You are on page 1of 80

Osmanlı

Marşıarı
Orjinal Taş Plak
Kayıtlan
ESET
NOD32
Antivirus

Stratus Bilisim Sistemleri Tic. A.S.


www.nod32.com.tr .
istanbul merkez: 0212.2515180
Ankara: 03124732074
email: satis@nod32.com.tr
Binlerce I<arar.
Saniyeler içinde.
Ve hatasız.

ESET Smart Security 4


Daha hızlı, daha hafif PC koruması
Virüslere karşı korur
Hackerlara geçit vermez
Spam e-postaları filtreler

Dijital dünyanızı koruyoruz


i indekiler . ... . . . ... . . . . . ... . . . . ... ... . . . . . . . . .. . ... . . . . . . ... . .... . . .... .... .... . . . . . . . . ... ..... ..
uç u uuu u uu uuuu u u u uu u u u u u u uuuu u u uuw J.Mm
u u uu u uu UUu u uu

16 Bili~ tarihinde
sansur
26 Ve ni vidi vici
Jül Sezar ünlü 3 Beat1es ve
tıpta devrim
3S İrtica
1 00 yaşında
Anaksagoras'tan Galileo'ya, sözünü tam 2055 sene önce Bilgisayarlı tomografi 1971'de 31 Mart Yakası'nın (13 Nisan
Bacondan Leclerc'e, Tokat'ın Zile ilçesinde Zela tıpta devrim yaratmıştı. Bu 1909) üzerinden bir asır geçti.
Scopes'tan Bilim ve Teknik zaferinden sonra söylemişti . önemli buluşun arkasında, İstanbul'u ve imparatorluğu
dergisine baskı ve sansürün NTVTarih arazide tarihin müzikte bir devrim sarsan olayların perde arkası. ..
tarihi ... izini sürüyor. gerçekleştiren Beat1es vardı. Adana faciası ...

4 NTV TARiH NiSAN 2009


- HER AY

06 Okurdan
11 Haberler
22 Tarihte Bu Ay
23 Tarih Olanlar
Keriman Hani boyası~ 24 Ayın Fotoğrafı
emsalsiz endami ile şar~ 54 Dün / Bugün
68 Kağıt Üzerinde
Enis Batur
70 Nadir Kitap
71 Sahaftan
Nedret İşli
72 Kitap
76 Anadolu'nun Ustaları
Ahmet Yeşiltepe
78 Evliya Çelebi
79 HaBuDiyar
BünyadDinç
84 Cahillikler Tarihi
85 Tavanarası

90 NetTarih
91 Ajanda
96 Bulmaca
Sedat Yaşayan
97 Bilmece
Nevzat Erkmen
98 Zamanın İzinde
İsenbike Togan

Nisan'ın tası, Güzellik Çanakkale'nin


balığı , yağmuru kalıcıdır 94. yıldönümü
"Ş aka Günü" 1 Nisan'ın Mrodieten günümüze Unutulmaz bir kahraman:
444 yıllık kökeni ... Nisan güzellik yarışmaları. Türkiye'yi İbradılı İbrahim. Ndan
yağmurunun Türk kültüründeki "taçlandıran" ilk güzeller ve Z'ye Çanakkale alfabesi.
geleneği, yağmur taslarının 1952 Avrupa Güzeli Günseli Seddülbahir'deki yalnız mezarın
kullanımı ve önemi ... Başar'dan anılar... hikayesi. Şafak Ayini .. .

NTV TARiH NiSAN 2009 5


doğru buluyoruz. Aynen ifadesini her gördüğümde,
Mektuplar-mesajlar
okurumuzun dediği gibi, eğer parmak sallayarak bağıran ve
bunları yayımlamasaydık; suçlayan biri gözümün önüne
Orta Asya kültürü yapıldı; orijinal tekneden dergimizin ilk ve ikinci geliyor nedense. Bu tür yanlış
Selam NTVTarih. Ben 16 geriye neredeyse hiçbir şey sayısını okuyanlar da, o hatalı tırnak içi kullanımlar da
yaşında bir okuyucunuzum. kalmadı; hatta geminin bilgileri eğer kendileri de tespit cinsel ayrımcılığı körükleyen
NTV'nin bir tarih dergisi gövdesinde dahi değişiklikler etmemişlerse doğru kabul bir bilinçaltı mesajı veriyor
çıkarması beni çok sevindirdi. yapıldı. Daha sonra kaderine edeceklerdi. okurlara. Evet, medya
D ergi şu an için gayet güzel terk edildi ve bağlı olduğu eşcinsellik konusundaki dil
ve bilgi verici. Verdiğiniz limanda tamamen çürüdü. Eşcinsellik suç cehaletini ısrarla sürdürüyor,
belgeseller de mükemmeL. Tarsus Belediyesi birkaç yıl değildir biz eşcinseller de inatla bu
Türkiye'de Orta Asya Türk evvel bu çürümüş tekneyi Derginizle ilk kez tanıştığım yanlışlarınızı anımsatmayı
kültürü ve dini hakkında aldı ve yeniden inşa etti. 2. sayınızdaki okur sürdüreceğiz.
pek fazla bilgi yok. Bunları Belediye'nin bu insiyatifi mektuplarından anladığım Serkan Tutar
yayımlarsanız çok faydalı şüphesiz takdire şayan, kadarıyla tarihsel cehalet
olacağı kanısındayım. Umarım fakat ortaya çıkan bu "kopya inadına sık sık dem vurulmuş. NTVT Okurumuz eşcinselliğin
uzun soluklu bir yayın tekne"yi Nusrat olarak N e yazık ki basınımızda da tırnaklanmaması gerektiği
hayatınız olur. Krize inat adlandırmak imkansızdır. bir tür dil cehaleti var ve bu konusunda tamamen haklıdır.
başarılar. inatla sürdürülüyor. Okay Fakat dergimiz de, Gönensin
Ali Efe Mektuplara cevap Gönensin'in yazdığı Tenten de eşcinselliği suç, eşcinselleri
vermeyin makalesinde eşcinsellik de suçlu görmüyor. Yazıda
Nusrat mayın Derginizin ilk sayısını "Herge'nin uğradığı son eşcinsellik kelimesinin
gemisi nerede? beğenerek okudum; 2. sayınızı suçlama" şeklinde ifade tırnak içinde kullanılması,
Derginizin 2. sayısının 63. da öyle. Fakat birkaç eleştiri edilmiş. Eşcinsellik bir suç Gönensin'in bu suçlamayı
sayfasında "Yok ettiğimiz gazi yapmadan da geçmeyeceğim. unsuru değildir, suçlaması sahiplenmediğinin altını
gemiler" arasında gösterdiğiniz Öncelikle 2. sayınızda gelen olamaz. O ifadenin yerine çizmektedir.
Nusrat mayın gemisi aslında mektupları (ya da e-mail "Herge'in eşcinsel olduğu
yok olmamıştır. Şu anda mi demeliyim) sanki hata iddiası" kullanılabilirdi. Ayrıca
Tarsus Belediyesi tarafından kabul etmiyormuşçasına eşcinselliğinniye tırnak içine
müze olarak sergilenmektedir. cevapladığınızı düşünüyorum . alındığını da anlayabilmiş
Bu hatayı düzeltmenizi rica Okur ile diyalogunuzun değilim. Bir yazıda tırnak
ediyorum. bozulmaması açısından, içine alınmış "eşcinsel"
Cansu Hürses Newsweek gibi belki
mektupları yayımlayıp cevap
Derginizi tarihi seven bir vermeseniz daha iyi olacak.
kişi olarak takip ediyorum, "Maddi ve editoryal hatalar"
fakat 63. sayfada belirtmiş başlığınıza baktığımda çok f usurlanna rağmen
olduğunuz hurdalığa verilen ve önemli hatalar yaptığınızı
savaş gemilerinden Nusrat şu
an Mersin'in T arsus ilçesine
gördüm. Bir tarih dergisi
olarak sorumluluğunuz çok r
! ente
Belediye Başkanı Burhanettin daha fazla. İkinci sayıyı kaçıran ,
Kocamaz tarafından bir okur 1. sayıdaki bilgileri 1
getirilmiş ve halkın hizmetine doğru kabul edecek ne de olsa! J
sunulmuştur. İstediğiniz Şimdilik bu kadar. i
zaman gezebilirsiniz. Emrah Çıldır 'i

Ahmet Bahadır Gençay

')
NTVT Mektupların
NTVT Nusrat gemisi kadar, tamamına cevap vermemiz
bir milletin kaderini birinci zaten imkansız. Bununla
dereceden etkilemiş başka bir birlikte yayımlamadığımız,
gemi yoktur. Buna rağmen ama okurlarımızın {
i
e-posta adreslerine
biz bu gazi gemiye sahip
,t
çıkmadık. Emekli edildikten gönderdiğimiz cevaplar
sonra onu müze yapmayı, da var. Yayımladığımız
gelecek nesillere bırakmayı tüm mektuplara da cevap
düşünmedik. N usrat yıllarca yazılmıyor. Hatalarımıza
yük gemisi olarak kullanıldı gelince ... Bunları göstermekten
ve üzerinde sayısız değişiklik çekinmiyoruz; hatta bunu
6 NTV TARiH NiSAN 2009
. . . .. . . . .... . ... . . . .. . . ... . . . . . . ...... . . .. . . ............. .. ........ . .. . . .. . . . . . . .. . ... .. ......... . . ..... .. .. . . . . ........ . ..... . .. . .. . . . ...... . . . . . ...... . . ....... . . . .. . ... . . . .. . .. . .... .. ... .

.. . . ... . ... . . . . .. ......... . ........ . . .. ... . . . . ...... . .... .. .. . .... . .. . .... . ... . .. . .. . . . .......... . .. . ... .. ..... . .. . ... . . . . . ..... . ......... . .. . ....... . . . . . . . ..... ... .. . ........... . .. . . ......

İlk kadın rallici


Katkılar
Mehlika Hanım mı, Editör Gürsel Göncü
...... . . . ... ...... . . .. ... . .. . .. . . . . . . . . .. .. ... . . . . . ... . . .. ... . . . . . . .. .. . .. .. .. .. . .
Samiye Hanım mı?
III. Selim'in Derginizin Mart 2009 tarihli
makamlan 2. sayısının 84. sayfasında
"Okurdan" bölümünde "Albümden" başlığı ile İz sürenin, gelecek aktaranın
paylaştığınız sayın Ömer P. verilen haberde "İlk Kadın
31 Mart Yakası'nın bugün kullandığımız miladi takvime
Yılmaz beyefendinin İlber Rallici Mehlika Hanım" dan
göre 31 Mart'ta yaşanmadığı çok kişinin malumudur. Rumi
O rtaylı ile ilgili eleştirisine bahsedilmiş ve konuyla ilgili
1954 tarihli bir fotoğrafa yer takvimdeki 13 günlük fark, bu olayın 100. yılını 13 Nisan
vermiş olduğunuz cevabın
içeriğinde maalesef bazı yanlış verilmiştir. Mehlika Hanım 1909'a tarihliyor. Peki 31 Mart'la neredeyse özdeşleşen "irtica"
bilgiler vermişsiniz. Veya 1930'lu yılların önemli kelimesinin, ilk defa bu olaylardan sonra dilimize girdiğini ve
yanlış demeyelim de eksik romancı ve gazetecisi Burhan bu kelimenin günümüzde artık neredeyse eşanlamlısı sayılan
diyelim. Cahid Bey'in (Morkaya) "şeriat" demek olmadığını kaç kişi biliyor?
III. Selim'in "beş yeni eşidir. Samiye Hanım, 31 Mart şeriatçı bir ayaklanma değildi. İngilizıer resmen
m akam icat ettiğini ve 64 1922' de otomobil kullanmaya isyancıları destekledi; konuyla ilgili belgeler sonradan titizlikle
civarında eser bestelediğini" başlamış, dönemin tanınmış
İngiliz arşivlerinden temizlendi. Adana'da eşzamanlı patlak
belirtmişsiniz. Bu bilginin hanımlarındandır ve ilk
veren olaylarda ise 22 bin kişi hayatını kaybetti.
kaynağını da sizlerden rica kadın rallicimizdir. 1932'den
ederek şu düzeltmeyi yapmak itibaren Turing'in düzenlediği Bu sayımızda Çanakkale kahramanlarından İbradılı İbrahim'in
istiyorum izninizle. yarışmalara katılmış ve hikayesini; Seddü1bahir'de vuru1an İngiliz Yarbay Doughty-
III . Selim'in dini ve din dışı dereceler kazanmıştır. Wylie'nin silah taşımayan ve daha önce Türkiye'de görev yapmış
yediyi aşkın eseri günümüze 1935'te de arabasıyla ağır bir bir diplomat olduğunu, karısının savaş sürerken Seddü1bahir'e
ulaşmıştır. Ayrıca; "Rast-ı kaza geçirmiş ve ölümden gelip mezarını ziyaret ettiğini; Beatles'ın bilgisayarlı
C edid, Neva-Buselik, Acem- dönmüştür. Samiye Hanım'ın tomografinin icadına yol açtığını; Katerina'nın Baltacı'nın
Buselik, Arazbar-Buselik, "İlk kadın ralli pilotumuz" çadırına değil hayal çadırımıza uğradığını okuyacaksınız.
G erdaniye- Kürdi, Hicazeyn, olduğu hususunun tashihinde
Türkiye coğrafyasının çok az bilinen, ulaşılması çok zor
lsfahanek-i Cedid, Hüseyni- fayda mütalaa ediyorum.
noktalarında yer alan ve neredeyse hiç ziyaret edilemeyen tarihi
Z emzeme, Şevk-i Dil, Evcara, Ersel Aktürk
miras yapıları da var bu sayımızda.
Pesendide, Şevkefza ve
Suzidilara" isimlerinde tam 13 NTVT Sayın Ersel Aktürk' e Sezar'ın ünlü "Veni, vidi, vici" (Geldim, gördüm, yendim)
makam meydana getirmiştir. teşekkür ederiz. Samiye sözünü, Tokat-Zile'deki savaşı kazandıktan sonra söylediğini
Bu makamların içinden Morkaya'nın Mehlika duymuş olanlarımız vardır tabii. Ama bununla yetinmedik ve
günümüzde kullanılmakta Hanım'dan yıllar önce arazide hem savaş alanını hem orduların yaklaşma yollarını hem
olanların sayısı bir elin otomobil yarışlarına katıldığı de eski metinlerde bahsedilen antik yolu tesbit ettik.
parmaklarını geçmez. konusunda malumatımız vardı. İlk tarihçiler avcılardı. İz sürdüler, beslendiler, hayatta kaldılar.
F akat şu bir gerçektir ki, Fakat kendisinin katıldığı
Yaşamaya devam edebilenler onların torunları, torunları,
günümüzde kullanılmasa otomobil yarışları İstanbul
torunları oldu. Çünkü izleri, geleneği ve deneyimi aktarabilenler
da, bu makamların terkibi içi parkurlarda gerçekleştiği
onlardı. İz ve aktarım, varolmanın ve bunu sürdürmenin yegane
kendisine aittir ve sayısı da ve bunlar bir tür "şehiriçi
beş değil, 13'tür. Kaynak: yol yarışı" kategorisinde yolu. İzler silinir veya bozulursa, geçmişin hakiki göstergeleri
T RT'nin A nkara Radyosu değerlendirildiğinden, kaybolursa aç kalırız; kayıtlar olmazsa, güzergah ve rota ortaya
stüdyolarında 1999 "ralli" kapsamında olduğunu çıkmazsa, gelecek zamanda kayboluruz.
senesinde kaydedilen "Gönül düşünmedik. Turing'in L. NTVTarih iz sürmeye, kanıtları göstermeye, heyecanı ve
S araylarında Bir Sultan" Otomobil Mukavemet Yarışı, sonuçları p aylaşmaya devam edecek.
isimli musiki albümünün İstanbul-Ankara arasında
kitapçığı. Kitapçığın metnini gerçekleştiğinden ve bugün . .. . . ... . ... . .. .. . .. . . ... . . . . ... . . . . . ..... . ... . .... . . . . . . ..... ...... ...... ... .. ... .. ..... .. ,
yayıma sayın Hasan Oral Şen "ralli" olarak adlandırılan
hazırlamış. kapsama girdiğinden, Mehlika
'"r'= ilk kadın raIlici:
D erginizin özellikle okur Hanım'a bu unvanla yer
_ Mehlika Hanım
r mektuplarına cevap verirken
de, bilhassa verilen cevabın
vermekte sakınca görmedik.
Aktürk' e yer darlığı nedeniyle
"\ . 23 Kasım1954... Turkiye Turing
ve Otomobil Kunııııu,lst:ınbul.
, Ankara hattında ilk Otomobil
kaynaklarının belirtilmesinin yayımlayamadığımız diğer ı Muk:wemer Yan ~m:1.sI ·nı düzenler.
Mcvsimin getirdiği olumsuz
çok daha ciddi bir üslup eleştirileri için de teşekkürler. şartb.r nedeniyle, k:ıdın sürücüler
680 km.lik bu yarışa katılmap
olacağına ve çıkardığınız bu ces.::ırtt edcmez. Haliyle trJs ı nm
gözli, tek bdın yolrı şmacı Mehlika
güzel dergiye çok yakışacağına Okur/ardan ge/en mesajlar, San~ll:ırı'n:ı yönelir... 1924
dogı.ımlu Mchlib H anım, birçok
i nanıyorum. gerektiğinde kısaltılarak ve dü- aks.iliğe rıağmco eşiyle birlikte
karıldığı yanşın hakkını \·crir. Çift,
u. Murat Aytekin (ney sanatçısı) zeltilerek yayımlanmaktadır. Borııov;ı 227 plablı ÜStü açı k spor
jagu:ırlarıyl:ı büyük ilgi b>Öriir.

Mehlik. Hanım harehtlnde n 6nee IstanbUl'd. yQQun ilgiyle ka""I., m 1f t l.


Okurdan

Sakınan göze batanlar Açıklama :


S. 18'de Dr. Ferudun karneye bağlanmamıştır"; S. 76'77 Anadolu'nun Karabekir, Trabzon
Özgümüş'ün adı Feridun benzin kuyrukları olmuş ve Ustaları bölümündeki "Ay yetimhanesinin
olarak s. 24'te Tugay Şeren'in her arabaya sınırlı ölçüde yakıt yıldızlı bayrağım Romalıları yönetiminde değildi
soyadı Seren, Canavar Burhan verilmiştir. "Ekonomik kriz" titretmişti" yazısı isimsiz Kazım Karabekir Paşa'nın
Sargun'un soyadı Sargın olarak haberinin içindeki kutuda olarak yayımlanmıştır; yazı ölüm yıldönümü dolayısıyla
yazılmıştır. yer alan bu hatalı bilgilerin, Ahmet Yeşiltepe'ye aittir. verdiğiniz haberde, askeri
konunun yazarı H ayri Yine aynı sayfalarda yer alan başarılarının yanısıra çocuk
S. 20 "Selçuklu s anatı Kozanoğlu ile herhangi bir Mithradates sikkesinin arka eğitimine ne kadar önem
babasını kaybetti" başlığı ilgisi yoktur. yüzündeki geyik fıgürü, at verdiğini belirtmeniz paşayı
altında, Prof. Dr. Haluk olarak tanımlanmıştır. tüm yönleriyle tanımayanlar
Karamağaralı'nın Sivas Çifte S. 62 "Akdeniz'in en tehlikeli
için katkı olmuştur. Yazıda da
Minareli Medrese kazılarını yırtıClsıHamidiye" yazısında, S. 85 Tavanarası bölümünde
belirtildiği gibi Karabekir Paşa 6
1990'a kadar yönettiği Averoffiçin "üç b acaklı" , "Ne dua, ne Fatiha" başlığı
bin Türk yetimini Sarıkamış'ta
ifadesi yer almaktadır. Sayın Midilli için "dört bacaklı" altında geçen, "Şairin
koruma altına almış, yetim
Karamağaralı kazılarına 1964- terimleri kullanılmıştır; mezartaşına da kendi isteği
Ermeni çocuklarını da
70 arasında devam etmiştir. doğrusu "üç bacalı" ve "dört üzerine, Müslüman taşlarında
Trabzon'a yollamıştır. Paşanın
bacalı" olacaktır. bulunan hayır duası ve
S. 24 Şükrü Ersoy Ermeni çocukları asimile
Fatiha eklenmiştir"
Ankaragücü değil etme eylemine girişmemesi
HA::~ ı:~BR' ifadesi yanlıştır.
Ankara Karagücü takımı son derece önemlidir. Ama
-.:::::::..o.::::.-::-'j Doğrusu, başlıktan da
Karabekir, yazıda yanlış olarak
oyuncusuydu. ':.-=..== anlaşılacağı gibi "Ş air,
Ermeni yetimhanesi denilen
mezartaşında kendi
S. 30 "Enflasyonun artışı ile T rabzon'daki Hıristiyan
isteği üzerine bütün
ücretler düştü" denmiştir, Yetimhanesi' nin yönetimine
Müslüman taşlarında
doğrusu "alım gücü düştü" hiçbir şekilde karışmamıştır.
olduğu üzere hayır duası
olacaktır. Türkiye'nin ''Yetimhanenin yönetimi
ve Fatiha okunmasını
Brezilya'nın ardından ikinci Karabekir Paşa'ya bırakılmıştır"
istememektedir. Fatiha
sırada olduğu konu "hayat bilgisi yanlıştır ve bu sonuca
okunmasını istemeyen
pahalılığı" değil, "enflasyon yazıda kaynak olarak gösterilen
tek taş diyebileceğimiz
oranı" dır. Demirel "70 sente S. 62-63'te yer alan harita, Çocuk Davarnız adlı eserden ya
bu mezartaşının ilk iki satırı
muhtacız" dememiştir; "70 Seyir Hidrografı ve da herhangi bir başka kaynaktan
Farsça sonraki satırları
sente muhtaç hacılarımıza Oşinografı Dairesi Başkanlığı varmak mümkün değildir.
Türkçedir" olacaktır.
70 milyon dolar bulduk" Seyir Haritaları verileriyle Doç. Dr. P ı na r Feyzioğ l u

demiştir. 1979' da "benzin hazırlanmıştır. Düzellir, özür dileriz. Akkoyunlu

~ıv lorilı
YAZı i ŞLERi KATKıDA BULUNANLAR NTV Tarih
Ayşegül Parlayan Budak Akalın , Bade Baysal, Sayı 3, Nisan 2009
Suha Çalkıvik, Emre Ergüven, ISSN 1308·7878
GRAFiK Can Girgiç, Necmi Karul,
DOGUŞ GRUBU iL ETişiM YAYıNCılıK Kansu Şarman, Eftalin Tekeli, YÖNETiM YERi
Yavuz Dürüst
VE. TICARET A. Ş. Ceyda Yüksel Doğuş Grubu iletişim
XO~ ETIM KU~~LU BAŞKANı VE
REDAKSiYON Yayıncılık ve Tic. A.ş.
IMTIYAZ SAHIBI Evren Barın Egrik Eski Bü~ükdere Cad. No: 245 A, 34398
Erman Yerdelen REKLAM
Banu Acar (Reklam Satış Koordinatörü) Masıak, Istanbul
YAYıN KU RULU Funda Turan (Reklam Satış Grup Müdürü) T: O212 335 47 58
GENEL MÜDÜR
Enis Batur, Nedret işli, Ahmet Kuyaş, Şebnem Düzcü (Rezervasyon Müdürü) F: O212 335 03 26
Cem Aydın
Masis Kürkçügil, Sevin Okyay, 02123354865 ntvtarih@ntv.com.tr
GENEL MÜDÜR YARDIMCISI Necdet Sakaoğlu, Isenbike Togan Mustafa Çardak (Teknik sorumlu)
Görkem Yaşayan (Operasyon) 02123354404 BASıM YERi
Ateş ince (Reklam satış) YAYıN DAN ıŞMANLARI Promat Basım Sanayi ve Ticaret A.Ş.
M. Tanju Akad, Muzaffer Albayrak, Sanayi Mahallesi 1590. Sokak
Ahmet Iren (Finans) HALKLA ili ş KiLE R VE.
Şahin Aldoğan, Serpil Bağcı, No: 32, 34510 Esenyurt
PAZARLAMA DIREKTORÜ
YAYıN DiREKTÖRÜ Turgut Çeviker, Bünyad Dinç, Büyükçekmece, istanbul
Siren Uludağ
Mustafa Alp Dağıstanlı (NTV Yayınları) Semavi Eyice, Emre Gönen, T: O212 622 63 63
Raşit Gürdilek, Hüseyin ırmak,
YAYıN YÖN ETMENi Yavuz Selim Ka rak ı şla, OPERASYON MÜDÜRÜ Her hakkı saklıdır. Bu dergide yer alan
Gürsel Göncü R. Sertaç Kayseril i9ğlu, Sena Uzu noğ l u yazı, makale, fotoğraf ve iIIüstrasyonların
Feza Kürkçüoğ l u, Ocal Oğuz, elektronik ortamlar da dahilolmak üzere
GÖRSEL YÖNETMEN Seni h Onur, IIber Ortaylı, PAZARLAMA MÜDÜRÜ çoğalfılma hakları Doğuş iletişim'e aittir.
Füsun Turcan Elmasoğlu Gül Pulhan, A. M. Celal Şengör, Can Papuççuoğlu Yazılı ön izin olmaksızın hangi dilde ve
Cemalettin Taşk ı ran, hangi ortamda olursa olsun materyalin
YAZı iŞLERi MÜDÜRÜ (Sorumlu) Lucienne Thys·Şenocak, Derya Tulga, YAYıN TÜ RÜ tamamının ya da bir bölümünün
Melda Bağdatiı Ahmet Yeşiltepe, Hayri F. Y ı lmaz Ayl ı k yayg ı n süreli yayın çoğalfılması yasaktır.

8 NTV TARiH NiSAN 2009


60 YIL SONRA ORTAYA CIKAN BELGELERLE
HiTLER'iN ÖZEL HAYATI, POLiTiKALARı VE YAKIN ÇEVRESi

Josef Stalin'in eınriyle


Adolf Hitler hakkında hazırlanan
462a no'lu gizli dosya ...
kitapçılarda 25 TL
ntvyayinlarLcom'da 20 TL

-
~INıv yayınla rı
n tvyayinlar i .com
topa -- -_
i i
.,

_idu kitabı
HiT LER'iN iKi ÖZEL YA VERiNiN SORGULANMASIYlA
ST ALİN iç iN HAZıRLANAN GIZLI DOSYA

Henrik Eberle / Marthias Uhl (ed.)


...... ... .... ......... ...... ..... ....... .... ....... ... ....... ..... .... .... ... ..... .... .. .... ... .... ...... .... ....... ............. .... .

... ..... ... .. .. ... ..... ........ ......... .......... .......... ........ ... ..... ....... .. .... ...... ..... .. .. .. .. ....... ... ...... .. ..... .... .... .. ....... ... ..... ... ........ ..... ...... ..
Bergama: Allianoi kurtuldu, Hasankeyf' e umut doğdu Sansür: Bilim tarihi boyunca baskı ve
şiddet İstanbul : Ennian Usta'dan cam sanatı Yedikule'nin kartalı "uçtu" Köln: Kaybolan tarih
Okmeydanı'na El Fatiha Panorama 1453 Fetih Müzesi: Doğu Roma mı? Bizans mı?

"Cumhuriyet dönemi edebiyat arkeolojisi"

Nazım'ın yanan kitabı


bulundu, küllerinden
eski acılar doğdu ...
Yı l 1933; Sultanahmet'te bugünkü Four
Seasons otelinin yanında bulunan Adliye
Sarayı, çıkan yangın neticesinde tamamen
tahrip olur. Külolanlar arasında, Naz ım
Hikmet'in o dönem top l atılıp depoya konan
~
şiir kitapları da vardır. Alanda yürütülen kazılar
'o>
B
o
LL.

sıras ı nda, son olarak ünlü şairin bu kitap sayfa l arına


da rastlandı ve eski bir dava tekrar hat ı rlandI.

son olarak da İstanbul Adli-

E
ASUMAN DENKER
yesi olarak kullanılmıştır. 3-4 N az ım Hikmet'in ş iirind e hedef aldığı
Süreyya P aşa , Hikmet'e hakaret
ski Sultanahmet Aralık 1933 gecesi çıkan yan-
da vas ı a çmı ş , ş iirin bulunduğu Gece
Cezaevi'nin (bu- gında Adliye Sarayı'nın büyük Gelen Telgraf kita bının ilk bas kı s ı
günkü Four Sea- bir kısmı yanmış, bir süre sonra t op l a tıl mışt!.

sons oteli) bahçe- kalıntıları da yıktırılarak tama-


sindeki arkeolojik men ortadan kaldırılmıştır.
kazılar 2 Aralık 1997'den beri Kazı çalışmalarında tarihi
İstanbul Arkeoloji Müzele- MÖ 7. yüzyıla kadar inen ar- Hiciv Vadisinde
ri tarafından sürdürülüyor. keolojik buluntuların yanısıra, Bir Tecrübei Kalemiye
Bizans dönemindeki Büyük Adliye'ye ait mürekkep şişeleri, Birvarmı ş
Saray (Palatium Magnum) ka- porselen fincan ve tabaklar, çe- biryokmuş .
lıntılarının bir bölümünün yer şitli mühürler ve yanık evrak- Deve/er tel/al/ık edip ",,.,f,, rv,..,"
aldığı alan, aynı zamanda Eski lar da bulundu. Bu evrakların deve/eri,
Adliye Sarayı'na da ev sahipliği büyük çoğunluğu eski Türk- bir benim babam varmış,
yapmıştır. çe olup, dava evraklarından bir de bir za tımuhte remin
Sultan Abdülmecit tarafın­ ve makbuzlardan oluşmakta. pederi.
dan İsviçreli mimar Gaspare Aralarında, sayıca az olmakla Benim babam,
Fossati'ye darülfünun (üniver- birlikte, yeni harflerle yazılmış daz/ak ka fa/ı ufak tefek bir
site) olarak yaptırılan binanın belgelere de rastlanıyor. adam.
yapımına 1845'te başlanmıştır. Okunabilen yanık parça- a bir zatımuhtere min pederi
1854'te yapımı tamamlanma- lar arasında Nazım Hikmet'in ikinci Sultan Hamidin
sına rağmen açılamayan binaya 1933'te toplatılan Gece Gelen m eşhur hırs ı z seraskeri.
çeşitli işlevler kazandırılmış, Telgraf isimli şiir kitabı ~ (. . .)
.~~.~~~ ...... . ................. ....................... ........... ......... ...................................... ~iiiiiiIiMW1I

Yapım ı
18S4'te tamamlanan Ad l iye Sarayı, ii. Meşrutiyet döneminde
parlamento binası olarak da ku ll anı l mıştı .

da var. Kitap 1932'de Muallim ile beraber tercüme edilmiştir"


Ahmet Halit Kütüphanesi'nce cümlesi geçer. Adı geçen "Nail
yayımlanmış, kısa süre sonra ki- V." edebiyat çevrelerinde "Nail
tapla ilgili olarak iki dava birden Vahdeti" olarak bilinen, 1930'da
açılmış: İlk dava "halkı rejim Nazım Hikmet ile birlikte 1 + 1
aleyhine kışkırtmak" suçlama- = BİR adlı şiir kitabını yayım­
sıyla, kitabı toplatan İstanbul layan, mimarlık eğitimi
alma-
Cumhuriyet Savcılığı tarafın­ mış olmasına rağmen Ağa Han
dan, ikinci dava ise kitaptaki Uluslararası Mimarlık Ödülü'ne
"Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei layık bulunan Nail Çakırhan'dır
Kalemiye" adlı şiirle, "kendisine (ö.2008) . •
ve pederine hakaret ettiği" ge-
rekçesiyle Süreyya Paşa (İlmen)
tarafından. Yangına sevinenler de oldu
Süreyya Paşa'nın Kadıköy'de
yaptırdığı ve 1927'de açılan Adliye binasında çıkan yangın, kağıt devlet görevlilerinin gözü önünde imha
Süreyya sinemasının ilk mü- cinsinden ne var ne yoksa silip s üpürmü ş , olmu ş , suçu kanıtlayacak bir durum
dürü Nazım Hikmet'in babası yakmı ş tı. Bunlar ara s ında Adliye neza retinin kalmamıştı. Nitekim Ahmet Halit Bey 1936
Hikmet Nazım'dı. H ikmet Bey, kütüphanesindeki tüm kitaplar ve mahkeme yılında Kitap ve Kitapçliık dergisine verdiği
1932'de geçirdiği bir kaza ve kara rları, toplanan kitaplar da vardı. Bu röportajda "En heyecanlı hatıram Nazım
köpek ısırması nedeniyle arka yangın, o tarihlerde gizli örgüt kurma Hikmet'in Gece Ge/en Te/grafını bastığım
arkaya tetanos ve kuduz aşısı suçlamasıyla yargılanmak üzere Bursa için mahkeme karşısına çıkışımdır. Adliye
olmuş, iki aşının uyuşmaması Cezaevi'nde yatan ş air Naz ım Hikmet'in ya ngınında değeri bin lira tutan 2000 kitap
sonucu ağır hastalanmıştı. Sü- yüre ğini yakmıştı. Çünkü Muallim Ahmet yandı, fakat ben de yakamı kurtardım"
reyya Paşa'nın evlerine gelerek, Halit Kütüphanesi tarafınd a n yayımlanan ve diyerek sevincini belirtmiştir.
işletmenin hesapları konusun- hükümetçe toplatılan Gece Gelen Te/grat Sevinen ikinci kişi Süreyya Paşa olmalıdır;
da hasta yatağındaki babasını isimli kitabı da yananlar a rasınd aydı. zira hem, kitaptaki "Hiciv Vadisinde Bir
sorgulaması Nazım H ikmet'i Ba s ılan 2000 nüsha kitap polis marifetiyle Tecrübei Kalemiye" şiirinde babası Rıza
çok kızdırmış, bundan kısa süre yayınevinden a lınıp, Adliye bina s ına Paşa'ya, "hırsız serasker" diye hakaret
sonra babası ölünce bu şiiri yaz- g etirilmi ş ti . edildiğini mahkemeye kabul ettirmiş , şaire 1
mıştı. Bu yangına gönülden sevinen iki kişi yıl hapis ve tazminat kararı çıkarmıştır; hem
Kitabın bölümlerinden biri de vardı: ilki Muallim Ahmet Halit de kitabın neredeyse bütün nüshaları yok
de 'A.merikan Şairlerinden Ter- Yaşaroğlu'ydu . Çünkü onun ba s tığı kitap, olmuştur. (Nedret İşli)
cümeler".Yanık sayfalar arasında
bu şiirlerle ilgili olarak "Nail V.

