorunda kalm , her seferinde
dalet ve cesaretini gstermek f rsat n bulmutur. Mesel Sokrates, 406
ylnda halk meclisinin cezaland rd baz kumandanlarn mahkmiyet
kararlarn reddetmi ve bunlar koruyan tek ahs Sokrates olmu tur.
En sonunda Atina'mn yenilmi olduu Peleponnes sava lan srasnda, bir

ara, Atindhlar, Ege denizi k ylarnda, Ispartal lan yenmiler, ancak,


anszdan kan bir frtna yznden, bu ba annn sonularndan, tam bir
36

ekilde faydalanamam lard. Galip kumandanlar, bu arada lleri de toplayp gmmeye vakit bulamam lard. te, sulandnlmalanna sebep
de bu olgu idi. Sokrates, bo inanlara ba l ve heyecan iindeki halk
meclisinde bu kumandanlann lehinde sz syleyen tek ahs olmutu.
Sokrates, Peleponnes sava lanndan sonra iktidara gelen Aristokrat
idarenin zulmn ve haks zlklarn da, gerekti i vakit, hayatn tehlikeye koyarak, tenkit etmekten ekinmemi tir. Bununla birlikte, daha sonra
iktidan ele alan demokrat idarenin yolsuzluklanm da gene aym cesaretle ortya koymutur. Sokrates'in bu pervas z tenkitleri kendisine pek ok
dman kazand rmtr. Netekim, d manlan kendisini suland rmak iin
firsat kollam ya balamlardr. Nihayet, Sokrates'e kar bir sava alarak
kendisi halk meclisine verilmitir. M. O. 399 ylnda, 71 yandaki Sokrates, be yz kiilik halk meclisi taraf ndan, baldran otu imek suretile
lme mahkfun edilmi tir.
Sokrates'e kar alan dva, gerekte, geleneki evrelerde Sofistlere kar uyanan reaksion'un da bir ifadesi idi. Gerekte Sokrates, Safistlere kar idi. Ancak, Filozofun, Sofistlerle yak n mnasebetleri olan
kimselerle, mesel, Sofistlerin rencileri ve dostlar iie grmesi ve bir
de, Sokrates'in etrafmn da her vakit bir dinleyiciler gurupu ile evrelenmi olmas, kendisinin de bir Sofist san lmasna sebep oluyordu. Asl nda,
Sokrates'in ilgilendi i konu da, Sofistlerin zerinde durduklan konu idi.
Sokrates de tpk Sofistler gibi, tabiate filozoflann tersine olarak, insan
problemini ele almt. Ancak, Sofistler, gnlk ihtiyalar n ve gnlk dncelerin evresi iinde kal r, yalnz insanlarn ulamak istedikleri hedefleri gz nnde tutarak, bunlar n kandrlmasna yarayacak vas talan
salamay dnrlerken, Sokrates, insanl k kavram na yce bir anlam
kazandrmay dnn Sofistler, phecilikleri ile, herkes iin geerli i
olacak bir do ru bilgi idealini ortadan kald rrlarken, Sokrates, gerek
ilim idealine, yeni batan, lyk olduu deeri kazandrr.
Sokrates, hi bir mektep amadan, yaln z belli ba l konular zerinde tartmak suretile 434 yl ndan lmne kadar retim al malarnda
bulunmutur. Sokrates'in etraf n , her vakit, rencilerinden ve ate li hayranlanndan meydana gelen bir gurup evreliyordu. rencileri aras nda her snftan insanlara rastlan yordu. Mesel, Efltun gibi yksek Aristokrasiye mensup bir gencin yar banda, Antisthenes gibi bir kle de
bulunuyordu. Kendisini rnek alan daha bir ok gen amatrler etrafm almt. Bunlarn arasnda Xenophanes gibi bir askere de rastlan yordu. Sokrates, Sofistler gibi uzun nutuklar sylemekten, kand nc gzel szler kullanmaktan kam yordu. O, her vakit, do ru olana ba l kalyor ve drstlkten ayrlmyordu. Sokrates, Sofistleri tenkit etmek ge37

rektii vakit, onlarn usuln de ustalkla kullanmasn biliyordu. Bu


suretle, Sofistlerin nas l bir elimeye dm olduklann da zaman zaman ortya koyuyordu.
Sokrates'in kulland metot, konu ma metodudur. Sokrates, konu ma srasnda karsndakine bir takm sorular sorar ve bunlann cevaplandnlmas m bekler. Bu arada, kendisi, sanki hi bir ey bilmiyormu
gibi grnr. Sokrates, kar sndakileri belli sorular zerinde d nmeye gtrr. te, Sokrates'in kulland metodu takip eden rencileri,
her vakit, dialog, yani, konuma tarznda eserler meydana getirmi ler ve
bu eserlerin hepisinde konu may Sokrates idare etmi tir. Bununla birlikte Sokrates'ciler, Sokrates'in d ncelerini yorumlamada birbirleri ile
anlaamam lar, bunlardan her biri, stad , kendi asndan yorumlam
ve kendi anlayna gre tasvir etmi tir
Sokrates'in ahsiyeti, dnce ve gr leri hakknda en nemli bilgiyi Efltun'un dialoglan verir. Geri, Eflatun da, ok kere, Sokrates'in
a zndan kendi gr lerini syletir. Bununla birlikte, gerek Efltun'un,
gerek 6teki rencilerin zerinde birle tikleri nemli bir nokta vard r.
Bu da Sokrates'in gerek bir bilginin varl na inand ve bu gerek
bilginin de ahlak duygusu ile yak ndan ilgili olduudur. Efltun'un
dialoglannda, ok kere, Sokrates'in bir deyiminden sz edilir. Bu da,
faziletin bir bilgi oldu udur. Sokrates'e gre, faziletsiz bilgi olamaz.
O, bu bakmdan, dnce ile eylem aras nda tam bir uyu ma olduuna
inamr.
Sokrates'e gre, faziletin varl , bu dnyada, stn bir dzenin varlnn da ifadesidir. Eer bu dnyada, byle stn bir dzen mevcut
olmasayd, bu gerek bilginin de mevcut olmas na imkan olmazd. Dnyadaki bu stn dzen, yaln z, iyilikel bir Tannmn varl ile aklanabilir. Bu stn kuvvet, dnya yzndeki bu tannea dzeni gerekle tirir. Bu dzenin esas n da, lmsz olan insan ruhunun gelecekteki hayat meydana getirir. Ruh, i ledii iyi eylemler iin mkafatland nlacak,
kt eylemler iin ise cezaland nlacaktr.
Sokrates, fazilet bir bilgidir der. Bundan ba ka bir de hi kimsenin bile bile ktlk etmiyece inden sz eder. Gerekte, Sokrates'in
bu iki cmlesi bir biri ile sk skya ilgilidir. Eer fazilet bir bilgi ise
faziletsizlik de bir bilgisizlik demektir. Faziletsiz kt bir ruh, bilgisiz
bir ruhtur. Bu ruhun, her eyden nce aydnlatlmas, bilgisizlikten kurtarlarak dzeltilmi gerekir. Sokrates'e gre, insanda, do utan bir ktlk mevcut de ildir. Ktlk bir yan lma sonucunda ortya kar.
Yunan ahlak felsefesinin ba lca sorusu, mutluluk eudaimonia sorusundan ibarettir. Mutluluk, insanm btn abalar nn en son hedefini
38

meydana getirir, Ancak, aceba mutlulu un kendisi ne dir? Sofistler,


mutluluu, bir bakma mmkn oldu u kadar gcl olmakta buluyorlar, bir bakma da ihtiyalann kand nlmas ile bir tutuyorlard . Sokrates, Sofistlerin bu anlay m reddeder. Sokrates'e gre, insan n mutlulua ulaabilmesi iin ilkin, kendi kendiyle uyum iinde olmas gerekir.
Insan, ancak kendisiyle uyum iinde oldu u vakit gerekten mutlu olabilir. imdi, insann yanlmas da, mutluluu yanl bir yolda aramas sonucunda ortya kar. Byle olunca, e itim ve 'retim yoluyla
insana .gerek mutluluun ne oldu u retilip, ktl n nne geilebilir.
Sokrates, insanlann, aslen kt olmad klarn ve ktln nne
geilebileceini kabul etmekle, ahlk alan nda, tam bir iyimserli i temsil etmi olur. Ancak, Sokrates'in ard ndan giden Efltun, zamanla ve
yaad olgularn tesiri ile hocas nn bu kesin iyimserli 'inden aynlacak
ve vcut yaplan gibi ruhlann da, bir birinden ayn olduklar n ileri srecektir.
Sokrates'in, rencilerinin, gerek Efltun'un gerek Xenophom gs'in,
zerinde durduklar , baka bir sz de, onun Daimonion ud ir. Sokrates, baz kere, bir bezginlik, bir bitkinlik ve usan durumlanna d yor. Kendi iinde, hilii, yokluu ve zihinin ksrl' m duyuyor. te o
vakit, iinden bir ses kendisine, nas l davranmas gerekti i yolunda bir
ikazda bulunuyor. Art k, iinde bulundu u ktmser durumdan kurtuluyor. Sokrates, bilgeyi, kendi uuru dna kartan ve kendi stne ykselten bir cezbe extase durumuna, bir e it dini sarholuk iine dyor. te Sokrates, byle durumlarda, Tanr 'nn sesini kendi iinde duyduunu samyor ve bu Tanr sesine Daimonion um diyor. nsan, Tanr'nn sesini, dtan bir takm vastalarla, yani khinler ve rahipler yoluyla
deil, dorudan do ruya kendi iinde de duyabilir.
Sokrates, dindar bir insand r. nk o, kendi hayat nn stn bir
kudret tarafndan idare edildiine ve dzenlendi ine inanyor. Sokrates'in zaman zaman iine d t cezbe durumu, ekseri din dzelticilerinin ve azizlerin ba lanndan geen' cezbe anlann hatrlatr. Bunlar, ilkin bir huzursuzluk ve kbus durumuna d er, sonra, kendilerini bu durumdan kurtaracak tannca bir i aret bularak, yeni ba tan bir i huzuruna ularlar.
Sokrates, halk meclisinin kar sna getirildii vakit, bir yandan ehrin Tannlann savsamak ve Atina'ya yeni Tanr lar sokmakla, te yandan,
genlii batan karmak ve bozmakla suland nlmt. lk sulandrma,
Sokrates'in, yukarda szn etti imiz Daimonion'undan ileri geliyordu.
Sokrates'in, kendi iinden duydu unu ileri srd' bu Tannca sesi Ati39

nallar, onun, yeni Tanns saydlar. ikinci sulandrma ise Sokrates'in,


etrafnda kendisini dinliyen genler zerinde uyand rd tesir ve COkunluktan ileri geliyordu. Gerekten, Sokrates'in etraf nda toplanan btn bu genler, onun, bazan bir tak m ustaca sorularla, kendisine gvenen gururlu bir Sofist'i, nas l gln bir duruma drdn gryorlar, yahut da, iyi niyetli bir gence, gene byle bir tak m ustaca sorularla daha uuruna varmam olduu doru bir bilgiyi nasl buldurduuna tank oluyorlard. Sokrates, insanlarda mevcut olan bilgileri uura
kartmay, kendi deyimi ile bilgiyi dourtmay biliyordu. Ancak,
byle bir do urtma eyleminin mmkn olmas iin, bu bilgilerin insan
zihninde sakl bulunmas , yani, daha nceden kazan lm olmas gerekir. Bu bilgilerin daha nceden kazanlm olmas da, ruhun bu hayattan
nce baka bir hayat ya am olmas ile aldanabilir. Bu suretle de ruhun lmszl sorusu ortya kar.
Sokrates'in, kendisinden sonraki devirler zerinde uyand rd derin tesir, onun lme gidi tavr ile aklanabilir. Gerek-ten Sokrates,
kendi dnce ve gr leri, kendi hayat tavr u''runa lme gitmi tir.
Sokrates, btn hayat boyunca inand deerlere kar gelmektense,
lm semitir. nk Sokrates, mahkemede, hkimlerin gnln yumuatacak yolu tutmam , tersine, kendi gr ve inanlanm savunmakta devam etmi tir Bu suretle, sanki l lkimlere meydan okumu tur. Sonra kendisine kamak imkn verildii halde kamay da reddetmi tir.
Sokrates, bu suretle, kendi kendisi ile olan uyum ve dzeni bozmaktan
saknmtr. nk Sokrates, hapishaneden kat takdirde, artk kendi
kendisi ile olan uyum ve dzeni, ahsiyetinin birli 'ini bozaca n, kendi
kendine sad k kalmam olacan kabul ediyor. Bu inancn temellendirmek iin de yle bir kamt ileri sryor. Ben, yetmi ' ylhk mrm
Atina'da geirdim ve btn hayat m boynca da Atina'n n kanunlanndan faydaland m. Eer bu kanunlar beenmeseydim ve isteseydim Atina'y brakp gidebilirdim. Byle bir ey yapmadm. imdi bu kanunlann aleyhime dnd bir srada, velevki bana kar haksz da olsalar,
kamya kalkarsam, kendi kendimle olan uyum ve dzeni bozar, eudaimonia m kaybederim, Atina'da ya amakla, Atina kanunlarma her vakit boyun emeye sz vermi bulunuyorum. E er imdi, bu kanunlarn
benim hakkmda vermi olduklar hkm yerine getirmezsem, verdi -im
sz tutmam olurum. Bu suretle de kendi kendimi nakzeder, kendi
kendimle elimeye dm olurum. Bundan ba ka, Atina'dan katktan sonra, hangi memlekete gidersem gideyim, c memleketin insanlan
tarafndan da ho karlanamam, nk Atina'n n kanunlarn' bir kere
bozmu olacamdan, bu insanlar, bir gn de kendi kanunlar m bozacam dneceklerdir.
40

Sokrates'in zerinde durdu u nokta, insann, kendi kendisi ile uyum


iinde olmas, kendi kendisine sadk kalmasdr. Kendi kendisi ile uyum
iinde olmyan insan, hi bir vakit, tam manas yla, mutlu olamaz. Sokrates, ortya koyduu bu mutluluk anlaym, ayn zamanda yaam ve
kendi hayat ile de gstermi tir. Sokrates'in gelecek nesiller zerindeki
derin tesiri, as l onun hayat tarz ve lm ile aklanabilir.
Netkim, Sokrates'in lmnden sonra, onun yolunda gidenleri ilgilendiren balca soru, Sokrates'in ya ayarak gerekle tirmi olduu bu
eudaimonia sorusudur. Mutluluk ne dir ve nas l gerekletirilebilir? Btn Sokrates'cilerin gznde Sokrates, hem bir bilge ki i, hem de mutlu
bir insan rneidir. Sokrates'in mutlulu u, kendisinin bilgeli ine dayanr. Sokrates, bilgeli i, yani, gerek de erlerle aldatc deerleri birbirinden ayrabilmesi sayesinde mutlulu a ermitir. Bilge kiinin gerek
sfat, gerek de erleri tanmas ve kendi kendisi ile uyum halinde olmay bilmesidir.

. Sokrates'ciler
Sokrates, bir bakma byk din kurucular na benzetilebilir. Tpk
byk din kuruculan gibi, Sokrates'in etraf nda da miiritler toplanm
ve kendi lmnden sonra, bunlar aras nda, stadn dnce ve grleri zerine, tart malar ba lamtr. Sokrates, phaidon, Antisthenes,
Euclides, Aristippos, Efltun (Platon), Xenophanes gibi rencileri
zerinde derin tesirler uyand rmtr. Bu rencileri aras nda, yalmz Efltun ve Xenophanes hakk nda tam bir bilgiye sahibiz. tekiler hakknda ise ancak, para para baz bilgiler bize kadar gelmi bulunuyor.
Nenopl nec, yirmi ya nda iken Sokrates'in dinleyicileri aras na
katlm ve stad dinlemitir. Daha sonra Atina ordusuna suvari olarak
katlm ve otuzlar hkmeti devrinde subay olarak dev grm tr.
Servenlerle dolu olan bir askerlik hayat sonucunda Atina'dan srlm
ve mrnn otuz yln Atina dnda, srgnde, geirmi tir. Atina'ya,
ancak, yorgun ve yal olarak, mrnn son yllarnda, dnebilmitir.
Srgnde bulundu u sralarda yazarl k etmi ve bu arada Hat ralar
isimli eserini vermitir. Bu kitapta, Sokrates hakk ndaki hatralardan ve
Sonkrates'in tipik konumalarndan sz edilir. Ancak, Xenophanes de
bu hatralar sonradan yazm ve ok kere kendi gr lerini de Sokrates'e maletmitir. Xenophanes, ne teki Sokrates'ciler gibi bir filozof,
ne de bir mektebin badr. Bundan ba ka kendisinin, yazar olarak da
geni bir hayal gcne sahip olmad grlr.
Sokrates'in rencilerinden olan Antisthenes, Atina'da, Kynikler
(Kelbiler) adn tayan mektebini kurmu tur. Antisthenes'i ilgilendiren
41

soru da btn Sokrates'eileri ilgilendiren soru, yani, insan n mutlulua


eudaimonia ya nas l ulaabilecei sorusudur. Antisthenes'in doktirini
hayatn hedefini mutlulu a ulamakta grr ve mutlulu a ise ancak
fazilet yoluyla eri ilebileceine inanr. Fazilet, bir bilgidir. Bu, neyin istenilmesi gerekti inin ve neden kagn lmas lzm geldiinin bilgisidir.
Fazilete sahip olan, yani neden korkulmas ve kagmlmas, neden kor.
kulmamas gerekti' ini bilen ve bunu kendi eylemileri ile gerekle tiren kimse, mutluluaa ulama olan kimsedir. Buna karlk, bu bilgiden, dolaysyle faziletten yoksun olan kimse, mutluluktan da nasip alam yan kimsedir. Burada sz konusu olan mutluluk, toplulukla ilgili bir mutluluk
deildir. Burada sz konusu olan mutluluk, ancak, ferdin mutlulu -'udur.
Kendi kendisiyle yetinen ve ba kalanna bal olmyan. insan, mutlu insandr. Bylece, insann gerek mutlulu unu, onun, i huzur ve ba mszlnda aramak lz mdr. Bu ise insan n an istek ve i gdlerine
tam bir ekilde hkim olmas , gerek zevk, gerek ac ve kaygu karsnda tamamiyle ilgisiz kalmas yla elde edilir. Bilge ki i, hi bir an istein klesi olmad ve bakalannn kendisi hakkndaki dncelerine
nem vermedii iin hrdr. D nce ve eylemlerinde, ba kalanmn grlerini gz nnde tutan ve bunlara gre davranan insan, hi bir ekilde hr deildir. Kyniklere gre, bilge ki i, her trl topluluk kurallanmil ve her trl yapmacn dnda, tabii bir hayat sren ki idir. Bilge
kii, kendi asil safl ve kendi asil gc iinde ya ayan tabiat adam dr.
Bilge kii, bu dnya ile ilgili olan nimetlere de nem vermez. Zenginse,
mal n ve mlkn fakirlere da tr. Ailesiz, hs msz, ocuksuz, yalnz
kendi kendine ve kendi ba na yaar. Kynikler, do um ve snf fark olmakszn btn insanlarn, birbirlerinin karde i olduunu kabul ederler.
Kynikler, mevki hrs gzetmez an ve erefe nem vermezler.
Antishenes'in mektebinden yeti mi olan daha sonraki Kynikler,
topluluk balanndan kurtulup yeni ba tan tabiat haline dnmek ve tabii
bir insan olarak ya amak idealini ortya atmlardr. Netekim, bu sonraki Kynilder arasmdan yeti mi olan Diogenes'in, kendini, nas l btn
ihtiyalardan yoksun etmi olduunu hep biliriz. Tabiat haline kar duyulan bu zlem, d nce tarihinde, Kyniklerden sonra da zaman zaman
ortya kacaktr. Netekim, XVIII. yz y l Aydnlanma n filozoflarndan olan Rousseau'da da tabii halin bir vgsne rastlan r.
Kynilder mektebinin kurucusu olan Antisthenes'in, bilgi nazariyesi
bakmndan nemli bir gr vardr. Antisthenes'e gre, bilgi, alg lanan objeler zerine bir zmleme eylemidir. Bilmek, objeleri son unsurlanna kadar ay rmak demektir. u halde, gerek bilgi, artk daha
fazla blnemiyen basit bleier hakk ndaki bilgidir. Bir ok paralardan
meydana gelmi olan ve bu paralann kendi aralar nda ne lde birle 42

mi olduklar hakknda hi bir ey bilmediimiz objeler zerine kesin


bir bilgi elde edemeyiz. Bundan dolay , yanlma, objenin blmlerinin
birbiri iine gemesinden, ak ve seik olmaytan meydana gelir. XVII.
yz ylda Descartes da byle a k ve seik bir bilgi ideali ortya atmtr.
Sokrates'in lmnden sonra rencileri Megara'ya -gitmi lerdi. Burada Euclides'in kurmu olduu Megara mektebi hakk nda ok az ey
biliniyor. Ancak, Kynikler mektebine paralel olarak kurulmu olan
Kyrene mektebi hakk nda daha geni bir bilgiye sahip bulunuyor. Bu
sonuncu mektep, kuzey Afrika'da, ad m ald ehirde, bural bir filozof
olan Aristippos tarafndan kuruluyor. Sokrates'in d ncelerinden kalkan Aristippos ve rencileri, en sonunda, hedefini zevkte bulan bir hayat grne vanyorlar. Bu suretle bunlar, Sokrates'in gz nnde tuttuu mutluluk idealinden (eudaimonism) bir zevkcili e (hedonism)
vanyorlar.
Gerekten, Kyrene mektebine gre mutlu bir hayat, zevki mmkn
oldu'u kadar ok, ac ve kaygusu ise mmkn olduu kadrar az olan bir
hayattr. Grld gibi bu gr artk Sokrates'in gr deildir. Tersine bu, Sokrates'in d ncelerinden kalk larak vanlm ustalkl bir sonutur. Bununla birlikte, Aristippos ve rencileri de, mutlu bir hayat n,
zevki mmkn olduu kadar fazla olan bir hayat oldu unu ileri siirerlerken, bu zevkin ancak ll ya amakla elde edilebilece ine Inanrlar.
Gerekten, zevkle ac nn snrlan birbirine ok yakndr. An bir zevk
de belli bir derecesinde ac ya dnebilir. Bundan dolay , yalnz ac ve
pimanlkla sona ermiyecek olan zevkleri semek lz mdr. Bilge kii,
bu suretle ustahld bir yaama sanat srmek zorundad r. Kyrene mektebinin bu hayat sanat , sonralan, Epikur taraf ndan yeni batan ele
almmtr.
Bununla birlikte, Aristippos'un renicileri de daha sonra, hocalarnn grnden uzakUmlardr. Mesel Kyrene mektiebinden yeti mi olan Hegesias isimli bir filozof, sonunda ac ve kayguya dnmiyecek hi bir zevkin mevcut olmadn ileri sryor. Hegesias'a gre, mutlu bir hayat srebilmek iin tak mlacak tek tavr, tam bir ilgisizlik ve
duygusuzluk tavndr. Bilge kii, gerek ac, gerek zevk karsnda ilgisiz
kalmay bilen kiidir.
Devlet ve topluluk hayat karsnda Kyrene mektebi de, Kynikler
mektebi kadar ilgisizdir. Aristippos, kanunlara, gelenek ve grenekle
ilg,ili olan btn kurumlara kar dr. Bilge kii, btn bunlarla hi bir
ekilde ilgilenmez. Bu suretle, Sokrates'e ba lanan bu iki mektebin, her
43

ikisi de individualist dirler. Bunlar iin esas olan ferttir ve ferdin


muth lugudur. Devlet ve topluluk gibi fert st kurumlar n iyilik ve dzeni ile hi bir ekilde ilgilenrnezler.

44

Byk Sisiemler Devri


SOKRATES'DEN SONRAKI YUNAN FELSEFES/

BYK SISTEMLER DEVRI

I. EFLATUN

Hayatt:
M. O. 427 yhnda Atina'da doan Efltun, Atina'mn en eski ve en
asil ailelerinden birine mensuptur. Efltun'un babas Ariston, Perikles'in
yakn dostudur. Annesi Periktione ise eski krallar n soyundan gelmektedir. Netekim, periktione, nl kanun .koyucu Solon'un soyundan geldii gibi, Otuzlardan birisi olan Kritias' n da ye'enidir. Efltun, her asil
Atina'h gibi aile durumunun gerektirdi i ekilde, stn bir e itim ve
retim sisteminden gemi tir. Zamamnn en stn bilginleri ve eitimcileri tarafndan yetitirilmitir. Gen Aristokrata, daha ok gen ya da
iken, eski Yunan iiri (Homer, Pindal) tamtlm ve o devre hkim olan
hitabet sanat retilmitir Efltun, kendisinin ilk felsefe hocas olan
Heraklitci Kratylos'dan, Heraklit felsefesini ve Heraklitci dnya gr n renmitir. Sonra, Dialoglanndan birinden anla ldna gre, Filozof, daha bu devrede, Anaxagoras' n, lemin olumas hakknda ileri
srm olduu nazariyeyi de bilmektedir. Bununla birlikte, Efltun'un
dnce hayatnda dnm noktas olan ve onun manevi geli mesine esas
istikametini veren olgq, Sokrates'le kar lamasdr. 407 ylnda, yirmi
yanda iken, Sokrates'e ba lanan ve Sokrates'in dinleyicileri aras na
katlan Efltun, Sokrates'i tam sekiz y l dinlemitir. Efltun'un hayat ve
ahsiyeti zerinde, Sokrates'in gerek ahlk gr , gerek kulland dialektik metot bakmndan ok byk tesiri olmu tur.
Efltun'un, ocukluk ve ilk genlik yllar, Atina ile Isparta aras nda 30 yl sren, Peleponnes sava lan iinde geer. Bu sava lar sonunda
Atina, Isparta'ya yenilince, iktidar, Ispartahlar taraf ndan korunan ve
Otuzlar ad ile amlan Aristokrat bir idare ele al r. efleri aras nda, Efltun'un yakn akrabalanrm da bulunduu bu hkmet, ok gemeden
devrilir. Bu kargaalk iinde, Efltun da teki aristokratlar gibi d manlanmn hncndan korkarak Atina'dan kamak zorunda kal r.
Devrilen aristokrat idarenin ard ndan ll bir demokrat idare iktidara gelir. Ancak bu yeni idare de Sokrates'i lme mahkm etmi tir
47

(M. , 399). Bundan dolay , Eflatun, belki de hocas lrken yan nda
bulunamam ve Sokrates'in son demleri ile son solu unu verdii an
canlandran Phaidon adl dialogunu, bu son anlan Sokrates'le birlikte
yaam olanlarn anlatmna gre kaleme alm t r.
Bununla birlikte, Efltun'un, Sokrates'in lmnden sonra, Sokrates'in teki renicileri ile birlikte Megara'ya gitmi olduu da sylenir.
Filozof, bundan sonra, belkide yeni ba tan ana vatana dnm , 395/94
yllarnda, Atina ordusuna katlp atl olarak askerlik devi grm , daha sonra yazarl k etmi, hatt kk lde de olsa daha o vakit etraf na
bir reniciler gurupu toplam t. Ancak, bir yandan, Atina'ya o vakit
hakim olan siyasi havamn verdi i huzursuzluk, te yandan felsefeye kar duyduu derin ilgi, kendisini yeni ba tan Atina'dan uzakla mya gtrmtr. Bylece Eflatun, o zaman bilinen lkelerde bir inceleme gezisine kmtr (M. . 390). Sylendi ine gre ilkin Kirid'e ve daha
sonra da Msr'a gitmitir. Msr, ok eski kltr, yzy llardan beri hi
deimeden ayn ekilde srp gelen gelenekleri ile onun zerinde ok
derin izler brakmtr. Eflatun, M sr'da sanki, sonsuz de imezliin
kendisini bulmutur. Msr'dan sonra Kyrene'ye giden gen filozof, orada matematiki Theodoras'la tan m ve onun tesiri ile geometri ile u ramtr. Daha sonra Gney Italya'ya varan Eflatun, orada, Fisagorculann son temsilcileri ile tanm ve dost olmu tur. Fisagor'cu mate natikle ve adetler doktrini ile yak ndan ilgilenmi, ayrca, astronomi ile de
uramtr. Fisagor'culann tenasuh nazariyesinde, ilkin Sokrates'den
renmi olduu ruhun lmszl diincesinin ayn bir yorumlanmasn bulmutur. Eflatun bundan sonra, Sicilya'da Sirakusa'ya gitmi ve
Kral I. Dionysios'un sarayna kabul edilmitir. Balangta, Efltun'u
dosta karlyan tiran Kral, bir vakit sonra, filozofun d ncelerini kendi despotizmi iin tehlikeli grd nden, onu bir sava gemisine bindirerek Sicilya'dan uzakla trm ve Aigina'da esir diye satt rmtr. Eflatun, bu skntl durumdan, Annikeris isimli Kyreneli bir Filozof'un aracl ile kurtulmu , ilkin kendisini sat n alan bu filozof, daha sonra,
Atina'ya dnmesini de sa lamtr. Aa yukan yl sren bu inceleme gezisinden sonra Eflatun, Atina'da 387 y lnda mehur akademisini
kurmutur. ehrin kaplan nnde, kurulmu olan Akademi, bir d nce etrafnda ortaklaa alan ahslann meydana getirdi i kapal bir
ilim cemaat]. gibi idi. Eflatun, lmne kadar, akademinin ba nda kalmtr.
Bununla birlikte Eflatun, Akademideki 'retme al malarna Syrakusa'ya ettii iki yolculukla, iki kere ara vermi tir. Syrakusa'da, I. Dionysios lm, yerine yeeni II. Dionysios gemi ti. Eflatun, ilk Kraln
kaym ve Syrakusa'ya yapt ilk yolculuundan beri kendisinin yak n
48

dostu olan Dion'un arac l ile bir ikinci ve nc defa, yeni ba tan,
Syrakusa'ya gitmitir. Filozof, siyasi d ncelerinin, Syrakusa'da yrrle konabilece i midi ile bu son iki yolculua girimi, ancak, her
ikisinde de, bu hedefini gerekle tirmek imkn m bulamamtr. nk,
bu sefer de yeni kral. Efltun'un Dion'la olan yak n dostluundan kukulanm ve siyasi plnlanndan phelenmitir. Efltun, yeni ba tan,
Syrakusa'dan uzakla mak zorunda kalmtr. Nihayet, dostu Dion, iktidar ele alnca, bu kere, siyasi d ncelerinin, gerekten, gerekle ebileceini sanmsa da, ok gemeden, Dion, bir Akademi renicisi tarafndan ldrlm tr. Bu olay, Efl'tun'u derin bir hayal k nklna u'ratm, bundan byle, siyasetten bsbtn vazgeerek, kendisini yaln z
Akademi almalanna vermitir.
Daha nce de i aret etti 'imiz gibi, Efltun, Atina'n n Aristokrat snfna mensuptu ve bu bak mdan da kendisinin siyasetle aktif olarak
uramas gerekiyordu. Ancak, Atina'daki siyasi karga alklar, filozofta,
kendi vatamnda siyasetle u ramak hevesi brakmam tr. Efltun, ne
hatiplerin elinde oyuncak olan demokrasi idaresini benimseyebilmi , ne
de aristokrat iktidar n zorlama ve hakszlklarma gz yumabilmi tir.
Idealism'in kurucusu olan bu byk d nr, insanlk topluluunun
yepyeni temeller zerinden yepyeni bir ekilde kurulma= ve kavranmasn istemitir. O, Akademinin snflar iinde, nazari bir ekilde ortya koyduu siyasi grlerini, Syrakusa'da yrrl e koyarak ideal bir
devlet dzeni meydana getirmek istedi. Ama, yukarda grld gibi,
btn gayretleri, ba arszlkla sonuland. Efltun, insanlann a n istek ve hrslarm yakndan tanyp, hayatn ac cilvelerini ya ad. Btn
bu yaantlar, Filozof'un i hayat nda derin bir yknt ve knt meydana getirdi. Gerekten, Efltun'un bu ac denemelerden sonra meydana getirdi i eserler, htiyarlk Dialoglan adn alrlar, Bu sonuncular,
daha sonraki olgunluk devri eserlerinden, ekil, hava ve muhteva bak mndan ayrlrlar. Olgunluk devri eserlerinin iirinin ykseklerde uan
idealis'nin yerini, bu son ihtiyarlk devri eserlerinde, Filozof'un y pratc yaantlanndan edinilmi , ac bir realism alr.

Efltun'un Eserleri:
Antik litteratrden kalan eserler -aras nda, iyi bir talih eseri olarak,
Efltun'un Diaoglarnn tamam na sahip bulunuluyor. Efltun'un kendi
serveti ile kurmu oldu' u ve ilk yksek mektep, ilk nrve site saylabilecek olan akademi, bir e it vakft. Bundan dolay bu kurum, Efltun'un lmnden sonra da yzy llarca srm ve Filozof'un eserleri
Akademi iinde, nesillerden nesillere aktanlarak, tam bir surette saklanlabilmitir Ancak, Efltun'un eserleri aras na, Efltun'un kendisi tara49

fndan yazlmann olan, baz kitaplar da kan mtr. Bundan dolay, dorudan do ruya Efltun'un kaleminden km olan dialoglarla, Efltun
ile ilgili olmyanlar. Birbirinden ay rmak sorumu o tya kmtr.
Ancak, Efltun ile ilgili olan sorum, yalmz bundan ibaret de ildir.
Bir de Efltun'un kendine ait olan dialoglar n zaman bakmndan sralanmas ve bu eserlerde D nr'n, gerek sanat, gerek filozof ahsiyetinin gelime gidiinin karanmas ii vardr. Efltun'un eserleri, uzun
aratmnalar sonucunda, dil, uslup ve muhteva bak mndan zaman iindeki deime ve gelimeleri gz nnde tutularak e itli guruplara ayrlmtr. Filozof'un eserlerine guruplanma imkn veren zaman iindeki bu deime ve gelime de onun kendi hayat ndaki nemli olaylarla,
mesel, Sokrates'in idam ile Syrakusa'ya yapt yolculuklarla, nihayet
Dion'un ldrlmesi ile ilgilidir.
Efltun'un Dialoglan, gz nnde tutulan btn bu esaslar a sndan drt gurupa ayr lr. I. gurup Sokratik Dialoglar ad n tar. Efltun'un genlik devresine ait olan bu Dialoglarda Sokrat'c metot, yani konuma metodu takip edilir. Konu mann a' inik noktas her vakit Sokrates'dedir. Sokrates, Dialoglarda ad geen ahslara sorular sorarak onlar tartmaya zorlar. Efltun'un Sokrates'in derin bir surette tesiri altnda kald bu ilk devre Dialoglar unlardr. Kk Hippias, Protagoras, Laches, Thrasymachos, Devlet adl kitab nn birinci blm,
Charmides, Euthyphron, Apologie ve kriton. Son iki eseri, Sokrates'in
lmnden sonra yazm olduu kabul edilmektedir.
Efltun'un ikinci gurup Dialoglar , Gei Devri Dialogland r. Bunlarn banda, Gorgias dialogu gelir. Adn mehur sofistlerden birisi
olan Gorgias'dan alan bu Dialogda Sofistlerin takip ettikleri metot tenkit edilir ve ' retme usulleri reddedilir. Bu ikinci devre Dialoglar arasnda, ilk tetkik gezisinden sonra kaleme alm olduu Menexenos vardr. Nihayet, Kratylos ve Euthydemos'la Akademisini kurduktan sonra
yazm olduu ve mehur ideler nazariyesini ilk defa ele ald Menon
Dialogu da bu ilk gei devresi dialoglar aras nda bulunur. Bu ikinci
gurup dialoglarnn orijinallliini, belli felsefe sorular nn bir takm sembollere brnerek birer mitos eklinde anlatlmas meydana getirir.
Efltun'un nc gurup dialoglan, filozofun yarat c ve sanat
ynlerinin en parlak bir ekilde belirdi i olgunluk devri eserleridir. Ruhun lmezlii ile ideler nazariyesini konu olarak alan ve Sokrates'in
idamndan nceki son anlarn tasvir eden Phaidon dialogu ile, Eros
yani aktan sz eden Symposion dialogu, gene ruhun lmezli i ve ak
meselelerini ele alan Phaidros dialogu ile, ideal devlet eklini aratran
Politeia, yani devlet dialogu bu nc devreye ait olan eserlerdir.
50

IV. Gurup dialoglar, ihtiyarlk clialoglan adn alr. Bunlardan


Theaitetos ve Parmenides'de empirik gerekli in kendisi gz nnde tutularak bilgi meselesi ele al nr. Eflatun, bu dialoglar ndan ilkinde, empirism ve sensualism'le hesapla r. Ikincisinde ise Elea Mektebi ve Heraklit kars ndaki tavnn belirtir. kinci Syrakusa yolculu undan sonra
kaleme alm olduu sophistes ve Politikos ile Timaios ve Kritias dialoglar ve nihayet kanunlar adl eseri de bu drdnc devre dialoglannclan
saylmaktadr.
.

