You are on page 1of 749

SUAD EL-HAKM

BNL-ARAB SZL

<
KABALCI YAYINEV: 250
Szlk Dizisi: 6

Dr. Suad el-Hakm, Lbnan niversitesinin Tasavvuf blmnde


retim yesidir.
Suad el-Hakm
El-Mcemu's-Sjl. El-Hikmetf Hudd'l-Kelime. Beyrut 1981.
bnl-Arabl Szl Kabala Yaynevi, stanbul 2004
Birinci Bask: Austos 2005
Yayma Hazrlayan: Ergun Kocabyk
Kapak Dzeni: Gkmen Ekincioglu

KABALCI YAYINEV
Himaye-i Etfal Sok. 8-B Caaloglu 34410 stanbul
Tel: (0212) 526 85 86 Faks: (0212) 513 63 05
www.kabalci.com.tr
yayinevi@kabalci.com.tr

Bask ve cilt: Yaylack Matbaas, Tel. (0212) 567 80 03


Litros Yolu Fatih Sanayi Sitesi, No. 12/197-203 Topkap, stanbul.

KTPHANE BLG KARTI


Cataloging-in-Publication Data (CP)
el-Hakm, Suad
bn'l-Arab Szl
1. Tasavvuf 2. slam 3. slam Felsefesi
ISBN 975-8240-017-1
SUAD EL-HAKM

IBNL-ARAB
9 9

SOZLUGU
eviren: Ekrem Demirli
Mc.nevi babam Efendimiz Ebul-Abbas ed-Dandaravy e ...
Harflerim senin Muhammedi niteliklerinin eiinde kalr,
noksan yapmaktan duyduum utan onlar ekillenmekten men
eder. Bylece aciz olarak gerisin geri dnerler. Senin yetkin
liinin gzellii ise, her anlatmn zerinde parlar.
"Allah'a, peygamberlerine, zet veya ayrntl olarak getirdikleri
ne iman ettik. Getirdii eylerin bir ksm zet, bir ksm ayrntl
olduu gibi, bir ksm bize ulam, bir ksm ulamam ve bizde
sabit olmamtr. Biz peygamberin getirdii her eye iman eden
leriz. Ben iman anam-babam taklit ederek aldm ve imanma
gre amel ettim, ta ki Allah benim gzm, kalp gzm ve
hayalimi aana kadar. Artk hakikat benim iin grlr hale; tak
lit sayesinde tahayyl ve vehmedilen hkm de gerek hale
gelmitir. imdi, sylediim ve yaptm eyi, kendi inancm,
mahedem ve grmem nedeniyle deil, Hz. Peygamber'in s
zne dayanarak sylemeye ve yapmaya devam ediyorum."

Muhyiddin Ibnl-Arab ( h. 560-638)

el-Fthtl-Mekkiyye, c. III, s. 323.


TEEKKR

Szme stadm, deerli kaybmz, Baba Dr. Paul Nwyiaya derin teekkr ve tak
dirlerimi sunarak balamak istiyorum. stat, btn deneyimini, uzmanln, klt
rel ve dnsel birikimini benim dnsel ve yaznsal geliimimin nne parlatlm
bir ayna olarak koydu. O dncesinin etkinliiyle beni perdelememi, beni bu ya
pda olumam iin gayret sarf etmemi, bunun yerine ztm onun aynasnn doru
luunda parlamas ve billurlamas iin brakmtr. Bylece harflerin ardnda, keli
melerin ardnda karlatk.
Scak kranlarm ve samimi takdirlerimi, bu szln terimlerinin byk ks
mm okuma ltfunda bulunan ve cmertlii beni derin tasavvuf! birikiminden yarar-.
lanmaya hrslandran am Arap Dili Blm retim yesi Dr. Abdlkerim el-
Yafiye sunuyorum.
Ayrca bana yazma eserlerinden bu szln satrlarm ortaya karttm genel
ve zel ktphanelerin kaplarn am olan Muhammed Riyaz el-Malihe de k
ranlarm sunarm. O ne vakitte ne de gayrette bir cimrilik yapmam, srekli ara
trma ve aratrmaclarn hizmetinde olmutur.
Son olarak, bu etin iin dar patikasndaki yoldaa, eim Haan erefddine
kranlarm sunuyorum. En samimi kranlarm, sayesinde ayakta kaldm al
ma ciddiyetiyle kiisel kanaatine sunuyorum. Onun azmi mitsizlik anlarnda benim
azmimi glendirmi, onun tebessm, sabr ile beni yolu ikmale ulatrmak iin, en
karanlk alma gecelerimi aydnlatmak iin gelmitir.
KISALTMALAR

ANKA A r ik a -i M u r ib

AS. Altnc Sifr


BS. Birinci Sifr
BS. Beinci Sifr
BULGA B l a t l- a v v a s

CELALE K i t a b l - C e l l e

DS. Drdnc Sifr


ECVIBE E c v ib e t -L a ik a

ESFAR Kil a b l - E s f a r
ESRAR R i s l e t 'l - E s r a r b i 'l - B a i Z u h u r u l - V c d

ESRARUL-KUDS M d h e d e t E s r a r i 'l - K u t s i y y e

FUSS F u s s u 'l - H i k e m

FTHT e l - E t h t l-M e k h iy y e

HALVET K i l a b l - H a lv e l

HATM H a t m l- E v liy a

IK. Klli
n s a n -1

NSAN 2nsan- Klli


NA I n a d - D e v a i r

RAD K ila b u \ -r $ a d

IRAD R i s l e t l - l r a d

S. ikinci Sifr
IARAT Ijarat'I-Kuran
1TT1HAD Risdletl-ltihadiJ-Kevn
KENZ M r i f e t l - K e n z i l - A z iT n

LAYEULU Risdie-i l a - Y e u l u A le y h

MEAH1D M e a h id 'l- E s r a r

MEVARD A k r a b u l- M e v d r id

M1RAT M i r a t l- A le m

MUCEM M u c e m - i M e k a y i s i 'l - L g a t

NSHA Nshaii'l-Hak
K ita b

NSHA N$fat7-Hah
RUH Ruhu'J-Kuds
AH1D K i t a b ' - a h i d

AKK a k h u 'l - C u y u b

SUCUN u c u n u l- M e s c u n

TAHRR T a h r i r U B e y a n J i - T a k r i r i u a b i ' l - l m a n

TECRD T e c r i d 'l - B e y a n

TEDBIRAT E t - T e d b i r a t l - ll h iy y e

TERAC1M K ita b - Te r a c i m
TERACIM K t a b u t - T e r a c im

TERCMAN Te r c m a n l - E v a k
TEZKRE T e z h ir e t V H a v a s

S. nc Sifr
VESAL VesaiM Sail
vr. varak
ZEHEB Mucem-i Z e h e b i
NSZ

Gnmzde tasavvuf hakknda yazmak, krkl yllarn ardndan modern asrda gz


lemlediimiz eserlerden uzaklaarak bizzat metinlere dnmemizi gerektirir. Sz ko
nusu eserler, grnte nesnelliin gerektirdii bilimsel bir yntem tam olsalar
bile bu tslami tecrbeyi anlamaktan uzak aratrmalardr. Ayrca bunlar, birbirlerini
aktararak birbirlerinden domu eserlerdir. Dolaysyla, baz istisnalar hari, tasav
vuf ve ricali hakknda yazlp da yazarnn kendisini nesnel aratrmasnda younla
trd zgn bir kitap bulmak neredeyse mmkn deildir. Bu tr eserler, baka
yazarlar taklit ettii iin, tasavvufun douunu, isimlendirmenin sebebini ve tasavvufun
kaynaklarn ieren kitaplar olarak ortaya kar.

Tasavvuf aratrmaclar, her ilimde mahir olduklarn ve nesnel davrandklarn


zannederek sfi metinleri ideolojik okumaya ynelmilerdir. Gnmzde tasavvufi
nitelikte olabilmesi iin bir aratrmann kklere dnmesi gerekir. Bu dn, ara
trmacyla sf arasnda ierden bir ilikide belirli bir ayrm gerekletirir ve ara
trmacnn nne tecrb-dini bir bak as sunar. Bu bak as, boyutlarna deru-
ni ve insani bir boyut daha ekler.

Kklere dn, aratrmaclarn nne pek ounun dm olduu bir ortakl


sunar: tasavvuf! tecrbeyle onu ifade etmeyi ayrt edememek, dolaysyla bu ikisini
rttrmek. Aratrmaclarn slam tasavvufunu bazen Yunan, bazen Hint bazen 1-
ran kaynaklarna dayandrmalarnn sorumlusu tecrbe ile tecrbenin aktarm ara
sndaki bu rttrmedir. O halde, sfinin bilgi ve ak konusunun paralelinde, yaa
d tasavvufi tecrbe, harflerden, kelimelerden ve bakalarndan uzak, znel bir
erevede gerekleen dinamik bir tecrbedir. Sz konusu tecrbe, bir yaklama ve
bir bilgi tecrbesidir ve en canl kayna Kuran ve Snnettir; Kuran kaynakl bir
yntemden doan dini tecrbedir. Allah yle buyurur: Allahtan korkun. O size
retir. Baka bir ayette ise Gklerin ve yerin yaratl hakknda dnn buyrulur.

Sz konusu tecrbenin ifadesine gelince, bu, znellikten bakalarna doru k


maktr. Baka bir ifadeyle bu, sfinin derinlerdeki yolculuundan ufuklardaki yolcu
lua dnmesidir. Burada znellik, ifadeye dntnde yeni biimler kazanr. Ar
tk o, bakalarnn dilini alr. Bu ise, Peygamberin insanlarla onlarn akllarna gre
konuun emriyle uyumludur. Bylece sylem, belirsiz znel bir dnyadan harflerin
snrlarna, bakalarnn anlayna, akllarn lsne iner. Bu ifade dzleminde iba
reler, terimler ve anlaylar hitabn balamna girer. Sfi de bakalaryla iliki kurma

9
NSZ

abasnda tecrbesini aktarmak iin onlar kullanr. Dolayl olarak da kklerini Do


u felsefelerinde, Yunanda bulduumuz terimler ortaya kar. fade dzlemi, tecr
benin duruluk ve arnmlm takip eden ikinci merhaledir. Fakat acaba sfiler
kendi tecrbelerini bakalarnn diliyle ifade edebilmi midir? Edememilerse, bir
sfi szlnn imkn ortadan kalkar ve onlar hakkmdaki aratrmalar birtakm te
orilerle snrl kalr. Yoksa, sfiler tecrbelerinden yeni bir dil yaratabilmiler midir?

bnl-Arab ncesinde tasavvuf dili neredeyse tek bir esas tarafndan kuatlm
t. Bu esas, dilin dnme ve tecrbeyi ifade eden bir dil olmasyd. Bu nedenle o
dnem sfilerin sorunu, ifadeyle snrlyd ve onlar harfin snrlarndan ve snrsz
tecrbenin boyutlarn tamadaki yetersizliinden ikayet etmede gr birlii iin
deydiler. nk kelime yaanan bir hali genel olarak ifade edemediinde, tecrbeyle
rtmeye doru umutsuz bir aba iinde pek ok kelimenin art arda ve defalarca
zikredildigini grrz. Bu nedenle ilk dnem sfilerin eserlerinde harf ve kelime,
baka, teki ve ifade edilenin yannda ikinci olarak ortaya kt gibi kelimenin tec
rbeyi ifadedeki acizlii, hatta ieriiyle gerek anlamda bir olamay da ortaya
kar. Belki de bu acizliin sebebi, sfilerin bireysel doas olan zel bir tecrbeyi o
tecrbenin retmedii genel bir dille ifadeye alm olmalardr. Daha nemlisi i-
se, bu ifadenin bizzat tecrbenin iinden kaynaklanm olmasdr. atah, sarholuk,
fena, akln yitirme gibi slkta ortaya kan kendinden geme trleri altnda sylen
mi ifadeler bunu gsterir.

Ibnl-Arabl, tasavvufi tecrbesinden ayrlp onu tahlil edip vecd ve haller ala
nndan mantk ve teoriler alanna tayan ilk sfilerden birisidir. Bu nedenle baz
kimseler onun soukluunu kabul ederken, bazlar da bilinmeyen sfileri bu le
me tad iin onun stnln kabul etmitir. bnl-Arab, geni ve zengin tec
rbesinin yanna, bu tecrbeyi ifade ve aktarma yeteneini eklemiti. nk o, b
tn klasik aralarn vastasyla doru ifade edebilme yetisine sahipti. Bylece tek bir
dncesini szel sanatlarla ifade ettiini grdmz gibi, kelimenin de dnceyi
ifade iin deil, onu oluturmak iin ieriiyle birletiini grrz. Bylece kelime,
anlamn ikiletiren bir teki olmaktan uzaklaarak, ieriin kendisi haline gelerek
bire dnr. Bu nedenle bnl-Arabde kelimenin snrll ve tecrbeyi ifadedeki
yetersizlii hakknda bir ikayet bulamyoruz. Aksine kelime bizzat ierie dnr.
Dolaysyla lbnl-Arabde eanlaml kelimeler oalmaz, aksine her terim dierin
den farkldr. nk her terim bir hakikati simgelese bile, hakikatle ilikisi, sadece
kendisine zg ve bakasnn ortak olmad zel bir adan gerekleir. O halde ke
lime, tek ierie sahiptir. nk Ibnl-Arabde kelime, istenileni ifade gcne sa-

o
NSZ

hiptir ve bu nedenle farkl kelimelere ihtiya yoktur. bnl-Arabnin diliyle ifade


etmek istersek yle deriz: Tasavvufi tecrbe zahir, onu ifade ise mazhardr. Dolay
syla tecrbe, ancak birtakm kelimelerde gereklemi olarak mazharnda ortaya
kabilir.

Dil ve tecrbe arasndaki bu uyum, tecrbe olgunluk aamasna ulamadan


gereklemez. Bu seviyede ise tecrbenin etkinlii, kendisini ifade etmek zere da
dner. lbnl-Arabde bulduumuz ey budur. u var ki, bu rtme iki lemin var
ln ortadan kaldrmaz: Birincisi armml halinde ya da tecrbenin znelliinde
onu yaayann lemi; kincisi ise, bakalarnn lemidir. kinci lem, bir adan tec
rbenin ifadesi balamnda ortaya kan dnsel problemlerde kendini gsterirken,
te yandan canl bir dilde kendini gsterir.

bnl-Arabyle birlikte tasavvuf ufkunda yeni bir dil ortaya kmtr ki, bu dil,
yeni bir dnsel yntemin ve alt asr boyunca olgunlam lslami bir tecrbenin
ve kapsaml bir lem anlaynn rndr. Bu anlay, sadece lslami dzeyde deil,
evrensel dzeyde de mstesna ynteme dayanan orijinal bir anlaytr. tbnl-Arab,
ierdii btn boyutlaryla bu dncenin son merhalesi olabilmitir. Aristoteles
Yunan dncesinde bir aamay nasl sona erdirmise, eserleri nceki tasavvufi tec
rbeyi ieren ve bylece gemi alt asr kuatp gelecek alt asr da belirleyen bnl-
Arabye de byle bakmak gerekir. Baka bir ifadeyle, slam dindarlna ve dnce
ufkuna evrensel bir genilik kazandran bnl-Arabye bu byk zgnlk dzle
minde bakmalyz.

bnl-Arabnin tasavvufla ilgili ansiklopedik her almadaki nemi buradan ge


lir. tbnl-Arab, bir adan tarihsel geliimi boyunca tasavvufi tecrbenin imknla
rn nmze sunan zirveyi temsil ederken, baka bir adan terimler oluturmada
artc bir gce sahiptir. bnl-Arab herhangi bir hali ya da lemi ya da bir merte
beyi ya da hkm aklamaya altnda, onun grnmlerini de aklar ve daha
nemlisi ona bir isim verir. bnl-Arabnin kendilerine egemen olma'k uruna eya
y isimlendirmedeki bu srarl arzusu, yeni bir dil yaratr. Bu dil, nceki tasavvufun
btn dnceleri ve tikel konular nne birtakm isim ve terimler koymaya imkn
salar. Btn bunlar, bir adan s/i szlnn ortaya kmasn meru klarken te
yandan bu szln bnl-Arabye aidiyetini kesinletirir. O halde bnl-Arab sfi
dilinin ve terimlerinin kutbudur. Sofilerin metinlerinde karlatmz her terim ya
bnl-Arabde yetkinliine kavuur ya da bnl-Arabde gerek anlamn kazanr.

Acaba bu yeni dil kendisine dil ismini vermeyi hak edecek dzeye km mdr?


NSZ

Soruya lbnl-Arabnin terimlere bakndaki yntemden karttmz birka


sonula uygulamal olarak yant vermek gerekir.

bnl-Arabl, kimi terimlerin (tevekkl, istikamet gibi) ieriini boaltarak onlar


mantksal bir dzeyden olgucu dzeye tar. Szgelimi, geleneksel tasavvufta tevek
kl, sahibini belirli bir nitelikle ayrtran tevekkl edenden bakasnn tamad
zel bir anlam tar. Ibnl-Arab ise, nceki sfilere gre tevekkln anlamn ak
ladktan sonra, bizi kendi zel bakma tar: Bu meyanda o, tevekkl edeni bakala
rndan ayrt etmez. nk realite dzleminde herkes, istese de istemese de tevekkl
eder. nk her eyin ve her eydeki gerek fail, Allahtr. Bylece tevekkl ve ben
zeri kelimeler, geleneksel tasavvufun makam ve menzillerinden ayrlm, zel ierik
lerinden boaltlm olur. Fakat tbnl-Arabriin diyalektii bu olumsuzlama nokta
snda durmaz, bilakis kelimeye yeni bir olumlu anlam verir. Olumlu anlam, tevekkl
eden diye isimlendirilen kimseyi bakasndan ayrt etmeyi salayan jarkmdalkuT.
Baka bir anlatmla tevekkl eden (mtevekkil), lemdeki bu tevekkl olgusunun
farknda olan kimse demektir. Bylece Ibnl-Arab, iki irade ve iki varlk varsayan
btn geleneksel makamlar, geleneksel ikilii kuatan anlay, bant ve tamlama
larla dolu zengin bir birlie dndrr.

bnl-Arab psikolojik, bilgisel, toplumsal ve ahlaki anlamlan olan terimlerin


ounu kevm-olusal bir varl ifade iin, iyi ve gzel deer yarglarndan uzak on-
tolojik bir dzleme tar. Szgelimi kemal, biline gelen ahlaki bir tasavvuru
gstermez, bilakis olutaki niteliksel bir toplanml anlatr. Bu balamda insan
kamil saylr ya da kemale yakndr. Omur kamil olmas, kendilerini aklca ya da di
nen veya bilgice deerlendirmeksizin, insanlk mertebesinin niteliklerini varlnda
toplamasna baldr. Ayn ekilde, fena ve beka da, geleneksel tasavvufun ruhsal-
psikolojik belirli iki hal diye yorumlad terimlerdi. bnl-Arab ise onlar ikinci
aamaya, yani varlk dzlemine tar. Bylece fena ve beka, bnl-Arabnin gr
yle, varln yok olmas ve ortadan kalkmas, sonra varln benzeriyle geri dn
mesi anlamna gelmitir. Bylece bu iki kelime, bilin ve duyumsama alanndan d
varlk alanna tanmtr.

bnl-Arab baz terimleri belirli ve belirsiz kullanr. Bu kullanmdaki esasn


kaynana dikkat etmediimizde, eliik kullanldn hissedebiliriz. Bu balamda
terim belirli kullanldnda, bizzat tanmlanm belirli bir kimsedir, belirsiz kulla
nldnda ise, kendisine ulaan herkese verilmi bir mertebe veya niteliktir. Buna
yle rnek verebiliriz: Kalem (belirli, el-Kalem), Yce Kalem, yani ilk yaratlm

12
NSZ

eydir. Burada Kalem tektir; kalem ise (belirsiz, kalem), edilgenlik ve diiliin kart
olarak erkeklik ve etki zellii demektir. bnl-Arabnin atmosferine aina olmayan
ve yaln anlatmn etkisindeki okuyucu, bu zel karsamalar deerlendiremeyebilir.
Fakat bnl-Arabnin teorilerini ortaya koyma slubunu bilen kimse, eserlerinin
fazlal ve terimlerinin danklna ramen, onun dncesinin dinamiklerine u-
lamamz salayabilir.

lbnl-Arab, szgelimi el-Ftht'l-Mekkiyyenin giriinde lk yaratlm Yce


Kalemdir der. Sonra, farkl konularda yzlerce sayfa yazdktan sonra bu kez onun
Levha olduunu syler. Acaba elimekte midir? Asla! Birinci cmlede lbnl-Arab,
Kalemi belirli kullanmtr. Bylelikle onunla tek bir bamsz zat ifade etmitir.
Yce Kalem, zel isimdir. Halbuki ikinci cmlede Levha kelimesini belirsiz kullan
mtr. Dolaysyla Ibnl-Arab, ikinci bir yaratlmtan sz etmez, burada sz ettii,
edilgenlik mertebesidir. O halde ilk yaratlm Yce Kalem, ulhiyetten etkilenmi o-
lan eydir ve bu ynden de Levhadr.

indeki her eyin hareket ettii fikr bir erevede terimlemi ve tanmlanm
her kelimenin mira ettiini [ykseldiini] grmekteyiz. Kelime, tek bir tanmda
kalmaz, aksine anlam farkl renkler kazanan bir erevede artar. Her renk, tecrbe
nin aamalarndan bir aamadr. En uygunu kelimenin diyalektii demek ise de, keli
menin Ibnl-Arabdeki servenini, miraca benzetebiliriz. Kelime, daha alt bir ie
rikten daha st bir anlama, sonra da daha st bir anlama doru ykselir. Herhangi
bir ierikte karar klmaz, bilakis bir noktada son bulmakszn srekli yeni bir anla
ma ulamak iin onu terk eder. Btn bunlar, her ierikte bir nceki ieriin orta
dan kalkmasnn tohumlarn tayan, kelimenin kendine zg dinamik bir ekilde
gerekleir. Sonsuza kadar byle srer, nk terakkinin bir sonu yoktur. Ibnl-
Arab, kelimelerin ieriklerindeki bu ykseliindeki tutumuna ... bundan daha stn
bir dille ... diyerek iaret eder.

Kelimenin mazmnlardaki ykseliindeki diyalektii grmek iin yaln bir rnek


verelim. Bunun iin de Ibnl-Arabye zg olmayan, fakat onun dilinin yeniden yo
rumlad gurbet kelimesini seelim. Gurbetin ilk anlam, geleneksel olarak sfilerin
kendisine ykledikleri doal anlam vardr. kinci anlamnda ise, birinciden daha
yksek bir anlam kazanr. nc anlamda ise, bnl-Arabnin varln birlii
retisine gre yeni bir anlam kazanr. Birinci anlam: Gurbet maksad aramak iin va
tandan ayrlmaktr (el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, s. 527). Sfiler gurbet ile kalpleri
nin Allah ile beraber bulunmasn kast ederler (el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, s. 528).

13
NSZ

kinci anMm: Ariflerin gurbeti mmkn olutan ayrlmaktr. nk mmknn va


tan, imkndr (el-Ftht'l-Mekkiyye, c. II, s. 529). Mmknn vatan, nce yok
luktur. Yokluk onun gerek vatandr. Varlkla nitelendiinde ise, vatanndan ayrl
mtr (el-Ftht'l-Mekkiyye, c. II, s. 529). nc anlam: Kmil ariflere gelince,
onlarda kesinlikle gurbet yoktur. nk onlar, kendi meknlarnda sabit hakikat
lerdir, vatanlarndan ayrlmamlardr. Hak onlar iin bir ayna olduunda, aynaya
yansyan grntler gibi, suretleri onda ortaya kmtr. Onlar varlkta mahede
ehli olan kimselerdir. O halde gurbet mertebesi, rical [adamlar] mertebesinden de
ildir. Dolaysyla hakikatleri bilen kimselere gre gurbet, ne vardr ne de gerek
lemitir (el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, s. 529).

Ibnl-Arabde baz terimler vardr ki, bunlar onun tasavvuf! tecrbesinin rn


deildir. Aksine bu gibi terimlerde Ibnl-Arab! bir eletirmendir. Szgelimi, ilah-
mutekad [inanlan ilah], ilah- mec'ul [yaratlm ilah] vs. Bunlar bnl-Arabnin
duruunun rn deil, bilakis salt bir isimlendirme faaliyetinin rn olan terim
lerdir. Ibnl-Arab, Allaha ibadet eden herkesin teorik dncesiyle yaratt bir su
rete sahip olmas gerektiini dnr. Bu surette Hakk arar ve bu surette O na y
nelir. Bylece bnl-Arab Herkes putperesttir" der. Burada nemli husus udur:
bnl-Arab, bu terimlerde kendi eletirel tavrn hissettirmez, aksine kiisel bir dil
kullanr ve bundan benimsedii bir gerei ifade ettii zannedilir. Gerekte ise,
bnl-Arab gr reddetmek iin aktarr. bnl-Arab aratrmacsnn ifade fark
llklarn incelemesi ve dilin geliim aamalarna dikkat etmesi bir zorunluluktur.

bnl-Arabnin teorilerini kuatmaya binlerce sayfa yetmez, fakat bu binlerce


sayfay bilimsel bir ekilde zetleyebiliriz. bnl-Arabnin temel tutumlarn en iyi
zetleyen terim, belki de, srekli olarak kendisine ulat varlk birliidir. Bu terim
erevesinde bnl-Arabnin dncelerini ifade edebiliriz.

HAK VE HALK

bnl-Arabnin birliinde Hak ve halk arasnda bir iliki vardr ki, bu iliki tam bir
ayrma ulamay engelledii gibi ayn zamanda trde bir birlie ulamay da imkn
szlatrr. Bu iliki, her ikisini canl bir terkipte bir araya getirir ve halkn [yaratl
m, lem] Hak ile nasl giriik olduunu yorumlamaya alr. Bazen halk, bu ismi
yitirmeden, bir an gelir Hak olur. te Hakk- halk, veya Hakk- Hlik gibi terimlerin
olumasndaki ilk sebep bu tutum olmutur.

M
NSZ

tbnl-Arabnin dsal ztlklar diri bir btnlkte nasl uzlatrdn ve bura


dan Hakji-halk [halkta Hak], halkfi-Hak [Hakta halk] gibi bu birlii anlatan yeni te
rimler ve kelimeler rettiini grrz. Bu, aslnda canl ve dinamik bir retimdir ve
geleneksel ikiciliin erevesinden ortaya km dsal birlie ait hareketli bir bak
tr.

b ir l ik v e o k l u k

Ibnl-Arabnin dncesi her canl olguda Hak ve halk uzlatrd gibi ayn ekil
de bunun benzer ekilde birlik ve oklua da nfuz ettiini grmekteyiz. bnl-
Arab birinci aamada olua bakar; bu, ftr [yaratltan gelen] diye niteleyebilecei
miz bir baktr. Sz konusu ftrlikte ise oluun okluunu bulur. Baka bir ifadeyle
okluk, grlr bir eydir. Sonra, ikinci aamada dnce ve aratrmasn olua yo
unlatrmada gecikmez; burada ise akledilir bir birlik bulur. Bu da, akledilir birlik
tir. nc aamada ise, herhangi birisini ortadan kaldrmadan belirli bir etkileim
le zikredilen iki sonucu ieren canl-diyalektik bir terkibe ular. te oklukta birlik,
birlikte okluk, ok-bir, bir-ok gibi terimler bu ekilde ortaya kar.

TENZH VE TEBH

Ibnl-Arabi tenzih ve tebih balamnda Kuran ayetlerine ve hadislere bakar. Birinci


aamada Allahn yaratklara benzetildiini grr (tebih) ve tebihi dile getirir. kin
ci aamada ise, Hakk yceltmek zere dnce devreye girer ve Hakk kendisine
yaramayan yaratklara benzetilmek gibi eylerden tenzih eder. Bu durumda tenzih
dile getirilir. nc aamada ise, Ibnl-Arabnin nclleri bir etkileim iine girer
ve tebihte tenzih, tenzihte tebih gibi terimler oluturur. Fakat bu iki ifade, onun d
ncesinin mahiyetinden anlalmaz. Sz konusu dnce, bir toplama veya uzla
trma veya birletirme deil, aksine teorilerin anlalmasnn derinlii lsnde or
taya kan soylu bir terkiptir.

Bu basit rnekler sayesinde, teorilerine dalmadan bnl-Arabnin dncesini


ynlendiren temel unsurlara deinebiliriz. Teoriyi ise kapallklarn aklayan bir
zetlemeyle okuyucuya sunuyor ve szlkteki terimlere ilave olarak okuyucunun
nne onun temel dncelerini ieren satrlar koyuyoruz.

bnl-Arab Szlndeki her kelimenin incelenmesi, ncelikle szlkten seil


mi szlk anlamyla balar. Bunun amac, bnl-Arabnin kelimenin szlk anla-

15
NSZ

mma ne derece bal kald veya uzaklatna okuyucunun dikkatini ekmekti.


Szlk anlam, bnl-Arabi terimlerinin bir aynas saydk. Bu meyanda neredeyse
tek bir szlkle yetindim ki, o da Ahmed b. Farisin Mucemu Mekayisil-Luga adl e-
seridir. Bu szlk, kelimenin esas ve yananlamlaryla ilgili btn kkleri ierdii i-
in seilmitir.

Ardndan kelimenin Kurandaki anlam zikredildi. mkn lsnde, tefsir kitap


larna ba vurmamaya gayret gsterdim. Bundaki niyet uydu: Kuran yorumlamaya
alan herkes, onu kendi aynasyla grmeye ve kendi tecrbesine gre ve kendi
uzmanlyla yorumlamaya almtr. Tefsir kitaplarna bavursaydk, bizi maksa
dmzdan kartan bir Kuran aratrmasna dalm olabilirdik. Bu nedenle, kelimenin
anlamlarm yaln ve teorilerin katmasna frsat vermeden saf bir ekilde Kurandan
kartmak iin gayret gsterdim. Yaln ve saf anlamlar tercih etmekle, szlm
zn konusunu tekil eden terimlere yeni terimler katmamak istedim.

nc aamada ise, kelimenin lbnl-Arabdeki ieriini tanmlamaya altm.


Bu ise, bir ksm maddi bir ksm bilimsel birtakm nedenlerle zenli bir alma ol
madan gerekleemezdi. Belki de en byk maddi sebep, bnl-Arabinin eserleri
nin okluudur. Osman Yahyann doktora almasnn gsterdii gibi, eserlerinin
sadece dkm iki cilttir. Bilimsel glklere gelince: Glklerin en nemlisi
bnl-Arabinin, teorilerini sunumunda mantksal bir yntem bulamaymzdr. Ba
z yazarlarn iaret ettii gibi, bu yntem zellikle hedeflenmi olabilecei gibi baka
nedenlerden kaynaklanm da olabilir. nk eserlerinin byk ksm, herhangi bir
rencisinin sormu olduu sorulara verilmi cevap veya mektuplamalardr. Bu du
rumda byle bir yntem, bizzat amalanmtr. Belki de bnl-Arab eserlerinin bir
ksmn kendisi yazmamtr. Toplantda dostlaryla sohbet ettii sradan olaylar da
ekleyerek, baz talebelerine yazdrm olabilir.