12 NTV TARiH NiSAN 2009


rt
IMGE İ M G E K İ TABEVİ YA YINLARI
kitabevi imge·com.tr
inte r net kitabevi

YAKIN TARİHİMİzİN EN USTA KALEMİ


TEVFİKÇAVDAR
..
YUZYI LIMIZA
TANıKLıK EDEN •
KITAPLAR
Türkiye'nin Demokrasi Tarihi (1839 - 1950)
Türkiye'nin Demokrasi Tarihi (1950'den Günümüze)
Sürekli yeni basım/an yapılan
bu iki ciltlik
hlasikleşmiş yapıt, yaşamları boyunca hürriyet ve özgürlük
özlemi çeken, fakat ona bir türlü erişemeyen kuşaklann
hüzünlü öyküsünü anlatıyor.

Yüz yıllıh demohatikleşme sürecinin panoramik bir görüntüsü,


tüm ayrıntıları ve sayısız araştırmalarla
yakın tarihimizin en büyüh araştırmacılarından
Tevfih Çavdar tarafından aktan/mış.

2325.
/ 14TL
. k ç a v dar .k çaı.dar
lıı}11 ı e vf i ı c vf
Bir lnkılabın Günbatımı
i
(4'/0'

türkiyeıni?
(1908 - 2008)
II. Meşrutiyetten yüz yıl sonra, türkiye'ni?
demokrası demokrası
neden başladığımız nohtaya döndüh?
Yüz yılniçin bir hısırdöngüye dönüştü?
=t::arihi =t::arihi
Emperyalizm 1919 'da Istanbul 'U
işgal etmişti, şimdi ülhemizin en ücra
beldelerine hadar ürünleriyle,
bankalanyla, medyasıyla, hültürüyle
istila etmiş durumda ...
Nazım Hikmet'in dizeleriyle,
"... Cumhuriyet oldu. Velahin? .."
Tevfih Çavdar hitap boyunca
Velahin'in peşine düşmüş ...
5895. 3825.
124 TL 121 TL

Tevfik Çavdarın Imge Kitabevi Yayınları'ndan çıkan diğer kitapları:


Bir Örgüt Ustasının Yasamöyküsü -Talat Paşa-. iz Bırakan Gazeteler ve Gazeteciler -Babıali'den Geriye Ne Kaldı?­
Türkiye Ekonomisinin Tarihi (1900-1960) • Türkiye'de Liberalizm (1860-1990)
Haber
i

Allianoi kurtuldu,
Hasankeyf için umut doğdu

Tarih için tarihi karar Allianoi'nin 2. yüzyıl a


tarihlenen Roma ılıcas ı .

D anıştay 6. Dairesi, Allianoi ve


Hasankeyf'in sular altında kalma-
sına izin vermedi. Yıllardır süren
noi ve Hasankeyf'in sular altında bırakılma­
sının önünü açan ilke kararına göre, Koruma
Yüksek Kurulu DSİ'ye, "barajın planlanan
rarak baraj kararını yeniden çıkarma konu-
sunda ısrarcı olmamasını temenni ediyor.
Allianoi için en son 2007'de Bakanlık ta-
hukuki ve sivil mücadelenin sonunda ger- alanın dışında başka bir yerde yapılmasının rafından oluşturulan III. Akademik Bilim
çekleşen "karar iptali" Cumhuriyet tarihinde mümkün olmadığının saptanması halinde Komisyonu'nun kazının bilimsel heyetiyle
bir ilk. taşınmaz kültür varlıklarının başka bir yere görüştürülmeden alana götürü1erek, an-
Allianoi, Bergama'nın 1800 yıllık ikinci taşınması ya da belgelenerek su altında bıra­ tik kentin su altında kalmasına dönük bir
sağlık merkezi. Dünyanın en büyük ve sağ­ kılmasına karar verme" yetkisi öngörüyordu. rapor hazırlatıldığını, aynı hafta içinde İz-·
lam, içinde hala sıcak suyu bulunan Roma Danıştay kararı söz konusu yetki aşımını mir I. Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma
ılıcası burada. Antik yerleşimi Yortanlı ba- ortaya koyuyor ve bu süreçte alınan ilgili Kurulu'ndan bu yönde bir karar çıkarıldı­
raj göletinin sularından kurtarma yönünde, kararları da geçersiz kılıyor. Asıl önemli aşa­ ğını hatırlatıyor. Yaraş, henüz sadece yüzde
Allianoi Girişim Grubu'nun sürdürdüğü ma bundan sonra başlıyor. Kültür ve Turizm 20'sini kazabildikleri Allianoi'nin 20m'de
hukuki mücadelede önemli bir noktaya Bakanlığı'nın Danıştay'ın kararını temyiz "1. Derecede Arkeolojik Sit Alanı" ilan edil-
gelindi. Arkeologlar Derneği, Tarih Vakfi, etmesi durumunda, dosya Danıştay İdari mesinden bu yana mücadelelerinin sürdü-
TMMOB Mimarlar Odası, İzmir Turist Dava Daireleri Kurulu'na gönderilecek. Ka- ğünü, bundan sonraki sürecin de takipçisi
Rehberleri Odası ve Çağdaş Hukukçular rar temyizde geri dönmezse, yetki yeniden olacaklarını dile getiriyor.
Derneği ile 87 yurttaşın açtığı davanın son Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın olacak. Allianoi için alınan emsal karar, başta
duruşması 25 Şubat'ta yapıldı. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız, Al- Hasankeyf olmak üzere baraj tehdidi altın­
Duruşmada, Kültür ve Tabiat Varlık­ lianoi Kurtarma Kazısı Başkanı Dr. Ahmet daki diğer tarihi mirası da etkileyecek. Her-
larını Koruma Yüksek Kurulu'nun 2006'da Yaraş, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın daha kesin beklentisi, sürecin bundan sonraki aşa­
aldığı 717 sayılı ilke kararı iptal edildi. Allia- önce olduğu gibi bilimsel kurullar oluştu- malarının da tarihi miras lehine işlemesi. •

14 NTV TARiH NiSAN 2009


S Nisan'dan itibaren Sao Paulo'da gerçek karnaval zamanı ...
Türk ve dünya mutfaklannın en seçkin lezzetleri, uçarken sizi eğlendirecek kusursuz müzik ve eğlence
sistemleri, güleryüzlü hosteslerimizin özenli hizmeti artık Sao Paulo'da. Türk Hava Yollanlyla dünyanın

o
ISO'den fazla noktasına uçun, siz de gerçek karnavala katılın.

••
TURK HAVA YOLLARI
www.thy.co mI 444 O849 ASTAR ALLlANCE MEMBER .,,~')- ,"
.... ... ......... .. .... ..... ... .... .. ..... .... ..... .......... .... ... ............ .... ..... ........... .... ............. ...... ........ ... ..................... .... .. ....... .. .. .. .... .......... .
Haber
........... ........ ....... ... ... .... .... .. .. ... ... ... ......... ...... ..... ...... ........... ........... .... ...... ... ... .... ...... ....... ..... .... ... ..... ... ...... ............. ....... .... .. ..

Ennion Usta'dan KISA HABERLER


1. yüzyıl cam sanatı Yedikule'nin
1500 yıllık
Marmaray kaz ı larında,
Suriyeli ünlü kartalı "uçtu"
sanatçının çok nadir eserlerine ulaşıld ı İstanbul'un kara surlarıyla
yaşıt Yedikule kapısının
kemeri üzerindeki mermer
kartal kabartması, önüne
asılan yerel seçim afışinin
arkasından çalındı.
Bizans sanatı­
nın en önemli
örneklerinden,
5. yüzyıla ait
olan kabart-
ma, döneminin
L>
nadir tek başlı
c:
i5 kartal örneklerin-
""cl
ro
'"'
c:
dendi. Ancak artık yerinde
' ::ı
en değiL.
i Ennion camlarına Suriye, Anadolu, Hemingway'den
~ Yunanistan ve italya'da da rastlanıyor. alternatif son
Köln tarihini ABD ve Kübanın 2002'den

E nnion, Roma dönemi-


nin en ünlü cam ustası
olarak 1. yüzyılın cam
tanbul Arkeoloji Müzeleri'nin
denetiminde yapılan arkeolo-
jik kazılar sırasında da bu ünlü
kaybetti
Köln'ün çöken şehir arşiYi
binasıyla(Stadthistorisches
Archiv Köln) birlikte, şehrin
bu yana ortak yürüttüğü pro-
je kapsamında Nobel ödüllü
yazar Ernest Hemingway'in
işçiliğine damgasını vurmuş bir camların üç adet açık mavi ör- Çanlar Kimin İçin Çalıyor
kişilik. Aslen Suriyeli olan bu neği kırık parçalar halinde bu- 10. yüzyıldan itibaren politik, romanının alternatif sonu
usta, kalıba üfleme tekniği ile lundu. Yaklaşık 6 cm yüksekli- idari ve adli tarihine ilişkin ortaya çıktı. Yazarın Küba'da
üretilen ve kendi adını taşıyan ğe sahip olan bu parçalar, enine 65 bin belge ve 500 bin yaşadığı ve müzeye çevrilen
eserleriyle tanınmıştır. Bu eser- kuşaklar halinde bitkisel beze- fotoğrafın büyük bölümü yok evinin bodrumunda bulunan
ler, kabartma sarmaşık desenle- meler taşımakta. Parçalardan oldu. Birçok önemli ismin binlerce elyazması arasında,
riyle süslü küçük testiler, kulplu birinin üzerinde, bezemelerin kişisel yazılarını barındıran İhtiyar Adam ve Deniz adlı
kaseler ve fıncanlardır. "Enni- arasında, tabula ansata için- ve kuruluşu 1322'ye uzanan eserinin Hollywood için
on" adı aynı zamanda bir imza de Grekçe harflerle "Ennion arşivde, fılozof Albertus 1958'de yazılmış senaryo
niteliğinde Grekçe veya Latin- yaptı" yazılıdır. Bu buluntular Magnus'un elyazmaları, ede- taslağının son hali, Irmak-
ce harflerle camların üzerinde dünyada nadir rastlanan eserler biyatçı Hans Mayer'in Tho- tan Öteye ve Ağaçların İçine
kabartma olarak yeralır; bazen oldukları için, camcılık tarihi mas Mann ve Paul Celan ile romanına ilham kaynağı olan
Sidon (Sayda şehri) kelimesi ile açısından büyük önem taşıyor. yazışmaları, Heinrich Böll'ün genç İtalyan kontes Adriana
birlikte görülür. Üz/lfat Özgümüş eserleri de bulunuyordu. lvancich'ten gelen mektuplar
Ennion imzalı camlar, bu- da bulunuyor.
gün dünyanın saygın müzele- Süpermen:
rinde teşhir ediliyor. İmzasız
olan fakat E nnion ustanın tar- 10 Cent'ten
zını yansıtan birçok örneğe de 317 bin Dolar'a
rastlamak mümkün. Bunlar En tanınmış çizgi roman
Suriye, Anadolu, Yuna- karakterlerinden Süpermen'in
nistan ve İtalya gibi 30 Haziran 1938'de yayım­
geniş bir coğraf­ lanan ilk sayısı, internette
yada gün ışığına açık artırmayla 317 bin 200
çıkmıştır. Dolar'a satıldı. Açık artır­
Marmaray- maya 89 kişi teklif sundu. İlk
Metro Kurtarma sayının 1938'de yayımlandığı
Kazıları kapsamında İs- zamanki fıyatı ise 10 Cent'ti.

18 NTV TARiH NiSAN 2009


i.................................... .......... ............. ......................... ....... ................... ................... ................. ................ .......................... .
i............... .................................................................................................. ............................................................................

Fatihmirası
Okmeydanı'na
EI Fatiha
Fatih Sultan Mehmet adı, bugün semti, köprüsü,
camisiyle yaşıyor. Ama döneminde inşa edilen
külliyeler, medreseler içler acısı ve metruk
durumda. Okmeydanı'nda Fatih Vakfı'na ait geniş
arazi de yakında Hazine ve belediyeye geçecek;
üzerindeki binlerce kaçak bina yasal hale gelecek.

İlk işgaller ölümünden


MEHMET BURAK ÇETİNTAŞ
hemen sonra meydana

M ülkiyeti Fatih Sultan Mehmet


Vakfı'na ait olan ve bugün üze-
rinde binlerce kaçak yapının
gelmiş, ama bunlar II.
Bayezid tarafından yapı­
lan teftiş ve tespit çalış­
yükseldiği Okmeydanı, geçen ay hazırla­ maları ile durdurulmuş
nan ve yakın gelecekte Hazine ile Vakıflar ve alan eski haline geti-
G enel Müdürlüğü arasında imzalanacak rilmişti. Kanuni Sultan
bir protokolle el değiştirecek. Bu uygula- Süleyman'ın hudut tespi-
ma aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet'in ti ile ilgili 1527, 1546 ve
Belki de sarayından bile daha fazla önem III. Murat'ın 1575 tarihli fermanlarında,
verdiği, "Üzerinden kuş uçurulmaya ... " Okmeydanı'nın mezar kazılması, kiremit
diye emrettiği ve sadece ok atıcıların idman ve tuğla imali için toprak çıkarılması ve
yapması için tahsis ettirdiği geniş alanın, bağ yapılması gibi çeşitli sebeplerden do-
islcina resmi olarak açılması demek. layı işgal edildiğine dair kayıtlar vardır.
Kültür Bakanlığı'na bağlı Anıtlar Yük- Osmanlı döneminde yaşanan son sınır
sek Kurulu'nun da "uygundur" raporu ihlali ise, Sultan Abdülmecit'in 1849'da
verdiği bu uygulamaya göre, 550 senedir yaptırdığı tespitin ardından düzeltilmiş ve
Fatih Vakfı'nın mülkü olan geniş arazi, arazi eski sınırlarına kavuşturulmuştu.
J nce Hazine'ye daha sonra da aşamalı ola- Yaklaşık beş asır boyunca yapılaşmaya
rak büyükşehir ve ilçe belediyesine intikal izin verilmeyen arazi, önce Balkan Harbi Teşvikiye ve Ihlamur bölgesinde bulunan
decek. Böylelikle bölgedeki birçok kaçak sırasında İstanbul'a gelen bazı muhacir ai- ve birkaçı Teşvikiye Camii'nin avlusunda
yapının sahibi, gerekli düzenleme ve imar lelerin bu bölgede barakalar inşa etmesiyle yükselen nişan taşları kadar şanslı değil­
g ahşmaları ardından, Hazine veya beledi- tekrar işgale uğradı; ardından 1950'ler- ler. Okmeydanı'ndaki 120 küsur menzil
yeyle anlaşarak tapu sahibi olabilecek. den itibaren kaçak yapıların birbiri ardı­ taşının neredeyse tamamı kaçak yapıların
Halbuki Fatih Sultan Mehmet, Ok- na yükselmesi ile birlikte kısa sürede "ok arasında, balkonların içinde, sokakların or-
meydanı ile ilgili vakfıyesinde arazi üzerin- talimgahı" kimliğini tamamen yitirdi. tasında kalmış halde.
de yapılaşmayı kesin bir dille yasaklamıştı. İnşaatlar sırasında bazılarının geçmi- Gerçi Vakıflar Genel Müdürlüğü ha-
Ayrıca atış alanını genişletmek amacıyla şi 500 seneyi aşan tarihi menzil taşlarının zırlanan protokole göre işgale uğramış olan
komşu arazileri istimlak ettirerek vakıf çoğu kırıldı; hatta bunlar inşaatların temel- arazideki menzil taşlarının oldukları yerde
mülkü yapmış ve ileride herhangi bir sınır lerinde dolgu malzemesi olarak kullanıldı. korunabilmesi için o toprak parçalarının
ihlali olmaması için alanın etrafına mer- Şimdi geriye yapılacak bir iş daha kalıyor. her birine birer numara vererek tescille-
merden imal edilmiş menzil taşları diktirt- En eskisi 15. yüzyılın son çeyreğine tarih- rne yoluna gitmiş. Ne var ki bütün arazi
mişti . lenen menzil taşlarını bulundukları yerler- vakfa aitken hiçbir çözüm elde edemeyen
Kayıtlaragöre Fatih hayattayken den kaldırarak, teşhir ve koruma için daha Vakıflar'ın bu çabası da sonuç vermeyecek
O kmeydanı'na hiçbir tecavüz olmamıştır. uygun bir yere nakletmek. Zira bu taşlar gibi gözüküyor. •

NTV TARiH NiSAN 2009 19

temsil ettiklerini unutmama-


i
vatandaşları yer almaktadır. Uzerlerindeki kürk şu anda nesi i
hdırlar. tükenmiş olan Anadolu Parsı ' nın kürküdür. Yine Bizans tahtı
15. yüzyıla yakın dönem minyatürlerinde kırmızı önünde imparator '"
h~clılt i"17orino hOWl7 c~rıl{ nı"n.oltl.ori ("nlltı ır
Ko nstantin. ~
........... .... ...... .... ...... ... ..... .... ... ....... ....... . . . . . . . ........ ...... ... . .
~
• i r·,... ı!
'3 .
'.

yın Fotoğrafı . . .................................................... ... . ........ ... ... ... . ... ........ ...................... ... . .
... .... .. .. . ... .. .... . ....... . . . . . ... . ......... . .... .... . .. . . .... . . .. . .......... . ......... . . . ... . . .. . .. . . . .. .. .. . .. . .. . . . . .. . . . . ... . . . .. . ... .. ... . . . .... . . .. . . .. .. .. . . .......... .. . . ...... .
i •• •• • • • • •• • ••• • • ••• •• • • • •• • • • • •• •• •• • ••• • • • •• • • ••• •• • ••

.. .. ... . . . . . ... .... . . . .. .. . . ... .. . .. . . .. . .. .. . .. .. . . . . .

Bu bayramın ikizi Çocuk açılışını kutlamak; diğeri,


Bayramı ise, Çocuk Esirgeme yetim öksüz, yoksul çocukları
NİsAN 1950
Kurumu'nun (Himaye-i Etfal bir bahar şenliği ortamında
Cemiyeti), 23 -30 Nisan'ı sevindirip gönendirmek için
Egemenlik Çocuk Haftası, haftanın ilk öngörülmüş. İstiklal Harbi'ni
gününü de Çocuk Bayramı ilan yöneten Meclis'in açılışını
çocuklar için ettiği 1929'dan beri kutlanıyor. anmakla çocuk dünyasına
Bu başlangıçlara göre bu yıl seslenen bir şölen gününün
U lusal Egemenlik
(Hakimiyeti Milliye)
Ulusal Egemenlik Bayramı'nın
89. , Çocuk Bayramı'nın ise
Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramı 'na dönüşmesi ilginç
Bayramı, Cumhuriyet'in 80. yıldönümü. Ulusal bir olduğu kadar anlamlı; ancak
ilanından iki, ilk Cumhuriyet bayramla bir çocuk bayramının Çocuk Bayramı'nın yurdun
Bayramı'ndan (1925) dört uzun bir süreçte anlamları ayırt her köşesindeki bayram
yıl kıdemlidir. Türkiye Büyük edilemeyecek derecede kaynaşıp sevincini yeterince tadamayan
Millet Meclisi'nin açılışının yasalaşması ilginçtir. Biri, yavrularımızı gönendirmek için
ı. yıldönümü olan 23 Nisan yeni Türkiye'nin kuruluşunu konulduğunu da unutmamak
1921'den beri kutlanıyor. gerçekleştiren TBMM'nin lazım .
undan tam ?055 sene önce, Antakya .
üzerinden Tokat'lIı Zile ilçesine gelen
'--_ Jül Sezar, Pontus kuvvetlerini ağı~
bir yenilgiye uğratmış ve tarihe geçen
sözleriyle zaferini tesciıı~mişti: Veni, vidi,
vici ... Geldim, gördüm, yendim. Böylelikle
Anadolu' da yaklaşık bin yıl surecek Roma
egemenliği başlıyordu.
~ Tarnı.;, arazide bu savaşın izini .
sürdü ve Zile muharebesinin yaşandığı
cOğrafYayı tam 'olarak bel,irledi. '
Zela tiyatrosu
Anadolu'da basamaklı oturma sıraları
yerli kayaya oyulmuş birkaç tiyatrodan
biri burası. Zileli yaşlıların söylediğine
göre önünden geçen yol yapılıncaya kadar
sahne kısmı görülebiliyordu.

Sezar, Kleopatra'nın Önce Mısır'a uzanıyoruz. Tarih


MÖ 48. Sezar 52 yaşında, 21 yaşındaki
yorgunluk
kollarında
atarken, Anadolu'dan
kötü haberler gelmeye
Z ile Kalesi'nin kapısında, bek-
çi Dursun Serimer duruyor. İki
de kurt köpeği . Kalenin içindeki
Kleopatra'nın yanında yorgunluk atıyor.
Bütün yıllar, yollardan ve savaşlardan
yorulan Sezar, belki de hayatının ilk
Roma sütunları, lahider, tarihi eserler tatilini yapıyor. Hatta ünlü hatip, sena-
başlamıştı. 40 yıldır
onlara emanet. Biri ters ters bakıyor tör Cicero, Aralık MÖ 48'den, Hazi-
savaştıkları Pontuslar yine köpeklerden. Bizi içeriye almaya niyeti ran MÖ 47'e kadar Roma'ya Sezar'dan
ilerliyordu ve Romalıların yok. bir mektup ya da haber gelmediğinde n
- Adı ne bunun? şikayetçi.
20 sene önceye dayanan bir - N' olacak, Sezar. Sezar önce Galya'yı sonra Britanya'yı
hesabı vardı. Jül Sezar 21 asır evvel Zile yakın­ fethetmiş, iç savaşta büyük rakibi
larında yaşanan savaşta, Farnakes ko- Pompeius'u dize getirmiş, Mısır do-
Daha önce pek "tekin" bir yer o lmayan Zile
mutasındaki Pontus kuvvetlerini he - nanmasını yakmış, bu arada İskenderiye
Kalesi, bekçi Dursun Serimer ve köpeği Sezar zimete uğr atmış ve böylelikle Roma, Kütüphanesi'ndeki 400 bin elyazma-
sayesinde herkesin rahatça gezdiği bir mesire Anadolu'nun tek hakimi olmuştu. sı eserin yok olmasına neden olmuş ve
yeri havasına kavuştu.
Sezar'ın meşhur "veni, vidi, vici" yaklaşık 10 yılda arkasında 2 milyona
yani "geldim, gördüm, yendim" varan kurban bırakmış vaziyette dinle-
dediği yer de burası. niyor.
Sezar buraya neden, nere- Ve tatilin sonu. Anadolu' dan ge -
den, nasıl geldi? Zile' de neler len haberler kötü: Büyük Pontus kra-
yaşandı? Bugün elimizde sadece lı Mithradates'in oğlu, Kırım' daki
Romalı tarihçi Hirtius'un yaz- Bosphorus devletinin kralı Farnakes,
dığı tahmin edilen satırlar var. Anadolu' daki Roma yönetiminde bulu-
O da diyor ki: "Ben Sezar'ın nan kuvvetlerine karş ı saldırıya geçmiş .
İskenderiye, Afrika ve Anado- Roma şehirleri yakıp yıkmış. Sezar' ın
lu seferlerine katılmadım, bu generali Calvinus'un ordusunu feci bir
hikayeleri kendisinden dinle - şekilde yenmiş!
dim." Dolayısıyla ilk elden tek Bu Pontuslar, Roma'nın başına bir
tanık coğrafya. dert. Uzun yıllar kah Roma'yla sa- ~

28 NTV TARiH NisAN 2009


ROMAORDUSU MÖ 1. yüzyılda Roma askeri

Önce disiplin ve mühendislik, sonra fetih


Kamp çevresine

R
oma'yı tarihin en güçlü impara- destek süvari birlikleri oluşturulurdu. Ordu-
dikilen kazıklar
torluğu yapan ordusunu diğer­ nun temel taşı "Iejyoner", yani piyadeydi.
lerinden ayıran disipliniydi. En Savaşın yükünü omuzlayan lejyonerin
küçük birimine kadar birlik olarak hareket gerçekte de yükü ağırdı. Sezar devrinde
eden Roma ordusunun disiplini, özellikle Roma askerleri tabanıarı çivili "caligae"
manevra yeteneğinde kendini gösteriyor- denen deri sandaletleriyle günde ortalama
du. Saflarını ve düzenini asla bozmuyor, 10-30 kilometre yol alırdı. için sivri
savunma anında topluca kapanıyor ve kazma
Sırtlarındaki tahta sırığa tutturulmuş üç
taarruzda koordineli bir şekilde hücuma günlük kumanyayı, bakır yemek kapları,
geçiyorlardı. deri mataraları, battaniyeleri ve tabiki çok
Roma ordusu için "kazma ve kürekle- kullandıkları kazma küreklerini bağladık­ Yemek
pişirmek için
rini k ı lıçlarından çok kullanıyorlardı" denir. ları "Marius'un katırı" denen sırt yükleri
gerekli kap
Çünkü Roma fethettiği topraklara, ordu 30-40 kilo çekerdi. Bunlara sağ yanlarında kacak
mühendislerinin aylar önce açmaya baş­ taşıdıkları kısa kılıç "gladius", sol yanla-
ladığı yol, tünel ve geçitier, kurduğu köprü rında taşıdıkları hançer "pugio"yu, "gallic"
ve kemerlerle ulaşırdı. adı verilen bronz miğferlerini, demir uçlu

Ordunun temel birimi "Iegio", yani mızrak "pilum"u ve deriyle kaplı yuvarlak

lejyon, 4.000-6.000 iyi eğiti mli askerden ahşap kalkanlarını da eklemek lazım. As- Dış yüzü deri
kerler ya zincir örme gömlek ya da bronz kaplı kalkan
oluşurdu. "Legatus" adı verilen general
hem lejyona komuta eder hem de Roma zırh plakalar ile korunurdu. Ordunun bütün

eyaletlerinde vali yardımcısı görevi ağırlığını taşıyan atlı araba ve katır kolları

görürdü. Legatusları Sezar bizzat seçer- yürüyüş kolunu arkadan takip ederdi. En

di. Romalılar iyi süvari olmadıklarından önde Roma Kartalı sancağını ve lejyon
Romalı olmayan "barbarlar" arasından işaretlerini taşıyan "signifer"ler yürürdü.
Pontus kralı Farnakes, Romalıların yaklaştığı boğaza Tokat Müzesi'ndeki
MÖ 1. yüzyıl Rom a
hakim vaziyette bulunan Skotios dağı ve yamaçlarını dönemine ait bronz
ok uçları 3,7-3,9 cm
kontrol altına almış olsaydı, Sezar'ın her türlü ilerleyişi boyunda, 1 cm eninde.
hüsranla sonuçlanacaktı. Farnakes çok önemli bir taktik
hata da yapmış, coğrafyayı yine hiçe sayarak diğer ucunda
Romalıların beklediği vadinin inişinin çok derin olduğunu
hesaba katmamıştı. Pontus askerleri bu inişten sonra
düşmana saldırmak için yokuş yukarı hareketlenmek
zorundaydı ve zaten daha ilk inişte dar vadi tabanına
sıkıştılar. Leiyonerler tam o anda karşı saldırıya geçti.

vaşarak kah anlaşma yaparak egemen- ker ve gaziler de vardır; arkadaşlarının kampı kurmuş ve ağırlıkları bırakmı ş
liklerini sürdürüyorlar. Son olarak MÖ ölümüne şahit olmuş, intikama susam ış olsa gerek. Buradaki su kaynakları yaz
67 yılında Mithradates anayurdu Pontus askerler. .. sıcağında savaşa girmek üzere olan bir
Kapadokyası'na (Tokat-Amasya yöresi) Sezar ordusuyla hızlı bir şekilde ku- ordu için hayati önem taşıyordu. Yine
geri dönmüş ve Amiral Triarius komu- zeye yönelir ve bugün Adana'nın Tu- bugün Kurupınar köyü mezarlığı kar-
tasındaki Roma ordusunu Zela (Zile) fanbeyli ilçesi yakınlarında bulunan şısında gördüğümüz Roma mil taşı, bir
yakınlarında çok ağır bir yenilgiye uğ­ Komana'ya gelir. Arazide yaptığımız yatırın baştaşı olarak bizi selamlıyor! Mil
ratmış, 7 binden fazla Roma askerini araştırmalar, Sezar'ın Kadışehri Sebas- taşının bulunduğu yerden Zile ve hemen
öldürmüştü. Şimdi oğlu Sezar'a meydan topolis (Sulusaray) istikametinden De- arkasındaki dağlardaki iki yüksek nokta
okuyor ve yine Zile' de Roma'yı bek- veli dağlarını aşarak Güzelbeyli'ye (Sil- ve derin iki vadi dikkat çekiyor.
liyor! Tarih tekerrür mü edecek yoksa lis), bugün demiryolunun bulunduğu 2055 sene önce Sezar'ın durduğU
Roma' nın intikamı mı alınacak? vadiye ulaştıktan sonra, Zile'ye güney- yerden manzaraya bakıyonız . Şüphesiz
Sezar İskenderiye' den Suriye'ye yola den yaklaşmış olabileceğini gösteriyor. buraya kuş uçuşu 7-8 km mesafedeki,
çıktığında, yanına sadece çok güvendiği Sezar sayıları eksik de olsa kendi bugün Yünlü köyü eteğindeki dağın
6. Ferrata Lejyonu'nu alır. Bu lejyonda topladığı üç lejyon ile Galat lejyonu yamaçlarına konuşlanmış vaziyette-
son derece tecrübeli ve usta askerler var- ve süvarileriyle Pontus kralı Farnakes ki Farnakes kuvvetleri de Romalıların
dır. Antakya üzerinden Tarsus'a geçen karşısında hesaplaşmaya hazırdır artık. yaklaştığından haberdardır. Sezar doğal
Sezar törenle karşılanır. İşin ilginci, ona Farnakes, Sezar'a elçiler ve altın bir taç olarak bu şekilde konuşlanan düşman a
ileride son bıçak darbesini vuracak olan göndererek bir son dakika manevrasıyla ovadan yaklaşamazdı. Zira 20 sene önce
Brutus ve Cassius da karşılayanlar ara- savaştan kaçınmak ve zaman kazanmak Romalılar yine aynı yerde tuzağa düş ­
sındadır. Tarsus'ta Sezar'ı bekleyen iki istese de işe yaramaz. müş, Roma generali Triarius göz göre
lejyon birliğinde, 20 yıl önce Roma'nın Sezar'ın kuvvetleri, Zile'ye 3 km me- göre Farnakes'in babası Mithradates'in
Pontus'a yenildiği savaştan sağ çıkan as- safedeki Kurupınar köyü çevresinde ana tuttuğu hakim tepelerin altındaki ~

30 NTV TARiH NiSAN 2009


Roma sikkeleri
Pontus Kra llı ğı ile birlikte
Ze la da Roma topraklarına
kat ılı nca, adına sikke
bas ılı r. Ön yüzünde Roma
imparatoru Septimius
Severus'un karısı Julia
D omna'nın, arka yüzünde
ise Zela'daki Pers tanrıçası
Anaitis tapınağının o l duğu
sikke 193-217 arasında
k ullan ı mdaydı.

