You are on page 1of 274

BUS !

t'T
UMl H O M fE
ru!

IR P fT u

i W ^ (
^1! vl(.>RIA\i=S:
;p N G R E b l i
.MfH! 1GW
IvaGTia ^toy ^i m A E T E R t S
MEMORIA l
iM e m r l

)U1S S E R V A R E M E N T E

.w;:| IG j
AhClUAM MtME/0
;^ARTIUM - / . A M i
j = 1 /*^

3EBEC
^ td
Bellek: ncesiz, Sonrasz
Say: 50 Bahar 2007
Yap Kredi Yaynlan; 2510
Genel Yayn Ynetmem:
R a t a v a
Co^to
aylk dnce dergisi Halkla likiler:
Say: 50 Bahar, 2007 A rzu H aksun
ISSN 1300-2880
Reklam:
S erkan K alk and elen
Yap Kredi Kltr Sanat Yayncdlc A..
adna sahibi: Yazma Adresi;
H a U l T a d e le n COGTO
Sorumlu Yaz leri Mdr: Yap Kredi Kltr Sanat Yaynclk A.$.
ASLIHAN DN stiklal Caddesi, No: 161 Beyolu 34433/lstanbul
Tel.; (0212) 252 47 00 (pbx)
Dergi Editr: Faks: (0212) 293 07 23
e y d a z t r k
E-posta: ykkultur@ykykultur.com.tr
E-posta: sozturk@ykykultur.com.tr
nternet adresi: http://www.cogitoyky.com
Yayn Kurulu: http://www.yapikredi.com.tr
N r I A kbayar , e y i a B en h a b Ib ,
B es Im F. D e u a l o l u , Y cel D e m rel , Yaym Tr:
Z e y n e p DIr e k , M n Ir G le , F erda Cesk In , Yerel sreli
M . S abr I K oz , K:a a n H . k t e n ,
Z e y n e p S a y in , G v e n T u ran Partner of "European Network of Cultural Joumals - Eurozin
Katkda Bulunanlar: "Avrupa Kltrel Yaynlar A - Eurozine" yesi
K o r k ut T a n k u t e r www,eurozine .com
G rafik Tasann:
F a r u k U lay , A k g l Y ild iz Cogito'da yaymlanan tm yazlann
Y ayn Sekreteri: sorumluluu yazarna aittir.
G l a y K a n d e m r Dergide yer alan yazlar kaynak gsterilmek
kaydyla yaymlanabilir.
Renk Aynn / Basla: Yaym Kurutu, dergiye gnderilen yazlan
ALTAN BASIM LTD yaymlayp yaymlamamakta serbesttir.
Yzyl Matbaaclar Sitesi 222/A Gnderilen yazlar iade edilmez.
Baclar /stanbul
Tel.: (0212) 629 03 74 Sertifika No: 1206-34-003513
Bu Sayda:

Cogito'dan
5 Bir okurundan CogYo ya teekkrler / Rait ava
7 ncesi ve Sonrasyla Cogito / eyda ztrk

11 Jeffrey Andrew Barash Bellein Kaynaklan


23 Mnir Gle Do;n Olmadn Biliyorum Ama yle Hatrlyorum
31 Mehmet etinta nsan Hatrlar...
33 Frances A, Yates Giordano Bruno: Paris'e k Geli
47 Cengiz ala Renan, Irk ve Millet
C35 Kolektif BeUek ve ZamEn^
77 Nusret Polat B e lii^ ^ Y a B a n c l n ^orunluluk: Etik iyi yaam
K^ Br Giri
( j Keith Ansell Pearson Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze'~>j
1OS^n^KFzSemvBenTTHm 1G^0r3TOHHama7^
zne Katmanlan
ly ^^Jo seph J. Kockelmans Edmund Husserl ve Fenomenoloii
sJ 41 *Jeu M ^ n Sylei: Bellek, Tarih, n ^ ^ ^
156 Behice TezakarOBeeE^ m ocuk Mevsimi ki
kiye Aynyorum Yaam Seni!..
158 A. Sait Aykut Varhk, Benlik, Hatrlay ve Unutu zerine
170 Ayta Demirci Sessizliin Sesi: Sein und Zeit ve Dil zerine
Bir Deneme
179 Michael Schudspn Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri
200 Umut Tayda ifreli Harikalar Kumpanyas
204 Ata Devrim Haz llkesi'ni Doru Kavrayabilmek Asndan "Zaman
Kavramnn nemi
2 1 7 Cengiz ala Bellek stne Dnmek
233 Mehmet etinta lmekte Olan nsan Bir eye Uzanr...
235 Eilean H o ^ o ' - GreenhilI Bellek Tiyatrosu
248 Nicomedes Surez-Araz Anmezi Manifestosu
256 Faruk Duman Kaplan: G istemimiz zerine bir deneme

Geen Saydakiler
268 Say 49: Freud ve Kltr

270 Yazarlar Hakkmda


i'ti r i H 'ii m i m n w w i ' i l u u -----------------

1971 Nisan' ndan 1972 Nisan' na...

12 Mart Anlar
27 Mays 1960'ta askerler ynetim e el koydular, sivil ve asker karma bi
istem getirdiler. Geici bir sre, anayasa hazrlanncaya kadar, yrttler
eri ve gzel bir anayasa ile sivil ynetim e dndler. 12 Mart, 27 May:
biimi bir 'ihtilal', bir 'devrim' saylamaz. Politikaclara bir 'ihtar',
bir 'tembih' dem ek daha doru olur."

2 Mart Anlar
ihat Erim
48 sayfa, 32 YTL

Cumhuriyet tarihinin ikinci askeri mdahalesinin yapld 12 Mart dneminin babakan Nihat
Erim, "olaanst koullar"n hkm srd bir dnemi anlaryla aydnlatyor:
12 Mart Anlar... Ortann solunda bir akademisyen, insan haklar savunucusu ve olas T.C.
cumhurbakan aday olan Erim, bir askeri mdahale srasnda babakanlk gibi nemli bir
jrevi neden ve nasl kabul etmiti? 12 Mart Anlan, dnemin olaylarn Erim'in kaleminden,
kiisel savunmas olarak anlatyor, ileride yazlacak tarih bilgisine k tutmay amalyor.

ao Y 1 KREOtVAVmUUn KtTMSVLOd STANBUl; 212


ANKARA 312 435 BS 94
08 24/ 502 IZMR; 232 4 82 90 -
j(^kituy((i*lt.TOm.tr WE8SHESW4W.>fcytullurOTii.tr
MTCRNET SATtf yy.estiB.com.tr www,yapTOl1.ajm.r
uviHM nldkm tosjUlATVAViM rflKTr.u vu H . i5 lona n n
^YapKred
IT i'tlr ^ a n a t V a i
Bir okurundan Cogitoya
teekkrler...

Ben bir Cogito okuruyum. lk saysndan bu yana btn saylannn da


mdavimiyim. Zaman zaman okumakta zorlandm, zaman zaman da ya-
zarlanyla hi de hemfikir olmadm yazlar okudum Cogitoda. Ama her za
man ilgiyle izledim. Her zaman da iyi k yaymlamyor dedim ve her saysn
bakalm bu kez hangi dosyayla dopdolu kacak diye bekledim.
Dergiyi yalmzca benim beklemediime, yllar iinde dergiden her haber
dar olann da derginin eski saylarm almak iin srekli isteklerde bulundu
una baklacak olursa, epeyce kalabalk bir Cogito okuru grubu oluturdu
umuz ortada. Bylece, bir derginin Trkiye'de bugne dek rastlanmayacak
bir zellii daha olutu: Yllar gese de tekrar tekrar baslan saylar...
Haydi enmeyelim ve sanki yalmzca sekinci okurlann dnda kimse
nin ilgilenmeyecei varsaylan baz saylann bile nasl defalarca basldn
dan rnekler verelim; Ak 10., Osmanllar 9., Laiklik 8., iddet, Bizans,
Nietzsche saylan 6., Kirlenen a, Kent ve Kltr, Yzyln Psikanalizi,
Seluklular, Witgenstein, Adomo saylan 4., Ban ve Sava, Descartes say
lan 3., Dnya Byk Bir Maaza, Entelekteller Gerekli mi. Yeni stanbul,
Ezoterizm, Derrida, Freud ve Kltr saylan 2. basklannda...
Tabii btn bu baarlarn altnda dergiye yazlaryla (bilmem yazdan
daha ok kapsaml makale szc daha uygun dmez mi?) katkda bu
lunan yzlerce yazarn ve C ogitonun btn ar ykn eken ksa ve
uzun sreli (bazlar konuk) editrleri Ahmet Cemal, Hlya Tufan, Aslhan
Din, Cem Aka, Ik imek, Serra Ciliv, Vedat orlu, Aye Erdem, Cem
leri, E. Efe akmak ve imdiki editr eyda ztrk'n almalarn da

Cogito, say: 50, 2007


gz nnde tutmak gerekir. Srekli okurlar olarak hepsine okurlar adna
teekkr ederim.
1994'tekl lk saynn sunu yazsnda Turhan Ilgaz, Cogito dergimiz in
"Byle bir platform, tanm gerei demokratik olmak zorundadr. nk;
yalnzca demokrasi, tek bir kiinin bile, aklm, btn bir insan topluluu
nun saduyusuna kar ve ramen dayatp savunabilecei ortam anlamnda
ki demokrasi, bize hakikati arama, yani bilgiye ve bilmeye erime, yani -b
tn anlamlaryla- zgrleme imkn verebilir. Onun iin de, bu demokratik
platform, bir rejim olarak demokrasiyi yadsyabilecek akl yrtmelere, d
ncelere bile aktr, ama dnce retmeye, hakikati aramaya ket vuran
inan banazlklarna kapaldr diyordu.
Cogito 13 yl sonra 50. saysna ulatnda da hl aym dncelere ak,
hl aym banazlklara kapal olarak gelecee bakyor.

Rait ava

3ogito, say; 50, 2007


ncesi ve Sonrasyla Cogito

Cogfo'nun 50. saysn, ilk saynn yaymland 1994 senesinden 13 yl


sonra, derginin geirdii deiimleri, zamanla eklenip, son 5-6 yl zarfnda
derginin yapta haline gelen keleri bir say iin de olsa unutup, bir kena
ra brakarak karyoruz. Bu sayda "Rzgr Gl yok, "Yeni Perspektifler"
yok, "Kitap Eletiri blm yok, Odak" yok, Dosya yok. 50. saymzda
sadece ve sadece Bellek konusuna odaklamyor, "belleksiz toplum" olarak ni
telendirilen bir corafyada ammsamamn ne olduunu, nasl anmsayabile
ceimiz!, neden anmsamamz gerektiini anmsyoruz.
Jeffrey Andrew Barash'm ve Cengiz ala'mn bellein antik adan bu
gne felsefi kuramlardaki yerini irdeleyen yazlarna, Frances A. Yates'in
Giordano Bruno'nun bellek sanat zerine makalesi ve Eilean Hooper-Gre-
enhiU'in Giordano Camillo'nun Bellek Tiyatrosu zerine yazs elik edi
yor. Fransz sosyolog Maurice Halbwachs'n bireysel bellein her zaman
toplumsal balamda iledii tezinden yola karak oluturduu "kolektif bel
lek mefhumunu ele ald K olektif Bellek kitabn tamamlayc nitelikteki
"Kolektif Bellek ve Zaman makalesi bu konuda kaleme alnm en temel
makalelerden biri. Amerikal sosyolog Michael Schudson'm "Kolektif Bellek
te arptma Dinamikleri" yazs da gnmzde kolektif bellein ileyiini
inceliyor. Jean Blain, Paul Ricceur un son kitab Bellek, Tarih, Unutu zeri
ne yazarla yapt syleide, an bellek ve an unutma, bellek yitimine yol
vermeden balayabilmek, bellein sadakatiyle tarihin gereklii arasndaki
balant ve "doru bellek siyaseti zerine konuuyor.
A. Salt Aykut'un tbn Arabi, Shreverdi ve Heldcgger'de varlk, unutu ve
hatrlay zerine ncelemesi, Ayta Demirci'nin "Sessizliin Sesi; Sein und
Zeit ve Dil zerine balkl makalesi, Cengiz agla'nm Ernest Renan ze-
lifden rk ve milliyetilik mefhumlarna odakland yazs, Mnir Gle'nin
gemiten gnmze bellek kuramlar zerinden belleiyle hesaplat de
nemesi Bellek saymzn dier yazlan. Kaan H. kten'in zenli evirisiyle
sunduumuz Joseph J. Kockelmans'n "Edmund Husserl ve Fenomenolojisi
ise olduka nemli bir fenomenolojiye giri makalesi. Keith Ansell Pear-
son'un, Bergsonizmin yazar Gilles Deleuze'n, Proust'un Kayp Zamann
/zmde'ki bellek izleklerini ele alna odaklanan makalesiyle, yirminci yzy
ln bellek kuramlanna yepyeni bir bak as getirmi olan Bergson'u unut
mam oluyoruz. Unutmasak da yer ve zaman kstllndan dolay yer vere
mediimiz saysz bellek yaklamn ise gelecekte ele alacamzdan emin
olabilirsiniz, nk dosya konumuz ne olursa olsun, bellek btn kuramsal
ynelimlerdeki merkezi rolyle hep esas konularmzdan biri olacak.
CogYo'nun 51. saysnn dosya konusu "Melankoli. Temmuz aynda ya
ymlanacak olan bu saydan sonra kacak Walter Benjamin says zerine
almaya ise baladk bile.

eyda ztrk

Cogito, say; 50, 2007


TO
.SAYI

BELLEK:
N C ES Z
S O N R A S IZ
Bellein Kaynaklan
JEFFREY ANDREVV BARASH

"Anmsamak ne demektir? Bu soru, kiisel gemi deneyimlerle smrlan-


dnldnda olduka sradan gelebilir kulaa; ama bu snrl anlamda bile,
rnein doumla veya lmle ilk karlama ammsandnda, anmsanan
imgenin tekillii insan anlmn daha derin olaslklarna dikkat eker. Gn
delik hayatta sk sk bamza gelen bu tr denejmler, bellein insan benli
inin bir kayna olarak merkezi rolnn altm izeri'
Yzylmzn kuramsal ynelimlerinde, Henri Bergson ve Maurice Halb-
vvachs gibi az sayda dikkate deer istisna dnda bellein merkezi rolne
dikkat eken pek olmamtr. Bu jmzyida bellek, son zamanlarda ncelikle
entelektel tarih ve felsefe alanlarnda bellein nemini ortaya karmaya
ynelik yeni giriimlerde bulunulana kadar, farkl felsefi ynelimlerde ve in
san bilimlerinde sadece marjinal bir role sahip olmutur. Bellek zerine a-
limalann bibliyografisini etrafl bir biimde ele almadan, tarihilerin ve fi-
lozoflann ilgisini eken bu alandaki zmlemelerde yeni bir yaklama da
ir aretler olarak algladm eylerden bahsedeceim. Bu beni ileriki sayfa
larda ele alacam belirli soruna gtrecek.
Tarihinin son zamanlarda bellee ilgi duymasnn esas nedenlerinden
biri, 1980'lerde Nazizmin iktidara gelmesi ve II. Dnya Sava ertesinde Al
man ve Avrupa gemiinin yorumuna dair tarihiler tartmasdr {Histori-
kerstreit). Bu olaylar yaayan ve -belli bir perspektiften- anmsayan nesil
ler byk bir hzla kaybolurken, bu olaylann kati tarihsel anlammn ne ol
duu sorusu da yeni bir ivedilik kazanmtr. rnein, olduka yeni bir s
reli yayn olan History and Memory: Studies in the Representation o f the Past
[Tarih ve Bellek: Gemiin Temsili zerine almalar] ve editrln

Cogito, say: 50, 2007


Snul Frledlanderln yapt makale toplamas Probing the Limits o f Repre
sentation: Nazism and the Pinal Solution**da [Temsilin Snrlarn ncele
mek: Nazizm ve "Nihal zm"] da byk lde kantland zere, belle
in tarihle ilikisi nemli olduu kadar sorunludur da: grg tankl bel
lei, imgelemin kurmaca alamnn tesinde bir nesnellie sahip olduunu
iddia ettii srece, tarihsel anlatya bilgi salamadaki rol de nesnellik ko
nusuyla bizzat ilgilidir. ^
Yakn zamanlarda, yirminci yzylda bellek ve tarih ilikisine odaklanan
bu sorgulamadan bamsz olarak, modem ncesi dnemde bellek dnce
sini tarihsel bir perspektife yerletirmeye alan birka alma da yapl
mtr. Bu balamda, Janet Coleman'n yakn zamanlarda yaymlanm oin
almas Ancient and Medieval Memories: Studies in the Reconstruction o f
the Post [Antik ve Ortaa Bellekleri: Gemiin Yeniden Yaplandnimasna
Ynelik almalar] ve Mary Carmther'in The Book o f Memory: A Study o f
Memory in Medieval Culture'da [Bellein Kitab: Ortaa^Kltrnde. Bellek
zerine Bir alma] Ortaa dneminde bellei ele aln hatrlayabiliriz.2
Son zamanlarda entelektel tarih alannda yaplan birka dier almada
da, Bat'da bellek grngsnn tarihsellii sorunu ele alnmtr. Bellein
tarihsellii fikri, ksmen de olsa, ^ e rre Nora^n ynettii ok ciltli alma
Les Lieux de memoirem sunu makalesi "Between Memoryjtnd Historyden
[BeHek ve JTarih A^ esinlenilmitir. Ayn tarzda, Patrick H. Hutton'm
History as an A n o f Memory [Bir Bellek Sanat Olarak Tarih] Matt K. Matsu-
da'nn The M emory o f the M odem [M odern'in Bellei] ve Richard Terdi-
man'n Present Past: M odem ity and the M emory Crisis [imdiki Gemi: Mo-
demite ve Bellek Krizi] balkl almalan, kendi farkl perspektiflerine g
re bellek"in maruz kald tarihsel dnmlere odaklanmtr.^ Nora gibi
onlar da bellein sosyal ve kltrel rolnn tarihselliini Bat medeniyetinin
modem dnemde geirdii radikal dnmlere balarlar.
Felsefi adan, David Farrell Krell'in almas O f Memory, Reminiscence,
and Writing: On the Verge [Bellek, Anmsama ve Yaz zerine: Eiktel bellek
grngsne dair olduka farkl bir gr sunar.^ Entelektel modemite ta
rihileri bellein rolnn geirdii mutasyonlara vurgu yaparken, Krell, Jac-
ques Derrida'mn izinden giderek, Platon ve Aristoteles'ten balayarak Fre-
ud'a kadar uzanan, bellek zerine felsefi dnm geleneini birletirdiini
dnd bir devamllk izgisine vurgu yapar: bellek, imgeleri zihne sok
ma becerisi eretilemesi zerinden ele alnr. Bu, geleneksel "bulunu met^-

Cogito, say: 50, 2007


fl/Jflirnln temelindeki gemiin imdi tarafndan tamamyla geri kazanlma-
fll hedefine talip olan bellektir.
l'/leyen sayfalarda sunulacak olan bellek grngsne dair ksa zmle-
(nem, yukarda zikredilen almalarn esinlendii'entelektel tarihsel ^eya
ytipibozumcu bak alarndan biraz daha farkl bir ynelimi benimsemek-
tOClr. Benim zmlemem ne bellek kuramlarnn tarihine ne de bellein,
bolll bir bak asndan telafi edilemez biimde dntrlm, baka bir
bnki asndan ise hl almas gereken geleneksel rolne odaklanacaktr.^
"Anmsamak ne demektir? sorusunun felsefi anlamm ele alrken, bu so
m ya verilen geleneksel cevaplarn. Platon ve Aristoteles'in klasik bellek ara
trmalarndan beri belirli felsefi yr^limeri nasJbeYrle(nTl^nc^^
teye gitmeyi amalyorum. Benim amacm her eyden nce, sorunun kapsa
mna o d^an m k . Sorunun kapsamnn zmlenmesi bellei dier yetilerin
anln ve imgelemin- Varlk veya gereklik" belirlenimleriyle ilikili klar.^
Baz okurlar, sorunun bu bak asndan aratnimasn, konunun, felse
fi soyutlamann effaf olmayan alanna kapatlarak anlalmaz klnmas gi
bi grebilir. Ancak benim amacm, bellein kapsamyla ilgili en etkili felsefi
Argmanlarn kuramsal konulardan soyutlanm olmadklarn ve verili ta
lihse! dnemlerdeki inandrc glerini ok daha kapsaml bir konu olan
nsan zdelii zerine asli grlerine borlu olduklann ileri srmek. Bu
ttigmana gre, bellein kapsamnn insan zdelii temasna k tutacak
bir kaynak olarak ele alnmasyla bellek yorumlanmn tarihselliinin btn
karmlar aydnlatlabilir. Bu soruyu zmleyiim, zellikle Nietzsche
sonras dnyada bellek ve zdelik arasndaki problematik iliki olarak de
erlendirdiim ey zerine dnmn geniletilmesini hedeflemektedir.
I. Grevim "Ammsamak ne demektir? sorusunu felsefi bir bak asn
dan yneltmek olduundan, bylesi bir bak asnn nvarsaymlarn
aratrarak balayacam ie. Bunun iin, farkl felsefi ynelimin bu so
ruya vermi olduu yantlardan, tarihsel ilgilerinden ok. Bat felsefe gelene
inde bellekle ilgili nvarsaymlann kayna olarak oynadklar "sonraki ge
liimlere yeni ufuklar aan rollerinden dolay yararlanacam. Benim ince
lemem, gemii miras alm bu tr varsaymlarn, aratrmam anlalr kl
mak iin gerekli kavramsal ereveyi salamaya ne derece devam ettiklerini
aratrmamn tesinde, bu tr nvarsaymlann, bellek sorununun anlalr
hale geldii kuramsal ufku kuran nvarsaymlar olarak ilev grmesine me
ru biimde izin verilip verilmeyeceiyle ilgilidir.

Cogito, say: 50, 2007


Bu ynelimlerin lkinin, lk olarak Platoncu anmsama kuram tabirince
tertip edilmi olan bellek yorumunun, bizi etkilemesinin nedeni elbette mo
dem balamdaki kna kuvveti deildir. Yeni Platonculuktan'Ortaa ve R
nesans dnemlerindeki Plato temsilcilerine kadar, yzyllar boyunca felsefi
speklasyonlar zerinde etkili olmu ve Leibniz'in dncesinde uzak bir
yank bulmu olan Platoncu anmsama doktrininin geleneksel ikna edici
kuvvetini yitirdiini dnmemize neden olan belki de post-metafizik bir
dnem olarak dnmeye altmz dnemin dnce mirasdr.
Bu retinin merkezinde Platonun Menon ve Phaidon da ammsamamn
metafizik kapsamn vdgvT|a olarak yorumlay bulunur. Bu r ac
argmana gre, duyu algs sadece duyularn ksa mrl uydurmalarm or-
taya karrken, bellek olam -Sokrates'in Pkaidonda"^ ne srd gibi, ori
jinalin kopyalan olarak atfta bulunduumuz iyi, gzel vb btn duyu algs
nesnelerini- ebediyen anmsar. Sokrates anmsamann bu ontolojik ncelii
nedeniyle, renmenin aslnda anmsama olduuna dair mehur tezini n
celikle M enonda ve Phaidonda gelitirir.
Bu Platoncu bellek yorumunun ontolojik kapsamn tamamyla anlamak
iivCftaidon^d^aau%\ balamda sunulduunu unutmamalyz. Diyalogun
banda, Sokrates'in lmne tank olmu olan Phaidon'dan, Sokrates'in ya
amnn son saatlerinde sylediklerini aktarmas istenir. Bu unutulmaz gn
de, Sokrates'in dnceleri ammsama temasna ynelir, nk, ncesiz son-
rasz varl ammsama kapasitesine sahip olan bu yeti aym zamanda anm
sayan ruhun lmszlne de tanklk_eder^ Sokrates'in Simmias'a akla-
d ^ g ib iT ^ e r b u l^ e d i] gereklikler varsa, ruhlarmzn da doumdan n
ce var olmas gerekmez mi?^
Platonun lmsz ruhun nihai hakikatin a priori kaynam anmsad
na dair retisi modem balamda ikna edici gcn kaybetmise, ana raki
bi bellein kapsamn anlamay salayacak olan kavramsal ereveyi olu
turmada daha da etkili olmutur.
Modem-dnemin balangcnda, Platoncu anmsamann son byk tem-
silcisfLeibmz, ^stotelesi psikolojiye ve metafizie kadar izini srd ve
nsan Anl zerine B ir Denemede ifade edilen biimiyle, Lockeunampiriz-
minde domuna ulatn dnd bu rakip konumun temel nvarsa-
ymlanm sorgulamtr. Leibniz nsan A n ljjzerin e Yeni Denemelerin n
sznde vdpvT)a ile ammsanan doutan gelen dnceler retisine atf
ta bulunarak, Platon'un ammsama adn verdii eyin rtlemez bir y-

Cogito, say; 50, 2007


pil Vflrdr" der. Devamnda Locke'un doutan gelen fikirleri reddediini u
eletirir;
Hor ne kadar Denemenn yazar katldm binlerce nemli ey sylyor
IIR da, sistemlerimiz birbirinden olduka farkldr. Onun sisterm/mstote-
lli lo bantldr, benimkisi ise Platonla; ki ikimiz de bu iki antik dn-
Pn doktrinlerinden birok noktada aynhnz.^
Lelbnlz Lockecu ampirizmi bu minvalde Aristoteles'le ilikendirerek,
ArHlOteles'ln Platon'un metafiziinde balatt antik kaymay hatrlatr.
Aristoteles bu kaymada Locke'un daha sonra yararlanaca bellein kapsa-
iniyla lgili kilit nvarsaymlan ifade etmitir. Ayn zamanda, Leibniz'in Pla-
ton'u kendi dnce erevesine serbeste uyarlamas gibi, Locke'un ampi-
rlSlml de Aristotelesi gelenein snrlarm amtr. 10 Aslnda, Leibniz, daha
nce de belirttiimiz gibi, bu farkllklar, kendisini ve Locke'u antik d
nrlerin retilerinden farkl klan ok sayda eye" ithafen ele alr. Bunun-
ft beraber, Leibniz, en azndan bu konuda, Locke'un Aristotelesi gelenekle
balantl kuramsal konumunun orijinalliini ayrntl biimde ele almaz; ne
var k bizi en ok ilgilendiren Locke'un bu orijinalliidir, nk zmleme-
nl/. in bellein kapsamyla ilgili ikinci bir geleneksel varsaymlar kmesin-
don yararlanmamza olanak salayacaktr.
Aristoteles anmsamann kapsamn zellikle Parva NaturaliadaHki ksa n-
oalosl Bellek ve Anmsama zerinede yemden tanmlar. Aristoteles bu me
tinde bellei sadece insanlara deil gelimi hayvan trlerine de atfetmi
ama anmsama yetisini sadece insanlarla snrlandrmtr. Aristotelesi ku
ramda bellek sadece gemi duyu imgelerinin zihinde tutulmas olarak,
anmsama ise gemi imgelerin bilinci olarak tanmlamr; anmsama yetisi
unutulmu olan dealan geri getirmek ve tutarl bir biimde birbirleriyle
llikllendirmek amacyla gemi imgeleri kullanmaya muktedirdir. Burada
nemli olan, Aristoteles iin ammsama yetisinin duyu algsyla ortaya kan
imgeleri kullanmasdr. Ammsama Platoncu anlamda, duyu nesnelerinin
salt uuan kopyalan olduu a priori fikirleri deil, duyu algsndan tremi
mgeleri antnr. Bylece anmsamann kapsam duyu deneyiminin uf
kuyla snrl kalr. Burada anmsama, ayn cinsten bir yeti olan imgelemle
kesin bir benzeme gsterir: Aristoteles iin hem imgelem hem bellek, tem
silleri salt zayf kopyalar olan algsal imgede kk salmtr.
Son olarak, bu Aristotelesi perspektifte anlk bile nesneler iin duyu de
neyimine bamldr. Locke'un zihni bir tabula rasa olarak tasanmlayyla

Cogito, say: 50, 2007


Jeffrey Andrew Barash

snrlarn zorlayaca bir nvarsaym da, daha nce duyularda bulunmayan


hibir eyin zihinde bulunamayacana dair mehur skolastik hkmdr.
Leibniz'in, doutan gelen dnceleri ve Platoncu ammsama doktrinini,
Locke'un Aristotelesi izgisi olarak grd eye kar savunmasnda, asl
meselenin ne olduu u szlerinden anlalabilir:

Ruhun kendi iinde, Aristotelesin ve Denemenin yazarnn ne srd


gibi, zerine hibir ey yazdman bo bir levha gibi [tabuayasa]ji3jr^-
men bo olduu ve zerine yazdan her ejn sadece duyulardan ve dene
yimden mi geldii, yoksa ruhun, benim de Platon'la ve hatta skolastiklerle
ve Aziz Pavlusun, Tannnm kanununun kalbe yazd olduunu belirttii
pasajm anlaml bulan herkesle birlikte ne srdm zere, dsal nesne
lerin belirli durumlarda harekete geirdii ok sayda kavram ve retiyi
aslen ierdii midir, [asl mesele]. 1^

Daha nce de iaret ettiimiz zere, Leibniz'in Lockeu Aristotelesle kar


latrmas Lockeun getirdii yeniliin zgnlnn hakkm vermez. Bu z
gnlk her eyden nce Locke'un Aristotelesi retiyi, Aristotelesin ngrme
dii bir biimde genileterek radikalletirmesinde ortaya kar. Aristoteles gibi
Locke da Platoncu gelenein ammsamaya atfettii zerklii sorgular; nk
hem Locke hem Aristoteles iin bellek/am m sam al^ tarafmdan kullandan im
geler, imgelemin imgeleri gibi, algsal imgelerin daha zayf kopyalandr. An
cak Locke Aristotelesi retiyi tamamyla deitirmitir nk sadece bellei
ve imgdemt deil, anl da duyu deneyiminin smrlanna dahil etmitir.
Aristoteles iin anlk (vo), anmsama ve imgelem gibi, duyular tarafm
dan salanan nesneler zerinde alr, ancak bu, zihnin kavraynn duyu
deneyiminde sunulan nesnelerinin deiebilir ynleriyle snrl olduu anla
mna gelmez. De Animam n III. Kitap'mda da okuyabileceimiz zere, etkin
anlk, hem duyu nesnelerinin hem de ruhun temelini oluturan ebedi Varlk
yapsn anlalr klma gcyle anmsamadan ve imgelemden a y r lr . By
lece, Aristoteles'in lmsz idelere deil duyu algsna dayanan anmsama
nn kapsamn snrlandrmas, bu deneyimin deiebilir perspektifinin te
melindeki nihai metafizik ilkeleri derinlemesine aratrma kapasitesi olan
ussal ruhun kimliini sorgulamaz.
Leibniz'in, nsan Anl zerine Yeni Denemelerinde de aka grld
zere, Lockecu ampirizmi sorunlu bulmasnn nedeni, her eyden nce Loc-
Bellein Kaynaklan 17

ke'un Denemesnde sunulan, benliin yeni radikal tem silidir^^^^^n ^ak


asna gre, benlik tamamen bulank bir ufkun karsnda ortaya tar,
nk kendinin ve dnvasmn tzsel varl& hakknda eksiksiz bir metaflzik-
sel anlaya sahip olma yetiine sahip bir mahlukjolarak, zdeliinin effaf-
h ye^sabitligi yok olur. Bu yeni karar dorudan, Lockeun, anln veya
"anlama"nm sadece alglarn sunduu nesneler zerinde almad, ayn
zamanda duyu deneyimi lemiyle evrelendii hkmnden kar. Yine bu
nedenle, anlama, bellek veya imgelem gibi, duyu deneyiminin ufkunun te
sine, gerekliin nihai metafizik yapsnn idrakma eriemez. Salt d nesne
lerin temelindeki tz kapsayan Varhk deil, ruhun metafizik zdeliini
kuran tz bile snrl insan akl mefhumunun tesinde kalmtr.
te burada esas noktaya geliyoruz: kendini anlama, ruhun tzsel ilkesini
entelektel adan kavraytan ok, kendiliin kiisel deneyimleri asndan
dnlnce, bellein kapsam da deiir. Lockeun nsan Anl zerine B ir
Denemem n ikinci kitabnn "zdelik ve Bakalk balkl 27. blmnde
de belirttii gibi, cismi / bedensel zdeliim gibi, kiisel zdeliim de ken-
diliimi deneyimlememde verilir. Locke'a gre kiisel zdelik kendimi za
man ierisinde^sd^^^mdr. B baka deyile,. lisel zdelik,...ketdir
dair farkl alglarmn belleimde brakt izlerden baka bir ey deilchr.
Tz olarak kendiliin metaziksel bilgisine dair her geleneksel iddiann bu
harlamasyla, kiisel zdeliin tutarllnn devamm salamak iin geriye
sadece bellek kalmtr. Locke'un gzel ifadesiyle;

[Kjiisel zdeliin ne olduunu bulmak zere, kii szcnn neyin ye


rini tuttuunu aratrmamz gerekir; benim grme gre kii, dnen,
ussal bir varlktr, uslamas ve dnm vardr, deiik zaman ve yerler
de kendini kendi olarak, yani aym dnen varlk olarak grebilir; bunu
doruca, dnceden ayrlamaz olan ve benim dnce iin zsel olduu
nu sandm bilin yoluyla yapar; nk alglamakta olduunu alglama
yan bir kimsenin alglmakta olduu da sylenemez. Bir ey grdmz,
iittiimiz, kokladmz, tattmz ya da istediimiz zaman bunlan yapt
mz da biliriz. Bylece bilin her zaman duyum ve alglarmzla birlikte
dir ve bylelikle herkes, kendisi iin, kendim dedii ey olur; bu durumda
aym kendiliin ayn cisimde ml yoksa baka cisimlerde m srd d
nlmez..,, ve bu bilin, geriye, gemiteki herhangi bir dnceye erlebil-
HiiH ftlr n d fl n iris in in MvrMstlttlnn rln n rlcnV llIr 14
Jffrey Andrew BarasH

Locke'un kendilik modelinde, kendiliin zdelii, bedenin, salt cismi ay-


nlm aarak, kiisel deneyimin belleinden beslenen imdiki bilince isti-
nat eder; bu modelin nemini istesek de abartamayz. Bu modelin yirminci
yzylmkiler de dahil olmak zere, kendinden sonra gelen felsefe ve psikolo
ji ynelimlerine etkisini tartmak bu makalenin balamn asacaktr(jB e r^
son'un Madde ve Beleki ibi, Lockecu kendilik modelini aka amaya u
raan zgn yirminci yzyl almalarnn bile, Locke'un temel nvarsay-
mmdan kurtulamadklann belirtmekle yetinelim. Bergson'un bellek kura
m bu iddiay yeterli biimde destekler; bellek, alkanlkla anmsanan me
kanik eylenerle snrl olmad srece, gemi kiisel deneyimlerden yarar-
lanarak "tahayyl^ ede^.l^ Bellek basite imgeleme indirgenemeyecek olma
sna ramen, Bergson, bellein kiisel gemi imgelerine baml olduunu
ne_s.:erek,, Locke'un bellein Uisezdeligin alannda ortaya ktna
d_air:varsavmm tekrarlar. J\
Ancak, kii nasl kiisel alann snrl kapsamndan kurtulup bellei daha
kapsaml bir biimde kavrayabilir? Lockecu modelin amzdaki inanlrl-
bizi alternatif bir kuramn nasl tasarlanabilecegini sormaya iter.
Bu da bizi nc bir ynelime getirir. Kiis^el kendiliin smrianrdan
.f aarak, vurguyu kiisel deneyimlerin anmsanmasndan, tarihsel devinimiy
le kiisel zdelii devam ettiren kolektif ammsamaya kaydran ynelimdir
bu. Sz arasnda, beTee ammsama (Erinnerung) konusunda muak nceli
ini iade e d e n im in G rnghilim Vni anmsayalm. Bu bak asnda,
anmsama Tinin tarihselliini akla kavuturur. Tinin badak devinimi
ni, kendini kaymalar, dzeltmeleri ve ardk biim deitirmeleri ortasnda
srdren bir iselletirme {Er-innerung'\^'^ olarak betimler. Bu devinim sra
snda, anmsamann nesnesi, Platoncu deitirilemez Varlk boyutundan
kaynaklanmaz, iselletirme devinimi srasnda ayrntl biimde tekrar ter
tip edilir. Ayn zamanda, ammsamaya verilen zerklik onu, duyu algs veya
imgelem tarafndan salanan duyu imgelerinden radikal biimde farkl k
lar. Duyu imgesi -"temsil {Vorstellung}- anmsamann esas kaynan kur
mak bir yana, Tin'in devinimrisrasajuda tertip edilen nesnesinin sadece ilk
durumlarndan birini belirtir.Igegelci Ammsama, Tin'in deviniminin isel
letirilmesi ve ammsanmas olarak, Platoncu anmsamay dzeltmeden, ona
algnn ve imgelemin duyu imgeleri zerindeki mutlak nceliini yeniden
kazandrr. Tarihsel devinim olarak anmsama dncesinin, ontolojik kap
samnn urad eletiriden sonra bile, Droysen'in (Grundriss der Historik)
Bellein Kaynaktan | 19

ve Dilthey'nin {Aufbau der geschicktlichen Wet in den Geisteswissenschaften)


tarihselclllindeki nemini korumasnn nedeni buradan anlalabilir.
II. Anmsamann kapsamnn tarihselciliin kisvesi altnda kiisel alann
duyu imgelerinin tesine karlmas, yaznn banda ynelttiimiz "Anm
samak ne demektir?" sorusunu tekrar formle etmek iin bir frsat sunar bi
ze. imdi bu soruyu, bellein kapsam balamnda u ekilde dzenleyebili
riz: anmsamann kkenini, alglanan gemiin imgelerinden kmayan bir
kaynakta bulmak ve bylece imgelem yoluyla tekrar tertip etmeye indirgen
mesine kar koymak meru mudur?
Ben bu soruya olumlu bir yant veriyorum. Bence bellei ve imgelemi,
rnein ampirist paradigmayla uyumlu olarak, algsal imgelerdeki ortak bir
kaynaa atfetme giriimi, bellein znde alg imgeleriyle ve imgelemle olan
benzemezliini hesaba katmaz. Bu benzemezlik, bellek alannn isel uyu
mundan kaynaklanr - bu alan alg imgelerinden ve imgelemden besleniyor
olsa bile onlara indirgenemez. Zaman iinde bilinte alkoyulan alg imgele
rinin ardklndan tretilemeyecek bir uyumdur bu, nk bellek alanmn
sentetik birlii, ihtiva ettii farkl anlardan nce gelir. Kiisel zdelii ku
rarken, genelde bulank olan kaynaklara gml olan temel sembolik yap
lar iine almak iin kiisel deneyimin dar alanndan kan bir birlik^ Bun
lar, ne tmyle kiisel olmayan veya anonim ne de kiisel kaynaklardr. Ben
bu kaynaklar gemiin kiisel-st ve meta-kiisel boyutlar olarak nitelen
dirmeyi uygun buluyorum.
/ Hegel tarafndan balatlan ynelim bellek alannm alg imgelerinin sra-
lanmasndan farW oluuyla birliine dikkat ekmiken, bu alan yine de He-
gel'in ngrmedii bir birlik de ierir: Hegelci veya tarihsele! anlamda, tinin
veya znenin badak eyleminin rn olmayan bir devinim. Bu birlik
aka anmsanan ey tabirince tertip olmakla kalmaz, Freudun ve Nietzs-
che'nin de k tutttuu zere, ihmal edilmi, anmsanmayan veya bastrl
m olan da ierir - zmnen danda brakt unutulmu sahneleri bile ie
rir. Her eyden nce, bellein bal alam, znenin eylemlerine hkmedeme-
yecei bir nkoul olarak temel oluturur.
Bellein kapsamna dair bu yormlan temel alarak, kendi argmamm yir
minci yzyla ok kuvvetli etki etmi bir bellek kuramyla, Nietzsche'nin bel
lek kuramyla ilikilendlrerek salamlatrmak ve sonulandrmEik istiyorum.
Nletzsce* genliinde kaleme ald yazlannda kiisel deneyimin belle
iyle, bellein yararland meta-kiisel nkoullar arasndaki snr mulak-
20 Jeffrey Andrew Barash

latrmaya altndan, bellein kapsamna dair artc sonulara varm


tr. 1872'de kaleme alman bir parada bu konu hakknda unlan yazmtr:
~BdIein sinirlerle, beyinle hibir ilikisi yoktur. Bellek orijinal bir zel
liktir. nk ins^an btn gemi nesillerin belle&i^yannda tar. Bellek
imgesi oMuka hnerli ve nadir bir eydir,
Nietzsche'nin bu meta-kiisel perspektife ykledii inanlmaz bellek y-
knn mda, 1872 tarihli makalesi "Tarihin Yaam in Yaran ve Sakm-
casr 'nda, tarihsel ammsama olarak bellein bir kazanmdan ok bir yk ola
rak ortaya kmas artc deildir. Bu balamda, modem insann hkme
debilecein! zannettii tarihsel bellein arh, modem kimliin tutarl
iin tehdit olutumr. Nietzsche'nin tarihsel bellein ykne kar sunduu

_panzehir bizim tartmamz iin zellikle nemlidir: btn


- algsal denevim-
den ve, en nemlisi, hiperaktif bir modem bellein yaam engelleyici gc
ne kr krne itaat etmeyen, sanatsal retimde ifade bulan yaratc eylem
dir N ietzschemn savunduu. N ietzsche "Tarihin Yaam iin Yaran ve Sa-
kncas"nda bu konuda unlan yazmtr:
Tarihyazm sanata d^trmeyi ye b^ bir yarat ol
may kabul ettiinde igdleri komyabilir ve hatta harekete geirebilir. Ne
var ki, byle bir tarihyazmu zamanmzn analitik ve sanatsal olmayan zel
likleriyle tezat olutumr, ki bylesi bir dnm de bu zellikler iin bir
yanllamay temsil edecektir.
Nietzsche modem tarihsel bilin kisvesinde ifede edilen, bellein kasvetli
zellii olarak nitelendirdii eyden dolay, imgelemin yaratc eylemlerini
bellee tercih eder. Ancak, kiisel deneyimin smrlarm aan, bellek alanmn
birlii olarak betinedii^ey^ Nietzsche de bu birlii kabul ederdi sa-
m nm - gz nne alrsak, gemiin tanklk ettii eyin sanat adna "dn
trlebilecei" varsaym basit bir yanlma deil midir? Bu varsaym bellei
ve imgelemi -her ne kadar Nietzscheci tarihsel bellek ve sanatsal imgelem
anlamnda olsa d a - karlkl olarak deitirilebilir ilevler olarak ele almaz
m? Eer bu somnun yant olumluysa, Nietzschenin bellek ykne kar
sunduu panzehir temel bir yanlsama zerine kumludur, ki ben de bunun
byle olduuna inamyomm. Mitin yaratc icadnn ada dnemde hki
miyete sahip olmamn inandrc bir arac olduuna inananlar tarafmdan
yirminci yzylda sklkla sunulmu veya yanl sunulmu olan yanlsama da
budur. Bu yanlsamann, Nietzsche'nin orijinal felsefi inanlaryla pek ortak
noktas olmayan bir kitle maniplasyonu idealinden kaynaklanan nihai

Cogito, say: 50, 2007


Bellein Kaynaklan 21

meyvesi de, teknolojik aralarla retilip datlan imgelem kurgularnn


anmsama tarafndan kurulan badak alanlann yerini alabilecei yanlsa
masdr.
Elbette Nietzsche'nin bellek kavram geleneksel ampirizmle ve bellein
imgelem gibi alg imgesinin basit bir rn olduuna dair ampirist varsa
ymla balanm koparmtr. Yine de, en az ampirizm kadar, burada kamtla-
nyla dorulamaya altmz bellein kapsammn indirgenemez birliini
yanl anlamamakta mdr?
Bu soru, en bata ynelttiim soruyu getiriyor aklma; Ammsamak ne de
mektir?
ngilizceden eviren: eyda ztrk

Notlar

1 Saul Friedlander (ed.), Probing the Limits o f Representations: Nazism and the "Final
Soluton" (Cambridge, Mass., 1992). B u konuyla ilgili olarak Chlstopher Browning ve Car-
lo Ginzburg'un bu kitapta yer alan Hayden White'n tarihsel temsil kuram eletirisine ve
Hayden Whiten bu eletiriye verdii yamta bakmz.
2 Janet Coleman, Ancient and Medieval Memories: Studies in the Reconstruction o f the
Past (Cambridge, 1992); Mary Carruthers, The Book o f Memory: A Study o f Memory in Me
dieval Culture (Cambridge, 1990).
3 Pierre N ora, "Entre m em oire et histoire," Les lieux de memoire, C, I: La Republigue
(Paris, 1984); Patrick H. Hutton, History as an Art o f Memory (Hanover, Vt., 1993); Matt K.
Matsuda, The Memory o f the Modem (Oxford, 1996); Richard Terdiman, Present Past: M o
demity and the Memory Crisis (Ithaca, 1993); aynca, Jacques LeGoEFun bellek ve tarih konulu
almas, Histoire et memoire (Paris, 1988); Daniel Gordon'un History and Theory, 34 (1995),
339-54, ve Les Ueux de memoire, Annales: Histoire, Sciences Sociahs, 50 (1995), 1219-36'da
yaymlanan Patrick Hutton'm History as an Art o f Memory ktab zerine eletiri yazlan;
Francois Hartog, "Temps et histoire: Comment ecrire llistGire de France? 1271-77; Lucette
Valensi, Histoire nationale, histoire monumentale: Les lieux de memoire (note critique).'
4 David Farrell Krell, O f Memory, Reminiscence, and Writng: On the Verge (Bloomington,
1990). Bellein felsefi ierimleriyle ilgili olarak aynca bkz.: Edward S, Casey'nin Remembe-
ring (Bloomington, 1987) almasmdak grngubilimsel bellek incelemesi.
5 Bu konulan u sralar zerinde ahtm bir yazmda daha aynntl biimde ele alyorum.
6 Byle bir zmleme bellein kapsamna dair yorumlarm tarihselliini, bir bellek sanat
olarak bellek gelitirme yntemiyle ikli olarak lmlenen sosyokltrel rolnden ayra-
bilmelidir. Burada, bu ksa makalede yamtlama giriiminde bulunamayacam bir soru
kar ortaya: bellek sanat, her eyden nce modem ncesi veya modem tarihiliin alanna
giren bellek grngsne mi tekabl eder yoksa, tam tersine, bellein tekniine odaklan
mak sklkla bellein kapsam zerine dnm mulaklatrm mdr?
7 Platon, Phaidon, 76^, Collected Dialogues, ed. E. Ham ilton ve H. Cairns (Princeton,
1969), s 60.
8 A.g.e 76 e, 60.

Cogito, say; 50, 2007


22 Jeffrey Andrew Barash

9 G. W . Leibniz, Nouveaux essais sur Ventendement humain, in Die philosophischen


Schriften, ed. C. J. Gerhardt (Hildesheim, 1978), V, 41-42.
10 Leibnizc anmsama kurammn daha dorudan bir kayna da Augustinus'un felsefesinde
bulunabilir. Augustinus Platon'un ruhun lmszl ve ammsamayla edinilen dnceler
kuramm kullansa da, Hristiyan retisine uygun olmad iin ruhun doumdan nce var
olduuna dair nvarsaym eletirmitir. Leibniz de nsan Anl zerim Yeni Bir Deneme'de
benzer bir argman ne srmtr. Bkz. St. Augustine, De Trinitate, in Oeuvres, C. XVI, K.
Xn, 15, 24 (Paris, 1991), s. 256.
11 A.g.e., s. 42.
12 Locke bellekle anmsamann ilevleri arasmda aynm yapmaz, anmsamayla ilgili btn i
lemleri bellek bal altnda gruplar.
13 Aristoteles, DeAnima, s. 430, Works, ed. R. McKeon, N ew York, 1941, s, 391-92 iinde.
14 Locke, nsan Anl zerine Bir Deneme, n. Blm XXVII, Ara Yaynclk, 1992, ev. Vehbi
Hackadtrolu, s. 211.
15 Bergson, Locke'un, Aritotelesi gelenekten etkilenmi olan bellek kuramnn temel varsa-
yrhlarmdan birini (bellek imgelerinin, imgelem ingeleri gibi, algsal temslerin daha zayf
izleri olduu nvarsaym) sorgulam olmasma ramen kurtulamamtr bu nvarsaym-
dan.
16 Henri Bergson, Matiere et memoir, Paris, 1941, s. 87.
17 G. W. F. Hegel, Phanomenologie des Geistes (Frankfurt am Main, 1970), 591.
18 Friedrich Nietzsche, Nachgelassem Fragments 1872-1874, Werke, IH, 4 (Berlin, 1978), s. 58.
19 Friedrich Nietzsche, 'V o m Nutzen und Nachtei der Historie fr das Leben, Werke, Frank
furt am Main, 1980,1, s. 252.

Cogito, say: 50, 2007


Doru Olmadn Biliyorum
Ama yle Hatrlyorum
MNR GOLE

Sann kadn otobste grdmden bu yana tam bir yl geti. O gn


den beri kentte birka kez kar karya, gz gze geldik. Sann kadnn
bende brakt duygu karmaasm iselletirirken olduka kafa patlattm
sannm. imdi de geriye dnp tam bir yl nceki olay ne kadar hatrlad
m kavramaya alyorum. Bir yl nceki imgenin belleimde ne ekilde yer
ettiini anlamaya alrken, kimi aynntlann yeterince net olmadnn far
kna vanyorum. Sanm kadnm o gn otobsteki giysilerini doru amms-
yor mu5im? Sadece birka dakikalna grdm, mimiklerini, ses tonu
nu, konuma eklini bilmediim c.ehE._Recmisimda.,gelfeaJ>nska cehrelere
karyor mu? Ayrntlara girdiimde, yzlerce soru kanncalamyor kafamn
iinde. Krk yllk mrde tek bir yl sanki ksack bir sre, oysa imdiki za
manmdan baktmda derin bir duygusal younluk ieriyor, belki de ge
mi krk ylm o tek noktada odaklayor. Esrarengiz bir maddeyle oynuyo
rum dem ek:^elle&in kvrmlar, katlarnda bir hayat hikyesini saklivor.
kimliimi, varlm belirliyor. Buna karn, bir yl nce hayatm altst etti-
ini dndm bir karlamann aynntlanm bile bana vermekten aciz.
Gelecee nasl adm atabileceimi kestirebilmek iin, gem gelen
mirasa ne kadar gvenebilirim? imdi hangi noktadaoIHumm
miyim? Bellein hayatm boyunca tm rendiklerimi, hissettiklerimi, dav-
ramlanm, hareketlerimi bugne getirdii ve imdimi ekillendirdii gere-
inden yola kabllirirL.

Cogito, say: 50, 2007


24 i Mnir Gle

1.
Birinin telefon numarasn aklmda tutmak iin, numaray deli gibi tek
rarlayarak telefon ahizesine sarlr ve alelacele numaray evirebilirim. Ku
lama alo' sesi geldii anda, ksack bir sre iin ezberlediim numara kay
bolup gidecektir. Bir daha unutmak istemediim bir numaray (rnein g
n geldiinde sann kadmn bana verecei telefon numarasn) her rakama
farkl bir deer vererek, birbirleri arasnda bir ba kurarak, bunu kendi ya
antmla lintilendirerek kafama kazyabilirim. Bu durumda, sann kadn
artk yzme bakmaz olduunda bile telefon numaras uzun sre aklmdan
kmayacaktr. Antik a'dan Rnesans'a, hatta bugne uzanan,, bir sylevi,
bir duay, bir replii vs ezberde tutmak iin szckleri, imgeleri eitli
yer'lere brakarak, zamam geldiinde o yerlerden toplamay gerektiren Bel-
lek Sanat da ikinci yntemin ok daha gelimi bir eklidir.
Rastlant sonucu hatrlananlara Proust'un madlenlerini rnek gsterebi-
lirim^Prnust. bir annn ancak gemile imdi bir noktada kesitiinde duy-
gu uyandrabileceini sezmiti. oktan bellein alt kvrmlarnda silinmeye
yz tutmu bir ocukluk ansnn birdenbire bir duyu araclyla yzeye
^kmas ve olanca tazeliiyle bjdalmjkaybolmamacasma bilince yerlemesi,
sadece rastlantmn keyfiyetine_bamhJbxlgan-biF-a-nmsanm^ Belki
vw'y de buraya sktrabiIirim.-tlk-olduu^ikar bir olavn daha nce de
^m un olduu, bildik geldii duygusu her seferinde kafa kantnc bir de
neyimdir. Bunun bir aklamas da o anki koullarn ufack bir parasmn
gemiteki bir paracm tetiini ekmesi, ihkEfynammnati
ya da yanl kaynaklara bavurulmasdr. Beyin imdiyle gemii kantr-
mtr. Geriye tuhaf bir duygu kalr.

2.
Sanm kadm grdm gn kafamda canlandrdmda, onu karmda
otururken gryorum. Her ne kadar hatrladm baz aynntlann dorulu
u tartlabilirse de, bak am tartma gtnnez. Am, sann kadp ba
n a ,_b em m ^ z l^ ^ ^ iletmektedir. Buna karn, ilkokul^ bir tenefihis sa
atini _aunsachmda. kfind1mt_b-gYaz vakalj^siyah nlmle bir seyircinin
bak asndan, bir nc kii olarak gryorum. Hatrlarken, hatrlad-
_ ^ * ---------------
nrmaJzemeylehatitilV ojag^af^de..yerialabiliyon]nr, ya da.dLandan,
mesafeli, bir seyirci gibi izleyebiliyorum. Sarn kadmn yakrt gemiteki
grntsne karn, ilkokuldaki halimin uzak grnts buna bir aklama

Cogito, say: 50, 2007


Doru Olmadn Biliyorum, ama yh Hatrlyorum 25

olabilir. Daha da nemlisi, sann kadnn bende uyandrd heyecanlar du-


yulanmda hl geerliliklerini srdryor, ama ilkokuldaki o teneffsn
duygu yk oktan yitip gitmi. Zaman faktr kadar duygusal faktr de
nem tayor, belki de zaman iinde duygu ykl anlar glerini yitiriyor
ve ammsayan kiiyi katlan kii olmaktan kanp seyirciye dntryor.
J. Robinson, 'hayatmzn anlaml deneyimlerini dnrken, onlan an
latrken karmza duygular kar' diyor. Duygulan yeniden yaratmak olas
dr, buna karn onlan yeniden yaamak mmkn deildir. Amlar geri gel
dike, duyumsal kimi tepkilerin de ortaya kmas kanlmazdr. Kii, ola
yn getii dnemde neler hissettiini hatrlayabilir, ama duyguyu tekrarla-
yamaz. Anlaml olmay srdren deneyimler, anlamm yitirmi olanlardan
daha gl duygular esinler. Bir akn ams, sonradan nasl yaandyla
balantldr. Duygu ieren anlar, her geen gn yeniden yorumlanr ve
gncelletirilir, her biri yenidei yklendii anlamla, kiinin duygusal yaan-
tsma ve dier kiilerle olan ilikilerine balamr ve ancak bu sre iinde i
levsel hle getirilebilir. T. Ribot, duygusal amlann, bilisel anlardan farkl
bir manta gre hareket ettiklerini, duygusal bellein ncelikli olduunu
belirtir.
Ammsarkenki ruh halimiz de ardmz anlan eti^eyebilir. zgn ol
duum, moralimin dk olduu bir srada akhma can skc amlann gel
mesi altm bir durum. Karamsar durumlarda, gemiime kara almak
daha kolay geliyor. Sannm tersi de geerli. Her iki konumda da, an o sra-
da iinde bulunduum ruh haliyle almaarak kyor karma ve her artta
aslndan sapyor.

3.
Bellein ileyii Janetden W. James'e, Locke'tan Bergson'a birok aratr
macy, dnr ilgilendirmi. Geen yzyl banda Freud, bellein hi bir
any kaybetmediini, silmediini, her anm/ammn uygun koullar altnda
yzeye kabileceini ileri sryordu. Hatrlayamadklanmz, asimda sakla
may, bastumay yelediimiz yaant paracklanyd. Bugnk kimliinrize
uyduramadmz, kendi algladmz imgemize ters den knntlan, ok
daha nemli iri kleleri bellein kilitli karanlk odalarma hapsediyor ve bi
linsiz de olsa, dan kmalarna izin vemiyorduk. Anmsamamak bir sa
vunma mekanizmasyd ksaca, bastrmayd, Freud, unutmanm ilevi ze
rinde de durur uzun uzadya. Kiilerin amlanndan deil, unutmalarmdan

Cogito, say: 50, 2007


26 i Mnir Gle

tr ac ektiklerini vurgular. Ne olduunu bilmediimiz eyleri, hatrla


mak yerine kimi saplantl davram biimlerini kuUannz, bylece bilmedik
lerimizi, hatrlayamadklanmz! unutulmaz klanz.
^ j ^ ^ g e s ir ^ u n e s ve Sonsiiz Bellek balkl yks geliyor akhma. Funes
hibf"ey unutamyordu, rnein grd her kpek her adan, gnn
her yla farkl ekilde yer ediyordu kafasmn iinde: Unutmamann, unu-
tamamamn sanclan. Kimi amlar. kullanlmamaktan tr, sonsuza dek si
linir, bir daha asla geri gelmezler^^ietzsche insan amsz yasayabilir, ama
unutmadan yaamak imknszdr der. Untmak, kimi zaman can skc ol
makla birlikte, hatrlamak iin gereklidir, baz eyleri unutmazsam, baz
eyleri hatrlayamam.
"^u iki u gr saduyulu bir ekilde bantrmak iin, duygu younlu
u olan kimi amlann kolayca kaybolmadklann, karanlk bir yerde doru
dmenin bulunmasm beklediklerini; hayatmzda pek nem tamayan ki
mi amlannsa zaman iinde silinmeye yz tutup btnyle yok olduklann]
ileri srebilirim. Sonsuz sayda aynntyla dolu bir bellek sahibi olduumuzu
varsayarsak, hayatmzn tutarl bir anlatsndan yoksun kaldmz faris
ederiz, bence bunun yarataca hayal knkl ok daha ac olur.
4.
Hayatm ve amlanm dnemsel olarak gzden geirmeye kalktmda,
huniye benzer bir biim kyor karma. nce, u okulda renciyken, u
rada alrken, u ehirde yaarken gibi geni zamanl dnemleri ieren ta-
mmlamalara snyorum ve benim iin anlam tayan yer, kii, ortamlan
aynyorum ve her dnemi bir balangla bir son aralma yerletiriyorum,
Bu dnemlere baktmda, genelde anlamdan, hatta zamandan yoksun bi
rutin antnyorlar. Bunlardan herhangi birini ve ilgili zaman daraltt
mda, rnein rencilik dneminin iinde belli bal birer sayfa olan illi
kz arkadam, ilk yolculuumu, on gnlk bir tatilimi, ilk ayrl aynms-
yorum (nedense o ^ le r d t ^ lu uyor). Daha anlamh olaylan ieriyor bu
tammlamalar, gelimemle ve sonradan oluturduum kimlikle daha yakn
dan ilgililer. Nihayet, huniden damlayan anlar ok daha gl duyumsaJ
ayrntlarla birlikte geliyor geri. te o zaman sevgilinin ilk dokunuu, o l
kenin hi unutamayacamC ^ k us^ tatilde avSm varajT'Gam parcasmi]
verch^^^g^am t[zbtac&^tnden aylarak kendi balarna dikil-
meye balyorlar. lklerimi unutm,am mmkn olmasa da, huniden damla
yan ayrntlar, ierdikleri duygu younluuyla balantl olarak belleimir

Cogito, say: 50, 2007


Doru Olmadm Biliyorum, ama yle Hatrlyorum 27

kvnmlan arasna saklanabiliyorlar. O zaman da, bir aynlk anm unutmay


yeliyorum. Anmsamam gerektiini dndm baz olaylar kaytlardan
siliniveriyor. T.S. Eliot'n dedii gibi tutkulu anlann solgun hatralan' kal
yor geriye.
Bugnk kimliimle gemie dnp bakarken, imdiki konumuma para
zit ^pm avacak deneyimlerin arayndaymdr. Bellekte bunun tersi kaytla-
ra rastlamam halinde, imdi'deki gereime uydurabilmek iin baz deiik
liklere ynelmem doaldr. Bir zamanlar byk deer tayan bir olgunun
anlamm yitirmesi, ya da sradan bir baka olgunun hayati nem kazanmas
bylesi bir dzenlemeye anak aabilir. nsanlar deitike, dnyaya bak-
ian da deiebilir, bu da gemie baklanm deiiklie uratabdlr, 'Hatrla-
ma, bir venidenJ:ammlama-sreoidkF^ecus_yeniden yaplr, bellek gemii
icat etmenin bir yoludur', diyor A. Phillips Freud'u yorumlarken.

5.
Hepimiz otobiyografilerimizi yazanz bir anlamda. Bir amy aktarrken
elendirmek, ba kurmak, batan karmak gibi amalar gdyor olabihriz,
ama bu anlatmn asl ilevi kendimizi tammlamaya yardmc olmaktr. Hi
kyelerimiz dinleyene olduu kadar, kendimize de kim olduumuzu anlatr
ve bu yolla hayatmza tutarl bir klf dikeriz. Ammsanan olgu anlaml bir
yer tutuyorsa, kiinin kimliini belirleyen hayat anlatsnm bir parasna d
nr. D. McAdams, gerek olgulardan ok, hayat anlatmn ekillendirdii
ni ne srer: Hayat, znel ve sslenmi bir anlat araclyla kurulur'. Ha
yat hikyem bir anlamda sk tekrarlanm, edite edilmi bir hikyedir, ou
kez aslna uymasa da. Hayat hikyemi bir anlat olarak kurarken varolan iz-
leklere yeni deneyimleri katabilirim, eskiden anmsadklarm unutabilir.
unuttuum olgular hatrlayabilir, belleimde kalanlar deitirebilir, asla
yaanmamlar ekleyebilirim. Yanlsamalarmz, dlemlerimiz ve imal
edilmi anlarmz da gerek, nesnel, ashna uygun anlarmz kadar benlii
mizin bir parasdr.
Yine Borges'in sk tekrarlad bir ey geliyor akhma. Bu yky o kadar
ok anlattm ki. yknn kendisini mi ammsyorum, yoksa anlattm sz-
'^ckleri mi. bilemiyorum' der B orges. Bir olay ikinci kez anlatrken, ister is-
' temez ilk anlatmzn kimi kalplarm, kimi biimlerini de hatrlamak ve
bunlao yeni anlatmza eklemek zorunda kahnz. Zaman iinde, asl olaydan
uzaklamak ve anlaty en yakn gemite duran son anlat zerine kurmak

Cogito, say: 50, 2007


28 i M nir Gle

aritmetik bir gereklilie dnr. Aynca, bir deneyimi anmsarken, benzer


deneyimlerin izleri de uyanlabilr, her bellek izi birbiriyle iletiime getike.
_^m sam ak istediimiz deneyim, ortak paydas olan birok deneyimin bile-
.^Smnedh.iiriHer^ birok ammn bileiminden meydana gelir. Her an
latda kimliimin de belli belirsiz bir deiime urad gz nne almrsa,
anlatmm aslndan sapmas kanlmaz hle gelecektir. Yine de bir anlatnn
imdiki zamandaki gereklilii, benim kimliimin srekliliini ve geliimini
salama ileviyle biimlenmektedir. Vaillant 'trtln kelebee dnmesi ve
genliinde kk bir kelebek olduunu iddia etmesi ok sradan bir du
rumdur... olgunlamak hepimizi yalanc yapar' der ho bir ironiyle. Tulving
de hatrlama deil, hatrlama deneyimi nem kazamr insan yaamnda' diye
vurgular. imdirn szgecinden geirerek gemii kuran kii, kendi kurgu
sunun sonularyla deiime urar. Gemi, imdi'nin karlaryla uyumlu
olarak srekli bir yeniden yaplanma iindedir, j
Kiinin belleini yourarak kendi anlatm yaratmas, toplumlarm tarih-
lerini yazmalarndan pek farkl deil elbette, insan, varlm, kltrn, de
erlerini, yaam biirnini bakalarna kendi bak am yanstacak ekilde
hatrlar, anlatr. Bilinmesini istemediklerIru gizler, rter, baz noktalan vur
gular, abartr. Nesnellikten ok uzak kiisel tarihini kurarken, gelecee ve
iinde yaad topluma da mal olacak bir kurgu yaratmaktadr. Tarih, bir
toplumun bireylerinin amalanna uygun olarak dzenlenir, bu amalan
hakl karma ilevini stlenir, gncel bir amaca hizmet edecek biimde ge
mi 'kurulur'. Gncel fikirlere, deerlere, inanlara ters den gemi eler
ya kolektif bellekten silinir, ya da deiime urar. Yeni bilgilerin ve siyasal
deiimlerin nda tarih gzden geirilir ve M. Mead'in belirttii gibi her
kuak kendi tarihini yazar', gemiten kesin ve deimezmi gibi sz ederiz,
oysa gemi (ya da gemiin anlaml bir yaplanmas) gelecek kadar hipote
tiktir'. Toplumsal bellek de bir kurgudur.

6.
Bellek, bugnk ihtiyalarmzn ve arzulanmzn merceiyle gemiimi
ze baktmz ve znel seimlerle bir anlatya dntrdmz bir 'kugu'
olduuna gre, mutlak gvenilirliinde diretmek imknsz elbette. Freud,
ocukluktan sakladmz imgelerin ashna uygun olmadklanm, gerekle
yzlemekten kanabilmek iin kullandmz ya da daha derin duygusal
ierii rten sradan perde anlar' olduklarn, bu yzden de doal olarak

Cogito, say: 50, 2007


Doru Olmadn Biliyorum, ama yle Hatrlyorum i 29

arptldklarn sylyor. Hatrlama, bellekte kalan izin ok ynl olarak


saklanmasdr. Zaman iinde, amy imdiye tayan ba gever ve kopar.
Bellekteki iz kaybolmutur. Bundan baka, grsel, iitsel birok veriyi ie
ren, doruluundan en ufak bir phe duymadmz kimi amlar dlemle
rin rn olabilir ve kaynam yitimi olduumuz iin yanltcdrlar. Bir
yky tekrar tekrar anlatrken, yknn doruluuna olan inancmz pe-
kitirebiliriz, bu da pekl bir yanlsama olabilir. Sahte amlanna itenlikle
inananlan, amlanmn sahteliine inandrmak ok zordur.
E. Loftus bellee iki tr bilgi girdiine inamr: Biri olgunun alglanmas,
teki olgudan sonraki veriler. Zaman iinde bu iki tr bilgi iie girerek tek
bir amya dnr, yani kaynam yitirir. Bir ammn kaynam yitirmemiz
den tr bakasmn anlarm sahiplenmemiz, asla olmam eyleri yaan
m varsaymamz, hayal edilenleri gerekle kantrmamz olas grnyor.
J. Robinson gemi hareket halindeki bir hedeftir. Kimi zaman ansmz ya
ver gider ve hedefi vururuz, ou zamansa skalanz, ama vurduumuz ya
nlsamasna kaplrz' diyor.
Ulric Neisser, sadece kk an paralanmn bellekte sakl olduunu ne
srmtr, bu paracklar gemii yeniden kurmak iin bir temel oluturur.
Bir paleontolog gibi biz de birka kemik yongasndan, bir dinozoru hatrla
rz'. Gemite bamdan geen her eyin benim denetimim dnda ekillen
diini, bellein kimi deneyimleri tutup kimilerini savarak ve duyum, duygu
ve anlam ieriine gre dzenleyerek ok znel bir doku oluturduunu sy
leyebilirim artk. Bugn ammsadklanm, gerekte yaadklanmm bir kop
yas olarak deil, znel deneyimin merceiyle grdklerim olarak dn
yorum. Gemii bugnden, bugn gemiten soyutlayamayacam biliyo
rum. Bu da, gelecee brakacaklarmn imdiden kendilerine bir patika at
bilinciyle hareket etmemi gerektiriyor.
Hatrlarken bir zaman yolculuuna kyorum, birka saniye iinde ge
miimin cra bir kesine gidiyor, oktan yitirdiklerimle buluuyor, sonra
gerisin geri imdime dnyomm.. Kendimi anlamamn gemiimi nasl
ammsadma bah olduu, amlanmm dnyaya bakmla inceden inceye
ilenmi kurgular olduu gereklerini gzden uzak tutmuyorum, yine de
anlarma gven duyuyorum. Birka yongadan koca bir dinozor yaratmak
zorunda olduumun bilincindeyim. Bu noktada ifte sorun kyor karma.
Bir amy belleime kazrken algladklanm, dndklerim, hissettiklerim
ister istemez o any ardm zaman da karma kacak ve amy saracak.

Cogito, say: 50, 2007


30 Mnir Gle

Bunun yan sra, any ardm anki alg, dnce, duygu ve dlemlerim
de annm ieriine etki edecek. ki zaman aralnda kanlmaz olarak dei
ime uradm varsaynca, karmda geri gelen annn iki ruh hali arasna
skm olma zorunluluu dikiliyor. Bu nedenle, zaman yolculuklarna
kabilmek iin Proustun rastlantlarna bel balayamam, gelecee brakmak
zorunda olduum, ileride kendimi tanmlamama yarayacak yaant parala-
nm imdiden bir dzene gre belleime yerletirmeliyim. Aksi takdirde, ya-
nm yamalak geri gelmelerine boyun emek, hatta silinip yok olmalarna
katlanmak zorunda kalnm.
Musalann anas Bellek Tanras Mnemosyne, ele avuca smaz bir ha
tundur, bizi birok oyuna getirebilmek iin her ke bam tutmutur. Yine
de kt niyetli deildir. Hayatmzn birok dnm noktasm bizden saklasa
da, genelde verdii bilgi o kadar da arpk ve yanltc deildir. Zaten bu aa
mada benim iin asl nemli olan, -D . Schacter'in deyimini kuUamrsam-
'belleimin knlgan gcyle sanm kadm nasl hatrladm deil, nasl ha-
trlayacamdr.

Cogito, say: 50, 2007


insan Hatrlar.

nsan -tuhaftr- her n her an ha vel bir kandil gecesi radyo nnde S
trlayabilir, g unutur. Hafiza-i beer leyman elebinin mevlid-i efini g
nisyn ile m aluldr' demiler ya, bu zel bir grtlaktan, byk ihtimalle no
herhalde beerin bnce nev'i iin safe- talar adeta viyolonsel gibi basan Kni
diimi bir kelm- kibar olsa gerek. Baha'dan dinlerken, -herhalde makam
Geende, bir geceyansmdan sonra yine gerdniyede karar klm olacak
yine tetebbuat ile megulken, radyoda k i- yaknda vefat eden babaannemle
Safiyenin -sadece Safiye diyorum, zi- birbirimize ksa bir bak frlatp bera
r bizim evde Safiye Ayla'ya byle hi ber Nevres Paa'mn bestesine girimi,
tap edilir, herkes de Safye denildi mi hem kendimiz glm hem etraftakile-
kim kastediliyor anlard- bir mayas ri gldmtk...
almaya baAdi- BdeBer .bilir, hani u in tuhaf o dier her sradan gn
mehur mayas, bakna gel yakna... gibi farzettiim gn, masada duran
diye b a l^ .n n gerdniye maya! Bir ay bardandan, bardan yannda
okuyor, bir okuyor ki arnan Allah! M a boylu boyunca yatan siyah 99'luk tes
ya geldi, geldi sonunda Nevres Pa- pihe; saatin akam dokuzu yirmi gei
a'nm "Atm kat, ben vuruldum, d yor olduundan havamn soukluuna
tm ardna yoruldum ; knamayn arka kadar hibir aynntsm unutmam ol
dalar, ben o dilbere vu ruld um . A m duumu ben; Safiye ln tatl nameleri
man im di yaman im di, dalar ba refakatinde 1960'larda kaydedilmi o
duman imdi; gzel sevmek hotur am band seyrederken anladm.
ma, ayrlmas yaman im d i..." gfteli A n lad m da ne m i oldu? Sanki
dvanna balad... onun ld gn iimde tuttuum b
Safiye henz mayann meynna tn gzyan akttm, sabaha kadar
gelmeden makamn seyrinden dolay aladm...
bende afak zaten atmt. Seneler ev MEHMET ETNTA

Cogito, say: 50, 2007


Salvador Dali, Bellein Azmi, 1931, tuval zerine yalboya, 33 x 25 cm.
Giordano Bruno: Parise lk Geli
FRANCES A. YATES

Giordano Brunol 1548 ylnda, Vezv dann eteklerinde kk bir kasa


ba olan Nola'da dodu. Bu yanardah ve Napoliten kkleriyle bam hibir
zaman kopamiadj merhametli gkler altnda domu anlamna gelen "No-
lan adyla animaktan gurur duyard. 1563'te Dominiken Tarikatna girdi
ve Napoli'de Thomas Aquinasm mezannm olduu byk Dominiken manas
trna yerleti. 1576da aykr grleri nedeniyle ba derde girdi, Dominiken
mezhebinden karak manastrdan aynid. Avrupa'da gezginlik yaparak gei
recei gnler bundan sonra balad. nce Calvinin Cenevre'sine gitti, buray
hi sevmedi, zaten Kalvinistler de ondan holanmamt; Toulouseda yakla
k ki yl Sacrobosconun De Sphera [Yer Kre] kitab zerine konferanslar
verdikten sonra nihayet 1581'de Paris'e geldi. Burada, otuz kutsal znitelik^
zerine otuz okuma dersinin de aralannda olduu halka ak konferanslar
verirken, Kral IH. Henrinin dikkatini ekti. Bir byc olarak tannmasna
yol aan bellek sanat zerine iki kitabm burada yaymlad.
nsz'de akland gibi, elinizdeki kitap Brunoyu Rnesans Hemetizmi
ve bycl tarihi iinde konumlandmiay amalyor. Elinizdeki kitaba
benzer bir plana sahip ve Bruno'yu klasik bellek sanat iine yerletirmeyi
amalayan bir baka kitap daha yazmay umuyorum. Bruno'nun bellek sanat
hem by sana hem de Hermetik sanat olduu iin, bu iki farkh dal ortak bir
noktada buluur. Bu kitapta ele almak istediim ey de, bellekle ilgili yaptla
rn bu yndr; bynn bellek gelenei iine nasl dahil olduuna dair daha

* Frances A. Yates, Giordano Bruno and the Hermetic Tradition, The University of Chicago
Press, 199rdenahnnutr.

Cogito, say: 50, 2007


34 Frances A. Yates

kapsaml bir tartmay br kitaba brakyorum. Bmunla birlikte, bu blme


giri olarak klasik bellek sanat^ zerine bir eyler sylemek gerekiyor.
Romal hatipler, Ad Herenniumda tammlanan ve iero ve Ouintilian'n
da bavurduu bir anmsama yntemi kullamrd. Bu yntem, bir binadaki
bir dizi yeri ezberlemek ve ezberlenmi bu yerlere bir konumamn anmsa
nacak noktalannn imgelerini ilitirmekten oluuyordu. Hatip konumasm
yaparken, hayalinde ezberlenmi yerleri srayla geer, buralardan kendisine
kavramlarm anmsatacak imgeleri alrd. Bir bellek yerletirme dizgesi ola
rak yalnzca binalar kullanlmazd: Scepsisli Metrodorus un, kendi belek-
sisteminin temeli olarak burlar kuam kulland sylenir.
Genellikle katksz bellek-tekniksel bir sanat olarak grlen bu klasik sa-
natm Ortaada uzun bir tarihi vard ve Albertus Magnus ile Thomas Aqui-
nas tarafindan tavsiye edilirdi. Rnesans'ta, Yeni Platoncular ve Hermetist-
1er arasnda moda haline geldi. Bu sanat artk, kozmik dzenin kendisini
"yerletirme dizgesi, evrer tanmamn bir tr isel yolu gibi kullanarak, te
mel ya da ilkmeksel imgeleri bellek zerine kazma yntemi olarak anla
lyordu. Bu ilke, Ficino'nun De vita coelitus comparanda smn bir pasajnda
zaten vard; Ficino, bu pasajda, gezegen imgelerinin ve renklerinin, onlan
ezberleyecek olan insann evinden dan adm attktan sonra alglad b
tn bireysel grnglere ve onlan alglay srasna gre dzenlenmi biim
de kubbeli tavana resmedilerek ezberleniini anlatr.^ Rnesans'n by bel
leinin temelinde, inamyorum ki, evreni zihinde yanstmayla ilgili Hermetik
deneyim^ vardr; Rnesans by belleinde yerleri ve imgeleri kullanan kla
sik bellek yntemi, artk, bu deneyimi ilkmeksel ya da byyle harekete ge
irilen imgeleri bellek zerine kazyarak gerekletirme yntemi olarak an
lalmakta ya da byle uygulanmaktadr. B 3mcler, byl ya da tlsml
imgeleri bellek imgeleri olarak kullanarak evrensel bilgiyi ve zel gleri
edinmeyi ve imgelemi by yardmyla dzenleyerek, adeta kozmosun g
leriyle uyumlu gl bir kiilik elde etmeyi umuyorlard.
Klasik bellek sanatnn Rnesansta biim deitiriinin ya da uyaran-
mn Bruno'dan nce de bir tarihi olmu olsa da, Bruno'da doma ulamtr.
Bu blmde ele aldmz De umbris idearum ve Cantus Circaeus, by bel
lei zerine ilk yaptlardr. Bunlar, Bruno'nun daha ngiltere'ye gelmeden
nce bir byc olduunu gsteriyor.
1582 ylmda Paris'te yaymlanm olan De umbris idearum, III. Heny'ye
adanmtr. Bu adamanm ncesinde ve sonrasmda, okurlar incelemek zere

Cogito, say: 50, 2007


Giordano Bruno: Paris'e tik Geli 35

olduklan yaptn gl hakknda uyaran iirler bulunmaktadr; yapta giri


skmtl ve zordur, ama sonunda onlan byk dl beklemektedir. Kitap, tap
naa girenlerin alayan bir yz, kanlarnsa glmseyen bir yz grd Ki-
os'taki [Sakz Adas] Diana yontusuna benzetilebilir.^ Ya da Pythagorasm bi-
com is (iki boynuzlu) zerine bilmecesine - bir taraf kaba ve iticidir, tekiyse
daha iyi eylere gtrr. Bu yz ve bu bilmece u anda insana zor gibi gel
mektedir ama kendilerim bu glgelere kaptmu olanlar kendi yararlanna bir
eyler bulurlar. Merlin'in bilgeliine atfedilen bir iirde, eitli hayvanlann e
idi eylemlere uygun olmadklan sylenir; rnein domuzlar doalar gerei
uamazlar. Dolaysyla okur, kendim yeterli hissetmedike bu yapt okumaya
kalkmamas konusunda uyanlr.'^ Kitaba yerletirUmi bu iirsel gnderilerde
ki gizemlilik ve kendini beenmilik yaptn tmne hkim bir ton yaratr.
Kitap, Hermes, Philotimos ve Logifer arasndaki bir diyalogla balar.^
Hemes aklanacak bilgiyi ya da sanat bir gne olarak tammlar. Gnein
douunda, karanln iileri inlerine ekilir, insan ve n yaratklar ise
dan kp ilerine balar. Geceye ve Pluto'ya adanm karanlk yaratklar,
bycler, karakurbaalar, dev kertenkeleler ve baykular kovulmutur. I-
m yaratktan olan horoz, anka kuu, kuu, kaz, kartal, vaak, ko ve aslan
uyanktr ve almaktadr. ifah odar ve k iekleri -gnebakan ya da lu-
pinus [acbakla]- gece bitkilerini kovar.
Hermes, sanata ikin aydnlanmay, yalnzca, astrolojik olarak Gne ge
zegeniyle ilikilendirilen bu hayvan ve bitki terimleriyle deil, "aldatc an-
lamdan ok "yanlmaz anlk" zerine kurulu bir felsefenin terimleriyle ta
mmlar. Devreler"den ve "yanm daireler"den, ou kimsenin "hayvanlar ya
da tannlar" oldumu dnd "dnyalann devinimi"nden, bu felsefede
gnein gcnden sz eder artk.^
Philothimus, Hermes'in elinde tuttuu kitabn ne olduunu sorar; bunun,
deaann Glgeleri zerine^^ kitab olduu sylenir ona; kitabm yazan ieri
inin herkese bilinip bilinmemesi konusunda tereddttedir. Philotimus bu
tr tereddimerin hkm srmesine izin verilirse, hibir byk eserin ortaya
kamayacam belirtir. Msrl rahiplerin bir zamanlar syledii gibi, zorla
yc Merlmrlerin eidi zamanlarda dan ettii yasalar yznden, tanniann
inayeti tkenmez. Akl, durmadan aydnlatr, gzle grlr gne de, hepi
miz ona yzmz dnmyoruz diye aydnlatmaktan vazgemez.
O anda, Logifer bellek sanatma hi deer vermeyen Bilge Adhoc, Bilge
Scoppet gibi ok sayda bilge doktoru rnek gstererek katlr konumaya.

Cogito, say: 50, 2007


36 Frances A. Yates

Bilge Psicoteus'un, Tullius'un, Thomas'n (Aquinas) da bir Albertus'un


(Magnus) bellek biliminden yararl hibir ey renil^eyeceine ilikin ka-
msm zikreder. Logifer, bellei glendirecek t ^ i reeteler konusunda
bilgilidir; hangi diyetin, hangi yaama dzeninin bellek iin iyi olduunu bi
lir. Bu tr bilgilerin, imajEir ve rakamlar kuUana bo ve aldatc hatrlama
yntemlerinden ok daha yararh olduunu dnr. Philothimus'un Logi-
fer'in konumasna, kargalann gakladm, kurtlarn uluduunu, atlann
kinediim vb belirterek tepki verir. Logifer'in, Merlinin uyansna kulak ke
silip kendi bilgisini aan eyleri tartmaya girimemesi gereken kiilerden
biri olduu aktr.
De umbris idearumdaki diyalogun Brunonun ngiltere'ye geliinden n
ce, Paris'te yazlm bu yedi sekiz sayfalk giriinde, ngiltere'de yazlacak
olan dramatis personae ve imgelem zerine diyaloglann ana hatlann re
niriz. ngilterede yaymlanan diyaloglarda yeni Kopemik felsefesini yorum
layan bilgenin ad Filoteo ya da Teofilo olarak verilir ve Nolan'n kendisini
temsil etmektedir; bilgenin hem kendisine hayran mezleri hem de kendi
sini eletiren ve saldran bilgi kardan vardr. ngiltere'de yaymlanm di
yaloglarda hkm srecek olan mecazlar burada imdiden mevcuttur - Ko-
pemiki" bir doal felsefeyle ilikilendirilen gizemli vahyin ykselen gnei,
bu vahyin yannda ve karsnda konumlandnlan m ve karanln yara-
tklan - tpk burada, gnele ilgili olmayan zellikleri olan bilgilerin bilge
lere kar konumlandmi gibi...
De umbris idearumdaki diyalog, Philotimus'un -dolaysyla Filoteo'nun
ya da Teofilo'nun, Nolan'n, Giordano Brunonun- retmeninin Hermes
Trismegistus olduunu aka belirtir. Yeni felsefeden ve yeni sanattan sz
eden kitab Philothimus'a veren Hermes'tir; bu da, aslnda Hermes'in yaz
d, Giordano Bruno'nun deaann Glgeleri zerine kitabdr -yani, bu,
by zerine, ok gl bir gne bys zerine bir kitaptr. Ascepi-
usta, Msrllann byl dininin, ge kaldm, kt zamanlarda gelip, ^2
yasal hkmlerle yasaklanm betimleyen "At" antrmas, Giordano
Bruno'ya balanm bu Hermetik vahyi, Msrllarn diniyle, gzle gr
lr gnee tapnmann tesine ulam anlk veya zihin diniyle ilikilendi-
rir. Bu dini yasayla yasaklayanlar, At'n Augustinusu yorumunda, kendi
daha kusursuz dinlerini Adsrllann dininin yerine geirmi olan Hristi-
yanlard. Fakat Brunoya gre, sahte Hristiyan "Merkr"Ieri, daha iyi olan
Msr dinini baskyla yasaklamlard - bu, Bruno'nun daha sonraki eserle

Cogito, say: 50, 2007


Giordano Bruno: Paris'e lk Geli 37

rinde daha fazla kantn sunulduu Hristiyan kart bir Hermetizm yoru
mudur*
Her ne kadar Merlin'in uyarsn dikkate alyor ve bir gne hayvam ya
da kuu olduumuzu ileri sremeyeceimizin farknda olsak da, o gizemli
dea Glgeleri'nin biraz daha iine girmeye alalm.
Kitap otuzlu gruplar halinde dzenlenmitir. lk srada, niyetler ya da,
kutsalln glgelerine veya yansmalarna ynelik iradi niyet yoluyla kutsal
lk m arama zerine otuz ksa paragraf veya blm vardr.l^ Burada Ka
balistlere ve Hz. Sleymann lahisindeki imgesine baz gndermeler var
dr. Bu da, merkezinde bir gnein bulunduu, zerinde harfler olan otuz
blme aynim bir tekerle resmedilir. ^4 Niyetler''in tamam gnee dnk
tr - yalnzca gzle grlr gnee deil, imgesi olduu kutsal anla da.
Harflerle gsterilen tekerlek, kitapta elbette bir lullist elementtir ve bir sana
t, harflerle temsil edilen kutsal niteliklere dayandran lullist ilkeyi yanstr.
Byk olaslkla, Bruno'mm Paris'te verdii, metni elimizde olmayan otuz
kutsal yetenek zerine derslerle de ilikilendiriebilir.l^
Daha sonra, idea kavramlan zerine otuz ksa blm gelir; bunlar
Plotinus'un adnn sk sk getii, belli belirsiz Yeni Platoncu metinlerdir.
Bruno'nun aslen aklnda olan eser, dorudan ahntlamasa da, Ficino'nun De
vita coelitus comparanda'sidir. Burada, kank bir biimde de olsa, Fici
no'nun gksel imajlan Plotinletirilmesim" ve bu tr imge listelerinin b
yl bellek sistemine temel olutunnasna yol am kasteder.
Bu imge listeleri kitabm nemli bir blmn oluturur. Her biri be-
erlik alt gruba ayrlm otuz grupta toplanm, toplam yz elli imge.
nce
Otuz alt vecih'inl^ imgeleri gelir:

Ariesin [K o ] ilk yznden, dev csseli, gzleri akmak akmak yanan, kzgn

yzl, beyaz giysiler iinde esm er b ir adam ykselir.

Korkusuz Bruno, Msrl vecih eytanlarnn imgelerim belleine yaz


makta tereddt etmez. E. Garin'in belirttii gibi,20 Bruno, BabiUi Teucer'e
atfedilen, otuz alt vecih imgesinin hemen tamamm Comelius Agrippa'mn
De occulta philosophia'smddo almtr.^l
Bundan sonra, her gezegen iin yedi adet olmak zere krk dokuz geze
gen imgesi gelir. rnein:

Cogito, say: 50, 2007


38 Frances A. Yates

lkin Satrn'n imgesi. B ir ejderhaya binmi, geyik bal b ir adam, sa elinde

b ir ylan yemekte olan bir b a y k u .2 2

Bruno'nun gezegen imgeleri, baz deiikliklerle de olsa, Agrippa'mnkilere


yakndr.23 Bunu, ayn menzillerini karlayan yirmi sekiz imgeyle Draco lu-
uae'nin bir imgesi takip eder;24 btn bunlar gerekten de Agrippa'mn ver
diklerine yakndan uymaktadr.25 Bruno, son olarak bir horoskop'un on iki
hanesiyle ilikilendirdii otuz alt imge verir.26 Bu imgeler olduka farkldr
ve bilinen tiplerden biriyle bir benzerlik henz saptanamamtr. Byk olas
lkla Bruno tarafndan icat edilmilerdir (onun asl otorite kabul ettii Agrip-
pa, zel amalarla astrolojik imgeler uydurulabileceini syler.)2? Bruno b
yl imgeler izmekte ya da icat etmekte uzmand, 1591'de yaymlad son
kitab, imge izimi, yani tlsml ya da byl imgelerin izimi zerinedir.28
Bruno, Ficino'nun tlsm kullanna gl bir dn yapar ama bunu ya
parken'Ficino'daki Hristiyan ekincelerinden herhangi birini sergilemez
nk Hermetik Msrclm Hristiyanhktsm daha ijd olduuna inanmakta
dr. Ve by literatrne aina olanlar iin, kitabnn bal hemen byy
akla getirir, nk diri diri yaklm olan nl on drdnc yzyl bycs
Cecco d'Ascoli, Sacroboso'nun Spherei zerine by yorumunda, Hz. Sley
man'a atfettii Liber de umbris idearum adl bir kitaptan sz eder.29 Hristi
yanl reddetmek ve Hermetik Msrcl cokuyla benimsemekle, Bruno
geriye, daha karanlk, daha Ortaaa zg bir bycle girer, ama aym
zamanda Ficino'nun yntemi olan tlsmlan aynnth bir biimde Plotinle-
tirilmeden de vazgememitir. Her ne kadar olaand grnse de, Bru
no'nun idea glgeieri"nin, kutsal akldaki idealara gn altndaki eyler
den daha yakn olan byl imgeler, gklerdeki ilkmeksel imgeler olduu
na inamyorum. "Glgeler" szcn sk sk kullanan Ficino'nun da bazen
bunu kastetmi olmas mmkndr.
Byl imgeler, yerkrenin btn fiziksel ieriinin -elementler, talar,
metaller, otlar ve bitkiler, hayvanlar, kular v b - ve yz elli byk insann ve
buluunun^O imgeleri araclyla yzyllar boyunca biriktirilmi olan insan
bilgisinin tamamnn hatrland teki tekerleklerin tekabl ettii bellek sis
temi tekerlei zerine yerletirilmiti. Bu sistemi elinde bulunduranlar by
lece zamamn zerine kyor, btn doa ve insan evrenini zihninde yanst
yordu. Daha nce nerildii gibi, byle bir sistemin Hermetik bir sr olmas
nn nedeni, sanyorum, Corpus H erm eticum da, zihindeki evrenin gnostik

Cogito, say: 50, 2007


Giordano Bruno: Paris'e lk Geli I 39

yansmasna yaplan amtrmalardr; Pim andern sonunda, tarikate kabul


edilenin Pimanderin ltfunu zihnine kazmasndaki ya da bu kitabn II. B
lmnde "Evrenin Zihindeki Msrl Yansmas olarak zetlenen Corpus
Hermeticum XI'de olduu gibi. imdi, bu zetin sonu paragra&ndan bir
almt yapyorum:

Kendinizi Tanryla b ir tutmadka Tann'y anlayamazsnz: nk benzer yal

mzca benzeri taraftndan kavranabilir. Kendinizi bedenden zgrce kopam ak

yoluyla, llemez bir bykle eriin; kendinizi zamamn stne karn, Son

suzluk olun; o zaman T an n y anlarsmz. Sizin iin hibir eyin imknsz olma-

dma inann, lmsz olduunuzu ve her eyi, btn sanatlan, btn bimleri,

her canh varhn dogasm anlayabileceinizi dnn. E n yksekten daha yk

see kn; en dipteki derinlikten daha aa inin. H er yerde, karada, denizde,

gkte olduunuzu, henz domam olduunuzu, ana kanomda, gen, yal, l,

lm tesinde olduunuzu hayal ederek, yaratlm her eyin, atein ve suyun,

kurunun ve slan duyarhma girin. H er eyi, zamanlan, yerleri, maddeleri, ni

telikleri dncenizde ayn zamanda kucaklarsamz, T anny anlayabilirsiniz.k2

Bruno, gksel imgeleri, kutsal zihinlerdeki idealara yakn glgeler olan


gklerdeki ilkmeksel imgeleri -aadaki her ey bunlara baldr- bellee
kazmak yoluyla, sanrm, bu "Msr" deneyimine ulaabileceini, gerek
gnostik tarzda, kutsal gleri iinde tayan Aion olabileceini umuyor. Zod
yak figrlerini hayale nakederek "yalmzca bellee deil, mhun btn g
lerine olaanst bir tarzda yol gsterecek olan bir simgesel sanat iinize
katabilirsiniz. 33 Kendinizi gksel biimlerle badatrdnzda "eylerin
karmak oulluundan, altta yatan birlie ularsnz. nk evrensel tr
lerin paralan aj^n ayn deil de altta yatan dzenleriyle ilikili olarak d
nldnde, anlayamayacamz, beUeyemeyeceimiz ve yapamayacamz
ne kalr geriye?34
Bylece Bmnonun byl bellek sistemi bir Magws belleini, hem imge
lemini ilkmeksel imgelere uydurma yoluyla d grnlerin tesindeki
gerei bilen, hem de bu igr yoluyla glere sahip olan bir bellei temsil
eder. Bu, Ficinonun gksel imgelerin35 Yeni-Platoncu yorumunun dom-
dan ardl, fakat ok daha cesur bir uca tanm halidir.
De umbris idearumda tammlanan sanatm "Msrl karakteri, Bmno'nun
sko mezi Alexander Dickson tarafndan gl bir biimde vurgulanm

Cogito, say: 50, 2007


40 \ Frances A. Yates

t. A. Dickson, 1583te L o n d r a 'd a yaym lad ^^ bir benzer yazya, konuma


clar "Mercunus" ve Theut" olan bir diyalogu giri olarak koymutu - bun
larn her ikisi de Msrl Hermes Trismegustus'un adlandr.
Paris'te yaymlanm olan by bellei zerine teki kitabm kahramam.
Gnein kz, byk byc Kirke'dir. Bu kitabn bal Cantus Circae-
M5'tur3'7 ve Jean Regnault tarafindan "Grand Prieur de France [Fransa'mn
Byk Barahibi] Henri Angoulme'e adanmtr; bu kii, II. Henrinin evli
lik d olu olarak yan-kral soyundan olduu iin Fransz saraynda nemli
biriydi. Regnault, Bruno'nun elyazmalanm kendisine verdiini ve basma
hazrlamasm istediini sylyor. 1582'de, De umbris idearum'la aym yl ya
ymlanm olan eser [Cantus Circaeus], nsznde En Hristiyan Kral'a ithaf
edildii zikredilen eserden daha sonra gelir.38
Eser, Kirke'nin39 Gne'e yapt olaanst bir byyle ahr; bu byde
btn adlar, sfatlar, hayvanlar, kular, metaller vs zikredilir. Kirkenin yar
dmcs Moeris zaman zaman gnein nlarm gzlemek ve bynn ie ya
rayp yaramadm denetlemek iin danya bakar. Dnyanm ruhundaki "us
lar yoluyla "idea"Iardan bize ulaan gizemli glerin taycs olan gnee ve
spiritus'u ekmek iin kullanlan otlann, bitkilerin, talann vb glerine yap
lan bu byde, De vita coelitus comparandaya hafife arptlm da olsa ak
bir gnderme vardr.^ Daha sonra Klrke, Aya, Satrn'e, Jpitere, Mars'a, Ve
ns'e ve Merkre, aym derecede olaanst ama o kadar uzun olmayan b
yler yapar, en sonunda da yedi hkmdarn yedisine kendisini dinlemeleri
iin ant verdirir.'^l Aym zamanda bitki, ta vb dzenlemeleriyle by yapmak
ta ve kutsal tanniann yazlarm bir tabakta sunmakta, havaya harfler iz
mekte, Moeris'e de, zerinde gizemi btn lmllerden saklanm olan en
gl Moraalerin bulmduu bir parmeni amas sylenmektedir.'^^
Bruno'nun bu eserdeki byler iin ana kayna. De umbris'deki gksel
imgelerde olduu gibi, Comelius Agrippa'mn De occulta philosophiasidir
Karlatrma amacyla, Vens'e yaplan byden Bruno ve Agrippa'dan
paralar almthyorum:

Bruno.
Vens alma, formosa, pulcherrima, amica, beneuola, gratiosa, dulcis, amena,
candida, siderea, dionea, olens, iocosa, aphrogenia, foecunda, gratiosa, larga,
beneftca, piacida, deliciosa, ingeniosa, ignita, conciliatrix maxma, amorum
domina...^^

Cogito, say: 50, 2007


Giordano Bruno: Paris'e lk Geli 41

Agrippa

Vens, vocatnr dom ina, alm a, form osa, siderea, candida, pulchra, piacida,

multipotens, foecunda, dom ina am ols et pulchritudinis, seculorum progenies,

hom m um que parens initialis, quae primis rerum exordiis sexuum diversitatem

geminato am ore sociavit, et aetem a sobole hominum, anim alium que genera,

quotidie propagat, regina om nium audiorum, dom ina laetitiae...'^^

Bu by ve Bruno ile Agrlppa'daki teki gezegen byleri ayn deildir,


fakat Bruno, Agrippa versiyonlanm, eklemeler yaparak ya da kendi arzusu
na gre deitirerek, kendine temel almtr, tpk Agrippac imajlar, dei
iklikler yaparak temel ald gibi.
Kirkeci bylerin ya da cantuslann ad Memoriae praxim ordinatus^^ ol
duu ve ardndan Bellek Sanat'nm^^ geldii syleniyor. Bir an iin geriye
dnp Ficinonun mezi Diacceto'nun betimledii, gne tlsmmn, imge
lem cokusal olarak bir "tr nak" almaya hazr hale gelinceye kadar, rit-
ellerle ya da Orfik ilahilerle beslendii gne trenlerini dnrsek, Kir-
ke'nin gezegen tlsmlannm, imgelemi gezegen imgelerini almaya hazrlad
anlalabilir. stat bundan sonra Bellek Sanat'na, by bellei iin ge
rekli n hazrlk olan gksel imajlarla damgalanm bir imgelemle devam
edecekti. Bunun, bylerle onu izleyen Bellek Sanat arasndaki aklana
mayan balantmn doru aklamas olup olmadndan emin deilim, ama
aklamalardan biri olabilir.
Gerek Ficinocu byyle, ondaki incelikle, Orfeci ilahiler biiminde zarif
ve bilimsel bylerle yaplacak bir karlatrma, Brunonun Cantus Circae-
W5'taki vahi bjhisnn tepkisel ve barbarca karakterini ortaya karr. Bu,
daha gl bir by elde etmek amacyla, bilerek yaplm olabilir. Kirke,
Gnee seslenirken yle der:

Adesto sacris filiae tuae Circes voptis. Si intento, castoque tibi adsum animo, si

dignis pro facultate ritibus me praesento. E n tibi faciles ara struximus. Ad-

sunt tua tibi redolentia thura, sandalorum que rubentium fumus. E n tertio su-

surraui barbara & arcana carmina.49

Burada, Ficinocu gne trenindeki gibi, altar ve ttsleme vardr, fakat


byler, Gnee Orfeci ilahiler olaca yerde, barbara & arcana carm i-
dr.