Efltun'un Pelsefesi:

Efltun'un genlik devresine ait olan ilk gurup eserlerinde, daha


kendi felsefi d nce ve grlerine rastlanmaz. Bu ilk eserlerde, yaln z,
Sokrat'c metotla faziletin ne oldu unu aratran Sokratc Eflatunla karlalr. Eflatun, ancak, bu ilk gurupun ard ndan gelen Dialog guruplannda, kendi a'gda olan ve kendinden nce gelen filozoflar kar sndaki tavnm belirtmi , tenkitlerini ortya koymu ve nihayet kendi gr ve
kendi felsefesini a klamtr. Eflatun, felsefesinin bal ca meselesini,
ideler nazariyesi ve ontologie'si ile ruhun lmezli i ve devlet hakk ndaki grleri meydana getirir.
Daha Protogors' n bilgi hakkndaki sbjektif gr insan her eyin lsdr diyen sbjektif anlay ile bilgi zerine tartmalar ba lam ve bilginin kendisi bir problem olmu tur. Bilgi Problemi, Sokratc'lar arasnda da, her vakit, tart malann arlk noktasn meydana getirir. Aceba, her yan lma= ve her trl phenin dnda, bir bilgi,
gerekten var m dr? Bilenin kendinin ak ve seik bir ekilde kavrad bir bilgi mevcut mudur? E er, byle bir bilgi mevcut ise buna nasl eriilebilir?
Daha nce de i aret etti imiz gibi, Eflatun, bu meseleyi yani bilgi
sorusunu Theaitetos dialogunda ele al r. Bununla birlikte, Filozof, bu
soruyu aslnda, kendi nazariyesini ortaya koymakla cevapland nr. Eflatun, Teaitetos'da ilkin, bilginin alg dan ibaret oldu unu ileri sren Sokrates'ci Aristippos'un sensualist gr n ele alr ve bu gre kar
koyar. ,Efltun'a gre, bilgi yaln z algdan ibaret olsayd , o zaman, objektif bir bilgiye sahip olmak imkan ortadan kalkacakt . nk, alglar,
herkese gre de itiinden, bilgi, algnn kendisi sayldg takdirde, Protogoras' n ileri srd gibi relatif bir karakter ta yacak, herkes iin ayn olan objektif bir bilgi ideali ortadan kalkacakt . Halbuki Efltun'a
gre, objektif bir bilgi mevcuttur. Geri, bilgi, yaln z duyulann bize
sunduu ekli ile gz nnde tutulursa, yaln z Protogoras' n deil, Heraklit'in de hakl olduunu kabul etmek gerekir. nk bu e it bilgilerde, bilgi yalnz ahsa gre de il, zaman iinde de de iir. Heraklit'ci
51

dnya grnde, bu lemdeki her ey, srekli bir olu , srekli bir ak
ve dolaysyla srekli bir de -ime halindedir.
Ancak, Efltun'a gre, bilgi alg dan ibaret de ildir. Tersine, gerek
bilgi, tam algmn bittii yerde balar. Duyulanmz, sadece grn ler
dnyasndaki eyleri alglamya yararlar. Ama, bu eylerin varl hakkndaki gerek bilgiyi, ruhumuzun hkm veren ve varl klan birbiri ile
karlatran almas ile kavryabiliriz. Grnler dnyasndaki varlklann, e itlilii yahut ayn l, benzerli i yahut ayrl , iyi yahut kt, gzel yahut irkin olduklar , saylar, vs. hakkndaki bir bilgiye, yalnz, ruhumuzun hkm verme gc ile yar rz. Duyularmzn kendileri bize bu bakmdan hi bir bilgi veremez.
nsan her eyin lsdr. Szn syliyen Pretogoras, bu sz
ile her d ncenin ayn derecede yetkili olabilece ini ileri srer ve dolay syla da, her e it yan lmay ortadan kald rm olur. Ama, Protogoras, bu suretle, ayn zamanda, objektif bir hakikatm varl n da inkar
eder. Objektif bix hakikat mevcut olmay nca, ilmin varl da tehlikeye
der. Ancak, Protagoras' n bu sz, yani her diincenin y'aln z sbjektif bir geerli i olaca kabul edilirse, o vakit, bu szn Protagoras' n
kendi iddias hakknda da geerli -i olmas gerekir. nk, Protagoras'a
gre, her dnce ayn derecede yetkili ve hakl olduundan, kendi grsnn aksini ileri srenlerin iddias da dorudur. Byle olunca, Protagoras' n gr tutunamaz ve kendi kendini ortadan kald rr.
Protagoras' n dncesi gndelik hayatta da tutunamaz. nk,
gndelik hayatta da, bir i ten anlayanlarla, anlam yanlar, bir ie yeni
bahyanlarla, bilirki iler ve bunlarn verdikleri hkmler, birbirinden
ayrlr. Olaylarn gidii, her vakit, i in ehli olan kimselerin verdii hkmlerin, i ten anlam yanlarn verdii hkmlerden, daha do ru ve yetkili olduunu gsterir. Gelecekteki olaylar, bilir ki ilerin, her hangi bir
olgunun faydal yahut da zararl olduu hakkndaki hkmlerinin doruluunu gsterir. Bu suretle, Eflatun, Protagoras' n sbjektivism'ine
kar tavr alr. Protagoras' n sbjektivism'inin hakl olduu tek nokta,
varlklarn yalnz duyularla ilgili olan ve duyularla kavranan s fatlannn siibjektif bir geerli i oldu-udur. nk bunlar, her ahsa gre, az
ve ya ok de iirler. Hatt bu e it bilgiler, bir tek ahsda, bu ahsm
ruh durumuna gre de de iebilirler. u halde, duyular yoluyla mutlak
bir hakikatn kavranmas na imkan yok-tur. Byle mutlak bir bilgiyi, yalnz sonsuz olan, de imiyen varl n kendisi verebilir. Bu varl k da vcuttan ve vcutun tesirlerinden uzakla m olan ve saf d nce olarak alan ruhun kendisidir. Dnce ile alg , tamam tamamna ayr ilemlerin
sonucudurlar ve bunlarn tamamiyle ayn kanunlan vard r. Dnce lm52

sz olan ruhun en asil al mas, alg ise lml olan vcut organlar nn
verimidir.
mdi, Eflatun, gerek bilginin nas l mmkn oldu u ve ruhun bu
gerek bilgiye nas l ulat sorusunu, ideler nazariyesini ort ya koymakla cevapland nr. deler nazariyesi, Eflatun felsefesinin a rlk noktasn
meydana getirir.

v. ideler Nazariyesi:
Eflatun. ideler nazariyesini ilki Menon dialogunda ortya atar. Bu
nazariye daha sonra btn a klk ve seiklii ile olgunluk devri eserleinde, yani Symposion, Phaidon, Devlet ve Phaidros da ele al nr.
Efltun'a gre gerek bir bilginin mmkn oldu u hakknda balca kant, aritmetiktir. Menon dialogunda, aritmetik hakk nda daha nceden hi bir bilgiye sahip olm yan bir kleye metodik sorular soran Sokrates, ona do ru cevaplar verdirir. Aritmetik bilgiler, d iinebilen her
ahs iin, ak ve seik olan, ler trl phe ve karklktan uzak olan
bilgilerdir. Bunlar, insanlara ve zamana gre deg'i meyip, her vakit, her
yerde ve herkes iin do ru olan bileilerdir. Zaman st olan bu sonsuz
bilgiler, kendi aralarnda hi de i miyen sonsuz nispetler iinde bulunurlar. Bu e it bilgilerin ler hangi bir sbjektif d nce ile ilgisi yoktur. nk bunlar, alg lar yoluyla elde edilmi deildirler. Alglar, belki bu eit dncenin meydana kmasnda bir rol oymyabilirler. Ama,
hi bir vakit gerek sebep de ildirler.
u anda tahtya izilmi olan ve duyulannuzla alg lad nnz ker
yahut da daire bir az sonra silinip yok olabilir. Ama, ken yahut da
daire kavramlann n kendileri ne meydana gelmi lerdir ve ne de yok olacaklardr. Ayn ekilde, saylar da, byle, ne meydana gelmi ve ne de
yok olacak objelenlir. Aritmeti in konusunu, zamana ve mekana ba l
olmyan bu sonsuz hakikatler meydana getirmektedir. Efltun'a gre
gerek bilgi, kavraml bilgidir. Kavramlann bilgisidir. Kavraml bilgi
ise Efltun'un kendi deyimi ile idelerin bilgisidir. Bu kavramlar yani
ideler, deneme dnyasndan kazan lm bilgiler deg'ildirler. Mesela, aynlk kavramnn duyular yoluyla elde edilmi olmasna imkn yoktur.
nk deneme dnyas nda, birbirinin tamam tamamna aym olan iki
eye rastlanmaz. Grn ler dnyas iinde, belki iki ey, birbirinin ayn gibi Ornebilir. Ama bunlar, hi bir vakit, ayn ln kendisi deildirler. Gzel, adil, iyi dedi 'imiz eyler de byledir. Gzel dedi imiz objeler, mutlak gzelli in kendisi deildirler. Bu mutlak gzelli e az ok
yaklaabilen objelerdir.
53

u halde, tek tek objeler, belli kavramlara kat labilmeleri ve belli


kavramlar altnda toplanabilmeleri ile bir varl k kazamrlar. Gerekte,
Efltun'a gre, bilmek bir hkm vermektir. Yani, her hangi bir objeyi
bir kavram gurupu iine sokmakt r. Tek tek ()bleier duyular yoluyla alglanr. Ama, duyular yoluyla alg lanan bu objeler, ruhun fonksionu
olan dnce yoluyla belli kavramlar, kendi deyimi ile, ideler alt nda
toplanarak dzenlenirler. D nceye destek olan bu kavramlar olmadan her hangi bir bilginin meydana gelmesi mmkn de ildir. Bu gzeldir dediimiz vakit, bu yu gzel kavram iine, bu iyidin> dediimiz vakit, onu, iyilik kavram iine sokarz. Bylece, bilmek, her vakit
genl kavramlar, yani ideleri d nmek demektir.
mdi, insana dnebilme imkm veren bu kavramlann z ne dir?
Yeni zaman felsefesi Kant'dan beri, uurun yaratac almasn tan r.
uurun yaratc almas , insan zihninde bulunan a priori kavramlann
varlk.' ile aklanr. priori kavramlar, denemeden nce mevcut olan
bununla birlikte, yalnz denemeden sonra varl klar' fark edilebilen kavramlardr. Dnce, yalnz bu kavramlarm yard m ile alr ve objeleri
bunlarn yardm ile dzenler.
Efltun'a gre, insan bu kavramlan, bu dnyadaki hayat ndan daha
nceki varlinda tanmtr. Ruh, bir vcut kal b iinde bu dnyaya
inmeden nce bu bilgileri edinmi , btn bu kavramlar yakndan tammtr. Fisagorculann da ruhun lmezli ine ve tenasuh nazariyesine, yani, ruhun vcuttan ayr ldktan sonra, yeni vcut kal plar iinde, yeni
batan bu dnyaya geldi ine inanm olduklann biliyoruz.
Efltun, bu gr byk bir olaslkla, gney talya yolculu'g',unda
tanm olduu Fiagorculardan renmi ve benimsemitir. mdi, eer
ruh, bu bilgileri, gerekten, daha nceki bir hayatta ya am ve kazanmsa, o vakit, bilginin yaln z bir hat rlarnadan ibaret olmas gerekir.
Gerekten, Efltun'a gre, bilgi, ruhun daha nceki bir hayat nda temaa edip, vcut kalbna girdikten sonra unutmu olduu bilgilerin, yeni
batan, hatrlanmas dr. nsan ruhunda uyukhyan bu eski bilgiler, vaktyla temaa edilen idelre benzeyen objeler grld vakit uurda yeni
batan uyanr ve hatrlanrlar. u halde, daha nceki hayabta kazan lm
olan bu bilgiler, ruhda ancak latent halinde mevcutturlar. Ruhun karlatrma, birle tirme, vs. gibi, al malar ile yeni batan uurda uya
nrlar. Mesel, gzelli in ne olduunu nceden bilmeseydik, kar imzdaki objenin gzel oldu unu syleyemezdik. Ruhumuzda, uyuklama
halinde de olsa, bir gzellik ideali vard r. Karmzdaki obje, bizde uyuklama halinde bulunan bu gzellik kavram n uyandnr. Onu, iimizdeki
gzellik ideali ile karlatnr ve gzel olduu hakknda bir hkme va54

rnz. Ayn ekilde, iki objenin, eit, benzer, ayr vs. olduklarn sy-leyebilmek iin de eitliin, benzerliin, aynln kendilerini nceden bilmemiz gerekir. Keza, saylar hakknda nceden bir bilgimiz olmadan,
objeleri sayabilmemiz mmkn de ildir. u halde, her e it bilgi, aslnda bizim ruhumuzda nceden mevcut olan 1;ir tak m bilgilerin, bir takm idelerin varln art koar.
Bundan dolay, bilgi, yalnz algdan ibaret olamaz. nk, bilginin
meydana gelmesi iin algnn verisine, bilim kendimizden bir eyin katlp onu manalandrmas gerekir. Alglar, insan ruhunda, ancak, ruhun
daha nce temasa etmi olduu asli ekillerin hatralanm uyandnnya
yararlar. Uyanan bu hatralar, insan ruhunu, bu asil ekillere kar. derin bir zleyile doldururlar. Bu derin istek, insan ruhunu, eksiksiz olan
bu asli ekillerin kendine doru, nne geilemiyecek bir kuvvetle srkler. insan, iyili in kendine, daletin kendine ve gzelli in kendine
kar duyduu bu derin zleyi in zoru ile bu ideal fomlan bu dnyada
da gerekletirmiye alr. ite, gerek Eros un, pltonik sevginin
kaynam da ruhun bu asli ekillere kar duyduu sonsuz istek ve zleyi meydana getirir. Efltun, ruhun, bu asil nmunelere kar duyduu sonsuz sevgi ve itiyak, Symposion ve Phaidros dialoglannda,
sanate ,ahsiyetinin btn yarat clk' ve gc ile canland nn
Efltun'a gre, insandaki bu en derin zleyi in konusu olan asli ekillerin kavranmas m salyacak tek bilgi yolu dialektik, yani igdlerden ve maddi tesirlerden tamam tamamna zlm olan saf dncedir. Efltun'a gre, bilgilerin en ycesi olan bu ilim, grn ler dnyas
iinde, eitli ve da nk olarak alglanan eyleri, belli kavramlar altnda toplayp dzenler. Sonra, bu kavramlar da mahiyetlerine gre s nflandnr ve birbirlerine olan nispetlerini belirler. Elltun'a gre dialektik,
btn ilimlerin tacdr. nk, matematik de iinde olmak zere btn
teki ilimler, bir bakma tantianmyan en son ipotezlerden kalkarlarken, dialektik, hi bir ipoteze dayanm yan ilk temel bilginin kendinden
kar ve kavramlann, yani idelerin mahiyetini ara t nr. Bylece, Eflun'a gre, bilmek, her alanda, tek tek objelerden kalkarak idelere varmak ve bu ideler aras ndaki deimiyen sonsuz nispetleri kavramakt r.

v. Varl k Anlay v:
Efltun'a gre, ideler, ncesiz ve sonsuzdurlar. Ne meydana gelmi lerdir ve ne de yok olacaklard r. Buna karlk, grniiler dnyasnda
meydana kan objeler, gnn birinde 'yok olm ya, bu dnyadan gmeye mahkfundurlar. izmi olduumuz her hangi bir keni yahut
yazm olduumuz bir iki rakkamn biraz sonra yok edebiliriz. Ama,
ken idesinin kendini, yahut iki idesini yok etmiye imkn yoktur. n55

k bunlar, zleri gerei, ncesiz ve sonsuzdurlar. Efltun, idelerin realitesine, idelerin gerekten var oldu una inanr. Birbirleri ile de imiyen
belli nisbetler iinde bulunan ideler, dzenli bir ideler, yahut da ideal
varlklar lemi meydana getirirler. Bylece, birbirinden tamamiyle ayn
olan iki lem vardr: deler Alemi, Grnler Alemi.
Gerekten var olan, varl n kendisi olan, yahut da, yeni zaman felsefesinde denildii gibi, eyin kendisi olan varl klar, ideler leminde
yer alan ideler, yani, gzelli in kendisi, iyiliin kendisi, klaletin kendisi vs. olan bu ideal mahiyetlerdir. deler lemi, uyumlu ve dzenli bir
kosmosdur. Bu kosmos'un tepe noktas nda, iyilik idesi, daha dorusu,
mkemmellik idesi yer al r. yi olan, eksiksiz olan eyin, muhakkak surette var olmas gerekir. Byle olunca, iyilikle varlk ayn eydir. te
yandan, Efltun'da, logik adan genel olanla, ontologik bak mdan, real olan tamam tamamna bir ve ayn dr. Idenin kendisi, var olan, mutlak geerlie sahip olan eydir. Ama, o, aym zamanda, bu bir ve ayn
idenin alan iine giren btn bir grn ler eitliliini kuatr. Gerekliin kendisi olan ide, logik olan geneli de kendi iinde ta r.
Efltun, bylece, bal bana var olan ve maddi olm yan manevi
varlklar alemini ortaya atmak ve yaln z idelerin mutlak geerli i olduunu kabul etmekle, gerek idealism'in kurucusu olmu tur.
v.

ki *Mem Anlay:

Efltun, iki lemi, yani ideler lemi ile grn ler lemini birbirinden kesin olarak ayrmtr. nceden de i aret etti imiz gibi, ideler
mi, ncesiz ve sonsuz' olan, de imiyen, ideal varlklann lemidir. Buna karlk, grnler lemi, srekli bir de iiklik iinde bulunan ve
gelip geici olan sonlu varl klann lemidir. Politeia'daki Ma ara
Srmbol bu iki ayn lem anlay n klsik bir ekilde aklar. Grnler leminde yaayan insanlar, bir ma arada bulunan ve arkalan ma arann kapsna dnk olan varl klara benzerler. Bu varl klar, gneli bir
havada, maarann duvannda, kaps nnden gelip gemekte olan ve
ellerinde bir eyler tayan kimselerin glgelerini grrler. Efltun'a gre, bu dnya yzndeki insanlar da, 't pk bu ma'' arada ya ayan varlklar gibi, gerek gerekliklerin kendilerini de il, yalnz, bu dnyaya akseden glgelerini grebilirler. Bununla birlikte, iinde bulundu umuz bu
glgeler lemi, ideler leminin srekli surette tesiri alt ndadr. Grn ler lemindeki madde, bu idelere gre ekillenir. deler, duyular lemi
ile ilgili olan btn varl klann; ncesiz ve sonsuz rnekleridirler. Efltun'a gre, kendinden nceki tabiat felsefesinin yamld nokta, olaylar mekanik bir ekilde ve sebep bahlklan ile aklamaya girimesidir.
Yalnz Anaxagoras, 'alemi, sistemli bir plna gre dzenliyen bir pren56

sipten, d nen bir dnya ruhundan sz etti i iin, en doru gr ortaya koymutur. Bununla birlikte, Efltun'a gre, Anaxagoras da d nce gidiinde sbnuna kadar do ru yolda kalamam , balangta gz nnde tuttu u bu doru prensibi, sonradan unutmu ve gndelik olgulann
aklanmasnda mekanik ve psi ik sebeplere ba vurmu tur.
Efl'tun, Timaos, dialognda, leme, idelere gre dzen veren, daha
dorusu, bir hi olan maddeyi idelere gre ekillendiren Demiurg ad m
verdii bir Tanndan sz eder. u halde, grn ler dnyasndaki varlklarm, idelere az ok benziyen s fatlar ta malan, bunlarn, idelerin modeline gre, ilenip meydana getirilmelerinden, idelerin, burada, bir eit gai jilet olarak tesir etmi olmalanndan ileri gelmektedir. Bu bakmdan, yalmz fizik dnyadaki olg-ular de il, topluluk hayatndaki manevi olgular da, idelere gre, meydana gelmi lerdir. Tpk fizik dnyada olduu gibi, manevi dnyada da idelerin tesirlerini aramak gerekir.
Byle olunca, idelerin, tabiat alamnda, tabiat olgular n' dzenliyen birer tabiat kanunu, manevi alanda ise birer norm olarak gz nnde tutulmalar l'azm gelir.
Efl'tun'un ideler nazariyesi daha kendi sa lnda tenkit edilmi ,
bu nazariyeye, hatt akademi evresi iinden sald ranlar olmu tur. Idelerin, Efltun'un ileri srd gibi gerek rnahiyetler olmay p, insan
zihninin verisi olan ve gerek olm yan kavramlar oldu u ileri srlmtr. idelerin realitesine tamam tamamna inanm bulunan ve bu
tenkitlerin hi bir ekilde hakl olmadm kabul eden Efltun ise, btn bunlara, yalnz Parmenides dialogunda ksaca dokunmakla yetinmitir. Aristo'nun anlat mna gre, Efltun, mrnn son yllannda, Flsagor'culu un tesiri ile, idelerle adetleri, daha do rusu idelerle ideal adetleri aym saymaa ve btn bunlar asli bir Bir den karmaa
'W
Efltun'un ideler nazariyesi, Antik a da, pek ok tart malara yol
amtr. Antik an son devrelerinde yeni Efltun'culuk, ideleri, Tann= dnceleri olarak gz nnde tutmu tur. idelerin gerekten bir
realiteye sahip olup olmadklar sorusu, btn Orta a boyunca da tartma konusu olmutur. Yeni zamanlarda, Marburg Mektebi, idelerin logik nemi zerinde durmu , bunlar, d nce kurallar olarak kavramak
istemitir. Bu son gr asndan, ideler, eyin kendisi olmaktan k
yor, dolaysyla teleologik ve ontologik nemlerini kaybederek yalnz
metodologik bakmdan bir nem tayorlard.
tn.

Psikolog :

Efltun'un ruh zerine ileri srd dnceler de ideler nazariyesi kadar nemlidir. Geri, Efl'tun, ruh hakk ndaki grlerinde, orphik
57

inanlarn ve Fisagorcu mistisizmin tesiri alt nda kalmtr. Bununla birlikte, o, btn bu mistik ve dini anlaylar , kendi ideler nazariyesi ile
orijinal bir ekilde birletirmitir. Efltun, ruh hakkndaki anlaylarn,
phaidon, phaidros ve Devlet dialoglannda a klamtr.
Eski Yunan mistisizmi, ruhun Tannca bir kaynaktan ktna ve
lmsz olduuna inanr. Ancak, ruh, i lenilen bir su sonucunda yahut
da Evren'e hkim olan bir kanun yznden, gelip geici bir vcut kah131 iinde, bu dnyaya inmi tir. nsan, sonlu olan bu vcut kal bndan,
lm yoluyla kurtulur. Bununla birlikte, bu dnya yzndeki davran na, bu dnya yznde ya ad hayatn deerine gre, yeni ba tan, insan yahut da hayvan olarak, baska bir vcut kal b iinde, bir daha dnyaya gelir. Ruhun hedefi, iine s kp kald bu vcut kal bndan kurtulmaktr. nk, vcut, ruh iin bir zindandan ba ka bir ey deildir.
Balangta ruh, vcuda ba l olmadan, ba l basna bir hayat ya amtr. Ruh, srekli olarak bu ilk hayat n zler. Ona kavu mas ancak, bu
dnya yznde faziletli Ve ll bir hayat srmesi ile mmkndr.
nsann, vcudun aclarna dayan p, kendini bu aclarn stnde duyabilmesi, onun, gnn birinde, ruhunu bu vcut bask sndan kurtarabileceini gsterir.
Orphik grlerle ilgili olan bu eski d nceleri, Eflatun, kendi ideler nazariyesi ile birle tirir. Ruh, ba langotaki hayatn, yani, vcuda
bal olmadan ya ad hayat, ideler dnyas nda ya amtr ve srekli
olarak, yeni ba tan, bu aleme dnmeyi ister. Ruh, iki ayr lem aras nda, yani ncesiz ve sonsuz olan ideler lemi ile, sonlu ve gelip geici
olan eya lemi aras nda bulunur, Ruh, tanr ca bir kaynaktan kmtr.
Bu bakmdan, idelerle bir yak nl vardr. Bununla birlikte, ruhun kendisi bir ide deildir. Ama, dnya yzndeki varl klar arasnda idelere
en ok benziyenidir. Geri, ideler, duyular st bir leme aittirler. Buna karlk, ruh, k sa bir zaman iin de olsa, bir vcut iinde duyular
alemine iner. Ruh, bu a alk vcut kalb iinde, ok kere, kendi tanr ca kaynan unutarak, kendini vcudun kand nlarma kaptn'. ve bin
trl yamlmya dp bin trl su i ler. Bununla birlikte, insan ruhuhunda sakl olan ve sonsuz gereklik alemi ile ilgili bulunan eski hat ralar, onda, ruhun as l vatam olal bu sonsuzluk lemine kar derin bir
zleyi uyandr rlar. Bu gerek Eros ruha, gerek devini hat rlat r.
Ruhun devi, kendini vcut ba lanndan, igdlerin srkleyici tesirinden kurtarmak ve bu suretle temizlenerek saf ruh olm ya haz rlanmaktr.
Ruhun bu devini gerekle tirmeye yarayacak tek bilgi yok' ise dialektiktir.
Efltun'a gre, gzeli, iyiyi, dili, vs. bilmek, gzel, iyi adil vs. olmakla ayndr. Bu suretle, ideler alemine de daha ok yak nlaslms olur.
58

nk, iyilik yapabilen kimse, iyiliin kendisini tanyan kavnyabilen


kimsedir. Bylece, sonsuz gerekli in bilgisi, hem en yksek ilimdir,
hem de en derin dindir. Kendisini, sonsuzlu 'un aratrlmasna veren
bilge kii, bu suretle, aym zamanda, ruh selmetine de eri ir.
Ruhun lmszl sorusu, Efltun felsefesinde nemli bir yer al r.
Efltun, Phaidon'da ve teki dialoglannda ruhun lmszl n eitli
kamtlarla tamtlam ya alr. Bu karntlann ba nda, hatrlama gelir.
Ruhun evvelce ya am olduu ideleri hat rlamas, onun, bu dnyaya gelmeden daha nce de var oldu unun, pr&xistence bir kan tdr. te yandan, Efltun'a gre, ruhun ideleri bilmesi eylemi de, onun; idelere benzer, idelere yak n bir z olduunu gsterir. nk, yaln z birbirlerine
benziyen ve birbirlerinin aym olan varl klar, birbirlerini tanyabilirler.
Bundan dolay, sonsuzluu bilen ruhun kendisinin de sonsuz olmas gerekir. Sonra, Efltun'a gre, ruh, hayat idesi ile ilgisi olan, hayat kavram evresi iinde yer alan bir eydir. nk, ruhlu olan her varl k, hayattadr, yani, canldr. Byle olunca, ruhun, lm idesi ile ilgili olmamas gerekir. nk, bir ey, birbirinin zdd olan iki kavram evresinin
ikisine birden giremez.
Grld gibi, Efltun'un, ruhun lmezli i zerine ileri srd
kantlar, ideler nazariyesi ile s k skya ilgilidir. Ruhun lmszl ,
gerek bilginin varlna imkn verir ve gerek bilginin varl da ruhun
lmsz olduunun kantdr.
F,fltun, ruh zerine ileri srd bu mistik speklationlarm yam
banda, empirik psikologi ile ilgili olan baz esash psikologik olgular
da bulmutur. Filozof, birbirinden tamam tamamna ayn olan bu iki
dnce tarz m yani, speklatif ve mistik dncelerle, empirik psikogi ile ilgili olan grleri, uyumlu bir ekilde birletirmeyi de bilmitir.
Efltun, ruhla ilgili olan i,i e it kuvvetin varlna iaret eder. Ruh,
birlikli ve tek, bir btn olmayp, blmden meydana gelmi tir. Ruhun, bir dnen yn vard r ki, bu akldr. Sonra ruhun, iradeyi meydana getiren ve nihayet ilcalardan ibaret olan iki yn daha vard r. Ruhun ilcalardan meydana gelen blm, bir takm iddetli isteklerle be,
lirir. igdlerin kandrlmas m isteyerek ruhu ikenceye drr. Ancak, ruhun bu aa kuvvetleri karsnda, dnceye dayanan stn blm, yani akl, kendisini gsterir. Ak l, ok kere, iradenin de yard m
ile igdlere hkim olur. Her hangi bir eye kar, kuvvetli bir istek
duyan kimsenin, bu iste i yenebilmesi, akln gcn gsterir. Ak l, her
vakit, ig-dlerin zorlayma kar koymal, srkleyiine gem vurmaldr. radeye gelince, bu hem, igdlerden, hem de ak ldan ayr olan
bir kuvvettir. Ruhun, insan her vakit ardlan s ra bir takm ar istekler
59

peinde srkleyen aalk kuvvetleri, vcudun, a a ksmnda toplanmlardr. Bunlardan daha stn bir kuvvet olan irade, insamn gksnde, yreinde yer alr. Nihayet, iradeye de hkim olan en stn kuvvet,
yani akl da insan banda bulunur.
Efltun psikologi'sinde etik gr ar basar. nk ona gre, ruhun gerekten de erli olan blm, hem iradeye, hem de igdlere
hkim olan akldr. igdler ktdr. /rade ise, ancak igdlere kar51 olduu ve akln buyruuna uydu'u vakit iyidir.

v. Ahlk Gr :
Efltun'un ahlk anlay , ilk devrede, tamam tamamna, Sokrates'in tesiri altndadr. Efltun da t pk Sokrates gibi, iyili i bilen kimsenin '
iyi olduuna ve iyi eylemlerde bulunduuna inann Bundan dolay , hi
kimse isteyerek ktlk etmez. Ktlk, yahut haks zl k, ancak bilgisizliin sonucudur. Sokrates gibi, Efltun'un da bu devrede zerinde durduu balca nokta, ruhun jselmeti sorumudur.
Olgunluk devresine eri en Efltun'un ahlk gr ise ideler nazariyesi ile sk skya ilgilidir. Bu devrede Efltun'a gre, gerek fazilet,
gerek bilgiye dayanr. Gerek bilgi ise, idelerin bilgisidir. insan ruhunun bsbtn ideler dnyas na ynelmesi ve insamn kendi hayat m da
ideler dnyas na gre ekillendirmesi esast r.
Efltun'un ahlk grnde a rlk noktasn fazilet kavram meydana getirir. Genlik dialoglannda, faziletin yahut da, ayr ayn, tek tek faziletlerin znn neden ibaret oldu u sorusu ortaya atlr. En sonunda,
faziletin bir bilgi oldu u dncesi ileri srlr. Fazilet, istenilebilecek
eylerle, istenilmemesi ve kamlmas gereken eyler hakknda bir bilgidir. Bylece, bir ok faziletler de il, bir tek fazilet vard r. Bu da doruyu ve iyiyi bilmek ve buna gre hareket etmektir. Sanki, bir ok faziletler varm gibi grnmesi, faziletin, yani doru ve iyi olan ey hakkndaki bilginin, ayn ayn alanlara ve bu alanlarla ilgili olan ayr ayn eylemlere gre, ayr ayr adlar alm olmasndan ileri gelir. Bundan dolay, bu faziletlerden birine sahip olan ki inin, tekilerine de sahip olmas
gerekir. Efltun, olgunluk dialoglarmda, ilkin, Menon ve daha sonra da
btn aklk ve seiklii ile Phaidon da, gerek faziletle, alelde fazileti birbirinden aynr. Filozofun sahip olduu gerek fazilet, iyinin
kendinin, gzelin kendinin, dilin kendinin bilinmesinden, yani idelerin bilinmesinden ibarettir. delerin bilgisine ulam olan bilge kii,
faziletin kendisine de ula m demektir. Alelde fazilete gelince, bu da
gndelik hayattaki do ru dncedir. gndelik hayatta yerinde say labilecek bir eylem, alelde fazileti meydana getirir. Bundan dolay , fi6.0

lozofun, dalet, fazilet ve itidal anlay ile alende kimsenin bu kavramlardan anlad anlam, birbirinden tamamiyle ayrlr.
Efltun, devlet dialogunda en yksek faziletin dalet oldu undan
sz eder. Adalet denilen fazileti kendisinde gerekle tiren 'insan, btn
teki faziletlere de sahip olan en mkemmel insand r. Byle bir insan,
insanlk idesine en yaklam olandr. Efltun'un, ruhu, ayr blme
ayrdn biliyoruz. mdi, gerek dalet, bu blmlerden her birinin
kendine den devi yerine getirmesi ve kendi s nrlann hi bir vakit
amamas ile gerekletirilebilir. Bu da ancak, akl n, teki iki blme hkim olmas ve ruhun bu iki aa blmnn de, tamam tamamna, akla boyun emeleri ile mmkndr.
Ancak, Efltun'un ihtiyarl k devri eserlerinde, ahlk anlay bakmndan, baz nemli deiiklikler grlr. Efltun, ihtiyarl k devrinde,
kesin intellektualisminden biraz aynlarak gerekli 'e daha ok yakla r.
Bu devrede o, ruhun ayn ayr kuvvetleri aras nda, srekli bir didi me ve
ekime olduundan sz eder. Bu kuvvetler, gerek birbirleri ile, gerek
igdler veaffekt lerle srekli bir mcadele iindedirler. Efltun, bu
son devresinde, ktlk hakk ndaki grn de dei tirir. Ktlk, yalnz bir bilgi noksanl ndan ibaret de ildir. Geri, Efltun, Sokrates'in,
kimsenin bile bile ktlk etmedi i dsturuna her vakit inamr. Bununla
birlikte, ktlk yalmz, bilgisizli in deil, belli hastalklar n, vcuttaki
baz 2ararl ifrazlann da sonucu olabilir. Sonra, yanl eitim ve kt siyas tesirler de bir insan n ktlemesinde rol oymyabilirler.
tx. Devlet Gr :
Efltun'a gre fert, iinde ya ad devletin karakterini aksettirir.
Bundan dolay, insan kavramak iin, onu, iinde ya ad topluluu gz
nnde tutarak incelemek gerekir. Mkemmel ve dil devletler, mkemmel ve dil insanlar yeti tirir. Buna karlk, dil olmyan kt devletler
de, karaktersiz ve kt insanlar yeti tirir. Devlet insanlar n bir araya gelerek kendi iradeleri ile kurduklar bir kurum de il, bir organism'dir,
bir btndr. Devlet, byk apta bir insan, insan ise, kk apta bir
devlettir. Mesel, an ve erefi her eyden stn sayan bir devlet iinde yaayan fertlerin ruhunda, an ve eref kaygusu, btn teki faziletleri, btn teki k ymetleri ikinci plna drr ve glgeler. Mstebit
devletler iinde yeti en fertler ise mstebit ve kle ruhlu olurlar. Bunlar, iktidar ele aldklan zaman amans z bir tiran, iktidardan d tkleri
zaman ise kle ruhlu ki ilerdir. Zenginliin plnda sayld bir devlet iinde yaayan fertlerin ruhunda da yalmz zenginlik h rs yer alr ve
btn teki deerleri ikinci plna indirir.
61

