You are on page 1of 169

Z A M A N VE A N LA TI

1. Z am an -O lay rg s - l M im esis
Paul Ricceur Fransz felsefecisi ve yorum bilim cisi (19132005). Rennes Lisesi'ni bitirdikten sonra Rennes niversitesi
ile Sorbonne'da renim grd. Strasburg, Sorbonne ve Nanterre niversiteleri (Fransa) ile Yale, Colum bia, Chicago ni
versitelerinde (A.B.D.) ders verdi. Fenomenoloji ve Yorum bilim ncelemeleri M erkezi'ni (Paris) ynetti. alm alaryla
zellikle de anlat yorumbilim i alanndaki en nem li aratr
mas olarak kabul edilen Zaman ve Anlat adl yaptyla hem
yorum bilim in hem de ada anlat kuram larnn gelim esi
ne byk katkda bulundu.
B alca yaptlar: Karl jaspers et la philosophie de l'existence
(Karl Jaspers ve Varolu Felsefesi) [M. Dufrenne ile birlikte,
19471; Philosophie de la volont (rade Felsefesi) [3 cilt, 19501960]; Histoire et vrit (Tarih ve Gereklik) 119551; De lin
terprtation. Essai sur Freud (Yorum Hakknda. Freud stne
Deneme; Yoruma Dair. Freud ve Felsefe, 2007) [1965]; Le Conflit
des interprtations. Essais d'hermneutique (Yorumlarn at
mas. Yorumbilim Denemeleri) [1969]; La Mtaphore vive (Canl
Eretileme) [19751; Temps et rcit (Zaman ve Anlat 1, YKY,
2007) [3 cilt; 4 blm 1983-1985]; Du texte l'action. Essais
d'hermneutique II (M etinden Eyleme. Yorum bilim Denemele
ri II) [19861; Soi-m m e com me un autre (Bir Bakas O larak n
sann Kendisi) [19901; Lectures 1 , 2 ,3 (O kum alar 1 ,2 ,3 ) [19911994]; L'Idologie et l'utopie (deoloji ve topya) [1997];
L'Hermneutique biblique (Kutsal Kitap Yorum bilim i) [1999];
La M m oire, lhistoire, l'oubli (Bellek, Tarih, Unutm a) [2000];
Sur la traduction (eviri stne) [2004]; vb.
M ehm et R ifat gstergebilim , eletiri kuram lar, Fransz yaz
n, dilbilim , eviri kuram, masal incelemesi alanlarnda al
yor. ok sayda kitab ve evirisi var. Boazii niversitesi
ile Yeditepe niversitesi'nde ders veriyor.
Sem a R ifat evirm en ve aratrm ac. Franszca ve talyan
ca'dan bireysel ya da ortak eviriler yapt. levsel dilbilim,
talyan airleri, metin kuram, eviri stne yazlar eitli ki
tap ve dergilerde kt. Yazar M ektuplar (2004) ile Selahattin
Hilav ve Paris M ektuplar (2006) adl iki alm as yaymland.

PAUL RICUR

ZAMAN VE ANLATI
1. Zaman-Olayrgs-Ul Mimesis

EVREN :

MEHMET RFAT - SEMA RFAT

0130
STANBUL

Yap Kredi Yaynlar - 2485


Cogito -151
Zaman ve Anlat - 1 . Zaman-Olayrgs-l Mimesis / Paul Rica-ur
zgn ad: Temps el Rcit 1
eviren: Mehmet Rifat-Sema Rifat
Kitap Editr: Korkut Erdur
Kapak Tasarm: Nahide Dikel - Elif Rifal
Bask: -Er Ofset
Yzyl Mal. Massit5. Cad. No: 15 Baclar / stanbul
eviriye Temel Alman Bask: ditions du Seuil, 1983
1. Bask: stanbul, Nisan 2007
ISBN 978-975-08-1233-0
Yap Kredi Kltr Sanat Yaynclk Ticaret ve Sanayi A.. 2005
ditions du Seuil, 1983
Sertifika No: 1206-34-003513
Btn yayn haklar sakldr.
Kaynak gsterilerek tantm iin yaplacak ksa alntlar dnda
yayncnn yazl izni olmakszn hibir yolla oalhlamaz.
Yap Kredi Kltr Sanat Yaynclk Ticaret ve Sanayi A..
Yap Kredi Kltr Merkezi
stiklal Caddesi No. 161 Beyolu 34433 stanbul
Telefon: (0 212) 252 4 7 00 (pbx) Faks: (0 212) 293 07 23
http://www.yapikrediyayinlari.com
e-posta: ykkultur@ykykultur.com.tr
nternet sat adresi: http:/ /yky.estore.com.tr
http://alisveris.yapikredi.com.tr
http: //www.yapikredi.com.tr

i 9 i n d e k i l e r

Trke evirinin nsz 7


nsz 15
Birinci Blm
Anlat ile Zamansallk Arasndaki Dng
I. Zaman Deneyiminin Aporileri 27
Aziz Agustinus'un tiraflar'mn XI. Kitab
1. Zamann var olma ve var olmama aporisi * 3 0 - 2 . Zamann
lm 4 1 - 3 . ntentio ve distctio 4 7 - 4 . ncesizliksonraszlk ile zamann kartl 55
II. Olayrgletirme 71
Aristoteles'in Poetika'snm Bir Okunuu
2. Temel izgi: mimesis-mytios kilisi 7 3 - 2 . Olayrgs: bir
uyumluluk modeli 83 - 3. e katlm uyumsuzluk 9 1 - 4 .
iirsel biimlen(dir)menin kalk noktas ile var noktas 97
III. Zaman ve Anlat 1 0 8
l Mimesis
1 .M im csis 1 * 1 1 1
2. M imesis II 128
3. Mimesis III 138
1. Mimesis dngs 1 4 0 - 2 . Biimlendirme, yenidenbiimlendirme ve okuma 1 4 7 -3 . Anlatsallk ve gnderme
1 4 9 - 4 . Anlatlan [yklenen] zaman *157

Trke evirinin nsz

Paul Ricceur'n bayapt olarak nitelendirebileceim iz


Zaman ve Anlat (Temps et rcit), anlatlarn varoluunu, ileyi
ini zmlemeyi amalayan yorumbilim ile anlatnlim aratr
malarnn da temel kitaplarndan biri saylr.
Fransa'da Seuil Yaynlar tarafndan 1983-1985 yllan ara
snda cilt olarak baslan Temps et rcit drt blmden oluu
yor. lk iki blm birinci ciltte biraraya getirilmi, br blm
lerse teki iki cilde bltrlm.
Ricceur'n almalarn zellikle Paris'teki aratrma ylla
rm srasnda yakndan izleme, okuma frsat bulmu, daha
sonraki yllarda kitaplaacak olan Zaman ve Anlat'nm birinci
blmnde yer alan grleri kuramsal yaklamn ana izgile
riyle ortaya konduu bir kesim olarak almlam, teki bl
m de bu kuramsal izginin tarihsel anlat, kurmaca anlat gibi
alanlarda deiik bak alarnn katksyla sorguland, tart
ld, gelitirildii, btnlendii kesimler olarak saptamtm.
Ydlar sonra kitabn evirisine giritiim izde de saptamamn ge
erli olduunu grdm. Buna bal olarak, Zaman ve Anlat'mn
her blmnn Trk okuruna ayr bir ciltte verilmesinin, Fran
szca ciltlerdeki altbalklarn da ierii tam olarak yanstacak
biimde deitirilerek sunulmasnn daha uygun deceini
dndm. Bu konudaki nerimi ilkin Yap Kredi Yaym lar'na
sundum. Onlardan olumlu bir yant alnca bu kez durumu yine
Yap Kredi Yaynlan araclyla Seuii Yaymlar'na ilettim. Seuil
Yaynlan da nerimizi Ricceur'n kitaplarndan sorumlu kurula

Zaman ve Anlat

("Ric ur Komitesi") aktard. Sonunda hem kitab drt ciltte ya


ymlama, hem de ciltlerin altbalklarm yeniden dzenleme
nerimiz btn aamalardan geerek benimsendi.
Bylece Zaman ve Anlat Trke'de drt cilt olarak yaym la
nacak, yayn dzeni de yle olacak:
Zaman
Zaman
Zaman
Zaman

ve Anlat
ve Anlatt
ve Anlat
ve Anlat

1:
2:
3:
4:

Zatnan-Olayrgsii-lii Mimesis;
Tarih ve Anlat;
Kurmaca Anlatda Zamann Biimlenii;
Anlatlan (yklenen) Zaman.

Zaman ve Anlat'nm birinci cildi, Franszca'da LTtrigue et le


rcit historique (Olayrgs ve Tarihsel Anlat) altbalyla k
m ve iki blm birarada yaymlanmt: Fransz yaynevi san
ki birinci blm karlamak iin Olayrgs terimini kullan
m, ikinci blm karlamak iin de Tarihsel Anlat terimini
yelemiti. Biz birinci blm ayr bir cilt haline getirince allbal da ierii tam olarak yanstacak bir biime dntr
dk: Zaman-Olayrgiis-l Mimesis. Gerekten de birinci b
lmde, Ricur yalnzca olayrgsn ele almamt.. Birinci
blmn 1. altblmii "Zam an Deneyiminin A porileri"ne ay
rlmt ve Augustinus'un tiraflar'inin XI. kitab zaman kavra
m asndan yorumlanyordu. Olayrgs (olayrgletirme)
ise 2. altblmde Aristoteles'in Poetika'sma ynelik bir oku
mayla deerlendiriliyordu. 3. altblmde de Ricur zaman ve
olayrgs kavramlarn birletirip kendi yaklamnn kuram
sal taslan "l M im esis" ad altnda sunuyordu. Bu neden
le 1. cildin Trke'deki altbalm, yukarda da belirttiimiz
gibi Fransz Yaynevinin de onayn alarak Zanau-Olayrgsiil Mimesis olarak belirledik1.
Ricur'e gre anlat, olayrgiisnn kurulmas, olayrgletirenin yaratlmas demekti. Pratiin alanndan kaynaklanan
amalarn, nedenlerin, rastlantlarn btn ve eksiksiz bir eyle
min zamansal birlii iinde biraraya getirilmesi demekti. Dola1 Franszca 1. cildin sonunda yer alan "C onclusions" ("Son u lar") blm nn de
dorudan yaphn birinci blm ne deil de ikinci blm ne, yani tarihsel anlat
nn incelenm esiyle elde ed ilen verilere ilikin olduunu, dolaysyla Trke evi
ride de ikinci blm n (Tarih v Anlat) ardndan geleceini belirtelim .

Trke evirinin nsz

ysyla Ricoeur, bu yaptnda zellikle de yaptnn birinci bl


mnde, anlatsal dzenleme (anlata! kompozisyon) abasnn
ortaya kard anlatnn zaman ile yaamn ve gerek eyle
min zaman arasndaki bantlarn incelemesini yapyordu.
Zaman ile anlat arasndaki bu byk atmann yorum lanma
snda da birok bilimsel etkinlik alann zellikle de yorumbilim, zaman fenomenolojisi, tarihyazm, kurmaca anlat kuram,
vb'ni devreye sokuyordu.
Zaman ve Anlat'nn burada okuyacanz birinci blmn
de (birinci cilt), Ricoeur, Augustinus'ta zam an kavramm (1. altblm), Aristoteles'de de olayrgs (olayrgletirm e) kavra
mn (2. altblm) inceledikten sonra u temel savn ortaya
atar (3. altblm): Her anlat mirnesis bants (mimetik ban
t) ierir: Eylem de bulunulan ve yaanlan zamanla olan ban
t; olayrgletirmenin kendine zg zam anyla olan bant;
okuma zam anyla olan bant.
Ricceur'n bu l ninesisini, Zaman ve Anlat okurlarna
bir n-aklamada bulunmak iin yle de yorumlayabiliriz:
"Minesis 1: n-biimlendirme dzlemi: Metinleme olgusunun
ncesinde yer alr ve eylem dnyasnn bir n-kavrayn, ntasarlann belirtir. Metinleme olgusu ncesinde olayrgs
diye adlandracamz ey, tamamyla kiilerin bilgisine dayal
bir eylemler tasarmdr. Bir baka deyile, olayrgs bu ilk
aamada, yazar ile okurlar arasndaki ortak ve pratik bir kav
ray gcne dayanan bir eylemler tasarmdr. Yani bir olay,
bir eylemi taklit etmek ya da temsil etmek iin, insan eyleminin
tad deer hakknda bir n-kavraya sahip olmak, daha
akas anlatmsalln, simgeselliini ve zamansallm tasar
lamak gerekir.
Mirnesis 2: biimleni dzlemi (ya da artarda geli, grn dzle
mi): zmlemenin temel aamasdr. Bir olaylar rgs retmek
demek, olaylar (eylemler) dizisini, okurlar ya da dinleyenler tara
fndan izlenip anlalr klmak amacyla, dzenli bir btn haline
getinnek, dntrmek demektir. Bir baka deyile, bu aamada,
ayn trden olmayan tek tek olaylar, bir yk biimine dntr
me, bir olayrgs kurma (olayrgletirme) s z konusudur. By-

10

Zaman ve Anlat

lece, artarda dizilen birimler, ba sonu olan ve anlam belirten bir


btn durumuna getirilir; ortaya da dikkati eken, kendini belir
gin klan metinsel bir biim, metinsel grnm kar.
Mimesis 3: yeniden-biimlendirme dzlemi: Metinleme aama
snn gereklemesinden sonra, yaptn almlanmasyla bala
yan bir aamadr. Biimlenmi, grnm belirlenmi olan
dnya (yani anlats yaplm, metinsellemi yknn dnya
s) ile okurlarn (ya da dinleyicilerin) almlama eylemleriyle
oluan dnyann kesime noktasmda yer alr."2
Ricoeur bu l mimemis savn elinizdeki birinci blmn
3. altblmnde ayrntlaryla sunmakta ve tartmaktadr. Ya
ptnn daha sonraki blmlerinde de sz konusu kuramsal
yaklamn snayacak, rneklendirecek, kesinletirecektir.
*
Daha nce gerekletirdiimiz ve bir blm yine Yap
Kredi Yaynlar'nda kan evirilerimizde (Barthes, Todorov)
olduu gibi Zaman ve Anlat'da da yazarn (yorumbilimcini)
sylemini hem anlatm hem de terimler asndan olabildiince
yanstmaya altk. evirimizde, yerlemi olduu iin zorun
lu olarak kullandmz bir terimin, anlam istediimiz gibi ver
mede yetersiz kalabileceini dndmz her durumda, sz
konusu terimi btnleyebilecek, armn aabilecek, ya da
onu daha anlalabilir klabilecek bir baka terim, szck ya da
deyii keli ayra iinde kullanma yoluna gittik3. Bu arada
Franszca metinde anlam farkllna yol aabilecek dizgi yan
llarn da dilim ize dzelterek aktardk ve bunlar dipnotlar
da belirttik. evirimizde ayrca, yaptn ngilizce evirisinden
(Time and Narrative4) yararlandmz gibi, yine yapt boyunca
incelenen metinlerdeki terimleri hem daha yakndan kavrama
2 Bkz. M ehm et Rifat, XX . Yiiz\jhia Dilbilim ve Gslergelilim Kuramlar 1: T arihe ve
Eletirel D nceler, stanbul, Yap Kredi Yaynlar, gzden geirilm i ve genile
tilm i 3. bask, 2005, s. 152.
3 Ayn teknii Roland Barthes'tnn evirdiim iz Komann H azrlan1 1: Yaamdan Ya
pla (stanbul, Sel, 2006) adl kitapta da uyguladk.
4 Paul Ricceur, Tim e an d N arrative, cilt 1 (eviren: K. M cLaughlin ve D. Pellaer),
198*1; cilt 2 (eviren: K. M cLaughlin ve D. Pellaer), 1985; cilt 3 (eviren: K. Bla
rney ve D. Pellaer), 1988, C hicago ve Londra, The University of Chicago Press.

Trke evirinin nsz

11

hem de Trke karlayabilm e asndan birok kaynak kitap,


eviri ve szle bavurduk5.
Burada aklamamz gereken bir nokta da Kaynaka, Kav
ramlar Dizini ve zel Adlar Dizini'nin Franszca zgn bask
da olduu gibi son ciltte verileceidir.
Ayrca evirim izde kullandmz terimleri ieren TrkeFranszca Terim ler Dizelgesi'nin de yine drdnc cildin so
nunda yer alacan belirtelim.
Zaman ve Anlat evirisi bizim iin, moda akmlardan ve
okullardan uzak durmay baarabilmi, kendi yaklamn geliti
rebilmi bir yorumbilimcinin, Paul Ricoeur'n, Konuan-Bilimselzne olarak okurlarna yanstt erin dolu dingin metin sesini
duyabilmenin, bu sesi aklayabilmenin, yorumlayabilmenin de
bir sreci oldu. Hem zaten Zaman ve Anlat'ran evirisini yapma
ya karar vermemiz de Paul Ricur gibi bir yorum kuramcsn
"daha iyi anlayabilmek" iindi: Onu "daha iyi anlayabilmek" iin
de onu "daha fazla aklayabilmek" ve "daha fazla yorumlayabil
mek" gerekiyordu. Bunu gerekletirebilmenin en salkl yolla
rndan biri de, m anam za gre, "eviri Edimi"ndcn geiyordu...
Mehmet Rifat
Beylerbeyi, Mart 2007.
5 Bavurduum uz bu yaptlar arasnda zellikle unlar belirtebiliriz: A ristote,
Potique (J. Hardy'nin Franszca evirisi), Paris, G allim ard, 19% ; Aristote, Potique
(M. M agnien'i Franszca evirisi), Paris, Le livre d e Poche classique, 1990; Aristote
les, Poietikn (iir Sanat zerine) [Yunanca/Trke bask; Yunanca aslndan eviren:
Nazile K alaya], Ankara, Bilim ve Sanat, 2005; Aristoteles, Poelika (iir Sanat stiinc)
[Trkesi: Sam ih Rifat], stanbul, K Kitapl, 2003; Saint-Augustin, Confessions (L.
M ondadon'un Franszca evirisi), Pierre Horay, 1947, Le livre d e Poche classique,
1967; Saint Augustine, Confessions (R. S. Pine-Coffin'in ngilizce evirisi), Penguin
Books, 1961; Augustinus, itiraflar (Trkesi: Dominik Pamir), stanbul, Kakns, 1999;
Aristoteles, Augustinus, Heidegger, Zaman Kavram (eviren: Saffet Babr). Ankara,
mge, 1996; Martin Heidegger, Etre el Temps (F. Vezin'in Franszca evirisi), Paris,
Gallim ard, 1986; Martin Heidegger, Varlk v e Zaman (eviren: A ziz Yardm l), stan
bul, dea, 2004; Kaan H . kten, Heidegger Kitab, stanbul, Agora, 2004; Emile Brhier,
Histoire d e la philosophie, 2. cilt, 3 kitap, Paris, Flix A lcan, 5. bask, 1938, 1941; JeanLouis Dum as, H istoire d e la pense, 3 cilt P aris, Tallan dier, Le Livre d e poche
rfrences, 1990,1993; Andr Lalande, Vocabulaire technique et critique de la philosophie,
Paris, P.U.F., 5. bask, 1947; Jacqueline Russ, Dictionnaire d e philosophie, Paris, Bordas,
1991; Francis E. Peters, Antik Yunan Felsefesi Terimleri Szliiii (eviren ve hazrlayan:
Hakk Hnler), stanbul, Paradigm a, 2004; Bedia Akarsu, Felsefe Terimleri Szliiii,
Ankara, TDK , 2. bask, 1979; A hm et Cevizci, Felsefe Terimleri Szliiii, stanbul. Para
digm a, 2003; vb.

Henri-Irne Marrou'nun ansna

nsz

La M taphore vive (Canl Eretileme) ile Temps et rcit (Za


man ve Anlat) ikiz yaptlardr: A rt arda yaym lanm bu iki
yapt birlikte tasarlanmtr. Her ne kadar eretilem e [metafor]
geleneksel olarak "deim eceler" (ya da sz sanatlar) kuram
na, anlat ise yaznsal "t rler" kuramna balansa da, her ikisi
nin rettii anlam etkileri merkezde yer alan ayn anlamsal yenilik[bulu] olgusundan kaynaklanr. Her iki durum da da, an
lamsal yenilik sylem dzeyinde, yani tmceye eit ya da tm
ceden byk uzunluktaki dil edimleri dzeyinde gerekleir.
Eretilemedeki yenilik, belirgin-olmayan [ayrc-olmayan]
bir niteleme yoluyla yeni bir anlamsal belirginlik [ayrclk]
retmeye dayanr: "Tabiat yle bir mabettir ki orada canl s
tu nlar..." ["La nature est un temple o de vivants piliers..."]* dize
si buna bir rnektir. Yeni anlamsal belirginlik iinden ve bir ba
kma bunun anlamsal derinlii iinden geerken, szcklerin
allm kullanmlarnda direnmelerini ve dolaysyla tmce
nin harfiyen yorumlanmas dzeyinde gsterdikleri bada
mazl [uyumsuzluu] da algladmz srece eretilem e canl
kalr. Szcklerin eretilemeli szce** iinde uradklar anlam
kaymas -esk i retorik de eretilemeyi buna indirgiyordu- ere
tilemenin btnn oluturmaz. Anlam kaym as, btn tmce
dzeyindeki srece [olua] yardmc olan bir aratr yalnzca;
ilevi de yeni belirginlii "tuhaf" nitelikli yklem lem e [yklemle
* C harles B audelaire'in "C orrespondances" balkl iirinin ilk dizesi, (.n.)
** Szce (Fr. n on c): Bir konuucunun rettii sz zinciri paras, (.n.)

16

Z a n a ve A n la t

donatmal eyleminden kurtarmaktr: nk bu tr bir yklenile


nle, yaplm nitelemenin harfiyen yaplacak yorumundan kay
naklanacak badamazln tehdidi altndadr.
Anlatdaki anlamsal yenilik ise, kendisi bir bireim rn
olan olayrgsniin yaratlmasna dayanr: Olayrgsniin et
kisiyle, amalar, nedenler, rastlantlar btn ve eksiksiz bir ey
lemin zamansal birlii iinde biraraya getirilmi olur. te anla
ty eretilemeye yaklatran da bu ayrklarn bireimi olgusu
dur. Her iki durumda, yani eretilemede ve anlatda, yeni-olan
(henz sylenmemi-olan, dile getirilmemi-olan) dil iinde beliriverir: Bir yanda canl eretileme, yani yklenilenle iinde orta
ya kan yeni bir belirginlik; te yandaysa yapma bir olayrgs, yani olaylarn dzenlenii iinde ortaya kan yeni bir badarlk [uygunluk].
Yine her iki durumda da, anlamsal yenilik retici hayalgciine, daha kesin olarak da hayalgciinn anlamlandrn kalb olan
ematizme balanabilir. Yeni eretilemelerde, yeni bir anlamsal
belirginliin douu, kurallara gre reten bir hayalgiicnn ne
olabileceini ok gzel gsterir: "yi eretilemeler yapmak, benzer-olan grmek demektir" diyordu Aristoteles. Peki ama, benzer-olan grmek demek, nce birbirinden "uzak" olup da sonra
birdenbire "yakn" gibi grnen eleri biraraya getirerek ben
zerliin kendisini gerekletirmekten baka ne olabilir ki? te
mantksal uzamdaki bu mesafe deiiklii de retici hayalgciinn rndr. retici hayalgc, biretirme [sentez] ilemini e
ma Iize etmek demektir, yklemscl benzetme yapma ilemini canlan
drmak demektir: Anlamsal yenilik de buradan doar. Demek ki
eretileme sreci iinde alma halinde olan retici hayalgc,
yklemsel benzetme yoluyla yeni mantksal trler retme yetene
idir; bunu da dilin allm kategoriletirmelerindeki direnie
ramen yerine getirir. Bir anlatdaki olayrgs de bu yklemsel
benzetmeyle karlatrlabilir. Gerekten de olayrgs ok say
daki ve dank olaylar "birlikte kavrayarak" btn ve eksiksiz
bir yknn iine katar ve bylece bir btn olarak ele alman an
latya bal kavranabilir anlam ematize etmi olur.
Son olarak, her iki durumda da, ematize etme yoluyla gn
na karlan kavranabilirlik olgusu, eretileme sz konusu

nsz

17

olduunda, yapsal anlambilimin ortaya att birletirici ussal


lktan ayrlr; anlat durumu sz konusu olduunda da, anlatbilimin ya da bilimsel tarihyazmmn kulland kural koyucu
ussallktan ayrlr. Bu ussallk ematizm iinde kk salm bir
kavray gcne ykiinmeyi amalar daha ok.
Sonu olarak, ister eretileme, ister olayrgsti sz konusu
olsun, daha fazla aklamak demek, daha iyi anlam ak demek
tir. Anlamak, birinci durum sz konusu olduunda, devingen
lii [dinamizmi 1 yeniden yakalamak demektir: Bu devingenlik
gerei olarak da eretilemeli bir szce, yani yeni bir anlamsal
belirginlik, tmcenin harfiyen okunmas srasnda ortaya kan
anlamsal belirginliin kalntlarndan fkrr. Anlamak, ikinci
durum sz konusu olduundaysa, tam ve eksiksiz bir eylem
iinde, koullar, amalar ile aralar, giriim ler ile etkileimler,
baht dnleri ve insan eyleminden doan istenmedik sonu
lardan olumu eitli eleri biraraya getiren ilemi yeniden
yakalamak demektir. Buradaki epistemolojik sorun, ister ere
tileme yoluyla, ister anlat yoluyla ortaya konmu olsun, gstergebilim ile dilbilim gibi bilim dallar tarafndan gerekleti
rilmi aklamay iirsel [yaznsal] ya da anlatsal dil pratiiyle
edinilmi alkanlktan kaynaklanan n-anlam aya [n-kavraya] balamaktr byk lde. Her iki durumda da, hem usa
dayal bu bilim dallarnn zerkliini, hem de sz konusu bilim
dallarnn dolaysz ya da dolayl, yakn ya da uzak ilikisini i
irsel [yaznsal] kavray gcnden hareket ederek gstermek
sz konusudur.
Eretileme ile anlat arasndaki koutluk daha da ileri gi
der: Canl eretilemenin incelenmesi, bizim, yap ya da anlam
sorununun tesinde, hakikate iletme [gnderme] sorununu ya
da hakiki olmay iddia etme sorununu ortaya atmamza yol a
t. La M taphore vive adl kitabmda u tezi savunmutum: Dilin
yaznsal [ya da iirsel] ilevi, betimlemeli dilde arln duyu
ran gndergesel ilevi bir yana iterek, dili kendisi iinde ycelt
meyle snrl kalmaz. Ayrca ayn kitapta unu da ileri srm
tm: Dorudan ya da betimlemeli gndergesel ilevin askya
alnmas, sylemin daha gizli olan, yani bir bakma szcelerin
betimlemeli deerinin askya alnmasyla serbest kalm olan

18

Zaman ve Anlat

bir gndergesel ilevin tersinden ya da olumsuz koulundan


baka bir ey deildir. Nitekim, iirsel sylem dile baz zellik
ler, nitelikler, gereklik deerleri kazandrr ama btn bunlar
dorudan doruya betimlemek olan dile giremezler ve ancak
eretilemeli szceleme* ile szcklerimizin allm anlamlar
nn kurall saptrlmas arasndaki karmak oyunun yararna
dile getirilebilirler. Sonu olarak, unu gze almtm: Yalnzca
eretilemeli anlamdan sz etmeyip eretilemeli gndermeden
de sz etmitim; buradaki amacmsa, eretilemeli szcenin
dorudan betimlemeye gei vermeyen bir gereklii yenidenbetimleme gcn belirtmekti. Malta "gibi grm ek" davran
nda bulunmay nermitim: Bu da eretilemenin gcn gs
terir, en kkl ontolojik dzeydeki bir "gibi olm ak" eylemini
ortaya karr.
Anlatnn mimesis ilevi eretilemeli gnderme sorununa
tam olarak kout bir sorun yaratr. Hatta eretilemeli gndergeni insann eylemde bulunma alanna zel bir uygulanmasn
dan baka bir ey deildir, anlatnn iesis ilevi. Aristoteles
olayrgiisnn, bir eylemin mimesis'i olduunu syler. Ben de,
yeri geldiinde, mimesis terimini en azndan anlamn ayrt
ederek ele alacam: eylem dzeni hakknda alk olduumuz
n-kavraya yaplan gnderme; kurmaca dnyasna giri; ve
son olarak da eylemin n-kavran dzeninin kurmaca aracl
yla yeniden-biimlendirilmesi. Olayrgsiinn mimesis ilevi
de ite bu sonuncu anlam yoluyla eretilemeli gndermeyle
birleir. Eretilemeye dayal yeniden betimleme, daha ok du
yumsal, etkileyici, estetik ve ahlaksal deerler (dnyay zerin
de yaanr klan deerler) alannda geerli olurken, anlatlarn
mimesis ilevi de eylem ile eylemin zamansal deerleri arasnda
daha ok kendini gsterir.
te elinizdeki kitapta bu son zellik stnde duracam.
Yarattmz olayrglerinde zamana bal, belirsiz, biimi ol
mayan ve hatta son aamada "dil-siz" [sesi-olmayan] diyebile
ceimiz deneyimimizi yeniden biimlendirmemizin ayrcalkl
yolunu gryorum. Augustinus yle der: "Nedir gerekten
zaman? Eer kimse bana bu soruyu yneltmezse, zamann ne
* Szcelem e (Fr. ttacialhm ): Szce retm e eylemi, (.n.)

nsz

19

olduunu bilirim; ama eer biri bana bu soruyu sorar da ben


de aklamak istersem , zamann ne olduunu bilem em ." te
olayrgsnn gnderge ilevi de, felsef speklasyonun lipari
leriyle [aporia'laryla, amazlaryla] kar karya kalan bu za
man deneyiminin, kurmaca tarafndan yeniden-biimlendirilmesi yetenei iinde yer alr.
Ama sz konusu iki ilev arasndaki snr deikendir. nce
unu belirtelim: Pratiin alann biimlendirip deitiren olayrgiileri, yalnzca eylemde bulunmay deil ac ekmeyi de [katlanma
y da] kapsar: Yani ayn zamanda hem edenleri [eylemi yapanlar]
hem de bu eylemin kurban olanlar ierir. Bylece lirik iir ile dra
matik iir birbirine yaklar. Ayrca eylemi evreleyen koullar
ile eylemin trajik yannn bir blmn oluturan istenmeyen
sonular da bir baka yoldan iirsel syleme (zellikle de ili ve
zntl iirlere) alabilen bir edilgenlik boyutu ierirler. Byle
ce eretilemeli yeniden-betimleme ile anlatsal miesis skca i
ie girer. yle ki, bunlarn szck daarcklarn karlkl olarak
deitirebilir ve iirsel sylemin miesis deeri ile anlatsal kurmacann yeniden-betimleme gcnden sz edebiliriz.
te bu yolla ortaya eretilemeli szce ile anlatsal sylemi
ieren geni bir iirsel alan kar.
Bu kitabn balang ekirdeini 1978'de Missouri-Colum
bia niversitesi'nde verdiim Brick Lectures oluturdu. Fransz
ca zgn metinse La Narrativitnin (Anlatsallk) [Paris, C.N.R.S.
Yay., 1980] ilk blmnde okunabilir. Buna 1979'da Taylor
Institution, St. Giles College'da (Oxford) verdiim Zaltaroff Lec
ture eklendi: "The Contribution of French Historiography to the
Theory of H istory" (Fransz Tarihyazmmn Tarih Kuramna
Katks) [Oxford, Clarendon Press, 19801. Yapln eitli blm
leri, Toronto niversitesi'nin Northrop Frye Krsiis'nde ve
"Karlatrm al Edebiyat Program " erevesinde verdiim iki
seminer nedeniyle zet biiminde hazrland. Btnn iinde
yer alan taslak da Paris'le Centre d'tudes de Phnomnologie
et d'Hermneutique (Fenomenoloji ve Yorumbilim ncelemeleri
Merkezi) ile Chicago niversitesi'nin John Nuveen Krs
s' nde verdiim seminerlerin konusunu oluturmutu.

20

Zaman ve Anlat

Missouri-Columbia niversitesi profesrleri John Bien ile


Noble Cunningham'a, Oxford'daki Taylor Institution St. Giles
College grevlisi G.P.V. Collyer'a, Toronto niversitesi'nden
Mario Valds'e nazik arlar iin, Chicago niversitesi'ndeki
meslektalarm ile rencilerime de konukseverlikleri, nerileri
ve eletirel titizlikleri iin teekkr ederim. Bu arada zellikle,
Fenomenoloji ve Yorumbilim ncelemeleri M erkezi'ndeki (Pa
ris) almalara katlanlara, aratrmalarmn geliim srecinde
bana elik edenlere ve La Narrativit balkl ortak yapta katk
da bulunanlara teekkr bir bor bilirim.
Seuil Yaynlar'ndan Franois WahI'e de, elinizdeki kitabn
kantlarn ve slubunu gelitirmemi salayan titiz ve ciddi
okumas iin zel bir teekkr borlu olduumu belirtirim.

ANLATI LE ZAMANSALLIK
ARASINDAK DNG

Bu kitabn birinci blmnde, byk nvarsaym lan ortaya


koymay amalarken, teki blmlerde de bunlar, gerek tarihyazmn gerekse kurmaca anlaty inceleme konusu yapan e
itli bilim dallarnn snamasndan geireceiz. Sz konusu nvarsaym lann ortak bir ekirdei var. ster tarihyazm ile kur
maca anlat arasndaki yapsal benzerlii [zdelii] ileri sr
mek sz konusu olsun (ikinci ve nc blm lerde bunu ka
ntlamaya alacaz), ister her iki anlat biiminin gereklik
[hakikilik] gereklilii arasndaki derin yaknl ileri srmek
sz konusu olsun (drdnc blmde de bunu yapmaya al
acaz) bir nvarsaym btn brlerine egemen olur. yle
ki: Gerek anlatsal ilevin yapsal benzerliinin, gerekse her anlatsal yaptn gereklik gerekliliinin son hedefi insan deneyi
minin zamansaI niteliidir. Her anlatsal yaptn sergiledii dn
ya zamansal bir dnyadr hep. Ya da yaptm zn deiik yerle
rinde sk sk yineleyeceimiz gibi yle de diyebiliriz: Zaman
ancak anlatsal olarak eklemlendii lde insan zamanna d
nr; buna karlk olarak da anlat ancak zamansal deneyi
min zelliklerini gsterdii lde anlaml hale gelir. te yap
tmzn birinci blmn bu byk nvarsaymn incelenm esi
ne ayrdk.
leri srdm z savn dngsel [dairesel] bir zellik ta
d yadsnamaz. Bu durum, her yorumbilimsel sav iin de geerlidir. Okumaya baladnz birinci blmn amac bu ele
tirel yargmz stlenmek olacaktr. III. altbliim de anlatsallk
ile zamansalln oluturduu dngnn ksr dng deil de,
her iki yars birbirini karlkl olarak destekleyen salkl bir
dng olduunu kantlamaya alacaz. Byle bir tartmay
balatmak iin, anlatsallk ile zamansallk arasndaki karlkl
iliki savma birbirinden bamsz iki tarihsel giri yapabilecei

24

Zaman ve Anlat

mi dndm. Birinci girii (I. altblm) Aziz Augustius'ta


zaman kuramna, ikinci girii ise (II. altblm) Aristoteles'le
olayrgs kuramna ayrdm.
Bu iki yazarn seilmesinin iki nedeni var.
Bir kere ncelikle bize sorunumuzun snrlar iinde, birbi
rinden bamsz iki giri sunmaktalar: Augustinus zamann pa
radokslar yann ele almakta, Aristoteles ise anlatnn kavrana
bilir dzenleni yann. Yaklamlarnn bamsz olmalar da,
Augustinus'un tiraflar ile Aristoteles'in Poetika'sm m , aradaki
birok yzylla ve st ste getirilemeyecek sorunsallarla birbi
rinden ayrlm, tamamyla farkl kltr evrenlerine ait olm ala
rndan da kaynaklanmyor yalnzca. Konumuz asndan daha
nemli olan yan, Augustinus'un zamann zniteliini aratr
masdr ve tiraflar'm ilk dokuz kitabnda gelitirdii manev
zyaamyksnn anlata! yapsn sz konusu aratrma s
tne dayandrmaya aka kalkmamasdr. Aristoteles ise dra
matik olayrgs kuramn olutururken incelemesinin zaman
la ilgili iermelerini dikkate almamakta ve zamann incelenme
si abasn Fizik'e brakmaktadr. te tiraflar ile Poetika bu a
dan bizim o dngsel sorunumuza birbirinden bamsz iki gi
ri sunmaktadr.
Ancak iki incelemenin bamszl da en fazla dikkati e
kecek olan zellik deildir. Birbirinden kesinlikle farkl iki fel
sef gr alanndan hareket ederek ayn sorgulamaya ynel
mekle yetinmez b incelemeler: Her biri brnn ters gr
nmn retir. Augustinus'un incelemesi zamann yle bir ta
sarmn sunar ki, burada uyumsuzluk, animus'u [ruhu] olutu
ran uyumluluk arzusunu yalanlamaktan geri durmaz. Buna kar
lk Aristoteles'in incelemesi olayrgiisnn biimlendirilmesi
sreci iinde uyumluluun uyumsuzlua gre stnln
kurar. Uyumluluk ile uyumsuzluk arasndaki bu ters ilikinin
tiraflar ile Poetika arasndaki karlatrmann ana ilgi odan
oluturduunu dnyorum. stelik byle bir karlatrma
da kronolojiyi ineyerek Augustinus'tan Aristoteles'e uzand
iin daha da yersiz gibi grnebilir. Ama ben, zamann para
dokslaryla yaratlm aknln ar bast yapttan, tam ter
sine airin ve iirin gcne, dzeni dzensizlie baskn klma

A nlat ile Zam ansallk A rasndaki D ng

25

gcne duyulan in anan stn geldii yapta doru ynelir


sem, tiraflar ile Poetika arasndaki bu bulum ann okurun kafa
snda daha "dram atik" bir duruma geleceini dndm.
Okurlar bu birinci blmn III. altblm nde, syleyecek
lerimin temel izgisini [ezgisel izgisini] bulacaklardr: Yaptn
geri kalan kesim iyse bu ekirdein gelitirilm esi, bazen de ters
yz edilmesi stne kuruludur. Bu III. altblm de, Augustinus'un zaman konusundaki, Aristoteles'in ise olayrgs ko
nusundaki gl incelemelerinin bizlere brakm olduu uyum
luluk ile uyumsuzluun karlkl ters oyununu hibir tarihsel
yorum kaygs tamakszn dorudan doruya kendisi iin ele
alacaz1.

1 Buradaki szck seim im izi b yk l de Fran k K erm odeu n Tte Sense o f an En


ding, Studies in the T heory o f Fiction (Oxford U niversity P ress, 1966) adl yaptna
borluyuz. Zam an v e A nlat'm n nc blm n de sz konusu yapt zel olarak
inceleyeceim .

Zaman Deneyiminin Aporileri


Aziz Augustinus'un tiraflar'nm XI. Kitab

Dncemizin evresinde dnecei ana kartlk [antitez]


en keskin anlatmn Augustinus'un tiraflar'nm 1 XI. kitabnn
sonuna doru bulur. Burada insan ruhunun iki zellii kar
karya gelir, tumturakl kar-savlara dkn olmasyla bilinen
Augustinus da, itileniio [toparlanma, ynelme] ve distentio ani
mi [ruhun yaylmas, dalmas] terimleriyle dikkati eker. Bu
kartl ileride, Aristoteles'in mytlos [yk, olayrgs] ve pe
ripeteia [baht dn] kartlyla birlikte ele alacam.
1 tiraflarn [Latincesi Confessiones] kullandm Franszca evirisi (Confessions) M.
Skutella'nn hazrlad m etne ([Stuttgartl, Teubner, 1934) d ayanarak E. Trhorel
ile G . Bouissou'nun gerekletirdikleri eviridir; n sz v e notlar, A. Solignac: Pa
ris, Descle d e Brouw er, "Bibliothque au g u stin ienn e", cilt XIV , 1962, s. 270-343.
ncelem em de E. P. M cijerin g'in A ugustin ber Schpfung, Ewigkeit und Zeit. Das elf
te Buch d er Bekenntnisse"deki (Leiden, E. J. Brill, 1979) bilim sel yorum undan ok
yararlandm . T artm ann aporetik nitelii, zellikle d e disten tio ile intentio arasn
daki diyalektik stnde ona gre daha fazla durdum ; zaten A. Solignac da Trhorel
ile Bouissou'nun evirisine yazd "N otes com plm entaires"de (s. 572-591) bu ko
nular iyice vurgulam aktadr. Jean G uitton'u n L e Tem ps et l'ternit chez Plotin et
saint Augustin'! (Paris, V rin, 1933; 4. bask 1971) d e keskinliinden hibir ey yitirm emitir. P lotinos'a yaptm gnderm elerdeyse W ern er Beierw altes'in Plotin
ber Ewigkeit und Zeit (Enneadc 111, 7) adl kitaptaki giriind en ve yorum undan ya
rarlandm (Frankfurt, K losterm ann, 1967). A yrca . G ilso n 'un "N o tes su r l'tre et
le temps chez saint A ugu stin " (Recherches augustiniennes, P aris, 1929, s. 246-255)
balkl alm as ile Joh n C. C allahan 'in F our Views o f T im e in Ancient Philosophy
(Harvard U niversity Press, 1948, s. 149-204) adl kitabna da bavurdum . A n soru
nunun tarihi iinse bkz. P. Duhem , L e Systm e du M onde, Paris, H erm ann, (19731,
cilt I, Blm V.

28

Zaman ve Anlan

Ama nce iki aklama yapmam gerekiyor. Birinci akla


ma u: tiraflar" m XI. kitabnn okunmasna Altblm 14, 17'de
yer alan u soruyla balyorum: "Nedir gerekten zaman?" Zama
nn incelenmesinin sonsuzluk ile zaman arasndaki ilikiler s
tne Tekvin'\n fYaratl'n] ilk ayetinin (In principio fecit Des...
[Balangta Tanr... yaratt]) yol at dnce iine sktrldnm da farkndaym2. Bu adan, zamann incelenmesini sz
konusu dnceden soyutlamak metne bir eit iddet uygula
mak olur ki, bunu da ayn dnme alan iine AugustinusYm
intentio ve distentio arasndaki kartln ve Aristoteles'in
mythos ile peripeteia arasndaki kartln yerletirme tasars
da hakl karmaz. Ancak, metne uygulanan bu iddet, bizzat
Augustinus'un kantlama aamasnda geerli duruma gelir:
Gerekten de Augustinus, zaman incelerken, sonsuzluk kavra
mna yalnzca insan zamannn belirgin ontolojik yetersizliini
iyice vurgulamak iin bavurur ve zaman anlayn olduu bi
imiyle sarsan aporilerle dorudan doruya boy lr. Au
gustinus'un metnine ynelik bu hakszl gidermek amacyla,
sonsuzluk stne dnceyi, incelemenin daha ilerideki bir
aamasnda ele alacak ve zaman deneyimini pekitirmeyi dene
yeceim.
kinci n aklam am ise u: Yukarda itiraf ettiim yn
tem oyunu gerei sonsuzluk stne dnceden soyutlad
m A ugustinus'un zam an incelem esi, ylesine yksek dere
cede sorgulaycdr, hatta aporetiktir ki, Platon'dan Plotinos'a, zaman ile ilgili eski kuram larn hibiri sorunu bylesine bir keskinlie ulatram am tr. Augustinus (tpk A risto
teles gibi) her zam an gelenekten edindii aporilerle hareket
eder, ama ayn zam anda her aporinin zm de yeni g
lklere yol aar; bunlar da aratrm aya srekli olarak yeni bir
hz verir. Her ileri srlen dncenin yeni bir glk yarat
masna yol aan bu slup, A ugustinus'un, srasyla, bilmeyen
Kukucularn yannda ve bilen Platoncular ile Yeni-Platoncularn yannda yer alm asna neden olur. A ugustinus aray
iindedir (Latince quaerere [aray iinde olmak] fiili, ileride
2 Bu dnce 1, l'd e n 4 , 17'ye uzanr ve 29, 39"da yeniden ortaya karak sondaki
3 1 ,4 1 'e kadar gider.

Zaman Deneyiminin Aporileri

29

de greceim iz gibi btn m etin boyunca srarla kullanlr).


Belki unu bile syleyebiliriz: A ugustinus'un zam an stne
gelitirdii ve bizim de A ristoteles'in hatta P lotinos'u n savy
la karlatrm ak am acyla bilerek ruhsal [psikolojik] sav diye
adlandrdm z ey, A ugustinus'un benim seyeceinden de
daha fazla aporetiktir. En azndan ben bunun byle olduu
nu kantlam aya alacam .
Giriteki iki aklamann birletirilmesi gerekir: Zaman in
celemesinin sonsuzlukla ilgili dnce iine yerletirilm esi Au
gustinus'un aratrmasna umut dolu bir "szlanm a"nn o tuhaf
havasn verecek ve bu da zaman stne asl kant soyutlayan
bir inceleme iinde ortadan kalkacaktr. Ama aslnda zaman in
celemesi, sonsuzlukla ilgili art-alaundan ekip kartldnda,
aporetik zellikler belirginletirilmi olur. Elbette byle bir
aporetik slup, gl bir kesinlii engellememesi bakmndan
Kukucularn aporetik slubundan farkllk gsterir. leri sr
len savn z, kendi rettii yeni aporiler dnda hibir zaman
btn plaklyla kavranlmasna izin verm edii iin de YeniPlatoncularn slubundan ayrlr3.
Zaman stne bu katksz dncenin aporetik zellii,
elinizdeki aratrmann devam asndan ok byk nem ta
yor. Hem de iki bakmdan.
nce, Augustinus'ta, zamanla ilgili salt fenomenolojinin bu
lunmadn sylemek gerekir. Belki ondan sonra da asla olmaya
caktr4. Bylece, Augustinus'un zaman "kuram ", kantlama ile
minden ayrlam az duruma gelir; ve A ugustinus bu ilem yar
dmyla kukuculuk ejderinin srekli yeniden canlanan kafa
larn bir bir keser. O andan itibaren de tartma olm adan be
timleme yaplam az olur. Bu nedenle de, bir fenom enoloji e3 Augustinus'ta zam an ve bilin arasndaki baa d ikkat eden J. G uitton, zam an
aporisinin ben aporisi de olduunu gzlem ler (n.g.y., s. 224). fira/nr X , 16, 25'ten
u alnty yapar: "E y Tanrm , en azndan ben kendim iin bu alanda v e kendi s
tmde ok aba sarf ediyorum . Kendi kendini ter iinde brakan son derece nan
kr bir toprak haline geldim 1/. Cuittnn buu daha z a r if hiindc "gl k karan ve
tor dktren toprak" diy e belirtir1. Evet, im di burada aratrdm z ey ne gkler
ne de yldzlarn uzaklklar, biz ruhu, akl (ego stn, qti metnini, ego aninns) arat
ryoruz."
4 Bu gzpeke iddiay, birinci blm n sonunda yeniden ele alacak, drdnc
blm deyse uzun bir tartm a konusu yapacaz.

30

Zaman ve Anlat

kirdiini kantlama ktlesinden ayrmak son derece gtr,


hatta belki de olanakszdr. Augustinus'a mal edilen "ruhsal
zm ", belki de kant retoriinden soyutlayabileceim iz bir
"ruhsallk" iermedii gibi, aporetik dzenden kesin olarak
ekip alabileceim iz bir "zm " de iermez.
Bu aporetik slup, ayrca, elinizdeki yaptn genel strateji
si iinde de zel bir anlam tamaktadr. Zaten kitabmzn s
rekli iledii sav da u olacaktr: Zaman stne gerekletiri
len speklatif dnm e, hibir sonuca ulamayacak olan, kafa
iinde evirip evirm eden baka bir ey deildir; buna da yal
nzca anlatma [ykleme] etkinlii karlk verir. Ama anlat
ma etkinlii de boluu doldurarak aporileri zecek deildir.
zyor olsa bile, bunu terimin kuramsal anlam yla deil de
bir bakma iirsel anlam yla yapar. leride de belirteceim iz
gibi, olayrgletirm e speklatif aporiye, aporiyi kukusuz
aydnlatacak olan iirsel bir anlatm becerisiyle yant verir (bu
da Aristoteles'in kntlnrsism m en nemli anlam olacaktr)
ama bu, aporileri kuram sal olarak zemez. Bir bakm a, Augustinus'un kendisi de, bu tr bir zme doru ynelir: Ka
nt ile dinsel iirin XI. kitabn birinci blm nde kaynamas
-b iz ilk aamada bunu gze alm ayacaz- bile u anlama gel
mektedir: Yalnzca zmn deil, sorunun kendisinin de i
irsel bir hava iinde sunulm as, aporiyi yan yana gittii an
lamszlktan kurtarr.

1. Zamann var olma ve var olmama aporisi


Distcnlio aimi kavram intelio kavram nn eliinde,
A ugustinus'un dncesini altran byk aporiden, yani
zamann lm aporisinden yava yava ve glkle syrlr
ancak. Ama sz konusu apori de bu kez daha temel bir apori
dairesi iine girer: Zam ann var olma ya da var olmama aporisidir bu. nk, ancak belli bir biim de var olan bir ey l
lebilir. Bu durum dan, pek holanm ayabiliriz am a, zam ann
fenom enolojisi ontolojik bir soru evresinde dom utur: "N e-

Zaman Deneyiminin Aporileri

31

ciir gerekten zam an?" (quid est enim tem pus?, XI, 14, 175).
Byle bir soru sorulduu anda, zam ann var olm as ve var o l
mamas konusundaki btn eski glkler skn eder. Ama
A ugustinus'un sorgulayc slubunun daha balangtan iti
baren kendini kabul ettirdii dikkate deer bir olgudur: Bir
yandan, kukucu kantlama var olm am a durum una doru
ynelirken, te yandan da dilin gndelik kullanm iindeki
ll bir gven duygusu, henz aklayam adm z bir bi
im de, zam ann var olduunu sylem ek zorunda kalr. Ku
kucu kant olduka iyi bilinir: Zam ann varl yoktur, nk
gelecek henz gelm em itir, gem iin artk varl kalm am
tr, im diki zam an da ortalkta deildir. Oysa bizler zam an
dan sanki varm gibi sz ederiz: Gelecekteki eylerin ileride
olacaklarn, gem iteki eylerin eskiden var olduklarn, im
diki eylerin ise gem ekte olduklarn syleriz. Gem ek bile
bir hi deildir. Var olmama savna direnii geici olarak des
tekleyenin, dilin kullanm olduunu grm ek de dikkate de
er bir zelliktir. Zam andan sz ediyoruz, hem de akla yat
kn bir biim de sz ediyoruz; bu da zam ann varl konu
sundaki bir sava temel oluturur: "Zam andan sz edince,
onu anlyoruz kesinlikle; bir bakasnn ondan sz ettiini
duyunca da yine anlyoruz" (14, 176).
Ama, zam an hakknda akla yatkn bir biim de ve olumlu
elerle (olacak, idi, ...dr) konuu/or olduum uz eer doruy
sa, bu kullanm n nasl olduunu aklam adaki yetersizlik de
ite tam olarak bu kesinlikten ileri gelir. Zam ann dile dkl
mesi, elbette kukucu kanta direnir ama dilin kendisi de
"konuuyor olma durum u" ile "nasl konuuyor olm a" duru
mu arasndaki sapma ile sorgulanr: A ugustinus'un derin d
5 Bundan byle tir a fla /n XI. kitab sz konusu olduunda 14, 17; 15 ,1 8 ; vb. gn
derm eleri yapacaz.
6 Burada sonsuzlukla olan kartlk kesindir: "im diki zam an eer hep imdi olsayd
v gem ie gitm eseydi, zam an olmaktan kar sonsuzluk olurdu" (m/.t/.). Ama yine
de unu belirtebiliriz: Sonsuzluk hakkndaki anlaym z ne olursa olsun, ileri sr
lecek kant, iinde "h ep " szcnn bulunduu dili kullanma biim im ize bavur
makla kendini snrlayabilir. im diki zam an hep indi 1 deildir. Nitekim, [zaman
iin] gem ek, kart olan dmmk' gerektirir (M eijering burada, g em ek m ok deiik
biim lerde d u rm k'h kartlat sermu 108'c gnderir). Btn kantlama boyunca,
imdiki zam ann tanmnn gelitiini greceiz.