Cogito, say: 50, 2007


42 i Frances A. Yates

Kirkenin bysnde bir tr ahlaki yeniden biimlenme vardr. Kirke, Al


tn a'm^O adaleti Astraenin nerede olduunu sorar, ktlk-ileyenleri
tehdit eder, tannlan, erdemi yeniden kurmaya arr.31 Bysnn sonucu
olarak, insanlar hayvanlara dnr,32 bu da (Kirke yksnn genel yoru
munun tam aksine) iyi bir eydir, nk kt insanlar gerek hayvan ekil
leri iinde daha az zararldr.33 Ama ktlk gecesinden kaan gzel ve er
demli hayvanlar ve kular da vardr. Horoz en gzelidir bunlarn, ho sesli,
asil, cmert, jnice gnll, gnesel, yce, nerdeyse kutsal bir yaratktr ve
atmada kt horozlan yenince stnln tyle gsterir. 34 Horoz,
tabii, Fransz Monarisini temsil eder. F. Tocconun iaret ettii gibi,33 Kir
kenin reform hareketinde Spaccio della bestia trionfante'den umutlu beklen
tileri vardr (ama Giordano Bruno'nun on dokuzuncu yzyldaki liberal hay
ranlan gibi Tocco da byden tamamen habersizdir).
Bruno, iinde bulunduu ortamn etkilerine duygu bakmndan ak bir
bycyd. Daha sonra gsterilecei gibi, ngiltere'deyken, Kralie I. Eliza-
beth'in saray kltnn daha etrefil yanlanndan bazlann almt. 1581'de
Parise, byk saray festivalini. Balet comigue de ta reine grecei, en azn
dan haberdar olaca bir zamanda varm olabilir, Balet'nin metni 1582de,
kendisinin Cantus Circaeus'uyla aym yl baslmt. Balletde, Kirke, insanlan
hayvanlara dntren Fransz din savalanmn kt bysn temsil eder.
Gsterinin iyi bysne yenilir, sonunda, zafer, onun utkuyla Kral III. Hen-
riye gtrlyle simgelenir, byl denei krala sunulur, bylece kt
Kirke bys iyi Fransz Monarisi bysne ekil deitirir. Yani, Bru
nonun, Fransz monarisiyle ilikili bir bysel gne reformu fikrini, Fran
sz saraynda dolamda olan kavramlardan alm olmas mmkndr.
Son blm ve Fransz dinsel Hermetistlerinin, Hristiyan Hermetizmini
Asclepius bysnden ve Ficino'nun tlsml bysnden ayrmada gster
dikleri dikkati yeniden ammsayalm. imdi ise Giordano Bruno, Katolik H
ristiyan Hermetizminin, Fransz papaz evrelerinde, belki de m. Henri evre
sindeki Capucin hareketinde yeerdii bu dnyaya, tamamen bysel bir
Hermetizmi verek, Asclepius'nn bysne hayran, Ficioncu byy Fici
no'nun asla dlemedii boyutlara tayarak grltyle giriyor. Ama Bruno
ve bys, dinsel Hermetizmin daha byk sorunlanna da katlm olacakt.
Bruno'nun . Henri ile olan ilikileri, yalmzca Bruno'nun kendisinin Ve
nedikli engizisyonculara anlatklanna dayanmaktadr. Derslerini iiten Fran
sz Kralnm kendisini ardm ve rettii bellek sanatmn doal m yoksa

Cogito, say: 50, 2007


Giordano Bruno: Paris'e lk Geli 43

by sanatyla m gerekletirildiini sorduunu sylyordu. Bruno, Krala


bunun bysel olmadm kantladm sylyor. Bu, elbette ki, gerekddr.
Daha sonra. Krala, De Umbris idearum adh bir kitap adadm syler, bmun
zerine Kral onu yorumculua getirir. 36 Henri De umbris idearuma baktysa,
ondaki by imgelerim mutlaka tammtr, nk bu kralm bir zamanlar Is
panya'dan by kitaplar smarlam olduunu biliyoruz; kitaplar geldiinde
bunlan DAubignenin grmesine izin vermiti, bunlardan biri de Picatrix^'^
idi. Armesinin byclere ve astrologlara dknl gz nne alnrsa,
Henri'nin by hakkmda fazla bir ey bilmediine inanmak imknszdr. Hi
kyenin daha olas bir versiyonu yle olabilir: Brunonun byyle ilgisi zeri
ne sylentiler Henrinin dikkatini ekmi ve onu bu yzden artm.
Bruno, engizisyonculara, ngiltereye gittiinde yamnda Fransz kralnn
ngiltere'deki Fransz bykelisi Michel de Castelnau'ya yazm olduu
mektuplar olduunu, bu lkede bulunduu srece onun yamnda kaldm
da sylemiti.38 Bu tantma mektuplar zerine elimizde yalnzca Bru
nonun syledikleri var, ama bunun doru olduunu dnyorum. Oradaki
btn gnlerini onun yamnda geirdiini, ayn zamanda Brunonun kitapla
rndan birinden, bykelinin, yazlan ve davramlan konusundaki dediko
dulardan onu koruduunu da biliyoruz. ngilterede yaymlanm kitaplar
dan bazlannda, Bruno, o zamanki sk sansr ve denetim koullannda lke
de hi kimsenin sylemesine izin verilmeyecek eyler sylyordu. Yazdkla-
nm yaymlamas ve hapse girmemesi ya da herhangi bir ekilde cezaland-
nlmam olmas, kanmca, bizzat Fransz Krah'ndan Fransz bykelisine
gnderilmi bir tantma mektubunun salayabilecei bir tr diplomatik ko
runmaya sahip olduunu kuvvetle dndryor.
Dolaysyla, Brunoyu bir misyonla ngiltereye gndermekle, sub rosa
[gizlice] da olsa, onun yaam seyrini, gezgin dolaan bir byclkten ger
ekten ok garip bir tr misyonerlie terfi ettirmi olan kiinin III. Henri ol
mas mmknd.
Paristeki ngiliz bykelisi Heny Cobham, Mart 1583 tarihli bir mek
tupla, her zaman dikkatli Francis Walsingham, Brunonun yaknda ngilte
reye geleceini haber vererek uyard: "Felsefe profesr Doktor Jordano
Bruno Nolano ngiltereye gelmek istiyor, kendisinin dini konusunda ise tav
siyede b u lu n a m a m . 39 Bykelinin tavsiyede bulunamad eyin Bru
nonun felsefesi deil de onun dini olmas dikkat ekici - belki de bir k
mseme, nemsememedir bu.

Cogito, say: 50, 2007


44 Frances A. Yates

Okur, Rnesansn nl bir filozofunun bu blmde gz nne serdiimiz


ruh hali karsnda donakalrsa ve daha ok bykeli gibi dnrse, onu k-
nayamam. Ama dnce tarihi hakknda gerei aryorsak, hibir eyi gz ar
d etmememiz gerekir. En an trden bir Hermetik byc olan Giordano
Bruno, "yeni. felsefesini yaymak zere ngiltere'ye gemek zeredir ark.

ngilizceden eviren: Mehmet H. Doan

Notlar

1 Giordano Bruno zerine literatr ok genitir (bkz. Bibiografia). En iyi yaamyks, V.


Spampanatonun Vita di Giordano Brano'sudur (Messina, 1921).
2 Documenti, s. 84.
3 Bunun ksa bir anlatm iin, bkz. Benim "The Ciceronian Art o f Memory bahkh yazm,
Medioevo e Rinascimento, studi in onore di Bruno Nardi, Florence^ 1955, n, s. 871-903; aym
konuda, Bruno zerine bir blm de ieren son bir kitap Paolo Rossi'nin Clavis Universalis
arti mnemoniche e logica combinatoria da Lullo a Leibniz kitabdr, Milano-NapoU 1960; yi
ne bkz. C. Vasoli, "Umanesimo e simbologia nei primi sritti lulliani e mnemotecnici del
Bruno", Umanesimo e Simbolismo iinde, ed. E. Castelli, Padua, 1958, s. 251-304, ve aym
ciltte P. Rossinin yazs (s. 161-78).
4 Bkz. Yates 1991, s. 75-76.
5 Bkz. a.g.e. 31-32.
6 Bruno, Op. hat., I I (i), s. 1 vd.
7 A.g.e., s. 6.
8 A.g.e., s. 7 vd.
9 A.g.e., s. 8-9.
10 A.g.e., s. 9.
11 A.g.e., s. 14.
12 Bruno'nun kendi szleriyle yle: "Non cessat prouidentia deorum (dixerunt Aegypt Sacer-
dotes) satutis quibusquam temporibus mittere hominibus Mercurios quesdam...Nec cessat
intellectus, atque sol iste sensibilis semper luminare, ob eam causam qua nec semper, nec
omnes animaduertimus)" (A.g.e., s. 9). Msrhlann dininin yasal hkmlerle yasaklanaca
kehanetinde buiman At pasajm {C.H., II, s.327, bkz. Yates, 1991, s.38) dnyor. Au
gustine, At', sahte M sr dininin Hristiyanlk taraftndan bastnlaca kehaneti olarak yo-
rumluyordu. Bruno bu yorumu kullamyor, ama bunu, Hristiyan bastnclar ("Mercurios
quosdqm) maddesel gnein tesinde, kutsal mens'e nfuz etmi gerek Msrl gne dini
ne ka: yasa kard anlamna alyor. Baskya karm bu gerek din sona ermedi ve Bruno
onu yeniden canlandryor.
Yukardaki pasajn grameri pek ak olmasa da, anlammn bu ekilde yorumlanmasnn do
ru olduuna inamyorum. Bruno'nun, geek dinin reticileri oldumu iddia eden, fakat
gerekte hakikati bask alna alan, kankhk ve anlamazlk balatan sahte "Mercuriesler-
den sz ettii teki pasajlarla ka:latmlmas gerekir (Dial ttal, p.32; Op. Lat., I (i) p. 4;
kr. aada s. 236-8, 314-5).
13 Op. Lat., n (i), s. 20 vd.
14 A.g.e., s. 54

Cogito, say; 50, 2007


Giordano Bruno: Parise lk Geli 45

15 Bkz. Yates, 1991, s. 190.


16 Op. Zt., n (i), s. 41 vd.
17 Ag.e., s. 135-57.
18 vecih = ng. Faces; Lat. Decan facies: bir burcun 30 dereceli dilimi. Her bir bur e bl
nr, dilimlerden her birine 'decan'=Vecih' ad verilir. (.n.)
19 A.g.e., s. 135. vecih imajlan 135. sayfadan 141. sayfaya kadar gider. Zodyak'm on iki iare
tiyle gruplara aynimtr, bunlar yzler'dir: iaretler dilimlerle gsterilmitir.
20 Garin, Medioewo e Rinascimento, s. 160, not.
21 Agrippa, De occult. FhiL, II, 37. Brunonun vecih imajlannn ayrmh zmlemesi gsteri
yor ki, bunlardan 17 tanesi Agrippa'dakinin ayn; 17si Agrippaya yakn fakat kk deiik
likleri var; biri (Pisces, 2-Bahklar), Agrippa imajndan ok Abanolu Peter'in {Astrolabium
planum adh yaptmda verdii imaja benziyor; biri (Capricom, 3- Olak) hem Agrippa hem
de Abano'nun verdii imajdan tamamen farkl.
22 Op. Lat., n (i), S.144. Gezegen imajlan 144-51. sayfalardadr, gezegenlerin dilimleriyle gs
terilmitir.
23 Agrippa, De occult. pkiL, n, 37-44.
24 O p .L a t .,m ),s . 151-3.
25 Agrippa, De occult. phil., II, 46.
26 Op. Lat., n (i), s. 154-7.
27 Bkz. Yates 1991, s. 135. Bu icat edilmi 36 imgenin, vecih imgelerim evrensel olarak uygun et
kiler elde etmek iin izilmi imgelerle btnlemek amacm tadm dnmek istiyorum.
Kasaca, bu 150 imgelik takm, gkyznn uygun bir modeline denk den bir ey olabilir.
28 Bkz. Yates, 1991, s. 331-4.
29 Cecco dAscoli'nin yorumu Lynn Thomdike'm The Sphere o f Sacroboso and its Commenta-
tors adh kitabmda yaymlanmtr, Chicago, 1949, s. 344 vd.; Hz. Sleyman'l n libro de
umdris idearam'undan ahntlar bu baskda, s. 397, 398dedir. Aynca kr. Thomdike, History
o f Magic and Experimental Science, n , s. 964-5.
Bruno Cecco d'Ascoli'nin kitabm biyordu, nk De immenso et innumerabilibusMnski
yorumlanndan birinde ondan sz ediyor: "Nec mentitus est Cicco Aesculano Horon spiri-
tus, qui deum bralunae Intenrogatus quid esset, respondit: ut terra terra est..." (Op. Lat., 1(1),
s. 377). Cecco, "Cherubimin hiyerarisinden olan" spirit H orondan, Sleymann Liber de
umbris iearum'undaa yapt aimtlanndan birinde gerekten de sz eder (The Sphere, ete.
Ed. Thomdike, s. 398),
Bruno, Cecco d'Ascoli'den ahntlar balamnda, Sphere zerine kendi kayp kitabndan sz
ettiine gre (bkz. aada, s. 323, not 1), Cecconun by yorumunu, Toulouse'da, kre
zerine konumalannda kullanm ve onda byl bellek zerine kitab iin balk bulmu
olmas, olaslk d grnmyor.
30 Byk insanlar ve buluular (Op. Lat., II (i), s. 124-8) be sesliyle harflendirilmi be altb-
lm olan otuz gm p iindedir. teki steler (a.g.e., s. 132-4) aym ekilde gruplandrlm ve
harflendirilmitir. By imgeleri de (a.g.e., s. 135-7) aym ekilde gmplandnim ve harflen-
dirilmitir. Btn listeler e merkezU tekerlekler zerinde dzenlendiinde, byk insan ve
buluularla evrenin ieriklerine uygun 301u gmplar halinde 150 by imgesine daynan
tam sistem elde edilir.
Bellek sanat zerine kitapta, bu sistem daha ayrmth incelenecek ve onun bys iindeki
dehlk yntemi teki bellek sistemleri balamnda grldnde daha iyi anlalacaktr.
31 Bkz. Yates, 1991, s. 25.
32 Bkz. Yates, 1991, s. 32.
33 Op. Lat., n (i), s. 78-9.
34 A.g.e., s. 47.

Cogito, say: 50, 2007


46 Frances A. Yates

35 De vita coelitus comparanda'y tartt yazsnda aadaki dnceleri ileri sren E. Garin
bunu grmt: Che Bruno...si serva nella sua arte della nemoria de\e facies astrologiche di
Teucro babilonese non 6 n6 un caso n6 un capriccio: 6 la continuazione di un discorso molto
preciso intomo agli esemplari della realt." (Le 'Elerioni' e il problema dell'astrologia", in
Umanesimo e esoterismo, ed. E, Castelli, Padua, 1960, s. 36)
36 Alexander Dicson, De umbra rationis & iudicii, siue de memoriae virtute Prosopopaeia, Lon
dra, 1583; Leicester Kontu Robert'e adanmtr. Bu Dicson ya da Dickson'un sko olduu
Hugh Platt tarafndan bildirilmektedir, The Jewell House o f Art and Nature, Londra, 1594,
s. 81. Bruno'mm talyanca diyaloglarndan bazlannda bir mez, "Dicsono" olarak geiyor.
37 Op. Lar., n (i), s. 179 vd.
38 A.g.e., s. 182.
39 A.g.e.., s. 185-8.
40 "Sol qui illustras omnia solus...Culus ministerio viget istius compago vniuersi, iscrutabiles
rerum vires ab ideis per animae mundi rationes ad nos vsque deducens & infra, vnde variae
atque multiplices herbarum, plantarum caeterarum, lapidumque virtutes, quae per stella-
rum radios mundanum ad se trahere spiritum sunt potentes," (A.g.e., s, 185.)
41 A.g.e.,s. 188-92.
42 A.g.e.,s. 193.
43 Kr. Agrippa, De occult. phil, II, 59, "Hermes'in onlara verdii adlarla dnyamn yedi yneti
cisini" armakta kulland eitli adlar ve belgeler zerine.
44 Op. Lat., II (i), s. 191.
45 Agrippa, De occult. phil, loc. cit.
46 Op. Lat., II (i), s. 185.
47 Ag.e., s. 211 dvm.
48 Bkz. Yates, 1991, s. 82, ve Walker, s. 33.
49 Op. Lat., II (i), s. 186
50 Ibid., he. cit.
51 A.g.e., s. 186-7.
52 A.g.e,. s. 193 vd.
53 A.g.e., s. 194.
54 Ag.e., s. 209-10.
55 F: Tocco, Le pere latine di Giordano Bruno, Florence, 1889, p. 56.
56 "...il re Enrico terzo mi fece chiamare un giomo, ricercandomi se la memoria che avevo e
che professava, era naturale o pur per arte magica; al qual diedi sodisfazione; e con quello
che l dissi e feci provare a lui medesmo, conobbe che non era per arte magica ma per sci-
enzia. E doppo questo feci stampar un lbro de memoria, sotto titolo De umbris idearum, il
qual dedicai a Sua Maest e con questo mi fece lettor straordinario e provisionato...(DocM-
menti, s. 84-5)
57 Bkz. Yates, 1991, s. 51.
58 "...con httere dell'istesso Re andai in Inghilterra a star con rAmbasciator di Sua Maest,
che si chiamava il Sr. Della Malviciera, per nome Michel de Castelnovo; in casa del qual non
faceva altro, sen on che stava per suo gentilomo." (Documenti, s. 85.)
59 Calendar o f State Papers, Foreign, January-Jme 1583, s. 214.

Cogito, say: 50, 2007


Renan, Irk ve Millet
CENGZ ALA

1789 ylnn ocak aynda Paris'te rahip Emmanuel Joseph Sieyfes n


c Tabaka Nedir?" balkh bir kitapk yaymlar. Ksa srede byk ilgi g
ren bu yapt, Fransz devriminin ideolojik yapsn zmlemek asndan
zel bir nem tamaktadr. lkbahardan itibaren Versailles'ta toplanmaya
balayan ve nc tabakann^ egemenliinde olan Etats G6neraux (Genel
Tabakalar Meclisi), Haziran aynda kendini Ulusal Meclis ilan edecek ve ge
nel erevesini birka ay nce Sieysin izdii program uygulamaya koya
cakt. Sieys, bu nl yaptnda yle yazmt:

"...nc tabaka nedir? H er ey, fakat ksteklenen ve ezilen b ir ey. Ayncalkl

snf olmasayd, nc snf ne olurdu? H er ey, fakat zgr ve hayat dolu her

ey."2 D ah a sonra nc tabakann tek bana milleti oluturduunu syleyen

Sieys milletin tanmm d a yapar: "ortak bir yasa altnda yaayan ve ayn yasa

koyucu tarafm dan temsil edilen b ir ortaklar topluluu.^

Fransa tarihinde yaplm ilk millet tammlamdan biri olan Sieyfes'in ta-
mmmn byk oranda Jean-Jacques Rousseau'nun grlerinden etkilendi
i sylenebilir. Rousseau'nun genel irade (fr. v o lo n ti genirale) kavram,
gruplar yerine tm toplumun karm n plana karyordu. Rousseauya g
re, genel irade'ye teslim olan bireyler, artk 'yurtta' olmulardr, paras ol
duklar topluma bahrk duyar ve btn'n rkarlanm kendi karlanmn
nne koyarlar.4 Sieyfesin millet kavray eitlik ideali stne kuruludur,
ayrcalklara dayanan bir dzeni mahkm eder. Bireylerin birbirinden

Cogito, say: 50, 2007


48 I Cengiz ala

farkllamad bir temelin bulunmas ve bu temel zerinde birlikteliin ku


rulmas amalanr; bylece "her birey, ulusal iradeden kaynaklanan pozitii
yasalar nnde bir yurtta olarak dierleriyle aym gvenlie, ayn zgrle
ve aym haklara kavuur.^
Rousseau, Fransz Devrimi'nin en nemli esin kaynaklarndan biriydi.
Millet ve milliyetilik kavramlarnn ortaya k birok yazar tarafndan on
sekizinci yzyln sonuyla on dokuzuncu yzyln bana tarihlendirilmekte-
dir. Elbette ki sz konusu olan Aydnlanma'mn, Fransz ve Amerikan Dev-
rimleri'nin etkileridir. Hans Kohn bu konuda yle yazar:

Milliyetilik dnemin tek belirleyici gc olmamasna karn. Amerikan ve Fran

sz devrimeriyle balayan a milliyetilik a olarak tanmlamak, kapsayc ve

anlaml bir isimlendirme olmaktadr. "6

Kohn'un bak asyla milliyetilik, dnya leinde paylalan bir "ha-


let-i ruhiye" olmakta, millet de, herkesin bir mletin yesi olmas anlamn
da, bir kimlik olmaktadr."^ Sieyfes, millet, halk ya da toplum kavramlar ara
smda bir aynm gzetmiyor, tm bu kavramlan, bireylerin iinde birletikle
ri soyut bir birlii nitelemek zere kuUaniyordu.S Bugn, milletin en etkin
toplumsal rgtlenme biimi ve ulus-devletin de en iyi ya da en ok tercih
edilen egemen siyasal yap olduunu sylemek mmkndr. Devrimler a
ndan itibaren bireyin en nemli ball milletine kar duyduu yaknlk
olmutur. Bir milliyetilik tarihisi olan Kohn, tarihin dorusal bir izgi ha
linde modernlie doru ilerlediini ve ulus-devlet ve milliyetilik hareketi
nin bu srecin nde gelen dinamiklerini oluturduunu iddia eder.^
Kohn'un sz konusu anlayn kabul etsek de etmesek de Fransz devri
minin gncelletirdii anlamda milletin bu devrimden itibaren egemenliin
temeli olduunu genel olarak kabul etmek durumundayz. Milliyeti dn
celer tm Avrupa'ya Napolyon'un ordulan tarafndan yaylm, Fransa'ya
kar savaan lkelerin askerleri zerinde de etkili olmutu. Bylece millet
dncesi nispeten btnlemi bir milletten henz miUetlememi toplu
luklara ve ok daha az trde toplumlarm yaad blgelere de aktanid.
Hugh Seton Watson'un iaret ettii gibi Napolyon'un Balkan Yanmadas'mn
tm zerindeki etkisi dier Avrupa lkeleri zerindeki etkisine benzemek
teydi; O, millet ateini yakan, milliyetilik fikrini uyandran bir nder olarak
grlyordu.

Cogito, say: 50, 2007


Renan, Irk ve Millet 49

Bu dnemde farkl lkelerin yurttalar millet, vatan, anavatan vb. kavram


lara ballklarm ifade etmeye baladlar. rnek olarak Amerika'y alacak
olursak, ortak ekonomik karlar ve gvenlik ihtiyac Amerikan ulusunm ze
rinde temellendii ana etmenler olarak ne kmtr. Esasnda, Louis L.
Snyder'in de belirttii gibi, her lkedeki farkl milliyeti gruplarn, miUyetili-
i kabul etme ve ulus-devletleri hakh gsterme konusunda kendi yerel zellik
lerine gre farkl yollar izledii sylenebilir. Baz milliyetiler ortak dil ve ede
biyat n plana karmlardr. Dierleri toprak btnlnn nemini savu
nuyorlard, dier bazdan ise ortak dini vurguladlar. Ancak, genel olarak u
sylenebilir, ki, milliyetiler u ya da bu ekilde kitlelere baz ortak noktalar
bulma ve yeni bir birlik altnda ortak karlar yakalama konusunda yardmc
oldular. Franszca anlanuyla millet, Sieyfes'in yapt tanmdan hareketle, "zel
karlara kar ortak kar etrafnda birlemi olarak snrlan belirli topraklarda
yaayan ve hukuk tarafndan korunan ve ayn devlet tarafndan ynetilmek in
onay vermi zgr bireylerin oluturduu bir insan topluluu d emek ti . Be n
zer ekilde, Elie Kedouie Fransz devrimcileri iin urdan yazmaktadr:

Fransz Devrimcileri iin millet demek, ynetim biimi konusunda ortak imza at

m bireyler topluluu demektir. Bir mllet,... insan trkmm Tann'mn kendi karakteri

ile donatta doal bir paras haline gelir. Yurttalara den grev de bu karakterin

saflm ve dokunulmazlm korumaktr. (...)D om ve daimi devlet, snrlan iinde

doal akrabalk ve duygusal yaknlk yoluyla bir milletin olutuu devlettir. "^2

Alman birliinin kurulmasyla birlikte milliyetilik konusunda bir baka


tipolojinin gndeme geldiini syleyebdiiz. Almanya, birliini, milletin or
tak bir dil, kltr ve kamtlanm fetih yeteneine sahip bir halktan olutuu
esasna dayanan farkl bir millet kavramsallatrmas olan "etnik milliyeti
lik anlayyla oluturmutu. Snyder, Alman milliyetiliinin Napolyoncu
saldrganla bir tepki olarak gelitiim belirtir ve yle yazar:

Almanlar aalanmalanm ve umutsuzluldanm unutmak in anl Cermen Im -

paratorluunun Avrupann gcnn dayanak noktas olduu gemilerine y

neldiler. airleri ve fozoflan eski geleneklerin rtsne sanlm organik bir halk

topluluunun varln aratrdlar, halk arkilan, peri masallan, efsaneler ve iir

leriyle kahraman gemilerini yeniden harekete geirmeye altlar. B unu yapar

ken Bat Avrupa filozoflanndan ok kendi hayal glerine bavurdular.

Cogito, say: 50, 2007


50 Cengiz ala

0 arih\ ya-
\ Alman idealizminin hem felsefi hem de siyasal
l^^bir mille- alardan Fransz Devriminin tm aamalarn
lneiTiti b'f dan derinden etkilendiini biliyoruz. On doku
Sipie tarih
rmeiler o- zuncu yzyln ilk yllan Avrupa'mn Fransz etki
^ h l kelidir, alan ve Rus etki alan olarak ikiye blnd bir
r, ba-
dneme tekabl eder. Alman dnce dnyas bu
j f a v a ra n ,
tfebalang- dnemde, Eric J. Hobsbawm'n da belirttii gibi,
lifet.bareket- saf, basit ve yozlamam kylle ynelik ro
; zam an
letirilir.
mantik bir tutkuya sahne oldu, "halk"n bu ekil
sa'nn bir- de folklorik bir gzle yeniden kefi ve yerel lehe
devam
ler nem kazand.l^ Bu poplist kltrel roman
irn ve ter-
tizm stn bir ahlaksal idea'nm canlan olarak
|^:;billurla- idealletirilmi Hegelci devletin yceltilmesi ile
fifc^mkemmel
kol kola gitmekteydi^^
jierekle-
:ndan ba- Milleti tanmlama konusunda, eitli trevleri
|OTy,betmti. olmakla genel olarak biri Aydnlanmadan dieri
?dn lanetle-
l'brkd ei-
de Romantizmden kaynaklanan iki temel anlay
in i ve yap- olduu dncesi yaygn kabul grmektedir
%yor...
Romantizmden kaynaklanan millet anlaym bu

ifdinpcsna alma kapsamnda bir kenara brakacak olursak


l^ p e , bir Rousseau ve Sieyesten gelen Aydmlanmac izgi
in; ncele ri
nin Emest Renan'la^S glendiini ve bugne
|w vdd unutu-
eh h i r hane- ulatm syleyebiliriz. Rousseau halk egemen
lii" ilkesini ortaya atm, Sieyes de onu mille
I - .- egemenlii olarak kavramsallatrmsa, Renai
11 Mart
3 yapt da bugnk modem" -ve byk lde "Fran
r [Mil- sz"- millet tammm gelitirmitir. Renan, sz ko
fikonuma-
nusu tamm Sorbonne niversitesinde 11 Mar
1882'de verdii "Quest-ce g u une naion? balkl
konferansnda ortaya koymutur. Renan, konferansmn nc ve son bl
mne u satrlarla balar: Millet, bir ruhtur, manevi bir prensiptir. Bu ruhu
bu manevi prensibi asknda bir olan iki ey tekil eder. Bunlardan biri maziye
dieri ise hale (bu gne) aittir. Biri, zengin bir hatralar mirasnn mterel
sahipliidir. Dieri birlikte yaama arzusu konuundu mutabakat ve bir btr
halinde devralnan miras yceltme iradesidir. Renan, aym blmde dah
sonra, sonradan ok nl hale gelecek benzetmesini yapar: Tpk bir ferdir

Cogito, say: 50, 2007


Renan, Irk ve Millet 51

mevcudiyetinin kesintisiz bir yaama iddias olmas gibi, bir milletin mevcudi
yeti de -b u benzetme iin msaade ediniz- her gn tekrarlanan bir plebisittir.
Anlalaca zere, burada nemli olan husus, milletin iradi bir birlik
oluudur. Renan, milleti oluturan unsurlarn rk, din, dil birliine, ortak
karlara ya da toprak birliine indirgenemeyecelni syler. Renan'n bu cm-
lelei kaleme ald dnem, on yl kadar nce Fransa'mn Alman mparator
luu karsnda sava yitirdii, Alsace ve Lorraine blgelerini Almanya'ya
brakmak zorunda kald, imparatorluun yklarak nc Cumhuriyet'in
kurulduu bir dnemdir. Renan bu metinde dorudan gndenne yapmasa
da iten ie Alsace ve Lorraine'in elden kt gibi tekrar kazamlabileceini
de ima etmektedir!Renan milletin kendince tammm yapmadan nce, e
itli siyaset kuramciannca gelitirilen bir dizi millet anlajun birer birer
rtr. lk olarak ele ald ve stnde uzun olarak durduu anlay, mil
letlerin kkenini rka balayan yakiamdr^O. Bu gre gre bir rktan ge
len insanlar dier bir rkn sahibi olduu topraklan fethederler ve burada
aym soydan gelen bir toplum anlamnda milleti olutururlar. Irk kavramm
tmyle reddetmeyen Renan bu varsaymn geersiz olduunu ilan eder.
Ona gre modem Avrupa milletlerinin birou bugim artk birok rkn ka
rmdr: Almanya Cermen olduu kadar, Kelt'tir, ayn zamanda Slav'dr.
Zaten, insamn zoolojik kkenleri ya da rklann var olu kronolojisinin kl
tr, uygarlk ve dillerin geliiminden ok daha nceki zaman dilimlerinde
olutuunu ammsamak gerekir. Dn olduu gibi bugn de saf rk yoktur.
Milletlerin oluummu rka balamak hatahdr, tarih onlarn eitli hatrla
ma ve unutma sreleriyle olutuklanna dair rneklerle doludur.
Milletleri dil birliine balayarak aklayan yaklam da hataldr. Renan
bu konuda svire'yi rnek verir. Dil insanlan birletiren, bir arada tutan
faktrlerden biri olabilir, ama dil ile rk arasmda, dil ile millet arasnda bire
bir zdelik kurmak tarihsel gereklere aykndr. rnek olarak svireliler
drt farkl dil konuurlar, ancak bu olgu onlann drt farkl millet olmalan
anlamna gelmez. Tm svireliler kendilerini iradi olarak tek bir svire
milletinin paras olarak grrler. Bir svirelilik kltr olumutur, bu da
svire milletini ayakta tutan temel unsurdur.
Benzer ekilde, dinsel trdelik de milletin kkenini oluturamaz. Fran-
szlar arasnda Katolik, Protestan, Musevi olanlar olduu gibi herhangi bir
dine ve tannya bal olmayanlar da vardr. Din Fransa'da artk byk oran
da kiisel yaamn bir paras olmutur. karlar birlii de milleti oluturan

Cogito, say: 50, 2007


52 i Cengiz ala

temel faktr olarak ele alnamaz. Renan milletin "gmrk birlii"ne benze
tilmesine kar kar, vatan kavramm anmsatarak deerlerle ilgili ruhsal
bir birliktelie vurgu yapar. Corafya da milletin belli bir unsurudur, ama
millet sadece corafyaya indirgenemez. Milletlerin "doal snrlan" dn
cesi de sorunludur, bizi insanlann zgr iradeleri stne ipotek koyarak
keyfi ve kt sonular dourabilecek bir rkla gtrebilir.
Daha nce de belirttiim gibi, Renan'n bu konferansta en ok stnde
durduu husus, rk" ile millet"in kartnlmamas gereidir. Renan bu
yaklamyla kendisinden nce yazan ok sayda Fransz yazann iinde bu
lunduu bir tartmaya da katkda bulunmaktadr. Rnesans'tan itibaren
BoulainviUiers ve Montesquieu'ye kadar birok yazar eserlerinde Franldann
Galya'y fethinin yaratt blnme ve atmalarla geleneklerdeki dn
m ele almlard^!. Franklar ve Galyallar arasndaki rekabet stne odak
lanan, ksmen Franklan soylularn, Galyahlan sererin kkeninde gsteren
La Guerre des Deux Races [k i Irkn Sava] tezi son olarak Fransz devri-
mindeki smf uzlamazhklanyla kararak yeniden gndeme gelmiti22. Ta
rihi Augustin Thiery ilk olarak 1850'de yaymlanan Essai sur VHistoire de
la Formation et des Progres du Tiirs tat [ nc Tabakann Oluum ve Geli
im Tarihi strk Deneme] adl kitabnda gemiten gelen sz konusu d
manlk ve eitsizliklerin ajtk eitlie dayal bir hukukla ynetilen zgr ve
egemen bir millete dnm olan Fransa'da tarihe kartm yazmt23.
Bu balamda Renan'n yapmaya aht da budur: milleti etnik, rksal, dil
sel, dinsel, iktisadi ve terrltoyal unsurlardan bamszlatrarak tmyle ta
rihsel (ortak gemii n plana karan bir nitelikle) ve liberal bir ierikle ta-
mmlamak... Renana gre modem milletin temel zellii, bireyin millete z
gr ve iradi katlmdr. Bu anlaya gre birey bir millete ait olarak dnyaya
gelmez. Btnyle zgr olarak millete katlr ya da dilerse o milletin yeli
inden aynlr. Millet, spesifik olarak bir halkn tarihinde bir ya da birka
faktrn kaynamasyla ne km ya da oluturulmu olabilir, ancak bu
bize onu kesin izgilerle smrlama imkn vermez. Bugn itibariyle milletin
srekliliini salayan unsur ortak bir ruhun varl" ve onu oluturan birey
lerin srekli yenilenen onaydr.

Cogito, say: 50, 2007


Renan, Irk ve Millet 53

Noar

1 o dnemde Fransz toplumu katmana aynimt, rahipler, soylular ve nc tabaka.


nc tabaka kyller, esnaf, burjuva, ii ve entelektellerle rahip ya da soylu olmayan
dier tm gruplardan oluuyordu.
2 "nc Tabaka Nedir?"den seme paralar, Mete Tunay (der.), Bat'da Siyasal Dnceler
Tarihi -II, Yeni a, ev. N. Koay, Teori Yaynlan, 1900?, Ankara, s, 417.
3 Tunay, s. 418.
4 Umut zknmh, Milliyetilik Kuramlar, Eletirel Bir Bak, Sarmal Yaymevi, stanbul, 1999,
s. 36.
5 Mehmet Ali AgaouUan, Ulus-Devlet ya da Halkn Egemenlii, mge Kitabevi Yaynlan, An
kara, 2006, s. 198.
6 Hans Kohn, The dea o f Nationalism, A Study in Its Origins and Background, 9th edition,
Mac Millan, N ew York, 1961, s. vii. (aksi belirtilmedike, eviriler yazEira aittir)
7 Kohn, 1961, s.ii.
8 AaouUan, 2006, s. 196.
9 Bkz. Hans Kohn, Prelde to Naton-States: the French and German Experience 1798-1815,
Van Nostrand, N ew York, 1967, s. 2.
10 Hugh-Seton-Watson, The Rise o f Nationality in the Balkans, Howard Ferting, N ew York,
1966, s. 12.
11 Louis L. Snyder, "French Nationalism, Louis L. Snyder (ed.), Encyclopedia o f Nationalism,
Paragon House, Nev^ York, 1990, ss. 102-105.
12 Elie Kedourie, Nationalism, Hutchinson, London, 1966, s. 58-59.
13 Bkz. Eric J. Hobsbawm, Nations and Nationalism: Programme, Myth and Reality, Cambridge
University Press, Cambridge, 1990, s. 37-38. Bu noktada Kaan H. kten; Fichte zelinde Al
man milliyetiliinin etnik milliyetilik saylamayacam savunan grler de olduunu be
lirtmektedir. Bkz. Kaan H. kten, "Siyasal Tarih ile Felsefenin Kesiim Noktas; Fichte'nin
Alman Ulusuna Sylevleri, Eyp Ali Khaslan, Gl Ateolu (der,). Alman dealizmil:
Fichte, Dou Bat Yaynlan, Ankara, 2006, s. 423.
14 Snyder, German Nationalism, Snyder (ed.), 1990, iinde s. 138.
15 Hobsbawm, 1990, s. 37-38.
16 Bkz. Z. A. Pelczynski, "An Introductoy Essay, IV: The Nation and Civil Society, Hegel's Po-
litical Writings, trans, by T. M. Knox, Oxford at the Clarendon Press, Oxford, N ew York,
1998, ss. 56-68.
17 rnek olarak bkz. Simone Goyard Fabre, Rlments de Phiosopkie Politigue, Armand Cohn,
Paris, 1996, s. no. 14, 1988, ss. 135-140.
18 Renan (1823-1892) filozof, tarihi ve dilbilimci kiiliiyle tannr. Rahiplik eitiminden ni
versiteye gemi, bn-i Rddsn sa'nn Yo^am'na, Hristiyanln Tarihi'nden. Bilim'in Gele-
ceine eitli alanlarda eserler vermitir. Collge de Franceda retim yelii ve yneticilik
yapan Renan ahlak ve dnce alanlarndaki reformculuu, dnce ve ifade zgrl ko
nusundaki dnsz tutumu ve ilgi alanlanmn geniliiyle dikkat ekmitir. Renan'n biyog
rafisi iin bkz. Henri Peyre, Renan, P. U. F, Paris, 1969.
19 Alman dou dilleri profesr Paul Lagarde 1878'de kaleme ald Deutsche SchriftenfAlman
Yazlan] balkl kitabmda Alman volk kavramn rkla btnletiriyor, Ortaa'da Alman
topra olan Alsace ve Lorraine'in, halk bugn kendisini Fransz hissetse de, esasmda Al
man ulusal kimliinin bir paras olduunu ileri sryordu. Bkz. Spencer M. Di Scala &
Salvo Mastellone, European Political Thought, 1815-1989, Westview Press, Boulder, Oxford,
1998, s. 126.

Cogito, say: 50, 2007


54 i Cengiz ala

20 Renan'n burada isim vermeden eletirdii Kont Arthur de Gobineau'nun Essai sur lJndga-
liti des Races Humaines [nsan Irklannn Eitsizlii stne Deneme] adl yaptnda (1853-
1855) gelitirdii ve 1880li yllarda iyice poplerleen "rldann eitsizlii kuramT'ndan kay
naklanan grlerdir. Gobineau drt ciltlik bu almasnda insan rklar arasmda tarih, an
tropoloji ve dilbilim arachyla da kamtlanabecek bir hiyerari olduunu eri srmtr.
Gobineau'nun dnceleri daha sonra Hier rkhgnm atas saylacak Houston S. Cham-
berlain, Eugen Dhring, Bruno Hildenbrang ve Kari Knies gibi Alman yazarlar tarafndan
pan-cermen ve anti-semit bir ierie kavuturulmutur. Bkz. Di Scala & Mastellone, 1998,
s, 126-127.
21 Bu grlerin bir panoramas iin bkz. Dominigue Collas, "Guerre des Deux Races", D.
Colas, Dictionnaire de la Pense Politigue, Larousse, Paris, 1997, ss. 128-131,
22 Bkz, Colas, 1997, s. 130.
23 Augustin Tierry, (Euvres Completes, ct 5, s. 8'den aktaran Colas, 1997.

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellek ve Zaman
MAURCE HALBVVACHS

Kolektif bellek, zamanla smrlcr. Bu zaman smnn genilii ya da darl


, her topluluk iin farkl olabilir. Kolektif bellein, bu smnn tesinde ka
lan olaylara Ve kiilere dorudan ulamas mmkn deildir. Zaten bu bl
ge, tarihin ilgi alamna girer. Kimi zaman tarihin bugnle deil gemile ilgi
lendii sylenir. Ama tarih iin gemi, gncel toplulpldann anlaylanmn
lkim olduu alanlar dahilinde anlalmas mmkn olmayan bir alandr.
Grnen o ki tarihin devreye girmesi iin eski toplulukla^ prtadan kaybol
mas, anla5lanmn ve belleklerinin silinip gitmesi gerekir ve sadece tarih
tarafndan koruma altna alnabilecek olaylarn imgesinin ve birbirlerini iz
leme sralannm tarih tarafmdan tespit edilmesi de ancak bu sayede mm
inin olur. Elbette resmi metinlerde iz brakan tankhklcur, dnemin gazetele
ri, adalarn yazdklar anlar yardmyla destek olmak gerekir tarihe. Ama
tarihi, bu belgeler arasmda seim yaparken, bunlann deerini belirlerken,
Ddnemde hi var olmayan bir bak asma brakr kendini, nk o dne
min bak as canl deildir artk; dikkate ahnmas gerekmez; syledikleri
nizi yalanlayabilecek olmas sizi ilgilendirmez. Bununla birlikte, tarihi,
nlaylann iinde yer alan, bu olaylara az da olsa dorudan temas etmi olan
ye bunlan hatrlayabilen kiilerin yaadklar zamann dnda, rahat bir
^erde konumlanmad srece, iini yapmas mmkn olmaz.
O halde, ncelikle kolektif bilinlerin gr asndan bakalm, nk be
lirli bir anlayn kendi btnln korumasna ve deimeksizin dnemin
tamamna yaylmasna izin verecek kadar sreklilik tayan bir zamann,
gerek bir zamann iinde kalmamz ancak bu sayede mmkn olabilir.
Farkl toplulukleu: iin farkl kolektif srelerden sz etmemiz gerektiim

Cogito, say: 50, 2007


56 ; Maurice Halbwachs

sylemitik. Yine de toplumsal yaantmm, hem genelinde hem de paralar


dzeyinde, belirli bir zamanlamaya uyduu, yllara, aylara, gnlere, saatlere
blnd de yadsnamaz. Zaten bunun byle olmas gerekir nk toplu
mu oluturan farkl topluluklar, zamam farkl ekillerde blmleyecek ol
sayd, bu topluluklar arasnda karlkl iletiim kurulamazd. yle ki, bu
topluluklar birbirlerinden ayn olduklan iin hepsinin kendi davram biim
leri vardr ve bmunla birlikte bireyler bir topluluktan dierine gidip gelirler,
bu nedenle zamann blmlenme ekli her yerde aa yukan aym olmal
dr. Herhangi bir topluluun iindeyken, bir dierine hangi anda geilecei,
her zaman nceden hesaplanabilmelidir ve elbette gidilen topluluun zama
n l alnmaldr. Ama henz birinci topluluun iindeyken, birincinin za
mam iinde bulunulur, kincinin deil. Bir lkeden baka bir lkeye giden
ama saati kendi lkesine gre ayarl olan bir yolcunun ekecei skntya
benziyor bu. Saat tm lkelerde aynysa ya da yerel saatler arasmdaki ba
lanty gsteren bir tablo mevcutsa, yolcu, trenini karmayacaktr.
Bu durumda, tm toplumlar tarafmdan kabul edilen, dilimleri tm top-
lulHar dayatlan tek ve evrensel bir zamann var olduunu ve toplumsal
lam dnyanm tm blgelerine yaylan bu ortak zamanlamamn, toplumla-
nn her birinin dierlerine kar kurduu bariyerler araclyla engel olmaya
alt ilikileri ve iletiimi dzenlediim syleyebilir miyiz? Ama ncelikle
belirtmek gerekir ki, komu toplumlarm pek ounda, zaman dilimleri ara
smdaki karlkl iliki, uluslararas demiryolu tarifelerindekinden ok daha
kaygandr. Bu durum, farkl topluluklann bu konudaki gereksinimlerinin
aym olmamasyla aklanabilir. Aile iinde zaman bir tr oyun banndnr
iinde ve bu oyun, okuldakinden ve askerdekinden ok daha byktr. Pa-
pazm, ayini tam zamannda yapmas gerekir ama vaazn ne kadar srecei
belirsizdir; kilisenin mdavimleri, zaten genellikle ge katldklar ve ou
zaman sonuna kadar kalmadklan trenler dnda ne zaman isterlerse gide
bilirler kiliseye ya da evlerinde, astronomik saatten tmyle bamsz olarak
diledikleri gibi dua ve ibadet edebilirler. Bir tccar, i grmesini karma
mak iin belirli zamanda belirli yerde olmak zorundadr; ama alveri tm
gne yaylr, bununla birlikte siparilerin ya da teslimatlarn belirlf'tarihleri
olsa da bunlar da genellikle mulaklk iindedir. Yani kimi zaman dinlenilir
kimi zaman da byk hassaslk gerektiren ortamlarn kurallarna uyulur.
Hammaddesi srekli yenilenen, elerinin birbirlerine gre konumlan s
rekli deien bir toplum var: sokaklarda dolaan insanlar topluluu. lerin-

Copitn. sav: Sf). 2007


Kolektif Bellek ve Zaman 57

den bazlannn hi phesiz acelesi var, admlanm sklatnyorlar, garlarn


evrelerinde, ofislerin giri klarnda saatlerine bakp duruyorlar, ama do
larken, bo bo yrrken, dkknlarn vitrinlerine gz gezdirirken saatle
rin uzunluu llmez genellikle, saatin tam olarak ka olduu merak edil
mez ve gidilecek yere tam zamamnda varmak iin yaplacak uzun yolculu
un ne zaman balayaca hesaplanmaz; belirsiz bir duygu klavuzluk eder
insana, bir kentin iinde, sokak adlanna bakmakszn, sanki bir kokunun
izim sryormu gibi yrnr. Tm ortamlarda zamam ayn hassaslkla
lme gereksinimi duymadmza gre, ite, evde, sokakta ya da ziyaretler
de geirilen zamanlarn aralarmdaki iliki genellikle ok kesin olmak zorun
da deildir. Bu nedenle i grmesine biraz ge gidilmesi ya da eve nor
malden daha ge bir saatte dnlmesi durummda, sokakta birisiyle karla
ld belirtilerek zr dilenir; yani zamam byk bir hassaslkla lmenin
gerekli olmad bir ortamn getirdii zgrln yardmna snlr.
ounlukla saatlerden ve dakikalardan sz ettik, ama arkadalarmza ki
mi zaman da yle deriz: bugnlerde sizi grmeye geleceim, gelecek hafta
ya da bir ay iinde"; uzak bir akrabayla uzun bir aradan sonra tekrar gr
tmzde, aradan geen yllan hesaplanz. Bu demek oluyor ki bu tr ili
kiler ya da bu tr toplumlar zaman konusunda daha hassas bir tespitte bu
lunmuyor. Bu adan baktmzda, toplumlanrmzda bir tek ortak zamann
deil, aa yukan bir kardkhik ilikisi iindeki birok zamamn bulmdu-
unu syleyebiliriz.
Hepsinin belirli bir rnekten esinlendii, en st toplumsal zaman olarak
kabul edilen ortak bir ereveye gre belirlendii doru. Zamamn yllara,
aylara, haftalara, gnlere blnmesinin temelinde neyin bulunduunu sor
gulamak zorunda deiliz. Ama tamdmz bu haliyle ok eski olduunu ve
geleneklere dayandn biliyoruz. Bununla birlikte, tm topluluklann ara
smda kurulan bir uzlam sonucunda kabul edildiim de syleyemeyiz n
k bunun iin, topluluklann tmnn, belirli bir anda, aralanndaki bariyer
leri kaldrarak, belirli bir sreliine, zaman dilimlere ayracak bir sistem
kurmay amalayan tek bir toplumda birlemi olmas gerekirdi. Ama u
mmkndr; bugn kabul ettiimiz sistem, u an tamdmz tm toplum-
lann tredii eski bir toplum tarafmdan kabul edilmi olabilir. Eskiden,
dinsel inanlann, tm kurumlara damgasm vurduunu dnelim. Belki de
eflerin ve rahiplerin tm niteliklerini bu kurumlara ykleyen insanlar, za
mam dilimlere aynrken, hem dinsel kavraylardan hem de gkyzndeki

-------------------------------------------------------------------
Cogito, say: 50, 2007
58 - Maurice Halbwachs

ve yeryzndeki doal olaylann gzlemlenmesi sonucunda elde edilen veri


lerden etkilenmi olabilirler. Dinsel topluluklar, yerlerini siyasi topluma b
rakt zaman, yeni toplumlar, eski gelenekleri srdrerek, temellerinde ya
tan ilkel cemaatler gibi dilimlemeye devam etmitir zamam. Bugn bile yeni
topluluklann kurulmas, belirli bir meslei srdren insanlann, belirli bir
kentte ya da belirli bir kyde yaayanlann, toplumsal bir yapt, edebi ya da
sanatsal bir etkinlik oluturmak amacyla bir araya gelen arkadalann ya da
sadece tesadf eseri, bir yolculukta karlaan kiilerin bir araya gelerek ge
ici ya da kalc topluluklar kurmas, her zaman, yenilerinden daha geni ve
daha eski topluluklann paralanmas sonucunda gerekleir. Bu yeni olu
umlarda, onlan douran cemaatlerin izlerinin bulunmas, eskilerin gelitir
dii kavramlann yenilere gemesi doaldr; zamamn dilimlenme biimi de
geride braklmas mmkn olmayan geleneklerden biridir nk iinde ya
ad sreci tanmayan ve nasl dilimlendiini bilmeyen kii, toplulua ait
olamaz. Bu nedenle, ay ve gn adlannda dinsel inanlann, eski geleneklerin
izleriyle karlanz, yllann tarih iindeki yerini belirlemek iin her zaman
samn doumunu balang olarak alnz ve gnn saatlere, dakikalara, sa
niyelere blnme dzeninin ardnda da 12 saysmn erdemlerine duyulan
dinsel inan bulunur.
Bununla birlikte, bu zaman dilimlerinin bugn de varlklarm srdr
yor olmalan, ortak bir toplumsal zaman kavrammm bulunduunu gster
mez nk bunlann kaynaklan ortak olsa da, farkl topluluklar iinde farkl
deerler kazanmlardr. Bu farkllm nedeni, daha nce de gsterdiimiz
gibi, bu konudaki hassaslk gereksiniminin her toplulukta farkl olmas de
ildir sadece, bu zaman dilimleri, her topluluk iinde farkl olay dizileri ya
da farkh ilerleyiler iin kullamlr, bu olay dizileri de her toplumda farkl bir
hzla ilerler, farkl aralklara yaylr ve zaman hesab, her toplumun yaad
olaylara bal olarak yaplr. Eitim yl, dini ylla aym anda balamaz. H
ristiyan takviminin ana dilimleri, sa'nn doum, lm ve yeniden dirilme
gnlerine gre belirlenmitir. Laik takvime gre yl, 1 Ocak'ta balar ama
mesleklere ve farkl etkinlik alanlanna gre deiik ekillerde dilimlenir;
iftinin yl, tanm ilerinin akna gre dzenlenir ve bu nedenle mevsim
lere baldr. Sanayi ya da ticaret alanlarnda yln dzenleni biimi, i yo
unluundan, siparilerin artt ya da azald hatta kimi zaman durduu
dnemlerden etkilenir. Aynca her sanayi ve ticaret dal iin bile bu youn
luklar deiim gsterebilir. Askeri yl, kimi zaman askerlerin birlie katlma-

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellek ve Zurnan 59

syla balar ve dz bir ilerleyi gsterir; kimi zaman da terhis" srasna g


re, terhise ne kadar kaldna bal olarak, tersten saylr; belki gnlerin mo
notonluu, geen sreyi homojenletirmektedir ve bu nedenle ister dzden
ister tersten saymamz olanakl klyordur. Yani ne kadar ok topluluk varsa
o kadar ok zaman anlay vardr. lerinden hibirinin, kendini dier btn
topluluklara dayatmas mmkn deildir.
Ama gnler iin de aym durum sz konusudur. Gnlerle gecelerin birbi
rini izleme dzeninin, zamam dilimlere ayrmakta kuUamlan temel bir l
olduuna, tm toplumlar iin ortak ritim oluturduuna inanmaya eilimli
olabiliriz- Uykuya aynlan gece, sosyal yaam kesintiye uratr. Bu sre iin
de insan neredeyse tm yasalardan, kolektif temsil biimlerinden bamsz
ve yalmzdr. Ama toplumlarm yaratt bu akmlarn gidiatm geici olarak
durdurmak sadece fiziksel uykuya m zgdr, sadece gecenin barndrd
bir ayncalk mdr? Byle dnecek olursak, sadece bir tek toplumun deil
birok topluluun bulunduunu ve bu topluluklar iinde yaayan insanlar
dan birounun sosyal yaantsmn gece gelmeden ok nce, farkl zaman
larda kesintiye uradn gz ard etmemiz gerekir. Yani yle de syleyebi
liriz: Bir topluluk, kendi dncesini destekleyecek ve srdrecek insanlar
bulunmad zaman uykuya dalar, ama sadece uyur ve yeleri ona tekrar
yaklamaya hazr olduklarnda, ayrldklar anda braktkla noktaya dne
rek topluluu yeniden kurduklarnda bu uykudan uyanr. Asbnda; bilinli
yaants, insanlann fiziksel uykusu nedeniyle periyodik olarak askya al
nan bir tek grup vardr, bu da ailedir nk uykuya giderken genellikle aile
den aynlmr ve uyamldmda da yine aileyle karlalr. Ama ailenin bilin
cinin daha da buland ve snmeye yz tuttuu baka anlar da vardr, fert
ler birbirlerinden uzaklatklannda, baba ve kimi zaman da anne ie gitti
inde, ocuklar okuldayken ayn geirilen sreler, geceyle kyaslandnda
saat hesabna gre ok daha ksadr ama aile fertlerine ok daha uzun gelir
nk gece iinde zaman bilinci yoktur; bir insan ister bir saat ister on saat
uyusun, uyand zaman, aradan ka saat getiini bilemez: belki bir dakika
gemitir, belki bir mr! Dier topluluklann yaants ise gece gelmeden
ok nce kesintiye urar genellikle ve gece bittikten uzun sre sonra yeni
den balar. Bu kesinti, dierlerine gre daha uzun olsa da, aym toplulukla
nn gn iinde yaadklan dier kesintilerden farkl deildir. Zaten i gn
de, uyanma ile uyku arasmda birbiri ard sra dizilen saatler boyunca kesin
tisiz bir ekilde devam etmez; bu iki snra temas etmemektedir ama baka

Cogito, say: 50, 2007


60 Maurice Halhwachs

topluluklara aynlan saatler nedeniyle blnr. Din ve toplum yaants iin


de ayn durum sz konusudur. Gece, zamam blen en temel unsur olarak
grnyor olsa da aslnda sadece aile yaantsm blmektedir ve aile kadar
yakn olduumuz baka bir cemaat yoktur. Yaants zaman zaman durakla
yan zaman zaman yeniden balayan dier topluluklarla yetinelim imdilik;
duraklama srelerinin gece kadar bo olduunu ve zamamn temsillerinin
bu sre iinde tamamen ortadan kalktm dnelim. Bu durumda, bu top
luluklar iin gnn nerede balayp nerede bittiini belirlemek ok g olur
du, her topluluun gn aym anda balamazd.
Aslnda, topluluklar arasnda, birinin zamamm dierine gre belirlemek
iin kabul edilmi herhangi bir uzlama olmasa da, tm bu zamanlar ara
smda karhkl bir iliki bulunur. Her biri, zamam aa yukan aym ekilde
bler nk hepsi ortak bir gelenein mirassdr. Zamann geleneksel ola
rak dilimlenme ekli, zaten doal olaylann akyla da uyum iindedir ve
bunda da alacak bir yan yoktur nk gezegenlerin ve gnein hareketle
rini izleyen kiiler tarahndan dzenlenmitir. Tm topluluklann yaants,
ayn astronomik koullar altda getiine gre, toplumsal yaantmn ritmiy
le, doadaki olaylann ileyii arasmda bir uyum olduunu herkes grebilir.
Topluluklann kuUandklan ve birbirleriyle uyum gsteren zaman dilimleri
nin, tm topluluklar iin birebir aym olmad ve her koulda aym anlam
tamadktan da dorudur. Sanki byk bir ark, kendi hareketlerim top
lum bnyesinin tm paralanna aktanyormu gibi ilemektedir her ey.
Ama gerekte, topluluklann dnda yer alan ve hepsinin tbi olduu ortak
bir takvim bulunmaz. Ne kadar topululuk varsa o kadar takvim vardr, n
k zamamn dilimleri kimi zaman dinsel terimlerle (her gn bir azize ada
yarak) kimi zaman da i terimleriyle (deme gnleri vb) ifade edilir. Sada
solda gnlerden, aylardan, yllardan sz edilmesi pek nemli deildir. Hi
bir topluluk bir dierinin takviminden yararlanamaz. Tccar, dini zamaom
iinde yaamaz ve ilerini bu takvime gre dzenleyemez. Eski dnemlerde
bugnknden farkl uygulamalar benimsenmise, fuarlar ve pazarlar din ta
rafmdan belirlenmi gnlerde kurulmusa, ticari bir horcun kesim tarihi Sa-
int-Jean kutlamalar gnne ya da Meryem Ana'nm aklanmas yortusuna
denk gelmise bunun tek nedeni, o dnemde ticari topluluun, din toplu-
mundan henz ayrlm olmamasdr.
Bu durumda da bu topluluklann birbirlerinden gerekten ajun olup ol-
madklan sorusu akla gelir. Aslnda topluluklar, birbirlerinin baz zellikle-

Cogito, say: 50, 2007


KolektifBellek ve Zaman 61

lini almakla kalmazlar, yaantlar da genellikle birbirlerine ok yaklar


hatta birbiri iinde erir, geliim izgileri srekli i ie geer. Birok kolektif
dnce akm, en azndan belirli sreler erevesinde, birbirine kanabili-
yor, temel unsurlanm dei toku edebiliyor ve aym yatak iinde akp gide
biliyorsa, farkl farkl zamanlann bulunduunu nasl syleyebiliriz? Bu top
luluklann hi deilse amlanndan bir ksmm aym zamana yerletiriyor ol
duklarn syleyemez miyiz? rnein Kilise gibi bir topluluun gelime s
reci iinden bir dneme yakndan bakacak olursak, temas iinde bulunduu
ve kendi ada olan dier toplumlann yaantlarmm, kilisenin anlaynda
baz yansmalar bulduunu grebiliriz. Saint-Beuve, Port-RoyaVi yazarken,
trnn tek rnei olan bu dini harekete daha derinlemesine giriyor, gizli
ve hassas dengelerine, iinde barndrd zgnle daha fazla ulayor ve
bu sayede tablosuna, farkl ortamlardan alnm ok sayda olay ve kiiyi
dahil edebiliyor ve bu kiiler yzyl iinde yaanan olaylarla ve o dnemde
yaayan kiilerle saysz ortak nokta barndryorlar. Zaten btn dinsel
olaylann bir yz d dnyaya dnktr ve laik topluluklar iinde bir yank
uyandnr kesinlikle. Bir aile toplantsnda ya da bir misafir odasnda konu
ulanlar not edilecek olsa, baka ailelerde, baka ortamlarda neler olup bitti
i sorusu kacaktr karmza, sanki sanatlar topluluu, siyasetiler toplu
luu birbirlerinden ok farkl bu ortamlann iine szyorlarm ya da bura
lardaki davram biinlerini dzenliyorlarm gibi. Bir topluluun (bir aile
nin, sosyetik bir ortamn) artk modasmn getii ya da zamana uyduu sy
lenirken, bu tr szntlardan ya da bulamalardan sz ediliyordur aslnda.
Dnyamn herhangi bir blgesinde patlak veren, dikkat ekici bir olay, her
hangi bir yerde yaayan herhangi bir topluluk tarafmdan, yaad dnemle
ri belirlemek iin dnm noktas olarak kabul edilebiliyorsa, eitli kolektif
akmlar arasmda izilen smrlann keyfi olduu ve ok fazla noktada kesi
tikleri iin birbirlerinden ayn tutulmalanmn neredeyse imknsz olduu
sylenemez mi?
Bir tek olayn, birbirinden farkl birok kolektif bilinci etkileyebilecei
sylenir; bundan yola karak da bu bilinlerin birbirlerine yaklatklan ve
ortak bir temsil biimi iinde birletikleri sonucuna ulalr. Ama birbirle
rinden farkl dnce biimleri, herhangi bir olay ele alp, her biri bu olay
kendine zg bir ekilde temsil ediyor ve bu olay kendi dilince ifade ediyor
sa, bu olaym bir tek olay olduunu sylememiz mmkn olabilir mi? Uzam
iinde topluluklar biri ve teki olarak kar karya gelirler. Olay da uzam

Cogito, say: 50, 2007


62 i Maurice Habwachs

iinde gerekleir ve topluluklardan biri ve teki bu olay almlar. Ama


nemli olan, olajn yorumlama biimleridir, ona verdikleri anlamdr. Farkl
topluluklann aym olaya ayn anlam vermeleri iin, iki bilincin nceden i
ie gemi olmas gerekir. Oysa hipotez bunlann birbirinden ayn topluluk
lar olduklanm ngrmektedir. Gerekten de iki farkl dnce biiminin, bu
ekilde birbirinin iine geiyor oimasm dnmek mmkn deildir. ki
topluluun birbiri iinde eridii olur elbette ama bu durumda yeni bir bilin
doar ve bu yeni bilincin kapsam ve ierii, eskilerinden ok farkldr. Ya
da bu iki topluluk hemen aynlrlar ve eskiden olduklan hallerine geri dner
ler, byle bir durumda da erime sadece grnrde yaanm demektir. Ba
ka bir halk fetheden bir halk, onu kendi iinde eritebilir; ama bu durumda
kendisi de baka bir halka dnr ya da en azmdan varl iinde yeni bir
evreye adm atar. Fethettii halk kendi iinde eritmezse, her iki halk da
kendi ulusal bilincini korur ve aym olaylar karsnda farkl tepkiler verir.
Bir lke iinde bulunan siyasi ve dinsel topluluklar iin de aym durum ge-
erlidir. Devlet, kiliseyi kendi buyruu altna alr ve kendi anlayyla ykler
se, kilise, bir devlet orgamna dnr ve dinsel toplulua zg doasm yiti
rir; din dncesi, kilisenin yokolua kar direnen ksm iinde kapal kalan
clz bir dala indirgenir. Kilise ve devlet birbirinden aynhnca, aym olay, me
sela din reformu, dindar ruhlarda ve siyasi liderlerin zihinlerinde farkl bi
imlerde farkl temsillere brnecektir ve bu temsiller de her topluluun d
ncelerine ve geleneklerine gre biimlenecektir phesiz ve kesinlikle bir
birlerine kanraayacaklardr.
Aym ekilde, Tara Mektuplanm a yaymland tarih, hem edebiyat tari
hi iinde hem de Port-Royal yaants iinde nemli bir andr ama kitabm
yaymland yl, edebi dnce akmyla jansenist din akmmn birbirine
kartm dnemeyiz. Pascal'n, M. De Sacy ile Montaigne'i uzlatrmad
m, jansenisderin yine her zamanki gibi dnya zevklerine dknl ce
zalandrmaya devam ettiklerini biliyoruz. SaintCrBeuve, Port-Royal'e giren
lerin portrelerini izdii zaman, bu kiilerin kimliklerinde bulunan ikiye b
lnml hemen sezebiliyoruz; Bunlar elbette ayn insanlar ama bu figr
ler, tm dnyamn hatralarnda yer eden figrlerle ve kendilerini jansenist-
lerin belleklerine zorla kazyan figrlerle ayn m? Akim, dehamn parlakh
snerken, inan, bir toplumda sona, baka bir toplumda balangca iaret
ederken, burada sanki bir tek tarih deil, zaman iinde aym yerde konum
lanmayan iki farkh tarih sz konusu deil mi? Buradaki gibi ahlaki bir olay,

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellek ve Zaman 63

aidaM bir tutum sz konusu olduunda, durumun biraz karmaklat


dc^ru. rnein din topluluunun ve herhangi bir ailenin bu olaydan aym
ekilde etkilendikleri dnlebilir nk rnein aile de ok dindardr. Ma
dam Prier, kardeinin hayatm anlatrken, son derece jansenist bir vurguy
la. ondan bir aziz gibi sz eder. Ama yine aym ekilde, siyasete dkn bir
ailede, bu konuyla ilgili yaplan tartmalar, aileyi bu tartmalar dlayan
Offtamlarla temasa geirir. Konuya daha yakmdan bakalm. Din ya da siya
set, tm aile ilikilerini geride brakt zaman yani artk aile ortammn d-
Smda bulunduumuz zaman, bizi ortala karacak kk bir aynnt ya da
kk bir aynnt eksiklii her zaman bulunacaktr. Pascal'm yatak odas za
man zaman bir hcreye ya da kk bir kiliseye dnmtr ve yine za
man zaman Madam RoUand'm salonunu bir kulpten ya da Girondinler
konseyinden ayrmak olanakszlamtr. Buna karm, kimi zaman aile, din
sel ve siyasi imgelerle olaylara drt elle sanlarak bunlan kendi yaantsm
beslemekte kuUamr. Aile fertlerinden birinin bu alanlardan birinde gsterdi-
p byk baannm ailedeki yansmalanyla gurur duyulur, aile fertleri bu ko
nudaki inanlan ve grleri onlan birbirine yaklatrd iin kendilerini
birbirlerine daha yakn hissederler ya da tam tersine birbirinden uzaklar
lar. Ama bunun mmkn olmas iin, grnrde ailenin dmda kalan nes
nelerle ve kiilerle balantl olan bu dnce elerinin, aile iindeki tem
sillerle yer deitirebilmesi gerekir yani grnrde siyasi ya da dini zellik
tamaya devam ederken, znde aileye bah tepkileri iermesi, eve, karde
lere, ocuklara ynelik karlar ve tercihleri desteklemesi gerekir. Bu tr
yer deitirmelerin mmkn olmas da, ailenin ok uzun zamandr bal ol
duu dini inancn ya da siyasi grn srdrlmesine baldr. Kyl,
Tannm ve Kralm" der ama bunu Ocam, ebeveynlerim eklinde algla
mak gerekir, inanlar ve grler arasndaki kartlklar aslnda kardein
kardee, ocuklarn ana babalarna kar besledikleri gizli mcadelelerdir!
Ama aile iindeki uralarn tmyle kaybolduu, ana babalarn unutuldu
u anlar da vardr; dini ve siyasi topluluklara gerekten katlmak da ancak
byle zamanlarda mmkn olur; bilim, sanat ve meslek topluluklar iin de
ayms geerlidir; ama bu durumda aile fertleriyle bu konulan tartrken, bu
topluluklan unutup aileyi dnmemek gerekir.
eitli kolektif dnce akmlan, gerekten birbirlerinin iine gemiyor
larsa ve bir araya getirilip yan yana tutulmalan mmkn deilse, bunlardan
biri iin zamamn bir dierine oranla daha hzl aktm sylemek gtr,

Cogito, say: 50, 2007


64 : Maurice Halbwachs

Ortak bir l bulunmuyorsa, birindeki zamam dierininkine oranla lme


mizi salayacak bir ara tasarlayamyorsak, zamann hangi hzla aktn
nasl bilebiliriz? Baz ortamlarda, yaantmn, baka ortamlara oranla daha
hzl akt, duygularn ve dncelerin birbirini daha byk bir hzla takip
ettii sylenir, Zamamn hzm, ierdii olaylann saysyla m tanmlayaca
z o halde? Ama daha nce de sylediimiz gibi zaman, bir olaylar dizisi ya
da bir dizi farklln toplam deildir. Daha ok sayda olaym ya da farkll
n, daha uzun bir zamanla aym anlama geldiini dnrsek byk bir ya
nlgya dm oluruz, Olaylann zamam bld ama doldurmad gere
ini gz ard ederiz. alma alanlanm ve bo zaman uralanm sayca art
tranlar, gerek zaman kavramn yitirirler sonunda ve belki de zamann
zn bir kenara brakp unuturlar; zaman, ok kk paralara blnnce,
esnekliini yitirir, yaylamaz, genleemez ve hibir tutarllk gsteremez. Bir
insan topluluu iin deiim yeteneinin belirli bir snn olduuna gre, yir
mi drt saatlik bir zaman dilimi iinde, deiim says arttka, her bir dei
imin nemi azalacaktr. Aym ekilde, borsalarda, sanayi kurululannda ve
ticari kurulularda, ok ksa sre iinde gerekletirilen saysz etkinliin o
u mekanik ilerdir. Hep aym hesaplar yaplr, alanlar hep aym tr kom
binasyonlarla karlar. Bu tr ortamlarda, ortamn belleini yani kiilerin
gemileriyle ilgili olarak zihinlerinde sakladklan imgeyi kalc bir ekilde
deitirecek nemli bir deiikliin gereklemesi iin bu sz ve hareket y-
mlanmn yllarca, belki de onlarca yl boyunca st ste eklenmesi gerekebi
lir. Yan yanya otomatik ileyen bu hareketliliin iinde yaayan topluluk,
ok tekdze bir zamanla karlar ve bu zaman, ashnda, oltas banda bek
leyen bahkmnkine oranla ok da hzl akmamaktadr. Baz halklann dier
lerine gre geriden geldikleri, evrimlerim ok yava tamamladklan sylenir
durur ve yine benzer bir ekilde, aym lke snrlan iinde, byk ehirlerde
ki yaantmm kk kylere oranla daha hzl olduu, ya da sanayi blgele
rinde zamamn krsal kesimdekine oranla daha hzl ilerledii sylenir.
Bununla birlikte, karlatnlan topluluklann, hem doalanmn hem de
uralanmn ok farkl olduunu unutmamak gerek. Bir kyn sakinlerinin,
bir gnlk sre iinde, etkinliklerinin ya da dncelerinin akm deitir
me oinaklanmn daha smrl olmasndan yola karak, onlann zamamnn
kenttekine oranla daha yava ilerlediim syleyebilir miyiz? Kentte yaayan
insan dnr bunu ama neden? nk ky, etkinlikleri yavalatlm bir
kent olarak, hareket yeteneini yava yava yitirmi ve uykuya dalm bir

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellek ve Zaman 65

kent olarak grr. Ama ky kydr ve kendi kendisiyle kyaslanmas gerekir,


baka bir doaya sahip olan baka bir toplulukla deil. rnein krsal blge
de zaman, hayvanlann ve bitkilerin doasndaki aka bal olarak dzenle
nen ilerin kendi ilerinde banndrdklan dzene gre blnr. Budayn
topraktan kmasn, hayvanlarn yumurtlamasn ya da yavrulamasn,
ineklerin memelerinin dolmasn beklemek gerekir. Bu ilemleri hzlandra
cak bir mekanizma yoktur. Zaman, topluluun zellikleriyle uyum iinde
dir. nsanlarm dncelerinin ak, gereksinimlerine ve geleneklerine uy
gun bir hzda ilerlemektedir ve zaman da buna uyum salamtr. Olmas
gerektii gibidir. Elbette baz gnlerde acele etmek gerekir buna karn baz
gnlerde dinlenilir, ama bu dzensizlikler zamamn ieriiyle ilgilidir, ak-
m etkilemez. Kii iine gmldnde, tartmaya daldnda, derin dn
celere jkapldnda, bir amya dahp gittiinde, yoldan geenleri izlemeye ko
yulduunda ya da iskambil oynamaya oturduunda, tm bunlar yerleik bi
rer varolu biimi, alldk birer davran olduklan, gelenek grenek tara-
findan dzenlendikleri iin ve her birinin kendine gre bir zamam, kendine
gre bir yeri bulunduu iin zaman, yine her zamanki zamandr, ne fazla
hzldr ne de fazla yava. Buna karn kyller kente gittiklerinde, kentteki
zamann hz karsnda hayrete derler ve ii daha fazla doldurulmu bir
gnn, iinde daha youn bir zamam banndrdm dnrler. Bunun ne
deni, kenti, alma hastahna yakalanm bir ky gibi dnmeleridir, in
sanlar an hareketlidir, dnceler ve davramlar ba dndrc bir hza
sahiptir. Ama kent kenttir, yani mekanik devreye girmitir, sadece retimle
ilgili ilere deil, ulama, elencelere ve akalara bile ilemitir. Zaman, ge
rektii gibi blnmtr, tam olmas gerektii gibidir, ne ok hzl ne ok
yava, kent yaantsmn gerekliliklerine gre dzenlenmitir. inde bann-
drd dnceler sayca fazladr ama daha ksa srelidir: zihinlerde derin
kk salmalan mmkn deildir. Oysa bir dncenin olgunlamas iin ye
terince uzun bir sreye yaylmas gerekir. O halde, bu iki farkl toplulukta,
aym tr dnceler ve temsiller sz konusu olmadna gre, her iki farkl
topluluk iinde zamann ak hzm lmek iin, birbirini izleyen bilin du-
rumlannm saysn nasl karlatrabiliriz? Asimda zamamn bir topluluk
iinde dierine oranla daha hzh ya da daha yava akt sylenemez; hzh-
lk kavram, zamamn akna uyguland zaman, belirgin bir koul sunmaz.
Buna karm, ne ilgintir ki insan beyni, eskiyi dnmeye daldmda, bir
ka saniye iinde, ok eskilere gidebilir ya da daha yakm zamanlan hatrla

Cogito, say: 50, 2007


66 Maurice Halbwachs

yabilir ve zamann iinde geriye doru giderken geirecei sre, topluluktan


toplulua deiiklik gstermekle kalmaz, aym topluluk iinde kiiden kiiye
de farkllk gsterir hatta aym topluluktaki bir kii iin bile bu sre, farkh
zamanlarda farkl olacaktr. ok eskilerde kalm bir any hatrlamaya a
ltmzda, zihnimizin, o uzun zaman srelerinin zerinden hafife sz-
ln ve sanki sihirli pabular giymi gibi uup giderken, gemiin temsil
lerine yle bir bakarak, aradaki zamam dolduruunu hayretle izleriz.
Ama neden tm bu eski amlann, orada, birbirlerini izleme sralanna g
re dizilmi olarak, dzenli bir halde bizi beklediklerini hayal ediyoruz ki?
Belleimizde, zaman iinde geriye doru ilerlemek iin, birbirinden bt
nyle farkl, her biri sadece bir kere yaanm bir olaya denk den bu im
gelerin zerinden geerek yolumuzu bulmamz gerekiyor olsayd, zihnimiz
bu mgelerin zerinden byk admlarla atlayp geemezdi, hatta bunlara
yle bir dokunup bakmakla da yetinmezdi, her birini tek tek gzden gei
rirdi. Aslnda zihin tm bu imgeleri teker teker gzden geirmez, zaten bun
lann canl kaldklann belirten bir ey de yoktur ortada. Zihin, zaman iin
de, belirli bir toplulua ait bir zamamn iinde aratmr ve tekrar kurar any
ve desteini de yine zamandan alr. Zaman bu grevi stlenebilir ve bu gre
vi stlenebilecek tek unsur da zamandr. Bunm iin zamam, deimeyen,
bugn de dn olduu gibi kalan, sreklilik ieren bir ortam olarak grme
miz gerekir, yle ki dn, bugnn iinde bulabilelim. Zamann, yeterince
uzun bir sre boyunca, bir ekilde hareketsiz kalmas, bu sre boyunca ken
disi de aa yukan aym yapy koruyan, doas deimeyen ve aym nesne
lerle ilgilenmeyi srdren bir topluluun dncesini biimlendiren bir er
eve salamas sayesinde mmkn olur. Dncem, bu tr bir zamann
iinde geriye doru ilerleyebildii, bugne doru dnebildii, bu zamamn
iinde yaanm bir olaym farkl paralann incelerken teyi grmesine izin
vermeyen bir engelle ya da bariyerle karlamad srece, btn eleri
birbirini destekleyen bir ortam iinde hareket ediyor demektir. Bu ortam
oluturan tm paralan ortaya karmak iin, ortam iinde dolamas yeter
li olur. Bununla birlikte, sylemeye bile gerek yok, bu zaman, iinde gerek
leen olaylar dizisiyle kesinlikle kanmaz, ama daha nce de gsterdiimiz
gibi, homojen ve btnyle bo bir ereveye de indirgenemez. Eski dnem
lere ait olaylann ya da figrlerin izleri, toplulua herhangi bir kar salad
ya da topluluun bir uram destekledii lde yer etmitir bu zamamn
iinde. Birey, topluluun belleinden yardm alr dediimiz zaman, bu yar

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellek ve Zaman 67

dm iin, topluluk yelerinden birinin ya da birounun halihazrda orada


bulunmasnn gerekmediini de belirtmeliyiz. Yani bir topluluktan uzakla
m olsam da ondan etkilenmeye devam ederim; topluluun yelerinin bak
asna gre konumlanmam, onlann bulunduklan ortama ve onlara zg
zamamn iine yeniden dalmam ve kendini topluluun merkezinde hisset
memi salayabilecek eyleri zihnimde tayor olmam yeterlidir. Bunun biraz
aklama gerektirdii doru. ,
Okuldayken ok yakm olduum bir arkadamla birlikte geirdiimiz
gnlerden birini hatrlyorum, psikolojik bir konumaya dalmz beraberce;
retmenlerimizin ve arkadalanmzm zelliklerini inceleyip birbirimize
anlatyoruz. O da ben de arkada topluluunun birer parasydk o dnem
de, ama bu topluluk iinde kurduumuz zel iliki ve hatta okula giriimiz
den ncesine dayanan arkadalmz sayesinde, arkada topluluu iinde
daha kk ve daha sk bir topluluk oluturmutuk. imdi onu grmeyeli
yllar oluyor ama topluluumuz, en azndan dncede, yaamaya devam
ediyor nk yann karlaacak olsak, birbirimize kar hissedeceklerimiz,
birbirimizi en son grdmz gn hissettiklerimizden farkl olmayacak.
Ama u var ki arkadam birka ay nce ld. Bu nedenle topluluumuz da-
lm oldu. Artk onunla karlamam mmkn deil. Ondan sz ederken,
hl hayatta olan bir insandan sz eder gibi konumam mmkn deil. O
halde, ben bugn oturup, bir zamanlar arkadamla yapm olduumuz bir
konumay aklmda canlandrrken, anlarmz hatrlamak iin, topluluu
muzun belleinden destek aldm nasl syleyebilirim? Topluluumuz ar
tk yok ki! Ama topluluk, belli bireylerden oluan bir kme deildir sadece,
hatta bu tamm zellikle yanhtr. Topluluun gereklii, isimlerini birbiri
ardndan sralayacamz birka figre indirgenemez; bu isimleri sralamak
la topluluu yeniden kuramayz. Topluluk, ortak bir kar, bir dnce d
zeni ve ortak bir ura sayesinde btnleir; bu ortak noktalar da elbette
topluluk iinde yeni deerler kazanr ve topluluk yelerinin zelliklerini
yanstr belirli bir lye kadar ama yine de tm bunlara ramen topluluk
yelerinin genel zellikleri daha egemendir hatta kendilerine zg kiilikleri
yok gibidir, bu sayede benim iin tadklan anlam deimez ve bu kiiler
gidip yerlerine yenileri gelse bile bu durum byle kalr. Topluluun belirgin
ve deimeyen unsuru budur ve ben de topluluu tekrar dnrken, ye
lerden yola karak ulamam bu unsura, tam tersine, bu unsurdan yola ka
rak yeniden kuranm topluluu oluturan figrleri. Yani arkadam dn

Cogito, say: 50, 2007


68 i Maurice Habwachs

dm zaman, bizim iin ortak olan ve benim iin yaamaya devam eden
dnceler akmnn iinde bir yer bulurum kendime. Arkadamn artk
aramzda bulunmamas ya da gelecekte bir gn yolda karlaamayacak ol
mamz, bir zamanlar paylamakta olduumuz dnce akm iinde kendi
me bir yer bulmama olanak tamyan koullar salamlm koruduu srece
bir engel oluturmaz. Bu koullar dasalamlklarm korumaktadrlar zaten
nk bizim iin ortak olan uralar, arkadalarmz tarafmdan da benim
senmiti ve bugn de arkadama benzeyen birok insanla karlayorum
sokakta, daha nce de karlatm, daha sonra da karlaabilirim, bu kii
lerde de aym zelliklerin, aym dncelerin bulunduunu gryorum, sanki
onlar da topluluumuzun grnmeyen birer yesi olmular gibi.
ki ya da daha fazla kii arasnda kurulan ilikilerde, kiilerden bamsz
bu ortak dnce unsurunun bulunmadm varsayalm. Varlklar birbirleri
ni son derece bencil bir tutkuyla seviyorlar, her birinin akl fikri dieri. y
le diyebilirler: "Onu o olduu iin seviyorum. Burada bir eyin yerine baka
bir ey koymak kesinlikle mmkn olmaz. Ama tutku kaybolup gidince, on
lan bir araya getiren badan da eser kalmaz ve bu durumda ya birbirlerini
muturlar ya da geride soluk ve renksiz bir amdan baka ey brakmazlar.
Her biri dierim nasl gryorsa yle hatrlamas iin ilikilerini neyin ze
rine kurmalan gerekir? Bununla birlikte kiiler birbirlerinden uzaklatklan
halde, birisi ld halde anlar canl kalabiliyorsa bu demektir ki aralann
da, kiisel balln tesinde ortak bir dnce, zamanm uup gittii hissi,
evredeki nesnelerle, doayla ilgili ortak bir gr, beraberce dnecekleri
ortak konular varm; Bu deimez unsur, iki varlk arasmda kurulan duy
gusal badan, bir topluluk tretir ve topluluun ayakta kalan dncesi,
gemii bugne yaklatnr, kiinin imgesinin silinip gitmesini engeller. Au-
guste Comte ve Clotilde de Vaux'nun aklan ruhsal bir birliktelie dnme-
seydi ve Auguste Compte, Clotilde de Vaux'yu insanln dinine yeruden ta-
masayd onu zihninde byle canl tutabilir raiydi, tm bedeniyle gzlerinin
nndeymi gibi grebilir miydi? Anne babalarmz da elbette onlan ok
sevdiimiz iin hatrlanz ama ncelikle anne babamz olduklan iin hatrla-
nz. ki dost birbirlerini unutmazlar nk dostluk, dncelerin paylal-
masm ve baz ortak uralann bulunmasm gerektirir.
Aslnda baz kiilerle kurduumuz ilikiler yle geniler ki topluluun di
er yelerini ayn somutlukla canlandramayz aklmzda. Bu tr topluluk
lar, tamdmz figrlerden teye geerler ve neredeyse kiisellikten uzakla-

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellek ve Zaman 69

diyebiliriz. Oysa kiisel olan daha kalcdr. Topluluun yaam oldu


u zaman sreci, kiisellikten yan yanya uzaklam bir ortamdr, gemite
yaanm olaylann birden fazlasm ayn anda yan yana getirebiliriz nk
her birinin anlam, tmnn bir arada oluturduktan btne gre belirle
nir. Btne baktmzda bu anlam buluruz yeniden, bozulmadan kalan
onsur budur, nk bu gereklik, toplulua girip kan figrlerin zellikle
rinden ayndr.
Toplumsal zamandaki bu sreklilik de grecelik ierir. Gemi zerinde
ki egemenliimiz ve bu topluluklann dncelerinin filizlendii dorultular
zerindeki egemenliimiz yeterince geni olsa da smrsz deildir, yesi ol
duumuz toplumlann varolu sreleri iinde yeni bir dneme girmeleriyle
kesin bir snr izilir. Grne baklacak olursa bellek, tamas gereken
olaylar ym ok fazla byd zaman bu ykten kurtulmaya alyor.
mu da belirtmeliyiz ki asl nemli olan etken, bellekte tutulmas gereken
olaylann says deildir. Topluluk, hissedilir lde deimedii srece, bel
leinin kapsayabilecei zaman sreci uzamaya devam edebilir: sreklilik
gsteren, nmzde dmdz uzanan ve her yerine ulaabileceimiz bir or
tamla kar karyayzdr. nemli bir deiim yaamnca, topluluk iin yeni
bir zaman balar ve eskiden olanlara gsterilen ilgi azalr. Ama deiiklikten
en az etkilenen topluluk yeleri iin, eski zaman, yeni zamamn yamnda hat
ta bu yeni zamamn iinde varlm srdrebilir, sanki eski topluluk, kendi
znden doan yeni topluluun iinde eriyip gitmeyi reddediyor gibidir.
Toplum bnyesinin farkl paralanmn, gemite kalan alanlar iinde farkl
uzaklklara kadar gidebilmelerinin nedeni, bazlannm dierlerine oranla da
ha ok amya sahip olmas deildir: topluluk iindeki iki farkl ksm, dn
ce biimlerini, ayn kar merkezleri etrafnda kurmamaktadr artk.
Aile iinde, anne ve babann bellei, aile fertlerini, evlilik sonras sre
iinde gezdirebilir; ocuklar, bu gemie, sadece onlara anlatlanlar aracl
yla ulaabilirler; anne babalanyla birlikte belirli bir bilince sahip olmala
rndan nceki zamana ilikin anlan yoktur. Bu durumda aile topluluunun
belleinin, tm zaman sreci boyunca aym koullar altnda yaanan ve t
m birbirine benzeyen ama bununla birlikte zaman iinde geriye doru gi
dildike farkl bireyler iin farkh noktalarda tkamp kalan bir dizi bireysel
an demetine indirgendiim syleyebilir miyiz? Bu durumda aile iinde ne
kadar birey varsa, aym toplulukla ilgili olarak o kadar farkl sayda bellein,
o kadar farkl sayda bak asmn bulunduu, nk bu belleklerin her bi

Cogito, say: 50, 2007


70 \ Maurice Hahwachs

rinin farkl zamanlara yaylmakta olduu sonucuna m ulaacaz? Hayr;


bu topluluun yaants iindeki belirleyici dnmlere dikkat edeceiz sa
dece.
Evlilikten sonra, ocuklarn doumuna kadar ve ocuklarn gemii ha
trlama yetenekleri geliene kadar geen sre ksa olabilir. Ama bu bir ya da
birka senelik sre iinde, grnrde pek bir olay yaanmad izlenimi
uyandrsa da aslnda bu sre, birok olayla ykldr. Elerin kiisel zel
likleri bu sre iinde ortaya kar, anne babalarndan ve o gne kadar iinde
bulunduklan ortamlardan edindikleri tm zellikler kefedilir; bu unsurlar
dan yola karak yeni bir topluluun oluturulabilmesi iin, saysz aknl
a, dirence, atmaya, fedakrla ramen, birden beliriveren uzlamlar,
tesadfler, karlkl olarak birbirini yreklendirmeler, doa ve toplum ko-
nulannda yaplan ortak keifler araclyla ilerlemek, srekli aba gster
mek gerekir. Bu sre, binann temellerini atmaya aynlan sretir; evin ta
mamlanmas srecinden ok daha ilgi ekici, ok daha hareketlidir; kpr k
pr ve coku doludur nk bir balangtr bu ncelikle. Zaman ilerledikten
sonra, yaplacak ilerin, daha nceden yaplm olanlar dorultusunda, hem
sorumluluu tanan hem de kibirle baklan unsurlar dorultusunda dzen
lenmesi gerekecektir; komu binalarla aym izgide durmak gerekecektir; ev
de oturacak olan kiilerin, nceden ngrlmesi ounlukla mmkn olma
yan tercihlerini ve beraberlerinde getirdikleri zorunluluklar da dikkate al
mak gerekecektir; bunun iin de beklenmedik engellerle karlamay, za
man kaybetmeyi, baz ileri sil batan yeniden yapmay gze almak gereke
cektir. Ama tm bunlarla birlikte, kimi zaman da iin tam orta yerinde, her
hangi bir nedenle, almaya ara vermek de gerekebilecektir. Baz evler ta
mamlanmaz, yanda kalr; baz iler tekrar ele alnmay bekler uzun sre.
Penden opera interrupta. Her gn dnp dolap ayn yerde almaya ko-
yulmanm sknts da bunlara eklenir. Bir binay tamamlayaniann etkinlik
lerinde bile genellikle needen ok tedirginlik bulunur. Bir ykm antiyesi,
doay hatrlatr biraz da, temel kazan iiler de tarla aan rgatlara benzer
ler. Yeni bir topluluun temellerinin atlmas srecinin, en youn ve en
uzun srmeye yazgl dncelerle ykl olmamas mmkn mdr? Bu
nedenle, kurulu sreci ne kadar ksa srn olursa olsun, kurucularn an
lay, ok uzun sre ayakta kalr.
ocuklarn aileye katlmas, ou zaman aileyi geniletmekle kalmaz, d
nce biimini ve ilgi odaklarm da deitirir. ocuk hep bir davetsiz misa

