You are on page 1of 208

G. W. F.

HEGEL

TARHTE AKIL

<et
KABALCI YAYINCILIK: 4
Felsefe Dizisi: 1

Georg Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831): Tbingen'de


teoloji okurken Schelling ve Hlderlin'le arkada oldu.
Fransz Devrimi ve Kant'n etie ilikin eserlerinden ok
etkilendi. 180l'de jena niversitesi'nde ders vermeye
balad. Tinin Grngbilimi (1807), Mantk Bilimi (181216) bu dneme ait eserleridir. 1816'da Heidelberg'e geti
ve lene kadar genileterek yaymlayaca Anahatlaryla
Felsefe Ansiklopedisi'nin ilk basksn yaptrd. 1818-31
yllar arasnda Berlin'de ders verdi. Descartes'in cogito'su,
Spinoza'nn aksiyomlar gibi Hegel'in sisteminin temeli de
mantkt, kalan her ey bunun dolaymyd. insann tarih
iinde deimesinin koordinatlarm manta gre belirle
mek gerekiyordu ona gre. Tarih felsefesi Hristiyan imge
lemine ok benzer: Tanr Baba'dr, Oul doa, Kutsal Ruh
da tindir. Yaad dnem ok alkantl bir dnem olan
devrimler ayd; Goethe, Novalis, Schiller gibi byk
insanlarn rn verdikleri bir dnemdi.
Dier eserleri arasnda unlar sayabiliriz: Tarih Felsefesi
stne Dersler, Estetik stne Dersler, Din Felsefesi s
tne Dersler, Felsefe Tarihi stne Dersler.

G. W. F. Hegel

Die Vernunft in der Geschichte


Tarihte Akl Kabalc Yaynclk, 2011

Kabalc Yaynevi'nde lkinci Basm: Kasm 2003


Kabalc Yaynclk'ta lkinci Basm: Ekim 2014

Teknik Hazrlk: imen Tolga


Kapak Dzeni: Alla zabat
Yayn Ynetmeni: Murat Ceyiakar

KABALCI YAYINCILIK REKLAMCILIK ORG. LTD. Tl


Abbasaa Mal. Yldz Cad. Emek l Han No:51/l Kat:4
Beikta 34353 lstanbul
Tel: (0212) 236 6234-35
www.kabalci.com.tr

Faks: (0212) 236 6203


yayinevi@kabalci.com.tr

internetten sat: www.kabalci.com.tr


Sertifika No: 21894
KTPHANE BILGI KARTI
Cataloging-in-Publication Data (CIP)
G. W. F. Hegel
Tarihte Akl
ISBN 978-605-5272-82-1

Bask: Ertem Basm Yayn Datm San. Ltd. ti


Tel.: (0312) 284 18 14 www.ertem.com.tr info@ertem.com.tr
Eskiehir Yolu 40. km Bakent Org. San. Bl. 22. Cad. No.6
Malky-Sincan-Ankara - Sertifika No. 26886

G. W. F. HEGEL

TARHTE AKIL
eviren : nay Szer

(8 DBALCI YAYINCIUK

llND EKlLER
evirenin Onsz

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

.................................................

BRNC TASLAK (1822 ve 1828)


TARlH YAZ IMI NI N ElTLERl, 9
KNC TASLAK (1830)
FELSEF DNYA-TARH, 29
A. FELSEFl DNYA-TARlHlNlN GENEL KAVRAMI
B. TlNlN TARHTE GEREKLEMES...
a) Tinin Belirlenimi

. . . .. . ....

b) Gerekleme Aralar

55

....................................................

61

............................................

86

. . . . . . . . . . .

C. DNYA-TARlHlNlN GlDll . . .
a) Gelime llkesi

. . . . . . . . .

c) Gelime izgisi

........

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

. . . . . . . . . . . . . . . . . . ......................

b) Tarihin Balangc

34

. . . . . . . . . . . . ... . . . ......

c) Tinin Gereklemesinin Malzemesi


d) Tinin Gereklii

. . . . . . . . . ....

..

. . . . . . . . . . . . ........

1 17
144

................................

155

........................................................

155

.......

164

...................................................

173

. . . . . . . . .

........ ...... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

............

1 826/27 K Smestrinden Eklemeler. .


DlZlN

. .

..............................

. . . . . . . . ........................ .... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . ..

191
200

evirenin nsz

Bu kitap G. W. F. Hegel'in Berlin'de 1 822/23 k smest


rinden balayarak 1 83l'e kadar drt kez yineledii ve her ke
zinde yeni malzemeyle zenginletirdii ders notlarndan olu
maktadr.
eviri, G. W. F. Hegel'in Tarihte Akl (Die Vernunft in der
Geschichte) metninin johannes Hoffmeister tarafndan yaymla
nan (Hamburg, 1 955) basksna dayanlarak yaplmtr.
Hoffmeister'in basks, o zamana kadarki basklarn drdn
csdr. Daha ncekiler u yaymclar tarafndan gerekleti
rilmiti: Eduard Gans (1837), Karl Hegel (1840), Georg Lasson

(1917, 1 920 ve 1930 tarihlerinde kez) . Bu basklar iinde


ilkin Georg Lasson'unki, Hegel'in rencilerinin ok saydaki
ders notlarnn zgn asl metinle birletirilmesini salamtr.
Hoffmeister basks ise, btn bu metinlere daha ok birlik ver
meyi amalamtr. Rhein-Wesifalien Bilimler Akademisi'nce ya
ymlanan Hegel'in Toplu Yaptlan'nn (Gessammelte Werke) 27.
cildinin 2. Blmnde yalnzca Tarih Felsefesi kmtr.
Ana metindeki dnya-tarihinin corafya koullan ve blm
lenmesiyle ilgili "Ek"i eitli nedenlerle evirimizin iine alama
dk. (Hegel'in tarih felsefesinin anlalmas iin asl kuramsal
arlkl blmleri imdilik yeterli buluyoruz) . Hoffmeister'in
renci ders notlarn blmlemede Lasson'dan ayrlarak, kul
land keli ayralar bir yana braktk. Bu arada eviriye hi
bir ey katmayan yineleme niteliindeki baz dipnotlar da
rda braktk ve dipnotlarn kime ait olduunu belirttik (ayn-

ca belirtilmeyenler dorudan Hegel'e aittir). Dorudan Hegel'in


kaleminden kan blmler

Berkeley, renci ders notlar ise

GillSans karakterinde dizilmitir.


Bu evirinin baz blmleri daha nce eitli yerlerde ya
ymlanmt (Mete Tuncay, Batda Siyasal Dnceler Tarihi,
Seilmi Yazlar Ill, Yakn a, Ankara niversitesi, SBF Yay.
No

289 b, s. 5-2 1 ; Macit Gkberk, Felsefenin Evrimi, MEB, An


kara, 1979, s. 359-380; Atilla Tokatl, ada Diyalektiin Kay
na Hegel, YAZKO, stanbul, 1 98 1 , s. 101-1 23). Burada bu b
lmler yeniden gzden geirilmi ve salt anlatma aklk ver
mek kaygsyla dzeltilmitir.
Okuyucunun elinde bulunan bu basmda, evirmenin ikinci
basmda yer alan Tarih ve Bilinalt balkl yazs karlmtr.
Bundan ama, birinci basmda olduu gibi okuyucuyu her tr
l yorumun tesinde Hegel'in metniyle ba baa brakmaktr.
nay Szer, Mart

201 1

BIRINCI TASLAK
(1822

ve

1828)

TARIH YAZIMININ ElTLERl

Hegel'in doduu ev.


Bugn mze olarak kullanlmaktadr. (Stuttgart)

"Dnyann ne olaca henz blinmyor. nsann ere ona bm ver


meklr. Dnya-unhndek byk adamlann hedefi budur. bu hede
fe vardklannda urmin duyarlar. Hl ortalarda olan. hdl parla
yan ama aslnda yalnzca gerekmi gibi gzken eyn gszl
nn blmcmdedrler."

TARlH YAZIMININ ElTLERl


3 1.

X. 1822'de baland;

30.

X. 1828'de tekrar edildi.

Baylar!
Bu derslerin konusu felsefi dnya-tarihidir. Gene dnya
tarihinin

kendisini

izleyeceiz;

konumuz

tarihten

ekip

karacamz ve ieriine rnekler gsterebileceimiz genel


dnceler deil, dnya-tarihinin kendisinin ieriidir.
Buna temel olacak bir ders kitab gsteremiyorum; -ayrca
benim Hukuk Felsefesinin llkeleri'nde 34 1'den 360'a (son) kadar
byle bir dnya-tarihin daha kesin kavramn, ele alnnda gz
nnde bulundurulmas gereken ilkeler ve dnemlerle birlikte
vermitim. En azndan oraya bakarak szkonusu olacak eleri
soyut olarak ortaya ktklar biimleriyle tanyabilirsiniz.
Felsefi dnya-tarihimize,

felsefi bir dnya-tarihinin ne


tasarm

olduu konusunda sizde nceden (genel, belirli) bir

oluturacak biimde bir giri yapmak istiyorum. Bu amala n


celikle tarihin baka sunulu ve inceleni tarzlarn betimleye
cek ve birbiriyle karlatracam.
tarih yazm tarzn birbirinden ayrt ediyorum:

a) Kaynaktan tarih,
) Dngenen

[reflektierte] tarih,

y) Felsefi tarih.

a)

Hemen ad anarak rnek verecek olursam,

rnein

birincisiyle

Herodotos, Thukydides ve benzerlerini sylemek is

tiyorum, yani betimledikleri eylemleri, verileri ve durumlar


kendileri

yaam, onlarn iinde yaamlarn sonuna kadar

srdrm, kendi varlklaryla bu verilerin ve onlarn tininin


11

TARIHTE AKIL
bir paras olmu, bu eylemler ve verilere ilikin bir bildiri ka
leme alm, imdiye dein salt olmu bitmi ve dsal olarak
kalm eyleri tinsel tasarmn alanna yerletirmi ve bu alan
adna ilemi, bylece ilk nce i ve d duyu iin dpedz var
olan bir tasarm, zihinsel herhangi bir eyi dnme uratm
tarih yazarlarn gz nnde bulunduruyorum. air de rnein,
kendi duyumunda bulduu malzemeyi duyusal tasarm mey
dana getirmek zere byle iler. Bu tarih yazarlarnda geri
bakalarnn ykleri, bildikleri de kendi yazdklar tarihin
bir parasn oluturur;CD ama bunlar dank, az, rastlantsal

znel malzemeden baka bir ey deildir. Nasl kendi dilini


bir yap ta gibi kullanmasna, edindii bilgilere de ok ey
borlu olmasna karn, yine de asl yapt aire aitse, tpk bu
nun gibi bu tr tarih yazar da gerekte oktan olmu bitmi,
znel, rastlantsal anlara karm ve yalnzca unutmaya yargl
bellekte saklanm eylerden bir btn yaratr, onlar Mnemo
syne'nin tapnana yerletirerek lmszletirir.C2l Byle tarih
yazarlar gemii yerinden alp baka bir yere dikerler - iinde
byd geici topraktan alp daha iyi, daha yksek bir alana
eker, onu (lmlerin) sonraszla kavumu ruhlarn lkesine
aktarrlar. Bunlar yle ruhlardr ki, eskilerin Elysium iin de
dikleri gibi, yaamlarnda bir kez kahramanca yapm olduklar
ey neyse onu imdi ncesiz sonrasz olarak yapmaktadrlar.
Sylenceleri, halk trklerini, gelenekleri, genel olarak
K. H.'nin eki: Bir insann her eyi grmesi olanakl deildir.
2

Yunan sylencelerine gre Mnemosyne (bellek), mzik, ark, iir ve gzel sa


natlarn koruyucu tanralar olan dokuz Musa'nn annesidir. Mnemosyne'nin
felsefi tarih asndan roln Hegel ilerde -zellikle devletin tarihle ilikisi ba
lamnda- alacaktr (bkz. s. 164 vd)-n.

12

TARiH YAZIMININ EiTLER!


iirleri de bu tr kaynaktan tarihin dnda dnyorum; n
k byle sylenceler, gelenekler olup biteni bulank bir bii
mde saptar, bu da bunlar reten halklarn ya da onlarn bir ke
simlerinin bilinlerinin bulank olmasndan ileri gelir. Halkn
tarihle ilikisini sonra ele alacam. Bilinleri bulank halklar
ya da onlarn bulank tarihi, tarih biliminin konusu olmaz, en
azndan felsefi dnya-tarihinin konusu deildir; nk onun
amac tarihteki ide'nin bilgisidir. -Yani kendi ilkelerini bilin
cin na, kendilerinin ne olduunu, ne yaptklarm bilmenin
na getirmi halklarn tinleri szkonusudur burada.
Daha sonra

historia ile res gestae'nn oluturduu balam ele


tarih bilimine

alacaz; bir halkn asl, nesnel tarihi ilk olarak bir

[histoire] sahip olmasyla da balar. Sahip deilse, Hindistan'n,


iinde hala tarihin ortaya kmad bouna tarihi gibi buuk

bin yl dr hala hibir kltr srecinin gerekleemedii bir kl


tr karsnda kalrz.
Bu tr kaynaktan tarih yazarlar kendilerinin de iinde
bulunduklar olay, eylem ve durumu, tasarma seslenen bir
tasarm yaptna evirirler.
Bundan hemen baz sonular karabiliriz:

aa)

Anlalacaktr ki, bu tarz tarihlerin d kapsam geni

olamaz.Ol z malzemesi, insanlarn kendi yaantlarnda ve


imdiki ilgilerinde yaayan, kendi evrelerinde canl olarak bu
lunan eydir.
Yazar az ya da ok katld, en azndan bakalaryla bir
likte yaad eyi anlatr. Ksa zaman aralklardr, insanlarn
ve olaylarn bireysel biimleridir konusu. Bu tr tarih yazarlar
3

K. H. ve L.'nin eki: Akla Herodotos, Thukydides, Guicciardini (tarihi Leopold


von Ranke'nin sz ettigi 1561 tarihli Istoria d'Italia'nn yazan) geliyor.

13

TARiHTE AKIL
bilinli ya da bilinsiz sahip olduklar sezgilerle alrlar.
Tablolarnda kimsenin zerinde durmad tek tek izgileri bir
araya getirirler. Amalar bu tabloyu

sezgileriyle ya da sezgiye

dayal ykleriyle canlandrdklar gibi kendilerinden sonraki


lere

tasarlatmaktr.

f3f3) Bu tr tarih yazarlarnda yazarn yetiimi ve yaptnda


dile getirdii olaylar, kaleme alann tini ile anlatt eylemlerin
tini

bir ve ayn'dr.
yleyse en bata yazarn, hibir dngemeye

f refiexionJ ge

reksinimi olmayacaktr; nk olgunun tininde yaamaktadr,


dngemede olduu gibi onu am

deildir.

Yazar olgunun

tiniyle birlemitir demek u demektir: toplumsal zmreler


arasnda byk bir ayrmn ortaya kt, kltr ve ilkelerin de
bu zmrelere bal olduu bir ada byle bir tarih yazar ama,
hedef ve eylemleriyle, kendisinin anlatt politik evreye ait
olan

devlet adamlar ve komutanlarn zmresine ait olmaldr.<4

Olgunun bu tini belli bir kltr dzeyindeyse kendisini de bi


lir. Yaamnn ve eylemlerinin temel bir yn onun bilincidir,
kendi amalar ve ilgilerine ilikin olduu gibi kendi
ilikin olan

ilkelerine

bilinci eylemlerinin bir yn kendini bakalarna


aklama, onlarn tasarmna gre davranma, onlarn isteklerine
-

gre hareket etmedir.


Konumak insanlar arasnda eylem, hem de zl ve etkili
eylem yerine geer. Konumalarnn ktye alndn grnce
insanlar, sylediklerinin szden teye gemediini iddia eder4

K.H.'da bu tmce yerine: "Eer tarih yazar, Sezar gibi, komutanlarn ve devlet
adamlarnn konumuna aitse, tarihin erekleriyle onun kendi erekleri arasnda bit
ayrm kalmyor demektir." (L.'nin aklamas da bu dorultudadr, yani kaynak
tan tarih yazarnn, eylemlerini anlataca devlet adam ve komutanlarn konu
muna ait olmas gerektiini vurgulamaktadr -n.)

14

TARiH YAZIMININ EiTLER!


ler sk sk. Eer sylediklerinin szden baka bir ey olmad
doruysa, elbette susuzluklarn ileri srebileceklerdir; nk
byle bir konuma

ene almadan baka bir ey deildir, ene

almann da olumlu bir yam susuzluudur. Byleleri deil,


halkn iinde yaplan konumalar, halktan halka, halklar ve
prensler zerine yaplan konumalar, birer
rihin, zellikle daha

eylem olarak ta

eski tarihin z konusudur.

O halde, yazar

kendi dngemeleriyle bu bilinci ortaya


karp aklayamaz, bu konuda kiileri ve halklarn kendilerini
kendi isteklerini bildikleri gibi bildirmeye brakmas, gerekir.
Kiilerin gdlerini (ve duygularm) kendi adna aklayacak,
onlar kendi

tikel bilincinin na karacak deildir. Onlara

sylemedikleri eyleri yapay olarak syletmesine gerek yok;


eer byle yapacak olsayd, bu ierik ve bilinci

konumaya
brakaca kiinin ierik ve bilinciyle ayn olacakt. Bylelikle
Thukydides'te, en bilgili, en gerek, en soylu devlet adam Pe
rikles'in ve daha baka konumaclarn, halk elilerinin vb.
konumalarn okuyoruz.

Bu insanlar bu konumalarda kendi


halklarnn, kendi kiiliklerinin ilkelerini, kendi trel ve tinsel
iliki ve doalarnn olduu kadar kendi politik ilikilerinin bi
lincini, kendi amalarnn ve eyleyi tarzlarnn ilkelerini dile

dkmektedirler. Bu durumda tarih yazarna pek az ey kalr ya


da hibir ey kalmaz. Onlar konumaya braktnda da ortaya
kan yabanc,

ereti bir bilin deil, kendi kltr ve biimleridir.

Uluslarn tzsel tarihi, yani tini incelenmek, bu uluslarn iinde


onlarla birlikte yaamak, yaam olmak istenirse, o zaman byle

kaynaktan gelen tarih yazarlar ayrntl bir biimde incelenmeli,


uzun uzun okunmaldr; bylece bir halkn ya da hkmetin
tarihi taze, canl, ilk elden edinilir. Bir kimse

15

tam bilgin bir his-

TARHTE AKIL

toricusC5J olmak yerine tarihin tadn karmak istiyorsa, hemen


hemen yalnzca byle tarih yazarlaryla yetinebilir.
Ayrca byle tarih yazarlar sanld kadar fazla deildir.
Herodotos'u, tarihin

babasn, kurucusunu -stelik en byk

tarih yazcs- ve Thukydides'i nceden anm bulunuyorum.


Her ikisi de hayran olunacak bir ocuksuluktadr. Kseno
phon'un

Onbinlerin Dn de bylesine bir temel kitap vb.


Polybios, Caesars Commentarii de bunun gibi byk bir tinin bir

bayapt- yani yaln, dz bir yapt. Bu yaptlar yalnzca eski


zamana zg deil. Bu tr tarih yazarlarnn var olmas iin

bir halkta kltrn yksek dereceye varmas yetmiyor; fa


kat ayn zamanda bu yazarlarn tinsellikte bilgin kiilerle yalnz

yalnz

kalmamalar, devlet yneticileri

ve kumandayla birlemi

olmalar gerekiyor. Naif kronik yazclar pekala ortaada da


vard; ama devlet adamlar iinde kronikiler yoktu, yine de
ynetime ve devlet uygulamalarna arln veren, yani de
vlet adam da olan bilgin

piskoposlar vard; ama bunun da te


btn koullar
deimitir. Kltrmz tm olaylar hemen kayda geiriyor
ve dorudan onlar bize tasarlatacak tutanaklara dntryor.
sinde politik bilin gelimemiti. Gnmzde

Zamanmzda savalar zerine deer biilmez, yaln, zekice


yazlm belli tutanaklara sahibiz, baka konular zerine olan
lar ise Sezar'n Kommentar'yla edeerde, hatta ieriinin
zenginlii, yani ara ve gerelerin ve koullarn belirli olarak
bildirilmesi ynnden onlar da gemekte.

Birok Franszca Memoires buraya girer, an zeki kiilerinin


5

kma: Halklarn kutsal kitaplarn bundan ayrt etmeli; -her halkn byle bir te
mel kitab vardr- lncil, Homeros.

16

TARlH YAZIMININ ElTLERl

kk balamlar ve anekdotlara ilikin kaleme ald, sk sk


kk bir taban zerinde geni olmayan ierikle, ama sk sk da
daha byk, daha ilgin bir alanda yine byk zekalarca yaplan
almalardr bunlar;

Kardinal de Retz'in Memories' [Anlar] bu

trden bir bayapttr. Almanya'da, kendileri de olaylara karm


ustalarca yazlan bu trden yazlara az rastlanr; belli bir ne
kavumu

Histoire de mon temps de Frederic II'i ayr tutmamz

gerekir. Byle olaylarn ada olmu olmak yetmez, onlar


yakndan grm, iyi haber alacak durumda bulunmu olmak
da; yazar anlatt kiiyle ayn

:zmrede olmal, onun evresinden

gelmi, onun grlerini, dnme biimini, kltrn paylam


olmaldr. Yukardan baklrsa, olay kubakyla doru olarak
grlr ve her eyin yeri anlalabilir, yoksa aadan yukarya
bir ahlak deliinden baklr ya da bilgelik taslanrsa bu bak ne
doru ne de yerinde olur.
Zamanmzda zmrelerin dar grllnden syrlmak
ve

egemenlik hakknn ve ynetim gcnn kendisinde bulunduu

kesimden bilgi almak gittike daha ok art olmaktadr; nk


dorudan doruya politik etkinliin dnda kalanlar ahlak il
keleriyle oyalanmakta, bylece kendilerini yksek zmrede
kilerden ayrp avunmakta, ksaca hep ayn dngnn iinde
dnp durmaktadrlar.

f}) Ikinci tr tarihi dngeyen tarih diye adlandrabiliriz.


kendi zamannn [Gegenwartige]

Bu tr tarihin serimi, yazarn

tesine gemektedir. stenen, yalnzca zamanda canl bulunan


deil, ele alnan konu neyse onu, yani

17

tm gemii tinde bulu-

TARlHTE AKIL

nan bir ey olarak sergilemektir.c6 Bu balk altnda ok eitli


trler bir araya gelir - ama hepsi de genel olarak

tarih yazar

dediimiz kiinin rnleridir. Burada aslolan, tarihinin ken


di tininden ayn bir

tinsel ierik tayan malzemeyi ilemesidir;

burada yazarn bir blmyle eylem ve olaylarn ierik ve


amalarndan, br blmyle tarih yazma tarzndan edindii
kurallar, tasarmlar, ilkeler szkonusudur.
konular zerine

Biz Almanlarda bu

dngeme -ve akl yrtme- ok eitlidir;

her tarih yazarnn kendi biim ve tarz vardr, kafas baka


trl alr.

lngilizler ve Franszlar genellikle tarihin nasl

,
yazlmas gerektiini bilirler; ortak bir eitimin tasarmlarna

sahiptirler; bizde her kafadan bir ses kar. ngiliz ve Fransz


tarih yazarlarnn stnl ortadadr; son on yirmi yl iinde
bizde

tarih yazarlar zerine yazlan eletirilere bakacak olursak,

hemen hemen her eletirinin, tarih yazarnn kuramna kar


karak tarih yazmnn nasl olmas gerektii konusunda ken
di kuramyla baladn grrz. Hala abalama, tarihin nasl
yazlmas gerektiini arama aamasndayz.

aa)

Genellikle

bir halkn, lkenin ya da genel olirak btn

dnyann tm tarihinin zeti istenir: Tarihlerin bu amala


hazrlanmas zorunlu olur. Bu tr tarih kitaplar temel, res
mi tarih yazarlarndan, oktandr ortada dolaan

ykler
den ve tek tek bilgilerden yaplan zorunlu derlemelerdir. Kay
nak, gr [Anschauung] ve grnn dili deildir; dorudan
doruya tanklk zellii yoktur. Bu birinci tr dngeyen
6

Almanca'da Gegenwartige, gegenwartig szckleri yalnz imdide bulu-nan ey,


imdiki anlamna deil, ayn zamanda aklda ya da hatrda bu-lunan anlamna
gelmektedir -n.

18

TARH YAZIMININ ElTLERl


tarih, eer ayrca

bir lkenin, dnyann tm tarihini anlatma

amacnda deilse, ilk olarak daha nce olmu-olandan yola


kar. Bu derlemenin tarz, tarihin daha ayrntl olarak ve
rilmek istenip istenmediine baldr. <7 Bu arada byle tarih
yazarlarnn,

okuyucuda adalarn ve grme tanklarnn


izlenimini uyandracak derecede tarihi

seslerini iitiyormu

grlr biimde yazmay yeledikleri de olur. Ancak byle bir


balang daima az ya da ok mutsuz bir balangtr. Tm
yapt

tek bir tonda olmaldr, olmak zorundadr; nk yazar


bir bireydir; ama tarihin iinde getii

belli bir kltrden gelen

zamanlar, bunun gibi tarih yazarnn yararlanabilecei tarihi


ler bu kltrden ok ayr bir kltrdendir. Bu tarihilerin di
liyle konuan tin de yazarn kendi zamannn tininden ayrdr.
Eer tarih yazar o zamanlarn tinini anlatmak istiyorsa, kendi
tinini bastrma devidir. Bylece
eski zamanlarn

Livius Roma'nn eski krallarn,

konsl ve komutanlarn, kendi zamannn usta

bir avukatnn (ene yartran bir hatibin) konuabilecei gibi

konuturur, bu da sahici antik zamandan kalm sylencelerle;


rnein, Menenius Agrippa'nn mide ve ikembe masalyla tam
bir kartlk oluturur. Bylelikle Livius,

soykrmlarn ve baka
olaylarn uzayp giden, ayrntl betimlemelerini bunlarn getii

zamanda yazlsayd olamayacak bir tonda, ince ayrntlarla,


sanki kendisi de orada bulunmu ve grm gibi verir. Bunlar
7

Bundan sonras izilmitir; yine de K. H. ve L. tarafndan, 1828'den nceye ait


bir renci notuna dayanlarak yeniden alnmtr. Byle derlemeler genellikle
yalnzca dnya-tarihi kompendiumlardr, rnein Livius'un Roma Tarihi, Sicil
yal Diodor vb.,]ohannes von Mller'in lsvire Tarihi. iyi yazldklarnda en yarar
l, asla vazgeilemeyecek almalar-dr. Ama eylemin doru lsn ve belir
lenimini vermezler.

19

TARlHTE AKIL
yle betimlemelerdir ki, izgileri btn zamanlarn soykrmlar
iin yeniden kullanlabilir,

belirleyicilikleriyle temel olaylarn


balam eksiklikleri

gidii zerine baka yerlerde sk rastlanan


ve

tutarszlklarla kartlk olutururlar. Byle bir derlemeci


Polybios ile Livius'un onun

ile temel tarihinin ayrm en iyi,

yaptndan belli dnemler zerine kalanlar nasl kulland,


att, ksaltt karlatrlrsa ortaya kar. ]ohannes von Mller
betimledii zamanlarn tarihine bal kalma abasyla kendi ta
rihine<s kat, iirilmi, okbilmie bir grn verdi. Yal Tschu
di'de<9 benzeri eyleri, byle

salt yapay, abartl bir antikadan

ok daha sevimli, naif doal bir biimde buluyoruz.


(El Yazsna Kenar Eki:)
Bir yazar olarak kendimizi baka

zamanlarn iine grlr

ve canl bir biimde yerletirmede glk ekiyoruz. Yazarn bir


dnyas vardr, gereksinim ve ilgileriyle o dnyann ve dnyann
deerlerinin bir parasdr. Hangi zamann olursa olsun,
rnein bize o kadar eitli ve nemli yanlardan seslenen Yunan
yaamnn iine girdiimizde, en nemli noktada duygudalk
kuramyoruz, Yunanllarla

ayn

duyguyu

paylaamyoruz.

Atina kentiyle ne kadar ilgilensek, yurttalarnn eylemlerini,


iinde bulunduklar tehlikeleri tmyle tasarlasak bile -bir
anavatandr szkonusu olan, kltrl bir halkn en yksek, soylu
anavatan- yine de Zeus, Minerva vb'nin nnde diz ktkle
ri, Plataiai'da sava gnnde

kurbanlar keserek yakardklar an


daki duygularn aynsn hissedemiyoruz -klelik. Sklma -ton,
8

lsvire Kentdelerinin Tarihi, 1. cilt, Leipzig, 1 786; 2 ve 3. cilt, 1 786-95; 5. cildin


4 ve 1. blmleri, 1805-08. Dzeltilmi Toplu Bask, Leipzig, 1826.

Aegidius Tschudi (1505-1572), lsvire Kroniki; Basel, 1734-1736, 2 cilt - Poli


tikac Tschudi'nin tarih yaptnda, daha sonra kaybolmu ok sa-yda temel bel
ge bulunmaktadr. ]. von Mller bunlardan yararlanmtr.

20

TAR!H YAZIMININ ElTLERl


hava- tpk belli bir kpei pekala tasarladmz, tandmz,
alkanlklarn, balln, zelliklerini tahmin ettiimiz halde
onunla ayn eyleri duyamayacamz gibi.Ton ile duygudalk salanamasa bile tarihsel-olann en
azndan grlenebilir

klnmas

baka biimde de denendi:

duyumlar canl tutarak, yani grden ayrmsz bir biimde


olaylarn en ince ayrntsna kadar inerek - konumlarnn duyulu - yaay biimlerinin nasl ortaya ktklarn bildirerek.
(Ana Metnin Devam)
Dnya-tarihinin uzun dnemlerini ya da tm yaylmn
topluca gz nnde bulundurmak isteyen byle bir tarihte,
gerekliin

bireysel seriminden az ya da ok vazgeilmesi, soyut


lamalara gidilmesi, zet karlmas, ksaltlmas arttr. Bu da
birok olay ve eylemin dpedz darda braklmas demek

deildir, ayn zamanda dncenin, anlan yalnzca en gl


zetleyici olduuna iarettir. rnein:

bir savaa girildi, byk

bir zafer kazanld, bir kent ele geirildi vb. Sava, byk zafer, ele
geirme, btn bunlar

ayrntl, bireysel bir btnl bize yaln


d
bir biim e tasarlatan genel tasarlardr. Eer Peloponez savann

balarnda Plataiai'nin Spartallarca uzun zaman kuatld,


oturanlarn bir blm katktan sonra kentin alnd, geride
kalan yurttalarn kltan geirildii sylenirse, bu Thuky
dides'in o kadar

ilgin bir biimde, ayrntl olarak anlattklarnn


ksa bir ifadesidir -ya da diyelim ki Atinallarn bir Sicilya se
ferinin kt balamas.- Fakat denildii gibi, zet iin byle
dngeme tasarmlarndan yararlanlmas kanlmazdr: byle

bir zetin de kanlmaz olduu gibi. Doallkla byle bir anlat


gittike

daha kuru olur. Livius, yz kez Volsklara kar yaplan

savalar anlattktan sonra bu kez de "bu yl Volsklara ya da

21

TARHTE AKIL

Fidenatlara kar baaryla savald" diye yazarsa ilgin deildir


bu. Tarihin bu tarz yazm canszdr; byle anlatlar, soyut
tasarmlar konuyu kurulatrr.
Bu genel tutuma kar belli tarih yazarlar, duyumu deilse
bile, hi deilse gry, tasarm canlandrmak zere, gemi
zaman yorumsuz, yan tutmayan, ayrntl, canl bir serimle an
latmaya, onun tpatp bir imgesini vermeye bakarlar. Olaylar her
yerde bir tablo halinde bir araya getirirler (Ranke). Ayrntnn,

kk ilgilerin, asker davranlarnn, politik karlar zerinde


etkisi olmayan zel ilerin renkli bir yn - btn, genel erei
kavramak iin yetersiz kalr. Bir diz i karakter izgisinin -bir
Walter Scott romannda olduu gibi- her yerde bulunmas,

alp abalanarak bir araya getirilmesi -tarih yazarlarnda,


mektup yaynclarnda, kronikilerde olduu gibi- bize bir
sr rastlantsal tek tek olay iinde yolumuzu yitirtir. Bu tek
tek olaylar tarih asndan pekala dorudurlar da; ama asl il

giye deer olan bylelikle aklk kazanmaz, tersine bulanr. Bir


askerin adnn u ya da bu olmas fark etmez, sonu ayndr.
Tek bir bireyin eylem ve alnyazsnn, her trden ufak tefek
eyin babo ilgiye konu olduu, bu tr zamann kk fra
darbeleriyle yaplan renk bolluunu Walter Scott'un romanlarna
brakmal. Fakat devletlerin byk yarar ve karlarnn gsterildii
tablolarda bu bireysel zellikler gzden yiter. Karakter izgi
leri zamann tinini belirleyip, anlamlandrmaldr. Bunu yksek,
onurlu bir biimde, yani politik eylemlere, davranlara, duru
mlara geerlilik kazandrarak, kar ve ilgilerdeki genelliin be
lirleyici zelliini gstererek gerekletirmek gerekir.

(3(3) Birinci tr dngeyen tarih bizi hemen ikinci bir tr


dngeyen tarihe vardrr: Bu da pragmatik tarihtir. Aslnda
22

TARiH YAZIMININ EiTLER!

bunun ad yoktur; tarih yazmnn genellikle gz nnde


bulundurduu ey szkonusudur: gemite yaananlarn in
celemeye dayal bir tasarmn vermek. Yani biz00 byle bir
totaliteyi karmzda grp onunla uramyorsak, fakat daha
ok dngememize konu yaptmz bir dnyayla, onun tin
sel gemiiyle, ilgilerinin ve kltrnn gemiiyle urayorsak,
totalite iin bir bulunma gereksinimi [das Bedrfnis einer Ge
genwart] szkonusu olur. Bunun da yeri tarih deildir; anlakn
bilgisinde, tinin znel etkinlii ve abasnda bulunur totalite.
Olaylarn d grn renksizdir, gridir; erek -devlet, ana
vatan- bunlarn anla, i balam, bunlardaki ilikilerin genel

yandr, srekli-olandr. Bunlar imdi geerli olduu gibi, daha


nce de ve daima geerli olmutur. Her devlet kendisi iin

erektir -da kar korunma- i gelimesi ve oluumu ise zorunlu


olarak basamak basamaktr, bu basamaklanta da akla-uygun
luk, adillik ve savunma zgrlkten nce gelir. Devlet bir kuru

mlar dizgesidir a) dizge olarak anayasa, b) ayn zamanda bunun


ierii; yle ki burada gerek kar ve ilgiler bilin dzeyine
kar, etkinlie kavuur. Bu ilerleyii salt balamn d tutarllk
ve zorunluluu deil, olgudaki, kavramdaki zorunluluk belir
ler. Budur gerek olgu. rnein, modern bir devlet, Alman
Roma Krall tarihi, byk bireyler ya da tek tek byk olaylar
-Fransz Devrimi- herhangi bir byk gereksinim, ite budur
tarih yazarnn konusu ve erei, ama halkn da, zamann kendi
sinin de erei. Her ey buraya baldr.
Byle pragmatik dngemeler ne denli soyut olsalar da,
gerekten imdide bulunurlar ve gemiin anlatlmasnda onun
10

Skk el yazsnda bu yerler yanllkla izilmi , yeniden yerlerine konama


mtr.

23

TARlHTE AKIL

canlandrlmas, imdide bulunmasnn salanmas beklenir. Bu


dngemelerin gerekte ilgin ve canlandrc olup olmadklar

yazarn kendi tinine baldr.


Pragmatik tarih yazarnn en kt yan, kiileri gden neden
leri, hibir kavrama dayanmakszn tikel eilim ve tutkularla
aklayan, olgunun kendisindeki drtsel etkinlii grmeyen
kk ruhbilimsel kafa yapsdr. Pragmatik tarih yazarlarnn
derleme yoluyla anlatp duran ahlaks, zaman zaman bu ksr
anlatlardan vazgeip yksek Hristiyanca dncelerle ken
dine gelir, olay ve kiilerin brne ahlak hanerini dayar, t
ve vaaza geer vb.
Dngeyen tarihin ikinci bir tr pragmatik tarihtir. Eer ge
mi ve uzak bir dnyayla uralyorsa, bu abalann karl olarak
kendi etkinliinin rn olan bir zaman onun karsndadr. Olaylar
eitlidir; fakat genel yanlan, ileri, balanlan birdir. Bu genellik ola
yn gemi olma belirlenimini kaldnr ["lebt ... auf"] ve onun bi
zim iin bulunmasn salar ["macht . .. gegenwartig"). (Genel ko
ullar, durumlann zincirlenii, daha nce olduu gibi tek tek ve bi
reysel olarak sergilenen olaylara eklenmezler artk, onlann kendi
leri olay olur, tikel yan deil, genel yan ortaya kar. T myle birey
sel olaylar sonradan genel olarak kavranrsa, bu etkisiz ve verim
siz olur; bunun yerine olaylann tm balam ilenirse, yazann tini
ni gsterir bu).
Burada zellikle ahlaksal dngemeleri, tarihten kanlan ve
sk sk da onu biimlendiren ahlak dersini zellikle gz nnde bu
lundurmak gerekir. Her ne kadar iyi davran rneklerinin zellik
le genleri karakter sahibi yapt ve ahlak eitiminde ocuklara en
iyi alamak iin genel dorulann somut birer tasarlan olarak kul
lanlabilecei sylenirse de, halkn yazglan, beklenmedik devlet de
iiklikleri, yarar ve karlan, kank ileri, ahlaktan baka bir alana girer.
24

TARlH YAZIMININ ElTLERl

(Ahlaksal yntemler ok yalndr; Kutsal Kitap tarihi ahlak dersi iin


yeter. Fakat tarih yazannn ahlaksal soyutlamalan hibir ie yaramaz.)
Hkmdarlardan, devlet adamlanndan, halklardan, tarih dene
yinden ders almalan istenir Ama deney ve tarihin rettii de, halk
lann ve hkmetlerin hibir zaman tarihten bir ey renmedikle
ri ve bunlardan alnabilecek derslere gre davranmadklandr. Her
bir dnem, her bir halk, yle kendine zg koullar iindedir, yle
bireysel bir durum gsterir ki, ancak o durumun iinde o duruma
gre karar verilmesi gerekir ve ancak byle karar verilebilir (bu ka
rarda hakl olmay ancak yce karakterler bilir) Olaylann kalabal
iinde genel bir ilke, gemiteki benzer koullan anmsama yet
mez; nk byle solgun bir an imdinin frtnas iinde gszdr,
zgrce yaanan zamana kar koyamaz. (Tarihi oluturan ey onun
getirdii dngemelerden ayrdr. Hibir durum tekinin tmyle
benzeri deildir; bireysel durumlar arasndaki benzerlik biri iin en
iyi olann teki iinde en iyi olmasn gerektirmez. Her halkn ko
numu ayndr; neyin hakl neyin haksz olduuna karar vermek iin
ise bavurulacak ilk yer tarih deildir.) Bu adan, devrim srasnda
Franszlann sk sk yaptklan gibi, dnp dolap yine Yunanl ve Ro
mal rneklere dayanma kadar ksr bir ey yoktur. Bu halklann do
as ile kendi zamanmzn doas kadar birbirinden ayn iki ey d
nlemez. Johannes von Mller, genel tarihinde<11 olduu gibi s
vire tarihinde de byle ahlaksal amalar gtt, prensler, hkmet
ler, halklar ve zellikle svire halk iin ahlak reeteleri hazrlad.
Kendi reti ve dngemelerini biriktirip durdu, mektuplannda(l2)
bir hafta iinde gerekletirdii dngemelerin tam saysn verir
sk sk. (zdeyilerini istedii gibi yksnn iine serpitirir; ama
11

Johannes von Mller, yirmi drt ciltlik genel tarih, zellikle Avrupa ta-rihi, T
bingen, 1 8 1 0, 3 cilt.

12

johannes von Mller, Bonstetten'e Mektuplar, 1809; Woltmann'a Mektuplar,


Bedin, 1 8 1 1; Mller'in En Eski Arkadana Mektuplar, ed. Fssli, Zrih, 1812.

25

TAR!HTE AKIL

bunlar ancak somut bir duruma canl bir biimde uyarlar. Dn


celeri ok yzeyseldir; bu yzden can skar) Bunlar yaptklannn en
iyisi deildir. (Dngemeler somut olmaldr.) Dngemeleri do
ru klacak, ilgin yapacak tek ey, durumlann batan sona zgr, her
eyi kapsayacak bir biimde grlenmesi ve bize kendi kendisini
aan de'nin derin duygusudur. rnein Montesquieu'nun Yasala
nn Ruhu<13) byledir, yani konusunu batan sona ve derinliine iler.
Bu nedenle bir dngeyen tarih yerini tekine brakr. Malze
me her yazann emrindedir, onu dzene koyup ilemek iin kendini
.
rahatlkla yetkili sayabilir, kendi tinini de bu malzemede o zamanla
nn tini olarak geerli klabilir. Sonundfi bu tr dngeyen tarihler
den bkknlk geldi, kesin olarak yaplm betimlemelere, bir olayn
btn bak alanndan izilmi bir tablosuna gidildi. Bunlann bir de
eri varsa, o da malzeme olmasndadr. Biz Almanlar bundan mem
nunuz; Franszlar ise akllca davranp imdiki zaman tasarlyorlar,
gemii bununla ilikiye sokuyorlar.

yy) Dngeyen tarihin nc tarz eletirel olandr; zerin


de durulmal, nk zellikle zamanmzda Almanya'da tarih by
le yazlyor. Tarihin kendisi deil, tarihin tarihi, tarihsel yklerin yar
glanmas, onlann doruluk ve inanlabilirliinin aratnlmas szko
nusu (Niebuhrun Roma Tarihi( 14) byle yazlmtr). Buradaki zo
runlu olaandlk, olgularda deil, ykler zerine pazarln ya
pan yazann keskin zekasnda ortaya kar. (Yazar btn durumlar
dan inandnc sonulann kanr) Franszlar bu tarih trne ok te
mel ve ne yaptn bilen katklarda bulundular. Y ine de bu eleti
rel yntemin kendisini tarihte geerli klmadlar, onun yerine kendi
13

Montesquieu, De l'esprit des lois, Genf, 1748, 2 cilt; Almancas: Halle, 1829, 3
cilt.

14

Barthold Georg Niebuhr, Roma Tarihi, Berlin, 181 1 -1832, 3 cilt.

26

TARlH YAZIMININ ElTLERl

yarglamalann eletiri yazlan biiminde kaleme aldlar. Bizde yk


sek eletiri denilen ey yalnzca filolojiyi deil, ayn zamanda tarih
kitaplann da ele geirmitir (bu kitaplarda, ne yaptn bilerek ya
plan aratrma bir yana braklarak, tarihin taban keyfi tasarmlara
ve rptrmalara braklmtr) . Bu yksek eletiri, kendini been
mi bir imge gcnn akla gelebilecek her tr tarih d ham ha
yali kabul etmek iin temellendirmekten vazgemek zorunda kal
mtr Bu da bir tr; imdiyi gemile, bulunan bulunmayanla ilikiye
sokma tarzdr; kiinin aklna gelenleri tarihsel verilerin yerine koy
masyla yazlr. -Bu akla gelenler ise ne kadar cretli, yani temelden
yoksun, dayanaklar kt, tarihte belirleyici olanla eliir durumdaysa,
bize o kadar uygun gzkr.-

) Dngeyen tarihin son tr de zel-tarihtir. zel-tarih,


bir halkn zengin yaamnn tm balam iinden genel bir bak
noktasn ekip kard iin (rnein sanat, tze ve din tarihi) par
a para, tikel bir ey olarak gzkr. Geri soyutlaycdr; ama
bu bak-noktalan genel olduu iin ayn zamanda felsefi dnya
tarihine geii salar.
(Tasarm gcmz bir halk tasarladnda, eskilerin bulduklarn
dan daha fazla bak-noktalan, ele alnmas gereken tinsel belirle
nimler bulur: sanat, din, bilim, anayasa, tze, mlkiyet, gemicilik tarih
leri byle genel bak-noktalandr Zamanmzn kltr dorultu
sunda, tarihin byle ele aln daha ok istenilmekte ve retilmek
tedir. Zamanmzda zellikle tze ve anayasa tarihi arlk kazanyor.
Anayasa tarihi ise zaten genel tarihle ilgilidir; anlam ve mantna
yalnzca devletin btn gz nnde bulundurulduunda kavu
maktadr. Temele inilerek ve ilgin bir biimde ilenirse ve rnein
Hugo'nun Roma T ze Tarihi<15 gibi dpedz d malzemede, dta15

Gustav Hugo (1764-1844), Gibb on'un bersicht des rmischen Rechts'inin [Roma

27

ki nemsiz eylere taklp kalmazsa, istenilene uygun olabilir. Bu ko


nuda Eichhorn'un(l6l Alman T ze Tarihi ierike ok daha zengindir.)
Tarih almasnn bu ve buna benzer dallan bir halkn tarihinin
btnyle iliki iindedir, sorun da bu btnn balamyla ele aln
masnda ya da dpedz d koullarda aranmasndadr Bu son du
rumda halklann tmyle rastlantsal tikelliklerinin anlatlmasna d
nr tarih. Eer dngeyen tarih genel bak-noktalann izleye
cek duruma gelmise, bu noktalann, temelde doru noktalar olma
lan kouluyla, dandan bir ipucu oluturmak ya da konuya dar
dan ekidzen vermek yerine, olaylan ve eylemleri ieriden yne
ten ruhu meydana getirdikleri grlecektir.
'

y) nc tr tarih olan fe/sef dnya-tarihi, bu son tr d


ngeyen tarih almasna balanr; ancak yle bir biimde ki,, ge
nel bak-noktas artk teki bak-noktalanndan soyut ve tikel bir
biimde ayrt edilmez. Felsefi dnya-tarihinin bak-noktas soyut
bir genellikte deildir, tersine somuttur, olduu gibidir [schlechthin
gegenwartig]. nk o, sonrasz olarak kendinde olan ve kendisi
iin gemi diye bir eyin olmad tindir ya da ide'dir. Ruhlann k
lavuzu Mercurius gibi, ide, gerekten halklann ve dnyann klavu
zudur; tin ise olaylan ynlendirmi olan ve ynlendiren, buyrukla
r akla dayal istencidir onun. Bu istenci bu ynlendirimi iinde tan
mak bizim buradaki ereimizdir.

Tzesi Ozeti] (Gttingen, 1789) yaymcsdr.


16

Kari Friedrich Eichhorn ( 1781-1854), Deutsche Staats-und Rechtsqeschichte [Al


man Devlet ve Tze Tarihi], Gttingen, 1808-23, 4 Blm.

!KINCI TASLAK
(1830)

FELSEFi DNYA-TARHi

FELSEFi DNYA - TARlHl

8. XI. 1830'da balad


Baylar!
Bu derslerin konusu dnya-tarihi felsefesidir.
Tarihin, dnya-tarihinin ne olduu zerine bir ey syle
meme gerek yok; onunla ilgili genel tasarm yeterlidir, aa
yukar ayn noktada birleiyoruz. Ama konumuzun bir dnya
tarihi felsefesi olmas, tarihi felsefi olarak ele almak isteme
miz, daha derslerin balnda gze arpabilecek bir nokta
olarak aklamay, daha dorusu temellendirmeyi gerektirir
gzkmektedir.
Tarih felsefesi, tarihin dnme tarafndan ele alnmasndan ba
ka bir ey deildir; dnmeyi burada asla bir yana atamayz. n
k insan dnendir; hayvandan bu noktada aynlr, insanca olan
her eyde, insanca olduu ve hayvanca olmad srece, dnme
vardr; bylece tarihle her trl uramada dnme vardr. Tarih
te olduu kadar insanla ilgili her eyde de bu genel dnme pay
nn kabul edilmesi, dnmeyi var olana ve verilene baml klma
ve onu bu temelden tretme tutumumuz yznden bize yetersiz
gzkebilir. Oysa felsefede speklasyonun, var olan gzetmeksizin
kendisinden meydana getirdii birtakm sonular yer alr. Speklas
yon bu sonularla tarihe gider ve onu malzeme olarak ele alr, ol
duu gibi brakmaz, tam tersine sonulara gre dzenler, tarihi a
priori olarak kurar.
Tarih olmu-olanla ilgilenir. znde kendisini kendisinden tr
belirleyen kavram bu ilgiye ters der gzkmektedir. Elbette olay
lar, onlar tam da nmzde geiyormu tasanmn uyandracak bi
imde bir araya getirilebilir. Geri bu durumda da iimiz pragmatik
denilen eyle, olaylann nedenleri ve ilkeleriyledir Ama bunun iin,

31

TARlHTE AKIL

tasarlanabilecei gibi, kavram zorunludur; bundan tr de kavram


kendisine ters den bir ilikiye girmi olmaz.Ancak bu yolda dai
ma olaylar temel alnr; kavramn etkinlii de verilenin biimsel, ge
nel ieriiyle, ilkelerle, kurallarla, yasalarla snrlanr. Tarihten kar
sanan ey iin mantksal dnme zorunlu olarak ngrlr; ama
buna hakllk verecek ey deneyden gelmelidir. Buna karlk felsefe
nin kavramdan anlad baka bir eydir; burada kavrama, kavramn
etkinliidir; yoksa baka yerlerden gelen malzeme ve formun yan
mas deil. Pragmatik tarihte olduu gibi malzeme ve formun ara
sndaki byle bir kardelik felsefedeki kavram iin yeterli deildir;
o znden tr malzeme ve ieriini kendisinden alr. Bu adan
arada kurulan bant ne olursa olsun yine ayn aynm, yani kavra
mn olaydan bamszln bildiren aynm kalr.
Bununla birlikte, daha yksek bir bak asndan baktmzda,
ayn durum (felsefeyi tmyle bir yana brakalm) tarih inceleme
sinin iinde de ortaya kar. lkin tarihte yaptalan olarak kavram
dan uzaklaan doa koullann, eitli insan keyfiliini, d zorunlu
luu gryoruz. te yandan btn bunlann karsna daha yksek
bir zorunluluk olarak, ebedi bir adillik ve sevgi dncesini, ken
dinde ve kendisi iin doruluk olan saltk son-erei koyuyoruz. Bu
koyduumuz ey, doal varln kart olarak soyut elere, kavra
mn zgrlk ve zorunluluuna dayanmaktadr. Bizi eitli biimle
riyle, dnya-tarihinin ide'si balamnda da ilgilendiren bir kartlktr
bu. Bu kartl kendinde ve kendisi iin olan dnya-tarihinde
zlm gstermek amacmzdr.

Bunun karsnda tarih yalnzca olan, olmu-olan, olaylar


ve eylemleri kavratmak zorundadr. Yalnzca verilene bal kal
d -kukusuz bu, dnmeyle birlikte giden eitli aratrma
lar gerektiren ve hemen gerekleemeyecek bir eydir- ve yal32

FELSEFl DNYA - TARlHl

nzca olmu-olanlar kendine erek edindii lde tarih olmak


tadr. Felsefenin abas ite bu erekle elime halinde gzk
yor; girite aydnlatmak istediim nokta da, bu elime, bunun
tarih bilimine getirdii veriler ve tarihi bu verilere uygun olarak
ilemesi yznden felsefeye kar yaplan eletirilerdir. Bu ay
dnlatma iin, ilk nce dnya-tarihi felsefesinin genel belirlenimi

ni vermek ve buna balanan en yakn sonular belirgin klmak


gerekiyor. Bu yaplnca da dnceyle olmu-olann bant
s kendiliinden doru bir biimde aydnlanacaktr. Dnya
tarihinde bir giri yazsnda ele alnamayacak kadar ok zen
gin bir malzemeyle karlaacamz iin, tarihsel-olann ince
lenmesindeki ama ve yararlarla, zellikle de kavram ve felse
fenin tarihsel-olanla bantsnda ortaya kan bak-noktalar,
ilkeler ve grlerle ilgili saysz arpk tasarm ve dngeme
yi geri-evirme ya da hakl-karma iine burada giriecek dei
lim. Bunlar btnyle bir yana braklabilir ya da geici olarak
zerlerinde durulabilir.

33

TAR!HTE AKIL

A.