32

Zaman vc Anlat

nceye dald andaki haykrn ok iyi biliriz: "N edir ger


ekten zaman? Eer hi kim se bana sorm azsa ne olduunu
biliyorum ; ama bir soran olur da aklam aya kalkarsam , bil
m iyorum " (14, 17). Bylece ontolojik paradoks, dili yalnzca
kukucu kantla kar karya getirm ekle kalmaz, dili de ken
di kendisiyle kart durum a sokar: "gem i olm ak", "bird en
bire meydana gelm ek", "olm ak" gibi fiilerin olum luluu, " ...
artk y ok ", " ... henz olm am ", " ... hep ... deil" gibi belir
telerin olum suzluuyla nasl badatrlabilir? Demek ki so
runun snrlar bellidir: "Eer gem i artk yoksa, gelecek he
nz olm am sa, im di de hep im di deilse, bu durum da za
man nasl var olabilir ki?
Bu balang paradoksu stnde distentio tem a'snn do
aca ana paradoks ykselir. Olmayan bir ey nasl llebi
lir? lm e paradoksu dorudan doruya zam ann var olma
ve var olmama paradoksu tarafndan retilm itir. Burada da
dil grece olarak gvenilir bir rehberdir. Uzun zaman ve ksa
zaman diyoruz, bir biim de uzunluu gzlem liyor ve lm ler
yapyoruz (bkz. 15, 19'da ruhun kendi kendine seslenii: "S a
na zamann yava ve ar ilerleyiini (oras) alglama- ve l
m e yetenei verilm itir. Ne yant vereceksin bana?"). stelik,
yalnzca gem i ve gelecekle ilgili olarak uzun ya da ksa ol
duklarn syleyebiliriz. Aporinin "zm "n ne almak
iin yle diyebiliriz: nsanlar gelecein ksaldn, gem iin
ise uzadn dile getirirler. Ama dil, lme iini dorulam ak
la snrlar kendini; nasl olduuna ise, yine yant verem ez;
"nasl oluyor d a ..." , "hangi sfatla" (sed qo pacto, 15, 18) diye
sorar yalnzca.
Augustinus, llenin gemi ile gelecek olduu kesinli
ine srtn dniiyorm u gibi grnr nce. Ama daha sonra,
gemii ve gelecei anm say [bellek] ve bekleyi araclyla
imdinin iine oturtarak balangtaki kesinlii grnrdeki
bir bozgundan kurtaracaktr: Bunu da uzun bir gelecek ile
uzun bir gemi kavramn bekleyi ve anm say alanlarna
aktararak yapar. Ancak dile, deneyime, eylem e ilikin bu ke
sinlie, onu ancak yitirdikten ve iyice dntrdkten sonra
yeniden kavuulacaktr. Bu bakm dan, son yantn deiik bi-

Zam an D eneyim inin A porileri

33

inilerde neriliyor olm as A ugustinus'un soruturm asnn


bir zelliidir: Bylece, gerek anlam lar ortaya km adan n
ce son yant nceleyen deiik biim lerin eletiriye uram as
gerekir7. Gerekten de A ugustinus pek fazla kanta dayanm a
yan bir kesinlie balangta kar kyorm u gibidir: "T an
rm, m , senin hakikatin, yoksa burada da m insana g
lp onunla alay ediyor?" ( 1 5 ,18s). Dem ek ki, yzm z nce
im diye dndreceiz. G em i, gem i olunca m, yoksa "h
l im diki zam anken m i" uzun zam an olm utur? (15, 18) Bu
sorun iinde de son yantla ilgili bir ey ncelenm itir nk
anm say ve bekleyi im diki zam ann nitelikleri [kiplikleri]
olarak grnrler. Am a, kantn [argm ann] bu aam asnda,
im diki zam an hl gem ie ve gelecee kart olarak sunu
lur. l bir im diki zam an kavram henz ortaya km am
tr. Bu nedenle de bir tek im diki zam ana dayal zm ge
ersiz kalm ak zorundadr. Byle bir zm n baarszl da
im diki zam an kavram nn gelitirilm i olm asndan kaynak
lanr: Buradaki imdiki zam an kavram yalnzca orada bu
lunm ayan ey ile belirginlem ez ama yaylm olm ayan eyle
de belirginleir.
Paradoksu son aamasna vardran bu gelitirme, olduka
iyi bilinen kukucu bir kantla bantldr: Yz yln hepsi de
ayn anda imdiki zaman olabilir mi (.15,19)? (Kant, grld
gibi, yalnzca imdiki zamana uzunluk niteliinin verilmesiyle
ilgilidir). Devamysa yledir: Yalnzca gemekte olan yl, im
diki zamandr; ve yl iinde ay; ay iinde gn; gn iinde de sa
at imdiki zamandr. "Bu bir tek saat bile yakalanamayacak
paracklar halinde geer: Bir saat iinde uup gitmi olan her
ey gemi, kalanlar ise gelecektir" (1 5 ,209).
yleyse sonuca Kukucu filozoflarla varmak gerekir. "A r
tk daha fazla kk paraya blnem eyecek bir zaman esi
(quid... tenporis) tasarlayabilirsek (intelligitur) ite o eye im7 n eelem elerin oynad hu rol, M eijcrin g'in yorum unda o k iyi belirtilm itir.
8 T anrnn alayl gl konusunda bkz. M eijering, n.g.y., s. 60-61.
9 A ugstinus'un tpk eski Latin ve Yunan yazarlar gibi, saatten daha kk birimle
ri belirtecek szc yoktur. Meijering (a.g.y.. s. 64) bu konuda H. M ichel'e gnde
r i r "L a Notion de l'heure dans l'A ntiquit", jas (57), 1970, s. 115 ve tesi.

34

Zaman ve Anlat

diki zaman diyebiliriz...; ama imdiki zamann da yayld bir


uzam ispatinin) yoktur" (o/./.10). Tartmann ileri bir aamasn
da imdiki zamann tanm daha da geliecek ve noktasal an
kavramna ulalacaktr. Augustinus kantlama dzeneinin
acmasz sonucuna dramatik bir hava verip yle der: "imdiki
zaman, uzun olmayacan haykryor" (ay.y.).
Peki onu kukuculuun saldrs altnda tutan nedir? Her
zaman olduu gibi yine dilin belirttii, zeknmsa aydnlatt
deneyimdir: "Tanrm yine de zaman aralklarn alglyoruz
(setius); onlar birbirleriyle karlatryoruz (com param us)
ve kim ilerine daha uzun, kim ilerine de daha ksa diyoruz.
Ayrca hangi zam ann hangi zamana gre daha ksa olduu
nu lyoruz (m etim r)" (16, 21). Seniims, compararus ve metimr'un buradaki kar kovuu, bizlerin zamann lm ko
nusundaki srasyla duyum sal, zihinsel ve pragm atik etkinlik
lerimizin kar koyuudur. Ama deneyim diye adlandrlm as
gereken bu eyin direnii bizi, "nasl" sorununda bir adm bi
le ilerletmez. Sahici [otantik] gerekliin iine sahte kesinlik
ler karr her zaman.
imdiki zaman kavramnn yerine gei kavramnn kon
masyla, nceki dorulamann ardndan daha kesin bir adm
atlm gibi olur. "Biz zamanlar alglayarak ltmzde, on
lar geip gittikleri (practeretia) an lyor oluyoruz" (16, 21).
Speklatif yntem, pratikteki kesinlie katlyormu gibidir.
Oysa onun da eletiri szgecinden gemesi ve ancak bundan
sonra, tpk distentio gibi, imdiki zamann diyalektii saye
sinde yeniden ortaya kmas gerekir. Bekleyi, anmsay ve
dikkat arasndaki yaylm (distentio) bants kavramn olu
10 Blnmeyen ama yaylm as da olm ayan an kant konusunda M eijering yaptn
da (t.g.y., s. 63-64), Sextu s E m p iricu s'u n m etinlerini anm satr ve V ictor
G oldschm idt'in Le Systm e $tofcia el le T em ps'ch (s. 37 ve tesi, 184 ve tesi)
sunduu Stoac tartm aya yerinde bir gnderm ede bulunur. unu da belirtelim
ki, A ugustinus zm lem esinin speklatif bir kantlam aya bal olduunun
tam olarak bilincindedir: si quid in lelligihtr lem paris... li kim se burada salt fenom enoloji bekleyem ez. Ayrca bu arada zam ansal yaylm kavram nn belirdi
ini de sylem eliyiz; ancak bu kavram henz bir kklem e durum unda deil
dir: "nk eer [imdiki zam an] yaylm gsterirse, gem ie ve gelecee bl
nr" (nam s i exlenditnr, d ividitu r... 15, 20).

Zaman Deneyiminin Aporileri

35

turmadmz srece, bir eyi ikinci kez yinelem e yoluna gitti


imizde ne dediimizi kendimiz de anlayamayz: " Dolaysyla
zaman, getiinde ancak alglanabilir ve llebilir" (ay.y.). Bu
radaki forml hem zmn bir ncelenmesidir, hem de geici
bir amazdr. Demek ki, Augustinus'un da kendisine en kesin
grnen anda durmas bir rastlant deildir: "Ey Tanrm, ara
tryorum, kesin bir ey sylem iyorum ..." (17, 2211). stelik,
Augustinus aratrmasn, gei kavramn ortaya atarak deil
de kukucu kantn sonucuna dn yaparak srdrr: "im di
ki zamann yaylm yoktur." Oysa, "ltm z ey, ileride
bekleyi olarak kavrayacamz gelecek, ve anmsay olarak
kavrayacamz gemitir" dncesine yol amak iin gem i
in ve ok erkenden yadsnm olan gelecein varln savun
mak gerekir; ama bu da henz belirtm ekte yetersiz olduumuz
bir dorultuda yaplmaldr12.
Gemiin ve gelecein bir biim de var olmaya hakk oldu
unu ne adna syleyebiliriz? Bir kez daha belirtelim ki onlar
hakknda sylediklerimiz ve yaptklarm z adna. Peki bununla
ilgili olarak ne sylyor ve ne yapyoruz? Gerek diye kabul et
tiimiz eyler anlatyoruz ve olaylar nceden bildiriyoruz; bun
lar da ncelediimiz biimleriyle meydana geliyorlar13. Demek
ki her zaman iin dil, ve dilin ifade ettii deneyim ile eylem,
Kukucularn saldrsna kar iyi direnir. Oysa, nceden bildir
11 M eijering (fl.g./., s. 66) A ugustinus'un ijiwero'sunda ("aratryo ru m "! Yunanlla
rn zStcin'ini bulur: Bylece A ugustinus'un aporisi ile K ukucularn hibir ey
bilm em esi arasnda bir ayrm ortaya kar. J. G uitton z llein e branilerin bilgelik
geleneinde Yunan kaynakl olm ayan bir kk bulur; bunun yansm as da Resul
lerin ileri, 1 7 ,26'd a grlr.
12 A ugustinus ancak birinci paradoksu (var olm ak / var olm am ak) zm e kavu
turduktan sonra bu sav aa yukar ayn terim lerle ele alacaktr: "Zam anlar
geerken lyoruz" (21, 27). D em ek ki gei kavram hep lm e kavram yla
balantl olarak kendini hissettirir. Ama henz, gei kavram n anlayabilecek
olanaa sahip deiliz.
13 Btn insanlarla ilgili olan nceden kestirm e kant ile yalnzca gizem li bir esin
altnda kalm Peygam berlere ilikin kehanet kantn birbirinden iyice ayrt et
m ek gerekir. Bu ikinci kant farkl bir sorun yaratr: T anr'nn (ya da Sz'iin)
Peygam berlere "bildirm e" biim iyle ilgili sorundur bu (19, 25) Bu konuda bkz..
G uitton, t.g.y., s. 261-270: Yazar, kitabnda, A ugustinus'un ex p ectation s ilikin
olarak yapt zm lem enin, khinlikle (Lat. divitmtio; Yun. m antikos1 ilgili btn
pagan geleneine gre aa karc zelliini vurgular. K ehanet, bu ller
iinde, bir istisna ve bir yetenek olarak kalr.

36

Zanan ve Anlat

mek, nceden kestirmek |tahmin etmek] demektir; anlatmaksa


"akl yoluyla ayrt etm ek" (cernere) demektir. Augustinus De
Trinitate'de [15, 12, 21] bu anlamda tarihin ve nceden kestir
menin ikili "tankl"ndan (Meijering, a.g.y., s. 67) sz eder.
Demek ki Augustinus kukucu kanta ramen u sonuca var
maktadr: " yleyse hem gelecek eyler hem de gemi eyler
vardr (su n tergo)" (1 7 ,22).
Bu aklam a, daha ilk sayfalardan itibaren reddedilen sa
vn, yani gelecein ve gem iin var olduu savnn basit bir
yinelenm esi deildir. G elecek ve gem i arlk sfat olarak
karm za kar: fu tu m ve praeterita. Bu belli belirsiz kaym a,
aslnda balangtaki var olm a ve var olmama paradoksunun
zm ne giden yolu, dolaysyla da lm konusundaki
ana paradoksun zm ne giden yolu aar. G erekten de
gemii ve gelecei bu zellikleriyle deil de imdiki zaman
iinde var olabilecek zam ansal nitelikleri varlklar olarak ka
bul etm eye hazrzdr: A ncak anlatrken ya da nceden bild i
rirken szn ettiim iz eylerin de hl var olm alar ya da
daha im diden var olm alar sz konusu deildir. Dem ek ki
Augustinus'un geilerine ne kadar dikkat etsek azdr.
Augustinus ontolojik paradoksa verecei yantn daha
banda bir kez daha duraksar: "Tanrm , brak da aratrm a
m daha ileriye gtreyim (anplis quaerere), Sen ey umu
dum " (18, 23). Bu basit bir retorik ustal olmad gibi, din
darca bir yakarm a da deildir. Gerekten de A ugustinus bu
duraklamann ardndan, yukarda belirttiim iz savdan l
im diki zaman savna uzanacak gzpek bir adm atar. An
cak bu adm da, ou kez olduu gibi, bir soru biim ini alr:
"Eer gelecek eyler ile gem i eyler varlarsa, nerede olduk
larn bilm ek isterim (18, 23). Nasl sorusuyla balam tk.
imdi nerede sorusuyla devam ediyoruz. Hi de masum bir
soru deildir bu: A nlatlm ve nceden bildirilm i gem i ile
gelecek eyler iin yer aray iindedir. Kantlam ann btn
devam da bu sorunun snrlar iinde kalarak yklem enin
ve nceden kestirm enin ierdii zam ansal nitelikleri ruhun
"iin e" yerletirm eye alr. Nerede sorusuyla yaplan gei,
birinci yant iyi kavrayabilm ek asndan temel bir zellik ta

Zaman Deneyiminin Aporileri

37

r: "N ered e olurlarsa olsunlar, ne olurlarsa olsunlar, [gelecek


eyler ya da gem i eyler] orada ancak im diki zaman ola
rak varlar" (S, 23). Bylece daha nceki sava, yani yalnzca
gemii ve gelecei lebiliyor olduum uz savma srtm z
dner gibi oluruz; stelik im dinin uzam ndan yoksun oldu
um uz itirafn da yadsyor durum una deriz. Ancak bura
da bam baka bir imdiki zaman sz konusudur: Kendisi de
oul bir sfata dnm (praescntia), practerita (gem i za
man) ile fltra (gelecek zam an) izgisi stnde yerini alm
ve bir i oulluk tamaya hazr durum a gelm itir. Bu arada
daha nce ileri srlen u sav da unutm u gibi oluruz: "ey
leri geip gittikleri an lyoruz." lm e sorununu ileride
ele aldm zda bu savla yeniden karlaacaz.
Dem ek ki, yklem e ve nceden kestirm e kavram larn
nerede sorusu erevesinde yeniden ele alp bunlar daha da
derinlem esine incelemek istiyoruz. yklem enin anm say,
nceden kestirmenin ise bekleyii ierdiini syleyebiliriz. Pe
ki ama anm sam ak ne dem ektir? A nm sam ak gem iin bir im
g e sine sahip olmak demektir. Byle bir ey olanakl mdr?
Olanakldr, nk bu imge, olaylarn brakt bir izdir ve
zihnim izde sabit olarak kalr14.
Daha nce de gzlemlediimiz gibi, yava, ar ve ll
ilerleyilerin ardndan her ey aniden hzlanr.
nceden kestirme ise neredeyse karmak bir biimde ak
lanr; gelecekteki eyler imdiki zamandaki bir bekleyi saye
sinde, ileride olacak eyler olarak bizde vardrlar. Bu eyler
hakknda bizde bir "n-alglam a" (praenmtio) bulunur; bu da
onlan "nceden haber verm em izi" (praesesio) salar. Bylece
14 B uraya ilgili paragraf b tn yle alm am z gerekiyor: "Z aten , gerek olup da
gem ite kalm eyleri anlattm zda, belleim izd en ekip aldklarm z, g e
ip gitm i bu eylerin kendileri deil de, zihn im ize d uyular araclyla izler
b iim in d e kazlm im gelerden hareketle tasarlad m z s zc k lerd ir" (18, 23).
Y er belirten ilgelerin okluu d ikkati eker: Bellekten (er) ekip k ard
m z ..., zihnim ize (m) kazlm im gelerden hareketle (c.v) tasarlad m z s z
c kler; "artk var olm ayan ocukluum , artk var olm ayan zam an iind edir
(in); am a onun im g esin i... im diki zam an iind e (in) gryorum , nk hl
belleim d e (in) d u ru y or" (rty.y.) D em ek ki nerede sorusu ("eer... g elecek ve
g em i eyler varsa, nerede lbicnqt'l old uklarn bilm ek istiy o ru m "), "iin
d e " yantn zorunlu klm aktadr.

38

Zaman ve Anlat

bekleyi anmsayn benzeri durumuna gelir. Bekleyi de daha


nceden var olan bir imgedir: Yani henz var olmam (nondt) olaydan nce gelir. Ama bu imge gemiteki eylerin b
rakt bir iz deil, ncelenmi, nceden alglanm, haber veril
mi, nceden bildirilmi, nceden ilan edilmi gelecek eylerin
bir "gsterge"si ve bir "nedeY'idir (bekleyile ilgili szcklerin
okluuna da dikkati ekelim).
Ulalan zm ok ktr ama ayn zamanda ok zahmetli,
ok g ve bir o kadar da dayanaksz bir zmdr!
k bir zm olm as uradan kaynaklanr: Anmsaya
gemi eylerin yazgsn, bekleyie de gelecek eylerin yazg
sn brakmakla anm say ile bekleyii geniletilm i ve diyalektikletirilmi bir imdiki zaman iine koyabiliriz. Byle bir
imdiki zaman da daha nce reddedilen elerden hibiri de
ildir artk: N e gem itir, ne gelecektir, ne noktasal imdiki
zamandr, ne de im diki zamann geiidir. Augustinus'un
aporiyi zdn kabul ettiim iz ama bu aporiyle de ban
abuk unuttuumuz o nl forml yledir: "Belki de yle
demek yerinde olur: Gem ie ilikin (de) imdiki zam an, im
diyi ilikin (de) imdiki zaman, gelecee ilikin (de) imdiki
zaman. nk, gerekten de ruhumuzun iinde (in) bir biim
de, bu zaman kipi vardr, ve ben onlar baka yerde (alibi)
grem iyorum " (20, 26).
Augustinus bunu sylerken allm dilden biraz uzak
latnn bilincindedir. Oysa kukucu kanta kar knda,
ekinerek de olsa bu allm dile bavurm utur: " 'G em i,
im di, gelecek diye zam an vardr' deyii yerinde (proprie)
kullanlm deildir" (ay.y.). Ama az sonra da sanki ek bir
not olarak unu belirtir: "Zaten yerinde olan szleri ender
olarak kullanrz; yerinde olm ayanlarysa (on proprie) daha
sk kullanrz am a yine de dem ek istediklerim iz anlalr"
(ay.y.). Ancak, im di, gem i ve gelecek hakknda daha nce
konuulduu gibi konuulm asna da hibir ey engel olmaz:
"H i kayg duym uyorum , kar km yorum , knam yorum
da; yeter ki, sylenen ey an lalsn ..." (ay.y.) Demek ki, al
lm dili yalnzca daha kesin bir biim de kullanm tr A u
gustinus.

Zaman Deneyiminin Aporilcri

39

Byle bir dzeltmenin anlamn hissettirm ek iin Augusti


nus kendi kendini aklyormu gibi grnen l bir edeerlie bavurur: "Gem iin anlats, ammsaytr; im diye ilikin
imdiki zaman dorudan grtr, baktr (contitus [ileride
distetio ile kartl daha iyi vurgulayacak olan a t ten tio terimi
kullanlacaktr]), gelecee ilikin imdiki zaman ise bekleyitir
(20, 26). Peki bunu nasl bilebiliriz? Augustinus ksa ve z ola
rak yle yantlyor: "Bu ekilde ifade etm em e izin verilirse,
zaman gryorum (.video); evet, itiraf ediyorum (fateonjue)
zaman vardr" (fli/./.). Bu gr ve bu itiraf btn zmleme
sreci iin fenomenolojik bir ekirdek oluturur; ama fateor, vi
deo ile birleince, sz konusu grn hangi tartmann sonu
cu olduunu da kantlar.
k bir zmdr bu ama ayn zamanda zahmetli bir
zmdr de.
Anm say [bellei] ele alalm : Baz im geleri gem ie ili
kin eylere (burada Latince'deki de ilgecini unutm ayalm )
gnderm ede bulunma gcyle donatm ak gerekir; gerekten
de tuhaf bir gtr bu! Bir yanda, iz u anda varln srdr
m ekte, te yandaysa gem iteki eyler iin de geerliini koru
m aktadr; bylece, bu gem i eyler de bellekte varlklarn
"h l" (adhc) [18, 23] srdrrler. Bu kk "h l" (adline)
szc hem aporinin zm dr hem de yeni bir gizem in
kaynadr: N asl oluyor da iz-im geler (vestigia), ruha ilemi
u anda var olan eyler olduklar gibi ayn zam anda gem ile
"ilg ili" eyler de oluyorlar? G elecein im gesi de benzer bir
glk yaratr: G sterge-im gelerin "daha im diden var olm akl"ndan (ja snt) sz edilir (18, 24). Ama "daha im di
den" burada iki anlama gelir: " daha im diden var olan gele
cek deil ama im didir" (18, 24); bu adan "h en z" var olm a
m (nondum ) gelecek eylerin kendilerini grem eyiz. Ancak
"daha im diden" deyii, gstergenin im diki var oluunun
yan sra onun ncelem e, sezm e niteliini de belirtir: eylerin
"daha im diden var olduklar"n sylem ek, gsterge aracl
yla, onlar nceden bildirebilirim dem ektir; bylece gelecek
zaman "nceden sylenm i" (an le dicatur) olur. Demek ki, n-

40

Z a m a v e A n la t

celenen im geler de kalntsal im gelerden (vestigia: iz-imgeler)


daha az gizemli deildir15.
Burada gizem yaratan ey, kimi kez gemiin izi, kimi kez
de gelecein gstergesi deerinde olan imgenin yapsdr do
rudan doruya. Augustinus asndan bu yap kendini nasl
sunduysa yle grlm gibidir yalnzca.
Daha da gizemli olan eyse, soru ile yantn ifade edildikle
ri yar-uzamsal zellik tayan dildir: "Eer gerekten gelecek
eyler ile gemi eyler varlarsa, nerede olduklarn bilmek isti
yorum " (18, 23). Bu soruya verilen yantsa yledir: "Ruhum u
zun iinde (in) bir biimde, bu zaman kipi vardr, ve ben on
lar baka yerde (alibi) grem iyorum " (20,26). Acaba soru "yer"
belirten elerle sorulduu (nerededir gelecek ve gemi ey
ler?) iin mi "yer" belirten elerle bir yant alyoruz (ruhun
iinde, bellein iinde)? Ya da, iz-imge ile gsterge-imgeni ru
hun iine yerlemi olan o yan-uzamsall deil midir gelecek
ve gemi eylerin yeri sorusunu gerekli klan16? zm lem e
mizin u aamasnda yantlayanlayz henz bunu.
Zamann var olmas ve var olmamas aporisine l bir
imdiki zaman kavramyla getirilen zm glkle ulalan
bir zm olmutur ama zamann lm sorunu zmlenme
dii srece de dayanaksz bir zm olarak kalacaktr. l
imdiki zamann dislentio nnimi'nm kesin damgasn tayabil
mesi iin, bu l iinde bir krlmann [kaymann] varln ta15 Belki de biraz daha fazla gizem lidir G elecekteki bir eylem in nceden tasarlan
n d iiin dim : H er bekleyi gibi, bu nceden tasarlay da im diki zam an iin
d e vardr, oysa gelecekteki eylem henz gereklem em itir. Ama "n ed en " nite
likli "gsterge burada basit bir nceden kestirm eden daha karm aktr. nk
nceden belirttiim ey, yalnzca eylem in balam as deil, ama bitiidir de; ken
dimi nceden, eylem in balam asnn tesine gtrdm gibi, onun balam as
n da gelecekteki bitiinin gem ii olarak grrm . Bu durum da gelecekteki bit
m i zam an iinde konuuruz: " nced en dndm z eylemi yapm aya ba
lam olacam z zam an (nggressi fu rin m s), nceden dndm z eylem bi
zim tarafm zdan gerekletirilm eye balad zam an (agere coqcrim $), bu ey
lem var olacaktr; nk bu durum da gelecek zam an deil, im diki zam an ola
caktr" US, 23). G elecekteki im diki zam an burada gelecekteki bitm i zam ann
kullanl iinde ncelenm i olur. Harald VVeinrich'in Tempts adl kitabnda fiil
zam anlar konusunda yapm olduu dizgeli incelem eyi ileride bu tr bir
aratrm adan geireceiz (bkz. nc blm , III. altblm ).
16 G elecein, im diki zam an aarak gem ie doru geiiyle (bkz. aadaki ak
lama) ilgili yar-kinctik dil de bu yar-uzam sal dili daha salam latracaktr.

Zaman Deneyiminin Aporileri

41

nrnak gerekir: te bu krlma, noktasal imdiki zamana ver


m ekten kanlan yaylmdan farkl bir yaylm n bizzat ruhun
kendisine uygun grlmesini salar. te yandan, yan-uzam sal
dilin kendisi de btn zaman lm lerinin, btn kozmolojik
dayanaklarn temeli olan insan ruhunu bu yaylmdan yoksun
brakm adm z srece havada kalr. Zamann ruhun znde
olmas, ruhtan ayrlmazl durumu btn anlamn, ancak, za
man fiziksel harekete baml klan savlarn kantlama yoluyla
elenmesi sonucunda kazanr. Bu bakm dan, 20, 26'daki "O nu
gryorum , onu itiraf ediyorum " kant, disteniio animi kavra
mm oluturmadmz srece kesin olarak gvenilir, salam
bir kant olmayacaktr.

2. Zamann lm
Augustinus ancak lme gizemini zdkten sonra insan
zamannn son tanmlamasna ular (2 1 ,31).
Zamann lm, 16, 21'de brakm olduumuz yerden
yeniden ele alnr: "Yukarda da belirttiim gibi biz zamanlar
geip gittikleri an lyoruz (praeterentia) (21, 27). Ama ileride
daha gl bir biimde dile getirilen bu nesrm ("Biliyorum ,
nk zamanlar lyoruz, var olmayan bir eyi de lemey iz") (flt/.y.) hemen aporiye dnr. Aslnda gemekte olan
ey imdiki zamandr. Oysa, yukarda da kabul ettiimiz gibi,
imdiki zamann yaylm yoktur. Bir kez daha bizi Kukucula
ra gnderen kantn ayrntl olarak zmlenmesi gerekir. n
ce bu kantn, gemek ile im dide var olmak arasndaki ayrm
gzetmedii sylenebilir: Buradaki imdi, blnemeyen an ya
da ileride belirteceimiz gibi "nokta" anlamndadr. Yalnzca
yaylm (disteniio) olarak yorumlanan l imdiki zaman diya
lektii, aporinin labirenti iinde kaybolm aya balayarak bir
nesriim iine dt durumdan kurtarabilir. Ama zellik
le kart kant, yar-uzamsallk imgesinin sunduu olanaklar
yardmyla kesin bir biimde oluur: Zamann l imdiki za
man biiminde kavran, bu yar-uzamsallk imgesini rtn
m esiyle olur. Aslnda gemek, bir eyi aarak gemek demektir.

42

Zaman vc Anlat

Byle olunca Augustinus da hakl olarak u sorulan sorar: "N e


reden (imde), neyle (qua) ve nereye (quo) geiyor?" (ay.y.) Grl
d gibi, yar-uzamsalln iine dmeye, aarak gemek
(trans're) terimi neden oluyor. Bu mecazl deyimin eimini, ini
ini izleyecek olursak, "gem ek" eyleminin gelecek zamandan
hareket ederek (ex) imdiki zaman ap (per), gemi zaman ii
ne (in) uzanmak demek olduunu belirtmek gerekir. Bu aarak
gei, bylece, zamann lmnn "belli bir uzam iinde" (in
aliqtio spatio) yapldn ve zaman aralklar arasndaki bti
bantlarn "zam an uzam lar"yla ("spatia temponun") ilgili ol
duunu dorular (ay.y.). Tam bir amazn iine dlm gibi
dir: Zamann uzam yoktur - oysa, "uzam olmayan eyi de biz
lemeyiz'' (ay.y.).
Augustinus, tpk daha nce her sorunlu durumda yapt
gibi, burada da bir mola verir. Aenigma [gizem] szcn de
ilk kez burada kullanr: "A klm bu karmak gizem in |aenigna] i yzn anlayabilm ek iin yanp tutuuyor" (22, 28).
Gerekten de, bu aratrm ann bandan beri grdm z gi
bi, hep yaygn kavram lar anlalm az oluyor. Ama bir kez da
ha grlyor ki, kukuculuun tersine, sorunun itiraf edilm e
sine, Augustinus iin sevginin bir sureti olan iddetli bir arzu
da elik ediyor. "Bana sevdiim i ver; evet seviyorum , bunu
da vermi olan ensin bana" (a y .y }7). Burada arayn ilahi
yan kendini gsterir; zamann aratrlmas da Sonsuz Sz'n
derinden dnlmesi iine yerletirilerek byle bir lhi
zellie ulamtr. Bu konuyu ileride yeniden ele alacaz.
im dilik, A ugustinus'un sradan dile olan ll gvenini
vurgulamakla yetinelim : "N e kadar zamandr? (quam diu)...
uzun zamandr! (quam longo tempore)... deriz... ite byle eyler
syler, byle eyler iitiriz. Bizi anlarlar, biz de onlar anlarz"
(22, 28). Bu nedenle, bilgi yokluu deil, gizem [aenigma] sz
konusudur diyeceiz.
17 M eijering burada, d ikkat ve d nceyi b ir noktada y ou nlatrm ann ilevi
st nd e d urur; kitabn sonunda bu younlam a kararllk um uduna b a lan a
cak, o da insann im d isin e T an r'n n sonsuz im disiyle belli b ir benzerlik ka
tacaktr. A yrca, itirntir'in I. ve IX. kitaplar arasnd a, sz konusu yo u n la
ma ve kararlln aray nn an latld n da belirtebiliriz. Bu noktada bkz.
d rd nc blm .

Zaman Deneyiminin Aporileri

43

Gizemi zmek iin, kozmolojik zm bir yana brakp,


incelemeyi, yaylmn ve lmn temelini, yalnzca ruhun
iinde, dolaysyla l imdiki zam ann oul yaps iinde
aratrmaya ynlendirmek gerekir. Demek ki zaman ile yldz
larn hareketi ve genel olarak hareket arasndaki bantyla ilgi
li tartma, ne konu dna kmadr ne de sz dolandrmadr.
Agustinus'un gr Platon'un Timaios ile Aristoteles'in
Fizik'inden Plotinos'un Enneades'ine (III, 7) kadar uzanan tart
madan bamsz deildir yine. Distentio anim i'ye sk bir kant
lamadan geilerek glkle ulalr: Bu kantlama da reductio ad
absrdm'un [samaya indirgeme] keskin retoriini iin iine
katar.
Birinci kant: Eer gkcisimlerinin hareketi zamansa, neden
herhangi bir cismin hareketi iin de ayn eyi sylemeyelim (23,
29)? Bu kant gkcisimleri hareketinin deiebilecei, dolaysyla
hzlanp yavalayabilecei savn ncelemi olur (byle bir eyi
dnmek Aristoteles iin olanakl deildir). Bylece gkcisimleri
mlekinin ark ya da eklemli insan sesindeki hecelerin ak gi
bi br hareketli cisimler arasnda saylmtr.
kinci kant: Eer gkteki yldzlar dursayd ve mlekinin
ark dnmeye devam etseydi, bu durum da, zaman hareketten
baka bir eyle lmek gerekecekti (ay.y.). Burada bir kez daha
kant, gk hareketlerinin deimezlii savnn sarsldn var
saymaktadr. Kantn deiik bir biim iyse udur: mlekinin
arknn hareketinden sz etmek zaman alr, bu da deitii ya
da durduu sanlan gkcisminin hareketiyle llemez.
nc kant: Daha nceki varsaymlarn altnda yatan ve
Kutsal Kitaplar araclyla edinilmi olan inanca gre, gkci
simleri, zaman belirlemeye yarayan kl cisimlerdir (ay.y.).
Terim yerindeyse, saygnlklarn bylece yitiren gkcisimleri
hareketleriyle artk zaman oluturamazlar.
Drdnc kant: Eer "g n" diye adlandrdmz lm
oluturan eyin ne olduunu sorarsak, o zaman, gnn yirmi
drt saatinin gnein tam dolanmyla lldn dnrz
hemen. Ama gne daha hzl dnseydi ve dolamnm bir saatte
tamamlasayd, bu durumda "gn" artk gnein hareketiyle l
lemezdi (23, 30). M eijering, Augustius'un gnein deiken

44

Zurnan ve Anlat

bir hza sahip olduu varsaymyla btn gelenekten ne kadar


uzaklatn vurgular: Aristoteles de Plotinos da zaman ve hare
ket arasnda ayrm yapmalarna karn, bu kant kullanmam
lardr. Augustinus'a gre, yaradln efendisi olan Tanr, gkci
simlerinin hzn deitirebilir; tpk mlekinin arknn hzn
ya da arkcnn hecelerinin akn deitirebilmesi gibi (Yeu'nun gnei durdurmas da, gnein hznn artmas savyla
ayn dorultuda yer alr; bu niteliiyle de mucize kantna ba
lanmaz). Yalnzca Augustinus, kozmolojik bir gnderme yapma
dan, zamann uzamndan (bir gn, bir saat) sz edilebileceini
syleyebilmektedir. Distmtio animi kavram da zamann uzamy
la ilgili kozmolojik dayanan yerine geecektir kesinlikle18.
Aslnda unu saptamak ok nemlidir: Augustinus, "gn"
kavramn gk hareketi kavramndan tamamyla ayran kantn
sonunda, ilk kez distentio kavramn ortaya atmakta, bunu da
baka bir nitelik belirtmeden yapmaktadr: "Zam ann bir tr
gerilim, yaylm (distentio) olduunu gryorum. Acaba gr
yor muyum? Yoksa grdm m sanyorum? Ey Ik, ey
Hakikat, sen gstereceksin bunu bana" (23,30).
Tam da yolun alp geiin elverili olaca bir srada by
le bir ekingenlik neden? Aslnda, nceki kantlara karn, koz
molojiyle olan sorun henz bir zme balanmam, yalnzca
"zamann bir cismin hareketi olduu" (24, 31) konusundaki en
u sav bir yana itilmitir. Ama Aristoteles de zamann "hare
ketle ilgili bir ey" olmakla birlikte, hareket olmadn ileri
srmekle bunu rtmtr. Zaman bizzat hareketin kendisi
olmadan, hareketin lm olamaz m? Zamann var olabilme
si iin, hareketin gcl olarak llebilir olmas yeterli deil
midir? Augustinus, u szleriyle ilk bakta Aristoteles'e byk
18 Byle bir deiiklik de A ugustinus'un nolts Ihareketl ile mora [srel arasndaki
ayrm a artk bavurm adn gsterir: " renm eye alyorum , gn acaba ha
reketin (motus) kendisi m i, hareketin tam am land sre (ora) mi, yoksa her
ikisi de birlikte geerli m i?" (23, 30). varsaym da bir yana itildii ve "g n "
szcnn anlam stne yaplan aratrm a brakld iin, vurgulanan ayrm
da bir sonuca varm az. G itton'u n grn (a.g.y., s. 229) benim seyip yle di
yebiliriz ancak: A ugustinus iin "zam an motus da deildir mora da deildir, ama
M/ns'tan ok m ora'dr". D istentio an im inin mora'ya ball m otus'a balln
dan daha fazla deildir.

Zaman Deneyiminin Aporileri

45

bir dn veriyor gibidir: "B ir cismin hareketi baka eydir, s


resini lmemizi salayan ey baka eydir; hangisinin tercih
edilerek zaman diye adlandrlabileceini anlamayacak biri ola
bilir m i?" (24, 3119). Augustinus, zamann hareketin kendisi ol
m aktan ok hareketin lm olduunu sylediinde, gkci
simlerinin dzenli hareketini deil de insan ruhundaki hareke
tin lmn dnmektedir. Gerekten de zamann lm
nn uzun bir zaman ile ksa bir zamann karlatrlmasyla
yaplacam kabul edersek, deimez bir karlatrma esinin
var olm as gerekir; bu gkcisimlerinin dairesel hareketi olamaz,
nk bu hareketin deiebilecei kabul edilmiti. Hareket du
rabilir, am a zaman duramaz. Hareketleri ltmz kadar,
durular da lmyor m uyuz aslnda? {ay.y.)
Byle bir duraksama olmasayd, zamann hareketle zde
letirilmesine kar grnte zafer kazanan kantn ardndan,
Augustinus'un bir kez daha hibir eyi bilmediini itiraf etme
yoluna neden bavurduunu anlayamayacaktk: Zaman stne
sylediklerimi zaman iinde sylediimi biliyorum ; yleyse za
mann var olduunu ve lldn de biliyorum. Ama zam a
nn ne olduunu da, nasl lldn de bilemiyorum: "N e
yazk bana ki, neyi bilmediimi bile bilm iyorum !" (25,32).
Kesin aklamaysa bir sonraki sayfada belirir: "Ardndan
{inde) zamann bir yaylmdan baka bir ey olmadn karyo
rum, ama neyin yaylmas? Bitemiyorum, ancak bu ruhun kendi
sinin yaylm deilse ok artc olur" (26,33). Neyin ardndan?
Ve ayrca, sav dorulamak iin neden dolanan bir aklama (by
le deilse... ok artc olur)? Bir kez daha belirtelim ki, eer bu
nesrmde bir fenomenolojik ekirdek varsa, bu, br varsa19 A ugu stin us'un bu d uraksam as iki nes riim le k arlatrlabilir: B irincisi, b
yk kl cisim lerin hareketinin zam an "b elirttig i"d ir; kincisiyse, bir zam an
araln n balayp brnn bittii an ' sap tam ak iin, hareket halindeki cis
m in k alkt ve vard yeri "b elirtm ek " (olare) g erektiid ir; yoksa, "cism in
ya da paralarnn hareketinin bir noktadan b r n e ne kadar zam anda ger
ek leti i" (24, 31) sylenem ez. Bu "b elirtm e" kavram , A ugu stin us'ta zam an
ve hareket arasnda var olan tek iliki noktas gibidir. Bu durum da sorun,
uzam sal b elirtilerin , zam ann uzunluunu saptam a ilevlerini yerine getirm ek
iin, zam ann l m n , ruhtan baka herhangi b ir d evin gen cism in dzenli
hareketin e brakp brakm adklarn bilm ektir. lerid e bu anlalm as g nok
tay yenid en ele alacaz.

46

Zaman ve Anlac

ymlar elemi olan redctio ad absurdun'dan ayrlamaz: Mademki


bir cismin hareketini zaman ile lyorum ve bunun tersi geerli
deil, mademki uzun bir zaman ancak ksa bir zaman ile lle
biliyor, mademki hibir fiziksel hareket deimez bir karlatr
ma lm sunmuyor ve gkcisimlerinin hareketi de deiken
olarak kabul ediliyor, geriye zamann yaylmnn ruhun bir da
lm olmas kalyor. Kukusuz Plotinos bunu Augustinus'tan nce
sylemiti; ama o, dnyann ruhunu gz nnde bulundurmu
tu, insann ruhunu deil20. Bu nedenle, her ey zmlenmi ol
duu gibi, yine her ey hl kesinlik kazanmamt; distetio animi
terimi dile getirildiinde bile bu byleydi. Distentio animi l
imdiki zamann diyalektiine balanmad srece, biz kendimi
zi anlar duruma gelemeyecektik.
XI. kitabn devamnda (26, 33-2S, 37) aratrmann iki gl
tema's arasndaki bu ba salanmaya allr: Birinci gizemi, ya
ni var olamam olan bir varln savunmasn zm olan l
imdiki zaman sav ile yaylm olmayan bir eyin yaylm soru
nunu zmesi beklenen ruhun yaylmas sav. Demek ki geriye
l imdiki zaman yaylm olarak dnmek, yaylm da l
imdiki zamann yaylm olarak dnmek kalyor. 'Augusti
nus'un tirafla/m m XI. kitabndaki zellik ite burada yatar; Hus
serl, Heidegger ve Merleau-Ponty de onun izinden gideceklerdir.
20 Bu konuda bkz.: Beierw altes'in (a.g.y .) Eneades, III, 7, 11, 41, diastasis zos st
ne yorum u; A. Solignac, a.g.y., "N o tes com plm entaires", s. 588-591; E. P. Meijering, a.g.y.. s. 90-93. Plotinos'un diastm a-diastasis terim lerinin H ristiyan dnya
sna zgrce uyarlanm as N yssa'l Aziz G regorios'a kadar uzanr; Four Views o f
Tim e h Ancient Philosophy adl kitabn yazar J. Callahan da "G regory o f Nyssa
and the Psychological View o f T im e" balkl yazsnda (Aff del XII Congrcsso in
ternationale di filnsofia, Venedik, 1958) (Floransa, 1960, s. 59) bunu gsterm itir.
David L. Bals'n incelem esinde de bunun dorulandn grrz: "Eternity
and Tim e in G regory o f N yssa's Contra Eunomiun", Gregory win Nyssa utul die
Philosophic (N yssa'l G regorios stne II. U luslararas K olokyum , 1972), Leiden,
E. J. Brill, 1976. Ayn kolokyum da, T. Paul Verghesc diastm a kavram nn zel
likle ilahi yaratl lsn ayrt etm eye yaradn gsterm itir: T an n 'd a, Baba
ile O ul arasnda, diastm a, m esafe, boluk yoktur. Dem ek ki diastm a Yaratl'm kendisini, zellikle de Yaratan ile yaratlan arasndaki m esafeyi belirtir (T.
Paul Verghesc, "D iastem a and Diastasis in G regory o f Nyssa. Introduction tc a
C oncept and the Posing o f a C o ncep t", ay.y., 243-258). Plotinos'un terim lerinin
Eski Yunan kilise babalan tarafndan yaplan bu uyarlannn A ugustinusa ka
dar uzandnn tahm in edilm esi, A ugustinus'un zgnln sarsm az; nk
distentio'yu ruhun yaylm ndan ekip karan bir tek Augustinus olm utur.

Zurnan Deneyiminin Aporileri

47

3. ntentio ve distentio
Bu sonuncu adm atmak iin, Augustinus daha nceki bir
nesrm le (16, 21 ve 21, 27) yeniden iliki kurar. Bu nesrm
yalnzca havada kalmam ama ayn zamanda kukucu saldr
ya da uram gibidir. Sz konusu nesrm yleydi: Zaman
getii strcda lyoruz; var olmayan gelecei deil, var olm a
m gemii deil, yaylm [genilemesi] olmayan imdiyi de
il, ama "geen zam anlar" lyoruz. imdiki zamann oul
luunu ve paralanmasn geiin kendisinde, aarak geite ara
mak gerekir.
Augustinus'un titremekte olan ses, titreimi henz tamam
lanm olan ses ve birbiri ardndan titreen iki ses ile ilgili olarak
verdii nl rnein ilevi ite bu paralanmay l imdiki
zamann paralanmas olarak ortaya koymak olacaktr.
Bu rnekler byk bir dikkat gerektirmektedir, nk bi
rinden brne ok ince bir deiiklik sz konusudur.
Birinci rnek (27, 34): Titrem eye balayan, titreim i s
ren ve sonunda da titreim i biten bir sesi alalm . Byle bir
sesten nasl sz ederiz? Buradaki geiin anlalabilm esi iin,
btnyle gem i zamanla kalem e alnm olduunu belirt
menin nem ine inanyoruz. Sesin titreim inden yalnzca bu
titreim sona erdii andan itibaren sz edilir; gelecein he
nz tam am lanm am (nondum) olm as gem i olarak (fu t ura
erat) belirtilir; sesin titreiyor olduu an, yani sesin im disi,
yitip gitti diye adlandrlr; ses titrem ekte olduu an lle
bilirdi; "am a o anda bile (sed et tun) bu ses durm uyordu (non
stabat): gelip geiyordu (ibat), srekli hareket ediyordu (pra
eter ibat)" (27, 34). Demek ki, im diki zam ann geiinden bile
gem i olarak sz edilm ektedir. Birinci rnek, gizem e rahat
latc bir yant verm ek yle dursun, onu daha da derinletiri
yor gibidir. Ama, her zam an olduu gibi, zmn yn,
bizzat gizem in iindedir, ayn lde gizem de zm n
iinde yatm aktadr. Verilm i olan rnein bir zellii yn
mz belirlem eyi salar: "N itekim (enim), geerken llebi
lecek, bir tr zam ansal uzam a (in aliquod spatiun tem poris) ya
ylyordu (tendebatur); oysa im diki zam ann hibir uzam

48

Zaman vc Anlat

[yaylm] yoktur" (ay.y.). in anahtarm noktasal im diki za


m andan farkl olan geen eyde aram ak gerekir21.
kinci rnek alan yolda ilerlerken varsaym deiiklie u
ratr (27, 34 ve tesi). Artk geiten, gemi zaman olarak deil,
imdiki zaman olarak sz edilir. Titremekte olan bir baka ses
rnei verilir: Sesin hl (cdluc) titretiini varsayalm: "Titreti
i srada (dum) lelim onu." imdi artk sesin kesilmesinden
gemiteki gelecekte sz edilmekte, tpk gemi bir gelecek ola
rak sz edilmektedir: "Titremesi kesildii an (cessaverit), oktan
(jam) gemi olacak ve llebilecek bir ey olmaktan kacaktr
(non erit)" (n.g.y.). "N e kadar uzun [sreri (quanta sit)" sorusuysa
imdiki zamanda sorulur. Peki glk nereden kaynaklanmakta
dr? Geii, "hl" (adhuc) srmekte olan ak srasnda lme
nin olanaksz oluundan kaynaklanmaktadr. Gerekten de, bir
balang ile bir sonun var olabilmesi iin, yani llebilir bir
araln var olabilmesi iin, bir eyin durmas gerekir.
Ama eer ancak var olmay srdrmeyen bir eyi lebiliyorsak, bu durumda bir nceki aporinin iine deriz. Hatta,
eer yalnzca geen zamanlar llebiliyor, duran ya da sren
zamanlar llemiyorsa, bu nceki apori daha da younlam
olur. Kant gstermek iin bir yana braklm olan geen za
man kavram da tpk gelecek, gemi ve noktasal imdiki za
man kavramyla ayn karanlklarn iine dm gibidir: "D e
mek ki biz ne geiecek zamanlar, ne gemileri, ne imdileri, ne
de gemekte olanlar lyoruz"22 (ay.y.).
Peki ama nasi ltmz bilmiyorsak, ltmzden
nasl emin olabiliyoruz ki? (Kar k: "Bununla birlikte biz l
yoruz" bu dramatik paragrafta iki kez geiyor.) Geen za21 Anlatmn hafif bir deiim e uradn belirtelim: Biraz yukarda, Augustinus
noktasal imdiki zamann llebilm e olaslna kar kar, "nk hibir uzama
yaylm yoktur" d er ("qia nllo fpntio lautilur") (26, 33). Bana gre, "tenditur" ila lit)'yu haber vermekte, bunun fe/c/b'suysa onun ters yz olmaktadr. Gerek
ten de noktasal im diki zam ann ne ynelimi ne de yaylm vardr: Yalnz "ge
mekte olan zam anlar" buna sahip olabilirler. Dolaysyla, Augustinus bir sonraki
paragrafta, imdiki zamandan, gem ekte olan ey (praeteries) olarak, bir tr zaman
aral iinde "ynelim gsteriyor" diye sz eder. .Artk noktasal imdiki zaman de
il, hem ynelimi hem de yaylm olan yaayan imdiki zaman sz konusudur.
22 A. Solignac bu sayfann aporetik niteliini vurgular ve 27, 34 evirisine "Exam cn plus approfondi. N ouvelles apories" ("D aha D erinlem esine ncelem e. Yeni
A poriler") altbalm verir (n.g.\j., s. 329).

Zam an D eneyim inin A porileri

49

m anian hem durduklarnda hem de srdklerinde lmenin


bir yolu var mdr? nc rnek, aratrmay ite bu tarafa
ynlendirir.
nc rnek (27,35), yani bir dizenin ezberden okunmas
rnei -A m brosius'un ilahisinden alnan Dets crenlor omnitm
[Tanr Her eyin Y aradandr]- srekli ses rneinden daha
byk karmaklk yaratr: Ayn anlatm iinde, yani avn dize
de (versts) drt ksa hece ile drt uzun hecenin almamas sz
konusudur. Bu rnein karmakl sonucu, nceki iki rnein
zmlenm esinde unutulmu olan anm say ve gemie yne
li yeniden iin iine katlmak zorunda kalr. Bylece, lm so
runu ile l imdiki zaman sorunu arasndaki uyuum bir tek
nc rnekte gerekleir. Drt ksa ve drt uzun hecenin alm am as, iin iine hemen duyguya bavuran bir karlatr
ma esi katar: "Yksek sesle okuyorum ve byle olduklarn
belirtiyorum , bunu da apak bir duygu yoluyla hissediyo
rum (Cjuantnn sensitur scnsu manifesto)23." Ama Augustinus'un
hissetmeyi iin iine katmasnn nedeni aporiyi keskinletirmek
ve zmne doru ynlendirmektir; yoksa zm sezgiyle
rtmek deildir. nk eer ksa heceler ile uzun heceler kar
latrma yoluyla ksa ve uzunsalar, bunlardan iki uzun bir ksa
diye sz edemeyiz. Ksay yakalayp (tenere) uzunun stne
koymak (applicare) gerekir. Peki ama, durmu bir eyi yakala
mak ne demektir? Eer yukarda sesin kendisinden sz ettii
miz gibi hecelerin kendisinden sz edersek, apori deimeden
kalr. Aporinin zlmesi iin, artk var olmayan ya da henz
var olmayan hecelerden deil de, hecelerm bellekteki [anmsaytakil izlerinden ve bekleyiteki gstergelerinden sz etm e
miz gerekir: "Onlarn kendisini (ipsas) lmyorum, onlar artk
yoklar; belleim iinde (in) yer etmi (in-fixuu manel) olan bir
eyi lyorum " (ay.y.).
Burada yeniden birinci gizemi kapatacak olan zmleme
den geriye kalm, o gemiin im disiyle, byle bir anlatma
bal olarak da iz-imgenin (vestigim) btn engelleriyle kar
layoruz. Bununla birlikte, byk lde elverili bir durum
23 Sensilttr, Kukucular iin bir terslik yaratr, quanim ise M eijering'in de belirttii
gibi {.a.g.y., s. 95), duygulara ar d erecede gvenen Epikurosular asndan bir
ekinceye neden olur. A ugustinus burada Platonculun orta yolunu, yani ze
knn denetledii duyulara bllii bir gven duym a yolunu izleyecektir.

50

Zamn ve Arlan

elde etmi saylrz: nk imdi artk zamann lmnn d


hareketin lmne hibir ey borlu olmadn biliyoruz. Ay
rca, ruhun kendisinde uzun zamanlar ile ksa zamanlar kar
latrmay salayan sabit eyi bulmu durumdayz: z-imge
ile birlikte, nemli fiil artk gem ek (transire) deil ama varln
siirdiirmekr (ma ne t). Bu adan, iki gizem -v a r olma / var ol
mama gizemi ile yaylm olmayan eyin llmesi gizem i- ay
n anda zme ular. Artk kendi kendimize dnp bakarz:
"Zamanlar sende (in le) lyorum, ruhum" (27, 36). Peki ama
nasl? Geen eylerin, geip gittikten sonra ruhta braktklar iz
lenimin [duygulanmn] (affectio) orada varln srdrmesi sa
yesinde: "eylerin geerken sende braktklar izlenim, anlar
geip gittikten sonra da varlm srdrr (ma net); ltm
ey ite odur, nk oradadr; geip giderken izlenimi yaratm
olan eyleri lmyorum ben" (27,36).
izlenime bavurmann aratrmay sonulandrd sanlma
sn24. zlenimin edilgenlii ile bekleyi, anmsay ve dikkat ara
snda birbirine kart ynlere ekilen [gerilen] bir ruhun etkinlii
kar karya getirilmedii srece distentia animi kavram da hak
ettiini elde etmi olamaz. Yalnzca farkl ynlere ekilmi [gerilmi]
bir ruh yaylm [genilemi] duruma gelebilir.
Srecin bu etkin yz, daha nce verilmi olan ezberden
okuma rneinin bir kez daha ele alnmasn, ama bu kez de
vingenlii iinde ele alnmasn gerektirmektedir: nceden
oluturmak, bellee gvenmek, balamak, kat etmek gibi etkin
ilemlerin yerini kendi edilgenlikleri iinde gsterge-imgeler ile
iz-imgeler alr. Ama eer ezberden okumann nce btn iire
24 Burada benim zm lem em M eijeringin zm lem esinden ayrlr. Meijering ne
redeyse yalnzca sonsuzluk ile zam an arasndaki kartl vurgulamaya alr ve
intentio lynelm e, bir yere doru ekilm e! ile dislelio [yaylma, dalma] arasn
daki zamann i diyalektiini belirtm ez. Dala ileride de vurgulayacamz gibi,
bu kartln m letioyu canl tutan sonsuzluk hedefiyle daha da vurguland bir
gerektir. Buna karlk, Guitton ruhun bir vere ynelmesi, bir yere doru ekil
mesi stnde srarla durur; yaylma da bunun ters yz gibidir: "A ziz Augustinus dncesinin gelimesi sonucu, zamana kart nitelikler verm ek zorunda kal
mtr. Zamann uzam bir e.vfeso'dur [genileme], bir rfsfesb'dur [yaylma, da
lma 1; bu da kendi iinde bir attctio [dikkati, bir itclia [ynelim! ierir. Zaman
da bylece ierden actio'yu [hareket, eylem] balanr; o da zam ann ruha ilikin bi
imidir (rt.g.y., s. 232). Nitekim an da "ruhun bir edim i"dir (y./., s. 234).

