You are on page 1of 352

Paradigma 'nn Vitrinindekiler

Hsamettin Arslan, Epistemik Cemaat


I. Lakatos & A. Musgrave, Bilginin Geliimi ve Bilginin
Geliimiyle lgili Teorilerin Eletirisi
Jacques Ellul, Szn D
Hakk Bnler, Estetik'in Ksa Tarihi
David West, Kta Avrupas Felsefesine Giri
Martin Heidegger, Teknie likin Soruturma
Martin Heidegger, Bilim zerine ki Ders
Ahmet Cevizci, Paradigma Felsefe Szl
Wilhelin Dilthey, Hermeneutik ve Tin Bilimleri
S. Woolgar, Bilim: Bilim desi zerine Sosyolojik Bir Deneme

Susan Hekman, Bilgi Sosyolojisi ve Hermeneutik
Edibe Szen, Sylem
Anthony Giddens, Tarihsel Materyalizmin ada Eletirisi
Ahmet Cevizci, Paradigma Felsefe Terimleri Szl
J, W. Murphy, Postmodem Sosyal Analiz ve Pstmodem Eletiri
Leo Strauss, Politika Felsefesi Nedir?
John Locke, Tabiat Kanunu zerine Denemeler
N. Warburton Felsefeye Giri
,

Atakan Altmrs, Dil Felsefesi Szl


Veli Urhan; Michel Foucault ve Arkeolojik zmleme
Bryan Magee, Byk Filozoflar: Platon'dan Wittgenstein'a
Bat Felsefesi
Alasdair Maclntyre, Ethik'in Ksa Tarihi
Alasdair Maclntyre

Homerik adan Yirminci Yzyla

Ethik'in Ksa Tarihi


Homenk adan Yinninci Yzyla Ethik'in Ksa Tarihi
Alasdair Mac/ntyre

eviri 8 Sunu
Hakk Hnler & Solmaz Zelyt Hnler

22. Paradigma Kitab


14. Kitap
Felsefe Dizisi

Bu kitabn tm yaym haklar


Paradigma Yaynlar'na aittir.

Bask
Engin Yaynclk

Birinci Bask:
stanbul, ubat 2001

PARADGMA YAYINLARI
Cankurtaran mah. Seyit Hasan sok. 12/4
Sultanahmet / STANBUL
TEL (O 212 638 64 46)
_Yaynevi rtibat Tel: O 532 403 21 49
Alasdair Maclntyre

Homerik adan Yirminci Yzyla

Ethik'in Ksa Tarihi

Paradigma
stanbul, ubat 2001
Sunu: Alasdair Maclntyre

Das Leben jedes Menschen ist ein Weg zu sich selber hin, der
Versuch eines Weges, die Andeutung eines Pfades . Kein
Mensch ist jemals ganz und gar er selbst gewesen; jeder strebt
dennoch, es zu werden, einer dumpf. einer lichter, jeder wie er
kann.*

By none of them is moral life concieved of as a journey


toward the discovery ofjirst principles as an end, the fu.ll
disclosure ofwhich is, in both sense of "end," the end ofthat
journey, so that it is in'-a strict sense only at the end that we
know whether or not at the beginning we did in fact know
what the true beginnin'g ws.**

traduttore, traditore .. ***


.

Gerekten nereden balayacan bilmek hi de kolay deil. Ne yapaca


n veya ne yapmak istediini bilsen bile Ethik'in Ksa Tdrihi'nin ya-
...

* Hermann Hesse, Demian, "Her insann hayat , o insan kendine gtiiren bir
yoldur; bir yol araydr, bir patika izidir. H ibir insan h ibir zaman
biisbiitn kendisi olamamtr; yine de herkes bu uurda abalar, kimisi
dambur dumbur, kimisi l l, herkes nasl bilip yaparsa."
** Alasdair Maclntyre, Whose Justice? Which Rationality?. "Onlarn hibiri,
moral yaam, tam alm "nihayet"in her iki anlanunda bir nihayet olan
'
ilk ilkelerin kefine doru bir seyahat olarak tasarlamazlar, o seyahatin
nihayeti ki, aslnda hakiki balangcn ne olduunu balangta bilip
bilmediimizi tam anlamyla ancak onun nihayetinde biliriz."
***
Anonim, evirilemez!
)
il Ethik'in Kisa Tarihi

zar hakknda bilgi vermek istiyoruz; yazarn haritasn karacak deiliz;


olsa olsa yn belirleyecek bir "pusula" olabilir yazacaklanmz. Bir pu
sula yazabiliriz Alasdair Maclntyre hakknda.
sko asll Amerikal filozof Maclntyre' dnya 198l'de yaynlanan
After Virtue (Erdem'den Sonra) ile yaygn bir ekilde tanmaya balar. Bu.
"dnya" daha ziyade ngilizce konuan felsefe dnyas olmakla birlikte,
gerek dil gerekse alan bakmndan ksa zamanda geniler ve Maclntyre
Whose Justice? Which Rationality? (1988 !Kimin Adaleti? Hangi Ras
yonalite?) ve Three Rival Versions of Moral Inquiry (1990 /Moral Ara
trmann Rakip Versiyonu) ile yoluna devam eder. Onun fikirleri ve
vurgulan balangcndan bugne dek deimitir. Hatta 197l'de Against
Self-Jmages of the Age (an "Kendi-mgeleri"ne Kar) basldnda,
yani yukandaki lden ilkinin basmna daha on yl varken, Emst Gell
ner, Maclntyre hakknda yle yazmaktadr: "Profesr Maclntyre' farkl
klan ey, onun kuku duyduu inanlann says deil; onun benimsedii
inanlarn saysd:. Onun kuku kapasitesini paylanz ya da aanz; ama
onu farkl ve belki de rakipsiz klan, onun inanma kapasitesidir.''1 Evet
yllar ierisinde Maclntyre'n fikirleri deimitir ve daha da deiecektir.
Ama onun temas ve kaygs deimeden kalr. Otuz kadar kitap ve yz
akn makalede devamll gzlenecek tema-ada liberal toplumlarn
eletirisi iken, kayg hep ayndr: hakiJrnt.
lk ilgileri klasik Grek ve Latin eserleri2 olan Maclntyre, Manchester
niversitesi felsefe blmn bitirir. lk kitab Marxism: An Interpreta
tion' (1953 !Marxism: Bir Yorum)3 tamamladnda yirmiiki yandadr.
Bu srada Maclntyre hem bir Hristiyan hem de bir Marxisttir. Kitabn
konusu, Marxism ile Hristiyanlk arasndaki retisel yaknlktr. Gen
Maclntyre'a gre, Marxism, dnyevilemi uyarlamasn daha nce He
gel'in vermi olduu Hristiyan teolojisinin bir ekal deitirmesidir.
Marxism, Hristiyanlk ile ayn metafizik ve moral faaliyet alanna sahip-

1 Emst Gellner, Th Devilin Modern Philosophy, Routledge and the Kegan


Paul, London, 1 9 74, s . 1 93.
2 Maclntyre'n bu ilk ilgilerinde ve yaamnn sonrasnda belirleyici rol
George Thomson ve onun almalar oynar. Bununla ilgili Maclntyre'n
kendi ifadesi iin bkz. "An Interview with Giovanna Borradori", Th e
Maclntyre Reader (ed. Kelvin Knight) , 1998, s. 256.
3 Marxisn: An lnterpretation, SCM Press, London, 1 953.
Sunu III

tir; Roma mparatorluunda insanlar Hristiyan yapan motivler, modem


toplumda insanlar Marist yapan motivlerin ayndr. Fakat Marxism,
din eletirisinde bir hataya yaslanr. Onsekizinci yzyl rasyonalizminden
miras alnan bu hata, batl inanc mitik dnceyle, mitik dnceyi de
dinsel dnceyle birletirip, bu birleimi bilimsel dncenin hasm
klmada yatar. Oysa mit, Maclntyre'a gre, bilimden farkl bir eye, dn
yann btnlkl bir tasvirine giriir ve betimleme ile deer bime ara
sndaki banty, olgu ile deer arasndaki sk ilikiyi memnuniyetle
sergiler: "...mit ile bilimin anlam kriterleri farkldr. Bir metafizik bir
rasyonel mittir. Bir batl inan, dnp tanmann denetiminden ve
eletirilerinden uzak olan bir mittir. Bir din ise, hem tarihte bir temeli
olduunu hem de kendi tesinde Tanr'ya iaret ettiini iddia eden bir
mittir" (s.13-14). Marxismin pozitivizm ile veya belli pozitivizm versi
yonlar ile paylat zaaf, dini saf mit ile, aklyrtmenin her trl izin
den yoksun salt mit ile, yarti batl inan ile bir tutmasdr. Ancak
Marxismi Hristiyan dini karsnda stn klan bir yan vardr ki,
Maclntyre bugne kadarki yksnde, bu bakmdan Marxisme hep sadk
kalr: iktidar ve iktidarn teknolojiyle ilikisi sorunu veya dnyann
dntrlmesi ynnde insani erkin ve tekniin imkanlan tartmas.
Hristiyanlar kendilerini kefareti denip kurtulmular topluluu olarak
grdkleri lde dnyadan ve dnyevi olandan geri ekildikleri iin, Ma
clntyre dnyevi bir Hristiyan teolojisi gelitiren veya Hristi)'.anl dn
yevi terimlerle canlandrp hayata geirmeye alan Hegel'i ve Feuer
bah' takip ederek onlarn Marx'n dncesi zerindeki izlerini ortaya
koymaya alr. "Yabanclama''. kavramnda bulunur bu izler. Maclnty
re' a gre, Hegel'in temel kavram, "kendinden-uzaklama",
"nesne(l)leme" ve "kendine-gelme", srasyla. Hristiyan "D",
"dnyann gnahkarl" ve "kefaret sreci" nosyonlarnn yansmasdr.4
Fakat Maclntyre'a gre, gerek Hegel gerekse Feuerbach kurtulua giden
yolun sk bir dnp tanmadan getiine inandklar lde yanlrlar.
Baka deyile onlarn idealizmi, yaniideleri ve kavranlan maddi gerek
liin yerine geirme tutumu, bir yanlgdr ve "bu, Yeni Abid'in payla
mad bir yanJgihr." Onlar, bu npktada, kendisine balandklar Yeni

4 Bkz.Peter McMylor, Alasdair Maclntyre: Critic of Modernity, Routledge,


London and New York, 1994, s.&.
iV Ethik 'in Ksa Tarihi

Abid'in insan retisinin nemli bir cephesini gzden karrken, Marx


bu cepheyi yakalar (s. 36). Bu, praksis veya teoriyle pratiin birlii cep
hesidir. Hristiyanlk ve Marxism bir praksis formu olmak bakmndan
birbirlerine benzerler. Maclntyre'a gre Marx "hem somutluk bakmdan
hem de proletaryay, fakirleri kurtuluun iaretlerini tayanlar Oiarak
.
grmesi bakmndan" nciller'in ruhuna Hegel'den daha sadktr ve
"Marx'n yapt ey, sa'nn zengin ve fakire ilikin tm antitezlere dair
yargsn kendi zamannn kapitalist toplumu zerine dorudan bir yar
gya evirmektir" (s. 57). Marx'n proletaryay kurtarc dntrme ile
zdeletirmesinde gen Maclntyre'a gre en nemli yan, Marx'n tarihsel
yargsnn moral niteliidir ve yabanclamann almasnda Marx'n
"insann ne olmas gerektii"ne dair vizyonudur. Gelgelelim, Marx'n
sonraki dneminde bilimsellik adna vurguyu "olmas gereken"den
"olacak olan"a kaydrmas, pozitivist bir eilimle onu Hristiyanlktan
ekonomi politie gtrrken, onun teorisini neneleme, eyleme teh
likesine aar ve kendi ideoloji eletirisine kendisini ak brakr. Doa bi
limlerini model alan sosyal bilimlerin pozitivizminin moral yarglar
dlama tutumu, insani dnce ve eylemin ngrlemezliini greme
mekle malfildur. Maclntyre'a gre "Maaizmin trajedisi metafiziin ala
nn doa bilimlerinin kesinliiyle birletirmeyi, istemesidir. Bundan do
lay Marxizm bir yandan dini reddetmek zorunda kald, nk dinin alan
kadar geni ve otantik bir alan talep ediyordu; te yandansa... tm teknik
sorulan an basitletirmek zorunda kald. Bu da, ... Marxizmi bir insani
yabanclama formuna soktu.... [Oysa ki] nsan marifetiyle deil, ama
daha byk bir tevazu ile, insani dncenin ve eylemin snrlarnn daha
fazla tannmas ile alacak olan bir ngrlemezlik vardr." (s. 71) Bu
rada, Maclntyre'n Hristiyan hmanizmi Hristiyan tevazu erdeminde ifa
desini bulur ve Stalinizmin totaliter tehlikelerine kar bir savunma ze
mini hazrlar.
Maclntyre hem Hristiyan hem Marxist olarak yazd ve Marsizm ile
Hristiyanlk arasndaki paralellikleri ortaya koymaya alt Marxism:
An Interpretation adl bu ilk almasn 1968'de gzden geirip ikinci
kez yaynlatrken, almann adnn Marxism and Christianity (Marxizm
ve Hristiyanlk) olarak deitirilmesi anlalr bir eydir. Burada 1953
basks ile 1968 basks arasndaki farklar vermek, Maclntyre'n dn-
Sunu V

cesinin bu yllar arasndaki seyri hakknda pek ok ipucu verebilirdi; ama


bu bizim biradaki niyetimizi Jlar. Maclntyre'n ilk kitab hakknda, yani
Marx'a ve Marxizme ilikin balang almas hakknda Peter McMay
lor'n u szlerini aktarmakla yetinelim: "Bir kez daha, bu kitabn,
Marxism: An Interpretation'n 1952'de yazlm (ayn yln Ekim aynda
tamamlanm) olduunu ve bu kitapta nisbeten snrl bir yer ierisinde
New Left (Yeni Sol) dncesine - Maclntyre'n esasl bir rol oynaya
ca bir New Left dncesine- bir ka yl sonra egemen olacak
Marx'n erken dneminin hemen hemen tm temalarna dair bir
tartmann bulunduunu hatrlamaya deer. Aka Maclntyre erken bir
evrede ve Anglo-Saxon dnyada Marxizm anlayl.na bir yandan ortodoks
.
Stalinist komunist yorumlarn (Maclntyre yazarken Stalin hayattadr) ve
te yandan hsrana uram saysz Souk-Sava polemiklerinin hkm
srd bir zamanda yazmaktadr. nanyorum ki, herhangi birinin, bu
kitab, dinsel ierii hakknda ne dnrse dnsn, gelecek on yl ve
daha fazlasnn [1960'lar ve sonrasnn] en hmanist Marxist aratirmala
rnn ounun parlak bir sunumu ve ngrsnden baka bir ey olarak
grmesi gtr ."s
Bu almann yayn tarihi olan 1953'ten Maclntyre'm A.B.D.'ye
gt 1971'e kadarki dnemde, Maclntyre, her biri meselesine son de
rece hakim pek ok alma ortaya koyar: Freud ile6, Marxist ethik ile7,
Hristiyan inanc ile8, Trotsky ile9, varoluuluk ile10, David Hume
ile, ethik tarihi ile12, dnyevilemenin moral sonular ile13, Lenin

5 Peter McMylor, a .g .e., s. 1 2. Maclntyre'n ilk kitab ile ilgili


deerlendirmede McMylor'a dayandk.
6 The Unconciousness: A Conceptual Analysis, 1958.
7 "Notes from the Moral Wilderness 1-II'', New Reasoner, vol. 7-8, 1958-59.
8 Difficulties in Christian Belie.f, 1959.
9 "Trotsky in Exile'', Encounter, Dec. 1 963.
o "Existentialism'', A Critical History .of Western Philosophy (ed . D . J.
O'Connor), 1964.
11 Hume's Ethical Writings (ed. & Intro. Alasdair Maclntyre), 1 965 .
12 A Shor Hisory of Ethics, 1 966.
13 Secularization and Mqral Change, 19Q7.
VI Ethik 'in Ksa Tarihi

ile14, ateizm ile15, Marcuse ile16, ideoloji ile17 ve daha pk ok isim ve


konu ile ilgili almalar. Peki neden 1971'e kadar? nku Maclntyre'n
kendisi, bir soru zerine, "benim hayatmn tam bir anlats, onda 1971
civarndaki radikal deiimi vurgulamak durumunda olurdu,"18 diyor.
"Tam bir anlat" deil, bir pusula yazmaya alyoruz. Bu pusulada
1981 tarihli After Virtue1y -ve sonrasn- hazrlayan bir makale, bir
kitap ve bir de derleme anlmal.
1958'de, ngiliz Komunist Partisinden ayrlan bir grup Marxistin
kartt New Reasoner dergisinde Maclntyre'n "Notes from the Mor;l
Wilderness" ("Ahlfild Yabanilikten Notlar")19 adl bir makalesi yaynla
nr. 1956'da yesi olduu Komunist Partiden ayrlm olan Maclntyre,
nce Trokist bir gruba katlr; sonra kimi itirazlar nedeniyle gruptan
dlananlar arasnda bulur kendini. Belli bir sre daha hem Lyninist hem
de sosyalist evreyle bilfiil balantsn srdrse de, giderek Marxist po
litikann tm formlarndan ayrlmaya doru ilerleecektir. E. P. Thomp
son'n balatt "sosyalist hmanizm" tartmasna bir katk olan,.
"Notes"un pusulamzdaki nemi, Maclntyre'n burada liberal ahlaka veya
moraliteye hakiki bir Marxist alternatif bulmann gereklerini. ve yollarn
tartmasdr. K. Knight'n belirttii gibi "Notes"da arpc olan ey, ,
Maclntyre'n bu Marxist ahlak projesindeki problemleri kabul etmede
gsterdii samimiyet ve "akszllk"tr.20
Maclntyre'a gre Stalinizmin ahlak bir ama-ara rasyonalitesinden
hareket ettii iin liberal ahlaka bir alternatif veremez ve "Stalinist, ah
laken doru olan tarihsel geliimin sonucu bilfiil olacak olan ile zde
letirir" ve bylece de "ilkenin 'olmas gereken'i (ought) tarihin 'olan'
(is) ierisinde yutulur." Buna karlk, Stalinistin moral eletirmeni ka
rakterindeki liberal, "kendisini bir seyirci olarak tarihin dna koyar. O
tarihsel olaylarn akndan bamsz bir ekilde geerli" olduunu d
nd "kendi ilkeleri"nden medet umar. Liberali temsil eden moral

14 "How to Write about Lenin - and how not to", Encouiter, May 1968.
15 Paul Ricoeur ile birlikte_, The Religious Significance of Atheism, 1969.

16 Marcuse, 1 970.
17 Against the Seljlmages of the Age, 1 9 7L
18 "An Interview for Cogito", The Maclntyre Reader, s. 267.
19 "Notes from Moral Wilderness", The Maclntyre Reader, s. 31-49 .
2 0 Kelvin Knight, "Editor's Introduction'' , The Maclnyre Reader, s. 2.
Sunu VII

eletirmene gre "her mesele kendi moral deerleri iinde yarglanacaktr.


lkenin 'olmas gereken'i tarihin ?olan'na tamamen dsaldr." te by
lece Stalinist ile liberal , 'olmas gereken'in 'olan' ile ilikisinde veya
deerin olguyla ilikisinde birbiriyle rten bir duru alr; veya libera
lizm "Stalinizmin bir tr fotografik negatifi"dir. Tm bunlar , hakim
olan ethos'u, liberal ethos'u gsterir veya "toplumumuzda egemen olan
liberal ahlfilc" gsterir. "Ahlfilcn otonom diye alnmas, liberal gelene
in zne aittir .... [Bu,] felsefe elkitaplarnda [bulunan haliyle], moral
ilkelerin bir moral-olmayan zemine sahip olamayaca doktrinidir. zgl
moral meseleler hakkndaki yarglarmz, daha genel ilkelerden medet
umarak desteklenir. Ama, sonunda, baka her eyin kendileri uyarnca
yarglanmalar nedeniyle en genel ve nihai [olan] ilkelerimiz , herhangi
bir rasyonel hakhkarmn tesinde dururlar. Hele de olgulara herhangi
bir bavuruyla haklkarlamazlar. Moral olann olgusal olandan bu yal
tl, zorunlu ve kanlmaz bir mantk hakikati olarak sunulur.," (s. 3 2-
3 3 ) Bunun sonucu , moral yarglarn keyfilii, znellii, relativizmidir.
Baka deyile , ahlfilca ilikin sorular hakknda keyfilie xer brakmayar
rasyonel argumana yer yoktur; "biz sadece seim yapabiliriz ve seimi- ,
miz bundan ziyade unu semenin sebeplerini veremeyeceimiz anla
mnda zorunlu olarak keyfidir." (s. 3 3 ) Artk herkesin deerleri kendine
aittir: deerler, kiinin "kendi deerleri, zel (private) deerleri" (s . 3 4)
olduu lde "onun bavurabilecei hibir ortak, kamusal (public) stan
dardlar kmesi yoktur." (s . 3 5) Maclntyre , bunlar yazd gnden bu
gne hi deimez. Onun deiimi, bu tesbitler ve. tenkitler zemininde ne
yaplaca veya ne yaplmas gerektii konusuyla ilgilidir.
"Notes"da Maclntyre, Stalinist ve liberal yola alternatif bir Marxist
yolun olduuna inanr ve daha otantik bir Marxizme geri dn nerir ve
bu nerinin imkanlarm soruturur. Marx'n Hegel'den miras ald insan
doas kavray yardmyla deerler ile olgular , nsan ile insanlar, mo
ralitenin 'olmas gereken'i ile arzunun 'olan'n bi:letiren "bir genel
toplum teorisi",, toplum iin ortak, paylalan bir "moral imge" verilebi
lir mi? Veya bir Marxist ethik nc bir yol . olarak moral yabanllie
son verebilir mi? Maclntyre, liberal-olmayan bir alternatifin varlna
.hep inanacaktr ve onu araya , caktr. "Notes"da Marx'n zc insan doas
nosyonunun ve bu doann tarih ierisindeki geliimine dair genel bir te-
VIII Ethik 'in Ksa Tarihi

ori olarak Marxizmin, bu alternatifi henz oluturmam olsa bile, bu al


ternatif haline getirilebilecei iddia edilir; fakat ayn zamanda, bunun ah
lfilc iin henz net ve salam bir zemin olarak kabul edilemeyecei de
ima edilir. Yaznn sonunda Maclntyre u akszl ve samimi soruyu
eletirmenlerinden nce sormaktadr: "Sosyalistler olarak bizleri Nagy'
nin katlini protesto edemeyenleri de Kba mahkemelerini protesto et
meye balklama dalanlar da ayn kmseme ile grmeye sevkeden ne
dir?" (s. 48) Yani Stalinistleri de liberalleri de ayn ekilde ve eit oranda
kmsemenin zemini nedir? Evet Macar ayaklanmasnn lideri Nagy,
gizli bir mahkeme sonrasnda ldrlr ve hibir Stalinist bunu protesto
edemez; te yandan Castro'nun dmanlarnn lme mahkum edildii
Kba mahkemelerine liberaller evkle kar karlar. Niin, diyor
Maclntyre, birinde protesto etmeyeni dierinde protesto edeni hor gr
yoruz? Bu soru, belli ilke ve deerler yardmyla yantlanabilir. "Sz ko
nusu deerler, imdiye kadar insan doasnda yalnzca ksmen ifade edil
mi olabilir, ama onlar insani yaamda tam olarak cisimletirme giri
imi, ite yalnzca bu, moralite tarihine anlam verebilir." (s. 48)
1966'da yaynlanan A Slort History of Etlics (Etlik'in Ksa Ta
rili), ite byle bir giriim, toplumlarn yaamnda tecessm eden mo
ralitelerin tarihinin o toplumlarda yaayan filozoflarn felsefi ethiki ile
iliki iinde yazlmas giriimi idi. ok ynl bir giriimdi. Bir kere,
moral kavramlarn toplumsall ve tarihsellii tesbit ediliyor e bylece
toplumsal ve tarihsel deiimin bu kavramlar araclyla takibedilebile
cei neriliyordu. te yandansa, moral kavramlardaki deiimin toplum
sal ve tarihsel olan nasl belirledii gsterilmeye allyordu: Bu, pra
tik olann teorik olan belirledii lde teorik olann da pratik olan be
lirledii anlayyd. Bundan dolay, stlenilen i hi kolay deildi ve
Maclntyre'n ifadesiyle "sonutan, [kendisi dahil] hi kimse tatmin ol
mayacak" gibi grnse de, cesaretle gslenrniti.
"Tarih," diyordu Maclntyre, "ne bir hapisane ne bir mze ne de kendi
kendini kutlama vesilesi olacak bir malzemeler kmesidir." (s. 4) Moral
kavramlarn tarih ierisindeki deiimleri, yani bir ve ayn kavramn a
dan aa ve toplumdan topluma farkllamas kadar o kavramn 'ayn
kavram' olarak kalmas da nemlidjr; kpukluklar kadar srekliliklerin

21 A Short History of Ethics, Routledge, London, 1 99 1 .


Sunu IX

tesbiti bize ok ey anlatacak ve tarihsel aratrmay ilevi son derece


v
kukulu bir 'antika merak' olmaktan kurtaracaktr. O halde tarihsel ara
tnna 'anlama'nn zeminidir ve "ahlak dnyasn anlamak ile bu dnyay
deitirmek birbiriyle badatrlamaz grevler deildir." (s. 3 )
Maclntyre' bu giriime sevkeden problemi unutmayalm: birbirlerine
rakip olarak grnen moral pozisyonlarn birbirlerine kar "herhangi bir
rasyonel haklkarm" zemininden yoksun olmalar ve dolaysyla mese
leyi tamamen ve dpedz bir ahsi seim meselesine veya Maclntyre'n
ok daha sonraki bir nitelemesiyle bir "tercih meselesi"ne havale etmenin
sonucu olan keyfilik veya relativizm. "Notes", bu problemi zmenin
yolunun bir Marxist ethikten getiini ve byle bir ethik iin gereken
zemini tarihsel aratrmann verebileceini ifade eder. Short History'nin
yolu bylece alr; gelgelelim, yolda Maclntyre zm Marxizm ieri
sinde aramaktan uzaklamtr. 'yi'nin felsefe ncesi tarihinden, Home
rik gelenekten balayp Sartre'a uzanan tarihi ierisinde, moralite tarihi
ierisinde Marxizm episodlardan biridir. "Gen Hegelcilerin en kalc
ant, gen Kari Marx"n (s. 2 10) Hegel'in miraslarn eletirmekayg
snn, onu giderek kendisini Hegel'den ayrmaya ve Hegel ile arasndaki
kartlklar vurgulamaya sevketmesi, daha sonraki Marxistleri Marx'n
Hegelciliini bastrmaya ve hatta tahrif etmeye gtrmt. te yandan,
Maclntyre'a gre "Marx, kendi retisi iin nihai' nem.tayan iki so
ruyu hibir zaman sormad" (s. 214) iin, Marxistler bu boluu,
p
Marx'n kukusuz ngnnesi beklenemez bir ekilde, ka atma abasna
giritiler ve giriimleri zaafiyet iindeydi: Marx'n konumad veya ko
numay reddettii ey hakknda konumann zaaflar. Moral bireycilie
pek ok bakmdan medyun bir toplumun bu bireyciliin hatalarn nasl
tanyp aaca, yani kapitalizmden sosyalizme geite hangi eylem ilke
lerinin ii snf hareketini ekillendirecei netlikten uzaktr. Aynca
sosyalist ve komunist toplumun moralitesi hakknda byk bir atlama
vardr. Ama yine de Maclntyre kitabn sonunda Marx:'n hakikat paynn
teslim edilmesi gerektii imasnda bulunur: "Bireyciliin fethetmi ol
duu bir toplum ierisinde" yazanlardan biri olarak "Marx, komunal bir
ereveyi moralitenin ndayana olarak gnnek bakmndan Hegel'i ve
ngiliz idealistlerini andrr." Hegel ve dierleri moral bireycilii eletir-
: mekle kalmayp, moral vokabulerin, yani amalarn, kurallarn, erdemle-
X Ethik'in Ksa Tarihi

rin ve 'iyi'nin belirgin ve kendine zg kullanmlarnn olabilecei bir


komunite tipini sarihletirmeye alrlar. Maclntyre, bir kere daha bu
abay Marx'n Hegel'i ile deerlendirir: "Fakat byle bir komunitenin
zorunlu formuna ilikin felsefi analiz, bu komunite formunu yeniden ya
ratma iinin yerini doldurmaz." nk "moral vokabulerin ieriinin gi
derek daha boald bir toplumda deerlendirici ifadelerin sahip olmaya
baladklar yoksullam anlamlar" sayesinde grrz ki, byle bir ko
muna} ereve, vaktiyle Grek toplumunda bulunan ereve, artk mevcut
deildir; "Hegel ve ngiliz idealistlerinin tersine Marx byle bir ereve
nin artk mevcut olmadn grr; v o, btn bu durumu, ahlak hak
knda dnmenin toplumsal farkllklan gidermede artk sahici bir rol
oynayamayaca bir durum olarak karakterize etme yolunu izler." (s.
267)
Peki sonu? Short History'nin sonucu udur: "... bireycilik asitleri
drt yz yldr hem iyi hem k(it ynde moral yaplarmz yiyip kemir
mitir. Fakat yalnzca bu deil: biz, salam bir ekilde btnlkl mora
litelerin yalnzca bir teli:inin deil, fakat bir ounun brakt foirasla
yayoruz. Aristotelesilik, ilkel Hristiyan safl, puritan ethik, aristok
ratik tketim ethiki ve demokrasi ve sosyalizm gelenekleri, tm bunlar
bizim moral vokabulerimiz zerinde izlerini brakmlardr. Bu mo:alite
lerin her biri ierisinde, nerilen bir ama veya amalar, bir kurallar k- .
mesi, bir erdemler listesi vardr. Fakat sz konusu amalar, kurallar, er
demler farkl farkldr.... Buradan u sonu kar ki, bizim toplumumuzda
iki tr insan bulabiliriz: bu ayakta kalan moralitelerin tek birinin ieri
sinden konuanlar ve onlarn hepsinin dnda duranlar. Rakip moralitele
rin taraftarlar arasnda ve bir moralitenin taraftarlar ile hibir moralite
nin taraftan.olmayanlar arasnda hibir yarg mercii, hibir gaynahsi
ntr standard mevcut deildir." (s. 266) Evet Maclntyre bu almada,
Knight'n belirttii gibi "moralitenin toplumsal ve tarihsel formu hak
knda, ama ierii hakknda deil, bir hakikat iddiasnda bulunmaktadr.
Moralite, insanlarn nasl birarada yaadklan hakknda, toplum hakknda
ve dolaysyla tarih hakkndadr; hipotetik bir ekilde toplum ncesi bi
reyler hakknda deil.';22 Bu, A Short History of Etlics'in, kimsenin il
gisiz kalamayaca sonucudur.

22 K. Knight, a.g.e., s.4.


Sunu XI

Fakat bu sonucun ifade ettii ey. Maclntyre'n yola kt, kendi


siyle balad problemin ta kendisine bizi tekrar gnderir. nk byle
bir sonula ne yapacamz hakknda Maclntyre unlar yazmaktadr:
"imizden her biri, hem moral olarak kimlere bal olmak istediimizi
hem de hangi amalarn, kurallarn, erdemlerin rehberliinde olmay iste
diimizi semek durumundadr." (s. 268) Bu da gsterir ki, Maclntyre,
kendisinden !.<:anmak zere yola kt moral relativizm ve bireysel se
imin keyfilii probleminin bir kez daha iinde kalmtr. Ama kukusuz
bu tfuih denemesi ona ve okuyucularna pek ok ey retir.
Maclntyre, yllar sonra kendisiyle yaplan bir grmede, 1991'te,
Short History'den "hatalarndan pek ok ey rendiim bir kitap"23 diye
bahsedecektir. Bunlarn ne tr hatalar olduunu ise Maclntyre yle ifade
edecektir: "Her eyden nce anlatda belli noktalarda tekrarlanp duran bir
sreklilik yokluu. Ethik hakknda mnhasran Grek tartmasnn geli
iminin bir izah var, mnhasran Hristiyan dnce izgilerinin ok
farkl bir kmesinin geliiminin bir izah var ve de Aydnlanna ve Ay
dnlanma-sonras moral felsefeden doan argumancitif karlamalar ve
rakip sonular eitliliinin bir izah var. Fakat bunlarn her birinden bir
sonrakine gei noktalal'.lndaki sreksizlikler belirtilmeden braklr.
Merkezi kavramlarda ve temel ilkelerdeki kkl deiiklikler kaydedilir,
a bunlar, ilenmemi ve anlalmam salt olgular olarak grnr ."24
Yani Maclntyre'a gre bu kitabn kusuru, tfuih ierisinde artlarda gelen
evreler arasndaki kesintilerin, devamszlklarn, deiimlerin anlamnn
tam olarak sklmemi olmasyd; Maclntyre'a gre kitab bunlarn an
lamm okumay skememiti. Yllar sonra geriye dnp baktnda, "bu
kitapta" diyordu, "iki moral sylem formunu kar karya koymaya ka
rar vermitim: bir yanda tikel bir toplum tipine yeliklerini ifade etmek
iin moraliteyi kullananlarn moralitesi; te yanda ise kendi bireysellik
lerini veya toplumsal farkllklarm ifade etmek iin moraliteyi kullanan- .
lann moralitesi. Halis bir moralitede otoriteye sahip o1anlar kurallardr,
bireyler deil. Birinin kendi moralitesini seme nosyonu Wbir anlam ta
maz. Anlam tayan, moraliteyi yerinden etme ve amay seme y
nndeki ok daha radikal nosyondur. Bylece A Short History of Ethics,

23 "An Interview with Giovanna Borradori'', The Maclnyre Reader, s. 260.


24 a.g.e.,s. 260.
XII Ethik'in Ksa Tarihi

belki de, son sz Nietzsche'ye vererek bitmeliydi, Nietzsche'yi iki b


lm geride brakmak yerine."25
Maclntyre'n bu zeletirilerinde kendisine ne kadar insafl davrand
ndan, dorusu, pekala kuku duyulabilir. nk onun Marxist bir et
hik gelitirme araynda urad hsran samimidir; evet hakim ethos,
liberal
ethos, pozitif bir duruu alabildiine gletirmekte ve felsefi d
nceye negatif bir karakter vermektedir. Bu anlamda Short History, b
yk lde negatif yapda, negatif sonulan olan, yani sz konusu prob
lemin hallinde ne yaplacandan ziyade, ne yaplmayacan, zmn
ne olduundan ziyade ne olmadn ve olamayacan ifade eden bir ki
taptr. Ama Maclntyre'n aray srer.
Against the Self-Jmages of the Age, 1971 'de baslr .26 Bir derleme
olan bu kitap, adnn verdii izlenim dorultusunda, negatif bir moral,
toplumsal ve felsefi durutan kaleme alnm olan yirmi denemeden
. oluur. Alt bal
Essays on ldeology and Philosophy (deoloji ve Fel
sefe zerine Denemeler) olan denemeierin onbei daha nce eitli yer
lerde yaynlanm, sekizi ise ilk kez bu derleme ierisinde yaynlanm
tr. Maclntyre, bir cilt halinde biraraya gelen bu yazlarn "birlikli ve sis
,
tematik bir ele al vermediklerinin pekala farknda" olduunu belirterek
unu ekler: bunlar, "belli bir zaman veya yerde yazlm denemeler ol
maktan kurtarmak, bu argumanlan tzsel bir btn halinde biraraya nasl
balayacam bilmemi gerektiriyordu. Henz bunun nasl yaplacan
bilmiyorum, ama bu sorular hakknda daha ileri aratrmann bir nge
rei olarak bunun nasl yaplacan renmeye bakyorum." (s. X) Ne
gatif duruun hakim olduu bu ciltte Maclntyre'n on yl sonra pozitif
.
bir duru alaca lsnn ilki olan After Virtue'nn -ve hatta dierle
rinin- belli temalar hazrlanmaktadr. Against'teki bu temalar, ksa ve
kabaca balk halinde verilebilir: (1) ideolojiler ve ideolojinin sonu
tezi: tikel bir ideolojiye, zellikle psikoanaliz, Hristiyanlk ve en ok da
Marxizme inananlara kar Maclntyre, sz konusu ideolojilerin ya entel
lektel balamda ya da ada toplumsal yaamn dnce ve eylem
formlarm ifade etmede, yani pratik balamda baarsz olduklarm gs-

25a.g.e., s. 261.
26 Against the S elf-lmages of the Age, Schocken Books ine., New York,
97 .
Sunu XIII

termeye alr. te yandansa, kendi sfatyla ideolojinin sonunu ilfu


edenlere (Daniel Beli ve S. Martin Lipset gibilere) kar, Maclntyre tek
tek ideoloilerden miras aldmz belli baz eyler bulunduunu ve bizim
kendi sfatyla ideolojinin miraslar olamayacamz belirtir. Dahas,
Maclntyre'a gre "ideolojinin sonuna inancn kendisi, henz o kadar ta
nnmam olduu iin hi de daha az ideoloji olmayan bir ideolojiyi
maskeler" (s. VIII) . (2) Akademik felsefenin' durumu: ada akademik
felsefe, zellikle de Anglo-Saxon dnyasnda felsefe, Maclntyre'a gre,
belli ideolojik deer ve kavramlar hibir eletiriye tabi tutmakszn yay
gnlatrmada rol oynamaktadr. "Son yetmi yl iinde Anglo-Saxon
. dnyada filozofun etkinlii" der o, "analiz, linguistik analiz, kavramsal
analiz, anlam aratrmas" olarak kendini gsterir (s. Vlll) . Kavram veya
ifadelerin tarihsel ve toplumsal kaynaklan nazar- dikkate alnmad l
de, onlardaki anlam deiiklikleri ve dnmler de kavranamaz ve bu
nun sonucunda zaman ve mekan bakmndan snrl olan ve pekfila alter
natifleri olan bir dnyaya bakma tarz zorunlu, kanlmaz ve evrensel
diye sunulur. Bu "kusurlu felsefe", yani analitik felsefe gelenei .
"ideolojinin altn desteklemekte anahtar rol oynar." (s. IX) Maclntyre'a
gre, ngiliz idealist geleneinin doruu olan R. G. Collingwood
"analitik gelenek ierisindeki filozoflarn almalarnda eksik olan" ta
rihsel boyutu anlam olmas bakmndan arpc bir deere sahiptir (s.
95). (3 ) Sosyal bilimler eletirisi: Atasnn Max Weber olduu kabul
edilen olgu-deer ayrmna sadk bir sosyal bilimin, ideolojinin sonu te
zindeki ve analitik felsefe geleneindeki tutumlarn sonularna mahkum
olduunu (s. 92) dnen Maclntyre'a gre, ideolojinin sonu ideJojisi
nin "... hakiki algs[na sahip olabilmek] ve dnyay uygun ve mnbit
yollardan anlayabilmek, moral felsefede ve sosyal bilimler felsefesinde
yaplacak aratrmann sonucuna baldr." (s. IX) Bu yzden Maclntyre,
bu ciltte olan-olmas gereken iiikisinin Hume'a dayanan aklamala
rn27 ve bu ilikinin moraliteyi otonom klma abalarnda nasl arp
tlm olduunu28 gstermeye alr.

27 Bkz. "Hume on 's' and 'Ought' , a.g.e., s. 109-124..


"

28 Bkz. rnein, "What Morality Is Not", a .g.e., s. 96-108; "Ought", a.g.e.,


s. 1 36-156; "Some More About 'Ought' , a.g.e., s. 1 57-1 72.
"
XIV Ethik'in Ksa Tarihi

Evet 197l'e kadarki Maclntyre'n araylarnn belli sonularnn top


land. Against'in negatif ve sistematik olmaktan uzak yaps,
Maclntyre'n o zamanki dncelerinin durumunu aynen yanstr ve
Maclntyre bundan duyduu rahatszlkla "zaman zaman zdrabl z
eletire! bir dnp tanma ara-dnemi"ne29 girer. Bu ara-dnemde, bu
aray dneminde o tanyp kabul eder ki, sz konusu varglar, kltrel
ve toplumsal dzenin moral ve toplumsal tarihi hakknda bir dizi pozitif
iddiay, teyid ve tasdiki ngerektirmekte ve bu pozitif savlar da pozitif
trden belli bir moral ve toplumsal duruu ifade etme ynnde ilerlemeyi
zorunlu klmaktadr. "Bu tr pozitif iddialarn neler olduklarn
kefetmek" der Maclntyre, "benim hemen hemen on ylm ald."30
Against'ten on y sonra, 198l'de After Virtue baslr.31 Onun ilk sa-
trlarna u szler vardr: "Bu kitap benim moral felsefe ierisinde daha
nce yapttm almalarn yetersizlikleri zerine geniletilmi bir d
nmden ve de 'moral felsefe'nin bamsz ve yaltlabilir bir aratrma
alan olarak anlalmasna kar artan bir honutsuzluktan dodu. Bu n
ceki almalarn ounun (A Short History of Ethics, 1966; Seculariza
tion and Moral Change, 1967; Against the Self-lmages of the Age ,
1971) merkezi bir temas, moral pratiklerin, inanlarn ve kavramsal e
malarn eitliliini tarih Vf'. antropolojiden renmek durumunda oldu
umuzdu.... Moral inanlar, pratikler ve kavramlarn eitliliini ve he
terojenliini teyid ve tasdik etmemle ayn zamanda, farkl tikel inanla
rn, pratiklerin ve kavramlarn deerlendirmelerine kendimi balamakta
olduum ak hale geldi.... benim iin olmu olmas gerektii kadar
!
bakalar iin de akt ki, benim tarihsel ve sosyo ojik aklamalarm,
kendine has bir deerlendirme asndan bildiriliyordu ve baka trl
olamazd. Daha zel olaraksa, ben unu ileri srer grnyordum: mn
hasran modem toplumlardaki moral komunitenin ve moral ya:gnn do
as gerei, baka zaman ve yerlerde mmkn olmu olduu bir tarzda
moral kriterlere bavurmak artk mmkn deildi -,-}te bu, bir moral
belayd. Fakat analizim doruysa, ben neye bavurabiliyordum?" Bu so

29 "An Interview for Cogito", The Maclnryre Reader, s . 268.


30 "The Claims of After Virtue", The Maclnryre Reader, s. 69.
31 After Virtue, University of Notre Dame Press, lndiana, 1 984. Maclntyre'n
After Virtue'sniin geni bir sunumu ve eletirisi iin bkz. Solmaz Zelyt
Hnler, ki Adalet Arasnda, Vadi Yaynlar , 1 997.
Sunu XV

runun hemen ardndan Maclntyre, "Notes from Mofal Wildemess"e gn-


. dererek szlerini yle srdrr: "Ayn zamanda o son derece dikkate de
er The New Reasoner dergisine bir katlmc olma ayncalnda oldu
um gnlerden beridir Stalinizmin moral reddinin zemini sorusuyla u
ramtm. Stalinizmi reddedenlerin ou, eletirisini Marxizmin balat
t liberalizmin ilkelerinden medet umuyordu. Bu eletirinin tzn b
yk lde kabul etmeyi srdrm ve halen srdrmekte olduum iin
bu [Stalinizi reddedenlerin bavurduu] yant benim iin kullanlabilir
deildi .... Aynca ben anlamaya balamtm ki, Marxizm liberalizmden
ayrllar kadar liberal bireycilikten miras aldklar nedeniyle ar ve ze
deleyici moral yoksullamadan muztaribdir." Baka deyile Marxizm, li
beralizme hasm olduu kadar hsmdr da. Bu yzden After Virtue'de
"Marxizmin kendisi yalnzca marjinal bir ura olsa da" der Maclntyre,
"bu kitapta ulatm ve tecessm eden sonu Marxizmin moral kusurla
rnn ve baanszlklannm, Marxizmin, liberal bireycilik gibi, mnhas
ran modem ve modernleen dnyann ethos'unu cisimletirmesinden kay
nakland ve bu ethos'un byk bir ksmnn reddedilmesinden baka bir
eyin, ... bize rasyonel ve moral olarak savunulabilir bir duru noktas
vermeyecek olduudur." (s.IX-X) Evet Maclntyre burada gsterecektir ki,
dnyann ada vizyonu baskn ekilde Webercidir ve ada arxizm
de tz bakmndan Webercidir (s. 109); bu vizyonun rasyonel olarak sa
vunulabilir moral bir duru verme misyonu: yoktur.
Maclntyre, After Virtue'de pozitivist eilimdeki moral filozoflarn
moral yarglan tutum ve duygu ifadeleri olarak almakla.moral meselele
rin zlemezliine ve moral ihtilaflarn bitmez tkenmezliine en b
yk katky yaptklarn ve halihazrdaki "moral durumumuz"un bu filo
zoflardan dn alnan bir nitelemeyle "emotivist" olduunu belirttikten
sonra, bu durumun kaynan "Aydnlanma projesinin baanszlg"nda
bulur. Maclntyre'a gre Aydnlanma dnrleri, moralitenin geleneksel
ve batl formlar diye dndkleri eyin yerine bir tr dnyevi moralite
geirme giriiminde bulunmular; fakat Hume, A. Smith, Diderot, Kant
ve adalarnca yaplan giriimler, rakip ve hatta ortakllemez pozis
yonlar arasndaki zmsz tartmalar dizisine katkda bulunmann te
sine geeme ve K.ierkegaard'n Enten-Eller'inde (Ya-Ya da) hibir ras
yonel haklkanm verilemeyen bir seim tipini ortaya atmasyla so-
XVI Ethik'in Ksa Tarihi

nuna varmtr: "Modem kltrdeki bu keyfilik gesi felsefi bir keif ol


rak sunulmutur." (s. 39) Maclntyre'a gre, dnyevi rasyonalite dnyas
.
ierisinde din, artk moral sylem ve eylem iif.ortak bir ardalan ve ze
min veremezdi; ve dinin veremez olduu eyi felsefenin vermeyi baara
mamas, felsefenin merkezi kltrel roln kaybetmesinin ve marjinal,
dar bir akademik konu haline gelmesinin en nemli nedeniydi. (s. 50)
Aydnlanma projesinin kesinkes baarsz olduunu en iyi anlayan fi
lozof, Maclntyre'a gre Nietzsche olmutur. Nietzsche, bu kavrayn
bir soyktk yazarak sergiler, fakat bu soy ktkte veya tarihte
Nietzsche'nin bir yanl anlamas vardr: Aristoteles'in' ethik ve
politikasn Aydnlanma projesinin nceli olarak okumak. O halde,
Nietzsche problemi tehiste baarl, ama problemin kayna konusunda
veya tarihi konusunda baarszdr. Maclntyre'n After Virtue'deki pozitif
duruu Aristotelesi bir durutur ve o 1981 'den bu yana en ok tartlan
merkezi iddiasna hazrdr: "Aristoteles mi, Nietzsche mi?" nk
Maclntyre'a gre ada moral teoride sadece bu iki alternatif vardr.
Aristotelesi teleoloji 16. yzyldan sonra moral dnyadan kovuldu
undan beri ncelikli soru moral kurallara ve ilkelere ilikindir; oysa ki
aratrma, kurallarn ilevini ve otoritesini anlamak iin, modem ara
trmann aksine, Aistoteles'in balad gibi erdemlerden balamaldr.
Bylece After Virtue, felsefe ncesi arkaik toplumun mit ve destanlarn
dan balayp, ada toplumun edebi, sosyolojik, felsefi metinlerinde er
demlere ilikin deien konsepsiyonlarn bir tarihini verir; bu tarih, bir
yandan Nietzsche'nin soyktne meydan okur, te yandansa erdemlere
ilikin tamuygun bir konsepsiyon gelitirmede kullanlac ak materyali
saptar. Maclntyre'n Aristotelesilii, Aristoteles'in erdemler emasnn
eitli zaman ve yerlerdeki versiyonlarn takip eden ve bu emada ortaya
kan glklerle hesaplaan bir Aristotelesiliktir.
Maclntyre, bu Aristotelesilik zemininde, balamlarndan koparlm
erdemlerin "birlikli bir ekirdek kavram"nn yeniden karlabileceini
iddia eder. Bu, karmak, tarihsel, ok-katmanl bir kavramdr ve onun
mantksal geliiminde nosyon rol oynar: prak, anlatsal birlik ve ge
lenek. B nosyonun izah, sz konusu ekirdek kavramn aama
sn, bir sonrakinin ncekini ierdii aamay oluturur. Ksaca baka
lm.
Sunu XVII

"Bir 'pratik'ten ben toplumsal olarak tesis edilm;i, ibirliine dayal,


tutarl, karmak herhangi bir insani etkinlik formunu ... anlayacam"
diyen Maclntyre'a gre, "sz konusu etkinlik formuna isel olan iyiler"
vardr ve bu iyiler "bir pratik araclyla gerekletirilir." (s. 187) Ne tr
insani etkinlikler 'pratik'lerdir? Bu sorunun yant, Maclntyre tarafndan
"sanatlar, bilimler, [satran, futbol gibi] oyunlar, Aristotelesi anlamda
politika, aile yaamnn oluturulmas ve srdrlmesi" trnden etkin
likler diye verilir. Her pratikte o pratie isel olan ve dsal olan iyiler
vardr; dsal iyilerin edinilmesi belirli bir pratie girmeyi gerektirmez
iken (rnein para, prestij gibi iyiler belirli deil, herhangi bir etkinlik
ten edinilebilir olmalar bakmndan dsal iyilerdir), isel iyiler sz ko
nusu pratik her ne ise ona bizzat ve bilfiil katlmay gerektirirler. Bu
yzden isel iyileri olmayan, kendine ait ve kendine isel iyileri olmayan
etkinlikler bir pratik saylmazlar. Maclntyre'n pratik konsepsiyonunda
alt izilmesi gereken bir dier husus, isel iyilerin kazanlmasmn sz
konusu pratiin tm katlmclar iin iyi olmas; dsal iyilerin ise ka
zanann ahsyla snrl bir iyi olmas, yani onu elde edenin zel mlki
yetinde olmas ve biri bu tr iyilere ne kadar ok sahipse dierlerinin on
lara o kadar az sahip olmasdr. Erdemlerin pratikler ile ilikisi Maclnty
re'a bu ilk aam;t itibaryla geici bir erdem tanm verme imkfuu salar.
"Bir erdem, kendisine sahip olunmas ve uygulanmas pratie isel olan
iyileri edinebilmemize hizmet eden; yokluu ise kesin bir ekilde bizi bu
trden bir iyiyi edinmekten alkoyan kazanlm insani bir niteliktir." (s.
191) Pratik ve erdemin birlikte rlen izah gerei, kendileri olm
_ akszn.
pratiklerin srdrlemeyecei erdemler adalet, cesaret ve drstlk erdem
leridir. Bylece, Maclntyre tamuygun bir erdemler konsepsiyonu geli- -
tirme abasnda ilk aya tamamlar. Burada kukusuz ayrntsna girile
meyen Maclnre'n pratik aklamas son derece gl v tatmin edici
dir. O, bize rnein bir 'felsefe pratii'nden, bir 'iftilik pratii'nden,
bir 'aile pratii'nden, bir 'mzisyenlik pratii'nden, bir 'matematik pra
tii'nden, bir 'fizik pratii'nden, bir 'teori pratii'nden sz etne ve de
erlendirip anlama imkan veren gerekten nemli bir kavramltrmadr.
Bir pratikler okluunu kabul eden ve bylece de bir iyiler okluunu
kabul eden Maclntyre'n aklamasnn bu ilk aamasndan ikincisine bizi
tayacak olan ey, tam da bu okluk sayesinde kendisine yer alm
XVIII Ethik'in Ksa Tarihi

olan "atma"dr. Erdemlerin bir pratikler okluu ve de bir iyiler ok


luu uyarnca aklanmas atmaya yer brakt lde zengin, ama bir
o kadar da trajiktir. nk bu okluk ve atma ierisinde bireysel ya
amn birliinin nasl tesis edilecei sorusu veya pratikler ve iyiler ok
luu ierisinde 'nasl seim yapmalym ki karakter birliimi, ethik bir
liimi koruyabileyim?' sorusu yantsz kalr. te bu sorunun yantn
Maclntyre, ikinci aamada, "insan yaamnn anlatsal birlii" nosyonu
iinde verir.
nsan yapp-etmelerin, tpk dramalarn ve romanlarn olduu ekilde
genre'lan vardr ve yaamlarmz "tpk edebiyat yaptlar gibi balang
lara, ortalara ve sonlara sahiptirler": insani' yapp-etmelerin bu tr bir ka
lplan olmadan, failleri iin de ahitleri iin de anlalr olmas bekle
nemez. "Hem aktrleri hem yazarlar" olduumuz yaamlarmzda yk
leri yaarz ve bakalarnn eylemlerini yk formunda anlarz. ykmz
ve tarihimiz ile birlikte sonra ne olacan ngreineden teleolojik bir
ekilde ilerletiriz yaamlarmz. 'Ne yapacam?' veya 'Benim iin iyi
nedir?' sorusunu bir telos'a gnderim yapmakszn yantlamak mmkn
deildir. "... bir birlik olarak tasarlanan insani' bir yaamn iyisini kura
rak pratiklerin snrl iyilerini aan bir telos olmadka, hem belli bir al
tst edici keyfilik moral yaam istila edecektir hem de biz belli erdemle
rin balamn tamuygun biimde tayin edemeyeceiz." (s. 203) Burada
sz konusu olan erdemler, nceki aamann erdemlerinin yansra kamil
lik (integrity) ve sebat (constancy) erdemleridir . Bizler, yaamlarmz
hem bireysel adan hem de birbirimizle ilikilerimiz asndan paylal
mas mmkn bir gelecekanlay nda yaarz. "Bir gelecek imgesi
nin ekillendirmedii hibir imdi yoktur ve bu gelecek imgesi, imdi'de
ya kendisine doru gittiimiz ya da gitmeyi baaramadmz bir tefos
formunda sunar kendisini. Dolaysyla ngrlemezlik ve teleoloji, ya
amlarmzn paras olarak birarada bulunurlar; kurgusal bir anlatdaki
karakterler gibi, daha soma ne olacam bilmeyiz, ama yine de yaamla
rmz, kendisini geleceimize yanstan belli bir forma sahiptir. Bylece,
yaadmz anlatlar hem ngrlemez hem de ksmen teleolojik bir ka-
r-

raktere sahiptir." (s. 215-216)


Anlatsal birlikten hareketle bir insann yaamnn birliini tesis et
meye alan Maclntyre'a gre "insan, kurgularnda olduu kadar eylem-
Sunu XIX

lerinde ve pratiinde de bir yk anlatan canldr .. ,. tarih araclyla ha


kikate can atan ykler anlatc. . . " (s. 216) Bylece iyiler okluu iinde
ve bunlarn atmas halinde 'ne yapacam?' sorusunun yant 'kendimi
hangi yk veya yklerin bir paras olarak buluyorum?' sorusunun
yantndan sonra yantlanabilir. Erdemler zerine eitimde yk anlatma
nn oynad anahtar rol , Maclntyre'n bir toplumu anlamann o toplu
mun ykler sfou sayesinde mmkn olduu grnde yanklanr. Bi
reysel yaamn birlii de sz konusu bireyin yaamnn cisimletirdii
anlatnn birlii ile kaim olacaktr. "Bir insani yaamn birlii, anlatsal
bir arayn birliidir. Araylar bazen l:aarsz olur, boa kar, terkedi
lir veya dalmalarla israf edilir. Fakat bir btn olarak bir insani ya
amda baar veya baarszlk iin yegane kriterler, anlatlan vea anlat
lacak olan bir araytaki baar veya baarszln kriterleridir." (s. 219}
Bylece Maclntyre ortaan merkezi genre' olduunu syledii "aray"
konsepsiyonunu yeniden arr. Bu konsepsiyona gre "en azndan ks
men belirli bir nihai telos konsepsiyonu olmakszn bir aray iin her
hangi bir balang olamazd." Bu balang, ifadesini iyi araynda bu
lur: 'Benim iin iyi nedir?' sorusunda veya 'Ne yapacam?' sorusunda.
Bu noktada "nsan iin iyi nedir?' sorusuna da belli bir yant verilebilir.
Maclntye'a gre " 'nsan iin iyi nedir?' diye sormak, 'Benim iin iyi ne
dir?' sousuna verilen tm yantlarn ortaklaa sahip olmas gerekenin ne
olduunu sormaktr." Peki nedir bu? Tam da bu ' Nedir bu? ' sorusunun
kendisidir: "nsan iin iyi yaam, insan iin iyi yaam aramaya hasredi
len yaamdr." (s . 2 19)
Artk erdem kavramnn ikinci ve daha gelikin bir tanmlamasn
yapmak mmkndr: "Erdemler, yalnzca pratikleri srdrecek ve bize
pratiklerjn isel iyilerini edinme imkann verecek deil , ama ayn za
manda .karmnza kan zorluklar, tehlikeleri, ayartmalar ve dalmalar
altetmernizi mmkn klarak, sz konusu iyi aray trnde bize destek
olacak ve bizi giderek artan bir kendini bilme ve iyiyi bilme ile donata
cak istidatlar" (s. 219) veya temayllerdir.
Gelgelelim, birey olarak iyiyi aramann ve erdemferi uygulamann
imkan yoktur. Bu, bizi nc aamaya, gelenek nosyonuna sevkeder.
Maclntyre'a gre, yaa.mlanmzn tmyle egemen yazarlar .olmaktan
bizi engelleyen bir ey vardr: isteyelim ya da istemeyelim, her birimi?
XX Ethik'in Ksa Tarihi

bir gemi ile birlikte doarz ve kendimizi bir tarihin paras olarak bu
luruz. Yaamlarmzn anlatlar , tek tek pratiklerin tanp yeniden ekil
lendirildii geleneklerin anlatlan iine gmldr . " . . . Zamanmzdaki
bir pratiin tarihi. . . sz konusu pratiin bize tand gelenein daha
uzun ve geni tarihinde gmldr ve bu tarih uyarnca anlalr klnr;
yaamlanmzn her birinin tarihi . . . bir ka gelenein daha uzun ve geni
tarihine gmldr ve bunlarn tarihleri uyarnca anlalr klnr." (s.
222)
Gelenek kavramnn muhafazakar politika teorileriyle birarada bulun
duunu dnmeye bir yatknlk vardr. Bu yatknln ardnda,
Maclntyre'a gre , Burke ve izleyicilerinin, gelenei akl ile kartlatnna
ve gelenein istikrarn atma ile kartlatrma hatas yatar. Oysa
"gelenekler , canl olduklarnda, atmann srekliliklerini cisimletirir
ler" ve "aslnda bir gelenek Burke hale geldiinde , o can ekien veya
l bir gelenektir." (s . 221-222) Canl bir gelenek "henz tamamlanma
m bir anlat olarak" canldr. Bir gelenei srdrp glendiren veya
zayflatp ykann ilgili erdemlerin, geleneksel dnce ve karakter er
demlerinin uygul anmas veya uygul anmamas olduunu syleyen
Maclntyre'a gre bunu farketmek iin bir ilave erdeme ihtiya vardr:
"Kendisine mensub olduu veya kar durduu geleneklerin tamuygun bir
anlamna sahibolma erdemi ," (s. 223)
Maclntyre'a gre tn bunlar, Aristotelesi erdemler geleneinin ieri
sinden bakldnda grlp sylenebilir ve Maclntyre kendisini bu gele
nein iine yerletirerek tm bunlar syler. Onun zemini bellidir ve bu
zeminde durduunda grd bir dier ey, erdemlere ilikin geleneksel
anlayn merkezden marjine kayd ve Hume'dan itibaren , oul halde
erdemler hakkndaki bir kavramlatrmadan tekil halde ' erdem' e doru bir
deiimin, yaand ve bunun ardndan da merkezinde ne erdemlerin ne de
erdemin bulunabilecei bir kltrn egemen olduudur. "Bizler, gerek
ada moral felsefede gerekse moralitenin kendisinde bir zlemez tar
tma ve dilemmalar periodu ierisinde erdemden sonra[y] yayoruz ."32
Maclntyre , bu periodu tikel bir erdemin son haline bakarak takibeder:

_ 32 "The Claims of After Virtue", The Maclntyre Reader, s. 72; ayrca bkz.,
A.fter Virte'nn "From the Virtues to Virtue and after Virtue"
("Erdemlerden Erdeme ve Erdemden Sonra") adl 16. bliim.
Sunu XXI

"bir erdem olarak adalet"in son hali. ada politika flefesinin iki nl
ismi, Rawls ve Nozick'in adalet teorilerini inceleyen Maclntyren33 var
d sonu udur: "Egemen ekliyle anlalan moral felsefe, kltrn tar
tma ve anlamazlklarn ylesine sadk bir ekilde yanstr ki , onun
anlamazlklarnn tam da politik ve moral tartmalarn olduu ekilde
zlemez olduklar grlr." (s . 252) te 'erdemden sonra's: Bir erdem
olarak adaletten sonras . . .
After Virtue'nn iki sonucu. vardr: "Bir yandan moral felsefenin
yz yldr ve sosyolojinin yz yldr gsterdii abalara ramen , hala, li
beral bireyci bak asnn herhangi bir tutarl rasyonel olarak savunula
bilir ifadesinden yoksunuz; ve te yandan Aristotelesi gelenek , bizim
moral ve toplumsal tutumlarmza ve ballklarmza yeniden anlalr
lk ve rasyonalite getirecek ekilde yeniden-ifade edilebilir." (s. 259)
Maclntyre , bu sonulara son derece ikna edici ve tatmin edici bir ekilde
varr, ama kendisi byle hissetmez ve aratrmasnn eksik brakt eyi
herkesten nce ayn kitabn ierisinde ifade eder: "Benim tikel arguman
lara ilikin negatif ve pozitif deerlendirmelerim, burada ifade edilmemi
olsa da, sistematik bir rasyonalite izah nvarsayar." (s. 260) Mclntyre
bildirir ki, bu nvarsaylan rasyonalitenin hesab "bir sonraki kitapta
denecek"tir (s . 260) .
1988'de yaynlanan Whose Justice? Which Rationality? ite o kitap
tr 3 4 aa egemen olan bir erdem olarak adalet hakkndaki farkl ve b,a
.

damaz anlaylar, farkli ve badamaz rasyonalite, pratik rasyonalite an


laylarndan kaynaklanr. Bu durum, ' adalet nedir? ' somsuriun .
'rasyonalite nedir?' sorusuyla birlikte sorulmas ve yantlanmas ile anla
lp deitirilebilir. Farkl ve. badamaz anlaylarn ahitlik ettii gibi ,
farkl ve badamaz adaletler ve rasyonaliteler vardr ve bunlarn ait veya
mensub olduklar farkl rasyonel aratrma gelenekleri vardr. Bu kitapta
Maclntyre , kendini ierisine yerletirdii gelenekten hareketle farkl
gelenein tiirihsel geliimini adalet ve rasyonalite asndan yazar. Bu
gelenekten ilki , Homeros'tan Aristoteles'e ve daha sonra Mslman ve
Yahudi yazarlarca Albertus ve Aquina'l Thomas'a geen' gelenek; ikin-

33 Ayrnt iin bkz., Solmaz Zelyt Hnler, a.g.e., s . 172- 1 84.


34 Whose Justice? Which Rationalit y ? , University of Notre Dame Press,
1988. Ayrnt iin bkz., Solmaz .Zelyt Hnler, a.g.e. , s. 1 87-236.
XXII Ethik'in Ksa Tarihi

cisi, Kutsal Kitap'tan Augustinus'a ve onun araclyla da yine Aquina'l


Thomas'a ulaan gelenek; ncs ise, sko moral geleneini Calvi
nist Aristotelesilikten Hume ile tam kartna tayan gelenektir . Whose
Justice? Which Rationality? 'de bu nn yansra, balang niyetinin
veya projesinin aksine bir gelenek haline gelen , yani gelenekten bam
sz bir ekilde, gelenein olumsall ve tikelliinden bamsz bir e
kilde, bir toplumsal dzen kurma projesinin ilkeleri hakknda sregiden
tartmalarn bitmez tkenmezliiyle tanmlanan bir gelenek haline gelen
liberalizm ele alnr. Evet bu kitapta liberalizm, aratrma geleneklerin
den biri olarak sunulur, fakat onun gelenek haline gelmesi sregiden
zmszlkler ile mmkn olmutur; hatta nceden derhal giderilmesi ge
reken ciddi bir kusur olarak grlen bu zmszlk , artk liberallerin
gznde "bir tr erdem" haline gelmitir (s. 335).
Son derece zengin bir sunumu olan Wlose Justice ? Whicl
Rationality?'nin iddia8, bir tikel gelenek tarafndan verilen dnda hibir
duru zemini olmaddr. Bundan , tikel bir gelenek ierisinden sylene
nin bir dier tikel gelenek iinde olanlarca duyulmayaca kmaz .
nk en azndan , birbirlerine rakip olduklarn bilmeleri iin gelenekler
birbirlerini duyarlar . Belli konularda kkten farkl olan gelenekler, baka
baz konularda ayn inanlar, imgeleri ve metinleri paylaabilirler; l;az
standardlan paylaabilirler; ama rakip gelenekler arasndaki meselelerin,
kendisine bavurularak zlebilecei hibir bamsz - gelenekten
bamsz __: rasyonel haklkanm kmesi yoktur.
Maclntyre , "moral bela" dedii "keyfi seim" veya "relativizm" ile
mcadelesini srdrmektedir. Bu kitapta da, kendi duruunu Aydnlanma
sonras veya postmodem durular olduunu gsterdii relativist ve pers
pektivist durutan ayrmaya alr. Onun duruu, After Virtue'den biraz
farkl olarak burada "Thomas Aristotelesilik"tir . Macintyre'a gre ,
Whose Justice? Wlich Rationality?'nin argumann gelitirmenin drt
yolu vardr : 1) Aristotelesi , ama hem Augustinus hem de Hume ile a
tan Aristotelesi yol;-2) hem Hume'un hem de Aristoteles'in reddini zo
runlu klan Augusfinusu yol; 3) Hume bir yana , hem Aristotelesi anti
Augustinusulara hem Augustinusu anti-Aristotelesilere muhalif bir
tarzda Aristoteles'in ve Augustinus'un sentezini veren Thomas yol; 4)
Aristoteles'in, Augustinus'un ve Thomas'n snrilklan ve boinanlar
Sunu XXIII

diye dnlen eyleri hem felsefi hem tarihsel olarak ifa edecek olan
Humecu yol . Maclntyre iin, bu en az drt alternatif yoldan Whose Jus
tice? Which Rationality?'nin baka sonulara varmas mmkndr; fakat
"hibir yazar, bu yollarn birinden fazlasn yazamaz." te tam da bu
rioktada ada esas tartma balayacaktr veya balamaldr. Evet
Maclntyre'a gre, arguman yoluyla bize "nereden ve nasl balamamz
gerektii"ni reten sonular kararak biten bir kitap pek fazla bir ey
baarm grnmeyebilir, ama "Descartes, bir konuda hakl km
olabilir: felsefede nasl balanacan bilmek en g itir. Kim olursak
olalm, aratrmaya, zgl bir toplumsal ve entellektel gemile
ilikimizin bize kazandrd stratejik noktadan balayabiliriz ancak; ite
byle bir gemi araclyla, kendimizi tikel bir gelenee mensub klar
ve o gelenein tarihini imdiye tarz . . . " (s. 401 ) Kimin adaleti? Hangi
rasyonalite? Maclntyre bu soruyu Three Riva[ Versions of Moral
Enquiry'de yantlamay srdrr . Oradaki rakip , Thomas ,
Soyktk ve Ansiklopedisttir.
Ama biz daha fazla devam etmeyeceiz. nk Maclntyre'n alma
larnn pek ok nemli iddias, arguman, tezi, antitezi ve sentezinin bu
rada verilmemesi ve verilemeyecek olmas nedeniyle Maclntyre'n felse
fesine ihanet iinde olduumuzu itiraf etmek boynumuzun. borcudur.
Gellner'in szleriyle balamtk. O szlerin yazld 1 97 1 'den bu yana,
Maclntyre'n ballklannda deiimler devam eder. O, aa yukar 197 1
ve 1 9 8 1 aras veya 1960'lann sonundan 1 970'lerin sonuna kadarki d
nemde nce Protestan imann ve giderek Marxizme olan balln yiti
rir; bu tarihten sonraki dnemde ise Hristiyanla tekrar dner, ama bu
kez Katolik Kilisesi'ninkine. Onun yksndeki tm bu deiimlere
ramen, o , bir eyin peini asla brakmaz: hakikat. Felsef , hakikat ara
y ise ve Platon'un dedii gibi delice bir cesaret gerektiriyorsa ve de bu,
evet biraz nadir insanlarda bulunabilecek bir hassa ise, Maclntyre, o na
dirlerden biridir: Hakikat onu nereye gtrrse gidecek kadar yrekli biri.
Halen Notre Dame ve Duke niversitelerinde dersler vermeyi srdren
Maclntyre , ada felsefe sahnesinin son yirmi yldr ba aktrdr: Er
demden Sonra'dan itibaren dnce dnyas, eer gzn aarsa, Maclnty
re'dan Sonra'y temaa eder. Maclntyre'n hikayesi iin , evet belki de en
XXIV Ethik'in Ksa Tarihi

doru sz, onun aslnda bitmeyen bir ekilde Ethik'in Uzun Tarihi'ni
yazmay srdrddr. Biz, Ethik'in Ksa Tarihi ile baladk.

Solmaz ZelyOt Hnler


6 ocak 2001

Karyaka - zmir
!'

eviri hakknda

Burada evirisi yaplan metnin orijinal olarak tam knyesi yledir:


Maclntyre, Alasdair, A Short History of Ethics: A History of Moral
Philooophy from the Homeric Age to the Twentieth Century,
Routledge, London 199 1 .
eviride "n." (evirenlerin notu) ibaresiyle aksi belirtilmedike tm
notlar Maclntyre'n kendisine aittir.
eviride modern ve basitletirilmi trke yazma pratiimizin al
kanlklarna pek uymayan, fakat bizzat yazl ve szl dil geleneini g
zeten bir ekilde, szcklerin yazmlarnda mmkn olduunca o szck
lerin aid olduklar kltrel gelenek dairesindeki yazm iaretlerinin
(orijinal yazm, inceltme, uzatma, aksan vb.) kullanlmasna di),<lcat
edilmitir. Osmanlca szcklerde Ferit Develliolu'nun szlndeki
yazm esas alnmtr . Bu, sanlabileceinin aksine yeniyetme bir sriob
luk tr deil , tam tersine o szckleri ve onlarn anlamlarn var eden
gemi kltrlere denmesi gereken borcu ve bizi o kltrlere balayan
balan belirtik klmay mmkn klan bir titizliktir . Anlam, yazda giz
lidir ya da yazda gizinden kar. Materyali dilden ibaret olan veya dilden
baka materyali olmayanlar iin dil , yazl ya da szl olsun, sadece bir
ara deil , fakat bir amatr da. Ama ise, biimi ieriinden ayn dn
lemeyen eydi;. Bu itibarla, bizim benimsediimiz yazm tarz, evirimi
zin kulaa hitab ile gze hitab arasnda bir mtekabiliyet salamak
amac gtmektedir . evirmenin nihai grevi ve amac, Varlk'n bir
evinden bir dier evine nakledilecek olan manay knp dkmeden, eksil
tip oaltmadan ve titizlikle hfz ve terennm etmekten baka ne olabilir
ki? Dilden dile dolaan kendinden-gemi bir ak ile !
indekiler

nsz / 3

1 Ethik'in Tarihinin Felsefi Hedefi / 5

2 "yi"nin Felsefe-ncesi Tarihi ve Felsefeye Gei / 9

3 Sofistler ve Sokrates / 1 9

4 Platon: Gorgias / 33

5 Platon: Devlet / 41

6 Platon'a Dipnot I 59

7 Aristoteles'in Ethika's / 67

8 Grek Ethik'ine Dipnot / 97

9 Hristiyanlk I 125

1 0 Luther, Machiavelli , Hobbes ve Spinoza / 1 37

11 Yem Deerler / 165

12 Onsekizinci Yzyl Britanya Argunan / 179

13 Onsekizinci Yzyl Fransz Arguman / 203

14 Kant / 217

15 Hegel ve Marx / 227

16 Kierkegaard'dan Nietzsche'ye / 245

17 Reformcular, Faydaclar, dealistler I 257

1 8 Modem Moral Felsfe / 283


Dizin / 307
nsz

BU KTAP, kanlmaz bir ekilde yazarn an saydaki niyetlerinin


kurbandr. Bunlardan en alelade olan, bir ok ngiliz ve Amerikan ni
versitesinde ahlak* felsefesi almalarnn ekirdeini oluturan seilmj
metinler okumak iin basite tarihsel bir ardalan ve perspektiv salamak
tr. zelde , Hume, Kant , Mill ve Moore cenderesine skp kalm li
sans dzeyindeki niversite rencileri iin Grek dncesinin bir ak
lamasn vermek istedim. Fakat bu grnte basit niyet, benim ahlak
felsefesinin doas hakkndaki grlerimden tr karmak hfile geldi .
Aydnlatlmalar ve yeniden kurulmalar iin zerlerine teoriler nakedi
len moral kavramlara hi gnderimde bulunmayan bir felsefi temalar
aklamasyla snrl bir tartma sama olurdu; yalnzca ahlak felsefele
rinin deil , fakat ayn zamanda ahlak kavramlarnn ve bu ka".ramlar ci
simletiren ve bu kavramlarl_a tanmlanan ahlaklarn da bir tarihi otuz
cildi ve otuz yl doldururdu. Dolaysyla srekli olarak tavizler verdim;
sonutan hi kimse tatmin olmayacak. Kesinkes ben de tatmin olmadm.
Henry Sidgwick'in Outlines of the History of Ethics (Ethik'in Tari
hinin Anahatlar) rneine kadar hi kimse ngiliz dilinde ahlak felsefesi
tarihi zerine yazamad ve hi kimse bu rnek karsnda hayranlk duy
mam olamazd; kitap, Sidgwick'i,_n yazd Encyclopaedia Britannica
maddesinin bir yeniden gzden geirilmesi olarak 1886'da yaynland ve
ncelikle skoya Kilisesinin ordinandlar yararna bir niyet tayordu.
Benim kitabmn perspektivi Sidgwick!inkinden zorunlu olarak ok fark-

* Bundan byle metin ierisinde "ahlak", , "moralite", 'ethik" adlar ve


"ahlki" , "moral", "ethik" sfatlar , birbirinin hemen hemen edeeri ve
eanlamls olacak ekilde kullanlacaktr - n. .
4 Ethik'in Ksa Tarihi

ldr, fakat bu yazma deneyimi benim ona olan hayranlm arttrmtr.


Sidgwick gnlnde yle yazyordu: "Dn, benim taslaklarmdaki bu
dalaca bir gaf hakknda Macmillan' grmek iin kalkp, ta Londra'ya ka
dar gittim. Hakkndaki her eyi bilmem gereken bir adam - Sir James -
Mackintosh'u- 1 836'da, yam ldkten drt yl sonra bir kitap yaynla
m gibi gstermitim. Bu gafn nedeni basit bir dikkatsizliktir -bugn
inanlmaz gibi gelen bir trden." Bu kitapta bir yerlerde eminim ki, ayn
lde basit bir dikkatsizliin birden ok rnei olsa. gerektir. Ama bu
Sir James Mackintosh hakknda olmayacaktr -ki bu kitapta ondan za
ten sz edilmez. nk , tpk Sidgwick gibi , yalnzca sktnvermem
deil , fakat seip ayrmam da gerekiyordu. Tartlan yorumun pek ok
noktasnda , bir haklkanmn veremediim bir bak asna yerlemek
durumunda kaldmn da ne yazk ki farkndaym. Tek tek yazarlar ve
dnemleri inceleyen aratrmaclarn bir ok hatalar bulabileceklerinden

de kukum yok.
Borlarm pek ok: genelde , Leeds, Oxford, Princeton ve dier yerler
deki felsefeci meslekdalara ve rencilere; zelde, elyazmasnn bt- ,
nn ya da paralarn okuyan ve bundan , baka trl olmu olacandan
daha iyi bir kitap kartan Mr. '. F. Strawson'a, Mrs. Amelie Rorty'e ve
Profesr H. L . A. Hart'a. Onlara -derinden mteekkirim. zellikle de,
1962-3'te nsan Bilimleri Konsili'ne Senior Fellow ve 1965-6'da Ziya
reti Profesr olduum Princeton niversitesi'ne ve orann Felsefe B
lmnn yelerine genelde ne kadar ok ey borlu olduumun zellikle
bilincindeyim. Bu kitap , hibir ekilde bu borlardan herhangi birine
kar denecek tam bir bedel deildir. Aynca, tm sekreterlik yardmla
rndan tr Miss M. P. Thomas'a da teekkr etmeliyim.

ALASDAIR MACINTYRE
Blm

ethik'in tarihinin felsefi hedefi

MORAL FELSEFE , pu kez, konunun tarihi yalnzca ikincil ve tesa


dfi bir neme sahipmi gibi yazlr. Bu tutum, ahlak kavramlarnn ta
rihlerinden ayn bir ekilde incelenip anlalabilecei inancnn bir sonucu
gibi grnr. Hatta baz filozoflar, sanki ahlak kavram.lan , tiirihlri bo
yunca zorunlu olarak ayn zelliklere sahip zarnand, snrl , deimez,
belirlenimli bir kavram trym gibi yazmlardr, o kadar ki bu filo
,
zoflara gre (belirli bir isim tamlamas ve tekil bir isim ile) "ahliikn
dili" nvanna layk, felsefi olarak aratrlmay bekleyen bir dil kesimi
vardr. Daha az sofistike bir tarzda, ahlak tarihileri de, hepsi birden, ah
lfild pratiklerin ve ahlfild yarglarn ieriinin toplumdan topluma ve ki-
iden kiiye deiebileceini kabul etmeye yatkndrlar, fakat ayn ,za
manda bu tarihiler farkl ahlak kavramlarm ince .bir ekilde zmsemi
lerdir -bu yzden de onlar, doru ve iyi olduuna inanlan ey her za
man ayu olmasa da, kabaca ayu doru ve iyi kavramlarnn evrensel ol
duklarm telkin ederek bir neceye varrlar.
Aslnda, kukusuz, toplumsal hayat deitike ahlak kavramlar da
deiir. Kasden "toplumsal hayat deitii iin" diye yazmyorum, nk
bu, toplumsal hayatn baka, ahliikn baka ey olduu ve onlar arasnda
sadece dsal, olumsal, rastlantsal bir ba bulunduu izlenimi uyandra
bilirdi. Bu apak ki yanltr. Ahlak kavramlar, toplumsal hayat form-
'

lan ierisinde cisimletirilirler ve toplumsal hayat formlarnn ksmen


kurucusudurlar. Bir toplumsal hayat formunu bir dierinden ayn olarak
6 Etiin Ksa tarihi

tehis edebilmemizin temel bir yolu , ahlak kavramlarndaki farkllklar


tehis etmekten geer. Bu yzden, genellikle adalet (justice) diye eviri
len Grek dilindeki l1<'aoa-6v17 szcnn ngiliz dilinde hibir saih
edeeri olmadna iaret etmek temel bir kliedir. Ama bu sal.t dilsel
bir kusfu deildir, yani' Grek dilinin tek bir szckle baard eyi ba
armak iin ngiliz dilinin dolambal bir sze ihtiya duyaca trden bir
kusfir deildir. Daha ziyade, kadi'm Grek syleminde belli kavramlarn ve
modem ngiliz dilinde ise baka kavramlarn ortaya kmas, iki toplum
sal hayat forniu arasndaki bir fark belirtir. Bir kavram anlamak, onu
ifde eden szcklerin anlamn kavramak, dfilma, en azndan bu tr sz
cklerin kullanm;m yneten kurallarn neler olduklarn renmek ve
bylelikle o kavramn dilde ve toplumsal hayatta oynad rol kavra
maktr. Kendi ierisinde bu, farkl toplumsal hayat formlarnn kavram
lara. oynayacak farkl roller vereceini kuvvetle telki'n eder. Ya da en
azndan bazi kavramlar iin durum muhtemelen byle grnr. Kesin
likle , uzun dnemler boyunca deimeden kalan ve iki sebepten birinden
dolay deimeden kalmak zorunda. olan kavramlar vardr. Ya onlar ge
ometri gibi sabit ve sregiden disiplinlere fild son derece tasrih edilmi
kavramlardr; veyahfid da onlar herhangi bir karmakla sahip herhangi
bir dil iin zorunlu son derece genel kavramlardr. Burada ve , veya ve
eer gibi szcklerle ifade edilen kavramlar ailesini dnyorum. Fakat
ahlak kavramlar , bu iki snftan fubirine girmezler.
Bu yzden , ahlak felsefesinin tarihinde , Platon'un, Hobbes'un ve
Bentham'n hepsinin birden gereklemesine bakoyduklan ve baardk
lar lde yksek veya dk notlarla dllendirilebilecekleri tek bir g
rev , rnein adfilet kavramn analiz etme grevi varm gibi yazmak
lmc l bir hata olurdu . Elbette ki , bundan Platon'un Kaoa-6v17
hakknda sylediklerinin ve Hobbes ya da Bentham'n adalet hakknda
sylediklerinin birbirine bsbtn ilgisiz olduu sonucu kmaz ve bu
aslnda doru da deildir. Ahlak kavramlainn tarihinde kopular kadar
sreklilikler de vardr. Bu tarihin karmakl tam da burada yatar.
Felsefi aratrmann kendisi ahlak kavramlarnn deimesinde bizzat
bir rol oynad iin , bu karmaklk oalr. Evvela ahlak kavramlarnn
dorudan bir tarihine ve sonra da felsefi yorumun ayn ve ikinci elden bir
tarihine sahip deiliz. nk bir kavram felsefi olarak analiz etmek, o
Ethik 'in tarihinin felsefi hedefi 1

kavramn gzden geirilme ihtiyacnda olduunu ya da bir ekilde gzden


dtn ya da belli trden bir saygnl olduunu telkin etmek sfire
tiyle, ou zaman onun dntrlmesini kolaylatrmak olabilir. Fel
sefe her eyi olduu gibi brakr -kavramlar dnda. Ve bir kavrama sa
hip oln belli koullarda belli biimlerde davranmay veya davranabil
meyi gerektirdii iin, ister mevcOd kavramlar tadil etmek, ister yeni
kavramlar elde etmek isterse eski kavramlar yok etmek sfiretiyle olsun,
kavramlar deitirmek davran deitirmektir. Bu yzden Sokrates'i
lme mahkOm eden Atitallar, 1 666'da Hobbes'un Leviathan'n mah
kOm eden ngiliz Parlamentosu ve felsefe kitaplarn yakan Naziler, en
azndan, felsefenin yerleik davran biimlerini altst edebileceini kav
ramalar bakmndan isabet buyurmulard . Ahlak dnyasn anlamak ve
bu dnyay deitirmek, birbiriyle badatrlamaz grevler deildir. Bir
an filozoflar iin analiz nesneleri olan ahlak kavramlar , kimi zaman , .
ksmen nceki bir an filozoflarnn tartmalarndan dolay ne iseler o
olabilirler.
Bu noktay ciddiye alan , fiili davranla bant ierisinde felsefenin
rolyle ilgilenen bir tarih, felsefi olarak ntr olamaz. nk byle bir
tarih, ikinci elden bir yori.rn etkinlii olarak felsefi ethik:'i, hayat davra
nnn bir paras olan ve ahlak ifadelerinin bizzat yerli yerinde olduklar
ilk elden sylemden keskin bir ekilde ayrdetmek isteyen btn son d
nem filozoflarn gryle aresiz atkya decektir. Bu tr filozoflar,
bu ayrm izerken, felsefenin pratie tecavz edemeyeceinin kavramsal .
bir hakikat olaca ekilde felsefenin alann tanmlamaya almlardr.
Sz gelimi, A.J. Ayer, belli bir ethik teori hakknda unlar yazmtr: o
" . . . btnyle analiz dzeyindedir; insanlarn ahlaki yarglar verdiklerinde
ne yapmakta olduklarn gsterme giriimidir; insanlann hangi ahlak
yarglarn vermek durumunda olduklarna ilikin bir neriler kmesi de
ildir. Ve bu , benim anladm ekliyle tm ahlak felsefesi iin doru
dur. Tm ahlak teorileri, felsefi teoriler oldklan lde, fiili davran
hakknda ntrdrler."1
Benim bu grle ihtilafn, bu denemelerde zaman zaman ortaya

kacak. Fakat daha da ak bir ekilde ortaya kacan, midet im ey,

1 "On the Analysis .of Moral Judgements" ("Moral Yarglarn Analizi


zerine"), Philosophical Essays, s. 245-246.
8 Etiin Ksa Tarihi

tfu"ihin kavramsal analizle bantl ilevidir, nk ite buradadr ki,


Santayana'nn felsefe tfuihini bilmeyenin onu tekrfu"lamaya mahkum ol
duu eklindeki ineli deyii hedefini bulur. Tfuihsel aratrmadan uzak
felsefi analizin kendisini tashihten koparmas fazlasyla kolaydr. Ethik'te
bu yle olabilir. Sistematik olmayan bir tarzda seilmi belli bir ahlak -
kavramlar ve yarglar snf dikkat konusu klnr. Bunlarn incelenme
sinden, zgl olarak ahlak syleminin belli karakteristiklere sfilip ol
duu sonucu karlr. Bunun daima byle olmadn gstermek iin'
kar-rnekler getirildiinde, bu kar-rnekler ahlak syleminin rnekleri
olmadklar gerekesiyle konud olarak bir kenara braklr; ve bu kar
rneklerin zorunlu karakteristiklerden yoksunluklarn sergilemek sure
tiyle onlarn ahlak-d olduklar gsterilir. Bu tr bir dngsellikten, an
cak ahlaki ve deerlendirici sylemin eitliliklerine ilikin tamuygun
bir tarihsel gr yoluyla kurtulabiliriz. Bu almalara aratrma alann
dikkatle snrlayacak olan bir tanmla balamann sadece anlamsz deil,
tehlikeli de olmasnn nedeni budur. Kuku yok ki, biz, gemi ahlak
lar ve gemi filozoflar imdiki a)'.nmlar erevesinde grmekten bt
nyle kanamayz. Ahlak felsefesinin tfuihini yazmaya kalkmak, bi- _

zim bugn tasarladmz ekliyle ahlak felsefesi bal altna giren ey- ',
leri gemiten seip ayklamamz gerektirir. Fakat mmkn olduu l
de, felsefe tarihinin u gnk nkavrayilarmz krp samasna izin
vermemiz de nemlidir, yle ki dnlebilen, sylenebilen, yaplabilen
ve dnlemeyen, sylenemeyen, yaplamayan eylere ilikin fazlasyla
dar grlerimiz, dnlm , sylenmi ve yaplm olan eylerin ka
ytlan karsnda bir kenara braklsn. Gemie nkavraysz yaklaabi
leceimiz vehmine sahip olan l bir antikite hayranl tehlikesi ile
Aristoteles ve Hegel gibi felsefe tfuihilerinde ok ak grnen, gemi
in btn hedefinin onun bizimle beraber nihayete ermesi olduuna
inanma ynndeki dier tehlike arasnda yol bulmak durumundayz. Ta
rih ne bir hapishane ne bir mze ve ne de kendi kendini kutlama vesilesi
olacak bir malzemeler kmesidir.
Blm

"iyi"nin felsefe-ncesi tarihi


ve felsefeye gei

MORAL sorular sorma ve bunlar yantlama ile ahlakilik hakknda fel


sefi sorular sorma ve bunlar yantlamann baka baka eyler olduu
telkini, bir eyin gzmzden kamasna yol aabilir; bu telknle birlikte
gzmzden kaari udur: biz, yeteri kadar srarla belli trden ahlaki'soru
lar sorarken, belli felsefi sorular sorup bunlar yantlamadka o sorular
da yantlayamayacamz kefedebiliriz. B u trden bir keif, Grek top
lumunda felsefi ethik iin ilk itkiyi salad. nk belli bir dnemde,
ahlfilci sorular sonlduunda, bu sorular erevelemede kullanlan baz
anahtar szcklerin anlamnn artk aJc ve belirli olmad ak hale
geldi. Toplumsal deiimler, yalnzca bir zamanlar toplumsal ohrak ka
bfrl edilen belli davran tiplerini sorunlu klmakla kalmad, fakat ayn
zamanda daha evvelki dnyfuun ahlaki erevesini tanmlam olan kav
ramlar da sorunlu hfile getirdi. Sz konusu toplumsal deiimler, Home
rik yazarlardan Theognis [bkz. s.12 -n.] klliyyat araclyla sofist
lere doru geerken Grek edebiyatnda yanstlan deiimlerdir.
Homerik iirlerde yanstlan toplum, bir insan hakknda verilebilecek
en nemli yarglarn, onun kendi payna den toplumsal ilevini yerine
getirme tarzyla ilgili olduu bir toplumdur. Bir kraln' ya da bir sava
nn, bir yargcn ya da bir obann ilevini yerine getirmede belli nitelik
ler zorunlu olduu iindir ki, otorite sahibi ve cesr ve iidil gibi ifadelere
10 Ethik'in Ksa Tarihi

gerek vardr. B izim "iyi"nin ("good") atas olan yaod , kkeni bak
mndan Homerik bir soylunun rolne zgl olarak ilitirilen bir yklem
dir. "Agathos olmak iin," demektedir W.H. Adkins , "bir kimse savata
ve barta cesfir, becerikli ve baarl olmak zorundadr; ve o kimse, zen
ginlie ve (barta) bo vakte sahip olmak zorundadr, ki bunlar, hem bu
becerilerin geliimi iin zorunlu koullardr hem de becerilerin baarl
kullanmnn doal dldr."2 'Ayaed', Homerik balamlarn ounda !
bizim iyi szcmze benzemez, nk krallara-yakr, cesur ve mari
fetli olmann "iyi" ("good") olduunu sylemez -yani bizim iyi szc
mzn Homerik idealin ada bir hayrannca kullanlabilecei gibi
bir insandaki bu nitelikleri vgyle salk vermez. Daha ziyade Homerik
idealin niteliklerini karakterize eden szcklerle yer deitirebilir olduu
iin &rae' bir vg szcdr. Bu yzden bizim gndelik dilde iyi'yi
kullanmzda "iyi , fakat krallara-yakr, cesr ve kurnaz deil" demek
tam tamna anlamldr; ne var ki Homeros'ta "J:yaeo, fakat krallara
yakr, cesur veya marifetli deil" laf, ahlaki olarak acfilb bir yarg
formu bile olmaz, olsa olsa sadece akl sr ermez bir eliki olurdu.
"A yaeo ve dierleri gibi deer bime sfatlar Homeros'ta nasl i
grrler? Her eyden nce, bu sfatlarn temsil ettii nitelikleri bir kim
seye atfetmek olgusal bir sz sylemektir , u anlamda ki sylemi oldu
unuz eyin doru mu yanl m olduu o insann yapp ettikleriyle be
lirlenir ve sadece ve tek bana onun yapp ettikleriyle belirlenir. O
yaef mudur? sorusu, O cesur, marifetli' ve kralla yakr mdr?
sorusuyla ayndr. Bu da u sorunun yantlanmasyla yantlanr: O sa
vata, hilede ve ynetmede baarl olur mu ve olmu mudur? Bu tr atf
lardan kasd ksmen ngryle ilgilidir. Bir insana yae' diye seslen
mek, sizi dinleyenlere o insandan ne tr bir davran bekleyebileceklerini
anlatmaktr. Ffille gemi hadiselerdeki davran nda huylar atfede
riz.
Bir tek bundan hareketle arpc bir ekilde aa kan . ey ,
&rae'un Homerik kullanmnn son dnem filozoflardan ounun
ahlaki ve aslnda deerlendirici yklemlerin karakteristik zgl
olduunu dndkleri eylerle hi badamaddr. nk byle bir

2 Meri and Responsibility in Greek Ethics (Grek Ethikinde Liyakat ve


Sorumluluk) , s .32-33.
"yi "nin felsefe-ncesi tarihi ve felsefeye gei 11

yklemi bir zneye atfeden herhangi bir yargnn salt olgusal olan ncl
lerden bir sonu olarak mantka kamayaca, ou kez bu tr yklem
lerin zsel bir zellii olarak kabl edilmitir.3 Olgusal koullar kar
lansn karlanmasn, bunlar kendi balarna, bir zneye deerlendirici bir
yklemin yklendiini ileri srmek iin yeter koullar asla veremezler.
Fakat Homerik iirlerde, bir insann belli tarzlarda davranmas o insann
:Xraecf diye anlmay hak etmesine yeter. mdi , bir insann nasl
davrandna ilikin savlar gndelik anlamda kesinlikle olgusaldrlar; ve
.
ayaBo'un Homerik kullanm da gndelik anlamda kesinlikle deerlen-
diricidir. Olgu ile deer arasnda bulunduu iddia edilen mantksal yark
Homeros'ta kapatlm olan bir yark deildir. Bu yark asla kazlmam
tr. Kazacak herhangi bir zeminin bulunduu da ak deildir.
Dahas, ancak ve ancak yaplmas icabeden ileri yapmay beceremez
sem !traeo olmay beceremem; vg ve yergi ifadelerinin ilevi baa
rnn dllerini ve baarszln cezalarn armak ve hakl karmak
tr. Yaptnz yapmaktan baka are olmadna, baarszln ka
nlmaz olduuna iaret etmekle yergi ve cezadan kaamazsnz. Kukusuz
buna elbette iaret edebilirsiniz; ne var ki yaptnz ey uygun kriterleri
karlamay baaramadysa, o zaman krallara-yakrlk, cesaret ve mfot
veya kurnazlk atfnn geri alnmasn engelleyemezsiniz. Bu da u de
mektir ki, Homerik ahlfild yklemler, bizim toplumumuzda ahlaki yk
lemlerin uyguland gibi , yalnzca failin yaptndan baka trl yapabi
lecei yerlerde uygulanmaz. Mazeretler, vg ve yergi , hepsi farkl roller
,
oynamaldr. Biz (Kant anlamda) olmas-gerekenin (ought) Homeros
iin yaplabilir-olan' (cai) ima edip etmediini aratramayz bile , nk
Homeros'ta (Kant anlamda) olmas-gereken'i bulamayz. Bu yzden
Odsseos, Ithaka'ya dndnde , talipleri yanl bir inanca sahibolmala
nndan tr sular: "Ne sanrdnz, ki;>pekler, evime bir daha dnmeyecek
miydim, Troyallarn ilinden, soyup sovana evirdiiniz evime? Zorbalk
ettiniz, yattnz hizmeti kadnlanmla, bir de kanma talip oldunuz ben
saken, hi mi korkmadnz engin gkteki tanrlardan, bir gn gelir, siz
den alnr, bunu dnmediniz mi? Deceksiniz lm tuzana imdi

3 Daha sonraki tartmalar iin, bkz. Blm XII, ve Bliim XVIII.


12 Ethik'in Ksa Tarihi

hepiniz."4 Talipler tam da yanl bir inanca sahibolduklar iin sulanr


lar; fakat bu yle bir eydir ki , modem anlamda biz insanlar bununla
sulayamayacamz hissederiz. nk inanmak , kanlabilir bir ey
lemde bulunmak: deildir. Ve Homeros inanlarn iradi olduklarn d
nmez; o, failin baka trl yapabilecei ya da yapamayaca eyle hi
ilgisi olmayan bir deer-bimeyle meguldr.
Homeros'ta aya8o'un bir akrabasna; adet zere ve belki de yanlf
ynlendirici bir ekilde virtue [erdem -n.] diye evirilen rxpen](arete)\
ismine imdi bakmak faydal olacaktr. Toplumsal olarak payna den
ilevi yerine getiren bir insan ?tpenJ'ye sahiptir. Bir ilevin veya bir ro
ln &penJ'si bir dierininkinden tamamen farkldr. Bir kraln txpery'si .
emretne yeterliinde, bir savannki cesarette, bir karnnki sadakatte
yatar, vb. Bir insan, kendi tikel ve zgl ilevinin &penf'sine sahipse,
&ya8o;' tur . Ve bu , Homerik iirlerdeki !xya8'5un, <&ra8oun daha
sonraki kullanmlar da dahil) iyi'nin (good) daha sonraki kullanmlarn
dan ayn dmesini getirir. Agamemnon kle kz Briseis'i Akhilleos'tan
zorla almaya kalktnda, Nestor ona yle der: "Sen , Agamemnon,
fxra8c5; da olsan, kz onun elinden alma."5 ya86 olmas , Aga- r

memnon'dan kz almamasnn beklenebilecei ya da eer kz alrsa


Agamemnon'un &ya8o; olmaktan kesilecei anlamna gelmez. Aga
memnon, kz alsn almasn, ayaOo olacaktr. ""1 yaOcf"un ilevin .
gerekleimine byle eksiksiz bir ekilde balanma tarz, ayn zamanda
baka kavramlarla balarnda da ortaya konur. Utan '[ayp] , aoJ;,
(aids) kendi payna den rol oynamay baaramayan bir insann
hissettii eydir. Utan duymak, hem sizin hem de bakalarnn bizzat
sizin kendinize uygulam olduunuz toplumsal olarak yerleik sfattan
insanlarn bekledii eyi becerememekle sulanmay hakettiinizin
farknda olmaktr. Sulanmaya msfild olduumuzun farknda olmaktr.
O halde, btn bu kavramlar fillesi, kab1ledilmi bir ilevler hiyerar
isiyle karakterize edilen belli trden bir toplumsal dzeni ngerektirir.
Belirtmeye deer ki, deer yklemleri , birarada alndnda sistemin top
lumsal vokabulerini oluturan tanmlar altna giren insiinlara uygulanabi-

4 Odysseia, XXII. Kitap. [Bu pasaj , A. Erhat ve A. Kadir evirisinden aynen


alnd. Odysseia, XXII. Blm, (35-41). -n.]
5 lyada, 1 . Blm, [275).
"yi "nin felsefe-ncesi tarihi ve felsefeye gei 13

lir yalnzca. Sistemin dna denler ahlfil dzenin de dna derler.


Bu da, aslnda klelerin kaderidir; kle, bir kiiden ziyade , menkul bir
kymet, bir eyadr. Bu konuda, Homerik iirlerin erken Grek toplumu
nun tarihsel olarak tam bir betimi olmadklar ya da kat bir ekilde i
levsel hibir toplumun aslnda mevcld olmad yorumunu yapmak he
defi skalar. Homeros'ta bulduumuz ey, daha ziyade bir toplumsal ha
yat formunun idealize edilmesidir; burada bize, btnsel bir toplumun
ou zaman sunduu eitli formlarn bir tr karmndan ziyade tama
men saf bir form ierisinde, bir toplumsal dzen ve bu dzenin kavram
lar sunulur. Fakat bizim kavramsal amalarmz iin bunun hibir sa
kncas yoktur. nk bir toplumsal hiyerarinin ve bir kab11 edilen i
levler sisteminin geleneksel ahlaki terimleri ve kavramlar toplumsal ka
zklardan nasl skp ayrdn grebilecimiz baka yazl belgeler
elimizdedir. Megara'l Theognis adyla geen6 ve Homeros-onras ve
klasik-ncesi Grek dnyasnda yazlan iirler klliyyatnda, ayaecfun
ve penJ'nin kullanmlarnda irkiltici deiiklikler buluruz. Onlar_ artk
kabfil edilen bir ilevin kabiU edilen bir yolda yerine getirilmesi ereve
sinde tanmlanamazlar; nk ar deerlendirmenin bu trden yerleik
kriterlere baml olabilecei tek Ve birlikli bir tophm yoktur. yae&'
ve 1<:a1<:t (Kakos / kt) gibi szckler, toplumsal konumun kimi za
man srf ntr bir ekilde betimleyicisi hfiline gelirler. Veya onlar, daha da
kkten bir anlam genilemesi kazanabilirler. Her iki sre u pasajda bir
anda grlr: "ou 1<:a1<:o zengin ve ou Jyaeor yoksul, yine de
Ape-rf, 'mizi zenginlikle deimeyeceiz; nk insanda dfilma bir o ka
lr, oysa mlkler bir insandan bir bakasna geer." Burada yaB' ve
1<:a1<:6, asilzade ve hartimzade anlamlarnda veya bunlara edeer bu tr
baz anlamlarda grnr. Onlar eski anlamlarn kaybetmller ve bu te
rimlerin eski anlamlarnda uyguland kimselerin imdi altna girdii
temel kimlik belirleyici tanmlardan birine dntrlmlerdir. Fakat
onlar artk ayn tarzda deerlendirici deillerdir. Homeros'ta, ancak ve an
cak hakiki ilevini yerine getiriyorsa bir kabile reisinden yaB diye
sz edilmikent imdi &yaB6", ilevini yerine getirsin getirmesin ya da
kiisel nitelikleri ne olursa olsun bir kabile reisinin soyundan gelen bir

6 Bkz. H . Frisch, Might and Right in Aniquity (Antik Dnydda Kudret ve


Hak) .
14 Ethik'in Ksa Tarihi

kimseyi tanmlar. Fakat ayn pasajda pe-ry'nin dnm btnyle


farkldr. nk ape't'1], imdi, kendileriyle tikel bir ilevin yerine geti
rilebilecei nitelikleri deil , fakat ilevden bsbtn koparlabilen belli
insani nitelikleri belirtir. Bir insann ape-17'si,
imdi , kendi ahsna,
mahsustur; o, modem yazarlarn ahlfild nitelik olarak dndkleri eye
ok daha benzer hale gelmitir.
Bylece deerlendirici yklemler, toplumsal ilevden nisbeten bam
sz belli biimlerde davranma eilimlerine gnderimde bulunmaya bal
lar. Homerik toplumda ilevsel rollerin egemen hiyerarisi, egemen nite
liklerin hangileri olduklarn belirler; beceri , kurnazlk ve eitli trde ce
saret. Bu hiyerari ktnde , ok daha genel bir tarzda, bir insanda
hangi nitelikleri grmek istediimiz sorusu aa kabilir. "pe rf'nin
btn caoavv17'de (dikaiosune) toplanr," diye kaydeder bir Theog
nisi yazar. "Her insan, ey Kumos, caoa-&v17'ye sahipse ayaOo
tur." Burada herhangi bir kimse, adalet niteliini , caoa-Jv17'yi uygu
lamak s1retiyle yaoc{ olabilir. Fakat bu neye baldr? Zamann s
kntlar , yalnzca ayaOou anlamca istikrarsz klmakla kalmayp, -
,
caoavv17'nin doas hakknda kukular da dourur. nk tek bir ah-
laki dzen fikri kmtr.
Bu fikir, ksmen daha evvelki birlikli toplumsal formlarn kn
den dolay kmtr. Bu daha evvelki toplumsal formlar, tek bir kos
mik dzen telkin eden Homerik iirler de dahil, kutsal yaz statsne sa
hip bir mitologya tarafndan pekitirilmilerdi. Homeros'ta zorunluluk
dzeni insanlar kadar tanrlar zerinde de hkm srer ,lfyf3 p; (Hbris),
kasdl gurur, evrenin ahlaki dzenini ihial etme gnahdr. Neea;
(Nemesis / intikam, c), bu gnah ileyen herkesi bekler. Ahlfild dzen
ve doal dzen keskin bir ekilde ayrdedilmezler. "Gne kendi lleri
nin tesine gemez; yoksa >Epvve; (Erinus'ler / fke perileri) , adaletin
hizmetileri onu bulup karr," demiti Herakleitos . Fakat Grek top- .
lumu deitike, dzen hakkndaki bu mitologik sav da ilevini deiti
rir. Antropologlar tamamen ortak bir tarzda mitlerin toplumsal yapy
ifade ettiklerini ileri srerler. Ve mitler bunu bir ok. yoldan yapabilirler.
Homeros ile be yzyl sonraki yazarlar arasnda, evrenin dzeni hakkn
daki Grek mitlerinde byk bir deiim olur. Homerik mit, pek ok ar
ptmaya ramen , ullammda olan ahlfild ve deerlendirici takdir formla-
"yi "nin felsefe-ncesi tarihi ve felsefeye gei 15

nnin kapal b ir ilevsel rgtlenme formunu ngerektirdii fiili bir top


lumun ilerini yanstr. Evrendeki dzene ilikin daha sonraki savlar, var
olan bir yapy deil, fakat eskiden varolmu veya varln devam ettir
meye abalamakta olan bir yapy yanstrlar. Bunlar, daha eski formlarn
dalp paralanmasna ve site-devlete geie kar muhafazakar protesto
lardr. Mitlerin kendileri, evrenin dzeni ile tophumin dzeni arasndaki
aynn sorununu aa karmaktan baka bir ey yapamazlar. Fakat her
eyden nce, bu sorun kkten farkl toplumsal dzenlere ilikin yaygn
laan bir farkndalk sayesinde keskinleir.
Pers istllalannn, kolonizasyonun, ticarette ve dolaysyla seyahatte
artn etkisi, tm bunlar farkl kltrler olgusunu gndeme getirir. Bu
nun sonucu, bir yandan Msr'da geedi olup da Pers lkesinde geerli
olmayan ya da Atina'da geerli olup Megara'da olmayan ey ile evrensel
bir ekilde eylerin dzeninin paras olarak sz konusu olan ey arasn
daki aynnn ezici bir tarzda nemli hfile gelmesidir. Herhangi bir ahlaki
kural ya da toplumsal pratik hakknda sorulan soru udur: O , znde ye
rel olan v6o (Nomos / uzlam , rt) alannn m yoksa znde evren- -

sel olan <{J'6a (Phsis / doa) alan;n m parasdr? Kukusuz buna


bal olarak u soru da sorulur: Kendimin klacam kurallar veya gze
teceim snrlamalar semek benim elimde midir (ierisinde yaayaca
m siteyi ve dolaysyla kendisine bal olarak yaadm vou se
menin benim elimde olabilecei gibi)? Yoksa evrenin. doas benim
meil bir ekilde seebileceim eye snrlar m koyar? Bu sorulan ya
ntlama gorevi iin, i.. beinci yzylda yeni bir retmenler snf ve
yeni bir renciler snf ortaya kt. Ahlak felsefesi zerine kitaplar,
esasen Platon'un muhalif gzleriyle grdmz retmenlerde, sofist- .
lerde merkez buldu. Fakat sofistlerin arz ettikleri etkinlikler, onlarn kar
ladklar talepten ayn anlalamazlar. Bu yzden bu talebi tam tamna

belirginletirmeye, alalm .
Kendi balaklar bakmndan dyaet szcnn ve bu yzden de
zellikle pe-rtf gibi onun akrabas olan szcklerin nasl istikrarsz
hale gelmi olduunu grmtk. "Erdem" ("Virtue") iyi insann sahi
bolduu ve uygulad eydir . Erdem, iyi insan becerisidir. Fakat erde
min ne olduu ve iyi bir insan neyin oluturduu, bunlar, Homerik
A i
raeO" avramnn raklb miraslar aras;nda bltrld atkl
16 Ethik'in Ksa Tarihi

kan meseleleri haline gelmilerdir. Bir yanda iyi yurtta olarak tasarla
nan iyi insan vardr. Aristophanes'in betimledii muhafazakar Atinalla
rn deerleri, siteye ve daha zel olarak toplumsal dzenin daha eski
formlarna sadakattr. Bunda Homerik yaB'tan bir ge kesinlikle
vardr. Fakat ayn lde, Homerik kabile reisinin kiisel deerleri, ce
sr, kurnaz ve saldrgan kraln deerleri , imdi , site-devletteki birey tara
fndan uygulansa bile, antisosyaldir. Byklenme, devletin zerine ulla
nlacak bir ey olarak kullanm, bunlar, .. beinci yzylda Homerik
bir kahraman gibi davranmak isteyen bireye ak yegane ynlerdir. KaJ
ramann niteliklerinin istikrarl bir toplumun zsel bir paras olduu
toplumsal dzen , ayn niteliklerin zorunlu olarak bozguncu olduu bir
toplumsal dzene boyun emitir. Bu yzden clraBd'un toplumsal de
erlerle ve zellikle adletle bants, can alc mesele hfiline gelmitir.
Fakat o K:aoa6v71 (Dikaiosne / pek uygunsuz bir ekilde adaiet
(justice) olarak evirilmi olsa bile, baka herhangi bir szckle de uy
gun bir ekilde evirilemez, nk tamamen kendine zg bir eniye
sahiptir ve ngiliz dilindeki hibir szcn veremiyecei bir tarzda da
rya kar hakkaniyet nosyonunu kiisel kemfil (integrity) nosyonuyla
balayp birletirir), tm nosyonlariarasnda, rakib toplumsal dzenlerin:
kefinden tr en fazla tartmaya alr grnen bir nosyondur. Farkl
siteler farkl rfleri ve farkl yasalar gzetirler. Adalet siteden siteye
farkl olur mu ve farkl olnial mdr? Adaiet yalnzca verili bir topluluk
ierisinde yurttalar arasnda m geerlidir yoksa siteler arasnda da geerlt
olmal mdr? Atinallar, Atina devleti ierisindeki davrannda lK:a- :.
oaefv771nin snrlamalarn gzetmedii iin Alkibiades karakterini yerer
ler. Fakat onlarn kendi elileri , baka devletlere kar tutumlarnda tpk
Alkibiades gibi davranrlar. Yani onlar, ahlaki olarak izin verilebilir olan'
eyi failin yapma gcne sahip olduu ey ile eitlerler. Atinallarn eli
leri Peloponnesos Savanda tarafsz kalmak isteyen bir adann, Melos'un
tesilcisine yle diyebilirler: "nk tanrlardan yana inanyor ve in
sanlardan yana biliyoruz ki, onlar, doalarnn bir yasas gerei , ynet
meye muktedir olduklar her zaman yneteceklerdir. Bu yasay biz koy
madk ve onu ilk uygulayan da biz deiliz; onu sadece miras aldk ve hep
"yi"nin felsefe-ncesi tarihi ve felsefeye gei 17

miras brakacaz ve biliyoruz ki , sizler ve tm insanlk , bizim kadar


gl olsaydnz bizim yaptmz yapardnz."7
Bylece, deerlendirici yklemlerin yeniden tanmlanmas, onlar kul
lanmak isteyenler iin kendi niyetlerini formule ederken bile bir problem
yaratr. ya66 ve Jpe-r6 terimleri , hakknda iyi dnlen eyi karak
terize eden yklemle, yani KaJlc5 (Kalos) ile bantlarnda ve 0tKa
oa-6v17 ile bantlarnda olduu gibi, sahiden problematik hfile gelirler.
Ahlfild ve politik muhafazakar hala szcklere deimez bir yananlam
verebileceini hisseder. O, kendisine tanmlar vermek iin Homeros'tan
ve Simonides'ten alnan metinler ve nakaratlar kullanr. Fakat genelde,
szcklerin anlamlarndaki kaymalar yldrc bir ekilde kolay ve sk
tekrarlanr hale gelir. ki ayn fenomeni, ahlfild kesinsizlik ile deerlendi
rici yklemlerin anlamna ilikin kesinsizlii birbirinden ayrdetmek
ou zaman imkansz olur. .. beinci yzyl Grek lkesindeki en b
yk kafa karkl anlarnda bu iki kesinsizlik birdir. Thukidides
Korfu'daki devrimi betimlerken dilin bozulmasn kaydetmitir: "Sz
cklerin anlam artk eylerle ayn bantya sahip deildi , fakat onlar
nasl uygun grdlerse yle deitirildiler. htiyatsz davranma sadfilcatli
bir cesaret olarak kabili edildi ; basiretli bir erteleme bir korkan
mazeretiydi; itidal erkeklere yakmayan bir zayflk maskesiydi; her eyi
bilmek hibir ey yapmamakt ."8
Ayer'in ahlak felsefesi ile ahlfild yarg ya da pratik arasndaki ayrm
konsepsiyonu bu durumda nasl uygulanr? ki ayn etkinlii, "bir ahlfilci
dstOr naketmek ya da o dsturun yerine getirilmesini tevik etmek iin
yola kan bir ahlaknn etkinlii ile kaygs evvela ahlaki yarglar ver
mek deil, bu yarglarn doasn analiz etmek olan bir lak filozofnun
etkinlii"ni9 ayrdedebilir miyiz? Ahlak felsefesiyle ilgili tamamen fel
sefi olan baz sorular ile felsefeden btnyle bamsz olan baka baz
sorular olduu konusunda Ayer'e hemen bir taviz verilmesi gerekir. Pek
ok durum vardr ki, bunlarda nemli olan ey, ahlfild yarglarn zel fel
sefi bir analiziyle uramann zel olarak saptanm bir ahlfilci yarglar
kmesi vermekle uramay gerektirmediini vurgulamaktr. inde yaa-

7 Thukidides , Peloponnesian War (Peloponnesos Sava), Book V, 105.


8 Thukidides, Peloponnesian War (Peloponnesos Sava), Book III, 82.
9 P.H. Nowell-Smith, Introduction to Ethics (Ethik'e Giri).
18 Ethik'in Ksa Tarihi

<lmz aa zg bir balamda, iki faydac filozof, yanl ifadesini ana


liz etmeleri bakmndan uzlaabilirler ve bir tutarszlk izi dahi olmaks
zn tm savalarn m yoksa yalnzca baz savalarn m yanl olduu
konusunda uzlamayabilirlerdi . Ayn ekilde, iki pasifist, bu ikinci me
selede uzlaabilir, fakat biri felsefi bir sezgici dieri ise bir emotivist
olabilirdi . Ayer ahlaki kavramlar ve yarglara ilikin felsefi teorilerin
davran bakmndan ntr olduklarn ileri srerken, aka bu tip bir du
rumu aklnda tutuyordu. Fakat Grek ahlak felsefesinin balad nokta,
tamamen farkl tipte bir durumun da var olduunu telkin eder.
Ayer'n durum tipinde ahlaki vokabaler verili ve belirlenimli olarak
alnr. O halde iki problem vardr: Onu nasl kullanacam? (ahlak) ve
onu nasl anlayacam? (felsefe). Felsefe , belirtilmelidir ki, znde bir
olay-sonras etkinlik haline gelir . . Fakat ahlaki vokabllerin anlamnn
bizzat kukulu olduu durumlarda, Ahlaki vokablleri nasl kullanaca
m? sorusuna verilecek yant, kukusuz ksmen szcn nceki kulla
nmlarnda zaten rtk olan, fakat ksmen de belki nceki kullanmlar
daki tutarszlklardan ve belirsiz anlamllklardan kanmak iin tasarla
nan kurallar formule etmekten ibaret olacaktr. Bu kurallar ahlaki yk
lemlerin mmkn kullanmlarna snrlar koyacak ve bylece kavramn
felsefi ilenii bu yklemlerin ahlaki kullanmlarn ksmen belirleyecek
tir. Bu yzden ahlaki deerlendirmede kullanlacak kriterler sorunu, ah
laki fakat felsefi deil ya da felsefi fakat ahl fil deil diye aka tahdld
edilemez. Elbette ki, kavramsal problemleri aklamak kendi bana nasl
eylemem veya yargda bulunmam gerektiini (ought) btnyle belirle- '.
;

mek deildir, fakat bu ahlaki imkann snrlarn ksmen belirler. Ahlak


nn grevi ile filozofun grevi zde deildir; fakat onlar bsbtn ayn
da deillerdir.
Blm

Sofistler ve Sokrates

SOFSTLERN kendine zg kltrel relativismi, iki grevin ezamanl


taleplerini karlamaya ynelik bir giriimdir: deerlendirici vokabOlere
tutarl bir anlamlar kmesi tahsis etme grevi ve bir site-devleti ieri
sinde iyi -yani etkili bir ekilde - nasl yaanacan aklama grevi.
Onlar, baarl bir toplumsal kariyerin ngereinin site, meclis ve mah
kemeler gibi kamusal meydanlarda baar olduu bir durumdan yola
karlar. Bu evre ierisinde baarl olmak iin, ikna etmek ve hoa git
mek zorunluydu . Fakat bir yerde ikna eden ve hoa giden ey, bir baka
yerde ikna etmeyebilir ve hoa gitmeyebilirdi. Tek tek sofistler, Protago
ras' ve Gorgias gibi adamlar ve onlarn mezleri, hepsi birden, kendile
rine fild retilere ve teorilere bu problem karsnda sahip oldular. Fakat
biz, sofistik teorinin genel bir karmn bulup kartabiliriz; bu genel
karm, Platon'un itiraz ettii ve daha evvel Sokrates'in eletirdii ve
rak olduu e)'dir. Bu karm aadaki ekilde dile getirilir:
Bir insann &pesi, onun bir insan olarak iyi ilevde bulunmasdr.
Bir site-devleti ierisinde bir insan olarak iyi ilevde bulunmak, baarl
bir yurtta olmaktr. Baarl bir yurtta olmak, mecliste ve mahkeme
:
lerde etki uyandrmaktr. Orada baarl olmak iin adil , doru ve uygun
olan eye ilikin yrrlkteki uzlamlara uymak zorunludur. Her bir
devletin bu meseleler zerinde uzlam vardr. Dolaysyla, insann
yapmak zorunda olduu ey, dinleyicilerini baaryla biimlendirecek e
kilde yrrlkteki adetleri incelemek ve kendini onlara uydurmay -
20 Etiin Ksa Tarihi

renmektir. Bu, -rv17'dir (Tekhne), hnerdir, beceridir ve onu retmek


bir sofstin hem ii hem de erdemidir. Baardan ayn , kendi sfatyla hi
bir erdem kriteri ve her bir tikel sitenin egemen pratiinden ayn, kendi
sfatyla hibir adalet kriteri olmad , bu retinin bir nvarsaymdr. .
Theatetos'ta Platon, sofist Protagoras'n azndan naklettii bir reti
tasla izer. Bu reti, ahlaki relativismi bilgi teorisinde genel bir rela
tivismle birbirine balar. Protagoras'n en nl sz, "nsan her eyin
lsdr; var olan eylerin var olduklarnn ve var olmayan eylerin var
olmadklarnn" sz idi. Platon ; bunun duyu algsna gnderimde bu
lunduu ve eyler alglayan bir bireye nasl grnyorlarsa (alglayan
iin) o ekilde vardrlar anlamna geldii yorumunu yapar. Kendi sfatyla
"scak olan" ya da "souk olan" hibir ey yoktur; yalnzca "bu insana
scak gelen" ya da "u insana souk gelen" vardr. Bu yzden , bir insana
lk fakat bir bakasna serin gelen bir rzgar hakknda, Rzgar gerekte
sc udr . yoksa souk mudur? diye sormann hibir anlam yoktur.
Rzgar gerekte hibir ey deildir; her birine gre her ne olarak grn
yorsa, her biri iin odur.
Ahlaki deerler iin durum ayn mdr? Protagoras, burada bir ret
men olarak kendi konumu karsnda gle der. nk eer Protag
ras her eyin bireysel bir zneye grnd gibi var olduu tavizini ve
rirse , o zaman hi kimsenin hi yanl yargda bulunamayacan kab11
eder grnr ve Platon , gerekten de, bu kabtll Protgoras'n azindan
nakleder. Fakat eer hi kimse yanl yargda bulunmuyorsa, o zaman
herkes hakikat bakmndan eittir ve hi kimse bir retmenin stn ko- .
numunda ve bir rencinin aa konumunda olamaz. mdi , bundan u )'
sonu kar grnr ki, eer Protagoras'n retisi doru ise, o zaman
. Protagoras bu retiyi retme hakkna sahip deildir". nk hi kim
senin retisi bir bakasnnkinden daha doru deildir ve olamaz. Prota
goras , hi kimsenin yargs yanl olamasa da, yarglarndan tr baz
irisaillann bakalarnnkinden daha iyi etkiler meydana getirdiini ileri .
srerek bu glkten kamaya kalkr. Bu, kukusuz onu yalnzca farkl
bir tarzda ayn paradoksa sokar; nk Protagoras'n yarglarnn bakala
rnnkilerden daha iyi etkiler meydana getirdii sav , imdi bir hakikat
olarak ele alnr, yle ki bir insan bu sav reddetseydi , yanl yargda bu
lunurdu. Fakat orijinal ncllerde, hi kimse yanl yargda bulunamaz.
Sofistler ve Sokrates 21

B u yzden paradoks, zlmeden kalr. Bununla birlikte, Platon tarafn


dan Protagoras'n bu noktay atlamasna ve bunun sonuncunda da unu
ileri srmesine izin verilir: "Bilge ve iyi batibler, kendi sitelerine , zararl
eyler yerine iyi eylerin adil grnmesini salarlar. Herhangi bir sitede
adil ve beenilir olarak grlen her ey, byle olduu dnld s
rece o sitede adil ve beenilirdir."10 Bylece, adalet kriterlerinin devletten
devlete farkl olduu kabfil edilir. Kukusuz bundan, sz konusu kriterle
rin farkl devletlerde tamamen farkl olmak zorunda olduu ya da tama
men farkl olabilecei sonucu kmaz ve bir baka dialogda, Protagoras
'ta, Platon , Protagoras' herhangi bir sitenin srekli toplumsal hayat
iin zorunlu baz niteliklerin varolduu gryle ereflendirir grnr.
Fakat bu, her bir tikel sitenin tikel uzlamlarndan bamsz olarak, ne
yin adil olup neyin olmadn belirlemek iin hibir yeterli kriterin var
olmadn ileri srmekle tamamen tutarldr.
O hfilde sofistin retmek durumunda olduu ey, her bir farkl dev- .
lette adil olduuna inanlan eydir. u soruyu soramaz ve yantlayamaz
snz: Adfilet nedir? Fakat ancak u sorular sorabilir ve yantlayabilirsi
niz: Atina'da adalet nedir? ve Korinthos'ta adalet nedir? Bundan, doa ve
uzlam arasndaki aynna eklenen yeni bir sapa hem pekitiren hem de
bu yeni sapak tarafndan pekitirilen nemli bir sonu kar grnr.
nk eer bir bireyden sadece yrrlkteki kriterlerin devletten devlete
eitlendiini dikkate almas istenirse , o bireye eylemlerine rehberlik
edecek hibir kriter sunulmu olmaz. Birey bundan hareketle u sorulara
yant verecek hibir ey kartamaz: Ne yapmak durumundaym? Nasl
yaamak durumundaym? nk o farkl devletlerin farkl kriterleri ara
snda kendisi iin seim yapmak .durumundadr (nerede ve nasl yaamay
seeyim?) ve ayn zamanda halihazrda yaad yerde yrrlkte olan
standardlara herhangi bir ciddi saygyla riayet edip etmeyeceini de se
mek durumundadr. Fakat btn ahlfild vokabler sofistler tarafndan
farkl devletlerde yrrlkte olan adet erevesinde tanmland ve bu
adet ex hypothesi* bu belirleyici sorulara bir yant veremeyecei iin,
hem Ne yapmak durumundaym? Nasl yaayaym? sorular hem de bu
sorulara verilebilecek mmkn yantlar, ahlakd ve ahlakilik-ncesi

10 Theatetos, 167 c,
* ex hypothesi: hipotez gerei -n.
22 Etiin Ksa Tarihi

olarak ele alnmaldr. Tam da bu noktadadr ki, doa(</J'dm) ve uzlam


(vtfo) arasndaki ayrm iin yeni bir kullanm bulunur.
Verili bir devlet ierisinde yaayan ve o devletin istedii standardlara
uyan bir insan, bir uzlam yaratdr; kendi kiisel ve zel amalarna
baml olarak, herhangi bir devlette yurdunda olan ya da hibir devlett
yurdunda olmayan bir insan, bir doa yaratdr. Her uzlamsal insan
,

iinde bir doal insan sakldr. Bu reti , tam da, bireysel failin baka-
snn, kabul edip etmemenin o ffillin kendisine kald toplumsal olarak
yerleik uzlamlarn bakasndan ayrlmasna dayanr. Buna ahlaki
olann uzlamsal olanla zdeletirilmesi eklendiinde, ahlakilik-ncesi
ve ahlakd failin doal insanla zdeletirilmesi de tamamlanr. Doal
insann Jcendisine fild hibir ahlaki standard yoktur. Dolaysyla o, ba
kalarnn kendisine dayatt tm basklardan bamszdr. Her insan doa
gerei ya kurt ya da kuzudur; avlar ya da avlanr.
Sofist tarafndan byle tasarlanan doal insann nnde Avrupa
ethik'i ierisindeki uzun bir tarih vardr. Onun psikolojisinin ayrntlar
yazardan yazara eitlenecektir, fakat - her zaman olmasa da- hemen
hemen her zaman saldrgan ve ehvetli olacaktr. O halde, ahlak, do I
insanlarn bakalarna saldrma arzusu ile doal insanl.ann bakalarnn
kendilerine lmcl sonularla saldraca korkusu arasnda zorunlu bir
uzlatrma olarak aklanabilir. Karlkl z-kar, saldrganl ve eh
veti yasaklayacak z9rlayc kurallar koymak ve bu kurallar ineyenleri
cezfilandracak gl vastalar oluturmak iin insanlar biraraya gelmeye

srkler. Bu kurallardan bazlar ahlak oluturur; dierleri yasay. Bu ine'.

tellektual peri masalnn anlatlma tarznda bir ok deiiklik yapmak


mmkndr, fakat onun merkezi temalar, btn gzel peri masallan
nnkiler gibi , dikkat ekici bir ekilde sabittir. Ve her eyden nce, bu
aklamann yreinde u fikir deimeden kalr: Toplumsal hayat, in
sanlarn y'aptklar eyin onlarn bireysel doal psikolojilerine ilikin bir
mesele olduu basklaidrlmam toplumsal-olmayan insani hayat '
formu karsnda kronolojik olarak belki, ama mantksal olarak kesin
likle ikincildir. Bu doal , toplumsallk-ncesi insan nosyonunu anlam
landrabilir miyiz?
Argumandaki bu erken evrede, doal insan retisine ilikin bu tikel
rek versiyonu hakknda bir olgusal ve b1r kavramsal nokta zerinde
Sofistler ve Sokrates 23

durmaya deer. Olgusal nokta udur: (rnein, Platon'un Thras


makhos'un azndan naklettii aklamada) toplumsal uzlamlardan
yoksun bir insan klnda grnen karakter, hi de doann bir ocuu
deildir. O, aslnda toplumsal uzlamlardan yoksun da deildir. Onun
yoksun olduu ey, .. beinci yzyl site-devletinin uzlamlarna
herhangi bir sahici ballktr. Onun ifade ettii ey doa deil, fakat
Homerik kahramann toplumsal tutumlardr. O , tutumlarnn ve
eylemlerinin toplumsal oyun ierisinde kabul edilen hareket formlar
olduu ve kabO.l edilen tepki formlar bulduu bir toplumsal dzenden,
yalnzca saldrgan bir taral olarak grnebilecei tamamen farkl bir
toplumsal dzene nakledilmi bir insandr. Fakat bu; o karakterin
toplumsal bir imkanszlk olduu anlamna gelmez. "Thrasmakhos'u
kazyi:, A.gamemnon'u bulursunuz," diye yazar Adkins . Biz de unu
ilave edebiliriz _ki , onu daha fazla allayp pullayn, Alkibiades'i bulur
sunuz.
Olgusal nokta, o halde, doal insan denen karakterin sadece baka ve
daha nceki bir kltrden gelen insan olduudur. Kavramsal nokta ise,
bunun rastlant olmadidr. nk doal toplumsallk-ncesi insan ka
.
rakteri , sfilip olduu belli zellikler erevesinde betimlenir: bencillik,
saldrganlk ve benzeri. Fakat bu zellikler ya da daha ziyade bu zellik
leri adlandran ve karakterize eden ve bu zelliklerin toplumsal olarak ka- .
bfil edilen zellikler olmasn ml!mkn klan szckler, yerleik bir top
lumsal ve ahlaki ilikiler an ngerektiren bir vokabiilere filddirler.
Bencil, bencil-olmayan, saldrgan, lml gibi szckler ve benzerleri ,
yerleik .davran normlar ve davran hakknda yerleik beklentiler er
evesinde tanmlanrlar. Hibir normal standardn var olmad yerde , bu
standardlara yaklaamamann, bir kimsenin beklendiinden fazlasn veya
azn yapmasnn, ya da byle davrananlarn zellikleriniQ ve hfiylanmn
adlarn ve betimlerini ileyip kullanmann hibir imJ<:an yoktur. Bu
yzden , doal insan diye adlandrlan karakterin betimlenmesi toplumsal
hayattan alnan bir vokabuler ierisinde oluturulur; toplumsallk-ncesi
olduu iddia edilen eyin bir toplumsal dzenin varoluunu ngerektir
dii ortaya kar. Bu yzden, doal insan kavram lmcl bir i tutarsz
la maruz kalr.
24 Etiin Ksa Tarihi

Sofistlerin ve daha sonra onlar takibeden uzun gelenein ayrdetmeyi


baaramad ey, darda duran, ama verili bir toplumsal dzenin uzla
mlarn soru konusu yapabilen bir insan kavram ile kendi sfatyla
toplumsal hayatn dnda duran bir insan kavram arasndaki farkt. Ve
bu hata, onlarn doal ve uzlamsal arasndaki aynn zorunlu olarak
uygulama bulamayaca noktalarda oyuna sokma giriiminden kt :Bu
hatadan kan ey nedir? Thras'makhosu klkta resmedilen doal insa
nn iki ana karakteristii vardr. Onun psikolojik makyaj_sadedir: o iste
dii eyi elde etmek peindedir ve onun istedii ey dai- erevelidir. G
ve haz, onun kendine mahsOs ilgileridir. Fakat istedii eye ulamak iin
bu kurt, uzlamsal ahlaki deerlerin koyun postuna brnmek durumun
dadr. Onun klk deitirmesi, yalnzca uzlamsal ahlak vokabOlerini
kendi ahsi amalarnn hizmetine sokmak sOretiyle gerekletirilebilir.
O, mahkemelerde ve mecliste halkn iitmek istedii eyleri sylemeli
dir, yle ki halk, gc onun ellerine versin. Bu yzden byle bir adamn
lpe-rf'si , halk l
rhetorik yoluyla biimlendirme hnerini , -r xv11'sini
renmektir. O, halk boazndan yakalamadan nce kulandan yakala
maldr. te bu retiye kar Sokrates bir altemativ sunmaya alr.
Sokrates , kendisini , hem tutarsz bir ahlaki vokabuleri sanki anla
mndan eninlermi gibi kullanan ahlaki muhafazakarlarla hem de getir
dikleri yenilikleri eit lde kukulu bulduu sofistlerle kar karya
buldu. Dolaysyla Sokrates'in farkl bakalarndan farkh grnmesi
pek de artc deildir.Sokrates'in Ksenophori;un yazlarnda sadece bir '
beinci-yzyl Dr. Johnson' olarak grnd sylenmitir; Aristoph
nes'inkilerde zellikle sknt verici bir sofist olarak grnebilir; Pla
ton'da ise pek ok eydir, her eyden nce Platon'un azdr. O halde,
tarihsel S okrates'in eklini izme grevinin znde ihtilafl olduu
aktr. akat iki paletten bileik bir portre resmetmeye almakla,
problemi belki zemeyebiliriz, ama problemden kaabiliriz. Bunlardan ,
ilki, Metaflzik'te Aristoteles'in verdii Sokrates aklamasdr,1 1 burada
Aristoteles , Platon'un, Ksenophon'un ya da Aristophanes'in tersine , gizli
kiisel bir kara sahip deil grnr. kincisi , Platon'un kronolojik
olarak erken kabiil edilen ve Platon'un rlha ve formlara ilikin kendi
metafizik retilerinin henz ele alnp ilenmedii dialoglar takmdr.