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellek ve Zaman 71

fir gibidir, daha nceden kurulmu olan aileye ujom gstermeyecei ok iyi
bilinir, buna karn anne babamn ve hatta yeni gelenden nce domu olan
ocuklann, yeni gelenin dayataca zorunluluklara direnseler bile en azn
dan bu yeni yenin toplulua katlmas sonucunda ortaya kan deiiklik
lerden etkilenecekleri, bu yeniliklere uyum salamak zorunda kalacaklar
kesindir. Henz ocuk sahibi olmayan ikili, kendi kendilerine yeteceklerini
dnm olabilirler; belki grnrde bir eksiklik hissetmemi de olabilir
ler; oysa ikili, dandan gelen mdahalelere ak olmutur: okumalar, tiyat
rolar, ilikiler, seyahatler, erkein ve belki de kadnn mesleki uralan, tm
bunlar birok farkl ortamdan geip biraraya gelerek, iftin kendine gre
davranmasna, btnlnn bilincine varmasna yardmc olmutur. ift,
iki tehlikeyle kar karyadr. Birincisi, daralmak ve kendi zerine kapan
maktr, bu durumda kendi dndaki topluluklarla her trl balantsm ko-
panr, sonu olarak da rmeye balar nk toplumsallk sayesinde yaa
yabilir ancak ve bu nedenle de srekli kendi yelerinin oluturduu embe
rin dna kmay ve genilemeyi arzular. Dier bir risk de fazla genilemek,
iftin dmda kalan bir topluluk ya da iftin uralanmn ok uzamda kalan
bir ura tarafndan yutulmaktr. Bunun sonucunda kimi zaman, zellikle
ilk dnemlerde, iftin yaants ve zaman kuUamm bir gelgite dnr. ift,
d toplum iindeki yerini bulmaya alrken kimi zaman btnyle d
dnyaya kaptrr kendini kimi zaman da uzak durur; bu kartlklar yle sert
biimlerde belirir ki bu sre, iftin yaants iinde ayn bir yer edinir, daha
sonra gelen srelerden aynlr ve bellekten hibir zaman silinmez. Bir sre
sonra ift kendi yerini bulur: ilikiler kurar; karlan, konumu belirlenir; di
er topluluklarla ilikisi yerine oturur; temel uralan daha kararl bir hal
alr. Bir ift, ocuk sahibi olduu zaman, evresindeki toplumsal ortamla
kurduu ilikiler genellikle artar ve belirginleir. Bir topluluun ye says
artnca, zellikle de bu yelerin farkl yalarda olmalan durumunda, toplu
luk, toplumla ok daha fazla koldan iliki kurmaya balar. Dier aileleri de
banndran ortama daha sk bir ekilde balanr, bu ortamn anlay ona da
nfuz eder, kurallara uymaya balar. Daha geni bir ailenin kendi kendine
daha iyi yeteceini, daha kapal bir ortam oluturacam dnebiliriz. Ama
bu pek doru deildir. Anne babamn artk yeni ve ortak bir uralan olduu
ve bu uran dierlerinden ok daha gl olduu kesindir. Ama genileyen
aile topluluu, kendisini maddesel olarak yaltmakta daha ok zorlamr; di
erlerinin baklanmn eriebilecei daha geni bir yzey sunmaktadr. Aile

Cogito, say: 50, 2007


72 i Maurice Halbwachs

daha ok sayda ve daia karmak i ilikilerle donatlmtr ve bu ilikiler


aym zamanda kiisellikten de daha uzaktr nk aile, kendi dnda varo
lan ve kendi kendini ama eilimi gsteren bir tr organizasyon olutur
maktadr. Toplulukta byle bir deiiklik yaand zaman, dnce biimi
de derinden etkilenir. Yeni bir balang noktas gibidir bu dnm. o
cuklann gznden bakldnda, ailenin tm yaants b sreyle snrldr
ya da onlann amlanmn eriebildii tek alan budur. Anne babalann bellei
daha geriye gidebilir, nk eskiden kurmu olduklan topluluk, genilemi
ae topluluu iinde btnyle eriyip gitmemitir. Varolmaya devam etmi
tir ama sreklilik gstermemitir, zayflam gibidir. ocuklar uzaklatklan
zaman fark edilir bu durum. Gerekliin dnda kalm gibi hissedilir, uzun
bir aradan sonra tekrar bir araya gelen arkadalann ortak gemilerinden
sz edebilmeleri ama bunun dnda konuacak baka eyleri olmamas gibi.
Devam olmayan bir yolm u noktasna gelinmi gibi, ya da oyunun kural
larm unutan iki partner gibi hissedilir. Aym ekilde toplum da derin bir ye
niden biimlendinne srecine tbi kaldnda, bellek, bu iki dnemin anla-
nna ulamak iin iki farkl yoldan ilerler ve bu iki dnem bir sreklilik iin
de izlemez birbirini. Aslnda iki farkl dnce erevesinin sakl tutulduu
iki farkl zaman sz konusudur ve bu iki farkl zamandan biri ya da dieri
iinde yer edinmi amlan bulmak iin kimi zaman birinin kimi zaman die
rinin iine yeniden girmek gerekir. Eski bir kentin zerine kurulan yeni bir
kentin iinde, eski kenti yava yava kuatan ve altst eden sokaklar labiren
tinde, kimi zaman eski mahalleleri nce kefedip sonra ortadan kaldrarak
kni zaman da eski binalann uzantsnda ya da aralannda kendine yer aa
rak gelien evlerin ve dev yaplann arasnda, eski kenti yeniden bulmak iin,
bugnden gemie doru geri giderek, eski kentin grnmn gittike da
ha hzh bir ekilde tahrip eden ahmalan, ykmlan, yol izgilerini vb geri
ye doru, sreklilik ieren bir izgi zerinde takip etmek doru bir yol ol
maz. Baka bir yol izlemek gerekir. Kimi koruma altna alnm kimi de kay
bolup gitmi eski yollan ve amdan yeniden bulmak iin, eski kentin haritas
zerinde aramak gerekir yolumuzu, dncemizde eski kente tammak ge
rekir. Eski mahallelerin geniletilmesinden ve yeniden yaplandnimasmdan
nce buralarda yaam olan kiiler iin, eski duvarlann ayakta kalan cephe
lerine, baka bir yzyla ait bu grnmlere, sokaklardan arta kalanlara ai
na olan kiiler iin bu deiimi gerekletirmek her zaman mmkndr.
Modem kentin iinde de eski kentin zelliklerini bulmak mmkndr n-

Cogito, say: 50, 2007


KolektifBellek ve Zaman 73

h sadece eski kenti arayan gzlerle, sadece onu dnerek bakarsnz ken
te. Yine ayn ekilde, dnm geiren bir toplum, eskiden sahip olduklan-
mn ykntlarm iinde barndrmaya devam ettii srece, bu toplumu eski
haliyle tamyp bilenler, kendilerini baka bir zamana ve baka bir gemie
tayan bu eski izlere yneltebilirler ilgilerini. inde ksa da olsa belirli bir
sbre boyunca yaadmz toplumlann hepsi, daha sonralan iine dald
mz yeni topluluklann iinde bir ekilde kendini gstermeye devam eder, en
azndan baz izler brakr. Bu baz izlerin ayakta kalyor olmas, eski toplu
mun kendine zg zamannn srekliliini ve kalcm aklamaya ve bi
zim de dnce yoluyla bu eski toplumun iine yeniden dalma olanamzn
bulunduunu gstermeye yeterlidir.
Derin bir evrim srecinden geen bir toplumun birbiri ard sra brnd
farkl hal ve biimlere karlk gelmekle birlikte ayakta kalmay srdren
btn bu zamanlarn birbirinin iine gemesi sz konusu deildir. Yan yana
ama ayn ayn yaamaya devam ederler. Aslnda, dnceleri birbirinden ay-
n olan topluluklar, uzam iinde maddesel olarak belirli bir ekilde konumla
nrlar ve bu topluluklann yeleri de ya aym anda ya da birbiri ard sra bu
topluluklann birden fazlasna dahil olurlar. Tek ve evrensel bir zaman yok
tur, buna karm toplum, her biri kendine zg bir zamana sahip olan farkl
topluluklara aynlr. Bu kolektif zamanlan birbirinden ayran zellik, bazla-
rmn daha hzl, dierlerinin daha yava ilerliyor olmas deildir. Hatta bu
zamanlann akp gittiini sylemek bile mmkn deildir nk her kolektif
bilin, hatrlama yeteneine sahiptir ve zamamn kalch, bellek iin olmaz
sa olmaz bir nkoul olarak belirir. Olaylar zaman iinde birbirini izler ama
zamamn kendisi hareketsiz bir erevedir. Zamanlann arasndaki fark ise
kiminin daha geni kiminin daha dar olmasdr, genel bir uzlama sonucun
da gemi olarak adlandrlan eyin iinde kimi daha fazla yol alma olana
salar, kimi daha az. imdi de bireylerin gzyle bakalm. Her biri birok
toplulua yedir, birok toplumsal dnceye katlr, bak birok kolektif
zamanm iinde gezinir, birinden kar dierine dalar. Bireyler arasndaki
farkllamay salayan bir unsurdur bu: aym dnem iinde, uzamn belirli
bir blgesinde, farkl insanlann bilinleri hep ayn kolektif akmlar iinde
gidip gelmez. Ama bununla birlikte, her nsamn dncesi, gemi iinde ya
da her topluluun kendi zamam iinde de aym hareketlilii gstermez: ki
milerinde daha hzl kimilerinde daha yava ilerler, kimlerinde daha uzaa
ular kimilerinde daha yakm bir tarihte kalr. Bilinlerin, uzunlu ksal

Cogito, say: 50, 2007


74 Maurice Habwachs

farkl zaman srelerini aym zaman aralnda toplamalar bu ekilde ger


ekleir. rnein yaanm olan belirli bir toplumsal zaman aral iinde
tutacaklar temsil edilen zaman alam, kimi zaman ksa kimi zaman uzun
olabilir. Elbette ki bilinler, bu adan birbirlerinden ok farkldr.
Psikologlarn bu konudaki yorumu ok deiiktir. Ne kadar bireysel bi
lin varsa o kadar farkl zaman sreci bulunduuna ve bunlardan hibirinin
bir dierine indirgenemeyeceine inanrlar nk onlara gre her bilin,
kendine zg bir hareketlilik iinde akp giden bir dnce dalgasdr. Ama
her eyden nce unu sylemek gerekir ki zaman akmamaktadr: devam et
mektedir, kalcdr ve byle olmas gerekmektedir, aksi takdirde bellein za
man iinde geriye doru ilerlemesi mmkn olur muydu? Aynca bu akmt-
lann her biri, birbirini izleyen, kimi yava kimi hzl gelip geen, sreklilik
gsteren bir durumlar dizisi olarak ortaya kmaz, aksi tEikdirde bunlan kar
latrmak suretiyle, birok bilin iin ortak olan bir zEimanm temsilini na
sl karabilirdik ortaya? Aslnda, birok bireysel bilinci birbirine yaklatra
rak, bunlara ait dnceleri ve olaylan, bir ya da birok ortak zamana ta
mak mmkn olabiliyorsa, bu demektir ki ierideki zaman, topluluklann
kendilerinden kaynaklanan birok akma aynmaktadr. Bireysel bilin, bu
akmlar iin bir geit yeridir sadece, kolektif zomanlann karlat yerdir.
Zaman zerine alan filozoflann, bu kavray biimini bugne kadar
gz nnde bulundurmam olmalan artcdr. Bunun nedeni, bilinlerin
bugne kadar hep birbirlerinden yaltlm ve her biri kendi iine kapanm
halde temsil edilmi olmasdr. William James'in ve Henri Bergson un yaz-
lannda karlalan, ngilizcede Stream o f thought, ya da Franszcada flux
psychologique, courant psychologique szckleriyle ifade edilen "dnce
ak kavram, psiik yaantmzn akna seyirci olmamz durumunda her
birimizin hissedebilecei duyguyu, doru bir imgeyle ifade eder. Grne
gre, iimizde olup biten her ey, bilin durumlanmz, srekli bir akmn
iinde birbirini izleyen kesitler, birbirini iteleyen dalgalar gibi ard ardna
gelmektedir. Oysa dndmz zaman, srekli nden yryen, durmak
szn bir algdan dierine, bir duygu halinden bir dierine geen bir dnce
iin bunun doru olduunu grrz, ama buna karm bellein z, bizi
durmaya zorlamasnda, bu akmn dna ynelmeye, dz yoldan sapmaya
zorlamasnda yatar; bu yoldan k, her zaman ters istikamete olmasa da
dolayl yollara gtrr bizi, sanki bu sreklilik gsteren dizinin iinde bit
mek bilmeyen bir atallanma sz konusuymu gibi. Dnce, bellein iin

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellek ve Zaman 75

de hl etkindir elbette; yer deitirir; hareket halindedir. Ve burada nem


olan nokta, dncenin zaman iinde dolamasmn bu hareketlilik sayesin
de mmkn olmasdr. Bellek olmasayd ve baz anlarda eskiyi hatrlayabili
yor olmasaydk, zamamn iinde bulunduumuzun ve sre iinde bir yer
den bir baka yere tandmzn bilincine nasl varabilirdik? Bu izlenimle
rin iine daldmz zaman, ortaya klanm ve daha sonra kaybolularm
izlediimiz zaman, sre iindeki anlardan nce biriyle sonra da bir baka
syla karlarz; ama zamamn kendisinin bir temsilini oluturmak nasl
mmkn olacaktr, yani hem bu an hem de baka birok an daha iinde
barndracak bu zamansal erevenin bir temsilini oluturmak nasl mm
kn olabilir? Zamamn iinde var olabiliriz, zamamn bir paras olan imdi
nin iinde bulunabiliriz, ama buna ramen zamanm iinde dnemiyor ol
mamz da mmkndr, dnce yoluyla yakm ya da uzak bir gemie ta-
yamyor olabiliriz kendimizi. Baka bir ekilde ifade etmek gerekirse, bu iz-
leminler akmn, dz anlamyla dnce akmlarndan ya da bellekten ayrt
etmek gerekir. lki, yani izlenimler, bedenimizle sk iliki iindedirler; ken
dimizin dna kmamza yardmc olmazlar kesinlikle, gemile ilgili bir
perspektif sunmazlar. Dierleri yani dnce akmlan ve bellek, bal oldu
umuz eitli topluluklann dncelerinden alrlar temellerini ve byk
oranda bunlann iinde hareket ederler.
Topluluklan ve bunlann temsillerini n plana alacak olursak, bireysel
dnce}^, bu topluluklann dnceleri konusunda birbirini irfeyen bir dizi
bak as olarak dnrsek, zaman iinde geriye doru ilerleyebilecekleri
ni anlanz. Gemi iinde ne kadar ileri gidilebilecei, bu bak alannm
perspektiflerinin geniliine baldr. Bunun byle olmas iin, zaman ge
erken, bu bilinlerin her birinde, zamamn imgesinin kalclk gstermesi,
hareketsiz kalmas gerekir, ya da zaman, her topluluk iin farkl olabilecek
baz snrlar dahilinde hareket etmelidir. Bu da byk bir elikidir. Her
hangi bir toplum, bugne ve gemie ait bir olaylar kmesine, belirli bir ba
k asyla ulaamyorsa, zamanm ak iinde geri gitmesi, daha nce ken
disinin brakt izlerin zerinde ilerlemesi mmkn deilse, byle bir yete
nee sahip deilse, bu toplumun varolmas, kalclk gstermesi, kendi ken
dinin bilincine varmas nasl sz konusu olabilir? Dinsel, siyasi, ekonomik
toplumlar, aileler, arkada topluluklan ve hatta bir toplant mekmnda, ti
yatro salonunda ya da yolda bir araya gelen insanlann oluturduklan toplu
luklar, kendilerince durdururlar zaman, ya da yelerinin, srekli deien

Cogito, say: 50, 2007


76 I Maurice Habvvachs

bir dnya iinde, en azmdan belirli bir sre boyunca bir tr sabitlik, grece
bir denge yaratld ve bu sre iinde hibir eyin deimedii izlenimi
edinmelerini salarlar.
Zaman iinde geriye doru ne kadar ilerlenebilecei, toplulua gre dei
ir elbette. Bireysel dncelerin, farkl anlarda, u ya da bu kolektif dn
ceye katlm derecelerine bal olarak, farkl uzaklklardaki amlara ulaabili
yor olmalannm nedeni budur. Bu belli belirsiz zaman izgisinin tesinde
yani kolektif belleklerin tesinde hibir ey yoktur, nk filozoflann zama-
m, bo bir biimden ibarettir. Zaman, bir ierie sahip olduu lde ger
ektir, yani dnceye bir olaylar btn sunduu durumlarda. Snrl ve
grecelidir, ama tam bir gereklie sahiptir. Bununla birlikte bireysel bilin
lerin yerlemelerine ve anlanm yeniden bulmalanna olanak salayacak
zenginlikte bir ereve sunabilecek kadar da genitir.

Franstzcadan eviren: ule Demirkol

Cogito, say: 50, 2007


Bellek ve Yabanc in Sorumluluk:
Etik iyi yaam Fikri in Ksa Bir Giri
NUSRET POLAT

I.
Bellein nasl ina edildiine dair nemli bir kuram Nietzsche ye aittir.
Nietzsche olaanst bir ngryle "bellek ve "ac" arasmda iliki kurmutur.

"Kim insan demlen hayvan iin bir bellek yaratr? B u biraz krelmi, biraz da

abuk sabuk, bir anlk anlama yetisinde, bu etli kemikli unutkanlkta, orada kal

mas iin nasl iz braklr?... Bellekte kalan eyi yakmab: Ancak ac veren kalr

bellekte - ite budur, yeryzndeki en eski (ne yazk ki, aym zamanda en uzun

sren) psikolojinin temel tezi... kansz, ikencesiz, kurbanszyapamaz^.

Bellekte kan vardr, iddet ve gzya, bellek kurbansz yapamaz.


Belleimde tpk bir damga gibi, tpk Amerikan filmlerinde kovboylarn
srlarm kaybetmemek, onlann kendilerine ait olduunu anlamak/hatrla
mak iin derilerine bastklan kzgm, brten damga gibi, kalan acnn izi
dir. z gerein acsm bir tortu gibi zerimde brakr. iddetin acsdr z.
zler yok edilebilir mi? Bellekte kalan eyi nasl yakmak? Her eyin kaytlara
geirildii toplumu modem toplum olarak adlandracak olursak, bu imkn
szn snn, smnn snn deil midir? Bellekte kalan yaklamaz. Artk ok
getir. Nietzsche ye ait gelecein toplumunda bellee yer yoktur. Bu saf d
nce, bu iyimser dnce retorik bir iddet isteminden, bir simlasyon et
kisinden teye geemez. Bellekte kalan yaklamaz. Peki askya alnabilir mi?
Acmn y eri derindir, zerindeki kabuk soyulur. Bellek a cn n evidir. Kanl

Cogito, say; 50, 2007


78 Nusret Polat

canl bir ev. B ir yok-yer, bir transit gei yeri deildir. Asla kap kurtulama
dm, daimi ikametgh yerimdir bellek. ok eskiden beri bilinir, "evet, in
san kendine mahkmdur".
Bellek zamann mekndr. Zamamn mekn, benim de evimdir. Sanat
Sarkis'in dedii gibi, belleim vatammdr. Vatamm, evim yani, yani do
duum yer, kanla sulanmasmdan vn duyduum toprak, ksacas u ac
larmn izlerinin deposu, smnn ya da imknszn snn, yani snn olmayan
smr (kim zamana smr koyabilir ki?)... Bellek rahatszlmn yeri deil de
baka nedir! Evimde rahat edemiyorsam baka bir yerde nasl rahat edebili
rim. Bellek, yine sanat arkisin dedii gibi aslnda srtmda tadm
evimse^, nerede, ne zaman, nasl huzur bulabilirim!
Nietzsche'nin tezi zetle yledir: "Balangta doal hukuk vardr. Doal
hukuk Rousseaucu anlamda adalete deil, ama Hobbesu anlamda gce da
yanr. Doamn insana verdii hak gten geer. Gl olan hayatta kalr il
kesi gerei, gler arpr. Gl olan gsz olana galip gelir. Gl olan
efendi olur, gsz olan kle olur. Fakat kle olmak ardr. Kle belleini
kurar. Srekli aclaryla yaamaktadr. Zaman iinde kle krba darbeleri
ne dayanamaz ve isyan eder. Doal hukuk gce deil adalete dayandrlr.
Adalet ahlaktr. Herkes doutan eittir. Ahlak, adalet gerei bunu dikte
eder. Yunan toplumunda ahlak Nietzsche ye gre Sokrates'in eseridir. Fakat
Nietzsche anti-christ olarak bu kle ahlaknn -kendi deyiiyle- miman ola
rak sa'y grr. Hristiyanlk btn soylu, stn deerleri ayaklar altna al
mtr. Kle'nin eitlik istemi acdan kamak iindir. Ahlak kleyi krba
darbelerine kar korur. Tanrnn cenneti ezilenler iindir..."
yleyse ahlak da tpk "emek gibi ertelenmi bir lmdr^.
Fakat unutmamak gerek; btn bu kavramsal kken takipleri ya da soy-
ktk almalan, iinde yaadmz bugn anlamak iin bir eit yol ha
ritasdr. imdi, daima kendi gereini kurar.

II.
Bellek beni doas gerei, imknszm smn, smnn snn olarak yabanc
ile yzletiren varlmdr. Evimde huzur yok. Huzurumu karan: kapm
alan (daha nce iddet uyguladm, katlettiim, yerimden atmak istedi
im, srdm) yabancmn varlndan te, yabancya yaatacam acmn
yarataca vicdamn acsdr. Bellek burada vicdana kap aralamaktadr. Fa
kat kapy alan yabancdr, teki.

Cogito, say: 50, 2007


Bellek ve Yabanc in Sorumluluk \ 79

m.
iinde yaadmz modem toplumlarda ahlak eskisi kadar etkin bir rol
oynamamaktadr. Daha dorusu ahlak biim deitirmitir. Ahlaki olan bir
eylemin ifadesi bugn anlamm her zamankinden daha iyi bulmutur (n
k kresel toplumda herkes herkese yabancdr). Bu hemen hemen her top
lumun, ister imdi olsun ister gemite, en iyi bildii ahlaki nermedir;
Kendine nasl davranilmasn istiyorsan bakasna da yle davran. Bu ner
me hibir topluma ait olmad gibi, hibir filozofa ya da kanaat nderine
de mal edilemez. Kresel dnyamzda yam bamdaki yabancya kendime
davranilmasn istediim gibi davranabilir miyim? Ya da belleimin iddeti
ne direnmem mmkn mdr?
Kendine nasl davranilmasn istiyorsan bakasna da yle davran; davran
ki aln, hastaln, yalnzln iddetine kar ve lm n iddetine kar etik
bir iyi yaam ina edebilein. Vicdannn sesini duymadan, o sana iddet
uygulamadan ldnde, mutlu lm yaadnda, sonsuzda yaadnda
-evet yle demiyor muydu Derrida Benjamini yardma ararak, yazan l
m bir kitabn yaamas deil de, yaamda kalmaya (survivre) devam et
mek, kitabn, ocuunu ksz brakmadan yaamaIrf, tekiyle deil de bir
likte yaamak, yaamda kalabilmek, tutunabilmek, tutunamayan olmamak-,
yaamay renmek kadar (savoir-vivre) lmeyi de renmek (savoir-mou-
rir)6. Yabancya, bakasna, tekine kaplan amadan etik iyi yaam ya da
mutlu lm mmkn m?

IV.
Yukardaki bu olaanst k -estetik-, etik nemedeki bakas kimdir?
Baka olan; yanmda olan, yani yandam, arkadam mdr yoksa teki mi
dir, yani yammda olan deil de tede olan mdr? Bu "baka fikri, felsefi
dnceye aina olanlar iin ister istemez Levinas'a anm yaptnyor. Her
eyden nce Levinas'n Kartezyen znenin ben-merkezci yaplanmasna kar
bir darbe vurmak isteiyle bakasna sarldn hatrlamak gerek. Levi-
nas'a gre zne, znenin kendi bana, yapayalmz gerekletirmi olduu
bir meditasyon sonucunda dnyorum o halde vanm nermesine ula
mas ile kurulmaz. zne bakasmn baknda, yznde ortaya kar. Ve
bakas yzdr.^ Yani bana bakan, bana duygu geiren, be onaylayan ya
da reddeden, beni varolua getiren yz ya da bakasnn yz ya da bakas.
Demek ki ister istemez yammda olan deil de karmda olan, tede olan bir

Cogito, say: 50, 2007


80 i Nusret Polat

bakasna ihtiya duymaktaym 7 Yanmdalcinin varlm duyumsamam bi


le; nk o her zaman yammdadr, elimin altndadr. Yammdaki, yani yan
dam, dostum kendimi her zaman iyi hissettiim evimin bir parasdr. y
leyse bakas yabancdr.
teki olan bu yabancya "kendime ya da dostuma davrandm gibi dav
ranabilir miyim?", rnein evimin kaplarm ona aabilir miyim? Evimde
bir yabanc fikrine ne kadar tahamml edebilirim? Onu snrda, eikte bek
letmeden ieri alabilir miyim? Ac ile yorulmu bellek sahibi olarak ben,
yabancy tehlike olarak grmemeyi gerekten baarabilir mi?
Levinas'a gre herkes herkes iin bir bakasdr ve herkes herkese kar
sorumludur. Etik olan Levinas'a gre, yze, tekine duyulan sorumluluktan
doar^. teki benim sorumlu olduumdur, onun kim olduu, kimlii beni
ilgilendirmez, bu benim deil onun sorunudur Levinas iin.^ Sosyolojik ya
da siyasi bir bak asndan bu gr gerek-d grnebilir, yledir belki
de. Evimde olana -rnein babaya ya da anneye-, yaknma, kendi halkma,
dostuma sorumlu olmam sz konusu olamaz. Dostumla aramdaki iliki bir
ben ve o, ben ve teki ilikisi deildir. Dostumla aramda dolaysz bir iliki,
bir ben ve ben ilikisi, ya da bir ben ve sen ilikisi vardr. Dostumun acsm
yreimde hissederim, ama dostum olmayamn, yani tekinin acsn hisset
mem. Dolaysyla yaknma deil, bakasna kar sorumluyumdur. Bakas
evimin kapm her gn atm, evimde misafir ettiim insan deildir. Ba
kas evime buyur etmeyi aklmdan geirmediimdir. Etik olan, acsn his
setmediimin acsn hissetmemdir: Yzn grmeye tahamml edemedii
min yzn grmek istemi olarak etik.

V.
Kimdir bu bakas? Bakas, ya bana acy yaatan belleimin kurulmas-
mn bir parasdr ya da gnn birinde kapm alan ve beni zor durumda b
rakan tann misafiridir. Her iki durumda da yabancnn varl benim huzuru
mu erteler. Tedirgin olurum. Birinci kta bellek sorumluluk almam engel
ler. Nietzsche: Bellekte kalan eyi yakmak: Ancak ac veren katr bellek
te... Bellek ve sorumluluk birbirine karttr. Bakasmn sorumluluunu al
dm anda, bellek beni lmle yz yze getirir. Hobbes, Freud'dan ok nce
lm igdsnn toplumun en nemli kurucu unsuru olduunu tanmla
mt. Hobbes iin insanda en temel iki igd arasnda atmada, agzl
lk iddete maruz kalarak ldrlme korkusuna yenik der ve insan baka

Cogito, say: 50, 2007


Bellek ve Yabanc in Sorumluluk 81

insanlarla ibirlii iine girer!!!. Hobbes'un bakndan ilerleyecek olursak as


lnda herkes herkese kar yabancdr (tuhaf bir biimde Levinas'a yaklayo
ruz). Bellein grevi Hobbes'ta, Nietzsche'nin aksine, olumsaldr. Bellek ba
na, zamamn birinde bana benzer birinin/billerinin agzllk igdsn
takip etmesi/etmeleri sonucunda maruz kald iddet ve sonuta gelen vahi
lm yznden, dostluklar ina etmeme olanak salar. Bu ktcl pragmati-
zim bellein her zaman canl kalmas adna, tarihe ilikin ders kitaplannm
kan zerine ina edilmesi sonucunu dourur. Bellek btnyle egemenlik
paradigmasmn hizmetindedir. Dost-dman ikihi zerine kurulan bu para
digma yapsal bir deimezlik arz eder!2. rnein 11 Eyll saldnlan sonras
Amerikan egemenlik makinesi Hal Seferlerini hatrlatr, nk bellek Ku
dsn kutsall ile ikiz kulelerin kutsall arasmda ilikiyi dost-dman iki
liinin sonucu olarak imdiye tar. Bellek tarafndan srekli gndemde tutu
lan dost-dman ikiliinin hakikati yanstmadn dnmek sama olur.
Bellek her ekilde hakikatin hakikatini bize verir. Bellein imdiki zamam
kurmada oynad bu aktif rol, lmn, daha dorusu lm korkusunun, da
ha da dorusu iddetli, ani bir lmn ertelenmesi iin bakasn diyaloa
davet eder. yleyse Levinasn etik sorumluluk zerine naif -b ir o kadar da
olaanst- zmlemeleri bizden hakikatin hakikatine darbe vurmamz is
ter. Etik olarak tammlamak istediim ey tam olarak "benim de her zaman
bakasna (bu bakas bir insan olabilecei gibi, bir hayvan, bir halk, bir top
lum, hatta bir baka uzay -yani uzayllar- olabilir) ihtiya duyabileceimi,
nk hakikatin iddetine asla tek bama katlanamayacam, ya da bugn
iyi durumda olsam bile yann kt -bellek kt anlanm hep hatrlatr! du
rumda olabileceimi, dolaysyla 'kendime nasl davramyorsam bakasna da
yle davranmam gerektiini' bana dikte eder. Etik iyi yaam asndan in
sanln vicdam olmak zorunda deilimdir. Zira bu yk kaldramam. Bu y
k hi kimse tek bana, hibir halk ya da toplum ya da uygarlk tek bana
kaldramaz. Kimse benden her eylemimin ahlaki olmasn bekleyemez. Bu
nun hi pratii yoktur. Etik iyi yaam" bu anlamda pragmatisttir. Etik "iyi
yaamm istedii tek ey; bakasna tahamml etmek, ona kendine yaplma
sn istemediin ktl yapmamaktr. Yoksa her insan tekinin sorumlulu
u kendine aittir, rnein bir katilin sorumluluu bana aittir demem, diye
mem, nk herkes kendinden sorumludur. !4
Etik "iyi yaam, Levinas anlamda, bakasmn yzne saplanp kalmak
deildir. Levinas'a gre:

Cogito, say: 50, 2007


82 Nusret Polat

teki (Vautre) iin duyulan kayg, tekinin lmne duyarsz olmama ve, yley

se, bakas (autrui) iin lmenin imknll, azizlik ans [olarak] etik; iyiliin,

fedakarln [sacrifice; fedakrlk, kurban], insann yolunu [ordre: dzen, yol,

tarikat, em ir] aarak, olmak (etre) iin ayak diremeyi durduran kar-gzetmeme,

olmak/var olmak fiili denilen bu ontolojik kaslmann (contraction) gevemesi

olacaktr.

Bu obsesif dncenin kurmacal ve dinsel karakteri her zaman kur


ban fikri ile i ie gider. Benim ontolojik varlmn anlam bile bakas
iin kendimi feda etmemle anlam kazanr. Bu dncenin sorumluluktan
anlad ey kendini insanlk iin feda etmektir. Bu Mesihi dncede her
zaman birisi kp kendini insanla adar. sa kendini btn insanlar iin
kurban eder ya da Musa kendini kavmine adar vs. Ya da, modem dnyann
peygamberleri olan nc entelekteller insanl kurtaracak reeteler yazar
lar... Levinas'n etik ideali ylesine ben merkezci bir inadr ki (Levinas,
Descartes'tan Husserl'e giden u zne felsefesinin iyi bir takipisidir temel
de) bakasmn sorumluluk alp almamas, bakasnn benim iin sorumlu
luk alp almamas nemli deildir. Ben kendimin ve herkesin sommluluu-
nu alarak vicdanm kurtannm. Bakasnn ne yapt nemli deildir. Ben
insanl kurtaran mesih olarak Tann'mn emir eriylmdir. nsanlk iin ken
dimi feda ederken, Tann'mn bana bahedecei sonsuz mutluluu da hak
ederim... Oysa ki, etik iyi yaam" asndan ben sadece kendimden somm-
luyumdur ve bakasna kendime davramimasm istediim gibi davramnm.
Dolaysyla herkes kendinden sommiudur ve herkes herkesten sommiudur.
Herkesin herkese olan sommIuluu, herkesin kendine olan sommIuluunun
mantksal uzantsdr. Tekrar edelim: Sadece kendime olan sorumluluum
dan deil, kendime olan sorumluluumdan ve bakasna kendime davrand
m gibi davranmam gerei ilkesinden dolay yabanc nemlidir.

VI.
Fakat yle zor durumda olan/yaayan insanlar vardr ki, hibir dnce
bu insanlardan etik bir sorumluluk fikri ile, brakn yaamasn, bir saniye
oyalanmasn bile talep edemez. Kant' takip etmekten bahsetmiyorum.
Kant ahlak sadece muhtalar iin deil herkes iin ardr. Kimse ebedi bir
yasann glgesi altnda yaayamaz ve yaamamtr da. Fakat brakn baka
sna kendine davrand gibi davranmay, kendine kendi olarak davranmak

Cogto, say: 50, 2007


Bellek ve Yabanc in Sorumluluk 83

tan yoksun insanlar vardr. Bu insanlar yaamn smnnda tutunmaya al


an tekilerdir-, sadece tikel bir insan deil, bir halk, bir grup, bir lke...
Yzde acnn belirdii, yznn yardm ard durumda, koulsuz yz&
kendini amak.

VII.
Jacques Derrida koulsuz m isa firp e rv e rlik , !6" "dostluk, "gelecek ada
let, gelecek demokrasi gibi kavramlar araclyla, her ne kadar dorudan
ifade etmese de, etik iyi yaam fikrine yaklaan bir felsefe ina etmitir.
Biraz sonra sonlandnlacak olan bu ksa yazda Derrida'mn etik teorisine
nfuz etmemizin pek imkn yok. stelik etik iyi yaam fikri Yunan
etik'inden tredii iin Aristoteles'e, stoaclara vs gitmek gerek. Yine de Der
rida kavramn snrlarm belirlemek asndan yardmc olabilir.
Misafirperverlik evrenseldir. Yabancy eve konuk olarak almamn evren
selliidir bu. Fakat konuumu eve aldm zaman ona nasl davranacam?
Derrida'ya gre konuk eve admn atar atmaz bir koul ne srmeye balar
sam ilk iddet eylemini balatm olurum. Bu, yabancdan benim dilimi ko
numasn talep etmemle balar. Misafirperverlik sorunu tam da bu noktada
balar demektedir Derrida. Evime, toprama, lkeme aldm yabancya
kendi evimin dilini empoze edersem, ondan beni anlamasn talep edersem
bir misafirperver, bir konuksever olmu olur muyum? Yabanc benim dilimi
konumaya balarsa hl yabanc olur mu?!^ Ya da daha da ileri giderek
onu istemedii eyi yapmaya zorlarsam evimin kaplarm ona amamn bir
anlam var mdr? Derrida koullar ne sren bir misafirperverlik biimi ile
mutlak misafirperverlik arasnda aynmn nemine dikkat eker. Derrida
iin misafirperverlik koulsuz, mutlak olmal; yabancdan kendi dilimi ko
numasn talep etmemeliyim, rnein u trden bir evimin kaplarm ya
bancya ama durumu misafirperverlik kavrammn anlamm hafifletecektir.
Benvenistein ya&anc (Yunanlarn jcenos'u) tammm hatrlatr Derrida;

Eer bir yabanc olsaydm, daha fazla hogr ile kabul ederdin beni, [nk]

senin gibi konumuyorum, kendime ait deyimlerim, kendime has konuma tar

zm var, ki bu teknik olmaktan, hukuki (juridical) olmaktan ok uzaktadr... ya

banc, xenos basite mutlak anlamda dlanm ya da heterojen bir mutlak teki,

bir barbar, bir vahi deildir.

Cogito, say; 50, 2007


84 i Nusret Polat

Yani evime konuk ettiim yabancmn, haklan olduu gibi uymas gere
ken zorunluluklar, koullar da vardr. Bu tr bir misafirperverlik hakk
(right to hospitality) yabancdan bir aile ad, bir yerlilik-yurtluluk talep eder.
Oysa mutlak tekinin bir ad yoktur!^, bir bilinmezdir, bir ptir;20 ailesi ol
mad gibi vatam da yoktur. Derrida'mn kendini zetlemesine izin verelim:

Yabanc ve mutlak teki arasndaki... fark sonuncunun bir aile adna sahip ol

mamasdr. Mutlak ya da koulsuz misafirperverlik ile ona [mutlak teki] sun

mak istediim, bilinen anlamda misafirperverlik ile, koullu misafirperverlik ile,

misafirperverlik hakk ya da misafirperverlik anlamas ile ayrlmay gerekti-

Bu yle bir misafirlik anlaydr ki, adn nedir?" sorusunu sormuyor


sun. Kim olduunun nemi yok, sadece yzn talep ettii yardum, dostluu
ieri buyur ediyorsun. Trkedeki u gzel deyile "ho geldin, sefalar getir
din. Bu, bellein btnyle askya alnd bir sessizlik andr. Hibir kim
lik sormadan (sor-madan sor-u-mluluk alarak), hibir vizeye, pasaporta bak
madan evime aldm yabanc (Derrida'mn mutlak tekisi olarak yabanc)
beni mutlak hogrnn verdii zevkle talandrr. Evime buyur ettiim bir
tann misafiridir. Misafir olmay, misafir olmay hak ettii iin hak eder.
Komum deildir o, yanmdaki, elimin altndaki, dostum ya da dostumun
dostu deildir. simsiz bir pi, bir tann misafiri. Bana hibir g, hibir
maddi kazan, hibir stat getirmeyen bu statsz yabanc, bu kimliksiz
kim-lik bana adalet hissini, ahlakn kkenini ya da etik'in durumunu ete ke
mie brndrmeme olanak tanr. Gelecek demokraside ya da gelecek ada
lette, kim-lik-siz-lerin, pilerin koulsuzca ieri buyur edildii bir dnya d
zenini umut ederim. yi yaam bana adalet hissini hissettiren yaamdr.
Aristoteles Politika kitabnda etik "iyi yaam fikrini dostlardan oluan
bir cemaatin "iyi yaam olarak tanmlar.22 Bir dostlar cemaatinde dostla-
nm benimle aym dili konuan tanidklanmdr. Gnmzde etik "iyi yaam"
fikrini yeniden tammlarken, kresel dnyamzda evimizi polisim izin , polis-
/er'imizin izdii snrlar iinde tanmlayamayz. Dnyamn dnyasallat
bir dnyada etik iyi yaam dnya vatanda olma bilincini gerektirir. Dost
larm yam bamdan, elimin altndan seemem, bu sama olur nk onlar
zaten dostlanmdr... Yzn talep ettii dostluktur nemli olan. Dostumun
yznde yz gremem, adalet ancak yabancnn, muhta olann, mutlak

Cogito, say; 50, 2007


Bellek ve Yabanc in Sorumluluk 85

tekinin yznde belirir. Bu fenomenolojik belirme bellei askya alr. Kar


mdaki sadece yzdr, adaleti talep eden adaletin kendisi. lmn glge
sinde bakasna yardm etmek, yze yzn dnmek etik iyi yaam"n biri
cik devdir...

Notlar

1 Friedrich Nietzsche, Ahlakn Soykt, s. 59-60, ev. Ahmet tnam. Yorum Yaynlan, stan
bul, 2001.
2 SarkisJe "Sarkis: Bir KilometretaT' sergisi zerine sylei. Plato gncel sanat dergisi. Say
1, 2005.
3 Jean BaudriUard ya gre emek ya da alma balangta lme mahkm olan insamn/kle-
nin efendi tarafndan (Hegel'in u mehur kle-efendi diyalektii) kendisine hizmet etmesi
isteinin sonucunda ortaya kmtr. Efendiler iin alanlar -nce kleler, sonra serfier
ve modem dnemde iiler- ldrlme ya da lme yerine efendiye hizmet etmeyi tercih et
mek zorunda kalmtr. Bkz. Simgesel Dei-toku ve lm, s.70, ev. Ouz Adanr, Boazii
niversitesi Yaynevi. stanbul, 2002.
4 J. Derrida, Apprendre vivre enfn - entretien avec Jean Bimbaum, s. 26, Gale, Paris, 2005.
5 Derrida bir ocuk gibi yaamay renmekten bahsetmektedir. Fakat kendisinin yaamay
asla renemedini, o yzden lm de renemediini ve dolaysyla lm -hastal y
znden lm yaklamasna ram en- renemediinl, ona hazr olmadm sylemektedir.
Kendini tpk bir ocuk gibi hisseden Derrida, bize u ok iyi bildii ve laykyla mr bo-
ymca yerine getirdii felsefi uran Platon'dan beri asimda bir tr lme hazrlktan baka
bir ey olmadn hatrlatacaktr. Bu ocuklua geri dn, Derrida'mn felsefeye, felsefenin
anlamma olan saygsndan, alakgnUnden baka ne olabilir? Sokrates deil miydi hi
bir eyi bmiyorum, sadece bildiimi biliyorum diyen? Bkz. Derrida, Apprendre vivre en-
fin, s. 24.
6 Levinas felsefesinin iyi bir zeti iin bkz. Aiain Finkielkraut, Sevginin Bilgelii, ev. Ayen
Ekmeki, Aynnt Yaynlan, stanbul, 1995.
7 Levinas yz'de Tanny grr. Ben burada yz tamamen insan sureti olarak, hibir akn
anlama yer vermeyecek ekilde alnlyorum. Ona gre etik olanda tannsal bir ey vardr.
Bakasnn yznden Tann getii iin, ki bu Yahudi teolojisidir, bakas benim karmda
deil, stmdedir. Levinas'n etik, Tann ve baka zerine fikirleri iin bkz. Levinas, Sonsuza
Tanklk, Hazrlayanlar: Zeynep Direk ve Erdem Gkyaran. Metis Yaynlan. stanbul, 2003.
8 Emmanuel Levinas, Sonsuzu Tanklk, s. 242.
9 A.g.y, s. 243.
10 Thomas Hobbes, On The Citizen, s. 6, ed. ve ev. Richard Tuck, Cambridge University Press,
1998.
11 ki tr pragmatizm arasnda aynm yapmak gerekir. Etik pragmatizm insanm pratik yaa
mnda bakasna zarar vermeden yol almasn salarken, Hobbesvari pragmatizmler hibir
ekilde etik sorumluluk fikrini tammaz.
12 Cari Schmitte gre politik olam (the political, le politigue) var eden ey yammdaki dostlan
ma karn, dmanlanmn varhdr. Yani siyaset yapmam dmanlanmn varhma bor-
luyumdur. Dost-dman ikilii ve egemenlik paradigmas iin bkz. Cari Schmitt, Political
Theoogy, ev. George Schwab, The M IT Press, 1988.

Cogito, say: 50, 2007


86 Nusret Polat

13 Bu Proustun bellei deildir; gzel kurabiyelerin kokusundan gelen gzel ocukluk anlan
deil, kan kokusundan gelen/doan insanln bellei. .
14 Bellek ister istemez gncel (ya da gemi) bir vahet olayn imdinin ebediliine anyon
Gazeteci Hrant Dink'in ldrlmesi olay. B u olaydaki vahetten ok daha fazla beni hayre
te dren herkesin az birlii etmiesine, Dink'in ldrlmesinden hepimizin sorumlu
olduunun sylenmesi -O rhan Pamuk bile byle diyordu-, ve bunun medya tarafndan
pompalanmas ve hepimizin sulu ilan edilmesi istemi. Etik "iyi yaam" asndan bu kabul
edilemezdir. Kendi vicdanm bir katilin vicdam ile paylayorsam zaten a priori suluyum-
dur. u Hristiyanca su, Adem'in ve Havvann suu, hepimiz babadan dolay suluyuz...
Brakalm medyadakiler kendilerini sulu hissetsinler, bizler bu "iyi insan"n sadece yasm
tutalm.
15 Emmanuel Levinas, Entre Nous-Essais sur la penser Vautre, s. 238, Editions Grasset &; Fas-
quelle,
16 Koulsuz misafirperverlik kavram Kant'm koulsuz buyruunu (kategorik imperatif) hatr
latyor. Koulsuz buyruk her eylemde benden kendim iin deil insanlk iin eylemde bu
lunmam ister. Koulsuz Misafirperverlik ise evimin kaplanm zor durumda olana azna
kadar amam talep eder. Peki, Hobbes'un avukatlm yaparak, muhta durumda olan beni
muhta durumda brakacak olan olursa ne yapmam gerekir. Kant ahlak "iyi" olan eylemi
gerekletirmemi art koar. u soruyu sormamz gerekmez mi: "eri buyur ettiim/buyur
duum (o kadar zor durumdaki ieriye giremiyor, ona ieriye girmesini buyuruyorum, ona
emrediyorum aslnda) muhta, beni muhta durumda brakabilir mi? nsan yemek yedii
kaba tkrr m? Bakastna. gvenebilir miyim, gvenliim bakas tarafindan tehlikeye
atlr m?
17 J. Derrida, O f Hospitality, s. 15-17. ev. Rachel Bowlby, Stanford University Press, Callfor-
nia, 2000.
18 A.g.y. s., 21.
19 A.g.y. s., 25.
20 Bir pi; anasz babasz, ne id belirsiz, mutlak anlamda teki, hibir evin snrna dahil
de, dah olmad iin, evi olmad iin gerek teki. Soykt olmayan, bir soya ba
lanamayan pi mutlak misafirperverlik hakkm elde etmektedir. Peki kim bir pie evini
aar? Bu imknszn imknsz deil midir? Bol paral turistlere evimi, reklam yldzlanm
kullanarak, ayorsam misafirperver olmakla vnmemin anlam olsa olsa bir yaral bilincin
iinde, zavalllm gsterir.
21 Derrida, O f Hospitality, s. 25.
22 Bkz. Aristoteles, Politika, s. 85, ev. Mete Tunay, Remzi Kitabevi, stanbul, 2004.

Cogito, say: 50, 2007


Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze
KETH ANSELL PEARSON

zne ve nesneyle, aynmlan ve ortak noktalaryla ilgili sorular uzamdan


ok zaman asndan ortaya konmaldr.
Henri Bergson, Madde ve Bellek.

Zaman bizde ikin deildir; tersine o, iinde bulunduumuz, iinde hare


ket ettiimiz, yaadmz ve deitiimiz... ieriliktir. znellik asla bize
ait deildir, o zamandr, yani ruh ya da tindir, virtel olandr.
Gilles Deleuze, Sinema 2: Zaman-mge.

Be^son: Virteli Anlamak


Gilles Deleuze 1966 tarihli Bergsonculuk metninde "byle bir felsefe vir
tel kavramnn bulank ve belirlenmemi olmaktan kmasm gerektirir
demiti.! y^r ki, bu kavram bugn de, btn mutlakh ve kavranlamaz
karmaklyla, kendi iinde bir evren oluturan, edimsel olmayan btn
dier eyler gibi, mulak ve sorunlu bir muameleye maruz kalmaktadr. An
cak, byle bir virtel anlay Henri Bergson'un Madde ve Bellekle. ekillen
dirdii nemli grleri saptrr. Bergson iin, virtel olkn para, gerek
olan da btn dixr. O, virtel bir yaamn sadece znellie dair olabileceini
gstermek iin, virtellii her trl maddeden synr (bizler virtel algya,
virtel eyleme ve virtel bellee sahibizdir). Bergsona gre, canl eylem

* Virtel; Trkede gizil, gcl, potansiyel, kuvve, sanal szckleriyle karlanan bu kavram
bir eyin edimsel hale gelmeden nceki eyleme geme potansiyeline, kuvvetine sahip olmas
halidir. Biz kanklklan nlemek iin virtel" terimini korumay tercih ettik, (.n.).

Cogito, say: 50, 2007


88 \ Keith Ansell Pearson

merkezi ya da belirlenimsizlik alam olarak adlandrlan bireylemi madde,


virtel-edimsel bir dng dahilinde geliir.2 Dier bir deyile, bireylemi ve
canl beden virtelin olanakllk koulunun alandr. Bergson ve Deleuze'de,
virtel kavram spesifik problemler balamnda ahr ve bir dizi farkl dz
lemde iler. Kavram bu adan oulcu bir ontoloji gerektirir, nk, ger
ekte tek bir virtel varlk hakknda konuuluyor olmasna ramen, virtelin
eitli kiplerinden sz edilebilir: virtel ya da ksmi nesne, virtel imge, vir
tel bellek, vb hakkmda konuulabilir. Bu makalenin ilk blmnde, Berg-
son'da karlatmz ekliyle virtelin znesi zerine odaklamrken; ikinci
blmde Deleuzen virtel bellek balamnda znellii ele al zerine
odaklanacam.
Madde ve Beekte Bergson iin en nemli konu "canl maddenin gelii
mindir; bu geliim, bir sinir sisteminin retimine ve eylemin dzenlenmesi
ve uyarmlarn ynlendirilmesiyle giderek karmaklamasna yol aan bir
ilev farkllamasyla meydana gelir. Bergson Madde ve Bellekin sonunda,
madde ve bellek arasmdaki farka dair savm, bu fark zgrlk ve zorunlu
luk ikiliiyle ilikendirerek yaplandnr. Doadaki zgrl bir "imperi-
um in imperio** olarak yorumlamamn yanllna ramen, doamn kendi
sinin "yanszlatnhm" ve giz bir bilin olarak grlebileceine inanr.^
Bireysel bir bilincin doaya gnderdii ilk nlarn, beklenmedik bir k
samadklar varsaylr. nk, byle bir bilin, gerek btnden virtel
olan bir blm ekip alarak sadece bir engeli ortadan kaldrmaktadr. Bu
canh madde karmaklatka, virtel olan kendiliinden eyleme ve ngr-
lemeyen devinimlere dntrr. Sinir sisteminin st merkezleri geliirken,
canh bir sistemin semesine ya da elemesine imkn salayan uyartlarn
ynlendii motor yollarda inamimaz bir art meydana gelir. Bu bir taraf
tan, uzamda hareket serbestliinin artyla, dier taraftan da bilincin za
man iindeki artan ve elik eden gerilimiyle sonulanr. Karmak bir sistem
youn bir yaama sahiptir, nk mevcut sresi iinde saylan giderek ar
tan bir dizi dsal am younlatnr. Bylece, ok sayda madde anma yay
lan ve zorunluluun tuzaldarm aan zgr eylemler -isel belirlenim ey
lemleri- yaratma kapasitesine sahip olur.
yleyse, zgrlk zorunluluk ile yakm iki ierisinde dzenlenmi, bel
lek ise maddeye bah olan olarak grlmek zorundadr. Bergson iin, sinir

** Lat. "egemenlik iinde egemenlik" (.n.).

Cogito, say: 50, 2007


Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze 89

sisteminin daha karmak dzenlenii, yaayan bir sistemin maddeden daha


bamsz oimasm gvence altna alrken, kendisi bu bamszln sadece
maddi simgesi olarak grlebilir. Kaba madde ve dnnd akl arasmda
bellein btn olas younluklar ve zgrlk dereceleri sz konusudur. Si
nir sistemi, Bergsona gre bellei kuran i enerjinin "maddi simgesi"dir. O,
yaayan varla eylerin ak ritminden kurtulmas ve bylece, gelecei etki
lemek adna, gemii gittike daha yksek bir raddede elde tutmas iin im
kn tamyan bellek enerjisidir. Baka bir deyile, duyu-motor sisteminin geli
imi, srenin daha yksek gerilimlerinde ortaya kan artan yaam younlu
unun dsal tezahrdr
Virtelin "anlamm" en iyi madde ve bellek arasndaki fark asndan de
erlendirebiliriz. Bellein belirh zelliini gstermek amacyla, madde virt-
eUikten ekilip karlr -o, neyse ve nasd alglanyorsa odur, hibir giz g
banndrmaz- virtelin ise tinsel [Vesprit] eylere zg olan varolu olduu
sylenir.'! Bunu daha iyi anlamak iin Madde ve Bellekte ortaya konan ya
am ve madde ikiciliini ayrmtlanyla incelemek gereklidir.
Bergson sorar: Kendi zlerine ve bireyseiklerine sahip bedenlerin iine
maddi gevemenin srekliliini nas ileyebiriz? Bu, grnmlerinde an
dan ana deiiklik gsteren bir srekliliktir. O halde neden basite, deie
nin, tpk dnen bir kaleydoskop gibi, btnn kendisi olduu sylenmiyor?
Maddi evren bize ilk algyla verilen hareket halindeki bir btndr, byle
olduu halde gayet net biimde belirlenmi ana izgere sahip olan ve bir
biriyle ilikileri asndan hareket eden bedenlerden de bahsederiz. Berg-
sonu ilgilendiren sorun, bu blnmenin -btnn hareket eden devamll
yla bireylemi blmlerin hareketi arasmdaki blnme- doasndan ok,
bir soyutlama yetisi olarak zihnin homojen -ve devammda zamana uzanan-
meknda deien bedenler yanlsamasm nasl yarattdr. Bergson bunun
dolaysz sezginin telkini olmad konusunda srar eder. Dahas, bilim b
tn maddi noktalann ve blgelerin birbirleri zerine karlkl eylemlerini
gsterip, sadece yapay bir biimde blmlenmi olan evrenin doal eklem
lerini tekrar kefederek, bu evrensel srekliin iyzn kavramamz sa
lar. Bergson, daha sonra, dikkatini yaama evirir. Ona gre, yaant zorun
luluuyla aklanan eilimleri ele almak gerekmektedir. Bergson'un yaa
ma ile kastettii farkl maddi blgelerin, ksacas bedenlerin, oluumudur.
Evrenin sreklilii iinde en rahat kendi bedenimle dierlerinin bedenini
ayrt edebilirim. Beden, eitli ihtiyalar (rnein, yemek yeme ihtiyac,

Cogito, say: 50, 2007


90 Keith Ansell Pearson

kendini koruma ihtiyac) tarafindan dier bedenleri ayrt etmeye ve onlan


oluturmaya ynlendirilir. O halde, madde iinde ilksel sreksizlii kuran
da canl bedenlerin yaamdr: "Hissedilir gereklikten bylece alnan par
alar arasmdaki bu zel ilikileri saptamak, bizim yaamak diye adlandrd
mz eydir.5
Ancak, farkl bir maddi blge tarafindan biimlendirilen evren imgesi
nin eylerin gerek doasna tekabl ettiine dair doal yanlsama yine de
oluur (rnein, maddeyi atomlar, hareketi de zamamn birbiriyle balant
sz noktalan veya anlan asndan kavrama eilimimiz). Bergson burada
iki ayn ey yapyor. Bir taraftan, bedenlerin oluumunun evrimsel bir tan
mm vermeye ve sreksizliin maddenin gerek bir zellii olduunu gs
termeye, dier taraftan da, insan durumunun, yani evrim geirmi tasanm
alkanlklarmzn tesinde felsefe yapmaya alyor. Btnn devinim
halindeki srekliliini kavramamz engelleyen, canl bir belirlenimsizlik
merkezinin yaamsal eylemlerinin zorunlu zellikleri olarak anlalp ak
lanabilecek olan bu alkanlklardr. O halde Bergson'un "her doa felsefe
sinin nihayetinde maddenin genel nitelikleriyle uyumsuz olduunu grece
ine inanmasmn nedeni budur.6 Sreksizlik hem gerektir hem de bede
nimizin ihtiyalanna baldr. Bir madde kuram bylece, gerek zerine
ematik tasarmlarmzla ilgili olan, evrene dair allm imgelerimizin "al
tnda gizli olan gereklii konuralandrmaya alacaktr. Bu kuram bize
maddeyi somut genileme olarak, dnmler,karklklar, gerilim ya da
enerji deiimleri ve baka hibir ey tarafndan yaylan genilemi bir s
reklilik olarak gsterecektir."^ Sonsuz bir blnrln zihinsel emasn
dan baka bir ey olmayan soyut uzamn hatlan boyunca kodlanm geni
leme fikrini olduu kadar, dilin kurmacas ve yceltim nesnesi olan hayali
homojen zaman yapsn sorgulamaya ynlendirileceiz: "...farkl bilin e
itlerinin geveme ya da gerilme derecesini daha yava ya da daha hzl bi
imde len birok farkl ritim hayal etmek mmkndr...8 Bedenimin
eyler zerindeki eylemleri belirli bir sre ritmi tarafndan oluturulur. Bu
ritim olmazsa, maddi evren olduu gibi olmaya devam eder. Madde tasav
vurumuz yaamn zorunluluklarndan zgrletiinde, kesintisiz bir srek
lilik iinde birbirine balanan saysz titreime dntn kefederiz.
Doa felsefesi, bize bir ey ve evresi arasndaki aynmn ne kesin ne de
dzgn olduunu gsterir: "Maddi evrenin btn nesnelerini birletiren s
k dayamma, karlkl etki ve tepkilerinin daimilii, onlara atfettiimiz

Cogito, say: 50, 2007


Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze 91

belirgin snrlara sahip olmadklarn kantlamak iin yeterlidir/'^ Sonu


kanlmazdr: Homojen uzam ve homojen zaman ne eylerin zellii, ne
de bilgi yetimizin temel koullandr. Onlar bedenin, eylemlerine bir daya
nak noktas temin etmek ve bu noktada gerek deiimler yapabilmek iin
gerein hareket halindeki srekliliine ynelik katlatma ve blme al
masn ifade ederler.!!!
Bergson maddi bedenlere dair bu aklamayla bir taraftan metafiziksel
dogmatizm (homojen meknn ve zamanm eylerin gerek zellikleri oldu
u gr) dier taraftan da Kant'n eletirel felsefesi (onlann sadece bizim
duyarlmzn biimleri olduu gr) arasnda bir yol izleyebileceine
inamr, nk ikisi de mekna ve zamana tamamen speklatif (eylemden zi
yade bilgiye dair) bir ilgiyle yaklaarak hata yaparlar. Algmn bir eylem ku
ram asndan byle yorumlam, maddenin bamsz nesnelere blnmesi
ni -yaayan bir bedenin somut genileme altnda, eylemin ihtiyalanyla r-
ten farkl biimlere girebilmesi iin, gzlerinde deiiklik yapmasma izin
veren bir a ina etmesi asndan- aklamaya muktedirdir.
Bu, bir yandan ideal bir keyfi ve sonsuz blnrlk emasna, dier yan
dan da, eylerin skm duyarl niteliklere srekli akmn katlatnlmas-
na -ki, bu bellek almasmn kendisidir- yol aar: "O gemii imdiki za
manda srdrr, nk eylemimiz, bellein iirdii algmzn gemii s
ktrmasyla doru oranth olarak, gelecei dzenleyecektir."!! zgr ve be
lirlenmemi eylemler, tepkiyi erteleyen eylemlerdir; yani eylem artk imdiy
le kstl deildir, srekli yeniden balayan bir eylemdir.
Bergsonun bu kitapta amac sradan ikiciliin" (ksaca, maddeyi uzama,
genilii olmayan duyumlar da bilince yerletiren ikiciliin) kmazm ifa
etmek ve madde ve bellek arasndaki doru ikicilii gstermektir. Maddeden
bellee doru hareket, bireysel bilince zg varolu kipini tammlamak iin
zorunludur. mgeler btnl olarak kavranan maddi evren, iinde her e
yin baka her eyi etkisizletirdii ve btn potansiyel ksmlann karlkl
olarak birbirlerinin ne kmasn engelledii bir tr bilin olarak dnle
bilir. Bilin zorunluluk yasasndan (basit, maddi tekrann yasas) gemiin
imdide tutulmas sayesinde zgrleir.
Eer maddenin herhangi bir gizemlilii yoksa, virtel olan, maddenin be
lirsiz bir niteliini veya soyut bir zelliini gsteremez.!2 Bergson bu nokta
y, renk, diren ve tutarllk niteliklerine sahip maddi bir ktle olarak kavra
nan sinir sistemi rneiyle tasvir eder. Her ne kadar sinir sistemi alglanma

Cogito, say: 50, 2007


92 Keith Ansell Pearson

yan fiziksel niteliklere sahip olsa da, bunlar onun sahip olduu her eydir.
Sinir sistemi hareketi alglayp engellemeye veya iletmeye yarar. Virtel,
canh sistemlerin aniden ortaya kan bir nitelii olarak baka bir yerde ko
numlandrlmak zorundadr. Bu yere dair bir ipucu, Bergson'un algnn
"kendi fizyolojik mukabiliyle ilikisinin, virtel bir eylemden balam bir
eyleme gei ilikisine benzer olduu iddiasnda bulunabilir.!3 Virtelin
kendine has bir belirlenim gerektirmesinin nedeni, ne alg ne de bellein be
yin ktlesinin hareketlerine (bunlar materyal evrenin bileenlerine baldr)
indirgenemeyecei gereidir. Bergson virtelin ortaya km yle aklar:

"... genileyen bir sreklilik ve, bu sreklilikte, bedenimiz tarafndan


simgelenen gerek br eylem merkezi varsayarsak, bu merkezin eylemleri
her ardk anda etkide bulunaca maddenin btn blmlerini aydnla
tyor gibi grnecektir. Bedenimizin snrlarm maddeyle belirlemi olan
aym gereksinimler, ayn eylem gc, evreleyen ortamdaki farkl beden
leri de snrlandracaktr. Her ey sanki, virtel olan ele geirip tutmak
iin dsal eylerin gerek eyleminin bizden szmasna izin veriyormuuz
gibi gerekleecektir: eylerin bedenimiz zerindeki ve bedenimizin ey
ler zerindeki virtel eylemleri bizim algmzdr." !^

Byle bir bedenin elemini karmak iin, genileme ve sreyi ve onlann


znel unsurlan olan duyumsad ve bellei hesaba katarak ilemi karma
klatrmak gerekmektedir. Hibir canl beden matematiksel an olarak
uzamda var olmaz ve hibir alg zamandaki matematiksel bir anda vuku
bulmaz. Ancak, virtel eylemin ve algmn, tepkilerini geciktiren ve aralann
daki mesafeyi alglayan bireylemi bedenlere ihtiyac olduu gsterilmitir.
Alg bir bedenin eyler zerindeki olas eylemlerini ve tersini [eylerin beden
zerindeki olas eylemim] belirtir. Algmn, temelde sinir sistemindeki daha
st dzey bir karmaklk derecesine bal olarak, eylem gc bydke al
gya ak olan alan da byr. Bellek benzer bir virtellikle iler; virtel bir
durumdan balayarak, edimsel bir algda maddelemeye doru adm adm
ilerler. Saf bellek sadece bu virtel durumda ortaya kabilir ve varolabilir.
imdi, Bergson eylem dzlemi ve bu saf bellek dzlemi arasnda binlerce
farkl bilin dzlemi olduunu varsayar.!^ Bu dzlemler, basite birbiri
zerine konmu hazr eyler deil, sadece virtel anlamda varolan, yaan
m bir deneyim btnn farkl tekrarlandr.

Cogito, say: 50, 2007


Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze 93

Bergson edimsel mevcudiyetle mevcudiyeti aan virtel arasmdaki farkn


altm izmek iin karmak bir tasanm mefhumu koyar ortaya. Mevcut bir
imgenin nesnel gereklii, onun "kendi noktalanmn her birinden hareketle,
btn dier imgelerin btn noktalan zerinde" eyleme getii gereinde
ortaya kar; ksacas, o "ald eyin btnn... her ynde [datr], evre
nin enginlii boyunca dnmler [yaylr]."!6 Bergsonun kilit argmam
maddeden algya ya da nesnel olandan znel olana gemek iin herhangi bir
eyin gerekli olmadn, aksine bir eylerin ekitilmesinin gerektiidir. Ba
ka bir deyile, bilin nesne zerine daha fazla k tutarak deil nesnenin ba
z grnmlerini karanla gmerek alr. Bu nedenle, tasanmn her za
man burada, fakat daima virtel" kaldm ne srer. Tasanm, edimselle
me olash olduu anda, kendini devam ettirme ve baka bir eye dne
rek kendini kaybetme zorunluluuyla etkisiz hale gelir. O halde, bu ba
lamdaki virtel, olduka spesifik bir ii gerekletiriyor ve yaayan bir belir
lenimsizlik merkezinin eylemiyle yakn bir balant kuruyor. O, dandan
bedenimize etki ettii sylenen eyler gibi belirsiz, biimsiz bir eye verilen
ad deildir. Bergson, virtelin canl bir merkezin bir nesnenin kendi ilevle
riyle ilgili olmayan ksmlanm bastrd anda edimselletiini ileri srd
nde, bireylemi madde biimlerine zg olma durumunu tammlayan
virtel-edimsel dngsyle kar karyayzdr. Virtelin kendi belirlenimle
rine sahip olmasmm nedeni budur. Alg artk bir virtel imgeyle karlatn-
labilir. Bergson, nemli bir pasajda yle yazar:

"Bir n bir ortamdan dierine getiinde, geneUiide yolunu yn deitire


rek kateder. Fakat bu iki ortamn karlkh younluklar, verili bir yansma
as nedeniyle, knimamn artk mmkn olmamasna yol aabilir. Bu du
rumda btnsel yansma meydana gelir. Inn dt noktada, mlarm
kendi yollarn izleyemeyecekleri gereini simgeleyen bir virtel imge
oluur. Alg da aym trden bir grngdr. Verili olan, maddi dnyanm
btn imgeleri ve onlann kendi isel elerinin btnlkleridir. Ancak,
gerek, yani kendiliinden eylem merkezleri varsayarsak, buraya ulaan ve
o eylemi ilgilendiren nlar, bu merkezin iinden gemek yerine, kendile
rini yayan nesnenin hatlanm izmek iin merkezde yansyormu gibi g
rnrler. Burada olumlu hibir ey yok, imgeye eklenen bir ey, yeni bir
ey yok. Nesneler sadece, canh varhm kendilerine virtel etkisini ortaya
karmak iin gerek eylemlerinden bir eyleri terk ediyorlar... !8

Cogito, say; 50, 2007


94 i Keith Ansell Pearson

Ksacas, bizim madde tasanmmz, bedenler arasndaki olas eylemleri


mizin lt olduu iin, bir icattr. Bilinli alg, belirli alardan -yani
nesnelerin sadece belirli ynlerine eritii gerei asndan- zayflatlm
olmasma ramen, olumlu bir yan vardr, tini nceden grr; szcn
etimolojik anlamyla, ayrt eder".!^ Ben, virtel ile ilikili farkl varlk kip
lerinin olduunu ne srmtm ve imdi, bellein saf gemile ilgili olan
virtel karakterini ele almak istiyorum. Deleuze zaman ve znellikle ilikili
kilit yeniliklerini ite bu virtellik dzlemi zerinde sunacaktr. Bergson bu
virtel bellek zerine yle yazar: "[Ne zaman bir anyla bulumaya, tarihi
mizin bir evresini anmsamaya alsak,] imdiki zamandan koparak nce
genel anlamda gemie, sonra da gemiin belli bir blgesine yerletiimiz
sui generis bir edimin bilincinde oluruz: Bir fotoraf makinesinin ayarlan
masna benzeyen bir ayar iidir bu. Ama bizim anmz hl virtel evrede
k a lr..."2 0

Bergsonun saf gemi anlaymn yeniliki karakteri belki de en iyi 1908


tarihli imdinin Bellei ve Yanl Tanma" balkl metinde ortaya kar.
Bergson, ammsamalann nasl ekillendii ve bellein nasl alt zerine
egemen dnceleri yeniden gzden geirmek istemektedir. Ksacas, onun
getirdii yenilik, bir ammsamamn edimsel bir alg boyunca yaratldm ne
srmesidir; Ya mevcut an bellekte bir iz brakmaz, ya da o her anda iki ta
rafldr; onun hamlesindeki iki srama da kesinlikle simetriktir; bunlardan
birisi gemie, dieri gelecee doru frlar."2i Bellein algdan sonra geldii
yanlsamas pratik bilincin doasndan, yani pratik bilincin sadece ileri do
ru sramayla ilgileniyor olmasndan kaynaklanr. Bellek gereksiz ve edim
sel nemden yoksun hale gelir. Ancak bellek ite bu ilgi eksiklii ve gereksi-
nimin askya alnmas sayesinde ve bilin tarafmdan daha zayf bir alg for
muna indirgenmesine ramen ykc ve yaratc bir g olarak ortaya kar.
Bergson, bellein gzler nne serilen bir edimsel mevcudiyetin basit bir
oaltlmas olmadnda srar ederek -byle olsayd, tarihteki tek bir am iki
kere tecrbe etmek mmkn olurdu- virtele zerk bir g verir. Bellein
ykc ve yaratc gc bilin yasasna kar alarak, Bergson iin virtelli-
inde yasal olmayan veya gayrimeru bir ey olduunu iaret eder: Ge
mi bilince genel olarak, veya yasa gereince sadece, imdiyi anlamamza ve
gelecei ngrmemize yardm edebilecei lde tekrar grnr. O eylemin
habercisidir. 22
Bilin, praksisin yaamna bir zen"le balantl olduundan, sadece,

Cogito, say: 50, 2007


Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze 95

yasaya uygun olaraJk imdide gerekletirilen eyleme direni gsteren amm-


samalara izin verir.23 Bu Bergson'un "tin yaammn anomalilerine olan il
gisini aklar; bu ilgi daha sonra Deleuze'n sinema kitaplarndaki delir-
yum, hayal, halsinasyon vb analizlerine ekil verecektir, ki Bergson bunla
rn bir eyin yokluuna deil mevcudiyetine dayanan "olumlu gerekler ol
duunda srar eder: "Onlar zihne baz yeni duyumsama ve dnme biim
leri tamtrlar.24 Deleuze iin saf virtellik dzlemi saf anmsamadr. Bu,
bellee zg olan virtel imgesini farkl klan eydir. Anmsama-imgeleri ve
ryalar virtel imgelerin eitlemeleri olsa da, psikolojik bilin durumlann-
da edimsel olarak varolurlar. Dahas, onlar kanlmaz olarak yeni bir im
diye, kendilerinin iinde bulunduundan farkl bir imdiye bah olarak
edimselleip" kronolojik bir ardklkla ilerlerken, kendi saf durumundaki
(saf anmsamadaki) virtel imge, kendisini gemi klacak bir yeni imdiye
bal olarak tammlanamaz.25
Deleuze, zaman imgemizi organik olandan kristal olana dntrmek
iin abalar. Byle bir imge, Bergsonun zamamn sramalar kavramm
model alr ve zamanm yarlp, geen imdiler ve muhafaza edilen gemi
ler olarak iki aka blnd yaam patlamalarn" ele geirmeye al
r. Kristal-imge, yaayan bir belirlenimsizlik merkezinin evrimini karma-
klatrmaya yarar - onu mevcudiyet dnyasndan uzaklatrarak ve vir
telin dzeylerini tabakalara ve katmanlara ayrarak yapar bunu. Deleu
zen virtel kuramm ontoloji dorultusunda gelitirmeyi istedii doru
dur. nk, bizler gibi karmak, bireylemi bir yaam biimine zg ol
sa bile, psikolojik bir bilince indirgenmeyen bir virtel varln olduunu
gstermek istemektedir. Onun iin virtel imge znde saf anmsamadr
(bellein varl) ve virtelin deien bir fiile uygun biimde edimselle-
mesine kart olarak virtel-edimsel devresini oluturan bu imgedir. Ksa
cas bu Deleuze iin zamanm varldr ve zamanda varolan ve oluan biz-
lerizdir, buradaki zaman, -zamann kendisi znellik olsa bile- iimizde
varolan zaman deildir. Deleuze'n tuhaf znellik asla bize ait deildir;
o zamandr, yani ruh ya da tindir, virtel olandr" iddias bundan kaynak
lanmaktadr. 26

Deleuze: Virteli Fethetme


Deleuze genellikle virtelin filozofu olarak grlr. rnein, bir okuyu
cuya gre, Deleuze Bir'in ontolojisini yapan klasik bir filozoftur ve onun

Cogito, say; 50, 2007


96 i Keith Ansell Pearson

iin virtel Varlkm addr.27 Yine de, virtel Deleuze'de gayet eletirel bir
biimde ele almr. Deleuze'deki virtel zerine bir aratrma, onun dn
cesinde yerletirildii spesifik almadan bamsz olarak yrtlemez.
Bu noktay, Deleuze'n Proust zerine kitabnda, zellikle geniletilmi
ikinci basmnda, bellein virtel gcn ele alna bakarak gstermeye
alacam.
Proustun A la recherche du temps perdusnde [Kayp Zamann zinde]
gz kamatrc bir biimde ortaya kan gemiin yaratt okun d-
nmsel biimde ele alm, anlatcmn, yamuk kaldrm talan, peetenin
sertlii, madlen ikolatamn tad vb dujosal iaretlerin vesile olduu duygu-
lann, farkllamam bir bellek ve Venedik, Balbec ve Combray gibi, eylere
ilitirilen figrler yardmyla anmsamaya alt eylerle hibir balants
olmadn fark etmesi balamnda gerekleir. Yaamn belirli anlarda ve
tekil durumlarda gzmze gzel grnmesine ramen nemsiz bir ey ola
rak deerlendirilmesinin nedenini anlar. Sradan yarglanmzm nedeni, biz-
lerin yaamn kendi tanklna deil ama yaamdan hibir ey iermeyen
olduka farkl imgelerin tanklna dayanarak yargda bulunmamzdr ve
bu yzden yaam kmseyerek deerlendiririz. Anlatc kendimizi anlk
elencelere ve toplumsal ritellere ve etkinliklere olduka kaptrdmz ge
ip giden yaam anlarnda, yaamn gerekten yaanmad gerei karsn
da dehete der. stemd bellek tarafmdan meydana getirilen beklenme
dik deneyimler bencil zevklerin dnyasmn tesine geer ve normal kendili
imizin varoluundan ve gerekliinden phe duymamza neden olur. Za-
man'dan ekip karlan bu varolu fragmanlar zerine derin dnm, an
latcya bildii ve toplumsal zevklere ve dostluun zevklerine stn tuttuu
gerek zevkleri geici de olsa salar. Anlatc bu sonsuzlua ve eylerin
zne dair bir kavraya sahip olmak iin zamam hareketsiz hale getirmek
ten, zamamn paralarm kesintisiz bir aka dahil olularndan zgrletir
mekten bahseder.
stemd beHein duyumlar tarafmdan var edilen imgelerle karlama-
mzm rastlantsalh onlann zgnlklerinin kamtdr. Yaama geri getiri
len "gemiin hakikatlii ne bilinli algyla ne de bilinli anmsamayla bu
lunabilir. Gerekliin kitab izlenimlerden oluacaktr ve kendini "materyali
ne kadar nemsiz, izleri ne kadar silik olursa olsun her bir izlenimin haki-
katini ekip karma grevine adayacaktr. Zihin bu srele "daha byk
bir mkemmellik durumuna ulaacak ve kendisine saf bir nee verilecek

Cogito, say; 50, 2007


Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze 97

tir. Deney bilim adam iin neyse, izlenim de yazar iin o olacaktr. Ancak,
Hlim adam ve yazar arasmdaki fark udur: bilim adam iin zeka deneyimi
her zaman ncelerken, yazar iin zeka her zaman izlenimin gerisinden gelir.
Anlatc iin bunun anlam "saf zeka tarafndan biimlendirilen fikirler bir
mantktan, bir olas hakikatten daha fazlasna sahip deillerdir, onlar keyfi
seilirler. Hiyeroglifleri tarafmzdan izi srlmeyen desenlerden oluan ki
tap, gerekten bize ait olan tek kitaptr.
Romanda, gemiin bir fragmann sunumu, romann son blm olan
Yeniden Kazanlan Zamann neredeyse tam ortasnda yaplr. Anlatc, bu
gemi amn hem gemie hem de imdiye dair ve her ikisinden de daha
nemli bir ey olup olmadn sorarak bu gemi amn doasm aratnr.
Deneyim, iinde, sadece olmayan hayal edebildiimiz ve imgelemin bir ba-
anszlk olarak grld, gerein "zalim yasasmn etkisiz hale getirildi
i bir eydir. [Bu kat kural]

"te im di... anszn geersizlemi, askya alnmt, nk tabiat, harika


bir yntemle bir izlenimi -rnein atal ve eki sesini, hatt bir kitap ad
n vs.- hem gemie yanstp hayalgcmn hizmetine smmu, hem im
diki zamana yanstp duyulanmm sesle, kuman temasyla vs. gerekten
sarslmasm salam, bylece hayalgcmn ryalar, genellikle yoksun
olduklan varolu fikriyle birlemi ve bu hile sayesinde benliim, asla kav
rayamad eyi, ilenmemi, saf haldeki kk bir zaman dilimini -ksa
ck bir an - yakalayabilmi, ayrabilmi, durdurabilmiti.28

Anlatc, belirli koullar mevcut olmadka bu deneyimin imkansz oldu


unu vurgular. Zamamn znde hesaplanabilir olduu ve gemiin krmtla-
nn dar grl, faydac bir nedenle koruduumuz, dnyayla olaan, ente
lektel ilikimizi askya alm olmamz gerekir.

Ama eskiden iitilmi bir ses veya eskiden solunmu bir koku, bir kez da
ha, hem imdiki anda hem de gemite iitildii veya kokland an, fiil
olmad halde gerek, soyut olmad halde zihinsel olan bu alglar
sayesinde nesnelerin kalc ve genelde gizli olan z derhal aa kar ve
bazen ok uzm mddet boyunca lm gibi grnen, ama aslnda yaa
yan gerek benbimiz, kendisine sunulan bu ilahi besinle uyanr, canlamr.
Zamamn kurallanndan syrlm olan bir dakika, kendisini hissetsin diye,

Cogito, say: 50, 2007


98 Keith Ansell Pearson

zamann kurallanndan synlm insan iimizde tekrar yaratr. Bu insanm,


bir madlenin basit tad mantken o mutluluk iin bir sebep tekil etmese
de, gvenli bir mutluluk duymas ve "lm kelimesinin onun iin bir an
lam ifade etmemesi anladrdr; o mutluluk zamamn dnda yer alan bu in
samn gelecekten nasl bir korkusu olabilir ki? Ne var ki, karma imdiki
zamanla badamayan, gemiteki bir n karan bu gz aldanmas, uzun
Srmyordu.29

Kayp zamann kefi, sanatnn, yaamn, gemiin de dahil olduu


btn zamanlarna yeni bir hakikat vermesini ve maddeye gml kalm
her iaret iin tinsel bir edeer" bulmasn olanakl klar. Yine de, pasaj
da tasvir edilen ve ne gemiten ne de imdiden olduu farz edilen deneyi
min doasn belirlememiz gerekir. Aynca "fiili olmad halde gerek, so
yut olmad halde zihinsel olduu sylenen virtelle karlama da sz
konusudur.
Virtel, Deleuzen gsterecei gibizorunlu bir devinimle" ima edildii
iin, karmak ve mulak bir yaam gstergesi olarak anlalmak zorunda
dr. Anlatcnn atfta bulunduu "zamann dzeni bizim normal ampirik
zaman olarak kabul ettiimiz, izgisel ve ardk zamandr. Deleuze iin
bu dzen bo, saf bir zaman formuna yol amas gereken daha karmak
bir aknsal zaman formunu (zamamn iki ynde ayrlmas) gizler. Zama
mn aknsa! formu normalde bize grnmez, bundan dolay Deleuze, onu
dnlebilir klmak iin bir zaman imgesi sunar: "Kristal-imgeyi kuran
ey zamann en temel ilemidir: gemi, olmu olduu imdiden sonra ku
rulmaz, fakat aym zamanda, zaman kendini her an, doada birbirinden
farkllaan imdi ve gemi olarak ikiye ayrmak zorundadr, ya da ayn
anlamda, zaman imdiyi iki heterojen dorultuda blmelidir, bunlardan
birisi imdiye doru frlatlrken, dieri gemiin iine der.^ Deleuze,
zamamn bu ekilde blnmesinin asla doru sona gitmediini gsterenin
de Bergson olduunu belirterek devam eder; virtel ve aktel arasnda vu
ku bulan tuhaf ve artc ah-veriin (gemiin virtel imgesi ve imdinin
aktel imgesi) aklamas budur. Deleuze iin en nemli Bergsoncu kavra
y, zamanm bize isel olmad, tam tersinin geerli olduudur; zaman,
iinde hareket ettiimiz, yaadmz ve deitiimiz ieriliktir (ne deney
sel ne de metafiziksel fakat aknsal olan zaman iin bkz. Deleuze, C TI
355; 271).

Cogito, say: 50, 2007


Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze 99

Deleuze bu noktada birka sorun ortaya koyar. Birincisi, u andaki (yaa


ma geri gelen gemi) duygulammda yaadmz olaanst sevincin kay
na nedir? Bu ylesine gl bir sevintir ki, lme bile kaytsz kalmamz
salar. Romanda bykannenin ld blm olduka nemlidir, nk
burada, sevindirmeyen (harcanm ya da kayp zamanm geri geliinin verdi
i sevin) ama korkun bir strap ve tutukluk getiren bir istemd bellek
deneyimiyle karlarz. kincisi, u anki ve gemi duygulamm arasmda sa
dece basit bir benzerlik olmadm nasl aklayabiliriz? Yani, Combray'in
gemi duygulanmla (madlen ikolata) bitiik bir biimde yaand bii
miyle deil de, gereklikte asla edeeri olmayan bir "hakikatle, bir muhte
emlik iinde ortaya kn nasl aklayabiliriz? Bu Deleuze'n Com-
bray'in bir olay olarak yaratlmas adm verdii eydir.^! Combray'm imdi
de olduu haliyle ortaya kmaynm nedeni, bu gemiin ne olduu imdi
ki ana ne de artk gemi olduu imdiki ana bal olmasdr. Deleuze bunu
Combrayin "gerekten deil de hakikatinde" ve iselletirilmi farkll
iinde ortaya k olarak adlandnr (bu, basite dsal veya olumsal ilikile
rinde ortaya karlmayan bir Combray'dir).32
istemli bellekten kaan ey gemiin kendi iindeki varldr.33 Bu za
man modelindeki sorun, nesnesine, yani zamana, aklk getirememesidir.
Deleuze; imdinin, imdiyle aym anda gemi olmasa, aym an kendi iinde
imdi ve gemi olarak varolmasa, asla gemeyeceini ve yeni bir imdinin
bu imdinin yerini alamayacan durmakszm tekrar eder. Ksacas gemi,
imdiyle aym anda, gemiin ve imdinin virtel birarada varoluunda bi
imlenir. Bu, phesiz, Bergson'un zamanm oluumu zerine en temel ak
lamasdr. Bunun sonucunda, bir dzeyde bilinli algmn ve istemli bellein
talepleri gerek bir ardklk olutururken, bir baka dzeyde de virtel bir
birarada varolu sz konusudur. Gemi birden fazla dzeyde yaamr; hem
zamamn gemesi olarak hem de olaan ardk zamamn dnda kalan, saf
durumdaki kk bir zaman dilimi olarak.
Fakat bu "saf durum aym zamanda kamiak bir yaam gstergesidir;
ikili bir varolua sahiptir, yans (ne gemi ne de imdiki) zamanm dnda
ve aynca lmn iinde varolur. Fakat, lm fikri ile bir karlamay dou
ran bykannenin l-varhmm maksimum etkisinin ac gereklemesi ola
rak istemd bir deneyimde, bizim iin lm gereini yaratan nedir? Bu
lm yaama musallat olmak, bizim bahhklanmz ve etkilenmelerimizin
rastlantsal doasn aydnlatmak ve herhangi bir anlamn ya da duyumm

Cogito, say: 50, 2007


100 Keith Ansell Pearson

yaamm almak iin varm gibi grnmektedir. Bizim dndmz


ekliyle lm fikri nasl ilemektedir? phe yok ki bu blm Proust'un ro-
mammn anlatcsm bir dizi zorlukla yz yze getirir:

"... nk yalnzca ac ekmek konusunda de, acm olduu gibi, anszm, is


temeden maruz kaldm ekliyle korumak konusunda da srarlydm ve
iimde kesien varlkla hiliin o garip elikisinin her tekrarlaumda, bu ac
y, onun kuraUanyla, ekmeye devam etmek istiyordum. Bu sanch ve imdi
lik anlalmaz olan izlenimden, bir gn gelip de kk bir gereklik karp
karamayacam bilmiyordum elbette, ama unu biliyordum ki, bu kck
gerei eer karabilirsem, ancak bylesine zel, bu kadar kendiinden, ne
zihnim tarajfmdan izilmi, ne de korkakhm tarafmdan yumuablm, l
mn kendisinin, aniden ortaya krm, iimde doast, insanlk d bir
grafie gre, yddnm gibi, esrarengiz, ifte bir oyuk halinde brakh bu izle
nimden karabilirdim. (u na kadar inde yaadm ve bykannemi
gmm olduum mutua ise, kendisinden bir gereklik karmak iin ba
lanmay dnemezdim be; nk onun kendisi zaten bir inkrdan ibaretti,
hayatm gerek bir nm yeniden yaratamayan ve omm yerine klasik, kaytsz
grntler koymak zonmda kalan zihnin zayflam asyd.)"34

Deleuze'e gre, bu deneyime uygun bir okuma retmek iin, saf haldeki
kk bir zaman dilimi" tmcesine dnmek gerekir. Deleuze, lm fikrinin
zamann belirli bir etkisinde ortaya ktm gstemeye alr. lm fikri
zamamn aa vurulan bir hakikatine ynlendirmelidir. Zamann lm fik
rine yol amasmn nedeni nedir? Deleuze unu ne srer: ayn kiinin verili
iki hah -anmsadmz nceki hali ve yaadmz u anki hali- birinden di
erine geerkenki yalanma izlenimi, aradan jeolojik alar gemi gibi,
uzaktan da te, neredeyse gerekd bir gemie" itme etkisi dourur. Za
manm gemiten imdiye hareketi, "daha byk bir enginliin dayatlm
hareketiyle iki katma kar, iki an silip sprr, aralanndaki mesafeyi or
taya koyar ve gemii zaman iinde daha geriye iter.
Madlen deneyiminde retilen tnlamann yanksndan olduka farkhdr,
nk bu deneyimde tnlama zaman azami derecede daraltrken, bu hare
ket zaman sonsuzca geniletir. Bu Deleuze'n bir koputan ok bir kan-
mn ya da kankhgm etkisi olarak lm fikrini ne srmesine yol aar;
burada dayatlm hareketin enginlii canllarla dolu olduu kadar llerle

Cogito, say: 50, 2007


Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze 101

de doludur; nihayetinde her ey lmek zeredir, yan ldr ya da mezara


kouyordur/'35 Fakat bu yan-lm, beklenmedik bir biimde -anlatcmn
bykannesinin istemd bellek deneyimi srasnda ve onun lmyle kar
lamann oku annda farkna varamad bir biimde- nemlidir; insan
lan "... hareketin lsz enginliinin iinde canavars varlklar olarak ya
ni, zaman iinde, meknda kapladklan kstl yere karlk, ok byk, l
szce uzatlm bir yer kaplayan varlklar" olarak betimleyebiliriz. 36 l
mn itiraz ya da elikisi nasl zlebilir? Deleuze lmn bir retim d
zenine baland ve dolaysyla da ona sanat eserinde yer verilebildii l
de bir itiraz olmaktan kacan ne srer.37 Daha ak bir biimde y
le yazar: "Byk enginliin dayatlm hareketi, geri ekilme etkisini ya da
lm fikrini reten bir makinedir."38 lmle karlama, zamanm gc
nn ve duyumsanraasmm aa kmasnn ve deneyimlenmesinin bir ba
ka yoludur. lm fikri, bu nedenle, kanlmaz olarak, bir grnrle ve
perspektivizme dayamr.^ Virtel gibi, o da zaman iinde bir yer igal eder,
te bu nedenle, zaman getike ller bizden uzaklamaz, biz onlardan
uzaklarz: ller, biz zamanm dayatlm hareketi ierisinde bir yer edi
nince, bizim iin lm olur. O halde lm fikri zamanm bir etkisi olarak
retilir, bu etkide lm de hayatm bir parasdr (aslnda baka hibir yere
ait olamaz).

ngilizceden eviren: eyda ztrk - Nusret Polat

Alntlanan Temel Kaynaklar

Heni Bergson
ME "Memory of the Present and False Recogntion, M in d -E n e rg y iinde. ev.
H. Wildon Carr. New York: Henry Holt, 1920.
M M M a ttera n d M em ory. ev. N. M. Paul & W . Scott Palmer. New York: Zone Books,
1991.
O Oeuvres. Paris: PUF, 1959.

Gilles Deleuze
B Le bergsonisme. Paris: PUF, 1966; Bergsonism. ev. H. Tomlinson ve B. Habber-
jam. New York: Zone Books, 1991. [Bergsonculuk, ev. Hakan Ycefer, Otonom
Yaynlan, 2006]

Cogito, say; 50, 2007


102 i Keith Ansell Pearson

CTI Cinema 2: LTmage-Temps. Paris: Les Editions de Minuit, 1985; Cinema 2: The Ti
me Image. ev. H. Tomlinson & R. Galeta. London; Continuum Press, 1989.
DR Diffrence et rip ititio n . Paris: PUF, 1968; Difference and Repetition. ev. P. Pat-
ton. London: Continuum Press, 1994.
PS Proust et les slgnes. Paris: PUF, 1998; Prous and Signs. Trans. R. Howard. Lon
don: Continuum Press, 2000 (PG-/Vowst ve Gstergeler, ev. Aye Meral, Kabalc
Yaymevi, 2004).

Marcel Proust
RTP A la recherche du temps perdu. Bibliotheque de la Pleiade: GaUimard, 1954.
SLT Remembrance o f Things Past. ev. C. K. Scott Moncrieff & T. Kilmartin. Lon
don: Penguin, 1983, ciltte. Daha edebi olan eviriyi tercih ediyorum, In Search
o f Lost Time. (Kayp Zam ann tin d e, Sodom ve Gomorra, ev. Roza Hakmen,
YK Y 1997; Kayp Zam anm zinde. Yakalanan Zaman, ev. Roza Hakmen, YK Y
2001).

Alntlanan Yardmc Kaynaklar

Badiou, Alain. Deleuze: The Clamour o f Being. ev. L. Burchill. Minneapolis: U Min
nesota P, 2000.
Deleuze, Gilles & Guattari, Felix. Qu'est-ce gue la philosophie? Paris: Les j^ditions de
Minuit, 1991; What is Philosophy? ev. G. Burchell & H. Tomlinson. London:
Verso, 1994. (Trkesi: Felsefe Nedir?, ev. Turhan Dgaz, YKY, 1993)
Shattuck, Roger. Proust's Way. Middlesex: Penguin, 2000.

Notlar

1 Bergsonculuk, s. 122.
2 0 249;MM , s. 104.
3 O 377: M M 248.
4 O 371: M M 242.
5 O 334; M M 198.
6 O 337; M M 201.
7 Ag.e.
8 O 342; M M 207.
9 O 344; M M 209.
10 O 345; M M 211.
11 O 44-45; M M 210.
12 O 218; M M 71.
13 O 366; M M 235.
14 O 363: M M 232.
15 O 371; M M 241.

Cogito, say: 50, 2007


Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze 103

16 O 186; M M 36.
17 A,g,y.
18 O 187; M M 37.
19 O 188: M M 38.
20 O 276-77; M M 133-34.
21 O 914; M E 160.
22 O 923-24; M E 175.
23 O 925; M E 177.
24 O 909; M E 151.
25 CTI 79-80.
26 CTI 110; 82-83.
27 Badiou 2000, s. 46.
28 Kayp Zamamn zinde, Yakalanan Zaman, ev. Roza Hakmen, YKY 2001, s. 180.
29 A.g.e., s. 181.
31 C n 108-09; 81.
32 Deleuze'n olay iin bkz. What is Philosophy?-. '3 ir olay cisimsizdir, tinseldir: saf rezerv
dir... Olay bir ara zamandr [un entretemp]: ara zaman, sonsuzun bir paras deildir, fakat
zamanm da paras dedir - o olua aittir. Ara zaman, olay daima l bir zamandr; o hi
bir eyin olmad yerdir, zaten sonsuzcasna gemi olan, bekleyen ve rezerv olan bekleyen
bir sonsuzdur" (Deleuze ve Guattari 1991, 148, 149; 1994, 156, 158).
33 PG ,s.63.
34 PG ,s.64.
35 Kayp Zamann zinde, Sodom ve Gomorra, ev. Roza Hakmen, YKY 1997, s. 167-168.
36 PG. s. 167.
37 Ag.e.
38 Ag.e.
39 Ag.e.

Cogito, say: 50, 2007


Henri Bergson
Beni lm Gibf eki Hatrlama,
Zaman ve zne Katmanlar
FLZ ZDEM

Ali Alkan nal, Beni lm G ibide* hatrlama ile unutma, gemi ile gele
cek, hayat ile lm, akl ile delilik arasmdaki btn mesafeleri kaldrarak
tek gerein, var olmaktan hzla uzaklaan nn sayfasnda kuruyor cmle
lerini.
Hatrlamay uyku ile ilikilendiren yazar, hatrlamamn izledii yolu see
rek dili kuruyor. Dolaysyla zaman izgisel bir ilerleyi olarak deil, rastlan
tsal katmanlar halinde ve bir st ste ylmadan ziyade i ie gei olarak
ele alnyor.
Metnin belkemiini, felsefi arka plamm oluturan hatrlama, zaman ve
zne alglannn her biri, roman kurgusu iinde katmansal bir olu olarak i
leniyor; katmanlar birbirinin yolunu kesiyor, birbirine ekleniyor, birbirin
den kopuyor, birbirini hiliyor, var ve yok ediyor.