Zaman Deneyiminin Aporileri

51

ynelik, ardndan da okuma ilemi son bulana dek (donec) ii


rin geri kalan kesimlerine ynelik bir bekleyiten domu edim
olduunu vurgulamazsak, o zaman sz konusu imgelerin ilevi
konusunda yanlgya deriz. Ezberden okuma ediminin bu
yeni betimlenii iinde, imdiki zaman anlam deiikliine
uyar: Artk noktasal bir an, hatta bir gei an' deil, "im dide
var olan bir ynelim "dir (praesens intetio) (27, 36). Eer dikkat
bylece ynelim olarak adlandrlabiliyorsa, bu, imdiki zam a
n aarak geiin etkin bir gei olmas lsnde geerli olabil
mektedir: imdiki zaman artk yalnzca alan zaman olmakla
kalmaz, "im dide var olan ynelim gelecei gemie iter (tracit); bunu da gemii bytp gelecei azaltarak ve bu ilemi
de gelecei tketip her eyin gemi olmasn salayana dek
srdrerek yapar" (27, 36). Gelecein hareketinin imdiyi aarak
gemie doru olan yar-uzamsalimn imgesi elbette ortadan
kalkmamtr. Son olarak dorulan da btn srecin yerini
alan edilgenlik iinde olmutur kukusuz. Ama biri dolduun
da br boalan iki yerin tasarmn devingen hale getirdii
mizde ve burada yatan eylem ile tutkunun etkileimini ortaya
kardmzda sz konusu tasarmn bizi aldatmasn engelle
mi oluruz. Gerekten de azalan gelecek ile byyen bir ge
miten sz edilemez, eer "bu eylemi yapan bir ruh" olmazsa
tanims qui iud agit)" (28, 37). Edilgenliin glgesi eyleme
elik eder; bu eylemler de artk u fiille dile getirilir: ruh
"bekler (expectat), dikkatlidir (ad tendit) (bu fiil intetio praesens'i
artrr) ve anmsar (meminii)" (ay.y.). Ortaya kan sonu u
dur: "Ruhun bekledii ey, dikkat ettii eyi aarak, anmsad
eye geer (traseat)" (ay.y.). Bir yerden bir yere geirmek de
gemek demektir. Szckler burada srekli olarak etkenlik ile
edilgenlik arasnda gidip gelir. Ruh bekler ve anmsar; oysa
bekleyi ve anmsay iz-imgeler ve gsterge-im geler olarak ru
hun "iinde"dirler. Kartlk im diki zamanda younlar. Ge
en ey olarak imdiki zaman bir noktasal ana indirgenir (in
puncto praeterit): imdiki zamanda yaylmn bulunmadn
gsteren en u anlatmdr bu. Ama imdiki zaman, geirten ol
ma ve dikkatin "ileride imdiki zaman olacak eyi yoklua
doru srklemesi" (pergat) zelliiyle ele alrsak, bu durumda

52

Zaman ve Anlat

"dikkatin srekli devam ettii "ni (perdrat attentio) sylemek


gerekir.
Bu eylem ve duygu etkileimini "gelecein uzun sren
beklentisi" ile "gem iin uzun sren am s" gibi karmak deyi
lerde ayrt etmeyi bilmek gerekir: Augustinus birinci deyimi
anlamsz Isamaj bir deyi olan "uzun bir gelecek"in yerine,
ikinci deyimiyse "uzun bir gem i"in yerine kullanr. Demek
ki, bekleyi ve anmsay, izlenim olarak ruhun iinde yaylm
kazanrlar. Ama izlenimin ruhta bulunabilmesi de ruhun hare
kete gem e sine, yani beklem esine, dikkat etmesine ve anmsa
masna baldr.
Peki bu durumda distenlio ne gibi zelliklerden oluur? U
ynelim [gerilim] arasndaki kartlktan. 2 6 ,3 3 -3 0 ,4 0 paragraf
lar XI. kitabn hzinesiyse, 2 8 ,3 8 paragraf da tek bana bu h
zinenin incisidir. Sren ve biten ses rnei ile uzun ve ksa he
celer rnei de ieren ark rnei burada somut bir uygulama
dan ok daha fazlasn yapar: Distentio kuramnn l imdiki
zaman kuram stnde eklemlenme noktasn belirtir. l y
nelim olarak dile getirilen imdiki zaman kuram, paralara ay
rlm olan intetio'nun iinden distentio'yu ortaya kartr. Bu
rada paragrafn btnn alntlamamz gerekir: " Bildiim bir
lhiyi sylemeye hazrlanyorum. Sylemeye balamadan n
ce, beklentim bu lhinin btnne yneliktir (teditr); ama,
ilahiye baladmda, beklentimin saptad eler gemie
atldklar an, bu kez belleim onlara ynelir {tenditur); ve et
kinliimin (actiois) canl gleri, sylemi olduklarmdan t
r bellee doru, syleyeceklerimden tr de beklentiye do
ru yaylrlar (distendiir). Bununla birlikte, dikkatim (attentio)
oradadr, varln srdrmektedir; ve gelecek olan gemi za
man durumuna geirecek (traicitr) olan da bu srmekte olan
dikkatimdir. Bu eylem ne kadar ilerlerse ve ilerlerse (agitr et
agitr), bekleyi o oranda ksalr, anmsay da o oranda byr,
ta ki bekleyi btnyle sona erene, eylem btnyle bitip
anmsaya geene dek" (28,38).
Btn bu paragrafn konusu, tek tek deil de etkileimle
riyle ele alman bekleyi, anmsay ve dikkatin diyalektiidir.
Artk iz-imgeler ya da nceleyen imgeler deil de bekleyii k

Zaman Deneyiminin Aporileri

53

saltan ve ammsay uzatan bir eylem sz konusudur. Actio te


rimi ile bilinlice yinelenen cgitur fiili, btn yneten o iten
gelen eilimi yanstr. Bekleyi ile anmsayn ikisinin de "y
nelim " halinde olduklar belirtilir: Birincisi, lhiye balamadan
nce iirin btnne ilikindir; kincisiyse ilahinin sylenmi
olan blmne. Dikkate gelince, onun ynelimi, gelecekteki e
yin gemi olmaya doru ynelen etkin "gei"inde yatar bt
nyle. te bekleyi, anmsay ve dikkatin bu eylemidir hep
"ilerleyen ve ilerleyen". D istenlio artk eylem e ilikin kipin
ayrlmasndan, uyumsuzluundan baka bir ey deildir: "ve
etkinliimin canl gleri sylemi olduklarmdan tr anmsaya doru, syleyeceklerimden tr de bekleyie doru ya
ylrlar".
D istentio'nun izlenim in edilgenliiyle ilikisi var m dr?
Eer, affectio'm m [izlem inim , duygulanm m l ortadan kalkar
gibi olduu bu gzel m etni ezberden okum aya ynelik
zm lem enin ilk taslayla (27, 36) karlatracak olursak, o
zam an byle bir eyin var olduunu herhalde syleyebiliriz.
zlenim burada da sessiz bile olsa, ezberden okuma edim in
deki "ynelim "in edilgen yz olarak tasarlanm gibidir:
"D ncem izde iiri, dizeyi ve szlerim izi kat ettiim iz (peragints)" lde, bir ey varln srdrr {ianet). "G elece
i gem ie geiren (.traicit), insann aklnda im dide var olan
y nelitir" (2 7 ,3 6 ).
Demek ki, affectio'm m edilgenlii ile d islen tb animi'yi kar
latrrsak (byle bir eyi yapabileceimize inanyorum), zamansal hedefin ayrtn sylemek gerekir: Sz konusu ayr
ma da, ynelimsel etkinliin karsnda bizzat bu etkinlik tara
fndan yaratlm edilgenliin yer almas lsnde olur - eli
mizde daha iyi bir terim bulunmad iin de biz bunlar iz-imge ya da gsterge-imge olarak adlandrmaktayz.
Yalnzca eylemin birbiriyle rtmemesi sz konusu de
ildir; ayn zamanda etkenlik ile edilgenlik de birbiriyle eli
mektedir; ayrca biri bekleyie, br de anmsaya balanan
iki edilgenlik arasndaki uyumsuzluktan da sz etmeliyim. De
mek ki ruh ne kadar ok intentio [ynelim] iindeyse o kadar
distentio'ya katlanr [yaylm halinde olur).

54

Zaman ve Anlat

Peki uzun ya da ksa zam ann aporisi zlm m dr?


Evet zlm tr ama eer unlar kabul edersek: 1) lt
mz ey, gelecek ya da gem i eyler deil, ama onlara yne
lik beklentilerim iz ve am larm zdr; 2) Bunlar bir tek trn
llebilir uzam salln sunan izlenim lerdir [duygulanm lar
dr]; 3) Bu izlenim ler "ilerleyen ve ilerleyen" ruha zg et
kinliin ters yz gibidirler; ve son olarak 4) Bu etkinliin
kendisi de l zellik ierir ve yneldii lde de yaylr.
Gerei sylemek gerekirse, zmdeki bu evrelerin her
biri ayr bir gizem oluturur:
1) Hareketli bir cismin kat ettii uzam snrlayan "iaretler"e dayanmadan, dolaysyla hareketli cismin uzam iindeki
yolunu aacak olan fiziksel deiiklii dikkate almadan bekle
yi ya da anmsay nasl llebilir?
2) z yalnzca ruhun "iinde" bulunacana gre onun ya
ylm alanna nasl bamsz bir giri salanabilir ki?
3) Bekleyi, dikkat ve anmsayn kat ettii yerlere ilikin
eretilemenin giderek artan devingenlii dnda, affectio ile intenlio arasndaki ba belirtmeye yarayan bir baka yol var m
dr elimizde? Bu adan elerin imdiki zaman iinden gei
leriyle ilgili eretileme alamayacak gibi grnyor: "Bitm ek"
anlamndaki gem ek ile "elik etm ek" anlamndaki (birini) geir
mek kavramlarn uyum iinde tutmas bakmndan iyi bir ere
tileme, canl bir eretilemedir. Baka bir eretilemenin bu canl
eretilemeyi "aacan" (auflwbt) sanmyorum25.
4) Drdnc sav (kukusuz hl byle adlandrabilirsek)
ise, en kapal gizemi oluturur; ona nfuz ettiimiz an zamann
lm aporisinin Augustinus tarafndan "zld"nti, ru
hun "yneldii" lde "yayld"n syleyebiliriz: En byk
gizem da ite budur.
Ama lm aporisinin zm kesinlikle gizem olarak
deerlidir. A ugustinus'un zam ann yaylm n ruhun yayl
mna indirgeyerek yapt deerli bulu, bu yaylm l
im diki zam ann iine srekli ileyen blnm eye, alm aya
25 Kant, etkin biimde retilmi edilgenlie ilikin ayn sorunla. Kritik der reinen
V ennm p'vn (Salt Akln Eletirisi) 2. basksndaki Sctbslaffcktion (B 67-69) kavram
evresinde karlaacaktr. Bunu drdnc blmdeki II. altblm de ele alacam.

Zaman Deneyiminin Aporileri

55

balam olm asdr: Gelecein im diki zam an, gem iin im


diki zam an ve im dinin im diki zam an arasndaki blnm e
ye. Bylece, bekleyi, dikkat ve anm sayla ilgili hedeflerin
uyumluluundan tekrar ve tekrar uyumsuzluun doduunu
grecektir.
Zamanla ilgili speklasyon gizemine olayrgletirmeye ili
kin iirsel [yaznsal] edim karlk verir. Aristoteles'in Poetika's,
gizem i speklatif adan zm ez. H atta hibir bakm dan z
mez. U yum suzluk ile uyum luluun ters bir grnm n ya
ratarak gizem i iirsel adan altrr, iler halde tutar. Au
gustinus bizi bu yolculua, cesaretlendirici szler etm eden
brakm az: lhinin (canticus) ezberden okunm asyla ilgili has
sas rnek, aratrm ann sonuna doru birdenbire ruhun y
neli halinde olduu lde yaylm a urad baka eylem
ler (actiones) iin gl bir paradigm aya dnr. "lhinin
btn asndan m eydana gelen ey, lhinin blm lerinin
her biri, hecelerinin her biri iin de m eydana gelir; belki de
bu lhinin kk bir parasn oluturduu daha byk bir
eylem {in actione longiore) iin de ayn ey gerekleir; her bir
blm eylem lerden (actiones) oluan insan yaam nda da
ayn ey sz konusudur; insan oullarnn yaadklar ve her
bir paras insan yaam larndan oluan yzyllar boyu iin de
ayn ey geerlidir (28, 38). Basit bir iirden btn bir insan
yaam na, oradan da dnya tarihine uzanan anlatsalln b
tn evreni burada gcl olarak sergilenm itir. Elinizdeki ki
tap da, A ugustinus'un yalnzca anm satt bu genelletirm e
leri ele alacaktr.

4. ncesizlik-sonraszlk ile zamann kartl


ncelememizin banda tiraflarm XI. kitabndaki 24, 17-2S,
37 kesitlerini, bu kesitleri evreleyen ncesizlik-sonraszlk [ezellik-ebedlik] konusundaki byk dnceden ayrarak yaplacak
bir okumaya itirazmz [eletirel gzlemimiz] olmutu. imdi ge
rekeni yapp bu itirazmz sona erdirmemiz gerekiyor. Aratr
mann bamszln, ncelikle zamana ilikin kukucu kantlar

56

Zam an ve A nlat

la srekli atma iinde olmasna borlu olduunu vurgulaya


rak, itirazmz ksmen yantlamtk. Bu adan, zamann ruhun
"iinde" olduu ve kendi lmnn ilkesini ruhun "iinde"
bulduuyla ilgili sav bile, zaman kavramnn iinde olumu
aporilere yant verdii kadaryla kendi kendine geni lde ye
terli olmaktadr. Disteio animi kavramnn, anlalabilmek iin,
yalnzca ruhun "eylem "i iindeki itcntio ile olan kartlna ge
reksinmesi vardr26.
Bununla birlikte, Aislentio animi'nin tm anlamnda bir ey
eksiktir; bunu da yalnzca ncesizlik-sonraszlkla olan kartl
salar. Ama eksik olan, Aisteniio animi'nin yeterli anlam diye
adlandracam eyle, yani var olmama ve lme aporilerine
yant vermeye yeterli olacak anlamla ilgili deildir. Baka tr
den bir eksiklik sz konusudur burada. ncesizlik-sonraszlk
konusundaki dncenin zamanla ilgili speklasyon stne
byk yansmas olduunu saptadm.
Bu dncenin birinci ilevi, zaman stne her trl spe
klasyonu bir sunr-kavramm ufku iine yerletirmektir: Bizi
hem zaman hakknda hem de zamandan farkl olann ne oldu
u hakknda dnmeye zorlar bu snr-kavram. kinci ilev Aistenlio'nun var olma dzlemindeki deneyiminin younluunu
artrmaktr. nc ilevi ise, bu deneyimin kendi kendini ncesizlik-sonraszlk dorultusunda amaya, dolaysyla dz iz
gi halinde ilerleyen bir zaman tasarmnn ekiciliinin tersine,
kendi iinde aamalanmaya ynlendirmektir.
26 ki baka eletirel gzlem daha sz konusu olabilir. n ce A ugustinusun diste n tb an in ti'siyle P lo tin os'u n dinstasis zos'i arasndaki bant nedir? Ve tiraf/nr'n btn XI. kitabnn, ilk d okuz kitaptaki yklem eyle olan bants ne
dir? lk eletirel gzlem e verilecek yant u olacaktr: A ugu stin us ile Plotinos
arasndaki banty d nceler tarihisi olarak ele alm ak am acm n dnda
kalr. Buna karlk, P lotin os'un zam an konusundaki zm lem esinin yaratt
deiim in iyi kavranm asnn, A ugu stin us'un sonraki kuaklara brakt g ize
mi keskinletirm eye katkda bu lunacan gnlden kabul ed iyorum . Bunun
iin birka dipnotun elb ette yeterli olm ayacam biliyorum . Bu boluu d ol
durm ak iin d e A. So lig n ac ile M eijerin g'in itire a P ia ilgili yorum una ve Beiervaltes'in Ew igkeit d Zeit bei Plotin incelem esine gnderiyorum . Z am an s
tne speklasyon ile d okuz kitaptaki yklem e arasnd aki ba nt ben i son
d erece ilgilendiriyor. Bu konuyu, yaptm zn drdnc blm nde, yin ele
m e'yi dn erevesind e yenid en ele alacam . A ugu stin us'un btn y ap
tn kucaklayan con fessio'yo |itiraf 1 deindiim izde de bu konuda syleyecek
lerim iz az da olsa sezilebilir.

Zaman Deneyiminin Aporileri

57

a)
A ugustinus'un dncesinin blm sz olarak ncesizlik-sonraszlk ve zaman stne olduu tartlam az. tiraflar'm XI. kitab, Tekvin'm [Yaratl] ilk ayetiyle alr (t iraf
lar'm kalem e alnd srada A frika'da bilinen Latince eviri
lerinin birinde yer ald biim iyle): "n principio fecit D ets..."
IBalangta T an r... yaratt". A yrca, XI. kitabn ilk on drt
altblm ne yaylan dnce, m ezm ur yazarn ven szler
ile byk lde Platoncu ve Yeni-Platoncu speklasyonu
birbirinden ayrlam ayacak biim de birletirm ektedir27. Bu iki
noktada gelien dnm e tarz, ncesizlik-sonraszln za
m andan hibir biim de sapm asna (hem de szcn uygun
decek hibir anlam yla) olanak tanm az. Ortaya konm u,
itiraf edilm i, dnlm olan eyin, bir rpda ncesizliksonraszlk ile zam ann kartl olduu grlr. Zeknn a
lmas hibir biim de ncesizlik-sonraszln var olup olm a
dn renm e sorununa ynelik deildir. ncesizlik-sonraszln zamana gre nce gelm e durum u -b u n u n da belir
lenm esi g erek ir- "yaratlm am olm am akla birlikte yine de
var olan " ile ncesi ve sonras olan "d eien " ve "eitlen en"
varlk (4, 6) arasndaki kartlkla verilm itir. Bu kartlk da
bir haykrta dile getirilir: "G k ve Y er varlar; yaratlm ol
duklarn haykryorlar, nk deiiyorlar ve eitleniyor
lar" (ay.]/.). Augus.tinus ayrca unu da vurgular: "Biliyoruz
27 Bu bakm d an, 2, 3 'tck i uzun duay y alnzca basit b ir retorik ss olarak gre
m ey iz (Fransz evirm en d e son d erece y erin d e olarak , bu duay d izeler bii
m in d e ak tarm tr): Dua, spek lasyonun old u u kadar lhinin de sergiled ii
"ez g isel z " ierir:
G n enindir, gece de:
Bir iaretinle an 'lar uup gider.
Bize geni zam anlar ver
Koyduun Yasa'nn gizlerini d nebilm ek iin.
Ve de kapy aldm zda kapatm a onu yzm ze.
Speklasyon ve lhi, "itiraf" iinde birleirler. Tekvin 1, l 'in frincipin'u, 2 , 3'teki duada itiraf etm e tonuyla verilm itir.
Kitaplarnda bulduum her eyi sana itiraf etm em e Uonfiteor tiln) izin ver.
Brak vg seslerini duyaym .
Brak senin kaynandan ieyim.
Brak kovduun Y asa'nn harikalarn inceleyeyim .
G ve yeri yarattn balangtan
K utsal kentinde, seninle birlikte sonsuza dek srecek egem enlie kadar!

58

Zaman ve Anlat

bunu" (ay.y.28). Grld gibi, zeknn alm as ncesizliksonraszln itiraf edilm esinde ortaya kan glklerden
kaynaklanm aktadr: "G ve yeri balangta nasl (qunmodo) yarattn iitm em i ve anlamam salar" (3, 5) (ayn soru
5, T de yinelenecektir). Bu adan, ncesizlik-sonraszlk da
tpk zaman gibidir: Var olm as bir sorun yaratm az; nasl var
olduuysa belirsizdir. ncesizlik-sonraszlk savnn zaman
savna kar ne srlm esinin birinci ilevi ite bu belirsizlik
ten kaynaklanr: snr-kavram ilevidir bu.
Sz konusu ilev, tiraflar'm XI. kitabndaki ilk on drt altblm boyunca grlen itiraf ile sorgulamann birbirini izleme
sinden doar. "G ve yeri nasl (quaodo) yarattn ...?" (5, 7)
gibi bir ilk soruya ayn vg anlay iinde, u yant verilir:
"Kendi Sz'nle yarattn onlar" (ay.y.). Ama bu soru bir yeni
soruyu yaratr: "Bu sz nasl syledin?" (6, 8) Ayn gven
duygusu iinde, Verbumun [Sz'n] ncesizlik-sonraszl be
lirtilerek yantlanr bu soru da: "Bu Sz'de her ey (omia) top
luca (simu!) ve ncesiz-sonrasz (sempiterne) olarak belirtildi.
Yoksa, bu, gerek ncesizlik-sonraszlk ve gerek lmszlk
deil, zaman ve deiiklik demek olurdu" (7, 9). Ardndan da
Augustius'un itiraf gelir: "Tanrm , bunu biliyorum ve bunun
iin sana krediyorum " (7, 9),
imdi Sz'n bu ncesiz-sonraszl sorgulayalm. kili
bir kartln olutuunu grrz: Bunun da, yeni karklkla28 Bu bilgi iinde Plotinos ile A ugustinus arasndaki yaknln ve kkl farklln
zeti yatar. Farkllk yaratl tena'sndan kaynaklanr. Cuitton da birka youn
sayfada btn derinliiyle bunu ele alr (fl.g.t/., s. 136-145) ve yle der: Aziz Au
gustinus "Enneades'in salad kalp iine Plotinos'a yabanc olan, hatta onun
dncesine kart olan bir esin dkm tr; yle ki, Plotinos btn diyalektiiy
le byle bir esinlenm eyi yadsm , dom asn engellem eye ya da onu yok etm e
ye alm tr" (s. 140). Yaratl kavram ndan geici bir kozm os, zam ansal bir
dnm , tarihsel bir din doar. Bylece zam an tem ellendirilm i olduu gibi
dorulanm da olur. Plotinosu trm cln Icmatizn'in] kurtulur gibi ol
duu insanbiim cilic [antropom orfizm c\ gelince, A ugustius'un m addesel insanbiim ciliinin eretilem eli kaynaklarnn, yaratc nedensellik em as sz ko
nusu olduunda "ay m "n n kimlii iinde yer alan, tamam yla biim sel olduu
iin de anlalm as daha g olan Yeni-Platoncu rnekiliklen daha deerli olup
olm ad sorgulanabilir. Yaratlla ilgili eretilem e bizi uyard gibi tetikte ol
mamza da yol aar; rnekilik ise felsefi niteliiyle bize ekici gelir (bu konuda
bkz. G uitton, a.g.y., s. 198-199). "Z am ansal yaratln ncesiz-sonrasz yaratan"
konusunda bkz. M eijering'in tm kapsayc yorum u, a.g.y., s. 17-57. Bu alm a
da Timaios'a ve Enneades'e yaplm btin gnderm eler bulunabilir.

Zaman Deneyiminin Aporileri

59

rn kayna olmadan nce zamanla ilgili olumsuzluun kayna


olmas sz konusudur.
nce, eylerin Sz iinde yaratldn sylemek, Tanr'nm
bir eyden hareket eden bir zanaat gibi yarattn yadsmak
demektir: "Sen evreni evrende yaratmadn, nk yaratlma
dan nce (antequam) yaratlabilecei bir yer olarak o var deildi
(quia non erat) (5, 7). Ex nihilo yaratma [hiten yaratma] burada
ncelenmitir ve kkene ilikin bu hilik ontolojik yetersizlik
zamann daha imdiden sarsar.
Ama yeni olumsuzluklar ve yeni karklklar yaratacak olan
kesin kartlk, Tanrsal Sz (Verbm) ile insan sz (vox) kartl
dr: Yaratc Sz, "balayan" ve "biten" insan sz gibi, "titre
en" ve "geen" heceler gibi deildir (6, 8). Tanrsal Sz ve insan
sz birbirine indirgencmeyecekleri gibi birbirinden de ayrla
mazlar. Aralarndaki iliki aynen una benzer: Tpk i kulan
Sz' dinleyip " Efendinin [ stadn]" talimatlarn almas, d
kulan da szleri (verba) yakalayp onlar uyank olan zekya
iletmesi gibi. Verbm [Tanrsal Szl varln srdrr; verba [sz
ler] ise uup gider. Bu kartlkla (ve ona elik eden "karlatrma"yla), zaman yeniden olumsuz bir darbe yer: Eer Verbm var
ln srdryorsa, verba da "yoktur nk uup gider ve geer"
(6 ,829). Bu adan varolmamann iki ilevi rtiir.
Olumsuzluun giderek artmas, bundan sonra sorgulama
nn giderek artmasna elik edecek; sorgulamann kendisi de ncesizlik-sonraszlk itirafnn yerini alacaktr. Gerekten de, bir
kez daha, soru bir nceki yanttan doar: "Sznle yaratyorsun,
29 Bu ontolojik yetersizliin, kantlama sreci iinde zam ann var olmad konusun
daki kukucu kanta (gelecein "henz" var olm am asna gem iin de "artk " var
olm am asna bal kanta) gre farkl bir ilevi varsa da, bu var olm ama stne,
yaratlann statsne zg, var olm ann eksiklii dam gasn da kondurur: "Biliyo
ruz, Tanrm , biliyoruz: H er ey, olduu ey olm ad lde, ve olm ad ey ol
duu lde yok olur ve ortaya kar" (7,9). Bundan byle, "ncesiz-sonrasz" (ve
"eanlam ls "lm sz") ile "zam ansal" sfatlan birbiriyle kartlar. Zamansak
ncesiz-sonrasz olm ayan demektir. Daha ileride olum suzluun her iki ynde de
etkisi olup olmadn sorgulayacaz. Burada 7 , 9 'da bile, ncesiz-sonrasz olmak
"yerini brakm am ak", "yerini alm am ak" anlam larn ierir. ncesizlik-sonraszlm eanlam llanyla (im mortalilas, incorruptibililas, icnmmlabilitas) ilgili olarak
bkz. Meijerig, a.g.y., s. 32 (buna bal olarak Timaios 29c"ye gnderme yaplmak
tadr). ki olum suzluk iinde bulunan ncesizlik-sonraszlk kavramnn snr-ileviyle ilgili u iki ilk an' aklmzda tutalm: T annsal Sz, bir zanaat gibi daln nce
var olan bir gerele yaratm amakladr; Tanrsal Sz, konumasn samn iimle nla
yan bir sesle yapmamakladr.

60

Zaman ve Anla

baka bir biimde deil; bununla birlikte (nec tauten), sznle ya


rattn eylerin hepsi de birlikte ve ncesiz-sonrasz yaratlm
deiller" (7, 9). Bir baka deyile, zamansal bir yaratk ncesizSonrasz Sz araclyla ve onun iinde nasl yaratlabilir? "Tan
rm, bu nasl oluyor peki? Bir lde anlyorum, ama nasl dile
getirebileceimi bilemiyorum" (8, 10). ncesizlik-sonraszlk, bu
adan, zamann yarattndan daha az gizem kayna deildir.
Augustinus bu gle, Sz'e, yaratlm eylere var olmaya
balama ve var olmay bitirme zelikleri veren "ncesiz-sonrasz
bir akl" ykleyerek yant verir30. Ama byle bir yant da Augustinus'un yaratln ncesiyle ilgili ngrsn uzun sre kulla
nacak byk gl, kendi iinde bir z olarak tar: Gerekten
ncesiz-sonrasz akl tarafndan bir balangcn ve bir bitiin veril
mi olmas, ncesiz-sonrasz akim, bir eyin "ne zaman" (quando)
balamas ve bitmesi gerektiini biliyor olduunu da ierir. te
bu quando bizi yeniden uzaklara srkler.
ncelikle de baka Hristiyan dnrlerin gln olarak
grdkleri ve alay konusu yaptklar Manikeizm yanllarnn
ve birka Platoncuun sorusunu akla yatkn ve nemli bir soru
haline getirir.
Augustinus aykr dncede olanlarn l soru biimini
alan, sktrc eletirel gzlemleriyle karlar: "Peki Tanr g
ve yeri yaratmadan nce (antequani) ne yapyordu?" "Eer Tanr
bo bo oturuyor ve hi almyorduysa, niye daha sonra da n
cesi gibi hep almaktan uzak durmad?" "Eer Tanr'da yarat
mann ncesiz-sonrasz bir iradesi varsa, neden yaratt da ncesiz-sonrasz deil?" (10,12). Biz Augustinus'un verdii yantlarda
distentio animi deneyimini etkileyen ontolojik olumsuzluun ge
limesiyle ilgileneceiz; sz konusu deneyimin kendisinin de
ruhsal dzlemde olumsuz olduunu belirtelim.
30 "Bibliothque augu stinicnne" dizisinde yaym lanan tim flar'm Franszca evir
meni ile yorum cusu 9. 11 ile 10, 12 arasna bir durak koyup XI. kitab yle b
lm lerler: I. Yaratl ve Yaratc Sz (3, 5 -1 0 ,1 2 ). II. Zam an Sorunu: a) Yaratl
n ncesi (10, 12-14, 17); b) Z am ann Varl ve lm (14, 17-29, 39). Kendi
yaptun zm lem e beni, 1 ile Ila'y "tislcnlio m'nin kart olan ncesiz.liksonraszlkla glendirilm esi" bal altnda birletirm eye yneltti. Ayrca, 10,
12'de balayan ve grnte tuhaf olan soru, bize ncesizlik-sonraszlk itirafy
la yaratlm grnen nasl? (5, 7), niin? sorularyla belirginlem i ayn aporetik
sluba balanr. Son olarak apori ile aporiye verilen yantlar, 3, 5'te balam
olan zam ansall olum suz ilenm esindeki ayn derinlem eye yol aacaklardr.

Zaman Deneyiminin Aporileri

61

Bir kez daha ncesizlik-sonraszln itiraf edilm esinden


kaynaklanan bu anlalm as g noktalara, A ugustinus kendi
kiisel yantm vermeden nce, kendi ncesizlik-sonraszlk
kavram n son b ir kez gzden geirip iyice artr. Ona gre
ncesizlik-sonraszlk "hibir zam an kalm l" olm am eyle
re kart olarak "her zaman kalm h "dr (sem per stas). Bu de
im ezlik de uradan gelir: " ncesizlik-sonraszlkta... hibir
ey gem ez, her ey btnyle im diki zam andadr (lotan es
se praeses), oysa zam anlarn hibiri btnyle im diki za
man deildir" (22, 23). O lum suzluk burada doruk noktasdr:
D istentio anim i, yani l im diki zam an kr konusundaki
dncem izi sonuna kadar gtrebilm ek iin, onu gem ii ve
g elecei olm ayan bir im diki zam anla "karlatrm ak" gere
kir31. nem siz gibi grnen kanta verilen yantn altnda da
ite bu ar olum suzluk yatar.
Augustinus'un kant rtmekte bu kadar zorlanmasnn
nedeni, dorudan doruya ncesizlik-sonraszlk savnn yol
at bir apori oluturmasdr32.
lk eletirel gzlem e yant ak yreklilikle ve kesin bir
biim de verilm itir: "Tanr, g ve yeri yaratm adan nce
hibir ey yapm yordu" (22, 14). Kukusuz, yant, bir "nce"nin bulunduu varsaym na dokunm az, ama nem li olan
31 Daha nce Platon da Tmmios 37c'de, ncesiz-sonrasz im diki zam andan sz et
m ese de gem ii ve gelecei ncesizlik-sonraszlktan karm t. M eijering, Au
gustinus'u n T anr'nm stare'si ile m anere'sim ncesiz-sotrasz im diki zam an ola
rak yorum lad baka m etinlerinden de sz eder {a.g.j., s. 46). M eijering, A u
g ustin us'u n, 70, 12'deki kantn u blm n d e kabul ettiini srarla vurgular
(s. 43): T a n n 'n n iradesi yaratlm bir ey d eildir, her eyin ncesinde var
olan bir y aratk tr... Dem ek ki T anr'nn iradesi d orudan doruya Tanr tzne
aittir." Ayn yorum cu bu m etinle Plotinos'un m etni (Enneadcs VI, 8 , 14; V I, 9, 13)
arasnda bir yaknlk kurar. ncesiz-sonrasz im diki zam anla ilgili ilk deyim i
N um enius'un O rta-Platonculuunda saptar, bu kavram n daha sonra Plotinos ta (bu noktada Beicnvaltes'e, n.g.y., s. 170-173, gnderm e yapar), N yssal
G regorios'ta ve A thenasios'ta dile getirildiini belirtir.
32 Zam ansal bir yaratl kavram nn neden olduu tartm alarn iddetinin dem e
yelim de canllnn ne olduunu tasarlam akta glk ekeriz; G uitton bu tar
tm alarn dz yorum ile alegorik yorum arasndaki atm ayla nasl daha da
iddetlendiini gsterir: Sz konusu atm a da ncil'd e yaratln "alt gn "de
gerekletiinin anlatlm asndan, zellikle de byk kl cisim lerin yaratlm a
sndan nceki " g n "e verilecek anlam konusundan dom utur. Bu noktada
bkz. G uitton, a.g.y., s. 177-191.

62

Zaman ve Anlat

bu "n ce"nin hilie uram olm asdr: "hibir ey yapm am ak"taki "hibir ey ", yaratm ann ncesidir. Demek ki zam a
n balayan ve biten olarak dnm ek iin "hibir eyi" d
nm ek gerekir. Bylece zam an hilikle evrilm i, kuatlm
olur.
kinci eletiriye verilen yantsa daha dikkate deerdir; ya
ratl ncesi yoktur nk Tanr zamanlar, dnyay yaratmak
la yaratm olur: "Sen btn zamanlarn yaradansm." "nk
o zaman da sen yarattn ve zamanlar sen onlar yaratmadan
geip gidemezlerdi." Ve yant ayn anda, soruyu da silip atar:
"Zamann olmad yerde 'o zaman' diye bir ey de olmaz (non
erat tun)" (13, 15). te bu "olmayan-o zam an" hibir ey yap
mamann hibir ey'i ile ayn olumsuzluktadr. Demek ki, zama
n sonuna kadar gei olarak dnebilmek iin zamann yok
luu kavramn oluturmak dnceye braklmtr. Zamann
tam anlamyla gei olarak yaanabilmesi iin geici [bir eyi
olarak dnlmesi gerekir.
Ama zam ann dnya ile birlikte yaratld sav -P la ton'un Timnios 38 d'sinde de grlen sa v - zam andan nce de
baka zam anlarn bulunabilecei grn ak brakr (ti
raflar XI, 30, 40'n sonunda bu olaslktan ya speklatif varsa
ym olarak, ya da meleklere, zg zamansa] boyutu ayrm ak
iin sz edilir). Ne olursa olsun, Augustinus byle bir olasl
a kar koyabilm ek am acyla, ileri srd sava redctio ad
absurdm grnm n verir: Zam andan nce bir zaman var
sa bile, bu da bir yaratk olacaktr, nk Tanr btn zam an
larn yaratcsdr. yleyse her trl yaratm dan nceki bir za
man dnlem ez. Bu kant Tanr'nn yaratm a eylem inden
nce bo bo dolat varsaym n da ortadan kaldrm aya ye
ter. Tanr'nn bo bo dolatn sylem ek, yaratm adan nce
asla bir ey yapm ad bir zam ann var olduunu kabul et
mek dem ektir. Demek ki, zam an kategorileri bir "dnya ncesi"ni belirtm eye elverili deildir.
nc eletiriye verilecek yant, Augustinus'a, zaman ile
ncesizlik-sonraszlk arasndaki kartla son biimini verme
frsat tanr. Her trl "yenilik" fikrini Tanr iradesinden uzak
tutmak iin, yaratl ncesi kavramna, her trl zamansall

Zaman Deneyiminin Aporileri

63

ortadan kaldracak bir anlam vermek gerekir. nbileen olma


zelliini [ncelliinij bir stnlk, bir yetkinlik, bir ycelik
olarak dnmek gerekir: "Sen, hep var olan ncesizlik-sonraszln yceliiyle (celsitudine) btn gemi zamanlardan n
cesin" (13, 16). Olumsuzluklar yine kesindir: "Senin yllarn
gemezler de gelmezler de" (ay.y.) "Senin yllarn ayn anda (si
nini stat) var olurlar" (ay.y.). Tanr'n yllarnn siml stans'
(ayn andalk] ile k'ta (Exodus) sz edilen "bugn", nce
gelmeksizin aan eyin zamansal olmayan anlamn stlenir.
Gemek amaktan eksik zelliklidir.
ncesizlik-sonraszlk ile zam an kartlnn distentio
anim i'nn ruhsal deneyim inde ortaya kard ontolojik
olum suzluk stnde bu kadar ok durm am n nedeni, Augustinus'un ncesizlik-sonraszlk kavram n bir sm r-kavram 'n
Kant ilevi iine kapatm ak deildir kukusuz. brani gele
nei ile Platonculuun k 3, 14'n Latince evirisindeki33
ego sun qui sun'un (Ben, Ben olanm ) yorum unda bir araya
getirilm esi, ncesizlik-sonraszlk dncesini nesnesi olm a
yan bir dnce olarak yorum lam am z engeller. Ayrca, v
g ile speklasyonun bir araya getirilm esi de A ugustinus'un
kendini yalnzca ncesizlik-sonraszl dnm ekle snrla
m adn gsterir; o ncesiz-Sonrasz-O lan'a [Tanr'ya] hitap
eder, Ona ikinci tekil kii zam iriyle Sen diye seslenir. ncesiz-sonrasz im diki zam ann kendisi de birinci tekil kii za
m iriyle sn [Ben] olarak ortaya kar, esse [olmak] olarak de
il34. Speklasyon burada da kendini ifade eden kiinin ken
dini tanm as olgusundan ayr tutulam az. Bu yanyla da l
hiden ayrlam az. Dolaysyla A ugustinus'ta bu adan, bir
ncesizlik-sonraszlk deneyim inden sz edilebilir (kuku
33 Burada Latince evirinin bra nice'ye olan ball deil, felsef gelenek iindeki
etkililii sz konusudur.
34 A. Solignac (a.g.y., s. 538-584) burada tienne G ilson 'u n P hilosophie el Incarnation
chez saint Augustin adl kitabna gnderir: Bu alm ada, A ugustinus'un yaptn
daki, nl k ayeti ile m ezm urlarn baka ayetlerine, zellikle de serm o T ye
ilikin balca m etinler incelenir. A. Solignac u yorum u y a p a r "O ncesizlik-sonraszln zam ana gre aknl, A ugustinus'a gre, kiileri yaratan v e onlarla
konuan kiisel bir Tanr'nn aknldr. D em ek ki, varlklarn zam ann dei
kenlikleri iinde kendini gsterebilen varolularna g re sonu olm ayan bir im di
ki zam anda kendine egem en olan bir varln ak n l d r." la.g.y., s. 584).

64

Zaman ve Anlat

duyduum uz noktalara ileride deineceim izi belirterek el


bette). Ama, zeknn, zam an, ncesizlik-sonraszlk ile "karlatrm a"ya balad andan itibaren de bu ncesizlik-sonraszlk deneyimi snr-kavram ilevini stlenir kesinlikle.
ncesizlik-sonraszlk dncesinden bir snr-kavram yara
tacak olan da bu "karlatrm a"m n, distcntio anim i'nin canl
deneyim ine dn okudur; snr-kavram n ufkunda da di
ten t io animi, ontolojik dzlem de, eksikliin ya da var olma
yokluunun olum suz belirtisinin etkisi altnda kalr35.
Eugne M inkovski'nin belirttii gibi, zamansallm canl
deneyimi stne dnlm bu olumsuzluun yanklan,
imdi bize ncesizlik-sonraszlk yokluunun yalnzca dn
len bir snr deil de, zamansal deneyimin barnda hissedilen
bir eksiklik olduu konusunda gven verecektir. Bylece snrkavram olumsuzun hznne dnr.
b)
ncesizlik-sonraszlk ile zaman arasndaki kartlk,
zaman dncesini zamann "tekisi" dncesiyle birletirip,
zaman deneyimini olumsuzlukla kuatmakla snrlamaz kendi
ni. Zaman deneyimini bir utan br uca olumsuzlukla kat
eder. Var olu dzleminde bylesine younlaan yaylma \dis
len tio\ deneyimi de yakar dzeyine ykselir. Bu yeni kartlk,
yukarda daha nce szn ettiimiz 2, 3'leki o ok gzel dua
35 Mcncre (kalm ak, varln s rdrm ek), slans (kalm l), senijwr (her zam an), pinin
esse praesens (btnyle im diki zam an) gibi terim lerin hissettirdii gibi, ncesizlik-sonraszlk kavram nn btnyle olum lu bir kavram olup olm adn bil
me Sorununu tartm ak istiyorum burada. "B alam ak ", "d u rm ak ", "g em ek " fiilerinin olum lu terim ler olm as lsnde, ncesizlik-sonraszlk da zam ann
olum suzudur, tekisidir. "B tn yle im diki zam an" deyii bile T ar'nm im
diki zam annn bir gem ii v e bir gelecei bulunduunu yadsr. O ysa, anm sav ve bekleyi, kalnt-ingeler [i/.-imgelerl ile gsterge-im geler varl nedeniy
le olum lu deneyim lerdir. ncesiz-sonrasz imdiki zam a, ancak gem ekte olan
im diki zam anla arasndaki eadhlk sayesinde salt olum lu bir kavram olarak
grnr. Ona ncesiz-sonrasz diyebilm ek iin, onun, gelecein gem ie doru
edilgen ve etken bir geii olduunu yadsm ak gerekir. inden geilen bir im di
ki zam an olm am as l snde kalm ldr o. ncesizlik-sonraszlk d a, zam an
ierm eyen, zam ansal olm ayan bir ey gibi olum suz olarak dnlebilir. Bu a
dan, ikili bir olum suzluk sz konusudur: Zam ana ilikin deneyim im i, onu yad
syan eye gre yokm u gibi alglayabilm ek iin, benim de bu deneyim in zel
liklerini yadsyabilm em gerekir. te ncesizlik-sonraszl zam ann " tek isi"
klan bu ikili ve karlkl olum suzluktur, zam an deneyim ini her eyden ok yo
unlatran.

Zurnan Deneyiminin Aporileri

65

da bir z olarak yer alr. lhi yakar kucaklar ve cofessio on


lar birlikte dil dzeyine tar36.
Deimeden kalan ncesizlik-sonraszlk ufkunda, yakar
kendine zg duygularn ekinmeden aa vurur. "Beni ay
dnlatan (intcrlucet) ve yreimi yaralam adan etkileyen (pcrct it) nedir? Hem korkuyorum hem de yanp tutuuyorum (et inhorresco et irardesco): Ona benzemediim lde korkuyorum,
ona benzediim lde de yanp tutuuyorum " (9, 11). tiraflar'm anlatsal ak iinde, Plotinosu vecit giriimlerinin anla
tld blmde, Augustinus yle yaknr: "Senden uzakta
benzemezlik blgesinde (in regione dissiniitudinis) bulunduu
mu fark ettim " (VII, 1 0 ,16). Platon'a (Politikos, 273d) ait olan ve
Hristiyan dnyasna Plotinos (Enneades I, 8, 13, 16-17) tarafn
dan aktarlm olan bu deyim, burada arpc bir grnm ka
zanr: Plotinos'ta olduu gibi, artk am ura batmayla ilgili de
ildir; tersine yaratlan yaratandan ayran kkl ontolojik fark
belirtir; ruhun kesinlikle dn hareketi iinde ve balangc ta
nmak iin yapaca abayla ortaya kaca bir farktr bu37.
Ama eer benzer ile benzemez i ayrt etme becerisi "karlat
ran" zekdan (6, 8) kaynaklanyorsa, yanklan da duygular
hem yaylm bakmndan hem de derinlemesine etkiler. Bu a
dan, ncesizlik-sonraszlk ile zaman bantlar konusunda geli
tirilen dnce iine yerletirilmi zamann zmlenmesini so
nulandran XI. kitabn son sayfalarnda (29, 39 - 31, 41) disteniio
animinin son bir yorumu yaplr; burada da kitabn ilk blmle
rindeki ayn vg ve yakan havas egemendir. Dstentio animi ar36 Pierre Courcelle, Recherches fu r les Confessions de saint Augustin, Paris, de Boccard,
1950, blm Id c, " i t i r a f teriminin, Augustinus'ta gnahlarn itiraf edilm esinin
iyice tesinde bir anlam tadn belirtir ve hem inan itirafn hem d e vg itira
fn ierdiini srarla vurgular. Zam ann zm lenm esi ve disteniio ni'nin at,
A ugusnus'un kulland cofessio teriminin bu ikinci v e ncii anlamlarna
balanr. yklem e de ileride belirteceim iz gibi bunlarn iinde yer alr.
3 7 It regione dissiniitudinis deyim i, A. Solignac'm nem li grdm z btnleyici
aklam asnda (16. not) belirttii ok saydaki aratrm aya konu olm utur (a.g.y.,
s. 689-693). Sz konusu deyim in P laton'd an H ristiyan O rtaa'na uzanan iz
gisi d e zellikle tienne G ilson ( " Regio dissim ilitudinis de Platon saint Bernard
de Clairvaux", M dival Sludies, 9 ,1 9 4 7 , s. 108-130) ve Pierre Courcelle ("Traditions
n o-p lato n icien n es e t trad ition s ch rtien n es d e la rgion d e d issem b lan ce".
A rchives d 'histoire littraire et d octrin ale du M oyen ge, 2 4 , 1927, s. 5-33; so n ra
dan R echerches su r les Confessions d e saint A ugustin'in iinde ek blm olarak da
verilm itir) tarafndan belirtilm itir.

66

Zaman ve Anlat

tk yalnzca zamann lmyle ilgili aporilerin "zm"n be


lirtmez; bundan byle, ncesiz-sonrasz imdiki zamann kararl
lndan yoksun kalm ruhun paralanmasn da dile getirir.
"Ama mademki senin merhametin yaamlarmzdan daha iyidir,
benim yaamm da bir paralanmadr [dalmadr, yaylmadr]*
(distentio est vita nea)" (29, 39) ncesizlik-sonraszlk ile zaman
kartl altnda yeniden ele alnan ey aslnda dorudan doru
ya zamann iinde yer alan btn itentio-distentio [ynelme-yaylma] diyalektiidir. Burada distentio, okluun iinde dalma
nn, yaylmann ve yal adamn baboluunun eanlamls
olurken, itetio iteki insann derlenip toplan anlamyla zde
lemeye doru ynelir ("Varlm Sen'in Bir'liinde topluyo
rum", ay.y.). tetio da gelecek zamandan gemie doru geire
cek olan ezberden okuma eyleminden nceki haliyle btn iirin
ncelenmesi deildir artk. Son umutlar simgeler duruma gel
mitir: Bunu da unutulacak gemiin, bellein toparlan olmas
lsnde deil de, Filipililere Mektup 3,12-14'teki Aziz Paulus'a
gre yal adam simgesi olmas lsnde yapar: "Bylece, ge
mii unutarak, kendimi gelecek ve geecek eylere dndrek de
il de nmde olan eylere dalmadan, yaylmadan ynelerek
io distendus sed exteds) ve yaylma [boa, harcama] abas iin
de deil de (o secnd distetionen), ynelme abas (sed sectdu intentionci) iinde kalarak, arlm olduum yce zafe
re doru srdrrm yolumu..." (ay.y.). Grld gibi yine ay
n distentio ve itetio szckleri kullanlmaktadr; ama bu kez
aporiyle ve soruturuyla ilgili salt speklatif bir balam iinde
deil, vg ve yakar iinde yer almaktadrlar38. Distentio ani
Buradaki tlislalia esi vita nea" deyii, "yaam m bir lgnlk, elence, sefahat
iinde harcanm adr" diye de evrilebilir. Ama biz distcnlio'nun daha nceki kul
lanmlarla balantsn da korum ak iin bu terimi burada da "p aralan m a", "d a
lm a", zellikle de "v ay lm a" olarak belirtm ek istedik . (..)
38 J. G uitlon (a .g .y ., s. 237) ile birlik te u ayrm da yapm al m yz? "H e r ne ka
dar birbirinin iine g irm i de olsalar bilin asndan birbirind en farkl olan
iki i hareketi, yani bizi g elece e doru tayan e x p c d a iio fu htroru m ile ksaca
s bizi n cesiz-sonrastza doru yn lend iren e x ta s io .a d s u p a io r a y" birb irin
den ayrt etmemiz, de gerekir m i? B urad a kincisini O stia vecd inin sim geled i
i "ik i zam an b iim i" m i (a/.y.) vard r? E er ilerid e s z ed eceim zam ann
deneyim i iindeki n cesizlik -so n raszl n nc etkisini dikkate alrsak,
byle b ir evin sz, konusu olam ayacan d nyorum . N itekim J. G uitton
da buna karar verir: A u g u stin u s'u Plotin ostan ve Sp in oza'd a tem elde farkl
*

Zaman Deneyiminin Aporiteri

67

mi'yi etkileyen bu anlam deiikliiyle, yaratlm varln duru


mu ile Tanr sevgisini yitirmi varln durumunu ayran snr
aka belirtilmeden alm olur: "Ben dzenleniini bilmediim
zamanlarn iine savrulmuum (dissili)..." (m/./.). inde yllar
mzn getii "inlemeler" birbirinden ayrlmakszm gnahkrn
ve yaratlm olann inlemeleridir.
Augustinus'un teki yaptlarnda eretilemenin kaynakla
rn temel distentio eretilemesine sunan btn deneyimler, ay
n ncesizlik-sonraszlk kavramnn ufku iinde anlam kazan
maktadr.
Peder Stanislas Boros, zellikle Enarrationes in Psalmos
ile Sermones'i inceledii "Les catgories de la tem poralit
chez A ugu stin "39 ("A ugustinus'ta Zam ansallm K ategorile
ri") adl nem li denem esinde, drt "bireim sel im ge"ye ula
r. Bu im gelerin her biri de benim eskiden bitm i olann hz
n dediim ey ile m utlan yceltilm esini birlikte ele alr:
" z lm e" olarak zam ansallk kavram na yknt haline gel
me, yitip gitm e, giderek yok olm a, tam doym am son, dal
ma, bozulm a, ar yoksulluk im geleri balanr; "can eki
m e" olarak zam ansallk evresinde lm e yry, hastalk
ve elim sizlik, i sava, gz ya dkm eye mahkm olm ak,
yallk, ksrllk imgeleri yer alr; "uzaklatrm a" olarak zam ansallk ise sknt, srgn, dayankszlk, baboluk, yurt
zlem i, bo arzu im gelerini bir araya getirir; "gece" tem a's
ise krlk, karanlk, donukluk im gelerine egem en olur. Bu
ana im geler ile deiik biim lerinin her biri, kartsal anlam
belirtm e gcn ncesizlik-sonraszln kart olan ve ie
dalm a, yaam doluluu, yuva [evinde olm al, k benzetm e
leriyle ortaya kan sim gelerden alr.
ncesizlik-sonraszlk ile zaman diyalektiinin yaratt bu
dallanm simgelerden ayr olan distentio animi, kukucu kantklan ey, cxlcn sio ad superiora (Sp inoza'd a am or in telleetu alis diye ad lan d rla
caktr) ile ex p eclalio fu lron m 'u (Sp in o za'd a du ratio'ya d n ecek tir) "on tolojik olarak a y rm a " o lan ak szl d r (s. 243). O stia vecdi d e bunu d orular: Yeni-Platoncu vecitten farkl olarak, bu, y k seli old uu kadar b ir gszlktr
de. Bu konuya drdnc bl m d e yenid en d nece im . im d ilik unu b elirte
yim : yklem e, n cesizlik -so nraszlk zam an ekip y k seltti in d e o lan ak l
d r, onu yok ettii y erd e deil.
39 A rchives d e philosophie, cilt XX I, 1958, s. 323-385.

68

Zaman ve Anlat

lamann srekli yol at aporilere getirilen speklatif yantn


basit bir tasla olarak kalacaktr. vg ve yakar dinamii
iinde yeniden ele alndndaysa, distentio animi kart-kantm
iskeletine et giydiren canl bir deneyime dnr.
c)
ncesizlik-sonraszlk ile zaman diyalektiinin distentio
animi'nin yorumlanmas konusundaki nc etkisi de daha az
nemli deildir: Zamansal deneyimin merkezinde, bu deneyi
min ncesizlik-sonraszlk kutbundan uzaklamasna ve ona
yaklamasna gre zamansallama dzeylerinin aamalanmasna yol aar.
Burada vurgu, zeknn yapt "karlatrma" iinde ncesizlik-sonraszlk ile zaman arasndaki benzemezlikten ok ben
zerlik stne yaplmtr (6, 8). Bu benzerlik de Platon'un zama
nn tanm iine yerletirdii, ilk Hristiyan dnrlerin ise ya
ratma, cisimleme, selmet terimleriyle yeniden yorumlamaya
baladklar ncesizlik-sonraszla yaklam tarznda, gcnde
dile gelir. Augustinus bu yorumlamaya, Sz araclyla eitme
ve dn temalarn bir araya getirerek esiz bir anlam katar. ncesiz-sonrasz Sz (Verbun) ile insan sz (vox) arasnda yalnzca
fark ve uzaklk deil, eitim ve iletiim de vardr: Sz, aranlan
ve "iimizde" (intus) iitilen Efendidir (8, 10): "Orada, sesini
iitiyorum (audio) Tanrm; bana diyorsun ki, bizi eiten (docet
os) bizimle konumu olur... Ama, bizi eiten, deimeyen Hakikat'ten baka ne olabilir k?" (ay.y.). yleyse, dille olan ilk ba
ntmz konuuyor olmamz deil, dinliyor olmamz ve d sz
lerin (verba) tesinde, Sz' (Verbun) duyuyor olmamzdr.
Dn bu duyutan baka bir ey deildir: nk balang,
"biz gezinip dururken varln srdrmemi olsayd, bizim d
necek bir yerimiz olmazd. Ama hatamzdan dndmzde,
bizi dndren, bilgimizdir. Bilgiye sahip olabilmemiz iin de, bi
zi eitir, nk o Balang'tv ve bize konuur" (8, 10) . Bylece
eitim40, yeniden-bilgilenme ve dn birbiriyle eklemlenmi
olur. Denilebilir ki, eitim Oncesiz-Sonrasz Verbum ile zamansal
vox arasnda alm olan uurumu kapatr. Zaman ncesizliksonraszla doru ykseltir.
40 Bna bir de A. Solignac'n (n.g.y., s. 562) yorum lad uyar'y (adm oritio) da ek
lem ek gerekir.

Zaman Deneyiminin Aporileri

69

Bu hareket, tiraflar'm ilk dokuz kitabnda anlatlan hareke


tin kendisidir. Bu adan ykleme aslnda srecini tamamlam
olur; XI. kitapta da bu srecin olaslk koullar stne dn
lr. XI. kitapta gerekten de zamansal deneyimin Sz'n ncesizlik-sonraszlnm ekimi altna girmesinin, henz zamansal
zellik tayan yklemeyi zamann gereklerinden kurtulmu
bir temaa iinde yok etmediini de dorular. Bu adan, VII.
kitapta anlatlan Plotinosu vecit giriimlerinin baarszl ke
sindir. Ne VIII. kitapta anlatlan din deitirme, ne IX. kitaptaki
anlatmn doruk noktasn oluturan Ostia vecdi ruhun zamansalln ortadan kaldrabilir. En yksek noktaya ulaan bu iki
deneyim distentio animi'nin Tanr sevgisini yitirmi biimi olan
babo dolamaya son verirler. Ama bu son veri, ruhu yeni
den zamann yollarna dkecek bir uzun yolculuk iindi*. Uzun
yolculuk ve ykleme ncesizlik-sonraszla zaman aracly
la yaklama iinde temellendirilir; bu da fark ortadan kaldr
mak yle dursun, onu iyice derinletirir. Bu nedenle de Augustinus Tanr'ya yaratma annda yeni bir irade ykleyenlerin
bo hayallerini eletirir, onlarn "daldan dala konan yrekleri"
karsna Sz' dinleyen "deim ez yrei" karr (12,13), yal
nzca zaman ile ncesizlik-sonraszlk arasndaki fark yinele
mek iin ncesiz-sonrasz imdiki zamana benzeyen bu dei
mezlikten sz eder: "[Bu yrei] kim ...dizginleyecek ve sabit
letirecek, onu biraz olsun deimez klmak (al paullnm slet)
iin, her zaman deimez olan ncesizlik-sonraszlm grke
mini biraz olsun kavrayabilmesi iin, bu ncesizlik-sonraszl
hibir zaman deimez olmayan zam anlarla karlatrabilmesi
iin, ve karlatrmann olanakl olmayacan grebilmesi
i in ..." (ay.y.). Aradaki mesafe artarken, aradaki yaknlk da
ncesizlik-sonraszlm zamana gre olan snr ilevini yeniden
balatr: "Kim insann yreini dizginleyecek; onun artk dei
mez kalmas ve ne gelecek ne de gemi olan deimeyen bir
ncesizlik-sonraszlm gelecek zam anlar ile gemi zam anlan
nasl oluturduunu (dictet) grmesi iin?" {ay.y.)
Kukusuz inlenlio ile distentionun diyalektii ncesizlik-sonraszlk ile zaman diyalektii iine yerletiinde, iki kez ekingen
biimde dile getirilmi olan sorgulama (kim dizginleyecek...?