Savaşın coğrafyası
S ezar'ın, Mithradates'e 20 y ıl önce yen ilen
Triarius'un düştüğü t uzağa düş m eye niyeti
y oktu. Alternatif bir yol ku llanarak, Zile'yi
Amasya'ya bağ l ayan yola girmeyip doğuya
yöne l miş ve kales inin bulunduğu tepeden,
o günkü adıyla Skotios dağının eteklerinden,
D erebaş ı köyün ün bu l unduğu vad iye inerek
d üşmana yak l aşm ı ştı.

TOKAT·
©Zile

NTV TARiH NiSAN 2009 31


Veni, vidi, vici
Jül Sezar'ın Galler ve Küçük Asya Pontus
seferlerinde kazandığı başarıla rı anısına
yapılan resim, Andrea Mantegna'nın
atölyesinden ve 1486-1505 arasına
tarihleniyor. Londra Hampton Court Palace'ta
yer alan tabloda, zafer arabasında betimlenen
Jül Sezar'ı, Roma'da ellerinde "Veni, Vidi,
Vici" yazılı levhalar taşıyan zafer alayı karşılar.

boğaza girerek kendi sonunu ve askerle- silah ve malzeme taşıyan lejyonerlerin 5 Manevra düzenini oluşturan Roma
rinin hazin akıbetini hazırlamıştır. saatte vardığı hesaplanabilir. Sezar'ın, ordusu savaş çığlıklarıyla düşmana sal-
"Zela, Pontus'ta, ovadaki konumu Farnakes'i koruyan vadilerin kendisini dırır. Romalıların karşısına nefes nefes e
düşünüldüğünde korunaklı bir şehirdir. de koruyacağını değerlendirerek yürü- çıkan Pontuslular kırılmaya başlamıştır.
Duvarları, sanki insan yapısı gibi görü- yüş emrini gece verdiğini düşünürsek, 6. Lejyon düşmanı gerisin geri vadi ta-
nen doğal bir tepenin üzerinde, her yöne askerlerin bitap düştüğü de söylenebilir. banına sürmeye başlar.
muazzam yükselir. Bu şehrin çevresinde Yine de Romalılar, bugün 25 haneli çok Bozulan Pontus kuvvetleri vadi ta-
vadilerle kesilen birçok tepe vardır. Bun- küçük bir yerleşim olan Derebaşı'nın banında sıkışınca daha büyük zayiat
ların en hakimi, neredeyse şehre yüksek yamaçlarını gece boyunca tutmuştur. vermeye b aşlar. Silahlarını bırakarak
patikalarla bağlanan, Mithradates'in, Gün doğarken iki ordu arasında yalnız­ kendi mevzilerinin bulunduğu tepeye
Triarius'un şanssızlığıyla ordumuzu ca derin bir vadi vardır. Tarih 2 Ağustos tırmanabilenler bile Romalıların kılıçla ­
yendiği yer olarak bilinir ki, 3 milden MÖ 47'dir. rı altında can verir. Muharebe sadece 4
uzak değildir. Eski istihkamları tamir Havanın aydınlanmasıyla, vadinin saat sürmüştür. Pontus ordusundan he-
ettikten sonra, Farnakes tüm kuvvetle- karşı yamaçları üzerindeki Romalı as- men hemen sağ kalan yoktur.
riyle kampını oraya, babasının vaktiyle kerleri gören Farnakes ordusunu hemen Farnakes'in karargahı da çabucak
başarılı olduğu yere kurdu." savaş düzenine çağırır. Farnakes, Roma ele geçer. Birkaç atlı adamıyla birlikte
31 Temmuz MÖ 47'de Roma ordu- kayıtlarına göre 30 bin kişilik kuvvet- kuzeye, Yeşilırmak vadisine kaçan kral,
su şehrin güneyindeki kampında günü lerinin bir bölümüyle düşmanın güney- Karadeniz'den ve Kırım'a ulaşabilirse de,
batırırken, Jül Sezar gördüğü manzarayı den yaklaştığı boğaza hakim durumda- daha sonra isyan eden adamları tarafın ­
böyle anlatıyordu. ki Skotios dağı ve yamaçlarını kontrol dan öldürülür ve Pontus Krallığı tarih
Sezar'ın Triarius gibi tuzağa düş­ altına almış olsaydı, Sezar'ın her türlü olur.
mediği ve alternatif bir yol kullandığı ilerleyişi hüsranla sonuçlanacaktı. Zaferlere alışkın Jül Sezar için bile
neredeyse kesindir. Konuyla ilgili çizim Farnakes'in saldırı emriyle Pontuslu bu çok hızlı bir başarıdır. Müthi ş ke-
ve hipotezlerin aksine, Sezar'ın Zile'yi yamaç aşağı sel misali akmaya başlar. yiflenir ve Roma'daki arkadaşı Gaius
Amasya'ya bağlayan antik yola girme- Farnakes stratejik hatasının yanısıra Matius'a yazdığı mektubu tarihe geçen
yip doğuya yöneldiği ve Skotios dağının önemli bir taktik hata da yapmıştır ve sözlerle bildirir: "Veni, vidi, vici." Gel-
eteklerinden, günümüzde Derebaşı kö- artık geri dönüşü yoktur. Coğrafyayı dim, gördüm, yendim ...
yünün bulunduğu vadiye inerek düşma­ yine hiçe saymış, diğer ucunda Roma- Sezar'ın bu sözünde sadece zaferin
na yaklaştığı anlaşılır. lıların beklediği vadinin kendi tarafın­ gururu yoktur. O, 40 yıldır süren ve
Sayıları 15 bini bulan Roma askerle- daki inişinin çok derin olduğunu hesaba bir türlü çözülemeyen Pontus mesele -
ri, kavurucu sıcaklarda haftalarca yürü- katmamıştır. Bu dik inişten sonra düş­ sini halleden kişinin kendisi olduğunu
dükten sonra, nihayet hedefe varmıştır. mana saldırmak için yokuş yukarı ha- Roma'daki dost ve düşmanlarına duyu-
Bugün Kurupınar köyünden karayolunu reketlenmek zorunda kalan Pontus as- ruyor, bir b akıma "işte bu kadar" diyor-
takip ederek 15 dakikada ulaşılan Dere- kerleri, daha ilk inişte dar vadi tabanına du . Anadolu' daki Roma egemenliği bin
başı köyüne, adam başı ortalama 30 kilo sıkışmıştır. yıl daha sürecekti . •

32 NTV TARiH NiSAN 2009


Roma yolu mil taşı
Sezar'ın ilk kampını kurduğu Kurupınar
köyündeki mil taşı, yöredeki tarihi
geçmişi anlamak açısından önemli bir
del il özelliği taşıyor.

N1V Tarih yazıyor gibi görünüyor.


Zile ovasında ilçenin arkasındaki
Arazi araştırması dağlar ve Dereboğazı'nın girişi önümüze
seriliyor. Bir şey dikkat çekici: dağlarda
3 önemli noktayı geçit olabilecek Dere boğazından başka,
buraya kuş uçuşu 6-7 kilometre güneyba-
ilk kez açığa çıkardı. tıda bir başka boğaz daha var. Sezar'ın
ordusuyla Zile'nin dışında kamp kurduğu
1. Zela Savaşı'nın geçtiği mevkii, biliniyor. Araştırmalarda işaret edilen bir
kesine yakın şekilde saptandı.
başka Roma mil taşını Zile'nin 3 kilometre
2. Sezar ve Pontus kuvvetlerinin
güneybatısındaki Kurupınar köyü mezar-
muharebe yaklaşma yolları ve
lığı yak ınınd a buluyoruz. Sezar ordusuyla
gerçek pozisyonları ortaya çıkarıldı.
birlikte birinci kampını burada kurmuş
3. Bölgedeki antik yol tanımlandı .
olmalı.

Z ile'ye ge~diğim!zde elimizde. s.ava-


şın oldugu yerı ve oluş şeklını gös-
teren bir harita, Romal ı Hirtius'un
M erak ımız
tırmaya
bizi bu ikinci boğazı araş­
sürüklüyor. Girişi aynı Dereboğazı
ve Hirtius'un da bahsettiği gibi kayalık.
Boğaz'ın doğusundaki dağda bir kale
satırları, ayrıca bu olayla ilgili daha önce
kalıntısı olduğunu öğreniyoruz ve oraya
yapı l mış araştırmaların metinleri vardı.
çıkıyoruz. Evet, çok tahrip edilmiş bir ka- Yoldan yukarı doğru yükselirken sol
Bunlar çelişkili bilgiler içeriyoriardı.
rakol yapısı var. ismi, Nam- ı Hisar Kalesi. yamaca ayrılan toprak bir yol görüyoruz.
ilk önce elimizdeki bilgilerin işaret
Kuzey altımızda Derebaşı köyü var. ikinci Bizi birkaç evin olduğu Karadere adlı bir
ettiği savaş alanına gidiyoruz. Zile'yi
boğazdan çıkınca Derebaşı'na inmek çok mezraya ulaştırıyor. Buradan aşağı doğru
Amasya'ya bağlayan karayolunun çok
kolay. Bir anda bir detayı hatırlıyoruz: kay- Dere boğazını inceliyoruz. Arazi tecrü-
yakınında, merkeze 10 kilometre kadar
naklarda bahsedilen bir dağ var. Antik ismi bemize göre, varsa eğer, antik yolun bu
uzaklıkta bir düzlük. Dereboğazı'ndan
Skotios ve üstünde bir kalenin varlığından yamaçta olması daha mantıklı. Evlerin
geçilerek ulaşılıyor. Bu boğaz, Hirtius'un
söz ediliyor. Evet, biz o Skotios dağının 300-400 metre yukarısında yamaçta
bahsettiği ve Sezar'ın savaş alanına
üzerindeyiz işte! Ve Sezar muharebe ala- duvar gibi duran bir çizgi dikkatimizi
giderken üzerinden geçtiği kayalık boğaza
nına işte bu dağın eteklerinden indi! çekiyor. Orada bir bahçe ya da ev duvarı
uygun görünüyor. Ayrıca düzlüğün yeri
Peki Zile'yi 2000 yıl önce Amasya'ya olamaz. Yanına tırmanıyoruz ve işte antik
yine Hirtius'un verdiği Zile'ye 3 Roma
bağlayan antik yol nereden gidiyordu? Bu yolun sağlam kalmış ufak bir parçasının
mili uzaklıkta olduğu bilgisine uyuyor
konuda bilgi sahibi değiliz. Dere boğazın­ üstündeyiz ve bu kesinlikle bizim keşfımiz.
gibi. Fakat elimizdeki haritada gösterilen
orduların konuşlanma şek i lleri imkansız
dan olabilir mi? Oraya tekrar gidiyoruz. Bünyad Dinç

NTV TARiH NisAN 2009 33


B eaıle S Bilgisayarlı tomografi~ .
efsane grubun destegı
sayesinde icat edildi

tıpta da devrim yapmıştı



ırtica
100 yaşında
13 Nisan 1909'da İstanbul'da ayaklananlar, Meşrutiyet
yönetiminin hoşnutsuzluğa ittiği medrese öğrencileri,
alayb subaylar, "şeriat isteriz" diye bağıran er ve
erbaşlardı. Hareket Ordusu'nca bastırılan isyan, Türk
tarihinde gerici ayaklanmanın sembolü oldu. İrtica
kelimesi, ilk defa bu olaydan sonra kullanılmaya başlandı.
İstanbul'u sarsan günlerin kronolojik analizİ...

te muhalif gazetelerin üslubu sertleşmiş,


aynı zamanda hoşnutsuz çevrelerin çeşitli
31 Mart Vakası derneklerin çatısı altında örgütlenmeleri
isyana (13 Nisan 1909), hızlanmıştı. Bu örgütlerden İttihad-ı Mu-
meşruti rejime hammedi Cemiyeti'nin kurucusu Derviş
hazırlık dönüldükten Vahdeti, yayımladığı Volkan gazetesindeki
sekiz ay son- yazılarıyla yönetimi en sert bir dille eleşti­
ra ortaya çıkan ve giderek karşıdevrimci renlerin başında geliyordu.
özellikler kazanmış olan bir ayaklanmadır. İsyan başladıktan sonra da muhalefet
Kendileri de Meşrutiyet yanlısı olmakla yanlısı gazeteler isyanı haklı göstermişler
birlikte, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ve birçok şiddet olayına karşın isyanın ga-
hala gizli bir örgüt biçiminde çalışarak yet düzenli ve disiplinli bir biçimde geliş­
devlet işlerine karışmasına karşı olan, bu tiğini yazmışlardır.
örgütün bazı terorist uzantılarının işledik­
leri cinayetleri sert bir biçimde kınayan ve
Meclis-i Mebusandaki İttihat ve Terakki İ s tan b ul' daki
çoğunluğunun Anayasa'yı tümüyle seçil- Bardak ayaklanma ön-
mişler lehine değiştirmesini istemeyen cesindeki gergin
muhalefetin kışkırttığı, ancak sonradan taşıyor havada barda-
denetleyemediği bir harekettir. ğı taşıran son
Hüseyin Hilmi Paşa Hükümeti'nin damla, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne sert
kurulmasıyla (14 Şubat 1909) birlik- eleştiriler yönelten ve bir süredir tehdit
Sultanahm et m eyd a nın da 13 Nisan 1909 s a ba hı toplanan k a l aba lı k "şeriat isteriz" bağ rı ş l a rı
aras ında, geri plandaki Aya s ofya 'nın hemen sağ ın da bulu nan Meclis bi n as ın a yü rü mü şt ü.

mektuplan alan Ab dülhami t' in İsyanın baş­


Serbesti gazetesi Sultan'ın ayaklanmayla lamasından
yazan Hasan ilişkisi yoktur. sonra Meclis-i
Fehmi Bey'in ilgisi yok Hatta Meşru­ Mebusan'ın bir
Galata köp- tiyet'e karşı baş­ türlü toplanama-
rüsünde öl- latılmış bir isyanın kendi işine yarayacağı ması da, isyancı
dürülmesi (6 için bulanık suda balık avlamaya ÇalıŞtığı askerlerin giderek
Nisan 1909) bile söylenemez. Bu tür olaylardan son de- sultana yaslanmaları
oldu. Katilin rece korkan II. Abdülhamit, Asar- ı Tevfik sonucunu vermiş, bu geliş-
üniformalı zırhlısı komutanı Binbaşı Ali Kabuli Bey'in me de birçok çevrede mutlakiyete dönüş
biri olması, de gözünün önünde öldürülmesi üzerine tehlikesinin doğduğu inancını yaratarak, II.
cinayetin itti- dizginleri elinden tamamen kaçırarak is- Abdülhamit'in tahttan indirilmesine yol aç-
hat ve Terakki yancılara karşı bir devlet mıştır. II. Abdülhamit'in
üyesi bir subay başkanından beklenecek tahttan indirilmesini ko-
olduğunu düşün­ dirayeti gösterememiş ve laylaştıran başka bir et-
dürüyordu. Muhalefe- daha ileri gitmelerini ön- ken de kendi çevresinden
ai tin gazetelerinden Osmanlı, leyip kışlalarına dönme- bazı işgüzar kişilerin is-
~'" cenazenin kaldırıldığı gün ilginç bir baş lerini sağlayabilmek için yancılara yakın durmalan
i sayfayla yayımlanarak, basın özgürlüğüne kendilerini affettiğini ve sultanın yeniden ikti-
1 vurulan darbeyi öne çıkardı. Sonraki gün- söyleyerek, tam tersine, dara el koyabilmesi için
cı:: lerde katilin bulunamaması gerginliği daha iyice şımarm alanna ne- fiili durumdan faydalan-
da arttırdı. den olmuştur. maya çalışmalarıdır. ~

NTV TARiH NiSAN 2009 39


DOSYA 31 Mart Vakası

Ayaklanmayı mesleği yıtırmeye yüz tutmuş medrese Çavuş üniforması


İTC'nin başlatanlar, İt­ çevreleri de, II. Abdülhamit mutlakiyeti giyen bir yüzbaşı
tihat ve Terak- süresince seslerini çıkaramayanlardandı.
bilgisi yok ki Cemiyeti'nin Meşrutiyet'in ilanından sonra, medrese Bir ara askerlerden: "ifademiz var... "
(İTC) 1. Ordu öğrencilerinin askerlikten muaf olmala- diye birkaç kişi geldi. Onları Meclis
birliklerine güvenmediği ıçın Make- rına kısıtlama getirileceği duyurulmuştu.
salonuna almamak için Birinci Şube
odasına gittik. Mebuslar oturdular...
donya'daki 3. Ordu'dan İstanbul'a nakle- Meşrutiyet'ten yana, ama iktidara da karşı
Başkan: 'Ne istiyorsunuz?" diye sordu.
dilmelerini sağladığı avcı taburlarına men- olduklarından, birçok medrese öğrencisi is-
Çavuşlar: "Şeriat istiyoruz" dediler. O
sup er ve erbaşlardır. Bu yüzden, Sultan II. yana katılırken birçoğu da olayların dışında sırada Kanun-ı Esasi değişiklik tasarısı
Abdülhamit yanlısı olan Mizancı Murat kalmıştır. basılmıştl. Gerekçesini Elmalılı Hamdi
Bey, ayaklanmayı daha önce sultanı tahttan İsyancı askerlere katılan ikinci grup ise Efendi yazmıştı. Oradaki mebuslardan
indirmeyi başaramayan İttihatçıların çı­ alaylı subaylardır.Bunlar da, mesleklerinde Kosovalı Süleyman Efendi , besmele ile
karttıklarını iddia etmiştir. Ancak, isyancı yükselme olanaklarının kalmaması nede- başlayan bu tasarıyı göstererek: "Biz de
askerlerin hemen 13 Nisan günü işlediği niyle Meşrutiyet yönetiminin hoşnutsuzlar şeriat hükümlerini uygulamaktan başka

bazı cinayetler ve dile getirdikleri istekler, safına ittiği bir gruptu. İttihat ve Terakki bir şey yapmıyoruz. Bakın, yazdığımız
bu iddianın doğru olmadığını ispat eder mensupları arasında çok sayıda okullu su- kanun tasarısı -okuyarak- Bismillah ile
başlıyor" dedi . Çavuşlardan biri: "Bizim
niteliktedir. bayolduğunu bildiklerinden, örgüte de
ordu içtüzüğü de besmele ile başlar
düşmandılar.
ama Almancadan çeviriimiştir" dedi. Bir
İsyancı askerlerin 13 Nisan günü boyunca askeri kışkır­
Sorumlu arasına
iki grup- tanlar, genellikle İttihad-ı Muhammedi
çavuşun bu bilgisine şaştım . Sonradan
bu gencin çavuş kıyafetine girmiş bir
tan bireylerin de Cemiyeti'ne yakın bir takım medrese öğ­
iki grup katıldığı bilini- rencileri ve ordudan uzaklaştırılmış alaylı
yüzbaşı -hem de Almanya'da öğrenim
görmüş bir yüzbaşı- olduğunu öğrendik .
yor. Bunların ilki, subaylar olmuştur. Bunların arasında hoca Asılanlar arasında idi.
medrese öğrencileridir. Hukuk dizgesinde kıyafetine girenler olduğu saptandığı gibi,
Yusuf Kemal Tengirşenk, Vatan
19. yüzyılortalarından beri yaşanan de- bazı subayların da er veya erbaş kıyafetiyle
Hizmetinde (Ankara, 1967)
ğişme dolayısıyla kadılık gibi önemli bir isyancıların arasına katıldıkları biliniyor.

i syancı l ar aras ın da
hoca k ılı ğına girenler,de

40 NTV TARiH NiSAN 2009


HEOEFLENENLER - ÖLOÜRÜLENLER

İsyancıların en yen Kolağası Mustafa


Şeriatçı çok "Şeriat is- Kemal Bey'in kurmay
teriz" sloganını başkanı atandığı or-
değildi kullanmış olma- dunun ilk birlikleri,
sı, 31 Mart'ın Binbaşı Muhtar
dinsel bir hareket, hatta "şeriatçılık" olarak Bey komutasında
değerlendirilmesine, bu yüzden de din çev- HUSEYiN CAHIT BEY EMIR ARSLAN BEY 15 Nisan gecesi
relerinin, özellikle de ulemanın kışkırttığı Selanik'ten tren-
bir hareket biçiminde görülmesine neden le yola çıktı.
olmuştur. Bu orduya
Bu yaklaşım doğru değildir. İsyancıları katılmak üzere,
harekete geçirmek için din öğesi kulla- daha sonra Er-
nılmış ve ulemadan birçok kişi isyancıla­ zincan, İzmir, İzmit
rın sözcülüğünü yapmışsa da, üst düzey gibi birçok yerden
ulema çevreleri olayın dışında kalmıştır. gönüllüler de hare-
Bu çevreler, her ne kadar İttihat ve Terakki AHMET RıZA BEY NAzıM PAŞA kete geçti. Hareket
Cemiyeti'nden ve bu cemiyetin temsil et- Ordusu'nun komutanı Hüseyin Hüsnü
tiği değerlerden hoşlanmıyor idiyseler de, Paşa idi. Ama ordunun başkente iyice
mutlakiyet yönetiminden çok çekmiş ol- İsyancıların, İt­ yaklaşmasından sonra, komutanlık kade-
maları ve temsili rejimin kendi yararlarına "Yanlış" tihat ve Terakki mesinde bir değişiklik oldu. Selanik'teki
olacağına inandıkları için Meşrutiyet ta- yanlısı gazeteler İttihat ve Terakki Cemiyeti yöneticileri,
raftarıydılar. Ama, isyancıların tutuklanıp cinayetler Tanin ve Şura­ Almanya'daki askeri at aş elik görevini bı­
yargılanmasının İttihat ve Terakki'nin işi­ yı Ümmetin rakarak alelacele oraya gelen Binbaşı En-
ne yarayacağını anladıklarından, Hareket yönetim merkezlerini basarak kırıp dök- ver Bey'in de desteğiyle, Mahmut Şevket
Ordusu'nun İstanbul'a girmesini önlemeye meleri veya İttihatçıların keskinlikleriyle Paşa'yı Hareket Ordusu'nun başına geç-
de çalışmışlardır. tanınan İstanbul Mebusları Ahmet Rıza ve meye ikna ettiler. Enver Bey de kurmay
Hüseyin Cahit Beyler aleyhine sloganlar heyetine dahil oldu. ..
atmaları, başkaları tarafından yönlendiril-
diklerini gösteriyordu. Nitekim Lazkiye Hüseyin Hüsnü Paşa ve Mustafa Kemal:
Mebusu Emir Arslan Bey, isyanın ilk gü-
islam ilim Derneği: nünde Hüseyin Cahit Bey sanılarak öl-
Hareket Ordusu komutanı ve kurmay başkanı.

Meşnıtiyet'e dürüldü. İsyancılarca aynı gün öldürülen


Adliye N azın N azım Paşa' nın da, Ahmet
canımız feda Rıza Bey sanılarak öldürüldüğü, akıllarda
Cemiyet-i ilmiyye-i islamiyye'nin ciddi bir iddia olarak kaldı. İsyancılar, bir-
beyannamesi (15 Nisan 1909): "... kaç gün içinde yirmi kadar mektepli subayı
Saygıdeğer mebuslardan bazılarının da öldürdüler.
can güvenlikleri konusunda endişeye
düşerek istifa etmek niyetinde İsyana, dolayı­
bulundukları ve halkımızca istibdatın Hareket sıyla da mutlaki-
geri gelme olasılığından korkulmaya yete geri dönüş
başlandığına ilişkin bazı izlenimler ... Ordusu olasılığına
kar-
oluştuğu anlaşıldığından meşveret ve
şı taşranın
ilk
Meşrutiyet'in islam şeriatının kurallarına
tepkileri, 14 Nisanda görüldü. Selanik'te
kesinlikle uygun olduğundan zerre kadar
tereddütü Olmayan ve istibdat döneminde
düzenlenen Meşrutiyet yanlısı miting,
islami kitaplarımızın külhanlarda İstanbul'a Meşrutiyet'i kurtarmaya gitme
yakıldığını henüz unutmayan Cemiyet-i kararıyla sonuçlandı ve gönüllüler hazır­
ilmiyye-i islamiyye'nin şeriat kurallarına lanmaya başladı. Ertesi gün birçok taşra
hizmet edecek Meclis-i Mebusanımızla kentinden İstanbul'a protesto telgrafla-
meşru Meşrutiyetimizin savunulması rı gönderildi. Selanik'teki 3. Ordu Ko-
uğrunda bütün bireyleriyle son dereceye mutanı Mahmut Şevket Paşa, "Hareket
kadar çalışmaya azm etmiş olduğu ve Ordusu" adıyla, hem muvazzaf askerler-
Meşrutiyet'in savunulması için canını
den hem de gönüllü sivillerden oluşan
vermeyi dinsel bir gereklilik bildiği ...
bir ordu kurulmasını istedi. Anılarında
arz ve beyan olunur."
bu adı kendisinin koyduğunu söyle-

NTV TARiH NiSAN 2009 41


of
;~
:ı::: Hareket Ordu su'na bağlı askerler,
c:ı
~ bugünkü istiklal Caddesi üzerinde
isyancılarla çatışma halinde.

Mesudiye zırhlısı
Yeşilköy
kıyıya yanaşınca
31 Mart ayaklanmasından kaçabilen
meclisi
70'in üstünde Mebusan ve Ayan Meclisi
üyesi , 21 Nisan 1909'da Antalya mebusu Hareket Ordusu'nun İstan­
meşhur gazeteci ve yayımcı Ebüzziya bul'a iyice yaklaşması, me-
Tevfik'in başkanlığında Ayastefanos buslara cesaret verdi ve
Yat Kulübü 'nde biraraya gelip, Sait birçok mebus ı 9 Nisan'dan
Paşa , Ahmet Rıza Bey ve Talat Bey'in itibaren Yeşilköy'de toplan-
de ertesi gün kendilerine katılmalarıyla maya başladı. 21 Nisan'da
Meclis-i Milli halinde toplanmaya karar
sayıları epeyartan mebuslar,
verirler. Selanik'ten gelen 50 kadar polis
Ayan Meclisi'ni de Yeşilköy'e
korumakla görevlendirilmiş ve Hareket
davet ederek Meclis-i Milli
Ordusu Makriköy'ü (Bakırköy) tutmuşsa
da, mebuslar Yat Kulübü'nün açıklarında
olarak toplanma kararı aldı­
Aya stefanos'ta (Yeşilköy) Meclis üyelerinin
demirlemiş Mesudiye zırhlısının kimin lar. Ertesi gün gerçekleşen bu
to plandığı yat kulübü. Ortada elinde
tarafında olduğundan emin olmak tarihi toplantıda Sultan II. Abdülhamit'in bastonuyla Ayan Meclisi Başkanı Sait Paşa .
istemişlerdir. Bunun üzerine, donanmayı tahttan indirilmesi konusu görüşülmeye
Ebüzziya Tevfik'in deyimiyle "iskandil başlandı.
etmeye" karar verirler ve birkaç mebusla bölümü Anadolu yakasına kaçarken, teslim
Ayan 'ın prestijli üyelerinden Gazi Hareket Ordu- olanlar da oldu. Birçok isyancı da kentin
Ahmet Muhtar Paşa 'yı gemiye yollarlar.
Heyetin dönüşüyle yüzler gülmeye
Sokakta su, Mahmut çeşitli yörelerinde direndi. En çetin çarpış­
Şevket Paşa'nın malar Fatih'te ve ancak topa tutularak ele
başlar. Mesudiye zırhlısı Meşrutiyet'in ve
vuruşma verdiği emirle geçirilebilen Babılli'de yaşandı. Bu arada,
dolayısıyla Meclis'in yanındadır, sultanın
24 Nisan günü kentin birçok yerinde asayiş görevi jandar-
değiL. Özgür Türesay
İstanbul'u işgal etti. İsyancı askerlerin bir ma kuvvetlerine bırakıldı.

42 NTV TARiH NisAN 2009


Abdi ıpekçi'yi Ağca wnnadı.
Emniyet istihbarat ortam dinlemelerini~ <

ve telefon dinlemelerini ilk kez 90'Iarda


başlattı. •
~ ·
"L_


Tuncay Güney'in olay yaratan ifadesi ' "-
için Emniyet'te kavga Çıktı. .

Ergenekon üç bin yıl sürecek.


Şemdinli bombası Emniyet :
istihbarat'ta nasıl patladı.
.,.., -!
Emniyet istihbarat Dairesi'nin 1 Mayıs 77'de ~Iar Idaresi'nden ateş
.....
...
,...~

,. li:
- ,, -
• ""ı
edenler sivil polisti.
bilinmeyen hikayesi ve sarsıcı
JITEM 12 Eyiül'de kuruldu.
Türkiye gerçekleri ...
Siz Fethullah Gülenci misiniz iddialanna :
cevap; Ben Atevi'yim.

