You are on page 1of 103

Leyla Navaro

BENÝ DUYUYOR MUSUN?


:::::::::::::::::::
ÝÇÝNDEKÝLER
Sunuþ
Bu Kitabý Okurken
Ve Yazarken
ANNE-BABALIK SANATI
Çünkü Anneyim
Anneler de Ýnsandýr
Bu Þiirlerle Büyüdük
Benim Annem Öyleydi
Ben Annem Gibi Olmayacaðým
Biz Çaðdaþ Anneyiz
Alýntý Annelik Rolü
Günümüzün Deðiþen Deðerleri
Toplumda Deðiþen Kadýn ve Annenin Yeri
Annelik / Babalýk Sanatý Öðrenilebilir
ÇOCUÐUNU KABUL EDEBÝLMEK
Beni Kabul Ediyor musun?
Kendini Çocuðun Yerine Koyarak Deðerlendirme
Çocuk Aile Büyüðünden Farklý Duyup, Farklý Anlayýp, Farklý Düþünebilir
Çocuðun Geliþme Süreci Ýçinde, Yaþýnýn Ýcabý Bazý Davranýþlarda
Bulunabileceðini Bilmek
Çocuðunuzu Kabul Ediyor musunuz?
OLUMSUZ DAVRANIÞLARA ENGEL OLMAK
Hep Kabul mu Edeceðim?
Ödül
Ceza
Olumsuz Davranýþlara Cezasýz Nasýl Engel Olabiliriz
-Ýnsan Ýliþkilerinde Ýnancým
NASIL BÝR DÝSÝPLÝN?
Disiplin Nedir?
Disiplin Yalnýz Çocuklar Ýçin Deðildir
Yasak ve Öðüt Yerine Örnek
Disiplin ve Yaþamýn Tadý
Evin
Disiplin Kurallarý Nerede Yazar?
Önce Hayýr, Sanunda Býkýp Evet
Her Disiplin Bana Uyar mý?
Dýþ Kontrollü Disiplin
Fiziksel Disiplin Yöntemleri (Dayak)
Dayak Neden Eðitime Yaramaz
Ýç Kontrollü Disiplin
Özdenetim Nasýl Elde Edilir
Yaptýrýmdan Özdenetime
-Eðer Hayatýmý Bir Daha Yaþasaydým
ÇOCUKLAR NEDEN SÖZ DÝNLEMEZ
Yaplar ve Yapmalarla Yaþamak
Takdir ve Övgüde Dikkat Edilecek Noktalar
-Ýyi Niyetle
ÇOCUÐU DÝNLEMEK
Duymak mý? Dinlemek mi?
Çocuðu Dinlerken Genellikle Gösterilen Tepkiler
Veya Gerçek Dinlemeye Engeller
Siz Birini Dinlerken Ne Gibi Tepkiler Kullanýyorsunuz?
Ýyi Bir Dinleyici Olmanýn Koþullarý
Katýlýmlý Dinleme
Çocuðu Dinlemenin Yararlarý
-Rahatý Kaçan Aðaç
ANNE/BABANIN KIZGINLIÐINI DUYURMASI
Sana Öyle Kýzýyorum ki!
Kýzgýnlýk Nedir?
Sen Zaten Hep Böylesin
Ben Diliyle Konuþmak
Sen Dili Yerine Ben Diliyle Konuþmak
-Annelerin Genç Kaldýðý Yer
KARÞILIKLI GÜVEN
Çocuðun Güvenini Arttýrmak
EK 1, 3-6 Yaþlardaki Çeþitli Geliþme Aþamalarý
EK 2- Evde Yapýlabilecek Yaratýcý Oyun Faatiyetleri
:::::::::::::::::::
SUNUÞ
Sayýn Okur,
Elinizdeki kitap, Leyla Navaro'nun özgün bir eseridir. Alýþýlmýþ Çocuk
Geliþimi kitaplarýndan farklý, taze bir bakýþ açýsýndan anneye ve çocuða
bakan, okurla konuþan, dertleþen, yaþayan bir kitap. Bu bir el kitabýdýr;
yani, zaman zaman okunan, tekrar okunan, arada bir baþ vurulan bir destek
kaynaðý. Bu el kitabý, Navaro'nun kendi tecrübeleri, akademik çalýþmalarý
ve yönettiði grup faaliyetleri sonucu oluþturduðu geniþ bilgi ve sezgilerinin
ürünüdür. Bu deðerli ve yararlý ürünü siz okurlara sunmaktan mutluluk
duyarým.
Sunuþ yazýsýný benim yazmamýn nedeni, bu kitaba temel teþkil eden çalýþmalarýn
Boðaziçi
Üniversitesinde benim yönettiðim Çok Yönlü Okul Öncesi Eðitimi, Çocuk Geliþimi v
e Anne Eðitimi
Projesinden kaynaklanmasýdýr. Bu projenin anne eðitim araþtýrma ekibinde çalýþan
Leyla
Navaro, projedeki çalýþmalarýyla elinizdeki kitabýn nüvesini oluþturdu. Ancak bu
kitap Navaro'nun
diðer bilgi ve tecrübelerinin de katkýsýyla proje çalýþmalarýnýn ötesine gitmiþt
ir.
Burada Çok Yönlü Okul Öncesi Eðitimi, Çocuk Geliþimi ve Anne Eðitimi
Projesini kýsaca tanýtmak gerekir. Bu proje, okul öncesi yaþtaki çocuðun
bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal geliþimine katkýyý amaçlamýþtý.
Özellikle evde eðitim ile anneler desteklenmiþ ve onlarýn da kendi
çocuklarýný desteklemeleri saðlanmýþtý. Proje çalýþmalarý 1982-1986
yýllarý boyunca Ýstanbul'un beþ yöresinde anneler ve çocuklarla
gerçekleþtirildi. Her yörede annelerin çocuklarýný daha iyi yetiþtirmelerini
saðlamak için annelerle grup çalýþmalarý yapýldý. Eðitim programýnýn
sonunda bu çalýþmalarýn çok etkili olduðunu gördük.
Proje çalýþmalarýndan memnun kalan anneler, bu eðitim programýný
televizyona uyarlamamýzý önerdiler. Daha çok sayýda annenin, onlarýn
çocuklarýnýn ve ailelerinin bu eðitimden yararlanmasýný saðlamak için 1986
yýlý sonbaharýnda televizyona bir program hazýrladýk. Bu olumlu tecrübelerin
ýþýðýnda çeþitli merkezlerde anne eðitimi programlarý halen
sürdürülmektedir. Amacýmýz, daha çok anneye destek saðlamaktýr.
Leyla Navaro'nun bu kitabý da bu amaca yöneliktir. Navaro, projemiz
çerçevesinde sürdürülen grup çalýþmalarýnda grup yöneticilerinin kullandýðý
bilgi ve yönergeleri hazýrlamýþ ve gruplardan birini yönetmiþti. Proje
ekibinin katkýlarý ile grup tecrübelerinden de yararlanarak bu materyalleri
geliþtirdi ve giderek elinizdeki bu özgün eseri oluþturdu. Kendisini bu
baþarýsýndan ötürü kutlarým.
Bu kitabýn, onu okuyan, bir el kitabý olarak ona sýk sýk baþvuran
anneler için çok yararlý olacaðýndan eminim. Babalar da bu kitaptan ayný
derecede yararlanabilirler. Esasen ana-baba arasýndaki anlayýþ birliði ve
tutarlýlýk, çocuðun yetiþtiði ortamýn saðlýklý olmasý için çok önemlidir.
Bununla birlikte küçük yaþtaki çocuðun yetiþmesinde genellikle anneler daha
ön planda olduðu için kitap daha ziyade anneye yöneliktir.
En deðerli varlýklarýmýz olan çocuklarýmýzýn yetiþtirilmesi bilgi, sezgi,
sevgi, akýlcý ve tutarlý davranýþ gerektiren zor bir sanattýr. Bu sanatý
yeterince gerçekleþtirebilmek için hepimizin öðreneceði birþeyler vardýr.
Babadan görme usullerin geçersizliði ortadayken, bunlarýn yerini alacak bilimsel
verilere dayanan, aydýnlatýcý, yol gösterici yayýnlar azdýr. Leyla Navaro'nun
kitabý bu eksikliði giderebilecek önemli bir yapýttýr. Gönül arzu eder ki her
anne baba bu kitabý okusun.
Prof Dr.Çiðdem Kaðýtçýbaþý Ýstanbul, 1987
:::::::::::::::::
BU KÝTABI OKURKEN...
Sevgili Okur,
Bu kitap geleneksel eðitici kitaplardan biraz farklý bir tarzla kaleme
alýnmýþtýr. Bunun ilk nedeni, salt eðitici bir yaklaþýmýn zamanla
sýkýcý olabileceði, kendini okutmayabileceði varsayýmýdýr. Ancak temel
nedeni, eðitimin tek yönlü pasif bir aktarma olmadýðýna inandýðýmýzdandýr.
Kanýmýzca eðitim, ancak düþünülerek, anlaþýlarak, tartýþýlarak, kendi
sistemimize, deðerlerimize, yapýmýza uygun olup olmadýðýný anlayarak,
uygulayarak, kýsacasý yaþayarak benimsenebilir. Okunan metinler teoride
kalýr, önemli olan teoriyi yaþamaktýr. Bu nedenle, kitaptaki fikir ve önerilerin
yanýnda, siz okura yönelik ve sizin kiþisel katkýlarýnýzý bekleyen
bilinçlenme, hatýrlama, düþünme alýþtýrmalarý, uygulamalar, görsel uyarý
ve öneriler bulunmaktadýr. Yani okurumuz pasif deðil, aktiftir. Kitabý okurken
durup düþünebilmeli, kendi yaþamýna uygun olup olmadýðýný tartmalý,
kitaba eklemeli, kitapta kendini bulabilmelidir. Bu nedenle, kitaptaki fikir ve
önerilerin arkasýndan gelen alýþtýrmalarý yapmanýzý, bunlara zaman
ayýrmanýzý öneririz. Böylelikle, kitap sizin el kitabýnýz olacak, sizin de kiþis
el
fikir ve katkýlarýnýzla daha da zenginleþecek ve öznelleþecektir. Bunun diðer
bir yararý da, kitabý bitirdikten bir süre sonra geriye bakýp sayfalarý
çevirdiðinizde kitapta kendi düþünce ve fikirlerinizi bulmak, kendinizle ilgili
bölümleri okumak ve zamanla kendinizde olabilecek deðiþiklikleri görmenin
zenginleþtirici katkýsýdýr.
Eðitim ve çocuklarla ilgili kitaplarý toplumumuzda genellikle anneler daha
çok okuduðundan, kitapta annelerle ilgili bölümlere, örneklere, Çünkü
anneyim... gibi hitaplara sýkça rastlanmaktadýr. Hatta kitabý yazarken, en
baþýndan gerçekçi bir taraf tutup, kitabý sadece, çocuklarla ve çocuklarýn
eðitimiyle en çok vakit geçirenlere, yani kadýnlara, annelere yazmayý
düþünmüþtük. Ancak böyle bir tutumun, konuya ilgi duyan babalarý haliyle saf
dýþý edeceðini, çocuk eðitiminin sadece anneye ait olduðu fikrini
savunacaðýný düþünerek, bu tür kesin bir taraf tutmaktan vazgeçtik. Kitap,
çocuðuyla ilgilenen tüm anne ve babalara aittir.
Kitabý dizgiye vermeden önce eleþtirel gözle okuyan arkadaþlardan
Sayýn Nurhan Esin'in bir önerisi üzerine, kitaba þöyle deðiþik bir boyut
getirdik: kitabýn içine, okur için kahve molalarý koyduk. Þöyle ki, okur biraz
okuyup düþünmek, nefes almak istediði zaman, veya Nurhan hanýmýn
terimiyle yüklendiði zaman, oturup þöyle bir kahve içip kendine biraz zaman
ayýrabilsin. Kendine zaman ayýrmaya müsaade etsin. Bu, özellikle günde 24
saat annelik yapan, kendine zaman ayýrmayan, ayýrmaya müsaade etmeyen,
ayýrdýðý zaman suçluluk duyan okurlarýmýz içindir. Molalar
anne-babalýðýný daha iyi yapmak isteyen okurlara, salt anne-babalýk dýþýnda,
biraz da kahve içme ve keyifli bir zaman geçirme hakkýný tanýmaktadýr.
Çünkü inancýmýz mükemmel anne-babanýn mükemmel çocuk yetiþtirdiði deðil,
mutlu anne-babanýn mutlu çocuk yetiþtirdiðidir.
Beraberce keyifli bir okuma süresi geçirme dileðiyle...
::::::::::::::::::
... VE YAZARKEN
Kitabý yazarken önerileri, fikirleri, paylaþmalarý ve kiþisel katkýlarý ile ba
na
yardýmcý olan, destekleyen kiþilerden söz etmeden geçemeyeceðim.
Ýlk olarak, bu kitabýn kaleme alýnmasý fikrini öne süren, manen ve kiþisel
katkýsýyla destekleyen Sn. Çiðdem Kaðýtçýbaþý'na, dinamik yaklaþýmý,
motivasyonu ve yarattýðý nezih ve uygar çalýþma ortamý için teþekkür
ederim. Araþtýrma süresinde, kiþisel fikir ve katkýlarýyla çalýþmamýza deðer
kazandýran Sn. Meral Çulha ve Sn. Diane Sunara teþekkürü borç bilirim.
Yazýlý metinleri dikkatle okuyup bana öneri, eleþtiri ve fikirleri ile katkýda
bulunan Sn. Nükhet Atalay, Dr. Lydia Albukrek, Nurhan Esin, Gina Telvi, Fevziye
Peker, Filiz Ayan ve Neslihan Güzelses'e deðerli katkýlarýndan dolayý
takdirlerimi ifade etmek isterim.
Grup çalýþmalarýmýz süresince, kiþisel paylaþmalarý, düþünceleri ve içten
katýlýmlarý ile kitaba örnek ve gerçek yaþantý açýsýndan boyut ve zenginlik
kazandýran tüm grup üyelerine teþekkürü borç bilirim (Yanlýþ anlaþmalara
engel olmak nedeniyle örneklerdeki bütün isimler deðiþtirilmiþtir).
Getirdiði çizgilerle ilkelere görsel zenginlik ve anlam kazandýran deðerli çizer
Ayla Soyöz'den söz etmeden geçemeyeceðim. Kapak düzeninde coþkulu
yaratýcýlýðýyla kitaba zenginlik ve boyut kazandýran deðerli fotoðraf
sanatçýsý Ersin Alok'a ve bu kitabýn basýlmasýnda her türlü yardým ve hevesi
esirgemeyen deðerli YA-PA yönecisi Turhan Özüduru'ya teþekkürü borç bilirim.
Görülen somut desteklerin yanýnda, görünmeyen ama mevcut ve vazgeçilmez
deðeri olan manevi destekler vardýr. Ýþte bunlardan biri de, çalýþmalarým
boyunca sabýr, anlayýþ ve takdirini esirgemeyen eþim Daniel ve özellikle
sonsuz sevgi ve takdirimi ifade etmek istediðim, çocuk eðitimi ilkelerimi
sýralarken yaþantýlarý ve güzelim davranýþlarý ile bana yol gösteren, öneri
ve ilkeleri yalancý çýkarmayan, baþarýlý olunabileceðinin somut kanýtý olan
çocuklarým Yael, Ýlana ve Erez'e, uzun çalýþmam süresince gösterdikleri
sorumluluk, anlayýþ, yakýnlýk ve desteklerinden dolayý içten teþekkür ederim.
LEYLA NAVARO
:::::::::::::::::::
Tanrým, bana
Deðiþtiremiyeceðim þeyleri kabul etmek için SÜKUNET
Deðiþtirebileceklerimi deðiþtirmek için CESARET
Ýkisini birbirinden ayýrdedebilmek için de AKIL ver (1)
(1) Reinhold Niebuhr'a atfedilmektedir.
:::::::::::::::::
ANNE-BABALIK SANATI
ÇÜNKÜ ANNEYÝM...
Çünkü anneyim... Anne olmayý bana kimse öðretmedi. Bildiklerimi
kendi annemden, ailemden, arkadaþlarýmdan, biraz da gazete, mecmua,
TV ve bazý kitaplardan okuyorum... Ýyi bir anne olmak istiyorum...
Ýstiyorum ki çocuklarým akýllý, terbiyeli, baþarýlý, mutlu, herkesin sevip
beðendiði çocuklar olsun... Onlar da büyüdüklerinde beni sevgi, övgüyle
ansýnlar. Onlara ne iyi baktýðýmý, nasýl büyüttüðümü, ne çok
fedakarlýklara katlandýðýmý anlatsýnlar... Onlarý hayata hazýrlayayým,
birçok þey öðreteyim, her zaman sevgi dolu, sabýrlý, anlayýþlý bir anne
olayým...
Ama bu bazen öyle zor ki... Bütün iyi niyetlerime raðmen her þey
istediðim gibi olmuyor... Bir bakýyorum ki istemeden çocuðuma
kýzmýþým.. onu azarlýyorum, deliler gibi baðýrýyorum. Hatta arada
sýrada el kaldýrýp dövdüðüm bile oluyor... Sonradan yaptýðýma öyle
piþman oluyorum ki çokta üzülüyorum... Bu küçük, savunmasýz yaratýða
nasýl vurdum? Nasýl el kaldýrdým? Hani onu o kadar seviyordum? Ben
ne biçim anneyim? Kendimi yiyorum... ama elimde deðil... bazen öyle
sabýrsýz, öyle sinirliyim ki... Yapmam gereken bir sürü iþ var, hepsini de
yetiþtirmek istiyorum... O an en küçük bir yaramazlýðý, bir söz
dinlememeyi dahi kaldýramýyorum... öyle özeniyorum ki þu sabýrlý
annelere, hiç kýzmayan, sinirlenmeyen, hoþgörülü, her zaman güler yüzlü
olan annelere... ama ben yapamýyorum... neden???
ÇÜNKÜ BEN DE ÝNSANIM...
::::::::::::::::::
ANNELER DE ÝNSANDIR...
Evet, anneler de insandýr... Anne simgesi hepimizin gözünde sabýrlý,
hoþgörülü, verici, fedakar, kendini hiç düþünmeyen, güleryüzlü, sadece
baþkalarýný ve çocuðunu düþünen, çocuk bakýmý, eðitimi, psikolojisi
hakkýnda her þeyi bilen veya bilmesi gereken, bilmesi beklenen, hiç
kýzmayan, sinirlenmeyen, kocaman yürekli süper kadýnlar halinde
canlanýr. Anne her zaman evde, her zaman hazýr, çocuðunu bekler, hiç
kendi iþleri ile meþgul olmaz, çocuðununkilere hep öncelik tanýr, bundan
dolayý da sinirlenmez, kýzmaz, üzülmez, her þeyi sabýrla dinler, çocuða
nasýl bakýlacaðýný, nasýl besleyeceðini, nasýl konuþacaðýný bilir,
çünkü anne evde doktordur, anne hemþiredir, pedagogdur, psikologdur,
ayný zamanda öðretmendir, dadýdýr, çok ta iyi bir ahçýdýr,
hizimetçidir ve arkadaþtýr, dert ortaðýdýr, ama ayný zamanda
disiplini saðlayan otoritedir de v.s.... v.s.... v.s.... Ve anne, bütün bunlarý
kýzmadan, sinirlenmeden, sabýrla, daima güler yüzle yapar...
Söyler misiniz??? Böyle bir anneyi tanýyan var mý???
Evet, anneler ve anne simgesi üzerinde ne çok beklenti var, deðil mi???
Bütün beklentilerini veya birazýný yapamayan anne zaman zaman kendini belki
de suçlu, baþarýsýz, huzursuz hissedebilir...
Çocuðumun derslerine yardým etmek istiyorum. Her akþam okuldan
dönünce yanýna oturup onu çalýþtýrýyorum. Ama çok yavaþ ders yapýyor,
oyalanýyor, çabuk anlamadýðý zaman çok sabýrsýzlanýyorum. Hele dersler
bitmeyince sinirleniyor, kýzýyorum... Fena halde azarlýyorum onu. Sonra da
bundan dolayý suçluluk duyuyorum. Ne yapacaðýmý þaþýrdým...
Çalýþan bir anneyim. Oðlum eve gelince yardýmcý kadýn onu
karþýlýyor, kahvaltýsýný veriyor. Bense akþam 7'de eve dönmüþ oluyorum...
Bakýyorum her þey yolunda, çocukta iyi. Ama ben rahat deðilim... Çocuðumla
fazla beraber olamadýðýmý, okuldan dönünce onu karþýlamadýðýmý
düþünerek huzursuz olmaktayým. Sürekli evde oturan, çocuðuyla beraber olan
annelere çok gýpta ediyorum...
Emre hiç yemek yemiyor. Her þeyi denedim imkansýz. Bakýyorum da
bütün çocuklar iyi kötü yemek yiyorlar, benimki ise sadece baðýrýp çaðýrarak...
Umutsuzluða kapýldým... Ýyi bir anne deðilim herhalde...
Aslý kolej sýnavlarýnda baþarýlý olamadý.. Arkadaþlarýmýn çoðu
çocuklarýný iyi okullara yerleþtirdiler... Biz de Aslý'yý bir özel okula
yazdýrdýk... Pek baþarýlý deðil... Bakýyorum da diðer çocuklara, hepsi bir
yerde baþarýlý oldular... Herhalde kabahat bende... Çocuk yetiþtirmesini
bilmiyorum...
Bütün bunlar ideal anne simgesine kendini kýstýrmýþ, mükemmel anne
olmasý, her þeye yetiþmesi, her sorunu kendi halletmesi gerektiðine kendini
koþullandýrmýþ kadýnlarýn yaþadýðý huzursuzluðu, sýkýntýlarý
yansýtmýyor mu???
Siz de hiç böyle düþünce veya duygulara kapýldýnýz mý?
Annelik beklentilerinizin çoðunu gerçekleþtirebildiniz mi?
Hangileri gerçekçiydi acaba (yani yapýnýza veya yaþantýnýza uygundu?)
Gelin þimdi beraberce kendimizi inceleyelim.
Tarih:
Anne (baba) olarak kendimden ne kadar memnunum? Neleri iyi yapýyorum? (Örneðin
:
çocuðumla oynamaya vakit ayýrýyorum; söylediklerini iyi dinliyorum; saygýlý olma
larýna
kendim örnek oluyorum; iyi bir iletiþimim var, gibi)
1) ...
2) ...
3) ...
4) ...
5) ...
Anne (baba) olarak kendimde beðenmediðim, deðiþtirmek istediðim neler var? Ben
ce neleri iyi yapmýyorum? Veya
daha iyi yapabilirim? (Örneðin: çok çabuk sinirlenip baðýrýyorum; tutarlý deðili
m, bazen
çok sert bazen de aþýrý kabulleniciyim; kýzdýðým zaman dövüyorum, gibi.)
1) ...
2) ...
3) ...
4) ...
5) ...
BU ÞÝÝRLERLE BÜYÜDÜK