70

Zam an ve A nlat

kim dizginleyecek...?) yerini ok daha gvenilir olan bir kesinlemeye brakr: "O zaman sende, varlmn gerek biimi olan se
nin Hakikatinde deimez (stabo) ve dayankl (solidabor) olarak
kalacam" (3 0 ,40). Ancak bu deimezlik umudun zaman olan
gelecee kalr. Sreklilik sz yaylma (distcntio) deneyiminin or
tasnda verilir yine: "Sana akacam, sende arnacam, aknn
ateiyle eriyeceim gne (donec) kadar" (2 9 ,39).
Bylece distentio ve intcntio tema's, zamanla ilgili eski
aporilerin tartlmasnn kendisine kazandrd bamszl
yitirmeden, ncesizlik-sonraszlk ve zaman konusundaki d
nce iinde yer alarak younlar. Elinizdeki yaptn bundan
sonraki blmleri de bunu gelitirecektir. Sz konusu youn
lamay, yalnzca zamann, ncesizlik-sonraszla ilikin snrkavramn (zaman birlie iten kavram) gr as altnda d
nlp ortadan kaldrlmas biiminde deerlendirmemek ge
rekir. Bu younlama ayrca henz speklatif kanttan baka
bir ey olmayan eyin yakar ve inleme dzlemine aktarlmas
na da indirgenemez. Younlamann temel amac, dorudan
doruya zaman deneyiminden, i aamalanma kaynaklarn el
de edebilmektir: Bunun salayaca kazan da zamansall
yok etmek deil, derinletirmek olacaktr.
Bu sonuncu gzlemin btn giriimimiz stndeki etkisi
byk olmutur. Modern anlat kuramnn gerek tarihyazmndaki gerekse anlatbilimdeki ana eiliminin, anlatnn "zam ansal diziliini bozm ak" olduu doruysa, zamann izgisel ola
rak temsil edilmesine kar srdrlen mcadelenin tek k
noktas anlaty "mantksallatrm ak" deil, ama ondaki zamansall derinletirmektir. Kronolojinin ya da kronogmfinin
tek kart yasalarn ve modellerin akronisi [zaman-dl] de
ildir. Kronolojinin gerek kart zamansallm kendisidir. Hi
kuku yok ki, insan zamansallm hakkn verebilmek ve onu
yok etmek deil ama derinletirmek, aamalandrmak, hep da
ha az "yaylm " ve hep daha ok "ynelm i" olan (non secunAum distentioncn, sed scctmdtm intentionen, 29, 39) zamansallatrma dzeylerine gre sergilemek iin zamann "tekisi"nin
var olduunu itiraf etmek gerekir.

Oayrgletirme
Aristoteles'in Poetika'srm Bir Okunuu

Aratrmam harekete geirmi ikinci byk metin Aristo


teles'in Poet ika' sidir. Bu kitab semi olm am n da iki nedeni
vardr.
Bir yandan, oayrgletirme (mythos1) kavram iinde Augustinus'un distentio animi'sinin ters yz edilmi karln bul
dum. Augustinus uyumsuzluun varolusal zorunluluu kar
snda szlanrken, Aristoteles en yetkin iirsel edim iinde -trajik
iirin kom pozisyonu- uyumluluun uyumsuzluk karsmdaki
baarsn ayrt eder. Augustinus ile Aristoteles'in okuru olarak
ben de, doallkla, uyumsuzluun uyumu bozduu canl bir de
neyim ile uyumluluun uyumsuzluu onard yksek dzeyde
dilsel bir etkinlik arasndaki banty ortaya koyuyorum.
te yandan, mimetik etkinlik (mimesis) kavram bana ikinci
sorunsaln yolunu at: Canl zamansal deneyimin, olayrgs
araclyla yaratc biimde taklit edilmesi sorunsalyd bu. Bu
ikinci tema, Aristoteles'te, mim etik etkinliin olayrgletirm eylc karma eilimi gstermesi lsnde, birincisinden
glkle ayrt edilir. Dolaysyla alm ve zerklii bu yaptn
devamnda gzler nne serilecektir2. Gerekten de Poetika iir
1 Yunanca m jthos szcn Franszca'ya m ise en intrigue lolayrgletirm e) ola
rak evirm em izin nedenini ileride belirteceiz.
2 Bununla birlikte, A ristoteles'in m etninde "iirsel" m etin ile "e tik " gerek dnya
trecl dnya] arasndaki gnderm e ilikisini esinleyen btn aklam alarla da
abartm adan ilgileneceiz.

72

Zaman ve Anlat

sel etkinlik ile zam ansal deneyim arasndaki bant stne


hibir ey sylem em ektedir. iirsel etkinlik, iirsel etkinlik
olarak, hibir belirgin zam ansal zellik de tamaz. A ristote
les'in bu konuda tmyle sessiz kalmas yine de yararsz de
ildir: nk soruturm am z daha balangta gereksiz ve
bouna yineleme eletirisine uramaktan ah koyar ve bylece
zaman ile anlatya ilikin iki sorunsal ortasna, canl deneyim
ile sylemin arasndaki dolaym ilemlerini incelem eye en el
verili mesafeyi oturtur.
Bu birka gzlem de Aristotelesi modeli, elinizdeki incele
menin devamnda hibir biimde kesin bir lt olarak kullan
mayacamn bir belirtisidir. Aristoteles'te ikili bir dnceye
ilikin temel bir izginin bulunduunu ve bunun gelitirilmesi
nin de balangtaki itici g kadar nemli olduunu kafamda
canlandryorum. Byle bir gelime Aristoteles'ten aldmz
olayrgletirme (ythos) kavram ile mimetik etkinlik (mimesis) kavramn etkileyecektir. Olayrgletirme sz konusu ol
duunda, Poetika'nn drama (tragedya ve komedya) ile destana
tand ayrcaln znde yer alan belli kstlama ve yasan
kaldrlmas gerekecektir. Anlatsal etkinlii, drama, destan ve
tarihin kapsayc kategorisine ykselten ak seik paradoksu
daha balangta belirtmemek olanakszdr. Oysa, bir yandan,
Aristoteles'in Poetika'nn balam iinde tarih (hisloria) dedii
ey daha ok kart-rnek ilevi grr, te yandan da anlat -y a
da en azndan anlatsal iir dedii e y - minesis'm tek kapsayc
kategorisi iinde dramann kart olarak kullanlr. stelik anlatsal iir deil trajik iirdir yazma sanatnn yapsal nitelikleri
ni en yetkin dzeye tayan. Balangta yalnzca bir "t r" olan
anlat, nasl olur da kapsayc terim haline gelebilir? Aristote
les'in metninin, yapsal modeli trajedi olarak belirtilmi olan ilk
durumdan ayrmaya ne dereceye kadar izin verdiini ve btn
anlat alannn yeniden dzenlenmesine yava yava da olsa ne
dereceye kadar yol atn belirtmemiz gerekir. Zaten Aristote
les'in metninin sunduu boyutlar ne olursa olsun, Aristote
les'in olayrgletirme kavram bizim iin, byk bir gelime
nin tohumundan baka bir ey olamaz. Sz konusu kavramn
ynlendirici ilevini koruyabilmesi iin, ya modem kurmaca
anlatnn (szgelimi romann) ya da ada tarihin (anlatsal ol

Olayrg let irme

73

mayan tarih) salad zellikle ok daha artc kart-rneklerin snamasndan gemesi gerekir.
te yandan, m imesis kavram nn tam olarak sergilenebil
mesi iin, eylem in "gerek" alanna yaplan gnderm enin da
ha az telm ih ykl olm as gerekir. A yrca, A ugustinus'un za
mann uyum suzluk deneyim iyle ilgili olarak ortaya atm ol
duu sorunsal bu alana balayabilm ek iin de, sz konusu
alann, A ristoteles'in kendisine yklem i olduu "etik" belir
lenim lerden -b u n lar da ok say d ad r- daha baka belirle
nim ler stlenm esi gerekir. Demek ki, A ristoteles sonrasnda
izlenecek yol uzun olacaktr. Kurmaca anlat ile tarihsel anla
tnn kesien -c a n l zam an deneyim i stnde k esien - birbiri
ne gnderm e sorunu btn younluu iinde ortaya konm a
dan, anlatnn zam anla balantsnn nasl olduunu syle
m ek olanaksz olacaktr. Eer m im etik etkinlik kavram Poetika' da n planda yer alyorsa, bizim A ristotelesi mimesis' in
uzaktan m irass olan kesien gnderm e kavram m z da ancak
son planda yer alabilir ve yapacam aratrm ann ufkunda
gerilere itilm esi gerekir. Bu nedenle sz konusu kavram d
zenli bir biim de ancak drdnc blm de ele alnacaktr.

1. Temel izgi: mimesis-mythos kilisi


Amacm Poetika'm bir yorum unu yapm ak deil. Benim bu
konudaki dncem ikinci planda yer alr ve Lucas, Else, Har
dison'un byk yorumlarnn yan sra Roselyne Dupont-Roc
ve Jean Lallot'nur. son ama nemli yorumuyla da belli bir ya
knlk ierir3. zleyeceim yolda benim le birlikte ayn abay
gsterecek okurlar, yrttm dncenin bunlardan hangi
sine neyi borlu olduunu kolayca grecekler.
3 G . F. Else, A ristotles Poetics: The Argum ent, H arvard, 1957. Lucas, Aristotle. Poetics,
giri, yorum lar ve ekler, O xford, 1968. L. G olden - O. B. H ardison, A ristotles Poe
tics: /1 Translation an d Comm entary fo r Students o f Literature, Englew ood Cliffs, N. J.,
Prentice-H all, 1968. A ristote, Potique, dzenleyen ve Franszca'ya eviren: J.
Hardy, Paris, "L es Belles Lettres", 1969. Aristote, La Potique, m etin, Franszca e
viri, notlan Roselyne Dupont-Roc ve Jean Lallot, P aris, Seuil, 1980. Burada ayrca
Jam es M. Rcdfield'in u yaptndan da yararlanldn belirtelim : N ature an d Cul
ture in the Iliad. The Tragedy o f H ector, The University o f Chicago Press, 1975.

74

Zaman ve A nlan

Mimesis-mythos kilisine btn zmlemeyi hem balatan


hem de konumlandran bir terimle yaklamak hi de nemsiz
saylmaz: Bu, poetika [iir (sanat) 1 szcdr (st kapal bi
imde belirtilen "sanat" szcyle birlikte). Bu terim tek ba
na retimin, yaplandrmann, dinamizmin damgasn btn
zmlemelere vurur: En nce de, yaplar olarak deil de i
lemler olarak ele alnmas gereken mythos ve mimesis terimleri
ne vurur. Aristoteles tanmlanmn yerine tanmlay koyup
mylhos'm "olaylarn sistemli biimde dzenleii"dir ( ton
pragmaton systasis) (50 a 5) dediinde, buradaki systasis terimin
den (ya da onun edeerlisi synthesis teriminden, 50 a 5) sistemi
deil de (Dupont-Roc ve Lallot Franszca'ya systme [sistem]
olarak evirmilerdir, a.g.y., s. 55) olaylarn dzenleniini (ister
seniz sistemli dzenlenii de diyebiliriz) anlamak gerekir: Bylece Poetika'daki btn kavramlarn da ilemsel zelliini be
lirtmi oluruz. Bu nedenle, daha ilk satrlardan balayarak,
mythos "kom poze etm ek" [kurmak, biimlendirmek, ilemek,
yazmak] anlamna gelen bir fiilin tmleci olarak ortaya konur.
Poetika da bylece, daha baka bir sorun yaratmadan "olayrglileri biimlendirme, kurm a"4 sanatyla zdeletirilir(1447 a
2). Ayn zelliin mimesis'n evirisinde de korunmas gerekir:
ster taklit diyelim ister temsil (son yllardaki Franszca eviri
lerde reprsentation [temsil] terimi kullanlmtr), burada anla
lmas gereken, mimetik etkinliktir, yani taklit etmenin ya da
temsil etmenin etkin srecidir. Demek ki, taklidi ya da temsili,
dinamik anlamyla yani temsil etme, temsil edici yaptlara ak
tarma anlamnda deerlendirmek gerekir. Yine ayn gereklilie
bal kalarak, Aristoteles VI. blmde tragedyann alt " e"si
ni sralayp tanmladnda, bundan iirin "e"lerini deil
4 Ben burada Dupont-Roc ile L allot'nun Franszca evirilerini kullanyorum ama
bir tek noktada dzeltm e yapyorum : ngilizce plot terimini rnek alarak m ythos
szcn Franszca ya intrigue (olayrgtis) diye eviriyorum . Franszca histoire
terimi de uygun debilir; am a bu terimi kullanm aym n nedeni, kitabm da
Franszca histoire terim inin tarihyazn anlam nda nemli bir yer tutuyor olm as
dr. Gerekten de Franszca histoire szc (tarih ve yk) ngilizce'deki story
(ykii) ile hislory (tarih) arasndaki ayrm yapm am z salam yor. Buna karlk,
Franszca intrigue (olayrgsii) szc ise hemen edeerli birimi olan "olayla
rn dzenlenm esi"nc gnderiyor. J. H ardy'nin evirisinde kuland fnblc (fabula,
anlat) ise byle bir gnderm e yapm yor.

Olayrgletitme

75

ama yazma [biimlendirme, kompoze etm el sanatnn "e"lerini anlam ak gerekir.5


Poetika [iir sanatj szcyle btn zmlemede arl
n duyuracak olan bu dinamik zellik stnde bu kadar durma
mn bir nedeni var kukusuz. Yaptmzn ikinci blm ile n
c blmnde, anlatsal kavrayn gerek tarihyazmmdaki ak
lamaya (toplumbilimsel ya da baka trden) gerekse kurmaca an
latdaki aklamaya (yapsal ya da baka trden) gre ncelik ta
dn savunduumda olayrgleri retme etkinliinin her tr
den dural yaplara, akroik paradigmalara, zamana bal olma
yan deimezlere gre ncelik tadn savunuyor olacam.
imdilik bu kadarn belirtmekle yetiniyorum. leride syleyecek
lerim amacm yeterince aydnlatacaktr.
Ama imdi mimesis-mythos kilisini ele alalm.
Aristoteles'in bir tek kapsayc kavram vardr, o da mimes/s'tir. Bu kavram yalnzca balam iinde ve kullanm larn
dan bir teki iinde tanm lanm tr: Bu, bizi burada ilgilendi
ren, eylem in taklidi ya da temsili kullanm dr. Daha kesin
olarak belirtecek olursak: ll dilin araclyla, dolaysy
la ritim eliinde (balca rnek olarak verilen tragedya sz
konusu olduunda da, buna gsteri ve ark eklenir)6 gerek
letirilen, eylem in taklidi ya da tem silidir. Ama tragedyaya,
kom edyaya ve destana zg olan taklit ve temsil yalnzca
dikkate alnm tr. Genel anlam nn bir tanm lam as yaplm a
m, yalnzca tragedyaya zg taklit ya da tem silin tanm ve
rilm itir srarla7. Biz dorudan doruya tragedyaya ilikin bu
5 G. Else, ad 4 7 a 8-18. Yorum cu, m im esis terim ini, oul olarak getiinde (47 a 16)
ngilizce'ye initatings olarak evirm eyi bile neriyor; nedeniyse m im etik srecin
kendisini belirttiini gsterm ek. Poiesis, systasis, nim csis'teki -s/s soneki her b ir te
rim deki sre zelliini vurguluyor.
6 Bununla birlikte, I. blm de ad geen "grnt lerle tem sil etm eler" (47 a 19) -b u
blm "tem silin nasl old uu"na ayrlm tr, " n e " olduuna vc "tarz"m a (bkz.
ilerideki aklam a) d e il- srekli olarak resim sanatndan alnm aydnlatc ben
zerlikler sunar.
7 "T ragedya soylu , tam am lanm ve belirli uzu nluu olan b ir eylem in tem silidir;
yaptn b l m lerin e g re her biri ayr kullanlan d eiik trd en elerle en i
lend irilm i bir dil araclyla yapar bu n u ; sz konusu tem sil dram an kiileri
tarafndan g erek letirilir ve ykiilem eye (npagelin) bavu rm az; can lan drd
acm a ve korku araclyla da bu tr heyecanlard an arn m av sa lar" (blm
V I, 4 9 b 24-28).

76

Zaman ve A nlat

gl tanm ktlesinin eletirisine ynelm eyecek, A ristote


les'in yine VI. blm de, byle bir tanmn oluturulm asnda
ki temel dayana verirken sunduu ak izgisini izleyece
iz. Bu tanm lam a trsel farkllklar dikkate alnarak deil,
" elcr"in eklem lenm esiyle yaplr: "H er tragedya alt e
ierir ve bu elere gre nitelik kazanr. Bunlar, olayrgs
[yk], karakterler, anlatm , dnce, gsteri [sahne dzenil
ve arkdr" (50 a 7-9).
alm am n bundan sonraki blm iin zerinde dur
duum zellik, u iki deyim arasndaki yar-zdelik duru
mudur: eylem in taklidi ya da temsili ile olaylarn dzenlen
mesi. kinci deyim, daha nce de belirttiim iz gibi, A ristote
les'in tanmlanan e mythos (olayrgs) yerine kulland
tanmlayan edir. Bu yar-zdelik, alt e arasndaki aamalandrm ayla salanr: Buna bal olarak da ncelik "n e
yin" temsil edildiine (nesneye, konuya) verilir - yani olayrgsne, karakterlere, dnceye; tem silin "ne aracly
la" (ara) -y an i anlatm ve a rk - ve " nasl" (tarz) gerekle
tiine -yan i g steri- deil. Daha sonra ikinci bir aam alandrmayla "nesne"nin ["konu"nu n] iindeki zelliklere geilir
ve eylem e karakterler ile dnceden nce yer verilir ("d e
mek ki her eyden nce eylem in temsili (mimesis prakseos),
zellikle bundan tr de eylem de bulunan insanlarn tem si
li sz konusudur" 50 b 3). Bu ikili aam alandrm ann sonun
da da, eylem , tragedyann "balca e"si, "hedeflenen
am a", "ilk e"si ve hatta "rulV'u olarak grlr. Bu yar-zdeletirm e de u aklam ayla salanr: "Eylem in tem sili ise
olayrgsdir" (50 a l ) .
Bundan sonraki yolumuzu bu metin izecektir. nk bi
zim eylemin taklidi ya da temsili ile olaylarn dzenleniini
hem birlikte dnmemizi hem de birini brne gre tamam
lamamz salar. Bu edeerlikle Aristoteles'in mimesis'inin
kopya ya da benzer kopya olarak yorumu balangta bir yana
braklmtr. Taklit ya da temsil, bir ey retiyor olmas yani
zellikle olayrgletirme yoluyla olaylar dzenliyor almas
nedeniyle bir mimetik etkinliktir. Byle olunca da bir anda mi-

Olayrglecirme

77

mesis'in Platoncu kullanmndan karz: Terim in hem bu meta


fizik kullanmndan hem de "m im esis yoluyla" anlat ile "ba
sit" anlaty birbiriyle kartlatran Dezlet III'teki teknik kulla
nmdan uzaklarz. Bu ikinci noktay anlat ile drama arasnda
ki bant konusunda yapacam tartmaya brakp burada
Platon'un mimesis'e benzeme kavramyla balantl olarak ver
dii anlam ele alalm: Buna gre eyler kavramlar taklit eder
ler, sanat yaptlar da eyleri. Platoncu mimesis kavram, sanat
yaptn en sonda saylacak temeli olan ideal modelden iki de
rece uzaklatrrken8, Aristoteles'in mimesis'inin sergilenebile
cei bir tek alan vardr: insann yapm alanna giren dzenle
yim [kompozisyon] sanatlar9 .
Demek ki tnimesise, poiesisin kendisine salad etkinlik
zelliini verirsek ve ayrca mimesisin mythos araclyla yapl
m tanmna skca sarlrsak, bu durum da, eylemi -m im esis
prakses deyimindeki prakses'u (50 b 3 ) - olaylarn sistemli d
zenleniinin ynettii mimetik etkinliin ballak esi olarak
anmakta hi duraksamamak gerekir. Taklit etme ile taklit "konu"su (olayrgs, karakterler ve dnce) arasndaki ilikiyi
baka biim lerde oluturma konusunu daha ileride tartacaz.
Mimesis ile mythos arasndaki kesin ballam , [Yunanca'da]
tamlayan durumundaki prakses szcne, belki kesin olmasa
da u egemen anlam vermemizi esinler: pratik bir noesisin
Idnme edim i'nin] noematik [dnlen eyle, noem'le ilgili]
8 A ristoteles burada, G orgias'a yant veren P laton 'a yant verir (Redfield, a.g.y., s.
4 5 ve tesi). G orgias, ressam ve sanaty, aldatm a sanatlarndan tr v er (Dsso i /(>o v e H clena'nm vgs). Sokrates, sanata ve grleri etkilem e gcne kar
kullanaca kant buradan abr. D evle? in X. kitabndaki btn m im esis tartm a
sna bu gvensizlik egem endir. Sanat konusunda yaplm herkesin bildii o nl
tanm lam a y le d ir San at "asln dan iki d erece uzaklatrlm olan taklidin takli
d idir " (D evlet X , 596 a 5 97 b), ve ayrca, "bakalarnn palhos'u n u taklit etm ek zo
runda braklm tr (604 e). Dem ek ki, yasa koyucu iird e, felsefenin karhn g
rebilir ancak. P oeliki bu adan Devlet X 'a b ir yanttr. T ak lit, A ristoteles'e gre,
bir etkinliktir hem de reten b ir etkinlik.
9 Y ukarda da d ein m i old u u m u z tem sil etm e "a ra la r", her ne kadar traged
yann, k om ed y an n v e d estann k u lland k larn d an o k d aha fazlaysa d a, d
zenleyim [kom pozisyon ] san atlarnn o lu m asn h ib ir zam an sa lay am am
lardr.

78

Zaman ve A nlat

ballak esi olm a10. Eylem, mimetik etkinlik demek olan


yapln "yapl-olan" esidir. iirsel metni kendi stne ka
panmaya ynlendiren bu ballam ok fazla zorlam am ak
gerektiini daha ileride gstereceim ; zaten byle bir durum
da, ileride greceimiz gibi Poetika'da hibir biim de sz ko
nusu deildir. A ristoteles'in bize verdii tek bilgi de nylhos'u
yaplandrm ak, dolaysyla m imesism "konu "su olarak olayla
rn dzenleniini oluturm aktr. Demek ki, noem atik balla
m, bir dizimsel deyim olarak ele alnan minesis prakses ile
bir baka dizim olarak ele alnan olaylarn dzenlenii arasnda
dr. Ayn ballam ilikisini birinci dizimin iine, mimesis ile
praksis arasna tam ak hem akla yatkn, hem verimli, hem de
sakncaldr.
Oluturulmu tragedya, komedya ve destan trlerinin
aklamasn yapmaya ve Aristoteles'in tragedyay yelemesini
dorulamaya ynelik zorunlu ek kurallar, zorunluluklar hak
knda birka sz sylemeden ninesis-mythos kilisini bir yana
brakmayalm. Bu ek kurallar konusunda ok dikkatli olmak
gerekir. nk, Aristoteles'in Poetikasndan, anlatsal diye ad
landrdmz her trl kompozisyona [dzenleyime] yaymay
amaladmz olayrgiiletirme modelini ekip karabilmek
iin bu ek zorunluluklar kaldrmak gerekir.
Birinci snrlayc zorunluluk, bir yanda yer alan komedya
ile te yanda yer alan tragedya ve destan arasndaki ayrmn
hesabn vermek iindir. Bu zorunluluk eylemin kendisine de
il de Aristoteles'in ileride de belirteceimiz gibi, kesin biimde
10 Husserl'in bu terimlerini, son yllardaki Fransz evirmenlerin daha Sassre'c
olan terim lerine yeliyorum . Bu evirm enler minesis'i, gsteren, praksis'i de gs
terilen iin kullanp, her trl dil-d gndergeyi dlyorlar (D upont-Roc ve
Lallot, ad 51 a 35, s. 219-220). Bir kere, gsteren-gsterilen kilisinin buraya uy
gun dtn sanm yorum ; bunun nedenlerini de La M elaplmre vive adl kita
bmda Benveniste'in szn ettii tiim ce-sylem dzeninden ve nccllikle de
metin dzeninden (bir tm celer birleim idir bu da) kalkarak akladm . Ayrca
noetiko-noem atik ilikisi, H usserl'de "y erine getirm e" sorunsalyla temsil edilen
gndergesel gelim eyi dlam az. Daha ileride, A ristoteles'teki m im esisin, temsil
etm e ile temsil edilen arasndaki kesin noetiko-noem atik ballam iinde t
kenm ediini, am a m tm esis-m ylhos iftinin iki yakasnda olayrgs tarafndan
hedeflenen iirsel etkinlie ilikin gndergelerin aratrlm as yolunu atn
gsterm eye alacam .

Olayrgletirme

79

eyleme baml kld karakterlere balanr. Ama yine de Poetika'nn daha II. blmnden balayarak iin iine katlr: Ger
ekten de ilk olarak, Aristoteles, "tem sil edenler"in etkinliine
belirlenmi bir ballak e vermek durumunda kaldnda,
bu eyi "eylem de bulunanlar" diye tanmlar: yani "eylem ha
lindeki kiileri temsil edenler" diye (48 a l ) . Aristoteles'in, Poetika
iin tek kanonik zm yolu olan mimesis'e ("eylem in tem sili")
dorudan doruya gitmemesinin nedeni, ritimli dille ifade edi
len temsil alanna gecikmeden soylulua ya da bayala ili
kin bir etik lt koyma gereksinimi duymasdr: Bu lt de
u ya da bu karaktere sahip kiilere uygulanr. Byle bir ikilie
dayanarak da tragedya "daha iyiler"i, komedya ise "daha kt
ler"} temsil eder diye tanm lanabilm ektedir11.
kinci snrlayc zorunluluk, bir yanda yer alan destan ile,
br yanda yer alan tragedya ve komedyay (ikisi de bu kez
blm izgisinin ayn tarafnda buluurlar) ayrr. Bu zorun
lu kurala en fazla dikkati gstermek gerekir nk, anlaty ge
nel tr, destan ise bir anlat tr olarak kabul etm e taannzla
elimektedir. Burada tr olan, eylemin taklidi ya da temsilidir;
anlat ve drama ise onun egdml alttrleridir. Hangi zorun
lulua, kurala gre bunlar kar karya getirilebilir ki? Burada
ki zorunluluk, temsilin nesnelerini (temsil edilen eyleri) blen,
ayran deil de "nasl" temsil edildiini, temsil edili biimini,
tarzn ayrt eden bir zorunluluktur12. Oysa aralar, taklit bii
mi ve nesnelere ilikin lt ilkece her ne kadar eit dzey
li

Neye gre daha iyiler, neye gre daha ktler? M etin bunun yantm "g n
mz in sanlarn d an " daha iyi diye verir. P oetika'm n "g e re k " [reell dnyadaki
etik b ir eylem in zelliin e yapt bu gnderm eyi d aha ileride tartacan.
N ocm atik ballam n daha az etkisinde olan m im esis terim ine yaplm bu
gnderm eyi ben m ylhos'a balyacam . E ti e y ap lan bu gnderm enin hakl
olarak btn m im etik etkinlik alanna, zellik le de resim sanatna uygulanabi
leceini belirtm ek gerekir. Kom edya ile tragedya arasnd aki fark da bu adan
"n a sl" l t n n nazm d ili sanatlarna uygu lan m asnd an baka bir ey de
ild ir (48 a 1-18).
12 Else, m im esis biim lerini ele ald III. blm e ilikin yorum unda, mimesis bi
im inin -a n la tsa l, karma ve d ram atik - en yetkin taklit oluturduunu belirtir.
Byle bir dizili iinde de dram atik biim in en yetkin taklit etm e olduunu vur
gular: Bunu da insan gerekliini dorudan ifade etm e zelliine balar, nk
tem sil edilen ya da taklit edilen eylem i anlat kiileri kendileri yerine getirm ek
tedirler (a.g.y., s. 101).

80

Zaman ve Anlat

devse de, zmlemenin daha sonraki blmlerde btn ar


lk "temsil edilen eyler"e [nesnelere] verilmitir. Mimcsis ile
m/thos arasndaki edeerlik "tem sil edilen nesneler"e dayal
bir edeerliktir. Gerekten, olayrgs asndan, destan bir
deiiklik dnda tragedyann kurallarna uyar; bu deiiklik
de "uzunluk'Ta ["byklk"le] ilgili bir deiikliktir. Kompo
zisyonun kendisine bal olabilen bu "uzunluk", olaylarn d
zenleniine ilikin temel kurallar etkilemez. nemli olan airin
-anlatcnn ya da oyun yazarnn- "olayrgleri kurucusu" ol
masdr (51 b 27). Ayrca u da dikkate deer bir zelliktir: Da
ha nce grece olarak basit diye nitelenen tarz fark da, kendi
uygulan alan iinde, Poetika'nm sonraki zmlemeleri sre
since bir dizi hafifletmeye urar.
Balangta (blm III), fark belirgin ve kesindir: Taklit
eden kii, dolaysyla mimetik etkinliin yaratcs iin, hangi
sanat olursa olsun ve hangi nitelikte karakter olursa olsun, "an
latc" (apagelia, apagelionta) olarak davranmak sz konusu
dur; kiilerden "eylem de bulunan, gerekten eylem iinde bulunanlar" (48 a 2313) ve bylece "tem sil olayn yerine getiren
leri" yaratmak ise baka bir eydir. Bu durumda air, yaratt
kiiler asndan bir ayrma gitmektedir (bu da temsil etmenin
bir "tarz'Tm oluturmaktadr). Ya air dorudan doruya sz
alr: Bu durumda kiilerinin ne yaptn anlatr; ya da sz on
lara brakp onlar araclyla dolayl olarak konuur: Bu du
rumda da "dramay yapanlar" onlardr (48 a 29).
Yaplan ayrm, destan ile dramay anlat bal altnda bir
araya getirmemize engel mi olmaktadr? Hayr kesinlikle deil.
Bir kere biz anlaty "temsil etme tarz"yla, yani yazarn davran
yla deil, "nesneyle, konuyla" belirliyoruz; nk biz Aristote
les'in m/thos, yani olaylann dzenlenii diye adlandrd eye
tam olarak anlat diyoruz. Demek ki, bizim Aristoteles'in yer ald
dzlemden, yani "temsil etme tarz" dzleminden ayrldmz
13 A ristoteles ayn anda apangelia (blm 111) ve diegesis (bliim XXIII ve XXVI) te
rimlerini kullanm aktadr: "Bir tnlat! olan dcsla (en de t epofuiia dia to diegesin)"
(59 b 26). Szckler Ilaton'dan gelir ( Devlet III, 392c - 394c). Ama, Platon'da "m im esis" yoluyla anlat "b a sit" anlatnn (dorudan anlatan kiiye braklm anla
tnn) karlyken, A ristoteles'te niuesis dram atik kom pozisyon ile diegesis kom
pozisyonunu kuatan byk bir kategoriye dnr.

Olay rg le t irniL-

81

bir yan yok. Her trl karkl nlemek amacyla, geni anla
myla anlat (mimetik etkinliin "nesne"si ["konu"su] olarak ta
nmlanr) ile dar anlamyla anlaty (Aristoteles'in diegesis'i; biz ar
tk buna diegesis kompozisyonu adn vereceiz)14 birbirinden ayrt
edeceiz. stelik, terim dzlemindeki byle bir aktarm da Aris
toteles'in fark hep en aza indirmeye almas nedeniyle (fark is
ter drama ynnde, ister destan ynnde ele alsn) onun katego
rilerine pek zarar vermeyecektir. Drama asndan, destanda var
olan her eyin (olayrgs, karakterler, dnce, ritim) tragedya
da da bulunduu sylenir. Tragedyann fazladan sahip olduu
zellikler (gsteri [sahne dzeni] ve mzik) ise, sonuta, kendisi
asndan temel zellikler deildir. Gsteri zel olarak, tragedya
nn elbette bir "e"sidir ama "sanata btnyle yabancdr ve
poetikayla [iir sanatyla] hibir ilgisi yoktur, nk tragedya
amacn yanmasz ve oyuncusuz da gerekletirebilir" (50 b 1719). Aristoteles, Poetika'nm sonunda, o klasik deerlendirme
[dllerin datm] an' geldiinde (blm XXVI) tragedyann
gsteri olarak sunduu eyleri onun saygnl olarak kabul ede
bilecei gibi, bunu geri de ekebilmektedir: "Tragedya, zel etki
sini yaratabilmek iin, hareketten vazgeebilir, tpk destan gibi:
Yalnzca okuma bile tragedyann niteliini ortaya karr15'' (62 a
12). Destana gelince, airin, anlatma ediminde kiileriyle olan ba
nts, destann tanmnda belirtildii kadar dorudan bir bant
deildir. Daha balangta bir ilk hafifletilmeye gidilir: Aristoteles
14 D upont-Roc ve I-allot, yukarda ad geen yaptlarnn 370. sayfasnda XXIII. b
lm e ilikin olarak yaptklar yorum da, anlatcnn aktard anlaty (Poeiika'nm
III. blm ndeki tanm a gre) belirtm ek iin [Franszca] "rcit narratif" ile
"rcit digtique" terimlerini kullanm akta duraksam azlar. Dem ek ki, ayn za
m anda dram a anlatsndan da sz edebilir ve bylece anlat terim ine dram a an la
ts ile diegesis anlats gibi iki tr anlaty kucaklayacak bir cins ad zellii tan
yabiliriz.
15 G steri (sahne dzeni] stne iki yarg arasnda grlen eliki ve ayn zam an
da tragedyaya ynelik tercihini kabul ettirm eye alan A ristoteles'in o hafif ter
tip kt niyeti, etkin bir sahnelem eyi dlayan biim sel m odeliyle bir uzlam aya
gitm eden yle hafifletilebilir. D upont-Roc ve l.allot (a.g./., s. 407 - 408) ile bir
likte, tiyatro m etninin gsterinin varl olm akszn m im etik etkinliin btn
kurucu zelliklerini ierdiini belirtebiliriz; te yandan da dram atik m etnin szceleni biim inin d e gze ynelik olm a [seyredilir olm a] zorunluluunu ierdi
ini syleyebiliriz. Bana gre, tiyatro m etni gsteri olm akszn deerlendirildi
inde, gsterinin bir ynergesidir. Byle bir ynergenin var olabilm esi iin de
som ut, gerek bir gsteri gerekli deildir. Bu durum , orkestra partisyonu iin d e
geerlidir.

82

Zam an ve A nlat

anlatc olarak air tanmna ayra iinde bir bilgi ekler: "Ya ba
kas haline gelinerek (Homeros da byle anlatr) ya da hi dei
meden ayn kalnarak" (48 a 21-23). Gerekten de Homeros daha
ileride (blm XXIII), karakterlerle donatt kiilerinin gerisinde
kendisini silmeyi baarma sanat iin, kiilerinin eylemde bulun
malarna, kendi adlarna konumalarna, ksacas sahneyi kapla
malarna izin verdii iin vlr. te bu noktada, destan dramay taklit eder. Aristoteles, "manzum anlat yoluyla temsil etme saat"na (59 a 17) ayrlm olan blmn banda, hibir paradoks
yaratmadan yle diyebilmektedir: "u ak bir gerektir ki, tra
gedyada olduu gibi, burada da, olayrglerinin drama biimin
de dzenlenmesi, vb. gerekir" (59 a 19). Bylece, drama-anlat ki
lisinde, birincisi, model oluturarak yanndaki kincisini niteler.
Demek ki, Aristoteles, anlatsal [diegesis'e ilikin] taklit (ya da
temsil) ile dramatik taklit (ya da temsil) arasndaki "gerekleme
tarzyla" ilgili kartl ok deiik biimlerde hafifletmektedir.
Hem zaten bu kartlk da taklit etmenin nesnesini, yani olayrgiiletirmeyi etkilemez.
Bir sonuncu zorunluluk da, mimesis-mytios kilisi bal
altnda ele alnabilir; nk bylece Aristoteles'in mimesis' i
kullan biimini belirgin klma frsat tanm olur bize. Ka
rakterlerin dnlm esini eylemin dnlm esine balayan
zorunluluktur bu. Eer romann modern evrimi ile Henry Jam es'in16 ortaya att sav (H. Jam es karakterin gelim esini,
daha stn tutmasa da, olayrgsniin gelim esiyle eit ola
rak grr) dikkate alacak olursak, byle bir zorunluluk kst
layc gelebilir. Frank Kerm ode'un da belirttii gibi17, bir ka
rakteri gelitirm ek iin, daha fazla anlatmak; bir olayrgiisn gelitirm ek iin de bir karakteri zenginletirm ek gerekir.
16 Henry Jam es, The Portrait o f a Lnrfy'nin (1906) nsz, The Art o f llte N ovel, New
York [Charles Scribn er's Sons], 1934, yay. haz. R. P. Blackm uir, s. 42-48.
17 Franck Kerm ode, The G enesis o f Secrecy, Harvard U niversity Press, 1979, s. 81 ve
tesi. Jam es Redfield d e ayn dorultuda, hjada'm n, A khillcs'u n fkesi ile
H ektoPun trajik yazgs evresinde kurulduunu gzlem ler. A m a, kiilerin a
a km i dnyalarnn bulunm ad bir destanda, karakterlerin birbirlerini
etkilem eleridir tek nem li olan. Karakter, ancak bir olavrgs reterek anlam
kazanabilir artk (ay.y., s. 22). Ayrca, olayrgiisii szcnden "yapta gerek
biim ini veren rtk kavram sal b irim "i (ay.y., s. 23) anlarsak, o zam an ortada bir
ncelik tartm as kalm az. Ben de, bu yapt boyunca bvle bir zm yolu be
nim sedim .

Olayrgletirme

83

Aristoteles ise bu konuda daha titiz davranr: "Tragedya, in


sanlarn deil, eylemin, yaam n, m utluluun (felaket de eyle
min iinde yer alr) temsil edilm esidir; ulalm ak istenen he
def ise bir nitelik deil, bir eylem dir... A yrca, eylem siz tra
gedya olm az; ama karakterler olm adan bir tragedya dn
lebilir" (50 a 16-24). Aama srasndaki kesinlii, yalnzca tra
gedyann "eler"in i dzenlem enin sz konusu olduunu
gzlem leyerek hafifletebiliriz kukusuz. Zaten tragedya ile
komedya arasndaki fark, karakterleri etkileyen etik farklardan
kaynaklanr. Demek ki, karakterlere ikinci srada yer verilmesi
kii kategorisinin deerini drmez. Nitekim , Propp'tan kay
naklanan ada anlat gstergebiliminde de, anlat mantn
kiilerden hareketle deil de "ilevler"d en, yani soyut eylem
kesitlerinden kalkarak oluturm a konusunda Aristoteles'in
abasna benzer grntlerle karlarz.
Ama iin z burada deildir: Aristoteles eylemi kiiye g
re ne almakla eylemin mimetik statsn dzenlemi olur.
Ahlaksal nitelikler dzleminde, znenin eylem den nce geldii
yer etiin alandr (bkz. Nikomakhos'a Etik II, 1105 a 30 ve tesi).
Poetikada [iir sanatnda], eylemin air tarafndan dzenlenme
si karakterlerin etik niteliine yn verir. Demek ki, karakterin
eyleme bal klnmas, nceki iki zorunlulukla ayn nitelikte
deildir; bu zorunluluk "eylem in temsil edilm esi" ile "olayla
rn dzenlenm esi" deyileri arasndaki edeerlii pekitirir.
Eer vurgu olaylarn dzenlenii stne yneltilmek zorun
daysa, bu durumda, insanlardan ok eylemin taklit edilmesi ya
da temsil edilmesi sz konusu olacaktr.

2. Olayrgsii: bir uyumluluk modeli


M imesis'in stats sorununu, imesis'in yalnzca olayrgsyle tanmlanmad gereini gz nne alarak, bir sre
iin bir yana brakp aka mythos kuramna dnelim ve bura
da anlatsal kompozisyonla ilgili kendi kurammzn kalk
noktasndaki zellikleri belirlemeye alalm.
Mythos kuramnn Poelika'n VI. blmnde okuduumuz
ve yukarda szn etmi olduumuz tragedyann tanmndan

84

Zaman ve Alac

kaynaklandn unutamayz. Demek ki Aristoteles yalnzca


trajik mythos'un kuramn yapmaktadr.
Yaptmzn sonuna kadar bizi terk etmeyecek sorun, tra
gedyann zellii olan dzen paradigmasnn btn anlat alan
na uygulanabilecek lde genilemeye ve dnmeye yatkn
olup olmadn bilmektir. Aslnda, byle bir gln bizi dur
durmamas gerekir. Trajik modelin kesinliinin yle bir stn
l de vardr: Anlatsal kavrayla ilgili aratrmamzn daha
balangcnda dzen koulunu en st dzeye yerletirir. Daha
ilk anda, hemen, Augustinus'un distentio animi kavramyla en st
dzeyde bir kartlk belirir. Bylece, trajik mytlos kavram, za
mann speklatif paradoksunun iirsel zm olarak ortaya
kar: Kukusuz bu da, dzenle ilgili buluun her trl zamansa 1
zelliin dnda gereklemesi lsnde olanakldr. Modelin
zamanla ilgili sonularn elde etmek ve bunu da ileride nerece
imiz minesis kuramnn yeni almyla balantl olarak yap
mak bizim hem grevimiz hem de sorumluluumuz olacaktr.
Eer, Aristoteles kuramnn yalnzca uyunduu deil de, ok in
ce bir biimde, uyumluluk iinde uyumsuzluk oyununu da vur
guladn dikkate alacak olursak, o zaman Augustinus'un dis
tentio animi'siyle Aristoteles'in mythos'unu birlikte dnme giri
imi, bize en azndan akla yatkn gelebilir. iirsel kompozisyon
iindeki bu diyalektik, trajik mythosu Augustinus paradoksunun
ters yz edilmi figr haline dntrr.
Mytlos'un olaylarn dzenlenii olarak tanmlanmasnda
zellikle vurgulanan uyumluluktur. Bu uyumluluun da
zellii vardr: tamamlanmlk, btnlk, belli bir uzunluk18.
"Btn" (lolos) kavram daha sonra gelen zmlemenin te
mel esidir. ziimlemeyse dzenleniin zamansal zelliini
deil de mantksal zelliini aratrmaya ynelir yalnzca19. Ta
18 "Tragedyann, sonuna kadar gtrlp tam am lanm (//c'/as), bir btn oluuturan (Mis) ve belli bir uzunluu olan (megcllns ) bir eylem in taklidi olduunu
ileri sryoruz" (50 b 23-25).
19 Else, zelikle m antksal-olan ile kronolojik-olann ayrt edilm esi konusunda kat
bir tutum iindedir (bkz. ad 50 b 21-34 ile ilgili yorum u). Onun iin tek nemli
ey, gereebenzer-olan ya da gerekli-olan "iirin byk y asas" yapan i zo
runluluktur (e.g./., s. 282). Yorum cu, ii, ideal biim de younlatrlm bu za
man em as iinde "sanatn krallndaki b ir liir Pantenides 'on'u /varl1" (s. 294)
grm eye kadar gtrr. A ristotelesin XXIII. blm de destandan sz ederken

Olayrgletirme

85

nmlama da, zaman kavramna yaklat anda ondan iyice


uzaklam olur: "Btn, balangc, ortas ve sonu olan eydir"
(50 b 26). Oysa, bir ey, balang, orta ya da son olarak yalnzca
iirsel kompozisyona gre bir deer kazanr: Balangc tanmla
yan ey, nbileenin yokluu deil, ama art arda diziliteki zo
runluluk yokluudur. "Son" ise, baka bir eyin ardndan "ya
zorunluluk olarak ya da olaslk durumuna gre" (50 b 30) gelen
eydir. Yalnzca "orta" art arda dizilile tanmlanabilir gibidir:
"Orta, bir eyin ardndan gelir, onun ardndan da bir baka ey
gelir" (50 b 31). Ama trajedi modelinde, "orta"m n kendine zg
mant vardr: Bu, mutluluun mutsuzlua "dnm e"sidir
[tersyz olmasdr] (metnbole, metaballein, 51 a 14; ctabasis, 52 a
16). "Karm ak" olayrgs kuram, etkisi tam anlamyla trajik
olan tersyz olularn bir tipolojisini yapar. Demek ki, "btn"
kavramnn zmlenmesinde tesadf yokluu ile art arda dizi
lii dzenleyen zorunluluk ya da olaslk koullarna uygunluk
stnde durulmutur zellikle. Art arda dizili herhangi bir
mantksal balantya baml klnabiliyorsa, bunun nedeni, ba
lang, orta ve son kavramlarnn deneyimden kaynaklanyor ol
mamalardr: Bunlar gerekte var olan eylemin zellikleri deil,
iirin dzenleniinin etkileridir, sonulardr.
Ayn ey uzunluk iin de geerlidir. Eylemin ancak olayr
gs iinde bir evre izgisi, bir snr (horos, 51 a 6), dolaysyla
bir uzunluu vardr. leride, filiz halindeki rneine Aristote
les'te de rastladmz ahmlama estetii sz konusu olduunda,
bu uygunluk ltnn tanmlanmasnda bakm ve bellein
"tek b ir eylem i deil de zorunlu olarak b ir dnem i (henos kimonon) anlatan tarih
sel y k ler"e kar uyan da bulunm asndan kant karr (59 a 22-23). "B ir tek
dnem in anlatlm as" durum unun karsna A ristoteles "n cesiz-sonrasz" (s.
574) tm elleri koyar. Poetika ile E lik arasndaki yaknl yadsm a pahasna,
m antksal-olan ile kronolojik-olar. arasndaki bu kartl bylcsine ileriye g
trm enin gerekli olduunu sanm yorum . Ben, kendi paym a bir sonraki blm
de, kronolojik olm ayan bir anlatsal zam ansallk kavram gelitirm eye alaca
m. H em E lse d e dram a iinde yer alan olaylard an 'fzciiii en azndm ll
m anlam yla zam an iinde y er atmayan olaylar" (s. 574) olarak sz etm ez mi? Bu
nedenle, destana "olayrgsnn ayn annda (hana) gerekleen birok bl
m n anlatabilm e" (59 b 2 7 ) ayrcal tannd andan itibaren d ram atik zam an
da btnyle bilm ezlikten gelinem ez. D orudan d oruya anlat kiileri tarafn
dan gerekletirilm i bir eylem in kabul ettird ii tek zam ansa! bak as [perspek
tifi, diegesis anlatsndan farkl b ir dram a anlats zam an stne, hem d e her iki
sini de yneten olayrgsnn zam an st ne d nm em izi gerektirir.

86

Zaman ve A nlat

oynad rol stnde duracaz. zleyicinin yapt tek bakla


kavrama yetenei ne olursa olsun, bu d lt, yapt ii bir ge
reklilikle (burada nemli olan da yalnzca budur) bir kompozis
yon iine girer: "Gereebenzerlie [olabilirliliel ya da zorunlu
lua gre birbirini izleyen olaylar dizisiyle mutsuzluktan mutlu
lua ya da mutluluktan mutsuzlua dn salayan uzunluk
uygun bir snrlama (horos) getirir, uzunluun uygun snrdr
bu" (51 a 12-15). Kukusuz byle bir uzunluk ancak zamana da
yal olabilir: Tersyz olu zaman alr. Ama bu, dnyadaki olay
larn zaman deil, yaptn zamandr: Zorunluluk zellii olayrgsiinn bitiik hale geldii (ephekses, ay.y.) olaylara uygula
nr. Bo-olan zamanlar hesaba katlmaz. Yaamn kendisinde bir
birinden ayr olan iki olay arasnda kahramann ne yapt sorul
maz: Else'in de belirttii gibi, Kral Oidipus'ta, haberci, tam da
olayrgsnn gerektirdii anda gelir: "Ne erken, ne ge"
(a.gA/., s. 293). Destan ayn zamanda kompozisyon ii nedenler
den tr daha byk bir uzunluu kaldrr: Yanykler bak
mndan daha hogrl olan destan, daha byk bir uzunluk da
gerektirir ama belli bir snr da amamaldr.
Zaman dikkate alnmamakla kalmam, ayrca dlanmtr
da. Nitekim, tragedyann en stn derecede yerine getirdii tamamlanmlk ve btnlk gereklerine uymak zorunda kalan
destandan sz etmeye baladnda (blm XXIII), Aristoteles iki
tr birlii kar karya getirir: Zamansal birlik ve dramatik birlik.
Zamansal birlik (henos khrono) "bir ya da daha fazla insann ba
ndan geen ve birbiriyle rastlantsal olarak iliki iinde bulunan
btn olaylaryla ortaya konmu, teklii olan bir dnemi" (59 a
23-24) belirtir. Dramatik birlik ise "teklii ve biitiitliiii olan bir ey
lemi" (59 a 22) (bir btn oluturan ve bir balang, bir orta, bir
sonla birlikte bitime ulaan eylemi) belirtir. Demek ki, tek bir za
man dnemi iinde meydana gelen ok saydaki eylemler, tek ve
btn olan bir eylem yaratamazlar. te bu nedenledir ki Homeros, Troya sava tarihinde -h er ne kadar bu savan bir ba ve
bir sonu varsa d a- bu savan "tek bir blm"n setii iin
vlr: Balangc ve sonu Homeros yalnzca kendi sanatyla be
lirlemitir. Bu aklamalar da Aristoteles'in, olayrgsnn kuru
luu iinde yer alabilecek zamann kuruluuna hibir ilgi gster
mediini dorular.

Olayrgletirme

87

Eer olayrgsnn iindeki ba kronolojik olmaktan ok


mantksalsa, peki bu durumda ne tr bir m antk sz konusu
dur? Gerei sylemek gerekirse, "m antk" szc hi dile ge
tirilmemi, yalnzca zorunluluk ve olaslk Organon'un allm
kategorileri olarak kullanlmtr. M antk terimi dile getirilme
mitir nk, burada, thcoria alanna deil, praksis alanna uy
gun bir kavray sz konusudur; dolaysyla da bu kavray ey
lemin kavran demek olan plmesis'e \pratik bilgelik] yakndr.
Gerekten de iir bir "edim "dir Ibir yapm 'dr, bir "yapm ak"tr], bir "edim " stne bir "ed im "d ir - II. blmn "ey
lemde bulunanlar". Yalnz, burada, gerek ve etik olan bir
edim, bir yapm deil de, yaratlm, iirsel bir edim, bir yapm
sz konusudur kesinlikle. Bu nedenle, terimlerin Aristotelesi
anlamyla mimesis ile m ylhos'a ilikin kavrayn kendine zg
niteliklerini iyi belirlemek gerekir.
Tam olarak bir kavrayn sz konusu olduunu, Aristote
les, en nde gelen kavramlarn ortaya klarna gre dzenle
dii IV. blmde aka belirtir. Neden kendileri tiksinti uyan
dran eylerin -iren hayvanlar ya da cesetler- resimlerine
bakmaktan holanrz, diye sorar? "Bunun nedeni udur:
renmek yalnzca felsefeciler iin deil, teki insanlar iin de bir
hazdr (...); gerekten de resimlere bakm aktan holanrz, n
k onlara bakarak, tanmay renebilir, her bir eyin ne oldu
una karar verebilir, u resmin u kii olduu sonucunu kara
biliriz" (48 b 12-17). renmek, sonu karmak, biimi tan
mak: te taklit etm ek'ten (temsil etm ek'len) holanmann kav
ranabilir taslad budur20. Ama eer felsefecilerin tmelleri
20 Sanatnn taklitlerimi verilecek "entelektel yant" konusunda bkz. G. Else (yo
rum ad 48 b 4 -2 4 ). James Redfield de taklit etm enin bu retici ilevi stnde srar
la durur (.a.g.y., s. 52-58): olas-olan, kendi tarznda tmel zellik tar (s. 55-60).
Olayrgsii tanmaya yol aar (s. 60-67). Bu adan Poctika, V. yzyl retorii ve ay
n yzyln kantlama kltryle sk bir iliki indedir. Ancak, m ahkemede kant
anlatya eklenirken (anlatnn kendisi de olumsal zelliktedir), drama kant anlat
nn iine katar ve olayn var olu koullarn olayrgiisnden hareket ederek olu
tu ru r "yleyse ktracay eylemle ilgili aa nedenler iindeki varsaymsal bir soruturma
nn sonucu olarak tanmlayabiliriz; l soruturma da airi, insana ilikin olaslk ve gerek
lilie dayal belli bir evrensel modelin ykiisii iinde bulu yapmaya vc iletiim kurmaya
ynlendirmitir" (s. 59-69). Bylece ktrinaca, bir soruturma biiminin sonucu duru
muna gelir" (s. 79): Peki byle bir ey nasl gerekleebilir? Kim byle davranabilir?
Ayn dorultuda Golden de yle der: "Olaylar, taklit yoluyla biime indirgenirler vc
bylece, kendi ilerinde artlm olmamalarna karn, szle anlatldklarnda, kavrambilirlik iinde an , aydnlatlm hale gelirler" (a.g.y., s. 236).