FELSEFl DNYA-TARlHlNlN GENEL KAVRAMI

Bugn geerli olan dnya-tarihi felsefesi kavramyla ilgili


olarak ncelikle unu sylemek isterim: Felsefenin dncelerle
tarihe yaklatn ve tarihi dncelere gre ele aldn
daha nce belirtmitim. llkin bu nedenle felsefeye itirazlar
yaplmaktadr. Oysa felsefenin tarihe getirdii biricik kavram
sadece

us

kavramdr; buna gre us, dnyaya egemendir ve

dnya-tarihinde her ey usa uygun olmutur. Bu kan ve bilgi,


yukardaki biimde kendisini ortaya koyan tarih asndan bir

varsaymdr. Ama felsefede varsaym deildir; felsefede spekla


tif bilgi yoluyla u nokta kantlanr: us -Tanr'yla olan bant
ve ilgisini daha yakn tartmakszn burada bu anlatmla ye
tinebiliriz- yani tz, sonsuz g olarak btn doal ve tinsel
yaamn sonsuz maddesidir; sonsuz form olarak da kendinde
tad ierii gereklemesidir; tz deyince, tm gerekliin
kendisiyle ve kendisinde varln ve kalcln kazand
eydir. Usun sonsuz g olmas demek, kendi ieriini yalnzca
ideal ve gerekirlik alanna getirebilecek ve gerekliin dnda,
kimbilir belki de baz insanlarn zihinlerinde zel bir ey gibi
var olacak derecede gsz olmamas demektir. Sonsuz ierik
deyince de tm zlk ve doruluk anlalr. Bu sonsuz ierik
kendi kendisinin maddesi olup bu maddeyi ilenmek zere
kendi etkinliine verir. Usun, sonlu eylem gibi, d malzemenin
koullarna, kendilerinden beslenecei ve etkinlii iin nesneler
34

FELSEF DNYA - TARiHi

alaca, hazr aralara gereksinmesi yoktur; o, kendisinden


beslenir, kendi kendisi iin malzemedir ve bu malzemeyi iler.
Hem kendi kendisinin nkoulu ve varmak istedii erek, mut
lak son-erektir, hem de yalnz doal evrenin deil, ayn zaman
da tinsel evrenin iten kp grn alannda dlamasdr:
bu da dnya-tarihinde olur. te bu ide'nin doru, sonsuz ve
kesinlikle gl ide olduu, dnyaya kendisini at ve bu
at eyin kendi ululuundan baka bir ey olmad felsefede
kantlanr, kantland biimde de burada varsaylmaktadr.
Felsefi incelemenin, raslantsal uzaklatrmaktan baka bir ama
c yoktur. Rastlantsal/k d zorunlulukla ayn eydir; yani d koullar
dan baka bir ey olmayan nedenlere geri dner. Tarihte znel tini ya
da gnlmz kprdatan tikel bir nedeni deil, genel bir erei, dn
yann son-ereini aramal, onu usumuzla kavramalyz. Us ise asla ti
kel sonlu bir erekle deil, yalnzca saltk erekle ilgilenir. Kendi ken
disinin tan olan, insann ilgi duyabilecei, insanla ilgili her eyde
kendine destek bulan bir ierik nndeyiz. Ussal-olan kendinde ve
kendisi iin var olandr; her ey burada deerini bulur. Ussallk eit
li klklara girer; ama hibirinde halklar dediimiz, eitli oluumlar
da olduu gibi kendi ereini aka ortaya koyup gstermez. sten
dnyasnn raslantya braklmam olduu inancn ve dncesi
ni tarihe getirmeliyiz. Halklann bandan geenlerde son bir erein
egemen olduu, dnya-tarihinde usun -tikel bir znenin usu deil,
fakat tannsal, saltk usun- bulunduunun doru olduunu varsaya
biliriz: bunun kant dnya-tarihinin kendi aklamasdr; usun benze
ri ve eylemidir o. Fakat daha doru olarak asl kant bilgisinin ken
disindedir; dnya-tarihinde ise bu kant ortaya kar. Dnya-tarihi
yalnzca bu tek usun grndr; kendisini aklad tikel oluum
lanndan biri, kendisini tikel bir e olarak, halklarda sergileyen bir
modelin kopyas.

35

TARiHTE AKIL

Us kendisinde durur ve erei kendindedir; kendini var eder,


gerekletirir. Dnme, usun bu ereinin bilincine sahip olmaktr
Felsefi dn balangta olaand gelebilir; tasanmlarla dn
me kt alkanlndan tr raslantsal bir ey, bir esin sanlabilir.
Dncenin tek doru ve en yksek ey olduunu anlamayan kim
se, felsefi dn asla yarglayamaz.

inizde felsefeyle henz tanmam olanlardan, dnya-ta


rihi zerine olan bu derslere, usun gcne inanarak, us yoluyla
kazanlacak bilgiye susuzluk duyarak katlmalarn dileyebilir
dim; zaten bilimlerin reniminde znel bir gereksinim olarak
ngrlen de, hi phesiz usa dayanan aratrmaya, bilgiye
kar duyulan istektir, yoksa bilinenlerin yle kabaca derlen
mesi deil. Gerekte ise byle bir inanc nceden nerip iste
mek zorunda deilim. Daha nce sylemi olduum ve yine
de zerinde duracam nokta -bizim bilimimiz bakmndan
da- kabaca bir varsaym olarak deil ama btne toptan bak

olarak, srdrdmz dnn sonucu olarak alnmas ge


rekir. Bu sonu benim iin bilinen bir eydir; nk btn za
ten bilmekteyim. u noktalar ilk olarak anlalmtr ve dnya
tarihinin incelenmesinden de anlalacaktr: dnya-tarihinde
her ey usa uygun olmaktadr; dnya-tarihi, dnya-tininin usa
uygun zorunlu gidii olmutur; dnya-tini, tarihin tzdr;
bu doas hep bir ve ayn olan tindir ve dnyann varoluu bu
doay aklar. Bu durum, sylendii gibi, tarihin bir rn
dr. Tarihi ise olduu gibi ele almak, tarihsele dnk, ampirik
davranmak gerekir. Btn bu eyler arasnda, meslekten ta
rihilerin bizi yoldan karmalarna da izin vermemeliyiz. n
k hi deilse Alman tarihileri arasnda, hem de byk bir
yetkiye sahip olup kaynak incelemesi denilen eye kendilerini
36

FELSEF DNYA - TARlHl

adayanlar arasnda yleleri vardr ki,, tam knadklar filozof


lar gibi, tarih iin a priorik iirler yazmaktadrlar. Bir rnek
verelim: dorudan doruya Tanr tarafndan eitilmi, yetkin
bir gr ve bilgelik iinde yaayan, btn doa yasalarnn ve
tinsel doruluun kavrayc bilgisine sahip olan ilk ve ok eski
bir halkn var olmu olduu byle yaygn bir iirdir; ruhban
snfna dayanan u ya da bu halkn varl -daha zel bir konu
ya geecek olursak- Romal tarih yazarlarnn kendisinden daha
eski tarihi kardklar bir Roma eposunun varl da bunun gi
bidir. Yabancs olmadmz bu eit a priori konular, hevesli
meslekten tarihilere brakyoruz.
tk koul olarak, tarihsel-olan kendisine sadk bir biimde
kavradmz ileri srebilirdik; ancak byle genel anlatmlarda,
iki anlamllk vardr. Az ok bir eyler syleyip iddialarda bulu
nan, allm ve sradan tarihi de, yalnzca belgelere sahip olsa,
yalnzca verilmi olanla yetinse bile, dncesi bakmndan edil
gen deildir: kendi kategorilerini birlikte getirir ve varlklara
bu kategorilerin iinden bakar. Doru, duyulardan meydana
gelen yzeyde bulunmaz; zellikle bilimsel olmas gereken hi
bir eyde us gaflet uykusuna dalmamal, derinliine dnlp
inceleme yaplmaldr. Dnyaya us gzyle bakana, dnya da
us gzyle bakar; bunlar karlkldr.
Dnyann erei algdan ileri gelmelidir deniyorsa, bu kendine
gre dorudur. Ancak geneli, ussal-olan tanmak iin ie usla ba
lanmal. Nesneler onlar zerine dnmek iin uyandrlar; aynca
onlar dnyada ele alndklan gibi bulunurlar. Dnyaya yalnz znel
lik asndan bakarsa insan orada her eyi kendi yaradlna gre
bulacaktr, her yerde her eyi nasl yaplmas, nasl olmas gerekiyor
sa yle bilecek, yle grecektir. Fakat dnya-tarihinin byk ieri-

37

TARHTE AKIL

i ussaldr, ussal olmaldr; dnyaya tannsal bir isten egemendir, bu


isten de byk ierii belirleyemeyecek denli gsz deildir. Bu
tzsellii tanmak bizim ereimiz olmaldr; tanmak iin de usun bi
linciyle ie balamalyz. Bedendeki gzleri deil, sonlu anla de
il, derindeki, verilenlerin renkli okluunun altndakini gren kav
ram ve us gzn gereksiniyoruz. Denecek ki,, tarih byle ilenir
se, a priori bir ilem olur, bu da aslnda hakszlktr. Felsefe byle ko
numalann stndedir. T zsellii tanmak iin insan usla ie bala
mak zorundadr. zellikle tek yanl dngemelerden kanlmal
dr; nk bunlar tarihi bozarlar, kendileri de yanl znel gnler
den kaynaklanrlar. Felsefenin byle E;ylerle ii yoktur. Felsefe usun
kendisindeki kesinlikle olaylann usa uygun getiine inanm olacak
ve doruyu, bugn gya geni gnllkle tarihe her trl a pri
oriyi tayan flologlarda moda olduu gibi, arptmayacaktr. de'yi
kendisine ndayanak ald lde, felsefe a priori olarak i ban
dadr. Ama ide kesinlikle oradadr : Bu da usun kendi inancdr.
Demek ki felsefi dnya-tarihinin bak-noktas, birok genel
bak-noktas arasndan seilerek soyutlanm deildir. T insel ilke
si btn bak-noktalannn btnldr [Tota/itt]. Felsefi dnya
tarihi halklann somut, tinsel ilkesini, bu ilkenin tarihini gz nn
de bulundurur, tek tek durumlarda deil, btne yn veren genel
bir dnceyle urar. Buradaki genelin raslantsal gnnlerle ii
yoktur; tikelliklerin kalabaln burada teke indirmek gerekir.Tarihin
nnde, varln eitli yanlannn tmn kendisinde bir araya geti
ren en somut nesne durmaktadr: inceleyecei birey dnya-tinidir.
Felsefe tarihle uratnda, somut oluumuyla somut nesne olan
eyi kendisine konu yapar ve bunun zorunlu gelimesini gz nn
de bulundurur. Bu nedenle felsefe iin kendisine sonradan bir de
olaylann eklenecei yazglar, tutkular, halklann eneisi birinci de-

38

FELSEFl DNYA - TARlHl

recede aratrma konusu deildir. lk-olan olaylan gtren tindir:


o Mercurius'tur. halklann nderidir. Felsefi dnya-tarihinin kendisi
ne konu edindii genellik, yannda baka belirlenimlerin bulunaca
tek bir yan -bu yan ne denli nemli olursa olsun- deildir. Tersi
ne bu genellik her eyi kendinde kavrayan tin, yani ncesiz sonra
sz olarak kendinde olduu iin her yerde bulunan, kendisi iin ge
miin szkonusu olmad, deimeyerek daima gl kuwetli ka
lan sonsuz somut eydir.
Tarih ele alnacaksa nce anlak asndan ele alnmal, neden ve
etkisi aklanmaldr Bu yoldan dnya-tarihinde zsel-olan -zsel
olmayan dta brakarak- ele almak istiyoruz. Anlak nemliyi, ken
disinde anlam tayan vurgular. Tarihi ileyiinde izledii eree gre,
zsel-olan olmayandan ayrt eder. Bu erekler ok eitli olabilirler.
Bir erek ortaya kondu mu ok ey akla gelir; ana ve yan-erekler or
taya kar. yleyse biz tarihte verileni tinin erekleriyle karlatrd
mzda, baka ynlerden ilgin olan her eyi bir yana brakacak ve
zsel-olana eileceiz. Bylece us, imdiye dein sylenenlerin d
zeyini aan bir ierikle karlar: tini, duygulann znde ilgilendiren,
zerine yazlanlarn okunmas bile bizi ya yasl ya hayran brakan ya
da sevindiren erekler szkonusu olur.

te yandan farkl inceleme, bak as ve yarglama tarzlar,


bizi hemen salt nem ve nemsizlik konusuna vardrr: bunlar
nmzde yatan sonsuz malzeme arasnda kendilerine arlk
verdiimiz, ilk akla gelen kategorilerdir; ancak bu konunun
yeri buras deildir.
Y ine de tarihi dncemize konu yaptmzda ortaya kan ka
tegorilere burada ksaca deinelim. lk kategori, bir sre var ola
rak ilgimizi kendilerine eken ve sonra yiten bireylerin, halklann ve
devletlerin deien grnmnden elde edilir Deime kategori
sidir bu.

39

TARlHTE AKIL

Olaylar ve eylemlerin durup dinlenmeksizin art arda gelen,


sonsuz eitlilikteki halk, devlet ve birey oluumlannn muazzam
tablosu karsndayz. nsann gnlne seslenip onu kmldatabilen
her ey, her trl iyilik, gzellik, byklk duygusu bu oyun iin or
taya konur, kabul ettiimiz, gereklemesini dilediimiz erekler buna
gre oluur, izlenir; umudumuz da kaygmz da onlardadr. Btn bu
olaylar ve raslantlarda en bata insan eylem ve asn gzlemliyo
ruz, her yerde kendimize ait eyler buluyor ve bu nedenle her yer
de eilimlerimize gre ya onlann yannda ya da karsnda yerimi
zi alyoruz. Bazen bizi gzellik, zgrlk ve zenginlik ekiyor, bazen
de ktlkleri besleyen enei. Kimi zaman genel bir ilginin olduka
kapsaml kitlesinin ok daha g ilerlediini ve daha kk aptaki
ilikilerin sonsuz kmesi iin gzden kanldnda, un ufak olup git
tiini, sonra glerin muazzam toplamndan kk bir eyin, nem
siz gzkenden ise muazzam bir sonucun ortaya ktn gryo
ruz: her yerde bizi ilgi alan iine almak isteyen ok renkli bir biri
kim var, bir ey yiterse yerini hemen bakas almakta.
Bu deime dncesinin olumsuz yan bizi yasa gmyor. Ne
dir bize bu denli dokunan? Tarihteki en zengin oluumun, en gzel
yaamn bile yok olup gitmesi ve en iyi eylerin ykntlan arasnda
dolamamz. En soylu en gzel diye bilip balandmz eyi elimiz
den alyor tarih: onu tutkulara kurban ediyor Her ey. geriye hi
bir ey kalmamacasna gelip geiyor. Her yolcu bu melankoliyi duy
mutur. Kim Kartaca'nn, Palmira'nn, Persepolis'in, Roma'nn ykn
tlan karsnda, zenginliklerin ve insanlann geicilikleri zerine d
ncelere dalmadan, bir zamanlann gl ve zengin yaamnn yas
n tutmadan durabilmitir? -Kiisel olarak yitirdiimiz insanlann me
zan banda ya da kendi amalanmzn gelip geicilii karsnda du
yulan cinsten bir yas deil, fakat panltl ve stn deerdeki insan

40

FELSEFl DNYA - TAR!Hl

yaamnn yok olup gitmesi nnde duyulan, her trl yarar dn


cesinin tesindeki yas.
Bu deime kategorisinin karsnda, lmden yeni yaamn
meydana geldiini syleyen teki bak as yer alr hemen. Dou
lulann dncesi budur; belki de en byk dnceleri, metafzik
lerinin en yksek noktas. Ruh gc tasanm ayn dnceyi birey
le ilikisi ynnden anlatr: ncesiz sonrasz kendi lmn hazrla
yan ve kendi kllerinden yeni, genlemi ve taze olarak daima ye
niden doan anka kuu genellikle doal yaam tasanm olarak bi
linmektedir: Fakat bu bir Dou tasanmdr; vcut iin geerlidir; tin
iin deil. Batl iin tin yalnzca genlemi olarak domaz; fakat in
celmi, ykselmi olarak doar: Kendi kendisine doallkla kar
kar; kendi olduu biimi yiyip tketir ve bu yoldan yeni oluumu
na ykselir: Varlnn kabuunu krdnda, dpedz baka bir ka
buun iine girmez; fakat daha nceki varlk biiminin klnden
daha salt bir tin olarak meydana gelir: Bu, tinle ilgili ikinci kategori
dir: T inin genlemesi ayn biime dpedz bir geri dn deildir:
kendi kendini dzeltme ve ilemedir: devini bitirmesiyle birlikte
kendine yeni devler bulur; bylece iledii malzemeyi eitlendi
rip oaltr: Bu nedenle tarihte tinin tketilmez sayda yantarla or
taya ktn, bu trden ortaya ktan keyif aldn, honut oldu
unu gryoruz.Yine de tinin almasnn kendi etkinliini yeniden
oaltmaktan ve kendini yeniden yiyip bitirmekten baka bir sonu
cu yok. Onu tatmin eden kendi yaratlanndan her biri, ona srekli
yeni malzeme olmakta, onu kendisini ilemeye armaktadr: Kendi
oluumu ona malzeme olmakta, bu malzeme zerindeki alma
s da onu yeni tinsel oluumlara ykseltmektedir Bylece tin b
tn glerini btn yanlanyla bildirmektedir bize. Glerinin neler
olduunu, oluturup rettiklerinin eitliliinden reniyoruz. Ken-

41

TARIHTE AKIL

di etkinliinden ald bu hazda ii yalnz kendi kendisiyledir. Geri


direni ve engellemenin de tesinde, giriimlerini bsbtn baa
nszla srkleyebilen, i ve d doa koullannn a iindedir, an
cak yine de iindeki baanszl tinsel varlk olarak yaar; bu varl
n erei ise yapt deil, kendi etkinliidir, etkinliini kantlam olma
kendisine baan olarak kalr.
Bu ekici dncelerin bundan sonraki aamas ise tikellikler
den yeniden usanmamz ve sormamzdr: btn bu tikelliklerin
sonu nedir? Bunlar zel ereklerine gre tketilemiyor; hepsi bir ya
ptta birlemeliler. T insel ierikle ilgili bu muazzam fedakarln bir
son-erei olmal. Btn bu kuru grlt n ardnda ieride, sessiz,
gizli bir yapt bulunup bulunmad sorusu kafamz kurcalyor; yle
bir yapt ki, btn grnlerin gcn kendinde tasn. Bizi ar
tabilecek nokta, bu ieriin byk eitlilii, hatta kendi kendisine
kart olmas. Kartln kutsallk derecesinde sayg grdn, za
manlann, halklann ilgisini kendine ektiini gzlyoruz. Byle kart
lann yerini birbirine brakmasnn hakl nedenini ide'de bulma iste
i iimizde kprdyor Bu kendinde ve kendi iin olan bir son-erek
sorusu bizi nc kategoriye vardnyor Us kategorisidir bu. Dn
yaya egemen olan usun varlna inanma bu grn bilinli bii
midir Kant dnya-tarihinin kendi gidiidir. Bu gidi, usun tasarlad
ve eyledii gibidir

Yalnzca usun dnyada ve bunun sonucu olarak dnya-ta


rihinde, gemite olduu gibi imdi de egemen olduu konu
sundaki genel kanyla ilgili olarak iki dnme biimine dik
kati ekmek istiyorum; nk bunlar, glk karan temel
noktaya daha yakndan deinmemize ve daha sonra belirtmek
zorunda olduumuz noktaya iaret etmemize frsat verecektir.
Biri, ilk olarak Yunanl Anaxagoras'm ileri srd tarihsel
savdr: buna gre nous, genel anlamyla anlak ya da us dnyay

42

FELSEF DNYA - TARlHl

ynetmektedir - kendisinin-bilinci anlamnda bir Zeka deil,


byle bir Tin deil; bu ikisini birbirinden iyice ayrt etmek ge
rekir. Gne sistemlerinin devinimi deimez yasalara uygun
olur; bu yasalar usun ta kendisidir. Ancak ne gne ne de bu
yasalara gre onun evresinde dnen gezegenler eylemlerinin
bilincindedir. nsan bu yasalar varlktan ekip karr ve bi
lir. Usun doada bulunduu ve genel yasalarca deimeksizin
ynetildii dncesi, bu dncenin ilk olarak Anaxagoras'ta
kendisine doayla bir snr koymu olmas noktas dnda bizi
azck olsun artmamaktadr. Bu trden dncelere alknz
ve bunlarla bir ey de olmuyor. Bu tarihsel durumu szkonusu
ediim u noktay belirtmek amacyladr: tarih, bize allm
gzkebilen byle bir eyin dnyada her zaman bulunmam
olduunu ve bu dncenin insan tin'inin tarihinde pek ok
r atn retir. Aristoteles, Anaxagoras'tan bu dncenin
kurucusu olarak sz etmekte, onun sarholar arasnda bir ayk
gibi gzktn sylemektedir.
Bu dnce Anaxagoras'tan Sokrates'e geti ve btn

olaylann nedenini raslantda bulan Epikuros'un retisini say


mazsak, felsefe tarihinde ilk kez yaygn ve baskn bir gr
haline geldi: hangi dinler ve uluslar zerinde etkili olduunu
yeri gelince greceiz. Platon, Sokrates'i (Phaidos, Steph. 97 98) dncenin -yani bilinli mi bilinsiz mi olduu belirsiz
usun- dnyay ynettii bulgusu zerine yle konuturur:
"Doay akla uygun olarak bana aklayacak, tikel olanda
kendi tikel ereini, tmde genel erei, son-erei, iyiyi gste
recek bir retmen bulmu olduuma gvenip sevinmitim.
Bu gvencemi yine de yitirmezdim. Ama tam da Anaxagoras'm
yazlarna byk bir istekle sarldm zaman" diye devam eder

43

TARHTE AKIL

Sokrates, "ne ok aldanmm. Anaxagoras'n us yerine yalnzca


hava, esir, su ve berzerleri gibi dsal nedenler gsterdiini
anladm." Grlyor ki, Sokrates'in Anaxagoras'm ilkesinde
bulduu yetersizlik, ilkenin kendisiyle deil, bu ilkenin somut
doaya uygulanndaki eksiklikle ilgilidir: doa bu ilkeden
kalklarak anlalp kavranmamtr, bu ilke genellikle soyut
kalmtr. Daha kesin sylersek doa, ayn ilkenin bir geliimi
olarak usun etkileyici gcyle meydana getirdii bir organiza
syon olarak kavranmamtr. Burada daha balangta, belirle
nimin, bir ilkenin, bir dorunun yalnzca soyut olarak kalm
olmasyla, tam tersine daha yakndan belirlenmeye, somut
geliime doru yoluna devam etmesi arasndaki ayrm belirgin
klmak istiyorum. Bu ayrm temel bir ayrmdr. eitli yerler
arasnda dnya-tarihimizin sonunda, en son siyasal durumun
kavranmas konusunda bu nokta zellikle karmza kacaktr.
Her eyden nce, usun dnyay ynettii ilkesinin bu ilk
ortaya kn ve ondaki eksiklii ele aldm; nk bu ilke
bizim iin tandk olan ve inandrc gelen baka bir biimde
tam uygulamasn bulmaktadr: dnyann, raslantnn, d,
raslantsal nedenlerin keyfine bal olmad, bir ngrnn

dnyay ynettii yolundaki dinsel doruyu sylemek istiyo


rum. Daha nce, ad geen ilkeye olan inanlarmza ilikin hi
bir iddiada bulunmak istemediimi aklamtm; eer bilimsel
tutum felsefede varsaymlarn geerli olmasna izin verseydi,
yine de bu dinsel klktaki inan zerinde durabilirdim. Baka
bir deyile, zerinde konumak istediimiz bilimin her eyden
nce yukardaki ilkenin doruluu [wahrheit] iin olmasa bile

kurala uygunluu (Richtigkeit) iin kant bulmas, ilk nce somut


olan gstermesi gerekir. Ancak belli ve tanrsal bir ngrnn

44

FELSEFl DNYA TARlHl


-

kesinlikle yeryzndeki olaylardan nce geldii biimindeki

doru, verilen ilkeye karlk gelmektedir. nk tanrsal n


gr, kendi ereini, yani dnyann yneldii saltk usa uygun
son-erei gerekletiren sonsuz gcn bilgeliidir; ustur, kendi
kendisini tm zgrlyle belirleyen dncedir, nous'tur.

f) Ama daha yakndan bakldnda bu inan ile bizim


ileri srdmz ilkenin ayrl, hatta kartl da, tpk
Anaxagoras'n ilkesiyle, Sokrates'in bu ilkeye ilikin savnn
kartl gibi ayn yoldan ortaya kmaktadr. Yani bu inan da
belirsizdir, genellikle ngrye inanc kastediyorum; belirli ola
na eriememekte, dnya olaylarnn tmne, alabildiine akp
gidime uygulanamamaktadr. Bu uygulama yerine tarihin doal
aklamasyla yetinilmektedir. lnsan tutkularna, daha gl or
duya, u ya da bu bireyin yeteneine, keliine ya da bir devlette
bunlarn bulunmamasna balanlmaktadr. Bunlar Sokrates'in
Anaxagoras'ta knad, doal, raslantsal denilen nedenlerdir.
Soyutlamada kalnmakta, ngr dncesinin belirlenmeksi
zin yle kabaca genellenmesiyle yetinilmek istenmektedir. lte
ngrnn u ya da bu biimde davranmasndaki belirlilie
ngrnn plan (bu yazgnn, erei ve aralar, bu planlar)
denir. Ancak bu plan gzlerimizden sakl olan bir eydir; bu
plan bilmeyi istemek, yeterli temelden yoksun bir kanya
dayanmak demektir. Usun kendisini gereklikte nasl at
konusunda Anaxagoras'n bilgisizlii doald: dnme, yani
dncenin bilinci onda ve genellikle Yunanistan'da daha ile
riye gitmemiti. Anaxagoras, somutu genel ilkenin nda
kavramak iin genel ilkeyi somuta uygulayamazd. Somutun
genelle bir birleimini, znel bir tek yanllkla da olsa byle
bir uygulamaya kar olmadn gsterdi. Ancak ondan nceki

45

TARHTE AKIL

inan en azndan ngr plannn byk apta uygulanmasna


ve bu plann bilgisine ters dmektedir. Geri u ya da bu
durumda bu plann geerlilii pekala kabul edilmekte ve din
dar ruhlar, bakalarnn salt raslant sandklar birok tek tek
olayda, yalnzca genel olarak Tanr'nn takdirlerini deil, ama
ayn zamanda Tanr ngrsnn yazgsn, bu ngrdeki
erekleri grmektedir. Yine de bu kabul etmeler ve grmeler
tek tek olaylarn dna kmama eilimindedir: rnein byk
bir bocalay ve glk iinde olan bir kimseye hi beklemedii
anda bir yardm gelmise, kranm anlatmak iin hemen
Tanr'ya ellerini at iin hakszlk ettnememiz gerekir. Ancak
burada varlmak istenen erek snrldr: ierii de yalnzca bu
bireyin zel ereidir. Oysa dnya-tarihinde bizim ele aldmz
bireyler tamamen halklar ve devletlerdir. yleyse deyim yerin
deyse, ngr inancnn vr zvrlaryla oyalanamayz, dnyay
yneten bir ngrnn var olduu tarzndaki genellemeyi ap
da belirlilie varmak istemeyen soyut, belirsiz inanlarla da
kalamayz; tam tersine bu konuda ok daha ciddi davranmak
zorundayz. Somut olan, yani ngrnn izledii yollar, tari
hte aralar ve grnlerdir, bunlar ak olarak nmzdedir;
bizden istenen ise, yalnzca bunlarn ad geen genel ilkeyle
ilikisini kurmamzdr.
Genel anlamda tanrsal ngr plannn bilgisinden sz
ederken, gnmzde nem bakmndan birinci sray alan bir
soruna, Tanr'y bilme olana sorununa iaret ettim: bu, bir
sorun olmaktan ktna gre, kastettiim daha ok -Kutsal
Kitap'taki, Tanr'y yalnzca sevnek deil, ama ayn zaman
da bilmenin en yce bir dev olarak nerilmesine kar ola
rak Tanr'y bilmenin olanaksz olduunu ileri sren, nyarg

46

FELSEF DNYA - TAR!Hl

haline gelmi retiydi. Bu retiye gre, tinin yukarda ileri


srlen eyin ta kendisi, yani dorunun zn kavratan ey
olduu, tm nesneleri bildii, baknn tanrsalln derinlikle
rine kadar iledii yadsnmaktadr.
Saf inan en yakndaki dala tutunabilir ve genel bir tanrsal dn
_
ya hkmeti tasarmnda kalabilir. nanlar polemie dnmedike
byle yapanlan knamamalyz. Fakat saflkla hi ilgisi olmayan bir bi
imde bu tasarmda diretebilirler de, genel nerme tam da genel
lii yznden zel olumsuz bir anlam bile kazanabilir; yle ki tan
rsal z uzaklarda kalr; insana ait eylerin ve bilgilerin tesine ge
er: Bylece insan doruluk ve usa uygunluk iddiasn kendinden
uzaklatrma zgrlne sahip olurken, kendi tasarmlann dla
trma rahatlna eriir. Bu anlamda Tanr tasarm bo lafa dnr:
Tanr, us ve bilincimizin tesine yerletirildi mi, hem Tanr'nn do
as neyse onunla uramaktan hem de usu dnya-tarihinde ara
maktan kurtulduk demektir; o zaman babo varsaymlar ortada
cirit atar Dindar alakgnlllk, vazgeme yoluyla ne kazand
n ok iyi bilir.

Tanr'ya ilikin bilgimizin olana tartmasna girmemek


iin, usun dnyay ynetmi ve ynetmekte olduu yolundaki
nermemizin, ngrnn dnyay ynettii biiminde dinsel
bir klk almasndan sz etmeyebilirdim. Yine de bu konuyu
bir yana brakmak istemedim; bunun da nedeni ksmen kendi
nermemizde ad geen dinsel bilginin nasl ileri bir balant
iinde olduunu gstermek, ama ksmen de felsefenin din
sel dorular anmaktan utand ya da utanmas gerektii ve
bunlardan kand; bu yzden de bu konularda hi de iyi
niyetli olmad tarzndaki kuku ve sandan kurtulmakt.
Buna karlk gnmzde iler o denli ilerlemitir ki, felsefe,
47

TARlHTE AKIL

tanrbilimin baz trlerine kar dinsel konular kendi zerine


almak zorunda kalmtr.
Kaza ve kaderin plann grmek istemenin cretkarlk olaca
sk sk sylenir. Bu da imdilerde kuku gtrmez genel bir doru
haline gelen,Tann'nn bilinemeyecei grnn bir sonucudur. Bu
gre varan, tannbilim olduuna gre,Tann'y bilmek zere felse
feye snmaktan baka yapacak bir ey kalmaz. Y ine de bunu bil
mek istemek felsefenin kibridir sanlr. Fakat daha doru olarak asl
alakgnllln Tann'y her eyde tanmak, onu her eyde, zel
likle dnya-tarihi sahnesinde saymak olduu sylenmelidir.Tann'nn
bilgeliinin doada tannaca konusunda' bir gelenei srdrp du
ruyoruz. Bu bilgelie hayvan ve bitkilerde hayran olmak bir sre
modayd. nsan yazglanna, doann rnlerine atmz lde
Tann'y tanmaktaymz. Eer kaza ve kader byle eylerde kendi
ni gsteriyorsa niin dnya-tarihinde gstermesin? Dnya-tarihinin
malzemesi ok mu byk geliyor? Kaderin gerekten de allm
bir dnceyle yalnz kk eylerde etkin olduunu sanyoruz, ka
der sanki insanlara sadaka datan, onlann derdine are bulan zen
gin bir adam. Dnya-tarihinin malzemesinin kaza ve kadere ok
fazla geldiini syleyenler yanlyor; nk Tann'nn bilgelii byk
te de kkte de birdir. Halklann ve krallann kaderinde neyse bit
ki bcek iin de odur.Tann'y ok zayf sanmayalm, bilgeliini byk
ilerde de tanyalm. Tann'nn bilgeliinin her yerde etkin olmad
n sylemek daha ok bir ekingenlikten kaynaklanyordur, tannsal
bilgelikle bir ilgisi yoktur. Ne olursa olsun doa, dnya-tarihine gre
daha alttaki bir sahnedir. Doa, tannsal ide'nin kavramszlk iinde
olduu alandr, tinsellik onun kendi vatandr, ite orada tannr ol
mas gerekir. Usun kavramyla donanmsak, hibir malzeme bize
ekinme duygusu vermemeli.

48

FELSEFl DNYA - TAR!Hl

Tann'y bilmeyi istememek gerektii iddias kukusuz burada


kinden daha geni bir biimde ele alnmaldr. Ancak bu konu bi
zim amalanmzla ok yakndan ilikili olduundan ncelikle genel
bak-noktalannn verilmesi kanlmazdr. Tann bilinemeyecekse, ti
nin ilgilenmesi iin geriye yalnz tannsal olmayan, snrl, sonlu ey
kalr Sonlu olan eyle kesinlikle uralmal, ancak daha st bir zo
runluluk olarak yaamn bir pazar gn de olmal; yle ki insan hafta
iindeki uralann asn, dorularla asn, bunlann bilincine varsn.
Eer Tann'nn ad bo bir seda olmayacaksa,Tann'nn iyiliini ya
da bize kendini bildirdiini kabul etmeliyiz. Eski Yunanllann tasan
mnda Tann kskan bir varlk olarak dnlmtr, Tann bykle
rin dmanym, byklerin batmas Tann'nn buyruuymu. Aris

tote/es airlerin oka yalan sylediini sylyor: Tann'ya kskan


lk yaktnlamaz. Tann'nn kendini bize bildirmediini iddia edecek
olursak, bu Tann'nn kskan olduunu sylemeye vanr; nasl ate
baka bir eyi tututurduu iin snmezse, Tann da kendini bildir
mekle bir ey yitirmez.
Denilecek ki, Tann kendini bildirir, ama olsa olsa doada ya da
insan gnllerinde, duygulannda. Onun iin zamanmzda bu ka
darla kalnmas isteniyorsa, yerindedir.Tann bizim iin arasz olarak
bilincimizde, grde vardr. Gr ve duygu dngemeye dayan
mamakta birleirler. Bu gre kar, insann dnen varlk oldu
u, dnmesiyle kendisini hayvandan ayrd vurgulanmaldr. D
nerek davranr o, kendisi bunu bilmese de byledir.Tann kendini
insana ayorsa, kendini temelde onun dnen yanna ayordur.
Eer kendini insana duygu yoluyla asayd, onu dngeme yetisi
olmayan hayvan dzeyine indirmi olurdu -hayvanlara din ykle
miyoruz ki. Gerekten de insann dini varsa, bu hayvan olduu iin
deil, dnen varlk olduu iindir. nsann dnmesiyle hayvan
dan aynld herkesin bildii bir doru, yine de unutuluyor.

49

TARlHTE AKIL

Tann kendinde ve kendi iin ncesiz sonrasz varlktr. Kendinde


ve kendi iin genel-olan ey ise duygunun deil, dnmenin konu
sudur. Besbelli her trl tinsellik, her trl bilin ierii, dnmenin
rn ve konusu olan her ey, en bata da din ve tzsellik, duygu
biiminde de insanda olmaldr ve ncelilkle duygu olarak oradadr.
Ama duygu, insann bu ierii kendisinde bulduu kaynak deildir;
fakat bulma tarzdr, en kt formdur, insanlann yan sra hayvanla
nn da sahip olduu bir form.T zsel olan ey, duygu formunda or
taya kmaldr; ama onun daha yksek, daha vakarl biimi de var
dr. Ahlaksal-olan, yani doru-olan, tinsel ierik, yle gerekiyor diye
duygu derecesine indirilir, genellikle orada tutulmak istenirse, o za
man temelde bu ierie hayvann formu veriliyor demektir; ama
hayvann byle bir eye yetenei yoktur. Duygu, bir ieriin girebi
lecei en aa biimdir; bu biim onu sanki varm gibi bir duruma
getirir. Duygu aamasnda kald srece tinsel ierik hala rtldr
ve btnyle belirsizdir. nsann duygu yoluyla sezdii bir ey hala
btnyle zneldir ve znel bir biimde vardr. yle duyuyorum,
dersek, kendimizi kapatmz demektir. Ayn ekilde baka herkesin,
'ama ben yle duymuyorum' demeye hakk vardr. Bylece ortak
tabandan klr; ancak ok zel durumlar iin duygu tmyle hak
ldr Ama her ierikle ilgili olarak herkesin ayn duyguya sahip ol
duunu iddia etmek, k noktas olarak alnan duygunun kendisiy
le, herkesin tikel znelliiyle eliir. Eer bir duygu ierii szkonu
suysa, herkes kendi znel bak-noktasna indirgenmi demektir. Bi
risi yalnzca duygulanna gre davranan baka birisini deerlendirir
se ve o da dnp karsndakini deerlendirirse, her ikisi de kendi
alanndan birbirlerini sulamakta hakl olurlar. Birisi duygulanndan
tr dindar olduunu, bir bakas da kendi duygulannda Tann'ya
yer olmadn sylerse, her ikisi de hakldr. Bir kimse bu yoldan

50

FELSEFi DNYA - TAR!HI

tannsal ierii -Tann'nn kendini amasn, insanlann Tann'yla iliki


sini, Tann'nn insanlar iin varln- salt duyguya indirgerse, byle
ce bu ierii znellikle, keyfilikle, rastgelelikle snrlam olur. Ger
ekten de bylece kendinde ve kendi iin olan doruluk batan
savlm olur. Yalnzca belirsiz duygular szkonusuysa, Tann'nn ve
onun ieriinin bilgisine sra gelmiyor.sa, geriye benim heveslerim
den baka bir ey kalmaz, sonlu-olan son sze sahip olur. Bu da
Tann'yla ilgili hibir ey bilmiyorum,Tann dncesinin getirebilece
i snrlamalan da ciddiye almyorum demektir.
Doru-olan kendi iinde geneldir; zseldir; tzseldir. Byle oldu
u iin de yalnzca dncede ve dnce iindir. T insel olan, yani
Tann dediimiz ey ise gerekten tzsel ve kendi iinde z gere
i bireysel olan znel doruluktur. O dnendir; dnd iin
de kendi iinde yaratcdr. Bu yaratc dnmeyi dnya-tarihinde
buluyoruz. Dorudur dediimiz baka her ey, bu ncesiz sonra
sz doruluun zel bir biimidir; dura oradadr; ondan gelen bir
madr. nsan onu bilmezse, doruyu da, hakly da ahlakly da hi
bilmiyor demektir.Dnya-tarihindeki ngrnn plan nedir? Bunu grmenin
zaman geldi mi?

Burada u genel nokta zerinde durmak istiyorum:


Hristiyan dininde Tanr kendini dnyaya amtr; de
mek ki kapal ve gizli kalmamak iin, ne olduunu insanlara
bildirmitir. Bu olanakla birlikte bize, Tanr'y tanma devi
dmektedir; bu temele, yani tanrsal varln kendini amasna
dayanan tinsel geliimin, ilk olarak duyulmu ve tasarlanm
olan eyi de sonunda dnceyle kavrayacak derecede ilerlemi
olmas gerekir. Tanr'y tanma zamannn gelip gelmedii,
dnyann son-ereini oluturan eyin, son olarak her yerde ge51

TARHTE AKIL

erli olup olmadna ve bilinli bir tarzda geerlilik alanna


girip girmediine bal olmaldr.
Hristiyan dininin yetkinlii onunla birlikte bu zamann gelmi
olmasndadr. Bylece dnya-tarihinde mutlak dnm noktasna
vanlr.Tann'nn doasnn ne olduu ak klnr. EerTann'y bilmiyo
ruz denilirse, Hristiyan dini de fazlalk haline gelir, ok gecikmi, de
erini yitirmi bir eye dnr. Hristiyanlkta Tann'nn ne olduu
bilinir. Aynca bu bilginin ierii de duygulanmza seslenir. Ama tin
sel duygu olduu iin en azndan tasanmlanmza, yalnzca duyusal
deil, dnsel tasanmlanmza da, yani Tann'nn kendisini insanlara
bildirdii asl organa seslenir. Hristiyan dini insanlara Tann'nn do
asn ve zn gsteren dindir. Bylece Hristiyan olarak Tann'nn
ne olduunu biliyoruz: artk Tann bilinmeyen bir ey deil. Hala bi
linmediini sylyorsak, Hristiyan deiliz. Daha nce belirttiimiz
gibi Hristiyanlk, bizden Tann'y insann kendinden deil, tannsal bil
me ve tanmann kendisinden renme alakgnllln ister
Hristiyanlar Tann'nn srlanna srda olduu lde, dnya-tarihinin
anahtan da elimize gemi oluyor. Burada ngrnn ve onun pla
nnn belli bir bilgisi sz konusu. Hristiyanln ana-retisi, ngr
nn dnyaya egemen olmu ve olmakta olduudur, dnyann tan
nsal devlete ynetildii, buna uygun olduudur. Bu reti rastlant
tasanmna olduu kadar,Yahudi halknn korunmas gibi snrl erek
lere de kardr Onun erei, kendinde ve kendisi iin olan, btny
le genel son-erektir. Dinde bu genel tasanmn tesine geilmez: din
genel-olanda kalr. te ncelikle bu genel inantan, dnya-tarihinin
ncesiz sonrasz usun bir rn olduu ve usun tarihteki byk
devrimleri belirledii inancndan, felsefeye ve dnya-tarihi felsefe
sine girilmesi gerekir.
Bunun iin sylememiz gerekir ki, bu kannn, inanmada
ki bu kesinliin yalnzca tasanm olarak kalmayp dnlecei,

52

FELSEFi DNYA - TARiHi

gelitirilecei, tannaca, belli bir bilgi haline getirilecei za


man kukusuz gelmitir. nan ieriin gelimesine, zorunluluun
grlmesine izin vermez - bunu salayan bilgidir. T inin gelime ha
linde olmasndan byle bir zamann geldii bellidir.T inin en yksek
noktas olan dnce, kavram kendi hakkn arar. Onun en genel ve
zl z tinin asl doasdr.
nanma ile bilmenin aynm yaygn bir kartlk olmu duru
mda. Herkes bunlann ayn olduunu, bunun iin de Tann'nn
bilinemeyeceini tartmasz kabul ediyor. Eer Tann'y tanmak,
bilmek ve bilgiyi gzler nne sermek istediinizi sylerseniz,
insanlan rktp karabilirsiniz. Ancak bu aynm aslnda gerek
ten bounadr nk inandm eyi biliyorumdur da, kukum
yoktur ondan. Dinde Tann'ya ve onun doasn yakndan aklayan
retilere inanlr; ama insan inand eyi her trl kukunun
tesinde

bilir de. Bilmek, bir eyi bilincinin karsna nesne olarak

koymak, bundan da kuku duymamak demektir, fakat inanmann


bundan ayn bir yan yok. Tanma

[Erkennen] ise hem bilin

ieriinin hem de inan ieriinin nedenlerini, zorunluluunu


grr, dorudan doruya bir ey olan din ve duygu otoritesini bir
yana brakr, br yandan da bu ierii yakn belirlenimlerine gre
gelitirir. Bu yakn belirlenimlerin doru olarak tannmas, kavram
iindeki somut birliiyle yakalanmas iin ilkin dnlmesi gerekir.
Tann'y tanmann kstahlk olduunu syleyenlerin, tanmadan yalnzca zorunlu-olana yneldii ve ieriin gelimesini gz nnde
bulundurduu lde- geriye dn olmayacan bilmeleri gerekir.
Aynca bu tanmann, inanmadan yalnzca tikelin bilgisiyle ayrld
iin kstahlk saylmayaca sylenebilir. Ama bu tarz konuma ken
di iinde zaten arpk ve yanltr. nk tinselliin doas soyut
bir ey deildir, canldr, genel bir bireydir, zneldir, kendini kendi

53

TARiHTE AKIL

iinde belirler, karar verir. Bu nedenle Tann'nn doas, belirlenimleri


tannrsa, doru olarak bilinir Hristiyanlk da Tann'dan byle sz
eder, Tann'y tin olarak tanr, bu da soyut bir ey deildir, fakat
Hristiyan dininin insanlara bildirdii saltk aynmlan ortaya koyan ve
kendi iinde dnen sretir.
Tann ocuklannn dar grl ve bo kafal olmasn istemez, ta
nnmaktr onun istei. ocuklan her ne kadar tin asndan fakirse
de tinin bilgisinde zengin olmal, her trden deeri bu bilgide bul
maldr. Tarih, Tann'nn doasnn tek belirli bir e asndan geli
mesidir; bu nedenle burada ancak belirli bir bilgi szkonusu olabilir.

Sonunda, dnya-tarihinin ta kendisi olan, yaratc usun bu


zengin rnlerini de kavramann vakti gelecektir.- Bilgimiz,
sonsuz bilgeliin kendisine erek olarak koyduu eyin, doa
alannda olduu gibi, gerekliini ve etkinliini dnyada ka
zanan tinin alannda da ortaya kt konusunda bir gr
kazanmaya ynelmitir. Buna yneldii lde de inceleme
miz bir theodice'dir [teodise], yani Leibniz'in kendi tarzna
uygun olarak metafizik asndan henz soyut, belirsiz katego
rilerle yapt, T anr'nn yollarn hakl karma denemesidir:
buna gre, genel olarak dnyadaki ktln, ahlakszln
kavranmas, dnen tinin de varln olumsuz yanyla
badamas gerekmektedir; somut ktln tm ynnn
gzlerimizin nnde yatt alan da dnya-tarihidir. (Ger
ekten de uzlatrmac bilgi iin hibir yerde dnya-tarihinde
olduundan daha fazla bir uyar ve ar yoktur, bizim de bir
sre zerinde durmak istediimiz nokta budur.)
Bu uzlatrmaya olumlu olann bilgisiyle varlabilir; ancak
bu bilginin ortaya kmasyla birlikte olumsuz yan nemini yi
tirip yenilmi olarak gzden uzaklaacaktr; bunun iin de - bir

54

FELSEF DNYA - TARlHl

yandan dnyann son-ereinin doru olarak saptanmas, br


yandan da bu son-erein dnyada gereklemi olduunun ama
ktln onun yannda ayn lde gereklik kazanmadnn
ve kendisini birlikte geerli klmadnn bilinmesi gerekir.
Temellendirme, ktl usun saltk gc karsnda kavrana
bilir dur.uma gestirmeye ynelir. Szkonusu olan, daha nce sz
n ettiimiz ve bize dnya-tarihinin sunanda en soylu ve en gzel
olann nasl kurban edildiini gsteren olumsuz kategoridir. Bu ara
da tek tek bireylerin dayankszl usu iinden alkoyamaz: tek tek
erekler kendilerini genel erekle yitirirler. Us, var. olmada ve yok ol
mada insan soyunun genel emeinin rn olan bir yapt grr : bi
zim de ait olduumuz dnyada yer alan bir yapttr bu. Grn
ler bizim araya kanmamz szkonusu olmadan bir gereklik haline
gelmitir; onlan kavramak iin yalnzca bilin, dnen bilin gerekli
dir. nk her olumlu-olan ey yalnzca duyguyla, fanteziyle var ol
maz, fakat gerekliin bir parasdr ve bizim bir paramzdr ya da
biz onun parasyzdr

Sz edilen bu usun dnyay ynetmesi, tpk ngr gibi,


belirsiz szlerdir; -ustan, hep belirlenimi, ierii, bir eyin
usa dayanp dayanmadn yarglayabilmek iin ltn ne
olduu bildirilmeden sz edilir. Usu kendi belirlenimine uygun
olarak kavramak, yaplacak ilk eydir, bundan sonras, us yo
lundan ayrlmadmz srece kendiliinden gelir. Kendimize
buyurduumuz bu devle birlikte, sylediimiz gibi, bu girite
zerinde durmak istediimiz ikinci noktaya geliyoruz.

55

FELSEFl DNYA - TARlHl


B.

TININ TARHTE GEREKLEMES

Us dnyayla bants iinde ele alnd srece, usun


kendinde belirleniminin ne olduu sorunu, dnyann son
ereinin ne olduu sorunuyla zdetir; daha yakn bir bakla,
burada szkonusu olan, son-erein gereklik kazanmas,
gereklemesindeki zorunluluktur. Burada iki trl inceleme
yapmak gerekir: bu son-erein ierii, son-erek olarak belirle
nimi ve - bir de gereklemesi.
llk olarak inceleme konumuz olan dnya-tarihinin tinsel ta
ban zerinde getiine dikkat etmemiz gerekir. Dnya ruhsal
ve fiziksel doay kendisinde bir araya getirmektedir. Fizik
sel doa ayn zamanda dnya-tarihini de iine alr. te daha
balangta, doann belirlenmesiyle ilgili bu temel koullara
dikkati ekiyoruz. te yandan tin ve onun geliim sreci tz
seldir. Burada doann nasl kendinde ele alnnca ayn za
manda usun bir dizgesini oluturduunu, zel, kendine zg
bir e olarak ortaya ktn incelememiz gerekmiyor, doay
yalnzca tinle olan ilikisine gre dnmeliyiz.
Doann yaratlmasndan sonra insan ortaya kar ve doal dn
yaya kartlk oluturur: varlyla ikinci dnyay kurar. Genel bilin
cimize gre iki dnyalyz: doa dnyas ve tinsel dnya. T in dnya
s insann meydana getirdii dnyadr. nsan istedii kadar Tann'nn
dnyasn tasarlayp dursun, daima tinsel bir dnyadr bu; insanda
gereklemesi, onun tarafndan var klnmas ger.ekir.

