You are on page 1of 23

Beyinin

gizemi
EYLÜL 2003 SAYISININ ÜCRETS‹Z EK‹D‹R

HAZIRLAYAN : DOÇ. DR. FERDA fiENEL


Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi
Beynin
O
RTALAMA a¤›rl›¤› rinde bulunuyor. MÖ 2000’li ve oradan da organlara gitti¤i
1,4 kg olan ve in- y›llardan kalma kafataslar›ndaki gösterildi. James Parkinson’un
san› di¤er türler- deliklerse, ilk beyin ameliyatla- 1817 y›l›nda "Parkinson hasta-
den farkl› yapan r›n›n bu ça¤larda yap›ld›¤›n› l›¤›"n› tan›mlamas›yla beynin ça-
insan beyni, keli- gösteriyor. Düflünce ve duygula- l›flma mekanizmalar› üzerindeki
menin tam anlam›yla gizemli bir r›n kayna¤›n›n kalp de¤il de be- araflt›rmalar h›z kazand›. Beynin
organ. ‹nsan beyni çok geliflmifl yin oldu¤unu, ilk olarak Alkma- gizeminin ayd›nlat›lmas› aç›s›n-
bir telefon santrali ya da bilgisa- eon ad›nda bir bilim adam› MÖ dan, bu hastal›k halen en önem-
yara benzetiliyor. Bunun da öte- 450 y›l›nda gösterdi. Göz sinir- li araflt›rma konular›ndan birisi.
sinde, en geliflmifl bilgisayardan lerini beynin içerisine kadar ta- Gage adl› bir demiryolu iflçisinin
çok daha karmafl›k bir yap›ya kip eden Alkmaeon, gözlerin ›fl›- kafas›n›n ön taraf›na 1848 y›l›n-
sahip oldu¤u ve daha h›zl› çal›fl- ¤›n kayna¤› oldu¤una inan›yor- da saplanan bir kaz›k, beynin ifl-
t›¤› düflünülüyor. Di¤er organ- du. Onsekizinci yüzy›la kadar bu levlerinin anlafl›lmas›nda 盤›r
lardan çok farkl› bir yap›ya sa- inan›fl devam etti. Romal› glad- açt›. Beynin "frontal lob" olarak
hip olan insan beyninin çal›flma- yatörlerin hekimi olan Galen, adland›r›lan ön taraf›na sapla-
s›na iliflkin bilgiler halen yeter- beynin dört farkl› s›v›y› salg›la- nan demir kaz›k, iflçinin ölümü-
siz. Beynin nas›l çal›flt›¤›, duy- yan bir organ oldu¤unu ve tüm ne yol açmam›fl ancak kiflilik de-
gular›n nas›l olufltu¤u, haf›za ve vücut ifllevlerinin bu salg›lar›n ¤iflimine yol açm›flt›. Bu göz-
ö¤renmenin mekanizmalar› tam aras›ndaki dengelere ba¤l› oldu- lem, beyin cerrahisinde önemli
olarak bilinmiyor. Beyin vücut- ¤unu düflünüyordu. Ortaça¤da bir geliflmeye neden oldu. Çeflit-
taki tüm organlar› kontrol et- kilisenin insan vücudu üzerinde- li davran›fl bozukluklar› göste-
mekle kalmay›p duygular›m›z›, ki çal›flmalar› yasaklamas› nede- ren kiflilerin frontal loblar› ç›-
düflüncelerimizi ve hayallerimizi niyle, beyinle ilgili hiçbir ilerle- kart›larak sald›rgan ya da hasta-
yönlendiriyor. K›sacas› insan› in- me kaydedilemedi. Onyedinci l›kl› kiflilik özellikleri tedavi edil-
san yap›yor. Beynin önemi eski yüzy›lda Frans›z filozof Descar- meye çal›fl›l›yordu. Bunu izleyen
ça¤larda bilinmiyordu. ‹nsan bi- tes (Dekart) beynin çal›flma y›llarda beyindeki çeflitli mer-
linci üzerindeki ilk söylemler prensibini hidrolik bir motorun- kezlerin ifllevleri daha iyi anla-
MÖ 4000’li y›llara dayan›yor. kine benzetiyordu. Beynin ana- fl›lmaya baflland›. Örne¤in be-
Eski Sümer yaz›tlar›nda, haflhafl tomisiyle ilgili ilk kitapsa 1664 yindeki konuflma merkezi, kas-
bitkisinin özünü içen insanlarda- y›l›nda yaz›ld›. Galvani ad›ndaki lar› yöneten hareket merkezi
ki bilinç de¤iflikliklerinden bah- bir bilimadam› 18. yüzy›lda in- bulundu. 19. yüzy›l›n sonlar›nda
sediliyor. Ancak, eski zamanlar- san hareketlerinin elektrik ak›- flizofreni, depresyon gibi ruhsal
da insan bilinci ya da duygular›n m› sayesinde oldu¤unu göster- hastal›klar tan›mlanarak bunla-
kayna¤›n›n kalp oldu¤u düflünü- di. Bu bulufl, sinir hücrelerinin r›n beyinle ilgisi araflt›r›ld›. 20.
lüyordu. Eski M›s›rl›lar kalbin ifllevlerini araflt›ran modern nö- yüzy›l›n bafllar›nda Sigmund
hayat›n özü, iyilik ve kötülükle- rofizyoloji bilminin temelini Freud, beynin derinliklerine ine-
rin kayna¤› oldu¤unu düflünü- oluflturdu. 1800’lü y›llarda be- rek bilinçalt› kavram›n› ortaya
yordu. Buna karfl›n beynin ana- yin ve sinir hücrelerinin yap›s› att›. Freud’a göre, insan beyni
tomisiyle ilgili ilk çizimler MÖ daha iyi anlafl›ld›. Beyinden ç›- as›l özgürlü¤e bilincin olufltur-
2500 y›l›na ait M›s›r papirüsle- kan sinir hücrelerinin omurili¤e, du¤u bask›lardan kurtuldu¤un-
B‹L‹M ve TEKN‹K 2 Eylül 2003
Gizemi
da kavufluyordu. Uyku s›ras›nda
bask›lardan kurtulan insan bey-
ni iç karmaflalara karfl› savafl›-
yor ve sorunlar›ndan kurtulma-
ya çal›fl›yordu. Bu ilkeyi temel
alan Freud, bilinçalt›na inilerek
psikolojik sorunlar›n çözülebile-
ce¤ini gösterdi. 1900’lü y›llar›n
bafllar›ndan itibaren beyin ve si-
nir hücrelerinin yap›s›yla ilgili
çok önemli geliflmeler kaydedil-
di. Beynin çal›flmas›, hücreler
aras›ndaki ba¤lant›lar ve haber-
leflme yo¤un olarak araflt›r›ld›.
Beynin ifllevlerini ve çeflitli be-
yin hastal›klar›n› daha iyi anla-
yabilmek için beyin dalgalar›n›
ölçen EEG, yap›s›n› gösteren to-
mografi ve manyetik rezonans
gibi yeni görüntüleme teknikleri
gelifltirildi. Beynin kan ak›m›n›
ya da vücuda verilen bir madde- renme ve haf›zan›n s›rlar›n› çöz- d›klar› uyar›lara karfl› kendilerini
nin beyindeki da¤›l›m›n› göste- mek, araflt›rmalar›n di¤er hedef- de¤ifltirebilme yetene¤i olarak
ren sintigrafik görüntüleme yön- leri aras›nda. ‹nsanl›¤›n geliflimi bilinen beyin plastisitesi, ö¤ren-
temlerinin gelifltirilmesiyse, bey- büyük ölçüde zihinsel yetenekle- me ve haf›zan›n temeli. Beyin
nin çal›flmas›n› anlama ve gize- re ba¤l›. Beynin düflünme, ö¤- kapasitesini art›rmak ve ö¤ren-
mini ayd›nlatmada oldukça renme ve haf›za gibi ifllevlerini meyi h›zland›rmak, toplumlar›n
önemli yararlar sa¤lad›. gelifltirmek, bilim adamlar›n›n geliflimi aç›s›ndan da önemli.
Beynin s›rlar›, bilim adamlar› hedefleri aras›nda. Son y›llarda Beyin hücrelerinin ölüm meka-
için yaln›zca bir merak konusu genetik mühendisli¤indeki gelifl- nizmalar› ve kök hücre araflt›r-
de¤il. Beyin ve sinirlerli ilgili ola- melere paralel olarak genetik malar› birçok hastal›k için yeni
rak bilinen 1000’den fazla has- flifrenin s›rlar› yavafl yavafl çözü- umut kayna¤›. Kök hücreler sa-
tal›k var. Bu hastal›klar nedeniy- lüyor. Alzheimer ve Parkinson yesinde, eskiyen ya da ölen hüc-
le hastaneye yatan insanlar›n sa- hastal›klar›na yol açan genler relerin yerine yenilerini üretmek
y›s›, kanser ya da kalp hastalar›- belirlendi. S›rada di¤er hastal›k- mümkün olabilecek. Beyin ha-
n›n üzerinde. Beyin ve sinirler lara yol açan genlerin deflifre sarlar›n› geri döndürmek, hücre
üzerinde yap›lan çal›flmalar›n en edilmeleri var. Genetik çal›flma- ölümüne ba¤l› felçleri ve omuri-
önemli hedefi, bu hastal›klara lar kadar önemli di¤er bir konu lik zedelenmelerini tedavi ede-
çözüm bulmak. Düflünce ve dav- da, "beyin plastisitesi" denen bilmek, kök hücre araflt›rmalar›-
ran›fllar›n kökenini anlamak, ö¤- durum. Beyin hücrelerinin, al- n›n önemli hedeflerinden.

Eylül 2003 3 B‹L‹M ve TEKN‹K


Beynin Yap›s›
‹nsan beyni k›vr›ml› bir yap›ya sahip. Yaklafl›k Motor Korteks
2200 cm2 olan beyin yüzeyinin üçte ikisi, k›vr›mla- Korpus Kallosum (‹stemli kas hareketleri)
r›n aras›nda kalm›fl durumda. Bu k›vr›mlar›n aras›n- (Beyin yar›kürelerini Duyu Korteksi
birlefltiren bölge)
daki hücreler sayesinde, insan ince iflleri yapmak
üzere parmaklar›n› kullan›yor, araç sürebiliyor, dil- Limbik sistem
sel ve matematiksel sembollerle haberlefliyor. Bun- (duygular, bellek) Parietal lob
lara benzer birçok beyinsel ifllev, insan› di¤er canl›-
lardan ay›r›yor. Bu flafl›rt›c› özellikler beyinde bulu- Frontal lob
nan 100 milyar civar›ndaki sinir hücresi (nöron), (entellektüel
bir o kadar destek hücresi ve bu hücreler aras›nda- düflünce, konuflma, Talamus
ki say›s›z iletiflim a¤›n›n sonucu. Fosiller üzerinde göz hareketleri) (bilgilerin
yap›lan çal›flmalar, insan beyninin yap›s›nda önemli istasyonu)
bir de¤ifliklik olmad›¤›n› gösteriyor. Olas›l›kla, 50
bin y›l önce yaflam›fl olan insanla hemen hemen ay-
n› beyne sahibiz. Oksipital lob
1,3-1,5 kilogram a¤›rl›¤›nda olan beyin, vücu- (görme)
dun en iyi korunan yerinde; kafatas›n›n içerisinde. Hipotalamus
Beynin a¤›rl›¤› kifliden kifliye de¤ifliyor. Yap›lan (vücut ›s›s›, iç organlar›n
kontrolü) Temporal lob
araflt›rmalar insan beyninin a¤›rl›¤›yla ifllevi aras›n- Beyincik
da ba¤lant› gösteremedi. Örne¤in, Einstein’in bey- (iflitme, alg›lama, yarat›c›l›k)
(hareketlerin eflgüdümü
ni ortalaman›n alt›nda bir a¤›rl›¤a sahip. Dar bir ra- ve denge)
f›n içerisine s›k›flt›r›larak yerlefltirilmifl bir yorgana Beyin Sap›
benzeyen beyin, kafatas›n›n içinde bütün boflluklar› (refleksler, hayati organlar›n kontrolü)
en ekonomik flekilde dolduruyor. Zarla çevrilmifl
durumda ve muhallebi k›vam›nda. Bir pipetle rahat- "motor korteks" denen bölge, hareketlerimizi sa¤- s›nda bulunan "talamus" ise, adeta bir istasyon gö-
l›kla emilebilir. Beyin hücrelerinin yo¤un olarak bu- l›yor. ‹stemli hareketlerimiz için kaslara giden sin- revini görüyor. Vücuttan gelen tüm bilgiler, de¤er-
lundu¤u d›fl kabu¤a "korteks" deniliyor. "Gri cev- yaller burada olufluyor. Bu bölgenin komflulu¤un- lendirilmeden önce buraya u¤ruyor ve beynin ge-
her" olarak da bilinen bu k›s›m, yaklafl›k 3-4 mm daysa, parietal bölgeye ait "duyu korteksi" var. Bu rekli k›s›mlar›na buradan gönderiliyor. Vücut ›s›s›,
kal›nl›¤›nda. Beynin bu bölümünde daha çok nöron- bölge uzuvlardan ve organlardan gelen uyar›lar› al- iç organlar›n çal›flmas›n›n ayarlanmas› gibi bilinci-
lar ve aralarda bulunan destek hücreleri var. Beyin g›l›yor. Örne¤in ac›, a¤r› gibi duyular burada hisse- mizin kontrolünde olmayan baz› ifllevlerin düzenlen-
korteksi ve hemen alt›ndaki doku, lob denilen çeflit- diliyor. Beynin arkas›nda bulunan oksipital bölgede mesi hipotalamus taraf›ndan yap›l›yor. Beynin alt›n-
li bölümlerden olufluyor. Beynin ön k›sm›na "fron- görmeden sorumlu merkezler var. Beynin yan›nda da bulunan beyin sap›, kalp ve solunum gibi hayati
tal", orta k›sm›na "parietal", arka k›sm›na "oksipi- yer alan temporal bölge iflitme, haf›za, alg›lama, ya- ifllevleri kontrol ediyor. Bu bölgedeki hasarlar kal-
tal" ve yan k›sm›na "temporal" lob deniliyor. Her rat›c›l›k ve baz› davran›fl biçimlerinden sorumlu. Ün- bin ve solunumun durmas›na yol açarak ölüme ne-
bölümün kendine göre bir ifllevi var. Beynin ön ta- lü ressam Vincent Van Gogh’un beynindeki tempo- den oluyor. Ancak, beyin sap› tek bafl›na bu ifllevle-
raf›ndaki frontal lob, entelektüel ifllevleri yürütüyor. ral bölgeyi etkileyen epilepsi hastal›¤›n›n, yarat›c›l›- ri kontrol etmekte yetersiz kalabiliyor. Beyin sap›-
Bu k›s›m içinde konuflma ve göz hareketlerinden ¤›nda oldukça büyük etkisi oldu¤u düflünülüyor. n›n üst merkezlerle ba¤lant›s› kesildi¤inde, bir süre
sorumlu merkezler de var. Düflünme, planlama ve Beynin iç kesimlerinde bulunan "hipokampus" sonra kalp ve solunum durabiliyor. Beynin arka alt
problem çözme yetene¤i beynin bu k›sm›na ait. bellekten sorumlu bölge olarak kabul ediliyor. Bil- kesiminde bulunan "serebellum", di¤er bir ad›yla
Görme ve iflitme, beynin yan ve arka k›s›mlar›na ait giler uzak belle¤e gönderilmeden önce burada 2-3 "beyincik"se hareketlerimizin koordinasyonundan
yetenekler. Beynin üst orta kesiminde bulunan hafta kadar saklan›yor. Beynin neredeyse tam orta- sorumlu. Özellikle k›vrak hareketlerin denetiminde
rol oynayan beyincik, elektrikli y›lan bal›¤› ve baz›

Beynin Haritalanmas› köpek bal›klar›nda çok geliflmifl. Beyincik, yaflam›


sürdürmek için mutlaka gerekli bir bölge olmasa
Çeflitli bedensel ya da zihinsel ifl- da, hasar gördü¤ünde denge bozukluklar›, yürüme
Motor korteks ve hareket güçlükleri olufluyor.
levlerin beynin tam olarak neresin- Entellektüel
den kaynakland›¤›n› anlamak için sü- düflünce ve Son y›llarda beynin sa¤ ve sol yar›lar› aras›da-
ba¤lant› alan› Duyu alan›
rekli yeni yöntemler gelifltiriliyor. ki farkl›l›klar araflt›r›l›yor. Beynin sol yar›s›, mate-
Halen en s›k kullan›lan yöntemler mati¤e yatk›n ve mant›kç›, elefltirisel düflüncenin
"pozitron emisyon tomografisi" Ön lob Ba¤lant› kayna¤›; sa¤ yar›s›ysa kavray›c›, yarat›c› ve sanat-
Parietal kar. Konuflmadan sorumlu merkezler beynin sol
(PET) ve "fonksiyonel manyetik rezo-
lob yar›s›nda bulunuyor. Konuflma için önemli iki mer-
nans" (fMRI) teknikleri. Beyindeki Konuflma
alan›
kan ak›m›n› çok duyarl› bir flekilde kez, temporal ve frontal bölgelerde yer alan "Wer-
ölçen bu cihazlar, beynin ifllevsel ha- Yan lob Arka nicke" ve "Broca" alanlar›. Beynin sol taraf›nda
ritas›n› oluflturmada oldukça yard›m- lob meydana gelen bir hasar, vücudun sa¤ yar›s›n› felç
Görme etti¤i gibi konuflmay› da bozuyor. Buna karfl›n, ki-
c› oluyor. Bu teknikle beynin harita- alan›
s›n› ç›karmak, o anda çal›flan bölge- ‹flitme alan›
Duyusal
flinin, beyninin sa¤ taraf›n› kullanarak flark› söyle-
nin kan ak›m›n›n artmas› ilkesine da- konuflma alan› yebilmesi gösteriyor ki, beynin içerisinde özel gö-
yan›yor. Örne¤in flark› söylerken, revi olan bölgeler bulunsa bile, gerekti¤inde di¤er
problem çözerken ya da yemek yerken beynin de- min düzeyinin de¤iflmesiyle ilgili oldu¤unu göster- bölgeler bu görevleri k›smen de olsa üstlenebili-
¤iflik yerleri daha aktif hale geçiyor. Bu hareketlen- di. Yak›n bir gelecekte beynin tüm bölgelerinin gö- yor. Beynin ortas›ndaysa, her iki yar›s›n› birleflti-
me, kan ak›m›nda art›fla yol aç›yor. Artan kan ak›- revi ortaya ç›kar›labilecek. Beynin baz› bölgeleri- ren bir köprü var. Beynin her iki yan›n›n birbirle-
m›, PET ya da fMRI ile görüntülenebiliyor. Örne- nin, hasarl› bölgelerin ifllevlerini üstlenmesi ya da riyle ne derece haberleflti¤i tam olarak bilinmiyor.
¤in, PET tekni¤i kullan›larak yap›lan çal›flmalar, ayn› ifllevin de¤iflik bölgelerce yap›labilmesi, beyin Baz› kuramlara göre bu iki yar›n›n birbirinden he-
uyuflturucu ba¤›ml›l›¤›n›n frontal bölgedeki dopa- haritalamas›n› zorlayaca¤a benziyor. men hemen hiç haberi yok.