11 Metafizik, 1078b.
Sofistler ve Sokrates 25

nk biz Aristoteles'ten reniyoruz ki , Sokrates , Platon'un orta


dnem dialoglannda yapt gibi "tmelleri veya tanmlar ayn balarna
mevcfid saymad." Aristoteles , tmel tanmlar ve induktiv argumanlar
diye adlandrd eyleri Sokrates'e atfeder ve Sokrates'in niyetleri
hakknda, Platon'un izdii portre nda zel neme sfilip grnen iki
ifadede bulunur . Aristoteles yle der: "Sokrates karakter faziletleriyle
bizzat megul olmaktayd ve onlarla bantl olarak tmel tanm
problemini ortaya atan ilk kii oldu"; bir ka satr ilerde, Aristoteles,
Sokrates'in kyaslar yapmaya almakta olduu iin z aramakta
olmasnn doal olduunu ve " ' bir eyin ne olduu'nun kyaslarn
hareket noktas olduu"nu kaydeder. Burada dikkati kendisine ekmek
istediim ey , biz tam da Sokrates'ten kendisinin tanmlar kefetme
_ ilgisi iinde kyas yaptn sylemesini beklerken, Sokrates'in kyas
yapmak iin tanmlar aramakla megul olduunu Aristoteles'in kaydet
mesidir. Aristoteles'in iaret etmekte olduu ey, erken dnem Platonik
dialoglarda aka grlebilir.
Sokrates , dindarlk nedir? cesaret nedir? adalet nedir? gibi sorulan tek
rar tekrar sorar. Biz, Sokrates'i Aristoteles'in iduktiv argumanlar
(rneklere mracaat eden ve onlardan genellemeler yapan argumanlar)
diye adlandrd eyi kullanr ve kyas yapar (yani eitli ncllerden de
duktiv olarak sonular karr) grrz. Fakat Sokrates , bunu, bir yant
verme niyetiyle olmaktan ziyade apak ki konutuu kimseleri soruya
yant verememeye mahkfim etme niyetiyle yapar. Devlet'in 1. Kitabna
kadar ve (baz uzmanlarn ileri srd gibi, bu kitap orijinal haliyle ayn
bir ekilde oluturulduysa) Devlet'in 1. Kitab da dfilil di,aloglann hemen
hibirinde, Sokrates kendi orijinal sorusuna cevab vermez; o , konutuu
kimseleri daima bir tke ierisinde brakr. Bu usfil nasl anlamalyz?
Delphoi kahini Sokrates'i Atina'llann en bilgesi olarak tanmladnda,
Sokrates, tm Atina'llar arasnda yalnzca kendisi hibir ey bilmediini
bildii iin bu nvana layk olduu sonucuna vard. B u yzden , Sokra
tes , bir retmen olarak kendi devini, rencilerini onlara bilgisizlikle
rini kefettirerek daha bilge klma devi olarak tasarlasay , bu hi ar
tc olmazd . Buna yle itiraz edilebilir: Sokrates , Platon tarafndan,
ou zaman , konutuu kimseleri iddetli bir tkeye srkleyen biri ola
rak resmedilir ve bu da ikna edici bir ahlfilci eitim yntemi deildir pek.
26 Etiin Ksa Tarihi

Fakat bir kimseyi fkelendirmek, aslnda, o kimseyi ahlak meseleleri


zerine felsefi dnme zorlamaya yetecek kadar tedirgin etmenin tek
yntemi olabilir. Kukusuz, byle hc1.1m edilenlerin ounluu iin bu
trden hibir hayranlk uyandrc sonu var olmayacaktr. Fakat S.okra
tes'iri intellektual bir atsinei etkinliinin kk bir aznlktan daha faz
lasna yaran olaca beklentisinde olduunun hibir dellli yoktlJ!. Da
has , Sokrates'in yntemi , tikel bir sonuca varmaktan ziyade dinleyicile
rinde tikel trden bir deiiklik te:nin etmeyi amalam olarak anla
lrsa, hem daha akla-uygun hem de daha haklkanlabilir olur. Sorun sa
dece Sokrates'in sonulara varmamas deildir; daha ziyade onun argu
*
manl annn ad hominem olmasdr, u anlamda ki, bu argumanlar Sokra
tes'in konutuu kimseden temi'n edilen kabllerden eliik ya da baka
trl sylenirse sana sonular kartrlar ve konumacy szn geri
almaya zorlarlar. Platon'un Polos'a kar Sokrates'e kendisini ikna ede
medii srece hibir ey kazanm olmayacam sylettirdii Gorgias'ta,
konumacda ikna temin etmeye ynelik bu arzunun alt izilir. Dolay
syla, Sokratik yntemin tikelliinden ikayet etmek12 bir hatadr. Btn
mesele onun tikelliinde yatar. Fakat Sokrates neden sahip olduu ama
lara sahiptir?
Yanl bir biimde dindarla ilikin ak bir kavrama sahip olduuna
inanan Euth.iphron gibi birinden Sokrates'in duyduu honutsuzluk kar
maktr; Sokrates, Euthphron yerleik adetlere mrac at etse de, onun
dindarln ne olduunu bilmediini dnr ve gsterir. Fakat Sokrates,
bunu, kendisi Euthphron'dan daha radikal bir ahlaki yatgya sahip ol-,
duu iin deil , ama aslnda eylerin eski ve daha muhafazakar dzenin
den onun kendi ayrl hakknda Euthuphron'da kukuculuk meydana ge
tirmek iin yapar. Euthphron , aileye bal birini, bir kleyi ldrd
iin kendi z babasn dava etmekle uramaktadr. Hem Euthphron'un
akrabalar hem de Sokrates , bir klenin ldrlmesini kabfillenmekten

ok bir insann kendi babasn dava etmesine armlardr. Benzer e
kilde, Sokrates Devlet'in I. Kitabnn balangcnda Kephalos'a kar ok

* ad hominem: tartlan muhlitaba gre, muhlitab hedef alan , muhataba


ynelik - n .
1 2 Alternativ bir gr iin, bkz. R. Robinson , Plato 's Earlier Dialectic
(Platon'un Erken Dnem Dialektiki), s . 15-17.
Sofistler ve Sokrates 27

naziktir. Ahlfil muhafazakarl ver ve ahlfil yeniliklerle alay eder.


(Bu , Ksenophon'un izdii Boswellvari portrenin Platon'un syledii
eyle iyi uyutuu noktalardan biridir.) Bunun nedeni , ksmen udur:
Sokrates, sofistlerden ve yenilikilerden hareketle, ahlfil ifadelerin hangi
anlama sahip olabileceklerini, yerleik dzenden hareketle yapabilecein
den daha fazla ak klamayacaktr. Bu yzden insann kendi bilgisizlii
nin kefi , salam bir ekilde temellendirilmi bir ahlfil ama olarak
dimdik durur.
Sokrates'in pozitiv retilerinin bununla badamas ilk bakta belki
kolay deildir. SQkrates'in sofistlerle hemfikir olduu en nemli nokta,
onun Jpen1nin retilebilir olduu tezini kabfil etmesidir. Fakat Sokra
tes paradoksal olarak retmenlerin var olduklarn reddeder. Bu paradok
sun zm, ancak daha sonra Platon'da, bilginin nceden bizde mevctid
olduu ve yalnzca felsefi bir ebe yardmyla dourtulmas gerektii te
zinde bulunur. Bu zmn ifadesi, erdem bilgidir ( lrca'611 /.epis
tem'e) eklindeki Sokratik teze bamldr. Sokrates'in bu tezi izah etmek
iin kulland rnekler, onu daha ak klacak yerde daha karanlk bra
krlar. Sokrates , rhetorik'in bir lxv11 statsne sahip olabileceini ka
bl etmemekle sofistlerden ayrlr, fakat Sokrates'in rc af17'yi ve
tzv17'yi sk bir ittifak ierisinde kullanmas , erdem kazanmann rheto
.
rik deilse bile birr!xv11 kazanmak olduunu ak klar. Rhetorik akl
sal deildir -bir gzboyama, kinaye ve kaamak meselesidir. Erdemi
kuran bilgi, yalnzca durumun yle yle olduu hakkndaki inanlar
deil , fakat ayn zamanda konuyla ilgili aynmlari ayrdna varma yeter
.

liini ve eyleme kabiliyetini ierir. Bunlarn hepsi , lrca 17'nin ve
qv17'nin Sokratik kullanmlar yofoyla biraraya bal ve onlar bir
birinden ayrmaya ynelik herhangi bir giriim, kanlmaz olarak Sokra
tik grn hem basitletirilmesine hem de tahn"f edilmesine yol aar.
Aristoteles, Sokrates hakknda unlar syler: o tm ahlaki erdemle
" ,

rin bilgi formlar olduklarna inanyordu; yle ki, adaletin ne olduunu


bildiimizde, bundan kan sonu adil olacamzd," ve Aristoteles'in bu
.
konudaki kendi yorumu konunun anlamn aklar: "mdi ahlfil erdemin
, .
szkonusu olduu yerde," der Aristoteles, "en nemli ey onun ne oldu-
unu bilmek deil , fakat onun nasl ortaya ktn bilmektir; biz cesa-
28 Etiin Ksa Tarihi

retin ne olduunu bilmek istemeyiz, cesaretli olmak isteriz."13 Aristote


les'in vard hkme gre Sokrates'in hepten intellektualiSt olduu ,
"Erdem bilgidir" eklindeki paralel Sokratik deyiten bellidir; yani "hi
kimse bile isteye hata yapmaz." Hi kimse bile isteye hataya sapmaz,
nk hi kimse kendisi iin iyi olan eyden bakasn bile isteye se
mez. Bu retinin gerisinde iki saylt vardr. Biri , bir insan iin iyi olan
ey ile simpliciter* iyi olan eyin birbirinden aynlamayacadr. Sofist
ler'e gre hibir iyi yoktur ki, bir insann istedii eyi salt elde etmesi
olmasn . Bununla birlikte , Lsis'te, Sokrates, bir ocua onun iin iyi
olan eyi vermenin ona istedii eyi vermekten tamamen farkl olduuna
iaret eder. yle ki "X iin iyi olan ey" ve "X'in istedii ey" ayn an
lama gelmez. Ayn zamanda, bir insan kendisi iin kt olan eyi nasl
isteyebilirdi? ok basit diye yantlama hevesine kaplrz, bir uyuturucu
mbtelasnn uyuturucu istemesi, veya bir alkoliin alkol istemesi ya
da bir sadistin kurbanlar istemesi tarznda. Fakat Sokratik yant, kesin
likle , bu insanlar iin arzu nesnesinin bir sahici iyi kavram altna gir
dii olurdu - zevk, bir zlemin giderilmesi veya her ne ise. Bu insanla
rn hatas, bir nesneyi onu olduundan baka trl olduunu varsayarak
yanl tehis etmekle ilgili ya da nesnenin zglklerinden bazlarn far
ketmemekle , belki hatrlamamakla ilgili intellektual bir hatadr. Sokratik
grte bir alkolik "Viski karacierimi rtecek, ama ufuurumda deil"
demez; "Bir iki daha, Anonim Alkolikler'e telefon edebilmem. iin_ eli
min titremesini durduracak" der. Buna, kuvvetle yle yant verme i
limi tarz: kimi zaman alkolik sadece "Viski karacierimi rlitecek,
yine de bir iki istiyorum ve hi umrumda deil," der. Sokrates bu tr
bir cevab nasi olur da bilmezden gelir? Bunun yant , belki geri dnp
Aristoteles'in Sokrates'e kar ynelttii sulamaya tekrar bakmak sfire
tiyle anlalmak durumundadr.
Aristoteles , Sokrates eletirisinde, "ahlaki erdemin sz konusu ol
duu yerde, en nemli ey onun ne olduunu bilmek deil , fakat nasl
ortaya ktn bilmektir" dediinde , Sokrates'in kendi nclleriyle
yapmas beklenemeyecek bir ayrm yapar. Tam da Sokrates'in erdemi ve
bilgiyi bu kadar tam bir ekilde eitlemeye hazrlkl olmasnn nedeni ,

13 Eudemos'a Ethik, 1 2 1 6b.


* simpliciter: basitlii iinde, yaln olarak -n.
Sofistler ve Sokrates 29

btnyle ak deildir. nk Sokrates sonular hakknda tamamen


aktr: "Hi kimse bile isteye hata yapmaz"; yani insanlar yanl olan
eyi yaparlarsa, bunun nedeni, ahlill zayflk deil , intellektual hatadr.
Ve bu da, Aristoteles'in iaret ettii gibi, sradan insanlarn ahlfil dene
yimin apak bir olgusu diye kabOl ettikleri eye karttr. Bir insann
ahlaki inanlarnn o insann eylemlerinde tantland tezinin akla uy
gunluunu irdelemek sOretiyle, Sokratik gre mmkn en iyi ekli ve
rebiliriz. Bir insan bir eyi yapntas gerektiine inandn syleyip de,
frsat ktnda sz konusu eylemi ne yerine getirir ne de znt veya
pimanlk sergilerse , biz kesinlikle onun syledii eye gerekten inan
mad sonucunu kartrz. O , yalnzca konumaktayd . (Ya cia elbette.
dncesini deitirmi olabilir.) Fakat bir insann yapmas gerektiine
inandn syledii eyi hibir zaman yapmad durum (ki o zaman o
insann davrannn kendi beyanlarn yalanladn varsaymamann en
gl sebeplerine ihtiya duymamz gerekir) ile yapmas gerektiine
inandn syledii eyi ara sra yapmad durum (ki bu da pek ok ev
rede beylik bir hadise olan ahlfil bir kusOru oluturan eydir) arasnda
yine de arpc bir ayrm vardr. Ve bu ayrm Sokrates hi tanmaz: eer
bir insan ne yapmas gerektiini gerekten biliyorsa, hangi g bilgiden
daha byk olabilir ve o insan yapmas gerektii eyi yapmaktan alko
yabilir? Sokrates Protagoras'ta byle aklyrten biri olarak temsil edilir.
Biri kp da tekrar unu ileri srmeye kalkabilir: X'in bir ahlaki ni
teliin ad -dindarlk, adalet vb. - olduu yerde Sokrates kendisinin
sorduu X nedir? sorusunu hemen hibir zaman yantlamad iin, Sok-
ratik aratrmann btn ve tek hedefi , kendi bilgisizliinin bilgisi formu
ierisinde kendini-bilmeyi salamaktr. yle ki erdem bir kazanmdan zi
yade bir ama olsun. Fakat kendi davasnda Sokrates'in Savunma'snn
rOhu, kendisinin bir daimon tarafndan esinlendii iddiasnn nda,
bununla tutarszdr. Dahas, Lakhes'te cesaretin doas aratrmas , belli
trden bilgi erevesinde ksmi bir yant verir ve aratrma askya aln
masna yol aan glklere dse bile, hi de zorunlu olarak baarszla
mahkum bir aratrma izlenimi dourmaz.
Belirgin bir ekilde ak kalan ey , Sokratik pozisyonun, bir ok c
retkar ve grnte paradoksal tezlerin ne srlmesini ve Sokrates'in
onlar sunuundaki pek ok belirsiz-anlamll ve kesinsizlii balayp
30 Etiin Ksa Tarihi

birletirdiidir. rnein Platon'un Gorgias'nda, Sokrates'in, hazzn iyi


olduu giin, onu tartp sonunda reddetmek iin mi yoksa en azn
dan mmkn bir gr olarak savunmak iin mi ileri srd hi ak
deildir ve aratrmaclar bu nokta zerindeki yorumlarnda tekin olma
yan bir ekilde farkl farkl dnmlerdir. Fakat u ya da bi tarafn e
kimelerinden diba ak olan ey , rakib yorumlarn bambaka bir yolda
olduklardr; Sokrates'in sz olarak sunulan ey basite belirsiz-anlaml
dr. Ve Sokrates'in dinleyicilerine kendisinin ak bir pozisyonunu sun
maktan ziyade onlarn kafalarm kartrmakla ilgilenmesi, hibir ekilde
karakter yoksunluu deildir.
Bu belirsiz-anlamllk, Sokrates'in kiisel bir alay olmaktan belki
daha fazladr. Sokrates , ethik'te temel felsefi sorular sormutu. Karar
verme ve deer bimede kullandmz kavramlar nasl anlarz? Bu kav
ramlarn doru uygulanlarnn kriteri nedir? Yerleik adetler tutarl m
dr? ve eer deilse, tutarszlktan nasl kaarz? Fakat kavramlar nasl
. an.l amamz gerektii hakknda felsefi sorular sormu olmak, alnacak yo
lun yalnzca Sokrates'e den ksmn kapsayacaktr. Ak ki, eer ahlaki
kavramlarmz kavramlar ise, eer ahlaki szcklerimiz szckler ise, o
zaman onlarn kullanm iin kriterler de var olmak zorundadr. Onlarn
kullanm iin kurallar, retilebilir ve renilebilir olan kurallar, top
lumsal olarak tesis edilmi ve toplumsal olarak paylalan kurallar var
olmad srece, ahlaki kavramlar ve szckler dilimiin bir paras ola
mazlard. Bundan u kar ki, ahlaki szcklere ya filozof ya da yneten
tarafndan basite bir anlam verilebileceini dnen sofist tr anlamsz
konumaktadr. nk anlamn bir anlam olabilmesi iin ilgili iadelerin
kullanmn yneten mevcld kriterler erevesinde retilebilir olmas
gerekir. yle ki Sokrates, kavramsal aratrmay doru ve doru-olmayan
sonular meydana getirebilecek bir grev olarak, nesnel haan ve baar
szlk standardlannn bulunduu bir etkinlik olarak sunmakta hakldr.
Fakat bundan, bir kavramn aslnda nasl kullanlacann soruturulma
snn ak ve tutarl bir yant meydana getirecei sonucu kmaz. Sokr
tes'in rencilerini sorgulamas , onlarn meydana getirdikleri o dneme
zg Grek ahlak adetlerinin rneklerine dayanr. Eer ben haklysam,
Sokrates'in zamanndaki Grek hayatnn problematik ahlaki karakteri, ah
laki adetlerin ak ve tutarl olmaktan kesilmi olmas olgusundan doar
Sofistler ve Sokrates 31

ve ksmen bu olgudan ibarettir. Ve bu yzden anlam belirli ve pratik


olarak faydal ahlaki kavramlar kefetmek iin, farkl trden bir aratr
maya giriilmesi gerekecekir. Sokrates'in ardllarnn stlenecei ey tam
da budur ve onlar iki ana ynde hareket ederler. Platon, ahlak kavramlar
run ancak belli trden bir toplumsal dzen zemini karsnda anlalr
olabileceini kabOl eder; sonra ayn zamanda evrenin dzeni erevesinde
bir haklkarm salamak veya salamaya almak suretiyle , bu top
lumsal zeminin erevesini izmeyi dener. Knik okul ve K'rene okulu,
tam tersine, yalnzca bireyin tercihlerine ve kararlarna bal ve bireysel
ahlaki hayat kendine-yeterli klmaya kalkan, toplumdan bamsz bir
ahlaki dstt1r vermeye alrlar. Onlara daha sonra ksaca geri dneceiz,
fakat argumann bir sonraki evresi Platon'a filddir. Yine de unu belirt
meye deer ki, Sokrates gibi , ahlak kavramlarna ilikin analizleri o d
nemin ahlakndaki kusurlara ilikin bir fikir veren bu filozoflarn otori
teye ho grnmemi olmalar ihtimal-d deildir; filozoflara itibar
edilmemesi. genellikle lm cezasna arptrmay bir zaman kayb haline
getirse bile. Kendi kaderine armam olmas , Sokr,tes'in bykl-
. . nn bir iaretidir.
B lm

Platon: Gorgias

,. TARHSEL Sokrates'e ilikin akla yatan bir aklamadan daha fazlasin


ortaya koymann imkansz olduunu daha nce sylemitim; bunun en
ak sebebi, Sokrates denen karakterin Platon'un dialoglartida hangi nok
tada olgun Platon iin salt bir szc haline geldiini sylemenin imkan
sz olmasdr, Fakat dialoglarda konuulan eylerin felsefi nemi sz ko
nusu olduu lde , bunun bizi rahatsz etmemesi gerekir. nk ak
bir argum.n modeli ayrdedilebilmektedir. Kesinkes olduka erken bir di
alog olan Gorgias'ta, Platon'u ethik'teki merkezi problemlerinden pek
ounu ortaya koymu grrz. Menon'da ve Phaidon'da metafizik bir
arkaplan kurulmaktdr; bu arkaplan, Devlet'te, Gorgias'taki problemlerin
bir yeniden ifade edilii olan problemler iin nerilen bir zmn zsel
bir parasn verir. Devlet'ten sonraki dialoglarda bu metafizie ilikin
srekli bir eletiri vardr, fakat ayn zamanda ethik'in problemleri zerine
iki temel ge dnem dncesi de vardr: haz zerine Phflebos ve Yasa
lar.
Gorgias kesime ayrlr; bu kesimlerin her birinde Sokrates farkl
bir k-0numacyla konuur ve bu kesimlerin her biri dier kesme geme
den nce ilk ve son kez belli pozisyonlar tesis eder. lk ksmn ilevi,
rhetorik'in erdemin kendisiyle retildii -r!xvr olma iddifilann bertaraf
etmek ve ayn zamanda ikna etmenin iki anlam arasnda bir ayrm tesis
etmektir. -Gorgias'n kendisi ,\kna sanat olarak rhetorik'in insann en
yksek iyisinin arac olduu grnn savunucusudur. nk en yk-
34 Etiin Ksa Tarihi

sek iyi zgrlktr (b.evop(a / eleutheria) ve zgrlkten insann her


eyde istediini elde etme zgrl kasdedilir. Site-devletinde istediini
elde etmek iin, insan kendi yurttalarn etkileyebilmek zorundadr. Sok
rates, ikna edilen insanda bilgi reten ikna tr ile bilgi retmeyen ikna
tr arasnda bir ayrm getirir. lk durumda ikna bir inanc savunmak iin
sebepler bulmaktan oluur ve eer inan kabfil edilirse , onu bu sebepler
erevesinde destekleyecek bir aklama verilebilir;)kinci durumda ikna,
dinleyicileri temellendirilmemi bir kanaat meydana getiren psikolojik
bir bask altna sokmaktan oluur. mdi Gorgias, rhetorik'in birinci de
il, ikinci trden ikna olduunu ak klar. Hatibin vnlerinden biri,
dinleyicileri kendisinin usta olmad konularda ikna edebilmesidir; Gor
gias'n rnei, Themistokles'in ve Perikles'in, ne denizcilik ne de asker
lik mhendisleri deil , bizzat politikaclar olmalarna karlk, Atina'l
lar Atina emperyalizmi iin zorunlu iskeleler, limanlar ve savunma is
tihkamlar ina etmeye ikna etmedeki baarsdr. Sokrates, hatibin , bir
mhendislik bilgisinden ok, doru ve yanln bilgisine mi ihtiya duy
duunu aratrr. Gorgias, bu noktada btnyle tutarl deildir; o, bir
hatibin ara sra adil bir adam olmaya ihtiya duyacan, fakat nasl adil
hale gelebilecei hakknda mulak olduunu telk1n eder grnr. Rhet
rik'in kendisini doru ya da yanl amalar iin kullanlabilecek ahlaki
adan ntr bir teknik olarak sunar: rencilerinin yanl kullanmndan
dolay bir rhetorik retmenini yermek, rencilerin sonradan becerilerini
hizmetine sokabilecekleri kullanmlardan dolyi bir boks retmenini
yermek kadar ahmaka olurdu. .
kna tekniklerinin ahlfild adan ntr olduklar fikri, insani toplumda
tekrar tekrar ortaya kan bir fkirdir. Fakat bu tr tekniklerin ntr olduk
larn savunmak iin, 'ayn zamanda bir insann venli bir inanca akly
rtme yoluyla m yoksa aklsal olmayan bir tarzda m ulatnn ahlaki
adan konud olduunu savunmak da zorunludur. Ve bunun ahlfild a
dan konud olduunu savunmak iin, ayn zamanda bir insann kendi
akln kullanmasnn onun ahlaki bir fail olarak duruuyla ilgisiz, yani o
. insann "sorumlu" ve eylemlerinin ise "ihtiyari" diye adlandrlmay hak
edip etmediine. karar vermekle ilgisiz olduu da savunulmak durumunda
olur. Bu yzden sorumluluk ve ihtiyari eylem kavramlarnn farkl ak
lanlar, ikna tekniklerinin konumuna ynelik farkl ahlill tutumlar ta-
P{aton: Gorgias 35

rafndan nvarsaylr. Dolaysyla felsefi aklama grevi ahlaki adan


konud olamaz. Gorgias gibi bir sofistin -ve aslnda liberal demokra
sinin seim propagandas yapan politikaclar, reklam yapmclar ve
baka ak ve gizli ikna-ediciler arasndaki Gorgias'n daha sonraki ardl
larnn- daha cahilletirici zelliklerinden biri, yapt ii btnyle bir
felsefi psikoloji gibi gsterme istekliliidir. Sokrates'i rhetorik'in hi de
sahici bir sanat olmayp, bir sanatn sadece hakikate aykr bir taklidi ol
duunu gstermek iin bir arguman gelitirmeye gtren de ite budur.
Bu kez, 'argumanda Gorgias'n yerine onun rencisi Polos gemitir.
Polos, rhetorik'in kullanmnn ahlaki hedefinin g kazanma olduunu
tekrar eder. B aarl hatib istedii her eyi yapabilir. Sokrntes'in buna
verdii karlk, bir insann, arzulad eyi deil, yaplmasnn iyi oldu
unu dnd her eyi yapabileceidir. Burada Sokrates'in gzettii
nokta, bir insann bir eyi bir baka ey uruna yapt yerde , eer o in
san yapt ey ile o eyi uruna yapt ey arasndaki balantnn ka
rakteri hakknda intellektual olarak yanlyorsa, aslnda kendi amalarn
bozguna uratabileceidir. Bakalarna zarar ve lm getiren bir despot,
ona kendi iyisine hizmet eder grnen eyi yapyor olabilir, fakat o ya
nlmtr. nk, der Sokrates, bir insann yanl bir i yapmas ona
mar1z kalmaktan daha ktdr.
Polos'un kar-rnei , ardarda gelen ihanet ve suikast olaylaryla g
kazanm olan Makedonya'l tiran Arkhelaos'tur; herkes , der Polos , elin
den gelse Arkhelaos olmak isterdi . Bununla birlikte , Sokrates'in gzet
tii nokta, bunun insanlarn istedii ey olup olmadnn konud ol
duudur. nk bu eer onlarn istedii ey ise, bunun nedeni, yalnzca
kendilerinin iyiliine olan eye ilikin kendilerinden,kaynaklanan bir ha
tadr. Sokrates imdi Polos'u byle bir hatayla mahkftm etneye giriir,
fakat o, ancak daha nce tanmlanm olan ahlaki vokabOlerin durumun
dan dolay byle yapabilir. Polos, uygun bir neden olmakszn zarar
vermenin zarara maruz kalmaktan daha kt ( 1(a1Cl'v / kakion) oldu
unu kabftl etni.eye hazr deildir, fakat daha utan-verici (clax'v /
aiskhion) olduu ynnde bir taviz vermeye hazrdr. Bunu anlamak iin,
iyi-kt( yae"- l(al(' / agathos-kakos) ve eref-verici-utan-verici
(1(aMJa-a1axp6 / kalos-aiskhros) sfat iftleri arasndaki kartl ha
trlamalyz. KaA.! olan ey, hakknda iyi dnlen eydir. Atina ide-
36 Etiin Ksa Tarihi

alinde bir soylu (1Calt<; IC.yaed / kalos kagathos) olmak iin, insan
hem iyi olmak hem de iyi dnlmek durumundayd . Kal\.<; ve
atcrxp6, bir insann nasl grndne gnderimde bulunur. Polos,
greneksel anlam kapal hale gelmi olduu iin raoSu yeniden ta
nmlamaya hazrlanr. Fakat o, tam da populer itib.iir kazanmaya ball
ndan dolay, populer hret hesaplarna ballk gsterir. Bir noktada
en azndan dinleyicilerinin deerlendirmelerini kabfil edr grnmedike,
Polos, kendi deerlendirmelerini dinleyicilerine salk veremez. (Halk
ikna etmek sOretiyle ynetmeye alan insann bunu yapmak iin halkn
standardlann kabfil etmeye mecbOr kaldn ve bu yzden de halk tara
fndan ynetildiini Platon'un daha sonra dialogda gzlemleyebilmesinin
nedeni budur.)
Dolaysyla Polos, haksz bir ekilde zarar vermenin zarara maruz
kalmaktan daha utan -verici olduu grn kabOl eder. Fakat Sokrates,

Polos'u 1Ca.it6 ve acrxp6 yklemlerinin kritersiz olmadklarn ka
bOle zorlar. Sokrates bu yklemlerin baka baka yerlere (bir kez daha
. burada bir eviri g2 l olduuna dikkat edin; 1Ca.l.o hem "gzel" hem
de "eref-verici", afcrxp6 hem "irkin" hem de "utan-verici" anlamla
rna gelir) -yani seslere ve renklere, hayat tarzlarna ve bilimlere uygu
lanm rneklerini alr. Sokrates bu rneklerden u sonucu kanr: eer
kardan-bamsz bir seyircinin gzlerinde faydal veya ho veya her
ikisi ise, bir eyi 1Ca).6 diye adlandrma hakkna sahip oluruz. Bu yz
den Polos haksz bir ekilde zarara maruz kalmann daha onur-verici ol
duunu kabOl ediyorsa, bu, onun daha haz verici ve daha kazanl oldu
undan dolay olsa gerektir. Fakat Polos'a gre bunlar "bir insann iste
dii ey"in ieriini tanmlarlar, bu yzden de Polos artk Sokrates'in g-
rne tutarl bir ekilde itiraz edemez.
,\
Burada, Platon'un aka ortaya koymad ok basit bir baka .kav
ramsal nokta szkonusudur. yi'yi "X'in iyi olduunu dnd ey"
anlamnda aklamaya alan herhangi bir kimse, ksr - nk hem
bo hem de bitmez tkenmez- bir geri dne kaplr. nk bu ak
lamay anlamak iin, biz zaten iyi'yi baka bir taq:da anlamak zorunda
oluruz; yoksa, tanmmz "X'in, 11X'in, 'X'in . . . olduunu dnd
ey' olduunu dnd ey" olduunu dnd .... ey" olarak tam
bir.ekilde yazmakla urar dururuz. mdi , ahlaki terimleri genelde in-
Platon: Gorgias 37

sfularn onlar nasl tanmladklarna gnderimle tanmlamaya girimek,


ayn ekilde, eer byle bir geri dne kaplmayacaksak, genelde insan
larn sahip olduu ahlaki kavramlar zaten kavramamz ngerektirir. Ve
Polos'u kapana kstran da ite budur.
polos'un dialogdaki ardl Kallikles, kapana kstp.lmaya hiizr deil
dir. Kallikles, hem Polos'u hem de Gorgias' ele veren eyin onlarn ah
lfild terimleri yetersiz bir ekilde sistematik yeniden-tanmlaylar oldu
unu kavrar. Kallikles'e gre en yksek iyi tm arzulan doyurma gc
dr. Kallikles'in pozisyonu aslnda karmak bir pozisyondur. O, teorize .
etme hayatn ve dolaysyla da Sokrates'i aalamaktadr. Kallikles, bir
anda, Sokrates ile bir anda iki ihtilafa der. lki, arzu kavram hakknda
dr. Sokrates , snrsz arzulara sahip insann asla doldurulamayan, asla
doyurulamayan delik bir kalbura benzediini; dolaysyla byk ve id-
. detli arzulara sahip olmann istediiniz eyi elde edemiyeceinizi kesin
letirmek olduunu ileri srer. Arzularmz snrlanm oJmadka, doyu
rulabilir deillerdir. Kallikles bunu kablll etmeyi reddeder. Bu noktada
yapmak ihtiyacn hissettiimiz tek ey, arzu ve doyum kavramlarnn
Kallikles'in analizinin temas etmeden getii problemler sunduunun al
tn izmektir.
kinci olarak, Kallikles dialogda daha nceki bir evrede ynetmenin
gl insann hakk olduunu tlan ettiinde, bununla ak bir ekilde
despotu yceltme niyeti tayordu . Bununla birlikte , Sokrates , halkn
apak bk anlamda tirandan daha gl olduuna ve dolaysyla Kallik-
les'in grnce halkn ynetmesi gerektiine iaret eder. Bu yzden
Kallikles "daha gl" kavramn "daha akll" anlamna gelecek ekilde

yeniden tanmlamak durumunda kalr. Ve bu, bir anda Kallikles'in nne


bir yneticide akln neden ibaret olduu problemini karr. Sokrates, bu
nokta_ hakkndaki kendi yantn Kallikles'inkiyle karlatrmadan nce,
onlar arasndaki belli temel felsefi ayrmlar aa karr. Sokrates'in g
zettii noktalardan ilki, "iyi-kt" kavram iftinin "haz-ac" kavramlarn
dan farkl olduudur, nk ilk kavramlar eliiktir, ikincilerse eliik
deildir. Eer bir eyin bir bakmdan iyi olduunu ileri srersem, o za
man bundan ayn eyin ayn bakmdan kt olmad grne bal
kaldm sonucu kar; fakat Sokrates'e gre eer bir eyin bir bakmdan
haz verici olduunu ileri srersem, bundan onun ayn bakmdan ac verici
38 Etiin Ksa Tarihi

veya haz vermeyici olmad sonucu kmaz. Bu tfilihsiz arguman bsb


tn yanltc bir rnee bamldr. Eer ben henz doymadm iin
yemek yemekten haz alyorsam, benim henz doymam olmaktan duy
duum rahatszlk ve aldm haz birarada mevcild olur. Bu yzden hazz
ve acy ezamanl bir ekilde duyarm. Fakat kuku yok ki, haz bir ey
dir ve bir eyden kar, ac baka bir eydir ve baka bir eyden kar.
Sokrates'in zerinde durduu kart nokta, iyi'nin ve kt'nn haz-ve
rici ve ac-verici ile eanlaml olamayaca, nk bitim hazlar ve ac
lar deerlendirirken iyi'yi ve kt'y kullandmzdr. Kallikles iyi in
sann akll ve cesilr olduunu dnr. Fakat bir korkak tehlike atlatl
dnda kendisini cesilr bir insandan daha ferah hissedebilir ve bu yzden
de daha fazla haz duyabilir. Kallikles dolaysyla haz trleri arasnda bir
ayrm yapma tavizi vermeye ikna. edilir ve Platonik Sokrates'in ihtiya
duyduu ey da budur. Sokrates o zaman kendi pozitiv grn ge
litirir ve byle yaparak ahlak felsefesinde belli kalc bir zemin kazanr.
Kallikles'in ideali, snr olmakszn arzularn peinden koulmasndan
ibaret olan bir iyi idealidir. Sokrates zaten snrsz arzunun doyurulama
yan arzu olduunu telkin etniti; imdi o , iyi kavramnn zorunlu olarak
bir snr gzetme kavramna bal olduunu ileri srer. Ve bir "yaama
tarz" saylmak durumunda olan herhangi bir ey, onu die yaama tarz
larndan kendisiyle ayrdedebileceimiz bir dzene veya bir forma zorunlu
olarak sahip olacaktr. Bu yzden arzuladmz herhangi bir iyi, o tikel
iyi olan veya o tikel iyi'yi salayan davran yneten kurallarn aka
tannmas yoluyla ancak aka tannabilir.
Gorgias'n sonlarna doru baka iki nemli an vardr. Biri, yaylmac
politikalaryla Atina'llara arzulayabilecekleri iyiler ile iyilerin yalnzca
ierisinde gerekletirilebilecei kurala-bal dzen arasndaki balant,y
retmeden arzulara sahip olmay reten Miltiades'ten Perikles'e Atimi
'l devlet adruliar kuana Sokrates'in ac ac saldrd andr. kincisi ,
te-hayattaki yargya ve cezaya ilikin dinsel mitin tartlmasdr; b:
mit ile, Platon, farkl temel ahlaki tutumlar arasndaki seimde sz ko
nusu olan eyi sembolize eder. Burada rneklenen hem politik hem de
dinsel tutumlar, Platon'un dncesinin yinelenen ehreleridir; eer bun
lar Platon'un ahlak analizlerinin dnda olarak dnlrse ok yanltc
bir ekilde ele alnm olurlar. Fakat bunun neden byle olduunu anla-
Platon: Gorgias 39

mak iin, dialoglann politik v e metafizik arda]ann daha t am bir ekilde


incelememiz gerekir ve bunu yapmadan nce belki Gorgias'taki arguman
larn gzden geirilmesiyle bizi kendilerine doru eken bir ka sonucu
ksa bir biimde tekrarlamaya deer.
Bunlardan ilki , "Yapmak istediin her eyi yap" dnn bir ka s
nrl balam dnda zorunlu olarak faydasz olduudur. Sokrates sndr
lemeyen arzunun doyurulamaz arzu olduunu sylediinde , bu , sadece da
ima arzulanan d a fazla bir eyin olmas sorunu deildir. Daha ziyade
bir arzu, ona ancak belirli bir nesne veriliyorsa doyurulabilirdir. nsanlara
"Yapmak istediin her eyi yap" dediimizde, bu, aka tanunlanm bir
. ka alternativin var olduu ve kendi tercihlerimizin faili etkilemesini is
. temediimiz yerde anlamldr. Fakat Nasl yaayaym? Ne yapaym? gibi
genel ahlak sorulan soran file "Yapmak istediin her eyi yap" demek,
peinden gidilecek hiir hedef tayn etmez. Problem, hangi isteklerin
peinden gideceini , hangilerini engelleneyeceini , vb., bilmektir.
"Toplayabilirken gl goncalarn topla" buyruuna verilecek doru kar
lk, Hangi gl goncalarn? olur.
Herhangi bir durumda, isteklerimin verili , sabit ve belirlenimli oldu
unu, oysa seimlerimin zgr olduunu varsaymak, buna elik eden bir
hatadr. Benim isteklerim sadece seimlerimin belirleyicisi olmakla kal
mazlar; onlar, ou kez, seimimin , zerine uygulanmak durumunda ol
duu malzemedirler. B u , ahlak kavramlarnn uzlam alannn paras
olarak, arzularn ise doann paras olarak tasarlanmasyla bulanklatn
lr. Sokrates , kukusuz bu noktalardan herhangi birinin peine dmez ve
kendi sorduu soruya Gorgias'n verdiinden daha fazla yant da vermez.
Sokrates'in yapt ey , Bir iyi neden ibarettir? sorusuna verilecek bir
yant iin zorunlu bir koulu ifde etmektir . Yant udur: Eer herhangi
bir ey bir iyi ve mmkn bir arzu nesnesi olacaksa, o, davram yne
tebilen bir kurallar kmesi erevesinde aka tannabilir olmak zorun
dadr. Kallikles'in tm kurallar ineme buyruu -yan eer istiyorsa
nz - , anlaml deildir. nk dvran herhangi bir biimde kurala
bal olmayan bir insan , insan toplumuna akll bir ffill olarak itirak
etmekten kesilmi olurdu.
Bu, Gorgias'n yalnzca ierii yoluyla deil , fakat ayn zamanda
formu yoluyla da ortaya konur. Kallikles ve Sokrates bile belli kavram-
40 Etiin Ksa Tarihi

lan paylarlar ve dialog formu, Sokrates'in Kallikles'in grnn i tu


tarszln Kallikles'e kantlamasn mmkn lalan eyin bu paylama
olmasnn tarzn ortaya koyar. Bu, ktln belli iyilere ulalabilecek
bir hayat formundan kopmaktan ibaret olduunu, nk kavramlar pay
lamann dfilma bir lde bir hayat formunu paylamak olduunu telkin
eder. Ve aslnda Sokrates, Gorgias'ta kt insann yoksun olduu eyin
'/Co(vwve v (ko in'nein) kabiliyeti , ortak bir , hayat paylama
('/Cofvwvev ) kabiliyeti olduunu aka olumlar. Bu yzden , iyi'nin ne
olduunu tesbit etmede ileri doru atlacak zorunlu bir adm, iyi'nin ger
ekleebilmesi iin zorunlu ortak hayat trn tesbit etmektir. Bu da
Devlet'in grevidir.
Blm

Platon: Devlet

DEVLET, 0tKa00"6v1fnin (dikaiosne) bir tanmna ulama talebiyle


alr ve birinci kitap bu talebin doasn aklar. Adfiletin "hakikati sy
leme ve borlarn deme" olarak tanm reddedilir, sadece_ hakikati giz
lemek ya da dn alnan eyi geri vermemek kimi zaman hakl olabile
cei iin deil, fakat eylem tiplerine ilikin hibir liste Platon'un talep
etmekte olduu eyi veremeyecei iin . Platon'un bilmek istedii ey,
bir eylem veya eylemler snf hakknda bizi onu adil diye adlandrmaya
gtren eyin ne olduudur. Platon , bir adil eylemler listesi deil , fakat
\
byle bir listeye dahil olma ya da byle bir listeden hari tutulma iin
kullanlacak bir kriter ister. Yine, "dostlarna iyi ve dmanlarna kt
davranmak" olarak adfilet tanrw reddedilir; sadece, bir kimseye kt dav
ranmak, adil insann insanlar daha az adil hfile getirmekle itigal edecei
sonucuna yol aacak ekilde , o kimseyi daha kt -yan daha adalet
siz- klmak olaca argumanndan dolay deil, fakat "iyi davranmak"
ve benzeri erevesinde yaplacak herhangi bir. adfilet tanm aydnlatc
olmamaya mahk:Om olduu iin. Thrasmakhos , sahneye ktnda,
Sokrates'in, kendisine adaletin "balayc ya da faydal veya ie yarar
veya karl ya da yerinde olan eyle ayn" olduunu anlatan bir tanm
vermemesi gerektiini ' Sokrates'e anlatr. Sokrates, bunun 12'nin ne ol

duunu sormaya ve o iki kere 6'dr veya 3 kere 4'tr veya 6 kere 2'dir
veya 4 kere 3'tr biimindeki herhangi bir yant abOl etmeyi reddet
meye benzedii karln yaptrr. Fakat Sokrates tamamen farkl tr
den bir aklama verme grevini kabftl eder; Sokrates bize bir formul ,
yani adaletin herkesin kendi ilgilerini gzettii ey durumt olduu for-
42 Ethfk'in Ksa Tarihi

muln sunduunda, bunun kendi ierisinde aranmakta olan yant oldu


unu varsaymak bir hata olurdu . Bu formul Devlet'in geri kalan blm
lerinden ayn anlalabilir deildir ve Thrasmakhos ol1caoa-6v17 ile
eanlaml ifadeler atamann konuyla ilgili olmayacan varsaymakta
hakldr. nk bir kavram hakknda kafa yormak bir ifadenin yabanc
bir dildeki anlam hakknda kafa yormaya benzemez . Anlam hakknda
kavramsal olarak kafa yorduumuz bir ifadeye harfi harfine bir edeer
sunmak bize yardmc olmayacaktr, nk bize sunulan ey sahiden
eanlaml bir ifade ise , o zaman kafamz kartran her ey onun eviri
sinde kkensel olarak kafamz kartracaktr. Bir kavram anlamak , bir
ifadenin anlamm kavramak , ksmi, ama tayin edici bir ekilde onun i
levlerini kavramaktr, onunla ve onun araclyla neyin yaplp neyin
yaplamayacan anlamaktr. Dahas , biz szcklerin ne anlama gelecek
lerine , kavramlann hangi rol oynayacaklarna ferman yoluyla karar ve
remeyiz . Biz ara sra yeni bir kavram takdim etmek ve bylece yeni bir
ifadenin anlamna ilikin olarak yasa koymak isteyebiliriz; fakat verili
bir durumda syleyebileceimiz ey, ortak kavramlar deposuyla ve bu
kavramlarn ilevlerinin ortak kavranyla snrldr. Dolaysyla, Dev
let'e ynelik hibir itiraz, Humpty Dumpty'nin yapmasnn mmkn ol
duu itirazdan ("Beli bir szc kullandmda . . .o szck, hangi anlama
gelmesini istiyorsam o anlama gelir -ne daha fazla n daha eksik")14 ve
aslnda Profesr Kari Popper'in unlan yazdnda yapt itirazdan daha
yanl tasarlanmamtr . : "Fakat Platon belki de hakl myd? Acaba
' adfilet' belki de Platon'un syledii anlama m geliyor? Byle bir soruyu
tartmak niyetinde deilim . . . . nanyorum ki , hiir ey szcklere ba
ml deildir ve her ey bizim pratik tale:plerimize ve kararlarmza ba
, ,
mldr ."15 Belirtmeye altm nokta udur: Yalnzca ifade etmeye 'el
verili kavramlann var olduu talepler ve kararlar bize aktr ve dolay
syla hangi kavranlan kullanmak zorunda olduumuzun ya da hangi kav
ranlan kullanabileceimizin aratrlmas nihai' bir neme sahiptir.
Thrasmakhos'un adalet kavramna ilikin kendi aklama yledir.
O, "adil-olan"n "Glnn karna olan ey" anlamna geldiine inan

1 4 Through the Looking-Glass and What Alice Found There (Aynann


erisinden ve Alice'in Orada Bulduklar), Chap. VI.
'
15 The Open Society (Ak Toplum ve Dmanlar), V l. l, Chap. 6, s.78.
Platon: Devlet 43 .

maz; fakat tarihsel bir olgu meselesi olarak, adalet kavramn ve adalet
standardlann ynetenlerin ve yneten snflarn kendi amalan iin icad
ettiklerine ve aslnda adil-olan eyden ziyade adil-olmayan eyi yapmann
daha karl olduuna inanr. lk balarda Sokrates'in Thrasmakhos'un po
zisyonunu sorgulay, Gorgias' son derece anmsatr. O , daha nce yap-
f
. t gibi "gl" kavramn soruturur ve hekimliin 'l' nt17'si (tekhn"e)
analojisine dayanarak. ynetmenin 'l'/nt17'sinin , eer hakiki sanat ise,
uyguland kimselerin yararna .kullanlmak zorunda olduunu ileri s
rer. Hkimlik hastalarn yararnadr, doktorlarn yararna deil ve bu yz
den ynetme de halkn yararna olmaldr, yoksa ynetenlerin yararna
deil. Fakat bu batan sona etkisiz analoji, yalnzca balang niteliin
deki az dalana fddir. Sokrates'in son olarak yeniden ifade etmi ol
duu Gorgias'taki pozisyon, Thrasmakhos'un ncllerinden hareketle
arpc bir ekilde saldrlabilecek bir pozisyondur ve bu yzden Sokra
tes'in kendi mezleri olan Glaukon'un ve Adeimantds'un saldrsna
urar. Fakat Sokrates snrlanmam bir kendini-dayatma zerine daha
nceki saldrsn -kiilik ierisindeki ve insanlar arasndaki bu kst
lama onlarn huzurlu-olmalarnn (well-being) bir kouludur - yinele
meyi tamamlamadan nce, Jpe'l'
kavramna ve zgl olarak insani bir
erdemin var olduu dncesine bavurur -ki bu erdemin uygulanmas,
bir huzurluluk (well-being) veya mutluluk durumu ierisinde. olma
,f
olacaktr. 1Ape , imdi bir insann zgl toplumsal ilevine deil, o
insann bir insan olarak ilevine fddir. Erdem ile tluluk arasndaki
ba, balangta keyfi grnmek zorunda olan bir tarzda bu kavramn
ieriine eklenir; Devlet'in argumannn geri kalan ksm, bu keyfilii
ortadan kaldrmay amalayan bir giriimdir.
Thrasmakhos'un davasnn Glaukon ve Adeimantos tarafndan ihya
edilii yledir. Bir doa durumu ierisindeki insanlar btnyle z-kar
tarafndan harekete geirilirler; yasal,arn kkeni, insanlarn unu kefet
tikleri ve kabt.il' ettikleri anda bulunur: z-karn arpmalar o kadar za
rar vericidir ki, bakalarna ktlk yapmaktan vazgemek, bakalarnn
kendilerine yapaca herhangi bir ktlk tehlikesini gze alarak onu de
vam ettirmekten daha fazla kendi karlarna gelir. Ve o zamandan beri,
insanlar yalnzca sonularn korkusundan yasaya itaat etmilerdir; eer
insanlar eylemierinin kt sonularna maruz-kalmaktan. kanabilselerdi,
44 Ethik'in Ksa Tarihi

yasaya-bal-kalma klklar yerine snrlanmam ben-sevgisi kendisini


aka gne karrd. ki adam varsayalm, imdi gnte biri adil
olsun dieri olmasn , bunlara Gges'in kendini grnmez kld trden
sihirli bir yzk verilsin, yle ki her ilcisi de eksiksiz bir eylem serbest
liine sahip olsun; o zaman her ilcisi de ayn ekilde davranrlard. Onlar,
kendi kraliesini batan karan ve kendi kraln ldren Gges gibi, ek
siksiz bir kendini-bytme yolunu takib ederlerdi. Yani herkes, eer ba
arl bir ekilde adaletsiz olabiliyorsa, adaletsizlii adfilete tercih eder.
Bu rnek , daha nce eletirmi olduum u yanltc toplum-ncesi,
doal insan portresine bamldr. nk Platon'un uyandrd izlenim,
belki de yzyle birlikte Gges'in doal insan olduudur. imdiki du
rumun ilk evvel Thrasmakhos'un azndan nalcledilen duruma stn
l, Platon'un imdi keskin bir ekilde z-kara yalnzca doal insan
daki deil, toplumsal insandaki bir zellik olarak ekal kazandrmaya y
nelmesidir. Platon, Adeimantos'a uzlamsal olarak erdemli ve adil yurt
tan Sokrates'in deil, Thrasmakhos'un yannda olduunu vurgulattnr.
nk burjuva babann bu Grek edeeri, tam da ve sadece hem bu hem
de sonraki dnyada erdem dl getirdii ve erdemsizlik talihsiz sonula:a
gtrd iin, ocuklarna erdem peinde komalarn ve erdemsizlikten
kamalarn retir. Fakat erdemi vmenin biricik sebepleri bunlarsa,
kendi ierisinde ve herhangi bir dlden ayn olarak adalet nasl olup da
adaletsizlikten daha karl olabilir?
Platon'un buna yant, ilkin devlette ve sonra n1hta adaletin ne oldu
unu gstermeye almaktr. Platon , btn temel ihtiyalarn karlan
d bir devlet tasla izer. yurtta snfna ihtiya vardr: toplumun
maddi ihtiyalarn retecek zanaatkarlar ve iftiler; devleti savunacak
askerler; devletin toplumsal hayatn rgtleyecek yneticiler. Burada,
toplumsal hayatta yerine getirilmek durumunda olan ilev ayrdetmek-..,
ten her bir ilevi bir snf yerine getirecek ekilde farkl ve ayn yurtta
snfna ihtiya duyulduunu ileri srmeye doru temel bir gei yaplr.
Platon, bu gei iin iki inana dayanr, biri kesinlikle doru deil ve
biri kesinlikle yanl. Kesinlikle doru olmayan inan, bir insann tek
bir ie koulmasnn daha iyi olduu, bu i blm _formunun btn
mmkn koullar altnda en iyi form olduudur; kesinlikle yanl olan
inan ise, insanlarn doa gerei bu ilevlerden herbirine en uygun in-
Platon: Devlet 45

sfinlar halinde blnm olduudur. Bu inan hakknda tam da u dik


kate alnabilir ki, ou kez bakalarnn deil kendileri gibi insanlarn
ynetmeye ok uygun olduklarna inananlar bu inan yardma arrlar;
ve bu inan , brakn mevcfid toplumlarda bir ok insann bir ok yeter
liinin gereklemeden kaldm grmeyi, insanlarn pek ounun birbi
rini dlamayan farkl yeterliklere sahip olduunu bile grmezden gelir.
Fakat Platon'un bu noktadaki inanlar , onun ksml rfih retisi ta
rafndan gl bir ekilde pekitirildi.
ksml rtlh hakkndaki argumanlar ksml devlet hakkndaki
argumanlardan bamszdr, fakat en azndan ksml rfih retisine
benzer bir eylerin doru olmas ksml devlet retisi iin zorunlu
dur. Ruhun ksmlara sahibolduu, Platon'a gre, onun atklara sahi
bolmas yoluyla gsterilir. Eer verili bir insan bir ve ayn zamanda
(susam olduu iin) imeyi arzu ediyor ve (suyun durumundan phe
ettii iin) imeyi arzu etmiyorsa, o zaman , ayn yklem bir ve ayn
zamanda ayn bakmdan ayn konuya hem yklenebilecei hem de ykle
nemeyecei iin, birine ime arzusunu ve dierine imeme arzusunu yk
lemekte ?lduumuz en az iki konu var olmak zorundadr. Bu argumann
temelinde yatan saylt , bir insann ezamanl olarak hem verili bir ynde
hareket etmeyi hem de hareket etmemeyi beceremeyeceiyle ayn an
lamda, bir insann ezamanl olarak hem bir ey yapmay hem de o eyi
yapmamay arzulayamayacadr. Fakat arzularn sz konusu olduu
yerde , bir insan tikel bir tanm altnda bir amac arzulayabilir, ama bir
baka tanm altnda o amac arzulamayabilir de. Bu yzden bir insan su
sam olduu iin su imek isteyebilir, ama bir ha5talk tehlikesiyle kar
latnda o suyu imemek de isteyebilir. Belki yle grnyor ki, bu
rada Platon'un argumanndan ka_mann ksa yolu, insann srf badamaz
"\ .
arzulara sahip olma9n sylemektir. Insan susuzluunu gidermeyi ar-
zular, ama hasta olmamay da arzular ve bu suyun hem onun susuzlu
unu giderecei hem de hasta edecei, sadece olumsal bir olgudur. Fakat,
buna bu arzularn yine de badamaz kald karl verilebilir: nk o
insann arzulad ey bu tikel suyu imektir, ama korktuu ey de bu
ayn suyu imektir .Ama yine de Plato9, sadece bir anlamda bunlarn
.
badamaz arzular olduklar konusunda hakldr' at.a onlarn badamaz
olmalarnda Platon'un ktm varsayd sonulardan hibiri yoktur. Ve
46 Ethik'in Ksa Tarihi

bunun nedeni, badamazln her iki arzuyu doyunna imkanyla ilgili


olmasdr, yoksa her iki arzuya sfilip olma imkanyla deil. Bu nemli
dir, nk Platon ruhun itihiilar olan ksm ile akl olan ksm arasn
daki bir ayrm belirtmek iin bu kt argumann kullanr ve bu ayrm
daha sonraki ahlak felsefesinin bir blm zerinde muazzam etki bra
kan bir ayrmdr.
Platon'un ruhun ksmlarna ilikin betimi aslnda tutarl deildir.
Platon, kimi zaman sanki rOhun aklsal ksm bir arzular kmesine ve
itihiic ksm bir baka arzular kmesine sahipmi gibi konuur; kimi
zaman da sanki itihiilar arzularm gibi ve akl znde onlar dzene ve
disipline sokan bir eymi gibi konuur. o , sanki ime arzusu aklsal
olmayan bir istekmi , imekten doacak tehlike endiesi de akln bir i
grsym gibi konuur. Fakat aslnda biz nce arzulara ve bundan
sonra da onlar zerindeki akla sfilip olmayz; biz belli eyleri arzulamay
reniriz - ve renmede aklmz kullanrz- (Platon biyolojik olarak
belirlenmi itihay bilinli insani arzudan ayrdetmez) ve susuzluu gi
derme arzusu sudaki zehrin zararna uramama arzusu kadar aklsaldr.
Kendimizi kstlamamzn yalnzca dnmden kt hi doru deil
dir; ou zaman dnme dayanarak ime ihtiyacnda olduumuza karar
veririz. Akld bir zehirlenme korkusu, akla-dayal bir susuzluu gi
derme arzusu tarafndan gemlenebilir, tpk tam tersi gibi _:_ akld bir
susuzluu giderme arzusu aklsal bir zehir korkusu tarafndan yasaklana
bilir. Bfr arzuyu akla dayal klan ya da klmayan ey, onun bizim hem
bilfiil hem de mmkn dier amalarmzla ve seimlerimizle bants
dr. Bir insan arzularna oyun izni vermeyerek akla-dayal olmayan bir
ekilde de davranabilir, ara sra arzu bir failin szde aklsal tahminlerini
de dorulayabilir. Fakat Platon ve onu takib edecek olan uzun bir gele
nek, ierisinde akln daima hakl olduu, akl ile itihiilar arasndaki kat
ayrm srdrmek iin, bu olgular davann dnda brakr.
Bu ayrmn orijinal kayna , kukusuz iddia edilen atma olgularn
dan hareket eden Platon'un kendi argumanlarnda deil, fakat Platon'un
miras ald , lmsz bir rOhun bir hapishane ve bir mezar olan bir be
denden ayrl konusundaki Pthagoras' ve Orpheos'u inanlarda bu
lunur. Fakat bu dinsel retiden etkilenmemi olabilen daha sonraki ya
zarlar dahi , hiilii bu felsefi ayrmdan memnOn kalmlardr. Platon'uri
Platon: Devlet 47

kendisi, Smposion'da (len) ok daha ilgi ekici ve pozitiv bir arzu


aklamas verir; fakat burada bile arzu bizi sonunda bu dnyadan uzak
lara gtrr.
Platon'un retisel ballklar , onu Devlet'te sadece atma olgula
rndan yanl sonular karmaya' deil , fakat ayn zamanda az nce ima
ettiim gibi bu olgular yanl betimlemeye de gtrr. Arzu atmas
nn z, onun, ben semesem bile, arzularm arasnda kendi payma bir
seim vesilesi salamasdr. Fakat Platon'un rlhu ksmlara ayrmas, a
tmay bir seim vesilesi olamayacak olan bir halat ekme yarna d
ntrr. "Ben" arzularmla kar karya getirilmem. "Ben" iki otonom
ksm, akl ve itiha arasnda yarlnn; ya da baka trl ylenirse,
"Ben" itihaya kar mcadele eden akl'm. Platon, burada, dier yazla
ryla tutarl da deildir. Ruh iin kullanlan Greke szck, l/fVX
(pskh't) orijinal olarak basite hayat ile lm arasndaki, bir insan ile
bir ceset arasndaki fark yaratan ey anlamna gelir. Kimi erken Grek d
nrleri ruhu maddi bir tzle zdeletirirler; Pthagoras'lar bedenin
geleri arasndaki bir ahenkle , bir dengeyle zdeletirirler. Platon,
Phaidon'da bu her iki gruba kar , ruhun maddi-olmayan basit bir tz
olduunu; yok edilmenin paralara ayrlmak olduunu; ve hibir paraya
sfilip olmad iin rfihun lmsz olmak zorunda olduunu ileri srer.
Phaidon'da itiha bedene filddir. yle ki akl ile itiha arasndaki ayrm
dinsel ardalann srekliliine iaret eden istikrarl bir ge olarak kalr.
Fakat Phaidon , bize rfihun ksmlara blnmesine inanmak iin hibir
temel sunmaz.
Devlet'te rfihun blnmesi sadece akl ile itiha arasnda deidir; akl
sal davran sandardlaryla da bedensel arzularla da ilgisi olmayan, fakat
erefli davran standardlaryla ve fke ve kzgnlk ile ilgisi olan
"manevi" ["spirited"] bir ksm da vardr. Platon, arzuya kaplarak gzle
rini drt ap idam edilmi sulularn cesetlerine bakan ve bunu yapt
iin kendi kendisini beddualarla lanetleyen Leontios'un hikayesini anlatr.
Bu Platonik kssadan kan hisse fkenin ve itihann atabilecekleri
dir. Ruhun manevi ksm , "kt bir terbiye,yoluyla bozulmam" ise,
akl bask altna alndnda kzgn olmak s1retiyle akim bir yardmcs
gibi i grr. Bu yzden hakszla uram olan bir insan kzgnlk his
seder, fakat haicsz olduunu hisseden bir insan, srasnda kendisine ac
48 Ethik'in Ksa Tarihi

ektirilse bile kendi doas ierisinde kzgnlk duyamaz. Platon byle


syler.
Dolaysyla, insanlar rfihun hangi ksmnn baskn olduuna baml
olarak snfa ayrlrlar; bu blnme ksml _devletin gerektirdii
eydir. Bir insann hangi snfa dahil olduu, ksmen o insann erken
alarndaki eitimine ilikin bir meseledir, fakat temelde byle belirle
nemez. Platon, doutan kunduraclarn ve doutan yneticilerin var ol
duuna inanr. Devlet ierisinde adalet, herkesin kendi yerini bilmesi me
selesidir. Drt geleneksel erdemden cesaret, ilevi savunma olan yardmc
bekiler snfna ve bilgelik ise ynetici bekiler snfna filddir. ll
lk, bir snfn deil, fakat bir btn olarak toplumun bir erdemidir,
nk "aa dzeydeki ounluun arzulan yukar dzeydeki bir ka ki
inin arzulan ve bilgelii tarafndan denetlenecektir." Adalet bu veya u
snfa, yahfid da snflar arasndaki tikel bantlara deil, fakat toplumun
bir btn olarak ilemesine filddir.
Rfihta adalet, benzer ekilde ruhun her bir ksm..nn kendisine zg ve
kendi payna den ilevi yerine getirmesine ilikin bir meseledir. Bir bi
rey , kendisinde akln hakim olmasndan tr bilge ve manevi ksmn .
kendi roln oynamasndan tr cesfir olur; bir birey , kendisinin aa
,
dzeyden bedensel itibalan akl tarafndan ynetiliyorsa ll olur. Fa
kat adalet ruhun bu veya u ksmna veyahfid da rfihun ksmlarnn ba
ntll9a deil, fakat ruhun btnsel dzenleniine aiddir. o halde iki
soru ortaya kyor: Hangi tr insan adil olacaktr? ve Adil devlet nasl
meydana kabilir? Bu sorular birarada sorulur ve yantlanr ve b.i hi de
rastlant deildir. Daha ileride Platon devletin ve ruhun bozulmasn tar
tmaya baladnda, onlar birbirlerine fild olarak ele alr. stelik, adil
insan, en azndan baz insanlarn - gelecekteki yneticilerin - sistema
tik olarak adalet eitimi aldklar adil devlet dnda pek ender bulunacak
tr. fakat adil insanlarn bulunduu yer dnda adil devletin mevcUd
olma imkan bulunamaz. Bu yzden devletin nasl varla gelebilecei ve
adil insann nasl eitilecei sorulan birarada sorulmak durumundadr. Ve
bylelikle biz, Platon'un filozof-kral idealini sahneye kard. nktaya
varrz.
Platon, bir bilgi ve inan aklamas ortaya koymak ve sonra da bi
len filozofu olsa olsa yalnzca doru inana veya kanya sahibolan filo-
Platon: Devlet 49

zof-olmayan insanla kartlatrmak sretiyle bir filozofu tanmlar. B u


arguman , yklem iftlerinin anlamn irdelemekle balar v e kullanlan
rnekler gzel ve irkin, adil ve adil-olmayan, ve iyi ve kt iftleridir.
Platon yle der: "Gzel ve irkin k!'l"t olduklar iin, onlar ikidirler; ve
bu yzden de onlardan her biri birdir."16 Fakat gzellik sergileyen pek
ok ey vardr ve pek ok ey de irkindir. yle ki bu veya u nesnenin
gzel olarak farknda olanlar ile "gzelin kendisi"nin ne olduunu kavra
yanlar arasnda bir aynn vardr. Bu "gzelin kendisi" ("a '/Ca
A.v'' / "auto to kalon") ifadesini, bir sfat o sfatn anlamna geldii ya
da temsil ettii varsaylan eyi adlandran bir ifadeye dntrecek ekilde
Platon'un icadettii "kendisi" kullanmn evirmek iin kullanyorum.
Ve "anlamna gelmek ya da temsil etmek" ifadesini_de, okuyucuyu yaril
bir biimde "anlamna gelme"nin ve "temsil etme'nin ayn olduklarn
dnmeye sevketmek istediim iin deil , fakat Platon tam da bu hatay
yapt iin kullanyorim. zdeletirme u ekilde olur. Platon, gzel
szcn sradan , bulank bir tarzda kullanan insan gzel'in ne anlama
geldiini gerekten kavram olan insanla kartlatrr ve bu kartl
'
bir takm gzel nesnelerle tank olan insan ile gzel'in temsil ettii
eyle tank olan insan arasndaki_ kartlk olarak yorumlar. Birinci tr
den insan yalnzca "inan"a sahiptir; onun yarglan ulland ifadenin
anlamna ilikin sk skya temellendirilmi bir anlama tarafndan sa
lamlatmlmaz. kinci trden insan bilgiye sfiliptir; nk o syledii
eyi gerekten anlar. _

Bilgi (maffr / episteme) ve inan veya kan (da / doksa), o


halde, kart nesne snflar erevesinde tanmlanabilir. nan, duyu al
gs ve deime dnyasyla ilgilidir'. Bu gelip geen ve dalp kaybolan
alan hakknda olsa olsa yalnzca doru kanya sfilibolabiliriz. Bilgi, ken
dileri hakknda gvenli , aklsal olarak temellendirili grlere sfilip
olabileceimiz deimeyen nesnelerle ilgilidir. Platon'un bilgi ve inan
arasndaki aynn karmak bir ayrmdr. Bu aynn, ksmen, akl yrtme
yoluyla kazanldklar ve arguman tarafndan desteklendikleri iin mari
fetli batiblerin keyfine bal olmayan kanaatler (yani bilgi) ile bir ekilde
aklsal-olmayan koullanma meselesi olarak aklsal-olmayan ikna tek
niklerine tabi kald her zaman deimeye yatkn olan kanaatler (yani

16 Devlet, V. Kitap, 475e-476a.


50 Ethik'in Ksa Tarihi

inan) arasnda yaplan ak bir ayrmdr. Fakat apak ki bu ayrmn


inanlarmzn konusuyla hibir ilgisi yoktur. O, daha ziyade, bireylerin
inanlarn kazanabilmelerinin ve srdrebilmelerinin farkl tarzlaryla
ilgilidir. O hfilde Platon neden bu aynnn konuya ilikin bir aynn ol
duunu varsaysn? Bunun sebebi , Platon'un, duyu algsnca verilen konu
hakknda gvenilir, aklsal olarak temellendirilmi hibir yarg verileme
yeceine inanmak iin kendisinin bamsz temellere sfil:ip olduunu d
nmesidir. Bu temellerden bazlar daha evvelki filozoflardan alnd.
Hem Herakleitos hem de Protagoras duyu algs yarglarnn greliliini
vurgulamlard . Fakat Platon'un belirtme kaygs gtt nokta, onlarn
tikel retilerinin aynnhlarndan sklp koparblabilir.
Eer tamamen farkl nesneler hakknda onlarn gzel olduklarn ve
ayn nesne hakknda bir keresinde veya bir bak asndan onun gzel
olduunu , ama bir baka keresinde veya bir baka bak asndan onun
irkin olduunu syleyebiliyorsam, o zaman gzel ye irkin yklemleri
nin anlam sadece onlarn uyguland.klan nesnelere gnderimde bulunmak
sOretiyle aklanamaz. Bunun nedeni, sadece, daha nce alntlanan pa
sajda Platon'un iaret ettii gibi, nesnelerin ok, anlamn ise tek olmas.
deildir; ayn zamanda yarglarn deimeye ve bak yarglarla elimeye
yatkn olmasdr, oysa ki deimeyen tek ey anlamdr. Bunu ok daha
sonraki bir konuma tarzyla ifade edersek, Platon, bir ifadenin iki veya
daha fazla kullanmn bir ve ayn yklemin kullanmnn rnekleri ola
rak betimlemede ierilen eyi aydnlatmakla meguldr. Burada Sokfates'.
ten farkl olan e.y udur: Sokrates yalnzca ethik ykle1nerin kullannu
nn kriterler tarafndan ynetilmek zorunda olduupu grd; oysa ki Pla
ton, eer bu byleyse ve bu tr yklernlerin kullanm iin nesnel stan
dardlar varsa, bu tr yklemlerin nesnelere , ama okeitli, deien duyu
dnyasna deil, fakat tam da akln soyut isimlerin ve baka genel terim
lerin anlamn dialektik trman sayesinde kavrad bir baka, dei
meyen dnyaya aid nesnelere gnderimde bulunduklarnn bir vaka ol
mak zorunda olduunu varsayd . Bu nesneler Formlardr; bu Formann
taklidi ya da bu Formlardan pay alma sayesinde. duyu algsnn nesneleri
sahip olduklar karakterlere sfil:ip olurlar.
Filozof, bir soyutlama eitimi yoluyla Formlarla bizzat tanmay
renmi olan insandr. Dolaysyla tek bana filozof yklemlerin an-
Platon: Devlet 51

lamn gerekten anlar ve tek bana filozofun .;ahici bir ekilde temel
lendirilmi ahlaki ve politik grleri vardr. Filozofun eitimi ncelikle
geometride ve dialektikte olur. Platon, dialektikten, Sokratik sorgulama
nn dialogunun bir uzants olan bir aklsal arguman srecini anlar. rde
lenmek zere ileri srlen bir nermeden yqla klarak, bir haklkarm
lar aray ierisinde, Formlarn tartlmaz kesinliklerine ulalncaya
kadar deduktiv bir merdivenden yukar doru klr. Platon'un Devlet'te
sunduu ey, en son noktasnda yi'nin Formunun bir grmne (yani
iyi ykleminin temsil ettii -kendisinden tr anlaml olduu - eyin
bir grmne) varan , aklsal argum.anda bir ilerlem_edir. Devlet'te , en
yksek Form'a, yi Form'una ynelik kuvvetli biimde dinsel bir tuturi
da vardr. yi Form'u, temaa ettiimiz dier Form'lardan biri deildir: .
dier Form'lar deimeye!:1 varolu alanna filddirler -yi Form'u ise va
roluun tesinde durur. Nasl ki baka her eyi gnein sayesinde
gryor, fakat gnein kendisine baktmzda gzlerimiz kamayorsa,
ayn ekilde dier Frm'lar yi Form'unun yayd intellektual k ieri
sinde kavrarz, fakat yi Form'unun kendisini temaa edemeyiz.
O halde , yi, Platon'a gre -en azndan Devlet'te - ancak transcen
dent bir eyin ad olarak kullanldnda veya dier eylerin o eyle ba
ntsn ifade etmek iin kullanldnda tam yerinde kullanlm olur.
Platon'un Formlar kavramlatrmasndaki glkler, ilk kez daha sonraki
dialoglarda bizzat Platon tarafndan formule edildi; imdilik yalnzca,
Form'lann varolduklarn varsaymann Platon'un Devlet'te koymakta ol
duu problemi - tek bir anlama sahip bir yklemin nasl olup da ok
farkl biimlerde ve ok farkl konulara uygulanabilecei problemini
zmede aslnda hibir ie yaramadn dikkate almamz gerekir. nk
bir yklemin kendi anlamn tek bir durumdan aldn sylemek, o yk
lemi onun dier durumlara nasl uygulanabilecei hakknda bulank bra
kr. Fakat bizim bilmek istediimiz tam da budur. stelik, derhal man
tksal tuhafla batarz . nk problemimize yant verme eklimiz bu
ise, gzel'in ilk uygulannn Gzellik Form'una, yksek'inkinin Yk
seklik Form'una, vb . olduunu sylemek durumunda kalrz. Fakat
"Gzellik gzeldir" ya da "Ykseklik yksektir" demek, apak ki, ak
bir anlamla konumamaktr. Bu olguyu kendi pozisyonuna ilikin daha
sonraki eletirilerde bizzat Platon'un kendisi ortaya koymutur.
52 Ethik'in Ksa Tarihi .

B urada nemli olan ey , anlam teorisinin kesin bir ekilde sahneye


karlm olmasdr. Mantk, iyiden iyiye ahlak felsefesine ginnitir.
Fakat bu andan itibaren ahlak kavramlarnn sistematik ve z-bilinli
mantksal analizleri ahlak felsefesinin yreinde yer alacak olsa bile,
yine de hibir zaman ahlak felsefesinin btn olamayacaktr. nk
biz, ahlak kavramlarnn, kurallarnn ve benzeri eylerin yalnzca birbir
lerine olan mantksal bantlarn deil, fakat ayn zamanda bu tr kural
lann hizmet ettii maksad ve amac da anlamak durumundayz. Bu, bizi
hem insani amalar ve motivler teorisi hem de toplum teorisi ierisine
sokar, nk farkl toplumsal dzenlerde farkl trden istekler ve ihtiya
lar baskndr. Biz, her ilgiyi, epistemolojik, psikolojik ve politik il
gileri Devlet'in merkezi blmlerinde toplu halde grebiliriz. nk Pla
ton'un birinci teorisi , yani iyiliin , adaletin , cesaretin, vb. ne olduunu
onlar be.ili tipte brr devlette ve belli tipte bir ruhta sergilenmi grmek
slretlyfo anlayabileceimiz eklindeki teori, imdi Platoii'un ikinci teori
siyle, yani iyiliin, adaletin ve geri kalanlarn ne olduunu ancak ilgili
Form'larla tank hale gelirsek anlayabileceimiz eklindeki teoriyle uz
latrlmak durumundadr. Bununla birlikte , yalnzca g olmayan bir uz
latrma deildir bu , fakat Platon'un daha nceki iddialain daha ikna
edici klmasn mmkn klar. Kendilerinde akl hakimiyetinin mevcQd
olduu adil devletin yneticileri , Form'lar kavramalarn mmkn kl
m olan bir eitimden tr rasyoneldirler. Adil devlette filozof krald,r;
adaleti hem politik dzenlemelerde hem de rfihta cisimletiren bir devleti
yalnzca o varla getirebilir ve varlkta tutabilir. Bundan u kar ki , actf
toplumun snf blnm , Platon'un daha nce telkin ettii gibi , baz
kimseleri yneticiler, baka bazlarm yardmcilar, ounluu ise yneti
lenler olarak eitmek sil.retiyle srdrlebilir; soy slah denetimleri ve.
ayklama yntemlerinin kullanm, yneticilerin eitimine uygun Ianla
nn bu eitimi almalarn temin edecektir . Sradan insanlar hallerinden
memnln klmak iin onlara ruhtaki madenler hakknda bir hikaye anlat
lacaktr: yneticilerin rfihl.anndaki kymetli madenler, ynetilenlerin ruh
larndaki adi madenler hakknda bir hikaye. Plato,n, Gney Afrika'daki ve
Mississippi'deki rklarn inandklar tarzda, akl ile derinin rengi gibi
sadece ilinek:sel bir zglk arasnda bir karlkl-bantya inanmaz;
bununla birlikte Platon, muhafazakar eitimcilerin inandklar tarzda, do-
Platon: Devlet 53

' utan akl olayna y a da akl yokluuna inanr; ve Platon, ustaca yap
lan propagandann -kendisinin "soylu yalanlar" dedii eyler anlatma
nn- aa dzeyden insanlarn kendilerinin aa dzeydenliini kabll
etmelerini temin edebileceine inanr.
stn akl sfiltipleri, Platon'un iki farkl mesel , izgi meseli ve Ma
ora meseli araclyla betimledii tarzlarda Form'lan grmeye doru
ilederler. izgi yatay olarak ikiye blnr; altta hayal ve alg alanlar
bulunur, buna karlk stte -Platon'a gre Form'larla sk skya ba
ntl olan- matematik eylerin ve Form'lar'n alanlan vardr. Maara
hakkndaki pasajlar, gnn gremeyecek ekilde zincire vurulmu in
sfnlan resmeder; arkalarnda, mahkOmlann duvarda bir glgeler alay g
recekleri ekilde bir ate ve bir kukla gsterisi tertiblenmitir. Bu insan
lar, dillerindeki szcklerin glgelere gnderimde bulunduuna ve. glge
lerin tek gereklik olduuna inanrlar. Maaradan kaan bir adam kendi
sini dardaki dnyann na yava yava altrr. O , nce glgeleri
ve yansmalar; sonra fiziksel nesneleri; ve nihayet gksel cisimleri ve
giinei ayrdeder. Bu, Platon'a gre , bir Form'lara trmauna meselidir.
Maaraya geri d!len adam karanla alkn olmayacaktr; o, bir sre
boyunca, Maaradaki glgeleri karanl hi terketmeyen nceki arkada
lar kadar iyi tehis edemeyecektir; ve o , glgelerin uydurulmu ve ger
ekd olduklar ve hakiki gerekliin Maarann dnda bulunduu gibi
birbirini takibeden iddialaryla byk bir flce uyandracaktr. flce o ka
dar byk olacaktr ki ,eer zincire vurulmu insanlar ellerinden gelseydi
dardaki dnyadan gelen bu adam ldrrlerdi - tam da Atina'llann
Sokrates'i ldrdkleri gibi.
O halde, Form'lara trmaun ol filozof ne yapacaktr? Filozof, adil
devleti yaratmak iin mdahalede buluuna imkann yalnzca tarihte pek
ender anlarda bulacak ve belki de hi bulamayacaktr. Bizzat Platon'un
kendisi , ilkin Atina'llann Sokrates'e ilikin tutumlarna gsterdii tep
kide ve sonra Srakusa'nn tiran yneticileri sayesindy yklan hayalle
rinde, politik hayat hakknda derin bir pessimism besler. Fakat ideal dev
let asla real hfile gelemiyorsa, onu betimlemenin amac neydi? Platon'un

yant udur: ideal devlet, fiili devletleri yarglayabileceimiz bir standard


salar. deal devletin ve adil ruhun bir dizi ()k evresini resmettiinde
bizzat Platon'un yapmakta olduu eyin bir ksm budur; byle yapar-
54 Ethik'in Ksa Tarihi

ken, Platon, politika ile psikoloji arasnda bulunduuna inand zsel


balanby daha da aka gsterir.
kn ilk evresi timokratik devlettir; burada savalar ve bekiler
bozulup dalmlardr ve devlet zel mlkiyet deerleriyle katk askeri
eref deerlerine dayanr. Bir sonraki , oligarik evre, snf yapsnn b
tn devletin karna deil de, yalnzca ynetici snfn karna srdrl
d evredir; zenginler, snf yapsn yoksullar smrmek iin kullanr.
nc evrede yoksullar bakaldrr ve bir demokrasi yarabrlar; demokra
side her yurtta kendi iradesini ve kendi kiisel snrlarn geniletmesini
takib etmede eit lde zgrdr, buna karlk sonunda despot geinen
biri durumdan memnun olmayanlarn bu tr bir demokrasiden bir tiranlk
yaratacak kadar desteini salayabilir. Platon'un buradaki amac en azn
dan iki ynldr; Platon, Grek site-devletlerinin fiili tekilat formlarn
ahlaki bir cetvel zerine yerletirmitir, yle ki biz ideal olana sahip
olamasak bile, tirriokrasinin (geleneksel Sparta) en iyi , oligarinin
(Korinthos) ve demokrasinin (Atina) daha kt ve tiranln (Srakusa)
en kt olduunu biliriz. Fakat Platon'un arguman , ayn zamanda, bu
evrelerin ahlaki olarak deerlendirilmelerinin bir sebebinin her bir teki-
tat tipine bir kiilik tipinin tekabl etmesi olduunu da ortaya ko.yar.
Timokraside, itihalar kstlanm ve dzenlenmitir, fakat akl yoluyla
deil. Onun yerine bu rol eref oynar. Oligaride, itihalar yine disip
line edilirler, fakat yalnzca zenginlik ak ve mlkiyet kaygisndan d
an istikrar kaygs yoluyla. Demokraside, her beeni , her eilim, kii
likte eit etkiye sahiptir. Ve tiranlkta - despotik hlu insanlarda- ,
daha sfli itihalar, yani bedensel itihalar, mutlak ve akld denetim
sergilerler. mdi Platon, bu kiilik tipleri snflamasn , Glaukon'un v
Adeimantos'u ortaya atm olduklar biimde adaletin haklkarm so
rununa geri dnmek iin kullanr. Bunu yapmak iin, Platon, adil insa
nn ve artk adfiletsiz insann en an kiilik tipi olduu ortaya kan
despotik insann dsal ve kart pozisyonlarn karlatrr.
Platon, adil hayatn adil olmayandan daha mutlu olduunu gstermek
iin argumana bavurur. Birincisi, adil ol:qayan insann arzularna
hibir engel koymad ve bu yzden de onun arzularnn snrsz olduu
dur. Fakat snrsz olmakla onun arzular hibir zanian doyurulamaz ve
bu yzden deadil olmayan insan daima memnuniyetsiz olacaktr. kinci
Platon: Devlet 55

arguman , yalnzca filozofun akln zevklerini snrsz itibanm ve duyu


sallm zevkleriyle karlatracak bir pozisyonda b,ulunduu, nk bir
tek onun her iki yan da bildiidir. Son olarak, akln zevklerinin sahici
olduu, buna karlk itiha sahibi insann zevk olarak ald eyin ou
zaman sadece acnn ve skntnn bir kesintiye uramas -yemek ye
menin al bastrmas gibi - olduu ya da olsa olsa akln haz ald
eyden -deimeden kalan ve maddi olmayan olarak real nosyonu ere
vesinde -' daha az real olduu ileri srlr. Bunlar kt argumanlardr.
nc arguman, kantlamaya alt ey bakmndan , Formlar hale- ,
kndalci argumanlara bamldr ve her halkarda bir ok sahici bedensel
zevki - Platon'un karakteristik ve dpedz boucu puritanizmiyle
grmezden gelir; ikincisi basite yanltr - Platon'un terimlerinde bile
filozof, s!lrsz arzunun zevkleriyle, sensualistin aklsal denetimin hazla
ryla olduundan dahat fazla tank deildir; buna karlk birinci argu
man, akla aykr bir ekilde, serisualistin dfilma henz doyurulmam i
tihalara sahip olaca ve byle hissedecei nclnden onun dfilma do
yumsuz ve honutsuz olaca ve byle hissedecei sonucunu karsar.
Fakat tek tek argumanlarn ktl o kadar nemli deildir. Platon'un
psikolojisi verildiinde , onun elinde yalnzca kt argumanlar kald .
nk rh ierisinde akln ve arzunun tamamen ayrlmas, bir yanda akl
ile dier yanda duyarsz ve denetlenmemi itiha arasnda kartlk olma
sn gerektirir. Platonik psikoloji verildiinde , elde kalan biricik altema
tivler bunlardr; fakat aslnda onlar, kukusuz, biricik ya da hatta en
nemli altemativler deillerdir. Adaletsizlie kar adaleti aklamak iin,
Platon, Thrasmakhos'un baarl dnyevi ve hatta baarl politik hrs
vgsnn ierdii kriteri -vulgar zevk kriterini - kabl eder ve baa
rl fakat adaletsiz tirann adil insandan, hatta adaletsiz bir ekilde lme
gnderilen adil i:sandan bile daha az zevke sfilip ve daha ok honutsuz
olduunu ileri srer. Fakat bunu yapmak iin , Platon , adaletsiz insan
snrsz ve kaytsz bir ekilde zevk peinde koan insanla eitlemek du
rumundadr. Ve Platon, Platonik emada akl itihaya danmanlk veya
rehberlik etmeyip yalnzca hkmedebilecei ve itiha da kendi bana z
itibaryla alcld olduu iin bu eitlemeyi yapmak durumundadr. As
lnda adaletin prestijini tehdid eden insan, duyarsz sensualist ya da dene-
56 Ethik'in Ksa Tarihi

timsiz tiran deil , fakat ok daha sklkla l 'homme moyen sensuel'dr*,


ll bir ekilde adaletsiz ve erdemsiz de dahil her ey olan insandr,
akl bugnk erdemsizliini, erdemin deil, fakat yarnki erdemsizliinin
karlarna kstlayan insandr. Bu, zenginlik, memOriyet ve hret yo
lunda erdemden elde edebileceklerinden dolay erdemi ven insandr ve bu,
Glaukon ve Adeimantos'un aklda tuttuu insandr. Glaukon'un ve Ade
imantos'un ortaya attklar durumun , Platon'a gre , Thrasmakhos'un
koyduu durumdan ok daha byk bir tehdid olmasnn nedeni buydu.
Fakat Platon'un kavramsal emas Platon'u yle ayartr ki, o oligarik ve
demokratik devletlerde katlanlr bir dorulukla gzlemledii ve betimle
dii bu insan, despotik insann sadece daha az ar bir versiyonu olarak
dnr. Fakat despotik insan yle ar bir ekilde resmedilir ki, betim
lenen artk mnkn bir ahlfild tip deildir. Anak tanmlanabilir hedefler
peinde kouyorsam ve onlar erevesindeki altemativler arasnda seim
yapyorsam benim zevk peinde kotuum sylenebilir. Artk seim ya
pamayan , fakat bir eylemden bir sonrakine kaytsz ve kanlmaz bir e
kilde geip giden insan, mmkn bir normal insan tipi deil , fakat daha
ziyade kompulsiv bir nevrotiktir. Platon'un betimlemek istedii de bu
olmu olabilir, nk Platon ok arpc bir ekilde bu insann davran
n pek ok insann yalnzca ryalarda bilincinde olduu fantazyalar pe
inde komakla bantlar -bylelikle arpc bir ekilde Fre.id'u nce
den haber verir. Fakat l'homme moyen sensuel'n hayat tarzn nevro
tik'in kompulsiv davrannn sadece lml bir vrsiyonu klmay gerek
tiren ve aklsalla kart olarak her ikisini biraraya yan herhangi bir
snflama, bundan tr, bir snflama olarak kusOrlu bulunur. Devlet'in
sonundaki mit de Platon'a yardm etmez. nk lmden sonraki lkede
adil olann dllendirilecei ve adil olmayann cezalandrlaca iddias,
ikna etme gc bakmndan, adaletin aslnda adaletsizlikten stn ol
duu, adil insann kendi dln, adil olmayann da kendi cezasn hak
ettii nosyonuna bamldr. yle ki adaletin l;aklkanm sorusu a,k
bir yant verilmeden yle braklr. Devlet'in merkezi argumanlannn ok
ksa bir yeniden irdelenii , Platon'un terimlerinde bunun neden byle ol
duunu ak klar.

* L'homme moyen sensuel: eylemleri akla deil, duy(g)ulara dayanan sradan


insan -n.
Platon: Devlet 57

Arguman, ethik yklemlerin anlamn tikel uygulanJmlarndan ayn


olarak anlama ihtiyacndan yola kar. Bu hareket noktas , felsefe tari
hinde St. Augustinus ve Wittgenstein kadar Platon'dan farkl olan yazar
larda tekrar ortaya kacaktr. Bir eyin adil ya da krmz ya da eit olma
snn ne olduunu aratrdmzda, aklsal ilk hareket rnekler sunmak,
adil eylemlerin ya da krmz nesnelerin ya da eitlik durumlarnn bir lis
tesini gzden geirmek ve vermektir. Fakat byle bir liste aratrmann
hedefini skalar. Bizim bilmek istediimiz ey, hangi eylemlerin adil ol
duu deil, fakat eylemlerin adil olmasn salayan eyin ne olduudur.
Halis bir ekilde listemize dahil olan durumlar dahil olmayanlar an d
ayrmamz mmkn klan ey nedir? Bir kritere ihtiya duyarz. Witt
genstein, kriterin bir kuralda, ve kuraln da toplumsal olarak yerleik bir
pratikte cisimletirildiini telkin edecektir. Augustinus , bu kriterin Tan
n'nn bah olan bir i aydnlanmal yoluyla verildiini telkin edecektir.
Platon, kendi kriterini Fonn'lann bilgisinde bulur. Fakat Fonn'lann bil
gisi yalnzca bir ka kiiye ve yalnzca ya imdiye dek mevcud olmayan
ideal devletin eitimsel disiplinlerine sahip olan ya da hem felsefeye ye
terli ve yatkn hem de toplumsal evrenin bozmad ok ender doalar
arasnda olan bir ka kiiye aktr. Bundan, yalnzca, adaleti hakl
karma grevini ancak bu bir ka kiinin yerine getirebilecei sonucu de
il, fakat ayn zamanda haklkanmn ancak bu birka kii iin makul
ve ikna edici olaca sonucu da kar. Bu yzden Platonik adalet kavra
mnn emrettii toplumsal dzen, insanln ouiluu tarafndan yal
nzca aklsal-olmayan inandrma (ya da zor) kullanmnn sonucu olarak
kabUl edilebilir.
Dolaysyla, Platon'a gre her ey, ilkin Form'lann varolduunu ve
onlarn bilgisinin kendisinin iddia ettii role sahip olduunu ve ikinci
olarak bu bilgiye ancak bir aznln yeterli olduunu kantlama inka
nna baldr. kincisi . sadece ne srlr, fakat hibir zaman kantlan
maz. lki, greceimiz gibi bizzat Platon'un ciddl kulcular duymaya ba
lad argumanlara bamldr. Fakat Platon'un tm ak ifadelerinin ge
risinde, imdi aa karlmak zorunda olan daha te bir varsaym yatar.
Biz, haklkanm hakknda kkten farkl en az iki tip balamda ko
nuuruz. Geometri gibi bir disiplin ierisinde bir teoremin haklkanm ,
teoremin geerli bir ekilde aksiyomlardan nasl karsandn gster-
58 Ethik'in Ksa Tarihi

mekten ibarettir. Burada bir kimsenin haklkanm sayd eyi bir ba


kasnn haklkanm saymamas gibi bir sorun yoktur. Bununla birlikte ,
davran alan ierisinde bu byle deildir. Bir eylem akn bir baka
sna kar haklkarmak, yalnzca onun bir standarda uyduunu ya da bir
amaca sevkettiini gstermek deil , fakat ayn zamanda bunu ilgili stan
dard kabfil eden ya da tikel amac paylaan bir kimseye gstermektir.
Baka deyile, bu tip haklkarmlar, daima baz kimselere verilen hakl
karmlardr. Daha sonralan Aristoteles, kendileri nda eylem tutum
larnn kendi sfatyla rasyonel varlklara haklkarlabilecei belli zgl
biimdeki insani amalarn nasl varolduklarn gstermeye alr. Fakat
Platon , haklkarmlannn hitabedebilecei snf Form'larn bilgisini
kazanm olanlarla snrlar. Bunun sonucunda Platon, afiletin haklka
nmn bu bilgiden bamsz terimler ierisinde , yani devlet ve rfil tiple
rini karlatrd pasajlarda tarttnda, aslnda, iaret edilmi fakat
asla sahneye karlmam bir transcendental bilgi zeminine kart olmas
hari tutulursa, kmesi kendi terimlerine bal olan yan a priori yar
empirik kyaslamalara geri dner -nk bunlar muhtemelen
lmar(17, bilgi dnyasna deil , kan, 6!;a dnyasna filddir.
Platon'un buradaki hatasnn bir kk, onun geometride yerinde olan
haklkanm trn davran konularnda yerinde olanla kartrmasdr.
Adalet ve iyi'yi Form'lann adlar olarak ele almak, adaletin ve iyilik'in
zsel bir zelliini - yani onlarn var olan eyi deil , var olmas gere
ken eyi karakterize ettiklerini - bir anda skalamaktr. Kimi zaman var
olmas gereken ey vardr, fakat ou zaman var deildir. Ve herhangi bir
mevciid nesne ya da durum hakknda onun olmas gerektii gibi olup
olmadn sormak her zaman anlamldr. Fakat adalet ve iyilik , bu tarzda ,
aratrmann anlaml olduu nesneler ya da ey durumlar olamazlard.
Aristoteles, P!aton'a ilikin bu eletiriyi ok fazla yapmak durumunda
kald; Platon'un buna kr kalmas , iyilik'in ve adaletin ne olduklarna
ilikin zahiren btnsel bir kesinlii ve kendi kesinliklerini bakalarna
empoze etne isteini , kendi kanaatlerini destekleyecek derin bir ekilde
doyurucu olmayan argumanlarn kullanmyla tuhaf tarzda balayp bir
letirmesine katkda bulunan bir etmendir.
Blm

Platon'a Dipnot

DEVLETN gl , ksmen , Platon'un bu kadar dar bir y;:re ok fazla


ey sktrmaya almasnda yatar. Adalet nedir? sorusu , en bata, bir
tanm elde etmek iin basit bir talep olarak koyulur; fakat bu, hem bi
reysel hayatlarda grne kabilecek bir erdemi hem de erdemli insanla
rn deiime tabi olan ve gerek-olmayan dnyada olabilecekleri kadar
kendi yurtlarnda olacaklar bir politik hayat formunu karakterize etme
giriimi haline gelir. Bunlarn her ikisi de, daha nce Devle('in arguman- ,
Iann anahatlaryla gsterirken betimlenmitir; gejye kalan, onlarn i
balants zerinde durmaktr. nk aslnda Platon'un ahlak ve Platon
'un politikas birbirine smsk bamldr. Her biri , mantksal olarak di
eri tarafndan tamamlanmay gerektirir. Biz bunun byle olduunu en
iyi Platon'un iki dialogunun yapsn inceleyerek anlayabiliriz; biri b
tnyle bireyin nasl yaatilas gerektii (should) sorusuna ayrlm ve
dieri tamamen politika ile ilgili iki dial-og. Her bir durumda , argumann
neticesinin havada olduunu ve baka yerlerde tamamlayc bir arguman
aramaya mecbfir kaldmz kefederiz. Bu dialoglardan birincisi len'
dir; tpk Devlet gibi Platon'un hayatnn orta dnemine fild olan bir
eserdir bu; ikincisi , Platon'un hayatnn son dneminde yazlm olan
Yasalar'dr. Sokrates len'in merkezi karakteridir ve stelik bu , Alkibi
ades'in retmeni ve Aristophanes'in hedefi olan Platon-ncesi Sokrates'
tir. Yasalar zamannda ise Sokrates artk dialogda hi Y?ktur. Bu, kendi
60 Ethik'in Ksa Tarihi

ierisinde, keskin bir kartl vurgular: agnostik Sokrates , kendisini


hibir zaman bir yasakoyucu olarak ortaya koymamtr.
len, Agathon'un bir dram yarmasndaki zaferini kutlamak iin
dzenlenen bir iki meclisini anlatr. Konuklar da yarrlar; kimi zaman
"ak" ("love") olarak evirilen 'tPro;'un (eros) doas hakknda sz yar
trrlar. Fakat byle evirilse bile, aklda tutmak zorundayz ki, t:po ak
ile arzu arasnda tam ortada asl durur ve Sokrates-ncesi filozoflar, onu,
hem doadaki tm varlklar hedeflerine doru sren itepilerin hem de
zgl olarak insani kavrama ve sahibolma itepilerinin ad haline getir
milerdi. len'de Aristophanes, ro'u upuzun bir nkteyle, insani ori
jinler hakknda bir mitle aklar. nsanlarn balangta drt klu, drt
baca vb. vard -insanlar aslnda birbirine yapm bizim gibi iki in
san eklindeydiler. Bu ekilde imdi olduklarndan ok daha gl ve ok
daha becerikli olan insanlar tanrlarn egemenliini tehdid ettiler ve tanr
lar da bir ikiye ayrma edimiyle bu tehdidin stesinden geldiler. O za
mandan beri sadece yarm-varlklar olan insanlar, kendilerini tamamlaya
cak varl arayp bulmak iin dnya zerinde gezip dolamaktalar. Hete
roseksual ve homoseksual ak arasndaki ayrm, balangta ikiye bl=
nen varlk trne ve bu yzden de her bir bireyin kendi doasn tamam
lamak iin ihtiya duyduu varlk trne gnderimle aklanr. (unu be

lirtebiliriz ki, bu , tm karakterlerin doru kabtll ettii eyi , homose sual
akn heteroseksual aka stnln aklamak iin de kullanlr.)
' 'Epco (Ers), bu yzden sahip olmadmz eye duyulan arzudur.
Ak, doyum bulmam olan bir insandr. Fakat ak, gerekte; bizim, sa
dece sahip olmadmz eye ak olabileceimiz trden midir? Sokrates,
konumasnda, rahibe Diotima sayesinde erdii retiyi nakleder.
''Epco, Diotima'nn aklamasna gre, dnyadaki herhangi bir tikel
nesne ile doyurulamayacak bir arzudur. Ak tikel gzel nesnelerin ve in
sanlarn akndan alna o mA.6'v'un (auta to kalon), bizzat gzelliin
kendisinin akna doru trmanr ve bu noktada an aray tamamla
nr, nk ruhun arad iyi budur. Arzunun nesnesi iyi olan eydir, fakat
iyi "ruhun arzulad ey" anlamna gelmez, "ruhun arzulad ey" ola
rak tanmlanmaz. "Aklarn kendilerinin dier yarsn arayan insanlar
olduklarn reten bir reti kesinlikle vardr; fakat benim grme
gre ak o yarya ya da btne duyulan arzu deildir, ta ki o yan ya da
Platon 'a Dipnot 61 '

bl\tn iyi oluncaya dek." Bundan dolay , iyi, sadece bizim herhangi bir
verili anda arzuluyor olduumuz ey deildir; bize doyum veren ve bir
kez soyutlama yoluyla tikellerden Gzel'in Form'una trmandk m bize
doyum vermeye devam eden eydir. te bu trman renilmek duru
mundadr; Sokrates bile Diotima'dan bu aklamay almak durumundayd.
Bizzat len'de Platon bundan hibir politik hisse (morals) karmaz; fa
kat len'de sylenen eyi kabili edecek olsaydk hangi hisse (morals)
karlabilirdi?
yi ancak tikel trden bir eitimle kazanlabilir ve eer bu eitim in
sfinln seilmi ender bir kesiminden daha fazlasna ak olacaksa, onun
kurumsallatrlmas gerekecektir. Dahas , eitim sisteminin kurumlan,
Likellerin grmnden Form'lann grmne doru ngereken trman
zften gerekletirmi olanlarca ynetilmek ve denetlenmek durumunda
olacaktr. Bu yzden, hi politik olmayan bir argumana sahip len'den
- dialog, Sokrates yan uykulu yan uyank Agathon ile Aristophanes'e
tragedya dehasna sahip bir insfun ayn zamanda komedya dehasna da
sfhip olmak zorunda olduunu ve bunun tam tersinin de doru olduunu
afak sknceye kadar aklarken baka herkesin sarho olmas ve szp
uyuyakalmasyla son bulur- eitim sisteminin tepeden ynetildii bir
'"
toplum betimi kartabiliriz.
Kuku yok ki her ey iyi ile Formlar arasndaki balantya baml
dr. Platon'un ilk doru igrs, iyi kavramn mmkn arzu ve zlem
nesnelerini deerlendirmek ve derecelendirmek maksadyla kullandmz
dr. iyi'nin basite "insanlarn arzulad ey" anlamna gelemeyeceine
ilikin doru sonu da buradan kar Platon'un ikinci doru igrs,
bundan dolay iyi'nin peinden koulmaya ve arzulanmaya deer olan ey
olmak zorunda olduudur; iyi, mmkn ve nekan bir arzu nesnesidir.
Fakat bundan dolay iyi'nin transcendental, bu-dnyann-dnda nesneler,
Fonn'lar arasnda bulunmak zorunda olduu ve bu yzden de iyi'nin sra
dan insanlarn bu hayatn gndelik ileri ierisinde kendi balarna arayp
bulabilecekleri bir ey olmad, Platon'un vard yanl sonutur. yi'
nin bilgisi ya zel dinsel bir anlama yoluyla iletilir (rahibe Diotima'
nn Sokrates'e ilettii gibi) ya da otorite sahibi retmenlerin ellerinde
uzun intellektual bir disiplin yoluyla kazanlr (Devlet'te olduu gibi) .

len, 205e -n.