CANIMDAN ÇOK SEVERÝM


ANNECÝÐÝM BENÝ SEN
NE EMEKLE BÜYÜTTÜN
KÜÇÜKKEN ELÝMÝ
TUTARAK SEN YÜRÜTTÜN

AÐLATMAZDIN BENÝ HÝÇ


HEMEN KOÞAR GELÝRDÝN
BÝRAZ GÜLEYÝM DÝYE
OYUNCAKLAR VERÝRDÝN

HASTA OLDUÐUM ZAMAN


BANA NÝNNÝLER SÖYLER
BEÞÝÐÝMÝ SALLARDIN
BAÞUCUMDA AÐLARDIN

MELAHAT UÐURKAN
:::::::::::::::::::
BENÝM ANNEM ÖYLEYDÝ
Benim annem öyleydi. dedi Tülay Haným... Tam bir anneydi. Öyle özveriliydi
ki... Hiç kýzdýðýný, veya sesini yükselttiðini hatýrlamýyorum... Daima yanýmýzda
olur, bütün sorunlarýmýza bir çözüm getirirdi... Bense öyle sabýrsýzým ki... En
ufak bir terslik olsa bas bas baðýrýyorum... Kendime hakim olamýyorum...
Tülay'ýn kendi anneliði konusunda tedirgin olduðu belliydi... Kendini sürekli
suçluyordu... Annesi Ýpek Haným güldü: O þapkaný giymediðin günü hatýrlýyor
musun? dedi... Ne kadar sinirlenmiþ ve sonunda seni evde býrakmýþtým. Hani
teyzenlere yatýya davetliydik, sen teyzenlere gitmeye bayýlýrdýn... Ben de ceza
olsun diye seni evde býrakmýþtým... Ne çok aðladýydýn... Bugün bile hala
üzülürüm, nasýl da acýmadým diye... Ama, Tülay hatýrlamadý... Aslýnda insan
belleðinin bazen kötüleri unutup iyi þeyleri hatýrlamak gibi ne güzel bir korunm
a
sistemi vardýr deðil mi? Demek ki, hiç baðýrmayan, kýzmayan, ideal anne
gibi bilinen Ýpek Haným da zamanýnda kýzmýþ, sabýrsýzlanmýþ, hatta
cezalandýrmýþtý... Ama diðer olumlu yönleri çoðunlukta olduðundan,
anlaþýlan bunlar Tülay'ýn belleðinden silinmiþti... Aslýnda Ýpek Haným
hiç sinirlenmeyen insanüstü bir varlýk deðildi, anlaþýlan Tülay'a kýyasla
daha yavaþ sinirleniyor, daha sabýrlý davranýyordu. Tülay ise annesi
Ýpek Haným gibi sabýrlý ve hoþgörülü bir yapýya sahip deðildi. Daha
aceleci ve daha asabiydi... Ayrýca Ýpek Haným sadece bir ev kadýnýyken,
Tülay bankada çalýþýyordu. Hem iþ, hem de evin sorumluluklarý
nedeniyle daha gergin, daha tezcanlýydý...
Tülay'ýn annesi gibi olabilmesine ne yapýsý, ne de yaþantýsý müsaitti...
Bazen, olmak istediðimiz bir yapýya sahip olamadýðýmýzdan dolayý neden
ve niçinlerle kendimizi suçlar, üzülürüz. Ama insanlar yapý ve kiþilik
olarak birbirlerinden çok farklýdýr, kimi daha sabýrlý, daha kabullenici,
kimi ise daha tez canlý, daha peþin hükümlüdür. Tüm dünya annelerinin ayný
yapýda olmalarý beklenemez. Önemli olan, kiþinin kendi yapýsý dahilinde nasýl
davranacaðýný bilmesidir. Daha ileriki bölümlerde bu nasýllara gireceðiz.
::::::::::::::::::::
BEN ANNEM (BABAM) GÝBÝ OLMAYACAÐIM.
Buna karþýlýk, kimimizin de çocukluk ve gençlik yýllarý evde anne ve
babamýzla o kadar zor ve olumsuz deneyimlerle yüklüdür ki Ben onlar gibi
olmayacaðým, çocuklarýmý farklý büyüteceðim diyerek anne (veya
babamýzýn) tüm davranýþlarýný olumsuz olarak niteleyip reddederiz.
Annemle babam okul baþarýma o derece aþýrý önem veriyorlardý ki,
bütün okul yýllarým ders çalýþýp çalýþmama tartýþmalarýyla geçti... Hafta
sonu çýkýþlarým, yaz tatillerim hep ders çalýþmalarýma göre ayarlanýrdý.
Düþük not getirdiðim anda evde bir surat, bir öfke... O derece bezdim ki ben
çocuklarýmýn derslerine hiç karýþmayacaðým, dedim... Ne yaparlarsa
yapsýnlar...
Gülþen Haným'ýn ilk oðlu Ersin bu tür serbest bir yaklaþýmla okulda
gerçekten baþarýlý oldu. Hiçbir sorun çýkmadý. Ancak, ikinci oðlu Uður'la
büyük sorunlar oluþtu. Gülþen Haným Uður'un okulundan sürekli ikaz ve þikayet
alýyordu. Hatta, ortaokulda Uður'un okulunu deðiþtirmek zorunda kaldý. Uður
akýllý, hatta zeki bir çocuktu ama okula uyum saðlayamýyor, ders
çalýþmýyordu. Ayrýca evde de büyük sorun haline gelmiþ, evin bütün
bireylerini, özellikle Ersin'i çok rahatsýz eder duruma girmiþti.
Aslýnda bu durumda da yapýlan bir öncekinden farklý deðil. Yaþanan bir
deneyim ve davranýþ tarzý aynen örnek alýnacaðýna, tam aksi bir yaklaþým
ve davranýþ tarzý seçilip uygulanýyor. Ýlk çocukta, çocuðun yapýsý nedeniyle
baþarýlý oluyorsa da, Ýkinci çocukta baþarýsýzlýða uðruyor. Bu da annenin kendi
yapýsý ve kiþiliði ve ayný zamanda çocuðun yapýsý ve kiþiliði
düþünülmeden giriþilen bir alýntý anne rolüdür. Gülþen Haným olmak
istediði anne rolünü oynamaya çalýþmýþ, Uður'a karþý gerçek tepki ve
duygularýný gösterememiþtir.
Yani, Uður dersini düzenli çalýþmadýðý, okulda veya evde sorun
yarattýðý zaman içinde kabaran tedirginlik, kýzgýnlýk hatta kýrgýnlýk
duygularýný ifade etmeyerek çocuðunun derslerine karýþmayan, hoþgörülü
anne rolünü üstlenmiþtir. Ancak, önemli olan kýzgýnlýk, tedirginlik veya
kýrgýnlýðý ifade etmemek deðil, yapýcý olarak ifade etmektir. Buna da
ileriki bölümlerde deðineceðiz.
:::::::::::::::::::
BÝZ ÇAÐDAÞ ANNE/BABAYIZ
Günümüzde anne-babalýk üzerine yazýlmýþ birçok yayýn deneme ve
kitap vardýr. Ancak bazý anne-baba adaylarý bu gibi öneri ve tavsiyelere o kadar
harfiyen uymaya çalýþýrlar ki; gerek içgüdüsel tepkilerini, gerek mantýk ve
saðduyularýný, gerekse kiþisel duygu ve davranýþ tarzlarýný rafa kaldýrýp,
kendilerince olunmasý gereken ideal anne-baba rolünü oynarlar. Bu rolde ne
kendi kiþisel boyut ve sýnýrlarý, ne de çocuðun kiþilik ve yapýsý söz
konusudur. Söz konusu olan neyin yapýlmasý gerektiðidir. Tabii, bir süre
sonra anne (veya babanýn) kiþiliði veya yapýsý bu gibi bir oyuna tepki gösterir
(sabrý taþar, öfkelenir, baðýrýr...) çocuk ise çeliþkili mesajlar aldýðýndan ne
zaman kýzýlýp ne zaman kýzýlmayacaðýný bilemez, evde sorunlar sürüp
gider.
Çocuklar özgür olmalý. Ben çocuðumun evde özgür ve yaratýcý
olmasýný istiyorum... Öyle misafir odasý filan olmayacak. Ev yaþanmak içindir,
çocuk her tarafta oynayabilmeli, koltuklarýn kirlenmesi önemli deðil... Ýsterse
duvarlarý da boyayabilir. Yemek yerken yerleri kirletmesi benim için önemli
deðil... diyordu Reyhan Haným. Ancak bir süre sonra, bütün eve daðýlmýþ
oyuncaklarý toplamak, yerleri sürekli süpürüp silmekten býkýnca kendini Esra'ya
avaz avaz baðýrýrken buldu. Reyhan Haným Esra'ya hiç söz geçiremediðini,
Esra'nýn her istediðini tutturarak istediðini, bir türlü baþa çýkamadýðýný ve
sonunda cezaya koyarak yola getirebildiðini anlattý.
::::::::::::::::::
ALINTI ANNELÝK ROLÜ
Reynan Haným, 3 yaþýnda bir çocuðun sýnýrlarý bilemeyeceðini
saðduyu ve mantýkla öngörebilir, sürekli Esra'nýn döktüklerini toplamaktan
sonunda sabrýnýn taþmakta olduðunu hissedip ifade edebilir; kimsenin,
kendinin dahi, oturduðu yeri ve çevresini baþkalarýnýn rahatýný bozacak
þekilde kullanmaya hakký olmadýðýný düþünebilir ve sonunda, tüm öteki uç
olan cezaya vardýracak aþýrý hoþgörülü anne rolüne girmeyebilirdi. Reyhan
Haným, modern annelik uðruna saðduyusunu, içgüdülerini, kendi doðal tepki
ve duygularýný rafa kaldýrmýþ ve olmak istediði Alýntý Anne rolüne
girmiþti.
Aile içinde çocuklarla oluþan sorunlarýn birçoðu, annenin (veya babanýn)
tepkilerini düþünmeden, baþkalarý öyle yaptýðý için, saðduyusuna ve
içinden gelen duygulara kulak vermeden göstermesi veya duygularýný yanlýþ
ifade etmesinden kaynaklanýr.
Bu çalýþma ile varmak istediðimiz amaç, annenin veya babanýn kendi
deðer ve duygularýna bilinçlenmesi, bunlarý yýkýcý deðil de yapýcý bir
þekilde ifade edebilmesi, yürürlüðe koyabilmesi, dolayýsý ile de oluþan sorunlar
a
yapýcý ve pratik yaklaþýmlar elde ederek yaklaþmasýdýr.
Aslýnda anne-babalýk rol gerektirmez, özellikle bilgi ve sorumluluk gerektirir
.
Genç anne-baba, doðal olarak, çocuðuna vereceði eðitim ve yaklaþým konusunda
deneyimsiz ve güvensizdir. Ailesinden gördüðü geleneksel bazý
yaklaþýmlarýn olumsuz yönlerini düþünerek kendi uygulamamaya çalýþmakta,
ancak tam tersininde bazen geçerli olmadýðýný görmektedir. Kýsacasý, anne
uyguladýðý yöntemler konusunda çeliþkidedir. Çünkü bütün diðer sanat ve
meslekler öðrenildiði halde, yaþamýn aþaðý yukarý 20 yýlýný kapsayacak
anne-babalýk mesleðini hiçbir okul öðretmemektedir. Dünün genç Ayþe'si ile
genç Ali'si aniden Anne Ayþe ve Baba Ali olmuþlardýr. Sanki aniden
yaþlanmýþ, aniden sorumluluklarý artmýþ ve ayný zamanda bir günden
diðerine onlardan beklentiler de farklýlaþmýþtýr: her þeyi bilen, bilmesi
gereken, doðru hareket etmesi, yanlýþ yapmamasý gereken Anne ve Baba. Ayþe ve Al
i
bir günden diðerine Anne ve Baba rollerini oynamaya baþlarlar. Ancak rollerini
kimse öðretmemiþtir. En geçerli güvence, yine de kendi anne-babalarýný
veya bir yakýnlarýný örnek almak, veya okuduklarý yazý veya kitaplardan
esinlenmektir. Ancak bunlar da yeterli olmaz.
Sabýr, hoþgörü, sevgi umutlarý ve ayný zamanda endiþeyle dolu
anne-baba adayý, gerçek anne-babalýða baþlayýnca sabrýnýn o kadar da
sýnýrsýz olmadýðýný, hoþgörüsünü zamanla yitirdiðini ve gittikçe istemediði
davranýþ ve tepkileri göstermeye baþladýðýný yaþar; çocuðunu çok
seveceðini zannederken bazen de hiç sevmediðini hisseder ve bütün bunlardan
dolayý suçluluk ve huzursuzluk içinde bocalar. Bu huzursuzluk çocuða karþý
davranýþlarýna yansýr ve olay bir kýsýr döngü içinde yuvarlanýr gider.
Bu bocalama ve çeliþkilerin temel nedenlerini 3 ana baþlýk altýnda kýsaca
toplayabiliriz:
1) Eðitim konusunda günümüzün hýzla deðiþen deðerleri;
2) Toplumda deðiþen kadýn ve anne imajý;
3) Anne-Babalýk sanatýný öðreten kurumlarýn eksikliði;
:::::::::::::::::::
GÜNÜMÜZÜN DEÐÝÞEN DEÐERLERÝ
Günümüzde, psikoloji, pedagoji, sosyal bilimler ve eðitim dallarýndaki sürekli
geliþmeler, bu alanlarda yapýlmakta olan araþtýrma ve bulgular, günlük
hayatýmýzda pratik uygulamalara dönüþmekte, özellikle çocuk eðitimi ve
geliþmesine sürekli yeni boyutlar ve yöntemler getirmektedir. Örneðin, oyunun
bir oyalama, zaman kaybý veya yaramazlýk sayýldýðý günler çoktan geçmiþ,
günümüz psikolojisi oyunun çocuk geliþmesindeki vazgeçilmez önemini
artýk kanýtlamýþtýr.
Bütün bu yeni geliþmeler, çeþitli iletiþim araçlarý (gazete, dergi, TV,
kitap, radyo) aracýlýðý ile ev içine ulaþmakta ve genç anne-babalar
ailelerinden aldýklarý geleneksel eðitim yöntemleri ile yenileri arasýnda
haklý bir bocalama, kararsýzlýk ve deneme-yanýlma süreci yaþamaktadýrlar.
::::::::::::::::::::
TOPLUMDA DEGÝÞEN KADIN VE ANNENÝN YERÝ
Eðitim alanýndaki bu hýzlý deðiþimlere paralel olarak, toplumda kadýnýn rolü d
e
gittikçe farklýlaþmaktadýr. Geçen neslin dört baþý mamur ev kadýný ve annesi art
ýk
güncelliðini yitirmekte, günümüz kadýný ev kadýnlýðý ve annelikten baþka alanlar
a da
yönelmekte, ilgi duymakta veya duymasý beklenmektedir. Bu deðiþimin baþlýca etke
nleri,
ekonomik nedenlerle çalýþan kadýnlar yüzdesinin artmasý, eðitimin yaygýnlaþmasý
ve genç
kýzlarýn gittikçe yüksek öðrenime veya mesleðe yönelerek artýk sadece ev kadýný
ve anne
olmakla yetinmemeleridir. Araþtýrmalara göre eðitim, kadýnlarýn toplum içindeki
rol ve statülerini önemli
ölçüde deðiþtirebilecek bir araç olarak görülmektedir (1). Ýki nesil kadýnlarýný
anne ve kýz olarak ele
alan araþtýrma sonuçlarý;(2). kýzlarýn, öztanýmlarýnda kendilerini annelerinden
daha baðýmsýz,
soðukkanlý, hýrslý, gerçekçi ve geniþ ilgileri olan insanlar olarak gördüklerini
; annelerin ise kendilerini
daha yumuþak, boyun eðici, fedakar, þefkatli, sadýk, duygusal, aileye yönelik ve
titiz olarak
tanýttýklarýný göstermektedir. Toplumumuzda kadýnýn rolünün deðiþmesinde diðer b
ir dolaylý etken
de, TV ve videonun evlere kadar girmesi ile, gerek yerli gerekse yabancý film ve
dizilerde sergilenen
çaðdaþ ve Batýlý kadýn imajýnýn yavaþ yavaþ yer etmesi, benimsenmesi ve kadýnlar
tarafýndan rol
örneði olarak alýnmasýdýr.
Eðitim ve kadýnýn rolündeki bu aþamalar, geleneksel Türk annesi
rolünde de deðiþikliklere yol açmaktadýr. Yeni eðitim yöntemlerinin önerdiði
dost-arkadaþ anne kavramý, geleneksel Türk annesi rolüne de yeni boyutlar
getirmiþ, bir nesil önce geçerli olan saygýlý ve mesafeli anne-çocuk iliþkilerin
e
farklý bir yaklaþým tarzý getirmiþtir: geleneksel Türk eðitiminde anneye karþý
gelemeyen hatta ona siz diye hitabeden dikey (büyükten küçüðe, üstten alta)
ve mesafeli iliþkiler, günümüzde gittikçe yataylaþmakta (ayný seviye, yaþ farký,
yokmuþ gibi) ve yeni kuþak anne-babalarý, çocuklarýna daha yakýn ve
arkadaþça davranabilmek için söz konusu mesafeyi gittikçe azaltmaya
çalýþmaktadýrlar. Ancak bu henüz oturmamýþ ve geçiþ dönemindeki sistemin
getirdiði bocalamalar kaçýnýlmaz sorunlarý da beraberinde getirmektedir:
Anne-babanýn otorite ile arkadaþ figürleri arasýndaki çeliþkili ve
tutarsýz davranýþlarý, sýnýr koyamama, söz geçirememe, vb.
(1) Kýrsal-Kentsel Kesimde Eðitimin Kadýnlara Etkisi-Ferhunde Özbay-Türk
Toplumunda Kadýn, N.Abadarý-Unat, 1978
(2) Kadýnlarda Psiko-sosyal Deðiþim Kuþaklar Arasý Bir karþýlaþtýrma-Deniz
Kandiyoti-Türk Toplumunda Kadýn. N.Abadan-Unat, 1978
Sonuç olarak, annelerin kuþaðý deðerler ve toplumsal geçiþ
açýsýndan özgün bir aþama sürecindedir. (3) Bunun sonuçlarý da,
doðal olarak, günümüz annesini etkilemekte ve annelik ve çocuk
yetiþtirme yöntemlerine çeliþkiler getirmektedir.
(3) Kadýnlarda Psiko-sosyal Deðiþim Kuþaklar Arasý Bir Karþýlaþtýrma-Deniz
Kandiyoti-Türk Toplumunda Kadýn. N. Abadan-Unat, 1978.
::::::::::::::::::
ANNE-BABALIK SANATI ÖÐRENÝLEBÝLÝR
Günümüzün deðiþen deðer ve yöntemlerine ayak uydurabilmenin ve çocuða
uygulanacak eðitimi saðlam bir temele oturtmanýn en etkin yolu, anne-babalýk ve
çocuk eðitimi konularýnda kiþinin kendini aydýnlatmasý, eðitmesidir.
Aslýnda anne/babalýk, yeteneklerimiz olsun olmasýn, hepimizin hayatýn
gidiþatý içinde, uygulamakta olduðumuz bir meslektir. Hatta bazý meslekler
yaþam süresince deðiþtirilebildiði halde, anne babalýk mesleði yaþamýn
aþaðý-yukarý 20 yýlý, günün 24 saati ve hemen hemen tatilsiz icra edilen bir
meslektir. Diðer mesleklerde yetenekler göze alýnsa da, anne-babalýkta
yeteneklerin olup olmadýðý söz konusu deðildir. Diðer meslekler deneme
yanýlmayý kaldýrabilir, ancak anne-babalýk mesleðinde deneme yanýlmalarýn
sonucu ne yazýk ki çok ciddidir. Bütün bunlar göz önünde tutulduðunda,
anne-babalýk mesleðini ciddiye alan, öðreten bir okul, kurum veya hiç deðilse
okullarda ders olmamasý þaþýlacak bir durumdur. Aslýnda, anne-babalýk,
meslekten de öte, bir sanattýr.
Ancak anne-babalýk sanatý öðrenilebilir. Günümüzde, insan bilimleri,
psikoloji, pedagolojinin ilerlemesi ile çocuk yetiþtirilmesi ve eðitimine daha b
ilinçli
bir bakýþ açýsý gelmiþtir. Çaðdaþ anne-baba çocuklarýnýn yetiþmesinde
oynadýklarý sorumlu rolün artýk bilincindedirler. Halen ülkemizde, çocuk eðitimi
ve psikolojisi konularýnda birçok yayýn, kitap ve dergi bulunmakta, ayrýca TV,
radyo gibi kitle iletiþim araçlarý ile bu konularda yaygýn eðitim
yapýlmaktadýr.
Bunun yanýnda, muhtelif grup çalýþmalarý okullarda kurulan Rehberlik ve
Danýþmanlýk Servisleri ve eðitsel konferanslar da bu konuda ailelerin
aydýnlatýlmasý ve eðitilmesine önayak olmaktadýr. Grup üyelerimizden bir
hanýmýn belirttiði gibi: Çoçuðumuzu eðitmek ve yetiþtirmek, aslýnda
kendimizi eðitmek ve yetiþtirmektir.
Bu kitapla varmaya çalýþtýðýmýz amaç, þimdiye kadar sadece
uzmanlarca bilinen etkili iletiþim yöntemlerini anne-babalara da ulaþtýrabilmek,
aile-çocuk arasýndaki sorunlarýn önemli bir kýsmýný teþkil eden iletiþim
bozukluklarýný ortadan kaldýrmaya çalýþmaktýr. Ayrýca, çocuðun olumsuz,
yaramazlýk veya söz dinlememe olarak nitelenen davranýþlarýna deðiþik bir
bakýþ açýsý ve yaklaþým tarzý getirerek sorunlarý farklý bir þekilde çözmeye
çalýþacaðýz.
::::::::::::::::::
ÇOCUÐUNU KABUL EDEBÝLMEK
BENÝ KABUL EDÝYOR MUSUN?
Metin bahçede koþarken yere kapaklandý. Kalktýðýnda elleri ve kolu
sýyrýlmýþ, dizi ise kanýyordu. Aðlayarak eve koþtu:
-Annnnneeeeeee.
-N'oldu? Sus aðlama bakiim, erkekler aðlamaz.
-Annnnneeeeeee çok acýyor...
-Þimdi geçer, hem sen erkeksin, ayýp ayýp, erkekler aðlar mý?
-lýýýýýýýhhh çok acýyor.
-Sulugöz n'olacak? Ne varmýþ bunun için aðlayacak?
Metin aðlamaya devam eder, anne ise Metin susmadýðý ve böyle küçük bir
olayý büyüttüðü için ona kýzar. Metin annesinin acýsýný anlamadýðýna
içerler, anlamasýný saðlamak ve daha çok ilgi çekmek için daha fazla baðýrýr,
anne sinirlenir. Sonuç olarak küçük bir olay anneyle Metin'in birbirlerine
kýzmalarýna, içerlemelerine neden olur.
Genellikle anne-babalar çocuklarýn duygularýný kabul etmezler.
Örneðin:
-Ne varmýþ buna aðlayacak? Ýnsan kedi için üzülür mü?
-Sulugöz! top kayboldu diye aðlanýr mý?
-Hiç insan kardeþini kýskanýr mý? Ne ayýp.
-Aslýnda sen öyle düþünmüyorsun...
-Ne varmýþ korkacak? Senin gibi koca çocuk karanlýktan korkar mý?
Üzüntü, korku, kýskançlýk gibi olumsuz duygular biz büyüklerin de hoþuna
gitmediðinden, genellikle yaptýðýmýz, bu duygularý inkar etmektir Ne varmýþ
bunda üzülecek?. Hiç insan kardeþini kýskanýr mý?. Özellikle çocuklarda bu
gibi duygularý algýladýðýmýz zaman, kabul etmekten ve isimlendirmekten
korkarýz. Çünkü kabul eder veya isimlendirirsek, bunlarýn kalýcý olacaðýný,
çocuðun mutsuz, korkak veya kýskanç olabileceðini düþünürüz. Dolayýsýyla
reddeder veya inkar ederiz. Halbuki, bu duygularý hissetmek, örneðin korkmak,
mutlaka korkak olmak deðildir. Biz de yetiþkin olarak bazen karanlýktan,
bilinmeyenden korkabilir, tedirgin olabiliriz, Bunun gibi üzülmekte mutlaka muts
uz
olmak demek deðildir. Üzüntü yaþamýn bir parçasý ve her kiþinin doðal duygu
hakkýdýr. O anda kedisi, topu veya arkadaþý için üzülen çocuk, gerçekten
üzülüyordur, ancak anlaþýldýðýný, duygusunun kabul edildiðini hissederse rahatla
r,
daha kolay teselli bulur. Yaþamda daha büyük ve ciddi üzüntüler var diye
çocuðunkini küçümsemek, inkar etmek haksýzlýktýr, ayrýca çocuðun
anlayamayacaðý bir boyuttur. Çocuðun üzüntüleri, duygularý kendi
boyuna göre gerçek ve geçerlidir. Duyulmadýðýný, anlaþýlmadýðýný
gören çocuk, bunu duyurmak için daha aþýrýya kaçar, daha çok
aðlayarak veya hýrçýnlýk ederek kendini duyurmaya çalýþýr.
Duygular gibi, biz büyükler çocuðun algýlarýna da fazla güvenmez,
tepkilerimizi kendi algýlarýmýza göre ayarlarýz.
Komþu ziyaretinde:
-Anne burasý çok sýcak.
-Kýzým, hava soðuk, hýrkaný çýkarma sakýn. Üþürsün.
-Ama anne çok ýsýndým.
-Üþütür hastalanýrsýn diyorum. Hýrkaný çýkarma demedim mi?
-(Çocuk aðlayarak) Ama anne burasý çok sýcak..
Sonuç: Anne çocuða Ben sana dediðimi yap demedim mi? diyerek
iyice azarlar. Çocuk ziyaret boyu anneyi Hýrkayý çýkarayým mý? diye
veya baþka bir nedenle rahatsýz eder, anne de komþuya çocuðunun ne
kadar laf dinlemez, mýzmýz olduðunu þikayet eder.
Çocuk ders çalýþýyor:
-Anne bu problemi anlamadým.
-Dikkatli okursan anlarsýn.
-Ama anne, okudum, çok zor...
-Tembel n'olacak? Aslýnda biliyorum dersini yapmak istemiyorsun...
-Ama anne...
-Ali'ye bak, hiç annesine soruyor mu? Geliyor okuldan, hemen
derslerini bitiriyor, sýnýfýn da en iyi talebesi...
Yemek sofrasýnda:
-Anne doydum, fasulyeyi yiyemiyeceðim...
-Ama hiçbir þey yemedin ki... (Çocuk salata ile 2 köfte yemiþtir.)
-Ama anne, karným çok tok, kahvaltýyý geç ettim.
-Anlamam, bu kadar az yemekle doymuþ olmazsýn, fasulyeleri de
yiyeceksin...
-Ama anne...
Bütün bu olaylarda neler olduðunun farkýnda mýyýz? Bütün ufak
tefek konuþmalarýn tartýþmaya dönüþmesinden baþka annenin çocuða
verdiði mesaj þu:
.... Sen kendi algýlarýna, duygularýna, düþüncelerine inanma, onlar
yanlýþtýr, benimkileri kabul et. Isýnmýþsan aslýnda hava soðuktur,
ýsýnmýþ olmazsýn, çünkü ben üþüyorum; karanlýktan korkacak ne var,
ben korkmam ki; düþmüþsen o kadar aðlama, çünkü ben düþünce
aðlamam; kedi için aðlanýr mý? Üzülecek ne var? Kedi iþte; bu kadar
yemekle doymuþ olmazsýn, çünkü ben doymam...
Þimdi rolleri tersine çevirelim ve sizin için önemli bir kiþiyle (eþiniz, anne
niz,
arkadaþýnýz) ziyarete gittiðinizi düþünün, gittiðiniz yer çok sýcak, siz de kalý
nca bir
gömlek ve üstüne hýrka giymiþsiniz. Hasta filan da deðilsiniz. Hýrkayý
çýkarmak istiyorsunuz, yanýnýzdaki kiþiye: Burasý çok sýcak,
hýrkamý çýkarayým diyorsunuz, o da Hayýr, hava soðuk, hýrkaný
çýkarma diyor. Siz ise Ama çok ýsýndým, dayanamýyorum diye
direniyorsunuz. O da Hayýr, hýrkaný çýkarmayacaksýn diyor, ve siz
neden hýrkayý çýkaramadýðýnýzý bir türlü anlamayýp, o sýcak odada
havanýn soðuk olduðuna inanmaya çalýþýp, hasta olacaðýnýzdan
endiþelenip, yanýnýzdaki kiþinin sizin ne kadar söz dinlemediðinizden
yakýnmasýný çekmek zorundasýnýz. Ne hissedersiniz??
Veya, yemekte doymuþsunuzdur, veya o gün iþtahýnýz yoktur.
Yanýnýzdaki kiþi hiçbir þey yemediðinizi öne sürerek size zorla istemediðiniz
yemekleri yedirmek için baský kullanýyor. (Hatta yemezseniz, tabaðýnýzdakini
bitirmeden sofradan kalkmanýza engel oluyor veya eliyle aðzýnýzý açmaya
zorlayarak yemeði kaþýk kaþýk içine dolduruyor.) Ne hissedersiniz?
Veya düþtünüz, diziniz kanadý, çok acýyor, aðlamaklýsýnýz, ama
yanýnýzdaki kiþi Hadi caným, o kadar da aðrýmamýþtýr diye duygu ve
algýlarýnýzý inkar ediyor, veya Hadi sen de sulugöz diye sizinle alay ediyor.
Ne hissedersiniz? Duygularýnýzý aþaðýya sýralayýn, lütfen:
..........
Genel olarak duyulan hisler þunlardýr: kýzgýnlýk, öfke, içerleme, isyan,
nefret, kendini küçük görme, güvensizlik, vb...
Ýþte çocuklar da bizler gibi, hatta daha yoðun olarak ayný duygularý
yaþarlar. Çünkü olay sýrasýnda duyduklarýný anlatmaya çalýþýyorsa da
anne-babaya duymamakta, ya da kabul etmemektedir. Anne-baba çocuðun
duygularýný inkar edip, kendi duygu ve düþüncelerini çocuða kabul ettirmeye
çalýþmaktadýr.
Sonuç: tartýþma, birbirinden uzaklaþma, çocuktan anneye-babaya
kýzgýnlýk, içerleme, öfke, anne-babadan çocuða kýzgýnlýk, içerleme, öfke, bu
duygularýn ileriki iletiþimlere yansýmasý.
Bu gibi tartýþma ve kýrgýnlýða meydan vermemek için dikkat edilmesi
gereken üç önemli etken vardýr:
1) Kendini çocuðun yerine koyarak durumu deðerlendirmek. (EMPATÝ)
2) Çocuðun anneden ayrý ve farklý duyup düþünebileceðini kabul
edebilmek.
3) Çocuðun geliþim süreci içinde (yaþýnýn icabý) bazý davranýþ ve
duygularda bulunabileceðini bilmek ve bunlarý geçici olarak
kabul etmek.
::::::::::::::::::
KENDÝNÝ ÇOCUÐUN YERÝNE KOYARAK DURUMU DEÐERLENDÝRMEK
Bu tabii ki kolay bir iþlem deðildir. Buna diðerinin ayakkabýlarýný
giyerek olaya bakmak ta diyebiliriz. Yani kendimizi çocuðun durumunda
düþünmek, onun duygularýný yaþamaya, olaya ve çevreye onun gözleriyle,
yani onun algýlarýyla bakmaya çalýþmak. Bunu kavrayabilmek için, þu küçük
alýþtýrmayý yapmaya çalýþalým:
Bir arkadaþýnýz, komþunuz, eþiniz veya anneniz ayakta dururken, siz
yanýnda dizleriniz üstünde durun, yani baþýnýz ayakta duran kiþinin beline
veya göðsüne gelecek þekilde çömelin. O kiþiye bulunduðunuz seviyeden
bakýn, o kiþi de size sertçe, kaþlarýný çatarak, kollarýný kavuþturarak
yukarýdan baksýn. Bu durumda o kiþiye bir duygunuzu açýklamaya çalýþýn,
örneðin: bu duruþtan dizlerinizin aðrýdýðýný söyleyin, o kiþi de size Hadi
caným, sen de her þeyi abartýrsýn zaten desin. Ne hissedersiniz?
Duygularýnýzý aþaðýya yazýn, lütfen:
...........
(küçük, çaresiz, itilmiþ, anlaþýlmamýþ, veya kýrgýnlýk, içerleme, öfke,
gibi...) Ýçinizden ne söylemek gelir?
(Sen yerime geç de gör.)
Ýþte tam bu durumu anlatmak istiyoruz: Bir kiþinin duygularýný veya
durumunu gerçekten anlayabilmek için onun yerine geçmek, kendini onun yerine
koymak gerekir.
Bu alýþtýrma kendini çocuðun yerine koyabilmenin fiziksel bir þekliydi.
Pek tabii ki her olay karþýsýnda ayný þekilde diz çökerek boy farkýný
yaþayacak deðiliz. Ancak çocuklarýn büyüklerle hep yukarýya bakarak
konuþtuðunu hiç düþündünüz mü? Siz de hep yukarýya bakarak biriyle
konuþsaydýnýz ne hissedersiniz? Bu konuda bilinçienmiþ kiþilerin çocukla
konuþtuklarý zaman eðildiklerini, kendilerini çocuðun seviyesine indirerek veya
çocuðu kucaðýna alýp onu kendi seviyesine çýkararak konuþtuklarýný
görürüz. Bu da boy farkýný ortadan kaldýrmak, göz göze konuþmak ve çevreye
çocuðun bakýþ açýsý ile bakmaya çalýþmanýn bir yoludur. Dolayýsýyla,
çocukla ilgili bir sorun veya durumu çocukla birlikte deðerlendirirken, olaya
çocuðun bakýþ açýsýný anlamaya çalýþarak yaklaþmak, yani kendimizi
çocuðun yerine koyarak onun duygularýný, düþüncelerini algýlamaya
yönelmek, sorunlarý halletmek açýsýndan çok faydalý ve yardýmcýdýr.
Gelin þimdi kendimizi çocuðumuzun (çocuklarýmýzýn) yerine
koyabileceðimiz bir durumu yaþayalým.
Kendinizi çocuðunuzun veya çocuklarýnýzdan birinin yerine koymaya
ve onun gözleriyle anneye veya babaya yani kendinize bakmaya çalýþýn. 1-2
dakikalýk bir süre gerçekten çocuðunuz olduðunuzu düþünün. Onun
yaþantýsýný, evdeki durumunu, konumunu, sizinle olan iliþkilerini onun
gözleri ile algýlamaya çalýþýn...
Þimdi, çocuðunuzun aðzýndan anneye veya babaya (yani kendinize) bir
mektup yazýn. Bunu yaparken çok dürüst ve içten olmaya çalýþýn. Acaba
çocuðunuz size neler söylemek isterdi?
Anneye Mektup;
...
Bu alýþtýrmayý yapmakta amacýmýz, anneyi ve babayý bir kere de çocuðun
tarafýna geçirip durumu onun gözleriyle deðerlendirmesine yardýmcý olmaktý. Bunu
içtenlikle yaptýnýzsa, mektupta hoþlanacaðýnýz þeyler olabileceði gibi, belki de
hoþlanmayacaðýnýz, sizde suçluluk, piþmanlýk duygularý uyandýran durumlar,
istekler bulunabilecektir.
Ancak, çocuðunuzun aðzýyla yazmýþ olduðunuz bütün istekler, arzular
aslýnda belki de çocuk için o kadar da gerçek ve güncel deðildir. (Örneðin;
Çocuðuna komþusu gibi güzel giysiler alamadýðý için üzülen, kendini suçlayan
anne-baba, çocuðunun aslýnda bunlara o kadar fazla deðer vermediðini de bilmiyor
dur,
yani çocuðun onlarsýz da mutlu olabileceðini düþünemiyordur.) Bunlar kendinin
kuruntusudur. Bunun gerçek ve güncel olup olmadýðýný ancak çocuðunuzla konuþarak
anlayabilirsiniz, ona sorarak veya ona gerçekten bir mektup yazdýrarak... Bazen
bizim
veremediðimizi sanarak kendimizi suçladýðýmýz þeyler çocuk için o kadar önemli d
eðildir.
Ayrýca da, biz veremediðimizi sanýyorsak ta, çocuk aslýnda onu, baþka þekilde ve
ya
dolaylý olarak alýyordur. (sevgi, yakýnlýk, þefkat, gibi...) (Örneðin: Çocuðunun
sürekli
yanýnda olarak þefkatini gösteremediðine üzülen anne, belki de sevgi ve þefkatin
i gözleri ve
davranýþlarýyla zaten gösteriyordur ve çocukta bundan memnundur...) Önemli olan
nicelik deðil, niteliktir.
Bazý durumlarda, bizim vermek isteyip de veremediðimiz, çocuðun da
almak isteyip de gerçekten alamadýðý þeyler vardýr. Örneðin: çalýþan bir
annenin çocuðuna daha fazla zaman ayýrmak istemesi, çocuðun da aslýnda
buna ihtiyaç duymasý, gibi... Ancak, bazý istek ve arzularý karþýlamak hayatta
gerçekten imkansýzdýr. Çalýþan bir anne çalýþmak zorunda olduðundan,
evde oturan bir anne kadar çocuðuna fazla zaman ayýramaz. Burada önemli
olan, istek ve arzu yerine getirilemese de, annenin onun farkýnda olup çocuðuyla
bunu paylaþmasý (benimle daha çok birlikte olmak istediðini anlýyorum) ve
yerine getirilemeyeni belki telafi edebilecek baþka bir çare, veya durumu
beraberce saptamalarý (örneðin: akþam eve gelince, çocukla beraber yarým
saat kitap okumak, konuþmak gibi -tekrar nicelikli zaman deðil de
nitelikli zaman...-) kýsacasý çocukla diyalog kurmasýdýr. Bütün bunlara
raðmen de bazý istek ve arzular yerine getirilemez. Bu da hayatýn
koþullarýdýr. Bu nedenle kendini sürekli suçlamak ne anneye fayda getirir, ne
de çocuða...
Demek ki, önemli olan diyalogdur. Bu diyaloðu saðlamak ve evdeki
sorunlarý azaltabilmek için hareket noktasý da olaylara, ve duruma zaman
zaman karþý tarafýn gözüyle, algýlarýyla bakmak, kendini karþý tarafýn
yerine koymaktýr.
:::::::::::::::::
ÇOCUK AÝLE BÜYÜÐÜNDEN FARKLI DUYUP, FARKLI ALGILAYIP, FARKLI
DÜÞÜNEBÝLÝR
Bunu kabul edebilmek gerçekten zorlayýcýdýr. Ancak çocuklarýn
olaylara, biz büyükler gibi koþullanmýþ, eðitilmiþ gözlerle olmayýp, yepyeni
ve çocuksu bir bakýþla baktýklarýný, duygularýnýn daha katýksýz, daha
yoðun olduðunu düþünmek biraz yardýmcý olur mu? Veya, çocuðun
farklý bir yapý veya bünyeye sahip olabileceðini kabul edebilmek?
Þöyle ki, anne çabuk üþüyen, soðuða dayanýksýz bir bünyede ise;
çocuðun da ayný bünyeye sahip olduðu kaçýnýlmaz bir koþul deðildir.
Bu nedenle, anne üþüdüðü için çocuðunu da aþýrý giydirmesi hem çocuðun
yapýsýna aykýrý kötü bir alýþkanlýða neden olur, çocuk en küçük bir hava
deðiþikliðinde hemen üþütüt, hem de evde sürekli tartýþma konusu olur.
Bunu ben de çocuk ve genç kýz olarak çok yoðun yaþamýþtým.
Annem çabuk üþüyen, çabuk hastalanan bir bünyeye sahip olduðundan,
hava soðuduðu gibi beni kalýn paltolarla dolaþtýrýr, bense kolumu dahi
kýpýrdatmakta zorluk çektiðim bütün bu kalýn örtülerden nefret eder,
asabileþirdim. Bu durum aramýzda sürekli tartýþma ve kavga konusuydu
ve pek tabii ki annem kazanýrdý. Evlenip ayrý eve geçtiðim zaman, ilk
iþim paltolarý tamamen dolabýmdan çýkarýp kýþý kazak ve kýsa
ceketlerle geçirmeye baþlamak oldu. Ancak annemi her ziyaretimde bu
konuda tekrar tartýþmalar oluyordu. Beni her gördüðünde "Üþüyeceksin,
paltosuz nasýl dolaþýyorsun" der her orada bulunana bu nedenle beni
þikayet ederdi. (Yaþým 25) Zamanla anneme gerçekten üþümediðimi,
zaten hastalanmadýðýmý bünyemin soðuða daha dayanýklý olduðunu
kabul ettirebildim. Tartýþmalarýmýz hemen hemen yok oldu.
Demek oluyor ki, çocuklar da anne-babanýn bünyelerini, yapýlarýný,
algýlarýný, duygularýný ve düþüncelerini paylaþmayabilir. Zaten öyle
olsaydý, dünya öylesine tekdüze ve duraðan olurdu ki...
Sizin de anneniz, babanýzdan farklý bünye, algý, duygu tutum ve
düþünceleriniz var mý?
1- Bünye-yapý, 2- Duygu, 3- Tutum, 4- Düþünce
Annemden farklý; ...
Babamdan farklý; ...
Sonuçlar eðer farklý çýkmýþsa, anne veya babamýzla kendi
aramýzda kabul edebildiðimiz bir farklýlýðý, çocuðumuzla kendi aramýzda
da kabul edemez miyiz? Çocuðumuz bizden farklý olamaz mý?
Sonuçlar eðer ayný çýkmýþsa, biz anne veya babamýza benzemiþ
olabiliriz. Ancak, bize benzemediði için bir çocuðu kabul etmemek veya
eleþtirmek haksýzlýk deðil midir? Birini sevmem için bana benzemesi
þart mý?
ÇOCUÐUN GELÝÞME SÜRECÝ ÝÇÝNDE YAÞININ ÝCABI BAZI DAVRANIÞ,
TEPKÝ VE DUYGULARDA BULUNABÝLECEÐÝNÝ BÝLMEK
Biz, yetiþkin anne babalarýn genellikle yaptýðý, çocuðu çocuk
olarak deðil de, hep ileriki büyük olarak görmek ve her yaptýðýný
geleceðin çerçevesi içinde deðerlendirerek duruma tepki göstermektir.
Emre (3 yaþ) oyuncaklarýný kesin arkadaþlarýyla paylaþmak istemiyordu. Annesin
in
tüm ikazlarýna raðmen, misafirliðe gelen çocuða oyuncaklarýný vermeyi reddetti.
Anne misafire karþý çok mahçup duruma düþmüþtü. Ayrýca Emre'nin çok
bencil ve cimri bir çocuk olduðunu düþünerek çok üzüldü. Ne yapacaðýný þaþýrmýþt
ý.
Emre'yi bir güzel azarladý ve elinden aldýðý birkaç oyuncaðý Emre'nin tüm
aðlamalarýna raðmen misafir çocuða verdi.
Þimdi bu tür bir olayýn bizim baþýmýza geldiðini düþünelim: Sabah
gazetelerimizi almýþ tam okuyacakken kapý çalýnýyor ve kapý komþumuz
ziyarete geliyor. Benim gazetelerim henüz gelmedi. Seninkileri alýp
okuyabilir miyim, birazdan getiririm. diyor. Acaba neler hissedersiniz? Gazetele
ri
hemen vermek ister misiniz? Hemen vermek istemediðiniz için kendinizi
bencillik veya cimrilikle mi suçlarsýnýz?
Þimdi, burada ne yaptýk? Önce kendimizi çocuðun yerine koyarak
duygularýný anlamaya çalýþtýk. Yani, ben olsaydým, ne yapardým Tam
oynamaya hazýrlanmýþken, biri elimden oyuncaðýmý alsaydý, kýzmaz
mýydým? Kýzardým. Demek bu bencillik deðil doðal bir duygu... diye
düþünebiliriz.
Ýkinci yapabileceðimiz þey, çocuðun bazý davranýþlarýnýn yaþý icabý
doðal olabileceðini bilmektir. Yukarki örnekte, Emre'nin oyuncaklarýný
paylaþmak istememesini ele alýrsak, çocuklarýn paylaþmasýný henüz
bilmedikleri, hiç istemedikleri hatta ikili oynamayý dahi bilmedikleri bir yaþ
devresi olduðunu bilmek belki de anne-babayý daha sabýrlý ve hoþgörülü
yapacaktýr. Bu devrelerde çocuklarý, bilmedikleri, yapamayacaklarý bir
davranýþa zorlamak, yeni doðmuþ bir bebeði yürümeye zorlamak gibi bir
eðitim anlayýþýna benzer. Halbuki, bu davranýþýn çocuðun geliþim
sürecinde doðal ve geçici olduðunu bilirsek, çocuðun davranýþýný kabul eder,
onu beklentilerimiz yönünde deðiþtirmeye o sýrada çalýþmaz, biraz doða ve
zamana þans tanýr, böylelikle evde sorunlarý azaltýr, çocuðun da özbenliðini
korumuþ oluruz. (Çocuklarýn geliþme sürecinde gösterebilecekleri doðal
davranýþlar Ek 1'de belirtilmiþtir.)
Demek oluyor ki,
ÇOCUK YETÝÞKÝN DEÐÝLDÝR yetiþkin gibi düþünemez, davranamaz ama zamaný
gelince öðrenir. Burada zamaný gelince terimi son derece önemlidir.
Çocuðun geliþmesi sürecinde belirli davranýþlarý yapabileceði, bazýlarýný
da yapamayacaðýný bilmek belki de yanlýþ tepkilere ve aceleci eðitime
engel olabilir.
::::::::::::::::
ÇOCUÐUNUZU KABUL EDÝYOR MUSUNUZ?
Bazý çocuklarýn davranýþlarýný kendimize benzedikleri için daha fazla
kabul ederiz. Bazý anne-baba ise kendine benzemeyen çocuklarýn
davranýþlarýný daha kolay kabul ederler. Ýki veya daha fazla çocuklu
anne-babalar çocuðun birinde kabul ettikleri bir davranýþý diðerinde kabul
etmediklerini gözleyebilirler. Bunun nedenleri farklýdýr. Bazen, çocuðun ilk
çocuk veya ikinci, Üçüncü çocuk oluþuna baðlý olabilir. Ýlk çocuklar genellikle
daha katý kurallar, daha büyük beklentilerle büyütülür, ikinci çocukta
anne-baba çocuk bakýmý ve eðitimi konusunda artýk daha deneyimli ve daha
güvenli, dolayýsýyla daha az endiþeli ve daha rahattýr. Çocuðun bazý davranýþlar
ýna
daha az tepki gösterir. Kabul edip etmeme, çocuðun cinsiyetine de baðlý olabilir
.
Anne-baba genellikle çocuklarýnýn oðlansa afacan, kýzsa uslu olmasýný ister, ter
si
olunca da tepki gösterirler. Ayrýca, çocuðu kabul edip etmeme ailenin deðerleriy
le de
baðýmlýdýr. Bazý anne-baba uslu, aðýrbaþlý çocuklarý daha çok sever, deðer verir
,
bazýsý ise yaramaz, gürültücü, afacan çocuklarý yeðler. Demek oluyor ki, anne-ba
banýn
çocuklarýna tepkileri genellikle, çocuðun gerçek kiþiliði ve yapýsýna göre deðil
de
anne-babanýn beklentilerine uyup uymadýðýna göre ortaya çýkabilir.
Ancak, çocuk eðitiminde etkili olabilmek ve çocukla saðlýklý iliþkiler
kurabilmek için ilk adým, çocuðu çocukluðuyla yani yaþýnýn getirdiði doðal
sýnýrlamalar ve yetersizliklerle kabul etmek, ona ileride olmasýný düþlediðimiz
yetiþkinin veya kendimizin küçük bir kopyasý olmadýðýndan dolayý
kýzmamakla baþlar. Beklentilerimizin oluþmasýný sabýr ve güvenle
beklersek çocuða da bu aþamalarý yapmasý için daha saðlýklý bir ortam
yaratmýþ oluruz. Zira çocuk, çocuktur. Neden onu þimdiden yetiþkinler
dünyasýna ayak uydurmaya çalýþýyor, ondan yaþýndan büyük davranýþlar
bekliyor Ve beklentilerimize uymadýðý için de kýzýp eleþtiriyoruz? Kaçýmýz
çocukluðunu tam anlamýyla çocuk gibi yaþadý? Kaçýmýza daha çocukken
hep büyük gibi davranmasý önerilmedi? Kaçýmýzýn içindeki çocuk hala
kýpýrdýyor? Býrakalým Tanrý'nýn lütfu olan bu çocukluk devresini doyasýya
yaþasýnlar, zaten yaþamlarýnýn üç bölü dördünü yetiþkin olarak yaþamayacaklar
mý? Bakýn yüzyýlýmýzýn tanýnmýþ þairi Khalil Gibran bu konuda ne diyor:
Sizin diye bildiðiniz evlatlar gerçekte sizlerin deðildirler.
Onlar kendini özleyen Hayat'ýn oðullarý ve kýzlarýdýr.
Sizler aracýlýðýyla dünyaya gelmiþlerdir ama sizden deðildirler.
Sizlerin yanýndadýrlar ama sizlerin malý deðildirler.
Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düþüncelerinizi asla.
Çünkü onlarýn kendi düþünceleri vardýr.
Onlarýn vücutlarýný çatabilirsiniz ama canlarýný asla.
Çünkü onlarýn canlarý geleceðin sarayýnda oturur ve sizler düþlerinizde
bile orayý ziyaret edemezsiniz.
Kendinizi onlara benzetmeye çalýþabilirsiniz ama onlarý kendinize
benzetmeye kalkýþmayýn hiç.
Çünkü Hayat ne geriye gider ne de geçmiþle ilgilenir.
Khalil Gibran
Ermiþten
ALIÞTIRMA:
Bu hatta içinde en az 2 kere kendinizi çocuðunuzun yerine koyarak
evinize, çocuðun odasýna ev içi kurallara, ev içi yaþantýnýza, anneye, babaya
(yani kendinize) çocuðun gözleriyle bakmaya çalýþýn, acaba evinizde çocuðun
hayatý nasýl? Siz kendi çocuðunuz olsaydýnýz ne düþünürdünüz.
Düþüncelerinizi içtenlikle aþaðýya yazýn.:
Birinci resimde duvara asýlmýþ asýk suratlý anne resmi var. Çocuk bunu yerinde
n söküyor.
Ýkinci resimde anne çocuðuna olumlu cevap vererek; Aslýnda o çerçeveden hiç ho
þlanmamýþtým.
Çocukta; Ben de! diyor.
Anne-Baba rol çerçevesinden çýkýp insan-insana iletiþim kurabiliriz!..
:::::::::::::::::::
OLUMSUZ DAVRANIÞLARA ENGEL OLMAK
HEP KABUL MU EDECEÐÝM?
Þimdiye kadar hep kendimizi ve çocuðumuzu kabul etmekten söz ettik.
Sevginin temel taþýnýn kabul duygusu olduðunu her ne kadar anlamýþsak
da, bu kendimizi veya çocuðumuzu sadece kabul edeceðiz, hiç
eðitmeyeceðiz anlamýna gelmez, pek tabii.. Çocuðumuzun beðenmediðimiz
davranýþlarýný deðiþtirmesine yardýmcý olmak, yol göstermek, ona yeni
davranýþlar öðretmek en doðal ve beklenir görevimizdir.
Ancak, bu bölümdeki konumuz nelerin öðretilip, nelerin öðretilmemesi
üzerindeki deðer tartýþmasý deðildir. Her ailenin kendi inanç ve deðerleri,
önem verdiði davranýþ þekilleri ve eðitim görüþü vardýr. Bunlarý da
çocuklarýna geçirmesi çok doðaldýr. Konumuz bu deðer ve davranýþlarýn
geçerli olup olmadýðý, doðru-yanlýþ deðerler tartýþmasý deðildir. Konu, bu
deðerlerin, davranýþ tarzlarýnýn nasýl öðretildiðidir. Yani, ne öðretileceði
deðil, nasýl öðretileceði. Anne ve babanýn, çocuðun beðenilmeyen, hoþ
görülmeyen davranýþlarýna nasýl tepki gösterdikleri, onu nasýl deðiþtirmeye
yöneldikleri, veya ona istenilen, beðenilen davranýþlarý nasýl öðrettikleridir.
Daha önce de bahsettiðimiz gibi, çoðunluðumuz anne-babalýðý kendi
evlerinde gördükleri tarzdan öðrenir. Genellikle gösterilen tepkiler, olumsuz
davranýþa olumsuz yaklaþýmlardýr:
-Neden kardeþine vuruyorsun bakiiim???
-Seni kaka çocuk seni.
-Bir daha dokunursan ellerine cýz yaparým.
-Allah canýný alsýn.
-Bir daha böyle yaparsan seni sevmem. Git benim çocuðum deðilsin.
-Madem ders yapmýyorsun, bu akþam TV yok.
-Þimdi bir tane vurayým da gör (vurur).
-Ben sana öyle yapma demedim mi? Kaç kere söyleyeceðim.
Genellikle anne-baba bu durumu þöyle izah eder:
Ben öyle yapmamaya kararlýydým, ama laf dinlemiyor... Baþka
nasýl durdurabilirim ki?
Yapma oðlum diyorum, yine yapýyor... Ancak ceza verdiðim zaman
yapmýyor. Böylece kýsa sürede etkili oluyorum.
Güzellikle anlatmak istiyorum, dinlemiyor. Baþka nasýl disiplin
saðlayabilirim ki?
Doðru, cezayla, tehditle, dayakla, kýzýp baðýrarak olumsuz
davranýþa kýsa sürede ve o an engel olunabilir. Çocuk korkar, siner, istenmeyen
davranýþý o an yapmaz, biz de kýsa sürede amacýmýza eriþmiþ oluruz, ama o anlýk.
..
Ne yapsam fayda etmedi.. Cezaya koydum, dövdüm, baðýrdým, tehdit
ettim, yine yapýyor, yine yapýyor, yine yapýyor...
Bir türlü derse oturtamýyorum. TV seyretmesine engel oldum, öðretmenine
söyledim, harçlýðýný kestim, hiçbir þey fayda etmedi..
Bahçeye inersen ellerini kýrarým, dedim. Ben varken inmiyor, ama evde
olmadýðým gün hemen bahçeye...
Birçok kiþi disiplini ceza ile eþ anlamda kullanýr. Disiplin ve otorite çocuk
üzerine sanki yalnýz bir büyük (bu durumda anne-baba, aile büyüðü, abla, abi)
tarafýndan zorlanmasý gereken bir kuvvettir. Disiplin sanki çocuða büyüðün
istediðini yaptýrtmaktýr.
Ben otur demeden derse oturmuyor. Onu derse oturtmak için sürekli ikaz
etmek gerek. Baþýnda durmazsam yapmýyor.
Bir gün kendi kendine eþyalarýný topladýðýný görmedim. En nihayet
harçlýðýný kesiyorum..
Bu tür yaklaþýmda çocuðun kural ve davranýþlara uymasý diðer bir
büyük (aile ferdi) tarafýndan çeþitli uyarmalar, ödül ve cezalarla kontrol edili
r.
Böylelikle uygulamada disiplini uygulayan aile ferdi evde sürekli kontrol eden b
ir
kiþi (polis) rolüne girer.
Gözün üstünde olmalý. Hele kýz çocuðunu gözden kaçýrýrsan sonra
kulaðýný çekersin. Ne yaptýðýný, nereye gittiðini bilmem lazým.
Ben evde olmayýnca saat Onikilerde yatýyor...
Anne-baba sürekli tetikte, sürekli kontrol durumunda, aleste beklemektedir.
Eve gelir gelmez elini yüzünü yýkayýp derse oturmasýný istiyorum. Ben
olmazsam yapmýyor. Ondan mecburen iþimi býrakýp Emre'nin eve geldiði saatte
evde olmaya çalýþýyorum.
Peþinden koþmazsam banyo yapmak istemiyor. Bu nedenle sürekli
kavgalarýmýz var.
Bu tür disiplinde, çocuðu kontrol için genellikle ödül ve ceza sistemine
baþvurulur.
Kýrýk not getirirsen hafta sonu evden çýkmak yok.
:::::::::::::::::
ÖDÜL
Ödül, bir davranýþýn yapýlmasý için verilen haz, keyif verici bir
maddi olanak (para, nediye, yiyecek, çiklet, çikolata gibi) veya bir haktýr
(gezmeye götürmek, TV, video seyretmek, arkadaþýyla oynamasý, bahçeye
inmek, gibi).
Çocuðun istenen, beklenen davranýþý yapmasý için genellikle önceden söz
verilir. Çocuk davranýþý yapar ve ödülünü hak eder.
Ancak, ödül zamanla çocukta baðýmlýlýk yaratýr. Çocuk ödülü almak için
istenilen davranýþta bulunur, gerçekten davranýþý yapmasý gerektiðine
inandýðý için deðil.
Bugün dersimi çalýþýrsam bana istediðim oyuncaðý alacaksýn deðil
mi? Sürekli ödül almaya alýþýk çocuk maddiyatçý olur, her yaptýðý
davranýþa bir karþýlýk bekler:
Bugün ýspanak yersem tatlý var mý?
Bugün Aslý ile kavga etmezsem bana ne alacaksýn?
Zamanla ödül çekiciliðini ve etkisini kaybettiðinden, anne-baba onu deðiþtirme
k,
daha etkili bir ödül bulmak zorundadýrlar.
Eskiden dersini yapýnca bir gofret alýrdým. Þimdi artýk gofret farketmiyor.
Ödül, küçük çocuklarda iyi davranýþ alýþkanlýklarý geliþtirmek için ve
ölçülü olarak kullanýlmalýdýr. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta,
ödülle beraber anne-babanýn davranýþý açýk bir dille takdir etmesi ne
kadar beðendiðini belirtmesi, anne-babanýn sevincini dile getirmesi ve
dolayýsýyla beklenen ve yapýlan olumlu davranýþý teþvik etmesidir.
Bugün ben söylemeden derse oturup çalýþtýðýna çok sevindim. O çok
beðendiðin kalem kutusunu alacaðým. Bundan sonra hep ben söylemeden
derse oturacaðýna güveniyorum.
Çocuk eðitiminde takdir ve teþvik ödülden daha önemlidir. Zira
zamanla ödülün etkisi kaybolur, ancak çocuk annesinin takdirini duymak için o
davranýþý tekrarlar. Dolayýsýyla ödül baþlangýçta ve ölçülü olarak
kullanýlmalý, davranýþýn devamýnda artýk yerini takdir, olumlu duygular
ve teþviðe býrakmalýdýr.
Siz de çocukluðunuzda (veya son zamanlarda) size söylenmiþ bir
takdir sözünü hatýrlýyor musunuz?
Hangi davranýþýnýzdý?
...
Kim takdir etti?
...
Neler hissettiniz?
...
Sizi takdir eden kiþiye karþý neler duydunuz?
...
Takdir edilen davranýþý tekrar etmek istediniz mi?
...
Genellikle yanýtlar, takdirin ne güçlü bir davranýþ tekrarlatýcý etken
olduðunu, gösterir.
Bugün ne güzelsin diye karþýlanan kaçýmýz, o gün giydiklerini bir daha
giymek istemez. Veya saçýný o gün taradýðý gibi taramaz? Akþam sofrada
Yemek çok güzel olmuþ sözleri kaçýmýzýn yorgunluðunu almaz? Daha
güzel yemekler yapmaya teþvik etmez? Bu iþi çok iyi baþarmýþsýn, seninle
gururlanýyorum sözleri hangimizi yüreklendirmez; daha iyi çalýþmaya
sevketmez? Bir takdir dolu bakýþ, bir gülümseme bile bazen bütün bir günü
mutlu kýlmaya yeterlidir, deðil mi?
Evet, aslýnda takdir, anne-babanýn çocuðuna verebileceði en büyük
ödüldür. Takdir ve teþvik konusunu ileriki bölümlerde daha geniþ kapsamlý
olarak tartýþacaðýz, ancak takdirin bu bölümdeki yeri mutlaka ödülün
yanýndadýr. Takdirsiz bir ödül, bazen çocuk için anlamsýz olur, çocuk hangi
olumlu davranýþý için ödüllendirildiðini bilemez ve dolayýsýyla ödül de eðitsel
etkisini kaybeder. Bu nedenle, ödülü verirken hangi davranýþý için çocuðun bu
ödülü hak ettiðini açýk bir dille belirtmek ve davranýþýný takdir etmek çok
önemlidir.
:::::::::::::::::
CEZA
Ceza, bir davranýþýn tekrar edilmemesi için uygulanan üzüntü, acý verici
bir yöntem (dayak, cezaya koyma, odaya kapatma, mahrum etme) veya çocuktan
alýnan bir haktýr (harçlýðýný kesme, arkadaþlarýyla görüþmesine engel
olma gibi).
Ceza, çocuk istenmeyen davranýþta bulunduðu zaman uygulanýr veya
uygulanacaðý tehdidinde bulunulur.
Karnende kýrýk not olursa eve gelme.
Bir daha öðretmenden þikayet duyarsam harçlýðýný keseceðim.
Ceza, çocukta korku yaratýr. Çocuk davranýþý yapmak istemediðinden
(yapmamasý gerektiðini anladýðýndan) deðil de cezadan korktuðu için
yapmaz.
Bir daha ellersen, bu sefer kötü döveceðim.
Ancak, ceza da ödül gibi zamanla etkisini kaybeder. Çocuk cezaya alýþýr,
hafta sonu çýkmamak bir süre sonra onu etkilemez ve istenmeyen davranýþý
devam eder.
Geçen yýl ders çalýþmayýnca TV seyretmesine engel oluyordum. Bu
yýl TV ilgisi bitti. Kompütere merak saldý. Ona da engel olamam ya. Bu sefer
kompüter için ders çalýþmýyor.
Çocuk cezadan kaçabilmek için yalan söyler:
Kötü not alýnca arkadaþlarýyla hafta sonu buluþmasýna engel oluyoruz.
Bu sefer kursa gideceðine arkadaþlarýyla buluþtuðunu öðrendik. Ne
yapacaðýmýzý þaþýrdýk...
Ödül gibi, ceza ile yönetilen disiplinde de, anne-baba cezayý sürekli
deðiþtirmek, yenilemek zorundadýr.
Harçlýðýný kesiyorum. Bu sefer gidip anneannesinden para istiyormuþ...
Ne ceza vereceðimi þaþýrdým?
Eskiden bir güzel döverdim. Þimdi büyüdü. Bu yaþta oðlana nasýl vurayým?
Peki, ceza vermezsek ne yapabiliriz? Çocuðu istediðimiz davranýþa nasýl
yönlendirebiliriz, diyeceksiniz. Gelin, önce yine kendimize dönük bir hatýrlama
alýþtýrmasý yapalým:
Çocukluðunuzda yapmýþ olduðunuz bir davranýþtan dolayý cezalandýrýldýðýnýz
bir olayý hatýrlýyor musun?.
Kim, nasýl cezalandýrdý?
...
Neler hissettiniz?
...
Sizi cezalandýran kiþiye karþý neler duydunuz?
...
Cezalandýrýlan davranýþý tekrar etmek istediniz mi, veya ne yaptýnýz?
Annelerle bu konuda yaptýðýmýz söyleþilerden alýnan bazý yanýtlar
þöyle olmuþtur:
O kadar kýzmýþtým ki, hatýrlýyorum, tekrar yapacaðým, muhakkak yapacaðým,
veya onlarý çok kýzdýracak baþka bir þey yapmam lazým diye planlar
kuruyordum.
Kardeþimle oynamadýðým için annem beni çok kötü cezalandýrdý, iki gün
bahçeye inmeme engel oldu. O kadar içerlemiþtim ki, gidip annemin en sevdiði
kolyesini sakladým. Uzun süre aradý. Kaybettiðini sanýyordu...
Haklýlar diye düþünüyordum o zamanlar. Ben kötü bir kýzým,
cezalandýrýlmayý hakettim. Hiçbir þeye hakkým yok, ölsem daha iyi.
Ceza ile yönetilen disiplin þekillerinde genellikle çocuk tarafýndan
hissedilen, yaþanan duygular kýzgýnlýk, nefret, intikam, karþý koyma,
suçluluk, güvensizlik, kendine acýma gibi olumsuz duygulardýr.
Tanýnmýþ çocuk psikiatrý Dr. H. Ginott'a göre, ceza ile yürütülen eðitim
zamanla iþlevini kaybeder, zira çocuk yaptýðýna piþman olacaðýna ve
suçunu telafi etmesini öðreneceðine, intikam hayallerine yönelir. Çocuðun
düþündüðü odak konu artýk iþlenen suç veya olumsuz davranýþýn neticeleri deðil,
cezanýn getirdiði duygulardýr. Dolayýsý ile, ceza vererek çocuðun kendi
olumsuz davranýþýyla yüzleþmesine, davranýþýnýn neticelerini düþünmesine engel
olmaktayýz. Sevgi ve ilgi ile yürütülen bir anne-çocuk iliþkisinde cezanýn yeri
yoktur, ancak çocuk olumsuz davranýþýnýn sonuçlarýný yaþar. Örneðin, birçok ikaz
a
raðmen duvara çizmeye, boya sürmeye devam eden çocuða boyalarý silmesi
gösterilir ve istenir. Silmezse boyalarý bir süre elinden alýnabilir. Veya ikazl
ara
raðmen dersini yapmayan çocuðun kötü not alýp olumsuz sonuç ve
duygularýný yaþamasýna bir kere müsaade edilir. Ancak, buraya varmadan
evvel, yapýlacak farklý yaklaþýmlar vardýr. Bu yaklaþýmlarý toplu olarak sizlere
sunmadan evvel, sizlerin bu konuda yaratýcý fikir ve düþüncelerinize yer vermek
istiyoruz:
1) Çocuðunuz bütün ikazlarýnýza raðmen oyuncaklarýný sürekli oturma
odasýna getirerek oynuyor, sonra da orada unutuyor. Siz de odayý sürekli
toptamak zorunda kalýyorsunuz. Bu olay pek tabii günde 5-6 kere tekrarlanýnca
iyice kýzmaya baþladýnýz. Aklýnýza ilk gelen þey oyuncaklarý ortadan
kaldýrmak. Ama ondan önce neler yapabilirsiniz?
...
2) Kýzýnýz ise sormadan dolabýnýzdan kazaklarýný alýp giyiyor, sonra
da ya aradýðýnýz zaman bulamýyorsunuz, veya bulduðunuzda lekeli,
kirlenmiþ oluyor. Bu durum pek tabii sizi çok kýzdýrýyor. Kaç kere ikaz ettiðini
z
halde yine tekrarladý. Cezadan evvel ne yapardýnýz?
...
Aslýnda insan biraz düþünür ve bir hal çaresi bulmaya gerçekten zaman
ayýrýrsa öyle beklenilmedik, yaratýcý ve güzel yöntemler çýkýyor ki...
Annelerden þöyle deðiþik fikirler aldýk.
Oturma odasý daha büyük ve aydýnlýk olduðu için çocuðun orada
oynamak istediðini anladým. Ona bir köþede bir kilim hazýrladým.
Oyuncaklarýný kilimin üzerine koyuyoruz, orada oynuyor. Misafirim geleceði
zaman da kilimi olduðu gibi toparlayýp odasýna götürüyorum. O þekilde
anlaþtýk.
Öðlen uykusuna kadar oturma odasýnda oynamasýna müsaade ediyorum.
Uykuya yatmadan önce büyük bir sepete oyuncaklarý topluyoruz. Odasýna
götürüyoruz. Öðleden sonra zaten çýktýðýmýz için sorun olmuyor.
Yemek masasýnýn üzerine uzun bir örtü serdim, altýnda evcilik
oynuyor, ben de oyuncaklarý görmüyorum.
Kýzýmýn dolabýna çok görülür bir þekilde renkli kalemlerle lütfen
kazaklarýmý temiz kullan ve bitirince yerine koy diye bir kaðýt astým.
Çok hoþuna gitti. O zamandan beri dikkat ediyor.
Baþa çýkamayýnca, ben de onun kazaklarýný kullanmaya
baþladým. Böylece benim de giysi çeþidim arttý. Yalnýz temiz kullanmak
konusunda karþýlýklý anlaþmaya vardýk.
Bütün bu yanýtlarda iyi niyet ve önceden tedbir var, deðil mi? Keþke bütün
sorunlarýmýza önceden tedbir alarak ve planlayarak engel olabilseydik... Ancak
bütün iyi niyetimize raðmen, soruna engel olabilecek ne vaktimiz, ne de enerjimi
z
kalmadýðý zamanlar için ceza yerine kullanýlabilecek birkaç yöntem sunuyoruz
sizlere... Bunlarý, çocuk davranýþý yapmadan evvel, sorun olan davranýþ
sýrasýnda ve sorun olan davranýþtan sonra olmak üzere üç bölümde
inceleyeceðiz.
:::::::::::::::::
OLUMSUZ DAVRANIÞLARA CEZASIZ NASIL ENGEL OLABÝLÝRÝZ?
A- ÇOCUK DAVRANIÞI YAPMADAN EVVEL:
1) Önleyici açýklama: Evde konuþurken, anne-babanýn beklentilerini
davranýþtan önce açýklamasý:
-Salonun her zaman temiz olmasýný istiyorum. Ondan oyuncaklarýný
oraya getirdiðin zaman çok daðýnýk oluyor, misafir geldiðinde de mahçup
oluyorum. Nasýl yapsak dersin?
-Sokaða çýktýðýmýzda bir þeyin alýnmasý için aðladýðýn zaman çok
sinirleniyorum. O zaman seninle çýkmak artýk keyif olmuyor. Sokakta benden
birþey isteme, anlaþtýk mý?
-Kazaklarýmýn temiz olmasý benim için çok önemli. Bir de aradýðým
zaman dolabýmda bulmalýyým. Bu konuya dikkat edersen arada bir alabilirsin.
-Gece sütünü içtikten sonra beni bir daha çaðýrma, olur mu? (2 yaþ için)
2) Çevreyi deðiþtirme: Çocuða kýzmamak için önceden tedbir alma:
-Annenin daðýnýklýðý görüp de sinirlenmemesi için oturma odasýnda bir
oyun köþesi hazýrlamasý (bir evvelki oyuncak örneði için).
-Annenin kýzýnýn dolabýna yazýlý ikaz asmasý veya kazaklarý
beraberce kullanmalarý (bir önceki kazak sorununda)
-Çocuk akþamlarý zor yemek yiyorsa (o saatte yorgun olabilir) yemek yemiyor
diye kýzacaðýnýza, yemek saatini daha öne alabilir, veya çocuða daha önce
yemek verebilirsiniz.
OLAY SIRASINDA KIZACAÐINIZA, Sana sokakta birþey isteme demedim mi?
Sorun sýrasýnda verilmek istenen eðitim genelikle etkili olmaz.
ÖNCEDEN ÖNLEM ALIN. Sokaða çýktýðýmýzda sürekli birþeyler istemen beni çok
sinirlendiriyor sokaða çýkmak keyifli olmuyor...
Sorun yokken veya sorun çýkmadan önce önlem alýp beklentilerin
açýklanmasý soruna engel olur.
BÖYLE YAPACAÐINIZA, Çabuk tabaðýndakini bitir.
Akþam geç saatte sofrada düzgün yemek yemek küçük çocuklar için
çok zordur.