B‹L‹M ve TEKN‹K 4 Eylül 2003


Beyin Hücresi
“Nöron”
Vücudumuzdaki kaslara, organlara
ve salg› bezlerine bilgiler göndererek
onlar›n çal›flmas›n› kontrol eden sinir
hücrelerine "nöron" deniliyor. Nöronla-
r›n ço¤u beynin d›fl kabu¤unda, yani
gri cevherde. Beyinde 100 milyar›n
Dendritler
üzerinde nöron oldu¤u düflünülüyor.
Bir milimetre küp beyin dokusunda 50 Çekirdek
bin nöron var ve aralar›nda bunlar›
besleyen ve temizleyen çok daha fazla
say›da (10-50 kat) "glia" hücresi bulu-
nuyor. Nöronlar beynin en önemli hüc- Hücre
gövdesi Akson
releri ve beynin ifllevleri nöronlar›n ça- Miyelin
k›l›f
l›flmas›na ba¤l›. Büyük bir gövde ve bu-
nun uzun ince kuyruk fleklindeki uzan-
t›s› olan "akson"dan olufluyorlar. Nö- Elektrik Akson
sinyali
ronlarda oluflan elektrik sinyalleri, ak-
sonlar taraf›ndan saniyede 100 metre
Nöron
h›zla di¤er hücrelere iletiliyor. Nöron- baglant›s› ‹leti
lar, mesajlar›n› bazen vücudun çok yönü

uzak bölgelerine tek bir akson sayesin- Akson


de iletebiliyorlar. Baz› aksonlar beyin- terminalleri

den bafllay›p omurili¤e kadar gidiyor


ve uzunluklar› bir metreyi bulabiliyor.
Sinir gövdesinin uzant›s› olan akson- Mesajc›
Dendrit
moleküller Alg›lay›c›
lar, "miyelin" denen özel bir k›l›fla çev-
rili. Bu k›l›f, elektrik sinyallerinin çok
h›zl› iletilmesini sa¤l›yor. "Multiple
skleroz" hastal›¤› gibi bu k›l›f›n hasar
gördü¤ü durumlarda, baz› kaslar›n
kontrolü bozuluyor. Sinir hücrelerinin
gövdesinden ç›kan ve "dendrit" denen
anten benzeri uzant›larsa di¤er sinirler-
den gelen sinyalleri alg›l›yorlar. Nöron yordu. Yap›lan son araflt›rmalar, ba¤- liyor. Hücre zar›nda oluflan bu elekt-
gövdesindeki dendritlerin tümü, baflka lant›lar›n sürekli de¤iflebildi¤ini gös- rik sinyalleri, aksonlar taraf›ndan saat-
nöronlardan gelen aksonlarla ba¤lant› terdi. Toplam ba¤lant› say›s› genellik- te 200-300 km h›zla aksonun ucuna
halinde. Nöronlar aras›ndaki "sinaps" le sabit kal›rken, baz› ba¤lant›lar ko- do¤ru iletiliyor. Elektrik sinyalleri ak-
denen bu ba¤lant›lar sayesinde beyin- puyor; ancak bu arada yeni ba¤lant›- sonun ucuna ulaflt›¤›nda buradan "nö-
de oluflan bir sinyal, çok k›sa bir süre- lar olufluyor. Bu da beynin, de¤iflen rotransmiter" denen çok özel kimya-
de vücudun istenen yerine ulaflt›r›l›yor. koflullara göre yap›s›n› sürekli de¤iflti- sal mesajc› moleküllerin salg›lanmas›-
Bir beyin hücresinin yaklafl›k 20-30 rebildi¤ini gösteriyor. na yol aç›yor. Aksonun ucundan bu
bin civar›nda ba¤lant›s› olabiliyor. Be- Sinir hücresinde elektrik enerjisi, moleküllerin salg›lanmas›, di¤er nö-
yindeki toplam ba¤lant› say›s›n›n 1015 art› elektrik yüklü sodyum, potasyum ron ya da kas hücresi gibi hedef hüc-
oldu¤u san›l›yor. Beynin çal›flmas›n› ve eksi elektrik yüklü klor iyonlar›n›n releri harekete geçirerek, görevlerini
art›rarak ba¤lant› say›s›n› de¤ifltir- yer de¤ifltirmesi sayesinde olufluyor. yapmalar›n› sa¤l›yor. Nörotransmiter-
mek. böylece beyin kapasitesini gelifl- Bu yer de¤ifltirme s›ras›nda hücre za- ler, bir bak›ma sinir hücrelerinden ge-
tirmek mümkün. Eskiden nöronlar r›n›n iç ve d›fl taraf›nda oluflan z›t ku- len uyar›lar›n di¤er hücreler taraf›n-
aras›ndaki ba¤lant›lar›n sabit oldu¤u tuplar voltaj de¤iflikliklerine, böylece dan alg›lanmas›n› sa¤layan elçi görevi-
düflünülüyordu. Yani, bir kere ba¤lan- hücrede elektrik enerjisinin a盤a ç›k- ni üstleniyorlar. Salg›lanan molekü-
t› kuruldu¤unda, bunun devaml› oldu- mas›na yol aç›yor. Bir nöron, saniyede lün yap›s›na göre, hedef hücrenin ger-
¤u ve giderek bu say›n›n artt›¤› san›l›- birkaç yüz elektrik sinyali oluflturabi- çeklefltirdi¤i görevler de de¤ifliyor.

Eylül 2003 5 B‹L‹M ve TEKN‹K


Beynin Mesajc
Di¤er önemli bir mesajc› molekülse "dopa- davran›fl› yönlendiren di¤er mesajc›lar da "hor-
"Nörotransmiterler" min". Dopamin, hormonal sinyallerin ve hareket- monlar". Hormonlar sayesinde çeflitli organlar›n
Sinirler aras›ndaki iletiflimi sa¤layan, sinirler- lerin kontrolünde görev al›yor. Hareket bozuklu- çal›flmas› denetleniyor. Strese karfl› verdi¤imiz ce-
den gelen uyar›lar› di¤er hücrelerin anlamas›n› ¤una yol açan Parkinson hastal›¤›nda beyinde ne- vap, çeflitli duygular, hatta cinsel davran›fllar›m›z
sa¤layan nörotransmiterler, nöronlardaki en redeyse hiç dopamin olmuyor. Bu hastal›¤›n te- bile mesajc› hormonlara ba¤l›. Beyinde hipotala-
önemli moleküller aras›nda. Bu mesajc› molekül- davisinde, d›flar›dan verilen dopamin kullan›l›yor. mus ya da hipofiz bezinden salg›lanan çeflitli hor-
ler, sinir ucuna gelen elektrik uyar›s›n›n sonucu Dopamin, beyinden baz› hormonlar›n salg›lanma- monlar, vücutta tiroid, yumurtal›klar ve böbreküs-
olarak salg›lan›yor ve hemen di¤er sinir, kas ya s›na yol aç›p birçok organ›n ifllevinin kontrolünü tü bezleri gibi organlara mesaj iletiyor. Örne¤in,
da benzeri hedef hücrelere yap›flarak burada ge- sa¤l›yor. Beyinde dopamin düzeyindeki de¤iflik- beynin alt orta k›sm›nda bulunan hipotalamus’tan
rekli uyar›n›n oluflmas›n› sa¤l›yorlar. Yani, nöron- likler, davran›fl ve düflünce bozukluklar›na da yol salg›lanan "gonadotropik" hormon, alt merkezler-
lardan gelen mesaj› di¤er hücrelere iletiyorlar. açabiliyor. Dopaminin afl›r› salg›lanmas›, flizofre- deki hipofiz bezinden "LH" denen baflka bir hor-
Yaklafl›k 70 y›l önce ilk bulunan haberci molekül ni gibi baz› psikiyatrik hastal›klara neden oluyor. monun salg›lanmas›na yol aç›yor. LH, testislere gi-
"asetilkolin". Bunun yan› s›ra, "katekolamin" fiizofreni hastal›¤›n›n tedavisinde dopamin al- derek buradan erkeklik hormonu olan "testoste-
(dopamin, noradrenalin) denen bir grup mesajc› maçlar›n› bloke eden, yani beyindeki dopaminin ron" salg›lanmas› sa¤l›yor. Belirli bir miktarda sal-
molekül de beyin ve sinirlerin ifllevleri için çok etkisini azaltan ilaçlar kullan›l›yor. g›land›ktan sonra, testosteron, beyne giderek go-
önemli. Katekolaminler kalp h›z›, solunum gibi ‹nsan psikolojisini etkileyen bir di¤er mole- nadotropik hormon ve LH salg›lanmas›n› durduru-
ifllevlerin yan›s›ra çeflitli düflünce ve davran›fllar› külse "serotonin". Uyku, depresyon ve endifle gi- yor. Böylece hormon mesajc›lar sayesinde vücu-
da kontrol edebiliyorlar. Beyinde bunlar›n d›fl›n- bi durumlar bu molekülün düzeyiyle iliflkili. Sero- dun farkl› organlar› aras›nda çok hassas bir denge
da, birçok farkl› yap›da mesajc› daha var. Bunlar tonin düzeyini etkileyen fluoksetin gibi ilaçlar, olufluyor. Hormonlar yaln›zca belirli salg› bezlerini
protein ya da bunlar›n en küçük birimi olan ami- depresyon tedavisinde kullan›l›yor. Ö¤renme ve etkilemekle kalmay›p, insanlar›n duygusal tepkile-
noasit yap›s›nda. Oldukça fazla say›daki hormon- bellekle iliflkili bir mesajc› molekülse "noradrena- rini, moralini ve hatta kad›n erkek aras›ndaki fark-
lar da beyin ifllevlerinde önemli rol al›yorlar. l›l›klar› bile belirleyen moleküller aras›nda.
Hem beyin içinde hem de salg› organlar› üzerin- Kokain ve amfetaminlerin etkiledi¤i bölgeler Son y›llarda bulunan en flafl›rt›c› mesajc› mo-
de etkili olan hormonlar, üreme ifllevinden duy- leküller "gaz"lar. Bu gazlar bilinen mesajc› mole-
gusal durumlara kadar birçok ifllevi kontrol edi- küllerin özelliklerini tafl›m›yor. Yani, bunlar sinir
yorlar. Beynin mesajc› moleküllerinin anlafl›lma- uçlar›nda depolan›p elktrik uyar›s› geldi¤inde sal-
s›, çeflitli hastal›klar›n tedavisi için de önemli. g›lanm›yor. Gerekti¤inde belirli enzimler taraf›n-
Son y›llarda üzerinde çal›fl›lan molekülerden biri- dan oluflturulan bu gaz mesajc›lar, hücre duvar›n-
, "naltrekson". Bu molekül beyindeki endorfin, dan difüzyon yoluyla geçerek hedef hücreye ula-
enkefalin gibi opiat almaçlar›n› (reseptör) bloke fl›yor. Gazlar, di¤er mesajc›lar gibi hedef hücre-
ediyor. Bu almaçlar›n bloke edilmesiyse ifltah› deki özel almaçlara ba¤lanm›yorlar. Hedef hücre-
azalt›yor. Obezitenin tedavisinde kullan›labilecek nin zar›ndan kolayl›kla geçen gaz mesajc›lar,
Opiatlar›n etkiledi¤i bölge
olan naltrekson, halen deney aflamas›nda. Beyin- hücre içerisindeki hedef moleküllere ba¤lan›yor-
de bulunan di¤er bir mesajc› molekül olan "kole- lar. Genellikle protein yap›s›nda olan hedefe ba¤-
sistokinin"in, ifltah› keserek kilo kayb›na yol açt›- lanan gazlar, bu molekülü aktif hale geçiriyorlar.
¤› saptanm›fl. Beynin birçok hastal›¤›nda etkili ol- Gaz mesajc›lar›n bafl›nda "nitrik oksit" ve "kar-
du¤u düflünülen mesajc› moleküllerin her gün ye- bondioksit" gazlar› geliyor. Nitrik oksit, peniste-
nileri keflfediliyor. Bunlar›n yap›lar›n›n ve etki ki nöronlara girerek sertleflmeyi sa¤l›yor. Sindi-
mekanizmalar›n›n daha iyi anlafl›lmas›yla birçok rim sistemindeyse normal ba¤›rsak hareketlerin-
hastal›¤a çözüm bulunabilece¤i düflünülüyor. den sorumlu. Beyindeki nitrik oksitse "siklik
Asetilkolin, istemli kaslar› ve kalp ritmini GMP” denen bir molekülü kontrol ederek, nöron-
kontrol eden sinirlerin ucundan salg›lan›yor. Si- Alkolün etkiledi¤i bölge lar aras› eflgüdümü sa¤l›yor.
nirlerdeki elektrik uyar›lar› sinir ucunun, yani ak-
sonun sonuna geldi¤inde burada asetilkolin salg›-
lanarak hücrenin d›fl›na at›l›yor. Nöronlardan sal- "Nöropeptidler"
g›lanan asetilkolin, kas hücrelerinin yüzeyinde (Beynin Sakinlefltirici Molekülleri)
bulunan almaçlara yap›flarak kas›n kas›lmas›na Eskiden beyin, çal›flma biçimi bak›m›ndan bil-
yol aç›yor. Bu sayede koflmak, konuflmak, göz gisayara benzetiliyordu. Nöronlar uyar›lmay›nca
aç›p kapatmak gibi her türlü istemli hareketi ya- bilgi ak›m› olmuyor, atefllendiklerindeyse tek bir
pabiliyoruz. Beyindeki asetilkolin hakk›ndaysa mesajc› molekül salg›layarak di¤er hücreyi uyar›-
çok az bilgi mevcut. Alzheimer hastal›¤›nda ase- yorlar. Buna ba¤l› olarak beynin çal›flma prensi-
tilkolin üreten hücrelerin ölmesi, bu molekülün lin". Adrenalin ve noradrenalin ayn› zamanda binin bilgisayarlardaki "0" ya da "1" sistemi gibi
bellek, dikkat ve ö¤renme ifllevlerinde önemli bir stres molekülleri olarak da biliniyorlar. Afl›r› oldu¤u düflünülüyordu. Uzun y›llard›r, beyinde
rolü oldu¤unu düflündürüyor. stres, heyecan ve korku durumlar›nda salg›lanan hücreler aras›ndaki iletiflimi sa¤layan molekülle-
Proteinlerin yap›tafl› olan baz› aminoasitler bu moleküller, kalp at›fllar›m›z› ve nefes al›fl›m›z› rin yaln›zca nörotransmiterler oldu¤u san›l›yor-
de nöronlar aras›nda mesajc› moleküller olarak h›zland›r›yorlar. Beyinde yeni keflfedilen mesajc› du. Son y›llarda ifllerin bu kadar basit olmad›¤›,
görev yap›yorlar. "Glutamat" ve "aspartat" adl› moleküller aras›nda "trofik faktörler" say›l›yor. nöronlarda elektrik uyar›s›n›n ve beyin kontrolü-
aminoasitler beyinde uyar›c› olarak görev yapan, Bu moleküller, salg›land›ktan sonra özel nöron nün yaln›zca nörotransmiterler yoluyla oluflmad›-
yani di¤er nöronlar› tetikleyen moleküller. Bu gruplar›na giderek ba¤lan›yor ve bu hücrelerin ¤› anlafl›ld›. Son 30 y›l içerisinde yap›lan beyin
moleküllerin ö¤renme ve bellekle yak›ndan iliflki- geliflme ve ifllevlerini denetliyorlar. Trofik faktör- araflt›rmalar›, baflka iletiflim moleküllerinin de
li oldu¤u düflünülüyor. Glisin ve GABA ise beyin- leri kodlayan genlerin bulunmas› da bilim adam- varl›¤›n› ortaya ç›kard›. En önemli geliflmelerden
de sinir uyar›m›n› bask›layan moleküller. Diaze- lar› aras›nda heyecan yaratt›. Bu genleri aktif ha- biri, "nöropeptid" denen moleküllerin keflfi.
pin grubu sakinlefltirici ilaçlar, beyindeki GA- le getirerek beynin Alzheimer ve Parkinson gibi Araflt›rmac›lar ilk olarak beyin hücrelerinin yüze-
BA’n›n etkisini art›rarak ifllevlerini yerine getiri- hastal›klar›n› tedavi etmek mümkün olabilecek. yinde morfin benzeri moleküllerin ba¤land›¤› böl-
yorlar. Beyin hücrelerini etkileyerek birçok duygu ve geler buldular. Bunlara "opiat" almaçlar› denili-

B‹L‹M ve TEKN‹K 6 Eylül 2003


c› Molekülleri
yor. Morfin gibi kuvvetli a¤r› kesiciler, bu opiat
almaçlara yap›flarak etkilerini gösteriyor. Daha
A ⁄ R I
sonra yap›lan araflt›rmalar beynin içerisinde mor-
fin benzeri maddelerin salg›land›¤›n› gösterdi.
Uzun aminoasit zincirlerinden oluflan bu büyük
protein moleküllerine "nöropeptid" ad› verildi.
‹lk keflfedilen nöropeptid, "kafan›n içinde" anla-
m›na gelen "enkefalin". Enkefalinlerden k›sa bir Aspirinin etkisi
Beynin d›fl
süre sonra bulunan "endorfin" de morfin benze- kabu¤u

ri bir madde. Nöropeptidler aras›nda en kuvvetli Talamus


etkiye sahip olan›ysa "dinorfin".
Bütün bu nöropeptidlerin farkl› alt gruplar›na Opiat ilaçlar›n›n
ba¤l› olarak, çok say›da enkefalin ya da dinorfin etkiledi¤i
bölgeler
çeflidi var. Yap›s›ndaki aminoasitlerin dizilifl fark-
l›l›¤›na göre her molekül, farkl› bir iflleve sahip.
Örne¤in bir endorfin çeflidi a¤r›y› keserken, di¤e-
ri stresi azalt›yor; bir di¤eriyse belle¤i güçlendi-
riyor. Halen yirmiden fazla nöropeptid çeflidi kefl-
fedilmifl olmas›na karfl›n, bunlar›n say›lar›n›n yüz-
lerce oldu¤u düflünülüyor. Bu nöropeptidlerin
salg›lanmas›n›n da birçok enzimin kontrolünde
oldu¤u düflünülecek olursa, beyinsel ifllevlerin Lokal
uyuflturucular›n
yaln›zca nöronlar›n elektrik uyar›lar› gönderip etkiledi¤i bölge
göndermemelerine dayanmad›¤› anlafl›l›yor.
Nöropeptidlerler, beynin a¤r› kesici, sakinlefl- Omurilik

tirici ve zevk verici molekülleri. Herhangi bir ola- mak için, kiflide yine ayn› g›day› tüketme iste¤i almaçlar›n›n say›s›n›n artmas›. Her türlü a¤r› ve
y›n hoflumuza gitmesi ya da yiyecek, içecek gibi oluyor. Afl›r› fliflmanl›k hastal›¤› olarak bilinen stres durumunda morfin ya da benzeri sakinleflti-
maddelerin bize zevk vermesi, bu morfin benzeri obezitenin temelindeki mekanizmalardan birinin riciler kullanmak pratik bir çözüm de¤il; ayr›ca
moleküllerin salg›lanmas› sayesinde oluyor. Gü- bu oldu¤u düflünülüyor. birçok zararl› madde ve çeflitli sak›ncalar› da var. Beynin kendi üretti¤i
zel bir resim gördü¤ümüzde, hofl bir melodi din- ilaç ba¤›ml›l›¤›n›n temelinde de endorfin ya da bu nöropeptidler, genellikle a¤r› ve stresi azalt-
ledi¤imizde ya da lezzetli bir yemek yedi¤imizde enkefalinler yat›yor. Nöropeptidler yaln›zca haz makta yeterli oluyor. Yani beyin, kendi a¤r› kesi-
endorfin, enkefalin ya da dinorfin gibi molekül- duymaya yaram›yor. Bunlar, ayn› zamanda olduk- cisini ve sakinlefltiricisini üretebiliyor.
ler, nöronlardaki özel almaçlara yap›flarak zevk ça etkili a¤r› kesici özelli¤e sahipler. Özellikle di-
almam›z› sa¤l›yorlar. Beyin, bir süre sonra belir- norfin, beyne zarar veren uyar›lar› ve a¤r›y› blo-
li aral›klarla salg›lanan bu moleküllerin yaratt›¤› ke edebiliyor. Genellikle ameliyatlardan sonra ya ‹kincil mesajc›lar
zevk duygusuna al›fl›yor. Bundan sonra vücut, nö- da kanser hastalar›n›n a¤r›s›n› kesmek için kulla- Mesajc› moleküllerin hücre yüzeyine yap›fla-
ropeptid salg›lanmas›na yol açan maddeyi tükete- n›lan morfin gibi a¤r› kesiciler de, beyinde nöro- rak, ilettikleri mesaj› hücre içerisine tafl›yan
rek ya da olay› tekrarlayarak bunlar›n beyindeki peptid almaçlar›na ba¤lanarak etki gösteriyorlar. "ikincil mesajc›lar" da var. Sinir hücrelerinde da-
düzeyini art›rmaya çal›fl›yor. Örne¤in, lezzetli bir Normal koflullarda bir insan› öldürebilecek kadar ha uzun süreli ve kal›c› de¤ifliklikleri bu ikincil
çikolata ya da hamburgerin damakta b›rakt›¤› yüksek dozda morfinin bile, a¤r› durumlar›nda mesajc›lar›n yapt›klar› düflünülüyor. Nörotrans-
lezzet, asl›nda beyindeki belirli nöropeptidlerin yetersiz kald›¤› olabiliyor. Bunun nedeni afl›r› a¤- miterlerin etkisi, oldukça k›sa süreli. Sinir hücre-
düzeylerinin artmas›na ba¤l›. Salg›lanan nöro- r› durumlar›nda, beyindeki endorfin ve dinorfin lerinden salg›lan›p di¤er hücreyi uyard›ktan son-
peptidlerin verdi¤i haz duygusunu tekrar yafla- ra hemen parçalan›p, tekrar sentezlenmek üzere
Dopamin
salg›land›klar› hücreye geri dönüyorlar. Ancak,
‹letici geri ikincil mesajc›lar›n etkisi o kadar k›sa süreli de-
hücre dönüyor ¤il. Nörotransmiterlerin hücre zar›n› uyarmas›n-
dan sonra harekete geçen bu moleküller, hedef
hücrede birçok kimyasal olay›n bafllamas›na yol
aç›yor. ‹kincil mesajc›lara bir örnek, "adenozin
Dopamin
trifosfat" (ATP) molekülü. Ayn› zamanda hücre
Dopamin içi enerji kayna¤› olan bu molekül, birçok hücre
tafl›y›c›
Kan, kokaini içi reaksiyonda ikincil mesajc› rolü oynuyor. Me-
saniyeler içinde Almaç Dendrit sajc› molekül olan noradrenalin hücre yüzeyine
beyne tafl›yor
Burundan ba¤land›¤›nda, hücre içindeki ATP, AMP’ye (ade-
çekilen nozin monofosfat) dönüflüyor. Di¤er bir ikincil
kokain Dopamini mesajc› olan AMP molekülünün, hücre içinde de-
geri
gönderiyor ¤iflik görevleri var. Çeflitli iyonlar›n geçirgenli¤i-
Sa¤ akci¤er Sol akci¤er ni art›rarak ya da azaltarak hücre içerisindeki
elektrik yükünü de¤ifltirebiliyor, ya da hücre çe-
Kokain
dopamin kirde¤indeki genleri aktif hale geçirerek çeflitli
iletimini enzimlerin sentezlenmesini denetliyor. Ö¤renme
bozuyor
ve haf›za gibi kal›c› beyin ifllevlerinin, beynin ge-
lifliminin bu hücre içi ikinci mesajc›lara ba¤l› ol-
Kalp du¤u düflünülüyor.