''Zamam rten yan yok olu


Beni lm G ibid e uyku, uyumak szcklerinin ska gemesi, gereklik
algsnn aslnda gerekd boyudan olduunun da altm deiik balamlar
da izmekte. Ben'in glgedeki blgesi uyku. Uyuduumun ve rya grd
mn tuhaf bir ekilde farkndaydm" cmlesi yazann kurduu okkatmanl
varhk anlayna giri kapsn aralar. Kahraman, aina olunan gereklik
dnyasndan bir ka olarak uykuya smp rya ve serbest anm -zih
nin zincirlerinden kurtulmas- araclyla yeni bir dnya kursa bile bu dn-

* Ali Alkan nal. Beni lm Gibi, YKY, ubat 2007.

Cogito, say: 50, 2007


Filiz zdem

yann da yamlsamalannm bilincindedir. Aynca, Uykum geliyor dmde.


Bam celladn ktne koyar gibi yasta koyuyorum. Uykuya veriyorum
mrm. Kayorum, kapaklamyorum uykuya, zamam rten yan yok olu
um birazdan dizginleri ele alr, benim zavall atm dlere kendi bildiince
srer ifadesi, bu kurulan yeni dnyada bile de, ryaya; onun algsndan
da kaa anak tutarak yamisamamn da kendi stne katlanmasn, kapak
lanmasn, bir tr refleksiyonu arpc biimde vurdular.
Kitabm ilk sayfalannda yer alan "Hatrlay istenmediini bilerek gelen
bir misafir gibi geri dnmeye hazr" cmlesi, yazann, hatrlamay zaman
iine nasl yerletireceinin, zamanm nasl bir sorunsal olarak ele almaca-
mn da n habercisi gibi. Ashnda hatrlama, uyku, d ve unutma zerine
gitmeler, zamanla kurulan ilikiye baka trl bakmamn dolayl gstergeleri
yalmzca. Bu, zaman iinde, yani hayat iinde yol aldm sanan zneye sun-
turlu bir bak. "Kendimi nmde yrrken grdm. Tabanianma kaznm
damgamn yerdeki izini srerken kafasmn st ve kuyruu siyah, kck
gvdesinin kalan her yam beyaz bir kedicik buldum. Adm hayat koydum,
kucama aldm. Pei sra jmrdm ben, karma kan duvan ryaym
gibi geti. imdi ben ve o bir duvar resmiyiz kardan birbirimize bakarken"
dediinde yazar, metin boyunca Yusuf Ziya'da etlendirdii karakterin yap
rak yaprak katmanlara blnmesini de billurlam bir halde ifade eder.
Metinde aynlg anlatan yazar, izgisel bir zaman iinde geriye doru
yolculuk edip gemie gitmez; hatrlamann izledii yolla zamam katman
katman alglayarak, -hatrland gibi znel ve rastlantsal olarak dne
rek,- tek gerek zaman olarak alglad imdiye arr.
Kavradmz ve bildiimiz zaman ile gerek zamam birbirinden ayran;
insan kavraymn zamamn gerekliine ulaamaz olduunu, insamn yal
mzca zamamn geiini alglayabileceini; gemi, gelecek ve imdiki zaman
blmlemelerinin zihnimizin tasarmlan olduunu syleyen Augustinus'un,
ncesiz ve sonrasz bir ak olan zamanm pek bir boyutu olmayan imdi ile,
artk var olmayan gemi ve daha var olmsm olan gelecek arasmda bulu
nan, dolaysyla da ancak hatrlama ve bekleme biiminde var olabilen bir
ey olduunu ifade edii gelir akla.
Kald ki, Ali Alkan nal'a gre, bu aknda bile zaman zihne ait bir kate
gori olarak deerlendirildiinde, srenin hz da durum ve kiiler adma g
recelidir: mgraki, saysal, guguklu, kapsndan yamurlu havada emsi-
yeli adamn, gneli gnde gzel kzn kt, hrszn ald, ksteki!, a

Cogito, say: 50, 2007


Beni lm Gibideki Batrlama, Zaman ve zne Katmanlan 107

lmayan ama ams olduu iin saklanan, durduu iin kredilen ya da geri
kalmad iin kfredilen, pencerenin nnde perdeyi aralarken, sen arka
odada uyuyorsan, uykum kamsa, yalannca, artk ok ge diye dnl
dnde bakmak istenilmeyen ama dlere bile giren saatleri var her yerde
farkl hzla geen zamamn."
Zaman, elmas gibi deerli ve keskin haliyle imdide parlar; zne, zaman
la bu ilikisinde kendisinin farkl yalaryla buluur: "amdan gelen koku
beni ocukluumun bo odalarnda dolatryor. Aynal dolabn kapan
anca, iinde kendimi dizlerimi kamma ekmi otumrken gryomm. Se
ni yine ben buldum diyomm. Kollanm uzatm, kucaklanmay bekleyen g
rntme bakyorum. Bir ocuun arln tayamayacak kadar yorgu
num. Kapa kapatmasam, bu kez bulunmay istemeden, unutulmaktan
korkmadan girip yamnda gizleneceim."
Yazar, gemi zamamn bir gereini paralayarak blm blm anp
gemii yeniden kurma abasndan ok, deerleri ykp yaratt gibi kendi
sini de ykp yeniden yaratan bir varlk olarak insana, insanlk hallerine ay
na tutar. stelik, Beni lm G ibid e bir paralanmadan sz edilecek olursa
bu da znenin paralanmldr.
Yusuf Ziya admn kolayca antrabilecei gibi bir bedende yaayan iki
kart karakterin iyi-kt, olumlu-olumsuz vs olarak arpt yzeysel bir
ikilik deildir Ali Alkan Inal'm iaret ettii. Descartes bir beden-ruh ikilii
benzeri ya da Yunan tragedyalarndaki mutlak iyi ya da mutlak kt de de
ildir. Biri dierinden daha masum ya da gnahkr olmayan bir blnmedir
Yusuf Ziya'daki.
"Dlerim Ziyamn dleriyle birbirine karyor, buna engel olamyo
rum. Onun dlerini gryorum, o da benim dlerimi gryor. Onun d
lerini grrken ayp bir i yaptm duygusuna kaphyorum, kendi dlerimi
grrken onun beni gzetlediini hissediyorum, utanyorum biraz. Biliyo
rum beni gndz de gzetliyor. Onu ldreceim, yaamm yamisamaya
eviriyor yaptklarm bana szle tekrarlayarak, ne yaptm sylyor, ak
lmdan geenler onda yanklamp, omm szckleriyle geri geliyor bana, ama
bunlar benim szlerim deil, bu dnceler benim dncelerim deil artk.
Ziya'nm kurmacas gereimle karyor, her ey sz oluyor, ksk sesli, s -
li, heceleri yutularak sylenmi, ackl, bardan, mmldamlan br sz ohyor
sonunda hepsi. Ne yapacam sylyor bylece. Dediini yapmayac^m,
olgun insanlar gibi davranmay renmeli artk, bu baboluktan vazge

Cogito, say: 50, 2007


108 j Filiz zdem

meli, giyeni olmayan bir ceket gibi bir kez bile ie yaramadan eskiyor ite.
Sanki ya yok, zamamn boluundan byle geldi, yllar sonra eskimi ama
ayn yata gidiverecek dnyadan.
Aynca anlatc kahraman Yusuf Ziya'mn yaad blnmeyle de bitmez
paralanma: Onlar da kendi ilerinde blnmeye devam ederler. Oyun, knk
bir aynada bir suretin pek ok yansmayla oalmas gibi srp gider. Ve
tpk Escher in merdivenlerindeki ayn ortamn farkl dzlemlerine basan fi
grleri gibi, smrl biimde de olsa bulumalan mmkndr.

Beni lm G ib id e birinci tekil ahstan konuan i ses yalmzca ana kah


ramana deil, yan kahramanlara da aittir. ounlukla da kimin kim olduu
birbirine kanr. Yazar, yer yer anlatcnn kim olduunu biraz kavratr gibi
olduunda, izleyen cmlede yine bir tuzak bekleyebilmektedir okuru.
Kendinin kendini alglad veya var etmeye alt gibi ya da tekinin
zne zerindeki etkileriyle; "...o aklmdan geen bendi, ben uykulanm ka
ran enim"; vazgeme ve ka kurulur: Hayatn baka trl istemek kii
nin kendi olmaktan vazgeii. Seni byle istemitim. Bunu mili gemi za
manla hatrlamak gemiten de vazgemek ite imdi. Hayatmn en ksa
gnnde. Ateim vard. Atn atee ramen ve belki sadece bunun iin k
tm kumsalda stne kapandm. Beni lm gibi iine aldn. Kimi kez ha
yatndan vazgeii kiinin kendi oluu demek. Ki."
Tek bir zne zerinden okunduu sanlan blnme, btn kahramanlara
pay edilerek metin boyunca hem allm anlatm alkanlklanndan farkl
bir biimde aktanlr; hem de yabanclama, paralanma, yalmzhk, korku gi
bi ortak insanlk halleri genel ve kavramsal bir dzleme tanr.
Fasl Alt'da "G. Van Haalen, 1932, Georgetown-Evde", O. Sanconotti,
1899, Jaipur-Glgede", A. Bergstein, 1999, Londra-Telefonda, W. Spitz-
gell, 2004, Melboume-Ak Tenis Turnuvas", "A. El Tayr, 1638, stanbul-
Zindanda gibi uydurma isim, tarih ve yerleri iaret ederek yaplan kurmaca
aimtlar ise bu insanlk hallerin genelgeerliine vurgu yapar.

Canl bir boluk ryas


"lm de bir tr uyku, ty hafifliinde, snm bir yldzm hzndan te
ye den diyen yazar, lm stne bir poetika kurar. Ak, tutku, hrs
ve fke bu vazgei ve lm poetikasmn iinde tinsel gzn nnden geen
narsistik ve sadistik glgeleri drr.

Cogito, say: 50, 2007


Beni lm Gibideki Hatrlama, Zaman ve zne Katmanlan 109

Her ayrlk tekinin lmdr. Adm adm bile isteye hazrlanan yrekte
ilenen bir cinayetin yani tekini kendi iinde ldrmenin, dolaysyla ken
dini kendi iinde ldrmenin, yakc bir lezzetle tutulan yas, yaklan atn
szckleri okunur. Bu gzle grlr olmayan hayali dnm canh bir
boluk ryas olan lm mitiyle ele almr yazar tarafndan. Kahramann bu
hayal lm, bu yamitmaca arzusunun lgnl, bu intikam istei katlana
byye kendisine geri dnecektir. "Dme girmeden l sen ya da ben
uyanmayaym dedirten ikiz yzl ifte ember bir cmledir bu dn. Her
imha tumturakl bir oyundur. Hele belleinki... Bu kansz bir lmdr. Ya
da buradaki, karbeyaz bir kandr. Ne dklrken grlr, ne de lekesi kalr.
Sahibi tarafmdan hissedilen bir soukluktur yalmzca.
Girdabn azndan istekle girip, dibinde korkuyla boulunca anlyo
rum, ben kendimin lym. Hatrlamann doas da bir girdap, bir tr
hortumdur. Bu dngsel hareket, kanlmaz olarak ba dnmesiyle karde
tir. (Latince kaynakl dillerde girdap ve ba dnmesi szckleri aym kkten
tremitir.Varoluuluun temel metinlerinden biri olan Sartre'm Bulant
s n da bunun uzants olarak anmak gerek.) Hatrlamann, dolaysyla
unutmamn ve geldii gibi hatrlamann, dolaysyla da yalnzca kendine ait
olan zamanm ve bir biimde lmn ortaya koyduu bir varlk anlaydr
bu. Alk iinde. lm ile ahk arasndaki iliki, Viola Papetti'nin Keats iiri
zerine yazd yazda belirttii gibi "trajik bir kesimedir. Beni lm Gibi
de byle bir kesimenin, kulak kesmi bir sessizliin, zamann ve dn ya
ratt bir gei, bir aralk blgesidir. Doa, kahramamn iselliinin doas
dr, buradaki figr de dtr. Bu bak as sonu olarak ontolojik greceli
e, yani iinde varoluun yalmzca her bir modelin iinde tanmland ve
yaplann yalmzca o ortamda anlam olduu dnyalann okluuna dair bir
kabule gtrebilir.
Hatrlama iine yerletirilen zaman ile zaman iine yerletirilen hatrla
ma arasndaki keskin ve uzlamaz fark Beni lm Gibideki en belirgin ve
arpc yandr. ki zamamn da ileyi yasalan apayndr. Zamamn bir altba-
h olarak hatrlama konu edilmez bu kitapta. Zaman, hatrlamanm altba-
h olarak, psiik ve dolaysyla da ontolojik boyuanyla ele almr ve ister is
temez lm bak gibi ruhun kemiine dayanr.
Kahraman, "Ne ben seni bulmak istediim zamanki benim, ne sen seni
bulmak istediim zamandasn. Bu yzden lmek isteiyle seni lduzmek is
tei durmakszn birbirine dnyor dese ve btn kitap boyunca vazar

Cogito, say: 50, 2007


110 i Filiz zdem

lme ve ldrme stne gndermeler yapsa da u cmle de dar bir aralk


olarak belirir: "Kendinden bir bakasma kaamayaca iin orada sadece ya
amdan kaabilir ve lmden korkmadm sylemesine ramen doru de
il bu." Kendisinin de bir varlk olarak dahil olduu dnyevilikten ka, ya
banclama izlekleriyle lm stne olduu kadar lmszlk stne de d
nlr. Sonsuzluk da bir kann arsdr varlk eperinde. "Tekrarlam mi
de bulandran lmszlkle, her uyammda baka bir yerde, belki baka
bir kii olarak dnyaya gelsem bile syleyemeyeceim szler var. Gece yan
lan gzm lme uyanr gibi anca grdm karanln iinde unutula
cak, sz edilmeyecek, geitiilecek, umursamyor gibi davranmamn daha
doru olduu dnlen, dnmekten bile gizli gizli korkulduu iin ka
lan ne varsa karma kyor, aldnnyorum."
Unutma, hatrlamamn yazdklann bir silme ilemidir; ya da hatrlanmak
istendii gibi yeniden yazmak. Metinde bir mzik motifi gibi kullanlan ki
mi tekrarlar bu yeni ezberin fasUandr.

Cogito, say: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji
JOSEPH J. KOCKELMANS

1. Edmund HusserVin Yaam yks


Edmund Gustav Aibrecht Husserl 8 Nisan 1859'da Morava blgesindeki
Profinitz (Prostejov) kentinde, drt ocuklu bir ailenin ikinci ocuu olarak
dnyaya geldi.! Babas Adolf Abraham Husserl ve annesi Julie Selinger Ya-
hudiydi. Morava blgesi daha sonralan ekoslovakya'mn bir paras olduy
sa da Husserlin doduu yllarda buras Avusturya-Macaristan mparator-
luu'na aitti. Dolaysyla Husserl, doduu yer bakmndan AvusturyalIyd.
Husserl ilkokulu on yanda bitirdikten sonra orta ve lise eitimi iin Vi
yana ya gnderildi. lk yllanm Viyana'daki bir Reagymnasiumda [ada
mfredatl lisede] geiren Husserl, orta renimini Morava blgesindeki 01-
mtz kentinde bulunan Staatsgymnasiumda [klasik mfredatl devlet lise
sinde] tamamlad. Liseden mezun olduktan sonra Husserl, 1876da Leipzig
niversitesine kaydoldu. Bu sralarda Huserrin amac astronomi okumak
t. Ancak onun Leipzig'deki dersleri pek parlak gemiyordu, zira Olmtz'te
ald eitim bunun iin yeterli gelmemiti. Dolaysyla Husserl derslerine
pek fazla ilgi gstermiyordu. Fakat matematik ve fizik derslerinde durum
farklyd: Husserl bunlan byk bir heves ve ilgiyle izliyordu.
Husserl Leipzig niversitesi'nde dnem boyunca astronomi okudu
(1876-78), yan sra matematik ve fizik dersleri ald. Bu yllarda Husserl,
Wilhelm Wundt'un at felsefe derslerine katld. Ancak dnemin nde ge
len filozoflanndan biri olan Wundt, Husserl'in felsefeye merak salmasna

* Joseph J. Kockelmans, "Introduction, Edmund Husseris Phenomenology, Purdue University


Press, West Lafayette, Indiana: 1991, s. 1-27. [B u makalenin genel balmn adlandrlmas
ile alt bEilklanmn numaalmdulmas bana aittir - K.H..]

Cogito, say: 50, 2007


112 Joseph J. Kockelmans

nayak olan kii grevini grmemiti. Neticede Husserl 1878'de Leipzig'den


ayrld ve Berlin'deki Friedrich Wilhelm niversitesi'ne kaydoldu. an en
byk matematikilerinden Leopold Kronecker, Emst Krummer ve Cari
Weierstrass'la burada tant. Bu matematikiler Husserl'i kesin ve disiplinli
dnme yoluna tayanlarn banda geilmitir. Ufuk ac bu matematiki
lerin etkisiyle Husserl, matematik felsefesine byk bir ilgi duydu. Bu alan
da kiisel aratrmalarn derinletirdi, zamanla felsefeyle ilgilenmeye ve
baka nemli felsefi konular zerine eilmeye balad. Artan felsefi merak-
m kamlayan olaylann bandaysa Friedrich Paulsen'in verdii felsefe ders
leri geliyordu. Paulsen, Husserl'in akl yrtme konusundaki becerisini he
men fark ederek onu ynlendirmeye balad. Husserl'in ileride yarataca
felsefi devrimlerin ilk tohumlan bylece atlm oldu.
Alt dnem bojomca Berlin'de okuyan Husserl, 1881'de Viyana niversi
tesi'ne kaydoldu. Amac, renimini nl matematiki Leo Knigsberger'in
gzetimi altnda tamamlamakt. Bu arada Husserl'in felsefeye duyduu ilgi
daha da artyordu. Nihayet Husserl, 1883'te doktorasn vererek yksek
renimini tamamlad. Knigsberger'in danmanlnda hazrlad doktora
tezi Beitrge zur Theorie der Variationsrechnung [Variyasyon Hesab Kura
mna Katklar] balm tayordu.
Aym yl Weierstrass, Husserl'i Berlin niversitesi'ne davet ederek ona
asistanlk grevi teklif etti. Husserl bu davete icabet edip Berlin'e getiyse de
Viyana'da kalp felsefe almalarm srdrmek gibi bir niyeti de vard. Bu
gelimeler srasnda Weierstrass aniden rahatszlamp ders veremez duruma
dnce Husserl, Viyana'ya dnmeye ve burada felsefe almalarna devam
etmeye karar verdi. Zaten bu sralarda Husserl, kendini tamamyla felsefeye
adama karan almt. Husserl Viyana'dayken iki yl boyunca Franz Brenta-
no'nun derslerini izledi. Yine buradayken ac bir kayp yaad: babas 24 Ni
san 1884'te vefat etti.
Husserl, Brentano'nun zellikle Hume ve Mill'in felsefelerini takdim
biiminden, yan sra psikoloji, etik ve mantk zerine verdii derslerden
ok etkilendi. Zaten Husserl'e ynelimsellik kavramn tantan da Brenta-
no olmutu. Daha sonralar Husserl bu kavram batan yemden ele ald,
ona orijinal bir boyut katt ve fenomenolojisinin odana tad. Aym sra
larda Brentano, Husserl'i Bernhard Bolzano'nun Wissen$chaftsehre [ Bi
lim retisi"] bahkh bayaptm ett etmesi iin ynlendirdi. Zaten Hus
serl, Rudolf Hermann Lotze'nin Logik [ Mantk] isimli almasn ya

Cogito, saja: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 113

kndan okurken bunda Bolzano'nun bayaptnn nemini ve etkisini gr


mt,
Brentano'nun Bolzano hakkmdaki yorumlan Husserl'i derinden etkile
miti. Bunun yam sra Husserl, hocas Brentano'nun felsefeyle bilimi birbi
riyle ilikilendirme gayretlerim de byk bir heyecanla izliyordu. Zira Bren
tano, felsefenin de gerek anlamda 'bilimsel' olmas gerektiini iddetle sa
vunuyordu. Husserl bu kriteri yle yorumlamt: Felsefi irdelemelerde ke
sin yntemler uygulanlmahyd ve btn felsefeciler bunun zorunlu olduu
nu bilmeliydi. Bu balamda Paulsen'le Wundt felsefeyle bilim arasmdaki
ilikiyi ele alrken biyoloji bilimlerinin nemini vurguluyorlard. Oysa Bren-
tano'ya gre bu ilikide daha nemli olan psikolojiyle mantkt. Bylesi bir
dnsel iklim iindeki Husserl, Mili okumalaonm da etkisiyle zamanla fel
sefeyle psikolojinin zdelii zerinde durmaya ve kesin ve kati bir bilim"
olarak felsefe'nin ilevine ilikin irdelemelerini mantk dairesinde yrtme
ye balad.
1886 yl ekim aynda Brentano, Husserl'e Halle niversitesi'ne gitmesini.
Cari Stumpfun asistan olmasn ve onun yamnda kapsaml bir psikoloji
eitimi almam nerdi. Husserl bu neriyi kabul etti ve yaklak bir yl son
ra ber den Begriff der Zahi: Psychologische Analysen [ Say Kavram zeri
ne: Psikolojik zmlemeler"] balkl Habilitationsschriftim [doentlik tezi
ni] Stumpfun danmanlnda tamamlad. Ardmdan da Halle niversitesi
Felsefe Fakltesinde Privatdozent [kadrosuz retim elemam] oldu. Husserl
takdim dersini, 24 Ekim 1887'de metafiziin hedef ve grevlerine ilikin bir
konu zerine verdi ( Die Ziele und Aufgaben der Metaphysik").
te yandan 8 Nisan 1886 gn Husserl, dinini deitirip Hristiyanl
seti ve Evanjelik Lutherci Kilise'ye katlarak 1 Austos 1886'da vaftiz oldu.
Aym yl 6 Austos gn Husserl, Malvine Steinschneiderle evlendi. Yahudi
anne-babadan olan Malvine de, Husserl'le evlenmeden ksa bir sre nce H-
ristiyanh seerek aym Evanjelik Lutherci Kilise'ye mensup oldu.
Husserl 1887-1891 yllan arasnda Halle niversitesi'nde bilgi kuram,
metafizik, mantk, etik, matematik felsefesi ile psikoloji dersleri verdi. 1891
ylndaysa nc eserini yaymlad: Philosophie der Arithmetik: Psychologisc
he und ogische Untersuchungen [ Aritmetik Felsefesi: Psikolojik ve Mantksal
ncelemeler"], Ancak Husserl, hem bu kitapla ilgili Gottlob Fregenin yapt
eletirilerden, hem de ileride aklayacamz baka nedenlerden dolay, sz
konusu erken dnem yaptlannda izledii psikolojizm yaklamm hzla terk

Cogito, say: 50, 2007


114 i Joseph J. Kockelmans

etti. yle ki, 1900'de yaymlayaca Mantksal incelemeler: Saf Manta Prok-
gomena m n birinci blmnde Husserl, mantkta her trl psikolojizmi artk
aka reddedecekti. Husserl'in Mantksal ncelemeleri, zamanm en byk
limleri tarafindan ok olumlu karlanm ve nemli bir filozof olduunun
karinesini oluturmutu. Bu gelimelerin sonucmda 1901 ylmda Gttingen
niversitesi, uzun ve tartmal geen bir karar srecinden sonra Husserl'i
Felsefe Fakltesi'nde 'Professor Extraordinarius [kadrosuz profesr] olmas
iin davet etti. Husserl bu daveti kabul ederek 1916 ylna kadar Gttingen
niversitesi'nde hocalk etti. 1905'te Felsefe Fakltesi, Husserl'in bilimsel
olarak henz temayz etmedii" gerekesiyle Professor Ordinarius [kadrolu
profesr] olarak atanmasm reddetti. Ancak 1906 yhnda Prusya Eitim Ba
kam, Faklte'nin bu ret kararm iptal ederek Husserl'i resmi profesrlk kad
rosuna tayin etti. Husserl'in Gttingen'deki yllan youn bir alma temposu
iinde geti: Felsefenin geleneksel birikimiyle ilgili bilgisini artrd, ok yazd
ve pek ok ders at. Halle niversitesinde vermi olduu derslere ek olarak
Locke, Hume, Leibniz, Kant, Fichte, Bolzano, Emst Mach ve bakalanmn
felsefeleri zerine dersler verdi. Yine Gttingen'deyken Husserl, fenomenolo
ji zerine dersler vermeye balad. Bu verimli dnemde Husserl birok
nemli eseri kaleme aldysa da bunlann ounu yaymlamad (rnein za
man ve mekn zerine yapt irdelemeler ya da Fenomenoloji desi bahkh
ahmas). Husserl'in bu dnemde yaymlad sadece iki eseri vardr: Birisi,
yayn hayatna yeni balayan Logos delgisinde kan Kesin Bir Bilim Olarak
Felsefe balkl nemli makalesi (1911), dieriyse bayapt kabul edilen Ide-
e n in [ Dnceler"] birinci cildi (1913).
Freiburg niversitesinde hoca olan Heinrich Rickert 1916'da emekliye
aynhnca Husserl Rickert'in krssn devralmak zere Freiburga davet
edildi. Bu daveti kabul eden Husserl, 1928 ylnda emekli olana dek Frei-
burg'da felsefe profesr olarak alt. Husserl'in Freiburg'da geen on iki
yh, hayatmn belki de en velut ve ho yUanyd. Ancak bu dnemde Husserl
zel hayatmda baz ac olaylar yaad: 1916 yl ilkbahannda Husserl, olu
Wolfgang'm 8 Mart'ta Verdun cephesinde ehit dtn rendi, nisan
1917'de dier olu Gerhart cephede ar yaraland, ayn yln temmuz ayn
da da annesi vefat etti.
Husserl Freiburg niversitesi'ndeki takdim dersini 3 Mays 1917'de ver
di. Bu dersin bal Die reine Phanomenologie, ihr Forschungsgebiet und ih-
re Methode [ Saf Fenomenoloji, Onun Aratrma Sahas ve Yntemi"] idi.

Cogito, say; 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 1115

Aym yl, Fichtede ideal insanlk tasavvuru zerine sunu yapt. 1918'de
fenomenolojik yntem ve fenomenolojik felsefe hakknda Londra'da konfe
ranslar verdi. Yine aym yln aralk aynda, Aristotelian Societyye ["Aristote
les Cemiyeti] muhabir ye seildi. 1923 ve 1924 yllarnda, Japonya'da ya
ymlanan Kaizo dergisine makaleler yazd. te yandan 1919 ile 1923 yllan
arasnda Heidegger, Husserl'in asistanln yapt. Heidegger, Sein und Zeit
["Varlk ve Zaman] 1926'da Husserl'e ithaf etti. Husserl ise Heidegger'i,
Encyclopaedia B ritannicada yaymlanmak zere yazaca fenomenoloji
maddesi zerinde birlikte almaya davet etti. Bu sayede teriki mesaisini
artran Husserlle Heidegger, yine de sz konusu makaleyi birlikte tamamla-
yamadlar. nk Heidegger'in fenomenoloji anlayyla Husserl'in gelitir
dii fenomenoloji kavram arasmda ciddi farklar bulunuyordu. 1928'de Hus-
serl'in Vorlesungen zur Phanomenologie des inneren Zeitbewujitseins [sel
Zaman Bilinci zerine Dersler] bahkl eseri yaymland. Bu kitabn edit
r Heidegger idi. Husserl 31 Mart 1928 gn Freiburg niversitesi'nden
emekli oldu. Bu srede Husserl, artacak derecede youn bir alma tem
posu iindeydi, rnein bata ders notu olarak kaleme alnm olan, ama
daha sonra kitap olarak yaymlanan bir dizi eseri Freiburg'da hazrlad: Bi
rinci Felsefe, Form ol ve Transandantal Mantk ile Fenomenolojik Psikoloji.
Husserl emekli olduktan sonra da felsefe almalarm srdrd. 1928'de
Amsterdam'da seri konferanslar verdi. Descartes'n B irin ci Felsefe zerine
Meditasyonlarm m yznc yaym yl dola5asyla 1929'da Paris'te feno
menoloji zerine dersler verdi. Bundan ksa bir sre sonra Husserl, sz ko
nusu dersleri derleyip gelitirerek kitap haline getirdi ve Kartezyen Meditas-
yonlar bal altnda yaymlad. 1930da ise Dncelere yazd bir Son
Notla birlikte bu kitab yeniden yaymlad. Aynca 1931 ylnda Kant Cemi
yetin in Frankfurt, Berlin ve Halle'de dzenledii konferanslarda sunular
yapt.
Ancak 1933 ylndan itibaren Husserl ve ei iin hayat giderek zorlat.
Her ne kadar Husserl ve ei temerkz kampna gtrlmemise de, kendine
ve tamd dier Yahudilere ynelik kk drc mdahaleler karnda
byk strap ekiyordu. Aym yl University of Southern Califomia Felsefe
Fakltesi'ne hoca olmas iin davet edildii halde Husserl, Amerika Birleik
Devletleri'ne gemenin sonulan zerinde oka dndkten sonra Alman
ya'da kalmaya karar verdi. Bu balamda 1934'te Prag'da toplanan Felsefeci
ler Kongresi'ne hitaben bir mektup kaleme alm ve ada dnyada felsefe

Cogito, say: 50, 2007


116 I Joseph J. Kockelmans

nin grevi hakkmdaki grlerini aklanut. Ayn yl Husserl'in yaymlan


mam yazmalarnn Praga nakledilmesi dnlmse de bu plan hibir
zaman gereklememiti. Husserl 1935 ylnda Viyana'da bir sunu yaparak
Avrupa nsanlnn Krizi ve Felsefe zerine konumutu. Ertesi yl kasm
ajnnda yine Prag'da Avrupa Bilimlerinin Krizi ve Psikoloji" balkl bir teb
li sunmutu. 1935 ylmn sonlarna doru Nasyonal Sosyalist Parti, Hus-
serl'in ders verme hakkn iptal etti. Ancak yine de 1936'da Kriz kitabmn bi
rinci blmn Prag'a gnderebilme izni alabildi. Bahsedilen blm, bura
da yaymlanan Philosophia isimli dergide kt. 1937 ylndaysa Alman Ei
tim Bakanl, Husserl'in Paris'te toplanan Dokuzuncu Uluslararas Felsefe
Kongresi'ne katlma talebini reddetti.
Husserl yetmi dokuz yandayken zatrreeye yakaland ve 27 Nisan
1938'de vefat etti.

2. Husserl Arivi
1938 ylnda Herman L. Van Breda, Husserlin fenomenolojisi zerine bir
doktora tezi hazrlamak zere Freiburg'a gitti. Buraya vardnda, Nazilerin
Husserl yazmalarm imha etme planlanndan haberdar oldu. Husserl'in dul
eiyle grp izin aldktan sonra Van Breda, olaanst deere sahip olan
evrak metrukeyi himayesine ald. Van Breda pek ok zorlukla karlaarak
ve yolunu Berlin ve Brksel zerinden dolambal biimde gerekletirerek
Husserl yazmalanm Belika'ya, Louvain'e getirdi.
Gnmzde buradaki Husserl Arivi sadece Husserl'in yazmalarma de
il, onm ahsi felsefe ktphanesine, mektuplamalanna ve daha nce ste-
nc^rafiyle yazd pek ok metnin normal yazya dntrlm yeniden
fcaytlarma ev sahiplii yapmaktadr.^ Louvain'de muhafaza altna alnnu
olan sekiz bine yakn yapt iinde, pek ok dnrn Husserl'e ithaf ettii
saysz kitap ve aynbasm da yer almaktadr. Husserl bu kitap ve makalele
rin ouna kendi el yazsyla haiye yazm ve erhler dmt. Bu felsefi
koleksfyon iinde en dikkat eken rnekse, kukusuz, Heidegger'in Husserl'e
uzun bir ithaf yazarak gnderdii Varlk ve Zamanm birinci basmdr. Hus-
serl'in bu kitaba da pek ok not dt grlmektedir. Bu haiyelere bakl
dnda Husserl'in rencisi Heidegger'in onun yaklamndan ne kadar
uzaklatnn izlerini grmek mmkndr. Husserl kitab okuyup bitirdik
ten sonra kapak sayfasna u notu dt: Amicus Plato, magis amica veri-
tas [ Platon'u ok severim ama hakikati ondan daha ok severim].

Cogito, say: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 117

Husserl'in yaymlanmam yazmalarnn neredeyse tamam Louvain'de


korumaya alnd. Bu yazmalar, yaklak krk bin 'sekizlik' [octavo] sayfadan
meydana gelmektedir. Sayfalann tamamna yakm bir ksm Gabelsberger de
nilen bir stenograf yntemiyle yazlmtr. Husserlin felsefi dnce evrimi
ni anlamak bakmndan sz konusu stenografik yazmalann olaanst ne
me sahip olduu kesindir. Bu yazmalar, Husserl'in olgun ve velut dneminin
tm kaytlanm iermektedir. En son yazmalar zerinde yaplan almalar,
bu yazmalarda kda dkt dnce ve zmlemelerinin yaam boyun
ca yaymlad kitaplardan belki de daha nemli olduunu gstermitir. 3
ok sayrda mektup ve gnlklerin yan sra Ariv'de, Husserl'in daha n
ce stenoyla yazp da sonra normal yazya aktard yaklak yedi bin sayfa
transkripsiyon da bulunmaktadr. Transkripsiyon iini yapanlar Husserl'in
asistanlar Edith Stein, Ludwig Landgrebe ile Eugen Fink'ti. Sz konusu
transkripsiyonlarn ou gzden geirilmi, haiyelendirilmi ve bazen de
bizzat Husserl tarafmdan elden geirilmitir. Daha 1916 yhnda Stein, siste
matik bir transkripsiyon faaliyetine girimi, daha sonra bu i Fink'Ie Land
grebe tarafndan srdrlmtr. te yandan Husserlin baz ders ve kitap
laryla ilgili birden fazla transkripsiyon bulunduu iin, bunlar onun el yaz
sn zmede yardmc olmakta ve notlann gvenilirliini artrmaktadr.
Husserl 1938de ldnde bu transkripsiyon faaliyeti henz tamamlanma
mt ve gnmzde de halen buna devam edilmektedir.
1935 ylnda Fink ve Landgrebe, hocalar Husserl'in de gzden geirip
onaylad bir sisteme gre stenografik yazmalann ilk smflandrmasm yap
mlard. Sz konusu tasnif sistemi, Louvain'deki almalarla tamamland.
Buna dayamlarak tm yazmalar yaklak sekizer sayfalk paketler halinde
grupland.
1939'dan itibaren eitli uzmanlar, Husserl yazmalarnn sistematik
transkripsiyonu iine giriti. Ama en nemli yazlann hazrlamp yaymlan-
masyd. Ayn yl Finkle Landgrebe Louvain'e yerleti ve henz gzden gei
rilmemi olan yazmalann transkripsiyonuna balad. 1942 ile 1947 yllan
arasmda Stephen Strasser, sabr isteyen bu zorlu ii devrald. VValter ve
Marly Biemel ise, 1945 ylndan itibaren on yl sreyle transkripsiyon grubu
na dahil oldu. 1951 ylndan itibaren Rudolf Boehm bu ite ykn byk
ksmm stlendi. Boehm, Ghent niversitesi'ne geince aralannda Margot
Fleischer, Lothar Eley, Iso Kem, Ulrich Claesges, Paul Jansen, Eduard Mar-
bach ve Ingeborg Stromeyer gibi isimlerin bulunduu pek ok uzman, eit

Cogito, say: 50, 2007


118 i Joseph J. Kockelmans

li yazmalan yayma hazrlad. Balangta bu faaliyetler sadece Louvainde


yrtlyordu. Ancak Husserl yazmalan kopya edilip baka aratrma mer
kezlerine gnderilince, buralarda da transkripsiyon faaliyetine balanabildi.
Bu aamada zellikle Kln ve Freiburg'daki merkezler ne kt. Amerika'da
ise New York'taki Ne^v School for Social Research ile Pittsburgh'teki Duqu-
esne University'de yazmalann ve dier mzlzemelerin suretleri aratrmacla-
nn ilgisine smuldu. 1974 ylnda Van Breda vefat edince, Samuel Ijsseling
Louvain'deki Husserl Arivi mdr oldu. Gnmzde Louvain'deki Hus
serl Arivi'nin mdrln Samuel IJsseling ile Rudolf Bemet yrtmekte
dir. te yandan Kln'deki Husserl Arivi'nin mdrln Elisabeth Str-
ker, Freiburg'dakinin ise Wemer Manc yrtmektedir.*
Husserl'in yapt Husserliana bal altnda yaymlanmakta olup, haliha
zrda yirmi beten fazla eser baslmtr. Ama Husserl'in geride brakt
felsefi yaptnn tamamn sistematik biimde dzenlenmi bir btn olarak
yaymlamaktr. H usserlia na ya ek olarak yaymlanan S u p p lem en tle
1950'den itibaren kmaktadr. Bunlar Phaenomenologica bal altnda ya
ymlanmakta olup, fenomenolojik izgi zerinde dnen uzmanlarn felsefi
ve tarihi almalarna yer vermektedir. Son krk yl iinde Phaenomenologi
ca dizisinde yzn zerinde eser kmtr.**
Husserigil hareketin ortaya kmasyla ve Louvain'deki Husserl Arii-
vi'nin faal mdrleri Van Breda ile IJsseling'in abalanyla Husserl fenome
nolojisi zerine Brksel, Krefeld, Royaumont ve Schwabisch Hall'de ulusla
raras kongreler dzenlendi. Sz konusu kongrelerde sunulan tebliler daha
soma kitaplatnlarak yaymland. Bu alanda ve yukarda bahsi geen ild ki
tap dizisinde zellikle Jacques Taminiaux'nun ilgili ariv mdrleri ve dier
iWeerie yrtt yakn ibirliinin alt izilmelidir.

3. Husserl'in Felsef Geliiminin Dnemlendirlmes


Husserlin felsefi geliiminin dnemlendirilmesi hususunda eitli neri
ler ortaya atlmtr. Bu dnemlendirme nerilerinin en yaygn kabul gre
nini Husserlin Freiburg'daki asistan Eugen Fink yapmtr. Fink, Husserl

* te yandan 2005 yl itibariyle Husserl Arivleri mdrlerinin adlan yledir: Louvain: Ru


dolf Bemet, Kln: Klaus Dsing ile Klaus-Erich Kaehler, Freiburg: Hans-Helmuth Gander. -
kh.
** 2005 yl itibariyle Husserliana dan otuz sekiz, Pkaenomenologicadan yz yetmi be kitap
kmtr. - kh.

Cogito, saja: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 119

fenomenolojisinin geliimini evreye ayrmaktadr. Bunlar Husserlin Hal


le, Gttingen ve Freiburg'daki dnemlerine denk gelmekte olup, onun psiko
lojizm, betimsel fenomenoloji ve transandantal fenomenoloji evrelerini yan
stmaktadr. Buna gre Husserl'in Mantksal ncelemeleriyle Dnceleri bi
rinci ve ikinci evreden nc evreye geii simgelemektedir. Daha sonraki
transandantal fenomenoloji evresinden bakldnda ilk iki evre, transan
dantal indirgeme araclyla eriilebilecek bir felsefeye giden yolun aama
lar olarak grlmektedir. O halde Husserl'in felsefi geliimini aslnda iki
ana evreye ayrmak da mmkndr: transandantal ncesi felsefe ile tran
sandantal felsefe dnemi.4
Yukardaki snflandrma, her bir evreye dikkat ekerek daha derin ve ge
nel bir zmleme dzlemine imkn tamd iin olduka yararldr. Ancak
Herbert Spiegelberg, sz konusu evreleri daha kapsaml ve konuya daha uy
gun bir yolla tasnif etmeye ahmaktadr.3 O da Husserl'in felsefi geliimini
evreye aynr: (1) Fenomenoloji ncesi evre (Halle dneminin ounu
kapsar ve Mantksal ncelemelerin birinci cildinde kendisine ifade bulan d
nceleri iine alr: 1894-1900). (2) Smrh bir epistemolojik giriim olarak
fenomenoloji evresi (Husserl'in Gttingendeki ilk yUanm kapsar ve Mantk
sal ncelemelerin ikinci cildinde kendisini ifade eder: 1901-1906). (3) Felse
feyle bilimin evrensel temeli olarak saf fenomenoloji evresi (1906'da balar
ve hem yeni bir transandantalizmi, hem de kendine zg bir fenomenolojik
idealizmi yanstr, ki bunun giderek radikalletirilmesi Husserl'in Frei
burg'daki dneminin ana alma alanm oluturur: 1916-1938).
Spiegelberg'e gre bu geliim emas bir helezona benzemektedir: Feno
menoloji ncesi evrede Husserl, matematii psikolojiden hareketle yorumla
maya gayret ediyordu. Bu yolun ksmen baarszla uradm gren Hus
serl, hibir psikolojizme yer brakmayan bir objektivistik saf mantk geli
tirmeye almtr. Fenomenolojinin bu ilk aamasnda, deneyimin znel ve
nesnel vehelerine ve onlann zorunlu korelasyonlanna eit derecede vurgu
da bulunulmutur. Fenomenolojinin bir sonraki aamasnda znel olan bir
kez daha vurgulanm ve bunun her trl nesnelliklerin kayna olduunun
alt yeniden izilmitir. Ancak bu aamada znellik, betimsel psikolojinin
tesine giden daha st ve transandantal bir dzlemde ele alnmtr. te sz
konusu helezonik geliim dolaysyladr ki, Husserl'in eitli evrderinden et
kilenip de kendi geliimleri daha dorusal olan dnrler HussezFdo j a
uzaklam ya da ona daha ok balanmlardr. 6

Cogito, say: 50, 2007


120 i Joseph J. Kockem

Ben de Husserlin geliiminde evreye dayanan bir aynma gidilmesi ge


rektiini dnsem de 1900 ile 1916 yllan arasndaki ikinci evrenin daha zi
yade bir gei dnemi olduunu savunacam. Bu gei dneminde Husserl,
daha saf ve betimsel bir fenomenoloji tipinden tedricen tam transandantal fe
nomenolojiye varmtr. te yandan yal Husserl m kendi erken dnem ya
ynlan zerinde srekli olarak deiiklikler yapt asla gzden kamamaldr
(zellikle de Dncelerin birinci cildinde). Dncelerin birinci cildi iin
Walter Biemel'in hazrlad edisyon kritik notlan gzden geirildiinde g
rlmektedir ki, 1911-12 yllan arasnda fenomenolojik boyutla transandantal
boyut arasmdaki aynm, Husserl'in ge dnem yazlanndaki kadar net deil
dir. imdi elimizde bulunan Dncelerin birinci cildi, kukusuz ki Hus
serl'in son dnemine ait saylmahdr. Oysa 1913'te ilk ya3anland haliyle
Dnceler, Husserl'in gei evresine ait grnmektedir. Elinizdeki alma
asndan bu tespit pek nemli deildir, nk ben, Husserl'in nihai grle
rini yani onun Freiburg evresindeki felsefesini ele alacam.

4. Husserl Fenomenolojisimn Ana Hatlan


Bu blmde Husserl'in fenomenolojiden ne anladm anlatmaya ala
cam. Husserl fenomenolojiyi hem bir yntem olarak, hem de sz konusu
yntem yardmyla gelitirilmesi gereken bir felsefi disiplinler manzumesi
olarak grmtr. Bence Husserl felsefesinin zn oluturan hususlarn yi
ne Husserl'in gznden baklarak zetlenmesi, rnein Encyclopaedia Britan-
nicadaki fenomenoloji maddesinin anlalabilmesi bakmndan elzemdir.
Bir yntem olarak fenomenoloji sz konusu olduunda aadaki sorula
ra zel bir nem atfetmek gerekecektir: (1) Fenomenolojik yntemi uygula
yarak felsefede neyi amalamaktayz? (2) Doal tutum ile felsefi tutum ara
smdaki fark nedir? (3) Fenomenolojik yaklam asndan hangi beyyine an
lay tipik saylmaktadr? (4) Fenomenolojik yntem bakmndan neden in
dirgeme asli e kabul edilmektedir? (5) Husserlin ynelimsellikten ve y-
nelimsel zmlemeden anladklar nelerdir? (6) Fenomenolojik ve transan
dantal indirgemeye ek olarak neden eidetik indirgemeye gerek vardr? (7)
Fenomenoloji sentez ve konstitsyonu nasl tanmlamaktadr?
Burada ben, fenomenolojik yntemi ksaca betimlemenin tesinde, feno
menolojinin neden belirli bir yolu izlediini ve bylece nereye varmaya a-
htmn altm izmeye alacam. Tm bunlann aklamalanm vermeye
alrken, mmkn olduunca bizzat Husserl'i izlemeye alacam ve

Cogito, say; 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 121

onun kk yaptlarndan yararlanacam: F en om en oloji Dncesi


(1907), "Kesin Bir Bilim Olarak Fenomenoloji (1911), Dnceler, Cilt 3
(1912), "Amsterdam Sunular (1928), Paris Sunular (1929), Viyana Su-
nu (1935). Sz konusu kaynaklardan yararlanarak ortaya kan genel
hatlara ek olarak Dncelerin birinci cildi (1913), Kartezyen Meditasyonlar
(1913) ile Kriz (1935) isimli yaptlardan da yararlanacam."^

4.1 Husserl'in Fenomenolojik Ynteminin Kkeni ve Geliimi


Husserlin 1894-1900 yllan arasmda matematiin ve mantn temelleri
ne ilikin yrtt aratmialar srasnda tedricen kefettii fenomenolojik
yntem, balangta saf, betimsel psikoloji olarak isimlendirilmiti. O sra
larda Husserl bu ifadej, bilginin betimsel kuram olarak ele alyor ve bu sa
yede on dokuzuncu yzyln ikinci yansna hkim olan psikolojizmin hata
ve zayflklanmn nlenebileceine inanyordu. Bu dnemde Husserl, 'psiko
lojizm' terimini olduka dar anlamda ele alyor ve baz filozoflann mantn
temel yasalanm psikolojik yasalardan karsama giriimi iin kuUamyordu.
Daha sonralan Husserl bu kavram daha geni anlamda ele alacaktr. Hus
serl sz konusu betimsel psikolojinin, matematikle mantn temellerine
ilikin epistemolojik sorunlann zmn salayacandan ok emindi. Fa
kat 1903 gibi erken bir tarihte Husserl, fenomenolojinin bu ilk karakterizas-
yonunda baz hatalann bulunduunu fark etti. Zamanla anlad ki, Mantk
sal ncelemeler in ikinci cildinde (1901) ortaya koyduu betimsel psikoloji
nin de tesinde bir fenomenolojinin yeni ve apriorik tipini gelitirmek zo
rundayd. Fenomenolojiye ilikin bu yeni dncenin ilk sistematik tehiri
ni Gttingen niversitesi'nde 1907 ylnda verdii bir dizi derste gerekle
tirdi. Bu yeni tipteki fenomenolojinin temel dncelerini birka yl ren
cileriyle de tarttktan ve bu yntemi isel zaman bilinci, eya, mekn,
maddesel doa, ruhsal doa ve tinsel dnya gibi eitli alakal konulara tat
bik ettikten sonra, 1913 ylnda yaymlad Dncelerin birinci cildinde
sz konusu yeni fenomenolojinin ilk ak, sistematik ve kifayetli serimleme-
sini yapt. Ancak temel felsefi dncelerinin bu ekilde ortaya konulmasn
dan da honut olmayan Husserl, Dnceleri izleyen her yeni a l m a ^
kendisini gelitirmeye alt. Daha sonraki yaymlarnda Hussel, anlama
ve varla (Sein) ilikin her trl sahih felsefi irdelemelerde kuDanhak
zere bavurulmas gereken zorunlu bir yntem olarak transandantal feno-
menolojiyi ortaya koymaya alt. Husserl'e gre sz konusu yntemin

Cogito, say: 50, 2007


122 Joseph J. Kockelmans

tematik olarak uygulanmas, zorunlu olarak transandantal fenomenolojiye


vardracakt- Buna gre transandantal fenomenoloji, her trl anlam ve var
ln evrensel konstitsyonunun [teekkl ediliinin] transandantal ben ta
rafndan icra edilen felsefi kuram olacakt. Husserlin transandantal feno
menolojisi, temel dnceleri sz konusu edildiinde Kant'm savunduu
transandantal yaklama ok yakn olduu halde, Kant felsefeden radikal
biimde farkldr, nk temel kavramlann karsand yntem onunkin
den tamamyla ayndr.8
Aadaki blmlerde Husserl'in 'nihai' gr aynntl biimde akla
nacaktr.

4.2 Fenomenolojinin Amac


Husserl fenomenolojinin maksadnn ne olduunu, fenomenolojik ynte
mi aklad kadar net biimde ortaya koymamtr. Birinci evrede Husserl,
fenomenolojik yntemin formal bilimlerin temellendirilmesine katk sala
mak zere gelitirildiini savunuyordu. kinci evredeyse, artk fenomenoloji
nin her bilime ve bilginin her formuna mnhasr olduunu dnyordu.
Husserl 1907de fenomenolojiyi tammlarken, onu, metafizie mnasip bir
temellendirme salayan felsefenin eletirel ksm olarak gryordu. Bu dar
arilamyla fenomenoloji, bilginin hem muhtelif eitleri zerine, hem de
onun nesneleri zerine odaklanan hilgi eletirisi (Erkenntniskritik) olarak ni
telendirilmitir. Ancak daha geni anlamyla fenomenoloji, fenomenolojik
yntem sayesinde gelitirilmi olan bir bilim in addr. Daha da geni bir an
lamdaysa fenomenoloji; fenomenoloji zerine temellendikleri iin u ya da
bu ekilde birlik tekil eden m uhtelif eidetik disiplinler anlamma gelmekte
dir. Fenomenoloji bilimsel bilginin temellendirilmesine katkda bulunmak
demek olduundan, bizatihi doal tutumun icra edildii sahaya dahil ola
maz. Baka bir deyile fenomenoloji; yeni bir nesne sahasna sahip yeni bir
bilim, yeni bir balang noktas ve yeni bir yntem anlamna gelir.
Yaammn sonlarna doru Husserl, yukardaki grevlere ek olarak feno
menolojik felsefenin her trl insani yaam ekillerine dair temellendirici
grevini de buna ilave etti. Hayattayken yaymlad ahmalan iinde felse
fenin bu yeni kapsamn ele ald yaptlan Kartezyen Meditasyonlar ile Kriz
olmutur.^ Artk bu noktada, fenomenolojinin sadece saf akln eletirisi de
mek olmad, aym zamanda pratik ve deer biici ya da deerlendirme ya
pc akln da eletirisi olduu aklk kazanmaktadr. Husserl zellikle

Cogito, say: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 123

K rizde fenomenolojinin amacn u ifadelerle dile getirmektedir: Felsefenin


gayesi, insanl gerek anlamda felsefi bir yaam ekline hazrlamaktr. Bu
felsefi yaam ekli iinde ve bu yaam ekli vastasyla her bir insan, akl yo
luyla kendine kendi yasasm vazedecektir (Kriz, 15 [13]). Gelitirdii bu yeni
fenomenoloji ve bsbtn yeni yntem sayesinde Husserl; Descartes, Leib
niz ve Kant'm devasa fikirlerini adm adm gerekletirme}^ mit ediyordu.

4.3 Kesin Br Bilim Olarak Felsefe


Husserl'in ilk felsefi incelemesi olan Philosophie der Arithmetikten [ Arit
metik Felsefesi"] (1891), son almas Krize (1936) kadar btn programa-
tik derdi, 'temellendirme' meselesiydi aslnda. Husserl matematiin temelle
rini sorgulamakla balamt. Oradan mantk, epistemoloji, metafizik ve ni
hayet tarih felsefesinin temellendirilmesi meselesi vard. Krk be yl sren
felsefi yolculuu srasnda Husserl, dncesini pek ok noktada deitirdii
halde hep tek bir hususun altn izdi: Felsefe dier btn bilimlerin 'mut
lak' temelini salamalyd. Akt ki, mutlak olarak radikal ve mmkn oldu
unca kesin bir bilim haline gelmedike felsefe, bu hedefe hibir zaman ula
amayacakt.
Husserl'in fenomenoloji anlayn daha ayrntl biimde ele almadan
nce, Husserl felsefesinin kknde yatan ve bazen elikili gibi grnen bir
eilime yakmdan bakmcik gerekmektedir. eliki gibi grnen ey udur:
Husserl bir yandan doaclk ve bilimciliin her trlsne kesin biimde
kar karken ve felsefeyle bilim arasmda zsel bir fark bulunduunun alt-
m izerken, dier yandan kesin bir bilim olamayan felsefenin kendi hayati
grevini asla ikmal edemeyeceini nasl oluyor da defalarca vurgulayabili
yor? "Philosophie ab strenge Wbsenschafi ["Kesin Bir Bilim Olarak Felse
fe"] (1911) isimli almasnda buna ilikin grlerini akla kavuturan
Husserl, Eski Yunan'daki balangcndan bu yana felsefenin, var olan her e
ye dair tamamyla kapsayc ve dnsel bakmdan tmyle hakl bir bilgiyi
temsil etme iddiasnda olduunu savunmutur ("P h il Rig. Sc., s. 71 [289]).
Husserl'e gre felsefe, bir hissiyat meselesi ya da az ok hayali veya znel
sistemler kurma sorunu deildir. Felsefenin yapmas gereken, eylerin ken
disine" (Dnceler, C. 1, s. 35 [35]) varmaya ahmak ve bu maksatla her
trl uydurma kurgulardan, anzi tespitlerden, yoklanmam pein hkm
lerden ve keyfi nyarglardan syrlmaktr. Bu anlamda felsefe, mmkn ol
duunca kesin bir bilim olmaldr.

Cogito, say: 50, 2007


124 Joseph J. Kockelmans

Her kltr dnemi ve her felsefi 'sistem' sz konusu zsel hedefi kendi
apnda ikmal etmeyi denemise de Husserl, bu tarihi denemelerin hibirisi
nin tamamyla baarl olduklarna inanmamtr. Husserl'e gre modem
felsefenin bahse konu hedefe ulama konusundaki baarszlnn nedeni,
onun temelinde yatan bilimcihktir. Bu anlay ya Descartes (1596-1650) ve
Kant'taki (1724-1804) gibi bir eit doaclk halini ya da Hume (1711-1776)
ve MiU'deki (1806-1873) gibi bir eit psikolojizm halini yahut Dilthey'daki
(1833-1911) gibi bir eit tarihselcilik halini almt. Oysa Husserl'e gre
kendi gelitirdii yeni fenomenoloji yntemi ve bu yntem sayesinde ortaya
kanlabilen muhtelif felsefi disiplinler yardmyla felsefenin zsel hedefine
nihayet varlabilecek, bylece modem bilimciliin tuzaklanna bir daha d-
lmeyecekti.!

4.4 ld Temel Tutum: Doal Tutum le Felsefi Tuttun


Husserl 'transandantal fenomenoloji'den ne anladm aklamaya kojo-
lurken, 'doa bilimleri' ile felsefi bimler arasnda ok byk bir farkn bu
lunduunu syleyerek ie balamaktadr. Husserl'e gre doa bilimleri, 'do
al tutum'dan; felsefi bilimlerse 'felsefi tutum'dan hareket ederek yoilanna
devam ederler,
Doal tutum iindeyken alg ve dncelerimiz tmyle eylere ynelik
tir. Bu eyler sorgusuz sualsiz ve aikr biimde var ve verili kabul edilir.
Hangi noktai nazardan baktmza bal olarak eyler bazen yle bazen de
byle grnecektir. Sz konusu eylerle alakal olarak dnyada icra edebile
ceimiz btn edimler arasmda alg en asli olamdr. Algmn bize sundukla
rm yarglarla ifade ederiz - ilkin tekil, sonra da evrensel yarglarla. bu
yarglardan hareket ederek tmevarm ve tmdengelim zerinden yeni bilgi
lere vannz. Bu yolla doa bilgimiz ilerlemi olur. Bu bilgi giderek kapsayc
hale gelir. Bylece gereklik, ilkin maddesel varlk olarak grlr ve ierii,
eleri, ilikileri ve yasalan aama aama aratnlp ortaya kanhr. Bu sa
yede doal tutumun temsil ettii muhtelif bilimler doar. Ancak ne yazk ki,
bilimlerin asrlar iinde elde ettii stn baanlar dolaysyla doal tutu
mun yandalan, bunlann sahih anlamma ilikin herhangi bir sorgulamada
bulunma ihtiyacm hissetmez olmulardr.
stelik doal tutum iinde zmnen varsaylan bir ey daha vardr: Buna
gre yle bir dnya iindeyizdir ki, aklmz ve zihnimizle bu dnyada istedi
imiz gibi dolanabilir ve btne halel getirmeksizin herhangi bir parasna

Cogito, say: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 125

odaklanp onu inceleyebiliriz. Bu gre gre, bilgimizin nesnesel iposu,


nesnel olarak varolan ve eksiksiz biimde aklanabilen, kati ve nesnel yasa
larla ifade edilebilen dnyadr. Bahse konu 'nesnel' dnya tamamyla kendi
ne gre vardr ve kusursuzca anlalabilen bir rasyonaliteye sahiptir. te
yandan zne, bu yaklama gre 'saf bilin' demektir. Kendisi kendine tama
myla effaf olup ehresi sz konusu rasyonel dnyaya dnktr. zne,
dnyay bizatihi olduu gibi yani nesnel olarak bilebilmektedir.
Sz konusu tekil, nesnel, mutlak, zerk ve gerek dnya idesi; muhtelif
bilimlerin herbirinin ibu gerekliin belirli bir parasyla dorudan alaka
dar olaca anlamm da tar. Aksi takdirde bahse konu bilimler arasmdaki
farklar aklamak mmkn olamayacaktr, nk buna gre yntem farkl
l gibisinden bir eyi savunmann hibir anlam yoktur. Dolajnsyla bilim
lerin bir btn olarak tekil ve nesnel bir sentez tekil etmeleri gerekecei sa
vunulmaktadr. eylere bu noktai nazardan bakldnda, felsefeyle teki bi
limler arasnda zsel bir farkn bulunmas mmkn deildir.
Halbuki Husserl, bu grlerin tamamna kar kmaktadr. Ona gre
felsefe, bambaka bir boyutta yer almaktadr. Felsefe yepyeni bir balang
noktasna ihtiya duymaktadr. Bu balang noktas, ilkesel olarak herhan
gi bir 'doa bimininkinden' farkldr. Felsefe mspet bilimlerdeki kadar sa-
fiyane bir tutum takmp konusuna dosdoru dalamaz. Zira mspet bilimler,
dnyaya ilikin deneyimlerimizin dnyay nceden verili, dnyamn varl-
mysa aikr kabul etmekle ie balayp kendini bu temel zerine bina et
mektedir. Oysa felsefenin hedefi bir tr temellendirme radikalizmi, mutlak
anlamda varsaymszla indirgenme, fundemantal bir yntemdir ki, bunun
sayesinde felsefeci daha yolun bandayken kendisi iin muak olan bir te
meli teminat altna alm olur.

4.5 Btn lkelerin lkesi


Husserl'in abas tm rasyonel savlanmzm nihai temellendirmesini bul
maktr. Bunun iin hakknda ifadede bulunulacak olan eylere ilikin dola-
ymsz bir grye ya da asli sezgiye gerek vardr. Husserl'in dsturu olan
"eylerin kendisine dnmek ifadesi, bilincimize dolaymszca verili olan ash
verilere dnlmesini savunmaktadr. Bylece kendini cismani buradalk ola
rak tezahr ettiren bir ey apodiktik olarak aikr olacak ve daha fazla te-
mellendirilmeye ya da hakl gsterilmeye gerek duymaz olacaktr {Dnce
ler, C. l,s. 35-37 [34-37]).

Cogito, say: 50, 2007


126 i Joseph J. Kockelmans

Dolaysyla Husserl felsefenin nihai kkn veya radikal ve mutlak ba


lang noktasn tek bir ana kavram, ilke ya da cogifoda deil, asli deneyim
sahasmn tamamnda grmektedir (Cart. Med., s. 31 [69-70]). Yani onun fel
sefesi tam bir fenomenolojidir, nk felsefesinin balang noktasn ilksel
fenomenler sahas tekil etmektedir. Sz konusu asli fenomenler sahas da
hilinde Husserl ne tmdengelime ne de tmevanma izin verir. Sadece dik
katli zmlemeyle kati betimlemeye dayal grye izin vardr ("Phil. Reg.
Sc., s. 147 [341]). teki bilimlerin kuHanageldikleri hibir yntemin her
hangi bir deeri yoktur burada. nk teki bilimler fiilen verili olana ilave
ten baka bir eyi daha varsaymak zorundadrlar. Oysa fenomenolojiyi nite
leyen ilksel fenomenler sahasnda herhangi bir varsaymn tasavvur edilmesi
dahi mmkn deildir. Asli fenomenler sahasnda temel ilke udur: Her ilk
sel verici gr, bilginin meru bir kaynadr. Kendini bize 'gr'de (yani
baka bir ifadeyle cismani gerekliinde') ilksel olarak sunan her ey kendi
ni bize sunduu gibi kabul edilmek durumundadr - tek smrlama kendim
sunarken onun kendi izdii smrdr (Dnceler, C. 1, s. 44 [43-44]).

4.6 ndirgemeler
Yukarda ele alnd haliyle gr, zmnen ma delalet eder: hem 2me
hem de nesne aym dzeyde birbirlerine sunulu haldedir. Dolaysyla ilksel
kk ve balanglarm grs bizden, bilen ben'de dolaymsz biimde verili
olan temellerin bulunduu en temel alma sahasna ("Phil. Rig. Sc., s.
146 [341]) vamamz talep etmektedir. Husserl bma indirgeme demektedir
ve sz konusu indirgeme kurammn bizi ilksel sahalara ulatrabileceine
inanmaktadr (Dnceler, C. 1, s, 57-62 [53-57]).
Genelde Husserl indirgemeden sz ettiinde, yntemsel bir admdan sz
ediyor olmaktadr. stnkr gndelik dnce yordammz, bilgimizin
meneinin zerini rterken, sz konusu yntemsel adm atlarak bilgimizin
aslna geri dnlebilmek mmkndr. Bu ilem sayesinde kendimizi "mut
lak olarak saydam balang" dairesine yerletiririz ("Phil. Rig. Sc., s. 146
[340]). Artk burada, eylerin kendisini kendinde olduklan gibi alglamak,
tm pein hkmlerden syrlmak mmkndr. Baka bir deyile indirge
me, tutumda deiim demektir. Bu tutum deiimiyle, eyleri daha asli ve
radikal olarak grmeyi, eylerin iine nfuz etmeyi ve ilk bata gze arpan
anlamlarn ardndaki daha derin anlam katmanlann grmeyi renmek
mmkndr (Dnceler, C. 1, s. 65-66 [59]).

Cogito, say: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 127

Husserl muhtelif indirgeme trlerini ayrt eder. rnein felsefi indirgeme


olarak adlandrd indirgeme sreci, sabk felsefelere ynelik ntr bir pozis
yon alnmas anlamma gelir. Bu sre, felsefenin tarihi iinde biriken, muh
telif felsefi sorunlara karlk nerilen felsefi zmlerden felsefecilerin ken
dilerini azat etmelerini gerektirmektedir. Felsefeciler asli fenomenleri tam
da onlann kendilerini takdim ettikleri surette ele almay, bma herhangi bir
hipotez ya da yorumun bulamasm engellemeyi ve eski alardan gnm
ze nakledilerek gelen eitli kuramlann tavsiyelerine kulaklann tkamay
renmek zorundadrlar. Ancak ve ancak bu ekilde kazanlan bir hareket
noktasyla gerek bir balang" yaplabilmektedir {Dnceler, C. 1, s. 33-
36 [33-37]).
Burada aklanmas gereken ikinci bir indirgeme tr eidetik indirgeme
dir. Bu indirgeme sreci bizi, olgular sahasndan 'z'ler sahasna vardnr.
Buna gre eidetik indirgeme, olgular dzlemindeki bilgimizi 'ideler dairesi
ne ykselten bir sretir. Fakat burada bahsi geen 'zler' ve 'ideler', dene
yimlerimiz araclyla karlatmz trden 'ampirik genellemeler' anla
mnda deildir. Aksine bu ifadeler, zihnimizde canlanan saf olanaklar anla
mndaki 'saf genellemelerdir ki, bunlann geerlilii olgusal deneyimlerden
bsbtn bamszdr {Dnceler, C. 1, s. 8-11 [10-12]).
Bylesi bir srecin neden gerekli olduunu anlayabilmek iin, Husserl'in
felsefenin mutlak olarak radikal bir bilim olmas gerektiini savunduunu
hatrlamamz gerekir. Felsefenin radikal bir bilim olabilmesiyse, onun eide
tik bir bilim olmasna baldr. zler lemine dolaymsz eriim salayan ei
detik bir bilim, mutlak anlamda radikal bir bilim olabilir ancak. Felsefe n
celikle somut gerek eylere ilgi duymaz. nk onlar, gerek olduklarndan
sadece olumsal olgulardr ashnda. Felsefenin dikkati ncelikle eylerin dei
mez yaplarna (hangi anlamda ve hangi ryetteyse) ynelmek zorundadr.
Eidetik indirgeme u ekilde ilemektedir: Kural olarak ie, alglanan ya
da hayal edilen herhangi bir tikel eyle balanr. Hafzamzn, alg modifi
kasyonlarnn ve zellikle de fantezi edimlerinin yardmyla ele alman r
nek zerinde hangi deiikliklerin yaplabilecei dikkatlice incelenir. Bura
da nemli olan, rnek olarak aldmz eyin bu deiiklikler srasmda da
ne ise o olarak kalmaya devam etmesidir. Gereklii tamamyla gz ard
ederek ve en keyfi deiikliklere giderek (dolaysyla bunun iin en uygun
yer fantezimizdir), o eyin o ey olarak anlalabilmesi iin elzem olan de
imez ve zorunlu karakteristikler manzumesinin tezahr etmesi salanr.

Cogito, say: 50, 2007


128 Joseph J. Kockelmans

Sz konusu deiiklikler icra edilirken meydana kan vayasyonlar, ayn


prototiple somut benzerlikler tar. Fantezimizde ortaya kardmz yeni
haller manzumesiyse deimez ve zde bir ierike nfuz edilmitir. Keyfi
biimde icra edilen btn varyasyonlar ite sz konusu ierie dayanarak
ahenge kavuurken, varyasyonlardaki tikel farklar bu srada alakasz duru
ma der. Ortaya kan bu deimez e, aym prototipin olanakl vayas-
yonlarma ynelik belirli bir limit oluturur. Zira eer bu e olmasayd, sz
konusu trden bir nesneyi ne dnmek, ne de grsel olarak canlandr
mak mmkn olurdu.
Bizatihi eidosnn grs, keyfi vayasyonlar srasnda ortaya kan var
yantlar okluu zerine temellenmektedir. Ancak gr, fantezimizde edilgen
biimde nceden tekil edilenin faal kavranmdan ibarettir. Baka bir ifa
deyle, serbest vayasyon sreci iinde deimez olan' otomatik ve edilgen
olarak ortaya kmaktadr, nk muhtelif edimlerin nesneleri bu srada
birbirleriyle akr. te sz konusu nceden tekil edilen ve halihazrda
noksanlan bulunan bu zde ierik faal grsel kavrayla yakalanmaldr.
rnek olarak, bu eidosu incelenen trn tm tikel halleri iin geerli olan
mutlak deimez ve biricik eidosnn faal kavramyla zihnimizde canlandn-
nz {Exp. J., s. 340-348 [410-420]).

4.7 Fenomenolojik ve Transandantal ndirgeme


Husserl'e gre mutlak anlamda tartlmaz 'ilk balang'Iardan hareket
edilmiyorsa fenomenoloji yapmaya ahmak bounadr. Bu u demektir:
Beyyine ilkesine gre hakll tam olarak gsterilemeyen hibir ey, feno-
menolojide bilimsel olarak onunla ilintili kabul edilemez. Yani pr betimsel
yntemle eidetik indirgemenin bir araya gelerek bizi tm bilgilerimizin
mutlak temeline dorudan ulatrmas imknszdr.
O halde cevaplandmak durumunda olduumuz baz sorulann bulundu
u aikrdr. Bu sorulann ilki yledir: Hem ilksel hem de apodiktik olan
beyyineleri [proofs] nereden bulacaz? Bir baka deyile, dier btn beyyi-
neleri nceleyen ve mutlak anlamda tartlmaz olan 'ilk balang' olacak
beyyineler hangileridir? Daha nce de grdmz gibi Husserl, dnyamn
varoluuna ilikin deneyimsel beyyineleri ne ilksel ne de apodiktik kabul et
mektedir {Cart. Med., s. 14-18 [55-58]). Peki ama hem dolaymsz hem de
apodiktik beyyineler hangileridir? Tam da bu noktada Husserl, Descartes'n
kulland 'phe' yntemine bavurur. Ama bir farkla: Husserl, Descartes

Cogito, sa}a: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 129

phe ediminin yerine paranteze almay' gelitirir. Bu btn yarglan ask


ya almak demektir ya da Husserl'in deyimiyle epokhe.
1905-1916 yllan arasnda Husserl, indirgemeden bahsettiinde transan
dantal' ile fenomenolojik terimlerini adeta aym anlamda kullanmtr. Oysa
1916'dan nce fenomenolojik ya da transandantal indirgeme terimiyle ifade
edilenler aslnda apayn eylerdi. Zira bunlardan birincisi, doal dnyann
paranteze ahnarak karlalan durumdan sahip olunan anlama geii, die
riyse verili olandan onun nihai koul ve varsaymna (yani btn anlamlann
kayna olarak transandantal zneye) geii yanstmaktadr.
Husserl fenomenolojik psikolojiyle geni biimde ilgilenmeye balaynca,
fenomenolojik psikoloji asndan karakteristik olan fenomenolojik indirge
me ile transandantal fenomenoloji iin karakteristik olan transandantal in
dirgeme arasnda bir aynm koymamn art olduunu fark etti. Fenomenolo
jik psikoloji tarafndan icra edilen fenomenolojik indirgeme, dnyamn ev
rensel epokhesini salyordu. Buna gre bu indirgeme tr bizi, doal tutu
mumuzla karlatmz gerek eylerin dnyasmdan, saf ve grsel feno
menler dnyasna gtrmektedir. Oysa fenomenolojik felsefece icra edilen
transandantal indirgeme, fenomenolojik psikolojinin aa kartt her e
yi (buna psikolojik ben de dahildir) paranteze almak anlamma gelir. Yani
bu indirgeme tr bizi, fenomenolojik anlamda fenomenlerden transandan
tal fenomenlere gtrmektedir. Ksaca ifade etmek gerekirse transandantal
indirgeme, bize verili olan ve verili olabilen eylerden onlarn nihai koul ve
varsaymna, yani transandantal zneye gtrmektedir. Bu indirgeme saye
sinde ben, kendi doal insani benliimi ve doal psiik yaamm (bunlar
henz fenomenolojik indirgemeye tabi tutulmamlardr nk), kendi
transandantal-fenomenolojik benime ve transandantal-fenomenolojik z-de-
neyim lemine indirgerim. Btn eylerle birlikte nesnel dnya (ki bu dn
ya, benim iin varolabilen yegne dnyadr), benim iin sahip olduu anla-
mmm ve varolusa! statsnn tamamm ibu transandantal ben olarak ben
den almaktadr. te bu ben, ancak ve ancak transandantal indirgeme yoluy
la ortaya kabilmektedir {Par. Lect., s. 6-12 [6-13]).
Husserl bu konuda tam bir netlie kavuunca, daha nceki yaptlarmda
(zellikle de Dncelerde) kulland terminolojiyi gzden geirmeye ve
daha kesin hale getirmeye alt. Husserl bu gzden geirme leminin so
nularm, kitaplannm kendi ahsi nshalan zerine iliyordu omhkta.
Bu dzeltmeler, Husserlin erken dnem yaptlanmn yeni basmlarnda o

Cosito. savt:.50. 2007


130 Joseph J. Kockelmans

u kere dikkate alnmsa da bu her zaman tutarl biimde gerekletirilme


mitir. Ancak muhtelif kanklklara yol am olan bu durum zerinde da
ha fazla durmamza gerek yoktur, nk Husserl Encyclopaedia Britannica
iin yazd fenomenoloji maddesinde, yukarda bahsettiimiz iki indirgeme
tr arasndaki fark aynntl biimde ele alm olup bu konuda herhangi
bir kankla mahal brakmamtr.

4.8 Ynelimsellik ve Konstitsyon


Yukandaki aklamalarda transandantal indirgeme yoluyla dnyadaki
eylerden klarak epistemolojik adan tm nesnel gereklii nceleyen
transandantal bene vandm grdk. Hatta baz bakmlardan sz konusu
benin, tm nesnel bilgilere kaynaklk eden menba olduu sylenebilse bile,
kelimenin genel geer anlam erevesinde ben, yine de tm nesnel bilgileri
mizin epistemolojik temeli saylamaz. nk "dnyorum" {cogito) ifade
sini tmdengelimsel argmanlarn apodiktik ve aikr nceli olarak kullan
mann pek anlam yoktur. Aksine fenomenolojik indirgeme, yeni trden bir
varln sonsuz lemini aar nmze. Bu lem, transandantal deneyim
dairesidir. Ve eer yeni trden bir deneyim sz konusuysa, yeni trden bir
bilimin de ortaya k kanlmazdr. te bu yeni bilimin ad transandantal
fenomenolojidir {Par. Lect., s. 11 [11-12]).
Bir fenomenologun birinci grevi, benin transandantal deneyimlerinin
sonsuz sahasn byk bir sadakatle betimlemektir. Byle yaparken dikkat
edilmesi gereken en nemli husus, transandantal indirgemenin deneyimle
rin daima bir eylerin deneyimi olduu olgusunu hibir surette deitirme
diini idrak etmektir: ster yle, ister byle olsun her bilin, bir eyin bilin
cidir ve yle kalmaya da devam etmektedir. Baka bir deyile, transandantal
bir ifade olan ben dnyorum {ego cogito) kapsamca geniletilmekte ve
ona yeni bir unsur ilave edilmektedir: ben dnleni dnyorum" {ego
cogito cogitatum ). Bu u demektir: Tm bilinli farkndahklar, ynelimsel
farkmdahklardr (Par. Lect., s. 11-13 [12-14]).
Burada kullanlan ynelimsellik ifadesi, her trl bilincin daima bir e
yin bilinci olduu anlamna gelir. Husserl iin bu, her trl bilincin bir nes
nesi veya ieriinin olmas anlamna gelmez sadece. Bu kavram aynca bir
taraftan kendinde gereklik anla5amn kavramlamaz olduunu, dier ta
raftan da bilince ilikin Kartezyen anlayn (yani bilincin kendi iine kapa
nk olduunun) dlanmas gerektiini dile getirmektedir. Zira bilince ilikin

Cogito, say; 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 131

Kartezyen anlayta bilin, dnyann kendisini deneyimleyemedii iin asli


gereklikle sahih bir temas halinde bulunduunu aka ortaya koymak zo
rundadr. Dola3asyia hibir zaman felsefenin grevi, eletirel' bir tutum ta
knarak kendisini zneyle nesne arasmda tesis etmek ve bu suretle znenin
kendinde dnyaya eriip eriemediini, eriebiliyorsa bunu nasl gerekle
tirdiini belirlemek olamaz. nk bu meselelerin tamam fenomenolojinin
ele ald ynelimsellik kavramyla dta tutulabilmektedir.
Transandantal deneyimlerde tezahr eden her ey eksiksiz biimde, yani
tam da kendini tezahr ettii gibi betimlenmek zorundadr. Buna saf beyyi
ne ilkesi denir. Bu yntemsel ilkeyi byk bir sadakatle izlediimiz ve her
"dnyorum"un {cogito) aslnda hep "dnleni dnyorum {cogito
cogitatum ) olduunu aklmzda tuttuumuz takdirde, bahse konu betimle
melerin hepsinin de hem bizatihi ynelimsel nesneyi (noematik betimleme),
hem de bizzat cogfo'nun o nesneye ilikin hallerini (noetik betimleme) ier
mek zorunda olduunu rahatlkla anlayabiliriz. Ancak bu iki vehe birbirin
den net biimde ayrt edilebilir olsa da fenomenlere sadk kalan bir betimle
mede onlan birbirinden ayrmamn imknsz olduu da aktr {Dnceler,
C. i, s. 199-216 [167-183]).
Btn bunlann yam sra bir fenomenolog, bilincin ynelimselliinin iki
baka zsel veheye daha sahip olduunu bilmelidir. Bu vehelerden biri
statik, dieri dinamik olup, birbirinden farkl ama birbiriyle ikili iki ayn
betimlemeye gereksinim duyar. Ynelimselliin statik betimlemesi, yaam-
lan her deneyimde bulgulamlan somut yolla belirlemeye almaktadr. Bir
baka deyile, iaret ettii ynelimsel balardan ayrt edilebilen gerek un-
surlann belirlemelidir. te yandan dinamik betimleme, ynelimsellii orta
ya k ve geliimi iinde dile getirmeye almaktadr. Fenomenolojik a
dan ok daha nemli olan dinamik betimleme olsa da, bilin nesnelerinin
konstitsyonunun nasl olutuu byk bir sorun yaratmaktadr. Bunun bi
raz daha aklanmas gerekir {Cart. Med., s. 77-81 [111-114]).
Yukandaki sajTalarda fenomenolojinin, btn bilgileri dorudan grye
dayanan apodiktik bir beyyine zerine temellendirmek istediini grm
tk. te transandantal indirgeme bize, bu trden bir beyjdneyle verili olan
transandantal deneyim sahasn aar. Bu saha ya da lemin somut olarak ne
olduu, her dnme ediminin {cogito), dnleni {cogitatum) de zorunh
olarak kapsadn aklmzda tuttuumuzda kolayca tezahr edecektir. An
cak eer bilin zsel olarak belirli bir eyin bilinci demekse, o zaman ^maiz-

Cogito, sayr 50, 2007


132 Joseph J. Kockelmans

deki apodiktik beyyine sadece dnme edimi {cogito) iin deil, aym za
manda dnlen {cogitatum ) iin de geerli olur demektir. Bunun byle
olabilmesi iin indirgemeye devam edilmeli ve dnlen mnhasu^an d
nme edimi srasmda dorudan verili olan bakmndan ele alnmaldr.
tik bakta, ynelinen eylerin, her dnme ediminin tekil ettii beyyi
ne zerine dorudan temellendii, yapmamz gereken tek eyin onu sadece
grmzde canlandrmak ve kavrayp yakalamak olduu zannedilebilir. Fa
kat daha yakndan bakldnda grlmektedir ki, transandantal lemdeki
muhtelif nesneler dnceler zerine temellenmi deillerdir. Yani onlar,
kibrit kutusundaki pler gibi deildir. Aksine onlar, farkl trden sentezler
le tekil edilmektedir. Bu yzden fenomenolojinin en nemli grevlerinden
birisi, tam da sz konusu farkl sentez trlerini hem noematik hem de noe
tik bak asyla zmleyip betimlemektir {Cart. Med., s. 39-46 [77-83]).
rnek olarak dikdrtgen bir kp ele alalm. Kp srekli bir nesnel bir
lik (yani tam da uradaki kp) olarak alglanmaktadr. Oysa bu kp, grn
me halleri {noema\av) okluu iindedir. Sz konusu haller, eitli perspek
tiflerden kan muhtelif tikel alg edimleriyle (noesis'lerle) karlkl kore
lasyon iindedir. Peki ama, tek tek farkl olan pek ok edimlerle verilen ba
k as okluklarnn tam da uradaki kpn biricik deneyimi olduunu
nasl aklayp betimleyeceiz? Bilinci somut olarak betimlemeye giritii
miz andan itibaren, yani onu fenomenolojik olarak betimlemeye balar
balamaz, nmzde sonsuz bir olgular ufku alr. Bu ufuk iindeki olgu
larn hepsi de sentetik yaplar olarak nitelendirilebilir. Bu sentetik yaplar,
tikel dncelere ve onlann ieriklerine {cogitata) noetik-noematik birlik
kazandrrlar. Sz konusu sentezin gerekletii hususi operasyonun (yani
bilin ediminin) cogitormn bir eyin bilinci olarak aa km semereli
klabilmesi iin tam da bu edimi tavzih etmek gerekir. te bu tavzih yne-
lmsel veya konstittif analiz denilen zmlemelerle icra edilmektedir
{Cart. Med., s. 46-53 [83-89]).
Btn bunlar, fenomenoloji ynteminin doru biimde anlalabilmesi
bakmndan ok nemli olduundan, burada biraz daha durmakta yarar
vardr. Kendimi daha ak biimde ifade edebilmek iin, bundan byle, bi
lin edimlerinden genel ve soyut olarak deil, bunun yerine, bilin ediminin
en asli olamndan, yani alg ediminden sz edeceim.

Cogito, say: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji I 133

4.9 B r Alg Ediminin Ynelimsel A n alizi


Belirli bir alg edimi analiz edildiinde,!3 tikel alg edimlerinin, alglanan
nesneyi sadece belirli bir ynden yakaladklar derhal aa kmaktadr.
Korelasyonlu biimde ifade edecek olursak, alglanabilir olan her ey, tam
olarak belirli bak noktalanndan alglanmaktadr hep. rnein bir binann
nnde durup ona baktmda, fiilen onun sadece n cephesini grrm.
Binamn yan cephesi ve arka yz bana kendini gstermez. Bak noktam
deitirmem ve binaya gre farkl bir pozisyona ynelmem mmkndr ta
bii. Byle yaptm halde halen aym binay alglyor olurum. Deien sadece
gr amdr. Pozisyonum ne olursa olsun o binay daima belirli bir gr
asndan grrm. O halde alglanan ey, alglama ediminde sadece belirli
alarlar {Abschattungen) araclyla kendisini bana aar. Bu alarlar, algla-
yamn belirli tutum ve bak noktasyla korelasyonludur {Dnceler, C. 1, s.
86-89 [73-76]).
rneimizi u ekilde somutlatralm: Sz konusu binaya, nnden ge
en sokaktan bakyor ve bu yzden binann sadece n cephesini gryor
olaym. Eer ben bu binanm btn cephe grm hakkmda daha fazla bilgi
sahibi olmak istersem, tek yol, yeni yeni ksmi alglamalara girimektir. Bu
ksmi alglamalarn hepsi de, sz konusu binamn sadece belirli bir vehesini
tezahr ettirecektir. imdi burada tipik olan ey, her vehe tezahrnde, a
lar okluunu hep bu nmdeki binanm alarlar olarak deneyimlememdir.
Buna bah olarak ve buradan hareketle, ksmi alglamalar okluklarm dai
ma tek bir eyin algs olarak deneyimlediimizi syleyebiliriz.
Alglanan ey, tikel alarlarla tam anlamyla tketilememektedir o halde.
Aksine, sz konusu somut edimler srasnda ynelinen ey hep aym kalmak
tadr. Oysa tikel edimler srasnda bunun byle alglanmad grlmekte
dir. bu tikel alg ediminde (baka bir deyile noesiste) bu bina, belirli bir
bak noktasmdan bakldnda kendini hep belirli bir alarla tezahr ettir
mektedir. Ama yine de her somut edim, bu tikel alardan daha fazlasna y
nelimli olup binay bir btn olarak hedeflemektedir. Sz konusu ynelinen
totai anlama noema denmektedir. Ynelinen total anlam, bahse konu binaya
dair her tikel alg ediminde algsal anlam olarak aka tekil edilmi olup,
binamn bu edim srasnda tezahr ediyor olmas bir n koul kabul edile
cektir. te bu noema, her bir tikel alg ediminin neden aym binamn baka
olanakl alglanlarna gndermede bulunduunu da aklamaktadr. Bu
muhtelif alglar, ilk algy tamamlayp glendirirler ve onlar aracyla sz

Cogito, say: 50, 2007


134 I Joseph J. Kockelmans

konusu ilk alg, muhtemel total srecin bir evresi olarak grnebilmektedi:
{Cart. Med., s. 39-41 [77-79]). Bu hususu aynntl biimde aklamakta yarar
vardr.
Muhtelif alg edimleri rneimizdeki binaya dair olduklannda, onlan tek
ve a5m eye hamledilmi olarak denejdmleriz. Bu yzden birbirinden farkl
olan sz konusu alg edimleri, ahenk ve mutabakat iinde olurlar (oysa so
nuta alglanan eyin kendisi, tikel alg edimlerinden farkldr). Muhtelif
edimlerin alarlan birbirlerinden farkl da olsa, bahse konu alarlar u veya
bu ekilde birbirleriyle uyum gstermedikleri takdirde, edimler de mutaba
kat halinde olamayacaklardr. Sonu olarak, ajm ve tek eye ilikin muhtelif
alg edimlerinin birbirleriyle kaynap bir total alg sreci oluturmalan, il
gili alarlann zorunlu olarak ilintili bir btn iine oturduklanm varsayar,
ilintili alarlar kendilerini tek ve ilikili bir btn halinde tekil ettikleri
iindir ki, alg edimi, total bir srecin evreleri grnmne sahip olabilmek
tedir {Dnceler, C. 1, s. 86-89 [73-76], s. 236-243 [201-208]).
Yukandaki aklamalardan da anlalaca zere, tikel edimlerin birleti
rilmesi, edimler arasndaki mevcut zamansal ilikilere baml deildir. Hat
ta alg edimlerinin birbirlerini kesintisiz biimde takip etmeleri dahi zorun
lu deildir. Baka bir deyile bahse konu birletirme, bizatihi edimlere feno-
menal zaman iinde cereyan eden birer psiik vaka olarak atfta bulunmaz.
Oysa ki birletirme, ynelimsel korelasyonlan olarak, yani karlk gelen
noernalav olarak onlara atfta bulunur. Sonu olarak her tikel edim algla
nan eyin sadece tek bir cephesine atfta bulunduundan bu tek cephelilik
aym zamanda hem deneyimlenmekte, hem de almaktadr. nk tek ve
aym maddesel eyin muhtelif ksmi algsal temsilleri, tek bir noematik siste
mi tekil eder.
Tek ve aym eye ilikin her bir tikel alg ediminin tek cephelilii total alg
sreci iinde almaktadr. Bunun olabilmesi iinse, noematik sistem iinde
bulunan muhtehf alarlann, atfta bulunulan edimler iinde ve onlar aracl
yla srayla aktalize olmalan gerekir. Mteselsilen gerekleen bu aktali-
zasyon, alglanEm eyin muhtelif ama ahenkli ve sarih vehe okluu iinde
grnmektedir. nk bylece sz konusu eyin kendini sadece tikel vehe
leriyle tezahr ettii her bir tikel algsal edim, bu eyin kendini srekU ola
rak farkllaan ama bir ahenk oluturan vehelere tezahr ettii dier ksmi
edimlere atfta bulmur hep. Noematik bakmdan ele alndnda sz konusu
referans veya atflar, sz konusu algsal noemam n zsel nitelikleri arasnda

Cogito, say; 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 135

yer alr. Noetik bakmdan ele alndndaysa onlar, mevcut tikel fiili algy
tamamlamak zere icra edilen yeni edimlerin beklentisi olarak grnrler.
Baka bir deyile, her bir tikel edimin tek cepheliliini aan ey, o edimlerin
zamansal mteselsiUii de, onlann birbirlerini teyit, tamamlama ve b
tnletirme olgusudur. Dolaysyla noematik bakmdan ele alndnda alg
sreci, ashnda bir ikmal (Erfllung) srecidir (Dnceler, C. 1, s. 326-329
[282-285]).
Yukanda algsal noema da (yani verili bir alg edimiyle kendini bize ne
ise yle tezahr ettirende), u anda kendini bize fien tezahr ettiren ve y
lece verili olan ile geri kalan bakiye arasmda bir aynma gidmesi gerekti
inden bahsetmitik. rneimize geri dnecek olursak: Bir binay algad-
mzda fiilen onun sadece tek bir cephesini grrz. Ama yine de gerekleen
algmn ierii, fiilen grdmze kyasla daha genitir, nk noema da,
fiilen alganmasalar dahi dier veheler nemli bir rol oynarlar. Bu tr et
menler olmasayd pek de keskin biimde tanmlanmam bir yzey gryor
olacaktk sadece. Karmzda baz renkler duruyor olacakt, ama bir binamn
cephesi deil. Dier bir ifadeyle fien alglananlar, fien alganmayanlann
verilerinin nda grnr hale gelirler. Fien alglanan ve fien algan-
mayan vehelerin meydana getirdii kompleks, bahsettiimiz algsal anlam
tek etmektedir.
Bu konuyu daha farkl bir adan ele almak gerekirse: Her algsal noema,
kat biimde tammlanm bir ekirdee sahiptir. Bu ekirdek, deneyim sra
snda dolaymsz biimde verilmekte ve dahas, dolaymsz biimde verili ol
mayan vehelere de atfta bulunmaktadr. Husserl dolaymsz biimde verili
olmayan etmenler btnne algsal noemanm. "i ufku demektedir. Bma
ave olarak biz de sz konusu noematik ekirdein, i ufkun yaplanna atfta
bulunduunu syleyebiliriz (algadmz nesneye nceden aina olma dere
cemize bah olarak). Bu nedenle i ufuk, imdi ve burada fiilen algananm
zerinde aa kar. Bunun iinse, fien alglanamn oluturduu smrlara
kat biimde bah kalnma zorunluluu vardr (Exp. J., 31-39 [26-36]).
Son olarak unu da akhmzda tutmamz gerekir: Muhtelif alg edimleri
icra eden bir insana grnen her ey, belirli bir balam iinde tezahr eder.
Alglanan her ey ya da noema, der Husserl, sadece bir i ufka sahip olmakla
kalmaz, onun aym zamanda bir de d ufku vardr, nk alganaben her
nesne bize, belirli bir arka plan zerinde beliren bir figr olarak grnr.
rneimize dnecek olursak: Adeta sonsuz bir alarlar dizisinin birlii ola

Cogito, say: 50, 2007


136 i Joseph J. Kockelmans

rak deneyimlediim sz konusu binann bana gerekten de bir bina olarak


grnebilmesi iin, bulunduu sokan, parkn, meydamn, bahenin ujBo
karsnda beliriyor olmas gerekir. Paras olduu evreye dahil olmayan
bir bina asla gerek bir bina olamaz ve bu yzden de zaten bir bina olarak
alglanamaz. u sokaktaki u binaya dikkatimi ynelttiimde, o bina, kendi
sini sz konusu anlam arka planndan synyor olsa da, bahsettiimiz ufuk,
alglanan bu gerek eyi tekil etmeye devam eder. Bakm baka bir bina
ya ya da binamn nnde duran arabaya evirdiimde, nceki bina bir kez
daha sz konusu ufkun iine dahil olur ve imtiyazl pozisyonunu kaybede
rek buraya dier bina ya da araba kar {Dnceler, C. 1, s. 51-55 [48-51]).
Bu ksa aklamalardan sonra ynelimsel analizlerin neden ok nemli
olduunu anlamak pek zor olmayacaktr. Bu yntemin asli ilev ve nemi,
bilincimizin fiili hallerindeki zmni veheleri ortaya karmakta yatar. Genel
bir ifadeyle ynelimsel analiz, fiilen verili olan belirli, anlamlann iinde zm
nen bulunan tekil edici elerin ortaya kanlp aklanmas yntemidir.
Bu yntemin algya tatbiki, imdi ve burada dolaymsz biimde verili olup
da somut algda zmnen var olamn ihtimaml biimde zmlenmesi zeri
ne dayanr.
O halde eer bir algmn anlamn aa karmak istiyorsak, i ufukla d
ufku birlikte aklamamz gerekir. Yani bu srecin hem bir noetik, hem de
bir noematik vehesi vardr. Noetik bakmdan ele alndnda sz konusu
yntem, i ve d ufuklarn, olabilecek yeni ve hl muhtemel alglara dair
beklentilerin deifre edilmesi olarak tasvir edilmesini talep etmektedir. Bu
yzden, rnein u anki tikel algm, bu somut algmla u veya bu ekilde
ilintili olan ve onun fiili ieriini harekete geirebilecek olan edimler sistemi
btnyle iliki iinde dikkate alnmak zorundadr. te yandan noematik
bakmdan ele ahndnda ynelimsel analiz, fiilen verili olan mutanm zm
nen atfta bulunduu tm anlamlan bilincimizde aikr klma giriimidir.
Bu ilevi ikmal ederken, i ve d ufuklann icra ettii btn zsel etkileri de
mutlaka dikkate almak durumundayz {Cart. Med., s. 46-49 [83-87]).