Aratrma konusu olan terimin getii metinleri, aratrdk, sonra bu metinlerin


bir ksmn birbirleriyle karlatrdk ve btn bu aamalardan sonra kelimenin ka
zand anlamlar zetledik. Ardndan terimin ieriim, zikredilen aamalarn says
na gre artan birtakm noktalara bldk. Her noktay kelimenin anlamn aklayan
zet bir tanmla tanmlamaya altk. Okur, dilinin byleyici atmosferine aina ol
sun ve onlar ifadedeki derinliine nfuz etsin diye bnl-Arabnin metinlerinden
pek ok alnt yaptk. Bu nedenle, tercih ettiimiz gr desteklemesi iin her ta
nma bnl-Arab metinlerinden tank veya tanklar ekledik. Her noktada bu delille
ri ifade etmemizin en nemli sebebi, udur: Bizzat kelime veya terim, Ibnl-

6
NSZ

rabde ieriinden btnyle boaltlm olarak yeni bir anlam kazanr. Eski an
lamdan soyutlanm bu kelime, kendine zg yeni anlamn, ancak bir metin iinde
bulabilir. Bu nedenle terimi" kendi anlamlarna, soyutlanmas ve yeniden tanm
lanmasyla yitirdii doasna dndren metinleri zikrettik.

Dorusu byle bir alma, projenin geniliine kyasla yetkin saylamaz. Bir ta-
savvufi szlk, terimlerini tasavvufi tecrbenin ve tasavvufi dilin btn trleriyle
felsefeye, astronomiye, cifre vb ilimlere ald bir alandan seer. Buna bir de
bnl-Arabnin rnlerinin fazlal eklenir. bnl-Arabnin eserlerinden sadece el-
Ftht'l-Mekkiyye bin ksur sayfadr. Byle bir almada yetkin bir dzeye u-
lamak, bir aratrmac topluluunun gayretine gereksinim duyar. nk bu du
rumda bir szlk onlarca cilt olabilir. Nitekim, Aqiunal Aziz Thomasnn terimle
riyle ilgili bir szlk, byk hacimli yirmi drt ciltten oluur ve bnl-Arabnin me
tinleri ondan az deildir. Yine de elinizdeki szlk, yetkin olmasa bile, bilimsel-
nesnel bir adm saylabilir.....

Dr. Suad el-Hakm

Beyrut, 1981
EVRMENN SUNUU

bn'l-Arab Szl, Lbnanl kadn aratrmac Suad el-Hakmin uzun yllar emek
verdii el-Mucemus-sufi: el-Hikmet Fi-Huddi'l-Kelime adl eserinin eviriidir. Sz
lk, yaklak yedi yz terimi iermektedir. Dr. Hakim, aratrmasna terimlerin n
celikle szlk anlamn vermekle balar ve bu konuda da genellikle el-Mucemu Meha-
yisil-Lga adl szle dayanmaktadr. Bazen farkl szlklere veya kimi tefsir kitap
lar gibi baka kaynaklara dayansa bile bu szlk, konusunda en ok kullanlan
eserdir. Kelimelerin kk harflerinden hareketle bir kk tanm yaplm - k i biz
bunlar Arapa harflerin adlaryla zikrettik- ve kkn kullanld genel anlamlar
zikredilmitir. Ancak her kelime Arapa-mastar kkne gre aratrld iin, Trk
e sralamaya gre bir karklk meydana gelebilir. Sz gelimi Baba diye evirdi
imiz kelime, Arapa aslyla eb [Elif ve Ba] harflerinden hareketle ele alnr veya
Mizan diye aktardmz kelime v-z-n kk harflerinden hareketle aratrlr. Bu
noktada Trkeyle Arapa kelimeler arasndaki farka dikkat etmek gerektii gibi
Trke karlk verilmeyen baz kelimelerde ise -ayet kelime tretilmi bir kelime
ise- kelimelerin kk harflerinin zikredildiine dikkat etmek gerekir.
Ardndan kelimenin ayetlerdeki kullanmlar zikredilir. Bunun iin kelimenin
dorudan getii ayetler seilmi ve bunlardan bnl-Arabnin zellikle tercih ettii
ve terimin ruhuna uygun olanlar seilmitir. Burada yazarn maksad, kelimeyi ak
lamak ve kimi anlam farklarna dikkat ekmek, ancak daha nemlisi bnl-Arab
nin kaynaklar hakknda bir fikir vermektir. Gerekten de, hangi felsefi ekolden et
kilenirse etkilensin, bnl-Arabnin temel referans metni ve kayna hi kukusuz
Kuran- Kerimdi. Bununla birlikte ayn ayetlerin veya belirli bir varlk grnn
yap talar haline gelen kelimelerin geleneksel anlamlarndan farkl yepyeni bir an
layla yorumlanmas, bir dnr olarak bnl-Arabnin slam dncesine katks
balamnda dikkate deerdir.
Son olarak bnl-Arabnin metinlerinde terimin nasl kullanld incelenmitir.
Bunun iin yazar, nce kendi deerlendirmelerini zikretmi ve her terim hakknda
bir giri yapm, ardndan kelimenin getii metinler rnekleme yoluyla zikredil
mitir. Bu ynyle kitap, teknik anlamyla bir szlkten daha ok, bnl-Arabnin
dncelerine ve metinlerine giri diye isimlendirilebilir ve zellikle baz terimlerde
bu durum daha ak grlr. Metinlerde dikkat edilmesi gereken bir husus da, uzun
metinlerin zetlenmesidir.

19
EVRMENN SUNUU

Eserde zerinde durulmas gereken baka bir konu dipnotlardr. Yazar, hacimli
saylabilecek eserine zengin ve geni dipnotlar eklemi. Bu dipnotlar, bazen bnl-
Arabnin farkl metinlerinden, bazen baka sfilerin metinlerinden, bazen farkl a-
lanlardaki metinlerden yaplm uzun alntlar, bazen szlk ii apraz atflar veya
ileri okumalar iin bn'l-Arabnin ve dier sfilerin eserlerine dnk atflardr.
Bunlarn hemen hepsini dipnotlarda zikretmeye altk, ancak zellikle saha dn
dan saydmz kimi metinlerin -s z gelimi imamet konusu getiinde ia kelamc-
lar ile Ehl-i Snnet kelamclar arasndaki gr ayrlklaryla ilgili uzun metinler ak
tarlmas- evirisini yapmayp sadece kaynan zikretmekle yetindik.
Szlk evirisi, herhangi bir kitap evirisinden farkl sorunlar tar. bnl-Arab
sz konusu olduunda ise, bu sorunlara baka sorunlar da eklenmekte. En nemli
sorunlardan birisi, metinlerin aktarm tarzndan kaynaklanmaktadr. Yazar, bazen
uzun metinleri zetleyerek aktarm, bazen de yazma halindeki baz eserlerden ba
lamn bilemediimiz birka cmle aktarm. Bu gibi durumlarda imkn lsnde
Ibnl-Arabnin eserlerine bavurarak sorunu amaya altk.
bnu 1-Arabye ilgi Trkiyede hibir zaman eksik olmamtr. Ancak son yllar
da tasavvuf ve slam felsefesi aratrmalarndaki greli art, lbnl-Arabye ilgiyi da
ha da pekitirmi, bu balamda eviri veya telif pek ok eser yaymlanmtr. Ancak
her eye ramen, bnu 1-Arabnin geni klliyatnn Trkeye kazandrlmadm ve
ikinci el kaynaklarn ve aratrmalarn ancak bir dereceye kadar yararl olabildiini
kabul etmek gerekir. Bu vesileyle bnl-Arab Szl, Ibnl-Arabinin eserlerinin
evirisiyle ilgili geni projenin ilk kitab olarak tasavvur edilmitir ve projenin ilk ki
tab olarak bir szln seilmesi, dier evriler iin bir hazrlk olma gayesi ta
maktadr. Szln ardndan ncelikle Fussu'l-Hikem [eviri ve erh] olmak zere,
bnl-Arabnin risaleleri Muhadaratl-Ebrar, Ina'd-Devair, Ukletl-Mstevfiz, Ted-
biratl-llahiyye, et-Jenezzlatl-Msiliyye, Tercmanl-Evak, et-Tecelliyat, Kitabul-
Vesaya gibi elinizdeki szln de temel kaynaklar olan eserlerin sre iinde ya
ymlanmas hedeflenmitir. Bata Ibnul-Arab Szl olmak zere, btn evirilerin
Trkiyedeki bnl-Arab ilgisini derinlikli bir aratrmaya dntren entelektel
bir zemin tekil etmesi en byk sevincimiz olacaktr.

13.7. 2005
Dr. Ekrem Demirli
demir liekrem@yahoo.com

20
TERMLERN LSTES

A b d .......................................................... .......................................................................................... 35
Aklayc Rehberlik Tevfik R e h b e r l i i ................................................................................. 38
A lk .................................................................................................................................................... 39
Adalet H zinesi.................................................................................................................................. 40
A dem ............................................................................................................................ 4
dem ................................................................................................................................................... 40
A d i........................................................................................................................................................ 45
Adn Cenneti..........................................................................................
Ahit Sahibi.......................................................................................................................................... 49
lemin Aynas.................................................................................................................................... 49
lemin Babas.................................................................................................................................... 49
lemin Btn.................................... ...................................... ..................................................... 49
lemin Mizan........ ........:................................................................................................................. 49
lemin zeti...................................................................................................................................... 49
lemin Ruhu...................................................................................................................................... 50
lemin T oplam ............................................................................................................................... 51
lemin Yce-Byk A nas............................................................................................................... 52
Alkanlk Perdeleriyle Gizlenme................................................................................................... 52
A llah ................................................................................................................................................... 53
Allahn A da..................................................................................................................................... 58
Allahn A r........................................................................................................................................ 58
Allahn Beyyinesi.............................................................................................................................. 59
Allahn Brakt.............................................................................................................................. 60
Allahn E v i......................................................................................................................................... 61
Allahn G lgesi.................................................................................................................................. 62
Allahn ia r...................................................................................................................................... 63
Allahtan Bakas S iv a ............................. ................................................................................... 64
Alt/Altta O lm a................................................................................................................................... 65
A m a '.......................................1........................................................................................................... 66
Ama1 A r...................................................................................... ..................................................... 70
Amel Cennetleri............................................................................................................................... 70
A n a ..................................................................................................................................................... 71
A n k a .................................................................................................................................................... 73
Araf..................................................................................................................................................... 74
Ariflerin ksiri.................................................................................................................................... 75
A r....................................................................................................................................................... 76
A rz....................................................................................................................................................... 78
A skerler............................................................................................................................................. 80
Asli ni.............................................................................................................................................. 81
Ate..................................................................................................................................................... 81

21
TERMLERN LSTES

Ay Peygamberlii Gne Peygamberlii.................................................................................. 84


Ayak/Aya zerinde O lm ak......................................................................................................... 84
A'yn- Sbiteyi Mahede............................................................................................................. 86
A y n a ................................................................................................................................................... 87
Ayn- Sbite/A'yn- Sabite............................................................................................................. 90
A z a b ................................................................................................................................................... 94
A zra.................................................................................................................................................... 96
Ba/B Harfinin N o ktas..................................................................................................................... 96
Baba.................................................................................................................................................... 98
Babalarmz....................................................................................................................................... 99
Balamak......................................................................................................................................... 100
Bahr.................................................................................................................................................... 101
Bal N e h ri........................................................................................................................................... 104
Baak Devleti..................................................................................................................................... 104
Bedel.......... ........................................................................................................................................ 106
Bedenlerin Babas............................................................................................................................. 107
Behime................................................................................................................................................ 107
Bek.................................................................................................................................................... 109
Belks.................................................................................................................................................. 111
Berzah................................................................................................................................................. 114
Berzah Peygamberlii...................................................................................................................... 117
Beer................................................................................................................................................... 117
Beere................................................................................................................................................ 118
Beyaz n c i.......................................................................................................................................... 119
Beyaz l m ...................................................................................................................................... 120
Bildirme Peygamberlii/eriat Peygamberlii............................................................................. 121
Bilinmeyen Yolda............................................................................................................................ 122
Bir eyin Vechi.................................................................................................................................. 122
Birin Bire zel T ecellisi................................................................................................................ 123
Bir-ok.............................................................................................................................................. 123
Birinci Baba....................................................................................................................................... 124
Bulut................................................................................................................................................... 126
Byk lem Kk le m ........................................................................................................... 127
Byk n ci......................................................................................................................................... 127
Byk nsan...................... :.............................................................................................................. 127
Byk K u ra n .................................................................................................................................... 129
Byk Mushaf................................................................................................................................... 129
C ehenn em ........................................................................................................................................ 130
C e m '................................................................................................................................................... 131
C ennet................................................................................................................................................ 134
Cennet ars................................................................................................................................... 137
C e re s ................................................................................................................................................. 139
Cevmil-K elim .............................................................................................................................. 139
Cevherlerin Cevheri........................................................................................................................ 140

22
TERMLERN LSTES

C in ........................................... 141
Cinslerin C in si...................... 142
Cmertlik Hzineleri............ 43
ok-Bir................................... H3
oklua Genel T ecelli......... 144
oklu k.................................... 144
oklukta Genel Tecelli........ 147
D akika.................................... 148
D alal........................................ 149
D in .......................................... 149
D ire k ....................................... 156
D ii.......................................... 137
Divan....................................... 160
D olunay.................................. 162
Dostluk................................... 163
Drt K u ................................. 164
Drt/Drtleme...................... 164
Duhan..................................... 165
Dnya N ehri......................... 166
Dnya ve Ahiretin O lu ..... 167
E cir.......................................... 167
Efrad....................................... 167
Elbiseyi Yam am ak............... 169
E lif.......................................... 169
Em anet................................... 171
En Byk D efter.................. 172
En Byk m am ................... 73
En Byk O lu..................... 173
En Byk T lsm .................. 173
En Byk U n su r.................. 173
En Mukaddes e rir............. 173
En Saygn K urban ............... 175
En Yakn P erd e.................... 176
En Yetkin Bernamec............ 176
En Yce Ev............................ 176
En Yce mam...................... 176
En Yce M anzara................ 176
En Yce Perde...................... 177
Erdemli ehir....................... 177
Eryen Kubbesi...................... 177
Eser, Messir, Messer-Fih 177
Eyann Hzineleri.............. 180
E v ........................................... 180
Evvel h ir .......................... 181

23
TERMLERN LSTES

Ezeli nsan........................................................................................................................................ 185


Fakirlik.............................................................................................................................................. 185
Farzlarla Sevilmek Nafile badetlerle Sevilmek....................................................................... 188
Feraset............................................................................................................................................... 188
Ferdiyet............................................................................................................................................. 189
F eth .................................................................................................................................................... 191
Fetret Hzinesi................................................................................................................................. 196
F eyz.................................................................................................................................................... 196
Ftrat................................................................................................................................................... 199
Ftr Hayat......................................................................................................................................... 199
F tvvet...................................................................................................................................... 200
Gavs.................................................................................................................................................... 201
G ayb ................................................................................................................................................... 201
Gayb Hzinesi................................................................................................................................... 206
Gayb Tecellisi ehadet Tecellisi.................................................................................................. 206
G aybet............................................................................................................................................... 206
Gaybn G ayb.................................................................................................................................... 207
Gece.................................................................................................................................................... 207
Genel H azin e.................................................................................................................................... 209
Genel Nbvvet zel N b vvet................................................................................................ 209
Genel R ablk..................................................................................................................................... 209
Genel Velayetin S o n u ............................................................................................... 210
Gerek V arlk.................................................................................................................................... 213
Gdalarn Gdas............................................................................................................................... 213
Gizli H azine...................................................................................................................................... 213
G lge.................................................................................................................................................. 213
Gl Hkmdarn Halifesi.......................................................................................................... 216
G n .................................................................................................................................................... 216
Gvenilir e h ir................................................................................................................................ 217
G vercin............................................................................................................................................ 217
Hacis................................................................................................................................................... 218
H ak.................................... ................................................................................................................. 219
Hak ile O turan................................................................................................................................. 222
H akikat.............................................................................................................................................. 223
Hakikat A r z ..................................................................................................................................... 225
Hakikatlerin Hakikati...................................................................................................................... 228
Hakikatlerin Topland Y e r.......................................................................................................... 229
Hakkm Aynas.................................................................................................................................. 229
Hakkn Elisi.................................................................................................................................... 229
Hakkm Gelinleri.............................................................................................................................. 230
Hakkn Gerek ahitleri................................................................................................................ 231
Hakkm Hakk .................................................................................................................................. 231
Hakkn H zineleri........................................................................................................................... 231
Hakkn lstivas/Rahmann stivas.............................................................................................. 232

24
TERMLERN LSTES

Hakkn K a b ri................................................................................................................................... 233


Hakkn zeti.................................................................................................................................... 234
Hakkn e'ni..................................................................................................................................... 234
Hakkn Tecellisinin A ynas........................................................................................................... 236
Hakkn Tercm an......................................................................................................................... 236
Hakkn Terifats......................................................................................................................... 237
Hakkn Vechi/Hakkn Eyadaki Vechi....................................................................................... 238
Hakkm V esikas.............................................................................................................................. 238
Hakkn Yaratmas............................................................................................................................ 239
Hakkm Ztm Mahede Edenler................................................................................................ 239
Hakta Fani O lm ak........ :................................................................................................................. 240
H al...................................................................................................................................................... 240
Halife/Hilafet..................................................................................................................................... 245
Halil.................................................................................................................................................... 252
Halis K u l............................................................................................................................................ 253
Halk.................................................................................................................................................... 253
Halkn A yn a s................................................................................................................................... 256
Halkta Hak........................................................................................................................................ 257
H arf.................................................................................................................................................... 257
Hatem................................................................................................................................................. 258
H atr................................................................................................................................................... 260
H ayal.................................................................................................................................................. 261
Hayal H zinesi................................................................................................................................. 265
Hayali V arlk....................................................................... ............................................................. 266
H ayat.................................................................................................................................................. 266
Hayat A r.......................................................................................................................................... 269
Hayat N e h ri...................................................................................................................................... 269
H a y r.................................................................................................................................................. 270
Hayret................................................................................................................................................. 273
Hayvan/Hayvaniyet......................................................................................................................... 276
Hayvan-lnsan................................................................................................................................... 277
Hazret................................................................................................................................................. 279
H eba................................................................................................................................................... 281
Hecr................................................................................................................................................... 282
Her Nefeste Yaratm a..................................................................................... ................................. 283
Her eyden nce Gelen Rahm et.................................................................................................. 283
Her eyin Hzinesi.......................................................................................................................... 283
Her eyin Ruhu................................................................................................................................ 284
Heybet ve ns................................................................................................................................... 284
Heyula C evh eri................................................................................................................................ 286
H zr................................................................................................................................................... 286
H icab.................................................................................................................................................. 287
Hidayet D alaleti............................................................................................................................... 290
H im m et............................................................................................................................................. 290

25
t e r im l e r in l is t e s i

Himmetlerin Yardm cs........ 297


H izan e...................................... 298
H u b ........................................... 300
H u zu r........................................ 305
Hccet H zineleri................... 306
H cu m ..................................... 306
Hda.......................................... 37
Hkm ve Ayrm A r............ 308
Hkmdarlk Tac................... 308
H r............................................ 309
H ve.......................................... 309
badet........................................ 310
b lis ................ .......................... 312
brahim..................................... 315
Idris........................................... 318
hsan Rahmeti.......................... 322
htiyar........................................ 323
ki Denizin Kesitii Y e r........ 325
ki m am ................................... 325
kinci Baba............................... 326
kinci F ark............................... 328
tlahi A hit................................... 328
lahi A n a ................................... 329
lahi Emir.................................. 329
lahi Emrin Hizm etkr......... 331
lahi Gelinler............................ 332
lahi H azineler........................ 332
lahi Hazret.............................. 332
lahi Hitap................................ 333
ilahi sim.................................. 335
lahi simlere Varislik............ 340
lahi tsimlerin A nalar.......... 340
lahi z in .................................. 341
lahi K ul................................... 343
lahi Makam............................ 343
lahi Mazharlarn Tecelligh 344
lahi Yneli............................ 344
lk A kl..................................... 345
lk Hakikatler.......................... 348
lk retm en.......................... 348
lk Yardm c............................ 348
lmmet/lmam........................ 348
tmam- A za m .......................... 352
lmam- Mbn........................ 353

26
TERMLERN LSTES

m an ................................................................................................................................................... 355
mar Edilmi E v ......................................................... 359
mkn G ayb .................................................................................................................................... 360
tmkn Y o k lu u ................................................................................................................................ 360
tmtihan N ehri................................................................................................................................... 360
nanca Bal H ak.............................................................................................................................. 361
nanlan ilah...................................................................................................................................... 361
nsan................................................................................................................................................... 364
insan Varlnn A yn as.................................................................................................................. 367
nsan- K m il.................................................................................................................................... 367
insann K oruyuculuu.................................................................................................................... 374
P ......................................................................................................................................................... 374
s r ..................................................................................................................................................... 375
sim .................................................................................................................................................... 376
smet................................................................................................................................................... 379
lsm-i A'zam ....................................................................................................................................... 383
smin smi.......................................................................................................................................... 384
Isra-U rc........................................................................................................................................... 385
stikamet............................................................................................................................................ 390
stiva................................................................................................................................................... 393
ttihat.................................................................................................................................................. 395
K a b z ................................................................................................................................................... 396
Kader S rr........................................................................................................................................ 398
Kadimin A ynas...................................................................... ......................................................... 398
Kadir Gecesi...................................................................................................................................... 398
Kalbine Gre O lm ak ....................................................................................................................... 399
Kalbin Safl.................................................................................................. ................................... 399
K alp.................................................................................................................................................... 399
Kmil Adamn A yn a s..................................................................................................................... 402
Kmil Kul/Toplayc K ul................................................................................................................. 402
Kara K ilim ........................................................................................................................................ 403
Karanln O lu ............................................................................................................................... 403
K arga.................................................................................................................................................. 404
Karlk Sevgisi/Inayet Sevgisi........................................................................................................ 405
Kartal................................................................................................................................................... 405
K elim e................................................................................................................................................ 405
K em l................................................................................................................................................. 409
Keram et.............................................................................................................................................. 410
Kerim A r ......................................................................................................................................... 417
Kesib Cenneti/Hakk Grme Cenneti.......................................................................................... 418
Kevn R ehber.................................................................................................................................... 419
K ir ....................................................................................................................................................... 419
Kitabn A n a s.................................................................................................................................... 420
Kitap........................................................... ....................................................................................... 421

27
TERMLERN l is t e s i

Konuan t Susan t....... 425


Kulun Evi................................................. 425
K u ran ....................................................... 426
Kuran Ar .............................................. 429
Kuran Hzineleri.................................... 429
Kuran Nehri............................................ 429
K u tu p ....................................................... 430
Kutuplarn Kutbu................................... 434
Kk Kyamet Byk Kyam et....... 434
Kk l m ........................................... 435
K fr.......................................................... 435
Klli Secde.............................................. 436
Kn........................................................... 438
Levaih, Tavali, Levami........................... 440
Levhalar................................................... 440
Levh-i Mahfuz......................................... 440
Madca1..................................................... 444
Mahda'..................................................... 444
M a h k....................... ................................ 445
Mahv ve spat.......................................... 445
Makam..................................................... 446
Manevi l m .......................................... 448
Matla'........................................................ 449
Mecbur Kul Gnll K u l.................. 450
M ehdi...................................................... 451
M ekr............... '........................................ 454
M elm iyye............................................. 454
Menzil...................................................... 456
M eiyet................................................... 456
M e vt........................................................ 461
Minassa................................................... 462
Minnet ve stihkak................................ 462
Miras C en n eti....................................... 467
Misak/Zerre lemindeki Misak.......... 467
Mizan....................................................... 469
Mufassal.................................................. 470
Muhammedin Kuatclna Varislik 470
Muhammedin Vekilleri....................... 471
Muhammedi H akikat........................... 471
Muhammedi Kademin Vrisi.............. 474
Muhammedi Zaman............................. 474
Muhtasar................................................. 474
Mukaddes F eyiz.................................... 475
Mukaddes zelliklerin Tecelligh.... 476

28
TERMLERN LSTES

Mutavvel-Bst................................................................................................................................. 476
Mutlak Birlik/Birin Mutlak Birligi/oklugun Birlii................................................................. 476
Mutlak G ayb ..................................................................................................................................... 480
Mutlak H ayal............................................ 480
Mutlak Katip..................................................................................................................................... 480
Mutlak K ul......................................................................................................................................... 481
Mutlak M el h .................................................................................................................................... 481
M h eyyem ..................................................................... 481
Mkemmilin Vrisi......................................................................................................................... 482
M m in............................................................................................................................................... 482
M nzele........................................................................................................................................... 483
M ahede......................................................................................................................................... 487
Mahede Edilen H a k .................................................................................................................... 487
Nafile ve Farz badetlerin Ulatrd M akam lar....................................................................... 487
Nam................................................................................................................................................... 489
N akb.................................................................................................................................................. 491
N ecib .................................................................................................................................................. 491
Nefesleri Bilen.................................................................................................................................. 491
N e fs.................................................................................................................................................... 491
N e h ir................................................................................................................................................... 492
Nikah.................................................................................................................................................. 493
N u n ..................................................................................................................................................... 494
N u r..................................................................................................................................................... 495
N bvvet............................................................................................................................................ 499
Nfz Eden........................................................................................................................................ 506
Nfz Edilen...................................................................................................................................... 506
N k te ...............................................................................................................
N sha................................................................................................................................................ 507
O u l.................................................................................................................................................... 508
Olua Ait sim .....................................................................................
l D iri............................................................................................................................................. 510
rtm ek.............................................................................................................................................. 510
zel H akikat..................................................................................................................................... 511
zel Kul Genel K ul....................................................................................................................... 512
zel Rahm et..................................................................................................................................... 512
zel Secde........................................................................................................................................ 513
zel Velayetin Sonu........................................................................................................................ 513
zel Y o l............................................................................................................................................. 513
zel Y n ............................................................................................................................................ 513
Perde Ardndan M ahede............................................................................................................ 515
Peygamber V ek illii........................................................................................................................ 515
Rab/Rubbiyet................................................................................................................................. 515
Rabbin lstivagh.............................................................................................................................. 518
Racl................................................................................................................................................... 519

29
TERMLERN LSTES

Rahman/Rahm................................................................................................................................ 522
Rahmann A r ................................................................................................................................ 522
Rahmanm G lgesi........................................................................................................................... 523
Rahmanm tstivagh/Snrh simlerin Istivagh....................................................................... 524
Rahmann Makam/Rabbanm M akam ...................................................................................... 524
Rahmann N efesi............................................................................................................................. 525
Rahmanm Vekili.............................................................................................................................. 528
Rahmann Zindan........................................................................................................................... 528
R ahm et............................................................................................ 528
Rahmetin O lu................................................................................................................................. 531
Rakka................................................................................................................................................. 531
R zk................................................................................................................................................... 535
R ida.................................................................................................................................................... 537
Risalet Peygam berlii...................................................................................................................... 539
Ruh..................................................................................................................................................... 539
Ruhlarn demi ............................................................................................................................... 540
Ruhlarn Babas................................................................................................................................ 540
Ruhlarn R u h u .................................................................................................... ............................. 541
Ruhun Ar ....................................................................................................................................... 541
Ruhun O lu ..................................................................................................................................... 541
Sabr................................................................................................................................................... 542
Sa'k..................................................................................................................................................... 543
Salat.................................................................................................................................................... 544
Slik.................................................................................................................................................... 546
Sam t................................................................................................................................................... 548
Saylan sim ler................................................................................................................................. 549
Seilmiin Vrisi............................................................................................................................... 550
S e fe r................................................................................................................................................... 551
S e ra p .................................................................................................................................................. 552
S d k .................................................................................................................................................... 553
S fat.................................................................................................................................................... 555
Snrl Ar........................................................................................................................................... 563
Snrl Nbvvet Snrsz N b vvet........................................................................................... 563
Srat- M stakim .............................................................................................................................. 563
Simsime............................................................................................................................................... 567
Sirac...................................................................................................................................................... 568
Sirayet Eden Kll Emir.................................................................................................................... 568
Sirayet Eden N b vvet.................................................................................................................... 569
Son o c u k .......................................................................................................................................... 569
Sonun S o n u ....................................................................................................................................... 570
Soylu Ev.............................................................................................................................................. 571
Su N e h ri............................................................................................................................................. 571
Suret.................................................................................................................................................... 571
Sbt................................................................................................................................................... 576

3
TERMLERN LSTES

Sfli A n a ............................................................................................................................................ 576


Srekli Tecelli................................................................................................................................... 577
St N eh ri........................................................................................................................................... 578
a h it................................................................................................................................................... 578
arap Nehri....................................................................................................................................... 579
atah................................................................................................................................................... 579
ecere................................................................................................................................................. 580
ehadet.............................................................................................................................................. 582
eriatta Nitelenmi R ab.................................................................................................................. 584
eyde T ecelli..................................................................................................................................... 585
eyh.................................................................................................................................................... 585
eylik.................................................................................................................................................. 586
iir...................................................................................................................................................... 587
uh d................................................................................................................................................. 588
urb.................................................................................................................................................... 589
urk Merk................................................................................................................................. 590
Tbi Peygamber eriat Getiren Peygamber.............................................................................. 591
Tabii Heba, Sna Heba.................................................................................................................... 591
Tabii Rahmet Vadi Rahm et......................................................................................................... 591
T abut.................................................................................................................................................. 592
Tahalli H alvet................................................................................................................................ 593
Tahsis C en n eti.................................................................................................................................. 596
Taife.................................................................................................................................................... 597
Tanr M isafiri.................................................................................................................................... 597
T annmn Geni A rz........................................................................................................................ 598
T arik................................................................................................................................................... 599
T asrif.................................................................................................................................................. 607
Tecelli................................................................................................................................................. 607
Tecelligh........................................................................................................................................... 610
Tefrid.................................................................................................................................................. 6 o
Teklif N bvveti.............................................................................................................................. 6 1
Tekvini Emir Teklifi Em ir........................................................................................................... 611
T elv in ................................................................................................................................................. 614
Teslim ................................................................................................................................................. 616
T eslis..................................... ............................................................................................................ 617
Tespih................................................................................................................................................. 618
T evekkl............................................................................................................ ............................... 619
Tevekkl Klc................................................................................................................................. 621
T evh it................................................................................................................................................. 621
Tlsml Hazine................................................................................................................................. 625
Toplayan tsim ................................................................................................................................... 625
Toplayc Bernamec......................................................................................................................... 526
Toplayc O lu..........................................................................................!....................................... 527
Tvbe.................................................................................................................................................. 529

31
TERMLERN stesi

Tmel H akikat................................................................................................................................. 632


Ubdiyet U bdet.......................................................................................................................... 632
Ulhiyet Ulhet............................................................................................................................. 633
Ulv Baba........................................................................................................................................... 634
Uzaklk Kargas..................................................... .......................................................................... 636
Uzayan G lge.................................................................................................................................... 636
m m lik............................................................................................................................................ 637
ns/nsiyet...................................................................................................................................... 638
V ahdet............................................................................................................................................... 641
Vahdet-i v c d ................................................................................................................................ 641
V ahid................................................................................................ ................................................ 650
V a h iy .................................................................................................................................................. 654
Vahet................................................................................................................................................. 660
V a k fe ................................................................................................................................................. 661
V a k t.................................................................................................................................................... 661
Vaktin H akim i................................................................................................................................. 663
Vaktin Sah ibi................................................................................................................................... 663
Vrid................................................................................. ................................................................ 673
Vrisin N bvveti........................................................................................................................... 666
Vrislerin Babas.............................................................................................................................. 670
Varln Analar................................................................................................................................ 670
Varln Kalbi.................................................................................................................................... 671
Varlk Hzineleri.............................................................................................................................. 672
Varlklarn Evi....................... ................................................................... ....................................... 672
Var Olanlarn Analar..................................................................................................................... 673
V eh im ................................................................................................................................................ 674
V ek illik.............................................................................................................................................. 674
Veli/Velyet....................................................................................................................................... 675
Velilerin N ebileri............................................................................................................................. 682
Veliliin S o n u ................................................................ ............................................,..................... 682
Verset/Vris..................................................................................................................................... 683
Vesile Cenneti.................................................................................................................................. 689
V c d ................................................................................................................................................. 690
Ya R u hu............................................................................................................................................. 694
Yabanc Sr........................................................................................................................................ 694
Yaknlk Makam............................................... 694
Y a k n .................................................................................................................................................. 696
Yaratlmn A yn a s......................................................................................................................... 700
Yaratma A r ..................................................................................................................................... 700
Yaratmada Vasta Olan Hak........................................................................................................... 700
Yaratmann nclleri...................................................................................................................... 700
Yedullah/Yedan................................................................................................................................ 701
Yeniden Yaratma.............................................................................................................................. 702
Yeryznn Doum Vakti............................................................................................................. 704

32
terimlerin listesi

Yesrib................................................................................................................................................. 705
Yeil N ur............................................................................................................................................ 705
Yeil Zm rt..................................................................................................................................... 705
Yetkinletirici Peygamberlik.......................................................................................................... 706
Yokluun Y o klu u .......................................................................................................................... 706
Yokluk eylii................................................................................................................................... 707
Yolda M ahede............................................................................................................................ 707
Yce A r ............................................................................................................................................ 708
Yce Harf........................................................................................................................................... 708
Yce Kalem ....................................................................................................................................... 709
Yksek Cinsler................................................................................................................................. 713
Zahir Peygamberlik Batn Peygamberlik................................................................................... 714
Zahir Btn.................................................................................................................................... 714
Zamann dem i..................... 720
Zamann Rezili..................................... 720
Zt A r........................................................... :................................................................................. 720
Zt smi Mertebe ism i.................................................................................................................. 721
Zt Makam....................................................................................................................................... 721
Zt M ahedesi................................................................................................................................ 722
Zt Tecellisi....................................................................................................................................... 722
Zt badet Emir badeti............................................................................................................... 723
Z evk.................................................................................................................................................... 724
Z ik ir ................................................................................................................................................... 726
Zorunlu R ahm et.............................................................................................................................. 729
Zht.................................................................................................................................................... 730

33
Abd

A b d [Kelimenin kk harfleri] ayn, ba ve dal birbirleriyle zt anlaml iki kk oluturur.