62 Ethik'in Ksa Tarihi

Form'lar, Platon iin hem dinsel hem de mantksal sebeplerden dolay


nemlidir. Form'lar, bize hem deimeye ve bozulup rmeye tabi ol
mayan ncesiz-sonrasz bir dnya hem de yklem ifadelerinin anlamna
ilikin bir aklama verirler. Bundan dolay, Platon Form'lar teorisinde
radikal glklerle karlatnda, felsefi geliimi ierisinde bir kriz nok
tasna ulat. Bu glklerden en merkezi olan, Parmenides adl dialogda
ortaya kar ve nc Adam arguman denen argumanda sunulur. Ortak
bir karakteristii paylatklar iin ayn yklemin yklendii iki (veya
ok sayda) nesneye sahibolduumuz durumda, o yklemi her iki nesne
nin ortak bir Form'la benzerlii yznden ykleriz. Fakat imdi ne
neden oluan bir snfa sahiboluruz, iki orijinal nesne art Form , ki bun
larn hepsi birbirine benzemek ve bu yzden ortak bir karakteristie sa
hip olmak ve bu sebeple de her ne ayn yklemin yklendii trden
olmak zorundadr. Bunu aklamak iin bir Form daha koymak zorunda
yz; ve bylece ne kadar ileri gidersek gidelim hep daha te bir aklama
talep edildii iin ortak yklem hakknda hibir eyin aklanmad bir
geridne taklp kalrz. Bunlar ve bunlara benzer glkler, Platon'u
.
kendisinin hibir zaman bir sonuca vardrmad bir dizi mantksal ara-.
trmaya sevketti: Platon'un dncesinin daha sonraki izgilerinden baz
lar mantksal analizdeki modem gelimelerin erken iaretleridir, buna
karlk baka bazlar Aristoteles'in Platonik pozisyonlara ilikin yazl
olarak yaylm eletirisinin habercileridir ve hatta bunlar gen Aristote
les'in szl olarak yaplan eletirilerinden bile hasl olmu olabilir. Ama
yine de Platon'un kendisi, tamiimen ak bir ekilde , Form'lara olan
inancn hibir zaman terketmedi. Bununla birlikte , Platon'un Form'lar
.
hakkndaki tereddd, Yasalar'daki tuhaf bir boluu aklayabilir.
Yasalar, bize Platon'un politika felsefesine bamsz bir ilgi duydu
unu hatrlatan bir eserdir. Yasalar, ierisinde evrensel olarak erdemin
telkin edildii bir toplumun doasyla ilgilidir. Bu ok uzun eserin ilk
ksmlarnda telkinin doas zerine vurgu koyulur; daha sonraki ksm
larda ise, kurulmas tasarlanan (hayali olarak) Girit'e bal Magnesia si
tesinde hakim olacak yasalar koymaya ilikin pratik neriler tartlr.
Devlet'in toplumundaki gibi, orada da sitedeki yneticiler ile ynetilenle
rin hiyerarik bir dzeni olacaktr. Devlet'in toplumunda olduu gibi ,
hakiki erdem yalnzca snrl yneticiler snfna mensQb olanlar iin
Platon ' a Dipnot 63

mmkndr. Fakat Devlet'te, btn vurgu yneticilerin eimi zerine


koyulmutu. Yasalar'da byle bir ey yoktur. Yneticilerin eitimi yal
nzca son kitapta tartlr, o da ok ayrntl bir ekilde deil. Ve bu,
Platon'un Form'lar hakkndaki olgun tereddd nda anlalabilir.
Yneticiler, kesinkes Form'larn doasn kavramak durumunda olacak
lardr; fakat Platon, onlarn tam da neyi kavramak durumunda olacakla
rn bize sylemez ve belki de syleyemez. Kesin olan u ki, yneticile
rin eitimi , yurttalar kitlesinin eitiminden daha ileride ve daha zah
metli bir eitim olarak tasarmlanr. Fakat Yasalar'n bys, yurttalar
kitlesi ve yurttalarn eitimi hakknda Platon'un sylemek durumunda
olduu eylerde bulunur.
Devlet'te, devletteki sradan insanlarn rol ruhtaki itihann rolne
tekabl eder. Fakat akl ile itiha arasndaki bant tamamen negativ bir
bant olarak betimlenir; akl , itihnn aklsal-olmayan itepilerini k
stlar ve denetler. Yasalar'da, bu kstlamann yerini arzulanan alkanlk
larn ve huylarn pozitiv geliimi alr. Sradan insanlar erdeme uygun bir
ekilde yaamaya tevik edilirler ve hem eitim hem de yasalar sradan
insanlar bu hayat tarz ierisinde yetitirmelidir. Fakat stadan insanlar
erdemin talimatlarna uygun bir ekilde yaadklarnda, bu, onlarn byle c

bir hayat tarzna koullanm ve altrlm olmalarndan ileri g lir,


yoksa onun gayesini anlamalarndan deil . Bu anlama, hala yneticilere
zgdr. Bu durum, en ak ekilde, tanrlarn ya da tanrnn varoluu so
rununun tartlmasnda ortaya kar. (Platon'un dneminin sofistike
Grekleri iin, ilfilll-olana ilikin tekil ve oul ifadeler birbirinin yerine
geirilebilir grnr.) D{!vlet'te, ilahi-olana ak gnderimler tek tktr.
Geleneksel tanrlara ilikin ahlak-d ve deersiz eylemlerden arndrl
m ykler eitimde rollerini oynayacaklardr. Fakat tek hakiki ilahilik
yi'nin Form'u olarak grnr. Bununla birlikte, Yasalar'da, ilfilll-olann
varoluu ahlakn ve politikann kilitta haline gelmitir. "En nemli
soru ... bizim tanrlar hakknda doru bir ekilde dnp dnmedii
miz ve bu bakpdan iyi yaayp yaamadmzdr." lahi-olan Yasalar'da
nemlidir, nk yasayla zdeletirilir; yasa nnde itaatkar olmak tanr
nnde itaatkar olmaktr. lahi-olan ayn zamanda madde karsnda ma
nann, beden karsnda r1hW1 genel nceliini de temsll eder grnr; x.
Kitap'ta sunulan tanrnn varoluuna ilikin argwnan bunda temellenir.
64 Ethik'in Ksa Tarihi

Sradan insanlar tanrlara inanmaya sevkedilmek durumundadr, nk


btn insanlarn insaru ilere ilgi gsteren, ama bu ilgi ierisinde insaru
zaaflara tftbi olmayan tanrlara inanmalar nemlidir. Fakat' yneticiler,
intellektual abayla "tanrlarn varoluuna gsterilecek tam bir gven ka
zanma zahmetine katlanm" insanlar olmak durumundadrlar. Bakalar
nn koullanmann ve gelenein bir sonucu olarak inandklar eyi, yne
ticiler aklsal kant kullanm yoluyla kavramlardr. Bununla birlikte,
varsayalm ki, ynetici grubun bir yesi istenen kantta bir kusar buldu
unu dnmeye balasn - o zaman ne olacak? Platon XII. Kitap'ta
'
buna ak bir yant verir. Eer bu kukulanan kukularn kendisine sak-
larsa, o zaman hayrl ve iyi olur. Amma yok byle yapmayp da kuku
larn etrafa yaymakta srar ederse , o zaman Gece Meclisi , Magnesia hi
yerarisindeki en yksek otorite onu lme mahkum edecektir. Dialogda
Sokrates'in yokluu bu episodla belirginleir. Sokrates'in davaclarnn
grevi, Magnesia'da, Atina'da olduundan daha da kolay olurdu.
Platon'un ataerkil ve totaliter bir politikay savunma azmi, Form'lar
teorisinin herhangi bir tikel versiyonundan ak ki bamszdr; nk o,
Devlet'te byle bir politikay beslemeye yardm eden versiyonu terkettik-"
ten sonra bile, Devlet'in besledii politik grleri savunmaya hazrlkl
dr. Fakat u da aktr ki, Platon'un politika felsefesi, yalnzca intellek
tual olarak eitimli bir sekinler tabakas iin girilebilecek transcendent
bir alanda ikamet eden bir deerler teorisinin akla uygun olduunun gs
terilebilmesi kouluyla srf hal_dkarlabilir olmakla kalmayp, ancak
bu koulla anlalabilir. te, len'in politik-olmayan bak ile
Yasalar'n tamamen politik bak arasndaki balant budur. Fakat
Platon'un dncesinde hangi dneme, Sokrates'i kahramandan
potansiyel kurbana dntrd? En azndan iki dnm noktas
ayrdedebiliriz.
Bunlardan ilki , kendi bilgisizliinin kefi yoluyla ulalan Sokratik
kendini-bilmenin reddedilmesidir; ikincisi, Sokratik sorulara doru yant
lar vermenin bu yantlan toplumsal formlarda ete kemie brndrme
ykmlln bir ekilde dayattna duyulan inantr. Bu inan, poli
tik realizmin totaliter tahayylle tuhaf bir harmandr. Erdemli bir hayat
yaama inkannn insanlarn ounluu iin doru trden bir toplumsal
yapnn varoluuna baml olmas , erdemin zorla dayatld bir top-
. Platon 'a Dipnot 65

lumal yap yaratmamz gerektiini gstermez. Aslnda, Platon'un kendi


grnde erdem zorla dayablmaz; erdem ya bir ka kii tarafndan aklsal
olarak kavranr ya da ounluk iin imkanszdr -ki bu durumda erde
nin yerine dsal olarak riayetkar bir itaat geirilir. Fakat bundan Platon
'un erdemi zorla dayatmaya inanmad sonucu deil; ama daha ziyade
inanlarndaki bulankln inandnn bu olduunu grmesine mani ol
duu sonucu kar
Blm

Aristoteles'in Ethika's

"HER USTALIK ve her aratrma, benzer ekilde her eylem ve tasan bir
iyi'yi amalar grnr; bu yzden iyi, her eyin amalad ey olarak
pek yerinde tanmlanmtr." Aristoteles'in bu keskin hkmle at ki
tap geleneksel olarak Nikomakhos 'a Ethika diye bilinir (bu kitap ya
Arlstoteles'in olu Nikomakhos'a ithM edilmiti ya da Nikomakhos tara
fndan derlenip toparlanmt), fakat kitabn konusunun "politika" olduu
bildirilir. Ve Politika diye adlandrlan eser de, Ethika'ya ek olarak sunu
lur. Her iki eser de, mutluluun ne olduunu, hangi etkinliklerden olu
tuunu ve mutlu hale nasl geleceimizi incelediimiz, insan mutlulu
unun pratik bilimiyle ilgilenir. Ethika, mutluluk iin hangi hayat for
munun ve tarznn zorunlu olduunu bize gsterir; Politika ise , bu hayat
formunu mmkn klmak ve muhafaza etmek iin hangi tekilat
(constitution) formunun, hangi kurumlar kmesinin zorunlu olduunu
bize gsterir. Fakat yalnzca bunu sylemek yanl ynlndirici olur.
nk roA.n lC'&' (politikos) szc , tam da bizim politik-olan'dan
anladmz anlama gelmez; Aristoteles'in bu szc, hem politik-olan
'dan hem de sosyal-olan'dan anladmz eyi kuatr ve onlar arasnda ay
nn yapmaz. Bunun sebebi aktr. Kk lekJi Grek site-devletinde ,
r JA.;'in (polis) kurumlar , hem ynetimin ve onu yrtme aygtnin
belirlendii hem de sosyal hayatn yzyze ilikilerinin kendi yurtlarn
bulduklar kurumlardr. Mecliste bir yurtta dostlaryla buluur; dostla-
68 Ethik 'in Ksa Tarihi

nyla birarada olduunda ise, o , meclis yeleri arasnda olacaktr. Burada


daha sonra talb etmek durumunda olacamz Ethika'nn ksmlarn an
lamann bir ipucu vardr. u an iin ilk cmleye geri dnmek zorunda
yz.
yi, balangta, bir eyin ya da bir kimsenin kendisine doru hareket
ettii hedef, gaye veya ama erevesinde tanmlanr. Bir eyi iyi diye ad
landrmak, belli koullar altnda onun arandn veya amalandn sy
lemektir. ok sayda etkinlik, ok sayda ama ve bu itibarla da ok sa
yda iyi vardr. Aristoteles'in iyi olan ile amaladmz ey olan arasnda ,
bu banty kurmada tamamen hakl olduunu grmek iin, iyi szc
nn kullanm hakkndaki noktay irdeleyelim. hkin, eer bir eyi
amalyor, bir ey durumu meydana getirmeye alyorsam, byle ama
lamam, amaladm her eyi iyi diye adlandrmam haklkamaya ke
sinlikle yetmez; fakat eer amaladm eyi iyi diye adlandnyorsam ,
aradm eyin, benim istediimi isteyen insanlar tarafndan genellikle
aranan ey olduunu belirtiyor olurum . Elde etmeye altm eyi iyi ,
diye adlandnrsam - rnein iyi bir kriket sopas ya da iyi bir tatll- , .

iyi szcn kullanmakla, kriket sopas ya da tatll isteyenlerce karakte


ristik ekilde bir standard olarak kabul edilen kriterleri yardma arrm.
kinci bir nokta, bunun sahiden byle olduunu ortaya koyar: bir eyi iyi
diye adlandrmak ve onun o tr bir eyi isteyen herhangi bir kimsenin is
teyecei bir ey olmadn kabl11 etmek, anlalmaz bir ekilde konu- ,
mak olurdu. Bu bakmdan, iyi, krm z dan farkldr. nsanlarn genellikle '
'

krmz nesneler istemeleri ya da istememeleri , olumsal bir olgu mesele


sidir; insanlarn genellikle iyi olan eyi istemeleri ise, iyi olma kavram
ile bir arz nesnesi olma kavrani arasndaki i bantya ilikin bir me
seledir. Ya da ayn noktay nc bir ekilde belirtelim: eer yabanc bir
kabilenin dilini renmeye alyor olsaydk ve bir dilbilimci de kp ,
onlarn szc?klerinden biri hakknda, bu szcn iyi szcyle evi
rilmesi gerektiini , fakat diyelim ki daima glmsemeler eliinde kul
lanilsa bile onlarn aradklar veya peinden kotuklar eye asla uygu
lanmadn ileri srseydi , dilbilimcinin yanldn a priori bilirdik.
"O halde, eyfomlerimizde takibettiirniz amalar arasnda kendi adna
arzuladmz bir ama varsa ve baka eyleri onun adna arzuluyorsak ve
her eyi haka bir ey adna semiyorsak -ki bu durumda seim yap-
Aristoteles 'in ethika 's 69

maya sonsuza kadar devam etmemiz gerekirdi , yle ki her arzu bo ve


beyhude olurdu- , bunun bizatihi iyi ve iyilerin en iyisi olaca apak
tr."17 Aristoteles'in en yksek iyi tanm, byle bir iyi'tin var olup t.1-
madn u an iin ak brakr. Baz ortaa skolastik yorumcular ,
kukusuz teolojik imfilar gzeterek, Aristoteles'i sanki o her eyin bir iyi
adna seildiini ve dolaysyla her eyin kendi adna seildii (tek bir)
iyi'nin var olduunu yazm gibi yeniden yazdlar. Fakat bu yanl ka
rm Aristoteles'te yoktur. Herhangi bir eyin, kendisinin mnkn en
yksek iyi tarifine gerekten uyup uymadn aratrmak Aristoteles'in
usUl ve bu mesele hakknda ortaya koyulmu olan bir takm kamlar
incelemek de Aristoteles'in yntemidir. Bununla birlikte, Aristoteles,
bunu yapmadan nce iki uyanda bulunur. Bunlardan ilki , her trden ara
trmann kendine zg kesinlik standardlanna ve inkfularna sfilip oldu
unu hatrlamaktr. Ethik'te , her eye ramen istisnfilar barndran genel
sonulara gtren genel irdelemeler bize yol gsterir. rnein cesaret ve
zenginlik iyidirler, fakat zenginlik kimi zaman zarar grmeye yol aabili-
'
ve cesar olmann bir sonucu olarak lm insanlar vardr. Gerekli olan,
matematiktekinden btnyle farkl bir yarg trdr. Bundan baka,
gen insanlar "politika"da iyi olmayacaklardr; onlar tecrbeden ve bu
yzden de yargdan yoksundurlar. Aristoteles'in bu ynergelerini yalnzca
ok sk alntlandklan iin zikrediyorum; Aristoteles'in soluduu rhta
kesinlikle tam da orta yaa zg bir ey vardr. Fakat imdi sahibi:>ldu
umuz eyin derslerin metni olduunu hatrlamal ve ak ki ders verenin
bu kendi kendisine sylediklerini sanki bunlar gelitirilmi argumanlar
in gibi ele almamalyz.
Aristoteles'in bir sonraki hamlesi, kendisinin mnkn en yksek
iyi'sine bir ad vermektir:eaov(a (eudaimonia) ad, kt ama ka
nlmaz bir ekilde mutluluk (happiness) szcyle evirilir, kt bir
ekilde nk e:aaovta szc hem yerinde davranma nosyonunu
hem de rahata yaayp gitme nosyonunu ierir. Aristoteles'in bu sz
c kullanm, erdemin ve mutluluun , refah anlamnda, birbirinden
btnyle ayrlamayaca Grek dilindeki gl anlani yanstr. Milyon
larca puritan ebeveynin benimsedii "Mutlu olmaya alma, mutlulua
layk olmaya al" diyen Kant buyruk, eer mutlu ve mutluluk yerine

1 7 Nikomakhos 'a Ethika , l. Kitap, 1094a19


70 Ethik'in Ksa Tarihi

' . - ) .
evuawv (eudamon ve evuaova
) . ) gen
" (eudamona . 1rse an1am-
szlar. Bir kez daha dildeki deiiklik ayn zamanda kavramlardaki bir
v aovfcty oluturan' ey
deiikliktir de . 1E: nedir? Kimisi haz der,
kimisi zenginlik der, kimisi an ve eref der; kimisi de btn tikel iyi'le
rin zerinde ve tesinde onlarn iyi olmalarnn nedeni olan bir en yksek
iyi'nin var olduunu sylemitir. Aristoteles, hazz bu noktada daha zi
yade kaba diye bir yana atar - "ounluk srlara uygun bir hayat
semekle kendisini btnyle kle olarak sergiler" - , fakat daha sonra
dan onunla uzun uzadya ilgilenecektir. Zenginlik iyi olamaz, nk o
yalnzca bir amacn aracdr; ve insanlar an ve erefe kendi sfatyla deer
vermezler, fakat erdemli olduklar iin ereflendirilmeye deer verirler.
Bylece eref erdemin arzulanr bir yan-rn olarak tasarlanr. O halde ,
mutluluu oluturan erdem midir? Hayr, nk bir insana erdemli de
mek, o insann ierisinde olduu durum hakknda deil , fakat o insann
hyu hakknda konumaktr. Bir insan, yle yle bir durum ortaya k
tnda yle yle davranr ise erdemli olur. Bu yzden bir insan, uyur
ken ya da baka vesilelerle erdemlerini kullanmad zamanlar hi de daha
az erdemli olmaz. Bununla birlikte , bunqan da tesi , bir insan hem er-
demli hem de perian bir durumda olabilir ve byle bir insan kesinlikle
da(wv olmaz.
Aristoteles bu noktada yalnzca gelececein Kantlarna ve puritanla
nna deil , fakat ayn zamanda Platonculara da meydan okur. Platon, hem
Gorgias'ta hem de Devlet'te , geriye dnp Sokrates'e bakt ve "ktlk ,
etme suu yklenmi bir ruha sfilip olmaktansa mengenede ikenceye
uramann daha iyi olduu"nu ileri srd . Aristoteles , bu pozisyonla
dorudan doruya yzlemez: o sadece hem ktlk yapm olmaktan
hem de mengenede ikenceye uram olmaktan azade olmann daha da
iyi olduunu vurgular. Kesin bir ekilde konuursak Aristoteles'in syle
dii ile Platon'un sylediinin tutarsz olmad olgusu , yanl-ynlendi
rici olabilirdi . Buradaki ince nokta udur: eer herhangi bir lde iken
ceye ve adaletsizlie uram iyi insan ile badaan bir iyilik aklamas
istemekle ie balarsak, ethik'imizin btn perspektivi, yerinde davran
mann ve rahata yaayp gitmenin hangi hayat formunda birarada bulu
nabileceini sormakla ie balayan bir ethik'in perspektivinden farkl
olacaktr. Birinci perspektiv , byle bir hayat formunu yaratma grevine
Aristoteles 'in ethika 's 7 1

ilgisiz kalan bir ethik ile sonulanacaktr. Bu iki perspektiv arasnda ya


pacamz seim, ierisinde adil insann annha gerildii bir topluma
nasl katlanacamz bize anlatmakla megul olan bir ethik ile ierisinde
bunun artk olmad bir toplumu nasl yaratacamzla ilgilenen bir et
hik arasnda yapacamz bir seimdir. Fakat bu ekilde konumak, Aris
toteles'in Platon'un muhafazakarl yannda bir devrimci gibi grnme
sine yol aar. Bu da bir hatadr. nk aslnda, Platon'un Sokrates'le il
gili hatras, Platon'un en berbad halinde bile gerekten mevclld tm top
lumlardan derin bir memnuniyetsizlik duymasn temin eder' oysa ki
Aristoteles mevcOd dzenden aslnda dfma son derece memnundur. Ama
yine de Aristoteles, argumanndaki bu noktada Platon'dan ok daha pozi
tivdir. "Hi kimse , sadece bir dava uruna olmadka, felaketlere ve talih
sizliklere urayan bir adam mutlu diye adlandramazd."
Platon'un iyilik'i bu dnyaya fild herhangi pir mutluluktan bamsz
klmas , kukusuz, Sokrates'le ilgili hatralarndan olduu kadar kendisi
nin iyi kavramndan da ileri gelir. Aristoteles'in imdi saldrmaya kalk
t ey, bu iyi kavramdr. Platon'a gre iyi szcnn paradigmatik
anlam , onu yi Form'unun ad olarak anlamakla verilir; bunun sonucu
olarak, iyi, tek ve birlikli bir nosyondur. Onu hakknda kullandmz
her eye yi Form'uyla ayn banty atfederiz. Fakat aslnda bu szc
btn kategorilerdeki yarglarda kullanrz - tanr veya akl gibi baz ko"
nular hakknda, bir konunun tarz hakknda, yani onun nasl olduu hak
knda, sahibolduu stnlk hakknda, bir eyin doru miktara sahibol
mas hakknda, bir ey iin doru zamanda ve yerde mevcOdolmas hak
knda vb. stelik, Platonik grte , tek bir Form'un altna giren her ey
tek bir bilimin ve tek bir aratrmann konusu olmaldr; fakat iyi olan
eyler bir ok bilim tarafndan ele alnr - rnein tp ve askerlik gibi.
Bu yzden Aristoteles , Platon'un iyi'nin kullanmlarnn eitliliini
aklayamayacan ileri srer. Dahas , Platon'un yi Form'u kavramn
aklamak iin kulland deyimler aslnda aklayc deildir. "Bizzat"
veya "kendi sfatyla" iyi'den sz etmek, aktr ki iyi'ye herhangi bir ey
katmaz. F<;>rm'u ncesiz-sonrasz diye adlandrmak yanl-ynlendiricidir:
bir eyin daima kalc olmas onu hibir ekilde daha iyi hale getirmez,
tpk uzun sre dayanan beyazln bir gnlk beyazlktan daha beyaz
olmamas gibi . Aynca, Platon'un Form'unun bilgisi, iyilerin kazanld
72 Ethik 'in Ksa Tarihi

bilimlerle ve ustalklarla megul olanlar iin hibir kullanma sahip de


ildir; onlar bu bilgi olmadan da mkemmelen iyi i grebilir gibidirler.
Fakat Aristoteles'in Platon eletirisinin yrei u cmledir: "nk
farkl eylere paylatklar bir ey yznden yklenen ya da kendi bana
bizzat ayn bir ekilde mevcld, iyi olan birlikli bir varlk var olsa bile,
apak ki o bir insan tarafndan yaplacak ya da ulalacak bir ey ol
mazd; fakat bizim imdi aramakta olduumuz, tam da budur." Yani, in
sani dilde ortaya kt anlamda iyi, insanlarn arad veya arzulad

ey anlamnda iyi, transcendental bir nesnenin ad olamaz. Bir ey duru


munu iyi diye adlandrmak, zorunlu olarak, onun mevcld olduunu sy-"
lemek ya da onu transcendental olsun olmasn mevcld olan herhangi bir
nesneyle bantlamak deil; onu arzunun has bir nesnesi olarak koy
maktr. Ve bu da bizi iyi'nin Eoaovfa anlamnda mutlulukla zde
letirilmesine geri gtrr.
Mutluluun nihai ama veya hedef olduu , iyi olduu (ve burada bir
addan daha fazlasnn ierildii), nihai ama olacak olan herhangi bir e
yin sahip olmak zorunda olduu ve mutluluun da gerekten sahip ol
duu iki belirleyici zgln irdelenmesinden ortaya kar. Bunlardan .
ilki, onun daima kendi adna seilen ve asla baka bir ey iin salt bir
ara olarak seilmeyen bir ey olmak zorunda olmasdr. Kendileri adna
seme gcne sahip olsak da, daha te bir ama adna seme imkdnna
sahip olduumuz bir ok ey vardr. Fakat mutluluk bunlar arasnda de
ildir. Akl, eref, haz, zenginlik ya da istediimiz ey peinde komay ,
mutluluk adna sememiz mmkndr; akl , eref, haz ya da zenginlik
temin etmek iin mutluluk peinde koma seimi yapamayz. Hangi tr
"yapamama"dr bu? Apak ki , Aristoteles, mutluluk kavramnn nihai
bir ama dnda herhangi bir ey hakknda kullanamayacamz trden
olduunu sylemektedir. Ayn ekilde, mutluluk kendine-yeter bir iyi'dir;
Aristoteles'in kendine-yeterlikten kasd, mutluluun bir baka ey duru
munun bir bileeni olmad ve de sadece baka iyiler arasnda bir iyi
olmaddr. yiler arasndaki bir seimde, mutluluk dierleriyle deil de
bir iyi'yle birlikte sunulsayd , seim terazisinde bu iyi'nin koyulduu
kefe daima ve zorunlu olarak ar basard. Bu yzden, bir eylemi "Bu
mutluluk getirir" veya "Mutluluk bunu yapmaktan ibarettir" diyerek hak
lkarnak, daima, eylemek iin arguman sona erdiren bir sebep vermek-
Aristoteles 'in ethika 's 73

tir. Artk daha te bir niin? sorusu sorulamaz. Mutluluk kavramnn bu


mantksal zglklerini aklam olmak, kukusuz, mutluluun ne ol
duu hakknda herhangi bir ey sylemi olmak deildir. Aristoteles he
men bir sonraki admda buna dner.
Bir insann nihfil amac ne'den ibarettir? Bir fltnn nihfil amac iyi
almak, bir ayakkabcnnki iyi ayakkablar yapmaktr, vb . Bu tr insan
lardan her biri, zgl bir etkinlikte bulunmakla yerine getirdii ve yapa
bilecei her eyi iyi yapmakla iyi bir ekilde yerine getirdii bir ileve
sahiptir. Dolaysyla acaba insanlar, sadece insan trleri olarak deil, in
sanlar olarak, bir trn yeleri olarak kendilerine aid olan zgl bir et
kinlie sahip midir? nsanlar beslenme ve byme gibi baz kapasiteleri
bitkilerle , bilin ve duygu gibi baka bazlarn da hayvanlarla paylar.
Fakat aklsallk mnhasran insanidir. Dolaysyla zgl insan etkinlik
insann kendi aklsal glerini kullanmasndan ibarettir ve zgl insani
stnlk de bu glerin doru ve ehil olarak kullanlmasnda yatar.
Aristoteles , bu arguman adeta apakm gibi ileri srer ve genel
Aristotelesi evren gr zemininde bu arguman apaktr. Doa, iyice
belirgin ve seik varlk trlerinden olumutur; bunlarn her biri, kendi
kuvvesinden amacn gerekletirdii fiil durumuna doru hareket eder ve
hareket ettirilir. En st basamakta,. her eyin kendisine doru hareket etti
rildii Hareketsiz Hareket.Ettirici, deimez bir ekilde kendisini dnen
dnce vardr. Dier her tr gibi insan da kendi amacna doru hareket
eder ve insann amac basite insan dier trlerdep.,.ayrdeden eyi irdele
mekle belirlenebilir. Bu genel grnm verildiinde, bu sonu rtle
mez grnr; verilmediinde ise, bu sonu son derece akla aykr gr
nr. Fakat Aristoteles'in argumannda bunun etkiledii ok az ey vardr.
nk Aristoteles, yalnzca kendisinin iyi tanmna doru ilerlediinde,
karakteristik olarak herhangi bir insani iyi'nin, kendisi nda tanmla
naca insanlarn karakteristik iinin aklsal davran olduu grne
baml kalr. nsann iyi'si, r'.lhun erdeme gre etkinlii olarak tanmla
nr ya da eer bir ok insani stnlk veya erdem var ise, ruhun bunlar
dan en iyisine ve en mkemmeline gre etkinlii olarak .tanmlanr.
"Dahas , [insann iyi'si -n.J btn bir mr boyunca bu etkinliktir.
Tek bir krlangla yaz gelmez, ne de tek bir gzel gnle. Bu yzden iyi
bir gn ya da iyi bir ksa dnem bir insan kutlu ve mutlu klmaz."
74 Ethik'in Ksa Tarihi

Yani, mutlu , btn bir mr hakknda kullanlacak bir yklemdir.


Bir kimseyi mutlu ya da mutsuz diye adlandrdmzda yarglamakta ol
duumuz, mrlerdir, yoksa tikel durumlar ve eylemler deil: Bir mr
oluturan tek tek eylemler ve tasarlar erdemli ya da erdemsiz diye yarg
lanr, am.a mrn btn mutlu ya da mutsuz diye yarglanr. Aristote
les, byle anlalan mutluluk ile popular bir ekilde mutluluu olutur
duu dnlen tm eyler arasndaki ba grebileceimizi syler: er
dem, insann nihai amac olmamakla birlikte, var olan hayat formunun
zsel bir parasdr; iyi bir insan erdemli etkinlikten haz alr ve buradan
haz dorudan gelir; karakteristik insani rahat-durumda-olma ve yerinde-
davranma iin bir miktar dsal iyi'ye de ihtiya vardr; ve bunun gibi.
Aristoteles'in insan iin iyi tanmnn bir sonucu olarak gndemi
mizde iki byk soru buluruz. Biri, iyi insann aslen grevlendirilecei
etkinlie ilikin Ethika'nn sonunda yantlanacak sorudur. Dieri ise, iyi
insann tm etkinliklerinde grne karmak durumunda olduu stn
lklere , erdemlere ilikin sorudur. Aristoteles , erdemlr tartmasna
doru ilerlediinde, erdemleri kendisinin ruh blmlemesine gre alt b
lmlere aynr. Aristoteles'in ruh ifadesini kullanm Platon'unkinden ta--.
mamen farkldr. Platon'a gre ruh ve beden, olumsal ve belki mutsuz
bir ekilde birlemi iki eydir. Aristoteles'e gre ise ruh bedenin mad
desi iin formdur. Aristoteles rfihtan sz ettiinde, ou zaman , onuri
kasdettii anlam kiilikten sz ederek ele geirebilirdik. Bu yzden Aris7
totelesi psikolojiye zg hibir ey, Aristoteles'in ruhun aklsal ve .
aklsal-olmayan ksmlan arasndaki ayrmna bal deildir. nk bu,
sadece aklyrtme ile teki insani yetiler arasndaki bir kartlktr. Ru
hun aklsal-olmayan ksm , duygular ve itepiler alam kadar salt fizyolo
jik olan da ierir. Duygular ve itepiler, akln emrettii eye uyduklar
lde aklsal ve aklsal-deil diye adlandnlabilirler ve onlarn karakte
ristik stnl akln emrettiine uymaktr. Akl ile arzu arasnda Pla
ton'un tasarlad trden hibir zarunlu atma yoktur, her ne kadar Aris
toteles bu tr atma olgularnn tamamen farknda olsa da.
Dolaysyla, biz aklsall iki etkinlik trnde sergileriz: bizzat et
kinliin kendisini kuran eyin aklyrtme olduu dnmede; ve akln
talimatlarna itaat etmeyi baarabileceimiz ya da baaramayacamz,
dnmeden baka trl etkinliklerde. lk trden etkinliin stnlklerini
Aristoteles 'in ethika 's 75

Aristoteles intellektual erdemler diye adlandrr; ikinci trden olanlarn


kini de ahlaki erdemler diye. lkinin rnekleri, bilgelik, akl ve basiret;
ikincininkinin cmertlik ve lllktr. ntellektual erdem , genellikle
aka eitimin sonucudur; ahlaki erdem ise alkanln sonucudur. Er
dem doutan deildir, fakat altrmann bir sonucudur. Burada doal ka
pasitelerimizle kartlk aktr: ilkin doal kapasiteye sahip oluruz ve
sonra onu uygularz; oysa ki erdemler sz konusu olduunda, ilkin edim
lerde bulunmakla alkanlk kazanrz. A.dil eylemler yapa yapa adil in
sanlar, cesaretli eylemler yapa yapa cesaretli hale geliriz, vb. urada hi
bir paradoks yoktur: tek bir cesfir eylem ces1lr bir insan etmez. Fakat ce
s1lr eylemlerde bulunmay srdrme, kendisi bakmndan yalnzca eylemi
deil ama insan da cesftr diye adlandrdmz alkanl pekitirecektir.
Hazlar ve aclar burada faydal bir rehberdir. Onlar, bizi erdem alkan
lklarndan saptrarak sefihletirebilecekleri gibi, erdemleri pekitirmek
iin de kullanlabilir. Aristoteles'e gre, erdemli bir insann bir iareti
onun erdemli etkinlikten haz almasdr, bir baka iareti de hazlar ve ac
lar arasnda nasl seim yaplacan bilme,sidir. Erdemin bir duygu ya da
bir kapasite olamayacan ak klan da, erdemin bu seim gerektirme
hususudur . Biz, duygularmz ya da kapasitelerimizden tr iyi ya da
kt diye adlandnlmaz, vlmez ya da ayplanmayz. Daha ziyade bizi
erdemli ya da erdemsiz diye adlandrlmaya layk klan ey, yapmay se
tiimiz eydir. Erdemli seim, bir orta yola gr,e seimdir. _,,
Bu orta yol nosyonu, Ethika'daki belki de en g tek kavramdr. Bu
kavram, en uygun ekilde bir rnekle takdim edilecektir. Cesaret erdemi
nin iki erdemsizlik arasndaki orta olduu sylenir -ataklk olan bir if
rat erdemsizlii ile korkaklk olan bir tefrit erdemsizlii arasndaki. Bu
yzden orta, iki an u arasnda bir seim kural veya ilkesidir. Peki ne
yin an ulan? Duygunun ya da eylemin. Cesaret rneinde, tehlikenin
uyandrd itepilere, bir korkak olduumda-ok fazla, delimen oldu
umda ok az kaplrm. Buradan bir anda apak itiraz doar. lki,
kendileri iin "ok fazla"mn ya da "ok az"n olamayaca bir ok duy
gunun ve eylemin var olduudur. Aristoteles bunu zgl bir ekilde he
saba katar. O, bir insann "ok fazla ya da ok az korkabileceini ve ce
sfir olabileceini ve arzu duyabileceini ve fkelenebileceini ve acma
gsterebileceini ve genelde haz ve ac duyabileceini" syler; fakat ayn
76 Ethik'in Ksa Tariht

zamanda, fesadn, arszln ve hasedin, kt olduklarm adlarnda ima


eden trden eyler olduklarn da syler. Zina, lurszlk ve adam ldrme
gibi eylemler iin de durum byledir. Fakat Aristoteles, hangisinin bu
hangisinin u snfa girdiini ayrdetmemizi mmkn klacak hibir ilke
koymaz. Bununla birlikte, bu noktada Aristoteles'i yorumlamaya girie
bilir ve verdii rneklerde rtk olan ilkeyi ortaya koymaya alabiliriz.
Eer bir insana sadece fke ya da acma atfedersem, bu suretle o in
san ne takdir ne de tekdir ederim. Eer hased atfedersem, onu bu yolla
ayplarm. Bir ortas olabilecek duygular - ve bu duygulara tekabl eden
eylemler- herhangi bir ahlaki balanma olmakszn karakterize edebile
ceim eylerdir. ok fazla m yoksa ok az m olduunu sormaktan nce
ve bamsz bir ekilde bir duygu ya da eylemi bir fke durumu veya her
ne ise o olarak karakterize edebileceim yerdedir ki, orta iin bir konu
bulurum. Fakat eer Aristoteles'in kasdettii bu ise, o zaman Aristote
les, her erdemin bir duygu iin orta ve her erdemsizliin bir duygu iin
ar olduunu veya onlarn ahlaki-olmayan terimlerle karakterize ve tes
blt edilebilen haz ve acyla ilgili olduunu gstermeyi stlenmi olur..
Aristoteles'in Ethika'nn iL Kitabnn son ksmnda gstermeye koyul
duu ey tam da budur. rnein bakalarnn talihleri karsndaki belli
bir tutumun bir ucu hased, br ucu fesiiddr. Orta olan erdem hakl infi;
aldir. Fakat tam da bu rnek retide yeni bir glk meydana getirir.
Hakl olarak infial sergileyen insan , bakalarnn hakedilmemi iyi tiilic
hinden tedirgin olan biridir (bu rnek Aristoteles'in iyi ho bir adam ol
madnn belki de ilk iaretidir: Ethika'y okurken ou kez akla
"kendini beenmi ukala" szleri geliverir) . Hased adam bu tutumu ifrata
vardrr - o , bakalarnn hakedilmi talihinden bile tedirgin olur; fesftd
adamn da ac duymakta yetersiz kalmas bakmndan bir kusuru olduu
iddia edilir - o haz duyar. Fakat bu samadr. Fesad adam, bakalarnn
kt talihine sevinir. Fesad karl olan Greke szck mxepeK'a
Kfa (epikheirekakia) bu anlama gelir. Bu yzden fesad adamn sevindii
ey, hased adamn ve hakl olarak infial sergileyen adamn ac duyduu
eyle ayn deildir. Fesadn tutumu brklerinkiyle ayn skalaya yerle
tirilemez ve orta, ifrat ve tefrit ematizmini her ne pahasna olusa olsun
yalnzca iler klma azmi, Aristoteles'i bu srmede bulunmaya gtr
m olabilir. Belki biraz marifetle Aristoteles burada retisini kurtara-
Aristoteles 'in ethika 's 77

cak kadar tashih edilebilirdi. Fakat cmertlik erdemine ne demeli? Burada


erdemsizlikler msriflik ve cimriliktir. Msriflik vermede ifrat, almada
tefrit ve cimrilik almada ifrat, vermede tefrittir. Bu yzden bunlar ayn
duygu ya da eylemin ifrat veya tefriti deillerdir. Ve Aristoteles'in ken
disi, lllk erdemine ve onun ifrat olan sefihlie karlk gelen hi
bir tefrit olmadn yar yarya kabftl eder. "Hazlardan zevk almakta ek
sik kalan (tefrit iinde olan) adamlara pek rastlanmaz." Bu yzden reti,
nihai olarak, aklamada kullanlln eitli derecelerinin en stnde
grnr, fakat bir erdemin karakteri iin mantksal olarak zorunlu bir
eyi pek de seikletirir deil gibidir. ,
Dahas, bu retide yanl tarzda soyut bir hava vardr. nk Aristo
teles , yle bir grnm arzedebilecei gibi, koullardan baimsiz bir ve
yalnzca bir tek doru duygu ve eylem seimi olduunu sylemez. Bir .
durumda cesaret olan ey bir baka durumda ataklk olur ve bir nc
durumda ise korkaklk olur. Erdemli eylem , bas1retli bir insann -:Yani
koullar nasl hesaba katacan bilen birinin--:-;- yargsna gnderimde
bulunmakszn ayrdedilip tannamaz. Bunun sonucu olarak, ortann bil
gisi sadece bir formuln bilgisi olamaz; o, kurallarn seimlere nasl uy
gulanacann bilgisi olmak zorundadr. Burada ise ifrat ve tefrit nosyon
lar bize yardm etmeyecektir. Kendisinin infifile yatknlndan kukulu
olan bir adam, hakl olarak bunda ne kadar hased ve fe.sad olduunu d
necektir; fakat hased ve fesadn infialle bants, benim birinde bakala
rnn mallarna sahip olma arzusu gstermem ve dierinde ise bakalarna
zarar verme arzusu gsternemdir. Bunlar yanl klan ey, bakalarnn
veya kendimin liyakatlerini dnmeksizin benim olmayan eyin benim
olmasn arzulamam ve zarar vermeyi arzulamamdr. Bu ar.zulann erdem
sizlii hibir ekilde onlarn ayn arzunun ifrat ve tefriti olmasndan ileri
gelmez ve dolaysyla orta yol retisi burada rehber-deildir. Fakat orta
yol erevesindeki bu snflamann hibir pratik yardm yoksa, onun
maksad nedir? Aristoteles , bu snflamay rnein duygulara ilikin hi
bir teorik aklamayla bantlamaz ve dolaysyla bu snflama gitgide
daha ok keyfi bir kurgu gibi grnr. Fakat biz Aristoteles'in bu snf
lamaya nasl ulam olabileceini grebiliriz. nk Aristoteles, ortak
olarak erdem diye adlandrlan her eyi gzden geirmi , tekrarlanan bir
model aram ve bunu orta'da bulduunu dnm olabilir. Ethika'daki
78 Ethik'in Ksa Tarihi

erdemler listesi , Aristoteles'in kendi kiisel seimlerine ve deerlendirme


lerine dayanan bir liste deildir. Bu liste, Aristoteles'in o dnemin Grek
toplumunda "bir soylunun kaidesi" olarak grd eyi yanstr. Aristo
teles'in kendisi bu kaideyi benimser. Aristoteles , nasl ki politik tekilat
lan analiz ederken Grek toplumunu normativ olarak alyorsa, ayn e
kilde erdemleri aklarken de st-snf Grek hayatn normativ olarak alr.
Ve baka ne bekleyebilirdik? Buna verilecek iki yant vardr. lki, ancak
Hristiyan ncilleriyle birlikte gelen tevazu gibi , ancak puritan alma
ethikiyle birlikte gelen tutumluluk gibi ahlaki bir erdemi ya da z-bi..:
linli bir ekilde sistematik deneysel bilimle gelen merak gibi intellek
tual bir erdemi Ethika'da aramann tamamen tarih-d olacadr.
(Aslnda Aristoteles'in kendisi bu son erdemi bizzat sergiliyordu , fakat
belki de onu bir erdem olarak tasarlamam olabilir.) Ama yine de _bu, bir
yant olarak yeterince salam deildir, nk Aristoteles altemativ kaide
lerin farkndayd . Aristoteles'in Ethika'snda, sadece zanaatkarlarn ya da
barbarlarn ahlakna ilikin bir kmseme deil , fakat ayn zamanda
Sokrates'in ahlaknn sistematik bir inkan da vardr. Mesele, iyi insann
haksz aclara maruz kalmasn hibir zaman dikkat gsterilmemesi me
selesi deildir. Aristoteles , adfileti irdelediinde , onu yle tanmlar ki, bir
devletin kard yasalarn adaletsiz olmalar muhtemel deildir, yeter ki
onlar aceleye getirilmeksizin ve uygun biimde gerei gibi karlsnlar.
Dolaysyla - genel olarak konuursak- yasay inemek adil olamaz.

stelik, erdemler tartmasnda, do r,szllk erdeminin tefriti kendini
kmseyenin erdemsizliidir, ki ep'rovefa (eir"'lfneia), ironi diye adlan
drlr. Bu, Sokrates'in bilgisizlik iddiasyla sinsk birlemi bir sz
cktr ve onun kullanlmas pek de rastlantsal olmu olamaz. Nitekim,
Aristoteles'te Sokrates'e bir gnderimin ortaya kt her noktada, Pla
ton'un gsterdii saygnn hibir izni grmeyiz, her ne kadar bizzat Pla
ton'un kendisine derin bir sayg gsterilse de. Burada grdmz eyin
erdemler tablosunu sessizce ve partizanca yeniden kaleme alan Aristote
les'in snfa-bal muhafazakarl olduu sonucuna direnmek gtr ve
bu yzden imdi bir baka bak noktasndan da orta yol retisinden
kukuya dlr.
Aristotel.es'in tek tek erdemler aklamasnn ayrntlar , zellikle ce
saret sz konusu olduunda, grkemli bir analizle ve kavrayl bir ig-
Aristoteles 'in ethika 's 79

ryle verilir. Az nce belirttiim gibi, sorunlar yaratan daha ziyade er


demler listesidir. Tartlan erdemler unlardr: cesaret, lllk, cmert
lik, ihtiam, ycegnlllk, iyi bay veya efendilik, ortak ilerde bee
nilir olma, nktedanlk ve son olarak bir erdem deil de erdeme yakn bir
ey olarak ele alnan utanma. Bunlardan ycegnlllk, ksmen bir
kimsenin toplumsal astlarna nasl davranacayla ilikilidir ve cmertlik
ve ihtiam ise birinin zenginliine kar taknlan tutumlarla ilgilidir.
teki erdemlerden , grgl toplumda kimi zaman adab- muaeret
diye adlandrlan eyle ilikilidir. Aristoteles'in toplumsal temayl bu
yzden yanlmazdr. Bu temayln felsefi olarak nemi yoktur; o, Aris
toteles'in, erdemler listesine gerekte nelerin dahil edileceine nasl karar
veririm? bir erdem icadedebilir miyim? bakalarnn bir erdem sayd
eyi bir erdemsizlik sayma yolu mantksal olarak bana ak mdr? soru
larn sonnasna engel olduu iin nem arzeder. Ve bu sorulara kr
kalmak, pek ok erdemin var olduunu kuvvetle telkin etmektir -verili
bir dnemde pek ok Grek devletinin var olduuyla ayn anlamda.
Aristoteles'in tek tek erdemler aklamasndan nce, kendisinin syle
dii gibi yalnzca ihtiyari ylemlere vg ve yergide bulunulduu iin
zorunlu olan, ihtiyari eylem kavramnn bir aklamas gelir. Bu yzden
Aistoteles'in kendi nclnde, erdemler ve erdemsizlikler yalnzca ihti
yari eylemlerde grne kar. Burada Aristoteles'in yntemi, bir eylen.i
gayr-ihtiyari (nonvoluntary) saymann kriterlerini vermektir.
( K'o&aw (akousios) szc niliz diline genellikle involuntary
[gayr-iradi'] diye evirilir, fakat bu bir hatadr. niliz dilindeki kullan
mnda involuntary szc,, "voluntary" [iradi] szcne deil ,
"deliberate" [kasdl] veya "done upm purpose" [bile bile yaplan] sz
cUklerine karttr.) Bir eylem, zorlama altnda ya da bilgisizlik iinde
yapldnda gayn-ihtiyartdir. Zorlama, failin gerekte hi de bir fail ol
mad tm durumlar kapsar. rnein rzgar gemisini bir yerlere srk
leyip gtrr. Eylemler, baka insanlarn faili avulan iinde tuttuklar
yerde de gayr-ihtiyari olabilir, fakat bir kimsenin ebeveyninin ya da o
cuklarnn ldrlmesi tehdidi altnda yaplan eylemler snr durumlardr.
Bunlar, kasden seilmi olmalar bakmndan ihtiyari eylemlerin vasati
kriterlerini karlarlar. Fakat bu tr zel koullardan ayn olarak, hi
kimse, adeta bu tr tehdidler altndaym gibi eylemeyi kasden semez.
80 Ethik'in Ksa Tarihi

Baz durumlarda koullarn bir mazeret oluturmasn kabfil ederiz, baz


durumlarda ise etmeyiz. Aristoteles ikinci tr durumlarn bir rnei ola
rak Euripides'in oyununda tehdidler altnda annesini ldren Alkrnaion
karakterine gsterdiimiz tutumu zikreder.
Aristoteles, tikel bir tarzda motive olmamn hibir zaman zor altnda
kalmam gerektirmediine iaret etmekte itina gsterir. Eer haz tarafn
dan ya da soylu bir ama iin harekete geirilmemin zor altnda kaldm
gstermeye yeterli olduunu kabiil edebilseydim, o zaman bu ya da buna
benzer bir arguman tarafndan zorlayc olduu gsterilemeyecek bir ey
lem tasarlayamazdm. Nitekim zor altnda kalma kavramnn btn ga
yesi, alacamz haz ya da hedefin soyluluu trnden kendi ltlerimiz
temelinde setiimiz eylemleri , yapp ettiklerimiz arasnda kendi sei
mimizin etkin failliin bir paras olmad eylerden ayrdetmektir. Bu
yzden, zorlama bal altna ok fazla ey dahil etmek, bu kavramn
gayesini ortadan kaldrmak olurdu.
Bilgisizlik durumunda, Aristoteles, gayr-ihtiyari olan salt ihtiyari
olmayan'dan ayrdeder. nk bir eylemin bilgisizlikten dolay gayr-ih
tiyari olmas iin, failin ne yapm olduunun kefi, faili ac duymaya
ve keke byle davranmasaydm dileine sevketmek zorundadr. Bunun
gerekesi aktr. Bilmeyerek yapm olduu eyi kefedip, "Fakat bil
y
se dim, yapmay seeceim ey tam da buydu" diyen bir adam, bu sfi
retle eylem iin bir tr sorumluluk stlenir ve bu yzden de bu tr so
rumluluktan vazgemek iin bilgisizliini kullanamaz . Aristoteles, bir
sonraki admda, sarhoken ya da fkeliyken olduu gibi bir bilgisizlik
durumunda yaplan eylemleri , bilgisizlikten tr yapda.n eylemlerden
ayrdeder ve ahlaki bilgisizliin - erdem ve erdemsizlii oluturan ey
hakkndaki bilgisizliin- aklayc olmayp, aslnda erdemsizlii olutu
ran ey olduuna iaret eder. Aklayc olan bilgisizlik, baka trl ya
plm olmayacak tikel bir eylemin sayesinde yapld bilgisizliktir ve
tikel eylemin tikel koullarna ilikin bilgisizliktir. Bu tr bilgisizliin
rnekleri eit eittir. Bir kimsenin bir sr olduunu bilmedii bir ko
nuyu anlattnda ve bylelikle de gizli bir eyi aa vurmakta olduunu
bilmediinde olduu gibi, bir insan ne yapmakta olduunu bilmeyebilir.
Bir insan bir kimseyi bir bakasyla (kendi olunu bir dmanla) ya da
bir eyi bir baka eyle (zararsz bir silah ldrc bir sil la) k tra-
Aristoteles 'in ethika 's 81

bilir. Bir insa.n, bir ilacn bu tip bir vakada ldrc olduunu ya da ne
kadar sert vurduunu farkedemeyebilir. Tm bu bilgisizlik tipleri aklay
cdr, nk failin ne yapmakta olduunu bilmesi ihtiyfui olan bir eyle
min zorunlu bir kouludur.
Burada belirtmeye en deer ey Aristoteles'in yntemidir. Aristoteles,
tm ihtiyari eylemlerin ortak olarak sahip olmak zorunda olduklar bir
ihtiyfui eylem karakteristii aramakla ie balamaz. Aristoteles, daha zi
yade yle bir karakteristikler listesi arar ki, eer bunlardan herhangi biri
bir eylemde mevcfid ise, bu, o eylemden "ihtiyfui" sfatn geri ekmek
iin yeterli olsun. Bir eylem, zorlama ya da bilgisizlik yoluyla yaplma
dka ihtiyari olarak ele alnr. Bu yzden Aristoteles , daha sonraki fil
zoflann zgr irade hakkndaki muammalarna hibir zaman dalmaz. O,
kendilerine sahip olduumuz ekliyle ihtiyfui ve gayn-ihtiyfui kavramla
rnn snrlarn izer ve onlar hakknda u noktay belirtir: bu kavramlar,
mazeretlerin geerliliini kabfil ettiimiz durumlar ile etmediimiz du
rumlar mukayese etmemizi mnikn klarlar. Bu byle olduu iin,
Aristoteles -bizim kendi karakter teekklmzden sorumluluumuzu
tartrken - modem zgr-irade tartmalarna musallat olmu u soruyu
yalnzca marjinal bir ekilde sorar: hibir eylemin ihtiyfui olmayaca bir
ekilde, tm eylemlerin failin kasdlanndan ve seimlerinden bamsz
nedenler tarafndan belirlenmesi mmkn mdr? Aristoteles'e gre, tm
eylemler bir ekilde byle belirlenseydi bile, yine de zorlama ya pa bilgi
sizlik altnda eyleyen failler ile byle eylemeyen failler arasnda bir fark
olurdu. Ve bu konuda Aristoteles de kesinlikle hakl olurdu. Eylemin ne
densellii ne olursa olsun, Aristoteles'in yapt bu ayrmdan kaamayz.
Olumlu bir anlamda ihtiyari eylemde ortaya kan ey, onda seimin
ve kasdn anahtar bir role sahip olmasdr. Eyleme yol aan kasd dna
arala ilgilidir, amala deil . Yine bu, eer anakronistik bir ekilde okur
sak, bizi yanl ynlendirebilecek bir dier Aristotelesi deyitir. B az
modem filozoflar akl ve duyguyu veya arzuyu kart hale getirmilerdir;
yle ki, amalar sadece aklsal-olmayan tutkularn neticesiydi, oysa akl
yalnzca bu tr amalara ulama aracna dair hesap yapabilirdi . Hume'un
byle bir baka yerletiini daha sonra greceiz. Fakat bu bak Aristo
teles'in moral psikolojisine yabancdr. Aristoteles'in maksad kavram
saldr. Eer ben bir ey hakknda gerekten dnp tanyorsam, bu al-
82 Ethik'in Ksa Tarihi

temativler hakk nda olmak zorundadr; Dnp tanma, zorunlu ve ka


nlmaz olarak olduklar ey olmayan ve benim deitirme gcmn s
nrlan dfililinde olan eyler hakknda olabilir ancak. Aksi takdirde d
np tanmaya hi mahal kalmazd . Fakat ben iki altemativ arasnda se
im yapyorsam, o zaman bu altemativlerin tesinde seimimi kendisi
nda yaptm bir ey, undan ziyade bunu kendisi adna seeceim ve
dnp tanmamda bana bir kriter veren bir ey tasarlamak zorunda
ym. te bu, gerekten de, u tikel durumda bir ama olarak ele almakta
olduum ey olacaktr. Bundan u kar ki, eer ben bir eyi yapp yap
mamak konusunda dnp tanabiliyorsam, bu daima bir ama nda
dnp tanmakta olduum ara konusunda olacaktr. Eer ben sonra
dan evvelki durumda ama olan ey hakknda dnp tanrsam, onu
imdi daha te bir amacn altemativlere sfilip arac olarak ele alyor olu
rum. Bu yzden, zorunlu olarak, dnp tanma, Humecu trden bir
moral psikolojiye herhangi bir ekilde balanmakszn, amalar deil ,
aralar hakkndadr.
Burada ilgilenilen dnp tanma biimini Aristoteles, pratik kyas
biimi olarak karakterize eder. Byle bir kyasn byk ncl , belli tr
den bir eyin belli snftan bir kimse iin iyi olduu , o kimseye yara
t , o kimseyi tatmin ettii anlamnda bir eylem ilkesidir. Kk ncl
ise, algnn kesin onay verdii bir nermedir, ki burada herhangi bir ey
olabilir; ve sonu eylemdir. Aristoteles, ierii esrarl olsa da pratik k
yas biimini ak klan bir rnek verir: Kuru gda insan iin iyidir
-byk ncl; urda biraz kuru gda var -kk ncl; ve sonu failin
onu yemesidir. Sonucun bir eylem olmas , pratik kyasn failin akly
rtmesine ilikin bir model olduunu ve failin ne yapmas gerektii
hakknda bakalarnn aklyrtmesine ilikin bir model olmadn ak
klar. (kinci bir kk ncln - rnein, ve hurda da bir adam var
lzfunsuz ve dikkati hedeften uzaklatraca iin aslnda yanl-ynlendi
rici olmasnn nedeni budur.) Aslnda o, failin ne yapmas gerektii
(ought) hakkindaki aklyrtmesine ilikin bir model de deildir. Pratik
kyas , tamamen dzenli kyaslarla kantnlmamaldr, ki bu tr kyasla
rn sonucu o dzen aid bir nermedir. Pratik kyasn btn gayesi, bir
eylemin hangi anlamda aklyrtmenin neticesi olabileceini yoklamak
tr.
Aristoteles 'in ethika s' 83

Aristoteles'in aklamasna gsterilecek muhtemel bir ilk tepki tam


da bu noktaya tutunacaktr. Nasl olur da bir eylem ncllerden bir sonu
olarak kabilir? Kesinlikle ncllerden bir sonu olarak yalnzca bir
nerme kabilir. Bu kukuyu ortadan kaldrmak iin, eylemler ile inan
lar arasndaki baz mmkn bantlar irdeleyelim. Bir eylem, bir inan
cn bir dieriyle tutarsz olabileceine benzer bir ekilde inanlarla tutar
sz olabilir. Eer ben btn insanlarn lml olduunu ve Sokrates'in
bir insan olduunu ne srer de, Sokrates'in lml olduunu inkar eder
sem, kendi ifademin ierisinde anlalmaz olunun; eer ben kuru gdann
insan iin iyi olduunu ne srersem ve ben bir insan isem ve bu eyin
de kuru gda olduunu ne srersem ve onu yemezsem, benim davran
m benzer bir ekilde anlalmaz olur. Fakat belki de bu rnek ktdr.
nk benim grnteki tutarszl ortadan kaldracak bir aklama ve
rebilmem mmkndr. Nasl? A deilim, daha imdi karnm tka basa
kuru gdayla doldurdum ya da bu kuru gdann zehirli olduundan phe
liyim trnden bir baka nerme ortaya koymak sfiretiyle . Fakat bu, s
radan deduktiv aklyrtmeyle paralellii kuvvetlendirir, zayflatmaz.
Eer bir scak cephenin yaklamasnn yamura neden olduunu ve bir
scak cephenin yaklamakta olduunu kabOI eder, fakat yamur yaaca
n inkar edersem, bu durumda da, scak cephe buraya ulamadan nce
yolunu deitirecektir trnden baka bir nerme ortaya koymakla tutar
szlk grnn ortadan kaldrabilirim. yle ki eylemler de inanlarla
tutarl ve tutarsz olabilir, hemen hemen inanlarla baka inanlarn tu
tarl ve tutarsz olabilecei tarzda. nk eylemler ilkeleri cisimletirir
ler. Buna inanmakladr ki Aristoteles kendisinin "intellektualism"le su
lanmasna ak kap brakr. Bu sulamay anlamak iin, onu ilkin kaba
ve sonra da daha sofistike bir biimde irdeleyelim.
Saldrnn kaba versiyonu Bertrand Russell tarafndan veriloitir.1 8
Aristoteles insan akll bir hayvan olarak tanmlar, nk insann ey
lemleri ilkeleri cisimletirir, baka hibir trn yelerinin yapmad bir
tarzda akln talimatlarna uyar ya da uymaz. Russell'n u konudaki yo
rumu , insani lgnlk ve akldlk tarihini yardma armaktr: insan
lar aslnda hi de akll deillerdir. Fakat bu, Aristoteles'in meramn

1 8 "An Outline of Intellectual Rubbish" ("Bir ntellektual Ufebelii


Tasla"), Unpopular fsays (Populer-olmayan Denemeler) .
84 Ethik'in Ksa Tarihi

topyekun skalamaktr. nk Aristoteles, insanlarn dfilma aklsal ola


rak eylediklerini hibir anlamda ileri srmemektedir, onun ileri srd,
insanlarn kendi eylemlerini yargladktan standardlann akln standardlan
olduudur. Russell'n hakl olarak yapt gibi insanlar irrational diye
adlandrmak, insanlar akln standardlan nda baarl ya da baarsz
diye yarglamann anlaml ve uygun olmas demektir ve Aristoteles, in
sanlar akll varlklar diye adlandrdnda, basite bu tr standardlara
gnderimde bulunan yklemlerin uygulanmasnn anlamllna ve uy
gunluuna iaret etmektedir. Bununla birlikte, Aristoteles bundan daha
fazla bir vaadde bulunur. nk Aristoteles, insanlarn karakteristik ola
rak aklsal bir .ekilde eylediklerini ileri srmek durumundadr ve bu da u
demeye gelir ki, insan eylem kavram , temel bir aklsallk kriterini ger
ekletirmedike bir davran rneinin bir eylem saylmayaca trden
dir. Yani davranta tannabilir derecede insan trden bir ama rtk ol
madka, ffill ne yapmakta olduunu bir tanm altnda bilmedike ve biz
de onun davr.nnda bir eylem ilkesi bulup karmadka, sahip oldu
umuz ey, bir eylem deil , sadece bedensel bir harekettir, belki de bir
reflekstir, ancak kaslarn ve sinirlerin hareketi trnden baka bedensel
hareketler erevesinde aklanacak bir eydir. Eer Aristoteles'in intel
lektualismi ile ilgili bir baka eletiri trn, yani akln yanl-ynlendi
rici bir rehber olduuna, igdye ya da duyguya gvenmemiz gerekti
ine inanan btn moralistlerin buyruklannda ierilen eletiriyi irdeler
sek, Aristoteles'in bu konuda hakl olduu ortaya kar.Ahlaki bir rehber
olarak duyguya yaplan bu bavuru Romantik dnemde merkezidir; mo
dern zamanlarda, D . H. Lawrence'n Meksika dneminin karanlk, i or
ganlara zg duygusuna bavuruda tekrar ortaya kar; ve en iren bi
imi ierisinde Nazilerin kanla dnmek haykrnda ifade edilir. Fakat
bu buyrulclar, yalnzca sebeplerle desteklendikleri iin anlalabilirler; ve
bu. sebepler, ok fazla aklyrtmenin hesaplayc, yeterince kendiliin
den olmayan bir doaya gtrd, yasaklayc ve engelleyici olduu
ynndeki alldk savlardr. Baka deyile, haddinden fazla hesaplama
nn rn olurlarsa eylemlerimizin arzulanmayan zellikler sergileyecei
veya arzulanmayan etkiler meydana getirecei ileri srlr. Fakat byle
bir ey ileri srmek A;istoteles'le kendi zemininde karlamaktr . Bu,
kasdl eylemde cisimletirilemeyecek bir eylem kriterinin veya ilkesinin
Aristoteles 'in ethi ka ' s 85

varolduunu ve bu yzden de kasdl eylemin o lde akld olacan


telkin etmektir. Ve byle bir ey ileri srmek de Aristoteles'in aklcl
nn merkezi bir tezine katlmamak deil, onu kaba! etmektir.
Aristoteles her halkarda her insani eylemden nce bir dnp ta
nma ediminin geldiine mi inanr? Ak ki buna inanyorsa
Aristoteles'in inand ey yanltr. Fakat Aristoteles buna inanmaz.
Dnp tanma yalnzca seilmi (seilmi'in dnp tanma
gerektiren zel olarak tanmlanm bir anlamnda seilmi) edimlerden
nce gelir ve Aristoteles ak bir ekilde "tm ihtiyari eylemlerin
seilmi olmadklar"n syler. Aristoteles'in aklamasndan kan ey,
her eylemi, eylemeden nce gerekten dnp tanm bir f.ilin
yaptklar nda deerlendirebileceimizdir. Fakat bu hayali fail
kukusuz herhangi bir ffill olamaz. O, </>p <fvo; (ho phronimos) ,
basiretli (prudent) adam olmak durumundadr. Bir kez daha eviride
glkler ortay kar. <Ppdvea; (Phronesis) ortaa Latin dilinde
prudentia szcyle olduka iyi, fakat ngiliz dilinde prudence
szcyle kt bir ekilde evirilir. nk daha sonraki puritan
kuaklar prudence' tutumlulukla ve zellikle de para konularndaki
tutumlulukla (bu, hayat sigortasnda cisimletirilen "erdem"dir)
balantlandnlardr ve bu yzden de modem ngiliz dilinde prudent,
"ihtiyatl ve kendi karna hesap yapan" anlamnda bir eniye siihiptir.
q,pc!vea;'in ihtiyatla ya da z-karla hibir zel ba yoktur.
Fakat
<Ppdvea;, pratik akl erdemidir, genel ilkelerin tikel durumlara nasl
uygulanacan bilme erdemidir. </>p cfvea;, intellektual olarak ilkeler
formule etme ya da ne yaplmas gerektii hakknda deduktiv karm
yapma kabiliyeti deildir. </>p<fvea;, ilkenin somut bir forma br
necei ekilde eyleme kabiliyetidir. Basiret yalnzca bizzat bir erdem ol
makla kalmaz, her erdemin kilittadr da . nk <f>ptfvea; olmakszn
bir kimse erdemli olamaz. Bir insan mkemmel ilkelere siihip olabilir,
fakat onlara dayanarak eylemeyebilir. Veyiihfid adil ya da cesaretli eylem
lerde bulunabilir, fakat diyelim ki ceziilandrlma korkusuyla eyledii iin
adil ya da cesaretli olmayabilir. Her bir durumda byle bir insan basiret
ten yoksundur. Basiret, bir kimsenin dier erdemlere ballnn o kim
senin eylemlerinde rneklenecei ekilde eylemede grne kan er
demdir.
86 Ethik'in Ksa Tarihi

Basiret, aracn verili bir amaca yol aacan grmek gibi basit bir
yetiyle kantnlmamaldr. Aristoteles, bu zel yetiyi marifet diye adlan
drr ve onun ahlfild olarak ntr olduunu dnr, nk vlecek ama
lar peinden giden adam iin de knanacak amalar peinde koan adam
iin de eit bir kulla;ma sahiptir. Basiret marifeti ierir; eylemlerinin
daima, byk ncl "nk ama ve yaplacak en iyi ey .. .'dr" for
munda olan bir pratik kyastan kmas anlamnda, erdeme sahibolan
adamn marifetidir basiret. Basiret, insanlarn hakiki dA.o'una (telos)
ilikin bir kavrayn marifetle bir birleimidir. Aristoteles'e gre akln
rol, doal eilimleri iyi olan bir insann bilinsiz bir ekilde zaten ken
dilerine dayanarak eylemde bulunaca ilkeleri ak klmaktr, yle ki
hata yapmamz daha az muhtemel olsun; basiretin rol ise, (daima belli
bir genellik lsne sahip olacak olan) verili bir ilkenin verili bir du
rumda nasl uygulandn bilmektir. Dolaysyla argumanda,
Aristoteles'in D. H . Lawrence gibi irrasyonalistlerle ve Tolstoy'la
att bir nokta her eye ramen vardr. nk Aristoteles ilkenin ak
ve sarih bir kavrannn doru davran trn temin etmeye yardmc
olacana inanr, buna karlk Lawrence'n kendiliindenlii vmesi ve
Tolstoy'un kyl hayat tarzlarna dalkavukluk etmesi, ilkeler hakknda
ak ve sarih olmann ahlaki olarak sakatlayc olduu iddiasna dayanr.
Bu atmann birden fazla kk vardr. Belli bir lde Aristoteles ve
Lawrence ya da Tolstoy , doru davran trnn ne olduu konusunda
ayn dnrler; ve belli bir lde de ak olmann fiili sonularnn ne
olduu konusunda ayn dnrler. Fakat bir kez daha belirtmeliyiz ki ,
tutarszla dmeksizin bir Lawrence' ya da bir Tolstoy'cu
olabileceimiz halde, tutarl bir ekilde yapamayacamz ey onlarn
retilerinin ak ve sarih bir aklsal savunusunu vermektir. Ve hem
Lawrence'n hem de Tolstoy'un, mahkum edilmesi iin kendilerinin
intellektual kaynaklarn kullandklar intellektualismi hep sergilemi
olinalan , bir tr Aristotelesi bir pozisyonun kanlmaz olduunu telkin
eder. Dahas , ancak ilke hakknda ak ve sarih olduumuzdadr ki ,
yapmamz gerekeni yapmay baaramadmz durumlar aka
gsterebiliriz. Ve bu, Aristoteles'in pozisyonu lehine byle kuvvetli bir
nokta olduu iin, Aristoteles'e gre baarszln bir problem olutur
masna pekfila arabiliriz. Fakat bir problem oluturur.
Aristoteles 'in ethika 's 87

Aristoteles nceki blmde tartlan Sokrates'in pozisyonundan,


yani hi kimsenin en iyi olduunu dnd eyi yapmadan edemedi
inden yola kar. Eer bir insan herhangi bir ey yapyorsa, o hfilde
onun onu yapf?as , onun onu yaplacak en iyi ey olarak dndn
gstermeye yeter. Bl!nun sonucunda, ahlfild baarszlk mantksal olarak
imkanszdr. Bu, demektedir Aristoteles, olgulara uymaz. Fakat Aristote-

les'e gre , insanlarn yapmalar gerektiine inandklar eyi yapmakta ba


arsz olmalar hala bir problem oluturur. Aristciteles'in aklamalar
eitlidir. rnein, bir insan, bir eylem ilkesine bal olma anlamnda ne
yapmas gerektiini bilebilir, fakat insann sarho ya da deli ya da uy
kuda olduunda olabilecei gibi , bilgisini kullanmyor olduu iin kendi
ilkesini dikkate almayabilir. Byle kendinden gemi bir insan bir an
lamda yapmamas gerektiini bildii eyi yapabilir. Ya da bir insan, bir
vesileyi kendi ilkelerinden birinin uygulanmasna uygun bir vesile olarak
tanmay baaramayabilir. Bununla birlikte, burada altn izmemiz gere
ken ey, Aristoteles'in aklamalarnn tamuygunluu deildir. Bir failin
syledii ey ile yapt ey arasnda bir boluun bulunduu farkl du
rum trlerinin pek ok rneini sayp dkebiliriz. Bununla birlikte, ilgi
ekici olan, Aristoteles'in ahlfild zaaf veya baarszlk olgularnda ak
fanacak zel bir eyin bulunduunu, bu . tr bir zaaf veya baarszln
bir problem oluturduunu hissetmesi ve bu bakmdan Sokrates'e ok
yakn olmasdr. Bu, Aristoteles'in-balang sayltsmn imdiye kadar
ona atfettiimizden ok daha gl bir anlamda insanlarn akll varlklar
olmas olduunu kuvvetle telkin eder. nk bunu telkin eden udur:
eer insanlar dfilma en iyi olduunu dndkleri eyi yapsalard, akla
nacak hibir ey olmazd . Ama yine de insanlar, zaaf ve baarszlk ol
gularn ancak bir tr sonradan-dnme yoluyla ie kartran failler ola
rak alan herhangi bir aklama kusfulu olmaya mahkOmdur. nk in
sani arzular, biyolojik igdlerin ve drtlerin olduu tarzda kesin he
deflere ynelik basit drtler deildir. Arzularn verili hedefleri olmal ve
insanlar bu hedeflere ulama eitimi alm olmaldr ve ilkelere sahip
olmann gayesi de ksmen bu hedeflere ulama giriimindeki baarszl
bulup karmak ve tehis etmektir. Bu yzden yanlabilirlik, insan doa
snn periferisinde deil , merkezinde yer alr. Bu itibarla hataya yatkn
olmayan bir varlk portresi bir insan varl portresi olamazd. ncil'lerin
88 Ethik'in Ksa Tari/ii

sa'snn portresi, en azndan yazarlarn niyeti bakmndan biz sadece


mkemmel bir insiirun deil, fakat mkemmel bir insann gsterilebil
mesi iin, ldeki ayartmalara ve Getsemani'deki ayartmaya ihtiya du
yar.
Aristoteles'in yanlabilirlik konusundaki gnlsz kabul, sadece bu
insani karakteristiin nemine ynelik felsefi bir krlkle deil , fakat
ayn zamanda ancak kendini beenmi diye adlandrlabilecek bir trden
baarya ynelik ahlaki bir tutumla da balantldr. Bu, Aristoteles'in er
demler aklamasnn ak ierisinde aka ortaya kar. Aristoteles'in
erdemler listesi, aka iki ksma ayrlr; Aristoteles'in kendisinin ak
bir ekilde kavramad bir blnmdr bu. Bir yanda, herhangi bir insan
topluluunda deersiz olarak dnlmeleri zor olan cesaret, kendine ha
kim olma ve beenilme .gibi zellikler vardr. phesiz bunlar bile bir
skala zerinde durur. Bu skalann bir ucunda herhangi bir insani top
lumda btnyle reddedilemeyecek normlar ve zellikler bulunur, nk
ierisinde bunlarn var olmad bir topluluk, bir toplum kavram altna
giremezdi . Bu bir mantk meselesidir. Victorian antropologlar gemiyle
denize alp dnyay dolatklarnda, empirik bir genelleme olarak tm
toplumlarda belli normlarn tekrarlanmasn kayda geirdiler, tpk bir
karlatrmal anatomistin kemik yapsndaki benzerlikleri kayda geire
bilecei gibi . mdi doru syleme durumunu irdeleyelim. nsani bir top
lum olarak kabili edilen herhangi bir varlklar topluluu iin onlarn bir
dile sahip olmalar mantksal olarak zorunlu bir kouldur. Mevcfid bir dil
iin de, paylalan kurallarn var olmas ve olan olduu gibi syleme
niyetinin daima varsaylabilecei bir trden paylalan kurallarn var ol
mas zorunlu bir kouldur. nk eer bir insan "Yamur yayor" dedi
inde byle bir varsayma sahip olamasaydk, o zaman o insann syle
dii ey bize hibir ey iletmezdi . Fakat dilin anlaml olmas iin zo
runlu olan bu varsaym, ancak doru sylemenin toplumsal olarak kab'.ll
edilmi ve tannm bir norm olduu yrde mnkndr. Aslnda, yalan
sylemenin kendisi bile, ancak insanlarn doru olann sylenmesi;i
bekledikleri yerde ve ancak byle bir sayltyla mmkndr. Bu tr hi
bir beklentinin olmad yerde, aldatma in.kan da ortadan kalkar. Bu
yzden bir doru syleme normunun ve bir doru-szllk erdeminin
kab'.ll, bir toplum kavramnn ierisine kaznm gibidir. Baka erdem-
Aristoteles 'in ethika's 89

ler, toplumsal hayat iin mantksal olarak zorunlu olmamakla birlikte ,


insan hayatndaki ve bu hayat etrafndaki ok yaygn ve emel belli olgu
larn ne iseler o olduklar kabOl edildiinde , toplumsal bir hayatn srd
iilmesi iin ak ki nedensel bakmdan zorunludurlar. Bu yzden, maddi
ktln, fiziksel tehlikelerin ve rekabet halindeki hrslarn varoluu, hem
cesareti hem de adaleti veya hakkaniyeti sahneye karr. Bunlar, bu tr
olgular verildiinde kendi sfatyla insani hayat formuna fild giinen er
demlerdir. Yine baka erdemlerin, ierisinde olduka yaygn insani arzula
rn mevcfid olduu herhangi bir toplumca kabfil grmeleri kanlmazdr.
stisnalar olabilir, fakat onlar kukusuz ok ender olacaktr. te bee
nilme genel bir insani erdemdir her ne kadar onu bu gzle grmeyebilen
.

aksi Dobua'llar gibi ender bir halkla karlasak da. Fakat skalann teki
ucuna doru, deyim yerindeyse az ok seime dayal olan, tikel olumsal
toplumsal formlara fild olan ya da tamamen bireysel seim konulan olan
erdemler vardr. Aristotelesi deil, Hristiyan olan dmann sevmek ve
tevazu (alakgnlllk) erdemleri, teki yanan uzatma pratiiyle bir
likte, bu sonuncu kategoriye fild grnr; ngiliz ve ok daha fazla Aris
totelesi olan kamusal okula zg "bir beyefendi" olma erdemi ise n
ceki kategoriye fild grnr. Aristoteles bu ayrmlar tanmaz ve bu yz
den biz, Aristoteles'in listesinde, herhangi bir kimsenin erdemler olarak
kabfil etmemesinin g olduu erdemler ile Aristoteles'in kendi toplum
sal balam ve o balam ierisindeki kendi tercihleri dnda kavranmas
g olan savlamaya dayal erdemleri yanyana buluruz.
Bu bakmdan dikkat talep eden iki Aristotelesi erdem, "yce gnll
adam" (eya/,,&1/fVKO / megalopskhos) ve .adfilet erdemleridir. Yce
gnll adam "pek ok ey ister ve pek ok eye layktr." Aristoteles'e
gre layk olduunuzdan daha azn istemek, tpk daha fazlasn istemek
kadar bir erdemsizliktir. Yce gnll adamn pek ok ey istemesi ve
pek ok eye layk olmas , zellikle erefle ilikilidir. Ve yce gnll
adam en fazlasna layk olmak durumunda olduu iin, dier btn er
demlere de sahip olmak zorundadr. Bu kusfusuzluk timsali son derece
marurdur. O , sradan insanlarn verdii erefleri kmser. O , aa se
viyedekilere kar IUtufkardr. O , minnet borcu duymayacak ekilde ken
disine yaplan iyiliklerin bedellerini der ve "o bir hizmetin bedelini
derken fazlasyla der; nk bu yolla ona balangta iyilik yapan s-
90 Ethik'in Ksa Tarihi

ras geldiinde iyilik gren ve borlu haline gelecektir." O kendi dn


cesini korkmadan ve taraf gzetmeden syler, nk bakalarnn kanla
rn pek beenmez ve kendi kansn gizleme kaygs gtmez. O pek az
tehlikeye atlr, nk deer verdii ve zarardan korumak istedii pek az
ey vardr.
Aristoteles , yce gnll adam baarszla dmeyen biri olarak
tasarlad iin, ona hibir yanlabilirlik duygusu yklemez. Yce g
nll adamn karakterisik tutumlar, ierisinde o adamn kendine has li1-
tutk.arlk alametini sergileyebilecei bir yukardakiler ve aadakiler top
lumunu gerektirir. Yce gnll adam, esasen bir eitsizler toplumunun
bir yesidir. O , byle bir toplum ierisinde kendine-yeter ve bamsz
olur. O, dikkat ekecek kadar acfb eyler tketmeye dkndr, nk
"gzel ama yararsz eylere sahip olmaktan holanr, nk bunlar onun
bamszlnn daha iyi iaretleridir." Bu arada, o , ar ar yrr, tok

bir ses tonuyla ve tenkinli bir konuma tarzyla konuur. Hibir eyi
byk saymaz. O yalnzca kasdi bir ekilde hakaretamiz konuur. Nere
deyse o bir ngiliz centilmenidir.
Erdemli hayatn tacnn bu dehet verici betimi, Aristoteles'in adalet
aklamasnn bir cephesinde hemen hemen eit lde i karartc bir
karlk bulur. Aristotdes'in adalet hakknda syledii eyler aydnlatc
dr ve itiraza ak deildir. Aristoteles, datc adalet -hakkaniyet- ile
verilen bir zarar telafi etmekle ilgili olan dzeltici adalet arasnda ayrm
yapar. Aristoteles, datc adaleti orta yol erevesinde tanmlar:
"Adaletsizlik yapmak birinin sahip olmas gerektiinden daha fazlasna,
adaletsizlie maruz kalmak ise sahip olmas gerektiinden daha azna sa
hip olmaktr," ve adalet adaletsizlik yapmak ile adaletsizlie maruz kal
mak arasndaki ortadr. Fakat Aristoteles (K'a o'un (dikaios)
"hakkaniyetli" ya da "hakl" ya da "yasaya uygun" anlamndaki kullan
myla karlatnda, yasasz her eyin hakkaniyetsiz olmasyla beraber
hakkaniyetsiz her eyin de yasasz olduunu argumansz ileri srer. Mev
cud devletlerin pozitiv yasalarnn hakkaniyetli ve hakl olanla marjinal
denemeyecek bir uyumazlk iinde olabileceine inanmaya Aristoteles'in
hazr oluu , Ethika'da, Politika'da19 olduundan daha az aktr. "Yasalar,
ya herkesin ortak karn ya da iktidarda: olanlarn erdeme gre veya bu

19 Nikomakhos'a Ethika , 1 1 30b; Politika 1277b.


Aristoteles 'in ethika 's 91

tiir bir ekilde belirlenmi karn amalarlar; yle ki bir anlamda mutlu
luu veya politik topluluun mutluluunun bileenlerini meydana geti
ren ya da srdren herhangi bir eye adil deriz." Aristoteles, geliigzel
kanlm olduu yerler dnda, yasay , erdemi emreden ve erdemsizlii
yasaklayan bir ey olarak tanmlamay srdrr. Bu da bize Aristoteles'in
mevcfid toplumsal dzenden memnuniyetini hatrlatmaldr. Aristote
les'in ayn zamanda baz insanlarn doa gerei kle olduklarna da
inanmas belki rastlant deildir.
Dier taraftan, Aristoteles, iyi'yi elde eden ya da elde etmek duru
munda olan adamn zorunluluklar arasna dostluu dahil etmesi bak
mndan stn grnr. Aristoteles dostluk eitlerini ayrdeder - eitler
ve eit olmayanlar arasndaki dostluklar, paylalan hazza, karlkl fay
daya ya da ortak erdeme dayal dostluklar- ve ayrntlar belki de orada
bu tartmann olmasndan daha az nem tayan tipik bir katalog ortaya
koyar. Fakat Aristoteles'in ideal insannn kendine-yeterlii , onun dost
luk aklamasn derinden yaralar ve arptr. nk Aristoteles'in dost
luk tipleri katalogu, Bu dostluk neye dayanyor? u dostluk ne adna
nevcfid? sorularm daima sorabileceimizi nvarsayar. Bundan dolay ,
neye dayandn, ne adna mevcud olduunu sormann asl hedefi skala
yaca insani' iliki tipine hibir ak kap braklmaz. Bu tr ilikiler
ok farkl olabilir: Akhilleos'un Patroklos'a ya da Alkibfades'in Sokrate
s'e duyduu ecinsel ak; Petrarcha'mn Laura'ya romantik adan; Sir
Thomas More'un ve kansnn sadakati. Fakat bunlarn hibirisi Aristote
lesi kataloga dahil edilemezdi . nk Aristoteles'te kiinin iyiliine ,
holuuna ya da faydasna kart olarak kiinin akna hibir yer bulu
namaz. Ve bunun neden byle olduunu, yce-gnll adam hatrlad
mzda anlayabiliriz. Yce-gnll adam iyi olan her eye hayrandr, bu
yzden bakalarnda iyi olan eye de hayran olacaktr. Fakat o hibir eye
ihtiya duymaz, kendi erdemi ierisinde kendine-yeterlidir. Bu yzden bu
adam iin dostluk, daima bir tr ahlaki' karlkl hayranlk toplumu ola
caktr ve Aristoteles'in betimledii dostluk tam da budur. Ve bu bir kez
daha Aristoteles'in toplumsal muhafazakarln aydnlatr. deali Aristo
teles'inki kadar ben merkezli olan bir adam iin ideal bir toplum nasl va
rolabilirdi ki?
92 Ethik'in Ksa Tarihi

Erdemin uygulanmas, Aristoteles'e gre kukusuz kendinde bir ama


deildir. Erdemler, insani stnl grne karan eylem tipleriyle
sonulanan istidadlardr. Fakat "Erdemli ol" , "Cesaretli ol'', "Yce-g
nll ol", "Cmert (Liberal) ol'' buyruklar, bize neyi amalayacamz
anlamnda ne yapacamz sylmezll(r; bunlar, fllllacmz her ne olursa
olsun kendi amacmz peinde koarken nasl daranmamz gerekti ini
(should) bize sylerler. Fakat acaba o ama ne olmaldr (should)? Tm
bunlara ramen eaov(a (eudaimonia) ne'den olumaktadr? nsan
hayatnn -rb,,o 'u (telos) nedir? Aristoteles'in byk bir ciddiyetle ele
ald, fakat sonunda onay vermedii bir iddia haz iddiasdr. Bu konud-?
Aristoteles iki tr muhalif karsnda akl yrtmek durumundadr. Pla
ton'un dorudan ardl ve Akademia'nn ba olan Speusippos , hazzn
hibir anlamda bir iyi olmadn ileri srmt. Platon'un bir rencisi
de olan astronom Eudoksos ise tam tersine hazzn en yksek iyi oldu
unu savunuyordu. Aristoteles , kendisini Eudoksos'un argumanlarna
ak brakmakszn Speusippos'un pozisyonunu reddetmek. istedi. Aristo
teles'in hazzn iyilii veya en azndan baz hazlarn iyilii ynndeki ar
gumanlan , ksmen Speusippos'un pozisyonunun bir rtlmesidir. r
nein, hazlarn kt olduklarn, nk baz hazlarn sala zararl ol
duklarn ileri srmek, tpk saln bir ktlk olduunu, nk kimi
zaman salk peinde komann zenginlik peinde komakla atacan
ileri srmeye benzer. Daha pozitiv bir ekilde , Aristoteles, hazzn iyi ol
duunun bir kant olarak herkesin haz peinde kotuuna iaret eder ve
hazzn kendisinin engellenmemi etkinlik dedii eyden alnd sonu
cuna varan bir baka arguman ileri srer. Engellenmemi etkinlikten
Aristoteles amacn gerekletiren, baaryla yaplp bitirilen etkinlii
anlar. Aristoteles ileri srer ki , herkes engellenmemi etknlikten haz
alr; herkes etkinliklerinin engellenmemesini ister; dolaysyla herkes
hazz bir iyi olarak grse gerek. Fakat aslnda haz, tm etkinlik biimle
rine ortak grnr ve hepsine ortak tek etmen olarak grnr; Aristoteles
kendisini bir an iin Eudoksos'un pozisyonuna yakn bulur ve baz bil
ginler Aristoteles'in Ethika 'nn VII. Kitabnda ald pozisyonun gerek
ten bu olduunu savunmulardr. Fakat her ne olursa olsun X. Kitapta
Aristoteles , bu Eudoksosu pozisyona kar argumanli.r ortaya koyar,
o
bununla birlikte burada bile hazzn insan hayatnn -r!J. u ile bants
Aristoteles 'in ethika 's 93

Aristoteles'i aka kafa karklna srkler. Aristoteles'in kafa kar


klna srklenmesinin sebebi apaktr. Ak ki , haz, bu t.r bir
b.,o rol oynamak durumunda olan herhangi bir eyin karlamak zo
nmda olduu kriterlerden bazlarn karlar, fakat ayn lde ak ki
baka bazlarn da karlayamaz. Biz baaryla yapp bitirdiimiz eyden
haz alrz (yine engellenmemi etkinlik) ve bu yzden bir etkinlikten haz
aJmi, o etkinlii yapmak istediimiz ekilde yapmann, o eylemin
!A.o'unu gerekletirmenin bir kriteridir. Bir dA.o eylemek iin bir
sebep olmak zorundadr ve bizim haz duymamz, dfma nihfil olarak so
nucu belirleyen bir sebep olmasa bile, dfma eylemek iin bir sebeptir.
Haz da, yalnzca hemen hemen herkes tarafndan aranmakla ve dolaysyla
evrensel bir !A.o olarak grnmekle kalmayp , ayn zamanda baka
herhangi bir eyin arac da olamaz. Biz, hazz, ondan elde edilecek baka
herhangi bir ey adna aramayz. Ayn zamanda, haz, bir !A.o olarak
grnmesini engelleyen karakteristiklere de sahiptir. Haz, bir etkinlii
tamamna ya da nihayetine vardrmaz; yam bir eyi yapmaktan aldmz
haz, hedefimize ulam olduumuzun ve dolaysyla durmamz gerekti
inin bir gstergesi deildir. Daha ziyade, haz alma , etkinlii devam et
tirmenin bir sebebidir. Dahas , haz alnann yollar olarak zglletirile
bilecek hibir tikel eylem ya da eylemler kmesi yoktur_. Haz, ok farkl
etkinlik trlerinden gelir ve bu yzden de hazzn lAo olduunu syle
mek, kendi bana, bu etkinlik trleri arasnda undan ziyade bunu se
menin bir sebebini bize hi mi hi vermez. Fakat byle bir sebep ver
mek bir lA.o'un ilevidir. Ve nihayet, bir etkinlikten aldmz haz,
bizzat etkinliin kendisinden ayn bir ekilde tehis edilemez; bir eyi
yapmaktan haz duymak ya da haz almik bir eyi yapmak deildir ve ken
disi haz olan baka bir eyin buna elik eden bir deneyimine sahip olmak
da deildir. Bir oyunu oynamaktan haz almak oyunu oynamak deildir ve
buna ek olarak, diyelim ki kendileri haz olan baz duyumlar deneyimle
mek de deildir. Bir oyunu oynamaktan haz almak, sadece iyi oynamaktr
ve kendini baka eylere deil , sylediimiz gibi tmyle oyuna kaptr
l
m olmaktr. Bu yzden hazz etkinlie dsal bir A.o, etkinliin
kendisi iin bir. ara olduu bir lA.o larak tehis edemeyiz. Haz, de
mektedir Aristoteles_, unutulmaz ama umarsz bir deyile, "tpk genle
rin yanaklarndaki taravet gibi" lA.o'ta birdenbire ortaya kverir.
94 Ethik'in Ksa Tarihi

Farkl etkinlikler, farkl hazlar; o halde hangi etkinlikler? yi insann


etkinlikleri . Fakat bunlar hangileri olacak? "Eer mutluluk erdeme uy
gun etkinlikten oluuyorsa, onun en yksek erdeme uygun etkinlik ol
mas akla uygundur; bu ise, bizde en iyi olan eyin erdemi olacaktr."
Bizde en iyi olan ey akldr ve akln karakteristik etkinlii 9eopra'dr
(theoria), deimez hakikatlerle ilgili spekulativ akletmedir. Bu tr spe
kulasyon, slirekli ve haz veren - Aristoteles hi ekinmeden "en fazla
haz veren" der- bir etkinlik biimidir. O, kendine-yeter bir uratr.
Onun hibir pratik sonucu yoktur, bu yzden de o baka herhangi bir e
yin arac olamaz. O, bir bo zaman ve bar zaman etkinliidir ve bo
zaman eyleri kendileri adna yaptmz zamandr, nk ile ilgili me
guliyetler bo zaman adna ve sava da bar adna yaplr. eeopfa de
imeyen ve zanand olanla ilgilendii iin, her eyden nce, ilahi
olanla ilgilenir. AristOteles, deimezlik ve ilahi'lik arasnda eitleme
yapmak bakmndan Platon'u ve Grek dncesindeki baka bir ok eyi
takeder.
Bu yzden, artc bir ekilde , insan hayatnn amac, hakikatin me
tafizik temaasdr. Platon'un Form ve yi kavrayna bir saldlryla ba
layan inceleme , sonunda salt insani olan karsnda ayn kmseme tu
tumundan ok uzak bir noktaya varmaz . Dsal iyiler ancak snrl bir l
de zorunludurlar ve yalnzca vasat bir zenginlie gerek duyulur. Bu
yzden insan hayatnn btn en yksek noktasna makul bir gelire sa
hip spekulativ filozofun etkinliinde ular. Bu sonucun bayal daha
ak olamazd. O ha.ide byle bir sonuca neden varlr? Aristoteles'in ken
dine-yeterlik kavramnda buna ilikin bir ipucu vardr. Bir insann dier
insanlarla ilikilerinde ortaya kan etkinlikleri, Aristoteles'e gre eninde
sonunda bu kendine-yeterlie hizmet eder. nsan sosyal-ve-politik bir
hayvan olabilir, fakat insann sosyal ve politik etkinlii merkezi olan
ey deildir. mdi bu kadar bo zamana ve refaha sahip ve kendisi dn
daki ilerden bu kadar kopuk olarak kim yaayabilir? Apak ki yalnzca
bir ka insan. Bununla birlikte bu, Aristoteles'e yaplacak bir itiraz ola
rak grnemezdi: "nk ounluun doas , bir eref duygusuyla deil,
korkuyla harekete geirilmektir, kt olandan onun alakl yz!lden
deil, cezalandnlma korkusu yznden saknmaktr; nk duygularna
bal olarak yaayan ounluk kendilerine zg hazlarn ve bu hazlar
Aristoteles 'in ethika 's 95

salayacak aracn peinde koar ve bunlara kart aclardan kanr, fakat


ounluk hakiki hazz hibir zaman tatmad iin bu hazzn soylu ama
cna ilikin bir kavramdan bile yoksundur." Aristoteles buradan u so
nucu karr ki, ounluk ahlaki teoriler yoluyla cezbedilip deitirile
mez. Buradaki ton, Platon'un Yasalar'mn tonudur.
O halde, Aristoteles'in dinleyicileri, ak ki, bo zamana sahip kk
bir aznlktr. Artk karmzda, kendi sfatyla insan hayat iin bir
lA.o deil , fakat belli bir trden hiyerarik toplumsal dzen ngerekti
ren ve ayn zamanda da zamand hakikat alannn insani deiim ve
duyu deneyimi ve sradan aklsallk dnyasndan metafizik bakmdan s
tn oldu bir evren gr ngerektiren bir tr hayat iin bir lA.obu
luruz. Aristoteles'in btn arguman boyunca sergiledii kavramsal gr
kem, sonunda, insan varoluun bu son derece dar bir evreye fild biimi
nin bir apologyasna doru kntye urar. Hemen u itiraz yaplacakr:
bu, Aristoteles'i kendisinin deerleri zemininde deil , bizim kendi deer
lerimiz zemininde yarglamaktr. Anakronizm suu ilemektir. Fakat bu
doru deildir. Sokrates, hem retisinde hem de hayatnda altemativ bir
deerler kmesini zaten sunmutu; Grek tragedyas baka, farkl imkanlar
sunar; Aristoteles, kendisinin setii yolu, insan hayatna ilikin altema
tiv grler hakknda bilgi yoksunluundan dolay semez. O hfilde , fel
sefi kavraytaki kvrakln ve toplumsal cehfileti onaylamann EthikaL
daki bu birliini nasl anlamamz gerekiyor? Buna yant vermek iin
Aristoteles'in eserine daha geni bir perspektiv ierisinde bakmak zorun
dayz.
Blm

Grek Ethikine dipnot

BRKEN DNEM toplumlarnda i blm ve ilev'farkllamas , insan


lunn gerekletirdikleri roller erevesinde betimlendii bir vokab1ler
meydana getirir. Deerlendirici szcklerin kullanm bu vokableri sm
Mk tak!beder, nk herhangi bir rol iyi ya da kt oynanabilir ve her
hmgi bir greneksel davran tarzna uygun ya da ondan kopuk -olabilir.
Fnkat daha geni bir kavray kabiliyetiyle deerlendirme , ancak gelenek
MOl rol davran baka imkanlara kart grldnde mmkn olur ve
crnki ile yeni tarzlar arasnda seim yapma zorunluluu toplumsal hayatn
bk olgusu hali1,1e gelir. Dolaysyla, iyi'nin ve onun trevlerinin bir kul
lnmlar eitlilii kazanmasnn Homerik iirlerin taycs olan top
lumdan beinci yzyl site-devleti toplumuna geerken ortaya kmas ve
lnsfinlarn bu kullanmlar hakknda z-bilinli bir ekilde dnmde bu
lunmalarnn bunu taklbeden onyllarda gereklemesi hi de artc de
Jlclir. Grek felsefi ethik'i, Grek toplumu ile modern toplum arasndaki
frk yanstan tarzlarda daha sonraki moral felsefeden farkldr. Modern
mlamda dev ve sorumluluk kavramlar yalnzca tohum hfilinde ya da
mujinal bir ekilde grnr; iyilik, erdem ve bas!ret kavramlar merkez!
dil. Bu kavramlarn her birinin kendine zg rol merkez! bir ayrma da
ymur. Genelde, Grek ethiki , rahat yaamak iin ne yap;mak durumunda
yn? diye sorar. Modern ethik ise, doru davranmak iin ne yapmalym
(oglt)? diye sorar ve bu soruyu yle biflarzda sor ki doru davranmak
98 Ethik'in Ksa Tarihi

rahat yaamaktan tamamen bamsz bir ey klnr. Ethik meselelerde


batan sona modem rtlhla alanm bir yazar, Oxford filozofu H. A.
Prichard20 , Platon'u , srf adaleti haklkarnaya giritii iin hataya
,
dmekle sulayabiliyordu. nk adaleti hakl karmak, adfiletin ada
letsizlikten daha karl olduunu, adil almann bizim karmza olduunu
gstermektir. Fakat eer adil ve doru olan bizim karmza olduu iin
yapyorsak, o Mide diye hemen hemen bir kesinleme yapar Prichard, onu
hi de adil ve doru olduu iin yapmyoruzdur. Moralitenin aslnda ken
disine dsal herhangi bir haklkarm olamaz; bizim karmza olsun
olmasn eer doru olan kendi adna yapmyorsak, o hfilde doru olau
yapmyoruzdur.
Prichard'n verdii hkm, karmza olan ey nosyonunun, bizim
iin karl olan ey nosyonunun yapmamzn adil ve doru olduu ey
:kavramndan mantksal olarak bamsz olduudur. Eer karl olan ayn
zamanda da adil ise, bu, ethik'i ilgilendirdii kadaryla, sadece rastlant
saldr, mutlu bir tesadftr. stediimiz eyi yapmak ve istediimiz eyi
elde etmek baka; yapmamz gerekeni (ought) yapmak baka bir eydir.
Fakat Prichard burada yalnzca Platon'un hedefini deil , ama Platon'un
kulland Grek moral vokabOlerinin imalarnn hedefini de skalar. Grek
moral vokabuleri, 3.rzulanmzn ve moral arnalanmzn nesnelerinin zo
runlu olarak birbirinden bamsz olacaklar ekilde erevelenmi deil
dir. Yerinde davranmak ve rahat yaamak e&4.mv (eudaimn) gibi bir
szckte birarada bulunur. Byle tamamen lir.guistik irdelemelerden,
kukusuz, pek esasl bir ey kmaz. Yine dnp, acaba modem ethik
Grek moral vokabdlerinin gzetmeyi beceremedii geerli bir ayrm m
aa karmaktadr, yoksa Grek ethiki yanl ve bulanklatrc bir ay
rm yapmay m reddetmektedir diye sormak gerekir. Bu soruya yant
vermenin bir yolu aadaki gibi olacaktr.

Ethik insan eylemleriyle ilgilidir: nsan eylemleri sadece bedensel ha
reketler deildir. Tamamen farkl bedensel hareketler araclyla icra edi
len yapp etmeleri ayn insan eyleminin uraklar olarak addedebiliriz
-el skmada ierilen hareketlerin ve gndere bayrak ekmede ierilen

2o ''Does Moral Philosophy Rest o; a Mistake?" ("Moral Felsefe Bir Hataya


m Dayanyor?"), Mind (1912), yeniden basm Moral Obligation (Moral
YU/cmllk) iinde.
Grek Ethikine dipnot 99

hm:ketlerin, her ikisinin de bir kimseyi karlayp arlamann rnekleri


olabilmesi gibi. Ve ok farkl eylemleri rneklendiren yapp etmeleri de
l\ym bedensel hareketler olarak addedebiliriz -bacaklarn bir hareketinin
yanta komann ya da savata kamann bir paras olabilmesi gibi. O
Mide, belli bir davran, salt bedensel bir hareket olmaktan ziyade bir
eylem olarak ya da bir eylemler dizisinin paras olarak nasl sergilerim?
Ymt yalnzca u olabilir: o davrann, failin yapt eyi yapmaktaki
niyetinin bir parasn ya da btnn oluturan bir amaca hizmet etti
lni gstermek sfiretiyle. Dahas, failin amac , yalnzca, arzularnn ve
hedeflerinin ifadesi olarak kavranlr klnmak durumundadr.
mdi, modem Kant-sonras ethikin dev ve eilim arasndaki kart
l nasl vurguladn bir dnn. Eer yaptm ey arzularmn pe
inden koma erevesinde kavranlr klinrsa, eer arzulanman bana
yaptm eyi yapma sebepleri veren eyler olarak bahsedilirse yaptm

eyi yaparken imkan yok devimi yapyor olamam. Bu yzden, devimi
yapmakta olduumda, yaptm ey, sradan insani eylemlerin olduu
tarzda kavranlr bir insan eylemi olarak sergilenemez. Bylelikle, devin
takibi , insan hayatndaki baka herhangi bir eyle balants -olmayan,
kendine zg bir blge haline gelir. Prichard gibi bir yazarn buna vere
cei cevab u olurdu: Evet gerekten bu byledir ve baka trl olabile
ceini varsaymak bir hata olur. Fakat biz imdi Prichard'n pozisyonuna
bir baka ekilde daha verimli yaklaabilir ve onun pozisyonunun tarih
sel kklerini sergileyebiliriz. Eer byle yaparsak, dev kavramnn ve
ona akraba kayramlann adm adm bir daraltln greceiz, ki bu adm
larda zgl bir rol gerekletirme gereinden ibaret bir dev nosyonun
dan ileriye doru yrnr; ilkin, zgl roln gerekletirilmesi, tamamen
normal insani arzularn ifadesi olarak kavranlr olan bir amaca hizmet
eder (rnekler olarak bir babann, denizcinin ya da doktorun devlerini
dnn); bir sonraki adm, belki, ahsi arzulan ne olursa olsun .bireyin .
yapt bir ey olarak dev kavramdr; sonunda, arzudan bsbtn kopa-.
rlm olarak dev kavramna ularz. ayed Pichard'n dev kavramn
tarihsel olarak aklayamasaydk, sanrm, rnein tabu gibi yeni ve kav
ranlamayan bir szckle, sadece "yasaklanm" anlanina gelmeyip, se
bebini aklamakszn yasaklamaya bir sebep verir grnd iin anla
lmaz olan bir szckle karlaan antropolojistlerin pozisyonunda olur-
100 Ethik'in Ksa Tarihi

duk. Bu yzden, Prichard gibi biri, bir eyi yapmann "dev"imiz oldu
unu sylediinde, "unu yap" tarznda bir buyruk dile getirmi gibi sa
dece onu yapmamz sylemez, fakat bize bir sebep verir grnr. Bunun
sonucu olarak, nasl ki biz Polinezyallardan neden bir eyi tabu olduu
iin yapmaktan kanmamz gerektiini sorabilirsek, ayn ekilde Pric
hard'a da neden bir eyi devimiz olduu iin yapmamz gerektiini sor
mak isteriz. Ve her bir durumda yarut benzer olacak ve benzer bir ekilde
kavranlamaz olacaktr: "nk o tabu'dur," "nk o senin devindir."
Baka hedefler, amalar ve arzularla balantszlk sonuta kavranlamaz
l meydana getirir. Ama yine de Prichard'n aklad kavram ortak
kullanmdaki bir kavramdr. " ' Neden bunu yapmalym (ought) ? '
'Sadece yapmalsn (ought)' ", modem toplumda bir moral dialog biimi
olarak nadir deildi. Bu yzden, bu felsefi aklama, toplumumuzda bu
kavramn rol hakknda ilgi ekici problemler ortaya koyar. Fakat bu .
aamada bu problemleri talbetmekten ziyade, Greklere geri dnmeliyiz.
Dolaymsz tartma iin hayati nokta udur: Grek moral szcklerini
evirirken modem dev kavramm ifiide eden moral szckleri niin kul
lanamayacmz imdi belki daha aktr; nk Grek moral szckleri ,
kendi erevesinde kavranlr klnabilecekleri iirzu vokabfileriyle ba
kopartp atmazlar.
O hfilde, Grek dilindeki deerlendirici terimlerin ilevi , farkl davran
imkanlarn arzularmz erevesinde derecelendirmektir; fakat arzular
mzdan hangileri erevesinde? Hem Platon hem de Aristoteles insan ar
zularna ilikin yaln sofistik betimi eletirirler. Biz yalnzca imdi ger
ekten ne istediimizi deil , fakat en nihayetinde ve temelde ne istemek
istediimizi sormalyz. Ve bu da, hem Platon'da hem Aristoteles'te
farkl tarzlarda ak klnm , belli doyumlarn dierlerinden nesnel olarak
daha yksek olduu bir insan betimine yol aar Nesnel olarak sznn
"

kullanm , gaynahsi, seime bal olmayan bir kriterin varoluunu ill!a


eder. Bu kriter nedir? Byle bir kriterin var olduu, nsan iin iyi olan
nedir? ya da haddizatnda nsan iin iyi nedir? sorusunun her bakmdan
kavranlr bir soru olarak ele alnmasndan kar. nk mmkn yant
lar arasnda kendisiyle karar verebileceimiz bir kriter var olmadka, tm
mmkn cevablar bir hizada olur ve soru anlaml olmaktan kesilir. El
bette ki , bundan, byle bir kriterin (veya kriterlerin) var olmak zorunda
Grek Ethikine dipnot 101

olduu kmaz, yalnzca u kar ki, soru v e kriter birlikte durur y a da


birlikte ker. Platon'un transcendentalismi, ksmen , onun bu noktay
kavramasndan kaynaklanr. Platon inanr ki, bir kriter var olmak zorun
dadr. O, mevcild toplumsal yapdan ve kurumlardan karsanamaz, nk
deerlendirici kavramlarmz bu yaplan ve kurumlan eletirmek ve de
recelendirmek iin kullanrz. Bu kriter, tam da olduklar ekliyle arzula
rmzdan da karsanamaz, nk deerlendirici kavamlanmz arzular
mz eletirmek ve derecelendiek iin kullanrz. Bu itibarla, bu krite
rin, olduu ekliyle insan hayatndan ayn bana mevcfid olan bir dzen
den karsanmak zorunda olduu sonucuna varmak kolaydr. Platon'un
sz konusu kriteri akn olarak grmesine karlk , Aristoteles bu kriteri
tikel trden bir pratie ve toplumsal dzenlenie gml olarak grr.
Her ikisi de, insanlar iin iyi olan hakkndaki sorulara verilen yantlarn
oluturduu haklkanmlar zinciri bir aklsal argumanlar zinciri ola
caksa, znde bu trden yalnzca bir tek zincirin var olmak zorunda oldu
unu ve bu zincirin nihfil bir sonuca vard zsel bir noktann (yi For
munun grm ya da eudaimonistik temaa) var olmak zorunda oldu
unu dnrler. Bu kukusuz bir hatadr ve -kimi zaman ta doas
hakknda kuku iinde olsalar bile - varoluunu muhakkak addettikleri
trden kriterlerin ele geirilebilmesi iin karlanmas gereken koullan
anlamadklar iin hem Platon'un hem Aristoteles'in yapt bir hatadr.
Eer herhl!lgi bir aratrma biimini aklsal olarak grrsem, o ara
trma biiminin sorularna verilecek yantlarn doru ya da yanl olup
olmadklarn belirleyecek bir kriterin var olduunu nvarsayanm. Bir
kriterden sz ederken , bireyin istedii veya setii gibi kabfil ya da red
etmekte zgr olmad bir standarddan sz ederim. Birey, verili bir kri
teri aklsal temellerde reddedebilir, yle ki bu kriterin yanll daha
temel ya da daha genel bir ekilde uygulanabilir bir kriter tarafndan gs
terilir; ya da birey, nerilen bir kriteri daha sk bir incelemede anlal
maz bulabilir. Tamamen farkl iki rnek trn irdeleyelim.
Aritmetik, aklsal, nk kurala-bal Bir disiplindir. Basit aritmetik
ilemleri yneten kurallar, verili bir problemin -zmnn doru mu
yoksa yanl m olduunu belirlememizi mmkn klar . Bir, iki, art ,
.

eittir ve szcklerinin anlamn anlayan herhangi bir kimse, "Bir art


iki eittir " hakikatini kabfil edip etmeme konusunda hibir seim
102 Ethik'in Ksa Tarihi

hakkna sahip deildir. Fakat sz konusu szckler iin kabOI edilmi bir
anlamn var olmasnn bir koulu, toplumsal olarak tesis edilmi bir
say sayma pratiinin var olmasdr. Say sayma pratiinden yoksun ol
duklar iin, say kavramlarndan yoksun olan bir kabil tahayyl edebili
riz. Bununla, toplumsal , retilebilir bir pratik olarak say saymann
mantksal olarak say kavramlarna sahip olmaktan nce geldiini kas
detmiyorum, nk bizzat say saymann kendisi zaten bu kavramlara
sfilibolmay ngerektirir. Fakat ben tartlan bir aritmetik soruyu z
mek iin , yalnzca say kavramlarnn anlalr olduu bir toplulukta bir
kurala bavurabilirim ve say kavramlar da yalnzca say saymann yer
leik ve kabO.I edilmi bir pratik olduu yerde anlalr olacaklardr.
imdi de deerlendirici terimlerin en azndan bu bir tek bakmdan
aritmetik terimlere ne kadar benzer olduklarn irdeleyelim. Bizler, kriket .
ve futbol , atran ve. bri eletirisindense, aritmetii aklsal bir disiplin
olarak diinme alkanl tarz. Bunun nedeni ksmen udur: Grek
kltrn incelerken genellikle Platon'a daha fazla, Lukianos'tan rene
bildiimiz Olimpiyat oyunlarna daha az deer veririz. Platon ,
"jimnastik"i, oyunlar oynamay, sadece bir ama iin bir ara olarak, he
defini tamamen farkl bir trden nihfil bir son-rnde bulan eitimsel bir
disiplin olarak dnr. Bu ayn zamanda ngiliz kamu okullarnn da
retisidir ve bu okullara gre de oyunlarn hedefi onlarn "karakter" olu
turmalardr. Fakat kendi adlarna oyunlarn eletirisinde kullanlan kav
ramlara ilikin bir inceleme felsefi olarak amlaycdr, hatta Platon
hakknda bile. yi bir kriket oyuncusu kavramn irdeleyelim. Bir kriket
oyuncusunun iyi bir kriket oyuncusu olup olmad ve -0nun ne kadar iyi
bir kriket oyuncusu olduu sorulan , yerleik kriterler var olduu iin an

la labilirdirler: vurulardaki eitlilik , doalama yetenei , kriz anlarn
daki moral dayankllk. Genelde krikette ve zelde bir kriket oyuncusu
nun rolnde baar ve baarszlk kriterlerine sahip olduumuz iin bu
kriterlere sahip oluruz; ve elbette ma kazanmak tek kriter deildir. Ma
nasl kazandnz da iin ierisine dahil olur. Fakat bu kriterlere yalnzca

yerleik bir oyun oynama pratii var olduu iin bavurulabilir ve yal
nzca bu pratiin yerleik olduu toplumsal hayat paylaanlar tarafndan
bu kriterlere bavurulabilir. Bir oyun kavramn paylamayan ve dolay
syla ilgili kriterleri edinememi olan bir halk tahayyl edelim. Onlarn
Grek Ethiklne dipnot 103

kavrayacaklan ve kavrayabilecekleri tek ey , iyi szcnn genel olarak


bir tr onayn belirtilmekte olduu balamlarda kullanlmakta olduu
olurdu. Onlarn filozoflar , pek tabii ki , iyi'nin anlam hakknda onun
onay ifade etmek iin kullanld sonucuna gtren teoriler kurarlard.
Ama bu teoriler asl hedefin byk bir ksmn zorunlu olarak skalard .
Grek ethikinde bu tahayyl edilen duruma benzer bir ey bilfiil vuku
bulur. Balangta, deerlendirici szcklerin kullanmnn toplumsal
olarak yerleik bir roln gerekletirilmesi nosyonuna bal olduu bir
toplum buluruz. Aslnda bunun , betimlenen hayali toplumdan ya da
Homerik iirlerde anlatlan gerek toplumlardan ok daha gl bir an
lamda doru olduu bir toplum tahayyl edebiliriz. Burada deerlendirici
sfatlarn ve zarflarn balandklar isimler ve fiiller, daim. deimez bir
ekilde rolleri ve rol-gerekletirme etkinliklerini adlandran isimler ve fi
iller olacakt. Bunun sonucu olarak, iyi'nin btn kullanmlar , anlam
ve etkisi balandllan ismin veya isim grubunun anlamna baml olan
sfatlar snfna fild olacaktr. Bu snf , anlam ve etkisi bu ekilde ba
ml olmayan sfatlar snfyla karlatrarak anlayabiliriz. rnein
renk szckleri bu trdendirler. Bu szckleri , normal anlamyla kullan
lrsa onlara herhangi bir anlam veremeyecek bir isme veya isim grubuna
balayarak anlamsz klabiliriz ("pembe aklsal say"y dnn), fakat
bu szckler herhangi bir isme anlaml bir isim grubu oluturacak bir
tarzda balandklarnda anlamlan ismin anlamndan bamsz olur. Bun
dan dolay, bu tr durumlarda "Bu bir XY'dir"den hem "Bu bir X'tir" hem
de "Bu bir Y'dir" sonucunu geerli bir ekilde karsayabilirim. (Bu e
kilde , "Bu kirmz bir kitaptr"dan "Bu krmzdr" ve "Bu bir kitaptr"
sonucu kar.) Fakat ayn zamanda hakknda bunun doru olmad sfat
lar da vardr, burada sfatn etkisi baland tikel ismin anl amna bam
ldr, nk sfatn doru uygulanmasnn kriterleri ismin anlamna bal
olarak deiir ve ismin anlam tarafndan belirlenir. Rol-gerekletir
meyle bantl kullanmlarda iyi byle bir sfattr. "yi oban" ve "iyi
general" ve "iyi flavtac" ifadelerinin doru uygulanmasnn kriterleri,
oban, general ve flavtac ifadelerinin uygulanmasnn kriterlerince belir
lenir. Toplumsal hay.tn nasl betimleneceini renirken, ayn zamanda
onun nasl deerlendirileceini de reniriz. Dahas , bu tr gaynahsi ve
nesnel kriterlere rastlanabilecek eitli iyi kullanmlar vardr: beceriler
104 Ethik'in Ksa Tarihi

hakknda kullanlan " . . . 'da iyi" ve ilalar ya da aletler hakknda, verili


amalar iin etkili aralar hakknda kullanlan " . . . iin iyi" , bunlara iki
rnektir. Bu kullanmlarla snrlanm bir toplumda, her deerlendirme,
bireyin semeyi denemekte zgr olmad kriterlerin uygulanmasyla il
gili bir meseledir.
Byle bir toplumun deerlendirme teaml, bir oyundaki yapp etme
leri eletirenlerin teamln andrr. Her iki durumda da kabfil edilen
standardlar vardr; her iki durumda da oyunu betimlemek ve anlamak iin
zorunlu vokabUleri kazanmak, bu standardlan kazanmaktan mantksal
olarak aynlamaz . Her iki durumda da standardlann nesnel ve gaynahsi
olmas , deerlendirmeye dayal anlamazlklarla ve hatta zlmesi im
kansz olan anlamazlklarla tutarldr. Bunun nedeni, her bir rol veya be
ceri iin yalnzca tek bir kriter deil de, yetenek icraatlarn ve gsterile
rini kendisi erevesinde yargladmz bir ok kriterin var olmasdr. Bu
yzden, bir kriket oyuncusunu deerlendirirken zel bir vuru tekniine
sahip olma karsnda doalama yeteneine verdiimiz nem bakmn
dan farkl dnebiliriz ve bir generali deerlendirirken sava alanndaki
taktik parlaklk karsnda levazm hatlarn rgtleme yeteneine verdi
imiz nem bakmndan farkl dnebiliriz.
Nasl ki oyun eletirileri durumunda deerlendirici szcklerin kulla
nmnn kaybedildii bir toplumsal grup tahayyl edebildiysek, ayn e
kilde geleneksel rollerin artk mevcfid olmad ve bunun sonucunda de
erlendirici kriterlerin artk kullanlmad, fakat deerlendirici szckle
rin hayatta kald bir toplum tahayyl edebiliriz. Her iki durumda da de
erlendirmeden geriye kalan tek ey, szcklere verilen onay anlamdr.
O zaman bu szckler, bireysel konumacnn kendi beenilerini , tercih
lerini ve seimlerini belirtmekte olduu iaretler olarak kullanlr hale
gelir. Eer felsefi analizi, farkl kavramlarn sradan konumada gerekte
nasl kullanldklannn analizi olarak, kullanmn mantksal zellikleri
nin bir incelenmesi olarak tasarlasaydk, o zaman bu noktada ilgin bir
tuzaa pekala debilirdik. nk iyi szcnn anlam olarak yalnzca
onun kullanmnn her kullanm srasnda mevcfid olan zelliklerini al
makta srar edecek olsaydk, o zaman pek tabu ki szcn zsel anla
mnn onun vgde bulunma ya da onay ifade etme ya da tercih veya se
im belirtme vb: ilevini koul olarak koymakla verildii; ve bu anla-
Grek Ethikine dipnot 105

mm gaynahsi ve nesnel trden kriterlerle biraradalnn ikincil, olum


sal ve ilineksel olduu sonucunu karrdk. Veyah1d da, iyi szc bir
ok standard durumda ancak gaynahsi ve nesnel kriterlere gre uygula
nrsa anlalr bir kullanma sahibolaca iin, onun bu tr kriterlerden
kopuk her kullanmnn ciddiye alnmayacak kadar nemsiz olduunu
varsaymak gibi kart bir tuzaa debilirdik. Bununla birlikte aslnda bu
iki kullanm tarihsel bir anlat ierisinde iki ardk evreyi oluturan
kullanmlar olarak grmedike , iyi szcnden maksadn byk bir
ksmm skalarz. Tarihsel bir anlatdan sz ederken unu kasdediyorum
ki , byle bir anlat ierisinde nceki para verilmedike sonraki para an
lalamaz ve sonra gelenin nceden gemi olann mmkn bir ardl ol
duunu grmedike ncekini anlamam oluruz. Yalmzca ya da ncelikle
bir onay veya seim ifadesi olarak kullanldnda iyi szcnn kulla
nm , onun kullanmn gaynahsi, seime dayanmayan trden kriterlerin
ynettii bir devirden sa kan bir ey olmak dnda anlalamaz, nk
szcn, kendisini basit bir buyruktan ya da onay ifadesinden ayrdede
cek hibir ayrdedici kullanm veya ilevi yoktur. Bir ey iyi diye adlan
drldnda sylenmekte olan ey, "u trden bir ey se" ya da "Tercih
ettiim tr udur" diyen birinin sylediinden daha fazla ya da baka de
ildir. yi'nin bu grnteki iM cambazl , onun propagandac imkan
larna iaret etmek si1retiyle aklayc bir yoruma kavuturulabilir. yi
szcnn kullanm, fiilen, dpedz kendi seimini veya tercihini bil
diren bir insann sylediinden daha fazlasn sylemez, fakat insan bir
yolunu bulup daha fazlasn syleme izlenimi uyandrmay becerebilir ve
bunu yaparak kendi bildirisine iyi'nin kullanmyla saygnlk kazandra
bilir. yi, bu grte, seim ifadeleri iin bir stat semboldr. Fakat bu
teori , aslnda, kendi zaafn aa vurur, nk iyi niin bu tr bir sta
tye sahip olsun? niin bu tip bir saygnlk tasn ki? Bunun yant an
cak u olabilir: iyi, kendi gemiinden getirdii bir aynn kendisinde ta
r ve konuann bireysel seimleri ve tercihleri lle herhangi bir kimse
nin seecei ey arasnda, benim seimim ile ilgili kriterlerin emrettii
ey arasnda bir balant telkin eder.
Bununla birlikte , iyi szcnn onun kullanmm ynetmi olan
tikel kriterlerden kopuk hale gelemeyeceini, ama hiila anlalr kalabile
ceini varsaymak da ayn lde bir hatadr. yi szcne genelliini
106 Ethik'in Ksa Tarihi

veren ey; ksmen seim ve tercihle bir balantnn ta en batan beri


mevcud olmasdr. Bir eyi iyi diye adlandrmak , u trden bir ey iste- '
yen herhangi bir kimsenin bu tikel trden eyle tatmin olacan syle
mektir. Burada kendi bireysel seimimizden ve terc1himizden daha fazla
sn sahneye karrz; kendi bireysel seimimizden ve tercihimizden daha
fazlasna iaret ederiz: bir seim normuna iaret ederiz. Ve geleneksel rol
lerin ve bu rollere karlk gelen geleneksel davran deerlendirmelerinin
yklp kt veya ortadan kaybolduu bir toplumda, iyi szcn
basit bir seim veya tercih ifadesi olarak kullanma ynndeki baarsz
giriimlerin ardndan, seim iin yeniden normlar tesis etme giriimleri
pekala gelebilir. Ve iyi'nin yeni uygulanm kriterleri kazanmamas iin
hibir sebep yoktur.
imdiye kadarki argumanda, ideal bir tarihsel ardklk tasla iz
meye altm. Bu tr bir ardklk, iki farkl tipte sebepten dolay fay
daldr. O, tarihsel anlalrlk ve mantksal bantlar arasnda balant
meydana getirir. rnein verili bir felsefi teorinin bir zm getirme ni
yeti tad problemleri anlamadka, onun mantksal yapsn anlaya
mam. Nitekim, ok sayda rnek durumda, o teorinin felsefi ncellerinin
hangi problemleri koyduklarn ve onlarn problemlerine getirdikleri
zmlerde tarihsel balamn nasl snrlar empoze ettiini bilmedike, bu
problemlerin neler olduklarn anlamay umudedemem . Hem problemi
hem zm, hem soruyu hem yant fild olduklar tikel balamdan so
yutlamak ve mantk konularn fild olduklar fiili tarihe ok fazla gnde
rim yapmakszn incelemek, daima mmkndr ve genellikle faydaldr.
(Bu, idealist filozoflarn ve zellikle de R. G. Collingwood'un kimi za
man grmeyi baaramad eydir; fakat onlarn bu noktada grmeyi ve
sylemeyi baardklar ey, ok daha sonra yazlanlardan daha aydnlatc
dr.) Fakat bundan te, felsefi aratrma iin malzemeler salayan kav
ramlar, daha nce belirttiimiz gibi , deimeye aktr. Bu yzden, ilk
bakta ayn kavram hakknda, yanl ynlendirici bir ekilde , aralarnda
seim yapmak durumunda olduumuz iki rakib aklama olarak grne
bilecek olan ey, daha faydal bir ekilde dnm sreci ierisindeki bir
kavramn iki ardk analizi olarak tasarlanabilir, ki bu durumda artk on
lar arasnda bir seim yapma sorunu yoktur. Onlarn her ikisine ve her
ikisinin birbiriyle bantsna gerek duyulur, yle ki hem kavramdaki s-
Grek Ethikine dipnot 107

reklilii hem de kavramdaki deiiklii gzden kaybetmememiz mm


kn olsun .
. Dahas, kavramlar ideal tfuihsel ardklklar erevesinde analiz et
mek, bir baka sebepten dolay da faydal olabilir. Ardkln belli ka
rakteristiklerini soyutlar ve bylelikle ona ideal bir karakter kazandrr
ken:, tamamen farkl tfuihsel srelerde gml olan benzer ardklkla
rn farkna varmamz salayan bir yntem kazanrz. Ve benzerliin far
kna varrken, ayn zamanda farkllklarn da farkna varabiliriz. Grek di
lindeki kullanmnda arae6 (agathos) szcnn bana gelen ey ile
ngiliz dilinde duty (dev) szcnn bana gelen ey arasndaki ben
zerlikleri de farkllklar da irdeleyelim. Nasl ki Jrae orijinal olarak
bir roln yerine getirilmesine bal ise, duty de aynen byledir. Biz hfila
bir polisin ya da bir gzetim memrunun devlerinden sz ederiz ve mo
ral hayatn istisnasz rol betimi erevesinde dnld bir toplumda,
bir babann ya da bir kraln devleri , bugn yasa ve ynetmeliklerin ta
nmlad devler kadar kat bir ekilde grenek tarafndan belirlenmi
olabilir. Bir adam rollerinden kopardmz, fakat onu hfila "dev" kav
ramyla hahaa braktmz zaman, kavram zorunlu olarak dntr
ll\r. Bu koparma, yerleik toplumsal yapdaki yeterince radikal bir de
imenin bir sonucudur ve btn bir toplumun buna topyekfin bir tarzda
hep birden uramas gerekmez. Bu, bir toplumun bir ksmnn bana ge
lebilir ve baka moral inanlar tarafndan deiime uratlacak bir tarzda
olup biter. Onsekizinci yzylda ngiliz toplumunun bir ksm iin dev
kavram, bu tarzda, meslek kavramyla birarada yaygnlk kazanm bale
geldi . Balangta karmzda, hiyerarik olarak dzenlenmi , sk bir e
kilde tanmlanm mesleki rollere ve ilevlere sahip bir toplum buluruz
ve bu dzenlenie, Tann'nn insanlar armaktan holand hayattaki
farkl duraklara duyulan bir inan karlk gelir. Mesleki roller daha
nemli hale geldiinde , Tann'nn bir ars nosyonu varln korur, fa
kat artk herhangi bir tikel "durak"a aa deildir bu. Tikel bir vazifeye
bal olan devlerin yerini, bir kimsenin sadece bir insan olarak Tann'ya
borlu olduu dev alr. Byle bir durumda devin ierii bulanklaacak
lr. Jane Austen'n romanlarnn bazlarnda ele alnan moral ikilem tr
nn ardalannn bir ksmn bu trden bir durum oluturur. Austen'n ka
rnkterleri , moraliteyi sadece salamca tesis edilmi bir roln tamuygun
108 Ethik'in Ksa Tarihi

gerekleimi erevesinde tasarlayamazlar. Mansfield Park'taki Edmund


Bertram, bir rfilib olma niyetine Mary Crawford'un ynelttii eletiri e y
ak olabilir: o, bu niyetin kendisini daha fazla ya da daha eksik "bir in
san" klp klmayacan kendi kendisine sormak mecbfuiyetinde kalabi
lir. Bir toprak sahibi olmak ve "tccar" olmak, artk devler hiyerari
sinde aka tanmlanm statye ilikin bir anlam tamaz. Kaydadeer
bir istisna bunun byle olduuna k tutar. Deniz subay karakteri, tari
da kendisini mesleine adam bir dev duygusu tamasndan tr, Jane
Austen'da erdemin bir kilittan verir. Ve Austen , bu balam ierisinde,
baka yerlerde olduundan ok daha ak bir ekilde dev hakknda konu
abilir, nk burada dev ile devler arasndaki ba kopmu deildir.
Geleneksel Grek toplumunun knn tarihi endustri-ncesi ngil
tere'sinin dnmlerinin tarihinden ne kadar farklysa, Grek dilindeki
txyaeJ;; szcnn tarihi ve ngiliz dilindeki duty szcnn tarihi de
elbette o kadar farkldr. Fakat her iki durumda da, bir insan ifti olarak,
kral olarak, baba olarak yargladmz rol gerekletirme moralitesinin
skca tanmlanm yalnlklarndan hareketle deerlendirmenin hem vo
kabulerde hem de pratikte rollerden kopuk hale geldii noktaya doru yol
alrz ve bu ya da u rol veya beceride veyahfid da bu ya da u rol veya
beceri iin iyi olmann ne olduunu deil, fakat sadece "iyi bir insan"
olmann ne olduunu sorarz; rahib ya da toprak sahibi olarak devini
yapmann ne olduunu deil , fakat "bir insan" olarak devini yapmann
ne olduunu sorarz. nsan iin koyulacak normlar nosyonu bu srecin
ardndan doal olarak kar ve yeni imkanlara ve yeni tehlikelere kap
aar.
Bununla birlikte, bu noktada, arguman bizi apak bir paradoksa
sokmuyor mu? Platon ve Aristoteles'in (ve daha sonraki balamda
Price'n ve Kant'n) neden bu ya da u tikel toplumsal erevenin
yapsndan bamsz normlar aradklarn anlayabiliriz. Fakat bunu
anlamann maliyeti, tam da onlarn amaya almakta olduklar
relativism trnn hakikatini telkin etmektir. Eer bizim kendimiz ve
eylemlerimiz hakknda sorabileceimiz deerlendirici soru tr paras
olduumuz toplumsal yap trne ve kendimizi ve bakalarn
betimlemek iin o yapdan kan imkanlar alanna baml ise, bu ,
"insanlar" hakknda, kendi sfatyla insan hayat hakknda hibir
Grek Ethikine dipnot 109

deerlendirici hakikatin var olmad sonucunu dourmaz m?