4.10 Dier Sentez Biimlerinde Ynelimsel Analiz


Yukanda somut bir rnek zerinde yrttmz aklama, bahse konu
sentezin sadece bir tryd. Oysa pek ok baka sentez trlerini daha a5nrt
edebilir, zmleyebilir ve betimleyebiliriz. rnein fenomenolojik zaman-
sallk gibi nispeten basit ama olduka temel bir sentez trn ele almak

Cogito, say: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 137

mmkndr. Bunm peinden, bilinli yaammzn tamamm kapsayan bir


dnme (cogito) sentezine gidilebilir. Byle bir sentez, tm tikel bilin s
relerini iine alacak ve dnyay her bir tikel dnce nesnesinin {cogita
tum ) ujEku olarak ynelimleyecektir {Cart. Med., s. 39-43 [77-81]).
Dnyaya hamleden her bir dnce edimine {cogito) ait ynelimsellik
okluunun, sz konusu cogfonun sadece fiilen yaanlan tek bir deneyimi
ni dikkate alarak tketilemeyecei unutulmamaldr. Zira her fiil kendi po
tansiyellerini de (yani ben tarafindan fiilen gerekletirilecek olanaklar da)
iermektedir. Baka bir deyile yaanlan her deneyim, bizatihi bu deneyi
min sahip olduu bilin potansiyeline atfta bulunan bir i ufka ya da yne
limsel ufka sahiptir {Cart. Med., s. 44-46 [81-83]).
Dolaysyla yukanda, algya ilikin i ve d ufuk hakknda sylenilen her
ey (rnein ikmal sreci, beklenti, potansiyeller ya da tedricen artan beyyi
ne dereceleri), aslnda btn teki ynelimsel edimler iin de geerlidir.
Ama bu edimlerde, rneimizdeki alg ediminde gremediimiz pek ok ka
rakteristikler de bulunabilir kukusuz.

4.11 Transandantal dealizm


Fenomenoloji meselesini nesnelerin bilincimizdeki konsitsyonuna in
dirgediimize gre, fenomenolojiye bilginin transandantal kuram demek
yanl olmaz. Fakat bilginin bu transandantal kuramn geleneksel episte
molojiden ayrt etmek arttr {Cart. Med., s. 83-88 [116-121]). Zira geleneksel
epistemolojinin ana meselesi, akmik sorunudur. Geleneksel epistemoloji
bu sorunu doal tutum dairesi iinde zmeye gayret edegelmektedir. Bura
daki sorunu u ekilde ifade etmek mmkndr: Btnyle kendi bilinli
yaammn ikinlii iinde yer alan bilgim, nasl oluyor da, dmdaki dn
yaya ilikin nesnel bir anlamlla kavuabiliyor? Bu soruya bilin dairesi
iinden herhangi bir cevap bulunamayaca aikr olduundan Descartes,
Tannmn hakikatine atfta bulunarak bir zorlamayla bu sorunu zmeye a
lmtr.
Oysa fenomenolojiye gre yukandaki mesele her adan tutarszdr, n
k soru, doal tutum dairesi iinden sorulmutur. Fenomenolojinin itiraz
yledir: Dnyadaki doal bir insan olarak ben, nasl olur da bilin adasmn
dna kp kamayacam cidden ve transandantal biimde sorabilirim?
Nasl olur da, kendini bilincime smanm, dmdaki dnyada nesnel anlama
sahip olup olamayacam sorabilirim? Aikrdr ki, soruyu bu ekilde ifade

Cogito, say: 50, 2007


138 j Joseph J, Kockelmans

ettiimde, kendimi dnyada bulunan doal bir insan olarak alglayacam


ve bylelikle zaten dmdaki bir dnyay varsaym olacam ki, sorgulan
makta olan dnya tam da budur?
Husserle gre yukandaki tutarszl amamn tek yolu fenomenolojik in
dirgemeye bavurmaktr. Sadece fenomenolojik indirgeme sayesinde tran
sandantal bilginin olanakllna ilikin transandantal sorulann sorulabildi-
i bilinli bir yaam aa kartlablir. Byle bir indirgeme icra edildii an
da, yukandaki mesele kendiliinden ortadan kalkar, nk o zaman, saf ben
iin var olan her eyin bilincimiz iinde ve bilincimiz araclyla tekil olun
duu aikr olur. Yani aslnda aknlk, ben iinde tekil olan ikin bir varo
lusa! karakteristikten baka bir ey dedir. ster ikin, isterse akn olsun
anlalabilir olan her ey, transandantal znellik dairesi iine girmektedir.
Transandantal znellik de onun anlam ve varlm tek eder. Dnya ile bi
lin zsel bakmdan bir aradadr. Somut bir ifadeyle, transandantal zneUi-
in mutlak somutluu iinde dnya e bilin birdir.
O halde fenomenoloji, zorunlu olarak transandantal idealizm demektir.
Ancak bu, temelde yepyeni anlama sahip bir idealizmdir. O ne psikolojik
idealizmdir (nk bu, anlam sahibi olamayan duyu verilerinden anlaml
bir dnya karsamaya abalar), ne de Kant bir idealizm (nk bu da,
kendinde eyler dnyasm mmkn klacak bir ak kap brakmaktadr).
Transandantal idealizm olanakl btn bgilerin znesi olan kendi benimin
zyorumundan baka bir ey dedir ashnda. Ben bu zyorumu, tutarl bi
imde ve sistematik bir egolojik bilim olarak icra ettiimde transandantal
idealizmi takip etmi olurum {Par. Lect., s. 33-34 [33-34]).

5. Sonu Yerine: Solipsizm mi, zneleraraslk m?


Bu noktada Husserl ok nemli bir soru ortaya atmaktadr: Dnmle-
yen ben; kendini, rhutlak bene ve kendini bu bende tek edene indirgerse,
ister istemez yahtm hale (yani solus ipse) gelmez mi? Bunun sonucu ola
rak ^oklamaya dayal bu felsefenin aslnda halis bir solipsizm olduu or
taya kmaz m? Husserl'in iddiasna gre bir fenomenolog, bu tr sorulara
mspet cevaplar vermek zorunda dedir. nk her eyden nce fenome
noloji dairesi iinde bende teki benin kendini nas tezahr ya da tekil etti
i meselesi son derece olanakldr ve bu tezahr ve tekilleri incelemek
mmkndr, Bylesine bir inceleme, kendine u olgular hareket noktas
olarak almak durumundadr: Ben, dier benleri birer gerek ben olarak de

Cogito, say: 50, 2007


Edmund Husserl ve Fenomenoloji 139

neyimler. Yani onlar da tek ve btn bir 'doa' iinde birlik olutururlar. Ay
nca ben onlan, onlann beni deneyimledii gibi deneyimlerim. te yandan
ben, dnyay kendi zel dnyam olarak deneyimlemem. Dnya zneleraras
bir dnyadr, burada bakalar da vardr. Hatta onlar hem bakalan olarak,
hem de kendi aralannda birer ben olarak vardr {Par. Lect., s. 34 [34-35]).
Baka insanlann birer baka ben olarak tekil olunmalannm aklanma
snda empati edimi nemli bir rol oynar. Sz konusu temel edimi fenome
nolojik analizde kullanabilmek iinse, ilk nce yeni trden bir paranteze al
may icra etmek gerekecektir. Bu yeni trden paranteze almada, hem btn
teki zihinler, hem de baka benlerin varlna inanmamdan treyen kendi
dnyamdaki btn deneyimsel anlam dzlemleri paranteze alnmaktadr.
Bu yolla, kendi transandantal benim ile onda tekil olunan evren aynm or
taya kar. Buna gre, bir tarafta kendi benIiimin oluturduu lem ve
benliime dahil olanlara indirgenmi kendi dnya deneyimimden meydana
gelen tutarl bir anlam katmam vardr. Dier taraftaysa *baka olan lem.
Byle bir aynma gidildii andan itibaren, 'herkes iin geerli nesnel dn-
ya'nm anlam konstitsyonunu fenomenolojik bakmdan aklamak mm
kn olacaktr. Sz konusu konstitsyon [tekil olunma], eitli evrelere sa
hiptir. Birinci evre, baka benlerin kendi konstitsyon aamasdr. te bu
aamada, empati edimi devreye girer. Baka benlerin konstitsyonu akla
nr aklanmaz, kendi ilksel benliimin dnyasna evrensel olarak anlam
yklemesinin nasl yapldna odaklanmam gerekir. Dnyamn kendini nes
nel bir dnya (yani ben dahil herkes iin bire bir aym olan dnya) olarak te
zahr ettirebilmesi ancak bu anlam yklemesiyle mmkndr. Dolaysyla
baka ben, kendi benlik lemim iinde nesnel bir dnya olarak tezahr
eden bakalanmn sonsuz yeni lemini konstitsyon bakmndan olanakl
klar. Bahse konu nesnel dnyanm konstitsyonunda bakalan ve ben yal
tlm halde kalmaz. Aksine kendi benlik lemi iinde monadlar topluluu
olan bir benler topluluu tekil olunur. Ben'liim topluluklam ynelim-
selliiyle herkes iin bire bir ayn olan dnyay tekil eder. Baka bir deyile,
transandantal znelliim tedricen bir transandantal znelerarasla ya da
toplulua tevsi eder. teki taraftanda da bu, genel anlamda doa ve dnya
nm zneleraras kymetinin transandantal temelini oluturur {Par. Lect.,
s. 35 [35]).

eviren: K. H. kten

Cogito, say: 50, 2007


140 I Joseph J. Kockelmans

Notlar

1 Bu zet yaam yksnn hazrlanmasmda yararlamlan kaynaklar unlardr: Andrew D. Os-


bom, The Philosophy of Edmund Htisserl in Us Development from His Mathematical Interest
to His First Conception o f Phenomenology in "Logical Investigations, International Press,
New York; 1934. Marvin Faber, The Foundation of Phenomenology: Edmund Husserl and the
Quest for a Rigorous Science o f Philosophy, Harvard University Press, Cambridge, Mass.:
1940. E. Peari Welch, The Philosophy o f Edmund Husserl: The Origin and Development o f His
Phenomenology, Octagon Books, N ew York: 1965. Herbert Spiegelberg, The Phenomenologi-
cal Movement: A Historical Introduction, Martinus Nijhoff, The Hague; 1960, C, 1, s. 73-163.
H. L, Van Breda, J. Taminiaux (der.), Edmund Husserl: 1859-1959: Recueil cornmimoratif
publie loccasion du centenaire de la naissance du Philosophe, Martinus Nijhoff, The Hague:
1959. Hans Rainer Sepp (der.), Edmund Husserl und de phanomenologische Bevvegung: Ze-
ugnisse in Text und Bild, Alber, Freiburg: 1988. Arion Lothar Kelkel, Ren Schrer, Husserl:
Sa vie, son oeuvre, avec un expos de sa philosophie, Presses Universitaires de France, Paris:
1964. Rudolf Bemet v.d., Edmund Husserl: Darstellung seines Denkens, Meiner, Hamburg:
1989.
2 zleyen aklamalar iin bkz.: H. L. Van Breda, "Le sauvetage de ll6ritage husserlien et la
fondation des Archives-Husserl, Husserl et la pensee modeme: Actes du deuxieme collogue de
phnomdnologie, Krefeld, 1-3 novembre, 1956, der, H. L. Van Breda, J. Taminiaux, Martinus
Nijhoff, The Hague: 1959, s. 1-77. Bemet v.d.. Edmund Husserl, s. 225-228.
3 Husserl Arivi'nde Husserl'in yazmalan u ekilde gmplandnimtr: A. Aelde Fenomeno-
loji; B. indirgeme', C. Formal Konstitsyon Olarak Zamann Konstitsyonu', D. zneleraras
Konstitsyon', F. Dersler ve Sunular, K. eitli Yazmalar; L. Bemau Yazmalan; M. 1938den
nceki Freiburg Yaznudannm Transkripsiyonlar; N. Son Notlar ve Suretler; P. Baka Yazar-
lann Yazmalan; Q. Husserlin renciyken Tuttuu Ders Notlan; R. Mektuplar. Yukandaki
yazma gruplanmn her birinde, ok sayda not tornan yer almaktadr. Arivdeki yazmalara
atfta bulunulduunda grup, tomar ve sayfa numaras eklinde not dlmektedir (rnein
MS. F I 32).
4 Spiegelberg, The Phenomenological Movement, C. 1, s. 74.
5 A.g.e.
6 Ag.e., s. 74-75.
7 Daha nce de belirttiim zere "Amsterdam Sunulan" iin bkz.: Pkan. Psych., s. 302-49.
Richard Palmer bunun Husserliana dan kacak ngilizce evirisi zerinde almaktadr.
"Viyana Sunulan" Krizde yer almaktadr: s. 269-99 [314-48].
8 Bkz.: Iso Kem, Husserl und Kant: Eine Untersuchung ber Husseris Verhaltnis zu Kant und
zum Neukantianismus, Martinus Nijhoff, The Hague: 1964.
9 Cart. Med., s. 152-57 [178-83]; Kriz, s. 3-18 [1-17].
10 Bkz.: "PhiiRig.Sc., s. 71-122 [289-322]; Dnceler, C. 3, s. 159-162.
11 Bu blmdeki aklamalar iin bkz.: Fenomenoloji Fikri, Ders 1, s. 13-21 [15-26].
12 Bkz.: Pkan. Psych., s. 600-602 (Heidegger'in Husserl'e yazd bir mektuptur). Husserl'in
transandantal indirgeme anlay ile bunun fenomenolojifc-psikolojik indirgemeyle olan ili
kisi hakkmda bkz. "Amsterdamer Vortrge, a.g.e., s. 312-313 ve s. 328-346. Fenomenolojik
indirgeme ile transandantal indirgeme aynm hakkmda bkz. Cart. Med., s. 65-75 [99-108],
s. 83-88 [116-121] eKriz, s. 235-265 [238-276],
13 Bir alg ediminin ynelimsel analizi iin bkz. Husserl, Dnceler, C. 1, s. 73-104 [64-87];
Exp. /., s. 71-148 [73-171]. Aynca bkz. Aron Gurwitsch, The Field o f Consciousness, Duques-
ne University Press, Pittgsburgh, Pa.: 1964, s. 202-305.

Cogito, say: 50, 2007


Bellek, Tarih, Unutu
PAUL RICCEURLE SYLE
JEAN BLAN

Ya ilerledike, anlar st ste ylr, bellek zayflar... Balamak m gere


kir? Ammsamak bunca nemli midir? Peki ya tarih nasl oluur?... Bellek, Ta
rih, Unutu yal felsefecinin son kitab ve ayn zamanda bir yaam stne d
nceleri yanstyor.
Paul Ricceur hi kukusuz Fransz felsefecilerin en nllerinden biri, sade
ce kendi lkesiyle kstl deil bu n, b ir eyrek yzyl boyunca ders verdii
Amerika bata olmak zere yabanc lkelerde de yakndan tannyor. Fransada
ilk kez Husserl felsefesinden yararlanp, ok ksa srede istein grngbilimi
ve ktlk stne aratrmalara yneldi. Ama anlamla yorum sorununa ta
kntl olmas kendisinin psikanaliz ve Kutsal Kitap yorumlaryla olduu ka
dar, tarihsel bilgi ve imdiden bir klasik olarak deerlendirilen Zaman ve Anla
t'yt (1983-1985) adad anlatm konularyla da ilgilenmesini salad. Son ki
tab Bellek, Tarih, Unutu (Seuit Yaynlan) zaman ve tarih stne dncele
rin bir bellek sorgulamasyla gelitirilmesi ve tamamlanmas amacm gdyor.
B ir yerde bellein fazlas, baka yerde unutuun fazlas var diye hayflanan
Paul Ricceur balamayla bellek yitim ini birbirine kantrmyor, bellek gre
v i n i yerine getirmekten vazgeilmesi gerektiini de ileri srmyor kukusuz,
onun stnde durduu doru bellein siyaseti olarak adlandrd ey. Sek
sen yedi yandaki, canllndan ve nktesinden hibir ey yitirmemi olan fel
sefeci bizi Bretagneda, Saint-Gildas Burnu yaknndaki evinde konukseverce
arlad, kendisi orada ailesinin yannda birka tatil gn geiriyordu.

Cogito, say: 50, 2007


142 Paul Ricceur'le Sylei

Cogito, say: 50, 2007


Bellek, Tarih, Unutu 143

Jean Blain: ncekilere baknca, son kitabnz nasl konumlandryorsu


nuz? Onun zellii ne sizce?
Paul Rcoeur: Zaman ve Anlaty izleyen bir kitap bu, onda tuhaf bir ek
siklik vard nk zamanm yaadmz ya da maruz kaldmz halini anla
tyla birlikte doa iinde seyrettii haliyle karlatryordum dorudan: Orta
da bir arac olmas gerekirdi, bu da bellek ve unututu. Bir anlamda bir tr
onanm sz konusu burada. te yandan, yaklak on yldr birok seminere
katldm, oralarda st dzey memurlarn yan sra hukukularla, siyasetbi-
limcilerle, tarihilerle, zellikle de imdiki zaman tarihileriyle bir arada bu
lundum. Sonu olarak, ekinsel durum sz konusu, yaral bellein byk is
tekleri ve imdiki zaman tarihinin tm o anma gnleri, benim de paylatm
tm o yaknmalar iinde kendini konumlandrmada ektii glk var orta
da: zetle, benim istediim hakemlik etmek deildi nk ben bir hakem de
ilim, ben de bu tartmaya katlmak istedim, bunu yaparken drstl el
den biTEikmamal ve yazd belgelerle szl, hatta yazd ama yaznsal tanklk
lardan, dolaysyla da tarihsel belgeyle yaayadann tankl arasmdaki g
cl bir atma ilikisinden ibaret olan imdiki zaman tarihinin zorluunu
gz nnde bulundurmalydm. Bu yzden, bir bilgi kuram sorunu deil bu
radaki: Asd dert bellein sadakatiyle tarihin gereklii arasndaki balanty
anlamak. Ama aynca bir drstlk ve adalet sorunu sz konusu; Vichy yle,
Cezayirle vb. birlikte Fransamn dma taan bir sorun bu, elli yd nce ykk
dkk bir kta olan tm Batmn sorunu. te "bir yerde bellein fazlas, ba
ka yerde mutuun fazlas tmcesi bundan kaynaklamyor.
J.B.: nceki ktaplanmzda neden o eksiklik vard? Neden unutu unutul
du?
P.R.: Bunun nedeni tm kitaplanmm -eUi jaldr yazyorum- kesin bir
hedefinin olmasdr, asla bir tr btnlk ya da felsef sistem kaygs gde
rek almadm, o kadar ki her kitap ardnda karanlkta kalan baz noktalar
brakt; ve temelde, kendi yazma ilikin bir deerlendirme yaparsam, sonu
olarak her kitap tekinin sylenmemi olarak brakt noktaya sryor. Za
man ve AnlatdaE durum da byleydi.
J.B.: Bellek, Tarih, Unututa birok yeni izlek var kukusuz ama ayn za
manda bu kitap yaptmz boyunca ele alnm farkl konulan ve izleklel ye
niden incelemeye alyor gibi bir izlenim brakyor insamn stnde.
P.R.: Bu konuda okurun benimkinden farkl bir perspektifi olduunu d
nyorum. Benim derdim olaylan dzenli biimde ele almak, ileri srlen

Cogito, say: 50, 2007


144 : Paul Ricceurle Sylei

dncenin geliimini ok dorusal adan deerlendiriyorum ben; rnein,


bellee aynlan ilk blmde zamana yaklammda Aziz Augustinus'tan yola
kmtm, insamn kendisiyle olan ilikisinden ve kendi bilinci olarak bellek
le kurduu ilikisinden yola kmtm. Sonra kendi kendime, hayr, byle
balamamak gerek, dedim. "Am szcyle balamal, nk Franszcada
amyla bellek farkl anlamlarda kullanlabilir. Bu farkll aklayabilmek
iin bir aka yapaym: Genlerle yallar arasndaki fark, bence yallann da
ha ok amya, ok daha az bellee sahip olmalandr! Dolaysyla, am konu
suyla balayarak en nemli glkle karlam oldum, o da uydu: artk
varolmayan bir eyin imgesinin aklda kal - gemi: Akldaki varlkla ger
ekteki yokluk, yani zamam dolan arasndaki ilikidir bu. O zaman Augusti
nus'tan deil de Platon dan, Aristoteles'ten hareket ettim, onlar farkl neden
lerden tr (Platon sofistler yznden, Aristoteles de doa felsefesi yzn
den) bu bilmeceyle, bu ak ama ktrmletirici olmamasm dilediim k
mazla, zetle varlkla yokluk ya da gncellikle uzaklk arasndaki ilikiyle
yzlemilerdi; o zaman benim am-nesne olarak adlandrdm ve bellekten
nce kendi kendinin znesi olan ey kt ortaya. Ondan sonra, blm
arasmda geiler yle saland: lk olarak, artk burada olmayan gemiin
aklda bulunuu; ikinci olarak, ierdii tm glklerle aratrma; nc
olarak da Augustinus bellei, yani dnen ve sonradan tarih konusuna ge
memi salayacak olan bellek, nk kath bellek olarak adlandrdm bir
ema nerdim. Bellei dilbilgisi asndan her kiiye mal edebilirim; "Amm-
syorum", "ammsyorsun, ammsyor vb., bu da iin iine hemencecik or
tak bellei katmam salyor, dolaysyla u seenek iinde kstl kalmam
engelliyor: Kim ammsyor? Sadece ben. Hayr, ortak bir bellek var. Burada
nerdiim bir tr l topluluk: insamn kendi bellei, yakmlannm bellei
ve ortak bellek. Yaknlarmn belleinden holanrm: Doumuma tank
olanlar yalmzca onlardr, belki de lmme zlecek olanlar da, nk ba
na gre ben zaten domuumdur, henz lmemiimdir ve nfus idaresi
bunlara aldrmaz. te iler byle yrr. Okura zorunlu bir yolculuk dayat
yorum, bu da sorun oluturabilir.
J.B.: Gene de okura bu yolculukta yardmc oluyorsunuz.
P.R.: lk kez kalktm bir ey bu: Her blme bir ynlendirme notu
koydum, orada da, ite yaptmz ey bu, ite yapacamz eyler bunlar, i
te geeceimiz yer buras, trnden eyler syledim. Bylelikle, bu kaln m
kaln bir kitap olduu iin, okurlar nerede olduklarn grebiliyor, bir blm

Cogito, say: 50, 2007


Bellek, Tarih, Unutu 145

seebiliyorlar. Ynlendimie notlann arka arkaya getirirseniz, bal bana


kk bir kitap kar ortaya.
J.B.: Bellein ktye kullanmndan sz ediyorsunuz, iinde bulunduu
muz dnemdeki anma lgnbma kukulu yaklayor gibisiniz. Tarihle an-
mamn bu ekilde birbirine kantnimasm neye balyorsunuz?
P.R.: Kukulu yaklatm sylyorsunuz. Bu doru, ama bunun nedeni
bellekten ok fazla ey beklemem. Hatta -kitabmda ilerlerken adamakll
byle hissettim- bellein tarihe gre, adna tanma denen bir stnl var:
te o kadn, ite o adam, sizi tamyorum! Tarih tanmaz, yap yeniden kuru
lur. u durumda, sonu olarak, bellek bir eyin ammsadmca olup bittii
nin tek gvencesiyse ve bu konuda yanlma olasl da varsa dikkatli olmak
gerekir nk bellein bu hassas tankl ktye kullanm ve kusurlarn
tehdidi altndadr. Bunlardan bazlar ncelikle hastalkbilimle ilgilidir; Bel
lek engellenmitir nk anlar hemen elin altnda deildir, insan onlar
arar ama ona kar koyan bir eyler vardr. Bu konuda her eyi Freud'a
borluyum. Kimi zaman anmsamak iin yardm, destek almak gerekir ve
ruhzmleme bu destee dayar srtm. te o zaman anma iinin olas k
tye kullanmlanmn o korkun anlam belirsizlii su stne kar. Anmamn
bir ktye kullamm olduunu sylemiyorum, benim sylediim anmamn
ktye kullamlabilecei. Bellein yabancl olarak adlandrdm ey ko
nusunda tarihi Pierre Nora'mn tarafnda gryorum kendimi. Pierre Nora
bulduu eyin, yani anma alanlanna dnen "bellek alanlan'nm kt kul-
lamldm dnr. Bunu bellein kaltlatnlmas olarak adlandrd eye
balar. Anma iine kar olduumun dnlmesini hi istemem, ama ben
ce o bir ktye kullamm alan.
J.B.: "nsanm kendine ammsama emri vermesi bellein, tarihin iini kes
tirmeden gerekletinneye davet edilmesi anlamma gelebilir, bu tehlikeyi ta
r, yazyorsunuz. Yanl anlalmaktan ekinmiyor musunuz?
P.R.: Beni eletirdikleri noktamn tersine, rnein metni Le Mondeda ya
ymlanan, Sorbonne'da verdiim konferanstan sonra Rainer Rochlitz'in yap
t eletirinin tersine, ben bir bellek grevi olduunu sylyorum. Roch-
litz'in sylediklerinde utan verici bir Yahudi kartl kukusu var. Aslnda
olan biten bunun tam tersi, nk ben "insan znt yznden sinmemell
derken, "Yahudilerin znt }iznden kendilerini brakp sinmemeleri" ge
rektiini sylyorum. Dnn, srail'den geri dnmtm, orada "Yahudi-
Alman adyla anlp Rosenzweig evresinde incelemeler yapan bir grubun

Cogito, say; 50, 2007


146 \ Paul Ricceurle Sylei

yesiyim, onlann slogam -Walter Benjamin den alntlanan bir szck b u -


"durgudur: Hitler bir durgudur, sorunu ncesinde ele almak gerekir. Be
nim dncem de bundan kaynaklanr: "Auschwitz'ten sonra felsefe yapla
maz" diyen Adomo'yu izlemeyelim, ben srailli, New Yorklu Yahudi arka-
dalanmla ve daha niceleriyle bu tarih stne incelemeler yapyorum. Ksa
sre nce, Kuds'te "Auschwitz'in tarihi yazlabilir mi? konulu bir seminer
dzenledim. Orada yle dedim: lk adrm baka konularda atmah. Byk
Fransz tarihilerine bakm: ster ortaa uzman olsunlar, isterse Yeniden-
douTa ya da Fransz Devrimi'yle ilgilensinler... O zaman insan kendi ken
dine yle diyebilir; Bu yanszlatrlm, yani acmn yanszlatnid alan
larda ortaya konan aralar burada da pekl kullanlabilir. Bellek grevi ko
nusuna gelince, bellek grevinin ktye kullanlmas da sz konusudur.
Ama bellek grevi bir ktye kullamm deildir.
J.B.: Yakn zamanda felsefeci Peter Sloterdijk konusunda Almanya'da
kan tartmalara ilikin ne dnyorsunuz? Ona yneltilen eletirilerle size
yneltilenler arasnda bir benzerlik gryor musunuz?
P.R.: O tartmay izlemedim. Ama Emst Nolte konusunda 80'li yllarda
kan "tarihi kavgalan"m izledim. Oysa Nolte'nin Kuds'te eitim verdiini
biliyor musunuz? Kendisi byk bir tarihidir, bir yadsmac deildir. Onun
sorunu aklamada. Birbirleriyle benzerlikleri bulunan, iki nemli ada
olayn nasl bir etkileim iinde olduklanm sorguluyor. Bazlan bunu yapar
ken bir eyleri aklama amac gdebilirler belki, ama Nolte'ye gre, bir olay
tekine etki ettii iin, o iki olaydan biri tekinden daha az korkun olmu
yor. Bu noktada, Franois Furet'nin Nolte'yle tartmasn, Fascisme et com -
m unism ei okumak gerek: O kitab okuyan herhangi biri Nolte'yi yadsmac
olarak deerlendirmeye devam edemez.
J.B.: te yandan, onun eletirildii nokta Shoah'm kendine zgln
yadsmas.
P.R.: Teklik, kendine zglk, kardatnlamazlk kavramlan stne ok
ak eyler yazdm. yle diyorum: Ahlaksal aykrlk asndan, Saul Fri-
edlnder'in yeinsemeyle "kabul edilemez" olarak adlandrd ahlaksal bir
teklik vardr. Kabul edilemez olan her seferinde esizdir. Bununla birlikte,
ac paylalmaz: Her seferinde onu eken iin biriciktir. kinci olarak da, bir
vakanvis teklii vardr: Buna gre her olay tektir, yinelenmez. Ama u du
rumda karlatrmadan doan zel bir teklik vardr nk iki olayn kar-
latnlamaz olduunu syleyebilmek iin onlann karlatrlm olmas ge-

Cogito, say: 50, 2007


Bellek, Tarih, Unutu 147

reklr, yani karlatrma ltlerine sahip olmak gerekir. Bu ltler neye


gre belirlenecektir? Gcn doas, ykmn nasl gerekletirildii, sekinle
rin destei, halkn sessizliine gre mi? zetle, elde bir lt izelgesi bu
lunmas gerekir. Bu vakanvisin iidir, yurttalarn belleinin sorunu ol
maktan kmtr. unu da sylemek gerekir ki, halkn toplu halde daha n
ceden bir yargya vard, hatta cezaya aptnlan bir olay sz konusu oldu
unda, bir bilim adamnn zgrlyle tarih yazmak ok gtr nk ifti
ra tehdidi altnda baz eyler ne sylenebilir, ne de yazlabilir. Aynca Alman
mahkemeleri Fransz mahkemelerinden de serttir. Ama yine de Franszlann
Cezayir Savana ilikin bir eyler yazmakta ne kadar zoriandklanna ba
km! Falanca general ikenceciydi, diye yazamazsmz.
J.B.: Adli yargyla tarihsel yarg aym ey deil.
P.R.: Kitabmda yargla tarihi ilikisi stne uzun bir blm yazdm.
Adli yarg kesin olarak bilinir, tarihi iinse hibir ey kesin deildir. Bu a
dan, tarih her zaman saptnmcdr. Yadsmaclkla saptnmcl birbirine
kartrmamak gerekir. Bir eyler yazlr, sonra yeniden yazlr. Fransz Dev-
rimi'ne bakn. Ard arkas gelmiyor: Michelet'den beri, Albert Mathiez, Alp-
honse Aulard geldi, ardndan da Furet ve daha biroklan onlan izledi. Oysa
davalar yeniden yazlmaz. Yaknda Franszcaya evrilecek bir yazarla, Mark
Osielle yakmdan ilgileniyorum, yirminci yzyldaki nemli ceza davalanna
ilikin dikkate deer bir ahma yapm kendisi, yani sadece Nmberg'den
sz etmiyorum, Tokyo, Buenos Aires, aynca Fransz davas, Paris (Touvi-
er), Lyon (Barbie) ve Bordeaux (Papon) da var iin iinde. Ortaya beni ya
kmdan ilgilendiren bir kavram atm: "temel anlama yokluu" {dissensus).
Bu davalann yaymlanmasmn kamuoyunda sknt yarattm ve bunun da,
tartma balattndan tr kendisi iin yararl olduunu sylyor. Gr
dnz zere, burada Jrgen Habermas'n, halk iindeki tartmann tara-
fndayz. Ben de anlama yokluuna ok nem veriyorum nk Fransz
ekini, urfam {consensus) izler ve genelde sadece ykclkla karlar: n
sanlar tartmadan nce sokaklara dklr.
J.B.: Yargla tarihinin yargsna bir ncy, yurttankini ekliyorsu
nuz.
P.R.: Yurtta tarihi oluturur. Tarihi oluturmak'la "tarih yapmay bir
birinden ayrmak gerekir. Tarihi ve yarg kendi tarzlarnda tarih yaparlar.
Ama biz tarihi yazanz. Tarihin yazlmasmn okura geiidir bu. Tarihsel bir
metin okunmak iin yazlr, onu okuyan da yurttatr. Yurtta derken, geni

Cogito, say: 50, 2007


148 i Paul Ricaeurle Sylei

anlamda bir devletin yarglama alamna girip bundan yararlanan herkesi


kastediyorum, bundan yararlanmalan grevlerin domasna neden olur ve
hatta baz durumlarda ceza uygulanmayan siyasal sular ortaya karr:
Sulu bir devletten yararlanmaktan sz ediyorum. Ama yurtta, dzha dar
anlamda, halkn iindeki tartmaya etkin olarak katlandr, yani aydnlk
bir kamuoyunun oluuma katkda bulunan; bu adan doutan yurtta
olunmaz, sonradan etkinlikle yurttaa dnlr. Oysa tarihi, aym zaman
da yarg en son yurttaa seslenir nk yargcn yargs dava iinde kapan
msa, kamuojTinda yeniden alr, orada yeniden yarglanr ama karar ver
me olaslndan yoksundur kamuoyu.
J.B.: "Bellek grevinden sz ediliyor. Baz durumlarda "bir unutu gre
vi de olamaz m?
P.R.: Bellein karsnda unutu yoktur. Burada belki de yama bal
olarak, ok derin konulara giriyoruz. Unutuu iki adan deerlendirecek bir
noktaya geldim. ncelikle kesin unutu var: silinmenin, tm izlerin, beyin
deki izlerin, yaplardaki izlerin vb. silinmesinin getirdii mutu. z olan her
ey yok olabilir. Ama aynca bunun tersini kantlayan bir deneyim de yayo
ruz: Baz amlann geri dn sandmzdan daha az eyi unuttuumuzu
gsteriyor. Birdenbire, btn ocukluunuz yeniden aklnza geliveriyor. Bu
yzden, unutu alanm, silinme unutuuyla bir kenarda saklanan olarak ni
telediim unutu arasndaki rekabet olarak gryorum. u anda Franszca
konuuyorum ama bir-iki yabanc dil de kullanabilirim: imdi o yabanc dil
lerin bilgisi nerede? Dilbilgilerini, szck daarlanm, oynadm oyunlarn
kurallanm bir kenarda tutuyorum: Bri oynamay biliyorum ve bri oyna
madmda, bilmeyi srdryorum ama ondan yararlanmyorum. Demek
ki, bir kenara koymak diye bir ey var. Herhangi bir yolla renilmi tm
bilgiler orada. Belleimde ben ilerledike bjmyen bir kartopu var. in bi
rikmeyle ilgili bir yn var. Bergson'un mkemmel biimde grd ey bu.
unu sylemem gerekir ki, yannda biraz eski kaldm Bergson'u yeniden
kefediyorum. "mgelerin sa kalndan sz ederken kulland o gzelim
szc dnyorum. Evet ya, silinme unutuunun yannda bir sa kal
unutuu var. Bu da bizi sizin sorunuza getiriyor: Bir mutu grevi var m
dr? Bunun ne anlama geldiini anlayamyorum. Bellek adna, bir grevden
sz edilebilir nk bu hedeflenebilir: Herhangi bir ey ammsanabilir. Ama
unutu hedeflenemez, o bir durumdur. Tasarlanmadan gerekleen bir unu
tu vardr, insan anlatrken her eyi anlatmaz, elinden gelmez, ite bununla

Cogito, say: 50, 2007


Bellek, Tarih, Unutu 149

ilgilidir o; Anlat semelidir, aralkl, artk bir unutu vardr. Belki de yararl
bir unutu da vardr ama o kendiyle uzlam bir bellein en u karldr.
Bu Kierkegaard gibi benim de "kaygszlk" olarak adlandrdm eydir:
Mutlulua bah ender rastlanan ve deerli bir durumdur.
J.B.: Kitabnzda unutu stne dnceleriniz ayn zamanda balama
stne dncelerle de ilikili.
P.R.: Kitapta ahlak olarak asla ktlkten sz etmiyorum. Onu tarihi
olarak ele alyorum. Sular ilenmitir. Tarihi sular stne bir eyler ya
zar, ama ben asla bir suun ne olduunu yazmam. Balamay bellein ya
tmas sorunu olarak iliyorum. Ama balama cezalandrmama demektir.
Cezalandrma olasl olan yerde balanr. Burada bellek, tarih ve unutu
arasndaki ilikinin kesinlikle farkl bir sorunsalyla karlayomz. Bu artk
bilgi kuram, siyaset deil, Andr Breton'un lgn Akma nefis biimde s
zn ettii ammsama hazz deil.
J.B.: Kitabnzn son blmnn ad "Zor Balama.
P.R.: Balamay batan uca kat etmek istedim, tut ki bir balama var
ortada, ben de bu benden daha ykseklerden gelen bir sz, diyorum, daha
farkl ekillerde de yorumlanabilir tabii. Ama ben bmu, Derrida gibi, bra
him asndan yorumluyorum. Yahudiler, Hristiyanlar, Mslmanlar ba
layc bir Tann'dan sz ederler. Orada balamay konu alan bir sz vardr.
Kald ki benim derdim onun izledii yolla, kurumsal adan izledii yolla.
Tarihin sorunlarn bu adan, yani kurumlara, mahkemelere bakarak de
erlendiriyorum ve burada biraz da sorunun denektam oluturan zamana
mna uramazlm bulunduunu dnyorum. ok titiz biimde zama
nam kurallanmn neler olduunu inceledim. Zamanam merudur, n
k bir toplum sonsuza dek kendine kar fke duyamaz. Bir sre getikten
sonra bir mal, bir borcu sizden geri isteyemezler, sizi cezalandramazlar.
Bu tedaviyle ya da toplumsal banla ilgili bir eydir. Bu yzden, zamana
m kuralm, yani baz kovuturmalar askya alan bir kural askya almak
iin gerekten ok ciddi nedenlere ihtiya vardr. kinci Dnya Savandan'
sonra alnm uluslararas kararlar var. Ama bence mahkemelerin bala
mayla ilgili bir sorunlan yok, nk sonuta insan inam balar. rnein
Papa suikastsm ele alalm. Papa gidip onu tutukevinde balad ama ser
best braklmasn istemedi, mahkeme kararna kanmad. Asl sorun bura
da cezamn azaltlp azaltlamayaca, tm bunlann balamayla bir ilgisi
yok. Balama, benim Alman ahlak Kodalle'yle birlikte onu nitelediimiz

Cogito, say: 50, 2007


150 i Paul Ricceur'le Sylei

ekliyle saygdr. Her insan, sulu bile kendisine sayg duyulmasn hak eder
nk sulu bile saygnla sahiptir. Kodalle'nin benim de benimsediim bir
sz var: "balamann gizlilif'nden sz ediyor. Balamann bir baka
gizlilii daha var: halklar arasndaki yzyllk nefretler (Kosova, eenistan,
Afrika vb.). Bu da balamayla ilgili deil, daha ok ilikiler arasmdaki
uyum sorunundan kaynaklanyor. Eski dmanlann karde oimasm bekle
miyoruz ama sradan, doru drst ilikileri olsa keke. Bu sradanlk ba
lamann gizliliinin bir baka yz. Balama insanlar arasnda gerekle
ir, kurbnlar af dileyeni balarlar. A f dilenirse, buna olumsuz yant verile
ceine hazr olunmahdr. Tpk Jank6l6vitch gibi. Bunun stne syleyecek
bir ey kalmaz, belki zaman getike iler deiir ama... Ne var ki af dilendi
inde, kimse buna olumlu yant verilmesini bekleyemez. Balama "Sen
yaptklarndan daha deerlisin" demeye gelir, yani "Sende umut var, yapt
n eyden baka bir ey de yapabilirdin, tm olanaklann yitirmedin" de
mektir. Bunu ben "yetkin insan" olarak adlandryorum, gitgide felsefemin
temelini bu oluturuyor, yani insan iyiliinin verdii gven. Aranmas gere
ken bir iyilik olduunu dnyorum.
J.B.: Ama sizde aym zamanda Kant'nkine ok benzeyen, bir kkten k
tlk dncesi de var.
P.R.: Btnyle Kant bir dnce bu.
J.B.; Bu ikisir nasl badatryorsunuz?
P.R.: Kant'ta ktlk ne kadar kkten olursa olsun 5dlik kadar temel bir
kavram deildir. Onun dine usu adan bak insanlardaki iyilii zgr b
rakmak istemesinden ileri gelir. Bir dinin gerek ilevi de budur. O yapmaz
sa, baka eyler devreye girer: siyaset, iddet, toplum. Ama din ilerindeki
iyilii bulmalannda insanlara yardm eder.
J.B.: Kitabnz ayn zamanda tarihinin ii stne yazlm bir kitap.
Ama bu konuda da tarihi ele alma biiminiz deiiyor. Anlatm stne d
ncelerden tarihin eletirel boyutunu sorgulamaya geiyorsunuz. Bu dei
imi nasd aklyorsunuz?
P.R.: Zaman ve Anlatda u forml uygulamtm; Zaman iindeki yeri
mizi kavramamz ne salyor? Anlat. Ama o zaman geriye kalan her ey an
latya gre konumlanmalyd, dolaysyla tarihe anlatmc bir yaklamm
vard. Kald ki soruna bellein sadakati ve tarihin gereklii adanndan yak
larsam, birdenbire kendimi eletirel bir sorun, bir anlatm sorunu iinde
bulurum, bu da anlaty geriye iter. Burada okura belli bir dzen dayatyo

Cogito, say: 50, 2007


Bellek, Tarih, Unutu 151

rum. Arivlerden ya da benim adlandrdm ekliyle tarihinin hamaliyesin


den yola kyorum. Karsnda bulunduu metinlerin hepsi tanklk iermi
yor. zler var ve bu konuda, gsterge rnei stne, yani d gstergeler te
melli polisiye roman, psikiyatri, sahte yaptlara ilikin sanat eletirisi ve ta
rih gibi, tahmine dayal tm bilimler stne bir kitap yazan, felsefeci ve ta
rihi Carlo Ginzberg'e ok ey borluyum. Yani belgeden ve belgesel kant
tan yola kyorum. Yazn alamnda retorikle ele alnan birok sorun ncelik
le belgesel alanda incelenmelidir. rnein yadsmacln k bu belge
sel dzeyde gereklemitir. Bu beni ikinci evreye gtrr: aklamak ve an
lamak. Ben de Max Weber gibiyim, aklamaya ve anlamaya yanadmamas-
na karym nk tarihi temelde nkurm n ierdii tm aklama biim
lerinden, onun tm olas kullammlanndan yararlanr: statistik olgularla,
iktisadi nedenlerle, dnce biimleriyle, bedensel nedenselliklere ok yakm
nedenselliklerle ya da tersine amalarla, nedenlerle aklama yapar. Tarih
aklamamn kullanmnda ok liberaldir. Toplumbilim belki de daha model
cidir. Anlatm biimleri yelpazesini bu ekilde atm, denekta olarak da u
soruyu aldm: u anda temsiller olarak adlandrmay yelediim dnme
biimleriyle ne yaplr? - temsillerin tarihi bellek kuramndan insann tarih
sel durumu olarak adlandrdm eyin felsefi sorunsalma gememi salar.
Dolaysyla zorunlu bir ilerleme sz konusu: arivlerden yola koyulup (bel
gesel evre), aklayc ve anlamaya ynelik evreye geiyoruz ve sonunda da
anlatm evresine alyoruz: kendine bir okur arayacak olan yaz, tarih kitab
- o okur da az nce szn ettiimiz yurttatr.
J.B.: Yaptmzdaki balca, hatta en temel kayg insan davranlarm an
lamak m?
P.R.: Evet, insan davramlanm ve aclarm anlamak. Burada Zaman ve
Anlatya deil de aradaki baka bir kitaba. B ir Bakas Olarak Kendiye gn
derme yapacam. Felsefi ekinimi drt-be kutupta toplamaya altm ora
da: dil, eylem, anlat ve ahlaksal stlenme - bir de ipucu verdim: Bunlar ya-
pabilirim"in biimleridir; "Konuabilirim", "Bir eyler yapabilirim ve zel
likle "Onun hareketlerini stlenebilirim".
J.B.: Amerika'da ders verirken karlatgmz zmlemeci felsefe saye
sinde kesinlik kazanan izlekler deil mi bunlar?
P.R.: Aslnda, orada zmlemecilerden baka kimse yoktu. Beni ana
kara felsefesi" olarak adiandrdtdan Avrupa felsefesini yanstmam iin ie
aldlar. Ama "anakara"nm kart zmlemeci" deildir, "ada"dr: Ox-

Cogito, say: 50, 2007


152 j Paul Ricoeur'k Sylei

ford u Harvard'a gtrmektir. Ama Amerika bu adan dolayszlk, ye tut


ma eilimlerinden kendimi saknmam salad.
J.B.: Bununla neyi kastediyorsunuz?
P.R.: Varoluuluk biimlerini, gdmll, kiinin olduu eye fazla
dolaysz bir bak. Baz alardan Mounier'nin kiiselciliiyle bydm ve
ona hl balym. Ama derin dnme ve dil araclyla derin dnme
alarndan Amerika benim iin ok temel bir deneyimdi.
J.B.: Yaptnzda nemli bir rol oynayan Amerikallar arasnda John
Rawls da var.
P.R.: Yaptmda adli konular asndan olduka ge kaimmi bir kelftir
o. Fransa'da, ahlakla siyaset arasmda dorudan bir ba kurulur. Bunun s
tnden adli konulara atlamr. Oysa adli konular kurumlann temel bir ilevi
ne dayamr, onlara mimari bir yap kazandrdndan tr kalcdr. Bu bi
raz John Rawles'un ama aym zamanda Hannah Arendt'in de dncesi, y
le ki kurumlar biz lmllerden daha uzun sreli olmak isterler. Zaman a
sndan uzun bir perspektif salayan hareketlerimizin, seimlerimizin bir
erevesi vardr.
J.B.: Savan siyasal felsefenin, barnsa hukuk felsefesinin yakasndan
hi dmeyen izlekler olduunu yazyorsunuz.
P.R,: Kitabmda af sorunuyla uratm ve onun tedavi edici bir ilevi ol
duunu syledim: ama bir yandan da bu feci bir tuzak nk afla (amnistie)
bellek yitimi {amnezi) arasndaki smr belirsiz - belki de bu ikisi aym sz
ck, aym kkten geliyor: Tartlabilir! Afta bir anlamda gerekliin kurban
edilmesi sz konusudur, nk gerek sylenmeyecektir. Bellek yasaklanr;
bellek grevinin tam kartdr bu.
J.B.: Fransa'da, 1968 dolaylarnda, insann lm dneminde, toplum-
dna itildikten sonra, birka yl nce yeniden kefedildiniz. znenin felsefe
sahnesine geri dnnden mi kaynaklamyor bu?
P.R.: Akmlar olduka hzh ypranrlar. Uzunca bir yaamm oldu, hi de
azmsanmayacak sayda farkl durumla karlatm. Sannm, hnca kar iki
eyden tr baklk kazandm. ncelikle, mutlu bir eitimciydim. Felse
fe asndan pek sayg grmediimde bile, rencilerim bana ok deer ve
rirlerdi. Aynca her zaman kiisel elikilerimle boutum durdum, bu da
halkma dikkat etmesem de, belki de kalc olmam salad. zetle, bir yan
dan niversitede szlerime kulak veriliyordu, bir yandan da btnyle ken
dime odakl kiisel bir mcadelem vard: Kafamdaki dinle felsefe, sala sol,

Cogito, sa3a; 50, 2007


Bellek, Tarih, Unutu 153

bilgi kuramyla etik arasmdaki elikilerle urayordum. Dncem hep a


tklarla dolu oldu ve benim iin asl sorun atklarn ktrmletirici ol-
mamasm salamakt.
J.B.: Size kar insanlar her zaman sevecen davranmadlar. Lacan d
nyorum da...
P.R.: Yaammdaki talihsiz bir rastlamadr o. Kendisine ilikin bir kitap
hazrlayacam samyordu ama ben Freud stne bir kitap hazrladm.
J.B.: Bir yerinme mi var iin iinde?
P.R.: Hayr, tam tersi. Samnm onu d krklna urattm. Beni gelip
bulan kendisiydi. Olaylar tuhaf biimde gerekleti. Bomeval'de, psikiyatr
Henri Ey'nin yerinde bir konferans vermeye gitmitim. Lacan oradayd, beni
dinledi, sonra Paris'e gtrp seminerine ard. Ne yazk ki seleflerimin,
Jean Hyppolite'le Maurice Merieau-Ponty'nin dmedii bir tuzaa dtm.
Onu d krklna urattm ve hibir ey anlamadm. Seminerden sonra
Lacan'dan bir telefon geldi. Bana; Ee Ricceur? Ne oldu seminer?" diye sor
du. O kadar armtm ki Bugn biraz yorgundunuz, sanrm, dedim.
Tak diye kapatt telefonu! Seminer ilginti. Srekli daha nce sylenmemi
bir ey syleyecekmi zlenimini brakyordu insann stnde. Srekli bir er
telemeydi. Acmasz bir oyundu. Bildiiniz gibi, ruhzmleme stne
Franszca hibir ey yazmyorum. Ama Amerika'da benim "Freudum, Fre
uds Philosophy adl yaptm hem klasik hem de el kitab olarak deerlendiri
liyor.
J.B.: Bugnk Fransz felsefesinin durumuna ilikin ne dnyorsu
nuz?
P.R.: ok dinginleti. Artk byk kavgalar yok. Ama u sralar Fransz
felsefesine daha ok felsefe tarihi egemen. Kiisel yaptlarla uramak g:
Artk yanmzda olmayan Levinas dnda belki de en ok deer verdiim ki
iyi dnyorum: Michel Heny. Onlarnki kiisel yaptlardr ama sistem
bunlara o kadar da deer vermez. nsanlann onlardan phe ettiini syle
mek istemiyorum ama sonuta asl Descartes stne, Kant stne yazlan
lar deer kazamyor. Kiisel bir yapt ortaya koyduunuzda, biraz kaak av
clk yapyorsunuz. Kald ki ben, bunu son kitabmn nsznde de syle
dim, yeri geldike kendime tm dnemlerin felsefecilerini sorgulama hakk
tamdm. unu sylyorum: Tm kitaplar, nmde, masanm stnde ak.
Bu tarihsel bir bak as deildir.
J.B.: Siz Hristiyansmz, Protestansnz. Hristiyan felsefeci" olarak g-

Cogito, sayr 50. 2007


154 j Paul Ricceurle Sylei

rlmek istemediinizi biliyorum. Ama dinsel inanlanmzm felsefi dnce


nizi ya da felsefenizin inanlarnz beslemediini dnmek zor.
P.R.: Ben kiisel bir ykmllk bulunduunu dnyorum, gelgelelim
kimse bu konuda ak deil, nk insanlar kendi gdlerine gem vuram
yorlar. Ben aynca sorumlu olduumuz eleri olabilecek en ak biimde ve
bir tartma durumu iinde ayrt ediyorum. Bir yandan da, beni asl dn
dren, dnmeye iten ey derin gdlenme. Bilmiyorum. Sorumlu oldu
um gelimi elerle beni yaatanlan ayrt ediyorum. Yaammn sonuna
gelmiken, kendimi dorulamay artk ok dert etmiyorum, ben iyi bir lai
im vb. demeye ihtiya duymuyorum. Artk kimseye verecek hesabm ol
makszn, i ie gemi dncelere kar daha duyarl oldum. Bir Amerikal
meslektamla birlikte, Fransa'da pek iyi karlanmayan bir kitap yazdm k
sa sre nce: Kutsal Kitap Dnmek. Oysa Kutsal Kitap dnr, ama Yu-
nanlarm kuramsal tarznda yapmaz bunu, anlatmdan, kehanetten, yasama
gcnden ve bilgelikten hareketle dnr. Belki de eskiden Protestan eki
nimin kapal yzn oluturan, sululuk hissettiren mutluluk benim iin
ok nemli bir yer kazand artk. Kitabmn temelinde srekli mutluluk var,
diyebilirim. Bu ada yaamn derin mi derin olaylanyla ilgili. Benigni'nin
Yaam Gzeldir filmini dnyorum. yl nce olaanst bir adamla
karlatm, toplama kamplarndan sa kurtulmu bir Polonya Yahudisiydi,
yle diyordu; "Ben genken babam 'Yaam gzeldir' derdi. E ite, ben de
yaammn sonunda, tm bunlan grp geirdikten sonra, "Yaam gzel
dir diyorum. Birka yl nce, kk bir kitap yazmtm: Ktlk. Felsefeye
ve dinbilime bir meydan okumayd o. imdiyse tersini sylyorum; Mutlu
luk zntye meydan okumadr, diyorum. Ama bu meydan okuma her yer
de anlalamaz. Bana "Tann Auschwitzde neredeydi? diye sorduklarmda,
Tann Auschwitz'de deildi ama belki de Tibet'te bir Lama manastnnday-
d, diyorum. Yani herhangi birinin sesinin duyulabilecei bir yerin her za
man var olduunu dnyorum. Ama o sz her zaman her yerde ve herkes
tarafndan duyulamaz.
J.B.: Bildiiniz zere, Levinastan sz edildii gibi sizinle ilgili de konu
uldu, Fransz grngbiliminde dinsel bir dneme, hatta bir sapma dendi.
Her zaman sizinle ilgili bir gizli dinbilim kukusu var.
P.R.: Neden Levinas Yahudi bir felsefeciydi diyelim ki? O ya iyi bir felse
fecidir ya da iyi bir felsefeci deildir. Ben hibir zaman Merleau-Ponty'yi
tanrtanmaz bir felsefeci olarak deerlendirmedim; o bir felsefecidir. Bu

Cogito, say: 50, 2007


Bellek, Tarih, Unutu 155

Franszlarn bir hastal. Ben Amerika'da asla Hristiyan bir felsefeci olarak
grlmedim.
J.B.: Felsefecinin ykmlln ve kent iindeki grevini nasl deer
lendiriyorsunuz?
P.R.: Adaleti iyiletirerek uygulamak diyebilirim. leyen tek sistem kapi
talizmdir, Pazar ekonomisidir ama toplumsal zararlar baaryla orantldr.
Dolaysyla adalet iyiletirici olmaldr, paylam salamaldr. Sistem payla
m salamyor, hatta yoksullan daha da yoksullatrmaya alyor. Bu ko
nuda Rawls'la ayn fikirdeyim. st snflarn payn arttrrken, sistemin
kendi baansyla alt smfa dm olanlara yaplan hakszl ortadan kald
ran sistem dorudur. Demokratik ve iyiletirici sosyalizm geleneine inan
yorum ben hl.
J.B.: Sizinle birlikteyken, ykmll rnein Sartre gibi, Foucault gibi
ya da Piere Bourdieu gibi alglamyor insan.
P.R.: Bugn tm zorunluluklar ortadan kaldran bir geersiz sayma al
kanl var. Bir eyler geersiz saylyorsa, onlann nasl yeniden yaplandn-
lacam bilmek gerekir.
J.B.: Ama siz de baz eyleri geersiz saydnz, hl da sayyorsunuz.
P.R.: Evet, rnein mebbet hapse karym, ksa sreli cezalardan yana
ym. Cezalar ksa olursa, kacak mahkmlar iin bir eyler yapma zorunlu
luunuz doar. Her eyin kt olduunu ileri srp sadece ve btnyle tu
tukevi sistemine srt evirirseniz -Michel Foucault'yu kastediyorum: onun
iin ceza polislere yarar, dolaysyla dzeltilemez bir davrantr-, her ey
olduu gibi kalr.
J.B.: Sizin iin ktlk figrn temelde ne oluturur?
P.R.: Belki melankoli, yani bitmi olann zntsn sevme. Padova'da,
Scrovegni apeli'nde birok ktlk figr vardr: ksnl istekler elbette,
sonra fke, kskanlk ve son olarak da desesperatio biimi altnda melanko
li: yani kimse benim iin bir ey yapamaz, ben de kendim iin bir ey yapa
mam, diye dnmek. Belki de insamn asl kendine kar iyi niyetli olmas
en zoru.

Franstzcadan eviren: Orun Trkay

Cogito, say: 50, 2007


Bellek Sancs; Havuzbanda
ocuk Mevsimi ki
kiye Ayryorum Yaam Seni!..

Baharda cvl cvl gneli, ayva lab kolisinden bozm a sahne, ocuk
aacndan iekli, imen kokulu, kadi aklmzla yazdmz Levent Krca tak
fe gl dokulu, toprak ve akl, akl ve lidi uydurma sarho skeleri. N il fe rin
ocuk dolu bahe nlerinde muslua "esmer gnler'inin uyarlamas... M a
azyla dayanm ocukluumuz... Ha hallenin girilebilir tek havuzunda yz
nmelinden bal emme hneri, dalnda mek iin frsat kollayan ocuklar ve
yenilen taze cevizin yeile boyad mi daha gururlu olup burnundan kl al
nik elleri, karadulun krmzs, karas, drmayanlar...
dp de paraladm dizlerimin kr Sonbaharda Havuzba parknn
mzs, yaras... dev mlarlanndan dklen yapraklar
Yazn Kuleli'ye doru kayk safa- diz boyu ... San san yapraklann iin
s... Olan ocuklar suya girerken sa den tr tr aldraadan yryen bes
hilden kzlarn alamas... Bisikletide lenme antal ocukluum... Yaprakla
bir saati bilmem ka liraya tur sras, nn arasnda, arkadalarmn kaybetti
sert bir utla dikenlie kap patlayan im bilmem kanc harhm benim
plastik toplarn sabunlanmas... K u m - kadar telala aray. Minik kpeimin
fasulye olduu iin yakar topu sabote baheyi talan ettii iin iittii azardan
eden daha da kk elimsiz ocuk dolay korkup okulun ilk gnnde yok
lar.. Baa gne gemesin diye kuyu luuma ahamayarak renciler da-
suyunda slatlan apkalar... Mahalle lyorken Havuzba lkokuluna kadar
nin bahvan dedesinin yapt tahta inip beni yolda karlamas... engel
dan "he-man ve she-ra" oymal kl ky pasajndaki akvaryumcuya kadar
lar... Erkek Fatma ile Kz Kerem'in ip yaptmz terlikli yolculuumuz.
atlamas; plastik hamurdan kolye ya kuru on paraya krmz japon ve mavi
pp satmas. Ve tabii yaz sonu mahalle melek bal...
msameresi... A lm ancla ra gle gle Kendi bahelerindeki karlar durur
uurlamas iin hazrladmz buzdo ken bizimkini talan eden, kartoplanmn

Cogito, say; 50, 2007


Bellek Sancs: HavuzbaTna ocuk M evsimi'

iine ta yerletiren hain yumurcaklar. man bizi, verdik hi almay hesap et


Gide gele, de kaya buz pateni pistin meden, bekledik bir gn terk edilmeyi
den daha da przszlemi yokuta asla dnmeden... Acdk herkese ta
kzak yerine naylon poetlerle hz limi ki acnacak hale dene dein... imdi
tini zorlayanlar. akaltepe yokuundan en ar aclar en tuzlu yaralar en sev
taa Havuzba camime dek lklar ve diklerimizden yadigr kald bize... Kir
ba n m ala rla kayarak savrulanlar. lettiler Boazn mor salkmlarm, tatl
Kar tanelerini sayacam... diye b hatralarm edn ruhlar. Yakksz in
tn gece pencere nnde dikilip duran sanlar oynadlar hayatmzla... kiye
lar ve kar sujoyla iyice kendinden ge ayryorum yaam seni; unutmak iste
mi soba nnde uyuklayanlar. diklerim ve asla unutmak istemedikle
Sonra bydm, sevdim ve yanl rim. Keke arkamdan dolaplann dn
dm. Deiti dekoru hayatn, artk an dn hi grmeseydim de hep o
layamaz oldum halinden sarholarn.,. cukluumdaki gibi o dolaplara dne
Kesti iimizi hain k l la r, rkndan dne ben kendim binseydim.
utandklarm... Kam plara ayrd za BEHCE TE2AKAR

, - te

1
' ,

ocukluumuzun Havuzba's byle tenha, sessiz ama bir o


kadar temiz, nezihti, sakin muhitin efendice yaamasm bilen
sakinleri gibi... Talann, aalarn, mahalleli kulann bile her
birini tek tek tanr, yadsmazdk... Tek bamza deil,
hep beraberdik. Beton bloklarda gri hayatlar deil,
toprakta hlamur kokulanyla, mor salkmlarla yaardk,,.

Cogito, say: 50, 2007


Varlk, Benlik, Hatrlay
ve
Unutu zerine
A. SAT AYKUT

-I-

1. Bu deneme, varlk, unutu ve hatrlay evresinde kmelenen baz kav


ramlan nce aklama sonra da bn Arab, Shreverdi ve Heidegger
zerinden arama hedefini gder. Ancak ama, birebir aynlklar bul
mak deil, daha ok, balam ve anm asndan andrdklan zerin
de younlamaktr.
2. nsan, benlik kavram zerine younlatka kendini kaybedecektir.
nk insanm bizatihi, her eyiyle sahip olduu bir benlii yoktur. Ben
likten te, mahiyetinin de olmamaklm zmnmda banndran bu yakla
m, tabii olarak, benin iinde mevcut sabit bir z deil daima deien
ve kendim arayan bir oluum srecini savunur. Benlik insanln en b
yk yanlsamalanndandr. Bellek de onun her ekle giren silahdr.
3. Benliimizin tamamen bize ait olduunu sanmamz, insanln uzun
tarihi boyunca daima egemen kalm ve taraftar bulmu bir kanaat de
ildir. Velev ki yle olsun, ispatlanabilir deildir bu. Ancak olaylar mey
dana geldiinde, sebepler ve sorumlular arandnda retilen bir kav
ramdr ben.
4. Cz ben retildikten sonra sen, siz, teki ve bakaJan da retilmitir.
5. Benin yasland en gl platform bellektir. Bellein ac ve sisli derin-

Cogito, say: 50, 2007


Varlk, Benlik, Hatrlay ve Unutu zerine 159

lii olmasa benliin geliip katlamas ve medeniyet denilen bilin


oyunlan husule gelmezdi. Biz bilin oyunlarnn farkl dzlemlerde
binlerce renge brnm bir performanslar geidinde yayoruz. Bizim
varoluumuz zaman zaman oyundan kalkp dinlenmek ve geride brak
tmz glgeleri seyretmekle mmkn oluyor. Ama aramzda kenara
geip dinlenen ve oyunu uzaktan seyreden azdr.
6. Belleklerimiz bize oyun evreninde lazm olan kurallar hatrlatyor.
Benliimiz kendine zg kttan delillerini bellekte bulup oyuna de
vam ediyor. Katlamamz ve tekiler yaratp tekilememiz, iimizde
ki svnn seyelan derecesini kaybetmesiyle vuku buluyor. Ne yazk ki
bu nlenebilir bir durum deildir.
7. teki" bizim kurduumuz kt duvarlann gerisinde kalan glgelerdir.
Ben" bu oyunda kendine ait eylerin oald vehmine kapldka te
kilerden oluan glgeler de oalyor.
8. Ben tamamen katlatnda artk varoluumuzun akc zyle yeni ka
buumuz arasmda hakiki bir zddiyet oluuyor. Tecellinin en d mer
tebesindeki "Kabuk" yani "kat ben tam anlamyla alinasyonun, isti-
rabm, kan, gurbetin mmessili iken biz buna kendim bulma, g
ven, istikrar, rahatlk, mlk sahibi olma, iktidar gibi adlar vere
rek varolu rmann bulank kylarm mesken tutuyoruz.
9. Oysa varolmak istikrarn deil cereyann devamdr. Bu manada huzur
bizim bir noktada / meknda / insanda / kadnda / erkekte / kitapta / ev
de / arabada / hazr bulunmaklmz (presence) deil aramak sreci
dir. Bizi var eden ey, aramaktr. Aramak, gerektiinde rman en deli
ce akt yerlerde dahi bulunmaktr. O zaman kendimizi evrendeki dai
mi olua gnll katabiliriz.
10. nk varhk zahirdeki yansmalar itibanyla kaotiktir. Asla tanmlana
bilir / tamamlanabilir bir taraf yoktur. nk hareket halindeki bir e
yin ancak ksa anlar itibaryla tasvirini yapabiliriz; tam ve bitmi
(complete) bir tanmm yapamayz.

-n -

11. bn Arab, ehl-i vcd yani "varlk ehli" derken evrenin zndeki ak
kendi iinde bulanlar kasteder. Onlar hakikati "kef' etmi ve kendi
varlklarnda oluu hissetmi ("vacid" ; "vecd sahibi) kiilerdir. Tecdh

Cogito, say: 50, 2007


160 I A. Sait Aykut

mazhan olan, daima deien eylerin evreninde herhangi bir eye takl
mayp yolculua devam edenlerin "vcudu bulacan syler.!
12. Evrenin tm, tm yansmalaryla tannsal bulunuun ("hazarat") fark
l renklerinden ibarettir. Ama biz sadece kendi bildiklerimize smr, on
lardan memnun oluruz, "baka diye nitelendirdiklerimizi teleriz.
nk insamn hamurunda var olan "nsiyet", ballk, almak, istikrar
demek iken nisyan baka eyleri bir keye atmak ve unutmaktr.
13. nsan nsiyet ile nisyan arasmda gidip gelen bir sarkatr. Altmz
eyleri ben denilen kt kaleye yaklatrp iine sokuyoruz. Almad
mz / kenara attmz / unutmay setiimiz eyleri ise "teki deyip
kt kalemizin uzana friatyoruz.
14. Ben yoktur, sen yoktur, teki yoktur; glgeler vardr.
15. Huzur derinlerdeki anlamyla hatrlaytr; gnln uyamdr, gaflet si
sinin kayboluudur. "Ve Tann aa yaamn gelip geici izleri ariflerin
gnln megul etmesin diye onlan uyard ki, can zne kavutuunda
gaflet iinde deil Varolu' huzuru ile ona ksnlar. 2 Glgelerden ka
ve yalnzlk "derin dnceyi, derin dnce ise ruhun huzuruna
yol aar.3 nk oyunu grmek iin kenara ekilmek gerekecektir.
16. Ancak varln (el-vcd) znden kopup olu (el-kevn, kinat) rma
ndaki damlalara dnmek terk edili ve yokluk deil rahmettir. Bu
durum, esasmda engellerle, / oyunlarla / glge bilinlerle devam eden
bir olgu ise de bu engeller, kaplar ve perdeler "bazen rahmettir; bazen
de ac verir'! ama anszn atee den pervane gibi yanmay da engel
ler. "Ve Hak alab kendini karanlklara sard ki bu karanlklar tabii ci
simler lemidir. Ve Hak alab kendini a sard ki onun nur giysisi
yksek latif ruhlardr. Tm evren kesif ve latif olanlar arasmdaki daimi
olulardan ibarettir."^ Giysi burada eitli araclardr. Olu zincirinde
unutu ve yabanclama srelerinden kiiyi kurtaran araclar, benlik
ve bilin oyunundan kmaktr, rman akn grmektir, iaretler ve
uyanlara kulak asmaktr.
17. Unutmak da bal bana kt deildir. Unutmak yani gaflet, insano
lunun evren iinde ancak bir kvlcm andran ksack hayatndaki
mutlu anlan arka arkaya getirme isteine denk den bir geici huzur
dur. Ancak tahamml gcmzn snrl oluu, unutmamn bizim iin
ne denli nemli olduunu gsterir. Neyi unuturuz? Ya da neyi unutabi
liriz? Unutmak bizim klliyen ynetebildiimiz bir sre deildir. hti

Cogito, say: 50, 2007


Varlk, Benlik, Hatrlay ve Unutu zerine 161

ya hsl olduka unutur, ihtiya hsl olduka da hatrlamaya alnz.


Fakat belki nisyan ve tezekkr srelerini ynlendirebiliriz.
18. Tam iktidar yoktur, tam hatrlay yoktur, tam unutu yoktur, tam ben
yoktur, tam sen yoktur ve tam teki yoktur. Henz ekle girmemi sre
ler vardr. Bizim aclarmz ve arzularmz tamamlanmamlm firtnah
denizinde devam eden dalgalardr. Terra autem erat inanis et vacua, et te-
nehrce erant sper faciem abyssi et spiritus Del ferebatur sper aguas.^
Tannmn ruhu hl evren denizinin sulan zerinde yzmektedir. Biz e
kilsiz (inanis) ve hli (vacue) olan yeryzn ekillendirip evren deni
zindeki tannsal "hareket"in (ferebatur) yansmasn srdrmek duru
mundayz ve fakat bunm bilincinde deiliz. imizdeki boluk ve bunalt,
"le dmekten deil ln kumlanyla btnleememekten domutur.
nk hl "ben" kelimesine z. Yaadmz uzun dlere hakikat,
ryalanmzda yan hakikat knntalanna ise hayal deyip geiyoruz.
19. Peki, uyku, uyanklk, hafza ve rya nedir? Eb Hayyn (. 1023 m.) el-
Mugabest adl nl eserinde rya ve hakikat iin der ki: mdi, yirmi
altmcr sohbet maddi dnyadaki uyankln uyku, ryann da uyanklk
olduuna dairdir. Eb shak es-Sb el-Ktip'ten dinlemitim, unlan
anlatt: Ryamda Sbit bin el-Kurre el-Harrn'yi grdm. Bizim Dicle
nehrinin ortasnda bir taht zerinde oturuyordu. evresinde her biri ay-
n blgeden gelen farkl huylara sahip insanlar vard. Sbit onlara t
veriyor: kimileriyle tek tek konuuyordu. Ben ona kulak verdim ve ok
deerli bir sz rendim ama uyamnca bunu muttum. Canm sklm
t. Unuttuum eyi yeniden ele geirmek ve hatrlamak iin zihnimi ne
kadar zorladysam da, uzun sre baaramadm. Bir sre sonra sakinle
tim ve birden ryamda onun yle dediini hatrladm: brahim! Felse
fenin meyvelerini, u kelimelerde topla! nan, bu senin iin malndan,
ocuklanndan ve sosyal statnden daha nemlidir: Bilmelisin ki, somut
madde lemindeki uyanklmz, aslnda uykudur. Tamamen rya dedii
miz durum ise hakiki uyantr. Yaadmz hayattaki baz duyularn bas
knl sebebiyle bunun tersinin doru olduunu sanrz.
20. Bizce olu ve irade, sonsuz atlak ve girintilerle dolu bir yamatan ge
ni bir vadiye boalan suya benzer. Bazlanmz suyun nne kan da
lara, 03 oklara kzyor. Bazlarmz o dalara ve oyuklara yapyor / s-
myor / nsiyet peyda ediyor ve gle dnmekten / istikrardan medet
umuyorlar. Suyun gidii kurall deil kaotiktir; suyun girdii yerler bi

Cogito, say; 50, 2007


162 i A. Sait Aykut

zim varlk mertebemizde ll biili deil belirsizdir. Suyu aktan da


hi biz deiliz. Oysa gireceimiz oyuu, birikeceimiz gl dleyerek
huzur bulacamz samyoruz. Benliimizin katlaan kuytu kelerin
de istina iinde kendimizi eskitmek; malikiyet edatlan, fiilleri, bala-
lan ile kurulu bir vadide yaamak oumuza cazip gelir. Ama hibiri
bizim deil bunlann. Sadece iimizdeki balanma ihtiyacndan dou
yor bu benlik glgesi ve mlk davas.

-m -

21. Aklclk ile akilstlk / akl diilik arasmda byk aynmlar yapma
nn anlam yoktur.8 nk akl bir alettir ve biz onu kuUamnz. Alet as
la hakikati syleyemez / gsteremez. Etkin aklla edilgin akl arasnda
bir tercih sz konusu ise edilgin akln evrene szmak ve onu anlamak
bakmndan stnl vardr. nk etkin akl anlamak ve anlamlan
drmak iin baka aletlere ihtiya duyar; gz, kulak gibi. Hatta ikincil
aletlere ihtiya duyar; kt, kalem, drbn, klavye veya byte gibi.
Oysa edilgin akl kinata szmak ister. Edilgin akln gdas bakmaktr,
beklemektir ve hkimiyet kurma tutkusuna kaplmadan aka katlmak,
temaa eylemektir. bn Arab bu manada edilgin akl etkin akldan
stn bulur.^ Bu tavr her ne kadar ama itibanyla farkh olsa da ifade
edili bakmndan Heidegger'in vefatndan be yl sonra yaymlanan
nl bir mlakatta dile getirdii szlerle uyumaktadr. Ona teknik az
gnln epeevre sard bir dnyada felsefenin nasl bir rol olaca
sorulduunda felsefenin misyonu, artk bir tann bekleyiine hazrlan-
makla smrldr; ancak o kurtarabilir bizi, yaklamakta olan derin kor
kudan.!!! mealinde cevap vermitir. Buradaki bekleyii, dpedz bek
lemek eklinde yorumlamak yerine hkim akl deil varl temaa
eden ve btnlemeye meyyal olan edilgin akl ne karmann gerekli
lii eklinde yorumlayabiliriz. Bu balamda bn Arab varl anlam
landrmada -kesinlik iermemesine, neticeler ve kurallar dourmama
sna ramen- "i duyu ve manevi mahede yntemini, deney ve gz
lemlerle sonuca varma ynteminden stn tutar.
22. bn Arabi'nin akla ynelttii baz eletiriler birok bakmdan bn Rd
paradigmasmn da almas anlamna gelir. Zaman zaman postmoder-
nizmin modemizme ynelttii eletirileri artrr bu tavr fakat aym-

Cogito, say: 50, 2007


Varlk, Benlik, Hatrlay ve Unutu zerine 163

s deildir. bn Arabi'nin yazma biimi bildik anlamda sistematik ve


kurall deildir. Bazen hikye, bazen derin bir yakar, bazen ak acs
n, bazen de vecdi terennm eden muhteem iirlerle doludur onun
eserleri. Fikirlerin art arda sraland salam bir yap kurmak hevesin
de deildir. Dnce ondan adeta taar. Alldk mantk lleri iinde
konumaz, bir konudan dierine geer ve bu durum onu anlama abas
iinde olanlara tpk bir orman, gl ve yeil krlar gibi doal grnr
ken ona uzaktan bakanlar iin karmak ve mantksz grnr. Onun
nezdinde iirin mantki bir kuraldan, hikyenin aksiyomdan, ilhamn
gl bir ak hikyesinden fazla bir fark yoktur. Bu yollann / yntem
lerin tm amaca gtrmeye msaittir. Gerek aranacaksa bu yollann
tmyle aranabilir. Bizi, biteviye uzandmz "benlik" ve alkanlk
lar uykusundan ne kadar uyandnyorsa o kadar baarldr bu veya o
yol. te varl bizim kendi etkin aklmzn koyduu kurallarla deil de
nasdsa yle kavramaya almak, onu Heidegger e yaklatraaktadr.
23. Hayalle gerek, anlamla anlamszhk, uyku ile uyamklk, dzenle dzen
sizlik arasmda -eer saf Varolu esas alnyorsa- niye tercih yaplsn
ki? Neyi neye tercih edeceiz? Eer tek merci akl olursa elbette kesin
tercihler yaplacaktr. Ancak akl deil varoluu ne alyoruz.
24. mdi zne ile nesne, zahir ile batn, d ile i, kesin kant ile alegori arasm
daki derin uurumlarn kalkt akkan bir evrende fikir imal edebiliriz
25. bn Arabi'nin devrimi, akln tahta oturmasyla mahallini kaybeden var
la kaybettii yeri vermek hedefine kilitlenmi gibidir. Nitekim akln
gasb eylemi, tm varln sadece efendi-insamn emrine verilmesiyle so
nulanmt. bn Arabi'ye den, insanla tabiat / kinat arasndaki y
neten - ynetilen ilikisini tersine evirmekti. nsan, varhm srtma
kan, onu kategorize eden ve yneten deil, varlk tarafmdan ekillenen
ve srdrlendir. Bylece varhk nesne olmaktan kp insan adna ko
nuan zneye dnr; Heidegger'in diliyle sylemek gerekirse varh-
n kendi meruiyetine kavumasmn anlam, insann varla egemen
bir rab (lord) olmaktan geri durmas, sadece ona oban ve koruyucu ol
duuna kanaat getirmesi demektir.!! Ancak bn Arab asndan varh-
a itibann iade etmek, hakiki varln, tek ve yegne (unique) Tan-
n'dan ibaret olmasndan dolaydr; sadece var olmakla ilgili deildir,
bn Arab iin varhm asl anlamn yeniden kavramak, insana da yeni
bir anlam yklemektir. nk insan Hak alab olan Tann'ya "seni ta

Cogito, say: 50, 2007


164 i A. Sait Aykut

nyacam" diye sz veren varlktr. te bu noktada telere inanan ve


insann manevi tekml srecinde Tann'ya verdii sz hatrlatan bn
Arabi'nin postmodem sylemlerle hibir iliii kalmaz. nk postmo-
dem sylemleri, herhangi bir total yaklamla, balang, akbet ve so-
mmluluk gibi kavramlarla irtibatl klmak zordur.
26. bn Arabi'yi en ok artan, insamn varl unutarak kendi glge benli
inde kayboluudur. Belki de unutmak" bu anlamda beeri tabiatn
aynimaz elerindendir. O, Heidegger'in yapt gibi unutu / nisyan
problematiini felsefe veya metafizik tarihi seviyesinde ortaya koyma
m; daha teye giderek unutu problematiini beeri varolu tarihinin
tm safhalarna yayp insanm Tann'y unutuu olarak ele almtr.
nsanolunun kabuk bilin tarihi, zndeki Tann'y unutu tarihi ola
rak tasvir edilir bn Arabi'de. Bu yzden bn Arab terminolojisi, bir
yanda gaflet (; unutma, aymazlk), sehv" (; hata, ama), nevm (;
uyku), hicb" (: rt, perde) gibi nisyan / unutu kaynakl kelimelerle
dolarken te yandan yakaza (: uyam hali), uhud (varla tamk ol
ma), "kef' (: varl bulma), tezekkr (: varl hatrlama) gibi huzur/
buunu-bili kaynakl kelimelerle rldr. O nas (insanlar) kavramy
la nisyan kavram arasnda ze ilikin bir irtibat kurmaktan geri dur
mamtr. Ona gre nas, nisyan masdanmn ism-i filidir (etken orta,
gerund).
27. Heideggerde de unutu problemi ne kar. O da "varl unutuun in
sanla ve varln nihai kaderiyle ilgili olduunu syler.!^ Ancak Heideg
ger'in unutu kavramnn konusu ve anlam, eyh-i Ekber bn Ara-
b'ninkinden tamamen farkldr. Alman filozofunun unutu kavrammn
konusu, ilah varlk deildir; mevcudatn varoluu deildir; tm varlk
lar deildir; sadece varln hakikatidir.!3 Ona gre varlk asla Tann de
ildir; sbtans (: cevher, tz) deildir; mahiyet de deildir. yleyse Hei-
degger'deki unutu, ilahiyata veya onto-teolojiye dair deildir; "varl
n", mevcudatla perdeleniinin tarihi olarak metafizie dairdir. Mev
cudat, vcudu (asl varl) unutturmutur ve burada "unutu arac in
sandr; insamn, mevcudu teknolojiye dntren akldr.!4 Bu yzden
metafiziin tarihi ona gre akln mevcudata egemen olma tutkusunun
tarihidir, Heidegger bunu bazen insaniyet bazen de yokluk diye ad
landrr. Teknik / akl eylemin azgnlatrd mevcudiyet, vcuda perde
olmutur. te insamn unutuunun anlam budur. Akl, rasyonel ve tek

Cogito, say: 50, 2007


Varlk, Benlik, Hatrlay ve Unutu zerine 16i

nik oluu; insan da insaniyeti sebebiyle, neticede, varl unutuun asl


sorumlulan haline gelmilerdir. Baka bir deyile "znel / Benliki ei
lim yani varl "ben'e ve "zneye indirgeme eilimi, varl unutuun
asl sebebidir, asl sorumlusudur.!3
28. O halde Heidegger iin varln unutuluunu amak, ancak unutuu
unutmakla mmkndr. Bu da metafizik tarihini sona erdirmek yani
"yokluk'un tm imknlarn bitirmek ya da rasyonalite, humanite, z
nellik gibi kavramlardan tamamen uzaklamakla mmkndr. Eer
tekrar varla dnmek, varh kazanmak istiyorsak akl mevcudun te
mel ekseni yapmaktan ve tm hmaniteryen anlardan geri durmak
gerekir. nsanm mevcudattan biri olarak dt arlk / azgnlk, var
l perdelemitir. Bu yzden Heideggerin son hedefi, zneyi nesneyle
deitirmekti. bn Arab ise "Fena Makam" (: mutlak varlkta fani olu)
ile amacna erimi, sorunu zmtr.
29. Byk rif Shreverd varolu ve insann varl unutu servenini ale
gorilerle aklar. Onda insanm varlk rman unutuu gurbete dme
sidir. nsanm gurbeti mekn olarak Bat" kavramyla sunulan bir yer
de gereklemektedir. nsan orada kendinden uzaklamakta ve kendi
zn unutup ylesine yabanclamaktadr ki ellerini bile tanmamak
tadr. Shreverdfnin destans yksndeki "el Heidegger'in teknik
dedii eye yakndr. Yzyllarn eskitemedii rif Shreverd'nin Bat
da Yalnzln Hikyesi!^ balyla kaleme ald alegorik hikyeye ku
lak verelim:

Vakit tamamd; sm'la ktk yola.


Yeil denizin kjasnda avlanmak iin,
Mavernnehr'in baandan aktk Bat'ya.
Anszn karmzda belirdi Kayravan,
'Bir ehir ki zorbalk, halkn siluetiydi .'!^
Grup grup zebaniler gibi, kuatp evremizi.
Zincir ve bukalara doladlar hemen.

Attlar kr kuyuya, sorgusuz savunmasz,


Ve baktlar, grdler; biz, hepimiz,
Yemenli n olunun soyundamz.!^

Cogito, say: 50, 2007


166 i A. Sait Aykut

Bizi huzurdan rak klmamak iin gya,


Derin kuyunun stne muhkem saray diktiler.
Ve burlar, ykseklerden, bizi seyreden gzler,
Ve dediler; isterseniz akam karanlnda
kn saraya, ykselin, ykselin, ykselin,
Sabah gn domadan afak kzllnda
Tekrar deceksiniz uursuz kuyuyal"!^

Kat kat karanlklar iinde bir yalnz kuyu,


Uzatsan gremez, tutamazdn parmam.
Ellerimiz var myd, yoksa yok muydu?
Kendimizden bile haberimiz yoktu.

Ve sadece gn batarken, akamn grisinde,


Bazen uardk o muhkem saraya.
Gkler lacivert lacivert glmserdi bize,
An gelir gvercinler, Yemen cennetimizden.
Mjdeler devirirdi kutsal evrenimizden.

An gelir, dounun delimen imekleri,


Delerek simsiyah geceyi, yammza derdi.
Ruhlarmz esrirdi Necd'in iziyle,
Ve misvak aacnn rayihasyla coard,

Vatan ah, gurbettekini yakan,


Varolmak, yangnda yanmakt.20

Gkyznn cierinden akan rmaklarn.


Tek tek kesilme am gelmiti; kestim.
Suyu kesildi deirmenin, ykld bina, hava bulutu havayla.
En dtaki felei frlattm sonsuzlua,
tsn, un ufak etsin diye gnei, ay, 5tildzlan.
Tann'mn glgesi yaylyordu ondrt tabuttan ve on kabirden.
Kurtuldum bunlann hepsinden, imdi azat oldum,
Gnei rehber edip yava yava ksaltarak'^!
ekildim kutsala, kutsaln kumsalna,^^

Cogito, say; 50, 2007


Varhk, Benlik, Hatrlay ve Unutu zerine 167

Gece tm dehetiyle kerken gme,


Kurtardm kz kardeimi ve tm ailemi,
Mahvedici bir felaketten son anda kardm,

O, evdeydi gece yans; stmayla kavruluyordu,


Sara olmutu, kbuslarla ruhu savruluyordu.
Ve sonra bir lamba; iinde an bir ya,
Ve ondan yaylan huzmelerle evin iindeydi ay.
Ve yeni doan gnelerin tututurduu bir fener.
Ev halkn aydnlatyordu; kt her yer.23

Korkmadan koydum lambay ejderhamn azna,


Sakindi ejderha, bir arkn zirvesinde.
arkn altnda kpkzl bir deniz, stnde yldzlan,
Ik yaylrken drt yana kimse bilemez vard kyy.

Grdm sonsuz yrngelerde kayp arslan, mahzun boay.


Drlen yay, katlanan yengeci seyrettim ben,
Ve bildim olu ve yokolu evrenindeki fani hendese}d.

Mekn drld, tm mesafeler silindi birden,


Yol yoktu artk; bir koniden sular kaynad',
Dedim gklerin en yksek tenlerine,
Ruhum kapld onlann namelerine.

Destanlar beni uururken yanlannda.


rendim dillerini, ben de syledim.
Sesleri, ah sesleri, kadim ninniler gibi.
Sert kayalara srten ar zincirler gibi.
Haz beni kanatlandrd; ba zld dizimin,
Esridim ve delirdim; hi durmadan titredim,
Dald bulutlar, yrtld gn rahmi
ktm maaralardan; hayatm benak gzne.
Grevimi bitirmek iin atm tm hcreleri.

Cogito, say: 50, 2007


168 i A, Sait Aykut

Notlar

1 tbn Arab, el-Futhtul-Mekkiyye, Dar- Sdr basks, c. 4, s. 378, Beyrut (trz).


2 bn Arab, FussuT-Hikem, ner: E bul-U l el-Aflf, C. 1, s. 139. Beyrut (trz).
3 bn Arab, Mevkun-Nucm, Matbaats-saade, Kahire, 1325 h., s. 18.
4 bn Arab, eUFutktl-Mekkiyye, Dar- Sdr basks, C. 4. s. 342, Bejrut (trz).
5 bn Arab, Fussul-Hikem, ner; E bul-U l el-Afif, C. 1, s. 54 - 55. Beyrut (trz).
6 Genesis, 1. Buradaki "Abssou" hem derin ve korkun bir uurum, hem de saana and
ran bir yamuru antnr. Burada Yunanca - Latince hocam Serdar'a teekkr ediyorum.
7 Eb Hayyn Tevhid, el-Muqabest, nereden; Haan Sendb, Kahire, 1929. s. 71 - 72.
8 bn Arab, Heidegger ve Postmodem sylem in bkz.; Muhammed el-Msbahi, bn Arab f
Mirt m Bde-Hadse, http://maaber.50megs.con/indexa/a_dalil_mim.htm#misbahi_mo-
hamed.
9 tbn Arab, e-Futht'l-Mekkiyye, Dar- Sdr basks, c. 1, s. 95. Peter Coats da belki bu
yzden bn Arab ontolojisini yommlarken "Hazrlan / Kabiliyet / Oluum Ontolojisi" ifa
desini kullanmtr. Bkz. Peter Coates, ibn Arabi and Modem Thought, Oxford, Anqa Pub-
lshing, 2002, s. 11, 29.
10 Bkz.; Martin Heidegger, "Only God Can Save Us," s. 57, 60; cf. Que veut dire 'penser'?, in
Essais et confarences, tr. J. Beaufret, Paris, GaUimard, 1958, s. 164-165.
11 Martin Heidegger, Lettre sur Thumanisme, in Ouestions III, Paris, 1965, s. 119.
12 Bkz. Heidegger, Introduction la mtaphysigue, tr. G. Kahn, Paris, GaUimard, 1967, s. 31,
121; cf. Temps et fitre , in Ouestions IV, p. 58.
13 Bkz.; Martin Heidegger, Lettre sur Vhumanisme, in Ouestions III, Paris, 1965, s. 102,
14 Mevcudun "varl' unutturmas e ilgili olarak bkz. Heidegger, Concepts fondamentaux, tr.
P. David, Paris. GaUimard, 1985, s. 89-90 ; cf. Lettre sur Thumanisme, s. 104, 114-115.
15 znel ve ben merkezli yaklamn varoluu unutturmasna ikin bkz.; age, s. 125.
16 Bu sembolik metin, Shreverd'nin rak felsefesini en iyi anlatt eserlerinden saydr. Da
ha nce Cogito'da (iir says) yaymlamtm. Bkz., Shreverd, "Ossatl-Gurbetil-Garbiy-
ye", Mecma-y Mosennef- eyh-i Irk, Tahran 1373, n , s. .273-297; Mahmut Kaya, Islm
Filozoflanndan Felsefe Metinleri, Klasik, stanbul 2003, s. 519-528.
17 Kur'an, Nis suresi, 77. Ayet.
18 sim, akl demektir. Mavernnehr ruhlar evreni; Ma&rib (=Bat) kentleri, madde evreni
demektir. Yeil deniz, nesneler dnyas demektir. Kayravan (=karmaa, eliki) zdklann
bulunduu dnyadr. Yemenli evhin nn soyundan olmak, ilk ak ile evrensel akln
sentezinden olmaktr. Kuyu bedene brnmek, bu dnyaya inmekten kinayedir.
19 Muhkem saray veya kkler, nefisler demektir. Akam karanlnda ruhlar serbest kalr ve
ykselir. Ama sabah olup uyannca duyular canlanr ve madd evrene dnmek zorunlu olur.
20 Kuyunun dibi, madde dnyasmn ve madd Uikinin en youn yaand yerlerdir. Oralarda
biz tamamen madde ve kar ikistne gmlnce kendi kendimizi tamyamaz olduk; elleri
miz be bize ait dedi; kendimizden yabanc olduk. Varhm haJdkat neydi, biz ne iin
vardk; her eyi unuttuk. Sadece akamlan ryalanmzda metafizik gerilimi yaayabiliyor
duk. Korunan kutsal evren, asl metafizik evrendir. Gvercinler hamlar demektir. Yemen
uur, huzur, saduyu ve ycelc demektir. Dounun delimen imekleri anszm gelen sar
sc keif hlleri demektir. Vatan karde ruhlann yan yana bulunduu asl yurttur; ruhlar
lemidir. Vatan hasreti ruhlar lemine duyulan hasrettir.
21 Kur'an. Furkan suresi. 45. ve 46. ayetler.
22 Gkyznn cieri, insan bedeninin merkezini temsil ediyor. Bu da beyin veya yrektir.
Oradan kan rmaklar, tutkunun zarfi olan sinir ve damarlardr. Irmaklar kuruyunca ben
lik ortadan kalkyor ve ruh as zne (hava havaya) kavuuyor. En dtaki felek; tm tutku-

Cogito, say: 50, 2007


Varhk, Benlik, Hatrlay ve Unutu zerine 169

lan iine alan en byk snrdr. Gne, ay ve yldzlar burada bedensel ve nefsn gler
demektir. Allah'n glgesi, onun can vermesi ve yaratma gc demektir. Ondrt tabut ara-
smdan on tabut, insanm madd dnyada kalmasn salayan zelliklerdir; ekme, tutma,
sindirme, savunma, beslenme, reme, byme, kurgulama, fkelenme, arzu. Buna drt ana
unsur ekleniyor; scaklk, soukluk, yalk, kuruluk. On kabir ise be d duyu ile be i du
yudur. Bylece glgenin gnee yrmesi gibi yava yava kutsal leme doru ekilme ba
lyor.
23 Kz karde ve aile veleri. fizik varlklar temsil etmektedir; onlar iinde bulunduklan idea-
formdan bir an aynisalar mthi bir gerilim olurdu; tpk sara hastalna yakalanmak gibi.
Ancak ben bu evrende maddeyle ilikimi kestiimden onlan da bu tr bir ayrlk karmaa-
smdan ve azabmdan kurtardm. Lamba, ay alt evrende yani bizim evrenimizde her varla
beUi bir idea-form veren Etkin Akldr. Etkin akln etkisi onlara ulatka bu varhklarda ay
dnlanma (=yetkinleme) artyordu.
Sessizliin Sesi: Sein und Zeit \e
Dil zerine Bir Deneme
AYTA DEMRC

"Konumak m? Ah, ben bu zevkin heveslisiyim. Brakn konuaym!"


Hlderlin, Hyperion, II. Kitap

Sessizliin sesi olsa azndan ilk kan sz hangisi olurdu? Muhtemelen


sylediinden hibir ey anlayamayacaktk. Ne ki anlam, Daseinm. mutlak
hkmnde olmaktan baka? Heidegger, adem-olunun kendini konuan bir
varlk olarak sunduunu belirttikten sonra, bu vashn onu hitabet yeteneiy
le donatmadn ama bu sayede dnyajn ve D aseinm kendisini kefeder-
bir-halde olduunu syler (Heidegger: 165). yle ki, eski Yunanlar dil iin
herhangi bir szck kullanmamakla birlikte bu fenomeni ncelikle konu
ma/sz! olarak anlyorlard. Ne zaman ki logos felsefe dnyalanmn iine gi
rer, konumamn biim ve yapsna ilikin temel kaideleri de bu logosun
altnda serpilmeye balar. Heidegger, Sein und Zeitvn "Das In-Sein als solc-
hes [Bizatihi iinde-var-olmak] bahkh blmnn giriinde yle demek
tedir: "... bizatihi iinde-var-olmak hakknda daha nce cihet kabilinden bir
incelemede bulmulmu ve bu, dnyay bilme gibisinden somut bir hal ze
rinde tamtlmt (s. 131). Konuma zelinde dil sorununu ele ald bu b
lmde Heidegger, varln 'skutundan sukutuna uzanan hallerini irdele
mektedir. Aadaki yaz dnyay ve kendisini alglamaya yazgh olan Dase-
in'n bu abas zarfnda dil ile olan ilikisini incelemektedir. Konuma -ve
arz ettiinden anlama- yazya konu olmakla birlikte Daseinn her gnk

Cogito, say: 50, 2007


Sessizliin Sesi: Sein und Zeit ve Dil zerine Bir Deneme

haline ve bu hergnklnden dne kadar uzanmas sebebiyle geveze


lik konusuna pek deinilmeyecektir.
Bergson, bolukta seyir halinde olan bir nesneyi seyrederken iki farkl al
g kaps arasnda kalacamzdan dem vurmaktadr. Bulunduum yere gre
hareketin ya da duraann algsna sahip olurum ve bu algy ekillendiren,
bolukta bulunan cismi indirgediim imgelerdir. Cisim, algm izafi klarak
beni kendisinin dnda brakr. Oysa kat'i devinim sz konusu olduunda
devinen cisme ayn bir mana, szgelimi bir ruh hali yaktnnm; bylece,
sz konusu ruh haliyle alakadar olduumu ve hayal gc araclyla kendi
mi bunun iine yerletirdiimi de ak etmi olurum" (Bergson, 1955: 21).*
Bergson burada sympathiser fiilini kullanmaktadr (ngilizce eviride de je
sympathise avec... cmlesi I am in sympathy with..." ile karlanmtr).
Bu fiilin anlamdalan arasnda bulunan entendre fiili iitmek, dinlemek, an
lamak ve yorumlamak anlamlanm kapsamaktadr. Yine aym arkada grubu
nun iinde bulunan comprendre fiili de iine almak, kapsamak, anlamak,
kavramak ve dnmek anlamlanna gelmektedir. Bu fiilden tretilen y com -
pris ise "dahil" anlamn verir. Szcn altnda yatan bu derin anlam haz
nesini daha iyi gsterebilmek iin sympathise duygudalk yerine alakadar
olmak' eklinde evirdim. nk alaka ilgi, iliki anlamlarnn yan sra
'bal olma' (ilikisi olmas), asl olma' ve 'sarkma' durumlarna da iaret
eder. Bergsonun cisme gsterdii alaka fiziksel iliki balamnda szcn
argo anlamyla ona sarkmasdr. Cismi kavrajam ona dahil olanla kurdu
um rabtalara yazgldr. Bergsonu kati olana gtrecek olan da ite bu ra
btalar zerinden sarkmadr. Dasein Daseinsal olmayan varolanlardan
ayrt etmek isteyen Heidegger de "... zmlememizi ilgilenmenin [dnyada
varolmak] ve bir-ey-iin-bakn varyasyonlarn (itina-gstermeklik ile ka-
ync-bak) karlatrmal karakterizasyonlara giderek geniletmek... (s.
131) suretiyle dnya-iinde-varolmann hallerini nmze serecektir.
Bergson buradan hareketle cisme dahil olduktan sonra diyecektir ki bu
vesileyle deneyimlediim ne bulunduum yere ne de hareketi indirgediim
imgelere bah olacaktr': "... bundan byle devinimi bulunduum yerde du
rarak hariten deil, aksine onun bulunduu yerde, dahilinde tpk kendisin
de olduu gibi idrak ederim. Kat'i olana ulanm (Bergson, 1955: 21, 22).*
te bu kat'i olan kusursuz olandr da aym zamanda. Aslnn yannda sureti,

* Yldzl (*) alntlarn evirisi bana aittir.