Eylül 2003 7 B‹L‹M ve TEKN‹K


Beynin Geliflimi
yap›s›ysa 6. haftada görülüyor. ‹lk "glia" (destek) hücresi oldu¤unu da yi-
olufltuklar› yerden daha sonra ne proteinler belirliyor. Proteinleri be-
görev yapacaklar› yerlere gi- lirleyense, genetik flifre. Beyin hücre-
den beyin hücreleri, zamanla lerinin olufltuktan sonra görev bölge-
kendilerine özgü ifllevlerini lerine gitmesi, yine çeflitli proteinler
kazan›yorlar. Her nöron ken- ve glia hücreleri taraf›ndan oluflturu-
dine özgü mesajc› molekü- lan lifler sayesinde. Hamilelik s›ras›n-
llerini salg›lamaya bafll›yor. da kullan›lan alkol, uyuflturucu ya da
Hücre gövdesinin uzant›lar› benzer maddelerin tüketimi, bu lifle-
olan aksonlar uzayarak di¤er rin oluflumunu engelleyerek anne kar-
hücrelerle temas haline ge- n›ndaki bebe¤in beyin geliflimini
çiyorlar. Bu hücreleraras› olumsuz etkiliyor. Görev yerlerine gi-
ba¤lant›lar beynin gelifli- den nöronlar, akson denen uzant›lar
mi aç›s›ndan çok önemli. ç›kararak di¤er hücrelerle haberlefli-
Hücreler aras›ndaki bilgi ak›fl›- yorlar. Aksonlar›n nereye, ne kadar gi-
n›n miktar› ve h›z›, "sinaps" de- decekleri de kontrol alt›nda. "Semafo-

Ön Orta Arka beyin


‹lerideki beyin beyin
ön Omurilik
Göz Arka
beyin
beyin

‹lerideki 4 hafta 7 hafta


‹nsan beyninin gelifliminin ilk afla- omurilik
Ön
malar›, kurba¤a, maymun, fare gibi beyin

birçok hayvan türüne benzerlik göste-


3 hafta 6 ay 9 ay
riyor. Spermle yumurta birlefltikten 2- 3 ay

3 hafta sonra sinir sisteminin ilk hüc-


releri oluflmaya bafll›yor. Bu hücreler nen bu ba¤lant›larla orant›l›. fiizofreni rin" ya da "efrin" denen çeflitli mole-
birkaç gün içerisinde ço¤alarak birbiri gibi, sonradan ortaya ç›kan ruhsal küller, aksonlara yol gösteriyorlar. Za-
üzerine katlan›yor ve ileride beyin ve hastal›klar›n sinaps oluflumundaki bo- manla nöronlar aras›ndaki ba¤lant›lar
omurili¤i oluflturacak bir tüp meyda- zukluklardan kaynakland›¤› düflünü- gelifltikçe, çocu¤un zihinsel yetenekle-
na getiriyorlar. Bu tüpün içerisinde lüyor. ri art›yor. Beynin geliflimi s›ras›nda
geliflen nöronlar, daha sonra kal›c› Yeni oluflan bir embriyoda hangi oluflan nöronlar›n yaln›zca yar›s› erifl-
olacaklar› yerlere göç ediyorlar. Dör- hücrenin beyin hücresi olaca¤›n› çok kin beyninde bulunuyor. Di¤er yar›s›y-
düncü haftada beynin ön, orta ve alt özel proteinler belirliyor. Beyin hücre- sa bir tür intihar mekanizmas›yla ken-
bölümleri olufluyor. Beynin k›vr›ml› lerinin hangisinin nöron, hangisinin dini yok ediyor. Bu intihar mekaniz-
mas› eriflkin beyninde de var. Herhan-
gi bir nedenle hasar alan hücreler,
kendilerini öldürüyorlar.
D›fl yüzey
Beyin gelifliminde çevresel faktörle-
rin de önemi var. Vücut d›fl›ndan ge-
len sinyaller beynin geliflimi için
Hareket önemli. Do¤duktan sonra tek gözü ka-
eden
nöron pat›l›p di¤er gözü aç›k b›rak›lan bir
maymunun kapal› gözü, belirli bir sü-
re sonra aç›lsa bile di¤er gözü gibi
görmüyor. Kullan›lmayan görme sinir-
leri bir süre sonra ifllevlerini kaybedi-
Glial yorlar. Bunun nedeni, araflt›rmac›lara
lif
göre, göz hücreleriyle görme sinirleri
aras›ndaki ba¤lant›n›n oluflamamas›.
Bu ve buna benzer deneyler, çevresel
etkenlerin nöronlar aras›ndaki ba¤lan-
Beyin kesiti ‹ç yüzey t›lar›, yani beynin geliflimini etkiledi¤i-
ni gösteriyor.

B‹L‹M ve TEKN‹K 8 Eylül 2003


Hareket
Gün içinde yapt›¤›m›z bir- Kaslar›m›zdan ya da d›flardan
Duyu nöronu gelen baz› uyar›lar, hiç beyne
çok etkinlik asl›nda çok ince iletilmeden omurilik sayesinde
bir flekilde denetlenen karma- çok h›zl› bir flekilde harekete
Alfa motor nöron
fl›k bir sistemin sonucu. Beyin Ekstansör kas kas›l›yor dönüfltürülebiliyor.
ve omurili¤in yönetimi alt›nda- Kas lifi
ki hareketler, sinir uyar›lar›n›n bak›ma fark›nda olma-
Bask›lay›c› nöron
kaslar› denetlemesiyle müm- dan gerçeklefliyor. Be-
Fleksör kas gevfliyor
kün oluyor. Hareketlerin en yin yürüme komutunu
üst komuta merkezi, beynin Uyaran
verdi¤i zaman bacakla-
d›fl kabu¤unun orta kesiminde Tepki
r›m›z hareket etmeye
Sinyal gönderen
bulunan "motor korteks". Bu- sinirler bafll›yor, ancak hangi
radaki nöronlar vücuttaki tüm Sinyal alg›layan kas› ne flekilde kulla-
sinirler
istemli kaslar› denetliyorlar. naca¤›m›z› düflünmü-
Bask›lay›c› sinirler
"Alfa" nöronlardan gelen yoruz. Yani bilinç dü-
elektrik uyar›lar›, kas›lmaya Duyu siniri
Uyar›c› sinirer zeyinde yaln›zca yürü-
yol aç›yor. Beynin bu bölü- me ifllevi gerçeklefli-
mündeki nöronlar hasar gör- Ekstansör
Hareket sinirleri yor. Geri kalan k›sm›,
dü¤ü zaman, denetledikleri kas gevfliyor yani hangi kas›n hangi
Ekstansör kas kas›l›yor
kaslar çal›flamaz hale geliyor. Hareket s›rayla kas›l›p gevfleye-
sinirleri
Karanl›kta yürümek, dolu bir ce¤iniyse beynin alt
Fleksör kas
çay barda¤›n› tafl›mak gibi be- kas›l›yor merkezleri kontrol
ceri gerektiren hareketlerse, Fleksör
ediyor. Yürürken, ba-
"gama" nöronlar›n›n denetimi kas cak kaslar› d›fl›nda
gevfliyor
alt›nda. Günlük hayat›m›zda Baca¤›
baflka kaslar da, biz
yapt›¤›m›z yürümek, çay iç- kald›rarak hiç fark›nda bile olma-
vücut dengesi
mek ve gülmek gibi birçok ha- Uyar› korunuyor dan kas›l›yor. Bunu
reket, istemli kaslar›m›z tara- anlamak için yürürken
f›ndan yap›lsa da asl›nda bir elimizi s›rt›m›za koy-
mam›z yeterli. Her
Merkezi sinir sistemi ad›m at›fl›m›zda omurgan›n iki yan›n-
(beyin ve omurilik) daki kaslar›n s›rayla kas›ld›¤›n› hisse-
debiliriz. Vücudun dengesini sa¤la-
mak için gerekli olan bu kas›lmalar›n,
Çevresel sinir sistemi Boyun bölgesi
(omirilikten ç›kan sinirler) genellikle fark›nda bile de¤iliz. Beynin
orta ve alt kesimlerinde bulunan tala-
mus, serebellum ve “bazal ganglion-
Gö¤üs bölgesi lar”, bu hareketlerin eflgüdümünden
sorumlu. Bu bölgelerde bulunan do-
pamin adl› molekülün eksikli¤i, hare-
ket güçlü¤üyle kendini gösteren Par-
Periferal sinirler
Bel
kinson hastal›¤›na yol aç›yor. Vücu-
dun dengesini sa¤layan ve müzik aleti
çalmak gibi beceri gerektiren hareket-
Sakral bölge leri, serebellum denetliyor. Serebel-
lum sürekli olarak kaslardan ve iç ku-
laktan sinyaller al›yor. Bu sayede kol-
lar›n, bacaklar›n ve vücudun hangi po-
zisyonda oldu¤unu biliyor. Bu bilgiler,
yap›lacak hareketlerin eflgüdümü için
de çok önemli. ‹nce iflleri yapmak için
gerekli bilgiler, serebellumda depola-
Omurga Omurilik n›yor. Gerekli oldu¤undaysa beynin
d›fl kabu¤u bu bilgileri serebellumdan
geri ça¤›rabiliyor.

Eylül 2003 9 B‹L‹M ve TEKN‹K


D›fl Dünyay› Alg›lama
3. hücre Orta hücre Rodlar ve
tabakas› tabakas› Koniler

Pupil
Rodlar
Yan gentikolat
çekirdek
Koniler
Optik sinir
Mercek
Retina Optik sinir
Görme korteksi

Kör nokta

Kornea ‹ris
Retina

Optik çapraz

Optik sinir

Sa¤ görme alan›

Sol görme
alan›

parlak görüfl sa¤laman›n yan› s›ra siyah beyaz ayr›m› da yap›yorlar. Renkle-
Görme ri görebilmemiz, konilerin üç farkl› rengi alg›lamas›na ba¤l›: k›rm›z›, yeflil ve
D›fl›m›zdaki dünyay› alg›lamada en önemli duyulardan biri görme. Dün- mavi. Bu renklerin kar›fl›m›yla tüm renkler alg›lanabiliyor. Bu alg›lamada ci-
yadaki güzelliklerin alg›lanmas›n›n yan› s›ra, görme duyusu hayatta kalmak simlerden yans›yan ›fl›¤›n fliddeti de çok önemli. Cisimlerin flekilleri, renkle-
için de önemli mekanizmalardan. Görmek, duyular aras›nda en karmafl›k ola- ri ve hareketleri, bunlardan gelen ›fl›¤›n fliddetine göre beyinde de¤iflik gö-
n›. Görme için beyinde ayr›lan alan, tüm di¤er duyular›n alanlar›n›n topla- rüntüler yarat›yor. Göz dibindeki hücreler taraf›ndan al›nan uyar›lar, sinir lif-
m›ndan fazla. D›fl dünyadan gelen ›fl›nlar, ilk önce gözün d›fl k›sm›ndaki kor- leriyle beyne tafl›n›yor. Beynin her iki yar›s›na da bilgi ulafl›yor. Sinir lifleri-
nea ve bunun alt›ndaki mercek taraf›ndan k›r›l›yor. K›r›larak tepe taklak nin çaprazlaflmas›na ba¤l› olarak görüntünün sa¤ yar›s› beynin sol yar›s› ta-
olan ›fl›nlar, “göz dibi”ndeki retina üzerine yans›t›l›yor. Göz dibinde bulunan raf›ndan, sol yar›s›ysa sa¤ yar›s› taraf›ndan alg›lan›yor. Tüm bilgiler beynin
yaklafl›k 125 milyon özel sinir hücresi, gelen ›fl›¤› elektrik enerjisine çeviri- arka bölümünde bulunan "oksipital" bölgeye gidiyor. Yaklafl›k 2 mm kal›nl›-
yor. Bu hücreler kabaca iki tip: "çubuk" ve "koni"ler. Çubuk hücreleri, lofl ¤›nda bir hücre tabakas›yla kapl› olan bu bölge, as›l görme merkezi. Bu böl-
›fl›¤› alg›l›yor. Renkleri alg›lamam›z› sa¤layan hücrelerse koniler. Koniler, geye gelen bilgiler sayesinde cisimler alg›lan›p analiz ediliyor.

D›fl kulak Orta kulak ‹ç kulak


Duyu alan›

Orta kula¤›n kemikleri


Oval
‹flitme
Malleus ‹ncus Stapes
pencere Hayat kurtar›c› duyulardan biri de iflitme. Birçok hayvan türü, tehlikeyi ilk
önce duyarak alg›l›yor. Duymak, haberleflme için de çok gerekli bir özellik. ‹flit-
Beyne me sorunu olan çocuklar konuflmay› da ö¤renemiyorlar. ‹flitme duyusu için ilk
koflul hava titreflimi. Sesler, cisimlerin titrefliminin hava yoluyla ilk önce d›fl ku-
la¤a iletilmesiyle olufluyor. D›fl kulaktan geçen ses dalgalar› orta kulaktaki ku-
Duyma siniri lak zar›n› titrefltiriyor. Seslerin fliddetine ve frekans›na göre de¤iflik h›zlarda tit-
reflen kulak zar›, orta kulaktaki üç küçük kemi¤i harekete geçiriyor. Hareket
Kohlea
eden bu kemiklerin sonuncusu iç kulaktaki bir zar› titrefltiriyor bu da iç kulak-
Timpanik
taki s›v›n›n hareketine yol aç›yor. Bu hareket iç kulaktaki özel hücreler taraf›n-
zar› Ses dalgalar› dan alg›lanarak elektrik sinyallerine çevriliyor. De¤iflik frekanslardaki ses dalga-
D›fl kulak lar›, de¤iflik nöronlar›n uyar›lmas›na yol aç›yor. Böylece farkl› sesler alg›lan›yor.
Salg›lanan Alg›lanan sesler, nöronlar yoluyla beynin temporal bölgesindeki duyma merke-
‹ç
kulaktaki
mesajc› mo-
leküller sinir
zine tafl›n›yor. Konuflmalar da ilk önce ayn› flekilde alg›lanarak temporal bölge-
hücre hücresini ye aktar›l›yor. Ancak daha sonra bu bilgiler, çözümleme için beynin sol yar›s›n-
uyararak
Pinna Çekirdek beyne mesaj daki konuflma merkezine gönderiliyor.
gönderil-
Mesajc› mesini sa¤-
molekül l›yor.

B‹L‹M ve TEKN‹K 10 Eylül 2003


Sinyal talamus’a, oradan da beyne ulafl›yor. iki ayr› kalem ucu oldu¤unu alg›layabiliyoruz. Du-
daklar›m›zsa, bu iki nokta ayr›m›n› 1-2 milimetre
aral›k içinde yapabiliyor. ‹nsan neslinin devaml›-
l›¤›n› sa¤layan seks güdüsünün en önemli tatmin
bölgelerinden birinin dudaklar olmas›n›n nedeni,
Dokuya zararl› uyar›c›,
nosiseptörleri etkinlefltiriyor
belki de bu.
Ac› ve a¤r› duyular›, vücudun savunma meka-
nizmalas›n›n en önemli bilefleni. Hastalanan or-
gan›m›zdan yay›lan a¤r› duyusunun beyine tafl›n-
mas›, hastal›klar›n erken tan›s› için çok önemli.
Vücudun herhangi bir bölgesinde meydana gelen
Beyinden omurili¤e bir hasar, kendisini a¤r› ya da ac› olarak belli edi-
inen sinir yollar›
yor. Örne¤in elimiz ateflle temas etti¤inde, ac›y›
oluflturacak uyar›lar, buradaki "nosiseptör" de-
nen özel sinir lifleri taraf›ndan al›n›yor. Bu sinyal-
Sinyal omurili¤e
iletiliyor ler ilk önce omurili¤in arka bölümüne gidiyor.
A¤r› duyusu omurili¤e ulaflt›¤›nda, bu sinyaller
daha beyine ulaflmadan, omurilik taraf›ndan eli-
mizi çekmek için kol kaslar›m›za komut veriliyor.
Beyinden omurili¤e
Bu kestirme sinyal ileti yoluna "refleks" deniyor.
Nosiseptörler Refleksler, en basit sinir iletim yoluyla gerçekle-
fliyor. Tüm canl›lar›n hayatta kalabilmesi, bu ref-
lekslere ba¤l›. Örne¤in, gözümüze yabanc› bir ci-
sim temas etti¤inde hemen göz kapa¤›m›z› kapa-
t›r›z. Di¤er bir örnekse, bo¤az›m›za yemek ya da
su kaçt›¤› zaman nefes borusunun hemen daral›p
öksürü¤ün bafllamas›. Bu refleks sayesinde ye-
me¤in nefes borusuna kaçmas› engelleniyor. Bu
ve bunlara benzer refleksler, birçok kez hayat
Kas lifi
kurtar›c› oluyor. Beynin d›fl kabu¤una ulaflan sin-
yallerse a¤r› ve ac›n›n bilinçli alg›lanmas›na yol
aç›yor. Beyinde alg›lanan a¤r›, burada endorfin
ve enkefalin gibi kuvvetli a¤r› kesicilerin salg›lan-
r›nt›lar›n› alg›lamada parmaklar ve dudaklar çok
Dokunma ve A¤r› önemli. Bebeklerin cisimleri tan›mak için onlar›
mas›na yol aç›yor. Baz› insanlar bu morfin benze-
ri maddelerin salg›lanmas›na o kadar al›fl›yor ki,
D›fl dünyay› alg›lamam›zda en önemli yard›m- ilk önce eline al›p sonra da a¤z›na götürmesi d›fl
bu yüzden kendilerine ac› çektirmeyi bir yaflam
c›lar›m›zdan biri de dokunma duyumuz. Cisimle- dünyay› alg›lamalar›nda çok önemli. Vücuda ayn›
biçimi haline getirebiliyorlar.
rin yap›s›n›, k›vam›n› ve boyutlar›n› alg›lamam›za anda temas eden iki cismin ayr›m›n› (iki nokta
Eskiden a¤r› ya da ac›n›n yaln›zca hasarl› böl-
yar›yor. Dokunma duyusu ciltteki sinir uçlar› sa- ayr›m›) yapmak, o bölgedeki sinir a¤›n›n s›kl›¤›y-
gedeki sinirin elektriksel uyar›s› ve bu uyar›n›n
yesinde gerçeklefliyor. K›l köklerinin komflulu- la ilgili bilgi verebiliyor. Kendi üzerimizde uygu-
beyne iletilmesiyle hissedildi¤i düflünülüyordu.
¤undaki sinir uçlar›, k›llar›n en ufak hareketini layabilece¤imiz bir deney, bunu anlamam›za yar-
Son y›llarda yap›lan çal›flmalar a¤r›n›n mekaniz-
bile alg›l›yor. Bu mekanizma, zararl› bir etkeni, d›mc› olabilir. S›rt›m›za, birbirine çok yak›n me-
mas›n›n bu kadar basit olmad›¤›n› gösterdi. A¤r›
daha cildimize dokunmadan hissetmemizi sa¤l›- safede olan iki kalem ucu ayn› anda de¤dirilince
ya da ac› veren etken ortadan kalksa bile günler,
yor. Bir maddeyi dokunarak alg›lamada en önem- bunu tek bir kalem ucu gibi alg›l›yoruz. Bu kalem
hatta aylar süren ac›n›n hissedilmesinin, o bölge-
li nokta, o bölgedeki sinir liflerinin say›s›. Par- uçlar› aras›ndaki mesafeyi yavafl yavafl açarak s›r-
de salg›lanan mesajc› molekül benzeri kimyasal-
mak uçlar› ve dudakta çok say›da sinir lifi bulu- ta dokundurmaya devam edersek, uçlar›n birbiri-
lar›n etkisi sonucu oldu¤u gösterildi.
nurken bu say› s›rtta çok daha az. Bir cismin ay- ne olan mesafesi ancak 6-7 cm oldu¤unda bunun

Beyne giden sinir lifleri


almaç hücreleri
Koku ve Tat Alma koku yolu

Bu duyular birbirinden farkl› organlar›n arac›l›¤›yla ve farkl› sinirler taraf›ndan al-


g›lan›yor. Buna karfl›n bu duyular birlikte çal›fl›yor. Her ikisinin ortak çal›flmas› saye-
sinde do¤adaki binlerce kokuyu alg›lay›p birbirinden ay›rt edebiliyoruz. Tek bafl›na
tat alma duyusu yaln›zca tatl›, ac›, ekfli ve tuzlu tatlar›n ayr›m›na yar›yor. Ancak koku
duyusuyla birleflince binlerce farkl› lezzet alg›lan›yor. A¤z›n içerisinde, ço¤u dil üze-
koku molekülleri
rinde olmak üzere 5 binden fazla tat alma tomurcu¤u var. Her bir tomurcu¤un üze- tüycükler
rindeyse 50-100 bin kadar tat alma siniri bulunuyor. A¤›zdaki tatlar bu sinirler tara-
tat cisimci¤i
f›ndan alg›land›ktan sonra ilk olarak beyin sap›na gönderiliyor. Çok ac› ya da ekfli bir besinle gelen
kimyasal
g›dan›n a¤›zdan at›lmas› ya da yutulmas› gibi, tada karfl› verilen ilk tepki, burada olu- maddeler
fluyor. Daha sonra sinyaller beynin ortas›ndaki talamus bölgesine ve beynin d›fl kabu-
¤una gönderiliyor. Buralarda tat de¤erlendirilip, bilinçli olarak alg›lanmas› sa¤lan›yor.
dil
Kokunun alg›lanmas›nda ilk durak, burun mukozas›. Burnun iç yüzeyini kaplayan
burun mukozas›nda koku uyar›lar› alan özel hücreler var. Hava yoluyla buruna giren sinaps
de¤iflik moleküller, bu hücrelerin yüzeyine yap›flarak kimyasal uyar›lar meydana geti- Tatla ilgili uyar›y› beyne tafl›yan sinir
riyorlar. Bu uyar›lar sinir hücreleri taraf›ndan elektrik uyar›lar›na dönüfltürülerek ko-
kular alg›lan›yor.

