1.4.

 Kontrol Sistemlerine Giriş 
İkinci dünya savaşından sonra ve özellikle son yıllarda kontrol sistemleri, insanlığın 
ve uygarlığın gelişme ve ilerlemesinde, çok önemli rol oynayan bir bilim dalı hâline 
gelmiştir.  Bugün  modern  ev  ve  bürolardaki  ısıtma  ve  havalandırma  sistem  ya  da 
düzenleri otomatik kontrol yöntemleri yardımı ile ısıyı ya da ortamın nemini ayarlar. 
Endüstride,  modern  araç‐gereçlerde,  otomatik  kontrol  sistemlerinin  sayısız 
uygulamaları  vardır.  Üretilen  ürünlerin  niteliklerinin  kontrolü,  ilaç  endüstrisinde 
ilaçların  kontrolü,  uçakların  oto‐pilot  ile  kontrolü,  gemilerin  kontrolü,  modern 
gerilim  regülatörleri,  güdümlü  araçların  kontrolü,  bilgisayarla  kontrol,  trafik 
kontrolü, robotlar ve kontrolleri vb. Geniş bir açıdan bakıldığında, kontrol sistemleri, 
elektrik, makine, inşaat vb. birçok alanda uygulanabilmektedir. 
Otomatik üretim modern sanayinin de temeli ve teknik ilerlemenin genel eğilimidir. 
Bu  da  yeni  fabrikasyon  süreçleri,  otomasyon  imkânlarının  daha  geniş  uygulanışı, 
otomatik  işlem  görücülerin  ve  sanayi  robotlarının,  çeşitli  tipte  yükleme  gereçleri, 
yükleme  gereçleri,  transfer  tezgâhları  ve otomatik  kontrol  sistemlerinin kullanımı 
demektir. 
Endüstriyel otomasyonda mekanik, hidrolik ve elektronik birleşmekte ve otomasyon 
araçları  olarak  kuvvet,  basınç,  hız  iletme  sistemleri  (transduserler),  röleler, 
amplifikatörler,  sinyal  çevirgeçleri,  elektriksel  hidrolik  ve  pnomatik  harekete 
geçiriciler kullanılmaktadır. 
Ölçüm  işlemlerinde  ve  tezgâhların  ayarında  otomasyondan  yararlanılmakta; 
otomatik torna, freze, matkap ve taşlama otomasyonun bir kısmını oluşturmaktadır. 
Montajlara da otomasyon girmiştir. Otomasyon, Henry Ford’un 20. yüzyılın başında 
ilk  kez  kitle  üretim  tesisini  gerçekleştirdiği  zamanki  kadar  önemli  bir  teknolojik 
değişmedir. Tam otomasyona örnekler verirsek, modern bir petrol rafinerisi ya da 
tek  bir  denetim  sisteminden  elektronik  darbelerle  yönlendirilen  petrolün  içinden 
aktığı boru hattı sistemi bugünkü uygulamalardandır. 
Yarının  düğmelerle  çalışacak  fabrikasında  belki  de  üretim  sahasında  hiç  işçi 
olmayacaktır. Pratik olarak bugünkü otomasyonla güç üretim santralinde ve petrol 
rafinerisinde  hiç  işçi  yoktur.  Ama  aynı  anda  makineye  bilgi  hazırlayan  ve  onu 
makineye  veren  programcılar,  makine  yapımcıları,  makine  yerleştiricileri, 
onarımcılar vb. gibi yüksek beceri isteyen işlerde çalışan inanılmaz çoklukta insan 
vardır.  Ayrıca  makinenin  tasarımcıları,  çizimcileri,  sistem  mühendisleri, 
matematikçiler ya da mantıkçılar gibi büyük sayıda eğitilmiş insan gereklidir. 
Akış (debi), basınç veya sıcaklık gibi stratejik niceliklerin hassas bir şekilde ölçülmesi, 
bir  işlemin  uygulanmasının  kontrolü  veya  izlenmesinin  önemli  bir  bölümünü 

eemdersnotlari.tr.gg

oluşturur.  Şekil  1.13’te  endüstriyel  enstrümantasyon  sistemlerinin  birçoğunu 
gösteren bir blok diyagram gösterilmiştir. 

 
“Ölçülen  değer”  veya  “işlem  değişkeni”  adı  verilen  fiziksel  bir  nicelik,  bir  ölçüm 
sistemi kullanılmak suretiyle, genel olarak elektriksel bir sinyal gibi ölçülebilen bir 
değere  dönüştürülür.  Daha  sonra  bu  sinyal  kontrol  amacıyla  kullanılabilir.  Şekil 
1.14’te  ise  daha  ayrıntılı  bir  blok  gösterilmiştir.  Bu  şemada  bir  algılama  elemanı 
(sensör‐transduser) eklenmiştir. Bu durumda sensör, kontrol edilmekte olan işlem 
değişkeni  ile  ilgili  bir  değişiklik  gösterecektir.  Çoğu  sistemlerde  yalnız  tek  bir 
değişkeni ölçmek için bir ölçme elemanları zinciri bulunabilir. Örneğin debiyi ölçmek 
için orifisli bir plaka kullanılmakta olup bu orifisli plaka, akışa bağlı olarak bir basınç 
farkı meydana getirir. Bu basınç farkı ise, bir körük ile yer değiştirme hareketine, bu 
da  bir  potansiyometre  ile  elektriksel  sinyale  dönüştürülür.  Bu  tür  sistemlerde  ilk 
sensöre  birincil  sensör  denir.  Sensörden  direkt  olarak  alınan  sinyal  çoğu  kez  çok 
küçük olduğundan, yükseltmeye tabi tutulabilir. 

 
1.4.1. Kontrol Sistemlerinin Temel Elemanları 
1.4.1.1. Sistem 
Bir bütünü oluşturan, birbiri ile bağlı olan ya da belli bir işlev için bir araya getirilmiş 
olan elemanların düzenine ya da kümesine sistem denir. 

eemdersnotlari.tr.gg

1.4.1.2. Kontrol Sistemi 
Kontrol  ayarlayan,  düzenleyen,  yöneten,  kumanda  eden  anlamlarındadır.  Kontrol 
sistemi  ise  kendisini  ya  da  başka  bir  sistemi,  düzenlemek,  kumanda  etmek  ya  da 
yönetmek üzere uygun bir biçimde bağlanmış fiziksel elemanlar kümesidir. Kontrol 
sistemlerinde  kontrol  edilen  düzenin  bazen  bir,  bazen  de  birden  çok  giriş  ve  bu 
girişlerle ilgili bir veya birçok çıkışı olabilmektedir. 
1.4.1.3. Giriş 
Sistemi ya da kontrol edilecek düzeni, kontrol etme amacı ile uygulanan işarettir. 
1.4.1.4. Çıkış 
Belli giriş ya da girişlere ait sistemin, çıkış işareti ya da işaretleridir. 
Bu tanımlamalardan sonra en basit bir kontrol sistemini blok olarak gösterelim: 