Nihayet usta hatiplerin ve demagoglarm elinde oyuncak olan bir


demokratik devlet de, h rs ve heyecanlanna gre hareket eden fertler
yetitirir. nk, demagoglarn elinde oyuncak olan ve bunlarn kaprislerine gre durmadan d nce deitiren byle bir devlet, fertler iin
hi bir vakit, istikrarl ve srekli bir rnek olamaz.
imdi, btn bu yanl devlet ekilleri ve yanl siyasi tesirler karsnda, doru olan devlet ekli hangisidir? yle bir devlet ekli ki, devlet
iindeki varlmn anlamm ve bu devlet iinde gerekle tirmek zorunda olduu devin nemini kavram fertler yeti tirsin. Efltun'a gre,
doru devlet ekli, yurttalar aras nda bir i blmne dayanr. Bunda
esas, her yurttan, kendi tabii' kabiliyet ve yetkisnie en uygun olan meslei semesi ve zerine den devi, en verimli bir ekilde yerine getirmesidir. Byle ideal bir devletin yurtta lar, snfa aynlrlar. Iiler,
bekci yahut savaclar, nihayet bunlann iinden yetien idareciler. i iler snf, ziraatilerden, amelelerden, sat clardan ve zanaatkrlardan
meydana gelir. Efltun, bu s mfla fazla ilgilenmez. Bunlarn zerine den dev, yalnz almak ve itaat etmektir. Buna kar lk, topluluu,
hem darClan gelecek tehlikelere kar savunan ve d dmanlara kar
koruyan, hem de i dzen ve gveni sa lyan bekiler s mfnn, devlet
iinde nemli bir yerleri vard r. Bundan dolay Efltun, bu snfn yetitirilmesi ile bu snf meydana getirecek fertlerin e itim ve retimi ile
ok yakndan ilgilenir. Devlet adl kitabnda, bu savaglar smfmn yetitirilmesi iin geni bir eitim ve retim sistemi ortya koyar,
Ahlki, dini ve sosial bir karakter ta yan bu retim sisteminin hedefi, memleketin bekilerini meydana getirecek olan ki ilerin, bir takm
faziletlere, dalet denilen fazilete sahip olmalanm sa lamak ve
onlara devletin yapsm yakndan tamtmaktm dzeni korumak ve dtan gelecek tehlikelere kar koymak gibi, iki ynl bir devle ykml
olan bu snf fertlerinin, dtan vcut e itimi ve iten ruh eitimi gibi,
iki ynl bir e'itim sisteminden gemeleri gerekir. iradeyi kuvvetlendiren ve cesareti art ran vcut eitiminin yam banda, bilgi gcn uyandran ve ruhu yetitiren musikinin de ayn derecede nemi vard r. Efltun, musiki denildi i vakit, hem bu gnk dar anlamdaki musiklyi, hem
de eski yunan edebiyatn, mitologie ve efsanelerini anlar. Bununla
birlikte, bunlar, bal bana bir hedef olmaktan karlmal ve yalmz
eitim iin nemli olan ynnden gz nnde tutulmal drlar. Gerekten, Efltun, eski iir ve mitologie'nin sert bir tenkit szgecinden geirilmesini ve ahlki duygular zedeleyecek blmlerin bir yana braklarak,
yalnz bu duygulan kuvvetlendirecek paralar n eitim sistemi iine
almmasm ister. Mesel Tann'lar hakk nda Tannla yakmyacak efsaneler anlatan, Tannlan, maddi zevklerinin esiri olarak gsteren me62

tinler reddedilmelidir. Eflatun'un kendisi de bir sanatc dr. Bununla birlikte, eitim sistemi iinde yer alacak sanat n snrlandnimas dncesini savunur. Memleketin gelecekteki sava ve bekilerinin, Tanr hakknda doru bir bilgiye sahip olmalar gerekir. Bundan dolay rencilerin, Tanr hakknda, yalmz Tannl a yakacak eyler anlatan airleri
tanmalar ve bunlann eserlerini okumalar lazm gelir. Bunlar, Tanr'mn iyi ve adil olduuna inanmal, bu en stn varl n kendini, adaletin, iyiliin, doruInun ve mkemmelliin kayna olarak gz nnde
tutmandrlar. Bu suretle, memleketin gelecekteki sava ve bekilerinde, yurdun savunulmas na ve i gvenin korunmas na yarayacak gerekli
faziletlerin uyandrlmasna allmaldr. Bu maksatla, okuyacaklan
metinler, dikkatle gzden geirilmeli ve hedefe uygun olm yanlar, yasak edilmelidir. Eflatun, ayn ekilde, dar anlamdaki musikinin de s nrlandnlmasm ister. Ruhda gev eklik yaratacak ve huzursuz duygular
uyandracak musiki paralar da, ayn ekilde, yasak edilmelidir. E itim
sistemi iinde yer alacak musiki yaln z, nefse hkimiyet ve cesaret duygular uyandnnya yarayacak paralar olmal dr.
Bylece, Eflatun, Devlet adl kitabnda, sanat , yalmz eitim ve
retim asndan bir vas ta olarak gz nnde bulundurmak ister. Iradenin kuvvetlendirilmesine yarayacak e 'itim vas talar arasnda, av, vcut eitimi temrinleri ve yar malar da byk bir yer al r. Efltun'un,
savalar snfnn yetime ve geli mesinde gz niinde tuttuu tek esas,
bu snfn, devlet yahut da Polis denilen btnn dirlik ve dzenini
salyacak bir duruma gelmesidir. Sava esaslanna gre yeti tirilecek
olan bu snfn, ellerinde topladklar kuveti, kt bir ekilde kullanmamala= da salamak laz mdr. Bu maksatla, bunlar n, hak ve adalet
kavramlar gibi yksek faziletlere sahip olmalar , ruhlanmn,
kabala ve canavarl a sapmyacak kadar incelmi olmas gerekir.
Eflatun, kad nlarn da, tpk erkekler gibi, ayn vcut ve ruh e itimi
sisteminden gemek suretiyle, bekilik s nf iin, elveri li olabileoeklerini ve bekilik devini yerine getirebileceklerini kabul eder. Su halde, bu
maksatla seilecek kz ocuklarn da, tpk erkek ocuklar gibi, yeti tirilmesi gerekir. Kadnlar da, tpk erkekler gibi, yan malara katlabilmeli, ata binmeli, k l kullanmal ve gerektii vakit, erkeklerle birlikte,
savalara da katlmaldrlar. Eflatun, kad nla erkek aras nda, her hangi
nemli bir ayrlk olmadn kabul eder. Bundan dolay , kadnlar da,
tpk erkekler gibi, devlet grevinde, her trl devi yerine getirebilir ve
hatt sava devlerinde faydal olabilirler. Bekiler s nfm meydana getirecek yurtta larn, bu devi hakkyla yerine getirebilmeleri iin yalmz
iyi bir eitim sisteminden gemeleri yetmez. Bu dev iin yeti ecek kimselerin, balangta, dikkatle seilmi olmalar da gerekir. Bu suretle,
63

Efltun'un devlet adl kitabnda ortya att nemli bir gre ve evlenme zerine ileri srd dncelere gelmi oluyoruz. Ziraat lar, zanatkrlar, kyller, kendi aralar nda istedikleri gibi evlenip oluk ocuk
yeti tirebilirler. Buna kar lk savalar, ancak, devletin kendileri iin
setii ve kendilerine denk grd kadnlarla evlenip ocuk meydana
getirebilirler. Sava larn evlenecei kadnlarn, her bakmdan, kendilerine uygun ve kendi denkleri olmas gerekir. Efltun'a gre, vcutca
kuvvetli ve sa lam, ruhca de erli ve kabiliyetli ocuklar, ancak bu suretle yeti tirilebilir. Efltun, bu ocuklar n, ailelerine braklmayp, devlet elile yeti tirilmelerini ister. Devlet'in kar, savaclar snf iin, ne
ahsi mal ve mlkn, ne de aile hayat nn tannmamas n gerektirir. Bunlar, hem aile ve oluk ocuk kaygularmdan, hem de ahsi kar dncelerinden uzak, tasas z bir ordu hayat yaayacaklar ve kendilerini tamamiyle devlet devine vereceklerdir. Sava lar snf iin aslnda, kadnda ve ocukda ortakla alk esast . Yukarda sz konusu olan evlenmeler, gerek manevi kabiliyetleri, gerek vcut yap lar bakmndan, en
sekin kad nlarla, en sekin erkeklerin, devlet elile bir araya getirilmeleri ve birlikte ya amalar= sa lanmasdr. Bu kutsal evlenme lerden
meydana gelecek ocuklar, do umdan sonra hemen annelerinden al narak, devlet oca na verilecektir. Bu ocuklar, kad n ve erkek devlet memurlarnn, retmenlerin bak m ve kayrmalar altnda yetitirileceklerdir. Devlet oca nda yetitirilen ocuklarn ana ve babalar tarafndan
tanmmalanna hi bir ekilde imkn verilmiyecektir. Ya ama kabiliyetinde olmyan ve sakat do an ocuklar, ortadan kald nlacaktr. Ayn bir
ocakta ve bir arada byyen btn bu ocuklar, birbirlerini karde olarak tan yacak ve seveceklerdir. Ayn neslin ocuklar, birbirlerini karde
olarak tan yacaklar, bir evvelki nesle ise ana baba gzyle bakacaklard r.
Efltun, btn bu d nceleri ile Polis yahut devlet iinde yaayan_ fertlerin, kendilerini, bir tek canl btnn, bir organism'in, organlar olarak duymalarn istemi tir. Devlet denilen btne gelecek bir
zarar, onun, btn organlarn ayn ekilde incitir.
Bekiler snf iin ileri srd Komnizm i yani, bu snf iin,
ne ile hayat, ne de ahsi mal ve mlk kabul etmemesini, devletin i
birliini ko-uma yolunda d nm oldu,'-u bir are olarak anlamak l=dil-. Memleketin as l idarecileri de bu sava lar snf iinden yetiir. Devleti idare edecek ahslarn, devlet iinde, s nrsz basz, mutlak
bir otoriteye sahip olmalar gerekir. Ama, onlar, bu gc, yalmz devletin ve btnn birlii iin kullanmak zorundad rlar. Idarecilerin devi,
btnn, her bak mdan, iyiliini ve mutluluunu salamaktr. Btnn
ackl ve kt durumundan sorumlu olacak yaln z bunlardr. Bundan do64

lay , idarecilerin seilme ve yeti tirilmeleri ii, yeni batan, ,byk bir
dikkat ve titizli i gerektiren nemli bir devlet clevidir. dareciler s nfina ait olacak kimselerin, sava glar snfnn eitim ve retim sistemi
iinden getikten ve bir bekinin sahip olmak zorunda oldu u btn sfatlar , en yksek lde, kendi ahslarnda gerekle tirdikten baka,
tam bir filozof da olmalar , bir filozofun s fatlanna da gerekten sahip
olmalar gerekir. Bundan dolay, idareciler s nfn, hem vcut yaplar
bakm ndan kuvvetli ve son derece cesur olan, hem de, bir filozofun sahip olaca gerek bilgi gc ile ykl bulunan sekin kimseler meydana getirecektir. Bylece, idareciler s nfnn savalk ve bekilik sanatndan baka, uzun seneler srecek felsefe ve dialektik dersleri de grmeleri lz mdr. Bunlar, ideler nazariyesini ve tepe noktas n iyi idesinde bulan ideler metafizi ini renmeli, iyinin kendisini tandktan,
iyinin kendisini iten ya ayp ruhlarmda tema ettikten sonra devlet
idaresini zerlerine almal drlar. Yrekleri, ba nda bulunduklar btne kar besledikleri sevgi ile dolmu olan bu bilgin ki iler, yalnz, btnn iyiliini dnecekler, yalmz, btnn, mutluluk ve dirlii iin alacaklardr. Bunlar da tpk savalar gibi, ne ileye, ne de kendilerine z bir para ve mala sahip olabileceklerdir. Efltun'a gre, ideal devlet, ancak, bu eit bilginler ba a geldii vakit gerekle mi olacaktr.
Bu suretle, Efltun, ideal devletinde, i iler, savalar ve idareciler olmak zere, s nf kabul eder. lk snf, alma ve itaatle ykmldr. kinci snf, cesaret denilen fazilete ship olmak zorundad r. nc snf meydana getiren fertler ise kendi ahslarnda bilgelii gerekletirmi olacaklardr. Bundan baka, bu s nflarn, yalnz kendi zerlerine den devi yerine getirmeleri gerekir. Bununla birlikte, bu s mflar,
katlam ve donmu birer kast olmaktan uzakt rlar. nk, idareciler
smfinn balca devlerinden biri de, k z ve erkek ocuklar , baar ve
kabiliyetleri bakmndan sk bir yoklama ve elemeden geirmek, sonra
da bunlan, bir s mftan teki snfa aktarmakt r. ocuklarn kabiliyetlerinin, hangi smf iin daha elverili, hangi s nf iin daha verimli olduunu gz nnde tutacak olan idareciler, onlar , hem yukar snflara karmak, hem de a a snflara indirmek y-etkisine shiptirler. iktidan
meydana getiren bilginler s nfnn nemle zerinde duraca esaslardan biri, yeti en neslin eitim ve retimi olmaldr. Bununla birlikte,
bunlarn, gz nnde tutaca en yksek hedef, devlet denilen btnn,
salam ve din bir ekilde varlm srdrp, btn organlar ile birlikte gelimesini sa lamaktr. Adletin hkim oldu u byle bir devlet, Efltun'a gre, devletlerin en mutlusudur ve d nlebilecek en mkemmel devlet eklidir. Bu devlet, geleneki, bir devlet olacakt r. nk,
dnlebilecek en mkemmel devlet ekli olduundan, deime ve ge65

limenin de dnda kalacakt r. Her vakit ayn kalan bir anayasaya ve tze sahip olacaktr. Komnist bir karakter ta yan bu ideal devlet, asl nda,
en iyilerin, en sekinlerin ve en bilginlerin hakimiyetinden meydana gelen
bir aristokrasidir.
Daha nce, Eflatun'un devleti byk apta bir insan, insan ise kk apta bir devlet olarak gz nnde tuttu una iaret etmi tik. Gerekten, Eflatun, insan ruhu ile devlet aras nda bir karlatrma yapar.
insan ruhundaki ayr blm, devletteki sIn fa karlktr. Ruhun,
i gdlerden meydana gelen ve vcdun a a ksmnda toplanan blm, iiler s mfma kar lktr. nsan gsnde bulunan, yre inde yer
alan irade ise sava lar snfina karlktr. Nihayet, insan ba nda yer
alan akl da idareciler s nfna karlktr.
Eflatun, kendi ideal devletini yazarken, gerek devletleri gz nnde tutmam tr. Ideal devlet iinde, gerek devletlerde nemli bir rol
oynayan ekonomik gdler, hi bir ekilde ele al nmamtr. Bundan
baka, ideal devlette, milli duygulara da yer verilmemi tir. Ferde aile
ve mlkiyet hakk tanmayan bu sosial dzen, gerekte onu, ruh ve dnce bakmndan zorlamakta, i hrriyetini s nrlamaktad r. Eflatun,
ideal devletine dini ve ahlaki bir ekil vermei ve bu devletin kendinde, adaleti gerekle tirmei dnmtr. Ama o bu arada, gereklikten
uzaklam ve gerek insan tabiat n bir yana brakmtr. Efltun'un ideal devleti, muhayyele gcnn meydana getirdi i bir eserdir. Sonralar,
gerekte mevcut olmay p, yalnz akla muhayyeleye dayanan bu e it
devlet teorilerine Utopie denilmi tir Eflatun, felsefe tarihinde ilk utopie'yi yazm olan dnrdr. Eflatun'dan sonra, felsefe tarihi boyunca Utopie yazan daha ba ka filozoflar da olmu tur. Ancak, Eflatun, bunlarn iin de, her vakit, en tesirlisi olarak kalm tr.
Eflatun ba langta, ideal devletinin gereklik alamna da uygulanabileceine inanmtr. Bununla birlikte, zamanla bu d ncesini azok deitirmitir. Netekim, gene devlet hakk ndaki grlerinden meydana gelen Politikos yani devlet adam ile Nomoi kanunlar gibi ihtiyarlk a eserleri, Devlet adl kitabnda ileri srd dncelerden nemli ekilde ayrlrlar. Devlet adam adl dialogunda, gerek devlet adam n' belirleme e alr. Bu kitabnda, sosialist devlet anlayndan hi bir ekilde sz etnez. Bununla birlikte, Eflatun, gene de, ancak
iyinin kendini, gzelin kendini ve adilin kendini bilen, ge ek bilgin ve
dialektikcinin, gerek bir devlet adam olabilecei dncesinde kalr.
Byle derin bir bilgiye, phesiz ki, herkes eri emez. Bundan dolay, da
herkes devlet adam olamaz. Bu yzden, devletin zorumlu olarak, aristokratik bir karakter ta mas gerekir. Eflatun, gerek Devleb> adl ese66

rinde, gerek daha sonra yazm olduu Politikos da, gerek devlet
adamnn, devleti, yazl kanunlar olmakszn idre edebilece ine inann nk,gerek bilgiye erimi ve adlet denilen fazileti ahsnda
gerekle tirmi olan byle bir bilge ki i, yalnz akln ve daletin gereklerine gre hkmler verebilir. Bunun iin, idareciler, devleti, hi bir
art ve kanuna ba lanmadan idare edeceklerdir. Devlet otoritesini ellerinde tutan bu yksek alnslann bilgelikleri, ship olduklan yetkiyi kt bir ekilde kullanmalar na imkn vermeyecektir. Bundan dolay, bunlar, istedikleri gibi kararlar almakta serbest b raklacaklardr. Savalar smf da aslnda, az saydaki bu idareciler s nf mn buyruu altnda, bir gven vas tas olarak kullan lacaktr.
Kanunlar Nomoi adl eserinde, hayatta edindi i denemeler sonucunda sosial gerekli in kendini gz nnde tutan, insanl n eksik ve
zayf noktalarn da hesaba katan Efltun, idarecilere, byle s nrsz,
artsz bir hkimiyet hakk tanmann glklerini anlamtr. Ideal devlet ,ancak, bir Tanrla devleti olabilirdi. Eksikliklerle dolu olan insanlk devletinin kanunlarla s mrlanmas lzmdr. Idareeiler, kanunlara gre, hareket etneli ve kanunlara gre kararlar vermelidirler. Bir ok ac
yaantlarla ve hayal k nklklanyla ypranm olan yal Efltun'un ideal devleti, bir kanun de vletidir. Devlet iinde, kanun, her eyin stnde
olmal ve her trl karann uyg-ulanmas nda, yalmz, kanun gz nnde
tutulmaldr. Bundan byle, Efltun, sosialist devlet d ncesinden de
vazgemi ve savalar snf iin bile ile ve mlkiyete yer vermi tir.
Gerekten, kanunlar devleti ile ideal devlet arasinda, ruh ve anlam bakmndan, nemli aynlklar vard r. Ideal devlette, toplulu u ekillendiren en stn kuvvet ilimdir, idealar doktrinidir. Kanunlar da ise bu
en stn kuvvet dindir. Efltun'un bu son eserine derin bir dini duygu
hkimdir. Burada din, sanki toplulu u dzenliyen kuvvettir. Bundan
dolay, bu eserin program nda dini trenlere ve dini duygulara olduka
geni bir yer ayr lr. Efltun, bu eserinde, olduka sert bir dini otorite
ve baskya taraftar grnr. Devlet iinde, ba ka inan ta yanlara kar msamaha gsterilmemesini ister. Bununla birlikte, Efltun, Devlet
adl kitabnda ileri srd nemli bir dnceyi Kanunlar da da savunur. Bu da, devlet iinde, en nemli devlet devinin e itim olduudur.
Devlet, yurtda lan, her vakit, btnn karn', kendi karlarmdan stn tutacak ekilde yetitirmelidir. Bir devletin yuntda lan, o devletin,
amacn benimsemi ve anlamn kavram olmaldrlar. Yurtda lar, iinde yaadklan devletin idesine gre ekillenmelidirler.
Efltun'a gre, insan toplulu unun gerek anlamn kavramak ve
onu gerektii ekilde dzenleyebilmek iin, ilkin, astronomik kosmos'u
kavram olmak gerekir. nk, uyum ve dzen kavramlann n anlamn
67

bilmek, ancak, ncesiz ve sonsuz bir dzenin ifadesi olan astronomik


Kosmos'u kavramakla mmkn olur. nsan, astronomik Kosmos'u incelerken uyum ve dzen d ncesinin kendisine var r. Gerekten, bu ncesiz ve sonsuz dzen iindeki y ldzlarn, mahrekleri zerindeki sonsuz kanunlu ve uyumlu hareketleri, onu, kanun kavram = kendine
gtrr. Gkyzndeki bu uyum ve dzene hayran olan insan, onun
bir ayrm da yer yznde gerekle tirmek ister. insanlk topluluuna
hkim olacak kanunlarn da, tpk yldzlar lemindeki kanunlar gibi,
srekli ve uyumlu olmas gerektii dncesine varr. Bu suretle, devlet,
astronomik Kosmos'un yeryzndeki bir modeli olmal dr. Devlet iinde
yaayan fertse, devletteki bu uyum ve dzeni kendi ruhunda gerekle tirmelidir.
x. Din Gr :

Elltun'un Tann zerine ileri srd dnceler, filozofun felsefe


sistemi ile tam bir uyum iinde ortaya kar ve bu felsefenin tepe noktasnda ye- alrlar. ideler doktrini ile dindarl k duygusu, ayrlmaz ekilde
birbirine balanr ve birbirleri ile kayna rlar. Efltun, Tanr hakkndaki dncelerini Devlet in ikinci kitabnda aklar. Bu dncelere, daha sonra, Phaidros da da, k saca dokunulur. Efltun'a gre,
i'ann, mkemmel bir varl ktr ve deimez. O , her e it ktlkten ve
her eit kt duygulardan uzakt r. Tanr, iyiliin kendisidir ve dnya
yzndeki iyi eylerin sebebini meydana getirir. Mkemmeli in kendisi olan Tanr ile, ideler ;isteminin tepe noktas nda yer alan iyilik idesi
bir ve ayndr. Bundan dolay, Efltun felsefesi ile dindarl ' arasnda
uurlu ve kesin bir s nr izmeye imkn yoktur. Onun, btn felsefesinde, ideler metafizi inde ve psikolojisinde, dindarlk duygusunda kaynan bulan derin bir duygululuk ve heyecan vard r.
Efltun, bu surette, kendi metafizik d nce gidiinin de logik bir
sonucu olarak, tek bir Tanr 'mn varlna inanr. iyilik idesinin kendisi
olan bu yaratc kuvvet, btn teki idelerin stnde yer al r. Varln
ve bilginin temelini meydana getirir.
Bilge kii de iyili'in kendisi olan Tanr 'y kendine rnek almal ve
Tanr'ya benzemeye al maldr. nsan, irade hrriyetine sahip oldu mdan, iyi ile kty de birbirinden ay rt edebilecek bir durumdad r. Bundar dolay, insann ulamak isteyece i bal ca hedef, fazilet olmal dr.
Fazileti kendi ahsnda gerekletirmi olan insan, kendi i huzurunda,
kendi mutluluunu bulmu olan kiidir. Buna karlk, adalet ve fazilet
kavramlann hie sayp, hakszhk ve ktlk i lemekten sakmmy-an kimseler, kendi i huzursuzluk ve kaygularmda kendi cezalann ekerler.
68

Bu eit ahlaki dncelerden kalkan Efl'tun, Tanr 'nn, iyiyi her


vakit koruyaca kty ise cezas z brakmyaca dncesini savunur.
Kt, bu dnyada olmasa bile teki dnyada muhakkak surette cezas n
bulacaktr. Efltun'a gre, vcut, her trl ktl n kaynadr. Vcut,
ruhu bir takm a r istekler peinde srkleyerek ve e itli tutkularla
zorlayarak ikenceye drr. Netekim, Eflatun, psikologi'sinde, ruhun akla aykr olan iki aa blmn, yaln z vcuda bal olan, yani, vcuda
birlikte ortya kp, sonra gene vcutla birlikte yok olan, sonlu ve gelip
geici blmler olarak gsterir. Vcudun isteklerine boyun e en bu aa nh blmlerinin Tannl k olanla hi bir ilgileri yoktur. Eflatun,
klasik Yunan felsefesinin ilk byk alsiyetidir. Efltun'un e siz baars sayesinde Atira, Antik an sonuna kadar, felsefi d ncenin merkezi olmakta devam etmitir. Gerekten Akademi, dahi kurucusunun koydu'u dzen ve ayn bir ideal etrafnda toplanm olan aratnclarla bilginlerin sistemli al malarna dayanan i te kilat sayesinde, M. S. 529
ylna kadar yaamtr. mperator justinian'n n, Atina'daki btn felsefe mekteplerini kapatt rmas ile, Akademi de ortadan kalkm tr. Bununla birlikte, Eflatun, yalnz, lk aa tesir etmekle kalmamtr, Eflatun felsefesi Orta a da da tesirini gstermi ve bu tesir Yeni Zamanlar
felsefesinde gnmze kadar srp gelmi tir. Bununla birlikte, Yunan
Klasik felsefesinin ikinci byk iistad olan Aristo'nun tesiri, Eflatun'un
tesirinden de byk olmu tur. Gerekten Aristo, yzy llar boyunca Bab
dnyasna hakim olmutur. Aristoculuk, yzy llar boyunca, Bat kltrnn dayand temel kavram olmutur. Aristo'nun, Bat Kltr Dnyas zerindeki bu mutlak hakimiyeti, ancak, Renaissance'la birlikte <n-tadan kalluntr.

AR STO

Aristo, M. O. 384 ylnda, Selanik civarnda, Stageira kasabas nda


dnyaya gelmitir. Babas Nikomachos, Makedonya kral ailesinin doktoru ve aile dostudur. Aristo'nun Atalar aras nda bil- ok hekimler vardr. Kendisinin hekimlii meslek edinmi bir aileden yeti mesi, onun,
denemeci ve gzlemci d nce gidii zerinde tesirsiz kalmam tr. Aristo, 17 yanda iken Eflatun'un Akademisine girmi ve stadn lmne
kadar, yirmi yl boyunca, onun derslerini dinlemitir. Aristo, daha Efltun'un rencisi oldu u srada da yaz lar yazmtr. Ancak, bu ilk genlik devri dialoglan, aktan aa Efltun'un tesiri alt ndadr. Aristo, bu
yazlarnda, ruhun lmszl ne ve ideler nazariyesine inanmaktad r.
Ancak sonralar , kendi felsefesi ve kendi d nceleri geli tii lde,
Eflatun felsefesinden ve mistisizminden ulakla mtr.
69

Aristo, Efltun'un lmnden sonra, Prens, Hermeias' n davetlisi


olarak, Anadolu sahillerinde bulunan Assos ehrine gitmi ve burada,
Akademicilerden meydana gelmi olal bir evrede, dersler vermi tir. Filozof, daha sonra, Kral Philipp taraf ndan o zaman 13 ya nda bulunan
olu skender'i yetitirmek zere, Makedonya'ya davet edilmi tir. Aristo,
skender'in yeti tirilmesine nniirnn bir ka y ln veuni tir. Filozof ile
renicisi aras ndaki dostluk ve yak nlk balar , skender'in sonralar
hele ahlk ve siyaset alarunda Aristo'nun gr lerinden tamam tamamna uzakla masna ra men, uzun yllar srm tr. skender, o devirde
bilinen dnyay fethetmek gayreti ile Asya seferine knca, Aristo da
Atina'ya dnm ve Leykeion gymnasion'unda, Peripatos ad n tayan,
kendi mektebini kurmu tur. Aristo, mektebinin ba nda, lmne kadar
13 yl almalarda bulunmu tur. Paripatos mektebi, Aristo'nun lmnden sonra da da lmam , tpk Efltun'un Akademisi gibi, ilmi ve felseli' dncenin merkezi olarak, yzy llarca srm tr.
Aristo Mektebi ile birlikte, ilimde uzmanl k ve i blm de ba lamtr. Aristo, her hangi bir konuyu dzenli ve birlikli bir ekilde inceleyen ilmi eserler vermi tir. Alemi, ayr ayr alanlara ayrp, her alan
iin ayr bir ders kitab yazan ilk bilgin Aristo olmu tur. Aristo'nun en
nemli eserleri, manta, metafizi e, fizie, yani, gerek tabiat felsefesine, gerekse, organik ve anorganik tabiatla u ra an ilim kollarna ait
olanlardr. Bunlardan sonra, ahlkla ve devlet felsefesi ile ilgili olan
nemli eserleri ile sanat hakknda yazm olduu eserleri gelir. Adsto'nun ele aldi' konunlar, hemen hemen btn bilgi kollarn kuatr.
. Aristo Felsefesi :
Aristo, dikkatli gzlemlerde bulunan ve tabiat olduu gibi bilmek
isteyen, bir tabiat bilginidir. Bundan dolay , Aristo, ilk nce tek tek varlklarla, tek tek olgularla ilgilenir. Eflt m'a gre, bilmek, bir eyin ideal eklini bilmek demektir. Mesel insam anlamak iin, insan idesinden
hareket etmek, devleti anlamak iin, ideal devleti kavramak lzm dr.
Efltun'a gre, varl klann realitede gerekten nas l olduklar deil, ideal ekillerinin nas l olduu nemlidir. Aristo ise varl klar', olduklar gibi,
duyularmza kendilerini sunduklar gibi, gereklikteki grn ve ekilleri naslsa ylece kavramak ister. Bununla birlikte, Aristo'nun Efltun ile ayn dncede olduu ve Efltun'un gr n kabulettii nemli bir nokta vardr. Bu da bilginin her vakit genele yneldi i ve tek tek,
ayr ayr varlklar', bir genel kavram alt nda toplamay denedi idir. Ancak, Efltun, genel kavramlar n bal bana bir realiteye sahip olduklann ileri srerken, Aristo, bunlarn ealitelerini kabul etmez.
Aristo'ya gre, reel olan, gerekten var olan varl klar, elimizle tut70

tuumuz, gzmzle grd mz tek tek varl klardr. Ilkin, gzlemden,


yani, bu tek tek varl klar n gzlenmesinden kalkacak olan ilmin devi,
onlar, sn flara ay unak, sonra da bu s nflardan sistemlere yksehnektir. Bylece Aristo, ilimde, sistematik al may bulan ilk dnr, ilk
sistemci olmak s fatin kazanr. Aristo, ay-n zamanda ilk felsefe taril cisidir. Metafizik adl kitabnn ilk ksmlar nda, kendinden nceki felsefenin bir tarihini de verir.
Bununla birlikte, Aristo'cla, daha, felsefe ile teki bilim kollar kesin sn rlarla ayrlmamtr. Geri Aristo, lk felsefe ad m verdii felsefe kolunu teki felsefelerden ay nr. Sonralar , Metaphysik (fizikten
sonra) adm alan bu blm, varl varlk olarak ele al p temellendirmek
ister. Onun ilk ve son prensiplerini bulm ya al r. Ancak, Tanr'nn
kendisi, btn sebeplerin sebebi de oldu undan, Aristo metaphysi i aym zamanda theologi ad m da al r. Bu ilk felsefe, genelin bilgisidir. Deneme dnyasnda alglanan tek tek varl klann hepsi, bu genele gtrlp, ancak bu genel yoluyla kavramlabilirler. Ilk felsefe, kendi hedefini
kendinde bulan ve bundan dolay da btn teki ilimler iinde, en asil
ve en tanrca oland r. Bu tannca ilim, ancak, insan n sahip oldu u tek
tannca kuvvet, yani, ak l yoluyla kavra lp temellendirilebilir. Bir ak l
varl olan insan, denemelerle elde etti i bilgilerde kalmayp, genel bilgilere ykselir. Bu eylem, yani, genel bilgilere ykselme eylemi, insan
hayvandan ay ran baslca insanl k s fatdr.
nsann genel bilgilere varmas , akln bir aleti olan mant n yardm ile olur. Geri, mant n kurallar ve mantkla ilgili olan metotlar,
bah bas na bir bilim kolu meydana getiunekte iseler de, bunlar n belirlenmesi ve formllenmesi gene de felsefenin devidir. Bylece, mant k,
felsefenin bir aletidir ve teki ilimlerin de kendisine dayanmak zorunda
olduklar bir ilk temeldir.
. Artsto'nun Mant :
Aristo, mantn kurucusudur. nk, ilimde sistemli al ma, bir
mantk al masn da gerektirir. Geri, Aristo, kavramlar n snflanmasnda ve blmlere aynlmas nda hocas Efltun'a ok eyler borludur.
Bununla birlikte, mant' , bams z ve sistemli bir ilim olarak ort ya koyan ilk d nr Aristo olmu tur. Aristo'nun kurdu u mantk, hi bir deiiklie uramadan, yzy llar boyunca dnce dnyasna hkim olmutur. Zaman mza kadar srp gelen bu mant n tesiri, bu gn de
ayrl kuvvetle devam etmektedir.
Aristo'ya gre mant k, felsefenin bir kolu de ildir. Mantk, dncenin formlann ve kanunlarn belirliyen bir temel bilgidir, ilme bir gi71

ritir. Mantk, felsefenin bir organ dr. Netekim, sonradan Aristo'cular


da, Aristo'nun mantkla ilgili olan yazlarn, Organon ad altnda toplamlardr. Aristo mant formal, metodologik ve ontologik bir karakter tar. Aristo'ya gre, gerek d ncenin formlan, ayn zamanda, gerek gerekliin de formlardrlar. Baka bir deyimle, dnce eylemi,
varlklann ve varlklar arasndaki mnasebetlerin, zihnimizdeki bir aksidir. Bundan dolay, dnce eylemi, gereklik dnyas na uygundur.
Dnce, gereklik dnyas ndaki varlklann, zihnimizdeki bir sureti,
bir aksidir. Aristo mant, bu ontologik karakteri bakmndan, Kant ve
Herbart mant klanndan ayrlr. Kant' n mant, yalnz formal bir karakter ta r. Kant'a gre, d nce ve dolaysyla mantk formlar, yalnz,
zihnimizin formlandrlar. Bundan dolay, bunlar, gereklikteki varl klann, zihnimizdeki bir aksi de il, tersine, yalnz, zihnin kurallandrlar.
Mantkla ilgili olan dzen, gereklik dryasndaki varlklann kendilerinde deil, zihnimizin formlanndad r. Biz, zihnimizin formlan ile ilgili
olan bu dzeni, e yaya dikte eder ve d dnyay bu suretle kavranz.
imdi, burada, Aristo'nun kavram anlay ndaki ontologik anlam n
da belirtilmesi gerekir. Aristo.ya gre, mant k kavramlan, gereklikteki
varlklann, zihnimizdeki sbjektif birer suretidirler. Ancak, Aristo'ya
gre de, eyamn gerek z, yaln z, bu suretler vas tasyla kavramlabilir.
Buna karlk, Kant'a gre, zihnimizdeki bu ana kavramlar, realitedeki
varlklann kendileri ile ilgili deildirler. l3unlar, insan zihninde bulunan,
ama, eyaya uygulanan ve empoze edilen formlard r.
Aristo, kavram ve tammlam ya, ancak, istidlal nazariyesi ile olan ilgisi asndan dokunmustur. Bununla birlikte Aristo, s fatla ilgili olan
kavramlarla mahiyet kavramlann , cins ve nevi kavramlann kesin olarak birbirinden ayrmtr. Aristo'ya gre de bilmek, bilgi konusu olan
objeyi, ilkin bir kavram gurupu iine sokmak demektir. Bu suretle, ilkin,
her hangi bir objenin cinsi belirlenmi olur. Bir eyin cinsini
o eyin znn ne oldu unu aratrmak, dolaysyla, onu meydana getiren sebepleri bulmak demektir.
Her hangi bir objenin bir kavram alt na sokulmas, hkm yoluyla
olur. Aristo'nun hkmler zerine ileri srd dnceler ok nemlidir. Her hkmde iki esas bulunur. Bunlardan ilki, kaziyenin mevzuu,
yani subjekttir. Bu, gramerde, fail olarak gz nnde tutulan kavramdr. kincisi ise, kaziyenin mahll, yani, predikat'd r. Subjektif ile predikat, rabta, Kopula ad verilen dm> ile birbirine balamr. Kopula,
aym zamanda, do ru olduunu kabul ettirmek isteyen bir hkmn varlnn da ifadesidir. Do ru hkm ise, subjekt ile predikatm, kopula
yoluyla birbirine baland, bir cmle ekli iinde, bu cmleyi meyda72