88

Zaman ve Anlat

deilse sz konusu olan, o zaman bu "iirsel" tmeller ne ola


bilir ki? Tmeller olduklarndan kuku yoktur, nk, olas ile
gerek, genel ile zel kartlklaryla belirtebilmekteyiz bunlar.
Birinci kartlk, bilindii gibi, Herodotos tarznda, iir ve tarih
arasndaki nl kartlkla aklanr21: "nk tarihi [kronik
i] ile air arasndaki fark, birinin kendini dizelerle brnn
de dzyazyla ifade etmesinden kaynaklanmaz (Herodotos'un
yaptn dizelere dkebiliriz; dzyazh haliyle nasl tarih ise, di
zeli haliyle de yine tarih olarak kalacaktr); aralarndaki fark,
birinin meydana gelmi eyleri, biirnnse meydana gelebile
cek eyleri anlatmasdr; bu nedenle de iir tarihe gre daha fel
sefidir, daha soyludur: iir daha ok genelden, tarihse zelden
sz eder" (51 b 4-51 b 7).
Durum yine de tam olarak aydnlatlm saylmaz: nk
Aristoteles "gerekten olmu eyler (...) ile gereebenzerlik ve
zorunluluk bakmndan olabilecek eyleri" (51 a 37-38) kar
karya getirir. Hatta daha da ileri gider: "'G enel', u ya da bu
insann gereebenzer ya da zorunlu olarak yapt veya syle
dii eydir" (51 b 9). Bir baka deyile, olas'y, genel'i, olayla
rn dzenlenii dnda aramamak gerekir, nk zorunlu ya
da gereebenzer olmas gereken ey ite bu zincirlenitir. K
sacas, tipik olmas gereken ey olayrgsiinn kendisidir. Ey
lemin neden kiilere gre ar bast bir kez daha anlalm ak
tadr: Kiiler bir zel ad tadklarnda bile onlar tmelletiren
[genelletiren] olayrgsnn tmelletirilmi [genelletiril
mi] oimasdr. Buradan da u temel ilkeyi elde ederiz: nce
olayrgsii tasarlanmal, ardndan adlar konmal.
Bu durumda kantn dngsel [dairesel] olduu, bir eletiri
olarak ileri srlebilir: Olas ve genel, zorunluyu ya da gereebenzeri belirtir, ama olas ve genelin koulu da zorunlu ve
gereebenzerdir. O zaman, dzenleniin, yani nedensellie
daval bir ban, dzenlenmi olaylar tipik klacan dne
21 Son yllardaki Fransz evirm enler [Dupont-Roc ile Lallotl "h isto ire" [bu ba
lamda tarih] terimi yerine "ch ron iqu e" |bu balam da tarihsel olaylar yazs] te
rim ini kullanm lardr; bunun nedeni, Franszca'daki "histoire" [bu balam da
yk| szcn /f/os'u karlam ak iin kullanm ak istem eleridir. Byle bir te
rimsel seim de tarihyazm konusunda daha az olum suz olan bir yargya yer
salam as bakmndan da elverili grlebilir.

Olayrgletirmt:

89

bilir miyiz? Ben kendi payma, Louis O. M ink22 gibi tarihe y


nelik anlat kuramclarn izleyerek, kavranabilirliin btn
arln olaylar arasndaki balantya, ksacas yarglayc (de
erlendirici] zellik tayan "birlikte ele alm a" edim ine verece
im. Tikel bile olsalar, olaylar arasnda bir nedensellik ba bu
lunduunu dnmek, ii daha banda tmelletirmek de
mektir.
Durum un byle olduunu, tek olayrgs ile yanykiil
olayrgs arasndaki kartlk da dorular (51 b 33-35). Aris
toteles'in kar kt, yanykler deildir: Tragedya onlar
kullanmadan edem ez, yoksa tekdzelie der; destansa yanyklerden en iyi biimde yararlanr. Kabul edilmeyip kna
nan ey, yanyklerin balantsz olmasdr: "Yanykiilerin
gereebenzemez biimde ya da zorunlu olmadan birbirini iz
ledii (met alicin) [ama birbirine balanmad] olayrgiilerini,
yanykiil rgs diye adlandryorum " (m/./.). Temel kartlk
da ite tam burada yatmaktadr: " birbiri ardndan gelerek" /
"biri br nedeniyle" (dialicin, 52 a 4). Birbiri ardndan gelen,
yanyksel dizilitir, dolaysyla da gereebenzem ez olandr.
Birinin brnn nedeniyle olmas ise, nedensel bir zincirlenitir, dolaysyla da gereebenzer olandr. Artk kukuya yer
yoktur: Olayrgsnn ierdii tmellik [genellik], onun d
zenlenmi olmasndan kaynaklanr; bu dzenlenm i olma da,
onun tamamlanmln ve btnln salar. Olayrgs
nn rettii tmeller Platoncu idealar deildir. Bunlar pratik
bilgelie, dolaysyla etie ve politikaya yakm tmellerdir. Ey
lemin yaps, dtaki rastlantsal olaylara deil de eylem ii ba
a dayandnda olayrgs bu tr tmeller retir. ban
kendisi tmelletirmenin [genelletirmenin] ilk admdr. Mirnesis'i ayrc bir nitelii, m/thos'un iinde onun anlat, yk
zelliiyle deil de tutarllk zelliiyle ilgilenmesidir. Onun
"edim "i f"yapm "] daha balangta tmelletirici bir "edim "
olacaktr. Anlatyla ilgili btn Verstelen |Anlama(k)] sorunu
da burada filiz halinde bulunmaktadr. Olayrgsn olutur
mak demek, rastlantsaldan kavranabiliri, tikelden tmeli, yany22 Bk;s. ikinci blm , 11. altblm , "biim lendirici ed im " balkl kesit.

90

Zaman ve Anlat

kselden zorunluyu ya da gereebenzeri ortaya karabilmek


demektir. Aristoteles'in 51 b 29-32'de syledii ey de sonuta
bu deil midir: "Bundan akas u sonu kar: air, ll di
zeler airi olmaktan ok yklerin airi olmaldr, nk o,
temsil etme zelliinden tr airdir, temsil ettii eyler de
eylemlerdir. airin gerekten olmu olaylar stne bir iir yaz
dn dnsek bile, bu onun airliini azaltmaz; nk ger
ekten olmu baz olaylarn gereebenzerlik ve olaslk dzeni
iinde meydana gelebilecek olaylar olmasn hibir ey engelle
mez; ite air de bu nedenle bu tr olaylarn airidir23" (51 b 2732). Bylece denklemin iki taraf da dengelenmi olur: olayrgs yapmcs/eylem taklitisi: ite air budur.
Ama glk ancak ksm en giderilm itir: Nedensel bir
balanty gerein iinde dorulayabiliriz ama iirsel kom
pozisyon sz konusu olduunda durum ne olacak? Can skc
bir soru(n) bu: Eer m im etik etkinlik eylem i "oluturuyor"sa,
bu oluturmayla birlikte zorunluyu dzenleyen de kendisi
dir. Tm eli grm ez, ortaya karr. Peki ltleri nelerdir?
Bunun ksm yantn yukarda da alntlam olduum uz u
deyite buluruz: "Resim lere bakarak, tanmay renebilir,
her bir eyin ne olduuna karar verebilir, u resmin u kii
olduu sonucunu karabiliriz" (48 b 16-17). Son yllardaki
Fransz yorum cularnn da belirttikleri gibi, bu tanma hazz
[zevki], bana g re,.gelecee ynelik bir gereklik kavram n
varsayar: Buna gre de, kefetm ek, yeniden-bulm ak dem ek
tir. Ama gelecee ynelik byle bir gereklik [hakikilik] kav
ramnn olayrgsnn yapsn konu alan daha biim sel bir
kuram iinde yeri yoktur ve m im esis'e ilikin daha gelim i
bir kuramn, yalnzca m im esis'i m ythos'la eitleyen bir kura
mn varln gerektirir. Bu noktay, incelemem in sonunda ele
alacam.

23 Else yle haykrr: "M eydana gelm i olan eyin yapm cs! Olaylarn gerekliinin
deil de olaylarn m antksal yapsnn, anlam larnn yapm cs: Sahip olduklar m eyda
na gelm i ey, kendi yaptklar eye gre rastlantsaldr" (a . g . y s. 321).

Olayrglecirme

91

3. e katlm uyumsuzluk
Tragedya modeli katksz bir uyumluluk modeli deil,
uyumsuzluu da ieren bir uyumluluk modelidir. Bu yanyla
da distentio anim i'yle kar karya gelen bir zellik sunar.
Uyumsuzluk, Aristoteles'in zmlemesinin her aamasnda
varln korur; tema tik adan yalnzca "karm ak" (kart
"yaln") olayrgs bal altnda incelenmi olmas durumu
deitirmez. Uyumsuzluk, daha tragedyann kanonik tanmn
dan itibaren kendini gsterir: Tragedya, "sonuna kadar gtr
lp tam am lanm ...24" (ieleios) (49 b 25) soylu bir eylemin tem
sili olmak zorundadr. Oysa, tamamlanmlk, eylemin sonu
nun mutlu ya da mutsuz olmasna bal olarak ve karakterlerin
etik niteliinin k yollarndan birini ya da brn akla yat
kn klmasna bal olarak nemsenmeyecek bir zellik deil
dir. Demek ki, eylem, bu k yollarndan birini ya da brn
rettii an son noktasna ulatrlm olur. Bylece de eylemi
sonucuna ulatracak "yanykler"in yeri bota bekletilir. Aris
toteles yanyklere kar bir ey sylemez. Onun tepki gster
dii ey, yanykler deil, yanyksel dokudur, yani yanyklerin rastlantsal olarak birbirini izledii olayrgsdtir.
Olayrgsnn denetimi altndaki yanykler ise, yapta bir
younluk, dolaysyla da bir "uzunluk" kazandrr.
Ama tragedyann tanmnda ikinci bir bilgi daha vardr:
"...trag ed ya acm ay ve korkuyu temsil ederken, bu eylem t
rnn bir arnm asn (katharsis) gerekletirir" (49 b 26-27).
Glklerle dolu katharsis sorununu im dilik bir yana brakp,
katharsis'in gereklem e yolu (dia) stnde younlaalm . Else
ile Dupont-Roc ve Lallot, kanm ca, A ristoteles'in tmcenin
kuruluuyla yansyan niyetini iyi anlam lar: Seyircinin heye
can duyarak karlk vermesi, dram am n iinde, kiiler bak
mndan ykc ve acl olan olaylarn nitelii iinde yaratlr.
Pathos terim inin, karm ak olayrgsnn nc bileeni
olarak sonradan ele alnp incelenm esi de bunu dorulayacak2-1 Yukarda u szleri alntlam tk: "Sonu na kadar gtrlp tam am lanm , bir
btn oluturan ve belli b ir uzunluu olan bir ey lem " (50 b 24-25). Bu alntnn
hem en ardndan A ristoteles yalnzca "b t n " ile "u zu n lu k "u yorum lar.

92

Zaman ve Anlat

tr. Bu bakm dan, katlmrsis, terim olarak ne anlama gelirse gel


sin, olayrgsnn kendisi tarafndan gerekletirilir. O an
dan itibaren de, ilk uyum suzluk, korku veren ve acma uyan
dran ara olaylar olur. Bunlar, olayrgsnn tutarll a
sndan en byk tehlikedir. Dolaysyla Aristoteles bu tr ara
olaylar, yanykl oyunlar eletirdii ayn balam iinde
(blm IX) yeniden ele alrken bu kez soruna zorunlu ve gereebenzer asndan bakar. Artk "acm a" ve "korku" adlar
n deil de, "acm a uyandran" ve "korku veren" sfatlarn
kullanr: airin olayrgsii araclyla temsil ettii ara olayla
r niteleyen sfatlardr bunlar.
Uyumsuzluu da ieren uyumluluk, artma etkisinin
zmlenmesi aamasnda da dorudan doruya hedef alnm
bir zellik olarak ortaya kar. Aristoteles artma etkisini, bir
tr tmce ii yap deiiklii gerekletirerek olaanst bir anla
tmla belirtir: "Her trl beklentiye kar/biri br nedeniyle"
(para ten doksan di'allela) (52 a 4) "artc-olan" (to thaumaston)
(ay.y.) -uyum suzun doruk noktasdr-, sanki kasten kullanlm
rastlantlardr.
Ama, uyumsuzluu da ieren uyumluluk'un (yaln ve karmak
olayrglerinde ortaklaa grlr) merkezine, Aristoteles'in
"tersyz olu" (metabole) (blm XI) diye adlandrd trajik eyle
min ana olgusuyla ularz. Tragedyada tersyz olu mutluluk
tan mutsuzlua doru olur, ama ters ynde de gerekleebilir:
Ancak tragedya, kukusuz korku veren ya da acma uyandran
ara olaylarn rol nedeniyle bu areye ok fazla bavurmaz. te
zaman alan ve yaptn uzunluunu belirleyen de bu "tersyz
olu"tur. Dzenleyim sanat byle bir uyumsuzluu uyumlu
gsterebilmektir: Demek ki, "biri brnn nedeni (dia)" olma
durumu, "biri brnn ardndan (meta)"25 (52 a 18-22) duru
muna gre ar basar. Uyumsuz uyumluluu gerek yaamda
ykar, tragedya sanatnda deil.
25 Redfield 52 a 1-1' y le aktarr: Tnktil, yaln zca tam am lanm b ireyletilin takli
di deil de acm a uyandran ve korku veren eylerin taklididir; bu tiir ey lere. bekle
nilenin tersine, biri brnn n eden i olarak (d i'allela) daha fazla rastlanr." E lse ise
yle der. "grp geirilen in tersin e am a biri brnn nedeni olarak". A yn yeri
L5on G old en yle d ile getirir: hi beklen m edik anda, am a yin e de biri brnn
nedeni olarak."

Olayrg leti rmc

93

Karmak olayrgsne zg tersyz olular, bilindii gibi,


baht dn (peripeteia) -son yllardaki Fransz evirmenleri Dupont-Roc ve Lallot, bunu coup de Iheire [beklenmedik deiiklik]
olarak adlandrmlardr- ile taunnadr (auagnrisis); bunlara bir
de iddetli elki'yl (patltos: duygulanm) eklemek gerekir. Tersyz
olularn gerekleme koullarna ilikin tanmlar XI. blmde
grmekteyiz; bunlara ilikin yorumlarsa iyi bilinmektedir26. Bi
zim iin nemli olan, Aristoteles'in tragedyadaki olayrgsniin
gerekleme koullarn artrm olmas ve bylece tragedya mo
delini hem daha glendirmi hem de daha snrlandrm olma
sdr. Daha snrlandrmtr nk, mythos kuram tragedyaya
zg olayrgs kuramyla zdelemeye balamtr. Bu du
rumda sorun unu bilmek olacaktr: Anlatsal diye adlandrd
mz ey, beklenmedik olay [artma] etkisini Aristoteles'in say
dklarndan farkl tekniklerden ekip alabilecek mi ve tragedyaya
zg koullardan farkl koullar yaratabilecek mi? Ama, baht d
n, tannma ve iddetli etki -zellikle Sophokles'in Oidipus'un
da olduu gibi ayn yaptta bir araya geldiklerinde- "paradoksal"
ile "nedensel" zincirleniin, artma ile zorunluluun kaynatrlmasn en st gerginlik noktasna tad lde, tragedya mo
deli ayn zamanda daha da glendirilmi olur27. Anlatsallk ile
ilgili her kuramn da tragedya trne zg yollar dndaki baka
yollarla korumaya alt da ite modelin bu gcdr. Dolay
26 Kuruluunu ve k yolunu bildiimiz Oidipus tragedyas, bizim iin hl pfri)vtia Ibeklenmedik deiiklik, baht dnl zelliini korumakta mdr? Eer bek
lenm edik olay [artn olay, srpriz) tanmn dtan gelen herhangi bir bilgiye da
yanarak deil de olavrgiisnn i akyla yaratlm bekleyile (beklentiyle! ba
lantl olarak yaparsak buna vereceimiz yant evet olacaktr: Tersyz olu beklenti
mizin iinde gerekleir ama bunu yaratan da olayrgsdr (bkz. ileride i yap
ile seyircilerin iinde bulunduktan durumlar arasndaki bantyla ilgili tartma).
27 P iriptcia [baht dn l iinde yer alan artm a etk isin i, yarataca akseiklikle giderm ek, bilgisizlikten bilgiye gei olan tan nm an n roldr; bunu da
aadaki 29. dipnotta aklayacam z sn rlar iinde yapar. Kendi yaratt
dkrklnd an kurtulan kahram an kendi gerek li in e dnerken seyirci de
bu gereklii tanr. Bu adan, Else, belki de trajik yanlg sorununu tannma
sorununa yaklatrm akta hakldr. Y an lg en azn dan bilm ezlik ile hatay ie
riyor olm as bakm ndan, gerekten de tannm ann tersidir. Yaptm zn d r
dnc blm nde A risotelesi anlam da tannm a, H egelci anlam da tannma
ve H eideggerci anlam da yinelem e arasnda balan t kurm ak nem li bir sorun
olarak ele alnacaktr.

94

Zaman ve Anlat

syla, ert geni tanmlan iinde, yani "eylemlerin etkisini ters


yz eden" (52 a 22) tanmlan iinde ele alacamz tersyz olu
un yaratt en byk zorunluluu bir yana itersek, anlatsallk
boyutunun dna km olup olmayacamz sorabiliriz. Bu so
runla, ileride, H. Lbbe'nin denemesindeki balkta28 olduu gibi,
"bir yky (ya da ykleri) eylemden ekip karan ey" nedir
diye sorduumuzda da karlaacaz. Beklenmedik etkilerin ro
l, daha da tesinde, "sapkn" etkilerin rol, tarihyazm kura
mnda da benzer bir sorun yaratacaktr bize. Bu sorun birok ey
iermektedir: Eer tersyz olu, akla aykr olann akla yatkn ola
n tehdit ettii her yk ya da tarilsel olay iin son derece nem
liyse, tersyz olu ile tannmann birlemesi tragedyann duru
munu aan bir tmellik sunmaz m? Tarihiler belirsizliin, ka
rarszln bulunduu her yere bir akseiklik getirmek istemez
ler mi? Aynca, baht dnlerinin en beklenmedik olduu du
rumlarda, kararszlk da en st aamasnda deil midir? Sz ko
nusu sorunun ierdikleri arasnda en zorlayn olan da udur:
Tersyz olula birlikte mutlulua ya da mutsuzlua yaplan gn
dermeyi de ayn anda korumak gerekmez mi? Anlatlan her y
knn sonuta, iyi ya da kt, tersyz olula ilgisi yok mudur29?
Tersyz olua ilikin gerekleme koullarn gzden geirirken,
iddetli etkiye (pathos) en kk pay vermemek gerekir: Geri
Aristoteles'in, XI. blmn sonunda bunun olduka snrl bir ta
nmn yapt dorudur. iddetli etkiyi tragedyann olayrgs
iinde yer alan ve uyumsuzluun en yetkin yaratcs olan o "kor
ku veren ve acma uyandran ara olaylar"a balamak gerekir.
"iddetli etki" -ngilizce'de "the thing suffered" ("katlanlan, ac
28 H erm lann Liibbe, ''W as aus Handlungen G cschichten m acht", Verniinfliges D en
ken, yay. haz. Jrgen M ittelstrass ve M anfred Riedel, Berlin, New York, W aller
de Gruyter, 1978, s. 237-250.
29 M odelin snrlar ta()m a durum unda, yani bilgisizlikten bilgiye geiin "m u t
luluk iin belirlenm i kiilerin arasndaki dostluk ya da d m anlk" (52 a 31)
ilikileri iinde gerekletii durum da belki de daha belirgin olacaktr. K uku
suz dostluk kan bandan teye uzanr, ama ok snrl bir zorunluluk getirir.
Bununla birlikte, m odern rom ann, en azndan Richardson'n Parnc/n'snda b
rnd biim iyle, ak eylem in tek aresi olarak ele alm asnn, bilinli olma
durum u sayesinde d ostluk ya da dm anlkla ilgili zorunluluun edeerlisi
olup olm ad, bu bilinli olm a abasnn da A ristoteles'teki tannm ann ede
erlisi saylp saylm ayaca sorulabilir. (Bkz. nc blm , 1. altbliim .)

Olayglejtirm e

95

veren ey") diye yorumlar Else bu nu - karmak olay rgs iin


de korku vereni ve acma uyandran doruk noktasna ulatrr
yalnzca.
Ara olaylarn yaratt coku niteliinin bu trden bir incele
mesi soruturmamza yabanc bir zellik saylmaz: Tamamlanmlm ve btnln aratrlmasna zg kavrayabilme kayg
snn bir "zihinsellik" [entelektalizm] iermesi gerektiine, bu
nun da bir tr "cokusallm" kart olduuna inanlr sanki. Ac
ma uyandrma ile korku verme, en beklenmedik sanlan ve mut
suzlua ynelik olan baht dnlerine skca bal niteliklerdir.
Olayygsnn zorunlu ve gercebenzer klmaya alt da
ite bu uyumsuz ara olaylardr. Bu yolla onlar artr, ya da da
ha iyisi arndrr (bu noktaya ileride yeniden dneceiz). Olayrgsii, uyumsuzu uyumlu iine katarak heyecan verici olan
zihin yoluyla kavranabilir olann iine katm olur. Aristoteles
bylece patlosu, praksisin taklit edilmesinin ya da temsil edilme
sinin harcnda yer alan bir madde olarak grdn syleme
noktasna gelir. Etiin karlatrd bu terimleri, iir bir araya
getirir30.
Daha da ileriyi gitm ek gerekir: Acma uyandran ile kor
ku veren trajik-olann iine bu biim de katlabiliyorsa, o za
man bu heyecanlarn, Else'in de dedii gibi (.a.g.y., s. 375)
kendi rasyoneVt vardr; bu da baht dnlerine ilikin trajik
nitelik asndan bir lt oluturur. Acm a ve korkm ann,
olayrgsiinn yapm a uygulad bu elem e etkisi iki b
lmde (XIII. ve XIV. blmler) ele alnm tr. Gerekten de
sz konusu heyecanlar, tpk insan-olm ayanla (anlat kiile
rinde "benzerlikler"i grm em izi salayan u "insanseverlik"
duygusunun eksiklii) badam adklar gibi tiksindirici ve
iren olanla da badam azlar ve bu badam azlk lsn
de de, olayrglerinin tipolojisinde nem li rol oynarlar. Bu
tipoloji iki eksen stne kuruludur: karakterlerde soyluluk
ve bayalk, m utlu ya da m utsuz son. O las birleim lerin
aamalanm asn dzenleyen de trajedilere zg bu iki heye
30 J. Redfield yle der: "Pathos/nr ve renm e bizim iin iyi ku m lu b ir anlatnn zel
deerim oluturur. Aristoteles'in heyecan ile renm enin bu birleimini lam olarak
katharsis diye adlandrdndan kukuluyum " (a . g . y s. 67).

96

Zaman ve Anlat

candr: "nk biri -a c m a - layk olmad m utsuzlua d


en kiiye kar; br -k o rk m a - bize benzeyen kiinin m ut
suzluuna kar duyulur" (53 a 3-5).
Son olarak yine bu trajediye zg heyecanlar, kahramann
erdem ve adalete en yetkin biimde ulamada bir "yanlg" [ha
ta 1 sonucu engellerle karlamasn zorunlu klar; onun m ut
suzlua dmesine yol aacak eyin erdemsizlik ya da ktlk
olmas da gerekmez: "Dem ek ki, geriye, bunlarn arasndaki ki
inin durumu kalr. Bu kii, erdem ve adalet bakmndan en
yetkin dzeye ulamamtr ama mutsuzlua srklenmesine
de erdemsizlii ya da ktl deil, bir yanlg (h am rlia) ne
den olm utur...31 (53 a 7 ve tesi). Bylece trajik yanlgnn
ayrt edilmesi bile, acma, korkma ve insan-olan sezme duy
gusunun cokusal niteliiyle meydana gelir32. Demek ki bura
da dngsel, dairesel bir bant vardr. Olayrgisnn kom
pozisyonu acma uyandran ve korku veren ara olaylar temsil
ederek heyecanlar arndrmakta; arndrlm heyecanla da tra
jik olann ayrt edilmesini dzenlemektedir. Korku veren ile
acma uyandran, dramatik doku iinde daha ileri gtrlemez.
Aristoteles de bu temay u szlerle sonulandrabilmektedir:
"airin uyandrmak zorunda olduu haz, temsil etme etkinlilii araclyla {dia) acma ve kokudan geldiine (apo) gre, ai
rin bunu, dzenlemesini yaparken {empaieieon) olaylarn iine
{en) yerletirmesi gerektii aktr33." (53 b 12-13)
31 H am ariia (yanlg, ha kl uyum suzluun bir u noktas deildir yalnzca; trajedi
nin incelenm esine en st derecede katkda bulunur. H ak edilm em i bahtszl
sorunsallatrr. T rajik yanlgy yorum lam ak "kiiltiiriin g l yan lan ile z a y f yan
larnn aratrm asn yapan" trajedinin grevidir (Redfield, a.g.y., s. 89). iirsel ya
ptn bir kltrn "ileyi bozukluklar"n (ay.y., s. 111, n. 1) ortaya karm adaki
rol konusuna ileride yeniden deineceiz.
32 Else hakl olarak bir ayrt etm e olaynn bizi yarglayc kii durum una getirdii
ni de vurgular: Ama bizlerin, yarglarn, yasalara uyulm asn denetleyen grev
liler olarak deil, ayn zam anda yanlabilen insan dostlar olarak verdiini belir
tir. Dem ek ki, acm a ile korkm a'dan arndrm a, sulam a ve tiksinm enin yerini
alm aktadr. A rndrm a ilem ini yapan bizler deil, olay rgsdr (a.g.y., s. 437).
Yukarda szn ettiim iz trajedideki yanlg ve tannma arasndaki ba ile kar
lam aktayz burada. Katlarsis, yapnn ynettii ve doruk noktasna tannm a
da ulaacak, btnl olan bir sretir.
33 Golden sz konusu blm yle verir (a.g.y., s. 23.); " M adem ki air hazz , taklit yo
luyla (d ia) ncnm'dan ve korku dan kalkarak (apo) yaratmak zorundadr, o zaman bu ile
vin olaylarn iinde oluturulmas (en tois pragmasin empoieteon) apak bir gerektir.
Else'in yorumuysa yledir; 'yapln, heyecanlar d n d a oluturulmas yoluyla'".

Olayrgletirme

97

Aristoteles'in, kendi trajedi modelini bal kld, koullan


giderek artan zorunluluklar ite bunlardr. imdi artk Aristote
les'in trajedideki olayrgsniin zorunluluklarn artrarak m o
delini daha gl ve daha snrl bir biim e dntrp dn
trmedii sorulabilir34 .

4. iirsel biimlen(dir)menin kalk noktas ile var noktas


Poetika'y okumada ilgi alanmn ikinci merkezini olutu
ran mimesis sorununu yeniden ele alp bu konuda bir sonuca
varmak istiyorum. nk, bu sorun bana "eylem in taklit edil
mesi (ya da temsil edilmesi)" ve "olaylarn dzenlenm esi" de
yilerinin edeerli olarak kullanlmasyla sonuca balanacak
gibi grnmyor. Ama bu, sz konusu eitlikten herhangi bir
eyin sklp alnmas gerektii anlam na da gelmiyor. Mimcsis'm ar basan anlamnn dorudan doruya mythos ile yakn
lamasyla belirginleen anlam olduunda bir kuku yoktur:
Eer mimesis'i taklit etm e olarak evirmeyi srdrrsek, nce
den var olan bir gerein kopya edilmesinin tam tersini anla
mak ve yaratc taklitten sz etmek gerekir. Eer mimesisi tem
sil etme olarak evirirsek, bu szckten var olmann herhangi
bir yinelenmesini (Platoncu mimesis kavram ndan hl bekleye
bileceimiz gibi) deil, kurmacamn alann aan kopmay anla
mamz gerekir. Szck zaanats eyleri deil, yalnzca nere
deyse eyler gibi olanlar retir, sanki eyler gibi olanlar icat
eder. Bu bakm dan, Aristoteles'in mimesis terimi, bugn bizlerin kulland szcklerle belirtecek olursak, yaznsal yaptn
yaznsalln kuran deimenin, kopuun amblemidir.
34 XVIII. blm deki "d m " (dcsis) ile "d m n z m " (/ysis) arasndaki ay
rm konusunda b ir yorum getirm ediim fark edilm itir. A ristoteles'in dm
evresi iine olayrgs "d " olaylar katyor olm ast gerei, bu ayrm hem
karm ak olayrgsnn teki zellikleriyle ayn dzlem e yerletirm em em iz,
hem d e btn ltleri " i " l tler olan olayrgsnn ayrc b ir zellii ola
rak deerlendirm em em iz gerektiini dndrr. Bu nedenle, s z konusu
zm lem enin aporilerinden kant karacak olan, anlatnn kapall kavramna
ilikin b ir eletiri (bkz. nc blm ), ancak evresel, bad ak olm ayan ve
hatta A ristoteles tarafndan ok sonradan eklenm i bir kategori d zeyine ular
(Else, n.g.y., s. 520), am a olayrgs kavram nn ekird eine ulaamaz.

98

Zaman ve Anlat

Oysa mimesis ile mytlos arasndaki eitlik, mimesis prakses


deyiminin anlamn tam olarak doldurmaz. Kukusuz, bizim
de yaptmz gibi, tamlayan nesne durumunu, taklit etmenin
(ya da temsil etmenin) noematik ballak esi olarak kurabi
lir ve bu ballak eyi Aristoteles'in, mimesis'in nesnesi ola
rak niteledii "olaylarn dzenlenii" deyiinin btn ile eit
klabiliriz. Ama praksis teriminin, hem etik1m stlendii gerek
alana, hem de poetika'nn stlendii imgesel alana ait olmas,
mimesis'in yalnzca bir kopma ilevi deil, ayn zamanda prati
in alannn mythos tarafndan "eretilem eli" olarak dnt
rlme statsn aka hazrlayan balant ilevini de tad
n gsterir. Eer durum tam olarak byleyse, mimesis teriminin
anlam iinde, iirsel kompozisyonun kalk noktasna doru
yaplan bir gndermeyi de korumak gerekir. Ben bu kalk
noktasn mimesis I olarak adlandryor ve onu temel ilev ola
rak kalan mimesis Il'den yani yaratma olarak mimesis'ten ayrt
ediyorum. Aristoteles'in metninde de, iirsel kompozisyonun
kalk noktasna doru olan bu gndermenin deiik yerlerde
ki belirtilerini gsterebileceimi umuyorum. stelik u da var:
Anmsayalm ki, mimetik etkinlik olan mimesis, dinamizminin
hedefledii sonu, yalnzca iirsel metinde deil, ama ayn za
manda seyirci ya da okurda da bulur. Demek ki, iirsel kompo
zisyonun bir de var noktas vardr; mimesis III olarak adlan
drdm bu aamann belirtilerini de Poetika'nm metninde
aratracam. Bylece, imgeselliin yapt sramay, bulu
olarak mimesisin kalk ve var aamalarn oluturan iki ilem
le evrelemekle mythos iinde yer alan mimetik etkinliin anla
mn zayflattm deil zenginletirdiimi dnyorum. M i
metik etkinliin kavranabilirliii kendi dolaym ilevinden al
dn, bu ilevin de yeniden biimlendirme gcyle metnin
kalk aamasn metnin var aamasna ulatrmak olduunu
dnyorum.
Etik'in birbirine eklemledii eylem ile tutkularn anlalma
sna vaplan gndermeler Poetikada da yok deildir. Kukusuz
bunlar st rtl biim de yaplm gndermelerdir. Retorik
adl yapttaysa dorudan doruya metnin iinde gerek bir
"Tutkular Incolenmesi"ne de yer verilmitir. Aradaki fark anla

O layglecirm e

99

lr biimdedir: Retorik sz konusu tutkular iler; poetika ise


insana zg olan eylemde bulunmay ve ac ekmeyi [katlan
may] iire dntrr.
Bir sonraki blm, anlatsal eylemin ierdii eylem dzeni
nin anlalmas konusunda daha eksiksiz bir fikir verecektir.
Trajedi modeli, anlalsalhn snrl bir modeli olarak bile, ken
dileri de bu n-anlalmayla snrl olan aktarmalar yapmakta
dr. Baht dn evresinde ve yalnzca mutluluktan mutsuz
lua dnn evresinde dolanan trajedilerdeki mythos, eyle
min, deerli insanlar, her trl beklentiye karn, mutsuzlua
srkledii yollarn aratrlmasdr. Eylemin, erdemler aracl
yla, nasl mutlulua gtrdn reten etie elik eder.
Ayn anda da eylemle ilgili n-bilginin yalnzca etik zellikleri
ni kendine aktarr35.
Bir kere air ncelikle, canlandrd kiilerin "eylem de bu
lunanlar" (48 a 1) olduunun; "karakterlerin, eylemde bulu
nanlarn nasl kiiler olduklarn bclirtem eye yaradnn" (50 a
4) ve "bu kiilerin de zorunlu olarak soylu ya da baya olduk
larnn" (48 a 2) her zaman bilincindedir. Trnak iinde verdii
miz bu son alntnn ardndan gelen ayra iindeki tmce etikle
ilgili bir tmcedir: "Karakterler hemen her zaman yalnzca bu
iki tipe baldr; nk karakter sz konusu olduunda, btn
insanlardaki farkllklarn temelini bayalk ve soyluluk olu
turur" (48 a 2-4). "Btn insanlar" ipanies) deyii Poetika'dakt
imesis l'in belirtisidir. Karakterlerle ilgili blmdeyse (blm
XV), "tem sil etmenin konusu olan kii" (54 a 27), etik asndan
deerlendirilen insandr. Etik nitelendirmeler gerein kendi
35 J. Redfield etik ile poetika arasndaki bu ba iistiind e srarla durur; sz konusu
ba her iki daln ortak olarak kulland praksis ("ey lem ") ile etlos ("karakter
ler") terim leriyle grnr biim de salanm tr. Daha derinde de m utluluun
gerekletirilm esiyle ilgilidir. Gerekten de etik, m utluluu gciil (potansiyeli
biim iyle ele alr: Burada onun var olu koullann, yani erdem lerini inceler;
ama ba, m utluluun erdem leri ve koullar arasnda rastlantsal zellikli olarak
kalr. air olayrgiilerini olutururken, bu olum sal ba anlalr klar. Buradan
u apak paradoks ortaya kar: "Kurmaca gerek d m utluluk ve m utsuzluk konu
sundadr, am a bunlar da edim sellem i halleriyle ele alr" (a.g.y., s.63). Bunun karl
olarak da anlatm ak, m utluluk ile, tragedyann tanm nda ad belirtilen yaam
hakknda "bilgi verir": "(tragedyaI insanlarn deil, eylem in, yaam n ve m utlu
luun taklididir (m utsuzluk da eylem in iinde y atar)" (50 a 17-18).

100

Zaman ve Anlat

sinden gelir. Taklit etmeye ya da temsil etmeye bal olansa/ tu


tarl olmann mantksal gerekliliidir. Ayn anlay dorultusun
da, tragedya ile komedyann da u adan birbirinden farkl oldu
u belirtilmitir: "Biri gnmz (ton nun) iasanlanndan daha k
tlerini, bryse daha iyilerini temsil etmek ister" (48 a 16-18):
Bu da mimesis I'in ikinci belirtisidir. Demek ki air, karakterlerin
eylem yoluyla dzeltilebileceini ya da bozulabileceini bilmekte
ve nceden kabullenmektedir: "Karakterler eylem iinde bulu
nanlarn nasl kiiler olduklarn belirtmeye yarar" (50 a 6)36.
Ksacas, etikten poetikaya doru gerekleen "m im etik yer
deitirm e"den, yar-eretilemeli "dntrm e"den sz edebil
mek iin, mimetik etkinlii yalnzca bir kopma olarak deil de
bir ba olarak dnmek gerekir. Mimesis I'den mimesis H'ye
doru gerekleen devinimin kendisidir bu mimetik etkinlik.
Nasl mythos szcnn sreksizlii belirttii konusunda bir
kuku yoksa, praksis szc de, iki yanl ballyla, eylemin
iki dzeni arasnda, yani etik ile poetika arasnda sreklilii
salar37.
zdelik ve ayrlk bantsnn bir benzeri de Retorik
H'de geni bir betim lem esi yaplan pathos'lar ile tragedya sa36 leride (nc bolm , li. allblm ) C laude Brem ond'un b dzelt(il)m e ve
boz(ul)m a kavram larn kendi ortaya att "anlatsal olaslklar m ant" iinde
nasl kullandn greceiz. Dupont-Roc ile Lallot'nun u grlerine de baka
biliriz: Onlara gre etiin eylem ve karakterler arasnda dzenledii ncelik ba
ntsn loctikn tersyz etm itir; etikte birinci srada yer aldm syledikleri ka
rakterler, poetikada ikinci sraya derler; "eylem i srdren ile eylem arasnda
ki ncelik bantsnn tersyz oluu, dorudan doruya dram atik iirin eylemin
temsili olarak tanm lanm asndan ileri gelir (s. 196; ayrca bkz. s. 202-204). Ama
Else'in belirttiklerine (ad 48 a 1-4) katlp diyebiliriz ki, etik asndan da karak
terlere ahlak deerlerini veren eylem dir. N e olursa olsun, ileri srlen bu ters
yz olu, Poetiktinn tersine evirdii ncelik dzeni, tersyz olu tarafndan ko
runm am olsayd, nasl alglanabilirdi ki? Dupont-Roc ile Lallot da bunu kabul
edecektir kukusuz: O nlara gre, m im etik etkinliin konusu, yalnzca bu b
lm de deil, belki de kitabn sonuna kadar, ikili anlam n yani m odel-nesne
(taklit edilen doal nesne, konu) ve kopva-nesne (insann yaratm olduu nes
ne) olma anlam n koruyacaktr. 48 a 9 ite ilgili olarak yle dem ektedirler: "M i
m etik etkinlik (tem sil edenler) iki nesne, yani m odel ile kopya arasnda, karm ak
bir iliki kurar; bir tek ve ayn hareketle hem benzerlii ve ayrl, hem zd e
lem eyi ve dnm eyi ierir" (s. 157).
37 Bir tek kiinin yaam nda grlen ve hibir bakm dan btn ve tek bir eylem
oluturm ayan ey lem lerden sz eden 51 a 16-20 bu adan ilgintir.

Olayrgk-tirme

101

natrm, olayrgsniin bir " e"si durum una getirdii (52 b


9 ve tesi) pathos -"id d etli e tk i" - arasnda da grlebilir ku
kusuz.
Etiin poetika iinde canlann ya da ortaya kn bel
ki daha da ileri gtrm ek gerekir. air, kendi kltr varl
iinde yalnzca pratik alann rtk bir kategorilem esini deil,
bu alann ilk kez anlatya dntrlm biim ini de bulur.
Olayrglerini desteklemek iin kiilerine rasgele adlar ver
mi komedya yazarlarndan farkl olarak, tragedya airleri
eer "gerekten yaam (geom enn) kim selerin adlarm kul
lanm larsa" (51 b 15), yani, gelenekten yararlanm larsa, bu
nun nedeni gereebenzer olann -n esn el zellik - ayrca inan
drc (pithanon, 51 b 16) -zn el zellik - olm asnn da gereklili
idir. Demek ki, gereebenzer olann m antksal balants
kabul edilebilir olana zg kltr zorunluluklarndan koparlamaz. Kukusuz, sanat, burada da, bir kopmaya [krlmaya]
iaret etm ektedir: "[air] gerekten olm u (gnonena) olaylar
stne bir iir yazsa da, airliinden bir ey yitirm ez" (51 b
29-30). Ama, aktarlan m itler yoksa, iirsel olarak dntr
lecek bir ey de yoktur. Kim diyebilir ki, air, m itlerden edini
len tkenm ez iddet ban trajik etkiye dntren kiidir?
Ve gciil haldeki bu trajik e, baz byk slalelerle (Atreus
oullar, Oidipus ve y aknlar...) ilgili olarak anlatla gelen
yklerde deilse peki nerede bulunur en youn biim de?
Demek ki, baka yerde iirsel eylem in zerkliine son derece
dkn olan A ristoteles'in, burada aire, korku veren ile ac
ma uyandrann gerecini bu hzineden alm ay srdrm esini
tlemesi bir rastlant deildir38.
airin, dzenlemi olduu olayrglerini aktarlm yk
lerden -iste r gerekten yaanm olsunlar isterse de gelenein
hzinesinde var olmu olsunlar- ayrt etm esini salayan gereebenzerlik ltne gelince, bunun salt iirsel bir "m antk"
38 J. Redfield gelenein aktard kahram andk) yk lerinin, tanrlarn yklerin
den farkl olarak, bazen stesinden gelinen, ou zam an da katlanlan ykm ve
ac dolu yk ler olduunu gzlem ler (a.g.y., s. 31-35). Bunlar sitelerin kurulu
undan d eil ykm ndan sz ederler. Destan airi aralarnda " n l " olan kiiyi,
kleasu alr ve yazdklaryla onu antlatrr. Tragedya airi d e bu kaynaktan ya
rarlanr am a u koulla: "y k ler aktarlabilir, olayrgleriyse asla" (s. 58).

102

Zaman ve Anlat

iinde yer alp almad konusunda kuku duyabiliriz. "nand


rc" olanla balants konusunda yukarda yaptmz telmih,
inandrcln da bir lde edinilmi olduunu sezdirir. Ama
bu sorun daha ok benim imdi ele alacam mintesis III sorun
salna balanr.
lk bakta, iirsel kompozisyonun var noktasyla ilgili ola
rak Poelika'dan beklenecek pek az ey vardr. Sylem dzenini
bu sylemin dinleyiciler stndeki etkisine balayan Retorik1ten
farkl olarak, Poetika yaptn seyircilere iletilmesiyle ilgili belirgin
hibir dikkat gstermez. Hatta yer ver, [dramal yarmalarnn
[gsterilerinin] dzenlenmesiyle ilgili snrlamalar (51 a 7) kar
snda, daha ok da sradan seyircilerin kt beenileri (blm
XXV) karsnda gerek bir sabrszlk hissedilir. Demek ki, yap
tn almlanmas Poetika'nn nemli bir kategorisi deildir. Poetika,
kompozisyona ilikin bir incelemedir ve iinde, bu yapt almlayacak kii hemen hemen hi gz nne alnmamtr.
imdi mimesis III bal altnda bir araya getireceim akla
malar, Poetika'da ok ender olarak getikleri iin ok deerlidir
ler. Asl vurguyu metnin i yaplarna ynelten bir poetikanm,
metnin kapall iinde kalma olanakszlna tank ederler.
yle bir izgi izlemek istiyorum: Poetika yapdan deil, ya
plandrmadan sz eder; oysa yaplandrma seyircide ya da
okurda tamamlanacak olan ynlendirilmi bir etkinliktir.
Daha balangta, poiesis [iir] terimi dinamizminin dam ga
sn Poetika'daki btn kavramlara vurur ve onlar birer ilem
kavramlarna dntrr: imesis bir temsil etme etkinliidir;
syslasis (ya da syntlesis) olaylar sistem halinde dzenleme ile
midir, sistemin kendisi deildir. te yandan, poiesis'm dinam iz
mi (d/namis) Poetika'nn daha ilk satrlarndan balayarak, ta
mamlanma koulu olarak hedeflenmitir (47 a 8-10); VI. blm
de, eylemin, sonuna (teleios) kadar gtrlmesini gerekli klan
da bu dinamizmdir. Kukusuz, burada sz konusu olan, yap
tn ve m/thos'uum tamamlanmasdr. Bu da ancak, tragedyaya
zg "zel haz" (53 b 11) ile dorulanr: Aristoteles bunu tra
gedyann ergou (52 b 30), "tragedyann zel etkisi" olarak ad
landrr (Golden, a.g.y., s. 21'de bunu ngilizce'ye tle proper
fnction [zel ilevi olarak evirmitir). Aristoteles'in metninde

O layrglet irine

103

tnimcsis lll'e ilikin btn aklam alar, bu "zel h az"la ve


onun yaratlm a koullaryla ilgilidir. Bu hazzn hem yaptta
nasl olutuunu hem de yaptn dnda nasl gerekletiini
gsterm ek istiyorum . Sz konusu haz, yaptn iini da bala
makta ve d ile i'in bantsnn diyalektik biim de incelen
mesini gerektirm ektedir. Oysa modern poetika [yaznbilim]
byle bir banty hzla basit bir ayrm a indirgem ekte, bunu
da dil-d olarak kabul edilen her eyi gstergebilim in szm ona yasaklam olmas adna yapm aktadr39. Sanki dil kendi
ontolojik iddetiyle her zaman, kendi dna atlm azm gibi!
Etik'te yaptn ii ile dn dzgn biim de eklemlememizi
salayacak iyi bir klavuz vardr. Haz kuram dr bu. Aristote
les'in Nikomnkhos'n Etik'in VII. ve X. kitaplarnda haz hakkn
da sylediklerini, yani hazzn engellenm em i bir eylemden
doup tam am lanm bir eyleme eklendii ve onu ek bir e
olarak talandrd grn yaznsal yapta uygularsak,
kom pozisyonun iteki amac ile alm lam ann dtaki amacn
ayn biim de eklememek gerekir40.
Gerekten de renme hazz metnin verdii hazzn ilk bilee
nidir. Aristoteles taklit etmeler ya da temsil etmeler karsnda
duyduumuz hazzn doal bir sonucu olarak grr onu. Taklitin
ya da temsilin verdii haz ise IV. blme ilikin olarak yapt
mz genetik zmlemenin de gsterdii gibi iir sanatnn doal
nedenlerinden biridir. Aristoteles renme edimiyle "her bir e39 Bir sonraki blm de kant gstererek su naca m bu konud aki tutum um H. R.
Jau ss'u n Patr e estlietique de ta rtfcefilion'daki (IF ran szca ev iril (Paris, G allim ard, 1978, s. 21-80) grlerine yaknd r. "H a z " ile ilg ili olarak bkz. ayn ya
zarn A esth elisch e Erfahrung und Literarische H erm en eutik (M nih, W ilhelm Fink
V erlag, 1977, s. 24-211) ad l yapt.
40 Yapt ile izleyicinin kar karya gelm esiyle oluan hazzn karma durumu, gste
rinin P oetika'da neden b u kadar deiken bir yer tuttuunu aklar kukusuz. Bir
yandan gsterinin "sanata tmyle yabanc olduu sylenir": "nk tragedya
amacn sahnede oynanm asndan ve oyunculardan bam sz olarak gerekleti
rir" (50 b 16). te yandan da gsteri tragedyann "blm ler"in den birini olutu
rur. Tem el bir e olm akla birlikte yine d e dlanam az, nk m etin bize grece
imiz bir ey verir, greceim iz bir ey verm ezse d e okuyacam z bir ey verir.
A ristoteles'in kuram m yapm ad okum a her zam an iin gsterinin yerini alabi
lecek eden baka bir ey deildir. nk, "yapt, bandan sonuna, bir bakta
grlebilm elidir" (59 b 19) diye tanm lanyorsa, bu durum da seyirciden ya da
onun yerini alabilecek okurdan baka kim onun "uygun uzunluk"ta olup olm ad
n deerlendirebilir ki? renm e hazz da "bak "tan geer.

104

Zam an ve A nlat

yin var olduu konusunda sonu karmak, yani u udur dedi


imizdeki gibi bir sonu karmak" (48 b 17) edimini badatrr.
Demek ki, renme hazz, tanma hazzdr. Seyircinin, Oidipus'ta, olayrgsiinn yalnzca kompozisyonuyla yaratt tme
li fark ettiinde, tandnda yapt da budur. Tanma hazz de
mek ki hem yaptn iinde olumu hem de onun tarafndan his
sedilmitir.
Bu tanma hazz da okurun, yaptn kompozisyonundan, zo
runluya ve gereebenzere gre ald hazzm rndr. Oysa bu
"mantksal" ltler de hem oyunun iinde oluturulmu hem de
seyirci tarafndan uygulanmtr. Aristoteles'in gereebenzer ile
kabul edilebilir -"in an d rc"- (Retorik1in temel kategorisi) arasn
da kurduu ilikiye daha nce uyumsuz uyumluluk konusunda
ki ar durumlar ilerken deinmitik. "Birinin, brnn arac
lyla" gereklemesi durumunda grlen nedenlilik zinciri ii
ne paradoksal'n katlmas gerektiinde ortaya kan bir durum
dur bu. Dahas tragedyann kanmas gereken akld'na (alogo), destan kucak atnda meydana gelen durumdur bu. O za
man da gereebenzer, gereebenzemezin basksyla kopma
noktasna kadar gerilir. u artc ilke hep aklmzda: "Olanak
sz ama gereebenzeri, olanakl ama inandrc olmayana yele
mek gerekir" (60 a 26-27). Bir sonraki blmde (XXV), Aristoteles
eletirmene "sorular"m zmnde yol gsterecek kurallar be
lirlerken, temsil edilebilir eyleri e ayrarak snflandrr: "eyle
ri ya olmu olduklar veya imdi olduklar gibi, ya sylendikleri
veya sanldklar gibi, ya da olmalar gerektii gibi [temsil et
mek]" (60 b 10-11). Peki imdiki (ve gemiteki) gereklik, genel
kan ve olmak zorunluluu, kolay ulalabilir inanlrlk dnyas
n belirtmiyorsa neyi belirtir ki? Burada tanma hazznm en gizli
glerinden biriyle, yani "inandrma" ltyle karlarz: Bu
ltn snrlan da toplumsal nitelikli imgeler evreninin smrlanyla ayndr11. Aristoteles inandrcy aka, gereebenzerin bir
nitelii haline getirmitir: Bu da iirde olanaklnn lsdr
("olanakl, inandrcdr", 51 b 16). Ama olanaksz -uyumsuzun
41 D upont-Roc ve Lallot yerinde olarak yle dem ilerdir: "nand rc olan seyirci
stndeki etkisi asndan ele alnan gereebenzerden baka b ir ey deildir;
dolaysyla da mmes's'in en son l l d r" (s. 382). [P. Ricoeriin m etinde, pa
rantez iinde verm i olduu bu ek bilgiyi, biz ngilizce evirideki dzeni dikka
te alarak, dipnota aktardk, .n.]

Ohyrglecirrne

105

u biim i- yapy tehdit ettiinde, inandrc kabul edilebilir du


rumdaki olanakszn ls durumuna gelmez mi? "iir bak
mndan, inandrc bir olanaksz, inandrc olmayana (olanakl ol
sa bile) yelenir" (61 b 10-11). "Genel kan" {ay.y.) burada tek yol
gstericidir: "Akld durumlar aklamak konusunda sylenen
lere bavurmak gerekir" (61 b 14).
Bylece, uyumsuz uyumluluun kendine zg anlalrl
(Aristoteles'in gereebenzer bal altna yerletirdii), doas
gerei, yapt ile seyircinin ortaklndan kaynaklanr. "nandr
c", yapt ile seyircinin kesimesinden doar.
Gerek anlamyla tragedyaya zg heyecanlar yine seyirci
de geliir. Zaten tragedyaya zg haz da korku ve acmann ya
ratt hazdr. Yapttan seyirciye doru uzanan devimin en iyi
burada yakalanabilir. Gerekten de bir yandan acma uvandran
ve korku veren -sfat olarak- myllos'un bir btn iinde bir ara
ya getirdii "olay"lar belirtir. Bu bakmdan, m/thos acma uyan
dran ve korku vereni taklit eder ya da temsil eder. Peki bunlar
temsil etme aamasna nasl getirir? zellikle bunlar olaylarn
dzenlenmesinden ekip kararak (ev). Demek ki, korku ve ac
ma olaylarn iine, kompozisyon araclyla sokulur: Kompozis
yonun da temsil etme etkililiinin szgecinden geirilmi olmas
gerekir (53 b 13). Dolaysyla seyircinin hissettii eyin ncelikle
yaptn iinde oluturulmu olmas gerekir. Bu adan, Aristote
les'in ideal seyircisi, bir "rtk seyirci"dir (VVolfgang Iser'in "r
tk okur'dan'12 sz ettii anlamda); ama bu "rtk seyirci" etten
ve kemikten olan, haz duyabilecek bir seyircidir.
Bu adan Else, Golden, James Redfield, Dupont-Roc ve Jean
Lallot'un katlarsis konusunda ayn yndeki yorumlarn be
nimsiyorum43. Katlarsis bir arnmadr -y a da Dupont-Roc ile
Lallot'nun nerdikleri gibi daha uygun olarak tem izlenm edirve merkezi de seyircidedir. zelliini de tragedyann verdii
42 VVolfgang ser, T h e hnplied Reader, Baltim ore ve L ondra, T he Joh n s H opkins University Press, 1974, s. 274-294.
43 G . Else y le der: A rnm ay gerekletiren ey, dorudan doruya taklit etm e
srecidir. O layrgs taklit olduuna gre, arnm a da olayrgs tarafndan
gerekletirilir. V I. blm de katlarsis'e telm ihte bulunulm as, bir eklenti deildir,
btn bir olayrgs kuramnn nceden kabullenilm esi dem ektir. Avn dorul
tudaki bir baka gr iin bkz.: Leon G olden, "Cntlmrsis" m addesi, Transactions
o f the A m erican Philological A ssociation. XLII1 (1962): 51-60. te yandan Jam es
Redfield d e yle yazar. " S an at... hiim i gerekletirdii l de b ir arnmadr...