 
Şekil 1.15’te gösterildiği gibi sistemin bir girişi ve bir çıkışı varsa kontrol sistemine 
bir giriş vebir çıkışlı sistem, eğer bu işaretler çok sayıda ise, çok giriş ve çıkışlı sistem 
denir. 
1.4.2. Kontrol Sistemlerinin Çeşitleri 
Kontrol  sistemleri  birçok  değişkene  göre  sınıflandırılabilir.  Bu  kısımda  kontrol 
sistemleri sadece çıkış işaretinin kontrol ya da yönetilmesi açısından ele alınacaktır. 
Kontrol sistemleri içerisinde kullanılan kontrolörün türüne göre de sınıflandırılabilir, 
burada  kontrolör  elektronik  bir  mikroişlemci,  mikrodenetleyici  veya  bir  bilgisayar 
olabileceği gibi bir programlanabilir lojik kontrolör (PLC) de olabilir. Bunlar sonraki 
konularda ele alınacaktır. 
Çıkışın  ya  da  kontrol  edilen  büyüklüğün  kumanda  edilmesi  bakımından  kontrol 
sistemleri ikiye ayrılır. 

Açık çevrim (open‐loop) kontrol sistemleri 
Kapalı çevrim (closed‐loop) kontrol sistemleri 

eemdersnotlari.tr.gg

1.4.2.1. Açık Çevrim (Open‐Loop) Kontrol Sistemleri 
Girişindeki  kumanda  ya  da  kontrol  işareti  çıkıştan  (kontrol  edilen  büyüklükten) 
bağımsız olan bir kontrol sistemidir. Fakat açık çevrim kontrol sistemlerinde çıkış, 
giriş işaretinin bir fonksiyonudur. 
1.4.2.2. Kapalı Çevrim (Closed‐Loop) Kontrol Sistemleri 
Girişindeki kumanda ya da kontrol işareti çıkış işaretine, çıkış işaretinden üretilen 
bir işaretle bir referans işaret arasındaki farka ya da bunların toplamına bağlı olan 
bir kontrol sistemidir. Bu sisteme geri beslemeli kontrol sistemi de denir. 

 
Yollarda  trafik  kontrolü  yapan  ışıkları  düşünelim.  Bunlar,  bir  zaman  ayarlayıcı  ile 
çalışır. Belirlenen bir süre kırmızı yanar ve trafiği durdurur, diğer belli bir zamanda 
yeşil yanar ve trafiği açar. Böyle bir kontrol sistemi trafiği iyi düzenleyemez, kontrol 
edemez. Trafik olmasa veya çok yoğun olsa da ışıklar aynı süre yanıp söner, burada 
kontrol sistemine giriş kırmızı ve yeşil yanma süreleri, çıkış ise trafik yoğunluğudur. 
Kontrol sisteminin girişi ya da kumanda işareti; örneğin lambanın yeşil yanma süresi 
olarak alınırsa çıkış büyüklüğü olan trafik yoğunluğu, yeşil yanma süresini, yani girişi 
etkilemez. Buradan anlaşılmalıdır ki kumanda işareti olan yeşil yanma süresi çıkışı 
oluşturan  trafik  yoğunluğundan  bağımsızdır.  O  halde  bu  sistem  bir  açık  çevrim 
kontrol sistemidir. Eğer bu sistemde çıkış büyüklüğü olan trafik yoğunluğu ölçülür 
ve  bir  referansla  karşılaştırılarak  aradaki  farka  göre  yeşil  ışığın  yanma  süresi 
ayarlanırsa böyle bir sistem kapalı çevrim kontrol sistemi olur. 
Açık  çevrim  kontrol  sistemine  diğer  bir  örnek  vermek  amacı  ile  hızı  bir  tristör 
köprüsü  ile  kontrol  edilen  bir  motoru  düşünelim.  Motoru  değişken  hızlarda 
çalıştırabilmek  için  tristörlerin  gate  işaretleri  ayarlanarak  motorun  rotoruna 
uygulanan  gerilim  değiştirilir.  Burada  kontrol  işareti  tristörün  gate’ine  uygulanan 
gerilim,  çıkış  ise  motorun  hızıdır.  Şimdi  varsayalım  motor  yüklenmiş  ve  hızı 
azaltılmıştır.  Hızın  sabit  tutulması  isteniyorsa  motora  uygulanan  giriş  gerilimi 
arttırılmalıdır. Başka bir deyimle kontrol işaretini büyütmek gerekir. Oysa sistemin 
giriş gerilimi, çıkış büyüklüğü olan hızın azalmasından bağımsızdır. Bu da bu sistemin 
açık çevrim kontrol sistemi olduğunu gösterir. 

eemdersnotlari.tr.gg

Açık  çevrim  kontrol  sistemlerinde  ayar  ya  da  kontrol  işaretini,  etkiyen  işarete 
çeviren bir kontrol elemanı (kontrolör‐sürücü) organı vardır. Aşağıdaki şekilde açık 
çevrim kontrol sisteminin blok diyagramı gösterilmiştir. 

 
Kapalı çevrim kontrol sistemlerine bir örnek verme amacı ile tristörle hızı kontrol 
edilen motoru tekrar ele alalım. Şimdi sistemin hızını bir takojeneratörle ölçelim ve 
elde edilen gerilim bir referansla karşılaştırdıktan sonra kontrol elemanına verelim. 
Böyle bir bağlantışekli aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. 