Eylül 2003 11 B‹L‹M ve TEKN‹K


Ö¤renme ve Bellek
Beynin hangi bölümlerinin ö¤renme ve haf›zay- Beyin korteksi
la ilgili oldu¤u, ilk zamanlarda rastlant›larla anlafl›l-
d›. Bilim adamlar›, epilepsi tedavisi için beynin bir
k›sm› al›nan ya da kaza sonucunda beynin baz› k›-
s›mlar›n› kaybeden kiflileri inceleyerek, ö¤renme ve

GANGL‹ONLAR
haf›za gibi ifllevler hakk›nda bilgi edindiler. Bu arafl-

BAZAL
t›rmalar s›ras›nda, orta temporal bölgede bulunan
hipokampus ve çevresindeki hücrelerin haf›zada çok
önemli rolü oldu¤u gösterildi. Bilgiler belirli bir sü-
re hipokampusta kald›ktan sonra daha uzun süreli
depolanma için d›fl kabuktaki bölgelere aktar›l›yor.
Hipokampus, beynin ö¤renme, konuflma ve düflünce KONUfiMA VE L‹SAN
merkezleriyle de çok yak›n iliflkide. Bu bölge ameli- ALANLARI
yatla al›nd›¤›nda kifliler uzak haf›zalar›n› kaybediyor
ve yaln›zca 1-2 dakika önce olan olaylar› hat›rl›yor- Broca alan› (konuflma)
lar. Baz› ruhsal hastal›klar›n tedavisinde kullan›lan Amigdala Hipokampus Wernicke alan› (iflitme)
“elektrokonvulzif tedavi” (elektroflok) bu bölgeye Angular k›vr›m
(okuma yazma)
geçici hasar verebiliyor. Bu hastalarda geçici sürey- Beyincik
le haf›za kayb› ve ö¤renme güçlü¤ü olufluyor.
Ö¤renme, beyinde bilginin depolanmas›yla ger-
çeklefliyor. Bilgi kabaca ikiye ayr›l›yor. Bunlardan il-
ki "dekleratif" bilgi. "Türkiye’nin baflkenti Anka-
ra’d›r" gibi bilgilere dekleratif deniliyor. Bu tür bil-
gi, kiflinin daha önce okuyarak ya da deneyimleriy-
le elde ettiklerinden olufluyor. Dekleratif bilgi (aç›k-
lanan, tebli¤ edilen), orta temporal bölge ve tala- dar amigdala ve hipopkampüs gibi yap›lar, kal›c› bilgiler daha uzun süreli belle¤e aktar›lmazsa, der-
musta depolan›p de¤erlendiriliyor. Dekleratif olma- bilginin depolanmas›, yani bellek için önemli mer- hal siliniyor. ‹kona belle¤inin biraz daha uzun süre-
yan bilgiyse, fark›nda olmad›¤›m›z bilgiyi içeriyor. kezler olsa da beynin her bölgesi bilgi depolayabili- li olan›na "çal›flma belle¤i" deniliyor. Telefon numa-
Becerilerimiz ve al›flkanl›klar›m›z, bu bilgilerin so- yor. ralar›n› ve isimleri hat›rlamam›z bu sayede müm-
nucu. Günlük hayat›m›zda kulland›¤›m›z bilginin Belle¤in çok de¤iflik s›n›fland›rmalar› var. Baz› kün oluyor. Tüm bu bellek türleri, ö¤renmenin te-
yaklafl›k %90’› dekleratif olmayan türden. Deklera- araflt›rmac›lar belle¤i "olay belle¤i", "s›n›fland›r›c› melini oluflturuyor. Görsel yolla elde edilen bilgiler
tif olmayan bilginin de¤erlendirilmesi bazal gangli- bellek" ve "ifllemsel bellek" olarak ay›r›yor. Olay ilk olarak bu belleklerde depolan›p, daha sonra ge-
onlar denen bir bölgede yap›l›yor. Bilginin duygusal belle¤i, olaylar›n tüm ayr›nt›lar›yla hat›rlanmas›na rekli olanlar uzun süreli belle¤e aktar›l›yorlar.
k›sm›n›n›n de¤erlendirildi¤i yerse amigdala. Bilgile- yar›yor. Örne¤in, seyretti¤imiz bir filmin hat›rlan- Okuma ve konuflma, en çok bellek gerektiren
rin depolanmas›nda en önemli unsur, yararl› olup mas› gibi. S›n›fland›r›c› bellek, bilgileri s›n›fland›ra- ifllevlerden. Bu iki ifllev, her ne kadar beynin farkl›
olmamas›. Beynin bilgiyi tutmadaki en önemli gü- rak hat›rlamam›z› sa¤l›yor. Hangi sözcü¤ün ne an- bölgeleri taraf›ndan gerçeklefltirilse de, birbirleriyle
düleri ödüllendirilme ya da cezaland›r›lma. Yani lam ifade etti¤ini s›n›fland›r›c› bellek söylüyor. Bir oldukça ba¤lant›l›. Konuflma merkezleri beynin sol
herhangi bir bilgi sonucunda bir kazanç ya da ka- ayg›t› kullanmak ya da araba sürmek, ifllemsel bel- yar›s›nda. Konuflma, temel olarak, beynin sol ön
y›p elde edildi¤i zaman, o bilgi daha uzun süre sak- le¤in görevi. Bilgilerin beyinde tutulma süresine gö- k›sm›ndaki Wernicke alan›nda düzenlenerek biçim-
lan›yor. Beynin orta alt kesiminde bulunan amigda- re bellek, k›sa ve uzun süreli olarak ikiye ayr›l›yor. leniyor. Burada düzenlenen bilgi, temporal bölge-
lan›n bu tür ö¤renmede önemli rolü var. Uzun sü- Bunlar›n s›n›rlar›n› ay›rmak zor. K›sa süreli bellek, deki Broca alan›na gönderiliyor. Burada ayr› bir ko-
redir yap›lan çal›flmalar, haf›zan›n nöronlar aras›n- birkaç saniyeden bafllay›p birkaç haftay› kapsayabi- nuflma program› yap›larak gereken bilgi, konuflma
daki ba¤lant›lar›n de¤iflmesiyle ilgili oldu¤unu gös- liyor. Uzun süreli bellekse birkaç ayla bafllay›p bir için gerekli kaslara emir verilmek üzere beynin üst
teriyor. Nöronlar›n ba¤lant› say›s›n›n ve kuvvetinin ömür boyu sürebiliyor. Çok k›sa süren görsel belle- k›sm›nda bulunan bir bölgeye gönderiliyor. Bir ya-
de¤iflmesi, anahtar nokta. Kal›c› bilgi bu ba¤lant›la- ¤e "ikona belle¤i" deniliyor. Bir yaz›y› gördü¤ümüz- z›y› okumak için, görme ve konuflma merkezlerinin
r›n yap›s›n› de¤ifltiren moleküllere ba¤l›. Her ne ka- de, bu önce ikona belle¤ine kaydediliyor. E¤er bu çok duyarl› bir eflgüdüm içinde çal›flmas› gerekiyor.

Bellek ve Ö¤renmeyi Gelifltirmek


.

Ö¤renmeyi gelifltirmek için belle¤in de gelifl- kan ak›m›, di¤er insanlara göre %85 daha düflük. yorumlayarak beynini okumaya çal›flmak, gele-
tirilmesi gerekiyor. Bu yeteneklerimizi gelifltir- Yorgunluk ve uykusuzluk, beyni olumsuz etki- cekle ilgili sürekli olumsuz tahminlerde bulun-
menin ilk yolu beynimizi korumak. Beynimizi et- leyen di¤er faktörler. Günde 7 saatten az uyu- mak, sürekli genellemeler yapmak, kendini afl›r›
kileyen en önemli olumsuz etkenler, beyin hasa- mak beynin ö¤renme, bellek, dikkat gibi ifllevle- suçlamak gibi olumsuz düflünceler, beyin ifllevle-
r› ve stres. Çeflitli çarpmalara ba¤l› beyin hasar- rini yavafllat›yor. Stres de beyni etkileyen bir du- rini yavafllat›p azalt›yor. Fiziksel ve ruhsal rahat-
lar› zihinsel yetenekleri olumsuz etkileyebiliyor. rum. Hayvanlar üzerinde yap›lan çal›flmalarda, lamaysa beyin kapasitesini art›rarak dikkat ve ha-
Çarpma sonucu bellek merkezlerinde hasar olu- uzun süreli stres sonucunda ortaya ç›kan baz› ze- f›zay› kuvvetlendiriyor. Beyini olumsuz düflünce-
flabiliyor. Kafa travmalar›ndan sonra bellek kayb› hirli moleküllerin, nöronlar›n ölümüne yol açt›¤› lerden ar›nd›r›p rahatlamak için önerilen bafll›ca
oldukça s›k görülebiliyor. Bu nedenle beynimizi gösterildi. Yaflant›m›zdan stresi bütünüyle atmak yöntemler müzik dinlemek, müzik aleti çalmak
d›fl hasarlardan korumak, ilk basamak. Californi- mümkün olmasa da en aza indirebilmek için ça- ya da spor yapmak.
a Üniversitesi’nde yap›lan bir çal›flmada kokain ba göstermek gerekiyor. Buna, küçük fleyleri Düzenli cinsel iliflki zihinsel ve ruhsal durumu
kullananlar›n beyin kan ak›m›n›n, kullanmayanla- dert etmemekle bafllay›p her an›n de¤erini bil- olumlu yönde etkiliyor. Haftada en az bir kez ya-
ra göre %23 daha az oldu¤u gösterildi. Esrar kul- mekle bafllayabiliriz. Olumsuz düflünceler beynin p›lan düzenli seks kad›nlar›n üretkenli¤ini art›r›-
lananlardaysa, beyinin temporal bölgesindeki büyük düflmanlar›. Baflka bir insan›n bak›fllar›n› yor, adet kanamalar›n› düzenleyip miktar›n› azal-

B‹L‹M ve TEKN‹K 12 Eylül 2003


Bellek Bozukluklar›
Lisan, düflünce ve deneyimlerin sözcük denilen ra konuflur (söyleyece¤i sözcü¤ü aramaktad›r), söz- Bu hastalar renklerin ad›n› da unuturlar (renk anomi-
sembollerle ifade edilmesidir. Sol yar›mkürede Silvius cüklerin s›ras› ve söylenifli yanl›flt›r. Tekrarlama ve si). f) Afemiada hasta dilsiz gibidir; bu hal bir süre
yar›¤› bölgesinde yo¤unlaflan bir sinir a¤›n›n ürünü- isimlendirme yapamaz. Konuflma "evet", "hay›r"a, sonra f›s›lt›yla konuflmaya dönüflür. g) Gertsmann
dür. Sözcükleri anlama merkezi flakak lobu üst k›vr›- hatta bir iniltiye indirgenebilir. Söyleneni ve okudu¤u- sendromunda hasta basit aritmetik ifllemleri yapa-
m›n›n arka ucu ve yan lob lobulusunu içeren Wernic- nu anlar; flark› söyleyebilir. Wernicke afazisinin aksi- maz (akalküli); iyi yazamaz (disgrafi); parmaklar›n›n
ke alan›d›r. Burada duyulan sözcüklere anlam verilir. ne hasta konuflamad›¤›n›n bilincindedir ve buna çok ad›n› (iflaret parma¤› vb.) söyleyemez ve sa¤la solu
Al›n lobu alt k›vr›m›n›n arka ucu ve ona komflu ön üzülerek a¤lar. kar›flt›r›r. Bu sendrom sol yar›kürenin yan lobunda
al›n alanlar› söz söylemeyi sa¤layan Broca alan›n› Wernicke ve Broca afazileri beyin damar t›kanma- aç›sal k›vr›m (girus angularis) lezyonlar›nda görülür.
oluflturur. Bu alan sözlerin söylenmesinden ve do¤ru lar›na, beyin kanamas›na, kafa travmalar›na ya da be- h) Sözlerdeki vurgular› alg›layamamak aproso-
dizilmesinden (sentaks ya da gramer) sorumludur. Bu yin tümörüne ba¤l› olabilir. Wernicke ve Broca afazi- diaya neden olur. Bu hastalar vurgusuz sözcüklerle,
sinir a¤›n›n bir yerinin tahribi afazi denilen konuflma lerinin birlikte görülmesine tam afazi (global afazi) monoton bir tarzda konuflurlar. Sa¤ yar›küre Silvius
bozuklu¤unu yapar. Afazide söz söyleme, söz anlama, denir. yar›¤› etraf›ndaki patolojiler aprosodiaya neden olur.
do¤ru sözcük seçme ve sözcük s›ras›n› do¤ru s›rala- Afazinin daha az görülen baflka çeflitleri de var- i) Sol yar› kürenin derin çekirdeklerinin (tala-
ma (gramer, sentaks) bozulmufltur. d›r: a) ‹letim afazisinde Broca ve Wernicke alanlar› mus, kuyruklu çekirdek) tahribi de klasik olmayan
Sa¤ elle yazanlar›n %90'›nda ve sol elle yazanla- aras›ndaki birlefltirici yollar tahrip olmufltur. Broca afazi nedenidir. j) Baz› afazilerde gramersizlik
r›n %60'›nda konuflma merkezleri sol yar›kürededir. afazisine benzer; fakat konuflma ak›c›d›r. b) Baz› (agramatizm) ya da telegrafik konuflma görülür;
Az say›da insanda konuflma merkezleri sa¤ yar›küre- Broca ve Wernicke tipi afazilerde sözcükleri tek- yaz›l› ya da sözlü dilde edat ve ba¤laçlar kullan›lmaz.
dedir. Sa¤ elle yazan birinde sa¤ yar›kürede hasar rar yetene¤i bozulmaz. Bunlara "beyin kabu¤u ötesi Böyle bir hasta l968 Paris olaylar›n› flöyle anlat›yor-
olufluna ba¤l› afaziye çapraz afazi denir. afaziler" (transkortikal afaziler) deniliyor. c) Anomik du: “Grevler, ah grevler... ah k›rm›z› bayrak... ah, ah
Afazi belirtileri: En s›k görülen belirti hastan›n afazide hasta yaln›z gördü¤ü cisimlerin ad›n› hat›rla- coplar... ah yine coplar... Fakülteler; ah evet yüzde
gösterilen bir cismin ismini söyleyememesidir (ano- yamaz; kafa travmalar›nda ve Alzheimer hastal›¤›nda on... ah ücret”. k) Hasta soyut sözcükleri (adalet,
mi=isimlendirememek); örne¤in silgi gösterilince sil- en s›k görülen afazi, anomidir. d) fiakak lobu üst fleref, iyilik vb. gibi) ve icat edilmifl anlams›z
gi diyemez; "silmek için birfley" diyebilir ya da sözcü- k›vr›m›n›n tahribinde saf sözcük sa¤›rl›¤› olur; has- sözcükleri (hecelerin rastgele s›ralanmas›) oku-
¤ü yanl›fl söyler: Sili ya da salgi diyebilir (parafazi). ta iflitir; fakat kendi lisan›n› yabanc› bir lisanm›fl gibi yamaz ve tekrar edemez; somut sözcükleri kolayca
Hastaya "silgiyi göster" dersek gösterebilir; fakat ba- anlayamaz. e) Sol artkafa lobu harabiyetinde saf tekrarlar; fakat bunu anlamca yak›n sözcükler kulla-
z›lar› bunu da yapamaz. Hastan›n konuflmay› anlay›p aleksi olur; yani hasta kendi lisan›nda yaz›lm›fl bir ki- narak yapabilir; örne¤in "tiyatro" yerine "bale" der.
anlamad›¤› evet-hay›rla yan›tlanan flu gibi sorularla tab›, yabanc› dilde yaz›lm›fl gibi, okuyup anlayamaz. Sol flakak lobunda lezyon olan bir hasta flöyle diyor-
test edilir. “Köpek uçar m›?” ya da "Bu odada ›fl›k ve- du: “Cisimlerin adlar›n› söyleyebilirim, di¤er sözcük-
ren fleyi" göster. Afazisi olanlar ayn› sözcü¤ü ya da k›- leri asla” l) Somut sözcük afazisi çok nadirdir; bu-
sa cümleleri 4-5 kere tekrarlayamaz. Hasta yaz› yaza- güne dek l0-20 olgu görülmüfltür. Bu hastalar bir söz-
mayabilir (agrafi) ve yüksek sesle okuyamayabilir cü¤ün kendisi yerine ona anlamca yak›n bir sözcük
(aleksi). kullan›rlar; örne¤in "a¤aç çile¤i" yerine "bö¤ürtlen"
Wernicke afazisi: Hasta söylenen sözleri ve oku- derler. Bu gibi hastalar söyleyemedikleri sözcükleri
du¤unu anlayamaz. Konuflma ak›c›d›r; fakat sözcükle- rahatl›kla okuyabilirler. Bu zorluklar k›sa vadeli bel-
rin ço¤u yanl›fl söylenir (parafazi); öyleki hasta yeni lek kusuruna ba¤l›d›r (kafa travmas›, beyin damar t›-
bir lisan yaratm›fl gibidir; söylediklerini anlamak zor- kanmas›, kanamas›, beyin tümörü vb.) Soyut ve so-
dur (jargon afazi) [jargon; bir mesle¤e özgü baflkala- mut sözcüklerin beyinde temsil edildikleri alanlar
r›na anlams›z gelen sözcükler]. Konuflmas› bir ak›l Wernicke tipi afazisi olan bir hastada nükleer farkl› olmal›d›r. m) Baz› afazilerde hasta do¤ayla ilgi-
manyetik görüntüleme ile sol flakak lobunda atrofi
hastas›n›nkini and›r›r. li sözcükleri (çiçekler, hayvanlar vb) hat›rlar, cans›z
(beyaz daire içindeki siyahl›k). Hasta duydu¤u veya
Hasta anlams›z konufltu¤unun fark›nda de¤ildir; fleylerin ad›n› (masa, koltuk, kalem vb) hat›rlayamaz.
okudu¤u sözcükleri anlam›yor, gördü¤ü cisimlere
sözlerini anlamayanlara k›zar ve bu nedenle flüpheci anlam veremiyordu. Söylenen sözleri tekrar
n) Baz› afazilerde hasta vücudun çeflitli bölümlerinin,
ve sald›rgan olabilir. Wernicke afazisi olanlar iyi oku- edemiyor, gördü¤ü cisimlerin ismini bir evin içinde bulunan eflyalar›n, sebze ve meyvala-
yamaz, yazamaz, cisimlere isim veremez ve sözcükle- söyleyemiyordu. Beyninde dejeneratif bir sinir r›n isimlerini ya da özel isimleri (Ahmet, Ayfle vb)
ri tekrar edemez. hastal›¤› vard›r. unutmufltur. o) Baz› afazilerde yaln›z isim ve fiiller
Broca afazisi: Hasta az sözcük kullan›r; dura du- unutulur; baz›lar›ndaysa isimler hat›rlan›p fiiller unu-

t›yor. Buna ek olarak östrojen düzeyini art›r›yor, özellikle B, C ve E vitaminlerinin düzenli tüketil- olufluyor. Uzun süre ö¤renme sürecine ara veril-
menopozu ve yafllanmay› geciktiriyor. California mesi, beyin hücreleri için oldukça yararl›. Bu vi- di¤inde beyindeki baz› ba¤lant›lar kaybolmaya
Üniversitesi’nde yap›lan bir çal›flmada, düflük öst- taminler, beyin ifllevlerini desteklerken nöronlar› bafll›yor. Buna ba¤l› olarak da ö¤renme zorlafl›-
rojen düzeylerinin beyin kapasitesini azalt›p haf›- hücre içinde oluflan zehirli at›klardan koruyor. yor, bellek geriliyor. Uzun süre kitap okumayan
zay› zay›flatt›¤› gösterildi. Tek bafl›na orgazm, ya- Fazla karbonhidrattan kaç›nmak da önemli. Çok bir ö¤rencinin ders çal›flmaktan so¤umas› ve oku-
ni mastürbasyon, baflka bir partnerle yap›lan sek- fazla tüketilen ekmek, niflasta gibi besinler, be- lun aç›ld›¤› ilk haftalarda zorlanmas›, nöronlar
sin beyindeki olumlu etkilerini yaratm›yor. Part- yin geliflimini olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, aras›ndaki ba¤lant›lar›n zay›flamas› ya da azal-
nerler aras›ndaki hofllanma, be¤enme ve sevme gün içerisindeki en önemli ö¤ünün sabah kahval- mas›na ba¤l›. California (Berkeley) Üniversite-
gibi duygular, seksin beyindeki olumlu etkilerini t›s› oldu¤unu belirtiyorlar. Güne, az ya¤l›, düflük si’nde yap›lan bir çal›flmada rahat bir yaflam sü-
art›r›yor. karbonhidratl› ve bol proteinli bir kahvalt›yla bafl- ren ve yeni bilgi ö¤renme gere¤i olmayan farele-
Tüketilen g›dalar da beyin ifllevleri için çok lamak gerekiyor. Dengeli ve sa¤l›kl› beslenme, rin beyin yo¤unlu¤unun, sürekli yeni bilgiler ö¤-
önemli. Vücudun enerjisinin %20’si ve kandaki beynin iyi performans göstermesi için gerekli un- renen farelerin beynine göre azald›¤› gösterildi.
oksijenin %25’i beyin taraf›ndan kullan›l›yor. surlar. Her gün az da olsa yeni bilgiler ö¤renmek, beyi-
Beynin as›l enerji kayna¤› karbonhidratlar. Prote- Ünlü beyin cerrah› Prof. Dr. Gazi Yaflargil’in ni gelifltiriyor. Einstein’in "bir kifli günde 15 da-
inler ve omega 3 ya¤ asitleri de oldukça önemli. de belirtti¤i gibi beyni gelifltirmenin en önemli kika düzenli olarak bir konuda çal›fl›rsa bir y›lda
Özellikle tatl› su bal›klar›, zeytinya¤›, kanola ya- yöntemi, onu çal›flt›rmak. Ayn› kaslar gibi, beyin o konuda uzman olur, 5 y›l çal›fl›rsa ülke çap›n-
¤› beyin için önemli g›dalar. Uzmanlar haftada 3 de çal›flt›kça gelifliyor. Beyin çal›flt›kça, yeni fley- da uzman olur" sözünü hat›rlatmakta yarar var.
gün bal›k eti yenilmesini öneriyor. Vitaminlerin, ler ö¤rendikçe nöronlar aras›nda yeni ba¤lant›lar