ÇEVREYÝ DEÐÝÞTÝRÝN, Yemeði önce yememiz iyi oldu. Ýstersen sonra sofrada
bizimle oturabilirsin.
Bazý sorunlara çevreyi deðiþtirerek çözüm bulabiliriz.

-Küçük kardeþ büyüðü ders saatlerinde rahatsýz ediyorsa, büyüðün


ders yaptýðý saatte küçüðe özel bir oyalayýcý bulmak (komþuya küçükle
gitmek, alýþveriþi küçükle birlikte o saate býrakmak, o saatte verilmek
üzere küçüðe özel boya, kaðýt, yuvarlak uçlu makas vermek, küçüðü
mutfakta anneye yardýma çaðýrýp eðlenmesi için bir iki kapta mercimek,
kuru fasulye vermek, gibi).
-Çocuðun özellikle yiyemediði bir yemek (örneðin ýspanak) varsa, bir
müddet o yemek için zorlamamak, veya deðiþik bir þekilde sunmak
(ýspanak böreði, ýspanak dolmasý gibi).
3) Örnek olma: Anne-baba çocuðundan beklediði davranýþlara önce kendi
örnek olmalýdýr.
-Ben sana küfür etme demedim mi, geri zekalý, diyen anne herhalde pek
inandýrýcý olmaz.
-Niye kardeþine vuruyorsun? Gel bakalým buraya, uzat elini... deyip vuran
baba da inandýrýcý olmaz.
-Dolayýsýyla anne-baba çocuklarýndan bekledikleri davranýþlara öncelikle
kendileri örnek olmalýdýrlar. Çocuklar öðrendiklerinin çok büyük bir kýsmýný
taklit ederek öðrenirler. Örneðin, anne-baba düzenli olmaya önem veriyorsa,
kendi evinde düzenli olmalý, dakikliðe önem veriyorsa, kendi dakik olmalý,
sözünü tutmaya önem veriyorsa, kendi sözünü daima tutmalýdýr.
4) Çocuðun iyi alýþkanlýklar geliþtirmesine yardýmcý olmak: Çocuklar
kendilerinden beklenen davranýþlarýn neler olduðunu ve nasýl yapýlacaðýný
büyük çoðunlukla bilemezler. Odaný topla dediðimiz çocuk, küçük yaþta
nasýl toplayacaðýný bilmez.
-Odan çok daðýlmýþ, gel beraber toplayalým, bak kitaplarý þu rafa
kaldýralým, arabalarýný da þu tarafa yerleþtirelim, þu köþe de kutulu
oyunlarýn yeri olsun, diyerek bir iki kere beraber yapmasýna yardýmcý olmak
çocuða neyi nasýl yapacaðýný gösterir ve çocukta bir alýþkanlýk
baþlangýcý olur.
-Ders alýþkanlýðý: Çocuk okuldan gelince, Gel, elimizi, yüzümüzü
yýkayalým, sana kahvaltýný hazýrladým, sonra derse oturursun diyerek yol
gösteren anne; çocuk ders yaparken gerekiyorsa kýsa bir müddet için
(burada kýsa bir müddet çok önemlidir, yoksa çocukta sürekli anne
yanýndayken ders yapma alýþkanlýðý geliþir) dersi nasýl yapacaðýný
göstermek.
-Üstbaþ alýþkanlýðý: Gel gömleðini pantalonunun içine sokalým,
burnunu da silelim, ne güzel çocuk oldun þimdi...
-Temizlik alýþkanlýðý: Yemeðe oturmadan eller yýkanmalý.. Gel beraber
elimizi yýkayalým. Ellerimiz ne güzel oldu deðil mi?
Ve bütün bunlarda en önemli unsur, TAKDÝR, TAKDÝR, TAKDÝR.
Beðendiðiniz her güzel, olumlu davranýþý takdir etmek, onun tekrar
edilmesi için vazgeçilmez bir etkendir. Bugün ben hatýrlatmadan elini
yüzünü yýkayýp derse oturdun. Öyle memnun oldum ki. Artýk büyük çocuk
olduðunu anladým. Bu sefer kazaðýmý çok temiz kullanmýþsýn, hem de
yerine koydun. Çok hoþuma gitti. Odaný çok güzel toplamýþsýn,
neredeyse tanýyamayacaktým.
Bu yöntemler çocuða kýzmamak, cezalandýrmamak için önceden
alýnabilecek tedbirler, önlemlerdir.

Bana bu þekilde konuþma demedim mi ukala herif! kendini ne zannediyorsun?


Ama siz de bana öyle konuþuyorsunuz?..
Eðitimin inandýrýcý olmasý için önce kendimiz uygulamalýyýz.
Sana kaç kere kardeþine vurma dedim.
Ama sen de bana vuruyorsun.
Çocuklar öðrendiklerinin büyük bir kýsmýný taklitle öðrenirler
B- SORUN OLAN DAVRANIÞ SIRASINDA:
5) Olumsuz davranýþýn nedenini düþünmek: Çocuk olumsuz davranýyorsa
yaramazlýktan baþka nedenleri de olabilir.
-Yemek yemiyorsa, nedenini düþünmek; belki çok yorgun, uykusuz veya bir
hastalýk baþlangýcý olabilir, çocuðun iþtahý kesilmiþtir. Veya bir derdi var;
anneye kýzgýn, mahsus yapýyor. O anda davranýþý zorla yaptýracaðýnýza
(zorla yemek yedirmek) nedenlerini düþünüp çocukla konuþmak Bugün pek
iþtahýn yok sanki. Bir derdin mi var? Bana mý kýzdýn?
-Sürekli kardeþinin odasýnda oynuyor, onun eþyalarýný alýyorsa nedeni
kýskançlýk olabilir. Çocuða bu durumda ceza vermek veya kýzmak olayý daha
sorun haline getirir. Böyle bir durumda, çocuða özel ilgi ve þefkat göstermek,
sorunu mümkünse konuþmak, Belki de kardeþini daha çok sevdiðimi
zannediyorsun, onu kýskanýyorsun þeklinde duygularýný kabul etmek,
çocuðu rahatlatabilir.
-Gece sürekli anne-babanýn yataðýna gelen çocuðun sorununun nedeni korkudan
baþka nedenlere dayanabilir; çocuk anneyi fazla görmüyorsa yakýnlýk, beraberlik
saðlamak istiyordur; odasýnda yalnýz yatmaktan hoþlanmýyorsa yanýna sevdiði bir
oyuncaðýný vermek, annenin beraber yatmaktan rahatsýz olduðunu, uyuyamadýðýný
açýk bir dille anlatmak, ancak gündüz saatlerinde çocuðun özlediði beraberliði
saðlamak (beraber kitap okumak, bir yere gezmeye gitmek, konuþmak) genellikle
yardýmcý olur.
Aslýnda çocuklar laf olsun diye olumsuz davranmazlar. Ýyice bakýldýðý zaman bu
nun
arkasýnda giderilmemiþ bir ihtiyaç vardýr. Onun nedenini düþünerek çocuða yardým
cý olmak, hem
sorunu daha etkili bir þekilde halletmeye, hem de anne-çocuk iliþkisini zedeleme
den güzel bir düzeyde
korumaya yardýmcý olur. Bu gibi durumlarda, çocuða kýzmak, baðýrmak, cezalandýrm
ak sorunu
halledeceðine, onu daha büyük ve önemli hale getirir. Örneðin anneye içerlediði
için yemek yemeyen
çocuða kýzýp baðýrmak, anneye daha çok içerlemesine neden olur. Kardeþinin eþyal
arýný alan
çocuða kýzmak, cezalandýrmak, onun daha fazla itilmesine, kardeþini kýskanmasýna
neden olur.
Ayný þekilde, anneyle yakýnlýk saðlamak için odaya gelen çocuða engel olmak için
kapýyý
kilitlemek, darýlmak çocuðun gereksinimini daha büyük, daha önemli kýlar.
Ancak, burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta, anne-babanýn neden
leri düþünürken
çocuða danýþmasý, onunla fikir birliðine varmasýdýr. Çünkü, daha evvel de söyled
iðimiz gibi,
çocuklar bizden farklý yapý ve düþüncede olabilirler ve anne/babanýn neden sandý
ðý nedenler
çocuk için geçerli ve gerçek olmayabilir. Örnek: Gece yataða gitmek istemeyen ço
cuðun karanlýktan
korktuðunu zanneden anne/baba aslýnda çocuðun ilgi beklediðini gözden kaçýrabili
r.
6) Alternatif sunmak: Olumsuz davranýþýn yerine yapabileceði olumlu
bir davranýþý göstermek, yani sadece yapma dememek ama onun yerine neyi
yapmasýný beklediðinizi açýklamak veya seçim yapmasýna yol göstermek:
-Giysi dolaplarýný karýþtýrýyorsa, oynayabileceði, giyerek eðleneceði
birkaç eski eþya vermek;
-Süpermarkette her þeye elliyorsa, satýn almak istediðiniz eþyalarý,
yiyecekleri ona gösterip, onun sepete koymasýna müsaade etmek;
-Aðabeyinin, ablasýnýn defter ve kalemlerine elliyorsa, ona da bir defter,
kalem vermek;
-Ne yapacaðýný bilememekten, veya can sýkýntýsýndan sürekli aile bireyini raha
tsýz
ediyorsa, yapma diyeceðine, yapabileceði birkaç seçenek göstermek, örneðin;
bir oyun hamuru(1) yapýp oynamasý için vermek, o saatler için saklanýlan özel
oyunlardan birini vermek, aile bireyine yardýmcý olmasýna müsaade etmek (5 yaþýn
dan
itibaren çocuklar masa kurmak, halýyý ufak gýrgýr süpürgesiyle süpürmek, çiçekle
ri
sulamak, karþýdan karþýya geçmek sorunu yoksa ve bakkal yakýnsa, alýþveriþ
etmek gibi küçük görevleri zevkle yerine getirirler)
(1)Bak: Ev Malzemeleri ile Yapýlan Oyunlar. Ek:2
-Oyuncaklarýný salona getiriyorsa, salonda anneyle beraberken oynayabileceði
bir köþe göstermek.
7) Anne-Babanýn duygularýný belirtmesi: Olumsuz davranýþtan
dolayý annenin duyduðu olumsuz duygularý ve olumsuz etkiyi belirtmesi (bu,
kýzmak, beddua etmek, baðýrmak, küfür etmek anlamýna gelmez).
Duygularýný ifade etmek kiþiyi rahatlatýr, sakinleþtirir ve ayný zamanda
kýzgýnlýðýný biriktirmesine engel olur. Ayrýca, çocuk olumsuz
davranýþýnýn karþý taraf üzerinde býraktýðý olumsuz etkiyi anlamýþ olur.
-Oyuncaklarýný salonun ortasýnda býraktýðýn zaman sürekli toplamam
gerekiyor ve yoruluyorum (etki) ve hele ben topladýktan sonra tekrar getirirsen,
bu sefer de kýzýyorum artýk (duygu). Buna bir çare bulmalýyýz.
-Kazaklarýmý giymek istediðim zaman yerinde bulamayýnca çok
sinirleniyorum (duygu), üstelik senin dolabýnda bulup da kitli olduklarýný
görünce felaket kýzýyorum (duygu) ve istediðim kazaðý da o gün
giyemiyorum (etki). Bayaðý içerliyorum bu olaya...
-Ben evde yokken dersini yapmadýðýn zaman çok içerliyorum (duygu), bu
hem benim sokaða çýkmama engel oluyor, hem de sana güvenim azalýyor
(etkiler). (Bu konuda daha fazla bilgi bölüm 6'da sunulmuþtur.)
Bunlar sorun olan davranýþ sýrasýnda yapýlan yardýmcý yaklaþýmlardýr.
SUÇLAYACAÐINIZA, Ne pis çocuksun! Çabuk git elini yüzünü yýka öyle gel!
Çocuða yalnýzca Yap diyerek iyi alýþkanlýklar yerleþmez.
YOL GÖSTERÝN, Yemekten önce ellerin temiz olmasý lazým.
Ýyi alýþkanlýklarýn yerleþmesi için çocuða yol gösterip yardýmcý olmak
gerekir.
KIZACACINIZA, Beni rahat býrak! Ýþim var görmüyor musun?
Yalnýzca yapma demek soruna engel olmaz, hatta büyütür.
ALTERNATÝF VERÝN, Ben yemeði hazýrlarken sen de bunlarla yemek yap, olur mu?
Yapma yerine, çocuða yapabileceði bir alternatif sunmak soruna engel
olabilir.
Karþý tarafý suçlayarak sarfedilen sözler dinlenmez, savunuculuk ve
kýrgýnlýk yaratýr.
BÖYLE SÖYLEYECEÐÝNÝZE, Ulan! Kes þunun sesini demedim mi?
BÖYLE SÖYLEYÝN. Sesi bu kadar açtýðýn zaman gazetemi okuyamýyorum ve
sinirleniyorum.
Karþý tarafý kýrmadan, suçlamadan açýklanan kiþisel duygular daha çok
duyulur daha etkilidir.
C- SORUN OLAN DAVRANIÞTAN SONRA:
8) Etkileri göstererek piþmanlýk duyurma: Çocuk olumsuz davranýþýnýn
sonucunda ortaya çýkan zararýn ne olduðunu görmeye baþlamalýdýr. Bu þekilde
çocuk, çevresi ve diðer kiþiler hakkýnda yavaþ yavaþ bilinçlenir, sebep-sonuç (y
ani
bu davranýþ böyle bir sonuç doðurur, gibi) iliþkisini kurar ve davranýþýnýn
baþkalarýnda yaratabileceði etkileri ve tepkileri öðrenir. Baþkasýnýn üzüntüsüne
,
rahatsýzlýðýna ve acýsýna sebep olduðu düþüncesi, çocuðu yaptýðý davranýþtan
ötürü kendini suçlu hissetmeye ve piþmanlýk duymaya yöneltir. Böylelikle çocuk
iç-denetim (vicdan) geliþtirmeye baþlar.
Bütün ikazlarýma raðmen yine kazaklarýmý giyip kirletmiþsin. Bugün tam
sokaða çýkacakken mavi kazaðýmý giymek istedim, baktým ki sende ve kirli. O
sýrada acele giyinmekte güçlük çektim ve sonunda gideceðim yere de geç kaldým.
Bu durumda hem çok sinirleniyorum, gittiðim yere de asabi gidiyorum, hem de
sana kýzýyorum ve güvenim azalýyor.
Anlaþmamýza raðmen oyuncaklarýný yine salonun ortasýna getirmiþsin.
Bunlarý bu saatte toplamak beni çok yoruyor ve belim aðrýyor. Ayrýca da misafir
neredeyse gelecek diye telaþlanýyorum ve sinirleniyorum. Anlaþmamýzý
bozduðun için de sana güvenemiyorum artýk...
9) Çocuðun olumsuz davranýþýnýn sonuçlarýný yaþamasýna
müsaade etme: Bütün yaklaþým ve ikazlara raðmen, çocuk olumsuz
davranýþta ýsrar ederse, davranýþýnýn sonuçlarýný artýk yaþamalýdýr.
Ancak bu, suçla ayný anlamda ve eþit aðýrlýkta olmalýdýr. Örneðin,
bütün ikazlara raðmen salonda top oynamaya devam eden çocuðun elinden
topu bir süre için alýnýr. Veya, annesinin kazaklarýný sürekli giyip kirleten ge

kýza artýk kazaklarý giymesi yasaklanýr, veya kazaðý kendi yýkamasý, veya
temizleyiciye kendi götürüp, kendi almasý ve temizleyici bedelini haftalýðýndan
karþýlamasý gibi zararý telafi edici bir yöntem uygulanýr. Þöyle ki, uygulanan
yöntem, suçu, olumsuz davranýþý hatýrlatmalýdýr. Çocuk, olumsuz
davranýþýnýn olumsuz sonucunu yaþarken davranýþý üzerinde
düþünebilmelidir. Örneðin, ikazlara raðmen duvarý boyayan çocuðun duvarý
silmesi, böylelikle annesine gereksiz yere iþ çýkartmamasý istenir. Çocuk
duvarý silerken hem olumsuz davranýþý üzerine düþünebilir, hem de
davranýþýný düzeltmek için ona bir imkan tanýnarak suçunu telafi etmesi,
kendini aftettirmesi ve ileride suçluluk duygularý duymamasý saðlanýr.
::::::::::::::::
ALIÞTIRMA
Bu hafta evinizde olumsuz davranýþlara ceza vermek yerine
kullanabileceðiniz bir iki tedbir veya yöntem düþünün.
Çocuðunuzun sizi en çok sinirlendiren olumsuz iki davranýþýný aþaðýya
sýralayýn. Bu davranýþlara, ceza ve baðýrmaktan baþka hangi yöntemle
engel olabileceðinizi düþünün.
Olumsuz davranýþ nedir?
1) ...
2) ...
Hangi yöntemleri kullanabilirsiniz?
...
Çocuðunuzun tepkisi nasýl oldu?
...
::::::::::::::::
HATIRLATMA ..
OLUMSUZ DAVRANIÞLARA CEZASIZ NASIL ENGEL OLABÝLÝRÝZ?
A) Çocuk davranýþý yapmadan evvel:
1) Önleyici açýklamada bulunmak, beklentilerin açýk dille önceden
çocuða söylenmesi;
2) Çevreyi deðiþtirmek, çevreyi çocuða uygun hale getirmek
3) Örnek olmak, beklenen davranýþlara anne-babanýn örnek olmasý;
4) Çocuðun iyi alýþkanlýklar geliþtirmesine yardýmcý olmak, yol göstermek
ve yaptýðý zaman takdir etmek.
B) Sorun olan davranýþ sýrasýnda:
5) Olumsuz davranýþýn nedenini düþünmek;
6) Yapýcý bir çözüm yolu, alternatif göstermek;.
7) Aile bireyinin duygularýný ve olumsuz davranýþýn kendi üzerindeki
etkilerini açýklamasý
C) Sorun olan davranýþtan sonra:
8) Olumsuz davranýþýn etkilerini göstererek piþmanlýk duyurmak;
9) Çocuðun olumsuz davranýþýnýn sonuçlarýný yaþamasýna müsaade etmek.
::::::::::::::::
ÝNSAN ÝLÝÞKÝLERÝNDE ÝNANCIM
Seninle aramda benim için önemli olan ve sürdürmek istediðim bir iliþki var.
Bununla beraber, her ikimiz de kendine özgü gereksinimlere sahip ve bu
gereksinimleri karþýlama hakký olan farklý kiþileriz..
Gereksinimlerini karþýlarken bir sorunla karþýlaþtýðýnda, sorununu kabul
edici bir tutumla dinleyeceðim ve böylelikle senin, benim çözümlerime güvenmek
yerine kendi çözümlerini geliþtirmene yardýmcý olacaðým. Ayrýca, kendi
inançlarýný seçme ve kendi deðerlerini geliþtirme hakkýna saygý gösterip
bunlarýn benimkilerden farklý olabileceðini kabul edeceðim.
Diðer taraftan, senin bir davranýþýn benim kendi gereksinimlerimi
karþýlamak için yapmam gerekenlere ters düþerse, açýkça ve dürüstçe
davranýþýnýn beni nasýl etkilediðini söyleyip, senin de benim gereksinim ve
duygularýma yeterince saygý duyacaðýna ve bence kabul edilmez olan
davranýþýný deðiþtirmeye çalýþacaðýna inanýyorum. Benim de bir
davranýþým senin için kabul edilmez olduðunda senin de açýkça ve dürüstçe
bunu söyleyeceðini ve bana bu davranýþýmý deðiþtirmeye çalýþmam için
fýrsat vereceðini umuyorum.
Her ikimizin de diðerinin gereksinimini karþýlamak için deðiþemeyeceðini
farkettiðimiz durumlarda, bir çatýþma içinde olduðumuzu kabul edip, bu
çatýþmalarý çözmeye çalýþalým. Bunu yaparken de diðer kiþinin kaybetmesi
pahasýna kazanmak için güç ya da otorite kullanmamaya karar verelim. Senin
gereksinimlerine saygý duyuyorum ama kendi gereksinimlerime de saygý
duymam gerekir. Dolayýsýyla her zaman her ikimiz için de kabul edilebilir bir
çözüm bulmaya çalýþalým. Böylece senin gereksinimlerin de karþýlanýr
benimkiler de; kimse kaybetmez, herkes kazanýr.
Bu yolda hem sen gereksinimlerini karþýlayýp kiþi olarak geliþmeye devam
edersin hem de ben. Böylece saðlýklý bir iliþki içinde her ikimiz de olabileceði
miz
kiþiler olma çabamýzý sürdürürüz. Ýliþkimiz karþýlýklý saygý, sevgi ve barýþ
havasý içinde devam eder.
Dr. Thomas Gordon
:::::::::::::::::
NASIL BÝR DÝSÝPLÝN?
DÝSÝPLÝN NEDÝR?
Evde katý bir disiplinin olmasý þart. Yoksa insanýn tepesine çýkarlar...
Kesinlikle söz geçiremiyorum. Bir türlü disiplin kuramadým.. Ne kadar
uðraþsam, akþam yatmalarý kabus gibi... Disiplin yoksa hiçbir þey yürümez...
Hiç derse oturmuyor... Bu gibi tartýþma, konuþma ve yakýnmalarý ne kadar sýk
duymuþ ve yaþamýþýzdýr... Sahi, þu onca sözü edilen disiplin nedir?
Disiplinin sözlük anlamý: (bak: Türk Dil Kurumu, 7'nci baský, 1983) Bireylerin
içinde yaþadýklarý topluluðun genel düþünce ve davranýþlarýna uymalarýný
saðlamak amacýyla alýnan önlemlerin tümü olarak geçer. Bu açýklamayý ev
ortamýna uygulayalým. Bireyler aile bireyleri, içinde yaþadýklarý topluluk ise a
ile
ve evin kendisidir. Alýnan önlemlere gelince disiplin, o evin ve ailenin deðer,
düþünce ve davranýþlarýna uygun, yapýlmasý ve yapýlmamasý gereken
davranýþlarý içeren bir önlem sistemi, yani bir davranýþ düzenidir. Örneðin;
eve giriþ çýkýþ saatlerinin bir düzene oturtulmasý, akþam yatma saatlerinin
düzeni, TV seyretme, yemek saatlerinin düzeni gibi ailenin günlük yaþamýný
düzenleyici bir sistem; veya, ders çalýþma düzeni, her gün diþ fýrçalama
disiplini, herkesin kendi eþyasýný toplamasý, yemek yeme þekli veya disiplini
gibi her bireyden, beklenen davranýþlarý içeren bir düzen.
Demek ki, disiplin aslýnda düzendir. Düzenli bir yaþam sistemidir. Disiplinli
bir insan dediðimizde, yaþamýný bilinçli bir þekilde ele almýþ, ne yaptýðýný
bilen, günlük yaþamýný bilinçli ve düzenli bir þekilde gerçekleþtiren bir
kimseden bahsederiz. Disiplinli yaþam da, rasgele olmayan, bilinçli,
düþünülmüþ, saðlýklý ve düzenli yaþam demektir. Bu anlam çerçevesinde,
evde ve ailede disiplin, aile bireylerinin günlük yaþamlarýný bilinçli ve saðlýk