 
Tristör  köprüsü  üç  fazlı  alternatif  akım  ile  beslenir.  Tristörün  ateşleme  ya  da 
tetikleme  açıları  bir  tetikleme  devresi  ile  0‐180  derece  arasında 
ayarlanabilmektedir. Böylece tristör köprüsünün motora uyguladığı gerilim 0‐max. 
Değer  arasına  ayarlanabilmektedir.  Motorun  hızı  miline  bağlı  takojeneratörün 
gerilimi ile orantılıdır. Şimdi varsayalım ki motorun hızı sabit bir değerde tutulmak 
isteniyor. 
Bu  takdirde  motorun  hızı  ile  orantılı  olan  takojeneratörün  gerilimi  bir  filtre 
üzerinden sabit bir değere ayarlanmış olan referans gerilim kaynağı ile karşılaştırılır. 
Fark gerilimi elde edilir. Bu gerilim bir amplifikatörle kuvvetlendirilerek tetikleme 
devresine verilir. Buna göre tetikleme açıları değişir ve motorun hızı sabitlenmiş olur 
ve bu sabit tutma işlemi otomatik olarak yapılmaktadır. Motorun hızını başka bir 
değerde  sabit  tutmak  için  ise  referans  kaynağın  değerini  değiştirmek  yeterlidir. 
Burada  önemli  olan  sonuç  şudur,  örnek  olarak  aldığımız  kontrol  sistemi,  hızın 
değişimini  sezmekte  ve  değişen  bu  hızı  sabit  bir  değere  getirmek  için  kontrol  ve 

eemdersnotlari.tr.gg

kumanda işareti üretmektedir. Örneğimizde motorun dönme sayısı çıkışı, referans 
işareti de girişi oluşturmaktadır. 
Kapalı çevrim otomatik kontrol sisteminin tanımından ve ele aldığımız örnek üzerine 
yaptığımız  açıklamalardan  basit  bir  kapalı  çevrim  ya  da  geri  beslemeli  otomatik 
kontrol  sisteminin  blok  diyagramı  aşağıdaki  şekilde  gösterildiği  gibidir.  Burada 
kontrol işareti bir referans ile karşılaştırmadan sonra elde edilmektedir. Bu sebeple 
literatürde  kontrol  işareti  için  hata  ya  da  sapma  (deviation)  deyimleri  de 
kullanılmaktadır. 

 
1.4.3. Mikroişlemci Parçalarının (Elemanlarının) Fonksiyonu 
Kontrol  sistemlerinde  kontrol  elemanı  olarak  mikroişlemciler  yaygın  olarak 
kullanılmaktadır. 
İşlemci veya CPU, kullanıcı ya da programcı tarafından yazılan programları meydana 
getiren komutları veya bilgileri yorumlamak ve yerine getirmek için gerekli olan tüm 
mantıksal  devreleri  kapsar.  Bu  devreler  genelde  transistörlerden  meydana 
gelmektedir.  Mikroişlemci,  gerek  yaptığı  işlemlerin  mikro  saniyeler  mertebesinde 
olması,  aynı  zamanda  içindeki  elektronik  devrelerin  ve  bölümlerin  mikron 
boyutlarında olması sebebiyle bu adı almıştır. 
Mikroişlemci,  bir  bilgisayar  sisteminin  en  önemli  3  donanımından  biridir  ve  bu  3 
donanım  arasında  en  çok  adı  anılandır.  Diğerleri  bellek  (RAM‐ROM)  ve  giriş‐çıkış 
(G/Ç) birimleridir. 
İlk mikroişlemci 1971 yılında hesap makinesi amacıyla üretilen Intel firmasının 4004 
adlı  ürünüdür.  Bu  kesinlikle  hesap  makinelerinde  kullanılmak  üzere  üretilmiş  ilk 
genel amaçlı hesaplayıcıdır. Bir defada işleyebileceği verinin 4‐bit olmasından dolayı 
4‐bitlik  işlemci  olarak  anılmaktaydı.  Bu  gelişme  sonrasında  yürütülen  çalışmalar 
neticesinde  1974–  1976  yılları  arasında  8‐bitlik  ilk  genel  amaçlı  ve  gerçek 
mikroişlemci  denebilecek  işlemciler  tasarlanmıştır.  1974  yılında  Intel  8080  adlı 

eemdersnotlari.tr.gg

işlemcisinin, hemen ardından bu işlemci ile pek farklı olmayan Motorola 6800 adlı 
işlemcisini  piyasaya  sürmüşlerdir.  Yapısal  ve  işlevsel  olarak  birbirinden  pek  farkı 
olmayan, sadece komut kümelerinde ve işlevlerinde küçük farklılıklar olan iki işlemci 
daha  piyasaya  sürülmüştür.  Bunlar,  MOS  Technology  firması  tarafından  üretilen 
6502 ve Zilog firması tarafından üretilen Z–80 işlemcileridir. Günümüz işlemcileri bu 
işlemcilerin  mimarilerine  dayalı  olarak,  bazı  özellikleri  (kaydedici  sayısı,  kaydedici 
büyüklüğü,  veri  yolu  genişliği,  adres  yolu  genişliği,  adresleme  kapasitesi  gibi.) 
geliştirilerek  performans  ve  hız  bakımından  daha  verimli  olacak  şekillerde 
üretilmektedir. 
Şimdi bir mikro işlemcinin temel elemanlarını ve fonksiyonlarını inceleyelim. 
Mikroişlemciler kısaca art arda gelen bilgileri işleyen entegrelerdir. Mikroişlemciler 
aritmetik (toplama, çıkarma, çarpma, bölme gibi), lojik (ve, veya, değil gibi) işlemler 
yapabilir  ve  bu  işlemler  ile  bir  programı  hızlı  bir  şekilde  çalıştırabilir.  Aşağıdaki 
şekilde basit olarak bir mikroişlemcinin yapısı gösterilmiştir. 

 
Temel olarak bir mikroişlemciyi oluşturan parçalar ve fonksiyonları kısaca aşağıdaki 
şekildedir: 

ALU: Aritmetik ve mantık (Lojik) işlemlerinin gerçekleştirildiği birimdir. 
Kaydediciler: İşlemci içerisinde verilerin geçici olarak tutulduğu birimlerdir. 
Bazıları işlemci sonucunda durumu gösterirken, bazıları da adres göstermek 
için  kullanılırlar.  Sayıları  ve  kapasiteleri  fazla  değildir  ama  işlevleri  çok 
önemlidir. 
Kontrol Birimi: Komutların kodunun çözülmesinde, belli bir zaman dâhilinde 
belli birimlerin devreye sokulması veya devreden çıkarılması için zamanlama 
sinyallerinin  üretilmesi  ve  kesme  sinyallerine  cevap  verilmesi  gibi  ana 
görevleri vardır. Kısaca program akışını denetler. 