Cogito, say: 50, 2007


172 i Ayta''

asln tarife yeltenen imgeler gibi kusurlu olacaktr. Tpk hergnklnde


Dasein'n dnyay alglaynda olduu gibi:

'"P r seda' 'duymak' iin olduka yapay ve karmak b ir tutum gereklidir, n

celikle motorsiklet ve araba sesleri duyuyor olmamz, dnya-iinde-varolmak

olarak Dasein'n hep dnya-iindeki el-altnda-olaniarla birlikte bulunduunun

fenomenal belgesidir. B ir baka deyile, ncelikle duyular karmaas var da da

ha sonra bun lar ekillendiriliyor ve bu sayede znenin zerine basp b ir 'dn

yaya' varm ak zere srayabilecei b ir sram a tahtas diye b ir ey yoktur"

(Heidegger: 164).

Yani dnyada varolanlar olarak dorudan kat'i olann huzuruna kar,


ona sarkanz. 'Sarkmak' destek, dayanak, platform anlamlanna gelen sal k
knden trer. Szcn etimolojisinin de bize fosldad zere, Daseinn
bir duyular karmaasndan dnyaya uzanmasn salayacak bir dayanaa
ihtiyac yoktur. Zaten o her daim bir tahtann zerinde sramakta, 'bizatihi
iinde-var-olmak'tadr. Bergson'un havada grd cisimle Heideggerin
tramplende srayan Dasein' ite burada, decekleri dnyada kesiirler.
eyleri nasl kendimizde deil de olduklan yerde alglyorsak, gemii de
yalnzca olduu yerde, yani bizde ya da bizim imdimizde deil kendisinde
kavranz" (Deleuze, 2006: 88). Nasl ki gemii -Bergson'un entelektel alaka
olarak adlandraca- bir sezgiyle kavnyorsak duyduumuz sesleri de, dn
yada olmaklmzn gerei olarak, anmlanyla birlikte zihnimize an-
nz. Bize syleneni anlama tarzmz, bir any bulma tarzmzla aymdr
(Deleuze, 2006: 88). Bir eyi duymak iin nce onu anlamak gerekir. Szn
ne-hakkmdalma dair 'doal duyma iindeyken aym zamanda sylenmilik
minvalini ('diksiyonunu') duyabilmekteysek de, bunu yapabilmek iin konu-
ulam yine peinen birlikte-anlamak gerekecektir" (Heidegger: 164).
Yalmzca dnyada vcut bulan varlk her zaman kendisi olduu gibi, her
eyden nce idrak araclyla dile gelecektir: "Dasein kendi uradaln
kendi hamurunda tar. Ondan mahrum olsayd sadece olgusal olarak var
olmamakla kalmayacak, yle bir ze sahip bir varolan bile olamayacakt.
Dasein bizzat kendi atmlanmh olarak vardr (Heidegger: 133). Heideg
ger, neliin inayetinin [Worumwillen] ve manamn [Bedeutsamkeit] Dase-
inda amlanacan buradan hareketle de Dasein'n kendisiyle alakadar bir
varlk olduunu belirtir. Kendisiyle alakadar olan Dasein her eyden nce

Cogito, say: 50, 2007


Sessizliin Sesi: Sein und Zeit ve Dil zerine Bir Deneme

anlamak durumundadr; Var-olma imkn bakmndan Dasein n varlk


minvalinin eksistensiyal mekn anlamadr (Heidegger: 143).* Heidegger
sezgi ve dnceyi de anlamann uzak trevleri olarak adlandrr: "'Sezgi' de
'dnce' de anlamamn uzak trevleridirler. 'zn fenomenal sezgisi' dahi
eksistensiyal anlamaya dayamr (Heidegger: 147).* Bergson'un-bir yntem
olarak- sezgi araclyla nfuz ettii kat'i, Heidegger'de logosun yani syle
min ve dlemin ketlemeleri olarak kendini andrmaktadr. "Yalnzca dil
de dnebiliriz [ve anlayabiliriz]^ ve dnmemizin bylesine dile yerleik
oluu dilin dncenin bana sard yegne muammadr (Gadamer,
1977: 62).

"Szn aka-dile-getirilmiliine dil diyoruz. Bahse konu bu szck btn

(ki onun iindeyken sz kendine has dnyasal' anlam n bulur), b ir dnya-

iinde varolan olarak adeta el-altnda-olanlar gibi karmzda mevcut bulunur.

Dili mevcut-olan szck-nesnelere paralam ak mmkndr. Sz eksistensiyal

olarak dildir, nk varolam n amlanmlgm imlem bakm ndan dile getirir

ken, bahse konu varolan hem frlatlm, hem de dnyaya tabi olan dnya-

iinde-varolma varlk minvaline sahip olmaktadr" (Heidegger; 161).

Bununla birlikte dil, Gadamer'in de zellikle altm izdii gibi, bir alettir.
Tpk bir eki gibi dili de kuUamnz. Otto Pggeler, bir ekice kendi varl
iinde nasl nfuz ettiimiz sorusuna Heideggerin verdii yamt tartrken,
ekicin nmzde-bulunan [Vorhanden] bir ey deil, bizim iin ve bizimle
birlikte bulunan [Zuhanden] bir ey olduunu belirtir. eki, bir ie yanyor
oluuyla - duvara ivi akan bir alet olarak - bizim iin bir anlam tar.
Byle bir alet baka eylere gnderim yapar ve kendisi de zaten bir gnde
rimler ve iaretler balamnn btn iinde yer alr (Pggeler; 51). Dil ise
bir iaretler balam iinde yer almakla kalmaz, iaretler balam retir de
ayn zamanda. Deleuze, Proust'un eserinde gstergeleri ve raklk ilikisini
analiz ederken, renmenin gstergeler yayan varl anlamaya almak ol
duu tespitinde bulunur: "Odunun gstergelerine duyarl olunduunda ma
rangoz ya da hastaln gstergelerine duyarl olunduunda hekim olunur.
Bir ie yatknlk gstergeler asndan her zaman yazgdr. Bize bir eyler
reten her ey gstergeler yayar, her renme eylemi gstergelerin ya da
hiyerogliflerin bir yorumudur" (Deleuze, 2004: 12).3 Dasein'n kendisini ifya
ettii d dnya, mtemadiyen gstergeler yayd ve ald bir raklk oku

Cogito, saye 50, 2007


174 i Ayta Demirci

ludur. Kendini anlamaya yazgl olan varlk, paylat dnyaya - konua


rak, dil araclyla - kendini aar.

"Dasein anlad iin duyabilmektedir. Bakalaryla birlikte anlamasal dnya-

iinde-varolma olarak Dasein, birlikte-Daseina ve kendisine kulak verdii' gi

bi, b u kulak vericilie ait olmaktadr" (Heidegger: 163). .

lk insanlar maara duvarna izdikleri ekillere soluklarn vererek


onunla btnleiyorlard. Souk kaya yzeyine dncelerini aktarrken
kulland basit aralarn yam sra bedenini ve soluunu bu uzun soluklu
iletiime arac klan insamn, bugn Saraybumu'nda sabah jimnastii yapar
ken Atlantikin dier ucuyla iletiim kurabilen insandan fazlasn sylediini
ne srebilir miyiz? Konuma kstl duygulan iletmekten fazlasn yapan
karmak bir ses btn olduundan beri dinleyenin -ve tabii, konuann
d a - dncesine dahil olmaktadr. Dil, paylat dnya iersinde Daseinn
izafiliini yitirmesini salad gibi sessizlie gml olduunda ya da son
derece sradan bir konuda ileri geri konuurken bile dahil olduu dnceyi
ve srekli etrafn bezedii gstergeler yuman ekillendirmektedir: Dase
in dili, paylat dnyamn grnmlerini aa karmak iin kullanr
(Dreyfus: 221).*
Sein und Zeitda konuma, varln ahengi ve anlama ile birlikte e nemi
haizdir. Heidegger, eski Yunanlardan beri logosun hem konumaya hem de
dile referans olduunu vurgulamaktadr. Bu dnce zincirinde konuma
[Rede] kendini dilde [Sprache] ifa eder. Konuma bizatihi iinde-var-ol
mak hallerinden biri olarak halet-i ruhiyemizle i ie gemi bir haldedir.
Konumann - ya da kendini sergiledii dilin - aletlii, bu dnyada varolan
olarak Daseinn - ki kendisidir anlama vakf olan - haletlerinde gsterir
kendini. Kendisiyle ve paylat dnyayla alakadar olan Dasein anlamak
iin mana ve inayete itina eder. Bu itinamn zerine konuma ve duyma yer
leecektir. Bu edimlerin youn bir biimde, tutkulu bir abaya dnmeleri
de gerekmemektedir. Anlamak iin ne boboazla ne de gayretli bir kulak
misafirliine ihtiya duyulur. Zira anlayan zaten duyabilendir" (Heidegger:
164). Gadamer hementii logosentrik, 'daha da beteri' fonosentrik olmakla
itham ettii iin Derida'y topa tuttuu "Hermeneutik ve Logosentrizm" ad
l denemesinde^ ne duyann ne de syleyenin konumada kendini amdran
eyi tam anlamyla kuatacak bir bilgiye sahip olabileceini dile getirmekte

Cogito, say; 50, 2007


Sessizliin Sesi: Sein und Zeit ve Dil zerine Bir Deneme 175

dir. 'Doru duymadmz bir eyi anlayamadmz gibi, anlamadmz bir


yazy da okuyamayz. Dncelerimizin dile geliinde olduu gibi, yazl
metnin zihnimize dahil oluu da bu etkileimde anan dil araclyla ger
eklemektedir. "Her ne hal ise, konuulan kelimelerin aktalize edilmesi gi
bi, yaznn aktalize edilmesi de, hemen her zaman nceden dnce ierik
li anlama anlamnda, yorumu talep eder (Gadamer, 1987; 334). Soluunu
duvara kazyan insamn bize brakt sz havaya konuan adamnkinden
daha deerli klan nedir? Arkasna koca bir tarihsel sreci al m? Bugn
bilgisayar alannda dolaan saysz plkten artakalanlan inceleyen gele
cein siber-arkeolou iin bunlar paha biilmez nadide paralar m olacak
lar? Bir an iin hayali maara adammzn biraz tesinde, baklar ormamn
karanlma uzanan bir bakasmm olduunu ve elindeki tala bilinsizce al
tndaki kayay yonttuunu farz edelim. Bir kuun gagalad aataki oyuk
lar daha anlaml gelecektir bize. "... [S]anat eseri, tasarlanm kullanm
amacyla deil, kuUammmn iptali ve netice itibanyla yanl kullamm iin
retilir. Deyim yerindeyse o, kendisi iin ve kendi bana durur. (...) Sanat
eserleri kklerinden bamszdrlar ve ite tam da bu yzden konumaya
balarlar (Gadamer, 1987: 340).
Heidegger dili anlamaya ynelik souk bilimsel yntemleri bir kenara b
rakmamz salk verir. Dil, hergnklyle yani konumada kendim and-
racaktr. Burada konumann tmsnn biraz deimesi kamimaz, nk
ncelikle sz konusu olan anlamla dolup taan iirsel anlatdr. "nsanlar
bazen tutuyorlar da sevinlerinden laf amaya kalkyorlar. Ah, inamn bana:
siz daha sevincin ne olduunu bilmezsiniz! Onun glgesinin glgesini bile
grmediniz! Gidin ve bana mavi gkten bahse kalkmayn, krler! (Hlder
lin: 66). yle ki, sessizliin salahiyetinden [eigentliches Schweigen] dahi sz
edilebilir, nk sessiz durabilmesi iin Daseinn mutlaka syleyecek bir
sz olmaldr.
Sessizliinde dahi gstergeler yaymaya devam eden dil elbette ekiten
farkl bir ara olacaktr. Sezgiyle vkf olacam bu bilgi srekli bir renme
srecinin izleinden gider. Havada uan bir ekice kendimi yakn hisset
mem pek kolay olmayacaktr, ama birlikte dnyay paylatm baka Dase-
inlarla mtemadiyen bir mana alveriinde bulunurum ve bu alp-vemele-
rin para birimi de dildir. Sessizlik konutuunda muhtemelen ne dediini
sezinleyebilirim - tam olarak ne dediini anlamayacak olsam bile, ilk h-
nm farknda olurum. nk bu onun da aslnda bir Dasein olduunu yani

Cogito, say: 50, 2007


176 i Ayta Demirci

dndn ama, meerse uzunca bir sre sessizlik kipinde kaldktan son
ra bir baka halete -konuan bir duruma- getiini kendi tersine dn
(Kehre) iinde benim bu gstergesel raklma -tm bu renme sreci
m e- dahil olduunu belirtecektir. Bir bakasma sessizliin benimle konu
tuunu sylediimde bu bilgi -sessizliin konumas bilgisi- benim iimden
kp karmdakinin iine girmeyecek, kuracamz bu iletiim halinde dil
araclyla kendini amdracaktr. teki ya buna inanacak ya da etrafma
yaydm dier gstergeleri de tartarak benim deli olduuma kanaat getire
cektir. Her iki durumda da teki, paylatmz bu bilgiden bir eyler anlar
ve bu anlad kesinlikle 'sessizliin konumas bilgisi' deildir - nk ses
sizlii duyan Dasein, onu anlayacaktr.

Kaynaka

Bnac, H. (1956), Dictionnaire des Synonymes, Paris, Libraiie Hachette.


Bergson, H. (1955), An Introduction to Metaphysics (ev. HJme, T. E.), N ew York, Liberal Arts
Press.
Bergson. H. (1969), La Pensle et le Mouvant, Paris, Les Presses Universitaires de France.
Deleuze, G. (2004), Proust ve Gstergeler (ev. Meral, A.), stanbul, Kabalc Yaynevi.
Deleuze, G. (2006), Bergsonculuk (ev, Ycefer, H-), stanbul, Otonom Yaynclk.
Dreyfus, H. L. (2001), Beng-in-the-Word, London, The M IT Press.
Gadamer, H. G. (1977), Philosophical Hermeneutics (ev. ve deri. Linge, D.E.), Califomia, Uni
versity of Califomia Press.
Gadamer, H. G. (1987), "Hermeneutik ve Logosentrizm", iinde; ev. ve deri. Arslan, H. (2002),
Hermeneutik ve Hmaniter Disiplinler, stanbul, Paradigma.
Heidegger, M, (1967), Sein und Zeit, Tbingen, M ax Niemeyer Verlag.
Heidegger, M. (1996), Being and Time (ev. Stambaugh, J.). N ew York, State University of New
York Press.
Hlderlin, F. (1990), Hyperion I & I I (ev. Togar, M.), stanbul, M E B Yaynlan.
Pggeler, O. & Allemam, B, (1994), Heidegger zerine iki Yaz (ev. zlem, D.), Ankara, Gn-
doan Yaynlan.
Nianyan, S. (2002), Szlerin Soyaac; ada Trkenin Etimolojik Szl, stanbul, Adam
Yaynlan.
Sara, T. (1994), Byk Franszca-Trke Szlk, stanbul, Adam Yaynlan.

Cogito, say: 50, 2007


Sessizliin Sesi: Sein und Zeit ve Dil zerine Bir Deneme

Notlar

1 Sein und Zeitm bu almada kuUamlan ve henz yaymlanmam olan Trke evirisinde
Kaan H, kten discourse [Rede] iin sz kelimesini kullanmaktadr. Sz tm anmlanyla
birlikte tam da aranlan szck olmakla birlikte bu yazmm karakterinin -ve daha da ok s
lubunun- zorlamasyla konuma kelimesini tercih edeceim.
2 Parantez ii [ ] bana aittir.
3 inde ve birlikte-var-olan Dasein bu karlkl halde anlar ve iitir. S entendre . menuiserie
[marangozluktan ok iyi anlar] trnden bir rnein de bizi gtrebilecei gibi anlamak
dorudan iinde bulunmak, bakalanyla birlikte dnya-iinde-varolma e alakaldr. Dasein
bu birlikte-varolmaya itirak eder, bu birliktelik iinde anlar/anlar ve iitir. Yine Berg
son'un alakasna dnecek olursak; sympathiser fiiline anlamdalk eden participer fiili bir e
ye ynlendirildiinde o eye itirak etmek anlamma gelecektir. Dahinde bulunan Dasein
kendisini ve evresini kendisi ve evresiyle kardee yaamasyla anlayabilir ve bunlara kulak
verebir. ok artc olmayacak biimde Tcardee yaamak eyleminin karl olan fraer-
niser fiili de Bergson'un alakasmn yakm arkadalarndan biridir.
4 Gadamer, "Hermeneutik ve Logosentrizm" iinde Arslan, Hermeneutik ve Hmaniter Disip
linler. Gadamer'e gre, Almancadan bihaber olan Derrida Heidegger'in Destruktion kavram-
m yanh yorumlayp kendi Dekonstruktion sistemim de bu gafletin zerine ina eder. Gada
mer'in ilkin 1986'da bir kolokyumda okunan bu konumasnda de getirdii bu gr, 1987
ymda sunulan dier bildirilerle birlikte yaymlanmtr. Bundan sene sonra, 1990'da Der
rida son derece Fransz bir ahmasm 'Mmoirs d'aveugle' yajamlayacaktr.

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri
MCHAEL SCHUDSON

Bellein arptlabilecei" dncesinin altnda, geree btnyle uy


gun bir bellein ne olmas gerektiini hesaplayabileceimiz ya da yarglaya
bileceimiz bir lt bulunduu varsaym yatmaktadr. Bireysel bellei be
lirli bir lte gre yarglamak zorsa, kolektif bellek sz konusu olduunda
durum daha da karmaklar nk kolektif bellekte, gemiteki bir olay ya
da ammsanan bir deneyim btn katlmclar iin gerekten de farkl bir olay
ya da deneyim anlamma gelir. Dahas, bir yaam yks ya da yaam sresi
nin bireysel bellek iin en uygun doal ereve olduunu fazla sorgulama
dan kabul edebiliriz, oysa kltrel yapntlar iin elimizde byle belirgin bir
ereve yoktur. Bireysel bellein haznesinin asl haznesi kiidir ama kolektif
bellein asl haznesinin de ulusal veya dilbilimsel smrlar olduu sylenemez.
Amerika Birleik Devletleri hkmeti ve Kzlderililer arasndaki savalan
ulus kurma tarihinin bir paras olarak hatrlarsanz baka bir hikyedir; rk
lk tarihinin paras olarak hatrlarsanz baka bir hikye. Kzlderililerin
eski zamanlardan kalma kemik kalntlarm insanln kiisel olmayan tarihi
nin bir paras olarak deerlendirirseniz, kalntlar deerli bilimsel aratrma
numuneleridir: kahntrlan Kzlderililere atalarndan kalma deerli bir miras
olarak grrseniz, bunlara saygyla davramimas ve Kzlderili gruplanmn
geleneklerine gre yeniden gmlmeleri gerekir (Roark, 1989).
Ben, bireysel bellek diye bir ey olmad grndeyim ve bunu yazmn
en banda aka belirtmenin yerinde olacam dnyorum. Bellek top
lumsaldr. Bellek ncelikle toplumsaldr nk bireysel insan zihinlerinden
ok, kurallar, kanunlar, standartlatnim usuller ve kaytlar halinde ku^
rumlara yerlemi, yerletirilmitir. Bu kltrel uygulamalar serisi aracl

Cogito, say: 50, 2007


180 Michael Schudson

yla insanlar gemie borlu olduklarn (borlanma" kavram da dahil ol


mak zere) onaylar ya da gemiin manevi devamhlm (gelenek, kimlik,
kariyer, mfredat) ifade ederler. Bu kltrel kalplar, bireylerin ezberledik
lerinin" farknda bile olmadan faydalandklar bilgileri depolar ve iletirler.
Bireyin, bellein toplumsal ve kltrel uygulamalanmn depoland gemii
ieren kumbaralardan yararlanma kapasitesi vardr. Bir ua havada tutan
eyin ne olduunu bilmeye gerek duymadan, saatte 600 mil hzla ok uzun
mesafeleri aabilirim. Byk blmn kendi zihnimde tutmak zorunda ol
madm bilginin depoland kltrel ambardan faydalanrm. Bireyin kul
lanmna ak olan kltrel bellek, toplumsal kurumlar ve kltrel yapntlar
araclyla datlr ve yaylr.
kinci olarak, bellek kimi zaman kolektif biimde yaratlm antlar, eser
ler ve iaretlere yerlemitir; kitaplar, tatiller, heykeller, andalar gibi. Bu,
aslnda belirttiim ilk noktann tekran niteliindedir, ancak bu sefer sz ko
nusu olan verilmi bellek biimleridir; bunlar aka ve bilinli olarak anla
r korumak ve saklamak iin tasarlanm, ounlukla genel bir eitsel etki
tamas amalanm kltrel yapntlardr. Jet uaklannm motorlar iin
aym eyi syleyemeyiz.
nc olarak, bellek, bireylerin zihinlerinde konumlanm olduu du
rumlarda bireylerden oluan gruplarn -kuaklarn ya da mesleki gruplarm-
ayrt edici zellii halini alabilir. Bu durumda bellek bireysel bir mlkiyettir
ancak geni bir grup tarafndan paylald iin toplumsal ya da kolektif
bellek olarak nitelendirilmesi doru olacaktr. (Mamheim, 1970; Schuman
ve Scott, 1989).
Drdncs, amlar bireysel belleklerde kendine has bir biimde yer etse
bile toplumsal ve kltrel niteliklerini yitirmezler, nk: (a) ilevlerini dilin
bireyler tesi kltrel inas araclyla yerine getirirler; (b) genellikle top
lumsal uyarmlar, tekrarlar ya da toplumsal sinyallere cevap olarak iin ii
ne girerler; ammsama eylemi etkileimlidir, kltrel nesneler ve toplumsal
sinyallerle ynlendirilir, toplumsal amalar iin kullanlr ve hatta koopera
tif faaliyetler araclyla ortaya konulur ve (c) toplumsal olarak biimlendi
rilmi ammsama kalplan bulunur. Bu son madde, Robert Merton'un bilim
de Matta etkisi! olarak adlandrd almasnda rneklerle.aklanmtr;
Merton'a gre, ortak yazlm makaleleri kaynak gsterenler, esere daha az
katkda bulunmu olsa bile yazarlardan daha nl olann ismini vurgulama
eilimi gstermektedirler (Metron, 1968, 1988). Buna benzer toplumsal

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri 181

anmsama kalplarnn bir anda ilemeye baladn grmeniz mmkn;


ben de ok nl bir gazeteci ve daha az tannan baz akademisyenlerin katl
d bir konferansta buna ahit olmutum. Bir katlmc, saatler sren kon
ferans srasnda akademisyenlerden birinin syledii bir cmleye gnderme
yapmak isterken, iki ya da kere, Daniel Schorrun bizlere biraz nce be
lirttii gibi... diyerek beyanat gruptaki en nl gazeteciye atfetmiti.
Kolektif ve hatta bireysel bellein toplumsal ve tarihsel srelerle ne den
li i ie olduunu fark ettiiniz anda, arptma" kavram problematik bir
hal almaktadr. ngiliz tarihi Peter Burke'n ifadesiyle, "Gemii anmsa
mak ve gemi hakknda yazmak eskiden masum bir eylem olarak kabul
ediliyordu fakat gnmzde durum byle deil. Artk ne amlar ne de gemi
i anlatan kaytlar nesnel kabul ediliyor. Her ikisinde de seimler, yorumlar
ve arptma toplumsal olarak kouUandnlmtr. Koullandrma sadece bi
reylerin eseri deildir (Burke, 1989, s. 98). arptmamn nne geilemez.
Bellek her zaman ve her surette seici olduu iin arptmaktadr. Bir gr
me biimi aym zamanda bir grmeme biimidir; bir hatn-lama biimi de ay-
m zamanda bir unutma biimidir. Bellek yalnzca bir kaydetme yntemi ol
sayd, "gerek bir an da mmkn olabilirdi. Fakat bellek yalmzca bir bilgi
kodlama, bilgi depolama ve bilgiyi stratejik biimde bulup getirme srecidir
ve bu srecin her aamasnda toplumsal, psikolojik ve tarihi etkiler sz ko
nusudur.
Ancak bu, gemile ilgili bir fikir birliine belli lde de olsa varlabile
cek uygun bir zemin olmad anlamna gelmemektedir. nsanlarm, basite
aym olguya zamandaki farkl anlardan, farkl bak alan ve deerlerle ba-
kanlann perspektiflerinin kanlmaz eitliliini gerek bir arptmadan
ayrmak iin kabul ettii baz ltler vardr. Hangi trde arptmalann ka-
mlmaz olduu ve hangi trde arptmalarn dzeltilebilecei sorusunu bir
kenara brakarak, kolektif bellekteki arptma biimlerinin bir katalogunu
sunmak istiyorum. Kolektif bellekte en az drt tane nemli ve ayrt edilebilir
arptma srecinden sz etmek mmkndr; Uzaklatrma, arasallatrma,
ykletirme ve uzlamsallatrma.
arptma dinamikleri farkl alanda ilemektedir ve bunlar toplumsal"
ya da "kolektif' veya kltrel" bellek olarak nitelendirilebilir. Toplumsal
bellek trleri arasndaki bu aynm sk sk anmsatmaya ihtiya duymayaca
m fakat aradaki farklan en bata ortaya koymak, konuyu netletirmeye
yardmc olabilir. ncelikle, kolektif bellek, bireysel bellein toplumsal bi

Cogito, say: 50, 2007


182 \ Michael Schudson

imde dzenlenmesi veya toplumsal koullar araclyla edinilmesi gerei


ne gnderme yapyor olabilir. kincisi, kolektif bellek, gemite o dnemde
yaam olan bireylerin toplumsal ivmeyle olumu amlanna deil, bu amla
nn deposu ilevini gren toplumsal olarak retilmi yapntlara gnderme
yapyor olabilir; ktphaneler, mzeler, amtlar, klieleri ve szck oyunla-
nyla dil, yer adlan, tarih kitaplan vb, ncs, kolektif bellek gemii ken
dileri yaamam fakat onu kltrel yapmtlar araclyla renmi olan bi
reylerin gemie dair imgesi olabilir. Bu noktadaki yorumlanm kltrel bel
lein her alann da ilgilendirmektedir; toplumsal koullar araclyla
edinilmi bireysel amlar, toplumsal arabuluculuk iin kltrel biimler ve
kltrel biimlerden edinilmi bireysel anlar.

Uzaklatrma: Gemiin Geri ekilmesi


Zamanm ak, bellei en azndan iki adan yeniden biimlendirir. n
celikle, detaylar jdtirilir. An daha belirsiz, silik bir hale gelir. kinci olarak,
zaman iinde genellikle duygusal younluk kayb yaanr. Elbette bu, kl
trden kltre deiebilmektedir. Grne gre Srplar, Hrvatlar ve Bos-
nallar, kadim aclan pek ok adan baka insanlardan ok daha uzun sre
yaatabilmektedir.
Kongre'deki Nixon aleyhtarlan, onun sulanmn gemiteki bakanlann
sularmdan farkh olduunu gstermek iin youn abalar gstermitir. Onla
nn iddialanmn k noktas ve kamuoyunun byk jBkestnin sebebi, Nixon n
hatalannn benzersizliidir. Sonuta ortaya kan manzara udur: Nixon'n
yolsuzluklanndan bazlan gerekten de yeni ve benzersizdi, ancak dierleri
Souk Sava dneminde Beyaz Saray'da neredeyse alkanlk haline gelmi
olan bir dizi kanunsuz uygulamadan hi de farkl deildi. Gemie dnp ba
lonca, Richard Nixon'n ahsna yneltilen nefretin bir blmnn yanl y
neltilmi olduu anlalyor. 1974te insanlann esiz benzersiz ve o zamana
dek grlmemi sular olduunu dnd eylerin, modem bakanlk siste
minde sregelen bir ablonun paras olduunu rendik (Schudson, 1992).
Baka bir rnei, Holokost u ele alalm. Binlerce bireysel bellekte merke
zi bir e olmasma ramen, Holokost balangta kamuoyundan gremedii
ilgij Nurenberg Durumalan'ndan 1963'teki Eichmann dummasna dek,
zellikle 1967'deki Alt Gn Savamn ardndan daha youn bir ekilde ek
ti. O zamana dek, Holokost Yahudi cemaatinin i meselesiydi ancak kamu
oyunun ilgisini bu konuya ekmek iin nemli abalar harcanmyordu. G

Cogito, say: 50, 2007


KolektifBellekte arptma Dinamikleri 183

rne gre deien, Yahudilerin Yahudilikleri hakknda yeni bir aklk ve


gurura kavumu olmasyd, AvrupaU ve Amerikal Yahudiler srail ordusu
nun cesareti ve becerisiyle gurur duymulard.
Uzaklatrma, bellein ahlaki karakterini de kapsar niteliktedir. Iwona ir-
vrin-Zarecka'mn belirttii zere, olaylann zerinden geen zamana, Nazi (ve
dier) sava sulanmn hem lehinde hem aleyhinde bir iddia olarak bavu
rulmaktadr. Bir yandan, insanlar "basite zerinden zaman gemi olmas-
mn, gemii dorudan toplumsal sorumlulukiann alamndan kardm id
dia etmektedir ve bylece azalan ilgi ve dikkat hakl kanimaktadr. Dier
yandan, zamann geiiyle, ahlaki derslerin evrensel nemi daha da art
maktadr ve bylece gemie ynelik youn ilgi hakl kanimaktadr. Her
iki adan da, diye ekliyor Irwn-Zarecka, "araya giren zaman hatrlay ye
niden biimlendiriyor, somut bireysel faaliyetlerinin hatrlammdan genel
ve kltrel bir arka plamn hatrlanna dntryor gibi grnmektedir"
(Irwin-Zarecka, 1994, s. 94-95). Krk ya da eUi yl ncesinde kalan olaylann
yldnmierinin ve anma trenlerinin zellikle nem kazandna amama-
h, ne de olsa yaayan hatrann olash giderek snkleiyor ve geriye yal
nzca kltrel olarak kurumsallatrlm amlar kalyor.
Bellein ahlaki karakteri, toplumsal deerler deitike tarihilerin de ta
rihi yeniden yazmak zorunda kaldn gzlemleyen tarihi Cari Degler tara
fndan daha farkh bir biimde ifade ediliyor. Cari Degler, tarihiler gemi
hakkmdaki grlerini deitirmedikleri zaman, onlann yazd tarihin,
kltrn yaayan bir paras olma zelUini yitireceini ve bylece bugn
gemiin yla aydnlatma yetisini kaybedeceim" belirtiyor. Klelii an
latan bir tarihi, diye iddia ediyor, kleliin kt olduu dncesinden yo
la kmad srece, bir tarihi deil ancak bir antikac sajalr ve bu kii iin,
gemiteki olaylann hikyesini anlatmakla gnmz deerleri arasmda ya
amsal bir balant yoktur (Degler, 1976, s. 184). Tarihimiz, diye yazyor
Stephen Macedo, gemiin kaytlarmdan baka bir ey deildir, ancak buna
karm geleneimiz, gemiin hassas bir ekilde damtlm halidir, btn
gemie deil, gemiteki en iyi, en onurlu ve gelecee tamaya en ok layk
bulunan eylere sadk kalmay amalayan bir yorumdur (Macedo, 1990, s.
171). Ahlaki amalarla ykl olansa tarih deil gelenektir ve Macedo da belli
ki hakl olarak buna inanmaktadr.
Zamamn geiiyle birlikte genellikle younluu azalan ammn silikleme
sini engelleyen gl etmenlerden biri de travma ve travma sonras stres

Cogito, say: 50, 2007


184 \ Michael Schudson

sendromunun eitli belirtileridir. "Travma geiren kiiler, diye yazyor


Cathy Caruth, "...imknsz bir tarihi ilerinde tarlar ya da bizzat kendileri,
btnyle sahip olamayacakian bir tarihin semptomlan haline gelirler (Ca
ruth, 1991, s. 4). Sava gazileri, Yahudi soykmmndan veya baka byk fe
laketlerden sa kurtulmay baaranlar ya da ensest madurlar, ocukken
cinsel tacize urayanlar, tecavzcleri tamdklan kiiler olanlar da dahil ol
mak zere tecavze urayanlar gibi daha geni bir alan kaplayan "normal
tramvatik olaylann madurlan, daha sonraki yaamlan boyunca tramvatik
olay istem d biimde yeniden hatrlayabilir, olay hakknda tekrarlanan
ryalar grebilir, aniden olay yeniden tekrarlanyormu gibi davranmaya
balayabilirler. Aynca gemi deneyimin korku dolu imgesinin yeni olaylan
normal biimde alglamalanna engel olmas nedeniyle yeni olgulara daha
farkl genel tepkiler verebilirler. Duygusal ya da psikolojik uzaklama mm
kn olmad srece, tramvatik fiziksel deneyim ha&zada kendi kendini yi
neleme kapasitesine sahip olabilir.

Arasallatrma: Gemiin Kullanlmas


Bellek, seerken ve tahrif ederken gncel karlara hizmet eder. Gncel
kar dediimiz ey ksaca yle tarif edilebilir; anlar, gncel bir stratejik
amac desteklemeye yardmc olmalan iin hatrlamp biimlendirilebilir. Ya
da gncel kar, stratejik deil de semiyotik olabilir. Yani, hatrlayan kii
gemii tahrif ederek, kendi karlan iin kullanarak dnyay fethetmeyi de
il, dnyay -zellikle de imdiki zamam- daha iyi anlamak iin gemiten
faydalanma amacm gdyor olabilir. sraillilerin Masada, Texasllann Ala-
mo arpmasm ammsamalannn sebebi bunlann imdiki zamam ven za
ferler olmas deil, onu aklamalanna yardmc olabilecek trajediler olma
sdr (Schwartz ve dierleri, 1986).
Arasallatrmamn ok sayda rnei bulunabilir. Gerekten de, asl so
run, kolayca gncel karlann gerek karsndaki zaferi olarak anlalama-
yacak kltrel beUek rnekleri bulmakta yatmaktadr. OnveH'in 7954 u u bir
rnektir. Ancak yneticilerin gemii kendi amalan dorultusunda kullan
mann arasal deerini grmeleri in yirminci yzyl totalitarizmini bekle
meye ihtiya yoktu. 14. Louis'nin sansr memurlan, siyasi koullardaki dei
ikliklerin gemile ilgili bilgileri "gizlemeyi ya da dzeltmeyi gerektirebilece
ini ilan etmiti (Burke, 1992, s. 126). Sansrleme ve "rtbas etme de ara-
sallatrma durumlandr. Rixhard Nixon'n yardmclan H. R. Haldeman,

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri 185

John EhrUchman ve Charles Colson'n Watergate hakknda aslnda neler ha


trladn bilemiyoruz. Kaytlarda yle diyorlar: Ammsamyorum, "Tam
olarak ammsayamyorum", "Buna dair hibir anm yok. Amerika Birleik
Devletleri ordusunun Vietnam savanda medyann roln ammsay biimi
de arasallatrmamn yerinde bir rneidir. Savataki baarszl iin med
yay ve medyamn sava ileyi biimini sulayan ordu, Nixon ynetimini r
nek alarak dikkatleri kendisinin Vietnam'daki istihbarat, strateji ve eitim
konularndaki baanszhklarmdan uzaklatrmay amalyor ve bundan son
raki Grenada ve Krfez Sava sresince basm zgrlnn kstlanmasm
hakl karm oluyordu. George Bush da, Amerika Birleik Devletleri' Kr
fez Sava'na sokarken bilerek ikinci Dnya Sava'nn herkese ho hatrla
nan, muazzam batrasm uyandrmaya uram, bylece Krfez Sava'mn
daha yakm zamanda gerekleen ve daha yaralayc Vietnam Savayla kar-
latnlmasm engellemeye almt {New York Times, 1991, s. A 16).
Normandiya karmas'mn 1994'teki ellinci 5aldnmnde arasallatr-
ma, 1944 tarihinde Fransa sahillerinde olanlarn farkl bir yorumu aracl
yla yaplmyordu. Arasallatrma, baka olaylar yerine bu olay byk t
renlerle kutlamakta yatmaktayd. New York Times muhabiri R. W. Apple'n
gzlemledii zere, kutlama treninin bir balam" yoktu. Kutlama tre
ninde ngilizlein n plana kmas, bir anlamda ngiltere'nin Amerika Birle
ik Devletleri'yle baa ba bir dnya gc olduu dnemlere duyduu zle
mi yanstyordu. Rusyamn kutlamalara katlmamas -Rus Devlet Bakam
Boris Yeksin trene davet edilmemiti- olduka ilgintir, nk Rus birlik
leri Normandiya kamas'na katlmam olsalar da, Sovyet gleri Alman
lar karsnda ngiliz ya da Amerika Birleik Devletleri askerlerinden ok da
ha fazla kayp vermi ve Dou Cephesi'nde Bat, talya ve Kuzey Afrika cep
helerinin toplamndan daha fazla asker yitirmilerdir {New York Times, 5
Haziran 1994). Kutlamalarda Ruslarn temsil edilmemesi, onlann 1994'te
uluslararas sahnede henz belirlenmemi konumunu yanstt gibi, 1944
ylnn tarihi gereklerini de ortaya koyar niteliktedir.
Entelekteller de sklkla gemii arasallatrmada etkin roller stlen
mitir. On dokuzuncu yzyln bamda romantik milliyetilik fikriyle dolu
olan Avrupal entelekteller folklor alamm yaratm ve milliyeti amalan
beslemek iin halk kltrnden yararlanmlardr. Bu da, rnein Kuzey s-
koyamn kilt ve ekoseli kumalan gibi dikkat ekici fabrikasyonlara yol a
mtr (Trevor-Roper, 1984). Tarihi ve epik bir Fin destan olduu iddia edi

Cogito, say: 50, 2007


186 i Michael Schudson

len Kalevala, aslnda birbiriyle tamamen alakasz halk iirlerinin bir araya
getirilmesiyle halkbilimci Elias Lonnrot tarafmdan yaratira ve daha son
raki dnemlerde, akademisyenler tarafindan Finlandiya'mn kadim hzinesi
olarak zenle ilenmiti. yle olmadm bildikleri halde bu epik iirin Fin
landiya'nn siyasi bamszlk savamn bir paras olduunu iddia etmiler
di (Wson, 1976).
Arasallatrma her zaman hesapl olmak zorunda deildir. Fransz frnc
lar arasnda yaplan bir aratrma, yamaklktan eflie ykselen fnnclarm
raklk dneminde maruz kaldklar kk drc muameleyi mutmaya
daha yatkm olduunu gsterdi, oysa ii olarak kalanlar raklk dneminde
ekmek zorunda kaldklar skmtlan kolaylkla belleklerinde canlandrabili-
yorlard (Debouzy, 1990, s. 60). Burada sz konusu olan bilinU ya da kastl
bir arptma mdr? yle olmas art deil. Ussallatrma bundan daha kar
mak bir sretir. Bu, Anthony Greenwald'un beneffectance adm verdii
bilisel yanllkla ilgilidir; kii baanja baarszlktan daha kolay hatrlar ya
da baansm kolayca kabullenip benimserken baanszlklan iin d etkenle
ri sulamaya eimlidir. Bu ve benzeri ego yanllklar' egoya hizmet ederler
ancak her zaman bilinli bir biimde seilmezler (Greenwald, 1980, 1984).
Beneffectancem bir tr, bir topluluu ya da ulusu da etkisi altina alabilir.
lUinois eyaletinde on dokuzmcu yzylda kurulan Jacksonville ehrinin lider
leri JacksonviUe'in parlak geleceini vmeyi alkanlk haline getirmiken,
eyalet meclisi Jacksonville sakinlerinin talep ettii eyalet niversitesini gele
neksel niversite blgesi Champaign-Urbana'ya yerletirince, yneticiler bir
anda ehirlerinin anh gemiini vmeye baladlar (Doyle, 1987, s. 265).
Arasallatrma gibi grnen baz eylerin, dorudan benmerkezci drt
lerle balantl olmayan bilisel yanllk rnekleri olmas da mmkndr.
Michael Ross ve Fiore Sicoly, ortak yazlm bilimsel makalelerde her yaza
nn ierie daha byk katkda bulunmu olduunu dnme eiliminin, ki
isel karlara hizmet eden bir ideoloji vakas olduundan emin olmamak
gerektiini sylyorlar. Durumun, "bellekteki mevcut bilgilerin benmerkezci
yanllyla" ilgili olduunu ne sryorlar. Makalenin her yazan, dier ya
zann ya da yazarlann ahmalanndan ok kendi katk yapt alan hakkn
da daha fazla bilgiye ve eitime sahip olduu iin bu durum ortaya kyor
(Ross ve Sicoly, 1982, s. 180-189). Benzer biimde, ev ilerinin organize edil
mesi sz konusu olduunda kocann kendi stne denleri yerine getirdii
ne dair inanc her zaman patriyarkal inattan kaynaklanmyor bana kalrsa;

Cogito, say; 50, 2007


Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri 187

kadnn ilerin ounu yklenmekten ikyeti olmasnn sebebi de her za


man feminist bir kar koyu deil. Her ikisi de kendilerinin yapt iler
hakknda daha bilgili ve kendi abalarm daha kolay hatrlyorlar.
Bastrma da baka bir arasallatrma biimidir. Tarihi kazananlar ya
zar. WatergateTe birlikte. Senatr Erwin'in tarafgirlii, Archibald Cox'n
Kennedy balantlan ya da Washington Posfun uzun liberalizm gemii bas
trlmtr. Watergate partizanl ders kitaplanndan tamamen karlmtr.
Richard Nixon'n Demokratlar'm ounlukta olduu bir Kongre yle yzle
mek zorunda olan bir Cumhuriyeti olduunu renmeye imkn yoktur.
Bastrma bir sansrleme biimi olarak da ilev grebilir; liberal tarihiler ve
gazeteciler ammsamak ya da yzlemek istemedikleri bir eyi bastrabilirler.
Veya daha bilinsiz bir tavr da sz konusu olabilir; partizan bir zafer deil,
oybirlii ya da uzlama adma bastrma da mmkndr. Cemaat tarihileri
ve yerel tarihiler mevcut birlik beraberlik adna gemiteki toplumsal at
malar srekli bastrrlar (Dykstra, 1968, s. 361-367). Franszlarn Holokost
anlanm biimlendiren, ada Fransa toplumunu ikiye blebilecek at
malar yeniden yaamaktan kanma ve direni yeleriyle ibirlikilerin bir
birlerini sulamasn engelleme abasdr (Miller, 1990, s. 141).
Birinci derece arasallatrmada, gncel karlara hizmet etmek iin ge
miin belli bir yorumu desteklenir. kinci derece arasallatrma, gemii,
her zaman belli bir yorumunu desteklemeden kullanr ve arptr. Tercih edi
len ve desteklenen, gemiin, onu nakletmekle ykml olanlara an hret
kazandrabilecek olan yorumudur. Dolaysyla, John F. Kennedy suikastn
aktaran gazeteciler, hikyeyi gazetecilik hakknda daha byk bir mite evir
meyi tercih ederler. Kendilerinin dahil olmad bir olay yeniden biimlendi
rerek -ne de olsa nihayetinde gazeteciler Kennedy suikastna ahit olmam
lard- kendilerinin kahramam olduu bir olay haline getirirler. Gazetecilerin
anlatlan zellikle Oswaldm televizyon ekiplerinin karsnda Jack Ruby ta
rafmdan ldrln vurgular ve gazetecilerin ulusu teselli etmek ve yara
lan sarmakta adeta ayinsel bir grev stlendii Bakan'm cenazesini n pla
na kanr. Barbie Zelizer'in almalannda nerdii zere, suikast basnda
yeniden aklayan ve yemden anlatan gazeteciler, gemii, anlatlan olayla
balants bulunmayan kendi amalan dorultusunda gasp etmilerdir. Yani,
gazetecilerin asl ilgisi ve amac suikastn u ya da bu yorumunu veya akla-
masm desteklemek deil, gazetecilerin anlatclar ve aktanclar olarak "oto
ritesini pekitirmekti (Zelizer, 1990, s. 373; Zelizer, 1992).

Cogito, say: 50, 2007


188 i Michael Schudson

Reklam kltrnde, ikinci derece arasallatrmamn pek ok rneini


bulmak mmkndr. Reklamclar gemiin belirli bir anlamm aramaz, pa-
zarlanabilecek bir anlamlln peinde koarlar. Dolaysyla gemi belirli
bir gr desteklemek ve telkin etmek iin deil, bilet satn alan kitleleri
bir kitaba, filme ya da oyuna ekmek iin kullanlr. Bylelikle, gemiin b
tn beenilere hitap edebilecek dolaysyla hazm kolay ve anlamazla
neden olmayacak- bir yorumunu yaratmak iin aba harcayabilirler ve ajnu
abaya, sklkla lkedeki okullara satlacak ders kitaplanmn yazl biimin
de de rastlayabiliriz (Schudson, 1994). Ya da bunun en utaki kartn ele
alacak olursak, gemi, macerac ve cretkr beenileri cezbetmek amacyla
abartlp heyecanl hale getirilebilir; put kinci biyografilerin yazlmas da
bunun bir rneidir.
Tarihin gemie vg ya da belirli bir grn desteklenmesi iin deil
de salt elencenin enisi olarak kullamimas; zellikle yakn zamanda orta
ya atlan "Disney'in Amerikas elence park projesi, pek ok profesyonel
tarihiyi fkelendirmitir. Tarihi David McCuUough, tematik elence park
planlan hakkmda, "Elimizde o kadar az otantik ve gerek ey kald ki. Eli
mizde kalanlan plastik, uydurma tarihle, mekanik tarihle deitirmek sayg
szlk ve kfrdr" diyor (Rich, 1994).
phesiz, ticari amtlatrma gemii arptmakta ve eksiltmektedir, an
cak kamusal, kr amac gtmeyen antlatrmann da tarihi aym biimde
arpttm gzden karmamak gerekir. Muazzam bir Yunan tapnann
iinde hametle oturan bir Lincoln heykelinin Amerika Birleik Devletle-
ri'nn on altnc bakamyla nasl bir balants var? Gerekten de, 1920'lerde
Lincoln Ant tasarlanp ina edilirken bu Muhteem Tannsal-Kurtanc mo
deline kar kanlar da olmutu. Dnemin eletirmenlerinden biri yle ya
zyordu: Ulusal bakentimizde Romal generale benzeyen bir Washing-
ton'mz var. Buna daha da korkun, Apollon grnml Lincoln anakroniz
mini eklemeyelim." Bazlan yaayan bir ant ina edilmesini neriyordu, r
nein ulusal bir meslek okulu ya da demokratik Lincoln'n ruhuna daha uy
gun olan, Washington'dan Gettysburg'e uzanan bir bulvar. Ancak yaayan
Lincoln'e uygun dmeyen bu amt, 1920'lerde bu devlet adamna duyulan
derin sayg ve hrmeti baanyla temsil ediyordu; ant bir bakma kendine
zel bir "sanal gereklikti" ve ksa srede tamamen kutsanm, kesinlikle
hibir tartmaya yol amayan mukaddes bir mekna dnmt (Peter-
son, 1994, s. 206-217).

Cogito, say: 50, 2007


Kokktif Bellekte arptma Dinamikleri \ 189

Lincoln Ant hakkmdaki tartmalar ve anlamazlklar, arasallatrma-


mn -bu yazda aklamaya altm dier sreler gibi- toplumsal bir oyun
sahasnda ilediini gstermektedir. 1984, gemiin bugne hizmet etmek
iin yeniden yarahmn neredeyse kusursuz bir rneidir, romanda bu ye
niden yaratma hi kimse kar kamaz. Ancak liberal toplumlarda ve bir
nfusu dierinden ayrt etmenin mmkn olmad geirgen bir uluslarara
s sistemde, arasallatrmaya sklkla bavurulsa da, her zaman baanl so
nular elde edilemez. 1994 ylnda, Japonya Adalet Bakan Shigeto Nagano,
Japonya'nn kinci Dnya Sava srasnda in ve Kore'de iledii sava su
larn aka inkr eden bir beyanatta bulunduktan gnler sonra istifa etme
ye zorlanmt. Szleri Btn Asya'da byk fke uyandrm" ve Adalet
Bakam'nm siyasi kariyerini hemen sona erdirmiti (Boston Glohe, 1994).
Arasallatrma eilimi gl olsa da, yaayan bellek, mevcut yazl kaytlar,
gazeteci ve tarihilerin drstl ve gemi hakknda farkl iddialarda bu
lunan deiik gruplarn varlm srdrd oulcu bir dnya olduka,
arasallatrma eilimi de dizginlenecek ve kar ataklarla yz yze gelecek
tir (Schudson, 1992, s. 205-211).

ykleme: Gemiin lginletirilmesi


Belli bir yorumunu nakletmek iin, gemiin bir tr kltrel biimle sar
malanmas gerekmektedir ve sz konusu biim genellikle bir anlat; giri,
gelime ve sonu blm olan bir ykdr; balangta bir denge, sonra d
zende bir bozulma ve bir zm olmaldr; bir kahraman, karsna kan
engeller ve bu engelleri ama abalan anlatlmaldr. Gemie dair tutanak
lar, yklemenin belli kurallanm ve kaidelerini ierir, korur (White, 1973).
Gemile ilgili bir anlat iin bir balang noktas seilmelidir. Bu her za
man basit ve ak bir seim olmayabilir, hatta gerekten de her zaman bir
lde keyfidir. Ruslar Byk Vatansever Savan ansn kutlarken, Al-
manya'mn Sovyetler Birlii'ni igal ettii Haziran 1941 tarihini savan ba
lang tarihi olarak kabul ederler. Bu sayede yirmi milyon ehidi saygyla
anm olurlar, ancak aym zamanda 1939 tarihli Hitler-Stalin Saldrmazlk
Anlamas'm isabetli biimde grmezden gelebilirler. Bu anlama sayesinde
Almanya, ordulanm glendirmek iin byk bir frsat yakalamtr (Miller,
1990, s. 212; Tumarkin, 1987).
Watergate skandalmm yksn anlatmaya, genellikle Demokrat Parti
Ulusal Komitesi'nin Washington D.C.'deki genel merkezinde gerekleen bir

Cogito, say: 50, 2007


190 i Michael Schudson

hrszlk olayyla balanr. Niin? nk sonradan Watergate adn alan


bir dizi olay, bu hrszlk sayesinde kamuoyu tarafindan renilmiti. Fakat
bu hrszlk olay pek ok hrszlktan, bu kanun tanmazlk pek ok kanun
tanmazlk rneinden biriydi. Gnler sonra balayan ve hrszlk olaymn
kendisinden daha byk ve tanmlanabilir bir su haline gelen rtbas etme
almalarysa b};k olaslkla Beyaz Saray'n hrszlk olayyla ilikisini de
il, baka irkin detaylan kamuoyundan gizlemeye odaklanmt. Dolaysy
la Watergate skandalim anlatmaya 17 Haziran 1972 tarihim vererek bala
mak aslnda art deildir.
ykleme sadece gemite olan olaylan aktarma deil, bmlan ssleme
ve ilgin hale getirme abasdr. ykleme, anlatlan olay basitletirir. Wa-
tergate skandalyla ilgili en popler ykde olayn merkezinde gazeteciler
yer alr ve hkmetin farkl organlan arasndaki savalar neredeyse bt
nyle ykden dlanmtr. Watergate skandali bize byk lde Washing-
ton Post gazetesinden Bob Woodward ve Cari Bemstein adl gazetecilerde
vcut bulan liberal, aratrmac basm ve Richard Nixon'la Beyaz Saray'daki
yardaklan arasndaki amansz savan yks olarak aktarlmtr. Wood-
ward ve Bemstein'm olay hakknda yazd Bakann Tm Adamlar (Ali the
Presidents M en) adl kitap 1974 3tihnda, Richard Nixon'n Beyaz Saray'dan
ayrlmasndan bile nce yaymlanmtr. Bakann Tm Adamlar mays
aynda piyasaya ktnda, Amerika Birleik Devletleri yaynclk tarihinde
en hzl satan ciltli ve kurmaca olmayan kitap unvamm kazanmt. Kitabn
film haklann satn alan Robert Redford, birka ay nce senarist William
Goldman'a Cari Bemstein ve Bob Woodward adlann duyup duymadn
sormutu. William Goldman, insanlann artk Watergate skandali konusun
dan bkp usandklann dile getirdikleri bir dnemde olmalanna ramen bu
iki ad daha nce hi duymamt. Kitabn film uyarlamas 1976 yl baha
rnda, bakanlk seimlerinin srd dnemde gsterime girdi ve hem
eletirmenler tarafmdan beenildi hem de byk ticari baan elde etti. Ki
tapta olduu gibi filmde de Woodward ve Bemstein bakahramanlardr,
dmanlan Beyaz Saray'la Bakan Yeniden Setirme Komitesi'nden baz
gizemli, karanlk tiplerdir. Bu kiiler kahramanlarmza zarar vermeyi ve
Bakan' soruturmalardan korumay amalarlar.
Geriye dnp baknca, film ve kitapla ilgili en tuhaf e5n, ikisinde de
Watergate yksnn 1973 jal ocak aynda sona ermesi olduunu gryo-
mz. Olaylar, Watergate soygunundan alt ay sonra Richard Nixon'm ikinci

Cogito, say; 50, 2007


Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri 191

kez greve balamasyla ve kamuoyunun Watergate olay hakknda (biraz)


yamitc bir haber yaymlamas sebebiyle 'WasHington Posta tepki gsterme
siyle sona eriyor. Ancak bundan sonra filmin ikinci sonu diyebileceimiz
blm balyor ve seyirci bir elektrikli daktilonun Watergate komplocular
hakkmdaki sulamalan ve aldklan cezalan, sonra da Nixon'n istifa mektu
bunu yazdn gryor. Oysa gerek Watergate deneyimi -bundan bir dene
yim olarak sz etmem sorun olmazsa- ou Amerikal iin 1973 yaznda
gerekletirilen Watergate Senatosu komite oturumlanna dek balamam
tr, bunun arkasndan ekim ayndaki Cumartesi Gecesi Katliam gelmi,
1974'te Beyaz Saray kasetleri aklanm, haziran ve temmuz aylannda Se
nato Adalet Komitesi oturumlan balamtr. Bir tr Davut ve Golyat yk
s olan Bakann Tm Adamlarnda bunlann hibirine yer verilmemitir.
Kitap ve filmdeki bu iki bal Davut gentir, siyaset konusunda acemi ve
masumdur, karanlk bir gizemi zmek iin -b u bir tr eitim kitabdr- s
rekli sendeleyerek ilerler ve yeni eyler renir. Bir byme masaldr bu; gi
zemli bir yk, gerek bir su dram ve 1930lann gazetecilik filmlerinin bir
araya getirilip harmanlanm halidir. 17 Haziran 1972 tarihinde, Wood-ward
ve Bemstein Washington politikalan konusunda henz birer aylak hazrlk
smf rencisiydi. 1973 ylnn ocak ayna gelindiinde, mezun olmaya ha
zr son snf rencilerine dnmlerdi.
Watergate skandalinin Woodward-Bemstein yommu en tamdk Waterga-
te yksdr ve skandali bizzat hatrlamas mmkn olmayanlar iin Wa-
tergate'in amsm byk baanyla yeniden biimlendirmitir fakat bir amy
sonraki kuaklara aktanrken bambaka kurallardan da yararlanlabilir. Wo-
odward ve Bemstein, okul kitaplanndaki Watergate anlatlannda yer almaz
lar. Bunlar genellikle Bakan ve Ervin komitesine odaklamr, yce divamn,
delil olarak mahkemeye getirtilen Beyaz Saray kasetlerine dokunulmamas-
n talep eden Nixonn talebini reddediini aktanrlar. Ders kitaplannda, Wa-
tergate skandalnda basn ve medyann ya da bamsz savcmn stlendii
rolden hi sz edilmez veya pek az sz edilir. Niin byledir bu? Bence bu
aktrlerin sahnede hi grnmemesinin nedeni, byk lde, ders ktapla-
rmda Watergate olaymn daha nce Anayasa hakkmda anlatlardan oku
lun son dneminde pekitirmek iin sunulan bir ders olmasdr. Amerikan
tarih derslerindeki dramatis personaelev devletin yasama, yrtme ve yarg
organlandr ve bunlara bir drdnc organ" olarak basn eklemek ileri
kantracaktr. Bamsz savc, teknik olarak yrtme organnn temsilcisi

Cogito, say: 50, 2007


92 i Michael Schudson

dir fakat Watergate skandalnda grevli olan Archibald Cox, temelde Kon
gre ye bal kalarak ilev grm ve derli toplu gler aynm senaryosunu
bulandrmtr. Watergate skandali, ders kitaplannda anayasal hkmetle
ilgili daha byk bir anlatya uymas iin yeniden dzenlenmitir.
Baanl anlatlar genellikle yaplar, akmlar ya da toplumsal glerden
ok zgn kahramanlan ve onlann kartlarm n plana kanr. Belirli sa
nat almalan ya da ykleme abalanm bellekte yaatmak iin, gemii
daha az dramatik, daha az anlalr, daha az zetlenmi, daha az ykleti-
rilmi biimde sunan anlatlan aan yntemler kullanmak gerekebilir. Ju-
dith Miller, alt ulusun Holokost'u ve olaydaki kendi rollerini nasl ammsa-
dm inceledii karlatrmal almasnda iki rnek veriyor. lk dnem
lerden beri btn dnyada Nazilerin ilk "kurban olarak kabul edilen Avus
turyann, ashnda pek ok adan son derece gnll, hatta hevesli bir kur
ban olduunu ne sryor. rnein, Nazi kamplarndaki muhahzlann te
biri AvusturyalIyd. Ancak Mttefder'in siyasi karlanmn ve 1965 ylnda
ekilen Neeli Gnler {The Sound o f M usic) ad filmin ortak etkisi sayesinde,
AvusturyalIlar Amerikallann belleinde Nazilere direnen soylu bir halk ola
rak yer etti (MiUer, 1990, s. 62).
Benzer biimde, HoUandallar da on yanda bir kzn kaleminden
kan bir kitaba sk sk sanlarak, Anne Frankn Gnlnn, Hoilandal Ya-
hudileri kymdan kurtarmak iin direndikleri dnemin ve ulusal kahraman-
Iklanmn kant olduunu iddia etmektedirler. Oysa gerekte HoUandallar
Almanlann en salam ibirlikileri arasndayd. Hollanda'mn tarih gelene
inde antisemitizme Avusturya, Fransa veya baka pek ok Avrupa lkesin-
dekinden ok daha az yer olsa da, geneUikle kurallara uyan, emirlere itaat
eden, iyi huylu ve terbiyeh yz binlerce Hollanda vatanda, Alman igali al
tndaki Hollanda'mn belki de Naziler tarafndan en kolay ynetilen lkeler
den biri olmasn salamlard (MiUer, 1990, s. 95-98).
ykletirme, imdiye dek anlattm zere, gemile ilgili bir yk an
latmak anlamna gelmektedir. Fakat ikinci bir ykletirme yntemi de var
dr; gemiin bugnle ilikisi hakknda bir yk anlatmak. Bu, daha geni
anlatda, gemii anlamak, sklkla kendi zamammzm insanlk tarihi geidi
ne nasl uyum saladm gsteren baskn bir yknn hkm altndadr.
Son iki yz ylm byk blmnde, Bat'daki byk anlat, insanhn kalk-
m ya da "Whig tarz tarih yorumuyla''^ yakndan ilgilidir. Elbette bu her
zaman byle deildi, baz alanlarda ve baz lkelerde baskn anlat bir k

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri 193

yksdr. Romantikler, gemiin mkemmelletirilmesi"ni bir yk olarak


grmlerdir. John Keats, Shakespeare'in lkesinde yaayan bir airin hi
bir zgn almaya imza atamayacandan endie ediyordu nk Shakes-
peare yazlabilecek her eyi yazmt (Bate, 1970, s. 5, 82). Son elli yldr
Amerika Birleik Devletlerinde hem gemi hem de imdiki zaman Sovyet-
1er Birliiyle Amerika arasndaki Souk Sava mcadelesi erevesinde an
lalmtr ve yakn gemie ait baka anlatlar da ister istemez yaplanm ve
ya iskeletlerini bu baskn anlatdan almtr. Souk Sava'tan sonra, uluslar
aras gelimeleri anlayp deerlendirmek glemitir.

Biliselletirme ve Uzlamsallatrma: Gemiin Bilinebilir Hale


Getirilmesi
Emest Schachtel, tannm makalesi BeUek ve ocukluk Anmezisi"nde3
yetikinlerin nasl anmsad zerine arpc gzlemler yapar; yetikinlerin
kendi hayatlarnda balanndan geen eyleri deil, geleneksel olarak bala
rndan gemi olmas gerektiini rendikleri eyleri anmsadklanm anla
tr. Bylelikle insanlann byk ounluunun anlan giderek bir ankete ve
rilen basmakalp yamtlan andmaya balamtr; bu ankette hayat, doum
yeri ve zamam, dini mezhep, ikametgh, mezun olunan okullar, i, evlilik,
ocuklann doum tarihleri ve saylan, gelir, hastalk ve lmden ibarettir."
Bir yolcu, yol iaretlerini getii yoUardan ve grd manzaralardan daha
net ammsar ve "ortalama bir hayat yolcusu, byk lde yol haritas ya da
rehber kitapta yazanlan anmsar; ammsamas gereken eyleri ammsar n
k geriye kalan hemen herkes tam da bunlara nem verip bunlan anmsa
maktadr" (Schachtel, 1982, s. 193-194).
Schachtel'in "yetikin beUeinin uzlamsaUatnImas" olarak nitelendir
dii ey, toplumsal, kolektif ya da bireysel beUek iin son derece nemli bir
sretir (Schachtel, 1982, s. 195). En iyi bilinen ya da en azndan bilinen ge
mi, her zaman ykletirilml olan dedir; zeUikle ina edilmeden, d
zenlenmeden yaanandan ok, dzenlenmi, yaplm olandr. John Dean,
Bakan Nijconja konuurken mutlaka hem kendi sylediklerini hem de Ni-
xon'n szlerini duymutur. Hatta Nixon'n sylediklerini kendi sylediklerin
den bile daha net hatrlayacam dnebiliriz; ne de olsa Ntxon, Amerika
Birleik Devletleri bakanyd ve gen dammam Dean in onun her szn
can kulayla dinlemi olmas gerekiyordu. Fakat John Dean'in Watergate
durumalarndaki ifadesini Beyaz Saray'daki grmelerin kaset kaytlanyla

Cogito, say: 50, 2007


194 i Michael Schudson

karlatran Ulric Neisser, Dean'in kendi szlerini Bakan Nixon'nkilerden


ok daha net hatrladn fark etti. Neissere gre, bunun nedeni Dean'in sy
leyeceklerini nceden hazrlayp prova etmesiydi. stelik daha sonra da ko-
nuulanlan yeniden dnp doru eyleri syleyip sylemediini tartyor,
dncelerini farkh biimde ifade etmenin daha m iyi olacam merak edi
yor olmalyd. Performanstan" nce ve sonraki planlama, hazrlanma ve
prova sreleri, Dean'in kendi szlerini ammsamasm kolaylatnyordu.
Anlar hem bireysel hem de toplumsal olarak hazrlanr, tasarlanr ve
prova edilir. Gl toplumsal kurumlann ilgilenip koruduu deneyimlerin,
zengin ve kurumsal belleklerin desteklemedii deneyimlerden daha iyi ko
runmas olasl yksektir. Kaytl ve arivlenmi malzemelerin kamuoyu
belleinde yer etmesi, hibir zaman kaydedilmeyen, depolanmayan, ya da
yetersiz biimde kaydedilen veya depolanan malzemelerin kamuoyu belle
inde yer etmesinden daha yksek bir olaslktr. Szl tarihler de, yeterli
gayret gsterilirse profesyonel tarihiler tarafmdan derlenebilir fakat kendi
kayt cihazlarna, tutanaklanna, dosya dolaplarma ve kayt tutmak iin ku
rumsallam, kanuna uygun nedenlere sahip olan kiiler ve kurumlann, bir
gn bir kamuoyu kaydnn paras haline gelecek malzemeler retme olasl
ok daha yksektir. Kltrel adan deer verilen ve dzenli olarak kutla
nan eylemleri ammsamak, kltrel adan eletirilen, bastnlan ya da kna
nan eylemleri ammsamaktan ok daha kolaydr. Anmsanan ya da kutlanan
gemi ne olursa olsun, eldeki gemiin bir paras olmak zorundadr ve
gemiin elde edilebilirlii de, Amos Tversky ve Daniel Kahneman'dan
(1974) dn aldm bir terimle, toplumsal olarak ina edilir.
Kamuya ait alanda gemiin yalmzca kaydedilmesi deil, aktif biimde
elden geirilmesi de geleneksel bir kurum yerine yksek itibarl, toplumsal
adan zerinde fikir birliine varlm kurumlar tarafndan gerekletirildi
inde daha kolay aktarlabilecektir. Watergate skandalmn gemie dnk
anlats yalmzca farkl bak alanna sahip tarihiler ya da farkl grler
den gazeteciler tarafndan deil, ayn zamanda mutlaka merkezi liberal ya
da muhafazakr konumlan temsil eden Kongre yeleri tarafindan da akta
rlmaktadr. Nixon'n istifasndan yllar sonra hkmet etii kanunlanm tar
trken Watergate olaynn anlam hakkmda uzun savalar yaam ve bu
srete birbirilerini ba dman kabul etmi, ancak sa ya da sol kanattan
kongre temsilcilerinin grlerine hi deinmemilerdi. Aym zamanda, ya
sal siyasi konumlan dolaysyla Watergate olaymn amsm yceltmeye mec

Cogito, say; 50, 2007


Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri 195

bur grnmekteydiler. Watergate olaymn sistemin iledii anlamna geldi


ini (muhafazakrlar) ya da sistemin neredeyse kmek zere olduu, bu
nedenle reform yaplmas gerektiini iaret ettiini (liberaller) dnm
olabilirler, ancak Watergate sonras kanunlar ekillendirme sreci hepsinin
Watergate'i anayasal bir kriz olarak grp son derece ciddiye almam ge
rektirmiti. An sol ve sa grl entelekteller ve siyasi eylemciler daha
pheci, ykc ya da saygsz grler ne srmlerdir ancak bunlar mer
kezi siyasi arenada hibir zaman duyulmam, tartlmamtr.
Uzlamsallatrmamn zel bir yntemi de antlatnnadr. Bir eyi bir
abide ya da anta dntrme srecinde gemi de dntrlr. Amtlatr-
ma gemii trelletirir, kronolojiden bir gelenek yaratr. Kutlanan ya da
amlan bir olaya "olaanst bir nem yklenmi ve gemii kavraymzda
niteleyici ve apayn bir yer tahsis edilmi olur." Bir anlamda bu olay, bir
kutsal tarih kayd haline gelir (Schwartz, 1982, s. 377). Amtlar -abideler,
resmi tatiller ya da kutlama trenleri- izleyici odakl olma eilimi gsterir
ve yaratclan bunlann retorik etkisi iin kayglamr. ada ecinsel zgr
l hareketinin balang noktalanndan saylan Stonewall isyannn elli
ikinci yldnm kutlamalann eletirenler, kutlamann ticariletirilmesine,
gsterilere irketlerin sponsor olmasna, tirtler ve baka ticari rnler sa
tlmasna kar kmlard. Ancak kutlama treninin organizatrleri Central
Park kutlama treninin ne kadar pahal olacan nceden fark etmilerdi
{New York Times, Mays 6, 1994).
Amtsallatrma, ashnda uzlatrma amacm gtse de sklkla atmalara
sebep olur. Amherst'teki Massachusetts niversitesi mn yerleke ktphane
sine siyah lider W. E. B. Du Bois'nn (niversitenin yakmnda domutu ve
ona ait belgeler ve almalar ktphanenin zel koleksiyonunda toplamyor-
du) adm vermek isteyenler, muhafazakr renci gazetesinin ateli muhale
fetiyle karlamlard {Boston Globe, 8 Mays 1994). Auschwitz'in nasl bir
Holokost amt olmas gerektii konusunda fkeli tartmalar hl srmekte
dir {New York Times, 5 Ocak 1994). Martin Luther King, Jr. iin ulusal bir
tatil gn ilan edilmesi abalan ve sokaklara ya da parklara King'in admn
verilmesi iin yaplan yerel giriimler de anlamazlklara neden oldu {New
York Times, 18 Ocak 1987). Varova getto isyammn Polonya'daki komnist
hkmet tarafndan finanse edilen, o dnemde skynetim ilan etmi olan
rejime uluslararas destek kazanmak iin dzenlendii dnlen krknc
yldnm kutlamalan, Yahudi gruplar ve Solidamosu (Polonya Dayam-

Cogito, say: 50, 2007


196 i Michael Schudson

ma Sendikas) destekleyenler tarafindan protesto edilmiti. Filistin Kurtulu


rgt'nn temsilcisi gettodaki Yahudi direniiler antna bir elenk bra
knca, srail delegasyonu derhal lkelerine arlmt. Byk bir halkla ili
kiler jesti olmas planlanan kutlama, siyasi bir utanca dnmt {New
York Times, 17 Nisan 1983, s. 9 ve 22 Nisan 1983, s. 5). Protestocular, kom
nist hkmetin 1948 Macaristan ulusal devlmini kutlamak amacyla d
zenledii resmi trenleri, rejimin yasallm sorgulamak ve protesto etmek
iin firsat bilmilerdi {New York Times, 16 Mart 1987, s. 3).

Sonu
zetle aklamak gerekirse, kolektif bellek drt ana prensiple zetlenebi
lir. Birincisi; bellek gerekte toplumsaldr. nsanlar kolektif, alenen, etkile
imli olarak hatrlar. Ayns, yalmzca sosyal etkileim, tekrarlama, yeniden
gzden geirme ve -insanlann sosyal varlklar olmalan nedeniyle sahip ol
duklan- dil araclyla yaayan bireysel bellek iin de geerlidir.
kinci olarak, bellek seicidir. Bir eyi hatrlamak iin bir baka eyi
unutmak gerekir.
ncs, bu seim aamasm etkileyen, hem kastl hem bilinsiz birok
sre vardr. Belirli bir kltrel bellein rencileri, sklkla bellein ekiUen-
dirilmesinde etkili olan kendine-dnk yntemleri ortaya koymay amalar
lar. Kendine-dnklk bilgeliin balang noktas olabilir ama van noktas
olmamaldr. Arasallatrma da bellek inasmn dinamiklerinden biridir fa
kat ykletimie, uzlamsallatrma ve uzaklatrma sreleri gibi bamsz
biimde ilemez. Aynca bu gler birliinin lideri de deildir. Hangi bellek s
relerinin baat nemde olduu, eldeki rnee gre deikenlik gsterir.
Drdncs, kolektif bellek, en azndan liberal oulcu toplumlarda nihai
deildir, her zaman tartmaya aktr ve gerekten de sklkla tartlr. Ameri
ka rneinde, hibir ikon, kutsalh tartlamayacak kadar mukaddes deil
dir. Aksine, sembol ne kadar kutsalsa, protestolarm yneltilecei odak noktas
haline gelmesi olasd da o kadar artar. Bu da merulam tarihi kilomet-
retalanm -okul kitaplanndan amtlara- sembolik siyaset iin uygun hedefler
haline getirir. Vietnam Gazileri Ant hakkmdaki tartmalar bu durumm an
lamh bir rneidir. Yce Divan yargc Thurgood Marshali'm Anayasamn 200.
yldnmnde yap ve pek ok topluluu, zellikle de Afrikah-Amerikahlan
anayasamn hkm alanna dahil etmedikleri iin Amerika'nn kuruculann
eletirdii konuma da byle bir rnektir {New York Times, 1 Mays 1987, s.l).

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri \ 197

Antropolog Ajun Appadurai, gemiin snrl bir kaynak olduunu be


lirtmiti, dolaysyla gemiin mlkiyeti konusunda anlamazlklar srekli
tekrarlanmaktayd. Oysa gnmzde, gemi giderek bereketli bir kaynaa
dnmekte ve anlamazlklar artk ktlktan deil bolluktan kaynaklanmak
tadr. Gnmzde bellein binlerce destekisi var. Antlatrmay bile amt-
latnyoruz. Spielberg'n Schindlerin Listesi (Schindlers List) adl filmi, Ho-
lokost'a tanklk ediyordu. Filmin baz blmlerinin ekildii Krakow'un Ya
hudi mahalleleri artk turistik blge haline geldi. Yahudilerin ektii acla
rn bu gerek mekm hem filmdeki rol hem de filmin ansn kutlad rol
sayesinde nlendi (Ulusal Radyo, Deidre Berger, muhabir, 7 Temmuz 1994).
Tartma, atma, anlamazlk; kolektif bellek almalarnn ayrc
zellii, arptma kavramndan ok bunlardr. Bugnk tutumlar ve gr
leri kefetmek, gemiin onlar zerindeki meru iddialarndan ok daha
nemli hale gelir. Buna ramen, arptma zerinde odaklanmak kolektif ve
ya kltrel bellek almalar sz konusu olduunda olduka mantkldr.
Aramzdaki en ateli greci akademisyenler bile tarihin "arptma" diye hay
kran versiyonlan karsnda tiksintiyle rperirler. Bunun en nl rnei, gi
derek gelimekte olan sra d Holokost revizyonistleridir. Bu grup, Yahudi-
leri yok etmek iin planlar yapldm ve bu planlann uygulamaya koyuldu
unu reddetmektedir. Gemiteki hangi olaylann daha sonra yeniden yo
rumlamaya maruz tutulamayaca ya da tutulmamas gerektii sorusu,
1990 ylnda UCLAda dzenlenen "Nazizm ve 'Nihai zm': Temsilin S
nrlarn Aratrmak" konulu konferanstaki makalelere de konu olmutur
(Friedlander, 1992). Gemiin elien versiyonlanndan bylenmenin, yer
leik ve zerinde anlalm olaylann akla uygun revizyonist yorumlan hak
kmda heyecan duymann sebebi, eitimli tarihilerin bile (belki de zellikle
onlann) hakiki bir tarihin varl konusundaki ok gl nanlann koru
masdr. ayet farkl yorumlar zgrce dolama girebilseydi, gncel kar
lara hizmet edebilecek biimde arzu edildii gibi kullanlabilseydi, sarsl
maz kantlardan oluan bir bilgi temeli tarafndan salama balanm olma
sayd, gemile ilgili anlamazlklar da nihayetinde ilgi ekmezdi. Fakat as
hnda ilgintirler. Dikkat eker, merak uyandnrlar. lgi ekerler nk in
sanlar bir lde bilebileceimiz ve bir lde zerinde fikir birliine vara
bileceimiz bir gemiin gereklemi olduuna inanr, gvenirler.

ngilizceden eviren: Begm Kovulmaz

Cogito, say: 50, 2007


198 i Michael Schudson

Kaynaka

Appadurai, Ajun. 1981, "The Past as a Scarce Resource, Man (N.S.) 16: 201-219.
Apple, R. W . Jr. 1991, "Defining the Issue," New York Times, 7 Ocak, A16.
Apple, R. W. Jr. 1994, "The Longest Day Is Being Marked by Those with Shortened Memories,"
New York Times, 5 Haziran, E4.
Bate, W, Jackson. 1970, The Burden o f the Past and the English Poet, Cambridge, Massachusetts,
Harvard University Press.
Burke, Peter. 1989, "History as Social Memory," ed. Thomes Butler, Memory: History, Culture
and the Mind, Oxford, Basil Biackwell, s. 97-113.
Burke, Peter. 1992, The Fabrication o f Louis XIV, New Haven, Yale University Press, 1992.
Caruth, Cathy. 1991, "Introduction," American Imago, zel say: Psychoanalysis, Culture and
Trauma 48.
Chant, Cate. 1994, UMass Paper Opposes Du Bois Honor," Boston Globe, 8 Mays, 29.
Constantine, K. C. 1993, Bottom LinerBIues, N ew York, Mysterious Press.
Debouzy, Marianne. 1990, In Search of working-Class Memory: Some Ouestions and a Tenta-
tive Assessment," ed. Noelle bourguet, Lucette Valensi ve Nathan Wachtel, Between Memory
and History, Chur, svire, Harwood Academic Publishers, s. 55-76.
Degler, Cari. 1976, "Why Historians Change Their Minds," Pacific Historical Review 45.
Doyle, Don H. 1978, The Social Order o f a Frontier Community, Urbana, University o f Illinois
Press.
Dykstra, Robert R. 1968, The Cattie Towns, N ew York, Alfred A. Knopf.
Friedlander, Saul, ed. 1992, Probing the Limits o f Representation: Nazism and the Final Souti-
on, " Cambridge, Harvard University Press.
Greenwald, Anthony. 1980, "The Totalitarian Ego: Fabrication and Revision of Personal His
tory,'' American Psychologist 35, 603-618.
Greenwald, Anthony. 1984, "The Self," ed. Robert S. Wyer ve Thomas K. SruU, Handbook of
Social Cognition, cilt 3, Hillsdale, N ew Jersey, Lavvrence Erlbaum, s. 129-178.
Irwin-Zarecka, Iwona. 1994, Frames o f Rememberance, New Brunswick, N ew Jersey, Transaction.
Janofsky, Michael. 1994, Leamed Opposition to N ew Disney Park," New York Times, 12 M a
ys, A8.
Kamm, Heny. 1987, "1500 March Freely in budapest for a N ew Democracy," New York Times,
16 Mart, 3.
Bafher, John. 1983, "In Warsaw, Few Flowers at the Ghetto," New York Times, 17 Nisan, 9.
Kfner, John. 1983, "Some Jews Leave Polish Ceremony, New York Times, 22 Nisan, A5.
Macedo, Stephen. 1990, Liberal Virtues, Oxford, Clanderon Press.
Madsen, Richard. 1990, "The Politics of Revenge in Rural Chine during the Cultural Revoluti-
on, ed. Jonathan N. Lipman ve Stevan Harrell, Violence in China: Essays in Culture and Co-
unterculture, Albany, State University o f New York Press, s. 175-201.
Mannheim, Kari. 1970, "The Problem of Generations," PsychoanalyticReview 57, 378-404.
Metron, Robert. 1968, "The Matthew Effect in Science, Science 159, 5 Ocak, 56-63.
Metron, Robert. 1988, "The Matthew Effect in Science, II," Isis 19, 606-623.
Miller, Judith. 1990, One, by One, by One: Facing the Holocaust, N ew York, Simon and
Schuster.
Neisser, Ulric. 1982, "John Dean's Memory; A Case Study, ed. Ulric Neisser, Memory Observed,
San Francisco, W, H. Freeman, s. 139-159.
New York Times. 1994, "Remember Stonewall! But How? Groups Ask," 6 Mays, A l 3.
Perlez, Jane. 1994, "Decay of a 20th Century Relic: What's the Future o f Auschwitz?" New York
Times, S Ocak, A4,

Cogito, say: 50, 2007


Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri i 199

Peterson, Merili. 1994, Lincoln in American Memory, N ew York, Oxford University Press,
s. 206-217.
Radin, Charles A. 1994, Japenese Justice Minister Resigns, Boston Globe, 8 Mays, 8.
Rich, Frank. 1994, "Disney's BuU Run, New York Times, 22 Mays, E15.
Ross, Michael ve Fiore Sicoly. 1982, "Egocentric Biases in Availability and Attribuon," ed. Da
niel Kahneman, Paul Slovic ve Amos Tversky, Judgement Under Uncertainity: Heuristics and
Biases, Cambridge, Cambridge University Press, s. 180-189.
Schachtel, Emest G. 1982 (1947), "On Memory and Childhood Amnesia, ed. Ulric Neisser, M e
mory Observed, San Francisco, W . H. Freeman. s. 189-200. Hk olarak Psyckiatry lOda ya
ymlanmtr, 1-26.
Schudson, Michael. 1992, Watergate in American Memory: How We Remember, Forget, and
Reconstruct the Past, N ew York. Basic Books.
Schudson, Michael. 1994, "Textbook Politics," Journal o f Communicaion, 44, 43-51.
Schuman, Howard ve Jacqueline scott. 1989, "Generations and CoUective Memories," American
Sociological Review 54, 513-536.
Schv/atz, Barry. 1982, "The social Context of commemoration: A Study in CoUective Memory,"
Social Forces 61, 374-402.
Schwartz, Barry, Yael Zerubavel ve Bem ice M. Bamett. 1986, "The Recovery o f Masada:
A Study in CoUective Memory," Sociological Ouarterly 21, 147-164.
Taylor, Stuart. 1987, "Marshall Sounds Critical Note on Bicentennal, New York Times, 1 M a
ys, 1.
Trevor-Roper, Hugh. 1983, "The Invention of Tradition: The Highland Tradition in ScotEmd,"
ed. Eric Hobsbawm ve Terence Ranger, The Invention o f Tradition, Cambridge, Cambridge
University Pres, s. 15-41.
Tumarkin, Nina. 1987, "Myth and Memory n Soviet Society," Society 24 (Eyll/Ekim), 69-72.
Tversky, Amos ve Daniel Kahneman. 1974, Judgement Under Uncertainty: Heuristics and
Biases," Science 185, 1124-1131.
White, Hayden. 1973, Metahstory, Baltimore, Johns Hopkins University Press.
Wieseltier, Leon. 1993, "After Memory," New Republic, 3 Mays, 16-26.
WiUiams, Lena. 1987, "Most of U.S. WiU Honor Dr. King, Bus Some StiU Dispute the Holiday,"
N ew York Times, 18 Ocak, 1.
Wilson, WiUiam A. 1976, Folklore and Nationalism in Modem Finand, Bloomington, Indiana
University Press.
Zelizer, Barbie. 1990, "Achieving Jouraalistic Authorit Througb Narrative," Critical Studies in
Mass Communicaion 1, 366-376.
Zelizer, Barbie. 1992, Covering the Body, Chicago, University of Chicago Press.

Notlar

1 Sosyolojide Matthew etkisi, k olarak Robert K. Merton tarafndan, tamnmr bilim adamlan-
mn benzer almalar yaptklan zaman tamnmayan bim adamlanndan daha fazla gi gr
dn anlatmak iin kullanlmtr. Matta ncili'ndeki u cmleye gnderme yapmaktadr
"nk her kimin varsa ona verilecek ve ona artrlacaktr; kimin yoksa, elinde olan bile al
nacaktr. (Matta, 25:29)
2 W hig tarz tarih yorumu, ngiliz tarihiler tarafmdan kullanlr, gemi imdiki zamana d o ^
ru derleyen erekbilimsel bir sre olarak ele ahmr.
3 On Memory and Chdhood Amnesia".

C t^ to , sam: 50, 200f7


ifreli Harikalar Kumpanyas

Kendime bindim bineli varolan u "Ya benim yerimde olsan ne yapacak


matik ekinin kullamm ne zaman so tn kurban olduum.
na erecek merak ediyorum. Borsama- Onun bu dijital ekranicira girmesi
tik, dokunmatik, omomatik, galoma- gereken bir, en fazla tane ifre var
tik, snavmatik, tatmatik, taharetma- belki, ya bizim durumumuz? Her yan
tik vb... Ama tam da bir forml yok, mz ifrelerle dolu. Beynimizin ancak
gndelik hayatta pragmatik, karizma- kullanabildiimiz yzde lOluk bl
tik, travmatik, matematik, sinematik mnn yzde biri "ifreler" tarafindan
gibi baka "matik"lere de ska rastla igal edilmi durumda. Daha henz
mak mmkn. lev gren bir eyin tastamam dijitale, enformatie geme
kne, ii kolaylatranma, daha miken, ifreler olmadan uradan u
teknolojiine, makineletirilmiine ve raya yaamayacak hale geldik.
ya makine iin olanna hemen matik yle bir dnelim, ncelikli ifre
ekini yaptryorlar. a teknoloji a lerimiz neler? Cep telefonunun ifresi,
, artk matik" olan bir ey insanlan bankamatik ifreleri, i yerinin kaps
artmyor, zaten yle olmas gereki nn ifresi, i yerindeki tuvaletin ifre
yor. Matik" eklemeseniz ne kaybeder si, mail hesaplarmzn ve bir dolu in
siniz? Tam am otomatikletirenlere ternet sitesinin ifreleri -ki srf bunlar
matik ekleniyor onu anladk, peki ya bile yeter de artar- bilgisayarn ifresi,
dierleri? B ir gn mutlaka bu "ma- ekran koruyucunun ifresi, ifreli tele
tik'letirmenin ifreleri aklanmal. vizyon kanallannm ifreleri, kasa ifre
Halk huzursuz. leri falan derken saymakla bitmez. Ay
Sz bankamatikten aacaktm, nca daha bir dolu ifreli eya var; if
oradan aklm srt bu taknt. Bazen reli televizyonlar, amar makineleri
ATM'lere uradmzda yal bir tey anahtarlar, araba teypleri, uydular...
ze/amca gelip, yardm ister: Evladm Kuran'n ifresi, da Vincinin ifresi,
ben u aleti beceremiyorum, ifresini Matrix'in ifresi... ifreli arabalar, ka
giremiyorum, bir trl renemedim, plar, her trl eya yolda. ipi tak
yardm eder misin?" Ederim etmesine yorlar, oldu bitti. Hatrlayabilirsen if
de, iimden gayriihtiyari dnrm; resini yazar kullanrsn.

Cogito, say; 50, 2007


ifreli Harikalar Kumpanyas 201

ifre icat olduundan beri ifre k- caksn. Kapatrken de ayr bir ifresi
nclar da mutlaka var. Birileri ifreli var. Sralamada en ufak bir yanh ya
yor, krclar kryor, dierleri daha parsan, bana gelebilecek en kk
fazla ifreliyor onlar yine kryorlar ve ey yznde ve kafanda bulunan b
bylelikle daha baka ifre parametre tn kllar kaybetmek olur. Neyse ki
leri ekleniyor. kinci ifreler, daha ka yaknda deitiriyoruz.
rk ifreler giriyor iin iine. Gn Bir tandn bilgisayarysa alemin
getike aklmzda tutmamz gereken en gvenlikli ifre algotirmasna sahip.
ifreler katlanarak oalyor. Eer bilgisayan amaktan baka aren
Bunlara bir de ifre diye adlandra yoksa nce klavyeyi karacaksn.
bileceimiz baka eyleri ekleyebiliriz. "Klavye takl deil" diye hata verecek.
Kimlik numaras rnein, ezberden Klavyeyi takp F tuuna basacaksn.
bilmek lzm. Bankalardaki mteri Almaya balayacak. Bu arada moni
numaralanrmz, SSK numaras... Veri tr kararyor. Windovsun aldna
yorlar bir numara, hadi bir unut da dair sesi duyduktan sonra monitr
grelim. Brokrasiyle bouur durur kapatp tekrar amak ve grnt gelin
sun. Ama tabii hi bir ie yaramyor. ce ilk olarak Not Defterini ahtrmak
Halen diyorlar ki Tatile mi kacaks gerekiyor. Sonra kapatana kadar istedi
nz, yoksa parmanz boyatp oy mu in gibi kullan. lk nce Not Defteri'ni
atacaksnz?" Devlet bana bunu Seni amazsan hi bir program almyor.
izliyoruz haberin olsun demek iin mi nanlmaz ama gerek bu. O, ifreyi na
verdi? Herkeste ei olmayan bir numa sl olduysa zm ve artk bgisayann
ra yok mu zaten? Vereyim numaram, kard sorunlardan bkm olduun
nerede istersem oradan kullanaym dan, "Bu ekde alyor, imdi dei
oyumu? Yok. Bu sadece senin filen tirsek baka sorunlar kar" diyerekten
diini belirtiyor, adn gibi ezbere bile bylece kullanyor. Halbuki bilgisayar
ceksin ve filenmi bir vatanda oldu bu, hayat kolaylatrmas gerekirken,
unu unutmaman salayacak bu nu zlmesi imknsza yakn bir ifreyle
m a ra la r. H em m erak ediyorum unutmaman gereken koca bir olaylar
"000000001 numara kimde, bu lke silsilesi sunarak zindan ediyor...
nin bir numaral vatanda kim, o ak Herkesin byle ifreyle alan alet
lansn. leri vardr ve bir ekilde kefedilir bun
Neyse... Mesela baz aletlerin ken lar. Bir misafirlie gidersin, mutfan
dilerine has ifreleri vardr. Bilmeyen m usluunda elini ykayacaksn, su
altramaz. Evdeki ofbeni anlata almaz. "E su akmyor" dersin, ev sa^
ym... nce vanay aacaksn, sonra hibi Yok yok onun eyi var" bt
tp, sonra musluu. Ardndan ofbe ka garip hareket yaparak suyu am^
nin ayanm ikinci kademeye getirip 10 Hep onun eyi" olur ve o eyim b n -
saniye bekleyeceksin ve ofbeni yaka leri bulur. Birileri ve n

C c^o , sana
202 Umut Tayda

ra biz de artk bu ifreleri aklmzda nu gsterdiler, kitaplara bunu yazd


tutmak zorunda kalnz. Sadece ifresi lar. Haberlerde bunlan anlattlar. m
ni bilen kiinin altrabilecei uzak rmzn yansndan ou bu 2000'li
tan kumandalar, el radyolar, kulaklk yllan; insanlann sadece dnmeyi,
lar, akmaklar, amar makineleri... retmeyi, baka yaam formlanyla ile
ne isterseniz. tiim kurmay dert ettii bu mthi
Tarihin sayfalarna gmlen eski a evrimini beklemekle geti. Ortada
bilgisayarm Commodore 64te sadece hereyi "matik"letirmi bir uygarlk
Shiftlock tuu bashyken alan oyun olmad gibi, her ifreyi tutan ipler,
lar vard veya Amiga'da sadece 'Tast "al susam" deyince sesi tamyp ken
ram" takhyken alan oyunlar. imdi diliinden alan kaplar da yok. Her
bile eminim bilgisayar oyunlannm bu elektronik alet bal bana bir dert za
na benzer ifreleri vardr. Bunlann hep ten. Tabii tm bunlarn yamnda baka
si birer ifre, ifreyi bilmiyorsan ylece yaam form lar ile iletiim kurmak
kalakahrsm. tin kts bunlann ou hepten hayal. ifrelerle doldurulan ka
nu imdi bile hatrlyorum. Bir nesil ha falar yznden rakamlara baml hale
trlyor bunlan, bir neslin kafas artk gelmi insanolunun, zel hayatna,
iine bile yaramayan ifrelerle dolu. maddi birikimine dair bin trl ifresi
Yzde biri getiimiz kesin. ni aklna yazmken, giderek daha g
"Peki bu kadar ifreyi kafanda ta- vensiz, daha ie kapank ve tamamiyle
masan ne yapacaksn, kuantum bilgi iletiimden uzak bir hale gelmesi de
sayan m reteceksin, hayatn anlam- ayn bir handikap.
m m zeceksin" gibi bir soru olabilir. Kimse beni ifrelerin "blc ol
Benim bildiim, bu "ifrelerden artk madna ikna edemez. Bundan 15 yl
rahatsz olduum, ifrelere, parolalara ncesini hatrlayn. Kafasnda ym y
artk tahamml edemediim. Filvaki, n ifre tamayan nsanlarm saklaya
gnlerimi, beynime sosyal hayatn ge cak pek bir eyleri olmadmdan, in
reiymi gibi duran bu numaralan tka sanlar her eylerini ifreleyip daha
basa istiflemeden ve "ifrelerimi unu sonra da evlerine kapanmadan nceki
tursam ne yapanm ben" tedirginlii ta zamanlan. Bir kk defteri, ajandas
madan geirmek istiyorum. vard herkesin, unutmak istemedii e
Yl olmu 2007. Biz hep 2000 yln yi yazar kaldnrd bir yere. imdi, in
da, uan tatlarla gezeceiz, istedii sanlar sahip olduklan ifrelerin oklu
miz yere nlanacaz, kolumuzda, u yznden kendilerini de ifrelemek
budumuzda bir ip olacak btn nu- zorunda kahyorlar. Konutuun insa
maralanmzn, ifrelerimizin kayd on mn kim olduunu bile bilemiyorsun.
da tutulacak; i yeri kapma parmak Kardaki insan zemiyor, tamyam-
basacaz, kasalar retinamz tarayp yor, ifrelerinin arkasndaki kimliini
alacak diye altnidk. Filmlerde bu bilemiyorsun.