bir þekilde gercekleþtirmelerini saðlayan bir düzen veya yaþam tarzýdýr.
Her evin düzeni (disiplini) ve düzen (disiplin) anlayýþý kendine aittir. Kimi
evin disiplin kurallarý daha katý, kimininki ise daha esnektir. Ancak önemli ola
n,
hangi kurallarýn, ne tür bir disiplinin uygulandýðý deðil, bu kurallarýn nasýl
uygulamaya konulduðudur. Her zamanki gibi ne'yin yapýldýðý deðil, nasýl
yapýldýðý!
::::::::::::::::::
DÝSÝPLÝN YALNIZ ÇOCUKLAR ÝÇÝN DEÐÝLDÝR
Ýþin garibi, evlerinde disiplin saðlanamamasýndan yakýnan birçok
yetiþkin, disiplini sadece cocuklara uygulanmasý gereken bir yaptýrým olarak
görürler. Sanki disiplin sadece çocuklar içindir. Çocuklarýn davranýþlarýný
kontrol eden bir mekanizmadýr. Sanki yetiþkinlerin disipline ihtiyacý yoktur,
çünkü onlar büyüktür...
Avni Bey oðullarýnýn sigara içmelerini kesinlikle yasaklamýþtý. Bu
konuyu sýk sýk akþam yemeklerinde gündeme getirir, oðullarýnýn sigara
içtiðini duyarsa çok fena kýzacaðýný belirtirdi. Kendi, gençliðinden beri, günde
2 paket sigara içmekteydi. Fatih'in (17 yaþ) çalýþma masasýnda sigara izmariti
gördüðü gün yer yerinden oynadý. Fatih; Ama baba siz de içiyorsunuz...
demeye kalkýþtýðýnda, Avni Bey; Ben büyüðüm, içerim diye kükredi.
Disiplin kural ve yasaklarýnýn inandýrýcý olmasý için uygulayýcýnýn da
onlara uymasý gerekir. Aslýnda gerçek disiplin kiþinin kendiyle baþlar. Avni
Bey sigaranýn zararlarýna gerçekten inanýyorsa, sigarayý kendi de býrakýr,
hiç deðilse oðluna sigarayý býrakmaya çalýþtýðýný, buna güç sarfettiðini,
ancak þu sýralarda pek baþarýlý olmadýðýný, fakat hiç deðilse oðlunun buna
alýþmasýndan çok endiþe ettiðini açýklayabilirdi. Böylelikle hem sigara
konusunda daha inandýrýcý olur, hem de oðlunun korkusu yerine saygýsýný
kazanýrdý.
Evde disiplinin yürümemesinin en önemli nedenlerinden biri, yetiþkinlerin
dediðimi yap, yaptýðýmý yapma felsefesiyle yaptýrýmlara giriþmeleridir.
Yetiþkinler içki, sigara içerler, çocuklarýnýn yanýnda kýyasýya kavga eder, kötü
sözler sarfederler, çocuklarýna veya birbirlerine el kaldýrýrlar, verdikleri söz
ü
tutmazlar, ama eðer çocuklar bunlardan birini yapmaya kalkarsa, çok kötü
kýzarlar... Eðer baba sürekli çocuklarýný veya anneyi döverse, kardeþini dövdü
diye dayak yiyen çocuk ne düþünür acaba? Kardeþini dövmemesi, veya kendini
kontrol etmesi istendiðinde ne kadar inanabilir? Eðer yalan söylenmez, yalan
söylemek çok kötüdür denilen bir çocuk, kapý çaldýðýnda evde olmadýðýmý
söyle durumuyla karþýlaþýrsa yalan konusunda ne düþünür acaba?
::::::::::::::::
BÝRAZ DÜÞÜNELÝM:
Acaba siz de çocuklarýnýzdan beklediðiniz disiplinli davranýþlarý ne
kadar kendiniz de yapýyorsunuz?
(Örnek: Çocuðun dersi vaktinde yapmasý, ertelememesi istenirken, kendi
iþini devamlý ertelemek; çocuðun eve vaktinde gelmesi istenirken, kendi
sürekli geç kalmak, gibi.)
...
Bunlardan hangilerini tekrar gözden geçirebilir veya deðiþtirebilirsiniz?
::::::::::::::::::
YASAK VE ÖÐÜT YERÝNE ÖRNEK
Aslýnda hepimiz biliyoruz ki gerçek öðrenilenlerin çoðu, sözle öðütle deðil,
yaþanýlarak öðrenilir. Biz de çocukken büyüklerimizin öðütlerine ne kadar
dikkat ederdik? Çocuklarsa çoðu davranýþlarý örnek alarak edinirler. Bugünün
iþini yarýna býrakma, Dersini vaktinde yap, Hergün diþini fýrçalamalýsýn
gibi öðüt veya yaptýrýmlar yerine, çocuða yaþayarak örnek olunan beklenilir
davranýþlar çok daha etkili ve kalýcýdýr.
Konur 3 yaþýna geldiðinde sabahlarý diþ fýrçalama iþini eþim üstüne
aldý. Her sabah kalktýklarýnda, beraberce yüzlerini yýkayýp beraberce
diþlerini fýrçalýyorlardý. Sonra eþim traþ olurken Konur onu seyrediyordu.
Konur için bu bir tören þeklini almýþtý. Sabahlarý elinde fýrçasý odaya geliyor
ve Hadi baba, gel diþimizi fýrçalayalým diyordu. Doðrusu Konur diþ fýrçalama
disiplinine çok kolay girdi.
Eðitimde ve birçok öðretilmek istenilen davranýþta olduðu gibi, disiplinde
de en etkili yöntem örnek olarak öðretmektir. Çocuk günlük yaþamýnda düzenli,
disiplinli, beklenilen davranýþlarý gösteren bir aile büyüðü ile yetiþirse, yaþa
m
þeklinin böyle olduðuna inanýr, iyi alýþkanlýklar geliþtirir. Buna karþýlýk,
düzensiz, disiplinsiz, tutarsýz davranýþlarda bulunan bir aile çevresinde
büyüyen çocuksa, yaþam tarzýnýn bu þekilde olduðuna inanarak, istenilen
davranýþlarý göstermekte zorluk çeker.
Sabahlarý Vedat'ýn okula gitmesi büyük sorun oluyor, bir türlü yataktan
kalkmak istemiyor. Halbuki artýk 8 yaþýna bastý, vaktinde kalkmasý gerektiðini
öðrenmeli.
-Peki, yalnýz baþýna giyinip hazýrlanabiliyor mu?
-Hayýr, sürekli iteklenmeye ihtiyacý var. Hadi oðlum, hadi oðlum demeden
giyinmiyor. Kahvaltýsýný ben veriyorum.
-Saat kaçta evden çýkmasý gerek?
-7:30'da okul servisine yetiþmesi gerek, ama nerede... Devamlý geç
kalýyoruz, sonunda ya ben ya babasý götürmek zorunda kalýyoruz.
-Peki siz kaçta kalkýyorsunuz?
Þadan haným güldü:
-Vallahi, aslýnda ben de çok zor kalkýyorum. Saat 7'yi yirmi geçe zor bela
yataktan çýkabiliyorum. Hele kýþýn daha da zor... Odasýna gidiyorum ki hala
yatakta... düþünebiliyor musunuz?
:::::::::::::::::
DÝSÝPLÝN VE YAÞAMIN TADI
Geçenlerde televizyonda Neþeli Günler (NEÞELÝ GÜNLER-THE SOUND OF
MUSIC-JULIE ANDREWS. CHRISTOPHER PLUMMER.) filmini izlerken, disiplin ve
yaþamýn tadý fikri kafamý çeldi. 7 çocuk babasý Albay, evinde disiplin
saðlamak amacýyla sýký bir düzen tutturmuþtu. Albay düdüðünü çalar
çalmaz, çocuklar yanýna geliyordu. Çocuklarýn günlük yaþamlarý ise çok sýký
ve þaþmaz kurallar içinde planlanmýþtý. Albay hiçbir özür veya özel durum
tanýmamaktaydý. Pek tabii, çocuklar bunun acýsýný mürebbiyelerden çýkarýyor,
ama ayný zamanda yaþamlarýnda da ders ve itaattan baþka hiçbir þey yapamýyorlard
ý.
Yeni gelen mürebbiye çocuklara emir eri gibi deðil, insanca muamele, oyun hakký,
þarký söyleme ve yaþamdan zevk alma hakkýný da ekleyerek eve yeni bir
disiplin anlayýþý getirdi. Evet, dersler yine yapýlýyor, çocuklar düzenli bir
yaþam sürüyorlar, terbiyeli davranýyorlar ama ayný zamanda yaþamlarýndan
zevk alýyor, þarký söylüyorlardý... Ev düzenliydi, ama havasý deðiþmiþ,
yaþamasý keyifli bir ev olmuþtu.
Filmdeki bu iki disiplin ve farklý yaklaþým tarzý çok anlamlý geldi bana.
Gerçek disiplinin aslýnda görünmez olduðunu düþündüm. Belirgin
olmadan uygulanan, ama mevcut ve yaþamýn tadýný kaçýrmayan
disiplin... Albay'ýn çok belirgin, çok ortalýkta otoritesine, hayatýn tadýný
kaçýran disiplinine karþýlýk, Maria'nýn (mürebbiye) belirgin olmayan ama
mevcut, iþleyen, sevgi ve yaþam dolu disiplini...
Aslýnda, toplumumuzda da disiplin, genellikle, kayýtsýz þartsýz bir
yaptýrým olarak algýlanýr. Otoriteni kullanmazsan tepene binerler. Çocuklar
sýký bir disiplin içinde büyütülmelidir. Yoksa bir yere varamazsýn, Eðer
disiplinden bir gün fire verirsen, tepene çýkarlar.
Ancak, ev bir okul veya karargah deðildir. Çocuklar da mutlaka sindirilmesi
gereken asiler... Ev aslýnda, küçük büyük herkesin mutlu ve saðlýklý bir
þekilde yaþamýný sürdürebileceði bir ortamdýr. Salt disiplin adýna evi
yaþanmaz hale getirmek ve yaþamýn tadýný kaçýrmak çok acýdýr.
Saðlanmak istenen düzen, bir güç kavgasýna, o evde kimin sözünün geçtiðinin
ispatýna dönüþürse, sonuçlar disiplin deðil, korkuyla uygulanan yaptýrýmlar
olur..
Sevda Haným, okuldan gelir gelmez çocuklarýn banyoya girip
yýkanmalarýna özellikle önem vermekteydi. Ben eve gelir gelmez hemen bir
duþ alýrým. O kadar iyi gelir ki. Çocuklarýmýn da ayný disipline girmelerine
özellikle özen gösteriyorum. Acaba çocuklar saat 16:30'da okuldan
geldiklerinde banyoya girmekte þiddetle direniyorlar ve bu nedenle evde bitmez
tükenmez kavgalar ve tartýþmalar sürüp gidiyordu. Pek tabii, bu tartýþmalarýn
getirdiði kýrgýnlýklar diðer konulara da yansýdý. Ders çalýþma saatleri,
yemek saatleri, yatma saatleri sürekli tartýþma, sürtüþme ve pazarlýk haline
dönüþtü.
Acaba çocuklarýn her gün okuldan gelir gelmez banyoya girmeleri þart mý?
Sevda Haným'a eve gelir gelmez iyi gelen duþ herkese mutlaka iyi gelir mi?
Banyo çocuklara daha uygun bir saate, örneðin akþam yemeðinden önce, veya
yatmadan önceye alýnamaz mý? Sevda haným, çocuklarý o saatte banyoya
sokarak kazanacaðý temizlik uðruna ne fiyat ödediðinin farkýnda mý? Evin
huzuru, evde yaþamýn tadý, çocuklarýyla olumlu iletiþimi, çoçuklarýn
banyodan ve yýkanmaktan nefret etmeleri, evde bitmez tükenmez
tartýþmalar, kendinin yýpranmasý, çocuklarýn her þeyde inatlaþmalarý,
vb... Olay temizlikten çok bir güç kavgasýna dönüþmedi mi? Banyo disiplininin
tek yolu bu mudur?
Gerçek disiplin sevgi ve anlayýþ ister. Disiplin uðruna o evde
yaþamýn tadý kaçýyorsa, evde disiplin deðil yaptýrým uygulanýyor demektir.
::::::::::::::::
EVÝN DÝSÝPLÝN KURALLARI NEREDE YAZAR?
Kýzým yeni okuluna baþladýðýnda, elimize makinede yazýlmýþ bir kaðýt
verdiler. Burada okula giriþ çýkýþ saatleri, öðle paydoslarý, kýyafet düzeni,
nelerin giyilip, nelerin giyilemeyeceði, hangi davranýþlarýn beklenilip
hangilerinin ikaz veya ihtara gireceði gibi okulun disiplinine ait açýklamalar
vardý. Okulun bunlarý yazmakta amacý, yeni bir ortama giren öðrencinin yanlýþ
bir þey yapýp ikaz veya azar iþitmesine engel olmak, yani okulda sorunlarý
azaltmaktý. Gerçekten yararlý oldu. Böylelikle, yasak olduðunu
düþünemediðimiz (örneðin: lacivert veya beyaz dýþýnda çorap giymek, taký
takmak gibi) bazý davranýþlarýn yapýlmamasý gerektiðini öðrenerek
kýzýmýn boþ yere ikaz edilmesine engel olduk.
Ancak evdeki kurallar hiçbir yerde yazýlý deðildir. Yazýlý olmadýðý gibi,
hangi kurallarýn uygulandýðý da açýk bir þekilde belli deðildir. Çocuk evin
kurallarýný deneye yanýla öðrenir: Oturma odasýnda kýrýlacak eþyalarý
ellediðinde anne kýzar, ellerine vurur; sobaya dokunduðunda cýzz denir;
odasýnda oyuna dalmýþken aniden hemen yemeðe gelmesi istenir; akþam
yemekten sonra TV'yi seyrederken aniden "Haydi, çok geç oldu, yatma vakti
geldi" diye çýkýþýlýr... Çocuk direnirse azar iþitir ve olaylar büyür.
Evdeki kural ve beklentiler önceden açýklanmadýðý gibi, aile bireylerinin,
özellikle çocuklarýn bunlara uymasý, bilmesi beklenilir. Uymazsa da kýzýlýr,
azarlanýr ve cezalandýrýlýr.
Okula yeni baþlayan Emre, ilk günler eve döndüðünde hemen derse
oturacaðýna kýzkardeþiyle oyuna dalýyordu. Annesi Emre'ye; Dersini yaptýn
mý? Neden dersini bitirmeden oynuyorsun? diye çýkýþtý.. Emre aðlamaya baþladý,
direndi... Emine Haným'a; Daha çocuk okula yeni baþladý. Eve gelir gelmez ders
yapmasý gerektiðini belki de bilmiyor dendiðinde, Emine Haným gayet emin bir
tavýrla, Bilmez olur mu? Bilmesi lazým. Okuldan gelince ilk iþi ders yapmak.
Bunu bilmeyecek ne var dedi. Peki bunu Emre'ye hiç anlattýnýz mý? Bunda
anlatacak ne var? Bilinen bir þey... Okul dönüþü her öðrenci derse oturur...
Acaba Emre'ye ders çalýþma disiplinini kim öðretti? Emre'nin çevresinde
baþka okul çocuðu yoksa; yani böyle bir davranýþýn yapýldýðýný
görmemiþse, ona da kimse bunu öðretmemiþse, gerçekten eve gelir gelmez
derse oturmasý gerektiðini bilebilir mi? Birkaç gün önce oyun çocuðu iken, anide
n
okul çocuðu olan 6 yaþýndaki bir çocuðun yapýlmasý gereken davranýþlara
vakýf olmasý beklenebilir mi? Biz büyükler, bazý davranýþ ve beklentileri o kada
r
doðal karþýlarýz ki, açýklamaya bile neden görmeyiz. Ancak yapýlmazsa da
kýzarýz.
Emine Haným, okul açýlmadan önce Emre'ye; Bak yakýnda okul açýlýyor.
Sen artýk okullu bir çocuk oluyorsun. Sabahlarý erken kalkmamýz ve hemen
hazýrlanmamýz gerekecek. Okuldan döndüðünde de sana kahvaltýný
hazýrlayacaðým. Yer yemez hemen ev ödevine oturman lazým. Ödevini
bitirdikten sonra istediðin kadar oynarsýn diyebilirdi. Emre okula baþlayýnca
kendisinden beklentileri daha açýk olarak bilir, ne yapýp yapmamasý gerektiðini
önceden düþünebilir, böylelikle azar iþitmekten kurtulurdu.
Bu gibi açýk olmayan beklenti ve kurallarýn aniden uygulanýþýný ve bu
nedenle oluþan sorunlarý sürekli duyarýz: Akþam saat kaçta yatýlmasý
gerektiði açýklanmadan; "Haydi çabuk yataða kumandasý" ve direniþler;
arkadaþlarýyla sokaða çýkan çocuðun saat kaçta evde olmasý gerektiðini
söylemeden geç kalýrsa çýkýþmalar. "Ama saat 6'da döneceðini bilmen
gerekir"; evde misafir olduðunda, çocuk oturma odasýna gelmiþse; "Misafire
merhaba dedin mi? Ne kadar ayýp... Çabuk teyzenin elini öp bakiiim" gibi
utandýrmalar...
Baþarýlý disiplin uygulanmaz, öðretilir. Çocuðun günlük yaþamýyla
ilgili beklentilerin neler olabileceðini ona açýklamak, ondan nelerin beklenildi
ðini
söylemek, ona öðretmek, çocuðu boþuna azardan korumaktýr. Söylemeden
beklemek ve olmadý diye kýzmak ise kiþiye gerçek bir haksýzlýktýr.
Beklentilerimizi, ev kurallarýný, yapýlmasý ve yapýlmamasý gerekenleri
önceden biraz zaman ayýrarak, çocuða açýk bir dille anlatýp, ona doðru
davranma þansý tanýrsak, sorunlarýmýzý büyük ölçüde azaltmýþ oluruz.
Biraz düþünelim: Acaba evinizde yapýlmasý ve yapýlmamasý gereken
davranýþlar açýk olarak dile getiriliyor mu? (Örnek: Akþam, vaktinde yatmak
lazým gibi açýk olmayan öðüt yerine; (vaktinde ne demek?) -akþam TV'deki
Uykudan Önce programýndan sonra da yatmaya gideriz, tamam mý? gibi.
...
Eve geç kalma (geç sizce kaçtýr'?) yerine Saat 7'den geç kalma, olur
mu? gibi.
::::::::::::::::
ÖNCE HAYIR SONUNDA BIKIP EVET (DÝSÝPLÝNDE TUTARLILIK)
Evde disiplinin yürümemesi ve çocuklarýn söz dinlememesinin en önemli
nedenlerinden biri de disiplin uygulamasýndaki devamsýzlýk ve tutarsýzlýktýr.
Tutarsýzlýðý 3 deðiþik þekilde tanýmlayabiliriz: Devamsýzlýk, keyfi
deðiþtirmeler ve hayýrlarýn gerçek hayýr olmamasý.
Orhan'ýn (6 yaþ) her akþam saat 8:30'da yatmasý kararlaþtýrýlmýþtý. 2
akþam her þey çok düzgün gitti, Orhan saat 8:30'da yataða girdi. Çarþamba
akþamý, Orhan'ýn babasý geç geldiðinden, yemek saat 8.30'da bitti, Orhan'ýn
yatmasý 9:20'yi buldu. Perþembe akþamý Orhan saat 8.30'da yatmamakta
direndi. Fevziye Haným da o gece çok yorgundu. Peki, TV'deki diziyi izleyelim,
öyle yatarsýn dedi. Cuma akþamý Orhan, ertesi gün okul yok diyerek 8:30'da
yatmak istemedi. Ertesi hafta artýk Orhan'ý saat 8:30'da yatýrmak tekrar bir
tartýþma ve kavga haline dönüþmüþtü.
Devamsýzlýk gösteren kurallarýn kalýcý olmasý çok zordur.
Disiplinde baþarýsýzlýðýn diðer bir nedeni de, kurallarýn keyfi olarak
deðiþtirilmesidir.
Her cumartesi öðleden sonra arkadaþlarýyla buluþmasýna izin verilen
Ayþe'ye (15 yaþ), o hafta cumartesi günü babasý izin vermedi. Nedenini
sorduðunda, Osman Bey; Bugün keyfim yok. Bir hafta da çýkmayý ver
dedi. Ayþe direndi, aðladý, ancak Osman Bey daha da katýlaþarak; Böyle
devam edersen hiçbir zaman çýkamazsýn dedi.
Bu þekilde keyfi olarak deðiþtirilen kurallar, çocukta direnç, kýrgýnlýk,
karþý koyma, asilik gibi tepkiler yarattýðý gibi, evdeki diðer konulara da siray
et
eder. Tartýþmalar bitmez, tükenmez.
Zeynep'in (4 yaþ) hergün saat 2 ile 4 arasý yatmasý beklenmektedir. Ancak,
Esin Haným bazý günler saat 3'te ziyarete gitmek istediðinden, Zeynep'i de
beraberinde götürmekte, o günler Zeynep öðle uykusuna yatmamaktadýr. Sokaða
çýkýlmadýðý günler ise, mutlaka yatmasý beklenmektedir. Ancak bazen, bir
komþu veya çocuklu bir misafir geldiðinde, annesi Zeynep'e; Bugün öðle
uykusuna yatmasan da olur demektedir. Pek tabii, sonuçta Zeynep yatmasý
gerektiði günler de yatmamakta direndi, bahaneler buldu, aðladý ve öðle uyku
konusu evde sorun haline geldi.
Bu örnekte de görüldüðü gibi, keyfi deðiþtirilen kurallar devamlýlýk
gösteremez ve sürekli tartýþma konusu olur.
Tutarsýzlýðýn diðer bir þekli de hayýrlarýn gerçek hayýr
olmamasýdýr. Yani, yasaklanan bir þeyin herhangi bir nedenle (çocuk çok
aðladýðý için, o gün evde çok misafir olduðundan, anne-baba o gün uðraþmak
istemediðinden, vb.) sonradan verilmesidir. Yani hayýrlarýn sonradan Hadi
peki, ama bu seferlik, Al, al da sus artýk, Aman, peki, peki...'ye
dönüþmesidir.
Ýpek Haným Aslý'ya, sokaða çýktýklarýnda devamlý bir þey
istememesini defalarca tembih etmiþti. Benden hiçbir þey isteme, çünkü
almayacaðým demesine raðmen, Aslý her gördüðü þeyi istemeye devam
ediyordu. Yol boyunca onu bunu istemesine sürekli karþý koyan Ýpek
Haným, artýk dönüþ yolunda Hadi peki, þu kalemi alalým dedi. Ancak bütün yol
boyunca hayýr deyip direnmesine raðmen en sonunda kabul edip bir þey
almanýn, aslýnda Aslý'ya ne öðrettiðinin farkýnda deðildi Ýpek Haným.
Aslý, Devamlý ister ve annemi býktýrýrsam ona istediðimi aldýrýrýmý
yaþayarak öðrenmekteydi.
Aslýnda hayýrlarýmýzýn gerçek hayýr olduðuna çocuðu inandýrmak
ve bu tür yýpratýcý oyunlara girmemek için, o anda duygularýmýza
kapýlarak (Ben ne biçim anneyim, aslýnda küçük bir þey alsam ne olur?
veya Çocuðu da çok aðlattým, acýyorum gibi) tutum deðiþtirmememiz gerek
çocuk, gerek kendimiz için daha saðlýklýdýr. Çocuk nasýl olsa elde
edemeyeceði bir þey için boþ yere enerji tüketip yýpratýcý bir davranýþa
alýþmaz, anne veya baba bu yýpratýcý oyunu oynamayarak sýnýrlarýný
açýkça belli ederler.
::::::::::::::::::
HER DÝSÝPLÝN BANA UYAR-MI?
Genellikle evdeki kural ve yasaklar, nasýl bir disiplin uygulanacaðý,
anne-babanýn özellikle fazla düþünmeden bu böyle yapýlýr diyerek
uyguladýklarý yaklaþýmlardýr. Bu yaklaþýmlar ya kendi ailelerinden
gördükleri, ya eþ, dost, arkadaþa danýþarak öðrendikleri, ya ayný yaþta
çocuðu olan diðer ailelerin yaptýklarýna özenerek uyguladýklarý, veya da
okuyup beðendikleri yaklaþýmlardýr. Ancak, önemli olan, bu yaklaþýmlarýn
ne kadar kendi evlerine, kendi kiþiliklerine ve özellikle uygulamak
istedikleri çocuðun kiþilik ve yapýsýna uygun olduðunu bilerek yol yapmaktýr.
Örneðin, yeni bebeði doðan bir genç anne, kitapta okuduðu için çocuðunu
her 4 saatte bir beslemeye karar verir. Bu çocuðun beslenme disiplinidir. 4 saat
dolmadýkça çocuk aðlasa da yemek vermez. Ancak 4 saat dolduðunda, çocuk
uyusa da, uyandýrýr ve besler. Bu disiplin, çocuðu tanýmadan, onun
bünyesini bilmeden uygulanan katý, otoriter, düþünülmüþ bir rejim
uygulamasýdýr. Buna karþýlýk bebek her aðladýðýnda aðzýna memeyi
dayayan ve 24 saat bebeðin emrinde hayatýný geçiren anne ise hiç
disiplin, uygulamamakta, laissez-faire yöntemine girmektedir. Bunun üçüncü
alternatifi, çocuðun bünyesini, yapýsýný, acýkma ve uyku saatlerini tanýyýp
ona göre bir beslenme düzeni kurmak ve böylelikle hem çocuðun, hem annenin
rahat edebileceði bir düzene oturtmaktýr.
Kurallar ve uygulanacak olan disiplin, bu böyle yapýlýr veya baþkalarý
böyle yapýyor diye alýntý olarak deðil de, çocuðun ve ailenin yapýsýna,
bünyesine göre düþünülerek uygulanýrsa, daha kalýcý ve verimli sonuçlar
almak mümkündür.
Þimdiye kadar disiplinin ne olup olmadýðýný tartýþtýk, disiplin
kavramýndaki deðiþik anlamlarý ve yanlýþ tutumlarýn getirebileceði
sonuçlarý inceledik. Þimdi ise, disiplinin uygulama tarzýný ele alarak nelerin
yapýlabileceðini gözden geçirelim. Yani nasýllara bakalým.
Uygulama tarzýna göre, disiplini 2 bölümde iþleyebiliriz:
1) Dýþ kontrollü disiplin;
2) Ýç kontrollü disiplin (Özdenetim)
::::::::::::::::::
DIÞ KONTROLLÜ DÝSÝPLÝN
Dýþ kontrollü disiplin yöntemleri sözel ve fiziksel olmak üzere 2'ye
ayrýlýr:
SÖZEL OLUMSUZ DÝSÝPLÝN YÖNTEMLERÝ:
Çocuðun davranýþlarýný kontrol etmek ve istediðini yaptýrabilmek için
kýzma, baðýrma, azarlama, tehdit, beddua, sözle hor görme, sevgiyi esirgeme
gibi yöntemlerdir. Bunlara kýsaca deðinelim:
Kýzýp, baðýrma: Çocuk olumsuz bir davranýþta bulunduðu an, aile
bireyi kýzarak, baðýrarak yapmamasýný ikaz eder "Ben sana ayakkabýlarla
eve girme demedim miiii? Ne laf anlamaz çocuksun?" veya baðýrarak "Niçin
dersini çalýþmýyorsun? Söyle bakiim, niçin çalýþmýyorsun?" Bu tür
yaklaþýmlar aslýnda aile bireyinin kýzgýnlýðýný boþaltmasýný
saðlar; sýk sýk azarlanan çocuklar bir süre sonra alýþkanlýk geliþtirip
baðýrmalara artýk aldýrmazlar ve baðýrdýðý için aile bireyini suçlar,
ondan uzaklaþýrlar.
Tehdit etme: Olumsuz davranýþý yapmamasý veya beklenen
davranýþý yapmasý için, çocuk, gerçekten hoþlanmayacaðý, korktuðu
bir þeyle tehdit edilir:
Bir daha ellersen ellerini kýrarým.
Geberteceðim seni. gibi tehditler çocuk küçükken korkutucudur.
Korku konusunda çok hassas olan çocuk bunlarý gerçek sanabilir ve
inanýr. Ancak büyüdükçe sürekli kullanýlan tehditlerin etkisi geçer.
Çocuk artýk aldýrmaz. Bunun yanýnda, daha gerçekçi tehditler "Bir daha
kýrýk not getirirsen, hafta sonu sinemaya paydos" "Akþama babana
söyliyeyim de gör." yerine getirildiði zaman, çocuk korkunun etkisiyle
davranýþýný deðiþtirmeye yönelebilir. Ancak bu tür bir disiplin þeklinin
getirdiði olumsuz etkiler çok önemlidir. Bunlara bu bölümün sonunda
topluca deðineceðiz.
Sözle hor görme: Çocuðu aþaðýlayýcý, küçük düþürücü, güvenini
sarsýcý, kýrýcý sözler sarfederek istediðini yaptýrma: Geri zekalý n'olacak.
Karneye bak. Utan, utan... Komþumuz Ali her sene iftihara geçiyor, bizse senin
gibi salaklarla uðraþýyoruz. Aþaðýlanmak herkes gibi çocuk için de çok onur
kýrýcýdýr. Çocuðun kendine güvenini sarsar, zamanla çocuk gerçekten geri
zekalý, beceriksiz olduðuna inanýr bile.
Beddua etme: Allah belaný versin. Bana çektirdiklerinin cezasýný bir
bir göresin... Gözün çýksýn emi, bu da kýzýp baðýrma gibi bireyinin
kýzgýnlýðýnýn boþalmasýndan baþka bir iþe yaramaz. Çocuk zamanla
bunlara karþý muafiyet geliþtirir ve davranýþýný deðiþtirmesine pek etkili
olmaz.
Sevgiyi esirgeme: Çocuk beklenilen davranýþý göstermediði zaman
Seni artýk sevmiyorum, Git, benim çocuðum deðilsin, git komþunun çocuðu
ol, bizim evde böyle çocuða yer yok... gibi sözler çocuðu çok sarsar, zira çocuk
anne-babanýn sevgisine çok muhtaçtýr. Çocuk söylenenlerin gerçek
olduðuna inanýr ve kendini aile dýþýna itilmiþ hisseder. Bunun gibi;
çocuða olumsuz davranýþýndan dolayý küsmek, aldýrmaz görünmek,
hiç konuþmamak ta çocuða aslýnda davranýþýný deðiþtirmesi için bir
þans tanýmaz, ancak onu dolaylý olarak yaptýðý davranýþtan dolayý
cezalandýrýr. (Güler Okman Fiþek-Çocuðunuz ve Siz.)
BÝRAZ DÜÞÜNELÝM:
Acaba siz bu yöntemlerden en çok hangilerini kullanýyorsunuz?
...
Çocuðunuzun davranýþýný deðiþtirmesinde etkili oluyor mu?
...
Siz çocukken bunlarýn hangileri size karþý kullanýlýrdý?
...
Neler hissettiðinizi anýmsýyor musunuz?
...
Davranýþlarýnýzý isteyerek ve inanarak deðiþtirdiðiniz oldu mu? Nasýl bir
yaklaþýmdý?
...
::::::::::::::::::
FÝZÝKSEL DÝSÝPLÝN YÖNTEMLERÝ (DAYAK)
Çocuðu dövmek (kaba etine, yüzüne, ellerine vurmak, çimdiklemek) bodruma kapam
ak,
cezaya býrakmak gibi kaba kuvvetle verilen cezalar veya yaptýrýmlar fiziksel dis
iplin (ceza)
türüne girer. Bu tür disiplin kültürümüzde çok geçerlidir, hatta dayak cennetten
çýkmadýr
diye bilinen atasözü hala tekrar edilir. Dayak çok çabuk etkisini gösterip çocuð
u korkuttuðu
için, en kýsa yoldan istenilen amaca ulaþtýðýndan (yani beklenen davranýþýn
yapýlmasýna (derse oturmak, yemek yedirmek) veya istenmeyen olumsuz davranýþýn
yapýlmasýna engel olduðundan (Elleme, ellerine vururum, Kardeþine bir daha vurur
san
benden sopayý yersin) aile bireyi tarafýndan sýkça kullanýlýr.
Tarafsýz (objektif) olarak bakýldýðýnda, dayak çok haksýz bir yaptýrým þeklidi
r.
Kendinizi düþünün, yapmak istemediðiniz bir þeyi sizden fiziksel olarak zaten da
ha büyük,
daha güçlü biri size vurarak yaptýrýyor. Veya yapmamanýz gereken bir þeyi yaptýn
ýz diye
sizi bir güzel dövüyor. Neler hissedersiniz?
...
Dayak yedikten sonra düþündüðünüz þey davranýþýnýz mý yoksa dayak
yemenin depreþtirdiði duygular mý?
...
Dayak atan kiþiye karþý duygularýnýz nedir?
...
::::::::::::::::
DAYAK NEDEN EÐÝTÝME YARAMAZ?
Dayak eðitime yaramaz, çünkü:
-Dayak yiyen çocuk yaptýðýnýn karþýlýðýný en kýsa yoldan ödemiþtir.
Yaptýðý olumsuz davranýþ üzerinde düþünmek, hatasýný anlamak, onu
tamir yollarýný aramak, veya sonuçlarýný düzeltmek fýrsatý verilmemiþtir ona.
Olay, olumsuz davranýþ dayakla noktalanýr.
-Dayak yiyen çocukta anne-babaya kýzgýnlýk, düþmanlýk, nefret hisleri
uyanýr. Dolayýsýyla, çocuk kendi yaptýðýnýn kötü bir þey olduðunu
düþünüp kendini suçlayacaðýna, karþý tarafý suçlar. Konu yer deðiþtirmiþtir.
Çocuðun düþündüðü odak konu kendi olumsuz davranýþý, hatasý, suçu
deðil, yediði dayak ve bundan dolayý yaþadýðý duygulardýr.
-Dayak yiyen çocukta saldýrganlýk duygularý geliþir. O da anne-babasýný
örnek alýp, sorunlarýný en kýsa yoldan saldýrganlýkla, zorbalýkla halletmeye
yönelir, kardeþini, komþu çocuðu, kediyi döver. Ayrýca, aile bireyine karþý
koyamadýðý için, saldýrganlýðýný dolaylý olarak gösterir, aile bireyini
kýzdýracak, sinirlendirecek baþka davranýþlarda bulunur.
-Aslýnda dayak yiyen çocuk kendini güçsüz, aciz hisseder, karþýlýk
veremediði için kendinden utanýr. Kendine güveni sarsýlýr. (Çok sýk dayak
yiyen çocuklarda, bir büyük fazla yaklaþtýðý zaman eliyle yüzünü koruma
refleksi geliþmiþtir.)
Dolayýsýyla, dayak çocuða davranýþý, etkileri ve sonuçlarý üzerinde
düþünmek, yani vicdan ve ahlak geliþtirmek yerine saldýrgan olmayý, iþini
kaba kuvvetle halletmeyi, öc almayý öðretir. (Dayak ve dayaðýn etkileri
bölümü Prof Dr. Çigdem Kaðýtçýbaþý'na aittir. Bak. Çocuðunuz ve Siz.)
Dayak atmanýn veya fiziksel ceza vermenin anne-baba üzerindeki etkileri
ise:
-Dayak atan anne-baba o anki hýrslarýný, öfkelerini çocuktan alýr, en kýsa
yoldan kýzgýnlýk duygularýný güçsüz biri üzerine boþaltarak rahatlarlar.
Ancak, bu þekil de hýrsýný gideren anne-baba çoðunlukla yaptýðýndan
piþman olur, utanýr, suçluluk duygularýna kapýlýr. Bu suçluluðunu gidermek
için de bu kez aþýrý sevgi gösterilerine veya aþýrý hoþgörü tutumlarýna
girer. Çocuksa durumun dengesizliðini, tutarsýzlýðýný yaþar. Bu tür sürekli
iki uç davranýþlar çocuðu ruhsal yönden çok olumsuz etkiler.
-Buna karþýlýk, sürekli dayak ve fiziksel ceza (bodruma kapama, cezaya
koyma, karanlýk oda) ile eðitim veren anne-baba zamanla acýmasýz ve
iþkenceci bir ruh geliþtirir. Bunun da gerek anne-baba, gerekse çocuk üzerindeki
ruhsal etkileri çok ürkütücüdür.
Demek ki, çocuk eðitimi ve disiplininde dayaðýn yeri yoktur.
Dolayýsýyla, olumsuz fiziksel ve sözel disiplin ve yaptýrým þekilleri
aslýnda anne-babanýn hýrsýný geçirmeye, kýzgýnlýðýný dindirmeye ve
istenilen davranýþa en kýsa yoldan, fazla uðraþmadan eriþmelerine yarar. Ama
yeni davranýþ her zaman kalýcý olmaz.
Halbuki, eðitim çocuðun sadece istenilen davranýþlarda bulunup,
istenmeyenleri göstermemesine yönelik bir davranýþ düzenleyici sistem
deðildir. Eðitim, çocuðun hem davranýþsal, hem ruhsal, hem sosyal,
hem de ahlaki yönden geliþmesine yardýmcý olmasý gereken, buna
olanak saðlayan bir sistemdir.
Dýþtan gelen bir kuvvetle (bu durumda anne/baba zorlamasý)
saðlanan disiplin ve sözel ve fiziksel ceza sistemi ile yürütülen terbiye
tarzýnda bu geliþtirici öðeler çok sýnýrlýdýr, zira bu tür disiplin çocukta
dolaylý davranýþsal tepkiler geliþtirir. Bunlarý kýsaca üç baþlýk altýnda
toplayabiliriz.
Karþý koyma: Çocuk ya aktif olarak karþý koyar, saldýrýr, direnir,
karþýlýk verir, veya pasif direniþe geçer, söylenenin aksini yapar, ikazlarý
bilhassa duymamazlýktan gelir, inadýna istenmeyen davranýþý yapar veya
anne-babayý kýzdýracak baþka bir davranýþta bulunur. Sanki mahsus
yapýyor, diye yakýnýr anne. Beni kýzdýrmak için inadýna yapýyor.
Doðrudur, ama buna engel olmanýn baþka yollarý vardýr, zira kaba kuvvet ve
zorlama sadece direnç yaratýr.
Kaçýþ: Kaçýþ fiziksel veya ruhsal olarak görülebilir. Fiziksel
kaçýþta, çocuk fiziki olarak ortalýkta görünmez, odasýna kapanýr ve
iletiþimi keser veya evden kaçar veya kaybolur. Gazetelerde bu tür
kaçýþlarý sýk sýk okuruz. Özellikle okul çaðýndaki, karne alma zamaný
eve gelmeyen, kaçan çocuklar evdeki zorlayýcý baskýdan veya tepkilerden
korkan, bunu yaþamak istemeyen çocuklardýr.
Ruhsal kaçýþta, çocuk evde bulunsa da anne-babasýyla iletiþimi keser,
beraber olduklarýnda, örneðin yemekte konuþmaz, cevap vermez, hayal ve
fantezi dünyasýna kaçar veya yalan söyleyebilir. Önlem alýnmazsa zamanla
kabuðuna çekilen, hayal fantezi dünyasýna sýðýnan ve gerileyen bir kiþilik
geliþtirebilir. Ruhsal kaçýþ, ileride sigara, alkol, uyuþturucu alýþkanlýklarýna
,
aþýrý hallerde de ruh hastalýklarýna yol açabilir.
Aþýrý itaat: Kültürümüzde itaatkar çocuklar çok sevilir, tutulur. Ayþe çok
iyi çocuktur. Hiç sözümden dýþarý çýkmaz. Ali sözümü hep dinler hiç beni
üzmez. Dizimin dibinden ayrýlmaz. Anneler bu tür sözleri övgüyle sarfeder,
dinleyenler de itaatkar çocuða takdirle bakarlar. Ancak, sürekli itaat etmeye
alýþtýrýlmýþ, zorlanmýþ çocuklar zamanla kendi deðerlerini yadsýyan, kendi
inançlarýndan vazgeçip herþeyi sorgusuz kabullenen, aþýrý uyumlu kiþilikler
geliþtirirler. Bu pek tabii büyüklerin dünyasý için çok ideal gözükür, zira aile
bireyini uðraþtýrmaz. Ancak, çocuðun kiþiliði ve geliþimi açýsýndan,
geleceði için böyle bir davranýþ alýþkanlýðýnýn sakýncalarý çoktur. Bu tür
çocuklar, kendilerine sürekli ne yapacaklarý, ne yapmalarý gerektiðini söyleyen
anne-babayý bulamayýnca, onlarýn yerine bulduklarý ilk otoriter kiþinin etkisi
altýna girerler. Kötü arkadaþ edinip onlara uyan, kötü alýþkanlýklara hayýr
diyemiyen, arkadaþlarýna aþýrý uyum gösteren çocuklar bu tür sürekli itaat
etmeye alýþtýrýlmýþ çocuklardýr. Bunun dýþýnda, aþýrý uyuma ve
aþýrý itaate alýþtýrýlmýþ çocuklar ileride kiþiliksiz, yaðcý, gözlerimi
kaparým vazifemi yaparým türünde sorumsuz kiþilikler geliþtirebilirler.
Sonuç olarak, aþýrý bir dýþ kontrolle bütün davranýþlarý baþkalarý
tarafýndan kontrol edilip düzenlenen çocuklar, hiçbir iç kontrol (özdenetim)
geliþtirme olanaðý bulamadýklarýndan, ev dýþý yaþamlarýnda, yani
anne-baba kontrolü yokluðunda kendilerini kontrol etmekten acizdirler. Bu
çocuklarýn, ileriki yaþamlarýnda ya sorumsuz, kontrolsüz, aþýrý davranýþlarda
bulunan kiþilikler, veya baþka birinin kontrolü altýna kolaylýkla girebilen
pasif, tepki göstermesini bilmeyen, her þeyi kabullenici kiþilikler geliþtirmesi
muhtemeldir.
Daha önce de belirttiðimiz gibi, çocuk yetiþtirmenin ve eðitiminin amacý,
çocuðun istenmeyen davranýþlarýný sindirip islah etmek deðildir. Çocuklar
halledilmesi gereken sorunlar gibi görülmemelidir. Çocuk eðitimi, çocuða çevresi
ne
uyumlu, sorumlu, ve saygýlý davranýþ yollarýný (disiplinini) gösterip, bu arada
çocuðun kiþiliði ve yeteneklerini en iyi þekilde geliþtirmesine olanak saðlamakt
ýr.
Bunu da iç kontrollü disiplin (özdenetim) yöntemleriyle elde edebiliz.
:::::::::::::::::
ÝÇ KONTROLLÜ DÝSÝPLÝN (ÖZDENETÝM) NEDÝR?
Ýç kontrollü disiplin, yani özdenetim, kiþinin bazý kurallarý benimsemesi ve
dýþ uyarýlara gerek kalmadan bu kurallara kendi kendine uymasý veya
uygulamasýdýr. Çok disiplinli bir kiþi dediðimizde, bu kiþinin kendi kendine
yapýlmasý gereken bazý davranýþlarý veya görevleri yaptýðýný övgü ile
anlatmýþ oluruz. Aslýnda çocuklarla da varmak istediðimiz amaç budur.
Kurallarý benimsemeleri, ne yapýp yapýlmamasý gerektiðini bilip kendi
kendilerine yapmalarý, sürekli uyarý ve ikaza gerek kalmadan görevlerini yerine
getirmeleri (örneðin: diþ fýrçalama, banyo yapma, dersini zamanýnda yapma,
gece belirli bir saatte yatma, eþyasýný toplama, gibi...). Bu þekilde, hem
anne-baba sürekli ikaz ve kontrol rolünden kurtulur, hem de bu nedenle
oluþabilecek sürtüþme ve sorunlar da önlenmiþ olur.
Aslýnda, herkes gibi çocuklarýn da kurallara ihtiyacý vardýr. Bunu bir trafik
sistemi ile örnekleyebiliriz. Trafiðin nasýl iþlediðinden haberi olmayan bir sür
ücü
arabasýna binip yola çýktýðýnda, yolun saðýndan gideceðine solundan gidebilir, a
þýrý hýz
yapýp olmayacak sokaklara girebilir ve sonuçta trafiði altüst eder, kaza yapar v
e pek
tabii cezalandýrýlýr. Buna engel olmak için, trafiðe çýkmadan önce, bütün sürücü
ler
trafik kurallarýný öðrenir, neyin yapýlýp neyin yapýlmadýðýný benimser, hatta bu
kural ve davranýþlarý deneyerek öðrenme devresinden geçerler. Bunun için de bir
süre, yanlarýnda bir deneyimli þoför oturup onlara yol gösterir. Bu örneði ev iç
ine
aktarýrsak, ev içinde hareket etmeye baþlayan çocuk, ne yapacaðý ve nasýl hareke
t
edeceði, yani evin kurallarý hakkýnda eðitim (açýklama) görmemiþse, haliyle
yanlýþlar yapacak ve bu nedenle ikaz edilecek veya cezalandýrýlacaktýr (kýzma,
baðýrma, vb.) Çocuk deneme ve yanýlmalarla neyi yapýp yapmamasý gerektiðini
öðrenecek ama her zaman nedenini öðrenemeyecektir. Buna karþýlýk, özdenetim
eðitiminde ilk temel yaklaþým, çocuða ne yapýp yapmamasý gerektiðini açýklamak,
ona yol göstermek, yani trafikte olduðu gibi onu, eðitimden geçirmektir. Dr. Ata
lay
Yörükoðlu, bunu bir ustanýn çýraðýna sanatýný öðretmesine benzetir: (Yörükoðlu,
A.; Çocuk Ruh Saðlýðý-Türkiye Ýþ Bankasý Kültür Yayýnlarý, 1980.) Usta çýraðýný
iþin kolayýndan baþlayarak eðitir. Öðretimini ondaki geliþme hýzýna göre
ayarlar. Yavaþ yavaþ sorumluluk verir. Baþarýsýný destekler, yanlýþýný
düzeltir: Nerede güvenceðini, nerede baþýnda durup denetleyeceðini bilir.
Ona yanýlma payý býrakýr; toyluk yanýlgýlarýný baðýþlar, beðenildiðini gören
çýrakda iþine dört elle sarýlýr. Ustasýna benzemek ve ona yetiþmek için tüm
yeteneðini ve çabasýný ortaya kor, der.
Bu yaklaþýmdan da görüldüðü gibi, ilk temel ilke, kural ve beklentileri
açýklamak, ikinci temel ilke ise desteklemektir. Yani sürekli çocuðun olumsuz
davranýþlarýna olumsuz tepki göstermek yerine, olumlu davranýþlarýný da
takdir edip pekiþtirmek, hiç deðilse bu yoldaki çabalarýný övmek ve
desteklemektir. Sadece ve sürekli olumsuz tepkilerle büyüyen çocuklar, bir süre
sonra isyan eder, cevap verir, söz dinlemez olur ve daha da önemlisi yaþam
heveslerini yitirir, kendilerine güvenmez ve küskün olurlar. Bunun karþýlýðýnda,
olumlu davranýþ ve çabalarý takdir gören çocuklar, daha hevesli ve güvenli
hareket eder ve daha kolay söz dinlerler.
Peki, otoritemizi hiç kullanmýyacak mýyýz? der anne veya baba. Sanki
aniden ellerinden bir silah alýnmýþtýr... Tabii ki kullanacaðýz. Ancak otorite,
alýþýlagelmiþ anlamda, korkutarak saygý elde eden çatýk kaþlý bir güç
deðildir. Gerçek otorite, bir konu hakkýnda bilgi sahibi olan bir kimsedir.
Örneðin: Bu kiþi hukuk alanýnda bir otoritedir, deriz. Yani, bu konuda bilgili,
deneyimli, güvenilir bir kiþidir, demeye getiririz. Ona danýþýr sözünü dinleriz.
Bir konuda otorite olmak için yüksek tahsil yapmak þart deðildir. Bir bahçývan d
a,
bahçe, ekim, çiçekçilik konusunda otoritedir, yani söz sahibidir. Ona baþvurur
danýþýr, fikrini sorar, sözünü dinleriz. Ýþte ev içinde de varmak istediðimiz
gerçek otorite budur. Çocuðun sözüne ve fikrine güvendiði, baþvurduðu ve
sözünü dinlediði kiþi. Korku nedeniyle deðil de bilgi, güven ve saygý nedeniyle.
Dolayýsýyla, evde disiplin saðlamak için salt otorite ve güç kullanmaya gerek
yoktur. Bu konuda bilgili olmak, bilinçli hareket etmek, tutarlý davranmak
ancak ayný zamanda da sabýrlý ve hoþgörülü olarak çocuðun karþýsýna geçeceðine,
onun safýnda olup onu desteklemek yeterlidir. Bu tür bir yaklaþýmla özdenetim
daha saðlýklý ve kalýcý bir þekilde elde edilir.
::::::::::::::::
ÖZDENETÝM NASIL ELDE EDÝLÝR?
1) Ev içindeki kural ve beklentiler katý ve deðiþmez deðildir. Kurallar
çocuðun yaþýna, kiþilik ve yapýsýna ve özel durumlara göre düþünülerek
uygulanýr.
Yaþ: Örneðin, 3 yaþýnda bir çocuðun yemeðini hiç üstünü kirletmeden ve
çok düzgün yemesi beklenemez. Bu nedenle çocuða kýzmak, onu azarlamak
veya cezalandýrmak faydasýz, hatta zararlýdýr. Buna karþýlýk, 7 yaþlarýnda
bir çocuðun temiz ve düzgün yemesi daha gerçekçi bir beklentidir. Bunun gibi, 5
yaþýna kadar olan çocuklarýn öðleden sonra uykusuna yatmalarý beklenebilir
ancak o yaþtan sonra böyle bir kuralý katý bir þekilde uygulamak sorun
yaratabilir. Daha büyük yaþlardaki çocuklarla, öðleden sonra dinlenme saati,
çocukla birlikte farklý bir þekilde planlanabilir: Odasýnda kitap okumasý,
resim yapmasý, oyun oynamasý, vb... Demek ki, evde kurallar sorun yaratýyorsa,
kendimize þöyle bir soru yöneltebiliriz: Acaba bu kural veya beklentim
çocuðumun yaþýna uygun mu? Çocuðum bunu yapabilmek için çok mu küçük?
(Veya yaþý artýk büyüdü mü?)
Bu konuda daha gerçekçi beklentiler için kitabýn arka bölümünde küçük
çocuklarýn yaþlarýna göre genel davranýþlarýný belirleyen tabloya
bakabilirsiniz. (EK: 1)
Þermin Haným oðluyla (17 yaþ) arasýnda sürekli sürtüþme olmasýndan
þikayetçiydi: Ne önerse, Fuat karþýlýk veriyor, bir türlü anlaþamýyorlardý.
Özellikle Fuat'ýn sürekli üþütüp hastalanmasý sorun olmaktaydý. Þermin
Haným Fuat'ýn okula gidip gelirken yün þapka giymesinde ýsrar ediyor; Fuat
ise þiddetle direniyor, evden çýkar çýkmaz þapkasýný baþýndan çýkarýp
cebine sokuyordu. Þermin Haným, ise bu duruma müthiþ içerliyor ve Fuat'ý
azarlýyor, bu konu da evde sürekli çatýþma haline dönüþüyordu.
Þimdi, bu durumda 17 yaþýnda bir çocuðun sokakta yün þapka giymek
istememesi doðal karþýlanamaz mý? Küçük çocuklarýn þapka giymeleri çok
doðal da, 17 yaþýnda bir genç çocuðun þapkayla dolaþmak istememesi geçerli
deðil mi? Bazen çocuklarýmýzýn artýk çocuk olmadýklarýný, büyüdüklerini
gözden kaçýrmýyor muyuz? Veya bazen beklentilerimizin yaþlarýndan çok öte,
yetiþkinden beklenen davranýþlar olduðunun farkýnda mýyýz?
Çocuklarýmýzýn hemen yetiþkin olmalarýný beklemiyor muyuz? Üþütüp
hastalanmamaya tek çare yün þapka giymek mi? Çocuklarýmýzýn devamlý
bizim kontrolümüz altýnda olduklarýný varsayýp bazen büyüdüklerini (veya çok
küçük olduklarýný) unutmuyor muyuz?
Kiþilik, yapý: Ayný þekilde, bazý kural ve beklentiler çocuðun yapýsý
(veya kiþiliði) nedeniyle sorun haline gelebilir. Örneðin: Bazý çocuklar daha
heyecanlý bir yapýya sahiptir ve sabah okula giderken kahvaltý edemezler. Kural
adýna çocuða zorla süt, yumurta gibi besinleri yedirmek hem çocuðun
yapýsýna göre aðýr bir mideyle okula gitmesine, hem de anneyle sürekli
sürtüþmesine neden olur.
Çocuðun yapýsý ve kiþiliði göz önüne alýnmadan giriþilen beklenti ve
kurallarýn getirdiði sorunlarý özellikle ilkokul 5'inci sýnýf sýnavlarýna katýla
n
ailelerde izlemekteyiz... Kimi çocuk daha azimli, daha hýrslý ve bu tür
yarýþmalara katýlmaya daha elveriþli ve yatkýndýr. Buna karþýlýk, bazý
çocuklar akademik yönden hýrslý olmayýp, bu tür yarýþmalara katýlmaya yapý
olarak uygun deðildir. Çocuðunun kiþilik ve yapýsýný göz önünde
bulundurmadan, beklenti ve herkes yapýyor uðruna bu tür çalýþma kurallarýný
evde uygulamak, gerek çocuk gerek aile için büyük sorunlara yol açmakta,
çocuksa haketmediði bir baþarýsýzlýðý yaþamaktadýr. Bu durumda, kendimize
þöyle bir soru yöneltebiliriz: acaba bu koyduðum kural veya
beklentim çocuðumun kiþiliðine, yapýsýna uygun mu?
Özel durum: Kural ve beklentilerin uygulanmasýnda özel durumlarý göz
önünde bulundurmak çok yararlýdýr. Örneðin: Kural adýna, hiçbir özür
tanýmaksýzýn, çocuða her yemeði yedirme disiplinine girmek, yemek olayýný
bir güç kavgasýna ve sorun haline dönüþtürür. Ýnsanlarýn gýda ihtiyaçlarý o
günkü fizyolojik durumlarýna göre deðiþebilir. Çocuk hastalýk geliþtiriyorsa,
veya o gün bir þeye üzülmüþse, iþtahý kapalýdýr. Bazý çocuklar belirli
besinleri (süt, yumurta, ýspanak gibi) yiyemezler. Bunlarý zorla yedirmek, her
þeyi yemesini öðrenmeli veya çocuk süt içmelidir kuralý adýna zorlamak,
daha çok nefret etmelerine ve aile bireyi ile de aralarýnýn bozulmasýna neden
olur. Verilmek istenen besin ise farklý hazýrlama ve sunma þekilleri ile
yedirilebilir. (Örneðin: Süt ihtiyacý için: muhallebi, sütlaç, yoðurt, ayran,
peynir gibi; ýspanak ihtiyacý için: börek, yoðurtlu ýspanak, vb...)
Tülin Haným her sabah Can'a kahvaltý hazýrlamaktan çok
hoþlanýrdý. Yýllardan beri Can sabahlarý güzel kahvaltý etmeden okula
gitmezdi. Ancak son günlerde, Can (17 yaþ) kahvaltý etmeden okula
gitmeye baþladý. Bu durum Tülin Haným'ý çok tedirgin etmekteydi. Birkaç
kere konuþup tartýþtýlar, ancak Can kahvaltý etmemekte ýsrar ediyordu.
Anneciðim, çok güzel kahvaltý hazýrlýyorsunuz, ama sabahlarý iþtahým
olmuyor diyordu. Tülin Haným iyice üzülmeye baþlamýþ, olay sorun
haline dönüþmüþtü. Bir gün Can'la konuþmaya karar verdi. Arkadaþça
yapýlan bir konuþmadan sonra, Can'ýn sabahlarý derse girmeden,
hoþlandýðý bir kýz arkadaþýyla okul kantininde buluþmaya çok önem
verdiðini anladý. Can'ýn yaþý ve özel durumu nedeniyle eskisi gibi kahvaltý
etmesinde ýsrar etmek, Can'la Tülin Haným'ýn gereksiz yere aralarýnýn
açýlmasýna neden olabilirdi. Tülin Haným, Can'ýn saðlýklý beslenmesine
çok önem veriyorsa, Can'a sabahlarý okula götürmek üzere bir sandviç
hazýrlayabilir veya arada bir kantinden bir tost yemesine müsaade edebilirdi.
Nitekim öyle oldu, ve Can bir süre evde kahvaltý etmedi, ama aile içindeki
sorun ve anlaþmazlýk da halledilmiþ oldu.
Bu gibi durumlarda, kendimize þu soruyu yöneltebiliriz: þimdiye kadar bu
kural ve beklentime uyan çocuðum, acaba neden bu günlerde uymak istemiyor?
Özel bir durumu mu var?
Demek ki, çocuða özdenetim kazandýrabilmek için, ev içi kural ve
beklentileri yaptýrým gibi görmeden çocuðun yaþý, yapýsý ve özel
durumlarýný göz önüne alarak uygulamamýz daha yapýcý olur.
2) Çocuða kurallarýn nedeni izah edilir. Küçük çocuklar uyumayý çok
sever ve isterler. 3 yaþýna kadar olan çocuklar bu böyle yapýlýr veya bu
yapýlmaz diyerek fazla açýklama yapmadan bazý davranýþlarý yaptýrmak
daha kolaydýr. Ancak, 3-4 yaþýndan itibaren, çocuklar herþeyin nedenini
öðrenmek isterler. Özdenetim saðlamak için, çocuklara kurallarýn nedenini
izah etmek çok yararlýdýr. Böylelikle çocuk kural uygulayýcýnýn
karþýsýnda olmayýp, onun safýna geçerek kuralý daha kolaylýkla
benimseyebilir.
Erez bütün çocuklar gibi Koka-kola içmeye bayýlýr. Sözden anlayacak yaþa
geldiðinde bir gün Erez'e Koka-kolanýn mide ve karaciðere çok zararlý
olduðunu anlattým. Sadece Pazar günleri veya bir arkadaþ davetinde
içebileceðini söyledim. Diðer günlerde Koka-kola içilmeyeceðine karar verdik.
Erez sýk sýk komþumuz Nadiye Haným'ýn oðluyla buluþur ve beraberce
oynarlar. Nadiye Haným'larda Koka-kola çok sýk sarfedilen bir içkidir. Nadiye
Haným birgün Erez'e Koka-kola ikram ettiðini, ancak Erez'in o gün pazar
olmadýðý gerekçesiyle Koka-kola içmediðini anlattý. Erez ise birkaç gün sonra
olayý þöyle yorumladý: Anne, biliyor musun? Feritler hafta arasý da Koka-kola
içiyorlar. Ama ben içmedim: Hem Ferit'in karaciðeri hasta olacak, benimki deðil.
3) Beklenen davranýþlar açýklanýr: Þöyle yap; Böyle yapma yerine
hangi davranýþýn ne zaman beklendiði çocuða açýk bir dille anlatýlýr,
öðretilir.
AZARLAYACAÐINIZA, Bunlarýn yeri burasý mý? Sana kaç kere söyledim?
Baðýrarak söylenen eleþtiri ve yönlendirmeler etkili deðildir. Zamanla
duyulmaz hale gelirler.
AÇIKLAYIN, Ali, çanta ile paltonu kapýnýn önüne býrakma kalabalýk oluyor.
Hemen içeri götür tamam mý?
Beklentinin açýklanmasý suçlamadan daha etkilidir. Ancak beklentiler bazen
tekrar ister.
Öðretilmeden uygulanan disiplin yaptýrýmdýr, özdenetime dönüþebilmesi
için açýklanmasý, öðretilmesi gerekir. Açýklama verildiðinde, çocuklar ne
yapýlýp yapýlmamasý gerektiðini daha iyi anlarlar. Burak, hadi yataða yerine
Burak, TV'de haberler biter bitmez yatma vakti oluyor, tamam mý? demek,
Burak'ýn ne zaman yatmasý gerektiðini daha açýk anlatýr. Yatarken önce pijamaný
giyip diþlerini
fýrçalarsýn. Ben de sana iyi geceler demeye geleceðim, gibi bir davranýþ
açýklamasý da Burak'tan yatma zamaný ne gibi davranýþlar beklediðimizi
anlatýr. Çocuðu yanlýþ bir davranýþta bulunurken yakalamak yerine (Neden
hala yatmadýn? Neden diþlerini fýrçalamadýn?), çocuða iyi davranma
þansýný tanýmak daha etkili ve kalýcýdýr. Ayrýca, açýklama alan çocuk
kendini adam yerine konulmuþ sayar ve aile büyüðü ile daha kolay iþbirliðine
girer.
Her akþam üstü Alper'in odasý darmadaðýn bir haldeydi. Emine Haným bu
duruma müthiþ içerliyor ve Alper'i bayaðý azarlýyordu. Bir daha bu halde
görürsem, bütün oyuncaklarýný çöpe atacaðým. Gerçekten de bir gün bütün
oyuncaklarý en üst rafa kaldýrdý. Sonuç: Aðlamalar tartýþmalar, Alper'in sürekli
huzursuzluðu. Aslýnda o odayý her akþam toplamak müthiþ bir külfetti. Grup
çalýþmasýnda, Emine Hanýma, Alper'e oyuncaklarýný toplamasýný öðretmesi
önerildi. Bir kere bütün oyunlarý birden açmayacak, biri bittiðinde toplayýp dið
erini
açacaktý. Ayrýca, Emine Haným odayý toplarken Alper'de beraber toplayacak ve
yerine yerleþtirecekti. Odayý toplama oyun haline dönüþtürülebilirdi. Akþam
yemeðinden önce Alper'in odasý mutlaka yerleþmiþ olacaktý. Emine Haným,
ertesi gün Alper'e oyuncaklarýný geri vereceðini, ancak oynadýktan sonraki
toplama koþullarýný açýkladý. 3-4 gün beraberce topladýlar. Emine Haným'ý
Alper'le toplamak aslýnda çok zorluyordu. Kendi baþýna toplasa daha çabuk
bitirecekti. Ama, Alper'in öðrenmesi ve alýþmasý için baþta biraz zaman
kaybetmesi gerekliydi. Aslýnda baþta kaybedilen biraz zaman, sonradan
tartýþmalardan kazanýlacak olan zamana bedeldi. Bir süre sonra, Alper
oyuncaklarýný daha iyi toplamaya baþladý. Oda eskisi kadar karýþýk ve
daðýnýk deðildi.
4) Çocuða kurallarýn uygulanmasýnda aktif rol ve sorumluluk verilir.
Emir'in sabah kalkmalarý bir sorun haline gelmiþti. Emir bir türlü yataktan
çýkmýyor, annesi birkaç kere çaðýrmadan kalkmýyordu. Sonunda beraberce (Anne
ve Emir) bu soruna bir çare düþünüldü ve Emir yanýna bir çalar saat istedi.
Çalar saat çaldýðýnda, Emir kalkacak ve anne Hadi Emir demekten
kurtulacaktý. Gerçekten de çalar saat sistemi ile Emir daha kolay kalkmaya
baþladý. Anne de dýþ uyarýcý (yaptýrýmcý) rolünden kurtuldu.
Pýnar Haným çocuklarýnýn hergün çið sebze yemelerine çok önem
vermekteydi. Ancak çocuklar þiddetle karþý koyuyorlar ve tabaklarýna konan
havuç salatasý veya domatesleri kesinlikle yemiyorlardý. Çocuklarýna
sorumluluk vermeyi Pýnar Haným þöyle gerçekleþtirdi: Bakýn çocuklar, ben
hergün çið sebze, havuç salatasý veya domates yemenize çok önem
veriyorum. Ancak artýk bunlarý tabaðýnýza ben koymayacaðým. Masanýn
ortasýnda olacak ve siz istediðiniz kadarýný tabaðýnýza koyacaksýnýz.
Anlaþtýk mý? Gerçekten de çocuklar bu þekilde bir teklife daha az direndiler.
Baþta kaþýðýn ucu ile alýnan salata bir hafta sonra birer kaþýða doðru
yükselmiþti.
5) Çocuðun beklenir davranýþlarý (veya ona yakýn olanlar) ve
çabasý takdir edilerek pekiþtirilir.
Bu gece hatýrlatmadan yataða gittiðine çok sevindim. Artýk yatma
zamanýný kendin ayarlayabiliyorsun.
Aferin, odaný çok güzel toplamýþýn. Doðrusu çok memnunum.
Bugün sokakta benden hiçbir þey istemediðine çok sevindim. Böylece boþ
yere üzülmemiþ ve kavga etmemiþ olduk. Tartýþmadan sokaða çýkmak çok
keyifli oluyor.
Sabahlarý hadi Emir demeden kendinden kalkýp hazýrlanman beni çok
rahatlatýyor, devamlý peþinden koþmuyorum, daha az sinirleniyorum.
Artýk ben söylemeden salata yemeniz çok hoþuma gidiyor. Hem de her
yemekte kavga etmiyoruz.
Ebru'dan çok memnunum. Eve gelir gelmez derse oturur ve dersini
bitirmeden de oyun oynamaz. Gerçekten bu konuda baþka evlerde olduðu gibi,
benim hiçbir sorunum yok.
KIZACAÐINIZA, Çabuk oyuncaklarýný topla, herþeyi yerine koy!
Daðýnýk bir odayý toplamak kendi gözümüzde nasýl büyürse, çocuðun
gözünde de büyür. Emirlere de direnir.