Akbetimiz tarihsel ve toplumsal relativism deil mi?
Buna verilecek yant karmaktr. Yantn ilk ksm, Aristoteles'i tar
tmann ak ierisinde zaten verilmitir. Buna gre , insan hayatnn
her toplumda zorunlu olarak veya hemen hemen kanlmaz bir ekilde
oym olan belli zellikleri vardr ve bunun bir sonucu olarak da kendile
l'lnden kalamayacak belli deerlendirici hakikatler vardr. Fakat byle
basit bir ekilde ifade edildiinde , bu nokta yanl ynlendirici olabilir.
Daha nce ileri srdm gibi , kurala-bal davrann olmad ve o
dnvran yneten normlai-n bir doruyu-syleme normu, bir sahiplik ve
adalet vb. normu gerektirmedii yerde, kendilerini bir insan topluluu
olarak doru bir ekilde karakterize etmemiz iin zorunlu asgari kavram
sal koullan karlayan bir varlklar topluluu tasarlayamayz. Herhangi
bil' insani toplulukta hakikat ve adiilet gibi baz nosyonlar zorunlu olarak
ayakta duracak bir zemin bulurlar. Dahas, yine ileri srdm gibi , her
hangi bir insan topluluunda, dostluk, cesaret ve doruszllk gibi
belli niteliklere deer verilmeyecei sav , basite bu tr niteliklere deer
vermeyenlerin etkinlikleri iin mmkn amalar alanm ok fazla kstl
hale getirdii iin, hemen hemen tasarlanamayacak bir eydir. Fakat ta
mamen hatal bir biimde, bu tr bir argumamn bize tm zamanlar ve
ll\m yerler iin geerli normlarn bir tr transcendental deduksiyonunu
salad iddia edilebilir; onun, insanlarn kendilerini ierisinde bulduk
lar toplumun doasna bakmakszn insanlar iin bir davran rehberi
salad iddia edilebilir. Bu, yalnzca hatfil bir sonu olmakla kalmayp,
karsand ncllerin anlamna ilikin bir yanl anlamadan kar. Nasl
ki kendi sfatyla insani toplum eylemlerinin ve syleminin kanlmaz
mantksal erevesinin bir blm olarak belli normlara sahip.olmak du
mmundaysa ya da genellikle sfilip olacaksa, ayn ekilde farkl deerlen
dirici imkanlara ilikin tm seimler de bu ereve ierisinde ve sz ko
usu normlar balamnda ortaya kar. Bundan u kar ki, bu normlar
bize undan ziyade bu imkanlar kmesinden hareketle seim yapma Se
bepleri vermez. Bunu somut bir ekilde ifade edersek, insani toplum dili
ngerektirir; dil ise kurala uymay ngerektirir; ve byle bir kurala uyma
ela bir doru syleme normunu ngerektirir. ou kez iaret edilmitir
ki , bir insani eylem biimi olarak yalan syleme , mantksal olarak bir
1 10 Ethik'in Ksa Tarihi

doru syleme normunu ngerektirir. Fakat yalanc dolaysyla kendi


pratii ierisinde tam da kendi pratiinin ihliil ettii normu haklkar
masna ramen, o, bu sOretle , bu normun varoluunun hem yalan sy
leme hem de doru syleme imkanlarm atn gsterir; normun varo
luu, yalan m yoksa doru mu syleyeceimiz konusunda herhangi bir
tikel tereddd durumunda yolgstericilik tarznda bir eye yol amaz. Ve
yalnzca farkl bireysel seimler deil, fakat okfarkl drstlk kaideleri
de bize ak olan imkanlar alan ierisinde yer alr. Bu yzden , kendi sfa
tyla insan etkinliini yneten normlarn aydnlatlmasnn nasl yaaya
camz gsteren bir yolgsterici saladn iddia eden herhangi bir
kimse temel bir hata yapmaktadr.
Tikel bir durumdaki somut kiisel ve toplumsal altemativlerin ve bu
altemativlerde ikin olan iyi ve kt imkanlarnn anahatlann izmekle,
biz aslnda pratik sorular ve yantlar bir ereve ierisine alrz. Bu ii
yaparken, iddia edilen "tarihsel relativism" ve "kendi sfatyla insanlar
iin normlar" altemativleri pek ortaya kmaz . nk kesinlikle, seim
lerimi ynetecek kriterler ararken baka bir ey deil, kriterler aramakta
ymdr; yalnz benim iin deil , fakat herhangi bir kimse -yani' benim
durumumdaki herhangi bir kimse - iin gaynahsi' bir trden yolgsteri
cilik aramaktaymdr. Fakat kendi durumumu ne lde tikelletirirsem,
o lde zgl olarak benim zamanma ve yreme -ya da yeterli ve
mnasib bir ekilde benzer bir trden baka zamanlara ve yrelere- fild
olan insanlar iin yolgstericilik ararm. Ben dfilma iki tehlikeyle yz
yze kalacak olurum. Eer yeterince soyutlama yaparsam, kendi uru
mumu herhangi bir zgl zaman ve yreden tamamen ayn bir erevede
karakterize edebilirim, fakat bunu yapmakla kendi problemimi zmem,
onu yeniden koyarm. nk problemin ve zmn son derece genel
biimi bu durumda geri dnp somut terimlere evirilmek durumunda
olur ve gerek problem bunun nasl yaplaca haline gelir. Eer yete
rince soyutlama yapmazsam, dfilma kendimi tikel bir durumda doru ka
bOI edilen eyin kurban yapma tehlikesi iinde kalrm. Sadece tek bir
toplumsal grubun bak tarz ya da kendi sfatyla insanlll!a ilikin kav
ramsal erevenin bir paras olan eyi sunma tehlikesi iinde kalrm.
Hem Platon hem de Aristoteles, insan hayat iin zorunlu' kavramsal
erevenin aydnlatlmasndan pratik yolgstericilik karabileceklerini
Grek Ethikine dipnot 111
JI
varsayarlar; ve bu hata, onlarn hem Grek 1ro.llinin toplumsal hayatn
karakterize etmede kullanlan hem de bunu karakterize etmeye ok uygun
betimleme biimlerini kendi sfatyla insan hayatnn betiminin biim
leri olarak igrecek ekilde uyarlamalaryla hem kamufle edilir hem de
pekitirilir. Bu sadece bir zaaf deildir. Daha sonraki baz moral felsefe
yazarlar, problemlerin herhangi bir toplumsal yapdan her naslsa ba
msz olan bir vokabOler ierisinde koyulabileceini varsaymlardr.
Biri "ahlak" dieri "politika" olmak zere iki ayn hayat alan olduu
inancnn kklerinden biri bu varsaymdr. Fakat, aslnda, her moral de
erlendirme kmesi, ierisinde ortaya kt toplumsal ve politik yap
karsnda ya tarafsz ya honut ya da honutsuz kalmay gerektirir. Ve
eer honutsuzluk sz konusuysa, moral deerlendirmeler bir lde bir
altemative balanmay gerektireceklerdir. Platon ve Aristoteles'te arpc
olan, onlarn yazlarnda ahlakn ve politikann birliidir. mdi tam da bu
birlik sonunda onlarn ideallerine ihanet eder.
Hem Platon hem de Aristoteles, politik yapdan dlanan kleleriyle,
dipte ortaya kan zanaatkarlar ve iftileriyle, onlarn zerindeki daha
., ,
zengin snfyla ve bir tr ynetici sekiniyle 1ro.llin (polis) toplumsal
yapsn olduka doal bir ekilde olduu gibi kabtil ederler. Onlarn
koyduklar sorular ve kimi zaman kullandklar kavramlar m:f.ll'i ve
onun toplumsal birliini ngerektirdii iin, Platon da Aristoteles de
& &
n A..in fiili kyle yzleemezler. Onlar n A..in birliinin szc
leri olduklar iin , Grek toplumunun heterojenliini grmezden gelirler
ya da bu heterojenlikten holanmazlar. Bir ortak kar kavram nkabOl
olarak alnr. Aristoteles'in muhafazakarl kukusuz Platon'unkinden
tamamen farkldr. Platon'un .. drdnc yzyl gerekliinin, m5A..
S
'inden bsbtn farkl bir n A.. idealizasyonu, politikann doru za
manda ve doru yerde tesadfen kagelecek filozof krala ilikin ya herru
ya merru meselesi hfiline geldii anlamna gelir. Platon'u bir faist ola
rak azarlayan modem Platon eletirmenleri bu noktay ok kt bir e
kilde skalamlardr. nk faizmin z, mevcild bir ynetici 'snf
ululamas ve bu snfa arka kmasdr: politik Platonismin z ise, her
fiili politik imkan iddetle sulamasyd. Birbirini izleyen ziyaretlerin
politik gereklikteki kaytsz bir duvara arpt Surakusa'daki Platon'un
politik baarszl, sadece zelde Surakusa'nn koullarnda ya da ge-
1 12 Ethik'in Ksa Tarihi

nelde site-devletinde deil, fakat Platon'un kendi retisinde temellenir , .


Platon belki kendisine gerici ya da muhafazakar nvfuu verilmesine ses
karmayabilir, fakat eer tm gericiler Platoncular olsayd, devrimciler
ok rahat ederlerdi .
Aristoteles'te durum farkldr. Aristoteles'in empirik temelli Politi
ka 'snda fiili devletlere ve tekilatlara ok yakn dururuz. Fakat Aristote-

les, iki bakmdan , 1rolt;'in gerekliklerini Platon'un kabfil ettiinden
daha da az kabul eder. Afjo; (Demos), sradan insanlar kitlesi, Pla
ton'da, adil devlette hibir ifade hakkna sahip olmayan arzular tarafndan
ynetilenler olarak grnr; arzular Devlet'te basklandnlmak , Yasalar'da
ise yeniden ekillendirilmek durumundadrlar . Fakat Platon'da batan
sona, ynetenler ile ynetilenler arasnda cereyan eden arzularn doal a
tmas , politik manzara ierisinde belirgin bir ekilde kendisini gsterir.
Hem Platon hem de Aristoteles, ynetenlerin arzularn "insan"n karak
teristik arzular olarak, ynetilenlerin arzulannysa salt hayvan! arzulara
daha yakn arzular olarak grrler. Fakat Nikomakhos'a Ethika'da, yne
tilenlerin karakteristii olan daha aa tutkular, sadece hata ve saptnn a
kaynaklar olarak grnrler. Burada, Platon'un arzu anarisi olarak gr
d eye ilikin .zaman zaman neredeyse histerik betiminden hibir iz
yoktur. Tm normlar adil devletin snrlan ierisine dt , engellen
memi trden arzu bu devlette hibir yere sahip olmad iin, bu anarik
olarak arzu betimi kanlmazdr. Fakat kendi ideal devlet biimi ieri
sinde mer1latnlamayacak ve ifade izni verilemeyecek arzularn var ol
duklarn kabfil etmekle, Platon ayn zamanda rtk olarak unu da kab1l
eder ki, arzulan bu tr arzular olanlar, bu arzularda, Platon'un devletini
. ve bu devletierisindeki bayat, bu devletin adfetizlik diye karakterize
edecei eyin peinde komaktan "daha az karl" olarak eletirmek iin
bir kriter bulacaklardr. Platon , zaman zaman bir ynetici snfn ak
szl b.ir partizandr, bu yalnzca hayali bir ynetici snf olsa bile.
Aristoteles bu bakmdan akszl deildir. Aristotelesi bo vakte
dayal ve kamil soyut temaa hayat ideali , yalnzca bir sekin tabakann
ulaabilecei bir idealdir; ve sradan insanlar kitlesini hem politik ikti
dardan hem de moral ideden dlayan bir snf yaps ngerektirir. Fakat
her arzunun ya arzuyu doyuracik ya da arzuyu artacak bir biimde ifade
edilmesine izin vardr. Bu, tragedya konusunda Platon ile Aristoteles ara-
Grek Ethikine dipnot 1 13

sndaki fark aklar. Grek tragedyasnn deerleri Grek toplumunun a


tmalarn ifade eder, tam da Platon'un ve Aristoteles'in deerlerinin
Grek toplumunu birlikli bir yap olarak ifade etmeleri veya betimlemeye
kalkmalar lsnde. Oresteia'da kabile ve ehir deerleri atr; Anti
gone'de ailenin deerleri ile devletin deerleri atr; Bakkhalar'da akln
deerleri tutkunun deerleriyle atr. Bu tragedyalar, mfl\,'in izleyici
kitlesine , tutku uyandrmas hesaplanan estetik bir tarzda izleyicilerin ar
zulan iin rakp ballklar sunarlar. Platon, bu tragedyalarn kendisinin
inandl trden tutarl, tek bir moral ideal sunmadklarn ve kendisinin
izleyici kitlesinin arzularn basklandlrma giriimine kart ynde yr
" dklerini doru bir ekilde grr. Platon'un yasaklamay ve basklandr
may inatla savunmas ite bundandr. Fakat Aristoteles de, estetik olarak
acma ve korku uyandrmann bizi bunlardan anndrabileceini grr.
Dram, bize eylem motivleri vermek yle dursun, aksi takdirde tehlikeli
olabilecek arzular ve cokular bizden boaltabilir ve bunu yaparak mev
cftd toplumsal dzeni istikrarl klar. Bu yzden Aristoteles'te, Platon'un
'
yasaklama evkinden hibir iz yoktur.
Aslnda, Aristoteles politik etkinlikle ilikili olarak bir sekinciden
(quietist) bile ok daha tededir. Nikomakhos'a Ethika, herhangi bir top
lumsal yapnn mahkum ya da tasdik edilmesini art komaz, bir tek u
artla ki orada temaac sekinler iin bir yer olsun; ve Politika, devlet
tipleri arasnda yargda bulunmak iin, Ethika'nn argumanlaryla yal
nzca bu negativ balantya -bir sekin tabakaya yer verme balant
sna- sahip istikrar kriterleri kullanr. Aslnda, gen skender'in hocas
olarak kendi pratiinden tr ve temaa hayatn savunmasndan tr,
Aristoteles, Kelsen'in iaret ettii gibi , politik bir mevctldiyet olarak
:r6A.'i ykmak zere olan glerin tarafndayd . nk temaa hayat
nn yceltilmesi, o gne kadar politik .sekinleri oluturmu olan insan
lar iin bir hayat formu olarak temaa hayatnn yceltilmesidir. Temaa
. hayatnn yceltilmesi , politik sekinlerin , yneticiler deil, yurttalar
statsne , Aristoteles'in kulland anlamda "iyi yurttalar" statsne
geri ekilmeleri iin aklsal bir temel salar. Ve bu , tam da Makedon
mutlakyyetinin, yeni byk-lekli devletlerden ilkinin , o gne kadar
site-devletleri olmu olan devletlerin yneticilerinden olmalarn istedii
eydir. Kelsen'in dedii gibi, "tm etkinlikten ve daha zel olarak tm
1 14 Ethik 'in Ksa Tarihi

politik etkinlikten el etek ekmi olan temaa hayatnn ululanmas, her


zaman mutlak monari ideolojileri tarafndan kurulan politik moralitenin
tipik bir gesini oluturmutur. nk bu devlet biiminin zsel tema
yl, uyruklarn kamusal ilere her katlmdan dlamaktan ibarettir."21
ndA.'in k v byk lekli devletin ykselii olgular, moral
felsefe tarihi iin, Aristoteles'in analizleri zerinde bulunmu olabilecek
leri herhangi bir ekim kuvvetinden ok daha nemli sonulara sahiptir
ler. Moral hayatn evresi dntrlr; moral hayat, imdi, ierisinde
moral ve politik deerlendirmenin birbiriyle bantl karakterinin bir
gndelik deneyim konusu olduu dolaymsz topluluk biimleri ieri
sinde yaayan insaruann deerlendirmelerine ilikili bir mesele deil, fa
kat ou zaman. ok uzaktan ynetilen, politik olarak gsz topluluklar
ierisinde zel hayatlar yaayan insanlarn deerlendirmelerine ilikin bir
mesele haline gelir. Grek toplumunda moral hayatn oda site-devle
tiydi; Hellenistik krallklarda ve Roma imparatorluunda birey ve devlet
arasndaki keskin kartlk kanlmazdr. imdi soru, Adalet hangi top
lum biimlerinde kendisini ifade edebilir? ya da erisinde belli amalarn
kabUl edilebilecei ve kazanlabilecei bir komunal hayat meydana ge
tirmek iin hangi erdemler hayata geirilmek durumundadr? sorusu deil,
fakat Mutlu olmak iin ne yapmak zorundaym? ya da zel bir kii ola
rak h:gi iyileri kazanabilirim? sorusudur. nsanlk durumu yle olur:
birey kendi moral evresini, herhangi bir toplumsal ya da politik ere
vede bulmaktan ziyade, evren ierisindeki yerinde bulur. Evrenin Atina'
dan pek ok bakmdan daha mahalli ve daha dar bir moral bir evre oldu
unu gzlemlemek salkl ol.ir. Bunun sebebi ok basittir. yi rgt
lenmi ve karmak bir toplulukta yerlemi bulunan ve kendisini o top
luluun hayat erevesinde dnmekten baka aresi olmayan birey,
.
kendisini, kendi isteklerini ve kendi yoksunluklarn karakterize etmek
iin elinde zengin bir betimler deposu bulacaktr. Tm toplumsal balar
dan ayn, evren erevesinde, bir insan olarak ne arzularm? diye soran bi
rey, zorunlu olarak, yoksul bir betim deposuyla, kendi z doasna ili
kin zayflatlm bir grle i grmektedir, nk o, kendi toplumsal

2 1 H.J. Kelsen, The Philosophy of Aristotle and the Hellenic-Macedonian


Policy (Aristoteles'in Felsefesi ve Hellenik-Makedonya'nn Politik
idaresi) lnternational Journal of Ethics, XLVIII, 1 .
Grek Ethikine dipnot 1 15

varoluuna fild olan tm znitelikleri kendisinden soyup atmak duru


munda kalmtr. Bu kta Stoaclk'n ve Epikurosuluk'un retilerini
irdeleyelim. .
Her iki retinin uzak atas Sokrates'tir, esasen eletirmen, yabanc ,
kamusal belirsizliklerin ve ikiyzllklerin has dman olan Sokrates'
tir. Platon grr ki, eer Sokratik sorulara ciddi bir ekilde yantlar arar
sak, zorunlu olarak baka toplumsal dzenlere kar tek bir trden top
lumsal dzenin partizan hfiline geliriz ve bylelikle de salt zel kiinin
ve yurttan roln terketmek durumunda kalrz. Fakat Sokrates'in
mezleri arasnda bazlar vard ki, bu tarz tutmu , Sokratik hayat bii
mini siab hfiline getirmi ve kendilerinin moral kaidesini tarumn ka
rakteri zerine dnmd!!n ok bu hayat slbundan kartm idiler.
Bamszlk ve kendine-yeterlik bu bazlar iin en yksek deerler hfiline
gelir; deien koullardan zarar grmekten kanmann tek yolu, kendini
koullardan radikal bir ekilde bamsz klmaktr. Mantik Antisthenes,
sadece zenginliin ve ereflerin deil , fakat bir arzunun doyumunu sala
yabilecek herhangi bir eyin iyiler olduklarm reddeder. Erdem, arzu yok
luundan ibarettir ve mutluluk iin kendi bana yeterlidir. Hibir eyi
arzulamama anlamnda erdemli olan bir insann kaybetmekten korkaca
hibir ey yoktur; o zarar grmeksizin klelie bile katlanabilir. Antist
henes, geleneksel politikay ve geleneksel dini yalnzca yanlsama kay
naklan olarak grr. Devlet deil , fakat evren, erdemli insann_meskeni
dir; devletin yerel tannar deil, fakat tek bir iyi erdemli insann tanrs
dr ve tanrya tek hizmet erdem pratiidir. Bu trden bamszln ne an
lama geldii, f ierisinde yaayan Diogenes'in hayatnda ve skender'in
onun iin yapabilecei herhangi bir ey olup olmad sorusuna Dioge
nes'in verdii cevabda - "Glge etme baka ihsan istemez"- sergilenir.
Bir hayvann yalnlyla yaamak Diogenes'in ifade ettii dilektir ve
"Kpek" ( &rov / ho kn) onun kendisine setii lakabdr ve bu Ia
kab bu okulun moralistlerine "Knikler" nvann kazandracaktr. (Tm
geleneksel deerlerin iyzn okuma ynndeki Knik iddiada ngiliz
'
dilindekicynicism szcyle bir ba bulunur.)
Ki!rene'li Aristippos, erdem peinde komann ve eaovt'a
(eudaimonia) peinde komann zdelii varsaymndan hareket eder.
Aristippos eJaov(a'y hazla zdeletirir; fakat haz arlnn
1 16 Ethik'in Ksa Tarihi

acya gtrdn ve arzularn snrlanmasnn onlarn doyumunun bir


koulu olduunu kabOl eder. Aristippos'un Ki-enaik'ler denen mezleri
arasnda belki de en nemli figr Hegesias't ve Hegesias , bu son nok
tay, hayatn amacnn hazz arttrmaktan ziyade 'acy azaltmak oldu
unu savunmaya vardracak lde vurgulad. Dahas, Hegesias , fiili haz
dan saknmann byle bir ac yolCluunun bir koulu olduuna inan
yordu. Sylenir ki, Hegesias skenderiye'de ders verirken, dinleyicileriride
onlarn bir ounu intihara srkleyen trden bir etki oldu ve sonunda
Hegesias'n ders vermesine izin verilmedi .
Knik'lerin ve K'renaik'lerin dncesinde' bile Stoaclarda ve Epiku
rosularda ok daha gl bir ekilde rneklenecek olan bir eilimi ayr
dedebiliriz. Hem Platon hem de Aristoteles iin, erdemin mutlulukla ba
nts bir problem oluturmakla birlikte, onlar arasnda aydnlatimay
bekleyen bir ba bulunduu, temel bir varsaymdr. Erdem bir ekilde
mutlulua gtmydike , bir d.Ao;'dan yoksundur, amasz hale gelir;
mutluluk bir ekilde erdem pratiine bal olmadka, insanlarn olduk
lar varlk tr iin mutluluk olamaz , ahlaki hale gelmi bir insan doas
iin bir doyum oluturamaz . Mutluluk ve erdem ne basite zdetir ne de
birbirinden bsbtn bamszdr. Fakat hem Knik'lerin hem de K'Ure
naik'lerin durumunda, birini dierine indirgeme ve aslnda ya srf erdem
kavramyla ya da srf mutluluk kavramyla i grme eilimini gryo
ruz. Erdemin ve mutluluun bu aynlna ilgin bir ekilde kendine ye
terlik zerine, pozitiv iyiler ve hazlar aramaktansa hayalkrkhna u
ramaktan kanma zerine, olumsal kt talihten bamszlk zerine
muazzam bir vurgu elik eder ve bu vurgu belki erdem ve mutluluun
ayrlmalarn anlamak iin tam da ihtiya duyduumuz ipucunu verir.
Diogenes Laertius ve Cicero gibi yazarlarda varln srdren post-Sok
ratik felsefenin kaytlarn okurken insann kapld his, tm evvelki ,
zamanlarda olduundan daha akn yneticilerin var olduu, kleler Vy
mlkiyetsizler ynnn tam da ne ise o olduu, fakat orta-snf hallan
byk bir ounluu iin gvensizlik ve bir umut yokluunun hayatn
merkezi zellikleri olduu paralanm bir toplumsal dnya hissidir.
Bu, ilgin bir ekilde, erdem ve mutluluu birbirine balama imkan
larnn yalnzca bu iki kavramn deimeden kalan ve bu yzden de de
imez bir bantya sahip olan zelliklerine baml olmayp , kendileri
Grek Ethikine dipnot 1 17

erevesinde bu kavramlarn anlald toplumsal hayat biimlerine de


baml olduklarn telkin eder. ki an modeli akla getirmeme izin ve
rin. Birincisi yle bir topluluk biimi modelidir: toplumsal hayat ku
ran ve onu mmkn klan kurallar ve sz konusu topluluun yelerinin
peinden kotuklar amalar, hem kurallara bal kalmann hem de ama
lan kazanmann nisbeten kolay olduu trdendirler. S alam bir btn
le sahip geleneksel toplum biimi bu tarifi karlayacaktr. Homerik
kahramann ya da feodal valyenin ya da temaa edenin kiisel idealle
ini kazanmak ve (rtbeye ve dine bir saygy bizzat aran) toplumsal
kurallara uymak, temel bir atk ieremez. Cetvelin teki ucunda, er
demin ve baarnn kolaylkla biraraya getirilemeyecei ekilde, gelenek
sel doruszllk ve hakkaniyet kurallarn hfila tayan, fakat kapltaliz
min rekabeti ve karc ideallerini de iine alan toplum trn bir rnek
olarak anabiliriz. Ya da arada duran toplum tipleri de pekala var olabilir
ki , bunlarn ierisinde baz gruplar iin , yalnzca, onlarn amalan ile
toplumun kurallarnn uyumaz olduu dorudur. Farkl toplum trleri
nin herbirinin mstahkem noktasndan, erdem ile mutluluk arasndaki
bant ok farkl grnecektir. Bir uta, erdem ve mutluluu ylesine
iten bantl saylm buluruz ki, biri, ikincisinin en azndan ksmi bir
arac ya da hatta kurucu bileenidir. teki uta, btnsel bir kopukluk
buluruz ve buna, szde moralistlerin mutluluktan ok erdemi gzetme ve
(moralistler tarafndan aydnlatc bir ekilde "knik'ler" diye adlandrlan)
szde realistlerin erdemden ok mutluluu gzetme uyarlan elik eder.
Her iki szck de kalsa bile, biri dierinin erevesinde tanmlanmaya
balayacaktr. Fakat byle bir durumda kanlmaz bir ekilde, hem er
dem kavram hem de mutluluk kavram yoksullatrlm bale gelecek ve
belli bir lye kadar maksadlann yitireceklerdir. Bu durumu anlamak
iin, ilkin onlar arasndaki ayrm ak klmak zorundayz.
nsan hayat olmak bakmndan tannabilir insan hayatnn kendileri
olmakszn hi mevcad olamayaca kurallar vardr ve yine insan hayat
olmak bakmndan insan hayatnn kendileri olmakszn asgari snrda
uygarlam bir biimde bile srdrlemeyecei baka kurallar vardr.
Bunlar, doru syleme, sznde durma ve asgari hakkaniyet. Bunlar ol
makszn, seik bir ekilde insani amalar peinden koulabilecek bir
alan var olmazd; fakat kendi balarna bu kurallar hibir ekilde bize
1 18 Ethik'in Ksa Tarihi

amalar vermezler. Bunlar, bize neyi yapmamamz anlatma anlamnda


nasl davranacamz anlatrlar, fakat bize hibir pozitiv ama vermezler.
Bunlar, icra edebileceimiz herhangi bir eylemin uymaya mecbOr olduu
normlar verirler, fakat hangi eylemleri icra edeceimizi bize anlatmazlar.
Hangi eylemleri icra etmemiz gerektii, hangi amalar peinde kotuu
mza, iyilerimizin neler olduklarna bamldr. Genelde , mutluluk
amalarla bantl bir dstOrdur, erdem ise kurallara hkmeden bir ds
tiirdur. Kurallar ve amalar arasndaki ayrm tesbi't ederken ayn zamanda
moralite ierisinde kamusal ve zel alanlar arasna da snr izgisi ekiyor
olduumuzu varsaymak bir hata olurdu. nk amalarn zel seimlere
kurallarn izin vermedii bir tarzda izin verebilecei doru olmakla bir
likte, ayn zamanda u da dorudur ki, kamusal olarak yerleik ve ze
rinde-uzlalm ya da empoze edilmi amalar bulunan toplumlar da, al
temativ amalar byk lde bireysel tercihe brakan toplumlar da var
dr. Dahas, amalar alannda olduu kadar kurallar alannda da zel yeni
le tinneler var olabilir. Bununla birlikte , doru kalan ey udur: kuralla
rn ve amalarn birbirinden kopartlmasnn kanlmaz olarak zel ve
kamusal hayat arasndaki bant zerinde yanklan olacaktr. nk ku
rallar gztmenin amalarn gerekletirilmesiyle hi bantl olmad
ya da nisbeten pek az bantl olduu yerlerde, kurallar gzetmek ya an
lamsz bale gelecek ya da bir kendinde ama haline gelecektir. Eer bir
kendinde ama hiiline gelirse, o zaman kurallar gzetmek, toplumsal
moralitenin bir gerei hfiline de, birey iin zel bir ideal hfiline de gelebi
lir. Eer amalarn gereletirilmesi ayn tipten durumda, olur a, kural
larn gzetilmesinden nisbeten bamsz olursa, o zaman da amalar ka
musal alann gereklerinden kopartlm hfile gelirler. Amalar, baka ve
raki'b zel idealler salarlar. Bu durumda, haz peinde komay ve erdem
peinde komay karlkl olarak birbirini dlayan altemativler olarak
dnmek doal olacaktr. Dahas, herbir durumda, kurallarn ve amala
rn geni lekli kamusal bir uyuurluuna dayanma iinldinna baml
lk eilimi tayan uzun vadeli tasarlar, ksa vadeli tasarlardan ok daha
az hayata geirilebilir gibi grneceklerdir. Moral i.\t, pek tabi'i' ki, ya
"Toplayabilirken gl goncalarn topla" trnderi ya da "Sonularna
bakmakszn doru olan yap" trnden olacaktr. "Fiatjustitia, ruat co-
Grek Ethikine dipnot 1 19

elum", gklerin yklacak olmasnn pek mmkn grnd zaman


haricinde , anlamsz rhetorik olan bir slogandr. Bu altemativleri, Kunik'
lerin ve Kiii-enaik'lerin zel moralitelerinde cisimlemi grebiliriz. On
lar, Stoaclkta ve Epikurosulukta evrensel kaideler dzeyine ykselirler.
S toacln ar9 k kuruc:lan ve yeniden-kurucular , Zenon ,
Kleanthes ve :K.hrU)ippos iin, ahlak kosmolojiden ayn kavranlamaz
hfile gelir. Evren, hem maddi hem de ilahidir. Evrenin ilk maddesi , ate,
evrensel bir aklsal ilkenin , Logos'un -ki ilahtr- etkinlii uyarnca
eitli fiziksel durumlara dntrlr. Evrenin dntrlmesinde,
dzenli bir dng dner, orijinal atein bir dnemi bir sona vardrd ve
bir bakasn balatt kosmik bir yangna tekrar tekrar geri dnmekle
olur bu. Bu dngsel dnemlerden her biri , zdetir ve evrendeki her olay
dolaysyla sonsuz bir ekilde tekrar vuku bulur. nsan evrenin
btnleyici bir paras olduuna gre , bu ncesiz-sonrasz dn ayn
zamanda insani tarih hakknda da dorudur. Ben, bu szleri gemite
sonsuz kez ve gelecekte sonsuz kez yazdm ve yazacam ve sen de onlar
okudun ve okuyacaksn, tpk imdi u anda yaptn gibi .
nsan doas kosmik doann paras olduuna gre, kosmos'u yne
ten yasa, ilahi Logos'un yasas, insan eyleminin, kendisine uydurulmas
gereken yasay verir : Bir anda, apak bir soru doar. nsan hayat nce
siz-sonrasz bir ekilde nceden belirlenmi bir dng yoluyla ncesiz
sonrasz bir ekilde yryorsa, nasl olur da insanlar kosmik yasaya uy
may beceremezler? nsanlarn sahibolduklar alternativler ne1erdir? Stoik
yant, aklsal varlklar olarak insanlarn zorunlu olarak uyduklar yasala
rn bilincine varabilecekleri ve erdemin eylerin.mukadder dzenine bi
linli rza gstermekten ve erdemsizliin ise bu dzene rza gsterme
mekten ibaret olduudur. Bu yantn ne anlama geldii, ktlk proble
mine verilen Stoik yantn irdelenmesi sOretiyle daha iyi anlalr.
Her ey ilahi ilkenin eylemiyle biimlendirildiine ve o ilke de bt
nyle ve sorgulanamaz bir ekilde iyi olduuna gre, bundan u kar ki ,
dnyada hibir ktlk vuku bulamaz. Fakat ktlk vuku bulur. Bu na
sl byle olur? Stoik cevab, aslnda ktln real olarak vuku bulmad
dr. Sonradan Hristiyan theolojisinde tekrar tekrar ortaya kacak olan
bir argumanlar eitlilii , Stoik kostm ierisinde ilk kez sahne alr. Kh-
_ _

Fiat jusiia, rua coelum: Adfilet olsun da, isterse gkler yklsn -n.
120 Ethik'in Ksa Tarihi

rusippos, bir kartlar iftinden hibirinin dieri olmakszn varolduu


nun dnlemeyeceini , yle ki iyi ve ktden herbirinin dierinin va
roluunu gerektirdiini ileri srd. Dolaysyla iyi'nin ortaya kmas
iin :z;orunlu bir koul olan kt, daha geni bir ema erevesinde ger
ekte hi de kt deildir. Kh:iisippos;bundan, ac olmakszn hazzn ve
erdemsizlik olmakszn erdemin imkanszln karsar. Korkaklk ol
mad m cesaret olmaz; adaletsizlik olmad m adfilet olmaz. Aslnda biz,
eylemleri , bizzat edimin kendisine gnderimle deil, fakat failin niyetine
gre korkaka ya da adfiletsiz diye adlandrrz. Ayn fiziksel davran an
lamnda ayn eylem, u niyetle yaplrsa (ffill yalnzca kendisini kurtar
may amalyorsa) korkaka, ama bu niyetle yaplrsa (fail, cesaretten
yana hreti pahasna olsa bile bir kavgay nlemeyi' amalyorsa) ce
surca olabilir.
Biz, Stoaclann insanlarn ilfilll yasaya ya rza gsterebilecekleri ya da
gsteremeyecekleri inancyla determinismi badatrmay mmkn say
malarnn nedenini imdi anlayabiliriz. Belirlenen ey, btn fiziksel
dnyadr, bu dnyann paras olduklar lde insanlar da dahil; gr
nte blirlenimden kaan ey, eylerin ak karsnda niyet biimi ie
risinde ifade edilen insani rza gsterme ya da rza gstermemedir. Doa
nn nceden belirlenmi akna rza gstermesem ve bu aka isyan et
sem bile, benim fiziksel davranm ona hata uyacaktr. Seneca daha son
*
ralan "Ducunt volentemfata, nolentem trahunt," diye yazd .
Benim rzamn davet edildii yasa kendisini hangi biim ierisinde
sunar? Doa yasas ve akl yasas olarak. Doa, imdi, Platon'da ya da
Aristoteles'te olduundan tamamen baka bir terim haline gelir. O, moral
yasann kosmik statsne gnderimde bulunur; byle olmakla, doa, sa
dece yerel olarak riayet edilmesi ii tesis edilmi olan ey anlamnda uz
lam ile hala karttr. Fakat her naslsa moral yasa ile fiziksel evren
imdi bir kayna paylarlar, ite yine Hristiyanl haber veren bir fila
met daha. Doann ve akln bizi kendisine davet ettii ey, drt gelenek
sel erdeme, basiret, cesaret, lllk ve adalet erdemlerine riayettir. Fa
kat Stoaclara gre , tmne sahip olmakszn bunlardan birine sahip
olamayz . Erdem tekildir ve blnemez. Erdeme ksmen sfilip olunamaz;

Ducunt volentem fata, noleitem trahunt: Kader murad edeni gder, etmeyeni
srkleyip iter -n.
Grek Ethikine dipnot 121

insfu y a erdemlidir ya da deildir. nsfular arasnda tek bir blme izgisi


vardr. Her eyin tesinde , erdem, yalnzca kendi adna aranmaldr .
"Erdem," Diogenes Laertius'un gznde "herhangi bir umut, korku ya da
daha baka motiv adna deil, bizzat kendinde ve kendisi iin arzulanmas
gereken aklsal bir istidaddr."22 Dier taraftan, haz hi aranmamaldr.
Kleanthes, hazdan kesinkes uzak durulmas gerektiini dnyordu;
Stoiklerin byk bir ksm ise hazzn sadece grmezden gelinmesi gerek
tiini dndler. Arzu, umut ve korku, haz ve ac , akla ve doaya kar
ttrlar; insan, tutkusuz bir arzu yokluu ve hazzn ve acnn grmezden
gelinmesi tutumu gelitirmelidir. Stoiklerin apathia dedikleri budur.
Bu durumda insan ne yapar? Fiilen nasl davranr? nsfu, dsal iyile
in tm ekiciliklerini grmezden gelir; dolaysyla da bu dsal iyilerin
yitirilmesinin acsna maruz kalmaz. Zihnin huzuru bu sfuetle temin edi
lir. (Stoik sfatnn daha sonraki kullanm buradan gelir.) Genel olarak
dnyada, insfular arasndaki sadece dsallklarn bir sonucu olan ayrmlar
grmezden gelinir. Tek bir ilahi evren, tek bir aklsal insan doas ve do
laysyla da tm insanlara kar taknlacak tek bir uygun tavr vardr.
Stoik, 1r6A.'in (polis) deil , 1C6ao'un (kosmos) bir yurttadr .
Eer Epikurosuluk'a Stoaclkla keskin bir kartlk beklentisi ieri
sinde bavurmazsak, Epikurosulukta arpc olan eyin eninde sonunda
Stoaclkla kartlk deil, fakat Stoaclk'a benzerlik olduunu grrz.
Yzeysel olarak farkllklar gze arpar. Moralite , Stoiklerde olduu gibi
en yksek ifadesi olduu bir evren ierisinde deil, kendisine yabanc
olan bir evren ierisinde mevcfrdtur. Epikuros'un Demokritos'tan miras
ald ve Lucretius'a miras brakt atomculuk kr bir fiziksel belirle
nim teorisidir. Atomculuun moral sonular negativdir; tanrlar insan
hayatn denetlemezler veya insan hayatyla ilgilenmezler. Onlar ayn ba
larna ve kaytsz bir ekilde kaimdirler, ve doal fenomenlerin teolojik
deil, fiziksel aklamalar vardr. Veba salgnlar ceza, yldrmlar uyar
deillerdir. Moralite, Stoiklerde olduu gibi hazdan bamsz bir ekilde
erdem peinde komakla deil, haz peinde komakla ilgilidir. Gerekten
de Epikuros'a gre erdem basite haz sanatdr. Fakat Epikuros, sonradan,
eer dikkatsizce peinden koulursa bir ok hazzn pelerisra byk ac-

22 Diogenes Laertius, Lives of the Philosophers (Filozoflarn Hayatlar), 7,


89.
122 Ethik'in Ksa Tarihi

lar getireceini , buna karlk baz aclarn onlardan doan ya da onlara


elik eden hazlardan dolay katlanlmaya deer olduklarm ileri srmeye
giriir. Epikuros, daha da teye gidip, Knik'lerin yapt gibi, ac yok
luunun pozitiv hazlardan daha byk bir iyi olduunu ileri srer; stne
stlk, dsal iyilerde itidal gstermenin onlarn yitirilmelerinden ac
ekmemenin tek garantisi olduunu ileri srer; ve nihayet, iddetli arzu
dan kurtulmann hazzn bir koulu olduunu ileri srer. Tm uzlamsal
erdemler haz arac olarak eski konumlarna geri iade edilirler ve Stoik
apathia ile Epikurosu dinginlik ( chapaJ I ataraksia) arasndaki Jafta
geni olan yark, pratikte dardr. Epikuros'un pratik atheismi onu Stoik
lerden daha atafatsz klar ve dostlua yksek bir deer vermesi onu bir
kii olarak cazib klar, fakat selnci (quietist) bir hayata gsterilen itibar
ve bireyin Platonik-Aristotelesi toplumsal hayat moralitesinden kopa
rlmas , tastamam Stoiklerde olduu gibidir.
Hem Epikurosuluk hem de Stoaclk, Hellenistik ve Roma dnyala
rnn muazzam gayrahsi krallklarnn ve imparatorluklarnn zel yurt
talar iin kullanl ve teselli edici retilerdir. Stoaclk kamusal ha
yata katlm iin , Epikurosuluk ise kamusal hayattan el etek ekmek
iin daha iyi bir mantksal temel salarlar. Her ikisi de, bireyi yerel bir
komunitenin deil, bir kosmosun balamna yerletirir. Her ikisi de, haz
aranmasndan ziyade acdan kanlmas gereken bir dnyada bir ileve
sahiptir. zellikle Roma dnyasnda, bu retilerden her biri , Roma di
ninin gerekletirilmemi brakt bir ileve sahiptir. Roma dini ,
znde , yrein tanrlarnn, evvelce bamsz uluslarn tanrlarnn ve
imparatorluun tanrlarnn, kendi birlikleri gerei, soy ve hkmranlk
asndan tek bir ilahlar hiyerarisi ifade ettikleri btnletirici bir klt
tr. En erken Roma yneticileri , babalar ve konsuller olarak kendi rolleri
ierisinden konuurlar; eer onlar plebleri ekip evirmek iin bir din
kullandarsa, bu, en azndan kendilerinin de katldklar bir dindir. Fakat
nisbeten erken bir .dnemde bu byle olmaktan kesilir. Polybius , yle
yazabiliyordu: ''Roma devletinin birliini srdren, tam da baka halklar
arasnda bir utan nesnesi olan eydir, boirianc kasdediyorum. Bu konu
lar, yle bir tantanayla rtlr ve onlarn kamusal ve zel hayatlarna
yle bir lde sokulur ki , hibir ey stesinden gelemez, oklarn ar
tacak bir olgudur bu. En azndan benim kendi grm, onlarn bu yolu
Grek Ethikine dipnot 123

sradan halle iin benirnsediklericlir. Bilge insanlardan mrekkeb bir devlet


olutunnak mmkn olsayd belki tutulmas zorunlu olmayacak bir yol
dur bu, fakat her ounluk karfu"sz olduu, yasasz fu"zularla, aklszca
tutkuyla ve iddetli fkeyle dolu olduu iin, ounluk grlemez kor
kunluklarla ve bylesi tantanalarla zaptedilmek zorundadr."23
Dinin byle manipulativ olduu yerde, orta ve st snflarn yleri ,
politik amalar iin kullandklar dine katlamaz hale gelirler. Onlar,
kendi standardlannca aklsal olan inanlara ve bir zamanlar bizzat Roma
nitas'n * haklkan eyi haklkaracak ya da kamusal devden el etek
ekmeyi haklkaracak inanlara ihtiya duyarlar. Bu ihtiyalar, Stoac
lk ve Epikurosuluk tarafndan hayranlk uyandracak ekilde karlanr.
Seneca ve Marcus Aurelius Stoacln kamusal yann rneklendirir;
Lucretius da Epikurosuluun zgrletirici niteliklerini.
Bununla birlikte, Roma st snflarnn retileri , hayati bir bakm
dan savunmaszdrlar. Apathia ve ataraksia retileri,0zaten mlkiyetsiz
olanlara ve hazclar hfiline gelecek bir konumda bulunmayanlara verilecek
tler olarak faydaszdrlar. Yoksullua, hastala, lme ve yneticile
foin ve ou zaman da sahiplerinin iradesine maruz braklm olanlar,
nasl yaamalar gerektiini ve kendilennin durumunda erdemin ve mut
luluun ne olabileceini hiila sorup dururlar. Onlardan bazlarna mste'r
dinleri bir yant sundu. ok daha byk bir ksmnaysa, Hristiyanln
geliiyle bir yant verilecekti .

23 History (Tdrih), VI, 36, 2.


Romanitas: Romallk, Romal rOhu -n.
Blm

Hristiyanlk

"TANRI, Kendisi'nden baka herhangi bir ey hakknda konuamaz."


Uon Bloy'un ncil hakkndaki bu notu, nemli bir yan-hakikattir. Kut
sal Kitap, ierisinde insanlarn rastlantsal karakterler olarak grnd
Tann hakknda bir hikayedir. Bloy'un zl sznn atlad ey, kabile
efsanelerinden, Orta Dou krallndan, kehanet ve ritualden, yeme,
ime, cinsellik ve lmden -ki bunlar rastlantsal olaylan oluturur
lar- rl zengin nplandr. Fakat bunlarn yalnzca nplan olutur
duklar, hikayeden Tann'y karrsak ak hfile gelir: nk o zaman ge
iye kalan ey , ierisinde tm balantlarn kaybolduu bir karakterler ve
olaylar yumadr. Kutsal Kitab'n bu birliini nemsememek kolaydr;
onun nemini meydana karmann bir yolu da din hakkndaki baz sos
yolojik tezleri yeniden gzden geirmektir.
Mitler, antropologlarn bize anlatt gibi, toplumsal modeli ve ya
py sergilerler. Mit ve ritual birarada, insanlarn, kendi kollektiv hayat
formlarn kendilerine gsterebilecekleri bir ara salar. Bir toplum hak
kndaki temel soruyu, o topluma .gre kutsaln ne olduu sorusunu so
l'arsak, toplumsal hayat hakknda bilgi veren farkl nomlan aa kar
nz. Durkheim' ve rencilerini din zerine ve zellikle de nisbeten ilkel
elin zerine almalarnda esinleyen dnce budur. Bu, modern Ameri
kan dinine de aynen uygulanabilecek bir dncedir, tabu Amerikan dini
nin, gmen eitliliine Amerikan homojenitesinin normlarn dayatma
126 Ethik'in Ksa Tarihi

iinde oynad anahtar rolle kendi hegemonyasn nasl kazandn ve


bu rol oynarken kendi ieriini nasl dntrdn irdelememiz kou
luyla. Fakat eer tek bir halktan veya toplumdan daha uzun bir sre
ayakta kalan dinler sz konusu olduunda bu tr bir analizin bize din
hakknda tketesiye bir anlama kazandrabileceini varsayarsak , bu d
nce ak ki ayn lde byk bir yanl anlamann da kayna olur.
Bu tr dinlerde , tikel, zgl toplumsal hayat formlarndan nisbeten ba
msz hfile gelen bir inanlar ve davran tarzlar kmesini ina edilip
salamlatrlm hfilde buluruz. Tam da bu sebepten dolay, bu tr dinle
rin i inasnda davran hakknda muazzam bir esneklik ve uyarlanabilir
lik bulmay bekleriz. Farkl zamanlardaki ve farkl yerlerdeki tamamen
farkl ahlaki standard kmeleriyle uyuma ynnde byk bir kapasite
kefetmeyi bekleriz.
Daha uzun bir sre ayakta kaldklar toplumlarnkinden daha uzun bir
tarihe sahip olan dinler hakknda bu tr bir beklentiye sahip olmamz ge
rekiyorsa, o hlilde bu beklenti trn ncelikle Yahuc-Hristiyan gele
nei hakknda oluturmamz gerekir. Hayal krklna uramayz. brani
kavminin, Hellenistik monarinin, Roma imparatorluk proletaryasnn,
Konstantin'in brokratlarnn hayat formlarnn ve onlarn ardllarrun
uzun listesinin ardk ifadesi, upuzun bir ahlak grleri silsilesini ie
risinde barndrabilecek bir teolojiyle sonulanir. Hristiyan ahlaknn b
tn probleminin tam da onun ne olduunu kefetmek olduunu dikkate
almak, bizim aimz gibi kendi problemlerine Hristiyan ahlaknda
zmler bulmaya srekli tevik edilmi bir aa belki ters gelecektir. Pis
koposlarn ve gazetecilerin bir yerlerde - ta levhalarda deilse bile, en
azndan sapasalam dayankl malzemeler ierisinde- mevciid olduunu
varsayd eyin hemen hemen kpan* kadar yakalanmaz olduu ortaya

kpan: the snark. Maclntyre, bu szc Lewis Carroll'un "The


Hunting of the Snark" balkl uzun iirinden almtr. 'Snark', Carroll'un
'shark' ve 'snake' szcklerinden trettii kurmaca bir szcktr. e_viride
bunun nasl stesinden geleceim konusunda tam bir umutsuzlua
kaplmken, Bar Pirhasan'n "The Hunting of the Snark" ("Kpan Av")
evirisi imdadma yetiti . eviri 'shark' (kpekbal) ve 'snake' (ylan)
szcklerinden mrekkep 'snark', 'kpekbal' ve 'ylan'dan mrekkep
'kpan' diye karlamt. Aynen aldm. Bir bor olarak, Bar Pirhasan'n
da borlu olduu kiinin adn anmadan gemeyelim. Bor9 lu olduum
Pirhasan borlu olduu kiiden yle sz etmi: " 'Snark' (Snake
Hristiyanlk 127

kar. Ama yine je srekli bir gelenekten ve tek bir dinden sz ederken
bir tr birlik nvarsayyor gibi grnyoruz. Bu birlik, ok farkl norm
ve davran trlerine bir balam verebilseler de, yine de btnyle ayn ve
seik bir balam salayan belli temalardan oluur. Bu temalar esas itiba
ryla aadaki gibidir.
Tanr babamzdr; Tanr kendisine itaat etmemizi buyurur. Tanrya
itaat etmeliyiz, nk o bizim iin en iyi olan eyi bilir ve bizim iin en
iyi olan ey ona itaat etmektir. Ona itaat etmeyiz ve bylece ondan uzak
lap yabanclam hfile geliriz. Dolaysyla Tanr ile bir kez daha ailevi
bir akrabfilk ierisinde yaayabileceimiz ekilde onunla nasl banlaca
n renmeye ihtiyacmz var. Bu temalar kuku yok ki tamamen
farkl bir takm ynlerde retisel bakmdan ilenip gelitirilmeye elve
rilidir. Fakat bu trden her ileyip gelitirmenin zorunlu olarak cisim
letirdii ey, ahlaki kavramlar ve ahlfil<i nasihatleri anlamann tama
men farkl iki modelini uzlatrma problemidir.
Bu modellerden ilki, ahlfil<i nasihatleri buyruklar erevesinde ve ah
lfil<i iyilii itaat erevesinde dnr. unu niin yapaym (should)?
"nk Tanr yle sylyor." Bu bir anda Fakat niin Tanr'nn buyur
duu eyi yapaym (slould)? sorusunu ortaya karr ve buna verilmesi
mmkn tr yant vardr. lki Tanr'nn kutsallna iaret eder, ikin
cisi Tann'nn iyiliine, ncs ise Tanr'nn gcne iaret eder'. Bu so
ruya "Tam da o Tanr olduu iin" diye yant verebilir ve bu yant her
hangi bir ekilde geniletmeyi reddedebilirim. Bu reddedile, dinsel kav
ramlarn kapal emberi ierisinde kalrm. Bu tr kavramlar kullanma
nn ndayana, ibadetin aklsal bir etkinlik olduu (Yeni Ahid'de dendii
gibi, "bizim makul kulluumuz" ["our reasonable service "]) ve Tanr'nn
tamuygun bir ibadet nesnesi olarak tanmlanddr. badet, nesnesi huzO
runda btnsel bir kendini alaltmay ve nesnesine btnsel bir itaati ge

- ylan- ile shark - kpekbal - karm) 'Kpan' yapp bana


armaan eden de lk Tamer oldu." (Carroll, Lewis, "Kpan Av", trkesi:
Bar Pirhasan, Yazko eviri, Say 3 , Kasm-Aralk 1 98 1 , Yazko, s . 10-
28.) Ayrca bu eviriye ulamam salayan Taylan Altu'a da teekkr
borcumu demeliyim. Kukusuz "kpan" "snark"n nihai ve harfiharfine
karl olma iddiasnda deildir, fakat bu tilr btn dier kurmaca
kelimeler iin de sz konusu olduu gibi, kendisinden maksadn hasl
olduu ve trke eviri literatrnde kullanlm olma avantajna sahip
esiz bir deyitir -n.
128 Ethik'in Ksa Tarihi

rektirdii iin, bir eyi ya da bir kimseyi Tanr diye adlandrmakla, ken
dimi onun buyruklarna itaat etmekle ykml klarm. Fakat bundan,
dnlebilecei gibi , ibadet pratiklerini bir kez kabOI ettim mi, slah
olmaz bir dinsel dogmatizme aresiz bir ekilde balandm sonucu
kmaz. nk nerilen herhangi bir ibadet nesnesi hakknda Bu tamuy
gun bir nesne midir? diye sorabilirim. O nesneye emin bir ekilde atfedi
lebilecek olan hem g hem de bilgi tamuygunluk kriterleri arasnda or-
. taya kacaktr ve sonlu, kimlii saptanabilir herhangi bir nesne hak
knda ondan daha gl ve daha ok ey bilen bir nesne tasarlamak
mmkn olduu iin, herhangi bir sonlu nesnenin, mevcfid olduu tasar
lanabilecek bir baka nesneden daha az deerli bir nesne olduu daima
vaka olacaktr. Bu tek tek basamaklar trmanma belirsiz bir ekilde de
vam edip gider, ta ki ibadet edenler tikel bir varlk olarak kimlii sapta
nabilir olmayan yalnzca sons4z bir nesnenin, Tanr olmaktan kartlp
salt bir put olarak karakterize edilmeye kar emniyetli olduunu farke
dinceye dek. Fakat kukusuz, tikellii kaybetmekle, dinsel anlamda son
suz hfile gelmekle , Tanr ayn zamanda tartlabilir hale de gelir. nk
varolu ve tikellik birbirine zlmez bir ekilde bal grnr. Theism
den (Tanrclk) monotheisme (tektanrclk) atlama theismden atheisme
(tanrtanmazclk) atlamann alametidir; fakat ne mutlu dine ki bu atla
y genellikle bir ka bin yl srer.
Bu noktaya kadar, ibadet nesnesinin yargland tamuygunluk kriter
leri arasnda normal olarak ahlaki kriterlerin de ortaya ktn belirt
mekten kasden kanmaktaydm. nk bu noktada, Niin Tanr'nn bu
yurduu eyi yapaym (should)? sorusuna verilen ilk yant tipinden
ikinci yant tipine geiliverir: "nk o iyidir." Bu yant Tanr'ya itaat
etmenin bir sebebi olarak i grmek durumunda olduu iin, bundan u
kar ki, eer ksr bir dngsellikten kanacaksak, iyi, Tanr'ya .itaat
erevesinden baka bir erevede tanmlanmak zorundadr. Bundan da u
kar ki, ben, benim ilahiliin farknda oluumdan bamsz olan .iyilik
kriterlerine ulam olmak zorundaym. Fakat eer bu tr kriterlere sahip
isem, uras kesin ki, ilahi buyruklara bavurmakszn iyiyi ve kty
kendi hesabma yarglayaak bir konumda olurum. man sahibi buna
doru bir ekilde u yant verecektir: Eer Tanr yalnzca iyi olmakla
kalmayp , ayn zamanda her eyi bilen ise, onun etkiler ve sonular pak-
Hristiyanlk . 129

kndaki bilgisi , onu baka herhangi birinden daha iyi bir ahlaki rehber k
lacaktr. Bu yantta dikkat etmemiz gereken ey udur: bu bize Tanr'nn
buyurduu eyi yapma sebebi verse de, eer biz yalnzca bu sebepten do
lay eylersek, Tann'ya itaatkar olmaktan ziyade Tann'nn dn tutma
pozisyonunda oluruz. Fakat bu , baka zgl dinsel sebeplerden tr
;erek dinlerde normalde imkanszdr. nk her eyden nce, Tanr al
temativ eylem aklarnn akbetlerinin ne olacan yalnzca bizden daha
iyi bilmekle kalmaz; bu altemativ akbetleri ne iseler o klan da Tanr'
dr. Hemen her zamanki gibi Tanr'nn bizim kendisine itaat etmemizi
muteber bir akbetin koulu kld yerde , Tanr bize kendisine itaat et
menin tamamen baka trden bir sebebini verir. Nasl ki Tann'nn iyilii
onun buyurduu eyi yapmay makul klyorsa, onun gc de bunu bir
itaat ruhu ierisinde yapmay makul klar. Fakat bu noktada, Niin
Tanr'nn buyurduu eyi yapaym (should)? sorusuna verilen nc
yant tipine zaten gemi oluruz: "Gcnden dolay."
Tanr'nn gc, ahlakta hem faydal hem de tehlikeli bir kavramdr.
Tehlike ksmen urada yatar: Eer ben Tanr'nn buyurduu eyi yapma
dm iin cehenneme gnderilmeye mstahak isem, bu sayede bana iyi'
nin peinden komak iin btnyle z-kara dayal lmasndan tr
sefihletirici bir gd verilir. z-kar bu kadar merkezi klndnda, di
er gdlerin nemsizlemesi muhtemeldir ve bu durumda dinsel bir ah
lak, en azndan balangta salt z-kar mahkfim etme amac tad
lde, kendi kendini bozguna uratr hale gelir. Bununla birlikte , ayn
zamanda, Tanr'nn gc, faydal ve tarihin belli dnemleri iin ahlaki
bakmdan vazgeilmez bir kavramdr. Erdem ile mutluluk arasndaki ba
lantnn, az ok akla uygun bir ekilde, tikel bir toplum biimi ierisinde
ortaya koyulan kurallara ve amalara baml olarak ayrdna varlabilen
bir balant olduunu zaten ima etmitim. Toplumsal hayat erdem ve
mutluluun gerekte hibir balantya sil.bip grnmeyecei ekilde r
gtlendiinde, kavramsal bantlar deitirilecektir, nk bu durumda
erdemin uzlamsal ve yerleik kurallar iin uygun haklkar biimi
nin bu kurallara riayet ederek elde edilecek mutlulua ve doyuma ba- .
vurmak olduunu ileri srmek imkansz bil.le gelecektir. Bu noktada, ya
uzlamsal erdem kurallar iin bir haklkarm bulunur (rnein onlara
"kendileri adna" riayet etmek durumunda olduumuz) ya da kurallar ter-
130 Ethik'in Ksa Tarihi

kedilip bir kenara braklr. Tehlike, grnrdeki tm balantlarn kay


bolmas, erdemin mutluluktan bamsz ve hatta mutlulua kart g
rnmesi ve arzularn basklandnlacak birincil malzeme haline gelmesi
imkannda yatar. Tanr'nn gc kavramnn faydas, bu kavramn, erdem
ile mutluluk arasndaki herhangi bir bantnn ilineksel hale geldii top
lumsal koullarda sz konusu balantya inanmay ve balanty en te
mel dzeyde anlamay canl tutmaya yardm edebileceidir. Tarih bo
yunca insanlarn byk ounluu iin sz konusu olduu gibi hastal
n, ktln, aln ve gen yata lmn insan hayatnn baat bile
enlerinden olduu bir toplumda, Tann'nn bunda deilse bile bir baka
dnyada mutluluu erdemle uyuur klma gcne duyulan inan, ahlak
kurallarnn gayesi sorusunu ak tutar. Kavramn bu faydallnn bile
beraberinde getirdii bir tehlike vardr tabii ki: Tann'nn gcne inancn,
erdem ile mutluluk arasndaki ban yeryznde deil, yalnzca gksel
cennette kurulduu inancm beslemesi tehlikesi. Bu inan, en iyisinden ,
yoksul ve dzensiz toplumlarda ahlak iin bavurulabilecek umutsuz a
reler snfna girer; yine de bu, onun byle bir are salam olduunu
karartmamaldr.
Tanr'nin gc kavramna ilikin bu gr, ahlak hakkndaki dinsel
kavraylarn ancak mevctld dnyevi kavraylar tamfunladklan yahQd da
bu kavraylar ele alp iledikleri lde anlalr olduklarn ima edebi
lir. Bu ima kesinlikle dorudur. Din , eer bir kurallar kmesini veya bir
hedefler kmesini baarl bir ekilde ortaya koymak durumundaysa, bu
tr kuraar ve hedefler nda yaamann insanlarn bamsz bir e
kilde iyi olduuna hkmettikleri eyi meydana getireceini gstermek
s(iretiyle bunu yapmak zorundadr. Dnya dinlerinin ve daha zel olarak
da Hristiyanln yeni deerlerin tayclar olmu olduklarn reddetmek
sama olurdu. Fakat bu yeni deerler, insan hayatnda oynayabilecekleri
rolden tr bir anlam ifade etmek drumundadrlar. rnein, Hristiyan
ln her.insann Tanr huzurunda bir ekilde eit olduunu bildiren kav
rarri Stoaclardan ok daha gl bir ekilde takdlm ettii iddiasyla e
kimenin hibir sebebi yoktur. St. Paulus'tan Martin Luther'e kadar bu
kanaat klelik ve serflik kurumlaryla badar grndyse bile, yine de
bu kurumlarn lavedilmesi uzaktan yakindan mmkn grnd her
zaman onlara saldrmak iin bir mevzi salad . Fakat ayed ins!lnarn
Hristiyanlk 131

Tm huzurundaki eitlii dncesinin ahlaki ierii varsa, bunun ne


deni hi kimsenin bir bakasndan ahlaki ve politik trden stn haklara
(lhip olmad bir insaru topluluk tipini ima etmesidir, ama bir insann
teki insanlar zerindeki hak iddias kriterine de ihtiya vardr ve insanJ.a
m kendileri ve bakalar iin koyduklar ideallerin gerekletirilebilecei
iyi ya da kt bir ereve salad lde o topluluk tipi salk verilmek
ya da verilmemek durumundadr.
' Aslnda, eitlik gibi ve byk blmyle Hristiyanlk'tan doan ih
Uyficn kriterleri gibi ayrdedici deerler, insan hayatnn temel madd1
eitsizliklerinin lavedilmesi mmkn grnmedike , muhtemelen insan
hayat iin genel deerler olarak ne kamazlard. nsanlar pek ok insa-
11111 ancak hayatn idfune ettirecek dzeyde veya bu dzeye yakn yaa
mak durumunda kalaca ve ancak bir ka kiinin bundan daha.fazlasna
sthip olabilecei kadar kk bir ekonomik art-deer rettikleri srece,
tketimin biiminin toplumsal hayatta bir haklar eitsizliini tahkim
etmesi kanlmazdr. Bu tr koullar altnda eitlik en iyisinden bir
;
hulya olmak durumundadr ve bu hulyaya dinsel bir icazet vermek onu
srdrmenin tek yoludur. Yalnzca kk, ayrlm topluluklar ierisin
dedir ki, kardelik ve eitlik deerleri ete kemie brndrlebilir; bu de
erler, bir btn olarak toplum iin bir program salayamazlar.
Hristiyan ahlaknn paradoksu, kendilerini toplumun geri kalanndan
ayran bireylere ya da kk topluluklara hitabeden bildirilerden daima bir
btn olarak toplum iin bir yasa bulup karmaya alnu olmasdr
tam da. Bu, hem sa'run ahlak hakknda hem de St. Paulus'un ahlak
hakknda dorudur. Hem sa hem de St. Paulus, Tanr en sonunda Me
slh'in kralln balatmadan ve tarih bir sona vardrlmadan nceki ksa
bir ara dnem iin tasarlanan bir ahlak vaz ettiler. Dolaysyla, onlarn
syledikleri eyde, kalc bir ekilde sregiden bir toplumda yaamak iin
bir temel bulmay bekleyemeyiz. Dahas, sa, her hfilkfuda, kendine-ye
'
ten bir yasa aa vurmak deil, fakat Perisi ahlaknn slahn salamak
kaygsndadr -ksmen Perisi kurallarnn gayesini ne karma_ mese
lesi olan ve ksmen de kralln gelii pek yaknsa bu kurallarn nasl
erhedilmek zorunda olduunu gsterme meselesi olan bir slahtr bu. Bu
yzden basiretin tek formu kralla bakrnaktlr. uzun uzadya yarn d
nmk. yeryznde hazine biriktirmek, sahip olduun her eyi satp
132 Ethik'in Ksa Tarihi

savmayp yoksullara vennemek -bunlar znde basiretsiz tutumlardr.


Eer bu tr tutumlar takibedersen ruhunu kaybedersin, tam da u se
beple: kazandn dnya bili olmayacaktr. nciller'in ben-sevgisine bl
vurusu, onlarda bulunan insan doasndaki temel bir ben-sevgisi zann
aik yreklidir. Aksi takdirde komunu kendin gibi sev buyruunun pek
bir hkm olamazd. Ayn ekilde St. Paulus da, bir ara dnemden baka
bir temelde uyarlar nereden biri olarak alnrsa yanl anltln olur;
St. Paulus'un geici bir tedbir olmas dnda evlilikten holanmamas
("Yanmaktansa evlenmek daha iyidir") , insann ok yakn gelecekte ebedi
cennetin dllerini elde etmesini engelleyecek olan arzular doyunnann
ve ilikiler yaratmann anlamszl erevesinde anlalrsa, tarihsel-ol
mayan kafalara sfilip sekularistlerce yle anlald kadar da insanlk-d
deildir. Fakat St. Paulus iin bu tr bir apologya, kuku yok ki , Pa
ulus'cu ahlak iin geleneksel sekularist saldrdan daha ldrcdr.
rc burada belirleyici olan olgu, Mesih'in krallnn gelmedii ve
dolaysyla Hristiyan kilisesinin bundan byle hep tarihin bir sona var
mad bir dnyada uygulanm bulamayacak bir ahlak vaz etmekte oldu
_udur. Modem gnn geirmi Hristiyanlar, kinci Geli'e bir tarih ta
yin edenler hakknda son derece kmseyici bir tavr taknma eilimin
dedirler; ama yine de bu grm geirmi Hristiyanlarn tarihsiz deil
ama tarihi verilemez kinci Geli kavraylar , Yeni Abid'e ok daha ya
bancdr;
Dolaysyla hi artc deildir ki , Hristiyanlk, sradan insan hayat
iin a.l:lill inanlar ne srd ve ahlaki kavramlar iledii lde ,
baka yerlerden alnan kavramsal ereveleri kablll etmeye raz olmutur.
Bunun esasl rneini kaydetmeliyiz. Birincisi, feodal toplumsal ha
yattan hiyerari ve rol kavramlarnn dn alnmasdr. Anselmus24 in
sann Tanr ile ilikisini aklarken bunu itaatsiz uyruklarn feodal bir

efendi ile ilikisi erevesinde yapar. Meleklerin, keilerin ve ruhban s


nfna mensfib olmayanlarn Tann'ya borlu olduklar farkl hizmetleri
aklarken, St. Anselmus, bunlar srasyla, hizmetler karlnda daimi
bir tmar hakk elde edenlerin , byle bir tmar hakk alma umudu ieri
sinde hizmet edenlerin ve yaptklar hizmetler karlnda cret alan ama
,dfil:nllik umuduna hi sfilip olmayanlarn hizmetleriyle kyaslar. Norm-

24 Cur Deus Homo (Niin Tanr nsan?)


Hristiyanlk 133

lar salamak maksadyla feodal terimlerde ifade edilen bir Hristiyanln


bu suretle feodal toplumsal ilikileri her eletirme frsabndan kendisini
mahr1m ettiini kaydetmek son derece nemlidir. Fakat btn hikaye bu
deildir. Keffaret ve kurtulu teorileri , yalnzca St. Anselmus'ta deil,
baka ortaa teologlarnda da, onlarn Tann'nn iradesine itaat ya da ita
atsizlik kavrayna bamldr. Tanr'nn emrettii deerler nasl anla
lmal? Bunun artc olmayan yant] u: ortaa Tann 's , daima, Sina
da zerindeki Yehova'nn buyurucu sesi ile filozoflarn tanrs arasnda
bir uzlatnnadr: Hangi filozoflar? Ya Platon ya Aristoteles .
Duyu algs dnyas ile Form'lar alan arasndaki Platonik ikilik,
Augustinus tarafndan doal arzular dnyas ile ilahi dzen lkesi arasn
daki ikilik halinde I:{ristiyanlatnlr. Doal arzularn dnyas, Augusti
nus'un din deitinneden nce sevdii kadna olan aknn ve gksel si
teye kart olarak yersel sitenin Realpolitik'inin dnyasdr ("mparator
luklar byk soygunlardan baka nedir ki?") ileci bir disiplin yoluyla,
insan, o Platonik ngrden , yi'nin Formu'ndan deil fakat Tanr'dan
aydnlanma alarak akl kademesinde ykselir. Aydnlatlm zihin,
karsna kan eitli arzu nesneleri arasnda doru seim yapma
imkanna sahiptir.Cupiditas, yersel eylere duyulan arzu, esasen Dioti
ma'nn S'mposion'daki (len) mesajnn Hristiyanlatrlm bir versi
yonu olan bu versiyonda, caritas, gksel eylere duyulan arzu tarafndan
derece derece bozguna uratlr.
Aquinas'n Aristotelesilii ok daha ilgi ekicidir, nk dnyann
ve arzunun tuzaklarndan kamakla deil, fakat ahliiki amalar iin arzuyu
dntrmekle ilgilenir. O, Aristoteles'in Aristotelesiliinden teriel
bakmdan farkldr. eerop(a (Theoria) insani arzurt.n hedefi ve doyumu.
olan Tanr grmdr; erdemler listesi deitirilir ve geniletilir; ve hem
!A.o (telos) hem de erdemler kavram, hem Stoac hem de brani k
kenlere sahip olan bir yasa erevesi ierisinde yorumlanr. Doal yasa,
bizim doa gerei eilimli olduumuz yasadr; vahyin- doast yasas
onu tamiimlar fakat onun yerini almaz. Doa yasasnn ilk buyruu ken
dini-korumadr; fakat korunmak durumunda olan kendilik, itepiye akl
d klelik tarafndan doas ihlal edilen lmsz bir ruhun kendiliidir.
Erdemler, doa yasasnn buyruklarna itaatin hem bir ifadesi hem de bir
aracdr; ve doal erdemlere doast olan irian , umut ve merhamet er-
1 34 Ethik'in Ksa Tarihi

demleri ilave edilir. Aristoteles ile Aquinas arasndaki temel aynn , her
birinin kendi analizinin betimleyici ve narrativ geleri arasnda yrr
lkte grd bantda yatar. Aristoteles mA.in (polis) erdemlerini
betimler ve onlar kendi sfatyla insan doas iin normativ olarak alr;
Aquinas ise kendi sfatyla insan doas iin normlar betimler ve onlar
tikel toplumlardaki insan hayatnda rneklenmi bulmay bekler. Aqu
inas betimleme grevini Aristoteles'in kendine duyduu gvenle ele ala
maz, nk ilk gnaha inanmaktadr; norm, olduu ekliyle insan doas
deil , olmas gerektii ekliyle insan doasdr. Fakat yine de Aquinas,
insan arzularnn ve seimlerinin topyekOn sefihliine duyulan ne daha
evvelki Augustinus'u ne de daha sonraki Protestan inanca sahip olma
d iin, olduu ekliyle insan doasn olmas gerektii ekliyle insan
doasna tahamml edilir dzeyde gvenilir bir rehber olarak ele alabilir.
Bir Hristiyan olarak Aquinas, Aristoteles'in tersine, fakat Stoaclar gibi ,
insan doasn btn insanlarda bir olarak ele alr. Doa gerei hibir
kle yoktr. stelik erdemler tablosu farkldr. Tevazu (alakgnlllk)
kendi yerini alr; uygun ibadet pratiklerini yerine getirme yatknl an
;
lamnda din de yerini alr. Fakat Aquinas'ta nemli olan y , onun Aris
totelesi emaya uygulad dzeltilerden ok, Aristotelesiliin esnekli
ini sergileme tarzdr. Aristoteles'in kavranlar , Aristoteles'in kendisi
ninkinden ok farkl ahlaklar iin aklsal bir ereve salayabilir. Aqu
inas , aslnda, Aristoteles'in ekil verdii erdem ile mutluluk arasndaki
kavramsal balarn . . drdnc yzyl n6A..inin ycegnll ada
mna hayran olmakszn ve .. drdnc yzyl n6A..inin erevesini
kabOl etmeksizin bu balar sergilemek isteyenler iin nasl olup da da
imi bir kazanm olduklarn bize gsterir.
Aquinas'n teolojik ahlak , iyi szcnn teolojik olmayan anla
mn muhafaza edecek trdendir. "yi, arzunun yneldii eydir." Tann'ya
iyi demek , onu arzunun hedefi olarak adlandrmaktr. Bu yzden iyiliin
kriteri esasen teolojik olmayan bir kriterdir. Doal insan, vahiy olmaks
.zn, iyi olan eyi bilebilir ve ahlaki kurallarn amac iyileri kazanmaktr,
yan) arzuyu doyuran eyi kazanmaktr. Bu yzden "Tanr iyidir" sentetik
bir nermedir ve Tann'nn iyiliinden sz etmek onun buyruklarna itaat
etmek iin bir sebep vermektir. Ge Orta alarda tamamen farkl bir
reti bu grn yerini almtr. Toplumsal dzenin hzl dnm,
Hristiyanlk 135

daima, doal yasann daha evvelki fonnulasyonunun uygulanamaz g


rl\nmesini salamaya uygun bir ortam hazrlar. nsanlar hayatlarnn
amacn insani topluluk biimleri ierisinde deil, fakat kendilerinin d
ndaki bireysel bir kurtulu tarznda aramaya balarlar. Doal din ve do
al yasann yerine ilam vahye ve mistik tecrbeye bavuru geirilir.
Tanr ile insan arasndaki mesafe vurgulanr. nsarun sonluluu ve g
nahkarl , onun inayetle aldklar dnda Tann'nn hibir bilgisine sahip
olamamasna yol aar ve insann Tann'mn syledii eyi veya syledii
iddia edilen eyi yarglayabilecei hibir kritere doa gerei sahip olma
d dnlr. yi, Tann'nn buyruklar erevesinde tanmlanr: "Tanr
iyidir" analitik hale gelir ve "Tann'nn buyurduu eyi yapmalyz
(ought)" da yle. Tann'nn bize emrettii kurallar, arzularmz ereve
sinde daha te hibir haklkarrta sahip olamazlar. Aslnda, hem top
lumsal hayatta hem de kavramsal emada, kurallar ile arzular arasndaki
kartlk doruk noktaya ular. ilecilik ve an-ilecilik (ki Aquinas
bunlar "Tann'ya alnt armaanlar sunmak" olarak karakterize etmiti) ,
elinde baskn hale gelir. Tann'ya itaat etme sebepleri , onun iyiliinden
ziyade, gc ve esrarl kutsall erevesinde olmaldr.
Tann'nn iyiliini ona itaat etmenin bir sebebi klmaktan ziyade ,
Tann'nn buyruunu iyiliin temeli klan en kayda deer filozof
Occam'l William'dr. Occam'n ahlak vahye dayandrma giriimi ,
teolojide doa gerei bilinebilecek ey zerinde yapt kstlamann
eleiidir. Doal teolojinin argumanlanndan bazlar hakkndaki felsefi
kukuculuk, inayet ve vahyi Tann'nn iradesi hakkndaki bilgimizin
kaynaklan klan teolojik imanclk (fideism) ile birleir. Occam'n
eletirel aklclnn tuhafl , ilahi buyruklar aklsal-olmayan bir itaat
talep eden keyfi fermanlar olarak brakmasdr. Aquinas'n Hristiyan
lnda Aristotelesi bir aklsalla yer braklr; Occam'nkinde ise
braklmaz. Bunun sonucu belki de udur: Bu trden bir meselede , bize
Hristiyan ya da Hristiyan-olmayan hangi tr ahlakn verildii , ahlakn
'
Hristiyan olup olmadndan daha nemlidir. Ve bu gr, Hristiyan
akldclnn belli trlerinden ok dnyevi aklcln belli trleriyle
bir akrabalk sergileyen Thomist bir Hristiyanlkla badamaz deildir.
Bununla birlikte , tani da bu olgu, theism'in (Tanrclk) ethik'in tari
hine katksnn tamuygun bir aklamasn vermeyi gletirir. rnein
136 Ethik'in Ksa Tarihi

Abelardus'un nceden yapt doruluk analizini (doru eylem btnyle


niyete baldr) ya da Grotius'un daha sonradan Aquinas'n doal yasa g
rn uluslar iin bir yasaya doru gelitirmesini alp soyutlarsak, z
gl olarak theistik olmayan eyi bulup karrz. Augustinusuluur ah
lfilan ayrntsyla gelitirirsek, felsefi bir ethik'ten ziyade, vahye bavu
ran bir teolojiyi aklyor oluruz. Bu yzden, Orta alar hakknda ya
ansiklopedik olmakla ya da marjinal olmakla hata yapmak zorunda kal
rz. Benim yapm oldum gibi ikinci hatay seersek, iki ktden daha
az deil, daha fazla ehven olann seeriz.
Blm

10

Luther, Machiavelli , Hobbes


ve Spinoza

MACIIlAVELLI VE LUTHER, moral felsefe zerine yazlnu kitaplarda


nadiren tartlan, moral adan etkili yazarlardr. Bu bir kayptr, nk
formel olarak daha felsefi yazarlarn kitaplarndan ziyade, ou kez bu tr
kitaplardadr ki, filozoflarn kendi tartmalarnn verili nesneleri olarak
ele aldklar kavramlar imal edilme esnasnda kefederiz. Machiavelli ve
Luther, Victorian'lar arasnda ok rabet gren yazarlard. Hegel ve Car
lisle, Marx ve Edward Caird, bunlarn hepsi, kendi toplumlarnn efendi
lerini Machiavelli'de ve Luther'de tandlar; ve onlar bunda haklydlar.
Machiavelli ve Luther, kendilerine zg farkl tarzlarda, Orta alarn
hiyerarik, sentezleyici toplumundan kopuun ve modem dnyaya yne
lik ayrdedici hareketlerin alametidirler. Her iki yazarda da, Platon'un ve
Aristoteles'in hakimiyetine tabi dnemlerdeki moral teorilerde olmayan
bir figr, "birey" figr grne kar.
Hem Machiavelli'de hem de Luther'de, ok farkl bak alarndan,
topluluk ve onun hayat artk moral hayatn yaand blge deildir.
Luther iin topluluk, ncesiz-sonrasz bir selamet dramasnn sadece de
korudur; dnyevi iler, kendilerine itaat etmemiz gereken prensin ve ma
gistrat'n hkm altndadr. Fakat bizim selametimiz Sezar'a aid olan
eyden tamamen baka bir eye baldr. Luther'in ethikinin yaps en iyi
138 Ethik'in Ksa Tarihi

yle anlalr. B iricik hakiki moral kurallar ilahi emirlerdir; ve ilahi


emirler Occan'c bir perspektiv ierisinde anlalrlar -yani onlarn,
Tanr'nn buyruklar olmalarndan baka hibir aklsal temeli ve hakl
karm yoktur. Bu tr moral kurallara itaat etmek arzularmz doyurmak
olamaz; nk arzularmz doamzn btnsel bozukluunun bir para
sdrlar ve bu yzden de bizim istediimiz ey ile Tanr'nn bize yapma
mz emrettii ey arasnda doal bir atk vardr. nsan akl ve iradesi
Tanr'nn emrettii eyi yapamaz, nk bunlar gnahn klesidirler;
bundan dolay biz akla ve doal irademize kart bir ekilde eylemek du
rumundayz. Fakat bunu ancak [tanrsal] ltuf sayesinde yapabiliriz .
Ameller bizi kurtarmaz, nk amellerimizin hibiri hibir ekilde iyi
deildir. Amellerimizin hepsi gnahkar arzunun rnleridir.
Aristoteles'ten bundan daha uzak olamazdk; Aristoteles'ten "kiliseyi
yoldan karm o soytar" diye sz ediyordu Luther. Bireyin hakikl d
nm btnyle iseldir; aslolan, Tanr huzilrunda aklanm bir g
nahkar olarak korku ve titreme iinde olmaktr. Bundan, Tanr'nn emret
tii eylemler ve yasaklad baka eylemler olduu sonucu kmaz. Fakat
nemli olan, yaplan ya da yaplmadan braklan eylem deil , ama fili
harekete geiren imandr. Yine de imann meyvesi olamayacak bir ok
eylem vardr; bunlar, toplumsal yapda varolan gleri deitirme ynn
deki herhangi bir giriimi ierirler. Luther'in amellere deil, yalnzca
imana hizmet etmemiz talebine belli tipten amellere kar dile getirilen
yasaklamalar elik eder. Luther, kyl ayaklanmasn mahkilm etti ve
yasal otoriteye kar kyl bakaldnlannn kyllerin prensleri tarafn
dan kymla bastrlmasn savundu. Luther'in talebettii tek zgrlk,
ncil'i vaaz etme zgrldr; nemli olan olaylarn hepsi, iman sahibi
bireyin psikolojik dnm ierisinde olup biter.
Luther, retisinin tek tek' noktalarnn ounda ortaa Katholik n
cellere sahip olduu halde, dnyevi otoritenin mutlak haklarn destekle
mesi bakmndan emsalsizdi ve emsfilsiz olmakla vnyordu. Luther'in
moral teorinin tarihi iin tad nem burada yatar. Sekuler dnyann
kendine zg aygtlara bu teslim ,edilii, Luther'in gnah ve aklanma
retisi tarafndan daha da kolaylatrlr. nk her eylemde ayn zamanda
hem topyekun gnahkarlar olmamz hem de topyekn sa tarafndan kur
tarlp aklanmamz itibaryla, u eyleme kar bu eylemin doas ne
Luther, Machiavelli, Hobbes ve Spinoza 139

kmaz. B.ir eylemin bir bakasndan daha iyi olabileceini telkin etmek,
sa'nn bizi kendilerine esir olmaktan kurtard yasann standardlarn
hala kullanyor olmaktr. Luther bir keresinde kars Katharina'ya bir aziz
olup olmadn sordu ve kars bu soruyu "Ne, benim gibi byk bir
gnahkar bir aziz mi?" diye yantladnda kansn azarlad ve isa'ya
'.lm anla aklanm herkesin e lde bir aziz olduunu aklad. Byle bir
perspektiv ierisinde, deerlilik (merit) szcnn teolojik vokabuler
den karlp atlmas doaldr, nk bir eylemin bir bakasna kar de
erlilii sorusunu sormak imkansz bale gelir.
Bundan dolay, Tanr yasas , karsnda kendimizi sulu ve keffarete
nuhtac olarak yargladmz bir standard hfiline gelir yalnzca; ve Tann
'nn emirleri de , kendileri iin herhangi bir doal haklkarm talebetme
nin hem kfr hem de anlamsz olduu bir dizi keyfi buyruk hfiline gelir.
iyi ve hak, Tanr'nn emrettii ey erevesinde tanmlanrlar; ve
"Tann'ya itaat etmek haktr" ve "Tanr iyidir" deyilerinin totolojik ka
rakteri bir kusar olarak deil , fakat daha ziyade Tann'nn anna an kat
mak olarak dnlr. ''Tanr her eye kadirdir" sz, elbette, sentetik bir
nerme olarak kalr; Tanr , en gl adamn yapabilecei her eyi ve ok
daha fazlan yapabilir. Bu yzden Tanr yalnzca bir her eye gc yeten
deil , fakat keyfi bir her eye gc yetendir. Aquinas , Yehova'y uygar
latnp hemen hemen bir Aristotelesi hfiline getirmiti; Luther onu tek
rar iyiden iyiye temelli Gmbrbaba'ya* dntrr. Ve bu noktada
Luther ile Calvin arasndaki benzerlikler, farkllklardan daha nemli
olurlar.
nk , ilkin , Calvin de, bizim iyiliini yarglayamayacamz ve
emirlerini arzularmzn iaret ettii wA.o'a bizi ulatrma amacna sa
hip diye yorumlayamayacamz bir Tanr sunar; Luther'de olduu ibi ,

' Gmbrbaba: Nobodaddy: Maclntyre'dan bir kurmaca szck daha. Bu


kez, William Blake'den alnmtr. "Nobody" (hi kimse) ve "daddy" (baba)
szcklerinden kaynatrlm . Blake, " . . . papazlarn savunduklar
Hristiyanln o yasaklayc ve acmasz Tanrsna 'nobody's daddy' (hi
kimsenin babas deil) szcklerini ksaltarak 'Nobodaddy' diye komik bir
ad takar"m (bkz. Mina Urgan, ngiliz Edebiyat Tarihi il, Altn Kitaplar
Yaynevi, 1 989, s .2 1 8) . Belki iitilmedik fonetiine sadk kalmak
"Nobodaddy"i "Hikimbaba" trilnden bir eviriyle karlamay gerektirse
de, hatas bize ait olmak zere "gilmbrbaba" gndelik dilimizde maksad
hasl eder anlaml bir karlk gibi geldi -n.
140 Ethik'in Ksa Tarihi

Calvin'de de, biz ltuf midetmek durumundayz, ki kosmik bir despotun


keyfi buyruklarna itaat edememe zaafmzdan dolay aklanp affedilebile
lim. kinci olarak, Calvin'in Luther ile en atkl grnd yerde ,
yani Calvin'in dnyevi-olann alann ele alnda bile, isel bir aynlk
vardr. Luther, St. Paulus'un Roma imparatorluunun brokratlarna
kar taknd tavr, kendisinin Saxonya Elektor'una kar taknd tav
rn modeli olarak ald; Calvin, peygamberlerin srail ve Yahuda. krallarna
kar takndklar tavr , Cenevre magistratlanyla ilikide kendi modeli
olarak ald . Calvin'in teokrasisi, rtihban snfn prensler zerinde egemen
klsa da, ahlakn ve dinsel pratiin bu tr etkinlikle dorudan atmad
her dzlemde dnyevi etkinliin otonomisine icazet verir. Politik ve
ekonomik etkinlik hibir icazet mercii tarafndan denetlenmeden fiilen
yrtlebilir, yeter ki cinsellik evlilik balan ierisinde snrlansn ve
Pazar gnleri kiliseye devam etmek mecbOri tutulsun. Yalnzca en aleni
ahlakszlklar mahkOm edilir ve Calvinism'in tarihi ekonomik-olann
otonomisinin ilerleyen gerekleiminin tarihidir. Luther de, Calvin gibi,
moraliteyi ikiye bld; bir yanda insan aklnn ve arzularnn erdii kada
ryla keyfi v balamsz olan mutlak olarak sorgulanamaz emirler varr
ve dier yanda politik ve ekonomik dzenin kendi kendini haklkartan
kurallar vardr.
"Birey" her iki alann da uyruudur; birey, nk o tam da, kendisini
yaratan Tanr'ya kart olarak ve tabi olduu politik ve ekonomik dzene
kart olarak tanmlanr. "nk ilk kez," diye yazyordu J. N. Figgis
Reformation'dan hemen sonraki dnem hakknda, "Mutlak Birey Mutlak
Devlet ile kar karya gelir."25 Devlet toplumdan ayn hale gelir; Orta
alarda toplumsal balar ve politik balar, feodalizmin birlii ve
rll.tin birlii tamamen farkl olsa bile , tpk Grekler iin de olduu _

gibi bir birlie sahiptirler. Artk bir insan, devletle , stleri ve astlar her
bakmdan balayan bir toplumsal ilikiler a yoluyla deil, fakat sadece
uyruk olarak bantlanr. Artk bir insan , ekonomik dzenle , birbirine
bal bir dernekler ve loncalar kmesi ierisinde iyi tanmlanm bir
stat yoluyla deil , fakat sadece szlemeler yapmak iin yasal gce sa
hip biri olarak tanmlanr. Elbette ki statden szlemeye bu toplumsal

25 J .N. Figgis'in From Gerson to Grotius'unda (Gerson 'dan Grotius'a) yer


alan, bu tema hakkndaki tartmas Mili! esizdir.
Luther, Machiavelii, Hobbes ve Spinoza 141

gei sreci, yalnzca yava v e engebeli olmakla kalmayp, hibir zaman


ilk ve son kez hepsi bir defada olup bitmez. Topluluun farkl kesimleri,
patriarkal balarn zlnn okunu tekrar tekrar yaarlar; serbest pi
yasa ve mutlak devlet bilinci tekrar tekrar keskinletirilir. Fakat her du
rumda, ortaya kan ey , moral fail iin yeni bir kimliktir.
t
Geleneksel toplumlarda, ve hatta Grek n ll;'inde ya da feodalizm al
tnda bile, bir insan kendisini yerleik bir betimlemeler kmesi ereve
sinde tanmlar ve bu yerleik betimlemeler kmesi araclyla kendisini
baka insanlarla kar karya konumlandrr ve kimliklendirir. Deer ve
olgu arasndaki bir mantksal uurumdan bahsetmenin son derece yanl
ynlendirici olmasnn sebeplerinden biri udur: o, ilkin toplumsal dze
nin olgularn ortaya koyabileceimizin ve sonra bir ikinci , mantksal
olarak bamsz bir grev olarak da bu toplumda insann nasl davran
mas gerektiini aratrabileceimizin her toplumda ayn lde dori
olduunu telkin eder. Fakat bir toplumsal dzen daima zorunlu bir e
kilde devlere ve ykmllklere ilikin kavramlar kullanmakszn be
timlenebilseydi ancak, bu, tm toplumlar iin doru olabilirdi; oysa as
lnda bir ok toplum iin, biz, bir bireyi yle yle ykmllklere
veya devlere sahip bir birey olarak tarif etmeksizin, brakn onun top
lumsal rolnn tamamnn tarifini, (bir reisin olu ya da bir ortaa ky
ls ya da yle yle bir snfn veya ailenin mensubu olarak) bir bire
yin minimal toplumsal kimliinin bir tarifini bile veremeyiz. Buna veri
lecek yant u olacaktr: byle bir toplumda byle bir insann belli dev
lere sfilip bulunmas , yalnzca o toplum hakkndaki bir olgu olabilir. Bu
ihsann bu devleri yerine getirmesi gerektiini sylemek bizi balamaz
(veya bize dmez). Fakat bu, tekrar son derece yanl ynlendiricidir.
nk rnein "bir .reisin olunun yle yle davranmas gerektii
doru deildir" demenin mmkn olduunu ima eder; fakat s.z konusu
kabi'lenin dilinde bu, basite yanl bi: deerlendirici ifadedir ve bizim
kabi'leyi betimlemek iin kullandmz dilde ise basite yanl bir be
timleyici ifadedir. Elbette ki , kabilenin hayatn kablle yelerinin deer
lerini kabfil etmeksizin karakterize edebileceimiz dorudur; fakat bu, bu
trden bir toplumda nasl davranlmas gerektiini onlarn toplumsal be
timlemeler deposundan bamsz bir ekilde tartabileceimizi deil, fa
kat daha ziyade bu trden bir toplumun srdrlmesinin iyi bir ey mi
142 Ethik'in Ksa Tarihi

yoksa kt bir ey mi olduu eklindeki ilave soruyu daima sorabilece


imizi ima eder. Onlarn toplumsal hayatn onlarn olgusal terimlerinde
karakterize etmeyi ve onlarn deerlendirmelerinden kamay ou zaman

baaranayz.
Olgusal betimleme dilinin bu tarzda deerlendimeye ballktan ka
nr trden olduu pek ok toplum elbette vatdr ve bat Avrupa'da kapi
talizm-ncesi toplumun geleneksel formlarndan erken kapitalizmin bi
reyci ve merkantil toplumuna gei bu trden bir geitir. Dolaysyla,
Aquinas'n Hristiyan Aristotelesilii ile Luther'in Hristiyan fideizmi
yalnzca alternativ ve rakib metafizik emalara dayanmakla kalmazlar;
ayn zamanda farkl moral vokabfilerlere ilikin bir analiz ve bir kavray
da salarlar. Tabu, zellikle Luther'in durumunda, onun vaaznda rtk
olan analiz, nedenli bir biimde etkilidir; Luther, dinleyicilerinin moral
deneyimini anlamlandrr ve bunu yapmakla, onlarn deneyiminin beylik
Lutherci biinlerde yorumlanaca bir erevenin kabOI edilmesine nc
lk eder. Yeni deneyimin belirleyici zellii , Tanr huzfirunda tek bana
olan bir bireyin deneyimi olmasdr. Luther, bir bireyin ne olduunu
aklanak isterken, bunu una iaret ederek yapar: ldn zaman , len
sensin ve baka hi kimse bunu senin yerine yapamaz. Byle tm top
lumsal sfatlarndan soyulmu, tm toplumsal ilikilerinden l bir in
sann soyutland gibi soyutlanm olaraktr ki birey srekli olarak
Tanr huzfirundadr.
Bu yzden, birey , deerinin llecei ekilde kendisine yklnen
ykmllkleri , en azndan ksmen, artk sadece kendi toplumsal kimlii
sorusunu yantlayarak kefetmez. Onun kimlii, imdi, yalnzca, olum
sal bir olgu sorunu olarak belli betimlere uyan verili bir adn taycsl
nn kimliidir (kzl sal veya mavi gzl, ii veya tccar) ve o, rakib
imkanlar arasnda kendi seimini yapmak durumundadr. Sahip olduu
yeni toplumsal vokabfiler ierisinde betjmleyebilecei ekliyle kendi du
rumuna ilikin olgulrdan, ne yapmas gerektii hakknda hibir ey
kmaz. Her ey , onun kendi bireysel seimine baml olmaya b.alar.
stelik, bireysel seimin egemenlii , yalnzca bireyin toplumsal voka
bOlerinin deil, fakat teolojiden karsanan teorizasyonun bir sonucudur.
Aristotelesi ethikte, geleneksel toplumlarn daha az ak bir ekilde
formule edilmi moi:aitelerindeki gibi , eitli ekillerde anlalan insani
Luther, Machiavelli, Hobbes ve Spinoza 143

ihtiyalar ve istekler, insan eylemlerini yarglamann kriterlerini verirler.


Aristotelesi pratik kyas aklamas burada bir modeldir, ki bu akla
mada byk ncl daima birinin bir ey arzulamas (veya bir eye ihtiya
duymas ya da bir eyden kazan salayacak olmas) formundadr. Pratik
akl yrtme bu noktada balar. Fakat en azndan moral ffill hem Luther
cilerin hem de Calvincilerin ynelttii kendi arzularnn btnyle ah
lfilcd olduu sulamasn ciddlye alrsa, insani arzular ve ihtiyalar ol
gular onaltnc yzylda artk moral failin seimleri iin bir kriter veya
onun aklyrtmesi iin bir byk ncl salayamaz, Kar Reformas
yonun populer teolojisi bile, Aquinas'nkinden ok daha karanlk bir in
san doas grnts sunar. Tm arzular sefih olduu iin (bununla bir
likte her zaman olduu gibi , genellikle cinsellik, tek yakn rakibi politik
bakaldryla birlikte en kt daya yer) , seim ak kalr. Birey, sela
mete erme ile lanetlenme arasnda, kar ile zarar arasnda, dikkatini celbe
den rak tutumlar okluu arasnda seim yapmak durumundadr.
Dolaysyla, Reformasyon dneminden, moral nemi ha.iz ana
kavram kar: hem taleplerinde koulsuz olan fakat hem de herhangi bir
aklsal haklkarmdan yoksun olan moral kurallar kavram; seimle
rinde egemen olan moral fail kavram; ve kendine zg normlara ve hak
lkarmlara sahip olan dnyevi iktidar alan kavram . Kurallar ve fail
hakkndaki yeni kavramlarn bu dnyevi balam ierisine yerletirildikle
rinde yeni bir grnme brnmeleri hi de artc deildir. stelik, bu
dnyevi balam zaten kendi Luther'ini bulmutu . Dnyevi iktidann Lut
her'i olan yazar Machiavelli'dir. Luther gibi, Machiavelli'nin de ortaal
habercileri vardr. Doa yasas balam ierisinde ortaa teologlar, belli
politik amalarn normalde caiz olmayan aralar haklkardn ou
kez ileri srmlerdi; tiranlarn suikast yoluyla ortadan kaldnJmas,
yaygn bir rnektir. Powicke bunu yle aklamtr ki, il. Frederick'ten
ve Alicenab Philip'ten beri, "bir so(lraki adm, doal zorunluluk yasasn
bir politik topluhun doal itepileriyle , o topluluun doal snrlar
koyma ve kendini-ortaya-koyma haklaryla zdeletirmekti, veyahtld da
zorunluluu doal yasayla deil, fakat tarihin buyruklaryla zdele r
mekti." Bu gidiat , Realpolitik szkonusu olduu lde , ortaa devle
tinde zaten tastamam cisimlemiti ve modem devlet daha gl olmakla
144 Ethik'in Ksa Tarihi

Realpolitik'i sadece daha da kt bir hale sokmutur. Fakat onun ilk te


orisyeni Machiavelli'dir.
Elizabeth a dram yazarlarnn tersine ve Cesare Borgia'ya duydu
nam dillerde dolaan hayranla ramen Machiavelli'nin kt bir adam
olmadn gstermek iin ok byk bir aba harcanmtr. Bunun ne
deni , ksmen, onun ak bir ekilde ekici bir kiilie sahip olmasdr ve
her naslsa birinin hem kt hem de ekici olamayaca , her ne kadar
yanl bir ekilde olsa da, geni apta hissedilir. Fakat daha da nemli bir
neden, Machiavelli'nin zel ve kiisel tercihlerinin kesinlikle demokrasi
(Machiavelli'nin szc anlad anlamda demokrasi -yani, iktidan
byk tccarlarla paylaan kk efendileri olan , tabii ki kleleri ve
mlkiyetsiz adamlar dta brakan geni snrl ynetim) lehine, yceg
nlllk, drstlk ve akyreklilik lehine olmasdr. Fakat bunlardan
hibirinin meseleyi bulandrmasna izin verilmemelidir. Machiavelli'ye
gre, toplumsal ve politik hayatn amalan verilidir. Bunlar, iktidara
ulama ve iktidar koruma, politik dzeni ve genel refah srdrmedir ve
bu sondakiler, en azndan ksmen , onlar srdrmediiniz srece iktidar
elde tutmay devam ettiremeyeceiniz iin vardrlar. Moral kurallar, bu
amalarn aralar hakkndaki teknik kurallardr. Dahas , onlar, tm in
sanlarn az ok sefih olduklar farz te:nelinde kullanlmaldrlar. Biz,
eer byle yapmak bizim karmzaysa her an bir vaadi yerine getirme
yebilir veya bir anlamay ihlal edebiliriz, nk ihtimaldir ki, tm in
sanlar gnahkar olduklar iin, sizin kendileriyle szleme yaptklarnz
da eer kendi karlarnaysa her an vaadlerini yerine getirmeyebilirler. n
sanlar, soyut bir biimde yapmalar gerekliini dndkleri ekilde de
il, fakat baka insanlarn davrand ekilde davranmaldrlar; baka in
sanlar bir lde ycegnlllkten, merhametten ve bunun gibi eyler
den etkilendikleri iin, bunlarn bir yeri vardr. Fakat yine de bunlar o
yeri ancak iktidar amalarnn incelen inceye tasarlanm aralar olarak
bulurlar. \
Machiavelli'nin ethiki, en azndan baz sofistlerden beri, eylemlerin
eylemler olarak deil, fakat sadece sonulan erevesinde yarglandklar
ilk ethiktir. Dolaysyla Machiavelli , sonularn hesaplanabilir olduu
grne baldr ve Prens'in ve Titus Livius uzerine Sylevler'in byk
bir blm, bunun nasl olup da byle olduunu aklamaya ayrlmtr.
Luther, Machiavelli, Hobbes ve Spinoza 145

Tarih incelemesi, kendilerinden nedensel maksimler kartabilece imiz g


empirik genellemeler verir. Bu maksimlerin yarar dier insanlar etkile
mektir. Burada yine, Machiavelli hem sofistlerin bir mirass hem de
modem yazarlarn bir habercisidir. O , bizim deer-bimelerimizi , Ne
yapmak durumundaym? sorusuna yant olmaktan ziyade, baka insanlar
etkilemenin arac olarak anlamak zorundadr. Ayn zamanda bundan u da
kar ki, Machiavelli insan davrann yasalar tarafndan ve bizzat faille
rin genellikle bilincinde olmad yasalar tarafndan ynetilen bir ey ola
rak ele alr. Machiavelli'ye gre, bu yasalarn ok yaln bfr. grntsn
elde etmek mmkndr, nk o, insan doasn , insan doasnn motiv
lerini ve itiyaklarn zamand ve deimez olarak ele almaya hiizrdr.
Eski Romallardan karsanan genellemeler, glk ekmeksizin onal
tnc yzyl Floransa'sna uygulanabilirler. "Birey" , Machiavelli' e tam
da Luther'deki kadar keskin bir ekilde grnr. Birey byle grnr,
nk toplum yalnzca ierisinde bireyin eyledii arena deil, fakat ayn
zamanda bireyin amalan iin yeniden ekillendirilecek, yasaya-bal ama
tava gelir potansiyel bir hanmaddedir de. Birey, herhangi bir toplumsal
ba tarafndan kstlanmaz. ireY,in amalan -yalnzca iktidar amalar
deil , fakat ayn zamanda eref ve an amalan - , devJet-sanatnn teknik
kriterlerinden ayn olarak, birey iin biricik eylem kriterleridir. Byle
likle, meMr bir dm noktas haline gelecek olan u eyle ilk kez
Machiavelli'de karlarz: kendi seimlerinde ve amalarnda bireyin
egemenlii sav ile insan davrannn deimez yasalar tarafndan yne
tildii grnn balanp birletirilmesi. Machiavelli'nin bir kapasiteye
sfilip sayd insanlar (ynetici ya da potansiyel yneticiler) ile baka bir
kapasiteye sahip sayd insanlar (ynetilenler) arasnda ayrm yapt
dorudur. Fakat o , herhangi bir mmkn elikinin farknda deildir.
Machiavelli, ethik ile politika arasndaki ayrma lafzi bir ekilde biat
etse de, bu ayrm izgisini ok keskin ;bir ekilde izmenin mnasebet
sizliini aka belirtir. Byle bir ayrm, zel ve kamusal hayat arasnda,
benim iin hangi politik dzende yaamann zaruri olduunu irdelemek
sizin benim iin yaplmas en iyi olan eyi irdeleyebileceim trden bir
ayrmn var olmasna bamldr, nk ya politik dzeni zel eylemin
verili ve deitirilemez bir balam olarak ele alrm ya da politik dzeni
baka bir sebepten dolay konud olarak dnrm. Machiavelli , ethik
146 Ethik'in Ksa Tarihi

ile politikann pek ok vesileyle birbirine kaynam bulunduunu


aka belirtmek bakmndan Platon'u andrr. Platon'un andan beri
politik kurumlar dntrmede veya deitirmede gitgide daha fazla in
sann rol oynamas giderek daha fazla mmkn hfile geldii iin, politik
dzen, ou zaman gitgide daha az lde verili ve dntrlilemez bir
balam olur. Devletin iktidan srekli olarak byd iin, bu iktidar
zel yurttaa ve onun moral seimlerini aralarnda yapmak durumu.oda
olduu alternativlere gitgide daha fazla tecavz eder.
Son olarak, Machiavelli'nin aka rettiklerinden olduu denli
Machiavelli rneinden de renilecek bir ders vardr. Toplumsal dzenin
nisbeten istikrarl olduu dnemlerde, tm moral sorular topluluun pay
lat normlarn balam ierisinden sorulabilir; istikrarszlk dnemle
rinde ise, bizzat bu normlar insan arzular ve ihtiyalar kriterleri kar
6
snda sorgulanp yoklanrlar. Hem Platon hem de Aristoteles , n 1t'in
kn bizzat yaam olmalarna ramen, onun formunu ve kurumla
rn , Machiavelli'nin talyan site-devletinin formlarn ve kurumlarn
benimsediinden daha fazla benimserler. Machiavelli, Floransa'ya daha
J:>yk glerden gelen d tehdidlerin, Aristoteles'in Makedonya'mn Ati
na'ya ynelik tehdidinin farknda olmasndan ok daha fazla farkndadr.
Bir srekli deiiklik anda yaayan Machiavelli politik dzenlerin ge
lip geiciliini anlamt ve onun insan doasnn srekliliine yapt
bavuruyu bir ekilde bu kadar arpc klan da ite budur. nk politik
ve toplumsal dzenlerin kendisi karsnda llp tartlabilecei ve ken
disi erevesinde aklanabilecei daimi ihtiyalara sahip zamand bir
insan doasna duyulan bir inancn, bu dzenlerin gelip geiciliine du
yulan bir inanca denk dmesi yle kolay kolay mmkn deildir.
imdiye kadar her hiilde u aktr: Luther'in ve Machiavelli'nin a
nnn peisra, bireyin nihai toplumsal birim olduu , iktidiinn niqai ilgi
oda hiiline geldii, Tann'nn giderek artan bir ekilde konud olmaya
balad ama hiila bir kenara atlamaz bir varlk olmay srdrd, ve
politika-ncesi, toplum-ncesi zamand bir insan doasnn deien
toplumsal formlarn zemini olduu bir moral-ve-politik teori trnn
ykseliini beklemeliyiz. te bu beklenti Hobbes.tarafndan tam anla
myla karlanr.
Luther, Machiayelli, Hobbes ve Spinoza 147

"Bir Centilmenin KtpMnesinde iken Euklides'i Elementler'i


ald, Elementler'in 1. Kitabndaki krkyedinci nerme . O, nerme'yi
okudu. A ... versin, dedi (zaman zaman az dolusu usturuplu bir kfr
savururdu) , bu imkansz! Bu yzden onun Kantn okudu ve bu Kant
onu tekrar gerisingeri byle bir nermeye gnderdi; o nermeyi de
okudu. Bu onu tekrar bir bakasna gnderdi, onu da okudu. Et sic dein
ceps* , ta ki o sonunda o hakikatin isbat edildiinden emin oluncaya dek.

Bu, onu Geometri'ye ak Mle getirdi."2 Yazar John A.ubrey , konu
Thomas Hobbes ve sz edilen olayn yl, 1 629'dur. Hobbes zaten krk
bir yana gelip dayanmt . Bu tarihe kadar Hobbes'un intellektual
zemini, Aristoteles'i reddedii ve Thukidides evirisi ile sembolize edilir.
Reddedilen Aristoteles , ge dnem, dejenere olmu skolastisizmin Aris
toteles'idir. Bu Aristoteles'e kar yneltilen ikayet udur: o, szcklerin
anlamna ilikin aratrmay szcklerin temsll ettii eylere ilikin ara
trmayla kartrmaktadr. Ve bu ikayetle birlikte, Hobbes, Aristotelesi
madde ve form, z ve varolu epistemolojisinin btnn reddeder.
Byle yapmakla, Hobbes kfakarklndan kanmakta olduuna ina
nr; o, yalnzca somut bireylerden, szcklerden ve szcklerin imledii
cisimlerden mrekkeb bir evrenle hahaa kalr. Ama yine de, aslnda,
Hobbes'un soruturmalar, kavramsal bir aratrma formu tar -ve zo
runlu olarak bu formu tar; nk Hobbes hak, adfilet, egemenlik ve ik
tidar nosyonlarn ak klmak ister. Hobbes, Euklides'in Elementer
'inde , aratrmalar iin Aristotelesi-omayan bir model kefeder. Bu
aratrmalarn itici gc, Hobbes'u Thukidides'e sevkeden eydi.
Thukidides'in Peloponnesos Sava Tarihi adl eseri, tpk Machi
avelli'nin eserlerinin yazld gibi, tarihin retici olabilecei inanc ie
risinde yazlmt . Bu eser, Atina demokrasisinin hatal ileri yznden
Atina'nn kn sergiler. Kssadan hisse demokrasinin politik bozu
culuudur, kt adam hased ve hrsl insanlarn timsfili olan debba Kle
on'dur. 1 620'lerin ngilteresi de hased ve hrsl insanlarla doluydu. Hi
artc deil , nk bir nceki yzylda balam olan yksek fiyat dev-

* Et sic deinceps: ve bu byle srp gitti -n,


26 Lives (Hayatlar), s . 1 50 . (Burada szii geen krkyedinci nerme udur:
"Dik al genlerde, dik ann kar kenarnn karesi , dik ay
oluturan kenarlarn karesine eittir" -n.)
148 Ethik'in Ksa Tarihi

rimi ngiliz toprak sfilibinin geleneksel ekonomik modellerini tahibet


miti . Byk servetler kazanld ve kaybedildi; bireyler parann ustaca
kullanlmas sayesinde mevki bakmndan ykseldiler; kk ve byk
orta snfn, byk soylularn ve onlara baml daha kklerin iliki
leri srekli deiim halindeydi . ngiltere , feodal ve aristokratik balarn
nakit para irtibatyla yerinden edilme tehlikesinin bagsterdii bir pazar
ekonomisinin bak srt zerinde duruyordu . Tacda cisimleen devlet
gc, uyruklaryla yeni ve belirsiz bir iliki ierisinde bulunuyordu .
Vergilendirmenin temsll ettii nakit para irtibiitndaki hususi mkil, ta
cn geleneksel devler olduklarn iddia ettii eyleri ne srmesinin uy
ruklarn geleneksel haklar olduklarn iddia ettikleri eyleri ne srme
siyle karlat noktayd . (Mterileri iin yasal kaamaklar arayan ge
lir vergisi muhasebecisinin Pym'in ve Hampden'n manevi torunu ol
duu, daima ayltc bir dncedir.) Hobbes taca kar haklar iddiasndaki
p
ehlikeyi nceden grr ve raklb ve savaan toplumsal hizi lerin ege
menlie ynelttikleri tehdide kar ciddi bir uyan olarak Thukidides evi
risini yapar. S tuart krallarnn sadk uyruu - olaraktr ki Hobbes
Peisistratos'un ve Perikles'in bu hayrann tercme eder.
Ama yine de Hobbes , e.gemen ile uyruklar arasndaki ekimelere
mdfilale ediinin tarz bakmndan btnyle sraddr. Daha evvelki
ngiltere'nin hiyerarik toplumu , kiisel , toplumsal ve politik ballkla
rn birbirine doland ve birbirini destekledii bir toplumdur. Haklar ve
devler, karmak olsa da tek bir sistem ierisinde tanmlanrlar. Feodal
oyundaki herhangi bir tikel hareketin haklkanm , ya aktrlerin pozis
yonlarna ya da oyunun kurallarna gnderimde bulunmakta yatar. Eko
nomik devrimlerin ve zellikle ngiltere'de onaltnc ve onyedinci yzy
ln fiyat devriminin meydana getirdii ey, bu balarn kopmasdr. Ge_
leneksel toplumsal ketalarni byk bir ksm deimeden kalr; so-.
ruturulan ey, onlarn birbirleriyle bantlardr. Tann'ya hala iman edi
lir ve rfilib hala ruhani evresi ierisindedir. Fakat rfilibi Tann'ya bala
yann ne olduu daha radikal bir ekilde sorgulanabilir. Feodal toplumun
gelerinin hepsi mevcOdnr - kleler ve dier mlkiyetsiz insanlar, k
k orta snf, soylular, kral; sorgulanan, onlarn birbiriyle ilikilerinin
tarzdr. a, otorite teorileri ,iin tam kvamndadr; ve teori retmenin
en populer iki kayna kutsal kitaplar ve tarihtir. Kral Davud'daki mode-
Luther, Machiavelli, Hbbes ve Spinoza 149

liyle krallarn ilahi hakk retisi , Kutsal Kitap'tan alnacak yetki iin,
teokrasi klna brnm Presbyterian kilise-erki (ecclesiocracy) reti
leriyle rekabet halindedir. Tarihsel teamle bavuru, hem ilahi hak re
tisine hem de egemenin Lordlara ve Avama baml olduu retisine
arka kar. Hobbes , bu retilerden hibirine. bvumaz. O, Galileo'dan
renilen yeni bir ynteme yapt bavuruyla b'utn bu tartmadan ko
par ve bu yntem, Hobbes'un yalnzca toplumsal hayatn gelerini an
lamasn deil, fakat tarihe ya da kutsal kitaba yaplan bavurularn dee
ini bimesini de mmkn klacaktr.
Bu yntem, herhangi bir karmak durumu zp mantksal olarak
ilksel, basit gelerine ayrma ve sonra bu basit geleri kannak duru
mun nasl yeniden kurulabildiini gstermek iin kullanma yntemidir.
Bunu yapmakla, o durumun aslnda nasl kurulduunu gstermi oluruz.
Bu, Hobbes'un Galileo tarafndan fiziksel doa incelemesinde kullanlm
olduuna hkmettii yntemdir. Fiziksel doa sz konusu olduunda,
hi kukusuz, karmakln basitlikten hareketle teorik yeniden-kuru
luu hibir moral ileve sahip deildir; fakat insani toplum sz konusu
olduunda, anlama yetimizin yeniden elden' geirilip dzeltilmesi, top
lum ierisindeki yerimizi nasl tasarladmzn ve bunun sonucu olarak
da nasl yaamamz gerektiine ilikin inanlarmzn yeniden elden gei
rilip dzeltilmesini salayabilir.
Toplum zlp de basit gelerine ayrtrldnda ne buluruz? Bir
bireyler kolleksiyonu, ki bu bireylerin her biri, amac kendi kendini ko
rumak olan bir sistemdir. Temel insani motivler, tahakkm etme arzusu
ve lmden kanma arztsudur. "nsanlar, ta doumlarndan balayarak
ve doal olarak, gz diktikleri her ey iin kavga ederler ve dnyann, ta
mam, yapabilseydi onlardan korkar ve onlara itaat etmek durumunda ka
lrd."27 "Srekli olarak geilmi olmak seffilettir. Srekli olarak bir n
dekini gemek mutluluktur. Ve bu gidiattan vazgemek lmektr ."2 8
"G stne gcn devami ve durdurak bilmez kaynap tamas"l'n bi
ricik snrlan , lmdr ve lm korkusudur. Bu motivler tarafndan g
dlen bireyler, kendilerini nasl koruyabileceklerini onlara reten buy-

2 7 The English Works of Thomas Hobbes (Thomas . Hobbes'un ngiliz .