57

TARlHTE AKIL

T inin taban her eyi kapsar; insan ilgilendirmi ve ilgilendir


mekte olan her eyi iine alr. nsan etkinse orada etkindir: istedii
ni yapabilir; byle yapabilmesi onda tinin eylemde bulunmasndan
dr. Bu nedenle tarihin gidii iinde tinsel doay varlna gre, yani
tinin doayla birleme tarzna, giderek insan doasna gre tanmak
yararl olabilir. nsan doasndan sz edildiinde, en bata kalc bir
ey tasarlanmt. nsan doasnn serimi btn zamanlara uymal
dr; nceki zamana da, imdiye de. Bu genel tasanm sonsuz eit
lilikte olabilir; fakat gerekte genel-olan eitli biimlerinde bir ve
ayn zdr. Aynmlan bir. yana atmak, btn durumlarda ayn tarzda
etkin olmas ve kendini ayn ilgiyle gster;mesi gereken genel-olan
saptamak dngemenin iidir. Genel tip ondan en uzak gzken
de de kendini gsterebilir: en arpk oluumda bile insana ait bir iz
bulunabilir Byle bir durumda da insan karakterine rastlanmas bizi
avundurur ve dnyayla bantnr. Bu adan dnya-tarihinin ele al
nnda arlk, insanlann ayn kalmasna, ahlakszlklann ve erdem
lerin btn koullar altnda her zaman bulunmu olmasna verilir.
Gerekten Salome ile birlikte, "Gnein altnda yeni bir ey yok"
diyebiliriz.
rnein, bir insan bir put nnde diz km yakanrken g
rrsek, her ne kadar bu tapnd ey us asndan reddedilir olsa da,
buradaki canl duyguyu gz nne alarak, bunun Hristiyann do
ruyu yanstan duygulanyla, filozofun ussal dnmeyle ncesiz son
rasz doruya eilmesindeki duygulanyla edeerde olduunu sy
leyebiliriz.Yalnzca konular birbirinden ayndr; ama znel duygu bir
ve ayndr. Hahailerin yksn, efendileri olan yal da adamy
la ilikisini anmsadmzda, efendilerinin gnahlan iin kendilerini
nasl feda ettikleri gzmzn nnde canlanr. znel adan bu
Curtius'un ana vatann kurtarmak iin kendisini uuruma atmasn-

58

FELSEFl DNYA - TARlHl

daki ayn fedakarlktr. Bu noktaya bal kalarak dnya-tarihinin b


yk tiyatrosuna ynelmeye gerek olmad sylenebilir. nl anek
dota gre Sezar kk bir kentte, Roma'daki byk gsteri mey
dannda karlat ayn umutlan ve etkinlikleri bulmu. Ayn gd
ler ve alp abalamalar kocaman dnya-tiyatrosunda olduu gibi
kk bir kentte de karmza kyor.
eriin byle ele alnnda insan etkinliinin ereklerinden so
yutlandn gryoruz. Nesnellie kar bu zenli kaytszl zellik
le Franszlarda ve ngilizlerde bulabiliyoruz: onlar buna felsefi tarih
yazm diyorlar. Y ine de kltrl bir bak as, kk evrelerdeki
eilim ve gdler ile dnya-tarihinin kar yanndaki eilim ve g
dleri birbirinden ayrt edecektir. Gerek genel erekler gerekse onu
temsil eden bireyler olarak bizi etkileyen nesnel ilgi ve yarar, tari
hi bizim iin ekici klan eydir. Bu erek ve bireylerin yitimi, k
bizi yasa boar.Yunanllann Perslere kar savan ya da skender'in
her yere egemen oluunu gz nne alrsak, bizi ilgilendiren eyin
ne olduunun bilincine vannz:Yunanllann barbarlann elinden kur
tulduunu grmektir bu; Yunan devletinin korunmasna, Yunanlla
nn bana geerek Asya'y avucunun iine alan hkmdara yne
liktir ilgimiz. skender giriiminde baanszla urasayd ne olaca
n dnelim: eer yalnzca insan tutkulan szkonusu olsayd, ku
kusuz yitireceimiz hibir ey olmayacakt. Bu durumda tutkulann
bir oyununu grmekten bizi hibir ey alkoyamazd; ama bununla
kendimizi memnun hissetmeyecektik. Tarihe duyduumuz ilgi mad
desel, nesnel bir ilgidir.
T ini byle zl ierie kavuturan tzsel erek hangi trdendir
yleyse? Buradaki ilgi tzsel ve belli trdendir, belli bir din, bilim, sa
nattr. T in byle bir ierie nasl vanyor, bu ierik ona nereden geli
yor? Bu soruya ampirik bir yant vermek kolaydr. Her birey yaad

59

TARHTE AKIL

imdiki zamanda byle zsel bir ilgi iindedir: bir anavatan, belli bir
dini vardr; hakly ve ahlakly ayrt eden belli bir bilgi ve tasanmlar
evrelemektedir onu.Yalnzca balanaca eyleri semek ona bra
klmtr. Ama toplumlann byle bir ierikle uramas ve byle ilgi
lere sahip olmas, ieriini aratrdmz dnya-tarihi alannda oldu
umuzu gstermektedir. Ampirik yaklamla yetinemeyiz, daha de
rine giden soruyu, tinin byle tin olarak, yani bireyler ya da halklar
olarak bu ierie nasl vardn sormalyz. erii zel kavramlar d
nda hibir eyden tretmemeliyiz. imdiye kadar sylenenler al
lm anlamnda bilin iin geerli olan eylerdir. imdi ele alnma
s gereken kavram baka bir eydir -buny n bilimsel olarak zm
lenmesinin yeri buras olmasa ve felsefe her ne kadar allm tasa
nm tanrsa da, ondan sapmak iin kendi nedeni vardr
Dnya-tarihini son-ereine gre incelemeliyiz: bu son-erek
dnyada istenen eydir. Tann'ya gelince, onun en yetkin olduunu
biliyoruz: o bundan tr yalnz kendini ve dengini isteyebilir. Tann
ve onun istencinin doas birdir: felsefede buna ide diyoruz. Byle
ce ide kendi banadr; ama incelememiz gerekir; insani tinin esi
dir. Daha belirli olarak ide, insan zgrlnn ide'sidir. denin ken
dini en salt ama biimi dncenin kendisidir: ide mantkta byle
ele alnr. Baka bir biimiyle fiziksel doadr; ncs ve sonuncu
su ise tin dediimiz eydir.

te yandan tin, kendisini seyrettiimiz tiyatro sahnesi


nin zerindedir, yani dnya-tarihindedir, kendisinin en so
mut gerekliindedir. Ancak nce bu noktay gz nnde
bulundurmakszn ya da daha ok somut gerekliin bu
tarznda geneli kavramak zere, tinin doasna dein baz soyut
belirlenimler nermemiz gerekmektedir. Ayn zamanda bura
da bu konuya ilikin olarak yalnzca deinilerek konuulabilir;

60

FELSEF DNYA - TARlHl

nk tin ide'sini speklatif olarak derinletirmek yle dur


sun, sylediklerimizi dinleyicilerin zihinlerinde daha nce bu
lunan allagelmi tasarma uygun bir biimde vermenin bile
zaman ve yeri buras deildir. Bir girite sylenebilecek olan
ey, genel olarak bir yerde tamamlanp kantlanm olan ya da
tarih bilimindeki almalarn sonucu da en azndan onanmas
gereken bir varsaym olarak kabul edilmelidir.
a) Tinin Belirlenimi
O halde zerinde duracamz ilk konu tinin soyut belirleni

midir. Onun iin unu sylyoruz: tin soyutlanm bir ey deildir;


insan doasndan yaplm bir soyutlama deildir; fakat btnyle
bireyseldir; etkindir; en yaln anlamnda canldr: bilin ama ayn za
manda bilincin nesnesi -tinin var oluu, kendi kendisini nesne ola
rak almasdr. O halde tin dnendir; var olan bir eyin dnme
sidir; var olduunu ve nasl var olduunu dnmesi. T in bilendir:
fakat bilme usu olan bir nesnenin bilincidir. Aynca tin, kendisinin
bilinci [Selbstbewuf3tsein] olduu lde bilince sahiptir. Yani ben
bir nesneyi, onda ayn zamanda kendimi bildiim, olduum eyin
benim iin ayn zamanda nesne olduunu, u ya da bu ey olma
dm, kendisi zerine bildiim ey olduumu bana syleyen kendi
belirlenimimi bildiim lde biliyorum. Kendi nesnem zerine bi
liyorum ve kendim zerine biliyorum: bunlar birbirinden aynlr gibi
deil.T in bylece z gerei olduu ey zerine, kendi doas ze
rine belirli bir tasanm edinir. erii yalnzca tinsel olabilir: tinselliktir
ierii, tinselliedir ilgisi. Bylece tin kendi ieriine erer: kendi ie
riini nceden hazr bulmaz; fakat kendini kendi iin nesne, ierik
yapar. Bilme onun biimidir, davrandr, ierii de tinselliin kendisi.
Bylece tin doas gerei kendindedir ya da zgrdr.

61

TARiHTE AKIL

Tinin doas kendini tam kartnda bildirir bize.Tini maddenin


kar.sna koyuyoruz. Nasl arlk maddenin tz ise, bunun gibi, z
grln de tinin tz olduunu sylemeliyiz. Herkes tinin baka
zellikler yannda bir de zgrle sahip olduuna dorudan do
ruya inanr. Felsefe ise bize, tinin baka btn zelliklerinin zgr
lkten ileri geldiini, hepsinin zgrln aralan olduunu, hepsi
nin zgrlk yoluyla oluup onu meydana getirdiini retir. z
grln tin iin tek doru olduu yolundaki bilgi speklatif felse
fenin bilgisidir. Kendisinde merkeze doru bir gd olduu l
de madde ardr: z gerei bir araya getirilmi bir eydir madde,
hepsi merkeze doru ekilen tek tek paralardan oluur yleyse
maddenin birlii yoktur D da bir yapdad r ve birliini arar: kendi
kendisini ortadan kaldrmaya [aufzuheben] alr ve kartn arar
Bunu bulsayd madde madde olmaktan kard, bylece sonu gel
mi olurdu: idealiteyi izler; nk birlik iinde kavranlr bir duruma
gelir. Tersine tin merkezi kendinde olan eydir: o da merkeze y
nelir; ama merkezi kendi iindedir: Birlii kendi dnda deildir Onu
srekli kendinde bulur; kendi iinde ve kendindedir. Maddenin tz
kendi dndadr. Buna karlk tin kendinde-olma-durumudur; bu da
onun zgrldr. nk eer bamlysam, ben olmayan bir ba
kasyla balantm var; dmdaki yoksa ben de yokum demektir. Ken
di kendimdeysem, zgrm.
Tinin kendi merkezine yaklamaya almas demek, kendi z
grln eksiksiz klmaya almas demektir Bu aba onun z
dr. Tin vardr; denildiinde ncelikle bunun anlam tinin olmu bit
mi bir ey olduudur. Fakat o, eyleyen eydir. z eylemdir: ken
dinin rndr; kendisinin hem ba hem sonudur. zgrl du
rup duran bir varlk olmakta deil, zgrln ortadan kaldr
maya ynelen eyi srekli yadsmaktadr Kendini retmek, kendini
62

FELSEFi DNYA - TARiHi

kendine nesne yapmak, kendi zerine bilmektir tinin ii: bylece o


kendi kendisi iindir. Doal eyler kendileri iin deildir: bu neden
le de zgrlkleri yoktur. Tin kendisine ilikin bilgisine gre kendi
ni retir, gerek klar: Ayn zamanda kendisine ilikin bilgisinin ger
eklemesini salar. Her ey tinin kendisine ilikin bilincine baldr:
Eer tin kendisinin zgr olduunu biliyorsa, bu onu bilmemesin
den ok farkldr. nk bilmiyorsa kledir, klelikten memnundur,
bunun kendine yakmadn bilmemektedir. Her ne kadar kendin
de ve kendisi iin daima zgrse de en nce zgrln duyma
s tini zgr klar
Tinin kendisine ilikin ilk bilgisi, insan bireyi klnda duyumsayan
bir varlk olmasdr. Bu aamada henz hibir nesneyle ilikisi yok
tur. Kendimizi u ya da bu biimde belirlenmi buluyoruz. imdi bu
trden bir belirlenmilii kendimden ayrmaya alyorum ve ken
di kendimle ikileiyorum. Bylece duygularm d ve i dnya ola
rak blnyor. Ayn zamanda varlk belirlenimim zellik kazanyor,
kendimi eksik, olumsuz bir varlk duyuyorum, kendimde beni ke
miren bir eliki buluyorum. Ama ben varm: bunu biliyorum ve bu
bilgimi olumsuzlanmann ve eksikliin karsna koyuyorum. Kendi
mi koruyup eksikliini ortadan kaldrmaya alyorum: ite bylece
varlm igdye dnt. gdnn yneldii nesne beni tatmin
eden nesnedir, kendi birliimi yeniden kuracak nesnedir. Her canl
nn igdleri vardr. Bylece doal varlklar oluyoruz; nk igd
balca duyusal bir eydir. Kendilerine igdmle yaklatm nesne
ler benim kendimle btnlememe aracdr: bu da teorinin ve pra
tiin temelini meydana getirir. Ancak igdlerimizin yneldii nes
nelerle ilgili grler bizi dorudan doruya kendi dmza koyar, biz
de dsal oluruz. Grler tek tektir, duyusal eylerdir. gd de, ie
rii ne olursa olsun byle bir eydir. Bu belirlenimi asndan insa63

TARIHTE AKIL

nn hayvandan bir aynm yoktur; nk igdde kendisinin-bilinci


bulunmaz. nsann kendisiyle ilgili bir bilgisi vardr, burada hayvandan
aynlr: O dnendir; dnme ise genel-olann bilinmesidir. Dn
me yoluyla ierik yalnlar, i nsan da yalnlar, isel, kavranlr bir ey
olur. Ama ben daha ok ieridekiyim, yalnm. Ancak ierii byle
yalnlatnrsam genel, kavranlr bir ey olur.
nsan gerek olarak olduu eyi ide'yle balantl olarak da ol
mak zorundadr. Reel-olan kavranlr bir ey olarak bildii lde
insan salt doal bir varlk olmaktan kar, dolaysz grlerinin ve i
gdlerinin, onlann tatmi n ve retiminin klesi olmaktan kurtulur.
Bunu bildii, igdlerini bask altna alnmasnda ortaya kar: ig
dnn itkisi ile tatmini arasna kavranlr oian, dnceyi koyar. Hay
vanda itki ile tatmini bir aradadr: bu bir aradal - ac ve korku
nun dnda kendiliinden bozmaz. nsanda igd tatminden nce
ya da hi tatmin olmakszn ortaya kar. nsan igdlerini bask al
tna alabiliyor ya da serbest brakabiliyorsa, bu onun ereklere gre
eylemesinden, kendisini genel-olana gre belirlemesinden ileri ge
lir. Kendisi iin hangi erein geerli olmas gerektiini belirleyebilir:
Hatta en-genel-olan kendisine erek yapabilir. Burada onu belirle
yecek olan, kendisiyle ve ne yapmak istediiyle ilgili tasanmlandr
nsann bamszl buradadr: kendisini belirleyecek eyi bilmek
tedir. Bylece yaln kavranlan, kendi olumlu zgrln kendine
erek edinebilir. Hayvann da tasanmlan vardr; ama o bunlara kav
rad bir gereklik olarak sahip deildir: bu yzden i bamszlktan
yoksundur. Canl varlk olduu iin hayvann devinimlerinin kayna
kendindedir. Ama drt zaten kendinde deilse dandan uyanl
maz: kendi iindekine karlk gelmeyen ey hayvan iin yoktur. Hay
van kendinde kendisinden tr ikileir. gds ile tatmini arasna
bir ey koyamaz: istenci yoktur, kendini tutmay bilmez. Uyan onun
iinde balar ve ikin bir gerekemeyi varsayar. nsana gelince: o,

64

FELSEFi DNYA - TARlHl

devinim kendisinde balad iin deil, devinimlerini tutabildii, do


layszl ve doall engelledii iin bamsz olur:
Bir ben olduunu dnme insan doasnn kkdr Tin ola
rak insan dolaysz bir varlk deildir; tersine, z gerei kendi ze
rine dnen bir varlktr: Bu dolaym devinimi tinin zsel e ve aa
masdr: Eylemi, dolayszl amak, bunu yadsyarak kendine dn
mektir: o, eylemle kendi kendisini yapt eydir: lkin zne kendine
dndnde, reel gereklik olur: Tin yalnzca onun sonucudur: To
hum rnei bu durumu aklayabilir Bitki tohumla balar; ama to
humu ayn zamanda bitkinin tm yaamnn sonucudur: bitki tohu
mu meydana getirmek iin byr: Fakat tohumun bireyin balang
c ve ayn zamanda sonu olmas, k noktas ve sonu olarak ayn,
yine de ayn olmas, bir bireyin rnnn bir bakasnn balangcn
meydana getirmesi yaamn gszln gsterir: Bu iki taraf ya
amda, tpk buday tohumunun yaln biiminin bitkinin geliim s
recinden aynld gibi aynlmaktadr:
Daha yakn bir rnek her bireyin kendisindedir: nsan olmas ge
rektii eyi yalnzca eitim ve terbiye yoluyla olur: Dolaysz olarak
olduu ey yalnzca usun, zgr olmann olanadr; yalnzca gere
kirlik belirlenimidir Hayvan gzn ap kapayaca kadar bir sre
iinde gelimesini tamamlar: ancak bunu doann hayvana bir ltfu
sanmamal. Hayvann bymesi yalnzca nicel bir glenmedir Buna
karlk insan olmas gerektii eyi kendisi olmaldr: tam da tin oldu
u iin, her eyi ilk nce kendisi kazanmal, silkinip doalln zerin
den atmaldr: yleyse tin, kendi kendisinin sonucudur:
Bu durumun en yce rneini Tann'nn doas verir: Aslnda bu
rnek mrnek deil,(ll kendisi iin baka her eyin rnek sayld
Bctspiel (rnek) ile Bct-her-spiel (bo vakitte oynanan oyun) arasnda szck oyu
nu -n.

65

TARHTE AKIL

genelin, dorunun kendisidir. Eski dinler de geri Tann'y tin olarak


adlandrdlar; ama bununla tinin doasn aklam olmadlar. Yahu
dilik dininde de Tann, ilk olarak yalnzca genel bir ey olarak tasar
land. Buna karlk Hristiyanlkta Tann, kendini tin olarak at: nce
baba, g, kendini henz saklayan soyut genellik olarak, sonra da
kendi nesnesi, kendisinden bakas, kendi ikilii, yani oul olarak. Bu
kendisinden bakas ayn zamanda dorudan doruya kendisidir: o
burada kendisini bilir, burada kendisini grr -ite nc olarak
bu kendini bilerek grmeyle tin kendisi olur.Yani tek bana ne biri
ne tekidir; fakat ikisinin btn tindir. Tan n duyum dzeyinde ele
alndnda, bakasna kendisi olarak sahiP, olmann ncesiz sonrasz
sevgisidir. Bu leme nedeniyle Hristiyanlk teki dinlerden stn
dr. Bu yle olmasayd, dnce dediimiz ey teki dinlerde daha
ok bulunabilirdi. Bu leme dinin speklatif yandr; felsefe de usun
ide'sini onda bulur. Bundan sonraki adm, znde kendisine ilikin bilinciyle ele al
dmz tini, alaca biimlere gre tek insan bireyi olarak dnme
memizdir.Tin znde bireydir; ama dnya-tarihinde ti kellerle, snr
l tikel bireyselliklerle iimiz yok. Tarihteki tin bir bireydir, ancak ge
nellik tayarak belirlilik kazanan bir birey, yani halk-tini [Vo/ksgeist].
Halk-tinleri ise yine kendi zerlerine sahip olduklan tasarma gre,
tini kavrayp temellendirmelerindeki yzeysellie ve derinlie gre
birbirlerinden aynlrlar. Halklann trellik haklan [das Recht des Sitt
lichen] tinin kendisine ilikin bilincidir: bu hak ve hukuk tininin ken
disiyle ilgili olarak sahip olduu kavram oluturur. Demek ki, tinin
tasanmdr tarihte gerekleen. Halkn bilinci tinin kendisine ilikin
bilincine baldr. Her eyin gelip kendisine dayand son bilin aa
mas ise insann zgr olduudur. Tinin bilinci dnyada olumaldr.
Bu gereklemenin malzemesi, taban genel bilinten, halkn bilin-

66

FELSEF DNYA - TAR!Hl

cinden bakas deildir. Bu bilin halkn btn erek ve ilgilerini ken


dinde tar, bu erek ve ilgiler de bilinlenmeye ynelir: bu bilintir
halkn haklann, tresini, dinini oluturan. Bireyler onu bilmese bile,
halk-tininin bu tz bir varsaym olarak orada durur. Bir zorunlu
luk gibidir bu bilin: birey bu hava iinde eitim grr, bakasn bil
mez, yine de dpedz bir renim ve onun sonucu deildir; tersi
ne bu bilin bireyin kendisinden yola klarak gelitirilir, ona re
tilmez: Birey bu tzn iindedir. Bu genel tz dnyasal eylerle [das
Weltliche] bir deildir: dnyasal eyler gsz olarak ona direnir
ler. H ibir birey bu tzn dna kamaz, kendini baka bireylerden
ayrt edebilir, ama halk-tininden deil. Bir birey biroklanna gre
daha akll olabilir, ama halk-tinini geemez. Aklllar, halkn tinini bi
lip ona gre davranmay bilenlerdir. Bunlar halkn iinden gelen b
yk insanlardr, halk genel tine gre ynetirler Bu demektir ki, bi
zim iin bireysellikler yitiyor ve yalnzca halk-tininin isteini gerek
letiren bireyler geerlilik kazanyor.Tarih felsefi olarak ele alnacak
sa yle konumaktan kanlmal: unu yapan birisi iktidara gelseydi
bir devlet batmazd vb.Tzselin nnde bireyler yiter: tzsel, kendi
erekleri iin gereksindii bireyleri kendi bulur. Bireyler tarihte olma
s gereken olayn olmasn hibir zaman engellemezler.
Halk-tini hem znde zel bir tindir hem de saltk genel tin
den bakas deildir -nk o tektir. Dnya-tini, kendisini insan bi
lincinde aklad biimiyle dnyann tinidir: insanlann onunla ili
kisi tek tek eylerin tzsel btnle olan ilikisi olarak anlalmaldr.
Dnya-tini, saltk olan tannsal tinin yapsndadr. Tann, her yerde ve
her zaman olduu lde her insandadr, herkesin bilincinde orta
ya kar: bu da dnya-tinidir. Bir halkn zel tini yok olup gidebilir;
fakat o dnya-tarihinin ilerleyi zincirinde bir halkadr, bu genel tin
ise yok olamaz. Halk-tini zel biime girmi genel tindir. Genel tin
67

TARiHTE AKIL

kendisinde bu zel biimi aar; ama var olduu srece de bu zel


biimiyle grnr: nk var olula birlikte zellik de balar. Halk
tininin zellii, tine ilikin bilincinin tarznda ortaya kar. Gnlk ya
amda yle konuuyoruz: bu halkn yle bir Tann tasanm vard,
yle bir dini, yle bir tzesi; trellikle ilgili tasanmlan u ve u idi.
Her eye bir halkn kendi dnda sahip olduu nesneler gibi bak
yoruz. Ama yle yzeysel bir bakta bile bu eylerin tinsel nitelik
te olduunu, tinden, tinin tine ilikin bilincinden baka bir gereklik
leri bulunmadn fark ediyoruz.
Ama sylediimiz gibi, tin ayn zamanda kendisinin-bilincidir. Bu
rada kendisinin-bilincinden imdiki bireyel varlmn bilincini an
larsam bir yanllk yapanm. Felsefenin g yan da burada; nk
ounluk birey deyince bireyin zel, ampirik varln anlyor. Oysa
tin, tinin bilincinde zgrdr: zamanl, snrl varl orada ortadan
kalkar ve kendi z olan salt zle ilikiye geer. Tannsa! z insa
nn ve doann zyle ayn olmasayd, bir hiti. Buradan da anlal
yor ki, kendisinin-bilinci, ancak felsefenin gsterdii yolda tam tam
na belirlenebilecek felsefi bir kavramdr. Bunu aklda tuttuktan son
ra una dikkat etmeli: belli bir halk-bilinci o halkn zyle ilgili olan
bilintir. Tin en nce kendine nesnedir; ama bizim iin var olmak
la birlikte henz kendini orada tanmamsa, gerek anlamnda bil
gi nesnesi olamamtr. Fakat erei bilinmektir, yalnzca kendinde
ve kendisi iin neyse onu bilmesi, kendisi iin doru olan noktada
kendisini gstermesidir -yani kendi kavramna uygun tinsel dnya
y meydana getirmesi, kendisi iin doru olan gerekletirmesidir;
din ve devleti, kendi kavramna uygun olacak. kendi kavram ya da
kendi ide'si olacak biimde kendisinden retmesidir -ide, kavrama
tutulmu aynadan baka bir ey olmayan realitedir.- te tinin ve
tarihin genel amacndan btn bunlan anlamak gerekir. Nasl aa-

68

FELSEFi DNYA - TAR!Hl

cn btn yaps, meyvelerin tad ve biimi ekirdekte ieriliyorsa,


tinin ilk izleri de yle gizil olarak tm tarihi kendinde tamaktadr.
Bu soyut belirlenime gre dnya-tarihi iin u sylenebi
lir: tinin kendini gsterip amas, kendinde olduu eyin bil

gisine varmak iin kendisini ilemesiyle olur. Doulular tinin


ya da tin olarak belirlenen insann kendinde zgr olduunu
bilmezler. Bilmedikleri iin de zgr deildirler. Yalnzca tek
kiinin zgr olduunu kabul ederler; ama bu zgrlk, keyfi
lik, yabanllk, doal bir rastlant ya da keyfilikten baka bir
ey olmayan bir tutku uyuukluu ya da tutkunun dizginlenip
yumuatlmasdr. Bu tek kii yalnzca bir despottur, zgr birisi
ya da bir insan deildir. llk olarak Yunanllarda zgrln bi
linci domutur ve bu yzden de Yunanllar zgr olmulardr;
ama onlar da Romallar gibi, kendisiyle tanmlanan insann
deil, yalnzca baz kiilerin zgr olduunu kabul ediyorlard.
lnsann insan olarak zgr olduunu Platon da, Aristoteles de
bilmiyorlard; bu nedenle de Yunanllarn yaamlar ve gzelim
zgrlkleri salt kle edinmeleri yznden snrlanm olmakla
kalmad; ama ayn zamanda zgrlkleri ksmen rastlantsal,
bakmsz, solmaya yargl lml bir iee, ksmen de insann
insana zorlu bir kleliine dnt. Hristiyan dnyasnda ilk
olarak Cermen uluslar, insann insan olarak zgr olduunun,
tin zgrlnn insann doasn meydana getirdiinin bilin
cine vardlar. Bu tr bir bilin nce dinde, tinin bu en derin
blgesinde domutur; ama bu ilkeyi dnyasal ze sokmak,
zmlenmesi, uygulanmas g ve uzun bir kltr abas
isteyen daha geni apta bir sorundu. rnein Hristiyanlk di
ninin kabulyle klelik hemen ortadan kalkmad gibi, devlet-

69

TARlHTE AKIL
ler de zgrle gre ynetilmedi, ne hkmetler ve anayasalar
usa uygun bir biimde rgtlendi ne de zgrlk ilkesi zerine
temellendirildi. Bu ilkenin dnya ilerine uygulanmas, dnyaya
nfuz etmesi ve biim vermesi, tarihi meydana getiren olaylarn
uzun zincirinin ta kendisidir. llkenin soyut ilke olarak kalmas
ile uygulanmas, yani tinin ve yaamn gerekliine sokulmas
ve yrtlmesi arasndaki ayrma daha nce dikkati ekmitim.
imdi tekrar bu noktaya dnyoruz. Bu ayrm bizim bilimi
mizde temel bir belirlenimdir ve aklda tutulmas nemlidir;

Hristiyanlk ilkesi, zgrlk bilinci bakmndan olduu kadar


genellikle zgrlk ilkesi bakmndan da memlidir. Dnya-ta
rihi zgrlk bilincinde ilerlemedir, zorunluluunu tanmamz
gereken bir ilerlemedir.
zgrl bilmedeki basamaklar zerine genel olarak
sylediklerimle -yani Doulularn yalnzca bir kimsenin, Yu
nan ve Roma dnyasnn ise baz kimselerin zgr olduunu
bildiine, bizim ise btn insanlarn insan olarak zgr olduunu
bildiimize

dair

szlerimle-

dnya-tarihinde

yaptmz

blmleme ortaya kmaktadr. Tarihi bu blmlemeye uygun


olarak ele alacaz. imdilik buna ylece deiniyoruz; nk
daha nce baz kavramlar aklamamz gerekmektedir.
Tzsel ve fiziksel dnya, tinsel dnyaya bal olduundan
-ya da speklasyon terimlerini kullanacak olursak- fiziksel
dnyann tinsel dnyasna karsna karaca hibir doru
olmadndan, tinsel dnyann belirleniminin ve dnyann
genel son-ereinin tinin kendi zgrlnn bilinci ve ancak
bu bilinle olanakl olan genel anlamda zgrln gereklii
olduunu varsayyoruz. Ama ileri srlm olan biimiyle, bu
zgrln belirsiz ya da ok anlaml bir szck olduu, en

70

FELSEFi DNYA - TARiH!

yksek iyi olarak kendisiyle birlikte sonsuz yanl anlamalar,


karklklar, yanlmalar getirdii ve akla gelebilecek her trden
arl iine ald da hibir ada, gnmzde olduu kadar
iyi bilinmemi, yaanmamtr. Ama imdilik genel belirlemeyle
yetineceiz. Bundan baka, kendinde olann soyut ilkesi ile ger
ek olan arasndaki sonsuz ayrmn nemine dikkat ekilmiti.
Kendisinin-bilincine varma -nk zgrlk, tanm gerei,
kendini bilmedir- ve bylece kendi gerekliine erimenin
sonsuz zorunluluunu kendi iinde tayan yine zgrln
kendisidir. O, kendi kendisinin ereidir. Tinin biricik ereidir.
Tinin tz zgrlktr. Tinin tarih srecindeki erei bylece
sylenmi oluyor: znenin zgrl.Yani erei kendi vicdanna ve
ahlakna sahip olmasdr, zneni n sonsuz deer kazanmasn ve bu
sonsuzluun bilincine varmasn salayacak genel ereklere sahip ol
masdr. Dnya-tininin ereinin ierdii bu tze herkesin zgr ol
masyla eriilir.
Halk-tinleri, tinin kendi kendisinin zgr bilgisine varma sre
cindeki basamaklardr. Halklar ise kendi balanna varlklardr -ti
nin kendindeki varln temsil etmezler- byle olduklan iin do
al bir var olula karmza karlar. Uluslardr bunlar, byle olduk
lan lde de dayandklan ilke doal bir ilkedir. lkeler birbirinden
ayn olduu iin, halklar da doallkla birbirinden ayndr. Her halkn
ilkesi kendinedir ve ona erimeye alr. Ereine vard m, dnya
daki ii sona erer.
Bir halkn tini, karanlk bir igd gibi sakldr; ama kendisini ile
yen, nesnellik kazanmaya alan ilkenin gelimesi olarak anlalabi
lir. Byle bir halk-tini belli bir tindir, somut bir btndr: kendi be
lirlenimine gre tannmas gerekir.Tin olduu iin kendini yalnz tin
sel olarak, dnce yoluyla bildirir. Bu dncelerin sahibi biziz. Ay-

71

TARHTE AKIL

nca halk-tini kendi kendisini dnerek kavrar. yleyse bu tinin so


mut kavramn, ilkesini gz nnde bulundurmalyz. Kendi iinde
bu ilke ok zengindir ve eit eit gelime gsterir; nk tin can
ldr ve etkindir; ii kendi rnleriyledir. Halkn tm eylem ve eilim
lerinde kendini belli eder; kendini gerekletirir; kendinden mem
nunluk duyar; kendini kavrar. Gelimesi din, bilim, sanatlar; insan yaz
g lan ve olaylar biiminde olur. Budur halka karakterini veren, yoksa
doal durumu (nation szcnn nasci'den tremi olmasnn akla
getirebilecei gibi) deil. Gerekletirdii eylerde halk-tini en nce
kendisine ilikin deil, yalnzca kendi belirli gerekliinin ereklerine
ilikin bilgi edinir. Fakat onun igds dncelerini gelitirmektir.
En yksek etkinlii dnmektir; dnerek kendisini kavramasnn
en yksek gerekletirilme biimine vanr.Tinin eriebilecei en yk
sek nokta kendini bilmedir; kendini gryle deil, dnceyle kav
ramadr Bunu yapmaldr; yapacaktr da. Ama bunu yapt anda da
sonu gelir; baka bir aamaya, baka bir tin aamasna geer. Tek bir
halk-tini baka bir halkn ilkesine getiinde kendisini tamamlam
olur: bylece halklann ilkeler.i ortaya kar; ilerler ve zlr. Bu de
vinimin balamnn nerede olduunu gstenmek felsefi tarihin iidir.
Halk-tininin soyut biimdeki ilerleyii zaman iinde duyulan
mzla kavradmz biimde ilerleyiidir; ilk akla gelen etkinlik budur.
Daha somut olan devinim tinsel etkinliktir Bir halk kendi iinde iler
lemeler yapar; ilerler ve geriler. Bylece kltr kategorisine geliyo
ruz, kltrn zenginlemesine ve kltr.szlemeye. Kltrszleme
halkn bozulmasnn hem sonucu hem de kaynadr. Kltr szc
yle halk-tininin tzsel ierii zerine henz bir ey sylenmi ol
muyor: kltr biimsel bir eydir ve tmyle genelin ona verdii bi
ime gre belirlenir. Kltrl insan, davranlanna genelin damgas
n vurmay bilen, tikel yanndan vazgemi, genel ilkelere gre ey72

FELSEFI DNYA - TARIHI

leyen kiidir: Kltr dnmenin ald biimdir: Daha yakn bir ba


k unu ortaya koyar: kltr sayesinde insan kendini dizginleme
yi renir; eilimi ve isteklerine gre davranmak yerine onlan tutar:
Nesne karsnda zgrleir; kuramsal davranmaya alr: Buna bal
olarak her bir yn olduu gibi kavrama, durumlan birbirlerinden
ayrma, aynlan yanlan yaltmak, bu yanlann her birine genelin bii
mini vermek zere soyutlama alkanl doar: Kltrl insan nes
neleri eitli yanlanyla tanr: bu yanlar onun iin vardr; kltre da
yal dngeme onlara genelin biimini vermitir: Davranlannda
tek tek her yan gz nnde bulundurur: Buna karlk kltrsz in
san ana noktay yakalayaym derken iyi niyetle de olsa bir sr ba
ka yan bozar: Kltrl insan eitli yanlan saptarken somut olarak
davranr: genel bak alanna, ereklere gre davranma alkanln
dadr: O halde kltr; bir ierie genellik karakterinin kazandnlma
s yolundaki yaln belirlenimi anlatr:
te yandan tinin geliimi kltr douran devinim olarak daha
somut biimde kavranmaldr.Tinin genellii, kendinde sahip oldu
u belirlenimleri koymasndadr [setzen]. Bu da yine znel anlamda
anlalabilir: Tinin kendinde olduu eye yetenek, bunun konulmu
durumuna da zellikler; beceriler denir: Ortaya kan eyin kendisi
de bylece znel olarak kavranr: Fakat tarihte her ey tinin mey
dana getirdii nesne, eylem, yapt olarak kavranr: Halk-tini bilgidir;
bir halk-tininin realitesine ilikin dnce etkinlii, bu dnce r
nnn artk yalnzca znel deil, nesnel olarak bilinmesi sonucunu
verir: Bu belirlenimler asndan, sk sk insann ieride olduu ey
ile eylemleri arasnda bir aynm gzetildiini hatrlatalm.Tarihte bu
aynma yer yoktur: eylemlerinin dizisi insann kendisidir: Eyleme d
klmese bile niyetin, amacn nemli olaca sanlr:Tek tek olaylarda
insan kendisini tannmaz duruma getirebilir; ama bu btnyle zel
73

TARiHTE AKIL

bir durumdur: in dorusu, dn iten ayn olmaddr: zellikle ta


rihte i ile d geici olarak ayran bu trden kl krk yarmalara yer
yoktur: Eylemleri ne ise halklar da odur Eylemler onlann ereidir:
Tin ne eylerse zne uygun eyler, kendisini kendinde oldu
u ey yapar, kendini eylemine, yaptna dntrr: bylece ken
di kendisinin nesnesi olur, kendisini kendi nne varolu diye koyar:
Halkn tini byledir: Eylemi, kendini, var olan hem de uzamda var
olan bir dnyaya dntrmektir: dini, kultus'u [klt), treleri, gre
nekleri, sanat, anayasas, politik yasalan, eilimlerinin btn kapsam
ve eylemleriyle kendi yaptdr - ite halk budur: Birey bu durum
da halk zaten hazr, olmu bitmi bir dnya ,olarak bulur, ona den
buna katlmaktr: i bu tzsel varl iselletirmektir; yle ki sonun
da kendi varlk tarz, kendi yatknl ortaya ksn, o da bununla var
olsun. Yapt ortadadr, bireylere den kendilerini ona uydurmak
tr: Bu oluum dnemini inceleyecek olursak, burada halkn kendi
tinsel erei iin altn grrz, byle bir halka da trel, erdem
li, gc yerinde deriz; nk halk bylece kendi tininin iindeki is
ten neyse, onu gerekletirir ve yaptn nesnelletirme sreci iin
de dandan gelebilecek iddete kar savunur: Burada bireyler he
nz btnden aynmamtr: Halk kendini bir yapt haline getirirse,
kendinde varlk olarak tad zyle onun gereklemesi arasn
daki ikilik ortadan kalkar, kendisi de tatmine kavuur Kendindekini
imdi kendi dnyas haline getirmi olur: Tin, kendi yaptnda kendi
dnyasnn tadna vanr:
imdi de tin istediine sahip olursa ne olacan gz nne ala
lm. Bu durumda etkinlii artk durur, tzsel ruhu artk etkin olmak
tan kar Eylemi ile en yksek ilgileri arasna uzaklklar girer: Bir ey
benim iin gizliliini koruyorsa, henz tatmine kavumam erek
lerim asndan onu gerekli buluyorsam, o eye ilgi duyanm. Halk

74

FELSEFl DNYA - TARiHi


kendi kendisine biim vermi, ereine ermise, derindeki ilgisi s
ner Halk-tini doal bir bireydir: doallk iinde yetiir, glenir, zayf
lar, derken lr. Snrl bir varl olan tinin gp gitmesi doann
snrl oluundandr.Tin canldr ve bu lde de zce etkindir: Ken
di kendini meydana getirmekle, kendini retip gerekletirmekle
urar. Gereklik henz kavramna uygun deilse, tinin i kavram
kendi kendisinin-bilinciyle kavranmamsa ortaya kartlk kar. Fa
kat tin yaamnda kendi kendisine nesnellik verdii anda, kendi kav
ramn sonuna kadar iledii ve gerekletirdii anda, dediimiz gibi,
kendisinin zevkine varm demektir. Bu zevkte artk etkinlik yoktur,
hibir direnle karlamakszn kendini kendisiyle anlatmas szko
nusudur. Tinin henz etkin olduu dnem en gzel zamandr, bir
halkn genlik dnemi: Bireyler bu dnemde anavatanlarn koruma,
halklarnn erei ne ise onu geerli klma istei iindedirler. Bu sona
erdi mi, yaama alkanlk girer: nasl yaam alkanlk haline gelin
ce insan canlln yitirirse, burada da halk-tini kendi varlnn zev
kini karmaya balaynca yle olur. Halk-tini etkinliine son verdi
inde kprdanma ve ilgi de kesilir: artk halk genlikten yalla ge
er, elde ettiklerinin zevkini karacak dneme varr. Daha nce bir
gereksinim, bir yoksunluk szkonusuydu, bu gereksinim bir yerden
karlanr ve artk gereksinim olmaktan kar. Gereksinim karlan
mas diye de bir ey kalmaz ve hibir eyin gerekmedii imdiki za
man balar. Bu arada halk ereinin bir parasndan vazgeerek ge
riye kalanla yetinmi olabilir. Eer hayal gc gereklii amsa, o
da bu aan blm istemekten vazgeer, ereini gereklikle snrlar
Elde ettiinin zevkini kararak yaar, iinde artk hibir canllk ta
mayan alkanla teslim olur, doal lmn byle karlar. Daha
ieride ve darda ok sava ve bar grebilir: bitkisel yaamn ok
srdrebilir. Didinip durur: ama bu didinme durma yalnzca birey75

TARlHTE AKIL

lerin yarar ve ilgisine hizmet eder, yoksa artk halkn yaranna de


il. En byk, en yksek yaam ilgisi yitip gitmitir; nk ilgi yalnz
ca kartlkla birlikte var olur
Halk-tininin doal lm kendini politikada hi olup gitmesiy
le gsterebilir. Bu lm, alkanlk dediimiz eydir Saat kurulmu
tur ve kendiliinden ilerlemektedir. Alkanlk kart olmayan bir ey
lemdir, yalnzca srp gider, erein doluluu ve derinliine artk ge
rek kalmaz - olgularda derinlemeyi bir yana brakan, neredeyse
yzeysel, duyusal bir varlk. nsanlar byle lr, halklar doal lmle
riyle byle lr Yine de ayakta kalrlarsa, gereksinimleri karland
iin kendi kurumlanna gereksinimi olmayan, yaama ilgi gsterme
'
yen bir varla dnrler -politik bir hilik ve can sknts. Bu du
rumda olumsuz-olan ikiye blnme, sava olarak gzkmez: kendi
leri de ne olduunu anlamadan masum bir biimde ortadan kalkan
eski Alman imparatorluu kentlerinde olduu gibi. Byle bir lm
de -her ne kadar ide yaamndan kopmusa da- bir halk kendini
iyi hissedebilir. Bylece daha yksek bir ilkeye malzeme olur, daha
yksek bir ilkeye gre yaayan baka bir halkn eyaleti haline gelir.
Ancak bir halkn vard ilke gerek bir eydir: alkanlkta lm
n bulsa da, tinsel varl bununla lmez, tersine daha yksee do
ru trmanr. Geicilik bizi korkutabilir; ama bu geiciliin tininin yk
sek ide'si asndan derin bir zorunluluk olduunu grrz. Burada
tin bylece saltk son-ereine vanr: bizim de geicilik dncesiy
le banmamz gerekir.
Tikel halk-tini geicilie boyun eer, sona erer, dnya-tarihi iin
anlamn yitirir, tinin kendisine ilikin olarak gelitirdii en yksek
kavramn taycs olmaktan kar nk tinin en yksek kavram
n gelitiren halk her seferinde zamana ve duruma egemen olur
Halklann byle yksek kavramlara eriemedii de grlebilir: bu
tr halklar dnya-tarihinde bir yana itilirler.

76

FELSEFI DNYA - TARIHI

Fakat tin genel bir ey, bir tr olduu iin, daha baka bir belirle
nime de sahiptir. Halk-tin i tr olarak kendisi iin var olan bir eydir:
buradan da ondaki genelliin bu varlkta kartlk olarak gzkmesi
olana doar. Kendinin olumsuzu olan ey yine onda ortaya kar:
dnme kendisini dolaysz etkinin stne ykseltir. Bylelikle ken
di doal lm ldrlme olarak grnr. Bir yandan halk-tininin
kendisinin hazrlad yok-olup-gitmeyi gryoruz. Bu yok olup git
me eitli biimlerde ortaya kar: bozukluk ieriden patlak verir, is
tekler meydan bo bulur, herkes kendi tatmininin peine dnce
tzsel tin buna yetiemez ve yknt haline gelir.Tek tek ilgi ve kar
lar, daha nce btne adanm olan yetenek ve gleri paralarlar.
Bylece olumsuz-olan, ieriden gelen bir bozulmayla tek tek zel
karlar halinde ortaya kar. Halkn egemenliinin elinden alnmas
d iddete bal gzkr Ancak bu d iddet grntedir: hibir
g, halk-tini zaten kendiliinden canlln yitirmi, lm olmadk
a, kendini onda ykm yaratarak ona kabul ettiremez.
Geicilik esinden sonra yaamn sonu konusuna geliyoruz.
Doada tomurcuklann nasl dtn ve yerlerine yenilerinin gel
diini biliyoruz. Ama tinsel yaam bakadr. Aa hep kalr, filizlenir,
yapraklanr, iek aar, meyve verir ve daima yeniden balar. Bir yl
lk bitki meyvelerinden sonra yaamaz; aa yllarca srer ama bir
gn o da lr. Doadaki yeniden canlanma yalnzca ayn eyin yine
lenmesidir: hep ayn dngyle gelen can skc bir tarih. Gnein al
tnda yeni bir ey yoktur. Ama tinin gneiyle i deiir. Onun gidi
i, devinii bir kendini yineleme deildir; tersine, tinin daima baka
baka biimlere girmesiyle deien grn znde ilerlemedir.
Bu nokta halk-tinlerinin dnsel olumsuzlanmas balamnda y
le ortaya kar: varln bilgisi, dnme yoluyla kavranl, yeni bir
oluumun kayna ve doum yeridir. Bu yeni oluum, ksmen koru-

77

TARHTE AKIL

yan ksmen de ykselten bir ilkenin sonucu olarak, ayn zamanda


daha yksek bir oluumdur. Belli bir tinsel oluum doal bir ey gibi
zamanla geip gitmez; tersine, kendisinin-bilincini kendisi gerekle
tiren ve kendisini bilen etkinliiyle kaldnlr [aufgehoben]. Bu kald
nlma, dnce etkinlii szkonusu olduu iin, ayn zamanda sakla
ma ve ykseltmedir. -Tin bir yandan realiteyi, olduu eyi kaldnr
ken ayn zamanda olmu olduu eyin zn, dncesini, genel ya
nn kazanr. lkesi artk nasl olmu-olduuyla ilgili bu dolaysz ie
rik ya da yle olmu-olmasndaki erek deil, btn bunlann zdr.
Bir halk-tin inden tekine gei konusunda una dikkat edilme
lidir: genel tin hibir zaman lmez. Fakat dnya-tininin bir paras
olan halk-tininin kendi yaptnn bilgisine dnmesiyle varmas ge
rekir. Bu dnmenin, bu dngemenin artk zel ilkesini tand
dolaysz eylere saygs kalmaz: znel tinle genel tin arasnda bir
aynlk belirir. Bireyler kendi ilerine ekilir; kendi ereklerinin ardna
derler. Bunun, halkn bozulmas demek olduuna dikkati ekmi
tik. Herkes kendi tutkulanna gre ereklerini seer Tinin bu kendi
iine ekilmesiyle ayn zamanda dnme zel bir gereklik kaza
nr; bilimler ortaya kar. Bylece bilimlerle bir halkn bozulmas,
k daima el ele gider.
Ama bu da daha yksek bir ilkenin balangc demektir. Tin
tek olduu iin, ikilikten birlik kurma gereksinimi doar. Tin, birli
i kuracak derecede canl ve yeterince gldr Tinin daha aa
daki ilkeyle kartlk ve elikisi onu daha yksekteki ilkeye gt
rr. rnek olarak Yunanllar yksek dnemlerinde, trelerinin en
parlak zamannda genel zgrlk kavramna sahip deillerdi. Ger

i Ka0fKov [kothekon], yani uyum nedir biliyorlard; ama ahlakl


lk [Moralitt] ya da vicdan nedir bilmiyorlard. Ahlakllk, yani tinin
kendine dn, dngeme, tinin kendini aramas yoktu: bunlann
hepsi ilk olarak Sokrotes'le balad. in iine dngeme kanp bi-

78

FELSEFl DNYA - TARlHl

reyin kendi iine ekilmesi, kendi iine kapal ve kendi belirlenimle


rine gre yaamak zere trelerden kopmasyla da hemen bozul
ma, eliki balad. Ancak tin eliki iinde kalamaz, birletirmeyi is
ter ve daha yksek ilkeye gei birlemeyle olur.Tinin bu kendisiyle,
kendi kavramlanyla dayanma sreci tarihtir: kilik kendinde daha
yksek bir bilinci tar: Fakat bu daha yksein de bilince yansma
yan bir yan vardr: nk nce kiisel zgrlk ilkesinin olumasy
la, kartlk, bilincin iine alnabilir.
Bu gidiin sonucu, tinin kendisini nesnelletirip bylece ortaya
kan kendi varln dnmesiyle birlikte, bir yandan belirlenimle
rinin sarsntya uramas, br yandan varlnn genel yann kavra
mas ve bylece kendi ilkesine yeni bir belirlenim kazandrmasdr:
Bylece bu durumdaki halk-tininin tzsel belirlenimlerinde deiik
lik olur; yani dayand ilke baka, daha yksek bir ilkeye gei salar:
Bu geie sahip olup onu tanmak, tarihin felsefi kavrannda
en nemli noktadr; ruhu ve z buradadr Birey eitli basamak
lardan geer ve birey olarak kalr: halk da yledir; tininin en genel
basamana kadar kar Deimenin isel, kavramsal zorunluluu
buradadr:Yaamn gszl ise -daha nce iaret ettiimiz gibi
balangla sonucun birbirinden kopmasnda belli eder kendini. Bi
reylerin de, halklann da yaamnda bu byledir: Belirli bir halk-tini
dnya-tarihinin gidii iinde yerini alan bir bireydir: Bir halkn yaa
m bir meyveyi olgunlatnr; nk etkinlii kendi ilkesini gerekle
tirmeye ynelir Ancak bu meyve doduu kucaa geri dmez, bu
yaamda o meyvenin tadna varma frsat domayacaktr; tersine
o meyve ona ac gelecektir. Yine de ona uzanmaktan geri kalmaz;
nk susamtr ona; ama srd anda da sonu gelir; ayn zamanda
da daha yksek bir ilkeye geer. Meyve yeniden tohum olur; ama
bir ncekini olgunlatracak olan baka bir halkn tohumu.

79

TARiHTE AKIL

Tin znde kendi etkinliinin sonucudur: etkinlii, dolayszl


amak, yadsmak ve kendine dnmektir.