Eylül 2003 13 B‹L‹M ve TEKN‹K


tulur ya da bunun aksi olur. Fiil merkezi sol al›n, isim a¤›r bir amneziye neden olur. Amnezi geriye do¤ru r›s›na baflka, öteki yar›s›na baflka türlü tepki göster-
merkezi sol flakak lobundad›r. (retrograd) ya da öne do¤ru (anterograd) olabilir. mek ö¤retilebilir. ‹nsanlar›n sol beyni çevrenin sa¤ ya-
Retrograd amnezi, amnezi oluflmadan önceki an›lar›n r›s›n›, sa¤ beyni sol yar›s›n› görür. Corpus callosum’u
Di¤er Bellek Bozukluklar› yok olmas›d›r. En uzak an›lar en iyi saklan›r; örne¤in hasar görmüfl “yar›k beyin”li hastalarda çevrenin sa¤
Yar›y› ihmal (hemineglect) sendromunda bafl bir çok amnezik insan çocuklu¤unu iyi hat›rlar, fakat ve sol yar›s›na ait görsel bilgiler birlefltirilemez. Ko-
sa¤a dönüktür; hasta vücudunun sol yar›s›n› y›kamaz, amnezinin az öncesindeki olaylar› hat›rlayamaz. Ante- nuflma merkezleri genelde soldad›r. Sa¤dan göstere-
trafl etmez ve giydirmez; taba¤›n soluna konulan ye- rograd amnezi amneziden sonraki an›lar› unutmak, ce¤imiz bir resim hastan›n sol beynine gider; konufl-
mekleri yemez; sayfan›n sol yar›s›n› okumaz, yazar- yeni bir fley ö¤renememek demektir. Hasta az önce ma merkezi burada oldu¤undan hasta resimde gördü-
ken ka¤›d›n sol yar›s›n› bofl b›rak›r ve saat resminin ne yedi¤ini hat›rlayamaz. Amnezik hasta amnezisi ol- ¤ü cismin ismini söyleyebilir ya da sol beynin kontrol
yaln›z sa¤ yar›s›na rakamlar koyar, yüzün sa¤ yar›s›- du¤unu inkar eder ve belle¤indeki boflluklar› uydur- etti¤i sa¤ eliyle o cismi gösterebilir. Resim soldan tu-
n› çizer. Sol kolunun ve baca¤›n›n kendine ait oldu¤u- ma olaylarla doldurur (fabülasyon). Amnezik hasta, tularak sa¤ beyine gösterilirse hasta bunlar› tam ya-
nu kabul etmez; bir yabanc›ya ait addetti¤i kolunu ya bulundu¤u yeri ve özellikle zaman› bilemez. Bunama- pamaz; çünkü sa¤ beyin cismi görür; fakat tan›yamaz.
da baca¤›n› yataktan d›flar› atmak isterken kendini lar, beyin damar t›kanmalar›, beyin tümörleri, kafa Beynin bir yar›s› öteki yar›s›ndan habersizdir (ayr›k
yerde bulur. Solundaki kifli ve binalar› farketmez. Bu travmalar›, beyin iltihab› (ensefalit), kronik alkolizme beyinler). Büyük birlefle¤i kesilmifl ya da hasar gör-
sendrom kifliyi d›fl çevreden haberdar edici sistemin ba¤l› beyin hastal›¤› (B1 vitamini eksikli¤ine ba¤l› müfl hastalarda “yabanc› el” hastal›¤› görülür. Hasta-
bozuklu¤una ba¤l›d›r. Bu sisteme çevre k›vr›m (girus Wernicke-Korsakoff ensefalopatisi) vb amnezi yapabi- n›n ellerinden biri hastay› bo¤maya çal›fl›r; hasta eli-
cingularis) kabu¤u, yan lob kabu¤unun arka bölümü, lir. Korsakoff sendromunun en a¤›r flekli, iki tarafl› ne hükmedemez ve ancak di¤er eliyle karfl› koyarak
al›n lobu göz alanlar›, çizgili cisim (corpus striatum) flakak lobu tahribinde görülür. Böyle bir hasta olan bo¤ulmay› önler. Yabanc› el hastan›n çocu¤unun ya
ve talamusun pulvinar çekirde¤i dahildir. Bu bölgeler H.M. 1953’ten bu yana yeni hiçbir fley ö¤renememifl- da kedisinin boynuna yap›fl›p s›kabilir. Bu hastalar sü-
çevremizin üç boyutlu (uzay) haritas›n›, duyu haritas›- tir. Migrenli bir genç k›z, krizin ertesi günü 2 sene ge- rekli korku içinde yaflarlar.
n› ve hareket haritas›n› saklar. Sol yar›küre sa¤ alan›- riye giderek bir süre o günlerdeymifl gibi yaflam›flt›r. Beyin lezyonlar›nda cisimleri tan›ma: ‹nsanda ve
m›z›, sa¤ yar›küre hem sol, hem sa¤ alan›m›z› harita- Renk duyumunun kayb›nda, hasta herfleyi grinin maymunda flakak lobunun iç (mesial) bölgesinin ç›-
lar. Bu nedenle, sol yar›küre hasar› sa¤ yar›da ihmal tonlar›nda görür. Yemek yiyemez; çünkü domatesler kart›lmas›, ameliyattan sonraki olaylar›n hat›rlanama-
yapmaz; çünkü sa¤ yar›küre sa¤ ihmali telafi eder. ona kömür gibi gözükür. Eflini fare renginde gördü- mas›na neden olur (anterograd amnezi).
Sa¤ yar›küre hasar› sol yar›da ihmale neden olur. ¤ünden terkedebilir. Rüyalar› bile renksizleflir. Maymunlarda flakak lobu iç k›vr›m›n›n ön ucunun
Aprakside hasta emredilen bir hareketi yapamaz; Hareket belle¤inin bozuklu¤unda hasta hareketli (bademsi çekirdek ve koku kabu¤u) hasar›, cisimleri
örne¤in "dü¤meni ilikle" deyince ilikleyemez. Saç ta- bir cismi belli aralarla gözden kaybeder; caddede kar- dokunma ve görme yoluyla tan›man›n birbirinden
rama, difl f›rçalama gibi basit hareketleri pandomim fl›ya geçerken otomobil alt›nda kalabilir; çünkü oto- kopmas›na neden olur; maymun karanl›kta yoklad›¤›
olarak yapamaz. En s›k rastlan›lan apraksi, düflünce- mobili bir uzaktayken, bir de yan› bafl›na gelince gör- cisimleri ayd›nl›kta gözleriyle tan›yamaz. Limbik siste-
hareket apraksisidir. Bu hastal›kta, beyinde düflünce müfltür. Çay barda¤›n› tafl›r›r; çünkü çay›n yüksekli¤i- min bir baflka bölgesinin (denizat›) lezyonlar› da ben-
sistemiyle hareket sistemi aras›ndaki ba¤lant›lar kop- ni izleyemez. Baz› beyin hasarlar›nda hasta dünyay› zer sonuçlar verir. Bir maymun bir muzu bir defada
mufltur; hasta düflündü¤ü bir hareketi taklit edemez. bir düzlem olarak görür; 3 boyutlu göremez. Anton bir iskemlenin üzerinde görmüflse hep o iskemle üze-
Bu tip apraksi s›kl›kla afaziyle beraberdir. Apraksi hastal›¤›nda (körlük yads›nmas›) hasta kör olmas›na rindeki muzlar› almaya e¤imlilidir; hem iskemle, hem
yüzde, kol ve bacaklarda olabilir. Düflünce apraksisin- ra¤men bunun fark›nda de¤ildir; imgeleri hayalinde masa üzerine muz konulsa yaln›z iskemle üzerindeki
de hasta hareketlerin s›ras›n› flafl›r›r; örne¤in kalemin üretir. muzlar› yer. Denizat› lezyonlar›nda cismin yerini tan›-
yazmayan ucuyla yazmaya çal›fl›r. Bu duruma buna- Belle¤in afl›r› kuvvetli olmas›na hipermnezi denir; ma yetene¤i kaybolur; maymun hem iskemle, hem
malarda rastlan›r. Beynin premotör alan ya da beyin bu duruma genellikle ak›l hastalar›nda rastlan›r. Rain masa üzerindeki muzlar› yer.
kabu¤u-bazal gangliyonlar ba¤lant›lar›n›n hasar›nda, Man filminin Dustin Hoffman taraf›ndan canland›r›lan His ve hareketin eflgüdümündeyse beynin derin
hasta bir aleti do¤ru dürüst kullanamaz. kahraman› otistikti ve çok kuvvetli bir belle¤i vard›. çekirdeklerinden (çizgili cisim), kuyruklu çekirdek ve
Giyinme apraksisinde hasta elbisesini giyemez; Amnezilerin ilginç ve bazen inan›lmaz yönleri var- putamen rol oynar. Bir maymuna 20 çift farkl› cisim
onunla u¤rafl›p durur (‹ki tarafl› veya sa¤ yan lob ha- d›r. Örne¤in mükemmel tenis oynayan birisi, ona bu gösterilir ve bunlardan yaln›z birinin içine fleker konu-
rabiyeti). Konstrüksiyon apraksisinde hasta basit ge- oyunu ö¤reteni hat›rlayamaz; ama oyunda yapaca¤› lursa, maymun hep flekerli cismi seçer. Bu cevapta
ometrik flekilleri kopya edemez (sa¤ yan lob harabi- hamleleri unutmam›flt›r. Piyano, keman vb. çalmak, çizgili cisimle beraber beyin sap›ndaki dopaminerjik
yeti). Balint sendromunda hasta çevreyi incelemek bisiklete binmek, dansetmek, gibi otomatik hareket- siyah madde (substantia nigra) rol oynar.
için gözlerini gerekti¤i gibi çeviremez (göz hareket- lerde de ayn› fley olabilir. Kafa travmas›na ba¤l› ante-
leri apraksisi); gördü¤ü fleyi elle yakalayamaz (görsel rograd amnezide hasta kahvalt›da ne yedi¤ini hat›rla- Yüzleri Hat›rlamak
dengesizlik, optik ataksi) ve merkezi görmeyle çevre- maz; fakat kafa travmas›ndan önceki an›lar›n› ve ha- Tan›d›k bir yüzü görür görmez hat›rlar›z. Beyni-
sel görmeyi bütünlefltiremez (simültanagnozi); örne- yat›n› hat›rlar; lisan› da normaldir. 1911’de Dr. E. mizin yüz tan›ma alanlar› cisim tan›ma alanlar›ndan
¤in görüflü masa lambas›n›n yaln›z dibine yo¤unlafl›r Claparède bir amnezik hastan›n elini s›karken ona farkl›d›r. Bir yüzü inceleyen beyin, derhal o yüzle ilgi-
ve gördü¤ü fleyin kültaba¤› oldu¤unu söyler; bakt›¤› avucunda saklad›¤› dikeni bat›rd›. Ertesi gün ayn› has- li bir çok ayr›nt›y› kaydeder; cinsiyet, yafl, ›rk, duygu
cisim birden kaybolabilir; bir ka¤›da çok büyük ve tan›n elini s›kmak istedi; hasta buna izin vermedi; fa- içeri¤i (nefleli, hüzünlü, as›k vb), fizyonomik de¤ifl-
çok küçük A harfleri çizilirse yaln›z küçük A'lar› gö- kat 1 gün önceki olay› hat›rlam›yordu. Asl›nda hasta mezler (bir yüzü kendine özgü yapan anatomik ayr›n-
rür. Simültanagnozi iki tarafl› yan lob hasar›na ba¤l›- o olay› biliyor, fakat bildi¤ini bilmiyordu. t›lar), yüzün tan›d›k olup olmad›¤›, o kiflinin sesi, ad›,
d›r. Yüzlerle ilgili an›lar artkafa lobundaki birincil (çiz- Amnezili hasta, belle¤ini kaybetmeden önceki ki- o kifliyle ilgili an›lar (sevmedi¤imiz bir yüzü görünce
gili) görme alan›nda ve ona komflu birlefltirme alan›n- flili¤iyle eski y›llarda yafl›yormufl gibi yaflar. Örne¤in yüzümüz as›l›r) vb. Beynin öyle hastal›klar› vard›r ki
da saklan›r. Artkafa-flakak loblar›n›n lingual ve füzi- 25 y›ld›r amnezik olan yafll› bir han›m genç bir k›z gi- hasta tan›d›¤› yüzleri, aynada gördü¤ü kendi yüzü da-
form k›vr›mlar›ndaki iki tarafl› hasar yüzlerin tan›n- bi giyinip öyle davranabilir. hil, tan›yamaz olur. 1980’lerde Marsilya’da La Timon
mas›n› önler (prosopagnozi) ya da hastan›n gördü¤ü Görme korteksi V1 (çizgili kabuk) hasarlar›nda hastanesinde M. Poncet’nin bir hastas›, kendisine
fleyleri tan›mas›na engel olur (görsel cisim agnozisi). “kör görüfl” vard›r. Bu Anton hastal›¤›n›n tersidir. gösterilen foto¤raflar›n kendi yüzüne ait oldu¤unu
Bu gibi hastalar bazen aynada ya da foto¤rafta kendi Hasta baz› fleyleri görür; fakat gördü¤ünü kabul et- farkedemiyordu. T›pta bu hastal›¤a “prosopagnozi”
yüzlerini de tan›yamazlar. Hastalar kendi ev hayvanla- mez (Anton hastal›¤›nda kör bir hasta gördü¤ünü id- deniyor. Prosagnozi daima sa¤ yar› kürenin hastal›k-
r›n› tan›yamaz, otomobillerin markas›n› anlayamaz. dia eder). 1981’de Roger Sperry’ye Nobel Ödülü ka- lar›nda görülür; sorumlu lezyon bir tümör, kafa trav-
zand›ran çal›flmalar da çok ilginçtir: Bir kedi ya da mas›, beyin kanamas› vb. olabilir. Sol yar› kürede de
Limbik Sistem Amnezileri maymunda iki beyin yar›küresini birbirine birlefltiren yüz tan›ma merkezleri varsa da bunlar önemli bir rol
Limbik sistem, baz› talamus çekirdekleri, çizgili “büyük birleflek” (corpus callosum=nas›rs› cisim) ke- oynamazlar.
cismin bir bölümü ve hipotalamustan oluflur. Buras› silirse hayvan iki ayr› beyni varm›fl gibi davran›r. Ay- Selçuk Alsan*
duygu, güdülenme, iç salg› bezleri ve organ sinirleri n› durum insan için sözkonusu oldu¤unda, örne¤in el- * Merhum Bilim ve Teknik yazar› Dr. Selçuk
merkezidir. Limbik sistem ayr›ca kiflisel an›lar›n sak- leri karfl›t ifller yapmaya çal›flabilir: Biri dü¤me ilikler- Alsan’›n bu yaz›s› daha önce Temmuz 2000
land›¤› merkezdir. Limbik sistemin iki tarafl› hasar› ken öteki çözmek ister. Uyar›lara karfl› beynin bir ya- say›s›nda yay›nlanm›flt›r.

B‹L‹M ve TEKN‹K 14 Eylül 2003


Stres belki de insanl›¤›n tarihiyle
Stres se vücudu rahatlatan ve ifllevlerin de-
ayn› yaflta. Tehlikeli ve zorlu durum- Stres vam›n› sa¤layan uyar›lar› gönderiyor.
larda vücudu gerekli eylemin yap›lma- Stresle harekete geçen üçüncü sis-
s› için haz›rlayan stres, vücudun eski Otonom Sinir Sitemi temse "nöroendokrin sistem" ya da
savunma mekanizmalar›ndan. K›sa bir baflka deyiflle "hormonal sistem".
süreli stres vücuda fazladan enerji ve- Gözler Bu sistem devreye girdi¤inde bol mik-
riyor ve performans› artt›r›yor. Ancak tarda adrenalin ve steroid hormonlar›
günümüzde stresin yarardan çok za- salg›lan›yor. Adrenalin, temelde kalp,
Timus ve
rar› var. Kalp hastal›klar›, kanser ve ba¤›fl›kl›k solunum ve dolafl›m sistemlerini stre-
yafllanman›n stresle iliflkili oldu¤u dü- sistemi se haz›rlarken steroidler kaslara ge-
flünülüyor. Tüm hastal›klar›n üçte iki- Kas rekli enerjinin gitmesini sa¤l›yor. Si-
si stres kökenli. Strese karfl› vücutta nirlendi¤imizde, korktu¤umuzda yü-
üç önemli sistem harekete geçiyor. Kan Kalp zümüzün k›zarmas›, kan flekerimizin
‹lk harekete geçen sistem, istemli damarlar› f›rlamas›, temelde adrenaline ve ste-
kaslar› kontrol eden nöronlar. Bu nö- roidlere ba¤l›. Steroidler g›da al›m›-
ronlar›n atefllemesiyle istemli kaslar Mide m›z› düzenleyen hormonlardan.
harekete geçiyor. Örne¤in, karfl›m›z- Sabah›n ilk saatlerinde adeta
da bize do¤ru difllerini göstererek ko- Böbreküstü alarm saati gibi kandaki dü-
bezi
flan bir köpek görünce beyin, bacak Ba¤›rsaklar
zeyleri art›yor ve uyanma için
kaslar›m›za komut veriyor ve derhal ilk sinyalleri gönderiyorlar.
kaçmaya bafll›yoruz. Stres durumla- Steroidler, ifltah›m›z›n aç›lmas›
r›nda harekete geçen di¤er bir sistem ve enerjik hale geçmemizi sa¤l›yor.
de istemsiz kaslar›, organlar› ve salg› Okyanus afl›r› yolculuklardan sonra
bezlerini denetleyen "otonomik sinir meydana gelen ve "jet lag" olarak bi-
sistemi". Bu sistemin iki parças› var: linen olay, saat fark› nedeniyle biyolo-
"Sempatik sistem" ve "Parasempatik NÖROENDOKR‹N S‹STEM jik ritmin bozulmas› ve bu hormonun
sistem". Sempatik sistem, temelde gece-gündüz düzeylerini ayarlayama-
Kan
tehlike ve stres durumunda harekete STRES
dolafl›m› Vücudu acil mas›na ba¤l›. K›saca sinir sisteminin
Epinefrin tepkiye
geçiyor. Stres durumunda bu nöron- haz›rlar
bilinçli ve bilinçsiz iflleyen bölümleri
lar atefllenerek kalp h›z› art›yor, solu- ve baz› hormonlar, strese karfl› savafl-
num h›zlan›yor ve vücut her türlü tep- Vücudu normal
ta bize yard›mc› oluyor.
kiye haz›r hale geçiyor. Yani sempatik Kortizol dengedurumuna
ACTH Hormonu döndürür
sistem vücudun alarm konumuna geç- Hipotalamus Hipofiz
mesini sa¤l›yor. Parasempatik sistem-