Birincisi "zillet [horluk]" ve "yumuaklk" anlamna gelirken, dieri "g ve iddet" de
mektir. Birinci kk abd, yani kle'dir; oulu abd'dir. A'bed ve ibad da kelimenin o
uludur. [Dilci] Halil yle demi: "ounluk, Allah'n- kullar ile sahip olunan kleleri
birbirinden ayrma konusunda gr birliine varm ve yle demitir: Bu, kulluunu
aklam bir abd'dir. Bu kelimeden fiil tretildiini ise iitmedik. Tretilseydi abide, ya
ni 'kul oldu' ve 'kulluunu kabul etti' denilirdi. Fakat bu kullanlmayan bir fiildir." Halil
yle devam etmi: "Abide, yabedu, ibadeten [ibadet etti] anlamndaki abd'e gelince:
Bu ifade sadece Allah'a ibadet eden iin kullanlr. Mezit bab ise taabbede, yeteab-
bedu, taabbud'dur. 'Taabbut eden' anlamndaki mteabbit, 'ibadet zelliine sahip
kimse' demektir. 'Efendisinin hizmetkr' anlamndaki abd'e ise 'onun klesi' denilmez;
'efendisine ibadet ediyor' da denilmez." (m u c e m )

Kuran ak bir ekilde Allah ve insan arasndaki ilikiyi aklamtr. Bu iliki bir ibadet ilikisidir ve Al
lahn dndaki her eyin Allah'a mensubiyeti, klenin efendi ve sahibine ait olmasna benzer. 0 halde
demden kyamete kadar btn insanlar Allah'n kullardr. Allah bu ismi aalamak maksadyla deil,
genellikle ereflendirmek iin insana verir. Abdi [benim kulum] ifadesi Allaha yakn kullara ve peygam
berlere zgdr. Allah yle buyurur:

Ben insanlar ve cinleri sadece bana ibadet etsinler diye yarattm. (51:56)
Her mmete Allaha ibadet etsinler diye bir eli gnderdik. (16:36)
ite bu sizin tek mmetinizdir, ben de sizin rabbinizim, artk bana ibadet edin. (29:56)
Ey iman edenler, Rabbinizden korkunuz. (39:10)
Ey kullarm benden korkunuz. (39:16)
Kulumuz Eyyb zikret! (38:41)
Kulunu [abdih] gece yrten [Allah] mnezzehtir. (17:1)

Kuran- Kerim hr insann kart olan kleye de abd diye iaret eder:

Hre kar, hr, abde kar abd [kle], (2:178)


S?"

Ibnl-Arabde abd kelimesinin anlamn aklamadan nce, onun bu kelimeyle an


latmak istedii eyin insanla snrl olmadn belirtmek gerekir. Ona gre abd, Al
lahn yaratm olduu melek, insan, canl-cansz her eyi ierir. Abd, Allahn yarat
m olduu her ey, tasavvufi ifadesiyle msivallah, yani Allahtan baka her eydir:

Abd ile btn alemi ve insan kastetmekteyim, ( f th t , 11243)

35
Abd

Abd bir isim deil, niteliktir. Ibnl-Arab onu belirli bir yerde isim olarak kullansa
bile, yine de o, yerin sahip olduu bir niteliktir. Bu durumda abdin ayrc zellikle
ri horluk, yoksunluk, zorlanma ve bilgisizliktir. Btn bu zellikler, tek varlk haki
katinin iki ynnden birisine iaret etmede zetlenir: halk [yaratlmlk] yn. Bu
yzden yaratlma ait en temel zellik ubdiyet, yani kulluktur:

Abd zelil [hor] demektir. Allah yle buyurur: Ben insanlar ve cinleri bana ibadet
etsinler diye yarattm." Ayetin tefsiri, 'benim iin zelil olsunlar demektir. ( ft h t ,
11:214)

badet; zillet, boyun ei ve teslimiyettir, ( f th t , iv :445)

Ben insanlar ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattm. Bylece yaratlmlar,
zelil olmak iin ve yoksunluk anlamndaki ibadet zelliiyle var olmulardr. Zelil
yer anlamnda arzun ma'bede denilir. (vesal, 7)

badete, kulun muhtalk zellii anlamna gelmesi ynyle de baklabilir.

Allah yle buyurur: Gece vakti kulunu yrten mnezzehtir ( 17: 1) . Bylece onu
srf abd [kul] yapm, gece yry de dahil her eyden soyutlamtr. Bylece
Hak onu herhangi bir fiili ilemekte rubbiyetten pay sahibi olmayan mecbur bir
kul yapmtr, ( ftht, i:37i)

Bilgisizlik kul iin zt bir niteliktir ve btn lem kuldur. Bilgi ise Hak iin zt bir
zelliktir. (FTHT, ll:412)

Daha nce de belirttiimiz gibi abdin [kul] bir isim deil, nitelik olmas gibi, lbnl-
Arabnin onu zt [zne] deil bir mertebe saydn grmekteyiz. Kul, Rabbin (ru-
bbiyet [rablik] mertebesi) kart olarak ubdiyet [kulluk] mertebesidir. Bu iki
mertebe, btn mertebelerden farkl olarak mutlak anlamda birbirlerinin kartdr
ve bu nedenle tek bir adan bile asla birbirine karmazlar. Edilgenlik ve etkilenme
zelliindeki kulluk mertebesinin karsnda, rubbiyet mertebesini, etki ve tasarruf
zellii farkllatrr. Ubdiyeti bir mertebe saymakla lbnl-Arab zel birtakm te
rimleri retme imkn elde eder: rnek olarak abd-rab [rab-kul], rabfi ayni abd [ku
lun hakikatinde Rab] gibi insann rablm hissettiren kimi terimleri verebiliriz,
tbnl-Arabi teklif konusundaki tavrnda bile varln birliiyle uyumludur. Teklif,
zorunlu olarak, iki ztn varln, teklif edenin ve edilenin varln deil, sadece iki
mertebenin varln gsterir. Her iki mertebede de teklif eden, yaratlm kulun ma
hallindeki ilahi bir isimdir:

Rablkla kulluu birletiren yoktur ve onlar btn eyler iinde kartlkta en gl


olanlardr: Kul, kendisinde rablik yn, Rab ise kendisinde kulluk yn bulunma

36
Abd

yandr. O halde kul ve Rab asla bir araya gelmez, ( ftht, i:37i)

Mertebelerin en by ulhiyet [ilahlk], en d ubdiyettir [kulluk]. Gerek


te iki mertebe, dolaysyla sadece Rab ve kul vardr, ( f t h t , i:408)

Allah olmasayd, kul olmazdk


Kul olmasayd sen de sen olmazdn
Seni ilah yapmak iin beni var kldn
Beni yok etme ki, sen de yok olmayasn, ( fth t , iv:4o)

Sahip olmann biimini anlayan kimse, efendinin kul karsndaki mertebesini de


anlar. Bunu rendiinde ise kendi kymetini, mertebeni ve rablgnn anlamn; ki
me kar kulun hakikatinde Rab olduunu da renirsin, ( f t ht , iv :64)

Allah yle buyurmutur: "Onlar brakrsan, yani onlar brakrsan ve terk eder
sen, kullarn saptrrlar (71:27); yani kullarm aknla drrler ve bylece on
lar kulluktan kendilerindeki rubbiyet srlarn ortaya kartrlar. Onlar nefislerin
de kul iken, sonradan kendilerine rab diye bakarlar. Onlar, rab-kullardr. ( fus S, 74)

Kul-rab veya kulun hakikatindeki rab, kulun ulat tasarruf mertebesine iaret eden
ifadedir. Sz konusu mertebe rablik mertebesidir. Bu mertebe, z gerei kula ait
olmad iin, insana kul denilmesini ortadan kaldrmaz, hatta mertebe insann kul
luuna izafe edilir.' Belki de bu ifadelerin kayna, rabbani kul ifadesidir. Rabbani
kul, Ey Kulum! Bana itaat et ki, seni rabbani bir kul yapaym; bir eye ol dersin, o
da olur anlamndaki kudsi hadiste yer alr.

Teklif ve hitap, kulun kevni varlnda bir ilahi isimden baka bir ilahi isme doru
gerekleir. Bylece kul mkellef, hitap teklif diye isimlendirilmitir, ( ftht, i:403)

Teklif bir ilahi isimden meydana geldii iin her ilahi ismin kendine zg bir kullu
u olduunu grmekteyiz. Bu kullua o ismin kullar ibadet eder:

Her ilahi ismin kendine zg bir kulluu vardr. O kulluk ile yaratklardan bazlar
o isme ibadet eder.2 ( f t ht , i:92)

Artk geriye unu sormak kalr: bnl-Arabde Allahtan baka her eye nfuz eden
bu kulluk dzeninde insann zgrl nerede kalr? Aslnda bnl-Arab insann
nne ada felsefelerin meseleye baktklar gibi, zgr fiil alan brakmaz. O, insa
n dar bir cebrilie zorlayan kadim herhangi bir felsefeden daha cebridir. bnl-Ara
b bu cebrilikte insan, kendi zel leminde mmkn varln kabiliyetlerinde ortaya
kan ilahi bilgiye boyun edirir ( bkz. A y n - S b it e /A 'y n - S b lt e ) . nsan z gerei
ezeli olarak muhtatr3 ve bu muhtalk kulluktur. O halde insan daima kullukta bu-

37
A k l a y c R e h b e r lik T e v f ik R e h b e r li i

lunur. Fakat insan zgr olmak isteyebilir mi? Bu noktada, kulluktan kurtulmay
kulluun yetkinlii saymada Ibnl-Arablnin zgnl ortaya kar. Kul ancak
kmil kul mertebesine ulamakla kulluktan kabilir. Bu mertebede kul, btnyle
Hak haline gelen halktr [yaratlm]:

- Mmkn varlk kendi hakikatiyle beraber bulunduunda hrdr ve artk onda kul
luk bulunmaz; kabiliyetleriyle beraber olduunda ise, muhta ve yoksun hale gelir.
Bizim mutlak hrriyette bir makammz yoktur, ( f tu hat , 11:227)

Sofilere gre hr, Allahtan baka hibir varln kleletiremedii kimsedir. Hr


Allahn dndaki eylerden azat olmu kimsedir. O halde hrriyet, mutlak kulluk
tur. Bu durumda kul, Allahtan bakasna kul olmaz, ( f th t , 11-.227)

Bu durumda hrriyet, duyusal olarak gereklemi bir hrriyet yerine mahedeye


dayanan bir hrriyet olsa bile, sebep ve varlklarn boyunduruundan kurtulmaktr;
nk bu lemde sebeplere (yemek imek gibi) boyun emek gerekir. Bu durumda
kulluk, sebep perdesi ardndan Hakka kulluk olduunu mahede etmektir ve kal
bin sebeplerden boaltlmda kendisini gsterir:

Ey Gavs! Bana gre kullarn en faziletlisi, ebeveyni ve ocuu varken kalbi onlardan
boalm kuldur.4 Kul bu mertebe ve menzile ulatnda, bana gre o kul, babasz
ve ocuksuzdur ve onun hibir dengi yoktur. (g a v s y v e , 81 )

Demek ki, tbnl-Arabye gre klelikten azat olmak, kmil kulluk demektir.

N O TLAR:

1 nsan, Hak ve halk arasnda berzah olma zelliiyle yaratlm tek yaratktr; bkz. El-Ecvibe, 224.
2 lbnl-Arabl ilahi isimlerin kulu olmaktan genie sz eder ve her bir ismin kulu olmann farkn akla
yan sayfalarca bilgi yazmtr; Abdlkerim Abdlkadir deildir vs; bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. IV, s.
198, 317; ayrca bkz. Letaijul-A'lm, s. 120.
3 nsan yokluk halinde (sbt lemi) varla muhtatr, demek ki onun kulluu z gereidir; bkz. ba
d et.
4 lbnl-Arabide abd ve alt terimleri iin bkz. Mevakiu'n-Ncum, s. 89, 91, 104,138; Bulgatu'l-Gavvas, s, 95,
98; Kitabu'l-Kulub, s. 48; Fussul-Hikem, s. 5989, 195, 197; Istahat, s. 297; el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. II, s.
97, 216, 228, 255, 383, 487, 616; c. III, s. 309, 310, 321, 387, 402, 409, 437; el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. IV, s. 42,
61, 65, 87,104, , 117,172,191, 213, 449.

A k l a y c R e h b e r l i k T e v f i k R e h b e r l i i (Beyan Hidayeti/Baarya Erdiren Hi


dayet) Allah'n Hadi ismi, varlklardaki her tr hidayetin kaynadr. Allah, peygamber
ve elilerin hidayetlerinin ardndan (aklayc rehberlik ve tevfik rehberlii) gerekte hi
dayet verendir. Peygamberler ve nebiler sadece tebli etme ve aklama hakkna sa
hiptir; insanlar hidayete erdiremezler. Hidayete erdirme hakk Allah'a aittir.

38
Alk

ss*
Hidayet tevfiktir [Hakkn doruya ulatrmas], ( f th t , mi:498)

Allah hidayete ulaanlar, yani muvaffak olmaya kabiliyetli olanlar bilir; nk hi


dayete ulaan, Allahn kendisini yaratt zel bir mizaca sahiptir. Peygamberler,
tevfik rehberleri deil, aklama ve beyan rehberleridir. Hidayete ulatran Allah, ak
lar ve hidayete ulatrr; yaratlm rehber ise sadece aklayabilir, ( f t h t , iii:49b)

A l k [Alk anlamndaki cu' kelimesinin kk harfleri] dm, vav ve ayn tek kktr ve

tokluun zdddr. (mucem )

Kelime Kuran'da belirtilen szlk anlamyla geer:

Sizi alktan doyuran bu evin Rabbine ibadet edin. (106:4)

Ibnl-Arab al, mchedenin artlarndan sayar, fakat ztt olan tka basa toklua
varmadan aln sonularna dnk bilimsel ve nesnel bir bakla ondan hemen u-
zaklar:

Alk, mchede esaslarndan birisidir. Alkta kalbin arndrlmas, nefsin ehveti


nin krlmas vardr. Yahya b. Muaz er-Rz yle demi: Alk arda satlan bir
meta olsayd, ahiret taliplerinin arya girdiklerinde ondan baka bir ey satn al
mamas gerekirdi.1 (Rad , s)

Alk isteyecein ve sevecein bir ey deildir. Fakat a olduunda alk arnmlk,


incelik, letafet ve kulluu tam yerine getirme imkn salar. Bu yzden sen ala
muhtasn ve ondan mstani kalamazsn. Tokluk btn bu sylediklerimizi sana
vermi olsayd, onun sayesinde ala muhta olmazdn. nk alk z gerei is
tenilen bir ey deildir.2 Hz. Peygamber alktan Allaha snr ve yle derdi: A
lk ne kt dek!" Alk bizim yolumuzdur ve onun bir snr ve ls vardr.
(FTHT, 11:658)

Baka bir yerde yle der:

lahi ilimlerle beslenen ruhani latijenin [insann hakikati, ruh] kaps asla alk de
ildir. O kap meguliyetleri brakmak, lzumsuz ileri terk ve himmeti sadece Al
laha balamakla alr. Sfileri ala sevk eden ana etken nefsin glerinin zayfla
tlmas ve bu yolla nefsin gereksiz ilerini hafifletmek niyetidir. Bununla birlikte,
glendiklerinde, a ve tokken ilahi ihsanlarn kendilerine geldii adamlar grdm.
Alk bir art olsayd ortadan kalkmazd; aksi halde gelen tecelli artn bulunmay-

39
A m ak

na bal olurdu. (VESAl, 55)

Bylece Ibnl-Arabnin nceki sfilerin3 dndkleri gibi al tasavvuf yolunun


zorunlu bir art saymadn grmekteyiz. O ala fayda ve zararlar (salk ve d
nce dzeyinde) zel bir uygulamas bulunan bir vesile diye bakar.

N O TLAR:

1 Alk karsndaki bu tavr, bnl-Arabfnin sfilere ait grd yanl hareketlerden birisidir, bkz. el-
Fthtl-Mekkiyye, c. II, s. 658. Yahya b. Muazn ifadesi iin bkz. Serrac, el-Luma, s. 269.
2 Bkz. R acl.
3 Tarikatn esas drttr: alk, uzlet, uykusuzluk ve az konumak..." (Envar'l-Kudsiyye, s. 56).

A m a k bkz. F e t ih

A d a l e t H z i n e s i lbnl-Arab adalet hzinesi (hizanetl-adl) terimini ilahi vergi


kayna sayar. Bu kaynak: a) Her eye hakkn vermek (burada vermek kulun hak
ettii uygun karlk ve dldr); b) insanlar arasnda adaleti yerletirmek; c) hsan
hzinesinin kartdr (ihsan kulun ameliyle herhangi bir ilikisi olmayan srf ilahi
ltuftan kaynaklanan ikramdr). Bu durumda adalet hzinesi, iki terimden oluur:
Birincisi hizane'nin ikinci anlamdr. kincisi ise ihsann karlnda adalet terimidir.

Cmertlik hzinelerinden ... birisi itidal [denge] hzinesidir ve o her hak sahibine
hakkn verir. Bu ihsan hzinesi deil, adalet hzinesidir. Allah lemde kullar ara
snda adaleti o hzineden yerletirir. Bu, hkm kesilecek ve kaps kapanacak ha
zinedir. hsan hzinesi de, adalet hzinesine ynelir. Allah ihsan da ierdii iin
adaleti emretmitir, ( f th t , i:407)

A d a m bkz. R a c l

d e m insanln babas. dem edime'den tretilmi bir niteliktir. Bu nedenle ekimli


deildir. Cevalik yle der: "Drt peygamber dndaki peygamber isimleri Arapa de
ildir. Arapa olanlar: dem, Salih, uayb ve Muhammed'dir." ibn Abbas'tan aktarlan
bir gre gre dem diye isimlendirilmesinin sebebi, edimul-arz 'dan [yeryz] yara
tlm olmasdr. Salebi ise yle der: "dem Ibranicede toprak demektir. Bu nedenle
dem onunla isimlendirilmitir"1 (Suyt, el-itkan, 11:137-38). [dem'in kk harfleri]
hemze, dal ve mim tek kktr. "Yatknlk" ve "uygunluk"2 demektir. Birisi kp edime
cildin ii olduuna gre bu anlam neyle ilgilidir, diyebilir. Buna yle cevap verilir: Edi
me ete en uygun eydir, bu nedenle dem diye isimlendirilmitir; nk yeryznden

40
dem

alnmtr, (mucem )
SS>"
dem bilinen tarihi ahsiyettir ve insan trnn ilkidir. Allah onu iki eliyle yaratm, Cennette yaam,
Rabbine isyan etmi, halife3 olarak yeryzne indirilmitir.

Dedik ki: Ey dem sen ve ein cennete yerlein ve rahata orada yiyiniz. (2:35)
Ey dem, bu senin ve ein iin bir dmandr, sizi cennetten kartmasn. (2:117)
dem Rabbine isyan etmi ve taknlardan olmu. (20:121)
Birbirlerinizin dmanlar olarak ininiz.4 (2:39)

dem insan trnn ilki olduu iin btn insanlar onun oullar olmutur. Bu nedenle Hak insana hitap
ederken genellikle bu nispetle hitap eder:

Ey dem olu! (3:26,27,31,35)


S?"
dem Kuranda5 sz edilen tarihi ahsiyetin6 ta kendisidir. Fakat tbnl-Arab insan
hakikatinin3 ve insan- kmilin simgesi8 olabilmesi iin onu belirli bir zaman ve me
knda snrlanm ahsndan ayrr. Insan- kmil btn varlklara dalm hakikat
leri kendinde toplayp bylece kevn-i cm [toplayc varlk] haline gelen kimsedir. O
lemin ruhu,9 Allahn yeryzndeki halifesi, Allahn kendisinden insan trn ya
ratm olduu biricik nefstir.

Hak saysz gzel isimleri bakmndan o isimlerin hakikatlerini her eyi kuatan bir
varlkta grmek isteyince lemi ruhsuz bir ceset gibi yaratmtr. lem cilasz bir
ayna gibiydi, ilahi Emir lem aynasnn parlatlmasn gerektirdi. Bylece dem bu
aynann cilas ve o suretin ruhu10 oldu. Sz konusu kii, insan ve halife diye isim
lendirildi. (FUSS, 48-50)

Allah lemi dzenlenmi bir beden olarak yaratm, ruhunu da dem yapmtr.
dem ile insan leminin varln kast etmekteyim, ( n a k , 1)

Allah demi semitir. dem; tasavvur, dnme ve akletme gcyle insandr. Bu


kuvvet sayesinde insan hayvandan ayrlr, ( f tu h at , is, 362)

Allah melekt lemini yarattnda demi iki eliyle unsurlardan meydana getirmi,
ondaki en gl ksm da soukluu ve kuruluu nedeniyle toprak yapm, kendi
sinden yaratld yeryzne halife olarak indirmitir, ( ftht, i:438)

dem Ey insanlar, sizi tek nefisten yaratp ondan eini yaratan ve ikisinden pek
ok kadn ve erkek meydana getiren Rabbinizden korkunuz (4:1) ayetindeki tek
nefstir. (FUSS, 56)

41
dem

dem edilgen11 kadnn (Havva) karsnda etkin erkeklik zellii, tafsil [ayrma]
mahalli karsnda mcmellik [zet, belirsizlik] mahallidir:

Bu blm beer cisimlerin balangcna tahsis edilmitir. Bunlar demin, Havva


nn, Isann ve dem oullarnn bedenleridir. Bu drt cisimden her birisinin mey
dana gelii cismani ve ruhani ynden ayn olsa bile farkl sebeplere baldr. Her bi
risine tanm ve gerek anlamyla insan ad verilir. demin cisminin Tanrmn su
retine gre yaratl, mlekinin toprak ve amurdan bir ey yapmasna benzer.
Havvann cisminin yaratl ise ahaptan suretler yontan marangozun bir ey mey
dana getirmesine benzer. Allah onun suretini kaburga kemiinde yontup biimlen
dirdiinde canl ve konuan bir dii olarak var olmutur. Allah onu remenin yani
tenasln ekini iin bir mahal yapmtr, ( fth t , Is, 364)

dem btn niteliklerin sahibidir. Havva ise ztlar ayrtrr; nk o fiilin ve yay
mann mahallidir, ( f th t , bs, 534)

dem nceki anlamda Havvann (tafsil ve ayrma mertebesi) karsnda icmal [zet
ve belirsizlik] mertebesini temsil ederken, burada Muhammedin karsnda -icm al
mertebesi- tafsil mertebesini temsil eder, ilkin dem (a.s.) Havvaya kar icmal
mertebesidir; nk onda mcmel [z halindeki] mevcutlar, kendi fiili sayesinde
Havvada ayrm olarak ortaya kar, ikinci olarak Muhammed (a.s.), zuhurda son
olsa bile birincil maksattr.12 Hz. dem btn varlklarn hakikatlerinin topland
ilk mazhar olduu iin Hz. Muhammedin karsnda13 tafsili [ayrma] temsil eder:

Hz. Muhammed birletirir, dem ise ayrr (FTHT, is, 237).

bnl-Arab Besmeleden sz ederken de buna deinir ve Besmelenin dem ile ba


layp Muhammed ile nasl bittiini aklar. dem iin balangc, Muhammed (a.s.)
sonudur:

Rahim Muhammeddir. Bi-ism [ad ile] ise babamz demdir. Bununla iin balan
gcn ve sonunu kast etmekteyim ( fth t , is, 229).

iin balangc ve sonu ifadesinden u anlalr: dem btn hakikatlerle ilk zuhur
eden kii iken, Muhammed (a.s.) onlarla zuhur eden son kiidir.14

n o tlar:

Ene. Universalis deme bir blm ayrmtr. Ona gre dem Ibranicede zel deil, bir cins isimdir. Bu
anlamda kelime daima tekil olarak adam anlamnda kullanlr. Tevratn dem kelimesini yer anlamnda
ki edime yaklatrmas, aslnda lafzi bir benzetmedir; kken birliine dayanyor deildir. Bkz. Ene. Uni
versalis, Adan maddesi. Britannica ise zikredilen ansiklopediye demin Tekvin kitabnda insan trnn
babas olan ilk insan belirlemek zere kullanldn ekler. Ayrca Ibranicede edime [toprak] ve dem

42
dem

kelimeleri krmzhka gnderme yapan kkle ilgili olduklarm zikreder. Bkz. Ec. Britannica, Adam mad
desi.
1 Dr. Abdlkerim el-Yafi yle der: "Bana gre dem kelimesi insan trne veya toplumuna iaret eder;
nk insan tek bana tanmlanmaz, bakasyla birlikte tanmlanr. Buna gre insan kelimesinin anlam
uygunluk ve muvafakat demektir. Bu balamda insan kelimesinin kkeninin nsiyet kelimesi olduunu
syleyebiliriz.
3 demin yeryznde halife olmas, Rabbine itaatsizlik yapmasndan ncedir. Bu nedenle gnahn ardn
dan gelen ini, bir adan o gnahn nelicesiyken, te yandan Rabbin meleklere yeryznde bir halife
yaratacam demiti (2:30) ayetindeki hkmn gerekletirilmesidir.
4 inii cezalandrmaya balamak gerekmez; nk ini ayette selmet ve bereket kelimeleriyle irtibatldr
(bkz. 11:48). Baka bir ayetteki birbirinizin dmanlan olarak inin ifadesinde dman kelimesiyle insanla
rn birbirlerine dman olmalar kas edilmemitir. O dem oullar ile eytan arasndaki dmanlktr;
nk eytan da ini emri almtr ve o insann dmandr (20:117). Ayn zamanda lbnl-Arab burada
inii mertebe ve rtbeye deil, mekna balar. Bkz. H alife/H ilafet.
5 Jean During, slam le combat mystique, s. 209-212 (Adam).
6 tbnl-Arab yz bin demin varln ima eder. Geri bu dnce ak deildir; fakat aada aktaraca
mz iki metinle lbnl-Arabnin yz bin Adem derken neyi kast ettiini ve Allah srekli yaratan olduu
iin bunun yaratmayla ilgisini ortaya koymaya alacaz. yle der: "Allah bana ryaya benzer bir ey
de unu gstermitir: Kabede isimlerini bilmediim bir grup insanla birlikte tavaf ediyordum. Onlar
dan birisi bana hitap etti ve bilmediim bir isim syledi. Sonra bana dedi ki: Ben senin atalarndan biri
siyim. Ben de ne kadar nceden, dedim. yle cevap verdi: Krk bin ksur yl nceden. Ben de: dem
bile bu kadar nce deildi, dedim. Adam: Hangi dem'den sz ediyorsun, sana en yakn olandan m,
yoksa baka bir demden mi? Hemen Hz. Peygamberin bir hadisini hatrladm: Allah yz bin dem
yaratmtr (el-Ftht'l-Mekkiyye, c. III, s. 549). lbnl-Arab ayn ryay miracnda dris peygamberle
ilgili olarak zikreder: idris peygambere dedim ki: Vakamda tavaf ederken bir ahs grdm, bana atala
rmdan birisi olduunu ve adn syledi. Ona ne zaman vefat ettiini sordum, o da krk bin sene nce
vefat ettiini syledi. Bunun zerine ona demi sordum, o ise, Hangi demi soruyorsun, sana en yakn
demi mi? diye karlk verdi. dris peygamber yle dedi: Adam doru sylemi. Ben, peygamber ol
duum halde, lemin mddeti hakknda bir bilgiye sahip deilim. u var ki Allah, dnyada ahirette, s
rekli ve daimi yaratcdr.... Ben de dris peygambere: O zaman bana kyamet almetlerinden birisini
syle dedim, idris (a.s.) yle karlk verdi: demin var olmas kyamet almetlerinden birisidir (el-
Fthtl-Mekkiyye, c. III, s. 348). Kukusuz nispet edildiimiz babamz demden nce dem denilen
birtakm ahsiyetlerin varl, Islam-Arap kltrnde yaygndr. air el-Mearrnin msralarnda yle
geer: Bu Adem'den nce belki de/Kendisi gibi baka Ademler vard...."Allah yz bin dem yaratmtr"'ha-
disiyle ilgili bkz. Hadis Dizini.
7 dem lbnl-Arabnin pek ok metninde belirli bir ahsiyet olarak yer alr. rnek olarak bkz. el-
Ftht'l-Mekkiyye, c. II, s. 293; el-Ftht'l-Mekkiyye, c. III, s. 341; el-Fthtl-Mekkiyye, c. IV, s. 111.
8 nsan hakikatinin btn lemlerde mazharlar vardr. Bu balamda birinci mazhar cebert leminde-
dir, o da lk Akl denilen Klli Ruhtur. Klli Ruh, dem; Havva ise, Klli Nefstir. Melekt leminde i-
se, bireysel nefislerin kendisinden meydana geldii Klli Nefstir. Burada Havva Tabiattr. Mlk lemin
de ise, insanln babas demdir. Bkz. Davud el-Kayseri, Matlaul-Kelim, s. 45.
9 Bkz. T o p la y c Olu. Gazl de demin kuatc varlna dikkat ekmitir: Allah deme nimet vermi
ve lemde bulunan her snf kendinde toplayan kuatc bir suret vermitir. dem adeta lemde bulu
nan her ey ve lemin zet bir nshasdr. demin bu sureti, Allahn yazsyla yazlmtr. Bu yzden o,
Hakkn harisiz yazsdr (Gazl, Mikatl-Envar, s. 71).