Cogito, say: 50, 2007


ifreli Harikalar Kumpanyas 203

Tm bunlann stne insanlann bir zelim veya ifresine bir zarar gelme
de ifre diyebileceimiz zellikleri var, yeceini bilip asn kendini konusun
zira ifre gibi aklda tutmak gerekiyor herkes birbiriyle gzelce. Kredi kart
bunlan. Domates sevmeyen arkadala- ifresi, internet sitesi ifresi hatrlaya
nmz var mesela, iinde domates olan caz diye ay sevmeyen kimdi, hangi
yemei yemiyorlar veya sebze yeme film ne anlatyordu, mangaldan, ka
yen, et yemeyenler var. Kendi karde ynodan dem vuran bir romen ark
im buna bir rnek, sofrada gznn s aslnda neden bahsediyordu hepsi
nnde zeytin ekirdei varsa sofra ni unuttuk.
dan kalkar. Ailecek bunu unutmamal Tarihi, kendi gemiini, ne zaman
yz ki kahvaltsn yapabilsin. Yrr ne yaadn, karlat gzellikleri,
ken sol tarafta olmak isteyen insanlar yapt ktlkleri, sevmeyi, ak ol
var, bir isme, maddeye alerjisi olanlar, may, binleriyle birlikte kurduu ha
perembe akamlan en sevdii diziyi yalleri unutmaktan hicap duymayan
izledii iin aramamamz gerekenler, insanolunun, "ya unutursam korku
kan grd zaman baylanlar... n- suyla ifrelere bu kadar sanlmas, if
sanlann da eit eit ifresi var ve ne relerini ad gibi hatrlamas ve bu ha-
kadar insan tanyorsak, o kadar ifre bire ifre retip bir eyleri saklama,
tamak zorundayz aklmzda. engelleme takntsnn sebebi ancak
Artk bu ie bir zm bulunmak. bakalanmn iinde de kendi iindeki
Giderek karmaklaan, oalan ve gibi bir eytan olduuna inanmas ola
gven kaybettiren bu ifre stne if bilir.
re retme dnemi sona ersin. Alalm Olsun, her eyi unutur da kii, ama
aymz, oturalm bir kenara, insan illa ki hatrlar iindekini.
lann ifreleriyle uraalm, onlan UMUT TAYDA

Cogito, say: 50, 2007


Haz llkesini Doru Kavrayabilmek
Asndan Zaman Kavramnn nemi
ATA DEVRM

I. Giri
"Haz" kavramn ele alrken halen skolastik dncenin kalplann kul
lanmamz ilgi ekicidir. Etik adan doru olarak grdmz davranlarn
hazdan fedakrlk etmeyi ierdiini a priori kabul ederiz. "Haz peinde ko
mak" gndelik dilde ahlki bir yanll betimlemek iin kullanlr. Ne var
ki, bu yanlln da onun knanmasnn da kavramn yanl yorumundan
kaynaklanabilecei zerine dnme3z bile.
nsanolunu bu yanl yoruma gtren belli bal" etmenler vardr. Szge
limi, insan trnn narsisistik byklenmecilii hazdan vazgeebilmi ol
makla vnmek ister. Bunun iin de kendisinin organizmadan soyutlanm
tinsel bir varlk olduunu ne srer. Bir dier etmen de, etiin salt bireyle
snrl kalmas, toplumsal bir alma kavuamamasdr. Bylece, bakalar
n mutlu etme, bakalanmn dnyadan haz almam salama gibi davram-
lann yerine bireyin hazdan tamamen ka n plana kar.
Bunlann temelinde insanm eylemlerini sk sk narsisistik ayartmalara
kanarak yanl yorumlamas bulunur. Bunun dnda, insanolu kusurlanm
hakl gsterecek birtakm dayanaklar da arar. Her ne kadar kendi doasyla
savayor olsa da znde hazza ynelik bir varhk olduu iin hata yapmak
tadr. Oysaki doa, bir haz alma biimi olarak reme etkinliinde bile, hem
eylemin balangcnda hem de eylemin sonucunda toplumsal ierikli bir
ama peindedir. Bu balamda, haz alma, haz vermeyi de koul olarak ne
srdnden, hazdan kanma davranndan ok daha etik bir davrantr.

Cogito, say: 50, 2007


Haz lkesi'ni Doru Kavrayabilmek Asndan Zaman" Kavramnn nemi 205

Bu makalede Freud'un "haz" kavramm ele al biimini tartacaz.


Kukusuz, Freud da geleneksel yorumlardan etkilenmitir ama bizim bu tar
tmadaki asl amacmz Freud'un kurgusunu ynlendiren mant irdele
mektir. Bu mantn geleneksel yorumlardan etkilenmesi ile kurgulamann
kendi doasndan kaynaklanan unsurlarn kurgudaki paylan ilgi alammzm
dnda olmakla birlikte, bizi daha ok kincisi ilgilendirmektedir.

II. "Haz Ikesinm Hatah Kurgusu


"Hakl olarak kar klacaktr ki, haz ilkesine kle olmu ve dsal dn
yann olgusallm gzard etmi olan bir rgtleni diriliini en kasa bir za
man iin bile srdremez, yle ki, herhangi bir biimde varolu kazanmas
bile sz konusu olamazd diyen Freud, daha sonra bir geri adm atma gere
ini duyar; Gene de eer bebein -annesinden grd ilgiyi de katma ko
uluyla- bu tr bir ruhsal dizgeyi hemen hemen gerekletirdii dnle
cek olursa, byle bir kurgunun kullanl aklanabilir."! Freud'un kurgusun
da v^l salt haz ilkesinin ynlendirdii bir zaman aral vardr. Bu za
man aralnn uzun ya da ksa olmas nemsizdir; sonuta haz ilkesi, olgu
sallk ilkesinden nce gelir. Ne var ki, kurgusal dzlemde bile bir ardkl
n varsaylmas sorunludur.
zgn dnceleriyle dikkat eken ve nesne ilikileri kuramclan arasnda
yer alan W.R.D. Fairbaim, varhm amacnn haz deil, nesne olduunu ne
srer. ^ "Nesneyi neden olarak kabul ettii iin nesneye neden gereksinim du
yulduu sorusu ve bunun yamtmn "haz olduu Fairbaim'in dikkatinden ta
mamen kamtr. Acktmda yiyecei kendisi iin aramam, amacm kam
m doyunnl^ktr ve aradm nesne bu amaca hizmet eder. Nesne bir aratr
ve Fairbaim, aralar "ama olarak grme gibi yaygm bir yanlgya kaplm
tr. Buna karm, bu yanlg sanld kadar yalm deildir; hazza ulamann ko
ulu. nesnedir. Nesne, varlk ile alaca haz arasnda dikilir. Hazz verebilecek
biricik nesnedir ama onu bir koul haline getiren de haz verme zelliidir.
Eer byle bir zellie sahip olmasayd, varhk onunla ilgilenmezdi. Uex-
kU'n belirttii gibi varlklar, yalmzca karlarma hizmet eden nesnelerle il
gilenirler. Bylece aym biimde, nesneye ynelmenin koulu haz istemidir.
Fairbaim'in yanlgya dmesini hakl karan bir baka olgu vardr ki,
konumuz asndan byk nem tar. Aralar da elde edilmeleri iin eidi
koullan dayatrlar ve bu koullan dayattklan iin birer "ama haline ges
lirler. Piramidin en tepesindeki amaca ulaana dek, koullar dayatan her

Cogito, saytSO, 2007


206 i Ata Devrim

ara, elde edilene dek birer ' amatr. Fairbaim, piramidin en tepesine ula
madan basamaklardan birine taklp kalmtr. Szgelimi, sebze yetitirebil-
memiz iin ncelikle topraa, suya ve tohuma gereksinimimiz vardr. Elde
etmek istediimiz nesne, bize kendisini nceleyen koullan dayatr. Bundan
nesnelerin birbirlerine baml olmas,dier bir deyile birbirlerinin koulu
olmalan sorumludur. Bir nesneye erimek her durumda bir dier nesneyle
ilgili eylemleri gerektirir.
Bu balamda, nesneler arasmdaki bu ba, haz ilkesini batan belirlemi
tir. Freudun kurgusu saltk bir biim olarak haz ilkesini ele alarak onu ya-
lnlatnr. Kurguda haz ve olgusallk ilkelerinin ardk olarak aynlmas,
varl ynlendiren ilkenin ontolojik anlammn ortaya knn engellenme
si ve kurgu ile gereklik arasnda da kesin bir ztln olumas gibi birbiriy
le rten iki sonuca neden olur. Annenin bebee st vermesi karlksz bir
edim olarak alglansa da,bebein st iin alamas ve her durumda azm
kullanmas gerekir.Son derece basit olsalar bile bebein haz almak iin bir
iki koulu yerine getirmesi zorunludur.
Freud, haz ilkesinin yamna olgusallk ilkesini kojmasma karm,bu ard-
khk, iki ilkenin sentezinden ok bir yan yanaln" kabulyle noktalanr.
Bu yan yanalk iki ilkenin birbirleriyle kaynamadan zaman zaman birbirle
rine stn geldikleri durumlann kurgulanmasna da hizmet eder. ki ilke,
Freudun kurgusunda birlikte almak yerine birbirleriyle atr. Kuku
suz, ilkelerin birbirleriyle att anlarda dtmz psiik elikiler ol
gunun kamtdr. Ne var ki,burada gzden kaan nokta, atmamn "ne-iin
olduudur. Genel olarak kavramlan, salt tez ve antitez olarak konumlandr-
maya alkn aylak bilinlerimiz, varsayd bu yalnlkla rahat eder. Kav
ramlar ise yaamn ierisinden gelip bilincimizi megul eder olmulardr ve
yaam bir ama"lar btndr. Bu durumda, iki ilkenin birlikte almas
mkemmel bir uyumu antrsa bile felsefi olarak bundan kanmak gere
kir. k i ilkenin amalan ortaktr ama hu, aralannn da ortak olaca anlam
na gelmez. atmann ardnda bile bir ortaklk olduunu gremeyen Fre
ud,ileride de gstereceimiz gibi, kuramsal rotasn yitirmitir.
Freud, merkeze koyduu ve son derece belirsiz bir kavram olarak duran
haz ilkesini sorgulama gereksinimini, travmatik nevroz vakalanyla karla
t zaman duymu ve bu vakalar yineleme zorlants ile aklamaya al
mtr: "Yineleme-zorlamas aynca gemiten yle yaantlan da yeniden ge
tirir ki, bunlar hibir haz olana kapsamazlar ve oktandr, giderek o gn

Cogito, say: 50, 2007


Haz lkesini Doru Kavrayabilmek Asndan Zaman" Kavramnn nemi

den bu yana basklanm olan igdsel drtlere bile doyum getirebilmi


deildirler. 3 Haz veren deneyimlerin yinelenmesi gibi ac veren deneyimle
rin de yinelenmesi kuramsal erevede ilke olarak hazzn dnda bir eyi
gerektirdii iin, Freud, yineleme-zorlantsmn haz ilkesinden de nce geldi
ini varsayarak baka bir ardkla bavurur.4 Bu bavuruya destek kacak
olan da yine kurgudur ve kitabn IV. blm kurguya ayrlmtr.
Kurgulamann ierdii kuramsal boyut, zamanla birlikte varl da fiktif
olarak paralara aynr. Varln nceki ve sonraki z arasndaki aynm,
"ardklk" kavrammn yaratt yanlglann yardmyla yanl bir biimde
ele alnr. Kuramsal boyut sanlandan daha fazla zen gerektirir. Bu zen de
kurgunun eleri olan kavramlan derinlemesine sorgulamakla olas olacak
tr. Ele aldmz olguda da "ardklk" kavrammn kurguda gereinden faz
la arla sahip olduunu syleyebiliriz. Buna ek olarak, ardklk her
hangi bir kavram da deildir, kurgunun dayand meta-ilkelerden biridir.
Olgularn anlalmalan iin paralanmalan gerekir. Ardklk ise saltk ola
rak zamanla ilgili bir kavram olmas gerekirken, varln btn ontolojik bo-
yutlanna mdahale eder hale gelmitir.
Zaman kavram varhkla ilgili ontolojik teorilerin sorunlu olmasna yol
aar. Zamam duyumsamann tek yolu devinimdir. Bu devinim ise varlkta
"deiim olgusuyla yank bulur. Varlk bu nedenle devinimi deiimle z
deletirir. lm korkusunun etkisiyle, deiimin karsna sabitlii" koyar
ken, gerekte devinim ve sabitlik arasnda da bir ztlk olduunu varsaym
olur. Devinim deiimle zdeletirildii iin varln nceki ve sonraki z
arasnda -sanki ayn varlktan sz edilmiyormu gibi- mutlak bir kartlk
savlanr. Varhk, zamandan bamsz bir biimde paralara ayrlmad iin
ancak zaman yardmyla paralara aynlr ve bu durumda, varhk zamamn
dnda btn olarak kavranr. Oysaki zaman, varhm btnn deil, varh-
n bir parasm deitirir. Btn paradaki deiim nedeniyle deimi ol
sa bile, paradaki deiimin ortaya kmasm salayacak paralar devinme
lerine karlk deimemilerdir, id est deimemek iin devinmilerdir. Bu du
rumda varln tm paralan deimemitir ve bu paralann nceki ve son
raki dururalan arasnda bir kartlk yoktur. Devinim salt ykc olarak varl
deitirmenin yamnda yapc olarak onu korumaya da adanmtr. Ku
kusuz, buradaki ykclk ve yapclkla ilgili mecazn dnda deiimin mi
yoksa sabitlenmenin mi ykc ya da yapc olduu koullar tarafndan belir
lenir. Diren yerine gre iyi, yerine gre ktdr.

Cogito, say: 50, 2007


208 j Ata Devrim

Paralar asndan olguya bakldnda sz konusu olan nisbi kartlktr.


Yukanda ele aldmz ara-ama ilikilerine kartlk balamnda dnersek,
aralar arasmdaki ztlk, amalar arasmdaki ztlkla ilgili deildir ve bu du
rumda da nisbi kartlk vardr. Dier bir deyile, aralar aym amaca hizmet
ettikleri iin yalmzca yntem asndan karttrlar ama ama asndan ara
lannda bir kartlk yoktur. Bu balamda, Freud, yalnzca varl zamansal
olarak ayrmakla kalmaz, ardklk kavrammn yardmyla elde ettii bu ay-
nmlara karlk denler arasnda da mutlak kartlk olduunu savlar. Jo
nathan Learn belirttii gibi bu noktada, Freudun btn bildii, tekrarla
ma zorlantsmn gerekten anlad tek zihinsel ileyiten, yani haz ilkesin
den farkl ilediidir. Freuda gre farkl zaman dilimlerine ait olan eyler
arasnda mutlak kartlk vardr.
Leare gre travmatik nevrozun varl Freud'un kuramsal dzleminde bir
gedik amtr. Ama olgunun yaratt eliki, Learn ne srd gibi ufukta
haz ilkesinin dnda kalan bir eylerin kendilerini gstermelerinden ileri gel
mez; Freud'un kartlk kurna zorlantsndan kaynaklamr. Acmm yinelenme
si, Freudun devinimi deiimle zdeletiren perspektifine yabanc bir olgu
olarak girmitir. stelik yinelenen yalmzca ac da deildir: ...haz verici dene
yimler durumunda ocuk yinelemeye doyamaz ve izlenimin zdelii konu
sunda amanszca direnir.^ Devinimle deiimi zdeletiren Freud, stelik de
haz ilkesi gibi sabit bir kavram ortaya koyabilmi olmasna karn, ocuklar
da ayn amaca aym arala, erikinlerde ise aym amaca -yani hazza- deiik
aralarla eriildiini kavrayamamtr. Sonunda sz konusu olanlann inatla
yadsnmas, Freudun kuramsal erevesine yineleme zorlantsm sokmutur.
Yineleme zorlants, duyumsanm ve teorik ereveye dahil edilmi olsa
da, srekli kartlk ilikileri ierisine sokulur. Freudun kurgusal ardklk
yardmyla elde ettii kategoriler arasnda kartlk kurma biiminde bir tr
yineleme zorlantsma sahip olduu kesindir. Y'ineleme kavrammm zne
ikin anlam perdeleyen devinimi deiimle zdeletirme eilimi, bu kav
ram devinimden yoksun bir ey olarak kurguya sokar. Bunun nedeni de he
nz ama ve ara arasndaki aynmn gerekli dzeyde yapmamas ve dola
ysyla amacm sabit kalmakla birlikte aracn devinmek zorunda olmasmm
ortaya kanimam olmasdr. Oysa ki Antikada Aristoteles, devinimin
devinimsiz duran akinetos olmadan olas olmayacan sylemitir. Freud,
yineleme zorlantsm derinlemesine kavrayamadndan, varln aym ama
iin eitli aralar gelitirdiini ve gerekte bu zorlantmm nedeninin, ama-

Cogito, say: 50, 2007


Haz lkesi'ni Doru Kavrayabilmek Asndan Zaman" Kavramnn nemi 209

cm sabitlii olduunu grememitir. Yinelenen amacm kendisidir. Travmatik


nevrozda amacn, kendi sabitliini ruhsal arata duyurmasna dek, Freud
psikanalitik olgulann ierikleri hakknda bu ynde bir kuku duymamtr,
gdler ile yineleme zorlants arasndaki ilikiyi aratrd yerde yle
der: "... igdlerde deiim ve geliim iin bastran bir kp grme alkanl-
ndayken, imdi ise onlarda tam kartn, dirimli varhm tutucu doasmn
bir anlatmn kabul etmemiz gerekecektir."^
Freud, bu noktadan sonra, beUi belirsiz, haz ilkesi ve jneleme zorlants
arasmda kavramlann kategorik farkllklanndan tr bir kartlk kurama
yacam sezer. Haz ilkesi bir amatr ve yineleme zorlants bir savunma d
zenei, id est aratr. Bu nedenle, Freud, yineleme zorlantsmm ardnda haz
ilkesine kart bir konumda bulunmas gereken bir ilkenin peine der. Bu,
"lm ilkesizdir. Sz konusu ilkenin ortaya k ise yineleme zorlantsmm
doasn bir kez daha yanl kavramakla olas olur. Kuramsal dzlemde olu
an atla, Freud'un son derece belirsiz bir kuramsallatrma ile rtmeye
altn syleyen Lear hakldr.^ Ama Lear, sorunun asl kaynan gre
meyecek denli Freudun etkisindedir. Lear'n grne gemeden nce, ken
di grmz netletirelim. Freud iin devinim mutlaka deiimle zde
olduundan haz ilkesi ve lm ilkesi arasmdaki kartlk da devinim bala-
mmdadr. Devinimin deiimle zde olduu varsaym altnda baka trl
bir iliki kurmak olas da deildir zaten. Freuda gre haz ilkesi kendini geli
im ve deiimle gsterirken yineleme zorlants gerekte bir eyi yinelemez.
Freud sz konusu zorlantmm bir ara olduunu doru saptam olmakla
birlikte, amacmn deiim olduunu ama ilerlemenin kart olan gerileme
amacna hizmet ettiini ileri srer. Bu durumda, yineleme zorlantsmn ar
dndaki lm ilkesinin ierii, varh dirimsiz durumuna geri gtrmektir.^
Burada bile, deiim kavram kurguya hkmederek lm ilkesinin amacmn
da sabit olduunu gzlerden uzak tutar. Amacm gerekleme biimi ya da
aracn devinme biimi; bir kez daha amacm doasn gizler.
Lear, Freud'un "lm ilkesi kuramna, Freud'un bir baka kuramyla, zi
hinsel ileyi kuram ile kar kar. Ona gre travmatik nevroz, zihnin ge
rekli ilemi gerekletirememesinden kaynaklamr. Dier bir deyile, olgu bir
ilkenin deil, bir aksakln sonucudur. Lear zihinsel sistemin nasl alO-
m yle betimler; u an nemli olan noktalann birincisi, zihnin byk ^
de, enerjiyi datan ya da boaltan bir aygt olduudur. Haz ilk esi, ^ s ta n
iimdeki gerilimin artn acyla, azalmay da hazla e tutar; ve buna gre, haz

Cogito, say: 50, IC ff


210 i Ata Devrim

ilkesi uyarnca zihinsel ilevselliin amac gerilimi drmektir. (...) sistemir


genel eilimi boalma dorudur.
kincisi, zihin daima ve her yerde gerilim altnda alr. (...) Zihnin ya
am acy kapnn dnda tutmaya almaktr.
"ncs...haz ilkesi dzeyinde ileyen zihinle gereklik ilkesi dzeyin
de ileyen arasndaki fark asgari durumdadr. Her iki durumda da zihir
enerjiyi boaltma ynnde almaktadrr; ama ikinci durumda boalma gi
den yol daha dnemelidir ve baanl olduunda gerek yaamda dojmms
gtrr.!!! [talikler benim]
Lear, Freud'u onun dzlemi ierisinde kalarak eletirdii iin hatalan z
miras ahr ve bunun sonucunda gerekli ipulann grmez. Ama buna ek ola
rak, psieyi zihin ile zdeletirmitir. yle ki, sanki zihin tek bana btr
psiik devinimleri aklayabilecek biricik ey olup kmtr. nsan doasr
vice versa, birka altyapdan oluan bir yapdr ve bu yaplar amalann or
tak bir arala gerekletirebilirler. Szgelimi, Ferenczinin belirttii gib
"cinsel birleme, bedenle tohumm doyumunu ezamanda gerekletirmeye
alyor ve bunu baanyor. Beden iin boalma, kendisi iin fazla geler
rnlerden kurtulma demektir; tohum hcreleri iin bu en uygun bir yere
gitmedir.!! Learn yakalad nemli ipularndan biri olan, zihnin ileyi
inde rol oynayan gerilim-boalm denklemi, gerekte varln tm iin ge
erlidir. Heidegger'den youn olarak etkilenen Learn bir eylerin yaknnda
durmasna karn, kavramlann ieriine ilikin herhangi bir sorgulamaya
girimemesi artc olmakla birlikte, sonunda bu noktada, srekli sz edi
len ama ierii ihmal edilen "haz kavramna biraz olsun yaklaabiliyoruz.
Ferenczinin amphimixie kuramna gre haz iki biimde salamr; Boal
ma ya da gerginliin srdrlmesiyle. Ferenczi'ye gre genital etkinlik, ret-
ral ve anal etkinliklerin bir sentezidir. Bu sentezin diyalektik ileyii varhm
homeostatik dengesini korumasn salar. Ferenczi'nin szn ettii ileyii
basite aklamak gerekirse, szgelimi anal kabzlk durumunda retral bo
alm devreye girer. Uzun sren cinsel iliki srasnda, genital gerginliin
retral gereksinime neden olmas kuram dorulayan gndelik bir bulgudur.
Wilhelm Reich'a gre de gerginlikten haz ahnabilmesinin koulu, bu gergin
liin sonucunda bir boalm olaca beklentisidir.!2 Ferenczinin ontolojik
analizi, organizmamn bu beklenti dorultusunda hareket ettiini gsterir.
Anksiyete nevrozlarmda anksiyz uyarmlarn yaratt gerginlik, baz hasta
lar tarafndan, patolojik de olsa, komplsiyon" denilen eylemlerle giderilir.

Cogito, say: 50, 2007


Haz lkesini Doru Kavrayabilmek Asndan Zaman Kavramnn nemi 211

Yzeyde psikopatolojik bir semptom olarak grlen ey, gerekte organlz-


mamn doal tepkisidir; uyarmn psiik kayna ne olursa olsun organizma
gerginlii ortadan kaldmaya alr.
Ferenczinin kuram etik olarak da baz eylerin grnd gibi olmadm
ortaya koyar. Bir haz alma biiminden vazgeen varbk, onun ikamesi olan
baka bir haz alma biimini seer. Psikologlar bou bouna mesleklerinden
holanmayan insanlara mesleklerinin olumlu duygular uyandran eleri ze
rinde odaklanmalarm nermezler. Ebeveynlerinin her trl yaptrmna kar
n di jEralama alkanlm edinememi bir gencin kz arkada olunca bu
alkanl edinmesi de artc deildir. Yaamn tm hazlanndan vazgeme
yi seen insanlar ise manevi bazlara ynelmilerdir bile. Haz ilkesinin te
sinde yatan ey baka bir ilke deil, bir ilkenin o lm ay d r! 3 diyen Lear hak-
hdr; gerekten de bu ilkenin tesinde baka bir ilke bulunamaz. Ama Ferenc
zinin kuram yalmzca haz ilkesinin ierii zerine bir eyler syleme olana-
m yaratmtr. lkenin doasm tam olarak a karmamtr.
Lear ac dolu deneyimlerin yinelenmesi ile kendisini gsteren travmatik
nevrozm herhangi bir ilkeden kaynaklanmadm ileri srer. Ona gre ar
tc olan, (gerek yaamdaki bir olayla) bir kez travmatize olduktan sonra zih
nin artk kendini travmatize etmeye balamasdr. Kendi korku veya okunu
kendisi oluturmay srdrecektir - ve hu kendine zarar verme, haz ilkesine g
re ortaya kyor olamaz. Hastamn kaza durumuna tekrar tekrar dndrlyor
olmas, kendine kar ykcla kar verilen bir savunma tepkisidir. Yaray bir
anlam dleyerek iyiletirme yolunda l domu bir giriimdir. Deneyime bir
ierik salama giriimi tam olarak baanl olsayd, tekrarlama da grlmezdi.
[talikler benim] Grngnn tmn salt "zihin kavramna dayanarak ak
lamaya almca, zihnin gerginlii azaltmaktan tesi olmayan haz alma bii
mini varhm btn iin geerli saymak gibi bir hataya dmek kanlmaz
dr. Oysaki Lear yalnzca zihin zerine dnce retirken bile gerilim-boa-
lm" denklemi, umutsuzca onun dikkatini ekmek iin gz krpmaktadr. Bu
denklem unu ortaya koymaktadr: Hazzm koulu gerilimdir. Varln hazza
erimek iin kendi kendisine dayatt -zdeletii ve narsisistik yatrmlar
yapt sevgi nesnesinin dayatt- koullarn somut dayana gerilimdir.
Hazzn salanmas iin her zaman bir miktar gerilim gerekir ve biz geri
limi uyarm" denilen psikolojik bir kavramla adlandrrz. Uyanm-haz
denklemi yaammzn tmne hkmeden ve ylesine "hazrda-bulunan" bif
olgudur ki biz olguyu net olarak ancak mazoistik vakalarda grebiliriz.

Cogito, say: 50, 2007


212 i Ata Devrim

Reich'in belirttii gibi bu tip vakalarda ac duyma gereksinimi bu acnn


hazla noktalanaca beklentisinden k ay n ak lam r. !3 Daha gndelik bir eyler
semek gerekirse, szgelimi bahede tm gn altktan sonra duyumsad
mz tatil bir yorgunluktur. Ya da miskinlikten kurtulmak iin souk suy
la du alarak kendimizi "gnll olarak bir uyanm saana altna atanz.
Haz, gerilimi art komakla birlikte prosedrn sine qua n o n u boalm
dr. Korku sinemas beklentiler zerine oynar hep; tatile kp elenecekleri
ni dnen birka gencin beklentileri psikopatlarn yardmyla tam tersi
ynde iler. Beklenen olmad iin bir duyumsuzluk vardr ve bu duyum
suzlukla zaten birikmi olan uyarmlara bir de filmdeki psikopatlar katkda
bulunurlar. Bu tr filmlerin izleyenleri etkilemesinin nedeni de doal bir
denklemin zerine almasdr. Filmin sonunda katilin lmn yce bir
kutlamaya eviren de yksek miktardaki gerilimin birden boalmla son bul
masdr. ntikam duygulan da byle bir denklemden ileri gelir. Uyanmn or
tadan kaldnimasyla nefret edilen nesnenin ortadan kaldnimasmn zde
olduu gibi bir yanlgya srkleniverir insan. Ama ite bu noktadan sonra,
ilenen su, bir anlk haz iin olas btn hazlann yolunu kapatr. Byle bir
durum hazzn kendi kendisinin dmam haline gelmesidir ya da Hegelci de
yile haz byle bir olguda kendi kendisini olumsuzlar. Kukusuz, kusur k
k ise haz olana bir sreliine ortadan kalkacak ve sonra kiinin kusu
rundan ders almas sonucu haz olana yeniden belirecektir.
Etik kavramm tinsel dnyann bir rn olarak grme eihminde olsak
bile, gerekte etik zerine bir eyler sylemi olan filozoflar, igdselin yo
rumunu ortaya koymulardr, imdi, bununla ne demek istediimizi aklaya-
hm. Gerginliin biyolojik anlam, varln enerjisini kendi iinde tutmasdr.
Bu davrann en grnr biimleri anal etkinlik ve yumurtlamadr. zellikle
kincisi varln tutumuyla ilgili nemli ipulan salar; dii, nesnesi olarak
yavrusunu nce iinde sonra da d dnyada korur. Varln amac remektir
ve bu en stn haz biimi in dier bazlardan vazgeer. Szgelimi bir ku,
yumurtalarn soumamas iin dklama edimini uzun sre ketler. Dkla-
ma, anal gergitiii sona erdirerek ona haz verecektir ama buna karn yavru
nun bymesi ve kendi ayaklan zerinde durabilmesi ile reme nihai sonu
cuna ulatmda da varlk haz duyacaktr- Demek ki, bu olguda iki deiik
haz biimi arasnda bir atma vardr. Aynca, bu iki hazzn elde edi biim
leri de zaman balamnda farkhdr. Bu durumda, ilkine ksa vadeli haz, eldt
edilmesi iin zaman gemesi gereken hazza ise uzun vadeli haz denebilir.

Cogito, say: 50, 2007


Haz tikesini Doru Kavrayabilmek Asndan Zaman Kavramnn nemi 213

Freud, haz ilkesinin iki boyutu olduunu kavrayamadndan haz ilkesinin


karsna olgusallk ilkesi ile lm igdsn koymutur. lki iin unlan
syler: "Olgusallk ilkesi, en sonunda haz elde etme niyetinden vazgemeksi
zin, gene de doyumun ertelenmesini, doyum kazandracak bir dizi olanan
terk edilmesini ve geii olarak hazszla katlanmay hazza giden uzun ve
dolambal bir yolda bir adm olarak ister ve elde e d e r . 16 g u tamma gre bi
le, olgusallk ilkesi, Freud'un dayand kurgu nedeniyle, uzun vadeli haz ilke
siyle zdeletirilemez. Birincisi, Freud'un paradigmasnda haz ilkesi olarak
isimlendirilen ama gerekte ksa vadeli haz ilkesi olan kavram halen olgusal-
lktan bamszdr, yani kurgudan tesi deildir. kincisi, Freud yine zaman
kavramma dayanarak hazzn elde edilme biimi ile elde edilme sresi arasm
da fonksiyonel bir iliki kurar. Oysaki haz; nesne, somatik gerginlik, sinirsel
birikim vb koullar sayesinde ortaya kar. Dier bir deyile, hem ksa hem de
uzun vadeli haz, gerginlik kouluna dayanr. Yzeysel bir kavraya sahip
olan kimse, niceliin yaratt yanlgya kaplarak uzun vadeli gerginliin id
deti ile ksa vadeli gerginliin hafiflii arasnda temel bir fark grr.
Varlk hem gerginlikten hem de boalmadan haz alabildii iin her iki s
reci de salayacak nesnelere gereksinim duyar. Freud, bu nesnelerin yitimi
durumunda isel bir nesne olarak ego idealinin devreye girdiini syler. !7
Ego idealinin devreye girmesinin nedeni, ontolojik olarak aydnlatlmamtr
ve buna bah olarak ego idealinin gerginliin bir biimde boaltlmas iin
kendisini hedef olarak gstermekle bile, asl ilevinin, boalmn geleceini
garanti etmek olduu dnlmtr. Gerginliin srp gittii ve bu srecin
belirli bir hazla sona ermedii durumlarda ego ideali hazza gidecek bir yol
gsterir. Travmatik bir olay, haz ilkesine gre hazzn tamamen yitirilecei
olasl ile varl yzyze getirir. Hadm edilme kaygs ve oidipal travma
da bundan te bir yoruma sahip deildirler. zellikle youn sululuk duygu-
lanmn grld melankoli ve obsesif-komplsiyonda varlk, hazzn yitirili-
inden kendisini sorumlu tutar* Btn haz olanan ortadan kaldracak
olan bir haz alma giriimi bastrldnda doal olarak bu gerginlie neden
olur. Bu haz, ego idealinin onay vermemesi sonucunda engellenmitir; buna
karm gerginliin baka bir yolla giderilmesi gerekli gibi grnse de, haz il
kesi kendi kendisini korumak iin bu gerginlii srdrr. Hazz artnnak
iin bavurulan gerginlii srdrme eylemi bu kez hazzm yazgs adna kd-
lamhr. Lear'n nennesinin tersine uzun vadeli haz ilkesi, ac d olu denayaJ e-
ri varla anmsatarak varl hazzn gelecei konusunda uyanr. Bumm har#

Cogito, sam
214 i Ata Devrim

kesinden heklenilmemesinin ya da haz ilkesiyle iliiinin kurulamamastnn ne


deni Freudun olgusallk ile haz ilkesini birbirinden ayrmasdr. Oysaki hemen
her ilke, kendisini yine bildii yntemlerle koruyacaktr.
Ac dolu deneyimin yinelenmesi iin kuUamlan gerginlik, ego idealinin so
matik kaynadr ve varlk etik adan onaylanacak bir davram ortaya koy
duunda, ald hazza bu gerginlikten de katk gelir. Bu gerginliin boalm,
gemiteki gnahlarn bedelinin dendii anlamma gelir. Ama bu hibir za
man tam olarak gereklemez; nk etik olarak doru olan eylemin verecei
hazzm koulu da gerginliktir. Demek ki, varl etik adan doru eylemlere
ynlendiren haz ilkesinin elinde bulundurduu bu gerginliktir. Haz veren
nesneler iddetli uyarmlara neden olurlar. Bu bastrlan nesneler iin de ge
erlidir, ne var ki, bastrlan nesnelerin uyancl varh sakmm baglammda
harekete geirir. Lear'n gremedii nokta budur: Bilin oktan o deneyimleri
bir anlama kavuturmu ve kuUanmaktadr. Deneyimi yinelemesinin nedeni,
deneyimin iddetini ahlaki bir drt olarak kuUanmasdr. Haz ilkesi salt bo
alma ynelik olsayd, kendisini var eden ve koruyan gerginlii ortadan kal
drm olurdu. Hem Freud hem de Lear, boahma ynelik yinelemeyi anlaml
kabul etmi, ger^nlie ynelik yinelemenin etik anlanum ise kavrayamam
lardr; nk her ikisi de haz ilkesini hatal bir biimde yorumlamlardr.!^

III. Sonu
Freud'un haz ilkesiyle ilgili hatal kurgusu, psikanalizin kuramsal gelii
minde de byk rol oynamtr. Haz ilkesinin kurgunun bulank sularnda yi
tip gitmesi sonucu, Freud sonras psikanalizde id'e ilikin analizin yolu ka
panm ve tm bilimsel ilgi ego'yu hedef almtr. Ego Psikolojisi ve Heinz
Kohut'un gelitirdii Kendilik Psikolojisi gibi ekoller Freud'un atmaya da
yal kurgusunun yanllm fark ederek onu terk etmilerdir. Ne var ki, sz
konusu ekoller bu adm atarken bile Freud'un etkisindedirler; ego ile id ara
smdaki tek ba daha ok atma temelinde anlald iin, atmamn var
saymdan karlmasyla, kuramda ego ile id birbirlerinden ajonlm, hatta
sonunda id yalmzca bir enerji ktlesine indirgenmi ve geriye ego kalmtr.
Kuramdaki bu genel dnm psikanalistlerin vakalan yorumlama bi
imlerini de deitirmitir. rnek olarak Kohut'un bir yorumunu ele alalm:
"Bay U.'nun annesi ve bykannesi... kendilerinin bihnd bir fantezilerini
eyleme koyarak ocuun drt-isteklerini kendi amalan iin tatmin etme
yoluna gitmilerdi. ocuun btn drtsel talepleriyle tam bir uyum iinde

Cogito, say: 50, 2007


Haz lkesi'ni Doru Kavrayabilmek Asndan Zaman Kavramnn nemi

hareket ederken, ayn zamanda onun olgulaan, deien ve annesi (daha


sonra da babas) tarafmdan dorulanmay, hayran olunmay ve onaylanma
y bekleyen kendiliini gzard etmilerdi.[talikler benim]!^ Koht burada
Freudun kurgusundaki haz ilkesine dayanarak yorum yapmaktadr. Bu du
rumda Bay U.'nun ksa vadeli hazz ebeveynlerince salamnca "btn drt
sel talepleri giderilmi saylr. Drt ve igdselin dnyas Freud tarafn
dan "zamandan anndnid iin, uzun vadeli haz ilkesi ismi konmadan
id'in dnda bir yerde, kendilik'Te aranr. Bu kendilikin ne olduu konu
sunda ise Kohut bir ey syleyemez: "...kendilik tpk btn gereklikler gi
bi...z itibariyle bilinemez niteliktedir.20 Kendilik, Lear'n szn ettii
"gizemli gsteren olarak Kohutun kuramnn merkezinde yer alr.
Kendilik, varhm kendi z zerine bilgisidir. Psikolojik anlamyla, varln
neye yetenekli olduu ve hangi konuda yetersiz olduuna ilikin varhm sahip
olduu kamdr. Yanh da olabilir, gereki de. Varlk, kendiliini duyumsa
mak iinkendisine yneldiinde, kendisini ya onaylar ya da eletirir, zellikle
zeletiride kendiliin gerekte bir aralar btn olarak algland kendisini
apak gsterir. Kendilik, varhm sahip olduu ve davraralarla da vurulan
psiik aralarn bilgisidir. mdi, Bay U.nun ebeveynlerinden bu aralarn bilgi
sine ilikin bir tepki gelmemitir. Daha dorusu bu aralarn toplam olan Ki-
ilik'e ynelik bir zbilgi mevcut deildir. Ut supra, aralarn nemi amalarn
elde edilebilirlii ile anlam kazamr ve bu durumda Bay U. onu hazza gtre
cek olan aralar ve bu aralarn onaylanmas olarak zgvenden yoksun bra
kld iin uzun vadede haz alabilme ya da drtlerini doyuma ulatrma ko
nusunda byk bir belirsizliin ortasma braklmtr. Ksa vadeli hazlan ek
siksiz bir biimde karlanmken uzun vadeli hazlan konusunda tek bir atlm
bile yaplmamtr. yleyse, Bay U.'nun "btn drtsel talepleri" karlanm
deildir. Bay U. hazzm koulu olan gerginlii yaratmaktan yoksundur.
gdlerin gerileyici zellikleri nesrmm de hi kukusuz gzlem
gereci zerine, e deyile yineleme-zorlamas olgulan zerine dayanyordu.
Ama belki de nemlerini fazla byttm. Her ne olursa olsun, bu dnceyi
tam olarak izlemek olgusal gereci birok kez salt kurgul olanla biletirme ve
bylece gzlemden byk lde uzaklama yoluyla olmakszn olanaksz
dr. Bildiimiz gibi, bir kuram oluturma srecinde bu ne denli sk yaplr
sa en son sonu o denli gvenilmez olur; ama belirsizlik derecesi saptanabi
lir deildir. ansh bir at yaplabilir, ya da utandrc bir yanlgya dkll^
lir. Bu tr almada sezgi denilen eyin yaranna ok az inamyorum; sezgi

Cogito, say: 50, 2007


216 i Ata Devrim

yoluyla grdm ey bana daha ok anln belli bir yanszlmn sonucu


gibi grnr. Ama ne yazk ki insanlar en son eylerin, bilim ve yaamdaki
byk sorunlann sz konusu olduu yerde seyrek olarak yanszdrlar. Her
birimiz byle durumlarda kkleri derinde yatan isel nyarglann egemenli
i altndayzdr, ve kii bilincinde olmasa da kurgular onlarn eline al-
r."2! Kukusuz Freud, kurgunun ne denli sakncal olduunu biliyordu. Ne
var ki, kurgusal hatamn tam da kuramn kurucu unsurlan ile ilgili olmas
Kohut gibi onu miras alanlann, tm eletirel abalanna karn, hatalan da
yeniden retmelerine neden oldu.

Notlar

1 Sigmund Freud, "Ruhsal Olaylann tk lkesi zerine Formlasyonlar", Metapsikoloji, ev,


Aziz Yardml, stanbul; dea Yaynevi, 2000, s. 9, not.
2 W.R.D. Fairbaim, Psychoanalytic Studies o f the Personality, N ew York: Routledge & Kegan
Paul Limited, 2002, s. 33.
3 Sigmund Freud, "Haz lkesinin tesinde", Metapsikoloji, ev, Aziz Yardml, stanbul: dea
Yaynevi, 2000, s. 208.
4 A.g.e., s. 210.
5 Jonathan Lear, Mutluluk, lm ve Yaamn Artakalan, ev. Banu Bykkai, stanbul: Metis
Yaynlan, 2006, s. 72.
6 Freud, a.g.e., s. 220.
7 A g .e ., s. 221.
8 Lear, a.g.e., s. 73.
9 Freud, a.g.e., s. 222.
10 Lear, a.g.e., s. 68-9
11 Sandor Ferenczi, Psikanaliz Asndan Cinsel Yaamn Kkenleri, 2. basm, ev, Hsen Por
takal, stanbul: Cem Yaymevi, 2000, s. 33.
12 Bkz. Wilhelm Reich, Bedensel Boalmann levi, 3. basm, ev. Bertan Onaran, stanbul: Pa-
yel Yaynevi, 1994.
13 Lear, a.g.e., s. 80.
14 A g .e ., s. 74.
15 Reich, a.g.e., s. 227,
16 Freud, a.g.e., s. 199.
17 Sigmund Freud, "Ego ve d", Metapsikoloji, ev. Aziz Yardml, stanbul: dea Yaynevi,
2000, s. 270.
18 Lear aynca Aristoteles'in mutluluu srekli olarak koullara balamasnn ardnda yatan
ontolojik anlam da kavramamtir. Aristoteles'in de tam olarak farkmda olmad ey, te
fekkrle gelen mutluluun gndelik yaamdaki gerginliin boalmyla zde olmasdr.
19 Heinz Kohut, Kendiliin Yeniden Yaplanmas, ev. Ouz Cebeci, stanbul: Metis Yaynlan,
1998,5.77.
20 Ag.e., s. 239.
21 Sigmund Freud, "Haz lkesinin tesinde", Metapsikoloji, ev. Aziz Yardmb, stanbul; dea
Yaymevi, 2000, s. 240.

Cogito, say: 50, 2007


Bellek stne Dnmek
CENGZ ALA

Hatrlama ya da ammsama edimi, gemiten bugne veri aktanm gibi


sradan bir eylem olmayp bilinle yaanan bir sretir. Gemiten olay ya
da olgu devirmek gajri ihtiyari yaplan bir eylem olamaz. Bireyin ve / veya
grubun dolayl ya da dolaysz katld bir eylemdir. Neyi hatrladmz ve
neyi hatrlamadmz konusunda belli ilkelerin varl konusu ilk adan
bugne dnrleri megul etmitir. nsan bilimleri, inam yesi olduu ya
da etkileimde bulunduu grup ya da gruplar balamnda ele alr. Sosyolog
lar insan topluluklarnn gemie baklaryla, gruplar halinde gemii yo-
rumlaylanyla ilgilidirler.
Bireyin hatrladklar ve unuttuklan, toplumsal balam iinde anlalabi
lir, bu balam iinde belli bir anlam kazanr.! Sosyolojinin geldii bu nokta
bilgi kuramyla ve bu kuram iinde zaman, gemi ve bellek kavramlannm
geirdii evrimle dorudan ilgilidir. Bu almada sz konusu evrimi irdele
meye alacam.
Zaman olgusunu Timaios, Menon ve Phaidros diyaloglarnda ele alan Pla
ton, en derinlikli metinlerinden biri olarak kabul edilen Timaiosta dnyay
uyum iindeki bir resim olarak yeniden kurar.^ Politeiaa. iyi ideas ya da
"nous btn gerek varlklarn stndedir, hem kavranabilir dnyay hem
de dier tm idealan yaratan odur.3 Timaiosun sonunda ise, esasnda tek bir
dnyanm var olduunu, bunun da yetkin bir dnya olduunu belirtir. Dnya
anlalabilir bir modelden yola klarak kurulmutur. Bu ekilde kurulan

* Bu alma, ksmen Lapsus dergisinin 2. saysnda yaymlanan "Les Thoies de la Memrare


et la Sociologie, un survol sur les textes crtiques" balkl makalemde ele aldm temalara
dayanmaktadr.

Cogito, say: 50, 2007


!18 I Cengjz ala

dnya, insan zeksnn rndr, evrendir, dzendir, rgtlenitir. Resim ya


da grnt yola klan modele benzer, ancak ona zde deildir, onun takli
didir. ki tr varlk vardr: srekli olarak kendini dntren, bu anlamda
hibir zaman kendisi olmayan varlklarla ebedi olarak hep kendisi olarak ka
lp hi deimeyen varlklar. Bir grnt olarak dnya, zeknn rndr.
Platon, nceden var olan modelden yola karak dnyay kuran gc Demi-
urgos olarak isimlendirir. Model asla deimeyendir. Kavranabilir dnya ise
idealara btnyle uygun deildir, ancak olabildii kadar uygundur. Demiur-
gos grntnn modele uygun olmas iin aba gstermitir. Grnt mode
le yaklatka hem yetkinlie hem de kutsalla da yaklam olur.^
Platon, Timaiosta gereklik yanlsamasnn mesafeye gre olutuunu,
bak asma gre deitiini anlatr. Kinat ve insanlar tanniann zellikle
rine gre, onlann deimezliklerine uygun olarak yaratlmsa ksmen onla
rn zelliklerini tamak durumundadrlar. ^ Eer kinatn dzeni sabitse,
deien nedir? Ya da deime var mdr? Deime yoksa, gnler, geceler, ay
lar ve jTlar nedir? Deime ve oluu yadsyan, gerein bir, blnmez ve s
rekli olduuna inanan ParmenidesTe, evrende kahclm olmadn, mutlak
bir deimenin sz konusu olduunu savunan Herakleitos arasnda hakl
olan kimdir? Platon, bu iki dnr arasndaki gerilimi, tartmay bir st
dzeye tayarak zmeye, onlan uzlatrmaya alr. Platon'a gre zaman,
Tann nm ebedi hareketliliinin ve hayatmn, halk edilmi olanlara aktarl
mas srasnda mecburen yaratlm olan ve deimeyen bir deikendir. "6
Bu durumda gnler, geceler ve yllann gkyz yaratlmadan nce mevcut
olmadn kabul etmemiz gerekir. nce gkyz yaratlm, sonra onun
nesneleri zamamn birimlerini temsil etmeye balamtr."^
Zamanm tanmn bu ekilde yaptktan sonra anmsamaya geebiliriz.
Platon un Menon diyalounda gelitirdii bilgi kuram ammsama (reminis-
centia) stne kuruludur. Menona erdemin renilen ve retilen bir ey
olduunu ve bilginin kesinlikle ruhtan kaynaklandn grrz A Anmsa
ma, bginin yeniden bilin dzeyine ykselmesi srecidir. Bu sadece mate
matik kavramlan iin deil, ahlaki kavramlar olan dnce nesneleri iin de
byledir. Zihnimizde saf haliyle, ksmen sik halde duran ahlaki kavramlar,
dncenin gcyle ortaya kanhr. Bunlar nesnel olarak vardr, deimez,
ancak zihnin faaliyetleriyle anlalabilir. D dnyadaki maddi ve somut var-
hklarm bilgisine ulamak ise nihai olarak mmkn deildir, nk onlar s
rekli devinim halindedirler, srekli bir olu ve yok olu sreci iindedirler.

Cogito, say: 50, 2007


Bellek stne Dnmek 219

Deneyimler dnyas, kanaatiere, izlenimlere aktr; kanaatlerin yanl oldu


u anlaldnda esasmda onlann daha kesin ve doru kabul edilen kanaat
lerle elitii anlalm olur. Doru olduu anlalan kanaatler bilgi olarak
tescil edilir. Bu nasl olur? Mantksal kamtlamalarla ve birbiri ard sra ge
len nermelerle. Kendi iinde tutarl bir btn oluturan bir dizi kanaat d
zenli olarak tekrarlanr, dncelerle buluur ve bilgi dediimiz eyi olutu-
rur.9
Platon un idealizminde zihinden hibir zaman kaybolmayan bir hakikat
ya da gereklik sz konusudur. O, mantksal ve istikrarl bir btn olarak
belleimizde orada bir yerde durmaktadr. Onu oradan alp geri getirmek
gerekir. Platon iin insan bellei, zihnin rasyonel ksmmn hakikat stne
bilinli bir dnme srecine girmesine yarayan bir aratr. Platon un
anamnesisi bellei eitmeye dnk bir teknik deildir, bilinen ey, olgu ya
da yerleri anmsamak iin kullanlan bir yntem deildir. Daha ziyade, bir
tr zihinsel ebelik olarak kabul edilebilecek, anlaml sorular sorup yantlar
bulmay salayan diyalektik bir sanattr. Phaidros diyalounda Platon bilgi
nin yaz ve iaretlerle aktarlmas konusundaki olumsuz dncelerini ak
lar. Sokrates, yazy icat ederek onu insanlara armaan eden Msr tanns
Thot u Tann Amon u temsil eden kralla konuturur. Thot, Kral a yaznn ica
dndan sonra artk Msrllarn daha bilge olacaklarn ve belleklerinin geni
leyeceini ifade eder. Kral ise Thot un babas olduu yazya abrth zellik
ler atfettiini, oysa insanlann yazya gvenip tembelleeceklerini, bylece
belleklerini kaybedeceklerini syler. !
Platon, Ortaa'da ve Rnesans'ta Latin retorii eitiminde ok revata
olacak olan bellei eitme ynteminin smrllklanm ok nceden grmt.
Bu snrlamalar bilisel dzeydedir. Szckler grntler gibi alglanr; bu
szckler gereklikten metafizik anlamda uzaklam haldedirler, bylece
eyleri btnl iinde temsil edecek durumda deillerdir. Szckler, do
al olarak, temsil ettikleri eylerle zde deillerdi, yetersizlikleri, zellikle
zamana bah olmayan kavramlan ve soyut biimleri taklit etmeye altkla-
nnda artyordu. Platon'da a priori olarak gerein sz-tesi {transverba) bir
lt vard, bu lt dilsel ve yazh metin iinde bir ekilde verili olarak
bulunuyordu. Dncenin gerek nesneleri (dil iinde yer alan ancak- fizik
sel dnyada var olamayan nesneler) bu ltten aynlamazlard. Bu durum
da Platon'da, bilgi zihinden ve ruhtan kaynaklanyordu, onun bilin d z ^ -
ne kmas bir anmsama sreciyle mmkn oluyordu.!!

Cogito, say: 50, 2007


220 i Cengiz ala

Toparlayacak olursam, Platon iin renme, anmsamadr. Zihnimizde


bilgiler zaten mevcut olduundcn, onlan bilin dzeyine karmak gerekli
dir. Hep orada duran, istikrarl ve sabit olan bilgi nesnelerini ammsamak
iin bu niin byledir gibi sorular sorma alkanlndan kurtulmamz ge
rekir. Bu srete, mantksal sorgulama sonucu, ksmi olarak bildiimiz ve
bilinsizce var olduundan haberdar olduumuz eyleri dntrebiliriz.
Gerek bilgi nesneleri Formlardr. Formlar, tekil ve somut eylerden bam
sz olarak vardr. Bildiimiz ve hatrladmz eyler dncenin nesneleri
dir. Bir deneyimi hatrlamakla, o deneyime sahip olmak birbirine zde de
ildir.
Platon'un bellek kuramnn siyasal kuramyla dorudan ilikili olduu
sylenebilir. Diyaloglanmn ou siyasete ilikindir. Platon'un hakikatin bel
lek iinde bulunduunu ve herkesin ona ulaamayacam dndn bi
liyoruz. Platon Politeiaa sadece felsefi dnce biimine yatkn ve buna is
tekli olan kimselerin iyi'nin formunu tamyabileceklerini belirtir. Bu kim
seler hakikatin zne ulaabilir, ilahi ve bozulmaz olann bilgisine vakf ola
bilirler. Ruhlan dnce dnyasna ald iin, btn ihtiam iinde ada
leti burada tamrlar. Filozoflar, bir ressam gibi, ilahi sureti resmedecekler-
dir. Platon iin ideal devlet filozoflar tarafindan ynetilmelidir. Onlar en b
yk zevki ve en bjik mutluluu bilenlerdir. Onlar iyi'nin grntleriyle de
il esasyla, zyle ilgilidirler, szcklerin somut eylerin iareti olduunu
bilirler. Szcklerin bilisel snrllklar vardr, belirttikleri eyleri tam ola
rak temsil edemezler. Ammsanan gereklik, dilde var olan gereklii aar,
dilin boyutlannm tesine geer. Maaradaki yaama benzeyen siyasal ya
am, filozof olmayan maara sakinleri tarafindan nesnelerin glgeleri arac
lyla grlr. Maara sakinleri, glgelere (szcklere) gvenirler, dolay
syla uuan glgeler evreninde, unutkanlk iinde k a l r l a r . ! 3
Aristoteles ise bilginin esas olarak duyularmzdan kaynaklandm sy
lyordu. Aristoteles, Platon'a kyasla ammsama tekniklerine daha fazla
nem verir. De Memoria et Reminiscentia^^ ve De Anima^^ adl yaptlarnda
ammsama tekniklerini kapsamh biimde ele alr. Aristoteles'e gre her gn
birok eyi ammsanz; grdmz, duyduumuz, dndmz birok
eyi gnlk yaamm sradan temposu iinde bir ekilde anmsarz. Aristote
les, Platon'dan farkh olarak, belirli bir an ammsamakla o an ammsamaya
eilimli olmak arasnda bir fark olduunu dnr. Sz konusu eilim ou
zaman bedensel bir duyudan kaynsLdamr ve algmz stnde birtakm so

Cogito, say: 50, 2007


Bellek stne Dnmek 221

nular oluturur. Bir baka deyile, Aristotelese gre, alglamak iin nce
likle bir nesneye ihtiyacmz vardr. Gemite kalan bir nesne ya da ey alg
mzn kaynandaki eydir. eyleri eikon (imaj, grnt) formunda da hatr
lasak, bir nedensellik mant iinde o eye gnderme yaparz. Bu eikon, ya
da anmsanan eyin grnts, sadece bir suret deildir, aym zamanda o e
yi dnmemizi kolaylatran bir aratr. Platon un diyalektik dncesi g
rntleri zorunlu kabul etmezken Aristoteleste tm dnce biimleri zo
runlu olarak grnt kuUamrlar. Platonda dnce nesneleri bellek iinde
bulunmuyorlar, formlar maddi ve duyusal dnyamn dnda ondan bam
sz olarak var oluyorlard. Ancak, Aristoteles duyularla alglanabilen fiziksel
dnyanm dnda gerekte pek az eyin var olduunu dnr. Aristotelese
gre dnce, duyularla alglanabilecek nesnelere ihtiya duyar. Alg gerek
letiinde ammsamaya ve dnmeye ynelik grnt reten bir mekaniz
ma devreye girmi olur. Aristoteles'te zaman nicelikle balantldr, nicelle
tirilebilir bir eydir. Fizikle zamam, tammlanmas zor ama llebilir bir
ey olarak gsterir yle yazar Aristoteles:

"...devinim deki 'nce ile 'sonra' kimi kez devinimin kendisi, devinimle aym

ey: oysa onun varl deiik ve devinim deil. Devinimi 'nce' le 'sonra' a

sndan belirleyerek saptadmzda zaman da anlyoruz, diyesim devinimdeki

'nce' ile 'sonray algladmzda zam am n getiini sylyoruz. Belirlememizi

salayan ey, onlan baka baka eyler olarak kabul etmemiz ve arada onlar

dan farkl b ir ey olduuna inanmamz. nk ulan ortadan deiik eyler di

ye dndm zde, dncemizde iki 'an' var; h iri nce, teki sonra dedii

m izde ite bunun zaman olduunu ileri sryoruz: nitekim zam anm 'an' ile be

lirlenen ey olduu dnlyor, dayanam z b u olsun. m di biz 'an' devi

nimdeki nce e sonra olarak ya da ncenin sonu sonranm ba olan ey ola

rak deil de, 'tek ey olarak algadm zda hibir zaman gememi grn

yor, nk devinim de yok. A m a nce e sonray algladmzda zam an geti'

diyoruz. Aslnda zam an u: nce ile sonraya gre devinim says.!^

Bellek, eski nesneyi eskiden nasl alglamsak o. alglama biimiyle


uyumlu bir ekilde gemiten sahneler ierir. Ama o nesnenin grnts,
imdiki zaman iinde duyularmzla yeniden retiUr. imdi" ya da "u an
da diyerek konumaya her baladmzda hep baz tekil anlara gnderme
yapanz. Yani "o an dediimizde kastettiimiz an esasnda daha nceki an'

Cogito, say: 50, 2007


222 i Cengiz ala

o anda nas algladmzla o an' u anda algladmz eklin bir ekilde


kaynamasdr. Aristoteles'in kendi ifadesiyle,

"Bellekten sz ederken, sadece gemite olanlarla ilgili olarak sz edilebilir.

imdikinden sz eden b ir kimse (yani mesela belirli b ir beyaz nesne grd

anda) ne alglad nesnenin belleinde olduunu syleyecektir, ne de onu in

celedii ve dnd anda b ir dnme nesnesinden: im diden sz ederken

nesneyi algladn syleyecektir, sadece onu algladm ve bildiini. Ancak

somut nesneler olmakszm bgi ve alg varsa, o takdirde bellekten sz edilir:

im diden sz ederken rendii ya da incelemeye ald ey hakknda konua

cak, dierinde ise iitilmi, grlm vb. eyler hakknda. Bellek etkinletiin

de insan kendi kendine her zaman der ya: 'Bunu daha nce iittim, grdm,

dndm . Yani bellek ne alg, ne de varsaymdr, tersine birinin ya da dieri

nin zam an getikten sonra ortaya kan garip b r m odifikasyonudur."!^

Aristoteles bellek ve imgelemin ruhun alak bir ksmmn iinde yer ald
n dnr. Bellekteki grntleri de ruhun yzejdnde braklm fiziksel
birer iz (iaret) olarak tammlar. Ama hibir ekilde bellei sadece bir sre
olarak grmez. Aristotelese gre insanlann az ya da ok deiken bir psiik
durumlan, iyi ya da daha az iyi, ya da kt bir bellekleri vardr. Bu durum
da ammsama ne tek bana alglamadr, ne de tek bana kavramlatrma-
dr, ancak zamamn ak iinde bu iki srele de balantl bir ruh halidir.
u anda gerekleen olaylar iin alglama terimi kuUamhr. imdiki zamamn
bellei yoktur. ngrlen ey gelecektir, gemi bellektir. Bellek alg gibi de
ildir, akan zamanla ilgili bir tr bilin gerektirir. Aristoteles hem hayvanda
hem de insanda bulunan bu yetiye alglama kapasitesi adm verir. !^ Bellek,
ruhun alglamayla ilgili ilk ksmna ait bir yetidir; bir an, dolayl bir ar
m sz konusuysa dnce alamna ait de olabilir.^
Aristoteles bellei ve rya grme gibi duygulanmlar alg yetisi kapsa-
mmda smflandnr. Bunlar hem bedene hem de ruha zg niteliklerdir. Alg
nesnelerim ammsanz, nk bu nesneler grnt olarak temsil edilebilen
nesnelerdir. Onlan alg araclyla, dnce araclyla olacandan daha
kolayca kabul ederiz. De Animada d dnyadaki gerekliklerin insana nasl
temas ettiinin ayrmth bir tasvirini buluruz. D dnyanm nasl algland-
m, duyulannzn oluturduu grntler araclyla ve zek araclyla al-
glamamn nasl gerekletiini grrz. Genel olarak hakikatin tm salkl

Cogito, say: 50, 2007


Bellek stne Dnmek 223

varlklar iin aym olduunu syleyebiliriz. Konuan tm varlklar iin bu


hakikatin ayn olduunu sylemek mmkndr. Ama, bu hakikat, dnce
nin ve dilin kuraUanyla snrlanm bir hakikattir. Aristoteles iin ruhun iki
ksm vardr: alglayan ve anlayan ksmlar. Bir ksm alglarken dieri (ze
k) dnr ve yarglar. Alglama bedenden bamsz bir edim deildir, ze
k, potansiyel biimlerden biri olarak bedenden ayn dnlr.^!
Aristoteles'e gre zek, Platon'a gre zekdan farkldr. Aristoteles'e gre
dmzdaki dnya grntye dntrlebilir, grntler halinde alglana
bilir ve anlalabilir. Dolaysyla dnyay anlamak mmkndr. Bu btn
bilme ve anlama srelerinin vazgeilmez n kouludur. Buna karlk Pla
ton'un bilgi kuram ammsama stne kuruludur. Platon, nceden edinilmi
bir beUek zerinde diyalektik sorular sorar, dandan yardm grmez. Aris
toteles'te ise anmsama, zerk ve bilinli bir aratrma srecine tekabl
eder. Aristoteles'in diyalektik usavumia yntemi Platon'unkiyle benzerlikler
ierse de, iki farkh tr anmsamay gndeme getirmesiyle farkldr. lki g
rnt" olarak ammsamadr ki, bu, alglama dediimiz eye gnderme yapar.
kincisi ise fikirlerin bir araya getirilmesini gerektiren bir anmsamadr. Bu
da zekmn iletilmesini gerektirir.22 Ruh ve beden hibir zaman btnyle
birbirinden ayrlmaz; dolaysyla bilinsiz ammsanan beUek paracklanyla
zekmn iletildii anmsama sreleri de tam olarak ayntnlamaz. Ruh var
olmak iin bedene ihtiya duyar.23 Bu durumda alglama da bizimle do
mu bir yetidir; zek eyleri alglar ve kendini onlarla besler. Alg nesneleriy
le zek nesneleri btnyle grntye dntrlebilir nesnelerdir, gemi
bylece alglanabilir ve anlalabilir bir hal alr. De Anima, bize hem zerk
hem de toplumsal bir insan anlay sunar. Bylece, insann eylemlerinin fe
nomenler dnyasndan kaynaklanan nedenseUiklere baml olduunu ka
bul ederiz.
Aristoteles'e gre insan doal olarak hem rasyonel hem de siyasaldr. Bir
baka deyile insan, polis iinde yaayan mantkl bir yaratktr. Aristotelyen
insan -Platonik insandan farkl olarak- dierleriyle bir sylem paylar, "ha
kikati toplumsal ve insan-merkezci (fir. antkropocentrigue) bir ekilde alg
lar. Aristoteles'le birlikte insan toplumsal balam iinde, gemiteki ve
imdiki eylemlerini dierlerine kar merulatrma kaygsm gden bir var
lk olarak dnmeye balanz. Bu balamda insan, retoriin, etiin ve siya
setin znesi olur. Retorikte Aristoteles bize bir eyi hatrlamakla bir eyi
umut etmenin her ikisinin de benzer ekilde imgelemimiz tarafindan ger

Cogito, say: 50, 2007


224 i Cengiz ala

ekletirilen sreler olduunu syler.24 Belleimiz de beklentilerimiz de bi


ze haz vermektedir.
Filozof Aristoteleste retorik diyalektie b a m l , mantkla politikann
etik ksmnn bileimi olan bir sanattr. ^6 Romal devlet adam iero ise
ikna etme sanat olarak grd retorii mantk ve diyalektikten stn tu
tacaktr. Bu durumda ikna, kamtlamadan daha nemli olacaktr. Platon ve
Aristoteleste bellek konusunun ele aln bilgi ve var olu kuramlanyla il
giliydi. Roma retorik geleneindeyse ammsama denilen ey daha ziyade
yerleri (lat. lo ci) ve grntleri (lat. imagines) bellee naketme olarak anla-
lr.27 iero, De Oratored& bir anmsama sanatnn {ars memoria) kuralla
rm belirlemeye alr. yi bir hatip, oluturduu genel fikirleri grntler
araclyla belleinde belli bir sra iinde tutmaldr.28 iero, De Inventio-
nede ise erdemli davrann bileenlerini sayarken ihtiyat (prudentia) iin
de bellee deinir. Erdemli davran, ihtiyat, adalet, kararllk ve lll
ierir. jdnin ktden ayrt edilmesinin bilgisi anlamma gelen ihtiyat ise
bellek, zek ve ileri grllkten oluur.29 iero'nun bellek anlay, Aris
toteles'ten izler tar, ama hatip ya da retorikinin amalar balamnda
arasaldr. Gemite gerekten neyin olduundan ziyade olam nasl amm-
sadmz ve nasl aktardmz nem kazanmaktadr. Hatip iin gemii
anmsamak, byk bir retmenden hayat dersleri almak anlamma gelir.
Historia magistrae vitae deyiminin ifade ettii gibi tarih hayatn ustas ve
retmenidir. O halde retorik alan tarihi, gemiten taklit edilebilecek
argman rnekleri bularak bugnk yaam anlamh klacak bir sylem ge
litirmelidir. 30
iero'nun bellek anlay bizi antikiteden Ortaa'a balayan bir kpr
gibidir. Coleman, bir almasnda, Gadamer'i izleyerek, bugn gemii ve
gemiteki dnceyi saf ve zgn haliyle asla yeniden oluturamayacam
z, her zaman bugnk bsk alarmza ve ynelimlerimize gre ifade ede
ceimizi kabul eder.3i Bu durum, Yunanlarn yaptlann okuyan iero gibi
Romallar iin nasl geerliyse. Roma zerine dnen Hristiyan yazarlar
iin de geerlidir. Ve bugn, Antik Yunan, Roma ve Ortaa dncesi st
ne kafa yoran bizler iin de byle olacaktr. Daha nce de belirttiim gibi,
kullandmz dil her zaman belli snrlamalar ierir. Coleman, antik yazar
lann anlanm kaleme alrken kendi dnemlerinin dilinin smrlan iinde kal-
dklanm ifade eder. Dilin getirdii snrlamalara ek olarak, insanm kendi
gemiini dierlerine anlatrken bir yandan belli bir btnlk ve tutarllk

Cogito, say: 50, 2007


Bellek stne Dnmek 225

iinde jkalmas, bir yandan da yalan ve abartl ifadelerden kanmas bekle


nir. Bu beklentinin ne kadar karland ise ou zaman -Antik ve Ortaa
iin neredeyse her zaman- bir soru iareti olarak kalr. Bu noktada Coleman
CoHingwood'u alntlar: sadece gemi olarak gemi asla tam olarak biline
mez, yalmzca bugnde kalnt olarak korunmu olan gemi bilinebilir.^^
Bylece, zellikle Ortaa'daki Aristoteles yorumlarm incelerken ve bugn
den bakp gemiteki siyasal ve toplumsal kuramclar yorumlarken iimize
yarayacam dndmz iki nemli saptamada bulunmak mmkn ha
le gelir. Bunlardan ilki Ortaa'n gemi algsmn bugnk gemi algmz
dan farkl olduudur. kincisi ise, bugnk gemi alglamamzn yekpare
bir btn oluturmad, gemiin bugnk anlamnn eitli ada tarih-
ilerce farkl farkl aktanlddr.33
Coleman'a gre Ortaa okuru antik metiniri okurken eldeki metnin
kendi iinde bir btn oluturduunu ve bu metnin hakikatle ilgili olarak
zamandan bamsz, btn zamanlarda geerli olan evrensel birtakm do
rular sunduunu dnyordu.34 Biz bugn byle dnmyoruz. Dolay
syla, Ortaa okurlanmn byk bir ksm bizim bugn gemi metinlerin
kendi balamlar iindeki doru" anlamlarn alglamak iin yaadmz
metodolojik zorluklar yaamyorlard denilebilir. rnek olarak, siyasal d
nce tarihini ele alalm. Bugn siyasal dnce tarihi kitaplanmn balkla-
nnda grmeye alkn olduumuz "sosyo-ekonomik temelleriyle, tarihsel
balam iinde gibi nitelemeler, bize siyasal dnceleri daha ziyade iinde
var olduklan tarihsel, toplumsal, ekonomik, hukuksal, kurumsal vs. balam
lar iinde anlamlandrmaya ahtmz gstermektedir. Oysa Ortaa okur
ve dnrlerinin ou antik metinleri tekrar tekrar ve dikkatlice okuyarak
zamandan bamsz bir evrensel mesaj aray iindeydiler.
Bilinen ilk tarih felsefecisi olan Augustinus, dil ve zaman kuramlarm
oluturduu Confessiones ve De Trinitatede kendisinden nceki mantk ve
retorik alanndaki klliyat ve ontolojik birikimi ustalkla harmanlayarak
kendi epistemolojisini kurmutu. Augustinus'un bilisel kuram byk oran
da dil ve zaman algsyla ilgilidir. Confessionesde bireyin Tanryla kurduu
entellektel ilikinin doasm aratran Augustinus, neo-platonizmin kuru
cusu Plotinus'tan etkilendii ok belli olacak ekilde insan zihninde k ba
tan beri var olan kategorik ve mantksal hakikatlerden bahseder. D aBapa#
ilevinin tesinde aym zamanda bir iaretler sistemidir. Ancak
olmayan bireyler de, yani dili entelektel bir yetkinlikle
226 i Cengiz ala

ier de sz konusu kategorik ve mantksal hakikatlerin bilgisine ulaabilirler.


Eer szcklerin neyi simgelediini biliyorsak, bu szcklerin yardmyla
daha nceden zihnimizde yer etmi olan hakikatlere ulaabiliriz. aretler
bize hibir ey retmez. Platon gibi Augustinus'a gre de bilme, bir hatrla
madr. Bellek seici bir ekilde iler, dolaysyla belli eyleri hatrlanz.35 Au
gustinus iin Tann bylesi bir hakikattir.36
Augustinusun teolojisinde Tann ncesiz ve sonrasz olandr. Yani zaman
d bir hakikattir. nam yaratt gibi zamam da yaratan odur. Daha do
rusu zaman kavram sadece insan iin vardr, Tann iin yoktur. nsan iin
bugnk zaman, bugn yaanandr, gemie doru bir ak sz konusu de
ildir. Esasnda zaman yoktur ve sonsuzluk vardr. Bu nedenle yaratltan
nce Tann ne yapyordu sorusu anlaml bir soru deildir. Tann zamam ya
ratmadan nce zaman iinde var olamaz. Bugnk zaman anlk bir olaydr,
gemi olmakla gelecek olmak arasmdaki andr. Bir zaman diliminin die
rinden daha uzun olduunu sylediimizde, Augustinus'a gre, zamam l
m olmayz sadece farkmdalmz lm oluruz. yle yazar Augusti
nus; Eer gelecek ve gemi varsalar, peki neredeler? Bunu renmek istiyo
rum. Geri henz bunu zmeyi baaramadmsa da, en azndan onlar her ne
rede iseler, gelecek ya da gemi olarak deil, imdiki zaman olarak varlar. "3?
Bu durumda, gemi ve gelecek eer dilbilgisi ya da geleneksel sylem dn
da mevcut deilse, gerekten de l bir zaman blmlenmesinden kuku
duymak gerekir:

im di bana ak gelen u: N e gelecek var ne gemi. Kesinlikle 'gemi, imdi

ki, gelecek zam an diye zam an var demek de yerinde olmaz. Belki de ' za

m an vardr; gemiteldlere ilikin imdiki zaman, imdikilere ilikin imdiki

zam an ve geiecektekilere ilikin imdiki zam an dem ek d ah a doru olurdu.

nk bu eit zam an zihnimizde vardr, onlan baka yerde gremiyorum.

Gemiteki imdiki zam an bellek, imdiki imdiki zaman dorudan sezgi; gele

cekteki imdiki zaman da beklenti olarak vardr."38

Confessiones ve De Civitate Dei birlikte ele alndnda, Augustinus'un


Tann Devleti kavramsallatrmas da zaman d, hatta siyaset d bir kate
goriye dnmektedir. nsan lk Gnah'tan nce toplumsal olmayan, bun
dan sonra toplumsal olan bir varhk ise, siyaset, gnahkr olduu iin bir
arada yaamak zorunda olan insanlann iinde bulunduu trajik bir zorun

Cogito, say: 50, 2007


Bellek stne Dnmek

luluk olmaktadr. Bu noktadan hareketle Augustinus'un Roma eletirisine


deinen Coleman, ktmser insan doas anlay asndan Augustinus'u
bir anlamda Machiavelli ile Hobbes'un ncl olarak grmektedir. Onun
izdii Roma, birbirine hkmetme sevgisiyle, libido dominandiyle bal bir
toplumdur, insamn tamahkr, irrasyonel ve denetimsiz zelliklerini temsil
eder. "39 y i zaman/ kt zaman aynmn reddeden Augustinus, iyi yaarsak
zaman da iyi olacaktr. Biz naslsak zaman da yledir diyerek klasik siyaset
ideallerine ve iyi zamanlara ulalacana dair tarihsel iyimserlie kar
kar. nsamn kendi siyasi evresi zerinde rasyonel bir denetime sahip oldu
unu dnmenin mmkn olmadn ifade ederek tinsel anlamda Tan-
r'ya, dnyevi anlamda da gl devlete yer aarken, daha sonra Hegel'de
Geist, Manc'ta diyalektik materyalizm, Freud'da bilinalt kuvvetler olarak
ortaya kan determinizmlere nclk etmi olur.'!!!
Aristoteles'in bellek anlay bizi tarihe ve sosyolojiye yaklatrrken, Pla
ton'dan ve Augustinus'tan gelen izgi uzaklatrmaktadr diye dnyo
rum. Tarihi, toplumun belleini ya da "kolektif bellei dile getiren kii
olarak grlebilir. Bu balamda bilinen ilk tarihi Thukykides'tir. Platonik
insan anlaymda ise damk, kopuk kopuk bir bellek vardr; ruh lmsz
dr, daha nceki yaamlarn izini tar. Platon/Aristoteles ikilii, bellek an
laylar balamnda, ruh/beden ya da ideal/reel ikiliine indirgenebilir g
rnmektedir. Rnesans dnemi Floransa'sma baktmzda, retorik, felsefe
ve tarih ahmalan balamnda Aristoteles ve iero geleneinin egemen
olduu sylenebilir. Yunan kaynaklann Roma stnden okuyan Floransal-
1ar Platon'dan ok Aristoteles ve Thukykides'e, Augustinus'tan ok iero'ya
nem verdiler. Studia humanitatis, akl devreye sokuyor, kentin siyasal ha
yatna aktif olarak ve birlikte katlmay amalayan yurttalar yaratmay
amalyordu. Bu eitim sistemi iinde gemiin birikimi gelenek olarak ak-
tanhyor, kolektif bellek insanlann evresinde gruplar halinde birleebile
cekleri bir birlik ve kimlik oluturuyordu. Hmanizm, yalnz ve soyut bir
yaamdansa toplumla diyalog halinde aktif bir yaam yceltti. Bu balam
da nonnatif anlam olan gelenekler, kolektif alkanlklarla kuaktan kuaa
aktanhyordu.
Durkheim, Les Regles de la Methode Sociologiguete, kolektifi (ya da
toplumsal'), bireysel'den aynr. Bireysel olan psikolojinin aratrma konu
su iken, toplumsal olan ve toplumsal olann bireysele etkisi sosyolojinin
konusu haline gelir. Birey stnde dardan bask uygulayabilecek her

Cogito, say: 50, 2007


228 i Cengiz ala

davran biimini toplumsal olgu olarak tanmlayan Durkheim, toplumsal


olgular nesneler gibi zmlemeyi nerir. Raymon Aron bu balamda
unlar yazar:

"Toplum sal olguyu kendisini bireye kabul ettirmesiyle tanrz. Durkheim basla

szcnn dncesinde sahip olduu anlam larn okluunu gsterecek ok

deiik rnekler verir. B ir topluluk ya da b ir kalabalkta bir duygu herkese ege

m en olursa, ya da glme gibi b ir tepki herkese yaylrsa bask vardr. Byle bir

olgu ok belirgin biim de toplumsaldr, nk dayana ve znesi zel olarak

birey de, grubun btndr. Ayn biim de m oda da toplumsal b ir olgudur.

Herkes belirli b ir ylda belirli b ir biim de giyinir, nk bakalan da aym e

kilde davramr. M odam n kkeninde olan birey deil, st kapah ve yaygn zo

runluluklarla kendini duyuran toplum dur."'!!

Durkheim, toplumu basit bir bireyler toplam olarak grmez, onlann bir
likte olular dolaysyla vcut bulan, kendine zg zellikleri olan bir ger
eklik olarak dnr.42 Buradan da u sosyolojik kurah kartr: bir top
lumsal olgunun belirleyici nedeni, kiilerin bireysel bilin durumlarnda deil,
daha nceki toplumsal olgular arasmda aranmaldr. "'!3 Durkheim, Aristote
les'ten dn ald zaman ve "alan gibi bir dizi temel kavram kullamr,
onun bilisel kategorilerinden yararlamr:

"O nlar dnceyi skca saran sert ereveler gibidir, krlm adan am az gibi

grnrler, bize zaman ve mekn iinde bulunm ayan nesneleri dnemezmi

iz gibi gelir.(...) Zekmz ayakta tutan ana paralar gibidrler."44

Durkheim'n sosyolojisi gelenek ve dayanma kavramlarm kolektif bi


lince dntrr. Durkheim'n rencisi HaJbwachs ise gruplann zaman ve
mekn iinde konumlanlarmdan hareketle kolektif bellek kuramn
oluturur. Bellek, amlann basite ammsanmas deildir, gerekli grld
iin anmsanan belli nesneleri bir araya getiren, amlara belirli anlamlar
ykleyen toplumsal bir "r n ''d r.4 5 Kolektif bellein anlalmas iin top
lumsal grubun ne olduunun kavranmas gereklidir. Grup, dnyay algla
ma biimiyle zeldir, dnme biimiyle, kendisine katlanlara bir dizi
olay, kii ve deer ieren zgl bir bellek sunmasyla zeld ir. 46 Bir baka
deyile, grup, ancak kathmclann ortak bir bak as varsa var olur. Bu

Cogito, say: 50, 2007


Bellek stne Dnmek

konuda Fransz Eski Rejim'i iinde soylulan rnek gsteren Halbwachs,


soylu snf yelerinin toplumsal hiyeraride st srada yer aldklarn ve
dnyay smflanmn bak asndan grdklerini anlatr.42 Halbwachs iin,
Aristoteles iin olduu gibi, birey hibir zaman yalnz deildir, davramla
nm tek bana anlamlandramaz. Bunun iin dierlerinin fiziksel anlamda
yannda olmas gerekmez, tek bana bile olsa, tekilerle paylat bir dizi
am, kavram ve deer vardr.48 Btn bunlar ona iinde bulunduu toplum
ya da topluluk tarafindan aktarlan kolektif bellek tarafndan sunulmutur.
Kii, kendi bireysel belleini de toplum iinde edinecektir. Halbwachs yle
yazar:

"Birey, kafasnda anlanm toplumsal bellein erevesi iinde kendi kendine

canlandm r. (...) ok uzun sredir aklmzdan gemeyen anlar srekli olarak

kendilerini yeniden retirler. Ancak dnme devreye girdiinde, gemiin ye

niden ortaya kmasn beklemek yerine, onu uslam lam a yoluyla yeniden ret

tiimizde, onu bozm aya balanz, nk ona gerekte sahip olduundan daha

fazla tutarllk atfederiz. (...) unu syleyeceiz, eer am lar yeniden canlan

yorsa, bu, toplum her an onlan yeniden retecek aralara sahip olduundan

dr. V e belki de toplumsal dnce alam nda iki tr etkinlii ayrt edebileceiz;

b ir tarafta srekli olarak sadece gemie gnderme yapan ve bize nirengi nok

talan salayan kavramlardan oluan b ir bellek, dier tarafta ise hareket nofcta-

sm toplumun gncel olarak iinde bulunduu koullarda, yani bugnde bulan

rasyonel faaliyet.49

Halbwachs, Aristoteles ve Durkheim'n izinden giderek bireyi yeniden


toplum iine yerletirmekte, gemiin bugn stndeki etkisini gelenek ve
dayamma gibi kavramlar araclyla irdelemektedir. nsan siyasal/toplum
sal bir varlktr. Bireyin yesi olduu smf ve gruplar, onun, toplum ve tarih
iindeki konumunu bir ekilde etkilemektedir. Belleimiz bu etkiden bam
sz deildir. Ammsadmz nesneler ve onlara atfettiimiz anlamlar da bu
erevede olumakta ve deimektedir. Bu balamda, Halbwachs'n "kolek
tif bellek kuram bir anlamda tarihle sosyolojiyi kaynatrmaktadr.

Cogito, say: 50, 2007


230 i Cengiz ala

Notlar

1 Maurice Halbwachs, Les Cadres Sociaux de la Mimoireda bireysel hatrlama ve unutmamn


toplumsal baglamlanm zmlemeye alr. Bkz. Maurice Haibwachs, Les Cadres Sociaux
de la Mimoire, postface de G, Namer, Albin Michel, Paris, 2001. Halbwachs, La Mdmoire
CoUective de ise sosyolojik yaklamm ijdce belirginletirir, bireyin zihinsel yaammm iin
de bulunduu toplumsal grup tarafindan koullandn ifade eder. Bu yaklama gre eer
birey gemiin bir parasm hatrlamyorsa, artk o paray destekleyen grubun var olmad
dnlebilir. Gruplar birbirinin yerine geerken kendilerine ait hatralar da beraberin
de getirirler. Bkz. Maurice Halbwachs. La Mdmoire CoUective, d. citique tablie par G. Na
mer, Albin Michel, Paris, 1997, s. 52,
2 Plato, Timaeus and Critias, trans. with Introduction and appendix on Atlantis by D. Lee,
Penguin Boks, N ew York, 1977, s. 60-61.
3 Eflatun, Devlet, ev. S. Eyboglu, M. A. Cimcoz, drdnc basm. Remzi Kitabevi, stanbul,
1980, s. 195, 508b-c.
4 Plato, 1977, s. 42-43.
5 "Kinat ve insanlar, tanniann ebedi hareket ve hayat zelliklerine gre yaratlmtr. Fakat
ebedi hayatla ebedi hareketi yaratlm (halk edilmi) olana aktarmak Demiurgos iin mm
kn olmamtr. Bu durum karsmda Demiurgos'un bulduu are yle zetlenebilir: Ebe
diyet hem hareketli hem de hareketsiz olduundan (yani hem hep ebedidir hem de ebediyet
iinde sonsuz bir deiim sz konusudur), ebediyetin suretini iki trden halk etmek zorun
da kalmtr. Ebediyetin belli bir dzen iinde ilerleyen, fakat belirli bir birlik iinde hep ay
n kalan suretini, kinatn dzeninin temeli yapmtr. Bu suret zamandr. Bkz. Kaan H.
kten, Muallkta Var Olmak, Agora Kitaph, stanbul, 2005. s. 53.
6 kten. 2005, s. 53.
7 Bu konuda Collingwood unlan yazar: "Diyalogun ak retisine gre, zaman Tannmn ya
ratc ediminin bir nkoulu deildir. Onun yaratt eylerden biridir. Dolaysyla bir mode
le gre yaratlm olmas gerekir; yani dnlr dnyamn bir zelliine karlk gelmelidir,
Timaios, zaman doa dnyasyla ayn anda varla gelmitir der; yle ki yaratmadan nce
hibir olaysz zaman aral yoktur; yaratmann kendisi de zamanda bir olay deildir: nce-
siz-sonrasz bir edimdir, gelip geici bir olay deil. ok iyi bilinen ama g anlamla, za-
man-ncesiz-sonraszln devinen imgesi olarak yaratlmtr. Bu ne demek? lkin, zaman,
doal ve maddi dnyamn bir zelliidir, o dnyadaki her ey de genel deime sreci iin
dedir." Bkz. R. G. CoUingwood, Doa Tasarm, ev. K. Diner, mge Kitabevi, 1999, Anka
ra, s. 88.
8 Great Dialogues o f Plato, trans, by W. H. D. Rouse, fourth printing, Mentor Books, N ew
York, 1958, s. 54-55.
9 Menondaki bellek anlaynn bu yorumunu Janet Coleman'dan aldm. Bkz. Janet Coleman,
Ancient and Medieval Memories, Studies in the Reconstruction o f the Past, Cambridge Uni
versity Press, Cambridge, 1992, s. 6-7. Aynca bkz. Great Dialogues..., 1958, s. 51-52.
10 Bkz. The Symposium and The Phaedrus, Platoss Erotic Dialogues, trans, by. W . S- Cobb, Sta
te University of N ew York Press, Albany, N.Y, 1993, s. 132-133, 274e-276b.
11 Coleman, 1992, s. 13-14.
12 Eflatun, 1980, ss. 171-174, 484a-487a.
13 Coleman, 1992, s. 45. Maara eretilemesi iin bkz. Eflatun, 1980. s. 199-225, 514a-541b.
14 Bkz. Aristoteles, Doa Bilimleri 'zerine (Parva Naturalia), ev, E. Gne, ikinci bask, Mor-
pa Kltr Yaynlan, 2004, stanbul, ss. 73-84, 449b4-453bl0.
15 Bkz. Aristotle, Selections, trans, by G. Fine, T. Invin, Hackett Publishing Company, indiana-
polis, Cambridge, 1995, ss. 169-205, 402a- 434a20.

Cogito, say: 50, 2007


Bellek stne Dnmek \ 231

16 Zamanla dorudan ilgili blmler iin bkz. Aristoteles, Fizik, ev. S. Babr, ikinci bask.
Yap Kredi Yaynlan, stanbul, 2001, ss. 181-215, 217b-224a.
17 Aristoteles, 2001, s. 191, 219a22-219b.
18 Aristoteles, 2004, s. 73, 449bl8-31.
19 "Srekli bir ey e meguliyet bellei tekrar tekrar bir hatrlama eylemine yol amak sure
tiyle abtnr. Burada sz konusu olan ey, sklkla bir tasvir resmine kendisi olarak de
de, bir resim olarak baklmasndan baka bir ey dedir. Bylece bellek ve beUee sahip ol
mann ne demek olduu sylenmitir: Bir tasvir resmi vardr ve buna tasvir resmi olarak or
taya kt eyin bir resmi olarak baklr. Bellek, zaman kavrammzdan da sorumlu olan
merkezi alg organnda ortaya kar. Bkz. Aristoteles, 2004, s. 76-77, 451a.
20 Aristoteles, 2004, s. 73-74, 449b30-450all ve Coleman, 1992, s. 19.
21 Aristotle, 1995, s. 199, 429a29-429b4.
22 Aristoteles, 2004, ss. 81-83, 453a4-453al3.
23 Coleman, 1992, s. 25.
24 "...zevk, bir tr coku duygulan yoluyla binliktir; fakat imgelem [zihinde canlandrma,
hayal, izlenim] zayf trden bir duyumdur, bir ey ammsayan ya da bekleyen bir insamn ka
fasnda, her zaman, anmsad ya da bekledii eyin bir imgesi ya da resmi vardr. Eer
byle ise, bellein ve umudun da, duyumun eliinde olduu iin, zevkle birlikte olaca
aktr. Bundan, ho bir eyin ya imdi ve alganan, ya gemi ve ammsanan, ya da gelecek
ve umudedilen bir ey olaca sonucu kar, nk biz imdiki zamana ait zevkleri algar,
gemi olanlan ammsar, gelecektekeri umudederiz. Bkz. Aristoteles, Retorik, ev. M. H,
Doan, drdnc bask. Yap Kredi Yaynlan, stanbul, 2000, s. 74, 1370a28-37.
25 Aristoteles, 2000, s, 33, 1354a,
26 Aristoteles, 2000, s. 46, 1359b6-12.
27 Coleman, 1992, s. 39.
28 Coleman, 1992, ss. 39-41.
29 Cicero, De Inventione, trans. H. M. Hubbel, Loeb Classical Library, London, 1949, book II,
s. 53, 159-60'dan aktaran Coleman, 1992, s. 41-42.
30 Coleman, 1992, s. 47,
31 Janet Coleman, The Voice of Greeks in the Conversation of Mankind", Dario Castiglione &
lain Hampsher-Monk (eds.), The History o f Political Thought in National Context, Cambrid
ge, 2001, ss. 10-39, s. 34.
32 R. G. Collingwood, Speculum Mentis or the Map o f Knowledge, Oxford, 1924, s.l3ten alnt
layan Coleman, 1992, s. xiv.
33 Coleman, 1992, s. XV.
34 Coleman, 1992, s. 3.
35 Bkz. Augustinus, itiraflar, ev. D. Pamir, Kakns Yaynlan, stanbul, 1999, 10. blm, s.
224-225.
36 Tannm, belleimin alanlannda seni arayarak dolatm ve seni onun snrlanmn dnda
bulamadm. Seni tanmay rendiimden beri bir am olarak senden hibir ey bulamadm.
Aynea seni tandmdan beri seni unutmadm. Gerei bulduum yerde gerein kendisi
olan Tanrm buldum; gerei tanmay rendiimden beri de onu hi unutmadm. te bu
nedenledir ki seni tandmdan beri, sen belleimdesin. Seni anmsamak istediimde ve
sende mutlu olduumda seni orada buluyorum.(...) Sen ne maddi bir hayal, ne de yaam
mzdaki znt, arzu, korku, an, unutma ya da bunun gibi bir tutkusun. Ayn ekde akln
kendisi de deilsin, zira sen akln Tanrs ve Rabbisin. Btn bunlann hepsi deikendir,
oysa sen deimeyen varlksn, btn bu eylerin stndesin ve sen seni tandmdan beri
belleimde oturmak ltfunda bulundun. Bkz. Augustinus, 1999, s. 241-242.
37 Augustinus, 1999, 11. blm, s, 279.

Cogito, say: 50, 2007


232 : Cengiz ala

38 Augustinus, 1999, 11. blm, s. 281.


39 Bkz. Coleman, 2002, s. 323-324.
40 Bkz. Coleman, 2000, s. 330.
41 Raymond Aron, Sosyolojik Dncenin Evreleri, ev. K. Alemdar, Trkiye Bankas Kltr
Yaynlan, Ankara, 1986, 355.
42 Bkz. Emile Durkheim, Rdges de la Mdthode Sociologigue, coll. Ouadrige, P. U. F, Paris,
1981, s. 102-103.
43 Durkheim, 1981, s. 109.(eviriler, aksi belirtilmedike yazara aittir.)
44 Durkheim, Formes Umentaires de la Vie Religieuse, 4e dition, P. U. F, Paris, 1960, s. 12-13.
45 Pierre Nora da Halbwachs'n "ne kadar grup varsa o kadar hahza vardr" grne katl
maktadr: "Hafza, tarih: bunlar e anlaml deildir. Hafza her zaman yaanan gruplar tara
fmdan retilen yaamn kendisidir. Bu amala, hafza ammsama ve unutma diyalektiine
ak, onlann srekli biim deitirmelerinden habersiz, her trl kullanmlara ve el ojanla-
nna ok duyarl, uzun bersizliklere ve ani dirilmelere elverilidir ve devaml bir geliim ha
lindedir. Tarih ise artk bulunmayan eylerin yeniden oluturulmasdr, ama bu hep sorunlu
ve eksiktir: Ha&za, her zaman gncel bir olay, srekli imdiki zamanda yaanan bir badr;
tarih, gemiin bir tasavvurudur. Hafza sadece onu glendiren ayrmtlarla uyuur, nk
duygulara dayah ve sihirlidir; buulu, kark, i ie gemi, kabataslak, zel ve simgesel an
lardan beslenir; her tr aktanma, perdeye, sansre ve yanstmaya kar duyarldr. Tarih ise
zihinsel ve ayntnc bir itir, bu jizden analiz, sylem ve eletiriyi gerektirir. Hafza, hat
ray kutsallatrr. Tarih ise hatray kapdan eder, onu bayalatrr: Hafza kaynam
kaynatrd bir gruptan ahr." Bkz. Pierre Nora, Hafza Meknlar, ev. M. E. zcan, Dost
Kitabevi Yaynlan, Ankara, 2006, s. 19.
46 Grard Namer, "Postface", Halbwachs, 2001 iinde, s. 309.
47 Halbwachs, 2001, s. 286.
48 Halbwachs, 1997, s. 52.
49 Halbwachs, 2001. s. 289-290.

Cogito, say: 50, 2007


lmekte Olan nsan Bir eye Uzanr.

lmekte olan insan bireye uzanr. O esnada ne hissedilir?