1.5. Kontrolörler 

eemdersnotlari.tr.gg

Otomatik  kontrol  sistemlerinin  çalışması  kontrolör  birimleri  tarafından  organize 
edilir.  Bir  kontrol  sisteminde  sinyallerin  alınması,  işlenmesi  (yorumlanması)  ve 
bunların  sonucunda  cihazların  kontrolünü  gerçekleştiren  elemanlara  kontrolör 
denir.  Bunların  yanı  sıra,  ölçüm  sonuçlarını  değerlendirir,  kullanıcı  tarafından 
kolayca  yorumlanacak  formatta  onları  gösterir  ve  bu  sonuçlara  göre  kontrol 
işlemlerini gerçekleştirir. 
1960  yılı  başlarında,  ek  devrelere  gerek  duyulmayan,  yüksek  verimlilik  ve 
güvenilirliği  olan  bilgisayarların  kullanılmaya  başlanmasıyla  birlikte  endüstriyel 
üretimde  otomasyon  sistemi  ortaya  çıkmıştır.  Bu  sistemlerle  yapılan  kontrol 
işlemlerinde  yüksek  maliyet,  kullanılan  yazılımların  karmaşıklığı  ve  gerekli  teknik 
eleman noksanlığı bazı mahzurlar doğurmuştur. 
1960  yılı  ortalarında  bilgisayar  teknolojisi  ile  klasik  kumanda  devreleri  (röle, 
kontaktör)  karışımı  bir  programlanabilen  kumanda  ve  buna  bağlı  olarak 
programlanabilir kumanda cihazının (PLC) yapım fikri ortaya çıkmıştır. 
Otomobil  endüstrisinde  seri  üretim  hatlarındaki  kontrol  sistemleri,  her  bir  yeni 
model  otomobil  için  yeni  bir  kontrol  sistemi  değişikliği,  ilk  programlanabilir 
kumanda tekniği fikrinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu endüstrideki ihtiyaç 
ile  birlikle  aynı  zamanda  PLC’nin  kullanımı,  tamir  ve  bakım  kolaylıkları  gibi 
özelliklerinin olmasını getirmiştir. 
1.5.1. Proses Kontrol Sisteminde Kontrolörlerin Rolü 
Bir  sistem  içinde  bir  değişkeni  kontrol  edebilecek  olan  birbiri  ile  ilgili  elemanlar 
topluluğu tarafından yerine getirilen işlemlerin tümüne proses denir. Yani proses bir 
işlemler  bütününü  ifade  etmektedir.  Aşağıdaki  şekilde  kapalı  çevrim  bir  otomatik 
kontrol sistemi içerisinde kontrolörün yeri gösterilmiştir. 

 
Proses  kontrol  içinde  kontrolörler  en  önemli  yere  sahiptir.  Çünkü  kontrol 
sistemlerinin  çalışması  kontrolör  birimleri  tarafından  organize  edilir.  Kontrolör 

eemdersnotlari.tr.gg

birimleri  işaretlerin,  geri  besleme  sisteminden  gelen  hata  sinyallerinin  alınması, 
değerlendirilmesi ve sonuç olarak cihazların kontrol işlemlerini gerçekleştirir. 
1.5.2. Kontrolörlerin Çeşitleri 
Günümüzde kontrol sistemi içerisinde kontrolör olarak aşağıdaki sistemler yaygın 
olarak kullanılanlarıdır: 


Mikroişlemci 
Mikrodenetleyici 
PLC 

Mikroişlemcilerden  bir  önceki  bölümde  bahsetmiştik.  Mikroişlemciler,  yanına 
eklenen  osilatör  devreleri,  bellek  ve  G/Ç  birimleri  gibi  elemanlarla  birlikte  bir 
kontrolör olarak kullanılabilmektedir. 
Mikrodenetleyiciler  ise  günümüzde  mikroişlemcilerden  çok  daha  yaygın  biçimde 
kullanılan  kontrolör  elemanlarıdır.  Çünkü  mikrodenetleyici  entegre  bünyesinde 
genellikle  dahili  bir  flash  (elektriki  olarak  yazılıp  silinebilen)  bellek,  dâhilî  G/Ç 
birimleri  gibi  birçok  üniteyi  barındırmaktadır.  Bunun  sonucunda  da  çok  daha  az 
eleman kullanarak daha esnek kontrol devreleri yapılabilmektedir. 
Programlanabilir lojik kontrolörler (PLC), otomasyon devrelerinde yardımcı röleler, 
zaman röleleri, sayıcılar gibi kumanda elemanlarının yerine kullanılan mikroişlemci 
temelli  cihazlardır.  Bu  cihazlarda  zamanlama,  sayma,  sıralama  ve  her  türlü 
kombinasyonel  ve  ardışık  lojik  işlemler  yazılımla  gerçekleştirilir.  Bu  sebeple 
karmaşık otomasyon problemlerini hızlı ve güvenli bir şekilde çözmek mümkündür. 
Biz  burada  endüstriyel  kontrol  sistemlerinde  yaygın  olarak  kullanılan 
programlanabilir lojik kontrolörler (PLC) üzerinde inceleme yapacağız. 

 
PLC’nin en büyük üstünlüğü, düşük voltajlarda, bakım maliyetlerinin elektromekanik 
röle  kontrol  sistemlerine  göre  oldukça  ucuz  olması,  buna  ilave  olarak  birçok 
üstünlükler  sağlamasıdır.  Bunlar  sırasıyla;  basit  olması,  kullanım  kolaylığı,  esnek 
kullanım özelliklerine sahip olması, değişimlerin kolay olması, ekonomik olmalarıdır. 
Ayrıca PLC’ler için geliştirilmiş olan programlama dilleri, kontaklı (röleli) kumanda 

eemdersnotlari.tr.gg

devreleri tasarımcılarının kolayca anlayıp uygulayabileceği biçimindedir. Bir kontaklı 
kumanda devresinden PLC’ye geçmek oldukça kolaydır. 
1.5.3. Kontrolör Devrelerinde Kullanılan Semboller 
Kontrolör  ve  kumanda  devrelerinde  kullanılan  semboller  2  tür  olabilir,  birincisi 
kontrolöre (burada PLC üzerinden inceleyeceğiz) giriş ve çıkış bağlantıları yapılırken 
kullanılan  elemanların  sembolleri  diğeri  ise  PLC  programlanırken  kullanılacak 
programlama  ile  ilgili  sembollerdir.  Aşağıda  örnek  bir  sembol  tablosu  yer 
almaktadır. 

 
Şimdi de bu sembollerdeki elemanlardan en sık kullanılanları inceleyelim. 
Kontaktörler 
Kontaktörler;  elektrik  devrelerinin  bağlantı  işlemlerinde,  bütün  motor 
kumandalarında, ışık, kuvvet, sinyalizasyon ve bunlar gibi doğru ve alternatif akımda 
çalışan bütün tesislerde devrenin açılıp kapanmasını temin eden elektromanyetik 
şalterlerdir.  Kontaktörlerin  en  önemli  kullanılış  alanı  doğru  ve  alternatif  akım 

eemdersnotlari.tr.gg

devrelerinin  kumanda  edilmesidir.  Kontaktörler  vasıtasıyla  her  güçteki  motorlara 
yol verme devir sayısı kontrolü gibi işler kolaylıkla sağlanabilmektedir. 