43
Adem

,0Davud el-Kayser Fussul-Hikemin bu paragrafn aklarken yle der: "Kevn-i cml, dem denilen in-
san- kmildir. Baka varlklarn bu zellii ve kabiliyeti yoktur. Kayseri, Matlau'l-Kelim, s. 14.
11 Bkz. lem in Ruhu.
12Bkz. Dii.
13Ebl-l Afifi yle der: dem, d varlk ile fertlerinde taayyn eden zahir insan iken, Hz. Muhammed
makl lemde taayyn eden btn insan olmutur (Tlikat, s. 322). u paragraf da bn'l-Arabnin Tez-
kiretl-havas isimli eserinden aktaryoruz: Allah dem'i -k i o insan trnn bir rneidir- grnr
varlkta manevi suret ve Muhammedi aaca gre yarattnda, isimlerin srlarn ona yerletirmitir.... (s.
38. 39)-
,4lnsan- kmil varlkta tektir ve o gerekte Muhammeddir (a.s.). O, devrinin kmilinin suretinde zuhur
eder. Bu nedenle de onun ilk mazhar demdir. Bkz. Insan- Km il.

A d e m (Mutlak yokluk, imknsz yokluk).1 [Kelimenin kk harfleri] ayr, dal ve mim tek
kktr ve "bir eyin bulunmamas ve gitmesi" anlamna gelir. Adem [yokluk] buradan
gelir. Bir eyin ademi, olmay demektir, ( m u c e m )
S?"

bnl-Arab ademi [yokluk] herhangi bir ekilde olabilirlik veya mutlaklkla smrla-
makszn kullanr ve okuyucusunu metnin balamndan terimi anlamaya terk eder.
Bu nedenle terimi iki ksma ayracaz: mutlak veya imknsz adem [yokluk], ki bu
imdi inceleyeceimiz ksmdr; kincisi ise daha sonra ele alacamz mmknn
yokluu ve imkn yokluudur. Mutlak yokluk imknszdr; mutlak ktlk ve srf
karanlk demektir.2 Mutlak yokluk, varln (mutlak iyilik, mutlak k, Hak) kart
olarak anlamszdr. bnl-Arab terimi aklamak yerine kendilerinden hareketle
adem grn kartabilmemiz iin terimin biimine gnderme yapar (ktlk,
karanlk, btl). Ulaabileceimiz nihai sonu, yokluun bir olumsuzluk ve olumsuz
luun da her ktln ilkesi olduudur.3

tmkn ve olabilirlik4 diye isimlendirilen akledilir bir hakikat nedeniyle insana


mmkn ve caiz ad verilmiken; mevcut ismi, varlk diye isimlendirilen hakikati
nedeniyle z gerei zorunluya [Hak] ait olmutur. Sz konusu hakikat varln
ayns olduu gibi imkn da mmkn oluu bakmndan mmknn kendisidir.
Mdum ismi ise, imknsza aittir. mknsz, mutlak yokluk5 diye isimlendirilen bir
hakikat nedeniyle z gerei varl kabul etmeyen eydir. Mutlak yokluk, imkn
szlktr. (FTUHAT, IV: 154)

Yokluk srf ktlktr. Bu, gemi muhakkiklerin [gerek bilginler] grdr.6


Fakat onlar bu terimi kullanm, anlamn aklamamlardr. Hak yolunun bir yol
cusu uzun bir sohbette bize yle dedi: yilik varlkta, ktlk yokluktadr. Bylece
Hakkn herhangi bir snrlanma olmadan mutlak varlk sahibi olduunu rendik.

44
Ademl-Adem

Hak, hibir ekilde ktln bulunmad srf iyiliktir. Onun zdd ise, hibir iyi
liin bulunmad srf ktlk olan mutlak yokluktur.7 te bu, sz konusu bilgin
lerin yokluk srf ktlktr grlerinin anlamdr, ( f t h t , 1:46)

Cehalet bilginin olmaydr, baka bir anlam yoktur. Dolaysyla cehalet gereklie
sahip bir ey deildir. Adem ise ktlktr, ktlk, z gerei irkindir, ( f t h t ,
111:528)

imknszn yokluu karanlk, mmknn yokluu ise karanlk deil, bir glgedir.
(FTHT, 11:304)

Varlk nurdur, yokluk karanlktr. Ktlk ise yokluktur. Bizler varlktayz, dolay
syla hepimiz, hayr iinde bulunuruz, ( fth t , i:486)

Btl, hi kukusuz, yokluktur. Varlk ise btnyle iyiliktir, ( f th t , ii:33)

N O TLAR:

' Mmknn yokluu karl, yani sbt. Bkz. m kn Y o k lu u .


2 lbnl-Arab karanlk ve k terimlerini iki zt mebde fikrini benimseyen Zerdlilerden yararlanarak
kullanmtr. Bunlar varln asldr. Bu iki ilke, Yezdan ve Ehrimendir. Btn var olanlar, k ve ka
ranln ya da ktlk ve hayrn karmdr. lem iki g arasndaki srekli atmann iindedir. Bkz.
Ali en-Near, Neet'l-Fikri'l-lslami, c. I, s. 203. Fakat Ibnl-Arab, Zerdti terimleri kullansa bile, on
lardan ayrlr. Ona gre ktlk yokluktur, hibir gce sahip deildir. lbnl-Arab, lemin iki asl gibi,
yokluu varln zdd saymaz. Yokluk, ona gre, kelimenin ierdii btn olumsuz anlamlaryla salt
yokluktur. k ve karanlk arasndaki fark da byledir.
3 Bkz.Ebu'l-Al Aff, The Mystical, s. 157. Burada Aff Ibnu 1-Arab ile Spinoza arasndaki benzerlik ortaya
konmaktadr.
4 lbnl-Arab bu imkn, imkn yokluu diye isimlendirir; nitekim mmkn de mdum [mevcut olmayan]
diye isimlendirir.
5 Mduma lbnl-Arab genellikle sdbitul-ayn [hakikati sabit] der; a'yn- sabite mdum eylerdir. Fakat
burada onu srf yokluktan tretmitir ki, imknszdr.
6 Bkz. lbnl-Arab, el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. IV, s. 370.
7 lbnl-Arab burada Hakk' srf hayr diye gren Plotinusu hatrlatr.

A d e m l - A d e m bkz. Y o k lu u n Y o k lu u

d e t i A m a k bkz. K e r a m e t

A d i [Kelimenin kk harfleri] ayn, dal ve lam deta zt gibi kart anlaml iki kktr. Bi
rincisi dzgnle iaret ederken teki "eilmek" demektir. Birinci anlama gre adil
insan, gidiat dzgn, kendisinden honut olunmu kimse demektir. "Bu kii adildir"
anlamnda haza adlun denilir. "Bu ikisi adildir" anlamnda hazan adlun denilir. Bu an

45
Adi

lamda huma adlan [ikisi adildir] denilir. oul anlamnda hum uduI [onlar adildir] deni
lir. Adi "doru hkm vermek"tir. Bir ey baka bir eye denk olduunda hve adluhu
[onun dengidir] denilir. Adi, "bir eyin deeri ve karl" anlamnda kullanlr. Btn
bu anlamlar muadile, yani "eitlik" anlamndan gelir. Adi hakszln zdddr. ikinci k
ke gelince: Erilmek iin adele denilir, "bkld" ve "eildi" demektir, ( m u c e m )
m*

Kuran- Kerim'de u anlamlarda kullanlmtr:1


Fidye, deer ve bedel:

Onun adna bir efaat veya bedel2 (adi) kabul edilmez. (2:48)

Misil ve karlk:

Yapt iin3vebalini (adi) tatmas iin bu bir oru olur, (5:95)

Hakszln zdd, insaf:

nsanlar arasnda hkm verdiiniz de adi ile hkm verin. (4:58)

Honut olunan, gidiat dzgn kimse. Bu anlamda mastardan tretilmi fiil adele fiilidir. Kuran Allah'n
denge zere yaratm olmasna iaret iin bedeni tesviye etmesinin ardndan bu kelimeyi zikretmitir. Bu
anlamda adalet, organlarn uyumlu veya kendilerine uygun glerle itidale sahip olmasdr:

Ey insan! Seni kerim Rabbine kar marur yapan nedir? O seni yaratm, tesviye etmi ve iti
dal vermitir4 (adalek). (827)

Allah'a irk koan mrik iin yadilu bi-rabbihi [Rabbine ortak kouyor] denilir. deta mrik, bu davran
yla Hakk bakasyla denk saym veya kendisine denk ve ortak yapmtr.

nkar edenler Rablerine ortak koarlar5(ya'dilun). (6:1)

S?"
tbnl-Arab ad i 6 kelimesinin eilmek anlamndaki ikinci szlk anlamm alr ve onu
meyletmek eklinde yorumlar. Adi, meyil demektir. Bylece kelime (isim ve fiil ola
rak) yaratmann ilkesi olur.7

Adi meyil demektir. Yoldan ktnda adele ani't-tarlka denilir. nsan bir eye y
neldiinde adele ileyh [ona yneldi] denilir. Haktan ayrlmak zulm diye isimlendi
rildii gibi Hakka ynelmek de adi diye isimlendirilir. Allah yaratmay adi sayesin
de yapmtr demek, u anlama gelir: Zt, hviyeti bakmndan bir hak sahibi oldu
u gibi mertebesi - k i sz konusu mertebe ulhiyettir- bakmndan da bir hak sahi
bidir. Ztm mstahak olduu eyden ulhiyetin mstahak olduu eye meylettii

46
Adi

iin - k i ulhiyet kendisi iin mazhar talep eder- bu yneli adi diye isimlendirildi.
Baka bir ifadeyle bu yneli, ztn mstahak olduu eyden uluhiyetin mstahak
olduu eye ynelmektir ki, bu ynelii uluhiyetin hakk olan meluh [ilah olan] ta
lep etmitir. Bir hak sahibine hak ettii eyi veren adil, verme ise adi diye isimlendi
rilir. Burada sz konusu olan da Haktr.8 Bu yzden Hak yaratt eyleri hak ile
yaratmtr. Hak ile yaratmak, yaratl hak eden eylere bu hakk vermektir.
(FTHT, ll:60)

Bu garip mertebeden (adi mertebesi) Allah lemi kendi suretine9 gre yaratm,
bylece adil olmutur. Allah ztna zg zorunluluk mertebesinden bakasna bal
zorunluluk mertebesine, baka bir anlatmla imkn [olabilirlik] mertebesine y
nelmitir. Allah mmknleri sabitlik mertebelerinden dta varolduklar mertebe
lere meylettirmitir.10 u halde varlkta sadece adalet [meyil, yneli] dnlebilir.
nk varlk sadece meyil eylemiyle zuhur etmitir ki, sz konusu meyil adalet
demektir, ( f th t , iv :236)

bnl-Arabnin adlin eanlamls sayd meyil, lemde meydana gelmi istikameti


ortadan kaldrmaz, hatta onun ta kendisidir.11

Adi meyil demektir, meyil ise istikamete meyletmek olan bir ite, istikametin ta
kendisidir. Sz gelii aacn dallar birbirlerine girmi olsa da, gerekte eik ve me
yilli olularnda doru ve dzgndr; nk onlar, detin gerei olarak, doal ak
larna gre yaylmtr, ( fth t , iv:236-37)

Adi, benzer demektir. Ibnu l-Arab yle der:

Varlkta sadece takdir edilmi12 bir adalet vardr; onun vastasyla da benzerler13 zu
hur eder. Benzer adi diye isimlendirilir, ( f th t , iv :236)

Geen iki tanmda adlin belirsiz anlamda kullanldn grmekteyiz. Burada ise be
lirlidir. bnl-Arabnin kelimenin belirsiz ve belirli hallerindeki tutumu birbirinden
farkldr. Birincide terime bak, dilsel ve fiili zelliklerine yaylan genel bir ifade ol
makla farkllar, ikinci durumda ise bnl-Arab Adli kendisine zg bir hakikate,
buna bal olarak varlk anlaynda zel bir konuma sahip bir ahs diye tanmlar.
Bu anlamda Adi, yaratmann vastas olan adidir ki, o da ilk Akldr.

Adi, vastasyla gklerin ve yerin yaratld Haktr. Sehl b. Abdullah14 ve bakalar


onu Adi, Eb Hakem Abdsselam b. Berrecan ise el-hak el-mahlk bihi [yaratmada
vasta Hak] diye isimlendirmitir. (FTHT, l:6o)

lahi Kalem, lk Akldr. O da Hakikat-i Muhammediye [Muhammedi hakikat] ve


el-hak el-mahlk bihi [yaratmada vasta Hak] ve Adldir.15 O Ruh- kldr. ( f t h t .

47
Adn Cenneti

111:444)

Bkz. il k A k l, M u h a m m e d i H a k ik a t , in s a n - K m il

N O T LA R :

' Mukatil Allah adli emreder" (16:90) ayetindeki adli tevhit diye yorumlar. Burada herhangi bir dilsel esa
sa dayanmayan simgesellik bellidir. Bkz. Exegese coranique, s. 45.
2 Ayetin yorumu iin bkz. Beyzvi, Envar, c. I, s. 25.
3 Ayetin yorumu iin bkz. A.g.y., c. I, s. 25.
4 Tesviye ve adi kelimeleri iin bkz. Beyzvi, Envar, c. II, s. 298.
3 bnl-Arabnin ayeti yorumlay iin bkz. el-Fthdt'l-Mekkiyye, c. IV, s. 236.
6 Adi, ihsan ve cmertlik ayrm iin bkz. Exegese coran\que, s. 298.
7 Bkz. Hak.
8 Bkz. S uret.
9 Bkz. Ayn- Sbite/A 'yn - S b lte
10Bkz. stik a m et.
Olu, varlkta zuhur edebilmek iin meyle muhtatr.
12nk kevn ortaya kabilmek iin meyde muhtatr.
'3Halk- cedite telmih.
14Adi Tsteriden alnmtr, ancak bu gerek anlamda bir al deildir. lbnl-Arabi lk Akl veya Mu
hammedi Hakikate eklenmi bir zellik olarak onu alm deildir; sadece bir denklik ortaya koymu
tur. Tsteriye gre adi, lbnl-Arabdeki Muhammedi Hakikate, lbn Berrecandaki el-Hak el-mahlk bihi
ve filozoflardaki lk Akla denktir.
15bnl-Arabde adi iin bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. II, s. 308; c. III, s. 88; el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. IV,
s. 230, 237.

A d n C e n n e t i Adn cenneti en stn amel cennetidir, Allah onu eliyle yaratm, Tba
aacn eliyle' oraya dikmitir. Bu cennet sekinlere aittir ve sradan insanlar oraya gire
mez.
sp-
Amel cennetlerinin en stn Adn cennetidir. Buras cennetin merkezidir ve Kesib
orada bulunur. Adn, amel cennetlerinin en ykseidir, ( f th t , i:31 9)

Allah Adn cennetini kendi eliyle yaratm, oray hkmdarn kalesi gibi yapmtr.
Miskten beyaz Kesibi de Adn cennetine yerletirmitir. Tba aacn Allah Adn
cennetine kendi eliyle dikmitir. Onu uzatm, dallar Adn cennetinin surundan d
arya tam, dier cennetlere uzamtr, ( f th t , i;434)

Adn cenneti cennetlerin merkezi, kalesi, hkmdarn ve sekinlerinin mevkiidir.


Sradan insanlar oraya sadece ziyaret amacyla girebilir, ( ftht, i:442)

48
Ahit Sahibi

1 Kr. Allah'n iki eliyle yaratt insan.

A h i t S a h i b i Ahit sahibi, suret sahibidir (sahibu's-suret) bkz. S u r e t

l e m i n A s l bkz. n s a n - K m il

l e m i n A y n a s lemin aynas, Haktr. lemdeki her ey Hakta suretlerinin bu


lunduu duruma gre kendilerini grr.

Hak alemin aynasdr. Alenidekiler onda ilahi ilimdeki suretlerini grr, ( f t h t ,


IV:42)

l e m i n B a b a s lemin babas, ruhanilerdeki ilk baba, baka bir ifadeyle Hakikat-i


Muhammediyedir. Dolaysyla Hakikat-i Muhammediye bedenlerin babas demin
asl olduu gibi lemin de asldr.

lk ruhsal baba odur (Hakikat-i Muhammediye). O demin ve lemin babasdr. O


da Muhammedin hakikati ve ruhudur, ( esfar, 23)

l e m i n B t n lemin btn (hll'l-lem), Muhammedin Nurudur bkz. B e y a z


n c i

l e m i n H a k i k a t l e r i n i n H z i n e s i bkz. n s a n n K o r u y u c u lu u

l e m i n M i z a n lemin mizan (mlzanul-lem), aradaki benzerlik nedeniyle, insan


dr. lem, byk insan; insan kk lemdir. Bu benzerlik sayesinde insan lemin
mizan olmutur. Nitekim lem, yoklua karmaktan ancak insann varl sayesin
de korunur. nsann leme, lemin de insana benzemesine gelince, insan lemin b
tn srlarna istidatl olmas ynyle lemden ayrlr. Bu zelliiyle de insan, lemin
mizam olmutur. Allah yle buyurur: G ykseltti ve mizan koydu (55:7).

Gn ykseltilmesinin karlnda konulmu mizan, insandr, ( bulga . 31 )

l e m i n z e t i nsan, baka bir ifadeyle bir kayt ve art olmakszn insan oluu ba
kmndan insan' kk varlna byk lemde yaylm hakikatleri toplamtr.2 Bu
nedenle ona kk lem (lem-i sair)3 ve lemin zeti (muhtasar- lem) ad veril
mitir. Hayvan-insana4 gelince

O lemin zetidir, ( fth t , iii:31 5)

49
lemin Ruhu

' nsan lemin zetidir. Bundan, Hakkn ve lemin zeti olan insandaki gibi, her insanm insan- kmil
olmas sonucu kmaz.
* Bu dnce, antik felsefeye dayanr. Laland, mikrokozmos ve makrokozmos kelimelerinin kkeninin
kesinlikle Yunan felsefelerine dayandn syler. Vocabulaire tuh. Et critiq. de la philo lalande, s. 5, 8, 7.
bkz. Aff, "Min eyne isteka Ibnl-Arabl felsefetuhus-sfyye, Mecelle-i Klliyetil-Adub, (1933), s. 27. Bu
makalede Afifi, lbnl-Arabnin bu nazariyede lhvan- safadan nasl yararlandn aklar. Ayrca bkz,
eceret'l-kevn, s. 9 vd.
3 Bkz. B y k A lem K k A lem .
4 Hayvan-insan kelimesi lbnl-Arabde sradan insan ile insan- kmili ayrt etmek iin geer.

l e m i n R u h u (lemin kalbi1, varln kalbi) bnl-Arab insan- kmili -hayvan


insan2 deil- lemin ruhu, maksad ve anlam sayar. Bu ismin insan- kmile verili
ini yle aklayabiliriz: lem insan- kmilin varlyla hayatiyetini srdren bir
bedendir. nsan- kmilin bu dnya hayatndan ahirete gmesiyle de lem lr. -
lemin ruhu ifadesinin insan- kmil ile tanmlanmas, ayn zamanda bu terimi insan-
1 kmilin anlamlaryla snrlamak demektir. Buna gre insan- kmil, bnul-
Arabnin ilkelerinin ortaya koyduu gibi bazen insana ait kemle ulam her insan,
bazen sadece Muhammedin (a.s.) ahsdr.3

Allah bu insann kemlini dilediinde, onu ellerinin arasna toplam ve lemin b


tn hakikatlerini kendisine vermi, onu lemin ruhu; lemde bulunan her eyi de,
kendisini idare eden ruh karsnda bedenin uzuvlar gibi yapmtr. lem bu in
sandan yoksun kalsayd, lrd. O halde dnya diyar, ruhu insan olan lemin be
deninin bir uzvudur. ( fth t , 11:468)

lem karsnda insan onun ruhu; lem insann grnen suretidir. Ruh olmakszn
suret anlamsz olduu gibi sensiz lem anlamszdr, ( f t ht , i:363)

insan lemin ruhu, lem ise bedendir. Her ikisiyle birlikte iinde insann da bulun
duu btn lem byk bir insan olur.4 nsan dikkate almakszn sadece leme ba
karsan, onu ruhu olmadan dzenlenmi bir beden gibi bulursun. lemin yetkinlii,
bedenin kemli ruha bal olduu gibi, insana baldr. nsan lemin cismine flen-
mitir. Bu yzden insan lemin varlyla amalanan eydir, ( ft ht , li:67)

nsan- kmil, lemin ruhudur. Ona yakn olanlar, insann temel uzuvlar gibidir.
lemin geri kalan, insann dier suretlerine benzer, tnsann btn lemi bilmesi ve
btn hallerde hepsini hissedebilmesi iin bu diyarda btn lemin ona gre tek
ey olmas art deildir.5 ( bulga , 33)

lem bugn Muhammedin (a.s.) ruh, cisim, suret ve mn olarak zuhurundaki ku-
atclktan yoksunluu nedeniyle uykudadr; lm deildir. Onun ruhu - k i ruhu

5
lemin Sureti

Muhammeddir (a.s.)- uykudaki insann ruhu gibi, dirili gnne kadar mahallin
suretindedir,6 Dirili gn deta uyanma halidir. O halde btn lem, Hz. Pey
gamberim lmnden itibaren uykudadr.7 ( f tuh at , i:i87)

N O TLAR:

' lbnl-Arabye gre insan lemin kalbidir; isimlendirmenin nedeni ise insann her surete girmesidir.
Benzetmenin ieriine gelince, bu da insann lemin ruhu diye adlandrlmasyla ayn sebebe bal bir
durumdur. Bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. III, s. 295. Ayn konuda bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. III, s.
199; el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. IV, s. 143; Kitabut-Tecelliyat, s. 37.
2 Bkz. insan- K m il, H ayvan -lnsan .
3 Bkz. Insan- Km il.
4 Bkz. BUyttk in sa n .
5 nsann her bir uzvunun kendine zg bir gc ve etkinlii vardr. Sz gelii kulak duyma gcne sa
hiptir. Fakat insan iaret edilen makama ancak kendi btnln idrak etmek sayesinde ulaabilir.
Baka bir iladeyle, istenilen gc vermede btn kuvvetleri onda eit hale gelir. Bu durumda herhangi
bir uzvuyla iitir hale gelir; nk her uzuv btn melekelerin zelliini kazanmtr.
6 aret edilen bu mahal bir anlamyla berzahtr. Bkz. B erzah .
7 lbnl-Arabde lemin ruhu iin bkz. Kitab- Eyyami-en, s. 3; Fussu'l-Hikem, s. 37,199; Anka-i Murib,
s. 40; Kitabut-Tecelliyat, s. 34; Naku'l-Fuss, s. 1; el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. III, s. 187.

le m in S u r e t i bkz. S u r e t

l e m i n T o p l a m 1 (Varlklarn toplanma yeri; lemin hakikatlerini toplayan,2 Hakk'


ve lemi birletiren, Hakk'n toplam;3 her ey) lemin her bir paras btn leme da
lm hakikatleri kabul etmesi ve ona ehil olmas ynnden lemin toplamdr, insan
zel anlamda lemin toplamdr; nk o hakikatinde lemin btn hakikatlerini top
lar. Bkz. S u r e t , N s h a , M u h t a s a r
s?
lem in her paras4 lemin btnnn toplamdr, baka bir ifadeyle her para, -
lemde dank haldeki hakikatleri kabul eder, ( fuss , 153)

nsann en erefli varlk olmasnn nedeni btn varlklarn toplam olmasdr.


( m evak I, 38)

Bu kymetli tr (yani insan), lemin toplamdr, ( bulga , 55)

Musann yer yzn zikretmi olmas5 her eyin kendisinde bulunmas nedeniyle
sahip olduu yetkinliktir. Her ey lemin hakikatlerinin toplam olan insandr.
(FTUHAT, 111:410)

Muhammed (a.s.), Nr- Muhammd [Muhammedin nru] btn lemin kendisin


den yaratld bir madde olmas ynnden lemin toplamdr.

51
Alemin Yce-Byk Anas

Muhammed (a.s.) lemin toplamdr; nk lem onun paralandr, ( bulga . 10)

Allah yle der: Onlar Allah'n hidayet ettii kimselerdir, onlarn rehberliine de
uyulur (6:90). Ayette Allah onlara uyulur dememitir, bylece unu rendik:
Muhammed (a.s.) kendisini zikreden ve etmeyen btn peygamberlere denktir.
nk her peygamberin bir rehberlii vardr, fakat hepsinin rehberlii Muham-
medde toplanr. Onu gren Hakka yakn herkesi grm; ona uyan, btn pey
gamberlerin rehberliine uymu demektir.

Allah hakknda yadrganmaz

Btn lemi bir tek eyde toplamas, ( fth t , iv :82)

NOTLAR:

lbnl-Arabfde mecmu [toplam] ifadesi muhtasar [zet], suret, nsha ile eanlamldr. Buna gre lemin
mecmuu, lemin zeli, sureli, nshas vb demektir.
2 Halife-insan iki sureti kendinde loplar. Bkz. el-Ftht'l-Mekkiyye, c. IV, s. 45.
J Kmil, toplayc ve Hakk'n sureliyle zuhur eden kul. Kmil kul Hakkn suretidir (el-Ftht'l-Mek-
kiyye, c. IV, s. 132).
4 Bali Efendi kelimeyi hakikatler diye aktarr, bkz. erh, s. 284.
5 (14:8) ayete telmih.

l e m i n Y c e - B y k A n a s lemin yce-byk anas (mml-liyetil-kbra) -


lemin, yani Hakkn dndaki her eyin yaratlnn ortaya kt yer, yani tabiattr.

lem Hakkn suretine benzer yaratlmtr. Kime tabiat yn baskn gelirse, daha
ok anasna benzer; nk lem tabiat ve Hak arasndadr, ( f th t , iv: i 51)

Bu diyarda sadece Tabiat vardr. Tabiat edilgenlik mahallidir ve Hak karsnda er


kek iin kadn gibidir. Yaratl, yani her eyin yaratl onda gerekleir. Tabiat
[yaratma eylemim] kabul eder. Bu nedenle o lem iin byk ve yce anadr.
(FTHT, IV: 150)

bnl-Arabnin anay yce2 diye nitelediine deinmek gerekir. Bununla birlikte


ana ikinci anlamyla sfli anadr.3 Byk zellii ise, byk varln iki kkndan bi
risi olmas ynnden Hakka benzerliinden kaynaklanr. Varln iki kk Hak ve
Tabiattr. u halde ana=edilgen, yaratl mahalli; yce=mertebe ykseklii; byk
ise, Tanrya gre ve O nunla kyaslandnda kazand niteliktir.

A l k a n l k P e r d e l e r i y l e G i z l e n m e lbnl-Arab baz velilerin lemde tasarruf


gcne sahip olabileceini kabul eder. Bu tasarrufun dayana ise, detin almas
dr. detin almas, baz ahslarda gerekleirken bazlarnda gereklemez. Baka

52
Allah

bir ifadeyle baz veliler lemde tasarruf eder ve olaanst olaylar gsterirler, ba
zlar ise, byle bir tasarruf gcne sahip olmakla birlikte, insanlarn Rablerinin ka
tndaki makamlarn renmemeleri iin alkanlk perdeleriyle gizlenir. Bu veliler,
lbnl-Arablnin kendilerine ahfiya, gizliler ve ebriya gibi bir grup ismi verdii Mel-
miler denilen kimselerdir.

Bu makam mensuplarnn lemde tasarruf ve deitirme gleri vardr. Bu insanlar


dan birinci tabakadakiler, yaratklarnda tasarrufu Allaha brakmtr. Bununla bir
likte onlar, tasarrufa g yetirir. Tanr kendilerine bu imkn bir emir olarak deil,
arz olarak bahetmi, bu nedenle perdeleri kuanm, bilinmezin otalarna girmi,
alkanlk perdeleriyle gizlenmi, kullua ve muhtala sarlmlardr. Sz konusu
insanlar, yiitler, zarifler, Melmiyye, gizliler ve iyilerdir, ( ftliht , s , 255)

N O TLA R :

1 Bkz. O ns/ nslyet.


2 lbnl-Arabye gre ykseklik iki eittir: mekn ve mertebe ykseklii. Burada ulvi ana deyimiyle mer
tebe ykseklii kast edilmitir. Bkz. Fussul-Hikem, s. 75. Nitekim yle der: Bu drdnc kat sema
yksek mekn diye adlandrlr; nk o kalptir. zerindeki sema ise daha yksektir. Bylece Hak me
knn mertebesini kast etmitir. el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, s. 445.
3 Bkz. Sfli Ana.

A l l a h Allah btn gzel isim ve sfatlarn hakikatlerini kendinde toplayan fail ve etkin hakikat iin kul
lanlr;
De ki: ster Allah deyin, ister Rahman deyin, hangisiyle dua ederseniz en gzel isimler Ona ait
tir. (17:110)

Tefsir kitaplar bu kelimenin deryalarna dalm, anlam ve balamlarnn yorumundan uzun uzun sz et
mi, burada zikredemeyeceimiz dilbilgisi, kelam ve tasavvuf asndan sayfalar dolusu aklamalar
yapmtr.1Tefsir kitaplar Allah lafzn isim kelimesinin aklanmasndan sonra ele almtr. Bunun ne
deni, Kurandaki her surenin Besmele ile balam olmasdr. Hangi tefsir kitabna elimizi uzatsak, ayn
eyi grrz. Sz gelii Fahreddin Raznin tefsirinde (1:156-64) veya Alsnin Ruhul-Men (1:54-58) i-
simli tefsirine baklabilir.

bnl-Arab Allah2 ismiyle eanlamda Ism-i Cami [Toplayan sim], Ilh- Mutlak3
[Mutlak ilah], llah- Hak4 [Hak ilah], tlah- Mehl5 [Bilinmeyen lah] kelimelerini
kullanr. Allah btn isimlerin hakikatlerini kendinde toplayan ulhiyet mertebesi
ne verilmi zel zt ismidir. Allah en yetkin, kuatc, btn isimlerin -zt veya de
il- anlamlarn ieren isimdir. Allahtan baka tanmnda ztlar barndran baka
bir isim yoktur.

53
Allah

Allah Zta verilmi zel isimdir. Tremi olduu iddia edilirse, bu durumda o kast
edilmez. ( ka va d , 14)

Allah bu zel ismi Hakkn ztndan bakasna verilmekten saknmtr .6 Bu isimden


baka sadece Zt'a verilmi zel isim bilmiyoruz. Allah ismi, zel isimler sahiplerine
tam dellet ettikleri gibi Zta tam dellet eder. ( f th t , IV:197)

Allah ismi mertebeye dellet eder, ( f th t , v: 139)

Allah ismi zt ve varln ayndr, fakat bu, ulhiyet mertebesi bakmndan byledir.
(MERATB, 166)

Allah Zta zg yce ve snrsz isimdir. Bu isim en gzel isimlerin anlamlarn top
lar. Allah yazlta gzken drt harften oluur: elif, birinci lam, ikinci lam ve he.
( ucun , 62)

z gerei Yce, kendisiyle btn varlk durumlarn (umr- vcdiyye) ve yoklua


mensup nispetleri niseb-i ademiyye) kuatt yetkinliin sahibidir. Hibir ey onun
dnda kalmaz. Bunlar rf, akl veya eriat7 asndan iyi saylabilecekleri gibi kt
de saylabilir. Byle bir yetkinlik, zel anlamda Allah denilen Ztmdr. ( fus S, 79)

Bu iki isim -A llah ve Rahman- dier isimlere gre kapsaml ve yetkindir, ( bulga , 17 )

En byk ve kuatc isim Allah ismidir, ( ucun . s)

ilah btn isimlerin sahibi olan kimse, o ise Allah denilen hakikate zgdr.
(FTHT, IV:448)

Allah btn ilahi isimlerin hakikatlerinin toplamdr, ( f t h t , i:3i7)

Allah ismi, altndaki btn isimleri ierir. O dier isimler karsnda isimlerin an
lamlarn tayan zt gibidir, ( maksad , 152)

Allah ismi, zt ve uyumlu btn isimlerin anlamlarn kendinde toplar, ( f t h t .