Yafllanma
Yafl ilerledikçe beyinde de baz› de¤ifliklikler olarak ö¤renmek zorlafl›yor. Yap›lan çal›flmalar- Beyin yafllanmas›n›n mekanizmas› tam olarak
meydana geliyor. Tüm organlar gibi beyin de yafl- da, gerekli koflullar oluflturuldu¤unda yafll› fare- bilinmiyor. Zamanla baz› yafllanma genlerinin ak-
lan›yor. Ancak beynin di¤er organlardan farkl› lerde yeni nöron ba¤lant›lar›n›n geliflebildi¤i göz- tif hale geçerek hücre ölümüne yol açt›¤› düflünü-
bir yönü var. Tüm organlar›n verimlili¤i yaflla lendi. Yeni oluflan bu ba¤lant›lar›n say›s› ve beyin lüyor. Hücre DNA’s›nda meydana gelen bozulma-
azal›rken beynin verimlili¤i devam edebiliyor, kanlanmas›, genç farelerdeki kadar olmasa da, lar ya da hücre içinde biriken zehirli at›klar, yafl-
hatta artabiliyor. Ünlü ressam Picasso, fizikçi beynin her yaflta kendini gelifltirebilece¤ini göste- lanman›n di¤er nedenleri olabilir. Neden ve me-
Einstein, müzisyen Verdi en önemli eserlerini riyor. Yafla ba¤l› olarak beyinde görülen “de- kanizma ne olursa olsun sonuçta nöronlar›m›z
yafll›l›kta verdi. Beynin performans›n› etkileyen mans” (bunama) ve Alzheimer gibi hastal›klar, yafllan›yor. ‹nsan beyni, a¤›rl›¤›n›n en üst düzeyi-
önemli faktörlerden biri, depolanan bilgiler. Za- beyin ifllevlerini ciddi ölçüde bozuyor. Bu hasta- ne 20 yafllar›nda ulafl›yor. Yafl ilerledikçe bunun
manla artan bilgiler yeni nöron ba¤lant›lar›na ve l›klar unutkanl›k ve düflünce bozuklu¤una yol aç›- yaklafl›k %10’unu kaybediyor. Ancak nöron kay-
mesajc› molekül salg›lanmas›na yol açarak beyni yor. Genellikle ileri yafllarda görülen bu hastal›k- b› yafllanmay› aç›klayan bir mekanizma de¤il.
yeniden yap›land›r›yor. Beyin, kendisini koflullara lar 65 yafl›n alt›ndaki insanlar›n %1’ini etkiler- Genç insanlarda da nöron kayb› görülüyor; ancak
göre de¤ifltirebilme ve her an yap›land›rma özel- ken 85 yafl›n üzerindekilerin yar›s›n› etkiliyor. bu beyin ifllevlerini önemli ölçüde etkilemiyor.
li¤ine sahip. Bu özellik sayesinde insan beyni Frontal
Nöron, gövdesi ciddi bir hasar görmedi¤i sürece
kendini her an gelifltiriyor. Beynin yafllanmas›yla Bazal korteks Parietal kendini onar›p, akson denen uzant›lar›n› geliflti-
korteks
baz› ifllevler gerilerken baz›lar› da gelifliyor. Yeni önbeyin rebiliyor. E¤er gövde yok olursa di¤er nöronlar
bilgiler ö¤renmek zorlafl›rken, artan bilgi da¤ar- yeni ba¤lant›lar oluflturarak onun ifllevini üstlene-
c›¤›na ba¤l› olarak eski bilgiler daha iyi de¤erlen- biliyorlar. Kaslar›m›z gibi, beynimizin düzenli ola-
dirilebiliyor. Bu nedenle yafll› insanlar›n de¤er- rak çal›flmas› bu ba¤lant›lar›n korunmas› ve ço-
lendirmeleri birçok kez gençlere göre daha do¤- ¤almas› aç›s›ndan önemli. Beynimiz için en iyi
ru olabiliyor. egzersiz, yeni bilgiler edinmek ve düflünmek. Ya-
Yafl›n ilerlemesiyle beyin ifllevlerinde gözle- ni, kitap okumak, araflt›rmak beyni zorlamak
nen ilk de¤ifliklikler, unutkanl›k. Özellikle yak›n önemli. Düzenli yap›lan egzersizler de beyin da-
haf›zada zay›flama oluyor. Yaflla birlikte görülen marlar›n›n daralmas›n› geciktiriyor ve beynin kan
unutkanl›k bir hastal›k de¤il. Zamanla yeni nöron Striat ak›m›n› art›r›yor.
korteks
ba¤lant›lar› oluflturmak güçlefliyor ve buna ba¤l›

Eylül 2003 15 B‹L‹M ve TEKN‹K


Beynin kuvve
Uyku, hâlâ gizemini koruyan bir
Beyin araflt›rma konusu. Y›llard›r s›rlar› çö-
korteksi zülemedi. Tüm ömrümüzün neredey-
se üçte birinin uykuda geçmesine kar-
fl›n, yararlar› konusundaki bilgimiz ne-
redeyse yok denecek kadar az. Uyku
bozukluklar›, belki de en s›k karfl›lafl›-
lan toplumsal sa¤l›k sorunu. ABD’de
yaklafl›k 70 milyon insan›n çeflitli dü-
zeylerde uyku sorunu var. Eskiden uy-
ku s›ras›nda beynin çal›flmas›n›n ya-
vafllad›¤› ya da durdu¤u, böylece bey-
nin dinlendi¤i san›l›yordu. Ancak
1950’lerden sonra durumun böyle ol-
mad›¤› anlafl›ld›. Uyku, beynin yavaflla-
d›¤› ve h›zland›¤› çeflitli evrelerden
Talamus olufluyor. Bu evreler çok karmafl›k bir
sistem içinde, gece boyunca birbirini
izliyorlar. An›nda de¤iflebilen hormon
Pons düzeyleri ve vücut ›s›s›ndaki oynama-
(beyin köprüsü) lar, bu evrelere efllik ediyor. Uykunun
ilk saatlerinde, yani uykunun ilk evre-
sinde beyin dalgalar› yavafll›yor. Yavafl
Omurilik dalga evresinde, kaslar gevfliyor ve
göz hareketleri duruyor. Bu süre içe-
risinde kalp h›z› yavafll›yor, kan bas›n-

ikinci grup nöronlarsa hipokretin ve dinorfin de-


Uykunun Denetimi nen uyar›c› molekülleri salg›layarak uyan›k kal-
mam›z› sa¤layan merkezleri aktif hale geçiriyor-
.
lar.
Uyan›k kalmak beyindeki iki farkl› sistemin kezleri bask›layarak uykumuzu getiriyor. Bu böl- ‹nsan›n uykuya dalmas›n› sa¤layan mekaniz-
salg›lad›¤› mesajc› moleküllere ba¤l›. Uyan›k kal- gede meydana gelen bir hasar, uykusuzlu¤a yol malar› devreye sokan sinyallerin ne oldu¤u tam
may› sa¤layan ilk sistem, "asetilkolin" adl› bir aç›yor. Hipotalamusun yan taraf›nda bulunan olarak bilinmiyor. Baz› kuramlara göre,
mesajc› molekülün, beynin alt kesimlerin- zamanla beyinde biriken "adenozin" ad-
de bulunan talamusu uyarmas›yla ifllevini l› bir molekül, uyku sürecini bafllat›yor.
yürütüyor. Uyar›lan talamus, korteks de- Kahvenin içinde bulunan kafein, bu mo-
nen beynin d›fl kabu¤una, yani bilinç düze- lekülü bask›layabiliyor. Belki de kahve-
yine uyar›lar yolluyor. Bu uyar›lar sayesin- nin uykuyu geciktirmesinin nedeni de
de beyin dalgalar› de¤iflerek uyan›kl›k du- bu. Uyku adeta bir alacakl› gibi. Mutla-
rumundaki dalgalar olufluyor. Uyan›k kal- ka gerekli sürenin uyunmas› gerekiyor.
mam›z› sa¤layan bu sisteme "k›rm›z› yol" E¤er eksik uyursak daha sonra borcunu
deniliyor. Uyan›k kalmam›z› sa¤layan di- geri al›yor. Örne¤in, genellikle 7 saat
¤er sistemse "mavi yol". Bu sistemde, no- uyuyan bir kifli e¤er 5 saat uyursa, erte-
radrenalin ve serotonin gibi mesajc› mole- si gün 9 saat uyudu¤unda tam olarak
küller beyin korteksini uyar›yor. Bu uyar›- uykusunu al›yor. Uyuman›n yararlar›
lar bilinçli kalmam›z› sa¤l›yor. Uyan›kken tam olarak bilinmiyor. Vücuttaki birçok
bu moleküller sürekli salg›lanarak beyne hormonun salg›lanmas› ve organlar›n
uyar› gidiyor. Uykunun yavafl dalga evre- çal›flmas›, biyolojik bir ritim eflli¤inde
sinde her iki sistem yavafll›yor ve bu me- gerçeklefliyor. Bu düzen içerisinde uyku
sajc› molekülleri salg›layan nöronlar›n çok önemli yere sahip. Uyku düzenini
atefllemesi duruyor. REM uykusu s›ras›n- bozan durumlar, vücut dengesini de
daysa asetilkolin uyar›s› devam ediyor an- olumsuz etkiliyor. Beyin de dahil olmak
cak noradrenalin ve serotonin atefllemesi üzere birçok organ uyku s›ras›nda çal›fl-
tümüyle kesiliyor. Uykuyu kontrol eden di- maya devam ediyor. Yani uyku, yaln›zca
¤er bir merkezse "hipotalamus". Bu böl- organlar›n dinlenmesi için gerekli bir
gede bulunan iki grup nöronun salg›lad›¤› mekanizma de¤il; belki de organlar›n
mesajc› moleküller uykuya dalmam›z› de- kendilerini tamir etmek için bir bak›ma
netliyor. Buradan salg›lanan "GABA" adl› vücudun kendisini rölantiye almas›.
mesajc›, uyan›k kalmam›z› sa¤layan mer-

B‹L‹M ve TEKN‹K 16 Eylül 2003


et afl›s›: Uyku
c› ve vücut ›s›s› düflüyor. Bu s›rada
uyand›r›lan kifliler rüya tan›mlam›yor,
Uyan›kl›k
ancak baz› imajlar gördüklerini ifade Uyan›kl›k
ediyorlar. Bu evrede yavafl olan beyin Aflama 1 Aflama 1
dalgalar›, evrenin sonunda h›zlanma- Aflama 2
ya bafll›yor. Yeni evrede beyin dalgala- Aflama 2

r›n›n h›z›, uyan›kl›ktaki dalgalar›n h›- Aflama 3


Aflama 3
z›nda. Göz hareketleri h›zlan›yor, vü- Aflama 4
cutta tam bir gevfleme oluyor ve solu- Aflama 4
num kaslar› d›fl›ndaki kaslar adeta felç Saat

durumuna geçiyor. H›zl› göz hareket-


lerinin oldu¤u bu evreye "REM" uyku- tekrar yavafl dalga evresi izliyor. Gece de¤iflime u¤ruyor. Örne¤in, bir bebek
su deniliyor. Rüyalar temelde bu evre- boyunca bu evreler birbiri ard›na geli- genellikle günün 18 saatini uyuyarak
de görülüyor. REM uykusu s›ras›nda yor. Bu evreler ortama 100 dakikada geçiriyor. Bu uykunun ço¤u derin bir
kan bas›nc›, vücut ›s›s› ve kalp at›flla- bir tekrarlayarak devam ediyor. Gide- yavafl dalga evresinde geçiyor. Erifl-
r›nda oynamalar oluyor. Erkeklerin rek yavafl dalga evresinin derinli¤i kinlerse genellikle günde 6-7 saat uyu-
cinsel organ›nda ereksiyon, yani sert- azal›yor ve REM’in süresi uzuyor; ta yorlar. Bu uykununsa çok az bir k›sm›
leflme bu evrede görülüyor. Bu evre ki uyanana kadar. ‹nsan hayat›n›n de- yavafl dalga evresinde geçiyor.
ilk olarak 15 dakika sürüyor. Bunu ¤iflik dönemlerinde, bu uyku evreleri

Uyku Sorunu
.

En s›k görülen uyku sorunu, "insomni" denen yor. Uyku s›ras›nda hava yollar›n› aç›k tutabilmek san›n gün içinde çok kolay uykuya girmesine yol
uykusuzluk hastal›¤›. Bu kiflilerin bir k›sm› hiç için genellikle bu kiflilere bir maske yoluyla ba- açan bu hastal›k, REM evresini kontrol eden mer-
uykuya dalamazken baz›lar› gecenin bir yar›s›nda s›nçl› hava vermek gerekiyor. kezlerdeki sorunlardan kaynaklan›yor. Bu kifliler
uyan›p bir daha uyuyam›yor. Bu tür rahats›zl›kla- Di¤er bir bozukluksa, uyku s›ras›nda ani ka- gün içinde çok h›zl› bir flekilde REM uykusuna
r›n tedavisinde anti-depresan denen ve depres- s›lmalar›n olmas›. Bu kifliler, kaslar›n gevfledi¤i dal›p rüya görmeye bafllayabiliyorlar. Oturduklar›
yon, yani bunal›m durumlar›nda verilen ilaçlar derin uyku evresine giremiyor ve gece boyunca yerde, ayakta ya da araba kullan›rken rüya görü-
kullan›l›yor. Bu ilaçlar uyku sa¤lasa da yavafl dal- ani kas›lmalarla uyan›yorlar. Tedavisindeyse Par- yorlar. Bu durum çok ciddi sosyal ve hayati so-
ga evresinin derinli¤ini azaltt›¤› için tam olarak kinson ya da epilepsi (sara) hastal›¤›nda kullan›- runlara yol aç›yor. Narkolepsi hastal›¤› olanlar›n
kaliteli bir uyku sa¤layam›yor. lan ilaçlar veriliyor. kaslar›, uyan›kken bile aniden REM uykusundaki
Gün içerisindeki sürekli uyku e¤ilimi de, di- Beynin ilginç bir hastal›¤› da "narkolepsi". ‹n- gibi gevfleyebiliyor. Tüm kaslar›n bu ani ve geçi-
¤er bir uyku sorunu. Bu kiflilerin gün içerisinde ci felç durumuna "katapleksi" deniyor. Oldukça
uyuklamas›n›n nedeni, gece boyunca derin uyku- tehlikeli olan bu durum, gülmek, üzülmek gibi
ya geçilememesi. herhangi bir duygusal anda ya da yürürken olu-
"Uyku apnesi" denen baflka bir hastal›ksa ki- flabiliyor. Yap›lan yeni bir çal›flma narkolepsi
flinin hayat›n› tehdit edebilen bir rahats›zl›k. hastal›¤›n›n mekanizmas›n› bir ölçüde ay-
Bu hastal›kta, uyku s›ras›nda solu- d›nlatt›. California Üniversitesi’nde ya-
num kaslar›nda o derece gevfleme p›lan bu çal›flmada narkolepsi hastala-
oluyor ki, bir süre için nefes al- r›n›n beyninde "hipokretin" denen bir
mak bile mümkün olmuyor. Bu mesajc› molekülün düzeyinin,
nedenle kifliler derin uyku evresi- normale göre %85 oran›nda da-
ne hiç geçemiyor. Uyku apnesi, ha az oldu¤u bulundu. Normal
ani kan bas›nc› yükselmelerine insan beyninde hipokretin sal-
yol açarak uykuda kalp krizi g›layan yaklafl›k 70 bin hücre
riskini art›r›yor. Gece uykusu- var. Narkoleptiklerdeyse bu
nu alamad›¤› için bu kifliler hücrelerin say›s› 3-10 bine
gün içinde sürekli uyukluyor ve kadar düflüyor. Bu hücre-
çeflitli kazalara yol açabiliyor- ler beynin hipotalamus de-
lar. Bu nedenle uyku apnesi nen bir bölgesinde bulunu-
olanlar›n, gün içinde araba yor. Bu hücrelerin neden
kullanmas› da oldukça sa- azald›¤› tam olarak bilin-
k›ncal›. Bu hastal›¤›n teda- miyor. Çeflitli çevresel fak-
visi çok kolay de¤il. Genel- törler ya da vücudun kendi
likle afl›r› kilolu kiflilerde üretti¤i bir zehirli madde, bu
görüldü¤ü için, ilk yap›la- hücreleri yok etmifl olabilir. Di-
mas› gereken, kilo vermek. ¤er bir olas›l›ksa bu hücrelerin
Uyku öncesi alkol ya da sakinleflti- vücudun kendi ba¤›fl›kl›k sistemi
rici ilaçlar›n kesinlikle al›nmamas› gereki- hücreleri taraf›ndan öldürülmesi.

Eylül 2003 17 B‹L‹M ve TEKN‹K


Yeni Tedavi
Yöntemleri
Kök Hücreler
Her derde deva olan kök hücre-
ler, beyin hasar›nda da yararl›. An-
ne karn›ndaki bebekle anne aras›n-
daki ba¤lant›y› sa¤layan göbek
kordonu, kök hücre elde etmek
için kullan›l›yor. Göbek kordonun-
dan elde edilen kök hücrelerin bir
k›sm› tüm hücre çeflitlerine dönü-
flebilecek potansiyele sahip.
Kordondan elde edilen kök hüc-
reler, ilk önce özel büyüme faktör-
leriyle, farkl›laflmam›fl beyin hücre-
lerine dönüfltürülüyor. Bu hücreler
de üç farkl› beyin hücre tipine dö-
nüflebiliyorlar: sinir hücreleri olan
nöronlar, nöronlar›n beslenme ve
korumas›n› sa¤layan "astrositler",
ve nöron uzant›lar›n› sar›p iletinin
Virüs
düzgün gitmesini sa¤layan "oligo-
dendrositler". Laboratuvarda üreti-
len yaklafl›k 3 milyon kadar hücre Kök hücreler
daha sonra kan dolafl›m›na verili-
yor. Farelerde yap›lan deneylerde, Yeni genetik
malzeme
kök hücre enjeksiyonu sayesinde,
hasara u¤ram›fl hücrelerin %80’i
onar›labiliyor. Bu hücrelerin hasa-
r› nas›l onard›klar› tam olarak bi-
linmiyor.
Olas›l›kla kök hücreden elde Gen Tedavisi içine giriyor, kendi genetik flifresini
edilen farkl›laflmam›fl hücreler, git- hücre çekirde¤ine göndererek bu-
tikleri bölgenin gereksinimlerine Beyin hücrelerindeki hastal›kla- nun hücre DNA’s›yla bütünleflmesini
göre yap›lan›yor ve hasarl› hücrele- r›n bir k›sm› genetik flifredeki bo- sa¤l›yor. Hücre DNA’s›n›n aras›na s›-
rin yerini al›yorlar. zuklu¤a, yani hücre DNA’s›ndaki de- zan bu DNA, art›k istenilen yeni pro-
Kök hücrelerden elde edilen si- ¤iflikliklere ba¤l›. Genetik flifredeki teini kodluyor. Bu teknikte genellik-
nir hücrelerinin, beyin hasar›ndan bozulmalar yanl›fl kodlamalara, so- le DNA tafl›y›c›s› olarak adeno ve
sonraki ilk 24 saat içerisinde veril- nuçta yanl›fl protein sentezine yol herpes virüsler kullan›l›yor. Labora-
mesi gerekiyor. aç›yor. Ya da tam tersine hiçbir kod- tuvar koflullar›nda Parkinson hasta-
Bu süre içerisinde verilen hücre- lama yap›lam›yor ve gerekli protein l›¤› oluflturulan maymunlarda yap›-
ler çok daha çabuk ve etkili bir fle- sentezlenemiyor. Hasarl› DNA bölü- lan bir çal›flmada, gen tedavisinin ya-
kilde hasarl› hücrelerin yerini al›- münü yenisiyle de¤ifltirmek, yeni bir rarlar› gösterildi. Bu maymunlara
yor, böylece tedavi baflar›s› art›yor. tedavi yöntemi. Görevini tam yapan enjekte edilen bir genin, Parkinson
Deney aflamas›nda olan bu yön- yeni DNA, hücrelere gönderilerek hastal›¤›ndan sorumlu bölgelere gi-
tem henüz klasik tedavi program›- hasarl› DNA’n›n yerini almas› sa¤la- derek buradaki hücrelerde dopamin
na al›nmad›. Belki de önümüzdeki n›yor. Bu DNA’y› tafl›mak için kulla- sentezini art›rd›¤› gözlendi. Kanser
10-20 y›l içerisinde beyin ve omuri- n›lan teknikte yeni DNA parças› bir de dahil olmak üzere birçok hastal›k
lik zedelenmelerinde, ya da hücre virüsün içerisine yerlefltiriliyor ve vi- için umut kayna¤› olan gen tedavisi,
hasar›na yol açan di¤er sinir siste- rüs kan dolafl›m›na veriliyor. Beyin beyin ve sinir hastal›klar›n›n tedavi-
mi hastal›klar›nda kullan›labilecek. hücrelerine ulaflan bu virüs, hücre si için de önem tafl›yor.