ÖÐRETÝN, Gel odaný beraber toplayalým. Sen küpleri kutuya koy ben de
kalemleri toplayayým.
Disiplin ve alýþkanlýklarý uygulatacaðýmýza öðretirsek daha etkili
oluruz.
YATIRIM UYGULAYACAÐINIZA, Tabaktakileri bitirmeden sofradan kalkmak yok!
ÇOCUÐU ÝÞE KATIN, Ispanaktan yiyebileceðin kadarýný kendin tabaðýna koy,
ama hepsi bitecek tamam mý?
Çocuðu aktif olarak uygulamaya katmak daha iyi sonuç verir.
ÇOCUÐA SORUMLULUK VERÝN, Pijamalarýný kendi giysin.
OLUMLU DAVRANIÞI PEKÝÞTÝRÝN, Aslý, bu akþam pijamaný hiç yardýmsýz giydin!
gerçekten büyüdün artýk.
Sorun bittikten sonra arada bir olumlu tepki göstermek alýþkanlýðýn
kalýcý olmasýný pekiþtirir.
ÝKAZ YERÝNE NOT ASIN, Not: Ali paltonu kapýnýn önüne býrakma.
OLUMLU DAVRANIÞI TAKDÝR EDÝN, Çanta ve paltonu artýk hep içeri götürüyorsun,
çok hoþuma gidiyor.
Bazen devamlý tekrar ederek dýrdýr yerine, deðiþik hatýrlatma ve
ikaz yöntemleri daha etkili olabilir
::::::::::::::::
YAPTIRIMDAN ÖZDENETÝME...
Sürekli dýþ kontrollü bir disiplinle ve yaptýrýmla yürütülen evlerde anne veya
babanýn aniden tavýr deðiþtirerek iç kontrollü disiplin (özdenetim) tarzýna
geçmeleri çocuklarda bir bocalama yaratabilir. Devamlý baðýrýlmaya, ikaz
edilmeye alýþmýþ bir, çocuk, aniden baðýrmayan veya aþýrý tepki
göstermeyen bir anne veya baba ile karþýlaþýnca þaþýrabilir. Grup
çalýþmalarýndan sonra, bu þekilde tavýr deðiþtiren bir anneye çocuðu þöyle
bir soru sormuþtu: Peki anne, neden artýk baðýrmýyorsun? Diðer bir anne ise
çocuðu ile kendi arasýnda þu hoþ olayý aktarmýþtý. Tartýþmalý bir iliþkiden
ve sürekli ikazlardan sýyrýlýp farklý bir yaklaþýmla çocuðuna hitabeden anne,
Buraðýn artýk kendi söylemeden bazý görevlerini yerine getirmesi ve yapmamasý
gereken þeyleri kendiliðinden yapmamasý üzerine, bir gün oðluna: Biliyor
musun Burak, sen çok paþa bir çocuk oldun. dedi. Burak ise annesine þöyle bir
yanýtta bulundu: Aslýnda sen çok paþa bir anne oldun. Anne-babanýn tavýr
deðiþtirmesi karþýsýnda þaþýran çocuklar bazen bu durumdan istifade etmek
isteyebilirler. Bu durumda, önemli olan, aile büyüðünün tavrýnda sebat edip,
hemen eski alýþkanlýklarýna (kýzma, baðýrma, vb.) dönmemeye özel çaba
göstermesidir. Yeni tavýr ve yaklaþýmýnda sebat edip devamlýlýk gösteren
anne-baba bir süre sonra çocuklarýnýn bu duruma uyum gösterdiklerini
göreceklerdir.
Yeni edinilen davranýþlarý bir saatin pandülüne benzetebiliriz. Saat
baþlarý, saat çaldýðýnda pandül bir saða, bir sola doðru kuvvetle gider gelir,
birkaç gidiþ geliþten sonra pandül ortada dengesini bulur. Yeni edinilen
davranýþlar da böyledir. Önceleri baðýrýp kýzan, sürekli azarlayan aile büyüðü
(pandül saðda) yeni edindiði tavýr çerçevesinde susar, sabreder, anlayýþ
gösterir (pandüf solda) çocuksa bu duruma þaþýrýp uyum gösteremediði için
aile büyüðünün sýnýrlarýný zorlar ve onu sanki eski tepkilerine döndürmeye
çalýþýr, ne kadar ileri gidebileceðini bilmek ister. Bu durumda aile büyüðü artý
k
dayanamaz ve eski davranýþýna dönerek (pandül saðda) kýzmaya baþlar,
hatta çocuðu dövebilir. Ben bu kadar sabrettiðim halde hala devam ediyorsun.
Ancak burada önemli olan, aile büyüðünün bu kadar ileri gitmemesi, yani pandülü
çok da saða kaydýrmamasýdýr. Pandül gibi, eski ve yeni davranýþlar da gide
gele dengesini bulacak, yeni tavýr ve davranýþlara hem aile büyüðü hem de
çocuk uyum saðlayacaktýr. Burada önemli iki unsur: Aile büyüðünün Olmuyor
her þeyi denedim olmuyor deyip eski alýþkanlýklarýna dönmemesi, sebat
etmesi ve yeni tavýr ve davranýþýnýn hemen çocukta olumlu deðiþiklik
yaratacaðýný düþünüp, olmuyor diye umutsuzluða kapýlmamasýdýr. Her yeni
davranýþ, eðitim ve alýþkanlýðýn yerleþmesi için biraz zamana ihtiyacý
vardýr.
HATIRLATMA ...
Disiplinde özdenetim saðlamak için:
1) Kurallarý çocuðun yaþýna, kiþiliðine, ve özel durumlara göre ayarlayýn.
2) Çocuða kurallarýn nedenini izah edin.
3) Kendisinden beklenen davranýþý açýk bir dille ayrýntýlý olarak
çocuða anlatýn.
4) Çocuða kurallarýn uygulanmasýnda aktif rol ve sorumluluk verin.
5) Çocuk beklenen davranýþý gösterdiði zaman hemen takdir edip
memnun olduðunuzu belirtin.
::::::::::::::::
EÐER HAYATIMI BÝR DAHA YAÞASAYDIM
Eðer hayatýmý bir daha yaþasaydým, sefere daha çok yanlýþ yapmaya
cesaret ederdim. Rahatlar, kollarýmý gererdim. Bu kez yaptýðýmdan daha çok
saçmalardým. Daha az þeyi ciddiye alýrdým. Daha fazla þans tanýr, daha sýk
yola çýkardým. Daha fazla daða týrmanýr, daha çok nehri yüzerdim. Dondurmayý
daha fazla, kuru fasulyeyi daha az yerdim. Herhalde daha çok güzel, ama daha az
hayali sorunum olurdu.
Bilir misiniz? Ben saati saatine, günü gününe mantýklý ve saðlýklý yaþayan
insanlardaným. Oh evet, güzel anlarým oldu, ama tekrar baþlasaydým, onlardan
daha çok olmasýna çalýþýrdým. Aslýnda, baþka hiçbir þey olmamasýný
denerdim. Sadece anlar, birbirinin ardýndan, yaþadýðým her günün ötesinde
onca yýl yaþamak yerine.
Ben hiçbir yere termometresiz, hýrkasýz, yaðmurluksuz ve paraþütsüz
gitmeyen insanlardaným. Hayatýma tekrar baþlasaydým, çok daha az yükle
yolculuk ederdim.
Eðer hayatýmý bir daha yaþasaydým, ilkbahara daha erken yalýnayak girer,
sonbaharýn gecine kadar da öyle kalýrdým. Daha çok dansa gider, daha sýk halay
çekerdim. Daha çok papatya toplardým.
Nadine Stair, 85 yaþýnda (Louisville, Kentucky)
::::::::::::::::
ÇOCUKLAR NEDEN SÖZ DÝNLEMEZ
YAPLAR VE YAPMALARLA YAÞAMAK
Hiç sözümü dirilemiyor... yapma diyorum yine yapýyor. Kýzým elleme
diyorum, sanki inadýna gidip elliyor... ne yapacaðýmý þaþýrdým... sonunda
baðýr baðýr baðýrýyorum, ama ne fayda?... o yine bildiðini okuyor... Bu gibi
yakýnmalarý ne çok iþitmiþ, belki de ne çok yapmýþýzdýr... Gerçekten
çocuklar neden söz dinlemezler acaba?
Konuya girmeden önce, kendimize dönük bir fantezi alýþtýrmasý
yapalým: Farzedelim ki bir iþinizi halletmek üzere, birkaç günlüðüne, baþka bir
þehre gitmek zorunda kaldýnýz. O þehirde oturan (halanýzda veya teyzenizde)
kalmak zorundasýnýz. Halanýzýn evine vardýðýnýzda, size yerleþmenize
yardým ediyor. Bu arada Odana girip çýkarken gürültü etme, eniþten
dinleniyor diyor. Banyoya girip ellerinizi yýkarken: Suyu fazla harcama, dikkatl
i
kullan diye tembihte bulunuyor. Salona geçip oturmak istiyorsunuz: O koltuða
oturma, o misafir koltuðu, kirlenmesin diyor... akþam yemeðinde, nefret ettiðini
z
kereviz yemeðini; Sýhhate çok iyi gelir diyerek size zorla yediriyor. Sokaða
çýkmak istiyorsunuz, Hava çok soðuk, üþüteceksin, þapkaný giymeden
çýkma sakýn diye tembihleyerek, þapka giymeden çýkmamanýza dikkat
ediyor.
Evet sorarým size, bir daha o kente gittiðinizde yine halanýzda kalmak ister
misiniz? Veya, kalmak zorundaysanýz, ne hissedersiniz? Halanýzýn sözünü
kibarca dinler gibi görünür, kafa sallar, sokaða çýkar çýkmaz þapkanýzý
çýkarýr, bir Of! mu çekersiniz? Yoksa, halanýzý dinler görünür, ama
duymamazlýktan gelir ve o etrafta yokken, inadýna misafir koltuðuna mý
oturursunuz? Yoksa, Hala, bana karýþmayýn, istediðimi yer, istediðimi
giyerim mi dersiniz? Gerçekten ne yaparsýnýz? Hem neden halanýzýn sözünü
dinlemek istemiyorsunuz? Söyledikleri aslýnda çok makul þeyler...
Evet, onu yapma... bunu yapma... þöyle yap... böyle yap... Sürekli bu
uyarýlarý duyan kiþi ne hisseder acaba? Ne yapmasý gerektiði sürekli
söylenen, yapmaya çalýþýrken yanýldýðý veya yapmayý unuttuðu zaman
hemen kýzýlan, baðýrýlan kiþi sana yapma demedim miii?, hele sürekli
yaþadýðý yerde, yani kendi evinde ise ne hisseder acaba? Býkkýnlýk mý?
Yoksa yaþam hevesini kaybetmek mi? Öfke mi?.. Bu hele bir çocuksa,
çocukluðun getirdiði doðal merakýný yitirme mi? Ýsyan mý? Bu olumsuz
tepkilere karþý zamanla bir baðýþýklýk, bir savunma geliþtirmez mi?
Yani, bunlarý artýk duymaz, dinlemez olur, yaþamýný sürdürmeye çalýþmaz mý?
Genellikle, eðitimi hep yapýlmamasý gereken davranýþlarý düzeltme
Elleme, yapma, veya yapýlmasý istenen davranýþ yapýlmadýðý zaman,
hatýrlatma, uyarma ders çalýþ, yemeðini ye... olarak algýlarýz. Ailelerin
çocuklarýna yaklaþým tarzýný inceleyen bir araþtýrmada (Baldwin, 1945), bir
aileyi uzun bir süre gözlemci olarak izleyen araþtýrmacý, anne çocuk arasýndaki
iletiþimi þöyle anlatýr; 11 aylýkken, annesi çocuðu kucaðýna alýr veya masanýn
üzerinde giydirirdi. Kendi kendine yardým etmesine olanak verilmiyordu, zira bu
çok
zaman kaybýna neden olacaktý. Çocuk 17 aylýkken, bir gün elimdeki kitabý
gördü (gözlemci) ve almak için uzandý, arada pek açýk olmayan birþeyler
söylemeye çalýþýyordu. Kitabýma eliyle vurdu. Annesi: Yapma dedi. Çocuk
bileðimi tuttu, annesi yine Elleme rahat dur dedi. Çocuk büyüdükçe ve istenilen
davranýþlarý gösterip uyum saðladýkça, anne-çocuk arasýndaki iletiþim daha
durgunlaþtý.. Anne, bir disiplin olayý çýkmadýkça, çocuðun yaptýklarýna pek
dikkat etmemekteydi. Ýletiþim ancak çocuk yanlýþ bir þey yaptýðý veya
kýzdýrdýðý zaman oluþmaktaydý. Okul döneminde ise, annenin tek ilgisi okul
baþarýsý veya baþarýsýzlýðý ve okulda itaat etmesi veya sorun çýkarmasý ile
alakalýydý. (Maccoby, E.E. Social Development, Harcourt Brace Jovanovich,
Ýnc. 1980.)
Diyeceksiniz ki, Þunu yapma... böyle yap demeden çocuða iyiyi, kötüyü,
doðruyu yanlýþý nasýl öðreteceðiz?
Psikolojide Kademeli yaklaþmalar terimi ile açýklanan bir yaklaþým tarzý
vardýr. Kademeli yaklaþmalarda, yapýlmasý istenilen, beklenen davranýþ
belirlenir. Örneðin çocuðun yalnýz baþýna kaþýkla yemek yemesi. Çocuða
istenen davranýþta bulunabileceði ortam hazýrlanýr, (örneðin yemek yerken
yerleri ve masayý kirletebileceði bir yer-mutfak) çocuðun aðzýna götürebileceði
boyda bir kaþýk) ve izlenir, (veya davranýþ örnek olarak gösterilir ve açýklanýr
.
Ýstenilen, beklenilen davranýþ veya ona çok yakýn ama henüz mükemmel olmayabilen
davranýþ yapýldýðý anda pekiþtirilir, yani takdir edilir, þöyle ki: Çocuðun yaln
ýz
baþýna kaþýkla yemek yemesini istiyoruz. (beklenen, istenen davranýþ), çocuðun ö
nüne yemek
tabaðýný koyar, ne yapmasý gerektiðini açýkça gösterebiliriz: Ya biz bir
kaþýk alýp yemeði aðzýmýza götürür, veya çocuðun elini tutarak tabaktan
yemek alýp aðzýna götürmesine 1-2 kere yardýmcý oluruz. Bunlarý yaparken de
sözle açýklarýz: Bak þimdi kaþýkla tabaktan biraz yemek aldým kaþýðý
aðzýna götürdüm gibi.. Ondan sonra, çocuðu serbest býrakýp, ne yapacaðýný
izleriz. Pek tabii, baþlangýçta tabaktan kaþýkla yemek alýp aðzýna götürmeyi
düzgün ve temiz bir þekilde beceremeyecektir. Yemeði almasýný bilemez, yemek
kaþýktan dökülebilir, çocuk aðzýna götürürken üstüne dökülebilir. Bunlara tepki
göstermeyiz. (Bunlara karþý önceden tedbir alýp çocuða plastik bir önlük
giydirmek, yemeði kolay temizlenebilen bir yerde mutfakta vermek çok önemlidir).
Önemli olan çocuðun yapamadýðý, beceremediði zamanlarda hemen olumsuz-eleþtiri,
olumsuz tepki göstermeyip, yaklaþýk bile olsa yapabildiði her davranýþý ve
çabayý desteklemektir. Evet çok güzel ... Bravo... Bu kez çok iyi becerdin
gibi.. Böylelikle, çocuðun çabasý, yaklaþýk davranýþlarý ve ileride
istenilen davranýþlarý takdir sözleri ile pekiþtirilir. Bu þekilde çocuk
takdir duymak için daha iyi ve daha güzel yapmaya çalýþýr, çabalar ve bir
süre sonra gerçekten becerir.
Þimdi, burada aslýnda ne yaptýk? Çocuðun yapmamasý gereken davranýþlarýna
(kaþýðý aðzý yerine burnuna getirmek, tabaktan yemek alýrken
tabaðýn dýþýna dökmek, gibi) tepki göstermedik, yani olumsuz tepkileri
kaldýrdýk. Pek tabii, burada söz konusu davranýþlar, göz ardý edilebilecek
davranýþlardýr Örneðin, çocuk püresinin içine kaþýðý ile vurup etrafa
sýçratýyorsa tasvip etmediðimizi kýzmadan gösterir, beklenen davranýþý
tekrar örnekleriz. Demek ki, esas yaptýðýmýz, dikkatimizi sadece
çocuðun yapmamasý gereken davranýþlarý üzerine yöneltmek yerine
özellikle olumlu, beklenir ve istenir davranýþlarýna yöneltmektir.
Ýstenmeyen davranýþlara hemen tepki göstermek yerine, istenir, beklenir
davranýþlarýna hemen tepki göstermektir.
Çocuklarý tatilde buz pateni kaymaya götürdüðümde, soðukta beklemekten
sýkýlýp, Acaba ben de denesem nasýl olur? diye içimden geçirmiþtim.
Öylesine özgürce kaymak müthiþ cazip geliyorsa da, doðrusu benim yaþýmda
paten kaymasýný becerebileceðimi hiç ummuyordum. Temkinli davranarak,
pistteki hocaya öðrenip öðrenemeyeceðimi sordum. Hoca gayet güvenli bir
þekilde Tabii, neden olmasýn dedi. O zaman, iþe ders alarak baþlamayý daha
temkinli buldum. Hoca, önce küçük adýmlar atarak buz üstünde yürümesini
gösterdi. Sonra benim yürümemi istedi. Her attýðým adýmda Evet... çok güzel,
aferin diyerek beni yüreklendiriyordu. Az sonra tutunmadan yürümeye
baþlamýþtým. Hoca bu kez hafif hafif kaymayý gösterdi. Benim de yapmamý
istedi. Çok korktuðum halde, beni yüreklendirdiðinden denemek istedim. Hoca
yanýmda duruyor, her düþme esnasýnda beni tutuyordu. Derken hafiften
kaymaya baþladým. Hoca Beþ adýmda bir sendeliyordunuz, þimdi 8 adýma
çýktýnýz diyordu. Doðrusu çabalarýmýn arasýnda hiç de farkýnda deðildim.
Biraz sonra Þimdi 15 adýmda düþmeden kaymaya baþladýnýz dedi. Aniden
farkýna vardým. Hoca hiç olumsuz ikazda bulunmuyor, sürekli olumlu
çabalarýmý ve adýmlarýmý övüyordu. Dikkatimi hocanýn yaklaþým tarzýna
verdim. Hoca her adýmýma Evet... evet... evet... çok güzel... aferin demekteydi.
Çok þaþýrmýþtým. Ýnanýr mýsýnýz? 45 dakika sonra pistte kendi baþýma
yavaþ yavaþ kaymaya baþlamýþtým...
Þimdi, burada hocanýn neler yaptýðýný incelersek:
1) Bana güvendi ve güvenini belirtti: Tabii ki kayarsýnýz. Neden
olmasýn? (Bu güven baþarýlý olabilmenin çok önemli bir öðesidir) Hoca öyle
diyeceðine, Sizin yaþýnýzda biraz zor olabilir, düþebilirsiniz gibi uyarýlarda
bulunsaydý, herhalde cesaret edemiyecektim.
2) Yapmam gereken davranýþý (adýmlarý) örnekledi ve açýkladý.
3) Yaptýðým her olumlu hareketi (doðru adýmý) hemen takdir edip
destekledi. (Evet... evet... çok güzel... aferin...)
4) Hiçbir olumsuz tepkide bulunmadý Aman, dikkat edin, düþeceksiniz.
Olmuyor... Biraz daha dikkatli olun. gibi cesaret kýrýcý tepkilerde bulunmadý.
5) Kademeli yaklaþmalarla olumlu davranýþlarýmý açýkça belirterek
destekledi. Beþ adýmda bir sendeliyordunuz, þimdi 8 adýma çýktýnýz.
Bunun çocukla uygulamasý þu þekilde olabilir: 4 yaþýndaki
çocuðumuzun akþam yatarken soyunup pijamasýný tek baþýna giymesini
istiyoruz.
Aslý artýk büyük bir çocuk oldun, akþamlarý tek baþýna soyunup
pijamaný giyebileceðine inanýyorum. Bu akþamdan baþlayarak deneyelim mi?
Çocuk Beceremem, ben yalnýz soyunamam gibi tepkilerde bulunursa;
Ben senin yanýnda olup sana yardýmcý olacaðým diye güven veririz..
Çocuk soyunmaya baþlar Evet, çok güzel, kollarýný çýkardýn,
(davranýþ açýklamasý) þimdi baþýný çýkarmak istiyorsun, baþ bazen
insaný zorluyor deðil mi? (empati) Evet, þimdi de pantalonunu çýkardýn...
aferin.. þimdi pijamayý giyerken ön tarafýný giymeye dikkat et... tamam.. güzel.
..
evet tek baþýna giyinebiliyorsun... aferin sana.
Yaþý için yeni olan bir davranýþý deneyip baþarabilen çocuk
kendinden gurur duyar ve bu duyguyu kendisine hissettirme olanaðýný
yarattýðý için de annesine, babasýna yakýnlýk hisseder. Baþlangýçta açýk
bir dille belirttiðimiz davranýþ ve sözel takdiri, daha ileriki aþamalarda davra
nýþ
daha güzel ve uygun oldukça, gözlerimizle takdire çevirebilir veya gülümseyerek
farkettiðimizi belirtebiliriz. Ancak baþlangýçta ve özellikle küçük çocuklarla,
takdir
ve teþvik sözlerimize davranýþýn açýklamasýný (hangi davranýþýn takdir
gördüðü) getirmemiz çok faydalýdýr.
Biz insanlar ve tüm canlýlar hazza yönelik vadýklarýz. Haz duydukça, tekrar
duymak için o davranýþý tekrarlarýz. Bir hayvana, kuþa, kediye yemek versek,
tekrar bize geleceðinden emin olabiliriz. Onu okþasak, bizi her gördüðünde gelip
kendini okþatmak için bize yaklaþacaðýndan, peþimizden geleceðinden
(dolayýsýyla davranýþýný deðiþtireceðinden) de emin olabiliriz. Çocuklara
tatlý sözlerle hitabeden, onlarla konuþan, onlarý güldüren büyükler eve
geldiðinde, çocuklarýn oyunlarýný býrakýp onlara doðru hemen gittiklerini
biliriz. Buna karþýlýk sert, haþin, aksi büyüklerden kaçtýklarýný, onlara
yaklaþmadýklarýný da... Ýþte, kademeli yaklaþmalar teorisi bu haz ilkesi
üzerine kurulmuþtur.
Þimdi diyeceksiniz ki, hiç olumsuz davranýþlarý düzeltmeyecek miyim?
Ýkaz etmeyecek miyim? Tabii ki edeceðiz, ama sadece olumsuz davranýþlara
yönelik tepkiler, sürekli ikazlar, neticede annenin dýrdýr olmasýna, çocuðun bir
süre sonra duyarsýzlýk geliþtirip uyarýlarý duymamasýna, veya býkkýnlýk,
kýzgýnlýk tepkilerinden dolayý söz dinlememesine neden olur. Kademeli
yaklaþmalar, ve olumlu tepkilerle davranýþlarý pekiþtirilen çocuklar, olumsuz
davranýþlarýna ikaz ve uyarýlarý da daha iyi duymaya yöneliktirler.
BÝLÝNÇLENME ALIÞTIRMASI:
1) a- Bu hafta içinde kendinizi izleyin. Çocuðunuza ne kadar sýklýkta
Yapma, elleme gibi ikazlar, veya Þöyle yap, böyle yap gibi yönlendirmelerde
bulunuyorsunuz?
b- Bunlarýn hangilerini kaldýrabilir veya azaltabilirsiniz? (Hangilerini
çocuðunuz siz ikaz etmeden zaten yapabilir?)
...
2) Bu hafta içinde dikkatinizi çocuðunuzun sadece olumlu davranýþlarýna
yöneltin. Çocuðunuzun yaptýðý, söylediði hangi davranýþlarý, hangi tutumu
beðeniyorsunuz? Aþaðýya sýralayýn:
a- ...
b- ...
c- ...
d- ...
3) Bunlarý beðendiðinizi hiç çocuðunuza belli ettiniz veya söylediniz mi?
4) Bu hafta çocuðunuzun hoþunuza giden, beðendiðiniz iki
davranýþýný açýkça takdir edin: Davranýþý açýkça belirtin ve olumlu
duygularýnýzý açýklayýn (örneðin: Bu akþam yemekte bana zorluk
çýkarmadan yediðine çok sevindim Bir þey sorduðum zaman yalan
söylemeden cevap vermen çok hoþuma gidiyor, sana güvenim artýyor
Derslerini kendi baþýna yapman çok hoþuma gidiyor. gibi.)
...
5) Takdirlerden sonra çocuðu izleyin: Davranýþý tekrarlýyor mu?
Ýliþkinizde deðiþiklik var mý?
...
Demek ki, aslýnda yapmak istediðimiz, çocuklarýn olumlu yönlerine ve
davranýþlarýna daha çok tepki göstermektir. Bütün bu durumu þu þekilde
simgeleyebiliriz: yarýsýna kadar dolu bir bardaða bakarak Neden bu bardak
dolu deðil? Keþke dolu olsaydý! diye hayýflanmak yerine, dikkatimizi bardaðýn
dolu kýsmýna yöneltip, Ýyi ki bardaðýn yarýsý dolu, daha da boþ olabilirdi
diye düþünerek çocuðun olumsuz eksik yönlerine bakacaðýmýza zaten
mevcut olan olumlu yönlerini görmeye baþlamak, ve olumlu yönlerini
takdir edip, memnuniyetimizi ifade etmek.
Zaten hiçbir çocuk, hiçbir kimse de, dopdolu bir bardak, yani sadece
olumlu ve mükemmel deðildir. Önemli olan, onun güzel yanlarýnýn da farkýna
varýp öyle olduðu için memnun olabilmek ve bunu farkettiðimizi çocuða ifade
etmektir. Bu þekilde anne-babasýndan takdir gören çocuk daha iyi yapmaya,
anne-babayý memnun etmeye ve onlarýn gözünde yaratmýþ olduðu güzel
algýyý kaybetmemek için çaba sarfetmeye ve söz dinlemeye baþlar. Olduðu
gibi kabul edildiðini hissetmek çocuk ve kiþi için en büyük hediyedir.
Birkaç yaþanmýþ örnek:
Birsen Haným sürekli Ayþe'yi (5 yaþ) þikayet ediyordu. Neyi yapma
diyorsam onu yapýyor. Kýzým öyle yapma diyorum, sanki dememiþim gibi...
Birkaç kez söylüyorum, sonunda tekrar edince dayanamayýp bir güzel
dövüyorum... Ama o da fayda etmiyor... Ne yapacaðýmý þaþýrdým.
Birsen Haným'a yapmalarý, ikazlarý kesip Ayþe'nin özellikle olumlu
davranýþlarý üzerine dikkatini yoðunlaþtýrmasý ve onlarý sözel ve
davranýþsal olarak takdir etmesi önerildi. Yani Ayþe annesinin hoþuna giden
en ufak bir davranýþta dahi bulunduðunda (örneðin: Annesi yemeðe
çaðýrdýðýnda 5 kere çaðýrmadan gelmeyen Ayþe, ikinci çaðýrýþta gelince)
annesi Aferin, bu sefer beni çok çaðýrtmadan gelmen çok hoþuma gitti, ben
de yorulmadým gibi memnuniyetini ifade edecekti. Veya davranýþsal olarak
Ayþe'nin olumlu davranýþlarýndan sonra ona gülümseyecek, bakýþlarý ile
takdir ettiðini belirtecek, baþýný okþayacak, çok memnun olunca onu
kucaklýyacaktý. Uygulamadan 15 gün sonra, anne Ayþe'nin daha fazla söz
dinler olduðunu, annenin hoþuna giden davranýþlarý yapmaya baþladýðýný
belirtti.
Acaba Ayþe'mi deðiþti? Yoksa annesi mi? Veya ikisi de mi?
Emine Hn. Onur'u (4 yaþ) kesinlikle yemek yemeyen ve bu nedenle evde
sürekli sorun yaratan bir çocuk gibi tanýtmýþtý. Yemek saatleri bitmez tükenmez
kabuslar haline dönüþüyor, anne sürekli Onur'a yemek yedirmeye uðraþýyor,
Onur ise kesinlikle aðzýný kapatýyor, veya aðzýndaki lokmayý çiðnemeden
öylece tutuyordu. Yemek saatleri anne ile çocuk arasýnda bir güç kavgasý
haline geliniþti.
Ýlk olarak Emine Haným'a artýk Onur'u kendinin yedirmemesi ve Onur'un
tek baþýna yemesine müsaade etmesi (beklenen davranýþa olanak saðlamak,
çocuða güvenildiðini belirtmek) hatta tabaðýna kendi istediði kadar yemeði
kendi koymasý (önceden sözsüz olan þu kadar yemeði yiyeceksin olumsuz
mesajýný kaldýrmak) ve çocuðun yediði kadarýna bir müddet göz yumup hiç
ikaz etmemesi (Hadi oðlum ye. gibi olumsuz tepkileri askýya almak) önerildi.
Olumsuz tepkilerin, Bu çocuk hiçbir þey yemiyor gibi söylenmelerin
iptalinden baþka, onlarýn yerine Unur'un kendi baþýna yemek yeme
çabalarýný takdir etme (olumlu tepki) yediði kadarýna memnuniyet ifadesi
(olumlu tepki) konuldu. 10 gün sonra Emine Haným'larýn evinde yemek sorunu
ortadan kalkmýþtý.
Aile içi iletiþim grup çalýþmalarýna katýlan Cana Hanýmoðlu Can'ýn (yaþ 31)
kendini hiç aramadýðýný, ziyarete gelmediðini, telefon dahi etmediðini anlatýrke
n çok
içerliyordu. Bu duygusunu defalarca oðluna ve gelinine açýklamýþtý Zaten ben siz
i
aramasam, siz hiç aramayacaksýnýz. Can'cýðým, bari bir telefon et sor, ölümüyüm
diri
miyim? Bir arasan, anne nasýlsýn desen, 1 dakika bile sürmeyecek (olumsuz
davranýþlara olumsuz tepkiler). Bütün bu ikazlara raðmen durumun Cana Haným'ý ep
eyce
tedirgin ettiði belliydi. Buna karþýlýk Can bir gece saat 10'da telefon edip: An
ne evde
misiniz? Gelmek istiyoruz dediðinde, Cana Haným Oðlum bu saatte yorgun olursunuz
, hiç
gelmeyin, size acýyorum, ikiniz de iþten dönmüþsünüz, beni görmek için bunca yol
yapacaksýnýz dedi. (Olumlu, beklenen davranýþa olumsuz tepki) Pek tabii, Can ve
eþi o
gece gelmediler.
Cana Haným'a bütün olumsuz uyarý, ikaz ve hatýrlatmalarý kesmesi ve sadece
beklenen davranýþ olduðunda (Can'ýn aramasý veya gelmesi) olumlu tepki göstermes
i
önerildi. O hafta içinde, Can telefon ettiðinde Cana Haným þöyle dedi: Can sesin
i
duymak beni öyle mutlu etti ki anlatamam.. (Olumlu davranýþa olumlu tepki). 3 ha
fta ayný
þekilde bir uygulamadan sonra, Cana Haným, Can'ýn günün ortasýnda, iþinden ayrýl
ýp,
aniden evin kapýsýný çaldýðýný Anne, seninle biraz oturmaya geldim dediðini
müjdeliyordu.
BÖYLE DAVRANACAÐINIZA, Yine ters giyiyorsun! Biraz dikkat etsene...
Tenkitler insanýn hevesini kýrar. Hep olumsuz davranýþlara tepki
göstereceðimize...
BÖYLE DAVRANIN, Aferin bugün kollarýný daha çabuk giyebildin! Bir daha sefer
baþýný geçirirken ön tarafýn önde olmasýna dikkat et, olur mu?
Olumlu davranýþlarý vurgulamak daha etkilidir. Takdir heveslendirir.
OLUMLU DAVRANIÞI TAKDÝR EDÝN!.. Odaný ne güzel toplamýþsýn.
Doðrusu çok hoþuma gitti.
Yalnýzca olumsuz davranýþlara tepki göstermek alýþkanlýðýndan kurtulup,
olumlu davranýþlara da dikkat ve tepki göstermeyi öðrenebiliriz.
Bugün tabaðýnda hiç býrakmamýþsýn çok memnunum.
::::::::::::::::
TAKDÝR VE ÖVGÜDE DÝKKAT EDÝLECEK NOKTALAR
Çocuðun olumlu davranýþlarýný beðendiðimizi göstermek için övgü, takdir
sözleri kullandýðýmýz zaman dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta vardýr:
Övgü ve takdir, çocuðun kiþiliðine deðil de çabasýna, becerilerine, yani
davranýþýna veya neticelerine iliþkin olmalýdýr.
Örneðin: Emre (7 yaþ) oynadýktan sonra odasýný topladý.
Anne: Aferin Emre, sen çok tertipli bir çocuksun yerine
Anne: Odan o kadar daðýnýktý ki, bu kadar kýsa zamanda toparladýðýna
inanamýyorum.
Emre: Kitaplarýmý rafa dizdim, arabalarý da þu köþeye sýraladým.
Anne: Evet, kitaplarýn özellikle masanýn üzerine yýðýlmýþ duruyordu.
Emre: (kendinden memnun): Þimdi istediðim kitabý hemen buluyorum.
Anne: Odan bayaðý büyüdü ve çalýþma masanda yer açýldý.
Emre: Hem oyuncaklar da yerden kalkýnca, artýk Ediz'le halýnýn üstünde 9
taþ oynayabiliriz.
Anne: Odana girmek bayaðý bir zevk oldu.
Burada, anne çocuðun kiþiliðine iliþkin hiç bir övgü sözü sarfetmeden,
çabasýný ve neticelerini gördüðünü, farkettiðini ve takdir ettiðini belirtti. Bu
nun
yerine, anne Sen çok tertipli bir çocuksun gibi Emre'nin kiþiliðini niteleyen bi
r
övgüde bulunsaydý, Emre, þimdiye kadar odasýný bu þekilde toplamamýþ
olduðundan bu övgüyü haketmediðini düþünecek, annesinin övgüsünün ne derece
samimi olduðundan þüphe edebilecek, hatta annesinin kendisine bazý iþleri
yaptýrmak için bir dolaylý yol mu seçtiði hakkýnda þüpheye düþebilecekti. Ayný
þekilde. Sen çok uslu bir çocuksun gibi nitelik ve sýfatlar, çocuðu uslu
algýsýyla çerçevelendiðinden, çocuðun hareket özgürlüðünü kýsýtlar, ona
atfedilen sýfat veya niteliðin asýlsýz çýkabileceði korkusuyla çocuk ya sürekli
uslu
rolünü oynamaya, veya içinden yapmak istediði yaramazlýðý gizli yapmaya yönelir,
bu da çocukta huzursuzluk ve kaygý duygularý yaratýr. Bunun dýþýnda, bu
niteliði yersiz kullanan anne veya babasýnýn çok akýllý olmadýklarýný da
düþünebilir.
Tanýnmýþ Çocuk Psikoloðu Dr. Ginott övgü için: Övgü penisilin gibidir,
geliþigüzel kullanýlmamalýdýr. Aðýr ilaçlarýn kullanýlmasýnda gözetilmesi
gereken bazý kurallar ve alýnmasý gereken önlemler vardýr. Bunlar duygusal
ilaçlarýn kullanýlmasýnda da gözetilir der (Ginott. H.G. Siz ve Çocuðunuz,
Redhouse Yayýnevi, 1977.). Dolayýsýyla, övgünün kullanma kurallarý, takdir
sözlerinin çocuðun kiþiliðinden çok gayret, çaba, davranýþ ve baþarýlarýna
ve neticelerine yönelik olmasý dikkat edilmesi gereken ince bir nüanstýr.
Atalarýmýz Tatlý dil yýlaný bile deliðinden çýkarýr demiþler. Gerçekten
de tatlý dilin, yani olumlu yaklaþýmýn baþaramýyacaðý durum hemen hemen
yok gibidir. Bunu mimar olarak çalýþan Gülay Haným çok açýk ve güzel bir
þekilde dile getirmiþti:
Mimar olarak belediye ile iþlerim çok sýktýr. Belediye ile çalýþmanýn ne demek
olduðunu bilirsiniz: Ýþleriniz bir türlü bitmez, sürüncemede kalýr, kýzar baðýrý
rsýnýz,
buna raðmen iþiniz yine de bir yerde takýlýr kalýr. Benim iþlerim de bir türlü
sonuçlanmamakta ve devamlý gel gitlere takýlmaktaydý. Geçenlerde, insan iliþkile
rinde
öðrendiðim olumlu yaklaþýmý belediyede kullanmaya karar verdim. Aniden kendi
tarzýmýn Ben mimarým, yani sizden bazý iþler bekliyorum, sizler de bu iþleri
yapmak zorundasýnýz gibi emir veren ve yönetici bir tarz olduðunun farkýna
vardým. Belediyede çalýþan kiþileri de birer insan, kendi sorunlarý ve
düþünceleri arasýnda çalýþan kiþiler olarak görmeye baþlayýnca, onlara
yaklaþýmýmý deðiþtirmeye karar verdim. Olumlu tarzda yaklaþmaya
baþladým. Rica ettim, en küçük çabalarýný veya iþlemlerini takdir edip teþekkür
ettim, hatýrlarýný sordum. Ýnanýr mýsýnýz? Aylardýr yürümeyen, aksayan
iþlerim aniden çabucak yürümeye baþladý...
Günümüzde, iþ çevreleri ve politika da dahil, insan iliþkilerinin önemi
kavranmýþ, kiþisel yaklaþýmlarýn etkisi ve baþarýsý küçümsenmeyecek
boyutlarda önem kazanmýþtýr. Halen insan iliþkilerinde olumlu ve etkili
yaklaþým tarzlarý üniversitelerde iþ idaresi ve ekonomi bölümlerinde, siyasal
bilimlerde bilimsel olarak eðitim programýna alýnmýþtýr. Bunun yanýsýra, iþ
çevreleri ve bankalarda insan iliþkilerini düzenleyici ve eðitici seminerler sür
ekli
tertiplenmektedir. Bütün bu eðitim ve seminerlerin ana temasý, yönetici
kadrosunda bulunan kiþilerin yönettikleri kiþilere daha insancýl, daha hoþgörülü
davranmalarýný, eski sistemde amir-memur iliþkisinin getirdiði zorlayýcý,
küçümseyici ve emir verici yaklaþýmdan arýnmalarýný, dolayýsýyla
çalýþanlarýn verimliliðini ve iþ potansiyelini arttýrýcý yaklaþýmlar
öðrenmelerini saðlamaktýr. Bunu bir iþyerinde çalýþanlar gayet iyi bilirler. Baz
ý
kiþilerin veya yöneticilerin iþlerini daha istekle yerine getirir, bazýlarýnýn i
se
iþlerini ayaðýmýzý süre süre yaparýz. Bu fark tamamen iþ isteyen kiþinin
yaklaþýmýna baðlýdýr.
Ýþ ve politika çevrelerinde iþlerin daha iyi ve verimli gitmesi ve yönetici
kadronun çalýþanlarý iþlerinden memnun, dolayýsýyla þirkete yararlý ve
verimli hale getirebilmesi için çaba göstermelerini anlayabiliyor ve takdir ediy
orsak,
bu tür iliþkilerin aile içinde de var olmamasý için bir neden var mý? Evde de
aslýnda bir yönetici kadro (anne-baba) ve kendilerinden bazý davranýþlar ve
iþler beklenen bir çocuk kadrosu mevcuttur. Ýþ ve sosyal çevrelerimizde
gösterdiðimiz kendimizi kontrol, iyi niyet, güler yüz ve saygýlý davranýþý
evimizin içinde de göstermememiz için bir neden var mý? Doðru, insan evinde
dinlenmek, kontrollerini gevþetmek rahat etmek ister. Ancak bu, çocuklar nasýl
olsa benim hükmüm, emrim altýnda bana baðýmlý veya ben
anneyim-babayým, istediðimi yaparým anlayýþý ile hiç çaba sarfetmeden,
kontrolsüz, bilinçsiz ve çocuðun kiþiliðine saygýsýz bir þekilde hareket ederek,
sadece kýzýp baðýrmalar, emirler, yönlendirmeler, yap yapmalarla
davranmak anlamýna gelirse çok sakýncalý neticeler doðurur. Zira her çocuðun
kendine has kiþiliði, potansiyeli, yetenekleri ve doðal meraklarý vardýr. Bunlar
ý
kendi anlayýþýmýz ve çerçevemiz içinde yap yapmalarla kýsýtlamak
çocuðun doðal merakýný ve coþkusunu, yaþama hevesini yitirir. Çocuðun
kendini ifade etme özgürlüðünü ve yaratýcýlýðýný kýsýtlar, baðýmlý
olmasýna neden olur, kendine güvenini yitirir. Anne veya babanýn, sadece
olumsuz davranýþlara tepki göstererek ikaz, uyarý, kýzýp baðýrma, sürekli
hatýrlatma, yap ve yapmalarla yaklaþýmlarý, neticede onlarý dýrdýr ve sözü
dinlenmez kiþiler haline dönüþtürür. Bunun karþýlýðýnda olumlu tepkiler,
takdir sözleri destek ve teþviklerle kademeli yaklaþmalar, çocuðun istek ve
hevesini arttýracaðý gibi, çocuðu anne-babayla iþbirliði yapmaya, onlarýn
karþýsýna geçeceðine, onlarýn tarafýna geçmeye ve söz dinlemeye sevkeder.
HATIRLATMA
ÞÖYLE YAP BÖYLE YAPMA DÝYECEÐÝNÝZE:
1) Dikkatinizi çocuðun olumlu davranýþlarýna yöneltin, olumsuz
davranýþlarýný bir süre, mümkün olduðu kadar görmezlikten gelin.
2) Beðendiðiniz olumlu davranýþ veya ona yakýn bir davranýþ gördüðünüz
veya duyduðunuz anda takdir, teþvik edin, Evet, çok güzel, aferin...
... Yapman çok hoþuma gidiyor:
3) Olumsuz davranýþa yapma demek yerine, onun yerine hangi davranýþý
beklediðinizi açýk bir dille anlatýn. (Örneðin: Eve kirli ayakkabýlarla
girdiðin zaman her taraf kirleniyor. Eve geldiðinde önce ayakkabýlarýný
çýkar, terliklerini giy, öyle girersin.)
4) Olumsuz davranýþý yapýlmadýðý veya onun yerine istediðiniz,
beklediðiniz davranýþ gösterdiði anda takdir edip memnuniyetinizi ifade
edin (Bugün ben hatýrlatmadan ben söylemeden ayakkabýlarýný çýkarýp, eve
terliklerle girdiðine çok memnun oldum.)
::::::::::::::::
ÝYÝ NÝYETLE...
Ýyi niyetli ve yardýmsever bir arkadaþýmla bir gün doðada gezinirken,
kozasýndan çýkmaya çabalayan bir kelebek gördük. Kelebek kozanýn lifleri
arasýndan sýyrýlmaya çalýþmaktaydý. Yardýmsever arkadaþým hemen
kelebeðin imdadýna koþtu. Dikkatlice kozanýn liflerini sýyýrdr, kozayý araladý
ve kelebeðin fazla çabalamadan kozadan çýkmasýný saðladý. Ancak kelebek
kozadan kolaylýkla çýktýysa da, biraz çýrpýndý ve uçamadý. Yardýmsever
arkadaþýmýn gözardý ettiði gerçek þuydu: kanatlar ancak kozadan çýkma
çabalarýyla güçlenir ve uçuþa hazýrlanýr. Kelebek kendini kurtarma çabalarýyla
aslýnda kaslarýný geliþtirmekte, kendini ayakta tutacak, güçlü kýlacak, uçmaya
hazýrlayacak hareketleri çabalarýyla öðrenmekteydi. Yardýmsever arkadaþým
iþini kolaylaþtýrarak kelebeðin güçlenmesine engel olmuþtu. Kelebek hiçbir
zaman özgürlüðü tanýmadý, hiçbir zaman gerçekten yaþayamadý.
Psikiatr Ruth Sanford'un bir yazýsýndan alýnan bu kýsa öyküyü bilmem
açýklamaya gerek var mý?? En iyi niyet, yardýmseverlik ve aþýrý
koruyuculukla gösterdiðimiz sevgi çocuklarýmýzýn geliþmesine ne derece
yardýmcý oluyor? Gerçek sevgi çocuðun herþeyini kolaylaþtýrmak mý, yoksa
çabalarýna saygý göstererek geliþmesine hayata hazýrlanmasýna ve sürekli bize
güveneceðine, kendine güvenmesine olanak saðlamak mý?
::::::::::::::::
ÇOCUÐU DÝNLEMEK
DUYMAK MI? DÝNLEMEK MÝ?