'

Tin zgrdr: dnya-tini, dnya-tarihinde kendi zn gerek


letirmeye, stn olduu noktaya varmaya abalar. Eylemi kendini
bilip tanmaktr; bu da bir solukta olmaz, basamak basamak gerek
leir. Tek tek her yeni halk-tini, dnya-tininin kendi bilincini, zgr
ln kazanmas yolunda yeni bir basamaktr Bir halk-tininin l
m yeniden yaama gei demektir; ama doadaki gibi bir canlnn
ardndan benzerinin dnyaya gelmesi gibi deil. Tersine dnya-tini
daha aadaki belirlenimlerden daha yksek ilkelere, kendi kav
ramlanna, kendi ide'sinin daha gelikin sunlulanna doru ilerler.
yleyse burada szkonusu olan, insanln sahip olduu, tinin
dnyada erimeyi tasarlad, saltk bir iddetle sonsuz olarak ger
ekletirmeye srklendii son-erektir. Bu son-erei daha yakndan
belirlemek iin daha nce halk-tini ile ilgili olarak sylediklerimi
zi hatrlayalm. Demitik ki, tinin btn ii gc kendisiyledir: Tinden
daha yksei olmad gibi, onun nesnesi olmaktan da daha deerli
bir ey yoktur: Kendisinin ne olduunu renene dek durup dinlen
me nedir bilmez, baka bir eyle ilgilenmez. Elbette gene soyut bir
dncedir bu ve tinin en yksek, biricik ilgisi olarak belirlediimiz
dnceyle tarihte grdklerimiz, yani halklann ve bireylerin ilgile
ri arasnda derin bir uurum vardr.Ampirik bir bak asyla halkla
r yzyllarca uratran zel amalan, tikel ilgileri gryoruz, rne
in Roma ile Kartaca arasndaki atmay hatrlayalm. Tarihteki bu
grnlerden zl ilgilerce beslendiini sylediimiz dncelere
kadar ok uzun bir yol var. Buradaki kartl, yani ilk olarak kendini
kabul ettiren kar ve ilgiler ile tinin saltk ilgisi olarak tanmladmz
ey arasndaki kartl daha sonra ele alacaz. imdilik daha kolay
olan kavramn genel izgileriyle yetinelim: zgr tin, bu zgrln-

80

FELSEF DNYA - TARIHI

den tr, kendi kendisiyle iliki iindedir, yoksa baml olup zgr
ln yitirirdi. Eer ama, tinin kendi bilincine varmas ya da dn
yay kendine uydurmas ise -bunlann ikisi de ayn kapya vanr: tinin
nesneleri kendine katt ya da tersine kavramn kendisinden mey
dana getirdii, onu nesnelletirip bylece kendisini var kld sy
lenebilir. Tin nesnelerde kendisinin-bilincindedir, bundan da mutlu
dur; nk nerede nesneleri iteki anya karlk veriyorsa, ora
da zgrlk vardr - eer bylece amacn belirlemise, tinin iler
lemesi de daha yakn belirlenimini kazanr, yani bu ilerleme salt sa
yca oalma olarak kavranamaz artk. Buna hemen unu da ekle
yebiliriz: allm anlamndaki bilincimiz asndan da iler byle git
mektedir, yani bilin kendi zn bilmek iin eitim basamaklann
dan gemek zorundadr.
yleyse dnya-tarihinin amac, tinin aslnda olduu eyin bilgisi
ne varmas, bu bilgiyi nesnel klmas, var olan bir dnyada gerekle
tirmesi, kendini nesnel olarak meydana getirmesidir. Aslolan nok
ta, bu amacn kendisinin meydana getirilmi bir ey olmasdr. Tin
hayvan gibi doal bir ey deildir: hayvan olduu gibidir, dolayszdr.
Tin ise kendini meydana getirmesiyle, kendini olduu ey yapma
syla hayvandan aynlr. Bu nedenle de onun gereklii yalnzca ken
di etkinliidir. Varl etkin olmadr; durgun bir varolu deil, tersine
u meydana getirilmilik, kendisi iin olumu olmak, kendisiyle ken
disini yapm olmak. Onun asl, kendi kendisini meydana getirmi
olmaktr: varl saltk sretir. Kendisinin yalnzca kendisiyle ken
di zerinden dolaym olan bu srete, o ayn e ve aamalar edi
nir; devinim ve deiimler yaar, bir yle bir byle belirlenir.Yani bu
sre z gerei basamak basamaktr. Dnya-tarihi, tinin kendisini,
kendi asl dorusunu bilip gerekletirdii tannsal srecin, basamak
lann serimidir. Btn bunlar kendini tanmadaki basamaklardr: ti-

81

TARlHTE AKIL

nin zne seslenen en yksek buyruk "kendini tan" dr; kendi neyse
onu bilip meydana getirmektir: Tin bunu dnya-tarihinde meyda
na getirir: kendini belli oluumlar tarznda meydana getirir, bu olu
umlar dnya-tarihindeki halklardr Her biri belli bir basamaa kar
lk gelen yaplardr bunlar: Dnya-tarihindeki dnemleri gsterir
ler. Daha yakndan bakldnda, bunlar tinin kendisinde bulduu ve
gerekletirmek zorunda olduu ilkelerdir. Bylece tinin doas ola
rak hibir ey ifade etmeyen zl bir balam belirir.
Dnya-tarihi, tinin tannsal, saltk srecinin en yksek oluumlan
na gre serimidir: orada tinin doruya, kendi zerinden kendisinin
bilincine varmasnn basamakl yolu grilir. Bu basamaklardaki
oluumlar; dnya-tarihinde ortaya kan halk-tinleridir; onlann t
rel yaamnn, anayasalannn, sanat, din ve bilimlerinin belirlenim
leridir. Bu basamaklardan gemek, dnya-tininin sonsuz igds
nn, kar konulmaz isteinin gereidir: nk hem bu blmlenme
hem de onlann tmnn gerekletirilmesi tinin kavramnda ieril
mitir -dnya-tarihi, tinin nasl yava yava bilinlenip doruyu iste
meyi rendiini gsterir yalnzca. Bir balang yapar; ana-noktalan
bulur; sonunda tam bilince kavuur. Bu ilerlemenin son-ereini yu
kanda anlatmtk. Zorunlu basamaklan iindeki halk-tini ilkeleri,
genel bir tinin eleridir; yle bir genel tin ki, bu genel eler ze
rinden tarih, kendini iine alan bir totaliteye vanr ve ayn zamanda
bu sreci sona erdirir.Tinin tarihte kendi amacn gerekletirme sreciyle ilgili bu d
ncenin tam karsnda, idealler ve onlann gereklikle ilikisi konu
sunda ok yaygnlam baka bir tasanm vardr Pek sk olarak ide
allerin gerekletirilemeyeceinden szlanldn iitiriz. -Bunlar ay
nm gzetilmeksizin fantezinin ya da usun idealleri olabilir.- zellik
le genlik ideallerinin kat gereklik karsnda dler gibi uup git-

82

FELSEFl DNYA TARlHl


-

tii sylenir. Gerein kayalanna arpp para para olan bu ideal


ler ncelikle yalnzca znel ve tek kiinin kendini beenmi birey
selliinin rn olabilirler. Burada onlan gz nnde bulundurmu
yoruz. nk bireyin kendisi iin kurduu eyler genel gereklik iin
kural olarak alnamaz, bunun gibi dnya iin geerli kural tek tek bi
reylerin kk yaamlannn anlatm olamaz. Byle idealler pekala
gereklemeyebilir Birey oun kendisiyle ilgili hayaller kurar; ger
ekletirmek istedii yksek amalan, olaanst eylemleri tasar
lar; kendisinin nemli olduuna, iddialannn hakllna, dnyay kur
taracana inanr. Byle tasanmlar ait olduklan yerde kalmal. nsan,
kendi deerlerine ilikin olarak abartl tasanmlardan baka bir ey
olmayan dler kurabilir. Bireye hakszlk yaplyor da. olabilir; ama
btn bunlann, bireyleri kendi ilerlemesi iin ara olarak kullanan
dnya-tarihiyle bir ilikisi yoktur.
Fakat ideal denilince bundan usun idealleri, gerekletirilmeyi
bekleyen iyinin, dorunun, dnyadaki en iyinin ide'leri de anlalr.
Bunlann gereklik alanna girmemeleri nesnel bir hakszlktr Schil
ler gibi airler bu konuda duyduklan kederi duygulu ve dokunakl
bir biimde ortaya dkmlerdir. Buna karlk biz genel usun ken
di iini yrttn sylyorsak, bunun kukusuz ampirik tek tek
olaylarla bir ilikisi yoktur. nk biraz daha iyi ya da biraz daha
kt olabilir; bunun nedeni bylece rastlantnn, tikelliin, kavram
latnlp zorla yetkili klnd alana girmi olmamzdr. zellikle tikel
eylere bakarak insan dnyada hakszlklar olduunu sanabilir. Gide
rek grnlerin aynntlannda i nsan pek ok kusur bulabilir. Ama
bizim iimiz ampirik tikellikle deil: orada rastlant egemendir; biz
bununla uramyoruz. Kusur bulmaktan, kusur bularak kendisinin
daha iyi bildii, amacnn iyi olduu izlenimi yaratmaktan daha ko
lay bir ey yoktur. Genel usu hie sayarak ve yalnz tikeli ve ondaki

83

TARlHTE AKIL
eksiklii gz nnde bulundurarak byle znel bir biimde kusur
bulmak kolaydr. Kusur bulan kii, iyi niyet gsterisiyle btnn iyili
ine alt ve kalbinin iyi olduu izlenimini yaratt lde deva
sa byklkte eylemlerde bulunabilir. Bireylerde, devletlerde dn
ya ynetiminde eksiklikler bulmak, onlann durumunu doru olarak
grmekten daha kolaydr. nk olumsuz eletiren hibir eye bu
lamaz, olayn stnden onun olumlu yann kavramadan bakar. El
bette bunu yapmak iin nedenleri olabilir; ancak eksii bulup orta
ya karmak, tzsel olan bir eyi gstermekten (rnein sanat ya
ptlannda) ok daha kolaydr. nsanlar hakl olarak, zayf noktay ya
kaladlar m son sz sylediklerine inanr(ar. Herhalde hakldrlar;
ama olumlu yan grmemezlikten geldikleri iin de hakszdrlar. Her
yerde ktlk grmek, olumluyu, sahiciyi gzden karmak, en b
yk yzeysellik belirtisidir. nsan yalannca genel olarak daha ll
olur, genler daima g beenir: yallk insanlann yargsna olgun
luk verir, kaytszlktan tr en kt olanda karar klmak deildir
bu; tersine, hayat daha yakndan tanm olarak, olaylann tzsel ve
kalc yanna eilmek demektir. Hakseverlik deil, hakkn vermedir
szkonusu olan.Asl ideale, usun kendi ide'sine gelince, felsefenin kendisiyle da
yanaca gr, gerek dnyann olmas gerektii gibi olduu, usa
dayal istencin, somut iyinin gerekten de en gl olarak, yapc
saltk gle ortaya ktdr. Asl iyilik, genel tannsal us, ayn zaman
da kendini meydana getirme gcdr. Bu iyilik, en somut tasanmy
la bu us,Tann'dr.Tann dediimiz ey. salt iyiliin ide'si deil, tersine
bir gerekliktir. Felsefenin getirdii gr, iyilii, yani Tann'nn gcn
yolundan saptracak bir iddetin asla olamayaca yolundadr; buna
gre Tann hakldr ve dnya-tarihi tannsal ngrnn planndan
baka bir ey sergilemez. Tan n dnyay ynetir: onun ynetiminin
84

FELSEF DNYA - TARlHl

ierii, plannn uygulamaya konulmas dnya-tarihidir. Bunu kavra


mak dnya-tarihi felsefesinin grevidir Onun da ndayana, ide
alin kendisini gerekletirdii, yalnzca ide'ye uygun olann gerek
lik kazanddr.Yalnzca bir ideal olarak kalmayan bu tannsal ide'nin
salt altnda, dnyann gidiinin lgn bir ey olduu yanlsama
s ortadan kalkar. Felsefe tannsal ide'nin ieriini, gerekliini tan
mak ve hor grlen gereklii savunmak ister. nk tannsal yap
t alglamak usun iidir.
Bunun dnda gereklik denen eyi felsefe kukuyla karlar: bir
eyler grnmektedir; ama kendinde ve kendi iin gereklii yok
tur. Felaket ve olaylann lgn gidii karsnda bir avuntu szkonu
su olabilir. te yandan avuntu, olmamas gereken bir ktl olsa
olsa unutturur. Avuntunun yeri sonlu eylerin dnyasdr. Oysa fel
sefe bir avuntu deildir: daha fazla bir eydir; felsefe uzlatnr; hak
szlk gibi gzken gereklii us dzeyine ykseltir; onun ide'de te
mellendiini, usun bununla tatmin olduunu gsterir nk us tan
rsaldr Usa temel olan ierik tannsal ide'dir ve z gerei Tann'nn
plandr. Dnya-tarihinde us, znenin istenci asndan ide'ye denk
deildir; yalnzca Tann'nn etkinlii ide'ye denktir Oysa tasanmlan
mza gre us ide'nin alglanmasdr; zaten etimolojik olarak szn
hem de doru szn (logos) alglanmasdr.- Dorudaki doruluk
[Die Wahrheit des Wahren] - bu Tann'nn yaratt gibi olan dn
yadr.Tann syler: ne derse kendini syler; kendini syleme, kendini
bildirme onun gcdr. Usun alglad da kendi kendisini yanstan
tannsal doruluktur. Felsefenin k da buradadr: ideal bo bir ey
deildir; tersine gerektir- ide kendisini bize alglatr.
Hemen akla gelen soru u olabilir: ide hangi aralar
kullanyor? lkinci olarak ele alacamz nokta budur.

85

TARHTE AKIL
b) Gerekleme Aralar
zgrln, kendisini var etmede kulland aralar sorusu
bizi tarihin grnnn ta kendisine gtrr. zgrln,
zgrlk olarak en bata daha isel bir kavram olmasna karlk,
aralar, tarihte de dikkatimizi ektii gibi, dsal grnler
olarak ortaya karlar. Tarihe daha ilk bak bile, insanlarn ge
reksinimlerinden, tutkularndan, ilgi ve karlarndan, erimek
istedikleri ideal ve ereklerden, karakterleri ile yeteneklerinden
doan davranlar gsterir. yle ki bu etkinlik oyununda, ipler
yalnzca bu gereksinimlerin, tutkularn, ilgilerin vb. elindedir.
Bireyler ksmen daha genel-olan ereklere, iyiye ynelirler, ama
bu iyinin snrlanm olmasn da isterler. rnein soylu vatan
sevgisi -ama dnya ve dnyann genel ereiyle az bir ilikisi
olan belli bir vatan sevgisi ya da aile sevgisi, arkada sevgisi- ge
nellikle doruluk, drstlk, ksacas, btn erdemler buraya
girer. Bu znelerde ve onlarn etki evrelerinde usun belirle
niminin ancak bu erdemler biiminde gerekletiini grebili
riz. Ama bu zneleri teki bireylerle karlatrmamz gerekir;
o zaman da u anlalr: bunlar insan soyunun toplamna gre
kk bir oran meydana getiren tek tek bireylerdir. Bu yz
den de etkilerinin alan greli olarak kktr. Ayrca burada
tutkular, belli bir kar ve ilginin erekleri, bencilliin tatmini
en gl etmenlerdir. Bunlarn gc, adaletin ve ahlakn koy
mak istedii snrlarn hibirine aldrmamalarnda ve tutkularn
doal iddetinin, insan dzen, l, adalet ve ahlaka yn
lendiren, yapay ve skc disiplinden daha yakn olmasndan
kaynaklanr.
Tutkularn bu

oyununu

seyrettiimizde,

iddetlerinin

rnlerini ve yalnzca tutkularn deil, ayn zamanda ve hatta

86

FELSEFi DNYA - TARiHi

zellikle iyi niyetlerin, doru ereklerin evresinde toplanan


mantkszln dourduu sonular tarih iinde gz nnde
bulundurduumuzda, ktle, ktye, insan tininin kurmu
olduu en parlak krallklarn yklna, bireylerin anlatlmaz
perianlk ve aclarna en derin acmayla baktmzda, iimiz bu
geicilik karsnda zntyle dolar; bu ykl yalnzca doann
yapt olmayp tersine insan istencinin rn olduundan, bu
tutku oyununun seyri ok daha fazla ahlaksal znt verir ve
eer varsa, iimizdeki iyi tin bakaldrr. Retorik abartmaya ka
madan, bireysel erdemler ya da masumluun olduu gibi halk
ve devlet hizmetlerindeki doruklarn uram olduu ykmlar
doru bants iinde grerek, en tyler rpertici tabloya va
rabilir ve bylece hibir avuntu, yattrma kabul etmeyen,
zntlerin en byn, en tedirgin edicisini duyabiliriz. Bu
zntye kar cephe almak, ondan kp syrlmak iin de yle
dnrz: olan olmu, alnyazs byleymi, deitirebilecek
hibir ey yok. Sonra bu zc dncenin yaratabilecei
skntdan tekrar yaam duygusuna [Lebensgefhl] ve gemi iin
zlmeyi deil ama etkinliimizi buyuran erek ve ilgilerimizin
dinginliine, giderek sakin kyda durup, gven iinde, uzak
taki karmakark yknt ynn hazla seyreden bencilliimize
dneriz. Fakat tarihe, halklarn mutluluunun, devletlerin
bilgeliinin ve bireylerin erdemlerinin kurban edilmek iin
gtrld bir mezbaha gzyle baktmzda bile, bu dev
gibi kurbanlarn kime, hangi son-eree kurban edildikleri sorusu
zihnimizi kurcalar. Burada incelememizin genel balangcm
oluturan soruna gemi oluyoruz. Yine buradan yola karak,
bizde melankolik duygular uyandran o tyler rpertici olaylar
tablosunu, dnya-tarihinin tzsel belirlenimini, onun mutlak

87

TARHTE AKIL
son-ereini ya da bununla zde olan sonucunu gerekletiren

aralarn alam olarak belirlemitik. Batan beri, tikel olandan


genele kan dngeme yolundan kandk. Ayrca o grleri
ve bunlarn yaratt duygular ap, o incelemelerde verilen n
gr bulmacalarm gereklik alannda zmlemek, bu duygu
dolu dngemenin ii deildir; tersine o, bu olumsuz sonucun
bo ve verimsiz yceliklerinden melankolik bir haz duymakla
yetinir. Bylece balang noktamza geri dnyoruz, bununla
ilgili olarak ileri sreceimiz eler, tarihin gz nne serdii o
korkun tablonun akla getirebilecei sorularn yantlanmasnda
nemli olan belirlenimleri de tayacakqr.
Bu konuda ilk sylenmesi gereken ilke, son-erek, yazg ya
da tinin tin olarak asl, doas, kavram diye adlandrdmz e
yin sadece genel, soyut bir ey olduudur. llke, temel ilke, yasa,
genel, isel bir eydir ve byle olduu iin de ne kadar kendinde
doru olursa olsun tamamen gerek deildir. Erek, temel ilke
ler vb. dncelerimizde, her eyden nce niyetlerimizde ya
da kitaplardadr; ama henz gereklikte deildir. Onun asl bir
olanak [Mglichkeit] , bir yetidir [Vermgen] ; ama bu, kendi
iinden kp varla gememitir. Gereklik kazanabilmesi iin
ikinci bir e eklenmelidir: bu da etkinliktir, gereklemedir;
ilkesi de istentir, genel olarak insanlarn dnyadaki etkinliidir.
Ancak bu etkinlik sayesinde, o kavramlar, o soyut belirlenimler
gereklik kazanr.
Yasalar, ilkeler dorudan yaayp geerliliklerini srdr
mezler. Onlar devinime geiren, onlara varlk veren ey, insa
nolunun gereksinim gds, eilimi ve tutkusudur. Benim bir
eyi eylem haline getirip, ona varlk kazandrmam beni ilgilen
dirmelidir. Onun iinde, orada, onunla olmalym. Yaplmasy-

88

FELSEFi DNYA - TARiHi

la tatmin olmalym. -O, benim ilgim olmaldr. "llgi", bir eyin


iinde, orada, onunla olmak demektir. Benim kendisi iin etkin
olmam gereken bir erek, herhangi bir biimde benim de ereim
olmaldr. Bu arada erein beni ilgilendirmeyen bir sr ba
ka yan, sonucu olsa bile ben kendi ereimi tatmin etmeliyim.
znenin kendisinin etkinlikte, almada tatmin olmu bulma
s sonsuz hakkdr ve zgrln ikinci esidir. nsanlar, bir
eyle ilgilenmeleri gerektiinde, o eye ilikin olarak bir etkin
lik gsterebilmelidirler. Bu demektir ki, bir ilgide kendilerine
ait olan elde etmek, o ilgiye kendilerini katmak ve o ite kendi
lerine gvenlerini kazanmak isterler. Burada yanl anlamaktan
kanmaldr. Birinin bir nesneyle ilgilendiini sylerken onu
sular ve ona hakl olarak kzarz; ama burada 'ilgilenmek'<2
sz kendi karn gzetmek anlamnda kullanlmaktadr- bu
demektir ki, o kii, her ey bir yana yalnz kendi karn, ken
di iini dnyor, kendisine bu frsat veren genel eree aldr
makszn, hatta ksmen de onun aleyhine, onu kstekleyerek,
ona zarar vererek ve onu gzden kararak. Ama bir ey iin et
kin olan biri, onunla yalnzca genel anlamda ilgili deildir. Ama
ilgi duyarak orada, onun yannda olarak ilgilidir [interessiert
dabei] .- Alman dili bu ayrm ok iyi belirtmektedir. Etkin olan
bireylerin tatmini olmakszn hibir ey meydana getirilemez.
Her ne kadar bakalaryla ortak, ierik bakmndan bakalarn
dan farkl olmayan zde gereksinimleri, gd ve ilgileri var
sa da, bireyler tikeldir.- Bu demektir ki, kendilerine zg be
lirli gereksinimlerinin ve istenlerinin dourduu ilgiler deil,
ayn zamanda kendi grlerinin, inanlarnn ya da en azndan
2

"tlgilenmek" diye evirmek zorunda kaldmz Almanca'da berhaupt interessi


ert sein deyimi "kendi yarar asndan ilgilenmek" anlamna gelir -n.

89

TARlHTE AKIL

kendi san ve dncelerinin ilgileri de vardr - elbette sadu


yunun, anlan, usun gereksinimleri uyanmsa. Bu durumda
bireyler bir nesne iin etkin olmalar gerektiinde, o nesnenin
kendilerine uygun olmasn, o nesnenin iyi, doru ya da yarar
l, olduuna inanp bylece onun yannda yer almay, ona ka
tlmay isterler. Bu durum, insanlarn bakalarna gvenmeleri
ve otoriteye boyun emeleri nedeniyle bir eye yaklamak yeri
ne, bir ie kendi anlaklar, bamsz inan ve kanlarndan t
r etkinliklerini adamak istedikleri bizim zamanmzn nemli
bir esidir.Dnya-tarihinde bizi ilgilendiren ide'dir: ide kendini nasl insan
istenci, insan zgrl yoluyla dlatnyor; ite bu noktayla ilgile
niyoruz. Bu dlatrmann sonucu olarak nasl olup da isten, z
grln soyut taban haline gel iyor; bu istencin rn ise bir halkn
tm trel varoluu oluyor; bunu soruyoruz. Bu biimde ele alnan
ide'nin ilk ilkesi, dediimiz gibi, soyut ide'nin kendisidir; teki ilke ise
insan tutkusudur: ikisi birlikte dnya-tarihi dediimiz halnn atk ve
zgsn meydana getirirler. Kendi bana ide gerekliktir; tutkular
ise ona uzanmak iin koldur. Bunlar u noktalardr; bunlan balayp
bir araya getiren merkez zgrlktr. Nesnel olarak ele alndkla
nnda, ide ve tikellik zorunluluk ile zgrln byk kartl iinde
yerlerini alrlar. nsann yazgya kar savamdr bu. Ancak biz bura
da zorunluluu kaderin dsall anlamnda deil, tannsal ide'nin zo
runluluu olarak alyoruz. Sorulmas gereken, bu yksek ide'nin in
san zgrlyle nasl birleebileceidir. stediini soyut, saltk, ken
dinde ve kendisi iin ortaya koyabiliyorsa tek kiinin istenci zgr
dr. O zaman genel ve usa uygun olan ey tarihte nasl belirlenebi
lecek? Bu eliki her bir ayrnt tek tek ele alnarak aklanamaz. Bu
da akla unu getiriyor.

90

FELSEFi DNYA - TARiHi

Alev, odundan beslenerek havay yiyip bitirir, hava aalann b


ymesi iin tek kouldur Odun, havann ate tarafndan bitirilmesi
ne yol aarken, kendi kendisine kar, kendi kaynana kar savar.
Yine de havada oksijen kalr; aalar da yeillenip durur Ayn ekil
de, birisi bir ev yapmak isterse, bu onun karanna baldr; ancak do
al elerin hepsi ona bu ite yardmc olmaldr.Yine de ev, insan
lan doal elere kar korumak iin yaplr. eler burada kendi
kendilerine kar kullanlr: ancak bununla genel doa yasas bozul
mu olmaz. Ev yapmak nce ierideki bir erek ve amatr Bu ama
cn aralan tek tek elerdir; malzemesi demir; tahta ve tatr. e
ler bunlan ilemeye yarar: ate demiri eritmeye, hava, atei krk
lemeye, su arklan dndrp tahtay kesmeye vb. Sonu, evi yap
maya yarayan havann ev tarafndan engellenmesidir; yamur suyu
nun da, atee kar direnliyse, atein de.Talar ve direkler yereki
mine boyun eerler; derine doru ekilirler; onlarn sayesinde yk
sek duvarlar klr. Bylece eler kendi doalanna uygun kullanlr
sa on lan dizginleyen bir rn meydana getirirler.Tutkular da benzer
bir biimde tatmine kavuur; kendilerini ve amalarn doal belir
lenimleri dorultusunda yerine getirerek insan toplumu denen ya
py ortaya kanrlar: bu yapda hakl dzene kar iddet kullanm
onlann baskya alnmasyla ortadan kalkmtr. Gnlk yaamda bize
gvence veren eyin hakllmz olduunu biliyoruz, bu hak kendili
inden ortaya kar. nsanlann zel kar ve amalannn sk sk kar
snda yer alan tzsel bir davran tarzn gsterir.Tek balanna bra
kldklannda insanlar genel hak karsnda kendi tikel amalannn sa
vamn sonuna kadar verirler: Davranlar zgrdr. Ama bunun
la genel taban, tzsel ey, yani hak. parlakln yitirmi olmaz. Dn
ya dzeninde de byledir: burada tutkular ve ussallk farkl bileen
lerdir Tutkular insan eyleme anr. Her zaman trellie kar k
mazlar; tersine geneli gerekletirirler. Ahlak asndan bakldnda

91

TARHTE AKIL
tutkular aka kiisel karlan kollar. Bir bakma kt ve bencildirler.
Ancak eylemde bulunan daima bireyseldir: Eylemde bulunduum
da vanm, yneldiim ey kendi amacmdr. lgi ve kar istedii kadar
bireysel olsun, bu onun genele kar olduu anlamna gelmez. Ge
nelin tikel zerinden gereklik alanna girmesi gerekir.
Hakl olmayan tutkuya az ya da ok kt bir ey gzyle bak
lr: insann tutkulan olmamal.Tutku burada anlatmak istediim eyi
tam anlatan bir szck deil. Sylemek istediim kiinin tikel ilgiler
le, zel ereklerle ya da diyelim ki bencil amalarla eylemde bulun
masdr. Bylece bu ereklere doru tm istek ve karakterinin ener
jisiyle yrmesi, baka her trl erei, dal;a dorusu baka her eyi
bir yana atmas szkonusudur. Bu tikel ierik insan istenciyle yle
aynlmaz bir btn oluturuyor ki, onun tm belirlenimi haline geli
yor: o bylece olduu ey oluyor nk birey gerekte var olan bir
eydir, belirlidir, genel anlamda insan deildir, byle bir ey yoktur
da ondan. Karakter de istencin ve zekann bu belirlenimini anlatr.
Ancak bir aynmla: karakter kendinde btn zellikleri toplar, zel
yaamdaki davran tarzlann vb. gsterir; ama bu belirlenimleri et
kin ve eylemli olarak yakalamaz. Tutku szcn karakterin tikel
belirlenimi anlamnda kullanyorum, bunun iin istenle ilgili bu be
lirlenimlerin yalnzca zel bir ierik tamadna, tersine genel anla
myla eylemleri gttkleri ve etkilediklerine dayanyorum. Zayf ka
rakterlere kk baanlar. salayan gsz, ite kalm ama ve ni
yetlerden sz etmiyorum burada.
Bylece etkinlik gsteren kiilerin ilgisi olmadan hibir
eyin ortaya kmadn sylemi oluyoruz. nsann kendisin
deki tm bireylik, sahip olduu ve olabilecei btn baka il
giler ve erekleri bir yana atarak damarlarndaki btn istekle
kendini bir konuya adad, bu erekte btn gereksinim ve

92

FELSEFi DNYA - TARiHi


glerini younlatrd zamanki ilgisine "tutku" adn vere
cek olursak, o zaman dnyada hibir yce eyin, tutku olmakszn
meydana getirilmemi olduunu sylememiz gerekir. Tutku
-ieriin ya da erein henz belirlenmemi olduu- isteme
enerjisinin ve etkinliin znel, formel yndr. Kiisel inan,
gr ve vicdan konusunda da bu byledir. yleyse tutkunun
neyi erek edindii kadar, inancmn ierii, bu ieriklerden bi
rinin mi yoksa tekinin mi doasnn daha gerek olduu da
nemlidir. Ama tersine, bu byleyse, o zaman bu erein, varlk
alanna girmesi ve btn bu gereksinim, gd, tutku, kiisel
gr, dnce, inan kavramlarn kendinde toplayan znel
isten esi olarak gereklik kazanmas gerekir.
Bu arada devlet kurumuna yle bir bakacak olursak, genel
anlamda bir erein tarihsel gerekliinin znel esi zerine
olan bu aklamadan u sonu kar: kendi genel erekleriy
le vatandalarnn kiisel ilgilerinin birlemi olduu, birinin
tatmin ve gereklemesini tekinde bulduu bir devlet bu
bakmdan iyi dzenlenmi, kendi iinde gl bir devlettir
- bu, ok nemli bir noktadr. Ama bir devlette bu birleme
salanana kadar, anlan uzun abalarn gerektiren birok
rgtlenmeye, eree uygun dzenlemelere gereksinim vardr,
ayrca tutkularla arpp bunlar g ve skc bir disipline sok
mak gerekir. Byle bir birleme saland zaman devlet, tari
hindeki en parlak, erdemli, gl ve mutlu dnemi yaar. Oysa

dnya-tarihi, insanlarn yaam ve mlklerini gvenlik altna al


mak gibi bilinli bir eree ynelen bir arada yaama gdsnn
grld topluluklarda olduu gibi herhangi bir bilinli erekle
balamaz. lnsan topluluklarnda bir arada yaam gerekleince,
bilinli erek hemen daha fazlasna ynelir: rnein Atina,

93

TARlHTE AKIL

Roma gibi ehirleri ele geirmek gibi. Ayrca bundan doan


her kt durum ya da gereksinimle, dev daha da yakndan
belirlenir. Dnya-tarihi, tin kavramn memnun etme genel
ereiyle kendinde [an sich] olarak, yani doa olarak balar. Tin
kavram ierde olan bilinsiz gddr ve daha nce genel iz
gileriyle belirtildii zere, dnya-tarihinin btn ii onu bilin
ce karmaktr. Bylece doa z, doa istenci biiminde ortaya
kan, znel yn dediimiz eydir; dnce ve znel tasarm
gibi gereksinim, gd, tutku, kiisel ilgi kendileri iin var olur
lar. steklerden, ilgilerden ve etkinliklerden oluan bu muaz
zam ktle, dnya-tininin, kendi erein; erimek, onu bilin
dzeyine karmak ve gerekletirmek iin kulland aralar
ve gerelerdir; dnya-tininin erei ise kendini bulmak, kendine
gelmek ve kendini bir gerek olarak seyretmektir. Yine de bi
reylerin ve halklarn kendi ereklerini arama ve gerekletirmede
gze arpan canllklarnn, ayn zamanda zerine bir ey bil
medikleri, farknda olmadan gerekletirdikleri daha yksek,
daha kapsayc bir erein aralar ve gereleri olmalarndan
ileri geldii sav tartlabilirdi, nitekim tartld da. Hemen
de eitli biimlerde yadsnp felsefenin d rn olduu
haykrlarak kmsendi. Oysa ben biraz nce, usun dnyay

ynettiini ve bununla kalmayp dnya-tarihini de ynettiini


ve ynetmeye devam ettiini akladm, bu varsaymmz ya da
inancmz dile getirdim - bunun da yalnzca bir sonu olmas
gerektii sylenmitir, burada daha fazla bir iddia da yoktur.Kendinde ve kendisi iin olan genel ve tzsel ze btn br
varlklar baldrlar, ona hizmet ederler, onun aralardrlar.
Us tarihsel varla [Dasein] ikindir, kendisini bunun iinde
ve bunun araclyla gerekletirir. Genel-olan, kendinde ve

94

FELSEFl DNYA - TARlHl


kendisi iin olan ile tikelin, znel-olann birlemesinin kendi
bana bir doru olduu speklatif bir dncedir ve bu ge
nel biimiyle mantkta ele alnr. Ama dnya-tarihinin hala
ilerleme durumunda olduu dnlen gidiinde znel yn
temsil eden bilin, tarihin salt son-ereinin, tin kavramnn
ne olduunu henz bilecek durumda deildir. Ayrca bu no
kta zaten gereksiniminin ve ilgisinin konusu deildir: genel
olan bilince konu olmadan da tek tek ereklerdedir, bunlarn
araclyla gereklemektedir. Bu balantnn speklatif yn
Mantk'a girdiinden, burada bu ynde bir kavramlatrmaya
girimeyeceim; ancak rneklerle daha iyi aklamay deneye
bilirim.
Dnya-tarihinde insanlarn kendilerine erek edindikleri ve
eritikleri, dolaysz olarak bilip istedikleri eylerin yan banda,
davranlarnn rn olarak, baka bir eyin daha ortaya
kmas da bu balama girer. llgilerini gerekletirirler, bunun
la da ilerinde olan ama bilinli olmadklar, amalamadklar
baka bir ey daha meydana gelmi olur. Benzer bir rnekle,
belki de hakl bir alma duygusuyla -yani urad haksz
bir zarardan dolay- bakasnn evini atee veren bir adamn
davrann ele alalm. Kendiliinden, dolaysz olarak kendisi
iin ele alnan bu eylemle bu eylemin kapsamad daha geni
d koullar arasnda hemen bir balam kurulur. rnein kk
bir alevi bir kiriin kk bir yerine tutmak byle bir eylemdir.
Bylece henz yaplmam olan ey, bu eylemle kendiliinden
gelir. Kiriin atee verilmi paras br paralarna, kiri tm
evin atsna, bu da br evlere bitiiktir. Bylece alnacak
kimseden baka birok kiinin de mlkn yok eden, hat
ta canlarna mal olan byk bir yangn kar. Bu ise yangn

95

TARlHTE AKIL
balatann ne dolaysz eyleminde ne de amacnda vardr. Ayrca
eylemin bundan da daha geni bir anlam vardr. Eyleyene
gre eylemin erei, mlknn yok edilmesiyle o kimseden
almakt. Ama bu bir sutur, su da cezasn ierir. Eylemi
nin bir su olarak ceza grmesi, belki de eyleyenin ne bilinli
olarak bildii, ne de istedii bir eydi. Yine de bu onun kendi
eylemidir ve eylem araclyla gerekleen gene tzsel olan bir
eydir.- Bu rnek, bir eylemde, eylemi yapann isten ve bi
linciyle ilgisi olmayan baka bir eyin daha bulunabileceini
saptam oluyor. Bu rnek, ayrca eylem tznn, bununla da
genel anlamyla eylemin, kendisini gerkletirmi olana kar
ktn da gsterir. Eylem, eyleyeni ykan bir kar vuru olur,
bir su olduu iin de, kendisini tketip yasann geerliliini
yeniden salar. rnein bu yn zerinde durmamz gerek
mez. Bu yn zel duruma aittir. -Ayrca yalnzca bir rnek ver
mek istediimi de sylemitim.
Yine de, daha sonra yeri gelecek olsa da, genel ile ti
kel olann birlemesini, kendi iin zorunlu bir belirlenim ile
rastlantsal grnen bir erein birlemesini, bizi asl ilgilen
diren biimini de gsteren bir rnek daha vermek istiyorum.

Sezar, stn konumunu deilse bile devletin banda bulunan


larla olan eitliini yitirmek ve kendisine bir yandan dmanlk
beslerken, br yandan devletin resmi anayasasn ve yasalarn
grnteki gcn kiisel ereklerinden yana eviren kiilere
boyun emek tehlikesindeyken, kendisini, mevkiini, onur
ve gvenliini korumak iin onlarla savat; Roma eyaletle
rinin ynetimi bu kimselerin elinde olduu iin de, Sezar'n
utkusu ayn zamanda btn Roma lmparatorluu'nun fethiyle
sonuland. Bylece devlet anayasasn olduu gibi brakt; ama

96

FELSEF DNYA - TARIHI


devletin tek egemeni oldu. Roma'nm tek hkmdar olmasn,
en bata olumsuz olan bu ereinin gereklemesini salayan
ey, ayn zamanda Roma ve dnya-tarihinin kendiliinden zo
runlu yazgsyd. yle ki, Sezar'n abas, yalnzca kiisel ka
zanla sonulanmad; tersine bu aba, kendinde ve kendi iin
zaman gelmi olan gerekletiren bir igdyd. Tarihteki
byk insanlar byledir: dnya-tininin istencini oluturan tz,
onlarn kiisel ereklerindedir. Bu ierik onlarn asl gcdr;
yine de insanlarn genel ve bilinsiz igdsnde yaanr.
insanlar byle bir erei gerekletirmeyi ilgi duyarak stle
nen kiiye iten gelen bir gdyle itilirler, kar koymak elle
rinden gelmez. Halklar daha ok o kiinin bayra evresinde
toplanrlar. Byk insan, onlara ilerindeki drty gsterir ve
onu gerekletirir.
Bir halk halk yapan ey, yani o halkta ayrt edilen eler ona
genel grnn kazandm; buna bir de baka bir ilke olarak bi
reysellik eklenir; bu iki ilke birlikte ide'nin gerekliini meydana geti
rir: Halkn, devletin z bu iki yann aynlma ve birlemesiyle oluur:
Bu tarz bize ide'nin iinde yaad canl sreci verir: Bu da ncelik
le ierideki bir eydir; etkisizdir; gerek olmayan, dnlm, tasar
lanm, halkn iinde kalan, davurulmam bir eydir. Buradaki ge
nelin gereklik kazanmak iin kendisi aracyla davurulaca, eyle
me dnecei ey bireyin edimidir.: bu edim ieridekini gereklik
alanna getirir ve yanl olarak gereklikle bir tutulan salt dandaki
ni ide'ye uygun klar.
Salt dandaki denilince bundan henz tinsellik kazanmad ve
eit imden gememi olduu kadar bireysellii de anlamak gerekir:
birey, kendi totalitesine gre ne kadar gl olarak tzsellie katl
yor; ide'yi de iine alyorsa, o kadar aslna yaklayor demektir. Genel

97

TARlHTE AKIL

ile znelliin ilikisinden doan sonu ieridekinin halkn bilincinde


yer almas, halkn da doruyu ncesiz sonrasz kendinde ve kendisi
iin varlk diye, z diye bilmesidir: Kendinde-ve-kendi-iin-var olma
nn anlamn reten yaayan [lebendigen] bilin eitimi uygun bii
minde, genelliin biiminde gereklemez. sten ierideki bir eyse,
henz uyukluyorsa, yalnzca doal haldedir; henz ussal-olan bul
mamtr: Hak ve hak dncesi henz gelimemitir: lkin bireyle
rin kendi ereklerini bilmesiyle asl anlamnda trellik balar: Devin
meyenin, Aristote/es'in dedii gibi, kendisi devinmeden bireyleri de
vindi renin bilinmesi gerekir: Byle kendisi devinmeden devindire
nin var olmas, znenin kendi zgln gelitirmesi anlamna ge
lir: yleyse ncesiz sonrasz olarak devineyen ey bilinmeli, bi
reysel zneler de zgr; kendi balanna buyruk olmaldrlar: Nasl
dnya-tarihinde halklan zgrlk kazanrken grdysek, burada da
halklarn iindeki bireyleri ayn yolda gryoruz.
denin kendi iindeki belirlenimi kendini bilmedir; etkinliktir
Bylece ide, dnyann yaratlmasndan da nce gelen ncesiz son
rasz tannsal yaamn i mantyla zdetir: Bu aamada ide henz
dolaysz varlk biiminden yoksundur: ilk nce geneldir; ieridedir;
tasanm halindedir: Bundan sonraki kanlmaz aama, ide'nin, ken
dinde ilkin kavranlr olarak bulunan kartla hakkn tanmas, yani
aynm ortaya koymasdr: Bu da zgr genelliine gre, kendi kendi
sinde kald biimiyle ele alnan ide ile soyut kendi iindeki dn
geme [Ref/exion in sich] olan ide'nin ayrmdr: Bir yanda genel ide
ortaya karsa, ayn genel ide bu teki yan biimsel kendi-iin-olma,
biimsel zgrlk, kendisinin-bilincinin soyut birlii, kendi iinde
ki sonsuz dngeme, sonsuz olumsuzlama olarak belirler: bu da
ide'nin her trl dolumunun [ErfUllung] karsnda yer alan, kartl
n en u noktasn oluturarak ide'nin tm doluluuna kar kan
"ben" dir: Genel ide bylece bir yandan lzsel doluluktur; br yan-

98

FELSEF DNYA - TARlHl


dan da babo rastlantnn soyutluu.Tann ve olan her ey birbiri
nin dna kmtr, hepsi bir bakas olarak ortaya konmutur. Bilen
bene gelince, o da kendisi iin bakas olacak biimde ortaya kon
mutur. Bu nokta daha gelitirilirse, buraya zgr tinlerin, dnyann
vb. yaratlmas girer Baka olan atomdur, ayn zamanda okluu dile
getiren atom ise her eyden nce sonluluktur. Bakasn kendisi iin
darda brakmasyla belirlenir, bunun sonucu olarak snn kendin
dedir, bylelikle de sonluluun ta kendisi olur. Bu kendi iindeki d
ngeme, tikel kendinin-bilinci, ide olarak ne varsa onun karsnda
yer alarak saltk sonluluk haline gelir
te yandan bu sonlu olan, zgrln bu u noktas, bu biim
sel bilme tannsal grkemle, yani ide'nin grkemiyle iliki iindedir.
Tannsa! grkem burada olmas gerekene hakkn veren ide dernek
tir, bylece sonlu-olan, bilmenin tinsel esinin, giderek her ne ka
dar biimsel olsa da onun realitesinin saltk yannn eninde sonun
da gelip dayand taban oluturur. Bu kartln getirdii saltk ba
lam kavramak metafiziin yce devidir "Ben" iin bakas, tanrsal
lk, giderek din demektir, ayrca bakas olarak genellikle dnya, son
luluun evrensel kapsam anlalyor. Bu erevede "ben" de ken
di sonluluuyla belirlenmitir: kendini bu yanda sonlu olarak kav
rar, sonlu ereklerin, grnlerin bak-noktasn temsil eder. Ken
di iindeki dngeme, bu zgrlk yalnz soyut olarak alndnda
saltk ide'nin etkinliinin biimsel esidir Bu tarzdaki kendini bil
me her eyden nce kendini istemektir. hem de her ey onda bu
istei uyandrmaktadr: o her trden nesne karsnda kendini bilen
znellik olmak zorundadr Kendi konusundaki kesinlii budur: eer
znelliin bundan da baka bir ierii olmuyorsa, bunu usun ig
dsne borludur -tpk dindarln da zneyi kurtarmaktan baka
bir amac olmad gibi. Bylece "ben" kendini en bata bilen zne

99

TARlHTE AKIL
olarak istememekte, tersine tm dolayszlyla sonlu varlk olarak
istemektedir: bu onun grn alandr. zel olarak neyse, onu is
temektedir. Buras tutkulann kesitii, bireyin kendi tikelliini ger
ekletirdii alandr. Bylece "ben" kendi sonlu varln gerekleti
rirse ikiye blnr. Atom ile bakas bylece uzlarsa bireyler mut

luluk denilen eye eriirler nk mutlu kii, kendisiyle uyum iinde


olan kiidir.Tarihe de mutluluk asndan baklabilir; ama tarih mut
luluun temeli olamaz.Tarihin mutlu sayfalan bo sayfalardr. Elbet
te dnya-tarihinde tatmin olma szkonusudur; ama bu mutluluk
la bir deildir; nk burada tatmin tikel ilgileri aan ereklerin ger
eklemesi karsnda duyulur. Dnya-tari i iin anlaml olan erek
lere soyut istemeyle, eneiyle vanlmaldr. Bu ereklerin ardna d
en dnya-tarihi bireyleri tatmine kavumu olsalar bile mutlu ol
may akllanndan geirmemilerdir.
Bu soyut etkinlik esini, tinin ta derinlerinde yatan genel ide ile
dandaki arasnda ba, yani medius terminus olarak, yani ide'yi ie
riden danya yerletiren ey olarak grmek gerekir. Danya ka
nldnda genellik ayn zamanda tikelleir. erde kalmak lm gibi
bir ey olacakt; nk soyutluktan kurtulamayacakt. Genellik, et
kinlik kazannca var olan bir eye dnr. Ters bir yoldan etkinlik
de ii-bo nesnellii kendinde ve kendisi iin olan zn grn
dzeyine kanr. imdiye dein ide'nin yol aynmn tek yanl olarak,
yani ide ile atomun ama kendi hakknda dnen atomun, birbirin
den aynlmas olarak gz nnde bulundurduk. Bu atom bir baka
s iin vardr; bakas da onun iin: bu nedenle etkinlik olarak kendi
iindeki sonsuz huzursuzluk biiminde dnlmesi gerekir. Bu ta
nm onun bir yann, bir ucunu meydana getirir; br yanyla ayn
zamanda dolaysz-olandr; yle ki her eyin maddeye, genele d
ntrlmesi ve yine her eyin maddeden, genelden dntrl-

1 00

FELSEFl DNYA - TARlHl


mesi, sattk istencin bilinip gerek klnmas onun bu dolayszlna
karlk gelir. Bu sonsuz birlik, yani ikiliin giderilmesi gds, ba
ka bir yol olarak aynlr. Sonluluun bak as diye bir ey olacaksa,
bu, kendi belirlenimlerini gerekletirdiinde, genele varolu kazan
dran bireysel etkinlikte ortaya kar. Bireyler kendi gerek, sonlu is
teklerinin peinden gittikleri, kendi zelliklerinin tadna varmaya a
ltklan lde, burada bir yandan genel anlamnda etkinlik szko
nusudur. te yandan ise, ayn zamanda, genel erekler, yani iyi, hak,
dev dnceleri kendilerini belli eder. Bu olmazsa, her ey ham,
keyfi bir duruma gelir; ama biz bunu geride braktk. Tikelin genel
letirilmesi, znenin trellikle eitimini salayan eydir: tam da bu
nunla trellik gereklik kazanr.Tikelliklerdeki bu genel-olan, zel iyi
lik adna ne varsa odur, yani trel olarak var olan ey. Bunun reti
mi, cansz bir srp gitme deildir, her ne kadar retim burada ko
runmaya almay ieriyorsa da, bu korunma daima meydana getir
me demektir Bu korunma, bu tre, bu geerli hak belirli olandr, ge
nel anlamda iyi deildir, soyuttur. dev duygusu herhangi bir top
rak parasn deil, ite u anavatan savunmay buyurur. Bireylerin
trel etkinlii iin model buradadr; her bireyce bilinen devler ve
yasalar, bunlann her birinin nesnel konumu buradadr nk iyilik
iin iyilik diye bo bir lafa yaayan gereklikte yer yoktur. Kii eylem
de bulunacaksa yalnzca iyilii amalamamal, fakat neyin iyi oldu
unu bilmelidir zel yaamn allm durumlan iin neyin iyi ya da
kt, hakl ya da haksz olduu bir devletin yasa ve trelerinde be
lirtilmitir. Bunu renmek g deildir.
yleyse bireylerin deeri, halkn tinine uygun olmalannda, onu
temsil etmelerinde, toplu yaamdaki ilerin zmrelere blnmesin
de ortaya kar. Bu zmrelere blnmenin kast tarznda olmama
s, kiinin karanna bal olmas devlet iindeki zgrln koulu-

101

TARlHTE AKIL
dur. Bu durumda bireyin ahlak ait olduu zmrenin devlerini ye
rine getirmesindedir: bunlan da bilmek kolaydr; nk zmre an
lan belirler. Bu ilikilerin tzsel yan us olarak bilin ir: dev denildi
inde sylenmek istenen de budur. devin ne olduunu incele
mek gereksiz bir kl krk yarma olurdu: ahlaksal konulan g bir ey
olarak grme eiliminin altnda devlerden kurtulma zlemi yatar.
Herkesin bir zmresi vardr; herkes hakl drst davrann hangisi
olduunu bilir. Gndelik zel ilikilerde hakly ve iyiyi ayrt etmenin
g olduu, bu konuda glk kanp titizlenmenin sekin bir ahlak
olduu syleniyorsa, bunu, daha ok bilinmesi hi de zor olmayan
devlerden kamaya alan kt niyet rrei olarak anlamak ge
rekir.Ya da hi deilse parman kolay kolay kprdatmayan, bunun
dnda kendi kendisiyle yetinip, ahlaktan haz alan dnce aylakl
vardr arkasnda.Ahlakn belirledii bir ilikinin doasnda tzsel
lik, dev duygusu vardr. ocuklann anne babalanna kar ilikisinin
doasnda da bu ilikiye uygun davranma devi yatar. Ya da tzel
ilikiyi alalm: birisine para borcum varsa tze asndan paray geri
vermem gerekir Burada bir zorluk yok. devin temelini vatanda
olarak yaama oluturur: bireylere baml meslekleri ve baml
devleri gsterilmitir: Ahlak da bunlann iinde yer alr.Her iki ucun birlemesi, yani genel ide'nin dolaysz gereklie
dnmesi ve ti kelliin genel doruya ykselmesi, ncelikle bu yan
lann birbirine kar kaytszlk iinde ayn kalmalan varsaymna gre
olur. Eylemde bulunanlar etkinliklerinde sonlu amalara, zel ilgile
re sahiptirler; ama ayn zaman bilen ve dnendirler. Bu nedenle
ereklerinin ieriine hak, iyi-olan, dev vb. ilgili genel, zl belirle
nimler sinmitir nk salt istee, yaban ve ham isteyie dnya
tarihi tiyatrosunda yer yoktur. Ayn zamanda erek ve eylemler iin
ynergeler ieren bu genel belirlenimler belirli bir ierik tarlar.