111:411)

Allah hari, tanmnda ztlar barndran baka varlk yoktur, ( f t h t , i:4i7)

Allah birinci ierikte grdmz gibi zt ve uyumlu (cell ve ceml) btn isimleri
toplayan isimdir. O isimlerin anlamlarn kendinde toplad iin btn isimlerde
hkm sahibidir. Sz gelii Rab ismini, hkmnn ortaya kaca zel yerinde g
revlendirir veya grevinden azleder. Allah sabitlik niteliindeki Rab veya lah isim
lerinin kart olan isimler vastasyla deiir (O her gn bir itedir). Her varln A l
lah isminden zel bir pay, baka bir ifadeyle zel bir ilahi ismi vardr ve kul o ismin
mazhar ve tecellighdr. Bu isim gerekte o kulun Rabbidir* u halde ilahi isimler

54
Allah

kendi mazhar ve tecellighlarnn rableriyken Allah btn varlklarn Rabbidir.

Varlklarn tek-gerek Varlk ile ilikisi, taayyn edileri - k i bu taayynler Allahn


isimleridir- ynnden olabilir. Baka bir ifadeyle her varlk belirli bir ilahi isimle
irtibatldr ve sz konusu isim gerekte o varln Rabbidir. Allah ismi ise btn i-
simleri iermesi nedeniyle var olan her eyin Rabbidir. ( merat b, 1 66, 67)

Allah diye isimlendirilen zt itibariyle tek, sfatlanyla btndr .9 Her varln Al


lahtan pay kendi zel rabbidir. [Allah isminden ibaret olan] Btnn ona ait ol
mas imknszdr. Mutlu, Rabbinin honut kald kimsedir. Rabbinin katnda ho
nut olunmayan kimse yoktur. nk her isim rablm kendi kulu zerinde sr
drr. Bir kul zel Rabbinin katnda honut oldu diye baka bir kulun Rabbinin
katnda da raz olunan olmas gerekmez. nk o isim rablm btnden almtr,
birden deil .10 Bu durumda [sfatlardan kaynaklanan] btnden ancak kendisine
uygun bir hkm ortaya kmtr ve ortaya kan ey kulun Rabbidir. ( fus S, 90)

Her ilahi isim o esnada hkm sahibi ve ynetici olan isme zt baka bir ismin var
olduunu bildii iin Allahtan korkar. Der ki: Allah hkmmn ortaya kt bu
zel mahalde ynetici deilken beni grevlendirdii gibi baka bir yneticiyle, yani
baka bir ilahi isim sayesinde beni azledebilir. Ben ilahi isimleri bilmiyorum ve on
lardan korkmuyorum, Allahtan korkuyorum. Nitekim Eyyb Rabbine Sknt bana
ulamtr diye dua etmitir. Bu durumda o Dar [zarar veren] isminin azledilmesini
ve hkmnn ortadan kaldrlmasn istemitir." ( f th t , IV:130)

lbnl-Arab srekli deien ulhiyet ile -nk Allah srekli suretlerde tecelli e-
der- her ilahi isme ait rablg ayrt eder. Rablk Allah adna sabittir ve bakalamaz:

Rab sabittir, ilah ise isimlere gre eitlenir. O her gn bir itedir.12 (FUSS, 73)

Nispet ve bantlardan arnm Ztn karsnda Allah btn isimleri [isim ve sfat
lar] kendinde toplar. Allah ancak lem vastasyla bilinebilir, baka bir ifadeyle ilah
melh [ilahn kulu] sayesinde bilinebilir; Zt nispetlerden soyutlansayd ilah ol
mazd. Bu nispetleri varlklarmz meydana getirmitir. Bylece biz melh olmakla
onu ilah yaptk. Biz O nu bilene kadar O bilinmez. Baz filozoflar leme bakmadan
Allahn bilinebileceini iddia etmilerdir ki, bu yanltr. Evet kadim ve ezeli bir Zt
bilinebilir, fakat melh bilinmeden onun ilah olduu bilinemez. Bu yzden o ken
disine delildir. Keif u bilgiyi vermitir: Hak kendisine ve ulhiyetine delilin ta
kendisidir. lem Hakkn varlklarn sabit hakikatlerine [a'yn- sabite, mmknle
rin ilahi ilimde sabit hakikatleri] tecellisinden ibarettir. Bu tecelli olmasayd mm
knler var olmayacakt. Hak a'yn- sbitenin hakikatlerine ve hallerine 13 gre su
retten surete girer ve bakalar, ( fuslis, s)

55
Allah

Sizi ilah yapalm diye bizi var edin; beni yok etme, sen de yok olursun, ( f tu h a t ,
IV:40)

Allah Hve [O] tecellisinin mazhardr: Birinci tanmda Allah ismini Ztn zel ismi
olarak grmekteyiz. Buna karn tbnl-Arab burada Allah ile Zt arasna Hve za
mirini [O, nc tekil ahs] yerletirir: Zt btn isimlerin anlamlarn ieren i-
simde, yani Allah isminde tecelli ve zuhur eden Hvede tecelli ve zuhur ederken A l
lah ismi btn isimlerde tecelli ve zuhur eder. u halde hviyet mertebesi her eit
snrlanma ve ilikiden mnezzeh hviyet mertebesiyle melha14 bal ve onunla ir
tibatl ulhiyet mertebesini ayrr.

Zt hem sfatlara hem de hviyete aittir. Bu anlamda Zta gre Hve, Zta gre s
fatlar gibidir. Allah ismine gre Hve sfatlara gre Zt gibidir. Hveye gre Allah
Zta gre sfatlar gibidir. Dier isimlere gre toplayc isim [Allah] sfatlara gre Zt
gibidir. Allah ismine gre dier isimler Zta gre sfatlar gibidir. Bu durumda Zt
Hve, Hve Allah ismi, Allah ismi [ism-i cami, btn isimlerin anlamlarn ken
dinde toplayan isim] ise btn isimler zerinde egemendir. nk btn isimler
ona, o Hveye, Hve ise Zt'a baldr. Hve Ztn tecelligh, Allah ismi Hvenin
tecelligh, btn isimler Allah isminin tecellileridir. ( akku 'L-cyb , 70)

Allah ismi, lem kaytsz artsz5 edilgen olduu gibi kaytsz artsz etkindir. Ibn'l-
Arab yle der:

Her ynde, durumda ve mertebede messir olan [tesir eden] Allah; her ynde, du
rumda ve mertebede edilgen olan ise lemdir, ( fuss, 183)

Allah yaratma ve benimsemeye konu olmayan gerek, belirsiz ve bilinmeyen ilahtr;


dolaysyla tanmlar onu belirleyemez. Yaratlm'6 ilah ise bunun kartdr. O , i-
nanlarn snrlad ve kendisine tenzih ileminin nfz ettii inanlarn ilahdr.

Gerek ilah yaratmaz ve kabule konu olmaz. nk onun ilahl kendiliinde ger
eklemitir. (vesaIl, 3)

Her dnce sahibi idrak mahallinde yaratt eye inanm ve tapmtr. Kalbinde
bulunan ise Mutlak lah deil, ancak yaratlm ilah olabilir, ( f th t , v:2n)

nanlardaki ilah tanmlarla snrlanr. O, mmin kulun kalbinin sdrd ilahtr.


Mutlak llah hibir ey sgdramaz; nk o eyann ve kendisinin ayndr, ( fuss,
226)

Rabln hibir ekilde katmad mutlak kulluk '7 sadece insan- kmil iin mm
kndr. Kulluun katmad rablk ise Allaha ait olabilir. u halde insan- kmil
mutlak kul, Hak ise Mutlak llahtr. ( f th t , i:603)

56
Allah

Kesin inan gelinceye kadar her tamlamada 18 Rabbine ibadet et. Hi kimse tamla
madan ve bantdan soyutlanm ilaha tapmamtr; nk yle bir ilah bilinmeyen
ilahtr, ( f th t , IV;417)

Allah lafznn sonuncu anlamn geriye braktk; nk o btn sylenilenleri an


lamszlatrr. Bu balamda bnu 1-Arabnin dnce tarzna uysaydk ve ona gre
Allah tanmlamaya kalksaydk, hi kukusuz susardk; nk susmak tanmlarn
yapamad bir tanmdr. Fakat akl tammlanamayan da olmak zere her eyi mutla
ka tanmlamak ister. Bu nedenle satrlarmzdaki Allah, inanlardaki ilahlarn yeni
bir tarz olmasn diye kelimeler onun sadece mertebesini tanmlayabilmitir. Gerek
ten de Allah' nasl tanmlayabiliriz ki? bnu 1-Arabnin dedii gibi:

Allahtan baka ne gren ne grlen var! ( kava Id , 16)

N O T LA R :

1 Bkz. Abdurrahman el-Krdi (Abdlgani en-Nablus'nin talebesi), Kitab- erhi'I-celle, s. 42. Bu kitap Al
lah ismine tahsis edilmitir ve yazar ismin anlamlarn, hakikat ve mertebelerini lbnl-Arab'nin yn
temine gre yorumlar. Konuyla ilgili baka kitaplar unlardr: ez-Zeccac, Tejsirii Esmaillahil-Hsna, s.
25; Muhammed Muhyiddin Abdlhamid, erhii Cevheret't-Tevhid, s. 10; el-Cveyni, Kitabl-lrad, s.
144; Ahmed Gazali, et-Tecridji-Kelimetit-Tevhid, s. 17.
2 lbn-Arabi ilah kelimesinin farkl kkn zikreder; bu tavr da dil bilginlerinin ve tefsircilerin g
ryle uyumludur. Bu balamda ilah: a. Tapnlan ekil, insan, aa, put vs. b. Tapnlan her ey, fakat
bazen gerek mbud olabilir. Bu nedenle lbnl-Arab onu bazen Allah anlamnda kullanr ve llh- Mut
lak veya llh- Hak der. Nitekim Allah lafznn eanlaml isimlerinde byle zikretmitir, c. Bazen ilah,
yaratlm ilah veya inanlan ilah eklinde kullanr. Nitekim inanlardaki ilah teriminde bunu greceiz.
Allah, gerek mbud demektir. lbnl-Arab Allahtan baka ilah yoktur" ifadesinden sz ederken yle
der: Allah'tan baka ilah yoktur: Bu ifadede olumsuzluk belirsize [ilah]; var sayma ise belirli Allah is
mine ynelmitir. lah kelimesinin belirsizlii, altndaki her tr iermesi iindir. Var olan her eyin
ulhiyette bir pay vardr. Bu nedenle de yok sayma hepsine ynelik olmutur" (el-Fthtl-Mekkiyye,
c. IV, s. 89). Ayn cmlenin aklamas iin bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, 224; Jean During, slam, ed.
Robert Laffont s. 194-95.
3 nanlardaki snrlanm ilahn kart olarak.
4 Aklcnn dncesinde yaratlm ilahn kart olarak.
5 tikatta bilinen ve tannan ilahn kart olarak: Allah inanlar deise bile her akidede tannandr (el-
Fthtl-Mekkiyye, c. IV, s. 416).
6 Kr. Kayseri, Tevilatl-Kuran- Kerim, s. 167.
7 lbn-Arabi Allah ismini, rf-akl ve eriata iyi veya kt grlen btn nispet ve niteliklerin silindii
kemal mertebesine yerletirir. O tenzihe konu olan inanlardaki ilahn karsnda mutlak ilahtr.
8 Bkz. Rab/Rubblyet. lbnl-Arab ulhiyetin karsnda rubbiyete zel bir anlam verir.
9 Birlii asndan btn isimleri kendinde toplar.
Bu paragrafn yorumu iin bkz. Afifi, Tlikat, s. 85.
" Eyyb Rabbine sknt bana ulat diye nida ettiinde (21:83) ayetine telmih.
12Bkz. Hakkn e'nl. Bu cmlenin aklamas iin bkz. Afifi, Tlikat, s. 41.

57
Allahn Ada

13Bkz. Affnin bu paragrafla ilgili aklamas iin, a.g.y., s. 60-61. Ayrca bkz. el-Fthtl-Mekhiyye, c. IV,
s. 423.
14Bkz. Ulhlyet/U lhet.
13Bkz. E ser, M essir, M esser-Fih.
16Bkz. nanlan lah.
17 Bkz. M utlak Kul.
'Burada tamlama, Hakk'n kendisine izafe ettii ilahnz, rabbimiz gibi tamlamalardr.

A l l a h n A d a M m in 1 gibi b a z isim ler A lla h ve in san arasnda ortaktr. O halde


m m in (insan), A lla h n a d ad r . 2

Mmin iin mmin birbirini tutan bina3 gibidir. Mmin Allahn isimlerinden biri
sidir. (FTHT, IV:438)

Mmin Allahn isimlerinden birisidir. Mmin ayn zamanda insann ismidir, ( f t -


HT, IV:147)

Ortak isimlere rnek Mmin ismidir. (FTHT. Ill:303)

A llah m m in i k e n d isi iin b ir b arn ak o larak yaratm , k a lb in i vatan ed in m i, onu


ke n d i ada y ap m v e do stu edinm itir.

N O T LA R :

1 Bkz. Mmin
2 Serryullah lbnl-Arab ncesinde yoktu; stelik terim, Ibnl-Arabnin grdm kitaplarnda sadece
bir kez geer. Bunun nedeni, terimin ilk bakta Kuran- Kerimin nassyla (19:65) eliir gelmesidir. Fa
kat, ayette geen semiyyullah ifadesinin bilhassa Allah olduu aktr. bnl-Arab! ise onunla Allah ve
insan arasnda ortak isimlerden birisim kast eder. Sadreddin Konev yle der: Baz Arapa limleri Al
lah isminin yedi zellie sahip olduunu, bu zelliklerin baka isimlerde bulunmadn ileri srmler
dir. Bunlarn birincisi udur: Hakkn btn isimleri bu isme nisbet edilirken, O bu isimlerden hibirisi
ne nispet edilmez. Bu zelliklerden birisi de, dier isimlerden farkl olarak, yaratklarndan hibir kim
senin bu isimle isimlendirilmemesidir. Bu konuda da Onun bir benzerini bilir misiniz" (Meryem, 65)
ayetinden delil getirmilerdir. Bu ayetin anlam, Allahtan baka Allah ismiyle isimlenmi herhangi bir
ey bilir misiniz, demektir" (caz'l-Beyan, s. 176).
3 lbnl-Arabnin bu cmleyle ilgili yorumu iin bkz. d-Ftuht'l-Mekhiyye, c. IV, s. 482.

A l l a h n A r Genel anlamda Allahn mlk demektir. Buna gre Allahn Ar, A l


lahn dndaki her eydir.

Allahn dndaki her ey Allahn Ardr. Arn, aklc ve dier bilginlerden onu bi
len ariflerin kalplerinde byk bir deeri vardr, ( f t h t, iv :243)

zel anlamda Allahn Ar, btn isimlerin anlamlarn kendinde toplayan Allah is

58
Allahn Beyyinesi

minin mazhar olmas bakmndan insandr. nsan ism-i camiin (Allah ismi) istiva-
ghdr.

nsan Allahn Ardr. Burada insan ile btn insan suretlerinin kendisinde bulun
mas itibariyle salt insan ve insan- kmili kastetmekteyiz. Bu zellii ve bu yapda
olmas nedeniyle varlklar insana boyun emitir, (bulga, 11)

A l l a h n B e y y i n e s i Kuran'da beyyine [ak delil] tekil olarak ve neredeyse tek anlamda kulla
nlmtr, bu nedenle tek bir ayeti zikretmekle yetineceiz:1

De ki: Ben kukusuz Rabbimden bir beyyine zereyim ve siz onu yalanladnz. (6:57)

Kad Beyzv bu ayeti yle yorumlar: Delil doruyu yanltan ayran ak kant demektir. Bir gre g
re beyyine Kuran, vahiy, akli deliller ve bunlarn yerine geen eylerdir (Beyzv, Envart-Tenzil, 1:139).
H?"
Beyyine ehlinde ortaya kan ve sahih bilgiye ulatran yntemlerden birisidir. Eh
linde derken Rablerinden bir delil zerinde olan ve kesin bilgide Rableriyle2 arala
rndaki bir almete dayanan kimseleri kast etmekteyim. Bu beyyine, onlarda geree
ulamada dnceyi esas alan kimselerdeki kesin delil yerini tutar. Hak o kullarnn
renim3 iini stlenir ve onlara retir; kendilerine farz kld peygamber Muham-
medin (a.s.) eriatn anlamay nasip eder. Bu noktada hkm getiren vahiy sona er
mi, fakat onu bilmek ve anlamak, Hakkm kendilerine verdii bir delil sayesinde i-
lahi bir ayrcalktr. O insanlar gerek anlamda Hakk bilenlerdir.

Tanrnm kendi katndan senin iin beyyine olduunu belirttii ey bilinmez lem
lerinin gizliliklerinden Allah tarafndan kalbine gelen bir yolcudur. Bu ilahi hitap
mertebesinden ve Allahn kendi katindakini bildirdii mertebeden sana ayrlm
tr .4 Artk fikir sahibinin deliline yapt gibi ona sarl ve onun neyi getirdiini ince
le ve kabul et. Rabbinden bir beyyineye sahip olan kimse Allahtan bir nur ve dos
doru yol zeredir. Bu nur vastasyla eya gerekte bulunduklar hal zere bilinir
ve bu bilgide hibir kuku yoktur, ( f tuh at , i:634)

Bu rahip 5 Rabbinden bir beyyineye [ak delil] sahip kimselerden birisidir. Rabbi,
peygamberimiz Muhammedin (a.s.) eriatnn farz kld ve Rabbinden bilgi ald
tarzda kendi katndan onu retmitir. Bize gre byle bir durum gereklemi bir
tecrbedir. nk biz Muhammedin (a.s.) eriatnda yerlemi hkmlerin oun
luunu byle alrz. Bu yolla peygambere izafe edilen hadisleri tashih ederiz veya
onlar reddederiz .6 ( f th t , s, 330)

te bunlar (Allahn basiretlerini at kimseler) resl ve nebi olmasalar bile Allah

59
Allahn Brakt

bilen ve O nu tanyanlardr. Onlar Allah ve O nun katndan gelen eyi bilmede


Rablerinden bir beyyineye sahiptir, ( f tuh at , s , 304)

Zahitlerin zhtlerinin sebebi verdr [pheli eylerden uzak durmak]. Nefislerine


bir ey kukulu geldiinde hemen onu terk eder. Allah kendileri iin baz belirtiler
yaratm, onlar sayesinde helali ve haram renmilerdir. Sz konusu belirti Nefes-
i Rahmandan gelebilir. Allah onlarda bir yorgunluk, sknt ve darlk grdnde
kendilerine merhamet etmi, bylece bir eyde almet yapt eylerle onlar ra
hatlatmtr. Onlar Rablerinden gelen bir beyyineye sahip olduklar srece rahatlar
lar. (FTHT, DS, 307-308)

N O T LA R :

' Bkz. Mcem-i Mjehres. Beyyine 19 kez geer, stelik bir surenin ad da Beyyine Suresidir.
1 Bu almet bazen duyulur bir almet olabilir.
3 Bkz. el-Ftht'l-Mekkiyye, S, s. 331.
4 "Beyyine zerinde olan kimse basiretli bir ekilde Rabbine davet eder" el-Fthtul-Mekkiyye, S, s. 367.
s Rahib Ibn Bersmele'dir. Bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, S, s. 330.
6 Sfiler bir hadisin peygambere ait olup olmad konusunda kukuya kapldklarnda, Allah'n tahsis et
tii yntemlerle bunu aratrrlar ve bir hkme varrlar. lbnl-Arabl yle der: Peygamberin vrisi bir
eriat icat etmez, sabit bir hkm de ortadan kaldrmaz. Fakat aklar; nk o Rabbinden bir delile
sahiptir" (el-Fthtl-Mekkiyye, DS, s. 119).

A l l a h n B r a k t Szlk anlam iin bkz. B e k

Allahn brakt (bakiyetullah) Kuran'da bir yerde geer ve Allah'n insana yasaklad eylerden sonra
helal braktklarna iaret eder:

Allahn brakt eer inanmsanz sizin iin daha hayrldr. (11:86)

Allahn brakt' sana helal klp yararlandn eydir. Onu braklm diye isimlen
dirdi; nk Allah yeryzndeki her eyi ncelikle insan iin yaratm, insan da bu
konuda tam tasarruf sahibi olmutur. Ardndan mutlak anlamda tasarruf yetkisi
verdii eylerin bir ksmn yasaklam, dilediklerini brakmtr. te o, Allahn b
raktdr. (FTHT, IV: 114)

Rzk iki trldr: Bir ksm haram; dieri helal diye isimlendirilir. Helal Allah'n
braktdr. Allahn brakt, baz rzklar yasaklayp insanlar onlardan men et
tikten sonra serbest brakt rzklardr. ( f th t , n.463)

Asl olan Allahn yeryzndeki her eyi bizim admza yaratm olmasdr. Ardn
dan bunlarn bir ksmn yasaklam, dierlerini brakmtr. Serbest yaptklarn Al

6o
Allahn Eli/ki El

lahm brakt, yasakladklarn ise haram diye isimlendirmitir, ( f th t , i:35)

G een ifad eleri yle zetleyeb iliriz: A lla h n b rakt h aram den ilen eyleri y asakla
d ktan sonra bize tasarruf y etk isi ve rd ii helallerdir. sim len d irm en in seb eb i h a k k n
da ise b n l-A rab yle d n r: A lla h n celik le y e ry z n d e k i h e r ey i b u eylerd e
m u tlak tasa rru f sah ib i olan insan iin yaratm , ik in ci aam ada ise o n larn b ir k sm
n yasaklam ve haram diye isim len dirm itir. Fakat gerekte insan v a r o ld u u n d an
itibaren k en d isiyle b irlik te yasak da v a r olm u tu r. d em A llah ken d isin e aaca y a k
lam ay y asaklad n d a cennetteydi!

n o tla r :

Abdlgani en-Nablsinin Bakiyyetullahi Hayrun Ba'del-Fen adl bir risalesi vardr. Ancak risaleyi incele
diimizde risalenin ismindeki bakiyyetullah ifadesinin tbnl-Arabtnin kast ettii eyle ilgili olmadn
grdk.

A l l a h n E l i / k i E l bkz. Y e d u lla h /Y e d a n

A l l a h n E v i (H a k k m E vi1) H a k k n evi ilahi surete b en zer yaratld iin v a rlk te


cellisin in m azh ar olm as y n n d e n k u ld u r .2

Hakkm hikmeti benim hikmetim


Deme ki: Onunla biriz
Varlm seni hemen yalanlar
Ben onun evi olsam bile
O , dinen benim kblem, ( f th t , iv:387)

H a k k m evi, Beni ne g m ne de y erim sd rab ild i, m m in k u lu m u n k a lb i s d r


d ifadesine gre, H a k k sdran m m in in k a lb id ir .3 Flak ken d isin i sd ran kalbe
yerletiin d e kalp A lla h n evi olur:

Tecellimi tamaktan yer ve gk aciz kaldnda, kulumun kalbi beni sdrmm


Bylece arifin kalbi Hakkn evi haline geldi, ( an k a , 62)

Sekin kulun kalbi, Allahn evi, bak yeri, ilimlerinin bulunduu maden, srlarnn
mertebesi, meleklerinin ini yeri,4 nurlarnn hzinesi, ynelinen Kabesi5, grlen
Arafatdr. ( m evak I, 14i)

lim , bilgisi her eye nfuz eden kimsedir. nsan ne zaman byle olabilir? Kalbi
Hakkn evi olduunda. Hak kalbinde bulunmakla kulu, kul da Allahn kulun b
tn kuvvetleri olmasyla Hakk brdnde bilgisi byle olabilir.6 Hak kuatan
dr, ilmi de Haktan baka bir ey deildir. Bu durumda kul her eyi bilir, ( f t h t ,
IV:437)

6
Allahn Glgesi

bnl-Arab son metinde tek hakikatin iki yn arasnda zuhurun yer deitirme
sine dikkat eker. Bu yer deitirme gerekte yaratklarn H akka yaklamasndan
ibarettir: kurb- nevfil [gnll ibadetlerle H akka yaknlk] ve kurb- feriz [farz
larla Hakka yaknlk] makamlar.7

N O TLA R :

' P. Nwiyamn sofilerin kalbe Allah'n evi diye iaretleriyle ilgili remiz ve benzetmelerine dair nesnel ve
bilimsel aratrmas iin bkz. Exegese Coranique, s. 325 vd.
1 Bkz. S uret.
3 Bkz. K alp.
4 Kalb beyt-i mamurdur ifadesine telmih.
5 Ibn'l-Arab yle der: Kalbi Mekke gibi yap: Rabbinin katndan her eyin mevyesi sana rzk olarak
gelsin. 5 u am'dan, bu Msrdan, o Yemenden, bu da Necdden. Kalbini Mekke gibi yaptnda, ilahi i-
simlerin ve varlklarn hakikatlerinin meyveleri ona gelir" (Teracim, s. 44).
6 Kulun kalbi Hakk'n evi haline geldiinde, Hak da onun evi haline gelir. Bkz. N afile v e F a n b ad etlerin
U latrd M akam lar.
7 Bkz. N afile v e F arz bad etlerin U latrd M akam lar.

A l l a h n G l g e s i Szlk anlam ve Kurandaki anlam iin bkz. Z il.

s*
Allaha ait her mazhar veya suret, O nun glgesidir. Burada Allah derken, bnl-
Arab btn isimleri kendinde toplayan ismi kasteder. Allahn glgesi ilahi ztn
mazhar deil, btn isimleri ihata etmesi bakmndan Hakkn mazhardr. Bylece
Allahn glgesi, lem veya lbnl-Arabnin siva'l-Hak dedii Hakkn dndakiler
olmaktadr.

Sival-Hak [Haktan bakas] denilen veya lem diye isimlendirilen ey, Hakka nis
petle ahsa gre glge gibidir. lem Allahn glgesidir. Bu, varln leme nispeti
nin ta kendisidir. nk glge, hi kukusuz, duyuda mevcuttur. lem diye isim
lendirilen bu ilahi glgenin zuhur mahalli ise, mmknlerin ztlardr. Sz konusu
ztlar zerine bu glge uzar. Bylece bu glgeyi bu ztn varlnn kendisine yan
smas lsnde idrak edersin. Fakat Hakkn Nur ismi sayesinde idrak gerekleir
ve bu glge mmknlerin ztlar zerine bilinmeyen bir gayb suretinde uzar.
Grmez misin ki glgeler siyaha alar. Bu durum onlardaki gizlilie iaret eder. Bu
nun nedeni ise glgeler ile glgeleri olduklar ahslar arasndaki mnasebetin u-
zakldr.' (FUSS, 101-102)

Allahn glgesi, halifesi olmak zere, Hakkn bir zellii veya ismiyle zuhur eden
kimsedir. Halife (zahir halife ve btn halife, bkz. H a lif e /H ila f e t ) , o halde, Allahn
glgesidir.

62
Allahn iar

Zahiri hilafet:

Sultan yeryznde Allahn glgesidir. Dolaysyla glge, hi kukusuz, glge sahi


bine tabidir, ( bulga , 62)

Btni hilafet:

Allah herkesi kendisinden perdelemi, ancak insan- kmil iin zuhur etmitir, ln-
san- kmil, Hakkm uzam glgesi, belirlenmi Ar, varln kemaliyle nitelenmi
amalanm evidir, ( f th t , i:282)

Allah insan- kmili byk ve klli insann halifesi yapmtr. O Allahn yaratklar
iinde onlardan olan halifesidir. Bu nedenle de o halifedir. Onlar, kendilerini halife
atayan tek bir ztn halifeleri, dolaysyla O nun glgeleridir, ( f th t , 111:297)

Allahn ilk anahtar, insan- kmilin gaybdr. O, Hakkm dndaki her eyde
Hakkm glgesidir.2 ( f th t , i:279)

N O T LA R :

' Bkz. Metnin aklamas iin, Fussul-Hikem, c. II, s. 110.


2 bnl-Arab'de zil hakknda bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. III, s. 37,190, 282, 430.

A l l a h n i a r aire, eair'in tekilidir. O, haccn ve amellerinin alametleridir. Allah


yle buyurur: "Safa ve Merve, Allah'n iarlarndandr." ( mucem )
s?*
Kelime Kuran- Kerimde yukardaki szlk anlamyla geer:

Ey iman edenler! Allahn iarlarn ve yasak ay helal klmaynz. (5:2)


S?"
Allahn iarlar, onun delilleri ve kendisine ulatran eylerdir. lemdeki her varl
n ilahi bir tecelli olduunu dnen bir sistemde, buna bal olarak her ey, Al
lahn iarlarna dnr. kinci aamada ise, bnl-Arabinin btn lem iinden
insan setiini grmekteyiz. O insan Hakkm en byk delili yapar. u halde Al
lahn en byk iar, insandr. nc aamada ise insan mazhar olarak tanmlanr.
Bu nedenle Hak, kendisine delil olarak kalr.

lemdeki her ey, o eyi kendisine delil yapmas bakmndan Allahn iardr. Allah
iarn yceltenleri nitelemi ve Allahn iarn yceltenlere gelince, bu davran
kalplerin takva sahibi olmasndan kaynaklanr demitir. Baka bir ifadeyle iarlarn
yceltilmesi, kalplerin takvasndan kaynaklanr. Allah teklif diyarndaki iarlarn
mkellefin btn grnr hareketlerinde tanmlamtr, ( f th t , 11:527)

63
Allahn Yolu

Allahn iarlar, O nun alametleri; alametleri ise kendisine dellet eden ve O na u-


latran delillerdir, ( f th t , iv:109)

insan anlamnda Allahn iar udur:

Allah seni yce diye nitelemi ve seni kendisini yceltmeye tevik etmitir, yle
buyurur: Allahn iarn ycelten kimselere gelince: bu davran kalplerin takva sa
hibi olmasndan kaynaklanr. Sen Allahn iarlarnn en bysn, ( f th t ,
11:641)

Allah sana bilmediin eyleri retmitir. O nun senin zerindeki ihsan pek b
yktr. Bylece Hak, bu mertebede senin nefsinin iarlarndan olmutur.' Bylece
sen kendi nefsini onunla bildin ve O nu da kendin sayesinde bildin. Bunu dn!
iarlarda bir araya geldik, srlarda ayrldk.2 Ondan bize ait olan tecelli, bizden ona
ait olan ise srlardr, ( f th t , iV:11o)

Hkmlerimiz O nun hkmleridir.3 Bylece bizler, her adan onun iarlar ve a-


lmetleriyiz. Dolaysyla bizim onu yceltmemiz, kalplerin takvasndan ve gayblerin
almasndan kaynaklanr (4:335).