B‹L‹M ve TEKN‹K 18 Eylül 2003


duyarl›. Hipnoz bir bak›ma tel- bazen hayalleri olabiliyor. Yani, ger-
Hipnoz kin yöntemi. Temelinde telkin
yoluyla kiflinin tam olarak
çek ve gerçek d›fl› olaylar› her za-
man ay›rt etmek mümkün de¤il. Bu
Sigmund Freud’a göre beynin fark›nda oldu¤u- gevflemesi ve zihnini hip- nedenle hipnozla elde edilen bilgiler
muz bilinç düzeyinin alt›nda ço¤unlukla hiç fark›n- noz yapan kifliye açmas›. baflka somut kaynaklarla do¤rulanmad›k-
da olmad›¤›m›z bir bilinçalt› var. Fark›nda olmasak Hipnoz yapmakla onun te- ça kan›t olarak kullan›lam›yor. Hipnozun
da bilinçalt›, davran›fllar›m›z›, duygular›m›z›, arzula- davi amaçla kullan›lmas› di¤er bir özelli¤i de kiflinin o an› hat›rlama-
r›m›z›, yani k›saca yaflant›m›z› derinden etkiliyor. farkl›. Birçok kifli hipnoz mas›. Hipnoz s›ras›nda konufltu¤u ya da yap-
Hipnozla ilgili çal›flmalar çok öncelere dayan›yor. yapabiliyor ancak bunu ya- t›¤› bir fleyi hat›rlamas› için kifliye o s›rada ön-
Franz Anton Mesmer ad›nda bir araflt›rmac› 18. rarl› amaçlar, yani tedavi için ceden belirli bir sinyal verilmesi gerekiyor. Bu
yüzy›lda, hayvanlardaki manyetik dalgalar›n havaya kullanabilmek belirli bir e¤itim ve sinyal bir kelime olabiliyor. Daha sonra bu kelime
yay›ld›¤› ve bunlar›n insan taraf›ndan alg›lan›p di- deneyim gerektiriyor. hipnoz yap›lan kifliye söylendi¤inde o an› hat›rl›yor.
¤er insanlara aktar›larak hastal›klar›n iyilefltirebile- Hipnozun esas amac› tedavi. A¤r› ve ac›lar›n Bu yöntemle kiflilere hipnoz s›ras›nda çeflitli telkin-
ce¤i hipotezini ortaya att›. Daha sonraki y›llarda be- hipnozla dindirilmesi II. Dünya savafl› y›llar›ndan lerde bulunup, kifli uyand›ktan sonra belirli sinyal-
yin gücü ve benzeri güçlerle hastal›klar›n tedavisi beri oldukça popüler bir tedavi yöntemi. Baz› difl leri kifliye söyleyerek telkin edilen görevlerin yap›l-
araflt›r›l›rken hipnoz konusunda ilk yaz›lar yaz›ld›. hekimleri ve t›p doktorlar› küçük cerrahi giriflimler- mas› sa¤lan›yor. Örne¤in, hipnoz yap›lan bir kifliye
‹kinci dünya savafl›nda yaralanan askerlerin ac›lar›- de hipnozu kullan›yor. Yap›lan birçok çal›flmada "elma" denildi¤inde kalk›p su içmesi telkin edili-
n› dindirmek için gerekli ilaç bulunamad›¤›nda hip- plasebo, yani yalanc› ilaçlara göre hipnoz önemli yor. Uyand›¤›nda kifli bunu hat›rlam›yor. Herhangi
noz uygulanmas› bu yöntemi popüler hale getirdi. oranda a¤r›y› azalt›yor. Hipnozun di¤er bir kulla- bir zamanda o kifliye "elma" denildi¤inde nedenini
Hipnoz esas olarak derin bir gevfleme hali. EEG n›m alan›ysa kiflinin bilinçalt›ndaki baz› düflüncele- bilmeden kalk›p su içiyor. Bu yöntemin herhalde
elektrotlar›yla ölçülen beyin dalgalar› bedenin gev- ri ve gerçekleri ortaya ç›kartmak. Freud’a göre en yararl› kullan›m alanlar›ndan biri, ders çal›flma-
fleme evresindekine benziyor. Bu dalgalar uykuda- ruhsal hastal›klar›n ço¤unun temelinde bilinçalt›n- s›n› sevmeyen ö¤rencilerin belirli komutlarla kitap
ki evrelerden farkl›. Hipnozun etkileri, onu uygula- daki çozümlenmemifl çat›flmalar yat›yor. Bilinçal- okumaya teflvik edilmesi olur. Tabi bu yöntem ol-
yana göre de¤il, hipnotize olan kiflinin özelliklerine t›ndaki bu iç çat›flmalar hipnoz yard›m›yla bilinç dukça zararl› ifller için de kullan›labilir. Örne¤in be-
göre de¤ifliyor. Hipnoza yatk›n olmak ve uyum en düzeyine ç›kart›larak burada çözümlenebiliyor. lirli bir komut verilerek bir kiflinin di¤er bir kifliye
önemli ön flartlar. ‹nsanlar›n. %10-15’i hipnoza ol- Hipnozun bu özelli¤i polis soruflturmalar›nda, sor- zarar vermesi de sa¤lanabilir. Bütün bu nedenler-
dukça dirençli. Bir di¤er %10-15 kadar›na da ol- gulamalarda da kullan›l›yor. Ancak hipnoz s›ras›n- den dolay› hipnozun yaln›zca bu iflin uzmanlar› ta-
dukça kolay hipnoz yap›labiliyor. Toplumun geri da a盤a ç›kan düflünceler her zaman gerçekleri raf›ndan bilimsel olarak yap›lmas› ve bunun ku-
kalan %70-80’lik bölümüyse hipnoza orta derece yans›tm›yor. Kiflinin hipnoz s›ras›nda hat›rlad›klar› rumsal kontrol alt›nda tutulas› gerekiyor.

ce¤i tart›flma konusu. Bir insan›n beyni ç›kart›l›p relerinin ifllevlerinin insan›nkinden farkl› olmas›
Beyin Nakli yerine yeni bir beyin yerlefltirildi¤inde art›k o in-
san kendi benli¤ini kaybediyor, yani kendisi ol-
da ayr› bir sorun olarak gösteriliyor. Domuz nö-
ronlar› insan beynine uyum sa¤lamayabilir. Hay-
maktan ç›k›yor. Bu nedenle, beyni tümden de¤ifl- vandan insana yap›lan naklin, yani "ksenotransp-
Beynin, halen tedavisi tam olarak yap›lama-
tirmek yerine, hastal›kl› ya da hasarl› k›s›mlar› lant" iflleminin asl›nda en önemli sorunu organ
yan birçok hastal›¤› bulunuyor. Beynin baz› bö-
de¤ifltirmek modern t›bb›n hedefi. ya da dokular›n reddi. Hayvanlardan elde edilen
lümlerinde "dopamin" salg›layan hücrelerdeki
Son y›llarda sinir hücre nakli üzerinde yo¤un nöronlar›n insan beyni taraf›ndan reddedilme ih-
bozuklu¤a ba¤l› ortaya ç›kan Parkinson hastal›¤›
çal›flmalar var. Geçmifli en fazla 20 y›l öncesine timali de kuvvetli. Beyindeki ba¤›fl›kl›k sistemi
günümüzde birçok orta yafl üzeri insan› etkiliyor.
dayanan bu çal›flmalar, nöronlar›n gerekli flartlar hücreleri bu yabanc› hücrelere sald›rarak onlar›
Beyindeki bir proteinin anormal yap›m›na ba¤l›
sa¤land›¤›nda büyüyebilece¤ini ve ba¤lant›lar yok ediyor. Bu engeli aflmak için sürekli yeni
olarak baz› nöronlar›n ölümüne yol açan Hun-
oluflturabildi¤ini gösterdi. Bu yöntem için gerek- ilaçlar gelifltiriliyor.
tington hastal›¤›, henüz tedavisi tam olarak
li olan insan beyni hücreleri di¤er insanlardan ya Son y›llarda kök hücrelerden elde edilen sinir
mümkün olmayan hastal›klardan. Beyin hasar›na
da hayvanlardan elde ediliyor. Epilepsi ya da bafl- hücrelerinin nakli gündeme geldi. Baflka bir be-
yol açan durumlar yaln›zca hastal›klar de¤il. Be-
ka bir nedenle beyinlerinin bir k›sm› al›nan kifli- yinden al›nan hücrelerin ço¤alt›lmas› yerine kök
yin kanamalar› ve kafa yaralanmalar› da beyin ifl-
lerin sa¤l›kl› hücreleri ayr›larak depolan›yor. Al›- hücreler kullan›larak sinir hücresi oluflturulabili-
levlerinin kaybolmas›na ve felce yol açabiliyor.
nan bu beyin hücreleri laboratuvar flartlar›nda yor. Embriyodan ya da kordon kan›ndan elde
Bu tür durumlar›n ve beyin hastal›klar›n›n teda-
çeflitli büyüme hormonlar›n tabi tutularak ço¤al- edilen kök hücreler deney ortam›nda çeflitli bü-
visi için denenen yöntemler aras›nda, beynin has-
t›l›yor. Belirli bir say›ya geldi¤inde bu hücreler yüme hormonlar›yla sinir hücresine dönüfltürüle-
tal›kl› k›sm›n›n sa¤lam bir beyin dokusuyla de¤ifl-
al›narak felçli hastan›n kan dolafl›m›na veriliyor. biliyor. Daha sonra ço¤alt›lan sinir hücreleri kan
tirilmesi insanlar›n belki de en büyük hayallerin-
Bu hücreler hasarl› bölgelere ulaflt›¤›nda buraya yoluyla kifliye veriliyor. Bu hücreler gerekli yerle-
den birisi oldu. Bir canl›n›n beynini di¤er bir can-
yerleflerek di¤er hücrelerle birlikte görev yapma- re gitti¤inde hasarl› hücrelerin yerini al›yor. Bu
l›ya nakletme fikri oldukça eskilere dayan›yor.
ya bafll›yor. Mikroskop alt›nda incelenen bu hüc- yöntemin önündeki en önemli sorunlardan biri,
Frans›z hekimler 1887 y›l›nda giyotinle idam edi-
relerin, nakledildi¤i bölgedeki ev sahibi hücreler- hücreleri farkl›laflt›rmak için hangi sinyallerin ve-
len insanlar›n kas›n› köpeklere nakletmifller, an-
le ba¤lant› kurduklar› gösterildi. Yani nakledilen rilmesi gerekti¤inin tam olarak bilinmemesi.
cak bu pek ifle yaramam›fl. 1900’lü y›llar›n bafl-
hücreler, nakledildikleri kiflinin hücreleriyle ko- Beynin görme bölgesine gidecek nöronla, ›s›
lar›nda bilim adamlar›, suni kan dolafl›m makine-
ordine çal›fl›yor. Deneme aflamas›nda olan bu kontrol merkezine ya da denge merkezine gide-
si sayesinde kesik köpek kafas›n› k›sa bir süre
yöntem halen baz› felçli hastalar üzerinde uygu- cek nöronlar›n önceden deney ortam›nda belir-
için yaflatmay› baflard›. Kafatas›ndan ayr›lan be-
lan›yor. Bu yöntemin uyguland›¤› baz› felçli has- lenmesi için çeflitli büyüme sinyalleri vermek ge-
yin laboratuar ortam›nda belirli koflullar sa¤lana-
talar›n omurili¤inde 6 ay sonra bu hücreler tes- rekiyor. Fakat, bu sinyallerin tam olarak neler ol-
rak suni olarak bir süre yaflat›labiliyor. Bu flekil-
pit edilebiliyor. du¤u, hücrelerin nas›l olup da çok de¤iflik görev-
de yaflat›lan beyin elektrik dalgalar› yaymaya, fle-
Beyin hücre nakli için her zaman insan beyin ler ald›¤› ve farkl› mesajc› moleküller salg›lad›¤›
ker ve su tüketmeye devam ediyor. Maymunlar
hücresi bulmak mümkün olmayabiliyor. Bu ne- tam olarak bilinmiyor. Kiflinin kendi kök hücrele-
aras›nda yap›lan kafa naklinden sonra hem be-
denle hayvan beyin dokusu da nakil iflleminde ri de nakil amaçla kullan›labiliyor. ‹nsan›n kendi-
den hem de beyin iki haftaya varan sürelerle ya-
kullan›labiliyor. Domuzlar›n beyinlerinden al›nan sinden elde edilen ve üretilen hücreler kifliye ge-
flayabiliyor. Ancak nakledilen beyinle gövdenin
hücreler deney ortam›nda yaflat›l›p ço¤alt›labili- ri verildi¤inde bu hücreler belirli bölgelere gidip
omurili¤i aras›nda ba¤lant› kurulamad›¤› için
yor. Ancak bu hücrelerin nakli çeflitli etik ve t›b- ifllev görmeye, yani ba¤lant›lar oluflturmaya bafl-
hayvanlar felçli olarak yafl›yor. Henüz kafa nakli
bi sorunlar› da beraberinde getiriyor. Domuz l›yor. Kiflinin kendi kök hücrelerini kullanman›n
ya da bütün olarak beyin nakli pratikte uygulana-
beyninin insanda kullan›m›na baz› dini ve top- en büyük avantaj› bunlara karfl› ba¤›fl›kl›k siste-
m›yor. ‹leride de bunun ne derece uygulanabile-
lumsal kurumlar karfl› ç›k›yor. Domuz beyin hüc- minin hiçbir reaksiyon göstermemesi.

Eylül 2003 19 B‹L‹M ve TEKN‹K


Gele

Y
APILAN fosil incelemele- rulamad›. Ma¤ara devri insan›yla gü- adamlar›ndan fazla bir fark› olmad›¤›
rinde, insan beyninin en nümüz insan› aras›nda, beyin yap›s› görülmüfl. Yani, ilerlemenin s›rr› be-
az 50 bin y›ld›r önemli bak›m›ndan moleküler farkl›l›klar bi- yin anatomisinin de¤iflimi ya da kapa-
bir yap›sal de¤iflikli¤e u¤- linmiyor. Ancak, ma¤ara devrindeki sitesinin artmas› gibi görünmüyor.
ramad›¤› gösterildi. Kafa- insan›n herhangi bir organ›n›n yap›- Uygarl›¤›n ilerlemesini baz›lar› beyin
tas› içine en ergonomik flekilde s›k›fl- s›ndaki de¤iflimden daha büyük bir kapasitesinin artmas›na ba¤larken ye-
t›r›lm›fl olan insan beyninin s›rlar›, he- de¤iflime u¤rad›¤› san›lm›yor. Iss›z bir ni nesil bilim adamlar› buna karfl› ç›-
nüz tam anlam›yla aralanabilmifl de- adada mahsur kalan ve yaflamay› ba- k›yor. Klasik bir inanç olan beynin
¤il. ‹nsan beyninin iflleviyle, görüntü- flaran çocuklar y›llar sonra kurtar›ld›- %10’unun kullan›ld›¤› sav› her geçen
sü ya da a¤›rl›¤› aras›nda ba¤lant› ku- klar›nda, yaflam flekillerinin ma¤ara gün sars›l›yor. Son y›llarda gelifltiri-

De¤iflik Bir Duyu: Telepati ve 6. His


.

Düflüncelerin, duygular›n yaz› ya da söz ol- kiflilerin alg›lama özelliklerinde de¤ifliklik ola- baz› ses dalgalar›n›n öteki kifli taraf›ndan alg›-
maks›z›n beyinler aras›nda gidip gelmesine biliyor. Örne¤in, bir yak›n›n› kazada, savaflta lanmas›. Baz› kuramlara göreyse bizden yay›-
"telepati deniliyor". Telepati bir tür duyular ya da hastal›ktan kaybetmifl kifliler baz› olayla- lan manyetik dalgalara ba¤l›. Sonuç olarak te-
ötesi hissetme. Telepati özelli¤i yaln›zca dü- r› ya da tehlikeleri önceden hissedebiliyorlar. lepati, beyinden yay›lan dalgalarla ilgili görü-
flüncelerin ve duygular›n aktar›lmas› de¤il, çe- Beyinde anl›k bir düflünce ya da imaj olarak or- nüyor. Bilimsel temelleri flimdilik tam aç›klana-
flitli olaylar›n önceden hissedilmesini de kaps›- taya ç›kan bu durum, kiflinin günlük program›- mam›fl olsa da, hiçbir enformasyonun olmad›¤›
yor. ‹flitme, görme, dokunma, koklama ve tat n› ya da önemli kararlar›n› bile etkileyebiliyor. ve beynin evrimleflmesinin daha ilk zamanlar›n-
alma gibi 5 duyuya ek olarak, alt›nc› bir duyu Telepati, kiflinin duygusal durumuyla yak›ndan da insan›n kendini savunmas› için belki de en
kabul edilen bu özellik, zaman içerisinde körel- ilgili. Bu tür özellikler genellikler kad›nlarda önemli duyulardan biriydi. Kullan›lmayan özel-
mifl olabilir. ‹lkel canl›lardaki koklama duyusu- bulunuyor. Bunun nedeni, belki de kad›nlar›n liklerin zay›flamas› ya da kaybolmas› kural›na
nun sonradan insanlarda azalmas› gibi. Telepa- davran›fl ve düflüncelerinin, erkeklere k›yasla uygun olarak, telepati de baz› duyular gibi za-
ti sözcü¤ü, eski Yunanca’daki "tele" (uzak) ve duygusal temellere daha çok dayanmas›. Aile y›flad› ve kayboldu. Yak›n bir gelecekte bilim-
"pati" (duygu) terimlerinden geliyor. Ünlü psi- bireyleri, birbirini çok seven afl›klar ya da ikiz- sel temellerinin ortaya konulabilece¤i düflünü-
kiyatrist Sigmund Freud’a göre, telepati bask›- ler aras›nda da telepatik iletiflimler kurulabili- lüyor. Belki de beynin di¤er duyulardan ba¤›m-
lanm›fl eski bir özellik ve ancak belirli koflullar- yor. s›z bir haberleflme sistemi mevcut olabilir. Di-
da ortaya ç›k›yor. ‹lkel canl›larda telepatinin Modern bilim, telepatinin mekanizmas›n› ¤er insanlar›n beyninden yay›lan baz› dalgala-
tehlikelerden korunmak için gerekli bir meka- tam olarak aç›klayabilmifl de¤il. Bu olgu, kimi r›n bu merkez taraf›ndan alg›lanmas›, telepati-
nizma oldu¤u düflünülüyor. Baz› durumlarda kuramlara göre insan›n iç dünyas›nda yay›lan nin temeli olabilir. Bu merkez yaln›zca insan

B‹L‹M ve TEKN‹K 20 Eylül 2003


ece¤in Beyni
len "beynin plastisitesi" modeli uygar-
l›k tarihindeki geliflmeyi daha iyi aç›k-
layacak gibi görünüyor. Bu teze göre,
her geçen gün beyinin daha büyük
k›sm› kullan›ld›¤› için de¤il, beyin
kendisini gereken koflullara uydurdu-
¤u için insanl›k tarihinde geliflme sa¤-
lan›yor. ‹nsan beynindeki nöronlar›n
yap›s› klasik görüfllerin aksine sabit
de¤il; her an de¤iflebiliyor. Nöron, d›-
flar›dan ald›¤› uyar›lara göre her an
yeni ba¤lant›lar oluflturuyor, gereksiz
ba¤lant›lar› kopar›p at›yor. Ba¤lant›-
lar›n kal›c›l›¤›, al›nan bilgilerin ne ka-
dar tekrarland›¤›na, yani ne kadar
kullan›ld›¤›na ba¤l›. Nöronlar, çok
kullan›lan ve ifle yarayan bilgileri da-
ha kal›c› olmak üzere beyine kaz›r-
ken, kullan›lmayan gereksiz bilgileri
beyin siliyor. Yani bir bak›ma beyin,
kapasitesinin ne kadar›n› kullanaca¤›-
n› kendisi belirliyor. Beyin bu belirle-
meyi, d›flar›dan alg›lad›¤› sinyaller, ya-
ni bilgiler ve vücudun gereksinimleri n›n say›s›n›n art›r›lmas›yla, belle¤in lam› 300 birim kabul edilecek olursa,
do¤rultusunda yap›yor. Bilgilerin bu güçlenebildi¤i gözlemlendi. Beynin 20 milyon kitab›n bulundu¤u bir kü-
organizasyonunda, nöronlar›n ba¤- bu plastik yap›s› irdelendikçe, belki tüphanedeki bilgi 2 trilyon, beynin
lant›lar›nda etkili olan birçok molekül de birçok s›rr› ayd›nlat›labilecek. bilgi kapasitesiyse 2,5 trilyon kabul
keflfedildi. Bir hücre büyüme faktörü Beyin araflt›rmalar›n›n en önemli ediliyor. Gelece¤in beynini olufltur-
olan GAP-43 adl› proteinin ö¤renme- hedeflerinden biri, hastal›klar›n iyilefl- mak için milyonlarca y›ll›k evrimi bek-
de çok önemli oldu¤u gösterildi. Hi- tirilmesi; di¤eriyse ifllevlerin gelifltiril- lemek gerekmeyecek. Beyindeki haf›-
pokampusun haf›za ve ö¤renmeden mesi. Ö¤renme ve haf›zan›n gelifltiril- zadan sorumlu merkezlerin ve mole-
sorumlu CA1 bölgesindeki nöronlar›n mesi bu ifllevlerin en önemlisi kabul küllerin keflfiyle, ö¤renmenin molekü-
üzerinde bulunan NMDA almaçlar›- ediliyor. Bir sayfa dolusu bilginin top- ler yap›s› ayd›nlat›l›yor. Bu hücrelerin

beyninden yay›lan elektriksel dalgalar› de¤il, bilim adamlar›, oldukça ilginç noktalara ulaflt›. romon almaçlar›n› kodlayan genler bulundu.
çeflitli do¤a olaylar›n›n meydana getirdi¤i Hem hayvanlar, hem de insanlar aras›nda, cin- Bu tür bin gen, henüz insanlarda bulunmad›,
elektromanyetik enerji dalgalar›n› da alg›l›yor sel etkileflimi sa¤layan bir kimyasal molekül ve ancak bu, ilgili almaçlar›n olmad›¤› anlam›na
olabilir. Volkan patlamas›, deprem gibi baz› bunu alg›layan bir merkez bulundu. Türlerin gelmiyor. Yap›lan baz› çal›flmalar bu molekülle-
do¤a olaylar› çok k›sa süre önceden belli ola- devaml›l›¤› aç›s›ndan çok önemli olan bu kim- rin kad›nlarda adet kanamalar›n› düzenledi¤ini
biliyor. Deprem öncesi, alt›nc› hissi insanlar- yasallara "feromon" ad› veriliyor. Feromonlar, gösterdi. Bu molekülleren alg›lanmas›yla adet
dan daha kuvvetli oldu¤u düflünülen birçok havada kolayl›kla dolaflabilen küçük molekül- gecikebiliyor ya da daha çabuk bafll›yor. Fero-
hayvanda meydana gelen huzursuzluk, olas›l›k- ler. Yak›n bir geçmifle kadar bu moleküllerin monlar›n insan cinsel dürtülerini de etkiledi¤i
la deprem öncesinde yay›lan baz› sinyallerin, yaln›zca hayvanlar taraf›ndan salg›land›¤› ve al- gösterildi.
hayvanlar taraf›ndan alg›lanmas›na ba¤l›. Do- g›land›¤› san›l›yordu. Ancak son y›llarda insan- Feromon yaln›zca cinsel iletiflim için kulla-
¤adan yay›lan bu tür sinyallerin beyinde alg›- lar taraf›ndan da salg›land›¤› gösterildi. ‹lk ola- n›lan bir molekül de¤il. Birçok hayvan bunlar
land›¤› bir merkezse henüz gösterilebilmifl de- rak bu molekül koltukalt›nda saptand›. Fero- sayesinde haberlefliyor. Hayvanlar aras›nda g›-
¤il. Beyindeki birçok bölgenin ifllevinin daha monlar›n, karfl› cinsin ilgisini çeken ve kad›n- da al›fl verifli, yerleflim s›n›rlar›n›n çizilmesi gi-
ayd›nlat›lamam›fl oldu¤u düflünülecek olursa, erkek iliflkisini düzenleyen önemli bir molekül bi birçok mesele bu moleküller sayesinde çözü-
telepati ve alt›nc› histen sorumlu, olas›l›kla çok oldu¤u gösterildi. Bu molekül birçok hayvanda me kavuflturuluyor. ‹nsanlar aras›ndaki telepa-
az geliflmifl ya da tam aksine çok karmafl›k seks güdüsünü do¤rudan tetikliyor. Baz› deniz tik haberleflme, baz› do¤a olaylar›n› önceden
olan bir merkezin bulunmas›, daha uzun bir sü- hayvanlar› bu molekülü suya b›rakarak yak›n›n- sezinleme gibi olaylar›n temelinde bu feremon-
re alaca¤a benziyor. daki karfl› cinsleri çekiyor ve hemen çiftlefliyor- lar yat›yor olabilir. ‹nsan vücudu, yayd›¤› sin-
Feromonlar lar. yaller ve salg›lad›¤› moleküller ne kadar anla-
‹nsanlar aras›nda, bilinen 5 duyuyu kullan- Feromonlar, burunda bulunan "vomerona- fl›l›rsa, bugün bize do¤a üstü görünen birçok
madan oluflan iletiflim ve etkileflimi araflt›ran zal" organ taraf›ndan alg›lan›yor. Farelerde, fe- olay o kadar ayd›nlat›labilecek.