na getiren kavramlann, objektif gerekli e uyacak ekilde birbirlerine


balanmalar , yahut da birbirlerinden aynlmaland r. Buna karlk yanl hkm, kavramlar, gerekli e uymyacak bir ekilde, birbirine ba lamak yahut da birbirinden ay rmak demektir. Aristo'nun hkmler
snflamas byk bir nem tar. Aristo'ya, gre hkmn ana formu kategorik hkmdr. Bu, bir objeye, bir s fat ykliyen, yahut da bir objeyi bir kavram altna sokan hkmdr. Aristo, bir gerekli in, bir inknn ve bir zorunlu un ifadesi olan hkmleri birbirinden ay rd gibi,
bir inkar ve bir tasvibi gerektiren hkmleri de gstermi tir. Hkmleri, nicelikleri bak mndan, klli, ahsi ve czi olarak sn flanu, ayrca,
Modalite cihetleri zerinde de nemle durmu tur. Aristo, bundan ba ka, hkmlerin birbirine evrilmesinin kaidelerini belirtmi tir.
Aristo, mant= asl lmez yn, birinci analitika'da geli tirmi
olduu klyas nazariyesi, Syllogistik ile ikinci analytika'da ort ya koyduu ilmi kantlar teorisidir. Aristo, d nce hayatndaki her ilerlemenin, her dzenli ba ll'', ancak, hkmleri'', mantk kaidelerine gre,
birbirlerine ba lanmalar sonucunda meydana geldi ini grm ve bu
eylemin nemi zerinde durmu tur. Aristo'nun ort ya koyduu ekli ile
kyas, belirli kaziyelerden yeni kaziyeler meydana getirmektir. Daha
dorusu, belirli kaziyeleri, bunlardan yeni kaziyeler meydana gelecek
ekilde birle tirmektir. Belirli kaziyeler aras nda byle bir birle tin-ne
yaplrken, bu kaziyelerden zorunlulukla karlan ve baka bir kan t
gerektirmiyen yeni sonuclar elde edilir. Bu yeni sonulann, do ruluk
yahut yanli lklan da, gene, evvelki kaziyelerin do ruluk yahut yanllklarndan kanlr. Bylece, nceki belirli kaziyeler do ru ise, bunlardan karlacak yeni kaziyelerin de do ru olmalar gerekir. Ancak, bunun iin de, nceki kaziyelerin muhtevalann n, yeni bir kaziyenin muhtevasm meydana getirecek ekilde uyumalar ve birbirleri ile birle miye elverili olmalar gerekir.
Bilindii gibi her kyas, kaziyeden, cmleden meydana gelir. nceki iki kaziye, belirli olan kaziyelerdir. nc kaziye ise karlan sonutur. Her kaziyenin bir mevzu ve bir de mahml
haddi vardr. Bylece, nceki iki kaziyenin drt haddi vard r. mdi, bu
drt had aras nda, bu kaziyelerin ortakla a sahip olduklar, bir orta had
terminus medius bulunmas gerekir. Bu orta haddin devi, nceki bu
iki kaziyenin, mana ve mant k bakmndan birbirlerine ba lanmalann
salamak ve bunlar aras nda kpr kurmakt r. Mesela Btn insanlar
lmldr, ben bir insanm, Ben de lmlym. K yasnda, iki nceki kaziyede bulunan orta had, insan kavram dr. Orta had, sonu olan
kaziyede bulunmaz. lk iki kaziyeyi birbirine balayp, nc bir kaziyenin meydana gelmesini saladktan sonra ortadan kalkar. Aristo, kate73

gorik kyasn eitli forrnlann aratrm, kavramn eitli mnasebetlerini belirlemi tir. Orta haddin durumunu da ayrca, subjekt yahut
cla predikat olarak ele al p incelemitir.
Aristo, mant ktaki drt kyas figrnden n ve bunlarla ilgili
olan moduslan bulmu, bunlarn mantk bakmndan nemlerini gstermi tir, Son drdnc figr, skolstik devirde ortaya konmu tur. Figurler, orta haddin, birinci ve ikinci kaziyedeki yerine gre, birbirlerinden
ayrl rlar. Aristo, birinci figre gre yap lan kyaslarda, orta haddin, birinci kaziyede mevzu, ikinci kaziyede ise mahml durumunda oldu unu gsterrni tir. kinci figre gre yaplan kyaslarda ise, orta had, hem
birinci ve hem de ikinci kaziyede mahml durumundad r. Nihayet,
nc figre gre yap lan kyaslarda, orta had, nceki her iki cmlede de mevzu durumundad r. Figrler, nceki kaziyelerim, klli, czi
icabi veya selbi vs. olularma gre, ayn ayr modus'lara aynhrlar. Aristo, birinci kyas' figrnde drt, ikinci k yas figrnde gene drt, nc kyas figrnde ise alt modus gstermi tir. Aristo'nun belirledi i 'btn bu kyaslar, kategorik kaziyelerden meydana gelmi tir. Bundan dolay, bunlara kategorik istitlller denir. Sonralar , kategorik kyaslara,
hypothetik kyaslar da (Stoa) eklenmi tir.
Aristo'nun byk ba anLarndan birini de, ilmin kan tlar hakkndaki nazariyesi meydana getirir. Aristo, alel de k yasla ilmi kyas birbirinden ayr r. ilmi kyasta, nceki kaziyeler, mant ki bir zorunlulu u ifade
ederler. lmi kantlar, en sonunda, art k ispat edilemiyen, bununla birlikte, her trl henin dnda olan, tamamiyle belli a k ve seik bir takm
prensiplere dayan rlar. Akl, sbat mmkn olmyan bu ilk prensipleri,
dorudan do ruya sezgi yoluyla kavrar. Ayniyet kaziyesi ile tenakuz kaziyesi ve nc kkn imknszl kaziyesi, akhn sezgi oyluyla do rudan doruya kavrad bu son prensiplerdendir. Bundan ba ka, her ilim
kolunun da byle, artk ispat mmkn olmyan son prensipleri vardr.
Aristo'ya gre bilmek, grn leri sebeplerle a klamak, olg,ulann sebeplerini kavramak demektir. Ama, bu deduktif yola varmadan nce, induktif yoldan gitmek, deneme dnyas nda, duyularla algladmz
cinslerine gre aynp, bu cinslerle ilgili olan geneli bulmak gerekir.
. Bilgi Nazariyesi :
Aristo, duyularmz yoluyla, eyann gerek s fatlanm kavrad mza
inanr. Bu bakmdan, atomeulann kabul ettikleri gr n zddm savunur.
Byle olunca, yamlmalar, duyu verilerinin, d ncede yanl kavranm
olmas ndan, yahut, bunlardan yanl sonular kartlm olmasndan ileri gelir. Bundan baka, Aristo, yukar ki blmde de iaret etti imiz gibi,
zihnin kategorilerinin, gerek varl k formlanna uydu una inanr. Aristo'74

ya gre, zihindeki kategoriler, gereklik dnyas ndaki varlk formlannin


sbjektif bir aksidirler. Byle olunca, zihnin kavramlar , varlklarm gerek zlerinin de ifadesidirler. Ger,ek bilgi, kayna n duyu .Verilerinde
bulan kavraml bilgidir.
Aristo, Efltudda oldu u gibi, doutan kavramlar n varl 'gm kabul
etmez. Aristo'ya gre insan akl , yalnz, denemeden kalkarak kavramlara
varr. Daha sonra, bu kavramlara dayanarak hkmler verir ve k yasa
kadar da ykselir.
tv.

Metaphysik :

Aristo, genlik yazlar nda Efltun'un tesiri alt ndadr ve ideler nazariyesinin ateli bir koruyucusudur. Olgunluk devrinde ise bu nazariyeyi tenkit eder. nk Aristo, bu devrede Efltun'dan uzakla m ve kendi grne varmt r. Aristo'nun Efltun'a kar at kalem atmas,
Metaphysik adl eserinin bir ok yerlerinde gze arpar. Aristo, Efltun'un, idelerin varl hakknda ileri srd kantlarn yetersizli i, zerinde durur. Bu kan tlardan hi birinin idelerin varl n gerekten Ispat etmeye yetmedi ini ileri srer. Aristo'ya gre, hele, grn ler dnyasndaki varl klann idelerle belirlendi i, idelerin, btn bu varl klann ideal nmunelerini meydana getirdikleri d ncesi, yalnz, Efltun'un muhayyele
gcnn verisi olan, airce bir gr tr.. Aristo'ya gre, ideler dnyas nn, grnler dnyasndaki varl klarn asl sebebini meydana getirdi i
dncesi ne ispat edikbilir ve ne de kavramlabilir. delerin, hareketin,
yahut da objelerin sfatlan ile ilgili olan de iikliklerin nas l, sebebi olabildikleri de hi bir eldlde aklananaz.
Aristo'ya gre, Efltun'un ileri srd gibi, varlklar hakkndaki bilgiyi ideler yoluyla elde etmeye imkn yoktur. Sonra, idelerin' varl klann
zn meydana getirdikle i dncesi de savunulamaz. deler, gerekten,
varlklann z olsalard, bunlarn varlklarn iinde bulunmalar , dmmanent olmalar lzm gelirdi. Varlklann stnde ve dnda, bsbtn
ayn bir lemde bulunan bu ideal mahiyetlerin, onlar n zn nasl meydana getirebilecekleri hi bir ekilde aklanamaz. Aristo'ya gre, asl nda, varlklann dnda, bal bana mevcut olan bir genel de yoktur.
Aristo, ayrca, Efltm'm yalhk andaki ideler anlayna, yani,
Fisagorculuun tesiri ile savunmu olduu son gre de iaret eder. Aristo'ya gre, Efltun, bu son devresinde, ideleri, edeal adetler olarak anlamak istemitir. mdi, Aristo, aceba ideler, adetler olarak gz nnde
tutulursa, varl klann sebebini nas l neydana getirebilirler diye sorar.
Aristo, btn bu dnceleri ile hocas na kar koyarken, kendi grlerini ortaya atar ve kendi metaphysigini kurar. Aristo'ya gre, varil75

, grnler dnyasnn dnda deil, duyulanmzla algladmz gereklik aleminin iinde aramak laz mdr. Gerekten, var olan lem, duyularunzla algladmz gereklik alemidir. Bylece, Aristo, idealist hocasnn, iki ayr lem anlayn' ve idelerin ba l bana bir varl a sahip
olduklar grn reddeden Aristo'ya gre, ide yahut da cins, tek tek
varlklar n dnda de'il, tersine, bunlar n, kendilerinde bulunur. Ba ka
bir deyimle, her varl n ilkin bil- genel yn vard r ki, bu o varl , teki varlklarla birle tirir ve ayn kavram altnda toplanmalanm sa lar.
Bundan baka her varln, yalnz bu varlkla ilgili olan tamamiyle ferdi ve zel bir yn vard r. Mesela, her nar aacnn, bu gnan, teki
nar aalan ile birle tiren ve nar kavramnn sn rlar iine sokan
genel bir yn, vard r. Btn mar a alarnda bulunan ortaklaa sfatlar, bu genel yn meydana getirir. Bununla birlikte, her nar aacnn,
onu teki gnarlardan ay ran ferdi bir yn, kendine z olan bir tak m
ferdi s fatlan da vard r. Bir nar aacnn, nar olabilmesi iin, sz
geen genel s fatlara zorunlu olarak sahip olmas gerekir. nk bir
cins kavram ile ilgili olabilmek, ancak, o cinse z olan s fatlara sahip
olmakla mmkndr. Buna kar lk, her hangi bir nar aacn n sahip
olduu ferdi s fatlar, zorunlu de il, tersine rastgeledirler. Bu s fatlann,
byle olmayp da, ba ka bir ekilde olmalar da mmkndr. Aristo'ya
gre, bilgide atlacak en nemli ad mlardan biri, objelerin genel s fatlar ile ferdi sfatlanm birbirinden ay rmaktr.
Aristo'ya gre, her varl n meydana gelmesinde iki giid rol oynar.
Bunlardan ilki, o varl n, cinsini, zrl belirliyen, onun zorunlu olan
sfatlann gsteren gddr. Mesela' bir nar Lohumundan, zorunlu olarak bir nar aac meydana gelir. Buna kar lk, bu nar aacndan
meydana gelecek olan a acn ferdi sfatlar, yalnz, iinde yeti tii evrenin artlarna baldr. Mesela, gnarn gvdesinin durumu, yapraklarmn says, iyi gelimi yahut da clz olmas, tamam tamamna, iinde
yetitii topran, suyun ve havann artlar ile gne vaziyetine ba ldr.
Aristo'ya gre, lemdeki her olu , ekil verici bir kuvvetin maddeye tesir etmesi ve bir ekil kazandrmas ile meydana gelir. Aristo, bu
suretle, gerek varl klann, ekil veren kuvvetle, ekil kazanan maddeden,
yani, ekil ve maddeden meydana gelmi Syntetik birer birlik olduklann ileri srmtr. Madde ile eklin birli i, Aristo'da yalnz zihinde
dsncede aynlabilen metafizik bir birliktir. Gereklikte bu iki unsurun
birbirinden ayr olarak ortaya kmalar mmkn deildir. Nasl, ruh,
vcuttan yahut vcut ruhdan ayr olarak mevcut olam yorsa, maddenin
.ekilden yahut eklin maddeden ayr olarak mevcut olmas na da imkan
yoktur. Burda birlikte, ekil ile madde, zihinde, dncenin zmleme
76

eylemi sonucunda elde edilmi sbjektif ayrmalar da deildirler. Tersine, bunlar, mutlak gerekliklerdir. Burada Aristo'nun Eflatunla ayn
dncede olduu esasl bir nokta daha vard r. Bu da sbjektif kavramlann objektif gereklilere kar lk olduklandr. Ancak, Efltun'da ideler, varl,klardan ayr Transcendanb> bir karakter ta rlarken, Aristo'da
bunlar, duyularmz yoluyla algladmz varlklarda mmanent dirler. Mesela, her tek atda, bir de at idesi, yani, at cinsinin kendisi bulunur. Buna karlk, Efltun'da, at idesi, tek tek atlar n dnda, bal bana var olan bir realite olarak, gz nnde tutulur. Aristo'ya gre, kavram, yahut da ide, bir z ve sebep olarak varl klann kendinde bulunur
ve zorunludur. Buna karlk, her varln kendisi ile ilgili olan ferdi sfatlar, tamam tamamna dtax gelme ve rastgeledirler. Bu suretle, Aristo, alemde iki alan n, bir zorunluluk alam ile bir de rastgelelik alan nn
varlm kabul etmi olur.
ArIsto, empirik gerekliin srekli bir de'ime ve gelime iinde
bulunduunu grm,. tarih dnyasndaki ve tabiattaki sonsuz olu u
sezmitir. Alemdeki bu sonsuz olu un, deimiyen sonsuz varl k, yani
Tanr, karsndaki durumunu da gz nnde tutmu tur. Eski fizikcilerin de kabul etmi olduklar gibi, oluun, hilikten meydana gelmi olmasna imkan yoktur. Oluun ortaya kabilmesi iin, muhakkak surette, onu meydana getirecek maddi bir nvenin, maddi bir esas n bulunmas gerekir. Bundan dolay , maddenin balangtan beri, ncesiz ve
sonsuz olarak mevcut oldu unu kabul etmek lazm gelir. Her olu un
esasm, daha olumam olan bu madde meydana getirir. Bununla birlikte, empirik gereklikle ilgili olan bu madde, her vakit, bir ekil kalbna brnm olarak ortaya kar. Deneme dnyas iinde, daha bir
ekil kalbna girmemi olan ham maddeye hi bir ekilde rastlanmaz.
Bundan dolay da, ne maddesiz bir ekil ve ne de ekilsiz bir madde dnlemez. Madde ile ekil arasnda iten bir ba llk vardr. ekil de madde gibi sonsuzdur ve belli bir zamanda meydana gelmi deildir. Olu, ekil ile maddenin birlemesi sonucunda meydana kar.
Bylece, zaten, bir ekil kalb iinde kendisini gsteren madde, yeni bir
ekil kazanm olur.
Olu, bir imkandan gerekli e geitir. imkan maddededir, gereklik ise ekildedir. Her hangi bir tohumun iinde, o tohumdan, bir gerekliin meydana gelmesini salyacak kuvvet sakldr. Buna, karlk,
maddede, yani, o tohumun iinde yeti tii, topralda, hava, su ve Gne'de, ondan, bir nebat yahut bir a a meydana gelmesine yarayacak
imkan mevcuttur.
Aristo'ya gre, daha hi bir ekil kalbna girmemi olan ham mad77

de, kendi deyimi ile ilk madde, gereklikte mevcut olmay p, yalnz, zihinde tasarlanabilir. Gereklikte mevcut olan madde, her vakit, belli bir
ekil kalbna brnm olarak meydana kar. Bununla birlikte, bu
belli ekil kalib iindeki madde de, yeni bir kuvvetin tesiri ile, yeni bir
ekil kazanarak, yeni ba tan gerekleir. Olu da bu suretle meydana
gelir.
Aristo'ya gre, olu , ya tabiattaki, yahut da insanl k dnyasndaki
etkiler sonucunda ortaya kar. Organik varl klarda olu, yeni bir varlk
meydana getirme imkan na sahip olan varlklara, bu imkm gerekle tirecek ve ekillendirecek kuvveti kendi ilerinde ta yan ayn cinsten
varlklann, tesir etmeleri ve bu imkan gelime ve olu ma yolunda hareket ettirmeleri ile olur. nsanl kla ilgili sanat yaratmalannda ise, sanatc , maddeden, yani, ta tan ve yahut da bal ktan, nasl bir ekil yahut da nasl bir gereklik meydana getirece ini, nceden kend dncesinde, tasarlar. Ta ta ve yahut da balkta mevcut olan imkn, bylece, sanatmn, uurlu yaratmas ile gerekleebilir. ekil, bir varl, yaln z
ekillendirmekle kalmaz, ayn zamanda onun mahiyetini de belirler.
Aristo,
canh tabiatla ilgilenmi, organismlerin olutna ve
gelimeleri zerinde durmu tur. Ayn zamanda, lemdeki btn olu may da, tpk bir organism'in geli mesi gibi anlamak istemi tir. Aristo,
tabiattaki etkiyi, t pk, bir ideye gre bir heykel meydana getiren, yahut da, bir plana gre bir bina ort ya karan, bir heykeltra m yahut da
bir mimann almasna benzetir. Tabiattaki organik kuvvetler, srekli
olarak, ekil kazandrc etkilerde bulunur ve sekilsiz tabiat ekillendirirler. Ashnda, maddenin kendi de ekil kazanmak, kendi iindeki imkan yeni bir ekil iinde gerekletirmek ister. Varl klann, kendi ilerindeki imkm gerekle tirmeleri, aym zamanda, oulann, kendi hedeflerini de gerekle tirmeleri demektir. eklin gerekle mesini salayan
kuvvetlerle, hedefin ge leklemesini sa layan gdler, ayn drlar (Entelechi). Aristo, bu sureftle, belli bir hedefe gre, bir eser meydana getiren mimarm al mas ile, tabiattaki organik kuvvetlerin geli mesi arasnda, bir benzerlik ve yak nlk grr. nk, tabiattaki organik geli me de, belli bir hedefe gre olan teleologik bir olu madr. Btn ekil
verici kuvvetler, belli hedeflere gre etkilerde bulunurlar. Bundan dolay, tabiattaki olu mann da, belli ve hedefli bir geli me olduunu kabul etmek laz m gelir. Aristo, bylece, tabiat hakk nda tamamiyle teleologik bir aklama ortaya atm olur.
Aristo'nun alemi, belli bir hedefe do ru giden bir olu ma olarak anlamas, kendisini zorunlulukla, bu olumann sebebini aratrmya gtrmtr. Aleme ekil veren ve fflemdeki oluu ilk defa harekete geti78

ren kuvvet, Tanr'dr. Her eyin banda bulunan bu ekil verici ve hareket verici kuvvet, ayn zamanda her eyin sonunda da bulunur. nk
lemdeki olu, Tanr'ya doru. giden bir olu tur. Tann taraf ndan harekete getirilmi , olan bu ()k, Tann'n n kendisine ynelmitir.
Alemdeki her hareket, bir imkndan, bir gerekli e geitir. Hareketin kendinde iki gd vard r. Bunlardan biri hareket edendir, teki
ise harekete getirendir. nsanlarn ve hayvanlarn hareketlerindeki gdler gz nnde tutulursa, harekete getiren ruh, harekete getirilen ise,
vcuttur. Alemdeki hareketin ba ve sonu yoktur. Alemdeki hareketin,
belli bir zamanda ba lam olduunu kabul etmek, hi bir vakit iinden klamyacak apori'lere dmek demektir. Bundan dolay , zorunl
olarak, hareketin sonsuz oldu unu kabul etmek gerekir.
Aristo'ya gre, btn varl klar' harekete getiren son kuvvetin kendisi Tanr hareketsizdir. Aleme ilk hareketi veren prensipin kendinin
hareketsiz olduunu kabul etmek lz md r. nk, bu son kuvvetin de
hareketli oldu u ileri srlrse, o vakit, hareket eden ve harekete getiren sonsuz bil. sebepler silsilesinin gz nnde tutulmas gerekir. Ama,
o vakit da, hareketin sebebini kavramak imkn ortadan kalkar. Aristo'ya gre, gerekte, le ndeki btn hareketler, kendisi harekete etmiyen,
ama, btn leme ilk hareketi veren ilk ve son bir hareket verici prensiple aklanabilir. Aleme, ilk hareketi veren bu prensipin kendisi de
tpk hareket gibi sonsuzdur ve Tanr'nn kendisidir. Aleme ilk hareketi.
veren prensiplerin en saf ve en ycesidir.
Aristo, birbiri ile iten ie ilgili olan drt sebep kavrm ortaya koyar. lkin, her olula bir madde ekil kazanr. Her olu un ekillendirdii bir madde vard r. Bundan dolay , her olgunun bir maddi sebebi yordr. kinci olarak, her olu ekillendiren bir kuvvetin tesiri ile ortaya kar. Bundan dolay, her olgunun ekil veren bir sebebi vardr. nc
olarak, her olu ta bir hareket, bir imkndan gerekli e geme hareketi
vardr. Bundan dolay, hareket veren, hareketi salayan bir sebep vardr.
Nihayet drdnc olarak, her olu un bir hedefi vard r. Bu hedef de bir
sebep, bir Gai sebepdir. Son sebep kavram , yani, ekil veren sebeple, hareket veren sebep ve hedefi meydana getiren sebep, gerekte,
birbirlerine evrilebilirler ve birbirlerinin ayn drlar.
Aristonun, lemi, bir olu ma ve bir gelime olarak gz nnde tuttuuna iaret etmistik. Alemdeki bu olu ma, Tann'nn leme verdii ilk
hareketle ba lamtr ve sonunda da gene Tanr 'ya ulamak ister. Gerekten, lemdeki btn olu mann hedefi, yeni ba tan, Tanr'ya erimektir.
79

Tanr'ya do ru ykselmekte olan lemdeki bu olu gidii, bir takm basamaklara ayrlr. Gereklik dnyas nda hi bir vakit rastlanmayp, yalnz dncede tasarlanabilen lk madde bir yana brakhrsa,
bu basamaklar n en aa derecesini, organik olm yan tabiat alemi, yani,
hava, su, toprak ve ate gibi ana unsurlar meydana geti -ir. Unsurlar leminin stnde, daha yksek bir basamak olarak, nebatlar , hayvanlar
ve insanlar kuatan organik varl klar alemi yer aln-. Organik varl klar,
unsurlardan, canl olmakla ayrhrlan Bununla birlikte, organik varl klar
lemi de, yeni batan, kendi iinde basamaklan r. Organik varl klar lemindeki en aa basama, nebatlar meydana getirir. Nebatlar, yaln z
beslenirler. Buna karlk, nebatlann stnde yer alan hayvanlar, aynca, hareket etmek ve hissetmek kabiliyetine de sahiptirler. Nihayet, bu iki
basaman stnde insanl k lemi ykselir. nsan, kendisinden daha a a basamaklarda bulunan varl klann sfatlanna sahip olduktan, yani
beslenmek, his ve hareket etmek kabiliyetinde olduktan ba ka, akla ve
dnme kabiliyetine de sahiptir. nsan, nebat ve hayvandan, kendi hareketlerine akli bir dzen verebilmesi ve eylemlerini belli bir hedefe gre ayarlamas ile ayrlr. Organik dnyay meydana getiren bu ayn
basaman birbirleri ile olan mnasebetleri, t pk, ekil ile madde arasndaki mnasebet gibidir. Her a a basamak, kendisinden sonra gelen
basamak iin bir maddedir, her yukar ki basamak ise bir eklidir.
Aristo'ya gre, btn bu varhklar n, kendilerine gre bil- etki tarzlar ve kendilerine gre bir hedefleri vard r. Varlklann etki tarzlar m
bilmek onlarn hedeflerini de kavramak demektir. nsan, akl sahibi bir
varlktr. Bundan dolay, akla uygun hareket etmek zorundad r. nsan
ancak eylemlerini akla uydurdu 'u vakit, insanlk hedefine uygun davranm olur. Insanln, balca ve en yksek etkisi, dnmek ve bilmektir. Aristo.ya gre, d nce hayat, insann, onu, Tanr'ya yaklatran
balca sfatdr. nk Tann, aktif d ncenin kendisidir. Tanr , en
de'erli dnceyi, Tanrca dnceyi gerekle tiren stn varl ktr.
Tanr, energinin, aktifli in ve dolaysyla hayatn kendisidir. nk,
gerek hayat, d nce hayatdr. Dcenin aktifli idir. Bylece Aristo,
dnce hayatn, pratik hayatn stnde sayar. nk, Aristo'ya gre,
Tann'nn kendisi de, kendi kendisini gzlemliyen ve kendi zerine dnen Kontemplatif bir varhkt r. Tanr'nn kendinde, dnenle dnlen birlemi, bir ve ayn ey olmutur.

v. Artsto'nun

Btn varhlann en a a basaman meydana getiren ve onlar n


zerinde ykseldii zorunlu bir esas olan drt ana unsur, yani, toprak,
su, hava ve ate uzvi olmyan unsurlar lemini meydana getirirler. Bu
80

unsurlar, her vakit, dz istikamette hareket ederler. Dz hareket de iki y.n


de olur. Bunlardan biri, arz n merkezine do ru olan harekettir. Bu, ag r
cisimlere has olan bir hareket tarz , yani, dme hareketidir. A r. bir
unsur olan topra '- n hareketi, arz n merkezine do ru olan bil. dme hareketidir. nk, Aristo'ya gre topra n yeri, arz n merkezidir, Buna
kalk, bir de yukar ya doru olan ykselme hareketi vard r ki, bu da
hafif bir unsur olan ate in hareketidir. Ate , gk yzne do ru ykselir
nk, btn par ldyan ve ldyan cisimler, gk kubbesinde yer al rlar. Toprak ile ate arasnda, a rlklar bunlara gre, izafi olan su ile hava bulunur. Su, a rl bakmndan tepra a daha yakndr. Hava ise,
a rl bakmndan sudan daha hafiftir. Bylece, her unsurun, kendine
gre, tabii bir hareket tarz ve bu lemde tabii bir yeri vard r. Her unsur, kendi tabii istikametinde hareket eder. Ancak, ba ka unsurlarla arpt vakit, tabii istikametinden evrilir ve ba ka bir istikamete

Aristo, bu drt unsur nazariyesini, Empedokles'den alm tr. Ancak,


unsurlar anlay, Empedokles'den ayr dr. Empedokles'e gre, ncesiz
ve sonsuz olan bu unsurlar, en son unsurlard r. Bunlar, yaln z, belli nispetler iinde, birbirleri ile birle irler yahut da birbirlerinden ayr lrlar.
Halbuki, Aristo'ya gre, bu drt unsur, birbirlerine de iebilirler. Bunlarn her birinde, teki unsurlar kendine evirmek gc vard r. Mesel
atete, kat cisimleri kendine evirme, ate .yapma kabiliyeti vardr. Su'da kat naddeleri sulu hale getirmek gc mevcuttur. Buna kar lk. sulu maddeler de kat la abilirler. Bylece, Aristo'da bu drt unsur, en son
unsurlar de ildirler. Bununla birlikte, bu msurlar, en son bir tak m ana
sfatlara sahiptirler ki. birbirine de ien de yalnz bu ana sfatlard r. Mesel, toprak, kuru, so uk ve a:Ip-lar. Buna kar lk ate, kuru, s cak ve ha
fiftir. Hava, ya , scak ve nispeten, yani su ve topra a gre daha hafiftir. Aristo fizi inde unsurlarla ilgili olan bu s fatlar esast rlar. Aristo fizii, sfat Kalitatif bir fiziktir. Aristo, renk ve sesi de e ya= objektif sfatlar olarak gz nnde tutar. Buna kar lk Fisagor'cular, Demokritos gibi, ya lk, scaklk, soukluk, renk, ses, v.s. gibi s fatlan, objelerle dognlan do ruya ilgili olmyan ve yaln z duyu organla
nmzda meydana gelen sbjektif s fatlar olarak gz nnde tutmu lard .
Netekim, Fisagor'cular n fiziki de, matematik-geometrik bir fiziktir. nk, Fisagor'culara gre, unsurlar, bir tak m geometrik ekiller meydana
getiren atomlardan ibarettirler. Bundan dolay , Fisagor'cular, unsurlar ,
bir takm geometrik ekillerle gstermeye al mlardr. Aristo'nun s fat fiziki ile karlatnhrsa, Fisagor'culann fizik anlay , modern fizik grne daha ok yaklamaktad r. Bununla birlikte, Aristo
btn Orta a boyunca hakim olmutur.
81

v. Alem Gr :
Aristo'ya gre, gk yz ile yer yz aras nda esasl bir ayrlk, bir
mahiyet ayrl mevcuttur. Daha nce de grd mz gibi, yer yzndeki varlklar, bir tak m basamaklar meydana getirirler. Her stn
basamak, var olabilmek iin, daha a adaki basama m mevcudiyetini
art ko ar. Bununla birlikte, st basamaktaki varl klar, daha aa basamaktaki varlklann bir veriminden ibaret olmay p, bal ba ma ve bamszdrlar. Bunlarn kendilerine z olan yepyeni s fatlan vard r.
Mekanik, emik ve organik olgular, bylece, birbirleri zerinde derecelenirler. Btn bunlar n temelinde ise, yukar da szn etti imiz,
drt ana unsur bulunur. Bir talum belli s fatlara sahip olan bu ana unsurlar, birbirlerine de iebilirler. Yer yzndeki varl klann, sfat ve hareketleri de, bu drt unsurla belirlenir.
, Buna karlk, gk yzndeki varl klar, bu drt unsurun cinsinden
olmyan, bir beinci unsur, yani, Ether den meydana gelmi lerdir. Ether, gk yz ile ilgili olan eksiksiz bir unsurdur. Yer yzndeki unsurlar, durmadan de iirlerken, Ethen> her vakit, kendi kendinin ayn
olarak kahr. Yer yzndeki unsurlar, dz istikamette hareket ederler.
Buna karl k, Ether, en nkemmel olan hareket eklini, yani dairevl
hareketi takip eder. Eski Yunan d ncesi, er, mkemmel ekil olarak da
gene gk yzndeki cisimlerin sahip olduklan ekli, yani krreyi gz
nnde tutar. Y ldzlar, birbiri iine gemi olan bir takm effaf krreler iinde dnerler. Gerek y ldzlar, gerekse y ldzlarn iinde hareket ettikleri bu effaf kreler, Ether'den meydana gelmi lerdir. Yldzlar, sonsuz olan mutlak ve ll hareketleri ile Tanr 'ya en ok yaklaan varlklardr.
Su halde, Aristo'ya gre, Tanr, btn leme ilk hareketi vermi tir.
Ama bu lem, aslnda, iki ayn lene, yani, yer yz lemi ile gk yz
lemine ayrlr. Yer yzn, ncesiz ve sonsuz olan drt unsur meydana getirir. Gk yz lemi ise, gene ncesiz ve sonsuz olan, ama, yer
yz ile ilgili o'_an drt masurdan ok daha ince ve eksiksiz bir unsurdan, yani Ether'den meydana gelir.
Antik ada bilinen be gezegen (Venus, Merkur, Mars, Jupiter ve
Satum) ile Gne ve ay, gk yzn meydana getirirler. Gk yz lemi, sabit olan arz n stnde ykselir ve Ether'den meydana gelmi olan
effaf krelerle evrelenmistir. Her gezegeni evreleyen, birbiri iine
gemi , bir ok sayda effaf kreler vard r. Gezeenlerin dairevi hareke',ten kayar gibi grnmeleri, bu krelerin varl ile aklanmya al,
lr ve bu ekilde ok kark bir sistem meydana km olur. Bu kar82

k sistem, btn Orta a boyunca, Renaissance'a (Kopemikus) kadar


hkim olmutur.
Aristo'ya gre, yld zlar, insan st akli mahiyetlerdir. Bu makl ve
saf ekillerin yer yzne, hedefli ve makiil bir tak m tesirleri de vard r,.
Aristo'nun bu d ncesi bir yandan yeni Efltuneulu a te yandan Orta a astrologi'sine esas olmu tur.

m . Insan Gr :
Aristo'ya gre, insan n lem karsndaki durumu, btn teki canl varlklardan farkl dr. Insan, yer yzndeki btn teki varl klar arasnda, Tann'ya en ok benzeyeni, Tanr ya en ok yakla m olandr.
nk, akla sahip olan insan, stn bilgiler elde etmiye kabiliyetli bir
varlktr. Insan, Tann'y, varl, oluu ve oluun sebeplerini kavnyabilecek durumda olan tek varl ktr.
Geri Aristo, Hayvanlar Tarihi adl eserinin, VIII. kitabnda insanlarn da baz bakmdan hayvanlara benzedi ini inkr etmez. Bununla birlikte, insan n bu lemde btn teki varl klar aras nda, gene
de ayr bir durumu vard r. nsan, dik durmas , ban yksekte ta yabilmesi, baklann uzaklara ve gk yzne evirebilmesi ile, yer yzndeki btn teki organik varl klardan ayrlr. Hele ayn ayr ekillenmi
parmaklar' ile insan eli, en e itli kullani lara elveri li bir alettir. Aristo'ya gre Insan, varl klarn en akll s olduundan, hayvanlar aras nda hi bir benzerine rastlanm yan ellere sahip tir.
Insan vcudu, i organlarnn diizenli ileyii ile birlikli ve her bakmdan dzenli bir organism, gerek bir kosmos'dur.
I3ununla birlikte, insan n, onu, hayvandan ayran ve insan klan en
esasl sfat, dnebilmesi, dnce kabiliyetine sahip bir varl k olmasdr. Dnce, dille klanr. Dil kal bna brnmemi olan hi bir dnce mmkn deildir. Bu suretle, ikinci bir insanl k sfatna, insan
hayvamn stne ykselten ikinci bir esasa varm oluyoruz. Logos'a sahip olan tek varl k. insandr. Hayvanlarda logos, yani anlaml sz yoktur. Hayvanlar, yaln z iaretlerden ibaret olan bir tak m hecesiz sesler
karrlar. Insan, dil sayesinde, kendi cinsinden olan varl klarla sosial
mnasebetlerde bulunur. Aile hayat nn, topluluk hayatnn ve devletin
gereklemesi, insanlarn ortaklaa sahip olduklar bu manevi olgu, yani dil sayesinde mmkn olur. Hak ve dalete dayanan, gelenek ve greneklere sahip olan bir topluluk diizenini, yaln z akla ve dile sahip olan
varlklar, yani, insanlar meydana getirebilir. nsan sosial duygular ta yan bir varlktr. Akla sahip olan insan, ayn zamanda, bilen, bilgi gcne sahip olan tek varl ktr. Insan n kendine z olan bir ok kabiliyetleri
ve ortya koyduu bir seri baarlar vardr.
83

mu. Psikolog :
Byk bir tabiat ara tncs olan Aristo, ruhla ilgili olan ara trmalarn, btn organik dnyaya yaym tr. Aristo'ya gre, ruh, vcudu
ekillendiren prensiptir. Ruh, vcudun heclefini meydana getiren sebep,
onun mkemmellie doru geliip gerekle mesini salyan aktif prensip
Entelechie dir. Ruh, vcudu harekete getiren ve canl klan prensiptir. Btn Antik a da olduu gibi, Aristo'da da hayat ve ruh kavramlar daha birbirinden aynlmam tr. Bundan dolay , beslenme ve nefes
alma gibi fizyolojik olgular da, ruh olgulanndan saylr. Ruh, vcudu
canl klnakla, ayn zamanda, onu ekillendirmi olur. Bylece, ruhla
vcut arasndaki mnasebet, ekil ile madde aras ndaki mnasebet gibidir. Ruh, organism'in hedefini meydana getiren sebebin de kendisidir. Organism'in, ruh taraf ndan ekillenen ve canlanan e itli blmleri, balangtan itibaren, yalmz, ruhun ortaya koymu olduu hedefi
gerekle tirme yolunda al rlar. Bylece, bir hayat prensibi olarak vcudu canlandran ve harekete getiren ruh, ayn zamanda, onun hedefini de belirliyen bir kuvvettir.
Aristo'ya gre, ruh hayat da basamaklara ayr lr. Ruh hayatndaki
her aa basamak, kendinden sonra gelen Msamak iin bir maddedir.
Aa ruh formlan, stn ruh formlan iin zorunlu bir temel meydana
getirirler. Her a a ruh formu, daha stn ruh formu iin zorunlu bir
dayanaktr.
Aristo'ya gre, ruh hayat mn en aa derecesini nebati ruh meydana getirir. Nebati ruh, yalmz, beslenir, byr ve neslini srdrr. Ruhun
bundan sonra gelen bir stn ekli, hayvani ruhdur. Hay-vani ruh, alg lyan ve hareket kabiliyetine sahip olan ruhdur. Hayvan, mek'anda hareket eder ve etraf ndaki tesirleri alglar. Aristo'ya gre, nebatla hayvan
arasndaki bu esasl aynlk, nebatm, iten bir birlikten yoksun olmas ndan, buna kar lk, hayvann ve insan n merkezi bir organa, yani, kalbe
sahip olmalarndan ileri gelir.
Aristo, alglyan ruh, yani, hayvani ruh zerine yapm olduu aratrmalarla, aym zamanda, alg nn kendini de incelemi olur. Aristo, - Demokritos tarafndan ileri srlen gr n tersine - duyularla alglanan sfatlann, objektif gerekliklerine inan r. Salam duyu organlar ile elde
edilen aiglar, objektif gerekli 'in doru bir reprodksiyon'udurlar. Ayn
ayr duyu organlar ile dnyadaki varlklarm ayr ayn ynleri ve ayn ayn
sfatlan alglanr. Bununla birlikte, alg lyan ruhta, bu ayn ayn duyu organlanmn bildirdi i, ayr ayr durum ve s fatlann bir ve aym objeye ait
olduklar n kavryan, bunlar birbirine balyan stn bir g vardr.
Ruh, balyan, birletiren, ayran ve karlatran stn bir kuvvettir.
84