102

FELSEFl DNYA - TAR!Hl


Her birey bulunduu geliim basamana gre kendi halknn o
cuudur: Kimse yere basar gibi halknn tinine basp geemez. Yer
arlk merkezidir: bir cismin kendi merkezinden aynld tasarlanr
sa, bu ancak havada toz olup gitmesi biiminde olur. Ayn ey birey
iinde sylenebilir: Ama onun tze uygunluu kendindendir: halkn
kollad istenci bilin na getirmeli, konuturmaldr: Birey kendi
ieriini kendisi yaratmaz, yalnzca kendindeki tzsel ierii kullanr:
Herkesin trelliin btnn koruyacak biimde yararland
bu genelin karsnda, byk tarihte sz sahibi olan ama trel so
runlan da birlikte getirmekten uzak olmayan ikinci bir genel yer alr:
Daha nce ide'nin ilerleyiinden sz ederken bu ikinci genelin ne
rede ortaya ktna deinilmitir Bu genellik trel topluluk iinde
yer alamaz; nk orada kendi belirli genelinin karsnda tikel var
lk ahlakszlk, yalan dolan vb. olarak meydana gelir, ancak bu bast
nlrp ezilir: Buna karlk trel bir topluluk snrlanm olduu l
de, kendi stnde yer alan daha yksekteki bir genele sahiptir: bu
genel onu kracaktr: Bir oluumdan tekine gei de aslnda, daha
nce yer alan genelin onu zel bir eye dntren dnme yo
luyla kaldnlmasdr: Sonra gelen daha yksekteki genel, nceki t
rn yakn cinsi olarak, daha geerlilik kazanmamtr, ieride vardr:
bu da var olan gereklii sallantl bir duruma getirir, onda atlak
lara yol aar:
Tarihin gidiinde bir halkn, devletin, yaama dzeninin korun
mas nemli bir edir: Bireyler kendi etkinlikleriyle ortak yapya
katlrlar, zel katklanyla onu meydana getirirler: trel yaam by
lece korunur: teki e ise halk-tininin, byle var olup giderken
artk mrn tamamlad iin ortadan kalkmas, bununla birlik
te dnya-tarihinin, dnya-tininin yoluna devam etmesidir: Bireylerin
trel topluluk iindeki konumunu, ahlaksal davrann, devini sz-

103

TARHTE AKIL
konusu etmiyoruz; sz konusu olan yalnzca tinin, kendisinin daha
yksek bir kavramna doru gelimesi, ilerlemesi, ykselmesidir. Bu
da kendi kavramyla iini bitirmi olan nceki gerekliin deerden
dmesi, paralanp yklmasyla birlikte gider Bu yklma bir yandan
ide'nin ieride gelimesinin getirdii bir zorunluluktur, br yandan
ise ayn gelime bireylerin kendi eylemleriyle meydana getirdikleri,
yaptklan bir eydir.Tam da bu noktada srmekte olan, kabul edilen
devler, yasalar ve haklar ile bu d izgenin karsnda yer alan olanak
lar arasnda byk atmalar kar: dizge yaralanr, temelden sars
lr; ama ayn zamanda bu olanaklar iyi, sonu olarak duruma gre
yararl, zl ve zorunlu saylabilecek bir ierik de kazanr. Bu olanak
lar tarihin iinde yer alr: bir halkn ya da devletin varln korumas
na temel olan genelden daha baka trl bir geneli birlikte getirir
ler. Bu genel, retken ide'nin esidir, kendi kendisinin ardnda, ken
di kendisini hedef alan dorunun esi.
te bu daha yksek geneli kavrayan, onu kendilerine ama ya
pan, tinin daha yksek kavramna karlk gelen erei gerekleti
renler dnya-tarihindeki byk adamlardr. Bu adan bu bireyle
re kahraman/ar denilmelidir. Kendi ereklerini, mesleklerini sessiz sa
kin, dzenli dizgede, olaylann kutsanm gidiinde bulmazlar. Hakl
lklan kurulu dzenden deil, baka bir kaynaktan ileri gelir. imdiki
zamann henz ona almayan bir. kapsn alan gizli tindir bu: im
dinin kabuu iinde baka bir ekirdek gibidir. Ancak yerleik d
zenden sapan her ey, amalar, erekler, grler, ideal denilen ey
ler ayn biimde var olanlardan da aynlr. Macer.aclar da byle ide
allere sahiptir, var olanlara hi mi hi benzemeyen eyleri tasarla
yp ardlanndan giderler. Ancak bu tasanmlann, iyi nedenlerin, genel
ilkelerin bilinenlerden ayn olmas onlan hemen hakl klmaz.Yalnz
ca ierideki tinin kendi saltk gcyle yneldii ierik asl anlamnda

1 04

FELSEFl DNYA - TARlHl


ereklerin konusu olur: dnya-tarihinin bireyleri de kafalanna taktk
lan eyi deil, doru ve zorunlu bir eyi istemi ve meydana getir
mi, ilerine doan eyin zaman gelmi ve zorunlu bir ey olduu
nu bilen kiilerdir.
Bu tr oluumlann genel ide'nin e ve aamalan olduu nok
tasnda daha fazla aynm yaplabilir. Bu kavram felsefeye zgdr.
Dnya-tarihine mal olmu byk adamlann bu kavrama sahip ol
malan gerekmez; nk onlar uygulamann iindedirler.Yine de za
man geldii iin kendi yaptlann bilmekte, ona ynelmektedirler.
Yreklerinde yatan budur. Kendi dnyalannn bu genel, zorunlu, en
yksek basaman bilmek, bunu kendilerine ama edinmek, enei
lerini oraya aktmakt ileri. Gerekletirdikleri geneli kendilerinden
yarattlar ama bulgulamadlar; nk bu genel hep vardr, yalnz
ca onlar ortaya karmak onuruna erdiler. Genelin kendisinde bul
duklan bu i kaynak yeni olduu iin onu yaratm gibi gzkyor
lar, ayn nedenle meydana getirdikleri yeni koullar, eylemler, onla
nn meydana getirdikleri eyler onlann ilgi ve yaptlan gibi gzk
yor. Kendi alanndan hakllar.; nk grleri derine gidiyor.: dn
yalan, zamanlan iin ne dorudur, kavram nedir, bundan sonraki ge
nel nedir, biliyorlar. tekiler ise, dediimiz gibi, onlann bayra altn
da toplanyorlar; nk syledik/eri zamana uyuyor. Kendi dnya
lannda en derin grl kiiler bunlar, yaplacak eyi en iyi onlar bi
liyor, yaptklan da hakl. tekiler duygulanyla onlara boyun emek
zorundalar. Konumalan, eylemleri, sylenebilecek, yaplabilecek e
yin en iyisi.Tarihin byk bireyleri yalnz bu duruma gre anlalma
ldr. Onlarda hayranlk uyandran ey, yalnzca kendilerini tzsel ti
nin organlan haline getirmi olmalandr. Bireyin kendi genel tzy
le asl ilikisi budur. Bu, her eyin kendisinden kt tzdr, tek erek,
tek g, btn bu bireylerce tek istenen, o bireylerde tatminini ara-

105

TARiHTE AKIL
yan, gerekleen ey.Tam da bundan dolay bu bireyler dnyaya id
det getirirler, kendinde ve kendisi iin var olan tinin ereine uygun
eree sahip kiiler olduklan iin, saltk olarak hakldrlar, ama tmy
le kendilerine zg bir hakla.
Dnyann ne olaca henz bilinmiyor, insann erei ona biim
vermektir. Dnya-tarihindeki byk adamlann hedefi budur, bu he
defe vardklarnda tatmin duyarlar. Hala ortalarda olan, hala parla
yan ama aslnda yalnzca gerekmi gibi gzken eyin gszl
nn bilincindedirler. Onlarn iinde gelien tin, dnyaya geldiinde
dnyay amaya kararldr, kendisiyle ilgili bilinci artk honutsuzluk
iindedir; ama bu honutsuzlukla istedii eyi henz bulmu sayl
maz -istedii henz olumlu olarak var deildir- bu yzden olum
suz yan oluturur. nsanlara isteklerinin ne olduunu ilk bildirenler
dnya-tarihine mal olmu byk insanlardr. Zordur insann ne iste
diini bilmesi: gerekten de insan bir eyi isteyebilir; yine de olum
suz bir bak as iindedir, honutsuzdur, olumlu bir bilinci pekala
olmayabilir. Oysa bu bireyler, istedikleri eyin olumlu olduunu bili
yorlard. Bu bireyler ilk olarak kendilerini tatmin ederler, bakalar
n memnun etmek umurlannda deildir. Eer bunu isteseydiler i
leri ok zor olurdu; nk bakalan zamann ne istediini bilmez,
kendilerininse ne istemediini bilir yalnzca. Ancak dnya-tarihi bi
reylerine kar kmaya kalkmak bounadr. Yaptlarn ortaya
karmak iin hibir engel tanmazlar. in dorusu da budur, baka
lan, istediklerinin bu olduunu kastetmemi olsalar da uyarlar, ho
grrler. iddeti dsal, yabanc bir ey olarak. sahip olduklann d
ndkleri istein karsnda grseler de, iddet anlan aar. nk
ilerleyen tin btn bireylerin en ierideki ruhudur, en ieride oldu
u iin de bilinsizdir, onu byk adamlar bilinlendirir. Aslnda on
larn da istedikleri budur, iddet de kendi bilinli istemelerinin e-

1 06

FELSEFl DNYA TARlHl


-

likisinden ileri gelir. Bu nedenle bireyler bu ruh nder.lerini izler


ler; duyduklan iddet kendilerine kar kan kendi ilerindeki tinin
dayanlmaz iddetidir.
Bu dnya-tarihi bireylerinin yazgsna yeni bir bakla, onla
rn, genel tinin ilerlemesindeki basamaklardan biri olan bir ere
in savunucusu olma mutluluuna erdikleri sylenebilir. Ancak
kendi tzlerinden ayrt edilmi zneler olduklar lde, allm

anlamda mutlu olmamlardr. Mutlu olmak da istememilerdir; b


tn istekleri ereklerine varmakt: buna da alp abalayarak vard
lar. Kendi ereklerini, yani genel erei gerekletirerek tatmin bula
caklann anlamlard. Bakalannn gr ne olursa olsun bu erek
lerini srdrme yiitliini gsterdiler. Seimleri mutluluk deil, erek
leri uruna alp abalama, savamadr. Ereklerine vardklannda
bunun keyfini srmemiler; mutlu olmamlar.dr. Eylemleridir. anla
n olduklan ey yapan: doa ve karakterlerinin kapsamn tutkulany
la belirlemilerdir. Ereklerine vardlar myd, den ii bo kabuklara
benzerler Belki de ypratc olmutur onlar iin ereklerini gerek
letirmek, gerekletirdikleri anda da skender ya da cinayet kurba
n Sezar gibi erken lmler ya da Napoleon gibi srlmlerdir
u sorulabilir: kendileri iin ne kazanmlardr? Kazanlan kavramla
ndr; gerekletirdikleri erektir. Keyif sremediler; kazanlan bakay
d.Tarihi yaratan insanlann mutlu olarak nitelendirilen kiilerden ol
madklan, bu mutluluu ancak onlannkinden ok farkl d koullar
altndaki bir zel yaamn verecei dncesi korkun bir avuntu
dur: avuntu isteyen onu tarihte bulabilir. Ama bunu isteyecek olan,
her. trl bykl, yetkinlii kmsemeye kalkarak can skan,
bykle yalnzca karsndaki mutsuz olduu iin katlanabilen ks
kanlktr. Bylece bir denge bulmaya alr kskanlk. Son zaman
larda prenslerin tahtlannda mutlu olmadklan bkknlk verinceye

107

TARHTE AKIL

dek anlatld durdu, bunu anlatanlann amac kskanlk duymadkla


nn, kendilerinin deil de o kiilerin tahtta oturmasna aldrmadkla
nn gstermektir. Oysa zgr insan kskan deildir, byk insanlan
tanmaktan zevk ve kvan duyar.
Fakat byle byk insanlann evresinde, onlann tutkulann yan
llk olarak gren bir kskanlar srs toplanr. Gerekten de onlar
grne gre tutkulu saylabilirler, tutkuyla srklendikleri syle
nerek de iin ahlak yan vurgulanabilir. Elbette tutku insanlanyd on
lar, yani ereklerinin tutkusuyla doluydular, btn karakterlerini, ke
liklerini, yaradllann bu eree adadlar. Burada kendinde ve kendisi
iin zorunlu olan ey, tutku biiminde ortaya,kmaktadr. Byle b
yk i nsanlar yalnzca tutkulannn, keyfiliin ardndaym gibi gzk
yorlar; fakat istedikleri genel-olandr, budur pathoslan. Tutku, ben
liklerinin eneisinden baka bir ey deildir, bu olmadan hibir ey
meydana getiremezlerdi.
Tutkunun ve ide'nin erei bylece bir ve ayndr: tutku, karakte
rin ve genelin saltk birliidir. Burada tinin znel kalarak ide'yle z
de olmas, hayvans bir ey gibidir.
Deerli bir ey meydana getiren insan onu btn eneisiyle
meydana getirir: soukkanllkla unu ya da bunu seecek durum
da deildir unun ya da bunun ardnda komaz, asl byk erei ne
ise kendini ona vermitir.Tutku bu erein eneisi, bu istein belirle
nimidir. nsann kendi eneisini byle bir eye vermesi bir eit g
ddr, neredeyse hayvans bir eydir. Bu tutkuya evk veya cokun
luk da diyoruz.Ancak cokunluk deyimini ereklerin daha ideal, daha
genel trden olduu durumlar iin saklayalm. Politik insan cokulu
deildir, cokulu kiilerde bulunmayan gereki dnceye sahip ol
maldr.Tutku, insann deerli bir ey yaratmasnn kouludur: ahlak
d deildir. Bu cokunluun iinde doruya yer varsa, ayn zaman-

108

FELSEFi DNYA - TAR!HI


da kendini bilen bir cokunluk olur: bu doru ereklere nasl eriile
bilecei konusunda genel baka sahip olan kuramdr.
Baka dikkat edilecek bir nokta da, dnya-tarihi insanlannn, ge
nel tinin gereksinim duyduu byk eree varmakla yalnzca tat
min bulmakla kalmayp baka grnr kazanlar da elde ettikleridir.
Ereklerine ayn zamanda kendi erekleri olarak vardlar: bunlar bir
birinden aynlmaz, tatmin hem olgu asndan hem de kahramann
kendi asndandr. Bu kendileri iin olan yan, vanlan olgudan aynla
bilir ve byk insanlara kendi ereklerini izledikleri gsterilebilir; hat
ta yalnzca kendi ereklerini izledikleri iddia edilebilir. Gerekten de
bu insanlar n ve onura kavumulardr; kskanlklanndan tr k
nama hevesine kaplmam/arsa, adalan ve sonra gelenler tara
fndan tannmlardr.Ama insann, kendisini tatmin etmeyi istemek
sizin bir ey yapabileceini sanmak samalktr: Salt sonlu, tek tek
ereklere sahip olan aynlk znellik elbette genele boyun emeli
dir: Bu znelliin eylemi ide'nin eylemi olduu lde, o da tzsel
liin taycsdr:
Bu aynm yapanlar ruhbilimin okbilmileridir: bylece tutku
yu hrsla bir tutup o insanlann ahlakna glge drrler; eylemle
rinin sonulann erekleriymi gibi gsterip eylemlerini de bu erek
lerin ara/an olarak aalarlar; yalnzca ne kavumak, elde etmek
iin eylemde bulunduklann sylerler. Bylece rnein skender'in
abalan, zaptetme hrsyla aklanarak znel bir ey haline sokulur;
bu yzden de iyi olmad sylenir. Bu szmona ruhbilimsel g
r, btn eylemleri insan ruhuna yerletirip znel bir hava vere
rek aklamay bilir: eylemde bulunanlar her eyi irili ufakl hirslann
dan dolay yapmlardr; bu hrslan yznden de ahlakl insanlar de
illerdi. Makedonyal skender ksmen Yunanistan', sonra Asya'y ele
geirmedi mi, yleyse zaptetme hrs vard onda. Yaptklann n ve
1 09

TARlHTE AKIL
zaptetme hrsyla yapt, bunun kant kendisine n getirecek ey
leri yapmay semesidir. Hangi okul retmeni, Byk skender'in,
Sezar'n tutkulanyla davranan, bu nedenle de ahlaksz insanlar ol
duklann iddia etmemitir ki! Bundan da hemen bu retmenin
andklanndan daha stn bir kii olduu ortaya kar; nk by
le tutku lan yoktur: Asya'y ele geirmeye, Darius'u, Porus'u yenme
ye kalkmam, keyfince yaam, hem de yaatmtr:- Byle ruh
bilimciler, tarihteki kiilerin zel yaamlanndan tr sahip oldukla
n zellikleri ilk planda gz nnde bulundurur: nsan yer, ier, dost
lan, arkadalan vardr, zaman zaman duygulanr, hiddetlenir de. B
yk insanlann da byle zellikleri olmutu yemi imi, u yeme

i beenmi, o arab deil de bu arab ya da su imi olabilirler:


nl szdr: Bir uak iin kahraman yoktur, ben buna unu ekle

dim -Goethe de iki yl sonra yineledi- o kii kahraman olmad


iin deil, fakat teki uak olduu iin(3l. Uak, kahramann iz
melerini kanr, yatarken yardm eder, ampanya sevdiini bilir vb.
Uak iin kahraman yoktur: dnya iin, gereklik ve tarih iin vardr
kahraman. -Tarihe mal olmu karakterler byle ruhbilimci uakla
rn elinden kurtulamazlar: hizaya getirilir, bu ince insan uzmanlan
nn ahlakyla bir dzeye, hatta onun birka basamak aasna ko
nulurlar. Homeros'un krallarda kabahat bulan Thersites'i btn za
manlar iin rnektir: Geri Homeros'un zamannda olduu gibi ka
ln bir denekle onu dvme frsat her zaman domaz; ama ks
kanl, dik kafall kendine zarar verir; onu yiyip bitirecek olan
ey, harika amalarnn ve eletirilerin dnyada hibir baan kazan
mamasdr Bylece komusunda gld ey Thersitesciliin ken
di bana gelebilir
3

Kr. Hegel, Phanomenolog ie des Geistes, ed. johannes Hoffmeister, 1952, s. 468
[Tinin Grngbilimi, ev. Aziz Yardml, iDEA, lstanbul, 1986, s. 404] .

110

FELSEFl DNYA - TARlHl


Aynca bu trden ruhbilimsel okbilmilikte bir de eliki sz
konusudur. Kazanlan onur ve n, sanki bunlar amalanan eyler
micesine knanmaktadr. Dier yandan, byle insanlann yapmak is
tedikleri eylerin bakalannca kabul grmesi, yani onlann znel is
tenlerinin bakalannca saygyla karlanmas gerektii iddia edil
mektedir Zaten onurlandnlma ve nlenme, bu kabul grme ve o
insanlann istediklerinin doru olduunu gsterir. Dnya-tarihinin
bireyleri gerekte insanlann gnlnde yatan eyin yolunu izmi
lerdir.Yine de istenen bu kabul bir kez ortaya ktktan sonra, bu ki
iler n ve onur ardnda komakla sulanrlar. Bu sulamalara kar,
o kiilerin n ve onur ardnda olmadklann belirtmek yeter: nk
onlann hor grdkleri ey tam da buydu, yani allm olan eyler,
yzeysel sayg, deer verme. Asl bun lan hie sayd klan iin yaptla
nn meydana getirdiler, yoksa sradan insanlar olarak kalrlard ve bir
bakas tinin isteini yerine getirirdi.
Fakat bu kez de bu insanlar, bakalannn tanmasn [Anerken

nung] aramadklan, onlann grlerine tepeden baktklan iin su


lanrlar. Elbette onlann onuru kolay eyleri kmsemededir. Dn
yaya getirdikleri yenilik. onlann kendi amac olduu iin, onunla il
gili tasanm kendilerinde buldular, kendi ereklerine vardlar. By
lece tatmine kavutular Bakalannn elikisine karn onu istedi
ler, duyduklan tatmin de buradan ileri geliyor. Byk insanlar ken
di amalanyla tatmin olmay istemilerdir, yoksa bakalannn iyi ni
yetli amalanyla deil. Bakalannn amalanna aldrmadlar, onlann
sylemesine izin verseydiler ne kadar dar kafal, ne kadar arpk
dnceli olduklan ortaya kacakt: Her eyin iyisini onlar bildiler.
Sezar'n, Roma devletinin nasl olmas gerektii konusundaki tasan
m en doru tasanmd, yasalann auctoritas ve dignitas'a dayanmas
gerektiini ama dayanmadn, bu duruma bir son verilmesi gerek

TARlHTE AKIL
tiini biliyordu. Bunu gerekletirebildi; nk doruydu. Cicero'ya
bel balasayd, bir hi olup gidecekti. Sezar devletin bir yalan hali
ne geldiini, Cicero'nun bo szler sylediini, bu kntnn yeri
ne baka bir ey gelmesi gerektiini, devlete kendi verecei biimin
kanlmaz olduunu biliyordu. Bylelikle dnya-tarihi bireyleri ken
di byk ilgileri ve yararlan asndan baka nemli yararlan, kutsal
haklan ciddiye almam, zerlerine basp gemi, saymamlardr; bu
davranlan nedeniyle de knanmlardr. Ama onlann durumlann
ayn tutmak gerekir. lerleyen byk bir karakter yolunun zerinde
ki baz susuz iekleri ezer; ezmek zorundadr da.
Grlyor ki, tutkuyla birlikte ortaya kan zel ilgi ve yarar ge'

nelin eyleminden aynlamaz: nk genel-olan, zel ve belirli olan


ile bunun olumsuzlanmasnn sonucudur. zel-olana kendine zg
ayn bir ilgi karlk gelir dnya-tarihinde: Bu da sonlu bir eydir; y
leyse son bulacaktr. kiye blnp birbiriyle savaan zel ilgilerdir;
bunlardan bir taraf yenilmeye yargldr. Ama ite savatan, zelin
yenilgisinden genel doar. Genele bir zarar gelmez. Kartlann ara
sndaki savaa katlan, tehlikeye atlan, genel ide deildir: o saldn
ya uramadan, zarar grmeden arka planda kalr; ypransnlar diye
zel tutku lan cepheye yollar Tutku lan kendi amac iin kullanma
sna usun hilesi denilebilir; bylece usun kendini kendisiyle ortaya
koyduu ey yiter: zarar grr. nk grnlerin bir yan olum
suz, br yan olumludur: bireyler gzden kanlr; kurban edilir. de
varoluun ve geiciliin bedelini kendisi karlamaz, bireylerin tut
kulanna detir. Sezar kanlmaz olan yapmalyd, rm zgr
l frlatp atmalyd, bu kavgada kendisinin de sonu geldi; ama zo
runlu olan ey yine de kald: zgrlk, ide'ye gre, d koullar al
tnda gerekleti.

112

FELSEFi DNYA - TARlHl


Bireylerin ereklerini, tatmin duygularn gzden karlm,
mutluluklarm ise doal iddete, rastlantsalla kurban edilmi
grmekten ve kendilerini de genellikle ara kategorisine gre
ele almaktan holansak bile btn bunlar bizi yine de bir
yanyla sallantda brakacaktr. Bu bak asyla en yksek
bir eyi kavradmz dnmek bile bu kararszlmz or
tadan kaldrmayacaktr. Bunun nedeni, btn bu olaylarda,
onlarn hibirine bal olmayan, onlarn ilerinde yer almakla
birlikte kendinde ncesiz sonrasz ve tanrsal olan bir eyin
bulunmasdr. Bu da ahlaksallk, trellik, dinselliktir. Daha us
ereinin bireylerle etkinlik kazand sylenirken, bu konunun
znel yam, ilgi, gereksinim ve gdlerle, kiisel grlerle il
gili yam biimsel olarak tantlmt: ayn konunun sonsuz bir
hakla karmza ktnn gsterilmesi gerekmekteydi. Bir ara
tan sz ettiimizde, arac ilk olarak erein dnda, ona ait ol
mayan bir ey olarak dnrz. Oysa gerekte doal eyler,
ilerindeki en cansz olan bile, ara olarak kullanldnda,
ereklerini karlayacak bir yapda olmal, erekleriyle ortaklaa
bir yanlar bulunmaldr. nsanlar da en azndan bu tmyle
yzeysel anlamda us-ereklerin aralardrlar: bu erekler var
olduka yalnzca ierike onlardan ayrlarak zel ereklerini
gerekletirmezler, ayn zamanda o us-eree katlrlar ve bylece
kendinin-erei [Selbstzweck] haline gelirler - ierike insana
gre daha aa bir basama oluturan ve bylece hakl olarak
ara diye kullanlabilen, insan dndaki canllardan olduu gibi
biimsel bir erek+> deildir szkonusu olan. lnsanlar, bireyler
erein ieriine gre kendinin ereidirler de. Aracn kategorisi
-

olarak anlamak istediimiz ey de, yani ahlaksallk, trellik,


4

kma: Kam'a bak.

1 13

TARHTE AKIL
dinsellik de bu belirlenime sahiptir. lnsan yalnzca kendisin
deki tanrsal yan nedeniyle kendisinde erektir [Zweck in ihm

selbst]- balangtan beri us ve kendinde etkin, kendini be


lirleyici olarak tanmlanan zgrlk nedeniyle bu byledir.
Burada daha ayrntya girmeden, dinselliin, ahlaksalln vb.
bu noktada temellerini ve kaynaklarn bulduklarn, d zo
runluluk ve rastlantsall kendilerinde atklarn sylyoruz.
Ama unutmayalm, bunlar bireylerde ortaya ktklar, birey
sel zgrln takdirine brakldklar lde bizim ilgimizi
ekiyor: bu belirlenim asndan dinsel ve trel zayflama, bo
zulma, yok olma, bireylerin borcuna [Sch\,tld] yazlmakta.
nsanla onun yksek, saltk belirlenimi olarak damgasn
vuran ey iyiyi kty ayrt etmeyi, bunlardan birini semeyi

bilmesi - tek bir szckle, borlu olabilmesi, yalnzca ktlk


deil, iyilik borcu da olabilmesi, undan ya da bundan, ken
disinin olduu ve kendisinde olan her eyden deil fakat ken
di bireysel zgrln ilgilendiren iyi ve ktnn borcunu
tayabilmesidir. Yalnzca hayvan, gerek anlamda btnyle
borsuz ve susuzdur. Ancak bu noktada doabilecek yanl
anlamalar (rnein susuzluk denilen eyin -ktl bilecek
durumda olmamann- bylece hor grlp hie sayldn
sanmay) gidermek, zgrlk kavram zerine yaplacak
ayrntl bir aratrma kadar zorlu bir alma gerektirirdi.
Fakat erdemin, trelliin ve dinselliin tarihteki yazgsna
bakp da, yeryznde iyilerin ve dindarlarn ilerinin sk sk
ya da ou kez kt gittiinden, ktlerin ilerinin ise iyi
gittiinden yaknanlarn arasna katlmamalyz. lyi durumda
olmaktan ounlukla zengin olma, itibarl grnme anlalr.
Fakat szkonusu olan kendinde ve kendisi iin olan erek

1 14

FELSEFl DNYA - TARIHI


asndan ise, bireylerin ilerinin byle iyi ya da kt gitme
si ussal dnya-dzeninin bir esi saylamaz. Buna karlk
dnya-ereinden, bireylerin mutlu olma haklarndan daha faz
la bir hakla, iyi, trel ve hak yolundaki ereklerini uygulamaya
koyup salama balamas istenir. nsanlar ahlak ynnden

honutsuz brakan -bu honutsuzluktan memnundurlar- no


kta, zamann onlarn doru ve iyi bilikleri eylere deer ver
memesidir. Onlar bunlarn karsna hakl bildikleri ve olmas

gerektiini ngrdkleri eyi koyarlar. Bu eyin devlet ileriyle


ya da kendileriyle ilgili, kendileri iin kvan konusu olacak
trden olmas fark etmemektedir. Burada tatmin arayan tikel
ilgi ve tutku deil, tam tersine ustur, haktr, zgrlktr. Bu
aray ve iddia bu szlerle silahlanm olarak ban ykseltir,
dnya durumu ve olup bitenlere honutsuz olmann da te
sinde bakaldrr. Bu trden duygu ve grlere gereken yeri
vermek iin, ortaya konan iddialar, son derece kesin grleri
incelemek gerekirdi. Bu konularla ilgili genel dnceler hibir
zaman imdiki gibi bir iddiayla ortaya atlmamt. Tarih balca
bir tutkular savam gibi gzkyor. Zamanmzda ise, bu
savam, daha ok ksmen hakkn arayan dnceler ksmen
de bu daha yksekteki araylarn erevesi iinde anlamn bu
lan tutkularn ve zel ilgilerin arasnda geiyor gibidir. Usun
belirlenimi, saltk erek, bilinli zgrlk adna yaplan bu hak
iddialar, bylece bir yandan saltk erekler, br yandan din,
trellik ve ahlak olarak geerlilik kazanmaktalar.
Bu iddialarla ilikisi olan devleti birazdan ele alacaz. Din
sel, trel, ahlaksal erek ve durumlarn fanilii, yaralar almas
ve yok olup gitmesi konusunda ise -ilerde bu konuyu daha
yakndan ele almak zere- imdilik unu belirtmeliyiz: btn

1 15

TARlHTE AKIL
o tinsel glerin bu nitelikteki gler olarak tad hakllk su
gtrmez, ancak oluum biimleri ierik ve gereklik yolun
daki geliimleri snrl olabilir. lerinde tadklar ey, genel
yanlar sonsuzdur; ama bu nedenle d doann ilikilerine,
rastlantsalla boyun eerler. Bu yzden de bu yanlaryla gei
cidirler, krelir, yaralar alrlar. Din ve trellik, kendi ilerinde
genel zler olarak, bireyin ruhunda eitim ve geliimden nce
de asllarna ve kavramlarna uygunlukla var olma zelliine
sahiptirler. Snrl bir yaam sren birinin -bir obann, bir
kylnn- dinsellii, gelimemi younluu ve azla yetinen
yaln yaam koullaryla snrl olmasyla sonsuz deer kazanr.
Bu deer, bilgileri gelimi, zengin bir varoluun iliki ve
eylemlerinin iinde yaayan birinin dinsellik ve trelliinin
deerine denktir. Bu ierideki merkez, znel zgrln hakl
olduu bu yaln alan, bu istek, karar ve eylem oca, bireyin bor
cundan ve deerinden ayrlmayan, onun ncesiz sonrasz yarg
yeri olan vicdannn bu soyut ierii dokunulmaz bir eydir:
dnya-tarihinin kuru grltlerini duymadmz gibi, yalnzca
zamann yzeydeki deimelerinin deil, zgrlk kavramnn
zorunluluundan doan deimelerinin de dndadr. Ancak
genel olarak unu gzden karmamal: dnyada soylu ve yk
sek bulunarak hakl grlen her eyin stnde daha yksei
vardr. Dnya-tininin hakll btn zel hakllklarn tesine
geer: bunlara da hakkn o verir; ama onlar kendine ortak
yaparken yine de tikellii yarglar.
Dnya-tininin kendi kavramn gerekletirirken kulland

aralar zerine bu kadar yeter. Ksacas us, eyleyen zneler


iin tzel z olmakla birlikte, ilk olarak onlarn karanlk arka
plannda gzkyorsa bu znelerin eylemi soyuttur. Bireyleri
116

FELSEFi DNYA - TAR!Hl


yalnzca eyleyen kiiler olarak deil, yalnzca zel, kendile
riyle snrlanm erekleriyle deil, fakat din ve trellikleri
nin somut ieriiyle ele alrsak konu etrefilleir ve zorlar;
nk bu din ve trellikler ustan ve onun saltk hakllndan
pay alan belirlenimlerdir. Burada artk dpedz bir ara-erek
ilikisi geerliliini yitirir. Tinin saltk ereiyle ilgili ana bak
noktalarm ksaca gzden geirmi oluyoruz.
c) Tinin Gereklemesinin Malzemesi
nc nokta, bu aralarla gerekleen erein ne olduu,
onun gereklikteki oluumudur. Aralardan sz edildi; ama
znel sonlu bir erein uygulamaya konulmasnda, onun
gereklemesi iin bulunmas ya da salanmas gereken bir
de malzeme esi var. Sorulacak soru udur: ussal son-erein
uygulanaca malzeme hangisidir?
Tarihsel yaamdaki deimeler, iinde kendilerini gsterdikleri
bir eyi varsayarlar: Fakat grdmz gibi, bu deimeler znel is
tenle varlk sahnesine konmulardr: yleyse burada da ilk akla ge
len yan yine znedir, insann gereksinimleridir, znellik adna ne var
sa odur: Ussal-olan ey, insann bilme ve istemesinde, bu malzeme
de varln kazanr: znel isten, bir gerekliin doruluu olan, y
neldii erek asndan, dnya-tarihindeki byk bir tutku olarak ele
alnd. Bu erein gereklikte doru bir karl vardr: znel isten
snrl tutkulara bamldr ve tikel ereklerinin ancak bu bamllk
iinde tatmin edildiini grr: Fakat gsterdiimiz gibi, onun bir de
tzsel bir yaam, zne uygun olarak iinde yaad bir gereklii
vardr, bu gereklii kendisine varolu erei yapar Bu zsel yan, yani
znel istenle genelin oluturduu birlik, trel btndr, somut bi
imiyle de devlet. Devlet, bireyin -birey geneli bilip istedii ve ona

117

TARHTE AKIL
inand lde- kendisinde zgrlne sahip olduu ve tadn
kard gerekliktir: Devlet bylece teki somut yanlann, tzenin,
sanatn, trelerin, yaamn rahatlklannn buluma noktas olur Dev
lette zgrlk nesneleir ve olumlu olarak gerekleir: Ancak bunu,
tek kiinin znel istenci genel isten sayesinde uygulama buluyor
mu, bu uygulamann keyfini sryormu ve genel isten onun iin
bir aram gibi dnmemek gerekir: Devlet, herkesin yaamna k
stlamalar getiren bir insan birliktelii de deildir: Eer znelerden
her birinin kendi zgrln, herkese kk bir zgrlk alan b
rakan genel bir snrlama ve kstlamayla kazand sanlrsa, zgr
lk yalnzca olumsuz biimde dnlm olur: tersine hak, trel

lik, devlet, yalnz bunlardr olumlu anlamda zgrlk. zgrlk yal


nz bunlarla zgrlk olur:Tek kiinin keyf davranlan zgrlk de
ildir Kstlanan zgrlk, tek tek gereksinimlerle ilgili olan, cannn
istedii gibi davranma zgrldr:
nsan yalnzca devlette ussal varla kavuur Eitimin tm amac,
bireyi znellikten kurtanp ona devlet iinde nesnellik kazandrmak
tr Elbette bir birey, devleti u ya da bu isteine erimek iin ara
olarak kullanabilir: Ancak aslolan, herkesin kendisinin bir eyi iste
mesi ve o eyle, i ve durumla ilgisiz olan bir: yana atmasdr: nsan
btn insanln devlete borludur:: z yalnzca oradadr: nsan sa
hip olduu btn deere, tm tinsel gereklie devlet sayesinde sa
hiptir: nk onun tinsel gereklii, bilen kii olarak kendi znn,
us yannn onun iin nesnelemesi, nesnellik ve dolaysz bir varolu
kazanmasdr: ancak byle bilinlenir, ancak byle trel olur, devle
tin tzel yaamnda yerini alr nk doru-olan genel ve znel is
tencin birliidir: genel-olan da devlette, yasalarla, genel ve usa uy
gun belirlenimlerle ortaya kar:
znel isten, yani tutku, eyleyicidir, gerekletiricidir, ide ise ie
ride yer alr: devlet var olan, gerek trel yaamdr nk devlet

1 18

FELSEF DNYA - TARlHl


genel, zsel isten ile znel istencin birliidir, bu da trelliktir Bu
birliin iinde yaayan bireyin trel bir yaam, bu tzsellikten ay
nlmayan bir deeri olur. Sophok/es'in Antigone'u yle der: Tann
sa! buyruklann dn bugn yoktur, sonsuz olarak yaarlar, kimse
ne zaman ortaya ktklann syleyemez.Trelliin yasalan rastlan
tsal deildir, ussalln ta kendisidir. nsanlann gerek eylemlerinde
ve dncelerinde yalnzca tzselin geerli olup bu geerliliin ka
lc olmas, ite devletin amac budur. Usun saltk yarannadr bu t
rel btnn var olmas: kahramanlann, her ne kadar tam yetkinlik
le olmasa da, devletleri kurma yolundaki hak iddialan ve buna kat
klan da usun yarannadr. Devlet, yurttalarn yz suyu hrmeti
ne var deildir. Denilebilir ki, devlet erektir, tekiler de aletleri.Yine
de bu erek-ara ilikisi genel olarak buraya uymuyor. nk devlet
yurttalann karsnda yer alan soyut bir ey deildir: tersine hi
bir organn ne erek ne de ara olduu organik yaamn eleri gi
bidir yurttalar. Devletin tannsal yan, yeryznde var olduu bii
miyle ide'dir.
Devletin z trel canllktr Bu da genel ve znel istenlerin
birlemesinde ortaya kar. sten etkinliktir, bu etkinlik znel isten
olarak d dnyada kartn bulur. stencin ilkesi kendi-iin-olmadr:
bu da dlanmay ve sonluluu getirir. nsann istencinin snrsz, d
ncesinin ise snrl olduu doru deildir, doru-olan bunun tam
tersidir. Buna karlk isten, kendinde ve kendisi iin olduu bii
me gre ele alnacak olursa, bylece d dnyann kart olmak
tan kp, btnyle genel bir ey haline gelir. Artk isten kendinde
gtr, genel gcn, doann ve tinin zdr. Bu z, doann ve ti
nin efendisi gibi dnlebilir. Bu zne, doann ve tinin bu efendisi
yine de baka bir eyin karsnda yer alr. Oysa saltk g kendisin
den baka bir eyin deil kendi kendisinin efendisidir, kendi iindeki

1 19

TARlHTE AKIL
dngemedir, kiiliktir. Bu kendi iindeki dngeme kendisiyle ya
ln bir ilikidir, bir var.olutur: g, kendindeki dngeme olarak. do
laysz gerekliktir Bu gereklik ise bilmek demektir, giderek bilen kii
olmak demektir, bu da insan bireyidir. Genel tin insan bilinci olarak
vardr. nsan bu varolutur, bilmenin bu kendisi-iin-olmasdr. Tin,
kendini bilen, kendini zne olarak alan tin olduu lde dolaysz
bir varolu olarak karmza kar: bu da insan bilincidir.
Genel istence uygun davranmak. yani devlet iin geerli olan
neyse onu kendine genel erek yapmak bir alkanlktr. En ilkel dev
lette bile bir istencin tekine boyun ediini gryoruz: ama bu bi
reyin kendi istenci olmamas anlamnda deildir, kendi tikel istenci
nin geerli olmamas anlamndadr. nsann aklna birdenbire gelen
fikirlerin, gelip geici isteklerin geerlilii yoktur. Daha gelimemi
durumdaki byle bir devlette de istencin tikel yanndan vazgeilir,
zl-olan genel istentir. Tikel isten az da olsa baskya girerse, ken
di iine ekilir. Genelin varl iin zorunlu ilk e, burada devlet
te ortaya kan bilme, dnme esidir.Yalnz bu taban zerinde,
yani devlette sanat ve din diye bir ey olabilir. Kendilerini kendi ile
rinde ussal biimde rgtlemi halklan gz nnde bulunduruyo
ruz. Dnya-tarihinde yalnz devlet kurmu halklann sz edilebilir.
lssz bir adada, her eyden soyutlanm olarak devlet kurulabilecei
sanlmasn. Geri tarihteki btn byk adamlar yaptlann tek ba
na meydana getirdiler; ama onlar, devletin zaten meydana getirmi
olduu ey ne ise onu kendileri iin istemilerdir. Genel-olan, tek
bir insann kafasndaki bir ey deildir, varolu alanna girmesi ge
rekir. Devlet ite genelin geerlilik kazand varolu alandr. Bura
da isellik ayn zamanda danda ve gerektir. Gereklik elbette d
sal okluu getirir; ama okluk burada genelliiyle kavranmaktadr.

120

FELSEF DNYA - TAR!Hl


Genel ide devlette grn alanna girer. Grn deyiminin bu
rada allm anlamda kullanlmadna dikkat etmek gerekir. All
m anlamna gre erk [Kraft] ile grn, birini zl, tekini z
sz, dsal sayarak ayrmaktayz. Ancak erk kategorisinde henz so
mut bir belirlenim yoktur. Bunun karsnda tin, yani somut kav
ram neredeyse, orada grn zllk kazanr Grnn ken
dinden ayrt etmesi tinin kendi eylemidir; eylemletirmedir. Eylemi,
insann olduu eydir; eylemlerinin dizisi kendisini yapt eyi gs
terir Bylece tin zde eneidir; grnnden soyutlama yapla
maz. Tin grnerek kendini belli klar; somut doasnn esi bu
dur: kendini belirlemeyen tin, an lakn soyutlamasdr. Tinin grn
kendini belirlemesidir; bu grn devletler ve bireylerdeki bi
imiyle ele alacaz.
Tinsel birey olarak halk, kendi iinde yelere aynlarak organik
bir btn oluturduu lde devlet olur. Bu adlandrma, devlet ve
tzesiyle, din, bilim ve sanattan ayn olarak yalnzca politik yan sy
lenmek istendii iin iki anlaml oluyor. Fakat burada devleti daha
geni bir anlamda, hkmdarlk [Reich] ifadesinde olduu gibi tinsel
grnyle anlamak, almak gerekir. Demek ki halk tinsel bir birey
olarak dnyor ve onda ncelikle dsal yan vurgulamak yerine,
zaten halkn tini diye adlandrdmz eyi, yani doru olarak olduu
eyi, zne ilikin kendisinin-bili ncini, kendisi iin doru olan ney
se onu, bir halkta yaayan ve ona egemen olan tinsel gleri ele
alyoruz. Bir devlette ortaya kan ve bilinen genellik, var olan her
eyi iine alabilen form olarak, bir ulusun kltrn meydana geti
ren eydir. Bu genellik formunu kazanan ve devletin oluturduu ve
somut gereklie karlk gelen belirli ierik ise ha/km tininin kendisi
dir. Gerek devlet tek tek btn ilerinde, savalannda, kurumlann
da vb. bu tin tarafndan ynetilir. Buradaki tinsel ierik salamdr; da-

121

TARHTE AKIL
yanakldr; keyfiliin, tikelliin, insann aklna birdenbire gelen fikirle
rin, bireyselliin, rastlantnn tesindedir. Bunlarla doasnn bir iliki
si yoktur: bir kentin, bir tarlann zerinden kalkp uuan toz gibidir
bunlar. Bu tinsel ierik. halkn tini olduu lde ayn zamanda bire
ye zn verir. O insanlar birbirine balayan kutsal eydir.Tm zel
mutluluklann, zel isteklerin kendisine bal olduu tek ve ayn ya
amdr; o byk bir varlk. byk bir erek. byk bir ieriktir.
O halde devlet, dnya-tarihinin daha yakndan belirlenmi ko
nusudur; zgrlk onda nesnelli k kazanr ve bu nesnelliin tadn
kararak yaar. nk yasa, tinin nesnelliidir; dorulanm istentir.
Yalnzca yasaya boyun een isten zgrdr: nnde boyun edi
i ey kendisi olduu, kendisinde kald ve bylece zgr olduu
iin. Devlet ya da anavatan, vatandalar yasalara boyun edirerek
onlann znel istenlerinden bir varolu ortakl meydana getirdii
lde, zgrlk ve zorunluluk kartl ortadan kalkar. Ussal-olan
tzselliiyle zorunludur; biz de onu yasa olarak tandmz ve kendi
zmzn tz olarak bildiimiz lde zgrz: bu durumda nes
nel ve znel isten barr ve ayn aydnlk btnde birleir. nk
devletin trellii, herkesin kendi kansnn egemen olduu dn
genmi ahlak deildir: bu daha ok amzn grdr; buna kar
lk gerek ve antik grn temelinde herkesin bir devi olduu
dncesi yatar. Atinal bir yurtta igdsnn kendisine gster
dii ey neyse onu yapyordu. Kendi eylemimin konusu olan eye
ilikin dngediimde, bunu istencimle yaptm bilinci uyanmaldr
bende. Trellik ise devdir; tzsel haktr; hakl olarak denildii gibi
ikinci doadr. Bunun da nedeni insann ilk doasnn dolaysz, hay
vans varl olmasdr.
Devletin doasnn ne olduu anlatld. Burada bu konuyla
ilgili olarak zamanmzn kuramlarnda nyargya dnm
122

FELSEFi DNYA TARlHI


-

eitli yanllarn bulunduunu hatrlamak gerekir. Bunlardan


yalnzca birkan, zellikle tarihin ereiyle ilgili olanlar ele al
mak istiyoruz.
llk karmza kan gr, zgrln gereklemesi ola
rak tanmladmz devlet kavramnn tam kartdr: insann
doadan zgr olduu, toplumda ve kanlmaz olarak
iine girdii devlette ise bu doal zgrle snr koymak
zorunluluunun doduu sylenir. insann doadan zgr
olduu tmyle dorudur, eer bundan kavramna, aynca be
lirlenimine gre yalnzca kendinde zgr olduu anlalyorsa
bir nesnenin doas kavramndan baka bir ey olamaz. Ancak
bundan ayn zamanda insann yalnzca kendi doal dolaysz
varlna gre nasl olduu anlalmakta ve tmcenin anlamna
bu da eklenmektedir. Bylece insann doal haklarna sahip
olduu, snrsz bir uygulamayla zgrlnn tam tadna
vard bir doal durum varsaylmaktadr. Bu varsaymn ta
rihsel geerlilii yoktur -onu ciddiye alarak byle bir durumun
gnmzde ya da gemite bir yerde ortaya ktn kantlamak
g olurdu. Elbette insann yabanilik iinde yaad durumlar
gsterilebilir; ama bunlar kaba isteklerle ve iddet eylemleriyle
balantldrlar, ne kadar ok gelimemi olsalar da zgrl
kstlayan toplumsal dzenlemelerle birlikte ortaya karlar. Bu
varsaym; kuramsal dncenin kark tasarmlarndan biridir,
azndan kard, sonra da tarihsel bir kant bulunmadan gerek ss verdii szlere dayanr .
Tarihe doal bir durumla, bir susuzluk durumuyla balanmak
isteniyor: Bizim tin kavrammza gre, tinin bu ilk durumu, onun he
nz gereklik kazanmad bir zgr olmay durumudur: Bu gr
n temelinde bir yanl anlama yatmaktadr Eer doa szc bir

1 23

TARHTE AKIL
eyin zn, kavramn anlatyorsa, doal durum, doal hak, i nsa
nn kendi kavramna, tinin kavramna gre sahip olduu durum ve
hakk gstermektedir. Ama bu nokta tinin doal durumunda oldu
u eyle kantnlmamaldr. Bu durum zgr olmay, duyusal gr
iinde yaay durumudur: Exeundum est e statu naturae (Spino

za). Bu nedenledir ki, insanln ilk durumunu anlatan gelenekler


le, rnein Musevi geleneiyle ie balamyoruz ve gelenee, ora
da biliciliin gereklemeye balad noktada deiniyoruz. Gelenek
burada tarihsel kimlik kazanmaya balyor: daha nce asla halklann
kltrnn bir paras olmamt.
Eer byle bir doal durumu ampirik olarak varoluta
buluyorsak, bunu onun kavramna borluyuz. Dolayszn ve
doaln idealitesi olarak zgrln kendisi dolaysz ve doal
bir ey deildir, daha ok kazanlmas gereken bir eydir, bu
kazanlma da bilme ve istemenin eitimden geiini salayacak
sonsuz bir dolaym yoluyla olur. Bu nedenle doal durum daha
ok hakszlk, iddet, dizginlenmemi doal igd, insanlk d
eylemler ve duygulanmlar durumudur. Bu duruma en bata
toplum ve devlet tarafndan snrlar getirilir: duygulanmlar
ve kaba igdler, ama ayn zamanda zerinde dngenmi
keyfilikler, kltrn yaratt gereksinimler, istek ve tutkular
snrlanr. Bu snrlama, zgrlk bilin ve isteyiinin aslna,
yani usa ve kavramna uygunlukla ilk nce gereklik alanna
girmesini salayan dolaymn bir parasdr. Kavramnn gerei
olarak zgrl zgrlk yapan eyler hak ve trelliktir: bun
lar da kendinde ve kendisi iin olan genel zsellikler, nesneler
ve ereklerdir. Kendini duyusallktan ayrarak geliimini ona
kar yapan dnme etkinlii, bu zsellik, nesne ve erekleri
ortaya karr; ama ayn etkinlik ncelikle onlar yeniden duyu-

1 24

FELSEF DNYA - TARlHl


sal isten alanna, hem de bu istenci zorlayarak sokmal, orayla
kaynatrmaldr. zgrl yalnz biimsel, znel anlamda,
asl zn meydana getiren nesne ve ereklerden soyutlayarak
ele almak hep yaplan bir yanllktr: bylelikle tek-kii olarak
bireyin ierii neyse onun yalnzca bir yann oluturan igd,
istek, tutku, istediini yapma ve keyfilik zgrlk olarak kabul
edilir, bunlarn snrlanmas da zgrln snrlanmas sanlr.
Oysa bylesi snrlama daha ok zgrlemenin kouludur.
Toplum ve devlet daha ok zgrln iinde gerekletii
durumlardr.
lkinci olarak hakkn yasal biim kazanmasna kar kan
baka bir tasarm ele almak gerekiyor. Ataerkillik durumu ya
toplumun btn ya da baz blmleri iin, tzel eyle bir
likte tre ve duygu esinin de tatmine kavutuunu, adale
tin ierik asndan da yalnzca bunlarla bant iinde yerine
getirildiini gsteren durum olarak kabul edilmektedir. Ataer
killik durumunun temelinde aile ilikisi bulunmaktadr. Aile
ilikisi en bata trellii dile getirir. Devletin temsil ettii trel
lik ise ikinci, bilinle gelimi trelliktir. Ataerkil aile ilikisi
bir gei durumunu gsterir: aile oktan bir kavim ya da halk
haline gelmi, aileyi birletiren ba, bir sevgi ve gven ba
olmaktan km, bir hizmet ba haline gelmitir. -tk olarak
aile trelliinin ne olduunu grelim. Aile tek bir kii gibidir:
yeleri kendi kiiliklerinden (bununla birlikte tzel ilikiden,
ayrca daha baka zel kar ve bencilliklerden de) ya birbir
leri iin vazgemilerdir (anne babalar) ya da bu kiilie henz
varmamlardr (ilk olarak daha nce anlatlan doal durum
iinde bulunan ocuklar). Bylece de duygu birlii iindedirler,
birbirlerine sevgi, gven duyarlar, inanrlar: sevgide birey ken-

1 25

TARlHTE AKIL
di bilincini teki bireyin bilincinde edinir, o bilinte dlar,
karlkl dlama iinde bulur. Gereksinimlerin ve yaamn
d koullarnn gerektirdii yarar ve kar ilikileri, rnein
aile iinde ocuklarn yetitirilmesinde olduu gibi, ortak bir
erei oluturur. Ailenin tini, penatlarC5J, tpk devlette ortaya
kan halk-tinigibi zsel bir tzdr ve her ikisinde de trellik,
bireysel kiilik ve ilgilerden vazgeilmesini, bunlarn duygu ,
bilin ve istek olarak bir yana braklmasn gerektirir. Ancak
ailedeki bu birlik znde duyusaldr, doallkla erevelenmi
olarak kalr. Ailenin kutsallnn devlete en derin saygyla
karlanmas gerekir: nk devlet onun sayesinde uyruklar
arasnda, kendi btnln oluturacak temeli oluturan
bireyleri bulur. Bu bireyler ise, devlet iinde trellemilerdir
(yoksa kendilerinden byle deildirler) . Ancak ailenin ataer
kil bir btne doru genilemesi, kan ban, yani bu teme
lin doal yann aar ve bunun da tesinde bireylerin kiilik
dzeyinde gelime gstermeleri aranr.
Ataerkil ilikiyi daha geni kapsamyla ele almak bizi teo
kratik devlet biimine vardracaktr: ataerkil kabilenin ba
ayn zamanda bu kabilenin din bydr. Aile henz toplum
ve devletten ayrlmamsa, dinin aileden ayrlmas da henz
olmam demektir, hele kutsallk duygu olarak yayorsa bu
ayrma daha az olacak demektir.
Dnyada byle durumlara ok fazla rastlanyor: devletler de
ksmen ailelerin birlemesiyle oluuyor: Aile de trel bir btndr;
ama tin burada sevgi biimindedir: Yine burada da her ye kendi
ni btne ait olarak grmektedir: bencillikle kendisi iin deil, b
tn aile iin almaktadr: Fakat devletin tini bu trellikten, penat5

Romallar ve Etrsklerde aileyi koruyan tanrlar -yn.