Allah kendisine delildir:

Sfat niteleneni ister. Bylece siz, Allah'n iar olmaktan ktnz ve Hak kendisine
delil oldu. Bir ey baka bir eye mutlak kesinlikle delil olamayacana ge, bir e
yin kendisinden daha iyi delil olamaz. Ak bir eyi tanmlamaya kalktnda, onu
belirsizletirirsn. ( fth t , i:226)

N O T LA R :

1 O sana bilmediin eyleri kendi nefsinden rettii iin, kendi nefsine delilsin.
2 insan kendisini Hak seyesinde tanr, Hakk da kendi nefsiyle tanr.
3 Ibnl-Arabde eair iin bkz. el-Ftuhll-Mekkiyye, c. II, s. 672; el-Ftuhtl-Mehkiyye, c. IV, s. 49,127,
2 4 b 339

A l l a h n Y o l u bkz. S r a t - M s t a k im

A l l a h K a t n d a n H i l a f e t bkz. H a lif e /H ila f e t

A l l a h t a n B a k a s / S i v a [Baka anlamndaki s/Va'nn kk harfleri olan] sin, vavve


ya tek kktr ve iki ey arasndaki denge ve istikamet demektir. "Bu una denk deil"
anlamnda haza la-ysavi keza denilir; "ona eit deildir" demektir. Haza siva zalike
[bu ondan bakadr] ifadesi bu babdan gelir, ( m u c e m )
s ?-

64
Alt/Altta Olma

Siva, Kuranda iki ey arasndaki denge ve istikamet anlamnda kullanlr. 'Baka' anlamndaki siva yer
almaz:
Bundan sonra inkr ederse dz yolun ortasndan (seva's-sebil) sapmtr. (5:12)
Kendilerini korkutsan da korkutmasan da onlar iin birdir (seva). (26:10)
S?"

Sfiler Allahn dndaki yaratklar siva diye isimlendirmede derece derecedir: Rab-
Allahm karsnda her merbub siva ve bakadr.

Her ilmin kayna, ilahi lemdir. nk Allahn dndaki her ey, Allahtan gelir.
(FTHT, S, 55)

lahi! Sizden bakas sizi nasl bilebilir ki?


Senin benzerin mbarek ve mteal olandr.
lahi! Sizden bakas sizi nasl bilir ki?
Sizden baka bir ey var m? Hayr, hayr, hayr!
lahi! Kendimi sizden baka biri diye grmyorum
mknsz veya anlamsz b ir eyi nasl grebilirim ki? ( f th t , s , 1)

Biliniz ki -A llah sizlere yardm etsin- Allah yle buyurur: Bana dua ediniz, size
icabet edeyim. Bunu rendiinde, Allahn her eyin Rabbi ve sahibi olduunu da
renirsin. Bu yzden Allahn dndaki her ey, Rabbin kullan, bu Gerek Sahibin
mlkdr, ( f tuh at , s, 133)

Allahn dndaki (sivallah) hibir ey, Allahn kudretinin dna kamaz. nk


Allah onlarn yaratcsdr.1 ( fth t , as , 206)

N O T LA R :

' lbnl-Arab'de siva terimi iin bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, BS, s. 196; S, s. 39; AS, s. 4.

A lt/ A lt t a O lm a [Alt anlamndaki ta/t'n harfleri] ta, ha, te tek anlaml kktr; "bir
eyin alt" demektir. Kelimenin farkl bir ifadesi olan tahut ise "dk insan" demektir.
(mucem )
S9 "

Alt, Kuran'da pek ok yerde geer, fakat hi birisinde szlk anlamnn dna kmaz. Alt, stn zdd-
dr:
zerlerinden ve ayaklarnn altndan (tahte erclihim) yesinler diye... (5:66)

st ve alt (fevk, taht) konum anlam tayan iki iarettir; bu nedenle her iki terimi

65
Ama'

birlikte inceleyeceiz. bnl-Arab alt ve st terimlerini Hakka tamlama yaptnda


zahir ve btn [d, i] kelimelerinin Hakka izafesini hatrlamalyz. Baka bir ifa
deyle bnl-Arablnin dncesinde st ve alt, zahir ve btn gibidir.1 Zahir ve btn
iki bamsz mertebe olarak ayran ey insann hakikati olduu gibi st ve alt te
rimlerinin anlam da orta nokta konumundaki insana baldr.

Allah insan kul olarak yaratm, o ise Rabbine byklenmi ve ululuk taslamtr.
Hak haddim hilmez bu kulun byklk taslamasna karn yine de onu altndan
korur.2 Buna Bir ip sarktsaydnz Allahn zerine derdi hadisiyle iaret edil
mitir. Bylece Hz. Peygamber alt ynnn Allaha nispet edilebileceine iaret et
mitir. st de zerlerindeki rablerinden korkarlar" ( 16:50) ve O kullan zerinde
kahr sahibidir (6:18) ayetiyle Hakka izafe edilmitir. u halde st ve alt Allaha ait
tir; bu nedenle alt yn insan vastasyla ortaya kar, ( fuss, 171 )

Fussu'l-Hikem rihi Bali Efendi metni yle yorumlar: Alt ve st ynlerinin nispe
tinin eitlii nedeniyle Hakkn st ve alt ynlerine sahip olmas insan vastasyla or
taya kar. Bu ynlerin Hakka nispetinin eitlii, Hakkn her ynden eyay kuat
m olduunu gsterir. Bylece st ve alt ynlerinin gerekte insana deil, Allaha ait
olduu anlalmtr. Cahil kul ise, bunu bilmez ve bu nedenle Rabbine kar ululuk
taslar ve byklenir. bnl-Arab st ve alt terimlerini bilgiye tamlama yaparak da
kullanr ve st ilimleri ve alt ilimlerinden sz eder. st ilimleri ile vehb [Allah ver
gisi] ilimlere iaret eder; bu balamda verilmi her ilim st ilimlerindendir. Alt ilim
leri ise almayla elde edilen ilimlere iaret eder. Gayret ve aba ile elde edilmi her
trl ilim, alt ilimlerdendir.

ilimler iki ksmdr: Bir ksm verilmi ilimlerdir, bunlar zerlerinden rzklanma-
lar iin (s.-66) ifadesiyle kastedilen ilimlerdir ve Allah korkusunun rn olan bil
gilerdir. kinci ksm ise kazanlan ilimlerdir. Ayaklarnn altndan (s.-66) ifadesi bu
ksma iaret eder. Bu ayet insanlarn aba ve gayretlerine iaret eder, (ftuhat, i:S94)

zerlerinden rzklanmalan iin insann almasnn rn olmayan ilimlerdir.


Ayaklarnn altndan ifadesi ise insann gayretinin rn olan ilimlerdir. Bu ilim
ler alt ve st ilimleridir, ( fth t , i:488)

N O T LA R :

1 Bkz. Z ah ir Btn.
2 Hadis Dizini, no. 18.

A m a ' (Nefes i Rahman, el-Hak el-mahlk bih'i1 [yaratmada vasta olan Hak], hayal-i
mutlak [mutlak hayal], aynu'l-berzah [berzahn kendisi], insan- kmil mertebesi,

66
Ama'

hakikat'l-hakaik [hakikatlerin hakikati]) Ayn, mim ve illet harfi tek kktr ve "rtmek
ve perdelemek" anlamna gelir. "Sktrlm youn bulut" anlamndaki ama' bu kk
tendir. Bulutun bir paras amae'dir. Kissa yle der: "O ama'dadr," yani karanlktadr.
Bir gre gre ama', "toz" demektir, ( m u c e m )
S?"

Ulu eyhimizin anlayp gnderme ve balamlarm aklamaya alt iaretlerleri i-


tibariyle Ama'2 terimi tasavvuf dncesinde bir hadis-i eriften ortaya kmtr. Bu
hadis Yaratmadan nce Rabbimiz neredeydi eklinde sorulmu bir sorunun ceva
bdr:
Hakkn bulunduu ilk mekn olan Ama', sahih bir rivayette gemitir. Hz. Peygam-
bere Yaratklarm yaratmadan nce Rabbimiz neredeydi? diye sorulmu, o da
yle cevap vermitir: Altnda ve stnde hava bulunmayan Ama'da idi.3 Byle
sylemi olmasnn nedeni udur: Ama' Araplara gre altnda ve stnde hava bulu
nan ince bulut demektir. Hz. Peygamber o yeri Ama' diye isimlendirdiinde, Arap
larn zihinlerine gelecek armlar ortadan kaldrmtr, ( f t h t , 11:310)

Ama' Nefes-i Rahmaninin ismidir. Bu isimlendirmenin nedeni udur: Tanr bilinme


yen gizli bir hazineyken, bilinmek istemi ve bu istekle teneffs etmi, Nefes-i Rah
man ortaya kmtr.4 Bu nefesin sureti Ama' idi; nk bulut anlamndaki ama',
buhardan meydana gelir ve Nefes-i Rahmani de Rahmani bir buhardr. O halde Ne
fes m ald ilk suret Ama'dr, hatta Ama' Nefes-i Rahmaninin ta kendisidir. Her ey
Allahn kelimeleri olduuna gre, kelimenin konuann nefsinde ortaya kmas gi
bi,5 Allahn dndaki her ey, Ama'dan ve Ama'da zuhur etmi ve etmektedir.

Ama'mn Neles-i Rahmandan meydana gelii, onun sadece Rahman olmas ynn
den deil, ayn zamanda ilah olmas ynndendir de. Btn varlklar, Ama'da kn
[ol] veya ilahi el (Adn cenneti) veya iki el (dem) vastasyla zuhur etmitir. Ama'
ise zellikle nefes vastasyla ortaya kmtr. Bu zuhurun kayna bilinmez hazine
idim" hadisinde dile getirildii gibi sevgidir.6 Bu sevgi sayesinde teneffs gerekle
mi ve Nefes zuhur etmi, o da Ama' olmutur. Bu nedenle ari, ona ama' adn ver
mitir; nk bulut anlamndaki Ama' buharlardan doar, ( f th t , i:3io)

Nefes-i Rahmaniyi kabul eden ilk suret, Ama'mn suretidir. Ama', iinde rahmet bu
lunan, hatta rahmetin ta kendisi olan Rahmani bir buhardr. Bylece o, Hakkn ka
bul ettii ilk zarf olmutur, (ftht, i:43 o)

Hak yaratklarn yaratm ve onlar Ama'da ortaya kartmtr. Ama' Nefes-i Rah-
manidir. Bu yzden yaratlmlar, konuann nefesinde farkl mahrelerdeki harf
lere benzer, ( fth t , i:465)

67
Ama'

Ama', el-hak el-mahlk bifidir [yaratmada vasta olan Hak]: Ama, Hakkm dndaki
her eyin vastasyla yaratlm olduu Hak'tr. Ama', Hakk'm teneffsnn sureti ol
mas itibariyle Haktr; nk Hakkm teneffs kendisidir. Ama', Allahn dndaki
her eyin vastasyla yaratld eydir, nk Ama', btn suretleri kabul eden le
min cevheridir.

Ama', el-Hak el-mahlk bihi7 [yaratmada vasta olan hak] diye isimlendirilir. Sz ko
nusu Ama', lemin cevheri olmutur ve lemin suretlerini, ruhlarn ve btn tabi
atlarn kabul etmitir. O sonsuza kadar btn suretleri kabul edicidir. Ama1 Hakk-
m teneffsnden, lem diye ifade edilen suretler ise kn [ol] kelimesinden meydana
gelmitir, ( f th t , i:33i)

Ama' btn suretlerin ve eylerin asldr. O asldan meydana gelmi ilk /erdir.
(FTHT, lll:420)

Ama' btn lemin cevheridir. lem ancak hayalde zuhur etmitir. O, z gerei
tahayyl edilendir.8 ( f th t , ii:313)

Ama', btn mmknlere gre sbt lemidir (sabitlik lemi=Hakkn ilmi); nk


var olan her eyin sureti onda sabittir. Fakat mmknlerin suretlerinin onda sabit
olmas, kendisine d varl vermitir. O halde Ama', mmknlere gre sabit, sabit
lik hallerinde kendisine gre d varlktr. Bu yzden baz dnrler9 Ama'nm
Hakkm ilmi olduu grne varmtr.10

Ama' meknlarn ilkidir, mertebe ve meknlara ait zarflar ondan ortaya kmtr. O
mmknlerin hakikatlerinin sabit olduu ve yerletii mndr, ( f t h t , i:283)

Bizler [mmknler] Hakkm szn iittiimizde Ama' cevherinde sabit idik ve va


rolmaktan kanma imknmz yoktu. Dolaysyla Ama' cevherinde suretlerdik.
Ama'da zuhur etmekle Ama'ya varlk verdik, Ama'nn varl akledilirken, d varlk
gereklemitir, (ftht, i:33i)

Ama'nm temel zellikleri unlardr: ) Ama' lemin asldr; nk ondan zuhur et


mitir. 2) Ama' mmknlere gre sbt lemi, baka bir ifadeyle sabit hakikatler le
midir. 3) Ama' kadim olanda kadim, yaratlmta hdistir [sonradan olan]. Bu nok
talar, aka, Ibnl-Arabinin11 grne gre Ama'nm hakihat'l-hakik [hakikatle
rin hakikati] olduunu gsterir:

Ama kadimde kadim, yaratlmta hdistir. Ama, Varlk iin Tanrya izafe ederken
kadim, yaratlma izafe ederken hdis diye verilmi hkmn benzerine, hatta o
hkmn kendisine sahiptir. Ama' Hakkn bir nitelii olmas ynnden ilahi; le
min nitelii olmas ynnden hdistir [sonradan olmu], O halde nitelii olduu

68
Ama'

eylerin hakikatlerinin deimesiyle Ama'nm zellikleri de deiir. (F tu h a t , i:63)

Ama' mutlak hayaldir. Bunun nedeni btn varlklarn suretlerini ierebilmesidir.12

Mutlak Hayal, Ama1 denilen eydir. Allah bu Ama'da lemin btn suretlerini a
mtr. u var ki bu Ama' mutlak hayaldir: Mutlak hayal btn varlklarn suretle
rini kabul edicidir ve var olmayan eyleri de tasvir edebilir. Bunun nedeni, hayalin
geniliidir. te hayal Ama'nm ta kendisidir, baka bir ey deildir. (FTHT, i:3io)

Ama1, Hakkn bulunduu ilk yer ve mekn, zuhur etmi ilk ilahi mazhardr; Allahn
dndaki her ey, ondan zuhur etmitir. Ama1, Rab isminin istivaghdr.

Ama' Hakkm bulunduu ilk eydir; nk Hakkm bildirildiine gre be bulunu


u vardr: tiki Ama'daki bulunutur, bunu zikrettik. kincisi Hakkn Arta bulun
masdr. Bu, Rahman Ar zerine istiva etti (20:5) ayetiyle iaret edilen olutur.
ncs semadaki bulunutur; buna u hadiste iaret edilmitir: Rabbimiz, her
gece dnya semasna iner. Drdncs yeryzndeki bulunutur, buna da u a-
yetle iaret edilmitir: Gklerde ve yerde Allah odur" (3:6). Beincisi genel bulunu
tur. Bu, her nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mertebelerine gre varlklarla ol
maktr. Nitekim Hak bizim iin bunu aklayp yle buyurur: Her nerede olursa
nz olun, O sizinle beraberdir (4:57). ( f th t , i:3io)

Hak, meknlardan Ama'y'3 semi ve yaratklarn yaratmadan nce Ama' ona aitti.
Gl melekleri de ondan yaratmtr. Bylece Ama'y kendisi iin bir mekn yap
mtr. (FTHT, 11:174)

Allah altnda ve stnde hava bulunmayan Ama'da idi. Ama Hakkn kendisinde zu
hur ettii ilk ilahi mazhardr. ( fth t , c. 1,147)

Ama1'4 Rab isminin istivaghdr,'5 nitekim Ar da Rahman isminin istiva ettii yer
dir. (FTHT, 11:283)

N O T LA R :

el-Hak el-nahlk bihi lbnl-Arabnin bn Berrecandan ald bir terimdir. ki terim arasndaki Tark iin
bkz. Afifi, Min-eyne isteka bn'l-Arab fehefetuhu's-sfiyye.
2 Ama' hakknda bkz. Crcani, Trifat, s. 163; Kayseri, Matlau Hususil-kelim, s. 4; Izzeddin b. Abds-
selam, Istlahat, s. 86; Davud el-Kayseri, erhu Taiyye, s. 7; ehrazuri, Tenbihul-Ukul, s. 64; Nablusi,
Verdul-Vurud, s. 3; Abdlkerim el-Ctl, nsan-1 Kmil, s. 30-32; Letaiful-A'lm, s. 132; Tehanevi, Keaf, c.
V, s. 81.
3 Bkz. Hadis Dizini, 33.
4 lemin yaratlyla ilgili olduu iin rahmete nispet.
3 Bkz. K elim e.
6 Bkz. Hadis Dizini, 34.

69
Ama' Ar

7 Bkz. Ama iin, el-FtuhtI-Mekkiyye, c. III, s. 421.


8 Bkz. H ayal.
9 Bkz. Nablusi, Verdu'l-Vrud, s. 3.
1GBkz. Ayn- Sbite/A 'yn - S b ite.
" Bkz. H ak ikatlerin H ak ikati. Aynca bkz. na'd-Devair, s. 15.
12Bkz. M utlak H ayal.
15Allah yaratklarn var ettikten sonra, her trden birisini semitir; sz gelii insanlardan peygamberleri,
gecelerden ise Kadir Gecesini semitir. Bkz. el-Ftuhtl-Mehkiyye, c. II, s. 169.
'4Ibnl-Arabde Ama1 iin bkz. Ukletu'l-Mstevfi, 57; Fussl-Hikem, 111; c. II, s. 43; el-Ftuhtl-Mekkiyye,
c. II, s. 104, 311, 312, 318, 391, 395, 400, 423; el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. III, s. 77, 92, 299, 355, 399, 443, 444,
459; el-Ftuhtl-Mekhiyye, c. IV, s. 211.
15 Bkz. el-Ftuhdtl-Mehhiyye, c. II, s. 63.

A m a ' A r Tanrnn Ama1 mertebesinde bir tenezzl [ini] ve zuhuru vardr; bu


ynden bnl-Arab Ama'ya Ar der. Terimin ierii ise Hz. Peygamberin Hakkm
Ama'da bulunduunu belirttii bir hadisten alnmtr.

Risaletler Ama' Arndan onunla gelmilerdir


Akl sahiplerini ve fikirleri hayrete drmek iin
Zikir ehli ise O nun melektundan elde etmilerdir
Zikir sayesinde; haberleri mahede ettiklerinde, ( f th t , iv:205)

Hz. Muhammede gemi ve gelecek insanlarn bilgisi verilmitir, bylece renmi


tir ki: Allahn Ama' Arnn altndaki tabiatta bir hzinesi vardr. Bunda, altnn ma
dende saklanmas gibi, kullarnn saadetlerine vesile olacak eyleri saklar: ( f t h t ,
111:520)

A m a ' D e n i z i bkz. B a h r

A m e l C e n n e t l e r i Amel cennetleri' kulun amelleri sayesinde girdii cennetlerdir,


dolaysyla onlar amele uygun bir dldr. Baka bir ifadeyle amel cennetleri Al
lahn kuluna ihsan ettii ihtisas cenneti deil, sebebi iyi ameller olan cennetlerdir.
Bu cennetler yedi kattr, her katn yz derecesi vardr.2 Kullarn amelleri arasndaki
farkllklara gre girecekleri cennetler de farkllar. Cennet hakkndaki isim oklu
u buradan kaynaklanr.

Amel cennetleri insanlarn amelleri karlnda girdikleri cennetlerdir. Buna gre


herhangi bir ekilde daha erdemli olan kimsenin cennetten pay ok olacaktr. Her
amelin bir cenneti vardr. Her farzn, nafilenin, iyi bir i yapmann, bir yasa veya
irkin grlm davran terkin zel bir cenneti vardr, ( f t h t , 1:317 )

70
Ana

Amel cennetleri yz derecedir: Her derece menzillere ayrlr. En stn Adn cen
netidir. tnsanlarn Hakk grmek iin toplanacaklar Kesib orada bulunur. Kesib,
Melikin diyar olmakla cennetlerdeki en ulvi yerdir. Onun etrafnda sekiz sur, her
iki sur arasnda bir cennet vardr.3 ( f th t , 1:319)

N O T LA R :

' Amel cennetinin karsnda amel cehennemi bulunur. Ibnl-Arab yle der: Atete amellerin karl
olan ate bulunur (el-Ftht'l-Mekkiyye, c. II, s. 440). Ayrca bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, s. 4 41,
599; el-Ftht'l-Mekkiyye, c. III, s. 327; F: IV , s. 402.
2 Bkz. C en n et.
3 B k z . el-Fthtl-Mekkiyye, c. III, s. 4.

A n a Her eyin asl ve kayna demektir (Firzbd, el-Muhit, IV76). ["Ana" anlamn
daki lim kelimesinin kk harfleri] e//Tve mim, tek kktr ve drt anlam tar. Bu drt
anlam asl, merci, topluluk ve dindir ( m u c e m ). m [ana] ayrca "reis" anlamna da gelir
(a.g.y., 31).
S9

m [ana] mml-kitap [kitabn anas] eklinde kitaba eklenerek, mm'l-kura [ehirlerin anas] eklinde
karye veya kura kelimesine, mm Musa [Musann anas], mm Isa [Isann anas], mmh [onun
anas], mmehatkm [analarnz] tarznda insana tamlama yaplarak kullanlr. Kelime insana tamlama
yapldnda daima ana demektir:

Sizin analarnz sadece sizi douranlardr. (58:2)


S9"

m [ana] aktarma, deime, yaratma, oluma ve zuhur mahallidir.

Klli nefs Yce Kalemin ilka [aktarma] mahallidir. Onun altndaki her ey treyi
lemindendir. Akl1 onun babas, nefs anasdr, ( f t h t , i: 4 2 9 )

Tabiat, deimeye konu olan eylerin anasdr, ( f t h t , I:13s)

Ana, yaratma mahallidir, ( f th t , i:i 11 )

Sylenen kelime havada anasn - k i anas onu syleyendir- bilen, tespih eden bir
melek eklinde teekkl eder; babas ise bilinmez, ( f t h t , IV:2 0 3 )

Peygambere uyan2 [tabi, mukallit] ruhsal miracnda bu semada (orta=drdnc se


ma) gecenin gndz,3 gndzn geceyi sardn, her birisinin dieri iin bir vakit
dii, bir vakit erkek olduunu grr. Ayrca gece ve gndzle meydana gelen rn
leri, gndzn ocuklaryla gecenin ocuklar arasndaki fark, her birisi dierinden
meydana gelen eyin babas ve kendisinde doan eylerin de anas olduunu grr.

71
Ana

(FTUHAT, 11:276)

Ana doanda ortaya kan her zellii kendinde toplar ve anas olduu her ey ze
rinde hkmrandr.

Ana kuatc demektir; mml-kura [ehirlerin anas] buradan gelir. Ba bedenin


anasdr; nk o insann btn duyusal ve manevi glerinin toplamdr. Fatiha
Suresi btn kitaplarn anasdr; baka bir ifadeyle her eyi ieren en yce toplam
dr. (FTHT, 11:134)

mml-kitapta [Fatiha Suresi]4 gazap anlamna gelen hibir ayet yoktur; btn
ayetleri rahmettir. O ana olduu iin kitaptaki btn ayetler zerinde hkm sahi
bidir. (FTHT, 11:551)

Ana etkin babann karsnda etkilenen; bilen zelliin karsnda yapc zellik; et
kenin kart edilgendir. Btn etkilenenler ise, anadr, ( f th t , I:138)

Bir eyin ana olmas iin edilgen olmas yeterli deildir, bu durumda o sadece dii
dir. Analk zelliinin kazanlmas iin mutlaka baba gerekir. O halde analk babalk
ve ocuun varlyla gl bir ekilde irtibatldr. Ona ana adn verdiren ocuktur.

Bilme zellii babadr, nk o etkindir. Yapabilme zellii anadr, nk o edil


gendir. Mesela, mhendis ve marangoz ilerini bilen, fakat iyi yapamayan kimseler
ise bilgilerini marangozluk iini iyi yapan birisine aktarrlar. Bu durumda mhendi
sin sz baba, dinleyenin alglamas anadr. Ardndan dinleyenin bilgisi baba, uzuv
lar ana haline gelir, ( f th t , 1:140)

Dinleyen ana olduu halde marangozluu yerine getiremezse baarszdr; baarsz


olduunda ana deildir, ( f th t , 1:139)

Yani bir eyi bilmek insan o eyin babas yapaca anlamna gelmez; bilginin eylem
le yaratmaya dnmesi gerekir. Yoksa bilen sadece bilgisi iin bir mahal olabilir.
stelik baba olmak bir yana bu durumda ana haline gelir. O halde babalk sonu ve
ren etkin ilim demektir.

Yapabilme zelliine sahip olmayan herhangi bir baba baba deildir, hatta o bilen
olsa ve anlamann gereklemesi iin iaret veya sz gibi aktarma aralarndan mah
rum kalp bilgisini eyleme geiremezse hibir adan baba deildir. O sadece sahip
olduu bilgiler dolaysyla ana haline gelir, ( fth t , 1:140)

Ana da bir adan varla verilen bir zellik ve bantdr.5 Bu sayede bir ey ayn
anda iki farkl ynden ana ve baba olabilir: zerinde bulunan eyden etkilenerek
ana, kendi altnda bulunan eyler iin de baba olmutur. Felekler erkektir; unsurlar

72
Anka

ise olu ve zuhur mahallidir. Felekler kendilerinde ortaya kan eyler iin ana ol
mulardr. Etkin olanlar melekler, edilgin olanlar ise feleklerdir, ( f th t , iv:337)

Ana ocuun bedensel asldr. Bu anlamyla bnl-Arab kelimeyi asl eklindeki


szlk anlamna yaklatrr. Fakat bnl-Arab ocuun iki babasn ayrt eder: ci-
simsel asl (ana) ve ruhi-akli asl (baba):6

Kendisine ait eyi saklayan kimse doasnn arznda [yer] kalbini gizlemi demektir.
Byle bir insan anasnn oludur. Babas olsa bile ona nispet edilmez. rnek olarak
anasna nispet edilen Meryem olu tsay verebiliriz. Hz. tsa sadece cisimsel bir par
aya nispet edilmitir, (ftht, n.-32 o)

Havva demden, dem yeryznden yaratlmtr. dem Havvann babas; ken


disi yeryznn oludur. Yeryz dem iin bir anadr, ( f th t , v:4is)

Allah seni yerden yaratmtr, yeryzne kar byklenme, o senin anandr, ( f t


h t, IV:458)

NOTLAR:
1 Akl=Ilk Akl=Yce Kalem.
2 Eb-Al Aff bu paragrafta geen tdbiyi, btni ilmi peygamberden miras alan Mslman mutasavvf
diye yorumlar (Silsikt't-Trasi'l-lnsaniyye, c. I, s. 160).
J (7:54) ve (13:3) ayetlerine telmih.
4 Bkz. K itab n A n as.
5 Bkz Dii.
6 Bkz. B a b a .

A n k a (Anka-i murib) tbnl-Arabl harici varl bulunmayan Hebay benzetme yo

luyla adlandrmak iin Ankann duyu lemindeki yoksunluundan yararlanmtr.


yle der:

Anka nedir? diye sorulursa deriz ki, Hebadr. Heba, ne var ne yoktur, vakada orta
ya kar. (FTHT, ll:130)

Ben mevcut bir hakikati olmayanm


Ben yoksun bir hkm olmayanm
Anka zikredildiginde anlalr
rf yoluyla; varlk kaps ise kapaldr. (DVAN, 39)

Heba cevheri bu varla benzemez. Kendisine verilmi ismi de Ali b. Eb Talibden


nakledilir. Bizler onu Anka diye isimlendirmekteyiz; nk o zikredilmekle hissedi
lir ve anlalr; harici varl yoktur. Gerekte Anka ancak verilmi misallerle biline
bilir. (FTHT, ll:432)

73
A raf

Ankann zelliklerini Arabi yle belirtir:

Ben garip Ankaym.' Anam talanm Gvercin, babam gl Kartal; olum, simsi
yah Karga. Ben, k ve karanlk unsuru; emanetin ve thmetin mahalliyim. Saf a
dnmem; nk o benim zddm! Bilgiyi de tanmam, nk ben ne diriltildim ne
de ortaya karldm. Beni ven herkes, anlaytan uzak, vehim sultan altnda ezil
mi demektir. Ben yle bir hakikatim ki, katmdaki genilii, ona yerleen herkese
giydiririm. Hibir sureti tamaktan aciz deilim. Bilgin olmadm halde, bilgileri
vermek zellii bahedilmitir; hkm vermem ama, hkmleri ihsan ederim.
(TTHAD, 146)

N O T LA R :

1 Anka hakknda bkz. Ittihadul-Kevn, s. 141; ayrca bkz. Gazali, Risalett-Tayr, s. 50.

A r a f U rfu'l-cebel, "dan yksek yeri", yksek olan her eyin srt ve yceleri demektir.
oulu a ra f ve ire fe ' dir. Ayet-i kerimede "Araf zerinde rical vardr" (7:46) buyrulur.
Araf szlkte u rf, yani "yksek yer" demektir. Zeccac yle der: "Araf, surun yksekle
ri demektir." Bir tefsir bilgini yle der: "Araf, cennet ehli ile cehennem ehli arasndaki
surun yksek yerleri demektir." A r a f eh li'rim kim olduu hususunda gr ayrl ol
mu, baz bilginler: Onlar, iyilik ve ktlkleri eit gelip, iyilikleriyle cenneti, ktlkle
riyle de cehennemi hak edememi, cennet ile cehennem arasndaki bir perde zerinde
kalm kimselerdir, demilerdir. Ayette zikredilen "adamlar"n anlam, Allah daha iyisini
bilir ya, u da olabilir: Cennet ehlini ve cehennem ehlini bilen kimseler, ite Araf ze
rinde bulunan o kimselerdir. Baka bir grup lim yle demitir: Allah onlar cennete
sokacan bildirmemitir. Baka bir gre gre ise Araf zerinde bulunanlar peygam
berlerdir. Bir gre gre ise meleklerdir. Onlardan her birisi simalaryla tannrlar, bu
nun anlam ise udur: Onlar, cennet ehlini yzlerindeki nee, gl ve sevin sayesinde
tanrlar. Nitekim Allah yle buyurur: "O gn yzler vardr ki, aydnlk saar, gler, se
vinir" (80:38). Cehennemlikleri de kendi simalaryla tanrlar; onlarn simas, kara ve toz
ludur. Allah Teala yle buyurmutur: "O gn yzler vardr ki, aktr, baz yzler ise ka
radr." Araf Da ise bir tepe gibidir. Yeryznn u r f u, yksek yer demektir. oulu
ise a r a f tr. Tekili u rf tur. Haznn a 'ra f, "yksek arazi" demektir (Usan ).

s ?-

lbnl-Arab Kuran- Kerimdeki Araf'n var olduu konusunda tefsircilerle hemfikir


dir ve onu kyametin yedi mahallinden beincisi sayar. Araf ricali hakknda ise, men
suplarn nitelikten soyutlamak iin, bnl-Arab Araf Surunun cennet ile cehen
nem arasnda berzah, yani engel olmasndan yararlanr.