 

 

• Şalterler‐Anahtarlar 
Kontak  konumunu  fiziksel  hareket  ile  değiştiren  kumanda  elemanlarıdır.  Bunların 
değişik tipleri vardır. Örneğin basmalı anahtarlar, mafsallı anahtarlar, dokunmatik 
anahtarlar,  ışıklı  anahtarlar  vb.  Şalterler  genelde  iki  tipte  yapılırlar:  Kalıcı  tip 
anahtarlar‐şalterler ve butonlar (geri dönüşlü şalterler). 

 
• Kalıcı Tip Şalterler 
Kalıcı  tip  şalterler  yeni  bir  komut  gelinceye  kadar  en  son  hâlini  korur.  Genellikle 
kumanda sistemlerinin ana girişlerinde kullanılır. Örnek olarak lamba anahtarları ve 
pako şalterler verilebilir. 

eemdersnotlari.tr.gg

 

 
• Butonlar 
• Start Butonu 
Start başlatma butonudur. Bu butonlarda kontak normalde açıktır. Butona basılınca, 
açık  olan  kontak  kapanır.  Buton  üzerinden  etki  kaldırıldığında,  kapanan  kontak 
hemen açılır. Bunlara ani temaslı buton da denir. Şekil 1.24’te start butonuna ait 
sembol ve resim görülmektedir. 

 
• Stop Butonu 
Durdurma  butonudur.  Bu  butonlarda  kontak  normalde  kapalıdır.  Butona  temas 
edilince, kapalı olan kontak açılır, temas olduğu sürece açık kalır. Butondan temas 
kalkınca kontaklar normal konumunu alır. Şekil 1.25’te stop butonuna ait sembol ve 
resim 

eemdersnotlari.tr.gg

görülmektedir. 

 
Şekil 1. 25: Stop sembolü ve butonu 
Aşağıdaki  şekilde  buton,  anahtar,  çift  yollu  kumanda  butonu  ve  kontaktörlerin 
PLC’ye bağlantısı görülmektedir. 

 
L1 N 
• Mekanik Sınır Anahtarları 
Mekanik bir etkiyle kontakları konum değiştiren elemanlardır. 

eemdersnotlari.tr.gg

 

 
Şekil 1.28: Mekanik sınır anahtarlarının PLC’ye bağlantısı 
1.6. Kontrol Sistem Yöntemleri 
Endüstriyel  otomasyon  sistemleri  ve  enstrümantasyon  cihazlarının  önemli  bir 
üstünlüğü,  sahip  oldukları  karşılıklı  haberleşme  özelliğidir.  En  başta  yapılan  yerel 
otomasyonlar  artık  yeterli  kalmayıp  iletişim  sistemleri  üzerinden  haberleşilerek, 
karmaşık otomasyon çözümleri üretebilmektedir. Burada en önemli nokta, sistem 
entegrasyonudur. 
Siste entegrasyonu, endüstriyel 
kullanılan 

otomasyonda 
özelliğ il bunu yazılı üzerinde gerçekleştirilme

e  n 


si 
çalışabilmesidir.   
  
    


donanımın  haberleşme
m
uyu
ve  sistemin 
içinde 

     
        

Endüstriyel otomasyonun ana elemanı programlanabilir lojik kontrolörlerdir (PLC). 
PLC’ler  ile  yapılacak  işin  kapsamına  göre;  kumanda,  kontrol,  kullanım  ve  izleme, 
uyarı  ve  raporlama  işlemlerini  içeren  endüstriyel  otomasyon  sistemleri 
gerçekleştirilebilir. 

eemdersnotlari.tr.gg

Her kumanda, bir otomasyon ve bir de proses kısmından oluşur. Otomasyon kısmı, 
kumandanın “aklı” dır. Kumandanın proses kısmı ise, bir malzemenin, enerjinin ya 
da bilginin, nitelik ve nicelik olarak değişimini ya da taşınmasını hedef olarak alır ve 
bunun teknik akışını kapsar. 
1.6.1. Endüstriyel Kontrol Uygulamalarında Kullanılan Lojik Sistemler 
Endüstriyel  kontrol  uygulamalarında  yaygın  olarak  PLC’ler  kullanılmaktadır. 
Piyasada  farklı  firmaların  üretmiş  oldukları  farklı  özelliklere  sahip  birçok  PLC 
bulunmaktadır.  PLC’ler  seçilirken  aşağıdaki  temel  özellikler  göz  önünde 
bulundurularak ihtiyaca göre seçilmelidir. 
• Giriş/Çıkış Sayısı 
Kontrol  sisteminde  çalışmayı  yönlendiren  giriş  cihazları  ile  kontrol  edilen  eleman 
sayısı bellidir. Bu cihazların PLC ile bağlanabilmesi için kontrolör yeteri kadar giriş ve 
çıkış bağlantı hattı olmalıdır. Ayrıca çalışmanın dışarıdan takip edilmesine yarayan 
aygıtların (örnek, sinyal lambaları, alarm cihazları) bağlantısı ile sisteme özgü, özel 
gereksinimlere cevap verebilecek durumda olmalıdır. 
• Giriş/Çıkış Tipleri 
Giriş/çıkış  (G/Ç)  cihazları  ile  kontrolör  arasındaki  elektriksel  uyum  olmalıdır.  Eğer 
büyük  güçlü  anahtarlar  bulunuyorsa  değme  noktalarında  oluşacak  temas 
dirençlerinin  ve  titreşimlerinin  çalışmayı  olumsuz  etkilemesi  önlenmelidir.  Giriş 
cihazı  elektriksel  bir  sinyal  gönderiyorsa,  ister  AC  ister  DC  çalışma  olsun  gerekli 
dönüştürücüler ile birlikte uyum içinde olmalıdır. 
Özel  giriş  tipleri  de  istendiği  takdirde  hesaba  katılmalıdır.  Çıkış  tipleri,  çıkış 
cihazlarına ve onların çalıştığı enerji kaynaklarına göre değişmektedir. Bazı cihazlar 
röleli  çıkışlar  ile  kontrol  edilirken  bazılarının  da  triyak  veya  transistör  çıkışları  ile 
kontrol edilmesi gerekir. 
İlave olarak aşağıda belirtilen durumlar da göz önüne alınmalıdır: 



Giriş  cihazlarının  empedansı  PLC  giriş  devresinin  açma/kapama  akımına 
uygunluğunu sağlıyor mu? 
Güç  kaynağı  çalışma  gerilimi  altında  çıkış  devreleri  yeterli  akım  taşıma 
kapasitesine sahip mi? 
Yarı iletken çıkışların dielektrik dayanımı ne düzeyde? 
Çıkış devrelerinin yüke göre sahip olması gereken harici koruma bağlantıları 
nelerdir? 

eemdersnotlari.tr.gg





Giriş/çıkış  devreleri,  elektriksel  hatalara  karşı  PLC’yi  iyi  bir  şekilde  koruyor 
mu? 
Çalışma sıcaklığı ortam sıcaklığına uygun mu? 
Montaj ihtiyaçları nelerdir? 
Kontrolörün besleme gerilimi ve güç tüketimi nedir? 
Analog/dijital çeviriciler ve PID modülleri kontrolör ile birlikte kullanılabiliyor 
mu? 