~DOCAN
_ KITAP
www.dogankitap.com.tr
, . :.

.. i ı i·k kanaa-tJm
..-~:. .".'~ "G Uze · ı..

J~~~...: ~';1'1Avrupay~ k~~uJ ettirdik"
Nazıni Ziya B. e göre Keriman H. ın
zaferi, hakkın batıla galebesidir! ' '''ID!~
Türk gençlerine bu
münasebetle şuiıu da tahattür
etÜrmeyi (hatırlatmayı)
lüzumlu görürüm: Müftehir
olduğumuz (iftihar ettiğimiz)
tabii güzelliğinizi, f enni
(sanatsal) tarzda muhafaza
etmesini biliniz. Bununla
beraber asıl uğraşmaya
mecbur olduğunuz şey,
analarınızın ve atalarınızın
oldukları gibi yüksek
kültürde ve yüksek fazilette
birinciliği tutmaktır.
Atatürk, 3 Ağustos 1932

Cumhuriyet döneminde, 1929 yılındaki yarışmada birinci geçersiz sayıımıştı.


İlk ciddi ve resmi çaba, Türkiye
seçilen Feriha Tevfik, aynı zamanda ilk Türkiye Güzellik C umhuriyeti henüz altı yaşın dayken,
Kraliçesi oldu. 1932'de Keriman Halis'in Dünya Güzellik Atatürk'ün de direktifıyle düzenlenen
Kraliçesi unvanı alışından sonra, Türkiye ortalama her on Türkiye Güzellik Yarışması'dır. 4 Şu ­
bat 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesin-
beş yılda bir Avrupa veya dünya güzeli çıkardı.
de "Türkiye'nin en güzel kadını, neden
dünyanın en güzel kadını olmasın?"
1908 tarihinde İngiltere'nin Folkstone başlığıyla yapılan çağrı ile başlayan bu
R:: H~E:R.:'I'~ÇI0'ı:'s E:~I.!<:)ç; i.lJ .

T
kentinde yapıldı. Dünya Güzellik Kra- ilk organizasyon, Türk kadınının he-
arihteki ilk güzellik ya- liçesi Yarışması'nın ilki ise, 19 Nisan nüz çarşafı yeni attığı bir sırada yapıl­
rışması, Homeros'un 1951 tarihinde Londra Festivali kap - mas ı ve ülkenin modernleşen yüzünü
İlyada'sına göre MÖ 2. samında düzenlendi. dünyaya göstermek bakımıarından de-
binde Troya Savaşı ari- Medeni dünyaya ayak uydurma ça- ğer taşıyordu. ~
fesine dayanmakta. Paris, basındaki genç Türkiye Cumhuriyeti,
kıskançlık ve nifak tanrıçası Eris'in yeni toplum yaşantısı
"altın elma"sını Mrodit'e verince kıyamet içinde Türk kadı­ i
kopar. H era ve Atena, Paris'in kendi-
lerini seçmediğine çok kızmış ve on-
nına önemli bir yer
verir ken, Avru pa' da
Cumhut-iyel
dan bunun intikamını çok acı bir şe ­ yaygın bir hal almış
kilde alacaklarına yemin etmişlerdir. bulunan güzellik ya-
Aradan günler geçer ... Paris, Sparta rışm aları da bu ko -
Kralı M enelaos'un ge nç ve güzel karıs ı nuda önemli bir fırsat
Helen'e aşık olur ve Afrodit'in de yar- bilinmişti . Türkiye'de
dımıyla onu Troya'ya kaçırır. Menela- ilk güzellik yarış ­
os ve Agamemnon'un ordusu Troya'ya masını 1926 yılında
saldırır ve tarihin en kanlı savaşların­ İpek Film önderliğin ­
dan biri başlar. de düzenlenmiş iste-
Modern zamanlardaki ilk güzellik miş, Melek (bugünkü
yarışması, 19 Eylül 1888 tarihinde Emek) sinemasında
Belçika' da "Concours de Beaute" adı yapılan yarışmayı, si-
altında 350 aday ile yapılmış, 18 ya- nemanın yer gösterici
şındaki Bertha Soucaret ilk güzellik kızlarından Matmazel
kraliçesi olmuştu . İlk resmi ve ulusla- Araksi Çetinyan ka-
rarası güzellik yarışması ise 14 Ağustos zanmış, fakat yarışma
"üç Arkadaş"
vardı, sadece
Fikret Hakan
kaldı

M emduh Ün'ün yönettiği,


1958'de vizyona giren
"Üç Arkadaş" filminde
başrollerde (fotoğrafta soldan sağa)
Semih Sezerli, Fikret Hakan ve
Salih Tozan oynamıştı. Kadın başrol
oyuncusu ise Muhterem Nur'du ...
Film, İstanbul'da Arnavutköy'de
eski bir konakta kiracı olarak
yaşayan üç bek.ar arkadaşın; 30
yaşlarındaki niyetçi Murat, aynı
yaşlardaki ayakkabı boyacısı Mıstık
ve 60 yaşlarındaki seyyar fotoğrafçı
Artin'in hikayesini anlatıyordu. Üç
arkadaşın hayatlarına, bir gece parkta
rastladıkları ve acıyarak evlerine
getirdikleri kör bir işportacı kız olan
Gül de karışıyordu.
Fikret Hakan bugün Kabataş
Anadolu Lisesi'nin bahçesinde, bir
zamanlar gerçek hayatta da çok
yakın arkadaş olduğu ama artık
hayatta olmayan bu değerli aktörleri
sevgiyle anarken, "Onlarla çalışmak
bir ayrıcalıktı" diyor. İstanbul'un
değişiminden konu açılınca da "O
yıllarda köprünün yapılacağı aklımıza
gelmezdi. Bizim için köprü bir tek
Amerika'da, İngiltere'de olurdu!
Türkiye için ulaşılmaz gibiydi ... " diye
konuşuyor. i
i
(

Kamera ıslanmasın
Çok soğuk ve çok yağmurlu günde, Fikret
Hakan kendisine tuttuğumuz şemsiyeyi
geti çevriyor. Özellikle fotoğraf makinesi
kesinlikle ıslanmamalı. Göz kapaklarından
damlayan yağmurları silerken "Ben
Yeşilçamcıyım, kamera senden de benden
de önemlidir" diyor.

54 NTV TARiH NiSAN 2009


.... ... ... .... ...... ..... ... .. ... ..... ..... ................ ....... .... .... ... ..... .... ... ... ..... ......... ... ..... ..... .... ... ... .. .. .. ....... ... .... ........... .. ................... ..... ..

......... ....... .. ............... .. .. ..... ..... .... ........ .... ...... .......... .... .. ... ... ..... ........ .......... ...... ..... ..... ... ... ....... ............. ..... ...... .... ..... ..... ... ......

OKURDAN

Yıllarboyu
dostluk
Y
ıllardan
beri dost üç aile 12
yıl
sonra birarada. Arkada
oturan Ramazan Eryılmaz
ve Ömer Evran'ın kafaları ilk
fotoğrafta kadraja girmemiş. Sağda,
kucaklarında çocuklarıyla otUran
Hüseyin Şenol, kucağında oğluyla
Samet Şenol, en sağda Ahmet
Malçok. Öride solda İsmail Malçok,
önünde Halil Evran, sağında
Mehmet Eryılmaz, kucağında
Utku Evran. İlk resimdeki Gonca
Eryılmaz bu fotoğrafta yok; Sevim
Şenolonun yerini almış. Aileler,
NTVTarih için 12 yıl önceki
Bizans'tan mübadeleye kadar hayat duruşlarını sergilemişler.

G bölgesi, tarihi İpek Yolu'ndan


ümüşhane'nin Kromni Manastırı'ndan günümüze ancak kilisesi
sağlam ulaşabilmiş .13S0'de inşa edilen
Karadeniz kıyılarına ulaşan kilise duruyor ama, etrafındaki yapılardan
en kısa güzergihın üzerinde yer alır. bugün eser yok. Varılması zor bir yerde,
Burada yaşayan halk, Bizans döneminde definecilerin ve doğanın insafına terk
Hıristiyanlığı benimsemiş ve 1920'lerdeki edilmiş durumdaki manastır ve çevresi,
mübadeleye kadar da varlığını sürdürmüş. seksensene önce bile yaş am dolu önemli
Buranın ~eçmişini bugüne taşıyan İmera bir mekindı.

NTV TARiH NisAN 2009 55


ÇANAKKALE

94. yıl

Arıburnu cephesinde, ateş hattında 27.


Alay. 3. Tabur askerleri... Önde Yüzbaşı
Sadık, yanında bir dizi fedakarlık.
ÇANAKKALE 94. YIL

Onutulmayan
Tarihin kıyısında bir kahraman:

İbradılı İbrahim
Arıburnu, 25 Nisan 1915. Avustralya lıl ara ilk ateşi açan
sadece 250 kiş i lik kıyı savunmacıs ı beş saat boyunca direnir;
düşmana ağır zayiat verdirir. Cephaneleri bitince, sağ kalan
az say ı da asker çekilir. Mustafa Kemal'in söz ettiği meşhur
hadisedeki ibradılı da bunlardan biridir.
27 Alay'ın yaralı ibradılı ibrahim Çanakkale Savaş ı 'ndan
aslanları sağ çıktı ve 1959 yılında vefat etti.
Arıburnu çıkarmasın ı
ilk göğüsieyen
27. A l ay'd ı. Alayın
yaralanan subayları
yere serdik ve sahilde yok ettik (... )
Biga Hastanesi'nde Bundan sonra da harbin icabına uya-
tedavi edildi. En rak daha yüksek yerleri elde bulundur-
solda, başı sarg ılı mak zoru ile düşmanın tutunduğu yerlere
oturan Mülazım
ibradılı ibrahim hakim Kocaçimen Tepe'ye (savaş sırasında
Efendi'dir. Conkbayırı' nı da içine alan hakim tepeler
silsilesine bu ad veriliyordu) çıktıktan sonra
taktırdığı askerle- eldeki kuwetten bir kısmını burada bırakıp
ri yere yatırır. Bu geriden yeni kuwet gelmiş gibi göstererek
hareket düşmanı ileri ve düşmana doğru atıldık ve silahları­
duraklatır ve 57. mızın şiddetli tesiri olacak kadar mesafeye
Alay'ın yetişmesi sokulduk ve bundan sonra da şiddetli ateşi­
için gerekli zama- mizle düşmanı meşgul edip durdurduk. Ve
HALUKORAL nı kazandırır. O sırada saat 10 civarındadır; gerideki büyük kuwetlerimize lazım olan

H er yıldönümünde
Savaşı'yla
Çanakkale
ilgili hatırladığı­
mız bir sahne vardır: Mus-
tafa Kemal'in Conkbayırı'na
doğru çekilen askerlerle karşılaşması. Bu
yani çıkarma başlayalı beş saati geçmiştir.
25 Nisan 1915 tarihinde sabaha karşı
Avustralyalıların çıkarma yaptıkları Arıbur­
nu sahillerini korumak ve gözlemek görevi
27. Alay, 2. Tabur, 4. Bölüğe verilmiştir. Ku-
zeyde Azmakdere'den güneyde Kabatepe'ye
zamanı kazandırdık. .. "
İbradılı İbrahim'in 1. Takımı gerçekten
de 4 uzun saat boyunca çıkarma kuwetleri-
ni oyalamayı başarmıştır. ı. Takım, bütün
yorgunluğuna rağmen, 57. Alay ve Mustafa
Kemal'le carılanır bir kez daha. Yine İb­
karşılaşmayı, hem Arıburnu Muharebe- kadar 4 kilometrelik bir sahilde sadece 250 radılı İbrahim'in mektubundan aktaralım:
leri Raporu'nda, hem de Ruşen Eşref'le kişilik bir kuwet vardır. "... az sonra 19. fırkanın 57. alayı (Merhum
1918'de Yeni Mecmua için yaptığı söyleşide Çıkarma kuwederine en büyük zayiatı Atatürk beraberinde) bize yetişmişti. Bu
aktarmıştır: Balıkçı Damları'ndaki İbradılı İbrahim'in yeni kuwetlerle yapılan taarruz sonunda
- Niçin kaçıyorsunuz? kumandasındaki 1. Takım verdirir. İbradılı düşman sahilde dar bir yere ve zararsız bir
- Efendim düşman! İbrahim bu muharebeden 30 yıl sonra yaz- halde sıkıştırılmıştı ki ben aldığım ağır bir
- Nerede? dığı bir mektupta o günü şöyle anlatmıştır: yara ile savaş dışı edilmiştim. "
Askerler 261 Rakımlı Tepe'nin ötesin- "24 Nisan 1915 Pazar günü Arıburnu yakı­ Çıkarmanın ilk gunu katlanılan
de bir yeri gösterirler. Düşman, Mustafa nında Ağıldere adıyla anılan yerde deniz- fedakarlıkları bugün hakkıyla takdir ede-
Kemal'e, kısa bir toplanma ve dinlenme za- deki düşmanı gözlemek üzere iş alan yirmi- meyebiliriz ama, o gün bir takdir eden çık­
manı verdiği kendi askerlerinden daha ya- yedinci alayın üçüncü taburunun dördüncü mıştır: "Ben ayrılıp gittikten sonra vazifemi
kındır. Kararını hemen verir ve konuşmayı bölüğüne bağlı ve 90 er mevcudu bir takı­ yaptığım anlaşılmış olacak ki, Atatürk be-
sürdürür: mın içinde bulundum. Düşman Ağıldere nim olağanüstü birinci mülazımlığa terfii-
- Düşmandan kaçılmaz. cihetine de sarkmış ve saldırmıştı. Bizler mi ve gümüş liyakat harp madalyasıyla da
- Cephanemiz kalmadı. de elimizdeki yegane silah ve imanımızla taltifımin yazılmasını lazım gelenlere emir
- Cephaneniz yoksa süngünüz var! karşıladık ve açtığımız kahir ateşle bir saat buyurmuşlar. Bu lütuflarına mazhar olmak-
Mustafa Kemal, böyle diyerek süngü içinde kıyılarımızı örtecek kadar düşmanı la bahtiyar ve minnettarım." .
NTV TARiH NiSAN 2009 57
ÇANAKKALE 94. YIL

A-Z Savaşın
İsmail Utkular tarafından tasarlandı.
Yarımada'da şehit düşen tüm Türk
askerlerinin anısını temsil ediyor ve en

alfabesi önemli ziyaret noktası.

Sekiz buçuk ay süren


kanlı muharebeler,
D üztepe (Battleship Hill):
25 Nisan 1915 sabahı başlayan
saldırıda Avustralyalıların
ulaşabildiği son yer. Düşmanın
ardında birçok Conkbayırı'nı almak için işgal etmesi
ölümsüz insan ve gereken kilit nokta. Muharebeler
sembolleşmiş boyunca Türk tarafında kaldı.

yer ismi bıraktı.


E
rtuğrul Koyu (V Sahili):
Yarımada'nın güneyinde,
Seddülbahir'in hemen
kuzeyindeki, İngilizlerin 25 Nisan 1915
tarihinde 3000' e yakın askerle yüklendiği
ana çıkarma koyu. Türk savunmasının
6'ya karşı bir askerle, 10 saate yakın
direndiği sembol alan.

Esat Paşa (Bülkat): Arıbumu ve


civarından sorumlu birliklerin komutanı.
Muharebeler suasındaki sevk ve idaresi
genellikle başarılı; zaman zaman Mustafa
Kemal'le anlaşmazlığa düşmüştür.

A tatürk, Mustafa Kemal:


Özellikle 25 Nisan ve 10
Ağustos 1915 tarihlerindeki
C onkbayırı:
Muharebelerin kilit
noktası. Arıbumu
inisiyatif ve idaresiyle, düşmanın ve Anafartalar bölgelerine
Conkbayırı'nı işgal ederek Kilitbahir hakim, üç küçük platodan
Platosu ve Boğaz'ın kontrolünü ele oluşan stratejik tepe. Bu nokta
geçirmesini engelledi. Muharebelerin, kaybedilseydi, cephe çökecek,
savaşın ve milletin kaderini değiştirdi. Boğaz'ın kontrolü düşmana
geçecek ve İstanbul yolu

B
ombasırtı (Quinn's Post):
donanmaya açılacaktı.
Çarpışmalar esnasında iki taraf

F Morto Koyu üzerinde,


ransız Mezarlığı:
siperlerinin birbirine en fazla Cemil Bey (Conk): Çanakkale'nin tüm
yaklaştığı bölge. Conkbayırı'na çıkan yol cephelerinde savaştı. Tümen komutanı
Yarınıada'daki tek Fransız
üzerinde, solda Quinn's Post Mezarlığı albay. Gerek Kerevizdere'de gerekse
mezarlığı. Ölen 9798 Fransız
ile sağdaki otopark arasındadır. Arıbumu'nda büyük yararlıklar gösterdi.
Soyadını Conkbayırı'ndan aldı.
askerinden 3228'i burada
Birdwood, William Riddell :

C
gömülüdür. 1926 yılında açıldı.
ANZAC birliklerinin komutanı.
Arıbumu cephesindeki muharebeler
süresince, esas olarak 19-20 Aralık 1915
tarihindeki geri çekilmenin zayiatsız -
anakkale Şehitler Abidesi:
1960 yılında bitirildi. Morto
Koyu'na hakim Eski Hisarlık
tepesi üzerinde. Boyu 41.70 metre.
G edik Dere (Wire
Gully): 19 Mayıs 1915
tarihindeki büyük Türk
taarruzu suasında, yaklaşık
gerçekleşmesinde başarı gösterdi. Doğan Erginbaş, Feridun Kip ve

58 NTV TARiH NiSAN 2009



İ Kemal'in muharebeler
4000 kişinin vuruldu ğu alan. Askerlerimiz zzettin Bey ( Çalı şlar) : Mustafa
burada açılan toplu mezarlara gömüldü. sırasında
Liman Von
kurmay başkanı. Savaş sonrası
Gouraud, Henri: Fransız birliklerinin Sanders:
yayımladığı anıları, cephedeki birçok
komutanı. Seddülbahir'e düşen bir top Yarımada'daki
önemli olaya ışık tuttu.

J
mermisi sonucu sağ kolunu kaybetti ve Türk birliklerinin
cepheyi terk etti. andarma Şehitliği: Anafartalar başkomutanı
bölgesinin kuz eydoğusunda Alman general.
yer alan Kireçtepe Jandarma Müttefik
Şehitliği, savaş sırasında yapılan en der çıkarmasına
mezarlıklardan. Kaç kişinin ve kimlerin karşı yanlış
yattığı bilinmiyor. strateji uyguladığı
gerekçesiyle eleştirildi .

K cephesinde, 6-10
anlısırt (400 Plateau): Arıburnu

arasındaki kanlı
Ağustos
muharebelerin
cereyan ettiği bölge. Türk tarafı toplam
M ahmut Sabri Bey:
Seddülbahir cepheSindeki kıyı
vuruşmalarında ve 1. Kirte
7164 kişi zayiat vermişti. Avustralyalıların Muharebesi'nde büyük fedakarlıklar
Lone Pine anıtı buradadır. gösteren tabur komutanı.
Kadri Bey: Gelibolu Jandarma taburunun Malone, William George:
komutanı yüzbaşı. Kireçtepe muharebeleri Conkbayırı muharebelerinde Yeni
sırasında şehit oldu. Buradaki şiddetli Zelandalı yarbay. Burada öldü.
savunmanın mimarı kahraman.

H amilton, Ian: Müttefik orduları


başkomutanı. Gelibolu seferinin
askeri sorunılusu. Başarısızlığı
üzerine 1915 Ekim'inde görevden alındı.
Halis Bey (Ataksor): İlk gün
muharebelerinde önemli başarılar
gösteren 27. Alay'ın tabur komutanı.
Anburnu Raporu kitabı, literatürün önemli
kaynaklarındadır.

aı e
L Burnu üzerindeki tepecik. 6
Baba: Küçük Kemikli

Ağustos'taki ikinci çıkarma


N usrat: 7-8 Mart 1915 tarihinde
Erenköy koyuna döktüğü
mayırılar, 18 Mart'ta başlayan

sırasında İngilizlerin ilk ele geçirdikleri büyük deniz saldırısında, Müttefik


yer. Bugün aynı adla anılan bir İngiliz donanmasının büyük zayiat vermesine yol

mezarlığı bulunuyor. açtı. Savaşın gidişatını değiştiren gemi.

NTV TARiH NiSAN 2009 59


O yalama muharebesi: 25-
27 Nisan arası Fransızların
Anadolu yakasında,
Kumkale'de
6-10 Ağustos 1915 tarihleri
devam eden ve 2280 Türk askeri
şehit olduğu Kan lı sı rt muharebeleri

gerçekleştirdikleri
ve buradaki Türk
kuvvetlerinin Yarımada'ya transferini
geciktirmeye yönelik hareket.
••
O lümler: Türk ordusu 101.709
şehit verdi. Müttefiklerden
50.946 kişi öldü veya kayboldu.
Her iki tarafın, yaralılar ve hastalar da
dahil toplam zayiatı 1 milyon kişinin ~:
üzerine çıktı.

P
ınariçi Koyu (Y Sahili):
MüttefiklerirıSeddülbahir
bölgesinin batısında 2000' den
fazla askerle çıkarma yaptıkları küçük
koy Buradan Alçıtepe'ye doğru
bir saldırı gelişmemesi, İngilizlerirı
talihsizliği, Türklerin şansı oldu.

R iver Clyde: 25 Nisan 1915


tarihinde, içindeki İngiliz
askerleriyle Ertuğrul Koyu'nda
karaya oturtulan ticaret gemisi. Bu İsabet sonrası mermi vinci arızalanan çıkarma sonrası yüklendikleri tepe.
"Truva atı" girişimi felaketle sonuçlandı. topa, 215 kiloluk mermiyi sırtlayarak Kanlı çarpışmalarve karşılıklı el

S impson Kirkpatrick:
bölgesinde görev yapan
Arıburnu

Avustralyalı sıhhıye eri. Ateş


yerleştirdi.

S efik Bey (Aker):


çıkarmasına
Arıburnu
ilk müdaheleyi yapan
değiştirmelerden sonra Türklerde kaldı.

Yahya çavuş: Seddülbahir'deki ilk gün


çarpışmaları sırasında,63 arkadaşıyla
altında çalışırken vuruldu, savaşın simge
isimlerinden biri oldu. - alayın komutanı. Muharebelerin
devam ettiği 8 ay boyunca cephedeydi.
Sevk ve idarede büyük başarı gösterdi.
savunmaya ara vermeyerek, tarihe geçti.
Ertesi gün sağ kalan birkaç arkadaşıyla
geri çekildi.

T
Seyit Onbaşı: 18 Mart deniz
muharebesinde Rumeli Mecidiye ekke Koyu (W Sahili):
Tabyası'nda görevli asker. Seddülbahir' deki iki ana çıkarma
~ koyundan biri. Kuvvetli Türk ~
direnişi İngilizleri burada da geciktirdi ve
arkadaki savunma birliklerine organize
olma zamanı kazandırdı.

U nWin: Ertuğrul Koyu 'na


yapılan çıkarma sırasında,
River Clyde gemisinin karaya
oturtulmasından sorumlu İngiliz binbaşı.
Yoğun ateş altında uzun süre çalıştı.

V ehiP Paşa:
Alçıtepe
Seddülbahir-
bölgesinin grup
komutanı olarak önemli

Z
ığındere (Gully Ravine):
yararlıklar gösterdi. Kuzey grubu Yarımada'nın gürıeyinde, Ege'ye
komutanı Esat Paşa'nın kardeşidir. dökülen ve muharebeler sırasında

Y usufçuk Tepe (Scimitar


Hill): İngilizlerin 6 Ağustos
günü gerçekleşen ikinci
çok şiddetli çarpışmalara sahne olan
dere. Türk ordusu bu bölgede 8200 şehit
verdi.

60 NTV TARiH NiSAN 2009


ÇANAKKALE 94. YIL

Gallipoli

~
' O>
o
Ö

Y
--------------------~~~~~~ ~

arbay Doughty-Wylie muharebelerin ikinci


gününde, bugün üzerinde yattığı tepeyi almak
isterken öldürüldü. Türkiye'de diplomatlık
yapmış, savaşta silah taşımayan özel bir insandı.

komutanı sayesinde, arkasında dünyanın


MUZAFFER ALBAYRAK
en güçlü donanması bulunan ve kendi-
Bugün Seddülbahir köyü meydanından sinden sayıca altı kat üstün olan düşma­
Yahya Çavuş Abidesi'ne giden yolun na bir daha asla telafi edemeyeceği bir
başındaki kısa yokuşu tırmanıp düzlüğe zaman kaybettirmişti. Mahmut Sabri 26
ulaştığınız yerde, hemen sağınızda; Ça- Nisan günü, yanında sağ kalan az sayıda
nakkale Savaşı esnasında en fazla isim askeriyle birlikte, saat 14.30'da bu tepeyi
verilen küçük tepeyi görürsünüz. Kaçır­ terk etti.
manıza imlcin yok; zira üzerinde eski bir Bugün tepede dikkat çeken şey ise,
su deposunu taşıyan büyük bir direk bu- etrafı ince bir zincirle çevrili bir mezar-
lunuyor. Yakın zamanlara kadar buradaki dır. Çanakkale'de muharebe alanlarında
iki selvi ağacının yerinde ise yeller esiyor. ki mezarlıklar dışında tek mezar budur.
İngilizler savaşın ilk günü, 25 Ni- Burada yatan kişinin hikayesi de belki sa-
san 1915'te hemen aşağıdaki Ertuğrul vaşın en hazin hilciyelerden biridir.
Koyu'na çıktıklarında, bu küçük tepe sa- İngiliz Yarbay Charles Hotham
vunmanın belkemiğini oluşturmuş; Türk Montagu Doughty-Wylie her bakımdan
askerleri bu bölgedeki İngilizleri ertesi özel bir insandı. 1868'de doğdu; parlak
sabaha kadar kıyı şeridine çakarak Alçı­ bir askeri kariyerin ardından, 1904 yılın­
tepe ve Kilitbahir Platosu'nu korumuş; da Hindistan'da Lilian Wylie ile evlendi
Mezarın 1919'daki hali Mahmut Sabri adındaki kahraman tabur ve eşinin soyadını da kendi soyadıyla ~
NTV TARiH NiSAN 2009 61
ÇANAKKALE 94. YIL