Dilindeki Eserleri) , ed. W. Molesworth, VII, 73 .


28 a g e . iV, 53.
. . ,
150 Ethik'in Ksa Tarihi

ruklar dnda hibir kural tanmazlar. Toplum vcd bulmazdan nce,


tahakkm iin rekabetten baka, her birinin herkese kar bir savandan
baka hibir ey yoktur. Bu durum hakknda doru olan udur: "Hibir
ortak gcn olmad yerde , hibir yasa yoktur: hibir yasann olmad
yerde de, hibir adaletsizlik yoktur. Savata, zor ve hile iki ana erdem
dir." Bununla birlikte akl bireye unu retir ki, birey, bu savatan ,
umtttlanmaktm ok korkmak durumundadr; lm, tahakkmden daha
aikar bir akbettir. lmden kanmak iin, birey savan yerine bar,
rekabetin yerine uzlamay koymak zorundadr; ve akln doa durumunda
bile ngrl bir ekilde sevkettii uzlama koullan Doa Yasalarm
luturur. Bunlardan ilki udur: "her insan, ona ulama umuduna sahip
olduu lde, bar iin aba harcamaldr; ve ona ulaamayaca zaman,
tm sava arelerini ve avantajlarn arayp kullanabilir"; ikincisi, "bir
insan, bakalar da kendisi gibi dnrlerken, bar ve kendini mdafa
ay istiyorsa, her ey zerindeki bu hakkn elden brakmal ve baka in
sanlara kar, ancak kendisine kar onlara tanyaca kadar zgrlkle
yetinmelidir"; ncs , . ."insanlar yaptklar szlemeleri yrrlt1
koymaldrlar ."29
Yine de bu , ak ki, lm korkusunu dindirmeye 'yetmez. nk
kendimizi karlkl olarak birbirimizin saldrs karsnda gvenceye
almak iin baka insanlarla uzlaabilirken, bakalarnn bu uzlamalara
bal kalacandan ve bu uzlamalar sadece sonradan bize daha byk bir
gle saldrabilecekleri ekilde bizi sahte bir gvenlik duygusuyla oya
lamak iin kullanmayacaklarndan nasl emin olabiliriz? Doa duru
munda, antlamalar salamlatrlabilecek hibir yaptrm yoktur. "Ve
klsz szlemeler kelimelerden baka bir ey olmadklar gibi, bir in
sana gvenlik: salama gcnden de yoksundurlar"30 Szlemelere klcn -

desteini ve:niek iin, insanlarn kendi glerini kendileri arasnda ege


men hale gelen ortak bir gce aktardklar bir ilk antlama olmaldr. Bu
topumsal antlama, "o byk LEVIATHAN'n ya da daha hrmetkar bjr '

29 a,g.e., III, 130.


30 a.g.e., III, 1 54.
31 a .g .e., il, 1 5 8 .
Luther, Machiavelli, Hobbes ve Spinoza 151

ekilde sylersek , lmsz Tann'nn altnda barmz ve mdafaamz


kendisine borlu olduumuz o lml tannnn "3' yaratlmasn salar.
Egemen gcn buyruklar, o gcn politik doas her ne olursa olsun
-demokratik, oligarik ya da monarik- , itaat talebeden ikinci bir h
kmler kmesi getirir. Egemenin talebedebilecei itaate koyulabilecek
biricik snrlar, orijinal antlamada gcn egemene aktarlmasna rza
gstermenin motivinin , yani lm korkusunun bizzat egemenin kendi
sine direnmenin motivi hfiline geldii noktada, yani egmenin bir kim
senin hayatn ortadan kaldrma tehdidinde bulunduu noktada yer alr.
Baka trl sylenirse, bir kimsenin egemene itaat borcunu demekten
kesilebilecei tek nokta, egemenin tam da ilk elde gcn kendisine ve
rilmesini salayan ilevi, uyruklarnn hayatlarn koruma ilevini yerine
getirebilme kudretinden kesildii noktadr. Yani, gsz hale gelen ege
mene artk itaat borcu denmez, o artk gerekten bir egemen deildir.
syanlar, baarsz olduklar srece daima yanltrlar. Bununla birlikte,

baarl isyan egemenliin stlenilmesi olur ve egemenliin tm hakl-
karmn arkasnda bulur.
.
Bireyi balayan kurallar, bundan dolayi iKi trldr, antlama-ncesi
ve antlama-sonras , doal ve toplumsal . Toplumsal szcnn kulla
nlmas , Hobbes'un kantrmalannn en tuhaflarndan birini akla getire
cektir: Hobbes devlet ile toplum arasnda ayrm yapmaz grnr, politik
.

otoriteyi toplumsal hayatn nce gelen varoluuna baml klmayp,


tam tersine toplumsal hayatn kurucusu yapar grnr. Devletin bask
landrma gcnn ortadan kalkmasnn anarik iddetin ykseliine gt
rebilecei durumlar elbette ki vardr. Fakat byle bir g olmakszn d
zenli bir toplumsal hayatn mevcild olmay srdrd pek ok durum da
vardr ve var olmutur. Aslnda, devletin baskc gcnn her an ensede
olduu onsekizinci, ondokuzuncu ve yirminci yzyllann kent hayatn
byle bir gcn ou kez olmad veya ok uzakta olduu dnemlerin
moral hayatyla karlatrrsak, devletin mevcudiyetinin demoralize edici
. bir etmen olduu sonucunu karabilirdik. Bu, - her halkarda, arguma
nn imdiye dek bizi gtrd kadaryla- Hobbes'unki kadar tek-yanl
152 Ethik'in Ksa Tarihi

olduu iin onunki kadar kt-temellendirilmi bir sonu olurdu. Fakat


bu, Hobbes'un hatasn belirginletirir.
Hobbes'a gre, toplumsal kurallar, iki tr sebepten dolay itaat etti
imiz kurallardr: ilkin, onlar egemenin yaptrmlar tarafndan salam
latrldklar iin; ve ikinci olarak da, arzularmz, egemenin ellerinde
lmle karlamaya maruz kalmamz istisnasyla, bakalarnn ellerinde
lmden kanmak iin egemene itaat etmeyi tercih edeceimiz trden
olduklar iin . Doa yasasn oluturan kurallara basite undan dolay
itaat ederiz: onlar, bize istediimiz eyi (tahakkm) nasl elde edecei
mizi ve istemediimiz eyden (lm) nasl kanabileceimizi anlatan ta
limatlardr. Her iki kural kmesi de u formdadr: "Eer X'i elde etmek
istiyorsan, Y'yi yapmak zorundasn (must) ." Bu yzden bunlar doru ya
da yanl olabilecek olgusal nermelerdir; ve bunlar, bu tr nermeler
kmesinden seilip doal ve toplumsal talimatlar listesine dahil edilmek
iin ayrlrlar, nk daha evvelki cmlelerde ad geen arzular tm in
sanlarn bir olumsal olgu meselesi olarak sahibolduklar arzulardr.
Hobbes'un bu noktadaki pozisyonuna iki tr sebeple saldrlmtr_.
Bu saldrlardan ilki yanl dnlmtr. udur: moral kurallar,
Hobbes'un onlar anlad trden ngrye dayal, olgusal nermeler
deillerdir, moral kurallar basite "yle ve yle davranmalsn (ought)"
formundadrlar ve arzulara veya eilimlere hibir gnderim iermezler.
Baz toplumlarda (zellikle bizlerinki gibi modem B at toplumlarnda) bu
moral kural formunun baskn olduu tastamam dorudur; fakat moral
sfatnn neden bu kural formuyla snrland hi de ak deildir. Buna
Hobbes'un eletirmenleri tarafndan u yant verilebilir: aslnda
Hobbes'un adalar tarafndan kullanlan moral kurallar bu forndaydlar
ve Hobbes sadece onlar yanl tasarmlayp yanl zmledi . Hobbes'un
eletirmenlerinin iddiasnn bu versiyonundaki glk udur: arzulara
gnderimde bulunan herhangi bir hipotetik cmleciin yokluunun ya
bu tr hibir gnderime niyetlenilmemesinden ya da bu tr bir
gnderimin aka ifade edilmeyi gerektirmeyecek kadar ak ve ortak bir
ekilde paylalmasndan ileri gelebilecei yerlerde , " . . .Yapmalsn"
formundaki ifadelerin nasl yorumlanacan bilmek gtr. Fakat
Hobbes;un moral tasvir ierisinde arzulara merkezi bir yer vermek
bakmndan kendinden evvelkilerle bir olduunu kaydetmek nemlidir;
Luther, Machiavelli, Hobbes ve Spinoza 153

Protestanlk'n v e teki etkilerin moralitenin v e arzunun keskin bir


ekilde kart grnmesine yol amalar ancak adm adm olur. Bu
itibarla Hobbes'a yaplan bu saldn belki biraz anakronistiktir.
Bununla birlikte , Hobbes'un kendi adalarnn moral kurallar kul
lanmm yanl tasarmlayp yanl zmledii doru kalr. Aubrey , St.
Paul Katedrali'nin avlusunda, Hobbes'u yoksul bir adama sadaka verirken
gren bir Anglikan papaznn (herkesin gznde dinsiz imansz ve ateist
y
olan) Hobbes'a acaba sa emretmeseydi sadaka verir mi di diye sorarak
frsattan nasl istifade etmeye altna ilikin bir yk anlatr.
Hobbes'un cevab , yalnzca yoksul adam honut ettii iin deil , fakat
yoksul adam honut grmekten kendisi de honut olduu iin sadakay
verdiidir. Bu ekilde Hobbes , davrann kendisinin motivler teorisiyle ,
yani insan arzularnn hepsinin z-kara dayanr trden olduklar
teorisiyle tutarl olarak sergilemeye alr. Bu anekdota gre Hobbes'un
syledii yalan tr, baka insanlardan ok daha sk olarak filozoflarn
dkn olduu bir yalan trdr, bir teorinin zevahirini kurtarmann
karlar adna sylenen bir yalandr. O, Hobbes'un syleme ihtiyac
duyduu bir yalan olmakla birlikte ,. bir yalan ve kusrlu bir yalandr.
nk onun hatasnn kk ite buradadr. nsan doas ve insani
motivler, Hobbes'un olduklarn syledii eyler deildirler ve olamazlar.
Hobbes'a gre , herhangi bir ekilde bakalarnn rahatnn gzetil
mesi, benim kendi rahatmn gzetilmesi karsnda ikincildir ve aslnda
benim kendi rahatmn gzetilmesinin yalnzca bir aracdr. Gerekte ,
hem kendimizde hem de bakalarnda, bakasn-gzetme gdlerini ve
kendini-gzetme gdlerini yan yana buluruz. Bakasn-gzetme gdle
rini kendini-gzetme gdlerinin ikincil bir rn olarak tasarlamamz
ne haklkarabilir? Hobbes'u hakl karan ey, o,un doa durumu ile
toplumsal hayat arasnda zuhur eden bir ey olarak antlama grdr.
Fakat Hobbes'un antlama grn haklkaran nedir? nsil hep byle
dir ya da byleydi eklindeki herhangi bir tarihsel ya da antropolojik ka
nt deil. Hobbes geerken arada Amerikan Yerlilerine gnderimde bulu
nur, fakat onun btn arguman, kendisini tarihsel kanttan bamsz k
lan bir ynteme dayanr. Hobbes , evrimci bir ilerleme anlatmamakta,
zamand insan doasn zp zamand gelerine ayrmaktadr. Ant
lama yks, o halde, geniletilmi bir metafor olarak okunmaldr; fa-
154 Ethik'in Ksa Tarihi

kat bir metafor olarak bile, ancak akla uygun bir yk ise, ancak belli
temel mantksal tutarllk gereklerini karlyorsa i grebilir. yk
bunu beceremez.
Hobbesu antlama, antlamadan nce paylalan hibir kuraln veya
standardn olmamas anlamnda toplumsal hayabn temelidir; aslnda, ant
lama yks, insanlarn toplumsal normlar paylamaya nasl baladk
larnn bir tr aklamas olarak i grr. Fakat bir antlama veya uz
lama ya da sz verme olarak karakterize etmenin uygun decei, insan
lar arasndaki yazl ya da szl herhangi bir sz alverii, ancak tannan
ve paylalan bir kuraln zaten evvelce mevctid olmas sayesinde bu e
kilde karakterize edilebilir ve bu kurala gredir ki buradaki szlerin for
munun kullanm her iki tarafa szlerin balayc bir formu olarak anla
lr . Bu tr zaten tannan ve kabfil edilen bir uzlamdan ayn olarak,
doru bir ekilde bir antlama, uzlama ya da sz verme diye adlandrla
bilecek hibir ey olamazd . Belki niyet ifadeleri olabilirdi; fakat Hob
besu bir doa durumunda, bunlarn yanl ynlendirme amac tadkla
ndan kukulanmann da her trl sebebi olurdu. Bakalarnn ifadelerii
yorumlamann elde bulunan biricik standardlan , herhangi bir uzlama
kavrayn engellerdi. Bylelikle, Hobbes, orijinal antlamadan birbi
riyle badamaz iki talepte bulunur: o, orijinal antlamann tm payla
lan ve ortak standardlann temeli olmasn ister; fakat ayn zamanda onun
bir antlama olmasn da ister ve onun bir antlama olmas iin,
Hobbes'un antlamadan nce mevcfid olamayacaklarn aka belirttii
trden paylalan ve ortak standardlann zaten mevcd ol.malan gerekir.
, .Bir orijinal antlama kavram bu sebeple ieriden kendi kendisiyle
elikiye dmek s1lretiyle yklr ve tutarl trden bir inetafor atmak '
iin bile kullanlamaz.
Eer bu byleyse, Hobbes'un btn davas kmez mi? ker. Hob
bes, saldrganlk ve orkunun biricik motivler olduu ve zorun tek etkili
ara olduu bjr ey durumundan kabl edilmi standardlarn ve meru
otoritenin var olduu bir ey durumuna geii resmetmek ister. Ak ki
kimi zaman bu tr geiler yaplr; bir otorite meru grlmeye balanr
ve balangta zor yoluyla empoze edilse de o otoriteye itaat edilir, en
.
azndan u anlamda: herhangi bir devlette meru otoritenin kim olduu
sorusu ile gce sahibolann kim olduu sorusu , zorunlu olarak ayn ya-
Luther, Machiavelli, Hobbes ve Spinoza 155

111tla karlanmaz. Oranje'l William'n v e -Byron'n betimleyiiyle- "


'George' adl" German "budalalar ve zorbalar"n 1 689'dan sonra.Britan
ya'da gce sahip olduklar , fakat o zamanlarda meru otoritenin Kral il .
Jrunes'te ve onun soyundan gelenlerde bulunduu ok aktr. Fakat bu
ayn zamada unu da ak klar ki, meru otorite kavram ancak toplum
sal olarak kab1ll edilen bir kurallar, pratikler ve kurumlar balam ieri
sinde uygulanm bulur. nk bir otoriteyi meru diye adlandrmak, ka
b1ll edilen bir meruiyet kriterine bavurmaktr. Byle bir kriterin olma
d yerde yalnzca g ya da rakib gler olabilir -bir igal ordusunun
malup lkeye kendi hkmn zorla dayatt zamanlarda olduu gibi;
ve byle bir kriterin olup olmad, genel olarak halkn o kriteri kabO
lne ilikin bir meseledir. De facto g de jure* meruiyet haline gelebi
lir. Hobbes'un igr kabiliyeti bunu grecekti; aslnda ngiltere'nin her
siikini , Cromwell ordusunun de facto gcnden Commonwealth yneti
minin de jure merftiyetine geite bunu grd . Fakat Hobbes'un gr
meyi baaramad ey uydu: bir otoritenin kabl' aslnda bakalarna
ve kendimize belli biimlerde davranma hakk ve belli biimlerde dav
ranma devi veren kurallarn kab1lldr ve hakka sp olmak gce sahip
olmak deildir ve yine bir deve sahip olmak da bakalarnn gcnn
yaratt korkudan hareketle davranmak deildir. Hobbes , "bir hakka sa
hip olma"y "gce sahip olma"yla en azndan iki sebepten dolay eitler.
O, otoritenin genellikle g yoluyla salamlatrldn, otoritenin ou
zaman zor kullanmann yaptrmna dayandn doru bir ekilde grd.
Ve Hobbes insani motivlere ilikin yle snrl bir gre sahiptir ki,
otoritenin kabl iin bu tr yaptrmlarn yaratt korkudan baka her
hangi bir aklama veremei. Fakat aslnda, insanlar yalnzca onu kabl
etmemenin sonularndan korktuklar ya da yalnzca onun uygulad
yaptrmlardan korktuklar iin kabl edilen bir otorite , pek ok politik
otoritenin i grd etkililikle i gremezdi. Politik kurumlar, ancak
insanlarn byk blm hemen hemen her zaman otoritelerine gnll
bir itaat gsterdii iin, sahip olduklar istikrara sahip olurlar ve insanlar
kendi arzular ile tatminini otoritenin temin ettii arzular bir noktada
akr grdkleri iin bunu yaparlar. Hobbes da byle yapar. Fakat o in-

De facto: fiili; de jure: hakka ve yasaya dayal -n.


156 Ethik'in Ksa Tarihi

san arzularna ilikin yle snrl bir kavraya sfiliptir ki, zorunlu olarak
politik otoriteye ilikin olarak da snrl bir kavraya sfilip olur.
Motivlere , arzulara ve etkinlie ilikin bu snrl kavray , Hobbes'ta
insan hayatnn tzsel ieriinin byk bir blmnn hi sz edilne
den geilmesini temin eder. Biz, hayatlarmz gvenle srdrebilecei
miz ekilde bir egemen gce sahip oluruz; fakat byle gvenli klnan
dzen erevesi iinde hayatlarmza ne ihtiyacmz olacak? Hobbes, yal
nzca lm korkusundan deil, fakat ayn zamanda "rahat yaamak iin
zorunlu trden eylere duyulan arzudan; ve insanlarn bu tr eyleri elde
etme gayretlerinin yaratt bir umut"tan tr, insanlarn devaml bir
doa durumu ierisinde kalmaktansa bara eilimli olduklarn syler.
Fakat rahat yaamak nedir? Hobbes , "eski moral filozoflarn kitaplarnda
sylendii gibi , bu tr hibir .fin is ultimus'un, nihai amacn ya da suri
mum bonum'un , en yksek iyinin olmad"n zaten sylemitir ve
onun bunu sylemesinin sebebi sahip olduu u grtr: insan saadeti ,
"arzunun bir nesneden bir dierine -ilkine erimenin yalnzca bir sonra
kine geit olaca ekilde - srekli bir ilerleyii"nden ibar9ttir ve insan
lar "ancak lmle sona eren daimi ve durdurak bilmez bir g stne g
arzusu" tarafndan harekete geirilirler. Bu, insanlarn hep bagsteren Ne
tr bir hayat istiyorum? sorusunu sormakszn arzudan arzuya sevkdi
dikleri bir resimdir. Hobbes'un mmkn arzu nesneleri kavray, motiv
ler kavray kadar snrldr. Niin?
Bu mkln kk ola ki iki ynldr. Hobbes'un dil teorisi, onu u
gre balar: tm szckler adlardr ve tm adlar bireysel nesnelerin ya
da bireysel nesne kolleksiyonlarnn adlardr. Bu itibarla tilin arzu nesne
leri bireysel olmak zorundadr. Ayn zamanda, Hobbes'un deterninizmi,
teolojik takviyeleriyle birlikte (nk Hobbes Tanr'ya, grlemez olsa
da maddi bir ilahilie inanr; Hristiyan ortodoksisinin Tanr's deil , fa
kat kendi iradesini gerekte doalarmz yneten kaidelerde ifade eden do
ann yaratcsdr bu' Tann) , onu arzularmz verili ve deimez olarak
ele almaya gtrr. Arzularmzn eletirisinin ve onlarn aklsal bir e
kilde yeniden yourulmasnn Hobbes'un sisteminde hibir yeri yoktur.
Bundan u kar ki , kanlmaz olarak, arzularmz birbiri peisra gelen
tek bir bireysel nesne iindir; ve bu yzden arzular belli trden bir haya!
Luther, Machiavelli, Hobbes ve Spinoza 157

arzusunu , arzularmzn belli bir trden olmas gerektii (should) arzu


sunu ieremezler.
Bununla birlikte , byk bir dersi Hobbes'a borluyuz. Bu ders , bir
ahlak teorisinin bir insan doas teorisinden ayrlamaz olduudur.
Hobbes , tam da zamand bir insan doas kavrayna baland iin,
1640'larda ngiltere'de politik dzeni neyin tahibettii sorusuna, onun
yerine kendi sfatyla toplumsal ve politik dzenin ne'den ibaret olduu
sorusunu geirerek tarihd bir yant vermeye balanr. Fakat bu soru
tehlikeli bir ekilde an genel olsa da, moral filozoflarn sahasn gide
rek daha fazla istila eden ve istila etmek zorunda olan bir soru tipidir.
zelde , moral hayatn toplumsal zemininin doasn aka ortaya koy
makszn zgrlk hakknda sorular sormay ve bunlar yantlamay
umudedemeyiz. Fakat bu, Hobbes'un kendisinin hi bir zaman sormad
bir soru snfdr. Hobbes, irade zgrln yalnzca tm insani edimle
rin belirlenmi olduklarn vurgulamak iin tartr; ve politik zgrl
de yalnzca egemenin snrsz gc tarafndan izin verilen snrlar ieri
sinde tartr. Bunun byle olmasnn belki aklanmaya ihtiyac vardr.
Dikkate deer ki, Hobbes i sava olgusundan alabildiine etkilenmi,
ama bu savata savaanlarn ilan ve ikrar edilmi amalarndan ise hi mi
hi etkilenmemi olsa gerektir. Nitekim Hobbes etkilenmemi idi ve
onun motivler teorisi yksek fikirli ideallerin zorunlu olarak tahakkm
drtsnn bir maskesinden baka bir ey olmadklarn varsaymasna
yol at iin o byleydi. Bunun sonucu olarak, Hobbes, zgrU.in bir
ideal olarak ve bir hedef olarak grnmesiyle hi ilgilenmez ve bu ba
kmdan, bu zamann tarihindeki en nemli toplumsal deiime kr kalr.
Besbelli ki , zgrle bavuru ou zaman dinsel hogrszl ve
ekonomik hrs maskeledi. Fakat her zaman byle mi oldu? Acaba insan
lar o zamanlar ortaya kmakta olan toplumsal dzen trnde zgrlk
kavramn yardma armakszn kendi arzularnn ve arzu nesnelerinin
farkna varm olabilirler miydi? Hobbes'un bu soruyu grmezden gele
bilmesi, onun geriye doru bakan bir filozof olarak grntsn pekiti
rir. O , parampara olmakta olan nceki toplumsal hayat modelinin kay
bolup giden balaryla megul kalr. Bizzat Hobbes'un kendisi zel haya
tnda daha pozitiv amalar peinde komak kadar tehlikelerden kamakla
da meguld; Savan gelmekte olduunu grdnde, kendisinin sy-
158 Ethik'in Ksa Tarihi

!edii ekliyle "kaanlarn ilki" olarak Fransa'ya gitti . Fakat lmden


korktuysa bile, hibir tahakkm hrs alameti sergilemedi . Malmesbury'
deki sessiz sakin hayatnda sergilenen deerler ile insan hayatna sindi
ini iddia ettii deerler arasnda bile byle bir hayati yark vardr.
Hobbes, bir ahlak filozofu olarak kendi yzylndaki tek akran Spi
noza'nn her bakmdan bir zdddr. Spinoza'nn hayat sadece felsefeyi ve
pratii birletirmekle kalmaz; Spinoza yazlarnda en yksek insani deer
ilan ettii o tam da gayrahsi' hakikat akn grne karmakla da
kalmaz. Spinoza ayn zamanda daha sonraki insan hayatn byk bir b
lmnn kurucusu olacak olmalar bakmndan ileriye doru bakan bir
kavramlar kmesini de biraraya getirir: zgrlk, akl , mutluluk. Devlet,
sadece insani' felaketlere kar bir istihkam siperi olarak deil, pozitiv in
sani' iyilerin gelimesine yardm etmek iin vcOda gelir. Din birincil
olarak bir hakikat meselesidir ve ancak ikincii olarak magistrat'larn bir
meselesidir.
Spinoza, moral yarglar takibetmenin sradan pratiinde cisimleen
iki hata grr. Bunlardan ilki , yarg standardmzn keyfi ve kaprise da
yal olduudur. Spinoza yle akl yrtr: bir adam bir biimde lu
sfirlu olarak, olmamas ya da yapmamas gerektii (ought) eyi olan ya
da yapan biri olarak eletirdiimizde , o adam has veya ideal bir adam
hakknda oluturduumuz bir tasavvura kart olarak yarglarz. Fakat bu
tasavvur, kanlmaz olarak, snrl ve tesadfi deneyimlerimizden atl
m keyfi bir yapdr. stelik, bir adam yargladmzda, o adamn ol
duundan baka bir ey olabileceini ima eder bir tarzda olduu gibi ol
mamas gerektiini (ought) syleriz. Fakat bu, yanlsatc bir zgrlk
nosyonu ierir. Her ey belirlenmi olduu iin, hibir ey olduundan
baka trl olamaz. O halde, her gnk moral yarglar kendisi ierisinde
verdiimiz sradan zihin duruumuz, bir karklk ve yanlsama duru
mudur. Nasl byle olur? Spinoza'nn yant , sradan duyu deneyiminin

ve bu deneyimi cisimletiren sradan dil kullanmlarnn kanlmaz oa:


rak bir koullanma, bir arm, bir bulank anlam meselesi olduklar
.
dr. Bu durum, her semboln ak ve seik bir anlama sabibolduu ve do- .
laysyla hangi nermelere hangi baka nemelerce sebep olunduunun
ve hangi nermelerin hangi baka nermelere sebep olduunun belirsiz
anlamh olmayan bir ekilde apak olduu bir matematik sistemin ak-
Luther, Machiavelli, Hobbes ve Spinoza 159

lna karttr. Dnce, geometrinin, ama imdi kesinlie v e akla


tek mmkn yaklamn cisimlemesi olarak tasarlanan geometrinin ko
uluna yaklatka aklsal hiile gelir. Bununla birlikte, deduktiv bir sis
temin ideali sadece bir bilgi ideali deildir; bu ideal, evrenin doasn ak
settirir. Evren, btnn her paray belirledii tek bir ebekedir. Her
hangi bir ey durumunu aklamak, baka eylerin olduklar ekilde ol
duklar verildiinde, o eyin zorunlu olarak olduu ekilde olduunu ve o
eyin nasl olup da zorunlu olarak olduu ekilde olduunu anlamaktr.
Herhangi bir eyi sistemden ayn olarak tasarlamaya alrsak, meydana
gelii kavranlr klnamayacak bir eyi tasarlamaya alyor oluruz,
nk kavranlr olmak sistemin paras olarak sergilenmi olmaktr. Bu
tek sistemin ad "Deus, sive Natura " dr (Tanr veya Doa) .
Bundan dolay eylerin btnselliinden farkl veya ayn hibir iyi
yoktur. Tanr'nn sfatlar , sonsuzluk ve ncesiz-sonraszlk, tek bir anda
hem Doa hem de Tanr olan tek bir tze iiiddirler. Spinoza burada sadece
Tanr adn elden brakmayan bir ateist midir? Yoksa ciddi bir panteist
midir? Novalis, ona "tanr-sarhou adam" diye seslenecekti ; Plekhanov,
onu materialist imanszln atas olarak selamlayacakt. Bu sorulara ve
rilecek iki katmanl bir yant bulunmaktadr. Bu yantn ilk ksm , gele
neksel Yahudi ya da Hristiyan teolojisiyle karlatrldnda Spinoza'
nn bir ateist olduudur; o, tek bir doa dzenine inanr ve mucizeye da
yal mdahale darda braklr. Doa bilimcisi , doast istilalar ya da
kargaalar hesaba katma ihtiyac tamaz. Onyedinci yzyldaki bu
inancn nemi pek vurgulanmay gerektirmez . Fakat bununla birlikte ,
Spinoza teolojik vokabuleri basite kapdna itmedi; o, bu vokabUleri,
sradan dili ele ald gibi, aklsal hale getirilmek iin yeniden yorum
lanmay gerektiren bir ifadeler kmesi olarak ele ald. Bu yzden, Spi
noza, dini yalnzca yanl olarak deil, fakat nemli hakikatleri yanl
ynlendirici bir ekilde ifade eden bir ey olarak ele alm olan tm skep
tiklerin atasdr. Dibin rtlmekten ok ifresinin zlmesine ihtiyac
vardr. Bunun ahlakla ilgisi nedir?
Sradan Yahudi ya da Hristiyan mmin, Tann'y evrenden ayn bir
varlk olarak ve ilahi emirleri de itaat etmesi gerektii (ought) dsal ta
limatlar olarak dnr. Spinoza, sradan eletirel-olmayan insanlar iin
bu boinanca dayal dsal itaat moralitesi olarak grd eyin faydasn
160 Ethik'in Ksa Tarihi

azmsamad . Fakat Tann'y Doa ile zde olarak anlamann dengi, ehi
kay ilahi talimatlarn deil de, kendi doamzn ve bizi zorunlu olarak
harekete geiren eyin incelemesi olarak anlamaktr. nsan varlklar ola
rak bizim doamz, kendini-srdrme ve kendini-koruma sistemleri ola
rak mevcid olmaktr; bu, bizzat doann altsisfomleri olan tm sonlu
varlklarn doas hakknda da dorudur. Kendimizi tamamen farkl iki
tip tzn,. bedenin ve zihnin bir birlii olarak dnme adetimiz, bizim
varlklar olarak birliimizi bizden gizler. Zihin ve beden ikiliine ina
nanlar, Spinoza'ya gre, ellerinde bunlarn nasl balanp birletirilece
ine ilikin zlemez bir problem bulurlar. Fakat zihni ve bedeni ken
dimizi kendileri .altnda tasarlamak durumunda olduumuz sadece iki tz
veya iki tavr olarak anladmzda bu problem ortadan kalkar. Biz bir
beden ve zihin birliiyiz. Bu, belki de, arguman ierisinde Spinoza'nn
syledii eyin doru olup olmadn sormaktan kanamayacamz bir
andr. Fakat bunu sordumuz yerde, Spinoza'nn sistemindeki gln
hem sistemin formunda hem de anahtar terimlerin bazlarnn kullan
mnda yattn farkederiz. Form, deduktiv sistem formudur ve bu sistem
ierisinde tm hakikatler, kendilerini ifade eden nermelerde kullanlan
terimlerin anlam zerine yeterince dikkatli dnmle bilinebilir. Spi
noza'nn tm insanlarn kendi karlar peinde kotuklar iddiasn ya da
tm olaylarn nedenleri olduu savn dnn. Bunlar, ilk bakta, gerek
bakalarnn _karlarn gzetmek iin kendi karlarn ihmal eden bir
adam gibi, gerekse bir nedeni olmayan tikel bir olay gibi kar-rnekler
aktararak rtlebilecek olgt.isal nermeler gibi grnrler. Fakat Spi
noza basite kendi pozisyonlar deduktiv sisteminin aksiomlarndan k
t iin bu pozisyonlarn doru olduu dncesindedir; aksiomlar, red
dedilmeleri bir elikiye yol aar grnd iin Spinoza'nn hibir akl
sal varlk tarafdan reddedilemeyeceini dnd nermelerdir. Ve
anahtarterimlerin anlam, elimizde kar-rneklerin sunulabilecei hibir
'
dilin kalmad trdendir.
Spinoza'nn buradaki gl, nermelerinin olgusal hakikatlerin ie
riine sahip olmasn , fakat mantn ve matematiin nermelerinin g
venilir olduu tarzda gvenilir olmasn istemesidir. Bu istekler bada
mazdr. Olgusal savlar, sahip olduklar ierie undan dolay sahiptirler
ki, onlarn hakikati baz mmkn ey durumlarn bilfiil olmaktan d-
Luther, Machiavelli, Hobbes ve Spinoza 161

larlar. Yamurun yad doru ise , o halde yamurun yamad sz


konusu olamaz. Fakat mantn ve matematiin savlan, olgu dnyasn
daki herhangi bir ve her imkanla badaabilirdir. Onlar, olduunu savla
dklanndan baka olan dnya tarafndan yanllanamazlar. Onlarn doru
olduunu sylemek, basite onlarn upuygun (appropriate) kurallara gre
erevelendiklerini sylemektir. (Bu tr kurallarn stats hakknda bu
rada hibir ey sylemiyorum.) Spinoza'nn kendi nermelerinin sahip
olmasn istedii trden kesinlie ve akla bu tr savlarn sahip olma
snn nedeni ite budur. Fakat Spinoza ayn zamanda bu nermelerin ol
gusal olmasn da ister. O, insan ve doa hakkndaki hakikatler olarak
kendi nermelerinin olgusal bir ierikle kullanlabilmesini ister. O hfilde
bu sistemin btn sadece bir kartrmann rn mdr?
Spinoza'nn ethikasna yaklamann tek verimli biimi, mmkn ol
duu kadaryla geometrik tarz grmezden gelmektir. Spinoza'nn iddiala
rn olgusal iddiann ve kavramsal analizin bir karm olarak ele almak
ve ou zaman asla doyurucu bir ekilde aklanmayan terimlerde kk sa
lan anlalmazlklar grmezden gelmek durumundayz. Spinoza'nn be
denin ve zihnin birliini ele al iin bu byledir. Fakat onun emasn
dan kartabileceimiz ey, akl , tutkular ve zgrlk arasndaki ban
ty anlama ynnde nemli bir giriimdir.
Hobbes'a gre insan basite tutkular tarafndan srklenip durur. D
np-tanmann rol, basite zincirdeki orta halka olarak tutku ile ey
lem arasnda bir mdahalede bulunmaktr. Akln rol, basite olgular
farketmek, hesaplamak ve anlamaktr; akl eyleme tahrik edemez. Spino
za'ya gre , bu, sradan , aydnlanmam durumu ierisindeki insann m
_
kemmelen iyi bir betimidir. nk bu durumda insanlar dier sistemlerle
etkileen, fakat bu etkileimin doasnn ve nedenlerinin farknda olma
yan sistemlerdir. Bu karlamalar, insanlarda, onlarn ierisinde bulun
duklar zamanda ve durumda kendilerini duygulandran eye baml ola
rak hazza ya da acya neden olurlar. Haz ile birleik hale gelen nesneler
arzulanr; acyla birleik olanlar nefret nesneleri haline gelir. Dolaysyla,
hazzn ve acnn peinden giderken, aklsal bilginin ve denetimin dnda
olan nedenler tarafndan duygulandnlyor oluruz; ve hazzn ve acnn
karmak uyanlar , gurur, sevin, acma, fke vb. duygulan iin de du
rum budur. Fakat bu aklsal-olmayan alan, ancak onun doas ve gc
162 Ethik 'in Ksa Tarihi

hakknda bilinsiz kaldmz srece bize hfildm olur. Duygularmz


hakknda tamuygun nosyonlar oluturduka, onlarla ilikide edilg ol
maktan kesiliriz. Ne iin olduumuzu bizzat farkederiz, olduumuzdan
baka olamayacamz anlarz; fakat anlam olmak, ne ise o olmaictan
dntrlm olmaktr. Byle biri, kendisini artk bunun karsnda ba
msz bir varlk olarak deil , ama zorunluluk sisteminin paras olarak
grr. Bunu grm olmak zgr olmaktr. Kendinin-bilgisi ve yalnzca
kendinin-bilgisi zgrletirir.
Bilgi neden bizi zgr yapar? nk, daha fazla bildiimiz iin, arzu
ladmz, nefret ettiimiz, sevdiimiz, haz aldmz ya da ac ektii
miz eyin rastlantnn ve ilineksel arm ve koullanmann sonucu
olduunu farkederiz. Bunu bilmek, o armdan kopmaktr. Haz ve ac
nn kendi kendine hareket eden, kendini koruyan varlklar olarak bizim
.
"gcmz ve kemalimiz"den doduklarn farkederiz. Bakalarn aypla
mayz ve kendimizi ayplamayz. Dolaysyla hased, nefret ve su ortadan
kaybolur. Dsal nedenler engeller deillerdir, nk onlar real olsalar da,
bilge insan onlarn zorunlu olduklarn bilir ve onlar engeller olarak te
lakki etmez. Bilge insan dolaysyla hsrana uratlmaz. Doann bilgisi
ve doann paras olarak kendinin bilgisi araclyla kendisini zgrle
tirmi olan adamn neesi mutluluktur. Halis erdem, sadece , ierisinde
bilginin , zgrln ve mutluluun birletirildii bu durumun farkedil
mesidir.
Spinoza'nn anlad anlamda zgrle sahip olmak, bir kimseyi
engelleyen ve nleyen eyin deitirilmesinin imkansz olmas kou
luyla elbette pek ok eyi yapamaz olmakla badar. Spinoza, bir kim
senin baka trl olamayacak olan eye kar fkelenmesini imkansrz '
sayar, nk imkansz olana ilikin hibir kavray oluturamayz ve bu
.
itibarla onu arzulayamayz; ve eylerin olduJ<lanndan baka olmalar im
kansz ise, onlarn olduklarndan baka olmalrn mmkn hibir e-
kilde arzulayamayz. Byle bir arzu duyarsak akld oluruz ve arzumuz
halis bilgi ve tamuygun ideler tarafndan biimlendirilmi olmaz. Bu ko
nuda Spinoza aka hataldr; bilgi, zgr olmann yeterli bir koulu de
ildir. Fakat ou kez, bilgi zorunlu bir kouldur. Eer isteklerimin ne
denlerini ve doasn anlyacak ve onlar yeniden deerlendirecek kadar
zgr deilsem, sadece istediim eyi elde ettiim iin zgr olmam ..
Luther, Machiavelli, Hobbes ve Spinoza 1 63

Spinoza'nn ilk byk nemi, onun duygulan ve arzulan sadece verili


olarak deil , fakat dntrlebilir olarak grmesidir. Aristoteles, bizi ,
duygularmz ve arzularmz denetleyen ve dzenleyen varlklar olarak
tasarlamt , fakat Spinoza iin insan doas daha da tava gelir ve dn
trlebilir grnr ve en byk dnm mef111er olmaktan failler ol
maya, hayatlar farknda olmadklar etmenler tarafndan belirlenenler ol
maktan kendileri tarafndan biimlendirilenler olmaya dnmektir. nsan
glerinin geliimi , moral ve politik hayatn amac hiiline gelir. Bu
kta, hem politika hem de teoloji yeniden yorumlanrlar.
Spinoza, devlete duyulan ihtiyac, tm insanlarn kendi karlar pe
inde komalar ve kendi glerini geniletmeye almalar olgusundan
doar grmek bakmndan Hobbes'la hemfikirdir. Fakat Hobbes'a gre
y
kendimi ve haklarm . egemene devretmede beni haklkaran akl rtme
tamamen negativdir -yalnzca bu ekilde bakalar tarafndan boyun e- '
dirilmekten ve ldrlmekten kaann. Spinoza'ya gre egemene itaat,
sivil dzen bu ekilde saland ve insanlar bilgi ve kendini-zgrle
tirme peinde komakta bu ekilde zgr brakldklar iin haklkanlr.
Spinoza, '' ...hakkna sahip olma"y " ...gcne sahip olma" ile eitlemek
bakmndan Hobbes'la hemfikirdir; fakat o, aydnlanm insanlarn
yapma gcne sahip olduklar ve yapmay arzuladklar eye ilikin ta
mamen farkl bir resim i z.er,. Mesele , sil.dece aydnlanm insanlarn
kendi ilerinde nefrete, hasede ve hsrana bir son vermeyi arzulamalar
deildir; fakat bakalarndaki nefreti , hasedi ve hsran azaltmadklar s
rece ar bir ekilde darbe yiyecek olmalardr. Spinoza'nn aydnlanm
insan, bundan dolay, bilgi araynda bakalanyla ibirlii ierisindedir
ve bu ibirlii , Hobbes'taki her ibirliinin olduu ekilde korkuya de
il, fakat kendinin-bilgisi ve bilgi gibi iyilerdeki bir ortak kara dayanr.
Bu yzden, Spinoza " ...hakkna sahip olma"y " ... gcne sahip olma"yla
Hobbes'un kartrd kadar kartrsa da, onun toplum betimi, tam da
farkl trden insani hedeflerin farkna vard iin, ayn biimde karman
orman olmaz. Devlet, Spinoza iin olsa olsa bir aratr; politika, akl
sallk ve zgrlk peinde komann ngereklerini salayacak bir etkin
liktir. Spinoza, bu yzden, modern toplumun seik bir ekildeki yeni de
erlerini ifade edecek tarzda tanmlanan iki kavranu , zgrlk ve akl
kavramlarn ethikamn merkezine yerletiren ilk filozoftur.
Blm

11

Yeni deerler

HEM HOBBES HEM DE SPINOZA, adalarnn gzne mtecaviz


yenilikiler olarak arptlar; her ikisine de "ateist" yaftas yaptrld
-ki bu yafta onyedinci yzyl Avrupasnda, tam da yirminci yzyl
Amerika'snda "komunist" yaftasnn kullanld gibi kullanld . Spi
noza sinagog'dan kovuldu; Hobbes , Anglikan rahiblerin saldrsna u
rad. Ve onlar, tam da adalarndan ok uzakta durduklar iin, kendi

toplumlarnn ortak ve pay alan ikilemlerine ancak nisbeten dolayl bir
biimde ifade kazandrdlar. Fakat -bu kadar farkl olsa da- onlarn sor
duklar sorular ve cisimletirdikleri deerler, ksa srede btn bir top
lumsal hayat tarzm biimlendiren sorular ve deerler hfiline geldiler. Ve
felsefi sorular ve pratik sorular okeitli biimlerde daha sk bir ban
tya girdiler. okeitli biimlerde, nk toplumsal koullarn farkl
lamas bu bant iin mnasib bir ekilde farkl balamlar salar. r
nein Fransa'da, felsefe, mevcOd toplumsal ve politik dzenin kavramla
rn , egemenlik, yasa, mlkiyet vb . kavramlar analiz ederken, bu kav
ramlar hakknda eletirel hfile gelir ve bylelikle de kurulu dzenin eleti
risinin bir arac olur. ngiltere'de felsefe, mevcud dzenin kavramlarn
analiz ederken, ou kez bu kavramlarn bir haklkarmn verir. Fransa
ile ngiltere arasndaki farkllklar, ksmen, ngiliz toplumsal dzeninin
onsekizinci yzyldaki Fransz yazarlarna kendi toplumlarn eletirecek
bir model salamasyla aklanmak durwnundadr; oysa ki, yzyln son-
166 Ethik'in Ksa Tarihi

larnda Fransz Devrimi Fransa'nn iltifata mukabele etmesini saladysa


da, ngiltere'de byle bir model henz mevc1d deildir.
Bununla birlikte, ngiltere'de, belli bir moral emann byk lde
farkl bir moral emaya dntrld evreleri aka gsterebiliriz.
Felsefi eletirinin nasl olup da farkl tipten dnemlerde toplumsal dei
imle tamamen farkl bantlara sahip olduunu ksmi bir ekilde ak
lamak iin bu tarihi kullanabiliriz. Moral, toplumsal ve politik standard
lar haklkarmak ve aklamak iin okeitli kriterlerin kullanld
toplum formlar var olabilir. Acaba Tanr onlar otoriteyle onatt iin
mi yrrlkteki kurallara itaat eder ve yrrlkteki idealleri ararz? Yoksa
onlar meru otoriteye sahip bir egemen buyurduu iin mi? Y.hud on
lara itaat etmek aslnda en doyurucu insan hayat formlarnn bir arac ol
duu iin mi? VeyahOd da onlara itaat etmezsek, iktidardakiler tarafndan
cezil.landnlacamz ya da baka trl zarara uratlacamz iin mi?
Pratik bir dzeyde, bu altemativler arasnda karfu' vermek zorunlu ve m
nasib olmayabilir. nk sonunda haklkarlmas dnlen standardlfil.
onla.r yarglarken kullandmz kriterlere bakmadan da ayn lde hak
lkanlm grnrse , o zaman standardlanmz haklkarmann uygun
yolu hakkndaki arguman, tamil.men teorik neme sahip grnecek, okul
larda kavray keskinletirmeye yarayan, fakat alanda veya pazar yerinde
konud bir mesele gibi gelecektir.
Bununla birlikte, toplumsal deiim, teoriyi okullarn dna ve yal
nzca pazar yerine deil , ama sava alanna bile tayabilir. nk kutsal .
ve dnyevi olann, kilise ve devletin, kral ve parlamentonun ya da zen

ginler ve yoksullarn birbirinden kopup ayrld bir toplumsal dzende


olup bitenleri dnn. Hangi standardlar kab11 etmeliyim (ought)? ya
da ne yapmalym (ought)? sorularna ayn yantlarla...cev.b vermek iin
kullanlan kriterler, imdi rakib kriterler arasndaki yeni rekabetten ka.r-
. sanan eitli yantlar salarlar. Tann'nn emrettii ey veya emrettiinin

iddia edildii ey, arkasnda g yaptrmlarna sahibolan ey, meru oto


rite tarafndan benimsenip desteklenen ey ve zamanda isteklerin ve ih-
. tiyalann doyumuna gtrr grnen ey , artk ayn deildir. Argumann
artk evvelkiyle ayn olmad , farkl kriterlerin taraftarlarnn olduk;a
doal bir ekilde rakiblerini alann dnda yeniden tanmlamaya giriecek '
olmalar olgusu tarafndan gizlenir; bu yeniden tanmlama giriimi ,
Yeni deerler 167

Hobbes'la birlikte mer1l otoritenin muzaffer g olduunu ya da puriten


lerle birlikte eer gnahla bu kadar btnsel bir ekilde yoldan karlma
saydk Tanr'mn emrettii eyin isteklerimizi ve ihtiyalarmz doyurdu
unu farkedeceimiz ey oliuunu veyfilud da kralclarla birlikte kraln
meru otoritesine itaatin Tann'nn emrettii ey olduunu gstermeye
almak s1retiy le yaplr. Bununla birlikte, kriterlerin birbirlerinden
koptuklarnn ayrdna varabiliriz; ve bunun ayrdna varrken, hem moral
hem de felsefi olan bir soru snfnn konuyla ilgisinin de ayrdna var
rz.
Moral kurallar iin ne tr bir destek mantksal olarak uygun olur?
Onlar ne tr bir gvence gerektirirler? imdiye kadar ethik tarihi ieri
sinde bu sorulara verilen en az temel yant tipiyle karlatk. Arzula
rmzn ve istidadlarmzn belli iyilerin tannmasna ve peinden koul
masna doru biimlendirildii ve eitildii bir insan hayat formunun
paras olmann destei (Platon ve Aristoteles); kendilerine itaatin dl
lendirilecei ve itaatsizliin cezalandrlaca bir ilfili emirler kmesinin
paras olmann destei (Hristiyanlk); ve bizim iin hangi eylemin u
anda istediimiz eyin en ounu meydana getireceini renmi olma
nn destei (sofistler ve Hobbes). Bu yantlardan her biri farkl bir mora
liteyi tayin eder; onlardan her biri moral yarglar iin farkl bir mantksal
formu ve staty tayin eder. Birincisi iin, anahtar kavram ilevsel ola
rak kullanlan "iyi"dir; ve anahtar yarglar belli eylerin, belli kesimlerin
ya da belli insanlarn iyi olduklardr - yani bu grn dfilma nvar
saymak durumunda olduu arkaplan oluturan toplumsal hayat manza
y
ras ierisindeki belli rollere veya ilevlere u gun dtkleridir. kincisi
iin, anahtar kavram " ...caksn" (Thou shalt) eklinde ifade edilir ve
anahtar yarglar dln ve cezann sonularn ifade ederler. ncs
iin, anahtar kavramlar verili bir ama iin ara kavram ve olduklar ek
liyle arzularmz kavramdr; ve anahtar yarglar buna tekabl eden form- .
dadrlar. Bu n her tr yolda balayp birletirmenin ve eitlemenin
mmkn olduu kukusuz apaktr ve zaten vurgulanmtr: bunlardan
en nemlisi, Aquinas'n Grek ve Hristiyan harmandr. Fakat onlar ara
snda nasl karara varrz? Aktr ki, bir mantksal fonnu bizzat moral
yargnn formu olarak koymann ve baka formlar gayrmerfi olarak d
arda brakmann kendisi keyfi ve gayrmerfi bir usl olurdu. Fakat ya-
168 Ethik 'in Ksa Tarihi

pabileceimiz ey' herbir farkl grn nvarsayd insan doas ve fi


ziksel evren teorisini belirtmektir; ve eer bunu yaparsak, Grek gr
nn -en azndan Aristotelesi formu ierisinde- her iki rakibine kar
stnl aka grnr -Hristiyanlk itibanyla en az iki bakmdan ve
"sonulan en fazla arzulanr olacak eylemler" gr itibaryla en az bir
bakmdan. kincisiyle balayalm: ok ak ki olduklar ekliyle arzula
nmz eletirilme ve dzeltilme ihtiyac ierisinde bulunurlar. Mlayim
bir ekilde moral kurallarn hazz azamiye karmay ve acy asgariye in
dirmeyi amaladklarn syleyenler, Yahudllere zulmetmenin ortaa
Hristiyanlanna ya da modern Almanlara verdii haz acaba ola ki Yahu?J
lere ektirilen acdan daha ar basmad m ve dolaysyla zulm hakl
karmad m? trnden sorular zrinde grnte hi dnmemilerdir.

Onlarn bu argumann meziyetl rini dnp tartmamalar, belki moral
olarak onlarn itibannadr; fakat intellektual olarak, bu unu demeye gelir
ki, onlar, yalnzca bireylerin ahsi kahraminlk dlerinde deil , fakat
tam da verili bir toplumda eylemlerin tasarlanabilme tarznda rtk olan
idealler ierisinde hem insan doasn dntrme imkann hem de onu
eletirmek iin elde bulunan aralar grmezden gelmilerdir. nk
Aristoteles'in ideal hayatn ya da bir Hristiyan azizinin idealini ya da
valyelik ideallerini ahsi niyetler olarak grnememiz gerekir: bunlar,
Grek soylularnn hayat tarznda ya da pagan evresi ierisindeki erken
dnem kilisesinin hayat tarznda veyahud da valyelik ve sava kurum
larnda rtk olan ideallerdir. Bu idealleri kendi toplumsal evrelerinden
koparmak, onlar boaltp a_nlaml ieriklerinden yoksun brakmaktr;
Karl Marx una dikkat ekti ki, Don Quixote'nin renmek durumunda
olduu ey her ekonomik dzenin gezgin valyelikle ayn lde ba
damadyd . Fakat kendi doal toplumsal evreleri ierisinde bu ideal
ler, yalnzca eylemlerimizi deil, fakat fiili amalarmz ve arzularmz
,
da eletirmek iin kullanlabilir.
Hristiyanlk, fiili arzularmz verili olarak almama avantajn Aristo
telesi grle paylar; ve dier grlerin her ikisine yabanc olan bir
moral ideali, u ya da bu ekilde tm insanlarn Tanr nazarnda eit ol
duklarn syleyerek ifade edilen ideali ete kemie brndrr. Bir p
iin moraliteler olan tm moraliteler ile kendi sfatyla insanlar iin mo
raliteler olan tm moraliteler arasndaki ayrm izgisi , tarihsel olarak
Yeni deerler 1 69

Hristiyanlk tarafndan izilir. Tm insanlar iin bir asgari eit hak ve bu


itibarla bir asgari zgrlk talebi olarak dnyevi formu ierisinde bu
reti , Hristiyanln onyedinci yzyldaki temel kazanmdr; merkezi ola
rak Digger'larn (Kazclar) p.anifestosunda ve Leveller'lardan (Dzleyi
ciler) bazlarnn iddialarnn bazlarnda ifade edilen bir kazanmdr bu.
ngiltere i savanda parlamento ordusundaki sol-kanat hareketler, ilk
defa olarak, tm geleneksel toplumsal hiyera;i formlaryla balarn
koparan dnyevi zgrlk ve eitlik kavramlarn dile getirdiler. Fakat bu
yeni kavranlan incelemeden nce Hristiyanlk'ta olup biten eye bakma
lyz.
Hristiyanln en byk iki moral zaaf vardr: birincisi, metafizik ta
ahhdlerinin her eyi kuatan genilii; ve ikincisi, bu hayatn ve bu
dnyann hedefinin ve amacnn nihai olarak bir baka dnyada bulunaca
n iddia etmek durumunda olmasdr. nsanlar bu hayat znde tatmin
kar bulmadklar srece, muhtemelen Hristiyan iddialarla ilgilenmek du
rumunda kalacaklardr; fakat tamuygun projeler ve am:lar bulduklar l
de, insanlarn bu ilgisi muhtemelen zayflayacaktr. Ve ekonomik b
ymenin mmkn kld hayat genilemesiyle birlikte , te-dnya din
leri gerekten de evrensel olarak anrlar. Fakat ok daha nemlisi, her
hangi bir zgl trden Tanr'ya inan - fiilen terkedilmediinde- gide
rek daha fazla lde bir formalite haline gelir. Bu durumda dinsel inan
lara ilikin bir intellektual eletiri sreci ile bir toplumsal terkedi sreci
yanyana yrr.
ntellektual olarak , ilkin deistler (yaradanclar) ve sonra da skeptikler
(pheciler) , mucizelerin imkann , Hristiyanln dayand iddia edilen
tarihsel anlatlarn doruluunu , Tann'nn varoluuna ilikin geleneksel
kantlan ve kilise moralitesinin hogrszln sorgularlar. Toplum
sal olarak , bir dinsel moralite olan ey, giderek artan bir ekilde, bsb
tn dnyevi idealleri ve araylar maskeleyen ya da sadece ssleyen din
sel bir form ve ereve haline gelir. Bir tarihi vaka olarak , onsekizinci
yzylda bu srecin vard nokta , atalan iinde Hobbes'un ve sofistlerin
bulunduu moralitenin bir zaferidir. \
Onyedinci ve onsekizinci yzyllarda hem ngiltere'de hem de New
England'da, puritanism, kurulu dzenin Kral sa adna bir eletirisinden
orta snflarn yeni ekonomik etkinliklerine destek klmasna doru bir
170 Ethik'in Ksa Tarihi

dnm geirir. Bu srecin sonunda ekonomik insan tamamen olgun


lam bir halde ortaya kar; batan sona, insan doas verili bir ey ola
rak, insani ihtiya ya da bu ihtiyac gidermek iin faydal olan ey de tek
ve karmak olmayan bir eylem standard olarak grnr. Fayda ve kar,
daha te hibir haklkarm gerektirmeyen apak ve besbelli nosyonlar
olarak ele alnr. Bu srecin en ak rneklerini, istisnfil bir ekilde ken
disinin farknda olan ve de yine istisnfil bir ekilde o zamanlarn doas
nn farknda olan Defoe'nun yazlarnda grebiliriz. Defoe, Common
/
wealth dneminin Hristiyanlnn buharlap gittiini grr: "...ta ki
Cennetin davullar alnana , anl ordular bu ii yaymak iin gkten yere
inene ve btn dnyay Kral sa'nn itaatine boyun edirene dek
-bazlarnn bize ok uzak olmadn anlatt, fakat tm seyahatle
rimde ve aydnlanlanmda hakknda hibir ey, hayr, tek bir szck bile
iitmediim bir zaman bu-, bizim gnlerimizde ya da belki de dnyann

herhangi bir blgesinde Hristiyan dini adna byle bir rpnp didinmeye
rastlanmayacak."32 Dahas, Defoe'nun tm kahramanlar, iki tarafl kayt
muhasebesinint deerleri tarafndan harekete geirilir ve insan duygular
nn yalnzca kar getirirliin at aralklara girmesine izin verilir. Moll
Flanders'n* dedii gibi, "insan cebinde parayla nerde olsa yuvasndadr."
Kendisi olmakszn Crusoe'nun klelikten kurtulamayaca ve Crusoe'-

32 Serious Reflections of Robinson Crusoe (Robinson Crusoe'nun Ciddf


Dnceleri), s .325. phesiz, Defoe ile ilgili bu gr Profesr lan
Watts'n The Rise of the Novel (Roman 'n Douu) adl eserindeki
analizine borluyum; moralite rencisi iin tad :em pek de

abartlm saylamayacak bir kitaptr bu .


t ki tarafl kayt muhasebesi (double entry bookkeeping): Her ilemin
.
karlkl olarak hesabn birinde alacak , tekinde bor yazlacak
biimdeki muhasebe yntemi . Bu yntemde kaytlarn iki tarafl
yaplmas esastr. Ticarethaneden bir deer knca buna karlk dier bir
deer girer. En basit rnei mal satlnca para girer eklinde verilebilir.
Kar ve zarar hesaplamann en bilinen ve en yerleik biimi olduundan,
Maclntyre, burada, sz konusu kahramanlarn karakterlerinde hakim olan
deeilerin kar-zarar hesabyla snrl olduunu kastetmektedir. Muhasebe
tekniine ilikin bu yntem hakknda bilgi sahibi olmam salayan
dostum Cokun Dehircioh'na teekkr ederim.
Moll Flanders (Yosma). Defoe'nun l 722'de yaynlanan ayn adl romannn
ba karakteri - n.
Yeni deerler 171

nun "mr boyunca hep sevmeye" karar verdii kk Moresko* , altm


tane sekizlik karlnda (buna ilaveten , alcnn , kleyi elbet din
deitirip Hristiyan olmas kouluyla on yl sonra serbest brakacana
c

dair vaadiyle) bizzat Crusoe tarafndan kle olarak satlr. Robinson Cru-
soe 'nun Yeni Servenleri'nde (T/e Fartler Adventures ofRobinson Cru
soe) smrgecilerin kanlar btnyle ekonomik terimlerle deerlendiri
lir.** Defoe'nun karakterleri hakknda ou kez u dorudur: "zevk ser
mayeye tabi klnr; ve zevk sahibi birey de sermayedar bireye." Bunu
kapitalist insan doas hakknda yazan Marx , Defoe'nun vard u so
nucu takdir edecekti: faydallk "byk zevktir ve hakl olarak tilin insan
lar tarafndan hayatn en hakiki ve en soylu amac olduuna hkmedilir;
ki iyilik etmek iin her tarafta dolaan Kurtarc'mzn karakterine insan
lar en fazla bu amata yitklarlar."
Fakat ekonomik deerlerin ne kmas ve dinsel d erlerin onlarn
iine zmsenmesi yknn yalnzca bir yndr. Daha nceki dnemde
"birey" kavramnn giderek artan nemini zaten belirtmitim. Birey
imdi adamakll sahnededir. Robinson Crusoe, hem Rousseau'nun hem
de Adam Smith'in ierisinde yer ald bir kuan kutsal kitab hfiline
gelir. Bireysel deneyim ve onun deeri zerine vurgusuyla roman hakim
edebi form olarak ortaya kmak zeredir. Toplumsal hayat, znde , bi
reysel iradelerin mcadeleleri ve atmalar iin bir arena haline gelir.
Tm bu bireylerin ilk atas , Milton'n "Satan"dr ("eytan"), ki Blake'i
eytann hizbine katlmaya kandrm ve ilk Whig olarak grlmtr.
nk eytan'n mottosu, Non Serviam''** sadece Tanr'ya kar kiisel
bir isyan deil , fakat mukadder ve deitirilemez bir hiyerari kavramna
kar bir isyan belirtir. eytan'n karmakl ve nemi , onun bu hiye
rariyi hem reddetmek durumunda olmas hem de reddedememesi olgu
sunda yatar: hizmetin/kulluun tek alternativi monar\dir; fakat monari
isyann reddettii hiyerariyi ierir. Ayn ekilde, eytan'm manevi ev
lad Tom Jones da ayn ikileme yakalanr. Tom Jones , bir kiisel zellik
ve salt talih karm onun yolunun almasin salad iin sonunda

the Moor (Moresko): Magripli -n.


bkz. Daniel Defoe, Robinson Crusoe , ev . Akit Gktrk , Yap Kredi
Yaynlar , stanbul, Haziran 1997 , s.345 vd. -n.
Non Serviam: Kulluk etmeyeceim -n .
172 Ethik'in Ksa Tarihi

Sophia'snn gnln fetheder. Fakat en sonunda, eer gerekten


Sophia'sna sahip ol acaksa , Jones'un gerekte soy sop sahibi olduu ,
stelik hukuken gerekten kasaba erafna menslbolduu kantlan
maldr. Geleneksel toplumsal hiyerarinin deerlerine yalnzca yarm
azla meydan okunur.
Bylelikle , zgrln ve mlkiyetin ayn madalyonun iki yz ol
duu yenilik formlarnn geleneksel bir dzene meydan okuduu bir top
lumsal hayat formu buluyoruz. Kendi yolunu amak, en azndan ilk elde
ekonomik olarak kendi yolunu amaktr. Fakat baarnn rozeti , eylerin
yerleik dzeninde tepede olanlarca kabfil grme olarak kalr. Yine de,
tam da toplumdaki bu hareketlilik ve tam da iki dzenin bu karlamas ,
radikal bir trden sorgulamay besler. Belki Digger'larn ve Levller'lann
ne srd topik zgrlk iddia.Ian, puriten ve daha az puriten tccarn
zgrlne doru ke gemi olabilir. Fakat bu iddifilar onsekizinci
yzyla musallat olan bir hayalet olarak kalrlar. Hume , mlkiyeti onu
en iyi kullanabilecek olanlara veya insanlar olmak bakmndan insanlara
bltren bir yasa nerisi karsnda dehete kaplr. "Fakat insanlk
byle bir yasay yrrle koysayd , hem doal belirsizliinden hem de
her bir bireyin kendini beenmiliinden dolay liyakat konusundaki ke
sinsizlik o kadar byk olur ki, ondan hibir belirlenimli davran kurai
kmazd; ve toplumun topyekun zlp dalmas zonnlu olarak bu
nun dolaymsz bir sonucu olurdu . Banazlar, hiikimiyetin tatufta temel
lendiine ve yeryznn viirisinin yalmzca azizler olduuna inanabilirler;
fakat sivil yneticiler, bu yce teorisyenieri ok hakl olarak adi hrsz
larla ayn dzeye koyarlar ve spekulasyonda toplum iin en avantajl g
rnebilen bir kuraln her eye ramen pratikte btnyle zararl ve ykc

grlebileceini onlara en kat disiplin yoluyla retirler. ngiltere'de e t
bir mlkiyet datm talep eden bu trden dinsel bnazlar var olduu
gibi , bu dinsel trden doan ve onlarn haksz isteklerine daha ak bir
ekilde yant veren bir politik banaz tr de vard . . "33
..

O halde kimdi bu Leveller'lar ve Digger'lar? ve niin moralite tarihin


deki bir dnm, noktasn belirtirler ve niin felsefi ethik iin bir takm
sonular ortaya koyarlar? Onsekizinci yzyln balarnda geici olarak

. .

33 Enqiry Concerning the Principles of Morals (Ahlakn lkeleri Hakknda


bir Aratrma), Sec . III, Part II.
Yeni deerler 173

kaybedilen y a da dntrlen zgrlk retisi nedir? Her insann sadece


insan olduu iin belli zgrlklere doal bir hakk olduu retisidir
bu. Digger'lar ve Leveller'lar, eknomik dzeyde bu retiye farkl yo
rnmlar getirirler; Digger'lar bir iyiler topluluuna ve zellikle de ortak
toprak mlkiyetine inanyorlard , Leveller'lar ise zel mlkiyete. Farkl
zamanlarda bizzat Leveller'larn kendileri bu inanca politik bir dzeyde
farkl ve tutarsz ifadeler verdiler; onlar kimi zaman evrensel olarak in
sanlk iin oy kullanma hakk talep ettiler, ama kimi zaman da
(onyedinci yzylda ngiltere'nin erkek nfusunun muhtemelen yarsndan
fazlasn oluturan) kleleri ve dilencileri darda brakmaya hazrdlar.
Fakat bu zgl taleplerin gerisinde , daima, Putney tartmalarnda Albay
Thomas Rainborough tarafndan ifade edilen reti vard: "nk gerek
ten ngiltere'deki en yoksul kimsenin en byk kimse gibi yaayacak bir
hayat olduunu dnyorum ve bundan dolay hakikaten, efendim, sa
nnn aktr ki, bir hkmet altnda yaamak durumunda olan her insan
ilkin kendi rzasyla kendisini o hkmetin altna koymaldr."34 Rain
borough , bunu, Cromwell ordusundaki Leveller neferlerinin temsilcileri
ile Cromwell, Ireton ve 1647 Ekiminde Putney Bozkrndaki dier nder
subaylar arasndaki bir tartmada syledi . Tartma, Kral'n yenilgisin
den sonra ileri ordunun yoluna koymaya girimesi gerektii eklirideki
politik duru zerineydi . Ireton ve Cromwell snrl bir mlkiyet imti
yaz istiyorlard; Rainborough'un ve tekilerin buna verdikleri cevab , bu
takdirde parlamento ordusunda savaan yoksul insanlarn ektikleri aclar
karlnda hibir ey elde edemeyecek olduklaryd. Bu insanlar, tiranl
n yerine zgrl geirecekleri yerde, tiranln yerine tiranl ge
irmi olacaklard. Fakat onlar bunu nceden bilselerdi, asla savamaz
lard . Rainborough'un 1 647'de Putney'de savunduu dava, bir yl nce
Richard Overton tarafndan An Arrow Against Ali Tyrants (Tm Tiran
lara Atlan bir Ok) adl brorde teorik terimler ierisinde ifade edilmiti .
"Doadaki her Bireye herhangi biri tarafndan tciivz ve gasp edilmemesi
gereken bireysel bir mlkiyet doa tarafndan verilir; nk her kimse

34 Putney Debates, Puritanism and Liberty: Being the Army Debates (1647-8)
from the Clark Manuscripts (Putney Tartmalar, Puritanism ve zgrlk:
Clark Elyazmalarndan Ordu Tartmalar (1647-8) ), selected and edited by
A. S . P. Woodhouse.
174 Ethik'in Ksa Tarihi

bizzat kendisi olduu iin bir zat zglne (a selfe propriety) sfiliptir,
aksi takdirde bizzat kendisi olamazd ve bu bakmdan herhangi bir ikinci
ahsn, doann gerek ilkelerini ihlal ve tahkir etmeksizin, insan ile in
san arasndaki eitlik ve ada.Jet Kurallarndan ve bu Kurallarn herhangi
birinden yoksun olduunu farzetmesi mmkn deildir; bu olmadka,
benim ve .senin diye bir ey olamaz; Hibir insan benim haklarm ve z

grlklerim zerinde gce sfilip deildir ve ben de hibi insan zerinde
gce sahip deilimdir; Ben yalnzca bir Birey olabilirim, kendi zatma ve
kendi zat zglme sahip olabilirim ve kendi zatmn hanesine kendi
zatmdan fazlasn yazamam ya da daha tesini farzedebilirim; eer farze
dersem, kendisi iin hibir Hakka sahip olmadm baka insanlarn
Hakk zerinde bir mtecaviz & bir mstevli olurum."35
Devrimci formu ierisinde doal haklar retisi modern dnyaya
byle geldi. Overton'n doas Hobbes'unkinden ok farkldr: doa ilke
leri , beni bakalarnn blgesini istila etmekten alkoyuklan lde ,
bana benim blgemi istila eden bakalarna kar direnme hakk verirler.
Benim blgem, benim "zat"m, benim "zat zgl"m nedir? Sonuncu
szck, zglk (propriety), mlkiyet (property) szcnn dolaymsz
atasdr, fakat onunla ayn szck deildir. Overton, sonradan Locke'un
da anlayacak olduu gibi, eyler zerinde asgati bir denetime sahiboldu
um lde ancak bir kii olarak eylemde bulunabileceimi anlamt .
Bam, ek:icim veya.kalemim, benim iin tam da elim kadar zorunlu
olmayabilirler, fakat mukayese edilebilir trden bir biimdi! zorunludur
lar. Fakat imdi bu "zat" haklarla donatan ey nedir? Doal haklar kav
ramna yaplan saldr normalde aadaki formda ortaya kar.
Bir hak, ancak, belli bir insanlar snfna hak talebetme ya da kul
lanpa sfat kazandran bir kural sayesinde talebedilebilir ya da kullanla
bilir. Bu tr kurallar, egemen bir yasama meclisi tarafndan karlm
bir pozitiv yasa sistemi ierisinde cisimletikleri zaman kavrarulr olur
lar. Fakat sradan pozitiv yasann dnda, bir hak nosyonu; atcak evren
iin bir yasa sistemi koymu olan ilfili bir yasakoyuu varsayarsak an
laml grnr. Buna karlk, doal haklarn varolduu iddias , i.li ya
saya bir bavuruya dayaz ve pozitiv yasaya herhangi bir bavuruya da

3S An Arrow Against Alt Tyrants (Tm Tiranlara Atlan bir Ok) , ,s .3.
Yeni deerler 175

dayanmaz, ex hypothesi* dayanapaz. nk topluluk ierisindeki bir bi


reye ya da bir snfa sahip olduklar haklan tikel yasal sistem vermez. Bu
yzden, yle aklyrtlr ki, iddia edilen "doal haklar", bir hakkn
mevcd olmas ve tannmas iin zorunlu olan asgari koulu karlamaz.
Dolaysyla, bu trden eletirmenler, ya doal haklar retisinin aslen
bulank olduu ya da bu retinin sadece , tm insanlarn pozitiv yasa ve
bu yasann yaptrmlar tarafndan tanna ve korunan belli haklara sfilip
olmalar gerektii (ought) eklindeki moral bir ilkeyi ifade etmenin bir
yolu olduu sonucuna varrlar. kinci altemativ kesinkes hataldr; nk
insanlar doal haklar retisine bavurduklarnda, asla sadece belli hak
lara sahip olmalar gerektiini (ought) sylememekte , daima bunu sa
vunmak iin bir sebep vermeye girimektedirler. Bu yzden, bu eletiri
izgisi doru ise, yle grnyor ki, doal haklar iddiasnn anlamsz ol
duu sonucunu karmamz gerekir. Fakat acaba anlamsz mdr?
Eer bir bakas benden bir ey talebeder de talebini haklkarmak
iin pozitiv yasay yardma armaz ya da aramaz ise, o zaman ona
hangi sfatla bu talepte buiunduunu sorabilirim. O da kendi talebi iin
yeterli bir haklkanm verebilirdi; isbiitlayabilseydi , ilkin, benim "Sen
bunu yaparsan, ben de unu yapacam" formunda bir szlemeye ya da
vaade nza gstermekle onun hakkn ak veya rtk bir ekilde tand
m trnden bir haklkanm ve isbatlayabilseydi , .ikinci olarak, sz
lemenin aka belirttii her ne varsa kendi payna hepsini yapt t
rilnden bir haklkarm verebilirdi . Yam, benden hak sfilibi olarak bir ta
lebi olduunu isbatlamak isteyen herhangi bir kimsenin bunu isbiitlaya
bilmesi , benim belli bir szleme ykmlln kabl ettiimi ve
kendisinin de sz konusu szlemenin koyduu her eyi yerine getirdi.:'
ini gsterebilmesi kouluyla mmkndr. Bu genel argumandan hare
ketle, imdi bir kez daha doal haklar retisine dnebiliriz.
Doal haklar iddiasnn z udur: hi kimse , bir szlemeden, benim
o szlemeye rzamdan ve kendisinin o szlemeye bal ykmllkle
rini yerine getiriinden sz etmedike bana kar bir hakka sfilip deildir.
Benim bir hususta bir hakka sahip olduumu sylemek basite unu
sylemektir: hi kimse, bana kar zg1 bir hakk bu ekilde isbatlaya
madka, bana meru mdahalede bulunamaz. Bu yzden doal hak re-

ex hypothesi: hipotez gerei -n.


1 76 Ethik'in Ksa Tarihi

tisinin ilevi , bana kar bir hakk isbatlamak isteyen herhangi bir kim
senin uymak zorunda olduu koullan koymaktr. Ve buradaki "herhangi
bir kimse"ye devlet. de dahildir. Bundan u kar ki, bana kar hak iddi
asnda bulunan herhangi bir devlet, yani benim -ve mlkiyetim - ze
rindeki meru otorite, formunu zaten anahatlanyla tasrih etmi olduu-
'
muz bir szlemenin varoluunu , benim ona rzam ve devletin szle-
meye bal roln yerine getiriini isbatlamak zorundadr. Bu grnte
aleHlde sonu , onyedinci yzyl - ve daha sonraki - politika teorisine
byk bir k saar. O, devlet gcnn merfilyetini savunmak isteyen
herhangi bir kimse iin toplumsal antlamann neden zorunlu olduunu;
Hobbes'un antlamann roln neden yanl konumladn aklar. Ant
lama, kendi sfatyla toplumsal hayatn temelini oluturmaz ve olutu
ramaz ya da kendi sfatyla toplumsal hayat aklamaz ve aklayamaz,
nk antlamalar, zaten gstermi olduum gibi , toplumsal hayatn ve
aslnda hayli yksek dzeyden bir uygarln varoluunu ngerektirir.
Fakat herhangi bir merfiiyet iddiasnn temelinde bir toplumsal antlama
retisi yatmak zorundadr. Onyedinci yzylda bu iddia devlet gc iin
hayati hale gelir. O:ta alarda nihai otoritenin , egemen prensin merfi
iyeti, stleri ve astlar balayan tm dier ykmllk ve dev balarna
balyd . Bu balar onyedinci yzyl civarnda lmcl bir ekilde gev
eyiverir. nsan ile insan yle bir arenada birbirinin karna kar ki,
burada serbest-pazar ekonomisinin nakit irtibat ile merkezilethici devle
tin gc elele verip birarada, zerinde geleneksel meruiyet iddialarnn
temellendii toplumsal balan tahrib etmek iin yardmlrlar. Fakat
yeni dzen ve zellikle de egemen g nasl merulatrlacaktr? lfili
hak ve kutsal kitaba dayal otorite iddialan keyfilie gmlrler. Bu yz
den devlet, toplumsal antfamaya, rtk ya da ak bir bavu;uya mra
caat etmek zorundadr. Fakat tek bir anda iki noktada. Devletin,,idc.ialan ,
bireyin politika-ncesi (doal'n anlam da budur) bir hakkn hem ierir
hem de bu hakka izin verir ve bir antlamann var olduuna, bireyin ona
rza gsterdiine ve devletin !<endi payna deni yerine getirdiine ikna
edilecei ekilde birey zerinde otoite iddiasnda bulunulur. Fakat, ha
liyle , normalde bu tr hibir antlama yoktur, nk bu tr hibir rza
yoktur. Bireyler, rza gstermeyi ya da gstermemeyi ifade etme frsatna
sahip deildirler. Bylece, doal haklar retisi bu form irisinde temel
Yeni deerler 177

bir zgrlk retisi olur. nk bu reti, hemen her devletin bizim


zerimizde meru otorite kullanma ynndeki hemen her iddiasnn te
mellendirilmemi olduunu ve temellendiriimemi olmak zorunda oldu
unu gsterir. Bundan hem ahlak hem de politika iin radikal sonularn
kt apaktr. Bu yzden, Rainborough, Digger Winstanley ve Over
ton ve teki Leveller'lar gibi az ok unutulmu d.nrler tarafndan mo
ral ve politik felsefede ileriye doru byk bir adm atld bir vakadr.
Onlarn unutulmu olmalar, retilerinin sonraki kuaklarda dntrl
d eitli biimlerden ileri gelir. Moral adan, zaten belirtmi oldu
um gibi, bireyin haklan pazar ekonomisindeki zgrlk hakkyla gide
rek daha fazla bantlanr. Politik adan, John Locke'un retisi onla
rnkinin yerini alr. Fakat Locke'un retisi politika iin olduu kadar
ahlak iin de nemli olduundan, imdi ona dnmek zorundayz.
Blm

12

Onsekizinci yzyl Britanya arguman

JOHN LOCKE'un Two Treatises of Government (Ynetim zerine ki


nceleme) adl eseri, Oranje'l William' tahta oturtan 1688 Whig isya
nn ve devrimini alenen haklkanna motiviyle 1 690'da ngiltere'de ya
ynland. Locke , William taraftarlarnn Kral James'e kar isyannn
meru olduunu, fakat Jacob taraftarlarnn 1 689'da ve sonrasnda Kral
William'a kar isyannn gaynmeru olacan gstererek yeni rejimi
savunmak ister. Bu yzden Locke Hobbesu sorular bir kez daha sorar:
Bir egemenin meru otoritesi ne ile kaimdir? ve syan, olur da kar a, ne
zaman haklkarlm olur?
Hobbes gibi, Locke da bir doa durumu betiminden hareket eder. Fa-.
kat Lockeu doa durumu asl itibanyla toplum-ncesi de moral-ncesi
de deildir. Bu doa durumundaki insanlar aileler ierisinde, kurulu bir
toplumsal dzen ierisinde yaarlar. Onlar mlkiyet sahibidirler ve ml
kiyetten yararlanrlar. Birbirleri zerinde hak iddia ederler ve bu hak iddi
alarn tanr ve kabal ederler. Her aklsal yaratk doa yasasnn farknda
dr; fakat kar eilimi ve umursamazlk, insanlarn doa yasasn baka
lar iin kendilerinden daha kat bir ekilde uygulamalarna neden olur,
dier taraftansa ilenen sular yerinde bir otorite yokluundan dolay ce
zfilandnlmakszn pekala alp ban yryebilir. nsanlar arasndaki tar
tmalarda onlar karara balayacak hibir tarafsz hakem yoktur ve dola
ysyla her tartma taraflar arasndaki bir sava durumuna meyyfil olacak-
180 Ethik'in Ksa Tarihi

tr. Tm bu irdelemeler, otoritenin gvenilebilecek bir sivil gce teslim


edilmesini arzulanr klar. Bylece szleme yaplr. Szlemenin amac,
doal haklarmz himaye etmey tam.uygun bir otorite yaratmaktr ve
Locke'a gre en nemli hak mlkiyet hakkdr. Locke, Overton'nkine
yle ok da benzemez olmayan bir pozisyondan hareket eder. Bir insann
ahs ve mlkiyeti yle sk skya birbirine baldr ki , insann doal
zgrlk hakk birinden dierine doru genilemek zorundadr. Ben hangi
mlkiyet iin hak sahibi olurum? Emeimin yaratm olduu mlkiyet
iin. Bir insan, emei kullanmasna imkan verdii kadar ok mlkiyet
edinebilir. Bu noktada hatrlamak zorundayz ki, sz edilmekte olan ey
bir insann sivil toplumun yasalarndan nceki bir doa durumundaki
haklardr. Locke , topran usuz bucaksz ve mlkiyet aktarm.nn he
nz kurumlamam olduu bir ey durumu tasavvur eder. Byle bir ey
durumu mevcd olabilir mi? "Balangta tm dnya Amerika idi ve
Amerika'nn bugn olduundan daha fazla Amerika idi; nk para gibi
bir ey hibir yerde bilinmezdi."36
Szlemenin sonucu nedir? nsanlar, doal haklarm koruyacak yasa
lar karacak ve uygulayacak otoriteyi bir yasama ve yrtme gcne
teslim ederler. Onlar, byle yapmakla, hem o otoriteyi devrederler hem
de o otoriteye snrlar koyarlar; nk sivil otorite doal haklar koruma
d lde, meru bir otorite qlmtan kesilir. Onun bu tr haklaf; ko
ruyacann garantisi, biricik geerli yasalarn bir ounluk oyuyla kab11
edilen yasalar olmalar nartnda yatar. Dncesinin bu cephesinde
Locke liberal demokrasinin atasdr. Fakat tam da dncesinin bu'cephe
siyle birlikte bir glk ortaya kar. Yasalar, mlkiyetin korunmas
maksadn tarlar. Mlkiyet sahipleri kimlerdir? Locke , bir iysamn
(yasal ifadesi habeas corpus* gibi tedbirler ieren) kendi ahs iin zgr-
lk hakkndan feragat edecek kadar kendisinden yabanclaamayacana
inansa da, mlkiyetten yabanclap feragat edilebilmesine cevaz verir.
Bir insann en birinci hakk ancak kendi emeiyle yaratt kadar mlki
yet hakkdr; fakat buradan kard servetle insan bakalarnn mlkiye
"
tini edinebilir ve kleler edinebilir. Eer bir insan bunlar edinirse, bu se-

36 Second Treatise of Civil Governmen (Devlet Ynetimi ze;ine kinci


nceleme), Sec .5 .
* habeas corpus: mahkeme huzOruna kartma, ihzar emri -n.
Onsekizinci yzyl Britanya arguman 1 8 1

fer onlarn emei o insdn iin mlkiyet yaratir. Dolaysyla, byk bir
mlkiyet eitsizlii , Locke'un doal mlkiyet hakk retisiyle tutarl
olur. Locke, yalnzca bunun deil , fakat ngiltere'nin nfusunun yardan
fazlasnn fiilen mlkiyetsiz olduunun da farknda grnr. O hfilde, na
sl oluyor da Locke ounluun ynetme hakk grn doal mlkiyet
hakk gryle uzlatrabiliyor? O, Leveller'lara kar ileri srlm
olan gle gmlm olmuyor mu? Ki eer Leveller'larn savunduu
trden imtiyaz getirilmi olsayd , oy verenlerin ounluu aslnda Par
lamento ve Cromwell devrinde mevcild olan ekliyle sivil ve dinsel z
grl bile lavetmeyi semi ve yeniden monariyi getirmek iin oy
vermi olurlard . Bu yzden, Locke'a kar ileri srlemez mi ki, yne
timi. ounlua vermek, kan aznln edinilmi mlkiyet hakknn
lavedilmesinde yatan ounlua ynetimi vermek olacaktr? Bu prob
lem Locke'ta ak bir ekilde hibir yerde ortaya konmamtr ve bunun
sebebi, Locke'un bu soruya verilecek yantn Hayr olduuna kesin g
zyle bakmas olabilir; ve Locke buna kesin gzyle bakabilir, nk o,
mlkiyet sahiplerinin ve zeIJikle de byk-lekli mlkiyet sahipleri
nin denetimindeki bir oligarik ynetimi ounluun kabili ettiine ve
edeceine kanaat getirebilecek durumdadr. Locke neden buna kanaat geti
rebilecek durumdadr? Belki de rtk nza retisinden dolay.
Locke yle yazar: "herhangi bir Ynetimin Hfilimiyet Blgelerinin
(Dominions) herhangi bir parasnn Zilyedli:lni- ya da Tasarrufunu
elinde bulunduran her insan, bu silretle , o Ynetime tabi herhangi biri
olarak, byle bir Tasarruf sresince, o Ynetimin Yasalarna rtk olarak
Rz. gsterir ve o lde bu Yasalara itaatle ykmldr; onun bu Zil
yedlii ebedi'yyen ona ve Varislerine fild Toprak olabilir ya da yalnzca
bir Haftalna bir Kiralk Oda olabilir; veyahOd da sadece Anayolda ser
beste seyahat etme olabilir; ve Fiilen, bu Zilyedlik, o Ynetimin Top
raklan (Territories) ierisindeki herhangi bir kimsenin tam da kendi z
varlna kadar uzanr."37 Bylelikle, bundan u kar ki, yolda yryen
gezgin ingene ynetimin otoritesine nza gstermi olur ki, dolaysyla
ynetim onu meru bir ekilde kendi silahl kuvvetlerine asker olarak
alabilir. Locke'un retisi nemlidir, nk demokratik olduunu iddia
eden, fakat her devlet gibi yurttalarna cebretmek isteyen her modem

37 a .g.e., Sec. 1 19 .
1 82 Ethik'in Ksa Tarihi

devletin retisidir. Yurttalara danlmasa ve yurttalar verili bir ko


nuda grlerini ifade etmenin hibir aracna sfilip olmasalar bile, onla
rn ynetimin eylemlerine rtk olarak rza gsterdikleri farzedilir. Da
has , modern demokratik devletlerin neden alternativsiz olduldarn ve ne
den bu trden bir retiye mracaat etmek durumunda kaldklarn grebi
liriz. nk modern demokratik devletler, tpk Locke'un Whig oligar
isi gibi , populer rzann dnda, zerinde merfiiyetlerini temellendire
cekleri hibir eye sahip deillerdir; ve tpk Locke'unWhig oligarisinde
olduu gibi , bu devletlerin uyruklarnn ounluu, en edilgin biimde
olmak dnda politik srece katlinak iin hibir sahici frsata sahip de-
, illerdir. Bundan u sonu kar ki, ya bu devletlerin ynemince iddia
edilen otorite sahici deildir ve dolaysyla onlarn uyruklar onlara itaat
etmekle ykml deillerdir ya da bu devletler uyruklar cephesinden bir
tr rtk rza yoluyla merUiyet kazanrlar. Fakat bu ikinci alternativin
geerli olmas iin, rtk rza retisi, haliyle, anlaml olmaldr. Ne ya
zk ki - devlet adna ne yazk ki - anlaml deildir. nk rza szc

nn anlaml bir uygulanma sahip olmas iin gere li asgari koullar,
en azndan, rza gsterdii iddia edilen insann bir ekilde rzasn bildir
mi olmasn ve rza gpstermi olduu eyden ne anladn evvelce be
rfr
lirtmi olmasn ie . Fakat rtk rza retisi, bu koullarl} ne. birini

ne de dierini kar!ll.'lf.
i L'"abal haklarn akl yoluyla kavradmz bir moral
Locke'un ret
yasadan ktn ne sren argumaiun Locke'a zg versiyonuyla, ayn
zamanda ayakta durur ya da ker.
nsann Anlamayetisi zerine Dene
me'de (Essay conceming Human Understanding) Locke unu ileri srer:
moral idelerimiz duyu deneyiminden ksalar da, bu ideler' arasndaki
bantlar o eittendir ki , "moralite tpk matematik gibi kantlana
bilirdir." Ahlakn nermeleri , sadece ierdikleri terimlerin ve bu terimler
.
tarafndan ifade edilen idelerin tedkiki yoluyla kesin hakikatler olarak
kavranlabilirler. Temel moral terimler nelerdir? yi, hazza neden olan ve
acy azaltan eydir; kt, acya neden olan ve hazz azaltan eydir. Moral
iyi , yaptrmlar hazzn dlleri ve acnn cezalari 'olan bir yasaya
eylemlerimizin uygunluudur. tr yasa vardr -ilahi, sivil ve
nceleme'de (Treatise) ierilenlerden rtk olarak tamamen farkli bir rza
kriteriyle kurulan uzlamlar (nk imdi "kan ya da hret yasas"na
Onsekizinci yzyl Britanya arguman 183

gsterilen rza yasann emrettii y a d a men'ettii eyin etkin onaylan


yla bildirilir) .
Moral kavramlarn aklsal tedkiki zerinde temellendirilmi olduklar'
ekliyle moral yarglara ilikin bu grte , Locke'urt hem ngiliz ncel
leri hem de ngiliz ardllar bulunmaktadr. Locke'ta ayrdedici olan ey,
moral kavramlara ilikin bu yan-Platoncu gr terkedilmeksizin iyinin
ve ktnn haz ve ac erevesinde tanmlanma tarzdr. Platon'a yaplan
gnderim nemlidir; moral yarglarn matematik yarglara benzer olduu
gr , Locke'un dolaymsz ncellerinde , Benjamin Whichcote'u ve
Henry More'u iine alan bir grup Anglikan metafiziki ve moralistten
oluan Canbridge Platonistlerinde bulunmaktadr. More , Enchiridion
Ethicum'unda (1668 / Ethik El Kitab), sayd yinni temel moral il
kenin kendinden-apak moral hakikatler olduklarn ileri snnt. Bu
ilkelere bakarsak, belki de, moral hakikatler ile matematik hakikatlar ara
sndaki benzerliin , moral hakikatler olduklar iddia edilen eylerin salt
totolojiler olduklarnn, moral terimleri kullanan yarglardan ziyade olsa
olsa temel moral terimlerin tanmlar olduklarnn aa kmasna bal
bulunduu sonucuna varmaya ayartlnz. rnein, More'un hakikatleri
nin birincisi udur: "yi, bir alglama hayat ya da bu hayatn bir dzeyi
iin hoa giden , beenilen ve uygun olan ve alglayann muhafaza edi
ine bititirilmi bulunan eydir," ki bu hakikat aka bir tanm olma
niyeti tar. Fakat Cambridge Platonistlerinden bi'yana moral ayrmlarn
matematik ayrmlarn karsandklar tarza benzer bit tarzda akldan kar
sandklarn savunan ngiliz filozoflar, sadece tanmlarn rol ile tzsel
moral yarglarn rol arasnda dlen bir karklk erevesinde tam.uy
gun bir ekilde karakterize edilemezler. Onlar, ou kez kesinlikle bu ka
rklktan suluydular; fakat otantik atas aslnda Platon olan ok daha
makili bir iddiay onunla birletirdiler. Bir moral kavramn doru uygu
lannn kriterlerini kavramann o kavram kavramann bir koulu ol
duu ve bu kriterlerin belirsiz-anlaml olmayp herhangi bir moral yarg
nn hakikatini belirlemeye yeterli olduklar retisidir bu. Bu reti hak
k;nda iki ey sylenmelidir. lki, bu retinin moral yarglan matematik
yarglara benzer kld kadar empirik yarglara da benzer klddr; eer
krmz szcyle ifade edilen kavramlar kavramsam, o zaman bir
nesneye doru bir ekilde krmz demenin kriterlerini de kavrammdr.
184 Ethik'in Ksa Tarihi

Cambridge Platonistlerinin bu noktay farketrni olmalar mmknd;


nk onlar ayn lde empirik bilgideki a-priori geyi de vurgulama
kaygsndaydlar. Belirtilmeye deer ikinci husus, eer bu gr do
ruysa, o zaman moral bir sorun zerine farkl yarglar eren iki insan
hakknda daima u durum sz konusu olmak zorundadr: onlardan en az
birinin basite ilgili kavram kavramam ve bu yzden de ilgili moral
ifadeyi doru bir ekilde kullanmam olmas zorunludur. Fakat bu ke
sinlikle bir hata olarak grnr. Moral kavramlara ilikin herhangi bir
tamuygun aklama, moral anla.qazlk hakknda bundan ok daha makfil
bir aklamay iermek zorundadr.
Bununla birlikte, ethik rasyonalistlerin adalar tarafndan saldrya
urad zemin bu deildi . Shaftesbury Kontu ve Locke1un rencisi
Anthony Ashley, moral ayrmlarn akl yoluyla deil , fakat bir moral
duyu yoluyla yapldn ileri srd. "Eylemler grrir grnmez, in
sani duygulanmlar ve tutkular seilir seilmez (ve onlarn byk bir b
lm hissedilir hissedilmez seilirler) , bir i gz, arpk, ayp, sevimsiz
veya rezil olandan ayn olarak drst ve yakk-alr, capayakn ve hayran
lk uyandinc olan hemen o anda farkeder ve grr. Dolaysyla, bu ay
rmlar kendilerinin temelini doada bulduklarna gre , bizzat bu seme
nin doal olduu ve tek bana doadan geldii nasl olur da kendimize
mmkn grnmez?"38 Bu yzden, bir moral yarg, duygnu bir eyle
min bir zglne gsterdii bir tt;pkinin ifadesidir, tpk Shaftesbury'
nin grne gre bir estetik yargnn ekillerin ve figrlerin zglkle
rine tam da byle bir tepkinin ifadesi olmas gibi . Fakat mnasebetsiz
bir tepkiden ziyade mnasib den bir tepkiyi uyandran eylemlerin zg
lkleri nelerdir? Erdemli adam, kendi eilimlerini ve duygulanmlarn,
bunlar ayn zamanda hemcinsi olan yaratklarn eilimleri ve duygula
nmlaryla da ahenkli hale getiren bir tarzda ahenkli klm olan adamdr.
t
Ahenk (Harmony) k byk bir moral zglktr. Beni atmin edecek
olan ey ile bakalarnn iyj.liine olacak olan ey arasnda hibir atma
yoktur. nsan'n doal eilimi hayrseverlie yneliktir. Bu, Shaftesbur
y'e, basit bir olumsal olgu sorunu olarak grnr. Basit bir olumsal
olgu sorunu olaraktr ki, Bemard de Mandeville onu sorgular.

38 Characteristics of Men, Manners, Opinions, Times ( 1 773 edition /


nsanlarn, Tarzlarn, Kanlarn, Zamanlarn Karakteristikleri), il, 415.
Onsekizinci yzyl Britanya arguman 1 85

Mandeville, The Grumbling Hive, or Knaves Turned Honest'te


(Kaynaan Kovan ya da Hflekfirlar Drst/eiyor) ve The Fable of tle
Bees, or Private Vices Public Benefits'te (Arlar Meseli ya da ahsi Rezi
letler Kamusal Kazanlar Salyor) Shaftesbury'nin iki merkezi nerme
sine -insann doal eilimi digerkfun (altruistic, geci) bir tarzda ey
lemektir ve toplumsal kazanc getiren digerkfilnlk (altruism, zgecilik)
ve hayrseverliktir nermelerine- saldrr. Aslnda, diye ileri srer
Mandeville , eylemin zemberei ahsi ve egoistik z-kardr; ve
toplumun kamusal iyi'si, ahsi bireyin kendisininkinden baka herhangi
bir iyi'ye aldrszlnn sonucudur. Zevk ve . lks peinde komann
ekonomik teebbs tevik etmesi ve ekonomik teebbsn tevik
edilmesinin genel refah dzeyini ykseltmesi mutlu bir .tesadftr.
nsanlar gerekte Shaftesbury'nin varsayd tarzda erdemli olsalard,
toplumsal hayat aslii ilerlemezdi . ahsi erdemin bir kamusal iyi olduu
nosyonu, kendilerini daha baarl bir mertebeye ykseltmek iin
karclklann moral beyanlarn arkasna gizlemek isteyenlerin ortaya
attklar ahsi erdem iddifilarndan kar.
Map.deville bylelikle onsekizinci yzylda ngiliz moral felsefesi
iin ikinci byk meseleyi ortaya koyar. Eer moral yarglar duygu ifa
deleri ise, onlar nasl olur da z-kar ifadelerinden daha fazlas olabilir
ler? Eer moral eylem duyguda temelleniyoa, hayrseverliin zemberek
lerini hangi duygular salar? Mandeville'den bu yana filozoflar yalnzca
akla kar moral duyu meselesinde deil, fakat ayn zamanda -kimi za
man ak olmaktan ziyiide rtk bir ekilde olsa da- Mandeville'e yant
vermenin doru tarz konusunda da blnrler. Shaftesbury ile Hume
arasndaki moral duyu teorisyenlerinin en by olan Francis Hutche
son basite bu meseleden svt. Moral duyu , moral duygunun tepkile
rini douran zglkleri alglayan duyudur (ayn zamanda tpk moral
duyunun erdemle ilikili olduu tarzda gzellikle ilikili olan bir estetik
duyu da vardr) . Holanma uyandran ve tasvib edilen bir tepki uyandran
zglkler hayrseverlik zglkleridir. Tasvib ettiimiz ey, kendile
rinde eylemler deil, karakter zelliklerinin grnmleri olarak eylemler
dir ve bizim tasvibimiz basite istenen tepkinin uyanmasnda bulunur
gibidir. Fakat acaba neden z-kardan ziyade hayrseverlii tasvib ederiz?
Hutcheson'n bu soruya verecek hibir yant yoktur. Hutcheson sadece
186 Ethik'in Ksa Tarihi

byle yaptmz ne srer. Ayn ekilde, Hutcheson, hayrseverlii er


demin btn olarak ele aldnda, kendi grn salt ne srmeye da
yandrr. Belirtmeye deer ki, seim yapma aklamasnda Hutcheson
kendisini hibir zaman failin yerine koymaz. Hutcheson, tamamen da
rdan bakan bir gzlemci gibi konuur ve Hutcheson'm grlerini savu
nan herhangi bir kimse de byle tamamen dardan bakan bir gzlemci
gibi konumak durumunda kalrd . Bu aklamann ak ierisinde,
Hutcheson "azami sayda insan iin azami mutluluk salayan ulusun en
iyi ve ayn tarzda mutsuzlua vesile olan ulusun en kt olduu"nu39
ne srdnde nl bir deyi ethik'in tarihi ierisine ilk kez girer ve
bylelikle Hutcheson faydacln babas hfiline gelir.
Ne Shaftesbury'de ne de Hutcheson'da Mandeville'e herhangi bir ta
muygun yant bulmay umudedemeyecek olmamzn sebebi gayet aktr.
Onlarn her ikisi de ethik'i estetik'e assimile ederler; her ikisi de, moral
yarglarn bize undan ziyade bu biimde eyleme sebepleri verebilme tar
zn aklamaktan ok, erdemli eylemlere tepkimizin karakterini betim
lemeye kafa yorarlar. Her ikisi de, failin duru noktasndan ok eylem
eletirmeninin duru noktasndan konuur. Bundan dolay , ikisinden hi
biri, bize ya aklyrtmenin nasl pratik olabileceine ilikin bir ak
lama ya da tamuygun bir motivler teorisi verme basks altnda deildir.
Ne yazk ki , onsekizinci yzyl ngiliz moralistlerinin ' en byk ikisi,
Butler ve Hume bu kusurlar baz bakmlardan giderdilerse de, 9nlar,
adeta, bu problemleri kendi aralarnda bltler ve bu yzden de ne bi
rini ne de brn zebildiler. Butler, moral aklyrtme problemine
saldrr, fakat bu arguman trnn insani failleri nasl etkileyebileceini
hibir zaman sormaz -veyah1'.id da, en kabataslak ve en doyurucu olma
yan tarzda sorar ve yantlar. Hume , tamuygun bir motivler aklamas
getirmeye alr, fakat moral aklyrtmeye has hibir yer, brakmaz.
Onlardan herbirinin eksikliklerini Butler'a ve Hume'a ilaveler yapmak
sl1retiyle de gideremeyiz. nk onlardan herbirinde ihmal edilen ey, te
darik edilen eyi tahrif eder.
Durham Piskoposu Joseph Butler ( 1692-1752), Hutcheson'n merkezi
pozisyonlarndan en az ikisini reddetti . Butler, aslnda, Shaftebury'nin-

39 An Inquiry into the Original of our ldeas of Beauty and Virtue (Gzellik ve
Erdem de/erimizin Kkeni hakknda Bir Aratrma) , II, 3.
Onsekizinci yzyl Britanya arguman 1 87

kine daha yakn bir pozisyondan hareket eder. Biz, bir "itihiilar, tutkular
ve duygulanmlar" eitliliine sfilllbiz. Hayrseverlik sadece dier duygu
lanmlar arasnda bir duygulanmdr ve kendi payna deni hak_ eder, fa
kat kendi payna denden daha fazlasn deil . Hutcheson'n yapt gibi
hayrseverlii erdemin btn olarak grmek, sadece bir hata deil , fakat
ldrc bir hatadr. nk bu, dosdoru, benim imdiki eylemlerimin
kendisiyle yarglanmas gereken kriter olarak genelde insanln gelecek
teki mutluluunun teviki kriterine gtrr. Fakat bu kriterin kullamru ,
her tr suun ilenmesini ve her tr adaletsizliin yaplmasn onaylar,
yeter ki bir tek bu tr sulan!} ve adaletsizliklerin azami sayda insann
nihai mutluluunu tevik etmes1 muhtemel grnsn. Butler'n bu iti
raz gerekte iki blme ayrlr. Butler, imdiki eylemi gelecekteki so
nularla haklkarmamz iin eylemimizin sonularnn neler olacan
dan aslnda yeterince emin olamayacamza inanr; ve eylemlerin moral
karakterinin eylemlerin sonularndan bamsz olduuna ve bamsz
olmak zorunda olduuna inanr. Bir faydac bu iddialardan ilkine pekala
yle cevab verebilirdi : azami mutluluk kriteri, ancak sonular sahiden
ngrlebilir olduklar lde uygulanm bulur; bu faydac ile Butler ara
sndaki tartma, bu durumda, sonularn gvenilir bir ekilde nereye ka
dar ngrlebileceine ilikin olgusal bir tartma hiiline gelir. Dolay
syla tartmann dm noktas Butler'n ikinci iddiasnda yatar. Mm
kn sonularndan bamsz bir ekilde ve mmkn sonularm dikkate
almakszn yaplmas gereken (ought) ve Y asaklanmas gereken (ought)
,
eylem snftan var mdr?
Butler'n bu soruya verdii olumlu yant onun btnsel retisinin
bir parasdr. Mandeville ve Hutcheson kadar birbirinden farkl filozoflar
tarafndan yaplan hata, onlarn hayrseverlii ve kendini-sevmeyi kart
olarak varsaymalardr. Kendini-sevme kendi mutluluumuz iin duyulan
arzudur ve bizim doalarmz yle tekil edilmitir ki, kendi mutluluu
muzun bir ksm bakalarna kar hayrsever olma arzumuzu doyurmak
tan kar. Hayrseverlikle uyumaz olan itihalara gsterilen an bir ib
tilii aslnda bizim mutsuzluumuza yol aard ve bu yzden de kendini
sevmenin bir reddi olurdu. Bununla birlikte , insanlar, "bildik nyarglar
ve ykmlar pahasna ve kendini-sevmenin apak ve real karyla ve en
yksek perdeden arlaryla dorudan eliki ierisinde" kendilerini bu
188 Ethik'in Ksa Tarihi

tr tutkulara ve duygulanmlara teslim ederler. Bu tr nyarg ve ykm


dan nasl kanrz? Aklsal dnm yoluyla. "Soukkanl" ve "akl
banda" kendini-sevmenin bize rehberlik etmesine muhtacz. Fakat akl
banda kendini-sevme nasl aklyrtr?
"Her insanda, onun dsal eylemleri kadar yreinin i ilkeleri ara-.
snda da ayrm yapan yksek bir dnm veya vicdiii-ilkesi vardr."40
Aklbanda kendini-sevme, eylemlerimizin, insan doasn ve onun iyi'
sinin bal bulunduu eyi tanmlayan bir ilkeler hiyerarisiyle uyum
ierisinde ynetilmesinde bulunur. dev ile kar arasnda hibir atma
yoktur, nk yapmamz gereken (ought) eylemleri yrine getirmek ve
yasaklanan eylemlerden saknmak mutluluumuzu temin edecektir. Fakat
hangi eylemlerin emredildiini ve hangilerinin yasaklandn nasl bili
riz? Burada arguman btnyle karanlk hale gelir, nk dngseldir.
Aklsal ve moral bir varlk olarak benim doam tatmin edecek eylemleri
yerine getirmeliyim (ought); aklsal ve moral bir varlk olarak benim
doam , belli ilkelere ballma gnderimle tanmlanir; ve bu ilkeler
itaat talebederler, nk onlarn emrettikleri eylemler aten aklsal ve

moral bir varlk olarak benim doam tatmin edeceklerdir. Diyelim ki bu


eylemleri yerine getirmiyorum, o zaman ne olacak? Butler,,bir olgu me
selesi olarak eer ben ahlaksz (immoral) isem daima mutsuz olacann
m ieri sryor? Eer ben iyi-eitilmi bir moral akla sahip isem kesin
likle mutsuz olurum. Fakat aslnda sahici vicdann otoritesini t may
beceremeyebilir ve bu yzden de huz1rsuzluun penesine dmeyebili
rim. Dahas, Butler bunu kaideden ziyade istisna olarak yarglasa da, bu
imdiki dnyadaki hayat sz konusu olduu lde devi ve kan birbi
riyle tam tamna akmaz grebilirim. Tann'nn inayeti te dnyada
byle bir akmay temin eder, fakat bu byle olsa bile , imdiki hal sz
konusu olduu lde 1 devim ile mutlul,um zorunlu olarak birbiriyle
akr deildir. Bu yzden, aklbanda ve moral bir varlk olar.ak benim
doamn tatmini, herhangi'bir empirik anlamda mutluluumla tam ta
mna akr deildir. O halde dev kriteri kendisini nasl rne ka
rr? Bu noktada Butler argumamnn dngselliini farketmeyi beceremez,
nk argumannyerine retorii geirir. Bu retorik muhteemdir, ama re
torik olarak kalr. "Hakka sahip olduu gibi," demektedir Butler vicdan

4 Fifteen Sermons (Onbe Vaaz) , 2, 8 .


Onsekizinci yzyl Britanya arguman 1 8 9

hakknda, "kuvvete de sfilip olsayd; apak otoriteye sahip olduu gibi,


gce de sfil.ip olsayd, dnyay mutlak olarak o ynetirdi."41
Butler'da deerli olan ey , akll hayvanlar olrak dogamz tatmin
edecek ya da etmeyecek ey hakkndaki ncller tarafndan belirlenmi bir
aklyrtme olarak Grek moral aklyrtme nosyonunu ihya etmesidir.
Kusfirlu olan ey, doamz onun yapt tarzda yorumlamak iin veril
mesi gereken herhangi bir haklkarmn ihmill edilmesidir. Bu kusfirun
izlerini en az iki kaynaa, Butler'n teolojisine ve bireyciliine dek taki
bedebiliriz . Teoloji bahistir, nk gelip geici dnyada dev ile kar
dengesini yeniden kurmak iin onun ncesiz-sonrasz dnyay iin ieri
sine sokmasn salar. Bireycilik, Butler'n tek bir bireyin kendinin-far
kndal erevesinde ifilde edilen insan doas aklamasnda apak g
rnr. nsan doasna ve onu tatmin edecek olan eye ilikin aklamas
belli trden bir toplwnsal ereveyi nvarsayan Aristoteles'le karlat
rn . Veya ierisinde aklsal ilkenin .itihay ynettii bir i durum olarak
adalet aklamas Butler'n verdiiyle ayn tipten bir aklama gibi gr
nen Plaion'u yadedersek, hatrlamalyz ki bu i durumun adilleti verili
bir toplum tipi ierisindeki bir hayat formuyla bantldr . Aslnda, Pla
ton ve Aristoteles ile bu kyaslama, onsekizinci yzyl ngiliz moral fel
sefesinin glklerinin genel bir tehisi ol:a telkininde bulunur.
Geleneksel Avrupa toplumu, Greklerden ve Hristiyanlktan u tarz bir
moral vokabfiler miras ald ki, bu vokabfiler ierisinde bir eylemi iyi
diye yarglamak o eylemi iyi bir insann 'eylemi olarak yarglamakt ve
bir insan iyi diye yarglamak da o insan belli trden b_ir toplumsal ha
yatta belli trden bir rol oynamasn mmkn klan istidadlan (erdemleri)
grne karan biri olarak yarglamakt . Bu tr toplumsal hayatn ey
lemlerin yarglanma normu olarak kabfil, moral sistem ierisinde ne
srlen bir ey deildir. Tam da moral yarglarn var olmasnn ndaya
nadr. Fiili toplumsal hayat, gerekte daima normlardan alabildiine
kopuk idi; fakat normlarn kusfirlu bir yansmas olarak grlemeyecek
kadar da alabildiine deil. Fakat babas ksmen Protestanlk ve kapita
lizm olan bireyciliin meydana getirdii geleneksel toplumsal hayat
formlarnn paralanp dalmas, toplwnsal hayatn gerekliini gele
neksel vokabulerde ierilen normlardan o denli kopartt ki, dev ile mut-

4 1 a.g.e., 2, 14.
190 Ethik'in Ksa Tarihi

luluk arasndaki tm balar giderek zlp atld . Bunun sonucu, moral


terimlerin bir yeniden-tanmlanmasyd . Mutluluk, artk, bir toplumsal
hayat formunu yneten kriterler nda anlalan doyumlar erevesinde
tanmlanmaz; birey psikolojisi erevesinde tanmlanr. Byle bir psiko
loji, henz mevcd olmad iin, icadedilmek durumundadr. Onseki
zinci yzyln her moral filozofunda bulunan itihfrlar, tutkular, eilim
ler, ilkeler aygtnn btn ite buradan kar. Ama yine de tm bu psi
kolojik inaya ramen, mutluluk moral felsefe iin zorlu bir anahtar te
rim olarak kalr; bunun sebebi, yalnzca, apak bir anlamda bizi mutlu
klan eyin hemen her zaman yapmamamz gerekep (ought) ey olmas
olsa da. Bunun sonucunda, moral argumann tiirihiide , moraliteyi mutlu
lua gtren sonular erevesinde tanmlama giriimleri ile moraliteyi
sonularla ya da mutlulukla hi iliii olmayan terimlerle tanmlama gi
riimleri arasndaki bir oraya bif buraya salnta sergilenen bir istikrar
szlk bulunur. Teoloji , toplumsal olarak etkili bi g olarak hayatta
kald srece, bundan baka bir dnyada erdemi mutlulukla balayp bir
'
letirmek iin i bana anlabilir. Fakat teolojinin kendisi , gitgide
,
daha fazla kendi evresinin kurban haline geldi.
Butler gibi bir yazarda ilahi inayete bavuru makLbir lde sofisti
kedir. Abraham Tucker ya da Archdeacon (Badiyakoz) William Paley
gibi aa dzeyden figrlerde , Tanr , ak bir ekilde , bir hu1ft ve takva
nesnesinden felsefi argumanda baka trl doldurul amayacak boluklar
doldurmann bir cihazna dndrlmtr. Fakat tam da onlarn grle
rinin haml meseleyi daha ak klmaya yardm eder. Tucker,The Light
ofNature Pursued (Takfbedilen Doa I) adl eserinde, ilkin, insanlarn
yalnzca ve daima kendi ahsi doyumlar peinde kotuklarn ve ikinci
olarak da, evrendeki doyum miktarn arttrmak iin,, gerek kendimizin
gerekse bakalarnn iyi'si olsun, tm insanlarn iyi'si iin hep alma
mz gerektiinin (should) temel moral kural olduunu ileri srd. Dola
ysyla, Tucker'n temel grevi, onun ilk sonucuna uygun bir ekilde
tekil edilmi insanlarn onun ikinci sonucunu kendilerinin hayat kural
olarak kabl etmelerinin nasl mmkn olabildiini gstermektir.
Tucker'n yant udur: eer ben tm insanlarn mutluluunu arttracak
ekilde alrsam , o zaman Tanr , gerekte , olmu , olan ve olacak tm
mutluluun ; Tucker'n ifade ettii ekliyle, "evrenin bankas"na yatnl-
Onsekizinci yzyl Britanya arguman 1 9 1

masn gvence altna alm olur. B u mutluluu Tanr kii bana bir
pay decek ekilde eit - bizim orijinal sefihliimiz hepimizi eit l
de haksz kld iin eit- paylara blmtr.. Ben, ortak sermayeyi
arttrmaya almak sOretiyle kendi paym hak etmi haie gelirim. Byle
almak silretiyle o sermayeyi ve bylelikle de kendi paym arttrrm.
Ben, aslnda, Tann'nn hakk denmez bir ekilde iletme mdrln
yapt kozmik bir anonim irket teebbs ierisinde bir yatrmc ortak
'
olurum.
Tucker'n, mutluluu adeta parann olduu tarzda niceliksel bir ey
mi gibi ele 'al nemlidir. Onun, teolojiyi , kendi mutluluuna yatnn
yapan tutumlu (prudent) yatrmcnn eylemlerini hesaplarken hesaba ka
taca ek danmanlk !?ilgisini veren bir ey olarak ele al da nemli
dir. Her iki bakmdan da, Tucker, moralitenin kuralnn ilam irade tara
fndan verildiine ve moralitenin motivinin bizim mutluluumuz ve
daha da zel olarak bizim hep baki kalan mutluluumuz olduuna inanan
Paley tarafndan takibedildi . Paley ve Tucker hakkndaki hayati nokta,
onlarn eer Tanr mevcd olmasayd , o zaman tamamen bencil olmaktan
baka bir ey olmann hibir salam sebebi olmazd eklindeki gre
mantk_sal olarak balanm olduklardr. Gerekten de onlar erdemsizlik
ile erdem arasndaki aynn izmekten ok silerler. nk bizim normal
olarak erdemsizlik veya bencillik dediimiz eyin basiretli uzun-vadeli
bencillikten ziyade sadece basiretsiz, yanl-hesaplanm ksa-vadeli ben
cillik olduu anlalr.
Dinin moralite iin zorunlu bir temel olduu dindar apolojistler tara
fndan o kadar sk ileri srlr ki, (kukusuz Butler deilse de) Paley ve
Tucker gibi ruhbana mensOb kimselerin darkafal , cimrice z-kara da
yal yazlarndan yz evirip, bir sko olmasayd ngiliz moralistlerinin
en by saylmak durumunda olan dinsiz ve kukucu yazarn cmert
ve keskin gzlemlerine dnp baktmzda hissetmek zorunda olduu
muz tezad zerinde srarla durmaya deecektir. David Hume, bir moral fi
lozof iin allmadk lde cazip bir karakterdir. "Btn itibaryla,"
diye yazyordu Adam Smitl Hume'un 1776 ylndaki lmnden sonra,
"onu hem mr boyunca hem de lmnden bu yana, daima, kemalatla
bilge ve erdemli bir adam idesine olabildiince, belki de insani zaafyetin
doasnn kaabil kldnca yaklaan biri olarak grdm." Hume da ken-
1 92 Ethik'in Ksa Tarihi

disi hakknda yle biri olduunu sylyordu: "Yumuak Yaradll,


fkesine Hakim, gizlisi sakls olmayan toplumsal ve canayakn bir Mi
zac (Humour) tayan, Ballk kabiliyeti olan , fakat Husfimete pek
meyyal olmayan ve tm Tutkulanmda byk bir tidfil sahibi bir adam.
Benim hiikim Tutkum olan yaznsal hret akm bile, sk sk yaadm
Hayalknkhklanna ramen, mizacm (humour) asla ekitmedi ." Hume
'un iki esasl hiiyalknkl, onun moral felsefesini ieren iki eserin so
uk karlanmasyla yaand . 1738'de
Treatise ofHuman Nature (insdn
Doas zerine inceleme) "Baskdan l-domu olarak dt"; 1752'de
ise Enquiry Concerning the Principles of Morals (Ahlakn lkelerine
likin Aratrma) "farkedilmeksizin ve gze arpmakszn dnyaya
geldi."
Hume, Hutcheson'n etkisi altnda ie balad , fakat rasyonalist et
hik'i reddinde Hutcheson' taklbetmesine karn, kendi-pozisyonunu ge
litirdii argumanlar orijinaldir ve Hutcheson'da bulunan herhangi bir ar
gumandan ok daha gldr. Moral yarglar, diye ileri sUrer Hume, akl
yarglan olamazlar, nk akl bizi asla eyleme sevkedemez, oysa ki mo
ral yarglarn kullanmnn btn hedefi ve amac eylemlerimize rehbef
lik etmektir. Akl, ya matematikte olduu gibi idelerin bantlanyla ya
da olgu sorunlaryla ilgilidir. Bunlardan hibiri bizi eyleme sevkedemez.
Biz, viiki olan u ya da bu eyle deil , fakat viiki olan ya da vaki olacak
olan eyden kan haz ya da ac beklentisiyle eyleme sevkediliri_z. Akl,
tutkular , aradklar nesnenin mevcfid olup olmad konusunda ve o nes
neyi aramann en ekonomik ve en etkili aracnn ne olabilecei konu
sunda bilgilendirebilir. Fakat' akl tutkular yarglayamaz veya eletire
mez. Bundan paradoksa dmeksizin u sonu kar ki , "B,tn dnyann
yklmasn parmamn izilip syrlmasna tercih etmek akla aykr de
ildir." nk akl herhangi bir anlamda tutkular arasnda hkm ve ka
rar verme yetkisine sahip olamaz. "Akl , yalnzca tutkularn klesidir ve
klesi olmaldr ve asla tutkulara hizmet ve itaat etmekten baka her
hangi bir vazife stlenmi tavr taknamaz."42
Biz, moral takdir ya da tekdirin zeminini akln kavrayabilecei trden
ayrmlarda ya da banblarda kefedemeyiz. Hayvanlardaki ensesti ya da
kendisinden filizlendii mee aacnn kkn kurutan gen bir fidann

42 Treatise of Hunan Nature, il, 3 , 3.


Onsekizinci yzyl Britanya arguman 193

etkisini dnn. Bunlar , insan varlklarndaki ensesti ya d a ana baba


katlini yargladmz ekilde yarglamayz. Peki niin? Hayvanlar ya da
aa yaptklarnn yanl olduunu ayrdedecek akldan yoksun olduu
iin deil . nk eer akln ilevi yaplann yanl olduunu ayrdetnek
ise, yaplan ey, onun yle olduunu ayrdetnekten bamsz bir ekilde
yanl olmak zorundadr. Fakat aalan ya da hayvanlar hi de erdem ya
da erdemsizlik kabiliyetine sahip varlklar olarak yarglamayz. Bu iti
barla, bizim aalar ve hayvanlar arasndaki bantlara ilikin aklsal
kavraymz insanlar arasndaki bantlara ilikin aklsal kavraymz
dan farkl olmad iin , moral yarg aklsal avrayta temellenemez.
"Moralite , dolaysyla, yarglanmakta!1 daha has bir ekilde hissediJir."43
"Erdemsiz olduu kab"Ul edilen herhangi bir eylemi ele aln: sz gelimi ,
kasden adam ldrmeyi. Onu her kta inceleyin ve erdemsizlik diye ad
landrdnz bir olgu konusu veya gerek varolu bulup bulamayaca
nza bakn. Onu hangi biimde ele alrsanz ali.n, yalnzca belli tutkular,
motivler, istenler ve dnceler bulursunuz. Sz konusu durumda baka
hibir olgu konusu yoktur. Erdemsizlik, nesneyi irdelediiniz srece siz
den btnyle kaar. Dnmnz kendi banmza evirip sizde bu ey
leme kar doan bir tekdir duygsu buluncaya dek, onu asla bulamazs
nz. te burada bir olgu konusu vardr; fakat o , akl nesnesi deil , duygu
nesnesidir. O, nesnede deil, bizzat kendinizde bulunur."44 "Erdem duyu
suna sahip olmak, bir" karakterin seyrinden' tikel bir trden bir doyum
hissetmekten baka bir ey deildir. Bizim vgmz veya hayranl
mz oluturan tam da bu duygudur."45
Burada Hume'un oklarna hedef olanlar kimlerdir? Bo geilmeseler
de, yalnzca Malebranche, Montesquieu ve Wollaston gibi rasyonalist fi
lozoflar deil . Mehtlr bir dipnotta, The Religion of Nature Delineated
(1722 / Anahatlaryla Doa Dini) adl eserin deist (yaradanc) yazan Wil
liam Wollaston'a dikkat ekilir. Wollaston, erdem ile erdemsizlik ara
snda akln kavrad ayrmn sadece doru ile yanl arasndaki ayrm
olduu eklindeki sapkn ama dab"yane teorinin yaratcsyd . Her kaba
hat ileme bir tr yalan sylemedir ve yalan syleme de yanl olan eyi
_

43 a.g.e., III; 1 , 2.
44 a .g .e. , Ill, 1 , 1 .
45 a .g.e., III, 1 , 2.
194 Ethik'in Ksa Tarihi

syleme ya da tasanmlamadr. Bir eyi kabahat diye adlandrmak, onun


bir yalan olduunu sylemektir. Hrszlk yapmak kabahattr, nk
baka birine fild olan , sanki kendine fildmi gibi ele alp kendine fild ola
rak tasarmlamaktr. Zina yapmak kabahattr, nk zinada baka birinin
kansn sanki sizin kendi kannzm gibi ele alp, onu kendi karnz ola
rak tasarmlarsnz. Hume, bu teoriyi grkemli bir ekilde ykar; ilkin,
bu teorinin, zina kabfiliatini bir kimsenin evlilik ilikileri hakknda veri
len yanl izlenime bal kldna ve dolaysyla btiliyle farkedilmek
sizin zina ilemem kouluyla zinay kabahat olmaktan kurtarma sonu
cuna vardna iaret etmek sretiyle; ve ikinci olarak da, eer bu teori
doruysa, yalan sylemenin niin kabfilat olduunu aklamam engelle
diine iaret etmek sOretiyle bunu yapar. nk kabahat nosyonu yalan
syleme nosyonu erevesinde aklanmtr. Wollaston, her halde , (bir
aldatma eilimini de ieren) yalan sylemeyi sadece olgu bakmndan
yanl olan eyi sylemeyle kartrd. Fakat Hume , daha genel bir uygu
lanma sahip olacak bir arguman formu meydana getirmek kaygsndadr.
y
O , mral sonularn akln kurabildii herhangi bir e e dayanamayaca
n; herhangi bir sahici ya da iddiaya dayal olgusal hakikatin moralite
iin bir temel salayabileceinin mantksal olarik imkansz 'olduunu
gstermek ister. Bunu yaparken Hume rasyonalizm kadar teolojik daya
nakl ethikay da rtmek niyeti tar.
Hume lmek zereyken, bu byk kukucunun lm deindeki
. pimanln grmekte sabrszlanan dostu, dindar ve ehvet dkn
Boswell onu ziyaret etti. Hume, teizm ya da lmszlk tesellllerine
bak kalarak Boswell'i hiiyalkrklna uratt . fakat Boswell
,
aralarnda geen sohbet hakknda muhteem bir belge brakmtr. "Ona
(Hume'a) genken dindar olup olmadn sordum. Dindar olduunu ve o
'
zamanlar hep Whole Duty of Mn adl kitab okumay bir alkanlk
hane getirmi olduunu; bu kitabn sonundaki erdemsizlikler Katalo
gundan bir taslak kardn ve Cinayeti ve Hrszl ve yapmaya hibir
eilim duymad iin yapmay seme ansna sahip olmad trden
erdemsizlikleri darda brakarak, kendisini bu taslakla snadn
.
syledi."
Whole Duty ofMan (nsann Btn devi), muhtenielen kralc ilahi
yat Allestree'nin ya.zd. bir onyedinci yzyl populer ibadet eseriydi .
Onsekizinci yzyl Britanya arguman 195

Kitap, Tann'nn bir ey yapt veya bize bir ey verdii mealinde, n


cllerin olgusal olduu ve dolaysyla bizim tikel bir devi yerine getir
memiz gerektii mealinde, sonularn moral olduu argumanlarla dolu
dur. Bylece ileri srlr ki, "her kim benim kendisine tedarik edebilece
im herhangi bir ey iin sknt ierisindeyse, onun bu sknts bana ,
onu bu skntdan kurtarma devi ykler ve bu her tr olay iin byledir.
mdi , bunun bir dev olmasnn zemfni, Tann'nn bana yalnzca kendile
rinin kullanm iin deil, fakat bakalarnn kan ve kazanc iin kabi
liyetler vermi olmasdr."46 Hume, bu tr argumanlara kar kendi du
rumunu nl bir pasajda zetler: "Bu aklyrtmelere belki bir hayli
nemli bulunabilecek bir gzlemi eklemekten kendimi alamyorum.
imdiye kadar karlatm her moralite sisteminde daima unu farket
tim ki, yazar bir sre boyunca sradan aklyrtme yolunda ilerliyor ve
bir Tann'nn varln tesis ediyor ya da insani ilere ilikin gzlemlerde
bulunuyor; sonra birdenbire , nermelerin alldk yklem balan
(copulations), -dr ve deil-dir (is and is not) yerine , bir -meli / mal ya
da bir -meff!eli/ mamal (ought or ought not) ile balanmayan hibir
nermeyle karlamadm grmekten akna dnyorum. Bu deiik
lik alglanmaz; fakat bununla birlikte son. derece nemlidir. nk bu
-meli / mal ya da -memeli / mamal yeni bir banty veya olumlanay
ifade ettiine gre, gznne alnmas ve ,aklanmas zorunludur; ve
ayn zamanda, bsbtn kavranlamaz grnen, bu yeni bantnn nasl
olup da ondan tamamen farkl olan baka bantlardan yaplan bir zo
runlu karm (deduction) olabileceine ilikin bir sebebin verilmesi de
zorunludur. Fakat yazarlar ortak bir ekilde bu nleme bavurmadklarna
gre, onu ben okurlara tavsiye etmek cretkarlnda bulunacam ve
una kaniim ki, gsterilecek bu kk dikkat vulgar moralite sistemleri
nin tmn altst edebilir ve grelim ki erdemsizlik ile erdem arasndaki
ayrm, sadece nesnelerin bantlarnda temellenmez, ne de akl tarafndan
alglanr ."47
Hume bu pasajn nasl ele alnmasn niyet etti? Hume, hemen he
men evrensel olarak, olgusal ve moral olmak zere iki sav snf bulun
duunu ve bunlar arasndaki bantnn hibir olgusal ncl kmesinden

46 Whole Duty pj Man Sunday, XIH, Sec. 30.


.