Objelerin, duyu organlanna olan uzakl klann belirliyen, onlann hareket halinde mi, yoksa dinginlik halinde mi olduklar n gsteren de gene
ruhtur. Bu suretle, ruhta, varl klann btnn alglama gc vard r ve
bu g passif deil, tersine, tamam tamamna aktif bir gcdr.
Hayvani ruhda, yeni ba tan, tekrar tekrar alg lanan eylerin hatra .
ve izleri kal r. Hayvani ruh, uursuz da olsa, hatrlamak ve saklamak kabiliyetine sahiptir.
Ruhun nc ve en yksek derecesini insani ruh meydana getirir.
Nebati ve hayvan' ruhlar, insani ruhun ort ya kmas iin bir malzemedirler. Ruhun bu iki aa derecesi, insanl kla ilgili olan sfatlarm gereklemesi iin bir maddedirler. nsani ruhun balca sfat akldr. nsan, bir akl yarat olmakla nebattan ve hayvandan ayr lr. .Hayvani
ruh, vcuda ba ldr. Vcutla birlikte ort ya kar ve gene vcuda, birlikte yok olur. Buna kar lk, akl vcuttan ba nsz ve sonsuzdur. Gerekte, insan ruhu ile vcut aras nda iten bir ba llk yoktur. Ruh, vcuttan gelecek her trl tesiri hie sayabilir ve btn bu tesirlere kar
koyabilir. Hayvan ruhuna hkim olan i gd, insan ruhundas yerini iradeye brakmtr. Hayvan ruhundaki kar k ve belirsiz hatralar, insan
ruhunda kavraml ve uurlu bilgiye, evrilmitir. nsan ruhu, uurlu bilgiye sahip olma gc ile btn teki ruhlarn stne ykselir. nsan;
evresindeki varl klar yalnz alglamakla kalmaz, ayn zamanda, bunlar hakknda bir aklama da vermiye al r. insan ruhu, kavramlar kurar ve kavraml bilgiye ular.
Aristo'ya gre kavramh bilgi, duyular n verdii malzemeyi, akln,
aktif bir ekilde ilemesi ile elde edilir. Ak l, duyularla elde edilen malzemede, kavram kurmak bak mndan nemli olan, nernsizden aynr. Bylece, insan ruhu, hayvani ruhtan ok daha aktiftir. Gerekte, ruhun eitli basamaklan da birbirlerinden aktiflik dereceleri ile ayr lrlar. Ruh,
en yksek derecesinde aktifli in kendisi olur. Bu dereceye, yani en yksek aktiflik derecesine eri mi olan ruh, ayn zamanda lmsz de olur.
Ancak, Aristo'nun, lmszl e ulam olan bu ruhtan, ferdi ruhu mu,
yoksa insanlk ruhunu mu, aniadm kavramak gtr. Aristo psikologisindeki ayr bir glk de, filozofun ikili ak l anlaydr. Akln, birliini ve btnl,"iin sarsacak mahiyetteki bu grii, Filozofun, imkn ve
gereklik hakk ndaki. anlayna dayanr. Aristo, emPirik gereklik dnyasnda gz nnde tuttu u ve birbirinden ayrd, imknla gerekli i
ruha da uygulamya alr. Akla z olan d nce kabiliyeti ile gerek
dnce etkisini birbirinden ay rr. Aristo, insan akl mn, bir aktif, yani,
yaratc, bir de passif yn oldu undan sz eder. Passif akl, hayvan'
ruhla ilgilidir. Bu akhn ba ars, duyularla elde edilen alg lara ve bun85

lardan kalan silik izlere dayanarak bir tak m kavramlar meydana getirmekten ibarettir. Passif akl n kurdu u bu kavramlar, daha, uurlu ve
ak seik kavramlar olmaktan uzak: rlar. uurlu ve a k seik kavramlar, yalnz, aktif akl n ba arsdrlar. Daha nce szn etti imiz insanlk sfatlan, yani, insan insan klan sfatlar, yalnz bu aktif aklla ilgili
olan sfatlard r. Aristo'ya gre, ruhun aktif olan bu blm lmszdr. Buna karlk, passif olan ruh, gelip geicidir. Aktif ruh, vcuttan
tamam tamamna banszken, passif ruh, vcutla birlikte ort ya kar
ve gene vcutla birlikte yok olur.
x. Ahlk Gr :
Eudaimonia yani mutluluk, iyilik, Yunan felsefesinde nemli bir
rol oynar. nsann btn abalar nn btn gayretlerinin hedefini mutlul k meydana getirir. Ancak, mutlulu un kendisi nedir? Mutluluun
ne olduu aratnlrken, ahlk sorusu da kendili inden ortya kar. Mutluluun ne oldu u hakknda ve ahlk sorusu zerine bir tak m grler
ortya atlr. Bununla birlikte, btn bu gr leri, esasta toplamak ve
ii gurupa ay rmak mmkndr. Bunlardan ilki, kiltlenin gz nnde
tttuu mutluluk idealine uygundur. Bu anlay , hayatn bedefini zevkte bulur. kincisi, fazileti esas all -. Faziletli bir hayat ya amay hayatn
hedefi olarak grr. Buna kar lk, i'inc anlay, hayatn hedefini, temasa ve ara trmada bulur. Aristo'nun kendisi bu nc gr savunur. Aristo, insan n bir akl varl olduunu kabul etmekle, ahlk problemini de zm olur.
Aristo'ya gre, her varl n, tabiat tarafndan gsterilmi olan bir yetkinlik hedefi, ve bu hedefe gre bir eylem tarz vardr. Insan, bu lemdeki btiin teki varl klardan, Logos'a sahip olmakla aynl r. Bundan dolay , insann btn almalann n ve btn eylemlerinin akla ve akl n
llerine uygun olmas gerekir. Akla ve akl n llerine uygun olan
bir eylem, ayn zamanda, fazilete de uygun olan bir eylem demektir.
nk fazilet, makul harekertir ve makul d nceye dayan r.
Antik dnce, insann, kendi kendini mutlu klabileceini kabul
eder. Insan n mutlu olup olmamas , tamamiyle, kendisi ile ilgili olan bir
eydir. Aristo da bu gr savunur. Aristo'ya gre de insan, kendi iradesi ile kendi kendisini mutlu k labilir. nsann, mutlu olup olmamas,
her eyden nce, faziletli olup olmamas ile ilgilidir. Aristo'ya gre, ahlk btn teki ilimlerden ay ran esasl bir nokta vard r. Bu da ahlkta, nazari bilginin deil, eylemin art oldu udur. Ahlkta esas olan, faziletin bilgisine sahip olmak de ildir. Faziletin kendisine sahip olmakt r. Fazilete
sahip olmak demek, fazilotli hareket etmek demektir. Yani, insan n btn
etki ve eylemlerinin fazilete uygun olmas dr. Fazilete sahip olan ki i, fa86

ziletli bir hayat sren kiidir, faziletli eylemlerde bulunan ki idir. Ahlakta,
bilginin deil, etkinin nemi vardr. Faziletin gerekle mesi, ahlakn en
son hedefini meydana getirir. Fazileti kendi ahsnda gerekletiren insan, mutlulua eri mi olan insandr.
Faziletin gerekle mesi nasl mmkndr? Fazilet, nas l gerekle tirilebilir? Ahl'alda ilgili olan fazilete dolaysyla mutlulua nasl vanlr?
Aristo'ya gre, ahlikla ilgili olan fazilete, srekli bir gayretle, renme
ve temrinle ulalr.- Fazilete kar doutan yetkisiz olm yan herkes, srekli bir temrinle fazilete ula abilir. Fazileti kendi ahsnda gerekle tirecek olan kimsenin, ilkin, onu, iten ya ayp benimsemesi, ona, iten
ie almas lazmdr. Fazilete eri en kimse, mutlulu a da eriir. Bylece, mutluluk, insana dardan gelen, d olgularla ilgili olan bir ey deildir. Geri Aristo, dnya nimetlerinin, insan hayat zerindeki tesirini
inkar etmez. insan n belli bir lde bunlara da ihtiyac vardr. Bununla birlikte, mutlulu un gerekle mesini sa'lyan esas, insann kendi faziletli eylemleri, kendi ll hareketleridir. Bundan dolay , mutlu insan,
btn eylemlerini akln ve faziletin kurallar na gre ayarlam olan ve
dnya nimetlerinden de ll ekilde faydalanmay bilen insandr.
Su halde fazilet, insan ruhunun srekli ve belirli bir s fat olarak
gz nnde tutulmu oluyor. Ancak, Aristo'ya gre, as l ahlaki fazilet,
iki anlk, extrem aras ndaki doru olan noktay bulmaktadr. Gerek
faZilet, bir eyde an olma hali ile bunun zcld olan hal, daha do rusu,
tersine arlk hali aras ndaki doru olan orta noktay bulmaktr.
fazilet, iki extrem aras ndaki orta haddir. Mesela cesaret, korkakl k
ile kr krne atlganlk arasndaki doru olan orta haddir. l kavram, gerek Aristo, gerek btn Yunan d nce dnyas iin esastr. Antik Yunan ruhu a inl sevmez. l ve uyumdan ho lanr. ll hareket de yaln z akla uygun olan hareket demektir. nk insamn, iki
extrem aras ndaki doru olan orta noktay bulabilmesi, ancak akln yard= ile olur. Bundan dolay , akla clayanmyan bir ahlaki fazilet kavramndan sz edilemez.

x Devlet Pelsefesi :
Aristo'nun Devlet hakk ndaki ana eseri Siyaset ad m tar. Aristo'nun,
bu eserde, ortya atm olduu bir ok problemlerde, siyasetle ve ahlakla ilgili bir ok sondarda Efltun'un tesirinde kald aktan aa grlr. Aristo da, tpk Efltun gibi, devlet iindeki en nemli sorumun
eitim olduunu kabul eder. Devlet adamlanrm en nemli grevini
yurttalarn eitimi ii meydana getirir. Devlet iinde ilk planda tutulacak esas, adil vatanda lar yetitirmektir. Aristo'nun ahlak felsefesine
hakim olan lllk kavram, Siyaset felsefesinde de kendini gsterir.
87

risto, siyaset felsefesinde de Sosialism ile individualism aras ndaki


orta haddi bulmaya al r (Max Pohlenz).
Aristo da Eflatun gibi, insan n mahiyeti gere lnee, her vakit, topluluk iinde ya ayan bir varlk olduunu kabul eder. nsan, her vakit bir
devlet iinde ya am olan ve her vakit bir devlet iinde ya amak zorunda bulunan bir varl ktr. Fert kendi varl nn anlamm yalnz bir devlet iinde ya amakla kavrar.
,

Eflatun gibi, Aristo da, devlet denildi 'i vakit bir ehir devletini
Polis'i anlar. insanlk devleti, ahlak ve hukuk prensiplerine dayanmakla,
btn teki varl klar toplulu undan, mesela karncalar ve anlar topluluundan aynlr. Bu prensipler, insanl k devletinin temelini meydana getirirler. Bu temel prensipleri, ancak logos'a sahip olan varl k, yani insan
bulabilir. insan logos sayesinde, iyi ile kty, hakl ile haksz, faydal
ile zararly birbirinden ayracak durumdadr. nsan, gene logos sayesinde
btn bu kavramlar kendi cinsinden olan varl klara bildirebilir ve onlarla anlar. nsanlk topluluu, ancak, hak ve adalet kavramlanna dayand
vakit yaama gcne sahip olur ve ancak byle bir topluluk iinde ya ayan
fertler, ahsi fazileti gerekle tirip mutlulu a ulaabilirler.
Bylece, bir devletin en yksek ve gerek hedefi, iyi ve adil yurtta lar yeti tirmektir. Aristo'nun ileri srd btn bu dnceler, Efltun'un gr lerine uygundur. Aristo, ancak, kendi ilim ve ara trma metodunu bulup, kendi felsefi gr lerine ulat lde, Efltun'dan
uzaklar. Netekim, Siyaset adl eserinin son kitabnda Efltun'dan
tamamyla uzaklam olan realist ve denemeci Aristo ile kar lalr.
Eflatun, ideal bir devlet ekli dnm, realite ile ilgisi olmyan bir
devlet anlay ortaya koymutu. Aristo ise realitedeki devletleri gz
nnde tutar ve devlet nazariyesini tarihi gerekli in kendisinden karmya alr.
Devlet hakkndaki grlerinde tamamiyle denemeye dayanan Aristo, ilkin bir devlet iinde ya ayan halk tabakalar n' gz nnde bulundurur. Aristo'ya gre, devlet iinde ilkin, yurtta lk hakkna sahip olan
hr ahslarla yurtta lk hakkna sahip olmyan kleler vard r. Aristo,
klelii tabii bir olgu sayar. Filozof, insanlar n bir ksmnn, tabiat tarafndan, doutan, kle olmak iin yaratlm, dier bir ksmmn ise,
gene doutan, hr yurtta olmak zere meydana getirilmi olduuna
inamr. Aristo, bu suretle, kleli i bir tabiat kanununa dayand rmak ister. O zaman n daha, indstrilememi olan topluluunu, ar ileri greeek bir kle snf olmadan tasarlayamaz. Aristo'ya gre, do utan k1. En son ara trmalara gre, (Jaeger) Aristo, Siyaset adl eserini, Assos'daki
hocalk devrinden beri uzun y llar iinde yazp tamamlanutr.

88

le olmak iin yaratlm olan kiiler, vcut bakhnmdan, kuvvetli ve a r


ileri. grmeye kabiliyetli olmakla birlikte, kendi kendilerini idare etmekten acizdirler. Bunlar, ancak logos bak mndan kendilerine stn
olan kimseler taraf ndan idare edilebilirler. Do utan kle olmak iin
yaratlm olan kimselerin hr yurtta lar tarafndan idare edilmeleri kendi karlar bakmndan da iyidir. Aristo, barbar uluslara ait olan ki ileri bu do utan kle olan kimselerden sayar.
imdi, bir devlet iindeki hr yurtta lar da kendi aralannda s nfa ayrlrlar: fakirler, zenginler ve orta halliler. Aristo, devlet iindeki
bu eit bir snflanmay, anayasaya uygun' bulur. Aristo, komunismi
reddeder. Devlet iinde belli bir s mfi, savaclar snfm, mal ve mlkten, aileden yoksun etmeyi (Efltun) tabiata ayk n bulur. Devlet iinde aynca, bir de ekonomik hayat ellerinde tutan kimselerin, kyllerle
iilerin ve sahc lann durumu vard r. Aristo'ya gre bu s nflarn varl, devletin ya amas iin zorunludur. nk, bu s mflar, devletin maddi temelini meydana getirirler. Aristo'ya gre, kyller, ne kleler ve ne
de yurtta lar s mf ile ilgilidirler. Satclara ye iilere gelince, bunlar
da hr olmakla birlikte yurtta lk haklanna sahip olamazlar. nk
Aristo'ya gre, bu e it mesleklerin icras , faziletli bir hayat srmeye
imkn vermez.
Devlet idaresine kat lacak ve e itli memurluk devlerinde bulunacak aIrslann, esasl ekilde yeti mi faziletli ve bilgili ki iler olmas
gerekir. Bunlar n, belli bir ahlk seviyesine efi mi olmalar lzmdr.
Aristo'ya gre, bu e it gerek devlet adamlan, ancak, gnlk ekmek
kaygusu ekmiyen mal mlk sahibi kimseler aras ndan yeti ebilir. Her
devletin gerek hedefi, yurtta larn, ve mutlulu unu salamak
olmald r. Bu hedefin* gereklemesi iin ise, bir yandan, yurtta larn eitim ve retimi, te yandan da Anayasa sorumlan zerinde nemle durmak gerekir.
Aristo'ya gre, gereklikte mevcut olmayan ideal devlet ekli tasarlanak, yanl bir dneedir. Do ru ve dil devlet eklini bulabihnek
iin, sosial gerekli in kendini gz nnde tutmak lz mdr. Sosial ve
tarihi gereklik gz nnde tutuldu u vakit, genel olarak, e it anayasa ekli ile karlal r. Bunlar da, Monar i, Aristokrasi ve Demokrasidir. Aristo'ya gre, bu devlet ekillerinden her birinin hakl olduu bir
yn vardr. Bunlardan her biri, sa lam ve iyi bir devlet de olabilir, kt ve bozuk bir mekanizma. haline de gelebilir. iyi bir devlet ekli, yurtta lann =itti u uru' ve umumun plna alan bil. devlet eklidir. Eer bir kral, umumun iyili ini gz nnde tutar, halk n mutluluunu salarsa, o vakit, Monar i de ideal bir devlet ekli olur. Buna
89

kar:lk, bataki kral, bir despot ve gas p olur ve yalmz kendi kanm
gz nnde tutarsa, o vakit bu devlet ekli bozuk ve kt bir mekaniz:
ma haline gelir. Aristokrasi iin de ayn eyler sylenebilir. Devletin banda bulunan aristokrat s nf, btnn, iyilik ve mutlulu unu, kendi kar= stnde tuttu u vakit, Aristokrasi iyi bir devlet eklidir. Bu smf
btnn iyiliini, kendi karna feda etti i vakit, bu devlet ekli de
kt ve bozuk bir devlet ekli haline gelir. Demokrasinin iyi bir devlet
eldi olabilmesi iin, halk meclisini meydana getiren ahslarn, salam ve stn bir siyasi terbiyeye sahip olmalar gerekir. Demokratik bir devletin halk meclisi, gerekli olan olgtmluk ve ahl'k seviyesinden yoksun olursa, byle bir devlet, er ge kmeye mahk= olur. Bundan dolay, her hangi bir devletin, iyi bir devlet ekli olabilmesi iin,
anayasasnn ekli deil, bu anayasann ne ekilde uygulanm olaca
nemlidir.

x. Peripatos mektebi :
Aristo'nun kurduu Peripatos Mektebi de, t pk Efltun'un Akademisi gibi, filozofun lmnden sonra da ya ama'a devam etmi ve yz
yllar boyunca srm tr. Aristo ile birlikte ort ya kan, zellikle Filozofun, son devresindeki byk ba anlan arasnda yer alan, ilini alma
usul, yr: i, ilmin kollara ayrlmas ve ayn ayn ilim kollannda yaplan
sistemli aratrmalar, kendisinin lmnden sonra da, Peripatos Mektebinin alma istikametini belirlemi tir. Netekim, Aristo'dan sonra, Mektebin ba na gelen Theophrasrt, gerek bir ilim adam dr. Theophrast,
nebatlar dnyas hakknda, ilk sistemli s nflamay veren bilgindir. Aristo'nun, her hangi bir felsefe meselesinden sz ederken, kendinden nceki filozoflann, bu mesele haldanda ne d nm olduklanm da, belirttiine iaret etmitik. Theophrast da bu bak mdan stadnn yolunda
gitmis ve Yunan tabiat felsefesi hakk nda bir eser vermi tir. Eski fizikilerin tabiat gr lerinden sz eden bu eser, metafizi i de iine alan bir
tarihidir. Theophrast' n bu eseri, ilk a felsefesi zerine en ok
bas vunlan kaynaklardan biri olmu tur.
Theophrast' n, bir de Metaphysik adl kitab vardr. Theophrast, felsefenin baz alanlarnda, zellikle mantkta baz deiiklikler ve ilveler yapmtr. Bununla birlikte, o, esas itibariyle gene de, hocas nn grlerine bal kalmtr.
Peripatos mektebi ile ilgili ilmi ara trmalar, bundan sonra, Eudenos ve Menon'la da desteklenmitir. Eudemos, bir Astronomi ve Matematik tarihi vermi tir. Menon ise bir T p tarihi kaleme alm tr.
90

Theophrast'dan sonra, Mektebin mdrl ne Straton gemi tir.


Straton fizik alan ndaki bans z alma+an ile belirlemni olan bir diinrdr. Straton'un zellikle, hava zerine yapt denemeler nemlidir. Bu bilgin, havan n, grnmiyen kk atornlardan meydana gelen
bir madde olduunu ileri srm ve havann bo mekm doldurduunu,
sktrld vakit de nemli bir dayanma kuvveti ortaya koydu unu gstermitir. 51:raton, Aristo'nun tabiat zerine ileri srd teleologik anlay ve ilk hareket ve ici varlk prensibini reddederek, hocas nn dnya grnden uzaklamtr. Straton'a gre, lemdeki btiin Ulus ve
akn es.asn, maddenin kendi iinde bulunan bir asil kuvvet meydana
getirmektedir. Bylece, btn varl n ve oluun esasnda Transcendant
sebeplerin de il, tersine Immanent kuvvetlerin bulundu u grn
savunur.
Peripatos Mektebinde daha sonra, tarih ilimleri zerinde de durulmutur. Nihayet, milddan nceki birinci yzylda, Peripatos'cular, Aristo'nun eserlerinin yorumlanma ve a mlanmas ile megul olmulardr. Bu
filologik almalar, Aristo'nun eserlerinin tan nmas bakmndan, daha
sonraki devirler iin nemli bir kaynak olmu tur.

91

Hellenistik Felsefe ve Roma


Felsefesi

HELLEN STIK FELSEFE VE ROMA


FELSEFESI

GENEL ZGLER

Daha nce de sylenmi olduu gibi Aristo, Makedonia kral iskender'e hocal k etmitir Iskender'in giri tii byk Asya seferlerinin kltr tarihi bakmndan ok nemli sonulan olmu tur. Bu seferlerle, Yunan kltr ve felsefesi milli s nrlarn ap, Dou'ya ve Akdeniz evresine yaylm, te yandan, Do udan gelen dini rlar da, Bat 'ya sokulmutur. Bu ayn ayr kaynaklardan gelen d nce hareketlerinin ve mistik
rlann birbirleri ile kayna malan, Hellenism denilen hareketi do urmutur. Hellenistik devrin en nemli siyasi olay, Roma Imparatorlu unun ortya kmas olmutur. Bu ' r, ilkin, Yunan ehirlerinde ve Yunan dncesi ile Do u dncesinin kaynasmas sonucunda balam ve Roma
dnyasnda gerek eklini bulmutur. Nihayet, Do udan gelen tesirlerle meydana km olan byk monotheist dinler iinde de i erginli ini ve olg-unluunu bulmutur. Bylece, Antik d nce dnyas, Hellenism'den, Roma dnyasndan, Hristiyanl k ve Islmliktan geerek, yeni
zamanlar kltrne do ru gelimitir.
Yunanistan, M. O. 146 ylnda siyasi hrriyetini kay betrili ve Roma'nn hkiniiyeti altna gimitir. Bununla birlikte, ilim felsefe ve gzel
sanatlarda, her vakit, Roma lemine hocal k etmekte devam etmi tir.
Daha nce de iaret etmi olduumuz gibi, Aristo, Yunan felsefesinde,
ilimde uzmanl ortya koymas bakmndan, bir dnm noktas olmu tur. Gerekten, Aristo'ya gelinceye kadar, filmle felsefe, birbiri ile kaynam vaziyette idi. lk defa olarak, Aristo ile birlikte, ilim kollan, birer
birer felsefeden aynlarak, ba l bana geli miye balamlardr. Ilim
kollarnn bu gelimesi ve ayn ayr ilim dallarnda yaplan ilmi aratrmalar, hellenistik devirde byk bir h z almt r. Atina dnda da, byk ktphanelere .ve mzelere sahip olan yeni ilmi ara t rma merkezleri kurulmutur. Rodos'da, Bergama'da, iskenderiye'de, Ta.rsus'da, Roa'da ve daha sonra Bizans'da kurulan btn bu ara trma merkezierinin
en nemlisi Iskenderiyedeki olmu tur.
95

Bu devirde, Felsefenin nazari prensiplerine kar duyulan ilgi azalm, buna karlk, tabiat ilmi ile matematikle, edebiyat tarihi ve tarihle
ilgili aratrmalar ve filologik almalar nemli bir yer alm tr. Bu devir, felsefenin de, daha ok, pratik nemi zerin& durmu , insan hayatnn mana ve hedefi zerine d nmtr. Yunan sitesinin ba nszln kayp ettii bu devirde, fert de devlet iindeki ortakla a idealini kayp etmiti. Eski Yunan dini, ferdin ruhuna tesir etmekten uzak, yaln z
dtan bir gelenek olarak ya yordu. Bu durum iinde fert, kendi iine
ekilmek ve kendi mutlulu unun yolunu kendi kendine ara trmak zorunu duydu. Bu suretle, Yunan felsefesinin son devri ile ilgili olan felsefe anlaynn balca sorusu, hayat bilgeli i oldu. Bu devirde, insan n
hayatta ne gibi bir tav r tak nmas gerekti ini, ne gibi devleri oldu unu bilmek iin felsefe ile u rallyordu. Bu suretle ahlk, felsefenin ana
disiplini ve balca hedefi olmu tu. Bununla birlikte, insan n lem karsnda nasl bir tavr taknmas lzm geldiini bilebilmesi iin, lemin yap sn bilmesi gerekiyordu. Bundan dolay , ahlka dayanak olacak bir ikinci felsefe disiplini olarak, fizik ortaya kyordu. Nihayet, lemin bilinmesinde takip edilecek yolu gsteren bir nc felsefe kolu olarak da
mantk, ahlk ve fizi in yannda yer alyordu.
Bu devre hkim olan ahlk felsefesi, gelenek ve mitologi'ye dayanan
Yunan dininin artk kandramad aydn kiiler aras nda bir din gr
yerini de tutuyor ve gelenekci dinin bo brakt yeri doldurmya alyordu. Insamn hayat kar sndaki tavnn inceleyen bu ahlk felsefesi
iinde lm de ba l bana bir problem olmutu. Bu suretle, insan n
lm karsndaki tavr da bal bana bir ahlak sorusu olarak gz nnde tutulmutu.
Bununla birlikte, bu ahlk felsefesi de devrini tamamiyle kand rarnam huzursuz ve bo gnlleri beklenilen mutlulukla dolduramamt. Yeni bir inanca kavu mak, yeni bir dayanak bulmak isteyen bu huzursuz gnller, bu sefer de Do udan gelen dini grlere alm ve
bu mistik grlerde bir kamkma aram tr. Yunan ilminin kurdu u
kavramlar, bundan byle Do udan gelen bu dini gr lerin, aklanmas
ve dzenlenmesi iin kullan lm , bu suretle, birbirleri ile mcadele eden
bir tak m dini ve metafizik sistemler ort ya kmtr. Bu bakmdan, hellenistik felsefe, ahlak felsefesi ve din felsefesi olmak zere, iki devreye
aynlr.
AHLAK FEL SEFES

M. . IV. yzyln sonlarna doru, o zamana kadar mevcut olan felsefe mekteplerinin, yani, Efltun'un Akademisi ile Peripatos mektebinin
96

yan banda, iki felsefe mektebi daha ort ya kar. Bu sonuncular, devrin felsefe anlay nn, hayat bilgeli inde ve ahlkta esas n bulan hayat
grlerinin ifadesidirler. Sonradan ort ya kan bu iki mektep, Stoa
mektebi ile Epikur mektebidir. Ilki stunlu bir yerde ders yapt iin
Stunlu galeri anlam na gelen Stoa adn tar. Ikincisi de kurucusu
olan Epikuros'un ad ile amlr. Bu iki mektep, ortya ktklan devrin felsefe anlay m temsil etmekle birlikte, birbirlerine z t olan gr lere de
sahip olmular ve kendi aralar nda mcadele etmi lerdir. Bu mekteplerin
ortaklaa sahip olduklar gr, insan bir hayat filozofu olarak gz nnde tutmalar ve bir bilge ki i ideali ortya atmaland r. Ancak, bu bilge ki i
ideali de mektebine gre de iir. Stoal lara gre bilge kii, btn a r istek ve igdlerini yenmi olan kimsedir. Bilge kii, hayat karsnda olduu gibi lm karsnda da ilgisizdir.
Epikurculara gre ise bilge ki i, ruh dinginligine erimi olan, hayatta hi bir ey karsnda sarslmyan kimsedir. Asl nda, bu iki anlay
arasnda nemli bir ayrlk yoktur. Bununla birlikte, bu mekteplerin hareket noktalar ve dayandklar esaslar birbirinden ayr dr.
M. O. III. Yzylda, szn etti imiz bu mekteplerin yan banda,
bu devre z olan bir d nce n olarak phecilii de saymak lz mdr. pheciler de, Epikurcular n ortya att klar bilge kii tipine yaklaan, bir bilge ideali ort ya atmlar& M. O. 300 - 400 yllan aras , phecilerle, Stoal lar aras nda geen tart malarla doludur. phecilik, II.
Yzylda Akademiye de sokulmutur.

I. STOA MEKTEBI

Kbr s'l Zenon taraf ndan kurulan Stoa Mektebi, hellenistik devrin
byk dnce hareketlerinden biridir. a da' olan Epikur Mektebi
gibi, Stoa Mektebi de, Felsefenin devini, insan mutlulu a ulat rmakta bulur. Stoa felsefesi, insan , mutlulua ulatracak bir hayat gr
temellendirmeye al r. Stoa Mektebi de, t pk a."-da olan Epikur
Mektebi gibi, mutluluun, insann kendine ba l olduuna, insann kendi kendini mutlu k labileceine inan r. Mektebin kurucusu olan Zenon,
insan mutluluunun, dtan gelen tesirlerle ve kaderin cilveleri ile ilgili
olmayp, insann, btiin bunlar kar snda taknaca tavra ba l olduunu ileri srer. Zenon taraf ndan ortya at lan bu gr, Stoa Mektebinin, yzyl boyunca dayand ana gr olmutur.
Stoallann dnce tarzlar , Kynikleri hat rlatr. Kyniklere gre, insanlar, a r istek ve igdlerine tam bir ekilde hkim olmal drlar.
97

Stoa Mektebi de bu gr ten kalkar. Her iki mektep de, fazilet ve mutluluu, insann i huzur ve hrriyetinde bulur. Stoa dnya gr ve
Stoa ahlk idealisttir. Stoal lar, Tanrca bir kaynaktan geldi ini kabul
ettikleri insann bu dnyadaki devinin stnl n kabul eder ve nemine inamrlar. Stoa dnya gr , ayn zamanda, aktiftir. Stoa ahlk ,
insam, faziletli bir i hayatna haz rlar. Ferdi, hem kendi kendine, hem
de iinde ya ad. toplulua kar drst davranm ya zorlar. Stoal filozoflardan pek o u, Stoa ahlkn ve inandklar ideali kendi hayatlarnda gerekle tirmeyi denemi lerdir. Stoa Mektebi bir ara, Atinadaki
felsefe mekteplerinin en kuvvetlisi olmu ve bu Mektep, be yzyllk
tarihi boyunca da nemli ve ba ar:11 eserler vermi tir. Stoa felsefesi
devreye ayrlr. Eski Stoa (M. O. 300 - 130), Orta Stoa (M. 0. 130 - 50),
Romadaki Stoa (M. O. 50 - M. S. 3. yzy l).
t.

Eski Stoa :

Daha ncede i aret etti 'imiz gibi, Stoa Mektebinin ilk kurucusu
Zenon'dur. Zenon, Kynik bir filozof olan Krates'in renicisi olmu tur.
Ancak o, Kynik felsefeyi daha derinle tirmek ve daha ilmiletirmek gayretini gstermi tir. Zenon, dil ile dnce aras ndaki ilgi ve iten ba ll gz nnde tutan ilk filozof olmu tur. Dncenin nasl yalnz sz
kalb iinde gerekle ebildiini, dil ile dncenin nas l ayrlmaz ekilde birbirlerine ba l olduklarn ara tnntr. Zenon'un dil al malar
kendi ardndan gelenler zerinde de derin tesirler b rakm ve onlar da
bu almalar devam ettirmi lerdir. Bu suretle, Stoahlarm ort ya koymu olduu dil felsefesi ve dil nazariyesi daha sonraki devirler zerinde
ve Romallar devrinde derin tesirler b rakmtr. Hatt bu nazariye eski
dillerle ilgili retim sistemi iinde de gnmze kadar srecek bir nem
kazanmtr.
Zenon'un ortya koymu olduu Logos nazariyesi, Stoa felsefesinin
dayand ana kavram olmu tur. Zenon, bu logos nazariyesinde Heraklit'in tesirinde kalm tr. Heraklit felsefesi, her eyin srekli bir deime
ve srekli bir olu iinde' bulundu unu kabul eder. Bu de ime ve olu
belli bir kanuna ba ldr ve logos taraf ndan idare e,dilir. Heraklit, bu
logos'un ate cinsinden bir varl k olduunu ve lemin iinde immanent bulunduunu kabul eder. Heraklit, lemi idare eden logos'un lemin iinde bulunduuna inand iin pantheist'tir. Heraklit'in bu grn Zenon ve daha sonraki Stoal lar da kabul ederler. Stoal lar da Heraklit gibi, lemde dz bir hat zerinde ilerliyen bir geli me olmay p,
srekli bir devir oldu u grn kabul ederler. Stoahlara gre, insan,
akla, logos'a sahip olan bir varl ktr. nsani siirekli surette etkisi alt nda
bulunduran bu logos, leme hkim olan logos'un cinsindendir.
98

Zenon'dan sonra, Akademinin mdrl ne Kleanthes gemi tir.