• Programlama İmkânları 
Kontrolörün  programlama  dili  ne  kadar  sade  ve  anlaşılır  olursa,  kullanımı  teknik 
elemanlar  tarafından  o  kadar  kolay  olur.  Yazılabilecek  maksimum  komut  sayısı 
programlama  esnekliğini  arttırır.  Komut  sayısı  miktarı  RAM  bellek  kapasitelerine 
tekabül  etmektedir.  Bununla  birlikte  programlanabilir  kontrolör  programları, 
genellikle  1000  komuttan  daha  az,  ortalama  500  adım  veya  daha  kısadır.  Çoğu 
sisteme  ilişkin  problemlerin  çözümünde  bazı  fonksiyonel  özel  rölelere  ihtiyaç 
duyulur.  Timer  (zamanlayıcı)  ve  counter  (sayıcı)  gibi  rölelerin  çokluğu  her  zaman 
tercih  sebebidir.  PLC’nin  yapısında  bulunan  ana  mikroişlemcinin  gelişmişliği 
programlama imkânları ile paraleldir. Bunda işlemcinin bit sayısı, adres ve data hattı 
sayısı, hızı, vs. gibi özellikleri etkili olmaktadır. 
• Çalışma Hızı 
Hız,  bir  kontrol  sisteminden  beklenen  en  önemli  özelliklerden  biridir.  PLC  için 
çalışma  hızı,  algılanan  değişimlerin  yorumlanarak  tepki  verilmesi  arasında  geçen 
süre ile ifade edilir, fakat burada asıl ayırt edici nitelik tarama zamanıdır; çünkü diğer 
süreler  aşağı  yukarı  birbiriyle  aynıdır.  Tarama  hızının  azalması  çalışma  hızının 
artmasına sebep olur. 
• Sistem Genişlemesi ve İletişim 
Eklenebilir  modüllerle  giriş/çıkış  sayısının  artırılması  ve  sistemin  genişletilmesi 
sürekli  bir  avantajdır.  Öte  yandan  PLC’ler  arasındaki  iletişim  imkânı  tercih  edilen 
yönlerden biridir. PLC’ler arasında haberleşmeyi ve bilgi işlem cihazları ile beraber 
çalışarak tek bir merkezden yönetimi mümkün kılar. Bu amaçla kullanılan RS 232 
konnektörleri  PLC  üzerinde  tüm  kontrollerin  yapılabilmesini  sağlar.  Kullanılan 
modelin  ve  bu  modeldeki  program  özelliklerinin  yeni  modellerle  entegrasyon 
imkânları da göz önünde bulundurulmalıdır. 
• Çevre Birimleri 
Aşağıda görülen her bir ilave birim kontrolörün işlevselliğini arttırmaktadır: 

eemdersnotlari.tr.gg







Ayrılabilir programlama konsolu 
Grafik programlayıcı 
Printer ara birimleri 
EPROM (PROM) programlayıcı okuyucu 
Manyetik teyp bandı 
Disket üniteleri 
Printer ara birimleri 

• Hangi İmalatçı 
Otomasyoncular, bir veya iki imalatçının PLC’si ile çalışma eğilimindedir. Buna ürün 
benzerlik  ve  bütünlüğü  sebep  gösterilir.  Müşteriye  en  iyi  bir  veya  iki  PLC’yi  teklif 
ederler. 
PLC seçiminde aşağıdakilere de dikkat etmek gerekir: 







Kullanıcı tasarım işinde bir yardımcı bulabilir mi? 
İmalatçının pazar payı nedir? 
İmalatçı  kullanıcı  ihtiyaçlarını  karşılayabilmek  için  PLC  üzerinde  eğitim 
verebilir mi? 
Bütün yardımcı el kitapları mevcut mu? 
Aynı  ya  da  farklı  imalatçıda  diğer  PLC  modellerinin  sistemle  uyumluIuğu 
nedir? 
Kullanılan programlama yöntemi, uygulama için kontrol planı taslağına uygun 
mu? 
İhtiyaç anında kısa sürede teknik destek verebiliyor mu? 
Garanti kapsamı dışında standart en az 10 yıl yedek parça ve servis garantisi 
var mı? 

• Maliyet 
PLC’ler arasında oldukça değişik fiyat farkları bulunmaktadır. İşletme ekonomisinde 
PLC’ ler için ayrılan bütçe maliyeti karşılayabilmelidir. 
1.6.2. Kontrol Sistemlerindeki Bellek Birimlerinin Rolü 
Program kodları ve verilerin saklandığı birimlere bellek adı verilir. Verinin saklanma 
şekli bakımından bellekler genel olarak iki grup altında incelenir. 