Gallipoli

D oughty-Wylie'nin
karısı Lilian,
eşinin ölümünden
sonra, savaş
birlikte taşımaya başladı.
Doughty-Wylie Türkiye ile 1896'da as-
keri diplomat olarak gittiği Girit'te tanıştı.
1906 yılında konsolos yardımcısı olarak
Konya'da ve Mersin'de bulundu. 1909 yı­
lında Mersin'de görevliyken patlak veren
sürerken mezarını ziyarete Ermeni olayları üzerine Adana'ya gitti ve
geldi ve 1927'ye kadar burada elinden geldiğince tarafları sakin-
Türkiye'de kaldı. Kızılhaç leştirmeye çalıştı. Silahların patladığı, ev-
lerin yakıldığı bir ortamda sokağa çıkarak
dispanserinde çalıştı; kendini olayların ortasına attı ve bu sırada
mezarın bulunduğu arsayı yaralandı.
almaya çalı ştı. 1912-13 Balkan Savaşları sırasında
Türk ordusunda İngiliz Kızılhaç görevlisi
Arşiv belgelerinden, trajik
olarak bulundu ve hizmetlerinden dola-
bir hayat kesitinin hikayesi. yı padişahtan tarafından ikinci rütbeden
Mecidiye Nişanı, İngiltere kralından da Doughty-Wylie 25 Nisan günü Er-
"Companion of the Order of St. Michael tuğrul Koyu'na yapılan çıkarma başarılı
and St. George" (CMG) madalyasını aldı. olmayınca, ertesi gün Seddülbahir köyüne
Bu savaşta eşi Lilian da gönüllü hemşirelik yapılacak saldırının komutasını üst1endi.
yapmıştı. Savaş sırasında Seddülbahir köyü, bugün
Doughty-Wylie 1. Dünya Savaşı başla­ olduğu gibi Ertuğrul Koyu'na yayılmamıştı
dığında 46 yaşındaydı ve yarbay rütbesiyle ve evler kalenin doğusunda Morto Koyu'na
Yarbay Doughty-Wylie ve eşi Lilian Wylie, İngiliz ordusunda Royal Welch Fusiliers doğru yer alıyordu.
evliliklerinin ilk yıllarında ...
Alayı'na katıldı. Artık Türklerle 24 saattir Seddülbahir Kalesi yıkıntıları
beraber değil, onlara karşı sava- arasında direnen az sayıda Türk askeri köye
şacaktı. Çok iyi düzeyde Türk- çekildi ve Doughty-Wylie komutasındaki
çe bilmesi, Türkler ve askeri İngiliz birlikleri öğle saatlerinde kaleyi ele
teşkilatı hakkındaki ayrıntılı geçirdi. Köyün içindeki son silah sesi de
bilgiye sahip olması sebebiyle, kesildikten sonra İngilizler duruma hakim
"Gelibolu Seferi"ne hazırlanan oldular ve önlerinde sadece 80 şehit bula-
Akdeniz Seferi Kuwetleri Ko- bildiler. Bunun iki katından fazla ölü ve bir
mutanı Hamilton tarafından o kadar da yaralı vermişlerdi.
özel karargah personeli arasına Doughty-Wylie ve yanındakilerin bir
dahil edildi. sonraki hedefi, yazının başında belirttiği­
miz Harapkale Tepe'ydi.
Saat 14.00'e tepeye doğru saldırı başla­
dı ve Yarbay Doughty-Wylie askerlerinin
önünde, elinde silah yerine sadece bir bas-
J-':I J JJh ibl. ton taşıdığı halde, onları yüreklendirmeye
S} '. S!..\.;~· ..;~C&. J~; çalışırken başından vurularak öldürüldü.
..,.J)) ~ı(.\ İngiliz askerleri yarbaylarını hemen oraya
gömdüler ve Doughty-Wylie'nin mezarı
savaş boyunca muhafaza edildi. Kendisine
OS: ölümünden sonra, İngilizlerin en yüksek
~ nişan kabul edilen "Victoria Haçı" verildi.
c: Muharebelerin şiddetini kaybettiği, so-
Dougthy-Wylie'nin karısın ı n ~
Osmanlıcakartviziti: "Madam ~ ğukların başladığı o yılın 17 Kasım günü,
Seddülbahir'e yanaşan bir filikadan, her-
~~~:~~d~~:i:~ı~~~r;ii~:i~~ri ~ kesin meraklı bakışları arasında bir kadın
Ordusu i Dersaadet" "*
OJ indi. Yüzü bir peçeyle kapalı olan kadın,

62 NTV TARiH NisAN 2009


Yarbay Doughty·Wylie
Çanakkale çıkarmasının
hemen öncesinde, Sir
lan Hamiton'la birlikte.

yanındaki bir subayla birlikte Doughty- madığı veya şifahi verilmiş


Wylie'nin mezarına yöneldi ve buraya padişah emrinin bir şekilde
küçük bir çelenk bıraktıktan sonra sahile yerine getirilmediği Tem-
döndü; kendisini bekleyen aynı filikayla muz 1924'te aynı mezar ye-
açıktaki gemilerden birine doğru uzaklaştı. rinin yeniden talep edilme-
Muharebeler boyunca, cephe hattına sinden anlaşılmaktadır.
geldiği bilinen iki kadından biri olan bu Lilian Doughty-Wylie,
kişinin, Doughty-Wylie'nin nesi olduğu bu kez yeni kurulan Tür-
sorusu, çok yakın zamana kadar cevaplana- kiye Cumhuriyeti Dışişleri
namıştı. Aslında sadece iki ihtimal üzerin- Bakanlığı'na müracaat ede-
de duruluyordu: Karısı ya da sevgilisi. rek; "Seddülbahir'de Eski
Doughty-Wylie'nin sevgilisi olan kişi, Kale'de defnedilmiş olan
daha doğrusu ona aşık olan kadın; ünlü eşinin mezarının dört tara-
İngiliz istihbaratçı ve arkeolog Gertrude fından onar metrelik yerin
Beli'di. Aralarındaki ilişki de -her ne kadar kendisine verilme-
bazı Beli biyografi yazarları tarihe ateşli sini talep etmiş, bu
sahneler eklemişseler de- mektup arkadaş­ yere karşılık iste- 27 Mayıs1920
lığından ileri gitmemişti. nen parayı verme- Bayan Dougthy·
Doughty-Wylie'nin karısı Lilian ise ye hazır olduğunu, Wyl ie'ye Sed dülbah ir'de
eşinin ölüm haberini aldığında Fransada, eğer hükümet para bir parça arsa
verildiğine dair
Batı cephesinde bir hastanede hemşirelik almak istemezse sadrazam tarafından
yapıyordu. aynı miktar para-
ı.ttet' ~.ı..d ı'i'tl"•• lıI"q , eorıc.J'1\'1'I& tn, ,1(\ .r ,
cco lI 1o ı. or ÇOıın4 lll; S.cıdı.ıl Bw t ....n.Dtıııv-ty - '1I1 U ' , gönderilen yazı üzerine,
Arşivlerde son bulduğumuz belgeler, yı Türkiye'deki bir E
<J>
ingiltere Fevkalade
o Komi ser li ğ i 'nin
savaş sırasındaki ziyareti gerçekleştiren ki- hayır kurumuna ve-
gösteri len ilgi ve
şinin, Doughty-Wylie'nin karısı Lilian ol- rebileceğini beyan çalışmadan do l ayı
duğunu kesine yakın ortaya koyuyor. etmiştir." ı b . ,. the hoıwı.r t. be , teşekkür ettiği ve
ı. Dünya Savaşı'nın sona ererek mü- Bakanlığın 27 bahsi geçen yazının bir
k opyasının bilgi için
tareke yapılması üzerine, İstanbul'a gelen Temmuz 1924 ta-
Bayan Dougthy· Wyl ie'ye
İngiliz görevliler arasında Lilian Doughty- rihli cevabında; em- g önderi l diğini bildiren
Wylie de vardı. İngiliz ordusunun mezar- sal teşkil etmemesi y azının ingilizce aslı.
lıklar düzenleme birliğinde kendisine bir için mezar yerinin
memurluk bulmuştu . Ocak 1919 ile Aralık verilmesine müsaa-
1920 arasında bu birimde çalışırken eşinin de olunamayacağına
defnedildiği yeri müstakil bir kabir haline dair Genelkurmay
getirebilmek için büyük gayret gösterdi. Başkanlığı'nca gö- ~. lıl1ıı1 .Ut tu ro nlıpı MtoJ.

Osmanlı hükümeti nezdinde teşebbüs­ rüş bildirilmiş ol-


te bulunan Lilian Doughty-Wylie, eşinin duğundan, isteğinin
L. ioııibdau do l' 04" r icier Britıınn j.
mezarının bulunduğu 25x50 metre eb adın­ yerine getirilemeye-
daki arsayı satın almak istemiş, bu hususta ceği Bayan Dougthy- que DeLI( W1Eı, I, si t u(~ " 'led - u}. BııJl l', es l

19 Ocak 1919'da başlayan yazışmalar 27 Wylie'ye bildirilmiştir.


Mayıs 1920'ye kadar devam etmiştir. Me- Lilian Doughty-Wylie, eşının
h Phi / 8. eel efflH .
zar yerinin satın alınması talebi her ne ka- Seddü1bahir'de bulunan kabrinin bulun-
Iİ, ;~'
dar Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı'nca duğu arsayı almak için elinden geleni yap-
uygun görülmeyerek olumsuz görüş bil- mış, büyük gayret göstermiş; ama buna
dirilmişse de, talep edilen arsanın padişah muvaffak olamamıştır. Buna rağmen 3 Mart 1920 Con"aoUoop ı .,1o 3 'hr, ır"O
tarafından şifahi emirle Bayan Doughty- İngiltere'ye dönmemiş, belki de eşinin Dougthy·Wylie'nin mezarının bulunduğu
Wylie'ye verildiği, İngiliz Fevkalade Ko- mezarına yakın olmak için İstanbul'da yerin eşine verildiğine dair padişah
iradesinin bir kopyasının ingiltere
misediği vasıtasıyla bildirilmişti. kalmış; 1927 yılına kadar Pendik'te Kızıl­
Fevkalade Komiserliği tarafından Madam
Mezarın yerinin Bayan Doughty- haç tarafından kurulan ve fakir Müslü- Dougthy·Wylie'ye tebliğ edi ldi ğini
Wylie'ye verildiğini açıkça gösteren belge- man ahaliye hizmet veren bir dispanserin gösteren Fransızca yazı. Yarbayın ismi
"Dolk Wieli" diye yazılmış.
lere rağmen bu durumun resmiyet kazan- idarecisi olarak çalışmıştır. •
NTV TARiH NiSAN 2009 63
ÇANAKKALE 94. YILlANMA

ANZAC

Bir geleneğin şafağında


masıyla son işgalci İngiliz birlikleri Ekim
1923'te Türkiye'yi terk etmişti. Askerlerin
yerine, ölenlerin akrabaları savaş alanları­
Arıburnu sahilindeki Şafak Ayini 1920'den beri yapılıyor. nı ziyarete başladı. Bu ziyaretler 2. Dünya
Savaşı sırasında durdu ve savaştan sonra da
1923 Nisan'ındaki anma töreni ise, Yarımada'da Müttefik devam etmedi. Tarihi savaş alanları büyük
silahların patladığı son törendi. Türkler ve Avustralyalılar ölçüde sessiz kaldı.
artık her 25 Nisan sabahı ortak anılara sahip çıkıyor. Savaşın 50. yıldönümünde,I 965 yılın­
da yapılan anma törenleri parlak geçtiyse
BILL SELLARS de, 75. yıldönümü olan 1990'a kadar büyük

25
sayılarda ziyaretçi Yarımada'ya gelmedi.
ANZAC Koyu 2009
Nisan sabahı. Tüfek atış­ 1990'da ise, aralarında 50'den fazla savaş
ları Arıbumu semalarında gazisi bulunan 7000 kişi Şafak Ayini'ne
:yankılanıyor. Dar sahilde katıldı. 90'lı yıllardan sonra, savaşa katılan
Ingiliz, Avustralya ve Yeni son asker de öldükten sonra Şafak Ayini'ne
Zelanda üniformaları içinde duran asker- katılım arttı ve son yıllarda ortalama 10 bin
ler ve denizciler önlerindeki dik yamaçlara kişiyi buldu.
bakıyor. Ve sonra sessizlik. 1915'ten bu yana zaman değişti ,
Tarih 1915 değil; 1923. Sahildeki as- Arıbumu'ndaki sahil de. 94 yıl önce o
kerler ve denizciler istilacılar değil, işgalci­ ölümcül sabahta savaşan Türk ve Müt-
ler. Savaşmak için değil, tam sekiz yıl önce tefik askerleri, bugün yaşasalardı bölgeyi
savaşan ve ölenleri hatırlamak, anmak için tanımakta çok zorlanırdı. Milli Park Mü-
buradalar. 25 Nisan 1923'teki tören, Müt- dürlüğü tarafından 2005'te yürütülen yol
tefik askerlerinin karaya çıktığı bu tarihi çalışmaları birçok tarihi alanı yoketti ve
sahildeki ilk anma töreni değiL. İngilizler araziyi değiştirdi. Bu tahribata ve 2008
25 Nisan 1920'den beri her yıl, ölenleri ha- sonunda siperleri parçalayan, şehit ke-
tırlamak için burada toplanıyorlardı. miklerini ortalığa saçan yol çalışmasının
1923 töreninde savaşta ölenler için du- yapıldığı Kanlı Sırt ile Conkbayın arasın­
alar okundu, "Last Post" ezgisi eşliğinde daki benzer vandalizme rağmen; bugün
saygı duruşunda bulunuldu ve saygı atışı Avustralyalı ve Türk ziyaretçiler hala Şafak
Dört yıl önceki yol genişletme ça lı şmaları yapıldı. Gelgelelim bir yıl sonraki 25 Nisan Ayini'ne katılmak için gelerek ortak anıla­
koyu tamamen değiştirdi. değişikti. Lozan Antlaşması'nın imzalan- ra sahip çıkıyor. •
66 NTV TARiH NisAN 2009
bu tilrnde burnu kırılan adamı

'burnu kırılan adam oynuyor

gerçekler karşınızda NTV Belgesel Kuşağı heyecan verici, sarsıcı yap ı mlarla
dopdolu. Bu filmlerde dublör yok, özel efekt yok.
28. Uluslararası istanbul Film Festivali
NTV Belgesel Kuşağı
6·12 Nisan
Beyoğlu Sinemas.
- LV
www.ntvmsnbc.com
Ka - ıt Uzerinde
••
· ···········EN1Siı\yüR"········· · ············· ·· ··· · ···· ....................................................... .
. ... ....... g ............. . ... ........... . .... ................... ..................................... . .............................................................................. ,

Kayıp bir dilin peşinde


1992'de vefat eden Tevfik Esenç, sıradışı bir dil yeteneğine Abdu"ah Biraderler'in objektifinden ~
i . ı iiıi.
Çerkesler ve bir Osmanlı memuru, .,.
ve hafızaya sahipti. Fransız uzman Georges Dumezil, 1890'lar. · :..,. :
Ubıhça lisanının son temsilcisi Esenç'in yardımıyla,
, I

I"~., ' ~II~ LI


,

~ ~
bu kaybolan dilin özelliklerini kayıt altına alabilmişti.
Ölmekte olan bir dilin kurtuluş hikayesi...
t~~
. ~i-i"'ha. '.~}\.~.
~~~i
--'ı!" " ,,. -·'f
t
i· it <
' ~Jtj"
j:'j
i,

"-" ,
bir avuç insan tarafından kullanılan o dil- . ~ ./' ::\ Q - .~ c: .'_. ... L L i
lerin ezici çoğunluğu, son temsilcileri çekip
gittiğinde, arkalarında hiçbir yazılı iz bırak­
maksızın, birkaç yıl içinde "ölü dil" statüsü-
ne geçmiş olacak. "Küçük bir azınlığın ko-
..Jii..
'V\..
'i •
.' ~ •.
Ilııı· " ~~V."lliji.'i '
i
,;

\
.

!
~· i
r,
~
K'
.
nuşabildiği dilin ölümüyle yitireceğimiz ne
, ~ ~" f '~':-"
,
·r· .

~.' t '~
olabilir" sorusuyla rahatlayacak olanlara, her '

dilin canlı bir organizma olarak kaldığı sü-


rece, bir yandan da özel bir kültürün söz-
··Jr, """""
y~\, ~ ~
i cüsü anlamını taşıdığını anımsatmak ge-
, rekir. Tek bir dilin egemenliğini, sözgelimi \ ..
'"'.1 . )
İngilizcenin günümüzde bu rolü üstlenmiş
olmasını çözüm yolu sayanlara gelince ....
Onlara egemen dillerin de öldüğünü, La-

"
tincenin başına gelenleri ayrıntılara girerek
anlatmak gerekir.
-.
... -
Tevfik Esenç, 1987'de 82 yaşınd ayk e n Ar;zona '---~....::~"""
~, _ı._.t.. _

Daily Star gazetesinde bir röportajı yer almıştı. Werner Herzog'un bu arada, görkemli

2
"Fitcarraldo" fılminin çekim dönemine eş ­
008-2009 dönemecinde, Pompi- lik eden görkemli günlüğü Faydasızın Fet- lerin başında anılan Georges Dumezil,
dou Kültür Merkezi, günümüzün hi de yayımlandı. Amazon yerlileriyle bir- 1925'te Atatürk'ün çağrısıyla İstanbul
önde gelen sinema adamlarından likte çalıştığı o yıllarda, bir gün, ötekilerden Üniversitesi'nde ders vermeye geldiğinde
Werner Herzog'u ağırlıyor. Ana- uzak duran, tek başına şarkı söyleyip dans henüz genç bir adamdır. Altı yıl boyunca
yapıtlarının, çok sayıda orta met- eden bir yerlinin yalnızlığı dikkatini çeker; kaldığı İstanbul'da giriştiği dil çalışmaları­
rajlı ve kısa filminin gösterimine eşlik eden rehberlerden birinden öğrenir durumun iç- nı, Türkiye'den ayrıldıktan sonra da kesin-
yayınların yanında, birkaç dolgun söyle- yüzünü: Kabilesinden tek kişi kalmamıştır tisiz sürdürmüş, 1954-1972 yılları arasın­
şi de okur önüne çıktı bu vesileyle. Söyleşi­ hayatta, kendi dilini anlayan hiç kimse yok- da her yıl ülkemize gelerek alan çalışmaları
lerin herbirinde, yakında girişmeyi umduğu tur artık, paylaşılması olanaksız bir varoluş ­ yapmıştı.

bir kolektif belgesel tasarısından sözediyor sal ve toplumsal yalnızlığın girdabında dö- Rivayet ya da düz gerçek, merakının Ka-
Herzog: Dünyanın dörtbir ucundan yönet- nüp dolanmaktadır. raköy iskelesine yakın bir noktada ayakka-
menlerin katkısını alacağı bir "ölmekte olan Bu trajik öykü beni "Son Ubıh" Tevfik bılarını boyatırken, boyacıların kendi arala-
diller" filmiyle bu olguya eğilmek amacıyla Bey'in serüvenine sürükledi ister istemez. rında konuşmalarından birşey anlayamamış
yanıp tutuşuyor. Sinema, "gidici"ye "kalıcı" Dil uzmanlarının, dil ve kültür tarihçileri- olmasıyla doğduğu aktarılır. Kafkas dille-
bir boyut ekleyebilir gerçekten de. nin yakından tanıdığı, başta Orhan Duru rine, Çerkesçeye, Abazcaya, Us et ve Ubıh
UNESCO her yıl bir raporda, ölmek- çeşitli yazarlarımızın üzerinde konakladığı kollarına uzanacak bir araştırmanın to-
te olan dillere ilişkin tehlike çanları çalar; bir örnek olaydır Tevfik Esenç'inki; başlan­ humları o gün atılmıştır. Dumezil'in, son-
bu yılın verilerine bakılırsa, şu an yeryü- gıcı Cumhuriyetin ilk yıllarına dek iner. radan gelişkin basımlarını hazırlamaktan
zünde konuşulan 6912 dilden 2511'i can- Karşılaştırmalı efsaneler tarihi alanın­ geri durmadığı ilk kitapları Anadolu Belge-
çekişme evresine girmiş durumda. Zaten da Avrupa'nın yetiştirdiği en ağır top isim- leri üstbaşlığını taşır: Laz masalları derle-
68 NTV TARiH NiSAN 2009
UN I VltRS,Te: 0 & ~AAI •.

rlAVA1I1 ET MilIOIIE! DE L'I~snTUT ınml!iOl.oou:.- I.xv.


TUYADI n .hOlla DB 1.1 mmıT 1)'.rrıL'(0L0GII. - LL

o-.-.. DUMJtZIL. _ ."...........-


Ocorıe. DUME.ıu..

_ _ .-..-.<...... .. , _ _"..ı:r- ................... _

c
.
o
.
ı
.
o
_~-

Documents anatoliens
Contes et Legendes sur les langues
et les traditions du Caucase.
des Ou bykhs.
PQl(.lt1ov.::Ulcoı;(XlOlS
Teu"s Oubykhs.
DU CfLfrJ;1 .ıU.TlOf(.o\,L DI LA II!CHOLCJII, scıumı~ tACı.

PARIS .
PARIS. INST ITUT 1) 'l! THNOLO G l f~
I NSTITUT O 'I!TIINO LO G J ı.
IdıSUWı.__ "~III01AII.WI'.rua:ııv~ (I").

Dumezil'in Ub,h Hikayeleri ve Efsaneleri adlı Dumezil'in bir diğer çalışması: Kafkas Dilleri
eseri 1957 yılında basıldı. ve Geleneği Üzerine Anadolu Metinleri.

Dumezil, şanlı College de France'dan sağ­


ladığı bursla Tevfik Esenç'i Paris 'e de gö-
türmüş, orada bir Çerkes dili uzmanıyla
son, canalıcı rötuşları yapmışlardır.
Ubıhça karmaşık yapılı, özgün özellik-
lerini kimi çevre dilleriyle açmış bir dil ola-
rak tanımlanabilir. 83 sessiz, topu topu 2
sesli harften oluşan Ubıhçanın ölüm nede-
nini Tevfik Bey, "Rus çarlarının ve Türkle-
rin bizi sık yer değiştirmeye zorlamaları yü-
zünden dağıldık" sözleriyle açıklamıştı. Son
Ubıhlar, bir biçimde gelip Bandırma köy-
lerine yerleşmişler. Tevfik Esenç, köyünün
muhtarı olmuş. Dumezil'le tanışması bü-
tün yaşamının eksenini değiştirmiş. ı 992'de
öldüğünde, sekiz yıl öncesinde taşını hazır­
ladığı mezarına gömülmüş: "Burası Tevfik
Esenç'in mezarıdır. Kendisi,Ubıhça adı ve-
mesi, Ubıhça metin derlemeleri, gramer ça- rilen dili konuşabilenlerin sonuncusuydu."
lışmaları peş peşe günışığına çıkar. Zaman Dumezil'le yaptıkları ses kayıtlarının
içinde karşılaştırmalı versiyonları toplamış, önemini, efsane tarihçisi şöyle tanımlamış­
Hacı Yakup köyünden Hüseyin Kozan, tı: "Eski Yunanlının, Latinlerin nasıl ko-
Hacı Osman köyünden Tevfik Esenç'le, nuştuklarını bilemiyoruz; Tevfik Bey saye-
sonra da Sapanca ve Uzun Yayla'daki Çer- sinde, Ubıhların nasıl konuştuğunu gelecek
kes ve Abaza köylüleriyle ses kayıtları ger- kuşaklar öğrenebilecek."
çekleştirerek dev bir arşivoluşturmuştur. Bu sıradışı buluşma, bu sıradışı ortak
Bugün Ubıhça konuşan kimse kalmadı bel- çalışma Ubıhçayı hiç değilse büsbütün yi-
ki, gene de, yasaklanan You Tube sitesinde tik bir dil olmaktan kurtarmış. Werner
bile Tevfik Esenç'in sesinden bu özgün dili Herzog'un filmi, ola ki, pek çok ölmekte
duymak mümkün. olan dile meraklıları yöneltebileceği için de
Tevfik Bey -Dumezil'in sözüne güven acil bir proje görünümü kazanıyor.
duymamak elde mi- sıradışı bir dil yetene- Tevfik Esenç'le ilgili "Son Sesler" baş­
ğine ve belleğe sahipmiş. O nsuz Ubıhçanın lıklı bir belgesel çekilmiş, ne yazık ki izleye-
gerçekten de ölmesi kaçınılmaz olacaktı. İki medim henüz. Bir biçimde ulaşabilirim ile-
adam, birlikte, alfabesinden gramerine, ya- ride; asıl ona bir televizyon kanalının sahip
nısıra sözlü kültürde varlığını sürdüren ma- çıkması uygun olur düşüncesindeyim . Ama
sal ve efsanelerine, toplanabilecek malze- beni kim dinler: Neredeyse ölü bir kişisel­
menin neredeyse bütününe ulaşmışlardı. dil konuşuyorum.
NTV TARiH NiSAN 2009 69
Hiyeroglif HurOf-1 Berbaiyye Tercümesi, Süleymaniye Kütüphanesi'nde

Hiyeroglif
hakkında ilk ve Mehmed Muhsin, Mısır hiyerogliflerinin
çözülmesinden 73 yıl sonra, 1895 yılında
eserini yayımlar. Geçen 114 yıl içinde,
tek Türkçe eser Türkçede hiyeroglifle ilgili başka bir kitap

ı ır Dikilitaş'ın şifresi
T("'-<t:':'u.J,:,r..>:-o!f.,>."<;,~\:,,;,,.'.ı:ı~I.;.ııı:!Jı.)' Kitapta Sultanahmet
meydanında bulunan
/ Dikilitaş'ın da tercümesi

~<;.;..:..ı~)..:ı.:_
bulunuyor. MÖ 1479-
.u.:.)~~I..... 4:.-
1425 yıllarında Mısır'da
hüküm süren Firavun iii.
~UJl
Tuhtmosis'in kendi adına
S-..ı;...L' ~-!.J"- J (J.f)':-:i ,........... .;.." .. + ...,"',..,
yaptırdığı bu eserde,
..:.J'h~~JC-= .:~ !h.:: __ i ..ı-;u:
~1 ...... .i,;... ~~;";
..:...<4L:..~.:.L,;.;:i '\,\.:.11.u 1 ········~.-.r · ···:·····!1i!i~
firavunun Tanrı Ra tarafından
'\l'.Jj':'

ı;;jf) J.'ıj:-.ı;ii ~ı..ı:!.fJ,.ı.:.. seçildiği ve zaferler


':"'~:Jj.,."ı.ı""(:;:
t.;J!?.,I".'::AJ kazandığı ya zılı. Roma
J..b~}.... I,,;-,ı ').A-'!.:J.ı..,--J.r
J'{&,\~..:.t
imparatoru Theodosius
e.!ı.r'Y~.,1.~iI
v-=:JI.:rIU'>,...ı) "'ıil ...t:lı.l....<).:..,o MÖ 4. yüzyılda Mısır'ı ele
ct;-:I'-ı:s.-~ . (..) J..,?,}"'" .oe....:....:. geçirmiş ve Dikilitaş'ı
~.,.. •..ı.",".)..t!.ıJ.)1 ~J('L....iı..lJ'
....;.r.J./ ""rı.,'..ı'
istanbul'a getirmiştir.
.........~..ı!ıI •.ı.:.s:;1
.:t,-Il,4_~ ..:.....l;-.J.l:i-....ı:
.rA.·;-e.·
.rK:. J.'"~
'\.L.J-.~ ;'}.':'\
:~;ı~~ ~Ji.l\ ~~ i····· ··· ··u~._.)... ... ..,-.".
tarafından kaleme alınmış .
L!ı;J:ı.) ~ l,,:,:.;.. -4:'I···· ··········,H··· ·· ~...!I
;i)~,ı:.:ı:...L 11 4 sayfalık eser Kahire'de
~J..ı:·oll:J;-1 .;.ı...:...=:\<ı;-.r ~~ J.Jr !........... "", .., ......"'-~
"):' ,.................,+ ......'1'. Bulak Matbaası'nda ba-
"'".., ,..............:.<.,. . ... sılmıştır. Bandırmalı olan

J~./.u..
::t.:;;: i···············,,·!······ Mehmed Muhsin, Os-
~~ c:..-, ',".ı.,~ manlı Devleti'nin Mısır
<L\ S;--=::I ~.r
.1.,,;,' Yüksek Komiserliği'nde
~i <,'.!'...._..~
............

c:.:~' I··········*· ~········I


katiplik yapmış, daha sonra
da Babıali'de görevalmıştır.
Hakkındaki bilgilerimiz
sınırlıdır. Yazarın Afrika
Delili isimli başka bir eseri
daha vardır.

N
Huritf- ı Berbaiyye'nin
apolyon'un 1789 yılındaki se- giriş bölümünde yazar, hiyeroglifın birçok
ferinde yanında getirdiği bi- dilde çevirisinin yapıldığı halde Türkçede
liminsanları sayesinde Mısır böyle bir çalışmanın bulunmamasına deği­
arkeolojisinin temelleri atıl­ nir ve bu eksikliği gidermek için hiyeroglif
mış ve ilk belgeler Deseription de L'Egypte üzerinde çalışan Batılı ve Doğulu bilimin-
1808-1825 (Mısır'ın Tasviri) adlı eserde sanIarının kitaplarından yararlanarak eseri
yayımlanmıştı. Champollion'un 1822 yı­ hazırladığını belirtir.
lında hiyeroglifleri çözmesinden sonra ise Kitap iki bölümden oluşmaktadır:
biliminsanları Mısır tabletlerini okumaya gramer ve sözlük. Yazar gramer kısmına
başlamış ve yeni tabletlerin ortaya çıkarıl­ geçmeden önce eserin giriş bölümünde hi-
ması için arkeolojik kazılar yapılmıştı. yeroglif yazısının çözümü ile ilgili olarak
Hiyeroglif Huritf-ı Berbaiyye Ter- tarihi süreci anlatır. Bu bölümde tabletlerin
cümesi adlı kitap, hiyeroglif hakkın­ bulunma süreciyle ilgili olarak ayrıntılı bil-
da yazılmış bilinen ilk Türkçe eserdir. giler veren yazar, başta Champollion olmak
1895 yılında yayımlanan eser, Meh- üzere yazıların çözümü için uğraşan Batılı
med Muhsin isimli bir diplomat bilginlerinin çalışmalarından bahseder. Bu
Sahaftan NEDRETİşLİ

jı~,--

(.-/,)

Fenni Eğlenceler ve Musavver Fenni Eğlenceler isimleriyle


1890'larda yayımlanan kitaplar, ailelerin evlerinde vakit
ını':"
geçirmek için kolaylıkla uygulayabilecekleri birtakım ilginç
deneyleri biraraya getiren tercüme eserlerdi.

1
114 sayfalık eser, 114 yıldır aşılamadı.
9. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başında İs­ Fenni Eğlenceler evdeki birtakım eşyalar ile
konuda bizde çalışma yapılmamış olma- tanbulluların hoşça vakit geçirmek, fizik ve kimya kurallarından yararlanarak
sından yakınan yazar, eserini bu boşluğu eğlenmek için pek fazla olanakları gerçekleştirilen eğlendirici deneyleri tarif
doldurmak için yazdığı nı belirtir. yoktu. Evlerde ancak belirli oyunlar etmektedir. "Çifte küreler, delikli kağıt,
Kitabın birinci bölümünde hiyeroglif oynanabilir, halk hikayeleri anlatılır veya renkli halkalar, buharlı yumurtalar, buzlu
yazısını oluşturan fonetik, ideografik ve İslam ulularının hayatlarını konu alan ayna, müteharrik zarlar, sabun köpüğüyle
determinatif unsurlar detaylı olarak açık­ menkıbeler okunurdu. mum söndürmek, cimnastik oyunu, ateş ile
lanmış, okunuşları ve anlamları verilmiştir. Biraz da evde geçirilen bu saatleri zen- resim yapılır mı" gibi başlıklarla yüzlerce
Kitabın ikinci bölümü hiyeroglif sözlüğü­ ginleştirmek maksadıyla, o dönemde ya- oyun ve deney, tarifleriyle bu kitaplarda yer
nü içermektedir. 26 sayfalık bu bölümde yımlanan ilginç kitaplar vardır. Bunlardan almaktadır. Ütücüyan, Dökmeciyan, Oksan
toplam 488 kelimenin Osmanlı Türkçe- biri de Sabah gazetesi ve Maarif Dergisi gibi ünlü Ermeni sanatkarlar tarafından
sindeki okunuşları ve anlamları verilmiş ­ yazarlarından Avanzade Mehmed Süley- yerli yapım klişelerle de süslenen bu eserler,
tir. Eserin son kısmında Sultanahmet'teki man Efendi'nin çevirip bastırdığı Tom Tit bilgisayarsız, TV'siz, DVD'siz yaşadığımız
Dikilitaş'ın Osmanlı Türkçesindeki kar- adıyla yazan Arthur Good'un (1853-1928) yılların önemli yadigarlarıdır.
şılığını gösteren dört sayfalık kısa bir eseridir. La Science Amusan-
bölüm bulunmaktadır. Söz konusu belge te 2. Serie: Cent Nouvelles
Dikilitaş'ın Türkçedeki ilk çevirisidir. Experiences (Eğlenceli Bi-
Mısır'ın yaklaşık 300 yılOsmanlı lim 2. Seri: Yüz Yeni De-
Devleti'nin yönetimi altında yaşamasına ney) ismiyle Paris'te basılan
rağmen bu kadim tarihe Osmanlı'nın ilgi bu eser, Musavver Fenni
duymaması fazla düşündürücüdür. Gerçi Eğlenceler adıyla Türkçeye
Osmanlı dönemi Mısır tarihi çalışmaları çevrilmiştir. ilk baskının ilk
yadsınamayacak ölçüdedir, ama bu çalış­ cildi Kasbar Matbaası'nda
maların hiçbiri müstakil olarak hiyeroglifi 1892'de basılır; diğer ciltler
konu edinmemiştir. Bu durum Osmanlı de 1893 ve 1894'te piyasaya
dönemi Mısır tarihi çalışmalarının "siyasi çıkar.
tarihııle sınırlı kaldığı yargısını kuvvetlen- Kitabın ikinci baskısı
dirmektedir. ise Mihran Efendi'nin Ci-
Champollion'un hiyeroglifleri çözme- han Kütüphanesi tara-
sinden sonra bu yazı üzerindeki gramer ve fından 1904'te Fenni
lugat çalışmaları özellikle Batılı bilginler Eğlenceler adıyla ya-
tarafından gerçekleştirilmiş ve böylece yımlanır.
Mısırbilimin temelleri atılmıştı. Hiyeroglif Daha çok popüler
Huruf-ı Berbaiyye Tercümesi hem müsta- kitaplar kaleme alan
kilolarak ilk defa hiyeroglifi konu edinmiş Avanzade, kitabın
hem de bunu sistematik bir düzen içinde önsözünde "vakit
vermiştir. geçirmek sırf adi
Bugün Türk üniversitelerinde Mısırbi­ eğlencelerden ibaret .",.
limi kürsüsünün olmaması bir yana, Mısır
hiyeroglifleri hakkında yazılmış bir tek
eser bile bulunmuyor. 2009 yılı itibariyle
olmayıp, isminden de
anlaşılacağı vechile
esası fenne müstenid
--
---
Jk;L .J...$! o,)\j .j1~1

. .)'J'ı.. ~;., <iL ..\!.. .:.)\1;., ~ı:


Mısır hiyeroglifleri hakkında yazılmış ilk [dayanan] birtakım ~-
ve tek Türkçe eser, HiyeroglifHuruf-ı Ber- deneyler de yapılabi­ 6J:~J
baiyye Tercümesi'dir. lir" der. Yo.)~;"":"""~Jı..,,:,~ ( cr.~~~)
H').
1..$",
Sam Stall
UYGARııGı DEGISTiREN
100 KEDi
tk'uYAlr t?tr, ~'; Jj~N.l;;Tm ~/"*I'"

Elin kedisi aya,


bizdekiler sokağa
Uygarlığı D eğiştiren Dünyada bilim , tarih, sanat ve
100 Ke.dJ . birçok alana etki et mi ş özel kedilerin
Yazar: Sam Slall hikayeleri bu kitapta. Yazar Bekir
Çeviren: Ayşen Anadol
Co ş kun, Tü rkiye'den de özel bir kedi
Can Yayınları
132 sayfa, 12.50 TL olan D um a n'ın bu kitapta yer a lm as ı
g e re ktiğini söylüyor.