Neye, neden uzanr bilinmez? Istrap? Hayr...
Konuam az, derdini anlatamaz, Korku? Hayr...
belki ihtiya duymaz, belki hali olmaz? Belki grdn anlatamaz... Ken
Ama bireylere uzanr kendinde ve dine dahi izah edemez. Lkin, her hal
lmekte olan insan... den bellidir ki grd gzeldir; istedi
anakkale'de, siperde vcudu kim i, ka zamandr bekledii eydir.
bilir kanc mermiye muhatap ve et Hayattan artk hibir beklentisi kal
kemikten ayrlana kadar yuva olmu mam ihtiyar son demlerinde en ok
Mehmetik, aziz ruhu vcudundan ay hasretini duyduuna seslenir, grme
rlmada iken ufka, grnmeyene; belki yen gzleri ile ona bakmr, yrmeyen
grmek, grebilmek belki de grn bacaklanyla ona komaya abalar, haf-
mek iin uzamr... salasmda hep o vardr, hatta yeri gelin
B ir hastane odasnda veya, nere ce Beni yanna al a rtk ..." diye sesle
deyse bir asra yakm zaman yatp kalk somutlatrr bu dileini.
t odasnda son nefesini vermeye a Son anlara gelinmeden, hayat haki
balayan takatsiz bir ihtiyar da, o nefe katen gzlerin nnden adeta bir film
sin akbet gelip attm anlad -ya eridi gibi geer mi?
hut hissettii- anda dorulmaya aba Hi zarmetmiyonm...
lar, vcudunun son kuvveti ile botaki Yaplan hatalar, istenmeden ilen
kolunu -ki bu umumiyetle sol koldur; mi sular, gnahlar, knlan kalpler,
hep sol koldur- mehule doru uzat verilip de tutulamayan szler, telafisi
maya, o grnmezi tutmaya, ona do mmkn iken gurura yenilerek tashih
kunmaya alr... edilmemi, inat uruna stne gidil
Heyecanldr... memi krgnlklar, ksknlkler hatr
Hem de ok heyecanldr, nefes hz lanr, vcudun gc kalmsa ayet
lanr, gzler son kertede aktr, vcut bunlar dillenir, paylalr, sylenen
yandan umulmayacak derecede kuv muhatap olmasa da af dilenir...
vetli, verilen karar katidir: O na ulal Her ey hatrlanr, unutulmak iste
maldr, her ne pahsma olursa olsun! nen, unutulduu zannedilen ve etrafa

Cogito, say: 50, 2007


234 Mehmet etinta

unutturulan her ey bir bir hatrlanr, anm her ac neden bir defa daha
bu defa gnll hatrlanr. resm-i geit yapar teslim-i ruh etmede
Hayat boyu beynin bir kesinde olan biarenin nnde?
sandklar ierisinde saklanan, gizlenen Belki de demolunun kaderinde,
btn fenalklar bu defa gnll kar yazsnda da bu vardr; dnya gzyle
gnyzne, hatrlanr. olup bitenle son bir defa daha, her tr
Fakat insan cizdir. l telaa ramen yzlemek, hemhal
Hatrlanan; hesaba ekilenin vicda olmak...
nn titretmekten, belki bir nebze de Sonra?
muhataba A m an sen b u hatalara d Dnyanm en ibretli u sahnesi sey
m e ... tavsiye ve telkininde bulunmak redenlerde ibretten ok hzn, ayrlk
tan bakaca bir ie yaramaz. Halbuki, hissi uyandrr yazk ki. O n anlal
ah keke zaman, imkn olayd denir; maz, idrak edilemez, heder olur gider.
denir mi acaba? Bir sonraki lmn ook sonra gel
Belki hatamn telafisi dahi dnle mesi temennileri dudaklarda - Acaba
mez, ama yaplan hatalar mutlak kalan sradaki ben m iyim ? sorusu hatra gel

zaman nispetinde biri dierinin ardn meksizin- dolar.


dan hatrlanr, hatrlanr, harlanr... lm, arkasnda drt eit insan
len iin makamlardan Hicaz de yaratr;
ildir. Hicaz, geride kalann makam - lm kanksayverip, leni unu
dr, onun musikisidir. Gidene Krdili- tan, kendini gnn gulgulesine kapt
hicazkr yakr. Sinedeki yreleri yre ran,
balatan ehnaz da olur, sinekemanla - lenin kaybn ve lmnn ac
icr edilen bir taksimi takip eden Kar sn bir mddet srtlanp, zamanla eski
car da. Gerdaniye de, amma lmede hayatna dnen,
olana Hicaz hi uymaz. - leni hi unutamayan, yaadm
Manzara, muhataba ise hzn ve hazmedemeyen ve kendini, kendi ha
rir, bir eyleri yadettirir. Onun hissesi yatn yaamamakla cezalandran, ve
ne dse dse Hicaz der, yrek da - Gnn icaplarna hemen ayak uy
layan, fasldan fasla gtren, cierde- durup leni, lene dek aklndan bir an
len Hicaz der... olsun kartmayan, belki de kartama-
nsamn can verirken, ruhunu ebe yan insan.
diyete uurlarken son takatiyle kolunu Ve hayat devam eder, gn olur dev
uzatarak dokunmaya, dahas belki de ran dner, balk bile a atarken E y -
tutunmaya abalad o her ne ise, ym ola. .. nidasyla yeni gnn ne ge

acaba senelerden beri bekledii sevdi tireceini merakla beklemeye bala


i, zledii midir? maz belki ama; iine gcne devam
Makamlardan Hicaz, Hicazn yak eder...
cl lene yakmaz da, hayatta ya MEHMET ETNTA

Cogito, say: 50, 2007


Bellek Tiyatrosu
ELEAN HOOPER - GREENHILL

Tiyatrosuna pek ok farkh ad vermi; bazen onun ina veya imal edilmi
zihin ve ruh olduunu sylyor, bazen de pencereli bir zihin ve ruh. n
san aklnn tasavvur edebilecei ve cismi gzmzle gremeyeceimiz her
eyin, zerinde zenle dnldkten ve b ir araya toplandktan sonra be
lirli cismani iaretlerle ifade edilebileceini iddia ediyor. yle ki, bakan ki
i gzleri araclyla aksi takdirde insan zihninin derinliklerinde gizli
olan her eyi hemen kavrayabilirmi. Ona tiyatro adm vermesinin sebebi
de, ite bu cismani bak.

(Viglius Zuichemus un Erasmus'a mektubundan:


Yates'ten alnt, 1966:132)

1480T yllarda doan Giulio Camillo bugn byk lde unutulmu ol


sa da kendi dneminin en nl isimlerinden biriydi. hretinin temelinde
kendi oklt ve byl Bellek Tiyatrosu yatmaktayd. 1559'da yaymlanan ve
Milan yakmlanndaki villalar tantan bir rehber kitapta mkemmel manza
rada" muhteem Giulio Camillo'nun yukanda tarif edilen harikulade ti
yatrosunun yksek ve benzersiz yaps da ksaca anlatlmaktadr.!
On altnc yzyln balarmda, bellek sanatmn karakteristik zellikleri de
imeye balamt. Gemite bellek meknlan ve imgeleri soyuttu ve ancak
hayal gcnde yer buluyordu. imdi bu meknlar ve imgeler maddi biimle
re brnmeye ve gerek dnyada yerlerini almaya balamt. Bilisel bir

* Eilean Hooper-GreenhiU'in Museums and the Skaping af Knowedge kitabndan alnmtr.


(Routledge, 1992)

Cogito, say: 50, 2007


236 i Eilean Hooper - Greenhili

ara grevini stlenen somut bir bellek tiyatrosu" ortaya kmt. Bellek ti
yatrosu evrenin smn bir bakta gzler nne serebilir, bu sr kavranabilir,
anlalabilir, sentezlenebilir ve ezberlenebiUr, bellee kaydedilebilirdi. Kendi
lerine zg nitelikleri araclyla bilginin belirli blmlerini gsteren ve
uzaydaki konumlan araclyla bilginin belirli blmlerinin karlkl iliki
lerini ortaya koyan gerek eyler, renmejd ve bilmeyi kolaylatracakt.
Tiyatro" terimi, dnemin yazl belgelerinde sk sk belirli bir temamn
eksiksiz biimde ele alnm ya da derleniini belirtmek iin kullanlmakta
dr. Genel anlamyla, bu "tiyatrolar" soyut kavramlan iaret etmekteydi. Ca
millo nun Tiyatrosu gerekten var olduu iin esizdi; I. Francis dneminde
Fransa'da ina edilmiti.^ lgintir, Rnesans dneminde "tiyatro" terimi ge
nellikle bir derleme ya da zetleme anlamnda kullanlsa da, aym szck
Ortaa'da toplanma yeri, ticari rnlerin sergilendii pazar yeri veya rtbe
ye gre sralanma anlamn karlyordu. Tbeatruni szcnn eski d
nemde yaplm alternatif bir aklamas da udur: belirli bir rnein ya da
numunenin eksiksiz biimde sergilenmesi. 3 Grnen o ki, bellek tiyatrosu,
terimin bem ada bem de eski anlamlanm iinde banndnyordu.
"Bellek tiyatrosu" bir ada tarafndan u szcklerle tarif edilmiti:
ahaptan yaplm, pek ok resimle iaretlenmi ve kk kutularla doldu
rulmu, en az iki kiiyi alabilecek byklkte bir mekn.4 Ancak bellek ti
yatrosu, mimari ltlere gre tarif edilenden daha byk olmal, nk sa
dece bakmak iin deil, iine girip dolamak iin tasarland anlalyor.^
Byk olaslkla yanm daire biiminde ina edilen Tiyatro yedi katlyd
veya yedi gezegeni temsil eden yedi geitle blnm yedi tane geni mer
diven basamandan oluuyordu. Bu yedi katn her birine, yedi kapnn bi
rinden ulalabiliyordu. Yedi rakammn mistik nemi, sa'mn duasndaki*
yedi szcn yedi kere tekrar ediliinden kaynaklanmaktadr. Bu blm
lerin her birine, sslenmi imgelerle btn bir kozmoloji kaydedilmi, im
geler blmelere yerletirilen ok sayda kutu ve sandk araclyla zengin
letirilmiti. Duvarlara aklayc metinler yazlm ktlar aslmt. Tiyat
roya dnyay tm alardan inceleyen elyazmalarmn yerletirildii de olu
yordu. Bu adan baknca, tiyatronun Ortaa S^mma'larmm [klliyat]
zelliklerini tadm sylemek de m m k n .6 lgin olan, szckler ve nes
nelerin her ikisinin de dikkatle incelenmesi, okunmas ve yorumlanmas

* Hristiyanlarn en bilmen duas, sa tarafmdan havarilerine retildii iin sa'mn duas ola
rak bilinir. (Matta 6:5-6, 9-13) (Luka 11:2-4) (.n,).

Cogito, say; 50, 2007


Bellek Tiyatrosu 237

iin birbirinden ayrlamayacak biimde kantnim, i ie yerletirilmi


olmasdr.
Seyirci standart bir tiyatroda sahnenin olmas gereken yerde durur ve bu
geni bellek makinesine bakard.^ Bu bellek makinesinde dnyamn yaps,
Camillo'nun zamamnda yaayan ou dnrn tahayylndeki gibi gs
terilir, sergilenirdi; dzenli, aklc ve ok katmanl. Her katman ya da sra,
tannsal tasanmdaki bir dzeyin benzeri haline getirilirdi.^ Camillo, tiyatro
sunu kurarken kadim bellek sanatnn ilkelerini temel aldm hibir zaman
gzden kamiamt ama onun bellei kullam amac gerein ebedi ve eze
li dzenini tasvir etmekti. Bunu, btn blmlerin altlannda yatan ebedi ve
ezeli dzenin organik balantlan ve ilikileri araclyla hatrlatacakt. Bel
lek sanat meknlan ve imgeleri bl eski kurallara gre kullanyordu ama
arkasndaki felsefi ve psikolojik temel radikal biimde deimiti; artk sko
lastik deil,Yeni Platoncuydu.^ Tiyatro, gezegensel tanniann temel imgeleri
ni kullanan bir bellek meknlan sistemiydi. Kii, yedi gezegenin geitlerini
kullanarak Tiyatro'da jmkan doru ilerlerken, btn yaradln dzenli bir
temsili nne seriliyordu.
Yedi katman, yaradln yedi arketipini temsil ediyordu: yedi gezegen;
maddenin basit elementleri; kanm halindeki elementler; insamn isel var
l; beden ve ruhun insandaki birleimi; onun eitli ileri, almalan; ve
nihayet yaradln dzeninde sonuncu srada yer alan, dolaysyla ncelikli
olan ve en st seviyede bulunan sanatlar, Bu emay grsel bir forma d-
ntrebilmek iin birincil kavramlar kapdann zerine izilmi imgeler bi
iminde izah edilmi, ikincil kavramlarsa bunlann altnda temsil edilmiti.
Dolaysyla her metafiziksel grup bir mimari btn oluturmaktayd. Kutu
lar byk olaslkla sralann zerinde duruyordu, aklayc parmen to-
marlan da duvarlarda aslyd.
Sunum yntemi tamamen alegorikti ve anlalmas g olsa da, klasik
mitoloji sembolleri kullanlyordu. rnein, ikinci sradaki basit elementler
lenlere ait simgelerle anlatlyor, Homeros tarafindan dier tannlara
len verdii anlatlan Okeanos'a gnderme yaplyordu. Sonraki dzeyde, ele
mentlerin kanmndan tretilmi eylerin benzetmesi olarak yorumlanan
bir sahne bulunuyordu. Yine akla hemen Homeros'u getiren maaralar, su
ve orman perilerinin kumalar dokuduu, yabani anlarn ballarm biriktir
dii, thaka kylanndaki maaralan hatrlatyordu. nsanm bir ilahi
paylaan ruhu gibi bir gz paylamak zorunda olan Gorgon'lar, insa-

Cogito, say: 50, 2007


238 i Eilean Hooper - Greenhili

nm i dnyasn simgeliyordu. Boaya k olan Pasiphae insan bedeninin


ruhuyla birlemesini simgeliyordu, Merkr'n harmaniyesi de insanlann a-
lmaanyla balantlyd; bunlann ikisi de tanniann iradesini gerekletiri
yordu. Son olarak Promete, sanatlann hamisi olarak temsil ediliyordu.
Bu resim serisinin dzeni bir noktada bozuluyordu. Apollo'nun imgesi
yerine, tiyatronun merkezinde boyutlu bir piramit bulunuyordu. En yk
sek noktasnda insanlardan bamsz ve insanlarla balantda Tann'mn
yer ald bu piramit tm eylerin enginliini temsil ediyordu. Felsef ve
telolojik aklamaya ek olarak yaplan bir hkmdarlk tefsiri, yapy bir
kraliyet tiyatrosuna dntrmeyi olanakl klyordu. Camillo'nun bellek
tiyatrosunu ina ettiren I. Francis, bu tiyatroda (gen simgesiyle) yery
zndeki Tann olarak tasvir edilmiti.!^
"Tiyatro dnyamn ve eylerin doasmn yukandan, yldzlann hizasn
dan veya gkyznn tesindeki stn-gksel bilgelik pnarlarndan gr
nen tasavvuruydu. Marsilio Ficino'nun yeniden kefettii, kadim Msrl bil
ge Hermes Trimegistos'un almalan olduuna inamlan yazlarda anlatlan
oklt felsefeyle tanan Camillo'nun bu tankl, onun bellek sistemine de
yansmt.
nsamn yaradl Tiyatro"da iki aamada gsteriliyordu. nce Tann'mn
yarattklanmn en soylulanndan biri olan, Tann'mn kendi imgesinde yaratt
, Gorgon Kz Kardelerin seviyesindeki isel insanm ortaya k vard.
Bundan sonra, Pasiphae ve Boa'nn seviyesinde, insan, paralan burlar
kua zodyakn hkimiyetinde bulunan bir bedene brnyordu. sel in
san, yani mens,* yaradltan ilahiydi ve yldzlara hkmedenlerin kudretine
sahipti; bedenin iine dtndeyse yldzlann hkm altna giriyordu. n
san krelerden trmanmay temel alan hermetik dini deneyim araclyla
bu hkimiyetin boyunduruundan kurtulup yeniden tannsalla kavumay
baarabilirdi. Camillo'nun yukandan bakld zaman btn evrenin hatrla
nabilecei iddiasnn arkasnda da bu gr yatmaktayd.!3 Bu ortamda, in
sanla (mikrokozmos) dnya (makrokozmos) arasndaki iliki baka trl bir
anlam kazand. Mikrokozmos makrokozmosu btnyle anlayabiliyor ve
hatrlayabiliyordu, stelik onu tannsal mens'inde ya da belleinde tutabili
yordu. Bellek, dnyadaki ilikileri kavramann ve inam Tann'yla yeniden
bir araya getirmenin mistik bir arac haline gelmiti.

* Lat. Zihin, akl. Roma mitolojisinde dncenin, zihnin ve vicdann kiiletirilmi hali, (.n.)

Cogito, say: 50, 2007


Bellek Tiyatrosu i 239

Camillo'nun byl sisteminin ie yaramasnn sebeplerinden biri de,


bellekteki imgelerin isel tlsmlar gibi kullamlmasyd. Bir tlsm, zerinde
belirli bir imge olan nesneydi ve onu byl klan, belirli kurallara, kanun
lara uygun biimde yaplm olmasyd. Tlsml grntlerin isel kuUam-
m, ina edilen bellee zibindeki malzemeyi birletirip btnletirme gc
n veriyordu.! 4
"Tiyatronun inasmda kullanlan bilisel yaplarn karmakl, tasan-
mm temelinde yatan fikirlerin sabibi tarafindan "aklanmasm ya da "gs
terilmesini" zorunlu klyordu ve dolaysyla "Tiyatroyu ina eden kii kud
retli ve elbette tehlikeli bir filozof saylyordu. "Tiyatronun sunduu bilgiler
(tabii sisteme inamlyorsa) son derece harikulade ve deerliydi, bu yzden
zenle korunmalar gerekiyordu. Evrenin iaretler ve tlsml imgeler arasm
daki benzerlikler araclyla sergilenen, tannsal bir esinle sunulan oklt
balantlan, tiyatroyu" pek ok farkl seviyedeki bilgiyi ve kudreti -gk
sel/dnyevi, byl/cismani, hkmdar/teba- ifade eden ayncalkl bir ara
haline getiriyordu. Tiyatronun I. Francis'in saraynda ina edilmesinin se
beplerinden biri de, sradan halkn asla renemeyecei btn srlan h
kmdar iin elde edilebilir klmakt. Bu bilgi, elbette ona mthi gler ka
zandracakt.
Tiyatro, bellek sanatnn olaanst bir dnmn sunmaktadr. Sa
natm kurallan tiyatroda aka grlebilir durumdadr; ne de olsa tiyatro
bellek blgelerine aynim bir binadr ve bu blmelere bellek imgeleri yer
letirilmitir. Klasik bellein, sofu Ortaa'n cismani benzelerine dn
trlen duygusal adan etkileyici imgeleri, on altnc yzyln sonunda ye
niden byl bir ekilde kudretli imgelere dntrlmtr.!5 Ortaa'n
dindar yeinlii, b3nil yntemlerle etkin hale getirilen imgelem aracly
la en yksek gereklikleri bile kavrayabilecek tannsal bir bellee dnt
rlmtr.
Camillo'nun Tiyatrosu, zihnin Rnesans'a ait yeni bir tasanmm temsil
eder; yeni bir zihinsel harita, bellekte gerekleen ve dandaki deiiklikle
re ivme kazandran bir deiimdir. Ortaa zihniyeti bellekten zayflklann
iyiletimek iin faydalamrken, Rnesans zihniyeti bellein tannsal, byl
kudreti sayesinde dnyamn doasm kavrayabileceine inanyordu. Gksel
orann bu dnya belleinden kaynaklanan bys, iirin byl szckleri
ne ve sanat ile mimarinin mkemmel oranlanna akyordu.!6 Evrenin engin,
byl, ok ilevli uzaynda, insan ayncabkl bir noktayd.!"^ Artk dnyay,

Cogito, say: 50, 2007


240 i Eilean Hooper - Greenhil

kendinde varln balantl olduu, znenin z olan mensin byl biim


de sentezleyen kudreti araclyla temsil etmek mmkn hale gelmiti.
Erasmus ve evresindeki hmanistlere gre, bellek sanat artk ilgi ekici
bir konu deildi, basl yaynlar sayesinde hem gemite kalm hem de ie
yaramaz bir hal almt. stelik hem Ortaa skolastiklerinin uygulamalar
na, hem de rtl ve kukulu bilgilere ok yakn grnyordu. Hi phe yok
ki, hem aa vumia hem gizleme yeterlii yznden zellikle oklt eilimli
Rnesans felsefecileri bellek sanatmn peine dmlerdir. On altnc yzy
ln sonlarnda, dnya hakkmda birbiriyle yanan yorumlar yaplm ve bun
lar arasnda eitli oklt yorumlar da yer almtr. Foucault'nun Rnesans
epistemesi, yorumlama ve benzerlii temel alan bir bilme yapsnda byl
aklamalann yer bulmasnn olabilirliini ve hatta gerekliliini btnyle
teslim eder. Hem on altnc yzylda hem onu takip eden yzyllarda olayla
nn hmanist bak asyla aklanmas, oklt aklamalann hem varlm
hem de gcn hafifsemi, nemsizletinni ya da inkr etmitir.!^ Bellek
sanat ve onun klt anmlan grmezden gelinmi, ihmal edilmitir.

ngilizceden eviren: Begm Kovulmaz

Notlar

1 Yates, F.A., The Art o f Memory, Routledge & Kegan Paul, London, 1996, s. 134.
2 Bemheimer, R., "Theatrum mundi". Art Bulletin, 38,1956, s. 225.
3 A.g.e., s. 230.
4 Yates, 1966, s. 132.
5 Bemheimer, s. 227.
6 Bemheimer, s. 231.
7 Yates, s. 139.
8 Bemheimer, s. 227.
9 Yates, s. 145.
10 A.g.e., s. 141.
11 Bemheimer, s. 227.
12 Bemheimer, s. 228.
13 Yates, s. 147.
14 Ag.e., s. 155.
15 Ag.e., s. 157.
16 Ag.e., s. 172.
17 Foucault, Michel, The Order o f Things, Tavistock Publications, London, 1970, s. 22.
18 Yates, F.A., "The hermetic tradition in Renaissance Science, Singleton, C.S. (ed.) Art, Scien
ce and History in the Renaissance, Johns Hopkins University Press, 1967.

Cogito, say; 50, 2007


G. Camillonun Bellek Tiyatrosu'ndan bir kesit.
Dnya Odalar / Bellek Odalar

M ich el Foucault Kelimeler ve eylerde on altnc yzyln sonunda ortaya km bir ansiklo
pedik projeden bahseder; bu projenin am ac dnyann dzenini kelimelerin ve mekna yerletirili
biim lerinin zincirlenm eleri aracl y la yeniden kurmaktr.
Dilin formunun ve yapsnn, temsil ettii dnyann formuna ve yapsna benzer olduu d
nlyordu, ancak bu benzerlik her bir szck iin deil, dilin btn iin geerliydi. Bylece, dn
yann btn dilleri, birletirilerek meknda dzenlenince dnyann hakikatini yanstacaklard. Ayn
anda hem ansiklopedi hem ktphane ilevi grecek ve ya zl metinlerin komuluk, akrabalk, k
yas ve tabiyete gre dzenlenebilecei bir mekn tasarlayan La C roix du M a in de, Foucault'ya
gre benzer bir proje tasarlamtr.
"Dnya O d a s " da bu ansiklopedik projenin bir baka rneidir - hem ktphanenin hem de
tiyatronun uzamn ierir. "Dnya O d a s" Cam illo'nun Bellek Tiyatrosunun cisimlemi haliydi; z
delikleri, balar ve balantlar grnen yzeylerinin zerindeki iaretlerle (bu ba z durumlarda
tlsml bir iaret olurdu) ifade edilip yorum lanacak olan ve btnlklerinde onlar izleyecek olan
znenin konumunu da ieren bir dnya gr, bir kozm olojik aklam a sunacak olan cismi ey
lerden oluuyordu. Cismen var olan bellek tiyatrosunun ("dnya odasT'nn) iindeki eyler conveni-
entia, aemulafio, kyas ve sempati (eylerin birbirlerine benzeyebilmeleri iin kendi stne kapan
mak, ikizini oluturmak, kendini yanstmak veya zincirlemek) uyarnca dzenlenip anlam landrla-
cakt.

Cogito, say: 50, 2007


Giuseppe Arcimboldo, Yaz, 1563, ahap zerine yalboya, 84 x 57 cm.

Cogito, say: 50, 2007


Bilim Dolab, Mnih, Bayerisches Naonalmuseum, "Scientifica" Salonu

Cogito, say: 50, 2007


Wormianxm Mzesi. Kopenhag niversitesi'nde tp profesr olan
01e Worm'un koleksiyonu onyedinci yzjolm ilk yansnda oluturulmu,
bu gravrle nlenmitir.

giz!i;gereklerni kefetme ve ak-


toplanan ok sayda
"yeni dnya "ya
^,|l^|^kapinet^^^ Bu odalarn
bu pratii "m addi bilginin
M S S H ; -
^^'e^(p;:bjtemi sayesinde olmutur: Epis-
|qpi|t'int/tdrriel a b teknikleri), ve
^i^pp^d odatan", asl sahibin/koleksiyo-
^ ^ p h lrin - ne tr bir ikH sahip otduu-
^^|'iB;_|^s,'arenann ortasndaki prens,
0 ^f^:dbek0T\n ortasndaki tccar) gre

Ifh Jdd ire K ab in eleri] ve Kunsritom-


kabinelerde f y ra d l eleri
^^|r||er yei mineraller; bu metol v e mine-
,^^|^9iendiriImiti.
^ Il^ d n s n gc n ve zenginliini iaret
prense yapkn

Cogito, say: 50, 2007


O riA jgra ptia . iaiernet ^
G fS latsJitn& alitfifm e r.it a__ ^nticr r/tiyr, * --'- tarnaletl m nvtit*
bstarert. ^ ertejtrima.,
KJehlbdtrc ZerJ\^^iiAken. dw
ijv tUr f^Irmartm. ^^arstiart^Mtiemia
nemeMKMafKitM. JhcfaratrM. /cflty
' n^tt^n^tMKTTice vJSer^reAriAtay^.Cf/e -j L
,xen, u n ? ew rm . [- (n red er.

Rus an Byk Peter'in ina ettirdii Kunstkammerm d plan. 1724 ylnda St. Petersburg'da
alan mze Byk Peter'in nsan ve hayvan fetsleri, I. Katerina'mn sevgilisinin alkol dolu bir
kap iinde muhafaza edilen kafas vb garip objelerden oluan koleksiyonunu ieriyordu.

^^^'^nmmer'Jndeki A rcim b old o resimleri


oluan insan figrleri] Habs-
^ ^ y im le b arasndaki uyum, Habsburg'la-

r'daki diplom atik grmelerin


^ ^ rfig^dinlyordu; koleksiyon iin bir he-
s^ bH jijzerii znenin eitli konumlarn ifade
sembol ik kon u mland n l-

Cogito, say: 50, 2007


Giuseppe Arcimboldo, Bahar, 1563, ahap zerine yalboya, 84 x 57 cm.

Co2ito, sa\n: 50, 2007


Amnezi Manifestosu
NCOM EDES SUAREZ-ARAUZ

Amnezi insan varoluunun btnn kuatr. Doum ammza, yaam


mzn ilk yllarna dair boluklar, gnlk hayatn saysz unutulmu olay,
kolektif amnezimizin (evrensel tarihimizdeki o devasa boluun) bireysel
hayatlarmzdaki benzeridir. Cesare Pavese'nin de ifade ettii gibi, Anlan
ammsanz, gnleri deil."
Amnezi her hareketin, her bakn, anmsamaya ve dnmeye ynelik
her giriimimizin bir parasdr. Bilinsizlik deildir o; hayatlanmz and
ran, biimlendiren ve antan, sessizce hareket eden bir varlktr. Dncele
rimizin ve anlarmzn her biri amnezi tarafndan ekillendirilip saptnl-
mtr. Amnezi ve yokluklar dnyas bellek ve varlklar lemiyle bir arada
var olan bir evrendir.
W. B. Yeats geen giden eye olan zlemimizi "nsan aka dmtr, yok
olan eye aktr diyerek zetlemitir. Hem kiisel hem kolektif amnezimiz, bi
zim olan veya bize yakn olan her eyin srekli kayb, geri getirilemeyecek ka
yp nesneler dnyasdr. Lon ktipleri de bu konuda yle yazmlardr:
Bulunan Nesneler bizi sergiledikleri zellikleriyle artabir; Kayp Nes
neler yokluklanmn aaasyla bize ac ektirirler. Dnyamn ve hayatlarm
zn tarihi byk oranda bir elden karma srecidir: kk detaylar sayesin
de yaamaya devam eder, kk detaylar yznden lrz ve yaamak iin
yamp tutuuruz. O atlm nesneler bizim i benliklerimizin akkoruyla par
lar. Bizim en byk kaybmz tarih tarafndan kaydedilmemi, sonsuzlua
uzanan milyonlarca yldr: her yne doru uzanan devasa bir unutulmuluk
veya amnezi alam. Bu amnezi Kayp Nesneler sanatmn muammasn kua
tr. Bu sanat eserleri bu halleriyle, amneziye yazlm mektuplardr - bizim

Cogito, say: 50, 2007


Amnezi Manifestosu I 249

iin sonsuzluk duygusunu yeniden bulup geri getirirler. Onlar, amnezi ulaMa-
n gibi, grnmez olmu eylerin raelankobsiyle ve neesiyle titreirler.
Sanat dallan, amnezi farkndal edinmeden eksiksiz bir vizyona sahip
olamazlar. Biz, b5ik lde, kaybettiimiz ve bir daha asla hatrlayamaya
camz veya elde edemeyeceimiz eylerizdir.
Amnezi tarihesi temas zamanda muazzam bir yank oluturur. Yarat-
lanmn, genileyen belleklerinin, ksacas tarihlerinin mevcudiyetini savun
mak iin mcadele veren kadmlann ve erkeklerin dncelerini sessizce ve
amanszca kaplar.
Doumumuzdan nce var olan bir dnyaya inananlann byk bir bl
m bir amnezi A raf ma da inanmlardr - bu, doum amnda iinden getii
miz bir durum veya aamadr. Antik inliler iin bu Cehennemin Kaplan-
mn arasndan geiti. Lady MSng orada, tenash arkna tekrar giren ruhlan
M in-hun-tang, nceki hayatlara ve bilgilere dair her eyi silecek olan Unu
tu Suyunu imeye zorlar.
Platon .. 4. yzylda bu inan hayranlk uyandracak bir biimde
kendi anamnesis kavramyla badatrmtr. Platon'a gre amnezi epistemo
lojik bir aklama sunar: yaarken rendiklerimiz, bizi doumumuzda ele
geiren unutkanln zerimizden atldr. Btn bilgi, ruhumuzun bu dn
yaya gelmeden nce tank olduu ideal lemin hatrlandr.
Baka bir yazar (veya am bekisi) olan Plutarkhos birinci yzylda, unu-
tuumuzun btn olular olmaya dntrdn syleyerek zlr. 16.
yzylda Michel de Montaigne bellein unutkanlk yznden bozulmasndan
yakmmtr. 1726'da Jonathan Swift Gliver'in Maceralanuda bellekleri bir
metnin her yeni satrnda silinen bir grup km adam tasvir etmitir. Bu
adamlar okuma zevkinden mahrum kalmakla lanetlenmilerdir. Bundan alt
yl sonra nkteli Dr. Thomas Fueller herkesin bildii veya doru olduundan
phelendii bir gerei tek bir cmleyle ifade etmitir: Hepimiz ammsad-
mzdan daha fazlasm unutuyoruz {GnomoUa, 1732).
On dokuzuncu yzylda William Wordsworth unutulmaz bir dizeyle Pla-
ton'm amnezi mefhumuna yeniden.can vermitir. "Doumumuz bir uyku ve
unutu halidir. (lmszlk Kasidesi). Birka yl sonra Charles Baudelaire,
uzun bir mistik gelenein izinden giderek, fiziksel dnyay anlamlanm unuttu
umuz ve airin imgelemi yoluyla tekrar kefedebilecei bir semboUer ormam"
olarak tammlayacaktr. Yirminci yzylda, James Joyce Uiyssesin dnyasmdan
yle seslenir bize: "airin kendine zg halleri amnezinin yan rnleridir.

Cogito, say: 50, 2007


250 i Nicomedes Surez-Araz

Son krk ylda ok sayda yazar amnezi temasn ele almtr. Ksa yks
lmszde lmszlkle, khnelikle ve nihayetinde di unutula lanetlen
mi insanlan tasvir eden Jorge Luis Borges; Yz Yllk Yalnzlkta (1967) din
iinden kt ve tekrar geri dnd bir bellek yan sunan Gabriel Garcia
Marquez; Gln ve Unutuun Kitabnda (1978) temay yaralayc bir siyasal
protesto aracna dntren Milan Kundera: unutmuuzdur nk iktidarda
kiler kaytb tarihi deitirerek, izleri silerek unutmamz istemilerdir.
iirde at gelenei genelde unutkanlk temas etrafnda rlr. Kolop-
hon'lu Mimnermos (.. yedinci yzyl), Sextus Propertius (.. birinci yz
yl) Cbang Chi (.. sekizinci yzyl) gibi antik airlerin yam sra, modem
dnemde John Milton (on dokuzuncu yzyl), Johann Wolfgang von Goethe
(on sekizinci ve on dokuzuncu yzyl) ve yirminci yzyl airleri Rainer Ma-
ria Rike ve Pedro Salinas'ta da grrz bu temay.
Anlalan, bu tema btn alarda hkimdir ve modem dnemde edebi
yattan filme de bulamtr; filmde ncelikle konunun olanaklarn oalt
mak ve gizem ve merak duygusu yaratmak veya younlatrmak iin bir
ara olarak kullanlr. Tema her yerdedir ama sanat eserlerinin yaps olarak
kullanmna sadece Amnezi Hareketinde rastlanr.
Amnezi tarihi sadece yazlm veya retilmi olanlarla snrl deildir,
her an iimizde varolan da bu tarihe dahildir. Amneziyle kar karya kalan
zihin, elinde bir senaryo olmayan bir aktr gibi emprovizasyon yapmaya,
varlrmzn devamllm beslemeye mecbur kalr.
Ammsayamayz, ite bu yzden yaratrz. Balanglarmz ammsaya-
madmz iin onlan imgelerle ve teorilerle ssleriz: Ruhtan kan madde,
ana kuvvet, Big Bang. Robert Jastrow un da syledii gibi, kozmolog hnla
fark eder evrenin balangc ve erken geliimi zerine bir perde ekilmi ol
duunu. Teolog, bu gerei ebedi ve ilahi olamn usla anlalamayacamn
kant olarak grr ve memnuniyetle glmser.
Hayatmzn her dnemecinde belleimizde bir atlak oluur:
Geen cuma dolunay vard. Yoksa perembe miydi? Parlak san bir ma
deni paraya benziyordu. Yoksa yeilimsi bir pus mu vard zerinde? Ya da
turuncu bir parlaklk? Ertesi gn yamur yaacan sylemitin nk;
anmsayamyorum.
O am parlak siyah bir gkyznn zerinde, kkrdak ve camla, tel ve
kartonpiyerle, bir madeni parayla, beyaz bir glgeyle, belki devedikenlerinin
san ve kl rengiyle tekrar kurmak zorunda kalacaz. Ve ite orada bir ynk

Cogito, say: 50, 2007


Amnezi Manifestosu 251

olacak. Aymz iine oturttuumuz yuvarlak bir delik, yokluu, bellei


mizdeki o boluu hatrlatacak bir delik olacak.
Yaratm meydana getiren sadece bellek deil amnezidir aym zamanda.
Heidegger'in Varlk ve Zamanda da not ettii gibi, Unutmak 'hibir ey de
ildir, anmsayamamak da deildir; unutmak daha ok, varolmu oluun
verdii pozitif bir esriklik, zgn bir haldir. Bertrand Russell Zihnin Anali
zinde (1921) bir dakika nce yaratlm olan, zerinde itibari bir gemii
hatrlayan varlklarn yaad bir dnya nermiti. Freud yanl amlann uy-
durmalanm ruh paramnezisi olarak tammlar. te mkemmel derecede re
tici amnezi: imdide kklenen bir saymaca gemi. Bir kurmaca.

Jose Rodeiro, 9/11, 2001, tuval zerine yalboya, 36 x 48 cm.

Biz seni hatrlayanlar ey Mnemosyne, bellek tannas, senin kzlann,


bellekle beslenen dokuz mz de hatrlyoruz. Bellek olmadan varlk olmaz,
sanat olmaz. Ama bellek elin ve zihnin ammsad biimdir sadece. Retorik
bir yekndur, bizden nce gelenlerin yaratm srasndaki hareketlerinin ve
abalanmn ammsamdr.
Bellek formdur, amnezi ise ierik ve zellik olabilir. Amnezi, geleneksel
formlann sk parmaklan arasna ok dilli bir ate gibi szar. Bellek resmin
belli bir stili, belirh ritimlerdeki kelime gruplan, danstaki belirli beden hare
ketleri iin zaruridir - bunlann hepsinin kk gemitedir.

Cogito, say: 50, 2007


252 Nicomedes Surez-Araz

Amnezi krallna gir


mek, suyun ve glgelerin ad
larn yerini ald bir dnya
ya girmektir. nsamn kendi
ni tekrar dilsiz bulmas, kal
binin kebmeler olmadan at
masdr. Bir aaca, bir eve,
bir sokaa, bir buluta, bir
kua, bir arkya - gemi
ten gelen etiketlerin gele
neksel formlarnn mermer
kubbeleri altnda bir araya
Jose Rodeiro, Ceo, The Muse o f History, Aseep, 2003,
suluboya, 18 x 24 cm. getiremediimiz bir dnya
ya yzmz dnmek, dai
ma harikulade kalacak bir dnyaya girmektir.
Amnezi sanatlarnn yaratmlar amneziye yazlm mektuplardr, iir
sel ve felsefi bir amnezi mefhumundan ilham alm mesajlardr. Amnezi far-
kndalma sahip olmadan eksiksiz bir vizyonumuz olamaz. Amnezi iiri,
resmi, mzii, balesi, tiyatrosu - bunlann hepsi haya aydnlatan, imalarla
tnlayan, anlam asndan ok ilevli, estetik objelerdir.
Peki amnezinin rengi nedir? Amnezinin formu nedir? Amnezinin sesi
nedir? Amnezinin hareketleri nelerdir?
Bunlan bilemeyiz ancak hayal edebiliriz. rnein, unutkanln grsel
formlarm (Amnezi hareketinin plastik sanatlanmn yapt gibi) hayal ede
biliriz - semboller altnda toplanmaya direnen imgelerle dolu parklar, kesil
mi aalar, nesnelerin hayalet imgeleri, kayp alfabeler, kavramann kysn
daki nesneler, geici hareketler: amnezi cografyasmn simgeleri ve varh.
Giorgio de Chirico bellein balantlanmn, anmlanmn paraland
bir dnyaya adm atmay hayal etmiti. Metafizik Sanat zerine (1919)
balkl makalesinde yle yazmt: Odaya giriyorum, bir sandalye zerin
de oturan bir adam gryorum, iinde bir kanarya bulunan, tavandan asl
bir ku kafesini fark ediyorum, duvarlarda asl tablolar ve bir kitaplk gr
yorum. Ama bir dakikabma, bellein tellerinin tmyle koptuunu varsa
yalm, nk bellek kayb mantk dlkla gsterir kendini, kim bilir oday
nasl grrdm; kim bilir bu sahneyi nasl bir aknlkla, korkuyla ve elbet
te zevkle ve teselliyle izlerdim.

Cogito, sa5a; 50, 2007


Amnezi Manifestosu I 253

Loen ktipleri amnezi zerine unlan yazmlardr: Sanat, Eritreli


mehur unutkan gibi, belleindeki boluklan doldurmak iin hikyeler uydu
rur... Sanatnn hikyeleri kendilerini braya, mermere, bedenin hareketle
rine, mzie ve yazya brakan hikyelerdir." Amnezi sanatlanmn hikyeleri
zihinlerimizdeki yokluklann tanklandr.
Amnezinin fomsuzluunm formu hangi kelimelerle ifade edilebilir? Loen
ktiplerinin kullandklar gibi mehul bir semantik odaa sahip ifadeler veya k-
nk bir retorikle oluturulmu olan dierleri, amnezinin dzensizbmi, aknl
m ve vizyonunu anlamamza yardmc olan hikyeler yapabilir bunu ancak.
Amnezi tiyatrosu ve balesi, amneziyi kuran yokluklann ve varolulann
lemine girer: ktan karanla, grlenden grlmez olana, eitlilikten bir
lii ve aynl yaknlatran bir nansa.
Bellek ve amnezi, ses ve sessizlik gibi mziin bir parasm olutururlar.
Bir melodi amnezinin eiindeki ammsamaya dayamr: Amnezi mzii, Orta
dou mziinin temel zikri gibi, gereklikte var olamayan ama sadece ruhu
muzda unutulmu bir ses olarak var olabilen en saf sessizliin peine der.
Plastik sanat alamnda, zellikle 1982'den itibaren, amnezi sanatlar
nn eserlerinde amnezi sklkla ne kmaya balad. artc biimde, am
nezinin retken bir ncl grevi grme olaslna dikkat eken Giorgio de
Chirico dnda btn plastik sanatlar Mnemosyne'nin -veya bellein- gl
gesi altnda kalmay tercih etmilerdir.
Btn sanat hareketleri belirli varsaymlardan veya ncllerden kar.
Srrealizme gre bilindmn ok derinlerine itilmi amlar rasyonel dene
tim veya estetik ve ahlaki snrlamalar olmadan, kk kabarcklardan fig
ratif temsile kadar eitli formel yaklamlarla ifade edilebilir. Ekspresyoniz
me gre alglanan gerekliin arptlmas varlklarn ve eylerin ruhunu ve
ya i dnyasn aa karabilir.
Soyut ekspresyonizm rengin dokunakl ve mistik bir nitelie sahip oldu
unu onaylarken Marcel Duchamp'm tavrsal sanat sanatnn nominal eyle
minin sradan bir teknolojik eyay bir obje darta dntrebileceini kabul
eder.
Plastik Amnezi sanatlan amnezirn ruhta ikin olduunu, zihnin unut
kanlkla kardatmda "hikyeler rettiini, kayp nesne mefhumunun este
tik amneziyle btnleik olduunu farz eder. Amnezi, amnezi hikyelerine
uzamsal bir boyut veya yap verilebileceini iddia eder, tpk belleme yntem
lerinin (bellee yol gsterme ve gebtirme teknikleri) bellee yapay uzamsal

Cogito, say: 50, 2007


254 Nicomedes Surez-Araz

tertipler (icat edilmi mevkiler veya yerler iine


mUsjm'
yerletirilmi imgeler) atfetmesi gibi.
Amnezinin sanat eserleri (bir resmin mini
jjibjr ksa devre-
i^ pktm n yeniden
mal bir noktasnn bir sembol grevi gmesi an
n d e v re kesici lamnda) sembolik bir temsib benimser. Uzamsal
i^fgetiimde, ye-
ve zamansal dzlemlerin tekil kombinasyonlar,
|ip-' k',rrTi|Z)y yukan-
WSmimq,' yo ksa tam ter- imlerin belirsiz kullanm ve z dnml bir
br trl karar kumacalatrma ierirler. erii ve yaps, bulu
doru kombi-
nu ve (ister binli, ister sreabzmdeki gibi bi-
|j|l,u,pu;. d aha sonra
p;'':Mmandan beri, lind) bellek tarafindan deil, amnezi ve yokluk
im i a y n durum un tarafndan ekillendirilen bir sanattr bu.
^ ^ trid e n ok soru-
durumun psiko-
Bu sanatn belli bal eleri unlardr:
|fc:mqiam; sorunun
!^^;^2nr| nki nden
almann formel elerinin, amneziyi
' ' ;bu, nedenle belle-
l ^ r u h u n kendisiydi. ima eden bir estetik atmosfer yaratmas
iq;tnin szlkten - rnein, resimde perspektifin, hattn,
^eip oyunculara
formun ve rengin imal oluu.
_ j;vdr'. H er oyu ncu,
p lj ld i f '/ zannettii Kayp nesnenin amnezinin yokluunun
nkligrnen bir bir simgesi ilevini grmesi. Byle bir
Tidq, Daha sonra
dldnu dn-
sembol olmayan bir imge veya siluet, ek
periyor.. En ok oyu sik bir imge, paralanm bir imge, bir
tl^pklivyani tanm
hayalet imgesi vb olabilir. Bu genel form
n; kazanyor. Bu
/di/k rastlanmo- lar, baz durumlarda, ortak deneyim ala-
,rndinlamn bildi- mmz ve benzerliklerimizi iaret ederler.
^^pr^flatm; kurnaz-
Birbirinden tamamen farkl simgelerin
"^If'iydnl tanm ver-
farh daki ki tanm- amnezinin artclm ve blc etkisi
I ^ r u tanm olduu- ni telkin eden ve izleyiciyi ok ilevli bir
^l^ep/zorland Im,
semiyotik okuma yapmaya tevik edebile
^s'jkicten deil faz-
tmd k m m k n ; cek bir biimde uyumsuzca dzenlenii.
\0i/::\ale edilen bir
Tarih d veya farkblatnlmam zaman
Hdi/bozm ak mmkn
P|ji^ cibaka bir ddia hissi. Bellek uzamda ve zamanda birlik
n st ste bn- ilkesiyle iler (bellein bir geometrisi ve
y/mrnkn olmas
kronolojisi vardr); amnezi her ikisinin
t|^ d ;arqlan yok
^k?Jin bavurulo- de normal tertibini ztrr. Baz Am
f^^|g,erekli .olan se- nezi ressamlar bu zellii uzamsal dz
mok: G n ler boyun-
lemleri uygun biimde maniple ederek

Cogito, say: 50, 2007


Amnezi Manifestosu \ 255

veya farkl dnemlerden sanat yaptlann-


i^|l|?B:dt:bara C elarent
dan veya tarih fragmanlarmdan alnt ya Ew^t^"Brbiri' Celirant
parak sunarlar. m
u' I J
bu n lord an
jfrit&ii'olduuru unuta-
Amnezi mefhumuyla ima edilen ve sklk jpijp&ye kadar fek-
la belirli sanat ve medya eserlerinin geici unutma-
'M dhlr'/e$anlom llar
doasyla vcuda gelen bir geicilik hissi.
"liip ta fe neden olu-
Dilbilimsel elerle (balklar, harfler,
ibareler vs) amnezi temas arasndaki pjjytp'.de), ust uste
reterek
balant.
d i! a i a 11r a ra k
zeri ne a-
Amnezi insan varoluunun btnn evre kendi dn-
^dfeyefr-trylece, unu-
ler: btnyle kayda gememi bir tarih ncesi ,a n.msamas n-
nin amnezisi ve insan rknn kendi elleriyle ve t^ iladiklar. A slm d a i

ya doal bir felaket sonucunda yok olaca olas W0%%i'^oy<i\\v\\v\ belli-


''Ik k isn n . karkli
(ve bu nedenle kendi iinde bir bulunu olan) ^vft,n:;:ozur diledii
tarih sonrasnn amnezisi. l^ b b f y n c a , lgnlar
M ^ a|rq laryla ura-
nsanln yazl tarihi be bin yl nce ba
lamtr. Evrenin balangcndan o ana kadar la n d o n , / ^ r ip p bel-
geen sre bizim kolektif belleimizde devasa ^ k d rfiiy O r ft po-
^ ^ ^ 0 .d !m a z mgeler
bir boluktur. Ve imdi, Hiroima'dan sonra, yuklen-
her insamn ve insan belleinin btnnn yok ^Ji9|^eye'.{ben bura-
^ ^ Ifieffe k'kayb n d a n
oluu tehditiyle kar karyayz. Kendi elleri
^ ^ jp F d k /y b ru m Iuyo-
mizle, kutsal kitaplardaki kyamet kehanetini ^
M lbelirtm tir.
daha da olas klm durumdayz. temel
^^|(tnia. a ra c da -
Bellek sorunu byk oranda zlm gibi
'J^|?^bott ve Kirc-
dir. Yaz ve video kameralar, kayt aletleri, film ' Rpse I!i us' u n
ler, videolar ve bilgisayarlar hayatlarmz, hayal 2 | |p ld u u gibi- br
^'*''we'gd'r)p'grafiye d-
lerimizi ve korkulanmz titizlikle belgelemekte
anmsa-
dir. Yine de, ayaklanmzm altndan akp giden emtfefi;,: ^ezberlemesi

amnezi sulan, Leon ktiplerinin de yazd gibi, a ^ f^ 'k lfa b e ie r icat


^^%/beilek sanatnn
her zaman bizimle olacaktr. Szcklerirnz, ha ^^^ipfefebellek sanat
reketlerimiz, meknlarmz ve ina ettiimiz o ^ ^ ^ p li.rk e n , stega-
'''ai^^SaFr.
st-doa her zaman amnezi denizi zerinde ku
rulu kalacaktr. i co , P M L A
Bu yazlarn da beyan ettii gibi, amnezi /^ M fIa y s , I988J,
'02oJ:fdeh alnmtr.
dehet verici ve ykc, komik ve iyiliki, iirsel a-

Cogito, say: 50, 2007


256 Nicomedes Surez-Araz

dan her eyi ima eden bir durum veya bir boluk durumu olarak grlebilir.
Amnezi fiziksel bir fenomendir ve metafizik bir varh ima eder. Unutkanlkta
bizi zgr kdan, tannsal bir ey vardr. Eksiksiz bir belleimiz olsayd, varl
mz dayanlmaz olurdu. te yandan, bir amneziin i dnyasnda, kargaa,
aknlk ve korku hkm srer - eksiksiz bir biimde gzmzde canlandra-
mayacamz ama gndelik hayatlanmzda sezinleyebileceimiz bir dnya.
Amnezi katiyettir: kiisel ve kolektif dnyalanmzn yadsmamaz varh
ve esasdr. zellikle gnmzde, insanm hi olmad kadar yzeysel ve is
tikrarsz olan durumunu andnr. Amnezi sanatlan, yaztlann da dedii gibi,
bir amnezi denizi zerinde srklenen bir yaprak olarak" var olan insan
hayatnn mucizelerinin yaratt cokudur. Bu yapra canl bir biimde g
zmzn nnde canlandrabilmek iin unutkanln sulanna bakmalyz.
Bylece, bizi kendimizi evrenin btn balamnda alglamaktan alkoyabile
cek olan teknolojik st-doann, mevcudiyetlerin ve amlann, olgulann ve
belgelerin kaln perdesinin kr edici kubbesinde bir delik aabiliriz.
Plutarkhos'un da dedii gibi, amnezi her eyi silebilir ve her eyi ierebi
lir. Creatio ex nibilonnn temel boluunu ammsatr; kimileri iin Nirvana'mn
boluunu akla getirir ancak bu tr mefhumlar temelde insani olmayan veya
insanst varsaymlarla renklendirilmitir. Amnezi her eydir ve hibir ey
dir; tannsal zelliklere sahiptir. Ancak bu tannsallk Mallarm6'nin mistik ses
sizliinden farkl olarak uzak ve mphem bir gkyznde deil, iimizde ika
met eder. O bizim hayatlanmzdaki bir boluk ve bolluktur. Bellek bizim
farkllklanmza vurgu yapar, amnezi ise benzerliklerimize k tutar. Amnezi
bellein olumsuzlamasn deil, bincimizin genilemesini ifade eder.
nsanln yazl tarihi bellein olduu kadar amnezinin de eseridir. Ke
limelerden, imgelerden ve izlerden, tamklklardan ve yklerden dokunmu
bir tarih. Amnezi her zaman kaderimiz iin nem tekil etmitir. Tarih psi
kolojik, sosyal ve kltrel amneziye atflar kaydeder.
Bellein alan arasndan amnezi pnarlannn hikyelerini grebiliriz,
temiz ve yce, mizahi ve neeli, geleneksel ve yeni - yeni bir sanat, dil ve
gereklik yaklam.
Kaybettiimiz ve asla geri kazanamayacamz veya ammsayamayaca-
mz her eyi iaret ederek yazmak, resim yapmak, mzik yapmak, rol yap
mak, dans etmek veya film yapmak isteyen bizler, iimizde kaybolmu olan
her eyin tam olarak atanz imzamz.

ngilizceden eviren: eyda ztrk

Cogito, say; 50, 2007


Klee'nin Angelus Novus adl bir resmi var. Bakt eyden uzaklayormu gibi grnen bir
melek var resimde. G zle ri ak, a z ak, kanatlarn am. te Tarih M ele i de byle grn
yor olmal. Yz gemie dnm. Bizim gzmzn nnde bir d izi olay olurken, o enkaz zeri
ne enkaz koyan ve ayaklarnn dibinde savrulan tek bir felaketi grr. M elek kalmak, ly uyan
drmak, e zilip paralanm olan tekrar btn yapm ak ister. Am a Cennet'ten bir frtna esmekte ve
melein kanatlarn iirmektedir; o kadar iddetlidir ki, melek artk kanatlarn kapatam az. nn
deki enkaz gkyzne doru hzla byrken, frtna onu srtn dnm olduu gelecee srkler.
Bizim ilerleme adn verdiim iz ey ite bu frtnadr.
Walter Benjamin, 1940, "Tarih Kavram Uzerine"den alnt. Gesommelte Schriften ,
6 9 i -704. SuhrkampVerlag.
Kaplan
G istemimiz zerine bir deneme

Babam n evine vardm akam van balarnn zayflamasyla- bu ko


Ben alarm Kaplan eker iini pu, i kaplana ya da Anadolu parsna
A t geldiinde birden deiir. nk kap
lan, yalnzca fiziksel gc temsil et

.
mez, bu g araclyla kadim klt
1 rmzle aramzdaki ban en gl zi
Kaplan bitti. Kaplann bittii bu hinsel halkasdr o aym zamanda.

.
gn her yerde syleniyor. En azndan
imgelemimizde bunun byle olduu 2
nu, yani kaplamn bizim somut yaan Hristiyan kltrnde olduu gibi,
tmzdan epeydir ktm kabul etme Anadolu'daki slam'n kadim yaay-
liyiz. Belki bylece onunla, ya da onun mda da kimi keramet sahibi din ulu
imgesiyle aramza bir mesafe koymu lan aslann zerinde seyahat ederler.
olacaz. Bu da onunla ilgili dler Aslan, birbirine yakn bu iki hayvan
kurmamza olanak tanr. dan belirli bir geerlilik kazanm ola
Gnlk yaantmzdan kan bir ndr, meru olmutur. Kaplann gz
hayvan, dilimizden de zamanla uzakla den uzak ama hep zihinlerde oluuna
r. Bu bakmdan kaplansz yaam, bi iyi bir rnektir bu. Bylelikle kaplanlar
zim dilsel yoksulluumuz anlamna da karakterimizin iki temel gstergesin
gelir. Kukusuz bu yoksulluu besle den biri haline gelir. Bir yammzda ge
yen baka rnekler de var. Anadolu'da yik, bir yanmzda kaplan bulunur. Ge
konuulan dil zamanla nasl geyik ef yik zayf, zarif yanmz resmeder; bu
sanelerinden kopmusa, ceylan gzle ayn zamanda peine denin bir daha
rinden, neredeyse dile gelecek atlardan iflah olmayaca bir giz kuyusudur.
nasl uzaklamsa, ite kaplandan da Gerekten de Anadolu, geyik motifinin
yle kopmutur. Ama gemile hay doudaki art alann geniletmi, geyi
vanlar araclyla -daha dorusu hay i yalmzca kutsal deil, aym zamanda

Cogito, say: 50, 2007


Kaplan 259

gizemli ve acmasz bir g haline ge Kaplan zerine dnmeye geme


tirmitir. Geyik kendi iinde bir yalvar den nce nl kaplan aratrmacs Ul-
ma ve hkmetme kiisidir; bu bln las Karanth'n bir cmlesini ara balk
m kiilik onu kendi kendinin peine yapaym: Eer bir kaplan grrseniz, bu
dm bir dervi yapmaya yeter. Bu her zaman bir d gibidir.

3riizden de geyik av uursuz grlr.


yle anlatlr: Avc okunu atar ve ge 3.
yii vurur. Geyik -yaral ceylan- kana Kagarl Mahm ud'a gre kaplan,
ya kanaya gidip yuvasna girer. Avc yani fili katleden bu hayvan, bunu
geyii izler ve yuvaya girdiinde orada onun ksa tanmlamasndan anlyoruz,
bir okla yaralanm Abdal Musa'y g ncelikle, doayla, doadaki br hay
rr. Hikye, avcnn Abdal Musa'nn vanlarla, insanla etkileime girmemi
yoluna kabul edilmesiyle sonulanr. tir. Bu, yani insanla etkileim, bugn
Ama bizi kabul eden ve iine alan bu bizim evcilleme dediimiz kavramn
yol, bizim yalmzca bir yanmz temsil iine girer ve sonu olarak hajfvann
eder. Kaplan, br yammzdadr. Ama yabanl, yani doal hayatm geri dn
orada kabul grme ve yola kabul edil lemeyecek bir biimde deitirir. Do
me sz konusu deildir. Yaadmz al olarak burada iktidar sava kaybe
doann btn unsurlarn birer d dilmi olur. nk ev, yani insanm ya
nce biimine dntrm, bu d am alan, kaplan iin bir hapishane
ncenin gstergelerini hem toplum dir ve aslnda bu btn hayvanlar iin
sal, hem de kiisel tarihimize ulak ey- byle olmaldr.
lemiizdir. Hayvan doann kendisi kabul et
Kaplan hep yapraklarn arkasnda mek gerekir; yani bir sylem olarak as
dr. Gizli, gzlerden uzak, ama hep en hnda belirli bir yabanclamay temsil
sede. Kaplana kar uyank olmaldr; eden doaya kar kazanlm zafer ni
yakalanmay ve grlmeyi kendine ye- das, eve kapatlmakla belirli bir hay
diremez. Aslnda, bir kaplanla gz g van hedef almamahdr. Evcil hayvan,
ze gelmenin olanaksz olduu rahatlk bu bakmdan talihsiz bir hayvandr ve
la sylenmeli. Kaplamn belirtisi vardr tutsak saylm aldr. Am a kaplann,
yalmzca. Kendine zg sesi, tyleri ve kendi kimliine kar byle bir mda
ayak izleri. Bunlan kyda kede gr haleyi kabul etmediini gryoruz. Bu
memiz olasdr. Ama bununla yetinme onun kendi snrlar ierisinde yaa
miz gerekir, nk tarif edilebilmi mas sonucunu dourmutur. Ama bil
byk kedilerden yalnzca aslan mistik diiniz gibi snrlar her zaman gvenli
bir sembol olabilmitir. Kaplan, byle olmuyor. Bu bakmdan kaplann her
bir tanmlama saldnsna kar her za zaman neden tetikte olduunu anlaya
man tetiktedir. biliriz.

Cogito, say: 50, 2007


260 Faruk Duman

4. ildir. Oysa aslnda hacimle de ilgili ol


Tonga, yani kaplan, Trklerde mis mas gerekirdi. nk hacmimiz ya da
tik bir sembol olarak deil de br un nesnelerin hacmi, belli oranda arla
van olarak kullanlm/muhafaza edil yol aabilir ve bu durumda iri bir hay
miti. Kaplamn bir hayvan-ata kabul van da gcn istei oramnda kullana
edildiini, bu yzden byk sayg gr bilir. Ama hacmimizin bizi gl kl
dn grebiliyoruz. Yaar oruh- madm biliyoruz. Gcn daha koz
lu'dan rendiimize gre Ch'ih-yo, molojik, ruhsal nedenleri vardr. Ch'ih-
kaplan postu giyen bir sava ilahyd. yo kaplann postu ile birlikte hzm da
Bunun, yani postun kaplamn yukanda ele geirmiti. nk hacmi gce evi
da deindiim bamsz tutumu nede ren nedenlerden en nemlisi hzdr.
niyle seildiini kabul edebiliriz. Yaba Yukanda da sylediim gibi, hz, hare
nl yaamn srdrmede diren gs ket sz konusu oldukta insan bir sa
termek; kukusuz bu, kaplamn ayn va klabilir. Eski Trk toplumlann-
zamanda fiziksel olarak da gl ol da, bunun baka ilkel toplumlar iin
masn art koar ki yledir. Ama asl de byle olduunu rahatlkla dne
kaplan hayranlnn fiziksel gten biliriz, gc ve zeky, dahas oyun ye
kaynaklandn gryoruz. Fili katle teneini hayvanlardan dn almak,
den hayvan, ak bir kyastr ve bize gk ve yer inanlaryla balantl idi.
gcn grecelilii konusunda dn Dede Korkut Ouznameleri'nde, Boa
me olana verir. Han rneinde de grdmz zere,
Burada doaya ait gcn biim al yeni doanlara -y a da g gsterisi
dn gryoruz. Fiziksel gcn yasa beklendikte genliklerinde- adlan hay
lan vardr; Aristo'dan beri bu yasala van balanyla verilirdi. Bu mitsel dav
rn hareket" dediimiz yasa koyucu rann gcn ruhsal gereklilikleriyle
tarafndan ynetildiini biliyoruz. Te balants vardr ve Tanndan g al
mel olarak, hareket halinde olann mak, deyimi, gcn T annya olmasa
her bakmdan gl olabileceini an bile, fiziksel koullardan baka neden
lyoruz. Zek da buna baldr, kapla lere bah olduunu gsterebilir.
nn zeksn fiziksel gcnden nce, Hz ve oyun. Kaplamn gcn sa
doal olarak, hareket yeteneine ba layan asl nedenler bunlardr ve bunlar
lamak gerekir. Ama sonuta bunlarn tannlar araclyla alndkta Ch'ih-
birbirine bal unsurlar olduunu g yo'yu br sava ilah yapmaya yeter.
receiz.
Ch'ih-yo'nun giydii post, kendisini 5.
bizim iin bir gstergeye evirir ve iki Av, uzaktadr. Bu yzden avc iin
ulu bir zmlemeye olanak tanr. yolculuk bir n kouldur. Bu yolculu
G, grnme ya da hacme bal de un av bir ritele dntrd belli;

Cogito, say: 50, 2007


Kaplan

kayna ne olursa olsun, nce elbette btne varmaya alan biri olduu
sporcu avclar iin belli davranlar ve aktr. Zaten "av aray" ritelinin
hazrlklar isteyen bir riteldir bu. Av, bizi byle bir sonuca gtrmesi gere
bir davran biimi, temelde lm, l kir ki bu da avcy bir metinzmc
drmeyi hedef alan bir igdsel et yapar. Ama bunu daha sonra, Borges
kinliktir. Yalnzca ldrmeyi hedef zerine deerlendirmeler yaptmz
alan -yani vurulacak hayvandan bir srada aacaz. Kukusuz, avc ile
besin olarak yararlanmay gzetme kaplann ilikisini anlamada metinbi-
yen- avm bugn belki daha yaygm ol lim de bize olanaklar tanr. nk
duunu dnebiliriz: Domuz, ekinle kaplan bir metafor reticisidir ve bu
re zarar verir. Domuz av ekinler yara nu onun ou zaman kendini belki de
rna bir eylem olarak balar ama te en iyi gizleyen hayvanlardan biri ol
melde aym av geleneine balamr. Ya masna borluyuz. Bata da syledi
ni temel unsurlar yerli yerindedir; hay im gibi kaplan hep yapraklann arka
van orada, plak doann iindedir. sndadr ve gzlerden uzak olmas do
Ona ulaabilmek iin bir yolculuun laysyla bir zmleme nesnesi duru
gze alnmas, bu nedenle bir hazrl- mundadr.
m yerine getirilmesi gerekmitir. Ama Kaplan, bizi kendisini bulmaya ve
bunda gelenekle, deneyimlerle rten anlamaya zorlar. Kimi trlerinin gece
bir sorun da bulunur; av uzaktadr, yi daha iyi grdklerini biliyoruz; bu
ama nerede olduu bilinmemektedir. bakmdan zaten belirgin fotoraflar
Bu bakmdan avn gerektirdii yolcu da yzlerce yl ekilememitir.
luun, bizim bugn bildiimiz anlam
daki yolculukla -bunu en iyi gezgin ve 7.
srgn yazarlar bilirler- bir benzerlii Anadolu'da hl "canavar" adyla
vardr; Aray, avcnn temel urala anlan hayvanlardan biridir kaplan. Bi
rndan biri haline gelir bylece. lindii gibi "canavar" tammlanamaz ve
yleyse tannsal gcn ncelikle bir gerek bir varlktan ok bir tasanmdr.
aray olduunu sylememiz gerekir. Canavar tasarm yalmzca hayvann fi
Bizim tarihimize bakldkta bu byle ziksel varlndan, gcnden ve yrtc
dir. Yolculuk arzumuzla g istemimiz lndan yola kmaz. Byle kltrel
birbirine benzer ve kaynaklannm bir bir tasarmn gerekleebilmesi iin in
birine yakn olduunu gryoruz. sana zg korkulann hayvann davra
nyla ynlendirilmi olmas gerekir.
6. Burada en nemli nokta hayvann ko
Avcnn, kaplann peinde oldukta lay kolay grlem em esi ve bundan
bir problem zc, ipulann belirle tr zamanla gerekst bir varlk
yen ve sonra bu ulan birletirerek bir konumuna ykselmesidir; kaplam g

Cogito, say: 50, 2007


262 Faruk Duman

remeyiz ve zaten o da bunu isteme lk olarak belirlediini artk biliyoruz.


mektedir. yleyse onun "grlemeyen Hz yer deitirmitir. Onu avlamakla,
gl bir varlk olmas sz konusudur postun iindeki eyi yani ona hz ve
ki bu da onu bir zaman bir hayvan-ata, oyunculuk veren tannsal ruhu elde ede
bir zaman da bir canavar olarak ta bileceimizi dnyoruz. nk eer
nmlamamza olanak tanr. Dolaysyla g kendisini elde edebilende bulunan
kaplan av bal bana ruhsal bir ara bir ey ise bunu elde etmeye ynelik her
y iaret eder. Kaplan yemeyiz; bir eylem ister istemez bir ritel olacaktr.
canavar olmaklyla onu tanmlaya- Bizi kam eyleyen bir ritel.
madmz, dolaysyla yer alt inan Artk, yerdeki kaplan, hzm yitir
laryla balantsn kurabildiimizi g mitir. Avdan nce, Heidegger'in hz
ryoruz. zerine syledikleri ile paralel olarak,

.
kaplan iin uzak sz konusu deildi;
8 nk hz uzaklk dediimiz eyi orta
Anadolu'nun son pars (Panthera dan kaldnr -am a elbette uzayda deil;
pardus tulliana) 40'l yllarda vuruldu. hz nesnesi tek yne gider ve szgelimi
Soyunun tkendiini, ama jne de bir hzl trenle Ankara'dan stanbul'a gidi
ka yesinin hayatta olabileceini yorsak, yolculuumuz boyunca Antal
reniyoruz. Pars, kendisini vuran kyl ya ya da Samsun bizim iin gerekten
lerle jandarm alarn zafer iaretleri de uzak olacaktr. Ama artk post iin
iinde yerde yatmaktadr. Bu grnt, byle bir hz dnlemez bile. Byle
canavarn ele geirilmesi grnts, ce post u dnyadaki yaammz iin
dinsel bir ayin katindadr, ama l son derece deerli bir nesne, simgeler
pars artk h ibir biim de canavar le ykl bir obje olmutur. Fiziksel g
temsil etmez; nk canavarn cisimde cn ruhunu tayan bir hareketli nesne
deil, okuduum uz metnin, postun idi; imdi artk onun bir iktidar sem
iinde yer aldn anlyoruz. Bylece bol de olabileceini gryoruz.

.
aslnda kaplan lmekle itibarm kay
betmez. Post bir simgeye dnr ve 10
postun zerinde, bilindii gibi, tam bir Deinmeden olmaz: tonga unvan
uzlama sz konusudur. btn bu nedenlerle korunmu olma-,
hdr. Kaplann orada, kendi doasnda
9. kabul edildiini dnmeliyiz. Kapla
Heideggerin dedii gibi, gene de ne na ilikin anlam ele geirilmi ve post
kadar grn, o kadar varlk. Kaplamn bir simge olarak objelemitir. Bu ba
grlebildii kadar tanmlandn, bu kmdan plak doann rahat brakl
tanmlama abasmn onu kendi gerek mas gerekmitir. Unvan elde edildik
grnnden uzak, ama bir mitsel var te, iktidarn hayvann bedeniyle bir so

Cogito, say: 50, 2007


Kaplan 263

runu da kalmamtr. Bu noktadan ocukluumda, cokuyla kaplana ap-

sonra kaplan av, deindiimiz gibi, mrdm: Parana Adalar ve Amazon kar-

canavarn iddetini engellemek ister. gaastnm benekli kaplanna deil, yalmz

Bylece hkmdarlar postu tahtlar ca bir filin stne dikilmi tabyann te

nn stne sererler. Serince postu pesinden, savalarn kar durabildii

tahtta grrz. B ir iktidar olarak izgili, Asya ah kaplanma. Sk sk Hay

onun orada yalnzca bir simge olmad vanat BahesVndeki kafeslerden birinin

n, hkmdarla birlikte tahtta bu nnde saatlerce oyalanrdm; koca an

lunduunu kabul etmeliyiz. Bedeni siklopedileri ve doabilim kitaplarm, ba-

yok edilmi kaplan tahta km, ya nndrdklan kaplanlarn grkemi uruna

ratt gerilim in ve gl kim liin beeniyle kartrrdm (bir kadnn eh

dl olarak hkmdarn tahtn pay resini ve glmsemesini bile bozmadan

lamtr. Kaplann gc ve simgeselli- anmsayamayan ben, bu imgeleri hl

i hkmdara yalnzca adn ya da un hatrlyorum.) ocukluk dnemi geride

vanm vermez. Ona adn verir ve bu kald, kaplanlar da, onlara olan tutkum

ad bir ruh taycs konumundadr. geerliliim yitirdi, ama dlerimden ek

Alp Er Tungadan elimizde belki adn silmediler. Karanlklara gmlm, kar

dan baka bir ey kalmamtr. makark bir dzlemde ste kmay

srdryorlar: Uykuya dalnca, herhangi

11 . bir d beni kendine eker ve ve aniden

Av, bir belirtiler sanatdr. Avcnn bunun bir d olduunun farkna var

elinde belirtiler vardr yalnzca. Bu rm. O zaman dnmeye koyulurum:

yzden, asl nesnenin, yani anlamn Bu grdm, bir d, istemimin saf bir

orada, yapraklann arasnda bulundu oyalamas olduuna ve sonsuz bir gze

unu belirlemeliyiz. Anlam hep allk sahip olduuma gre, bir kaplan ara

ta gizlidir ve ou zaman onu elde ede cam.

bilmek, all kartrmaktan fazlasn Ey yetersizlik! Dlerim asla arzulanan

ister. Canavar tasanm, kaplann varl yrtc hayvan yaratmay baaramaz.

m olumsuzlayan bir eydi. Ama bu Kaplan belirir, bu kesin, ama ya para

olumsuzlama eldeki metafordan yeni para, ya krlgan, veya gln biimsel

ve bambaka bir dsel yaratk kar deiimlerle veya kabul edilmez bir bo

mt. Hayvann varlnda peine d yutta veya son derece ksa mrl veya

tmzn bu dsel varlk olduunu kpek ya da ku grnmnde.

grdk. Kaplann durmadan ekil de


itiren bir ey olduunu da Borgesten Borges, hayvanat bahelerindeki
reneceiz. D Kaplanlar m Mnir kaplan kafeslerinin nnde saatler ge
H. Gle'nin evirisiyle okuyoruz: irdiini, ansiklopedilerde ve doabi
lim kitaplarnda kaplanlarla ilgili bil

Cogito, say: 50, 2007


264 Faruk Duman

gilere dahp gittiini M a v i Kaplanlar z fark ederiz. Anlatc deimi, so


yksnde yineler. M a v i Kaplanlar, nunda metin, insana yabanc, ona da
yukandaki yknn bir trevi, am ha yabanl, dandan bakan bir yazya
lanm bir rnei gibidir. Ama oradaki dnvermitir. Bu yer deitirmenin
mavi kaplanlarn kaplann durmaks bizi eski zamanlara gtrdne, da
zn deien, biimden biime girerek has bizi btnlediine inanabiliriz.
kendi anlamm oaltan yanna bir r Yaadmz paralanmann burada,
nek olduunu/bir rnek daha olduu bu kutsal sergide bir anlna da olsa
nu gryoruz. Ama k noktas ayn giderildiini, bu paralanma karsn
dr ve D Kaplanlar metninin bir n- da kl krk yaran imgelemimizi bir s
metin, ana dnceyi belirleyen bir re de olsa zgr brakabildiimizi g
gvde olduunu belirleyebiliriz. Bura ryoruz. Kafesin hayvan elde etmenin
da kaplan ncelikle bir tapnma nes bir yolu olmadn, tersine, hayvanat
nesidir. Borges'in, gereklikle ilgili ke bahesi tasanmnm imgelemimizi ha
sin yarglar sz konusu olduunda bir rekete geirmek zere dnlm bir
yoksayc olduunu biliyoruz. ocuk etkinlik olduunu burada grebiliriz.
luk ve tapnma olgusu, bizi ocuklua Grn, hayvann karmzda durma
deil, kel toplumlann dn, alg s, onunla aramzdaki mesafeyi azaltr,
lay biim lerine gtrr ki bunun ama onu sradanlatrmaz. Hayalleri
kaplann kutsal sayld ocukluk a mizi, d gcmz kamlayan uzak
m zla rttn anlyoruz. Asya ln burada korunmu olduunu anla
kaplanlarna ilikin iareti belirleyip rz. Bylece kafesin hayvan yaknla
gemeliyiz. trmann bir yolu olmadn grece
Kafesteki hayvam bir izlence yapan iz. nk o, kaplann iindeki ey, ya
nedir? Hayvanat bahesi -b u dnce amaya devam eder ve onunla aramz
botanik baheleri iin de geerlidir- daki asl fark, ondan uzaklmzn asl
bir kutsal mekn, zihnimizi dnce nedeni odur.
lerle dolduran bir sanat yaptdr. Ka
festeki, bizi deitirmeye balar; onu 12.
izledike ona dntmz gr Kurallan kaplann koyduunu g
rz. Cortazarn Axolotl yksnde ol rebiliyoruz. Tapnma nesnemiz orada,
duu gibi, gidip orada tuhaf bir bal karmzdaki kafeste durduka bizi de
izlemeye balar, hayranlmz ona sa itirmeye ve ruhumuzu ele geirmeye
atlerimizi vererek yaamaya alrz. devam edecektir. D K a p la n la r'm n
Ama ok gemeden olan olur; bu, Cor- anlatcsnn, uykuya dalma srasnda
tazar'ri bu mthi yksnde byle: uykunun ve d grme halinin doas-
bir zaman sonra kendi admza deil, m bozduunu, bunu baarabildiini ve
hayvan adna dnmeye baladm bylece kendi dlerine yn vermenin

Cogito, sayt: 50, 2007


Kaplan

bir yolunu bulduunu okuyoruz: Bir nnde hzla ve durmakszn dei


kaplan aracaktLr. meye balar. Bir kaplan, Borges'in bu
Yarglarmz gzden geirmemiz ksa yksndeki gibidir ite: para
gerekir; Borgesvari bir deyimle, neyin paradr, ya da kabul edilemez, asla
d, neyin gerek olduunu kim belir dnmediimiz ve dnemeyecei
lesin? mrmz dlerimizde gei miz bir boyuttadr. Tylerinin stn
ririz ve gnlk hayatmz da en az deki lekeler alp genilemeye, renk
dlerimiz kadar deikendir. Uykuya deitirmeye oktan balamtr. B i
dalan/dalmak zere olduunu d zim onu okumamz gerekir ve bu yz
nen anlatc iin snr bu noktadan den pek ok belirti brakmtr geride.
balayerak anlamszlar. Dn, uy Kimi zaman bir ku gibi grnr ya
kudaki yaantsn ynlendirmeye a da bir kpek klna girerek komaya
lr ve bir kaplan armaya karar ve balar. Ama burada, Hindistan'a biraz
rir. kp gelen kaplan, tpk bu yaz daha yakn bizim gibi D oulularn
da anlatmaya altm gibidir, izle arasnda kaplan genellikle ejderha bi
yicisine yalnzca belirtiler verir ve ta iminde dolar ve genellikle ve hep
rihsel paralanmann bir iareti ola yapraklann arkasndadr.
rak orada, anlatcsnn gzlerinin FARUK DUMAN

Cogito, say: 50, 2007


Nevhiz, Portre, 1986, luval zerine yalboya, 73 x 59,5 cm.
Jrgen Habermas'n "Kk Siyasi
Yazlar" serisinden...

Blnm Bat
Avrupa vatandalar iin, aclarna birlikte katlanlan, ortaklaa
biimlendirilecek siyasi bir kader bilinci yaratan tarihsel olaylar, gelenekler
ve basanlar var m? Gelecein Avrupa'sna dair byleyici, hatta bulac
bir 'vizyon' gkten inmeyecek. Bugn bu vizyon ancak endie verici bir
aresizlik duygusundan doabilir."

Blnm Bat
Jrgen Habermas
eviren: Dman Muradofu
184 sayfa, 9 YTL

11 Eyii 2 00 'den sonra yaplm syleilerden ve Kant projenin gelecei zerine


kapsam l bir m akale olan "Kant Proje ve B l n m Bat "dan o lu an Blnm
Bat, A lm an d n r ve siyaset kuramcs J rg en H aberm as'n "Kk Siyasi Y a z la r
serisinin en gnce! paras. Haberm as kitapta, Bat'nn b l n m l ne uluslararas
terrizm in deil, A B D 'n in uluslararas h uku ku g rm ezd en gelen. Birlemi M illetleri
keye sktran- ve A v ru p a 'y la yoitan n ayrm aktan ekin m eyen p o litikalarn n
n e d e n o ld u u n u belirtiyor.

YAPI KRD(YAV1Nl>UKlrABEVI.eill*ISr:ANBUJ 212 293 08 24/502 ZMIK 232 403 82 90*


312435 85 94 EPOSTA y(yfculnrej4ykutajr,com.trWEB IES wvuw.y1^kultur,a>m.tr
INTCRNEr SATI$ yky.estore.com.tr www.yaplktet#fon.tr
ap Kredi Yayntan YAPI KEDKOL'rtRMMArYAVntCajKTfC VE 5AN.A4.212 293 0624-252 47 00 Kltr Sanat Yaynclk
Freud ve Kltr
Cogito / Say: 49

Cogito'dan / Yeni Bir Yzyl Kefetmek Rzgr Gl / Calvino'ya Gre


Ses ya da Ses stnden Bir ktidar zmlemesi jDe Colligendo Rerum Et
De Eo Quod Sentitur ya da Eskiden Elenemiyorduk Galiba Freud'un Ad
Uluslararas Zizek Aratrmalan Dergisi ntihan Semek... Belki de Ka
derden Kukulanma Am Klasik / bn Miskeveyh Benlik zerine Yeni Pers
pektifler / ;tienne Balibar * Bugn Nasl Bir Evrenselciiikten Sz Edilebilir?
Dosya: Freud ve Kltr / Talat Parman: On Yl Sonra Sigmund Freud: Psi
kanaliz Talat Parman: Bugn Psikanalizi Tartmak Marianne Baudin:
Kltr: nsanm Kendi ine Srgn ve Kucak Aan Yer zge Eren: Uy
garlktan Geriye Ne Kald? Bemard Penot: Arzulayan znern Temelindeki
Yabanc Tevfika Tunaboylu-kiz: Psikanahz Uygar Adam i midir? Louis
Althusser: nsan Bilimlerinde Psikanahzin Yeri Meltem Ktahneci: Kltr
de Bak Elda Abrevaya: Lou Andreas-Salom: Anal Erotizm, Cinsellik ve
Yceltme Zeynep Sayn: Yunanl Yahudi: Alman Eric Smadja; Oidipus
Kompleksi, Psikanaliz/Antropoloji Tartmasnn Akla Kavumas Dilek
zer: Bakrky'de Divan Sigmund Freud: 1930 Goethe dl Dolaysyla
Frankfurt Goethe Evi'nde Konuma Meltem Narter; Sosyal Alanda Psikana
liz nan Atlgan: Freud'un Viyanas, Viyana'nm Freud'u ve Bir Trk Ma
nifesto Kitap / Roger Chartier: zel Hayatn Tarihi Geen Saydakiler / Say
47-48: Derrida: Yaam Yeniden Dnrken Y azarlar H akk m da
Paul Ricoeur'den bir bayapt
Zaman ve Anlat: Bir
Zaman-Olayrgs-l Mimesis
"Gerek antatsal ilevin yapsal benzerliinin, gerekse her anlatsal yapnn
gereklik gerekliliinin son hedefi nsan deneyiminin zamansa! niteliidir."

^Zam an ve Anlat: Bir


Zaman-Olayrgs-
l Mimesis
Paul Ricoeur
eviren: Mehmet Rifat-
Sema Rifat
168 sayfa, 9 m

Zaman-Olayrgs-f Mimesis, Fransz felsefecisi v e yo ru m b ilim cisi Paul


^icoeur'n anlat yorum biiim i alanndaki bayapt olarak nitelendirilebilecek Zaman
/e Anlat'nn Trke'deki ilk cildi. Z am an n insana zg zam ana dnebilm esinin
ancak anlatsal b ir b iim d e eklem lenm esiyle olan akl o ld u u n u gsteren Ricoeur,
"zam ansallk" kavram n "izlenebilirlik" kavram yla birlikte d e e rlen d iriyor.

omo
Yap Kredi Yaynlar
YAPI KREDt YAYINIAKI KMBEVtjal tSTAeUL-21Z 293 Oe 24 / 502 IZMS; 32 463 S2 90
ANKARA 312 435 S5 94 EMCTA ylyfcAuAylykArjaatr WEB StnSl www.yK/Kuhur.com.tr
NTERNET SATIJ y*yjaKrej3imJr - wwM.jepiiiKll.com.tr
YAPI KR60lKUteXMIArYATMaUKTC. VE SML A f . 212 293 0624-252 47 00
JS>VipKreli
Kltr Sanat Yaynclk
Yazarlar Hakknda

A. Sait Aykut: 1969, Tokat doumlu. Felsefe, siyaset dncesi, seyahat, Arap edebi
yat ve tasavvuf alanlannda ok sayda eviri ve incelemesi yaymland. Balca evi
rileri arasmda Turt'den Sirc'l-M lk, Selibden Adbl-M k, bn'l-Cev-
zden Sfat's-Safve, Necip Mahfuzdan Binbirinci Geceden Sonra, Cbir'den Felsef
Mirasmz ve Biz sajalabir.

Jeffrey Andrew-Barash: almalann niversite d'Amiens'de srdren Jeffrey An-


drew-Barash siyaset felsefesi, fenomenoloji ve modem Alman dncesi zerine a
lmaktadr. Martin Heidegger and the Problem of Historical Meaning (2003) adl ki
tabndan baka ok sayda makalesi yaymlanmtr.

Cengiz ala: Yldz Teknik niversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararas likiler B


lm retim yesi. Siyaset bilimi, siyasal dnce tarihi ve siyaset teorisi alanlann
da alyor. Azerbaycan'da Milliyetilik ve Politika (Balam Yaynlan, 2002), Tocgu-
eville ve zgrlk (Belge Yaynlan, 2007) balkh iki kitab ve M ili (Say Yaynlan,
2007) balkl bir derlemesi var.

Ayta Demirci: 1983'te stanbul'da dodu. zmir Atatrk Lisesi mezunu. Halen s
tanbul Bilgi niversitesi Uluslararas likiler blmnde lisans rencisi.

Ata Devrim: 1979'da zmir'de dodu. Celal Bayar niversitesi Sosyal Bilimler Ensti
ts'nde iktisat teorisi zerine yksek lisans yapmaktadr.

Maurice Halbwachs: (1877-1945) Kolektif bellek terimini gelitiren Fransz sosyolog.


Paris'te ficole Normale Suprieure'de Henri Bergson'la birlikte eitim grd. 1905 y
lnda tant Eme Durkheim sayesinde sosyolojiye yneldi. I. Dnya Sava'ndan k
sa bir sre sonra Strasbourg niversitesi'nde pedagoji ve sosyoloji profesr oldu.
1945'te Paris'te Gestapo tarafindan tutukland ve gtrld Buchenwald'da ldrl
d. nemli eserleri: Les cadres sociawc de la memoire ve La mmoire collective.

Eilean Hooper-GreenhiU: Leicester niversitesi Mze Aratrmalar departmamn-


da Aratrma Bakan olan Greenhill'in kitaplar: Museums and the Shaping o f Know-
ledge (Routledge, 1992), Museum: Media: Message (Routledge, 1995), The Educational
Role o f the Museum (Routledge, 1999), Museums and the Interpretation ofV isu a l Cul
ture (Routledge, 2000).

Cogito, say: 50, 2007


Yamrhr Hakknda 27i

Mnir Gle: 1961de stanbulda doan Mnir Gle, Boazii niversitesini bitir
mi, nce Floransa, ardmdan Lozan, Yens ve Cenevrede yaamtr. Halen Como ya
knlarnda fotoraf ve yaz almalarm srdren Gle'nin kitaplanndan bazlar:
Yanslar Kitab, Uzak B ir Gle, Surat Buruturmalk 52 Metin ve Fsltlar.

Joseph J. Kockelmans: New School'da felsefe profesr olarak ders veren Kockel-
mans fenomenoloji, fenomenolojik psikoloji, fenomenoloji ve varoluuluk, Husserl
ve Heidegger zerine ok sayda kitap ve makale yaymlad. Kitaplanndan bazlan:
On Heidegger and Language (1980), Contemporary European Ethics (1972), Edmund
HusserVs Phenomenological Psychology (1978).

Filiz zdem: 1965 stanbul doumlu. talyan Lisesi'ni bitirdi. Edebiyat Fakltesi
Felsefe Blmnden mezun oldu, ayn blmde yksek lisansa devam etti. iirleri,
evirileri, sanat yazlan eitli gazete, dergi, antoloji ve kataloglarda yaymland. Pier
Paolo Pasolini {Fildii Kulenin Dndan) ve Lugi Malerbadan {imdeki ahmaran)
eviriler yapt. iirleri Saydam ve Seyirci 1999 ylnda yaymland. 2002 ylndan beri
YKY'de editrlk yapyor.

Keith Ansell Pearson: Kant sonras Avrupa felsefesi, Nietzsche, Bergson ve Bergso-
nizm zerine alan Keith-Ansell Pearson Palgrave MacmiUan tarafndan 2007 y
lnda yaymlanacak olan Bergson Dizisi'nin editr. Wanvick niversitesi Felsefe
Departmannda almalanm srdren Pearson'n kitaplanndan bazdan: Nietzsche
Contra Rousseau (CUP, 1991), An Introduction to Nietzsche as Political Thinker: The
Perfect Nihilist (CUP, 1994), Viroid Life: Perspectives on Nietzsche and the Transhu-
man Condition (Routledge, 1997), Germinal Life: The Difference and Repetition o f De
leuze (Routledge, 1999), Philosophy and the Adventure o f the Virtual: Bergson and the
Time o f Life (Routledge, 2002).

Nusret Polat: 1977 doumlu. Mimar Sinan niversitesi Sosyoloji Blm'nde dok
tora yapyor. Plato Gncel Sanat DergisTrnn editr. Yap Kredi Yaynlar iin eviri
yapyor.

Michael Schudson: Sosyoloji doktorasn Harvard niversitesi'nde yapan Schud


son, California niversitesi'nde iletiim ve sosyoloji profesr olarak alyor. al-
malannda Amerikan medyasnn tarihi ve sosyolojisi, popler kltr ve kltrel bel
lek zerine odaklanyor.

Nicomedez Surez-Araz: 1946 ylnda Bohvyada dodu. iir, kurmaca, makale ya


zan ve grsel sanat. Kardatrmal edebiyat dahnda doktora derecesi olan Suarez-
Arauz, Smith CoUege'daki Amazon Edebiyat ve Kltr Merkezi'nin kurucusudur.

Frances A. Yates: (1899-1981) nl ngiliz tarihi. Londra niversitesi Warburg Ens-


tits'nde uzun yllar ders verdi. Rnesans dnemindeki oklt ve Yeni Platoncu d
nce akmlan zerine ok sayda kitap yazd. Giordano Bruno and the Hermetic Tradi
tion (1964), The Art o f Memory (1966) ve The Rosicrucian Enlightenment (1971) kitapla
ryla erken modem dnemde bynn felsefe ve bilim zerindeki etkilerini ele ald.

Cogito, say: 50, 2007


Dou'nun kayp hikyesi
Bat Medeniyetinin
Doulu Kkenleri
'zerk ve eski Bat dncesiyle Oryantalist D ou dncesinin yerini
deitirmenin yollarn aryorum. D ou, Bat'nn ykseliini
iki ana yntem le salamtr:
Yaylma / asimilasyon ve kendine mal etme."

Bat Medeniyetinin
Doulu Kkenleri
Jo h n M. Hobson
eviren: Esra Ermert
316 sayfa, 19 YTL

D o u lu la rn d n y a ta rih in in geliim hikyesin deki ro l n eyd i? J o h n M. H o b so n ,


Bat Medeniyetinin Doulu Kkenleri'nde bu soruya cevap aryor ve D oulularn
bu h ikyeye katklarna o d aklan yor. H ob son , B at'nn ykseliin e d a ir ya y g n
g r le rin e tn o m e rk e zd n yarglaryla m ca d e le ederken. A n tik Y u n a n 'd a n bu
y a n a A vrupalIlarn kendi g eliim le rin e n c l k ettikleri ve D o u 'n u n bu srete
pasif bir izleyici olarak kald g r n e d e kar kyor.

B H H YAPI K R ED TATIN lAKIKtrAB EVtERl-SrANSUL 212 293 oa 24/S02 -IZ M ^ 232 463 82 90*

O
I

Y a p K r e d i Y a y n t a n
AA lK4RA 312 4 3 5 9 9 4 E 4 > O S Y A * y l (y (l tU f 9 y k k u l U jr .c m .tr W E B S fT E S l -v n v .y t^ lt u r W l r

' E D U (
Y A F II
^^ ^raN ET M T l yteestD ^ acM ^ .tr v w .y^ )lkre< ^.am ,v
^^^EINETMTlyteestD^e.cM^.t^vw.ys)lred[.am.V
I.-riR S A I* W y A V IN C IU K -rtc V E S A N .A 4 .2 )2 2 9 3 0 e 2 4 -2 5 Z 4 7 0 0 ^
I d i P I

..../T. c* ' i v - tt
K U l l U r o. S n a t Y a y t n C t t l K
Btn eserleriyle Ziya Gkalp
Yeniden okumak ve yeniden tartmak iin...

l r fj N K s K K I, E R 1 B K

Ziya Gkalp
Kitaplar

Btn Eserleri
Rus^Vdaki Trkler \aj>mah? Trklemek,
slmlamak, Muasrlamak Trk Tresi Kitaplar 1
Doru Yol. Hakmyct- M illiye vc Umdelerin
Tasnif, Tahlil ve Tefsiri Trkln Esslar Ziya Gkalp
Trk Medeniyeti Tarihi Kurt Airetleri
Hakknda Sost'olojik Tetkiklcra Malta Konferanslar Yayna Hazrlayan:
OQO M. Sabri Koz
696 sayfa, 32 YTL

Ziya Gkalp'in "Btn Eserleri" bal altnda yaym lanacak olan eserlerinin ilki.
K it a p la r 1 adyla raflardaki yerini ald. evket Beysanolu, Yusuf otuksken,
M. Fahrettin Krzolu, Mustafa Ko ve M. Sabri Koz tarafndan, metinlerin zgn
hali korunarak yayna hazrlanan K ita p la r 1, Trk dnce hayatnda nemli bir yeri
bulunan Ziya Gkalp'i yeniden okumak ve yeniden tartmak iin nemli bir frsat...

omo
Yap K re d i Yay n la r
YAPI KRED YAYINLARI KTABEVLER STANBUL 212 293 08 24 / 302 IZW1R: 232 463 82 90
ANKARA; 312 435 85 94 E4K2STA ykykBltijreyKytejltur.coni.tr WEB SFtes \.vww ykykultur com.tr
INTERNET SATI5 yky.estore.com.tr wvvyapatrei.cctr tr
YAPI KRED KLTR SANAT YAYINCIUK TC. VE SAN. A.?. 212 293 08 24 - 252 47 00
(S^YapKredi
Kltr Sanat Yaynclk
coe^to
C ogito'da n Bir okurundan Cogito'ya teekkrler
ncesi ve Sonrasyla Cogito

Jeffrey Andrevv Barash Bellein Kaynaklar

M nir Gle Doru Olmadn Biliyorum Am a yle Hatrlyorum

Mehm et etinta nsan Hatrlar...

Frances A. Yates Giordano Bruno: Paris'e lk Geli

Cengiz ala Renan, Irk ve M illet

Maurice Halbvvachs Kolektif Bellek ve Zaman

Nusret Polat Bellek ve Yabana /pr) Sorumluluk: Etik "iyi yaam" Fikri iin Ksa Bir Giri

Keith Ansell Pearson Virtelin Gereklii: Bergson ve Deleuze

Filiz zdem Beni lm G//deki Hatrlama, Zaman ve zne Katmanlan

Joseph J. Kockelmans Edmund Husserl ve Fenomenoloji

Jean Blain Paul Ricceur'le Sylei: Bellek, Tarih, Unutu

Behice Tezakar "Bellek Sancs: Havuzba'nda ocuk Mevsimi" ki


"kiye Ayryorum Yaam Seni!.."

A. Sait Aykut Varlk, Benlik, Hatrlay ve Unutu zerine

Ayta Demirci Sessizliin Sesi: Sein undZeitve Dil zerine Bir Deneme

Michael Schudson Kolektif Bellekte arptma Dinamikleri

Um ut Tayda ifreli Harikalar Kumpanyas

Ata Devrim Haz lkesi'ni Doru Kavrayabilmek Asndan "Zaman" Kavramnn nemi

Cengiz ala Bellek stne Dnmek

Mehm et etinta lmekte Olan nsan Bir eye Uzanr...

Eilean Hooper - Greenhil Bellek Tiyatrosu

Nicomedes Surez-Araz Am nezi Manifestosu

Faruk Duman Kap\an: G istemimiz zerine bir deneme

Kapak llstrasyonu: Emre zbay

ISSN 1300-2880-50

Fiyat: lo YTL