106

Zaman ve Anlat

"kendine zg" hazzm acma ve korkudan kaynaklanyor ol


masndan alr. Demek ki, katharsis bu heyecanlarn zndeki
ac ekmenin hazza dnmesinden ibarettir. Ama bu znel
"sim ya", yaptn iinde de mimetik etkinlikle oluturulmutur.
Az nce belirttiimiz gibi, acma uyandran ve korku veren
olaylarn kendilerinin de temsil edilmi olmasndan kaynakla
nr. Oysa, heyecanlarn byle iirsel temsil edilmesi de kompo
zisyonun bir sonucudur. Bu adan, Dupont-Roc ve Lallot ile bir
likte yle demek arya kamak olmaz: Temizlenme ncelikle
iirsel yaplanma iinde oluur. Ben de, bir baka yerde, katharsis', tanma, hayalgc ve duyguyu birletiren eretileme yap
ma [metaforlatrmaj srecinin ayrlmaz bir paras olarak ele al
may nermitim44. Bu bakmdan, i ile d'n diyalektii doruk
noktasna katharsis'te ular: Yaptta oluturulmu olan katharsis
seyirci tarafndan hissedilir. Bu nedenle de Aristoteles katharsis'i,
her ne kadar ayr bir incelemeyle ele almamsa da, tragedyayla
ilgili olarak yapt tanmlama iine katabilmitir: "Tragedya ac
ma ve korkuyu temsil ederek (dia), bu tr heyecanlarn arnmas
n [temizlenmesini] gerekletirir" (49 b 28).
Aka belirteyim ki, Poetika'nn anlama sonucu duyulan
haz ile korku ve acmay hissetme sonucu duyulan hazza -b u
hazlar Poetikada bir tek doyumu oluturular- yapilan telmihler
yalnzca ninesis III kuramnn balatcs durumundadr: Bu
mimesis III kuram tam boyutlarna, yapt, okurun benimseyece
i bir dnyay gzler nne serdiinde balar. Bir kltr dn
yasdr bu. Yaptn var noktasyla ilgili bir gnderme [refe
rans] kuramnn temel ekseni demek ki iir ile kltr arasnda
ki bantdan geer. James Redfield'in de Nature and Culture in
iinkit yapt kapana ular, her y olm as gerektii gibidir, hibir ey eklenem cyecei
gibi hibir ej de ekip karlam az. Biiylece yapt bizi ar olm ay yoluyla ar olua gliiliir: ar olm ay biim sel sanatn guciiylc yakalanm ve almtr" (s. 161). Arnma,
sanatnn "ind irgem e" (Lvi-Slrauss'un terim idir bu) teknii kullanarak yapt
na biim verm esi lsnde bir tem izlenm edir: "Bu indirgemenin belirtisi sanatsal
kapallktr" (s. 165). nk yaznsal yaptn dnyas "bansz"dr (ay.y .) ve "tak
lit yaam ndaki sanat yaam daki kavranam az ola durum lar indirgem e pahasna kavra
nabilir klabilir" (s. 166). D upont-R oc ve Lallot da katharsisi Franszca'ya "p u ra
tion" [tem izlenm e, arnm a] olarak evirm i olm akla tamam yla hakldrlar (bkz.
bu konudaki yorum lar, s. 188-193).
44 "T he M etaphorical Process as Cognition Im agination, and Feelin g", Critical lyiry, The University of Chicago, cilt 5, say 1 (1978), s. 143-159.

Olayrgletirmc

107

the Iliaci adl yaptnda srarla belirttii gibi, bu iki terim arasn
da kurulabilecek birbirinin tersi iki iliki, ''iiiincii bir ilikinin
... altnda, yani airin kltrn yaratcs olmas asndan yortnlannaldr" (nsz, s. XI)45. Aristoteles'in Poetika's bu alana
hi girmez. Buna karlk ideal seyirciyi, daha dorusu ideal
okuru yerli yerine oturtur: Onun zeksndan, "arnm " heye
canlarndan, duyduu hazdan yaptla ve yaptn yaratt kl
trle balantl olarak sz eder. te Aristoteles'in Poetikas bu
zelliiyle hemen hemen yalnzca bulu [yaratma] olarak mimesise ilgi gstermi olmasna karn, mimetik etkinliin btn
boyutlaryla aratrlmasnn ilk admn oluturur.

45 Jam es Red field'in yaptnn tamam iirsel zeknn kltr etkilem esi tem a'syla
ynlendirilm itir. Kltrn tanm da u terim lerle verilm itir: "Seim', aba ve
bilginin uygulanm asndan farkl biitie yaplabilen eyler k lt r evrenini oluturur
lar" (a.g.y., s. 70). Doa ile kltr arasndaki kartlk tem eld e zorunluluk ile
olum sallk arasndaki kartlktan ibarettir: "D eerler ve norm lar eylem iislilm ie de
il aa (ereksel olarak) eylem kaynaklar iisliinde etkili olan zorunluluklardr" (s. 70)
"Zorunluluklar doa evrenini olutururlar; bunlar baka trlil yaplam ayan eylerdir"
(s. 71). Buradan da u sonu kar: Bir sanat yaptnn anlam , onun ancak klt
r etkilem esi iinde tam am lanr. J. R cdficld c gre, bu etki, zellikle so n n yara
tr: Drama deerlerin ve kltr norm larnn belirsizliinden doar: air gzleri
ni norm lara dikm i olarak seyircilere, norm dan sapm , sorun yaratan bir yk
sunar (s. 81): "Tragedya airi bu yolla kltrn snrlarn in celer... Tragedyada k l
trn kendisi sorunsal hale gelir" (s. 84). Dramadnn nceyse, destan, bu ilevi
"ep ik uzaklk" sayesinde uygulam tr: "D estan, kahram anlk dnyasn, kendileri
d e bir baka sradan dnyada yaayan okurlarna betimler" (s. 36). air retm e yetki
sini kullanm aya seyircilerine yn deitirtm ekle balar; ardndan onlara kendi
kahram anlk trklerinin ykma uram as ve allak bullak olm as tem alarnn
dzenli bir biim de tem silini sunar. Ama yaam n ikilem lerini zem ez. Nitekim
ilyada'da uzlam aya yol aacak hznl trenin ibir anlam yoktur ama her
trl sava giriim inin d e anlam szln belirgin klar: "D rama sanat yaam daki
ikilem ler ve elikilerden doar, am a ikilem leri zm ek iin hibir vaatte bulunm az; ter
sin e tragedya sanat, en yksek biim sel yetkinliini, bize bu ikilem lerin evrensel, inan
drc v e gerekli olduunu aklad anda ulaabilir (s. 219). iir (insanlar) zevk de
il, kavranabilirlik sunar" (s. 220). 13u hak edilm em i, am a trajik hatayla artm ac
ekm enin en st n rneid ir: "K ltr sorunu tragedya karakterlerin in hak etm e
dikleri ac araclyla bizlere ulatrlr" (s. 87). U yum suzluun kr noktas olan ham arlia Iyanlg | da "tragedya yoluyla retm e"n in d e k r noktasdr. Bu adan
sanat "kltrn yadsnm as" olarak adlandrm a riski d e gze alnabilir (s. 218223). Yaptm zn drdnc blm nde, Hans R obert Jau ss'tan yararlanarak,
yaznsal yaptn bir kltrn yaanm lm sorunsallatrm as ilevi stnde
yeniden duracaz.

Zaman ve Anlat
l Mimesis

imdi sra nceki iki bamsz incelemeyi birletirmeye ve


u temel varsaymm snamaya geldi: Bir yky anlatma et
kinlii ile insan deneyiminin zamansal nitelii arasnda salt
rastlantsal deil de kltrlerar (kltrler tesi] bir gereklilik
biimi sunan bir ballam [karlkl bir bant] vardr. Ya da
yle diyebiliriz: Zaman, bir ykleme [anlatma] biimine gre ek
lemlendii lde insana zg zamana dnr; anlat da zamansal
varoluun bir koulu olduunda tam anlamna kavuur.
A ugustinus'un . tiraflar'ndaki zaman zm lem esi ile
A ristoteles'in Poelika'snda olayrgsii zm lem esi arasn
daki byk kltr uurum u, her trl sorum luluu stlene
rek ballam eklem leyen ara zincirleri oluturm aya zorlad
beni. Aslnda, daha nce de belirttiim iz gibi, A ugustinus'a
gre zaman deneyim inin paradokslar, bir yk anlatm a et
kinliine hibir ey borlu deildir. Bir dizenin ya da bir ii
rin ezberden sylenm esiyle ilgili ayrcalkl rnek, paradoksu
zm ekten ok, daha da iddetlendirm eye yarar. te yan
dan, A ristoteles'in olayrgs zm lem esi de onun yalnz
ca fizikten kaynaklanan zam an kuram na hibir ey borlu
deildir. Hatta, dahas, Poetika'da, olayrgletirmenin "m an t
", balang, orta ve sonu gibi kavram lar ierse bile, ya da
olayrgsnn yaylm ya da uzunluu stne bir sylem e

Zaman ve Anlat: l Mimesis

109

ynelse bile, zam an konusunda her trl dncenin nn


keser.
D olayma vermeyi dndm yaplandrm ay zellikle
yaptn balyla adlandrdm: Zaman ve Anlat. Kukusuz ara
trmann bu aamasnda, gelitirilmesi, eletirilm esi ve gzden
geirilmesi gereken bir taslak sz konusu ancak. Gerekten de
buradaki inceleme, yaptn ikinci ve nc blmlerindeki da
ha teknik incelemelere yol aacak olan, tarihsel anlat ile kur
maca anlat arasndaki temel ayrm ele almyor. Oysa, btn
abamn en ciddi sorgulamalar gerek gereklik iddias dzle
minde gerekse sylemin i yaps dzlem inde, bu iki alann ay
r ayr aratrlmasndan kaynaklanacak. Dolaysyla bu aratr
mada sunulan taslak, yaptn sonraki blm lerinde snanacak
olan savn indirgenmi modelinden baka bir ey deildir.
Zaman ile anlatnn dolayanna ilikin aratrm ann ipucu
olarak, yukarda deindiim ve Aristoteles'in Poetika'sn yo
rumlarken bir blmyle akladm, minesis'in an' arasn
daki eklemlemeyi aldm: Bu anlar da, ciddi bir oyun anlay
iinde minesis I, minesis II, minesis III olarak adlandrdm. Mimesis /J'nin, zmlemenin temel esi olarak kabul edildii
grndeyim. Bu aama dnm [kopma] noktas ilevini st
lenmekle, iirsel kompozisyonun dnyasn aar ve daha nce
de belirttiim gibi, yaznsal yaptn yaznsalln kurar. Ancak
benim ileri srdm sav udur: Olayrgletirm eyi oluturan
biimlendirme ileminin anlam, minesis I ile minesis III diye
adlandrdm ve minesis U'nin kalk ve var noktalarm olu
turan iki ilem arasndaki durumundan kaynaklanr. Bunu sy
lerken de minesis Il'nin, kavranabilirliini kendi dolaym yete
neinden aldn, yani kalk noktasn metnin var noktasna
tayabilmesinden, biimletirme gcyle kalk noktasn van
noktasna dntrebilm esinden aldn kantlam aya alyo
rum. Bu sav ile metin gstergebilimine ilikin olduunu dn
dm sav karlatrma iini, yaptn kurmaca anlatya ayr
dm blm ne [nc blml brakyorum. Metin gsterge
bilimine gre, bir metin bilimi yalnzca minesis Il'nin soyutlan
masyla kurulabilir ve metnin kalk ile varn dikkate alma
dan yaznsal yaptn yalnzca i yasalarn inceleyebilir. Buna

110

Zam an ve A nlat

karlk, bir yaptn yaay, davran ve ac ekmenin [katlan


mann] saydam olmayan temeli stnde ykselmesini salayan
ilemleri yeniden oluturmak da yorumbilimin grevidir: Bu
ilemler sayesinde oluan yapt bir yazar tarafndan bir okura
sunulur; onu almlayan okurun davran biimi de bylece de
iim geirmi olur. Gstergebilim iin, ilemsel nitelikli tek
kavram, yaznsal metin kavramdr. Ama buna karlk, yorumbilim, pratik deneyimin kendini, yaptlar, yazarlar ve okurlarla
gstermesini salayan ilemler yayn btnyle yeniden olu
turma kaygsmdadr. Yorum bilim , mimesis Il'yi mimesis 1 ile mimcsis III arasna yerletirmekle yetinmez. Mimesis Il'yi dolaym
ileviyle nitelendirmek ister. Demek ki burada asl sz konusu
olan ey, metinsel biimleniin, pratik alann n-biimlendirilmesi ile yaptn almlanmas sonucu ortaya kan yeniden-biimlendirilmesi arasndaki dolaym salad somut sretir.
Bununla ilikili olarak, zmlemenin sonunda, okurun, edi
miyle, yani okuma eylemiyle, mimesis I'i mimesis II araclyla
mimesis IH'e balayp btnleyen en yetkin ilemci olduu g
rlecektir.
Olayrgletirme dinamiinin byle bir bak as iine
yerletirilmesi, bana gre, zaman ile anlat arasndaki bant
sorununun anahtardr. Zaman ile anlat arasndaki dolaym.
ilikin balang sorunundan mimesis'in evresinin zincirlenii gibi yeni bir soruna geerek, bir sorunun yerine bir bakasn
koymu olmuyor, yaptmn btn stratejisini ikinci sorunun
birinci soruna balanmas stnde temellendiriyorum. Zaman
ile anlat arasndaki dolaym mimesis biimi arasndaki ba
lanty salayarak kuruyorum. Zaman ile anlat arasndaki do
laym da minesis'in evresinden gemektedir. Ya da bir baka
deyile yle diyebilirim: Zaman ile anlat arasndaki bant
sorununu zmek iin nce gelen pratik deneyim evresi ile
sonra gelen evre arasna olayrgletirmenin oynad arac ro
ln [dolaym ilevini] yerletirmem gerekir. Bu adan benim
bu kitaptaki kantm [argmanm], zaman ile anlat arasndaki
dolaym, olayrgletirmenin mimesis sreci iindeki arac ro
ln kantlayarak kurm ak olacaktr. Aristoteles, daha nce gr
dmz gibi, olayrgletirmenin zamansal zelliklerini tan

Zaman ve Anlat: l Mimcss

111

mazlktan gelmiti. Ben sz konusu zamansal zellikleri metinsel biimlendirme ediminden alp kartacam ve olayrgletirme zamannn oynad dolaym roln gstermeye alaca
m: Yani, pratik alanda nceden tasarlanm [n-biimlendirilmi] zamansal zellikler ile zamansal deneyimimizin bu olu
turulmu zamana dayanlarak yeniden-biimlendirilm esi ara
snda olayrgletirm e zamannn oynad arac rol aklaya
cam. Demek ki, nceden tasarlanm [n-biinlendirilmi] bir za
mandan yeniden-biimlendirilmi bir zamana uzanan yolu, belli bir
biime, bir grnm e brnm [metinse! grnm kazanm] za
man araclyla, dolayanyla izliyorum.
Bu aratrmann ufkunda anlatma edimi ile zamansal varo
lu arasndaki ksr dngye ilikin eletiri kendini gstermek
tedir. Bu ksr dng, btn abam ok byk bir gereksiz yi
nelemeden [totolojiden] baka bir ey olmamaya mahkm mu
etmektedir? Bu eletiriden, birbirinden olabildiince uzaktaki
iki kalk noktasn seerek syrlr gibi grndk: Augustinus'ta zaman ile Aristoteles'te olayrgletirme. Ama bu iki u
nokta iin bir ara yol aramakla ve olayrgletirm e ile yaplan
drd zamana bir dolaym rol vermekle, sz konusu eletiri
yi yeniden glendirmi olm uyor muyuz? Zamansallm dile
tanmas olay, ancak, dilin, zamansal deneyimi belli bir gr
nme brndrp yeniden biimlendirmesi lsnde olanak
ldr gibi bir savn dngsel [dairesel] niteliini de yadsmyo
rum. Ama buradaki altblmn sonuna doru, dngnn t
kenmi bir gereksiz yinelemeden baka bir ey olabileceini
gstermeyi umuyorum.

1.Minesis I
iirsel kompozisyonun zamansal deneyimimizin olutur
duu alandaki yenilik yaratma gc ne olursa olsun, olayrgsnn kompozisyonu eylem dnyasnn bir n-kavran iine,
yani eylem dnyasnn kavranabilir yaplar, simgesel kaynak
lar ve zamansal nitelii iine yerleir. Bunlar, indirgenmi ol
maktan ok betimlenmi zelliklerdir. Bu adan, kapal bir di-

112

Zam an ve A nlat

zelge oluturmalar gerekmez. Ama yine de, bu zelliklerin d


km, dzenleni asndan kolaylk salayan bir gelime gs
terir. nce unu belirtelim: Olayrgsiinn bir eylemin taklidi
olduu gerekse, bu durumda, bir n yetenein edinilmesi ge
rekir: Eylemi genel olarak yap zellikleriyle saptayabilme yete
nei. Eyleme ilikin bir anlamsal dzen de bu birinci yetenein
zelliklerini belirgin klar. te yandan, eer taklit etmek, eyle
min eklemlenmi bir anlamn hazrlamaksa, bu durumda ikinci
bir yetenek gerekir: Eylemin simgesel dolayunlan diye adlandr
dm zellikleri saptayabilme yetisidir bu. Buradaki simge[sel]
terimini, Cassirer'in klsikletirdii ve baz rneklerini alp kul
lanacam kltr antropolojisinin de benimsedii simge [sem
bol] anlamnda kullanyorum. Son olarak da unu belirteyim:
Eyleme zg bu simgesel eklemleniler daha ok zamansal zel
likler tarlar: Buradan da dorudan doruya eylemin anlatlabilme yetenei ve belki de eylemi anlatma gereksinimi doar.
Heidegger'in yorumsal fenomenolojisinden yapacamz bir ilk
aktarma bu nc zellie elik edecektir.
imdi bu zellii, yani yapsal, simgesel ve zamansal
zellikleri srayla ele alalm:
Olayrgletirmenin yaratt kavranabilirlik, ilkin, eylem
alann fiziksel hareket alanndan yapsal olarak ayrt eden kav
ramsal a anlaml biimde kullanabilme yeteneimiz iine yer
leir1. Eylem kavram deil de kavramsal a diyorum, nk
unu vurgulamak istiyorum: Eylem terimi, bir kimsenin yapt
ey gibi dar bir anlamda ele alndnda, btn kavram anda
ki teki terimlerden herhangi biriyle birlikte kullanlabilme ye
teneinden tr farkl bir anlam kazanr; Eylemler am alar ie
rirler, bu amalarn ncelenmesi, ngrlen ya da nceden sy
lenen herhangi bir sonula kartrlamaz ama eylemin bal ol
duu sonucu balatr. Eylemler, ayrca, herhangi bir kimsenin
bir eyi niin yaptn ya da yapm akta olduunu aklayan
nedenlere de gnderirler: Bunu da, sz konusu durumu, bir fi
ziksel olayn bir baka fiziksel olaya yol amasna neden olan
1 Bkz. P. Ricceur, "L e Discours de l'actio n ", La Semmtije de l'aclion [Paul Ricoeur
ve Fcnom enoloji M erkezi], Paris, C.N .R.S. Yay., 1977, s. 3-137, zellikle 21-63.

Zaman ve Anlat: l Mimesis

113

eyden aka ayrt etmemizi salayacak biim de yaparlar. Ey


lemleri gerekletiren edenler de vardr: Bunlar kendi eserleri ya
da kendi ileri olarak kabul edilen eyleri yaparlar ya da yapabi
lirler: Dolaysyla, bu edenler, eylem lerinin baz sonularndan
sorumlu tutulabilirler. Szn ettiim a iinde, "neden?" so
rusuyla alan sonsuz geriye gidi, "kim ?" sorusuyla alan
sonlu geriye gidile badamaz zellikli deildir. Eylemi ger
ekletiren edeni saptamak ve ona birtakm nedenler yklemek
ek ilemlerdir. Ayrca, bu edenlerin kendi yaratmadklar ancak
yine de pratiin alanna giren durum larda eylem e getiklerini
ve bu eylemin gerektirdiklerine katlandklarn [ac ektiklerini]
dnyoruz: yle ki sz konusu durum lar tarihsel ilevi olan
edenlerin giriimlerini fiziksel olaylarn ak iine yerletirip
snrlar ve onlarn eylemlerine elverili ya da elverisiz koullar
sunar. Sz konusu giriim de unu ierir: Eyleme gemek de
mek, bir edenin ne yapabileceini -"te m e l eylem " olarak- ve
gzleme bavurmakszn neyi yapabileceini bildiini kapal
bir fizik sisteminin balang evresiyle aktrmak demektir2.
Ayrca, eyleme gemek, her zaman bakalaryla "birlikte" ey
lemde bulunm ak demektir: Etkileim de ibirlii, yar ya da
mcadele biimini alabilir. Etkileimin olumsallklar yardm
ya da rekabet zelliklerine gre dem ek ki durum larn olumsal
lklaryla birleir. Son olarak, eylemin k yolunun [sonucu
nun], mutlulua ya da mutsuzlua uzanan bir baht dn ola
bileceini de belirtelim.
Ksacas bu terimler [eler] ya da onlarla balantl daha
bakalar, eyleme ilikin "n e", "ned en ", "k im ", "nasl" "kim
ile", ya da "kim e kar" biiminde sm flandrlabilecek sorulara
verilen yantlarda ortaya kar. Ama kesin olan udur ki, sz
konusu terimlerden birini ya da brn, soru ve yant iinde
anlaml biimde kullanmak, bu terimi ayn btnn herhangi
bir baka esine balayabilirle becerisini gsterebilmek de
mektir. Bu bakmdan, btnn tm eleri anlamsal adan
2 Temel eylem kavram iin bkz. A. Danto, "B asic A ctio ns", Am erican Philosophical
Quarterly 2 ,1 9 6 5 . G zlem e bavurmadan sahip olunan bilgi iin bkz. E. Anscom be,
Intention, O xford, Blackw ell, 1957. Son olarak, giriim kavram nn kapal fizik sis
temi kavram yla balants iin bkz. H. von W right, Explanation anl Understan
ding, Londra, Routledge ve Kegan Paul, 1971.

114

Zaman ve Anlat

karlkl bamllk ilikisi iindedir. Kavramsal an btnne


egemen olmak ve ayn zamanda her eye de btnn esi
olarak egemen olmak, pratik kavray diye adlandrabileceimiz
yetenee sahip olmak demektir.
Peki, anlahsal kavray ile yukarda dzenleniinden sz et
tiimiz pratik kavray arasnda nasl bir bant vardr? Bu soru
ya verilecek yant, anlat kuram ile eylem kuram (eylem teri
mini ngiliz dilindeki analitik felsefede tad anlamda kulla
nyorum) arasnda dzenlenebilecek banty da etkiler. Bu ba
nt da, bana gre, ikili bir bantdr: Hem nvarsaym bant
s, hem de dnii(tr)iin bants.
Bir yandan, her anlat, anlatcnn ve dinleyicilerinin [okurla
rnn] eden, ama, ara, durum, yardm, dmanlk, ibirlii,
atma, baar, baarszlk, vb. elere bir yaknlnn bulun
duunu nceden kabullenir. Bu bakmdan en kk anlat
tmcesi, u trden bir eylem tmcesidir: X ya da bu koul
larda A'y yapar ve bu srada da Y'nin benzer ya da farkl ko
ullarda B'yi yapmas gereini de hesaba katar. Anlatlarn ko
nusu sonuta, eylemde bulunm ak ve bu eyleme katlanmaktr.
Aristoteles'i incelerken byle olduunu grdk ve belirttik. Da
ha sonra da yapsal anlat zmlemesinin (Propp'tan Greimas'a) anlata! sylemi, eylem tmcesi temeline dayanarak
dzenleyen nvarsaym ilikisini ilev ve eyleyen terimlerine
bavurarak ne lde doruladn greceiz. Bu adan, diye
biliriz ki, "yapm a"nn rtk ya da belirtik fenomenolojisinden
yararlanmayan yapsal anlat zmlemesi yoktur3.
te yandan, anlat, eylemin kavramsal ayla olan yaknl
mz kullanmakla yetinmez. Ona, yaln bir eylem tmceleri
dizisinden ayrt edilmesini salayacak sylemsel zellikler ekler.
Bunlar artk, eylemin anlamsal dzenindeki kavramsal aa ili
kin zellikler deil, szdizimsel zelliklerdir. Bu szdizimsel
zelliklerin ilevi, ister tarihsel olsun ister kurmaca, anlat diye
adlandrlmay hak eden sylemlerin var olu koullarnn d
zenleniini retmektir. Eylemin kavramsal a ile anlatsal
kompozisyonun kurallar arasndaki ilikiyi, gstergebilimde
3 Fcnom cnoloji ile dilbilim sel zm lem e arasndaki banty yukarda ad geen
La Semnntiqe de l'tclion'da tartyorum , (n.g.y., s. 113-132).

Zaman ve Anlat: l Mimesis

115

yaygn olarak kullanlan, dizisel (paradigmatik] dzen ve dizim


sel [sentagmatik] dzen arasndaki ayrma bavurarak aklaya
biliriz. Dizisel dzen asndan, eyleme ilikin btn eler, esremlidir [senkroniktir!: Yani, amalar, aralar, edenler, koul
lar ve tesi arasndaki karlkl anlam ilikileri kesinlikle d
ntrlebilir zelliklidir. Buna karlk, sylemin dizimsel d
zeni, her anlatlan yknn ortadan kaldrlam az biim de artsremli [diyakronik] olma zelliini ierir. Bu artsiiremlilik,
her ne kadar anlatnn tersten okunmasn engellem ezse de (ile
ride de greceimiz gibi yeniden-anlatma eyleminin belirgin
bir zelliidir bu), yknn sondan baa doru okunmas anla
tnn temel artsremini [diyakronisini] ortadan kaldrmaz. Bu
radan kacak sonular, daha ileride, anlatnn mantn t
myle zamand [akronik] modellerden tretmeye alan ya
psal abalan tarttmzda greceiz. im dilik unu syle
mekle yetinelim: Bir anlatnn ne olduunu anlamak, onun di
zimsel dzenini yneten kurallara egemen olmak demektir.
Dolaysyla, anlalsal kavranabilirlik, eylemin anlamsal dzeni
ni kuran kavramsal a ile bir yaknln bulunmas gerektiini
nceden varsaymakla snrlandrlamaz yalnzca. Anlatnn
kavranabilirlii, ayrca yknn artsremli dzenini yneten
kompozisyon kurallaryla da bir yaknl gerektirir. Olayrgsi', nceki blmde benimsediimiz geni anlamyla, yani anla
tlan yknn kurucusu olan btnsel eylemdeki olaylarn d
zenlenii (dolaysyla eylem tmcelerinin zincirlenii) anlamn
da, pratiin alanna anlat tarafndan sokulan dizimsel dzenin
yaznsal adan edeerlisidir.
Anlatnn kavranabilirlii ile pratiin kavranabilirlii ara
sndaki iki ilikiyi yle zetleyebiliriz. Eylemin dizisel [para
digmatik] dzeninden anlatnn dizimsel [sentagmatik] dzeni
ne geerken, eyleme ilikin anlamsal dzenin eleri edimsel
lik ve btnlk kazanrlar. Edimsellik kazanrlar nk: Dizisel
dzen iinde yalnzca gcl bir anlam bulunan, yani katksz
bir kullanlma yetenei tayan eler, olayrgsniin edenle
re, onlarn gerekletirme ve katlanma [ac ekme] glerine
verdii kesitsel zincirleni sayesinde etkin [gerek] bir anlam
edinirler. Btnlk kazanrlar nk: Edenler, nedenler ve ko

116

Zaman ve Anlat

ullar gibi bylesine trde olmayan eler, uyumlu hale geti


rilmi olurlar ve gerek zaman btnsellikleri iinde birlikte
hareket ederler. te bu adan, olayrgiiletirmenin kurallar
ile eylemin eleri arasndaki ikili iliki hem bir n varsaym
ilikisi hem de bir dn(tiir)m ilikisi oluturur. Demek ki
bir yky anlamak, hem "yapm a"nn dilini, hem de olayrglerine zg tipolojinin kaynakland kltr geleneini anla
mak demektir.
Anlatnn kompozisyonunun, pratii kavraymz iine
ikinci yerleimi, pratik alann simgesel kaynaklarnda gerekle
ir. Bu nitelik, yapmann, yapabilmenin ve yapabilmeyi-bilmenin hangi zelliklerinin iirsel dntrmeye balandn belir
leyecektir.
Eer gerekten de, eylem anlatlabiliyorsa, bu onun gster
geler, kurallar ve normlarla daha nce eklemlenmi olduunu
gsterir: Yani eylem, simgesel olarak dolayma urad andan iti
baren hep vardr. Daha nce de belirttiim gibi, burada, kavray
toplumbilimine eitli nedenlerle bavuran insanbilimcilerin [an
tropologlarn] almalarna dayanyorum: Bunlarn arasnda da
The nlerprelation o f ctl t resem (Kltrlerin Yorumlanmas) yaza
r Clifford Geertz'i belirtelim. Simge Isembol] szc bu al
mada, orta diye adlandrabileceimiz bir anlamda ele alnmitr:
Yani, basit bir gstergeyle zdelemesi (burada kafamda doru
dan grerek edinilen sezgisel bilgi ile uzun bir mantksal ilem
ler zincirinin yerini tutan ksaltlm gstergeler yoluyla edinilen
simgesel bilgi arasndaki Leibnizci kartlk var) ile eretileme
modelindeki gibi iki anlaml deyimlerle zdelemesi (hatta yal
nzca ezoterik bir bilgiye alabilen gizli anlamlarla da zdelee
bilmesi) arasndaki bir yerde ele alnmtr. Fazlasyla yoksul bir
anlam ile fazlasyla zengin bir anlam arasnda, ben Cassirer'in
Plilosophie der symholisclen Formen (Simgesel Biimlerin Felsefesi)
adl yaptndaki anlama yakn bir kullanm setim: Cassirer'e
gre simgesel biimler, deneyimi btnyle eklemleyen kltr
sreleridir. Benim zellikle simgesel dolaymdan sz etmemim
nedeni, kltr nitelikli simgeler arasndan eylemi temellendiren
4 Clifford G eertz, The Interpretation o f Cultures, N e w York, Basic Books, 1973.

Zaman ve Anlat: l Mimesis

simgeleri ayrt etmektir: Bu tr simgeler, szden ya da yazdan


kaynaklanan bamsz simgesel btnlerin pratik dzlemden
ayrlmasndan nce, eylemin ilk anlamlln olutururlar. Bu
adan, belirtik ya da bamsz bir simgesellik [ya da simge kul
lanm] ile kartlaan rtk ya da ikin bir simgesellikten [ya da
simge kullanmndan] sz edilebilir5.
nsanbilimci ve toplumbilimci iin, sim ge terimi, anlamn
eklemleniinin herkese ait olduunu vurgular daha balangta.
Clifford Geertz'in deyiiyle, kltr herkese aittir, nk an
lam herkese aittir". Ben de bu ilk tanmlamay bilinli olarak
benimsiyorum: nk, bu tanmlama simgeselliin insann
zihninde olmadn, eylemi ynlendirecek ruhsal bir ilem ol
madm, ama eylemin iine yerlemi ve toplumsal oyunun
br oyuncular tarafndan eylemin stnde zlebilen bir
anlam olduunu ok iyi belirtir.
Ayrca, simge terimi -y a da daha dorusu simgesel dola
y m - simgesel btnn yapl zelliini de vurgular. Clifford
Geertz bu adan "etkileim halindeki bir sim geler dizge
s in d e n , "egrevli [sinerjik] anlam m o d ellerin d en sz eder.
Simgesel dolaymn, metin haline gelmeden nce bir dokusu
vardr. Bir riti anlamak demek, onu bir ritel iine, riteli de bir
klt iine ve giderek kltrn sim geler an oluturan uzlamlar, inanlar ve kurumlar iine yerletirmektir.
Sngesel bir dizge bylece zel eylemler iin bir betimleme
balam oluturur. Bir baka deyile, herhangi bir jestin u ya da
bu anlama geldiini u ya da bu simgesel uzlama "gre" yo
rumlayabiliriz: Kolunu kaldrma hareketi, balama gre, selam
verme, taksi arma ya da oy verme olarak anlalabilir. Simge
ler yorumdan geirilmeden nce, eylemin i yorumlayanlardr6.
5 Eylemin simgesel adan dnlmesiyle ilgili aklam alarn ounu ekip aldm
denemede oluturucu simgesellik ile tenisi! edici sim gesellik ayrm yapyordum ("La
structure sym bolique de l'action". Symbolisme, Confrence internationale d e so
ciologie religieuse, C1SR, Strasburg, 1977, s. 29-50). Bu terim ler bugn bana yerin
de kullanlm terim ler olarak grnm yor. Tam am layc b ir zm lem e iin u
denem em e gnderiyorum : "L'Im agination dans le discours e t dans l'action". Savoir,
faire, esprer: les lim ites d e la raison, B rksel, P ublications d es facults universitai
res Saint-Louis, 5 ,1 9 7 6 , s. 207-228.
6 Sim ge (sem bolI szcnn n plana kardm anlam ite bu noktada bir yana
ttiim teki iki anlam a yaknlar. Davrann yorum layan olarak kullanlan sim
geler m atem atikteki sim geler gibi ayrntya ilikin ok saydaki eylem i ksaltan, ve

118

Zam an ve A nlat

Bylece, sim geler eylem e bir ilk okunabilirlik verirler. Bu


nu sylerken, eylem in dokusunu etnologun yazd metin ile
kartrmamamz gerekir: nk etn o-grafik bir metin belli ka
tegoriler iinde, kavram larla, bilim dalnn kendine zg kat
ksn oluturan nom olojik ilkelerle yazlmtr, dolaysyla
bunlarn bir kltrn kendi kendini anlad kategorilerle ka
rtrlmamas gerekir. Ama eer yine de eylemden bir yarmetin olarak sz edebiliyorsak, bu, yorum layanlar olarak an
lalan simgelerin anlam landrm a koullarn salyor olm ala
r ve herhangi bir davrann da bu koullara gre yorum lana
bilir olm asndandr7.
Simge terimi ayrca kural kavramm da iin iine katar: An
cak buradaki kural kavram, yalnzca basit eylemler konusunda
belirttiimiz betimleme ve yorumlama kurallar anlamn deil,
ayn zamanda norm anlamn da ierir. Peter Winch8 gibi baz ya
zarlar, anlam belirten eylemi ngilizce'de rule-governed behaviour
[kurall, kural ynetimli davran] olarak belirginletirerek sz
konusu zellii n plana karrlar. Kltr kodlan ile genetik
kodlar karlatrarak bu toplumsal dzenleme ilevini aydn
latabiliriz. Kltr kodlar da, tpk genetik kodlar gibi davran
"program laradr; onlar gibi, yaama biinr, dzen ve yn ve
rirler. Ama kltr kodlar, genetik kodlarndan farkl olarak,
genetik ayarlamann km blgeleri stnde ykselirler ve
etkinliklerini kodlama dizgesini btnyle yeniden dzenleye
rek kazanrlar. rf ve detler ile Hegel'in etik tz (Sittliclkeit)
mzikteki sim geler gibi kendisini gerekletirm eye yarayacak icra etmelerin ya da
performanslarn yerine getirilm esini isteyen bir nolahmm liaretleme) dizgesidir.
Ama sim ge Clifford G eertz'in ngilizce'de "thick description" [youn betimleme)
dive adlandrd eyi dzenleyen, bir yorum layan olarak da yorum lanm dzen
ledii jest iine, davran iine ikili bir anlam ilikisi katar. Jestin deneyim e dayal
biimsel grnm n, m ecazi bir anlam tayan dz anlam olarak kabul edebiliriz.
Bu anlam, son noktada, baz gizli-olaa yakn koullarda, zlmeyi bekleyen gizli
aniam olarak ortaya kabilir. Nitekim bir yabanc iin, her toplumsal ritel byle
bir grnm sunar. Bu durumda yabanc olann, yapaca yorum u ez.terizme ve
hermetizme doru kaydrmasna gerek yoktur.
7 Bu konuda u yazma bkz.: 'T h e m odel of the Text. Meaningful Action Considered
a s a T ext", Social Research, 38 (1971), 3, s. 529-562; ikinci basks: New Literary H is
tory, 5 (1 9 7 3 ), 1, s. 91-117.
8 Peter W inch, The hlea o f a Social Science, Londra, Routledge ve Kegan Paul, 1958, s.
40-65.

Zaman ve Anlat: l Alimesis

119

bah altnda toplad her ey (yani dnce dzenine bal


Moralitcii'ten nce gelen her ey) de bylece genetik kodlarn
grevini stlenir.
Bu yolla, simgesel dolaym gibi ortak bir adlandrma altn
da hibir glk olmadan ikin anlam (lam a) kavramndan be
timleme kural anlamnda ele alnan kural kavramna, ardn
dan da norm kavramna geilir; norm kavram da terimin bu
yurucu anlamyla ele alman kural kavramna denk der.
Bir kltrn ikin normlar asndan, eylem ler beenilebilir ya da takdir edilebilirler, yani ahlaksal tercihlere dayal bir
skalaya gre deerlendirilebilirler. Bylece, grece bir deer
edinirler: Buna dayanarak da herhangi bir eylemin bir baka
sndan daha deerli olduu sylenir. nce eylemleri nitelendir
mede kullanlan bu deer dereceleri, sonradan edenlere uygu
lanabilir ve onlar da bu yolla, iyi, kt, en iyi, en kt diye ad
landrlrlar.
Bylece, kltr antropolojisi araclyla, A ristoteles'in
Poef/fa'smdaki "etik" nvarsaymlardan bazlarna ulam olu
ruz: Ben de bunlar mimesis l'e balama olana elde etmi olu
rum. Poetika yalnzca "edenler"i deil, ayn zamanda kendileri
ni soylu ya da baya klan etik niteliklerle donatlm karakter
leri de ngrr. Eer tragedya karakterleri gnmzdeki in
sanlardan "daha iy i", komedya da "daha kt" olarak temsil
edebilmise, bunun nedeni, yazarlarn seyircileriyle paylatk
lar pratiin kavranmas olgusunun, karakterlerin ve yaptklar
eylemlerin iyi ve kt asndan deerlendirilmesini zorunlu
olarak ieriyor olmasdr. Ne kadar az olursa da olsun, her ey
lem onaylamaya ya da knamaya yol aar; bunun da, iki kutbu
iyilik ve ktlk olan deerler aamalanmasna gre yaplmas
n salar. Yeri geldiinde, her trl etik deerlendirmeyi bt
nyle askya alan bir okuma koulunun olanakl olup olmad
sorununu tartacaz. Eer estetik beeni, karakterlerin etik ni
teliine kar beslenen her trl sempati ve antipatiden ayrl
m olsayd, Aristoteles'in bize, hak edilmemi mutsuzlua
balamamz rettii o acma duygusundan geriye ne kalrd
ki? Her durumda, byle bir olas etik yanszln, ok glkle
elde edilebileceini bilmek gerekir: Bu da ancak eylemin daha

120

Zam an ve A nlat

balangtan itibaren ayrlmaz bir nitelii olan "etik adan hi


bir zaman yansz kalnam ayaca" gereiyle atarak olacak
tr. Bu tr bir yanszln ne olas ne de arzu edilebilir olduu
nu dnmenin bir nedeni de, eylemin gerek [etkin] dzeni
nin sanatya zmesi iin yalnzca uzlamlar ve kamlar sun
mas deil, ama onda varsaymsal olarak gidermesi gereken be
lirsizlikler, duraksamalar yaratmasdr. Sanat ile kltr arasndaki bant stne dnce reten pek ok ada eletirmen,
kltrn airlerin mimetik etkinliine sunduu normlarn birbiriyle atan zelliini vurgulamlardr9. Bu noktada, sz
konusu eletirm enlerden nce, Hegel de Sophokles'in Antigone'si stne ortaya koyduu o nl dncesiyle [m editasyonuyla] dikkati ekm itir. Yine ayn biimde, sanatnn etik
yanszl sanatn en eski ilevlerinden birini (yani sanatnn
deerlerle kurmaca dzeyinde deneyim srdrecei bir laboratuvar oluturma ilevini) ortadan kaldrmayacak mdr? Bu
sorulara verilecek yantlar ne olursa olsun, poetika etikten ya
rarlanmay srdrr: Hatta her trl ahlaksal yargy ya da
bunun ironik nitelikli kartln ycelttii durum larda bile.
Yanszln tasarlanm as bile kurmacann kalk noktasnda
eylemin o balangtaki etik niteliini ncden varsayar. Bu
etik niteliin kendisi de eylemin en byk zelliinin doal
bir sonucundan baka bir ey, yani her zaman iin simgesel
olarak dolayma girmi olmaktan baka bir ey deildir.
Dzey Il'deki mimetik etkinliin varsayd eylemin nkavrannn nc zellii aratrmamzn dorudan doru
ya konusunu oluturur. Anlat zamannn kendi biim lendir
melerini aktarmaya balad zamansal zelliklerle ilgilidir bu.
Eylemin anlalmas gerekten de eylemin kavramsal ayla ve
onun simgesel dolaymlaryla kurulacak bir yaknlkla snrl
deildir; eylemin anlalabilmesi iin, eylem iinde, yklemeyi
zorunlu klacak zamansal yaplarn bulunduunu da grmek
gerekir. Bu dzeyde, anlatsal-olan ile zaman arasndaki denk
9 Bu konuya rnek olarak bir nceki altblm iin dipnotunda Jam es R edfield'in
sanat ile kltr arasndaki banty inceleyen alm asn gsterm itik: N aturc and
Culture in llc lliad, .g.y..

Zaman ve Anlar: l Alirnesis

12 1

lem rtk olarak kalr. Ama ben yine de eylem e ilikin bu zamansal zelliklerin zmlenmesini bir anlat yapsndan ya da
en azndan zamansal deneyimin bir n-anlatsal yapsndan sz
edebileceimiz (kendi yaadmz yklerden ya da katld
mz yklerden veya sadece bir yaamn yksnden o all
m biim de sz ediimizin esinledii gibi) noktaya kadar g
trmeyeceim. Deneyimin n-anlatsal yaps kavramn incele
meyi bu altbliimn sonuna brakyorum: Bu kavram, btn
zmlemem boyunca sk sk grnen ksr dngnn eletiri
sine kar koymay salayacak harika bir frsat sunmaktadr.
Ben burada eylemin simgesel dolaym larm da rtk olarak ka
lan ve anlat tmevarmclar olarak kabul edeceim iz zaman
sal zellikleri inceleyeceim yalnzca.
Eylemin kavramsal andaki herhangi bir e ile tek bana
ele alman herhangi bir zamansal boyut arasnda bir bakma
esi esine dzenleyebileceimiz, fazlasyla belirgin balla
m stnde durmayacam. Tasarnn [projenin] gelecekle ger
ekten de zel bir biimde balantl olduunu kolayca syle
yebiliriz: nk buradaki gelecek, nceden kestirim e [tahmine]
ya da kehanette bulunmaya dayal bir gelecekten ayrlmakta
dr. Gdlenm e ile gemiten edinilmi deneyimi imdiki za
man iinde harekete geirme yetenei arasndaki sk ba da
ayn lde belirgindir. Son olarak diyebiliriz ki, "yapabiliyo
rum ", "yapyorum " ve "katlanyorum " [ya da "ac ekiyo
rum"] imdiki zamana kendiliinden verdiimiz anlama aka
katkda bulunmaktadr.
Eylem in baz kategorileri ile tek tek ele alman zamansal
boyutlar arasndaki gevek ballamn, zam ansal boyutlar
arasnda gerek [etkin] eylem tarafndan ortaya karlan bir dei-toku olm as daha da nemlidir. Augustinus'a gre, zama
nn uyumsuz-uyumlu yaps kendine dnl [refleksif] d
nce dzlem inde baz paradoksal zellikler gsterir: Bunlarn
bir ilk taslan da eylem fenomenolojisi belirleyebilir gerek
ten. Augustinus, bir gelecek zaman, bir gem i zaman ve bir
imdiki zaman yoktur, ama l bir imdiki zam an (yani gele
cek eylerin bir imdiki zaman, gem i eylerin bir imdiki za
man ve imdiki eylerin bir imdiki zaman) vardr diyerek bi

122

Zaman ve Anlat

zi eylemin en ilkel zamansal yapsn aratrmaya ynlendir


mitir. Eylemin zamansal yapsndan her birini l imdiki
zamann terimleriyle yeniden belirtmek kolaydr. Gelecein
imdiki zaman nedir? Bundan byle, yani u andan itibaren bu
nu yarn yapmaya gdmlyorum kendimi. Peki, gemiin im
diki zaman nedir? imdi bunu yapma eilimindeyim nk lan
u srada dndm k i... Peki ya imdinin imdiki zaman nedir?
imdi bunu yapyorum, nk imdi bunu yapabilirim: Yapma
nn etkin [gerek] imdiki zaman, yapabilmenin gcl imdiki
zamann dorulamakta ve imdinin imdiki zaman olarak olu
maktadr.
Ama eylemin fenomenolojisi, Augustinus'un distentio animi
stne gelitirdii dncenin at yolda esi esine yap
lan bu ballamdan daha ileriye gidebilir. nemli olan, gn
delik praksisin gelecein imdiki zaman, gemiin imdiki za
man ve imdinin imdiki zamann birbirine gre diizenleyi bi
imidir. nk en basit anlat tmevarmcsn oluturan ite
bu pratik eklemlemedir.
Bu noktada, Heidegger'in varolula ilgili zmlemesi ke
sin bir rol oynayabilir ama bunun iin gereken baz koullarn
iyice aydnlatlm olmas gerekir. Seir urtd Zcit'm (Varlk ve
Zaman) otolojik amac gz ard edilerek tamamyla antropolo
jik adan okunmasnn yaptn anlamn yok edeceini bilmi
yor deilim: Dasein, varlmzn, varlk nedir sorusu ile varl
n anlam nedir sorusunu sorma yeteneiyle olutuu
"yer"dir. Demek ki, Varlk ve Zaman'm felsefi antropolojisini tek
bana ele almak, onun temel varlk kategorisinin en nemli an
lamn unutmak demektir. Ne var ki, Varlk ve Zaman'da varlk
sorunu, amalanan otolojik alm ilevinin yerine getirilebil
mesi iin, ncelikle felsefi bir antropoloji dzleminde belli bir
kararllkla srdrlmesi gereken bir zmlemeyle balatl
mtr kesinlikle. stelik, bu felsefi antropoloji de bir tema r
gs stnde, yani Kayg (Alm. Sorge) tem a's stnde dzen
lenmektedir. Bu tema rgs de, bir prakseoloji iinde asla t
kenmemekte ve pratik dzlemden aktarlm betimlemelerden
kendi ykc gcn alarak bu sayede nesne araclyla tann
mann nceliini sarsmakta ve zne ile nesne arasndaki her

Zaman ve Anlat: l Mimesis

123

trl ilikiden daha temel olan "dnyadaki-varlk"n yapsn


ortaya karabilmektedir. Pratie bavurma da, Varlk ve Za
manda ite bu yanyla dolayl bir ontolojik nem kazanmakta
dr. Bu adan, araca ilikin, neye ynelindiine ilikin zm
lemelerin varl bilinmektedir: Bu zmlemeler, belirtik olan
her trl bilisel [kognitif] sreten ve nerm e ieren gelitiril
mi her trl anlatmdan nceki anlam llk (ya da "anlam belir
tebilm e") ilikisinin ilk rgsn salar.
Varlk ve Zaman'm ikinci kesiminde zamansalln incelen
mesini sonulandran zmlemelerde de ayn "atlm " gcn
buluyorum. Bu zmlemeler, "iinde" her gn davran halin
de bulunduumuz ey olan zaman ile ilikim iz stne odak
lanmtr. Benim burada yaptm zmlemenin yer ald d
zeyde, eylemin zamansalln en iyi belirleyen eyin ite bu zaman-iindelik (Alm. Imerzeitigkeit) yaps olduunu sanyorum.
Bu dzey ayn zamanda, istemli-olan ile istemsiz-olann fenomenolojisi ile eylemin alambilimine zg dzeydir.
Varlk ve Zaman'a son blmnden girm enin ok sakncal
olduu ileri srlebilir. Ama bu blmn yaptn dzeni iinde
niin en son blm olduunu da kavram ak gerekir. Bunun iki
nedeni vardr: nce, btn ikinci kesimi kaplayan, zaman s
tne dncenin kendisi de geciktirm e diye adlandrabilecei
miz bir konum iinde yer almaktadr. Gerekten de birinci ke
sim, burada, u ekilde dile getirilen bir soru tmcesi iinde
zetlenmektedir: Dasein'i bir btn yapan ey nedir? Zaman
stne dncenin baz nedenlerden tr bu sorunsala yant
vermesi beklenir: Drdnc blmde bu nedenler stnde du
racam. Kendi yaptm zmlemenin bu aamasnda beni il
gilendiren, yalmzca zam an-iindelik'in incelenmesidir: te bu
inceleme Heidegger'in zaman stne rettii dnce iine ge
tirdii aamal dzen tarafndan geciktirilmitir. Sz konusu
aamal dzen, hem giderek azalan bir sapma, hem de giderek
azalan bir otantiklik dzenini izlemektedir. Bilindii gibi, Heidegger zamansallk (Alm. Zeillichkeit) terimini zam an deneyimi
nin en temel, en otantik biimi iin kullanr: Bu da, olacak-olmak, olmu-olmak ve imdi-klmak arasndaki diyalektiktir. Bu
diyaletikte zaman tmyle tzszletirilmitir. Gelecek, ge

124

Zam an ve A nlat

mi, imdi szckleri ortadan kalkar ve zamann kendisi de, bu


zamansal ekstase'*r\m paralanm bir birlii olarak grnr.
Sz konusu diyalektik Kayg'mn zamansal oluumudur. Yine
bilindii gibi, Augustinus'un sylediinin tersine, gelecein im
diye olan stnln, ve bu gelecein bir i snrla her trl
bekleyie ve tasarya kapalln benimsettiren de lme-doruvarlk'tr. Heidegger, daha sonra, tarihsellik (Aim. Geschichtlichkeit)
terimini hemen bitiiindeki sapma dzeyi iin kullanr. Bura
da da iki zellik vurgulanmtr: Zamann doum ile lm ara
sndaki yaylm ve gelecek stne yaplm vurgunun gemi
stne tanmas. Heidegger btn tarihsel bilim dallarn bu
dzeye balamaya alr. Bunu da nc bir zellii, yani /inelemeyi gstererek yapar: Yineleme derin zamansalla gre
tarihselliin sapma durumunu gsterir10.
Demek ki, imdi zerinde durmak istediim zaman-iindelik ancak nc srada yer alm aktadr11. Sz konusu zamansal
yap en son konuma yerletirilmitir. nk bu yap, zamann,
soyut imdilerin sradan dizilii olarak dzletirilmesine (izgi
sel tasarmla dzletirilmesine) en uygun yapdr. Benim bura
da sz konusu zamansal yapyla ilgilenmemin nedeni, bu yap
nn zamann izgisel tasarmndan ayrlmasn salayan zellik
ler iermesi ve kendisini byle bir tasarma (Heidegger bunu
zamann "kaba" kavran olarak adlandrr) indirgeyecek dzletirmeye kar koyabilmesidir.
Zaman-iindelik kavram, Kayg'ya ilikin temel bir zel
likle tanmlanr: eylerin arasna atlm olma durumu zamansallmzn betimlenmesini Kayg'mzdaki eylerin betim len
mesine baml klar. Bu zellik Kayg'y tasa'nn (Aim. Besorgen) boyutlarna indirger (a.g./., s. 121; Franszca eviri, s. 153;
Yun. tfkslasis'ten (da km a, d arda durm a, uzaklam a, kendinden gem e,
vb.) A im . Eksinse, (.n.)
10 Drdnc blm de, zam ann fenom enolojisini ele alacam genel tartm a iin
de "yinelem e"nin rol stnde uzun uzadya yeniden duracam .
11 H eidegger, Sein an d Zeit, T bin gen, Max N iem eyer, 10. bask, 1963, 78-83, s.
404-437. A lm anca Innerzeitigkeil'x F ranszca'ya Inlra-ictn poralil [Zam an-iindelik| ya da c lre-'daHsn-le-tenps [zam an -"iin d c"-v arlk ] d iye eviriyorum . John
M acquarrie ve Edw ard R obinson ise ayn A lm anca terim i n g ilizce'y e W ilhintime-ness olarak eviriyorlar (Being and Time, New York, 1962, H arper and Row ,
s. 456-488).

Zam an ve A nlat: l M im esh

1 25

ngilizce eviri, s. 157). Ama, bu iliki ne kadar otantik olursa


olsun, yine de onu Kayg'mza zg nesnelerin d alanndan
skp alacak, ve Kayg'ya temel oluumu iinde gizlice bala
yacak zellikler sunar. u dikkate deer bir durum dur ki, Heidegger tam anlamyla varolua dayanan bu zellikleri ayrt et
mek iin, zaman asndan sylediimiz ve yaptmz eylere
bakar doal olarak. Bu yntem gndelik dilin felsefesinde kar
latmz ynteme ok yakndr. Bu da artc deildir:
nk izlediimiz aratrma srecinin bu balang evresinde,
zerinde durduumuz, dzlem, gndelik dilin, tam da J.-L.
Austin ve bakalarnn belirttikleri ey olmas, yani deneyim
iinde tam anlamyla ve en uygun biim de insana zg kln
m deyimler hzinesi olmasdr. Demek ki, Kayg'nm betim
lenmesinin, tasann koullar altnda, Kayg duyduum uz ey
lerin betimlenmesine kurban edilmesini engelleyen de kullanlagelen anlamlar deposuyla dil olmaktadr.
Zaman-iindelik ya da zaman-"iinde"-varlk durumu da, bu
yolla izgisel zamann tasarmna indirgenemeyecek zellikler
gsterir. Zam an-"iinde"-varlk, snr-anlar arasndaki aralkla
r lmekten farkl bir eydir zaten. Zam an-"iinde"-varlk, her
eyden nce zaman ile hesap etmek, dolaysyla hesaplamak
demektir. Ama zaman ile hesap ettiimiz ve hesaplamalar
yaptmz iin lme iine bavurmak zorunda kalrz: Yoksa
bunun tersi geerli deildir. Demek ki bu "hesap etm e"nin varlksal betimlemesini, gerekli klaca lm e ileminden nce
yapmamz olanakl olmaldr. Bu aamada, "...z am an olm ak",
"...zam ann alm ak", "zamann yitirm ek" gibi deyimler son
derece aklaycdr. Ayn ey fiil zamanlarnn dilbilgisel a
iin geerli olduu gibi, zaman belirtelerinin iyice dallanm
a iin de geerlidir: o zaman, sonra, daha sonra, dala nce, -den
beri, lolana] kadar, -iken, srasnda, her seferinde, -dii u an
da, vb. Btn bu deyiler, ar incelikleri ve iyice farkllam a
lar nedeniyle, tasa zam annn tarihlenebilir ve herkese ak
olan [kam usal! niteliine doru ynelir. Ama zam ann anla
mn belirleyen hep bu tasa olmutur, Kayg'm zn eyleri deil.
Ama eer zam an-"iinde"-varlk zamann sradan tasarmna

126

Z a m a n v e A n la t

gre kolayca yorumlanyorsa, bu, ilk lii(m)lerin doal evre


ye ve ncelikle de m ve mevsimlerin etkinliine dayanmasndandr. Bu adan, gn, lii(m)lerin en doal olandr12.
Ama gn soyut bir l(m) deil, Kayg'nuza ve iinde bir ey
yapma "zamannn geldii" dnyaya denk den bir byk
lktr: Burada "im di", "...dii u anda" anlamna gelir. al
malarn ve gnlerin zamandr bu.
Demek ki, tasa zam anna zg olan "im d i" ile, soyut an
anlam ndaki "im d i"y i birbirinden ayran anlam farkn gr
mek nem lidir. Varlksal im di, tasann im disiyle belirlen
mitir: Bu da "beklem ek" ve "tu tm ak"tan (a.g.y ., s. 416) ayrlamayan bir "im di-klm ak"tr. Kayg, yalnzca tasa duru
munda, im di-klm ak iinde bzlm eye ve farklln bekle
yi ile tutma asndan yok etm eye yneldii iin, bylece ya
ltlm olan "im d i", soyut bir an olarak kendi tasarm nn
kurban olabilir.
"im di"n in anlam n bu soyutlam aya indirgem e eyle
minden korum ak iin, gndelik eylem ve aclarm zda hangi
durum larda "im d i" dediim ize dikkat etmek nem lidir.
Heidegger yle der: "'im d i' demek, sylem iinde bir imdi-ktlmay dile getirm ektir; bu da tutan bir bekleyi ile birlcerek zam asallar13." Ayrca unu da belirtir Heidegger:
"Kendi kendini yorum layan im di-klm a - bir baka deyile,
'im di' iinde yorum lanan ve dikkate alman ey 'zam an' de
diim iz eydiru ." Baz pratik durum larda, bu yorum un nasl
izgisel zam ann tasarm ynne sapt [kayd 1 anlalr:
"im d i" dem ek bizim iin saatin ka olduunu, duvardaki
saatte grmek, okum ak dem ektir. Ama [zaman olarak] saat
ile [aygt olarak] saat gnn trevleri olarak algland sre
12 "Dasein, zam an tarihlendirerek yorum lam as nedeniyle ...g'i be gil tarihselle
ir" (Sei nrf Zeil, a.g.y., s. 413) (ngilizce evirisi, a.g.y., s. 466). A ugustim s'un
"g n " hakkndaki dncelerini anm sayalm : O , "g iin " , yalnzca gnein d
nne indirgem eye raz olm az. H eidegger ise onu bu yolda iz.lemez: Zam ann
"en d oal" lm (ay.y.) ile btn aygtsal ve yapay lm ler arasna ayrm
koyar. "in d e" bulunduum uz zam an Wettzcil'tr [dnya-zam antdrl (a.g.y., s.
419): Her olas nesneden "daha nesnel" ve her olas zneden "daha znel"dir.
Bylece ne dtadr ne de ite.
13 A .g.y., s. 416, (ngilizce evirisi, a.g.y., s. 469).
14 A.g.y., s. 408, (ngilizce evirisi, a.g.y., s. 460).