BC: Kitabın yazarı yabancı olduklarını görün-


MELDA BAGDATLI

N
olduğu için, daha çok hayvan- ce rahatlıyor; biri-
TV Tarih: Kitapta ları önemseyen ülkelerden se- si uzaklaşacak olsa,
birbirinden ilginç çim yapmış. Türkiye'ye gelince, etrafa çarpa çarpa
100 kedi öyküsü örnek verecek birçok kedi var. bulup getiriyor. Hiç
var... Adı olan ilk Mesala Duman ... Dumanın anne olmadığı halde,
kedi Necmi'den uzaya fırlatılan öyküsü çok çarpıcı. insanoğlu­ şimdi Duman'ın üç
ilk kedi Felix'e ... Tarihe iz bı­ na ders veren gerçek bir öyküsü yavrusu var.
rakmış kedilerle ilgili bir kitap var. Duman'ın öykü-
yazma fikrini nasıl buldunuz? Bir zamanlar bir evi, bir sü TV kanallarında
Bekir Coşkun: Hayvanlarla sahibi olan Dumanın bir gün da yer aldı. Böyle bir
ilgili yazılan her kitap bir hay- gözlerinde sorun çıktı, göremez kitapta yer almasını
vansever olarak tabii beni çok oldu; sağa- sola çarpıyordu. Sa- isterdim.
mutlu ediyor. O yüzden iz bı­ hibi onu veterinere getirdi; ba- MB: Kitapta-
rakmış kediler hakkında yazılan kamayacağını söyledi; arkasını ki "en siyasi" kediyi
kitabı ben de ilgiyle okudum. döndü gitti. Duman sahibi- seçmek istersek, Be-
MB: Amerika'dan Uzak- nin arkasından bir süre ağladı. yaz Saray'ın "first-
Erm itaj'ın muhafız kedileri.
doğu'ya, ingiltere'den Bur- Gözleri görmediği için duvar- kedi"lerini mi, Kazan işçileri
ma'ya birçok kedi var kitapta. lara çarpa çarpa evinin yolunu Sendikası'na üye olan Kir-Pas'! tün kediler eşittir. Ağızları var
Peki, Türkiye'den hangi kedile- bulmaya çalıştı, beceremedi. Ve mı tercih etmeliyiz? dilleri yok, ama duyguları ve
rin öyküsü eksik?

it
~ .:M:«
e ~
e,. ••
o veteriner kliniğinde kaldı.
Aradan zaman geçti. Bir
gün, bir başka vicdansız insan,
üç minik yavruyu sokağa bı­
BC: Beyaz Saray'ın first
kedisi ne yazık ki şimdi bırakın
Saray'ı, Clintonların evinde
bile değiL. Bence Kazan işçileri
yetenekleri birdir.
MB: Kedi soyunun deva-
mı açısından evlilik şart mıdır
sizce? Yoksa Taylandlı Phet ile
· *. .: O' rakmıştı. Veteriner Canan, o Sendikası' na üye olan Kir-Pas'! Ploy boşuna mı evlendirildi?

~~ ..••••. .*.•
. . : .-,
tt' ,
yavruları da Duman ın yanına
bıraktı. Bir süre sonra, yavrular
sağa-sola dağıldıkça, Dumanın
havayı koklayarak, seslere doğ­
tercih etmeliyiz. Sonuçta sendi-
kacı olduğuna göre işçi sınıfına
ve yoksula daha yakındır.
MB: Peki Ermitaj'ın
BC:Hayvan haklarına saygı
duyan ve hayvanları seven ül-
kelerde kedilerin çiftleşmesin­
de hiçbir sakınca yoktur. Ama
ru giderek, etrafı patileriyle fedakar muhafız kedileri mi, bizim gibi hayvanlara eziyet
yoklayarak yavruları arayıp yoksa sinema emekçisi kediler eden bir toplumlarda, hayvan-
bulup, sepetlerine geri getirdi- midir "en sanatkar" payesini ları sağlılığında evlerine alıp,
ğini gördüler. Duman geceleri hakeden? hastalandığında ya da sıkıldı­
yetim yavruları kucağına sırala­ Be: iş sanata gelince, "en ğında sokağa atan ülkelerde, ne
yıp yatıyordu. Gündüzleri pa- sanatkar" payesini şu ya da bu yazık ki çiftleşmeleri (evlenme-
tisiyle onları yoklayıp, tamam kediye vermek doğru değil; bü- leri) sakıncalı olur.
YENİ ÇıKANLAR

ARAŞTIRMA Keltler
Türk'ün Soy Ağacı Venceslas Kruta
Ebu'l-Gazi Bahadır Han Dost Yayınları
İlgi Kültür Sanat Yayınları 140 sayfa, 7.50 TL
272 sayfa, 18 TL Çanakkale Savaşı
Modern İran Tarihi Günlüğü
Ervand Abrahamian İsmail Bilgin
Türkiye İş Bankası Timaş Yayınevi
Yayınları 480 sayfa, 17 TL FELSEFE
320 sayfa, 16 TL Descartes
İpsiz Recep "Emice" Tom Sorell
Tek Partili Cumhuriyet Mümin Yıldıztaş Dost Yayınları
Mahmut Goloğlu Yeditepe Yayınevi 145 sayfa, 7.50 TL
16. Yüzyılda Türkiye İş Bankası 168 sayfa, 10 TL
Adriyatik'te Korsanlık Yayınları Söylemek ve Yapmak
ve Eşkiyalık 440 sayfa, 18 TL Cengiz Han ve Modern (Harvard Üniversitesi
Senjli Uskoklar, Catherine Dünyayı Anlamak 1955 William James
Wendy Bracewell
İstanbul Bilgi Üniversitesi
Yayınları
TIBBİ
MUCtzELER
- Jack Weatherford
İnkılap Kitabevi
352 sayfa,I 9 TL
Dersleri)
John Langshaw Austin
Metis Yayınları
471 sayfa, 26 TL

Bütün Türk Halkları


A. V. Superanskaya,
IJ (

T'l'T..u.ındon Y.....
Dq/tI!ı'mlOO~
ROMAN
Kayıp Cennet
(Smyrna 1922 Hoşgörü
200 sayfa, 13.50 TL

çİZGİROMAN

L. N. Lezina Kentinin Yıkılışı)


Selenge Yayınları Giles Milton
585 sayfa, 40 TL Tıbbi Mucizeler Şenocak Yayınları
(TıpTarihinden Yaşamı 271 sayfa, 20 TL
liifii !.ISli Ji.UI
DfiNDEN BUGfiNE Değiştiren 100 Gelişme)
Alex Straus, Eugene W. Cemal Paşa ve Ermeni
Straus, Domingo Yayıncılık Göçmenler
420 sayfa, 20 TL Hikmet Özdemir
Remzi Kitabevi Ustura Kemal (İşgal
Çanakkale Savaşı'ndan 254 sayfa, 15 TL İstanbul'unda İsimsiz
Alman Dersler (Harp Kahramanlar)
Akademisi 1934-1935 Haldun Sevel
Dünden Bugüne Tedrisatmdan) Cinius Yayınları
Çingeneler Fahri Belen 300 sayfa, 42 TL
Suat Kolukırık Yeditepe Yayınevi
Ozan Yayıncılık 224 sayfa, 13 TL SANAT
160 sayfa, 10 TL Batıya Göçün Sanatsal
HATıRAT Evreleri
Jozef Stalin Söylence 2. Abdülhamid'in Kanuni Sultan Doğan Kuban
ve Gerçek Hatıra Defteri Süleyman Türkiye İş Bankası
William B. Bland Örgün Yayınevi Feridun Fazıl Tülbentçi Yayınları
Su Yayınları 504 sayfa, 20 TL İnkılap Kitabevi 392 sayfa,19 TL
304 sayfa, 15 TL 680 sayfa, 28 TL

ÇOK SATAN KiTAPLAR


Türklerin Tarihi/ Pasifik'ten Yalancı Tanıklar Kur'an'ın incil ve Tevrat'ın Tarih-lenk (Kusursuz Yaveri Atatürk'ü
Akdeniz'e 2000 Yıl Kahvesi Sumer'deki Kökeni Yazarlar, Kağıttan Metinler) Anlatıyor
Jean-Paul Roux Vedat Türkali Muazzez ilmiye Çığ Y. Hakan Erdem Salih Bozok
Kabaıcı Yaymevi Turkuvaz Kitap Kaynak Yaymlan Doğan Kitapçılik Doğan Kitapçllık

NTV TARiH NiSAN 2009 73


Kitap
............. . . . . . ..... .. ....... . .. . ............ . ....... . .. ..... ...... . .. ... .......... ......... ... . . .... ... .. ... . ..... . . .. . ...... . . ... . . . . . . . . . . .. . . . ......... . . .......... . .... . .. . . ... . .....

Ortadoğu'ya
Batı'dan değil bakmak
Ortadoğu'yu Anlamak Ilan Pappe, israil'in en özgün, bağımsız ve sözünü sakınmayan
Ilan Pappe tarihçilerinden. Son kitabında yıllardır Ortadoğu meselesini belli
Çeviri: Gül Atmaca
şekilde yan sıtan Bat ılı kriterleri eleştiriyor ve bölge insanının
NTV Yayınları
425 sayfa, 22 TL sorunlarını gündelik hayatın gerçeklerini de analiz ederek ele alıyor.

Tiyatro, sinema, radyo ve tele-


l\1~!E: HÇl!~{J~ÇY .

T ürkiye'de Ortado-
ğu ve Ortadoğu
çalışmaları
yıllardır
uzun
ihmal
edilen alanların başında gelir.
vizyonun dönüştürücü gücünü
anlatıyor.
Kısacası Ilan Pappe, sıra­
dan insanlarının, günlük hayatı
üzerinden de Ortadoğu'nun
analizinin yapılabileceğini or-
Son 10 yılda, özellikle Irak'ın taya koyuyor. Uzun yıllardır
işgalinin ardından Türkiye'de "oryantalizm" çalışmalarının
Ortadoğu'ya yönelik ilgi gi- temel argümanını oluşturan
derek arttı. Bölgeyle ilgili öz- Batılı değerlerle bölgenin şe ­
gün ya da tercüme onlarca killendirilebileceği, bu kriterler
kitap raflardaki yerlerini aldı. içinde bölgenin gelişip "uygar-
Irak'ın işgali sonrası, bölgedeki laşabileceği" iddia edilmişti.
tüm dengeler bozularak zaten Bölgenin kendi iç dinamiğini
kaygan ve kırılgan olan siya- Bush'un Bağdat ziyaretinde Iraklı gazeteci Muntadar el-Zeydi kendisine görmezden gelen, insanlarını
si zemin işgal, savaş ve şiddet ayakkabısını fırlatmıştı. Zeidi'nin 18 Mart'ta 3 yıl hapis cezas ı kesinleşti. sürekli şiddet üretmekle suçla-
yoluyla yeniden düzenlenmeye yan bu önyargılı, zaman zaman
çalışıldı, çalışılıyor. Öte yan- Ilan Pappe, İsrail'in en guluyor. Kitap bu temel bakış ırkçı bakış açıları eleştiriliyor.
dan 1948'den bu yana İsrail'in özgün, bağımsız ve sözünü açısından yola çıkarak kaleme H ayfa Üniversitesi'nden
Ortadoğu politikası hem siyasi sakınmayan tarihçilerinden alınmış . Bildik, kronolojik bir ayrıldıktan sonra Exeter
alanda hem de vicdanlarda bü- (bu aralar ülkesinde çok tepki sıralama yapan ve olanları sa- Üniversitesi'nde görev yapan
yük tepki topluyor. Filistin me- topladığı nı da ekleyelim) . Bu dece neden sonuç ilişkileri ile Pappe'nin kitabı, Ortadoğu'ya
selesi çözülmek bir yana daha önemli kitabında Ortadoğu'ya ortaya koyan çalışmalardan de- bakmak isteyenler için bir ilk
da içinden çıkılmaz bir hale yaklaşımları eleştirerek Ba- ğiL. Tarihi olguları, gündelik si- adım, bir ön okuma niteliğin­
getirilerek, Filistinlilerin hak- tılıların kendi bakış açılarına yaseti, kadın meselesini anlat- de önemli bir çalışma. Orijinal
ları yıllardır göz göre göre gasp göre bölgeyi yorumlamaya ça- maya çalışıyor. Pappe bölgenin ismi Modern OrtadoğU olan bu
ediliyor. Irak'ın işgali bölgede lıştıklarını belirtiyor. Pappe siyasi ve ekonomik tarihini an- çalış manın Türkçe isminin, ki-
din, mezhep ve etnik gruplar modernleşme süreçlerindeki latırken arkasına kırsal tarihini tabın kendi derdini anlatması
üzerinden siyaset yapılmasına tüm yaklaşımların tek başına de ekliyor. Kent yaşantılarını açısından çok başarılı oldu-
yol açarak bölgede yeni kırılma Ortadoğu'yu anlatmakta yeter- anlatmadan geçmiyor. Bu tür ğunu da söylemek gerekiyor.
ve gruplaşmaların altyapısı­ li olmadığını, bu yaklaşımların kitaplarda pek rastlamadığımız Çünkü, OrtadoğU'yu Anlamak,
nı oluşturdu . Petrol bölgedeki harmanlanarak ele alınması, ya da her biri tek tek bir kitap olan biteni gerçekten anlamaya
egemenlik için hala en gözde bölgenin kendine özgü koşul­ olabilecek konulara yer veriyor: çalışmak, bölgeyle ilgili sıkça
gerekçe. Yani bölgede kartlar larının, dinamiklerinin gözardı Popüler kültür, müzik, dans ve duyduğumuz klişeleri sorgu-
birileri tarafından yeniden ka- edilmemesi gerektiğini belir- şiirin Ortadoğu insanını na- lamak için yeni bir başlangıç
rılıyor. terek Batı tarzı klişeleri sor- sıl şekillendirdiğini irdeliyor. imkanı sunuyor.

74 NTV TARiH NiSAN 2009


Prof. Dr. Mete Tunçay 'Mustafa'yı değerlendirdi

Yalnız ve mutsuz
Atatürk saptaması doğru

Mustafa
C an Dündar'ın hazır­
ladığı "Mustafa"yı
(bir DVD, bir kitap
ve bir albüm) seyret-
tim ve okudum. Çok da beğen­
arşivlerden
mış,
na
malzeme toplan-
belgesel fı1m parçaları­
canlandırmalar

lerin çevirileri,
eklenmiş;
Fransızca ve İngilizce metin-
Osmanlıcaların
yani vahiy dinlerinin beyhu-
deliği, hakikatin akılcı ve po-
zitivist bir anlayışla aranması
gerektiği savı, bana doğru görü-
nüyor. Yansıtılan, ı 930'lardaki
Can Dündar
dim. sadeleştirmeleri yapılmış .
Gerçi yalnız ve mutsuz Atatürk
NTV Yayınları
232 sayfa, 15 TL Elbette, bu çalışma Mus- metinler ve görseller arasında imgesi de haklı bir saptama.
tafa Kemal Atatürk'ün eksik- ufak tefek takdim-tehirler de Onun, Sokrates'inki gibi bir
siz bir yaşam öyküsü değil; yok değiL. iç-daimon'u olduğunu, onca
Milli Mücadele'nin ve erken Türk basınında "Mustafa" övgü ve alkış arasında, zaman
Cumhuriyet yıllarının tarihi hakkında yazılanlara ve söy- zaman aradığını, özlediğini bu-
hiç değil! İnsanüstü diye gös- lenenlere baktım . A1eyhinde- lamamış olmanın bunalımını
terilen Atatürk'ün - belki biraz ki değerlendirmeleri haksız yaşadığını, Can Dündar bence
magazine kaçarak- insani bo- buldum. Lehindekilere ekle- iyi anlatmış. Ayrıca "Mustafa",
yutlarını vurguluyor. Bir hayli mek istediğim pek bir şey yok. Atatürk hakkında kesinlikle
emek harcanarak resmi ve özel Atatürk'e izafe edilen ana fikir, son söz değil.

NTV dergilerine İki dergiye


birden
abone olnıak için abonelikte
ekstra %10
indirim
çok sebebiniz var!
İstediğiniZ Eski
adrese sayüarı
teslim temin etme
fırsatı
ı yıllık abonelik fiyatı ı yıllık abonelik fiyatı
...ag ıe- ...a g ır
yerine
SS TL
2 dergi birde~~ yerine
SS TL
ı yıllık abonelik fiyatı
.l~g 1'c"
yerine
100 TL

Hemen abone olmak iQin


www.ntvtarih.com.tr ve www.ntvbilim.com.tr
Detaylı bilgi için:
Web sitelerimizden isterseniz güvenli bir şekilde kredi kartınız ile veya
web sitesindeki formu doldurarak havale yoluyla abone olabilirsiniz. Çalrı merkezi: (232) 257 71 61
Bonus (ard, Axess, Maximum (ard ve (ard Finans'a özel 3 taksit fırsatı. Faks: (232) 257 71 66
Anadolu'nun Ustaları ···AHMET··· ·· ·········· ··· · · ~
····· ---

2600 yıl önce bilimsel düşüncenin temelini


atan Thales NTV Tarih'e yazdı

Tanrılar vardı,
yine de
düşündüm
Felsefe de onunla başladı, bilimsel
yöntemler de. Cebirden geometriye,
depremlerden yıldızlara, günlerden
aylara, denizlerden karalara,
ekvatordan kutuplara; bugün
kullandığımız temel bilgileri ortaya
çıkardı. Anadolu'da, Miletos'da yaşadı;
insanları kaderin tutsaklığından kurtardı.

B urası insanlığın uygarlık serü-


veninde yapıtaşı olan ve birçok
ilkin gerçekleştiği yer; benim
doğduğum, büyüdüğüm kent,
Miletos!
bizi var eden ve bizimle varlığını çoğaltan,
zenginleştiren temel hayat kaynağının ne
olabileceğini araştırmaya koyuldum.
Doğa olaylarında hurafe ağırlığındaki
mitoslara dayanan açıklamaları ve tanrı­
üstünde "bir tahta parçası gibi" yüzdüğünü
iddia ederken bile, bu savın insanoğlunda
bir "kabulleniş" değil, "merak" duygusu ya-
ratması gerektiğini söyledim. Kimi hatalı
tespitlerime getirilen eleştiriler, bunların
Adı, ele avuca sığmaz bir soylunun ların gücünü sorgulayarak, tarihte ilk defa aksi yöndeki ispatı için yapılan daha faz-
adından gelir. Girit adasının genç prensi kavramsal din eleştirisinin işaretini ver- la deney ve gözlemler, bugün sizin "bilim"
Miletos'un, Tanrı Apollon'dan ödünç aldı­ dim. Bunu yapmak, hele ki muhafazakar olarak adlandırdığınız olgunun metodolo-
ğı yunus balığıyla adasını terk edip, yeni bir İon toplumlarının gözünün içine bakarak jisini yarattı.
hayat kurmak için sahile çıktığı ilk yerdir. böyle bir işe girişmek, elbette tehlikeliydi.
Burası asaletle delişmenliğin, onurla teva- Ama insanoğlunun özgür, akılcı ve objektif Matematikten gökyüzüne
zunun kolkola girdiği yerdir. Miletos, be- bir arayışla gerçek bilgiye ulaşmasının, iler- Çağdaşlarınızdan Bertrand Russell benim
nim ve ardıllarım için ilham kaynağı olan lemenin tek yolu olduğunu anlamıştım. için "onu, tarihte bilinen ilk fılozof olarak
coğraf)ranın yüreğidir. Burası, doğanın görmemize neden olan şey; evren, doğa ve
kendi gizemleri hakkında sunduğu ipuçla- İnsanOğlunun merak duygusu varoluş üzerine verdiği yanıtlardan çok, bu
rının izini, belki de ilk defa hurafeyle değil, Hem cebir ve geometri hem matematik ve konularda sorduğu sorulardır" demiş . Ola-
akıl ve mantık ile sürenlerin kentidir. Babil astronomisi hakkında değerli bilgi- bilir, ancak bir gün geldi ki, nedenlerini ve
Ben, :Fenikeli göçmen bir ailenin oğlu ler edindiğim bir Mısır seyahatimde, Nil nasılolduğunu öğrenmeyi çılgınca arzu et-
Thales, lacivert bir denizin kıyısına çömel- nehri etrafındaki yaşamın enerjisine, gü- tiğim sayısız olgu ve doğa olayı karşısında
miş, çevresindeki yalçın tepelikleri kuşatan cüne tanıklık ettim. Suyun, hayatın "temel ellerimi kavuşturup, gözlemler ve deneyler-
acımasız bir bataklık ve ağır çamurun, sert maddesini, özünü teşkil ettiğini", ilk ilkesi, le fikir yürütmek bana yetmemeye başladı.
rüzgarların, dinmek bilmeyen yer sarsıntı­ yani arkhe'si olduğunu kanıtlayan şaşırtıcı İşte o zaman, geceleri yaptığım gökyüzü
larının kenti Miletos'ta MÖ 624'te doğ­ olaylar yaşadım . gözlemlerimi sıklaştırmaya başladım.
dum. Bu coğraf)ra beni, "neyin gerçek ol- Evrenin tek bir özden var olduğunu sa- Gökyüzüne olan tutkulu merakım,
duğu" ya da "neyin gerçekten var olduğu" vunan görüşleri m "tekçilik" olarak tanım­ sizlerin hala kullandığı bazı matematiksel
sorularına gözlem ve deneylerle, aklın yolu- landı ve benden sonra gelen doğa fılozofia­ hesaplama ve çözüm formüllerinin ortaya
nu izleyerek yanıt aramaya yöneltti. Önce, rı, açtığım yoldan yürüdü. Dünyanın, suyun çıkmasını sağladı. Beni yeryüzündeki ilk

76 NTV TARiH NiSAN 2009


astronom, Miletos'u ise ilk rasathanenin değil... Şimdi sizin güldüğünüz, evreni bir
kurulduğu yerleşim olarak tanımlayanlar okyanusun kapladığı ve dünyanın bu ok-
hiç de haksız sayılmazlar. Elbette öngörü- yanus ortasında düz bir tekerlek gibi yüz-
lerimi Mısır ve Babil'in miras bıraktıkları düğü görüşünün ateşli savunucularından
üzerine inşa ettim, ama M Ö 585 yılının 28 biriydim. Hatta insanlar gibi bitkilerin ve
Mayıs günü gerçekleşen güneş tutulmasını taşların da ruhu olduğunu öne sürdüğümü
10 ay öncesinden net olarak hesaplarnam kabul ediyorum. Ama inanın ki bu hatalı
sadece bu mirasın ürünü olarak kabul edil- tespitler de daha sonra insanoğlunun işi­
memeli Güneş tutulmasını akıl yürüterek, ne yaradı. Çünkü bunlar, gelecek kuşaklar
bilimsel metotlarla tahmin ettim. tarafından bilimsel araştırma yoluyla çürü-
tüldü, bilime dayalı akıl yürütmenin önemi
Günler, yıllar, mevsimler ve değeri bu şekilde bir kez daha kanıtlan­
Aristoteles, dünyanın bir "küre" olduğuna mış oldu.
ilişkin bazı tespitlerim bulunduğunu ima
eder. Ayın ışığının, güne şin aydınlığını Devrimci Anadolu
yansıtmasından ileri geldiğini
de ilk öne Tarihçilerin bana atfettiği bir başka önemli Konuşmalar ve
süren benim. Ayrıca hatırlatmalıyım ki, bir bilimsel konu, gemicilere, geceleri karanlık bazı rivayetler
yılın süresini 365 gün olarak hesapladım , denizlerde kaybolmamak için Küçük Ayı • Thales bir tartışma sırasında "ölümün
her ayın son gününe "30. gün' adını verdim. yıldız grubunu izlemelerini tavsiye etmem- yaşamd a n hiçbir fark ı yoktur" der.
İklim değişimlerine bağlı olarak mevsimle- dir. Yön bulmada Küçük Ayı'nın Büyük Tartışanlardan biri sorar: "O halde
ri dört ayrı kategoriye yerleştirdim. Ayı'ya oranla daha güvenilir olduğunu, neden yaşamı seçtin?" Thales
Deprem başta olmak üzere doğa olayla- Küçük Ayı'nın yörüngesinin diğerine göre duraksamadan yanıtlar: "ikisi arasında
rının nedenleri ve nasıl meydana geldikleri daha kısa olduğunu tespit etmiştim. Bu hiçbir fark yoktu da ondan".
her zaman ilgimi çekmişti. Bu konulardaki yüzden gökyüzünde daha az mesafede yer • "En bilge şey zamandır, her şeyi
gözlemlerimden biri de Nil nehrinin yük- değiştiren Küçük Ayı, Miletoslu denizcile- öğrenip meydana çıkarır çünkü ...
selmesine ilişkindir. İki sezon süren sabır rin en uzak limanlara bile sorunsuz ulaş­ En yaygın şey umuttur, hiçbir şeyi
ve dikkatli gözlemlerin sonucu, nehrin malarını sağladı. Bu bilgi, Miletos'un deniz olmayanlarda bile kalır çünkü ..."
uhrevi nedenlerden değil, rüzgarlara bağlı ticaretini hızlandırmış ve Küçük Asya' nın • En güç şey nedir: Kendini tanımak .
olarak taştığını farkettim. Çünkü Etesios en ücra köşelerine kadar 90'dan fazla kolo- • En kolay şey: Başkasına öğüt
rüzgarları Nil nehrini tersine eserek de- ni kenti kurmasına katkı sağlamıştır. vermek.
nize dökülmesini engelliyor, bu durum ise Ben Miletoslu Thales, Anadolulu yurt-
• En az görülen şey: Zorba bir
büyük su taşkınlara yol açıyordu. Deprem- taşınız, kardeşiniz Thales. Benim görüş­
hükümdarın yaşlanması.
lerin ise yeraltı sularının ele avuca sığmaz lerimin değeri, olay ve olgulara yeni bir
enerjisinden kaynaklandığını saptadım. açıklama bulup getirmekte değil, düşün­ • Neden çocuk sahibi olmadım:
Çocukları çok sevdiğim için.
Geldiğim nokta, her doğa olayının ar- ceyi kısırlaştıran yanlış inançların yapısını
dında Tanrısal bir hikmet arayanları faz- temelinden sarsmakla ilgilidir. • Thales'in en ünlü sözü "Kendini bil"dir
lasıyla rahatsız etti. Ama günlük hayatın Akıl ve bilim benim görüşlerimin, ke- ve Delphoi'daki Apollan Tapınağı ' na
pratiğine uygulanan keşiflere yönclmiş­ şiflerimin kaynağıdır. Anadolu, dogmaları kazınmıştır.

tim ve ortaya koyduğum her somut fayda, yıkan cesur devrimcilerin ülkesidir, aksi • Ölürken ağzından çıkan son cümle:
bana yönelik tepkilerin şiddetine kalkan halde bu topraklar nasıl medeniyetin beşiği Paralellik varsa oranlar korunur.
oluşturmaktaydı. Elbette hataları m da az olabilirdi? •
NTV TARiH NiSAN 2009 77
..
.~ .Y.J._Y.~ Ç.~J.~b._. " ".·".·" " ".·" " ".".".·.··. . . . . . . . . . . . . . . . . . ... . ... ..... ..... . . . ... . ...... ... . . . . . . ...:. ::: : : : ::. . : : :. :
SEYAHATNAME

On iki mahalleli ve on iki camili


Firan Kalesi adıyla da bilinen kalenin
Ermenek'in cümle ahalisi, kalenin güney
tarihi 5000 yıl öncesine gidiyor.
eteğindeki varoşta yerleşmişlerdir. İrem ba-
ğını andıran dereler ve tepeler üzerindeki
sekiz yüz kargir evin hepsi, toprak örtülü
kireç sıvalı eski tarz yapılardır.
Çarşı içindeki Karamanoğlu Camii,
toprak örtülü, yirmi dört ağaç direkli, ki-
rişli ve tahta tavanlıdır. Genişliği seksene
yüz yirmi ayaktır. Kıble kapısı olmayıp iki
yan kapısı vardır. Çarşı kapısı kemerinde
Kelimeişahadet, kapı kanatlarında, Kara-
manoğlu Mahmud Beyin 720 (M. 1320)
tarihinde yaptırdığı yazılıdır. Diğer kapının
önünde harem yan sofası vardır. Bu kapının
üzerinde ise H z. Peygamberin: "Ölmeden
önce namazlarınızı kılmakta acele ediniz!"
hadisi yazılıdır.
Fatma Hatun Camii şehrin batısında­
dır. İçinde bir ziyaretgah da bulunan Emir
Camii de toprak örtülüdür. Kıble tarafında
mihrap üstünde yüksek bir kubbesi olup
biçimiyle hayranlık uyandıran minaresi,


camiden ayrı, yolun karşı tarafındadır. Sıfas
)1 Camii'ni Halil Beyyaptırmıştır. Ermenek'te
üç medrese, altı sıbyan mektebi, bir seyyah-
lar tekkesi, üç han, bir Mevlevihane iki ha-

Ermenek Kalesi mam ve on yedi çeşme var.