Beni dinlemiyorsunuz zaten... dedi Metin.
Dinliyorum tabii, dedi Avni Bey, baþýný gazetelerden kaldýrarak, Bak
söylediklerini tek tek tekrar edeyim: Dedin ki, bu yýl dersler çok aðýr, hocalar
da
durmadan ders yüklüyor, dedin... gördün mü, bak nasýl dinliyormuþum...
Oðlum, þikayet bir iþe yaramaz, biz de o yollardan geçtik, okul hayatý böyle,
sýký çalýþýp adam olacaksýn. Ben senin yaþýndayken...
Tamam, baba, kalsýn... dedi Metin.
Acaba Avni Bey gerçekten oðlunu dinledi mi? Yoksa sadece sözlerini mi
duydu? Bu konuda açýklamalara girmeden önce, konuyu farklý bir biçimde
özümleyen bir þiiri okuyalým. Doðan Cüceloðlu, Ýnsan Ýnsana (Altýn
Kitaplar 1979) adlý kitabýnda þiirine þöyle baþlar:
SÖYLEMEDÝKLERÝMÝ ÝÞÝTÝN LÜTFEN...
Bana aldanmayýn
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasýn
Binlerce maskem var.
Çýkarmaya korktuðum.
Ve,
Hiçbiri ben deðilim...
Olmadýðýmý göstermek
Ýkinci doðam oldu.
Kendinden emin biri dersiniz
Sanki güllük gülistanlýk
Benim için her þey...
Adým güven belirtir
Ve,
Oyunumun adý
aðýrbaþlýlýktýr.
Ýçimde ve dýþýmda denizler sakin,
Her þeyin kumandaný ben...
Kimseye gereksinme duymayan
Ben...
Fakat, inanmayýn bana,
Lütfen...
Her þey dýþta düzgün ve cilalý,
Hiç yýpranmayan, her zaman saklayan
O maske...
Altta ne güven, ne de rahatlýk...
Altta,
Karýþýklýk, korku ve yalnýzlýk içinde bocalayan
Gerçek ben...
Ama saklarým bu gerçeði savunuculukla...
Kimsenin bilmesini istemem...
Zayýf taraflarýmý düþündükçe,
Titrer ve sararýrým...
Ve baþkalarý görürse iç dünyamý...
Gerçek beni ve yalnýzlýðýmý.
Ýþte,
Maskelerimi onun için takarým...
Onun için,
Arkalarýna saklanacak
Maskeler yaratýrým...
Onlar,
Gösteriþle kullanabileceðim
Parlatýlmýþ yüzlerim.
Beni korur
Bakan gözlerden...
Beni, olduðum gibi kabul edecek
Sevecek
Bakýþlar bulamazsam,
Solacak kuruyacak gerçek ben...
Ve,
Ben bunu biliyorum.
Beni kendi maskelerimden kurtaracak,
Kurduðum hapishaneden kaçýracak,
Diktiðim engellerden aþýracak,
Beni seven
Beni anlayan
Bakýþlar olacak.
Bana,
Sen deðerlisin diyecek,
Maskesizken daha bir insansýn
Daha bir bendensin
Daha yakýn, daha bir dostsun
Diyecek bir bakýþa
Beni gören bir bakýþa
Muhtacým...
Evet, acaba bu gören bakýþa, söylemediklerimizi de iþitebilen kulaða
hangimiz muhtaç deðiliz???
Kendimizi düþünelim... Yakýn çevremizi, arkadaþlarýmýzý... Bir
derdimiz, sorunumuz olduðu zaman ilk aklýmýza gelen kiþi kimdir? Kimi
düþünüp ona derdimizi anlatmayý hayal ederiz? Neden o kiþi de baþkasý
deðil? Bu kiþi dinlerken genellikle ne yapar??.
Bir de derdimiz olduðunda, kesinlikle anlatmak istemediðimiz kiþiler vardýr.
O zaten anlamaz diye düþünürüz. Neden anlamaz? Anlamadýðýný nasýl
anlýyoruz? Ne yapar ki??.
Derdimizi açabileceðimiz kiþinin yaptýklarý:
...
Derdimizi kesinlikle anlatamayacaðýmýz kiþinin yaptýklarý.
Genellikle, biri derdini anlattýðý zaman gösterilen tepkiler: Neden öyle
yaptýn? gibi sorular, Keþke þöyle yapsaydýn... gibi öðütler, Böyle yapmak
doðru deðil, çünkü senin gibi biri... yapmalý gibi mantýksal yaklaþýmlar,
Aman boþver, dert edinme, unutur gidersin gibi teselli yollarýdýr. Bu
yaklaþýmlarý 5 ana baþlýk altýnda toplayabiliriz:
ÇOCUÐU DÝNLERKEN GENELLÝKLE GÖSTERÝLEN TEPKÝLER VEYA GERÇEK
DÝNLEMEYE ENGELLER
1) Öðüt vermek, çözüm getirmek, yönlendirmek:
Þöyle yap, böyle yapma..., Bu þekilde hareket etmemelisin, Buna
üzüleceðine oturup biraz dersini çalýþsan daha iyi edersin... gibi yanýtlar.
Þule Hn.: Çok yorgunum, bu hafta çocuklarýn ikisi de hastaydý, gece sýk sýk
kalkmak zorunda kaldým...
Annesi: Kendini çok yoruyorsun, ayrýca akþamlarý da çok sokaða
çýkýyorsunuz, dinlenmek istiyorsan biraz sokaða çýkýþlarýný azalt.
Þule Hn.: Ama anne bu hafta zaten hiçbir yere gidemedik ki... çocuklar hastayd
ý.
Annesi: Olsun, genelde çok çýktýðýnýz için hem sen yorgun oluyorsun,
çocuklara da iyi bakamýyorsun...
Þule Hn.: ...
(Siz Þule Hn.'ýn yerinde olsaydýnýz ne cevap verirdiniz? Neler
hissederdiniz?)
Acaba annesi Þule Hn.'ý duydu mu?
Genellikle öðüt vermek, ahlak dersi gibi öneriler sorunu getiren kiþide
zorunluluk veya suçluluk duygularý uyandýrýr, iletiþimin kesilmesine veya yön
deðiþtirmesine (bu durumda Þule Hn.'la annesi arasýnda akþam çýkýþlarý
üzerinde bir tartýþmaya dönüþerek konu Þule Hn.'ýn yorgunluðundan
uzaklaþýr) neden olabilir, konuþan kiþide direnç, isyan yaratabilir, konuþan
kiþiyi savunuculuða iter.
Metin: Emre ile oynamak istemiyorum, hep beni kýzdýrýyor.
Anne: Hadi bakayým, güzel güzel oynayýn, arkadaþlar birbirini
kýzdýrmaz.
Metin: Ama anne, ne alsam elimden çekiyor...
Anne: Sen de ona boyalarýný ver, sen arabalarla oyna
Metin: Ama anne, o benim elimdekini istiyor boyuna...
Anne: O zaman arabalarýnýzý paylaþýn. Arkadaþlarla oyuncaklarýnýzý
paylaþmanýz gerekir, Metin'ciðim paylaþmasýný bilmezsen sonra kimse
seninle arkadaþ olmak istemez... Yalnýz kalýrsýn...
Metin daha çok tepinir ve aðlar...
Metin'in duygularý nelerdir?
...
Anne Metin'i gerçekten duyuyor mu?
2) Yargýlamak, eteþtirmek, ad takmak:
Sen zaten hep kolaya kaçarsýn..., Bebek gibi davranýyorsun, Geri zekalý ne
olacak... gibi...
Þule Hn.: Çok yorgunum, bu hafta çocuklarýn ikisi de hastaydý, gece sýk sýk ka
lkmak
zorunda kaldým...
Annesi: Ne varmýþ bunu þikayet edecek? Ben de sizler için az mý
uykusuz kaldým?
Þule Hn.: Ama anne, bu sefer ikisi birden hastaydý...
Annesi: Zamane anneleri hiçbir fedakârlýða katlanmak istemiyor artýk...
Þule Hn.: ......
(Siz Þule Hn.'ýn yerinde olsaydýnýz, ne cevap verirdiniz? Neler hissederdiniz?
)
Annesi Þule Hn.'ý duydu mu?
Genellikle yargýlama ve eleþtirme tepkileri ile karþýlaþan kiþiler kendilerini
anlaþýlmamýþ, itilmiþ, haksýzlaða uðramýþ, daha çaresiz hissederler, bunun
karþýlýðýnda, iletiþimi keser, veya karþýlýk verebilirler. Bu þekilde tepkilere
sürekli maruz kalan çocuklar ise yargý ve eleþtiriler ve özellikle sýk kullanýla
n
isimlendirilmeleri geri zekalý, sulugöz, aptal, laf dinlemez... gerçek olarak al
gýlar
ve bu da çocuðun kendini algýlayýþý (öz-imgesi) üzerinde son derece olumsuz
etkiler býrakýr, çocuðun kendine güveni sarsýldýðý gibi, baþarýsýna da
engel olabilir.
Metin: Emre ile oynamak istemiyorum, hep beni kýzdýrýyor
Anne: Sen de þikayetten baþka bir þey bilmezsin...
Metin (aðlayarak): Ama anne, ne alsam elimden çekiyor.
Anne: Ne varmýþ aðlayacak, sulugöz sen de... bir arkadaþla bile
oynamasýný bilmiyorsun...
Metin: aðlamaya devam eder, daha çok tepinir...
Metin'in duygularý nelerdir'?
...
Annesi Metin'i duyuyor mu?
3) Soru sormak, araþtýrmak, incelemek
Neden?.. Sen ona ne yaptýn?.. O sana ne dedi? Hanginiz önce söyledi?..
Þule Hn.: Çok yorgunum, bu hafta çocuklarýn ikisi de hastaydý, gece sýk sýk
kalkmak zorunda kaldým...
Annesi: Neden hastalandýlar? Sýký giydirmiyor musun?
Þule Hn.: Tabii ki giydiriyorum anne, ikisinin de kalýn paltosu, þapkasý
var.
Annesi: O zaman okuldan kapmýþlardýr. Ýlaçlarýný düzenli veriyor
musun? Doktor ne dedi?
Þule Hn.: Doktorun dediðini aynen yapýyorum, ama gece uyumuyorlar...
Annesi: Gece üstleri açýlýyordur... Battaniye ile örttün mü?
Þule Hn.: Örttüm tabii, zaten sýk sýk kalkýp üstlerini kontrol ediyorum,
ondan uykusuz ve yorgunum ya...
Annesi: Akþam aðýr yemek yediniz belki de... Kahve de içtin mi?
Þule Hn.: ......
(Siz Þule Hn.'ýn yerinde olsaydýnýz ne cevap verirdiniz? Neler hissederdiniz?)
Genellikle soru, inceleme nedenini arama gibi yaklaþýmlarýn içinde önyargý, el
eþtiri veya
zorunlu çözüm bulunur, ayrýca konu sorulara cevap vermeye takýlarak yön deðiþtir
ip esas
sorundan uzaklaþabilir. Sualler genellikle sual soranýn nereye varmak istediðini
açýklamadýðýndan, konuþan kiþi endiþeye kapýlabilir veya savunmaya geçer. Sorula
ra
cevap vermek çabasýyla, esas sorun da gözden kaçabilir.
Metin: Emre ile oynamak istemiyorum, hep beni kýzdýrýyor...
Anne: Neden? Ne yaptý ki sana?
Metin: Elimde ne varsa çekiyor...
Anne: Elinde ne vardý?
Metin: Boyalarla oynuyordum, elimden aldý; sonra ben de arabalarla oynamaya
baþladým, bu sefer onlarý almak istedi...
Anne: Neden verdin?
Metin (sabýrsýz): Ama anne, ben vermek istemedim, o çekiyor.
Anne: Neden doðru dürüst oynamasýný beceremiyorsun?
Metin: ...
Metin'in duygularý nelerdir?
...
4) Teþhis, taný koymak, tahlil etmek:
Aslýnda sen öyle demek istemiyorsun..., Ben senin aslýnda neden öyle
yaptýðýný biliyorum, Aslýnda senin derdin baþka...
Þule Hn.: Çok yorgunum, bu hafta çocuklarýn ikisi de hastaydý, gece sýk
sýk kalkmak zorunda kaldým...
Annesi: Size birkaç gün gelip ev iþine yardýmcý olmamý istiyorsun anlaþýlan.
Þule Hn.: Hayýr, anne, öyle demek istemedim... Çocuklar hasta ve gece uyumadýl
ar diyordum...
Annesi: Ýstersen sana evde bir þeyler piþirip getireyim.
Þule Hn.: Anne hiç zahmet etmeyin, öyle bir istekte bulunmadým, inanýn... Þöyl
e lafýn
geliþi yorgunum demek istemiþtim...
Annesi: Sen zaten beni üzmek için muhakkak bir þey bulursun
Þule Hn.: ......
(Siz Þule Hn'ýn yerinde olsaydýnýz ne cevap verirdiniz? Neler
hissederdiniz?)
Bu tür yaklaþýmlarda, dinleyen kiþi sanki konuþanýn niyetini, söylemek
istediklerini çok iyi biliyormuþ, onun kafasýnýn içindekileri okuyormuþ gibi bir
tavýr takýnýr, yani Ben seni senden iyi bilirim gibi bir bilmiþlik havasýnda
cevap vererek konuþaný savunmaya ittiði gibi, sinirlenmesine,
sabýrsýzlanmasýna ve karþýlýk vermesine neden olabilir. Konuþan kiþi
kendini kýstýrýlmýþ, yanlýþ anlaþýlmýþ ve yanlýþ yorumlanmýþ
hissettiðinden iletiþimi büyük olasýlýkla keser. Zamanýmýzda bu tür
yaklaþýmlar, özellikle biraz psikoloji konularýna ilgi duyup o konularda biraz
okumuþ kiþiler, genç anne babalar tarafýndan sýk ve ne yazýk ki yanlýþ
kullanýlmakta ve çocuðun davranýþ ve sözleri bu yarým yamalak bilgiler
ýþýðýnda tahlil edilip yorumlanmakta ve böylelikle çocuða yanlýþ etiketler,
yorumlar getirilmektedir.
Metin: Emre ile oynamak istemiyorum, hep beni kýzdýrýyor...
Anne: Eve senden baþka bir çocuk geldiði zaman kýzýyorsun.
Metin: Hayýr, Emre hep oyuncaklarýmý elimden çekiyor...
Anne: Emre senin oyuncaklarýna dokunmasýn istiyorsun...
Metin: Hayýr, dokunsun ama o benim elimdeki oyuncaðý almak istiyor...
Anne: Sen de Emre'den daha güçlü olduðunu gösterip ona vermek istemiyorsun...
Ama Emre senden küçük...
Metin: Ama anne... (aðlayarak)
Metin'in duygularý nelerdir?
...
5) Teskin, teselli etmek, konuyu deðiþtirmek:
Aldýrma, boþver..., Düzelir caným, bunu dert edinme..., Geçer
aldýrma..., Üzülme..., Baþka þeyden konuþalým...
Þule Hn.: Çok yorgunum, bu hafta çocuklarýn ikisi de hastaydý, gece sýk
sýk kalkmak zorunda kaldým...
Annesi: Olur öyle þeyler, çocuk bu...
Þule Hn.: Ýyi uyumayýnca çok hýrçýn ve asabi oluyorum, çok da baþým
aðrýyor...
Annesi: Bir kahve iç, düzelirsin...
Þule Hn.: Bu akþam da yazýlacak bir sürü yazým var...
Annesi: Aldýrma caným, akþama kadar düzelir... Geçen gün Hasibe
hanýmýn da bir baþaðrýsý tutmuþ...
Þule Hn.: ......
(Siz Þule Hn.'ýn yerinde olsaydýnýz ne yapardýnýz? Neler hissederdiniz?)
Aslýnda teskin ve teselli etmek çok güzel ve genellikle yararlýdýr, ancak önem
li olan
teselliyi, kiþiyi duyduðunuzu belirttikten sonra verebilmektir. Söyledikleri duy
ulmadan,
genel bir teselli, teskin havasýna sokulmak istenen kiþi, kendini anlaþýlmamýþ,
dinlenilmemiþ, veya sorunu önemsiz, saçma sapan gibi algýlandýðýný hisseder,
bu nedenle ya sorunu ile daha yalnýz, önemsenmemiþ veya dinlenilmemiþ olmaktan d
olayý
kýzgýn hissedebilir. Genellikle, dinlenilmeden verilen teselli mesajlarý, konuþa
n kiþinin
sorununu küçümser bir hava yaratýr.
Metin: Emre ile oynamak istemiyorum, hep beni kýzdýrýyor.
Anne: Aldýrma caným, o senden küçük zaten...
Metin: Ama her þeyimi elimden çekiyor...
Anne: E, sen de baþka þeyle oyna...
Metin: Ama, anne o zaman da onu elimden almak istiyor...
Anne: Boþver caným, arkadaþ arasý olur öyle þeyler...
Metin (sabýrsýz): Ama anne, ben kavga etmeden oynamak istiyorum...
Anne: Aman sen de her þeyi ciddiye alýrsýn zaten... Gelin size kurabiye vereyi
m...
Metin: Ben kurabiye istemiyorum...
Metin'in duygularý nelerdir?
::::::::::::::::
SÝZ BÝRÝNÝ DÝNLERKEN NE GÝBÝ TEPKÝLER KULLANIYORSUNUZ?
Aþaðýda çocuðunuzun, bir arkadaþýnýz veya eþinizin size
söyleyebileceði bazý sorunlarý veya durumlarý yaþadýðýnýzý düþünelim.
Bunlara doðal yanýtýnýz nasýl olurdu? (Yanýtlarýnýzý hiç düþünüp
derlemeden, ilk aklýnýza gelen tepkiyi yazmak þeklinde vermeye
çalýþýrsanýz, kendi tarzýnýz ve yaklaþýmýnýz hakkýnda daha kolay bilgi
sahibi olabilirsiniz.)
-Yeni bebeði çöpe atacaðým. Keþke hiç eve getirmeseydin...
Yanýtýnýz: ...
Hangi sýnýflamaya giriyor?
-Bugün hiç okula gitmek istemiyorum...
Yanýtýnýz: ...
Hangi sýnýflamaya giriyor?
-Sen zaten hep Aslý'nýn tarafýný tutarsýn...
Yanýtýnýz: ...
Hangi sýnýflamaya giriyor?
-Bu hafta iþlerim çok kötü gitti, ne yapacaðýmý bilmiyorum...
Yanýtýnýz: ...
Hangi sýnýflamaya giriyor?
-Selda ile aramýz iyiden iyiye açýldý...
Yanýtýnýz: ...
Hangi sýnýflamaya giriyor?
Yanýtlarýnýzda bazý dinleme engelleri tekrarlandý mý? Öyle bir tekrar
varsa, demek ki genellikle o engeli veya engelleri daha sýk kullanmaktasýnýz.
Ancak, kendinizi daha fazla tanýmak ve dinlerken en çok hangi engelleri
kullandýðýnýzý veya engel kullanýp kullanmadýðýnýzý anlamak için bu
hafta içinde kendinizi izleyin.
BÝLÝNÇLEME ALIÞTIRMASI:
Bir kiþi size bir þey söylemek istediðinde, veya onu dinlerken ne
yapýyorsunuz? Bir þeyler söylüyor musunuz? Dinleme engeli kullanýyor
musunuz? En çok hangilerini kullanýyorsunuz? Acaba nasýl bir dinleyicisiniz?
::::::::::::::::
ÝYÝ BÝR DÝNLEYÝCÝ OLMANIN KOÞULLARI
Köyde tek baþýna oturan Bektaþi'yi kimse dinlemek istemez, sözlerini alaya
alýrlarmýþ: Aman Bektaþi sen de... Bu dünyayý sen mi kurtaracaksýn?.. Bu dünya b
öyle
gelmiþ böyle gider Boþver yorma kafaný bunlarla... Bizim Bektaþi mahzun, insanla
rdan
kaçar olmuþ. Gün gelmiþ geçmiþ, bakmýþlar Bektaþi'nin mahzunluðu yok
olmuþ. Bektaþi'nin yüzü gülüyor, gözleri daha parlak... Sormuþlar: Ne oldu sana
Bektaþi? Dudaðýnda hafif bir gülümseme Beni dinleyen biri var demiþ Bektaþi... M
erak
etmiþler salmýþlar köylüyü peþine, Bektaþi gitmiþ, onlar peþinden... derken Bekt
aþi
daðýn tepesine varmýþ, geçmiþ aksakallý keçisinin karþýsýna oturmuþ, baþlamýþ
keçiye anlatmaya, keçi ise Bektaþi'nin yüzüne bakar dururmuþ, arada bir de Bekta
þi
keçinin sakalýna baðladýðý ipi aþaðý doðru çekermiþ, keçi de baþýný sallar olurm
uþ...
Bektaþi mutlu!
Bu kýsa öykü bize, bir insanýn diðerinin sadece gözüne bakarak sessizce
dinlemesinin bile güçlü etkisini anlatmýyor mu?
Bedensel dinleme ve bedensel dikkat: Gerçek dinlemenin ilk koþullarýndan
biri de kiþiyi bedenen dinler duruma geçmektir. Yani:
Konuþan kiþinin gözlerine bakmak. Özellikle bir çocukla konuþulduðunda, ya
çocuðun hizasýna gelecek þekilde çömelmek, oturmak, veya çocuðu kendi boyumuza
göre yükseltmek, dinlerken de konuþan kiþinin yüzüne bakmak gerekir Yüze
bakarak dinlenmenin, gerek dinleyen gerekse konuþan taraf üzerinde etkileri
büyüktür Dinleyen kiþi, konuþan kiþinin yüzüne bakarak yüz ifadesinde de
söylenenlerin ötesinde mesajlar alabilir Örneðin: Konuþan kiþinin yüzünün
kýzarmasý, gözlerini kaçýrmasý, gözlerinin buðulanmasý, baþýný önüne eðmesi,
dudaklarýnýn titremesi gibi ifadeler, söylenen sözlerin içeriðine zenginlik,
boyut kattýðý gibi sözlerin içeriði ile söylenmek istenen, mesaj arasýnda bir
çeliþki olup olmadýðýný da açýklýða kavuþturur. Þöyle ki: Ali bana vurdu, çok
kýzdým derken gözlerinin içi gülen çocuðun aslýnda ne kadar kýzdýðý hakkýnda
tereddütlerimiz oluþabilir. Veya Hayýr, ben yapmadým derken gözlerini kaçýran,
veya yüzü kýzaran kiþinin sözlerini içerikte kalmayýp daha iyi dinlemeye
çalýþabiliriz; veya, Bana ne, hiç aldýrmýyorum derken gözleri buðulanan çocuðun
gerçekte o olaya ne kadar aldýrmadýðý hakkýnda þüpheye düþebiliriz.
Konuþan, sorununu paylaþan kiþi ise, kendisine bedenen yakýn duran, yüz yüze
konuþabildiði dinleyicisine daha bir yakýnlýk, güven ve konuþma isteði duyar. Bi
r
derdimiz olunca, onu aydýnlatmaya, veya içimizi dökmeye çalýþýrken, veya herhang
i
bir þeyi anlatýrken, Tamam seri anlat, ben dinliyorum diyerek gazetesine bakan,
TV'yi
yan gözle izleyen, alelacele yemeðini karýþtýrmaya devam edip mutfakta koþuþtura
n,
veya týrnaklarýný törpüleyen, veya dinlese bile odanýn karþý köþesinde iyice
arkasýna yaslanmýþ, kollarý kavuþmuþ olarak dinleyen bir kiþiye ne kadar anlatma
ya
devam isteði duyarýz acaba???
Sessizlik: Dikkatli ve bedenen dinlemenin yanýnda sessizlikde çok güçlü bir
etkendir. Özellikle anne-babalar, çocuklarý bir sorunla geldiðinde hemen lafa
karýþýp sorunu giderme, çözüm getirme yolunu seçerler. Emine Haným: Ali
derslerini anlamakta zorluk çekiyormuþ... Ben de ona dedim ki: Bak oðlum, ders
çalýþýrken baþka þeyler düþünüyorsun, kendini derse ver, sonra müzik
dinlemeyi býrak ve... Ancak, aslýnda önemli olan dinleyen kiþinin dedikleri
deðil, konuþan kiþinin dedikleridir. Konuþanýn da konuþabilmek, sorununu
anlatabilmek için konuþma alanýna ihtiyacý vardýr. Bu alan da ancak
dinleyicinin yaratabileceði sessizlikte bulunabilir.
Dolayýsýyla, bedensel yakýnlýk ve bedensel dikkatin yanýnda sessizlik,
konuþan kiþiye konuþtuklarý hakkýnda düþünme, daha fazla açýklama ve
dolayýsýyla olaya daha dikkatli bakma imkaný kazandýrýr. Böylelikle,
konuþan kiþi sorununu bir baþkasýna anlatýrken, kendi de daha iyi düþünme
fýrsatýný kazanýr. Bunu kendimizde de þu þekilde anlayabiliriz: (Öðrenci iken)
bir konuyu ders olarak çalýþtýðýmýzda anlarýz, ama bir baþkasýna anlatmaya
çalýþtýðýmýzda daha iyi anlarýz. Sorunlarla da öyledir. Ýyi bir dinleyiciye
anlatýlan sorunlar genellikle çözüme kendi kendilerine daha kolaylýkla ulaþýrlar
,
veya hiç deðilse konuþan kiþiyi bir miktar rahatlatýrlar, bu rahatlatma da sorun
a
daha serin kafa ile bakabilmeyi, dolayýsýyla bir yol bulmayý saðlayabilir.
Demek oluyor ki, sessizlik konuþmaya yardým edici güçlü bir etken. Ancak,
sade sessizlikten öte, dinleyicinin konuþulanlarý takip ettiðini belirten bazý
uyarýlar da gereklidir. Sessizce dinleyerek hiçbir tepki göstermeyen bir dinleyi
cinin
gerçekte takip edip etmediði hakkýnda þüpheye düþebiliriz. Ancak, sessizliðin
yanýnda, baþ iþaretleri, Hmmm, Evet, anlýyorum gibi kýsa sözcükler,
dinleyicinin sözlerimizi takip ettiðini daha açýk bir þekilde belirler.
Bütün bu tutumlar, yani bedensel yakýnlýk ve bedensel dikkat, konuþanýn
yüzüne bakarak dinlemek, sessizlik ve dinlediðimizi belirten takip iþaretleri,
konuþan kiþinin veya çocuðun bir sorunu olduðunda çok yardýmcýdýrlar.
Ancak bazý sorunlar çok yoðun duygularla birlikte yaþanýr. Sorun sahibi,
sorunundan dolayý kýzgýnlýk, öfke, üzüntü dýþlanma, endiþe, kaygý, merak
gibi güçlü duygular içinde bulunabilir. Özellikle çocuklar, duygularýný sözle if
ade
etmekte güçlük çeker ve bunlarý dolaylý bir þekilde dile getirmeye çalýþýrlar.
Zira, her ne kadar duygusal bir toplumsak da; duygularý açýkça dile getirmek
ayýp addedilir. Özellikle, kýzgýnlýk, kýskançlýk, kaygý gibi güçlü duygular
direkt olarak ifade edilmediði gibi, bunlarý duymuþ olmak bile ayýp veya
güçsüzlük olarak algýlanabilir. Sana çok kýzýyorum diyeceðimize, Sen zaten
hep beni üzmek istersin deyiveririz.
Bu gibi durumlarda, çocuða veya sorun sahibine yardýmcý olabilmek için,
söylenenleri iyice anlamaya çalýþýp söylediklerini:
1) Kýsaca tekrar edebiliriz, veya kendi kelimelerimizle özümleyebiliriz:
Örneðin: Emre, çok kötü çocuk. Topunu aldý vermiyor...
(Ne ayýp, kardeþ kardeþ oynayamýyor musunuz?) yerine
Sözleri özümleme; duyduðunu tekrar etme:
Demek Emre topunu aldý, vermiyor..
Evet, hep beni kýzdýrýyor... diye devam eder...
Diðer bir örnek; Esra:
Fizik dersini hiç anlamýyorum...
(Biraz daha dikkât edersen anlarsýn yerine, veya Okulda bir arkadaþýna
sor anlatsýn yerine) Sözleri özümleme, duyduðunu tekrar etme:
Fizik dersi sana zor geliyor.
Evet, hoca da bana taktý galiba... diye devam eder.
Neden tekrar? Duyduklarýný tekrar etme, daha doðrusu, dinleyenin
kendi kelimeleri ile özümlemesinin yararlarý þunlardýr:
-Söylenenlerin aynen duyulduðunu, yani baþka anlam verilmediðini,
yanlýþ anlaþýlmadýðýný kanýtlar;
-Soruna hemen çözüm getirmez, dolayýsýyla konuþan kiþinin sorununu
daha etraflýca düþünmesine ve çözümü kendi bulmasýna yardýmcý olur;
çocuklarda bu tür yaklaþým onlarýn daha sorumlu ve baðýmsýz olmalarýna
yardýmcý olur.
-Sorunun yüzeyde kalmayýp, eðer varsa, daha derin boyutuna
inebilmesine müsaade eder, olanak saðlar. Fizik dersi örneðinde asýl sorunun
hocayla olduðunun ortaya çýkmasý gibi.
-Konuþan kiþi tam olarak ve yorumsuz duyulduðunu hissettiðinde güven
kazanarak konuþmaya devam eder.
-Dinleyen kiþi, ufak bir tekrar ve özümlemeyle, konu üzerinde düþünmeye
vakit kazanýr ve hemen çözüm getirme sorumluluðundan arýnýr.
2) Konuþan kiþinin duygularýný dile getirebiliriz.
Bir evvelki örneði ele alýrsak: Emre çok kötü çocuk, topumu aldý
vermiyor..
Metin ne hissediyor?: Kýzgýnlýk, öfke
Yanýtýmýz: Bu seni çok kýzdýrýyor, olabilir.
Veya,
Fizik dersini hiç anlamýyorum,
Fizik dersi sana zor geliyor... (baþka kelimelerle tekrar)
Evet, hoca da bana taktý galiba...
Hocanýn seni sevmediðini zannediyorsun... (baþka kelimelerle tekrar)
Evet, ne zaman parmak kaldýrsam, beni kaldýrmýyor, parmak kaldýrmadým
mý, hemen bana soruyor...
Esra ne hissediyor?: Baþarýsýzlýk, çabasýnýn takdir edilmemesinden
dolayý tedirginlik, üzüntü.
Yanýtýmýz: Çaba gösterdiðinde (parmak kaldýrdýðýnda) takdir
etmesini isterdin bu seni üzüyor... (tekrar artý duygular)
Neden duygular? Duygularýn dile getirilmesi konuþan kiþiyi rahatlatýr,
anlaþýldýðýný hisseder, sorunun yükü hafifler, ayrýca da duygularýnýn
yoðunluðu davranýþlarýna aksetmez. Örneðin: kýzgýnlýkla kardeþine
vurmak, tepinmek, baðýrmak gibi. Ayrýca, duygularýn isimlendirilmesi çocuða
da kendi duygularýný ayýrdetmeyi, isimlendirmeyi öðretir. Bu þekilde bir
iletiþim içinde büyüyen çocuklar, kendilerini daha açýk ve dolaysýz ifade ederek
sorunlarýný daha kolay çözümleyebilirler.
Dolayýsýyla, çocuðumuz veya bir kiþi bize bir sorununu anlatmak
istediðinde, yapabileceðimiz en yardýmcý yaklaþým, söylediklerini iyice
dinlemeye çalýþýp (bedensel dinleme ve dikkat), söylenenleri kýsaca
özümleme ve varsa, duygularýný ifade edebilmesine yardýmcý olmaktýr. Buna
Katýlýmlý Dinleme diyoruz.
::::::::::::::::
KATILIMLI DÝNLEME
Katýlýmlý dinleme, dinleyen kiþinin duyduklarýný tekrar etmesi,
özümlemesi veya yansýtmasýdýr Böylelikle dinleyici konuþanýn gerçekte
söylediklerini aynen anladýðýný, yani yanlýþ anlamadýðýný kanýtlamýþ
olur.
Bu tekrarýn, veya özümlemenin içine, dinleyicinin çocukta (veya sorun
sahibinde) algýladýðý duygular da eklenirse, konuþan kiþi daha çabuk ve
kolay rahatlamýþ olur. Bunu yapabilmek için de konuþan kiþiyle (çocukla)
empati kurmak, yani kendini onun yerine koymak þarttýr: Ben onun yerinde
olsam ne yapardým? Ne hissederdim?... gibi...
Örneðin:
Çocuk: Öðretmen bana baðýrdý, bütün sýnýfda gülmeye baþladý.
Duygu (Ben olsam ne hissederim?): Utanma.
Katýlýmlý dinleme yanýtý: Bu da seni utandýrdý...(veya mahçup oldu)
Çocuk: Evet özellikle Kenan'ýn da onlarla gülmesine çok kýzdým.
Katýlýmlý dinleme: En iyi arkadaþýndan bunu beklemezdin.
Çocuk: Evet, hiç deðilse o benim tarafýmý tutabilirdi.
Katýlýmlý dinleme: Kenan'ýn senin safýnda olmasýný tercih ederdin.
Çocuk: Evet, o da onlarla gülünce ben ortada sap gibi kaldým.
Katýlýmlý dinleme: Kendini yalnýz hiasettin veya kendini desteksiz
hissettin.
Çocuk: Evet ... Ama önemli deðil, Kenan benim iyi arkadaþým,
aslýnda durum da çok komikti... diye devam eder.
Bu örnekten de görüldüðü gibi, söyledikleri yorumlanmadan, çözüm
getirilmeden (Sen de bir daha böyle davranma veya Sen de bir daha Kenan'la
konuþma gibi kiþisel tepkiler) sadece yansýtýlarak ve duygularý ifade edilerek
sürdürülen konuþmada, sorun sahibi çocuk anlaþýldýðý ve duygularý dile getirildi
ði
için rahatlamýþ sorunu o kadar da ciddi boyutlarda görmemeye baþlamýþtýr.
Duygular açýkça ifade imkaný bulduklarýnda genellikle önemlerinden
kaybederler. Bunun dýþýnda, konuþan kiþinin sözlerinin yorumsuz tekrarý,
kiþiyle kendini, yani sorununu karþý karþýya býrakacaðýndan, sorun gerçek
yüzüyle gözükür. Bunu aynaya bakan bir kiþiye benzetebiliriz. Giyindikten sonra
aynaya bakarak nasýl göründüðümüzü görmek isteriz. Ýyi bir ayna,
görüntümüzü aynen yansýtarak bize saçýmýz iyi taranmýþsa belirtir, eteðimiz
sarkýyorsa farkýna varýrýz, elbisemizde bir leke varsa görürüz. Ancak iyi
olmayan, çarpýtan bir ayna lunaparklarda rastladýðýmýz çarpýtýcý aynalarýn
uzun boylularý kýsa, zayýflarý þiþman gösterdiði gibi bizi gerçekte
olduðumuz gibi göstermediði gibi, görüntümüz hakkýnda yanlýþ fikirler de
verebilir. Yorumlar da çarpýtýcý aynalar gibidir. Olaylarý, gerçekleri olduðu
gibi yansýtacaðýna, onlarý çarpýtýrlar. Ýyi bir dinleyici yorum getirmeyen, yani
çarpýtmayan bir ayna gibidir. Konuþanýn sözlerini tekrar etmekle, ona
söylediklerini yansýtýp, kendinin de duymasýný ve görmesini saðlar. Yani,
kiþinin söylediklerini bir nevi kendisine dinletir. Buna Katýlýmlý Dinleme
diyoruz.
Katýlýmlý dinlemeye bir örnek:
Damla: Bugün okula etek giymek istiyorum.
Anne: Ýyi ama üþüyeceksin... Havanýn ne kadar soðuk olduðunu görmüyor musun?
Damla: Olsun, üþümem... Pantolon giymek istemiyorum, okula etekle gideceðim...
Anne: (Ýçinden, Yine baþladýk, çýldýracaðým... uzun çorap da
giymeyeceðini biliyorum, hastalýktan da yeni kalktýn..) Bak, daha yeni yeni
iyileþtin, etek giyersen...
Damla: (inatçý bir sesle) Ben pantalon giymem...
Anne: (Ýçinden Þu çocuða bir güzel dayak atasým geliyor, böyle inatlaþtý
mý dayanamýyorum... bir daha deneyeyim...) Bak etek giymene bir þartla
müsaade ederim, o da yünlü uzun çoraplarýný da giyersen...
Damla: (Aðlamaklý bir sesle) Ama anne, o çoraplar batýyor...
Anne: (Haþin bir tavýrla, ses tonunu yükselterek) Neden batsýn, bütün
çocuklar giyiyor...
Damla: Hayýr, Ayþe giymiyor, Ayþe okula her gün etek ve kýsa çorapla geliyor.
Anne: (Katýlýmlý dinlemeyi öðrenmiþtir. Ýçinden tamam, þimdi
sabýrlý ol, katýlýmlý dinleme kullan) Hmmm... sen de okula Ayþe gibi etekle
gitmek istiyorsun...
Damla: Evet, Ayþe her gün okula etekle geliyor, bir sürü de arkadaþý
var...
Anne: Ayþe'nin çok arkadaþý var...
Damla: (Annenin dönüþünden biraz þaþýrmýþtýr). Evet, herkes Ayþe ile
oynamak istiyor, teneffüste hep onun yanýna gidiyorlar.
Anne: Hmmm.. bütün çocuklar Ayþe ile oynamak istiyorlar...
Damla: Evet, benimle oynasýnlar istiyorum, ama onlar yine de Ayþe ile
gidiyorlar...
Anne: Sen de Ayþe gibi çok arkadaþýn olmasýný isterdin.
Damla: Evet, sonra Elif de hep Ayþe ile oynamak istiyor
Anne: Elif'in yalnýz seninle oynamasýný istiyorsun.
Damla: Evet, aslýnda Elif Ayþe'yi sevmiyor...
Anne: Sevmediði halde yine de onunla oynuyor, bu da senin canýný
sýkýyor.
Damla: Hm... hm... ille de Ayþe'ye benzemek zorunda mýyým?
Anne: Ayþe'ye benzemeden de iyi olduðunu düþünüyorsun...
Damla: Evet hem ben de Burcu ile oynuyorum. Aslýnda etek giymesem de
olur.. Ben yine pantalon giyeyim...
Þimdi bu gibi durumda normal olarak neler olabilirdi?
1) Anne katýlýmlý dinleme kullanmadan, tartýþmayý en baþýndaki uzun
çorap-pantolon seviyesinde tutabilir, bu konuda çocukla bir güç kavgasýna
girer, ya annenin dediði olur ve Damla sonraki davranýþlarýnda iyice
inatlaþýr, veya Damla'nýn dediði olur ve anne Damla'ya içerlerdi.
2) Bu durumda da, anne esas sorun olan Ayþe gibi popüler olmak konusunu
haliyle hiç algýlayamýyacaktý
3) Ayþe'nin popülerliði konusunda, anne kendi yorum ve tepkilerini getirebilir
.
Sen de Ayþe ile oyna veya Elif'le konuþ veya Sen de kendine baþka arkadaþ
bul gibi öneriler getirerek çocuðun sorunu kendi kendine çözmesine engel
olabilirdi.
4) Anne, dinlediklerini yansýtarak, yani katýlýmlý dinleme kullanarak
çocuðun sorununu kendi kendine görmesine yardýmcý oldu. Sonuçta Damla'nýn
ille de Ayþe'ye benzemek zorunda olmadan da iyi ve deðerli olabileceðini kendi
kendine anlamasýna neden oldu. Bu deðeri anne öðüt olarak vermek istese
(Ayþe ne yaparsa yapsýn, o benim kýzým deðil; baþkalarýna benzemek iyi
deðildir, sen kendin ne doðru buluyorsan onu yapacaksýn gibi) büyük
olasýlýkla ayný etkinlikte olamýyacaktý, zira:
a) Kiþiler ve çocuklar kendi çözüm ve önerilerini baþkalarýnýn
nasihatlerinden daha kolaylýkla uygulayabilirler.
b) Bir kiþi sorunu ile yüklü olduðu zaman hiçbir nasihatý dinleyemez.
5) Çocuk dinlenmediðini ve anlaþýlmadýðýný hissetseydi etek
konusunda ýsrar edip inatlaþacaktý. Bu durumda, duygularýnýn anlaþýlýp dile
getirilmesi, çocuðu rahatlattýðý gibi, sorunun önemini de azalttý.
Þimdi, bir çoðumuz, Ben bu þekilde dinleyemem, en ufak sorun bu kadar
uzarsa halimiz ne olur? diye düþünebilir ve umutsuzluða kapýlabilir. Ancak,
sorunu alýþageldiðimiz tarzda, yani ilk aþamada çözüme getirmek (yani zorla pant
alon
veya uzun çorap giydirmek) belki o günlük sorunu kýsa yoldan halledecek, anne
de sorunu çözümlediðini zannedecektir. Ancak bu þekilde çözümlenen bir
sorun ertesi gün ve daha ertesi gün tekrar edeceði gibi, çocuðun da içerleme ve
kýzgýnlýk duygularýna neden olacaðýndan, çocuk sürekli direnecek, ve
ayrýca bu direnç ve kýzgýnlýðýný diðer ufak tartýþmalara da aktaracak,
sonuçta anne Çocuðum hiç söz dinlemiyor, ne dersem karþý çýkýyor diye
hayýflanacaktýr. Genellikle güç kavgasý þeklinde hallolan sorunlar daha fazla
güç kavgasýna neden olurlar ve evde sürekli gerginlik ve tartýþma havasý
devam eder. Bütün bu tartýþmalarla, direnmelerle uðraþmak daha fazla zaman
kaybýna neden olmuyor mu? Bütün bunlara enerji harcamak yerine, o an beþ
veya on dakikalýk bir dinleme daha tasarruflu gözükmüyor mu?
Gerçek dinleyici olmak kontrol ve sabýr gerektiren bir yaklaþýmdýr. Zira,
çocuklar veya kiþiler bir sorunla bize baþvurduklarý veya bahsettikleri zaman,
en kolay yaptýðýmýz þey, hemen bir çözüm bularak sorunu giderme yollarýný
aramaktýr. Çok basit bir örnekle, bu þöyle anlatýlabilir.
-Çok üþüyorum...
Çözüm: -Hýrkaný giy.
veya katýlýmlý dinleme ile:
-Çok üþüyorum...
-Hava bayaðý soðuk...
-Evet, biraz yanýna gelebilir miyim?
-Tabii... Biraz yakýn olmak istiyorsun ha?..
-Evet, bugünlerde kendimi çok yalnýz hissediyorum...
ve devam eder.
Tabii, burada ilk tepkimiz, sürekli her söylenenin arkasýnda bir anlam veya
maksat mý arayacaðýz? Ancak konuþma þu þekilde neticelenebilir:
-Çok üþüyorum...
-Üþüyorsun demek... veya Hava bayaðý soðuk
-Evet, iyisi mi bir hýrka giyeyim... veya Sýcak bir þey içebilir miyim? gibi..
.
Demek ki, söylenenlerin arkasýnda saklý bir anlam yoksa, zaten yoktur.
Ancak, çözüm de mutlaka dinleyenin düþündüðü çözüm (hýrkaný giy) deðildir.
Üþümeye karþý farklý çözümler mevcuttur, bütün sorunlara olduðu gibi... Hemen
çözüm getirmeyen dinleyicinin bu tavrý, konuþanýn düþüncesini kesmediði
gibi, en uygun çözüm üzerinde de kendisinin (yani sorun sahibinin)
düþünmesini saðlar. Bu da her iki taraf için çok yararlýdýr.
1) Konuþan kiþi, özellikle çocuk, kendi çözümünü kendi bulmayý,
dolayýsýyla sorunlarý karþýsýnda baðýmsýz olabilmeyi, onlarý daha
etraflýca düþünmeyi ve dolayýsýyla sorunlarýna daha yaratýcý bir þekilde
yaklaþmayý öðrenir.
2) Dinleyen kiþi, özellikle anne veya baba ise, her soruna kendinin bir çözüm
getirmesinin zorunlu olmadýðýný yaþayarak daha rahat eder, üzerinden bir yükümlü
lük
kalkar, her þeyi kontrol etmesi gerekmez ve özellikle her soruna koþturup bir çö
züm
getirmek durumunda olan anne-babanýn çocuklarýnda zamanla görülen direnci bu þek
ilde
yaþamaz.
Bu nedenle en çok dikkat edilmesi gereken nokta, sorunla
karþýlaþýldýðýnda, hemen çözüm sunmamaya kendimizi alýþtýrmaktýr.
Bu pek tabii, o kadar kolay bir iþlem deðildir, zira, bu gibi bir ortamda
yetiþmiþsek (evde büyüklerimizin ne yapmamýz gerektiðini sürekli söylemesi
gibi) veya sürekli çözüm önerme alýþkanlýðýný geliþtirmiþsek, bize bir
sorunla gelindiðinde aklýmýza ilk gelen þey hemen bir çözüm önermek
olacaktýr.
Bu durumu açýk bir dille anlatan bir þiire kulak verelim:
DÝNLE
Sana, beni dinlemeni söylediðimde
bana öðüt vermeye baþladýn
söylediðimi de yapmadýn