47 Treatise, III, 1, 1 .
196 Ethik 'in Ksa Tarihi

moral bir sonu karsanamayaca trden olduunu ne sren biri olarak


okunmutur. Bu da, hibir olgusal ncl kmesinden deerlendirici bir
sonu karsanamayaca eklindeki daha genel mantksal hakikatin zel
bir durumu olarak anlalmtr. Bunun yalnzca Hume'un hedefi deil ,
fakat moral sylemin map.t hakknda hayati bir. keif de olduunu var
sayan yazarlar tarafndan moral ve deerle.ndirici nasl tanmlanr? Onlar,
moral'i ya da dee'rlendirici'yi olgusal ncllerden karsanamama nos
yonu araclyla tanmlayamazlar; nk eer byle yapsalard , iddia
edildii ekliyle moral sonularn olgusal ncllerden karsanamayaca
kefini en anlamsz trden bir totolojiden daha fazla bir ey olarak ele
alamazlard . Moral'i ya da hatta deerlendirici'yi, eer tanm bu terimleri
olgusal ile kartlatrmamz salayacaksa, eyleme ::ehberlik etmedeki ya
da etmemedeki ilevi erevesinde tanmlamak da akla uygun deildir,
nk apak ki, "Bu ev yanyor" ya da "Yemek zere olduun mantar
zehirlidir" trnden tamamen olgusal savlar, eyleme J,"ehberlik edebilme
kapasitesine sahiptirler. O halde bu yazarlarn iddiasn nasl anlall\ak du-
rumundayz? Belki de u ekilde. .
" . . .melisin" ifadesi karmak bir ardalana sahiptir. O, baland fiil
lerin emir halinden birbiriyle balantl en az iki bakmdan farkldr. lki
ve temel olan , .-meli kullanmnn konuann kendi -meli'sini bir se
beple destekleme kabiliyetini orijinal olarak iermesidir, oysa ki yaln
emir kipinin kullanm bu tr herhangi bir ierim tamaz ve tamad .
Bir -meli'yi desteklemek iin kullanlabilecek sebepler farkl farkl tr
dendirler. "unu yapmalsn - eer unu ve unu baarmak istiyorsan."
Ya da "Yapmalsn - nk sen .. .iin bir amirsin [mrebbi, gece bek
isi]" Ve benzeri "Yapmalsn"n -mal's, sebeplerin bq desteine sahip
olduu iin , daima, kpndisine dolaymsz olarak adyla hitabedilen kii
nin tesinde bir uygulanm alanna sahiptir; o, ierilen ya da ifade edilen
sebebin kendileri iin geerli olduu kiiler snfnn btnne
(verdiimiz iki rnekte unu ve unu baarmak isteyenler snfna ve
amirler snfna) uygulanr. Bu da, -meli ile emirler arasndaki ikinci ay
rmdr.
Bu orijinal durumda, moral -meli'yi dier kullanmlardan ayrdeden
ey, buyrukta ierilen ya da buyruk iin verilen sebep tryd. lgili se
bep snf ierisinde eitli trler vardr; "Bu ideale uyarak. yaamak isti-
Onsekizinci yzyl Britaiya arguman 197

yorsan bunu yapmalsn" (ycegnll bir adam olma, mkemmel bir


valye olna, azizlerden biri olma idealleri gibi) ve "Bir ... olarak ile
,
vini yerine getirmek istiyorsan bunu yapmalsn", burada verilebilecek
rneklerdir. Fakat paylalan idealler ve kabfil edilen ilevler bireycilik
anda azaldka, bu tr buyruklar gitgide daha iz destee sfillip olurlar.
Bu srecin sonu, geleneksel moral kurallar amalar sz konusu olduu
lde bir vakum ierisinde bildirmek sfiretiyle sebeplerin desteinden
yoksun braklan ve snrsz bir kiiler snfna hitabeden bir
" . . .melisin"in ortaya kmasdr. Bu -m<Jli iin moral -meli nvfu tale
bedilir ve moral -meli'nin iki zgl vardr. O , bize ne yapacamz
bir emrin syledii ekilde syler ve ilgili koullar ierisinde olan her
hangi birine hitabeder. "Yapmalsn"n bu kullanmna verilecek karlk
"Fakat neden yapmalym?" olduunda, tek nihai cevab "Sadece yapmal
sn"dr, herne kadar ayn -meli'yi ieren bir genel ilkeden tikel bir uya
rnn karsand dolaymsz bir yant formu var olabilse de.
Bu -meli hakknda, onun herhangi bir -dr'dan karsanamayaca
aktr; ve bu -meli ilk kez muhtemelen onsekizinci yzylda ortaya k
t iin, belki de Hume bu -me,li hakknda konumaktadr. Fakat pasajn
dikkatli bir okunuu unu belirsiz-anlaml brakr: Hume -dr'dan
-meli'ye geiin byk dikkat gerektirdiini mi yoksa slnda bu geiin
mantksal olarak inkansz olduunu mu ileri srmektedir?; -dr'dan
-meli'ye geilerin byk bir blmnn aslnda yanl bir trden oldu
unu mu yoksa her geiin zorunlu olarak yanl olduunu mu karsa
maktadr? Hume'un kendi moral felsefesinde -dr'dan -meli'ye geiin ya
pld ve aka yapld olgusundan hareketle ilk seenei ikinci see
nee tercih etmek iin ok snrl bir dayanak kartlabilirdi. Fakat bun
dan ok fazla ey beklenmemelidir, nk Hume naml bir tutarsz yazar
dr. Ama yine de Hume bu geii nasl yapar?
Hume, evvelce grm olduumuz gibi, bir eylemi erdemli ya da er
demsiz diye adlandrdmzda, onun bizqe belli bir duygu uyandrdn,
belli bir biimde bizde holanma uyandrdn sylyor olduumuzu
ile srer. Ama hangi biimde? Hume bu soruyu yantsz brakr. O, sa
hip olduumuz moral kurallara neden sahip olduumuzun, neden undan
ziyade bunu erdemli diye yargladmzn bir aklamasna geiverir. Bu
aklamann temel terimleri fayda ve duygudalktr (sympathy) . rnein
198 Ethik'in Ksa Tarihi

Hume'un Treatise'de verdii adalet aklamasn irdeleyin. Hume , i


nenmeleri ou kez karmza olan kurallara neden onay verdiimizi ve
itaat ettiimizi sorarak b alar. Doa gerei bizim ahsi kardan ziyade
kamusal kara doal bir itibar gstereceimiz ekilde teekkl ettiimizi
reddeder. "Genelde, insan zihinlerinde, kiisel niteliklerden, hizmetlerden
ya da kendinle ilikiden bamsz bir ekilde, sadece kendi sfatyla, in
sanlk sevgisi gibi bir. tutku olmad olunilanabilir ."48 Eer ahsi kar
bizi kurallara burun kvrmaya gtryorsa ve kamusal kara doal bir
itibar gstermiyorsak, o zaman kurallar nasl olup da ortaya kyor?
Adalet kurallar olmakszn hibir mlkiyet istikrar ve aslnda hibir
mlkiyet olmayaca iin, yapay bir erdem, adalet kurallarna bal
kalma erdemi yaratlmtr ve bu erdemi, belki de kuralar gzetmemiz
den kan yarann farknda olduumuz iin deil, daha ziyade kurallar
ineyen bakalarnn bize ne kadar zarar vereceklerinin biljncinde oldu
umuz iin sergileriz. urallarn kat bir ekilde gzetilmesinde diret
mekten d9 uzun vadeli yararm1z, bu mnasebetle,, onlai inemek
ten doan ksa vadeli yaranmzdan dfilna daha ar basar.
Enquiride (Ahldkn lkeleri Hakknda Aratrma) insan doas z-
kara daha az sahip olarak sergilenir. "Ayn zamanda yle grnyor ki ,
karakteri ve grgy genel takdirimizde, toplumsal karlara ynelik fay
dal eilim, bizi z-kara gre harekete geirmemekle kalmayp, ok
daha evrensel ve kapsaml bir etkiye sahiptir. yle grnyor ki, kamu
sal iyi'ye, toplumdaki barn, ahengin ve,dzenin tevik edilmesine y
nelik bir eilim, bnyemizin hayrsever ilkelerini duygulandrarak, bizi
daima toplumsal erdemlerin tarafna balar."49 Fakat uras apaktr ki,
Hume'un deitirilmi insan doas betimi, moral kurallara. ilikin ayn
tipten bir aklama ve haklkarm vermek zere oluturulur. Biz, belli
arzulara ve ihtiyalara sahip olacamz ekilde tekil ediliriz; moral ku- .
.
rallarn srdrlmesi bu arzulara ve ihtiyalara hizmet eder. Moral kural
larn aklan ve haklkarl ite buradan hareketle yaplr. Byle bir
aklaniada, 'kesinlikle bir -dir'den yola kar ve bir -meli'ye varrz.
Hemen her konuda Hume bir moral muhafazakardr. Hume'un din
hakkndaki pheci grleri, onu intihar yasana saldrmaya gtrd,

48 a .g.e., 111, 2, 1 . .
49 Enquiry Concerning the Principles of Morals, V, 2.
Onsekizinci yzyl Britanya arguman 199

fakat o genel olarak moral status quo nun szcsdr. Kadnlardaki iffet
'

sizlik erkeklerdeki iffetsizlikten daha ahlfilcddr, nk\i miraslar ze


rinde karkla ve mlkiyet haklarnn tehlikeye girmesine yol aabilir.
Doal olan adaletle davranma ykmll, politik etkileimleri ieri
sindeki prensler arasnda, toplumsal etkileimleri ierisindeki ahsi birey
ler arasnda olduu denli gl deildir, nk bir devlet ierisindeki bi
reyler arasnda kurallara bal kalmaktan kazanlacak avantaj , devletin
egemen balar arasnda ayn ballktan kazanlacak. avantajdan ok daha
byktr. Aslnda, Hume, ekseriyetle alenen, herhangi bir eletiri ura
na deil de, sil.bip olduumuz kurallara neden sil.bip olduumuzu ak
lamaya angaje olur. Onun zaaf tam da burada yatar. '
Hume, ksmen insan doasn verili olarak ele ald iin , moral ku
rallar da verili olarak ele alr. Bir til.rihi olsa bile , Hume zsel olarak ta
rihsel-olmayan bir dnrdr. Duygular, hisler, tutkular, problematik
deillerdir ve eletirilemezler. Sadece sil.bip olduumuz duygulara sahip
oluruz. "Bir tutk orijinal bir varolutur." Fakat arzular, heyecanlar ve
bunun gibi eyler sil.dece olduklar gibi olmazlar; onlar duyumlar deil
lerdir. Onlar, eitli derecelerde, deitirilebilirler, eletirilebilirler, redde
dilebilirler, gelitirilebilirler ve saire. Fakat bu nokta, ne Hume tarafn
dan ne de Hume'un ardllar tarafndan tam bir ciddyetle ele alnmaz.
Unitaryan bir vaiz olan Richard Price, belki de Hurne'un dorudan ar
dllarnn en nemlisiydi. Price, Review ofthe Principal Questions and
Difficulties of Morals (1757 / Ahlakn Temel Sorunlarnn ve Glkle
rinin Yeniden Gzden Geirilmesi) adl eserinde , moral ayrmlarn intel
lektual olarak tam da rasyonalistlerin olduunu syledikleri ekilde te
mellendiklerini ve ahlaktaki ilk. ilkeleri kavramann bir arguman mese
lesi deil, fakat onlarn kendinden-apaklm kavrama meselesi oldu
unu ileri srer. -Meli ve ayn ekilde dier moral terimler, ksmen
Byle mi hissetmeliyim? sorusunu dil.ima sorabileceim iin , herhangi
bir duygu durumu erevesinde akanamazlar. Yarglarm haklkar
mam istendiinde, nihai olarak takdir edilen ve haklkarlmalan iin
hibir sebebin verilemeyecei baz eylemlerin var olduunu kabill etmem
kouluyla, ancak sonsuz ve ksr bir geri dnten kanabilirim. dev
veya ykmllk kavramn aklamam istendiinde, ancak onun anla
mnn herhangi bir rasyonel varla apak olduu cevabn verebilirim.
200 Ethik 'in Ksa Tarihi

Temel doru ve yanl kavranlan, daha te bir analize elverili olmayan


"basit ideler"dir.
Hume-sonras kayda deer dier tek moralist, Hume'un dostu ekono
mist Adam Smith'tir. Smith, tpk Hume gibi , ahlakn temeli olarak
sempatiye bavurur. Smith, Hume'da da grnen bir figr kullanr

-eylemlerimizin , kendisiyle yarglanaca standardlan veren ba ali ta
rafsz seyircisi . Smith,,fayda sorununda Hume'la hemfikir deildir; . bir
insann davrann moral olarak takdir ettiimizde, onu birincil bakm
dan, faydal diye deil, yakk alr ve doru dzgn diy,e takdir ederiz.
Eylemlerimizdeki doru dzgnl seik hfile getirmek doru davrann
rehberidir; ya da daha dorusu, hayali seyircinin eylemlerimizi doru
dzgn olarak yarglayp yarglamayacan sormak zorundayz. Bunu
yapmakla, ben-sevgisi temayln aarz. Smith'in aklamasnn aynn
tlan batan sona nemlidir; onun merkezi tezi, bizi daha nceki yazar
larda kefettiimiz glkle babaa brakr. nerilmi 'olan psikolojik
insan doas aklamas verildiinde, moral talmatlara kar takndmz
tavn neden taknmalyz? Eer ben-sevgisini slah etmek iin moral tal-.
imatlara ihtiyacmz varsa, bizdeki bu ihtiyacn karakteri nedir? Btn bu
glk, tartmann iki evrede srdrlmesi yoluyla dourulur. lkin, in
san doas karakterize edilir: ve moral kurallar, zaten tasrih edilen bu do
ann doyumunun ifadeleri ya da aralar olarak aklanacak ekilde, bir
ek olarak takdim edlir. Ama tasrih edilen insan doas, moral kurallar
benimseyebilir olmayan bireyci insan doasdr. Ve her hfilkarda, _sofist
ler ve Hobbes tarafndan yaplan hatann yeni bir formuna tekrar geri
dnmyor muyuz? Bireyleri belli kurallara ballklarndan ayn ve belli
kurallara ballklarndan nce fiilen karakterize edebilir miyiz?
Hune'un ve Adam Smith'in sko felsefesindeki ardllarnn bize sy
leyecek pek az eyleri vardlr. Thomas Reid, Price'n nlhunda bir rasyona
listti. James Beattie, Dugald Stewart ve Thomas Brown , Hume hakkn
daki epistemolojik yanl-anlamalarndan tr Kant'n azarlad Hume
eletirmenleri snfna mensObturlar. Aslnda, onsekizinci yzyhn ethik
'teki en yksek kazanmlarn baka yerde buluruz. Fakat Hume'un ardl
larnn ksrl rastlantsal deildir. Onlar, bir zlemez problemler
kmesi miras almlard. Onlarn ya Stewart'n yapt gibi , kendinden
apak moral alglarn varoluunu ne srmelerine ya da Brown'n yap-
.,

Onsekizinci yzyl Britanya arguman 201

t gibi , Tann'nn heyecanlarmz, takdir etmemizin en uygun olduu


eyi takdir edeceimiz ekilde kurmu olduunu ne srmelerine pek a
rmamak gerekir. Onlarn tm argumanlarnda ierilen bu trden kendin
den-apakla bavurular, olsa olsa, hangisi olursa olsun ortak duyunun
paras saylan her moral pozisyon iin gelitirilen savurula stratejileri
dir. Ve ortak duyu gemiteki aklklarn ve gemiteki bulanklklarn
miras alnan bir alamndan asla daha fazla bir ey olmad iin, ortak
duyu savunucularnn bizi aydnlatmalar hi muhtemel deildir.
Blm

13

Onsekizinci yzyl Fransz arguman

HUME LE MONTESQUEU arasndaki kartlktan daha by tasar


lanamaz. Hune kendi ann ruhunu solur, buna karlk Montes-quie
u'nn ok okunup pek az etkili olmu olmas hemen hi artc deil
dir. nk Montesquieu'nn, hemen hemen kesinlikle okumam olduu
Vico bir yana braklrsa, en fazla benzedii yazarlar Durkhein ve Weber
'dir. Charles-Louis de Secondat, B aron de la Brede et de Montes-quieu
(1689-1755) , Descartes'n modem felsefeyi kurduu aydnJanma anna
benzer olmayan bir aydnlaruria annda, toplumlarn salt bireylerden olu
an kolleksiyonlar olmadklar ve toplumsal kurumlarn bu tr bireylerin
psikolojik amalarnn aralar olmadklar gibi byk hakikatleri kavra
yan bir Anglophile Franszd . Bunu kavrmakla, Montesquieu kendi
yzylnn hem faydaclndan hem de bireyciliinden koptu. Onun hur
dan kaynaklanan motivi pratik bir motivdi; o, sayesinde insanlk duru
munun slah edilebilecei uygulamal bir ynetim bilimi yaratmak mak
sadyla toplumu anlamak istiyordu.
Farkl toplumsal hayat formlarn yaratan nedir? "nsanlar bir ok et
menin ynetimi altndadrlar: iklim, din, yasa, ynetimin talimatlar ,
gemiteki rnekler, grenekler, adetler; ve bu tr etkilerin bileiminden
genel bir ruh doar." Toplumlar muazzam lde birbirinden farkl ol
duklar iin, yasakoyucu yasalarm koymakta olduu tikel toplumu iyice
incelemek zorundadr. Yasakoyucunun hesaba katmak zorunda olduu
204 Ethik'in Ksa Tarihi

ilikilerin btnl, Montesquieu'nn kendi byk kitab iin bir ba


lk olarak kulland deyim olan "yasalarn rfihu"nu oluturur.
Montesquieu, yaltlm Hobbesu bireyi yalnzca bir mit olarak de
'il, fakat gereksiz yere yanl-ynlendirici bir mit olarak ele alr. Eer
bireylerin mensfib olduklar toplumlara bakarsak, qnlann olduka farkl
sistem tiplerini rneklediklerini kefederiz. Bir bireyin hangi amalara,
hangi ihtiyalara, hangi deerlere sahip olduu, o bireyin ID:ensfib olduu
toplumsal sistemin doasna bamldr. Fakat hem toplumsal kurumlar
hem de yasal, greneksel ve moral kurallarn btn erevesi, bireylerin
kendilerine dsal amalan deil , fakat bireyin psikolojisinde doutan
var olan amalan gvenceye almann aralardr -daha dorusu, bu tr
kurumlar ve kurallar, bireyin amalarnn ve ihtiyalannm brr tek kendisi
zerinde kavranlr olabilecei zorunlu ardalam salarlar. Bu iddia Aristo
teles'inkine yakndr; ve Montesquieu bir ok bakmdan Aristotelei bir
dnrdr. Fakat, o, Aristoteles'in hi yapmad bir tarzda, ierisine
politikann ve ahlakn yerletirilecei toplumsal evreyi ak bir ekilde
vurgular. Montesquieu sosyolojik bir perspektive sahip ilk moralisttir.
(Vico, bir sosyolojist olarak ondan nce gelir, fakat ayni. anlamda bir
-
moralist deildir.)
Montesquieu toplum tipi sayar: despotik, monarik ve cumhuri
yeti. Her bir tipin kendine zg trden sal ve kendine zg karakte
ristik hastalklar vardr. Her birinin alameti olan baskn bir ethos vardr:
despotizmlerinki korku-, monarilerinki eref, cumhuriyetlerinki erdem.
Montesquieu'nn moral tercihleri iki biimde ortaya kar: cumhuriyet
lerden yana zellemi bir hayranl , monariye ilikin bir takdiri ve
despotizmden sahici bir nefreti ifa eden kendi ses tonunda rtk bir bi
imde; ve tm zamanlar ve yerle; iin hakiki moral talimatlar saptama
giriimine reddiyesinde ak bir biimde. "Montezuma, spanyollarn di
ninin spanyollarn kendi lkeleri iin ve Meksika dininin de kendi l
kesi iin iyi olduunda direttiinde , syledii sama deildi."50 Her bir
toplumun kendine zg standardlan ve kendine zg haklkanm form
lar vardr. Fakat bundan, kltrlerst bir trden normlar vermeye giri
en her haklkarm formunun baarszla mahkfim olduu sonucu

so De l'Esprit des lois (Yasalarn Ruhu), XXIV, 24.


Onsekizinci yzyl Fransz arguman 205

kmaz; bu itibarla Montesquieu tutarszla dmeksizin ok eitli mo


ral grlere temelleri rk diye saldrr.
Bundan da fazlas , Montesquieu belli ncesiz-sonrasz normlara duy
duu bir inanc relativizmiyle birletirdi ve belki de argumann b nokta
snda Montesquieu'y tutarszlktan mnezzeh klmak daha g grn
mektedir. Montesquieu'ye gre , en azndan, mevcfid herhangi bir yasal
sistemden bamsz bir ekilde fornule edebileceimiz ve nda bu tr
tm sistemleri eletirebileceimiz bir adalet kavrammz vardr. Pozitiv
yasalar az ya da ok adil diye yarglayabiliriz . Montesquieu hem hr top
lumun kendine zg standardlar olduuna hem de bununla birlikte saye
leinde bu tr standardlarn eletirilebilecei ncesiz-sonrasz normlar bu
lunduuna nasl inanyor?
Eer Montesquieu'y , sadece , herhangi bir pozitiv yasalar ya da kural
lar klliyyatnn adil diye adlandrlmas iin karlamak zorunda olduu
belli zorunlu koullar bulunduunu ne sren biri olarak okursak , o za
man Montesquieu, ayn zamanda adil saylan eyin toplumdan topluma
deimek zorunda olduunu da ne srmekle tutarszla dmez . nk
her toplumda ayn zorunlu koullar karlanmak zorunda olsa da, bu ko
ullarn karlanmas, hibir toplumda, bir eylemi , tutumu ya da kural
adil olarak karakterize etmeye yeterli olmayabilir. Bu yzden Montesqu
ieu, rnein, adil olarak karakterize edilecekse yasann tm toplumlarda
ayn su iin ayn cezay ngrmesinin zorunlu olduunu , fakat hangi
sularn cezalandrlacaklarnn belirsiz bir ekilde toplumdan topluma
deiebileceini kasdetmi olabilirdi. Fakat kasdettii eyin bir blm
nn belki bu olmasna karn , Montesquieu gerekte bundan daha ileri
gider gibidir; nk O , insan davrannn sadece doal adalet kurallaryla
ynetilecei bir doa durumu hakknda konumak istemektedir. Ve doal
adaletin kurallar davran ynetmeye yeterli olacaklarsa, o zaman onla
rn - ilam olarak emredilmi olmalar dnda - gerekte bir pozitiv yasa
klliyyatnn tm karakteristiklerine sahip olmalar zorunludur. Fakat bu
durumda, relativizm ne hfile gelir? Her toplumun kendi terimlerinde yar
glanmak zorunda olduu tezinin hali ne olur?
Bunlara Montesquieu'de hibir ak yant yoktur. O sadece tutarszdr.
Kimi zaman, verili bir toplumunkinin dnda veya tesinde hibir duru
noktas olmad grne bal grnr. Kimi zaman da -daha da ilgi
206 Ethik'in Ksa Tarihi

ekici bir ekilde - politik zgrl kendisine bir toplumu yarglama


kriteri yapar gibidir. Montesquieu'nn temel toplum tipi, despotizm,
cumhuriyetilik ve monaridir. Despotik bir devlette tek yasa ynetenin
iradi fermandr; bu itibarla orada hibir yasal gelenek ve hibir yerleik
ereve yoktur. Ynetimin ilkesi korkudur, itaatsizliin sonularndan
duyulan korkudur. Yerleik yasal bir erevenin davran ynetmede oy
nayabilecei rol din ve grenek tarafndan stlenilir. Cwilhuriyeti bir
devlette yasaya itaatin motivi yurttalk erdemi duygusudur. Cumhuri
yeti bir ynetim yurttalarn byle bir duyguya doru eitecek pozitiv
admlar atmak durumundadr ve yurttalardan talep edilen eyler de yk
sek dzeyden olacaktr. eref duygusuna ve mevkinin dllerine bavuru
lan bir monaride bu tr talepler daha azdr. Bir monari 'hiyerarik bir
toplumdur ve onun uyruklarnn deerleri rtbe ve stat deerleridir.
Aktr ki Montesquieu'nn teorisinin bu ksm relativistiktir. En erefli
eylem ak hangisidir? ve En tedbirli ve en az tehlikeli eylem ak han
gisidir? sorular, En iyi eylem ak hangisidir? sorusunun rakib yorum
lar olarak grnrler ve En iyi niotiv hangisidir, korku mu, erdem mi,
eref mi? sorusuna hi yer yoktur. Her bir motiv, en iyi, kendine zg
toplum tipine uyarlanr. .1

Montesquieu'nn relativizmi, Fransz Aydnlanmas'nn yazarlarinn


byk bir blmnn mutlak ethik'iyle keskin bir kartlk ierisinde
durur. Fakat bu yazarlar da, elbette, kendi aralarnda gr birlii ieri
sinde deildiler. Helvetius belki bir uta durur, Diderot bir balCa uta.
Claude-Adrien Helvetius (17 15-7 1 ) , psikolojik materyalizmiyle yle bir
skandala neden oldu ki, Fransz kraliyet hizmetinden geri ekilmeye
mecbfir brakld. Alg gibi aklyrtme de, Helvetius'a gre, sadece bir
duyumlar zincirinden ibaret&. Duyumlardan bazlar ac verici , bazlar
haz verici, bazlar da ntrdr. Herkes kendisine haz vereni arzular ve
baka hibir eyi deil . insanlar, arzular grndkleri baka her eyi yal
nzca kendi hazlarnn bir arac olarak arzularlar. Baz insanlar bakalar
nn acsndan ac ve bakalarnn hazzndan haz duyarlar. Onlar hayrse
verlik diye adlandrdmz eyi sergilerler. Moral szler, evrensel lde
faydal ve haz verici olarak takdir edilen duyarllk tiplerini seip ayrmak
iin kullanlrlar. Eer moral szlerin tanm zerindeki bulanklk kald
rlsayd, moral sorunlar_zerine grntki tm ekimeler ve ihtilaflar
Onsekizinci yzyl Fransz arguman 207

da kaldnJrd. Bu tr bulanklklar yalnzca zgr tartma yoluyla kald


rlabilir. Peki zgr tartma nerede mmkndr? Yalnzca ngiltere'de;
Fransa'cla ise hemen hi derecesinde.
Argumanclaki bu noktada, Aydnlanma'nn en karakteristik paradoks
larndan biriyle karlayoruz. Helvetius bir yandan tamamen deteminist
bir psikolojiyi benimser. te yandansa, politik despotizm ve kilise cfili
liyyecilii (obscurantism) eitim sisteminin radikal bir reformunu hele
bir engellemese, insan doasn dntrmenin neredeyse snrsz imkan
larna inanr. nk ocuu yeterince erken bir yata koullaqdrarak
onun hayrseverlik ve digerkfunlktan haz duymasn salayabiliriz. Hel
vetius, hayrseverlii ilk betimlediinde , onu, baz insanlarn bakalarna
haz vermekten haz almas sanki salt, bir olguymu gibi gsterir; im
diyse, sanki herkesin byle bir haz almas gerekiyor (ought) imi gibi
yazar. st rtl bir ekilde, failin hazz doru eylemin tek kriteri ol
maktan kesilmitir.
Encyclopedie'yi d'Alembert'le ortak hazrlayan Denis Diderot'nun
(17 1 3-84) dncesinin karmakl, onu Aydnlanma'nn Helvetius'a
zt kutbuna yerletirmeye yeter de artar bile. Diderot, Montesquieu gibi,
nces.iz-sonrasz moral yasalara inanr; Montesquieu gibi, toplumlar ara
sndaki moral eitliliklerin de ok iyi farkndadr. Supplement au vo
yage de Bougainville (Bougainville'in "Seydhat"ine Ek) adl eserinde, Po
linezya kurumlarn Avrupa kurumlaryla karlatrr ve bu karlatr
madan Polinezya kurumlan byk bir stnlkle kar. Fakat Diderot'
nun vard sonu, hemen taban yanm gibi seirtip de Katoliklik ve
tekelilik yerine bunlarn Polinezyal altemativlerini geirmemiz gerek
tii deildir, nk bu tr iddetli bir yenilik toplumu paralar ve mut
suzluu oaltrd. Diderot'nun zerinde direttii nokta, itepiyi ve ar
zuyu irkilten kurulann yerine tedricen onlara ifade izni veren kurumla
rn geirilmesidir. Fakat Aydnlanma'nn yazarlar arasnda neredeyse em
salsiz kalan Diderot her soruna daima bir ok ynden bakar. Rameau'nun
Yeen"nde , muteber toplumun zorunlu olarak ka att, fakat sonradan
az ya da ok klk deitirmi formlarda kurban dt itepilerin t
mnn timsali olan, bestecinin yeeniyle bir dialog sunar. Bunu yap
makla, Di,derot ileriye doni muazzam bir adm atar. Hem Platon hem de
Hristiyanlar belli temel .insani .arzulan kt diye bir yasak altna sokar-
208 Ethik'in Ksa Tarihi

lar; fakat bu durumda onlara ne olur? Eer onlara darya kacaklar


me1l bir delik braklmazsa, bu onlarn gayrme1l bir delikten dar
kmalarm salk vermeye edeer olmaz m? Ve eer bu byleyse, kt,
szde iyi denen ey tarafndan yaratlm olmaz m? Diderot'nun arguma
nndan buna bir sonu ,kmaz. Fakat Diderot'nun argumam , Hristiyan ve
zellikle de Protestan insan grne en savunmasz noktasndan meydan
okur.
nsan doasndaki ktnn izi zgl nedenlere dek srlebiliyorsa, ilk
gnah dogmasnn hali nice olur? Ktnn zgl nedenleri il,k gnah
dogmas trnden dogmalarn oalp her yana sirayet etmesini ieri
yorsa, btn teolojik giriim ne bale gelir? En sistematik tarzda Rous
seau tarafndan sorulan soru ite budur. Bununla birlikte, Rousseau: sa
dece Aydnlanma'mn baka yazarlar arasnda bir yazar olarak tartla
maz; bunun nedeni , ksmen, onun kasdi bir ekilde Aydnlanma'nn ei
lininin btnne aleyhtar olmas ve ksmen de, bir moral filozof olarak,
Hume ve Kant dnda onsekizinci yzyln baka herhangi bir yaaryla
kyaslanmayacak, kadar yksek bir dzeyde bulunmasdr. Rousseau'nun
nemini, en iyi, Aydnlanma'nn tipik yazarlarnn ve Rousseau'nun z
grlk karsnda takndklar farkl tavr irdeleyerek ortaya koyabiliriz.
Montesquieu, Voltaire ve Helvetius, bunlarn hepsi iin ayn ekilde, po
litik zgrlk idealleri 1 688 ngiliz Devriminde cisimlemitir. zgr
lk, Whig lordlan iin ve ayn zamanda kendileri gibi intellektuallar iin
zgrlk anlamna gelir. Fakat Voltaire'in "ayak.takm" diye adlandrdk
lar iin , itaat bala gnlk emirdir. Bu yzden, Aydnlanma yazarlar ,
kendilerinin moral yenilikiler olmaya nyatknlk tadklar tek nok
tada, znde keyfi olan, bir btn olarak status quo'yu kabl eden, buna
karlk onu ksmen, zelJikle de kendi karlarn etkiledii yerlerde sor
gulayan bir pozisyon benimsediler. Bu szde radikallerin o kadar byk
bir itiyakla kraliyet mensubu hamilerle, Diderot'nun' Rusyal Cathe
ri!1 a'yla, Voltaire'in Prusyal Frederick'le , ilikilere girmeyi aramalarna
ve kabfil etmelerine hi armamak gerek. Genelde moral sorunlar konu
sunda, topluma ilikin Aydnlanma eletirisi basite insanlarn akld
bir tarzda davrandklardr; ve, toplumsal slahn reetesi, bundan byle
insanlarn aklsal bir tarzda davranmalar gerektiidir (should). Fakat in
sanlarn neden akld olduklar ve aklsal hfile gelmek iin ne yapmak
Onsekizinci yzyl Fransz arguman 209

durumunda olacaklar sorularna, zgr tarbma ve eitim gibi her derde


deva ilalarn tesinde pek az yant verilir. Bu sradanlktan Rousseau'
nun tutkusuna dnmek yrek ferahlatan bir. kurtulu aresi gibidir.
Jean-Jacques Rousseau, eitli ekillerde, romantisizmin douuyla,
Bat'nn kyle ve daha makOI bir tarzda Fransz devrimiyle onirlan
dnlmt:r. Thomas Carlyle'n -muhtemelen sonradan uydurulmu bir
anekdotta- bir keresinde Carlyle'n gevezeliinden bkp usanan ve ona
"deler, Mr. Cariyle , ideler, varsa yoksa ideler!" diye serzenite bulunan
bir i adamyla bir akam yemeinde birlikte olduu anlatlr. Carlyle'n
cevab udur: "Bir zamanlar idelerden baka hibir ey iermeyen btr ki
tap yazm Rousseau adnda bir adam vard . Kitabn ikinci basks ilkine
glenlerin derileriyle ciltledi ." O halde, Rpusseau'nun sylediklerinde
bu kadar etkili ne vard?
Rousseau'daki basit, merkezi ve gl kavram, mevcfid toplumsal ve
politik kurumlar tarafndan st rtlen ve tahrif edilen, fakat otantik is
tekleri ve ihtiyalar bize ahlak iin bir temel ve toplumsal kurumlarn
rmlnn bir lsn veren bir insan doas kavramdr.
Rousseau'nun insan doas kavram, orijinal bir insan doas kavramna
bavuran baka yazarlarnkinden ok daha sofistikedir; nk Rousseau ,
insan doasnn bir tarihi olduunu , bu doann yeni arzularin ve
motivlerin ortaya kaca ekilde dntrlebileceini ve sk sk
dntrlm olduunu reddetmez. nsann tarihi doa durumu
ierisinde balar, fakat Rousseau'nun doa durumu gr Hobbes'unkine
hi benzemez. lk olarak, Rousseau'nun doa durumu toplum-ncesi
deildir. nsann doal, dnmc-olmayan itepileri, kendini-bytme
itepileri deildir; doal insan ben-sevgisi tarafndan harekete geirilir,
fakat ben-sevgisi duygudalk ve tutkudalk duygularyla badamaz
deildir. Baz hayvanlar bile , diye belirtiyordu Rousseau, bakalarnn
yardmna koarlar. kinci olarak, insan istekleri doal evreyle
snrldrlar. Rousseau , Hobbes'un bilmez grnd eyin , insan
arzularnn arzu nesneleriyle bidikte sunulmak suretiyle meydana
karldklannn ok iyi farkndadr; ve doal insana sunulan arzulanabilir
pek az nesne vardr. "Onun dnyada tanyp bildii biricik iyiler,
yiyecek, bir kadn ve uykudur; onun korktuu biricik ktler de ac ve
alktr." nc olarak, Hobbes gibi Rousseau da, bir doa durumunda
210 Ethik'in Ksa Tarihi

henz belli moral ayrmlarn yaplmadna inanr; henz mlkiyet var


olmad iin, adalet ve adaletsizlik kavramlarnn kullanm da var
deildir. Fakat Rousseau'ya gre bundan, o ana dein hibir moral
yklemin uygulanm bulmad sonucu kmaz. Kendisindeki ihtiya
itepisini ve vesilelere dayal duygudalk itepisini takib ed((n doal
insan kt deil, iyidir. Hristiyan ilk gnah retisi , Hobbesu doa
retisi kadar yanltr.
Doa durumundan sonra toplumsal hayat gelir. birliine day l giri
imin avantajlarnn deneyimi, mlkiyet kurumu, tarmdaki ve madenleri
ilemedeki ustalklar - tm bunlar' henz hibir politik kurup var ol
masa da, karmak toplumsal rgtlenme formlarna gtrr. Mlkiyet
kurumu ve servetin bymesi, eitsizlie, zulme , klelemeye ve bunl
rn peisra gelen hrszla ve dier sulara gtrr. imdi hak gerei
benim ya da senin olan eyden sz etmek artk mmkn olduu iin,
adfilet ve adaletsizlik kavramlar uygulanm bulmaya balarlar. Fabt mo
ral aynrnlann gelimesi, moral babozukluktaki bir bymeyle paralel
gider. Bu babozukluktan do_an ktlkler, politik ve yasal kurumlara
duyulan gl bir arzuya gtrr. Bu kurumlar, bir toplum szlemesin
den doarlar.
Daha evvelki bir takm szleme teorisyenleri iin sz konusu ol
,
duu gibi, Rousseau da tarih nakletmekte olduuna inanmad . Rousseau,
olgularn ele geirilebilir olmadl bir aratrma alanyla ilgilendiini
ak ak syler; dolaysyla o, insann ve toplumun imdiki durumunu
aklayacak bir hipotz kurnaktadr, fakat bu hipotez tarihsel olgu dze
yine karlamaz. Rousseau'nun aklamas , aslnda, toplumsal hayatn
belli ehrelerini belli apalara hizmet eden eyler olarak sergileyen bir
ilevsel aklama formundadr. Politik kurumlar durumunda, Rousseau,
onlarn hizmet edebilecekleri (ve szleme anlats ierisinde , orijinal
olarak, kendilerine hizmet etmek zere takdim edildikleri) amalar ile on
larn fiilen hizmet ettikleri amalar arasnda bir kartlk izmek ister.
Devlet, Rousseau'ya gre, orijinal durumunda; tarafsz adalet salamak
sretiyle toplumsal eitsizlikten doan dzensizlikleri dzeltecek bir
yasa-yapma ve yasa-infaz-etme vastas olarak getirildi. Devletin tekrar
bu amalara hizmet etmesi mmkndr, fakat devlet gerekte bir despo
tizm ve eitsizlik fileti,ne dntrlmtr. Szlemeden nceki toplum
Onsekizinci yzyl Fransz argumani 2 1 1

durumunda, gcn ktye kullanlmasn nleme iini stlenen nderlere


ihtiya vard; gerekte bu nderler, gl ve mlkiyet sfilibi olanlarn
yalnzca yoksullara zulmetmekle kalmayp, zulmlerini desteklemek iin
meru otoriteyi de yardma arabilecekleri bir ey durumu tesis etmiler
ve yasalar byle bir ey durumu tesis etmek iin kullanmlardr.
Academie de Dijon tarafndan alan dll bir yarmaya gnderdii,
dl kazanmayan ama 1758'de yaynlanan bir denemede, Rousseau'nun
eitsizliin orijini hakknda verdii aklama budur. Rousseau, o zaman
oktan krkalt yana girmiti; drt yl sonra Du Contrat Social'i
(Toplum Szlemesi) ve Emile'i yaynlad ve bunun neticesinde Fian
sa'y terketmek durumunda kald . Srgndeyken, ekilmez mizacda bir
konua kar cmerte davranan Hume'a snd . Rousseau, gerekten
eziyet eken ve gerekten srekli hasta olan ve dolaysyla dostlaryla
arasn aan akldlklar kendisine haklkartabilen tipten, en kt
trden paranoid ve hastalk hastasyd . Fakat onun azab ierisinde
kvranan duyarll ve binbir zahmete dayal iebak, insani heyecanin
onsekizinci yzyln baka herhangi bir yazarndan yalnzca daha iyi bir
betimlenmesinde deil , fakat ayn zamanda daha ince bir analiz
edilmesinde de meyvelerini verdi.
Hobbes'tan itibaren, u psikolojik problem ortaya koyulmutu: n
sanlar neden kendilerinin dolaymsz kar iin davranmaktan baka trl
davranmaldrlar (should)? Hem Fransz hem de ngiliz yazarlardaki
zmler iki gruba ayrlma temayl ierisindedirler. Ya insan .doasnda
bamsz bir digerkamlk kayna bulunduu telkin edilir ya da diger- .
karaln sadece klk deitirmi ben-sevgisi olduu telkin edilir. lk
zm tipi, probleme uygun decek ekilde biilmi bir a-priori psikolo
jiye bamldr; ikincisi ise, Hobbes'u tartrken zaten grm olduu
muz gibi, elle tutulabilir gzle grlebilir lde apak yanltr.
Rousseau ise, z-kar ve bencillik nosyonlarnn onlara Hobbes ve
ardllarnca yaktrlan elementer ve basit karaktere sahip olmadklarn
seip ayrdetmekle, problemin bir zmnden ziyade bir zndrlme
sini mmkn grr. Bu, her ikisi de Rousseau'da bulunan iki sebepten
dolay olur. lki, kendi karn gznnde tutma ya da bakalarnn ka
rn gznnde bulundurma altemativlerini dikkate alabilecek olan insa
nn (kendi karn gznnde tutmay sese bile), bakalarnn kan ona
212 Ethik'in Ksa Tarihi

bir alternativ sunar grnd iin, zaten en azndan bir lde bakala
ryla duygudaa ili dl olmak zorunda olduudur. Yeni domu bebek
bencil deildir; nk digerkamik v..e bencillik alternativleriyle kar kar
ya gelmez. Psikopat bile bencil deildir. Ne psikopat ne de kk o
cuk bencilliin mmkn olduu derecede gelimilerdir. kinci sebep, en
karakteristik tarzdaki insan hedeflerin takibinde kendi karmn gz
nnde tutulmas olan bir paray ve bakalarnn ihtiyalarna adanan bir
paray birbirinden ayrmann imkansz olduudur. Hobbes , insanlar ,
. toplumsal temas kazas sayesinde yalnzca olumsal tarzda toplumsal var- . .
lklar olarak resmeder. Hume, en azndan Enquiry'de , insanlar, kendileri
iin olan amalarndan bamsz, bakalar iin bir duygudalk zembe:e
ine sahip olarak resmeder. Rousseau ise, insanlarn kendileri iin ama
ladklar eyin bakalaryla belli tipten bir iliki ierisinde yaanan belli
trden bir hayat olduunu grr. Hakiki ben-sevgisi , bizim bu ilkel tut
kumuz, kendi'nin (sel/) bakalaryla karlkl bir ilikisi nosyonunu sa
lar ve bylelikle de bir adalet takdiri iin bir temel verir. Daha basit mo
ral duygular eitildike giderek derece derece daha karmak erdemler te
kaml eder. Yrein moral basitlikleri enln bir rehberdir.
Bununla birlikte bu basitlikleri gznnde bulundurduumuzda, onla
rn emrettikleri ile mevcO.d kurumlarn meydana getirmi olduu morali
tenin emrettikleri arasnda keskin bir kartlk kefederiz. Dolaysyla bu
kurumlarn reformu sistematik JDOral reformun nkouludur. Uygarlama
srekli olarak yeni arzular ve yeni ihtiyalar retir ve bu yeni hedefler,
her eyden nce, agzl bir kazan hrsndan ileri gelirler, mlkiyetle ve
gle ilgilidirler. nsanlar, agzl bir toplumda ahsi karlarn oal
mas sllretiyle bencil hfile gelirler. Bundan dolay, toplumsal reformcu
nun grevi, bakalarnn ihtiyalarm gzeten ilkel itiban ortak iyiyi g
zeten bir itibar formunda yeniden kuracak .kurumlan kurmaktr. nsanlar'
ilerlemi topluluklar ierisinde ahsi bireyler olarak, insanlar olarak de
il, fakat daha ziyade yurttalar olarak nasl davranabileceklerini rep
mek durumundadrlar.
Rousseau'nun nerdii politik dzenlemelerin aynnbs konuyla pek
ilgili deildir; Rousseau'da nemli olan, sahici bir ortak iradenin, adeta
bireysel iradelerin toplam olan "herkesin iradei"yle kartlatrd
"genel irade"nin kurumlar araclyla ifadesi olarak politika kavraydr.
Onsekizinci yzyl Fransz arguman 2 1 3

Buunla birlikte, bu, ahlaktan ayn olarak bir politika meselesi deildir.
"Toplum bireyde ve birey toplumda incelenmelidir; politikay ahlaktan
ayrmak isteyenler ikisini de hibir zaman anlamayacaklardr." Bu ne an
lama geliyor? Rousseau, Kant'n daha sonra gzlenileyecek olduu gibi,
Ben kimim? sorusunu yamtlamadm srece Ne yapmalym? sorusunu
yantlayamayacam anlad . Fakat bu soruya verilecek herhangi bir ya
nt, Kant'n anlamad gibi , unu aka gsterecektir ki, benim yerim
bir toplumsal ilikiler yumadr ve kendileri nda eylemlerin eletiri
lebilecei amalar u ilikiler ve onlarn ulalabilir kd imkanlar i,e
risinde kefedilirler. Fakat Rousseau'nun yapt gibi fiilen mensOb ol
duum toplumsal dzenin rm ve rmekte olduu yargsna varr
sam, moral eylemin amalarm, hemcinslerinile 'zaten paylatm top
lumsal etkinlik fonnlannda rtk bulmayp , henz mevcd olmayan, fa
kat varolua getirilebilecek bir toplumsal hayat formu ierisinde kefet
mi olurum. Bu henz-mevcd-olmayan toplumsal hayat formu , bana
normlar vermek iin benim zerimde hangi otoriteye sahiptir?
Rousseau'nun yant, onun yozlap rmemi yrek tarafndan adil bir
dzen olarak grleceidir. Eer Rousseau, kimi zaman neredeyse
yapmak zere grnd gibi , yrein yalnzca adil bir toplumsal
dzende yozlap rmemi olduunu syleyecek kadar ileri gitseydi , o
zaman mantksal olarak ksr bir dngsellik ierisine batm olacakt .
Fakat aslnda Rousseau, zellikle Vicaire savoyard* balkl risalede,

Vicaire savoyard: Savoie'lu Ky Papaz . E mile in iV. Kitabnn bir


'

blmn oluturur. Bamsz olarak yazlan metni Rousseau daha sonra


Em i le ' inin iV. Kitabna bir blm olarak eklemitir. Tam ad, L a
Profession de foi du vicaire savoyard'dr ( 1 765; Savoie'lu Bir Ky
Papaznn Meslek-i lmtn). zgrl kazanma problemleriyle ilgili olan
Toplum Szlemesi'nden farkl olarak, mutluluu ve bilgelii kazanmakla
ilgili olan Emile'in balamnda, dinin de farkl bir rol oynad
gzlemlenebilir. Bir devlet dini ya'--da devletin gdmndeki bir din
anlay yerine, Rousseau , burada kiisel vicdana dayal bir din
anlaynn taslan izer. B u , ne vahyi ne de kilisenin bildik
dogmalarn ieren bir tr basitletirilmi Hristiyanlktr. Vicaire
savoyard'da, Rousseau din hakkndaki asl'grleri diye nitelenebilecek
grlerini sergiler; nitekim bu kitap, ahsi mektuplamalarnda
Rousseau'nun din hakknda sylediklerini dorular. Rousseau'nun,
Tanr'nn varoluundan ya da ruhun lmszlnden hibir zaman kuku
duymad sylenebilir. Fakat Rousseau'nun Tanr's, en ok, insan elinin
214 Ethik'in Ksa Tarihi

hakiki bir vicdann daima ulalabilir olduunda srarl grnili. Eer bu


vicdana danrsak, intellektual olarak belki hfila yoldan kabiliriz, fakat
moral olarak deil . nk , vicdan ortak iyiye ve adfilet normlarna
gsterdikleri saygyla genel iradenin sesleri hfiline gelen m'zakere
meclisleri formunda kurumsallatrld zaman, u szler doru kalr:
( -

"genel irade diiima hakldr ve kamusal avantaj tevik eder; fakat bundan
halk '! mzakerelerinin daima ayn lde hakl olduu sonucu kmaz.
Bizim irademiz daima kendi iyimize ynelir, ama o iyinin ne olduunu
her zaman gnnez; halk hibir zaman yozlap rmez, ama .ou kez
aldatlr ve ancak byle vesilelerle kt olan eyi irade eder grnr."51
Bu pasajda en ak olan ey, Rousseau'nun tek bir ortak iyi olduuna,
tm yurttalarn isteklerinin ve ihtiyalarnn bu iyi'de aktna, top
lum ierisinde uzlatrlamaz gruplanmalarn bulunmadna kesin g
zyle baktdr. Bu o.rtak iyinin doas hususunda en kt ihtimalle
yanl hesaplar yapabiliriz. Fakat o hiilde ahsi karlar neden oalr?
Ortak iyi neden gzard edilir? Rousseau'nun modem toplumun blp
paralayc doasna ilikin ilkel olsa da parlak sosyolojik kavray ,
onun baka vespelerle ortaya att moral duygunun gc ve evrensellii
savlaryla pek t'utarl deildir; Rousseau'nun bu ikilemi kendisine ;g
deildir. Eer yozlap ryen toplumu ya her yrein ya da her zihnin
veyiihild da her ikisinin ahadet etmek zorunda olduu evrensel olarak ge
erli moral ilkelere bavuru yoluyla artp paklayabiliyoi:sam, o zaman
toplum nasl olup da ilk elde hep yozlap rm hale gelebiliyor? Bu
ikilemden, yalnzca ya toplumun yozlap rmesini ortadan kaldrma
,
imkann reddederek ya da toplumun homojen olmadm, bavurduum
moral ilkelerin bakalamun deil de yalnzca bazlarnn isteklerini ve
amalarm ifade ettiini ve bu ilkelere bavurmakla yalnzca istekleri ve

demedii doada, zellikle de dalarda ve ormanlarda hissedilen bi,:


Tanr'dr. Byle bir anlay ierisindedir ki , Rousseau , hem rasyonalist
ethik'in kansz kategorilerine hem de Kutsal Kitab'n otoritesinin souk
levhalarna kart olarak, vicdan , "ruhun insandaki ilahi sesi."ni ne
kartmtr. Risalede sergilenen din anlay ylesine radikaldir ki,
Katolisizme kar Reform ile sesini ykseltmi Protestanlarn bile
tepkisini ekmitir. Nitekim 21 Eyll 1762'de Cenevreli Protestan papaz
Jacob Vernes, Rousseau'dan Profession de Foi du Vicaire Savoyard'daki
grlerinden caydn ilan etmesini ister -n.
51 Du Contrat Social (Toplum Szlemesi), II, 3 .
Onsekizinci yzyl Fransz arguman 2 1 5

ihtiyalar bu ilkelerle ilgili trden olan kimselerden muvafakat bekleye


bileceimi vurgulayarak kanrm.
Bu ikinci k yolu, "Rousseau'nun basit moral duygusu"ndan tak
dirle sz eden Marx tarafndan benimsenecekti; birinci yol ise, Fransz
Devrimine tepki gsteren muhafazakarlar tarafndan. Bu muhafZakarlann
arguman yle ilerliyordu: Tm insan yrekleri hem yozlap rm
tr ve hem de kendilerini yarglayan bir yasann farkndadr. Saf yrek saf
olmayan toplumsal dzene kart klnamaz, nk saf olmay ancak il
kin yrekte olduu iin toplumsal dzende de vardr ve her yrekte vardr.
Burke'te alak sesle, Maistre'da bara bara dile getirilen ilk gnah
retisi, muhafazakarln Rousseau'ya cevabdr. Onsekizinci yzyldan
itibaren Bat'mn tarihi ierisinde tekrar tekrar ortaya kan bir model var
dr ki, bu model ierisinde kendini-slah-etmeye ve zgrlemeye ynelik
insani mcadeledeki her byk baarszlk ilk gnah dogmasnn yeni
kant olarak selamlanr. Ton deiir: Rus Devriminin baarszl hak
knda yazan bir Reinhold Niebuhr, Fransz Devriminin baarszl hak
knda yazan bir de Maistre'dan ok farkldr. Fakat dkkandaki dogmatik
mal stoku hep ayndr. nsan hayatndaki zgl ktlerin bir aklama
sn aram olmak ve bunu yapmakla da teolojik umutsuzluun yerini
alacak sosyolojik umudun yolunu am olmak, Rousseau'nun ana er
demlerinden biridir. Ama yine de Rousseau'nun bizzat bir pessimist ol
duu doru kalr; hangi koullarn toplumsal reform iin bir empirik n
gerek olduklarnn kefinin kendisi zaten pessimizme gtrebilir. Ve
Rousseau da, demokrasinin iklimsel , ekonomik ve toplumsal nkoulla
nn tasrih ettii yerde, Avrupa'da yalnzca tek bir halkn demokrasiye ka
biliyetli olduu sonucuna varmaya mecbr kald: o da Korsikallar idi.
Blm

14

Kant

KANT, ethik'in tarihindeki byk dnm noktalarndan birinde durur.


Kendinin-bilincinde bir ekilde anti-Kant olan pek oklar da dahil daha
sonraki felsefe yazarlarnn byk ounluu iin, ethik, bir konu ola
rak, Kant terimlerde tanmlanr. Brakn Kant' , felsefeden hi haberi
olmayan bir ok kimse iin, moralite, aa yukar, Kant'n olduunu
syledii eydir. Bunun neden byle olduu, ancak Kant'n syledii ey

anlaldnda zihinde canlandrlabilir. Fakat balang ta, Kant hakknda
ok genel bir hususu belirtmek durumundayz. Kant, bir anlamda, Aydn
lanma'nn hem tipik hem de en yksek temsilcisiydi; cesilrca aklyrt
menin gcne ve kurumlarn reformunun etkililiine (tm devletler
cumhuriyetler olduklarnda, artk sava olmayacak) inancndan dolay ti
pik; en yksek, nk dndkleri bakmndan, ya Aydnlanma'nn te
riirlanan problemlerini zd ya da onlar ok daha verimli bir biimde
yeniden formule etti. Bunun en byk rnei , Aydnlanma'nn iki idol
nn, Newton'n . fizik'inin ve Helvetius'un ve Hume'un empirisizminin
Saf Akln Eletirisi'nde varlan sentezidir. Empirisistler, duyularmzn
imdiye kadar karlam olduu eylerin tesindeki hibir eye inan
mamak iin aklsal sebeplerimizin olduunu ileri snlerdi; Newton'n
fzik'i ise, bize uzay ve zaman ierisindeki her olaya uygulanabilir yasa
lar sunuyordu. Onlar nasl uzlatrmal? Biz, diye ileri srer Kant, d
dnyfuun karakterinden dolay deil, fakat o dnyay kendileriyle kavrad-
218 Ethik'in Ksa Tarihi

mz kavramlarn karakterinden dolay, tm deneyimimizin yasa yne


timinde ve Newtonc nedensellik tarzna gre yasa ynetiminde olarak
anlalacandan a priori emin olabiliriz. Deneyim, izlenimlerin salt pa
siv bir almlanmas deildir; grlerin etkin bir kavran ve idrakidir ve
sayelerinde grleri dzenle imiz ve anladmz kavramlar ve kategori
ler olmakszn, deneyim, formsuz ve anlamsz olurdu. "Grsz kavram
lar bo; kavramsz grler krdr."
Kant'n bilgi teorisi, daha bu kadar ksa bir ekilde anmsatlmken
bile , Kant'n ahlak teorisi iin en az iki bakmdan nemlidir. Nedensel
bantlar ancak kategorileri deneyime uyguladmzda kefedildikleri
iin, deneyimin tesinde ve dnda nedensel bantlar karsamamzn
hibir yolu yoktur; dolaysyla, doann nedensel dzeninden kalkp do
ann yaratcs olan bir Tann'y geerli bir ekilde karsayamayz. Doa
btnyle gaynahsi ve ahlakddr; o, byk ve hayrsever bir tasanm
cnn rn imi gibi grlebilir, fakat o byledir olumlamasnda, bulu
namayz. Bundan dolay , ahlak alann doa alannn dnda aram du
rumundayz. Ahlak dnyann nasl ilediinden bamszdr, nk dn
yann ileme ekli ahlakddr. Dahas , Kant, Descartes'n ve baz empi
risistlerin yaptklar gibi, bilgi iddifilarmz bir hipotetik skeptik kar
snda aklamak maksadyla, bir bilgi temeli, bir ilk ilkeler ya da salam
veriler kmesi aramaya hibir zaman kalkmaz. Kant, aritmetikin ve
Newtoncu mekanikin varoluuna kesin gzyle bakar ve bu bilimlerin
mmkn olmas iin kavramlarmzda neler olup bitmek zorunda oldu
unu aratnr. 'Ahliik iin de durum budur. Kant sradan bir moral bilin
cin varoluuna kesin gzyle bakar; fedakarlklar kendisinin eitimini
mmkn klm olan ve intellektual yetenekleri kendisininkinden epeyce
kt olan, Kant'n ebeveyni, ona basit iyilik modelleri olarak grnr.
Kant Rousseau'yu okurken, Rousseau'nun sradan insan doasnn soylu
luu zerine szleri bir anda canevinden vurdu. te bu sradan insan do
asnn moral bilincidir ki filozofa bir analiz nesnesi verir; bilgi teori
sinde oldugu gibi, filozofun grevi, bir temel ya da bir aklama aramak
-deil , mmkn olduu ekliyle moraliteyi elde etmek iin moral kav
ramlanmznve dstilrlarmzn hangi karaktere sahip olmak zorunda ol
duklarn sormaktr.
Kant 2 1 9

Kant, dolaysyla, grevlerini post eventum* analiz grevi olarak g


ren filozoflar arasndadr; bilim ne ise odur, moral.ite ne ise odur ve bunda
(1724-
bir ama vardr. Bu znde muhafazakar gr , Kant'n mrnn
1804) hzl bir toplumsal deime dnemi olduunu hatrladmzda,
fazlasyla artcdr. Kant'n tutumlarnn aklanmasnn bir blm
ihtimal ki biografik olur; Prusya'nn dou snrlar yaknndaki Knigs
berg metropolis deildi ve Kant yalnzlk ierisinde bir akademik varolu
srd. Fakat ok daha nemlisi, Kant'n, kendi grevini moralitenin a
priori ve dolaysyla deimez gelerinin yaltlmas olarak tasarlama
syd . Farkl toplumlarda farkl moral emalar olabilirdi; Kant, insan do
asna ilikin empirik incelemeye scak bakan kendi rencilerine kar
srarla diretiyordu. Fakat bu emalar mordl klan nedir? Bir dstur inoral
bir dstur olarak kabfil edilecekse hangi forma sfillip olmak zorundadr?
Kant bu soruya yle bir ilk savdan hareketle yaklar: koulsuz bir
ekilde iyi hibir ey yoktur -iyi bir irade dnda. Salk, zenginlik,
akl, ancak yerinde kullanldklar lde iyidirler. Fakat iyi irade iyidir;
"vey ana kabilinden bir doann cirmice donatm yznden" ffill arzula
nr ey durumlar meydana getirmeye :reterli olacak kadar gl, zengin
ya da akll olmasa bile, iyi irade "kymetli bir mcevher gibi prl prl

parldar." Bu yzden, dikkat, daha ba langtan itibaren, failin fiilen yap
tklarndan ziyade, failin iradesine, onun otivlerine ve niyetlerine odak
lanr. Hangi motivler ve niyetler iyi iradeyi iyi klarlar?
yi iradenin tek motivi, devini yapmak adna devini yapmaktr. yi
irade , ne yapmaya niyetlenirse niyetlensin, devi olduu iin niyetlenir.
Bir insan, aslnda, devi olan eyi tamamen farkl motivlerden hareketle
yapabilir. Parann stn eksiksiz veren bir dkkan sahibi, drst olmak
kendisinin devi olduu iin degil , fakat drstlk kendisine mteri
ekmek ve karlarn arttrmak sfiretiyle kazan getirdii iin drst olabi

lir. Fakat burada una dikkat ekmek nemlidir ki , bir ira e , yalnzca
dev z-kara dayal motivlerden hareketle yapldi iin deil , fakat
ayn zamanda yine eilimden kaynaklanan digerkam motivlerden hare
ketle yapld iin de iyi olmay baaramaz. Eer ben bakalarna yardm
etmekten zevk alan, tabiat bakmndan dost canls, gler yzl , iyi

post eventum: olay sonras; burada teorinin pratikten sonra geldii iddias
kastedilmektedir -n.
220 Ethik'in Ksa Tarihi

kalpli bir kii isem, aslnda devin benden talep ettii ey olabilecek be
nim dlgerkfun edimlerim, dev onlar talep ettii iin deil , fakat sadece
ben bu arz davranma eiliminde olduum -bundan zevk aldm - iin
yaplm olabilirler. Eer byleyse, benim iradem, sanki ben tam da z
kardan hareketle eylemiim gibi, katiyen iyi olmay baaram. ant,
undan ziyade bu biimde eyleme eilimleri arasndaki farktan nadiren
sz eder ve bu fark zerinde asla durmaz; btn kartlk, bir yand dev
ile dier yanda her trden eilim arasndadr. nk eilim, bizim belir
lenmi fiziksel ve psikolojik doamza aiddir; Kant grte eilimle
rimizi seemeyiz. Yapabileceimiz ey, eilimimiz ile devimiz aras ida
seim yapmaktr. O halde, dev kendisini bana nasl sunar? O, kendisini,
tm rasyonel varlklar iin evrensel olarak balayc olan bir yasaya itaat
olarak sunar. Bu yasann ierii nedir? ve onun farkna nasl varrm?
Kendime salk verirken tm rasyonel varlklar tarafndan itaat edilme
sini tutarl bir ekilde isteyebileceim bir dstrlar kmesi olarak devin
farkna varnn. Sahici bir moral buyruun lIhenk ta , o buyruu ev
renselletirebilmemdir :-yani, onun evrensel bir yasa olmasn isteye
bilmemdir ya da Kant'n bir baka formullendirmede ifade ettii gibi ,
onun bir d9a yasas olmasn isteyebilmemdir. Bu son formullendinie
den maksad, yalnzca sz konusu dstrun bir yasa olarak evrensel bir
ekilde kab\ll edilmesini isteyebilmek zorunda olduumu deil, fakat
ayn zamanda - uygun koullarda- evrensel olarak o dstfua gre dav
ranlmasn da isteyebilmek zorunda olduumu vurgulamaktr. Bu for
mullendirmelerdeki "yapabilme"nin ("be able to") ve "edebilme"nin
{"can") anlam, "tutarszla dmeksizin yapabilme"ye edeerdir, nk
tutarllk talebi, insanlarn aklsal varlklar olarak kendilerine salk ver
dikleri bir yasada aklsallk talebinin bir parasdr. Kant'n en ie yarar
rnei vaadini tutma rneidir. Varsayalm ki, bir vaadi ineme isteine
kapldm. Kendisine gre davranmakta oldUumu dndm dstfu "
yle formule edilebilir: "Byle yapmak benim karma olduuncla da
ima bir vaadi ineyebilirim." Bu dstOrun evrensel olarak kab\ll edilme
sini ve ona gre davranlmasn isteyebilir miyim? Eer tm insanlar bu
dstura gre davranp, uygun grdkleri her zaman vaadlerini inese
lerdi; apak ki, vaadlerde bulunma ve vaadfore bel balama pratikleri
kerdi, nk hi kimse bakalarnn vaadlerine gvenemez ve bunun so-
Kant 22 1

nucu olarak da " ...y vaad ediyorum" formundaki ifadeler anlaml olmak
tan kesilirdi . Bu itibarla, bu dsturun evrenselletirilmesini istemek, va
adini tutmann artk mmkn olmamasn istemektir. Fakat bu dstfira
gre davranabilmemi istemek (ki dst1.lrun evrenselletirilmesini isteme
nin bir paras olarak byle davranabilmeyi de istemek zorundaymdr),
vaadlerde bulunabilmemi ve onlar ineyebilmemi istemektir ve bu da
vaadde bulunma pratiinin ondan avantaj salayabileceim ekilde sr
mesini istemektir. Bu itibarla, bu dst1.lrun evrenselletirilmesini iste
mek, hem bir pratik olarak vaadini tutmann srmesini hem de ayn za
manda srmemesini istemektir. yleyse bu dstru tutarl bir ekilde ev
renselletiremem ve bu yzden de o , hakiki bir moral buyruk veya
Kant'n adlandrd ekliyle bir kategorik imperativ (koulsuz buyruk)
olamaz.
Moral buyruklar kategorik (koulsuz) diye adlandrmakla, Kant, orr
lar hipotetik (koullu) buyruklarla kartlatrr. Bir hipotetik buyruk,
" ... ise unlar unlar yapmalsn (ought)" formundadr. Buradaki ise, u
iki koul tipinden birisini gsterebilir. Hipotetik beceri buyruklar vardr
- "bu trden bir sonuca varmak istiyorsan unlar unlar yapmalsn
[veya, unlar unlar yap]" (rnein, "Zili almak istiyorsan dmeye
bas"); ve hipotetik basiret buyruklar vardr - "Mutlu olmak istiyorsan
[veya, kendi avantajn iin] unlar unlar yapmalsn." Kategorik impe
rativ hibir koul tarafndan snrlanmaz. O , basite "unlar unlar
yapmalsn (ought)" formundadr. Kant'n kategorik iperativ'inin bir
versiyonu, bizim toplumumuzdaki sradan moral konumada belirgin bir
ekilde grnr. "Onu yapmalsn." "Neden?" "Sebebi yok. Sadece yap
malsn." Bu konumadaki "Sebebi yok"un uyandrd etki, bir eyi ho
una gidecei ya da avantajna olaca veyah1.ld da istediin bir sonucu
meydana getirecei iin yapman gerektii durumlarla bir kartlk iz
mektir. Bu yzden, kategorik ve hipotetik buyruklar arasndaki ayrm bu
dzeyde tandk bir ayrmdr. Tandk olmayan ey ise, dstfiru tutarl bir
ekilde evrenselletirebilmek iin uygulanan Kant testtir. nk otan
tik moral buyruklarn hangileri olduuna karar vermek iin gerekli akl
sal -ve aklsal olduu iin de nesnel - bir kriter kavram , gndelik mo
ral sylemimiz ierisinde mevcd deildir. Kant'n tarihsel nemi, ks-
222 Ethik'in Ksa Tarihi

men, onun kendi kriterinin iki altemativ kriterin yerini almak zere d-
nlp tasarlannu olmasdr. ,
Kant'a gre, aklsal varlk moralitenin buyruklarn kendisine hitabla
syler. Kendisinden baka hi kimseye itaat etmez. Bizler btnyle
aklsal varlklar olmayp, akldan ve tm fizyolojik ve psikolojik yarad
lnuz ierisine alan , Kant'n duyarlk diye adlandrd eyden mrek
keb olduumuz iin, itaat otomatik deildir. Kant, marazi veya <;load
ak deil, fakat doal duygulamnu, bizde kendiliinden douveren ak
kasdettii "patolojik ak" diye adlandrd eyi, kategorik impet.ativ'e
itaat olan ve sa'nn buyurduu komuluk sevgisiyle eitlj dii
"buyurulabilen sevgi"yle kartlatrr. Fakat sa, bizim iin bir moral
otorite olamaz; veya daha dorisu, ancak bizim aklsal doamz onu bu
sfatla tand ve otorite olarak uygun bulduu lde, sa bir moral, oto
rite olur; ve eer kabO.l ettiimiz otorite bu olursa, aslnda sa'y deil de,
kendi aklnuz nihai bir ekilde otorite sahibi olarak ele alyor oluruz.
Ayn hususu bir baka biimde ,ifade edebiliriz. Diyelim ki, gerek ya da
saymaca, ilahi bir varlk bana bir ey yapmam buyuruyor. Onun buyur
duu eyi ancak onun buyurduu ey doruysa yapmalym. Fakat eer
ben onun buyurduu eyin doru olup olmadn bizzat kendi bama
yarglayacak bir pozisyonda isem, o zaman ilahi varln bana ne yap
mam gerektiini (ought) ,tenblhlemesine hibir ihtiya duymam. Ka
nlmaz bir ekilde , her birimi kendi kendisinin moral otoritesidir.
Kant'n moral failin otonomisi diye adlandrd bu durumu kabll etmek,
ayn zamanda ilahi bile olsa dsal otoritenin hibir moralite kriteri
veremeyeceini de kabll etmektir. Onun byle bir kriter verebileceini
varsaymak, heteronomiden, faili kendi dndaki , aklsal bir varlk olarak
kendisine yabanc bir yasaya tabi klma giriiminden sulu olmak
olurdu . Fakat moralite kayna olarak ilahi bir yasaya inan tek
heteronomi tr deildir. Moral dstfirlar deerlendirme kriterini
mutluluk kavramnda ya da insani istekleri ve ihtiyalar doyuran ey
kavranunda bulmaya kalkrsak da, ayn lde dikkafallk etmi
oluruz. Eilim alan, izim aklsal doalarmza herhangi bir ilahi
buyruun olduu kadar yabancd1r. Bu itibarla , Aristoteles'in
eJoaovfas (e uda imon ia),' moralite iin sa'nn yasas kadar
faydaszdr.
Kant 223

O, her ne olursa olsun faydaszdr, nk hibir sabit rehber sala


maz. Mutluluk nosyonu, psikolojik yaradl eitliliklere baml
olarak belirsiz bir ekilde deikendir. Fakat moral yasa btnyle de
imez olmak zorundadr. Bir kategorik imperativ'in ayrdna vardmda,
hibir istisna tanmayan bir kuraln ayrdna varm olurum. "Hayrsever
Motivlerden Hareketle Varsaylan Yalan Syleme Hakk zerine" adl
ksa bir denemede, Kant, kendisini bu noktada eletirmi olan Benjamin
Constant'a yant verdi. Diyelim ki, szde bir katil ldrmeye niyetlen
dii kurbannn nerelerde bulunduu hakknda benden mal1mat istedi. Ve
diyelim ki, ben de kurban korumak maksadyla yalan syledim. Sonra
katil benim ynlendirmelerime gre hareket etmeye balad, fakat benim
tanmadm kurban aslnda kalkp tam da benim katili ynlendirdiim
yere gitti. Bunun sonucunda da benim yalanmn bir sonucu olarak cina
yet ilendi ve tam da yalan sylediim iin sorumlu oldum. Fakat do
ruyu syleseydim, sonu ne olursa olsun sorumlu tutulamazdm. nk
buyrua itaat etmek ve sonulara bakmamak benim devimdir. Kant'n
grnn Butler'nkiyle benzerlii arpcdr; ve Butler iin olduu gibi,
Kant iin de sonularn konudl zerind.e srar etmenin teolojiden
meded umulmasyla dengelenmesi rastlant deildir. Kant ileri srer ki,
ister bu dnyadaki ister br dnyadaki olsun , sonulara baklmakszn
deyim devimdir. Kant'ta teolojik faydaclarn hamlndan ve duyarsz
'
lndan hibir iz yoktur. Fakat Kant yine de ileri srer ya da daha do
rusu kesinkes iddia eder ki, aslnda dev sonunda mutlulukla taclandnl
masayd katlanlmaz olurdu. Tuhaf ey: Mutluluk Kant'n baka yerlerde
telkin ettii kadar -ve Kant mutluluk nosyonu toplumsal olarak yer
leik amalara ve bu amalan gerekletirmekten edinilecek doyuma ili
kin herhangi bir nosyondan koparlm olduu iin baka yerlerde hakl
olarak telkin ettii kadar - belirlenimsiz bir nosyon ise, Kant'n burada
mutluluu erdemin dl olarak takdim etmesi pek de tutarl olamaz;
byle bir dl, aranmasa bile -ki aslnda ancak aranmazsa erdemin
dl olacaktr - , kendisi olmakszn btn moralite giriiminin pek de
anlaml olmayaca eydir. Bu da, byle bir nosyon olmakszn morali
tenin kendisinin deil, fakat onun Kant yorumunun pek de anlaml ol
madnn zmni bir itirafna varr.
224 Ethik'in Ksa Tarihi

Kant'n grnde, pratik akl Tann'ya, zgrle ve lmszle


bir inanc ngerektirir. Tanr, s!'-mmum bonim'u* gerekletirmeye , er
demi mutlulukla taclandrmaya muktedir bir g olarak gereklidir; lm
szlk, bu dnyada besbelli ki erdem ve mutluluk bir trl birpiriyle
rastlamad iin gereklidir; ve zgrlk kategorik imperativ'in ndaya
nadr. nk yalnzca kategorik imperativ'e itaat edimleri ierisindedir
ki, bizler eilimlerimizin esaretinden kurtarlrz. Kategorik imperativ'in
-meli I mal's , yalnzca itaat edebilir olan bir faile uygulanabilir. Bu an
lamda olmas-gereken (ought), yap(l)abilir-olan (can) ierir. Ve itaat
edebilir olmak da, eilim tarafndan belirlenen eyleme rehberlik eden
buyruk basite daima hipotetik bir buyruk olduu iin eylemlerimizin
eilimlerimiz tarafndan belirlenmesinden yakamz kurtardmz ierir.
Moral zgrln ierii ite budur.
Bu Kant belimin gc inkar edilemez ve kategorik imperatiy re
tisi Tann'ya ve lmszle inancn Kant formlarnca sunulan. phe
gtrr destekten kopartldnda bu belimin gc azaltlmaktan ziyade
arttrlr. Bu g nereden kar? Hume'a ilikin tartmann ak ieri
sinde , modeq anlamda moral -meli / mal 'nn ortaya kn betimle
dim. Her ne kadar Hume gibi bir yazarda bu -meli / mill 'nn felsefi kabO
lnn ilk iaretlerini tartabilsek de, Hume'un faydacl ona merkezi
bir yer vermesine imkan tanmaz. Fakat Kant ile birlikte bu -ineli /
mal, yalnzca merkezi olmakla kalmayp, her eyi yiyip sindirir bile .
dev (duty) szc, tikel bir roln yerine getirilmesiyle veya tikel bir
vazifenin ilevlerinin gerekleti'rilmesiyle kkl balantsndan bsb
tn kopartlr. Bu szck, artk ouldan ziyade tekil hfile gelir ve kate
gorik moral buyruklara itaat erevesinde -yani bu yeni -meli I mal'y
ieren emirler erevesinde- tanmlanr. Kategorik imperativ'in olumsal
olaylardan ve ihtiyalardan ve toplumsal koullardan tam da bu kopah
l, su yzne kmakta olan liberal bireyci toplum iin onu en az iki
bakmdan kabl edilir bir moral dsti1r formu klar.
Kategorik imperativ bi'.eyi moral olarak egemen klar; bireyi.: tm
dsal otoriteleri reddetmesini salar. Ve bireyi, baka bir ey yapmas
gerektiini telkin etmeksizin her ne yapyor ise onun peinden komakta
serbest brakr. Bu son nokta, ihtimfil ki ilkinden daha az aktr. ddiaya

summum bonum:en yksek iyi -ri.


Kant 225

dayal kategorik buyruklara ilikin Kant'n verdii tipik rnekler bize ne


yapmamamz sylerler; vaadlerini ineme, yalan syleme, intihar etme
ve benzeri. Fakat hangi etkinliklere angaje olmamz gerektii , hangi
amalar peinden komamz gerektii konusunda kategorik imperativ
suskun grnr. Moralite , hayatlarmz srdmz yollara ve aralara
snrlar koyar; onlara yn vermez. Bylece moralite, grnte, vaadle
rimizi tutmakla, doru sylemekle vb. badaabilir olan herhangi bir ha
yat tarzn tasvib eder.
Bununla smsk bantl bir nokta, dorudan felsefi nemi haiz me
selelere daha yakn der. Kategorik imperativ retisi, bana, nerilen
maksimleri reddetmek iin bir denek ta _verir; bir denek tana ihtiya
duyulmasn ilk bata salayan. maksimleri nereden karacam bana an
latmaz. Bu yzden Kant reti , zaten mevcOd bir moralite zerinde asa
laksdr ve bu mevcOd moralite ierisinde eleme yapmamza izin verir
- ya da daha dorusu , onun salad denek ta gvenilir olsayd , bu
mevcOd moralite ierisinde eleme yapmamza izin verirdi . Fakat aslnda
gvenilir deildir, hatta kendi terimlerinde bile. nk hakiki' bir moral
dstOrun Kant denek ta , o dstOrun tutarl bir ,ekilde evrenselletire
bileceim bir dstOr olmasdr. Bununla birlikte, aslnda, yeterince maha
retle hemen her dstOr tutarl bir ekilde evrenslletirilebilir. nk
yapmam gereken tek ey , nerilen eylemi yle bfr biimde karakterize
etmektir: maksim benim istediim eyi yapmama izin versin, buna kar
lk evrenselletirilseydi maksini hkmsz klacak olan eyleri yap
maktan bakalarn men etsin. Kant, uygun grdm her zaman vaadle
rimi ineyebileceim maksinini acaba tutarl bir ekilde evrenselleti
rebilir miyim? diye sorar. Bununla birlikte diyelim ki , o , "yalnzca
. . .d zaman vaadlerimi ineyebilirim" maksimini tutarl bir ekilde
evrenselletirip evrenselletiremeyeceimi aratrm olsun. Bu maksim
deki boluk, ancak bir ka baka kimse dnda benim imdiki koulla
nma uygulanacak ve baka birinin bu maksime itaat etmesinin -brakn
maksimin tutarl bir ekilde evrenselletirilemez olduunu gsterme
sini - beni skntya sokaca trden bir durumda hi kimseye uygulan
mayacak ekilde tasarlanan bir betimleme tarafndan doldurulur. Bundan
u kar ki, pratikte kategorik imperativ testi , yalnzca yeterince maha-
226 Ethik'in Ksa Tarihi

retli olmayanlara kstlamalar koyar. Ve emin olun ki bu pek dt: Kant'n


niyetlendii . ey deildir.
Kategorik imperativ testinin mantksal boluu bizzat toplumsal
neme sahiptir. Kant dev nosyonu, hemen hemen her ierikle dolduru
labilecek kadar biimsel olduu iin, herhangi bir tikel toplumsal ve mo
ral gelenein nerebilecei zgl devler iin bir yaptrm ve bir motiv
s.alayacak kadar ie yarar hfile gelir. Bu Kant dev nosyonu , dev nos
yonunu amalara, ereklere, isteklere ve ihtiyalara ilikin nosyoq.lardan
kopartt iin, nerilen bir eylem ak verildiinde yalnzca acaba bu
eylemi yaparken onun evrensel bir ekilde yaplmasn tutarl bir ekilde
isteyebilir miyim? diye sorabileceimi telkin eder; ama o eylemin hangi
amalara veya ereklere hizmet ettiini sorabileceimi deil. Kant dev
nosyonuna eitilmi herhangi bir kimse , imdiye kadar, otoriteye ko
layca konformizm gstermeye eitilmi olacaktr.
Kukusuz, bizzat Kant'n niyetlerine ve rfiluna bundan daha uzak
hibir ey olamazd . Onun dilei , moral bireyi , herhangi bir fiili top
lumsal dzenin stnde ve dnda bir duru noktas ve bir krite:: olarak
sergilemektir. Kant Fransz Devrimi ile duygudatr. Klelikten nefret
etti ve ihnin bamszlna deer verdi. Paternalizmin en berbad despo
tizm formu olduuna inand.52 Fakat Kant'n retisinin sonulan , en
azndan Alman tarihi ierisinde, toplumsal dzenden tamamen bamsz
bir moral duru noktas bulma giriiminin bir yanlsama aray olabile
ceini, insau toplumsal dzenin salt konformist bir klesi haline getiren
bir aray olabileceini telkin edr. hem de tikel toplumsal koullar ieri
sindeki insanlarn isteklerini ve ihtiyalarn en azndan bir lde ifade
etmeyen bir yasalar klliyyatnn imkanszln tanyanlarn moralite
sinden ok daha fazla.

52 "On the Saying: That may be all ight in Theory but it is no good in
Practice" ("Teoride doru olabilir fakat Pratikte ilemez Sz zerine"),
Kant, edited and translated by G. Rabel.
Blm

15

Hegel ve Marx

Hegel'i ethik tarihinin vard son nokta saymak, baz bakmlardan doyu
rucu olurdu: ksmen Hegel'in kendisi felsefe tarihini kendisiyle sona eri- .
yor grd iin; daha nemlisi , Hegel'in zamannda tm temel pozis
yonlara yerleilmi olduu iin. Hegel'dep. sonra, bu temel pozisyonlar
yeni klklarda ve yeni uyarlamalarla yeniden ortaya karlar, fakat onla
rn yeniden ortaya kmas temel bir yeniletirmenin imkanszlna dela
let eder. Gen Hegel, kendisine arguman ierisinde zaten ortaya km
olan bir problem koydu: neden modem Almanlar (ya da genelde Avrupa
llar) kadim Grekler gibi deiller? Hegel'in yant udur: Hristiyanln
douuyla birey ve devlet blnm hfile gelmitir, yle ki birey, kendi
politik topluluunun pratiinde rtk kriterlerden ziyade transcendent kri
terlere bel balar. (Hristiyanlk, kaderi ebedi olan insan yurttatan ayrr;
Hristiyanln Tann's, kalbin ve sitenin ilah deil, dnyann hakimi
dir.) Grek ethik'i , roll.in (polis) paylalan yapsn ve bunun netice
sinde paylalan hedefleri ve arzulan ngerektirmekteydi . Modem
(onsekizinci yzyl) topluluklar() , bireylerden oluan biraradalklardr.
Hegel, mutad olduu zre, Grek r6A.i sanki aslnda olduundan daha
filenkliymi gibi yazar; o, kleleriq varoluunu ou zaman grmezden
gelir. Ama zaten Platon ve Aristoteles de byle yapmt . Ama yine de
Grek ahengine ilikin Hegel'in grm abartya vardrlrsa, bu Hegel'e
bireycilik tehisi iin ipular ve tarihsel trden ipular verir. nk
Hegel , tek bir daimi ahlak sorunu olmadn anlayan ilk yazardr.
228 Ethik'in Ksa Tarihi

Hegel 'in btn felsefesi, felsefenin ekirdeinde felsefe tarihinin


olduunu gstermeye ynelik bir giriimdir. Ve Hegel , felsefenin tam da
sradan dncede ve pratikte rtk olan kavramlar aa karna ve
akladna inand iin buna inanr. Bunlarn bir tarihi olduu iin,
felsefe de tarihsel bir disiplin olmak zorundadr. Doru, Hegel , zellikle
son yazlarnda, kavramlar ou zaman , sanki deien dnyann
akndan her naslsa bamsz zamand eylermi (entities) gibi ele
alr. Fakat burada bile, genellikle , bunun yalnzca bir faon de parer
olduunu ak klacak bir kurtarc cmle bulunur.
O halde Hegel iin ethik'in ipucu ethik tarihi ierisindeyse, Hegelci
felsefe bu denemelerde zaten katedilen yoldan -ve daha da fazlasndan -
gemi olsa gerektir. Geer de, hem de eitli tarzlarda. Ahlaka ve onun
tarihine ilikin Tin'in Fenomenolojisi'nde ve Hukuk Felsefesi'nde verilen
aklamalar hibir ekilde zde deildir. Dahas, en azndan Fenomeno
loji'de , Hegel, ayn yoldan farkl tarzlarda bir ok kez geer. Dolaysyla,
benim yapacam ey, Hegel'in ahlak .tarihine ve bu tarih ierisinde ahlak
felsefesinin rolne ilikiq genel grnn taslan izmeye almak;
sonra Hegel'in dnce deiikliklerinde aydnlatc olan eye bakmak; ve
nihayet: Hegel'in zmn eletirmektir.
Hegel , insan hayatnn en temel formlarn esasta dnmc-olma
yan (unrejlective) formlar olarak tasarlar. Birey, greneksel roln oyna
d kapal bir toplum ierisinde zmsenir. Byle bir toplumda, Ne
yapsam (shall)? nasl yaasam (shall)? sorular ortaya kamaz . teki in
sanlarla ilikilerim sayesinde, yerine getirdiim rollerden ayn bir kii
olarak statmn bilincine vardkadr ki, bu sorulara yer alr. Toplum
daha karmak hfile geldike , altemativ hayat tarz inkanlan artp oal
dka, seimler de okeitli hale gelir. Fakat seim yaparken , o an
toplumsal pratiinin ltlerini gzard edemem. Onyedici ve onseki
zinci yzyl yazarlar , kendilerinden nceki Grek sofistleri gibi, psikolo
jik olarak belirlenmi tutkulara sahip birey hakknda sanki o toplumsal
hayata nceden verili erekler ve amal arla yaklayormu gibi yazarlar;
-Hegel'e gre bu, derin bir yanlsamadr. Bireyi n hangi tutkulara ve hangi
amalara sahip olduu ve sahip olabilecei, bireyin kendisini iinde bul

duu toplumsal yap trne ili in bir meseledir. Arzular, kendilerine
.

faon de parter: Hl.fn gelii sylenen sz; sz timsAli sylenen -n.


Hegel ve Marx 229

sunulan nesneler tarafndan aydnlatlr ve zglletiilir; arzu nesneleri


ve zellikle de undan ziyade bu biimde yaama arzularnn nesneleri,
tm toplumlarda ayn olamaz. Fakar tikel bir toplumsal hayat formunun
aydnlatt arzularn o form iinde doyum bulacaklar, zorunlu olarak
sz konusu deildir. O an pratiinin amalarnn gerekletirilmesi ,
aslnda, tam da bu amalara duyulan arzuyu varla getiren hayat for
munu yok eder. Hem amalara hem de aralara ilikin dnmc ele
tiri, niyetlenilmemi sonulara sfilip olabilir.
Bu irdelemeler nda, Hegel , gelien toplumu, hayat formlarnn
bir ardardal erevesinde resmeder; bu hayat formlarnn herbiri doal
bir gei yoluyla kendisinin ardlna dntrlr. Fenomenoloji'de, ger
ek tarihsel dnemlerin bu modeli kat bir ekilde takibetmek zorunda ol
duu ynnde hibir ima yoktur - aslnda bunun bir reddi vardr. Daha
dorusu ima edilen ey udur: bu modeli takibettikleri lde , hayat
formlarnn tarihi bu Hegelci geilerin mantn sergiler. Herhangi bir
$
Hegel yorumunun ciddiye almak zorunda oldu u iki zel kesim vardr.
Bunlardan ilki, zgl olarak ahlakla deil , fakah lak sorunlarnn do
duu erevenin doasyla ilgilidir. Bu,1ayn zamanda, Hegel'ip kendi
temel tutumlarna mkemmel bir giritir de.
Bireyler toplumsal roller ierisinde bizzat kendilerinin bilincine vanr
larken, Efendi ve Kle ilikisi merkezi bir rol oynar. Bu ilikide, Efendi
balangta yalnzca kendisini tamamen z-bilinli bir kii olarak tasar
lar; Kle'sini ise bir ey, salt bir ara dzeyine indirmeye alr. Fakat
iliki gelitike Efendi de deforme hfile gelir, hem de Kle'den daha radi
kal bir ekilde. nk iliki, onlarn maddi eylerle ilikisi erevesinde
tanmlanr. Bunlar, Kle iin i salar, fakat Efendi iin sadece gelip ge
ici hazlar verir. Kle aslnda defonnedir, nk onun amalar Efendi'nin
amalan ve buyruklar tarafndan ylesine snrlanr ki , o kendisini
mmkn olan en plak tarzda ortaya koymaktan fazlasn pek yapamaz;
fakat Efendi , kendisini Efendi olarak grd lde, Kle'de, sayesinde
kendisini yeri geldiinde tamamen gelimi bir kii olarak grebilecei
herhangi bir tepki gremez. Efendi, bakalar tarafndan bir kabtll nesnesi
olma, kendini bakalarnda "yansm" bulma yoluyla z-bilinci geliti
ren iliki trnden kendisini koparmtr. Oysa Kle, Efendi'de en azn
dan haline gelmek istedii bir ey grebilir. Fakat her ikisi iin de, z-
230 Ethik'in Ksa Tarihi

bilinteki geliimin Efendi-Kle ilikisi tarafndan lmcl bir tarzda s


nrland dorudur.
Bundan sonra Hegel, bu ilikinin koyduu probleme getirilen yan
l zm gzden geirir. Bunu yaparken de, Hegel, geri dnp, impara
torluk Roma'sn ve Efendi -Kle temasnn bilfiil egemei olduu bir
toplumda, yalnzca klelik kurumunun kendisinde deil; fakat Sezar'n
uyruklanyla ilikisinde ve stlerin ve astlarn btn rtbeleniinde mey
dana kanlar tutumlan dnmektedir. lk yanl zm stoaclklr: ki
inin rtbesi ya da ilikisi her ne olursa olsun, zorunluluun kab'.ll,
kendini kosmos'un evrensel aklyla zdeletirme. mparator ve kle ,
kendilerini eit lde dnya yurttalan olarak tasarlar. Fakat bu,,onlann
gerek ilikisini dntrmekten ziyade maskelemektir. B u , zgrlk
fikrini yardma ararak kleliin gerekliinden kaak dnmeye a
l_maktr. Ayn ekilde phecilik (skeptisism) iin de , yani Efendi
olanlann tahkim ettii tm kab11 edilen inanlar ve farkllklar zerine
kuku saan, ama bu ayn kab'.ll edilen inanlar ve farkllklar dnyasnda
yaamay srdren bir bireyde mevcfid olmak durumunda olan bir zihin
erevesi iin de durum budur. Bu yzden phecinin daima iki zihin
tavn vard; biri akademik dnmlerine, biri de toplumsal gereklikle
gndelik alveriine t'ahsls edJmi iki zihin tavr; pheci , birinciyle
hakim dzene meydan okur, ikinciyle toplumsal gereklie ses karma
dan boyun eer. Bir ve ayn zamanda hem bakalaryla ilikilerini hem de
kendi kiiliini deforme eden bi.r toplumsal dnyadan kendini koparta
mamann yaratt ikileme, nihayet Hegel'in Mutsuz Bilin'_in hayat
formu dedii hayat formunda toplumsal bir ifade verilir.
Bu, Katolik Hristiyanlk devridir. Bu devirde, insan hayatnn de
forme , nk zgr-olmayan karakterinin yaratt zsel sknti ve bunu
ama imkannn, aslnda zorunluluunun bilinci , insanln de u
ram dnyas ile ilahl dnyann mkemmellii arasndaki kartlk
formu ierisinde temsll edilir. deal , insan hayatnn dnda ve insan ha
yatndan ayn mevcfid olan, akn bir ey olarak grlr. Keffaret reti
sinde, olduu ekli yle insann i de al - olan ile uzlatrlmas sembolik bi
imde resmedilir. Fakat sembolizmin snrlan ierisinde kalanlar ve onu
gereklik yerine koyanlar, bu sfiretle, sembolize edilen gereklii inkar
etmi olurlar. Hallar ideali asken eylemde bulmaya alrlar; fakat bul-
Hegel ve Marx 231

duldan ey , ideal yerine, bir mezar olur. Manastr tarikatlar ideali ileci
likte bulmaya alrlar; bunu yaparken, onlar da, tam da kamaya al
tklar etle , sonlulukla meguliyete avlanrlar. Bundan k yolu, Hristi
yanlk'n insanlk durumunu yeterince uygun bir ekilde sembolize etti
ini , fakat lafzi' hakikat olarak anlalan Hristiyanhk'n hastaln teda
visi deil de bir paras olduunu grmektir. Hangi durum? Hangi te
davi? Hangi hastalk?
Tekrar Efendi-Kle ilikisinden bir balang yaplabilirdi; fakat unu
grmek nemlidir ki, Hegel'e gre bu iliki, insan hayatnn ve dnce
sinin daha genel bir niteliinin zel bir durumunu verir sil.dece. Bu nite
lik, Hegel'in "olumsuz" (negative) diye adlandrd eydir. Bu kavram
yle aklanabilir. Eer herhangi bir kavram anlamak ya da herhangi
bir inanc aklamak istersek, onu ilkin bir paras olduu sistemin ieri
sine yerletirmek zorundayz; bu sistem, kendisini hem karakteristik bir
hayat tarz ierisinde hem de karakteristik teorizasyon formlar ierisinde
grne karacaktr. Hayat tarz ile teorizasyon arasndaki iliki, daima
ayn olmayacak, fakat teorizasyon , hayat tarznda rtk olan kavramlar
ve inanlar belli lde ak klacaktr: (Hegel , burada, daha sonradan
sosyal antropologlarn daha basit toplumlardaki dini ele allarn; ve
ayn zamanda Weber'in Protestanlk' ve kapitalizmi ele aln nceden
haber verir.) mdi, bunu yaparken , fil.il dil.bil olduu hayat formunun bir
btn olarak ne kadar bilincine varrsa, o hayat formunun dnda ve te
sinde yatan ve gerekletirilmeleri iin o hayat formunun almasn ta
lep eden iyileri o kadar kazanacaktr. Bu hayat formu, imdi , ffille snrlar
koyan, failin mcadele etmek ve amak zorunda olduu snrlamalar ko
yan bir ey olarak grnr. Bir zamanlar ufuklar olan ey , engelleyici
duvarlar haline gelir. Fakat bu hale gelmekle onlar olumlu bir rol oynar
lar; onlar, almas zgrln o aa zg gerekleimi olan engelleri
tanmlarlar. nk zgrlk karakteristik olarak insan hayatnn ekirde
idir. Hegel, burada, insan znde aklsal olarak gren Aristoteles'le ya
da Kant'la atmamaktadr. Onun inand ey udur: insan aklsallnn
bir tarihi vardr ve onun tarihi , brnd zgl tarihsel formlardan her
birinin snrlamalarnn hem hayatta hem dncede eletirisidir.
"Olumsuz-olan" , snrlayc etmenler, ufkun ,ve engelin rol , ite bunlar
Hegel'de orijinal olan eylerdir. Bu yzden herhangi bir a hakkndaki
232 Ethik'in Ksa Tarihi

Hegelci metodolojik ihtar udur: "O an hayatn ve dncesini ama


lar ve hedefleri erevesinde anla ve o an amalarn ve hedeflerini de
insanlarn yollarnda engel olarak grdkleri eyi tehis etnek suretiyle
anla." Bu durumda, o insanlarn zgrlk kavramm tehis etmi olur
sun, hatta onlar o balamda zgrlk szcn kullanmam olsalar
bile.
Hegel, zgrlk'ten, ne tm insanlarn sfil:ip olduu (Kant)' veya tm
insanlar iin ulalabilir (Stoaclar) bir zgl ne de toplumsal hayatn
zgl bir durumunu (J.S . Mill) anlyordu. zgrln her bir: zamanda
ve her bir yerde ne olduu, o zamann ve yerin zgl snrlanialarnca ve
o zamann ve yerin karakteristik hedeflerince tanmlanr. Bu yzden He
gelci anlamda unu sylemek dorudur: "Leveller "lar, Amerikan smr
gecileri , Harpers Ferry'deki John Brown ve bugnn Gney Afrikal Ban
tu'su, bunlarn hepsi , hak iddia ettikleri ey her bir durumda temelden
farkl olsa da, kendi zgrlklerine hak iddia etmektedirler. Bunu baka
bir ekilde sylersek, insanlardan zgr deil diye sz ettiimizde , kas
dettiimiz ey , daima, kendisi araclyla insaru kleliin ne olduunu
saptadmz, insan hayatnn rtk bir normativ betimine grelidir. Ve
bu, yalnzca toplumlar hakknda deil , fakat ayn zamanda bireyler hak
knda da dorudur. Hegelci zgrlk kavram , hem politik zgrlk
problemiyle hem de geleneksel felsefi zgr-irade problemiyle eit lde
ilikilidir.
Aristoteles'te ve S toaclarda, Hobbes'ta ve Kant'ta bu problemin
fragmanlaryla zaten karfamtk. Hobbes'a ve Hume'a gre , zgr
olmak, d etmenlerin, prangalarn ve tehdidlerin cebrine marz kalna
m olmaktr; hem zgr olanlarn hem de zgr olmayanlarn eylemleri ,
onlarn eylemlerini meydana getirmeye yeter etmenler erevesinde ne
densel aklamaya ayn lde yatkndr. Bu yzden Hobbes ve Hume,
tm insani eylemlerin belirlenmi, fakat baz eylemlerin yine de zgr
olduklarnda diretirler. Bu aklama hakkndaki kuku, zgr olmanii ne
densiz olma olduuna duyulan herhangi bir inantan ok, belli durum
larda eylemlere ilikin nedensel bir aklamann kefedilmesinin faili k
namaktan kesilmemize , faili eylemlerinden sorumlu olmayan biri olarak
almamza gtrmesinden k,ar. Dolaysyla, burada, zgr olan eylemler
ile bu eylemlerin belli neden trlerini hfilz olmamas arasnda bir ba-
Hegel ve Marx 233

Jant var gibi grnr. Burada ihtiya duyulan ey, ihtiyari ve kasdi gibi
szcklere ilikin Aristoteles'te bulduumuz aratrma trnn ilgili di
er ifadelere doru bir geniletilmesidir ve bnu salamak, yirminci yz
ylda analitik felsefenin orijinal katksnn bir paras olmutur. Hegel'in
faydal bir ekilde iaret ettii ey , ihtiyarilik normlarnn zorunlu olarak
her toplumda ayn olmaddr; bir failden denetimi altnda olmalarn ta
lep edebileceimiz etmenler eit eittir. Bireyler iin bu aktr: bir
kimseyi bir eyden dolay knayp knamamamz, ou kez, onun ilgili
etmenlerden ne kadarn bildiine ve ondan ne kadarn bilmesinin bekle
nebileceine bamldr. Bu yzden akln genilemesi daima sorumluluk
uygulayabileceimiz blgenin de bir genilemesidir; ve zgrlk anlama
kapasitesini arttrmakszn geniletilemez. te bu temeller zerindedir ki,
Hegel zgrlk ile akl balayp birletirir.
Hegel'i okurken, onun nereye kadar bize a-priori kavramsal hakikatler
sunmakta olduunu dndn, nereye kadar bize geni lekli empi
rik genellemeler sunmakta olduunu ye nereye kadar kavramlar arasndaki
tmel balardan ziyade karakteristikler olan eylere iaret etmekte oldu
unu kestirmek ou zaman gtr. Hegel'in dialektik mant, zgl
olarak kavramlar arasndaki tmel balarla ilgilidir, fakat Hegel'in dilinin
bulankl okuyucuyu byk meselelerde aklktan yoksun brakr.
Bylece Hegel , gitgide tarihin , nihayetinde Prusya devletine ve Hegel'in
kendi felsefesine varan daha yksek formlara doru zgrln kanl
maz bir ilerlemesi olduu sonucunu kardnda, belki de kendi anlal
mazlnn, tuzana dt. Fakat zgrln son sznn Prusya devle
,
tiyle ve Hegel'in kendi felsefesiyle eitlenmesi, Hegel'in zgrlk hak
knda belirttii iki ana noktay ne yazk ki gzden drmtr.
Bunlardan ilki udur: zgrlk kavram yle bir trdendir ki, bir kez
sunuldu mu onun taleplerini hi kimse inkar edemez . Muhafazakar te
orisyenlerin zgrlk dman olmayp, sadece zgrle ilikin farkl
bir anlay sunduklarnda diretmeleri bunun delilidir. Burada aydnlatc
bir tarzda, muhafazakar ve radikal teorisyenler arasndaki farklarn genel
likle bir toplumsal grubun hedefleri ve arzular hakkndaki farkl ve rakib
iddialarda kklendii meydana kar. (Tahrikiler, yani baka trl olacak
olann szcleri olma edas taknan ve yreklerinin en gizli kelerinde
tamamen halinden memnfin bir grup olan insanlar hakkndaki muhafaza-
234 Ethik'in Ksa Tarihi

kar mitin kayna budur.) Hegel'e gre hi kimsenin zgrln iddiala


rn inkar edememesinin sebebi , zgrlu herkesin kendi iin aramas
ve onu bir iyi olarak kendi iin aramasdr -yani her bir kimsenin z
grlk talebinde bulunduu deerler, zgrln yalnzca o kimsenin
kendisi iin deil , herkes iin bir iyi olmak zorunda olduu trdendirler.
Dahas, zgrlk ile dier erdemler arasndaki bant , Hegel tarafn
dan baka hibir yazarn yapmad ekilde vurgulanr. Tari Felsefe
si'nde Efendi-Kle ilikisi , Dou, Grek ve Roma olmak zere farkl
krallk tiplerinde rneklenir; eski Roma'da patrisyenfor ile plebler
arasndaki mcadele aklamasnda, her iki tarafn erdemlerinin iktidar ve
hrsn sahneye hakim olaca ekilde nasl yozlat bize gsterilir.
D<;lha genel olarak, bizim erdemli olarak aldmz nfreliklere kar
Hegel'in tavr , szgelimi Aristoteles'inkinden ok daha karmak bir
tavrdr. Hegel, Aristoteles'in deerlendirmelerinden bir ounu paylar;
o, belli istidadlarn herhangi bir toplumda erdemler olduklarn kabill
eder. Hegel , kesinlikle tam bir relativist deildir. Fakat Aristoteles'in
tersine, Hegel keskin bir kavrayla, koullarn erdemleri bakala
trdnn farkndadr; bir toplumda hayranlk uyandran bir t veya bir
nitelik, bir baka toplumda zulmetmek iin kullanlabilir. Cesaret,
duyarsz bir umutsuzlua dntrlebilir -zlanda saga'larnn kahram
anlarnn, rnein Gisli Sursson'un son direnilerini 1945'teki Hitler
Genliinin son direnileriyle karlatrn . Ycegnlllk zaafiyet
hfiline gelebilir. Hayrseverlik bir tiranlk aygt olabilir. Buna bjr takm
yantlar verilebilir. Bir Aristotelesi , tanm gerei bunun byle
olamayacanda diretebilir; doru zamanda ve doru yerde , doru kiiye
veya doru kii tarafndan yaplmayan ey , hayrseverlik ya da
ycegnlllk ya da cesaret olamaz. Orta yol retisi bunun byle
olduunu gsterir. Fakat bu yant fazla kolaydr. phesiz, eletirmen
olay olup bittikten sonra Aristotelesi kriterleri kullanabilir; fakat sahip
olduu tek kriterle eylemekte olan fail , kendi bildii ekliyle cesaret ya
da hayrseverlik sergilemektedi;. O zaman yant, failin yeterince bilgi
sahibi olmad olacaktr. Fakat bu byle olsa da, bundan dolay gen
Nazi'lerin sergiledii eyin cesaret ya da sadakat deil, salt bir sahtelik
olduunu sylemek tuhaf olurdu. Bundan karlacak ders daha ziyade
udur: bizzat erdemlerin kendileri, baz koullarda baz insanlar iin,
Hegel ve Marx 235

gler deil zaaflar olabilir. Bir Kant , buna, gdlerimizin ve


niyetlerimizin buyruu altna girdiimiz yantn verecektir. Buna
. verilecek Hegelci yant , gdlerimizin ve niyetlerimizin de farkl
erevelerde dntrldkleri olur. Hatta Kant "iyi irade" bile bozulup
yozlaabilir. Kant tekrar tanmsal bir savunma arayabilir. Bozulup
yozlayorsa, o iyi irade deildir. Fakat bir kez daha, bu yeterli
olmayacaktr. nk failin elindeki tm ltler gerei , failin gdleri
iyi iradeyi meklendirebilir, ama yine de yolama aygtlar olabilir.
Bunun nasl olup da byle olduu , Hegel'in "yanl bilin"in eitli
ahlaki biimlerine ilikin taslaklarnda ok ak bir ekilde ortaya kar.
Hegel, bir yanl bilinten hem aydnlatan hem de yanl tasarmlar re
ten bir kavramsal emay anlar; bu yzden, bireyci toplumun kavramsal
emalar, o toplumun ve o topluma zg karakteristik teorize etme tarz
larnn authentik zelliklerini meydana karmalar bakmndan sahiden
aydnlatcdrlar, fakat ksmen yalnzca bireyciliin zellikleri olan ey
leri ahlaki hayatn evrensel ve zorunlu zellikleri olarak tasanmlamakla,
bireyciliin snrlamalarn gizlemeleri bakmndan da yanl tasarmlar
retirler.
Bu bireyci retilerden ilki , insann kendi mutluluu peinde koma
snn hakim ilke olduu hazclk trdr. Buradaki mkl udur: her bir
kii kendi doyumu peinde kotuu iin, insan .kendisini yle bir du
rumda bulur ki, o , baka insanlar tarafndan onlarn kendi mutluluklar
peinde komalannda oynad rol erevesinde deerlendirilir. Bu tak
dirde, insan , ahsi amalar peindeki eitli taklblerin kesimesinin bir
dizi dramatik kriz meydana getirdii genel bir durumun yaratlmasna
yardm eder; her bir kii, bir bakasnn "ader"i haline gelir. Hakimiyet
ahengi bozan gayrahsi glerin elinde gibi grnr. Bu, bir hayal krk
lna, hayata gayrahsi zorunluluklarn hakim olduunun kablne g
trr. Bu kabOl, daha sonra bir tr i asfilete dntrlr. Birey, roman
tik kahramann bir mhrdr. O, hor grd bir dnya ierisinde kendi
yolunu takibeder. Romantik kahraman aslnda bir tr yksek fikirli haz
cdr ve tpk nceli olan hazclk trnn retisi gibi onun retisi de
anarik atmalara gtrr. O , artk haz peinde deildir, fakat asil bir
yrein emirleri peinde yrmeye alr. Fakat o , bunu yaparken, ba
kalarn ahsiyetsiz ve yreksiz bulur. Bireyciliin kendini-gelitirmesi-
236 Ethik'in Ksa Tarihi

nin bir sonraki evresinde, birey , kendisini, dman olduu aa km


d toplumsal gerekliin karsna koyar. Erdem adna Dnya'ya kar
silaha sarlr. Dnya, Erdem tarafndan ylesine bozguna uratlmaldr
ki artk bir hasm olmaktan ksn. Ve Dnya dman olpaktan bir kt
m, Erdem dnya ierisinde Erdem haline gelir. El altnda yatan dnyevi
devi gren Erdem haline gelir. Bu, bireyci dialektiin Hegel tarafndan