Karamanoğlu Hamamı'nın yapısı, suyu
ve havası pek güzeldir. Bağ ve bahçeleri

Y
alçın
bir dağın tepesinde Tanrı gece gündüz kapalıdır. Mağaranın içinde dağı taşı tutan Ermenek'in bezi, narı, beyaz
yapısı,
görülmeye değer bir ka- kırk elli kadar kargir ev vardır ki pencere ve ekmeği ve kalesi meşhurdur. Elli dükkanlı
lesi vardır. Otuz iki yıldır, karada cumbaları, şehre, karşı kayalıklara bakar. çarşısında bedesten yoksa da her şey bu-
denizde on sekiz padişahlık gez- Mağara içine yağmur inmediğinden ev- lunur. Ermenek eski ve şirin bir kasaba
dim, mislini görmedim! Bedenden, burç ve lerin bazıları tahta örtülü, bazılarının üstü olup ahalisi yoğunlukla Ermenek Türkle-
barudan, hendekten iz olmayıp kudret ya- açıktır. Bir cami varsa da minare mümkün ri amma yoksullardır. Ayanları Süleyman
pısı, duvar gibi yalçın kaya içinde, dairemsi değildir. Kişi bu evlerden aşağıya baksa, Bey'le kardeşi Ahmet Ağadır.
bir mağaradır. Doğuya bakan kapısına, bir gözleri şaşalayıp aklı başından gider. Kaya- Ermenek'teki ziyaret yerleri Kesik Yol
yanı korkuluklu, ağaçtan yüz kırk basamak- lardan abıhayat gibi bir su çıkar ve aşağıya önünde Kırklar Makamı, şehir içinde Ya-
lı merdivenle çıkılır. Aşağı bakanın başı akar. Kalede top tüfek, cephane bulunma- lınca Baba ve Hıdırlık Sultan, bunun ya-
döner. Dört tarafı perdahlanıp parlatılmış dığı gibi, Sultan İbrahim'in hapsettirdiği kınında Kulacık Baba ile Pir İlyas Dede,
bir kayadır ki, insanın tırnağını iliştireceği, bir kadından başka beni adem de yoktur. şehrin bir ucunda da Apraş Dede'dir.
kuşların yuva tutup konacağı Ermenekliler ümmetin iyilerinden
yeri yoktur. Ermenek Ka lesi, büyük bir kaya kütlesinin yahşi ademIerdir. Bunların hayır dua-
Şehirden iki minare boyu üzerine ve içine yapılmış bir yaşam alanı, larını aldıktan sonra Silifke'ye gitmek
yukarıdaki kale, üç mızrak yıll ar geçtikçe, aşağıya doğru genişlemiş. üzere doğu tarafına doğru ilerledik.
yüksekliğinde, eni beş yüz de- Şehrin kenarında Kepan Kayası denen
rinliği bin adım bir mağaradır. yer, korkunç bir uçurumdur. Bir geçen
Ağzı doğuya baktığından ay- taş yuvarlasa bin kişiyi helak eder.
dınlıktır. Üstünde göğe yük- Kesme taş basamak1ı daracık yolun
selen kayalar, kayaların üzeri iki tarafındaki oyma mağaralara, şahin
de gönül açan bir sahra ve yuvası yüksek kayalara bakarak dört
çemenzardır. Ermeni kralları, saat yürüyüp Aykadın ırmağına indik.
İslam askeri korkusundan bu
kaleye sığınırlarmış. Eskiden Seyahatname, Cilt IX, 1935,
kalma demirden küçük kapısı s.305-306

78 NTV TARiH NiSAN 2009


1 Antalya Gödene / Altınyaka 2 Aydın Gerga
3 Tokat Niksar Kalesi 4 Antalya Syedra
5 Bayburt Aydıntepe Yeraltı Şehri
6 Adana Karasis 7 Mardin Mor Estafanos Kilisesi

GÖDENE-ALTIN YAKA

Antalya 'nın
bir başka yüzü
A talya'da zamanda
ufak bir yolculuk veya
uzur için en iyi adres
yakın Asartepe çevresinde
hem de arkasındaki ormanlık
alanda bulunabilir. Ayrıca han binalarında yaşamını Anacaddenin üstündeki kahve
eski hareketli günlerini arıyor.
GÖdene. Yeni adıyla Altınyaka. Akçaağıl mahallesinde sürdüren bakkal, marangoz,
Beydağlarını adeta ikiye Köristan tepesi denilen yerde, terzi ve kahvehanelerde zaman
ayıran devasa A1akır vadisinin özellikle nekropol alanındaki durmuş gibidir. Kahvenin
doğu yamacında, asırlardır bu lahideri iyi korunmuş bir antik önündeki çardakta gün boyu o
Antalya
görkemli manzaraya hakim
olan ufak bir yerleşimdir
yerleşim daha var.
O zamanlardan yakın geçmişe
oturan yöre ihtiyarlarının
gözlerinde, hep eski şenlikli .'
Çildibj

burası. Antikçağdaki ismi kadar kullanılan, bugün artık günleri arayan hüzünlü bir
O vacık
Cotanna olan bu yerleşimin unutulmaya yüz tutmuş tarihi bakış vardır. Artık günde

Gödene Kemer
tarihsel izleri, hem merkeze Antalya-Kumluca yolunu
geçen seyyah ve
sadece birkaç defa geçen
araçlar bile onlar için
• •
kervanlar, daha heyecanlanma sebebidir. " Antalya Gödene
Unutmayın: Merkezde al abalık
sonrasında araçlar Gödene'nin arkasındaki
lokantalan var. Yemekler çok leziz,
hep Gödene'de dağlardan gelen kar sularının fiyatlar çok uygun • Bazı köy evlerimle
soluklanır veya oluşturduğu, ağaçlar altındaki komıklama ve köy yomeği imkanı var
• Yerel ulaşım olınasma rağmen,
konaklardı. O pınarlar, özellikle yaz aylarında Antalya veya Kemer'den safari
günlerin izleri kıyının sıcağından kaçmak turlanyla da buraya gelebilirsiniz:
Equinox Turizm 0242 247 8836
dikkadice bakılırsa isteyenler için ideal yerlerdir.
hala görülebilir. Burası, Antalya'nın bir başka Kitap: Hüseyin Saraçoğlu, Akdeniz Bölgesi, Milli
Eğilim Bakanlığı Yayınları 1989.
Merkezdeki eski yüzüdür.

NTV TARiH NiSAN 2009 79


GERGA

Gizemli bir tarih hazinesi Çine


N e zaman kurulduğu,
ne olduğu tam olarak
bilinmeyen, üzerine
Gerga'ya varmak için Çine'yi
Eski Çine'ye bağlayan
karayolu üzerindeki sapaktan
buradan bahsetmez. Kalıntılar,
duvarlarla teraslanmış 200
metre uzunluğunda 15-20
Ovacık

Alabayır

birçok savların öne sürüldüğü Ovacık yönüne sapın metre genişliğinde bir düzlük
ufak bir yaşam alanıdır. Kesin (sapakta Gerga tabelası var). ve çevresindedir. Tapınak
Unutmayın: Bir gününüzü ayırınakta
iki şey ise etkileyici, özel bir Kırksakallar'ı geçtikten sonra, olduğu düşünülen neredeyse yarar var . Alulıayır veya Kırksalmilar
yer olduğu ve ulaşımının sağda büyük bir kayanın sapasağlam küçük yapı, köyünden yerel rehber alırsarnz yolu
kalıntıların merkezindedir. daha rahat bulalıilirsiniz. Büyük
zorluğudur (yol yapılması üzerine boyayla yazılmış
ihtimalle sizi defineci zannedecektiL
düşünülüyor ki defıneciler Gerga yazısından toprak yola Kapısının üstünde "Gergas" • Zorlayıcı bir ortamda yürüyeceğin izi
rahat ulaşsın). girin. Yolun iyice bozulduğu yazılıdır. Bu kalıntıların Roma lıilin; giysileriniz lıöyle bir gezi için
uygun olmalı. Suyunuzu, yiyeceğinizi
Gerga'nın bir antik kent yere kadar gidin. Solunuzdaki dönemine ait olmaları kuvvetle yanınıza alın.
olmadığı kesindir. Bir köy vadinin yamacından aşağı muhtemeL. Ama dönemin
yerleşimi de denilemez. Her inen patika, sizi yarım saatte anıtsal yapılarıyla hiçbir teknik Kitap: Bilge Umar, Karia, inkı lap Kilabevi, 1999.
www.losttrails.com
ne kadar diğer ismi Gerga Gerga'ya ulaştırır. Yolun iniş benzerlikleri yoktur. Karia www.anadolugizeml.com
Kome olsa da ve "kome" Helen olması sizi sevindirmesin, her bölgesine özgü kaba taş
dilinde köyanlamına gelse inişin bir çıkışı vardır. Gerga işçiliğinin ürünleridir.
de ... Bir mabet etrafındaki hakkında antik kaynaklarda
tapınma alanı, akla en yatkın hiçbir bilgi yok. Ne Strabon,
olanıdır. ne Plinius ne de Herodot

80 NTV TARiH NiSAN 2009


NiKSAR KALES i

Medeniyetlerin
buluşma noktası
• Içe merkezinde Maduru
I ve Çanakçı derelerinin
arasındaki tepenin
Bizans, Selçuklu, Osmanlı
dönemlerinde çeşitli eklerle
genişletilerek kullanıldığı
üzerindeki yapı, iç kale, biliniyor.
orta kale ve dış kale olmak Onarım ve yenilerneler
üzere üç bölümden oluşur. geçiren kale günümüzde
Niksar'ın zengin tarihinin tamamen bir ortaçağ yapısı
son tanıklarındandır. Asırlar görünümüne ve bürünmüştür.
boyu Orta Karadeniz'in iç Kale günümüzde bir mesire
kısımlarının kontrolünü yeri havasındadır. Niksar'ın
elinde tutmak isteyen birçok çeşitli dönemlerinden
medeniyetin izlerini burada tarihi eser parçaları, kalenin
bulabilirsiniz. Kalenin ilk içindeki gazinonun her yerine
olarak Roma döneminde dağılmıştır ve dekorasyon
yapıldığı daha sonra objesi olarak kullanılmaktadır.

Erbaa
• Niksar

Almus
• Barajı

Kitap: Naımi Sevgen, Anadolu Kaleleri,


Doğ uş Matbaası, 1959.

NTV TARiH NiSAN 2009 81


B urası Akdeniz'i
martıların gözünden
seyredebileceği bir
heyecan verici. Özel bir deniz
manzarasına sahip sütunlu
caddede yürürken, ayrıcalıklı
binasının zemininde yer
yer mozaik kalıntıları
göze çarpıyor. Kentin bir
.
Kestel
/
antik kent. Kıyıya çok yakın, bir yerde olduğunuzu halk meclisi ve senatosu
ama aynı zamanda uzak. hissediyorsunuz. İnsan ve olduğunu, Roma İmparatoru Syedra
Denize bakan yamacı oldukça bina kalabalığıyla dolu Alanya Septimius Severus'un ı 94'te O
dik bir tepenin üstünde. sahillerine bu kadar yakınken, Syedra'ya gönderdiği teşekkür

Seki

Alt bölümünde geniş bir modern hayatın gürültü ve mektubundan hazırlanan bir ~ Antalya Alanya
alana yayılan birçok mimari karmaşasından uzak, tarih yazıt sayesinde öğreniyoruz. Bu
Unutmayın: Manzara ve tarih
kalıntı var. Fakat bunların eşliğinde huzur dolu dakikalar yazıt halen Alanya Arkeoloji günbatımında biitiinleşiyoı; gezi
planınızı buna göre yap ın.
çoğu makiler ve ağaçlar hatta saatler geçirilebilir Müzesi'nde sergileniyor.
• Yeıel ulaşımla Seki köyüne kadar
arasında kaybolmuş. Sütunlu burada. Severus mektubunda Syedra gelebiliısiniz . Dalıa sonra yokuş yu karı

caddenin, hamamın, tapınağın Syedra'daki kalıntılar MÖ halkını kente saldıran kısa bir yürüyüş sizi bekliyor.

ve samıçların bulunduğu 7. yüzyıl ile MS 13. yüzyıl haydutlar ve düşmanlara karşı Kitap: Faruk Nafiz Koçak, Alanya Tarih ve
Kılltür Seminerleri, Alanya Belediyesi Yayınları.
üst bölüm ise gerçekten arasına tarihleniyor. Hamam direnişi nedeniyle kutluyor.

AYDINTEPE YERALTI ŞEHR i

Sabrın ve korkunun eseri B i~i ?özünüz~ ~apatıp


sızı oraya goturse,

gözünüzü açtığınız
kentlerinin Roma döneminde
kendilerini koruma ihtiyacı
duyan ilk Hıristiyanlar
Kapadokya'da olduğunuzu tarafından yapıldığı biliniyor.
sanırsınız. Aydıntepe Yeraltı Buranın da erken Hıristiyanlık
Şehri, Kapadokya'nın meşhur döneminde yapıldığı
yeraltı şehirleriyle aynı yapısal düşünülebilir.
ve görsel özellikleri taşıyor.
ı 989'da bir mezar kazısı
sırasında tesadüfen bulunmuş.

Aydınte p e
6-7 kilometre genişliğinde bir Çicekli
alana yayıldığı tahmin ediliyor. •
Kent, anakayaya oyulmuş Bayburt
tüneller, tonozlu odalar ve
bu odaların açıldığı geniş
O
ana mekanlardan oluşuyor. • Baybım Aydıntepe
Bölgenin bilinen tarihi MÖ Unutmayın: Kentin girişi kapalıysa,
3000-2500 yıllarına yıllarına bekçi ve anahtar belediye bin as ında .
• Bayburt'tan yerel ulaşım var.
gidiyor. Bir sava göre, eski • Yakınduki Kop dağırıda bulunan
ismi Hart olan Aydıntepe'deki otelleıde konaklayabilirsiııiz .

yeraltı kenti, bu coğrafyada Kitap: Veli Ünsal, Yuka" Çoruh Havzasmm


varolduğu bilinen antik Halde Tarihi ve Arneolojisi: Bayburt Yöresi, Bayburt
Val i l iği Ya y ınları, 2006.
şehrindedir. Bu tür yeraltı

82 NTV TARiH NiSAN 2009


KARAS is

Kalelerin
kalesi
K alekent adını
Adana'nın
Kozan
'lçesi Gedikli köyü
yakınlarındaki, üzerine kurulu
olduğu Karasis dağından
almakta. MÖ 3. yüzyıla
tarihlendiriliyor. O
dönemlerdeki ismini
bilemiyoruz. Yine de
antikçağ coğrafYacısı
Strabon'un bahsettiği kale korkutucu. Üst kalede
kent Kydnia olabileceği ise sarnıçlar, yaşam Karasis
kimi arkeologlarca öne alanları ve garnizon A~dll O. Tapurıu
sürülüyor. Strabon'a göre binası var. Güneyde Kozan
B arajı . Gedikli
yörede hüküm süren Çukurova ve kuzeyde
Hac ım llZa l l
Seleukos hanedanlığı, Toros dağları •
Kozan
devlet hazinelerini
ulaşılması çok güç bir yerde kayalık uçurum olan bir dağın
gözüküyor. Belli
ki antikçağda Kapadokya'yı

koruyordu. Bu yer de dağlık uzun sırtı boyunca geniş bir Komana antik kenti Adana Kozan
tmıı gününüzü
Kilikia'da kurulu bir kale kentti. alana yayılan kalekent, oldukça üzerinden kıyıya bağlayan Unutmayın: Bir
ayırmalısınız.· Arazide yürümo
Doğrusu bu tarif Karasis'e çok sağlam kalıntılara sahip. yolu kontrol altında tutmak konusunda tecrübeli olmalısırıız.' Yakın
uyuyor. Kalenin tanınması Alt kale bölümündeki surlar, için inşa edilmiş. Eğer buraya çevrede yerleşim yok, o yüzden her türlü
tedaıikle yola çıkın. ' Kozmı dahil yakırı
çok yeni. Bunun sebebi de yüzyılların yıpratıcı etkisine çıkabillirseniz, fethinin
çevrede konaklama olanağı yok.
ulaşılabilme zorluğu. Batı tarafı rağmen hala etkileyici ve imkansızlığını farkedersiniz.

MOR ESTAFANOS
Kili s ESi G üneyde Mardin-
Nusaybin-Cizre
hattının, kuzeyde ise
Hizmetkarlar Dicle ırmağının sınırladığı
tarihi T urabdin bölgesindeki
dağında en etkileyici Süryani
kiliselerinden biri, Turabdin
bir bekçi adı, "Hizmetkarlar Dağı"
anlamına geliyor.
Kilise, Mor Gabriel
Midyat Manastın'nın çok yakınındaki
• Gülgöze
• Keferbe (Güngören)
B udakıı köyündedir ve bir binadan
• Güven çok, bir yapılar topluluğudur.
• Keferbe Yapımı kitabesine göre 778-
Çayırlı
• O 79'a tarihlenir. Köyün hemen
tl Mardin Midyat yanıbaşındaki yükseltide, Ki lisenin görkem li yapısı, köyevleriyle büyük bir tezat o l uşturuyor.

Unutmayın: Midyat'tan köy


evlerle birlikte yörenin taş
minibüsü var ama buna güvenmeyin . mimarisinin heybetli bir bitişik vaftizhane
olarak da ve depo olarak kullanılan
• Yakın çevrede konaklama ve yemek tarihi yapının değeri, burayı
örneğidir. Yapıların güneyinde kullanılmışVaftizci Mor
ihtiyaçlarınızı karşılayacak herhan(ji
bir tesis yok. yazlık kilise olarak işlev gören Yuhanon Kilisesi vardır. ziyarete gelen turistlerin
Knap: Hans Hollerweger, Canlı Kültür Mirası bir avlu uzanır. Burası aynı Şu anda Keferbe köyünde artmasıyla anlaşılmış ve
Turabdin, Linz 1999. zamanda mezarlık olarak da Süryani nüfus yoktur. Yakın tarihi yapı nispeten korumaya
kullanılmıştır. Kuzey tarafına, zamana kadar hayvan ağılı kavuşmuştur.

NTV TARiH NiSAN 2009 83


Cahillikler Tarihi
Hayal çadırımızdaki

Katerina
Yanlış Katerina, Baltaeı'nın otağına
gider ve olaylar gelişir
Doğru Katerina, Çar Petro'nun
çadırına gider ve onu ikna eder

NECDETSAKAOGLU

T ürklerin Ruslarla
ilk büyü~ savaşının
nedeni, Isveç
Kralı XII. Karl' ın,
1709'da Poltava'da Çar Petro'ya
yenilip Osmanlı topraklarına
sığınması, onu kovalayan Rus
birliklerinin sınırı geçmeleriydi.
Sorun diplomatik yoldan
çözülmek yerine, Rusya'ya
savaş ilan edildi. Sadrazam efendinin Tarih-i Raşidinde ne
Baltacı Mehmet Paşa orduyla Osmanlı arşivlerinin belgeleri
Boğdan'a gitti. 18 Temmuz arasında, herhalde ne de
1711 günü Prut ırmağı Rus kaynaklarında, Baltacı­
vadisindeki Kartal sahrasında Fehim'in eseri. Katerina halvetini uzaktan
ordugih kuruldu. Karşı yakada yakından doğrulayan bir bilgi
da Rus ordusu vardı. Irmağa Baltacı Paşa da bütün Kendi mücevherleri de dahil yoktur. İşin doğrusunu Voltaire,
ivedilikle köprüler çatıldı. birliklerle karşıya
geçerken, epeyce bir dünyalık toplayıp XII Karl'ın Tarihi'nde, Prut
~ 19 Temmuz'da, Türklerin Kırım Hanı Devlet G iray "Petro'nun çadırına" gitti ve Savaşı'na katılmış yaşlı Rus
~ "Şeremetof" dedikleri General da Rus ordugihını arkadan sara nöbetleri geçiren çarı generallerinden dinlediklerine
i Petroviç Şeremetof, Türk çevirdi. Petro saçını yatıştırdı. 21 Temmuz günü dayanarak anlatıyor: Kapana
~ birliklerinin köprülerden başını yolacağı bir tuzağa Baron Pyotr Şafırof'u, barış düşen Çar, sara nöbetleri
~ geçişini önleyemediği gibi, düşürülmüştü. Karşısında görüşmesi için 200 bin rublelik geçirirken Katerina, çadırına
E yenilip çekildi. Ertesi gün Türk Ordusu, arkasında Kırım bir kurtuluş akçesi, kürkler ve girdiği Petro'yu her nasılsa
.~
o:: süvarileri, bir yanı ırmak öbür mücevherlerle Mehmet Paşa'ya yatıştırıp barış görüşmelerine
yanı bataklık! gönderdi. Baltacı'yı barışa razı razı etmiş. Çar da ertesi
Önden ve arkadan yoğun edemeyen Şafırof, Sadaret sabah Şafırof'u, mücevherler,
ateş altında çılgına dönen Kethüdası Osman Ağa'yla rubleler ve kürklerle Baltacı'ya
Petro'nun imdadına, anlaştı. Tarih olaylarını "Baltacı göndermiş.
ordugihta bulunmaması ve Katerina" öykülerinde "Baltacı ve Katerina" roman
gereken ama her işleyen usta yazarlara göreyse, ve öykülerini yazanlarımız,
nasılsa yasağı delmiş Osmanlı ordugihına giden hatta maalesef kimi araştırmacı
metresi Marthe bizzat Katerina idi. Baltacı'nın köşe yazarlarımız Katerina'yı
Rabe (Katerina) çadırına girmiş, anlı şanlı çarın çadırı yerine Osmanlı
yetişti . Ö nce paşayı bir çadır kaçamağı sadrazamının otağına sokarak
generalleri karşılığında kandırmıştı! (!) yüzyıldır bizi bu masalla
ikna etti. Ne dönemin vakanüvisi Raşid uyutmayı başarmışlardır.
Belge/ 1921'den Mason diploması
,
.fi /!t9

DE l'OR: . DU SUP:. CONS... POUR lA TUROUlE ET SES DEPENDANCES


DES SS.' GG.· II. ' GG .. DU RITE ECOSSAIS ANCIEN ET ACCEPTE
1(mLllMtttu:mOUWm.UlI.1I1,Iu.·.tr.I•. ·.O· !SC" . • UL:.
OR •. oe CONSTANTINOPLE

DIPLOME
r Lc a'"r~.J.~~ı () ~ J~'~'J §"'.'} .ı-,I tf;
Lt. Sup.', (Mı_ • du SS ... GG:.~ du Rıı,

Eton,,1I .lnclel!. d .(cepı~, p<>Ur J~u~~lc _ d.J.9 d~J


~~"' ;J ~ ~....,~ p,.) ... --' •

dınen. ccrtlfl, quc le tr:. c:.lr:~';;7&dOr#ll.b-ı~ d -.-'~.J4: ;...~;.."'/I": ...~....:,;..J.f~ ~;..ı.;. \ !.


po.ı«"ıı.ıd~j" [,.",rMl,. CU/" c3-i' J~q.:#_'" . . .;.Ç ~ \ ~:;. C.uı..-4~
ı'.?,..~..~oI" (~~Yl'l.[~ e~.: td
:

-4.~t? "',t",.j.../7/'<'4'b du Rltc EcOlUIl, -.sı" tlcvt au ..A:' ...'::..ıı,;..,.iJ(...ı.o:'/laJl;...~.. ~"",--",,~~ı )•


«rıde de t3.J.~«'.ı!~:" l/r.,,,,,de7j.W'fiçd~
~,:e~4;: JJ·71J'.c~~J,"",;e L/7!;a" "'-"y" /\ /-,,;il ':'" j , ,J' '~-<';y',ı;;',~
LI ;nvilı ıouıl ..
PF:. 1l"5Gn' Ilbru ct "«fpı h dt lotıı l!'ldn J ':":Jla. ..v,-J ~.Jl iJ",.J' ';,' Jr! ,. ~ı..;ı . ."...L..~,;/
modunn rtp.ıınduı ıur ı. ıl.II'fJCC du Globc "ınıı
andw. tl
qu';\loulC&ult qu\ cu p!""nIU venonı ,dc!, rcconn,ı,ilncl
~J J/J,Jih ;.ı;"...t. u'/ J ~; V~ ';y
lulprtltr .Ide uılıtanet, ıvee 10\11 ıcı tı,," qui lul.onı ':'.k:-";.J.;..: ..ı.,,~ıu •./"l~ "'r'ı.. w;~~) j.U~"'~J'
duı. promdbnl dt Notrt dııı ı. rteipr(><:lıt • lou, İCİ FF.

En yüksek riitbeye
çıkan sivil Ujeneral"

23 Ocak 1921 tarihinde, İskoç Riti'ne bağlı Osmanlı


Mason Locası tarafından verilen diploma, Halid Habab'ı
Masonlukta en yüksek seviye olarak bilinen 33. dereceye
çıkarıyor. Diplomanın üzerinde "Saniyi Azam -ı Kainat
Şerefıne" yani "Evrenin Ulu Mimarına" başlığı var. Kartalın
altında da "Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet, İttihat, Kuvvet,
Terakki" kelimeleri yer alıyor. "Şehadetname" bölümünde
ise "Türkiye ile tevabii dahilinde makbul ve kadim İskoçya
Tariki'nin Şura-i Ali'si, konsistuarda Prens Ruvayal
Sekre 32. rütbelerinde bulunan birader-i Azizimiz H alid
H abab'ın, Suveren Gran E nspektör Jeneral33. rütbesine
isad edildiğini tasdik ve beyan eyler" cümlesi yazılmış .
Heybeliada'da yıkılan minare

Atatürk'ün demediğini yapmak


Sahaf Müteferrika'daki cumartesi söyleşilerinde emekli
Deniz Kurmay Albay Ferda Anaoğul'dan (d. 1914)
dinlemiştik:
"Bahriye Mektebi'nde öğrenciyken (1933-34) Atatürk
Yalova'ya gidişIerinden birinde Başvekil İsmet İnönü'yü
almak için adaya uğradı. İnönü, köşkünden gelinceye kadar
okul bahçesinde oturdu. Okul komutanı ve öğretmenlerle
konuşurken bizler de uzaktan izliyorduk. Binalara bakarak
caminin minaresini gösterdi ve birşeyler söyledi. Sonradan
öğrendik ki, 'Caminin minaresi de varmış, ilk defa
farkediyorum' demiş. Bunu bir yıkma direktifı gibi algılayan
okul komutanı, ertesi gün alelacele minareyi yıktırdı. Oysa
Atatürk'ün niyeti yıktırmak olsa bunu çekinmeden 'minareyi
yıkın' diye söylerdi." Necdet SakaoğlU

Oturak çocuklara kalmıştı


Çocukların eğitim ve eğlencesinde yüzyıllardır kullanılan iki
nesne; oturak ve salıncak. ..
Ortaçağda tuvalet ihtiyacı için büyüklerin kullandıkları
oturak, 20. yüzyıldan beri çocukların tuvalet eğitiminde
kullanılır. İki yaşından başlayarak tuvalet eğitimine yardımcı
olan oturak, 1900'lü yılların başlarında basılan kartpostallara
da konu olmuştu.
Çocukların yaşamlarındaki en önemli anlardan biri ilk
adımlarını atmasıdır. Bir
zamanlar yürüme eğitimine
yardımcı olarak bir tür salıncak
ANNELERE MOJD~
da kullanılmış. Beyoğlu'nun Artık çocu~nuzun d.dıame yol
verebilirsiniz.
ünlü "Kifıdes" mağazası
DADI Geniş vatanımızı
tarafından 193 7'de verilen nüfusça doldurmağa yar-
"Dadı" ilanı, bu konuda
oldukça iddialı: ''Annelere
dım eden en iyi bir
vasıtadır.
DADI'
müjde. Artık çocuğunuzun DADI küçük çocukları
eğlendi rm ek ve onlara
dadısına yol verebilirsiniz.
ilk adımlarını atmak u-
Dadı, küçük çocukları sulünü öğretmeğe mah-
eğlendirmek ve onlara ilk sus bir salıncaktır.
adımlarını atmak usulünü UMUMf DEPOSU:
öğretmeğe mahsus bir
A. KIFIDES
salıncaktır. "
BEYOGLU : Istiklil caddesi
Kallevi [ .. ki Glavani sokak) '
(Sakarya sineması yanında)
Avrupa'ya giden ilk Türk öğrenciler

İlk Avrupa öğrencileri statüsüyle kabul edildi. Tanzimat ile birlikte


Edhem ve diğer üç Bu eğitiminin sonunda Avrupa'ya çok sayıda öğrenci
çocuk hakkındaki Paris'te sekiz yıl kadar gönderildi.
eğitim kararı, kaldıktan sonra 1839'da Hatta Paris'te Mekteb-i
Osmanlı hükümeti İstanbul'a döndü ve 1845 Osmani adında bir okul
tarafından 1830 Gümüşhacıköy, Keban ve da açıldı. Bu öğrenciler
yılında alınmıştı. Ergani madenlerinin başına Avrupa ülkelerindeki siyasi
Çocuklara eşlik etmek getirildi. 184Tden 1856'ya akımlardan etkilendiler ve
için, dönemin meşhur kadar sarayın Mabeyin 1. Meşrutiyet dönemindeki
tercümanlarından kadrosunda ferikliğe kadar reform hareketlerinin
Amedee J aubert yükseldi. öncülüğünü üstlendiler.
görevlendirildi. Paris'te Aynı sene vezir rütbesi Avrupa'ya öğrenci gönderme
dönemin en ünlü hazırlık kazanan Edhem Paşa, uygulaması, Türkiye
okullarından birinin sahibi Meclis-i Aıi-i Tanzimat, Cumhuriyeti'nin özel önem
olan Jean-François Barbet'ye Meclis-i Val:ı., verdiği eğitim hamlelerinden
ikdam gazetesinin 10 Nisan 1914 teslim edildiler. Bir müddet Encümen-i Daniş biri oldu. 2. Dünya S avaşı
tarihli sayı s ından bir haber. 1831 'de
sonra Mehmet Reşid adında üyeliklerinde bulundu ve sonuna kadar kadar kesintisiz
Avrupa'ya tahs ile gönderilen ilk
öğrencileri (Soldan s ağa) ibrahim beşinci bir genç de onlara muhtelif nazırlık ve elçilik olarak yaklaşık 3 bin
Edhem, 1870'lerde sadrazam olan katıldı. görevlerinde bulundu. öğrenci Avrupa'nın değişik
ibrahim Edhem Paşa; Abdüllatif, Edhem, Barbet sonra 187Tde bir yıl süreyle ülkelerinde eğitim almak için
sonradan Miralay Abdüllatif Bey;
Enstitüsü'nden 1835 sadrazam olarakda görev devlet tarafından gönderildi.
Ahmet, Bahriye Mektebi'ndeki tah s ili
sırasında öldü; Hüseyin, sonradan tarihinde Madencilik yaptı.