74
Ariflerin Gzlerinin Bakt Yer

Araf, cennet ile cehennem arasnda berzah zellii tayan engelleyici bir surdur (bu
surun ii rahmet, d azaptr). Araf, mutlular diyar ile mutsuzlar diyar arasndaki
snrdr; baka bir ifadeyle, grenler ile perdeliler diyar arasndaki snrdr, ( ft -
HT, S, 157)

Araf, cennet ile cehennem arasndaki surdur. Btnnda rahmet bulunur. Bu, A-
rafn cennete bakan yndr. Zahiri ise azaptr. Bu da, cehenneme bakan yn
dr. Tartsnn iki kefesi de denk gelen, Araf zerinde bulunur. Onlar bir yandan
atee, bir yandan cennete bakarlar ve bu iki yerden birisine girmelerini temin ede
cek bir stnlkleri yoktur. Onlar secdeye davet edildiklerinde - k i secde Kyamet
Gnne dek kalacak tek ykm llktr- secde eder. Bylece iyilikleri stn gelir
ve cennete girerler. Bazen Araf ehli gnahlar nedeniyle cehenneme bakarlar, bazen
de sahip olduklar iyilikler sayesinde cennete bakarlar, ( f th t , ds, 660)

Araf adamlar, yani smrdakiler:

Araf adamlar, snrda bulunanlardr. Allah yle buyurur; Araf zerinde adamlar
vardr. Onlar, korku sahibi ve ayrt eden insanlardr; her trl nitelikten arnm
lar, dolaysyla herhangi bir zellie sahip deillerdir, ( f t h t , s, 154)

Araftakiler suru bilmekle insanlarn en mutlulardr. Onlar, her zt arasnda bulu


nan sanal snrlar grebilirler, ( f th t , s , 157 )

Denilmitir ki: Onun himmeti Ara mensuptur. Bu ahsn makam, Araf'n btn
dr. O saadet ve ekavet ehli arasndaki surdur. Araf'n adamlar vardr, bunlar
zikredileceklerdir. Onlar, Eb Yezid Bestam ve bakalar gibi, herhangi bir niteliin
snrlamad kimselerdir. Onun makam Aral'n iidir; nk onun bilgisi rahma
nidir, himmeti arldir; nk Ar, Ramanm istivaghdr. Araf'n iinde rahmet
vardr, dnda ise azap bulunur, ( f th t , s , 276)

A r i f l e r i n G z l e r i n i n B a k t Y e r (Mesrahu uyunil-rifin) bkz. H a k ik a t A r z

A r if le r in k s i r i bnl-Arabnin doal kimya bilimindeki bir zellii isimlendir


mek iin k[s]imyadan ald bir terimdir. bnl-Arabnin kavramlar erevesinde
onun doa grn -k i o hibir zaman yeniden yaratma1 snrm amayan bir hare
ket grdr- ortaya koyabiliriz. Kimya, deime ve dnmenin varln gsterir.
Her deimenin gayesi altnlamak, baka bir ifadeyle eyadaki yetkinliktir. Kimya
doal, ruhsal veya ilahi her eye nfuz eden bir ilimdir. ksir, bakalamaya dayanr,
bu nedenle kimya ilmi, iksir ilmi diye adlandrlmtr. Bylece ariflerin iksiri de an
lalr: Eyada Hakkn vechini veya her varla ait ilahi yn bilmek.

75
Ar

iksirler kesin delillerdir


Varlktaki deime ve bakalamay gsteren.

Kimya, llebilir ve tartlabilir, duyulur ve akledilir cisim ve mnlarda l ve


miktarlara zg ilimdir. O, deimelerde, baka bir ifadeyle, bir hakikat zerindeki
bakalamalarda yetki sahibidir. Buna gre kimya doal, ruhani ve ilahi bir ilimdir.
Kimya, iksir ilmidir. Btn madenler bir tek asla dner, o asl da, yetkinlik derece
sine katlmak ister. Yetkinlik derecesi, altn olmaktr, ( f t h t , i:27o)

Ibnl-Arab ruhlarn ilk semadaki miracm ayrntl bir ekilde aklar:

[Takliti] demin ilminden ilahi-zel vechi [yn] renir; zel vecih taklitiyi [o-
laylarn] sebep ve illetiyle yetinmekten al koyan Allahn dndaki her varla aittir.
Aklc ise2 [Allah ile varlklar arasndaki] bu zel yn hibir ekilde bilemez. Onu
bilmek iksiri bilmek demektir. te ariflerin iksiri budur. ( ftht, 11:273)

Ariflerin iksirini bilmenin kimya-i saadete [mutluluk kimyas] girdiini belirtmeye


gerek yok. Ibnl-Arab de onu kimya-i saadet diye isimlendirmekten holanr. Bu,
dorudur; nk iksir ilmi Ibnl-Arabye gre kesinlikle mutlulua ulatran kim
yadr. (Kimya-i saadet hakknda bkz. Ftht'l-Mekkiyye, c. II, s. 270-72).

N O T LA R :

' Bkz. Y e n id e n Y ara tm a .


2 Ibnl-Arab takliti ile aklcy ayrt eder. Aklc, taklitiden daha alt mertebededir; nk takliti tam
iman sahibidir, bilgisini dorudan peygamberden alr.

A r Bu kelime Ibnl-Arabde belirli ve belirsiz olarak geer. Belirli anlamda Ar,


Rahman Ar zerinde istiva etti ayetinde iaret edilen Rahman'n Ardr (Bkz.
R a h m a n n A r ) . Bu, bir varlk mertebesidir ve yaratl leminin ilkidir; ardndan
Krsi gelir. Belirsiz anlamda Ar, zel bir zt gsteren kendine zg bir anlama sa
hip deildir. Bu anlamda Ar, anlamn tanlad eyden alr. Ar iki ekilde nispet
edilir: Ar ulvi bir eye nispet edilirse tenezzl, zuhur ve tecelli iin bir mahal haline
gelir; rnein ilahi bir tenezzl ve mazhar olan fasl ve kaza ar; alt mertebeye nispet
edildiinde ise ihtiam, ihata [kuatma], istila ve sahiplik anlamna gelen bir nitelik
haline gelir; rnein Rahmann Ar gibi. Rahmann Ar, btn varlklar ihata e-
den Ar demektir ki, ihatas nedeniyle Ar ismini almtr.

Bir tek kelime, blnmtr. Bu kelime Arta tektir. O Arta tek bir rahmettir ki,
her ey kendisine varr. Krside ise rahmet ve rahmetle kark gazaba dnr.
(FTHT, 111:432)

76
Ar

Allah gkten yere kadar yaratklarnn saysnda miralar koymutur; Artan Kr


siye melekler iin miralar koymutur. Melekler blnmemi kelime vastasyla
Krsiye inerler. Tek hakikate sahip bu kelime Krsiye ulatnda, Rahmann ya
ratma ve emir leminde icra etmeyi diledii lde blmlere ayrlr. Ardndan bu
ilahi emir, ulat mertebelere gre farkl suretler alr. Bylece her menzilde bir
renk kazanr. Ardndan Nefse ait suretler vastasyla nefs srlarna iner. Ar'ta ise
Ar suretiyle boyanr. lahi emir, halk leminin ilk mertebesiyle - k i ilk mertebe
Artr- boyandnda, yaratklarn birlii zuhur eder, ( f th t , i:29)

Bu iki metinde Ar kelimesinin belirli olarak getiini grmekteyiz ve bnT-Arab


onu dier arlardan ayrt etmek iin bir tanmlama yapmaz. O halde belirli anlamda
Ar, daima bu varlk mertebesi anlamna gelir. Bu mertebe yaratl leminin ilk
mertebesidir ve sonra da Krsi gelir. Belirsiz anlamda ar u anlamlarda kullanl
mtr:
Istivagh:

Ar nedir? diye sorarsan, deriz ki: Snrl isimlerin istivagh. Onda benzersizin
benzerinin sureti zuhur etmitir. te bu, sabit olan benzerdir, ( f t h t, ll:i29)

O (Yce Kalem, lk Akl) istiva ynnden Artr. ( nsan , 4)

Mlk:

Ey samimi dost, Allah sana yardm etsin! Arapada ar mlk anlamnda kullanlr.
Ynetimine bir bozulma girdiinde selle arul-melik [hkmdarn mlk dald]
denilir. Bazen erir [taht] anlamnda kullanlr. Ar mlkten ibaret olduu iin, onu
tayanlar onu ayakta tutanlardr. Ar erir ise onu tayanlar, zerinde duranlar ve
ya srtlayanlar olur. Arn tayclar saylabilirdir, ( f th t , 1:147)

Ar m lk demektir, ( ukle, 58)

stila:

stiva istikrar, yneli ve istila anlamnda da kullanlr. stikrar cisimlerin zellikle-


rindendir. Dolaysyla Allah hakknda kullanlmas sabitlik anlam tadnda ge-
erlidir. Ynelmek irade demektir, o ise keml zelliklerinden birisidir. Allah yle
buyurur: Sonra ge istiva etti. Yani ona yneldi ve Arm zerine istiva etti, yani
egemen oldu, ( f th t , i:98)

Zuhur ve tecelli:

Seni ehil edindiinde, ona kavumak iin bir mahal, istiva etmesi iin ar,1 tenezz
l iin gk, ayaklar iin ise krs haline getirir. Bylece senin adna kendinde Hak

77
Arz

katndan hi grmediin eyler zuhur eder. Bununla birlikte grmediin o ey en


dedir. Halife ihtiyalar yerine getirebilmek iin bir mekna sahip olmaldr. Me
kanszn mertebesinin bir gk yaratmay gerektirip onu kendisi iin bir Ar edin
diini grmez misin? Ardndan Ar zerinde istiva ettiini zikretmitir. Bu sayede
dua ve ihtiyalar kendisine ynelir. Kul nereye yneleceini bilmedii srece hayret
iinde kalr; nk Allah onu yn sahibi olarak yaratm, ardndan Ar ve gkten
stte olmay ve btn ynleri ihatay kendisine nispet etmitir, ( f t h t , i:408)

hata [kuatma]:

Allah btn varlklar ihata eden kevn [olu] dairesini yaratmtr. Bu daire, en yce
erir olan Ar2 diye ifade edilmitir, ( esfar , 10)

Artan treyen kavramlar iin ilgili blmlerde H a y a t A r , K e r im A r , Y c e A r


vb terimlere baklabilir, nk bu terimler Ibnl-Arabide Ar kavramna k tuta
caklardr.

N O T LA R :

' Bkz. Ibn Sevdekin, llmut-Tasavvuf, s. 62.


2 bn'l-Arabde Ar hakknda bkz. el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. I, s. 36, 62, 121; el-Ftuhdtl-Mekkiyye, c. II,
s. 102, 174, 436, 676; c. III, s. 420, 421, 429, 430, 438, 444, 482; c. IV, s. 8, 99, m , 128; insan-1 Klli, s. 6;
Ukle, s. 52; Kitabut-TeceUiyat, s. 29; Tercmanu'l-Evah, s. 17; Mevakiun-Ncum, s. 182; akkul-Cuyub, s.
72.

A r z Aa olan ve gn karsnda bulunan her eye arz denilir. Atn st ksmna gk,
alt ksmna ve ayaklarna arz denilir. Atn semas yksek blgesi, arz ise ayaklardr. Arz
zerinde bulunduumuz yerdir ( m u c e m ). Arz hayvann ayaklarnn altdr. Ayrca ayak
larnn yerletii ve aadaki her ey arzdr. ( m u h t )
S?"

Arz Kuranda daima tekil yer almtr ve arzullah [Allahn arz], arz/ [benim arzm], arzukum [sizin arz
nz], arzuna [bizim arzmz], arzuhum [onlarn arzlar] gibi Allah ismine veya bitiik zamire tamlama ya
plm olsa bile oul zikredilmemitir. Arz kelimesinin genellikle sema [gk] kelimesinin kart olduunu
grmekteyiz. Her durumda kelime, insann zerinde yaad yeryz anlamnn dna kmamtr.
ss-
Arz Ibnl-Arabde tekil ve oul1 olarak gemi ve farkl anlamlar kazanmtr. Arz
Hakkn sfatlarnn karlnda (sema), yaratlmlarn sfatlar, yceliin zddna
sflilik,2 dzgn lemin (sema) kart olarak bozulu lemidir.

Arz ynn yerli yerindeyken sema [yce, gk] olursan: ite bu kemldir. Allah a-
damlanndan bazlar Onun zerindeki her ey fanidir (55:26) ayetine dayanarak

78
Arz

arz ynn yok eder. A rif ise arznn dndan iine intikal eder, dolaysyla ondan
fani olmak yerine gereini idrak eder. Sen de yle yap! ( f th t , iv :433)

Bu metinden arifin arz ynnn kendisindeki Hakka ait zelliklerinin kart olan
yaratlmlk zellikleri olduu ortaya kar. tbnl-Arab arifin bu zelliklerini yok
etmesi yerine, onlarn hakikatini idrak etmesinin gereini dile getirir.

Allah yle buyurmutur:3 Allah gkleri, arz ve aralarndaki eyleri hak ile yarat
mtr. Gkler ulvi lemler, arz sfli lemlerdir. Gk slah lemi, arz bozulu le
midir. Elbisede, yaprakta, ahapta meydana getirdii bozulma nedeniyle arza [gve,
kurtuk] denilen ey bundan tretilmitir, ( f th t , i:285)

Gklerde ve yerdeki herkes dileyerek veya zorla4 Allaha secde eder. Gkler der
ken grnen ve bilinen g kastetmiyorum. Gk ykseklii, arz ise dkl an
latr. Bu balamda bazen gkte arz ehlinden birisi bulunabilecei gibi, arzda da gk
ehli bulunabilir, ( f th t , v:438)

Arz kendisinden yaratlm bedenimizle zerinde5 yaadmz lemdir. Oras rzk-


larm ortaya kt mekndr.6 Arz, zerinde yaadmz lem7 olsa da Ibnl-Arabi
o lemin toprandan yaratldmz, ondan geldiimizi ve iinde bulunduumuzu,
dolaysyla da o olduumuzu asla unutmaz. nsann bedeni veya cisimsel yn, iin
de yaad bir arzdr8 ve bylece insan bedeni ve arz [yeryz], tek bir mazmn ha
line gelir. Bu mazmn tbnl-Arabnin arz hakknda syledii rzklarn ortaya k
t mekn ifadesinden anlalr. Rzklarn ortaya kt yer, lem ve insann be
deninden bakas deildir.

Arz edilgenlik ve retme zelliiyle rzklar iindir; nk arz nzklarm ortaya k


t yerdir, ( fth t , iv:115)

insan bedeniyle birlikte arzda bulunur. Arz insann kendisinden yaratld ve gda
snn geldii ve varlm bozulmadan koruyan eylerin bulunduu yerdir. Allah in
san det zere arzn dndan rzklandrmamtr. ( ftht, i:249)

Arzn zinetinin [Hak] kart yaratmadr [halk];

Biz yeryznde [arz] bulunan her eyi onun iin zinet9 [ss] olarak yarattk. Arz
bu deerlendirmede halk diye isimlendirilen eydir; onun ss10 ise Hak denilen
yndr, ( f th t , iV:250)

N O T LA R :

Ibn'l-Arab arz kelimesini arzn eklinde oul yapmtr. Bkz. el-Fthl'l-Mekkiyye, c. III, s. 424.
lbn'l-Arabnin bu tavr fasih Arapayla uyumludur.

79
Arzu

2 lbnl-Arabde sfli, meknsal bir anlamdan edilgenlik niteliine dnmtr. Her sfli edilgendir.
Bkz. Sfli A n a . Arz da edilgen ve kabul edici anlamn kazanr. Shreverdde de byle geer ve geni bir
ekilde Sadrddin irazde de yer alr. Bkz. Henri Corbin, Terre celesle et corps, 1960, s. 104.
3 "Gkleri ve yeri ve aralarnda olanlar Hak ile yarattk" (15:85).
4 Gklerde ve yerde olan her ey isteyerek veya zorla Allaha secde eder (13:15).
3 Burada Hakim Tirmiznin Salat'l-Arifin ve Bustanul-Muvahhidin isimli eserinden yeryznn akll ve
diri bir varlk olarak tezahr ettii metni aktaracaz: Sevban (r.a.) Hz. Peygamberden yle bir hadis
aktarmtr: Yeryz her gn yetmi kere yle nida eder: Ey dem oullar! Dilediinizi ve arzulad
nz yiyiniz, yemin olsun ki ben de sizin etlerinizi ve derilerinizi yiyeceim. Bu, tehditkr ve kzgn bir
seslenitir. Yeryz, peygamber ve velilere sinirlenmez; onlarn kendisinde bulunmasndan sevin du
yar. Yeryz onlar iinde bulduunda ise, efkatli bir anann evladn himaye etmesi gibi, onlar sak
nr. Yeryz saygszlk yapmayacak kadar peygamber karsnda hor ve hakirdir (s. 227 vd).
6 Yeryz rzkn ortaya kt yerdir. Burada ortaya kt deyiminin altn iziyoruz; nk rzk, sadece
yeryznn verdii hayrlarla snrl deildir, insann varlnn kendisiyle ayakta durduu ey de rzk-
tr ki, o Allahtr. Bylece lem veya yeryz ya da insan bedeni ortaya kma mahalli olur. Bkz. Rzk
7 Ebl-Al Afifi erhinde yirmi beinci fata yle der: Yeryz ve onda biten bitki trleri lemin; bitki
leri topraklan kmaya, bymeye ve gelimeye iten su ise, varlktaki hayat ilkesinin simgesidir (Afifi,
a.g.y., s. 298).
8 insann bedeni iinde, yaad yeryzdr; fakat o, Allahn yeryz olduu iin (bkz. A llah n G e n i
A m ) kendi yeryz diyemiyoruz (insann arz).
9 Biz yeryzndeki eyleri onun iin bir ss yaptk ki, hangileri daha iyi amel ileyecek deneyelim (18:7).
lbn Abbasa gre yeryznn zineti iinde yaayan erkek ve kadnlar veya bitkiler, aalar ve hayvanlar
dr (Bkz. Tevirl-Mkyas Min-Tejsiri lbn Abbas, Beyrut, s. 244). Nesefiye gre yeryznn ss, yararl
metaldir (Bkz. Tefsirn-Nesefi, c. III, s. 3). Szlk anlamyla zinet Iss] bir eyin gzellii ve gzelletiril
mesi demektir (Mucem). bnl-Arab yorumunda bu izginin dna kmamtr. Byklarnz ksaltn,
sakal uzatn hadisinde geen sakalnz uzatn ifadesi hakknda yle der: Bu hadisten De ki Allahn
zinetini yasaklayan kimdir?' (7:32) ayetinde geen sslenmeyi anlarsa, sakalna bakar. ayet sakaln g
zellii uzatlmasn gerektiriyorsa, kesmeden brakr. ayet gzelletirme yze yakacak tarzda dzgn
olabilmesi iin biraz ksaltlmay gerektiriyorsa, keser (el-Fthtl-Mekkiyye, c. IV, s. 303).
Zinet [ss] Kuran- Kerimde tekil, tamlama ve nitelenmi halde gemitir. Allah ismine izfe edilmi o-
larak (7:23), dnya hayatna (18:28, 18:46, 37:6, 24:31, 7:31), topluma (20:87) ve eitli zamirlere izfe edil
mitir.

A r z u bkz. H u b

A s k e r l e r Asker, Arapa deil Farsadr. "Kavim topland" anlamnda askere el-

kavm u denilir.

b n l-A ra b a sk erler kelim esin i cnd [asker] anlam nda k u llan r. A sk er, tam lam a
y a p ld eylere g re, farkl anlam lar kazan r. Bu b alam da cndr-riych [rzgar as
keri], cndt-tayr d e n [ku askeri] farkl o ld u u gibi, h er ikisi de m an evi a sk erler
d en farkld r. O n la rn ask er olm alar, gen ellikle, b e lirli b ir g l fiilin varln a ba-

80
Asli ni

ldir. Manevi askerler, sz gelii, dmanlarn nefislerine korku ve rknt vermek


iin askerlik yaparlar.

Askerler farkl farkldr. nk rzgar askerleri ku askerleri olmad gibi, ku as


kerleri de dmanlarn ilerinde meydana gelen korku ve rkme gibi manevi asker
lerden farkldr. Her asker, kendi fiiline ular. Her askerin gerekte bir zellii var
dr ki onu aamaz. ( f th t , 11:43)

Sfiler asakir [askerler] kelimesini kullanrlar ve [bununla] bazen amellerin, niyet


lerin ve mchedelerin skntlarn kastederler. Sz gelii bir sfi sevgisinde asker
likte olduunu, yani glk iinde bulunduunu syleyebilir. Bu yolun esas, Al
lahn isimleriyle ahlklanmaktr. Sz konusu askerler o halde Melik ismiyle ahlk-
lanma makamna ulamlardr. nk Melik, asker sahibi demektir. Melikin baka
bir anlam da gl demektir, ( ftuhat, i:42 )

A s l i n i Ibnl-Arab asli ini (mnzele-i asliyye) terimini a'yn- sbiteyi akledilir


alemden duyulur leme kartan feyz-i mukaddes veya varlk tecellisi veya bilkuvve
olann bilfiil hale gelmesi karlnda kullanr. Acaba bnl-Arab neden bu terimi
feyz-i akdes iin deil de feyz-i mukaddes karlnda kullanmtr? Feyz-i akdes [en
mukaddes feyiz] Tanrnm varlklarn akledilir suretlerinde kendisinden kaynakla
nan bir nedenle tecellisinden ibarettir. Baka bir anlatmla feyz-i akdes, Zttan isim
lere dnk ilk tenezzldr. Mnzele [ini] bir yandan ilahi isimlerin varln, te
yandan insana ait hakikatlerin varln gerektirdii iin ilk ini mnzeleden nce
olmutur. kinci ini veya feyz-i mukaddesin bnu 1-Arabnin ngrd mnzele-
nin unsurlarndan yararland dnlebilir. Fakat burada mnzeleyi neden asliy
ye diye nitelemitir? Bu mnzele, ilahi isimlerin mmknlerin suretlerindeki ilk te
nezzl olmas ynnden, asliyye diye nitelenmitir. Bu ini, mmknlerin hakikat
lerine yneliktir.

Asli ini (mnzele-i asliyye), varlklar meydana getirir, mmknlerin suretlerini


dta izhar eder. Sylediimizi bilen, lemin mahiyetini renir. Bu srlar zuhurla
rnda gizleyeni, gizliliklerinde ise izhar edeni tenzih ederim! Bu srlar, dnen bir
toplum iin, zahir ve btn, ilk ve sondur, ( f th t , i:52s)

A k bkz. H u b

A t e [Ate anlamndaki n a r kelimesinin kk harfleri olan] nun, vav ve ra tek kktr ve


aydnlatmaya, skntya, dayanakszla dellet eder. Nur ve nar ondan gelir (mucem ).
S?"

8
Ate

Kuranda nar, zalim bedbahtlarn ahiretteki yerleridir. O, yakt insanlar ve talar olan gerek atetir. Bu
atein cennetin derecelerine karlk gelen derekeleri vardr. blis ateten yaratlmtr.

Ate ehli ile cennet ehli denk deildir. (59:20)


Onlarn var yerleri atetir, zalimlerin var yerleri ne ktdr. (3:151)
Yakt insanlar ve talar olan ateten saknn. (2:24)
Mnafklar atein en alt derekesinde bulunurlar. (4:145)
iblis Ben ondan daha stnm, beni ateten, onu ise topraktan yarattn dedi. (7:12)

Ate, cennet ve onun yolunun kart olarak, ahiretteki iki konaklama yerinden biri
sidir. O insann grnr ve grnmeyen amellerinin ateidir. Baka bir ifadeyle, a-
mellerin neticesidir; yoksa Allahn kendiliinden verdii bir ceza veya cennet gibi
bir miras deilidir. Ate, yz derekesi olan fke diyardr.

Atete ne miras atei ve ne de tahsis edilmi bir ate vardr; orada sadece amellerin
atei vardr, ( f t h t , i:4 4 o )

Ate azametten yaratlmtr, cennet ise ltuftan mevcut olmutur, ( ftht, i:72)

Oraya uramak ve sunulmak yoluyla girenlere gelince: Ate cennet diyarna giden
bir yoldur, onlar ateten rahatsz olurlar. Ate ehli olan kimseler de ilk kez atee
girdiklerinde elem duyarlar. Cezalar sona erdiinde ise atete, ceza olarak deil,
ehli olduklar iin kalrlar. Bylece ate, onlarn hakknda bir nimete dnr. yle
ki, sz konusu insanlar cennete konulsalard, zlrlerdi.1 (ftht, iv:12o)

Byk gnah sahibi ateten kamaz; nk ate onun vatandr ve ondan yaratl
mtr. Hatta, sonunda ateten kartlsa bile, kukusuz ki bu durumdan elem du
yar. Bu yzden byle bir insan iin atete yerleik bir nimet vardr ve bunu sadece
Allah bilenler hissedebilir.2 ( f t h t , v:i37)

Ibnl-Arabde bir dncenin tekrarlandn grmekteyiz: Cehennemliklerin mut


suzluklar ve atete ektikleri azaplar srekli deildir; kendileri ateten kmadan bu
azap rahmet sayesinde hzla yerleik bir nimete dnr.

Ate endendir, amellerinle onu tututurursun


Halindeki iyiliinle de onu sndrrsn
Sen ise doal olarak ateten hzla kaarsn
Halbuki her amelde atei ina etmektesin

Ate fke diyardr. Hz. Peygamber Cebbar ayam atee koyar, ate ise Yeter, ye
ter! der, buyurur. Bu ayak Allahn gazabndan baka bir ey deildir. Bu yzden

82
Ate

Allah ayan atee koyduunda, ate dolar, nk oras gazap diyardr. Hak ise
engin rahmet niteliiyle nitelenmitir. Bylece Hakkm rahmeti, onu doldurduu
gazabyla birlikte, cehennemi de kapsar.'Buna gre, cehennem iine topladklaryla
lezzetlenir. Allah onun, yani cehennemin iinde bulunanlara merhamet etmitir.
Bylece onlar iin cehennemde bir nimet yaratmtr. (FTHT, 11:386)

Cennet yz katldr, her katnda bir rahmeti vardr. Atein de yz derekesi vardr,
her derekede ise bir gizli rahmet vardr; sz konusu rahmet, bir sre sonra, o dere
kede bulunan kimse adna ortaya kar, ( f th t , iv-,48)

Ate, amellerin atei olmakla snrldr: insann amelleri grnr ve gizli ameller di
ye iki ksma ayrld gibi, bu amellerin karl da, zahir ve btn ceza diye iki ks
ma ayrlr: Allahn atei, manevi-btmi amellerin neticesini gsteren atetir. Cehen
nem atei ise grlr-duyulur amellerin neticesi olan tutuma ateidir. Allahn atei,
insann varldr. nk bu ate, manevi atetir ve inkr ve iki yzllk gibi gizli
amellerinin neticesi olarak insann derununda zuhur eder.

Ate iki tanedir: Allahn atei ve alev atei. Diyarlar iki tanedir: kurtulu diyar ve
yok olu diyar. Allahn atei bazen nar diye kaytsz kullanlmken, Allahn yan
c atei ( 104:4) gibi ifadelerde ise tamlama olarak gelmitir. Kul, her iki durumda iki
atein de kaynadr. Bu yzden insana ancak kendisinin meydana getirdii ey a-
zap eder, ( f th t , HI-.385)

Cehennem atei, derileri piirir ve cisimleri paralar. Allahn atei ise misal tarznda
cesetlenmitir; nk o manevi-btmi amellerin neticesidir. Cehennem atei, gr-
nr-duyusal amellerin neticesidir. Bylece bu durumda olacak kimse, iki azab da
kendine toplar, ( ftht, i:387)

Allahn atei varlmdan bakas deildir


Cehennem atei ise yakt olan atetir. (FTHT, lll:386)

Allahn kalplere nfuz eden tutumu atei ( 1 04:6). Bu ate, insann btndr; bu
yzden o, insann kalbinde zuhur eden btmi atetir, ( f t h t , lll:385)

Ate insandan zahir ve btnda Tanrnm suretinin kendisinde gzkmedii kimseyi


talep eder. Btn iin bilgi zahir iin amel gibidir. Btn iin cehalet, zahir iin farz
ibadeti terk gibidir, ( f th t , i:387)

Bylece bnl-Arab ahiretteki ilahi cezalarn insann dnya hayatndaki zahiri ve


btmi amellerinin neticesi olduunu dnr. Zahiri ameller iin cehennem atei
sz konusudur ki, bu alevli atetir; ilim, cehalet, inkr vb btn amellerin karln
da ise Allahn atei vardr. Bu, kendisini gerektiren amellerin cinsinden ekillenmi

83
A y P e y g a m b e r li i G n e P e y g a m b e r li i

atetir. Zahir ameller, btn amellerden meydana geldii gibi, cehennem atei de Al
lahn ateinden meydana gelmitir.

Btn ateten zahir ate meydana gelmitir. Kul, her iki durumda, iki atein kayna
dr. (FTHT, 111:385)

NOTLAR:

1 Ayn konuda bkz. el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. II, s. 251.


lbnl-Arab yle der: Mutlular cennete, bedbahtlar atee varrlar. Onlar cehennemin ehlidirler; cen
nete sokulsalar, giremezler; mknatsn demiri ekmesi gibi atee ekilirler. Yemen blgesinde Isa oul
lar denen bir topluluk vard. Bunlar ekirge grdklerinde kendilerini tutamazlard; bir anda zerine
atlarlar ve yerlerdi. Ben de onlarn iyilerinden birisini grmtm. Bu durum, tabii bir ekimdir. te
cehennem ehli de atee byle ekilecektir (Nshatul-Hak, s. 30),

Ay P e y g a m b e r li i G n e P e y g a m b e r li i Ibnl-Arab peygamberin ve
peygambere varis olan velinin peygamberliini anlatmak iin gne ve ayn r
neini kullanmtr. Veli ve varisin peygamberlii, n gne konumundaki pey
gamberlikten almas ynnden, aya benzer, mstakil deildir.

Varisin peygamberlii, aya; nebi ve resln peygamberlii ise, gnee benzer.


(FTHT, IV;330)

Konunun ayrnts iin bkz. N b v v e t .

A y a k / A y a z e r i n d e O l m a k [Ayak anlamndaki kadem kelimesinin kk harfleri]


kaf, dal ve mim tek kktr ve "ne gemek" demektir. Hudus [sonradan olmak] keli
mesinin zddna kdem denilir. bn Derid yle der: "nsann kademi insann ba de
mektir, oulu kavadim'dir. Mukaddimet'l-cey [ordunun ba] denilir." Kademu'l-
insan, insann aya demektir. Muhtemelen byle isimlendirilmi olmasnn nedeni, y
rme ve ne gemenin arac olmasdr ( m u c e m ).
S?"

[Kelimenin fiil kalplar] kademe, kaddemet, tekaddeme: Btn bunlar, arkada kalmak anlamndaki teah-
here kelimesinin zdd olan ne gemek anlamndaki fiillerdir.

Kabirler deildiinde, herkes nden neyi gnderdiini (tekaddemef) ve neyi braktn bilir.
(82:5)
De ki: Size vaat edilen bir gndr ki, ondan bir saat geri de kalmazsnz, ileri de gemezsiniz
(testakdimun). (34:30)

nsann aya anlamnda kadem, derinlemek ve sabitlemek anlamnda mecazi bir kullanmdr:

84
Ayak/Aya zerinde Olmak

Rabbimiz, zerimize sabr dok, ayaklarmza (akdamena) sebat ve dayankllk ver. (2:250)
Allaha yardm ederseniz, o da size yardm eder ve ayaklarnz' (akdam) sabit klar. (477)

Ynelmek:

Onlarn yaptklar amellere ynelmiiz, onlar etrafa salm zerrelere evirmiiz. (25:23)
S?"
bnl-Arabde2 kadem, sabit olmak demektir.