Kleanthes'in bir kle oldu u gndzleri al p geceleri hocas nn derslerini dinledii sylenir. lk an, vcut iiliini kmsediini ve kleleri yurtta lar snfndan say madn: daha nce de sylemi tik. Ancak,
hellenistik devirle birlikte, bu dncede de bir de iiklik meydana gelir.
Yunanllar doutan efendi, barbarlar ve yunanl olmyan btn teki
uluslar ise, doutan kle sayan eski anlay , (Aristo) sars lr. Bu eski
anlayn, sarslmasnda, Iskender'in takip etti i rk ve kltr siyasetinin
byk rol olmutur. Netekim, Stoal lar da insanlar aras nda byle bir
ayrma yapman n hi bir deeri olmadn ileri srerler.
Stoa Mektebinin mdrl ne, Kleanthes'den sonra, mektebin ikinci kurucusu olarak an lan Chrysippos gemitir. Chrysippos'dan nce, Stoa
Mektebi, teki felsefe mekteblerine mensup olan filozoflar n tenkit ve
saldnlan ile bir hayli sars lmt-r. Stoa mektebini btn bu tenkit ve
saldrlara kar koruyan Chrysippos, onu, yeni ba tan canland rm ve
Atina'nn en kuvvetli felsefe mektebi haline. getirmi tir. Chrysippos, ayn zamanda Stoa mektebinin bilgi nazariyesini de i leyip tamamlam ve
bu nazariyeye yzyllar boyunca srecek esas eklini kazandrmtr.
Stoal lar, insam mutlulu a gtrecek yolu bulmak, insan n lem
kar s nda nasl bir tavr tak nmas gerekti ini kavryabilmek iin, ilkin
insan hayatnn anlamn kavramak gerekti ini kabul ederler. nsan hayatnn anlamn kavryabilmek iin, onu, ilkin, lemin btn iinde
gz nnde tutmak ve kavramak gerekir. Bundan dolay Stoa felsefesinde fiziin ayrIca nemi vard r.
. Stoa
Stoa fizii, bir yandan Efesos'Iu Heraklit'in dnya gr ne, te
yandan da, ksmen, Aristo'nun ana d ncesini meydana getiren Aktif
prensip ile Passif madde anlay na dayan r. Stoa Mektebi de varl klar n temelinde bulunan iki esas gd kabul eder. I. Aktif prensip. II.
Passif ve s fatsz madde. Stoal lar, varl klarn temelinde bulunan bu aktif prensibin, logos, yani Tanr nn ken'disi olduunu kabul ederler. Ancak, Stoal lar, gerek olan ve bir tesir kabiliyetine sahip bulunan her
eyin, mutlak surette maddi olmas , gerektiini de ileri srerler. Byle
olunca, Tarrmn kendisinin de maddi olmas M= gelir. Tanr da bir
maddedir. Yalmz ok ince cinsten ve grnmeyen bir maddedir. Bu suretle, Stoal lar, Efltuncu ve Aristocu dualism'e kar , yeni batan, materyalist bir monism ortaya koyarlar.
Alem, maddi bir gerekliktir. Bu maddi gerekli in, gene maddi
cinsten bir aktif prensibi vard r. Madde ile prensip aras nda hi bir z t99

lk yoktur. nk, asl nda, bunlarn ikisi de aym cinstendir ve aralar nda yalnz bir derece ayr l vard r. Gerekte, maddi prensip, her yanda,
madde ile kan m ve maddenin iine gemi tir. Bunlarn, birbirinden
aynlmas, yalnz zihinde mmkn olur. Maddenin iine gemi olarak,
lemin her yannda bulunan bu asil prensip, lemin ruhunu meydana
getirir. Dylece lem, btnl ile canl bir organism'e benzer. Alem
ruhu, alemi, bir btn halinde birle tiren kuvvettir. Bu aktif kuvvet,
her yanda, yerin altnda ve topran derinliklerinde olduu gibi, yerin
stnde, havada, gk yznde ve y ldzlar leminde de ekil veren bir
aktif prensip olarak tesir eder. Bu prensip, lemin, kanunu ve akl logos u'dur. Logos, lemin her yerinde ve her vakit aym kalan kanundur.
Bu alemi, birlikli ve anlaml klan kanundur. Bu alemde her ey, birbirine bal ve btnle ilgilidir. Ba ka bir deyimle her ey zorunlu ve malemdeki olgular aras nda, zorunlu bir balant vardr. Stoallar, bu gr ten kalkarak, kehnetin mmkn oldu unu kabul ederler.
Ayr ca, Stoahlar, Astrologi'ye yani, y ldzlarn, insan hayat zerine tesir ettiklerine de inanrlar.
Gereklik dnyas btnl ile yld zlar lemi ve yer yz ile birlikte, he yanda, planl ve stn bir dzenin ifadesidir. Byle stn bir
dzen, yalnz, plana gre hareket eden stn bir akl n, yani Tanr'n n
eseri olabilir. Stoa dnya gr pantheist'tir. Stoal lara gre lem, her
yanda, dnya ruhu ile bezenmi olan, her yanda, uyumlu ve gzel olan
tannca bir btndr. Teleologik bir karakter ta yan bu gr, Stoahlara yeni bir Thodicee temellendirmek in knm da vermitir.
Stoallar da, Heraklit gibi, lemin olu masn asil ate le aklamak
isterler. Alemin asil ate ten meydana geldi ini kabul ederler. Asil atesin kendisi, lem ruhu ile bir ve ayn dr. Daha do rusu, bu asil ate ,
lem ruhunun, canl vcudu gibidir. Her ey, asil ate ten kar ve her
ey gene atee dnp onun iinde erir. Bununla birlikte, asil ate e dnen bu varlklar, sonra gene ayn klklar ve ayn ekiller iinde, aym
kaderlerle, yeni ba tan, meydana karlar.
Stoallar bu suretle, eski orphik gr lere ve Fisagorculu a dayanan bir tenasuh nazariyesi ort ya atarlar. Ancak. Stoal larda bu nazariye,
zor nlu olarak, logos'a ba lanr. Bu lemde olup biten her eyin esasn meydana getiren logos kanunu, tenasuh nazariyesini de belirler.
.

Nazariyesi :

Stoahlar bilgi nazariyesinde, insanlar n ortaklaa sahip olduklan,


her vakit ve her yerde aym olan, baz genel kavramlann varl n kabul
ederler. Geri insan, bu genel kavramlar , bu dnyaya gelirken, do u100

tan, birlikte getirmemitir. Aslnda, bunlar da gene denemeden karlar.


Ancak, bu kavramlann meydana kmas, mesel, yumu aklk, sertlik
gibi, yahut renk, ses gibi, deneme kavramlar nn meydana kmasna
benzemez. Stoal lara gre bu genel kavramlar, deneme verilerinin, uurlu ve sistemli bir i lenmesi ile elde edilmi deildirler. Bu kavramlar,
insanlar n, iten bir sezgi ile a k ve seik bir ekilde kavrad hakikatlerdir. Bu ak ve seik hakikatler, kendi varl klar= insanlara, zorunlulukla kabul ettirirler. Mesel, Tanr 'nn varl ve d lemin varl sorusu, insamn sezgi yoluyla kavrad bu ilk hakikatler aras nda gelir. Her
insan kendi dnda bulunan bir eya leminin varl' ' na inanr. Sonra Tanr'nn varlna inanmyan hi bir kltrl ulus da mevcut de ildir. Bu
eit inan, hem iten bir sezgiye, hem de denemeye dayan r. Bylece,
ortaklaa kavramlar, insann bir yandan sezgi ile, te yandan, iten bir
zorunlulukla elde etti i kavramlardr. Bilginin en salam temelini de
bu kavramlar meydana getirir.
v. Psikologi :
Stoa mektebinin fizi i gibi, psikologi'si de materyalisttir. insan ruhu, leme hkmeden ve lemin ruhu olan logos'dan bir parad r. Bundan dolay, insan ruhu da t pk bu logos gibi, ok ince cinsten, nazik bir
maddedir. Ruh, ate ten bir nefes gibi, vcudun iine gemi ve vcutla
kanmtr. Ruh, vcudun her yan na ilemi ve yay lmtr. Netekim,
ruh viicuttan ayr ldItan sonra, vcut da ya ama kuvvetini kaybeder ve
lr. Bununla birlikte, ruh, vcuttan aynld ktan sonra daha bir mddet
yaamaya devam eder ve en sonunda sner. Daha do rusu, ruh en sonunda, yeni batan asil ate e dner. Eski Stoa doktrinine gre, ruh, sekiz blmlen meydana gelir. Stoal lar, duyu organlar= da ruhun blmleri aras nda sayarlar. Bu be duyu organndan baka, insan, tan klk gcne ve dil gcne de sahiptir. Nihayet, biitn bunlann stnde,
hepsine birden hkim olan Hegemonikon gelir. Ruhun, as l dnen
ve hkm veren yn, bu sonuncu hkim blm, yani, Hegemonikon'dur.
Duyular, bu stn blmn buyru u altnda, birer aratrlar. Ruhun bu
stn blm, teki blmlerle elde edilen bilgileri i ler ve bunlardan
hkmler meydana. getirir.
Eski Stoa mektebi, Ruh bilgisinde, tamamiyle, ak lcdr. Bu mektep,
ruhun irrationell kuvvetlerini reddeder. Ruhu, Hegernonikon un hkimiyeti altnda bulunan rationell bir btn olarak gz nnde bulundurur. Ruh, iinde bulunduu eitli durumlara gre, zaman zaman
istiyen, zaman zaman d nen ve zaman zaman k zan tek bir kuvvettir.
Btn affekt'ler, a n istek, igd vs. gibi makul olunyan btn istekler, yanl bir hkme, do ru olmyan bir dnceye dayamrlar. Bu ana101

grten kalkan eski Stoa, bilge ki inin, kendisin'i, btn bu affekflerden


uzak tutabilece ini kabul eder. Netekim, bu esas gr , bizi eski Stoa
ahlkma ve bilge ki i idealine gtrr.

v. Ahlk :
Stoa ahlk, akla uygn bir hayat esas al r. Akl, faziletin esasm
meydana getirdi inden. akla uygun b r hayat, ayn zamanda faziletli bir
hayat demektir. Bu ahlk ideali Kynikler taraf ndan ortya atlmtr Ve
akln duygu hayat na tam bir hkimiyetini gerektirir. Stoal lara gre,
ahlk n hedefi, tabiatla insan aras nda bir uyum kurrnakt r. Bu da, insann. hem lemin btn ile hem de kendi kendisi ile uyum halinde olabilmesi demektir. Insann, lemin btn ile uyum halinde olabil nesi
demek, bu lemde olup biten eylere boyun emesi demektir. Dnyadaki olgular, logos, yani, Tanr:'n n kendisi olan dnya ruhu tarafndan
dzenlendiinden, makldrler. Bt rnimkn olanlarn en iyisidirler. Bundan dolay , gerekten dindar olan her insan, bunlar okluu gibi kabul etmek zorundad r. Alemde tesadf yoktur. Aleme b':nl ile, iten vc-; organik bir zorunluluk hkinadir. Olup biten her ey,
makl olan belli bir hedefe gredir.
te yandan, insan n, kendi tabiat ile uygunluk halinde olmas ise,
akln kanununa boyun emesi ile mmkndr. Insan akl , lem aklndan, yani bu leme btnl ile h.kim olal logos'dan bir parad r.
insan, bu logos sayesinde btn teki varl klarn stne ykselir. Insann
btn eylemlerini idare eden, gerek kendi cinsinden olan varl klara kar, gerek lemin btnne kar taknaca'g' tavr belirliyen logos'dur.
Insan, bu lemden bir parad r. insan ruhu, nas l bu lem ruhundan 13 r para ise, insan vcudu da, lemin btnnden bir parad r.
Bundan dolay, tek tek insanlar n hayat da bu lemdeki organik zorunlflua ba'. dr. Her insamn, zorunlulukla ba l olduu ve hi bir ekilde kagnamyaca bir kaderi vard r. Bundan dolay , insann kendi kaderinden yankmamas ve onu oldu:gu gibi kabul etmesi gerekir. Akla
uygun olan hareket, insamn hi bir ekilde deitiremiyece i bu kaderi,
olduu gibi kabul etmesini salyan harekettir. Bu sayede insan, bo
yere, s knt ve zntiiye dmekten de kurtulur.
Bu noktada zorunlu olarak insan n irade hrriyeti sorusu ort ya kar. Eer. insan ruhunun ve insan hayatunn da tabiattaki zorunlu kanunlulua bal olduu kabul edilirse, o vakit bir irade hrriyetinden sz edilebilir mi? Netekim, Stoallara kar koyan a da filozoflar da bu nokta
zerinde durmu lar ve bu grn ahlk asndan her trl sorumluluu
ortadan kald rdn ileri srmlerdir. Burunla birlikte Stoal lar, btn bu
102

tenkitlere kar koymular ve insamn irade hrriyetini kurtarma yolunda


byk gayreltler sarfe!mi lerdir. Chrysippos, bu bakmdan en byk
gayreti gstermi tir.
Stoallara gre, insan iradesi de, zorunlu olarak, bu alemin gidi ini
belirliyen kanunlulua baldr. Ancak insan, dardan alglach' ve uuruna. vard olgular karsnda, kendi tabiat na gre bir kar lkta bulunmak ve aklna gre hareket etmek hrriyetine sahiptir. nsan, bu d
olgular hakknda bir takm hkmler verir ve bu hkmlere gre. de bir
tak-m eylemlerde bulunurken, serbest bir ekilde karar vermek hrrlyetine sahiptir. nsann irade hrriyeti demek, etraf nda olup biten eyler
karsnda, mekanik yahut da uursuz bir tak m eylemlerde bulunmyarak, kendi tabiat na uygun davranmas demektir. nsann, kendi tabiatna uygun davranmas ise, ancak, akla uygun ve uurlu eylemlerde bu lunmus denektir.
insanlar, bu bak mdan, yani insan tabiat nn gereine ve akln kanununa gre, hareket edip etmemek bak mndan, bilge kiilerle bilge
ohn-yan'ar olmak zere, ikiye ayr lrlar. Stoa'nn ahl'ak gr de bilge
kii idealinde ifadesini bulur.
Bilge kii affekt'lerinin ve btn a r isteklerinin stne ykselmi
olan, Tann'sm sayan ve kendi kendisi ile yetinmesini bilen ki idir. Bilge kii, kendi i huzur ve hrriyetinde kendi mutlulu unu bulan kiidir.
Bilge kii, her vakit, akl n ve faziletin gerek'erine gre hareket eden ve
bundan dolay yanlmyan kiidir. Bilge kii, kaderi karsnda taknd
tavr, lm kar snda da taknmasim bilen kiidir. lm, tabii bir sonutur. Bundan dolay insan, vakti geldi i ve gerekti i vakit hayattan
uzaklamasm da bilmelidirler. Stoal lar, insann, baz durum'arda, kendi hayatm da son vermek yetkisine sahip oldu unu kabul ederler.
Bylece, Stoal lara gre, ahlakl bir hayat n esas, insann kendini,
bu lemin bir organ olarak hissetmesi ve bu lemin btn iindeld durumunu bi'mesdir. nsan, bu alemin, mmkn lemlerin en iyisi ve bu
alemde olup bi'-en eylerin de mmkn olan olgular n en eksiksizi oldu unu kabul etmeli ve bu lemin kaderinden bir para olan kendi kaderini de olduu gibi benimsemelidir.

Stoa Devlet Felsefesi :


Bir dnya devleti ve dnya yurtta l dncesini ilk defa Stoal lar ortya koymutur. Eflatun ve Aristo da, insan n kendi tabiat gere ince, her vakit topluluk iinde ve bir devlet iinde ya amak zorunda
olduunu kabul etmi lerdi. Bununla birlikte, Eflatun ve Aristo, devlet
denildii vakit yalnz, smrlan bir ehrin surlar ile evrilmi olan ehir
103

devletini yani, Yunan Polis'ini anl yorlar ve bu Polis'i a an bir devlet


eklini hi bir ekilde tasarla.m yorlard . Bundan ba ka, bu iki filozof,
yurtta larn, devlet mekanizmas na katlnalann n, siyaset hayat nda aksif bir rol oynamalann n da gerekli oldu unu kabul ediyorlar&
Ancak, Stoahlann ya ad devirde durum de imi , Yu.nanistan,
ilkir, byk skender'in kurmu oldu u imparatorlu un, sonra da Rona imperatorlu unun bir paras haline gelmi ti. phesiz bu durum,
Stoa devlet nazariyesi zerine de tesir etmekten geri kalmam tr. Netekim, Stoal lar, tek bir dnya devleti d nmler ve btn insanlara da
bu tek dnya devletinin tab'alar olarak anlamak istemi lerdi. Bu suretle Stoa Mektebi kozmopolit bir devlet nazariyesi ortaya atm tr. Stoallar, btn insanlan, birbirlerinin kanle i olarak anlamak isterler. nk, btn insanlar, bu lerne, btnl ile hkim olan logos'un ocukland rlar. Btn insanlar, bu logos'dan bir paraya, yani, akla sahiptirler._
Netekim., bu sayede., bu dnyadaki btr teki varl klarm stne ykselirler. nsanlar, sahip olduklar bu akl dolaysyla, birbirlerine yak ndrlar ve birbirlerine benzerler. Bundan dolay , barbarlar ve kleler diye ayr snflar kabul etmek, insanl k haklar na ve akln kurallarna aykr d r. Stoa mektebi, insanl k kavramn , devletin ve sosial ahlkn -temel kavram olarak gz nnde tutmu tur.
Bylece, Stoa'n n vatan , dnyadr. nsan, nas l kendini bu lemden
bir para olarak duyarsa, ayn sekilde, bir dnya devletinin de yurtta
olarak dtymal d r. Stoa'ya gre, tek bir dnya devletinin gereklesmesi
aerekten mmkndr. Mademki btn insanlar, akla, yani, dnyay-a
hkirn olan logos'dan bir paraya sahiptirler, u halde bur.lar, ayr ayr
aktifl.ik derecelerinde de olsa, bir ve aym akla sahiptirler. nsan ise, tabiat! gere ince,, akla tygun hareket etmek, akl n gereklerine uymak zorunda olduundan, akln ortaya koydu u her hangi bir kural ve dzenin
btn dnyada ayn sekilde geerli i olmas gerekir. Mesel, akln ortya koydu u bir anayasan n, bir hukuk sisteminin bir kanunun, btn
dnyada ayn ekilde geerli i olmas lzm gelece i tabildir. Netekim,
Yeni zamanlar d nce tarihinde, 18. yzy l Ayd nlanma felsefesi de,
akl n birliine ve de imezliine inarnr. Bundan dolay da, akln ortya
koyduu bir hukuk sisteminin, akl n ort ya koyduu ahlkm ve hatt
akl n ortya koydu u bir dinin, btn dnya uluslar nda ayn ekilde
geerli i olacan kabul eder.
II. EPKURCULIJK

Epikrculu un kurucusu olan Epikur, aslen Sisamhel r. Genliinde, Demokritci Nausiphanes'i dinlemi ve Demokrit felsefesinin tesiri
104

altnda kalmbr. Epikur, daha sonra, Atina'ya gelip yerle mi ve M. <5.


306 ylnda burada mektebini kurmu tur. Epikur'un kurmu Olduu mektep, gerek bir mektep olmaktan ziyade, kendisinin d nce ve grlerine bal olan kimselerden meydana gelmi bir cemaattr. Epikur, bu cemaatin banda, yalnz bir hoca de il, renicilerinin ruh durumlar ile
ilgilenen bir dost, bir babad r. Filozof, kendi idealini ve kendi hayat g n, gerek bir insanl k ve iten bir dostluk ve s caklkla anlatmya
al mtr. O, renicilerine kendi prensiplerin', tlerle ve kendi hayatndan verdi i rneklerle Orelmiye al mt r. Bu bak mdan, Epikur
rnektebinin felsefe tarihinde, btn teki mekteplerden ayr bir durumu
vard r. Epikur, rencilerine, onlar, i hrriyet ve huzura eri tirecek bir
hayat sanat retmek istemi tir. Ancak, bu hayat sanat nn yolunu, yalmz, nazari bir ekilde gstermekle kalmam , ayn zamanda, onun, ya : narak da gerekle tirihnesini salamya almtr. Epikur felsefesinin
dikkate de en yn, insan, bal bas, na ve kendi kendi ile yetinmiye gtii in olmasdr. Epikurcular da, yaln z, insann kendinin, kendi kendini mutlu klabileceini kabul ederler. Epikur, gerek kendi devrinde, gerek kendinden sonraki nesiller zerinde derin tesirler b rakm
olan bir dnrdr. Gerekte, Epikurcular, topluluk ve devlet hayat
dnda ya yan ve bu dnyada olup biten eylerle hi bir sekilde ilgilenmiyen kisilerdi. Epikurculann cemaati, her eyden nce, birbirleri ile tam
bir uyum iinde yas yan dostlarn meydana getirdi i bir dostluk evresi
idi.
. Bilgi Nazariyesi :

Epikurcular da, Stoa mektebi gibi, bir bak ma, Sokrates'den nceki felsefeye dnerler. Sokrates'den nceki filosoflar, lemin asl nda maddi bir
esasn bulunduunu ileri sryor ve lemin asl hakknda maddi bir gr ortya atyorlard . Maddi olmyan bir lem anlay, ilk defa, bir ideler 'Aleminin varl ndan sz eden Efltun taraf ndan ortlya at lmt. Sokrates'den nceki felsefeye dnen Stoa Mektebi, Fleraklife dayan yordu.
Epikurcular ise Demokrit'i esas al rlar.
Alemin, maddi bil- ash oldu u kabul edilirse, bilgi nazariyesinde de
zorunlu olarak, sensualist ve denemeci gr savunmak lzm gelir. Netekim, Epikurcular da, sensualist ve denemecidirler. Her e it bilgi, duyularla elde edilen alg lardan meydana" gelir. Bu alglar, daha sonra, kendilerinden bir tak m hkmler meydana gelecek ekilde dzenlenir. Bylece, bilgi yolu, hkmlerden kalk p alg lara varan yoldur.
Epikurcular da, Demokrit gibi, cisimlerden grnmiyecek kadar ince yapda, bir takm hayalciklerin (Eidola) ayr lp, son derece h zla gzmze geldiini kabul edeler. Bilgide yan lma, bu hayalciklerin gzii105

mze gelmeden nce, yolda, her har gi bir ekilde durumlarnn deimi
olmas:ndan ileri gelebilir. Yahut da ayr ayr atom gunplannn rastgele
birlemesi sonucunda, gerek bir objeye karlk olmyan hayalcikler orty.a kabilir. te o vakit, yanl bir hkm verilebilir. Yan lmadan kanmak iin, duyular mzn, her vakit, ayn ekilde alglad sfatlan esas
olarak kabul etmek ve alg nn snr iine giren objeleri, mmkn oldu u
kadar yak ndan incelemek gerekir.
. Fizik :
Epikur, fiziinde Demokrit'in atom nazariyesine dayamr. Epikur da
Demokrit gibi, atomlann, meknda yay kp bir yer kapladklann, bir bykle, bil. ekle ve bil- a rlia srhip olduklarn kabul eder. Atomlar,
birbirlerinden yaln z, byklkleri, ekilleri ve a rlklar bakmndan ayr lrlar. Atomlann ekilleri, belli saydad r. Buna karlk, byklkleri
eitlidir. Grlerniyecek kadar kk atomlardan, grlebilecek byklkte olan atomlara kadar say sz ekilde Atomlar, bir a rla
sahip olduklanndan, her vakit aa do ru derler. Bundan. dolay,
atomlar, her vakit hareket halindedirler. Atomlar, ne belli bir zamanda
mey-dana gelmidirler, ne de belli bir zamanda ortadan kalkacaklard r.
Atomlar, ncesiz ve sonsuzdurlar. Atomlar r kendileri ncesiz ve sonsuz
olunca hareketin de ncesiz ve sonsuz olmas gerekir. Epikur'a gre,
atomlann hepisi, aym h zla hareket ederler. Bundan dolay , her vakit,
birbirlerile arpabilirler, birbirlerine tak labilirler ve birbirlerinden aynlabilirler. Bu lemdeki olu uma ve btn varl klar da bu ekilde ortaya
karlar. Aleme byle mekanik bir zorunluluk hkimdir.
Epikur
dayand Demokrit fizi inden bir noktada aynl r.
Demokrit, bo mekn iinde hareket eden atomlar n her vakit dz istikamette d tklerini kabul eder. Buna kar lk, Epikur, dme srasnda, dz istikametten baz sapmalar da olaca n ileri srer. ite hesab
g olan bu kk sapmalar, lemdeki rastgeleli e imkn verirler. Byle olunca, leme, hkim olan zorunluluk, art k, mutlak bir zorunluluk
olmaktan kar. Alemde, kk lde de olsa, rastgeleli in de bir rolii vardr. Demokrit, bu ekilde, irade hrriyetini kurtarmak ve insanlann eylemlerinde, belli bir lde hr olduklar n gstermek ister.
. Ahlk :
Stoa mektebinin ahlk felsefesinde, Kyniklerden hareket etti ini
sylemitik. Epikur ise Kyrene mektebinden kalkar. Epikur'a gre, felsefenin son hedefi, (Eudaimonia) yani mutluluktur. Materyalist gr
noktas asndan, lmle birlikte her eyin bittiine ve insann yalnz
bir kere bu dnyaya geldi ine inanan Epikur, bu k sa hayatn mmkn
10i

olduu kadar tatl geirilmesine taraftard r. Epikur'a gre, insam mutlulu a ula tracak olan ey, zevktir. Bundan dolay, zevk, btn eylemierimizin ve btn abalarmzn ls olmal dr. Zevk, tabiat n, canl
varlklara alad bir duygudur. Daha, d nmek kabiliyetine sahip olmyan kiik ocuklar ve hatt hayvanlar bile zevke ynelir, ac ve sluntdan kaarlar.
Aleme bir yandan, kr ve mekanik bir zorunluluk, te yandan, hesab mmkn olmyan bir rastgelelik hkim oldu una gre, insann kaderine de bu iki kuvvet hkimdir. insan, ne leme h'kim olan bu mekanik zorunluluu deitirebilir, ne de rastgeleli in hayatMda oymyaca rol nceden kestirebilir. Bundan dolay , kaderi karsnda ilgisiz kalmay bilmelidir. nsan, kendi iradesi ve kendi iste i ile deitiremiyecei eyler karsnda tamamiyle ilgisiz kalmaldr. insann hayattaki balca hedefi, s knt ve zntden uzakla p zevke ulamak olmaldr.
Ancak, zevk nedir? Epikur, zevk kavram = tam bir aklanmas n
vermemekle birlikte, bir ok durumlarda duyularla ilgili olan zevkten
sz ettii aktr. Duyularla ilgili olan bu zevk, insana, tabiat taraf ndan
verilmitir. Ruh dnyas ile ilgili olan zevk de, asl nda duyularn zevki
ile ilgilidir. Epikur'a gre ruhi zevk, her vakit, duyularla elde edilen
zevk sonucunda elde edilir.
Bununla birlikte, insan, zevk elde etmiye al rken ll olmaldr. Zevk, aslnda iyi bir eydir. Ama, Epikur'a gre, insan n kendini,
her zeyke de kolay kolay kapt rmamas lzmdr. Baz zevkler, s knt ve
znt ile son bulurlar. Baz skntlann sonunda ise, zevke ulahr. Bundan dolay, her hangi bir eylemde bulunmadan nce, bunun, sonucunda ortya kacak zevk ve s knt nisbetini karlat rmak, bunlann bir
bilnosunu yapmak l'asz mdr. u halde zevk elde ederken ll davranmak arttr.
Epikur'a gre, zevkleri, bu bak mdan gurupa ay rmak mmkndr. ilkin, beslenme ve giyinme gibi tabii ve zorunlu olan zevkler vard r
ki bunlarn kandrlmas kolaydr. nk tabiat, azla da kanabilir. ikinci gurupta, tabii olmakla birlikte, zorunlu olm yan erotik zevkler vardr. Bunlarn, kandrilmas g deildir. Ancak, insan bmlardan kendisini yoksun da edebilir ve saknabilir de. Nihayet nc gurupta, an
ve eref hrs vs. gibi ne tabii ve ne de zorunlu olm yan zevkler vardr
ki bunlardan muhakkak surette ka mlmas lzmdr. nk bunlar, sonunda huzursuzluk ve s knt verecek yersiz ve gereksiz zevklerdir.
Hayatta elde edilecek en stn ve gerek zevk, insan n kendini her
trl affekt'lerin ve igiidlerin tesirinden uzak tutmas ve hr olmas107

d r. Insan, tabii ve zorunlu olan istekleri ile, tabii olan, ama zorunlu olmyan isteklerine hkim olmay bilmeli, ne tabii ve ne de zorunlu ohmyan is:eklerinden ise bsbtn kammal dr. Epikur, bundan baka, insawn kendini, her eit pe in hkmden de kurtarmas lzm
ileri srer. nsan, Epikur'a gre, hatt teki insanlar n aclann bile paylamaktan saknmaldn nk, bu eit hareketler, s knt ve zrt
kaynadrlar.
Epikur ahl'k, bilge ki i idealinde tam bir ekilde belirir. Bilge ki i,
kendisini, gerek siyaset hayatndan, gerek y mla ilgili olan her e it
almalardan uzak tutan ki idir. Epikur'un bil kiisi, individualist
bir kozmopolittir. Epikurcular, dostluk kltrne nem verirler. Bundan dolay, bilge ki i iin yaln z dostluk nemlidir. Epikurcular, dostluk kavramn tam manasyla deerlendirmi ve gerekle tirmilerdir.
Bilge kii, kendini, gerek lm korkusundan, gerek ahret korkusundan kurtarm olan kiidir. Bilge ki i lm dnmez. nk yaad
mddete lm olmad m, ldkten sonra ise art k kendisinin var olmadn bilir. Bundan dolay, lm korkulacak bir ey deildir. Bilge
kii, gelecekten korkm yan ve iinde ya ad an zevkle ekillendirmesini bilen kiidir. O, pratik hayat n gerekleri ile kendi kar nispetinde
ilgilenir. Devlet kanunlanna da, yaln z sonunda bir cezaya arp lmamak, her hangi bir znt ve s kntya uramamak iin boyun e er gibi
grnr. Fazileti de yaln z zevke ula mya yarayan bir vas ta olarak gz
nnde tutar. Epikur, sonunda bir zevk uyand rmyan hi bir faziletin
mevcut olmadn ileri srer. Ona gre, insan, fazileti, yaln z, sonunda
duyaca zevki dnerek gerekle tirmiye alr. Doru ve iyi hareketler sonucunda duyulan ruh huzuru, insan mutlulua eritirir. Bylece, Epikur, fazilet kavram n da faydac bir adan yorumlar. Epikur'un bilge kiisi, srekli bir mutluluk ve huzur iindedir. O, kendini, h
bir sarsntya kaptrmaz. Bilge ki inin i hayat , alkantsz bir deniz gibidir.
Epikur, tamamiyle individualist ve faydac bir ahlk gr ortaya
koyar. Prensip olarak, iyi diye bir ey tanmaz. Bu ahlk gr asndan fert, btn eylemlerini, kendi karma ve kendi zevkine gre ayar:
layacaktn Epikurculuk, egoism zerine kurulmu olan bir hayat felsefesidir. Bu felsefe iinde, ne topluluk hayat nn, ne aile ve ne de devlet
kavramlarnn bir anlam vardr. Byle bir ahlk gr , ancak, Yunanistamn, o zamanki tarihi ve siyasi durumu ile a klanabilir. nk bu
gr , Atina'nn siyasi hrriyetini kaybettii ve btn eski deerlerin
sarsld bir devirde ort ya kmtr. Epikur felsefesi, Sokrates, Efl108

tun ve Aristo tarafndan ortaya konulan ahlk anlay nn deste ini kaybetitii bir devrin felsefesidir.
III. SPHECI FELSEFE

phecilii bir felsefe sistemi halinde ilk defa ort ya koyan Pyrrhon
olmutur. Pyrrhon, aa yukar, M. O. 360 - 270 yllar arasnda yaamtr. phecilik ise baz aralklarla M. S. III. yzyla kadar devam etmitir. lk ve en eski sistemli phecilik Pyrrhon ve Timon taraf ndan
temsil edilmitir. Bununla birlikte, Yunan felsefesinde, Pyrrhon'dan nce de septik d nenler olmutur. Netekim, sofistlerin, bilgi teorisi ile
ilgili olan pheeiliklerinin (Protagoras) Pyrrhon zerinde tesiri olmu tur.
Yunan pheci felsefesinin en stn devresi Orta pheciliktir. Bu
hareket, Efltun'un Akademisinde ort ya km ve Akademinin banda bulunan Kameades taraf ndan temsil edilmitir. Karneades'ten sonra, Akademinin bana geen Philon'la birlikte, bu hareket, a ktan aa eski kuvvetini kay betmitir. Akademi evresindeki bu pheci hareket, en sonunda, M. . 88 - 68 yllar arasnda, Akaderninin ba nda
bulunan Antiochos'la birlikte, nce uurlu bir surette Eklektism'e evrilmi, sonra da yeni ba tan domatism'e dnmtr. Ancak, Ainesidemos'la
birlikte (M. O. 40) septik felsefenin yeni ba tan ortya kt ve kuvvetlendi i grlr. M. S. II. yzylda septik felsefe, denemeci hekimler
arasnda, yeni batan, parlak bir devreye ula r. Bu denemeci hekimlerin en nemlilerinden biri olan Sextus Emprikus'un, phecilik ve phecilik tarihi hakknda yazm olduu eserler, Yunan phecilik tarihi
asndan nemli bir kaynak meydana getirirler.
Yukarda da iaret etmi olduumuz gibi, pheci felsefenin ana
hatlar, Pyrrhon, tarafndan ortya konulmutur. Pyrrhon, bilgi nazariyesini, ilim ve felsefenin esas olarak gz nnde tutar. Bilgi nazariyesi
karsnda da agnostik bir tavr takmr. Yani, varlklann esas= hi
bir ekilde bilemiyece imizi ileri srer. Her som hakkmda birbirinin
tamamiyle zdd olan iki dnce ortya atlabilir. Mesel, lemin maddi
olduu da ileri srlebilir, maddi olmad da, aym ekilde ruhun, var
olduu da ortya atlabilir, var olmad da kabul edilebilir. Onya atlan bu dncelerden hangisinin daha doru olduu ispat edilemez. Duyu organlanmzla algladmz, grdmz, duyduumuz, tattmz,
her hangi bir ey karsnda da, bize byle geliyor demekten ileri gidemeyiz. Mesel, bal tatl dr diyemeyiz, bal, bize tatl geliyor diyebiliriz.
Grnler dnyasmn esasnn neden meydana geldi ini, hi bir ekilde agldyamaya.
109