eemdersnotlari.tr.gg

 
1.6.2.1. RAM Bellekler 
RAM (Rastgele Erişimli Bellekler), çalışma şekli açısından oku/yaz belleği olarak da 
adlandırılır.  Yani  bu  tür  bellekler  hem  içeriğine  bilgi  yazmak  hem  de  içeriğindeki 
bilgiyi  okumak  için  tasarlanmıştır.  Rastgele  erişimli  denmesinin  sebebi,  belleğin 
herhangi bir yerinde bulunan verilere bir sıra takip edilmeksizin yani rastgele ve aynı 
sürede  erişilmesidir.  RAM’daki  bilgilere  erişim,  disk  ya  da  disket  sürücülerindeki 
erişimle  kıyaslanamayacak  kadar  hızlıdır.  RAM  bellekteki  veriler  sistem  sürekli 
elektrik  enerjisiyle  beslendiği  sürece  saklanabilirler.  Enerji  kesildiği  anda  RAM’da 
saklanan bütün bilgiler kaybedilir. Yazılım programlarının yürütülmesi RAM bellekte 
gerçekleşir. 
1.6.2.2. ROM Bellekler 
ROM (Sadece Okunur Bellek), değişik türleri olmakla birlikte genel özellikleri bağlı 
bulunduğu sistemdeki elektrik enerjisi kesilmesi durumunda ROM türü belleklere 
yazılan veriler silinmez yani kalıcıdır. Bu tür belleklere monitör programı adı verilen 
ve  sistemin  ilk  açılışta  tanıtılmasını  sağlayan  sistem  programları  ve  aritmetiksel 
bilgiler yüklenir. Sadece okunan bellek, seçilerek oluşturulan açık ve kapalı tek yönlü 
kontaklar  dizisidir.  16  bit’lik  dizide  adres  hattının  yarısı  kodlanarak  dört  satır 
hattından birinin enerjilenmesinde diğer yarısı da sütun seçiminde ve sütun sezici 
yükselticilerden  birinin  yetkilendirilmesinde  kullanılır.  Satır  ve  sütun  hatlarının 
aktifleştirilmesiyle kapalı olan kontakla birleşen sıra hattı mantıksal 1, açık kontaklar 
mantıksal olarak 0 kabul edilir. Eğer seçilen bu adres hatlarıyla birlikte çip seçim ucu 
aktifse  veri  çıkış  ayaklarına  kapılanır.  Sadece  okunan  bellek  tiplerindeki  birinci 
farklılık, hücrenin tasarımında kapalı veya açık kontakların biçimlenmesidir. Maskeli 
ROM  kontakları,  yarı  iletkenin  son  üretim  aşamasında  küçük  iletken  jumper’ların 
eklenmesi veya eklenmemesi şeklinde yapılır. Bipolar programlanabilir ROM’lardaki 
kontaklar, kullanıcı tarafından üretildikten sonra kendi yorumuna göre açık devre 
hâline  getirilebilen  sigorta  maddesinden  yapılır.  Programlanan  bir  EPROM  tekrar 
kullanıcı  tarafından  programlanmış  kontaklar  başlangıç  durumuna  getirilerek 
yeniden  programlanır.  Entegre  devreler  (IC),  silikon  katmanların  bir  dizi  foto 
maskeleme,  yarı  iletkenin  istenmeyen  yerlerin  kimyasal  yöntemlerle  giderilmesi, 

eemdersnotlari.tr.gg

örnek  bileşimlerini  oluşturmak  ve  katman  yüzeyleri  arasındaki  bileşimleri 
gerçekleştirmek  için  yayılma  gibi  işlemler  uygulanarak  fabrikasyon  üretimiyle 
yapılır.  Üretim  işlemlerinin  son  aşamalarından  birisi,  silikon  katmanları  yüzeyinin 
alüminyum  tabakalarla  kaplanmasıve  sonra  bu  alüminyum  tabakanın 
bazıkısımlarının 
oyulmasıve 
istenen 
kısımların 
aynen 
bırakılarak 
bağlantısağlanmasıdır.  Maskeli  ROM’ların  üretilmesinde  sıra  ve  sütun  kontakları 
seçilerek  son  alüminyum  oyma  işleminde  alüminyumun  eklenmesi  veya 
çıkarılmasıyla yapılır. 
Kontrol  sistemlerinde  ise  kontrol  sisteminin  türüne  göre  değişik  işlemlerde 
kullanılabilirler.  PLC’li  bir  sistemin  içerisinde  bellek  birimleri  PLC  programının 
saklanmasında, programın akışı sırasında gerektiğinde sistem tarafından PLC’ye giriş 
yapılan  işaretlerin  saklanmasında  ve  programın  gereken  yerlerinde  bu  işaretleri 
alarak  buna  göre  hareket  etmesinin  sağlanmasına  yardımcı  olmuş  olur.  Kapalı 
çevrim bir kontrol sisteminde ise geri besleme birimi tarafından sağlanan işaretleri 
saklayarak gerektiğinde kontrolöre bildirim yapılmasını sağlar. 
1.6.3. Programlanabilir Kontrolörlerin Kullanım Alanları 
PLC’ler endüstri alanında kullanılmak üzere tasarlanmış, dijital esaslara göre yazılan 
fonksiyonu gerçekleştiren, bir sistemi ya da sistem gruplarını, giriş çıkış kartları ile 
denetleyen,  içinde  barındırdığı  zamanlama,  sayma,  saklama  ve  aritmetik  işlem 
fonksiyonları  ile  genel  kontrol  sağlayan  elektronik  bir  cihazdır.  Aritmetik  işlem 
yetenekleri  PLC’lere  daha  sonradan  eklenmiş  bu  cihazların  geri  beslemeli  kontrol 
sistemlerinde de kullanılabilmeleri sağlanmıştır. 

eemdersnotlari.tr.gg

 

 
PLC sistemi sahada meydana gelen fiziksel olayları, değişimleri ve hareketleri çeşitli 
ölçüm cihazları ile belirleyerek, gelen bilgileri yazılan kullanıcı programına göre bir 
değerlendirmeye  tabi  tutar.  Mantıksal  işlemler  sonucu  ortaya  çıkan  sonuçları  da 
kumanda ettiği elemanlar aracılığıyla sahaya yansıtır. 
Sahadan  gelen  bilgiler  ortamda  meydana  gelen  aksiyonların  elektriksel  sinyallere 
dönüşmüş  hâlidir.  Bu  bilgiler  analog  ya  da  dijital  olabilir.  Bu  sinyaller  bir 
transduserden (sensörden), bir kontaktörün yardımcı kontağından gelebilir. 
Gelen bilgi analog ise, gelen değerin belli bir aralığı için, dijital ise sinyalin olması ya 
da  olmamasına  göre  sorgulama  yapılabilir.  Bu  hissetme  olayları  giriş  kartları  ile, 
müdahale  olayları  da  çıkış  kartları  ile  yapılır.  PLC  ile  kontrolü  yapılacak  sistem 
büyüklük açısından farklılıklar gösterebilir. 

eemdersnotlari.tr.gg

Sadece bir makine kontrolü yapılabileceği gibi, bir fabrikanın komple kumandası da 
gerçekleştirilebilir. Aradaki fark sadece kullanılan kontrolörün kapasitesidir. PLC’ler 
her türlü otomasyon işlerinde kullanılmaktadır. 
Kimya  sektöründen  gıda  sektörüne,  üretim  hatlarından  depolama  sistemlerine, 
marketlerden  rafinerilere  kadar  çok  geniş  bir  yelpazede  kullanılan  PLC’ler,  bugün 
kontrol  mühendisliğinde  kendilerine  haklı  bir  yer  edinmişlerdir.  Elektronik 
sektöründeki  hızlı  gelişmelere  paralel  olarak  gelişen  PLC  teknolojisi,  gün  geçtikçe 
ilerlemekte otomasyon alanında mühendislere yeni ufuklar açmaktadır. Bu yüzden 
de  her  teknikerin  yüzeysel  bile  olsa  biraz  bilgi  sahibi  olması  gereken  bir  dal 
konumuna gelmektedir. 