Topçu Feriki Hüseyin Paşa. Okulu'na yabancı öğrenci Bu ilk öğrencilerin ardından, Kansu Şarman

ı,ıu·a Son durak

Turco-Arjantin Ölse de bitmez


havaları "Araba Sevdası"
Cumhuriyetin ilk yıllarında • Ünlü şair ve romancımız
baloların, eğlencelerin ve TANGO Recaizade Mahmut Ekrem
Mlzı ~Jo:VIY4')J(l'::\J .'\1.\1"""\.'\'
düğünlerin vazgeçilmez Bey'i tanımayan pek az kişi
dansı olan vals, daha VALS vardır. Araba Sevdası' nın
sonraki yıllarda yerini R A MON A • bu ünlü yazarının mezarı,
moda olan tangoya yıllarca özlemini çektiği ve
bırakmıştı. 1940'lı yıllarda mezartaşında yazıldığı gibi
5 Ku ru ş
Arj antinden bütün • "Nejadım" diye ağladığı
dünyaya yayılan tango oğlunun mezarının yanında,
hayatımızın içindeydi ve sağlam bir şekilde durmaktadır.
üstelik Türkçe sözleriyle Her ikisinin de mezartaşları
yerli bir kimlik kazanmıştı. mimari açıdan Osmanlı
O yıllarda moda olan "Sizi mezartaşı formundan
Seviyorum Madam" isimli Siıi SI:\' i yo nım (Tnngo)
çok uzaktır. Neoklasik
~~~daI\ılır"ıritlt"triu:ı
tango ile "Ramona" isimli Siıod~ b.... ıı lrililWini& <kti1nıi 1
nll ,.,c.mıı11y.ln.ıt.oli"myolı:­
üslupta hazırlanmış istanbul Göksu :~
Ve bU,; ...... rt,k ııerlıftt MtiJaı: meza rlığındaki kitabe .~
valsın notaları ve sözleri de ~ııji~bt.n • •wdly;ır taşlardır. 184 Tde
S~4a.o.nmHZiylıa
llUıılIl bp&ltım oıwbın
(alttaki): .~
tıpkı 78'lik taş plaklar gibi ~d6tltınel't.lı: • doğan Ekrem Bey, Q)
"c
Nejadım derdi ağ/ardı
z"
Şimdilik bu ,.u~t
Q)
rağbet görüyor ve ayrıca
M~btn","'ııi'iııı
n.... I".nll...ımın..am 1914 yılında vefat Figam ruhı dağ/ardı
0_..,.0_"
satılıyordu. nan_ ;nIOnh_n••
O aaııu.n O pm."
ıud.,,,
etmiştir. İstanbul Süyu/-i eşki çağ/a rdı
ı-'l'ııl& rmn.. ııw\I;m •
"",ın,.dtııı ôpMııı Göksu Mezarlığı'nda Bugün vasliy/e
hürrem dir.
yatmaktadır.

-=
Manisa
Uzun Çarşı'da
insan trafiği
Cumhuriyetin ilk yıllarında
çekilen bir fotoğrafta Manisa
Uzun çarşı. . . Manisa,
antikçağda "Magnesia", Roma
İmp aratorluğu döneminde
"Magnesia ad Sipylum" adıyla
anılır. Osmanlılar döneminde
"Şehzadeler Şehri" olarak
bilinen Manisa, Cumhuriyetin
ilk yıllarından başlayarak
büyümeye başlar. Uzun Çarşı
ya da Kuyumcular Çarşısı adını
taşıyan cadde, bugün Doktor
S adık Ahmet caddesi olarak
anılmakta.

Her sayımı zd aokurlardan gelen sorulara, yine okurlarımız


Abdullah Efendi cevap veriyor. E-mail: ntvtarih@ntv.com.tr

RESTAURANTS
Okur soruyor, okur cevaplıyor
AbdoullahEffendi İstanbUl'un, büyük ihtimalle Türkiye'nin en
küçük minberi hangi camidedir?
ET,\RLlSSF.MENT TURC.

nE PRF.MlfR OR IH~E tX Mart sayısının


i
f) Yazılı tarihte Türk
Gal ata. Karakeuy N · :;:ı1 cevapları: kelimesi ilk defa nerede
Telephone: Pera 1144
kullanıldı?

Pera , Aıha-Ojami, Roum 61i Ha., N° 8e ..


A. . . .J~.;, 1;.J-.' (.JJ ,,".~ li' J'J'~ o Türk tarihinde tıpta ilk Türk adı ilk defa 1. yüzyıl
T4lfphone : Pera 1389 , ~ "\, JiJ\ d.: j j A\." uzmanlık sınavı ne zaman ortalarında zikredilmiş
yapıldı? olabilir. Pomponius
1573'te ilan edilen fermana Mela, Azak denizinin
kuzeyindeki ormanlık
1. Sınıf Türk Kuruluşu göre tabiblerle cerrahIarın
hekimbaşı tarafından
bölgeyi "Turcae" diye
İnebolulu Abdullah Efendi tarafından 1888 yılında Karaköy'de imtihan edilmeden görev anar. Yaşlı Plinius da
açılan bir zamanların en ünlü lokantalarından biri olan Abdullah yapmaları yasaklandı.
"Tyrcae"den söz eder. ..
Lokantası'nın kartı. .. Mutatabbibliğin de Daha 5. yüzyılda, yani
Abdullah Efendi'nin bir süre saray mutfağında çalıştıktan (sahte hekimlik) şiddetle
Türklerin Moğolistan'da
sonra açtığı Abdullah Lokantası, kısa zamanda Osmanlı-Türk cezalandırılacağı açıklandı.
ortaya çıkışlarından
mutfağının leziz yemekleri, keten masa örtüleri, "Yıldız Porselen" 1573 tarihli belgede, çok önce, Karadeniz'in
tabakları, gümüş sofra takımları ile ünlenmişti. 1920'de İstiklal rrekimbaşıC;araseddinzade
kuzeyindeki bozkırlarda ve
Caddesi, Rumeli rran 86 numarada bir lokanta daha açan Muhittin'in bilgisiz ve daha kuzeydeki ormanlık
Abdullah Efendi'nin adıyla anılan lokantanın müdavimleri cahil kimselerin hekimlik bölgelerde Türk dili
arasında Yahya Kemal, Abdü1hak Şinasi rrisar, Ahmet rramdi konuşan halkların varlığı
yapmalarını önlemek
Tanpınar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü gibi birçok ünlü sima istediği belirtilmektedir.
kesin olarak biliniyor.
bulunuyordu. 1968 yılında Abdullah Lokantası, Beyoğlu'ndan İlk uzmanlık "imtihanları" (Denis Sinor, Erken İç Asya
E mirgan' a taşındı ve kapandığı 1993 yılına dek konuklarını da aynı sene yapılmaya Tarihi, İletişim Yayınları
burada ağırladı. başlandı.
2000)
Net Tarih
P .ALEn - lo' 1.1TU R E
Sazlar (Çalgılar)

Showing pxtti with ıa~ı i SSos. t, ,,1\1 ı .t

A<l n>·ı1I s lıı,; LLL ıh e Nı>:n .Futul't> ( ı SA.)

()bh.-II.."I dı<l1'~~ ""'J'h~(~.1'"


M.tt N.w,ıJ.:, d~(! i ru:ı tl';ı~ ~"ı~-t:,.·,ııtr
.. rn~r l)f!iı" I n:err,t l.lfy'.ıı h.ı_ean','

WhileJlınoot ~U (l8d~n(')!j ficti(ln is ~ diN!ct<:'Omm;ınl rıf dı"tiw8 in


"'hich!tw<ısCT9J tedmor"lıothanaprtıodictıonofth"futur~ . r.;ıloeo­
futuriıım;~ mor. orum . dir'tC! pr+iiction of tbfutuf'l. ihıııim"eeof
"advertısing in the n~r futtıre,"whilen-:ı\ $C\'1noefiction, iı;;:lNrly mQre
~ oomıııcıı ton thıı pt>riod in whkh it Wil:l pllb1i~h'!d .

Geçmişteki
gelecek
Paleo-Future, geçmişte geleceğin
nasıl hayal edildiğini inceleyen
"retrofütürizm" akımıyla ilgili en
kapsamlı sitelerden biri. Ziyaretçiler
yarım kalmış ve artık günümüzde
absürt olarak görülebilecek yeni milenyumun gelmesiyle bütün
teknolojik projeler ve eski bilimkurgu elektronik sistemlerin çökeceği inancı
eserlerindeki temalar gibi pek gibi gelecek tahayyüllerinin bazıları
Türk musikisinden çok unsuru ı880'lerden ı 990'lara hem tanıdık hem de söz konusu
kadar inceleyebiliyor. ı 900'lü yıllara dönemlerin düşünce biçimi hakkında
diplomasız mezuniyet
ait, kablosuz bir telefonun nasıl ipuçları veriyor.
olabileceğinin tasviri ya da ı 990'larda, http://www.paleofuture.com
Klasik Türk müziğinin bütün detaylarını
Türk Musikisi adresinde bulabilirsiniz.
Farabi'den İsmail D ede Efendi'ye, Hacı
ArifBey'den Münir Nureddin Selçuk'a Kafkasların kalbi
bestekarların hayatlarına ve önemli
burada atıyor
bestelerinin güftelerine ulaşabiliyorsunuz.
Saz ve sözlü eserlerden oluşan nota arşivi Kafkas Vakfı, Kafkas tarihi ve kültürüyle
de zengin bir kaynak. Konuyla ilgili makale ilgili pek çok ayrıntıyı internet sitesine
ve araştırmaların yanı sıra klasik Türk . . . _ _ 8 _ _ _ _ ... _ _ _ _ _ _
taşımış. Kafkas halklarının tarihi,
müziğinin nazariyatı, usulleri ve formlarıyla
' H« ili, hall4d. ıı.r <1>1 6!K.k" __ _
kültür ve gelenekleri, müziği, dilleriyle
ilgili daha derin bilgi sahibi olmak ilgili bilgilerin yanısıra
Bı r "Asya Yaftakh" sergısı
isteyenler için de eksiksiz bir başvuru adresi. Kafkasya'daki gelişmeleri
Türk Musikisi, "musikişinaslar" için de içeriğinde barındırıyor.
haberleşebilecekleri, bilgi alışverişinde Makaleler ve haberler de
bulunabilecekleri bir grup da oluşturmuş. sitenin güncel yönünü
Site üzerinden üye olabileceğiniz zengin kılıyor. Özellikle
haberleşme platformundan, özellikle "Belgelerle Kafkasya"
klasik Türk müziği, Türk halk müziği ve bölümü konuyla ilgilenenler
tasavvuf müziği ile ilgili her tür bilgiyi için bir nevi arşiv niteliği
paylaşabiliyorsunuz. taşıyor.

www.turkmusikisi.com www.kafkas.org.tr

90 NTV TARiH NiSAN 2009


·anda · ···· ······· · · ··· · · · ······ · · · ···. . . ... .. .... ..... . . . . ... . . ... . . . ........ . . . . . ..
;,..:..:..:.:.:.:.:.:.:.:.:.:,: .... .... ..... ..... ..: .... :.: ' .:" ~.:::- ' ~" " " ":":: '" ' :' ; '''''' '' ''' ' ''''' ' ' ''' '' ' ''' ' '' ' ''' ' '''''' ' ''' ' '' '' ' '''' '''''' '' ' ''' '' ' '' ' ' ''' ' ' ' '' ' '''''

f. ası istanbul Film Festivali 4-19 Nisan


tari nde gerçekleşecek. Festivalde tarihin
politika, savaş ve müzikle kesiştiği 38 film var.

Bir yakın tarih ve Andreas Baader'in kurduğu,

hesaplaşması radikal silahlı sol örgüt Kızıl


Ordu fraksiyonunun yükseliş

aaderve ve düşüş sürecini inceliyor.


Filmin afişinde "onlar terörist

Meinhof mi devrimci mi?" diye bir


soru yer alsa da senaryo,
farklı açı l ardan yaklaşarak
SUHA ÇALKIYİK
." ......... ..... .... ............
.. ana karakterlere karş ı adil
davran ı yor; yargılamak yerine,

F merakla beklenen
i ım Festivali'nin özgürl eştirici an l atım ı yla
izleyicinin kend i sonucuna
yapıtı , Al manya'n ı n kendinin varmas ına izin Bleibtreu, Baader'in Stuttgart' ı n
Stammheim
2009 Akademi Ödüllerindeki veriyor. izleyicinin sempatisini karizmasını ina nd ı rıcı biçimde Hapishanesi gibi gerçek
temsilcisi ve şimd i ye kadar yitirmeye baş lad ığı sahnelerin, yans ı tıyor. Aynı şek i l de mekEınların k ull anı l ması,
ü reti l miş en paha lı prodüksiyon öykünün merkezindeki Meinhof Gedeck de inand ı ğı amaç gerçeklik vurgusunu daha da
olarak gösterilen "Der (Martina Gedeck) karakterinin uğ runda çocuk l arını terk pekiştiriyor. Stefan Aust'un
Baader Meinhof Komplex" en etkileyici o l duğu anlar edecek derecede ideallerine k itabından uyarlanan "Der
sert, hızlı hatta nefes nefese o l duğunu söyleyebiliriz. bağlı Meinhof rolünde Baader Meinhof Komplex",
koşturan bir sinema yapı t ı Andreas Baader'i can l andıran mükemmel bir performans kışkırtıc ı ve düşündü rücü
olarak dünyanın sayıl ı saygın Moritz Bleibtreu ve Gedeck sergiliyor. Yönetmen Uli Edel, bir film. Süresinin gereksiz
fi lm festivalierinden sonra mükemmel birer başrol filmin temposunu sürekli biçimde uzun tutu l ması
istanbul'da. oyuncusu. Örgüt içindeki en ayakta tutmayı başarıyor; d ı şında, - kaçırı l maması
19?0'lerin Almanya'sında, antipatik ve en az idealist özellikle mahkeme sahneleri gereken- bir yakın tarih
Ul rike Meinhof, Gudrun Ensslin yap ı daki rolü can l andıran kusursuz bir biçimde çekilmiş. hesaplaşma ve öze l eştiri filmi.

NTV TARiH NiSAN 2009 91


.~i.~.~~~............................................. ... .................... . ......... ... ...... ............. . .................. .... ............ . ........... ...... .......... ..
68'in k afa tuta n ruhu Nick Nolte gibi önemli
Klasiklerden çağdaş : La Teta Asustada (Acı Süt)
oy u ncuları n çizgi karakterleri
Chicago 10 ses l endird iğ i "Chicago sinemaya tarih :
Les Annees Declic
(Fotoğraf Yılları)
10"un senaryosu mahkeme 1974, Une Partie de Milk
istanbul Film Festivali'nde NTV tutanak l arına daya n ı yor.
Campagne (1974, Kırda Bir : Nazarin
Belgesel Kuşağ ı 'nda yeralan 1968 Demokrat Parti :
Gezi) Nazım'ın Küba Seyahati
"Chicago 10", Oscar'a aday :
Ulusal Kongresi'nde polis 5 Nolu Cezaevi
gösterilen Brett Mo rge n ' ın ve göstericiler arasındaki Andrey Rubl ev
gözünden , a rşiv görüntüleri çatışmayı siyasi bir oyun gibi
Aya Seyahat
ve animasyon aracılığ ı yla izliyoruz. Filmin kafa tutan tav rı , Bir Buçuk Oda :
A merikan tarihindeki bir dönüm anlatt ı ğ ı dönemle örtüşüyor.
Bound for Glory (Şöhret
noktas ını, "Chicago 8" davasın ı Neşe l i, güldürücü, bazen de
Yolunda)
izliyor. 1968'de yen i baş kan son derece soyut ve aykı rı :
Cafe de los Maestros
adayının seçildiği Demokrat anlatımıyl a, "yakın zamanda :
(Üstatlar Kahvesi)
Parti kongresi sonrasında bir yaşana n savaşa da eleşt i ri
Captain Kemal, A Comrade :
hafta sü ren ayakl anmaları n getiren" belgesel, "nesnel"
(Kaptan Kemal, Bir Yoldaş)
a rd ın dan savaş ka rşıt ı sekiz olmadan, kahraman l arının Csny Deja Vu
N azı m 'ın Küba Seyahati,
protestocu tutukl anarak idea1izmi ve tutku l arından
Delits Flagrants (Suçüstü) 1961'de Kü ba lı şa ir arkadaş ın ı
yarg ıl anır. besleniyor. :
EI Olvido (Unutmak) ziyaretini konu a lıyor.
Fifty Dead Men Walking (50
Ölüme Mahkumu Adam) : Of Time and the City
:
Flammen & Citronen (Alevler (Zaman ve Şehre Dair)
ve Limonlar) : Sebast iane
ii Divo Sim6n del Desierto (Çöıü n
In Berlin (Berlin'de ) Simon'u)
Inti Illimani, Dove Cantano : Sonbahar
:
Le Nuvo le ( B ulutla rı n Şa rkı : The Countess (Kontes)
S öyledi ği Yerde) They Shoot Ho rs es, Don't
inkılap ve 9 Kardeş They? (Atl arı da Vururlar)
Kara Al tında n Al t ın Tony Manero
Mikrofona Viva Zapata!
La Passion de Jeanne D'arc Vurun Kahpeye
(Jeanne D'arc' ın Tutkusu) : Zift
:

28. Uluslararası İstanbul Film Festivali


• Gösterim yapı l an • Bilet sat ı ş l a rı :
sinemalar: www.biletix.com
Emek, Yeni Rüya, Atlas, Emek, Atlas , Rexx s in emal arı
Beyoğ lu , Rexx, City's • Festiv al P rogram ı :
www.iksv.org/fiIm

Televizyon Kennedy başabaş gerçekleşen baş ka n lık ka za na cağ ın dan emin olan
seçimleri. Kennedy'n in b eğen i aj ans ça lı şa n la rı ofi ste part i
Nixon'a karşı toplayan seçim kampanya s ı y l a vere rek seçim so n uç l arını izler.
Her Sal ı 22 .15, e2 başedemeyeceği n i anlayan Gece boyunca kimin kazand ığı
5terling (ooper, N i xo n' ı a n l aşıl ma z . Gerçekten de 9 Ka s ı m
60'lar New York'unda bir reklam desteklemek için fa r klı bi r yol 1960 sa bah ı ABD'de tam bir kaos
aja n s ın ın ça lı şanlarını konu alan seçer. Kennedy'nin can l ı yayında hakimdi. Times gazetesi tüm
"Ma d Men"de birinci sezonun halka ses l eneceğ i televizyon oy la rın say ı l masın ı beklemeden
son bölümlerine damgasın ı prog ram ı na rek lam girerek Ken nedy'n in seçi l diği n i
vu ran olay, John F. Ken nedy Kennedy'nin ko n uşma süresini du yu r m u ştu. Nixon, sadece 120
ve Richard Nixon a ras ı nda kısalt ı r. 8 Kas ı m gecesi Ni xon'ın bin oyla seçimi kaybetmi şti.

92 NTV TARiH NisAN 2009


Zamanın Görünen Yüzü:

Saatler
13 Mart-28 Haziran
armasının içine
Ya p ı
Kred i Vedat oturtulmuş bir
Nedim Tör Müzesi, Fransız saati.
istanbul
gemici
Ya pı Kred i, teknoloji saatinden
tarihi temalı sergiler meydan
dizisine saatlerie başladı. saatlerine
Türkiye'nin önemli müze neredeyse tüm türleri
ve özel koleksiyonlarındaki görmek mümkün. Mustafa
eserleri biraraya getiren sergi, Şemi, Mehmet Şükrü, Ahmet
insanın günü saat dilimlerine Eflaki Dede, Dervi ş Yahya ve
ayıran matematiksel sistemi Şeyh Dede gibi saat ustalarının
ve saati buluşundan 1950'lere yapt ı ğı, çok azı günümüze
dek geçen süreci içeriyor. ulaşab i lmiş saatler usta l arıyla
.oTiktak" seslerinin birbirine an ıl ıyo r. Sergideki bu nadide
ka rışt ığı salonda; tarihi saatler Osmanl ı saatlerinin en eskisi
iş l evsellikleri, mekanik yapıları , 16. yüzyıldan . Zamanın
dönemlerinin tarihi atmosferi kavramsal yönü ise , ünlü yazar
göz önünde bulundurularak ve düşünürlerin saatlere eşlik
ayrıntılı bilgilerle sergileniyor. eden yaz ıl arıyl a izlenebiliyor.
Gü neş saatinden kum saatine, www.ykykultur.com .tr

Osmanlı'dan
Cumhuriyete
Biraya Dair
21 Mart-19 Nisan , Osmanlı
Ga rajistanbul toplumunda
23 Nisan-5 M ayıs, Ça ğdaş da hayatın önemli bir
Sanatlar Galerisi, Ankara parças ı olduğu dönemin
13-31 Mayıs, Atatürk Kültür popüler objeleriyle
Me rkez i, izmir gösteriliyor. Araştırmacı
ve yazar Mert Sandalcı içinde algılanıyor. kültürüyle ilgili akıılardaki
B i ran ın Osmanlı topraklarına koleksiyonunu 20 Öyle ki, koskoca bir sorulara cevap olacak."
sanayi ürünü olarak girdiği yılda o l uşturmuş. semte adını ve rmiş Sandalcı koleksiyonunu
1840'lardan Cumhuriyetin ilk "Osmanlı'da bira var bira fabrikası Bomonti oluştururken karşılaştığı en
y ıll a rına serüveni ... Serg ideki mıydı?" sorusuyla halen yerli yerinde. büyük zorluğu, tarihi bira şişesi
objeler, bardak a ltlığından sık sık karşılaştığını Genciyle, yaşlısıyla ararken yaşamış . Bira şişele ri
açacaklara , bira bahçelerinde belirten Sanda lcı'nın tarihine yabancı bir o dönemde mandal karşılığı
çekilen fotoğraflardan ilanlara cevabı , "Son yıllard a toplum olduk. Bu değ i ş-tokuş edildiğinden
h e rşey! Biranın Cumhuriyetin Osmanlı olduğundan yüzden koleksiyonum bugüne çok az örnek kalmış.
ilk y ıllarında olduğu gibi farklı olarak belli kalıplar Osmanlı'daki bira www.birayadair.com

NTV TARiH NiSAN 2009 93


·Aianda··············· ··· ··· ··········· ······· · ···· ·· ....... .............. ............ ........................ .................. . ... . . ... ...........................
... .. .... .. ... ..... ....... ........ ........ .... ........ .... ....... ........ ............ .... ....... ..... ......... ........... ... ..... ...... .. ... .. .... .... .... .... .. ....... ... .... ... ...

Belgesel ÜNİVERSİTELER

Beşiktaş'ta Bir V. Uluslararası

Tayyare Fabrikası Sinan Sempozyumu


2-3 Nisan
30 Nisan, 17.30 ve 19.00
Trakya Üniversitesi, Edirne
Söy l eşi: 20.00
Osman l ı Bankası Müzesi, Geçmişten geleceğe "tarihsel
ista nbul alanlarda tasarım dili"
konu su, kültürel miras, kent
Savaş Güvezne'nin belgeseli,
ve toplum temaları üzerinden
1930'larda Beşiktaş 'ta bugü n
ele al ı nıyor.
Deniz Müzesi'nin bulunduğ u
http://muhmim.trakya.edu.tr
binada bir tayyare fabrikası ve
Yeş ilköy'de havaalanı kuran;
daha son ra çeşitli
Türk Mutfağında
nedenlerle
Kahvaltı
giri ş i mleri ne
20 Nisan
k ısıtl ama
Anadolu Üniversitesi,
ve yasak
Eskişehir
getirilen
Seminerde, Türk mutfağı ve
Nuri Dem i rağ'ı n
Türk mutfağında kahvaltı
öyküsünü anlatıyor.
kültürü tarihi boyutuyla
Belgesele Nuri Demirağ'ın
tartışılacak.
torunu Adnan Nur Bayka l'ın
www.tumab.anadolu.edu.tr
söyleşi s i eşlik ediyor.
www.obmuze.com

Geleceğin tarihçileri
tarihi tartışıyor
prensipler çerçevesinde En önemlisi ise, sempozyum 20-21 Nisan
Sempozyum anlaşılması Kosova için bildirilerinin kitaplaşt ı rılara k Anadolu Üniversitesi,
büyük önem taş ı yor. Özellikle Arnavutça yay ı m l anması. Eskişehir

Arşiv 1912 sonrasında Balkanlarda Böylece Kosova Devlet Sempozyumda konu


Osma nlı ve Türklere ili şkin Arşivle ri ' n e ilk kez Arn avutça sınırlaması yok. Katılımcılar
Belgelerinde olumsuz bir imaj oluşturulmuş; metinli resmi bir belge g irmiş özgün araştırma konu l arın ı
Kosova ve yüzyıllarca kardeşçe yaşamış olacak. Osmanl ı dönemi kendi belirliyor ve tartışıyor.
Osmanlı Devleti Balkan milletleriyle Türkler Kosova'sında siyasi hayattan , www.anadolu .edu .tr
14-16 Nisan aras ı ndaki bağ koparılmaya ekonomiye, şeh ireilikten
Pr i şt i ne, Kosova ça lı ş ıl m ı şt ı r. Arnavutlar ve din i hayata ve Arnavut ası ll ı
Türklerin "kader b i rl iği" olarak Osmanl ı devlet adam l arı n a Edebiyat, dil ve
Kosova, 17 Şubat 2008'de nitelendirilebilecek ilişk il er i n i n kadar pek çok konunun ele kültürde kadın
bağ ı msız l ığına kavuşa rak tarihçiler ve arş iv uzman l arı a l ınacağ ı sempozyumu, TlKA 27-29 Nisan
yeni bir döneme girdi. 523 ta rafından yeniden ele alınması (Türk i şbirl iği ve Ka l kınma Adnan Menderes
y ıllı k Osma nlı dönem in in ve tart ı ş ıl mas ı bu nedenle idaresi Başkan lı ğı) ile Kosova Üniversitesi, Aydın
tarihi gerçekler ve bilimsel büyük anlam taşıyor. Devlet Arşivleri Genel 2. Uluslararası "Bir Bil im
Müd ürl üğü düzenliyor. ilki Kategorisi Olarak Kadın"
gerçekleşece k uluslarara s ı sempozyumu, Cumhuriyetin
sempozyuma, 11 ülkeden kuruluşundan bugüne,
(Türkiye, Kosova, Arnavutluk, çağdaş Türk kadınının diğer

Makedonya, Bosna Hersek, topluml arın kadınlarıyla


Karadağ, Sı rb i stan , Hırvat i stan, karşılaştırıldığında, edebiyat,

Slovenya, Avusturya, Polonya) dil ve kültür bağlamındaki


yoğu n bir katılım var. 70 konumunu, kadına yüklenen
öğ ret i m üyesi ile arşiv u z m a nı sosyal rolleri ve kadın
biraraya gelecek. imgesini konu alıyor.
www.site.adu.edu.tr/
Sultan M e hmet- Reşat, Adem Urfa, TiKA Kosova PKO women2009/index.asp
. Haziran 1911'de Kosova'da. Koordinatör Yardımcısı

94 NTV TARiH NisAN 2009


@) ~
MISS
WORLD
MISS
EUROPE
MISS TURKEY 2009
GüZELLIK YARışMASı
cr ~
MU. !nt",IDt/(l""1 MISS UNIVERSe<'
Zamanın Izinde
• ·····i~~~~·i~~~~~~···· ···· ·········· ·· · · ·· · ····· · ····· ....... ....... ..... .......... .......... ..

Siz kimlerdensiniz?
Şecereler aile, sülale, gelirlerinden hisse alanlar, kadın-erkek
kabile tarihini anlatır. ayırt edilmeden belirtilmişlerdir. İşte
bu durumda şeeerenin statü sembolü
Bunlarda gelir, toprak, soy,
olmanın ötesindeki işlevlerinden biri
., f.'

şÖhret, tarih veya aidiyet daha ortaya çıkar. Çin'de yerleşik soylar,
paylaşılır. Kendisini müştereken kullandıkları arazilere bağlı
~ olarak şeeereler düzenlerdi. Bu şecere-
yedi göbek atasının N
~
ler miras açısından önemli idi. Yakında
isimleri ile tanımlayan i Ahat Salihov tarafından yayımlanacak
kişi, takriben iki yüz ~ olan BaJkurt Şecereferi'nde ise, bunların
~ her birinin bir Başkurt kabilesinin var-
senelik bir aile tarihini
il;==;;;-------,:-":"7"-:---\;-.".....,~~~ ~ lık gösterdiği bölgeyi tanımlamak için
omuzlarında taşırken, ı- '!
kullanıldığını görüyoruz.
kendisine kimlerle nikah '" Kısacası yukarıda sayılan bütün bu

düşmeyeceğinin her zaman


~ durumlarda, şecerelerin özel bir işlevi
var. O açıdan günümüzde yaşayan biri,
bilincindedir. kendi ailesine ait bir şecere gördüğü
o zaman insiyaki olarak "Ben var mıyım ?
Varsam neredeyim? diye sorar da şee e ­

S udan'da bulunduğum sırada, 1980-


82 yıllarında, Wad Medani yakının­
da göçebelerin yerleştirildiği çiftliğe
r renin asli işlevini pek sormaz. Bunun
sebebi artık şecerelerin çoğunlukla esas
işlevlerini yitirmiş olmaları ve günümü-
gitmiştim. Kitabi bilgilerime göre, göçebe- zün değerleri çerçevesinde algılanma­
ler yedi kuşak atalarını bilirlerdi. Karşım­ Silsilename'den Timur'un şecere ayrın tı s ı . larıdır.
daki göçebeden devşirme köylü ise, sadece Nasıl miras, gelin veya damada değil
babasını ve dedesini biliyordu. Ben "daha ağaç veya şema şeklindedir. Özellikle son de evlada kalıyorsa, şecere de miras yo-
kimler var" diye ısrar edince, bana şöyle bir zamanlarda bilgisayarlı tasarımlarla bu tür luyla elde edilen ve elde edilenler arasında
bakmış ve "Ben bilmiyorum! Bana lazım şemalar hayli yaygınlaştı. paylaşılanı, üleşileni gösterir. Paylaşılan şey,
değil, sana niçin lazım" demişti. İşlevlerinegelince ... Kimi zaman "siz gelir, toprak, soy, şöhret, tarih veya aidiyet
Hani bilginin bizi üstün kıldığı varsa- kimlerdensiniz" sorusuna "biz kimselerden olabilir. Bütün bu durumlarda paylaşma ile
yımını bilinçsizce içimizde yaşatırız ya! Bu değiliz" cevabını veren kişinin sözlü olarak ilgili bir işlev söz konusudur. Bu işlevden
köylü içimde varolduğunu bile bilmediğim belirttiği konum, hatırlamaya değer bir yoksun olunca, sosyopolitik ve ekonomik
bu hissi kıran ilk kişi oldu. Sudan'da ben- şecere sahibi olmamaya işaret eder. Kimi işlevlerinden arındırılmış bir köken bilgiJi
zeri olayları daha çok yaşayacaktım. Benim zaman şecereler ailenin uzun bir tarihe, yığını şeklini alarak, kişiyi yanlışlıkla saf-
bilgi penceresinden baktığım sanal dün- dolayısıyla soylu oluşuna delalet eden bel- kan arayışlarına da yöneltebilir.
yam, onların gerçekleriydi. Bu gerçekler- geler olarak algılanır. Bazen bu şecereler Göçebeler arasında şecere bilgisi insa-
den bazıları da, onlara özel şeylerdi. bizi tarihteki önemli bir şahsa götürür. Ba- nın adresidir. Kazaklar "jeti atasını bilme-
Şecerenin bir tarih malzemesi değil de, zen önemli bir konuma gelen kişi , birden- gen jetim" derler. Cengiz Aytmaotov yedi
kişiye özel bir bilgi olduğunu; uzunluğu ve bire ailesinin tarihte daha önemli birinin atasını lakaplarıyla anlatırken, bize aile
kısalığının o kişinin inhisarında bulundu- neslinden geldiğini "fark ediverir" ve bunu tarihini de nakletmiş olur. Kendisini yedi
ğunu böylelikle anlamaya başlıyordum. yaygınlaştırır. göbek atasının isimleri ile tanımlayan kişi,
Tarihte birbirinden farklı şecereler Bütün bu belgelerde çoğunlukla baba bir taraftan takriben iki yüz senelik bir aile
var. Kimisi ip üzerine yapılmış düğüm­ soylu bir toplumun erkekleri yer alır. Ta- tarihini omuzlarında taşırken, diğer taraf-
lerle örümcek ağını andırır; kimisi sanki nıdığım genç bir hanım "Babamın şeeere­ tan da kendisine kimlerle nikah düşmeye­
bir göçebe otağının tepesinde bulunan ve sinde yoktum, eşiminkinde de yokum. Yani ceğinin her zaman bilincindedir. Halbuki
"tündük" denilen ışık deliğinden aşağı ba- ben yokum" diyerek gülmüştü. Öte yandan Sudanlı göçebe em mi oğlu veya emmi kızı
kıyormuş ve "ok" denen direklerin üstünde- yerleşik toplumlarda, özellikle Orta Asya ile evlendiği için, yedi göbekli bir şeeereye
ki bağları, ilmekleri aydınlatıyor gibi kar- ve Anadolu'da vakıflarla ilgili şecerelerde ihtiyaç duymaz ve "Ben bilmiyorum! Bana
şımıza çıkar. Bazıları ise dal budak salmış kadınların da yer aldığını görüyoruz. Vakıf lazım değil, sana niçin lazım" der.

98 NTV TARiH NiSAN 2009


Ta rih i artık sıkıcı, t ozlu kitap sayfalarından değil, eğlenerek bilgilenerek okuyacaksınız.
Üstelik okudukça bu gerçek masal dünyasına kendinizi daha çok kaptıracaksınız.

Tarihi Romanlar
t ,,,. ,~,('- ..
CA.Mi1' Au Çizgili
"' ~-,c...... ,,\
A. ADNAN SAYGü N Pij a malı
DAR :ı<;ÖrRÜNÜN Ç ocuk
DERVİşİ
MudUÖdınal

John ROjRO

()tudem'

Bilgilendiren Tarih

E~ 'ence'; T a\v;h
YAlıNAYAK GEN
Bombadan Sonra

3.Klı.p
www.Bitturk.Net


a,r
OBJE LER BELGELER
FOTOGRAF LAR SERGiSi

21 Mart-19 Nisan 2009 23 Nisan-5 Mayıs 2009 )3 ~ayıs-31 Mayıs 2009


iSTANBUL ANKARA ıZMIR
garajistanbul Cankaya Belediyesi Ege Üniversitesi
Saat 10:00-20:00 Cağdaş Sanatlar Merkezi Atatürk Kültür Merkezi
Saat 09:00-1 9:30 Saat 08:30-1 8:00

. . ..... .