Byle olunca, en do ru hareket, her hangi bir durum kar snda hi


bir hkm vermemek, hkmden ka nmaktr. Btn yan lmalarmzn,
btn zarar ve s kntlarmzn kayna , hkmlerimiz, kanaatlerimizdir. nsan, ruh huzuruna ancak bunlardan ka nd vakit kavu abilir.
Btn kanaatlerinden ve btn hkmlerinden vaz gemi olan byle bir
filozof kiiyi, bundan byle, yer yznde hi bir ey rahats z edemez.
Hi bir ey onun keyfini kagr p, huzurunu bozamaz. nk, bilge ki i,
ruh skununa ataraxie eri mi olan kiidir.
Pyrrhon'dan beri, hkmden ka nmaya, kanaat sahibi olmam ya
Epoche ad verilmitir. Epoche insan n, lemde olup biten eyler
karsnda olduu gibi, kendi kaderi kar snda da sars lmamas demektir. Epoche'ye ula an kimse, lemde, hi bir eyin kesin olmadn, ama
her eyin mmkn olduunu bilir. Bundan dolay , her eyi, hi sarslmadan olduu gibi kabul eder. Bu suretle, phecilerin vardklar sonu
da, Stoa Mektebinin ve Epikurcular n varm olduklar sonuca yakla r.
Bu dnce grlannin her de, insan n, d dnyada olup biten eylerden tamamiyle ba msz olmas gerektiini ve kaderin cilvelerine boyun emek zorunda oldu unu kabul ederler. D dnyada olup biten hdiseler ne olursa olsun, insan, her vakit, i ruh denkli ini ve ruh huzurunu muhafaza etmeyi bilmelidir. Bu mektep, bu suretle en sonunda
birleir. Ancak, bu sonuca varmak iin zerinden gittikleri yol, birbirinden ayrlr.
Bilginin imknndan prensip bak mndan phe eden bu felsefe hareketinin ikinci temsilcisi Timondur.\ Pyrrhon'un erenicili ini etmi
olan Timon, Akademi evresinde byk tesir uyand rmtr.
Arkesilaosla birlikte, phecilik, Efltun'un Akademisine de girmitir. Arkesilaos'un pheciliinin esaslar da Pyrrhon'unki gibidir.
O da, tpk Pyrrhon gibi, gerek duyularla, gerek ak lla elde edilen bilgilerin do ruluundan phe eder ve hakikat n hi bir kriteryumu olmadm ileri srer. nsan iin tek kar yol, epoche'dir. Arkesilaos'un
felsefe tarihindeki nemi, a da olan felsefe mekteplerinin,
Stoa Mektebinin do matism'ine kar girimi olduu kalem ali masndan ileri gelmektedir.
Bununla birlikte, Stoa Mektebine kar en keskin tenkidi Karneades
yapmtr. Karneades (M. O. 214 - 129) Orta Akademinin en me hur ahslarndan biridir. Bilginin gerek bir kriteryumu olmad hakknda ileri srm olduu kantlar mehurdur. Karneades de, bilginin tek kaynann deneme oldu unu kabul eder. Ancak, Karneades'e gre, duyularla elde edilen tasavvurlar, ok kere, yan ltcdrlar. Bunlar, ok kere,
olduklan objelere z ttrlar. Bundan dolay, her tasavvur, do ruluk
110

kriteryumu olamaz. Ancak, do ru olan tasavvur, do ruluk kriteryumu


ola bilir. Bununla birlikte, hi yan ltmayan bir tasavvur da yoktur. Daha
dorusu, her do ru olan tasavvura kar lk, bir de yanl- olan tasavvur
vardr. Byle olunca, kriteryum'un, yanl olanla doru olann birlikte tasarlanm olmasndan meydana gelmi olmas gerekir. Ama, o vakit de
artk bir doruluk kriteryumu olmaktan kar. Akl ise duyularla elde
edilen tasavvurlara dayand ndan akl ile ilgili olan bir kriteryum da
yoktur. u halde, ne duyularla, ne de ak lla ilgili bir do ruluk kriteryumu yoktur.
Karneades, ayn dnceleri, ahlk alamnda da ort ya atar. Mutlak
bir iyinin ve mutlak bir ktnn varl na inanan positif ahlk tenkit
eder. yi, kt, hakl , haksz kavramlar, ulustan alusa de iir. Eer,
mutlak bir iyi ve mutlak bir kt olsayd , uluslar iin, bir ve
ayn iyinin, bir ve aym hakl mn mevcut olmas lz:m gelirdi.
Karneades felsefesinin en kuvvetli yn, onun negatif k smnda,
yani, ada ]. olan felsefe mekteplerinin do matismine kar giritii keskin saldr ve tenkitlerindedir. Karneades pheciliinin, hellenistik felsefenin, zellikle Stoa Mektebinin sonraki geli mesi bakmndan ok
nemli sonulan olmu tur.
phecilik lk an son devresinin en dikkate de en grlarndan
biridir. Bu dnce hareketi, Akademi evresinden kay bolduktan sonra, yeni ba tan, skenderiye'de orl ya kmtr. Iskenderiye, hellenistik
devrin, Do u ile Bat snrlar zerinde bulunan byk kltr merkezlerinden biridir. O devirde, M sr devletinin ba nda, sanat, kltr ve dnce hayat ile yakndan ilgilenen Batlemios ailesi bulunmaktad r. Iskenderiye, bu hkmdar ailesinin koruma ve isteklendirmesinden faydalanan bilginlerin topland ve yeti ti i bir kltr merkezi haline gelmi tir. Netekim, bu devirde, tabiat ilimlerinde ve t pta nemli gelimeler
kaydedilmitir.
iskenderiye'nin T p mektebi ve zellikle bu mektepten yeti mi olan
baz hekimlerinden meydana gelen bir evre me hurdur. Bu evre, t pta ,gerek hastal klarn tannmasnda, gerek illann uygulanmasnda,
deneme ve gzlemi esas al r. Hastal n tamnmasnda her hangi bir ipotezden hareket etmey-ip, ilkin, hastal n gsterdii belirtilerden kalkmak lzmdr. Hastaln "kendisi tan ndktan sonra, onun geirilmesine
yarayacak illar zerinde deneme ve gzlemlerde bulunmal dr.
phecilik iskenderiye'de, bu denemeci hekimler evresinde de tutunmutur. Bu evreye mensup olan Sextus Empiricus, (M. S. II. yzy l)
pheciliin Efltun'un Akademisinde ortadan kalkt ktan sonra, na111

sl yeni batan skenderiye'de belirmi olduunu gsteriyor ve en


mehur phecilerden biri olan Ainesidemos'u tan tyor. Mild senelerinde yaam olan bu dnr, pheci felsefenin esaslann bir takm
ksa nermeler Tropos lar halinde toplam tr. Ainesidemos, bilgimizin kaynan, ya alg ve yahut da akl n meydana getirmi olduu grnden kalkar, Bilgimizin esas n, algnn meydana getirdiini kabul
edelim. Alglar, ayr ayr canl varlklara gre deiirler. nk, bu varlklann duyu organlar, onlara, dnyay ayr ayn ekillerde aksettirmektedir. Ancak alglar, ayr ayr varlklar aras nda deimekle kalmaz, ayn zananda insanlar aras nda da de iir. nsanlarn duyu organlan da onlara, dnyay, ayr ayn ekillerde aksettirdi i gibi, ayrca, itiyatlann ve
insann gelime artlannn da bunda tesiri olur. Hatt ayn insan, ayn
objeyi vcut ve ruh durumuna ve obje ile kendi aras ndaki uzaklk 've
mek'n nispetine gre, ayn ayr ekillerde alglyabilir. Sonra, bir objeden al nan alglar, bu objenin duru una gre de de iirler. Bundan dolay, alglar, objeleri bize, hi bir vakit olduklar gibi tamtamazlar. Alg
dnyasnn ztlklarla dolu olan deiiklii ve eitlilii karsnda, doruyu yanltan ayrmya yarayacak hi bir ara yoktur.
nsanlann inan ve d nceleri de alglar kadar e itli ve deiiklikler. Her dnceye karlk, ayn derecede yetki ile, bu d ncenin
tamamiyle z dd olan bir ba ka dnceyi de ortya atmak mmkndr.
Byle olunca, bu alanda da, do ru olan yanl olandan ayrmya imkn yoktur. pheciler, sofistlerin d nce gidilerine uyarak, insanlarn btn inan ve kanaatlanmn, yaln z, alkanlk ve szlemeler sonucunda meydana geldi ini ileri srerler. Asl nda bunlann, zleri ile
hi bir yetkiye dayanmad klarn gstermeye al rlar. Bu suretle,
ne akl, ne de alglar, bizi doru bilgilere gtremezler.
Daha sonraki pheciler, ilmi bilginin imkn m daha iddetle tenkit
etmilerdir. Bunlarn tenkitleri, iki noktada toplan r. Bunlar, ilkin, lemin kendini bilemiyece imiz dncesini ileri srer sonra da sebep kavramn tenkit ederler. ilmi al mada, her olgunun bir sebebi oldu u dncesinder kalklr. Olgular, zorunlu sebeplere ba lanarak a klanmya allr. i te pheciler, zellikle, bu sebep kavram zerinde durur
ve sebeple sonu aras nda zorunlu bir ba lant olduu iddiasn reddederler. Hele sonraki pheciler, sebep kavramn, tenkitlerinir arlk
noktas yapmlardr.
Daha nce de i aret etti imiz gibi pheciliin btn gelimesi Atina'da olmam, bu hareket, Akademi evresinden kaybolduktan sonra,
yeni batan, skenderiye'de ortya kmtr. pheciliin Akademi evresinden kaybolmas ise, Eldektism ad verilen yeni bir dnce hare112

ketinin ortya kmas ile olmutur. Eklektism, Atina'daki ayr ayn felsefe mekteplerinin, birbirine yakla mak ve birbiri ile kaynamak gayretinden domutur. Bu hareketin, tek ve belli bir yn olmay p, ayr ayr felsefe gr lerinin gerekli grlen yerlerinin al np, bir araya toplanmasndan ibarettir. Bundan byle, felsefe mektepleri de, ayn felsefi dnce ve gr etrafnda toplanan insanlann meydana getirdikleri
bir topluluk olmaktan kp, birer eitim ve retim kurumlan haline
gelmiye, yani birer niversite olm ya balamlardr. Bu devir, ister Efltun veya Aristo ile, ister Stoa yahut Epikurculuk'le ilgili olsun, her
valdt, felsefi gelene i korumuya ve saklamya almtr. Bu devrin en
nemli mektebi Orta Stoa'dr.
IV. ORTA STOA

Orta Stoa'mn ba nda Panaitios vard r. Panaitios'la birlikte, gerek


Stoa felsefesi tarihinde, gerek Yunan Felsefe tarihinde yeni bir, devir
balar. Panaitios, Stoa felsefesine yeni bir ruh vermi tir. Bu yeni ruhla
canlanan eski Stoa mektebinin dnya gr ve hayat anlay, bu devir
iin yeni bir r olmutur. Aslen, Rodos'Iu olan Panaitios, ilkin Bergama'da, filolog Krates'i dinlemi , sonra Atina'ya gelerek Stoa mektebine
girmitir. Ancak, Atina'da o, ayn zamanda, Stoa do matism'ini iddetle
tenkit elen Karneades'i ve ti felsefe mektepleri ile ilgili olan filozoflan da dinlemitir. Bununla birlikte Panaitios, Akademinin ve peripatos mektebinin, daha ziyade tek bilim dallar ynnde gelien dnce gidileri ile ilgilenmemi ve Stoa'ya bal kalmtr. Ancak, Panaitios'un, Aristo ve Effitun'u da esasl ekilde okuyup bu d nrlerin de tesiri altnda kahm olduu muhakkaktr.
Panaitios'un, hayat ve d nce gidiinde dnm noktas olan en
nemli olgu, devrin byk siyasi kudreti olan, Roma mperatorluunu
ve bu Yeni kuvvetin ba nda bulunan byk devlet adamlar n tanmas
olnutur. Panaitios, kartaca fatihi Scipio'nun evresine girmi ve bu
kuvvetli ahsla filozof arasnda ok yakn ve iten dostluk ba lar kurulmutur. Scipio'ya ok de er veren Panaitios, Roma'ya kar da, byk sevgi ve hayranlk duygular beslemitir. Scipio, Yunan dnya gr ile Romah dnya grn uzlatnnak istiyenlerin ba nda gelir.
Panaitios da Sciplo'nun tesiri ile, Stoa dnya gr n Romallkla uz'astm. Bu uzlatrma sonucunda, Stoa mektebi, dnya tarihinde daha
nemli bir yer al r. Scipio'nun byk Dou seferine Panaitios'un da katlm olduu sylenir. Hatt filozofun, bu sefer dn nde, Scipio'nun
hocas olan Polibios'la birlikte, s rf ara trma maksadyla, doruca, kuzey Afrika sahillerine uzand da sylenir. Btn bu yolculuk ve ara 113

trmalar, filozofun manevi dnyas n zenginletirmi ve manevi ufuklarn geniletmitir. Scipio'nun sa lnda arasra Roma'da, aras ra Atina'da bulunan Panaitios, kumandan n lmnden sonra, M. 0. 129 ylnda, Stoa'n n bana gemi ve M. 0. 99 ylna, yani lmne kadar Atina'da kalmtr.
Panaitios'un dnya gr de eski Stoa'n n Logos nazariyesine dayanr. Zenon taraf ndan ifade edilmi olduu gibi logos, btn lemi
idare eder ve btn varl klar ekillendirir. iklemin stn bir dzenin
ifadesi olan uyumlu ve eksiksiz bir btn oldu u gr, Panaitios'un
da ana d ncesini meydana getirir. Yalnz Panaitios, Stoa taraf ndan
kabul edilmi olan, lemin devri oldu u, yani, belli zaman aral klan
iinde ortadan kalk p, sonra yeni ba tan meydana kt"' inancn reddeder. Panaitios'da t pk Aristo ve Theophrast gibi, lemin sonsuz olduu grn savunur.
Bununla birlikte Panaitios'un ilgisi, lemin btnne de il, daha ziyade, insana ynelmi tir. Panaiflos, Yunan Felsefe tarihinde yepyeni bir
insan anlay odaya koymu tur. Gerek Fisagorcular, gerek Efltun, insann ruhu ile vcudunu birbirinden tamamiyle ay rmlard. Ruh ile
vcudu, birbirleri ile birlemelerine imkn olmyan iki zt kuvvet olarak
gz nnde tutmu lard.
Buna karlk, Panaitios, canl insann her eyden nce, bir btn
olduu, ruhla vcudun karhkl olarak birbirlerine ba l olduklar grn ileri srm tr. Ne vcutsuz bir ruh, ne de ruhsuz bir vcut ba l ba na var olabilir. nsan, d dnya hakkndaki bilgiyi, duyu organlan yolu ile edinir. Bu suretle, Kosmos'u da duyu organlar yolu ile tanr ve bu yoldan Tann' nn bilgisine varr. Duyu organlar olmadan, insanlann, birbirleri ile anla malarna topluluk hayat yaamalanna, kltr, ilmi ve hatt dini meydana getirmelerine imkn yoktur. Ama te
yandan, vcut da ruhsuz d nlemez. Vcudu canland ran ve harekete
getiren ruhdur. Tanr , ruhla vcudu bir birlik olarak yaratm tr. Bu
birlik, ancak lmle bozulur ve vcuttan aynlan ruh da nefes gibi havaya kararak da lr. Panaitios, bu suretle ruhun, lmden sonra da
ya amaya devam etti i ve vcuttan nce var oldu u dncelerini reddeden Panaitios, - Atomculuk ve Epikurculuk bir yana b raklrsa - btn Yunan filozoflar aras nda, ilk defa olarak, insan ayrlmaz bir btn,
bir birlik olarak gz nnde tutmu ve bu bakmdan uurlu bir monism'in temsilcisi olmu tur.
Eski Stoa mektebi, ruhun irrationell kuvvetlerini bsbtn inkr
etmiti. Panaitios ise, logos, yani ak lla ruhun irrationell kuvvetlerini yeni batan birbirinden ay rmay denemitir. Ruhun bu irrationel sars nt
114

ve zorlaylan logos tarafndan dizginlenmedikleri mddete, nlerine


geilmesine imkn olmyan ham ve vahi kuvvetlerdir. Logos'un bunlara
hakim olmas bunlar boyunduru u altna almas gerekir. Bununla birlikte, akln bu kuvvetlere hakim olmas demek, onlar, bsbtn ortadan kaldrmas demek deildir. nk, ara s ra bu kuvvetler de gerekli
olabilirler. Akln kontrol altnda bulunan bir a n istek, insan verimli
sonulara gtrebilir.
Panaitios da insan n kendi kendini yeti tirebilece ini ve bu yoldan
mutlulua eriece ini kabul eder. nsan, ancak, ruhun a r istek ve zorlaylann akl ile yenmeyi bildii vakit, ruh huzuruna eri ir ve ruh
denkliini bulur. Eflatun ve Aristo gibi Panaitios da insan n irade hrriyetini kabul eder. Aristo gibi Panaitios da dnya nimetlerinin bsbtn inkr edilmesini istemez. Tersine gerek hayat n gerekleri kar snda derin bir anlay gsterir.
,

Panaitios'a gre insan ak l sahibi olmakla btn teki canl varlklardan aynhr. nsan akl, Tanr'mn kendisi olan lem akl na benzer.
Bundan dolay insan, btn teki canl varlklar aras nda, Tanr hakknda bilgiye sahip olabilen tek varl ktr. Tanr hakkndaki bilgi, insana,
gerekle tirmek zorunda oldu u hedefi hat rlatr. Bu hedef, insan n
Tanr'y kendisine rnek almas , Tann'mn belirtilerinden ba ka bir ey
olmyan iyilii, gzellii uyum ve dzeni kendi hayat nda ve kendi ruhunda da gerekle tirmiye almasdr.
nsan, akl sayesinde, btn teki varl klardan stndr ve onlara
hkim olmasn, onlardan faydalanmas n bilir. nsan, hayvandan, gzellik, uyum ve dzen hakk nda bir anlaya sahip olmas ve sanatlica
basanlar neydana getirmesi ile de aynl r. Btn teki canl varlklar
arasnda yalnz insan, kendisini evreleyen varl klar, faydal yahut da
zararh olmalar na gre de erlendirmesini bilir. Panaitios, Yunan felsefesinin, Sokrates ve Efltun'dan beri zerinde durdu u ve en yksek
deer olarak gz nnde tuttu u mutlak iyinin de mutlak faydal olanla bir ve ayn ey olduunu ileri srer.
.

dev Duygusu:

Panaitios'a gre, her insamn iki tabiat daha do rusu iki yn vardr. nsann bir kere, insanlkla ilgili olan ve btn fertlerde ortakla a
olan genel insanlk sfatlan vard r. Bundan ba ka, her insann, kendisi
ile ilgili olan ferdi sfatlan vardr. Bu sonuncular, insan n kabiliyeti,
ahsi karakteri, iinde ya ad evre ve aile muhiti ile ilgilidirler. Panaitios, insan n bu iki ynn birbirinden ayrmak ve ferdi tabiat n beiirtmekle, onu, manevi bir varl k, bir fertlilik olarak anlama yolunda ile115

ri bir adm atm olur. nsann bir ferdlilik oldu u anlayn' ilk defa
Panaitios ortaya koymu tur. Her tek insan n ferdlilii, onun, teki insanlardan ayr olan hayat gr lerinde, d ncelerinde, eylemlerinde,
vcut hareketlerinde, yz ifadesinde ve kenu ma tarznda kendisini gsterir. mdi, bu iki tabiat a sndan, insanlar iin de iki ayr dev alam
ortaya kar.
nsamn teki insanlarla ortakla a sahip olduu genel insanl k sfatlar , onu, insanlkla ilgili olan ana faziletleri gerekle tirmekle ykml
, "olar. Her ferdin, i uyum ve huzuruna eri mi, ruh gzelliini kazanm
olmas lzmdr. nsan, kendi cinsinden olan varl klar zerinde yaln z
ahlk bakmndan deil, ayn zamanda, estetik bak mdan da, iyi duygular uyandrmya almaldr.
mdi insan, bir de, do utan sahip olduu ferdi yetki ve kabiliyetlerini gerekletirmek zorundad r. Tabiat, insanlan, ayn ayn istidatlarla donatm tr. Bundan dolay , srekli alma ve gayretlerle, btn bu
istidatlann meydana karlmas ve gelitirilmesi gerekir.
Eski Stoa, ahlk alamnda sert bir disiplin ort ya koymu ve insanlar da, akll ve bilge ki ilerle, aklszlar olmak zere, ikiye ay rmt.
Eski Stoa, btn insanlar iin, tek bir bilge ki i ideali gstermi ti. Halbuki Panaitios'a gre, btn insanlara, ayn ideali kabul ettirmek istemenin hi bir anlam yoktur. nk, her 'insann ideali, onun kendi fertliliinde ve kendi ahsnda bulunur. nsan, her eyden nce, kendi iindeki ideali gerekle tirmek, kendi iindeki gizli ntiveyi gelitirmek zorundadr. Bundan dolay, btn insanlar iin, ayn derecede de erli
olacak bir ideal gsterilemez. Her hangi bir fert iin uygun olan bir dnce ve eylem tarz , bir bakas iin tamamiyle ayk r olabilir.
. Devlet Anlay :

Panaitios'un ahlk gr devlet nazariyesi ile tamamlan r. Ancak,


Panaitios, devletten sz etti i vakit, Roma mperatorlu unu gz nnde
bulundurur. Eski Stoa, bir yandan, tek insan , te yandan, lemin btnn gz nnde tutuyor, devlet ve ulus ayr lklar' gzetmiyordu. Buna karlk, Panaitios, ayn ayr devletlerin ve ayr ayn uluslann da, hakh kurumlar oldu unu kabul eder. Tarihin ak iinde her devletin belli
bir devi vardr. Nasl, her ferdin, kendi iinde ta d ve gerekle tirmek zorunda oldu u bir nvesi, bir ideali varsa, ayn ekilde, her devletin
de, dnya yznde gerekle tirmek zorunda olduu bir devi, tarihin ak
iinde oymyaca bir rol vard r. Her devlet, dnya tarihi iinde oymyaca rol gerekle tirmek ve zerine d en devi yerine getirmek zo116

rundadr. Panaitios, bu dncesini, Scipio ile olan yak n dostluu sayesinde btn bykl ve btn ha meti ile yakndan tanm olduu
Roma imparatorlu una kar' duydu u sevgi ve hayranl k duygulan ile
birletirir. Roma'nn tarihi devi, dnyaya hkim olmaktr. Orta Stoal lar, Eski Stoa'nn ortaya atm oldu u dnya devleti idealinin, Roma Imperatorlu u ile gerekle mi olduuna inanrlar.

Poseidonios:
Orta Stoa'n n Panaitios'dan sonra gelen di er bir temsilcisi de Poseidonios'tur (M.. 135 - 51). Poseklonios, Yunan d nce tarihinin en
dikkate deer ve ok ynl d nrlerinden biridir. Ayn ayn bilim
kollarnda, ok verimli ve e itli aratrmalar yapmtr. Poseidonios,
Makedonyal aslndan gelen bir Suriyelidir. Atina'da, Panaitios'un renicisi olmu ve bu suretle Stoa mektebine girmi tir. Bununla birlikte,
kendisi daha sonra, uzun zaman iskenderiye'de bulunmu ve mspet
ilimlerin merkezi olan bu ehirde, incelemeler yapm tr. Bundan sonra Batya (Sicilya, Ispanya, Marsilya) uzun bir ara trma gezisine kmtr. Bu suretle, ayr ayr uluslar, kendi fertlilikleri, kendi inan ve
kabiliyetleri iinde incelemek imkn n bulmutur. Nihayet, Rodos adasna gelip burada mektebini kurmu ve mektebinin ba nda al rken de,
ok ynl ve ok e itli olan eserlerini yazm t r.
Poseidonios, ayn zamanda, astronom, fiziki, co 'rafyac ve tarihcidir. Arzn sathn hesaplamaya giri en ilk dnrlerden biridir. Ancak,
o bu hesaplamada yan lm ve arz oldu undan daha kk gstermi tir. Bununla birlikte, bu yanl hesab-n dnya tarihi bak m ndan ok
nemli bir sonucu olmu tur. nk bu hesaplamaya dayanan Christoph
Colomb, kk gemileri ile dnya yolculu una kmak cesaretini gstermi ve Amerika da bu suretle bulunmu tur.
Poseidonios'un dikkate de en taraf, kesin ilmi al malar yan nda, ok kuvvetli mistik temayller de ta naasdr. Ilmi dncelerini,
mitos'larla, halk inanlar ile uzlatrmya almasdr. Panaitios, astrolog'y ve khinli i bo inan olarak reddetmi tir. Poseidonios ise, bunlarn gerekli ine inamr. Dinlerle ilgili olan mitos'lar, hayal g-cnn
verisi de il, tersine, tabiat st olan lem h.akk nda, insanlarn sahip olduu mspet birer gr ve sezgidirler. Bu inantan hareket eden Poseidonios, lem gr ne ayr ayr uluslarn mitolog'lerinden alnm
unsurlar da kartrmtr. Netekim, Poseidonios'a gre gkyz, Tann
ile insan arasndaki alan, insan st bir tak m varlklarla, Daimon'larla
- melek yahut peri - doludur. Poseidonios'un dikkate de en baka bir yn de, bilge kii idealinde yalnz, bilgi edinmeden ve tema adan ibaret
olan bir hayat idealini gz nnde tulmay p, tersine, insan toplulu''u117

nun hizmetinde al may da art ko masdr. rsan topluluunun hizmetinde al mak da, bilge ki i iin bir devdir. Bu dev, siyaset hayatnda ve sosial hayatta oldu u gibi tamamiyle manevi bir alanda da yerine getirilebilir. nsan, ilkin, Tanr'ya kar , sonra yurduna ve insanl k
topluluuna kar, nihayet, ana ve babas na kar, bir takm odevlerle
ykmldr.

tv. Romal Stoahlar:


Panaitios'un Roma d nce dnyas zerinde ok tesiri olmu tur.
Hele Romal Stoal lar Panaitios'dan ok eyler renmilerdir. Bunlar
aras nda tanesi nemlidir. Seneca, Epiktet ve Marcus Aurelius. Filozof Seneca, Neron'u terbiye etmi ve yeti tirmi ama sonra, onun tarafndan ldrlm tr. Epiket bir kledir. Buna kar lk, Roma'nn nc Stoal filozofu olan Marcus Aurelius, mperatordur. Bylece Romal
Stoallar aras nda, bir mperator'un yan banda bir kleye rastlanmaktadr.
Seneca, bir yandan Panaitios ve eski Stoa, te yandan, Aristo ve
Efltun'a dayan r. Baz kere orijinal d nceler de ort ya atax.
Epiket bir klenin o ludur ve kendisi de bir kledir. Sylendiine
gre, efendisinden grd kt muamele sonucunda topal olmu tur.
Bununla birlikte, efendisi onun, Stoal Musonius'un derslerini dinlemesine izin vermi tir. Musonius'un lmnden sonra, Epiket Stoal dnya
grn yaymtr. Yetitirdii kimseler aras nda Roma'mn byk askeri eflerinden birisi olan Arrien vard r. Arrien, Epiket'in konu malarn', notlar halinde toplam t r. Bu notlarn bir ksm, Konumalar ad
altnda gnmze kadar gelmi tir. Konumalar dinleyicileri ilgilendirecek ve heyecanland racak canl bir ifade ekli iinde anlatlan ahlaki ve felsefi d ncelerdir. Bu d nceler iinde Eski Stoa ruhunun
yeni ba tan canland grlr. Eski Stoahlar n, lm hayatn tabii bir
sonucu olarak gznnde tuttuklanm biliyoruz. Stoa'll filozoflar iinde
Epiktet, insan liim kavramna altrmak istemesi bakmndan, en ileri
gitmi olandr. Epiktet, insan n, her vakit lml oldu unu hatrlamas, gnn birinde lece ini hi bir vakit akl ndan karmamas lazm geldiini ileri srer. ok sevilen bir insan n karsnda, her vakit, onun gnn birinde lece ini hatrlamaldr. Sevilen insann lmnden duyulacak acya ancak bu ekilde, yani, insann kendini altmas suretiyle
katlamlabilir. Epiktef in, insamn lm kar snda nas l bir tav r taknmas lazm geldiini gsteren u sz mehurdur. Tpk olgun bir meyve gibi l ve lrken de seni meydana etirmi olan aaca te ekkr et.
Szn etti imiz Romal Stoal lardan ncs, M arcus Aurelius'dur.
Marcus Aurelius, Epiktet'i okumu ve tesiri alt nda kalmtr.
118

Ferdin topluluk yahut da devlet hizmetinde bir dev grmek zorunda oldu u dncesi, bu sonraki Stoallann ahlknda nemli bir
yer alr. Aslnda, dev dncesinin Roma dnya gr nde nemli bir
yeri vard r. nk Roma, dev duygusuna dayanarak geli mi ve en parlak devirlerine de bu gr e dayanarak eri mitir. Netekim, bu sonraki
Romal Stodhlar, ferdin varl nn hedefini, devlet iinde bir dev yerine getirmesinde bulurlar. Marcus Aurelius'a gre, her ahs, kendini
devi banda bulunan, yani kendisine verilen buyru u yerine getirmekle ykml olan bir asker gibi duymald r. Bir askerin jendisine verilen buyruun doru olup olmad .m d nmeye ve bu emir zerinde
tartmya hi bir ekilde hakk yoktur. te tpk bunun gibi, her insana
da tabiat ve devlet taraf ndan gsterilmi belli bir dev vard r. Her insann hedefi, bu devi, hayat boytinca, elinden geldi i kadar gerekle tirmektir.
Bu suretle, Romal Stoa'hlar, Roma'mn sert dev ahlk ile eski Stoa
dncelerini uzlatnfiar. Eski Stoa, lemin btnl ile eksiksiz bir
dzen ve uyumun ifadesi olduuna inanr. nsan kaderinin de gerek toplulukla, gerek lemin btn ile ok yak ndan ve iten ilgili oldu unu
ileri srer. te btn bu dnceler, Roma'n n disiplinli dev ahlk ile
birletirilirler.
Bununla birlikte, Roma'da bu sert ahlk felsefesi kar snda, bir
zevk felsefesinin de yaylm olduu grlr. Epikurculu a dayanan bu
r, hayat zevkle ekillendirmeyi kendisine hedef edinir. Ltin airi
Lucretius'un, Eya= tabiat hakknda adl didaktik bir karakter tayan iir kitab, bu ra bir misal olarak gsterilebilir.
Romallann felsefe alan ndaki baarlar arasnda, bir de Panaitios'un, yetitirmi olduu Cicero yu saymak lz mdr. Roma'nn siyasi
hayatnda nemli bir rol oyn yan Cicero, aym zamanda, felsefe alan nda da nemli bir yazard r. Cicero'nun Roma felsefesi alan ndaki en byk baars, ltince felsefe terimlerini tesbit etmi olmasdr. Bundan
baka Cicero, felsefi karakter ta yan bir ok eserler de vermi tir. Geri,
bu eserler, asl nda, Yunan eserlerinin Roma dnyas na bir aktanlmas dr. Bununla birlikte, bunlar gene de, Roma dnya gr nn ve Roma dncesinin bir ifadesidirler. Bat ltin dnyas iin Cicero'nun
nemli bir kaynak olduu muhakkaktr. Daha sonraki nesiller, felsefeyi
Cicero'nun eserlerinden renmilerdir. As l Yunanca metinlerin elde
bulunmad yerde her vakit Cicero'ya ba vurulmutur.
119

DIN/ DEVIR
Ilk a' felsefesinin son devresine gelmi bulunuyoruz. Bu devir, dini ve mistik bir karakter ta r. Yunan felsefesinin byk klsik ba anlanndan, yani Efltun ve Aristo'dan sonra, ayr ayr yeni felsefe mekteplerinin
de ortya kt' n grmtk. Bu mektepler taraf ndan temsil edilen metafizik ve ahlk gr lerinin, bu mekteplerle ilgili olan ah slar iin bir din
yerine gemi oldu una da iaret etmi tik. Ba langta, birbirleri ile srekli
surette tart an bu eitli mekteplerin, Ilk a n son devrelerine do ru,
birbirlerine yakla mak ve birbirleri ile kayna mak istediklerini de sylemitik. Bnunla birlikte, sistemler aras ndaki bu yaknlama gayreti
artt nispette, felsefenin gerekle tirmek zorunda oldu u devi, gerekten yerine getirebilece inden de ' phe edilmiye ba land. Felsefe,
insan, gerekten, fazilete, mutlulu a, d dnyadan banszla ve i
hrriyete ula trabilir mi? Gittike yay lmakta ve geni lemekte olan septik dnce, fazilete, bilgi yoluyla de il, her eit bilgiden vaz geilmek
suretiyle eriilebileceini ileri sryordu. Bundan ba ka, Stoallar da
kendi bilge kii ideallerinin, hi bir insanda, tam bir ekilde gerekle emiyeceini anlamlard. Felsefe ile ilgili olan rlar, bundan byle,
insamn, yalnz kendi gc ile ne bilgiye ve ne de fazilet ve mutlulu a
eriemiyecei dncesine inanmya baladlar. nsann, sz konusu olan
bu durumlara ula abilmesi iin, stn bir kuvvetin yard mna ihtiyac
vardr. Bylece, Antik a n son devrelerine do ru, - Epikurculuk bir
yana braklrsa - btn felsefi rlar, dini gdler tamya ve ilerine
dini motifler alm ya baladlar. Bundan byle ahlk prensipleri, bir Tanr buyruu olarak gz nnde tutuluyor, Mitos'a da felsefi bir anlam kazand rmak denemelerine giri iliyordu. Bu arada, Antik a n byk felsefe statlanmn basanlar' da unutulmuyor, Aristo'nun monotheism'i ile,
Efltun'un ideler, yani, zaman st gerek realiteler dnyas da gz
nnde tutuluyordu.
Bu devrin ilgisi, gelip geici olan bu dnyadan evrilerek, grlmiyen ve gelip geici olm yan Tannca dnyaya ynelmi ti. Dine, tabiat
st olana kar duyulan bu ihtiya, ve ilgi, Yunan - Roma dnyas ile
Dou dnyas arasndaki duygu al verii sonucunda, geni lde kandrlmak imkn buldu. Yunan kltr Do uya yaylrken, Do udaki dini rlar da, Bat 'ya sokuluyordu. Bat dncesi ile Do udan gelen
rlann kayna mas ve kanmas sonucuda bir ok dini kltler ortya kt. Antik kltrn zerinde gelitii, eski Yunan ilminin ve sanat nn- zerinde ieklendi i alan, imdi bu dini kltlerin arp, ma sahnesi oldu. Bu kltlerden her biri, bir Tanr ya inanyordu. Bununla birlikte btn bu kltlerin hepsi ruhun liimszl ne inamyorlar ve te120

nasuh nazariyesini yani, ruhun lmden sonra, ba ka bir klk ve ba:


ka bir ekil iinde yeni batan bu dnyaya gelece ini kabul ediyord. Bu dini kltlerin hedefi, ruhu vcuttan uzakla trarak saf ruh haline gelmesini salamaktr. Bu hedefe de, mmkiin oldu u kadar maddi
zevklerden uzak ve faziletli bir hayat ya amak suretiyle ula labilece ine inamrlar. eitli kltler aras ndaki bu gr birlii, vcutsuz yani
srf ruh olan varlklann gerekten mevcut oldu u inanc n do urmutur.
Bu devir, srf ruh olan bu varl klann, yani, Daimon'larn Tanr ile insan aras ndaki alanda yer aldklarn ve kendi aralarnda derecelendiklerini kabul eder. Poseidonios, saf ruh olan varl klar hakkndaki bu grn en tipik tasvirini vermi tir. Bu devir, aynca astrolog 'ye de inanr
Ancak, Dounun tesiri ile ort ya kan bu dini kltlerin hepsi, gene, Yunan 'ilmi ve Yunan d ncesi ile dzenlenmi lerdir. nk, btn
bu dini rlar, yalnz dini duygularn deil, ayn zamanda, akln da is teklerini karlamak istemiler ve bu sebepten, bir doktrin haline gelmeyi denemilerdir. Netekim, hristiyanl kta da byle olmutur. i hayatn
ihtiyalar ile ilmin gerekleri birbiri ile kan m ve birbirini tamamlamya ab mtr. Din, duyg-u hayatn kankdracak bir inan yolu ararken, ilim, bu inanc temellendirmek, ona ilmi bir ekil vermek istemitir.
Dinle ilgili olan metafizik de bu suretle orhya . kmtr. Eski Yunan dinini tenkitle i e bahyan Antik dnce, gelime gidii iinde dinden
gittike uzakla m ve Epikur'da bu az klamanm en son haddine var-.
mtr. Bununla birlikte, daha sonra, yeniden, dine yakla mya balam
ve en sonunda, yeni ba tan ona dnm tr.
Bu devrin kendine z olan ba ka bir dncesi de, bu lemde, birbirine zt olan iki ayr kuvvet, bir iyi kuvvetle, bir de kt kuvvet
kabul etmesidir. Reel kuvvetler olarak gz nnde tutulan bu iki ayr
prensip, birbirleri ile srekli ekilde mcadele ederler. iyi duyular
dnyas dnda ve Tann ile ilgili olan eydir. Kt ise yer yznde
bulunan ve duyularla, grnler lemi ile ilgili olan eydh. Bu iki zt
kuvvetin mcadele alan , insan ruhudur.
Bu leme birbirine z t olan iki ayr kuvvetin hkim olduu gr,
M. O, 7. yzylda Iran'da meydana km olan Zerdt dininin esasn
meydana getirir. Ayn gr , daha sonra, Yunan felsefesinde, Fisagorcular tarafndan temsil edilmi tir. Bununla birlikte, bu gr , en kuvvetli
ifadesini, iyinin kendisi olan ideler dnyas ile, grnler dnyasn birbirinden kesin olarak ay ran, Efltun metafizi inde buldu. Bundan dolay, Efltun felsefesi, Antik d ncenin son devresindeki dini geli me
zerinde ok tesirli olmutur. Efltun metafiziki, bu son devredeki metafiziin esas karakterini belirlemi tir. Bu dini metafizi in en ok geli121

tii yer, e itli uluslarn tarih boyunca, birbirleri ile kan p kaynat
Iskenderiye idi. iskenderiye'de ort ya kan ilk felsefe kn, Yeni Fisagorculuktur. Fisagorculukla ilgili olan dini inan ve ya aylar, saylar
mistisizmi, bu felsefe g ' rinn esas karekterini belirler. Bu tr Fisagor'u, ola an st bilgi yetkisine sahip olan bir insan olarak gz nnde tutar. Akla, mant a deil de, bir eit sezgiye dayanan yeni bir bilgi ideali ortya kar. Yeni Fisagorculuk iin Fisagor, derin bir mistik
bilgiye ve sezgiye ula m olan sekin kiilerden biridir. Bu r, Fisagor gibi, olaanst bilgilere sahip olan kimselerin, ancak, tabiat st
srl kuvvetlerle temas halinde bulunan ahslar olduklanm kabul eder.
Bylece, Antik felsefeye Efltun'dan beri hkim olan Sokrates idealinin
yerine, Fisagor ideali geer. Bu rla ilgili olanlar, kendilerini Fisagor
adyla anar ve eserlerini de Fisagor'un ad yla yaynlarlar. Bu suretle, bu
devirde, Fisagor'un kendisi ile do rudan do rua olm yan, ama,
onun adn tayan bir ok eserlerin ort ya kt grlr. Bu devrin tipik mmessili olarak, Tyana'll Apollonios gsterilebilir. Apollonios'un
kendisinden bir yzyl sonra yazlm olan bir kitapta, onun hakknda
bir takm efsaneler anlat lr.

I. PHILON

Philon bu devirde yeti mi olan en orijinal filozoflardan biridir.


Philon'un kendisi yahudidir. Yunan ilmini ve Yunan felsefesini yak ndan tanm olan yahudi filosoflan, yahudi dininin esaslan ile Ytrnan
felsefesini uzlat rmya almlardr. Yahudilikle ilgili olan bu din felsefesi litteratr iinde en ba anlsi Philon'dur. Philon, eserlerinde, Tevrat', Efltun felsefesi bak mndan yorumlamtr. Efltun felsefesi ile
yahudi dinini uzlatrma yolundaki bu yorumlamamn en orijinal yn,
deler nazariyesini anlay rtarz dr. Efltun, Idelerin realitesine inamyor, bunlan, zaman st reel mahiyetler olarak gz nnde tutuyordu.
Philon ise ideleri, Tanr'mn dnceleri olarak kabul ediyor, deler Tanr'nn kendilerini dnmesi ile mevcut olurlar. Yarat c Tann kavram ile
deler nazariyesi bu suretle uzla tnlm olur.