Sana, beni dinlemeni söylediðimde


bana niye demeye baþladýn
duygularýmý ayaklar altýna alýp çiðnedin

Sana, beni dinlemeni söylediðimde


kendini buna zorunlu duyumsadýn,
sorunlarýmý çözmeyi ister gibi davrandýn
sonunda beni de baþarýsýzlýða uðrattýn.

Dualar belki de bazý kiþilere yardýmcý olur


çünkü
Tanrý öðüt vermez, suskundur.
Ve durumlarý düzeltmeye çalýþmaz
O yalnýzca dinler ve iþinizi
kendinizin çözümleyeceðinize inanýr.

Öyleyse lütfen dinleyin ve beni iþitin.


Eðer konuþmak istiyorsanýz
birkaç dakika sýranýzý bekleyin
O zaman ben de sizi dinleyeceðime
söz vereyim. (Buscaglia. Leo-Birbirimizi Sevebilmek-Ýnkilap Kitabevi. 1985)
BÝLÝNÇLENME ALlÞTIRMASI:
1) Bu hafta içinde kendinizi izleyin. Çocuðunuza ne kadar sýk çözüm
getiriyor veya öneriyorsunuz?
...
ÇÖZÜM GETÝRECEÐÝNÝZE,
-Emre ile Ali beni oyuna almadýlar.
-Sende bir daha onlarla oynama, kendine yeni arkadaþ bul..
-Ama ben Emre ile oynamak istiyorum.
Dinlerken yorum yapmak veya çözüm getirmek konuþaný durdurur, konuyu
saptýrabilir.
YALNIZCA DÝNLEDÝÐÝNÝZÝ BELÝRTÝN,
-Emre ile Ali beni oyuna almadýlar.
-Hýmm... Demek seni oyuna almadýlar..
Yalnýzca dinleyerek çocuðu rahatlatýr, sorununa kendisinin çözüm bulmasýna
yardýmcý olabiliriz.
Bu hafta içinde çocuðunuz bir sorunla geldiðinde hiç çözüm getirmemeyi deneyin
aklýnýza gelen bütün çözümleri yutun ve çocuða Sen ne düþünüyorsun?
veya Sence bunu nasýl halledebilirsin? gibi sorular sorarak çözüm düþünmesini
saðlayýn. (Pek tabii ki, çocuðun her çözümünü kabul etmek zorunda deðilsiniz, ve
ya
çocuk hiçbir çözüm düþünemiyorsa, siz önerebilirsiniz, ancak ilk çözümü ondan
beklemenin yararlarý çoktur: Çocuk önemsendiðini hisseder ve sonradan sizin
çözümünüzü de daha kolay kabul eder.)
::::::::::::::::
ÇOCUÐU DÝNLEMENÝN YARARLARI
Çocuðu dinlemenin yararlarý çoktur: Çocuk konuþurken dinlenildiði zaman:
1) Çocuðun konuþma yeteneði artar, kendini daha iyi ifade etmesini
öðrenir, kelime bilgisi zenginleþir.
2) Çocuðun bir derdi varsa, bunu davranýþla göstermek yerine
(saldýrganlýk, hýrçýnlýk, aðlamak, içine kapanmak gibi) sözle ifade ederek
rahatlar, bu da hýrçýnlaþmasýna, içine kapanýp üzülmesine, daha ileride
derslerini veya sosyal hayatýný etkilemesine engel olabilir.
3) Anlaþýldýðýný hisseden çocuk kendini daha huzurlu ve rahat hisseder, bu da
çocuðun kiþisel ve sosyal geliþmesine yardýmcý olur. Çocuðun kendine güveni arta
r.
4) Çocuk ile anne veya baba arasýnda bir yakýnlýk doðar, çocuk onlara danýþýr
ve diyalog kurar.
5) Söyledikleri dinlenen çocuk da anne-babasýnýn sözünü dinlemeye
baþlar.
ALIÞTIRMA:
Aþaðýda, bazý çocuklarýn ifade edebileceði ufak sorunlar sýralanmýþtýr. Bunlar
a
verebileceðiniz bir katýlýmlý dinleme yanýtý tertipleyip, boþluða yazýn:
Örnek: Çocuk: Þu Ali'ye bir yumruk atasým geliyor.
Duygu: kýzgýnlýk
Verilebilecek yanýt: Ali'ye çok kýzýyorsun galiba.
1) Çocuk: Ayþeler baþka bir semte taþýnýyorlarmýþ... Ayþe benim en iyi
arkadaþým...
Duygu: ...
Katýlýmlý dinleme yanýtýnýz: ...
2) Çocuk: Ýki damla yaðmur yaðdý, hemen gezmeye gitmeyelim diyorsun.
Duygu: ...
Katýlýmlý dinleme yanýtýnýz: ...
3) Çocuk: (gece yatakta) Anneciðim, garip bir çýtýrtý duydun mu?
Duygu: ...
Katýlýmlý dinleme yanýtýnýz: ...
4) Çocuk: Kimse benimle oynamak istemiyor, evine git dediler...
Duygu: ...
Katýlýmlý dinleme yanýtýnýz: ...
5) Çocuk: Bugün de sokaða çýkman mý gerek?
Duygu: ...
Katýlýmlý dinleme yanýtýnýz: ...
Cevap anahtarý:
1) Üzüntü, ayrýlmak istememek, terkedilmiþlik, yalnýz kalmak istemek.
Katýlýmlý dinleme yanýtý: Ayþe'den ayrýlacaðýna üzülüyorsun deðil mi?
2) Duygu: Hayal kýrýklýðý, üzüntü
Katýlýmlý dinleme yanýtý: Gezmeye gitmek için heveslenmiþtin,
gitmemek seni üzdü.
3) Duygu: Korku, kaygý
Katýlýmlý dinleme yanýtý: Biraz korktun galiba...
4) Duygu: Gocunmuþ, incinmiþ
Katýlýmlý dinleme yanýtý: Böyle demeleri seni incitti deðil mi?
5) Duygu: Terkedilmiþlik, beraber olmak isteði
Katýlýmlý dinleme yanýtý: Sokaða çýkmamdan hoþlanmýyorsun.
NOT: Alýþtýrmaya yanýtlarýnýz yukarýda önerilenlere týpký
benzemeyebilir, ancak önemli olan yakýn olmasý veya çocuðun söylemek
istediðini yorumsuz yansýtabilmesidir.
ALIÞTIRMA:
Bu hafta içinde çocuðunuzun ufak sorun olarak dile getirmek istediklerini
iyi bir dinleyici olarak dinlemeye çalýþýn. Sonuçlarý not edin.
HATIRLATMA ...
ÝYÝ BÝR DÝNLEYÝCÝ OLMAK ÝÇÝN...
1) Dinlerken bedensel olarak dinleme durumuna girin ve dikkatle dinleyin.
2) Hmmm, Evet gibi sözcüklerle konuþulaný takip ettiðinizi belirtin.
3) Söylenenleri duyduðunuzu belirten bir tekrar, özümleme yapýn.
4) Konuþanýn duygularýný isimlendirin.
5) Soruna hemen çözüm getirmeyin. Ne yapmayý düþünüyorsun? diyerek çocuktan
ilk çözümü bekleyin.
::::::::::::::::
RAHATI KAÇAN AÐAÇ
Tanýdýðým bir aðaç var
Etlik baðlarýna yakýn
Saadetin adýný bile duymamýþ
Tanrýnýn iþine bakýn

Geceyi gündüzü biliyor


Dört mevsimi, rüzgarý, karý
Ay ýþýðýna bayýlýyor
Ama kötülemiyor karanlýðý

Ona bir kitap vereceðim


Rahatýný kaçýrmak için
Bir öðrenegörsün aþký
Aðacý o zaman seyredin.

Melih Cevdet Anday (Rahatý Kaçan Aðaç'tan)


::::::::::::::::
ANNE-BABANIN KIZGINLIÐINI DUYURMASI
SANA ÖYLE KIZIYORUM KÝ!
Þimdiye kadar çocuðumuzun davranýþlarýna olumlu gözlerle bakmayý,
olumlu yönlerini keþfetmeyi ve bunlarý arttýrmak için takdiri bilinçli bir þekil
de
kullanarak olumsuz tepkilerimizi ertelemeyi öðrendik. Ancak iyi niyetimiz ne kad
ar
büyük, sabrýmýz da ne kadar geniþ olursa olsun, yine de çocuðumuzun bazý
davranýþlarýna kýzmadan edemeyiz. Hele, bazý davranýþlar bizi özellikle öfkelend
irir,
bam telimiz'e basarsa???
Kýzgýnlýk ve öfke gerçekten zaptedilmesi zor duygulardýr. En sýk
kullanýlan ve kýzgýnlýðý en kolay giderme yolu, bu içimizde kabaran duyguyu
dýþarý vurmak, baðýrmak, kýzmak ve belki de davranýþlarla da ifade edip
saldýrgan hareketlerde bulunmaktýr (dayak, tartaklama, saçýný çekme, cezaya
koyma, kapýyý hýzla çarpma, elindekini þiddetle yere atma, deliler gibi
baðýrma, gibi). Ancak, bu gibi hareketler karþýmýzdaki kiþiyi, özellikle de
çocuðu çok korkuttuðu gibi, onun da kýzmasýna ve neticede iliþkinin
bozulmasýna neden olabilir.
Bunun karþýlýðýnda kýzgýnlýðý yutmak, belli etmemek, sabýrlý olmaya
çalýþmak, kendini sürekli tutmak da pek fayda etmez, zira öfke ve
kýzgýnlýk birikmiþ enerji gibidir, en olmadýk yerde ve en olmadýk þekilde
ortaya çýkýverir, patlak verir. Kýzgýnlýk ve öfkenin zamanýnda ifade edilmeyip
biriktirilmesi sonucu, en ufak bir olumsuz hareket kýzgýnlýðýn bir yanardað gibi
patlamasýna, dýþarýya akmasýna, boþalmasýna neden olur. Sonuç gerek
çocuk için çok þaþýrtýcý, kaygýlandýrýcý (Bunun için bu kadar kýzýlýr mý?
Annem-babam böyle kýzdýðý zaman çok ürkütücü oluyor... nereye saklanacaðýmý,
ne yapacaðýmý bilemiyorum, çok korkuyorum...), gerekse anne
veya baba için, özellikle de aþýrýya kaçýlmýþsa, piþmanlýk ve suçluluk
duygularý uyandýran bir durumdur. (Bu suçluluk duygularýnýn olumsuz
etkilerini Dayak Bölümü'nde görmüþtük). Bunun dýþýnda, kýzgýnlýðýn
ifade edilmeyip sürekli biriktirilmesi, içe atýlmasý, migren, hazýmsýzlýk,
gastrit, ülser gibi psikosomatik rahatsýzlýklara, keyifsizlik, hiçbir þeyden tat
alamama, depresyona neden olur.
KIZGINLIK NEDÝR?
Dr. Gordon kýzgýnlýðý bir buzdaðýna (iceberg) benzetir. Buzdaðlarý
gemilerin yollarý üstünde çarpýp parçalandýklarý buz kütleleridir.
Buzdaðlarýnýn denizin üstünde gözle görülen buz adasýna karþýlýk, suyun
altýnda daha büyük bir bölümleri mevcuttur Dr. Gordon, suyun altýnda kalan
bölüme Temel Duygular suyun üstünde buzlaþmýþ, kaskatý olarak üst tarafý
görülen bölüme de Kýzgýnlýk adýný verir.
Denizin Altý: Temel duygular, merak, sýkýntý, kýskançlýk, yalnýzlýk, üzüntü,
anlaþýlmamak, itilmiþlik.
Denizin Üstü: Kýzgýnlýk öfke.
Dr. Gordon'a göre, kýzgýnlýk, birçok temel duygunun (merak, yalnýzlýk,
itilmiþlik, üzüntü, kaygý, haksýzlýk, gibi...) sertleþmiþ, buzlamýþ yani þekil
deðiþtirmiþ (kýzgýnlýða dönüþmüþ) ifadesidir. Gerçekten de, çocuðumuzu çok
merak ettiðimizde, uzun süreli kaygýlý bir bekleyiþten sonra çocuk kapýyý
çaldýðýnda ilk tepkimiz: Neredeydin? Neden haber vermeden gittin?.. Sen ne
düþüncesiz çocuksun? Bir daha sokaða çýkmak yok gibi bir öfke gösterisinde
bulunuruz. Bunun karþýsýnda gerçek temel duyguyu dile getirebilseydik: Seni
öylesine merak ettim, öyle korktum ki... diyebilirdik...
Dr. Ginott öfkeyi, tekrarlamasý yönünden basit bir nezleye benzetir. Ondan
hoþlanmayabiliriz ama kaçamayýz da. Onu yakýndan tanýrýz fakat ortaya
çýkmasýný engelleyemeyiz der. Gerçekten de, öfkelendiðimiz, çok sinirlenip
kýzdýðýmýz zaman, kendi kendimizi dahi tanýmaz hale gelir, aslýnda
söylemek istemediðimiz þeyleri söyler yapmak istemediðimiz þeyleri yaparýz.
Büyüklerimiz boþuna Öfkeyle kalkan zararla oturur dememiþler. Bu gibi
aþýrýlýklarý da nedense çocuklarýmýzla daha sýk göstermeye yatkýnýz.
Sanki onlarýn bize baðýmlý olmalarý, küçük ve güçsüz olmalarý, ayný þekilde
yanýt verememeleri bize bu hakký mý tanýyor? Kýzgýnlýðýmýzý kendimize
eþit veya üstün birine yöneltirken dikkatli ve kontrollü olmaya çalýþabiliyoruz
da,
neden (üstelik kendi özümüz olan) öfkemize karþý savunmasýz küçük bir çocuða
karþý kendimizi kontrol edemiyoruz? Veya etmiyoruz? Küçük bir çocuða
baðýrabiliyor (el kaldýrabiliyor) da neden büyüyünce örneðin 17-18 yaþýnda bir
oðlana ayný þekilde yapamýyoruz? Bizi terkedebilir veya karþýlýk verebilir diye
mi? Mantýkla bakýldýðýnda bir haksýzlýk yaþanmýyor mu?
Kýzgýnlýk ve öfke yaþam sürecinde, ikili ve çoklu iliþkilerde doðal ve
gerekli bir duygudur. Ancak önemli olan, öfke ve kýzgýnlýðý ifade etmemek
deðil, onu yapýcý bir þekilde ifade edebilmektir.Yani yýkýcý, yaralayýcý
kýzgýnlýktan, yapýcý kýzgýnlýða geçebilmek, öfke ve kýzgýnlýðý bilinçli
bir þekilde kanalize ederek etkin bir dille ifade edebilmektir.
Kýzgýnlýðýn yapýcý bir dille ifade edilme yöntemlerine girmeden önce,
kendimize yönelik bir bilinçlenme alýþtýrmasý yapalým.
Bilinçlenme alýþtýrmasý:
...
1) Beni en çok kýzdýran þeyler:
...
2) Kýzdýðým zaman ne yaparým?
...
3) Çocuðumda en çok nelere kýzýyorum?
...
4) Çocuðuma kýzdýðým zaman ne yapýyorum?
...
5) Çocuðunuza son zamanlarda kýzdýðýnýz iki olayý hatýrlamaya
çalýþýn, Kýzgýnlýðýnýzýn nedeni çocuðun bir olumsuz davranýþý
mýydý? Yoksa, çocuðunuz dýþýnda baþka bir olaya kýzdýðýnýzdan
dolayý bahane mi arýyordunuz?
...
Kendi tarzýmýz hakkýnda bilinçlenmek ve yaptýðýmýz veya
yapabileceðimiz davranýþlarý önceden bilmek çok yararlýdýr. Bunlarý bilen
kiþi kendini daha kolaylýkla kontrol edebilir, davranýþ ve sözlerini daha dikkat
li
sarfedebilir.
Temelde kýzgýnlýk 2 nedenden doðabilir:
1) Kiþinin olumsuz ruh hali (yani, o günkü veya o sýradaki yaþantýsý
ile ilgili olumsuz birikimler, istenmeyen olay veya sonuçlar)
2) Karþý tarafýn olumsuz bir davranýþý.
Yani, kýsacasý, kýzgýnlýðýmýn nedeni ya benden (özel yaþantýmdan)
ileri gelir veya karþý tarafýn olumsuz bir davranýþ veya sözünün bende
yarattýðý olumsuz duygulardan. Ýlk bölümde bahsettiðimiz gibi, kiþinin ruh
halleri çok deðiþkendir. Kimi zaman iþlerimiz çok iyi gitmiþtir. Önemli
bir derdimiz, yoktur, sevdiðimiz bir þeyi yapmýþ veya sevdiðimiz bir kiþiyi
görmüþüzdür, o zaman sabýr ve hoþgörü sýnýrlarýmýz hemen hemen sonsuz gibidir.
Bu durumlarda, çocuðumuzun ufak yaramazlýklarýný hoþgörü ile karþýlar,
güler geçeriz. Kimi zaman ise, iþlerimiz ters gitmiþtir, eþimize sinirlenmiþ
veya gücenmiþizdir, sýhhat sorunlarýmýzdan dolayý kaygýlýyýzdýr veya maddi
sorunlarýmýz vardýr, veya o gün herhangi bir nedenle huzursuz veya tedirginizdir
.
Bu gibi durumlarda, en ufak bir olumsuz harekret, gürültü veya söze hemen tepki
gösterir, kýzar baðýrýrýz. Örneðin, ben özellikle, acelem olduðunda, bir yere
yetiþmem gerektiðinde, geç kaldýðýmda, yani üzerimde bir zaman baskýsý olduðunda
,
çok asabi olduðumu, en küçük þeye dahi sinirlendiðimi bilirim. Bu durumun
farkýna vararak karþý tarafý korumak, kýrmamak veya evin havasýný
bozmamak için bir ön mesaj verebilir ve; Þu anda çok acelem var ve çok
sinirliyim. Sakýn bana iliþmeyin derim. Bu gibi bir ruh halinin bilincinde olup,
kendini ve ailesini korumak için yaratýcý bir yöntem uygulamaya baþvuran bir
annenin ilginç öyküsünü dinleyelim (Faber A, Mazlisk, E.-How To Talk So Kids Wil
l
Listen and Listen So Kids Will Talk-Avon Publishers-1980):
Ani bir hevesle iþteki arkadaþlarý toplantý için eve davet etmiþtim. 20
kiþi kadar geleceðinden o kadar asabiydim ki iþten erken ayrýldým. Eve
geldiðimde, ev altüst durumdaydý: gazeteler, kitaplar, yataklar yapýlmamýþ,
banyo altüst. Çocuklar da neredeyse okuldan dönecekti. Her þeyi düzeltmem için
ancak 2 saatim vardý. Ýzah etmeye dahi vaktim olmadýðýndan bir not yazmaya
karar verdim. Ancak büyük bir karton bulabildim, aceleyle üstüne: ÝNSAN
BOMBASI KIZDIRILIRSA PATLAR. MÝSAFÝR GELÝYOR, ACELE YARDIMA
ÝHTÝYAÇ VAR diye yazdým ve bir sicimle boynuma astým, ardýndan deli gibi
iþe giriþtim. Çocuklar eve geldiklerinde notu okudular ve hemen bana yardýma
giriþtiler. Hiçbir þey söylemeden yataklarý yapýp etrafý düzeltmeme yardým
ettiler. Tam banyoyu düzeltirken kapý çaldý. Bir ara panikledim, ancak
kapýdaki, fazladan iskemle istediðim komþumdu. Ýçeri buyurduðumda girmek
istemedi. Sürekli göðsüme bakmaktaydý. Üstüme baktým ve aniden notun hala
göðsümde olduðunun farkýna vardým. Ýzah etmeye çalýþýrken, adamcaðýz:
Ziyan yok, hanýmefendi, sakinleyin, sakinleyin, ben size iskemleleri içeri
alýrým dedi...
Kýzgýnlýðýmýzý yýkýcý bir þekilde dile getirerek istenmedik olaylara
neden olmak yerine, bilinçlenerek önceden tedbir almak gerek karþý tarafý
(çocuðu), gerek kendimizi, gerekse iliþkimizi korur.
Kiþisel nedenler dýþýnda, aþýrý gürültü, kalabalýk, acele, baský, iþlerin kötü
gitmesi, sinirli bir kiþinin yanýnda olma gibi çevresel faktörler ve yorgunluk,
açlýk, baþ
aðrýsý, kadýnlarýn ay hali, sýhhat sorunlarý gibi bedensel faktörler de hoþgörü
sýnýrlarýmýzý zorlar ve bu gibi huzursuzluklarýn kýzgýnlýða dönüþmesine neden ol
abilir.
Dolayýsýyla, eðer aþýrý hýrçýn olduðumuzu, çocuða fazla kýzdýðýmýzý fark ediyors
ak:
Neden bu kadar sinirliyim? Gerçekten çocuða mý kýzýyorum? Yoksa kýzmak için
bahane mi arýyorum? diye kendine bir düþünme payý ayýrýp bilinçlenmek çok
yararlýdýr. Bu þekilde, çocuðu bahane edip kýzgýnlýk duygularýmýzý boþaltma, dol
ayýsýyla
rahatlama (karþýlýðýnda da çocuðu kýrma, ona yüklenme, iliþkiyi bozma) yerine,
bilinçli bir þekilde çocuðu ve çocukla iliþkimizi korur, kýzgýnlýk ve öfke duygu
larýmýzý
gidermek için baþka bir çareye baþvurabiliriz. Kimi insan kýzgýnlýðýný sokaða çý
kýp
yürüyerek, kimi odasýna kapanarak kendi kendine, kimi bir arkadaþýyla konuþarak,
telefon ederek, veya örgü örmek, kitaplýk düzeltmek, yemek yapmak (veya yemek)
gibi uðraþýlarla giderir. Ben çok kýzgýn olduðum zaman düþünce ve duygularýmý sü
rekli
yazarak gidermeye çalýþýrým. Tanýdýðým bir haným, kýzdýðý zaman mutfaðýndaki büt
ün
tencereleri dolaplardan indirir ve telle parlatýrdý. Bu þekilde öfke duygularýný
hareketle boþaltma ve rahatlama yolunu seçmiþti.
Acaba siz kýzgýnlýk ve öfke duygularýnýzý karþý tarafa zarar
vermeden nasýl giderebilirsiniz?
...
Ancak bazý durumlarda, pek tabii, sokaða çýkmak, bir arkadaþ bulup
konuþarak rahatlamak, veya örgü örerek kýzgýnlýðýný gidermeye
ortam ve vakit yoktur. Bu gibi durumlarda, gerçekten kýzgýnlýðýmýz
kendimizden kaynaklanýyorsa, en yapýcý yöntem, tedbir alýp karþý
tarafa haber vermektir: Ben bugün çok sinirliyim, lütten bana iliþmeyin.
Çok yorgunum, en ufak gürültü beni sinirlendirecek, lütfen odanýzda
oynayýn. Bugün... nedenle biraz asabým bozuk, beni kýzdýrmamaya
yardýmcý olur musun?. Bu þekilde bir taleple karþýlaþan çocuk anne (veya
babayý) anlar, duygusuna veya durumuna saygý duyar ve ona yardým etmek için
dikkat etme yolunu seçer. Bu gibi bir yaklaþým, çocuða kýzgýnlýk ve öfke
duygularýnýn doðal olabileceðini anlattýðý gibi, bu duygularýn yýkýcý
olmadan da giderilebileceði mesajýný vererek çocuða iyi bir örnek oluþturur.
::::::::::::::::
SEN ZATEN HEP BÖYLESÝN
Þimdiye kadar, kýzgýnlýk kendimizden kaynaklandýðý zaman
çocuðu kýrmamak ve iliþkimizi bozmamak için neler yapabileceðimizi
konuþtuk. Þimdi ise, kýzgýnlýðýmýz gerçekten çocuðun bir davranýþý
veya sözünden kaynaklanýyorsa, neler yapabileceðimizi gözden geçirelim.
Gerçekten de çocuklarýn bazý davranýþ veya sözleri bizde gözardý
edilemeyecek derecede hoþnutsuzluk, kýzgýnlýk duygularý yaratabilir:
Kaç kere tenbih ettiðimiz halde taþýn üstünde yalýn ayak dolaþmasý, burnunu
karýþtýrmasý, yeni koltuðun üzerine boya sürmesi, ters cevap vermesi, gibi...
Bu gibi durumlarda, genellikle kýzgýnlýðýmýzý aniden ifade eder: Neden
dikkat etmiyorsun?.. Sana bin kere tenbih ettim, ne laf dinlemez çocuksun... Ger
i
zekalý... Býktým senden, gibi sözler sarfederiz. Burada dikkat edersek, sürekli
sen diye hitap etmekteyiz Neden doðru dürüst yemek yemiyorsun?.. Sen
çok yaramaz bir çocuksun. ... Salak sen de...
Sen diyerek sarfedilen bu sözler aslýnda karþý tarafýn, yani çocuðun
kiþiliðine bir saldýrýdýr. Bu tür ifadeler çocuðu gocundurur, üzer, güvenini
sarsar, ayrýca da sinirlendirir, kýzdýrýr ve direnmesine neden olur. Kendimizi e
le
alalým: Akþam sofrayý kurarken elimizden bir tabak düþürsek, eþimiz: Ne sakar þe
ysin.
Bir sofrayý bile doðru dürüst kuramýyorsun. Her þeyi kýrýp döküyorsun, dese, vey
a bir hesap
yaparken yanlýþlýk yapsak: Ne geri zekalýsýn. Bir hesap bile yapmaktan acizsin..
. dese,
veya annemiz, Ne biçim annesin sen? Çocuklarýna bakmasýný bilmiyorsun... dese, n
eler
hissederiz acaba?
Davranýþýmýzý ne kadar deðiþtirmek isteriz?
...
Bu sözleri söyleyen kiþiye karþý neler duyarýz?
...
Sen dili ile olumsuz duygularýný dile getirmek, eleþtirmek,
hoþnutsuzluðunu belirtmek, karþý tarafta çok olumsuz duygular ve sonuçlar
doðurur. Çocuk kendini itilmiþ, sevilmemiþ, reddedilmiþ hisseder, özgüveni
sarsýlýr. Özellikle geri zekalý... salak gibi sýfat ve lakaplar çocuklarýn
benliðini çok zedeleyicidir. Bir süre sonra çocuk bunlarýn gerçek olduðuna
inanabilir. Kiþiliðine gelen zararlarýn dýþýnda, sen dili ile ifade edilen
hoþnutsuzluk ve eleþtiri sözleri, çocuðun direnmesine, karþý gelmesine,
kýzmasýna ve dolayýsýyla söz dinlememesine neden olur.
BÝLiNÇLENME ALIÞTIRMASI
1) Bu hafta içinde kendi konuþma tarzýmýzý inceleyelim.
Kýzgýnlýðýmýzý, hoþnutsuzluðumuzu ifade ederken sen dili kullanýyor muyuz?
...
2) En sýk kullandýðýmýz sen mesajlarý nelerdir? (Zaten sen adam
olmazsýn. Hiç laf dinlemiyorsun. gibi.)
...
3) En çok kullandýðýnýz sýfatlar, nitelemeler var mý? (Geri zekalý,
salak, tembel, gibi...)
...
4) Bunlardan arýnmayý göze alabilir misiniz?
Beðenmediðimiz ve göz ardý edemediðimiz davranýþlara tepki gösterirken
sendili ile konuþmanýn sakýncalarý çoktur. Ancak, sen-dili yerine
söyleyebileceðimiz baþka bir tarz ne olabilir acaba?
Bu yeni tarza Ben-dili diyebiliriz.
::::::::::::::::
BEN DÝLÝYLE KONUÞMAK
Ben-dili ile konuþmak kiþinin sadece kendinden konuþmasý veya kendini övmesi,
öne sürmesi demek deðildir. Ben dili, kiþinin o anda, karþýlaþtýðý durum
veya davranýþ karþýsýnda, kiþisel tepkisini duygu ve düþüncelerle
açýklayan bir ifade tarzýdýr, yani duygu ve düþüncelerimizi içtenlikle ifade ede
n
sözcüklerdir. Örneðin: Sevdiðimiz bir arkadaþýmýzý ziyarete gittiðimizde: Oooo,
buyrun gir içeri lütfen gibi alýþýlagelmiþ bir tarzla karþýlanmak yerine; Geldið
ine
ne kadar sevindim bilsen diyen bir Ben mesajý bize herhalde daha sýcak bir
duygu verir... Ayný þekilde, annenizi uzun süre ziyarete gitmemiþseniz, onun:
Þimdiki nesil artýk böyle, büyüklerini düþünmezler. Beni ziyarete gelmiyeli ne
kadar oldu biliyor musun? gibi suçlayýcý bir Sen mesajý yerine; Uzun zamandýr
seni göremedim, özlemiþim, geldiðine çok sevindim veya Keþke daha sýk
gelebilsen, çok mutlu oluyorum geldiðin zaman gibi gerçek duygularýný anlatan
bir Ben mesajý, sizi o durumda hemen savunmaya geçmekten ve tartýþmaktan
korumaz mý? Hatta ziyaretleri daha istekli, sýk yapmaya sevketmez mi?
Demek oluyor ki, Ben-mesajlarý bizimle gerçek düþünce ve
duygularýmýz, özümüzle ilgili iletimlerdir. Baþkalarý hakkýnda
deðerlendirme ve yorumlarýmýzý deðil, bizim duygu ve yaþantýlarýmýzý
açýklarlar. Ne saygýsýz çocuksun. Anneye bu þekilde konuþulur mu?
Terbiyesiz. gibi bir sen-mesajý yerine, Bu þekilde cevap verdiðin zaman son
derece kýrýlýyorum, üstelik bana saygý duymadýðýný düþünüyorum diyen bir
Ben mesajý duygularýmýzý (kýrýlýyorum) düþüncelerimizi (bana saygý
duymadýðýný düþünüyorum) açýkladýðý gibi, sen-mesajýnýn içerdiði
saldýrýyý da kaldýrdýðýndan, tartýþmanýn daha vahim boyutlar almasýna
engel olur.
Ben-dili ile konuþmak duygu ve düþünceleri anýnda ilettiði için kullanan
kiþiyi, rahatlatýr (Neden böyle yaptýn? yerine: Bu davranýþýna çok içerledim);
kýzgýnlýk ve öfke gibi birikimleri önler (Arsýz, anneye böyle konuþulur mu?
yerine; Bana bu þekilde konuþman beni kýrýyor) annenin de beklentileri
haklarý ve duygularý olduðunu açýklar. Duygularýn açýklanmasý ve ifade
edilmesi çok önemlidir. Zira, inançlar, düþünceler, zevkler ve deðerler kiþiden
kiþiye deðiþse de duygular bütün insanlarda aynýdýr. Korkarsak hepimiz ayný
þekilde korkar, üzülürsek aþaðý yukarý ayný þeyleri duyar, sevinirsek de aþaðý
yukarý ayný þekilde seviniriz. Duygularýn kiþiden kiþiye farký ancak daha çok,
daha az gibi derecelerle ayýrt edilebilir. Ancak, çocuklar duygularla daha yoðun
olarak yaþadýklarýndan duygularýn ifadesi onlarýn, durumu daha iyi
anlayabilmelerine, kendilerini anne veya babanýn yerine koymalarýna ve
dolayýsýyla annede (veya babada) olan etkiyi farkederek, davranýþlarýný onlar
için deðiþtirmek istemelerine yol açar. Çocuðun bir davranýþý bize kabul
edilmez gibi göründüðünde, gerçek düþünce ve duygularýmýzý çocuðu
suçlamadan ortaya koymak (yani sen-dili yerine ben-dili kullanmak) çocuðun
savunucu tutuma geçmeksizin durumdaki rolünü ve sorumluluðunu görmesine
yardýmcý olur. Dolayýsýyla, çocuk olumsuz davranýþýný bize yardýmcý olmak
için deðiþtirmeyi göze alabilir.
Çocuklar, henüz biz büyükler gibi mantýksal olarak düþünmedikleri için, bazý
uyarýlarýmýzý anlamayabilir: Kardeþler kavga etmemelidir Neden? Buna karþýlýk
açýklayýcý bir ben mesajýný daha iyi anlayabilirler: Kardeþinle
kavga ettiðiniz zaman baþým çok aðrýyor vb, ayrýca da üzülüyorum,
çocuk annesine bu olumsuz duyguyu yaþatmamak için davranýþýnýn
sorumluluðunu alýp deðiþtirmeyi göze alabilir.
::::::::::::::::
SEN DÝLÝ YERÝNE BEN DÝLÝYLE KONUÞMAK
Çocuðun olumsuz davranýþlarý karþýsýnda alýþýlagelmiþ
tepkilerimiz þöyledir: Örnek: Anne iþten eve yorgun gelmiþ, divana
uzanmýþ dinleniyor. Çocuksa mutfaktan tencere kapaklarýný almýþ
birbirine vurarak evi dolaþýyor:
Anne: Aliii, kes þu gürültüyü...
Çocuk: Dan, dan, dan...
Anne: Aliii, sana gürültü etme diyorum...
Çocuk: Dan, dan, dan..
Anne: Bu çocuk bir gün beni öldürecek, Aliii, sana sus diyorum, þimdi
kalkarsam görürsün gününü...
Çoçuk: (Devam eder)...
Anne: Þimdi o kapaklarý alýp da kafana çalayým... Geri zekalý... Sana
yapma demedim mi?..
Çocuk: (Devam eder) veya aðlar... Ama anne, ben oynamak istiyorum.
Anne bunun yerine ne yapabilirdi?
1) Olumsuz davranýþa yargý koyacaðýna davranýþý tanýmlayabilirdi.
Yaramaz, geri zekalý yerine; Kapaklarý birbirine vurduðun zaman...
2) Olumsuz davranýþýn kendisi üzerindeki etkisini açýklayabilirdi. Bu çocuk
beni öldürecek yerine; Baþým aðrýyor:
Kapaklarý birbirine vurduðun zaman baþým aðrýyor (etki)
3) Durumun kendisinde yarattýðý, duygularý açýklayabilirdi.
Þimdi kalkarsam görürsün gününü yerine; Sinirleniyorum (duygu).
Annenin bütün bir Ben mesajý þöyle olabilirdi:
Ýþten yeni geldim, çok yorgunum, kapaklarý birbirine vurduðun zaman müthiþ
baþým aðrýyor, çok da sinirleniyorum.
Baþka örnekler:
1) Mehmet (7 yaþ) yemek yerken yemeði üstüne döktü. Annesinin henüz
giydirmiþ olduðu kazaðý lekeledi. Genellikle Mehmet çok dikkatsiz yemek yiyor
ve hem üstünü hem de masa örtüsünü sürekli lekeliyor.
Ne pis çocuksun sen. Doðru dürüst yemek yemesini bilmiyorsun yerine,
Anne: Yemeðini yerken üstüne döktüðün zaman (davranýþ tanýmý)
tekrar yýkamam gerek (etki) ve boþ yere yoruluyorum (etki) ve vakit
harcadýðýma da sinirleniyorum (duygu).
Acaba Mehmet hangi tepkiye daha olumlu karþýlýk verir? birinciye mi?
ikinciye mi?
2) Çocuk sokakta oynadýktan sonra koþarak eve girdi Annee, nerdesin?
Çabuk dýþarý çýk. Sana pis ayaklarla eve girme demedim mi? Ne laf dinlemez
çocuksun yerine;
Anne: Evi yeni silmiþtim, çamurlu ayakkabýlarla girdiðin zaman
(davranýþ) tekrar silmem gerekiyor (etki) bayaðý sinirleniyorum hem de
yoruluyorum (duygu). Bu þekilde bir açýklama ile karþýlaþan çocuk, (sen
mesajýnýn uyandýrdýðý savunuculuðu da olmadýðýndan) annenin neden kýzdýðýný
veya sinirlendiðini, neden çamurlu ayakkabýlarla girmemesi gerektiðini daha
iyi anlar, anneye küseceðine (Tamam, tamam, anladýk.) davranýþýný
deðiþtirmeye, daha dikkatli olmaya yönelir.
3) Anne salonda misafiri ile konuþurken, Ebru (5 yaþ) sürekli gelip bir þeyler
istiyor ve anneyi rahatsýz ediyor.
Ebru, ben sana odanda oyna demedim mi? Niçin laf dinlemiyorsun? yerine;
Anne: Teyzenle önemli bir þey konuþuyorum. Sürekli bir þey istersen
(davranýþ) ne söylediðimi unutuyorum (etki). Sözlerimi kesmeden biraz konuþmama
imkan verirsen konuþmak için; çok sevineceðim derse, çocuk annenin onu neden
salonda istemediðini daha belirgin olarak (teyze ile konuþmak için; Ebru'yu
istemediðinden, sevmediðinden deðil) anlar, anneyle daha kolay iþbirliðine
girer. Böylelikle baþkalarýna saygýyý da öðrenmiþ olur.
Bu tür yaklaþýmlar çocuklarda sorumluluk ve iþbirliði duygularýný
arttýrdýðý gibi, hem söz dinlemelerine hem de anne veya babayý memnun
etmek için davranýþlarýný düþünerek deðiþtirmelerine yol açar. Ýþten çok
yorgun olarak döndüðüm bir akþam üstü, salonda oturmuþ kahve içerken, ayný
odada arkadaþýyla TV seyretmekte olan Erez (6 yaþ) arkadaþýna: Gel odamda
oynayalým, sonra seyrederiz dediðini duymuþ, hayretle onlarý seyrederken
Erez'in yolda Annemin TV'den baþý aðýrýr dediðini duyarak iyice
þaþýrmýþtým. Tabii, sonra Erez'e anlayýþýndan dolayý teþekkür etmekten
kendimi alamadým ama Ben mesajlarýnýn uzun süreli geçerliliðine de daha
çok inandým. Ben mesajlarý istek, gereksinim ve duygularýmýzý bilinçli ve
saygýlý bir þekilde karþý tarafa anlattýðýndan, böylelikle de çocuðun bizi
anlamasýna olanak saðladýðýndan saygýlý bir iletiþim temeli kurar. Uzun bir
süre ben mesajlarý ile uyarýlan çocuklarýn bir müddet sonra kendilerini ben
mesajlarý ile dile getirdikleri gözlenmiþtir.
Kýzgýnlýk ve öfke gibi olumsuz duygularýmýzý yapýcý bir dille ifade
etmek öðrenilebilir bir yöntemdir. Kýzgýnlýðýn veya olumsuz duygularýn
yapýcý ifadesi için önce ne hissedildiði hakkýnda bilinçlenmek, bu duyguyu
ifade etmek ve buna olumsuz davranýþýn kiþi üzerinde yarattýðý etkiyi
eklemek gerekir. Sokaða beraber çýktýðýmýzda her gördüðünü istediðin zaman
(davranýþýn tanýmý) çok sinirleniyorum (duygu) zira hem para harcamam
gerekiyor, (etik) hem de herþeye hayýr olmaz demek gerekiyor (etki).
Beraber çýkmanýn keyfi kaçýyor (etki):
Bu durumun normal tarzda ifadesi aþaðý yukarý þöyle olabilirdi: Ne
yaramaz çocuksun. Bir daha seninle sokaða çýkmayacaðým. (bir daha
sefer seni evde býrakacaðým!)
Çocuk hangi ifadeyi daha iyi anlar acaba?
KIZIP SUÇLAYACAÐINIZA,
-çan çun tak;
-Kes þu gürültüyü, geri zekalý! Çabuk odana git, gözüm görmesin!
KENDÝNÝZÝ ÝFADE EDÝN, Ali, iþten yeni geldim, çok yorgunum. Kapaklarý
birbirine vurduðun zaman müthiþ baþým aðrýyor.
Çocuklar, kýzgýnlýk veya öfkemizin gerçek nedenini anladýklarýnda bize
yardým etmek için davranýþlarýný deðiþtirebilirler.
KIZACAÐINIZA, Çabuk defolun buradan, ne çekilmez þeylersiniz!
ÖNCEDEN TEDBÝR ALIP NEDENLERÝ AÇIKLAYIN, Bu akþam misafirim var, çok
telaþlýyým. O zaman da sinirli oluyorum. Lütfen beni rahatsýz etmeyin olur mu?.
Önceden önlem alýnýp, durum ve duygular açýklandýðý zaman
anlaþýlma olasýlýðý çok daha yüksektir.
ÇOCUÐU SUÇLAYACAÐINIZA, Nerede kaldýn? saatin kaç olduðunun farkýnda mýsýn?
DUYGULARINIZI ÝFADE EDÝN. Nerede kaldýn? Çok merak ettim.
ÇOCUÐU CEZALANDIRACAÐINIZA, Bir daha arkadaþlarla buluþmak yok!
KABUL EDEBÝLECEÐÝNÝZ BÝR YOL GÖSTERÝN. Bir daha sefer geç kalýrsan telefon et.
Çocuk yaptýðý olumsuz davranýþlarýn farkýndadýr. Suçlanýrsa daha çok
savunuculuða geçer. Olay kavgaya dönüþür. Buna karþýlýk annenin
(babanýn) gerçek duygularý ve alternatifler, çocuðu onlarla iþbirliði
yapamaya sevkeder.
ALIÞTIRMA
Aþaðýda bazý olumsuz davranýþ örnekleri verilmiþtir. Bu gibi
durumlarda ifade edebileceðimiz Ben mesajlarý ne olabilir?
1) Çocuk okuldan gelir gelmez çantasýný kapýnýn önünde
býrakýyor ve oyuna gidiyor. Çantayý kaldýrmak her gün anneye
düþüyor.
Ben dili ile mesajýnýz ne olabilir?
...
(Örnek: Çantaný kapýnýn önünde býraktýðýn zaman her gün benim
toplamam gerekiyor hem yoruluyorum hem de sinirleniyorum veya
Ayaðým takýlýp düþeceðimden korkuyorum.)
2) Çocuðunuz okuldan gelince derse oturmuyor, sürekli annenin
hatýrlatmasý, ikaz etmesi gerekiyor.
Ben dili ile mesajýnýz ne olabilir?
...
(Örnek: Dersini yapman için sürekli ikaz etmek gerekiyor, bu da beni
hem yoruyor hem de sinirlendiriyor veya Dersini yapacaðýna
oynadýðýn zaman, dersin yemekten sonraya kalýyor ve benim sana
yardým etmem gerekiyor, yemekten sonra dinleneceðime (TV'ye
bakacaðýma) ders yapmak beni kýzdýrýyor (sinirlendiriyor).
HATIRLATMA
Kýzgýnlýk ve öfke duyduðunuz sinirlendiðiniz zaman:
1) Kýzgýnlýk kendinizden (özel yaþantýnýzdan, kendi sorununuzdan)
kaynaklanýyorsa, önceden tedbir alýp durumu açýklayýn.
(Bugün çok sinirliyim, beni rahatsýz etmeyin)
(Bugün çok yorgunum, gürültüye tahammüt edemiyeceðim)
2) Duygu ve düþüncelerinizi sen dili yerine ben dili ile
açýklayýn.
Kavga etmeyin. Uslu durun yerine;
Kavga ettiðiniz zaman hem baþým aðrýyor, hem de üzülüyorum.
3) Suçlayacaðýnýza, davranýþý tanýmlayýn:
Geri zekalý, Tembel yerine;
Yemeðini (dersini) vaktinde bitirmediðin zaman...
4) Karþý tarafa yükleneceðinize, davranýþýn veya durumun
kendi üzerinizdeki etkisini açýklayýn:
Sýnýfta kalacaksýn, Hasta olacaksýn, Büyümeyeceksin
yerine,.... yaptýðýn zaman çok vakit kaybediyorum, çok ta yoruluyorum:
5) Tehdit edeceðinize, duygularýnýzý açýklayýn:
Bu evden gideceðim, Býktým artýk, Seni geberteceðim yerine;
Çok sinirleniyorum, Çok içerliyorum, Kýzýyorum, Kýrýlýyorum gibi.
::::::::::::::::
ANNELERÝN GENÇ KALDIÐI YER

Bütün aðlamalarýn dinmesi gerek bir þiiri yazmak için


Çünkü duygularýn dinlendiði yerde baþlar þiir
Sevginin üþüdüðü yerde yazý, çocukluðun bittiði
Ve hep genç kaldýðý yerde annelerin:

Soluk pencereleriyle o eski evimizin


Þimdi asýrlar öncesinden hiç dinmeyen
Aralýk kalmýþ kapýsýnda, biriken karlarýn
Donmuþ sýcaklýðý bu, yürüyen usulca yüreðime.