Eylül 2003 21 B‹L‹M ve TEKN‹K


yüzey almaçlar›n› art›rmak, ba¤lant›- Henüz beyine bilgisayar yerlefltir- man kazand›racak. Böylece gelece¤in
lardan sorumlu moleküllerin sentezini mek gibi de¤ifliklikler yapamasak da, beyini, tüm gücünü düflünceye vere-
ço¤altarak ba¤lant› say›s›n› ve gücünü art›k beyin dalgalar›n› kullanabiliyo- rek kendisini daha fazla gelifltirebile-
art›rmak, belle¤i güçlendirme yolunda- ruz. Cisimlerin beyin dalgalar›yla hare- cek. Tabii, flimdilik bütün bunlar birer
ki önemli hedefler. Belki de ileride, ket ettirilmesi olarak bilinen "telekine- hayal gibi görünse de beyinle ilgili ola-
a¤›zdan al›nan bir ilaç sayesinde nöron zi", bilgisayarlar ve ileri teknoloji saye- rak elde edilen bilgiler ve yeni gelifl-
ba¤lant›lar› önemli ölçüde kuvvetlene- sinde herkesin sahip olabilece¤i bir melerin h›z› göz önünde bulundurula-
cek, yeni ba¤lant›lar çok daha h›zl› ku- özellik olacak. Henüz deney aflamas›n- rak, önümüzdeki 100 y›l içinde ger-
rulacak. Beyin kapasitesinin art›r›lmas› daki çal›flmalarda insan ve hayvan be- çekleflebilecekleri konusunda umut-
yaln›zca moleküller sayesinde de¤il, yin dalgalar› kullan›larak cihazlar lanmamak için neden yok.
elektronik teknolojideki ilerlemeye pa- kontrol edilebiliyor, cisimler hareket Tabii geliflmeler yaln›zca bunlarla
ralel gelifltirilen mikroçiplerle de olabi- ettiriliyor. Kafaya yerlefltirilen elekt- s›n›rl› kalmayacak. ‹leride birçok be-
lecek. Beyne entegre edilen bir mikro- rotlar sayesinde, alg›lanan beyin dal- yin hastal›¤›na çare bulunacak. Bey-
bilgisayar, belki de kapasiteyi milyon- galar› harekete dönüfltürülüyor. ‹leri- nin eskiyen, hastalanan ya da hasar
larca kez art›racak, ö¤renmeyi yüzler- de hiçbir elektrot yerlefltirmeden de gören k›s›mlar› yenileriyle de¤ifltirile-
ce kez h›zland›racak. Bir insan›n belir- bu dalgalar alg›lanabilecek. Çok de¤il, bilecek. Damardan verilen yeni hücre-
li bir meslek sahibi olmak için hayat›- 50-60 y›l önce, sokakta yürürken eli- ler hedefe giderek, eskilerin yerini
n›n ne kadarl›k bir bölümünü e¤itimle mizdeki cep telefonu sayesinde deni- alacak. Bu da beyin yafllanmas›n› ön-
geçirdi¤i düflünülürse, bu tür geliflme- zafl›r› ülkedeki yak›n›m›z›n sesini duy- leyecek. Devaml›l›¤› sa¤lanan beyine
lerin insana ne kadar zaman kazand›- mak ya da ‹nternet sayesinde yazd›¤›- ait vücut eskidikçe, bu parçalar da de-
raca¤› ortada. Günümüzde, ö¤renmey- m›z mektubu çok uzaktaki dostumu- ¤iflebilecek. Beynimiz ayn› kalmak ko-
le harcad›¤›m›z zaman› azaltmak için, zun an›nda okumas›, birer hayaldi. fluluyla belki de vücut toptan de¤iflti-
uyku bile de¤erlendiriliyor. Uyku s›ra- Benzer flekilde, henüz kablo sistemiy- rilebilecek. Tabii bu düflünce insanl›-
s›nda beyine gönderilen sinyallerle, ö¤- le alg›lanan beyin dalgalar› da kablo- ¤›n sonsuz yaflama arzusunun bir
renme ve belle¤in gelifltirilmesi üzerin- suz ortamlarda alg›lan›p çok uzaklara yans›mas› olabilir. Bilinç düzeyimizde
de yo¤un olarak çal›fl›l›yor. Önümüzde- iletilebilecek. Belki cebimizde tafl›d›¤›- her ne kadar ölümsüzlü¤ün olanak-
ki y›llarda yeni bilgiler edinmek için ki- m›z bir cihaz, beyin dalgalar›m›z› alg›- s›zl›¤›na inansak da, tüm teknolojik
tap okumaya gerek kalmayabilir. Ge- lay›p tüm düflüncelerimizi harekete çe- ve t›bbi geliflmelerin bilinç alt›ndaki
rekli bilgi beyine uyku s›ras›nda gön- virecek. Bu teknoloji sayesinde kifliler hedefi ölümsüzlük de¤il mi? Beyin
derilerek gün içinde uyan›k kald›¤›m›z konuflmadan ya da yaz›flmadan birbi- hücre nakli, kök hücre, gen tedavisi
süre, ö¤renilen bilgilerin kullan›lmas› riyle haberleflebilecek. Düflüncelerimi- çal›flmalar› insanl›¤›n ölüme karfl› ver-
ve hedeflerin geçekleflmesi için de¤er- zin an›nda yaz›ya, söze ya da harekete di¤i ola¤anüstü mücadelenin birer ör-
lendirilebilir. dönüfltürülmesi, insanl›¤a büyük za- nekleri.

Uyurken Ö¤renmek
.

Ö¤renciyken hepimizin en büyük hayali, tarih yor. Tekrarlanmayan bilgiyse depolanmad›¤› için art›yor. Yani REM uykusunda beyin oldukça fazla
kitab›n› yast›¤›m›z›n alt›na koyup uyurken o bil- k›sa bir süre sonra kayboluyor. Uyan›k oldu¤u- çal›fl›yor. Rüyan›n görüldü¤ü evre de bu. Uykusu-
gilerin kafam›za girmesiydi. Belki de bu hayaller muz zamanlardaki nöron uyar›lar› uykuda da te- nu yeterince alamayan bir kiflinin ertesi gün olay-
art›k gerçek oluyor. Bilim adamlar› uykuyla bel- tiklenebiliyor. Nöronlar, özellikle uykunun REM lar› kavrama ve ak›lda tutma yetene¤inin azalma-
lek ve ö¤renme aras›ndaki ba¤lant›y› araflt›r›yor- evresinde uyar›larak bilginin taze kalmas› sa¤la- s›, uyku ve bellek ba¤lant›s›n› gündeme getirdi.
lar. Yap›lan çal›flmalar, ö¤renmenin temeli olan nabiliyor. Yap›lan çal›flmalarda, REM uykusunun kesintiye
belle¤in uyku s›ras›nda gelifltirilebildi¤ini göster- Uyku esas olarak iki evreden olufluyor. REM u¤rad›¤› durumlarda haf›za ve ö¤renme yetene¤i-
di. ve REM olmayan evreler. REM evresinde beyin nin azald›¤› saptand›. Yani uykunun REM faz› ö¤-
Bellek için, beynin orta alt kesiminde bulu- neredeyse uyan›k oldu¤umuzdan da fazla aktif. renmede etkili görünüyor. Farelere belirli komut-
nan "hipokampus" çok önemli. Beynin hipokam- Bu s›rada kan bas›nc› yükseliyor, kalp at›fllar›m›z lar ö¤retildikten sonra REM uykusu s›ras›nda be-
pus bölgesine birbiri ard›na ge- yin dalgalar›n›n artt›¤› gözlendi. Bu-
len uyar›lar, oluflan bilgilerin nun üzerine, ö¤retilen komutlar mü-
sürekli kalmas› için, beynin d›fl zikle efllefltirildi. Komutlar ö¤retilir-
kabu¤undaki üst merkezlere ken ayn› müzik dinletildi. Daha sonra
depolanmak üzere gönderili- bir grup fareye ayn› müzik REM uyku-
yor. REM uykusunda nöronlar sunda dinletildi. Ertesi gün uykuda
tekrar tekrar uyar›l›yorlar. Bu müzik dinletilen farelerin verilen ko-
uyar›lar›n sonucunda sürekli ye- mutlar› müzik dinletilmeyenlere göre
ni ba¤lant›lar olufluyor ve mev- daha çabuk yapt›klar› görüldü. REM
cut ba¤lant›lar güçleniyor. Si- uykusunda dinletilen müzik, olas›l›kla
nirsel uyar›lar›n devaml›l›k gös- gün içerisinde verilen komutu ça¤r›fl-
termesi sayesinde hipokampus- t›rm›fl ve beyin bu komutu yineleye-
ta tekrarlanan bilgiler, uzun sü- rek belle¤i güçlendirmiflti. REM uyku-
reli belle¤e at›lmak üzere bey- su, haf›zan›n tazelenmesi ve güçlen-
nin üst merkezlerine gönderili- mesi için oldukça önemli görünüyor.

B‹L‹M ve TEKN‹K 22 Eylül 2003


Beyin Dalgalar›
Beyinden yay›lan elektrik sinyalleri kafatas›na ler de üç boyutlu görüntülere çevrilerek, bilgisaya- bir sözcü¤ün yaz›lmas› 16 saat kadar sürebiliyor.
ba¤lanan al›c›larla ölçülebiliyor. Elektroensefalog- ra ba¤l› bir robot koluna aktar›ld› ve böylece kolun Buna karfl›n, bütün gün u¤raflarak arkadafl›na do-
ram (EEG) denen bir aletle ölçülen bu sinyallere hareketi sa¤land›. Bu çal›flmalar oldukça umut ve- ¤um günü kart› yollayan felçli bir hastan›n ald›¤›
"beyin dalgalar›" deniliyor. Esas olarak 4 tür beyin rici. ‹kinci aflama, robot kolunun maymunlar tara- zevk tüm çabalara de¤iyor.
dalgas› var. Bunlar alfa, delta, teta ve beta. ‹lk bu- f›ndan alg›lanmas›n› ve idare edilmesini sa¤lamak. Beyin Çipleri
lunan beyin dalgas›na, Yunan alfabesinin ilk harfi Bilim adamlar› bu çal›flmalar› daha da ileri götür- Yaln›zca beyin dalgalar›yla çeflitli cihazlar› kul-
olan alfa deniyor. Bu dalgalar, bir voltun milyonda dü. Berlin’deki bir grup araflt›rmac› kafaya 128 lanmak için yap›lan çal›flmalar, neredeyse bafldön-
biri kadar düflük bir voltaja sahip. Saniyede 10 kez adet elektrot yerlefltirerek EEG ile insan beyin dal- dürücü bir h›zla ilerliyor. Art›k beyin dalgalar›n›
sal›nan alfa dalgalar› bir görülüyor bir kayboluyor, galar›n›, saptay›p bunlar› bir bilgisayar program›na alg›lamak için kafaya onlarca elektrot yerlefltir-
yani sürekli mevcut de¤iller. Örne¤in, derin uyku- veri olarak giriyorlar. Bu program, dalgalar›n ay›r›- mek gerekmeyecek. Geçti¤imiz y›l Brown Üniver-
da ya da afl›r› heyecan durumlar›nda bu dalga ne- m›n› yap›yor ve hangi dalgan›n hangi harekete ait sitesi’nde yap›lan bir çal›flmada maymunlar›n bey-
redeyse hiç yok. Alfa dalgalar›, genellikle insan›n oldu¤unu k›smen de olsa söyleyebiliyor. Tabii tüm nine yerlefltirilen bir mikroçip sayesinde beyin dal-
rahat oldu¤u, çok fazla efor sarf etmedi¤i durum- dalgalar›n çözümlemisini yapmak oldukça zor; çün-
larda görülüyor. Delta dalgalar›, uykunun derin ev- kü beyinde ayn› anda birçok bölgeden dalgalar ya-
resinde ortaya ç›k›yor. En fazla saniyede 4 kez dal- y›l›yor. Ancak baz› basit hareketler, bilgisayar sa-
galanan delta dalgalar›, en yavafl titreflen dalgalar. yesinde önceden belirlenebiliyor. Örne¤in, kiflinin
Teta dalgalar› uykuya geçerken ya da uykunun ilk sa¤ ya da sol elini kullanaca¤›, yayd›¤› dalgalar sa-
evrelerinde görülüyorlar. Bunlar biraz daha h›zl›; yesinde önceden anlafl›l›yor.
saniyede 4-7 kez sal›n›yorlar. Beta dalgalar› çok ABD’deki Rochester Üniversitesi bilgisayar bi-
stresli durumlarda, kafam›z› toplayamad›¤›m›z ve limleri laboratuvar›nda gelifltirilen bir bilgisayar
dikkatimizi veremedi¤imiz zamanlarda ortaya ç›k›- sayesinde, televizyon beyin dalgalar›yla uzaktan
yor. Saniyede 13-40 kez sal›nan beta dalgalar› al- kumanda edilebiliyor. Bilgisayar› aç›p kapatmak
fa ve teta dalgalar›ndan daha h›zl›. Son y›llarda isterken insan beyninden yay›lan dalgalar bilgisa-
üzerinde çal›fl›lan di¤er bir dalga türü de "gama". yar taraf›ndan alg›lan›yor. Bilgisayar hangi dalga-
Gama dalgalar› saniyede 40 kez titrefliyor. Bu dal- n›n açma, hangi dalgan›n kapama oldu¤unu ay›rt
Maymunlar, elektrod implantlarla robot kollar›
gan›n, alg›lama bilinç ve entelektüel düflüncenin edebiliyor. Bu sinyaller televizyona gönderilerek kullanmay› ö¤reniyorlar.
kayna¤› oldu¤u düflünülüyor. kontrol sa¤lan›yor. Böylece kifli televizyonu açmak
Her bir dalga türü, bilinç durumunun bir afla- istedi¤inde yay›lan dalgalar "aç" olarak alg›lana- galar› alg›lanarak bilgisayara gönderildi. Bunu
mas›yla ba¤lant›l›. Bu dalgalar aras›nda eflgüdüm- rak televizyon aç›l›yor. Kapatmak istedi¤indeyse yapmak için ilk önce, maymunlara bilgisayar ekra-
lü bir geçifl sa¤lanamazsa çeflitli sorunlar ortaya ç›- bilgisayar taraf›ndan alg›lanan "kapa" dalgas› te- n›nda renkli bir nokta gösterildi. Daha sonra elle-
k›yor. Örne¤in, gerekti¤i zamanda delta ve teta levizyonu kapat›yor. Tabii bu bulufl tembel televiz- rindeki kumanday› kullanarak bu noktay› hedefe
dalgalar› oluflmazsa, kiflide uykusuzluk sorunu bafl- yon ba¤›ml›lar› için yap›lm›fl de¤il. En önemli ama- götürmeleri ö¤retildi. Maymunlar bunu ö¤rendik-
l›yor. Araban›n viteslerine benzetilecek olursa, del- c›, yerinden kalkamayan ve hareket edemeyen ten sonra beyinlerine bir mikro almaç yerlefltirile-
ta birinci, teta ikinci, alfa üçüncü ve beta dördün- felçli hastalar›n kendi kendilerine yeterli olmalar›- rek sinyaller bilgisayara yönlendirildi. Ellerinde
cü vites. Arabay› kullan›rken nas›l her vitesin ayr› n› sa¤lamak. Almanya’da yap›lan bir baflka çal›fl- kumanda olmayan maymunlar ekrana renkli nok-
önemi varsa, her dalgan›n da kendine göre bir öne- madaysa beyin dalgalar› kullan›larak felçli bir has- ta gedi¤inde bunu yaln›zca düflünerek hedefe yö-
mi var. Bu viteslerin geçiflinin oldukça yumuflak ol- taya bir cümle yazd›r›ld›. Beynimizden yay›lan dal- nelttiler. Böylece ellerini hiç kullanmadan oyunla-
mas› gerekirken, durum her zaman böyle de¤il. Ör- galar oldukça karmafl›k. Ayn› anda birçok nöron r›na devam edebildiler.
ne¤in bir pazartesi sabah›, uykumuzun en derin ye- ateflleme yaparak elektrik yay›yor. Bunlar› teke Bilgisayar programlar›n›n gelifltirilmesi saye-
rinde delta dalgalar› üretmekte olan beynimiz, tek alg›layarak çözümlemek oldukça zor. Bir kon- sinde beyindeki dalgalar›n hangi merkezden ve ne
alarm›n çalmas›yla bir anda stresli bir güne baflla- ser salonundaki alk›fllar›n tek bafl›na de¤il de top- amaçla yay›ld›¤› daha iyi anlafl›labilecek. Bu çal›fl-
d›¤›m›z› hat›rlay›p beta dalgalar› üretmeye bafll›- lu olarak alg›lanmas› gibi, beyindeki olumlu ya da malar sayesinde belki de yak›n bir gelecekte insan
yor. Bir fincan kahve sonras›ndaysa alfa ve teta olumsuz sinyaller bilgisayar taraf›ndan kabaca al- beynindeki tüm düflünceleri okumak mümkün ola-
dalgalar›n› iyice bask›lay›p beta dalgalar›na kendi- g›lanabiliyor. Felçli bir kifliye ilk önce alfabenin ya- bilecek. Kafaya yerlefltirilen küçük bir çip sayesin-
mizi al›flt›rmaya çal›fl›yoruz. Beynin z›t dalgalara r›s› gösteriliyor. E¤er istedi¤i harf o yar›daysa be- de insan beyninden yay›lan düflünce dalgalar› sö-
ani geçifli, insanda stres yaratabiliyor. Alfa dalgala- yindeki evet sinyalleri alg›lan›yor. Daha sonra bu ze ya da yaz›ya dönüfltürülebilecek. Böylece a¤z›-
r› günlük performans›m›z› art›ran, beyni stresten k›s›m tekrar ikiye bölünerek ifllem tekrarlan›yor, m›z› ve ellerimizi kullanmadan düflüncelerimizi bil-
koruyan ve genellikle yarat›c› olmam›z› sa¤layan ta ki istenilen harf bulunana kadar. Adeta küçük- gisayar yard›m›yla söyleyebilecek ve yazabilece¤iz.
dalgalar. Bu nedenle bu dalgan›n bask›lanmas› in- ken oynad›¤›m›z s›cak-so¤uk oyunu gibi hedefe ya- Gelifltirilen bu teknolojiler sayesinde birçok araç
sanda gerilim, yani stres oluflturuyor. Yarat›c›l›¤›- vafl ama emin ad›mlarla yaklafl›l›yor. Bu yöntemle ya da cihaza uzaktan kumanda edilebilecek. Bu
m›z› ve günlük hayat›m›zdaki performans›m›z› ge- geliflmeler, konuflma ve hareket bozuklu¤u olan
lifltirmek için delta dalgalar›n›n art›r›lmas› gereki- ya da felçli hastalar için çok önemli. Beyin dalga-
yor. ‹nsan›n kendisini rahatlatarak stresten uzak lar›yla kontrol edilen robotlar felçli hastalar›n ha-
kalmas›, bu dalgalar› art›r›p performans›m›z› yük- yat kalitesini art›racak. Önümüzdeki y›llarda beyin
seltiyor. dalgalar›n› alg›lamak için, belki de kablolara da
Beyin Dalgalar›n› Kullanmak gerek olmayacak. Gelifltirilecek olan sistemler sa-
Beyin dalgalar›n› kullanarak cihazlar› çal›flt›r- yesinde, cep telefonlar›n›n havadaki sinyalleri alg›-
mak, art›k hayal olmaktan ç›k›yor. Duke Üniversi- lamas› gibi, çevreye yay›lan beyin dalgalar› da al-
tesi’ndeki bilim adamlar› maymunlar›n beynine yer- g›lanabilecek. Bu geliflmeler çeflitli hastal›klar›n
lefltirdikleri elektrotlarla, beyin dalgalar›n› bir bilgi- tedavisinde 盤›r açarken di¤er bir taraftan insan
sayara aktard›. Maymunlar, çeflitli hareketleri ya- zihninin mahremiyetini de ortadan kald›rabilecek.
parken elde edilen dalgalar bir bilgisayarda toplan- Bilimin bu h›zl› gidifline bak›l›rsa, cebimizde tafl›-
d›. Bir nesneyi tutmak, el ç›rpmak gibi basit hare- Uzun bir e¤itimle insan denekler, beyin d›¤›m›z küçük bir cihazla karfl›m›zdaki insan›n ya
ketler s›ras›nda elde edilen beyin dalgalar› bilgisa- dalgalar›yla bir mini robotu bir model ev içinde da çevremizdeki tüm insanlar›n düflüncelerini oku-
yar taraf›ndan analiz edilerek sinyallere, bu sinyal- gezdirmeyi baflard›lar. yabilece¤iz.

Eylül 2003 23 B‹L‹M ve TEKN‹K