II. YENI EFLATUNCULUK

Ilk an, din ile felsefenin birbiri iine gemi olduu bu son devresinin en byk baans . Yeni Efltunculuk'dur. Gelene e gre, Yeni
Efltunculuk, Ammonius Saccas taraf ndan kurulmu tur. Bununla birlikte, Yeni Efltunculu un asl kurucusu, Ammonius Saccas'dan ders al122

m olan Plotinos'dur. Plotinos, M sr'da domu (204 - 269) Ve iskenderiye'de yetimitir. Dou'yu grmek maksadiyle, imparator Gordianus'un ran'a kar girimi olduu sefere kat lm , 224 ylna doru da
Roma'ya gelip burada yerle mi tir. Roma'da mektebini kuran Plotinos,
bu mektebin ba nda, lmne kadar ba arl almalarda bulunmu tur. lmnden sonra eserleri, talebesi Porphyrios taraf ndan toplamp
yaynlanmtr. Bu eserler, her biri alt blmden meydana gelmi olan
dokuz kitaptan Ibarettir. Bunun iin bunlara, Yunanca dokuzlar anlam na
gelen Enneadlar denir.
Plotinos felsefesi, ince ve derin bir felsefedir. Antik a n en deerli verisi olan hayat gr, bu felsefe iinde manevile mi ve derunile mitir. Plotinos, yeni ba,tan, Efltun idealismine dnm tr. Gerekte,
Yeni Efltunculuk, Efltun'dan hareket eden bir felsefe g ndr. Antik
filozoflar iinde Efltun, mistik taraflan en bask n bir dnr olarak,
bu devre zerinde en ok tesir etmi olandr.
1.

Plottnos Felsefest :

Plotinos'un felsefesi, her eyden nce, materyalist olmyan bir felsefe sistemidir ve materyalisme kar dr. Aristo'dan sonraki felsefe mektepleri .Epikurcular, tam mnas yla, materyalist ve atheist'dirler.
Stoa mektebi ise pantheist bir materialism'i temsil eder. Plotinos, hareket
noktasnda materialismie mcadele eder. Alemin asl maddi deildir,
Tersine, lem, manevi ruhi bir esastan gelmektedir. Plotinos'a gre, maddi olmyan ey, manevidir, rukidir. Ruh bir birliktir, bir btndr. Ruh,
ne bir cisim, ne de bir kuvvettir. Stoal lar, Tanr'nn lemin iinde
immanent oldu unu kabul ederler. Buna kar lk, Aristo'ya gre Tanr, lemin stnde transcendant d r. Plotinos bu iki gr arasnda bir
senteze vanr. Tann'n n kendisi, Plotinos'da da mutlak ve de imez bir
birlik olarak gz nnde tutulur.okluk ve de iiklik ise Tanr'nn tesiri ile ortaya kar. Plotinos'a gre Tanr , lk olan, Bir olan dr. Bu
en yksek varl k, uluhiyetin kendisidir. Btn z tlklarn ve btn s nrl belirlemelerin stnde olan bu en yksek varl k hakknda hi bir ey
sylenemez. Onu, tam nrnas yla ne belirliyebilir ve ne de kavramlarla agklyabiliriz. Uluhiyet hakk nda, syleyebileceimiz tek ey, onun,
sonsuz birliin tam kendisi oldu'udur. Bu en stn kuvvet, ayn zamanda, en iyi kuvvettir. Alem, bu stn kuvvetin kendisinden meydana gelir. Ancak lemin bu stn kuvvetten meydana geli i, bu kuvvetin kendinin blmlere yahut kollara ayr lmas ile olmaz. Alem, bu asil cevherden tap akmakta, sudur etmektedir. Bu arada bu asil cevherin kendinden ve mahiyetinden hi bir ey deimemektedir. Alem, onun mahiyetinden, bir eit zorunlulukla sudur etmektedir.
123

Plotins, lemin Tanr'dan nasl ktm k misali ile aklamya


alr. Burada, Tann ile Gne aras nda bir benzetme yap lr. Gne,
he,r trl n kaynad r. nk, her trl k Gneten kmtr.
Nasl Gne her trl n kayna ise, Tanr da, var olan her eyin
kaynadr. Tann, her eyin kendisinden sudur kaynakt r. Btn
varl klar, Tann'mn bir suduru epaanation udurlur. Bundan dolay , her
eyin varl , Tanr ile aklanabilir. Tanr , varl'n kendisidir, birli in kendisidir, etki ve eylemin kendisidir. Bununla birlikte, Plotinos'un
Tanr's, byk monotheist dinle -de olduu gibi, lemi, hilikten ya ratmamtr. Sonra bu Tanr, Aristo v-e Efltun'da oldu u gibi, sonsuz olarak mevcut olan bir malzemeye sadece bir ekil ve dzen de vermemi tir. Her ey Tann'dan yaylp km Ve gelimitir.
Ik kendi mahiyetinden bir ey kaybetmeksizin ve kendisi harekete gemeksizin karanl kta parlar ve kendi etraf nda aydnlk bir at.
mosfer meydana getirir.Anc,ak, bu ayd nlk atmosfer, k kaynandan
uzaklard nispette iddetinden kaybeder ve en sonunda da karanl a dner. I te, tek ve bir olan n, en yksek varl n tesirleri de tpk byledir. Emanation ayr ayr sferleri ap Tanr'nn kendisinden uzakla t
nispette, mkemmelli inden kaybeder ve en sonunda da karanl k maddeye dner.
Varl n, Tanr'dan k p yayl , bir tak m tabakalanmalarla meydana gelir. Varln bu tabakalar silsilesinde, ilk olan ve bir olan Tanr 'nn kendisinden sonra, ilk tabakay Nus akl yahut Geist alan
meydana getirir. Tann'ya z olan birlik, bu tabakada, d nce ile varla, yani unda, uurun konusuna ayrlr. Ancak, bu en stn varil&
ait olan dnce etkisinde, varl kla dnce, aynd r. nk, burada
dnce, konuya gre de ien, zaman zaman ortya kp sonra yeni
batan kayp olan bir al ma deildir. Tersine, burada d nce, varln, kendi muhtevas n temasa etmesidir. Varl n bu stn dnce
muhtevasm ideler dnyas meydana getirir. Plotinos'a gre yalmz bir
takm iyi eylemler yoktur, aym zamanda bir iyilik idesi de vard r. Btn
eyan n ideal numunesi olarak mevcut olan ideler, zaman st olan dnceler, yani Tanr'mn dnceleridir.
frY

deler
grnler alemi ile karrlatruld vakit, sonsuzluun ifadesidir. Bununla birlikte, bu manevi lem, ayn zamanda okluun da ifadesidir. nk ideler, yaln z, dnce, yalmz rnek deil, ayn zamanda, tesir edici kuvvetdirler. deler, her eit etkinin ve her eit eylemin de ncesiz ve sonsuz rnekleridirler.
Bylece, varl n tabakalar silsilesinde, Tanr 'dan sonra gelen ilk
tabakaya, yani, ideler dnyas na geildi i vakit, bu dnyann, Tann'ya
124

olan mutlak birlikten yoksun oldu u grlr. Ideler dnyas na okluk girrnilir. Ancak bu okluk, eya lemindeki okluk gibi, zaman ve
mekn iinde bulunmadndan, ideler her vakit, kendi kendilerinin ayn olarak kahrlar, yani, ncesiz ve sonsuzdurlar.
Nus'un ideler dnyasndan sonraki verisini, ruh tabakas meydana
getirir. Ruhun etkisi, ideler dnyas m temasa etmesi ve bu dnyaya gre, yani, ideleri rnek alarak, grn ler dnyasn ekillendirmesidir.
Ruh, Nus, karsnda passiftir. Ama, madde ile kar latnld vakit,
aktif ve tesir edici bir prensiptir. Ruhun, bir kendi stndeki ideler dnyas ile ve bir de kendi altndaki madde dnyas ile olmak zere, iki eit etkisi vardr. Idelerin tema asma dalm olan ruh, gerek ruhlur, stn ruhdur. Maddeyi, ekillendiren bir kuvvet olarak da a a ruhdur.
Plotinos'a gre, ilkin, btnl ile, bir lem ruhu vard r. Tek tek
insan ruhlan, bu lem ruhundan ayr lm paralard r. Insan ruhunu
meydana getiren bu tek tek parada, vcudu canland ran hayat kuvvetl vardr. Plotinos, bu suretle, ruh ve vcut mnasebetini gz nnde
bulundurur. Alem ruhundan bir para olan ferdi ruh, ne maddi bir eydir, ne de vcudun bir orgamd r. Ruh, vculian tamamiyle ayr olan,
ama vcuda hkim olan bir kuvvettir. Ruh, vcudu ekillendirir ve Sna
hayat verir. Netekim, ruh vcudu terk etti i vakit, vcut da hayat kuvvetini kaybeder ve dalr. Vcut, yan yana olan bir tak m paralardan
meydana gelmitir. Buna karlk, ruh, bir birliktir, btndr. Vcut,
ancak ruh tarafndan canlandrdd mddetce bir birlik olabilir ve yaayabilir. Vcut, lmldr, buna kar lk; ruh, lmszdr ve kendiliinden bir birliktir.
Plotinos, ruhun lmszl n tenasuh nazariyesi ile a klar. Bir
vcuttan aynlan ruh, ba ka ,bir vcut kal b iinde, yeni batan dnyaya
gelir. Bununla birlikte, ruhun as l hedefi, vcuttan bsbtn kurtulup,
saf ruh haline gelmektir. Netekim, Plotinos, saf ruh olan bir tak m
varlklann, Daimonlann mevcut oldu 'una inanr. Vcut, ancak, ruh
tarafndan ekillendirildii ve aydnlatld mddete bir varl 'a sahip
olabilir. Ruh taraf ndan terk edilen vcut, yeni ba tan maddeye dner.
Ancak, Plotinos'a gre, madde, kendi ba na var olan maddi bir y 'gndan ibaret deildir. Plotinos metafizii asndan madde, daha ok maddi olmyan cisimle ilgili olmyan bir eydir. Geri, cisimler, maddeden
meydana gelirler, bununla birlikte, maddenin kendisi bir cisim de ildir. Maddenin kendisi, her trl realiteden yoksun olan bir l iliktir.
Madde, mutlak bir var olmaydr. Maddenin Bin> e olan nispeti, karanln aydnla olan nispeti gibidir. Madde, mutlak bir yoksunluk ve
mutlak bir negatifliktir.
125

Mutlak bir eksiklik ve mutlak bir yoksunluk ifadesi olan madde,


varln ve Bir in negation'udur. Varlkla bir ve iyi ayn olduuna
gre, madde, iyinin de negation'udur. Bylece, maddeye bir tek de er
sfat yklenebilir ki bu da onun kt oldu -udur. Ancak, bu anlamdaki kt, mspet olarak mevcut olan bir ey deil, bir eksikliktir. iyi'nin mevcut
olmamas , iyinin eksikliidir, iyinin yoklu udur. Bir var olmaytr. Eer
kt, bir yokluun ifadesi ise, bu takdirde var olan her eyin, iyi olmas gerekir. Bu da Plotinos iin, yeni bir theodic& nin temellendirilmesine yarayacak kan ttr.
Plotinos'a gre, duyular dnyas , varlkla yokluun karmasndan
meydana gelir. Bu dnyada, kla karanlk ve Bir ile madde yani yokluk birbirine karr. Bundan dolay bu dnya, Tanr'dan yahut iyiden
bir pay ald nispette iyi, buna karlk, maddeden yani ktden bir
pay ald nispette ktdr. Gerekten kt olan ey maddedir. Madde,
negatifdir. Buna kar lk cisimler dnyas , yalnz maddeye olan nispeti
lsnde negatiftir ve ktdr. Bu suretle, duyular dnyas maddeden
ayrlr. Duyular dnyas nn, mspet ve gerek olan yn, Nus ve ruh tarafndan aydnlanm olan yndr. te. Plotinos'un spiritualism inin
esas da buradad r. Plotinos'a gre, maddi olan ey, yalmz grntedir,
yalnz, dtan bir rtdr. Bunur arkasnda, gerekten mevcut olan ve
tesir eden kuvvetler ruhlard r. Tabiat, ancak ruh olarak bir gerekli e
sahiptir.
imdi, Plotinos tarafndan savunulan bu idealist gr , tabiat olgularnn aklanmas na uygulanrsa, tabiat ara trmalarnda esas olan a klk ve seikliin ortadan kalkaca Tabiata, kanunlu sebep ba lh yerine, dnya ruhunun, uurlu olmyan, gereklik st ve s rl dokusu hkim olur. Bu s rl dnya gr iinde, astrologi ve mucizeler
yer alr. nsan, kendini her yanda, bir tak m srl kuvvetlerle evrelenmi duyar. Dnyamn, Tanr'dan meydana k, zaman st olan, sonsuz bir olu madr. Plotinos, 'ayn varlklann, yeniba tan tekrar ortya ktklarndan sz etti i vakit de dnyadaki olu may, ncesiz ve sonsuz
olarak gz nnde tutar. Nas l k karanl kta, parlarsa, Tann da, bir hi
olan maddeden dnyay meydana getirir.

Plotinos Estetii:
Plotinos sisteminde, estetik nemli bir yer al r. Plotinos, gzellik
kavramn, kendi dnya grnn ana kavramlar ndan biri olarak gz
nnde tutmutur. Plotinos felsefesi, metaphysik bir estetik zerine giriilmi olan ilk denemedir. Antik d nce iinde gzellik, iyilik ve mkemmellikle ayn anlamda saylmtr. Aristo'nun poeti inde de gz
nnde tutulmu olduu gibi, Estetikte gzel, her vakit, ahlki etkileri
1 26

asndan ele alnmtr. Gzelin, teki kavramlardan ayr olarak, bal


bana ele alnmas denemesine, ilk nce, Efltun'un Symposion adl eserinde giriilmitir. te bu deneme, Plotinos taraf ndan yeni batan ele
almr.
Plotinos estetii idealisttir. Plotinos'a gre, kendili inden gzel olan
ey ruhtur. Vcut, ancak ruhu aksettirdi i lde, ruhun bir ifadesi olduu anlamda gzel say labilir. Bylece gzellik, ideal mahiyetin yahut
da Nus'un, duyular dnyas iindeki grn dr. Gzellik, Nus'un duyularla ilgili olan grn iinde dlamaktadr. Gzelin temaasma
dalan kimse, duyular dnyas nda, ide'nin aksini bulur. Bu dnyan n
maddi olan ynn yenmek ,ortadan kald rmak suretiyle de, duyularla
ilgili olan gzellikten, manevi gzelliin kendine vanhr.
n .

Nazariyesi:

Plotinos'a gre ayr ayr varlk tabakalar nn bilinmesine yarayacak,


ayn ayr bilgi organlar= vardr. nsan, eisimler lemini, duyular yoluyla alglyarak bilir. Ruh lemini, do rudan doruya alglad, kendi ruhu yoluyla bilir. Ideler lemini ise, akl ile bilir. Insan, ideler lemini, kendi ruhunda temasa edebilir. Bylece, insan n, bir yandan cisimleri alglamya yarayan duyu organlar , te yandan, manevi dnyay kavramya yarayan iten bir sezgi kabiliyeti, manevi bir gz Vard r.
Bununla birlikte, insan n ulaabilece i en stn bilgi derecesini
extase eezbe an meydana getirir. Bu insann kendi uuru dna kp
bilinsiz bir hale geldi i andr. Cezbeye eri en insan ruhu Tanr'ya alr ve Tann ile birle ir. Bylece, insan Tanr'y ancak mistik bir bilgi yoluyla kavnyabilir. nsann, Tann'y dorudan doruya bilip kavrad
anlar, ruhun, veuttan aynl p Tann'ya yneldii ve ykseldii mutlu
anlardr. Bundan dolay, eezbe, en stn bilgi derecesini ve insann en
yksek hedefini meydana getirir. Grld gibi, Yeni Efltuneuluk tamamiyle mistik bir bilgi yolu gtm tr. Bununla birlikte bu r, ilk
an son devresi ile ilgili olan en byk felsefe sistemidir.

Proklos:
Proklos, sudur nazariyesinin metodologik ve logik bir amasm kurmak denemesine girimi olan bir yeni Efltuncudur. Proklos, aym zamanda, ayr ayr dinlerin mitologi'lerini de bir sistem halinde toplamay denemi ve bu sistemi deduktif bir ekilde kurmaya al mtr. Bu
sistemin enteresan olan yn, dialektik bir metot takip etmesi, yani, her
vakit, l guruplar kurarak, bunlar aras nda bir ilgi bulmaya almasdr. Bu s retle, Yeni Efltunculuk, daha sonraki geli mesi iinde, ayn ayr uluslann, ayn ayn devirlerde inand klan bir yn mitologi'yi
127

de iine alarak fantastik bir ilhiyet ekline girmitir. Aristo'dan beri gz


nnde tutulan a k ve seik gzlemler, Yeni Efltunculuk sistemi iinde nemlerini bsbtn kay betmi lerdir. Yeni Efltunculugun son devrelerinde, Aristo ve Efltun'u yorumlamak denemelerine de giri ilmitir.
Bu suretle, gere in kendini, canl tabiat olgularnn gzlenmesi yoluyla deil de, statlann yazm olduu kitaplar yoluyla anlamak d ncesi ortaya kmtr. lk a n sonlarnda ortya kan bu dnce, btn
Orta a a hkim olmu ve ancak Renaissance'la birlikte ortadan kald nlabilmitir. Proklos, Yeni Efltunculugun son devrelerinin en nemli
temsilcilerinden biridir. Kendisi Atina'da ya am ve Akademiye mdrlk de etmi tir. Bununla birlikte az sonra, Bizans mperaton Justinianus'un vermi olduu bir buyrukla, Atina'daki btn felsefe mektepleri kapatlmtr. 529 ylnda yrrle giren bu buyrukla birlikte, Ilk
a kapanm ve Orta a balamtr.

III. HRISTYANLIK FELSEFESI

Ilk an son devresinde, yeni bir din, yeni bir organisation olarak
ortya kan Hristiyanlk, Roma'daki e itli hellenistik kltlerden biridir.
Bu hareket, lk an son devrelerinde, says pek ok olan proleter halk
ktleleri aras nda yaylm ve bu sayede btn teki kltlere hkim olmutur.
ok Tann'll olan eski Roma dini, ferdin kendisi ile ilgilenmiyen resmi bir devlet dini idi. Buna karlk, Hristiyanlk btn teki hellenistik
dinler gibi, ferdin kendisi ile ilgilenmi ve ona lmszl vadetmitir. Hristiyanl n esasn meydana getiren iki esas d nce vardr. Bunlardan biri, insan n ilemi olduu bir su sonucunda lml oldu u ve
Tann'sndan uzakla tdr. nsann lmden kurtulabilmesi iin, ilkin
sutan kurtulmas gerekir. Ancak insan, ba l bana ve.kendi gc ile
bu sutan kurtulamaz. nsann sutan kurtulabilmesi, Tanr 'nn efaati
ile olur. Tanr, insanlara yard m etmek, onlar sutan kurtarmak iin,
insan ekline girmi ve dnya yzne inmi tir. ite bu gr, yani Tanr'nn efaat gr de, hristiyanl n, ikinci ana d ncesini meydana
getirir.
Tann, sa'mn absnda, yani ezilen, a a grlen bir insamn ahsnda grnmtr. Bu anlay , Hristiyanl ' n aa halk tabakalan ve
kleler aras nda yaylmasna byk lde yard m etmitir armha gerilen Tanr, Hristiyanlara gre, gn sonra, tekrar dirilmi tir. mdi,
bu Tanrya inanan insan da, onun kaderini ya yabilecek, yani, ldkten
sonra tekrar dirilecektir.
128

Hristiyanlk, Roma'da yaylm bulunan teki hellenistik dinlerden,


kendi mminlerinin, yaln z kendisine ibadet etmelerini art ko makla
ayrllyordu. Bir Hristiyann, ayn zamanda, ba ka bir dille girmesi ve
ba ka bir dinin Tanr'sna tapmas mutlak ekilde yasakt . Bu durum,
Roma devleti ile Hristiyanl k arasnda, derin bir ayrln ve anlamazln ortya kmasna sebep olmutur. teki hellenistik dinleri ho karlyan Roma devleti, Hristiyanl , bask alt nda tutmak zorunda kalm tr. nk Hristiyanl k, kendi mminlerinin, ba ka bir Tanr'ya tapmalarn yasak etmekle, onlar n, Roma dininin gereklerine g e hareket etmelerine de engel olmu tu. Halbuki Roma dini bu devirde bir devlet dini haline gelmiti. Roma yurtta lar= Imparator iin bir tak m yinler
yapmalar gerekiyordu. Hristiyanl k ise, btn bunlan, red ve yasak ettikten ba ka, misyonerlik de yap yor, yani, genilemiye al yordu. Ite
bu durum, Hristiyanlar n iddetli bir devlet basks na ve takibe u ramalanna sebep olmu tur. Ancak, bu bask, Hristiyanlan, kendi aralar nda
birlikli bir cemaat kurm ya gtrm ve Hristiyanl k ,bu sayede, gnden gne, kuvvetlenmi tir.
Hristiyanl:n, iten ie geli ip, bal bana bir kurum olarak gnden gne kuvvetlendi 'i bu devir, Roma imparatorlu unun, siyasi kuvvetinden kaybedip kmiye ba lad ve zlmiye yz tutt4,-u bir devreye rastlamaktad r. Bundan dolay , Roma mparatorlar , bir zaman sonra,
Hristiyanlkla uramaktan yaz gemi ler, hatt bu dinle uzla mak ve bu
&ne dayanmak zorunda kalm lardr. Netekim, Kostantin, Hristiyanl a
kar yaplan btn basklar ortadan kald rarak, bu dini resmen tan mt r. Kostantin'den sonra Bizans Imparatoru olan Julianus, Yeni Efltunculua dayanarak, eski Roma dinini, yeni ba tan canland rmak yolunda son
bir denemeye girimitir. Bununla birlikte, bu deneme de ba arsz kalmtr. Spekltif bir d ncenin verisi olan Yeni Efltunculuk, daha ok,
bilginlere ve ayd nlara gre bir dindi. Bundan dolay , geni halk ktlelerine hitap eden Hristiyanl k karsnda, yeni batan, kalknp tutunamamt. Bundan baka, balangta proleter ktleleri kendine eken Hristiyanl k, daha sonra, teki sosial s nflar, filozoflan ve bilginleri de kendine ekmiye balamt.
Hristiyanlk felsefesine, Tanr 'nn lemi, kendi hr ve yarat c iradesi ile meydana getirdi i dncesi hkimdir. Tanr 'y bir ahsiyet olarak gz nnde tutan Hristiyanl k, lemin meydana kn da bir irade
eylemi ile aklar. Alem, Tanr 'nn mahiyetinden, logik bir zorunlulukla
gelimi olmayp, Tanr'nn hr iradesi ile hilikten yarat lmtr. Bundan
dolay, lemin meydana k, ncesiz ve sonsuz bir olu ma olmayp, zaman iindeki bir kerelik bir olgudur.
129

Bylece, lemin meydana kmasnda, Tann iradesi ve hilileten yaratlma sz konusudur. Alem, mevcuttur, nk Tanr , mevcut olmasm
istemi tir. Alemin baka bir ekilde olmayp da bu ekilde olmas da, gene Tann'nn onu, byle istemi olmasndan ileri gelmektedir. Alemin
meydana k sorusunda Hristiyanl kla Yeni Efltunculuk aras nda, ne
kadar kesin bir ayr lk olduu grlmektedir.
Hristiyanlk dnya gr ile ilgili olan, Tanr'nn bu smrsz yaratma giic, bu din iinde theodicee probleminin teki dnya gr lerinde olduundan daha kuvvetle meydana kmasna sebep olmutur. Tann' nn iyilii ve hayrseverlii karsnda, ktnn bu lemdeki varl nn nasl aklanabilecei sorusu ortya kmtr. Hristiyanlk, insann
irade hrriyetini kabul etmekle, glkten kurtulu yolunu bulur. Tann,
insanlar yaratrken, onlara, kendi irade hrriyetine benzeyen bir irade
hrriyeti de vermi tir. Tanr'nn yaratm olduu bu iyi dnyaya, insanlann yanlma ve sulanmalan sonucunda, gnh ve ktlk girmi tir.
Hristiyan d nrleri, dnya yzndeki suun, madde yahut da duyularla ilgili olduunu ileri srmezler. nk, Tanr 'mn kendisi tarafndan yarat lm olan madde kt olamaz. Su, insanlar n, Tann'ya kar
koymalar ve ba kaldrmalar sonucunda ortaya kmtr. nsanlar, Tann'ya yneltmek zorunda olduklar sevgiyi, daha ok, Onun yaratt eylere, dnyaya evirrni lerdir. nsanlarn, bu dmeleri de, iyinin yer yznde mevcut olmamas ndan deil, tersine, onlarn, ters ve yanl bir
irade eyleminde bulunmu olmalarndan ileri gelmektedir.
Bununla birlikte, Tann ve dnya, dolay syla ruh ve madde aynl ,
Hristiyanlkla ilgili olan dnya gr iinde de yer alr. Sonsuz olan
Tanr ile, sonlu ve gelip geici olan madde lemi, kesin ekilde, birbirinden ayrlr. Maddi dnya, insann yreindeki Tanr sevgisini bo an ve
insan, Tann'ya kar gelmiye kk rtan kt ruhlarla doludur. Ruhun
kurtulu yolu, insamn, duyular dnyas ndan yz evirebilmesindedir.
Ancak, Hristiyanlk felsefesinde gz nnde ti tulan bu ikilik, Tanr
ile madde aras ndaki zulktan do an bir ikilik deildir. Bu, Tanr ile dm ruhlar aras ndaki ztlktan do an bir ikiliktir. Bu ikilik, sonsuz ve s mrsz olan Tanr iradesi ile, snrl insan iradesi aras nda bir aynhk ve
ztln ifadesidir.
Hristiyanl n ilk ve en nemli missionerlerinden biri olan Paulus,
insann, iyinin ve iyili' in kendisini bildi ini, bununla birlikte, onda ktye ve su i lemiye kar , nne geilemiyecek bir istek ve e ilim olduunu ileri srer. Paulus'a gre, insan n sutan kurtulmas ve giinahtan
temizlenmesi iin, Isa'ya inanmas ve Isa'nn yolundan yrmesi gerek-

mektedir.
130

Hristiyanlk, balang ta, gerek Tanr anlay , gerek ahlk gr


bakmndan tenkit edilmi tir. Hristiyanl kla ilgili olan ilk litteratr, btn
bu tenkitler kar snda, bu yeni dinin, kendi kendini korumak ve savunmak gayretlerinden do mutur. Hristiyanlk, btn bu savunma gayretleri aras nda, kendi prensiplerinin, esasl felsefi grlere aykr olmadn da, gstermeye al mtr.
Netekim Hristiyanhk, daha sonraki devrede, ba lca gayretini Hristiyanlk domas ile felsefe aras ndaki ilgi meselesine evirmi tir. Hristiyanlk domas ile felsefe yahut da bilgi aras nda ne eit bir ilgi vardr ? Bu sonraki devre, Hristiyanl n ana kavramlarma felsefi bir dayanak aramak gayretine d mtr. Bu gayret, e itli a lardan ele al nmt r. lkin, imann m, yoksa bilginin mi, yani Tann tarafndan sylenmi
olan kutsal kitaplar n m, yoksa felsefenin mi, n plnda geldi i sorusu
orbya atlmtr. Bu devrin, Gnosis ad n alan bir n, bir eit mistik bilginin, domadan daha stn oldu u d-'; ncesini savunmu tur. Bu r,
dinin do malanna inamlmadan nce, bunlar n, felsefi bak mdan yorumlanmalan gerekti i dncesini ileri srm tr.
Buna karlk, Hristiyan Kilisesi, do may, her vakit bilgiden daha
stn saym ve Gnosis doktrinine kar da iddetli bir sava amtr.
Kilisenin benimsedi i ve kabul etti ' i gr , ilkin, imanla kabul edilen do mann, daha sonra, ak lla aydnlatlmasd r. ilkin bir inan konusu olan
dini hakikatlerin, felsefeye de ayk r olmadklarnn gsterilmesidir.
Bu nn tipik temsilcisi Iskenderiye% Clemens'dir. Clemens'in dncesini, anlamak iin inan yorum sz ile ifade etmek det olmu tur. Hristiyan ortodox kilisesi de, Clemens gibi, en stn varl k ile lemin yaratcsnn bir ve ayn olduunu, bylece, eski Testament'in Tanr's ile, yeni Testament'in Tanr 's arasnda hi bir ayrlk olmadn kabul eder. Bu tek gerek Tanr 'nn, vahyinde, plnl ve yetitirici bir geli me de vardr. Do'ma, insan , ayn zamanda, do ru olana ve mkul olana
gtren bir eiticidir de. nk, Tan buyruu, iyidir.
Ite Hristiyan do mas bu dnceler iinde geli mi, esas ve kal c
karalderine de, yaln z bu dncelere dayanarak eri mitir. Kilise, kendi
grne aykn olan rlarla sava m, btn bu sava ve savunma
gayretleri sonucunda da, kuvvetli bir organisation olmak imkmn elde
etmitir Szn etti imiz bu devir, yani, kilisenin kuvvetlenip te kiltland devir, kilise babalar devridir. Kilise babalanmn zerinde durduklar balca problem de, kiliseyi ilgilendiren ana soru, yani, do ma ile
bilgi arasnda nasl bir ilg,1 oldu'u sorusudur.
Bu devrin karakteristik d nrlerinden biri olan Origenes, Hristiyanlk domasna, Yeni Efltuncu motifler kan trm , bu yzden, ken131

disinin kilise ile aras alm ve kilise cemaatndan uzakla tnlmtr.


Ammonios Saccas' n rencisi olan Origenes, bir yandan Hristiyanl k
do masna, te yandan, Yeni Efltunculu a bal dr. Ancak, daha nce de
iaret etmi oldug'umuz gibi, Hristiyanl.g n Tanrs ile, Yeni Efltunculu un Bir i aras nda, esasl bir ayrlk vardr. Hristiyanl k, Tanr'nn lemi yoktan yarattn kabul eder. Bu sebepten dolay , Tanr ile lem
aras nda alamyan bir ayr lk vard r. insan da, Tanr'nn yaratt bir
varlktr. Bundan dolay, insan n Tanr kar sndaki durumu, yarat lann
yarat c kars ndaki durumudur. Buna karhk, Yeni Efltunculu a gre lem, tpk n Gneten kt gibi, Tanr'nn kendisinden km
ve yaylmtr. Byle olunca, insan da, Tanr'mn kendisinden km olan
bir varlk, Tanrlk olana kat lan ve dolaysyla Tarma bir z ta yan
yaratktr. Netekim insan, bilginin en yksek derecesinde, (extase) Tanr'ya ulamak ve Tanr ile birlemek imknna da sahiptir.
Hristiyanl k, lemin dolayslyla zaman n bir balangc olduunu,
yani, lemin zaman n balangc nda yaratlm oldu'unu kabul eder. Btn hristiyan d nrleri, Hristiyanl kla ilgili olan olaylar, tarihin belli
bir an nda gerekle mi olan bir kerelik olgular olarak gz nnde tutarlar. Bunlar, bir kere daha, yeni ba tan tekrarlanm yacaklardr.
Buna karlk Origenes, Hristiyanln bir kerelik sayd btn bu
olgular n devri oldu unu, ve dnya tarihinin de devri olan sonsuz bir gelime iinde bulundu unu ileri srmtr. Origenes de Hristiyanl k domasn n, Tann'nn lemi hr bir irade ile yaratm , olduu dsncesine
bald r. Ancak Origenes'e gre, bu yaratma, belli bir zaman iindeki bir
kerelik bir yaratma de il, zaman stndeki sonsuz bir yaratmad r. Sonsuz
olan Tanr, sonsuz bir ekilde yaratr. Tanr'nn kendisi, z gere i, yaratmadan olamaz. Tanr , bu sonsuz yaratma gc iinde, sa'y ve Logos'u meydana getirir. Logos, Tanr 'nn dnya ile ilgili olan dncelerinin btnnden ibarettir. imdi, Logos yoluyla da, her biri ba l bana,
hr olan ruhlar meydana kar ve Tanr'y evrelerler. Bu hr ruhlar iinde, yaratclarn sayan ve sevenler, sonsuz bir mutluluk ve kutsall k iinde onun yannda kalrlar. Buna kar lk, yersiz bir gurura kap larak Tann'larndan yz evirenler, ceza olmak zere, bir ceza vas tas olarak yaratlm olan maddenin iine abl rlar.
Ancak, Tanr , bu dm ruhlara efaat edecek ve onlan, iine d tkleri bu durumdan kurtaracakt r. Aslnda ceza, bir dzelme ve iyile me arac dr. nsanlar, srf yola gelsinler ve yeni ba tan Tanrlanna dnsnler diye bir vcutla donablm lardr. Bundan dolay, sulularn hepsi
en sonunda sularndan temizlenecek ve yeni ba tan Tanr'ya dneceklerdir. Ancak insanlar, zay f olduklarndan, yeni ba tan su ileyip Tan132

n'dan aynlacaklar, ve bu eylem de bylece sonsuz bir ekilde srp gidecektir.


Origenes yaratc Tanr kavram ile Yeni Efltunculuk aras nda bu
ekilde bir uzlatrrnaya var r. Sonsuz ruhlar lemi, Tanr 'nn sonsuz olan
yaratma gcnn bir ifadesidir. Maddilik ve cismanilik, yaln z ruhlann
iledii sutan dolay ortya kmtr ve bunlann sutan temizlenmesi ile
yeni batan ortadan kalkacakt r.
Origenes tarafndan ortya atlan bu uzlatrma denemesi, hele, bu filozofun, lemin devri olduunu ileri sren gr, kilise taraf ndan hi bir
ekilde onanmamtr. Kilise, Clemens'in daha nce szn etti imiz grn tutmutur. Antik kltr iinde yeti en hristiyan clnrleri, insanlk tarihinin, bir kerelik olan ve hi bir ekilde tekrarlanm yan bir
ilhl plna gre geli tiini kabul etmek isterler. Bu geli menin hedefini,
insanln kurtuluu meydana getirir. Bu gr, ilk an, eski gnlerini
kaybetmi ve kmiye yz tutmu olan byk kltr uluslar nn psikologik durumlarna da uyan bir grtr. Netekim, bu devirde insanl k tarihinin sonunun yaklatna gerekten inan lmtr.

133

DZELTMELER

Sayfa

Satr

2
3
3
3
4
4
9
13
14
14
15
16
16
18

22
5
10
23
7
24
37
9
20
31
21
3
15
18
3
2
29
24
19
24
16
29
14
2
23
50
17
7
33
7
8
8
28
4
31
35
36

19

23
23
27
29
29
31
32
32
34
35
35
36
41
41
42
42
42
42
47
49
49
49
134

Yanl

Do ru

ense
felsernin
ilgildir
hat
prensiplerin
ne dir
kaynktr
ilgili
tesir
Anaxnmandros

pense
felsefenin
ilgilidir
hatt
prensiplerinin
nedir
kaynaktr
ilgili
tesiri
Anaximandros

yeni

yani

Fisogarculuk
Dionyos
Xesonaphanes
n
drt
saphairos
Leukippes
olduna
rastlamaktad r
Protogoras
Gogias
Protogoras
zorlu un
bulu
adet
Aristohpanes
Netkim
Sonkrates
eylemileri
mutluluaa
ulama
Antishenes
periktione
idealis
Diaoglarmn
unrversite

Fisagorculuk
Dionysos
Xenophanes
nk
drt unsur
Sphairos
Leukippos
olduuna
rastlanmaktadr
Protagoras
Gorgias
Protagoras
zorlu unu
bulur
det
Aristophanes
Netekim
Sokrates
eylemleri
mutlulua
ulam
Antisthenes
Periktione
idealism
Dialoglarmn
niversite

Sayfa

Satr

50
51
51
52
54
54
54
55
55
56
62
72
73
74
74
74
75
77
79
80
80
112
118
118
121
J 27

3
16
19
12
11
13
32
15
32
27
11
5
13
13
24
27
35
4
24
28
30
20
21
23
22
29

Yanl
Birbirinden
babca
Protogors
Pretogoras
genl
yaratac
idelre
fomlan
un'a
srmbol
yetkisnie
formlardrlar
Analitika
Kaziyelerim
henin
oyluyla
edeal
gereklilere
kavnm
Aristo.ya
dnceyi
.

de iiklikler

Epiket
Epiket
Azklamann
gtmtr

Doru
birbirinden
balca
Protagoras
Protagoras
genel
yaratc
idelere
formlan
tun'a
sembol
yetkisine
formlandrlar
Analytika
K aziyelerin
phenin
yoluyla
ideal
gerekliklere
kavram
Aristo'ya
dnceyi
de iiktirler
Epiktet
Epiktet
uzaklamamn
gtmtr.

135