You are on page 1of 2

'Matrix' gerçek olabilir mi?

12/11/2013 00:00 A+ A­
"Acaba evrende içinde
hata düzeltici kod yapısı
olan bir yayın var mı ve
biz alıcılar yani insanlar
evreni, gelen sinyalleri
algıladığımız biçimde mi
görüyoruz?"
Haber: CAN

GÜRSES ­ @canitti / Arşivi

‘Matrix’ vizyona girdiği ilk andan itibaren, şoke edici ‘sanal bir gerçeklik içinde yaşadığımız’ temasıyla
kült filmler arasında yerini almıştı. Bir bilim kurgu filmi için dahi hayal gücünün sınırlarını zorladığını
düşündüğümüz ‘Matrix’ aslında gerçek olabilir! 
İşin daha da ilginç tarafı, genelde bu tarz öneriler ciddiye alınamayacak derecede bilimsellikten uzak
kişilerden gelir… Ancak bu kez önerinin geldiği yer gerçekten de sağlam. Prof. James Gates,
‘Matrix’in de konusu olan ‘sanal gerçeklik içinde yaşadığımız’ fikrinin gerçek olabileceğine dair
bulguları olduğunu iddia ediyor. James Gates ünlü bir teorik fizikçi ve özellikle Sicim Teorisi alanında
bilinen, saygı duyulan bir bilim adamı. 2002 yılında, Princeton’daki Institute for Advanced Study’de
gerçekleştirilen yaz okulunda, ondan ders alma fırsatını yakaladığım için kendimi şanslı
hissediyorum. 

Gates’in en son çalışmaları, Sicim Teorisi’nin denklemlerinin içerisinde
‘hata düzeltici kod’ yapısı olduğunu; evreni açıklayan denklemlerin
yapısının, günlük hayatta sinyallerde kullandığımız hata düzeltici kodların
yapısıyla aynı olduğunu öngörüyor. Peki bu tam olarak ne demek? 

Enformasyon Teorisi’nde hata düzeltici kodlar (error correcting codes) olarak adlandırılan yapılar
vardır. Bir radyo veya televizyon yayınını ele alalım. Bu yayınlar aslında basit olarak yayıncıdan
alıcıya giden sinyallerdir. Yayını yapan yer, alıcılara bir sinyal yollar ve biz evde bu sinyali alan
radyolarımızı dinler, televizyonlarımızı izleriz. 
Sinyalin izlediği yol boyunca çevredeki bir sürü elektronik cihazın yarattığı başka sinyallerle
etkileşmesi sonucunda (ki buna gürültü adı verilir) alıcıya ulaştığı hali, yayıncıdan ilk çıktığı şeklinden
eser bile taşımayabilir. İşte bunun olmasını engellemek amacıyla sinyal gönderilirken içine ekstra bir
kod yerleştirilir. Bu kod, sinyal alıcıya ulaştığında ilk halinden farklıysa alıcının, gürültü etkilerini ayırıp
sinyalin orijinal halini algılamasını sağlar. Bu sayede TV’deki görüntü pürüzlü değil, pırıl pırıl çıkar!.. 

 Ve bu gayet doğal. Gates.  Prof.  Adinkra adı verilen geometrik yapılar çok geniş bir aile olarak görülebilir.  Şimdi günlük yaşamda kullandığımız sinyallerde bu hata düzeltici kodları neden kullandığımızı bir daha hatırlayalım ve kendimize soralım: “Acaba evrende içinde hata düzeltici kod yapısı olan bir yayın var mı ve biz alıcılar yani insanlar evreni. Şu an CERN ve benzeri yerlerde gerçekleşen deneysel çalışmaların bir amacı da bu partner­parçacıkları bulmaktır.. aynı zamanda bize etkileşimin matematiksel denklemlerini de direkt olarak verir. Gates.”  Ne dersiniz. Bu diyagramlar sadece bir etkileşimi geometrik olarak temsil etmek amaçlı kullanılmaz.  Elimizde her şeyin teorisi olarak kabul edebileceğimiz en kuvvetli kuram olan Sicim Teorisi’nin de süpersimetrik bir kuram olduğunu hesaba katarsak evreni açıklayan denklemlerin yapısının. yukarıdaki örneklere benzer şekilde. ‘seçilmiş adam Neo’yu aramaya başlasak mı şimdiden?  .. Bunlar hangi tip adinkralar mı? Enformasyon Teorisinde kullanılan hata düzeltici kodların matematiksel yapısıyla aynı olanlar!  Yani işin özeti; süpersimetri denklemlerini temsil eden geometrik yapılar ile hata düzeltici kodların matematiksel yapısının aynı olduğu sonucuna varıyoruz. Hepsinin temel yapısı aynı olsa da ailenin bazı fertlerinin uyduğu bazı kurallar diğer fertlerinden farklıdır. günlük hayattaki sinyallerde kullandığımız hata düzeltici kodların yapısıyla aynı olduğunu görürüz. Süpersimetri özet olarak der ki evrende her temel parçacığın teorik olarak bir de partner­parçacığı mevcuttur. süpersimetri denklemlerini temsil eden ve adinkra adı verilen geometrik objeler buluyor. sadece belirli tip adinkraların süpersimetri denklemlerini temsil edebileceğini keşfediyor. Aranızda “Bir saniye! Süpersimetri ne ola ki?” diyenleriniz olabilir. doğanın kendisi değil; doğanın bizim sorgulama metotlarımıza göre kendini ifşa ettiği kadarıdır. gelen sinyalleri algıladığımız biçimde mi görüyoruz?”  Kuantum Kuramı’nın babalarından Werner Heisenberg durumu epey önce açıklamış: “Gözlemlediklerimiz.karmaşık atom altı parçacıkların etkileşimlerini temsil etmek içinde ünlü fizikçi Richard Feynman ile anılan Feynman Diyagramları kullanılır. Prof.