"tinsel hayvanat bahesi ve arlatanlk veya bizzat eldeki i" diye anlan
evresidir.
Bu evrede, fail , ierisinde eyledii balam ya da eylemlerinin daha
geni etkileri hakknda soru sormakszn kendi dolaymsz sferi ierisinde
devini yerine getirir. O, hem eylemlerine hem de soI'l!mluluklarna ili
kin snrlandrlm bir grme asn bile isteye kabl eder. Neden so
rusu hakknda akl yrtmek ona dmez. (0, tinsel bir hayvanat bahe
sinde yaar; hayvanlarn hepsi ayn kafeslerdedir.) O , kendi iine bak
makla vnr. O, tm iyi brokratlarn, X noktas ile Y noktas arasnda
bu kadar ok yk tama iinin techiz edilmesini tertiblemede sf kendi
ilerini yerine getirmeleriyle vnen Eichmann gibi teknik uzmanlarn
rndr. Ykn koyun mu yoksa Yahudiler mi olduu, X ve Y nokta
larnn iftlik ve mezbaqa m yoksa getto ve gaz odas m olduu, onla
rn derdi deildir. Fakat kukusuz, Hegel'in karakterizasyonu, eldeki iin
mutlaklatrld baka her sfer iin de dorudur. Profesr J.N.Findlay,
tek bana bir hakikatperestlik sevdiis.nn akademik hayat istila eden
karc, bencil ve rekabeti husfimet trnn klk kyafetini gizleyip sak
lamaya alet edildii, "siif' uzmanlk kltn Hegel'in bu karakterizasyo
nunun nasl aydnlattna dikkat ekmitir.
En kts, eldeki ie adan ierisinde bireysel akln imdi kendisini
ahlill bir yasakoyucu olarak sunmasdr: senin nndeki i senin de
vindir. Evvela bize buyruklar syleyip, sonra da bize kendisiyle-tutarl
bir tmelletirilebilirlik lt vermek, Kant' tartrken zateri belirtti
imiz gibi , hemen hemen her eyleme evaz verir. Burada, bizzat Eich
mann'n eitimini alm olduunu' ileri srd ahlill temelin kategorik
imp erativ'inki (koulsuz buyruk) olduunu belirtmek mnasebetsiz ka
maz.
Tm bu retilerde ortak olan. y , onlarn birey tarafndan yaplan
kendi ahlakn kendisi koyma, ama bir ve ayn zamanda bu ahlak iin ha-
Hegel ve Marx 237

lis bir evrensellik iddiasnda bulunma giriimleri olmalardr. Byle ol


makla, onlarn hepsi kendi kendilerini bozguna uratrlar. nk bizim
ahlfild seimlerimizi tasdik eden ey, ksmen, seimlerimizi yneten kri
terlerin seilmi olmamalardr. Dolaysyla, kararlar kendi bama ben
verirsem, hedeflerimi ben kendim koyarsam, olsa olsa ahlfilan bir taldi
dini verebilirim. Peki o hfilde kriterleri nerede bulurum? yi-dzenlenmi
bir topluluun yerleik toplumsal pratiinde . Burada bana nerilen yle
kriterler bulurum ki, bu kriterleri seimlerimi ve eylemlerimi , onlara
gre benim ereveleyebilroem anlamnda kendimin klabilirim, fakat bu
kriterlerin otoritesi benim seimimden deil de, byle bir topluluk ieri
sinde bu kriterlere normativ olarak uymamazlk edilememesinden ileri
gelir. Bu yzden Hegel'in nihai gr, ahlaki hayatn yalnzca belli bir
topluluk tipi ierisinde yaatlabilecei ve byle bir topluluk ierisinde
belli deerlerin vazgeilmez grleceidir. Hegel bylelikle onsekizinci
yzyln -ve onun daha sonraki miraslarnn - hem znelliinden
hem de nesnelliinden farkl bir pozisyonu benimser. Yaltlm bireyin
durduu noktadan deerler arasnda seim yapma yolu aktr; fakat bu
yol kendi toplumuyla btnlemi birey iin ak deildir. Byle bir top
lum ierisinden grldnde, belli deerler kendilerini bireye otorite
olarak dayatrlar; dardan grldnde ise, bunlar bir keyfi seim me
selesi 9larak grnrler. Platon ve Aristoteles, iyi'yi nesnel ve otorite
olarak grdler, nk onlar n6'.A., 'in (polis) toplumu ierisinden yaz
yorlard. Onsekizinci yzyl bireyi, iyi'yi kendi duygularnn ifadesi ola
rak ya da kendi bireysel aklnn emri olarak grr, nk o adeta toplum
sal erevenin dndan yazar. Toplum, onsekizinci yzyl bireyine bir
bireyler yn gibi grnr. Fakat modern insan iin n6A.'in yerini ne
alabilir? te tam da bu soruya verdii yantta Hegel ikna ediciliini he
men hemen kaybettii bir noktaya gelir.
Hegelci akl ve zgrlk kavramlar znde eletireldir; bu kavramlar,
herhangi bir verili toplumsal ve kavramsal dzenin uygunsuzluunu gs
termek iin ki.llamlrlar. Fakat Hegel , kurduu sistemlerin nihayetinde,
sanki bunlar aslnda gerekletirilebilecek idealleri temsil ediyorlarn
gibi, sanki bunlar ideal ve nihai olarak hakiki ve aklsal bir felsefenin ve
ideal ve nihai olarak tatmin edici bir toplumsal dzenin tarifnameleriy
mi gibi konuur. Bu kavramlarla birlikte Mutlak sahneye km ola-
238 Ethik'in Ksa Tarihi

caktr. Hristiyan Kyamet Alametleri retisinde sembolize edilen Tanr


ile insann nihai uzlam gerekletirilmi olacaktr. Ve Hegel Fenome
noloji'den sonra buna inanr gibidir. Mantk'ta, ifade etmekte olduu d
ncelerin Tann'nn dnceleri olduklarn yazabilir. Gerekten de , He
gel'in olgun felsefesinin isterleri arasnda, kendisinin ve Kral Frederick
William'n Mutlak'n ada tecessmnn paralan olduklar vardr.
Hegel'in kendi sonucuna ulat argumanlar istisna kabilinden kt
argumanlardr. Fakat Hegel'in sonucu, kimi zaman tasavvur edildii ka
dar bsbtn sama ve aalk deildir hi de. Kendilerine Hegel'in dev
leti -ve de Prusya devletini - ycelttii sylenen kimseler, ou za
man, bundan dolay Hegel'in erken bir totaliter olduu sonucunu karr
lar. Aslnda Hegel'in ycelttii devlet formu lml bir anayasal monari
dir ve Hegel'in Prusya devletine vgs, kendi zamannn Prusya devle
tinin byle bir monari olduuna besledii (tamamen doru olmayan)
inanca dayanr. Hegel, hakl olarak bir muhafazakar diye adlandrlabilir;
fakat ayed Hegel devleti vyorsa, bunun nedeni, devletin aslnda belli
toplumsal ve ahlaki deerleri ete kemie brndrmesi ve Hegel'in de
buna inanmasdr.
Bununla birlikte, Hegel fi Mutlak'tan vazgeildiini fakat baka ba
kmlardan bir Hegelci kalndn varsayalm. O zaman al}lak hakknda
hangi sonuca ulardk? lk anda, belki de Gen ve Sol Hegelcilerin ula
g
t , :ril.'in modem versiyonu olacak z r ve aklsal bir topluluun
henz var olmad, bu topluluun varolua getirilmek durumunda ol
duu sonucuna. Fakat nasl? Hegel'in kendi olgun inanc uydu ki, in
sani tarihin btn, Mutlak dea'nn kendine-yabanclama'dan kendisiyle
nihai bir uzlama ilerlemesi ierisinde kendini-gelitirmesini rneklendi
riyordu. Bu kozmik muhteem geit treni , her bir ayn tarihsel episoda
anlam veren bir dramadr. Tarihsel srecin herhangi bir sonlu parasyla
zdeletirilemeyecek olan Mutlak, kendi gerekleimini btnn geli
imi ierisinde kazanr. Yal Hegel, Mutlak' ve Mutlak'n tarih ieri
sinde gitgide ilerleyiini Hristiyanlarn Tanr ve Tanr'nn inayeti kav
ramlarn ele aldklar gibi ele alr; Hristiyanl lafzi olarak erhetme,
sembol ile kavram kartrma tehlikesine, kar daha evvelce kendi yap
t uyarlan gittike daha az dikkate alr. Bu yzden Hegel, btn tfuihi
bir tr mantksal zorunluluk rnei sergileyen, hibir evrenin kendisin-
Hegel ve Marx 239

den sonrakine yol vermeden edemeyecei bir geliim gsteren bir ey


olarak ele alr. V evreler arasndaki balar mantksal olduu iin, onlar
dea'nn hareketinin rnekleri olduklar iin, Hegel'i, insann tarih ieri
sindeki aklsal ilerlemesinin znde dncede bir ilerleme olduuna ina
nan biri olarak yorumlamak doaldr. Bir a , daha tam ve daha aklsal
dnmek sOretiyle bir dierinin yerine geer. Bundan u kar ki, tarih
sel ilerleme dnmedeki ilerlemeye bamldr. Bu sonu, Mutlak'a
inanc terketmi olmalarndan sonra uzun sre boyunca Gen Hegelciler
tarafndan elden braklmad. Bu sonuca sarlmay da u bakmdan telakki
ettiler ki, kendilerinin grevi Hegelcilii dinsel ve metafizik gelerinden
arndrmak ve bunu da bizzat Hegel'in yaptndan daha iyi felsefe yapa
rak gerekletirmek idi; bu yzden politik sferde de nemli olan, onlarn
teoriler retmedeki baarsyd . Gen Hegelcilrin eserleri arasnda, D.F.
Strauss'un aklc b.ir eilim tayan sa'nn Hayat adl eseri, Yeni Ahid
eletirisi tarihi ierisinde kalc bir hret lazand . Fakat Gen Hegelcile
rin en kalc ant gen Kari Marx'n bu orduya katlmasyd.
Marx'n hareket noktas, Hegel'in erken dneminin hareket noktasdr.
Hegel'in Sol ya da Sa olsun miraslarn eletirme istei, Marx' son
radan kendisi ile Hegel arasndaki kartlklar vurgulamaya sevketti ve
daha sonra gelen Marxistler de Marx'n Hegelci ynlerini bastrmak iin
baka sebepler buldular. Fakat bu, merkezi kavram zgrlk ve Hegelci
anlamda zgrlk olan Marx'n bir tahrifine yol amtr. Hegel zgrlk
fikri hakknda yle yazmt: "tam da bizzat bu fikrin kendisi insanlarn
filiyatdr -insanlarn insanlar olarak sahip olduklar bir ey deil, fakat
insanlarn olduklar bir ey." Marx da yle yazyordu: "zgrlk o denli
insann zdr ki, ona kar kanlar bile onu gerekletirir .... Hi kimse
zgrlkle savamaz; olsa olsa bakalarnn zgrlyle savar."54
Hegel gibi , Marx da, zgrl, bir toplumsal dzenin snrlamalar
nn ve zorlamalarnn daha az snrlanm bir baka toplumsal dzenin
varla getirilmesiyle almas erevesinde tasarlar. Hegel'in tersine,
Marx , bu snrlamalar ve zorlamalar ncelikle verili bir kavramsal e
mann snrlamalar ve zorlamalar olarak grmez. Toplumsal bir dzeni
kuran, o dzenin hem imkanlarn hem de snrlamalarn kuran ey,

54 Discussion of Press Debates (Basn Syleilerinin Tartmas), in Marx


Engels Gesamtausgabe (Marx-Engels Klliydt), l, , i .
240 Ethik 'in Ksa Tarihi

onun maddi iaesini reten hiikim emek formudur.. Emek forml , tekno
loji formlaryla eitlenir; ve hem i blm hem de bunun sonucu olan
patronlar ve iiler blnmesi , snflar ve onlar arasinda atmalar mey
dana getirmekle , insani toplumu bler. nsanlarn ndi toplumlarn
kavraclklan kavramsal emalarn ikili bir rol vardr; bunlar, hem o et
kinliin doasn ksmen aa vururlar hem de onun hakiki karakterini
ksmen gizlerler. Bu yzden kavramlar eletirisi ile toplumu dntrme
mcadelesi zorunlu olarak elele gider, her ne kadar' bu iki grev arasn
daki bant farkl dnemlerde farkl olsa da.
Hegelci Mutlak dea'nn kendini-gelitirmesi ile snflarn ekonomik
ve toplumsal tarihi arasndaki bu yer deitirme, Hegelci bireycilik gr
nn dntrlmesine yol aar. Hegel'e gre eitli bireyci kavramsal
emalar, hem bir kazanmd hem de daha ileri kazanm. iin bir engeldi;
bunlar, ahliik hakkndaki insan bilincinin geliiminde, sras geldiinde
tikel snrlan aa kan evrelerdi . Bu kavramsal emalar Marx iin de
byledirler. Fakat onlar, yalnzca, burjuva toplumu balamnda yorum
lanmak sfiretiyle anlalabilirler.
Burjuva toplumunun , sermaye birikiminin kar)an adna teknik
yeniliktir. Feodal' toplumun balar yok edilir, bir giriim rhu babo
braklr ve insann doa zerindeki gc snrszca geniletilir. Bu yz
den burjuva toplumsal hayatnda, bir serbest-pazar ekonomisi iine sal
verilen bireyin zgrl kavram merkezidir. Fakat Hegel'in sivil ,
Marx'n burjuva diye adlandrd toplumda bireyin siilibolduu zgr
lkler ksmen yanlsatcdrlar; nk ayn toplumun toplumsal ve eko
nomik formlar , zgr bireyi, rnun sivil ve yasal zgrln ortadan
kaldran ve onun gelimesini engelleyen bir ilikiler kmesi ierisine
hapseder. Tm toplumlarda, insan emeinin ve toplumsal rgtlenmenin
doas, insann kendisini ve kendi imkanlarn arptlm formlar dnda
anlayamamas sonucunu doumiutur. nsanlar, kendilerini, aslnda kendi
toplumsal hayat formlar olan, yanl bir ekilde nesnelletirilmi ve ba
msz varolula donatlm kendi eylemlerinin meyveleri olan gayr
ahsi g ve kuvvetlerin penesine- grrler. Yine bununla eit lde,
insanlar, bir mr boyu oynadklar rolleri aslnda ekonomik ve toplum
sal formlarn dikte etmekte olduu hayat alanlarnda kendilerini zgr fa
iller olarak da grrler. Bu ikiz ve kanlmaz yanlsamalar insann ya-
Hegel ve Marx 241

banclamasn, insann kendi doasn kavrayamamasn oluturur. Bur


juva toplumunda yabanclama, kendisini , yeri geldiinde yabanclama
lar iddetlendiren zel mlkiyet kurumlarnda rneklendirir. Bireyci ah
lak filozoflar , burjuva toplumunun hem zgrletirici hem de snrlayc
karakteristiklerinden pay alr. Bu filozoflar, hem burjuva toplumunun
tems11 ettii instni zgrlemedeki sahici ilerlemeyi hem de bu toplu
mun zgl insan yabanclama formunu temsil ederler.
Erken dnem sistematik yazlarndaki Marx'a gre, burjuva toplu
mundaki temel kartlk, burjuva felsefesi ve politik ekonomisinin in
stni imktn hakknda aa vurduu ey ile burjuva toplumuna ilikin
empirik incelemenin o an insan etkinlii hakknda aa vurduu ey
arasndadr. Burjuva ekonomisince tahrlb edilen zgrlk ve burjuva en
dstrisinin karlamay baaramad instni i)Jtiytlar, o ekonomiyi ve
endstriyi yarglarlar; fakat bu, stdece real olana kar irreal olana bir
bavuru deildir. nk zgrlk ve insaniihtiyt hedefleri , alan s
nfn burjuva toplumundaki mctdelesinde rtk olan hedeflerdir. Fakat
bu hedefler, ierisinde snf blnmnn -ve onunla beraber, burjuva
toplumunun....:... lavedilecei yeni bir toplum biiminin kazanlmas er
evesinde zglletirilmelidirler. Yan burjuva toplumu ierisinde, ege
men olan ve egemen olunan snf tarafndan oluturulan en az iki top
lumsal snf vardr. Bu snflardan her birinin kendine zg temel hedef
leri ve baylt formu vardr. Bundan u kar ki , ahlak.i talimttlar her bir
snfn toplumsal haytt ierisinde bir rol bulabilirler. Fakat snflar b
len bu sorunlarn zerinde olan bamsz, akn hibir norm yoktur. u
ras kesin ki, ayn talimttlann pek ou, her bir snfn bir insan toplu
luu olmas yznden, herbit snfn ahlak.iliklerinde ortaya kacaktr.
Fakat bunlar snflar arasndaki ilikileri belirlemeye hizmet etmeyecek
lerdir.
Bu ardalann ii doldurulduunda, Marx'n eitli vesilelerle ahlak
yarglarn tamtmen kendiyle-tutarl olarak kable ynelik tutumlarn
anlayabileceimizi dnyorum. Marx , bir yandan toplumsal snflar
arasndaki atma sorunlarnda ahilik yarglarna bavurmann yalnzca
anlamsz olmakla kalmayp kesinlikle yanl-ynlendirici olduuna ina
nyordu. Bu yzden Marx, alan snf iin adfilet dileklerini Birinci En
temasyonal'in belgelerinden kartp atmaya alt. Bu dilekler kimlere
242 Ethik'in Ksa Tarihi

hitab etmektedir? Muhtemelen smrden sorumlu olanlara; fakat onlar


kendi snflarnn nonnlanna gre eylemektedirler ve burjuvazi ierisinde
tek tek insansever ahlaklar olsa bile, insanseverlik snf yapsn dei
tiremez. Fakat bununla birlikte ahlaki olarak deer-biici dili en azndan
iki tarzda kullanabiliriz. Onu basite eylemleri''ve kurumlan betimleme
esnasnda kullanabiliriz; klelii tamuygun bir ekilde betimleyen hibir
dil, belli tutumlara ve amalara sahip herhangi. bir kimseye gre sula
yic olamayacakt . Ya da bu dili, bamsz bir snfsz mahkemeye deil,
fakat kendi muhaliflerimizin bizzat yarglanmay semi olduklar terim
lere bavurmak olacak ekilde, aka sulamak iin kullanabiliriz. Mani
festo'da, Marx, burjuva eletinnenleri tarafndan komunizme yneltilen
sulamalar , bu eletirmenlerin onun deil , bizzat kendilerinin nclle
rinde mahkfim edilmi durduklarn gstererek, gerisingeri byle iade
eder.
Marx'n ahlaka ynelik tutumunu bir baka ekilde ifade edebiliriz.
Ahlfil vokab11epn kullanm daima paylalan bir toplumsal dzen for
munu ngerektirir. Mevcfid bir ey durumuna kar ahlak ilkelerine ba
vuru, daima, o toplum fonnunun snrlan ierisindeki bir bavurudur; o
,1
toplum biimine k,f\l't bir bavuruda b
ulunmak iin, o toplum formu
nun varoluunu ngerektirmeyen bir vokab11er bulmak zorundayz.
Byle 'bir vokableri, mevcfid toplum ierisinde doyurulamaz olan istek
lerin ve ihtiyalarn , yeni bir toplumsal dzen talebeden isteklerin ve ih-
'
tiyalarn ifade biimi ierisinde buluruz.
Bu yzden Marx, burjuva toplumunun toplumsal dzenine kar al
an snfn isteklerine ve ihtiyalarna bavurur. Fakat Marx, kendi re
tisi iin nihai nem tayan iki soruyu hibir zaman sormaz. Bunlardan
ilki , ii-snf hareketi ierisinde ahlakn rolyle ilgilidir. Marx, alan
snfn yaratlmasn kapitalizmin geliimince ekonomik olarak belir
lenmi grd iin ve kapitalizmin zo;unluluklarnn alan snf ka
pitalizmle z-bilinli bir atmaya mecbfir brakacana inand iin ,
ii-snf hareketini hangi eylem ilkelerinin biimlendirmesi gerektii
sorusunu hibir zaman tartmaz. Bu kusfir, Marx'n argumanndaki daha
genel bir boluun parasdr. Kapitalist ekonominin knn doas
hakknda Marx yeterince sarihtir; sosyalist ekonominin ayrntlar hak
knda, syledikleri dank olsa da, Marx' kendi bak asndan yeterli
Hegel ve Marx 243

grebiliriz. Fakat kapitalizmden sosyalizme geiin doas hakknda


Marx hi ak deildir. Bu yzden, ahlaki bireyciliin hatfilanna av den
bir toplumun bu hatalar tanmasn ve amasn Marx'n nasl mmkn
grd konusunda kesinlikten uzak kalrz.
Marx'n ikinci byk kus1lru , sosyalist ve komunist toplumun ahla
kyla ilgilidir. Aslnda Marx, en azndan bir pasajda, komunizm adeta
Kant amalar krallnn bir cisimlemesi olacakm gibi konuur. Fa
kat Marx bu mesele zerine olsa olsa tebihte bulunmaktadr. Birbiriyle
bantl bu iki kusfirun sonucu , Marx'n daha sonraki Marxistlere bu
noktada kendi metnine eklemeler yapma imkan brakmasdr. Kendi
metnine hangi eklemelerin yaplacan Marx'n nceden grm olmas.
beklenemezdi. Bemstein , sosyalizme ngrlebilir gelecekte varlacana
inanmayan bu revizyonist Marxist, ii hareketinin etkinlikleri iin
Kant bir temel bulmaya alt ; Kautsky , kategorik imperativ'e
(koulsuz buyJUk) bavurunun Bemstein'n ellerinde tam da Marx'n
mahkum ettii snf-st ve toplum-st bir ahlaka bavuru tr hfiline
geldiini grd. Bununla birlikte , Kautsky'nin bunun yerine sunduu ey
sadece ham'. bir faydaclkt . Bunun daha sonraki Marxizmi maruz brak
t zaaf, ancak bizzat faydacl incelediimizde ak hfile gelebilir.
Blm

16

Kierkegaard'dan Nietzsche'ye

KANTI BREY, kendi maksimleri iin denek tan kategorik impera


tiv'in nesnel testinde bulur; Hegelci birey, ,kendi kriterlerini zgr ve
aklsal toplwnun normlarnda bulur. Sren Kierkegaard'n temel retisi
de udur: moralitede sahici hibir denek ta yalnzca bulunmamakla
kalmaz; fakat bulunduunu iddia eden retiler, moral standardlarmzn
seildiklerini ve yalnzca seilebileceklerini gizlemenin aletleri olarak i
grrler. Birey, kendi moral dst1rlarn Kant bireyin yaptndan ok
daha gl bir anlamda kendisine hitabla syler; nk bu dsturlarn tek
yaptn'n ve otoritesi bireyin onlar dile getirmeyi semi olmasdr.
Kierkegaard 18 13'te Kopenhag'da dodu . Kierkegaard'n barna bas
t radikal Protestan Hristiyanlk formu ve Hegel'in retilerini reddet
mesi , her ikisi de ayn kaynaktan fkrr: seim edimine tahsis ettii
temel rolden. Sadece ahlakta deil , fakat insan varoluuna temas eden her
alanda, sz konusu kriterler nesnel haklkarmdan yoksundurlar. Bu tr
bir haklkarm matematikte ve doa bilimlerinde yerinde olabilir, fakat
baka yerlerde aklsal arguman bize aralarnda seimlerimizi yapmak zo
runda olduumuz alternativler sunmaktan daha fazlasn yapamaz .
Kierkegaard'n kendi yazlarndan bazlar bu tr bir sunum formuna
brnr; takma ad kullanm gibi eitli edebi aralar, kart ve atan
pozisyonlarn raklb iddialarm ileri srenin bir ve ayn adam olduunu
246 Ethik'in Ksa Tarihi

gizlemek iin i bana getirilir. Fakat bu, salt irrasyonalizm deildir,


keyfi seimin keyfi bir yceltilii deildif nk Kierkegaard, eninde
sonunda bireyin seiminin egemen olmak zorunda olduunu bize .bizzat
aklsal argumann gsterdiine inanr.
Diyelim ki, bir kimse kendi moral pozisyonunun aklsal olarak hak
lkanlabileceine, onun belli ncllerden geerli bir ekilde karsana
bilen bir sonu olduuna inanyor. O zaman yeri geldiinde bu ncller
de aklanmaldr ve eer bu ncllerin aklanmas onlar daha temel ncl
lere dayanan sonulardan karsamaya balysa, ayn problem yine ortaya
kacaktr. Fakat sebepler zincirinin bir soriu olmak zorundadr ve biz de
g
basite belli ncllere sadk kalmay seti imiz bir noktaya ulamak zo
rundayz . Bu noktada, karar verme, argumann yerini almtr; ve insan
varoluu hakkndaki tm argunanlarda byle bir nokta bulunacaktr. Bu
arguman , Kierkegaard'n erken dnem eseri Ya / Ya Da'da (Either / Or)
moral sorunlara uygulanr.
Bu eserde , Kierkegaard, "ethik" ve "estetik" diye adlandrd iki hayat
tarzn kar karya koyar. Estetik hayat, tek hedefi kendi doyumu olan
insann hayatdr. O , acdan ve can skntsndan kanmak zorundadr.
Yalnzca o ann tutkusunu doyurmak iin varolan ve her seferinde yeni
doyumlara uup gilen Romantik ak onun karakteristik cinsel ilikisi
dir. Evlilik , ir mr boyu sren ve kanlmaz devleriyle , hibir is
tisna kabfil et!lleyen ykmllkler, kurallar alam. olan ethik hayatn ka
rakteristiidir. Ethik hayat tarz lehine argumanlar Yarg Wilhelm'in a
zndan ifade edilir; estetik hayat tarz lehine olanlar, grnte , daha

gen , anonim bir figrn , "A"nn evrakndan alnr. ki arguman birbi


riyle karlaamaz , nk Yarg Wilhelm ethik olan ile estetik olan ara
y
snda yargda bulunmak iin ethik kriterler kulianr, o sa ki "A" estetik
kriterler kullanr. Her birinin arguman bir n seime bamldr ve bu
n seim her birinin argumannn sonucunun ne olacain tesblt eder. Ve
okuyucu da seim yapmak zorundadr. Fakat dikkatli okuyucu burada pe
kala en az iki trden phe gstermeye balayabilir.
Birincisi , Kierkegaard'n kendi sunumunun doasndan kar. nk
Kierkegaard bu iki pozisyon arasnda ntr olma iddiasnda bulunmasna
ramen, onun hangisinin lehinde olduundan kuku duyulamaz . O , este
.tik zihin durumunu , srekli ve hep yenilenen bir doyumsuzluk durnmu
Kierkegaard'dan Nietzsche 'ye 247

olarak, vuslata eremeyecek kadar umut dolu bir seyfilat durumu olarak
betimler. Buna karlk ethik olan, yerine getirilmi ykmllkte , ste
sinden gelinmi snrl grevde bir skunetli doyum alan olarak gr
nr. Tam da Kierkegaard'n inkar ettii partizanlk iddiasnn bizzat parti
zan bir etkisi vardr -ethik olan lehine. Fakat bu ola ki sadece edebi ba
ardaki bir kusilr mudur? Kierkegaard bu iki duru noktasnn sahiden
ntr bir aklamasn sunamaz myd?
Evet sunabilirdi, ama ancak bu iki davann sunumundan nce arzular
dan, hedeflerden ve ihtiyalardan yoksun olan bir bireye hitabetmeyi
mmkn saymarz kouluyla. Byle olmakla, birey hemen hemen ka
rakteristiksiz olacakt . O , bu karakteristikleri yalnzca seimleri aracl
yla kazanr. Fakat seim yapan bu "Ben" kimdir? Ve byle bir varlk
iin herhangi bir durumda undan ziyade bu biimde seim yapmak neye
bal olabilir? Bu sorular, Kierkegaard'da hibir yant bulmaz; bunun ne
deni, ksmen Kierkegaard'n "birey"i nihai bir kategori olarak ele almas,
ksmen de bireyin real varoluunu bireyin "Tanr huzurunda" olduu ey
olarak anlamasdr. Kierkegaard'a gre, ethik olan , dinsel olana yalnzca
bir ndeyitir ve dinsel olan da zorunlu olarak insan aklna hcumdur.
Kierkegaard'n gzlerinde Hegel'in temel hatiilarndan biri ,, onun dini
-aklsal terimlerde sunmaya almasyd . Fakat. otantik olarak Hristiyan
bir bak asndan , Hristiyanlk, hakikate sahip olmayan, Hristiyan
vahyinden nce hakikate yabanc olan bir insan aklna hakikati getiren
ey olarak grlmek zorundadr. Bu yzden, kendine-yeter bir insan akl
nn duru noktasndan , Hristiyanlk zorunlu olarak paradoksal ve akld
grnr. Hristiyan iman, hem daha nce andm, Kierkegaard'n zikret
tii daha genel sebeplerden dolay hem de bu zel sebeplerden dolay , ar
gumana deil, seime bamldr. Hristiyanla yneltilen skeptik itiraz
lar gerekte intellekti.al kukuda temellenmezler; onlar, "asilikten, itaat
etmeye gnlszlkten, her otoriteye kar isyandan" doarlar. Bu iti
barla, nemli karar, Tann'nn kendisini-amlamasnda emrettii eyi ya
yapmak ya da yapmamaktr.
Kierkegaard'n yardma ard rnek, brahim ve shak rneidir.
brahim'e Tanr tarafndan kendi olunu kurban etmesi buyurulur. Bu
buyruk, sadece eilime deil, fakat ayn zamanda deve de karttr. Tan
n'nn emrettii ey , ethik olann duru noktasndan, basbaya cinayettir.
248 Ethik'in Ksa Tarihi

Bu yzden, burada srf insan en ylek bilin ile grnte rezilce ve


sama olann ilfili dahli arasnda bir. kopukluk vardr. unu belirtmek
nemlidir ki , baz Eski Ahid eletirmenlerinin kabfil ettii grn
Kierkegaard'da bir imas bile yoktur ve bu gre gre lm yknn ilevi
insan kurban etmeye son verilmesini vazetmek ve branileri byle bir
katlin aslnda Tann'nn irade ettii ey deil, fakat cinayet olduu inan
cna eitmekti . lerlemeci olan, daima Hitiibedilenlere uygun den
-fakat daima hitabedilenlerin moral dzeyinin birazck yukarsnda yer
alan - bir ey olarak vahiy nosyonu, Kierkegaard'a yabancdr.
O hiilde Kierkegaard, hem Hristiyanln geliiminde hem de bireyci
liin geliiminde an u bir noktada durur. Hristiyanlkla ilgili olduu
kadaryla, Kierkegaard, Orta alarda Aristoteles'in ihyasndan beri Hris
tiyanlk iin hep ortaya km olan bir ikilemin bir boynuzunu koyar.
Hristiyanlk, ya dnyevi akln terimlerini kabOI edip bunlara bal delil
ler ortaya koyar ya da kendisininkilerden baka hibir kriter tarafndan
yarglanmamakta diretir. lk altemativ , Kierkegaard'n Hegel'in yazla
rnda gtrdn grd gibi , Hristiyanln kendisinden baka bir
eye indirgenmesine gtrr; ikincisi ise , kendi iine kapal ve anlal
maz hale gelen Hristiyanla gtrr. Bunun farkna varan teologlar,
kimi zaman Kierkegaard'n ak kalpliliinden dehete dmlerdir. Fa
kat Kie:kegaard'n Hristiyanlk tipi , baz bakimlardan onun bireyciliinin
doal bir eidir. nk ancak Hristiyan bir pozisyon ierisinde yazdn
dadr ki, Kierkegaard Nasl yaasam? -yani, undan ziyade bu biimde
Nasl yaasam? -' sorusunu yanitlamak iin herhangi bir sebep bulabilir.
Bu soruya yant verebilme ihtiyacnn Kierkegaard'n Hristiyanlnn iti
raf edilmemi kaynaklarndan biri olduundan pheye dlebilir. Ethik
olan ve estetik olan altemativiyle.ya da ethik olan ve dinsel olan altema
tiviyle kar karya kalan bireyin yapt seimler, Kierkegaard'a gre
kritersizdir. Fakat bu sahiden byle olsayd , undan ziyade bunu semek
nasl doru olabilirdi? mdi, bu tr seimlerin ve o seimleri yapmann
ierdii ztrabn btn zellii , ynl bir ekilde seilebilmelerinin

mmkn olmasdr. Kierkegaard'n avramsal erevesi, bunu sylemeyi
imkansz klar, ama yine de Kierkegaard'n kendisi kimi zaman bu tr bir
dili kullanacak kadar tutarszdr. O , ierisinde Tann'nn eylem iin kriter
ler salayaca bir dzen ierisinden konumak ile tm kriterlerin dnda
Kierkegaard'dan Nietzsche'ye 249

yalnz bana bulunan birey olarak konumak arasnda rahatsz bir ekilde
hareket eder.
Kierkegaard'n temalarndan en az biri, Hristiyanln akldl te
mas, Heinrich Heine'n Almanya'da Felsefenin ve Dinin Tarihi adl ese
rinin allmadk, ironik sayfalarnda tekrar ortaya kar. Fakat burada
Hristiyanln kavranlamazl ve kaba edilemezlii ciddiye alnr:
"ann aln iitebiliyor musunuz? Diz kn - lmekte olan bir
Tanr'ya kutsal sunular getiriyorlar." 1832'de yazan Heine, Almanya'nn
intellektual gemiini gelecek bir felaketin kehanetleriyle balayp bir
letirir. Arguman iki-yanldr. Bir yanda, Alman hayatnn srekli bir
dnyevilemesi bulunmaktadr. Katoliklik Nordik putperestlie galebe
alar, fakat onun byk bir blmn kendi ierisine katmak pahasna;
Luther ksmen Almanca ncil sayesinde yeni bir Alman bilinci yaratr,
fakat Almanya'y Protestan tinselliine bir av olarak yzst brakr.
Spinoza, Wolff, Kant ve Hegel, dini nihfil olarak dnyevtletirirler ve
doast ofann yerine doal olan geirirler. Fakat tm bunlar, yalnzca
ideler alannda olup bitmiti . Heine eytani bir alayla ac ac unlar sy
ler: "Bana yle geliyor ki, bizimki gibi metodik bir halk, reformasyonla
ie balamal , sonra felsefe sistemleriyle megul olmal ve ancak bunla
rn tamamlanmasndan sonra politik ,devrime geebilir. Bu dizilii ol
duka makOI buluyorum. Balangta felsefenin spekulasyonlar iin
hizmet etmi olan kafalar, daha sonra devrim tarafndan onun cannn is
tedii her ama iin kesilebilir; fakat felsefe, kendisinden nce gelen dev
rimin kestii kafalardan yararlanamam o}urdu."55 Fakat gerekte olup
biten ey, bu intellektual deiikliklerin yalnzca hayatn yzeyine temas
etmi olmasdr. Hristiyanlk, Almanlarn eski paganizmine ekilen tek
settir; ve kritik felsefe, zellikle de Kant felsefe bu seti yakp ykm
tr. "Hristiyanlk Almanlarn vahi hayvanlar gibi savakan hararetini bir
lye kadar sndrd -ve bu da onun en erefli meziyetidir- , fakat
onu btnyle dindirip yok edemedi; ve ha, geriye kalan o tlsm para
lanp daldnda, ite o zaman eski dlerin azgnl tekrar patla-

55 History of Philosophy and Religion in Germany (Alnanya'da Felsefenin


ve Dinin Tarihi), translated by J. S nodgrass, s.158 .
250 Ethik'in Ksa Tarihi

yacak . . . . Almanya'da yle bir dram oynanacak ki , Fransiz Devrimi bile


bununla kyaslandnda yalnzca masa bir idil gibi grnecek."56
Bu kehanet yz yl sonra doru kt . Bunun felsefe tarihiyle alakas
ne? Ondokuzuncu yzyln Britanyal moral filozoflar , bir sonraki b
lmde greceimiz gibi , esasen toplumlar ierisinde kendilerini yurtla
rnda buldular. Bu, onlarn pasiv konfonnistler olduklar demek deildir.
Hem faydaclar hem de idealistler, kendilerini lml refonncular arasnda
grdler. Fakat onlarn nerdikleri refo::n kriterleri , vatandalarndan
yank bulmay bekleyebilecekleri trdendi. Alman filozoflar iin durum
byle deildi . Yal Hegel'de ve onun s'.l-kanat takibilerinde olduu
gibi , Alman filozoflar status quo'nun bir haklkanmn verdiler -ya da
aksi takdirde kendilerini akademik messesenin dnda buldular, eletir
menler olarak souk karlandlar. B u yzden ,' ondokuzuncu yzyl Al
man moral filozoflar , kendilerini moral bilincin dzenleniinde zaten
mevcOd olan eyi sadece analiz eden kimseler olarak gstermeyi umude
demeyeceklerdir; onlar, moral olan mahkOm etmeye mecbOr olduklar
bir ey olarak grrler. te yandan , ayn ekilde , sradan moralite de,
kendi kaynaklarn, romantik rasyonalizmde ya da Prusya brokrasisinin
ideallerinde bulur ve katksz bir ekilde eletirel olan akla bir husOmet
gerektirir. Bu itibarla, ondokuzuncu yylri byk moral filozoflarnn
hepsi , moral status quo'ya kart sistemler kuran anti-Alman Almanlar
dr. Heine on:lann habercisidir, fakat onlar arasndaki byk isimler Sc
hopenhauer ve Nietzsche'dir.
Schopenhauer, hem Hegel ile hem de Kierkegaard ile keskin bir kar
,
tlk ierisinde bulunur. Hegel'in evrenin her parasnn sistematik bir
aklsal btnle bantl olduu lde anlaml olduu grne ve
1

Kierkegaard'n bireyin deeri zerine koyduu vurguya kart olarak,


Schopenhauer evreni anlamsz ve bireyi deersiz grr. Schopenhauer,
Platon'a ve Kant'a hayrand , nk onlar salt fenomenal olanda aklsal
bir dzen bulmaya kalkmadlar; bir eyyamc olarak grd Hegel'e
nefretle ve horgryle bakt. Ve genelde meslekten akademik filozoflarn
maa karlnda metafizik teselli saglamakla megul olduklarn
dnd. "Grekler tarafndan bunlar sofistler diye adlandrld , modemler
tarafndan ise felsefe profesrleri diye adlandrlyorlar ." Fakat

56 a.g .e . , s. 1 59-160.
Kierkegaard'dan Nietzsche 'ye 2 51

S chopenhauer'jn Hegel'den duyduu honutsuzluk, Berlin'de ders veren


bir hoca olarak rakibi Hegel'e kar , kendi derslerini Hegel'inkilerle ayn
s aate koymakla giriimde bulunmas olgusuyla yan yana koyulmak
durumundadr; Hegel'in dersleri byk bir kalabalk toplad, Schopen
hauer'inkilerse bombotu .
S chopenhauer'in mesaj nedir? Dnya, kr abann veya racte'nin ifa
desidir. Kendi i doamz dolaysz deneyim ierisinde rade olarak biliriz;
dnce, rade'nin brnd dsal formlardan ya da klk deitirmeler
den yalnzca biridir. Hayat, kr, acmasz, anlamszdr; fakat teorize edi
imizde bu olguyu maskeleriz ve eylemlerirnizpe ac ve ztrab ifratlar
araclyla hayata sarlrz. Doal dnya, trn srekli remesine ve bi
reyin srekli ykmna tanklk eder. Formlr ayn kalr; onlar rneklen
diren bireyler srekli lp gider. (Bunda, Schopenhauer'in Platon ve Kant
ile bantsna ilikin bir ipucu elde ederiz.) Bu yzden deneyim dnya
nn ac ve ykm tarafndan istila edilme tarzna ahitlik eder, buna kar
lk din ve felsefe evren hakknda acnn ve ykmn son sz olmadklarn
gsterecek haklkarmlar kurmaya alrlar v bunu yapmakla da,
amac artlar ne olursa olsun varoluun srdrlmesi olan Kozmik ra
de'nin gcne bizzat kendileri ahitlik ederler. Schopenhauer , dini , bu s
rekli varolu arzusunun insani ifadesi olarak aklar. lmden sonra ha
yatta kalacamzdan ya da lmde yokolup gideceimizden btnyle
emin olsaydk, din ilevsiz olurdu. Dahas , kendimizi rade'nin grne
klar olarak yalnzca varolmay srdrme kaygmz ierisinde sergi
lemeyiz. Ayn zamanda, kendimizi tr srdrmeye adama tarzmzda da
bunu yaparz; cinsel tutku , ztrab ve sorumluluktan kama itepileimi
zin hepsini ezip geer. Ama yine de tutkuya dayal akn verdii zevkler,
bamza at dertlerle kyaslandnda anlk ve gelip geicidir. eitli
amalar peinde komamz aklsallatrabilir ve bu amalar gerekle
tirmeyi iyi bulduumuzu iddia edebiliriz; fakat hakikat udur: biz racte'
nin kr abalalar tarafndan oluturulduumuz eyiz ve bizim dnme
miz hakkmzdaki hibir eyi deitiremez.
Schopenhauer bunu o kadar ciddiye alr ki, btn kiiliimize ba
langtan itibaren verili gzyle b akar. zsel olarak olduumuz ey
racte'dir ve deitirilemez rade'dir. Hibir deneyim, hibir dnm,
hibir renim bizim olduumuz eyi deitiremez . Karakterimiz
252 Ethik ' in Ksa Tarihi
;
sabittir, motivlerimiz belirlenmitir. Bundan u kar ki, geleneksel mo-
ralite ve geleneksel moral felsefe bir hata zerinde, moral dstfularn, is
ter kendimizinki isterse bakalarnnki olsun, davran deitirebilece
ini varsayma hatas zerinde temellenmitir. Peki o zaman moral felsefe
ne yapabilir? O , bizim gerekte yaptmz moral deerlendirmeleri bir
insan doas analizi yoluyla aklayabilir.
Byle bir analizi baaryla gerekletirebilirsek, insan doasnda
temel motiv kefederiz. Birincisi, eski dostumuz z-kardr. Bu konuda
Schopenhaier'in syleyecei orijinal bir ey pek yoktur. Bununla bir
likte, ikincisi keskin gzlemin meyvesidir. O, kt niyettir. Schopenha
uer, kt niyetin sebepsiz karakterini belki de daha nceki hibir filozo
fun veya psikolojistin yapmad ekilde gzlemledi . Biz bakalarna sa
dece kendimize kazan elde edebileceimizde ve kendimize kazan elde
edebilmek maksadyla zarar vermeyiz. Ve bakalar talihsizliklere ura
dklarnda, onlarn talihsizliklerinden aldmz zevkin kendi z-kar
mzla ilgili herhangi bir, dnceyle balants yoktur. O, saf zevktir:
"nk insan , sadece buna neden olmaktan baka herhangi bir ama ta
makszn bakalarnn ac ekmesine neden olan tek hayvandr. Baka
hayvanlar, alklarn doyurmak ya d d fkesine kaplmak haricinde
bunu asla yapmazlar." nsan hayatnn dehet verici sicili , acdan doan
ztrab ve eziyet sicili, ancak nc motiv , duygudalk veya tutkuda
lk ortaya ktnda temizlenir. Tutkudalk hissetmek, kendini hayali
olarak ztrab ekenin yerine koym ve ya acya neden olan eyden vaz
geerek ya da kndini o eyin giderilmesine vakfederek eylemlerini uygun
bir ekilde deitirmektir. Fakat tutkudalk sergilemenin daha da te bir
anlam vardr.
Bir tutkudalk annda, ben-irdesini sndrrz. Kendi varoluumuz
iin abalamay brakrz; bireyselk yknden kurtulur ve riide'nin
oyunca olmaktan karz. Ayn ferahlama, bize sanat eserlerinin sey
rinde verilir. Ve bir sa'nn ya da bir Buddha'nn hayatnda, benliin ve
abann nihfil imha hedefine yaklat, ben'in sistematik bir disipline
ediliini ve tutkudaln sistematik bir sergileniini buluruz. Bylece ,
Schopenhauer'in mesaj, en nihayet Buddhist retinin kaynaklarna geri
dn tenblhidir.
Kierkegaard'dan Nietzsche 'ye 253

Schopenhauer'e gsterilecek bir ilk tepki, daima, belki de, onun insan
doas hakkndaki (benim burada verdiim izlenimlerin ok tesine ge
en) gzlemlerinin parlakl ile ierisine bu gzlemlerin oturtulduu
keyfi sistem-inas arasndaki kartl belirtmek olmaldr. O , gnn
insan hayatnda acmn ve ztrabn her tarafa sinmi karakteri zerinde s
rarla durmas bakmndan filozoflar arasnda sivrilir. Fakat Schopen
hauer'in genel pessimizmi arpc olduu kadar aydnlatc deildir. Ona
gre bu ktlkler kendi sfatyla varolutan doduklar iin, tarihsel
balanlan icfrisinde bunlarn tam bir aklamasn vermeye gc
yetmez; ktlk, her aa ve her ey durumuna, her topluma ve her
tasarya ayn lde bulamtr. Fakat Schopenhauer, ondokuzuncu
yzyl hayatnn ok byk bir blmnn rahat liberal optimizmine
kar nemli bir are salar; ve Schopenhauer bu optimizme kar tepki
gsterenlerde filizlenip boy atacak bir tohum etkisi gsterdi . O , bu etkiyi
Nietzsche zerinde kesinlikle brakt.
Nietzsche , aslnda, ondokuzuncu yzyln tm eliik etkilerinin
meyvaya durduu noktada durur. Nietzsche'nin yalnzca kendisi bu duru
mun fazlasyla bilincindeydi ve yalnzlk arad; onun Schopenhauer'de
hayran olduu eyin bir paras , Schopenhauer'in akademik ve konfor
mist hrslan kesip atabilme gcyd. Nietzsche'nin bir karakter olarak
yalnz banal, an ruhuna direniiyle denktir. ietzsche , 1 8 7 1 'in
Alman mparatorluunun kaba emperyalist politikasndan iddetle tik
sindi . Her formdaki ve zellikle de rk, anti-semitik formlarndaki Pan
Germanizm'den nefret etti. Fakat en fazla hor grd Hristiyan deerle
rin yeni bir cisimlemesi olarak grd modem sosyalizmden de ayn
lde tiksinti duydu. Nietzsche'ye gre , modem hastaln ekirdeinde
Hristiyanlk vardr. Niin? nk Hristiyanlk, te dnya lehine bu dn
yann sistematik bir deersizletirilmesine ve bylelikle de yanl bir
tinsellie gtrmtr. Her eyden nce de, Hristiyanlk, kendisininkiler
de dahil , tn moral deerleri ykp yok eden deerleri cisimletirdii
iin . Nietzsche, kendisini moral bir boluk anda yazan biri olarak g
rr. 'Kendisinin grevi vardr: bu boluun tarihsel ve psikolojik ne
denlerini sergilemek; yeni moralitenin roln oynamak zere ortaya
kan sahte adaylarn maskesini drmek; ve nihayet, o ana kadar mevc(ld
254 Ethik'in Ksa Tarihi

tm moralite sistemlerinin snrlarn amak ve "deerlerin deeramna


uratlmas" yoluyla peygamberce yeni bir hayat tarz takdim etmek.
imdiki skntnn til.rihsel ardalan, Hristiyanln Grekler zerindeki
zaferinde kklenir. Nietzsche, Ahlakn Soykt'nde, iyi szcnn
toplumsal olarak faydal olduklaq iin ilk bata digerkil.n eylemlere uy
gulandn ileri sren " ngiliz psikolojistleri"ne saldrarak ie balar.
(Nietzsche, btn faydac gelenee ve Herbert Spencer'a gnderimde bu
lunuyor gibidir: "nsanlar," diye yazar Nietzsche, "bana bu adamlarn sil.
dece alk yal kurbaalar olduklarn anlatyorlar.") Nietzsche onlara u
karl verir: aslnda, bencil-digerkil.m kartl ilkel deildir; nk
iyi'nin en erken kullanmlarnda bu kartlk ortaya kmaz . yi, "soylu,
kudretli, yksek mevkili ve yksek fikirli" karl kullanlan szckt;
onun en erken kullanmlar "alak, kt fikirli ve avil.mi olan her eye kar
tlk ierisinde" idi . Grek dilinde &rae''un (agathos) tarihini tartr
ken grdmz gibi , Nietzsche temelde hakldr. Vakti geldiinde iyi

szcnn deien kriterlere bal olarak ne ekilde kullanld n nak
lederken de hakldr; fakat o, Grek ve brani til.rihinin fiili karmaklkla
rmn yerine, orijinal Grek aristokiat ile "bizzat" Yahucli arasndaki kes
kin bir kartl koyar. Yahudi, aristok,ratik kendini-kabal-ettirme mora
litesinin yerine klelere zg kskanlk moralitesini geirir. Hristiyan,
zayfn, alakgnllnn, yoksulun, ezilmiin erdemlerini nihil.i olarak
yceltir; aslnda bunlar sevdii iin deil , fakat gce kuvvete, hayattaki
gurura, kendini-kabal-ettirmeye kar gizli bir hn ve nefret besledii
iin. sa'nn deeri h akknda Nietzsche eliik duygular ierisindeymi
gibidir; Paulus ya da Luther konusunda ise kendisini fkesini dizginsiz

brakacak kadar serbest hisseder. "man, her sefe nde, rnein Luther'de ,
arkasnda igdlerin kendi oyunlarm oynadklar bir rt, bir bahane,
bir perde idi -belli igdlerin hakimiyeti hakknda kurnazca bir kr
lk ."57
Ama imdi Tanri ld. Geleneksel kle moralitesinin yaptrm geip
gitti . Ve Hristiyanln yerini almaya ynelik tm giriimler u ya da bu
biimde kendini-kandrma formlardr. Kant ethik, bireyin moral tutum
larna evrensel yasa imzas atma edas taknr. "Kant, ' sradan insil.n'n
hakl olduunu 'sradan insan' hayretten konuamaz bil.le getirecek bir

57 The Antichrist (Deccal), 39:


Kierkegaard'dan Nietzsche 'ye 255

tarzda kantlamak istedi ." Fakat Nietzsche.'nin sulamas , aslnda Kant'n


kantlamaya kalkt eyi varsaydyd. Kant, bizim moral yarglar
verme hakkna sahibolduumuza kesin gzyle bakar ve eer bu by
leyse vaziyetin ne olmak zorunda olduunu aratrr; Nietzsche'nin yap
t gibi, buna hakkmz olup olmadn hibir zaman sormaz.
Nietzsche'nin cevab udur: bakalarn evrensel moral yasalarla
balamaya alrken, saf pratik akl adna konuuyor havasna gireriz,
fakat bu yarglan aslnda kskanlk duyduumuz kimselere kar bir
silah olarak kullannz. Psikolojiden alnan temeller zerinde faydaclara
da saldnhr. "nsan mutluluu aramaz; yalnzca ngilizler yapar bunu."58
Mutluluk deil , fakat g temel insani hedeftir. Nietzscheci "g
iradesi"nin duyguda olan yorumcular, Nietzsche'nin gten, bakalan
zerinde gc anlamad; gcn ideal ifadesini ben-sevgisinin snrlarn
aan, fakat bununla birlikte kendisini olumlayan kiilik tipinde grd
konusunda srarla durmulardr. G iradesi , ifade edilmesine izin
verilmeyip gizli ve basklandnlm olduundadr ki , byle bir
basklandrmann kendileri adna yapld iealleri etrafna toplamak
suretiyle, bakalanna kar bir drtye dnr: Fakat Nietzsche'nin
uygun grd kiilik tipi hakknda verdii rnekler son derece
phelidirler; Nietzsche, mahkum etmekte olduu ey bakmndan ok
daha ak bir ekilde haklkanlr. O, Wagner'in romantik-Hristiyan
Parsifal'inin idi edilmi ileciliinden nefret eder; hatta Cesare Borgia
bile ondan ok daha salkldr. (Salk ve Hastalk Nietzsche'de anahtar
szcklerdir.) Napoleon, insani olann ve hayvani olann sentezidir.
Julius Caesar ve Spinoza muazzam lde hayranlk uyandrr. Ve en
canl ve ifade ykl bir deyi ierisinde Nietzsche kendi idealinden
"sa'nn ruhuna sahip Romal Caesar" olarak bahseder. yi ama, tm
bunlardan ak bir Superman (Superman ,Ubermensch'in - "aan
adam" - kt , ama imdiye kadar kanlmaz olan bir evirisi) resmi
kmyor mu?.
Nietzsche'ye kar beylik sulama, onun Nazizmin habercisi , daha
sonraki anti-Semitik ululamann "sarn canavan"nn kahini olduu ek
lindedir. Buna verilen beylik yant iki ksma.blnr. S aldnya ak ol
mayan birinci ksm, Nietzsche'nin , din ve moralite olarak Yahudiliin

58 The Twilight of the ldols (Putlarn Alacakaranl), 1 , 2.


256 Ethik'in Ksa Tarihi

eletirmeni olmakla birlikte , ayn Htlde Hristiyanln da eletirmeni


olduu; ve rkln, hepsinden ok da Alnan rlwlnn (Slavlarn ge
nelde Almanlardan daha stn olduunu dnyor ve hepsinden ok Po
lonyallar tercih ediyordu) onun tarafndan en ak terimlerle mahkfun
edildiidir. kinci ksm ise, Superman'in moral olarak belirsiz-anlaml
olmayan ve vgye-layk bir karakter olduudur. Fakat buradaki glk,
tam da Superman nosyonunun Nietzsche iin hangi ierii tadn
bilmektir. ekincelerin oaltlmas her eyi daha da bulanklatrr.
Nietzsche'de bizi rahatsz eden ey, belki de Kant'ta bizi rahatsz eden
eye benzemektedir.
Hegel'in Kant eletirisini , kategorik imperativ formunun tahakkm
altnda olan vicdan sahibi moral bireyin aslnda -vicdanen yapmas ko
uluyla - her eyi yapmaya icazetli olduunu daha nce belirtmitim.
Davrana kstlama getiren bir rehber gibi grnen ey aslnda kstla
maktan yoksundur. Ayn lde ve daha da ilenmemi bir ekilde, Su
pennan nosyonu iin de durum budur. G radesi adna neler ya lamaz p
ki? stn tipten insan varlnn stnl ondokuzuncu yzyl sonu te
rimleri ierisinde kendisini hangi bakmdan grne karr? Nietzsche ,
milliyeti , anti-Semitik ve nihayet Nazi zkardei tarafndan rezilce bir
ekilde yanl tantld. Fakat zerinde srarla durulmas gereken ey, hem
Nietzsche'nin djlinin iddetinin hem de Nietzscheci idealin boluunun
Frau Frster-l':Hetzsche iin etrafn duvarla recei bir yap iskelesi sa
laddr. Nietzsche'de derin bir tarihsel sof_':llllsuzluk vardr. Bunun izah ,
ksmen, Nietzsche'nin insan ynnn hibir ekilde slah edilemeyece
ine inanmasdr. "Zerdt halka konumasn .... Zira pekoklarn ayar
tp srden ayrmak iin geldim ben."
Bylece , ondokuzuncu yzyl , Alman moralistlerin kendi toplumuna
srt eviren en kavraylsyla kapatyo111z. Bu tutumu insanln mora
lite geleneinin btnne srt evirmek zere olan bir toplumun nda
anlamaya almak sama olmazd. Thomas Mann, bir keresinde , sanat
dan, eserinde o ana dek farkedilmemi titreimlerin kaydedildii bir
sismograf olarak sz etmiti. Ondokuzul}cu yzyl Alman filozoflar da
toplumlarnn yzeyinin ok altndaki titreimlerin sinyalini verdiler; on
lar gelecek felaketin sinyalini verdiler.
Blm

17

Reformcular, faydaclar, idealistler

MODERN DNYA'DA moral ve politik argumann arpc bir zellii,


eski retileri ihya edenlerin yenilikiler, radikaller ve devrimciler olma
lir , buna karlk onlarn muhafazakar ve kardevrimci muhaliflerinin
yeni retilerin mucidleri olmalardr. Bu yuzden onyedinci yzylda sz
leme teorisyenleri ve doal haklara inananlar ortaa retilerinin. zel
liklerini ihya etmekteydiler, buna karlk krallarn ilahi hakk retisi
znde bir onaltnc ve onyedinci yzyl icadyd. Ayn zamanda bu yz
dendir ki , Fransz Devrimi zamannda Locke'u ihya eden Tom Paine'dir
ve gelenee bavurunun tamamen yeni bir formunu icad eden de Burke'
tr. Paine , kendi ierisinde bir felsefi arguman kayna deildir; onun
nemi, kendisinin ve daha zel olarak onun Fransz arkadalarnn yne
tici ngiliz oligarisinin moral geleneklerini doal haklar retisinden
uzaklamaya zorlamaya yardmc olma tarznda yatar. Onlar bunu nasl
yaptlar?
Bir kimsenin tikel bir durumda kendi lehine genel ilkelere yapt

tm bavurularn tehlikesi, o kimsenin, kendisini , mteakb bir durumda


ona kari ayn ilkelerden meded umulmasna maruz brakmasdr. ngiliz
ynetici snfnn bana gelen tam da budur; 1776'da onlara kar Ame
rikallar tarafndan ve 1789'da. onlarn Fransz meslekdalanna kar da
devrimciler tarafndan 1 688'in ilkelerinden meded dilendi . Tom Paine'in
insan hakl<ITTn a bavurusunu destekleyen, bu olguydu; daha evvel kendi
rol ierisinde moral ilk ilkeler hakknda aklsal sezgiye inanan biri ola-
258 Ethik'in Kisa Tarihi

rak zaten dikkat ektiimiz Richard Price'n 1789 Kasm'nda Old Jewry'
deki muhalefet toplantsnda verdii vaazda vurgulad da, bu olguydu.
Price, egemenleri seme ve kovma hakk ve her eyden nce de anayasay
yeniden ereveleme hakk ile ilgili 1689'daki iddiay vurgulad ve bu id
diann doruluunu deffilarca dile getirdi . Bunu yapmakla, Price, Edmund
Burke' hem fkelendirmede hem de cevab vermeye zorlamada kendine
den rol oynad . Burke'n insan yn karsndaki tutumunu onun
kulland "bir domuz srs" deyimi pek gzel nakleder; insan haklan
karsndaki tutumu da bununla tastamam tutarldr. Burke, ilkin bir tarih
meselesi olarak, 1688 Whig Devriminin Price'n talep ettii haklarla il
gili iddia trn ierdiini reddeder. il. James'in yerinden edilmesi, onu
eletirenlerin taht ve babadan oula intikal ilkelerini zayflataca kor
kusundan ileri geldi; o ilkenin itibar kaybetmemesi iin, Alman Hano
ver soyu olsa bile bundan sonra tahta geen soyun tercih edilmesi de
bundand. Fakat Burke sadece tarihle ilgilenmedi. Yalnzca 1689 doal
haklara bir bavuru olmamakla kalmaz, bu tr haklar hi yoktur. Onlar
metafizik kurgulardr.
Burke Fransz Devrimi yazarlarndan yle sz eder: onlar, "insan
haklan hakkndaki teorileriyle o kadar dp klktlar ki , sonunda insa
nn doasn bsbtn unuttular." Burke, doa'dan, bir toplumsal sz
lemeden nce gelen bir durumu deil, fakat olduu ekliyle ve her ey
den nce geliip olduu hale gelmi olduu ekliyle toplum'u anlar.
Toplum reformu iin teorik temelli planlar; toplumsal bymenin ilahi
olarak takdir edilen tarihinin ihlalleridir, yle ki Burke toplumsal geli
imden "Tann'nn olaan nayetinin malOm seyri" olarak sz edebilir. Bu
yzden, yerleik kurumlara, Rousseau tarafndan ne kadar dk kymet
biiliyorsa Burke tarafndan o kadar yksek pir kymet biilir. Her ikisi
de "doa"dan meded umarlar, (akat Rousseau'ya gre doa topluma kart
. ol:nasna karn, Burke'e gre doa toplumu ierir. Bununla birlikte,
Burke doay sadece var olan eylerin tm olarak gnnez; nk doa
her eyi ierseydi, devrimcilerin yapt gibi ona kar savalamazd .
Doa, aslnda, Burke tarafndan belli yerleik normlar ve srelerle eit
lenir, argumandan zjyade yrrlkteki alkanla dayanma sreci de da
hil. "Politika, insani aklyrtmelere gre deil , fakat akln sadece bir
paras olduu -ama katiyen en byk paras deil- insan doasna
Reformcular, faydaclar ve idealistler 259

gre ayarlanmaldr (ought)."59 Bu, sadece politika hakknda deil, fakat


genelde moral hayat hakknda bir retidir. Burke'n "nyarg" diye ad
landrd eye ilikin savunusu da buradan kar. "nyarg acil durum
larda sratle uygulanmaya hazrdr; zihni salam bir bilgelik ve erdem
akna nceden balar ve karar annda tereddde den insan kukulu,
afallam ve zmsz bir halde brakmaz. nyarg, bir insann erde
mini, bir dizi balantsz edim deil, onun alkanl haline getirir."60
Burke'n pozisyonlari , yalnzca daha sonraki etkilerinden dolay da
olsa, nemlidirler. Onlarn deerlendirilmesi insan bir 'ilk glkle kar
karya brakr: yani eer Burke haklysa, bu konulara dair aklsal argu
man yanl konumlanmtr. Bu itibarla, onunla tartmay gze alsak
dahi , kantlamaya almakta olduumuz eyin hakikatini nvarsayar g
rnrz. Fakat bu glk aslnda bizlerin deil, Burke'n gldr.
nk aklsal argumann hakem roln oynama imkann reddetmek,
grler ileri srlrken, sayesinde onlarn kantlanabilecei herhangi bir
kritere bavurulamayaca anlamna gelir. Fakat eer bu byleyse, o za
man yalnzca tartmada kendi lehimize kantlar ileri srememekle kal
mayz, fakat grlerimizi "doru" ya da "yanl" diye adlandrmann ne
anlama gelebileceini anlamay da gletirmi oluruz. nk bu tr
yklemlerin uygulanmas daima bir kritere bavurmay ierir. Bununla
birlikte diyelim ki , bu noktada Burke'n argunam mahkOm etme ilke
sinden ziyade onun argumanlar ileri srme pratiine bakyoruz. O zaman
onun argumanlarnda iki hata buluruz; her ikisi de, gerekte Burke'n
Reflections on the Revolution in France (Fransa'daki Devrim zerine
Dnceler) adl eserine bir yant olan Political Justic(!'te (Politik Adalet)
anarist William Godwin tarafndan tehis edilmi iki hata.
En bata, Burke toplum ile devleti kartrr. O, tikel politik kurum
formlarin sindirip genelde kurumlara maleder. Sadece sabit ve yerleik
toplumsal dzenlemelere duyulan ihtiyac ne sren ncllerden, XVI.

59 "nsanlarn her birinin kendi akl hissesi temelinde yaamalarn ve


alveri etmelerini nermekten korkarz; nk her bir insandaki bu
hissenin kk olduu ve bireylerin doalarn ve alarn genel
bankasndan .ve sermayesinden yararlanmalarnn daha iyi olaca phesi
tarz." -Reflections on the Revolution in France (Fransa'daki Devrim
iizerie Diillnceler), Everyman edition, s. 84.
60 Ayn yerde.
260 Ethik'in Ksa Tarihi

Louis'nin kellesinin kesilmemesi gerektii sonucunu karsamaya al


r. Bu kartrmann kkleri bizzat kantrman kendisinden daha il
gintir. Burke, moral ve baka normlara bavurmann yerleik bir top
lumsal hayat formunu ngerektirdiini anlar. O, devrimci teorisyeni, tam
da toplumsal hayatn kendisini ykmak isteyen bir adam olarak resmet
meye alr, oysa ki toplumsal hayat, o adamn kendi ykm edimini
kendileri adna gerekletirmeyi niyet ettii normlara anlam vermek iin
zorunludur. Fakat bunu yapmakla, Burke , yerleik bir toplumsal hayat
formu nosyonunu yer1eik bir kurumsal dzenlemeler kmesi nosyo
nuyla eitler. Aslnda bir toplumun kurumlar pekala o toplumun norm
laryla atkl olabilir. Bu kurumlan srdrmek ldrc bir ekilde
tahribkar olabilir. Burke, devrimlerin yaplmasnn son derece zor olduk
lar olgusunu hibir zaman dikkate almad. Teorisyenler, teorisyenlerin
icad etmedii derin bir doyumsuzluu ancak kendi teorileri aka dile ge
tirebildii zaman devrimciler haline gelirler. Ve bu noktada da; bizzat
toplumsal hayatn kendisini tahribeden ey, toplumsal kurumlar ykp
yeniden yaratmann reddedilmesidir. Tarihteki hakiki nihilistlerin hepsi
krallatdr: 1. Charles , XVI. Louis, ve ar Nicholas . Kendi toplumlar
ierisinde devrimciler, toplumsal hayat , yneticilerinin mevcfid dzeni
tahnkar bir ekilde srdrmesinden kurtarmak durumunda kaldlar.
kinci olarak, Burke'n dnme dayal eletiriye kar nyargy ve
alkanl savunmas , bir kurala riayet etme nosyonuna ilikin yetersiz
bir analize dayanr. Davranmda, hibir zaman apak klmadm kural
lara riayet edebilir ve bal kalabilirim; bu tr kurallarn ihlalleri, ben
kural tamuygun bir ekilde ifade eden herhangi bir formul aka dile
getirmeksizin, bende utan ya da sarsnt uyandrabilir. Fakat bu tr d
nme dayal olmayan davran da, aka foII]1.ule edilmi bir maksimi
bilinli bir ekilde yardma aran insfum davran kadar kural yneti
mindedir. Ve Burke'n yceltmek istedii davran tr de aka budur;
alkanlk ve nyarg gibi szckleri , bu tr davrann kurallar tarafn
dan ynetilmediini deil, fakat o kurallar karsndaki tutumumuzun d
nme dayanmadn ortaya sermek iin :kullanrz. Burke , her bir ve
her eylemden nce davran kurallarmz zerine dnmde bulunmam
zn moral hayat tahnedeceini varsaymakta hakldr. Eylem, byk b
lmyle, undan ziyade bunu yapmak ynndeki alkanla dayal te-
Reformcular, faydaclar ve idealistler 261

mayllerimize dayanmak zorundadr. Fakat bu sebepten dolay dnm


yalnzca vesilelere bal olarak ara sra olabiliyorsa, bu tr vesilelerin
nemi artm olur, azalm deil. lkelerimizi srekli olarak tekrar tekrar
irdeleyici olmamakta hakl olduumuzdan, onlar irdelemekte hep haksz
olduumuz sonucu kmaz. Bu yzden Godwin, hakl olarak, bu ilkeleri
aka dile getirme ve inceleme ihtiyacndan , "srtmzdan nyarg pos
tunu karp atma ve bir tek plak aklla hahaa kalma" ihtiyacndan
sz eder.
Kadn zgrlemesinin anas l,\fary Wollstonecraft ile evlenen ve
Shelley'in ikinci kansnn babas olan Godwin, modern dnyadaki yeni
liki moralistin prototipiydi. Daha sonradan bir Bertrand Russell'a ya da
bir Wilhelm Reich'a savurulan trden kfr, Godwin'e saanak halinde
yadrlr. De Quincey, hatratnda unu hatrlatyordu: "nsanlarn ou,
Mr. Godwin'i, tpk bir gulyabani veya kansz bir vampir ya da Fran
kenstein tarafndan yaratlan canavar hakknda hissettikleri yabanclama
ve dehetle hissettiler." Godwin, aslnda, kendini onsekizinci yzyl mo
ral teorisinin klasik problemine veren insaniyetli ve duyarl bir adamd .
Hume'dan akl tarafndan deil, duygular tarafndan eyleme geirildiimiz
grn ve Locke'tan moral ayrmlar ayrdedenin akl olduu grn
alp kabt11 etti . Godwin bu yzden onsekizinci yzyl yazarlarnn byk
bir blmnden daha karmak bir pozisyona sahiptir. Duygularmz bizi
eyleme geirir, fakat onlar ancak olgulara ilikin ak ve aklsal bir ba
ka sahip olursak bizi doru eyleme sevkedeceklerdir. B yle bir gr ,
eylemlerimizin sonularn hesaba katmay ierir; ayn zamanda bu g
r, tarafszlk ilkesi, kendimizin ya cli baka herhangi bir kimsenin le
hine genel kurallarda istisnalar yapmama ilkesi trnden ilkelerin eylem
lerimize uygulanmasn da iermek zorundadr. Godwin'in kanlmaz
trden aklsal moral ilkelerin var olduu gr hibir zaman yeterli
aklkla gelitirilmez. Fakat Godwin, moralite hakknda argumanlar ileri
srlecekse, o zaman haklkanm klfetinin insanlar farkl farkl ele
almay nerenlerin zerine dt ilkesinin ahlakn temelinde bulun
duu nosyonunun Aristoteles'ten beri herhangi biri kadar babasdr. Tam
da moral argumai srecinin kendisi, herkesin aksine sebep gsterilme
dike ayn ele alnmak durumunda olduu ilkesini ngerektirir. Bu ilke,
herhangi bir kimsenin aslnda nasl ele alnmak durumunda olduu hak-
262 Ethik'in Ksa Tarihi

knda bir reete vermemesi anlamnda formaldr. Fakat bu ilkenin nemli


pratik sonulan vardr. nk insfulan yalarndan, cinsiyetlerinden, ze
kfilanndan ya da renklerinden dolay farkl farkl ele almann haklkan
mn ak klmaya zorlar. Eitlik, en minimal formunda, bunun sz ko
nusu olduu bir toplumda cisimletirilir.
Godwin'in lcendisi, akl ilkelerinin alann bunun ok tesine geni
letti. O yle dnyordu: bir ok insann mutluluunun bir tek insa
nn mutluluundan daha deerli olduunu ve o bir tek insann kendim
mi , dostum veya akrabam m ya da tmden bir yabanc m olduuna
bakmakszn bunun doru olduunu akl bana gsterir: Bu itibarla genel
mutluluu kendiminkine tercih etmem gerekir (ought). Byle yapmamn
nedeni yalnzca bakalarnn gene mutluluunu gta:_ etmem beni ken
diminkini gzard etmemden daha mutsuz klacak bir psikolojik yapda
olmamdr eklindeki bir ka kar Godwin'in cevab u olur: bakalar
nn mutsuzluunu gzard ederken J:issettiim ac , yalnzca hayrsever
olmam gerektiini (ought) kabil! ettiim iin hissedilir. Ac benim ey
lemim iin sebep olamaz, nk eylemim iin tamamen farkl trden bir
sebebim olduundandr ki, ben o karakteristik acy hissetmeye maruz
kalnn. rnein, yalnzca aklsal ilkelerimin mdadr ki, eylemlerim
bende doyum ya da sululuk uyandrrlar.
Eer insanlar genel iyi'yi salk veren aklsal ilkeleri kendi ilerinde
buluyorlarsa, acaba nedn o iyi'yi gzard ediyorlar? Godwin'in yant,
bizim toplumsal evre tarafndan ve hepsinden nce ynetimin etkisi ta
rafndan bozulduumuzdur. nk ynetim yalnzca aklselime fd olan
bir otorite iddiasnda bulunur. Ve aklselim de, ancak baka bireylerin
aklsal kanaatinden yardm alan bireyler tarafndan kavranr. nsan iin
umut insi:ln doasnn mkenmelletirilebilirliinde yatar. Godwin'in
)
inanc odur ki, toplum ve ynetim formlarnn etkileri, bilgili ve nesnel
olan kimselerin kanlarnn nem tayaca zgr bir aklsal varlklar
topluluunca alabilir ve yerinden eclilebilir.
- _

Godwin, Bentham'a alacak kadar benzer ve alacak kadar muhfilif


bir figrdr. Godwin'in kendi politik nerileri bakmndan utopik olduu
yerde , Bentham, hapishanelerde kullanlacak yataklarn tam lsn ya_
da ahitlik yasalarnda gerekli olan dakik reformlar telkin etmeye hd.zr
hkl olmakla utopyachk sulamalarndan kama kaygs tayan dikkatli
Reformcular, faydaclar ve idealistler 263

bir reformcudur.Godwin'in insan doasnn kardan.,bamszla au


fond0 bal olduuna inand yerde, Benthan, kamusal kara hizmet
etmesi iin ahsi karn semirtilmesi ve gdmlennesi gerektiine ina
nr. Ama yine de, Bentham'n azami sayda azami mutluluk kriteri
znde Godwin'inkiyle ayndr; her ilcisi de Fransz Devrimine snrl bir
sempati beslerler; her ikisi de gemiten ziyade gelecei temsil ederler.
yle sylenebilir: eer karakteristik olarak modem liberal klielerin ve
basmakaliplklarn dkmn yaparsak, kendimizi hem Godwin'in hem
de Bentham'n atalan olduu bir dnyada buluruz. Her ilcisine gr de,
toplum bir bireyler koJleksiyonundan baka bir ey deildir; her ilcisine
gre de, bireylerin iyi'si onlarn mutluluklarna ilikin bir meseledir; her
ikisine gre de, o mutluluk toplanab_ilir ve hesaplanabilir. Godwin'de iyi
ve kt nosyonlar geleneksel glerinin bir ksmn hala muhafaza eder
ler; Bentham'da ise onlar haz ve ac terimlerind yeniden tamrnlanacaklar
dr.
Bentham'n tezi, iyi ve doru gibi szcklerin "azami sayda azami
mutluluun reticisi" veya buna edeer bir deyi biimi olduklar ya da
insanlarn byk bir ksm iin bu anlama gelecek ekilde kullamldklar
deildi kukusuz. Hatta Bentham'n daima ayn teri ortaya koymas bile
sz konusu deildir. Kimi zaman Bentham moral vokabfilerdeki terimle
rin anlamyla deil , fakat yalnzca ahlaki - ve politik- bir kriterin ifa
desiyle ilgilenir grnr. Kimi zaman bize gerekten. bir tanm sunar, fa
kat bir izahtan ziyade bir neri formunda. Aslnda, iyi'yi ve doru'yu,
azami sayda azami mutluluk kavram erevesinde tanmlayabilecei
mizi ya da tanmlayamayabileceimizi; fakat onlar bu ekilde tanmla
madka anlamsz konuuyor olacamz syler. Ve kimi zaman da bu
grevleri ayrdetnez grnr. Kendi amalarndan dolay bunlar ayrdet
mek ihtiyac da duymaz. nk Bentham'n merkezi nerisi, eyleme yol
gstermek iin eldeki tek rasyonel ve tutarl kriterin herhangi bir eyle
min haz ve c veren sonularnn dkmn karmak olduu ve deer
lendirici ifadelerin anlamnn yalnzca bu balamda anlalabilecei iddi
asna varr. En az iki tr sebepten dolay , buna altemativ olabilecek
baka hibir rasyonel kriter yoktur.

* au fond: temelden -n.


264 Ethik'in Ksa Tarihi

Bunlardan ilki, Bentham tarafndan, pozitiv yasada cisimleenlerden


ayn ve nce haklarn, devlerin ve ykmllklerin var olduunu varsa
yan bir doal yasa veya doal haklar inanna dayanan teoriler trnden
teorilerin bir mantksal hata temeline oturduklarnn dnlmesidir.
nk Bentham'n grnde, bu tr teoriler, dev ve ykmllk gibi
szcklerin herhangi bir tikel balamdaki kullanmlarndan tamamen ba
msz bir anlama ve bir gnderime sahip olan adlar olduuna inanmann
rndrler. Bentham'n bu nokta hakkndaki kendi mantksal grleri
bir hakikat ve hata harmandr. Bir yandan, Bentham, adlandnc , betim
leyici veya gnderici bir ifadenin yalnzca bir cmlenin balam ieri
sinde anlama sahip olduunu doru bir ekilde kavrad -bu husus sadece
Frege ve Wittgenstein tarafndan bir klie yaplacakt . Dier yandan, do
al-yasa ve doal-haklar teorilerinin savunucularnn mantksal adan
bunun aksini varsayma hatasn zorunlu olarak iledikleri hibir ekilde
ak deildir. Bu tr teorilerin daha ciddi bir eletirisi, Bentham'n onlara
saldrmadaki en nemli motivlerinden' biriyle iten balantldr. Diyelim
ki, herhangi bir kimse insanlarn doal haklara sahip olduklarn veya
doal yasalarca balandklarn ne srsn: sonra, onu bu tr haklarn ya
da yasalarn bir listesini kartmaya davet edin. ,1;3 u .J:r teorilerin savunu
cularnn ierik bakmndan birbirinden farkl olan listeler sunmalar dil
lere destandr. O halde, byle bir testte bir maddenin sz konusu listeye
doru bir ekilde dahil edilmesi iin herhangi bir kriter var mdr? Bent
ham'n yoktur eklindeki kanaati , ilk elde, yasal ve ,cezfil .status
quo nun '

kardevrimci kutsanna ynelikti ve bu kutsamay , Blackstone,Com


mentaries on the Law of England (ngiltere Yasas zerine Yorumlar) adl
eserinde doal yasa teorisinin kullanm yoluyla gerekletirmiti. Fakat
Bentham, kendi skeptik kukularn uygulamaktaJamamen tarafszd ve
Amerikan Devrimine ve en azndan Fransz Devriminin balang evrele
rine besledii sempatiye ramen , samalk olduunu ilan ettii bir reti
olan devrimci insan-haklar-retisine ilikin eletirisinde ve baki kalan
doal haklar retisine -ki bu, "srk bacaklar zerineki samalk"tr
ilikin eletirisinde serttir.
O halde, yalnzca fayda ilkesinin, yalnzca azami sayda 3Zam1 mutlu
luk ilkesinin bize bir eylem kriteri verdiini savunmann birinci sebebi
herhangi bir metafizik ahlak teorisinin iddia edilen mantksal imkansz-
Reformcular, faydaclar ve idealistler 265

l ise, bir ikinci sebep de insan psil.rnlojisi ierisinde bu ilke iin koyu
lan temeldir. nsanlar, "iki egemen efendi"nin, acnn ve hazzn hkm
altna girecek ekilde atlmlardr. Kayna Hartley'de olan Bentham'n
psikolojisi mekanik ve anrncdr. Haz peinde komaktan ve acdan
kamaktan baka aremiz yoktur ve birinden birine ilikin beklentinin
baka bir eyle artrlmas , bizi hazz ya da acy artran her ey
karsnda ekecek ya da itecektir. Bentham, haz ile ac'nn korrelativ te
rimler olduklarna ve her ikisinin de eit lde basit ve blnmez kav
ramlar olduklarna kesin gzyle bakar. O, haz szcnn ellisekiz
eanlamlsm verir ve baka vesllelerle adlandrma hakknda sergiledii
mantksal sofistikasyon, sanki mutluluk, zevk ve haz hepsi de ayn du
yumu adlandryormu veya karakterize ediyormu edasyla davranmasna
mani olmaz. Farkl haz kaynaklan , onlardan alnan duyumun iddeti ve
sresi, duyuma sahip olmann kesinlii ya da. baka trl oluu ve haz
zn yaknl ya da uzakl bakmQdan llebilir ve mukayese edilebi
lir. Altemativler arasnda seim yaparken , ha:zy:n nicelii tek kriterdir:
"Haz nicelii eit olduunda, raptiye iir kadar iyidir."6 stelik, bir ok
insann hazlarn toplarken, herkes bir saylmal ve hi kimse birden
fazla saylmamaldr.
Eer her bir birey aslnda kendisinin hazzna ya da acsna ilikin bek
lentiler tarafndan harekete geiriliyorsa, digerkamln hali ne olur?
Bentham'n dncesi burada btnyle tutarl deildir: Bentham, bir
yandan, politik ve yasamayla ilgili nerilerinde , kamusal ve zel kar
arasndaki atmann ve insan doasn kalba dkme ihtiyacnn farkn
dadr. Bentham'n, bir insann zel hazz peinde komas ile azami sa
yda azami :gutluluk peinde komasnn birbiriyle akaca bir toplum
kurma istei, toplumun halihazrda byle rgtlenmi olmad saylt
. sna dayanr. Fakat baka yerlerde ve zellikle de Deontology'de, Bent-
ham bireyin azami mutluluunu azami sayda insann azami mutluluu
peinde komada bulunacak mutlulukla rtk bir ekilde zdeletirir.
Toplumsal hayat iin zorunlu kurallara itaat etmenin tek motivi, itaatte
bulunacak hazdr ya da bu kurallara itaat etmemekten kan acdr.
Bentham tarz faydacln ortaya koyduu hibir problem yoktur ki
bizzat faydac gelenein kendisi tarafndan ortaya koyulmasn ve bu prob-

6 1 Works, ed. Bowring, il, 253.


266 Ethik'in Ksa Tarihi

lemlerin yk John Stuart Mill'in omuzlanna bindi; Onui babas, Janes


Mill , Bentham'n ateli bir meslekda ve Hartley gelenei ierisinde yer
alan bir psikolojist idi ve bir keresinde insan zihnini St. Paul Katedra
li'nden Charing Cross'a uzanan yol gibi dmd.z klmaya can attn
,yazmt. Bu kendine gven ruhu James Mill'in oluna pek de miras kal
mad. Delikanllnn son dnemlerinde, olabilecek en erken yatan iti
baren srtna yetikinlik ykleri yklemi olan bir eitimden sonra, John
Stuart Mill, toplumsal reform emalarna gmlmekten arkedip unu
aratrmaya dnd: Tm bu tr projeler gerekletirilseydi , acaba bu onu
mutlu eder miydi? Hayr diye yant veren bitab kalbi, nemli bir lde
Wordsworth'un ve Coleridge'in iiri sayesinde kurtulduu asabi bir
kntnn habercisiydi . Fakat zel mutluluk ile azami sayda insann
mutluluu arasndaki akma meselesinin faydaclarn kendilerini bu ka
dar erkenden baarszla uratmas, Mill'in kiisel hayatnn ok daha
tesinde nemli olacakt . Mill'in dnce temaylnn tamam, bu re
tinin ortaya koyduu glklerin herhangi birinden kaamayan, fakat
retisinden vazgemeyi de tasavvur edemeyen bir faydacnn dnce te

mayldr. Peki nedir bu glkler?


lkin, Mill hazlar arasndaki kyaslamann tamamen niceliksel olduu
ya da olabilecei grnden vazgeer. Mill, "yksek" ve "aa" hazlar
arasnda niteliksel bir ayrm getirir. Yksek hazlar tercih edilmelidir:
tatmin olmam Sokrates tatmin olmu bir ahmaktan yedir. Bundan na
sl emin olabiliriz? Yalmzca hef iki hazz da deneyimlemi olan kimse
yargda bulunma vasfna sahiptir ve yalzca Sokratik snflamay tercih
eden bilge insan bu deneyime sfilliptir. Ama yine de burada zorunlu ola
rak u phe doar: bir Mill tatmin edilmi bir ahmak olmann neye
benzediini, ahman Mili olmann neye benzediini,bilebildiinden da
ha fazla nasl bilebilirdi? Bu sorunun maksad, Mill'in tek bir iddias ze
rine kuku samaktan daha teye uzanr. nk sorunun ortaya kard
ey, Mill'in, Bentham gibi, hala tm insani arzu nesnelerini ve hedefle
rini tek bir kavram, haz kavram altna 'sokmaya almakla ve onlarn
hepsini tek bir deerlendirme cetveli ierisinde birbirleriyle ortak-l
lebilir (commensurable) olarak gstermeye almakla megul olduudur.
stelik, Bentham gibi Mill de hazz blnmez bir kavram olarak ele alr.
Reformcular, faydaclar ve idealistler 267

Mill, tpk dev kavram gibi haz kavram da dejenere olmaya yz


tuttuu iin bunu yapabilecektir. dev sz konusu olduunda, bir devlet
memurunun devleri nosyonunun artrd son derece zgl bir kav
ramn "bir insann yapmas gereken (ought) ey" eklindeki genelleti
rilmi bir nosyona doru buharlap utuunu daha nce ima etmitim.
Ayn ekilde bir zgl hedef trnn kavram olarak 'haz da, ne id be
lirsiz herhangi bir hedef kavramna dntrlr. Bu dejenerasyonun tari
hine hem hedonistler hem de puritanlar katkda bulunurlar. Dier hedefler
aleyhine hazz methetmekle ie balayan hedonistler, sonradan savunma
pozisyonuna geerler ve sadece arab , kadnlan ve arky deil , fakat
ayn zamanda Saf Akln Eletirisi'ni okumak gibi daha yksek hazlar da
methetmekte olduklarn srarla vurgularlar. Puritanlar ise, kendi sfatyla
hazzn aleyhinde olmayp, yalnzca aa dzeyden veya sahte hazlara
kar olduklarnda srar ederler. Puritanlar da, hakiki ve kalc hazlardan,
yalnzca Zion'un ocuklarnn bildii trden hazlardan yanadrlar. Byle
likle, "haz" ve "mutluluk" gibi kavramlar, sadece insanlarn amaladk
lar her eyi adlandrmak zere kullanlncaya dek her tarafa yaylp uza
nrlar. Bu yaylmadan tr, sz konusu kavramlar deerlendirici ve mo
ral amalar iin faydasz hale gelirler. nk deerlendirmede ve zellikle
de moral deerlendirmede, imdiye kadar arzuladmz altemativ nesneler
arasnda yalnzca derecelendirme ve seim yapmakla megul olmayz; ay
n zamanda alternativ istidadlarn ve arzularn kltrleti ;i lmesi
(cultivation) arasnda derecelendirme ve seim yapmakla da megul olu
ruz. Mutluluk'a Bentham'n ve Mill'in verdii geni, aynmlatnlmam
anlam verildiinde , "Mutluluk peinde ko !" buyruu, sadece "Arzula
dn eyi eld,e etmeye al" buyruudur. Fakat rakib arzu nesneleri hak
knda ya da altemativ ve yanan arzular hakknda herhangi bir soruya ge
lince , bu buyruk suskun ve botur. Ve bu, kltrletirmek (cultivate)
durumunda olduum mutluluun benim kendi mutluluum mu yoksa
azami sayda insann mutluluu mu olaca konusunda da ayn lde
dorudur.
Mmkn altemativ eylem aklarndan hangisinin azami sayda insa
nn azami mutluluunu meydana getireceini deerlendiremeyeceimiz
pek ok durumun var olduu itirazyla yzyze kalan Mill, faydacln,
eylemin sonularn byle deerlendirebileceimiz durumlarda fayda ilke-
268 Ethik'in Ksa Tarihi

sini bir kriter olarak kullanmamz gerektiinden (ought) daha fazlasn


tenbihlemediini ne srer. Fakat bu taviz, Mil1'in idrak ettiinden daha
ldrcdr: nk bu durumda Mill, baka deerlendirici kriterlerin var
olduunu rtk olarak kabul etmeye mecbfir kalr. Mill , bu kriterlerin ne
olduklarn ve onlarn fayda ilkesiyle bantsnn ne olabileceini hibir
zaman ak klmaz. Fakat azami mutluluktan sz ettiklerinde faydaclarn
pratikte ou zamai kendilerinin teorik itihalarnn genelletirilmi kav
ramndan ziyade eylem iin tanfunen zgl bir hedeften sz etmekte ol
duklarnn ayrdna varrsak, sunulduu ruh ierisinde Mill'in tavizini ka
bfil edebiliriz. Bu hedef kamusal refah hedefidir ve bilhassa Bentham'n
zellikle ilgilendii hayat alanlaryla ilgili bir hedeftir. Hapishaneler ve
hastaneler, ceza yasalar ve anayasal usuller - bu alanlarda, ancak kaba
bir biimde olsa bile, yle yle olan bir l sayesinde ne kadar ok
insan ynnn daha iyi bir hale getirilebilecei ve ne kadar ok insan
ynnn daha kt bir hale sokulabilecei sorusunu tamuygun bir e
kilde sormak ve yantlamak mmkndr. nk bu alanlarda iyi ya da
kt durumda bulunmann apak ve yerleik kriterlerine sahibiz. Hasta
lk arttrlacak rt yoksa azaltlacak m? u sua bu cezadansa u cezay
vermek o suun ilenme skln azaltacak m yoks11: a;ttr,acak m? Bu
rneklerde bile, yaplacak yle seimler vardr ki, fayda ilkesinin hibir
versiyonu bu tr seimlerde bize rehberlik edemez: kaynaklan salk hiz
metlerine tahsis etmek ile kaynaklan ceza reformuna tahsis etmek arasn
da yaplacak seim buna bir mekti,r. Fakat kamusal mutluluk kriterinin
'
faydac savunusunun yalnzca bir hata olmadn vurgulamak zorunlu
dur. Kriterin kendisinin byle apak bir ekilde belli hayat alanlan ieri
sinde irdelenir grnmesi, Bentham'a ve Mill'e borlu olduumuz bir
eydir. ,
Bununla birlikte , mutluluk kavram , bir baka bakmdan moral ola
rak tehlikelidir; nk imdiye kadar, insan varlklarnn tava gelebilirli
inin, onlarn eitli biimlerde hemen her eyin kablne ve hemen her
eyle tatmin olmaya koullandnlabilecekleri olgusunun bir hayli farkn
dayz. nsanlarn kendilerine den payla mutlu olduklandan, onlara d
en payn olmas gereken (ought to be) pay olduu sonucu asla kmaz.
nk mutluluk iin denmekte olan bedelin ne kadar byk olduu so
rusu daima sorulabilir. Bu yzden azami sayda insann azami mutluluu
Reformcular, faydaclar ve idealistler 269

kavram, herhangi bir pederahi (paternalistic) ya da totaliter toplumu sa


vunmak iin kullanlabilir ve byle bir toplum ierisinde mutluluk iin
denen bedel o toplumdaki bireylerin kendi seimlerini yapma zgrl
dr. zgrlk ve mutluluk, belli koullarda radikal olarak badamaz
deerler olabilir. Faydacln zgrl mutlulua feda eden meru bir
uzantsnn izlerini Fabian sosyalizminin tarihi iinde srebiliriz: Fabia
nizm'e gre sosyalizm, aydnlanmam ounluun refah iin aydn
lanm aznlka yukardan balatlan reform emalaryla ilgili bir mese
leydi. Fabianizm, sosyalizmin tarihi ierisinde, Rosa Luxemburg'un dev
rimci demokrasisinin ya da l.W .W .'nun kar kutbunda durur ve bunlara
gre sosyalizm, iilerin bakalarnn tahakkmnden zgrlemesinden
ve kendi ilerinin ve hayatlarnn sahipleri ve idftrecileri haline gelmesin
den ibarettir.
Dahas , azami sayda insann azami mutluluu kavram , herhangi bir
. trden moral menliyetle, ancak edepli davrann faydac olmayan norm
larn ayakta tuttuu varsaylan bir toplumda uygulanabilir. Kamusal
mutluluk kavram , aka meru uygulanmn , kamusal mutluluun
daha ok ve daha iyi hastaneden ve okuldan ibaret olduuna dair konsen
susun var olduu bir toplumda bulur; fakat kamusal mutluluun bizzat
kamunun kendisi tarafndan Yahudilerin kitlece katledilmesinden ibaret
grld bir toplumda bu kavram hangi uygulanma sahip olur? Diye
lim ki oniki insandan oluan bir toplumda insanlarn on tanesi geri kalan
ikisine ikence etmekten byk zevk alacak olan sadistler ise, bu du
rumda fayda ilkesi o ikisine ikence edilmesini emretmez mi?
Bentham'n ve Mill'in dncesine bundan daha uzak hibir ey
olamazd . Fakat bu yalnzca unu ak klar ki , Bentham ve Mill tutarl
faydaclar deillerdir ve azami mutluluu tanmlamak iin gizli bir
ekilde kullandklar baka normlara rtk bir bavuruya bel balarlar.
Mill'in fayda ilkesine ilikin kantlamasn etki uyandrmaktan bu
kadar yoksun klan da, faydac haz veya mutluluk kavramnn bu kevgire
dnm doasdr. Mill'in kantlamas u ekilde ilerler. O , herhangi bir
dar anlamda, nihai amalara ilikin meseleler hakknda kantlama verile-

I . W . W . : Industrial Workers of the World ( 1 905 'te Chicago'da


kurulan ve sosyalist bir program erevesinde rgtlenen D nya
Sanayi ileri Birlii) - n .
270 Ethik'in Ksa Tarihi

meyeceini kabll ederek ie balar. Fakat bununla birlikte, akl etkilee


gcne sahip dnceler ileri srebiliriz. Sonra, arguman u savdan yola
kar: Nasl ki bir eyin grlebilir olduunu gstermenin tek yolu in
sanlarn o eyi grebildiklerini gstermek ise, ayu ekilde bir eyjn ar
zulanr olduunu gstermenin tek yolu da insanla;n o eyi arzuladkla
rn gstermektir. Nitekim tm insanlar hazz arzularlar. O hfilde haz ev
rensel olarak arzulanrdr. Mill, benim kendi hazzm iin duyduum arzu
dan azami sayda insann azami mutluluu iin duyulan arzuya geite,
hibir problemle karlamaz ve bu geii, baka birinin hazz doal ola
rak bana haz verir eklindeki dmdzlak sav vastasyla yapar. Mill yal
nzca hazzn arzulandn gsterme aamasna geldiinde, izledii yn
tem, grnr altemativ hedefler semek ve bu hedeflerin orijinal olarak
kendilerine elik eden haz iin arzulandklann ve yalnzca ikincil olarak
kendileri adna arzulanr hfile geldiklerini gstermektir. Bu arg:iinan yn
temi tabii ki zorunlu olarak etkisizdir. Olsa Qlsa, hazdan baka hedeflerin
var olduklarn gsterir. Fakat Mill eletirisi, Mill'in argumannda hazzn
arzuland savndan hazzn arzulanr olduu savna geildii ksm ze
rinde merkezlenmitir. G. E. Moore'un nclk ettii Mill eletirmenle
rinin fiilen syledikleri ey, hazzn olgu, bakmndan tzulancli nc
lnden hazzn arzulanmas gerektii (ought) sonucunu Mill'in merl ol
mayan bir ekilde karsamaya altdr. Fakat iddia edilmektedir ki,
bu, zorunlu olarak yanl bir karmdr. nk olan'dan (is), z gerei,
olmas gereken (ought) karsanainaz. Bu tr eletirmenlerin icabna
bakmak iin olgu ve deer hakknda herhangi bir genel tartmaya gir
meye gerek yoktur. Eer bir sonu karma niyeti tayorsa sz konusu
karmn yanl olduu konusunda bu eletirmenler tabii ki hakldrlar.
Ne var ki onlar basite Mill okumalarnda yanlgya dmlerdir.
nk Mill'in kantlama hakknda syledikleri , Mill'n tn insanla
rn olgu bakmndan hazz arzuladklar savn tm insanlarn hazz arzu
lamalar gerektii (ought) sonucuna yol aan bir ncl olarak kullarima
niyeti tamadn ak klar. Mill'in arguinannn formunun ne olduu
belki tam olarak ak deildir. Fakat Mill'i okumann Utilitarianism
(Faydaclk) metniyle daha uyumlu bir yolu byle olurdu. Mill, tm in
sanlarn hazz arzuladklar tezini kendisinin sonucunu reddeden herhangi
Reformcular, faydaclar ve idealistler 27 1

bir kimseye ad hominem bir mracaatn baarsm garanti altna alan


olgusal bir sav olarak ele alfr. Eer herhangi biri kp da hazzn arzula
nr olduunu reddederse, o zaman ona Fakat sen hazz arzulamyor mu
sun? diye sorabiliriz ve onun verecei yantn evet olmak zorunda oldu
unu ve bunun sonucu olarak da hazzn arzulanr olduunu kabl etmek
zorunda olduunu nceden biliriz. Fakat bu Mill okumas ve aslnda her
hangi bir okuma, Mill'i, tm insanlarn hazz arzulad savn olwnsal
bir olgusal sav olarak ele alan biri gibi yorumlamak durumundadr. mdi
bu, ancak haz baka arzu nesneleri arasnda mmkn bir arzu nesnesinin
ad olarak ele alnyorsa, byle olablir; nk eer haz sadece "insanlarn
arzulad her ey"e edeer bir ifade ise, o zaman bu sav bo bir totoloji
olur ve bu durumda da Mill'in argumantativ amalarna hizmet etmeye
cektir. Ama dier taraftan, eer haz -ou kez olduu gibi- zgl bir
arzu nesnesinin (arap, kadnlar ve arklar anlamnda) ad ise, o zaman da
tm insanlarn hazz arzuladklar (puritanlar arzulamazlar) ya da hazzn
arzulanan tek hedef olduu kesinlikle yanltr. ite bu yzden, Mili,
kendisinin merkezi kavramnn bulanklnda boulur, yoksa olan 'dan
(is) olmas gereken'e (ought) geite deil.
nceki t'tmann ak ierisinde bir baka glk manzaraya dahil
olmutur. Akas, azami sayda insann azami mutluluu kavramnn
en insMl yorumunda bile , bu kavramn bir kriter olarak kullanmnn
bizi sradan bir ekilde yapmamz gerektiini (ought) dndmz
eyle keskin biimde atan eylem aklarn salk vermeye gtrecei
durumlar vardr. Bu durumlara rnek olacak tipik bir vaka, faydacln
daha sonraki bir eletirmeni olan E. F. Carrit tarafndan ortaya serilir.
Eer belli koullar karlanyorsa masum bir adamn aslmas kamusal
mutluluu pekfila arttrabilir: o adamn diyelim ki cinayetten sulu oldu
una, bizce deilse de, lafn gelii onun idamn infaz edenlerce kamusal
olarak inanlr ve onun idam edilmesi, gelecekte bir ok masum insann
lmlerini engelleyen bir caydrc olarak i grecektir. Elbette ki faydac
bir bakta, bundan dolay o adam asmalyz (ought). Bu eletiriye veri-'
lecek mmkn iki tip faydac cevab vardr. Birincisi, sz konusu du
rumda nefret uyandrc herhangi bir eyin bulunduunu basite reddet-

ad hominem: tartlan muhataba gre, muhlltab hedef alan, muhataba , .


ynel k -n.
272 Ethik'in Ksa Tarihi

mektir. Besbelli ki, takafal bir faydac , bunun, ara sra yapmamz gere
ken (ought) trden bir ey olduunu syleyebilir. Faydaclk aleyhine bu
vakann geri kalan ksmndan ayn bana alndnda bu cevabda felsefi
olarak eletirilebilir hibir ey yoktur. Fakat bu cevab her kalba giren
faydac haz kavramyla birletirildiinde , insan on4n tehlikesini anlar.
nk fayda ilkesinin bizim mevcud ilkelerimizi -bir adamn ileme
mi olduu bir sutan dolay aslmamas gerektif (ought) trnden ilke
lerimizi - ayaklar altna almasn kabul etmekle , herhangi bir alakla
icazet vermek zere genel mutluluk kavramn kullanmann nndeki bir
engeli daha ortadan kaldrrz. Fayda ilkesinin byle kullanlabilecei, bu
(XX.) yzylda fazlasyla tantlanmtr; zelde, sivri aklllar, totalitar
yanizmi , toplumlarnn Auschwitz ya da Hiroshima gibi byk apta
?
sulara bulamasndaki sorumluluklarn mazur gsterecek bir aklka
nm olarak kullanmaya yatkndrlar. Fakat bu, kesinlikle, faydacla fel
sefi deil moral bir itirazdr diye itiraz edilebilir. Buna verilecek yant ba
sittir: baka eylerin yansra, iyi'yi ve kt'y ayrdetmek iin bir kriter
sunma bahanesiyle ortaya kan faydaclk, aslnda bize bu kavramlarn
bir revizyonunu sunmaktadr, yle ki eer faydacl kabul etseydik, ne

kadar rezil olursa olsun hibir eylemin kendinde kt ohad n ya da
kendi sfatyla men edilmediini kabul edebilirdik. nk tm eylemler
sonulan erevesinde deerlendirilmek durumundadr ve eer bir eylemin
soI).ular genel mutluluu basl edecekse , o zaman o eylem, ister ma
sumlarn idam edilmesi isterse ocukiann katledilmesi ya da ocuklara
tecavz edilmesi olsun , haklkanlm olurdu. Bi. yzden' faydaclk tu
tumlarmzn ve kavramlarmzn revizyona dayal bir analizidir; ve fay
dacln bu tutumlarda ve kavramlarda deer verdiimiz eyi muhafaza
edip etmeyeceini sormak mnasib olur.
,
kinci tipten cevab, bizzat Mill'in kendisinin cevab, doru bir ekilde
anlaldnda faydacln ekseriyetle nefret edecek olduumuz eylemlere
icazet vermediini ileri srmektir. Bu yzden Mili , ancak, masumun ve
sulunun hak ettiklerini alacaklar tarafsz bir adalet sisteminin srd
rlmesinin genel mutlulua hizmet edebileceini ileri srer; ve daha ge
nel olarak, genelde faydal kurallara istisnalar tanmann bu kurallarn
otoritesini zayflatacan ve bu yzden de daima zararl sonulara yol
aacan ileri srer. Daha sonraki faydaclar da, fayda ilkesinin her du-
Reformcular, faydaclar ve idealistler 273

rumda tikel eylemleri yarglamann bir kriteri olmadn; daha ziyade


ou kez ilkeleri yarglamann bir kriteri olduunu ileri srmlerdir. Bu
iddia, en sofistike formu ierisinde , mantksal olarak farkl iki kural tipi
arasndaki bir ayrm erevesinde ileri srlmtr: salk verdikleri ya da
men ettikleri eylemlerden mantksal olarak sonra gelen zetleyici kural
lar; ve eylem snflarn tanmlayan ve sz konusu eylemlerden mantk
sal olarak nce gelen, pratiin kurallar. imlerin zerinde yrmeyi ya
saklayan kural, birinci kural tipinin bir rnei olurdu. Burada sz konusu
olan eylemler, imlerin zerinde yrme ya da yrmeme, byle yrme
hakkndaki herhangi bir kuraldan mantksal olarak ncedir. kinci kural
tipinin bir rnei ise, bir kriket oyuncusunun krikette hangi durumlarda
oyundan atlabileceini tesbit eden kurallar olurdu. "Oyundan atlma"
kavram ve bununla birleik eylemler, ancak kriket oyununu oluturan
pratikleri tanmlayan kurallar erevesinde tesbit edilebilir. Birinci tipten
kural , bir ok .tikel durumdan hareketle genel bir kriter erevesinde salk
verilen ya da men edilen ey hakknda bir zet veya bir genelleme olarak
tasanmlanabilir. kinci tipten kural ise bu ekilde anlalamaz. kinci tip
ten kuraln tikel durumlara uygulanmas , onun genel formulasyonundan
sonra gelmek -mantksal olarak sonra gelmek- zorundadr. leri s
rlmtr ki , eer bu ayrm faydaclk tarafndan koyulan probleme uy
gularsak, bu problemin yalnzca ilk tipten kural sz konusu olduunda
ortaya kabileceini, fakat bu takdirde de kolaylkla 9zlebilir olduunu
grrz. Eer bir ok tikel durumda tikel bir eylemi yapmann ya da
yapmaktan kanmann azami mutluluu meydana getirdiini bulgular
sak, o zaman yaptmz bu kefi o eylemi salk veren ya da men eden
genel bir kural ierisinde zetleyebiliriz . Eer daha sonradan bu kuraln
salk verdii eyi yapmann azami mutluluu meydana getirmeyeceini
bulgularsak, o zaman da bu durumdan dolay o kural terketmekte hi te
reddd etmememiz gerekir, nk sz konusu kuraln azami mutluluk il
kesinden kan g ya da otorite dnda hibir gc ya da otoritesi yok
tur. Fakat bu, yalnzca birinci kural tipine uygulanabilir.
kinci kural tipi, bir btn olarak ve eninde sonunda azami mutluluk
ilkesine bavuru yoluyla haklkarlabilecek bir pratii kurar veya ks
men kurar; fakat tikel bir kuraln uygulanmas tikel bir durumda azami
mutluluk ilkesini ihlal ettii iin o kuraln bir kenara atlmasn isteye-
274 Ethik 'in Ksa Tarihi

meyiz. nk sz konusu kurala o pratikle balantsndan dolay bala


nlr, yoksa sz konusu kural dolaysz bir ekilde ve kendi ierisinde
azami mutluluk ilkesini tevik ettii iin deil. Bu yzden, kendisinin
uygulanmas azami mutluluk ilkesini ihliil ettii iin bir oyundaki tikel
bir kuraldan vazgeilmesi gerekip gerekmediini so:mak manbksal ola
rak yersiz olur; ve tikel bir adfilet kuralnn uygulanmas azami mutluluk
ilkesini ihl!l ettii iin tikel bir durumda o kuraldan vazgeilmesini is
temek de mantksal olarak yersiz olur. Fayda ilkesinin ince ipi zerinde
duran ya da den, adfilet sisteminin btndr, yoksa tikel durumlarn
aynnts deil. Bu sebeple, tikel bir caydnc temin etmek iin tikel bir
durumda masum bir adam asmak, her eye ramen, adaletin faydac bir
haklkarmnca onaylanmaz. Faydac bir haklkanma uygun den,
masQmiyeti sistematik bir ekilde koruyan adfilet pratiinin btndr,
''
bundan daha az deil.
Bu savunma yeterli olacak mdr? Bu savunma faydacln adalete
duyduumuz sradan inanla badar olduunu gstermeyi baanyor
mu? Bu savunmann grmezden geldii ey, insan mutluluunun kar
lar adna adalet ilkelerinden ou kez vazgetiimiz ve bu ilkelerden
vazgemede kendimizi haklkarlm addettiimiz olgusudur. Nitekim
bir kimse, ailesinin bana gelebilecek etkilerden dolay bir suu ihbar
etmeyebilir ya da bir suluyu cezfilandrmayabilir. Adfiletin bir btn ola
rak faydac terimlerle haklkanlabilir sistematik bir pratikler toplam
olduu olgusu, adfilet ilkelerinin tikel uygulanmlan ile.azami mutluluk
ilkesinin uygulanm arasnda uyumazlklar bulunmasyla badamazdr.
O halde adfilet ilkelerine gsterilecek itibann ne olduuna karar vermek
durumundayz ve eer btnyle tek bir nihai ilkeyi uygulama meselesi
olsayd, byle bir karar vermek durumunda kalmamz gerekmezdi. Bun
dan dolay, zerinde adfileti tesis ettiimiz deer, btnyle, fayda ilke
sine ballmzdan kmaz.
Bu yzden, faydacl bu ekilde payandalara dayama giriimi, bizzat,
deerlerimize sahte bir birlik kazandrmaya ynelik yanl tasarlanm bir
giriimdir. Byle bir giriimde bulunulmasn anlamak k-0laydr. Modem
toplumun bireycilii ve giderek artan bir ekilde hzlanan ve paralayc
hale gelen toplumsal deiim oran, giderek artan sayda insan iin moral
hayata elverili hibir kapsaml modelin var olmad, fakat yalnzca bir
Reformcular, faydaclar ve idealistler 275

kaynaklar eitliliinden m1ras alnan grnte keyfi bir ilkeler kne


sinin var olduu bir durum meydana getirir. Bu tr ko]larda, moral ve
deerlendirici ihtilaftan ve atmalar gidermede kullanl kamusal bir
kritere duyulan ihtiyacn karlanmas her zamankinden daha acil ve her
zamankinden daha g bil.le gelir. Liberal mutluluk idealini cisimletirir
grnen faydac kriter grnte rakibsizdir ve onun cisimletirdii mut
luluk kavram ylesine ekilsiz ve ylesine her duruma uyarlanabilirdir
ki, deer sorunlar hakknda kendilerinin lehine karar vereceinden em1n
olabilecekleri bir yarg mercii arayanlar iin bulunmaz bir niJnettir.
Ondokuzuncu yzyl ngiltere'sinin moral durumunu -ve bir lde
biz hepimiz bala ondokuzuncu yzyldayz - hibir filozof Henry
Sidgwick'ten daha iyi ifade etmedi . Sidgwick, kusfirlar genellikle a
nn kusfirlan olan dokunakl bir figrdr. O, bize yabanc olan bir tarzda
kendisinin Hristiyan imannn kaybyla megul oldu. Sidwick'in moral
psikolojisi hamdr, nk onun zamannn psikolojisi hamd . Ve
Sidgwick moral felsefesinde de kendi an yanstr. Sidgwick'e gre, bir
nceki yzylda moral felsefenin tiirihi , faydaclk ile kendisinin
sezgicilik (intuitionism) diye adlandrd ey arasndaki atmada
merkezlenmiti. Sezgicilik diye adlandrd eyden , Sidgwick, moral
ilkelerin sezgisel olarak bilindikleri retisini anlyordu, ki bu da
Price'n ve daha da evvel Locke'un retisiydi. Faydaclk ierisinde de,
bunun tesinde , kendi mutluluum peinde komak ile azam sayda
insann azami mutluluu peinde komak arasndaki bantya ilikin

arguman bulunmaktadr. Sidgwick, sezgiciliin faydacla zmse
tilmesinin ya da zel ve kamusal mutluluun hedefleri arasndaki
boluun kapatlmasnn mmkn tm yollarn klkrkyararcasna
inceledi. Fakat en sonunda geriye seik moralite kayna kalr.
Sidgwick'in ethik'in yntemlerine ilikin aklamas, kendisinin aka
tarttklarnn tesindeki sorunlar skalar. Sidgwick'in aklamasnn
ardalaru, kendi ann verili olarak alnan moral bilincidir. Felsefe, esas
itibaryla, kritik bir etkinlikten ziyiide, aklayc bir etkinlik olarak
grnr. Bu bakmdan Sidgwick'in hayaleti, son dnemdeki yazlarn
ouna musallat olan bir hiiyalettir. Kendi ann faydac bilincini kabQI
etmesi bakmndan, Sidgwick, adalar olan T. H . Green ve F. H .
Bradley ile keskin bir kartlk ierisinde bulunur.
276 Ethik'in Ksa Tarihi

Green ve Bradley birarada, ou kez, Oxford idealist.eri olarak tek bir


snfa sokulur; bununla birlikte unu hatrlamak nemlidir ki, onlarn bi
rarada tek bir snfa sokulmas , onlarn daha sonraki eletirmenlerinin
iidir. Onlarn kendileri birbirlerinden bamsz bir ekilde altlar ve
onlarn yazlan arasndaki benzerlikler onlarn kendilerine koyduklar g
revlerin benzerliinin sonucudur. Onlarn her ikisi de , Kant'n ve
Hegel'in yaman rencileriydi; her ikisi de, Kant'ta ve Hegel'de Hume'un
ve Mill'ii bir eletirisini gerekletirmeyi salayacak malzemeler
bulmak ister. Her ikisi de, Alman felsefesinden olduu kadar Grek
felsefesinden de ilham alr. Fakat Green ihtimfil ki baka herhangi bir
yazardan etkilendii kadar Rousseau'dan da etkilendi , buna karlk
Bradley'de Rousseau'nun izi pek azdr. Ve Green'in felsefi meguliyetleri
onun toplum ve eitim reformuna olan ballklaryla iten bantlyd,
oysa ki Bradley felsefi bir mnzevi idi .
Hem Green hem de Bradley faydacln bireyciliinden koparlar.
Toplumun faydac betimi, her biri kendine zg belirlenimli arzulara ve
bunlarn sonucu olan hedeflere sfilip bireylerin bir kolleksiyonunun be
timiydi . Toplumun paylalan amalan ve normlar , bireylerin tavizleri-
,, nin ve uzlalarnn bir rndr: kamus:il iyi zel iyilerin bir toplam
dr. Hem Green hem de Bradley, gerek faydac gerekse toplum szlemesi
formunda olsn bu betimden koparlar. Her ikisi de , bireyin kendi amala
rn ve arzularn bakalaryla kurala-bal bir ilikiler kmesi ierisinden
kefettiini teslim eder. Birey, kendisinin hedeflerini smen tayin eden
bir ilikiler kmesi sayesinde kendisini bulur ve bu ilikiler kmesi va
stasyla kendisini tanr. O halde bireyin yapaca seimler vardr; o ,
kendi arzularna ok eitii biimierde deer biebilir. Fakat bireyin do-
.
as, arzulan da dfilil, toplum-ncesi deildir.
Bu arguman , eer taklbedilseydi , moralitenin toplumsal ereveyle
bants sorunu zerinde daha ciddi bir ekilde ve ayrntsyla srarla
durmak durumunda olurdu . Bununla birlikte , hem Green hem de Bradley,
bireyi sadece toplumsal deil, fakat metafizik bir balma yerletirirler.
Veya daha dorusu onlar, toplumsal analizi son derece metafizik bir s
Iap ierisinde yrtr grnrler. Bunun ne anlama geldiini ak klmak
iin, srasyla her birinin ana temalarn takib etmek zorunludur. rne
in , Bradley , Niin ahlakl olaym (should)? sorusunu sorar ve bu soru,
Reformcular, faydaclar ve idealistler 277

sadece bu haliyle sorunun aslsz olduu yantn vermek iin, Bradley'in


Ethik almalar'ndan (Ethical Studies) birinin bal olarak kulland
bir sorudur. nk bu soru, moralitenin tesinde bir amacn var oldu
unu ve moral erdemin uygulanmasnn sadece bu amacn bir arac oldu
unu telkin eder. Fakat moral bilincin ierisinden, moralitenin bir amaca
sahip olduunu , moralitenin tesinde deil, fakat en yksek gerekleimi
ierisinde bizzat moralite tarafndan kurulan bir amaca sfilip olduunu
seik bir ekilde ayrdedebiliriz: bir btn olarak 'kendi'yi (seif),gerek
letirmek. Ben, bir btn olarak 'kendi'mi, 'kendi'nin daha evvel oldu
undan daha iyi ve daha yksek bir ey olma kprdann ifade eden ey
lemler araclyla gerekletiririm, yle ki benim kendilerine uymaya
can attm ilkeler benim fiili davranmda ifade edilen ilkeler haline
gelsin. Altemativler arasndaki herhangi bir seim durumu:da, ilkin, bu
iki altemativden bamsz bir ekilde ve onlarn karsnda kendimin far
knda olduum lde ben 'kendi'mi gerekletiririm; ikinci olarak da,
sayesinde 'kendi'nin btnn somut formda varla getirdiim, bir al
ternativi z-bilinli bir ekilde seme ve kendimi. o alternativle tamna
edimi ierisinde ben 'kendi'mi gerekletiririm. Bradley bunu "somut
tmel" diye adlandrr ve somut tmel , somut bireyin gereklemi et
kinliinde somut klnm tmel nemi hfilz yarg anlamndadr.
'Kendi' (seif), kendisini sonsuz bir btn ierisindeki bir para olarak
tanmak ve bylelikle sonlu snrlarn amak sfiretiyle kendisini tam
olarak gerekletirdii noktaya kadar geliir. "Glk, snrl olmak ve
bu yzden de bir btn olmamaktr; kendimi bir btn olacak ekilde na
sl genileteceim? Yant udur: bir btn ierisinde bir ye ol . Burada
senin zel 'kendi 'n, senin sonluluun, byle olmak bakmndan varol
maktan kesilir; o , bir organizmann ilevi haline gelir. Sen, bir btnn
salt bir paras deil, fakat bir btn ierisinde bir ye olmak zorundasn;
ve kendini,bu olarak bilmek ve istemek zorundasn."
Bireysel 'kendi'nin kendisini ierisinde gerekletirmek zorunda ol
duu bu btn nedir? Bu soruya tamamen tutarl bir yant elde edemeyiz,
fakat hi deilse Ethical Studies'in "My Station and Its Duties" ("Benim
Duram ve Onun devleri") balkl daha sonraki bir blmnde bir ya
nt par buluruz. Bradley, nceki denemelerinde, moral bilincin bizim
nmze koyduu amacn ya haz ya da dev adna dev olabilecei gr-
278 Ethik'in Ksa Tarihi

ne zaten saldrmt. Bradley'in Benthanc faydaclktan ya da Kant


lktan kopuunun temelleri ksmen farkl ksmen ayndr. rnein, Brad
ley, hazzn arzulanan bir amaca hemen ekleniverdiini ve bu yzden de
ama olamayacan ileri srer; ve unu da ileri ,srer ki, Kant grte
dev, arzular ve eilimler tarafndan kurulan ve devin hibir alakas
olariyaca ve ama olamayaca trden bir 'kendi' iin bir ama olarak
nerilir. Fakat her iki durumda da Bradley, nerilen amacn fazlasyla ge
nel ve fazlasyla soyut olduunu ileri srer; hem Kant'n hem de Bent
ham'n formulleri, benzer ekilde , farkl koullardaki ve farkl zamanlar
daki insanlarn taldb ettikleri okeitli amalar tek bir karakterizasyon
altna sokmaya alr ve byle yapmak sOretiyle de onlar, aslnda ierik
siz olan bir formul sunarlar. Byle bir formul, bir insann takib etmesi
nin mmkn olduu herhangi bir eyi ierdii iin, o insann takib et
mek zarunda olduu hibir eyi tantmaz, yeter ki o insan kendi moral
bilincinin kanaatlerine sadk kalsn.
Bradley'in koyduu ama , kendi duram bulma ve onun devlerini
yerine getirme amacdr. Bu devler zgl ve somut olacaklardr. Bradley,
benim hayattaki hangi dura igal edeceime ilikin bjr seim yapabile
ceimi teslim eder; fakat bir kez bir dura setim mi , bu duraa hangi
devlerin fd olduu sorusu artk bir seim meselesi deildir. Bunun
byle olmasnn belli bir nemi vardr, nk ancak ama nesnel bir
ama olduu ve benim tarafmdan seilen bir ama olmad ldedir ki,
ben kendi bireyselliimi o ama araclyla gerekletirmeyi umudedebi
lirim. Bradley'in bununla kasdettii ey btnyle ak deildir, fakat
Bradley burada ksmen u tzsel hususu belirtmektedir: benim kendi mo
ral ilerlememi yarglamak durumunda olduum kriterler, otoritelerini be
nim kendi seimlerimden baka bir eyden alan kriterler olmak zorunda
dr. nk otoriteye sahip olan tek ey benim kendi seimim olursa,
kendi-iine-kapal keyfi bir oyun oynuyor olunm, bir tr tinsel iskambil
fal aarm, yle ki fal kartlardan bir kerede almayacaksa, yle seim
yaptm iin, kendime iskambil destesini sayisz kere ,yeniden ve yeni
den kantrma izni verebilirim. Dahas, hayattaki duram doldurmak
iin, doamn her parasndan yararlanabilirim; dev ve eilim arasndaki
Kant yarlma alr.
Reformcular, faydaclar ve idealistler 279