1 26

FELSEFl DNYA - TAR!Hl


lann trelliinden ayndr. Devlette tin, sevgi, duygu biiminde deil,
bilin, isteme ve bilme biiminde vardr. Devletin gznde ailenin
genellii doal bir aama gibidir: treler, trel varln dolaysz var
olma biimidir. Ama devleti devlet yapan yasalardr.Yani tre dpe
dz dolaysz bir biimde deil, asl genelliiyle, bu genelliin bilinme
siyle vardr. Genelin bilinmesi, devletin tinsel ynn oluturur. Bi
rey yasalara boyun eer ve bu boyun emeyle zgr olduunu bi
lir: bylelikle kendi istenciyle karlar. yleyse burada bilme ve is
teme birleir. Bundan tr de devlette bireylerin bamszl sz
konusudur: nk onlar bilen kiilerdir, yani bildikleri genelin kar
sna kendi benliklerini koyarlar Ailede bu bamszlk yoktur: onun
yelerini birletiren ey doal igddr. Kendilerindeki dnge
meyle ilk nce devlette var olurlar Devlette, bireylerin karsnda
duran, onlara kar olan ey ile onlann bamszlnn aynm balar.
Devleti kendinde somut bir varlk yapan us esidir bu.
Halkn kendi iinde nasl aynm kazand konusunu, tinin kendi
etkinliiyle kendini belirlemesini ve bundan tr de grnnn
zsel bir zorunluluk kazanmasn daha yakndan incelemek gereki
yor. nk tin bylece tin olmaktadr. Bir halktan sz ettiimizde,
onun tininin aynt gleri aklayabilmeliyiz. Bu zel gler, din,
anayasa, yurttalk hakkn iine alacak biimde tzel d izge, endstri,
mesleklerin btn, sanatlar, bilim ve haklan birbirinden ayran as
keri yn, cesaret yndr. Konuyu genel olarak ele alrsak, bu birbi
rinden aynlan eler ortaya kar. Bir halkn tarihinde kendini gs
teren btn ynler birbirine sk skya baldr. Bir halkn tarihi, tinin,
kendisiyle ilgili olarak sahip olduu kavramn damgasn eitli alan
lara basmasndan baka bir ey deildir. Bu alanlar devlet, din, sa
nat, tze, baka uluslarla ilikilerdir; btn bunlar, tinin kendisiyle ilgi
li kavramn gerekletirme, kendini grme, kendini hazr bir dnya

127

TARiHTE AKIL
olarak bilme -tpk sanatnn kendi zn yapt olarak keyifle kar
sna koymasnda olduu gibi- kendisine kendi yapt olarak sahip
olma biimleridir. Halk-tininin rnleri arasnda, dediimiz gibi, ayn
zamanda din vb. var. Bunlar onun alnyazsdr, eylemleridir: kendi
kavramnn anlatmndan baka bir ey deildir. Bir halkn dini, yasa
lan, trellii, bilimlerin, sanatlann, tzel ilikilerin durumu, baanla
n, fiziksel gereksinimlerini karlamas iin endstri, tm alnna yaz
lanlar, savata ve banta komulanyla ilikileri, bunlann hepsi ieri
den birbirine baldr. Montesquieu'nun saptad, incelikleriyle ile
yip gstermeye alt bir noktadr bu. Bu nokta ok ynlly
le nemlidir, rnein Hint dininin Avruphlann tinsel zgrly
le ve birbirinden oun uzak olan anayasalann belli bir dinle ba
damamas gibi. Dier yandan bu konu bo szlere de ok uygun
dur Adet olduu zere, byle eyler her frsatta sylenir, die do
kunur hibir ey anlatlmadan sayfalar, kitaplar doldurulur. Baz sa
natlan yksek bir yetkinlik derecesine vardran halklar vardr, rne
in inliler ve Hintliler. inliler nasl kullanacaklann bilmeden baru
tu buldular; Hintlilerde ise iir sanat ok parlak rnler verdi, ama
sanat anlan zgrle, hak kavramna vardrmad. Tek tk rettik
leri bu eylere yzeysel olarak bakp da bundan kltrlerinin her
alanda byle olduu sonucu kanlmas ok byk bir yanllk olur.
Dnp dolap geleceimiz nokta ne trden bir balamn gerek
ten var olduu noktasdr. Ama iin bu yanna nem verilmiyor, sa
nlyor ki eitli belirlenimlerin hepsi birbiriyle balantldr: oysa bu
rada eitli yanlara egemen olan belirleyici tinsel bir ilke szkonu
sudur. Bu ilke halktaki kendisinin-bilincidir; halklann alnyazsn etkile
yen g odur. Bir halkn kltrnn eitli yanlan, tinin kendi kendi
siyle ilikileridir: tin halklara kendisi biim verir, tini tanrsak ancak o
zaman ilikileri tanmaya balanz. Halk-tininin tzsellii ruhlara ye-

1 28

FELSEFl DNYA - TARlHl


ralt dnyasnn yolunu gsteren Hermes gibi dnlmeli, o da bu
tzselliiyle bir halkn bireylerinin ncs ve rehberi olur. Bireylerin
nemi de burada ortaya kar.
Devletin bireylerde yaamasna, bu canlla trellik denir. Dev
letin yasalan ve dzenlemeleri bireyin yasalan ve dzenlemeleri
dir: szkonusu olan onun haklandr; kendi vatan, anavatan olarak
doas, topra hava ve sulan zerindeki kullanma ve mlkiyet hak
k buraya girer. Bu devletin tarihi, eylemleri ve atalannn eylemle
ri onundur; anlannda yaarlar; onlann baanlan da imdi ona ait
tir. Sahip kt lde hepsi ona aittir; nk btn bunlar bireyin
tzn, varln meydana getirir. Tasanmlarda bunlar canl kalr; is
tenci yasalann, anavatann isteklerinden aynlmaz. Bir ngilize sorun,
size kendisinin ve yurttalannn Gney Hindistan ve Okyanus'u el
lerine geirdiklerini, dnya tecimine egemen olduklann, parlamen
tolan ve yeminli yarglan olduunu vb. anlatacaktr. Bir halkn z
n ve tinini meydana getiren ite bu tinsel ortaklktr. Tinsel oldu
u iin de btn belirlenimlerini yaln bir zde toplayarak kendisi
ni tek bir g, tek bir z biiminde saptamaldr rnein Athene iki
anlamldr.: kendi btnlnde devlettir ve bu btnln tini ola
rak tannadr. Bireyler halka aittir: her birey kendi halknn ocuu
dur; hem de devlet gelime iinde olduu lde kendi zamannn
ocuudur. Kimse kendi zamannn gerisinde deildir; onu aamad
gibi. Bu tinsel z onundur; onu temsil eder: kendisinden kt ve
aynca zerinde durduu eydir. Bu nokta her bireydeki nesnel yan
meydana getirir; bunun dnda her ey biimseldir
Szkonusu olan halk-tini belli bir tindir, az nce sylendii
gibi de, geliiminin tarihsel aamasna gre belirlidir. Bu tin
halkn bilincinin tantlan baka formlarn temellendirir, on
lara ieriini verir. nk tin, kendisine ilikin bilinci nedeniyle

1 29

TARHTE AKIL
kendisine nesne olmaldr, nesnellik de hemen aynmlar getirir. Bu
ayrmlar nesnel tinin ayn ayn alanlanna karlk gelir, bunlardan
da bir btnlk doar, tpk ruh dediimiz eyin kendi yelerinin
bir dizgesi olmas, bu yelerin yaln bir birlik kuracak biimde bir
araya gelmelerinden olumas gibi. Tin kendi zselliine gre

zn kendisidir, Tanr olarak tasarlanan, saylan ve sevilen bir


bireyselliktir: -bu dinde byledir- sanatta kendini imge ve gr
olarak gsterir ve felsefede dnce yoluyla tannp kavranr.
Btn bu oluumlar tz, ierik ve nesnelerinin temel zdelii
nedeniyle, devletin tininden ayrlmaz bir btn meydana ge
tirirler: yalnzca bu dinle birlikte bu devlet biimi var olabi
1
lir, tpk bu devlette yalnzca bu felsefe ve bu sanaton ortaya
kabilecei gibi.
Bu gr, devletlerin anayasalarn dinden bamsz olarak
kaleme alp yrrle sokmak isteyen gnmze zg budalalk
karsnda ayr bir nem kazanmaktadr. Katoliklik -her ne
kadar Protestanlkla birlikte ayn Hristiyan dini iinde yer
alyorsa da - Protestanlk ilkelerine gre hakl grlen, devle
tin i adaletini ve trelliini tanmamaktadr. Devlet haklarnn,
anayasann bu biimde ayrlmas, hakk ve trellii kendinde,
tzsel bir ey olarak tanmayan Katolikliin bu tutumu nede
niyle kanlmaz oluyor. Ancak isellikten, insan vicdannn
varabilecei bu en son kutsallk derecesinden, dinin asl ma
kam ve yerini bulduu bu sessiz dnyadan koparldklarnda
devlet haklaryla ilgili ilkeler ve dzenlemeler de gerek bir
merkezden yoksun soyutlamalara dnmekte, belirsizlik
iinde kalmaktadr.
ki e zerinde durduk: biri saltk son-erek olarak zgrlk
ide'si, teki ise bunun arac olan znel yan, yani tm canllyla, de
vinim ve etkinliiyle bilme ve istemenin znel yan. Devleti trel

130

FELSEFl DNYA TAR!Hl


-

btnlk ve zgrln realitesi ve bu iki enin nesnel birlii ola


rak tandk. Her ne kadar anlatrken bu iki yan birbirinden ayrt et
tikse de, aslnda bunlar bir balam iindedir; tek balanna ele alnsa
lar da bu balam yine oradadr. Bir yandan ide'yi kendi belirlenimi
ne gre, yani kendini kendine erek yaparak kendini bilip isteyen z
grlk olarak tandk. Bu ayn zamanda usun yaln kavramdr; hem
de zne dediimiz eydir; yani kendisinin-bilinci, dnyadaki varly
la tin. Dier yandan znellii ele alacak olursak, znel bilme ve iste
menin dnmeyle bir olduunu grrz. Fakat eer dnerek bi
lip istiyorsam, genel nesneyi, kendinde ve kendisi iin ussal-olan e
yin tzsel yann istiyorum demektir. Bylece nesnel yan olan kav
ram ile znel yan arasnda kendinde kalc olan bir birlemenin or
taya ktn gryoruz. Bu birlemenin nesnel varl devlettir; dev
let ise halk yaamnn br somut yanlann, sanatn, tzenin, tre
lerin, dinin, bilimin temelini ve merkezini oluturur. Her trl tin
sel eylemin tek erei bu birlemenin, yani zgrln bilincine var
maktr. Bu tr bilinli birlemen i n getirdii oluumlann en banda

din gelmektedir. Dnyasal-tini dinde saltk tinin bilincine vanr. nsan


istenci kendinde ve kendisi iin olan zn bu bilincinde kendisinin
tikel yarar ve karlanna hayr der: artk tikellikle bir ilgisi kalmad
n dnerek bunlan bir yana iter: Fedakarlk yoluyla insan kendi sa
hip olduu eylerden, isteklerinden, tikel duyumlanndan vazgeer.
Dindarlk younlaan bir duygudur; ama zerinde dnmeyi de
birlikte getirir: klt bu dnmenin bir anlatmdr. Tindeki nesnel
likle zneli n birlemesinden ortaya kan ikinci oluum sanattr: sa
nat gereklik ve duyusallkla dinden daha ok iliki iindedir. Dini de
ona en yakr bir biimde dile getirir; tannsal tini olmasa bile tan
nsal biimleri, yani tannsallk ve tinsellik adna ne varsa onu. Tann
sa! nitelikler sanatla gr alanna girerler; fantezi ve gryle canllk

131

TARHTE AKIL
kazanrlar. -Ancak doru-olan yalnz dinde olduu gibi tasanm ve
duyguyla, yalnz sanatta olduu gibi gryle kendini anlatmaz, d
nen tinde de kendi anlatmn bulur. Bylece birlemenin n
c oluumuna geliyoruz,- Felsefe. Bu da en yksek. en zgr; en bil
gece oluumdur.
Devletin kendinde ve kendisi iin olan ierii halkn tininin ken
disidir. Gerek devlet bu tinle yaar: dier yandan gerek devlette
belli ilgiler ve karlar; tek tek iler; savalar; kurumlar vb. szkonu
sudur. Yine de insann yalnzca bunlara ilikin bilgisi olmas yetmez,
ayn zamanda kendisine ilikin de bilgisi olmal, genel tinle devletin
oluturduu ve kkleri ok derine giden birliin ak bilincine sahip
bulunmaldr. Bu bilincin gerek tini, bu bilmenin merkezi dindir. Din,
kendisinin-bilincinin ilk biimidir; halkn tininin, halkn tininde orta
ya kan belirlenimine gre, genel, kendinde ve kendisi iin olan ti
nin tinsel bilincidir; doru-olann en salt en blnmemi bilincidir.
Doruluun bundan daha ileri derecesi, dindeki ilkesine uygun ol
duu lde geerlilik kazanr. Din, Tann tasanm, bu anlamda hal
kn genel snnn, temelini gsterir. Din, halkn doru bildii eyi ta
nmlad yerdir. Bir nesnenin tanm, nesnenin uyduu yasalar; o z
neye z gerei ait olan her eyi kapsar: szkonusu olan nesnenin
btndr; tek, yaln bir dnce belirlenimine indirgenmi olarak
nesnenin doasdr. Bu belirlenimin onun zelliklerinin ruhu olduu
sylenir. Gk cisimlerinin yasalann bilince onlann alabilecekleri b
tn konumlan da izlememiz gibi.
Din bir halkn kendisi olduu eyle, en yksek zle ilgili bilinci
dir. Bu bilgi genel zdr. HalkTann'y tasarlarken, kendisinin Tann'yla
olan ilikisini, giderek kendisini tasarlar: bu anlamda din, halkn ken
disiyle ilgili kavramdr. Doay kendi Tann's bilen bir halk zgr bir
halk olamaz:Tann'y doann stnde dndnde tin haline ge132

FELSEFl DNYA - TARiHi


lir, zgrleir. Dini tinselliiyle ele aldmzda nemli olan nokta di
nin doruyu, ide'yi ayn olarak m, yoksa asl birlii iin de mi tand
dr Ayn olarak tanyorsa,Tann, soyutlanm en yksek varlktr, in
san gerekliinin tesinde yerin gn efendisidir. Birlii iinde d
nldnde,Tann, genel ile tikelin birliidir; nk onda tikel-olan
da olumlu biimde grlmekte, bylece insan-olma ide'sine nem
verilmektedir. Tannsal ide'de tinin genel yanyla bilincin varl bir
leerek var olur: sonlunun sonsuzla birlemesi demektir bu. Bun
lar aynlrsa anlakn sonsuzluk dncesi egemen olur. Hristiyan
lkta tannsal ide, Tann'nn ve insann doalannn birlii olarak insa
na alr. Bu, dinin gerek ide'sidir. Klt bunun bir parasdr: klt ti
kel bilincin tannsal-olanla kendi birliini salamasdr. amzn an
la Tann'y bir soyutlama, insandaki kendisinin-bilincini aan, tesin
de olan bir ey, insann yalnzca kafasn vuraca demirden dmdz
bir duvar haline getirdi. Usun bu konudaki dnceleri ise anlakn
soyutlamalanndan bakadr.
Dinin konusu doru-olan, yani nesnelin znelle birlemesidir.
Fakat yeryzndeki dinlerde genellikle saltk-olan ile sonlu-olan
birbirinden yeniden aynlmaktadr, hatta saltk tin olarak kabul edil
diinde bile bu aynm yaplmaktadr: o zaman da ortada cismi ol
mayan bir isim kalmaktadr. Yahudilikte, aynca Mslmanlkta, Trk
lere geip onlann tasanmnca belirlenen gnmzn bu anlak di
ninde bu byledir. Buradaki soyut genellik rnein ate gibi; ele
ment biiminde salt doa rn olarak tasarlanabilir; ama Yahudi
lerde olduu gibi tinsel genellik olarak da tasarlanabilir. Genel-olan
doa diye tasarlanrsa. buna panteizm denir. Ama o zaman da ie
rik diye bir ey kalmaz. Tann ve zne adna ne varsa yiter; nk
artk ayrt edilmezler. Baka bir tasanm da Tan n ile evrenin birliidir.
Hintlilerdeki vcutbulma buraya girer, Yunan sanat da, Tann ve in-

1 33

TARlHTE AKIL
san doalannn birlii sa'da dile geldii lde -daha salt anlamda
olmak zere- Hristiyanlk da. Szkonusu vcut bulma insanbiim
ci, Tann'ya yakmaz bir tarzda deildir; doru olarak saptanan ey.
Tann ide'si neyse bizi ona vardracak biimdedir
Din felsefesinde, tinin zyle ilgili dinsel bilincin gelimesini de
gstermek gerekir: ama biz bu konuya girmiyoruz. nk burada
halkn bilincinin kendisinde ayrt ettii bakaca ynler ve biimler
dir bizi bundan byle uratracak olan. Bu bilincin gerek tini din
dir. Sanat ve bilim bunun yanlan, biimleri olarak grlebilir. Sanatn
ierii dininkiyle birdir: tek aynm ana malzemesinin duyusal gr
olmasdr Bilim ve felsefe de ayn konuyu ilr; ama ana malzeme
si dncedir. teki bilimlerin ierii saltk deildir ve devlete, ge
reksinimlere ynelik sonlu bir ierik sunarlar: yleyse dinde, halkn
btn varl dine dayand lde, bir halkn ilkesi en yaln anlat
mna kavuur.
Bu adan din, devlet ilkesiyle ok yakn iliki iindedir. Din, dev
let tininin koulsuz genelliiyle tasarlanmasdr; yle ki buraya va
nnca bu tasanma sahip olan gerek tin btn dsal rastlantsallkla
r kendinden atm olur. Nerede bireysellik olumlu olarak Tann'nn
zne gre biliniyor; znellik de bu zn kendisine gre grleni
yorsa, bilinli zgrlk yalnzca oradadr. Bu zgrlk bilinci Yunanl
larda ve daha gelimi biimiyle Hristiyanlk dnyasnda ortaya k
t. Bu adan hakl olarak devletin dine dayand iddia edilir. Bununla
sylenmek istenen, dnyadaki varln zaman iinde herkesin ilgisi
ne gre devinen, yani greli ve halk kavramna gre kavranlmayan
bir varlk olduu, bu varln, yalnz kendi genel ruhu olan ilke tara
fndan saltk olarak hakl klnd lde hakllk kazanddr: bu da,
bu varln tannsal zn belirlenim ve varoluu diye bilinmesinden
baka bir ey deildir. Devletin dine dayanmas bu nedenledir. Dev
letin ilkesi dorudan doruya hakl bir ilke olmaldr: bunun kar-

134

FELSEF DNYA - TARH


snda sonlu ilgiler greli eyler olarak kalrlar. Genel ilkenin saltk bi
imde hakl kanlmas, tannsal doann e ve belirlenimi olarak
bilinmelidir. yleyse devletin ilkesi, kendisinin zorunlu kld gene
lin saltk tannsal zn belirlenimi olarak bilinmesidir. Devletin dine
dayandnn gnmzde sk sk sylendiini iitiyoruz, bununla de
nilmek istenen ey prense ya da yasaya boyun eme Tann korku
suyla daha kolay olaca iin, Tann'dan korkan kiilerin devlerini
daha canla bala yapacaklanndan baka bir ey deildir.Tann korku
su, geneli her trl tikelin stnde tuttuu iin besbelli prens ve ya
salan da karsna alabilir, banazla varabilir, devlet ve devletin ku
ruluu, dzeni zerinde ykc etkilere yol aabilir. Bunun iindir ki,
Tann korkusunun ll ve dikkatli olmas, koruyaca eyleri ya
kp ykmamas gerektii sylenir. Byle bir olana vardr en azndan.
Devletin dine dayand konusunda doru bir kanya vanldktan
sonra bile, sanki devlet varm da din yokmu gibi bir tavr taknl
yor, bundan byle de din, deirmene su tar gibi devlete getirilme
ye kalklyor nsanlann dinle eitilmesi tmyle yerindedir; ama bu
eitimde din henz var olmayan bir ey gibi sunulmamaldr. nsan
lar var olan bir modele gre eitilir, var olmayana gre deil. n
k devletin dine dayand, kklerinin orada olduu syleniyorsa,
bunun anlam devletin dinden ortaya kt, bu srecin hala devam
ettiidir. Belirli bir devlet belirli bir dinden gelmitir. Devletin ilkele
ri, dediimiz gibi, kendinde ve kendisi iin geerli eyler olarak d
nlmelidir, bu da ancak onlann tannsal zn kendisinin belirle
nimleri olarak bilinmeleriyle olanakl olur. Dinin yaps neyse devlet
ve anayasa da o yapdadr: devlet gerekten dinden kmtr, hem
de yle ki Atina ve Roma devletleri yalnzca bu halklann zel pa
gan dini iinde olanaklyd, tpk Katolik devletin Protestan devlet
ten ayn bir tini ve anayasas olmas gibi.

135

TARHTE AKIL
Dini devlete geri getirmeye ynelik btn abalar, atlan b
tn o korku lklan, dinin devlet yaamnda yittiini ya da yitmek
zere olduunu haber veren tehlike an lan ise, durum olduundan
daha kt demektir: nk bu anlan alanlar dinin ktle kar
bir ara olarak geri getirilebileceine, din tohumlannn ekilebile
ceine inanyorlar; ama din ne aratr ne de tohum, insanlan ok
daha derinlerden etkiler
Devlet ile din zde bir topluluk ilkesini paylarlar: din, yaps
n, bireylerin davranlann ve devletle i ilikisini dzenlemek zere
devlete dandan eklenen bir ey deildir, tersine batan beri be
lirleyerek, etkiyerek devletin iindedir: Nasl 'bilimin, sanatn retil
mesi gerekiyorsa, insanlara din eitimi de gerekir.Ama bunu d bir
iliki olarak anlamamalyz, tersine bunun anlam, daha nce de de
diimiz gibi, devletin politik, sanatsal ve bilimsel yaam olduudur;
nk devlet zaten belli bir dinden kmtr, dinle zde bir top
lumsal ilkeyi paylamaktadr:
Buna kar kolayca yzeysel itirazlar yaplabilir: Fakat aklmza
gelen ilk halk alp onda bu balam aramaya kalkmamalyz. Birbi
rinden ok ayn dinlere sahip de olsalar kurululan bir olan oban
halklann deil, olgunlua ermi devletleri, eksiksiz bir kltr olan
halklan gz nnde bulundurmalyz. Byle gelimemi toplumlar
da bir halkn tininin ilkesinin, belirlenimini gerekletirip ortaya ko
yabilecei kltr dzeyi yoktur Eksiksiz bir kltr olan bir halk,
daha yaln durumdaki bir halkta ayn ayn var olabilen alanlan ve
yaama biimlerini kendinde birletirmitir: Baz halklar da bam
sz deildir ya da en azndan bamszlrklan kendi anayasa ve g
lerinden ileri gelmemektedir: Bu halklann bir blm kendi ilerin
de zengin bir kltre varmamlardr, bir blm ise kendi kendile
rine bamsz olmamlardr:Atina'nn demokratik bir anayasas var-

136

FELSEF DNYA - TARlHl


d, Hamburg'un da var; dinleri birbirinden tmyle ayn ama ana
yasalan ayn. Burada dinle devletin zsel balam diye adlandrd
mz eyle eliir gzken rneklerle karlayoruz. Bunun akla
mas Hamburg'un tecim snfnn ar bast bir kent olmasdr: kent
bylece bamszlamtr; ama byk bir Avrupa devleti gibi deil.
Bunun gibi d grnyle ok ey vaat eden ama daha zgr bir
gelimeye kavumam devletleri rnek almamalyz. Kuzey Ame
rika devletleri deniz tecimiyle baladlar; ieriye doru yaylyorlar;
ama Avrupa devletlerinin kltr ve olgunluu henz onlarda yok.
yleyse dinin, dnyasal hkmete ve dnyasal yaama sala
mak zorunda olduu alan anayasayla birlikte ele alnmaldr; bu ge
nel ilke dnyadadr ve dnyada gerekletirilmelidir: nk dnya
bilgisini kendinde tamaktadr: Tinsel ilke ne kadar derindeyse, din
ne kadar safsa, bu ilke dnyayla o denli az uraacaktr: rnein H
ristiyanlkta olduu gibi. Dinin dnya bilgeliinden aynm uradadr
ki, bilgelik dnyann anna, yrekliliine, malna kaytsz kalmay bu
yururken, din dnyadan daha ok pay almakta, an ve saygnlk ar
dnda komaktadr. Din ok verimsiz olabilir: bu bilinen bir eydir:
Bu nedenle dinin yalnz kafalarda deil, ayn zamanda gnllerde
olmas, insann tm yaamnda anlatmn bulmas, bu yaama trel
lik ve tzellik kazandrmas gerektii sylenir: Dier yandan bireyler
szkonusu olunca, dorunun ilkesinin gereklemeden de kalabile
ceini dnyorsak da, halklar szkonusu olunca bu geerli deil
dir Burada dorunun genel ilkesi yasann tek tek alanlannn iine gi
rer; yle ki bu ilkeyi temsil eden dinsel pratik bilin de ondan do
rudan payn alr: Dorunun tek tek alanlardaki grn, anayasa,
tzel iliki ve trellik, sanat ve bilim biimlerindedir:- Sk sk belirt
tiimiz gibi - tin kendisine ilikin bilincini gerekletirmelidir: ken
di kendisinin nesnesi olmaldr: Tin yalnzca kendisine ilikin bilgi sa-

137

TARHTE AKIL
hibi olduu ve nesnelletii lde tin olur. Nesnellik ise sonlulu
u ve rgtn yelerinin tek tek aynmlamasn birlikte getirir. Tin
kendini nesne olarak karsna alr, bylece aynmlar: kendi kendi
sini karsna ald, canl bir ruhu oluturan kendi paralanyla he
saplat iin de kendinde kendisini bilir, kendi zel alan ve para
lann zetleyerek dile getirir. Tini balangcna gre dnmek yet
mez: o kendi kendisini meydana getiren eydir, kendi ereidir, ken
di sonucudur; yle ki bu sonu o balangtan baka bir ey deil
dir. Kendi kendisine gereklik kazandrmas ise nesnellemenin ara
ya girmesiyle olur. Din, din olarak ele alndnda kendini zce ger
ekletirmelidir: tinin kendisine ilikin olarak, bilinlenecei, gerek
bir tin haline gelecei bir dnyay kurmaldr.
Tinin eylem iinde olduu eyle ilgili bilincinin gerekten dinin
kendisinde bulunmas nemli bir noktadr. Eer tinin ne olduunun
bilincinde, d orunun, kavramna gre tinin kendisinin ne olduunun
bilinci ierilmise, tinin varlnn btn yanlan doruyla ilikiye gir
mi, doruluk belirlenimini kazanm demektir -bu da ancak ger
ek anlamdaki dinde olabilir. Bu varlkla ilgili olmayan baka yanlar
doruluk belirlenimini tamadklan iin dindarl kendilerine temel
alr ve bylece ksr olarak kalr. Dinin keyfi, henz doruyla kar
lamam ilkel yanlan da vardr. Burada amacmz dinin zel alanla
rn damgasn kendinde nasl tadn gstermektir.
Dinin bireyde ortaya kt biimiyle sk sk verimsizletii sy
lenmiti. Buna karlk olarak halkn canl dizgesi dine uygun olarak
biimde dzenlenmi olmaldr. Din, tinin kavramna ait olan her
eyi dinsel ilkeyle denkleip denklemediine, tinin dine kendi il
kesini getirip getirmediine gre, temel bir aynm gsterir. Eer tin
asl derinliinde kavranmyorsa, dediimiz gibi, bir halkn yaamn
da usa uymayan, keyfilie braklm, zgr olmayan noktalar ortaya

138

FELSEFl DNYA - TARlHl


kar. rnein Yunanllann kamu ilerinde -devlet szlemelerinin
imzalanmasnda- bazen de zel ilerde bilicilere bavurmalan Yu
nan dininin, Yunan tinsel ilkesinin, Yunan tini olarak tinin kendisiyle
ilgili kavramnda ortaya kan bir eksikliktir. Bunu, tinin zsel bir ya
nn, tinin tzsel ilkesiyle btnlemeden, ters yoldan, zgrle uy
mayan bir biimde yerine getirilmesi olarak anlamalyz. slam dinin
de de bunun rnei vardr. Koyu din inanc, inananlan dnyay ele
geirmeye itmitir; ama ayn inan onlann kurduu devletin, yele
rinin uyumuyla alan organik bir yaam olmasna, zgrle da
yal yasal bir dzeni meydana getirmesine yetmemitir. Eer Hristi
yanlk gibi bir din, ilke olarak tinin saltk kavramna dayanyorsa, bu
nun zorunlu sonucu, bu dinin kendi dnyasna kavrama uygun bir
biim vermesidir. Gerekliin bu ilkeye gre yourulmas uzun bir
almay gerektirir, dnden bugne yaplamaz: Hristiyanln ba
langcnda da onun ilkesiyle, ilk Hristiyan topluluklannn hamlk ve

yabanl arasndaki korkun elikiyi hemen gryoruz.-

Sanat da gzel yaptlar meydana getirmeye alt lde mal


zemesini gereksinimlerin hizmetinde iledii iin, dinin belirlenimiy
le sk skya iliki iindedir. Anlan ya hi sanat yoktur ya da olsa
olsa ycelten bir sanat vardr, burada da canl biim [Gestalt] o ka
dar bozulmutur ki, ortada birey diye bir ey kalmaz.Tin, Yahudiler
ve Mslmanlarda olduu gibi insann kart olarak her trl canl
biiminden soyutlanm bir biimde kavranyorsa, byle bir kavra
,
yta grsel sanatlara yer yoktur. Doru diye alnan ey orada bii
me girmeye katlanmaz: saptanma tarznn d bir biime karlk gel
memesi gerekir. Fantezi burada tin iin doru ve geerli olan eyi
kavrama yetisi deildir. Ne var ki sanat znde gzel sanattr: fante
zi ve biimverme nerede en yksek yeti olarak geiyor, Tann genel
bir tin olarak biliniyorsa, sanatn da orada yer almas gerekir. Byle-

139

TARiHTE AKIL
ce sanatn, tannsal genelliin doal znellik biiminde grld Yu
nanllarda olmas gerekiyordu. Byle bir halk iin, genel ve tannsal
olan eyi duyusal grde kavrayp sunmak kanlmazdr. Bunun gibi
H ristiyanlk dini de z gerei sanata sahiptir; nk onun iin tan
nsallk anlakn, soyutlamas deildir.Yine de bizim iin sanat,Yunanl
lar iin olduu gibi dorunun tasarlanp dnlmesinin en yksek
biimi olamaz, yeri daha aalardadr. Sanatn yaratt biimlerin
bizim iin her trl koulun stnde bir doruluu yoktur. bunlar
saltk olann grnme biimleri deildirler. Sanatn gsterdii biim
ler sonlu eylerdir. sergilenmesi gereken sonsuz ierie uymazlar.
Bilimler en ok dine yaklarlar: geri bimlerin ierii eitli
dir. ou yalnzca bir bilgiler derlemesidir; ama hi deilse bura
da dnme, bilme ilkesi geerlidir Bilimler gerekliin tm yanlan
iin yararldr. tpk dinin, devletin, tzenin yararl olmas gibi -do
ru olann baka ereklere de h izmet etmesi gibi.Tann'nn yararl ol
duu da sylenebilir: dind, yersiz bir konumadr bu.Tann'nn ya
ran, kendiliinden datt ve kendisini ona adad iyiliidir: Aslnda
bilimleri bu baml yarar ilikisine gre ele almamak gerekir.: onlar
da din gibi kendinde ve kendisi iin birer erektir. kendisi iin son bir
erek Bilimler. zellikle zgr dnmenin bilimi olarak felsefi d
nmenin rn olduklan iin, tinin onlara salad zgn temel
zerinde ykselirler Halk, kendisi ve doruyla ilgili kavrama, dn
me yoluyla bilimsel, yani tinsel kavrama karlk olan biimi verir. Ti
nin en derin noktasn soyut olarak kavrayalm, ite bu dnme
dir. Burada nesnel konu tinin doasna uymaktadr. Bilimler bu an
lamda bir halkn varlnn doruk noktasdr; halkn en yksek ig
ds, kendisini kavramak ve bu kavradn her yerde gerekletir
mektir. En nemli tinsel ana malzeme fiziksel gereksinimler deil
dir. biimsel hak deildir; fakat dnmedir. zekadr. Halk, en parlak

140

FELSEFI DNYA - TARlHI


dneminde zgr; her trl yarar ve kan am, isteklerini arkada
brakm bilin haline gelir: sanat rnleri bunun rneidir. Ama bu
bilincin ierii sanatnki gibi duyusal bir malzeme de deildir; onun
kavramnn kulland malzeme dnmeden gelir. Bilimleri gelitir
mek bir halka an verir. Dinde duyusal ve tinsel tasanm biiminde
ortaya kan ierii dnp kavramak zellikle felsefe biliminin ii
dir. Bu nokta Hristiyanlkta,Tann olunu dnyaya getirmitir; denile
rek anlatlr. Fakat bununla doal bir ey dile getirilmi oluyor; yoksa
bir dnme ilikisi deil. Dinde tasanmlann canl ilikisi olarak kav
ranan ey; bilimde kavramlann diline dklyor; yani ayn ierik en
yksek, en canl, en uygun biimiyle ele alnyor. Bylece halk do
runun bilincine en yetkin biimde vanyor; tini saltk olarak gerek
letiriyor. Bu nedenle grsel sanatlann dnya-tarihi iinde durumu
neyse, felsefenin durumu da odur. Somut felsefe yalnz Yunanllarda
ve HristiyanJarda olabilir: soyut felsefeyi Doulularda da buluyoruz;
ama bu felsefede sonlu-olan ile tannsal-olann birliine vanlmyor.Bu ideal varlk biiminin karsnda, devletin d grnnn
ierdii teki varlk biimi de yer almaktadr. Hangi zel tre girer
se girsin, genel-olan kendini bu ierikte de belli etmektedir.
Bu trden ilk malzeme, halklann treleri, gelenek grenekleri
denilen eydir. Doal trellik, aile ba buraya girer: her ikisi de dev
letin doasnca belirlenir, rnein evliliin tr, okkanllk, okkoca
llk tekelilik. Hristiyan devletlerinde, bir erkek yalnzca bir kadn
la evlenebilir; nk taraflar eit hakka sahiptir. Aynca kle olup ol
madklanna gre, ocuklann anne babalanyla ilikisi de buraya girer.
Baka bir tre de bireylerin birbirlerine kar nezakete kadar varan
davranlanyla ilgilidir. rnein Avrupallarla Asyallann stlerine
kar nazik davranlannda ortaya kan aynm hatrlamak yeter. Bu
grenekler tzsel koullara geri gitmekte, kiilerin bu koullan d141

TARHTE AKIL
n tarzn dile getirmektedir. Simgeseldirler; ama pek ok rast
lantsal eyi de birlikte tarlar: hepsini anlaml saymak yanl olur.
Grnle ilgili baka bir nokta da insanlann doa ve kendi
sonlu gereksinimlerinin yerine getirilmesiyle ilgili pratik davranla
rdr Meslek etkinlii buraya girer: bu etkinlik bize insanlann doaya
olan bamllk ve ilgilerine gre davranlann, yine buna gre ge
reksinimlerini karlay ve yerine getirilerini tantr. nsann tikelli
i burada doal gdye karlk gelir: din ve anayasann temsil ettii
zsel yan bu alann ok uzanda kalr Yine de halkn meslek etkinli
i, endstri ve tecim karsnda nasl bir anlay gsterdiine gre ti
nin genel ilkesi anlam ve nem kazanr. Bu etkinlikteki ama, bireyin
kendi ilerine bakmas, sonsuz okluk ve incelik gsterebilen ken
di gereksinimlerinin gerektirdii biimde hayatn kazanmak zere
emeini, kafasm, gcn, sanatn kullanmasdr. Bu etkinlikler iinde
iftilik zorunlu olarak doaya bamllk gsterir. Gerek anlamy
la meslek etkinlii denen ey ilemek zere kaba malzemeye y
nelir; anlakn, dnmenin, endstrinin rnleriyle varlnn deva
mn salar. Bu etkinlik dal tikelle ilgilidir: ama tikele de ieriden s
nr konulamaz. Biriken zenginlik, kazanlan incelik llemez boyut
lara varabilir. Ancak mesleklerin snrl, kastlara bal olarak uygulan
mas, bylece gelime nedir bilmemesi ile bireyin btnyle snr
sz olmas ve lszce geliebilmesi arasnda byk bir ayrm var
dr Kastlara blnm toplum, meslek etkinliinin her zaman kendi
iine kapatlm olduu bir toplum olarak bambaka bir halk-tinini,
ayn zamanda bambaka bir din ve anayasay varsayar. -nsanlarn
hayvanlara ve birbirlerine kar kullandklar silahlar ve aynca gemi
ler de buraya girmektedir. rnein eski bir sylenceye gre, Asya
llarda demir bulgulanmtr Barutun bulgulanmasn rastlantsal bir
ey saymamak gerekir; ancak o zamanda, o kltr iinde bulgula-

142

FELSEFi DNYA - TARiH!


nabilir ve kullanlabilirdi. Dier yandan bu tr nesnelerin birou
nun varl halk-tininin zelliine baldr: her dnem ve her kl
trde hemen hemen ayn biimde ortaya kabilen lks nesneler
buna rnektir.
nc nokta zel haklardr; kiinin sonlu gereksinimleri bak
mndan var olan haklan. Kiisel zgrln geliimi, kleliin yasak
lanmas, mlkiyet haklan burada anlatmn bulur. Tam kiisel zgr
lk, tam mlkiyet hakk ancak belli bir ilkeye dayal devletlerde bu
lunabilir. Hak ilkesi genel ilkeyle dorudan doruya sk bir iliki iin
dedir. Hristiyanlkta rnein genel ilke, ilk olarak bir tinin doru
yu temsil etmesi, ikinci olarak da bireylerin sonsuz deer tamala
n, Tann'nn kayrasyla saltk tinsellie kabul edilmeleridir. Bunun bir
sonucu bireyin kiiliiyle sonsuz olmas, kendisinin-bilinci olarak, z
gr olarak tannmasdr [anerkannt wird]. nsann insan olarak son
suz deer tamas ilkesi Dou d inlerinde yoktur. Bu nedenle de in
san ilk olarak Hristiyanlkta kiisel zgrle kavuur, yani zgrce
mlk sahibi olabilir.
Son olarak sonlunun biliminden sz edelim. Matematik, doa ta
rihi, fizik de belli bir kltr dzeyini gerektirir. Birey ancak isel z
grln kazandktan sonra nesneye hakkn tanr, ona yalnzca is
tekleriyle ynelmez, kuram gzyle bakar. Burada da antik dnya
ile yeni dnya birbirinden aynlr: antik dnya, doa ve doann yasa
lan karsnda bu ilgiyi gstermemitir. Bunun iin daha yksek de
recede, daha somut bir gvenlik, nesneleri sonlu yanlanyla ele ala
cak bir tinsel pekinlik gerekliydi. Tinin bu soyutlamaya varmas iin
kendisinin-bilincinin kendisinde daha bir younlamas gerekiyordu.
Tin, devlette balca birbirinden aynlan bu ana alanlara gre
kendini gerekletirir. Gelimi bir devlette bu alanlarn birbirinden
ayrlmas, her birinin kendi hakkn elde etmesi iin kendi ilerinde

143

TARHTE AKIL
eitli zmrelere gre rgtlenmeleri gerekir. Bir yandan birey b
tn bu alanlara isterse katlabilir, br yandan ise birey zorunlu ola
rak en azndan dolayl biimde btn bunlardan, dinden, tzeden,
anayasadan, bilimden kendine den pay alr. Bu alanlar bireylerin
katlaca tek tek zmrelere blnmtr: bireyin meslei dedii. miz de budur. nk btn bu alanlarn ortaya kan ayrmna zel
noktalarda tek tek meslekler karlk gelmektedir. Zmreler byle
ce rgtlenmi bir devlet iinde yerlerini bulurlar. nk devlet or
ganik bir btndr, btn bu rgtlenmeler onda zorunlulukla bir
organizmay oluturmaktadr. Bylelikle devlet trel n it elikteki or
ganik bir btn haline gelir. zgr-olan kska ma nedir bilmez; e
lerinin yaplanmasna izin verir. Genel-olan bu zgrce belirlenimle
ri birlik halinde tutacak gce de sahiptir.
d) Tinin Gereklii
imdiye dein ele alman noktalar devlet kavramnn so
yut eleriyle ilgiliydi. Devletin iinde geecek eylerin ona
uygunluunu salayacak biimde dzenlenip uygulama alanna
getirilmesi anayasa ile olur. Geri bir halkn anayasaya sahip
olmasna fazlalk gzyle baklm, devlet biiminin zaten bu
demek olduu sylenmitir. Bylece anayasaya sahip olmama
anayasa olarak dnlm oluyor yalnzca, tpk yuvarlakln
biim olarak dnlmesi gibi.
Devletin kendisi iin meydana getirdii her eyi tek tek
btn bireylerin onaylamasn gerektirecek biimde, bireysel
isten ilkesi zgrln tek, biricik belirlenimi olarak devlete
temel alnrsa aslnda anayasa diye bir ey olmaz. Bu durumda
istenecek tek dzenleme, hibir istence dayanmakszn devletin
gereksinimleri gibi gzken eyleri gz nne alp grn

144

FELSEFi DNYA - TARlHl


bildirecek bir devlet merkezi ve birlikte bireylerin oy verme
sini, eitli neriler iin verilen oylarn toplanp saylmasn
salayacak bir mekanizma olurdu, bu saylmann sonucuna
gre de karar alnm olurdu.
Devlet kendi bana bir soyutlamadr, bu soyutlama kendi
genel realitesine yurttalar zerinden varr. Fakat gerektir de;
yalnzca genel varln bireylerinin isten ve etkinliiyle belir
lemelidir. Hkmet ve devlet ynetimi, devlet ilerini yrten
lerin, bu konularda karar alp uygulama tarzn belirleyenlerin,
sorumlu klnacak yurttalara buyruk verenlerden ayrlmalarn
gerektirir. rnein, demokrasilerde sava kararn halk verse
bile, baa sava yrtecek bir general getirilmelidir. Devlet
dediimiz soyutlamann yaam ve gereklik kazanmas nce
anayasa yoluyla olur: ama bununla da buyuranlar ile buyrua
uyanlar, ynetenler ile ynetilenler ayrm ortaya kar. te
yandan buyrua uymak, zgrlkle badamaz gzkr: buy
ruk verenler de devletin temeline, zgrlk kavramna ters
den bir eyi yapyor gibidirler. Buyruk ve ona uyulmas, i
baka trl yrmeyecei iin zorunlu olmusa (bu zorunlu
luk, soyut olarak saptanmak istenen, zgrl dlayan, ona
kar kan bir ey olarak gzkmektedir) dzenlemenin hi
deilse, yurttalardan buyrua uymay en az isteyecek, buyruk
verenlerin keyfiliini de en aza indirecek biimde yaplmas ge
rekir, gerektii sylenir. Buyruun onu kanlmaz klan ierii,
temel nokta ne ise orada ounluun ya da btnn istenciyle
-halk tarafndan- belirlenmi, kararlatrlm olmasdr. De
vlet de gereklii, bireysel birlii temsil ederek yeniden gcn
ve kuvvetini bulmaldr.
Devletin en bataki belirlenimi ynetenler ile ynetilenler
ayrmdr. Anayasalarn da genel olarak monari, aristokrasi
145

TARHTE AKIL

ve demokrasiye gre snflandrlmas yerindedir. Ancak bu


arada una dikkat edilmelidir: ilk olarak monari, despotizm
ve asl anlamnda monari olarak ikiye ayrlmaldr. !kinci ola
rak kavrama dayal btn blnmelerde vurgu ana-belirlenim
zerinedir; ama bu da bu ana-belirlenimin kendi biim, tr
ve cinslerinde somut bir ierik kazanaca anlamna gelmez.
nc olarak ve zellikle unutmamak gerekir ki, kavram,
bir sr tikel kipi [Modifikation] yalnzca belirtilen genel devlet
dzenlerinde deil, bu dzenlerin birounun karmlarnda
da onaylamaktadr. Ancak bu karmlar da bu dzenlerin
birkan bir araya getirerek hibir mantiksal temeli olmayan,
tutarsz oluumlara yol amaktadr. yleyse ilk belirlenim y
netenler ile ynetilenler ayrm oluyor, bu da dzenleniteki
anlam ve amaca gre anlalyor. Bu nedenle tartlmas ge
reken konu hangi anayasann en iyi anayasa olduu , yani de
vlet-gcnn hangi dzenleme, rgtleni ve ileyile devletin
ereine en gvenilir yoldan varacadr.
Bu erek elbette deiik tarzlarda saptanabilir, rnein
yurtta yaamnn dinginlik iinde tadna varlmas, genel
mutlu olma durumu olarak.- Bylesi bir saptay, bilinen
hkmet ideallerine, bu arada en bata prenslerin (Fenelon)C6
ya da yneticilerin, aristokratlarn (Platon) eitim ideallerine
yol amtr. nk burada vurgu, en yksekteki kiilerin
nitelii zerinedir ve byle ilk ideallerde organik devlet dzen
lemeleri asla dnlmemitir. En iyi anayasa sorunu ortaya
atldnda, anayasa, oun yalnzca kuram ve znel, zgr bir
dnme ii olarak grlmekle kalmam, fakat ayn zaman6

1 6 5 1 - 1 7 15, Cambral bapiskoposu, prenslerin eitimcisi: Telemakhos'un Mace


ralar (Les Aventures de Ttltmaque, 1 699)

146

FELSEFl DNYA - TARlHl


da, en iyi ya da daha iyi olarak kabul edilen bir anayasann
uygulamaya konulmas da byle kuramsal bir kararn sonucu
saylmtr- sanki anayasa tr btnyle zgr bir seime,
yalnzca dnme ve karar vermeyle belirlenecek bir seime
dayanrm gibi. Bylesi bir naiflikle -lran halk deilse bile
lran bykleri sahte Smerd'in ve byclerin drlmesi iin
komplo kurmular, giriim baarya ulatktan sonra da -Pisda
der ailesinden tek bir ocuk bile kalmad iin- lran'a gereken
anayasa konusunda gr belirtmilerdi. Herodotos da ayn nai
flikle belirtilen bu gr anlatmaktadr.
Bugn bir lkenin, bir halkn anayasasnn byle zgr
bir seime brakldn dnemiyoruz. zgrln soyut
bir biimde temel alnmas, ok genel olarak kuramda cumhu

riyet ynetimi anayasasnn tek hakl, tek doru anayasa ola


rak geerlilik kazanmas sonucunu douruyor. Monarik
devletlerde yksek hkmet grevleri yapm kiilerin bile
birou -rnein La FayetteC1L bu gr kar kmakszn
onaylamaktadrlar. Ancak onlar da, en iyisi olsa bile byle bir
anayasann her yerde uygulanamayacan; insanlar deitirmek

olanakl olmadna gre daha az zgrlkle yetinmek zorun


da olduklarn grmlerdir. yleyse monarik anayasa bu
koullar altnda halk ahlakna en yararls olacaktr. Bu grte
de belli bir devlet kuruluunun zorunluluu yalnzca bir d
rastlantsallk kouluna bal klnmaktadr. Bu tasarm anlak
dngemesinin kavram ile realiteyi birbirinden ayrmasnda
kaynaklanyor: bylece ide gz nne alnmayp soyut, bu
7

1757- 1834, La Payette 1 789'da Ulusal Muhafzlar Birlii'ni kurdu, Fransz Dev
rimi srasnda Feuillant'n bakan, 1 792-97 arasnda poli-tik gmen, sonra
1 830'da Paris'te Louis Philippe partisinin yanda

147

TARIHTE AKIL
nedenle doru olmayan bir kavrama bel balanlyor, bu ka
vram biimsel bir kalp olarak da bir halkn ve devletin somut
grsne sahip deil. Bir halkn anayasasnn (iklim, koullar,
corafyasal konum gibi d koullar bir yana brakacak olur
sak) halkn diniyle, sanat ve felsefesiyle, en azndan kendi
kltrnn tasarm ve dnceleriyle tek bir tz, tek bir tin
oluturduuna daha nce dikkati ekmitim. Devlet bireysel
bir totalitedir, bu totaliteden -ne kadar nemli olsa da- anayasa
gibi zel bir yan tek bana ele alnp tartma ve seim ko
nusu yaplamaz. Anayasa yalnzca baka tinsel glere ieriden
baml deildir, fakat tm tinsel bireysellik belirlenimi ken
disini meydana getiren glerle birlikte btnn tarihi iinde
yalnzca bir edir. Anayasann en yksek yaptrm ve mey
dana getirdii zorunlu balam nceden bellidir.
Bu adan, anayasalardan sz ettiimizde, soyut aynmlarda, bi
linen, daha nce sz edilen demokrasi, aristokrasi ve monari ara
sndaki aynmlara taklp kalmamaya dikkat etmeliyiz. Kabul edile
cektir ki, iine aristokratik hibir ilkenin kanmad saltk bir de
mokrasi bulmak kolay deildir. Aynca monari kendisinde baka
eleri ieren bir kurulutur. Anayasalan, yani bir halkn politik. z
sel durumunu gz nne alacak olursak ortaya bambaka belirle
nimler kar.
Devlet yaamndaki eitli yanlar asndan devlet anayasasnn
z belirlenimi u tmcede dile gelir: en ok zgrln olduu dev
let en iyisidir. Ama burada zgrln realitesinin nerede olutuu
sorusuyla karlayoruz. zgrlk. tek tek btn kiilerin znel is
tenlerinin devlet ilerine katlmas olarak tasarlanyor. znel isten
burada en son belirleyici nokta olarak dnlyor. Ancak devle
tin doas nesnel ve genel istencin birliidir: znel isten kendi ti-

148

FELSEFl DNYA - TARlHl


kelliinden vazgeerse bu birlie vanr. Bir devlet tasarlandnda bir
yana hkmet, br yana halk, bir yana genelin youn etkinlii, br
yana bir tek tek znel istenler okluu konuluyor kolayca. Halkla
hkmet birbirinden ayn dnlyor. yi bir devlet anayasas deni
lince bundan her iki yann birbirine kar gvenceye alnd, hk
met iin genelin etkin olmasn, halka da znel istencini kullanmasn
salayan anayasa anlalyor: Bunlann birbirini snrlamas isteniyor.
Bu anayasa biimi tarihte vardr; ama devlet kavramnda szkonusu
kartlk kalkar Halkla hkmetin kartlar olarak dnlmesinde
ktcl bir ey, ktcl bir niyetin oyunu var; sanki halk hkmet
ten ayn tutulursa, tek bana btn temsil edecekmi gibi. Byle
dnlecek olursa, devletten genel ve tikel istencin birlii olarak
sz etme olana oktan ortadan kalkm olur Bu dnce henz
devletin kurulma aamasnda kalyor Ussal devlet kavram bu soyut
kartl geride brakmtr: bu kartln zorunlu olduundan sz
edenler devletin doasn hi de tanmyorlar Devlet sz geen
yanlann birliini temel olarak alr: bu birlik onun varldr; tzdr.
Devlet bu birlii temel olarak alr; ama bununla hemen ken
di iindeki gelimesini tamamlam tz haline gelmez. Byle bir tz
olarak devlet, bamsz organlann, evre ve tikel genelliklerin diz
gesidir; bunlann etkinlii, kendi bamszlklann kaldrarak btn
meydana getirmektir. Organik yaamda tikel bamszlklann by
lesine bir kartl szkonusu deildir: rnein hayvanlann her bir
hcreciinde yaam genelliiyle srmektedir; hcreyi btnden ko
pann, organik-olmayan bir eye dnr. Devlet anayasalannn ay
nmlan bu totalitenin oluum biimleridir. Devlet dnyasal ussallktr;
bu nedenle eitli anayasalar ilkelerinin eitliliine gre birbirlerini
izlerler; olaan olarak hep ncekiler sonrakilerce kaldnlr

1 49

TARlHTE AKIL
Devlet, insani isten ve zgrln dsallam tinsel ide'sidir.
Tarihteki deiim znde ve genelde devleti ilgilendirir. ide'nin e
leri de onda eitli ilkeler olarak belirir. Halklann parlak dnemleri
ne karlk olan anayasalar o hal klara zgdr; yani burada eitlilik,
kltr geliiminin belli bir tarzna karlk olmaz; fakat ilkelerin e
itlenmesi anlamna gelir. Bu nedenledir ki, tarih bize bugnk ana
yasal oluumla ilgili hibir ey retemez. amzn ilkesi olan son
anayasal ilke, dnya-tarihinin daha nceki halklannn anayasalannda
ierilmemitir. Bilim ve sanat szkonusu olduunda durum tmy
le bakadr. Burada daha nceki ilkeler daha sonrakilerin saltk te
melini olutururlar: rnein, eskilerin felsttfesi imdikine taban olu
turmak zere yeni felsefenin temelidir; orada ylece ierilmi olma
s gerekir. Burada sanki talan, duvarlan ve ats ayn kalan bir ya
pya kesintisiz olarak biim verilmektedir. Yunan sanat zaman iin
de sanatn en yksek rnei olmutur Oysa anayasa asndan du
rum deiir; burada eski ve yeni nin zce ortak bir ilkesi yoktur. So
yut belirlenimler. rnein devlette ileri grn ve erdemin ege
men olmas gerektii yolundaki retiler elbette ortaktr. Ama a
mzn anayasal dzenlemeleri iin Yunanl lan, Romallan ya da Do
ululan rnek almak kadar ters bir ey olamaz. Dou bize ataer
kil iliki, babann ynetimi, halklann ball, Yunan ve Roma da halk
zgrl rnekleri sunmaktadr. nk Yunan ve Romallarda b
tn yurttalann genel yasama konulannda gr ve kararlara ka
tlmasn salayacak zgr bir anayasa kavramnn gelitirildiini g
ryoruz. Zamanmzda da genel eilim budur; ancak bir deiiklik
le: gnmzn devletleri ok byk, yurttalann says ok fazla ol
duu iin, yurttalar dorudan deil de dolayl olarak, kendi temsil
cileri araclyla kamu ilerine ilikin kararlara katlmaktadrlar; yani
yasama grevini halk milletvekilleri araclyla yerine getirmektedir.

1 50

FELSEF DNYA - TAR!Hl


Temsile dayal olarak nitelendirilen anayasa, zgr anayasa kavra
myla bir tutulmaktadr, hatta bu bugn deimez bir nyarg hali
ne gelmitir.- Aslolan zgrln, kendi kavramyla belirlendiinde
znel istenci ve keyfilii deil, genel isten anlayn kendisine ilke
yapmas, zgrlk dizgesinin zgrln kendi elerinin zgr ge
liimi olarak kavranmasdr. znel isten tmyle biimsel bir be
lirlenimdir, burada istencin ne istedii belirsiz kalr.Yalnzca ussal is
ten kendi kendisini belirleyen, gelien, kendi elerini organik ola
rak rgtleyen genellie sahiptir. Ama ncelilkle ussal zgr.lk en
son ortaya kar: malzeme olarak geneli kullanan gotik bir yap
ya benzer. Bu gotik katedrali eskiler ilmiyorlard. Hristiyanlk d
nemi bu yapy yaratt. Burada genel-olan sonsuz bir aynmla kar
mza kmaktadr: bu aynm da, bireylerin tzelle birlik iinde ken
di zgrlklerine, bamszlklanna, zllklerine kavumalar, kendi
eylem biimlerini tzsele biim olarak vermeleridir. Tzselle byle
gelimi bir ilikidir burada szkonusu olan. Halklann ve anayasala
rnn daha yksek dzeydeki ayrm ite burada ortaya kar.
Allm olarak bir anayasann zl yan olarak grlen nokta,
yani bireylerin anayasaya kiisel onaylarn verip vermedikleri daha
yksekteki ilke asndan nemsiz, olmasa da olur trden bir ayrm
dr. lk nce bireylerin kii olarak kavramlatrlp kavramlatrlma
dna, tzselliin tin olarak, bu kiilerin bilincinde olduklar z ola
rak var olup olmadna bakmak gerekir. rnein inlilerde by
le bir onay hibir biimde yoktur: bunun bir eksiklik olduu onla
ra sylenseydi, byle bir eyi aile meclisinde her yataki ocuun
oyunu almak trnden bir delilik sayarlard. inliler kendilerini he
nz znel zgrlk olarak tanmyorlar: trel ve tzel-olann zsel
lii olarak tanmyorlar, bu nokta henz onlar iin erek, yapt, nes
ne olarak mevcut deil. te yandan Trklerde znel istencin t-

151

TARHTE AKIL
myle babo brakldn gryoruz. rnein yenierilerin istenci
var; istenleriyle davranyorlar; ama vahi bir isten bu, bir parasy
la dinin basks altnda, ama istediini yapmakta snr tanmyor. Bura
da kiisel isten yanl bir tasanma gre zgr: ussal, somut isten
le kaynam deil. Byle bir istenci tanmyor; onu kendine nesne
yapmam, ilgisi, davranlan ona gre deil; genel bir eye dokuna
cak olursa bu genel ey soyut ve mekanik kalyor; bylece banaz
layor; her trl devlet rgtne, trellie zarar veriyor; hak hukuk
tanmyor.Avrupa devletlerinde durum baka: burada bak as t
myle geneldir. Bilime dayal kttr; yaamn genel ereklere, genel il
kelere gre belirlenmesi bir kamu greviir; ynetimin btn alan
lan kavramca saptand lde bu kamu grevinde yurttalar h
kmetle dayanma iindedir. Byle bir durumda tek tek bireyle
rin tek tek onay az ok nemini yitiriyor; nk zel grlere yer
kalmyor; kimse aka devlet ileriyle uraanlardan daha fazla bir
ey bilmiyor. Bireylerin kendi zel yarar ve karlanna gre iyi niyet
gstermeleri de burada bir ie yaramayacaktr; nk kamu yara
n karsnda bu tr zel yarar ve karlann geri ekilmesidir bura
da belirleyici nokta. Eer zgrl k tek tek bireylerin onayna ba
l klnrsa, herkesin oybirliiyle zerinde anlaaca yasa dnda hi
bir yasann geerli olamayacan grmek kolaydr Buradan hemen
aznln yerini oklua brakmas, kararlan okluun vermesi d
ncesine gelinir. Ama).). Rousseau bile, bu durumda aznln isten
ci gz nnde bulundurulmad iin, artk zgrln kalmayaca
n sylemiti. Polonya millet meclisinde herkese oyu soruluyor
du, bu zgrlk nedeniyle devlet batt. stelik yalnzca halkn akl
nn banda olduunu ve her eyi bildiini, tzeden anladn san
mak tehlikeli ve yanl bir varsaymdr; nk halkn her kesimi "ben
halkm" diye ortaya atlabilir. Oysa devleti devlet yapan halk deil,
bilgi ve kltrdr.