Zaman ve A nlat: l M im esis

127

ce (gnn kendisi de Kayg'y dnyann na balar) "im


d i" dem ek varlksal anlam n korur. Zam an lm eye yara
yan aygtlar doal lm lere yaplan bu ilk gnderm eden
kurtulduklar an, "im d i" dem ek, zam ann soyut tasarmna
geri dnecektir.
Z am an-iindelik kavram na ilikin bu zm lem e ile anla
t arasnda, ilk bakta, ok uzak bir bant varm grn
m ektedir: Drdnc blm de de dorulayacam z gibi, Heidegger'in m etni byle bir bantya hi yer brakyor gibi g
rnm em ektedir: nk Varlk ve Z am an'da tarihyazm ile za
man arasndaki ba, zam an-iindelik dzeyinde deil de ta
rihsellik dzeyinde kurulm aktadr. Zam an-iindelik zm
lem esinin yarar, stnl baka yerdedir: Bu stnlk sz
konusu zm lem enin, zam ann izgisel tasarm yla (yani
im dilerin basit diziliiyle) bir kopukluk yaratm asnda yatar.
Bylece, zam ansallm ilk eii K ayg'ya verilm i olan nce
likle alm olur. Bu eii tanm ak dem ek, anlat dzeni ile
Kayg arasnda ilk kez bir balant kurm ak dem ektir. Anlatsal biim leniler ile bunlara denk decek zam ansallm da
ha gelim i biim leri de zam an-iindelik tem eli stnde yk
selecektir.
Mimcsis I'in anlamnn ne olduu btn zenginliiyle g
rlmektedir: Eylemi taklit etmek ya da temsil etmek, her ey
den nce, insan eyleminin kendi anlamsal yaps, kendi simgesellii ve kendi zamansall iinde ne olduunu nceden-kavramak demektir. Olayrgletirme ve buna bal olarak da metinsel ve yaznsal mimesis dzeni airde ve okurunda ortak ola
rak bulunan bir n-kavray stnde kurulur.
u bir gerek ki, eylem dnyasnn bu n-kavran, yazn
sal yapt dzeni iinde, Wolfgang Iser'in Der Akt des Lesens 15'deki
(Okuma Edimi) deyiiyle "repertuvar" dzeyine, ya da analitik
felsefeye daha yakn bir baka terimle belirtecek olursak "adn
geirme" [gnderme] dzeyine gerileyecektir. Ne var ki yazn,
15 W olfgang Iser, D er Akt des Dsn s, M iinih, W ilhelm Fink, 1976, ikinci blm , III.
allblm .

128

Zaman ve Anlat

yaratm olduu kopuklua ramen, eer, insan eylemi iinde,


daha nce belirgin hale gelmi olana biim veriyor olmasyd,
hep anlalmaz olarak kalrd.

2. Mimesis II
Mimesis II ile birlikte ...m/ gibi'nin [ya da sanki'nin] alan a
lr. Yaznsal eletirideki yaygn bir kullanmla uyum iine girip
kurmacanm alan da diyebilirdim. Ama ben nivesis II'nin zm
lemesine tam anlamyla uygun den bu deyiin salayaca s
tnlklerden yararlanmayacam. Nedeni de sz konusu terimin
u iki farkl anlamda kullanlnn yarataca belirsizlikten uzak
durmak isteyiim: Bu terim bir yandan anlatsal biimlenilerin
eanlamls olarak kullanlr; te yandan da "gerek" [hakik! bir
anlat oluturma iddiasndaki tarihsel anlatnn kartanlamls
olarak benimsenir. Yaznsal eletiri, anlatsal sylemin iki byk
snfa ayrlmasn dikkate almad lde byle bir glkle kar
lamaz. Bu durumda da anlatnn gndergesel boyutunu etkile
yen bir fark tanmazlktan gelebilir ve kendini hem kurmaca an
latda hem de tarihsel anlatda grlen ortak yapsal zelliklerle s
nrlayabilir. Dolaysyla kurmaca szc anlatnn biimleniini
belirtmek iin elverili bir szcktr; anlatnn olayrgletirilmesi de bir paradigmadr: Ama her iki anlat snfnn gerek olduu
iddiasyla ilgili farkllklar ise burada dikkate alnmamtr. Kur
maca ya da "hayal" ile "gerek" arasndaki ayrmn gzden ge
irilmeyi gerektirmesi ne byk olursa olsun, kurmaca anlat ile
tarihsel anlat arasnda bir fark hep kalacaktr: Bu sorunu da ke
sin biimiyle drdnc blmde yeniden ele almamz gereke
cektir. leride yapacam aklamay beklerken, ben burada kur
maca terimini, vukarda szn ettiim anlamlardan kincisi iin
kullanmay ve kurmaca anlaty tarihsel anlatnn kart olarak
ele almay yeliyorum. Kompozisyondan ya da biimlendirme'den, gnderge ve gereklik sorunlarn gndeme getirmeyen
ilk anlam ele aldmda sz edeceim. Bu anlam, daha nce de
grdmz gibi, Aristoteles'in Poetika'da "olaylarn dzenleni
i" olarak tanmlad mytlos anlamndadr.

Zam an ve A nlat: l M im esis

129

imdi bu biim lendirm e etkinliini, Aristoteles'teki traged


ya paradigmasnn olayrgletirme kavramma benimsettii s
nrlayc zorunluluklardan hareket ederek ortaya koymay ama
lyorum. Ayrca, nereceim modeli de zamansal yaplarnn
bir zmlemesiyle btnlemek istiyorum. Daha nce de be
lirttiimiz gibi, byle bir zmlemeye Poelika'da yer verilme
miti. ikinci blm ile nc blmde de, daha byk bir so
yutlamaya giderek ve uygun zamansal zellikleri ekleyerek,
Aristoteles'in modelinin, tarih kuram ve kurmaca anlat kura
mnn getirecekleri geniletmeler ve yapacaklar dzeltmeler
sonucunda, kkten bir deiiklie uratlamayacan gster
meyi umut ediyorum.
Elinizdeki yaptn geri kalan blm lerinde snamadan
geirilecek olan olayrgletirm e modeli, bir nceki altblmde szn ettiim iz temel zorunluluu karlar. M imesis H'yi,
mimesis'in bir n evresi ile bir son evresi arasna yerletirm ek
le, yerini belirlem ek ve onu bir ereve iine alm ak peinde
deilim yalnzca. Onun, biim lenm enin kalk ve var aam a
lar arasndaki dolaym ilevini daha iyi anlam ak istiyorum.
M imesis II ara bir konum dadr, nk bir dolaym ilevi yeri
ne getirir.
Dolaym ilevi biimlendirme ileminin dim am ik zelliin
den kaynaklanr: Bu ilem de bizim olayrgs terimi yerine
olayrgletirme terimini, dizge [sistem] terimi yerine de d
zenleme terimini yelememize yol ah. Bu dzeye ilikin btn
kavramlar gerekten de ilemleri belirtir. Sz konusu dinamiz
min zellii olayrgsnn de kendi metinsel alannda, bir b
tnletirme ilevi ve buna bal olarak bir dolaym ilevi ger
ekletiriyor olmasdr. Byle bir ilev de olayrgsnn, kendi
alan dnda, eylem dzeninin nceden kavran [n-kavran] ile eylem dzeninin ve zamansal zelliklerinin sonradan
kavram (eer szck yerindeyse) arasndaki ok geni bir do
laym yerine getirmesine olanak verir.
Olayrgs dolaym ilevini en azndan adan gerek
letirir:
Olayrgs nce olaylar ya da tikel ara-olaylar ile btn
olarak ele alnan bir yk arasnda dolaym salar. Bu adan u

Zam an ve A nlat

iki eyi edeerli olarak syleyebiliriz: Olayrgs ya farkl


olaylar veya ara-olaylar (Aristoteles'in pragm atalan) arasndan
anlaml bir yk karabilir; ya da olaylar veya ara-olaylar bir
yk haline dntrebilir. Arasndan ve haline diye belirttii
miz karlkllk [karlkl olabilirlik] ieren iki iliki, olayrgsne, olaylar ile anlatlan yk arasnda bir dolaym zellii
kazandrr. Dolaysyla, bir olayn, tekil bir gerekleme duru
mundan daha fazla bir ey olmas gerekir. Bir olay, olayrgiisnn gelimesine yapaca katkya gre tanmlanr. te yandan,
bir yk de olaylarn bir dizili dzeni iinde sralanmasndan
daha fazla bir ey olmaldr: Olaylar kavranabilir bir btnlk
iinde yle dzenlemelidir ki, yknn "tem a"sm m ne olduu
her zaman iin sorutabilsin. Ksacas, olayrgiiletirme basit bir
diziliten bir biimlendiri karan ilemdir.
Olayrgs ayrca [ikinci olarak], edenler, amalar, ara
lar, etkileimler, koullar, beklenmedik sonular, vb. gibi trde
olmayan etkenleri birlikte dzenler. Aristoteles bu dolaym yarat
ma zelliini deiik biimlerde nceden sezmitir: lkin, tra
gedyann ''e"sinden -olayrgs, karakterler ve dn
c e - bir alt-btn oluturur ve burada, taklidin "neye" ynelik
olduunu aratrr. Demek ki olayrgs kavramn lnn
btnne yaymamz engelleyen hibir durum yoktur. Bu ilk
yaylm da, olayrgs kavramnn daha balangtaki gcn
belirler ve bylece giderek zenginlemesine olanak verir.
nk, olayrgs kavram nn ok daha geni bir yay
lm alan vardr: Aristoteles karmak olayrgs iine acma
uyandran ya da korku veren yan olaylar, beklenmedik dei
iklikleri, tanmalar ve iddetli etkileri katarak olayrgsnii
biimlendir nie ile eit hale getirir: Biz de bunu uyumlu uyumsuz
luk olarak nitelendirm itik. Olayrgiisnn dolaym ilevini,
son aamada oluturan ite bu zelliktir. Bir nceki blmde
u szlerle deinm itim bu zellie: Anlat, eylemin anlamsal
dzeninin belirledii dizisel tablo [paradigmatik tablo] iinde
yer alabilecek biitn bileenleri bir dizimsel dzen [sentagmatik
dzen] iine sokar. D iziselden dizimsele bu gei mimesis l'den
miesis Il'ye geii oluturur: Biim lendirm e etkinliinin bir
rndr bu.

Zam an ve A nlat: l M im esis

131

Olayrgsnn bir nc dolaym ilevi de kendine z


g zamansal zellikler dzeyinde grlr. Bunlara dayanarak ve
bir genelletirme yaparak, olayrgsn, trde olmayanlarn bi
reimi olarak adlandrabiliriz16.
Aristoteles sz konusu zamansal zellikleri dikkate alma
mtr. Oysa, bu zellikler, anlatsal biimlenii oluturan dina
mizm iinde yer alrlar dorudan doruya. Buna bal olarak
da, bir nceki altblmde ele aldmz uyumlu uyumsuzluk
kavramna tam anlamm vermi olurlar. Bu bakmdan, olayr
gletirme ileminin hem Augustinus'un zaman paradoksunu
yansttn, hem speklatif dzlemde deil de iirsel dzlem
de bu paradoksu zdn syleyebiliriz.
Olayrgletirme, sz konusu paradoksu, iki zamansal
boyutu deiken oranlarda birletirmesi lsnde yanstr:
Bunlardan biri kronolojik-olan, br de kronolojik-olmayandr. Birincisi, anlatnn olaylarla ilgili boyutunu oluturur: y
knn olaylardan kurulu olmasn belirtir. kincisiyse, szc
n gerek anlamyla biimlendirme boyutudur: Bu boyut sa
yesinde olayrgs, olaylar yk haline dntrr. Biimlen
diriri edim 17, ayrnt eylemlerini ya da yknn ara-olaylar
dediimiz eyleri "birlikte ele alr"; bu farkl olaylardan za
mansal bir btnln birliini elde eder. Biim lendiriri edime
zg bu "birlikte ele alm a" ile Kant'a gre yarg ilemi arasn
daki yaknl ne kadar vurgularsak azdr. Bilindii gibi, Kant'a
gre yargnn akn anlam, bir zne ile bir yklemi birletir
16 Byle bir genelletirm e yoluyla, tarihi Paul V eyne olayrgsn am alarn, ne
denlerin ve rastlantlarn deiik boyutlarda bir birleim i olarak tanm layabil
mi ve bu kavram Comment n ecrit l'listoirc adl tarilyazm yla ilgili kitabnn
k yolu yapm tr. Bkz. "T arih Nasl Yazlr" balkl kesit, ikinci blm , 11. altblm .
elikili deil de btnleyici olan bir baka yaklam H. von W rig ht'm yakla
mdr: O , tarihsel adan akl yrtm ede, dizgeli zorunluluklarn ynlendirdii
pratik tasm lar ve nedensellik zincirleilerinin bir bireim ini grr (bkz. ikinci
blm , 11. altblm , 2. kesit). Dem ek ki, olayrgs ok d eiik biim lerde, trde-olm ayan diziler oluturur.
7 Biim lendirici edim [Fr. aete an figurant; ng. configurational nc/1 kavram n, Louis
O . M ink'ten alyorum : M ink bu kavram tarihsel anlalrla, kavraya uygulu
yor; bense btn anlatsal kavray alanna yayyorum (Louis O. M ink, 'T h e
Autonom y o( H istorical U nd erstanding", History trf Theory, cilt V , sav 1 ,1 9 6 5 ,
s. 24-47). Bkz. ikinci blm , II. altbliin, "Biim lendirici E d im " balkl 3. kesit.

132

Zam an ve A nlat

mekten ok, sezgiye dayal farkllklar bir kavramn kural alt


na yerletirmektir. Szn ettiimiz yaknlk, Kant'n belirleyici
yargya kar olarak kulland diiniicii yarg ile birlikte daha
da artar: nk bu tr bir yarg, estetik zellikli beeni yargs
ile organik btnlklere uygulanan teleolojik yargda etkinlik
halinde bulunan dnsel alma stne dnr. Olayrgs kurma ediminin de benzer bir ilevi vardr: nk, bir dizi
liten bir biimlendirme elde eder18.
Ama poiesis zamansallk paradoksunu yanstmaktan daha
da fazlasn yapar. Olayrgletirme, olay ile yknn iki kut
bunu dolaymlatrarak paradoksa bir zm getirir: Bu da iir
sel edimin kendisidir. Bir diziliten bir biimleni elde ettiini
sylediimiz bu edim, kendini dinleyici ya da okura, yknn
izlenebilir olmaya yatknl [izlenebilirlii] iinde gsterir19.
Bir yky izlemek, olaslklar ve beklenmedik olaylarn
arasnda, sonu blmnde sona erecek bir beklentinin etkisiyle
ilerlemek demektir. Bu sonu blm de gemiteki birka n
cl tarafndan mantksal olarak ierilmi deildir. Sonu bl
m ykye bir "son nokta" verir; bu da yknn bir btn ola
rak alglanabilecei bak asn salar. yky anlamak, art
arda dizilen yanolaylarm nasl ve neden byle bir sonuca gtr
dn anlamak demektir: Bu sonu blmnn de, nceden
kestirilebilir olmak yle dursun, bir araya getirilmi yanyklere uygun den, kabul edilebilir bir zellik olmas gerekir.
Distentio-intentio paradoksunun iirsel zmn olutu
ran da yknn bu izlenebilir olma yeteneidir. yknn,
kendini izletir klmas, paradoksu canl diyalektie dntrr.
Bir yandan, anlatnn olaysal boyutu, anlat zamann izgi
sel tasarm ynne eker. Bunu da birok biimde yapar. Bir
kere, "Peki, ya sonra?" sorusuna verdiimiz "sonra-ve-sonra"
yant, eylemin evrelerinin bir dandalk ilikisi iinde olduk
larn gsterir. Ayrca, yanykler ak bir olaylar dizisi oiutu18 Tarihteki vargnn diinm sel Idniim l, refleksif] zelliiyle ilgili baka ni
telikleri daha ileride ele alacaz. Bkz. ikinci bliim , III. altblm .
19 "zlenebilirlik" [ng. /allow ability ] kavram n W .B. G allie'd en alyorum : Philo
sophy and the Historical Understanding, New York, Schoken Books, 1964. G allic'nin
yaptnn temel savm , yani tarih yazm nn anlatlan yk trnn bir eidi ol
duu savn, ikinci blm de tartacam .

Zaman ve A nlat: l M im tsis

133

rur: Bu dizi de "sonra-ve-sonra"ya bir "ve benzeri"nin eklen


mesine olanak tanr. Sonu olarak, yanykler fiziksel ve insansal olaylarn ortak zamannn geri dndrlem ez dzeniyle
uyum iinde olarak birbirlerini izlerler.
Biimlendirici boyut ise, buna karlk, yanyksel boyuta
gre ters olan zamansal zellikler sunar. Bu da birok tarzda
gerekleir.
nce, biimlendirici dzenleme, olaylarn diziliini, olaylarm bir araya getirilmesi eylem inin ballak karl olan an
laml bir btnle dntrr ve yknn izlenebilir olmasn
salar. Dncenin bu dnl edimi sayesinde, btn olayrgs bir "dnce"ye evrilebilir: Bu da, olayrgsnn "tepe
noktas"ndan ya da "tem a"sm dan baka bir ey deildir. An
cak, byle bir dnceyi zamand olarak deerlendirirsek,
btnyle yanlgya dm oluruz. Northrop Frye'n deyiiy
le belirtecek olursak, "anlat ile tem a"nn zaman, yanyksel
grn ile biimsel grn arasndaki dolaym sa'ayan an
lat zamandr.
kinci olarak, olayrgsnn biim lendirilii, ara-olaylarn
belirsiz diziliine "son nokta duygusu"nu (Frank Kermode'un
The Sense o f an Ending yaplnn balndan aktaryorum) be
nimsetir. Az nce, yknn bir btnlk olarak grlebilecei
"son nokta"dan sz etmitik. imdi de unu ekleyebiliriz: Ka
pann yapsal ilevi anlatma eyleminden ok yeniden-anlatma
eyleminde ayrt edilebilir. Bir yk iyi bilindiinde -geleneksel
anlablar ile halk anlatlarnn yan sra bir topluluun kurulu
olaylarn aktaran ulusal kronikler iin de durum byledir- y
ky izlemek demek, beklenmedik olaylar ya da bulular bir
btn olarak ele alnan ykye bal anlamn tannmas iine
kapamaktan ok, kendileri de iyi bilinen yanykleri sz konu
su sonuca ulatran eler olarak kavramak demektir. Bu kav
raytan da zamann yeni bir nitelii doacaktr.
Son alarak, anlatlan yknn yeniden ele alnm as da
(bir btnlk olarak, biti biim inin etkisiyle ynlendirilir)
u bilinen "zam ann oku" eretilem esine gre, gem iten ge
lecee akan zam an tasarm na kar bir seenek oluturur.
Sanki yeniden-derlem e eylemi zam ann "d o a l" denilen d

134

Zaman ve A nlat

zenini tersyz ediyorm u gibidir. Sonucu balangcn iinde,


balangc da sonucun iinde okuyarak, zam ann kendisini de
ters ynde okum ay renm i oluruz: Bu, bir eylem in akn
daki balang koullarnn bititeki sonu blm nde zet
lenmesi gibidir.
Ksacas, bir yky izleme edimine yansm olan anlatma
edimi, Augustinus'u tedirgin etmi olan paradokslar yle ve
rimli hale getirir ki, Augustinus'u yeniden sessizlie srkler.
Biimlendirici edimin zmlenmesine iki tamamlayc
zellik daha eklemem gerekecek. Bylece de mimesis III' mimesis H'ye balayan srecin devamll salanm olacak. Bu iki
zellik, ileride de greceimiz gibi, nceki zelliklere gre ok
daha belirgin bir biimde, okumann desteini gerektirmekte
dir yeniden etkili hale gelebilmek iin. Biimlendirici edimin
belirgin nitelikleri olan emalatrma ve gelenekselliktir burada
sz konusu olan. Her ikisinin de zamanla zgl bir bants
vardr.
Biimlendirici edimin belirleyici zellii olan "birlikte ele
alma" ile Kan t'm yargs arasnda srekli yaknlk kurduumuz
anmsanacaktr. Yine Kant'n dorultusunda kalarak, biimlen
dirici edimin retimini, retici hayalgiicii almasna yaklatr
maktan geri kalmamak gerekir. retici hayalgic kavramn
dan ruhsallatrc deil de tam olarak akn bir yetenei anla
mak gerekir. retici hayalgc, kuralsz olmad gibi, kuralla
rn da retici kalbn oluturur. Birinci Eletiri'de anlama yetisi
kategorileri retici hayalgc tarafndan emalatrlmtr n
ce. emalatrmann byle bir gc vardr nk retici hayal
gc temelde biretirici [sentetik] bir ilev stlenir: Zihinsel ve
sezgisel bireimler reterek anlama yetisi ile sezgiyi birbirine
salar. Olayrgletirme de daha nce anlatlan yknn tepe
noktas, tema's, "diince"si diye belirtmi olduum ey ile
koullarn, karakterlerin, yanyklerin, ve dmn zlme
sini salayan baht dnlerinin sezgisel sunuluu arasnda kar
ma bir anlalrlk retir. te bylece anlatsal ilevin emalatrc zelliinden [ematizminden] sz edilebilir. Her emalatrc zellik gibi, bu da szgelimi Northrop Frye'n Anatomy of

Zaman ve A nlat: l M im esis

135

Criticism (Eletirinin Anatomisi) adl kitabnda gelitirdii tr


den bir tipolojiye uygun der20 .
Bu em alatrn zellik de, bir gelenek1in btn zellikleri
ni tayan bir tarih iinde oluur. Gelenek teriminden, l bir
birikimin devinimsiz aktarmn deil, ama iirsel edimin en
yaratc anlarna dnle her zaman harekete geirilebilecek bir
yenilenmenin canl aktarm anlalmaldr. Byle anlalnca
da, geleneksellik, olayrgsiinn zaman ile olan bantsn yeni
bir zellikle zenginletirir.
Gerekten de bir gelenein olumas yenilenm e ile kel
menin karlkl etkisine dayanr. Olayrgletirmenin tipolojsini oluturan paradigmalarn da ncelikle kelm eye balan
mas gerekir. Sz konusu paradigmalar, douu yok edilmi
kelme [tortu] halindeki bir tarihten kaynaklanmlardr.
Bu kelme ok sayda dzeyde gerekleir ve dolaysyla bi
zim dizisel [paradigmatik] terimini kullanmada ok saknml ol
mamz gerektirir. Szgelimi, Aristoteles bugn bize, ayn anda,
deilse bile iki eyi yapm gibi grnr. Bir yandan, olayrgsii kavramn en biimsel zellikleriyle ortaya koymutur. Bizim
uyumsuz uyumlulukla zdeletirdiimiz zelliklerdir bunlar.
te yandan da, Yunan tragedya tiirun (ikinci olarak da, traged
ya modelinin ltlerine bal kalarak destan trn) betimle
mitir. Bu tr hem kendisini bir mytlos klan biimsel koullar
yerine getirir, hem de kendisini trajik m/thos klan u kstlayc
koullar yerine getirir: mutluluun mutsuzlua dn; acma
uyandran ve korku veren olaylar; hak edilmemi mutsuzluk;
mkemmelliiyle dikkati ekmi ve kusurdan ya da ktlkten
uzak olan bir karakterin trajik yanlgs, vb. Sz konusu tr, Ba
20 Ama bu tipoloji, em atizm in yksek dzeydeki zam ansalln ortadan kaldr
m az. Kan t'm em atizm in oluum unu zam ann nsel belirlenim leri diye adlan
drd eye balay biim ini unutm adk: "em alar d em ek ki kurallara gre ya
plm zam ann nsel belirlenim lerinden baka bir ey d eildir; kategorilerin
dzenini izleyen bu belirlenim ler de btn olas nesneler asndan zamann dizi
lii, zammn ierii, zammn diizei ve son olarak da zam m n btn ile ilgilidir"
(Salt Akln Eletirisi, A 145, B 184). Kant fiziksel dnyann nesnel oluum una kat
kda bulunan zam an belirlenim lerini kabul eder yalnzca. Anlattsal ilevin emati/.mi yeni tr belirlenim ler ierir: Bunlar, olayrgletirm enin yanyksel ve
biim lendiriri zelliklerinin diyalektiiyle belirtm i olduum uz belirlenim lerdir
kesinlikle.

136

Zaman ve A nlat

t'daki tiyatro yaznnn sonraki yllarda gelimesine byk l


de egemen olmutur. Bununla birlikte, kltrmzn brani ve
Hristiyan ama ayn zamanda Kelt, Germen, zlanda, Slav gibi
birok anlat geleneinin mirass olduu da bir gerektir21.
Hepsi bu kadar da deildir. Paradigma yaratan, yalnzca
uyumsuz uyumluluk biimi ya da daha sonraki gelenein de
imez bir yaznsal tiir olarak tand model deil, ayn za
manda tek tek yaptlardr: Aristoteles'in Poetika'sndaki lyada
ve Kral Oidips gibi. Gerekten de, olaylarn dzenlenii iinde,
nedensel ban (biri brnden tr) katksz dizilie (biri
brnden sonra) stn gelmesi lsnde, tmel bir zellik
ortaya kar: Bu, daha nce de yorumladmz gibi, tip olarak
ykselen dzenleniin kendisidir. Bylece, anlat gelenei yal
nzca uyumsuz uyumluluk biiminin kelmesi ve tragedya t
rnn ya da ayn dzeydeki teki modellerin kelmesiyle dik
kati ekmez, ama ayn zamanda tek tek yaptlarn hemen yan
banda retilen tiplerin kelmesiyle de dikkati eker. Eer bi
im, tr ve tip'i paradigma bal altnda toplarsak, o zaman,
paradigmalarn, bu deiik dzeylerdeki retici hayalgcnn
almasndan doduunu syleyebiliriz.
Kendileri de nceki bir yenilenmeden domu olan bu pa
radigmalar anlat alannda sonradan yaanacak deneyim iin
kurallar sunarlar. Bu kurallar da yeni bululann basksyla de
iirler ama yava deiirler ve hatta, kelme srecinin gerei
ne uygun olarak, deiiklie direnirler.
Gelenein br kutbu olan yenilenmeye gelince, bunun duru
mu kelmenin durumuyla balantldu-. iirsel metnin poiesis'in
de retilmi olan eyin, son aamada, her zaman bir tekil yapt,
belirli bir yapt olmas lsnde, yenilenmeye hep yer vardr.
Bu nedenle, paradigmalar, yeni yaptlarn -tip haline gelmeden
nce yeni olan yaptlarn- dzenleniini ayarlayan grameri olu
21 Scholes ve Kellog, T7;e N ature o f N arrative (Oxford University Press, 1968) adl
yaptlarnda anlat kategorilerini zm lem eden nce hakl olarak B at'd aki an
latm a sanatnn tarihini gzden geirirler. Benim olay rgletirm enin em atizmi dediim ey, bu tarihsel geliim iinde var olur yalnzca. N itekim Eric A uer
bach da M im esis ad l o harika kitabnda. Bat kltrnde gerein temsil edilm e
sine ilikin zm lem esini ve deerlendirm esini ok sayda am a titizlikle belir
lenmi metin rneklerine yneltir.

Zaman ve A nlat: l M im esis

137

tururlar yalnzca. Tpk bir dilin gramerinin dzgn oluturul


mu tmcelerin -bunlarn says ve ierii nceden kestirilemezretimini dzenlemesi gibi, bir sanat yapt da -iir, oyun [dra
ma], rom an- dil krallnda zgn bir retimdir, yeni bir varo
lutur22. Ama tersi de aym lde olanakldr: Yenilik kurallarn
ynlendirdii bir davran olarak kalr. Bu durumda da hayalgcniin almas bir hiten domaz; u ya da bu biimde gelene
in paradigmalarna balanr. Ama bu paradigmalarla da dei
ik iliki kurabilir. Bu konuda zmlerin yelpazesi genitir: ki
kutbu oluturan, rnee sk skya bal bir uygulama ile hesapl
bir sapma arasnda yaylrken, "kurall bozulma"m btn dere
celerinden de geer. Masal, mit, genel olarak da geleneksel anlat
birinci kutbun ok yaknnda yer alr. Ama, geleneksel anlatdan
uzaklald lde, yn deitirme, sapma kural haline gelir.
Nitekim, ada roman, byk bir blmyle, ve kar kn
yalnzca uygulamay deitirmeye dayal beeniye stn gelme
si lsnde, anti-roman olarak tanmlanabilir.
stelik, sapma da btn dzeylerde grlebilir: Tiplere
gre, trlere gre, uyumsuz uyumluluun biimsel ilkesine g
re ortaya kabilir. Tip dzeyindeki sapma, her tikel yaptn
oluturucu esi gibidir: Her yapt, her yapta gre sapma du
rumundadr. Tr dzeyindeki sapmaya daha az rastlanr: Dra
ma ya da olaanst anlatya gre yeni bir trn, szgelimi ro
mann yaratlmasna veya kronie gre tarihyazmnn yaratl
masna denk der. Ama uyumsuz uyumlulua ilikin biimsel
ilkeye kar klmas daha temel bir durumdur. Biimsel para
digmann izin verdii deiikliklerin younluu stnde ileri
de duracak ve bir blnme halinde ortaya kan bu kar kn
anlat biiminin kendisinin lm anlamna gelip gelmediini
sorgulayacaz. Ne var ki, sapmann olasl, kelmi para
digmalar ile gerekte var olan yaptlar arasndaki ilikide yatar.
Ama blnmenin ar olduu durumda, sapma rnee kr
krne bal uygulamann kartdr. Kurala bal bozulma ise
orta ekseni oluturur: evresinde, uygulamada grlen para
22 A ristoteles, bizlerin yalnzca tm elleri tandm z belirtir: T ikel olan anlatla
maz. Ama bizler tikel eyler yaparz. Bkz. G.-G. G ranger, Essai d'ue plilosoplie
d style, Paris, A rm and Colin, 1968, s. 5-16.

138

Zam an ve A nlat

digma deiikliklerinin dalm yer alr. Uygulamadaki bu e


itlilik retici hayalgcnn bir tarihini yaratr ve kelmeye
elik ederek, bir anlat geleneini olanakl klar. Bu da sonuncu
zenginlemedir: Anlatnn zaman ile olan balants da bu saye
de mimesis II dzeyinde artm olur.

3. Mimesis II]
imdi ilk kavranabilirlik boyutuna ulatrlan mimesis H'nin
nasl temsili bir nc evre gerektirdiini, bu evre'nin de yine
mimesis olarak adlandrlmay hak ettiini gstermek istiyorum.
Bir kez daha anm satm ak istiyorum ki, burada m im esis'in
aklanm asna gsterilen ilgi kendi snrlar iinde son bul
mayacak; mimesis'in aklanm as, sonuna kadar, zam an ile
anlat arasndaki dolaym n aratrlm asna bal kalacaktr.
Bu altblm iin banda ortaya attm z sav, yalnzca mimesis
srecinin sonunda u som ut ierii edinecektir: Anlat tam
anlam na, mimesis III iinde, eylem de bulunm a zaman ile
katlanma [tahamml etme] zam anna gre yeniden kuruldu
unda ular.
Bu evre, H.-G. G adam er'in kendi felsefi yorum bilim inde
"uygulam a" diye adlandrd eye denk der. A ristoteles
de Poetika'mn deiik yerlerinde mimesis prakses'un bu son
anlamn sezdirir. Poetika'snda R etorik adl yaptna gre se
yirciler stnde daha az duruyor olm asna karn bu byledir. Retorik'teyse ikna etm e kuram btnyle seyircinin
almlama yeteneine gre ayarlanm tr. Ama A ristoteles ii
rin evrensel'i [tmeli] " retti in i", tragedyann, "acm ay ve
korkuyu temsil ederek bu tr heyecanlardan arnm ay sala
dn" sylediinde, ya da tragedyann olum asna yol aa
cak baht dnne katkda bulunan korku verici veya acma
uyandrc ara-olaylar grm ekten haz duyduum uzu anm
sattnda, mimesis srecinin seyircide ya da okurda son b u l
duunu belirtm i olur.
Aristoteles'in ardndan ben, genelletirerek, mimesis III'n
metin dnyas ile seyirci ya da okur dnyasnn kesimesini be

Zam an ve A nlat: l M i mesis

139

lirttiini syleyeceim. Demek ki, iirin biimlendirdii dnya


ile gerek eylem in kendini ve kendine zg kuramsalln gs
terdii dnyann kesimesidir burada sz konusu olan.
Sorunu drt aamada ele alacam:
1. Zaman ile anlat arasndaki dolaym, eer mivesis'in
evresinin zincirleniiyle kuruluyorsa ncelikle yle bir soru(n)
ortaya kar: Bu, sz konusu zinrcirleniin gerekten bir ilerle
meyi yanstp yanstmadn bilmek sorunudur. Bu aamada
nc altblmn bandan itibaren ortaya attmz dngsellik [dairesellik] eletiririsine yant vereceiz.
2. Okuma edimi, eer olayrgsnn deneyi modelletirme yetisiyle balant kurmamz salyorsa, o zaman bu edimin
nasl biim lendirin edime zg dinamizm stnde eklemlendi
ini, onu nasl uzatp sonuca gtrdn gstermek gerekir.
3. Daha sonra, zamansal deneyimin olayrgletirme yo
luyla yeniden-biimlend irilmesi savn dorudan doruya ele
alarak, yaptn, okuma yoluyla, iletiim alanna giriinin nasl
olup da ayn anda gnderme [referans] alanna giriiai de belirt
tiini gstereceim. Sorunu La M taphore vive adl yaptmda b
raktm yerden alarak, anlat dzeninde gnderme kavramna
balanan zel glkleri belirteceim.
4. Son aam adaysa, u sorunu ele alacam : Anlatnn
yeniden-biim lendirdii dnya bir zam ansal dnya ise, bu
durum da, anlatlan zamana ilikin yorum bilim in, Zamann feom enolojisin den nasl bir yardm bekleyebileceini bilmek
gerekir. Bu soruya verilecek yant, m imesis lll'ten mimesis
H'ye, oradan da mimesis I'e uzanan bantnn yarattndan
daha temel bir dngsellik ortaya karacaktr. Yaptm zn
banda A ugustinus'un zaman kuram n incelem em iz, bize
sz konusu dngsellie ok nceden deinm e frsat ver
miti: Srekli aporiler retm ekten geri kalm ayan bir fenom enoloji ile yukarda bu aporilerin iirsel " z m " diye adlan
drdm z ey arasndaki bantyla ilgiliydi bu. Zaman ile
anlat arasnda var olan bant sorunu da zam ansallkla ilgili
aporetik ile zam ansalln poetikas arasndaki bu diyalektik
te doruk noktasna ular.

140

Zam an ve Anlac

1. Mimesis dngs
M imesis IlI' n ana sorunsaln ele alm adan nce, mimesis
I'den mimesis H'ye, oradan da mimesis IlI'e uzanan srecin
uyandrmaktan geri kalm ad ksr dng kukusuyla hesap
lamak istiyorum. Eylem in anlamsal yapsn, sim gele!tir)m e
kaynaklarm ya da zam ansal zelliini dikkate aldm zda,
var noktas kalk noktasna gtryor gibidir ya da daha
kts, var noktas kalk noktasnda ncelenmi gibidir.
Eer durum byle olsayd, anlatsalln ve zam ansallm yorumbilimsel dngs mimesis'in ksr dngs iinde zm
lenmi olurdu.
zmlemenin dngsel [dairesel] olduu tartlamaz.
Ama dngnn ksr olduu rtlebilir. Bu bakmdan, ben
daha ok, sonu olmayan bir sarm aldan [spiral'den] sz etmek is
tiyorum: Dnceyi birok kez ayn noktadan ama farkl yk
sek lik k en geiren bir sarmaldr bu. Ksr dng sulamas iki
dngsellik biiminden birinin ya da brnn ekiciliinden
gelir: Birincisi yorumlamann iddet ini, kincisiyse yinelemeli ya
psn vurgular.
1)
Birinci durum da, yle demeye ynelebiliriz: Anlat,
yalnzca uyumsuzluun bulunduu yerde uyumluluu geti
rir. Bu da, anlat, biim i olm ayana [biim -siz'e] biim verir de
mektir. Ama o zaman, anlat araclyla biim vermenin aldatm acalmdan kukuya debiliriz. En olumlu dnld
ndeyse, anlat yoluyla biim verme, her trl kurm acaya,
bizlerin yalnzca kurm aca, yani yapnt diye bildiim iz eye
" ...m gibi" yapma zelliini salar. Bizleri de lm karsn
da ite byle avutur. Ama, paradigm alarn sunduu avutm a
ya bavurarak kendi kendimizi aldatm am aya baladm zda,
iddetin ve yalann bilincine varrz; o zaman da artk mutlak
biim-sizin bys ile N ietzsche'nin Redlichkeit diye adlandr
d u radikal nitelikli entelektel drstl savunm ann
bysne kendimizi kaptrm a noktasna geliriz. Ancak dze* Bizim burada Trke'ye "ykseklik" diye aktardmz terim Franszca yaynda altitude yerine bir dizgi yanl sonucu altilu de (tutum, davran) olarak kmtr. Biz
dzelterek evirdik. ngilizce eviride de terim nllitude olarak verilmitir, (.n.)

Z am an ve A nlat: l M im esis

141

ne duyulan basit bir zlem sonucu bu bylenm eye direnir


ve dzen fikrinin her eye karn yerim iz yurdum uz* olduunu
umutsuzca anlayp kabul ederiz. Bunun zerine zam ansal
uyum suzlua zorla benim settirilen anlatsal uyum luluk, yo
rum lam ann iddeti diye adlandrlm as uygun decek eyin
rn olarak kalr. Paradoksun anlatsal zm de bu idde
tin alt-srgnnden baka bir ey deildir.
Anlatsallk ile zamansallk arasndaki diyalektiin bu tr
den bir dramatikletirilmesinin, anlat ile zaman arasndaki ili
kiye balanan uyumsuz uyumluluk zelliini tamamyla uy
gun bir biim de ortaya koyduunu yadsm ayacam kesinlikle.
Ama, tpk kantn esinledii gibi, uyumluluu yalnzca anlat
nn yanma, uyumsuzluu da yalnzca zamansallm yanma tek
tarafl olarak koyduumuz srece, ilikinin gerek anlamyla
diyalektik zelliini elden karm oluruz.
Bir kere ilk aamada, zamansallk deneyimi basit bir uyum
suzlua indirgenemez. Augustinus'u incelerken grdmz
gibi, distentio ile intentio en sahici [otantik] deneyim iinde birbirleriyle atrlar. Zaman paradoksunu, zam ann basit uyum
suzlua indirgenmesinin yaratt dzletirm e [eit dzeye ge
tirme] durumundan korumak gerekir. Daha dorusu kesinlikle
biim lenmem i bir zamansal deneyimi savunm ann kendisinin
de, modernliin zelliklerinden biri olan biim -siz'den bylen
menin bir rn olup olmadm sorm ak gerekir. Ksacas, d
nrler ya da yazn eletirmenleri, dzenin basit zlemine ya
da daha kts kaosun dehetine boyun eer gibi grndkle
rinde, onlar son aamada harekete geiren ey, zaman para
dokslarnn sahiden tannmas ve bunun da zel bir kltre (bi
zim kltrmze) ilikin belirgin anlam yitim inin tesinde ol
masdr.
kinci olarak, zamansal deneyimimizin uyumsuzluuyla
diyalektik bir biimde kar karya getirm eye altmz anla
tnn uyumluluunun da ayarl [kvamnda] olmas gerekir.
Olayrgletirm e hibir zaman "d zen "in basit bir zaferi deil Franszca yaynda patric (yurt, yer) olarak deil de parlie (bolm , taraf; ura)
olarak verilm i bu terim i ngilizce eviriyi (hom eland) d ikkate alarak "yerim iz,
y urdu m u z" diye aktardk, (.n.)

142

Zam an ve A nlat

dir. Ama Yunan tragedyasnn paradigmas peripetein'mn, korku


ve acma uyandran olaylarn ve baht dnlerinin bozucu ilevi
ne yer verir. Olayrglerinin kendileri de distentio ile in ten tio'yu
birbirine uygun hale getirir. Frank Kermode'a gre, Bat gelene
imizdeki "son nokta duygusu" stnde egemenliini duyur
mu olan teki paradigma konusunda da ayn lde sylene
cek eyler vardr. Ben kendi adma, balang - Tekvin- ile sonu
-A p okalip s- arasndaki uygunluu harika biimde vurgulayan
apokalips modelini dnyorum. Kermode da, "zam anlar
arasnda" zellikle de "son zam anlar"da meydana gelen olay
lara ilikin her eyi ilgilendiren bu model tarafndan retilmi
saysz gerilimi belirtmekten geri kalmaz. Sonun, zaman yok
eden felaket olmas ve "son gnlerdeki terr olaylar"nn da
bunu haber vermesi lsnde, tersyz olu, apokalips mode
liyle lkselletirilmektedir. Ama apokalips modeli, topyalar
ya da daha iyi bir anlatmla iikronyalar olarak modern biimler
de yeniden ortaya kmasna ve dolaysyla direnmesine karn,
sonuta tekiler gibi yalnzca bir paradigmadr ve anlat dina
miini hibir ekilde tketemez.
Yunan tragedyasndan ya da Apokalips'ten farkl baka pa
radigmalar da dorudan doruya geleneklerin oluum sreci
tarafndan srekli olarak retilmektedir: Biz bu oluumu yuka
rda retici hayalgcne zg emalatrma gcne balam
tk. Yaptmzn nc blmnde, paradigmalarn bu yeniden
douunun da uyumsuz uyumluluun temel diyalektiini orta
dan kaldrmadn gstereceiz. Her trl paradigmann reddi
(bir rnei de gnmzdeki anti-romandr) bile "uyum lulu
un" paradoksal tarihine balanr. Her eit paradigmay ironik
biimde kmseyerek yarattklar engellemeler araclyla ve
yine okurlarn sinirlendirilmi ve aldatlm olmaktan duyacak
lar az ok sapkn haz sayesinde, bu trden yaptlar, hem kusur
lu bulduklar gelenei hem de dzeni bozulmu deneyimleri
karlam olurlar: nk bunlar, sonuta, edinilmi paradig
malar taklit etmeme abas nedeniyle taklit etmi olurlar.
Yorumlayc iddet kukusu da bu ar durumda ayn
oranda geerlidir. Zaman deneyimimizin "uyum suzluu"na
zorla kabul ettirilen, artk, "uyum luluk" deildir. imdi, sy

Zam an ve A nlat: l Alim esis

143

lem iinde, her trl paradigmaya kar oluturulan ironik me


safenin yaratt "uyum suzluk", zaman deneyimimizin temelin
de yatan "uyum luluk" dileini ieriden ykmakta ve intentio'yu
yok etmektedir: Intcntio olmadan da distentio animi'nin var ola
mayaca kesindir. Byle olunca da, hakl olarak, zaman dene
yimimize ilikin szde uyumsuzluun yaznsal bir oyundan
[yapntdan] baka bir ey olup olmad konusunda kuku du
yabiliriz.
Uyumluluun snrlar stne gelitirilen dnce de bylece asla hakllm yitirmez: Zaman dzeyinde olduu gibi an
lat dzeyinde de grlen btn uyumsuz uyumluluk ve
uyumlu uyumsuzluk "biim "lerine uygulanr. Btn durum
larda, dng kanlmazdr ama hibir zaman da ksr dng
biiminde deildir.
2)
Ksr dng eletirisi bir baka biim e de brnebilir.
Yorumlamann iddeti eletirisiyle hesaplatktan sonra, imdi
de ters olasla, yani yorumlamann yinelemeli yap sunma olasl
na kar koymamz gerekir. Byle bir durumun gerekleebil
mesi iin, mimesis 1 daha balangtan itibaren hep mimesis IlI'n
anlam etkisini tayor olm aldr. Bu durum da da mimesis II,
mimesis IH'e, mimesis I'de edinmi olduu eyi yeniden vermek
ten baka bir ey yapmayacaktr: nk mimesis I, daha balan
gta mimesis IlI'n eseri olma durumunda kalacaktr.
Yinelemeli yap eletirisi, mimesis I zmlemesi tarafndan
esinlenmi gibi grnmektedir. Simgesel dizgelerle ve bunlarn
arasnda anlatlarla dolayma girmemi insan deneyimi her ne
kadar yoksa da, bizim daha nce yaptmz gibi, eylemin anlat
aray iinde olduunu sylemek de anlamsz, bo grnmekte
dir. Gerekten de varoluun zamansal dramlarna ancak onlar
hakknda bakalarnn ya da kendimizin anlatt ykler yoluy
la ulaabildiimize gre, dou halindeki bir ykden sz eder
gibi bir insan yaamndan nasl olur da sz edebiliriz ki?
Bu eletiriye kar ileri sreceim bir dizi durum yle san
yorum ki, bizi deneyime daha balangta bir anlatsallk ver
meye zorlayacaktr: Bu anlatsallk genellikle dendii gibi yazn'n yaama yansmasndan kaynaklanm ayacak ama sahici

144

Zam an ve A nlat

bir anlat istei oluturacaktr. Sz konusu durumlar belirtmek


amacyla, deneyimin bir n-anlatsal yapsna deinmekten geri
durmayacam.
Mimesis I dzeyinde, eylemin zamansal zelliklerine ilikin
olarak yaptm zmleme bizi bu kavramn eiine getirmi
ti. O srada bu sorunu amam olmamn nedeni, yinelemeli ya
pya dayal ksr dng eletirisinin, mimesis dngs iinde
belirteceimiz durumlarn stratejik nemini vurgulamaya daha
uygun olduunu dnm olmamdr.
Gndelik deneyimlerimizi terk etmediimizde, yaam
mzdaki herhangi bir olaylar zinciri iinde, "(henz) anlatlma
m ykler", anlatlmay bekleyen ykler, anlatya yerleme
noktalan sunan ykler grme eiliminde deil miyiz? "(H e
nz) anlatlmam yk" deyiinin ne denli yersiz bir deyi ol
duunun farkndaym. ykler, tanmlar gerei zaten anlatl
m deiller midir? Gerek(lemi) yklerden sz edersek, bu
sylediimiz tartlamaz. Ama gcl [potansiyeli yk kavra
m kabul edilemez bir kavram mdr?
"(H enz) anlatlm am yk" deyiinin kendini artc
bir biim de kabul ettirdii, daha az gndelik olan iki durum
stnde durm ak istiyorum . Psikanaliste bavuran hasta, ona
yaanm yk paracklar, dler, "asal [ilksel] sahneler",
atm al olaylar anlatr. Bunlar hakl olarak psikanaliz se
anslar gibi grebiliriz. Bu seanslarn amac ve sonucuysa,
psikanalizin, sz konusu yk paracklarndan hem dayanlmazlk derecesi hem de anlalabilirlik derecesi daha fazla olan
bir anlat ekip karabilmesidir. Roy Schafer23 bize, Freud'un
btn m etapsikolojik kuram larn, yaam yklerini yeniden-anlatm aya ve onlar vaka ykleri srasna ykseltm eye
yarayan kurallar dizgesi olarak deerlendirm eyi retti. Psi
kanaliz kuram nn bu anlatsal yorum u, bir yaam yks
nn anlatlm am ve bastrlm yklerden kaynakland
grn ierir: Bunlar, znenin stlenebilecei ve kiisel
kim liinin oluturucu eleri olarak kabul edecei gerek y
klere doru ynelm itir. Gcl ya da balangtaki yk ile
sorum luluunu stlendiim iz gereklem i [kesinlem i] y
23 Roy Schafer, A N n o Language fo r Psychoanalysis, New H aven, Yale University
Press, 1976.

Zaman ve A nlat: l M im esis

145

knn arasndaki sreklilii salayan da ite bu kiisel kim li


in aratrlm asdr.
Anlatlmam yknn uygun deceini sandm bir
baka durum daha vardr. Wilhelm Schapp yklerin inde
Kaybolmu \ya da yklere Dolanm] diye evirebileceim iz I
Geschichten Verstrickt (1976)24 balkl kitabnda, bir yargm
olaylarn gelimesini ve bir karakteri anlamaya almasn,
zanlnn iinde yer ald olaylarn dm n zn be
timler. Vurgu burada "dolanm , iinde kaybolmu olm ak"
(Alm. verstricktsein) [s. 85] stndedir. Bu fiilin edilgen ats,
yknn, daha anlatlmadan birinin bana "geldiini" belirtir,
"iinde kaybolmu olm a" daha ok anlatlan yknn "n-tarihi" olarak grnmektedir. Anlatlacak yknn balangc da
anlatcnn seim ine kalmtr. yknn bu "n-tarihi", yk
y daha geni bir btne balar ve ona bir "arka-plan" kazan
drr. Bu arka-plan da, art arda yaanm btn yklerin "can
l biimde sl ste bindirilm esi"nden oluur. Demek ki anlat
lan yklerin bu arka-plandan "yze km alar" (Alm. auftauchen) gerekir. Bu yze kla birlikte, iin iindeki zne de su
yzne kar. O zaman da yle diyebiliriz: " yk insan tem
sil eder, insana kefil olur." (die Geschichte steht f r den Mann) [s.
100]. "yklerin iinde kaybolmu olan" insana ilikin bu varolusal zmlemenin balca sonucu udur: Anlatmak ikinc
bir sretir, "yknn tanmr-olma srecidir" (das Bekantloerden des Geschichte) [s. 101]. ykleri anlatm ak, izlemek, anla
mak bu dile getirilmemi yklerin "uzants"dr yalnzca.
yky yazarn yaratt bir yapnt olarak gren, Aristotelesi gelenee bal yazn eletirmeni, znelerin, sisli bir
ufukta yitip giden ykler iine edilgen bir biimde katlmala
rnn "uzants" olacak bir anlatlm yk kavramndan hi de
honut olmayacaktr. Bununla birlikte, henz anlatlmam
olan ykye verilen ncelik, anlatma sanatnn yapay zellii
hakkmdaki her trl yinelemeli anlatma kar eletirel bir r
nek olarak kullanlabilir. Bizler ykler anlatrz nk sonuta
insan yaam lan anlatlm olmaya gereksinim duyarlar ve anla
tlm olmay hak ederler. Bu aklama, yenik denlerin ve
24 W ilhelm Schapp, h t G eschichten Verstrickt, W iesbaden, B. H eym ann, 1976.

146

Zam an ve A nlat

kaybedenlerin yksn kurtarmann gerekli olduunu ileri


srdmzde btn gcn kazanr. Ac ekmenin btn ta
rihi intikam diye haykrr ve anlaty arr, bekler.
Ama yaznsal eletiri kendi yetki alanndan kaynaklanan ye
ni bir neriye dikkat ettiinde, yk kavramn iinde kaybolup
gittiimiz ey olarak benimsemekte daha az isteksiz olacaktr.
Frank Kermode The Genesis o f Secrecy25 (Gizliliin Douu) adl
yaptnda, baz anlatlarn aydnlatmay deil de karartmay, giz
lemeyi amalayabilecekleri fikrini ortaya atar. Bu durum, zel
likle sa'nn Meselleri iin gecrlidir: ncil yazar Markos'a gre
bu Meseller dta olanlar" tarafndan anlalmasn diye sylen
milerdir; F. Kermode'a greyse, ayn Meseller, "ite olanlar" da
ayrcalkl durumlarndan eder ciddi bir biimde. "Yorumcular
gizli yerlerinden sren" byle gizemli gce sahip baka birok
anlat vardr. Kukusuz, bu gizli yerler metinde bulunan yerler
dir. Metnin tkenmezliinin metin iindeki belirtileridir bunlar.
Ama, bu trden anlatlarn "yorumbilimsel adan tadklar po
tansiyel g" (a.g.y., s. 40) yaamlarmzn sylenmemi ykleri
iinde bir uyumluluk deilse de en azndan bir yank bulur diye
mez miyiz? Anlatnn kendisi tarafndan -en azndan Markos ve
ya Kafka'nnkilere yakn anlatlar tarafndan- retilmi gizlilik
(ng. secrecy) ile yaamlarmzn henz sylenmemi ykleri
(n-tarihi, arka plan, yaarken oluan st ste ylmay olutu
rurlar ve anlatlan yk de buradan doar) arasnda gizli bir i
birlii yok mudur? Bir baka deyile, yknn doduu yer olan
gizlilik ile yknn dnp geldii yer olan gizlilik arasnda sakl
kalm bir yaknlk yok mudur?
Bu sonuncu nerinin zorlayc gc ne olursa olsun, bura
da u temel savm iin bir destek bulurum: Deneyimin znde
ki zamansal biim ile anlat yapsn srekli olarak birbirine g
re yorumlayan her anlat zmlemesindeki belirgin dngsellik, l bir gereksiz yinelem e [totoloji] deildir. Burada daha
ok "salkl bir dng" grmek gerekir: yle ki sorunun iki
yan stne ileri srlen kantlar birbirlerine karlkl olarak
yardm ederler.
25 Frank Kerm ode, The Gee>is o f Secrecy - O lle Inlcrpretation o f Nnrrclive, Harvard U niversity Press, 1979.