Bradley'in burada ne srmekten ziyade nvarsaymakta olduu ey


udur: salam bir ekilde tanmlanm rollere ve ilevlere sfilip ve dahas
insanlarn kendi hayatlarnn esasn bu roller ve ilevler erevesinde ya
adklar bir toplumsal hayat formunun balam ierisinde ancak, moral
vokabuler tutarl bir anlam kazanabilir. Fakat acaba byle bir toplum ar
tk var mdr? Sosyolojis.tler, bir insann hayatnn ve statsnn o insa
nn eitli rollerinden ve ilevlerinden farkl olabilecei modern bireyci
bir toplum ile bir insann hemen hemen Bradley'in zihninde canlandrd
tarzda hayattaki konumunu doldurabildii bundan evvelki daha btn
lkl toplum formlar arasndaki aynn sk sk vurgulamlardr. Brad
ley'in bu tip bir soruyu soramanas , .belki de, ierisinde kendi sfatyla
gerekliin doasnn olduu ve tam da bu lde onun moralite hakkn
daki tezini gvenceye aian metafizik bir konuma slfibuna geiverebil
mesinden ileri gelir.
Bu, T. H. Green hakknda daha az dorudur, ama yine de dorudur.
Green, kendi mora' grlerinin belli trden bir toplum gerektirdiinin
daha kendinin-bilincinde bir ekilde farkndadr. Fakat Green'in metafizik
tarz kendisine yle bir imkan tanr ki, o, toplumun Rousseauvari bir
trden aklsal bir genel iradenin ikametgah olmas gerektii (ought) g
rnden toplumun real olarak olduu eyin esasen bu olduu grne
geebilir. Green. politik meguliyetinden dolay toplllnsal adan Brad
ley'den daha uyanktr. Green, evanjeijk yurtlarda ve Arnoldian hocalar
nezaretinde aldklar eitimlerinden dolay moral adan ciddi olan ve
Disraeli'nin romantik Toryismini iine sindiremeyen ynetici snfa
mensfib liberal gen erkekler hayatlarna anlam verecek bir ereve
aramakta olduklar bir dnemde, bir eitimci olarak felsefi sahneye kt.
Green'in Balliol okuluna mensfib rencileri, liberal bireyciliin liberal
b1r ereve ierisinde alabilecei inancn , devlet memOrluuna, kilise
ye, politikaya ve hatta bizzat kabineye tadlar -onlardan biri Liberal
bir babakand . Green, toplumsal refah ve eitim konularnda devlet
mdahalesinin havarisiydi; gereklemesi bizim moral amacmz olan
yksek 'kendi';in bir cisimlemesini devlette grebildii iin Green
byle bir havari olabildi.
Green'jn Prolegomena to Ethics (Ethik'e nsz) adl eseri , arguma
nn, insan varoluunun btnyle doa yasalar erevesinde aklanabi-
280 Ethik'in Ksa Tarihi

lir olmadn gstermeyi amalayan, geniletilmi bir insan doas ana


lizine dayandrr. nsan varoluunun amal ve kendinin-bilincinde karak
teri zerine dnm, nihai doyumlarn salt fiziksel veya ryebilir
herhangi bir eyde bulamayacak olan akll varlklar olarak ve bir akll
varlklar toplumunun yeleri olarak kendimizin farkna varmay bize
amlar. Peki o halde insani iyi nedir? Biz onu anc;ak ksmen biliriz, n
k onu gerekletirme yetilerimiz bizzat ancak ksmen gereklemitir.
Fakat ada moral bilin, bugne kadar insani iyi'yi en yksek tarzda
kazanmmzn bir tutanadr. Kant, tek koulsuz iyi'nin iyi irade oldu
unu dnmekte haklyd; fakat onu fazlasyla soyut bir ekilde karakte
rize etmekte hatalyd . yi irade, daha byk bir iyi'nin yaratmnda
mevct1d moral bilinci ama arzusunda grne karlr; ve iyi iradenin
G
her ifadesi, " reklerin erdemler snflamas"nn hudutlar b cyunca belirle
nebilir bir hayat formunun yaratlmasdr. yi irade, "belli bir insani top
lum formunun karna, doru olan bilme; gzel olan yapma, cya ve
korkuya katlanma, hazzn ayartmalarna direnme iradesi" olarak tanm-
lanr.
Green'in iyi'yi bir toplumsal hayat formu erevesinde belirlemesi ,
bu son derece soyut bir belirleme olsa da, onun en azndan bencillik ve
digerkamlk hakkndaki bireyci muammalardan kanmasn mnkn k
lar. "Hakiki bir iyi idesi, 'kendi' iin iyi ile bakalar iin iyi arasndaki
aynn kabfil etmez," tam da farkl bireylerin kendi rollerini oynadklar
bir toplumsal hayat formundan ibaret olduu iin . Birey , endisinin iyi'
sini bizzat kendisinden nce mevct1d olan bir hayat formu sayesinde bu
lur.
mdi, acaba bu noktada Green fiilen olup biten eyi ri betimlemek
tedir? Aka hayr. Varolua getirilmesi gereken (ought) ideal bir ey du
rumunu mu belirtmektedir? Ancak ksmen, nk Green idealin fiili

olanda rtk oldu una inanr. Bradley gibi , Green de, moral vokabt1lerin
belli trden bir toplumsal hayat zemini haricinde anlalamayacan ak
klar; Bradley gibi, Green'in metafizik slbu da, topluf!1Sal hayatn o
formu ile ondokuzuncu yzyl bat Avrupa'snda fiilen yaand ekliyle
toplumsal hayat arasndaki bant sorunu karsnda kaamak davranma
sn mnkn klar. Fakat en azndan Bradley ve Green bizi sktrp bu
sorular sormaya zorlarlar. Onlarn yirminci yzyldaki dorudan ardllar
Reformcular, faydaclar ve idealistler 28 1

ise, sanki moralite ve onunla birlikte moral felsefe tm zgl toplumsal


formlardan ayn biimde mevcldmu gibi yazacaklard.
Blm

18

Modem moral felsefe

MODERN MORAL FELSEFE, sessiz sedasz bir apokaliptik notla a


lr. Moral filozoflarn ortaya koyduklar sorular doyurucu bir ekilde ya- .
ntlamay baaramadklar , nk bu filozoflarn bizzat sorularn kendi
leri hakknda ak olmay baaramadklar aklanr. zelde, moral filo
zoflar, Ne tr eylemleri yerine getirmeliyiz (ought)? sorusu ile Ne tr
eyler kendileri adna mevcud olmaldrlar (ought)? sorusu arasnda ayrm
yapmay baaramamlardr. Sonunda bu aynn, G. E. Moore'un Princi
pia Ethica (Ethik'in ilkeleri) adl eserinin nsznde yaplr ya da ilan
edilir. Buradaki ima, problemlerin artk zleceidir. T&rih 1903'tr.
Ne tr eylemleri yerine getirmeliyiz? sorusunun yant , "evrende her
hangi bir mmkn altemativ trnden daha fazla iyi'nin mevctld olma
sna neden olacak olan" eylemleridir. Bu yzden, hangi ey durumlarnn

iyi olduklarm, angi trden eylerin kendileri adna mevctid olmalar ge
rektiini(ought) sormaya mecbtlr kalmz. Moore, kendileri adna mevctld
olmalar gereken (ought) eylerin aslen iyi diye adlandrdmz eyler ol
duklarn farzeder. Peki, aslen iyi olan eyi nasl biliriz? Bu soruya veri
len yant, kendisiyle karlatmzda asli iyi'nin zgln mutlaka
.
tanyacamzdr. Aslen iyi olan eye ilikin nermeler -yalnzca aslen
iyi olan bir eyin bir arac olduu iin iyj olan eye kart olarak aslen
iyi olan eye ilikin nermeler- , ne kantlanmaya ne de rtlmeye
elverilidirler. nk iyi, herhangi bir doal zglkle zdeletirileme-
284 Ethik'in Ksa Tarihi

yecei iin Moore'un "doal-olmayan" diye adlandr. basit, analiz edi


lemez bir zgln addr. Moore, ksmen iyi ile sar arasnda kurmay
nerdii bir analoji yznden, ksmen de iyi'nin tanmlanabilir olduunu
savunmann sonular hakkndaki bir arguman sebebiyle, iyi'nin tanm
lanamaz olduunu savunur. Fakat hem analoji hem de arguman, ksmen
Moore'un tann'a atfettii tuhaf bir anlama bamldr. Moore iddia eder
ki , tanmlamak, karmak bir btn paralayp bileenlerine ayrmaktr.
Bu yzden at'n tanm , at'n -hepsi birbiriyle belli bantlar ierisinde
dzenlenmi - drt ayaa, bir baa, bir kalbe, bir karaciere vb. sahip
olduu mealinde bir nerme olacaktr. (Moore tanm'n baka anlamla
rn tanr, fakat onlar kasden bir kenara koyar.) mdi , tanm'dan anlalan
ey bu ise, o zaman iyi'nin tanmlanamaz olduunu kabul etmek zor de
ildir, fakat tanm'n bu anlam ylesine kerameti kendinden menkul bir
anlamdr ki, bununla hibir ey kazanlm olmaz. Moore, ayn zamanda,
verili bir nosyonu zihinlerimizin "nnde" tuttuumuzda szde tanmak
zorunda olduumuz eye bir bavuru yoluyla kendi tutumunu pekitir
meye de alr. Moore der ki, eer iyi'yi ve diyelim ki haz-veren'i ya da
iyi'yle kartrmaya ayartlabileceimiz baka herhangi bir nosyonu irde
lersek, "zihinlerimizin nnde iki farkl nosyon buldui;'muzu grebili
riz. Kavramlanmz bu a tutma teknii , adeta, Moore'un soukkanl
savlama yntemiyle pekitirilir. Belki de baka tek bir moral felsefe ki
tab yoktur ki , Principia Ethica'da olduu kadar gvenilmez ve gveni
lemez savlar ileri srm olsun , fakat bu kitaptaki savla biraz kaatt

nc olsalar da yle terbiyeli bir kesinlikle ileri srlrler ki, on ar kabiil
etmemek neredeyse nezaketsizlik etmek gibi grnr. Peki o halde
Moore'un gtt dava nedir?
Moore, en bata, sar ile iyi arasnda kurduu analojiyi kendisinin ta
nm nosyonuna dayandm. "San ile iyi karmak ;leildirler deriz: onlar,
kendilerinden hareketle tanmlann oluturulduu ve daha te tanmlar
yapmann gcnn kendilerinden kt nosyonlar,dr." stelik, nasl ki
sar'nn anlamn sary grme etkisini meydana getiren n fiziksel
zglkleriyle zdeletiremezsek, ayn ekilde iyi'nin anlamn da iyi ile
antnlart tikel doal zglklerle zdeletiremeyiz. Tpk her sari
n belli bir dalga-boyuna sahip olmas gibi, "iyi" herhangi bir eyin
de haz vermesi mmkndr, fakat bundan iyi'nin haz-veren'in anlamna
Modern moral felsefe 285

geldii ey anlamna geldii sonucu kmaz, tam da sar'nn "belli bir


dalga-boyuna sfilip k"la ayn anlama geldii sonucu kmayaca gibi.
Moore'un tek sahici arguman , iyi'nin herhangi bir karmak btnn
ad olamayacan gstermek iin kullanlr. Ne kadar tanmlanm
olursa olsun bu tr herhangi bir btn hakkn,da, onun bizzat iyi'nin
kendisi olup olmadn anlaml bir biimde daima sorabiliriz . Bu argu
man, iyi'yi yalnzca karmak bir btnn ad olarak tanmlama girii
mine kar deil, fakat ayn zamanda onu her tanmlama giriimine kar
da meydana srlebilir. Varsayalm ki, iyi'yi haz-veren'le zdeletiriyo
rum. Bu durumda, haz hakknda veya haz-veren herhangi bir ey hakknda
anlaml bir ekilde daima O iyi midir? diye sorabileceim gsterilerek
benim hatam sergilenebilir. Fakat iyi haz-veren'in adlandrd zglkle
ayn zgl adlandrsayd , o zaman Haz-veren ey iyi midir? diye sor
mak , Haz-veren ey haz-veren midir? diye sormakla edeer olurdu
-yani ii bo bir ekilde tautologik olurdu.
Moore, bu arguman, iki badamaz pozisyona yerletiklerini dn
d hazclar rtmek maksadyla kurar: hazclar, hazzn belirtik-olan,
tautologik-olmayan bir anlamda iyi olduunu , aslnda iyi-olan olduunu
savunurlar; ve onlar, haz-veren ne anlama geliyorsa iyi'nin de tastamam
o anlama geldiini ileri srerek bunu kantlamak isterler. Fakat ilk po
zisyon, "haz iyidir" nermesinin analitik olarak alnmasn gerektirir.
mdi her ikisi birden olamaz. Bu yzden hedonist pozisyon ker. Fakat
kuku yok ki, bu pozisyon, yalnzca bu pozisyonlarn her ikisine de yer
lemeye kalkacak kadar aklsz hazclar iin ker.
Moore'un esas olarak eletirdii filozoflar J. S . Mill ve Herbert
Spencer'dr. Mill sz konusu olduunda, Moore'un eletirileri yanl y
neltilmitir, nk Moore Mill'i haz-veren anlamnda bir iyi tanm ve
ren biri olarak okur, oysa ki Mill'in en fazlasndan syledii tek ey,
hazzn bize tek iyilik kriterimizi verdiidir. Moore'un Mill'i yanl tak
dim ettiinin ayrdna varmak imdiye kadar hemen hemen basmakalp
bir eydir; Moore'un ayn zamanda Spencer' da yanl takdim ettiinin
ayrdna varlmam kalnmas, ada filozoflarn Mill'i yaygn bir e
kilde okumalarnn, fakat Spencer' hemen hi okumamalarnn bir l
sdr. Moore, Spencer' , iyi'nin "daha fazla evrimlemi olan"la ayn an
lama geldiini dnmekle sular. Bununla birlikte , Spencer'n pozis-
286 Ethik'in Ksa Tarilii

yonu, hemen hi akla uygun olmasa da, ok daha karmak bir pozisyon
dur. Spencer, ilkin, insan toplumunun tpk insan trnn evrimletii
gibi evrimletiini ve aslnda trn ve toplumun evriminin tek bir s
rekli skala zerine yerletirilebileceini savunuyordu. Spencer, ikinci
olarak, bir toplum bu skalada ne kadar yksekteyse, o toplumun morali
tesinin de o kadar ideal olduuna; ve nc olarak, zellikle ideale doru
trmanldka hayatta acdan ok hazzn var olduu V?fSaymna bal ola
rak, davrann hayat koruma amacna gitgide daha fazla eilimli oldu
una inanyordu. Mill iin sz konusu olduu gibi, Spencer da gaflet an
lannda kendisinin moral vokab1.lleri tanmlamakta olduu izlenimi ver
mi olabilir. Fakat gerek Herbert Spencer,. Moore'un pten adam ol
maktan gerek J. S . Mill kadar uzaktr .62
yi'nin .doal bir i;izgln ad olduunu ileri sryn retiye , Moore
"naturalistik yanlg" adn verdi. Moore'a gre, iyi'yi baka herhangi bir
betimleme altnda tannabilir bir zgln ad olarak ele almaya yne
len herhangi bir giriimin ak ierisinde bu yanlgya dlr.
iyi, tpk
haz-veren anlamna gelemeyecei gibi "Tann tarafndan emredilen" anla
mna da gelemez ve ayn sebeplerden dolay "naturalistik yanlg" ifadesi,
olan'dan (is) olmas-gereken'in (ought) mantksal olar* karsanamaya
ca grnn taraftarlannca teden beri benimsenmitir; fakat bu ikinci
reti Moore'un retisinin bir sonucu olsa da, Moore'un retisiyle z
de deildir.
O halde, iyi basit, analiz edilemez bir zgln ad mdr? yi'nin
byle bir zgln ad olduunu ileri sren retiye y6neltilecek en az
iki nihai itiraz bulunmaktadr. Bunlardan ilki, basit bi; zgln adn,
o zgln baka durumlarda mevcfid ya da namevcfid olup olmadn
kendisine gnderimle tanyacamz standard bir rneiyle tank oldu
umuz yerde ancak, kavranlr bir ekilde kullanabileceimizdir. San gibi
basit bir zglk sz kqnusu olduunda, sarnn bika durumlann tan
mak iin rengin standard rneklerini kullanabiliriz. Fakat iyi bir dostu
tanmay renmi olmak bizim iyi bir saati tanmamza nasl yardmc
olabilirdi? mdi, Moore haklysa, ayn basit zglk her iki durumda da
mevcad olur. Moore'un bir mezi , bu soruya, verdiimiz rnekle so
runu bulandrmakta olduumuz yantn verebilirdi . yi bir saat "aslen"

62 Bkz. Science of Ethics (Ethik Bilimi) .


Modern moral felsefe 287

iyi deildir. Fakat o halde aslen iyi olan nasl tanrz? Moore'un buna
verdii tek yant, sadece tandmzdr. Veya bu noktay bir baka bi
imde belirtelim: Moore'un aklamas, iyi'nin anlamnn nasl renil
diinin bir aklamas tarafndan ve bu anlam belli durumlarla balant
ierisinde renmek ile bu anlamn baka durumlara nasl uygulanacan
bilmek arasndaki bantya dair bir aklama tarafndan tamfunlanmas
kouluyla ancak, kavranlrlk dzeyine ulaabilirdi.
kinci itiraz ise udur: Moore'un aklamas , bir eyin iyi olmasnn
bize neden hep bir eylem sebebi vermesi gerektiini btnyle aklan
mam ve aklanamaz brakr. Sar ile kurulan analoji, baka yerlerde
Moore'a ne kadar yardmc olduysa, bu noktada Moore'un tezi-iin o ka
dar glk dourur. Sar nesnelerden zel bir tad alan bir uzman tahayyl
edelim ki, bir eyin sar olmas ona o eyi ele geirme sebebi verecek ol
sun; fakat bir eyin "iyi" olmasnn, yalnzca iyilik karsnda bir uzma
nn ilgisine sah.ip olanlara bir eylem sebebi verecei pek de varsayla
maz. Tamuygun olmak durumunda olan herhangi bir iyi aklamas ,
iyi'yi eylemle smsk balamak ve bir eyi iyi diye adlandrmann o ey
itibaryla undan ziyade bu biimde eyleme iin daima neden bir sebep
vermek durumunda olduunu aklamak zorundadr.
Yirminci yzyln tohum veren bir baka moral felsefesinin, John
Dewey'in moral felsefesinin ana erdemi , iyi'yi eylemle balamasdr.
Dewey'e gre , tm epistemolojideki ana tuzak, bilgimizi hem onu ka
zandmz yntemlerden hem de onu koabileceimiz kullanmlardan
soyutlama eilimidir: imdi sahip olduumuz her bilgiyi yalnzca belli
amalara sahip olduumuz iin kazandk ve bu bilginin hedefi de bizim
iin gelecekteki amalarmzdan ayrlamaz. Tm akl pratik akldr. Mo
ral bilgi bilginin ayn bir dal deildir; basite , -fizikte, biyolojide, ta
rihte ya da ne isterseniz onda- sahip olduumuz bilgi bu amalarla ba
ntl olarak dnlr. Bir eyi iyi olarak karakterize etmek, onun bizi
. amalarmzda doyuma ulatracan sylemektir. Ara olarak m yoksa
ama olarak m? Her ikisi olarak ve Dewey , bir-ara-olarak-iyi'nin ve bir
ama-olarak-iyi'nin birbiriyle bantl karakteri sayd eyi vurgulama
kaygs tar. Arac ve amac keskin bir ekilde aynl1asyla Moore'un
"aslen iyi" kavramndan mmkn olabildiince uzaklarz. Dewey fail
zerinde younlar, buna karlk Moore seyreden zerinde younlar.
288 Ethik'in Ksa Tarihi

Dewey olgu ve deer arasndaki, olan (is) ve olmas-gereken (ought) ara


sndaki aynn hemen hemen siler, buna karlk Moore bu aynn vur
gular. Dewey , seimlerimizi yaparken, sradan empirik trden nerme
lerde , failin amalarnn ve ilgilerinin ynelimini !lvarsayan, fakat em
pirik incelemelerimizin nermelerinden farkl olmamakla kalmayp tam
da empirik incelemelerimizin nermeleri olan nermelerde ifade ettiimiz
dncelerin bize yol gsterdiini dnr. Dewey'in zellikle ngilte
re'de daha etkili olmam olmas, belki de , bu yzylda Anglo-Saxon
moral felsefesinin merkezinde bulunan probleme, yani moral yklem
lerin anlam problemine Dewey'in ak bir ekilde hemen hi bulama
m olmasyla aklanabilir. Ve Dewey nerede byk bir etki braktysa,
bu , Moore'dan kaynaklanan bir tartma ierisinde dolayl bir ekilde
oldu.
Moore'un dorudan miraslar iki trlyd. Prichard, Ross ve Carrit
gibi sezgiciler (intuitionist) diye adlandrlan , Moore'unkiyle ayn tipte
moral felsefe yapmay srdrenler vard. Hem bu yazarlarn aslnda kendi
grlerini Moore'dan deil, bamsz bir ekilde kazandklar hem de on
larn yazlarnn deerinin sadece. kendi grlerini ne kadar ikna edici bir
ekilde sunduklarna ilikin bir mesele olmad vurgulanmaldr. rne
in Carrit (estetik zerine yazlaryla olduu kadar) bir faydaclk eletir
meni olarak sergiledii gle hatrlanacaktr. Kendine has bu yazarlar sil
silesi, Principia Ethica kadar kendi tarznda dramatik olan bir metin tara
fndan mjdelendi: H. A. Prichard tarafndan 1 9 1 2'de yazlm "Does Mo
ral Philosophy Rest upon a Mistake?" ("Moral Felsefe'.'bir Hataya m
Dayanyor?") balkl bir makale. Prichard, moral felsfenin kendisine
koymu olduu grevi , devimiz olarak grdmz bir eyin gerekten
devimiz olduunu savunmak iin bir sebep veya bir haklkanm verme
grevi olarak kabOI eder. Fakat Prichard, byle bir sebep veya haklka
m talebinin btnyle yanl-kavranm olduunu ileri srer. Bu po
zisyonu savunurken, Prichard esasta iki tt sebep gsterir. Bir eyin be
nim devim olduu grn, o eyin benim karma olduunu veya o
eyin benim mutluluuma gtrecek olduunu gstererek haklkar
maya alabilirim . Fakat eer bana bir sebep veren ey bu ise, bu du
rumda devim olarak her neyi gryorsam onu hi de bir dev olarak al
mamaktaymdr. nk benim karma olduu iin yaptm eyi byle
Modern moral felsefe 289

olmakla bir dev olarak yapmam. Ya da bir eyin benim devim olduu
grn , o eyi yerine getirmenin bir iyi meydana getirmek olacan
gstererek haklkannaya alabilirim. Fakat -demektedir Prichard
bir eyin iyi olmas, o eyi meydana getirmenin benim zerimde ykm-
. leyici olmasn gerektirmez. Bu ilk trden arguman, Prichard'n muhte
melen ne srlen haklkarmn biricik mmkn tipleri olarak grd
eylerin bir listesinden yola kar. Prichard'n ikinci arguman ise, bizim
hepimizin bilincinde olduumuzun iddia edildii eye yaplan bavurulara
baldr. dev kavraynn dolaymsz ve sorgulanamaz olduu ve dola
ysyla da sebepler tarafndan desteklenmedii sylenir.
Prichard'n belirgin karakteristii ve dier sezgicilrle olduu kadar
Moore'la da paylat belirgin karakteristik , iyi, hak, dev, ykmllk
gibi terimlerin ve moral vokablerin geri kalannn daimi bir ekilde sa
bit deerlere ve basit tedkike ilikin sanki bir ortak dilmi gibi ilenme
sidir. Kukusuz bundan dolaydr ki, Prichard'da savlamann argumana
oran ok yksektir. "Hakllk"n ve "iyilik"in bamsz sezgilerine sa
hibolduumuzu savunan Sir David Ross gibi dier sezgici yazarlarda, ar
guman standardlar ok daha yksektir. Fakat tm sezgici yazarlar bir
gle maruz kalrlar: kendilerinin grne gre, onlar bize yalnzca
hepimizin ;.aten bildii eyi anlatmaktadrlar. Bu sezgici yazarlarn he
pimizin zaten bildii eyin ne olduu hakknda kimi zaman hemfikir
olmamalar , onlar yalnzca daha az can skc klar, tabii ki onlar daha
da az ikna edici klmak pahasna.
Sezgiciliin en gl iki eletirmeni , R. G. Collingwood ve A. J.
Ayer idi . Saldrs ethik'teki baka pek ok son dnem yazara kadar uza
nan Collingwood, onlara tarihsel duygu yoksunluklarndan dolay, Pla
ton'u, Kant' ve kendilerini tek bir konuya ve daimi ve deimeyen bir
vokapllere sahip tek bir tartmann katlmclar olarak grme eilimle
rinden dolay saldrd . Onlar, demektedir Collingwood Autobiograply'
sinde, Grek dilindeki -rpp71 (trieres) szcn vapur (steamship)

szcyle eviren adamlara benzerler ve Grek yazarlarn -rp71p71e at-
fettikleri karakteristiklerin hi de bir vapurun karakteristikleri olmad
kendilerine gsterildiinde onlar u yant verirler: bu sadece, Grek yazar
larn vapurlar hakknda ne acaib ve ne hatal fikirlere sahip olduklarn
gsterir. Autobiography'deki Collingwood'a gre , moral ve dier kav-
290 Ethik'in Ksa Tarihi

ramlan daha ziyade gelien bir tarihsel ardklk erhesinde anlamal


yz. Bunun neye yol aabileceini bu blmde daha sonra irdeleyeceim.
Ayer'n sezgicilik eletirisinin kkleri tamamen farkldr. language,
Truth, and Logic (Dil, Doruluk ve Mantk) adl esede Ayer, Hume'un
pozisyonlarndan bazlarm ihya etti, fakat bunu mantksal-pozitivist bir
bilgi teorisi balamnda yapt. Bu yzden moral yarglar, geli bir
yarglar snflamas erevesinde anlalrlar: mantksal , olgusal ve
emo
tive (duygulandrc) . Analitik olduklar dnlen mantk'n ve matema
tik'in doruluklar ilk snfa girer; bilimlerin ve olguya ilikin ortak
duyu bilgisinin enpirik olarak dorulanabilir ya da yanllanabilir doru
luklar ikinci snfa girer. nc snf ise, artk bir kategori olarak,
mantk ya da bilim olmayan ne varsa hepsinin tktrld bir paavra
torbas olarak grnr. Hem ,ethik hem de teoloji kendilerini bu katego
ride bulurlar; kendi ierisinde, sz konusu snflamadan kukuya dme
mizi salamaya yetecek bir olgudur bu. nk grne gre , her eye
kaadir bir varln niyetleri ve eylemleri hakkndaki nermeler ve dev
hakkndaki veya iyi olan ey hakkndaki yarglar apak ki tek bir snfa
girmezler. Bununla birlikte, bu pheli snflamadan moral yargya ili
kin emotive teoriyi kolaylkla ekip kartabiliriz; bu"snflamadan al
koymamz gereken tek ey, olgusal ile emotive arasndaki kartlktr.
Bu formda emotivismin en gl temsilcisi C. L. Stevenson olmutur.
Stevenson'n yazlan pek ok etki, hepsinden nce de hem Moore'un
hem de Dewey'in etkilerini sergiler ve Stevenson'n po,,zisyonu belki en
kolay ekilde Moore'a geri dnerek aklanabilir.
Daha nce Moore'un iki tr Urass olduunu syledim, ki bunlar
dan ilki sezgiciler (intuitionists) idi. Sezgicilerin srdrkleri ey, mo
ral meselelerde bizim hepimizin tand iddia edilen eye felsefi bavuru
dur'. Fakat bizzat Moore'un kendisi, her eyden nce, iyilik kavram ze
rindeki/else.fi bulanklklar temizlemek kaygsndayd , yle ki ikinci bir
greve, hangi eylerin aslnda iyi olduklarn syleme grevine ilerleye
bilsin. Davran zeri'ne yazd blmde, Moore , doru eylemin yal
nzca iyi olan eyin bir arac olarak deerli olduunu ak klar. deal ze
rine yazd blmde de, Moore, iyi olan eyi bize syler. "Sorunun an
lam bir kez aka anlald m , onun yant, ana hatlar ierisinde , o ka
dar apak grnr ki, bir iileladelik gibi grnme tehlikesi bagsterir.
Modern moral felsefe 291

Besbelli ki, bildiimiz ya da tahayyl edebileceimiz en deedi eyler,


kabaca insani ilikiden alnan hazlar ve gzel nesnelerden alnan zevk
olarak betimlenebilecek belli bilin durumlardr." J. M. Keynes, kiisel
ilikilerin ve gzel-olann stnlne ilikin bu grn Moore'dan
hemen sonraki gen kua bir vahyin tm gcyle nasl dattm bize
betimlemitir. Moore'dan hemen hemen yarm yzyl sonra Keynes un-
'
lan yazabiliyordu: "Principia Ethica'mn temel sezgilerinden dnmek iin
hibir sebep grmyorum; her ne kadar onlar fiili deneyime uymayacak
kadar az sayda ve dar biilmi olsalar da. Bu sezgilerin deneyim hakknda
d olaylardan btnyle bamsz bir hakhkarm salamalar fazladan
bir konfor haline gelmitir, bir kimse bugn erken Edward gnlerin
olaanst bir kazanm olan huzurlu bireycilik ierisinde gvenle yaa
yamayacak olsa bile." Kukusuz , her ey bu "bir kimse"nin kim oldu
una ve hangi toplumsal snfa mensub olduuna bamlyd . Moore'un
ycelttii deerler, kamusal hayattan ziyade zel hayat alanna filddirler;
ve olduklar ekliyle en yksek neme sahip olan bu deerler, intellek
tual aratrmayla ve almayla balantl deerlerin tmn dtalarlar.
Moore'un deerleri korunmaya alnm bir bo zamanla ilgili deerlerdir,
her ne kadar Moore'un tutumlarnn dar ve snfa-baml karakteri onun
deer verdii eylerden ziyade dtalad eylerde ortaya ksa da. Bu de
. erlerin Moore'un grnte varsayd gibi tartmann tesinde olma-
dklarm basite vurgulamak iin Moore'un grlerinin bu cephesi ze
rine yorum yapmaya deer. nk Moore , son derece tartmaya ak
moral grleri , onlar salamlatrmak maksadyla basit tanmann ta
nklna yaplan bir bavuruyla balayp birletirir. Keynes , daha nce
anlan, My Early Beliefs (Erken nanlarn) balkl hatratnda, bize,
Moore'un mezlerinin bu tutumun sonucu olan davranna ilikin de
rinlere inen bir aklama verir. Bu mezler, mmkn altemativ durum
lar karlatrrlar ve srasyla her birini gzden geirip birbiriyle kar
latrarak, en fazla iyi'nin hangi durtm ierisinde bulunduunu huu ie
risinde aratrrlard . Sonra da "grdkleri" eyi ilan ederlerdi .
Moore'un dorudan mezlerinin oluturduu grup gibi son derece
homojen bir grupta, farkl insanlarn "grdkleri" eyler arasndaki uyum
muhtemelen olduka yksek seviyeden olacaktr. Fakat bu grubun tu
tumlarna, sahibolduu tutkunun tamamyla isyan eden D . H. Law-
292 Ethik'in Ksa Tarihi

'n sahneye k, bu gruptakilerin unun farkna varinalanru salam


olabilir: onlarn deer-bimelerine itiraz edildiinde, ierisinde bulunduk
lar pozisyon kendilerine arguman kullanm iin deil, fakat yalnzca
yeniden-gzden-geirme ve yeniden-savlama kullanm iin izin veri
yordu. Aslnda iyi'nin adlandrd hibir basit, doal-olmayan zglk
var olmad iin, btn bu sre sadece ince ince ilenmi bir blf oyu
nudur. Ve bu grubun yapt eyin kendilerinin tutum ifadelerine bu ifa
delerin baka trl sahip olmayaca bir otorite bahetmek zere Moore
'un felsefi teorisini yardma armak olduunu belirtmek hakkaniyetsiz
olmazd.
"Fakat eer Moore'un varsayd gibi bu tr hibir zglk var de
ilse , o zaman onlarn yapablecekleri tek ey kendi:duygularn ifade
etmektir." Emotivism'in tohumlarndan biri belki de Moore'u hedef alan
byle bir isyanda yatar. Moore'un kendisi , varn younu nesnellie ba
vuruya yatrd. Principia Ethica'dan sonra yazlm bir denemede kullan
d bir argumanda, moral yarglarn duygularmzn raporlar olamaya
caklarn, nk olsalard , moral bir mesele hakknda'grnte eliik
yarglar dile getiren iki insann aslnda fikir ayrl iinde olmayacakla
rn iddia etti. "Bitiim otlar dn istifledim" diyen biri "Bitiim otlar
dn istiflemedim" diyen baka biriyle ne kadar fikir ayrl iinde olursa,
"X'i yapmalsn" diyen bir adam da "X'i yapmamalsn" diyen bir adamla
o kadar fikir ayrl iinde olur. Bu argumana Stevenon'n verdii ce
vab, moral bir sorun hakknda fikir ayrl iinde olan iki adamn her
hangi bir olgusal fikir ayrlna dm olmalarnn gerekmedii; onla
rn yalnzca sz konusu soruna ilikin olgular hakknda fikir ayrlna
dm olmalar gerektii idi; bu dzeyde o adamlar asndaki mesele
empirik bir aratrma yoluyla halledilebilir. Fakat bu adamlar daha da
ileri gidip sahip olduklar tutumlar hakknda fikir ayrlna debilirler;
ve bu fikir ayrl , ancak bir tarafn kendi tutumunu deitirmesi saye
sinde zlebilir. Stevenson'a gre , moral szcklerin birincil ilevi ,
bakalarnn tutumlarn , kendimizin tutumlaryla daha tam uyuacaklan
bir ekilde yeniden-ynlendirmektir. Moral szcklerin dinamik ilevi
zerinde younlamak bakmndan, Stevenson Dewey'in etkisini sergiler
ve Dewey'in daha sonraki mral filozoflar etkilemesi esasen Stevenson
sayesinde olur.
Modern moral felsefe 293

Moral szckler, Stevenson'n szn ettii bu dinamik ileve emo


tive olduklar iin sahip olabilirler. "Bir szcn emotive anlam, bir
szcn, kullanmnn tarihi ierisinden doan, insanlarda duygulanm
sal(affective) tepkiler meydana getirme (ve bu tr tepkilerden meydana
gelme) temayldr." Ayer, bu emotive teoriye ilikin kendi uyarlama

nda, benim duygularm ve tutumlarm hakkndaki ifadem zerinde yoc


unlamt; Stevenson ise, kendi uyarlamasnda, senin duygularn ve
tutumlarn etkileme giriimim zerinde younlar. Temel inoral sz
cklerin ne anlama geldikleri konusunda; Stevenson iki model sunar ve
emotive anlamn doasnn kaba bir tahminden daha fazlasna ulamay
umudedemeyeceimiz trden olduunu her bir durumda vurgular. Steven
son'n ilk modeli, "Bu iyidir"i kabaca "Bundan holanyorum. Sen de
holan!"a edeer olarak aklayan bir modeldir. kinci modelinde, Ste
venson, "ikna edici tanmlar" diye adlandrd eyi cisimletiren ifadelere
bakar .. Bu tr ifadeler betimleyici bir anlaina sahiptirler ve bu anlam
emotive bir anlamla biraraya getirirler; bu yzden biz bu ifadeleri her
zaman iki kurucu geye ayrtrabiliriz. rnein , tartan iki adam adil
szcn o ekilde kullanabilirler ki, onlardan her biri farkl betimle
yici anlamlan o szcn anlamndaki emotive geyle biraraya getirebi
lir.
Stevenson'n moral ifadeler hakkndaki gr bir takm baka pozis
yonlara nclk eder. rnein, iyi iin ve dier deerlendirici ifadeler
iin betimleyici terimler ierisinde tam bir tanmn hi verilemeyecei,
Stevenson'n grnden kar. Bu yzden Stevenson, iyi'nin doal
(empirik olarak betimleyici) bir zgln ad olarak ilevde bulunama
yaca konusunda Moore'la hemfikirdir. Moore iin olduu kadar Steven
son iin de olgular deer-bimelerden mantksal olarak kopukturlar.
kinci olarak, Stevenson, felsefi ethik'in moral bakmdan ntr bir etkin
lik olduu grne balanr. Bizim moral ifadelerin anlam hakknda
savunduumuz retiler; bizi herhangi bir tikel moral gre balamaz
lar. Aktr ki, emotive teorinin kendisi , eer doruysa, en azndan y
zeyde, moral adan ntr grnr. nk muhtemelen, hangisi olursa ol
sun herhangi bir eylemler snfn salk vermek iin emotive szckler
kullanabiliriz. Dahas, eer Stevenson haklysa, deer-bimeyle ilgili fi
kir ayrl daima bitmez tkenmez olabilir. Fikir ayrl imkanlarnn
294 Ethik'in Ksa Tarihi

hibir snn yoktur ve fikir aynlklarnn zm iin hibir prosedurler


kmesi yoktur. Bumin Stevenson'n pozisyonunun bir sonucu olmas
artc deildir, nk fikir ayrlnn bitmez tkenmez olmasna n
hazrlkl olmasn baarl bir teorinin ngereklerinden biri olarak bizzat
Stevenson'n kendisi daha balangta koymutur. Son olarak Steven
son'n grnde, deerlendirici ve daha da zgl olarak moral yarglar
mz desteklemek iin sz konusu yaptmz sebepler, bu sebeplerden
kardmz sonularla herhangi bir mantksal bant ierisinde olamaz
lar. Onlar yalnzca psikolojik pekitirmeler olabilirler. Bundan u kar
ki, nk ve dolaysyla gibi szckler, baka sylem paralarnda i-
'
levde bulunduklar gibi ilevde bulunmazlar.
Emotivism hakknda ortaya koyulabilecek olan glkler enva-i e
ittir. "Emotive anlam" nosyonunun kendisi ak deildir. Belli nerme
leri eylem rehberleri ya da eylem ynergeleri klan ey, onlarn olgusal
ya da betimleyici bir anlamn tesinde ve stnde herhangi bir anlama
sfilip olmalar deildir. Bunu salayan, onlarn zgl bir durumda dilege
tirilmesinin konuann ya da dinleyenin ilgileri, arzular ya da ihtiylllar
iin nemli olmas ya da bunlarla alakal olmasdr. "B eyaz Saray yan
yor" ifadesi, Londra'daki bir haber yaynnda dilegetirildiinde hangi an
lam tayorsa, yatanda uyuyan Bakan'a bir uyar olarak dilegetirildi
inde de o anlam tar, fakat onun bir eylem rebberi olarak ilevi tama
men farkldr. Yani, emotivism, bir nermenin farkl kullanmlar ara
snda deimez kalan anlam ile bir ve ayn nermenjn koulabilecei
kullanmlar eitlilii arasndaki ayrma yeterince nem vermez.
(Kukusuz anlam ve mmkn kullanm alan smsk bantldr; fakat
bunlar ayn ey deillerdir.)
Bundan da tesi , Stevenson yalnzca anlam ve kullanm teke indir
geme eilimi tamakla kalmaz, ftkat onun moral ifadelere atfettii bi
rincil kullanm, o ifadelerin birincil kullanm deildir ve olamaz. nk
Stevenson'n nem verdii kullanm, baka insanlar kendi grlerimizi
benimsemeleri dorultusunda harekete geirmeye altmz ikinci-a
hs kullanmdr. Stevenson'n verdii rneklerin llepi, .herkesin daima
baka herkesi tavlamaya: almakta olduu batan sona naho bir dn
yay resmeder. Fakat aslnda, kendi moral grlerimizi oluturduu
muzda ancak bakalarn kendi moral grlerimize inandrmaya alacak
.
Modern moral felsefe 295

bir pozisyonda oluruz; ama yine de, eylemlerimiz itibanyla grlerimi


zin oluumu ve ifadesi iin zorunlu olan moral dil kullanmlarndan hi
biri Stevehson'n balangtaki aklamasnda yer almaz.
Son olarak, emotive teori hakknda, bu teorinin yalnzca hatal ol
makla kalmayp, ayn zamanda saydamlktan yoksun da olduu ikaye
tinde hakl olarak bulunulabilir. nk bu teoriyi nerenler, moral ifade
leri tutumlara ve duygulara ilikin nosyonlar erevesinde aydnlatmaya
alrlar ve bu sz konusu tutumlarn ve duygularn daha ayrntl karak
terizasyonunu aramak lazm gelir. rnein, bu tutumlar ve duygulan
baka tutumlardan ve duygulardan ayrdedebileceimiz ekilde nasl tan
yacaz? Emotivist yazarlar, aslnda, bu'noktada byk lde suskun
durlar; fakat bu yazarlarn tartlan .tutumlar ve duygulan tam da moral
yarg edimlerinde kesin ifadelerini kazanan tutumlar ve duygular olarak
karakterize etmeye mecbilr kalacaklar kukusu gldr. mdi bu by
leyse, btn teori bilgilendirici olmayan bir dngsellie hapsolur.
Bununla birlikte, emotive teorinin merkezi' zelliklerinden bazlar bu
teorinin dorudan ardllar tarafndan muhafaza edilir. Felsefi analizin mo
ral ntralitesi, olgu ve deer arasndaki mantksal boluk, fikir ayrl
nn bitmez tkenmezlii, bunlarn hepsi sahnede kalr. Bu daha sonraki
yazarlarda deitirilen ey , birbiriyle smsk bantl iki konuya, yani
eyleri , edimleri ya da insanlar iyi ya da kt diye adlandrrken kullan
lan kriterler sorununa ve moral aklyrtmenin doas sorununa sarfedi
len dikkattir. Eer bir eyi iyi diye adlandrr ya da onu baka bir biimde
salk verirsem, benden daima hangi kritere dayanmakta olduum sorula
bilir. Eer bir eyi yapmam gerektiini (ought) sylyorsam, benden da
ima u sorular sorulabilir: Peki yapmazsan ne olur? ve Bunu ne adna
yapman gerekiyor (ought)? Bu sorulara benim verdiim yantlar ile be
nim neyin iyi olduuna ve neyi yapmam gerektiine (ought) dair inam-
,lanm arasndaki bant nedir?
R. M. Hare'n The Language of Morals (Ahlak'n Dili) adl eserinde
bu sorulara verilen sistematik bir yant bulunacaktr ve Hare'n grle
rine Freedom and Reason (zgrlk ve Akl) adl eserde eklemeler yaplr
ve bu grler sz konusu eserde daha ileri bir dzeyde aydnlatlr. Hare,
moral dilin doasn tavsiye edici (prescriptive) ve betimleyici dil arasn
daki bir ilk ayrm yoluyla belirginletirir. Salk verici dil buyurucudur,
296 Ethik'in Ksa Tarihi

yani bizim unu ya da bunu yapmamz syler. Bu dlin kendisi iki snf
bilinde altblnlere ayrlr: sradan anlamda buyruklar ieren snf ve
asl anlamda deerlendirici ifadeleri ieren snf. Tm deer yarglar pra
tiktir, fakat farkl farkl biimlerde. rnein, olmas-gereken'le (ought)
ilgili cmleler, eer sahiden deerlendirici iseler, ilgili durumdaki her
hangi bir kimseye hitabeden buyruklara yol aarl\I' ve buradaki herhangi
bir kimse cmleyi dilegetiren kiiyi iine alr. Olmas-gereken cmlesini
itenlikle dilegetimenin kriteri, konuann, ilgili vesileyle ve eer yapa
biliyorsa, kendisine dilegetirdii olmas-gereken'in yol at buyrua
gerekten itaat ierisinde davranmasdr. Buna kart olarak, iyi, salk
vermek iin kullanlr; X'i iyi diye adlandrmak, X'in, eer bir X istesey
dik sememiz gereken (should) trden bir X olduunu sylemektir. Bir
eyi iyi diye adlandrrken kullandm kriterler, eer sahici deerlendir-
v
melere angaje isem benim setiim ve onlar tam da kendi kullandm
ekilde benimsediim kriterlerdir. Deerlendirici ifadeler ve moral kural
lar, bu yzden her ikisi de, failin temel seimlerinin ifadeleridir. Fakat
Hare'n preskriptivisminde (tavsiye ethikinde) seimin rol, emotivism
deki (duygulandrma ethikindeki) tutumlarn ve duygularn rolnden ok
daha ak ve daha az itiraz edilebilirdir. Enotivismin trsin, preskripti
vism ahlakta arguman kullanmna engel olmaz.
Hare, aslnda, buyruklara ilikin mantksal soruturmada bir ncyd.
Hare, buyurucu sylemde, sonularn ncllerden sradan karm kuralla
rnn hibirini ihlal etmeksizin tamamen dorudan bir biimde karsana
bileceini gsterdi. nk ve dolaysyla gibi szckler ldk anlam
larn tarlar ve sahici moral arguman mmkndr. Fakat.,diye srdrr
Hare savunmasn , deerlendirici tavsiye ifadelerinin anlam, en az bir
deerlendirici veya tavsiye edici ncl iermeyen ncllerden hibir de
erlendirici veya tavsiye edici sonucun karsanamayaca trdendir .
Baka deyile, Hare, sadece olan'dan hibir olmas-gereken'in karsana
mayaca tezini tekrarlar. The Language ofMorals'in retisinin snrlar
ierisinde , moral arguman modelinin bir moral byk .nclden ve bir
olgusal kk nclden bir moral sonuca bir gei olduu kmta gi
biydi. Olgudan deere geer grndm her yerde ("alk.tal lmek zere
olduu iin bu adama yardm etmeliyim (ought)"), argumanda bir bo
luk, gizli bir byk ncl ("alktan lmek zere olanlara yardm etme-
Modern moral felsefe 297

liyim (ought)") vardr. Bizzat bu byk ncln kendisi, bir baka kya
sn (syllogism) sonucu olarak grnebilir, fakat bir noktada bu akly
rtme zinciri, daha ileri dzeydeki argumanla haklkaramayacam, ama
basite kendimi seim yoluyla balamak zorunda olduum bir ilkede son
bulmak zorundadr. Bir kez daha, bundan u kar gibidir: tpk emoti
vismde olduu gibi, nihfil ilke meselelerinde, sav argumanla deil, ancak
karsavla karlanabilir.
Freedom and Reason'da, Hare, kendi grnden bunun kmadn;
moral yarglarn tmelletirilebilirliinin kabOl edilemez moral ilkelere
yaslananlara kar argumantativ bir silah saladn ileri srd. nk
rnein sadece derileri siyah olduu iin baka insanlara belli ho olma
yan biimlerde davranlmas gerektiini (ougt) savunan bir adam hak
knda daima u soruyu sorabiliriz: Peki sen, derin siyah olsayd sana da
ayn ekilde davranlmasna izin vermeye hazr msn? Ve Hare inanr ki,
yalnzca kendisinin fanatikler diye adlandrd bir aznlk, bu soruyu
Evet diye cevablamann sonularn kabOl etmeye hazr olurdu. Bu son
iddia, son dnem toplumsal tarihin Hare' dorulamadna kendisi teme
linde inandm bir olgu sorunudur. Fakat bir mantk meselesi ve ilgili
kavramlara ilikin bir mesele olarak, iyi diye adlandrdm eyin ve
yapmam gerektiini (ought) dndm eyin benim temel deerlen
dirmeler hakkndaki seimime baml olduunun ve hangi deerlendir
meleri seebileceim konusunda hibir mantksal snr olmadnn
Hare'n grnde hala doru kaldn vurgulayacak kadar ileri gidecek
bir lde Hare'n grnn bu ksmyla az dalana girmek istemem.
Baka deyile, Hare'n prescriptivismi , eninde sonunda, benim moral de
erlendirmelerimin gerisinde benim kendi seimlerimin otoritesinden
daha byk herhangi bir otorite olmad ve olamayaca grnn ye
niden piyasaya srlen bir tpkbasmdr. Deerlendirici kavramlar an
lamak, bu kavranlan kullanmamzn , bizatihi , bizi herhangi bir tikel
rnoral inanlar kmesine balamadn anlamaktr. Olgu sorunlarnda
doru inann kriterleri , seimlerimizden bamszdrlar; buna karlk
deerlendirmelerimiz, bizim kendimizin onlara empoze etmeyi setikle
rimizden baka hibir kriter tarafndan ynetilmezler. Bu da, Kant'n ya
sakoyucu olarak moral zne grnn bir tekrandr; fakat bu gr , ya
sakoyucu olarak moral zneyi, dilegetirdii yasann yazar olan ve yasay
298 Ethik 'in Ksa Tarihi

tmel bir tavsiye (prescription) formunda dile getirmekle yasa olarak ku


ran keyfi bir egemen klar.
Hare'n btn giriimindeki bir belirsiz-anlamllk, Mary War-nock
'un63 iaret ettii bir belirsiz-anlamllk burada nemli hfile gelir. Hare,
deerlendirmeyi ve tavsiyeyi karakterize ederken, aslnda bu terimleri
mmkn kar-rnel<ler karsnda kendi tezini kayracak bir biimde mi
tanmlamaktadr? Eer biz bir birinci-ahs buyruuna yol amayan bir
olmas-gereken rnei ya da kriterlerin bir seim meselesi olmad bir
olmas-gereken'in ve
iyi rnei ortaya koyarsak, Hare , bunlarn basite
iyi'nin tavsiye-edici-olmayan ve deerlendirici-olmayan kullanmlar ol
duklar eklinde mi yant verbilecektir? Hare, tavsiye-edici-olmayan ve
deerlendirici-olmayan baz kullanmlarn bulunduu kesinlikle kabl
eder. Fakat eer Hare deerlendirmenin ve tavsiyenin sadece kendisinin
olduklarn syledii ey olmas iin bir yasama ortaya koymu ise ,
onun yasamasna niin rza gsterelim ki? Yok eer o bir yasama ortaya
koymuyorsa, o zaman biz, bizini iin snrlan izilmi deerlendirici ve
tavsiye-edici ifadeler snfna Hare'n karakterizasyonQridan bamsz bir
ekilde, bizzat Hare'n hibir zaman snrlarn izmedii bir biimde sa
hip olmak zorunda oluruz. Hare , aslnda, deerlendirici ifadeler snfna
nelerin dahil edilecei ve nelerin bu snfn dnda braklaca konu
sunda hemen hemen sezgisel bir anlamaya yaslanr gibidir.
Bu niin nemlidir? Ksmen undan dolay nemlidir ki, Philippa
'
Foot64 ve Peter Geach65 Hare'a ilk bakta ikna edici kar-rneklerle
meydan okumulardr. Philippa Foot'un dikkati, erdemler ve erdemsizlik
edepsiz ve cesaretli gibi deerlendirici ifadeler zerinde yo
lerle bantl
unlamtr; Geach'in dikkati ise iyi ve kt zerind . Mrs. Foot'un
ileri srdne gre , edepsiz'in ve cesaretli'nin doru uygulanmlarnn
kriterleri olgusaldr. Eer belli olgusal koullar karlanrsa, bu, byle
sfatlarn uygulandklarn ve onlarn uygtilanmndan yalnzca onlarn
anlamn anlamay beceremeyen biri tarafndan kanlabileceini gs
termeye yeterli olur. Bu yzden, bir adam bir konser esnsnda a:z; biraz
tand ve kendisine kar dmanca hibir ey yapmam olan bir tan-

63 Ethics Since 1'900 (1900'den tibaren Ethik), s. 128-129.


64 "Moral Arguments" ("Moral Argumanlar"), Mind ( 1 958) .
65 "Good and Evi!" ("yi ve Kt") , Analysis , Vol. 1 7 .
Modern moral felsefe 299

<ln suratna tkrrse , o zaman bu adam kesinlikle edepsizdir. Ayn


ekilde, makul bir beklentiye gre bakalarnn hayatn kendisininkini
feda ederek kurtaracak bir adam kendi hayatn feda ederse , o kesinlikle
cesaretlidir. Fakat bu durumlarn her-birinde, zorunlu ve yeterli koulla
rn sz konusu sfat haklkarmak iin uygulandklarn gsterdii
mizde , sylediimiz eyi, sz konusu zorunlu ve yeterli koullarn ,
edepsiz'in ya da cesaretli'nin anlammdan tr "Bu yzden o edepsizdi"
ya da "Bu yzden o cesaretliydi" sonucuna yol aan ncller olarak gr
necei ekilde yeniden yazabilirdik. Fakat eer deerlendirici sonular
varsa, ite tam da bunlardr. Bu yzden baz olgusal ncller deerlendi
rici sonulara yol aar grnr.
,,,

Ayn ekilde, aktr ki, en azndan bir eyi ya da bir kimseyi iyi diye
adlandrdm pek ok durumda, adlandrmaya mahsus kriterler, o eyin
ya da o kimsenin olduu durum tr tarafndan belirlenirler ve seime
ak deildirler. Bir eyi "iyi bir X" diye adlandrmann kriterleri , Geach
'in iaret ettii gibi , X'in doasna bamldr. "yi bir saat" , "iyi bir
ifti" , "iyi bir at" sz konusu durumlara ilikin olarak verilebilecek r
neklerdir. Fakat "iyi bir insan" hakknda ne demeli? leri srlebilirdi ki,
burada phesiz, bir kriterler eitlilii kullanrz ve bunlar arasnda bir
seim yapmak durumundayz. Burada phesiz, Hare'nki gibi bir argu
man ikna edici bir argumandr. Henz tamamlanmam bir arguman ola
rak bunu daha fazla takib etmek istemem; daha ziyade onun ne trden bir
arguman olduunu ve niin ortaya ktn aratrmak isterim.
unu , grmek nemli ir ki, birbiriyle bantl gr farkllklarnn
btn erimi burada ierilmitir. Bir yandan, olgularn asla deerlendirme
lere yol aamayaca , felsefi aratrmann deerlendirmeler arasnda ntr
olduu, moral grlerin sahip olduu tek otoritenin bireysel failler ola
rak bizim onlara verdiimiz otorite olduu savunulur. Bu gr , bu tarih
ierisinde tekrar tekrar zikredilmi olan bireyciliin en son kavramsalla
trlmasdr: birey , mmkn en an anlamda kendi kendisinin nihai oto
ritesi haline gelir. Buna alternativ grte ise, merkezi deerlendirici ve
moral kavramlarmz anlamak, kab'.11 etmeden edemeyeceimiz belli kri
terlerin var olduklarn teslim etmektir. Bu standardlarn otoritesi , tan
mak durumunda olduumuz ve bizim hi bir ekilde kendisinin orijinal
yaratclar olmadmz bir otoritedir. Bunu aa vuran felsefi aratrma,
300 Ethik'in Ksa Tarihi

bundan dolay, moral adan ntr olamaz. Ve olgusal ncller kimi za


man deerlendirici sonulara yol aarlar.
Her bir gr, kendi setii rnekler yoluyla kendisini dierinden ya
lbr. Ve bu grlerden ne biri ne de teki , kendileri arasndaki mesele
nin deerlendirici kavramlarn fiilen kullanlma tarzna ilikin empirik
bir aratrma yoluyla halledilebileceini kabOl etmeyeceklerdir. nk
her biri , ahlaktaki sradan teamln kimi zaman yanl-ynlendirici bir
felsefi teorinin etkisiyle bulandrlabileceini ya da aslnda saptrlabile
ceini kabul etmeye olduka hazrlkldrlar. Bununla birlikte, belki de
bu ihtilaf halledilemeyecek bir ihtilaftr ve belki de halledilemeyecek ol
masnn sebebi , bu ihtilaf yaratan kavramlar tarihsel bir perspektive
yerletirmeye alrsak grlebilir. Fakat bunu yapmadan nce , bu ihti
laf sadece filozoflar iin deil, fakat bu ada yaayan;tm moral failler
iin de bir ihtilaf olarak konumlayan, pek sofistike bir ekilde ilenme
mi belli noktalar irdelemek zorundayz.
Emotivism ve preskriptivism balangta bizi yabanclatrrlar,
nk deerlendirici dili duygular, holanma, seim ve, buyruklar gibi
nosyonlar erevesinde aklamalar, bizi, duygularn, holanmann, se
imin ve buyruklarn sradan dilinin tesinde ve zerind niin zgl ola
rak deerlendirici herhangi bir dilin varolmas gerektiini sormaya gt
rr. "Bunu yapmalsn (ought)" dediimde ya da "Bu iyidir" dediimde ,
"Sen ya da baka herhangi biri -bunu yap !" ya da "Bundan holanyo
rum. Sen de holan !" demekten daha fazla ve daha baka,bir ey syledi
im konusunda itiraz etmek isterim. nk kasdettiim ey o ise, sy
leyebilecek ve syleyecek olduum ey de odur. Eer sylediim ey o
ise, o zaman sylediim eyin o eye o eyi dile getirerek- verdiim oto
riteden baka kesinlikle hibir otoritesi olmayacaktr. Benim tutumlarm
ve benim buyruklarm, tam da benim olmalarndan tr benim iin oto
riteye sfiliptirler. Fakat olmas-gereken (ought) ve iyi gibi szckleri
yardma arrsam, en azndan baka ve daha fazla otoriteye sahip bir
standarda bavurmaya alyor olurum. Eer bu szckleri sana sarfedi
yorsam, kendi adma deil de, bu standardlar adna sana bavurmaya al
yor olurum. mdi, benim yapmaya altm ey bu olsa da, bundan
zorunlu olarak benim bunu baardm sonucu kmaz . Hangi koullar
Modern moral felsefe 301

albnda baarabilirdim? Hangi koullar altnda baarsz olmak zorunda


olurum?
Grek toplumunu tarhrken karakterize etmeye altmz trden,
ierisinde hayat formunun amalar konusunda fikirbirliini ngerektirdii
bir toplum varsayalm. te burada, yalnzca "iyi at"tan ve "iyi ifti"den
sz ederken deil, fakat ayn zamanda "iyi insan"dan sz ederken de, iyi'
nin kullanm iin hemfikir olunan kriterler vardr. bu toplumda, kabaI
edilmi bir erdemler listesi, yerleik bir moral kurallar kmesi , kurallara
itaat, erdemler pratii ve amalara ulama arasnda kurumsallam bir
balant vardr. Byle bir toplumda, deerlendirici dil ile holanmann
veya seimin dili arasndaki kartlk olduka ak olacaktr. Sana ho
landm veya setiim eyi syleyebilirim ve sana yapman gereken
(ought) eyi syleyebilirim; fakat ikincisi , senden ilkinin bulunmad
bir talepte bulunur. Sen znt ya da ihmfil yznden yapman gereken
eyi gzard edebilirsin; fakat sen o moral vokableri kullanmadan ede
mezsin ve olmas-gereken'in (ought) gcn kararl bir ekilde reddede
mezsin ve o topluluun toplumsal alverii ierisinde kalmadan edemez
sin ve o moral vokableri terkedemezsin.
Byle bir toplumda moral eletiri imkansz mdr? Hibir ekilde im
kansz deildir; fakat byle bir toplumda moral eletiri , yerleik moral
vokab1lerden topyekfin bir kopu yolunu deil, yerleik moral vokabfi
leri geniletme yolunu ta.kh etmek zorundadr. Bu, moralitenin otorite
sinin toplumsal pratikleri sorgulanmakta olan topluluun tesine uzan
mad anlamna m gelir? Buna yle karlk vermekten kendimizi
alamayz: aritmetik kurallarn otoritesi say sayma pratiinin yerleik ol
duu topluluun tesine uzanr m? Bu, rhetorik deil , sahici bir soru
olma kasd tar, ki daha tam bir yant hak eder; fakat en azndan , kural
lar ve pratii bu tarzda balayp birletirmek, apak bir ekilde, moral
kurallara bizim zerimizde matematik kurallardan daha az sz hakk ver
memektir, u istisnayla ki hibir toplum ayn tipten basit say sayma
olmakszn daha ileri gidemezdi, oysa moral kurallarn ilgili olduu top
lumsal pratikte alabildiine eitlemeler var olabilir.
Grek toplumunu tartrken, bu tr salam bir ekilde btnlkl bir
moral hayat formu ktnde neler olup bitebildiine ilikin: bir fikir
verdim. Bizim toplumumuzda, bireycilik asitleri drt yzyldr hem iyi
302 Ethik'in Ksa Tarihi

hem de kt ynde moral yaplarmz yiyip kemirmitir. Fakat yalnzca


bu deil: biz, salam bir ekilde btnlkl moralitelerin yalnzca tek
birinin deil, fakat bir ounun brakt mirasla yayoruz. Aristoteles
ilik, ilkel Hristiyan safl, puritan ethik, aristokratik tketim ethiki ve
demokrasi ve sosyalizm gelenekleri, tm bunlar bizim moral vokabule
rimiz zerinde izlerini brakmlardr. Bu moralitelerin her biri ierisinde,
nerilen bir ama veya amalar, bir kurallar kmesi , bir erdemler listesi
vardr. Fakat sz konusu amalar, kurallar, erdemler farkl farkldr. Aris
totelesilik iin , sahip olduun her eyi satmak ve yoksullara vermek
sama ve sefihe (nean-spirited) olurdu; ilkel Hristiyanlk iin, marur
(great-souled) adamn cennetin kaps olan inenin deliinden gemesi
muhtemel deildir. Muhafazakar bir Katoliklik resmi otoriteye itaati bir
erdem olarak ele alrd; Marx'nki gibi bir demokratik sosyalizm ayn tu
tuma klelik yaftasn yaptrr ve onu erdemsizliklerin en kts olarak
grr. Puritanlk iin, tutumluluk bir ana erdemdir, tembellik ise bir ana
erdemsizliktir; geleneksel aristokrat iin, tutumluluk bir rdemsizliktir;
ve bunun gibi.
Buradan u kar ki, bizim toplumumu:z:da iki tr insan bulabiliriz:
bu ayakta kalan moralitelerin tek birinin ierisinden konuanlar ve onla
. rn hepsinin dnda duranlar. Rakib moralitelerin taraftarlar arasnda ve
bir moralitenin taraftarlar ile hibir moralitenin taraftan olmayanlar ara
snda hibir yarg mercii, hibir gayrahsi ntr standard mevcOd deildir.
Verili bir moralitenin ierisinden konuanlar iin, olgu ile deer arasn
daki balant onlarn kullandklar szcklerin anlamlan sayesinde tesis
edilir. ieriden konuanlar, dardan konuanlara sadece kendi holarna
giden eyleri ve kendi ahsi seimlerini ifade eden buyruklar dilegetiren
kimseler olarak grnr. Bu yzden, bir yanda emotivism v preskripti
vism ile dier yanda onlarn eletirmenleri arasndaki ihtilaf, bizim top
lumumuzun temel moral durumunu ifade eder.
Moral felsefenin tarihi ierisinde belli yazarlar faydal bir ekilde bu
aklama erevesinde konumlandrabiliriz . rnein Kant, moral birliin
kaybolmasnn u anlama geldii noktada durur: moralite , yalnzca kendi
kurallarnn formu erevesinde tasrih edilebilir, yoksa bu kurallarn
hizmet edebilecei herhangi bir ama erevesinde deil . Kant'n moral
Modern moral felsefe 303

kurallarn ieriini bu kurallarn formundan tretme giriimi ite buradan


kar.
Kant, ayn zamanda, moral kurallarn ve insan hayatnn hedeflerinin
yle bir lde birbirinden kopuk hfile gelmi olduu noktada durur ki,
burada hem kurallara bal kalma ile hedefleri gerekletirme arasndaki
balantnn sadece olumsal bir balant olduu hem de eer bu byleyse,
bunun katlanlamaz olduu ortaya kar. Mutlu olmaya deil , fakat mut
lulua layk olmaya almamz emretmeye Kant' gtren ey , Kant'n
hem mulak ve belirsiz hale gelen mutluluk nosyonuna yol am olan
hedefler hakkndaki mulaklk kavrayJ.dr hem de bu ilk noktay kavra
ydr. Kant' eninde sonunda erdemi utlulukla taclandracak bir g
olarak Tanr'y yardma armaya gtren ey 'de, Kant'n yukardaki
ikinci noktay kavraydr. Kant, ahlak hakkndaki daha evvelki bir g
r ve daha sonraki bir gr birarada tutmaya alr; bu grler ara
sndaki gerilim apak grnr.
Onsekizinci yzyil ngiliz moralistleri ve ondokuzuncu yzyl fayda
clar, bireyciliin fethetmi olduu bir toplum ierisinden yazarlar. Bu
itibarla, onlar, toplumsal dzeni,'ierisinde bireyin kendi moral hayatn
yaamak durumunda olduu bir ereve olarak deil, fakat bireysel irade
lerin ve karlarn salt toplam olarak sunarlar. lenmemi bir moral
psikoloji, moral kurallar ; ahsi doyum amalarn kazanmann etkili
aralarna ilikin tarifnameler haline getirir. Hegel , Green ve daha az bir
lde Bradley, yalnzca ahlaka ilikin bu grn eletirmenleri olmakla
kalmayp, moral vokabulerin zgl ve seik bir kullanmlar kmesine
sahip olabilecei topluluk tipini tasrih etmeye alrlar. Fakat byle_ bir
topluluun zorunlu formuna ilikin felsefi analiz, bu topluluk formunu
yeniden-yaratma iinin yerini doldurmaz; ve onlarn doal ardllar, bize,
otantik moral sylemin ne olduuna ilikin yanl bir aklama, fakat
moral vokabulerin ieriinin giderek daha fazla boald bir toplumda

deerlendirici ifadelerin sahip olmaya baladklar yo sullam anlamlara
ilikin doru bir aklama veren emotivistler ve preskriptivistlerdir.
Marx, komuna! bir ereveyi moralitenin ndayana olarak grmek ba
kmndan Hegel'i ve ngiliz idealistlerini andrr; onlarn. tersine olarak
da, Marx byle bir erevenin artk mevc1d olmadn grr; ve o, b
tn b,u durumu, ahlak hakknda dnmenin (nwralizing) toplumsal fark-
304 Ethik'in Ksa Tarihi

llklan gidermede artk sahici bir rol oynayamayaca bir durum olarak
karakterize etme yolunu izler. Ahlfilc hakknda dnme , yalnzca artk
mevcud olmayan bir otoriteden meded ummaya ve toplumsal basknn
yaptrmlarn maskelemeye ynelik bir giriim olabilir.
Elbette ki , tm bunlar geleneksel moral vokabulerin hala kullanla
mayacak olmasna yol amaz. Bunlar, toplumumuzda tek bir moral kav
ramlar kmesi , vokabulere ilikin ortak olarak paylalan bir yorum
bulmay umudedemeyecek olmamza yol aar. Kavramsal atma, moral
atmalarmzn derinliinden dolay bizim toplumumuzda alfunet-i fari
kadr. Bundan dolay , iimizden her biri , hem moral olarak kimlere bal
olmak istediimizi hem de hangi amalarn, kurallarn ve erdemlerin reh
berliinde olmay istediimizi semek durumundadr. iu iki seim
zlmez bir ekilde birbirine balanmtr. Bu amac ya da u erdemi s
tn grmeyi semek bakmndan, baz baka insanlarla belli moral iliki
ler kurarm ve baka bazlaryla baka moral ilikileri imkansz klarm.
Kendi moral vokabulerim ierisinden konumakla, ben kendimi o voka
bulerde cisimleen kriterlerle bal bulurum. Bu kriterle;, aym moral dili
konuanlarla paylalacaktr. Ve ben, herhangi bir toplumsal ilikiye
girmek durumundaysan, bir moral vokabuler benimsemek zorunda olu
rum. nk kurallar olmakszn, erdemlerin kltrlemesi olmakszn,
herhangi bir bakasyla amalan paylaamam. Toplumsal solipsizme
mahkOm olurum. Ama yine de , moral olarak kimlere b'al olduumu
kendim iin semek zorundaym. Toplumsal ve moral pratiin altemativ
,
formlar arasnda seim yapmak zorundaym. Bu, seim yapncaya kadar
moral olarak plak durduum anlamna gelmez. nk bizim toplumsal
gemiimiz, her birimizin kendi seimini ereveleyecei ve yapaca bir
vokabulere sahip olmamz belirler. insan doasna, hangi toplumsal ve
moral hayat fonnunun ona en tamuygu: ifadeyi vereceini sorarak, ntr
bir standard olarak da bakamam. nk her bir hayat formu, kendisiyle
birlikte kendi insan doas betimini getirir. Bir hayat foniunun seimi

ile bir insan doas grnn seimi elele gider.


Bu aa zg felsefi ihtilaf ierisindeki her bir taraf bu gre kendi
terimlerinde yant verecektir. Emotivistler ve preskriptivistler, benim
aklamamdaki seimin roln vurgulayacaklardr. Onlarn eletinnen
leri, failin zaten mevcfid olan bir deerlendirjci vokabulerle: seim etli-
Modern moral felsefe 305

mine girmek zorunda olduunu vurgulayacaklardr. Onlarn her biri,


kendi rneklerini semek sOretiyle, kartlarnn tutumunu safd brakp
yeniden-tanmlamaya. alacaklardr. Ve ayn giriim, baka yerlerdeki
baka ihtilaflarda zaten yaplmaktadr. Gerekten de, Fransa'da Katolik
morallstler, Stalinistler, Marxistler ve Sartrec varoluular arasnda y
rtlen tartmalarda tamamen farkl bir balamda ortaya km olmas,
bu felsefi ihtilafn bizim toplumsal ve moral durumumuzun bir ifadesi
olduu gr lehine bir pekitirmedir.
Hem Katolikler hem de Stalinistler iin moral vokabOler iddiaya da
yal belli olgular erevesinde tanmlanr. Her birinin kendine zg ka
rakteristik bir erdemler listesi vardr.- Dier taraftan, Sartre iin, en azn
dan savan hemen sonrasndaki dnemin Sartre' iin, hazr-yapm bir
moral vokabuler ierisinde yaamak, zorunlu olarak sorumluluun bir
terkidir, bir kt niyet edimidir. Otantik varolu, ancak mutlak bir seim
zgrlnn z-bilinli bir farkndalnda bulunmak durumundadr.
Kierkegaard'n seim edimi gr, Sartre tarafndan teolojik balamn
dan koparlr ve hem moral hem de politik karar-vermenin temeli klnr.
Sartre, seim ediminin zorunlluunun kaynan bizim toplumumuzun
moral tarihi ierisine yerletirmez, tpk Kierkegaard'n yapt gibi . Sar
tre bu kayna insan doasna yerletirir: bilinli bir varlk, etre-pour
soi* , kendi zgrl ve kendi zgrlk bilinci ierisinde, bir ey'den,
etre-en-soi"'dan farkldr. nsanlarn tabribedilmi gelecein uurumu
nndeki karakteristik kayg (anxiety) deneyimleri ve yine karakteristik
olan sorumlu deillermi gibi davranma giriimleri ite bundan ileri ge
lir. Bu yzden Sartre, kendi moral grnn temelini bir insan doas
metafizii ierisine yerletirir, tam da Katolik'in ya da Marxist'in yerle
tirdii kadar.
Sartre gibi , preskriptivist ve emotivist de, seim zorunluluunun ya
da kendine zg tutumlar taknma zorunluluunun kaynann izini bi
zim toplumumuzun moral tarihi ierisinde srmez. Onlar, bu kayna
kendi sfatyla moral kavramlarn doasna atfederler. Ve byle yapmakla
da, Sartre gibi, kendi bireyci moralitelerini ve an rnoralitesini kavram
lara bir bavuru yoluyla mutlaklatrmaya alrlar, tpk onlarn ele-

etre-pour-soi: kendisi-iin-varlk
etre-en-soi: kendinde-varlk
306 Ethik'in Ksa Tarihi

tinnenlerinin kendi moralitelerini kavramsal irdelemelere bir bavuru yo


luyla mutlaklatrmaya albklan gibi . Fakat bu giriimler, ancak mo
ral kavramlar gerekten zamand ve tanhd olsayd ve ulalabilir tek
bir moral kavramlar kmesi var olsayd baarl olabilirlerdi. Moral felse
fenin tarihinin bir erdemi de, onun bize bunun doru olmadn ve mo
ral kavramlarn bizzat kendilerinin bir tarihi olduunu gstennesidir.
Bunu anlamak, herhangi bir yanl mutlak iddiidan kurtulmu olmak
tr.
Aldatma (Deception), 88, 194
Alembert, Jean Le Rond d ' , 207
Alg(lama) (Perception), Xlll, 20, 53
Allestree, Richard, 194
Dizin Almanya'da Felsefenin ve Dinin Tdrihi
(History of Philosophy and Religion
in Germany I Heinrich Heine) , 249
Ama(lar) (Aim,End,Purpose), VI, IX,
X, XI, XXV, 13, 22, 24, 26-27, 29,
Abelardus, Petrus, 136 34-35, 43, 46, 52, 58, 67-68, 72, 80,
Acad!Smie de Dijon, 21 1 82, 84, 86, 92, 102, 1 1 8, 167, 219,
Ac (Pain) , 37, 38 , 47, 55, 75-76, 78 , 80, 249, 252, 278, 287, 302
1 16, 120, 122, 162, 183, 192, 206, Anlam teorisi (Theory ofmeaning), 52 .
209, 251-252, 263 Antigone(Platon), 1 1 3
Acma (Pily), 75-76, 1 1 3, 1 1 6, 251 Antisthenes, 1 1 5 .
Aklk (Claruy, Expliclness), 201 , 233, Antlama (Contract), 150-1 5 1 , 153-154,
261 , 1 76
Akyreklilik (Candor), 144 Apathia, 1 2 1 - 1 22
Alk (Hunger), 209, 252 A priori, 58, 218-219
Adfilet (Junice), 6, 14, 16, 20-2 1 , 25, Aquinas, Thomas, 133-136, 1 39, 142-
27, 29, 41-44,48, 52, 54-58, 78, 89- 143 , 167
90, 98, 109, 120, 147, 174, 189, Aristippos, Kurene'li, 1 1 5- 1 16
198- 199, 205, 210, 212, 214, 241 , ' Aristophanes, 16, 24, 59-61
272, 274 Aristoteles, XVl, 8, 25, 70-71 , 73-95,
Adlilesizlik (/njustice), 44, 56, 15, 90, 100- 101
1 12, 120, 1so. 1 81, 210 Arzu (Desire),Vll, 60-61 , 68-69, 74-75,
Adam ldllnne (Murder) , 16, 193 108-1 16, 120- 122, 133-135, 1 37-
Adeimantos, 43-44, 54, 56 138, 142, 146-147, 156-157, 163,
Adlcins, W. H., IO, 23 167, 189, 227
Ahliik teorisi (Theory ofmorals), 151, kavram (concept of), 37
218, 264 atmas(conflict of), 47
Ahl4kln SoyklJtndU (Genealogy of Ashley, Anthony, 184
Morals I Fredrich Nietzsche), 254, Ak (love), il, XXV, 54, 60
256 heteroseksual, 60
Ahlaki (moral) erdemler (Moral homoseksual, 60
virtues), 15 Ataklk (Rashness), 15, 77
Ahliiki (moral) inanlar (Moral beliefs), Ataraksia, 122
132 Atomculuk (Atomism), 121
Ahlliki (moral)kavramlar (Moral Aubrey, John, 147, 1 53
concepts), 18, 30, 3 1 , 31, 127, 132 Austen, Jane, 107-108
Ahlliki (moral) nasihatler (Moral Autobiography (R. G. Collingwood), 289
precepts), 127 Aydnlanma (Enlightenment), XI, XV-
Ahlliki (moral) yarglar (Moral XVI, XXll, 206-208, 217
Judgements) , 5, 7, 17 Ayer, A. J., 7, 17- 1 8 , 289
Ahlliki zaaf (Moral weakness), 81 Bamszlk (lndependence), l 1 6
Akldlk (lrrationaliy), 83, 21 1 , 249 Bakkhalar (Platon), 1 1 3
Aklsallk, Rasyonalite (Rationality), 56, Basiret (Prudence), 17, 75, 77, 85-86,
73,J4, 84, 95, 1 35 , 220, 23 1 97, 120, 1 3 1 , 191 , 221
Aklyrdtme (Reasoning), 111, 14, 82- Basklandrna (Repression), 1 1 3, 255
84, 143, 163, 186, 1 89, 195, 206, Bakaldr, sylin (Rebelllon), 138, 143
258, 295 Beattie, James, 200
308 Ethik'in Ksa Tarihi

Beenilme (Agreeableness), 88 Constant, Benjarnin, 223


Ben-sevgisi, 44, 1 32 , 200, 209, 21 1 , 255 Cmertlik (Liberality) , 75, 77, 79
Kendini-sevue (Self-kve), 1 87- Cromwell, Oliver, 155, 173, 1 8 1
188 Cumhuriyeti toplum (Republican
Bencillik (Seljishness), 23, 191 , 21 1 , 280 society), 204
Bentharn, Jeremy, 6, 262-269, 278 ilecilik (Asceticism), 135, 231
Bemstein, Eduard, 243 irkin (Ugly) , 36, 49, 50
Bilgi (Knowledge), 20, 27, 29, 34, 48-49, ounluk ynelimi (Majority rule) , 180
58, 72, 95 Davran (Behavior) , 7, 9-10, 16, 1 8 ,
Bilgisizlik (lgnorance), 25, 78-81 23 , 29, 38-39 , 47 , 56, 58, 73, 83-84,
Birey (lndividual, The), XI, XIX, 16, 86, 97, 99-100, 106, 109, 120, 126-
20-21 ' 31, 48, 50, 59-60, 89, 10 1 ' 127, 145, 153, 172, 200, 205-206,
104, 1 14 , 1 1 8 , 122, 1 3 1 , 137-138, 252, 256 , 260, 269 , 277 , 286, 290-
140-142, 145-150, 168, 171-172, 291
176-177, 185, 190, 199, 203-204, dinde (in religion), 1 35 ,
212-213, 224, 226-228 , 230, 232, Defoe, Daniel, 1 70- 1 7 1
236-237 ' 240, 245-247 ' 250-251 ' Deerlendirici hakikat(Evaluative
254, 256, 262-263, 265, 269, 276- truth), 109
277 ' Deerlendirici sqzcilkler (Evaluative
Bireycilik (lndividualism), IX-X, XV, words) , 19, 97, 100, 102-104, 294,
1 89, 197, 227, 235, 240 , 243, 248 , 298
274, 276, 279, 291 , 299, 301 Deerlendirici yklemler (Evaluative
Blackstone, Sir William, 264 predicates) , 1 0- 1 1 , 14, 17
Bloy, Uon , 125 Deerlilik (Merit) , 1 39
Borgia, Cesare, 144, 255 Demokrasi, X, 35, 54, 144, 147, 180,
Boswell, James, 194 215, 269, 302 .
Bo zaman (Leisure), 94 Deneyim (Experience), 3, 29, 5 1 , 66,
Boinan (Superstition), XXII 91 , 93, 95, 1 14, 142, 158, 171 , 182,
Bradley, F. H., 275-279 210, 218, 305
Brown, John, 232 Deontology (Jeremy Bentham), 265
Brown,Thomas, 200 De Quincey, Thomas, 261
Burjuva toplumu, 240-242 Descartes,Rene, xm, I 81.203
Burke, Edmund, XX, 215, 257-260 Despotik toplum (Despotic society) , 204
Butler, Joseph, 1 86- 191 , 223 Devlet (Platon), 25-26, 33, 40-43 , 47,
Caird, Edward, 1 37 5 1 , 54, 56, 58-59, 61-64, 70
Calvin, John, 1 39-140 Dewey, John, 287-288, 290, 292
Cambridge Platonistleri, 183 Diderot, Deis, xv, 206, 208-209
Can sknts (Boredom), 246 Digger'lar(Kazclar), 169; 172-173
Cariyle, Thomas, 209 Dil (Language), xxv, 5-6, 88, 156, 158,
Carritt, E. F., 27 1 , 288 295 , 301
Cesliret (Courage), 1 1-12, 14, 17, 25, Dil, Dolruluk've Mantk
27, 29,48, 52, 69, 75, 77-79, 88-89, '(Language, Truth, and Logic, A. J.
109, 120, 234 Ayer) , 290
Charles 1., 260 Dinginlik (Tranquility), 1 22,
Cicero, Marcus Tullius, 1 16 Diogenes Laertius, 1 16 , 121
Cimrilik (Meanness), 77 Digerkamlk (Altruism) , 185, 207 , 21 1 -
Cinsellik (Sex) , 125, 140, 143 2 1 2 , 280
Collingwood, R. G., XIII, 106, 289 Din (Religion), , v-v, xv, 1 1 5, 1 17,
Commenll"es on the Law of England 122,123, 1 25-129, 133cI35, 158-
(ingiltere Yasas Uzerine Yorumlar I 159, 169- 1 7 1 , 198, 203-204,'206,
Sir Williarn Blackstone), 264 231 , 247, 249, 251 , 255
Dizin 309

-de davran(behavior in), 1 26 Enchiridion Ethican (Ethik El Kitab /


-de inanlar(beliefs in), 135. Henry More) , 183
Romallarn -i(of Romans), Encyclopldie (Ansiklopedi
Dinsel ahlfilc, 129 /DenisDiderot) , 209
Dinsel moralite (Religious morality), Engelleme (Frustration), 209
1 69 Enquiry Concerning the Princip/es of
Disiplin (Discipline) 6, 51 , 101- 102, :.. Morals (Ahldkn ilkelerine ilikin
172, 228 Aratrma I DavidHume) ,.192, 214
aklsal (rational) , 1 0 1 - 102 Ensesi (incesi) , 1 92- l 93
eitimsel(educational), 51, 102 Epikurosuluk, l l7 , 1 2 1 , 123-125
Doa yasas (Law of nature) , 120, 133, -retisi, l 2 l , l 25
143, 152, 179, 220 Erdem(Virtue), iV, IX-XI, XVII-XXII,
Doal yasa (Natura/ law) , 133, 135- 14, 17 , 22, 28, 30-3 1 , 35, 45-46, 50,
1 36, 143, 164 58 , 6 1 , 64, 66-67, 7 1 -72, 76-82, 87-
Doal haklar (Natura/ rights), 174-176, '' 88, 9 1 ' 93-94, %, 99, 1 10, 1 1 6- 1 25,
1 80, 182, 257-258, 264 1 29-30, 1 33- 134, 150, 162, 1 85-
Doal insan (Naturallman) , 22-24, 44, 1 87 , 1 89-190, 1 93 , 1 98, 206, 208,
1 34, 209,210 214, 217, 225-226, 236, 238, 256,
Doru szllk (Trutlfulness), 78, 109, 261 , 279, 282, 289, 300, 303-304
l l7 yapay(arijicial), 8 1
Dostluk (Friendship), 9 1 , 109 cesaret -i(of courageJ, 50, 77
Doyum (satisjaction), 37, 60-6 1 , 100; intellektual, 76-77
1 1 5- 1 16, 1 29 , 133, 166, 190, 193, ahlaki(moral), 28, 30, 76-77
200, 223, 229, 246-247, 262, 280, mutlulukla bantl olarak, 7 l , %,
287, 295, 303 1 1 8- 1 19
Dngsel dnemler, 1 1 9 Erdemli seim(Virtuous choice), 77
evrenin -(Cyclical periods, of Erdemsizlik(Vice) , 46, 58, 65, 77, 82,
universe), 1 19 ' 9 1 , 93 , 1 2 1 -122, 1 9 1 , 193-194, 198
Du Contrat Social (Toplum Szlemesi I ifrat -i(excess), 80-81
Jean-Jacques Rousseau), 2 1 1 tefrit -i(dejiciency) , 77, 80
Durkheim, Emile, 125, 205 Essay concerning Hanan
Duygu (Feeling), s, 61-62, 70, 84-85, Understanding (/ns4nn Anlama
73-77, 8 1 , 84, 90-91 , 93-94, 97, yetisi zerine Deneme I John
108, 150 1 99, 208, 21 1 . 214, 216- Locke) , 182
217, 239, 256-257, 292, 295-298, Eitlik (Equaliy), 59, 1 3 1 , 169, 174, 264
302 Eitsizlik (lnequaliyj , 1 3 1 , 1 8 1 , 2 1 2
Duygudalk (Sympathy), 197, 21 1-212, 213
214, 254 Ethical Studies (Ethik almalar I F.H.
Duyu algs (Sense perception) , 20, 59- Bradley), 279
50, 133 Eudaimonistik temaa (Eudaemonistic
Duyumlar (Sensations), 93, 199, 208 contemplation) , 103
Dnyevi otorite (Secular authority), 1 38 Evlilik (Marriage), 1 32, 140, 194, 248
Drstlk (Honesty), i.v, 44, HO, .221 Eylemler (Actions), XVlll, 23, 25, 3 1 ,
Dnp tanma (Deliberation),111,, f 36, 43 , 59 , 76, 78, 82, 85, 87-88 , 95,
xv, 32, 82, 85 J! 100-10 1 . 1 1 1 , 120, 122, 138, 143,
Egemenlik {Sovereigny), 147, 165 144, 168, 182, 184, 1 86-188, 191 ,
Eilim (lnclination), v, xv, 14, 28, 54, 199, 234
86, 89,l 1 6 gayr-ihtiyiri (nonvolmt ary), 8 1
Elementler (Euklides), 147 ihtiyari (volimtary) , 36, 8 1 -82, 87
Emile . (Jean-Jacques Rousseau), 21 1 insani (human), 85 , 101 , 143
kasdl, kasdi (deliberate), 83, 86
3 10 Ethik 'in Ksa Tarihi

Fabianizm, 27 Haklkarm, haklkarma


Fable of the Bees, The, or Private Vices (Justification) , v, x, xv. xx.
Public Benefits (Arlar Meseli ya 4, 3 1 , 5 1 , 4 , 56-58, 68 , 72, 98, 1 0 1 ,
da ahsf Rezi/et/er Kamusal 1 10 , 1 29, 1 35, 1 38-1 39, 143, 148,
Kazanlar Salyor I Bemard de 1 5 1 ' 1 63 , 1 66, 1 68 , 170, 1 75, 1 8 1 .
Mandeville), 1 85 1 89, 1 91 , 20 1 , 206, 2 1 3 , 247-248,
Farher Adventures of Robinson 252-253, 257, 263-264, 274, 276,
Crusoe,The (Robinson Crusoe'nun 290-291 . 293, 299
Yeni Serllvenleri I Daniel Defoe), Hare, R. M., 297-300
171 Hareketsiz hareket ettirici (Unmoved
Fayda (Utility), 170, 1 97 , 200, 266, 269- mover), 73 ,
271 , 274 , 276 Hased (Envy, Jealousy) , 76-77, 147,
Faydaclk( Uilitarianism); 274-275, 1 62- 1 63
277, 290 Hayal krkl (Disillusionment) , 237
Felsefe tarih (History of11/ilosophy) , 8 , Haz (Pleasure) , 33 , 36, 38, 55, 70, 72,
57, 1 1 4, 229-230, 252 74, 76, 80, 92-94, 1 1 5, 1 1 8, 1 2 1 -
Feodalizm, 140- 1 4 1 1 22, 1 6 1 - 1 62,'168, 1 8 5 , 1 94 , 208-
Fesilcl (Malice) , 76-77 209, 237, 265 , 267-269, 271 , 273-
Figgis, J.N., 140 274, 279, 286-287
Fincllay , Profesr J .N . , 238 Hazclar (Hedonists) , 1 23 , 287
Fiziksel doa(Plysical nature) , 140 Hedefler (Goals) , 56, 60, 99- 100, 1 30,
Foot, Philippa, 300 1 63 , 214, 234-235 , 239, 249, 272
Form(lar) , 50, 55, 58, 6 1 , 64 Hegel, Georg Wilhelm, 11-IV, IX-X,
Freedom and Reason (zgrli.lk ve Akl/ 1 37 , 229, 242, 247 , 249, 253, 257,
R.M .Hare) , 297 278 , 305
Galileo, 149 Hegesias, 1 1 6
Geach , Peter, 300-30 1 Heiie, Heinrich , 249
Gece Meclisi (Nocrunal Council) , 64 Hellenistik monari , 1 26
Glaukon , 43 , 54, 56 Helvetius, Claude-Adrien; 208-210, 219
Godwin,William, 259 Herakleitos, 1 4, 50
Gorgias (Platon) , 26, 33, 35, 39-40, 43, Heteronomi, 224 c

70 Hrszlk(Sealing ,Tleftj , 76, 1 96


Grek tragedyas, 95, 1 1 3 Hile(Fraud), 1 0 , 1 52
Green , T.H., 277-278 , 28 1 -282, 285 Hipotetik (koullu) buyruk(Hypoleical
Grotius , Hugo, 1 36 imperaive), 223, 226
Grubling Hive, The, or Knaves Turned hipotetik basiret buyruklar (of
Honest (Kaynaan Kovan ya da prudence), 223 '
Hilek8rlar Drst/eiyor I Bemard hipotetik beceri buyruklar (of skili) , 223
de Mandeville) , 1 85 Hobbes,Thomas, 6-7, 1 39, 148- 1 60,
Gurur (Pride), 14, 1 6 1 , 256 165, 1 67 , 1 69, 1 7 1 , 176, 1 78, 202 ,
G, lktidlr(Pover) , 24, 35, 1 28 , 155- 21 1 , 214, 234
1 56, 1 66-167, 1 76, 1 90, 226, 242, 1 Homeros , XXI, 1 0- 1 4 , 1 7

257-258, 275, 305 Hristiyan ahlak (Christian morality),


Gdler (Motives) , 1 29, 1 53 , 239 128, 1 33
Gnlh (Sin) , 14, 1 34, 1 38 , 1 67 , 2 10, Hukuk Felsefesi (Plilosophy ofRight I
212, 217 Georg Hegel) , 230
Gvensizlik (lnsecurity), 1 1 6 Hume, David, V, VIII, XV, XX, XXII,
Gzel, Gzellik (Beatiful, Beauty), 22, . 5, 83, 172, 1 85- 1 86, 1 9 1 - 1 93, 200,

36, 49-50, 60 , 7 1 , 90, 1 85, 293 205 , 2 1 0 , 2 1 3-214, 219, 226, 234,
Hakkani yet (Fairness), 1 6 , 89-90, 1 17 263 , 278, 292
J
'
Dizin 311

Hutcheson, Francis, 1 87-189, 1 94 Tanr'ya itaat olarak (as obedience


Ireton, Henry, 1 75 to Got!), 1 1 9, 127-132, 138
brani kavmi, 128, 250 James, il., 179
lgd (lnstinct) , 87, 256 Kafa karkl (Obfuscation), 1 7 , 93
tepi(ler) (lmpulse), 62, 65, 76-77, Kan (Opinion), 1 6 , 49
145, 209, 21 1 , 253 _ Kant, Immanuel, XV, 3, 108, 200, 2 1 3 ,
ffetsizlik (Unchastity), 201 2 1 7-226, 231 -232, 235-236, 243,
fr.J.t (Excess) , 7, 78-79, 253 249-251 . 254-256., 276, 280, 289,
htiam (Magnijicience), 8 1 297, 302 -
kna etme, nandrma (Persuasion), 19, Kapitalizm, IX, 1 17 , 142, 1 89,- 23 1 , 242-
35-36, 38 243
ktidar, G (Power) , III Kar Reformasyon(Counter
lfil (Deity), 96, 1 2 1 - 1 22, 130, 1 5 1 Rejormation), 143
lahi yasa (Divine law) , 122, 1 69 , Kasdh eylem (Deliberate action) , 84-85
lfili hak retisi (Divine right, doctrine Kategorik imperativ (Koulsuz -buyruk) ,
of), 1 50- 1 5 1 , 178 221 -226, 236, 243
man (Faith), 1 30, 140- 1 4 1 , 249 Katolik Hristiyanlk, 230
nan, inan (Beliej) , 27, 29, 46-48, 5 1 - Kautsky , Kari Johann, 243
52, 1 09, 266, 276, 297, 299 Kavramlar (Concepts) III, VIII, XI,
nayet (Grace), 1 78 , 1 87, 190, 1 92 , 225 x. 6-8 , 12, 30, 37, 39-40, 42 ,
infial (lndignation) , 78 adalet (ofjustice), 2 1 0
insan doas (Human nature);VIJ-VIII ahruc, v. 5- 8, 1 3 , 30-3 1 , 37, 52,
lntellektuilism, 28, 86 127, 1 32
lntihar(Suicide) , 1 8 , 200, 227 moral, VIII, 1 83 - 1 84, 2 1 8 , 284,
irade zgrl (Freedom of Will) , 159 299, 304
roni, 80 analizi (analysis of), 240
sa, v. 1 33 , 140- 1 4 1 , 155 konumada (in speech), 104
lsa'nn Hayttc (Life ofJesus I D.F. dev (of duty), 99, 141
Strauss), 241 say (ofnumber') . 102
syan, Bakaldr (Rebellio), 122, 1 53, Keffaret teorisi (Atonement, tleory of,) ,
173, 1 8 1 , 249, 293 133
blUm (Division of labor), 46, 99, 242 Kelsen, Hans, 1 1 5
lev farkllamas (Differentiation of Kendiliindenlik (Spontaneity) , 86
function), 99 Kendine hakim olma (Restraint), 88
ltiha (Appetite), 48-50, 56-57, 65, 189 Kendiie-yeterlik (Self-sufjiciency) , 3 1 ,
ltaal(Obediece), 43, 65, 74, 127-130, 72, 90-9 1 , 94, 1 15 , 1 3 1 , 247
1 33-135, 1 38-140, 1 5 1 Kendini-dayatma (Self-assertion), 43,
yi (Good), XVI, 4, 1 0 , 1 5 - 1 7 , 1 9-2 1 , 143, 254
27-29, 34, 37-39, 4 1 , 44, 49, 5 1 -52, Kendini-gzetme gdilleri (Self
59, 62, 64, 68, 70-76, 78-79, 82-83, regarding notives) , 1 53
86-87, 90-94, 100-106, 1 10, 1 14- Kendini-koruma (Self-preservation),
1 1 5 , H9-122, 1 38-140, 142, 145, 1 33 , 159
1 59, 1 67 , 1 85 , 1 89, 2o4, 206, 208, Kendini-sevme, Ben-sevgisi (Self-love),
214, 2 1 9-220, 234-236, 25 1 , 254- 1 87- 1 88
756, 263, 268-269, 275-277 , 280, Kendinin-bilgisi (Self-knovledge), 29,
283-287 , 289-290, 293 44
onay ifadesi olarak (as expression Kendinin-bilinci, 44, 78
ofapproval), 34-36, 103 z-bilin (Self consciousness), 52,
seim ifadesi olarak (as expression 229 , 242, 277, 303
of choice) , 69, 86, 106 Kendini-slah-etme (Self-improvement) ,
2 1 5 , 235
312 Ethik'in Ksa Tarihi

Kesinlik (Rigor) , 69 Luther, Martin, 130, 1 37-140, 142-143,


Keynes, J. M., 293 146, 249, 254
Kierkegaard , Sren, XV, 245-249, 305 LQtutkirlk (Condescension), 90
Khrusippos, 1 1 9- 120 Machiavelli, Niccolo, 1 37, 143- 147
Kyas (Syllogism), 25 Magnesia, 62, 64
pratik, 82, 143 Maistre, Joseph Marie de, 215
Kiilik(Personality), 43, 54, 74, 255 Malebranche, Nicholas de, 193
KJeanthes, 1 19, 121 Mandeville, Bemard de, 184, 187
Konstantin'in bilrokratlan, 126 Manifesto(Karl Marx), 242
Korkaklk (Cowardice), 15, 77, 1 20 Mann, Thomas, 256
Korku (Terror), 22,43, 46, 94, 1 1 3, 1 2 1 , Mansjield Park (Jane Austen), 108
1 38 , 149- 1 5 1 , 155-156, 163, 204, Mantk (lngic) , VII , 88 , 106, 290, 297
206,258, 280 Mantk (Lm:kJ Georg Hegel), 238
Kleleme (Enslavement),210 Marifet (Cleverness) , 1 1 , 86
Klelik (Slavery), 21 1 Marx, Kari, iV, X, 137, 215, 239-243 ,
Ktil (Bacl), 16, 28, 35, 37-38, 40-4 1 , 303
43, 47, 49, 54, 69, 75-76, 83 , 92, 94, Melos, 16
1 10, 1 1 6, 120, 128, 1 3 1 , 136, 142, MetOn (Platon), 33
144, 147, 1 82- 1 83, 186, 207-210, Merak (Curiosity), 78
214-215, 238, 252-253, 255, 263 , Merhamet (Charity) , 133, 144,
268, 272, 295, 298, 302, 305 Merfiiyet (Legitinacy) , 155, 176, 1 82,
Kt(lk) (Evi/), 40, 43, 55, 70, 92, 1 19, 269

210, 253 Mili, James, 266


Kuniklcr (Cynics), 1 1 5 Mili, John Stuart, 2, 232, 266, 272, 276,
Kurallar (Rules) , X-XI, XVI, 6, 1 8 , 22, 285-286
30, 38-39, 52,77, 88, 10 1 , 1 17- 1 1 8 , Miltiades, 38
129- 1 3 1 , 134-135, 1 3 8 , 143-144. Milton, John, 1 17
151- 153, 155, 1 6 1 , 167- 168, 174, Mitler (Myths), 14-15, 125
197-200 , 204-205, 246, 260-261 ' Monarik toplum (Monarchical society),
265, 272-273, 296, 301-304 151 , 204
- gzetme (observanceoj) , 77, 1 1 8 Montesquieu, Baronde La Bredeet de,
doru syleme- (oftruth elling), 193, 203-208
1 17 Moore, G.E., 5, 207, 283-293
Kurenaikler(Cyrenaics), 3 1 , 1 1 6, 1 19 Moral aklyilillnfe (Moralr easoning),
Kurtulu teorisi (Redemption,theory of), 168 , 186, 189, 26 1 , .
1 33 Moral babozukluk (Moral depravity),
)
Kutsal (Holy[ness)), 14, 125, 148, 166, 210, 253
249 Moral buyruk . (Moral imperative), 212,
Kltrler (Cuhures), 15 220-221
Lakles (Platon), 29 Moral evre (Moral environment) , 1 14
Language ofMorals ,The (Ahldk'm Dili I Moral deerlendirmeler (Moral
RM. Hare), 297-298 evaluations), 1 1 1 , 1 14, 252, 261
Lawrence, D.H., 84, 86, 291 Moral duyu (Moral,--sense),;184- 1 85,
- Leveller'lar (Dzlcyiciler), 169 214
Light ofNature Pursued, The(Takfb Moral dstlr (Moral precepl), 219. 222,
edilen Dola ll I Abraharn 224-225, 245, 252
Tucker), 190 Moral fail (Moral agent) , 14 1 , 143, 222
Locke, John, 1 74, 177, 179-180, 184, Moral hakikatler(Moral truths), 183
259, 263, 277 Moral kurallar (Moral rules), XVI, 138,
Logos, 1 19 143-144, 152-153, 163, 168, 183,
Louis, xv .. 260 190, 197-202
Dizin 313

Moral zgrlk (Moralfreedom), 224 Otorite (Authority) , 1 1 , 66, 150, ! 56-


Moral standardlar (Moral sandards), 157, 168, 178, 1 8 1 - 1 82, l 84, 224,
163, 245 239, 264
Moral talimltlar (Moral precepts), 200 Overton, Richard, 175
Moral yasa(Moral law), 1 1 9, 1 2 1 , 1 82, dev (Duty), 99, 101-102, 109- 1 10,
207, 223 , 255 1 78 , 1 90-191 , 197, 20 1 , 222, 225-
Moralite (Morality) , VI-XI, XIV-XV, 226, 228, 266, 279-280, 290-292
92, 107- 108, 1 14, l l8- l l 9, 122, fke (Anger) , 16, 27-28, 49, 55, 78,
140, 152, 157, 163, 168, 172, 182, 125, 163
190-191 , 1 93, 195, 2 1 2, 215, 218- lllk (Temperance), 50, 77, 79; 8 1 ,
219, 222-223, 225-226, 245 , 250, 122
252-253, 254, 256, 26 1 , 275-276, lm (Death), 13, 33, 37, 49, 1 5 1 - 1 53 ,
281 . 288 158, 196
dinsel (religious), 169 lmszlk (lmnwrtality), 1%, 226
More, Henry, 183 ncesiz-sonraszlk (Eternity) , 73, 1 2 1 ,
Mucizeler (Miracle') . 169 161 , 207
Mutluluk (Happines), 43, 61, 69-14, 9 1 , nyarg (Prejudice), 190, 261 -263
94, 1 1 5- 1 1 8, 1 29-130, 134, 149, rf, grenek (Customs), _1 7- 1 8
158, 162, 186-188, 190-1 9 1 , 222- zdeletirme (ldentification), iV, 5 1 ,
224, 235, 255, 262--275, 284 145, 232
Mlkiyet (Property) , VIII, 54, 1 1 6, 1"23, zgrleme (Liberation), 217, 243, 263,
144, 148, 165, 172-174, 176, 179- . 271
1 8 1 , 198-199, 210-212, 241 zgrlk (Freedom,Liberty) , 36, 140,
Msriflik (Prodiga/ity), 77 152, 159-160, 163-165, 1 7 1 , 1 74-
My Early Beliefs (Erken !nanlarm I 176, 178-179, 182-183, 226, 232-
J .M. Keynes), 293 236, 239, 241-243, 27 1 , 297
Nefret (Hate), 1 6 1 - 1 63, 204, 226, 250, irade - (of will), 159
253-254 politik (political), l59, 208
Nevrotik (Neurotic), 56 vg (Praise), 1 2- 1 3 , 8 1
Newton, Sir I saac , 2 1 7-218 z-kar (Self-interest) , 24, 45-46, 87,
Nicholas, ar, 260 1 3 1 , 155, 187, 1 93, 200, 213, 221-
Niebuhr, Reinhold, 215 222, 254
Nietzsche, Fredrich Wilhelm, XII, XVI, Paine, Tom, 259
252-257 Paley, Archdeakon (Badiyakoz)
Nikomaklws'a Ethika (Aristoteles), 67, William, 192
l l3 Parmenides(Platon), 64
Niyet (lntention), 122, 156, 262, 304 Paternalizl'n, 228, 271
Normlar, 90, 108, l l0-1 1 1 , 134, 136, Patolojik ak (Patho/ogical love), 224
148, 206-207, 215, 260 . Pe/oponnesos Sava Tdrihi (History of
insan iin (Norms.for man), 90, 1 10 the Pe/oponnesian War I
Novalis, 161 Thukydides) , 1 49
Nktedinlk (Wittiness), 8 1 Perikles, 36, 40, 150
Occam'l William, 1 37, 140 Pessinism, 55, 217, 255
Olgusal ncl(ler) (Factual premises), Phaidon (Platon), 33 , 47
197-198, 301 Platon, Xlll, 19-2 1 , 23-25, 3 1 , 33-65,
Olgusal savlar (Factual assertions) , 162, 70-72, 78, 92, 94-95 , 98, 100-102,
198, 273 108, l 10-1 1 3 , 1 1 5, 1 20, 1 22, 133,
Oligari, 56, 58, 153, 1 84, 259 1 37, 146, 1 67, 183-184, 1 89, 207,
Oresteia (Platon), 1 1 3 227, 237, 250-25 1 , 289
Ortak kar (Common interest), 92, 1 1 3, Plekhanov, Georgi, 1 59
165
314 Ethik'in Ksa Tarihi

Poliical Jusice(Politik Adalet I Ross, Sir David, 288-289


EdmundBurke), 259 Rousseau , Jean-Jacques, 1 7 1 , 208-21 8 ,
Politik bakaldr (Poliical rebellion), 258, 276 '
243 ROh (Souf), 24, 29, 44-48, 52-55, 58, 60,
Politik otorite(Political uuthority), 1 5 1 , 63, 69-70, 73-74, 98, 1 29, 1 32-133
1 55 Russell, Bertrand, 83-84, 261
Politik standardlar (Poliical sandards), Saade (Felicity), 1 56
1 66 S{lfAkln Eletirisi (lmmanuel Kant) ,
Politika (Aristoteles), 67 2 1 7 , 267
Polybius, 1 22 Santayana, George, 8
Popper, Profesr Kari , 42 Sarih (Articulate), 6, 6, 242
Pozitiv yasa (Positive law), 90, 1 74-175, Sartre, Jean Paul, IX, 305
205, 264 Savunma (Apology I Platon) , 29
Prens (Prince ,Thel Niccolo Say kavramlar (Nunber concepts) ,
Machiavelli), 144 102
Price, Richard, 108, 1 99, 258, 275 Schopenhauer, Arthur, 250-253
Prichard, H.A., 98- 100, 1 99, 288-289 Sein(ler) (Elite); 64, 1 1 3
Principia Ethica (Ethik'in ilkeleri / G.E. Senica, Marcus Annaeus, 1 20, 1 23
Moore), 283, 290, 292 Serflik (Serftlom), 1 30
Prolegonena to Ethics (Ethik'e nsz I Sezgi (lnuiion), 257, 275, 288
T.H.Green) , 281 Sidgwick, Henry, 3-4, 275
Protagoras (Platon) , 2 1 , 29 Simonides , 1 7
Puritanism, 55, 169 Smith , Adam, XV, 1 7 1 , 1 91 , 200
Rainboroigh, Colonel (Albay) Thomas, Sofisler, 9, 1 5 , 1 9 , 21 , 24,'27-28, 144-
1 73, 177 145, 1 67, 200, 228, 250
Raneau'nun Yeeni (Rameau's Nephewl Sokrates, 7, 1 9, 24-31 , 33-41 , 43, 45, 53,
Denis Diderot), 207 , 59-61 , 64, 70-7 1 , 78, 83, 87, 9 1 , 95,
Realistler, 1 1 7 1 1 5 , 266
Refh(Prosperity), 69, 94, 144, 1 85, Sonular (Conclusions), Xl, XIII, 25-
268-269, 279 26, 28, 30, 47, )28, 172, 1 87, 1 90 ,
Reflections on the Revolution in France 299 '
(Fransa'daki Devrim zerine Sonsuzluk (lnjinity), 1'59
Dnceler I Edmund Burke), 259 Sorumluluk (Respomibility) , 34, 80, 97,
Reid, Thomas, 200 233 , 25 1 . 272
Relaivism, 1 9-20, 108- 1 1 0 Sosyalizm, IX-X, 243, 253 , 269,.302
Religion of Nature Delireated, Tle Soyutlama(Abstraction) , 50, 61 , 1 1 0,
l
(Anahatlaryla Doa Dinil William 287
Wollastone), 1 93 Sz venne,Vaad (Promise), 154
Review ofthe Principal Questions and Szckler (Words), XV, 6, 9-10, 15, 1 7 ,
Difjiculties ojMoral. (Ahldkn 23 , 30, 102-103 , 1 56, 293, 296
Temel Sorunlarnn ve renk-i(color), 103
Gtlklerinin Yeni<Jen Gzden deerlendirici (evaluative), 97,
. ' ,
Geirilmesi/ Richard Price), 1 99 103 1 04
Rheorik, 24, 27, 33-35 , 1 1 9, 301 Spekulasyon, 94, 172, 249
' Rza retisi (Doctrine ofConsent) , Spencer, Herber , 285-286
1 8 1 -1 82 Spinoza, Baruch, 1 37 , 1 58-163, 249,
Ritual, 1 25 255
Rol betimi (Role desctiptioi), 107 S. Anselmus, 1 32-133
Roma dini (Roman religion), 122 St. Augustinus, 57
Roma imparatorluk proJearyas (Roman St. Paulus, 1 30-133
imperial proletariat), 1 26
Dizin 315

Standardlar, Vll, 50, 104, 123, 150, 1 54, Theognis, Megaral, 9 , 1 3


1 69, 200 , 204-205, 299 Thrasumakhos , 23-24, 41 -44, 55-56
ahlaki, 43, 84 Thukidides, 1 7
moral , 104, 1 23 , 166 Timokrasi, 54
politik, 22, 36, 166 Tin'in Fenomenolojisi (Plenomenology
toplumsal (social) , 41, 1 39, 1 54, 166 ofMindl /Georg Hegel), 230-23 1 ,
Stevenson, C.L., 290, 292-295 240
Stewart, Dugald, 200 Tiranlk (Tyranny), 54, 234
Stoaclk retisi (Doctrine of Stoicism) , Titus LJvius Uzerine Sylevler
1 1 5, 1 1 9, 1 2 1 - 1 23 , 230 (Machiavelli), 144
Stoik (Stoical), 1 1 9, 1 2 1 - 1 22 Tolsoy, Leo, 86
Strauss, D.F., 241 Toplumsal birlik (Social unity) , 1 1 1
Su (Guilt), 1 62, 205 Toplumsal deiim (Social change),
Supplt!ment au voyage de VIIl , 6, 1 57, 1 66, 2 1 9
Bougainville(Bougainville'in Toplumsal dzen (Social order), XIV,
"Seytlat"ine Ek I Denis Diderot) , XXII, 1 2- 1 3 , 15-16, 23-24, 3 1 , 52,
209 9 1 , 95, 1 1 3 , 1 1 5, 1 34, 141 , 146, 1 57,
eref (Honor) , 54, 70, 94, 145, 206 165, 1 7 1 ' 213, 215, 226, 236, 238,
len (Symposium /Platon) , 47, 59-61 242
Tabu , 99- 100 Toplumsal erdell!ler (Social virtues) ,
Tahakkm (Donination), 149-150, 152, 198
1 57, 256, 269 Toplumsal kimlik (Social identity) , 1 4 1 -
Tahrikiler (Agitators), 233 142
Tanr (Gml), 111, 57, 7 1 , 107, 1 1 5 , 1 25 , Toplumsal kurallar(Social rules), 24,
1 27-136, 1 38-140, 142, 146, 1 48 , s , ss
150, 1 56, 159, 1 66- 1 7 1 , 1 88, 190- Toplumsal kurumlar(Socia1 insiutions),
1 9 1 , 1 95, 201 , 224, 227, 238, 247- 203-204, 209
249, 254, 258, 286, 303 Tragedya, 61 , 95, 1 1 2- 1 1 3
Tanrclk (Tleism), 1 28 , 1 35 Transcendental nesne (Transcendental
Tanrtanmazclk (Atleisn), 128 objec) , 61 , 72
Ttrih Felsefesi (Philosoply of History/ Treatise of Human Nature (insan Doas
Georg Hegel), 236 {}zerine nceleme/ David Hume), 1
Tarihsel anlat(Historical narrative) , 92, 1 98
1 69 Tucker, Abraham, 1 90
Tarihsel ardklk (Historical Tutkudalk (Compassion), 209, 252
sequence) , 106-101, 290 Tutkular (Passions), 8 1 , 1 1 2, 1 6 1 , 184,
Tarihsel relativism(Historical 1 87- 1 88 , 190, 1 92-193, 199, 228
relativism), 1 IO Tutumluluk (T/rift), 78, 85, 302
Tefrit (Deficiency) , 75-78 Tilm Tiranlara Atlan bir Ok(An Arrmv
Tektanrclk (Monotheism), 128 Agains Ali Tyrants I Richard
Telkin, 62 Overton) , 173
Jn doas (lnculcation , nature of) , Two Treaises ofGovernment (Yiinetim
62 zerine iki inceleme /John
Teokrasi, 140, 149 Locke) , 179
Teoloji, 11-111, 69, 126, 1 35-136, 142- Umut (Hope) , 1 1 6, 1 2 1 , 1 33, 247 , 262
143, 1 56, 159, 1 63 , 189-19.1 , 1 94, Utan-verici (Disgraceful), 35-36
208, 223 , 290 Utanma (Modesty), 79
Tereddd (Perplexity) , 62-63, 1 1 0 Utilitarianism (Faydaclk I J.S. Mili),
TevSzu , Alakgnlllk (Humility, 270
Meekness), iV, 78, 89, 1 3 1 Uzlam(Convention) , 21 -22, 39, 1 20
Theatetos (Platon), 20 Uzlama (Agreement), 150, 1 54
316 Ethik'in Ksa Tarihi

Vahyin yasas (law of Revelation), 1 33 Yarg (Judgement) , X, 10, 17, 50, 69,
Vicaire Savoyard(Savoie'lu Ky Papaz/ 1 58 , 188,- 1 93 , 277, 279, 297, 304
JeanJacques Rousseau), 2 1 3 Yasaklama (Censorship llnhibition) , 99,
Vicdan (Conscience), 1 88 , 2 1 4 , 256 1 1 3 , 1 38
Vico, Giovanni, 203-204 Yasalar (Platon), 33, 59, 62-64
Voltaire, Franois, 208 Yeni Ahid (New Testament), 1 27, 132
Warnotk, Mary, 298 Yergi (Blame), 1 1
Weber, Kari, 205, 233 Ynetici snf (Ruling class), 54, 1 1 1 -
Whichcote, Benjamin, 1 83 1 1 2 , 259
Whole Duy of Man(/nsdnn Btn Yce gnll adam (megalopsuklws,
devi I Richard Al lestree) , 1 94 great-souled man), 89-90, 197
Wittgenstein, Ludwig, 57, 266 Yce gnlllk(Generosity) , 79, 134,
Wollaston, William, 1 93 144
Wollstonecraft, Mary, 263 Zaaf, ahlaki (moral) , 87
Ya/Ya Da (Either!Or I Sren Zenginlik(Wealth), 1 3 , 54, 56, 69-70,
Kierkegaard), XV, 246 72, 92, 221
Yalan syleme(Lying) , 88, 109- 1 10, Zenon , 1 1 9
193- 1 94, 225, 227 Zihnin huzQru (Peace of Mind), 1 2 1
Yanlabilirlik (Fallibility) , 87-88, 90 Zina (Adultery), 76, 1 94
Yanlsama (lllusion) , 1 1 5 , 158, 228 Zor (Force), 80, 88, 150, 154-155, 262
Yanl bilin (False comciousness) , Zorlama (Compulsion), 26, 79-8 1 , 241 ,
234, 237 Zulm (Oppression, Persecution), 168,
'
Yapp etmeler (Deeds) , 98-99, 104 , 212
Paradigma'nn Gndemindekiler

Hans Georg Gadamer, Hakikat ve Yntem


Giambattista Vico, Yeni Bilim.
Kant, Saf Akln Eletirisi
Richard Rorty, Felsefe ve Doann Aynas
P. Tillich ; Ahlak ve tesi
Edmund Burke, "Gzel" ve "Yce" delerimizin Orijini zerine
Felsefi Bir Aratrma
Longinos, Yce zerine
Alasdair Maclntyre, Egzistansiyalizm
Anthony Giddens , Sosyal Teorinin Merkezi' Problemleri
Anthony Giddens, Sosyolojik Yntemin Yeni Kurallar
G. Steiner, Babil'den Sonra: Dilin ve Tercmenin Boyutlar
Joseph Rouse, Bilgi ve ktidar/Bilimin Politik Felsefesine Doru
Paul Hhnerfeld, Heidegger: Bir Filozof, Bir Alnan.
O. Pggeler, B. Alleman, Heidegger zerine ki Yaz
J. -G. Rossi, Analitik Felsefe
F. E. Peters, Grek Felsefesi Terimleri Szl
Hsamettin Arslan (der.) ,Gelenek, Hermeneutik ve Retorik
M. Sheikh , slam Felsefesi Terimleri Szl
Richard Bernstein , Objektivizmin ve Rlativizmin tesinde:
Bilim, Hermeneutik ve Praxis
P. L. Berger - T. Luckmann , Gerekliin Sosyal nas/
Bir Bilgi Sosyolojisi Denemesi
K. M. Wheeler , Romantizm, Pragmatizm ve Dkonstrksiyon
Robert, A. Nisbet, Sosyolojik Gelenek
Hugh J. Silverman, Tekstaliteler
W. J. Wainwright, Din Felsefesine Giri
S. Priest, Zihin Felsefesine Giri
A. Cevizci , Etie Giri
A. Cevizci (der) , Metafizie Giri
A.Altnrs(der) , Dil Felsefesine Giri