1 52

FELSEF DNYA - TARIHI


Devlet anayasalannn farkllklan bize devlet yaam totalitesi
nin grn biimini verir. Birinci grn biiminde bu totalite he
nz gelimemi, zel alanlan henz bamszlamamtr; ikincisin
de bu alanlar ve onlarla birlikte bireyler daha zgrleirler; n
csnde ise kendi bamszlklann kazanp geneli meydana getire
cek derecede etkin olurlar Dnya-tarihinde bu grnler arasn
daki geilere devlet rejimleri karlk gelir: lk nce her devlette ba
n ya da sava bir tr ataerkil krallk gryoruz. Bu ilk devlet bi
imi egemen olmaya dayanr ve igdseldir: Ancak iddet ve bo
yun ei, bir efendiden korkma da istenle ilgilidir. Bundan sonra
zel gler iktidara gelir: egemenlik aristokratlann, tek tek evrele
rin, demokratlann, bireylerin ellerine geer: Bu bireyler rastlantsal
bir aristokrasi oluturur; bu da sonradan yeni bir kralla, monari
ye dnr: En son aama, zel glerin tek bir g altnda toplan
mas, ama ardndan da zel alanlann bamsz olmas biimindeki
monaridir: yleyse bataki krallk ile, bu ikinci monarik krall bir
birinden ayrt etmek gerekir: -Asl anlamnda bamsz devletlerin
gelimesinde ortaya kan soyut ama zorunlu giditir bu; yle ki bu
gidile her defasnda seim sonucuna deil, halkn tinine uymas ge
reken o belirli anayasaya vanlr:
Anayasann getirdii ey devletin usa uygun, yani politik bir var
la dntrlmesi, kavramdaki elerin zgrce ortaya konmas
dr. Bylece ayn ayn gler aynacak, tamamlanacak, zgrlk iin
de bir eree katkda bulunacak ve o erekte birleip organik bir b
tn oluturacaktr. Bunun sonucu olarak devlet ussal, kendini nesnel
olarak bilen ve kendi iin var olan zgrlk olur nk bu zgr
ln nesnellii tam da elerinin salt dncede kalmamas, onla
ra zg realitede yerlerini almasdr; bu da zgrln yalnz kendi
iinde etkin olmamas, etkinliiyle btn, ruhu, bireysel zgrl
meydana getirmesiyle salanr

1 53

TARlHTE AKIL
Devletin baka devletlerle de ilikisi olduunu, onlara kar ba
msz olduunu da buraya eklemeliyiz. Bamszlk bir halkn onu
rudur. Bu noktay daha iyi belirlemek iin burada pek ok ey sy
lenmesi gerekir, zorunlu olmad iin bu belirlemelere girimi
yoruz. Devletlerin i ilikilerinde geerli olan ilkeleri, devletlerin
dnya-tarihiyle ilikilerinde geerli olan ilkeden ayrt etmekle ye
tiniyoruz. Bu son noktada saltk tinin hakk geerlidir ve tinin daha
yksek bir ilkesini geerli klan ilikiler szkonusu olur. Hibir devlet
bu hakk kendisinde gremez.Tek tek devletler birbirlerini karlk
l bamsz bireyler olarak varsayarlar, birinin bamszl ancak te
kilerin bamszl varsayld lde kabyl edilir. Bu tr ilikiler an
lamalarla saptanr ve bu durumda hakllk nedenlerinin en azndan
gz nnde bulundurulmas gerekir. Dnya-tarihinde ise daha yk
sek bir hak geerlilik kazanr. Uygar halklann barbar srleriyle iliki
si szkonusu olduunda, bu hak iyice geerlilik kazanmaktadr. Din
savalannda da bir yan kutsal bir ilkeyi savunmakta, teki halklann
haklan kk grlmekte, eit saylmamaktadr Bir zamanlar Ms
lmanlann tutumu buydu, kuramsal olarak hala da budur. Hristi
yanlar da pagan halklan Hristiyanlatrmak iin savarlarken, kendi
dinlerinin kendilerini hakl kld iddiasndaydlar. Bu gibi durumlar
da soyut hakllk ya da hakszln geerlilii yoktur, byle soyut hak
lar olsa olsa asl anlamda tze dzeninin henz olumad durum
larda ortaya kar. Bu koullar altnda geerli olan ey, devletlerin
birbirinden gerek anlamda bamsz olduu dur1Jma uygulanamaz.
Bunun tersi de dorudur: tze devleti iin geerli olan ey henz
tze devleti olmam bir devlete uygulanamaz. Devletlerin ilkele
riyle devletler tzesi birbirinden ayn eylerdir. Dnya-tininin hakk
n devletlere deil, yine dnya-tinine vermeliyiz.

1 54

FELSEFl DNYA - TARlHl


c.

DNYA-TARHNN GD

a) Gelime llkesi
Tarihte olup biten soyut deiiklik imdiye dein, tarihin
ayn zamanda daha iyiye, daha yetkine bir ilerleyi olduunu
gstermek zere genel bir biimde ele alnd. Ne kadar sonsuz
eitlilikte olursa olsun, doadaki deiiklikler yalnzca kendi
sini durmadan yineleyen bir dngy gsterir. Gnein altnda
yeni hibir ey yoktur doada, bu adan bu deiikliklerin bu
denli okbiimli oyunu tekdzeliin tesine gemez. Yalnzca
tinsel temeli olan deiiklikler yenilik getirir.
grn insana dpedz doa nesnelerinden
lenim kazandrr: -doa nesnelerinde tek ve
her zaman iin duraan bir karakter ortaya

Tinsellikteki bu
apayr bir belir
ayn belirlenim,
karrken, tm

deimeler bu karakterin snrlan iinde ve ikincil bir ey ola


rak olup biterken -insan gerek bir deime yetisiyle, hem
de denildii gibi, daha iyiye, daha yetkine ynelmesiyle- bir

yetkinleme gdsyle belirlenir. Deimenin kendisini kural ha


line getiren bu ilke, Katoliklik gibi dinlerce ve ayn zamanda,
duraan, hi deilse kararl olmay kendi haklan sayan devlet
lerce ktye yoruldu. Genelde dnyadaki varlklarn, bu arada
devletlerin bile deiebilirlii kabul ediliyorsa da, din, doruluk
dini olarak bundan ayr tutulmaktadr. te yandan da haklnn
deiimi, devrimi ve ykmn, duruma gre rastlant, becerik-

155

TARlHTE AKIL
sizlik ya da daha ok insanlarn dncesizlii, bozulmuluu,
ktcl tutkularyla aklamak iin ak kap braklmaktadr.
Gerekten de yetkinleme , deime dediimiz ey gibi belirleni
mden yoksundur: ne erei ne de amac vardr. Varmak istedii
daha iyi, daha stn olan ey btnyle belirsizdir.
Tinin gidiinin bir ilerleme olduuna dikkat etmek gerekir: bu
bilinen bir tasanmdr; ama dediimiz gibi sk sk da eletirilmitir.
nk dingin bir dzen, yerleik anayasa ve yasama dncesi
ne kart gzkebilmektedir. Bu dzen zel ilgi ister; btn abalar
onun korunmasna ynelmelidir. Eer ilerlemeyle en bata insann
yetkinleme peinde olduu, daima daha' kusursuz olmann olanak
ve zorunluluuyla davrand sylenmek isteniyorsa, ilerleme tasa
rm yetersizdir. Bu gr asndan dzen yksek deer olarak g
rlmez, en yksek deer deimedir. ok belirsiz olan ve deime
den baka bir anlam tamayan kusursuz duruma getirme burada
balca belirlenim olarak alnr: deimenin ise lt yoktur; var
lklann hangisinin hakl, hangisinin tzsel olduunu ayrt etmek iin
de bir lt verilmez. Seme ilkesi diye bir ey yoktur; ne bir ama
ne de belli bir son-erek szkonusudur: geriye kalan daha ok de
imedir; her eyi deime belirler -nsan soyunun eitimi tasarm
(Lessing) zekice bir tasarmdr; ama bu tasarm burada sz edilen
noktaya yalnzca yaklar. Byle tasarlandnda ilerleme nicelik d
zeyinde kalr. Daima daha ok bilgi, daha ince kltr- yalnzca by
le pekitirmelerle vakit geirilir. N itelik konusuna bir trl gelinmez.
Olgu, nitelik oktan vardr; ama ama edinilmez: bylece belirsizlik
iinde kalr.Ama ilerlemeden onu belirleyerek sz edeceksek, nice
lik bo laftr Erek bilinmelidir; eree eriilmelidir. Tinin kendi etkinli
iyle ilikisi, rnlerinin deiikliklerinin nitel deiimler olarak tasar
lanp tannmasn gerektirir.

1 56

FELSEFl DNYA TARH


-

lerden bir belirlenimin, kendini var klan kendinde bir


ndayanan temel olarak bulunmas, geliim ilkesinin baka bir
sonucudur. Bu biimsel belirlenim nemlidir. Dnya-tarihini
kendisini gerekletirmek iin bir sahne gibi deerlendiren,
ona sahip kan, orada kendi alann bulan tin, rastlantlarn
dsal oyununu oynayacak deildir; tersine, kendindeki saltk
belirleyici gtr o: kendi amalan dorultusunda kulland
ve egemen oldu rastlantsallklar karsnda zgn belirle
nimiyle sapasalam durmaktadr. Organik doal nesneler de
gelime iindedir: yalnzca dorudan doruya dardan deien
bir varlkla karmza kmaz, deimez bir i ilkeye, yaln bir
ze dayanr. Bu z, ekirdek halinde yine yaln bir varlk ola
rak sunar kendini bize, sonradan varolusal ayrmlar kazanr;
bu ayrmlar, yani organlar onu baka nesnelerle ilikiye sokar,
bylece srekli bir deime srecini srdrrler. Bu deime
ayn zamanda ve daha ok kendi kartn, yani organik ilke
nin korunumunu ve oluumlarn deimeden kalmasn ie
rir. Organik birey bylelikle kendi kendisini retir: kendisini
kendinde olduu ey klar. Tin de yalnzca kendini yapt ey
dir, o da kendini kendinde olduu ey klar. Ancak doadaki
geliim dolaysz, kartsz, engelsizdir: kavram ile gereklemesi
arasna, ekirdein kendindeki belirli doas ile varln buna
uygunluu arasna hibir ey giremez. Tinde ise bakadr. Be
lirlenimlerinin gereklemeye geii bilin ve isten araclyla
olur: Bunlar ise ilkin ondaki arasz doal yaamn iine
gmlmtr. Nesne ve erek, ilk olarak bilin ve istencin doal
belirlenimidir; yle ki tine bu belirlenimi canl tutmak der,
kendisi de sonsuz iddia, g ve zenginlik iindedir. Bylece tin,
kendinde kalarak kendisine kar kar. Kendi ereinin asl en157

TARlHTE AKIL
geli ve dman olarak kendisini yenmek zorundadr . Doada
dingin bir gidi gsteren gelime -bunun nedeni rnlerinde
kendisine eit ve kendi iinde kalmasdr- tinin kendi kendi
sine kar yapt etin ve sonu gelmez bir kavgaya dnr.
Tinin istedii ey kendi kavramna erimektir: ama onu ken
dinden saklayan da yine kendisidir, kendi yabanclamasndan
gurur duyar, zevk alr.
Buradaki gelime, organik yaamda olduu gibi zararsz,
atmasz bir gelime deildir; tersine, kendi kendisine kar
sert ve zahmetli bir almadr. Ayrca salt biimsel bir gelime
deildir; tersine burada, belirli bir ieri} olan bir erein mey
dana getirilmesine ynelir. Bu erein ne olduunu en bata
saptadk: tindir bu, hem de zne, zgrlk kavramna gre
ele alnan tin. Tin inceleyeceimiz balca nesnedir, gelimeyi
yneten ilke de anlamn burada kazanr. rnein Roma ta
rihinde Roma inceleme nesnesidir, bylece de olaylarn ele
alnna yn verir. Tersinden bakldnda, olaylarn da nedeni
yalnzca bu nesnedir, olaylar ancak bununla iliki iinde an
lam ve ieriklerini kazanrlar. Dnya-tarihinde, arkalarnda
hibir iz brakmadan sona ermie benzeyen eitli byk
gelime evreleri vardr: iz brakmak yle dursun btn kl
tr birikimi sonradan yok edilmi, bu servetten artakalanlarn
yardmyla, yeniden mthi abalayarak, zaman harcaya
rak ne aclar pahasna o kltrn oktan kendisine katm
olduu alanlara erimek iin yeniden, ta en batan balanmas
gerekmitir. Buna karlk srekli gelimeler de vardr, zgn
yaptalarmdan olumu, her yanyla tamamlanm, zl kl
tr yap ve dizgeleri de. Biimsel gelime ilkesi, genel olarak
alndnda, ne bu grnlerden birini tekilere yeleyebilir,

1 58

FELSEF DNYA - TARH


ne de daha nceki gelime evrelerinden birinin yok olup gitme
sindeki erei aydnlatabilir. Bu formel ilke bu ileri gidileri, ama
zellikle de geri gidileri, d rastlantsallklar olarak dnmek
zorunda kalr, stnlk gsteren noktalar ise yalnzca belirsiz
bak alarna gre yarglayabilir; nk biimsel adan son
sz gelimenindir, erekler de saltk deil, grelidir.
Tarihteki gelimenin zaman iinde olmas tin kavramna denk
der; zaman olumsuzun belirlenimini ierir. Var olan herhangi bir
ey bir veridir; bizim iin olumludur: ama bunun tersinin de olabil
mesi, olmamayla kurulan bu iliki zamandr; hem de yle ki bu iliki
yi salt dnmekle kalmayz, ayn zamanda gnleriz. Zaman bu t
myle soyut duyusallktr. Bir ey olmama durumuna girmezse s
rer diyelim. Tin ve doadaki deimeleri karlatracak olursak, tin
alannda bireyin deimeye boyun ediini, doada ise trlerin de
imez olduunu grnz. Bylece bir gezegen bir yerden tekine
geer; ama ynngesi deimez. Ayn ey hayvan trleri iin de ge
erlidir. Deime bir dolamdr; ayn-olann yinelenmesi. Her ey
dngler halinde olup biter; yalnzca bu dng erevesinde birey
deiiklik geirir. Doada lmden doan yaam yine bireysel ya
amdr: tr; bu deime iinde tz olarak karmza ktna gre,
bireyin yok olmas, tnn yeniden bireysellie dn demektir.T
nn korunumu yalnzca ayn varlk biiminin tekdze yinelenmesiy
le olur. Tinsel oluumlarda durum bakadr: burada deime yal
nzca yzeyde deil, tersine kavramdadr. Dzenlenen kavramn ta
kendisidir. Doada tr ilerleme yapmaz, tinde ise her deiim iler
lemedir. Geri doada da, doal oluumlann sras her sonraki ba
samak bir ncekinin yeniden dzenlenmesi olacak biimde, insana
doru ykselen kl bir basamaklar dizisini oluturur ve bir nceki
nin yok olmas ve kaldn imasyla daha yksek bir ilke meydana gelir;

1 59

TARHTE AKIL
ama btn bu basamaklar birbirinin dndadr; btn tomurcuklar
birbiriyle yan yana durur: Birinden tekine gei, yalnzca bu bala
m kavrayacak dnen tin iin vardr: Doa kendi kendisini kavra
maz, bu nedenle de oluturduklannn olumsuzlanmas diye bir ey
onun iin szkonusu deildir:Tinsel alanda ise daha yksekteki olu
um, daha nceki, daha aa basamaktakinin yeniden ilenmesiyle
grn alanna girer: Bir nceki oluum bu nedenle sona erer: Bir
sonrakinin bir ncekini aydnlatarak grn alanna girmesi nede
niyledir ki, tinsel oluumlar zaman iinde grnr: Bu da unu gs
terir: Dnya-tarihi, tinin zamandaki yaylmdr; tpk ide'nin uzamda
doa olarak yaylmas gibi.
Tinin oluumlan olan halklar da bir yanlanyla doal varlklardr:
Bu nedenle eitli halklar uzamda her zaman iin var olan yaplar
gibi yan yana boy gsterirler: Dnyaya yle bir bakacak olursak u
en eski ana oluumu birbirinden ayrt edebiliriz: tarihte ilk olan
tipik Asya ilkesi (Mool, in ve Hint); soyut tin, tek Tann ilkesi bu
lunmakla birlikte bunun karsnda dizgilenmemi bir keyfiliin dur
duu slam dnyas; Hristiyan, Bat Avrupa dnyas: burada, en yk
sek ilke olan tinin kendisini ve kendi derinliini bilmesine vanlm
olmaktadr Bu genel sra burada oldum olas byleymi gibi akla
nyor; dnya-tarihinde ise birbirini izleyen basamaklar halinde bulu
nuyor: Byk ilkelerin oldum olas yan yana durmas zaman iindeki
oluumlann geiciliini ortadan kaldrmaz. Gzelim paganlyla Yu
nan halkn Roma halkyla yan yana dnebilirdik. Ancak bu halk
lar geip gitmitir Bunun gibi her halkn kendi iinde, mevcudiyeti
oktan yok olup gitmi oluumlar da vardr: Bunlann yitip gitmele
ri,

uzamda kalmamalan ancak onlann kendi zel doasyla aklana

bilir; bu doann yeri de dnya-tarihidir: Bundan da hemen, yalnz


ca en genel oluumlann ayakta kaldklan, daha belirli oluumlann

1 60

FELSEF DNYA - TARH!


yaam belirtisi gstermedikleri lde yok olmaya yargl olduklan
sonucu kacaktr
lerleme genellikle bir bilin basamaklan biiminde olur. n
san yaama, bir ocuk olmann dnya ve kendisine ilikin belli belir
siz bilinciyle balar: biliyoruz ki, kendinde ve kendisi iin ne olduu
nun bilgisine vanncaya dein ampirik bilincin birok basaman tr
manmas gerekmektedir ocuk duyu deneyiyle balyor: ancak bu
radan yola karak insan, genel tasanmlar basamana, oradan kav
rama basamana vanyor, bundan sonra nesnelerin ruhunu, onla
nn asl doasn tanmas olanakl oluyor. -Tinsellik szkonusu olun
ca, ocuk ilk olarak anne babasna, ona doru yolu gsteren ken
di evresine gven duyarak yayor: Belirleyici zellii, insann ba
mszlk ardna dmesidir, dayanan kendinde bulmas, hakly, t
reli, znde yaplmas gerekeni kendi bilincinde tanmasdr zce
nemli olann ne olduu konusunda insan bilinci baka belirlenim
lere de sahiptir. lerlemenin bir bilin eitimi olmas, bunun salt ni
celiksel bir ey olmadn, zsel-olana trmanan eitli iliki basa
maklann ierdiini gsterir.
Dnya-tarihi, ierii zgrlk bilinci olan ilkenin basa

mak basamak geliimini sergiler. Bu basamaklan, burada


yalnzca tinin kendi kendisiyle ilikisindeki dolayszl, gs
termez; fakat ayn zamanda bu basamaklar , tinin kendin
deki farkl paralardr, kendi kendisinde ayrmasdr. Bu
basamaklarn daha yakn belirlenimi, genel doasna gre
mant, daha somut adan tin felsefesini ilgilendirir. Soyut
bir saptamayla burada u kadarn syleyelim: ilk basamaa,
tinin daha nce szn ettiimiz doallkla i ieliini gste
ren dorudan doruyalk karlk gelir, bu aamada tin zgr
olmayan tikelliktir (bir kii zgrdr). !kinci basamakta tin

161

TARlHTE AKIL
kendi iinden kp zgrlnn bilincine varr. Ancak bu ilk
zgrleme eksik ve ksmidir (kimileri zgrdr) ; nk tin
doann dolaymyla gelmitir, onunla ilikide kalr, bir esi
doalldr. nc basamak, bu henz tikel zgrlkten,
zgrln saf genelliine ykselmesidir (insan insan olarak
zgrdr) - kendisinin-bilinci aamasna, tinselliin zn
kendisinde duyma aamasna ykselmesi.
Tinin ilk a ocuun tinselliiyle karlatnlabilir. Burada, Dou

dnyasnda karlatmz, tin ve doann birlii denilen eyi bulu


yoruz. Bu doal tin hala doada kalm, kendisi olamam, hala z
grln kazanmam, zgrlk srecindn henz gememi tin
dir.Tinin bu durumunda da devletleri, sanatlan, bilimlerin balang
lann gryoruz: ama btn bunlar doa taban stndedir. lk ata
erkil dzende tinsel-olan, bireyi kendisine yalnzca bir ilinek olarak
alan bir tzselliktir tekiler tek kiinin istenci nnde ocuklar gibi
ya da stlerinin nndeki astlar gibi boyun eiyorlar.
Tinin ikinci ilikisi, tinin dzenden aynlmas, kendi zerine d
ngemeye ekilmesi, boyun eme ve gvenme durumunun d
na kmasdr. Bu iliki iki aamaldr Birincisi tinin delikanllk adr,
kendine bir zgrlk tanmaktadr; ama bu zgrlk henz tzsel
lik kazanmamtr. zgrlk henz tinin derinliinde yeniden do
mamtr. Yunan dnyas byledir. teki aama tinin olgunlama a
dr: burada birey kendi ereklerinin sahibidir; ama sahip olabilmek
iin bir genelin, yani devletin hizmetine girmelidir. Roma dnyasn

da durum budur. Burada bireyin kiilii ile genele hizmet kar kar
ya gelir
Drdnc olarak Cermenik a, Hristiyan dnyas gelir. Burada
da tini insana benzetecek olsaydk, bu an, tinin yallk a oldu
unu sylememiz gerekirdi. Yalln zellii, insann imdiki zaman1 62

FELSEFi DNYA - TARiHi


da deil, yalnzca anlarla, gemite yaamasdr: bu nokta karlatr
may olanaksz klyor: Bireydeki olumsuzluk, onun doaya ait olmas
ve geiciliidir: Oysa tin kendi kavramlanna geri dner Hristiyanlk
dneminde tannsal tin dnyaya gelmi, tmyle zgr olan, tzsel
zgrle kendisinde sahip olan bireyin gnlnde yerini bulmu
tur: Bu, znel tinin nesnel tinle banmas demektir:Tin, doal durum
iinden kp gelirken bu doa karsnda znellik olarak ikilemi
ti, bu da onun kavramna gre olmutu, imdi kendi kavramyla ba
nmakta, birlemektedir: Yalnz btn bunlann hepsi tarihin a priori
yanyla ilgilidir; deneyim a priori'ye uymak zorundadr:
Bu basamaklar genel srecin ana ilkeleridir. Her basaman
kendi iinde nasl yeniden bir oluum sreci ve ayn zamanda
gei diyalektii olduunu aklamay sonraya brakyoruz.
Burada yalnz una dikkat etmek gerekiyor: Tin kendi
sonsuz olanayla, ama yalnzca kendi saltk ieriini kendinde
iermesinin olanayla ie balar, bu ierii kendisine ama ve
erek edinir , bu ama ve eree de, ona kendi gerekliini ilk
nce gsterecek olan, kendi etkinliinin sonucu olarak varr.
Bylelikle varlktaki ilerleme, eksik-olandan daha eksiksiz ola
na dorudur: burada eksiklik soyut bir biimde salt eksiklik
olarak deil, ayn zamanda kendi kartm, eksiksiz olduu
sylenen eyi, ekirdek, igd olarak ieren bir eksiklik bi
iminde anlalmaldr: olanak, zerinde dnldnde
gerekte olmas gereken eyin ipucunu verir, bunlar da daha
yakndan bakldnda Aristotelesi anlamda dynamis ve po

tentia, yani g ve erktir. Bylece kendisinin kendisindeki


kart olarak eksik-olan elikidir. Bu elikinin de varlk
alanna girdii gibi kaldrlmas ve zlmesi gerekir. nk o,
doalln, duyusalln, kendine yabancln kabuunu krp

1 63

TARHTE AKIL
bilin na kma, yani kendisine gelme igdsdr, tinsel
yaamn kendi kendisine verdii drtdr.
b) Tarihin Balangc
Tin tarihinin balangcnn, kavramna uygun olarak nasl
dnlmesi gerektiine, zgrlk ve halkn tam anlamnda
var olduu ya da var olmu olduu bir doal durum
tasarmndan sz ederken deinmitik. Ancak byle bir tarihsel
varlk, varsaymsal bir dngemenin kararlama biimde ka
bul ettii bir ey olmann tesine gemiyordu. Byle zerin
de dnlm bir kabuln deil de, tarihsel bir olgunun ve
onun yksek bir dzeyde onaylannn rn olan btnyle
deiik trden bir iddia bugn belli evrelerde olduka kabul
grmektedir. Bu iddia erevesinde, eskiden tanrbilimcilerin
kendilerine gre tasarladklar (rnein Tanr'nn Adem'le
branice konumas gibi), insanlarn iinde yaad bir ilk
cennet durumu tasviri yeniden ama gereksinimlere gre
deiiklikler yaplarak kabul grmektedir. Tm bilim ve sana
tn kendisinden kaynakland i l kel bir halkn varl sylenmekte
dir (Schelling; Schlegel'in Hint Dili ve Bilgelii stne kitab). Bu eski halkn asl
insanlk tarihinin en banda yer ald varsaylmtr. Tanrlarn tasa
n m ve eski sylenceler onu lmszletirmitir: bu halkn yksek

kltrnn kalntlarna en eski halklarn sylencelerinde de rast


layabiliyoruz. Tarihin de gsterebilecei gibi, en balangtaki halk
larn durumu bu yksek kltrn gerilemesinin sonucu olmaldr.
Felsefenin bunu gerektirdii ve aynca bunun tarihsel gstergele
rinin bulunduu ileri srlmektedir. Burada bavurulan yksek

yetkili kaynak, en bata lncil'deki yklerdir. Bu ykler ise,


ilk durumu ya

az

bilinen zellikleriyle ya insanda deiiklie

1 64

FELSEFl DNYA - TAR!Hl

uram biimiyle -genel insan doas olarak- ya da Adem bir


birey, bir kii, Adem ile Havva da bir ift olarak dnld
lde, bu kiide ya da insan iftinde tam olarak varm gibi g
sterirler. Ama o ilk durumda bulunmu bir halkn varln ya
da onun belli tarihsel bir dneminin tasarmn hakl karacak
bir nedenleri yoktur, bu halkn saf bir Tanr ve doa bilgisine
vardn ise asla kantlayamazlar. Doann balangta Tanr'mn
yaratclnn aynadaki parlak bir yansmas gibi insann gz
nnde btn akl ve saydamlyla durduu,<s bunun gibi
tanrsal dorunun da insan iin ak olduu tarznda eyler
uydurulur. Bu ilk durumda insann, Tanr tarafndan ona
dorudan doruya aklanan dinsel dorularn belli ve yaygn
bir bilgisine sahip olduu sezdirilir; yine de bu nokta belirsiz
ve karanlkta braklr. Tarihteki btn dinlerin bu ilk durum
dan ktklar, ayn zamanda ilk doruyu, yanl anlama ve
saptrmalarnn sonucu olarak tannmaz duruma getirdikleri
sylenir. Yine de btn bu yanl zerine kurulu sylencel
erde o balangcn ve doruyu bildiren ilk dinsel retilerin
izleri bulunduuna ve bunlarn bilindiine inanlr. Eski hal
klar tarihini aratrmaya da aslnda, byle ilk aklanm bilgiyi
para para da olsa byk lde saf olarak bulabileceimiz
bir noktaya varncaya dein derine gitmek amacyla nem
verilir. <9 Bilgi hazinemizin pek ounu verdiimiz bu neme
8

F. von Schlegel, Philosophie der Geschichte [Tarih Felsefesi], 1, s. 44 (1. bas-k).

Dou yaznyla ilgili ok deerli bulgulamalar ve eski Asya yaam, sylencele


ri, din ve din tarihiyle ilgili daha nceden toplanm hazinelerin yeniden ince
lenmesiyle ortaya kan pek ok deerli eyi bu ilgiye borluyuz. Katolik hk
met ileri lkelerde dncenin istek-lerine uzun zaman kar koyamad, bilim
ve felsefeyle bir cephede birle-me gereksinimine boyun edi. Abbe Lamenna

is [(1 782-1854), Fransa'da Katolik demokrasinin nderi, L'Avenir (1830-32) der gi


sinin yaymcs] gzel konumalaryla gerek anlamda bir dinin ltleri olarak

1 65

TARHTE AKIL
borluyuz; ama bu aratrma hemen de kendi aleyhine dny
or. nk bu aratrmann tarih diye varsayd eyi ilkin tarih
olarak saklamasna varyor i. stelik tarihsel veriler bata ok
i ie girmi durumdadr, sonra da yitip giderler. Tanr bilgi
sinin o zamanki durumu, rnein Bailly00 gibi astronomlarn
Hintlilere yaktrd bilimsel bilgiler, byle bir durumun
dnya-tarihinin balangcnda olduu dncesi, halklarn dingenel, bu anlamda Katolik ve ok eski olmas gerektiini kabul ettirdi. Fransa'da

Congregation [Sylemek istenen, papa XV. Gregor tarafndan 21 Haziran 1 622'de


kurulan Congregatio de propaganda fide'dir, yalnzca Propaganda da denir] bu
tr iddialarn baka zamanlarda ok sk olduu gibi vaiz ti-ratlar ve otoriteye
destek olarak kullanlmamas iin canla bala alq. Byk bir yaygnla ka
vumu olan Buddha dini, tanrlam bir insa-nn dini olarak zellikle dikka
ti kendisine ekti. Hindli Trimurti, ierii asndan in kkenli leme soyut
lamasna gre ok daha aydnlk-o. Bay Abel Remussat Uean Pierre Abel Remusat
(1 788-1 832), College de France'de sinoloji profesr] ve Bay Saint-Martin [Mar
quis de Saint-Martin (1743-1 803), teozof; L'homme de desir (istek insan), 1790;
De l'esprit des choses (Nesnelerin Tini zerine), 1800] , in ve bundan yola
karak Mool, ulalabilen btn Tibet kaynaklar zerinde ok deerli aratr
malar yaptlar. Fr. von Eckstein [Ferdinand Baron von Eckstein (1790-1861), Res
torasyon ve Ultramontanizm partisi yanda, 1 830'a den Fransa dileri bakanl
nn tarih yazcs] , kendi tarznda, yani yzeysel olarak Fr. von Schlegel'den ak
tarlm doa felsefesi tasarmlaryla -yine de Fransa'da kimsenin tanmad Fr.
von Schlegel'den daha iyi olarak- gazetesi Le Catholique'de, bilinen ilkel Katolik
lie ncelik verdi. Hkmetin de desteiyle, zellikle Congregation'un entellek
tel kanadnn Douya yolculuklar dzenlemesini salad. En eskiye giden re
tiler, zellikle Budizmin eski tarihi ve kaynaklar zerine yeni aydnlatc bilgi
ler edinmek umuduyla henz ortaya karlmam hazineleri bulmaya y-neldi.
Ama, Katoliklii bu dolambal ama bilginler iin ilgin olan yoldan daha da
ileriye gtrmekti.
10

Bailly, Historie de l'astronomie ancienne'de (Eski Astronomi Tarihi, 1775) y


zeysel bilgilerle Hintlilerin astronomisine gnderme yapt. Gnmzde de,
Lambert'in Kosmologische Briefe ber die Einrichtung des Weltbaus'da (Evren Yaps
nn Dzeni zerine Evrenbilimsel Mektuplar, 1 761) ortaya koyduu gibi, Hintlile
rin astronomi bilgileri olduu, rnein Brah-manlarm gz kapal kullandklar
formllerle gne tutulmasn hesapladklar bilinmektedir. Ancak bir zamanlar
mekanik bir biimde de olsa, bu formllerde etkin olan tin oktan kaybolmu
tur. Bu formllerle gelenekleen yntemler ise, onlarda daha nce var olduuna
inanlan stnle sahip deildir.

166

FELSEFl DNYA - TAR!Hl


lerinin byle ilk bir durumda geleneksel balang noktalarn
bulduu, ilerlemelerinin soysuzlama ve ktlemeyle (kabaca
trm dizgesi denilen eyde tasarland gibi) yan yana gittii
gr, btn bunlar varsaymlardr, tarihsel bir temelleri yok
tur, varm gibi gzkse de onlarn keyfi, znel, hayali kayna
karsna kavram koyduumuzda artk byle bir temele sahip
olamazlar.
Byle ilk bir yetkinlik durumunun tasarlanmasnn felsefi anla
m udur: insan bir hayvannkine benzer karanlk bir yaantyla ba
langcn yapm olamaz. Bu dorudur: insan hayvan karanlndan
gelerek geliemezdi; ancak kendi karanl iinden karak geliebi
lirdi. Hayvans insanlk, hayvanlktan btnyle ayn bir eydir. Ba
langc tin yapar: ama bu ilkin kendindedir; yine de insanlk karak
teri n planda olan doal tin halindedir. ocuun ussall yoktur;
ama ussal olmak iin real olanaa sahiptir. Buna karlk, hayvann
kendisini bilme olana yoktur. ocuun en sradan bir davrann
da bile insanca bir ey vardr: ilk devinimleri, l bile hayvann
kinden btnyle ayndr. nsan daima bir zekayd; ama bu nedenle,
insann o ilk durumda Tann'nn ve doann salt bilincine sahip ol
duu, glkle elde ettiimiz her eyin, tm sanat ve bil incin mer
kezinde yaam olduu ileri srlrse, bu zekann, dnmenin ne
olduunu bilmemek demektir. Tinin durmakszn ileri giden sonsuz
devinim, energea, enteleceia [enei. etkinlik] olduunu bilmemek
demektir: bu devinim balangcn arkada brakm, baka bir aa
maya gemitir, bu aama zerinde al maktadr ve bu almada
kendini bulmutur. Bu sayede tin ilk olarak geneli, kendi kavramn
kendi nne koyar ve bylece gereklik kazanr. Genel balangta
deil, sondadr. Tinin yaratlan olduklan lde greneklerin, yasa
lann, dzenlemelerin, eski halklann simgelerinin, speklatif ide'leri

167

TARlHTE AKIL
tadklan yadsnamaz. Ama ide'nin i gereklii bundan tmyle
bakadr: ide kendisini tanr ve kendisine zg bir biimde kavrar.
Bilinli speklatif ide nce gelmi olamaz, tersine tinin en yksek
dzeydeki, en soyut abalannn rndr.

Felsefi dne yakan, tarihi, ussalln dnyada var


olmaya balad noktada ele almaktr: ilk nce kendinde bir
olanak olduu noktada deil, tersine onun bilin, isten ve
eylem olarak ortaya kt durumda. Tinin organik olmayan
varl, zgrln, yani iyinin ktnn, bunlarla birlikte
yasalarn, ister bilinsiz ve yabanl ya da yabanl olmayan bir
duygu krl, ister olaanst bir ey olarak tanmlansn,
tarihin konusu deildir. Doal, ayn zamanda dinsel trellik
aile sevgisidir. Trel olan, toplum yelerinin birbirlerine kar
zgr istenli bireyler, kiiler olarak davranmamasnda ortaya
kar: tam da bundan trdr ki aile, tarihin kaynakland
geliimin dnda kalr. Tinsel birlik bu duygularn ve doal se
vginin snrlarm ap kiilik bilincine sahip olursa, bylece bu
karanlk ve tkz orta nokta ortaya km olur: burada ne doa
ne de tin ak ve saydamdr, ak ve saydam olmalar iin her
ikisinin de kendisini bilen bir istenle daha ok eitimden ge
meleri gerekir. Ak olan tek ey bilintir. Tanr'nn kendinde
ve kendisi iin olan genelliine gre kendini aslnda neyse yle
olarak aabilecei tek varlk, dnmeyi renmi olan bilin
tir. zgrlk, yalnzca yasa ve hak gibi genel ve tzsel nesneleri
bilip istemekte ve onlara uyan bir gereklii, yani devleti mey
dana getirmektedir.
Kendi belirlenimlerine kavuacaklar bu duruma gelme
den, bylece belli dotultularda hatr saylr bir ilerleme gs
termeden nce halklar uzun sre devletsiz yaam olabilirler.

1 68

FELSEFl DNYA - TAR!Hl

Yukarda sylediklerimizden de anlalabilecei gibi, bu trden


bir tarih-ncesi bizi hi mi hi ilgilendirmiyor: Bundan sonra
gerekten bir tarih yaanm da olabilir, halklar hibir devlet
kuramam da olabilir. Aa yukar yirmi yl nce, yeni bir
dnyann bulgulanmas gibi, Sanskrite ve Avrupa dilleriyle
ortakl bulguland. Bu bulgulama Cermen asll halklarn
zellikle Hint halklaryla tarihsel bana ilikin bir fikir ver
mektedir: bu ba byle konularda istenebilecek tam bir ke
sinlikle ortaya kmaktadr. Devlet kurmak yle dursun, to
plum olmay bile becerememi halk topluluklarnn varln
oktandr bilmekteyiz. Gelenein, gelimi durumlar bizi en
bata ilgilendirecek olan tekiler zerine syledikleri ise devlet
lerinin kurulu tarihini amaktadr: onlar bu tarihin ncesinde
pek ok deiim geirmilerdir. Birbirinden ok uzak ve yalnz
bugn deil, bildiimiz kadaryla gemite de yalnzca din,
anayasa, trellik asndan, yani yalnzca tinsel olarak deil, fi
ziksel yaplar asndan farkllk gsteren halklarn sz edilen
bandan bizim iin u sonu kmaktadr: bu uluslar Asya'dan
yaylmlardr ve tartlmaz bir olgu olarak ok eski bir
akrabalktan tamamyla farkl bir oluum ortaya kmtr. Bu
olguyu, tarihi ssleyip zenginletiren, yeni frsatlara gre ilerde
de daima zenginletirecek olan, rasgele dnlm olaylarn
airane bir dzenlemesi sanmamak gerekir. Ancak byle kendi
iinde uzayp giden olaylar tarihin dnda kalr: bunlar tarihin
ncesinde olup bitmitir.

Tarih bizim dilimizde nesnel yan ile znel yam birletirir,


hem historiam rerum gestarum hem de res gestas, yani hem tarih
anlatm hem de olmu-olan eyler, eylemler ve olaylar anlamna
gelir. Bu iki anlamn ayn szckte bir araya gelmesini d bir

1 69

TARlHTE AKIL
rastlantdan daha fazla bir ey olarak anlamalyz: Bunun anlam
tarihin tarihsel olay ve verilerle ayn zamanda anlatlabilir du
ruma geldiidir. Onlar birlikte ileri gtren, ieriden ortak
olduklar bir taban [Grundlage] vardr. Aile anlar, ataerkil ge
lenekler, aile ve kabile iinde ilgi grrler. Her ey ayn biimde
akp gidiyorsa, anlarda yer etmez. Ancak kaderin birbirinden
farkllk gsteren eylem ve uygulamalar Mnemosyne'yi, imge
leriyle canlandrabilir, tpk sevgi ve din duygularnn fanteziyi
balangtaki gdlere imgeleriyle biim vermeye armas
gibi. Yine de devlet en bata, tarihin dzyazsna uygun ol
makla kalmaz, o dzyazy da birlikte retn bir ierii getirir .
Sreklilik kazanma yolunda olan, devlet aamasna ykselen
bir topluluk, znel, anlk gereksinimleri karlamak iin ye
terli ynetim buyruklar yerine ynergeleri, yasalar, genel ve
genelgeer belirlenimleri yeler. Bylece anlalr, kendinde
belirli, sonularyla kendisi iin sreklilik gsteren eylem
ve olaylarla ilgilenmekle kalmaz, onlara ilikin bir sylem
de gelitirir. Mnemosyne'nin, devletin oluturulmasnn ve
imdiki yapsnn tad srekli erek adna bu eylem ve olay
lara anlarn kesintisizliini salamas gerekmitir. Sevgi gibi
derin duygular, dinsel sezgi ve tasarmlar kendi balarna imdi
iinde bulunulan zaman doldururlar ve doyum getirirler . Buna
karlk devletin ussal yasalarnda ve ayn zamanda trelerinde
ortaya kp dlaan varl, iinde bulunulan zaman byle
sine doldurmaz: kendine yeterli deildir, anlak btnlemek
iin gemiin bilincine gerek duyar.
ster yzyllar ister bin yllar iine alsn, ister devrimlerle,
glerle, en beklenmedik deiikliklerle gemi olsun, ta
rih yazmndan nce gemi olan zamanlar, halklarn nesnel

1 70

FELSEF DNYA - TAR!H!

anlamda tarihini oluturmazlar; nk znel oge, tarihin


anlatlmas esi eksiktir. Bir rastlant sonucu o dnemlerde
anlatlmad iin deil, anlatlamad iin tarih olmamtr. llk
olarak devlette yasalarn bilinciyle birlikte eylemler aka ortaya
kar, bu eylemlerle ilgili apak bir bilin var olur, bu apaklk
da onlar olduklar gibi saklama yetisini ve gereksinimini getirir.
Zengin Hint kaynaklaryla tanmaya balayanlarn dikkatini
eken bir nokta, tin alannda bol bol hem de ok derinlii olan
rnler vermi olan byle bir lkenin tarihinin olmamasdr:
bu adan bu lke, ok eski zamanlardan beri olduka deerli
ve ayrntl bir tarih yazmna sahip olan in'in kartdr. Hin
distan yalnz eski kutsal kitaplarn ve parlak iir yaptlarnn
deil, ayn zamanda tarih oluumu iin nkoul olan eski yasa
metinlerinin de sahibidir; ama tarihi yoktur. nk bu lkede
toplumsal ayrmlar kazanmaya balayan dzen ayn zamanda

doal belirlenimlere gre (kastlar halinde) dondurulmutur.


Her ne kadar yasalar yurttalk haklarn dzenliyorsa da,
bunlar yine de doadan gelen ayrmlara baml bir biimde
dzenlemekte ve ncelikle bu zmrelerin birbirlerine kar
durumlarn (hakllktan ok hakszl) hangisi daha yksekte
ve hangisi daha alakta ise ona gre saptamaktadr. Bylelikle
trellik esi grkemli Hint yaamndan ve topraklarndan sr
gn edilmitir. Dzenin getirdii, duraan ve doaya bal kle
lik durumunun tesinde her toplumsal iliki salt keyfilik, geici
abalamalar ya da daha ok hibir ilerleme ve gelimeye hizmet
etmeyen bir fke durumundan baka bir ey deildir: bylece
bu toplumda Mnemosyne'yi dndrecek hibir anma treni
szkonusu deildir. Derinlii olsa bile yine de karmakark
bir fantezi sarmtr taban. Bu tabann kendinde saptanm bir

1 71

TARHTE AKIL
erei -gerekleecek, znel olmasa bile tzsel, yani kendinde
ussal bir zgrlkle gerekleecek bir erei- olmas gerekirdi;
ancak bylece kendisinden bir tarih yaratabilirdi.
Tarihin byle bir koulu olmasnn sonular da unlar
olmutur: ailelerin kabilelere, kabilelerin halklara doru yle
sine takn, lszce bymesi ve bu bymenin getirdii,
birok karkla, savaa, de, ykla yol at tah
min edilen genileme, tarihin dnda olup bitmitir. Dahas,
bu genilemeyle balantl olan sz sultanlnn byme ve
geliimi de dilsiz, sessiz, alttan alta olmutur. Antlarla ilgili
bir olgudur bu: konutuklar diller, halklarn ilk ve gelimemi
durumlarnda, varabilecekleri en yksek gelime noktasna
varmtr. Anlak da anlaml evriminin tm ayrntlaryla bu
kuramsal zemin zerinde boy atmtr. -Yaygnlam tutarl
dilbilgisi dnmenin yaptdr , dnme kendi kategorile
rini dilbilgisinde belirginletirmitir. Dier bir olgu da udur:
Uygarln toplumda ve devlette ilerlemesiyle, anlakn bu
dizgeli yol alnda bir duraklama olur ve dil fakirleir, artk
gelimez.- Kendinde daha ok tinselleen, ussallaan ilerleyiin
ve anlakn, ayrnt ve kesinlii bir yana brakmas, bunu ken
dine bir engel saynas, olmasa da olur diye grmesi zgn bir
olaydr. Dil gerek anlamda kuramsal zekann eylemidir; nk
zeka kendini, kendi dnda byle dlatrr. Anmsama, imge
leme etkinlikleri dil olmadan ilk nce insann iinde geen
dlatrmalardr. Fakat genel olarak bu kuramsal eylemle bir
likte onun daha sonraki geliimi, halklarn yaylmasnn buna
bal olarak somutluk kazanmas, ayr ayr halklarn ortaya
k, karma, g, dilsiz bir gemiin bulanklna gml
olarak kalr: bunlar kendisinin-bilincine varmakta olan istence,

1 72

FELSEFi DNYA - TARiHl


baka bir dsallk ve zgn gereklik edinen zgrle yakr
eylemler deildir. Dil ne lde gelimi olursa olsun, bu asal
eden pay alamadklar iin bylesi deiimler tarih dzeyine
erimemitir. Dilin ne atlmas, uluslarn birbirleri iinden
karak ileriye itilileri ancak ya devletlerle karlama ya da
kendilerinin devlet olmaya balamalaryla somut usun ilgisine
deen bir anlam kazanmtr.
c) Gelime izgisi
Dnya-tarihinin balangc ve onun dnda tutulmas ge
reken tarih-ncesiyle ilgili bu aklamalardan sonra, dnya
tarihinin gidiini, yalnzca biimsel ynden de olsa daha
yakndan greceiz. Konunun blmlenmesiyle somut ierik
daha iyi belirlenmi olacaktr.
Daha nce belirtildii zere, dnya-tarihi tinin zgr
lk bilincinin ve bu bilincin meydana getirdii zgrln
gelimesini sergiler. Gelime demek, basamaklar tarznda ile

rleme demektir, bu basamaklam da zgrln, olgunun


kavramnca, yani burada kendisinin-bilincine varmakta olan
zgrlk doasnn kavramnca meydana getirilen bir dizi be
lirlenimini ierir. Kavramn mantksal ve daha genel anlamyla
diyalektik doas, yani kavramn kendi kendisini belirlemesi,
belirlenimlerini kendinde ortaya koyup yeniden kaldrmas ve
bu kaldrmayla olumlu, giderek daha zengin, daha somut belir
lenimler kazanmas - buradaki zorunluluk, saf, soyut kavram
belirlenimlerinin bu zorunlu sralan felsefede bilinmektedir.
Burada yalnzca her basaman tekilerden ayr olarak kendi
belli zgn ilkesine sahip olduunu kabul etmemiz yeterlidir.