Zaman ve Anlat: l M im esis

147

2. Biimlendirme, yeniden-biimlendirme ve okuma


Demek ki anlat ile zamann yorumbilimsel dngs, mimesis
evrelerinin oluturduu dngden dom aktadr hep. imdi ar
tk sra, dncemizi mimesis II ile mimesis III arasnda okuma
edimiyle gerekleen gei stnde younlatrmaya geldi.
Eer bu okuma edimi, yukarda da belirttiimiz gibi, bizi
olayrgsnn deneyimi biimlendirme yeteneine balayan
bir edim olarak grlebiliyorsa, bunun nedeni, biimlendirme
edimini yeniden ele almas ve tamamlamasdr: Daha nce de
vurguladmz gibi, biimlendirme ediminin, olayrgsnn
birlii iindeki deiik eylemleri kucaklayan -birlikte ele alan yarg ile yaknl vardr.
Bunu en iyi dorulayan da mimesis II evresinde olayrgsn belirtm ek iin son olarak bavurduum uz u iki nitelik
tir: emalatrma ve geleneksellik. Bunlar, metnin "i" ile "d "n
kar karya getiren nyargnn krlm asn salar zellikle.
Sz konusu kartlk, gerekte, salt m etin yapsna ilikin du
ral ve kapal bir anlaya sk skya baldr. O layrgletirme ilem inde grlen yapiatrc etkinlik kavram bu kart
l aar. em alatrm a ile geleneksellik, yazm a ilem sellii
ile okum a ilem sellii arasndaki etkileim in kategorileri ha
line gelir hemen.
Bir yandan, edinilmi paradigmalar okurun beklentilerini
yaplandrp onun anlatlan yk tarafndan rneklendirilmi
biimsel kural, tr ya da tipi tanmasna yardmc olurlar.
Metin ile okuru arasndaki buluma iin gereken ynlendirici
izgileri salarlar. Ksacas, yknn kendini okunabilir klma
yeteneini dzenleyenler onlardr. te yandan da okuma edi
mi anlatnn biimleniine elik eder ve onun izlenebilme yete
neini gerekletirir. Bir yky izlemek, onu okuma olarak
gerekletirmek demektir.
Eer olayrgletirme yargnn ve retici hayalgcnn
bir edimi olarak betimlenebiliyorsa, bu, sz konusu edimin me
tin ile okurunun birlikte gerekletirdikleri bir alma olmas
lsnde olanakldr: Tpk Aristoteles'in heyecan, hissedilen
ile hissedenin ortak rn saymas gibi bir eydir bu.

148

Zam an ve A nlat

Olayrgsn emalatran paradigmalarn yenilenmesi


ve kelmesi oyununa elik eden de yine okuma edimidir. Alc
lokur], okuma edimi iinde anlatnn zorunluluklaryla oynar,
sapmalar gerekletirir, roman ile anti-romanm atmasna
katlr ve bundan Roland Barthes'n "metnin verdii haz" dedi
i o hazz alr.
Son olarak da, yapt tamamlayan kii okur olur: Bu da
kukusuz yazl yaptn okunmay bekleyen bir taslak olarak
grlmesi lsnde gerekleir (bu gr, Das literarische
Kunstwerk (Yaznsal Sanat Yapt] kitabyla Roman Ingarden'i;
Der Akt des Lesens [Okuma Edimi] kitabyla da W olfgang lser'i
izleyerek belirtiyoruz). Gerekten de metin eksiklikler, boluk
lar, kararszlk blgeleri ierir; hatta yazarn yaptn biimini
bozma konusunda muzipe bir haz duyduu durumda, Joyce'un Uhjsses'i gibi bir metin, okurun bir yapta biim vereme
yecei konusunda bahse girer. Bu ar uta yer alan rnekte,
yapt tarafndan terk edilmi olan okurdur, olayrgletirmenin arlm omuzlarnda tek bana tar.
Demek ki, okuma edim i m imesis III' mimesis Il'y le bir
letiren edim dir. Eylem dnyasnn olayrgsii ad altnda
yeniden-biim lendirilm esinin son iaretidir. Drdnc b
lm de bizi ilgilendirecek eletirel sorunlardan biri, ite bu
noktadan hareket ederek W olfgang Iser'inki gibi bir okuma
kuram ile Hans Robert Jau ss'u nki gibi bir almlama estetii
arasndaki bantlar dzenlem ek olacaktr. im dilik, her iki
kuram n bir ortak noktas bulunduunu belirm ekte yetine
lim: H er ikisi de, metnin bireysel ya da kolektif alcs stn
de yaratt etkide, m etnin gerekleen ya da etkin anlam nn
asl bileenini bulurlar. Her iki kuram iin de, metin, bir ak
layc bilgiler btndr; bireysel okur ya da okur kitlesi bu
aklayc bilgileri edilgen olarak ya da yaratc biim de yerine
getirir. Metin ancak m etin ile alc arasndaki etkileim iinde
yapta dnr. Okuma Edimi [Iser] ile Almlama Estetii'nde
[Jauss] grlen iki farkl yaklam da ite bu ortak tem elden
hareket ederler.

Zam an ve A nlat: l M im esis

149

3. Anlahsallk ve gnderme
Bir yaz kuramn bir okuma kuramyla btnlemek, mimesis
III yolu zerindeki ilk aamay oluturur yalnzca. Almlama
estetiinin iletiim sorununu ele alabilmesi iin gnderm e [refe
rans] sorununa da bakmas gerekir. letilen ey, son noktada,
bir yaptn anlam tesinde, o yaptn yanstt dnya ile orada
oluturaca ufuktur. Bu adan, dinleyici ya da okur sz konu
su dnyay kendi alglama yeteneklerine gre almlar; bu yete
nek de hem snrl olan hem de bir dnya ufkuna alan du
rumla tanmlanr. Ufuk terimi ile onun ballak terimi olan
dnya, mimesis IH'n yukarda nermi olduumuz u tan
mnda iki kez ortaya km olur bylece: Metnin dnyas ile se
yircinin ya da okurun dnyas arasmdaki kesimedir mimesis III.
H.-G. Gadam er'in "ufuklar kaynam as" kavramna yakn olan
bu tanm, nvarsayma dayanr: Srasyla genel sylem
edimlerine, sylem edimleri arasnda yaznsal yaptlara, son
olarak da yaznsal yaptlar arasnda anlatsal yaptlara destek
oluturan nvarsaymlardr bunlar. nvarsaym birbirine
eklemleyen de, grld gibi, giderek artan bir zgllenedT.
Birinci noktayla ilgili olarak, La Mtaphore vive adl kitabm
da uzun uzun kantladm ve her sylemde anlam ile gnderge
arasndaki bantyla ilgili olan sav yinelemekle yetineceim bu
rada. Sz konusu sava gre, eer tmceyi sylem birimi olarak
ele alrsak (Saussure' deil de Benveniste'i izleyerek belirtiyo
rum) sylemin yneldii ey, bir gstergeler dizgesinin ikin yap
sndaki her gsterenin ballak esi olan gsterilen ile kartrl
ma durumundan kurtulur. Dil, tmceyle birlikte, kendi kendisi
nin dna ynelir: Bir eyler stne bir eyler syler. Sylemin
bir gndergeyi hedeflemesi durumu, onun olay zellikli ve diya
loglarla iliyor olmas niteliiyle ay anda gerekleir kesinlikle.
Gndergenin hedeflenmesi sylemin oluum srecinin teki ya
kasdr. Olayn tam olarak gereklemesi, herhangi birinin sz
alp karsndakine seslenmesi deildir yalnz, o kiinin ayn za
manda yeni bir deneyimi dile tama ve bir bakasyla paylama
isteiyle de dolu olmasdr. Bu kez de sz konusu deneyimin uf
ku dnya olur. Gnderge ve ufuk, biim ve z gibi birbirinin

150

Zaman ve A nlat

ballak esidir. Her deneyim hem kendisini kuatan ve ayrt


eden bir snr izgisi tar, hem de i ve d ufkunu oluturacak
bir gcllkler ufkuna doru ykselir. Bir i ufuk sz konusu
dur, nk deimez bir snr izgisi iinde ele alnan eyin ay
rntsna inmek ve onu belirlemek her zaman olanakldr; ama
ayn zamanda bir d snr da sz konusudur, nk amalanan
[hedefleneni ey, btnsel dnyann ufkundaki baka eylerle
gcl bantlar kurabilir; ve bu dnya da hibir zaman syle
min konusu durumunda olmayabilir. te ufuk szcnn bu
ikili anlam asndan, durum ve ufuk birbiriyle balantl kav
ramlar olarak kalrlar. Bu ok genel nvarsaym, dilin kendisi
iin bir dnya oluturmad grn ierir. Hatta bu bir dn
ya bile deildir. nk bizler dnyann iindeyiz ve durumlar
dan etkilenmi haldeyiz, anlamak amacyla onlara ynelmek is
teriz, syleyecek bir eyimiz, dile tamak ve paylamak istedii
miz bir deneyimimiz vardr.
Gnderme ile ilgili ontolojik nvarsaym ite budur: Dile, i
kin dorulamadan yoksun postulat olarak yansyan bir nvarsaymdr bu. Dil kendisi iin bir Aynlk [Aym-olma] durumu yara
tr. Dnya ise onun tekisi'dir. Bu bakaln kabul edilmesi, di
lin kendi stne dnllnden kaynaklanr: Bylece dil, var
lk stne ynelebilmek iin, kendini varlk iinde tanr.
Bu nvarsaym ne dilbilim den ne de gstergebilimden
kaynaklanr; tersine bu bilim dallar yntem postulat gerei,
dil-dna doru uzanan bir ynelm ilik fikrine kar karlar.
Benim ontolojik kantlam a* dediim ey, yntem postulatlar
n belirlem i olan bu bilim dallarna dorulanam az ve kabul
edilemez bir srama olarak grnecektir. Aslnda bu ontolo
jik kantlama akld bir sram a deildir, nk zorunlu kl
d da ynelm e nce gelen ve daha temel olan bir anlay
n** karldr: Dnyann ve zamann iinde var olma dene
*

Franszca yaynda nttestalion m lologiqc (ontolojik kantlam a) bir dizgi yanl


soncu nrrestntion on lologiquc (ontolojik tutuklam a) olarak km ; biz terim i d
zelterek evirdik. ngilizce eviride de sz konusu terim oological attestalion
olarak dzeltilm itir, (.n.)
** Franszca yaynda nolio (kavram , anlay, fikir) bir dizgi yanl sonucu nolion
(hareket, devinim ) olarak km ; biz terimi dzelterek evirdik. Terim ngilizce
eviride de nolio olarak verilm itir, (.n.)

Zaman ve A nlat: l M im esis

151

yim inden hareket eden ve ontolojik kouldan kalkarak dil


iindeki anlatma doru ilerleyen davrann kart esidir
bu ontolojik kantlama.
Bu birinci savn, az nce metnin almlanmas konusunda
belirttiimiz dncelerle birlikte dzenlenmesi gerekir: letme
yetenei ile gndermede bulunma yetenei ezamanl olarak
ortaya konmaldr. Her gnderme bir egndermedir, yani diyalojik ya da diyaloglu gndergedir. Dolaysyla almlamann
estetii ile sanat yaptnn ontolojisi arasnda bir seim yapm a
ya gerek yoktur. Bir okurun almlad ey, yalnzca yaptn an
lam deil, ama yaptn anlamn kat ederek ulaaca gnder
mesidir; yani dile tad deneyimdir, son aamada da bu de
neyimin karsnda sergiledii dnya ve onun zamansalldr.
Btn sylem edimleri arasnda, "sanat yaptlar"nm ince
lenmesi, bir ikinci nvarsaym' gerektirir: Birincisini ortadan
kaldrmayan ama onu karmaklatran bir nvarsaymdr bu.
La M taphore vive adl kitabmda desteklediim ve burada
anmsatmakla yetineceim sava gre, yaznsal yaptlar da dile
bir deneyim tarlar ve her sylem gibi, onlar byle dnyaya
gelirler. Bu ikinci nvarsaym ada yaznbilimdeki egemen
kuramla aka atmaktadr; nk bu kuram, yaznsal dili
kesinlikle kendi iinde ele almakta, ve bundan tr de, dil-d olarak grd gndermenin hesaba katlmasna kar k
maktadr. Yaznsal metinler doru ve yanl, yalan ve gizli ile
ilgili savlar ierdiklerinde (bu savlar da kanlmaz olarak, ol
mak ve grnmek diyalektiini yeniden gndem e getirir26) bu
yaznbilim, yntemsel bir kararla, gndergesel yanlsama diye ad
landrd eyi, basit bir anlam etkisi olarak grmeye alr.
Ama bu durumda, yazn'in okurun dnyasyla olan bantsna
ilikin sorun halledilmemi, yalnzca ertelenm i olur. "Gnder
gesel yanlsam alar" metnin yaratt herhangi bir anlam etkisi
deildir: Sylemlerin doruluu koullarna ilikin ayrntl bir
kuramn varln gerektirirler. Ama bu koullar da, metnin
26 G reim as'taki dorulam a (Fr. vcridiclion) kavram , bize, dtaki gndergeye yap
lacak her trl bavurm aya dnsz olarak kar kan bir kuram n iinde bu
d iyalektiin yeniden ortaya km asnn dikkat ekici bir rneini oluturur. Bkz.
A.]. Greim as ve J. Courtes, Vridiction" m addesi, Smiotique, dictionnaire raisonn
d e la thorie du langage, Paris, Hachette, 1979, s. 417.

152

Zam an ve A nlat

dnyasn oluturan arka plandaki dnya ufkunun zerinde


kendilerini gsterirler. Kukusuz ufuk kavramn metin iine
yerletirebilir ve metnin dnyas kavramn gndergesel yanl
samann ar oalma sonucu ortaya km bir uzants kabul
edebiliriz. Ama okuma sreci yeniden iki ufkun, yani metnin
ufku ile okurun ufkunun kaynamas sorununu ortaya atar:
Dolaysyla metin dnyas ile okurun dnyasnn kesimesini
yeniden gndeme getirir.
Sorunun kendisine de kar kp yazn'm gndelik deneyi
mi etkilemesi sorununu geersiz saymaya alabiliriz. Ama o
zaman, bir yandan, genellikle mcadele ettiimiz pozitivizmi
(yani yalnzca deneyimsel olarak gzlemlenen ve bilimsel ola
rak betimlenen, verilmi-olan ey gerektir nyargsn) para
doksal olarak onaylyoruz. te yandan da yazn kendi dnya
sna kapatyor ve ahlaksal dzen ile toplumsal dzene kar y
nelttii ykc oku [sivri ucu] kryoruz. Kurmacann, dili, kesin
likle, o en byk tehlikeye dntren ey olduunu unutuyo
ruz: Hlderlin'in ardndan W alter Benjami'in de dehet ve
hayranlkla szn ettii o en byk tehlikeye.
Bu karlkl etkileme olgusu sayesinde bir durumlar- yelpa
zesi alr: Kurulan dzenin ideolojik onaylamasndan (tpk
resm sanatta ya da iktidarn tarihinde olduu gibi) toplumsal
eletiriye ve hatta her "gerek-olan"m alaya alnmasna kadar
uzanan bir yelpazedir bu. Ama gerek olanla iliki asndan
ar yabanclama da bir ara-kesit durumudur. Ufuklarn bu
atmal kaynamas metnin dinamiiyle, zellikle de kelme
ve yenilenme diyalektiiyle de balantldr. Gerek-olanm o
kundan daha az etkisi olmayan olasnn oku, yaptlarda, edi
nilmi paradigmalar ile sapmalarn (bireysel yaptlarn gster
dikleri farkllamalar araclyla oluan sapmalarn) oalmas
arasndaki i etkileimle daha da glendirilir. Nitekim, anlat
yazn, btn iirsel yaptlar arasnda, sapmalaryla olduu ka
dar paradigmalaryla da klgsal gerekletirmenin [etkililiin]
bir modelidir.
Demek ki, metnin ufku ile okurun ufkunun kaynam as
sorununu, ya da m etnin dnyas ile okurun dnyasnn ke
sim esi sorununu reddetm iyorsak, o zaman iki dnya arasn

Zaman ve A nlat: l M im esis

153

da gnderm e-kart [anti-referansiyel] yaznbilim in ikinlii


yntem i tarafndan alm uurum u dorudan doruya iir
dilinin ileyii iinde amann yolunu bulm ak gerekir. La
M taphore vive adl kitabm da, dilin gnderm e yeteneinin
betim leyici sylem lerle tketilm ediini ve iirsel yaptlarn
kendilerine zg bir gnderm e dzenine, eretilem eli gn
derm e dzenine gre dnya ile balant kurduklarm gster
m eye alm tm 27. Bu sav dilin betim leyici olm ayan btn
kullanm larn, dolaysyla ister lirik olsun ister anlatsal b
tn iirsel m etinleri ilgilendirir. iirsel m etinlerin de betim le
yici bir biim de olmasa da, dnya hakknda konutuklar g
rn ierir. Eretilem eli gnderm enin zelliini bir kez da
ha anm satalm : Betim leyici gnderm enin silinm esi -ilk yak
lam da, dili kendine gnderen bir silinm edir b u - dnyadaki
varln dorudan sylenem eyecek zelliklerine daha kkl
bir gnderm e yapabilm e gcnn zgr braklm as bak
m ndan olum suz bir koul olarak ortaya kar. Bu zelliklere,
dolayl olarak, ama eretilem eli szcenin anlam dzeyinde
(kendi geersizlii tarafndan yok edilm i gerek anlamn y
kntlar zerinde) kurduu yeni geerlilikten yararlanarak
olumlu (kabul edilir) bir biim de ynelinir. Eretilem eli gn
derm enin eretilem eli anlam stndeki bu trden bir eklem leniinin tam bir ontolojik deer kazanabilm esi iin, olm ak fi
ilini de eretilem eli hale dntrm em iz ve "...g ib i olm ak"
deyiinde "...g ib i grm ek"in ballak esini alglam am z
gerekir; eretilem eli alm ann zeti de ite bu ilem de orta
ya kar. Bu "...g ib i olm ak" ikinci nvarsaym birinci nvarsaym n dzeyine tar. Ayn zam anda da onu zenginletirir.
Ufuk ve dnya kavram yalnzca betim leyici gnderm elerle
deil, ayn zam anda betim leyici olm ayan gnderm elerle de,
iirsel syleyi biim iyle de ilgilidir. Daha nce yapm oldu
um bir aklam ay yeniden ele alp28 diyebilirim ki, bana g
re, dnya, okum u, yorum lam ve sevm i olduum her tr
27 La M taphore vive, yedinci inceleme.
28 Bu konuda, La M taphore vive'deki yedinci incelem e dnda bkz. interpretation
T/tin/'deki savlarm n zeti, Fort W orth, T he T exas C hristian U niversity Press,
1976, s. 36-37. 40-44, 8 0 ,8 8 .

154

Zam an ve A nlat

l betim leyici ya da iirsel m etinlerin yapt gnderm elerin


btndr. Bu m etinleri anlam ak dem ek, durum umuzla ilgi
li btn yklem lerin arasndan, basit bir evreden (Alm. Um
welt) hareket ederek bir dnya (Alm. Welt) yaratan btn an
lamlar iin iine katm ak dem ektir. Gerekten de varolu uf
kumuzun byk lde genilem esini kurmaca yaptlara
borluyuz. Kurmaca yaptlarn gerekliin yalnzca hafifletil
mi im gelerini, "g lg eler"in i (Platon'un resim deki ya da ya
zdaki e ik u [ikon, im ge, kopya, suret, grnt] incelerken
adlandrd biim iyle; Phnedra, 274e - 277e) retmesi sz ko
nusu deildir. Yaznsal yaptlar gereklii ancak onun gc
n artrarak, oaltarak betim lerler; bunu da, olay rgletirmenin artc bir biim de rneklendirdii, ksaltm a, doyum
aama getirm e, doruk noktasna ulatrma yeteneklerine
borlu olduklar anlam yaratmalarla gerekletirirler. Franois
Dagognet, criture et Iconographie (Yaz ve Resim) adl yap
tnda, yazya ve her eit eikn'a kar olan Platon'un kantna
tepki gstererek, gereklii hem snrl hem de youn bir op
tik alfabe temeli stnde yeniden oluturan ressam n strateji
sini imgesel oaltm a olarak belirler. Bu kavram n btn im ge
sellik koullarna, yani bizim burada kurmaca diye adlandr
dm z eye de uygulanm as gerekir. Eugen Fink de yakn
bir anlam da A lm anca'daki Bildi [imge, grnt, resim , tas
vir] (btnyle alglanm gerekliklerin basit sunulularn
dan ayrt eder bunu) hafif aral ok geni bir m anzaraya
alan bir "p encere"y e benzetir. te yandan, H.-G. Gadam er
de, Bild'e, gndelik olaylarla zayflatlm dnya grm ze
bir varolm a art salam a gc tanr29.
Genel olarak iirsel yaptn yeniden-biim lendirilm esi i
levinin tannmas altnda yatan postulat, metnin gerisinde ya
zarn eilimini bulm aktan ok, metnin bir bakma kendinden
nceki bir dnyay sergilem e hareketini gsterm eye alan
bir yorum bilimin postulatdr. Heidegger sonras yorum bilimin romantizm dnemi yorum bilim ine gre aka geirdii
29 Eugen Fink, D e n Phnom nologie (1966); Franszca'ya eviren: Didier Frank. Pa
ris, M inuit, 1974, 34; 1 1.-G. G adam er, Wahrheit td M ethode, T bingen, J. C. B.
M ohr, 1 9 6 0 ,1. Bliim , II; Franszca evirisi: Vrit cl M thode, Paris, Seuil.

Zaman ve A nlat: l M im esis

155

bu deiiklik stndeki dncemi bir baka yerde uzun


uzun aklam tm 30. Son yllarda da hep u gr savun
dum: Bir m etinde yorum lanan ey, iinde yaayabileceim ve
tam amyla kendim e zg glerimi gsterebileceim bir dn
yann nerilm esidir. La M taphore vive'de, iirin, m/tho'uyla,
dnyay yeniden-betim lediini savunm utum . Ayn biimde,
bu yaptta da, anlatma [ykleme] edim inin dnyay zam ansal boyutu iinde yeniden-anlam landrdn syleyeceim:
Kukusuz anlatm ay da [ezberden] sylem eyi de, airin ar
sna uyarak eylem i yeniden-yapm ak olarak anlyorum 31.
Eer anlatsal yaptlarn gnderme yeteneinin genel ola
rak iirsel yaptlarn gnderme yetenei altnda ele alnmas ge
rekiyorsa, bu durumda bir iiiinc nvarsaym devreye girer.
Anlatsallm yaratt sorun gerekten de lirik iirin yaratt
sorundan hem daha yaln hem de daha karmaktr. Daha ya
lndr, nk dnya, burada, kozmik pathos'un bak asndan
deil de, insan praksisinin bak asndan kavranmaktadr.
Anlat tarafndan yeniden anlamlandrlan ey, insan davran
[eylemi] dzeyinde n-anlamlandrlm olan eydir. unu
anmsayalm ki, mitnesis I dzeninde, eylem dnyasnn nkavranm belirgin klan zellikler unlardr: Eylemin anlam
sal yapsnn oluturucu esi olan anlamlararas aa egemen
olma; insan davrannn simgesel dolayanlaryla ve n-anlatsal
kaynaklaryla yaknlk kurma. Anlatsallk asndan dnyadaki
varlk, bu n-kavraya bal dilsel pratikle daha nceden belir
30 "L a tche de l'h erm n eu tiq u e", Exegsis: Problm es d e m thode et exercices de
lectu re, yav. haz. Fran ois Bovon v e G rgoire R ouiller, N eu chtel, D elachaux
ve N iestl, 1975, s. 179-200. ngilizce evirisi iin bkz.: P hilosoyhy Today, 17
(1973), s. 112-128; sonradan denem elerim in d erlend ii u kitapta da yer ald:
H erm eucutics an d ih e Humait Sciences, yay. haz. ve n g iliz ce'y e eviren Joh n B.
T hom pson , C am brid g e U niversity Press ve d itio n s de la M aison d es scien
ces de l'h o m m e, 1981, s. 43-62.
31 N elson G oodm an, T he Languages o f A rld a btn yaznsa! yaptlarn srekli ola
rak dnyay oluturduklarn ve yeniden oluturduklarn syler; bu sz de
zellikle anlatsal yaptlar iin geerlidir nk bunlarda olayrgsnn yoiesisi ayrca edim e de ynelik olan bir gerekletirm e eylem idir. G oodm an'n ya
ptnn birinci blm ndeki ("Reality Rem ade") aklam a ile "yaptlar dnyala
ra gre, dnyalar da yaptlara gre dnm ek" biim indeki zdeyii de artk
hibir yerde kabul edilm em ektedir.

156

Zam an ve A nlat

gin klnm olan bir dnyadaki varlktr. Burada sz konusu


olan imgesel [ikonik] oalma, eylemin i banda bulunan yo
rumlayana borlu olduu n okunabilirlik oalm asndan ibaret
tir. nsan eylemi, ar derece anlamlandrlabilir nk sim ge
sel eklemleniinin btn koullaryla zaten n-anlamlandrlmtr. Gnderme sorununun iirin lirik biimlerine gre anlatsal biimlerde daha yaln olmas da bu anlamda geerlidir. Za
ten ben de tragedya nnjthos'undan hareket edip olay genelleti
rerek, mythos ile yeniden-betimlemeyi birletiren iirsel gnder
me kuramn gelitirdim: Gerekten de, zlp anlalmas en
kolay olan da eylemde bulunmann ve ac ekmenin [katlanmannj eretilemeli biimleridir.
Ama anlatsalln, gndergesel ama ve gerei yanstma
sav asndan yaratt sorun da, bir baka adan, lirik iirin
yaratt soruna gre daha karmaktr. ki byk anlatsal
sylem snfnn (kurmaca anlat ile tarihyazm) varl da bir
dizi zel sorun yaratmaktadr: Biz bunlar yaptmzn drdn
c blmnde tartacaz. Buradaysa yalnzca birkan say
makla yetineceim. En belirgin ve belki de ilenmesi en zor
olan sorun tarihsel anlat ile kurmaca anlatnn gnderme bi
imleri arasndaki yadsnam az bakmszlktan kaynaklanr.
Yalmzca tarihyazm deneyimsel [ampirik] gereklik iinde yer
alan bir gndermeyi stlenebilir: Bu da, tarihsel ynelmiliin
gerekten yaanm olaylar am alyor olmas lsnde ola
nakldr. Gemi artk yoksa da, ve Augustinus'un deyiiyle
ona ancak gemiin im diki zaman iinde ulalabilirse de
(yani, tarihi iin belge haline gelmi o gemiin izleri arasn
dan ulalabilirse de) bu yine gemiin var olmu olduunu
gsterir. Gem iteki olay, her ne kadar alglama asndan im
diki zamandaki alglama iinde mevcut deilse de, kendisine
gereki bir zellik kazandran tarihsel ynelmilie egem enli
i ortadan kalkm deildir: yle ki, hibir yazn, "gereki"
olduunu ileri srse bile, ondaki bu gereki zellie ulaa
maz. zler yardmyla gemiteki geree gndermenin ayr bir
zmlemeyle ele alnm as gerekir: Biz de drdnc blmn
bir altblmnii btnyle bu konuya ayracaz. Bir yanda,
gemiin ancak hayalgc araclyla yeniden oluturulabilece

Zam an ve A nlat: l M irnesis

157

i durum lar sz konusu olduunda, izler yardm yla gnder


me yapm ann btn iirsel yaptlarda grlen eretilemeli
gndermeden neler aldn belirtmek gerekir. te yandan da,
gemiteki gerek araclyla bir noktada topland lde de
eretilem enin gnderm eye neler kattnn gsterilm esi gere
kir. Bunun tersi durumdaysa, kurmaca anlatnn kendi gnderge dinam izm inin bir blmn izler yardm yla yaplan
gnderm eden alp almadn bilm ek sorunu ortaya kacaktr.
Gerekdn anlatmak iin bavurulan gem ile ilgili fiil za
m anlarnn yaygn kullanmnda grld gibi, her anlat
sanki olm u, yaanm gibi yklenmez mi? Bu adan, tarih
kurmacadan ne kadar aktaryorsa, kurmaca da tarihten o ka
dar aktarr. Tarihyazm ile kurm aca anlat arasnda kesiindi
gnderm e sorununu ortaya atmam salayan da bu karlkl
aktarma olay olmutur. Bu sorunun iinden ancak u iki anla
ya dayanlarak klabilir: Kurmacanm izler yardmyla gn
derme iindeki payn tanmayacak olan tarihin pozitivist anla
y ile her trl iirde eretilemeli gnderm enin etkisini tan
mayacak olan yazn'm gnderm e-kart anlay. Kesimeli
gnderm e sorunu yaptm zn drdnc blm nde ele alaca
mz nemli noktalardan biri olacaktr.
zler yardmyla gnderme ile eretilem eli gnderme, in
san eyleminin zamansall stnde deilse, ne stnde kesiir?
Tarihyazm ile yaznsal kurmacanm ortaklaa olarak yenidenbiimlendirdikleri insan zaman deil midir? Bu yeniden-biimlendirmeyi de kendi gnderme biimlerini insan zaman s
tnde aktrarak yapmazlar m?

4. Anlatlan [yklenen] zaman


Yaptmzn son blmnde yeniden ele alacam tarihyazm ile anlat arasnda kesien gnderme sorununun erevesi
ni biraz daha belirleyebilmek iin, biim lendirm e eylemiyle yeniden-biimlendirilen bir dnyann zamansal zelliklerini ana
izgileriyle belirlemem gerekiyor.

158

Zam an ve Anlat

Yukarda szn ettiim imgesel kantlama kavramndan


hareket etmek istiyorum yeniden. Bylece, eylemin n-kavrann belirlemede kullandmz zelliklerin her birini yeniden
ele alabiliriz: Pratik kategoriler arasndaki anlamlararas a; bu
n-kavrayta ikin olarak bulunan simgeler btn; zellikle
de n-kavrayn tam anlamyla pratikteki zamansall. Bu
zelliklerden her birinin imgesel olarak younlatrld, art
rld sylenebilir.
lk iki zellikle ilgili az ey syleyeceim: Tasar, koullar,
rastlant arasndaki anlamsal ilikiler, kesinlikle olayrgsnn
belirledii eydir; ve bu bizim ayrk olanlarn bireimi olarak
betimlediimiz duruma benzer. Anlatsal yapt praksis'imizi,
yaznmzdaki gereklemi u ya da bu olayrgsnn dzen
ledii biimde grm eye arr bizi. Eylemin iindeki simgeletirmeye gelince, yeniden-simgeletirilenin ya da simgesizletirilenin -v eya simgesizletirme yoluyla yeniden-sim geletirileninde kesinlikle eylemin kendisi olduynu syleyebiliriz: Bu tr
bir simgeletirme olay da paradigmalarn tarihsellii tarafn
dan srasyla geleneksellemi ve yklm ematizm sayesinde
gerekleir. Son olarak da unu belirtelim: Her eyden ok eyle
min zamandr eylemletirme ile yeniden-biimlendirilen.
Ama bu aamada nem li bir sapma yapm amz gerekir.
Yeniden-biim lendirilen zam anla -y a da anlatlan zam an lailgili bir kuram n baarl bir sonuca ulaabilm esi iin, tarihyazmmn epistem olojisi ile anlatsalla uygulanan yaznsal
eletiri arasnda kesim eli gnderm e konusunda balatlm
karlkl konuma iinde bir nc katlm cnn [partnerin] dolaym gerekir.
Bu nc katlmc da zamann fenomenolojisidir. Biz Augustinus'ta zaman incelerken, sz konusu fenomenolojinin an
cak balang evresine dikkat etmitik. Bunun devamysa (yap
tmzn ikinci blmnden drdnc blmne) tarihyazm,
yaznsal eletiri ve fenomenolojik felsefe arasnda srdrlecek
olan l konuma (uzun ve g bir karlkl konuma) ile geti
rilecektir. Zaman ile anlat arasndaki diyalektik genellikle bir
birini tanmayan bu etkinlik arasndaki atmann, daha n
ce grlmemi diyebileceim son aamas olabilir ancak.

Zam an ve A nlat: l M im esis

159

Btn arl nc etkinliin szlerine verebilmek iin,


Augustinus'tan Husserl ve Heidegger'e uzanan zaman fenomenolojisini gzler nne sermek nemlidir. Bunu da, zama
nn fenomenolojisinin tarihini yazmak iin deil de, Augustinus'un tiraflar'm m XI. kitabn incelerken kantlamadan ortaya
atm olduumuz u aklamay dorulamak amacyla yapma
lyz: Augustinus'ta, zamann katksz fenomenolojisi yoktur,
demitik; ardndan da unu eklemitik: Augustinus'tan sonra
da belki olmayacaktr. te kantlanmas gereken de zamann
salt fenomenolojisinin olanakszldr. Salt fenomenolojiden,
zamann yapsnn sezgisel bir kavranm anlyorum: Bu, fenomenolojinin daha nceki bir gelenekten edindii aporileri
zmlemede yararlanmaya alt kantlama yntemlerinden
ayr tutulamayaca gibi, bulularn kendisine her zaman daha
pahalya mal olacak yeni aporilerle demek zorunda da kal
maz. Ben u sav ileri sryorum: Zamann fenomenolojisiyle
ilgili sahici bulular, Augustinus'un zaman kuramn byk l
de belirleyen aporetik dzenden kesinlikle ayr dnle
mez. Dolaysyla Augustinus'un yaratm olduu aporileri ye
niden ele alp incelemek ve bunlarn rnek oluturma zelliini
yeniden kantlamak gerekecektir. Bu bakm dan, Husserl'in
D ersler'inde zamann isel bilincinin fenom enolojisi stne yapt
zmlemeler ve tartmalar zamana ilikin salt fenomenolojinin kesinlikle aporetik zellikli olduu savnn kar ynden en
byk dorulamasdr. Yapacamz tartmalarla, biraz da
beklenmedik biimde (en azndan bana gre), u son derece
Kant nitelikli sava ulaacaz: Zaman dorudan doruya gzlemlenemez, zaman tam anlamyla grnm ezdir. Bu adan, za
mann salt fenomenolojisindeki sonusuz aporiler, zamann ken
disini belirgin klmakla (yani zamann fenomenolojisini salt nite
likli olarak tanmlama tutkusuyla) ilgili her trl giriimin be
deli olacaktr. Zamann salt fenomenolojisinin ilkece aporetik
zelliini kantlama da yaptmzn drdnc blmnn ba
lca aamalarndan birini oluturacaktr.
Anlatsalln poetikas [yaznbilimi] zamansallm aporetik'ini karlar ve ona denk der savn evrensel olarak geerli
kabul etmek durumundaysak, byle bir kantlama da zorunlu

160

Zaman ve Anlar

dur. Aristoteles'in Poetika's ile Augustinus'un tiraflar'mm ara


sndaki balantlarn saptanmas, bu savn ancak ksm ve bir
bakma dolayl bir dorulamasn sunmutur. Eer zamana ili
kin her trl salt fenomenolojinin aporetik zellii en azndan
usa yatkn biimde kantlanabilseydi, anlatsallk ile zamansalln oluturduu yorumbilimsel dng de unmesis dngs
nn tesme kadar geniletilebilirdi. Tartmamz da, kitabm
zn birinci blmnde bu mimesis dngsyle yetinmek duru
munda kald: nk larihyazm ile yaznsal eletiri, gerek ta
rihsel zaman hakkndaki gerekse kurmacann zaman stne et
kisi hakkndaki grlerini henz dile getirmemilerdi. Benim
yukarda l konuma diye adlandrdm tartmann sonun
da (zamann fenomenolojisi de bu tartmada, nceki iki bili
min grlerine kendi szleriyle katlacaktr) ancak yorum bi
limsel dng, anlatsalln poetikas (bu da yukarda szn
ettiim kesimeli gnderme sorunu iinde doruk noktasna ula
r) ile zamansalln aporetik'inin oluturduu dngye eitlenebilecektir.
Ama zamann salt fenomenolojisinin evrensel bakmdan
aporetik olduu savna kar olarak da daha imdiden Heidegger'in yorumbiliminin Augustinus ile HusseTe .zg znelci
fenomenolojiyle kesin bir ayrlk yaratt ileri srlebilir. Ken
di fenomenolojisini Dascin ile dnyada-varlk'n ontolojisi st
ne kuran Heidegger. zamansalln, kendi betimledii biim iy
le, her zneden daha "zn el", her nesneden daha "nesnel" oldu
unu ileri srmekte (kendi ontolojisinin zne ile nesne ikiliin
den kurtulmas lsnde) hakl deil midir? Evet ben bunu yad
smyorum. Heidegger'e ayracam zmleme, ontoloji iinde
kurulmu olan ve kendisi de yorumbilim biiminde ortaya kan
bir fenomenolojinin zgnlne tam hakkn verecektir.
im diden belirtm ek gerekirse, Heidegger'in zaman
zm lem esindeki tam anlam yla fenom enolojik zgnlk -b
tnyle, Kayg ontolojisi iinde yer alm asndan kaynaklanan
zg n l k- zam ansallk ya da daha dorusu zam ansallam a
dzeylerinin aamalanmasmd<m ileri gelir. Bu saptam ann ar
dndan, A ugustinus'ta da sz konusu temann nsezisel ola
rak bulunduunu grebiliriz. Gerekten de, zam ann yayl-

Zaman ve A nlat: l M hnesis

161

mm distentio asndan yorum layan ve insan zamann ncesizlik-sonraszlk kutbunun ekim etkisiyle ierden yksel
mi olarak btnleyen A ugustinus bylece zam an dzeyleri
nin okluu dncesine ok nceden bir saygnlk kazandr
m tr. Zaman aralklar birbirinin iine yalnzca saysal nice
liklere (gnler yllarn iinde, yllar yzyllarn iinde) gre
girm ezler. Genel olarak, zam ann yaylm yla ilgili sorunlar
insan zam an sorununu tketm ez. Yaylm n distentio ve intentio diyalektiini yanstm as lsnde, zam ann yaylm
nn da "N e zam andan beri?", "N e kadar sredir?", "N e ka
dar zam anda?" gibi sorulara verilecek yant asndan yalnz
ca niceliksel bir yan olduu sylenem ez. Zam ann yaylm
nn bir de niteliksel yan vardr: D ereceli g erilim dir [ynelim
dir] bu.
A ugustinus'ta zaman kavram m incelediim andan itiba
ren bu zam ansal aamalanma kavram nn balca epistemolojik etkisini belirtmitim: Tarihyazm , olay tarihiliine kar
yrtt m cadele iinde; anlatbilim de anlatnn kronoloji
sini bozm a tutkusu iinde bir tek seenee yer veriyor gibi g
rnm ektedir: Ya kronolojiye ya da kronoloji d [akronikj
dizge bantlarna. Oysa kronolojinin baka bir kart vardr:
Bu da, en byk gerilim dzeyine ulatrlm zamansalln
kendisidir.
A ugustinus'un balatt atlm n en kesin biim de geliti
rilm esi H eidegger'in Varlk ve Z am an'da zam ansall zm
lem esiyle olm utur: Ancak, bu ileride de belirteceim iz gibi,
A ugustinus'taki l imdiki zam ann yapsndan hareketle
deil de, lm e-doru-varlk stne dnceden kalklarak
gereklemitir. Heidegger'in, yapm olduu zmlemede,
yorumbilimsel bir fenomenolojinin olanaklarndan yararlana
rak, zamansallk deneyiminin radikal birok dzeye yaylabile
ceini, bu dzeylerin de Dasein analitii tarafndan kat edilece
ini gstermi olmas, deeri biilemez bir edinim olmutur:
Dasein analitiinin izleyecei yol da, ya Varlk ve Zaman'da izle
nen dzene uygun olarak yukardan aaya doru -otan tik ve
lmcl zamandan, zaman "iinde" her eyin meydana geldii
gndelik ve herkese zg zamana d o ru - ya da Grundprobleme

162

Z a m a n ve Anlat

der Phnomenologie32 (Fenom enolojinin Temel Sorunlar) adl


yaptta olduu gibi aadan yukarya dorudur. Zam ansallk
srasnn kat edildii dorultu zamansal deneyimin aam alanmasna gre daha az nem lidir33.
Ykselen ya da gerileyen bu yol zerinde, orta dzeyde,
zam an-iindelik ile radikal zam ansallk arasnda, lm e-doru-varlk ile belirgin klnm bir durak noktas bana ok
nemli grnmekte. Sras geldiinde belirteceim iz neden
lerden tr, H eidegger bu noktaya Geschichtlichkeit (tarihsel
lik) adn verm ektedir. Augustinus ile Heidegger'in zm le
melerinin birbirine en yakn olduklar yer ite bu dzeydir.
Daha sonra, en azndan grnte, birbirlerinden kkl bi
imde ayrlrlar: Biri Paulinusu umuda doru, bryse
lm karsnda yar Stoac zm e doru ynelir. Drdnc
blmde bu tarihselliin zm lenm esine yeniden dnm ek
iin gereken asl nedeni ortaya koyacam. Yinelem e -A lm .
W iederholung- konusunda yapacam zmleme de gerek
ten buradan kaynaklanr. Bu zm lem ede tarihsel ynelm ilik ile yaznsal kurm acann gereklik amac arasndaki kesimeli gndermenin ortava kard epistem olojik sorunlara
ontolojik bir yant aramaya alacaz. Bu nedenle, sorunun
eklem lenme noktasn daha im diden belirtiyoruz.
Demek ki, H eidegger'in zam ansalla ilikin betim lem e
sindeki tam anlamyla fenom enolojik zgnln yadsnm as
sz konusu deildir: Bu betim lem e zgnln Kayg'nm
ontolojisi iinde yer almasna borludur. Bununla birlikte,
Varlk ve Zaman'dan sonraki yaptlarn kaynakland dn
me ve inan deiikliinin -A lm . K ehre- berisinde, Dasein on
tolojisinin, Augustinus ile Husserl fenomenolojisinin yaratt
sorunlara benzer sorunlar ortaya koyan bir fenom enolojiyle
kuatldn da itiraf etm ek gerekir. Burada da, fenom enolo
jik dzlemdeki atlm , yeni trden glklerin domasna ne
32 Martin H eidegger, G esam tausgabe, cilt 24, Die G rundproblem e der Phnom enologie,
Frankfurt, Klosterm ann, 1975, 19.
33 Yukarda mim esis I'in praksis zam an ile zam ansalln Varlk ve Z am an'daki t
rev biim lerinden sonuncusu -A lm . Innerzeitigkeit, yani "zam an-iindelik" ya da
"zam an -'iin d e'-v arlk "- arasnda bir trdelik kurarak aslnda Varlk ve Zamn'daki dzenin tersini, G rundproblem e dzenini sem i olduk.

Zaman ve A nlat: l M im esis

163

den olur; bunlar da salt fenom enolojinin aporetik zelliini


daha da artrr. Byle bir bu art da sz konusu fenom enoloji
nin tutkusuyla orantldr: Fiziksel bilim lerin ve insan bilim le
rinin epistem olojisine hibir ey borlu olm am ann yan sra
onlara temel oluturma tutkusudur bu.
Buradaki paradoks, aporinin zam ann fenomenolojisi ile
insan bilimleri (zellikle tarihyazm, ayn zamanda da ada
anlatbilim) arasndaki bantlarla ilgili olmasdr kesinlikle:
Evet, paradoks, Heidegger'in tarihyazm, yaznsal eletiri ve
fenomenoloji arasndaki l konumay daha g klm olma
sdr. Gerekten de, meslekten tarihilerin yabanc olmadklar
tarih kavramn ve aym zamanda Dilthey'dan edinilmi olan
insan bilimlerinin genel tematiini, Dasein'in tarihselliinden
tretmeyi baarp baaramad konusunda kuku duyulabilir:
Yorumbilimsel fenomenolojiye gre, bu tarihsellik, zamansallk
derecelerinin aamalanmas iinde orta dzeyi oluturur. in
daha ciddi olan yan da udur: Eer en radikal zamansallk l
mn izini tayorsa, lme-doru-varlk tarafndan iyice zel
letirilmi bir zamansallktan her anlatda bulunan ok sayda
kii arasndaki etkileimin gerektirdii ortak zamana ve daha
ok da tarihyazmnn gerektirdii, herkesle ilgili kamusal za
mana nasl geilebilir?
Bu adan, Heidegger'in fenomenolojisinden gemek ek bir
aba gerektirecektir: Bu da anlat ile zaman arasndaki diyalek
tii korumak iin bizi kimi kez H eidegger'den uzaklatracak
tr. Drdnc blmde ele alacam n nemli sorunlardan bi
ri, anlat ile zamann nasl olup da ayn anda ve karlkl olarak
aamalandm gsterme olacaktr (bu iki kutup arasnda olu
uyor gibi grnen uuruma karn). Kimi kez zamann yo
rumbilimsel fenomenolojisi bize anlatnn aamalanmasmm
anahtarn salayacak, kin kez de tarihsel anlatnn ve kurma
ca anlatnn bilimleri bize zaman fenomenolojisinin speklatif
adan en uzlalmaz aporilerini iirsel -yukarda kulland
mz deyile- zmemizi salayacaktr.
Bylece tarihsel bilimleri Dasein zmlemesinden tretme
gl, fenomenolojinin lmcl zam an ile anlat bilimlerinin
herkesle ilgili kamusal zamann birlikte dnmenin daha da

164

Z a m a v e A n la t

mthi olan gl, zaman ile anlat arasndaki banty daha


iyi dnme konusunda itici g olacaktr bizim iin. Yaptm
zn birinci blmndeki n dnce bizi daha imdiden bir an
laytan brne ulatrd bile: Yorumbilimsel dngnn mimesis
evreleriyle zdeletii bir anlaytan, bu diyalektii anlat poetikas ile zamann aporetik'inin oluturduu daha geni bir
dng iine oturtan anlaya.
Buradan da ortaya son bir sorun kar: Zamatsallm aamalanmas srecinin st snr. Augustinus'a ve btn Hristiyan
geleneine gre, zamann tamamyla yaylmsal bantlarnn
iselletirilmesi, her eyin ayn anda mevcut olduu bir ncesizlik-sonraszla [sonsuzlua] gnderir. ncesizlik-sonraszla zaman araclyla yaklalmas, huzur iindeki bir ruhun ka
rarll [deimezlii] iinde gerekleir: "Varlmn gerek bii
mi olan Sende, senin Gereinde karar klacak ve deimeden
kalacam" (tiraflar, XI, 30, 40). Oysa, Heidegger'in felsefesi, en
azndan Varlk ve Zaman dneminde, zamansallama dzeyleri
tema'sn yeniden ele alp byk bir kesinlikle gelitirirken, do
laym tanrsal ncesizlik-sonraszla doru deil de lmedoru-varln damgasn tayan sonlulua doru yneltir.
Burada, en yaygn olan sreyi, en gergin olan sreye doru y
nelten yok edilemeyecek iki yol mu vardr? Yoksa bu seenek
yalnzca grnte mi kalr? Yalnzca bir lml m "yaam
daki eyleri sonsuzlatrp onlara bir saygnlk kazandrr" diye
dnmek mi gerekir? Sanat yaptlarnn, eylerin geiciliine
kar ortaya koyduu sonsuzluk ancak bir tarih iinde olumaz
m? Tarih de, lmn stnden gemekle birlikte, kendini l
mn ve llerin unutulmasndan sakndnda, geriye de lm
ile llerin anmsanmas kaldnda, ancak tarih olarak kalmaz
m? Bu kitabn ortaya koyabilecei en ciddi sorun da anlatsallk ile zaman stne bir felsef dncenin sonsuzluk [ncesizlik-sonraszlk] ve lm birlikte ele almaya ne lde yardm
c olabileceini bilmektir.

Y A P I

K R E D

Y A Y I N L A R I

C O G T O

Tarihin lkeleri - ve tarih felselesi stne

C e m A k a (haz.)
Kavramlar ve Balamlar Arasnda20. Yzyl Dnrleriyle Syleiler

baka yazlar
S te v e n C o n n o r
Postmodernisl Kltr

T h e o d o r W . A d o rn o

H e rb e rt J. G ans

Waller Benjamin zerine

Popler Kltr ve Yksek Kltr

T a y la n A ltu

G . D e le u z e - F . G u a tta r i

Dile Gelen Felsefe

Felsefe Nedir?

A r is t o te le s

T e o G r n b e rg

Retorik

Anlam Kavram

Fizik

D id e r o t - D A le m h e r t

kinci zmlemeler

Ansiklopedi

M a r c u s A u r e liu s

Z e y n e p D ir e k

Dnceler

Bakalk Deneyimi: Kla Avrupa Felselesi

Z e y n e p A tik k a n

zerine Denemeler

Amerikan Cinneti

D a v id E d m o n d s - J o h n E id in o w

Rona A ybay
Robert Owen - Yaam. Eylemi, retisi

Wiltgenstein'in Maas - ki Byk Filozof


Arasndaki On Dakikalk Tartmann

G a s to n B a c h e la r d

Hikayesi

Yok Felselesi
Su ve Dler - Maddenin mgelemi

L u c F e rry
Ekolojik Yeni Dzen

zerine Deneme

M ic h e l F o u c a u lt

R o la n d B a r th e s

Toplumu Savunmak Gerekir

Gstergebilimsel Serven

J o s O r te g a y G a s s e t

E n is B a tu r (haz.)

Sevgi stne

Modernizmin Serveni
J e a n B a u d r illa r d

Avcrlk.stne
M a c it G k b e rk

Tam Ekran

Deien Dnya Deien Dil

N iy a z i B e rk e s

Kant ve Herder'in Tarih Anlaylar

Trkiye'de adalama

R o z k u rt G v e n

Is a ia h B e r lin
Romantikliin Kkleri

Kltrn ABCsi
J rg e n H a b e rm a s

ric B lo n d e l

teki" Olmak, "teki'yle Yaamak

Ak
K e n a n B u lu to lu

deoloji" Olarak Teknik ve Bilim

Kamu Ekonomisine Giri - Demokraside

S e la h a t t in H ila v
Edebiyat Yazlar

Devletin Ekonomik Bir Kuram


Tepeden Dibe Borsalar

Felsefe Yazlar
E d m u n d H u s s e rl

T lin B u m in

Kesin Bir Bilim Olarak Felsefe

Tartlan Modernlik

T u r h a n lg a z

Hegel

Tencere Kapak

zd e n a n k a y a

F r e d r ic J a m e s o n

Bir Kille letiim Kurumunun

Marksizm ve Biim

Tarihi: TRT 1927-2000


J . - C . C a r r i r e v d .

Dil Hapisanesi - Yapsalcln ve

Zamanlarn Sonu stne Syleiler


R .G . C o llin g w o o d
Bir zyaamyks

Y A P I

K R E D

Rus Biimciliinin Eletirel yks


S e y fi K a r a b a
Btncl Trk Budunbilimine Doru

Y A Y I N L A R I

C O G T O

Y A P I

K R E D

Y A Y I N L A R I

W . K a u fm a n n
Dosloyevski'den Sarirea Varoluuluk
A y s u n K k te n e r
Bir Gazetenin Tarihi: Cumhuriyet
T im u r K u ra n
Yalanla Yaamak
B a tr ic e L e n o ir

C O G T O

A y d n U u r
Kltr Ktas Atlas Kltr, letiim, Demokrasi
N e rm i U ygur
Denemeli Denemesiz
Tad Damamda
Felsefenin ars
Kuram-Eylem Balam
Kltr Kuram
Baka-Sevgisi
Salkmlar
Dilin Gc
Gnele
Bunalmdan Yaama Kltr
ada Ortamda Teknik
Yaama Felsefesi

Sanat Yapt
C la u d e L v i- S tr a u s s
Hznl Dnenceler
Yaban Dnce
A b r a h a m S . M o le s
Belirsizin Bilimleri
P r e d r a g M a t v e je v ic
Akdeniz'in Kitab
R o b ert O w en
Yeni Toplum Gr
K a rl R . P o p p e r

Edmund Husserl'de Bakasnn Ben'i Sorunu


j(i Dyla Batnn Kltr Dnyas
Bilimsel Aratrmann Mant
nsan Asndan Edebiyat
Daha yi Bir Dnya Aray
Dipten Gelen
Hayat Problem zmektir
imin Sesi
H u b e rt R e e v e s
Trk Felsefesinin Boyutlar
lk Saniye
Eekler, kindiler, Yetiimler
S a m ih R ifa t
H ilm i Z iy a lk e n
Herakleitos
Ak Ahlak
P a u l R ic u r
Trk Tefekkr Tarihi
Zaman ve Anlat
A rtu n n s a l
1.
Zaman-Olayrgs-l Mimesis Anadolu'da Kan Davas
B e r tr a n d R u s s e ll
T a h s in Y c e l
Din le Bilim
Anlat Yerlemleri
nsanln Yarn
P e te r M . S e n g e
Sartre Sartre' Anlatyor
Beinci Disiplin
M ic h e l S e r r e s
Doayla Szleme
A . C e la l e n g r
Zmrlnme
Zmrl Ayna Bilimsel Dnce zerine Denemeler
B le n t T a n r
Trkiyede Kongre ktidarlar
Osmanl-Trk Anayasal Gelimeleri
T z v e ta n T o d o ro v (derleyen)
Yazn Kuram
A la in T o u r a in e
Birlikte Yaayabilecek miyiz?
Modernliin Eletirisi
Demokrasi Nedir?
F r e d e r ic d e T o w a r n ic k i

Profesr Heidegger, 1933te Neler Oldu?


nsan Haklar
11 Eyll/Bir Saldnnn Yanklar
Binyl in Tahminler Sal Toplantlar 1998-1999
nsann Halleri Sal Toplantlar 1998-1999
Sorun SorudaSal Toplantlar 1999-2000
Beyolu'nda Beyolu'nu Konumak
sak Toplantlar 2000-2001
Dante'den McLuhana 24 Bayapt zerine
Konumalar - Sal Toplanlar 2001-2002
YaamykmSal Toplantlar 20 01-2002

Marlin Heidegger Anlar ve Gnlkler

Y A P I

K R E D

Y A Y I N L A R I

C O G T O