Anne iþte ben o çocuðum, yüklerin tepesinden


Senin þarkýnda ürperen o ince bedenim
Dýþarda karlarýn büyük heykellerle dövüþtüðü
Billur penceresinde çizilen, silik düþüncelerin.

Sana bakardým odanýn hangi köþesinden


Bir resim takýlmýþ gözlerime, belki gerçek
Sen en mutlu anlarýn resmini çizerdin
Dudaklarýnda ürperen sessizliði o eski çinilerin.

Þimdi görünmez pencerelerini ovuyorum tozlu anýlarýmýn


Dýþardayým, kar yaðýyor, anne üþüyorum
Ýçeri al beni, kollarýnla sar, ýsýt bedenimi
O eski odada, yüklerin tepesinden düþüyor düþüyorum.
Bütün aðlamalarýn dinmesi gerek bir þiir yazmak için
Çünkü duygularýn dinlendiði yerde baþlar þiir
Sevginin üþüdüðü yerde yazý, çocukluðun bittiði
Ve hep genç kaldýðý yerde annelerin.

Tuðrul Tanyol, Aðustos Dehlizleri'nden


::::::::::::::::
KARÞILIKLI GÜVEN
ÇOCUÐUN GÜVENÝNÝ ARTTIRMAK
Çocuðun sosyal geliþmesi sürecinde geliþtirdiði kiþilik, en yakýn çevresi,
yani anne-baba, kardeþler ve ev içinde yaþayan diðer aile üyeleriyle yakýndan
iliþkilidir. Bu çevrenin çocuða gösterdiði olumlu ve olumsuz tepkiler, çocuðun
kiþiliðinin geliþmesinde önemli rol oynar. Þöyle ki, söylediklerine aldýrýþ
edilmeyen, fikrini belirtmeyen veya belirttiði zaman sürekli eleþtirilen veya sü
rekli
düzeltilen çocuk haliyle suskun, içine kapanýk ve güvensiz, veya huysuz ve
saldýrgan olabilir. Buna karþýlýk, söyledikleri çok önemli olmasa da dinlenen,
önemsenen, fikrini belirtmesine müsaade edilen, fikri çok geçerli olmasa da
duyulan, sürekli eleþtiriye uðramayan çocuk ise daha güvenli, daha sosyal ve
daha saðlýklý bir kiþilik geliþtirir.
Çocuðun güvenini arttýrmakta önemli olan 5 etken vardýr:
1) Çocuðun kendini ifade etmesine müsaade etmek, çocuðu dinlemek, fikri
önemli olmasa da dikkate almak, yani çocuðu duymak.
2) Çocuktan yaþý ve kapasitesi dýþýnda davranýþlar beklememek.
(Örneðin misafirlikte 2 saat hiç kýmýldamadan uslu uslu oturmasý veya 3
yaþýnda bir çocuðun üstünü hiç kirletmeden yemek yemesi gibi...)
3) Çocuðun bazý küçük sorumluluklar yüklenmek isteyeceðini bilip bunlarý
baþarmasýna müsaade ve olanak saðlamak.
4) Çocuðun çabasýný övmek ve yüreklendirmek.
5) Çocuðun baþarýsýzlýklarýný kiþiliðiyle baðdaþtýrmamak,
baþarýsýzlýklarý birer öðrenme öðesi olarak görebilmesine yardýmcý olmak.
Anne ve baba, çocuðun yaþamýnda kendine davranýþ modeli olarak
seçtiði ilk örneklerdir. Çocuk her yaptýðýnda anne ve babasýný taklit eder.
Þöyle ki, anne-baba saygýsýz davranýyorsa, çocuk da iliþkilerinde saygýsýz
olur, anne-baba sürekli eleþtirici ise, çocuk da bir þey beðenmeyen, huysuz,
eleþtirici bir kiþi olmaya yönelir. Ancak, davranýþlarý hoþgörü yaþý
çerçevesinde anlayýþla kabul edilen çocuklar, kendilerini ve kiþiliklerini
daha rahat ifade edebildiklerinden, daha huzurlu ve güvenli bir kiþilik
geliþtirirler.
Çocuðun güvenini arttýrmak ve kiþiliðini geliþtirmek için, ev içinde
yapýlabilecek basit yaklaþýmlarý içeren bir araþtýrma özellikle þu
ilkeler üzerinde kurulmuþtur: (A Guide to Assýst Parents in the Development of p
ositive self-concepts in young childrens.
Egelund, Ruth; Vance, Jean, D. -Child Development and family, relationships. Bri
gham Young
University -1980.)
1) Anne-babalar çocuklarýn ilk ve en önemli öðretmenleridir. (Worley,
1967). Anne-babalar, çocuklarda geliþen davranýþlarýn temel
örnekleridir. Dolayýsýyla, çocuk bir görevin nasýl yapýldýðýný açýkça
görürse, veya bir kiþi ona gösterirse, iyi öðrenir.
2) Kiþi bir öztanýmla dünyaya gelmez. Öztaným önemli kiþilerle
oluþan iletiþimler ve deneyimlerle oluþur.
3) Çocuk deðer ve baþarý hisleri duyabilmelidir. Çocuk öðrenmediði
davranýþlarda baþarý gösteremez. Ancak, baþarýsýzlýklarýna raðmen
kendini olumlu bir kiþi olarak algýlayabilmeli, yani sevildiðini kabul
edildiðini bilmeli ve baþarýsýzlýklarýný kiþiliði ile baðlantýlý olmadan
birer öðrenme öðesi olarak görebilmelidir.
Anne-baba yönlendirmelerle çocuklarda becerilerin geliþmesine
yardýmcý olanaklar yaratabilirler. Çocuk deðer ve önemini,
anne-babasýnýn kendisine gösterdiði sözlü ve sözsüz sevgi ifadelerinden
anlar.
5) Yüreklendirme, çocuðun kendini deðerli algýlayabilmesi için çok
önemlidir. Yüreklendirme, çocuðun olumlu taraflarýna dikkatini
yöneltmekle baþlar: Çocuðun davranýþlarýnýn olumlu yönlerini dile getirir,
çocuða güveni belirtir. Yüreklendirme, mükemmellik ve baþarý isteyeceðine,
çaba ve ilerlemeleri takdir eder. Yüreklendirme, çocuðu kendi olduðu için ve
olduðu gibi kabul etme ve deðer vermedir (þöyle olsaydýn daha çok kabul
ederdim, demek deðildir.)
Ýleride yapmaya çalýþacaðýmýz alýþtýrmalar bu temel ilkeler üzerinde
kurulmuþtur. Þöyle ki:
-Anne-baba, olumlu bir öztaným dili kullanarak çocuklarýna örnek olmayý
ve istenilen davranýþlarý açýkça göstermeyi öðreneceklerdir.
-Anne-baba, çocuðu yönlendirecek ve yardýmcý olarak çocuðun bazý
görevleri baþarmasýna olanak saðlayacaklardýr.
-Anne/baba, çocuðun yaptýklarýný olumlu ifadelerle yüreklendireceklerdir. Bu g
ibi bir
yaklaþýmýn sonucunda, çocuk kendisine verilen görevi baþarý ile yerine getirecek
ve
kendi hakkýnda olumlu öztaným ifadeleri kullanabilecektir, þöyle ki: Ben bunu ya
pabilirim.
Ben bu konuda becerikliyim, Ben alýþveriþ yapmasýný bilirim gibi... Bu gibi özta
nýmlar,
çocuðun güveninin geliþmesinde ve daha ileriki safhalarda karþýlaþabileceði güçl
ükleri
yenebilmekte çok yardýmcýdýr.
Bu konuda unutulmamasý gereken, çocuklarýn ancak tekrarlarla öðrenebildiklerid
ir.
Çocuklarýn öðrenebilmeleri ve baþarýlý olabilmeleri için tekrar þarttýr.
ALIÞTIRMALAR
1) Masa kurmakta baþarýlý olmak:
a) Örneklemek: Yapýlmasý gerekeni gösterin, açýklayýn ve olumlu
bir öztaným ifadesi kullanýn:
(Þimdi masayý kuracaðým. Önce masanýn üzerine bir örtü
koyuyorum. Örtünün masayý iyice örtmesine dikkat ediyorum. Sonra her
kiþi için bir tabak koyuyorum. Tabaðýn sað tarafýna bir býçak
koyuyorum, sol tarafýna da bir çatal koyuyorum. Bardaðý da tabaðýn
önüne koyuyorum. Herkese ayný þeyi yapýyorum. Ýþte oldu, ben masa
kurabilirim.)
b) Yönlendirmek: Çocuðu masa kurarken doðru yapmasý için
yönlendirin ve baþarýlý olmasýna yardýmcý olun:
(Önce örtüyü masanýn üzerine koy, her tarafý örtmesine dikkat et.
Þimdi her kiþi için bir tabak koy, güzel. Þimdi her tabaðýn sað tarafýna
bir býçak koy, aferin, çok güzel þimdi sol taraflara da birer çatal koy, oldu.
Þimdi bardaklarý tabaklarýn önüne yerleþtir.)
c) Yüreklendirmek: Çocuðu yüreklendiren olumlu ifadeler kullanýn.
(Ýþte oldu. Masa kurabiliyorsun. Böyle becerikli bir yardýmcým
olduðuna çok memnunum. Çatallarla býçaklarý doðru yerlere
koydun. Bana yardým ettiðin için çok mutluyum.)
2) Çamaþýrý renkli ve beyaz olarak ayýrmak:
a) Örneklemek: Yapýlmasý gerekeni gösterin, açýklayýn ve olumlu
bir öztaným ifadesi kullanýn:
(Anne (veya baba) çamaþýrý istediði gibi gruplara ayýrýr. Çocuða da
bir sepet çamaþýrý ayýrt etmek için kenara koyar. Kendi gruplara
ayýrýrken çocuða ne yaptýðýný açýklar: Þimdi çamaþýrlarý renklerine
göre ayýracaðým. Bu kýrmýzý gömleði þu tarafa, þu beyaz çamaþýrý
da bu tarafa koyacaðým. Çoraplarý þu küçük kaba koyuyorum... gibi.
Sonra da olumlu bir öztaným ifadesi kullanýlýr: Çamaþýrlarý renkliler ve
beyazlar olmak üzere doðru ayýrdým gibi)
b) Yönlendirmek: Çocuðu çamaþýr ayýrýrken doðru ayýrmasý için
yönlendirin ve baþarýlý olmasýna yardýmcý olun:
(Çocuða bir sepet çamaþýr verin (yapabileceði kadar) doðru ayýrým
yapmasý için yönlendirin, sual sorun: Bu gömlek ne renk? Beyazlar
grubuna girer mi? Havlularla birlikte koyabilir miyiz? gibi.)
c) Yüreklendirmek: Çocuðu yüreklendiren olumlu ifadeler kullanýn:
(Çocuk çamaþýrlarý ayýrdýkça yüreklendirin: Öðrenmek zor
olmadý. Gerçekten iyi ayýrt etmesini biliyorsun. Bana yardýmcý oldun,
daha az yoruldum. Yanlýþlarý soru sorarak düzeltin: Sence bu çamaþýr
renkliler grubuna mý girer? Neden farklý bir ayýrým gerektiðini
açýklayýn. Takdir edin.
3) Oyuncaklarýný toplamak
a) Örneklemek: Yapýlmasý gerekeni örnekleyin ve olumlu bir öztaným
ifadesi kullanýn:
(Anne (veya baba) çocukla birlikte oyuncaklarý toplayacaklar. Önce
hangi oyuncaklarý nereye koyduðunuzu sözel olarak açýklayýn: Þimdi
arabalarý büyük ayakkabý kutusuna koyacaðým. Kalemleri de kalem
kutusuna yerleþtireceðim. Her þeyi yerinde bulmak hoþuma gidiyor. Ben
oyuncaklarý güzel ayýrýp yerleþtirmesini biliyorum.)
b) Yönlendirmek: Çocuða ne yapmasý gerektiðini açýklayýn: (Þimdi
senin sýran. Küpleri küp kutusuna yerleþtir. Tamam. Güzel oldu. Þimdi de
kitaplarýný kitaplýða koy. Oldu.)
c) Yüreklendirmek: Çocuðu yüreklendiren olumlu ifadeler kullanýn:
(Oyuncaklarýný gerçekten güzel topluyorsun. Bu þekilde oyuncaklarý
toplamaya yardým etmen çok iyi oldu. Hiç yorulmadým. Her þeyi yerinde
görmek ne güzel oluyor. gibi).
4) Anne-baba ve çocuk birbirlerine sevgi ifadelerinde bulunacak.
a) Örneklemek: Yapýlmasý gerekeni açýklayýn ve olumlu bir öztaným
ifadesi kullanýn:
(Gel seninle Seni seviyorum, çünkü... oyununu oynayalým. Ben
baþlýyorum. Seni seviyorum çünkü gülümserken gözlerinin içi parlýyor veya
Seni seviyorum, çünkü düþündüðün zaman burnunu kýrýþtýrýyorsun.)
b) Yönlendirmek: Çocuða ne yapmasý gerekeni açýklayýn ve baþarýlý
olmasýna yardýmcý olun:
(Þimdi senin sýran. Beni niçin sevdiðini söyleyeceksin. Sonra da ben
sana, baþka bir nedenle seni sevdiðimi söyleyeceðim. Çocuk: Seni
seviyorum, çünkü benimle oynuyorsun. Anne(baba): Seni seviyorum, çünkü...)
c) Yüreklendirmek: Çocuðu yüreklendiren olumlu ifadeler kullanýn:
(Beni sevdiðini söyleyince çok mutlu oluyorum. Beni .......... nedenle
sevdiðini söylemen çok hoþuma gitti.)
Ayný yöntemlerle yapýlabilecek alýþtýrma ve güven arttýrýcý oyunlar þöyle olab
ilir:
Havuç ayýklama ve kesme, saksýlarý sulama, çoraplarý katlama, çekmeceleri düzelt
me,
çiçek ekme ve büyütme, yemekte kendi kendine servis yapma, resimlere bakarak
hikaye anlatma, annenin (babanýn) telefonlarýný çevirme, portakal suyu
hazýrlama, yatak yapma, bakkaldan alýþveriþ yapma, v.b.
Bu gibi basit iþlere katkýda bulunan çocuðun el becerileri geliþtiði gibi,
kendine güveni de artar. Bunlarýn yanýnda baþarmanýn ve aile büyüðü
tarafýndan yüreklendirilip beðenilmenin verdiði haz da çocuðun kiþiliðinin
geliþmesine ve sorumluluk almasýna yardýmcý olur.
ÖRNEKLEYÝN, Þimdi býçaðý tabaðýn sað tarafýna koyuyorum,
AÇIK DÝLLE ANLATIN. Çatallýda sol tarafa...
Ýstenilen davranýþlarý açýk dille anlatýp örneklemek çocuðun
öðrenmesine yardýmcý olur.
ÇOCUÐU YÖNLENDÝRÝN, Þimdi senin sýran. Tabaðý ortaya, tamam býçaðý sað
tarafa, güzel...
ÇOCUÐU YÜREKLENDÝRÝN. Masa kurmasýný biliyorsun! Bana yardýmcý oldun!
Çocuðun baþarmasýný saðlamak, onun heves ve güvenini arttýrýr.
HATIRLATMA
Çocuðun güvenini arttýrmak için:
1) Yapýlmasý gerekeni açýklayýn, örnekleyin ve olumlu bir
öztaným ifadesi kullanýn.
(Yataðý düzeltin, düzeltirken yaptýklarýnýzý açýklayýn. Þimdi
çarþafý geriyorum, üstüne yorganý örtüyorum... Yatak yapmasýný
biliyorum.)
2) Çocuða ne yapmasý gerektiðini açýklayarak baþarmasýný saðlayýn.
(... evet, þimdi yatak örtüsünü biraz bu yana çek, güzel, þimdi yastýklarý
da yerlerine koy, aferin...).
3) Çocuðu yüreklendiren olumlu ifadeler kullanýn.
(Yataðý çok güzel düzelttin. Bana yardým ettiðin için çok mutluyum.).
EK 1
3-6 YAÞLARDAKÝ ÇEÞÝTLÝ GELÝÞME AÞAMALARI (Çocuðunuz ve Siz -Güler Okman Fiþek)
Her çocuðun kalýtsal ve çevresel verileri farklýdýr. Ancak, bir
çocuðun büyümesini yakýndan izlemek ve sorunlarýný zaman
geçirmeden saptamak için büyüme ile ilgili ölçütlere gerek vardýr. Çocuðun
geliþmesinde görülen genel standardlardan sapma ya da farklýlýklar, çocuk
açýsýndan mutlak daha iyi ya da daha kötü olarak nitelendirilmelidir. Çocuðun
çeþitli alanlardaki geliþmesi kendi bünyesi içinde bile birbirinden ayrý
zamanlarda hýzlanýp, yavaþlayabilir. Hangi yaþta olursa olsun, her çocuðun
kendine özgü bir büyüme ve geliþme biçimi, geliþme temposu vardýr. Her
çocuktaki ortalama geliþme ve davranýþ aþamalarý þunlardýr:
3 yaþýnda:
-Büyük kaslarý geliþmiþtir; koþar, týrmanýr, hýzla hareket edebilir.
Koþmayý yürümeye tercih eder. Üçbuçuk yaþýnda sýk sýk tökezlenip düþer.
-Biraz savruk da olsa, kendi kendini besleyebilir; giyinir, düðmelerini açabil
ir,
fermuarýný çeker; kolay giyilebilir cinsten ayakkabýlarý kendi kendine giyebilir
ancak baðlayamaz, tokasýný takamaz.
-Çamur, kum ve kille oynar, þekiller yoðurur. Çember ve artý iþaretlerini
çizebilir.
-Nesnelerin isimlerini bilir; basit cümleler kurar; çeþitli tekerlemeleri ve
tekrarlý þarkýlarý ezberler ve söyler. Sözden anlar, derdini anlatabilir.
-Çok meraklýdýr. Çok soru sorar. Ne? Nerede? Ne zaman? en sýk sorduðu
sorulardandýr. Her þeyi öðrenmek ister.
-Herhangi bir faaliyette kendini ancak 10-15 dakika meþgul edebilir, dikkat sü
resi
kýsadýr. Hoþuna giden faaliyetlerde daha uzun süre kalabilir.
-Ýki ayaðýný yerden keserek zýplayabilir, merdiven çýkar, týrmanýr, topu
havaya atar; kýsa mesafeye þut atabilir, toprak ve kumu kazar, kaydýraktan
kayar. Müziðin temposuna ve ritmine uyarak hoplar, zýplar danseder.
-Yaptýðý el iþlerinin, karalamalarýnýn bir yere asýlmasýnda, onlara önem
verilmesinden hoþlanýr.
-Ufak tefek iþlerde büyüklere yardýmcý olabilir ancak tek baþýna, Ekmek
almak gibi sorumluluklar yüklenemez; dikkati çabuk daðýlýr; oyuna dalar.
-Tek baþýna oynamaktan, bir ya da iki arkadaþla oynamaya geçiþ yapabilir.
-Paylaþma alýþkanlýðýný geliþtirir, arkadaþlarýyla anlaþmaya baþlar.
-Kendi baþýna oynarken oyun arkadaþlarý düþleyip onlarla konuþur
böylece sýkýntýlarýndan kurtulur.
-Yaþýtlarýný veya yetiþkinleri sürekli taklit eder, onlarýn
davranýþlarýný ve sözlerini tekrarlar; insanlarý sever ve onlarla
ilgilenir.
-Doða ve dünya ilgisini çeker. Hayvanlarla ilgili masal ve hikayelerden
hoþlanýr. Sevdiði masallarý ve olaylarý tekrar tekrar anlattýrýr.
4 yaþýnda:
-Fazla yardým görmeden elbiselerini kendi kendine giyebilir, elini yüzünü
yýkayabilir, yemeðini dökmeden kendisi yiyebilir, suyunu kendisi koyabilir;
tuvalete kendi baþýna gider, ancak annesine veya baþka büyüðe haber verir,
orada biri olsun ister.
-Çok hareketli oynar; bir yerden diðerine hýzla gider, gelir; yaptýðý her iþte
hýz ve hareket vardýr; hareketsiz duramaz.
-Üç tekerlekli bisiklete kolayca binebilir. Top atar, atýlan topu kucaðýnda tu
tar;
tahta bloklar, kutularla yapýlar kurar, bunlarý oyununda kullanýr.
-Resimlerini özenle çizmeye çalýþýr, ancak yetiþkinler bu resimlerin ne
olduðunu kolayca anlayamaz ve bir þeye benzetemezler. Küçük makasla düz
bir hat üzerinde kaðýt kesmeye çalýþýr, kalem tutabilir, kaðýt katlar,
bakarak veya hayal ederek harfleri yazmaya çabalar.
-Çok konuþur, dili hiç durmaz; olaylarý abartarak anlatýr, hayal ettiði olayla

gerçekmiþ gibi anlatýr. Hayalinde yarattýðý kiþilerle konuþabilir. Anlamsýz
kelime dizelerinden kendi kendine tekerlemeler uydurur, söyler.
-Yetiþkinlerden duyduðu gördüðü iyi, kötü, her þeyi taklit eder. Dili bozuktur
,
küfür edip, kötü sözler söyleyebilir. Baþkalarýna isim takar, arkalarýndan baðýr
ýr.
-Neden? Niçin? Nasýl gibi ayrýntýlý açýklama isteyen sorular sorar.
-Renkleri ayýrt eder, adlarýyla tanýr.
-Dikkat süresi biraz daha uzar; bir yerde 15-20 dakikadan fazla kalýrsa sýkýlý
r.
Sevdiði, ilgilendiði etkinliklerde daha uzun süre harcayabilir.
-Yaþýtlarýyla veya yetiþkinlerle sözlü olarak kolayca anlaþýr. Hem bedeniyle,
hem, sözle saldýrganlýk yapabilir. Oyuncaklarýný hor kullanýr.
-Toplum içinde bazen olumlu bazen olumsuz davranýr. Arkadaþlarýna
kabadayýlýk taslar, gözdaðý verip sürekli böbürlenir. Oyun kurallarýna
uymayý baþarýr, bazý kýsýtlamalarýn nedenini anlamaya baþlar ve uyum
saðlar; yaþýtlarýyla grup oyunlarýna katýlýr.
-Masal dinlemeyi, kitaba bakmayý, kitabýn sayfalarýný çevirmeyi
sever.
5 yaþýnda:
-Bedenini becerikli, kontrollü biçimde yönetip kullanabilir. Oynadýðý
yerde uzun süre kalýr. Bir oyun baþlattýðýnda, ayný oyunu birkaç gün sürdürür;
oturmaktan hoþlanmaz; eðilip doðrularak, durmadan hareket ederek,
çömelerek oynamayý yeðler.
-Çizgilerle belirlediði bir þeklin içini boyar, kare ve üçgen çizebilir. Tahta
kap ve bloklarla kat kat yapýlar kurar; kesme ve yapýþtýrma iþlerinden hoþlanýr.
-Hep konuþmak ister. Yetiþkinler gibi uzun cümleler kurmaya çalýþýr,
bilgisini arttýrmak için sorular sorar, örneðin, Bu þey nasýl çalýþýr? Bu
niçin böyledir? Þu nasýl kullanýlýr? gibi. Sözlü olarak ayrýntýlý bilgi verir.
Dilbilgisi kurallarýna uygun konuþur, olaylarý ve masallarý, konularýn
sýrasýný bozmadan anlatýr; her þeyin neden ve niçiniyle ilgilenir.
-Evcilik oyunlarýnda gerçek yaþamý yansýtan konularý iþler, anne olur, yemek
piþirir, ev süpürür vb.
-Bir resme bakarak çizmeye, ayný þeyleri kendi kaðýdýna aktarmaya çalýþýr.
-Söylemek istediðini, dile getirmeden önce düþünür sonra söyler. Hayalle
gerçeði birbirinden ayýrabilir. Gerçek olaylarla daha çok ilgilenir.
-Bu yaþýn en belirgin özelliklerinden biri toplumun isteklerine uygun
davranmaktýr. Günlük yaþamý canlý biçimde oyununa aktarýr. Yöneltilmekten,
eðitilip, öðretilmekten hoþlanýr. Her þey için izin ister. Þunu yapabilir miyim?
Arkadaþlarýma bir þey sorabilir miyim? gibi sorular sorar.
-Grup oyunlarýný diðerlerine yeð tutar. Ýki-üç çocukla güzel oynar. Küçükleri
korur. Oyunlarý þaka ve sürprizlerle doludur. Açýk hava oyunlarýnda, ev içi
oyunlarýndan daha baþarýlýdýr. Dýþarýda daha mutlu olur.
-Yetiþkinlerden veya kendinden küçüklerden çok, yaþýtlarýyla birlikte olmaktan
hoþlanýr. Çok yorulduðunda saldýrgan davranýr, aðlamaklý olur, kolayca aðlayabil
ir.
-Müziðe uyarak oynar, yürür, ip atlamaya çalýþýr. Ýki tekerlekli bisiklete bin
meye
heves eder, üç tekerlekli bisiklete tercih eder.
-Dikkatlidir. Kendi kendini eleþtirir fakat kendine güveni de vardýr.
Söylenenlere inanýr ve harfiyen uyar. Belleði çok güçlüdür.
6 yaþýnda:
-Bedenen hayli hareketlidir, zaman zaman dengesini kaybeder, bir yerlere takýl
ýp
düþer. Yuvarlanmaktan, güreþ etmekten, emeklemekten, yere uzanarak oynamaktan,
yere uzanýp okumaktan hoþlanýr.
-Yerde top zýplatabilir, istediði yere top atýp atýlan topu tutabilir. Toprak
ve kumla oynamayý, çukur kazmayý sever.
-Tahta parçalarý, kutular veya bloklarla iþlevsel yapýlar kurar, baþka
oyuncaklarý bu yapýlarýn içinde yürütür, onlarý garaj, ev, bahçe v.b. olarak
kullanabilir
-Küçük kaslarý oldukça geliþmiþ olduðundan, diðer yaþlara oranla el
iþlerinde daha beceriklidir. Kesip yapýþtýrýr, boya yapar, resim yapar, tüm araç
ve
gereçleri iyi kullanýr. Erkek çocuklar topla, kýzlar iple oynamayý sever.
-Harfleri yazmaya çalýþýr, bazýlarýný ters yazar; bazý çocuklar ad ve
soyadlarýna ek olarak birkaç kelime daha yazabilirler.
-Baþkalarýna kötü sözler söylemek, onlarý terslemek, onlarla tartýþmak
isim takmak, arkalarýndan baðýrmak gibi olumsuz huylar edinebilir. Bu
yaþlarda özellikle erkek çocuklarda, dil tutukluðu veya kekemelik görülebilir.
-Bedensel geliþme yavaþlamýþtýr. Göz bozukluklarý görülebilir, yakýn
görmekte güçlük çeken çocuklar çoðunluktadýr. Süt diþleri deðiþmeye
baþlar.
-Bencil ve kavgacý olabilir. Bir þeye kýzdýðý zaman onun sorumlusu olarak
annesini görür ve hýncýný ondan almaya çalýþýr. Ýstekleri hiç bitmez.
Ýstekleri, çoðunlukla ille de o anda olmasýný istediði þeylerdir. Her þeyin
istediði anda ve istediði biçimde gerçekleþtirilmesini bekler. Fýrtýnalý ve
duygusal bir yaþtýr:
-Her þeyin hepsini ister, paylaþmaktan kaçýnýr. Seçme yapamaz.
Suçlanmak, eleþtirilmek istemez, kendine verilen cezalara tepki gösterir.
- Oyunlarda ve ilgi alanlarýnda, kýz ve erkek çocuklar arasýnda farklýlýk izle
nir. Her ikisi
de sürekli, yeni þeyleri denemek ister; yeni oyunlar yaratýr ve uygular; birçok
hayali
rollere girer. Grup oyunlarýndan çok hoþlanýr.
-Bazý sorumluluklar yüklenir, söylenenleri dikkatle dinler, dikkat süresi uzar
. Kendisiyle
gerçek nitelikte eðitim uygulamalarý yapýlacak bir çaða gelmiþtir. Bu yaþta bazý
çocuklar okula baþlayabilir ve baþarýlý olabilirler (özellikle kýz çocuklar).
::::::::::::::::
EK 2
EVDE YAPILABÝLECEK YARATICI OYUN FAALÝYETLERÝ (Ne Ekersen Onu Biçersin
-Zafer Sükan- Redhouse Yayýnlarý)
YEMEK YAPIYORUZ
Anne muttakta yemek yaparken, çocuða küçük kaplara biraz pirinç,
mercimek, bulgur, kuru fasulye gibi malzemeler koyar, bir kaþýkla
bunlarý karýþtýrmasýný, birinden diðerine aktarmasýný, kendince
yemek yapmasýný söyler.
BALONLAR DÜNYASI
Plastik bir bardaða biraz su konur, içine 2 damla sývý deterjan, veya biraz
sabun tozu eklenir. Bir kamýþ, boþ bir iplik makarasý veya ucu daire þeklinde
kývrýlmýþ bir telle çocuðun sabunlu suyla balonlar yapmasý saðlanýr. Kamýþla
yapýldýðýnda bardaðýn altýna bir tabak koymakta yarar vardýr.
BEN KÝMÝM?
Çocuða istediði bir hayvaný taklit etmesi söylenir: 4 ayak üstünde
yürümesi, o hayvanýn sesini taklit etmesi, gibi. Anne veya diðer çocuklar hangi
hayvaný yaptýðýný bulacaktýr.
KÜÇÜK EV
Orta boy bir masanýn üzerine, kenarlarý yere kadar sarkacak biçimde çarþaf
ya da battaniye örtülür. Çocuk istediði evcilik oyuncaklarýný, el fenerini, bebe
ðini
alarak masanýn altýna girer, içinde istediði gibi evcilik, bakkalcýlýk oynar.
BAKMADAN BUL
Evde bulunan ufak tefek günlük eþyalardan bir çift:
çatal
kaþýk
mandal
kalem
toka
makara
anahtar
gazoz kapaðý
tarak
düðme (büyük)
limon
patates
soðan
mendil
pamuk
Çift olan eþyalar birer birer iki ayrý kese kaðýdýna bölünür. Anne ya
da iki çocuktan birisi, teker teker kese kaðýdýndan bir eþya çeker,
karþýsýndaki oyuncudan kendi torbasýnýn içine elini daldýrýp, bakmadan, el
yardýmýyla, o eþyanýn eþini bulmasýný ister. Çocuklarýn yaþý büyükse,
zaman tutulur, torbasýndaki eþyalarý en kýsa sürede bulan kazanýr; veya, bir
kiþi beþ eþya bulduktan sonra, sýra diðerlerine geçer.
ÞEN BAKKAL
Alçak bir iki sehpa veya iki sandalye arasýna uzatýlmýþ bir tahta kalas, 2-3
kese kaðýdý, ufak plastik kutu veya bardaklar, çay tabaklarý, fasulye, mercimek;
kaðýtlý þeker, bisküvi, meyve gibi satýlýk yiyecekler. Para yerine geçecek iri
düðmeler, veya kartondan kesilmiþ bozuk paralar.
Malzeme tezgahýnýn üstüne dizilir, bakkal dükkanýn önüne büyük
harflerle Ayþe'nin. Bakkal Dükkaný gibi bir tabela hazýrlanýr, karton paralarýn
üstüne sayýlar yazýlýr ve bakkalcýlýk oynanýr.
HAVUÇ BAHÇESÝ
Havuçlarýn yaprak veren kalýn tarafýndan 3-4 santim boyunda parçalar
kesilir. Bu parçalar, dibinde biraz su olan plastik veya eski bir tabaðýn içine,
yapraklarý üste gelecek þekilde oturtulur. Birkaç gün içinde, havucun üst
yapraklarý filizlenmeye baþlayýp yeþerecektir. Tabaðýn içindeki su sürekli
takviye edilmelidir.
BÝR BAHÇE YAPALIM
Bir avuç kurufasulye veya mercimek, biraz pamuk.
Bir çukur tabaða, pamuk yayýlýr, üzerine kuru fasulye veya mercimek,
veya yarýsýna fasulye, yarýsýna mercimek dizilir, üstleri tekrar pamukla
örtülür ve suyla ýslatýlýr. Bir müddet sonra fasulye ve mercimekler kök
salacak ve saplarý uzayacaktýr. Ýstenirse bir süre sonra toprak dolu
yoðurt kaplarýna aktarýlabilir.
MOZAÝK Karton, kýrmýzý, yeþil mercimek, arpa þehriye, tel þehriye, pirinç,
kuru fasulye, v.b. yapýþkan.
Kartonun üzerine çiçek, balýk, ev veya diðer bir resim çizilir, resmin içine
yapýþkan sürülür ve çocuk önünde tabaða ayrý ayrý konmuþ mercimek, þehriye
gibi malzemeyi istediði gibi yapýþkan sürülmüþ yerlere yapýþtýrarak resmi tamaml
ar.
BEN POLÝSÝM
Kartondan bir yýldýz kesilir, üstü çukulata veya sigara paketinden
çýkan yaldýzlý kaðýtla kaplanýr, kartonun arkasýndan çengelli iðne
seloteyple geçirilir ve çocuk polis, bekçi veya trafik görevlisi olmak
istediðinde göðsüne takýlýr.
MANTAR GEMÝLER
3 þiþe mantarý kibrit çöpü, yapýþkan, kaðýt.
Üç þiþe mantarý yapýþkan (tercihen UHU) ile enleri boyunca birbirlerine
yapýþtýrýlýr. Ortadakinin ortasýna bir ufakdelik açýlarak bir kibrit çöpü
veya kürdan diklemesine yapýþtýrýlýr. Üçgen þeklinde kesilmiþ bir kaðýt
parçasý ile yelken yapýp kürdan veya kibrite geçirilir. Ufak bir leðen biraz
su ile doldurutup yelkenli yüzdürülür.
YAPRAK TABLOSU
Deðiþik ve çeþitli yapraklar, karton, yapýþkan.
Yapraklar eski gazete veya kitap sahifeleri arasýna yerleþtirilerek birkaç gün
kurutulur.
Sonra karton üzerine istenilen þekiller verilerek yapýþtýrýlýr.
MAKARNADAN KOLYELER
Ortasý delik kalýn makarnalar sulu boya ile boyanarak kurutulur.
Çocuða verilen bir sicime istediði gibi geçirmesi söylenir. Sonuçta kolye,
pencereye asýlacak süsler, bilezikler v.b. elde edilir.
PATATES, YAPRAK BASKISI
Patates ortasýndan düzgün bir þekilde kesilir, her iki kesik tarafa
býçakla þekil çizilerek, þekil yüksekte kalacak biçimde etrafý yontulur.
Kesilen þekil suluboya ile boyanarak beyaz bir kaðýda bastýrýlarak istenen
þekilde resimler yapýlabilir. Ayný yöntem kuru yapraklarý boyayýp kaðýda
bastýrarak da elde edilebilir.
KOMÝK MAKARALAR
Boþ makara, karton, kalem, boya, yapýþkan.
Makaranýn iki baþýna yapýþtýrýlmak üzere karton üzerine hayvan
þekilleri çizilir. Hayvanýn ön kýsmý makaranýn bir ucuna arka kýsmý da diðer
ucuna yapýþtýrýlýr. Yün artýklarý veya iplikle kuyruk, býyýk, yele gibi ekler
bu hayvancýklarý daha sevimli ve eðlenceli yapacaktýr.
KUKLA TÝYATROSU
Eski çorap veya eldivenlerin üzerine göz yerine düðme, saç veya yele
yerine yün, aðýz burun yerine küçük kumaþ parçalarý dikilerek, çocuklarýn içine
ellerini sokarak oynayabilecekleri kuklalar yapýlýr.
OYUN HAMURU
2 bardak tuz, 2-3 bardak su ile karýþtýrýlýr ve kaynama noktasýna gelinceye
kadar ateþte ýsýtýlýr. Ayrý bir kapta 1 bardak mýsýr niþastasý 1 bardak soðuk
soda karýþtýrýlýr ve bu karýþým hýzlý hýzlý çarparak sýcak karýþýma
eklenir. Hamuru esnekleþtirmek için gerektiði kadar su damlatýlarak iyice
yoðurulur. Elde edilen hamurla çocuklar diledikleri þey ve þekilleri yaparlar.
Yapýlan þekiller iki gün içinde oda ýsýsýnda sertleþir, sonra istenirse
boyanabilir. Bu seramikten kalýcý süsler, boncuklar yapýlabilir. Daha kolay bir
yöntem: 1 bardak un, 1 bardak tuz, 1 çorba kaþýðý sývý yað, yeterince su
karýþtýrýlýr ve 2-3 dakika yorulur. Tekrar kullanýlabilmesi için bir naylon torb
ada
saklanabilir.
Son.
Kaynaklar
1- Abadan-Unat N. Toplumsal Deðiþme ve Türk Kadýný. Türk
Toplumunda Kadýn, Araþtýrma, Eðitim, Ekin Yayýnlarý Ticaret A.Þ.
1982, s: 1-32
2- Buscaglia, L. Birbirimizi Sevebilmek. (Çev. Ebcioðlu N.) Ýnkilap
Kitabevi, 1982.
3- Cüceloðlu, D. Ýnsan Ýnsana. Altýn Kitaplar 1979.
4- Faber A: Mazlish Elaine. How To Talk so Kids Will Listen and Listen So
Kids Will Talk. Avon Books, 1982.
5- Faber A: Mazlish, E. Liberated Parents Liberated Children. Avon Books,
1975.
6- Geçtan, E. Ýnsan Olmak, Adam Yayýncýlýk, 1984.
7- Fiþek G.O.: Sükan Z. Çocuðunu ve Siz. Türkiye'de Okulöncesi Çocuk
Geliþimi ve Eðitim Projesi, M.E.B. 1983.
8- Gordon, T. Parent Effectiveness Training. Peter M. Wyden Ýnc. New
York, 1970.
10- Gordon, T. P.E.T. in Action, Wyden Books, 1976.
11- Lewis, M.: Rosenblum, L.A. The Development of Affect, Plenum
Press, New York, 1978.
12- Kaðýtçýbaþý, Ç. Çocuðun Deðeri. Boðaziçi Üniversitesi, Ýdari Bilimler
Fakültesi 1981.
13- Kaðýtçýbaþý Ç. Sex Roles, Family and Community in Turkey.
Ýndiana University Turkish Studies 3, 1982.
14- Kandiyoti, D. Kadýnlarda Psiko-Sosyal Deðiþim Kuþaklar Arasýnda
Bir Karþýlaþtýrma. Türk Toplumunda Kadýn, Araþtýrma, Eðitim, Ekin
Yayýnlarý Ticaret A.Þ., 1982 s: 311-339.
15- Kýray, M. Küçük Kasaba Kadýnlarý. Türk Toplumunda Kadýn,
Araþtýrma, Eðitim, Ekin Yayýnlarý Ticaret A.Þ., 1982, s: 341-356.
16- Le Compie, G. Türkiye'de Aile-Ýçi Çocuk Geliþimi ve Eðitimi Sistemi,
Türkiye'de Okulöncesi Çocuk Geliþimi ve Eðitimi Boðaziçi Üniversitesi
Ýdari Bilimler Araþtýrma ve Uygulama Enstitüsü M.E.B. 1982.
17- Maccoby, E.E. Social Development, Harcourt Brace Javonovich Ýnc. 1980.
18- Okman, G; Maktav, S. Çocuk Geliþiminin Temel Ýlkeleri. Türkiye'de
Okulöncesi Çocuk Geliþimi ve Eðitim Projesi, Boðaziçi Üniversitesi Ýdari Bilimle
r
Araþtýrma ve Uygulama Enstitüsü M.E.B. Yayýnlarý 1982.
19- Özbay, F. Türkiye'de Kýrsal-Kentsel Kesimde Eðitimin Kadýnlar
Üzerine Etkisi. Türk Toplumunda Kadýn, Araþtýrma, Eðitim,
Ekin Yayýnlarý A.Þ., 1982, s: 171-197.
20- Satir, V. Peoplemaking. Science and Behavior Books, 1972.
21- Scott Peck, M. The Road Less Traveled. A Touchstone Book, 1978.
22- Sükan, Z. Okulöncesi Etkinlikleri. Türkiye'de Okulöncesi Çocuk
Geliþimi ve Eðitimi Projesi, M.E.B. 1983.
23- Sükan, Z. ve diðerleri. Okulöncesi Eðitimi El Kitabý, Ýstanbul
Redhouse Yayýnevi, 1978.
24- Yörükoðlu, A. Çocuk Ruh Saðlýðý. Türkiye Ýþ Bankasý Kültür
Yayýnlarý 1986.
25- Yörükoðlu, A. Gençlik Çaðý. Türkiye Ýþ Bankasý Kültür Yayýnlarý, 1986.