1 73

TARiHTE AKIL

Bir halkn tininin belirlilii tarihte byle bir ilkedir. Tin, kendi
bilin ve istencinin tm gerekliinin her yann bu ilkeye gre
somut olarak dile getirir. Halkn dini, politik anayasas, trellii,
tzel dizgesi, grenekleri, ayn zamanda bilimi, sanat, teknikte
ki ustal, meslek etkinliklerinin yn ayn belirlenmiliin
ortak damgasn tar. Bu zel nitelikler o genel nitelie, bir
halkn tikel ilkesine gre anlalr, buna karlk olarak da ta
rihteki olgusal ayrntdan tikelliin o genel yan karlr. Belli
bir tikelliin gerekte bir halkn ona zg ilkesini vermesi, iin,
ampirik olarak alnp tarih aratrmasyla kantlanmas gere
ken yandr. Bunun baarlmas iin yalnzca ilek bir soyut
lama yetisi yetmez, ide'lerle yakndan tanklk da gereklidir.
Nasl Kepler'in elipslerle, kpler ve karelerle, bunlarn a priori
ilikileriyle, bu tasarmlara belirlilik kazandracak lmsz
yasalarn daha ampirik verilere dayanarak bulmadan nce,
tanm olmas gerektiyse, burada da ilkelerle byle bir a
priori tanklk gerekir. Bu genel ve temel bilgileri edinmemi
olan kii, gkyzn ve oradaki yldzlarn devinimlerini uzun
uzun gzlemlese bile hibir ey anlamayacak, onlarla ilk kez
karlam gibi olacaktr. Normal olarak ampirik tutum gs
teren bir bilim karsndaki tavr, bilinen a priori yaklam
ve malzemeyi ide'lere gre yorumlay nedeniyle felsefeye
yaplan itirazlarn bir blm, zgrln gelimesiyle oluan
dnceleri tanmamaktan kaynaklanr. Bu durumda bu trden
dnce belirlenimleri yabanc, konu d bir ey gibi gzkr.
Dncelerle tanmam, onlara almam znel grler iin
bu belirlenimler herhalde yabancdr, konuya akl ermeyenle
rin tasarmlarnda onlara yer yoktur. Felsefenin byle bilimleri

anlamad sylenir. Felsefe, gerekten bu bilimlere egemen


1 74

FELSEFl DNYA - TARlHl


olan anlaa gre dnmediini, yani bu anlan kategorile
rine gre deil, usun kategorilerine gre davrandn itiraf et
melidir; ancak usun kategorilerine gre davrand lde de
anla tanmakta, onun deerinin ve yerinin ne olduunu bil
mektedir. -Bilimsel anlan tutumu ayn zamanda zsel-olamn
zsel-olmayandan ayrt edilip altnn izilmesini gerektirir.
Bunu yapabilmek iin ise zsel-olan bilinmelidir: zsel-olan da,
dnya-tarihi btn olarak ele alnrsa, daha nce sylendii
gibi, zgrlk bilincidir, bu bilincin gelime halindeki belirle
nimleridir. Bu kategorilere giden yol gerek anlamda zsellie
giden yoldur.
Genellii iinde kavranan bir belirlenime kar dorudan
doruya yaplan itirazlarn bir blm de allm olarak
ide'leri kavrayp anlamadaki eksiklikten kaynaklanyor. Doa
tarihinde baskn bir biimde ortaya kan trlere ve snflara
kar talihsiz ucube rnekleri ve yaratklar itiraz olarak gste
rilirse, sk sk belirsizlik pahasna ama hakl olarak sylendii
gibi, kuraldlar kural bozmaz denilebilir: yani byle bir
durumda, kuraldnn koullardr kendini belli eden. Nor
malden sapmann sonucunda eksik, erdii bir varlk ortaya
kmtr. Doann gc, kendi genel snf ve trlerini baka
birtakm ilkel e ve etkinlikler karsnda savunmaya yetmez.
Ancak insann organizmas somut biimiyle kavrand ve or
ganik yaam iin beyin, kalp vb. gibi organlar temel alnd
gibi, genel olarak ya da baz paralaryla insana benzeyen, bir
insan vcudunda tohumu atlm, yaam, ondan remi, so
luk alm ama beyni, kalbi olmayan acnas bir yaratk ya da
bir bebek de pekala rnek olarak alnabilir. Byle bir rnek
gerek bir insan organizmasnn gerektirdii yapya kar itiraz

1 75

TARlHTE AKIL
olarak kullanlrsa, soyut olarak insan szcnde ve onun y
zeysel belirleniminde kalnm olur. Buna karlk somut, ger
ek bir insan tasarm elbette ayr bir eydir: byle bir insann
kafasnda beyni, gsnde kalbi olmaldr.
keliin, yetenek, erdem ve ahlaksal duygularn, dindarca
sevgi ve saygnn, pek ok rnein gsterecei gibi, dnyann
btn blgelerinde, btn anayasa ve politik durumlar
da bulunabildii hakl olarak sylenirse, benzer bir biim
de davranlm olur. Ancak bu arada zgrlkle ilgili kendi
sinin-bilincinde ortaya kacak ayrm, bu sylenen nitelikler
karsnda nemsiz ya da zden yoksunmu gibi ele alnrsa,
dngeme soyut kategoriler dzeyinde kalr, somut ierikten
de vazgemi olur; nk bu tr kategorilerde somut ieriin
ilkesine asla yer yoktur. Bu biimsel bak alarna yaslanan
bir kltr , kendini lsz bir biimde kl krk yaran soru
lara, bilgi grlere, gz alc karlatrmalara, derinmi gibi
gzken dngeme ve ssl konumalara kaptrm olur. Bu
konumalar belirsiz braklan nokta tarafndan ne kadar ok
desteklenirse, o kadar parlak olabilir; byk sonular elde
etme abalarnda ne kadar az salam ve ussal iseler o kadar
ok yeni batan alnabilir ve deitirilebilirler. stenirse mehur
Hint destanlar bu ynden Homeros'unkilerle karlatrlabilir
ve ozann keliinin kant, fantezinin derinlii olduu iin
de Homeros'unkilere stn grlebilir. Bunun rnei, tek tek
fantezi zelliklerinin ya da Tanr figrlerindeki niteliklerinin
benzerlii nedeniyle, Yunan sylencelerinin figrlerini Hint
sylencelerinde bulmann kabul edilmi olmasdr. Benzer bir
biimde, bir-olan temel ald lde , in felsefesi, sonradan
Elea felsefesi, Spinoza dizgesi olarak grnecek eyle ayn ka-

1 76

FELSEFl DNYA - TARlHl


bul edilebilir; kendini soyut saylar ve izgilerle anlatt iin
Pythagoras felsefesinin, giderek Hristiyan dogmasnn da in
felsefesinde var olduu sylenebilir. En yabanl olduu ka
dar en az yrekli toplumlarda da karmza kabilen gz
peklik, yiitlik, yce gnlllk, feragat, fedakarlk rnek
lerine baklarak sonunda bunlarda Hristiyan devletlerinde
olduundan ok daha fazla trellik ve ahlak bulunduu so
nucuna kolaylkla varlabilir. Bu adan tarihin ve onunla bir
likte her trl eitimin ilerlemesiyle insanln daha iyi bir
duruma gelip gelmedii, trelliin artp artmad kukuyla
sorulmutur. Ancak buradaki trellik, kendinde ve kendisi iin
olan ya da byle olduuna inanlan tikel bir dinde hakl ve iyi
ya da su ve ktlk olarak grlen eye deil, yalnzca eylem
de bulunan kiinin hakl ya da su sayd, iyilik ya da ktlk
olarak grd eye dayandrlmaktadr.
Burada byle grlerin biimciliini ve yanln gstermek
le, sahte ahlak karsnda ahlakn ya da daha dorusu trelliin
asl ilkelerini saptamakla uraacak deiliz. nk dnya-ta
rihi, ahlaksalln kendine zg alanndan daha ykseklerde
ki bir taban zerinde devinmektedir. Ahlaksallk demek zel
ahlak, bireylerin vicdan, kendine zg istenci ve davran tarz
demektir, bunlarn da kendi deeri, ykmll, dl ve
cezas vardr. Tinin kendinde ve kendisi iin olan son-ereinin
gerektirdii ve meydana getirdii ey, yani yazgnn eylemi,
grev ve ykmlln, trellik asndan bireylere yneltilen
uygunsuz istemin tesine geer. Trel kararlar ve soylu ka
rakterleriyle tinin ide'sinin gelimesinin zorunlu kld eye
direni gsterenlerin ahlak deeri, daha yksek bir dzenin
istencini yrrle koymak zere kendilerini bu dzenin ale-

1 77

TARlHTE AKIL
ti haline getirerek su ilemi olanlarn daha stndedir. Ama
byle devrimlerde her iki yan da sonuta ayn rmln
iinde bulunur, bunun iin de admlarn yasaya uygunlukla
atanlarn savunduklar ey, yaayan tinin ve Tanr'nn oktan
bir kede brakt yalnzca biimsel olan bir haktr. Dnya
tarihinin bireyleri olan byk insanlarn eylemleri yalnzca i
sel, onlarn bilincinde olmadklar bir anlamda deil, ayn za
manda dnyasal bak asndan da hakldr. Ancak bu bak
asna dayanarak ahlak savunucular dnya-tarihindeki eylem
lere ve eylemde bulunanlara kar sulamalarda bulunamazlar;
nk onlarn bu sulamalarla ilgisi yoktur. Alakgnlllk,
boyun eme, insan sevgisi, yumuak huyluluk gibi kiisel er
demler korosu byk insanlar karsnda sesini ykseltemez.
Dnya-tarihi, ahlak alann ve ayrca zerinde ou kez yanl
bir yaklamla durulan ahlak ve politika ayrmn btnyle bir
yana brakabilir, yalnzca yargda bulunmaktan kanaca iin
deil -tarihteki ilkeler ve eylemlerin bununla zorunlu ilikisi
zaten kendi bana yargdr- tersine ayn zamanda bireyleri hi
uyarmakszm oyunun dnda brakt iin. nk dnya-ta
rihinin konusu halklarn tininin eylemleridir, bu tinin gerein
yzeysel tabannda giydirip ortaya kard bireysel oluumlar
tarih yazclarna braklabilir.
Ahlak alanndaki biimcilik kelik, iir ve felsefenin be
lirsizliklerinden de yararlanyor, bunlar da her yerde ay
nen buluyor. iir ve felsefe dngemenin rnleridir. zsel
ayrmlar, ieriin asl derinliklerine inmeksizin vurgulayan ve
gsteren byle genel konularda klielere bavurmak kltrn
gereidir. Kltr, istedii herhangi bir ierii ana elerine
blmeye, dnsel belirlenim ve oluumlarna gre kavramaya

1 78

FELSEF DNYA - TARlHl

yneldii lde de biimsel bir eydir. Kltr kltr yapan


eyi, kendisine bilin konusu haline getirecek zgr bir genel
lik szkonusu deildir burada. Dnme ve onun malzeme
den ayrklatrlm formlaryla ilgili byle bir bilin, kukusuz
varlk nedenini kltrde bulan felsefedir. Ama felsefe de zaten
hazr bulunan ierie genellik formunu giydirmekten baka bir
ey yapmaz. yle ki ierik ile forma sahip olurken ayn zaman
da onlar birbirinden ayrr. Bu ayrmayla da, bir tasarmn bir
ok tasarm halinde zmlenmesi sonucu hesaplanamayacak
bir zenginlie kavumu olan ierii, dnmeyle hibir ortak
noktas olmayan ampirik bir ierik sayar. Fakat kendisinde so
mut, zengin bir ierikle karmza kan bir nesneyi yaln bir
tasarm haline getirip (rnein yeryz, insan vb. ya da lskender,
Sezar) bir szckle adlandrmak ile, bu tasarm zmlemek
ve belirlenimlerini tasarm gcyle ayrtrmak ve onlara zel
adlar vermek arasnda dnce etkinlii asndan bir fark yo
ktur. Gerekten bunlarn her ikisi de anlan ayrtrmalardr.
Kltr konusunu belirsiz ve bolukta brakmamak iin bunu
belirtmek gerekiyordu. Bu dncenin k noktasna dne
cek olursak aka u anlalm olacaktr: kelik, yeti, sanat,
bilim vb. ilgili genel noktalar ve onlar zerine genel grler
dngemenin rn olduu gibi, biimsel anlamnda kl
tr de her basamakta ortaya kabilir, geliip serpilebilir. Hatta
varlan basamak devlet ise ve bu uygarlk aamasnda anlan
dngemesine, yasalara ve her ey iin geerli olan genel for
mlara doru bir gidi szkonusu ise, byle olmas da gerekir.
Biimsel kltr devlet yaamnda zorunlu bir duruma gelir;
bilimler, ileri dzeyde iir ve sanat ortaya kar. Gzel sanat
lar ad altnda toplanan eyler , teknik adan insanlarn uygar

1 79

TARlHTE AKIL
bir biimde birlikte yaamas kouluna dayanr. D gereksinim
ve aralara az bamllk gsteren, malzeme olarak dorudan
doruya tinin damgasn tayan eyi, yani insan sesini kullanan
iir sanat, tzel bir yaamn birletirmedii bir halkta da byk
bir umut ve yksek bir anlatm gcyle ortaya kar; nk
daha nce de belirtildii gibi dil, uygarln da tesinde kendi
ileri kltr dzeyine sahiptir.Devlet yaamnda felsefe de ortaya kmaldr; nk az
nce sylendii gibi, bir ierii kltr ierii haline getiren
ey dnmeye zg olan formlardr; felsefe ise bu formla il
gili kendisinin-bilincidir, dnmenin dnlmesidir. Fel
sefe yaplarnn zgr malzemesi zaten genel kltrden gel
mektedir. Devletin kendi gelimesinde bu malzemeyi ilemeye
izin veren belli dnemler yaanm olmaldr: bu dnemlerde
ya soylu karakterlerin tini, blnm gereklikle barmak
iin imdiki zamandan kaarak ideal dnyalara snr ya da
dnme usun dnmesi haline gelmeye zorlanr. nk
dngeyen anlak, halklarn din, yasa ve trelerindeki her
trl saf kutsalla ve derin gre saldrm, bu kutsallk ve
derinlii soyutlam, Tanrszlatrp genel tasarmlar halinde
slatrm, buharlatrmtr. Dnme, usun dnmesine
dnnce de, iine dlen bozulmann onarmn kendi ana
malzemesinde aramal ve ortaya koymaldr.
yleyse, btn dnya-tarihi halklarnda kesinlikle iir
sanat, gzel sanatlar, bilim, hatta felsefe vardr. Ancak genel
likle yalnzca ton, deyi ve yn deil, tersine daha ok ierik
farkldr. Bu ierik ayrm da en yksek derecededir; nk
ussallkla ilgilidir. Ykseklerden bakan estetik bir eletirinin;
malzemesi olan eyin, yani ieriin tzsel yannn bizim

1 80

FELSEF DNYA - TAR!Hl

beenimizde rol oynamadn iddia etmesi, gzel sanatlarn


amalayaca, liberal bir ruhun, kltrl bir tinin gz nnde
bulunduraca ve haz alaca tek eyin salt gzel biimler, hayal
gcnn parlakl ve benzeri eyler olduunu ileri srmesi bir
ie yaramaz. eriin kendisi anlamsz ya da yabans, fantastik
ya da sama ise, insan duyusu byle bir malzemeden soyutla
ma yaparak estetik haz alamaz. Bulgu ve hayal gc zenginlii,
imge ve duygularn canll, anlatm tarznn gzellii gibi
birtakm biimsel zelliklere dayanlarak Hint destanlar
Homeros'unkilerle bir tutulmak istense de, ierik ayrm ve
onunla birlikte tzsel-olan ey, zgrlk kavramnn bilincine
ve onun bireylerde biimleniine ynelen ussal ilgi sonsuz bir
ayrm getirecek ve bu ayrm kalacaktr. Yalnzca klasik bir form
yoktur, ayn zamanda klasik bir ierik vardr, ayrca form ve
ierik sanat yaptnda o kadar sk skya baldr ki, ancak ie
rik klasik olduu lde form da klasik olabilir. Fantastik, yani
kendisini kendisinde snrlamayan ierikle birlikte -ussal-olan,
ls ve amac kendisinde olandr- form da lsz, formsuz
ya da rahatsz edici ve biimsiz olur.
Bunun gibi in, Hint felsefeleri, Elea, Pythagoras, giderek
Spinoza ve hatta tm modern metafizik, hepsi de bir'i ya da
birlii, tmyle soyut olarak dnlen geneli kendilerine
temel aldklar lde birbirine koutmu gibi gsterilebilir.
Ama byle bir karlatrma ya da bir-tutma son derece yzey
seldir. Bylece asl nemli olan nokta, yani buradaki birliin
belirli bir birlik olduu gzden karlr. zsel ayrm tam da
burada, szkonusu birliin soyut ya da somut -tinden baka
bir ey olmayan kendinde birlii iine alacak biimde somut
kavranlnda ortaya kar. Bylesi bir-tutma yalnzca soyut
birliin tanndn gsterir. eitli felsefelere ilikin olarak da

181

TARlHTE AKIL
felsefe ilgisini meydana getiren eyin ne olduu bilinmeden
yargya varlr.
Yine de bir kltrn tzsel ieriinin gsterdii eitlilie
karn deimeden kalan alanlar vardr. Szkonusu eitlilik
dnen usla ilgilidir. Kendisinin-bilincine dnen us bii
minde sahip olan zgrlk dnmeyle ayn eydir, onunla

tek bir kk oluturur. Nasl hayvan deil de yalnzca insan


dnen varlksa, dnd iin de yalnzca o zgrle
sahiptir. Bilinci unu ierir: bireyin kendisini kii, yani ken
di tikellii iinde kendinde genel-olan olarak, soyutlama, her
trl tikellikten vazgeme yetisine sahip bir varlk olarak,
kendindeki sonsuzluuyla kavramasn. Bu kavrayn dnda
kalan alanlar belirtilen tzsel ayrmlara karlk gelir. zgr
lk bilinciyle o denli sk bir iliki iinde bulunan ahlak, bu
bilinten yoksunluk durumunda bile saltln koruyabilir, bu
da ahlakn nesnel buyruklar olarak yalnz genel ykmllk
ve haklar dile getirmesine ya da duyusall ve btn duyusal
nedenleri bir yana iterek biimcilii salt olumsuz bir ey olarak
vurgulamasna balanr. Avrupallarn in'le ve Konfoys n
'

yazlaryla tanmasndan beri in ahlak, Hristiyan ahlakn


iyi tanyanlarn vgsne kavutu, stnlyle dillere des
tan oldu. Bunun gibi Hint dininin, iirinin (buna unu ekle
mek gerekir: daha yksek trden iirinin) ve zellikle fel
sefesinin duyusall ldrme ve ondan vazgemede vard
yce nokta bilinmektedir. Yine de aka sylenmelidir ki,
bu iki ulus da zgrlk kavramyla ilgili zsel kendisinin-bi
lincinden yoksundur. Buna karlk inliler iin kendi ahlak
kurallar doa yasalar gibidir , bir eyin yaplmasn emreden
dsal buyruklardr, zora dayal haklar ve ykmllkler ya

182

FELSEFI DNYA - TARH

da karlkl nezaket kurallardr. En bata tzsel usun belir


lenimlerini trel dne evirecek olan zgrlk eksiktir
burada. Ahlak devlet iidir, devlet memurlarnca ve mahkeme
tarafndan uygulanr. Bunlarn ahlak zerine kaleme ald me
tinler yasa kitaplarna benzemez, znel istence ve dnceye
seslenirler. Stoaclarn yazlar gibi, mutlulua varma yolunda
gerekli olan bir dizi buyruk olarak okunurlar. Bu buyruklar,
kendileriyle karlaanlara, uysunlar ya da uymasnlar, keyfilii
yenmi gibi gzkrler. Bunun gibi soyut bir zne, bir bilge
tasarm, hem inli hem Stoac ahlaklarda retilerinin en
yksek noktasn oluturur.- Duyusallktan, isteklerden ve
dnyalk ilgilerden vazgemeye dayal Hint retilerinde, olu
mlayan trel zgrlk insann erei ve varlacak son nokta
deildir. Erek, bilincin hiliidir, yaamn tinsel, hatta fiziksel
yadsndr.Yalnzca kendi temel malzemesinde ve ana ereinde genel bir
ilke bulunduu lde, bir halk gerekten dnya-tarihinin iine gi
rebilir. Byle bir tinin meydana getirdii yapt ancak bu koulla trel,
politik bir rgt temsil eder. Halklan srkleyen yalnzca istekse,
byle srklenmeden geriye bo hayallerden baka bir ey kalmaz,
ortaya bir yapt kmaz. Brakt izler yalnzca bozulma ve zl
medir. Kendi ocuklann, kendi rnlerini yiyip bitiren Kronos'tan,
yani zamann egemenliinden Yunanllar byle sz ederler - altn
am bu; ama trel yaptlar vermeyen bir a. lk olarak kendi
kafasndan Pallas Athene'yi douran, evresinde Musalarla birlikte
Apollon'un da olduu politik tann Zeus, zaman trel ve bilgiye da
yal bir yapt meydana getirmeye zorlad, ortaya devlet kt.
Yaptn nesnellii yalnzca onun bilincinde ortaya kar. Genel
lik belirlenimi, dnmenin belirlenimi zaten bir yaptn esinde-

183

TARHTE AKIL
dir: dnce olmakszn yaptn nesnellii szkonusu olmaz, dn
ce temeldir. Halk, kendi trelliine dayanak olan ve tikelliin yitme
sini salayan geneli bilmelidir; kendi tzesinin, dininin belirlenimleri
ni bilmelidir. Tin, toplumsal bir dzenin kltr varlyla yetinemez:
onun istedii kendi belirlenimlerin in bilgisidir. Tin ancak bu ekilde
znellii ile kendi nesnelliindeki genelliin meydana getirecei bir
lie kavuur. Geri kendi dnyas dandan blnmtr; dsal bir
gr olarak davranr vb.; yine de en iindeki eyle bu dnyay bir
letirmelidir. Dnme en deri nindeki ey olduu iin bu onun en
ileri dzeydeki zgrlemesidir. Bir halkn kltrnn en ileri nok
tas budur; yani yaamnn ve durumunun, dncesini, yasalann ve
tzesini, bilimini ve trellii bir araya getirmektir. nk bu birlik, ti
nin kendi kendisiyle kurabilecei en derin birliktirYapt kendi ken
disini nesne olarak koymasn gerektirir Ama tin kendisini, zne
uygun olarak, yalnz dnme yoluyla nesneletirir. Tin bu nokta
da kendi ilkelerini, gerek dnyasnn genelliini bilir. Yunanistan'n
gemiini bilmek istiyorsak, bunu Sophokles ve Aristophanes'te,
Thukydides ve Platon'da buluyoruz:Yunanistan'n ne olmu olduu
orada tarihsel olmutur [dort st geschichtfich geworden] . Yunan tini bu
bireylerde kendini tasanm ve dnce yoluyla kavramtr.
Halkn kendi hakkndaki bu tinsel bilinci, varabilecei en yksek
noktadr; ancak bu da en nce yalnzca kavranlr [idee/D bir ey
dir. Dnmenin bu yapt ok derin bir tatmin getirir. Ama genel
lii asndan ayn zamanda kavranlr bir eydir ve bu yapt mey
dana getiren reel gereklikten, gerek yapt ve yaamdan biimsel
olarak aynlr. Byle zamanlarda bir halkn -bazen erdemin yannda
yer alan, bazen de onun yerine geen- erdemle ilgili hayal ve sz
lerde tatmin duyduunu grrz.Tinin elinden bu gelmitir; dn
genmemii [das unreflektierte], salt olgusal kendisine ilikin dn-

1 84

FELSEF! DNYA - TARlHl

gemeye konu yaptn bilmektedir. Bylece bir blmyle -inan,


gven, tre trnden- belirlenimlerin snrllnn bilincine eriir, bu
bilin ise bu belirlenimlerden ve onlann yasalanndan kamak iin
nedenler bulur. Bu snrllk nedenlerin arannda ortaya kar: t
myle genel soyut bir ey olan nedenler, bu yasalar iin beklen
dii gibi bir temel oluturmadnda, erdem tasanm sallantya gi
rer, mutlak mutlakln yitirir; nk nedenlere dayanmadan mut
lak olamaz. Bununla ayn zamanda bireyler birbirinden ve btn
den kopmaya, salt kendini dnerek, kendini beenmilikle ken
di kann aramaya ve onu btnn zaranna gerekletirmeye ba
larlar. nk bilin znelliktir, bu da kendinde, kendini tikelletirme
gereksinimindedir. Kendini beenme, bencillik byle ortaya kar;
tutkular, zel ilgiler her trl balann kopararak bozulurlar. Sonu,
halk-tininin doal lm deil, kendi iindeki paralandr
Bylece Zeus'un kendi ocuklann yutup durmasn engelleye
rek onu bir eree, kalc bir ey meydana getirmeye ynelten, za
mann geiciliine dur diyen Zeus'un da egemenliine son veril
di, hem de dnce ilkesi, bilginin, akl yrtmenin, nedenleri sor
ma ve aklamann kaynan oluturan bu ilke tarafndan. Zaman
duyulanmzn olumsuz yandr. Dnce de bu olumsuzluktan ay
nlmaz; ancak dnce, iinde her trl varln, en bata sonlu var
ln ve onun belirli oluumlannn zld en derindeki sonsuz
formun kendisidir. Geri olumsuzlayan zaman her eyi yutar; ama
tin de her trl belirli ierii zer Genel, snrsz olandr, en derin
de yatan sonsuz formun kendisidir, byle olduu iin de snrl her
trl varlkla iini bitirir. Her ne kadar nesnel olan ey, ieriine gre
sonlu ve snrl gibi grnmezse de, yine de verilmi, dolaysz bir ey,
bir yetki kayna gibi gzkmektedir: Bundan dolay dnceye s
nr izemez, dnen zne ve kendine ynelik sonsuz dngeme
karsnda dayanamaz.

185

TARHTE AKIL
Dncenin getirdii bu ayntrrna zorunlu olarak ayn zaman
da yeni bir ilkenin douudur. Dnce genel bir ey olduu l
de ayntncdr: bu ayntrmada ise gerekte daha nceki ilke ko
runmutur; ancak artk balangtaki belirleniminde deildir. Genel
z korunmutur; ama genellii genellik olarak vurgulanmtr. Daha
nceki ilke genel bir aklamaya kavuturulmutur Ayn zamanda
imdiki durumu ncekinden ayn ele almak gerekir: imdiki z n
cekinde daha ierdeydi, danda var olmas da eitli koullann ka
nmasyla olabiliyor.du. Daha nce yalnzca somut ve teklikte var
olmu olan ey, genelliin formuna gre ilenmitir. Ama ayn za
manda bundan yeni bir ey, daha ileri baka bir belirlenim meyda
na gelmitir. imdi kendinde belirlendii biimiyle tin, baka, daha
ileri ilgi ve ereklere sahiptir. lke formunun yeniden biimlendiril
mesi ierie baka daha ileri belirlenimler de ekler. Herkes bilir ki,
ayn dine, ayn trellie sahip, tzsel durumu ayn olan, ayn halkn
iinden gelen kltrl bir kiinin istekleri kltrsznkinden bt
nyle ayndr. Kltr ve eitim ilk nce salt biimselmi gibi gz
kr; ama ieriksel bir aynm da getirir Eitimli ve eitimsiz Hristiyan
bir yandan tmyle aynym gibi gzkr; yine de ikisinin gereksi
nimleri btn btne ayndr. Mlkiyet konusunda da durum by
ledir. Klenin de mlk vardr; ama onun haklan kendisiyle birlikte
mlk olann getirdii ykmllklerle snrldr. Mlkiyetin ne oldu
u dnlrse, bundan yalnz biri nin egemen olabilecei kar. D
nce genel-olan belirtir; bylece ortaya baka bir ilgi ve baka ge
reksinimler kar.
Bu deimenin belirleyici noktas, imdide var olan eyin d
nlmesi ve bylece genellie ykseltilmesidir Tinin ii geneli, zsel
olan kavramaktr. Dorusuna uygun kavranm genellik tzdr. z
lktr [Wesenheit], doru olarak var olandr. rnein, klenin bu

1 86

FELSEF DNYA - TAR!Hl


anlamdaki genellii insanldr: burada tikellik genelliin iinde erir
Eer bir halkta dnceler, rnein Atinallarda olduu gibi tikelli
i kaldrmaya ynelirse, dnce halkn tikel ilkesinin artk nem
li olmad, zn yitirdii sonucuna vanrsa, bu durumda o halk ar
tk var olamaz: yeni bir ilke domutur. Dnya-tarihi bylece baka
bir halka geer. Tarihte ilkeler halk-tinleri olarak vardr. Fakat bunlar
ayn zamanda doal varlklardr. Tinin eritii basamak, halkn doa

ilkesi ya da ulus olarak vardr. Bu belirli doal enin aynma tarz


na gre tin eitli klklarda grnr. Bylece halk-tininde daha ileri,
daha yksek belirleni, yani olumsuzlama, o zamana kadarki varl
nn bozulmas olarak ortaya karsa da, bu olumsuzlamann bir de
olumlu yan vardr, bu da yeni bir halktr. Bir halk birok basamak
tan geemez, dnya-tarihinde iki kez yeni bir dnemi balatamaz.
Eer halkta gerek ilgilerin yeniden ortaya kmas gerekseydi, o za
man halkn tini yenilik istemeye balayacakt -ama bu yenilik nere
den gelecekti? Bu olsa olsa kendisiyle ilgili daha yksek, daha genel
bir tasanm, yani kendi ilkesinin tesine geme, daha genel-olan bir
eye ynelme olabilir- ama bu ileriye dnk belli bir ilkenin, yeni
bir tinin var olmas demektir. Dnya-tarihi asndan bir halk yalnz
bir kez egemen olabilir; nk tinin sreci iinde ona, yalnzca tek
bir i verilmi olabilir.
Bu srp gidi, bu basamaklan, daima daha fazla yetkinlik aran
dna gre, sonsuza giden bir srece, eree sonsuz uzaklkta ka
lan bir srece benziyor. te yandan yeni bir ilkeye ilerleyite bile,
daha nceki ilkenin ierii daha genel olarak kavrandna gre,
yeni ortaya kan oluumun yine belirli bir oluum olaca orta
dadr. Ne olursa olsun tarihin ii gereklikle, genel-olann kendisi
ne belli tarzda sunmas gereken gerekliktedir. Bu da, kavramn s
nrl hibir oluum tarafndan yakalanamayaca dncesine kar-

187

TARHTE AKIL

dr. Eer kavramn sindiremeyecei, ayntramayaca bir ey ol


sayd, bu herhalde en yksek derecede bir paralan, uursuzluk
olurdu. Ama byle bir ey olsayd, bu kendi kendisini yakalad bi
imde dncenin kendisi olurdu yalnzca. nk kendisinde snr
sz olan yalnzca odur ve btn gereklik onda belirlenir. Bylece
paralan sona erecekti, dnce kendi kendisinden tatmin duya
cakt. Dnyann son-erei de burada olacakt. Us, doruyu, snr bil
meyen kendinde ve kendi iin varl tanr.Tin kavram kendine d
ntr; kendini nesne yapmaktr. Demek ki ilerleme, sonsuza do
ru belirsiz bir gidi deildir; fakat ortada bir erek vardr, yani kendi
ne geri dn erei. yleyse, belli bir dpg vardr; tin kendi ken
disini aramaktadr
Son-erein iyilik olduu sylenir. En bata kesin olmayan bir an
latmdr bu. Dinsel form akla gelebilir ve gelmitir de. Felsefeyle u
rayorsak, baka saygdeer grleri ekingenlikten tr olduk
lan yerde brakacak gibi davranmamalyz. Dinsel bak asna gre,
insann kutsall erektir. Bireyler ynnden dinin balca erei bu
dur. Dinin yaamn dzenlemesiyle birey kimliini kazanr, erei
ne byle eriir. Ama byle ele alndnda erek, ruhlann kendisinde
kurtuluunu bulduu genel trden ierii zaten varsayar. Gelecek
le, teki dnyayla ilgili bir erek olduu iin ruhlann kurtuluuyla bir
ilgimiz olmad sylenebilir.Yine de dnyadaki yaam, teki dnya
nn ereine hazrlk saylacaktr Ancak bu aynm genellikle znel yan
iin geerlidir: bireylere kendilerini kurtulua gtren eyi bir ara
olarak dnmekten baka yapacak bir ey kalmam gibi gzk
mektedir. Ama bu hi de byle deildir; ara sanlan ey ne olursa
olsun mutlak olarak ele alnmaldr. Din asndan, doal varlk iin
olduu gibi tinsel etkinliin de erei Tann'y vg/emektir. Gerekte
bu, tinin ve tarihin en soylu ereidir Tin, kendisini nesne yapp kav-

1 88

FELSEFl DNYA - TARlHl


ramasyla belirlenir Ancak bu yoldan o kendisinin rn olur; ger
ekten bir sonu olarak ortaya kar. Kendini kavramak demek ken
dini dnerek kavramak demektir. Ancak bu rasgele, keyfi, olmasa
da olur belirlenimlerin bilgisi deil, saltn kavrandr. Demek ki ti
nin erei, saltn bilinciyle kendisini bilinlendirmektir; yle ki bu bi
lin tek bilin olsun ve tek bana doru olsun, her eyin bu bilince
gre temellendirilmesi gereksin ve gerekten de temellendirilsin,
dnya-tarihine gemite ve imdide egemen olsun. Bu noktay ger
ekten tanmak, Tann'y saymak ya da doruyu vglemek demek
tir. Saltk son-erek ite budur; doruluk, doruluun vgsn ken
di yapan gtrTanr'y sayan bireysel tin kendini sayar; ama bu say
g kendi ti kelliine ynelmi deildir; fakat Tann'y saymak iin yap
t her eyin saltk anlam tad bilgisine dayanmaktadr. Bu nok
tada bireysel tin doruya vanr; ii gc saltk olanlardr: bu nedenle
de kendindedir. Snrl tinde ortaya kan, kendi zn snr olarak
bilip dncesiyle onun stne ykselme elikisi burada ortadan
kalkar Doal lmn bile burada syleyecek sz yoktur
Dnya-tarihini kavraymzda tarihi ncelikle gemi anlamnda
ele aldk.Ama iimiz ayn zamanda kesinlikle iinde bulunduumuz
zamanladr. Doru olan, lmsz olarak kendinde ve kendi iindir;
dnya da gelecekte olacak eyler deil, dpedz bulunan eydir; za
manda saltk olarak bulunma anlamnda "imdi"dir. Gemi olarak
gzken ey de ide'de yitip gitmemitir; ncesiz sonrasz oradadr.
de daima vardr; tin lmszdr: onun bulunmam olabilecei ya
da bulunamayaca bir zaman yoktur; geip gitmi ve henz olma
m deildir; fakat daima imdidir. Bununla, bulunduumuz dnya
nn, tinin bugndeki oluumunun, kendi kendisinin-bilincinin tarih
te daha nce gzken btn basamaklan kendinde kavrad za
ten sylenmi olur. Geri bunlar birbirinden bamsz olarak art

1 89

TARlHTE AKIL

arda gelmilerdir, ancak tin dediimiz ey daima kendinde olmu


t-ur, aynm yalnzca bu kendindeliin geliimindedir. Bulunduumuz
dnyann-tini, tinin kendi kendisinden gelitirdii kavramdr: dn
yay tutan ve yneten odur, 6000 yllk abalann sonucudur, tinin
dnya-tarihini ileyiiyle gelitirdii ve bu ileyile ortaya kmas
n zorunlu kld eydir. Dnya-tarihini ite byle kavramamz gere
kir: bu tarihte, tinin almas, kendi olduu eyin bilgisine nasl var
d gsterilmektedir. Tin, bu olduu eyi eitli alanlanna gre ile
yip ortaya koymutur.
Bu andan u anmsatlabilir: birey kendi kltr ve eitimi er
evesinde eitli alanlardan gemelidir. Bu qlanlar, genel olarak onun
tin kavramn temellendirmi ve bu kavrama dayanarak gemite
kendi bana olumas iin gerekli forma sahip olmulardr. Ama tin
imdi olduu ey neyse hep oydu: imdi bilinci daha zenginlemi
tir yalnzca, kendisinin daha derinlikli ilenmi kavram haline gelmi
tir.Tin gemiin btn basamaklann hala kendinde tamaktadr.Ti
nin tarihteki yaam, bir blmyle hazr bulunan, br blmy
le gemie ait eitli basamaklann bir dngs olmaktr imiz tinin
ide'siyle olduu iin ve dnya-tarihinde her eyi bu ide'nin bir g
rn olarak ele aldmz iin, ne kadar nceye giderse gitsin ge
mii gzden geirirken yalnzca u andakilerle urayoruzdur. Fel
sefenin ii u andakilerledir, gereklikledir. Tin ardnda brakm g
zkt aamalara, u andaki derinlikte de sahiptir. Tarih boyunca
kendi anlanndan gemi olduu gibi, u an da ayn anlardan - ken
disine ilikin kavramnda da gemelidir.

1 90

FELSEFl DNYA - TARlHl


1 826/2 7 K Smestrinden Eklemeler

[s. 35 vd. )
Ussal-olan 1) mantksal ussaldr, bu burada bizim konumuz
olamaz. Ayrca 2) usun bir yansmas, bir bedenlemesi olan

doa szkonusudur. Fakat burada da doal ussallk inceleme


konusu deildir. Konu 3) kendisinin-bilincindeki tin olarak orta
ya kan ustur, bu ise genel olarak deil, tinin kendini dnya
daki eylemiyle aklad, dnyaya kendi zn getirdii bii
minde anlalacaktr.
Tin, kendini halklar dediimiz eitli oluumlarla aklayan,
zerinde bulunduumuz genel tabandr. Bu biimiyle de ko
numuzdur.
Us kendinde ve kendi iin ncesiz sonraszdr, durup du
rur [ruhend] ; ama ayn zamanda etkinliktir, ussal-olandan ba
ka bir ey yapmaz. Kendini kendi iinden gerekletirir, byle
ce gerekletirilmi bir eydir, kendi olduu eyi meydana geti
ren bir erektir. Bu kavramn kantlanmas burada bizim devi
miz deil: burada olsa olsa onu varsayyor ve inandrc klyo
ruz. Kant felsefenin nceki alanlarndadr. Bu zorunlu varsa
ymlar burada anyorsak, bu sylenenlerin ierdii ve allm
anlamnda bilinten tandmz tasarmlar hatrlatmak iindir.
[s. 36 vd. )
Dnya-tarihine daha yakndan bakldnda ortaya kan
kartlklar unlardr: 1) znel usun kendi konusu ve nesne
si olan tarihle kartl. Bu kartlk kuramsal diye adlandrla
bilir. 2) zgrln zorunlulukla ilikisi ya da klgsal kartlk.

191

TARlHTE AKIL
Tarih incelemesindeki her iki varsaym unlard: 1) Bir n
gr dnyay ynetmektedir. 2) Bu ngrnn plann bilmek
olanakldr. Peki, tarihin ussallnn bilgisine ve tarihe uygula
n bakmndan dnyann son-ereini bileceimiz noktaya na
sl varyoruz? -lde'de iki trl ey var: a) kendisi olarak lde,
b) halkn varoluu, varln ampirik yan. Genel ide bu ikisi
nin birliidir; ama bunlar birbirinden yine de ayrdr. tk yan

kuramsaldr; tanmak istediimiz ide'dir bu, ona nasl varaca


mz sorulmaktadr. yle anlalyor ki, tarihi kendinde nasl
sa yle ele almamz gerekiyor, byle alrsak tarih kendiliin
den son-ereini gsterecektir. Ampirik, allm tarih temel
oluturuyor, tanrsal istencin ne olduunun ondan renilmesi
gerekiyor.- Ama bunu renmek iin, us tarih incelemesine
getirilmeli, tpk mavi rengi tanmak iin gzlerimiz olmas
gerektii gibi. Akll bir insan gzlemde bulunur, bylelikle
dnceler ona dardan gelmez; nk dnceleri onun
kendindedir: nndeki eyler dnmesine yol aar, ona konu
olur. -nsan znel, tek yanl grlerle dnyaya bakarsa her
eyde kusur bulur: nasl olmas gerektii, yine de yle olmad
bilinir. Kendisinde kusur bulunan her eyin olsa olsa sonlu bir
ierii vardr. Tzsel olan, tzselin gelip dayand ierik ussal
olmaldr.
Bizim tanrmz, Epikuros'un, hibir eye aldrmakszn
dnyalarn ara yerlerinde oturup kalkan tanrs deildir.
Tzseli tanmak isteyen, onun bilincini kendi yannda getir
melidir. Nasl el renge dokunamazsa, tzn ne olduu da duyu
lara gizli kalr. Sonluyu kavrayan anlak da tz grmez. Btn
oluum ve grnlerin renkli kargaas kendinde doruyu
saklar, rty kaldrp doruyu tanyacak bilincin gzdr.-

1 92

Anla byle znel kurnazlklardan kurtaracak ey felsefeden


bakas deildir.
[s. 38 vd]
Nasl allm anlamda tarihte, ereimiz gemi her trl
olay anlatmak olmad iin, eylem ve olaylardan belli bir se
me ve sralama yapyorsak, tarihin felsefi ele alnnda bu
nun daha da nemle yaplmas gerekir. Malzemenin artmasyla
birlikte ksaltma gereksinimi balar. -Ancak ksaltma bir sr
olayn atlmasyla yaplmamaldr, gereklikte nemli bir dizi
meydana getiren olaylar, tek tek durumlarda ortaya kan her
eyi iine alacak bir birlik halinde toplanmal, genel tasarm
iinde kavranmaldr.- rnein meydan savandan, utkudan
sz edildiinde bunlar, bir sr olay ve benzerini, tek tek her
olay kendinde tayan genel tasarmlardr. Meydan savan
gzle grlr duruma getirmek iin bunlarn -stelik savan
her anna gre- sergilenmesi gerekirdi. "Ordu sava kazand"
tmcesinde, bir sr dolaym genel bir tasarmla eksiksiz ola
rak sylenmi olmaktadr.
Bu genellik belirlenimi dnmenin kendisinden ileri gel
mektedir, bizim tarihi ele almz da dnmeye dayal bir ele
altr. Tarihi byle deil de gzle grlr biimde ele almak
isteyenler ne istediklerini bilmiyorlar; nk gzle grmek de
genel bir eydir, dnmedir.
zsel olanla olmayann ayrmn yapan anlaktr. Daha in
ceden inceye aratrlrsa bir durumda zsel-olann baka
durumda yle

olmad ortaya

kar.

Anlak dnceyi

vurgulamaldr, her eyi bu birlik iinde ilikiye sokmal, eree


uygun olmayan atlamaldr. Tarih yazar ile kronik yazarnn

1 93

TARlHTE AKIL
ayrm buradadr. Kroniki btn olaylar anlatr; ama ieride
sessizce olup biten birok deiimi gzden karr.
Tarih yazarnn olaylar kendileri dorultusunda ele ald
erekler -rnein devlet, halk, bilim, sanat byle ereklerdir
ok greli olabilir. zel, tikel ereklerle, insan ruhu ve us iin
paha biilmez olan byle ereklerin ayrm hemen ortaya kar.
-Halklarn, dinin, bilimin vb . boyun edii yazglar, btn
bunlarn hepsi, ancak kendinde ve kendi iin olan ereklerle
ilgili olduklar lde bize nemli gzkyor. yleyse neler
dir bu erekler?- Tarihi dnerek, felsefi olarak ele alyorsak,
bizi ilgilendiren ey zerinde ve tarihi el almza temel olan
erekler zerinde belli bir bilince sahip olmamz gerekir.
[s. 40 vd.)
Dnya-tarihinde ktln somut tablosunu, eriebilecei
en byk boyutla gzlerimizin nnde gryoruz. Tek tek olay
lar ynna bir bak, bize bireyin ve her trden halkn kurban
edildii bir mezbaha karsnda olduumuzu dndryor: en
soylu, en gzel eylerin yok olup gittiini gryoruz. Gerek
hibir ey kazanlmam gibi gzkyor, naslsa hala kalan u
ya da bu geici yapt da alnnda rmenin damgasn tayor
ve ksa zamanda kendisi gibi geici bir ey tarafndan defedi
liyor.
[s. 50)
Her eyden nce, kendisini Hristiyan dininde am
olan Tanr'nn ne olduu bilinmelidir. Tanr'y hibir ekilde
tanmayanlara lncil'de dinsiz denir. Hristiyan Tanr's, ken
dini insanlara am olan Tanr'dr. Hristiyanln en yksek

194

FELSEFl DNYA - TAR!Hl


noktas ahlaksal yan deildir; nk dinsiz kavimler de ok
yksek bir ahlaka sahip olmulardr. Tanr'nn eyleyii zerine
baz eyler bilmemiz gerekiyor; bunu bilmezsek, bilinmeyen
Tanr'ya tapnak yapan Atinallardan bir farkmz kalmaz.
[s. 54]
Fakat us, salt olumsuzluk kategorisini geri evirir ve bu
olumsuzluktan, insan soyunun bu genel hamaratlndan
kalc bir yapt meydana geldiini, bizim kendi gerekliimizin
de tm insan soyunun tarihinin bir sonucu olduunu kabul
eder. Sonlu, geici erekler genel bir eyin aamalardr: geici
lik, kendini bu erekler dorultusunda meydana getirmi olan
geici-olmayan ierir. Bu olumlu yan salt anmsanan bir ey
deildir; fakat kendisi gerekliin bir paras olan bir rndr
ya da biz bu rnn bir parasyz.
[s. 58]
Bu son-erek kendinde ve kendi iin saptanmtr. Dnya
da gereklemesi gereken iyilik de denir ona. Dnya-tarihi
doann deil, tinin taban zerinde durur, bylece onun son
erei de yalnzca tinin doasndan sonu olarak karlabilir.
[s. 6 1 ]
Hak, trellik, tinin kendisiyle ilgili kavramndan baka bir
ey deildir. Eskiler, insann insan olarak zgr olduunu
bilmiyorlard.

195

TARHTE AKIL
[s. 65]
Bu genel tin, dnya-tini Tanr'yla ayn anlamda deildir .
Dnyada var olduu biimiyle tindeki ustur. Bu tinin devi
nimi, kendini olduu ey, kavramnn olduu ey yapmaktr.
Bu devini ussaldr, tanrsal tine uygundur. Tanr kendi cemaa
tinde tindir: orada yaar, orada gerektir. -Dnya-tini, tinin
kendisinin doru kavramn kendisi iin rettii bu srecin
dizgesidir.
[s. 74 vd. ]
Tinin

kavram

kendine

bir

geri

dntr:

kendini

dlatrmada kendini bulmas, budur onun kendine geri


dnmesi, belli bir ama tar ve saltk son-eree sahiptir. llkesi
tikel bir ilke olduu lde snrlar kendini halkta gsterir.
Bu da halkn bozulmasdr, te yandan da bilimlerin, felse
fenin ortaya k. Bozulmayla birlikte dngeme balar, bi
lim, vicdan balar. Bir halk kendi ilkesine ermise, bu onun
geliiminin, dnme ve dngemenin ortaya kmasnda bel
li olur. Bir halkn igdsel davran dnemleri ayn zamanda
onun erdemlilik dnemleridir. Fakat o, bu igd aamasnda
kalmayacaktr. -Kendine geri-dnme soyut dnmedir. Bu so
yut dnmeye geri dnerken, tin kendine, gereklik kazanp
kazanmadn sorar . Kendindeki zgr dnme , gerekliin
tiniyle elimemelidir.
Yunanllarn ahlak bilinci yoktu. Bir eyin hak, dev
olup olmadn, dnmeye izin vermeyen devlet yasas
tanmlyordu. -Ancak devletin istediinin iyi olduunu gr

myorsa, kimse zgr deildir. Orada birey, tre adna ne varsa


1 96

ondan kopmutur: isellik, biimsel olan ey var olan bu birlik


ten kopar. Kiisel ilgiler kendi haklln korurken, tzsel-olan
da ayn zamanda kendini ortaya koymaldr.
[s. 87]
lkinci kartlk klgsal, nesnel kartlktr, zorunlulukla
zgrln kartl. znel anlamyla zgrlk, insanlarn
bazen yendikleri, bazen de yenildikleri d yazglara kar
kar kmalardr. Bu kartla daha yakndan bir bak,
zorunluluu tanrsal bir ey olarak aldmz gsterir. Bir yan
da tanrsal isten kendini belli ediyorsa, br yanda insanolu
zgrlyle, usunun ve tutkusunun ilgileriyle ayakta durur.
Bu kartl nasl ortadan kaldracaz?

(3. Xl. 1826) Zorunluluktan d zorunluluu anlamamalyz,


zgrlkle karlatrldnda, kendinde ve kendi iin erek
olan tanrsall, kar gelinmez eyi anlamalyz. Burada
ki gler ve elikinin zm, yalnz ortak yaamdan gelen
tasarmlarla anlalr duruma getirilebilir. Yasallik, yani hak,
servetin vb. korunumunu salyor. Bu byledir. Byle tzeye
dayal bir durum, keyfilie kar gvencedir. Tek kiiler genel
taban bozamazlar. Teknik alanda da bu byledir. rnein,
bir ev insann keyfiliinin rndr: bunun karsnda, ondan
bamsz olan ama ev yaplrken kullanlmas gereken malzeme
yer alr. Bylece eree uygunluk zorunlulukla bir araya gelir.
[s. 89]
Eyleyen, davranta bulunan bireysel varlktr: erek daima
benim ereimdir. Kendinde ve kendi iin olan erek birey
lerce gerekletirilir: etkin olan bireylerdir. Bu erekler zel de
197

olmaldr, bireyler tikel varlklar olarak bu ereklerle ilikidedir.


Tr cinsin btn doasna kendinde sahiptir, nasl altn me
talin karsnda deilse, o da genel-olann karsnda deildir.
Ancak tzsel olan kendini gerekten byle meydana getirir:
olumsuz-olan, kt-olan geicidir. Genel-olan, zorunlu olarak
tikel zerinden gereklik kazanr. Tikeller birbiri karsnda
geerlilik kazanr; ama yklp giderler de.
[s. 1 1 1]
Dnya-tininin istedii eyin son-e_rei besbelli yle
anlatlabilir: kendi bana alndnda zne kiisel zgrle,
kendindeki ahlak bilincine sahiptir; ayn biimde kendi trel
durumundan tr tatmin olmas kendi yararnadr. Bu z
nenin sonsuz deeri vardr. zne, znelliin bu ynde bilince
kavumas iin zgr olarak dnlr. znellik tek bir tz
sel erek oluturur: bu erek sonsuz bamszln rndr.
Bu tz, bireyin zerinde szkonusu biimsel zgrle znel
likte kavuabilecei temel ve tabandr. Tinin derinlii saltk
kartln birliini kendine erek edinmesindedir.
[s. 1 30 vd.]
Henz devlet kurmam olan halklar gz nnde bulun
durulmuyor. Devlet szc sk sk politik tzel ilikiler iin
kullanlr; baka bir anlamda din de buraya sokulur. Anayasa
tekin ounlukla, tekin teklikle (genel anlamda hak ilikisi)
ilikisidir, ayrca eitli mesleklerin eitli zmrelere dalm.

1 98

[s. 132 vd. ]


llke dinde sylenmitir: gereklik alanna d a girmelidir,
halk-tininin ilkesi kendini gerekletirmelidir. Din, kendisinin
bilincinin en yksek varlkla isel, soyut ilikisidir. Din zerin
de younlama, kendini ilan ederek, bildirerek ilerleyen dnya
ilerine kaytszl birlikte getirir. Bir kez ierideki kalc oldu
mu, darya da etkiler, uygulama balar.

1 99

DZN

A
Alman/lar 18, 26, 36, 76, 89
Alman-Roma Krall 23
Alman Tze Tarihi 28
Almanya 1 7, 26
Anaxagoras 42, 43, 44, 45
anka kuu 41
Aristophanes 1 84
Aristoteles 43, 49, 69, 98, 163
Atina 20, 2 1 , 93, 122, 135, 136, 187, 195
B
Bailly 166
c

Caesars Commentarii 1 6
Cicero 1 12
in/liler 128, 1 5 1 , 1 60, 1 71 , 1 76, 177, 1 8 1 , 182, 1 83
D
Darius 1 10
E
Eichhorn, Karl Friedrich 28

Elysium 1 2
Epikuros 4 3 , 1 92
F
Fenelon 146
Fransz Devrimi 23
Fransz/lar 1 7, 18, 25, 26, 59
G
Goethe 1 10
H
Herodotos 1 1 , 1 3 , 16, 147
Hindistan 13, 129, 1 7 1
Hint 1 28, 133, 1 60, 166, 169, 1 7 1 , 1 76, 1 8 1 , 182, 183
Hint Dili ve Bilgelii stne 1 64
Homeros 16, 1 10, 1 76, 1 8 1
Hugo, Gustav 2 7
Hukuk Felsefesinin Ilkeleri 1 1
K
Kardinal de Retz 1 7
Kartaca 40, 80
Katoliklik 1 30, 135, 1 5 5
Kepler 1 74
Konfys 182
Ksenophon 1 6
Kutsal Kitap 25, 46

L
La Fayette 147
Leibniz 54
Lessing 156
Livius 19, 20, 2 1
M
Menenius Agrippa 1 9
Mercuriu 2 8 , 39
Minerva 20
Mnemosyne 12, 1 70 , 1 7 1
Montesquieu 26, 128

Persler 59
Phaidos 43
Platon 43, 69, 146, 184
Polybios 16, 20
Porus 1 10
Protestanlk 130, 135
Pythagoras 1 77, 181

R
Ranke 13, 22
lran/llar 147
Roma 19, 25, 37, 40, 59, 69,

70, 80, 94, 96, 97, 1 1 1 ,


135, 150, 158, 1 60, 1 62

Mller, Johannes von 20, 2 5


Musevilik 1 2 4

Roma mparatorluu 96

Mslman/lk 133, 139, 1 54

Roma Tarihi 26

N
Napoleon 1 07
lngiliz/ler 18, 59, 129
Niebuhr, Barthold Georg 26
o

Onbinlerin Dn 1 6
p

Palmira 40
Perikles 1 5
Persepolis 40

Roma Tze Tarihi 27


Rousseau, ] . ]. 152

s
Isa 1 34
Salome 58
Schelling 164
Schiller 83
Schlegel 164
Scott, Walter 22
Sezar 14, 16, 59, 96, 97, 107,

1 10, 1 1 1 , 1 1 2, 1 79
lskender, Byk 59, 107, 109,

1 10, 1 79

Smerd 147
Sokrates 43, 44, 45, 78

Sophokles 1 1 9, 1 84
Spartallar 2 1
Spinoza 24, 1 76, 8

Ranke, 13, 2 1
Roma, 1 9, 25, 37, 40, 57,
67, 68, 78, 90, 93, 107, 130,
1 4 5 1 5 3 , 155, 1 5 7
,

Roma Tarihi, 1 8, 2 6

T
Thukydides 1 1 , 13, 15, 16, 2 1 ,

184

Roma Tze Tarihi, 27


Roma Tzesi zeti, 27

Tschudi, Yal 20

Roma mparatorluu, 93

Trk/ler 133, s

Rousseau, ] . ] . , 14 7

y
Yahudiler 52, 133, 1 39

Yahudilik

66, 133

Schelling, 159
Schiller, 80

Yasalarn Ruhu 26
Yunan 2 , 20, 25, 42, 45, 49,

59, 69, 70, 78,


133, 1 34, 1 39,
141, 150, 1 60,
1 76, 1 8 3 , 184,

Salome, 56

109,
140,
162 ,
196

Schlegel, 159, 1 6 1
Scott, Walter, 22
Sezar, 1 4 , 16, 57, 93 , 103,

106, 107, 108, 1 73


Smerd, 141

Sokrates, 43, 44, 45, 76


Sophokles, 1 14 , J 78

Zeus 20, 83 , 85

Platon, 43, 67, 1 4 1 , 1 78

Spartallar, 2 1

Polybios, 1 6 , 19

Spinoza, 1 19, 1 7 1 , 1 75

Porus, 1 06

Thukydides, 1 1 , 13, 1 5 ,

Protestanlk, 125, 130


Pythagoras, 1 7 1 ,

1 75

1 6 , 2 1 , 1 78
Tschudi, Yal, 19, 20

Trk/ler, 128, 146


Yahudiler, 5 1 , 1 28, 134
Yahudilik, 63, 128
Yasalarn Ruhu, 25
Yunan, 12, 20, 25, 42, 45, 48, 57, 67, 68, 76, 106, 129,
133, 134, 135, 136, 144, 145, 1 55, 1 57, 1 7 1 , 1 77, 1 78, 1 90

Zeus, 20, 1 77, 1 79