 
İmalat sanayi, tarım, enerji üretimi, kimya sanayi vb. endüstrinin tüm alanlarında 
kullanılan PLC’lerin genel uygulama alanlarışunlardır: 
• Sıra Kontrolü 
PLC’lerin en büyük ve en çok kullanılan ve “sıralı çalışma“ özelliğiyle röleli sistemlere 
en  yakın  olan  uygulamasıdır.  Uygulama  açısından,  bağımsız  makinelerde  ya  da 
makine hatlarında, konveyör ve paketleme makinelerinde ve hatta modern asansör 
denetim sistemlerinde kullanılmaktadır. 
• Hareket Kontrolü 
Doğrusal ve döner hareket denetim sistemlerinin PLC’de tümleştirilmesidir, servo 
adım ve hidrolik sürücülerde kullanılabilen tek ya da çok eksenli bir sistem denetimi 
olabilir. 

eemdersnotlari.tr.gg

PLC  hareket  denetimi  uygulamaları,  sonsuz  bir  makine  çeşitliliği ve  çoklu  hareket 
eksenlerini  kontrol  edebilirler.  Bunlara  örnek  olarak;  kartezyen  robotlar,  film, 
kauçuk ve dokunmamış kumaş tekstil sistemleri gibi ilgili örnekler verilebilir. 

 
• Süreç Denetimi 
Bu uygulama PLC’nin birkaç fiziksel parametreyi (sıcaklık, basınç, debi, hız, ağırlık vb. 
gibi)  denetleme  yeteneğiyle  ilgilidir.  Bu  da  bir  kapalı  çevrim  denetim  sistemi 
oluşturmak için, analog G/Ç gerektirir. PID yazılımının kullanımıyla PLC, tek başına 
çalışan  çevrim  denetleyicilerinin  işlevini  üstlenmiştir.  Diğer  bir  seçenek  de  her 
ikisinin en iyi özelliklerini kullanarak PLC ile kontrolörlerin tümleştirilmesidir. Buna 
tipik örnek olarak plastik enjeksiyon makineleri ve ısıtma fırınları verilebilir. 
PLC’ler endüstriyel uygulamaların birçok alanında yer alan elemanlardır. Endüstride 
sıcaklık, nem, hız vb. gibi kontrollerin dışında asansör kontrolü, şişe dolum sistemi, 
trafik  lambası,  araba  parkı,  içecek  makinesi,  paketleme  sistemi  vb.  gibi  karmaşık 
endüstriyel sistemlerin kontrolünde de kullanılmaktadır. PLC kontrollü sistemlerin 
eğitimi alınırken en büyük sıkıntı gerçek alanda uygulama yapamama sıkıntısıdır. 
Bir sistemin istenen şartlarda çalışmasına ait doğru bir program yazmak, programı 
sistem  üzerinde  denemeden  çok  zor  bir  iştir.  Yazılan  program  sistem  üzerinde 
denenerek  belki  de  defalarca  düzeltilmesi  gerekebilir.  Ama  bu  işle  profesyonel 
olarak  uğraşanlar  sistem  hakkındaki  verileri  doğru  olarak  almaları  durumunda 
değişik  algoritmalar  kullanarak  hemen  hemen  hatasız  bir  çalışmaya  ait  program 
yazabilmektedirler.  Tabii  ki  amatörler  için  bu  algoritmaları  öğrenmek  ve  böyle 
gerçek bir sistem üzerinde uygulama yapmak neredeyse mümkün değildir. 
Günümüzde  birçok  firma  değişik  marka  ve  model  PLC’ler  için  simülasyon 
programları  üretmekte  ve  bunları  kullanıcılara  pazarlamaktadırlar.  Fakat  bu 

eemdersnotlari.tr.gg

simülasyon  programları  genelde  girişlere  0‐1  butonlama  yapılarak  çıkışların 
gözlemlenmesi  şeklindedir.  Bu  da  tam  olarak  meraklıların  ihtiyacını 
gidermemektedir.  Bazı  firmalar  PLC  ya  da  mikroişlemci  kontrollü  deney  setleri 
üretmektedir. 
Bu  deney  setleri  gerçek  bir  uygulamanın  küçültülerek  maketleştirilmiş  hâlleridir. 
Bunlar  üzerinde  yapılan  uygulamalarda  gerçekten  profesyonelliğe  geçişte  çok 
faydalıdır. 
Bunların  arasında  asansör,  şişe  dolum  sistemi,  trafik  lambası,  araba  parkı,  içecek 
makinesi, paketleme sistemi ve bir endüstriyel sistem bulunmaktadır. 

 
Şişe dolum sisteminin çalışmasını kısaca açıklayalım: 
Sisteme  gelen  boş  süt  şişeleri  PLC’nin  ilgili  adresine  bağlı  sensör  tarafından 
algılanınca  ilgili  çıkışa  bağlı  piston  çalışarak  şişenin  durmasını  sağlar.  Daha  sonra 
diğer çıkış çalışarak şişeyi doldurmaya başlar ve sensör hizasına kadar süt dolduktan 
sonra bu sensör tarafından süt doldurma işlemi biter ve piston kapağı takar. Kapak 
takılırken sınır anahtarı kapağın takılma işleminde pistonun sınırlanmasını sağlar. Bu 
işlemler  bittikten  sonra  dolan  şişe  durdurma  pistonu  açılarak  konveyörde  yoluna 
devam eder. Programım içeriğine göre çalışma devam eder. 
Günümüzde endüstriyel otomasyon devrelerinde PLC’ler röleli kontrol devrelerine 
göre  çok  daha  fazla  tercih  edilmektedir,  programlanabilir  kontrolörlerin  tercih 
edilmelerinin sebepleri şu şekilde sıralanabilir: 

Kumanda  yazılımla  sağlandığından,  kumanda  devresini  tasarlamak  kontaklı 
(röleli) bir devrenin tasarımından daha kolaydır. 

eemdersnotlari.tr.gg






Bütün  kumanda  fonksiyonları  yazılımla  gerçekleştirildiğinden,  farklı  bir 
uygulama için adaptasyon kolaydır. 
Kumanda devrelerine göre çok az yer kaplar. 
Güvenilirliği yüksek, bakımı kolaydır. 
Bilgisayarlarla ve diğer kontrolörlerle haberleşme imkânı vardır. 
Arıza ihtimali düşüktür. 
Kötü çevre şartlarında, özellikle tozlu ortamlarda, röleli kumanda devrelerine 
göre daha güvenilirdir. 

 

eemdersnotlari.tr.gg