Cebbar ayan3 cehennemin zerine koyar. Kadem, bir organdr. 'Falancanm bu i


te kademi vardr denilir; bunun anlam, o ite sebat sahibidir demektir. Allah hak
knda organ dnlemez, ( f th t , 1:98)

Kadem, sbt demektir, ( f th t , 111:422)

Ibnl-Arab kadem zere anlamndaki al kademin veya sadece kadem ifadesi


ni kademlie iaret etmek anlamnda kullanr. Bu, benzer bir zellikle nitelenmek i-
in, izi takip etmek demektir. rnein yle der: Falanca Muhammed kademi4 ze
rindedir." Bunun anlam, zikredilen kiinin Muhammedi, baka bir ifadeyle Tanrya
giden yolda Muhammedin (s.a.v.) izinde yrd anlamna gelir. Bu, onun kendi
hakikatini tam olarak idrak mertebesine ulama gayesidir;5 bylece Muhammedin
(s.a.v.) ta kendisi olur; niteliklerinin ayns olur, fakat ztnn ayn olmaz. Eanlamda
falanca, Muhammed kademi zerindedir veya -tabii ki zellikte- Muhammedin
ayndr deriz. tbnl-Arabye gre bunun anlam, Peygambere gl badr. Her
peygamber, saysz hakikati kendinde toplayan bir grup hakikati veya harfi ieren
bir kelimedir.6 Fakat peygamberlerin pek ok zellii kendilerinde toplamalar, ka-
demligin ve nitelikteki benzemenin ortaya kard zelliklerin belirgin varlna
etki etmez.

Hzr ve benzerleri gibi Allah adamlarndan Efradn kalpleri,7 Muhammed kademi


zerindedir, ( f th t . i:3i)

O (genel peygamberlik makamnn sahibi=veli)8 Peygambere uymak makamn-


dadr. Dolaysyla uyandr, uyulan deildir; hkm veren deildir, hkme konu o-
landr. Onun Peygamberin ve nderinin kademini gzetmesi gerekir; cennete varn
caya9 kadar ondan habersiz kalamaz, ( fth t , i:254)

Ibn Sevdekin bana yle demitir: Sana mutlaka yerine getirmen gereken bir nasi
hatte bulunaym ki, o Allah karsnda benim kademimdir [zellik, hal]. Asla kul
luktan ayrlma. (VESAlt, 6)

Bu ifadeden kademin10 Allah karsnda insann yerletii bir hal veya nitelik olduu

85
A'yn- Sbiteyi Mahede

anlalr ki, vardmz gre uygundur.

NOTLAR:

1 Bkz. Kad Beyzv, Envar't-Tenzil, c. II, s. 216.


2 Kadem: 'Bununla kul iin Hakkn ilminde sabit olan eyi kast ederler. Bazen, Hakkn taayynlerinin
son ve kmil suretini ve zuhurunun klli ve amil eitlenmelerini ifade etmek iin kullanlr: Kadem
bir suretin son ksmdr. Bu, Hz. Peygamberin el-Cebbar ayam cehenneme koyar ifadesiyle iaret e-
dilen eydir. Bu da, Hi kukusuz herkes oraya varacaktr hkmne dayanr (Letaifi'l-A'lm, s. 148).
Bkz. a.g.y., Kadem'in ksmlar.
3 Bkz. Hadis Dizini, no. 38.
4 Bkz. M uham m edi K ad em in V risi.
3 Bkz. Ayn- Sblte/A 'yn -l S b ite .
6 Bkz. K elim e.
7 Bkz. F erd iyet.
8 Bkz. G e n e l N b vvet zel N bvvet.
9 Bkz. K e s ib Cenneti/Hakk* G rm e C en n eti.
10Ibnl-Arabde kadem hakknda bkz. el-Ftuhtul-Mekkiyye, c. II, s. 281; c. III, s. 252; Ukle, s. 59;
Risaletu'l-Aktab, s. 118.

A ' y n - S b i t e y i M a h e d e Szlk anlam ve Kiran'daki anlam iin bkz. M a


hede

Sbt mahede, a'yn- sbitenin ilahi ilimde sabitlik halindeki halleridir. A'yn-
sbite, bnl-Arabye gre, gerek sabitlik gerekse d varlktaki hallerinde, gerek
ve kendine ait varlk kazanm deildir. Buna gre, sbt leminde olduklarnda on
larn varl sbti varlk deil, sbti uhd olur. D varlkta olduklarnda ise, var
lklar gerekte varlk deil varlkta grlmek olur.

Kendi tercihlerine braklsayd, mmknlerin hakikatleri yokluk halinde kalmay


daha ok isterdi. nk onlar, baka her trl halden ayr olarak, sbt mahede
sinde lezzet alr, ( ftht, v:8i)

Kemle ermi ariflere gelince, onlarda asla gariplik bulunmaz ve onlar meknlarn
da sabit hakikatlerdir; vatanlarndan asla ayrlmamlardr. Hak, kendileri iin bir
ayna olduunda, suretleri aynada gzken suretler gibi o aynada zuhur etmitir. Bu
suretler onlarn hakikatleri deildir; nk onlar, aynann ekline gre ortaya k
mlardr. Bu suretler de ayna deildir. nk gerekte ayna, kendileri olmad
halde onlardan zuhur eden eyleri tafsilletirir. Onlar, (zuhur etmekle sbt haline)
yabanclamamlardr. Onlar varlkta1 uhd ehlidir ve hkmlerin ortaya kmas
nedeniyle varlk kendilerine izafe edilmitir, ( f th t , 11:529)

86
1 Yani, onlar varken bile yoklukta sabit olduklarn mahede ederler.

A y k l k bkz. S a h v

A y r a n i z g i bkz. n s a n - K m il

A y r a n S n r bkz. in s a r - K m il

A y n a [Ayna anlamndaki mira?n kk harfleri olan] ra, hemze ve ya "ba gz" veya
"basiretle grmek" anlamna gelen bir kktr. Rey, insann bir konudaki fikridir, ou
lu ara'dr. Rya, gzel grnm demektir. Mirat, bilinen bir eydir. Rya da malumdur.
(m u c e m )

S?"

Kelime gz veya basiretle grmek anlamna gelir.

Ay parlak bir halde grdnde, te bu benim Rabbimdir" dedi. (6:77)


0 onu istemi, Yusuf da -ayet Rabbinin delilini grmemi olsayd- onu isteyecekti. (12:24)

Riya, yani insanlarn grmesi iin bir ey yapmak:

Mallarn insanlara riya [gsteri] olsun diye intak edenler, Allah'a ve ahiret gnne inanmayan
lardr. (4:38)
Rya:
Ey topluluk! Rya tabirini biliyorsanz, benim ryam hakknda bir gr bildirin. (12:43)

bnl-Arab aynann ilevsel zelliini benzetme formunda kullanm, bu benzet


meye dayanarak Hak ve halk [lem] arasndaki iliki tarzlarndan birisini aklam,
bylece bir yandan yaratln sebebini, te yandan okluun birlikten nasl ktn
yorumlamtr. Bu kalp, sratli bir ekilde, lbnl-Arabnin teknik terimlerini zen
ginletiren eitli remiz ve terimleri olgunlatrmtr (mir'cU'l-Hck [Hakkn aynas],
mir'atl-halk [halkn aynas]). Ibn'l-Arabnin aynaya bakn iki noktada ele alaca
z: Birincisi bir benzetme kalb olarak ayna; kincisi eitli dellet ve imalara sahip
bir simge olarak ayna. Bir benzetme kalb olarak ayna, yaratmann sebebini ve ok
luun birlikten nasl ktn gsterir. bnl-Arab beer fikrine lemin var olmasy
la ilgili bir sebep sunabilmek iin, aynada kendini grme zelliinden yararlanm
tr. Hak, isim ve sfatlarnn hakikatlerini grmek istemi, bu nedenle de lemi ya-

87
Ayna

ratmtr.

Hak saysz gzel isimleri' asndan onlarn hakikatlerini btn varl kapsayan
kuatc bir varlkta grmek isteyince, btn lemi ruhu olmayan bir ceset gibi ya
ratmtr. lem parlatlmam bir ayna gibiydi. lahi Emir, lem aynasnn parlatl-
masm gerektirmi, dem de bu aynann2 cilasnn ta kendisi olmutur, ( fuss, 48)

lbnl-Arab birbiriyle elien birlik ve okluk sorununu da bir benzetme formuyla


zmeye almtr. Hak birdir, aynalardaki suretleri oalr; aynalar ise zuhur eden
Birin mazharlandr, o da Haktr. O halde varlk hakikati tektir; onun suretleri, te
cellileri, mazharlar ve grntleri oalr, ite bu okluk, gerek bir dayana ol
mayan greceli bir okluk, baka bir ifadeyle gerek varlktan yoksun greceli bir
okluktur. Hak ise tektir, tecelli mertebelerinde ve aynalarda oalr. Bu balamda
lemde grlen okluun kayna olan aynalar arasnda bir kymet sralamas vardr:
Sz gelii insan aynas lem aynasndan daha stndr. nsan aynas da, stnln
zirvesinde Muhammedi aynaya yer salamak iin, kendi aralarnda bir deer srala
masna sahiptir.

nsan, meyvesi olmas ynnden, btn lemdir (kevn); ondan farkl oluu ynn
den de srrdr. nk insan, isim ve sfatlarnn zuhur etmesiyle, leme tecellisinin
yansd bir aynadr. Btn isimlerle gerekleen tam ve yetkin tecelli, ancak -
demin3 yani insan trnn ortaya kmasyla gerekleebilir, ( bulga , 12 )

Peygamberler, ayna olarak, senden daha dzgndr. Peygamberlerin de bir ksm


dierlerinden daha stndr, dolaysyla onlarn aynalarnn arasnda da bir stn
ln bulunmas gerekir. Aynalarn en stn, en dzgn ve przsz, Muham-
medin (a.s.) aynasdr. Hak o aynaya olabilecek en mkemmel tarzda tecelli etmi
tir. Senin aynana da yanssn diye, Muhammedin (a.s.) aynasnda tecelli eden
Hakka bakmaya al! ayet senin aynana yansrsa, Hakk Muhammedi surette,
Muhammedin grd gibi grrsn, ( ftuh at , iv:433)

Ayna eitli dellet ve gndermelere sahip bir simgedir: ncelikle lbnl-Arab tek
varlk hakikatinin iki vehesini (Hak ve halk) birbirlerini grecek ekilde kar kar
ya koyar: Hak=halkn aynas, halk=Hakk'm aynas. Bu balamda Hakka izafe edil
diinde aynann epistemolojik; halka izafe edildiinde ise ontolojik bir boyut kazan
dn grrz: a) Hak=halkn aynas=sonradan var olann aynas. Bu balamda
Hakkn grlmesi ve lbn'l-Arabnin konu karsndaki tutumuna eileceiz. Varl
n birliine inanm bir teoride ve -H ak ve onun isim ve sfatlarndan baka bir ey
olmad iin - her eyi Hakka irca eden bir varlk yapsnda, u tarz geleneksel bir
soru anlamszdr: Hakkn bu dnyada grlmesi mmkn mdr? Kukusuz ger

88
Ayna

ee ulam arif, Hakk her eyde grr. nk her ey, Hakkm bir tecellighdr.
Fakat arifin Hakk her eyde grmesi zikredilen geleneksel soruda kastedilen grme
deildir. nk o soruda kastedilen, tecellilerinde deil, kendi mertebesinde Hakk-
n grlmesinin mmkn olup olmaddr. Acaba bu anlamda grme tbnl-Arab-
ye gre mmkn mdr? Kul ulhiyetinin mertebesinde Hakk gremez, hatta ku
lun marifetinin zirvesinde Hakkm grlmesine imkn veren bir an vardr. Bu esna
da bile kul, ancak kendi hakikat ve suretini grebilir.4 Bu nedenle lbnl-Arabye
gre Hak kendini grmede kulun aynasdr. Hakk grmenin zirvesi, Muhammedi
grmeyle Muhammedi surette5 kendisini grmekten ibarettir.

Yaratlm olmas ynnden yaratlm, muhta ve sonradan var olmutur. Ayrca o


isimlerini g. mede Kadmin - k i o Zorunlu Varlktr- aynas olabilmitir. Kadim
de, kendisini grmede yaratlmn aynasdr. Bunlardan birisi dierinden ayr de
ildir. ( bulga , 103)

Hak kendi nefsini grmende senin aynan, sen ise isimlerini ve o isimlerin hkmle
rinin ortaya ktn grmesinde O nun aynassn. ( fusCis, 62)

Hak kmil adamn aynasdr. Hak lemin aynasdr, ( f t h t , iV:43o)

Hak lemin aynasdr. Bu aynada onlar, farkl derecelere gre, suretlerinin [ilahi i-
limde] bulunduklar hale gre grnrler, ( f th t , iv:42)

b) Halk=Hakkn aynas=Kadimin aynas. Ibnl-Arabi Hakkm aynas benzetmesini


) btn leme dellet eden bir simge olarak kullanmtr; nk lem ariflerin ken
disinde sadece Hakkm suretini grdkleri ilahi tecellightr. 2) Genelde insan, zel
de insan- kmil veya Kutbun mertebesini gsteren bir simge anlamnda kullanm
tr; nk insan, Hakkm en gzel isimlerinde tecellisinin mazhardr. 3) Kalp anla
mnda; nk sadece kalp Hakkm tecellisini sdrr.

lem Hakkn aynasdr, ( f th t , iv:43o)

lem Hakkm aynasdr; arifler onda ancak Hakkm suretini grrler, ( f t h t ,


ll:449)

Ayna insann mertebesidir, ( f th t , l:239)

Bilen Hakkm aynasdr, arif veya fakih ise Hakkm aynas deillerdir.6 ( f t h t ,
IV:54)

Kutup, Cmi [toplayan, Allah] isminin kuludur. O dolaysyla ahlaklanma ve tahak


kuk itibariyle btn isimlerle nitelenmitir. Kutup Hakkm aynas,7 mukaddes nite
liklerin tecelligh, ilahi mazharlarm tecellighdr. ( f th t , i:573)

89
Aynel-Yakn

Geree ermiin kalbi, bakan iin bir aynadr


Ruhlar ve suretleri yaratan grr
Varlklarn pas ortadan kalkp
Sfatlar Hakkm sfatlaryla birletiinde; dikkat buyurun! ( divan, 17)

N O T LA R :

1 Bkz. ilah i isim .


3 nk sadece insan ilahi mertebenin en yetkin ve eksiksiz mazhardr.
3 bn'l-Arab bu anlamda deme btn isimleri retti (20:31) ayetini Allah deme isimleri retti,
yani onlarla Ademde tecelli etti, diye anlar. Bkz. T e c e lli.
4 zellikle lbnl-Arabfde "Hakk grme meselesi olmak zere vardmz grleri teyit iin bkz. el-
Ftuhtl-Mekkiyye, c. II, s. 129, 495; c. III, s. 479; c. IV, s. 2; naud-Devair, s. 13; Fussul-Hikem, s. 71;
Tecelliyat, s. 49.
5 Bkz. lbnl-Arabl, el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. IV, s. 203.
6 nk el-Alim [bilen] Allahn isimlerindendir ve hem Hakka ve hem de insana verilir. Halbuki arif ve
ya fakih Hakka verilmeyen isimlerdir.
7 lbnl-Arabde mirat konusunda bkz. Meahidul-Esrar, s. 25; Miratl-Arifin, s. 4; Bulgatu'l-Gnvvas, s. 12;
el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. I, s. 163; d-Ftuht'l-Mehkiyye, c. II, s. 431. 549; ei-Ftuhtl-Mekkiyye, c. IV, s.
203; Fussu'l-Hikem, s. 2, 7, 24,146, 267.

A y n e l - Y a k n bkz. Y a k n

A y n - S a b i t e / A ' y n - S b i t e (Mmkn-mdum1) bnl-Arab, eitli kaynak


lardan derlemi olsa bile terim anlamyla ayn- sbite fikrini ortaya atan ilk Msl
man dnrdr. Yararland kaynaklar felsefi kaynaklar (Eflatun, Aristo bn Sina
gibi) olabilecei gibi, kelam kaynaklar da (Mutezile)2 olabilir. Ibnl-Arab onu bir
letirici bir eyleme sahip kendi zel boyasyla adlandrmtr. Ayn- sbite, iki lafz
dan oluur; bnl-Arab ayn ile hakikati, zt ve mahiyeti3 kastederken, sbt veya
sabit ile de insan mahiyetinin veya genin zihindeki varl gibi zihn veya akli var
l kast eder. Sz konusu zihni varlk, insan bireylerinin veya gen bireylerinin
[tikel genlerin] dtaki varl gibi, zaman ve meknda,4 zihnin dnda gerekle
mek anlamndaki var olma halinin zdddr.5 O halde, bnl-Arab a'yn- sbiteden
sz ettiinde, varlklarn ahslarnn bulunduu duyulur ve harici lemin yannda
eyann hakikatlerinin veya akledilir mahiyetlerinin bulunduu akledilir lemin var
lm ifade etmi olur.6 D varlktan yoksun bu a'yn- sbiteyi bnl-Arab genel
likle yok olan eyler anlamnda madmat1 veya umr-i ademyye diye niteler. imdi
de tbnl-Arabnin a'yn- sbite ve onun lemi, yani sbt lemi hakkndaki gr
lerinin ayrntlarn ele alalm. Sbt lemindeki varlk ve yokluk, var olana ait iki
nitelik deil, hakikat anlamndaki ayna verilen iki nispet veya bantdr. Buna gre

90
Ayn- Sbite/A'yn- Sabite

sbt, dta deil, akldaki bir varlk durumudur. lbnl-Arab yle der: Bir eyin
varl sabit ise veya nefyedildiginde [yok sayldnda], byle bir eyin bantyla ve
greceli olarak hem varlk ve hem de yoklukla nitelenmesi mmkndr. Buna gre
Zeyd arda somut varlnda mevcut, buna karn evde mdumdur [yok]. ayet
varlk ve yokluk siyah ve beyaz gibi mevcuda dnen niteliklerden olsayd, ayn anda
ikisiyle birlikte nitelenmesi mmkn olmazd. Bunun yerine sz gelii siyah olduu
zaman beyaz olamayaca gibi, mevcut olduunda da mdum olamazd. Kukusuz
bir eyin ayn anda varlk ve yokluk ile nasl nitelendii anlalmtr, ite bu greceli
varlk ve somut varl sabit iken yokluktur. Buna gre, herhangi bir grecelik ol
makszn, varln duyulur veya akledilir bir nitelenmie dayanan bir nitelik olmad
anlalnca, onun dou, bat, sa, sol, n ve arka gibi genel anlamda grecelik ve
bantlardan birisi olduu da sabit olur. u halde bu nitelie birisi deil de bir var
lk tahsis edilemez. yle bir iddia ileri srlebilir: Bir ey somut varlnda yok iken
baka bir lemde veya baka bir bantyla mevcut nasl olabilir? Bu durumda somut
varlnda mevcut, belirli bir bantyla mdum olabilir. Bu iddiaya yle cevap veri
riz: Evet, dorudur! Her eyin varlkta drt mertebesi vardr, bunun biricik istisnas
Allahtr. nk Allahn greceli varlkta mertebesi vardr. Birinci mertebe, bir
eyin kendi somut varlndaki varldr. Bu Tannmn yaratlma dair bilgisine gre
ikinci mertebedir, ikinci varl ise o eyin ilimdeki varldr. Bu ise Tanrmn bize
dair bilgisine gre ilk mertebedir. nc mertebe bir eyin lafzlardaki varldr.
Drdnc mertebe iaret ve gstergelerdeki varldr. (na, 7)

Var olan her suret, ayn- sbitenin ayns, varlk ise onun zerindeki bir elbise gibi
dir. (FTUHT, 111:47)

Sbt dta var olan bir ey deil, aklda, hatta greceli olarak var olan bir eydir.
(FTUHT, 1:302)

A'yn- sbite mutlak bilinmezliinde Hak ile duyulur lem arasndaki bir mertebeyi
oluturur.8 Buna gre onlar, bir yandan Tanrnm btmlk mertebesinden ilk tenez
zl - k i ilk tenezzl, Tanrnm a'yn- sbitenin9 suretlerinde kendisi nedeniyle
kendisiyle zuhur etmesinden ibaret olan feyz-i akdestir- te yandan d lemde bu
lunmayp Tannnn ilminde sbit olan ve btn varlklarda etki sahibi, hatta btn
varlklarn asl olan rneklerdir.

Sen (kul, insan) niteliklerin ynnden Tannmn nitelii deil, O nun aynsn; ztn
ynnden ise kendi ayn- sbitensin. Allah onu, kendisini kendisi nedeniyle izhar
ettii bir mazhar edinmitir, ( f tuh t , ii:513)

91
Ayn- Sbite/A'yn- Sbite

Allah bilenlere gre, O nun ilmi kadim olduuna gre, bizi de fiilen yaratan oldu
u sabit olmutur; yoksa bizim -b izi bilmesinin sureti olan- rneimizi kendi nef
sinde meydana getirmi deildir. nk bizim varlmz onun ilminde bulunduu
muz hale gredir. Byle olmasayd varla onun bilmedii bir ekilde km olur
duk. Allah bilmedii bir eyi irade etmez, irade etmedii bir eyi de bilmez ve var
etmez. O halde ya kendi kendimize ya da tesadfen var olduk. Kukusuz kant yok
luktan'0 var olduumuzu gstermitir ve Allah'n bizi bilip varlmz irade ettiini
ve bize dair bilgisinde sabit surete gre yarattn gstermitir. Bizler dtaki varlk
larmzda yok olucuyuz, dolaysyla misalde yoktan yaratma yoktur. O halde geride
fiilde yoktan yaratma kalmtr. Bu ise hakikatte misal olmad iin geerlidir.
(FTUHT, 1:91)

Eyann yokluktan yaratld ve varla kartld malumdur. Baka bir ifadeyle


Allah eyay alglayamadmz bir varlktan algladmz bir varla kartr. Onla
rn yok olmalar, greceli yokluktur. nk eya yokluk hallerinde Tanr tarafn
dan grlmektedirler ve Tanr a'yn[- sbite] sayesinde onlar ayrt etmektedir,
kendi katnda ayrmam halde bulunanlar birbirlerinden ayrtrmaktadr. nk
eyann a'yn- sbite mertebesinde [dta var olmak anlamnda] varlklar deil, s-
btlar sz konusudur. Onlarn Tanndan elde ettikleri ey, dtaki varlktr. Byle-
ce grenler ve kendileri iin ayrmlardr. Eya Allah katnda ezelden beri ayrm
halde sbti olarak bulunmu, sonra d varlkta ortaya kmtr. nk imkn [o-
labilirlik] hkm onlardan asla ayrlmamtr. mkn bir an bile onlardan ay
rlmadna gre, onlarn da imknn dna kmalar mmkn deildir. u halde
eya imkn hzinelerinden kmazlar, sadece Tanr bu hzinelerin kaplarn aar.
Bylece biz onlara, onlar da bize bakar. Biz hem ondayz ve hem de onun dnda
yz. (FTUHAT, 111:193)

Tesir ndum veya mevcuda aittir, (fuss, 177)

Geen metinlerden u ortaya kar; A'yn- sbite d varlkta ortaya kmalarna ra


men imkn hallerinden ayrlmazlar. Buna gre onlar, Tanrnn bilgisinde bulunma
lar ynnden ezeli" olmakla birlikte, d varlk kokusunu koklam deillerdir.

A'yn- sbiteleri ynnden mmknler ezelde Zorunlu Varlk ile eil olarak mev
cut deillerdir, ( f tuh at , i:429)

Sbt leminde hangi hal ile bulunmusan, ayet varln sabit olmusa, var oluun
da onunla ortaya kmsndr. ( fuss , 83)

Yokluk zelliindeki ve yoklukta sabit olan a'yn[- sbite] varlk kokusu koklama-
mtr. Buna gre onlar, mevcutlarn suretleri artsa bile, kendi hallerinde kalrlar.
(FUSS, 76)

92
Ayn- Sbite/A'yn- Sabite

Kukusuz sbut lemi, ilahi ilim veya btn varlklarn kendisinden ortaya ktklar
ilim mertebesidir. lim mertebesi, duyulur lemimizde ortaya kan btn mevcutla
r ieren (klli, mnevi, akli ve tikel) basit lemdir.

Sbt leminde btn haller dier halden ayrlmtr ve haller tek bir ayn olarak as
la bir araya gelmezler. Halbuki onlar, varln eyliinde tek ortaya karlar. Sz ge
lii Zeyd bir vakitte salkl, baka bir zaman ise hastadr. Sbt leminde ise byle
deildir. nk elem, rnein, elem duyann aynnda bulunmaz, kendi aynnda
bulunur. Buna gre elem bir yandan kendi aynnda [ayn- sabite], te yandan ken
disini duyan kiinin ve mahallin varlnda bulunmaktan lezzet alr. Bunun nedeni
udur: Sbt lemi bileik deil, yalndr, orada herhangi bir ey bakasyla var ol
maz. Varlkta ise sadece birleme, dolaysyla tayan ve tanan vardr. Buna gre
tanann varlktaki konumu her zaman sbt lemindeki konumu gibidir, tayan
ise byle deildir. Eyann dtaki varlnda sahip olduu her hal, sbt leminde
ki ynne bakar, onda tanmaz. u halde hakikat kendi ztyla, hal de kendi zty
la lezzetlenir. ( f TUHT, IV:81)

Yokluk hali ve ilimdeki sbt halinde mmin olan kimse, varlk halinde de bu e
kilde ortaya kar.12 (fuss, 178)

Bu nedenle rahmet inanlarda yaratlm Hakk a'yn- sbitedeki bir ayn- sabite
olarak grm, ona varlk vermekle kendisine merhamet etmitir, ( fuss, 178)

Geen ifadelerden, btn tikellerin kendilerini tayandan ayn olarak sbt lemin
de tikel bir tarzda bulunduunu grmekteyiz. Son szmz'3 ise udur: Tanrnn
zuhur yolundaki'4 tenezzllerinden kincisini temsil eden duyulur lem, varlyla
a'yn- sbite lemini ortadan kaldrmaz. O halde bn'l-Arab metafizik sisteminde
paralarna'5 varncaya kadar lem iin iki lem kabul eder: ilki (sbt lemi), die
rinde zuhur eden (duyulur lem) her eyin asldr. Kukusuz bu ikilii hissettiren i-
fadelerinden Ibnl-Arabde ayn anda iki lemin bulunduu neticesine ulatk.

Kula ayn- sbitesinden kef olunur ve sonsuz hallere konu olur, ( fuss , 60)

Kulun, ayn anda, duyulur lemde varl, a'yn- sbite leminde ise sabitlii vardr;
bununla birlikte hakikatinin sabitliim hissetmez. Hak ise srekli ve her nefeste'5
a'yn- sbitenin (feyz-i akdes) ve varlklarn suretlerinde tecelli eder (feyz-i mukad
des).

NOTLAR:

' bn'l-Arab mmkn kelimesini filozoflarn kullandklarndan farkl bir anlamda kullanr. Ona gre
mmkn bakas nedeniyle varl zorunlu olandr. u halde imkn [olabilirlik] zorunluluktur.

93
A y r k H a y a l

2 Ibnl-Arab yle der: Kutsi hadiste yle denilmitir: Ben gizli hzineydim, bilinmek istedim. 'Hazine
idim' ifadesinde Mutezilenin ileri srd a'yn- sbiteyi ispat vardr" (el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. II, s.
232).
3 Ayn hakknda mstakil bir inceleme yapmadk; nk lbn'l-Arabnin zgnl bu kelimede deil,
onun tamlamalarndadr. Sz gelii ayn- sbite gibi. Geni bilgi iin bkz. (ayn, zt, hakikat, cevher ve
mhiyet anlamlarnn dna kmaz). el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. I, s. 45, 89, 108,162,168; c. II, s. 5, 54,155,
220, 162, 346, 475, 603; c. III, s. 3, 318, 323, 327, 397, 404; c. IV, s. 6-8, 19-22, 30, 65, 153, 213, 219; Fussu1-
Fkem, s. 61, 76, 82, 91, 125; Tecelliyat, s. 7; Mevakiu'n-Ncum, s. 23, 26; Kitabu'l-Mesail, s. 22.
4 Aristo felsefesinin etkisi altnda slam felsefesinde mahiyet ve varlk, yani harite gereklemesi veya
gereklememesi mmkn olan akledilir bir hakikat oluu ynnden ey ile harici lemdeki varl a
sndan ey arasndaki bu ayrm ortaya kmtr. Aristotelese gre, bir eyin mahiyetinin aklanyla
tanmlanmas onun var olmasn gerektirmez. nk bir eyin mahiyeti varlndan bakadr (bkz. Tez-
kari, s. 212).
3 Bkz. Sbt.
6 Burada lbnl-Arab Plotinusu hatrlatr, ancak Platonik ideler ile bnI-Arabnin a'yn- sbitesi ara
sndaki benzerlie ramen, bunlar znde birbirlerinden farkldrlar. Bkz. Afifi, Tezkari, s. 219.
7 Bu lbnl-Arabnin Mutezileden ald bir terimdir. Mutezile, mdumun (yok olan) bir ey, zt, ayn
olduu ve kendine zg nitelik ve zellikleri bulunduu fikrine varmtr. Bkz. Fahreddin Razi, Muhas-
sal, s. 37; ayrca bkz. Ibn Hazm, e-Fasi, c. IV, s. 42; ehristani, el-Milel, s. 151.
8 Bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. III, s. 46 (burada sbt ve imkn varlk ve yokluk arasnda bir ara durum
olarak ortaya kar).
9 Bkz. F eyz.
Yokluktan, yani dta var olmayan bir eyden.
" bnl-Arabye gre lem kadim-hadistir. Tezkari, s. 213.
12Sbt leminin tikelleri ierdiini grmekteyiz ki, bu, lbnl-Arabnin Plotinustan ayrld noktalar
dan birisidir.
13 lbn'l-Arab'nin takipilerinin metinlerinde a'yn- sbite iin bkz. Kayseri, Risale Ji-ilmi-hakaik, c. V. s.
3; Kayseri, Risale fi-izah- esrar tevilatil-Kuran, s. 164; Nablusi, Verdl-Vrud, s. 2; ehrazuri, Tenbihu-
Ukul, s. 61; Gmhanevi, Camiu-Usul, s. 65.
14Bkz. F eyz.
's lbnl-Arabde ayn- sbite iin bkz. Fussul-Hikem, s. 39, 102, 203; el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. IV. s. 86,
126, 210.
16 Bkz. Y e n id e n Y a ra tm a .

A y r k H a y a l bkz. H a y a l

A z a b A yn, ze l ve ba sahih bir kktr. Fakat bu kkn kelimeleri kyasa dayanmaz, tek
anlamda toplanmalar da imknszdr. Bu kkten gelen bir kelime, azube el-m a [su
tatl oldu] ifadesidir. Bu anlamda su azb'dr, yani tatldr. Baka bir kelime ise, "bir ey
den yz evirmek ve onu terk etmek" anlamnda kullanlan azebe an ey/n'dir. "Bir e
yi terk etmek" demektir. Baka bir kelime ise ncekilere benzemez. Bu azap kelimesi-

94
Azab

dir. (mucem)
s?
Azap Kuran- Kerim'de tekil, nitelenmi, belirli veya tamlama halinde getii gibi, fiili de yer alr.

Onun yaamas kendisini azaptan kurtarmaz. (2:96)


Bize dnyada ve ahirette iyilikler ver, atein azabndan koru. (2:201)
Allah kyamet gn onlarla konumayacak, onlar tezkiye etmeyecektir, onlar iin elim bir azap
vardr. (2:174)
s?
Ibnu 1-Arab azap kelimesini Kuran- Kerimdeki szlk anlamn takip ederek nime
tin kart olarak kullanr. Azap, doaya yatkn olmayan eydir ve gayesi de arndr
maktr; nk Allah, kuluna sebepsiz yere azap etmez.1

Nimet yatkn, azap ise yatkn olmayan eyden baka bir ey deildir.2 Azap hangi
tr olursa olsun ve nerede gerekleirse gereklesin, byledir. Her nerede, mizac
na yatkn olmayan bir eye maruz kalrsan, azap iindesin demektir, (ftht. ivus)

Allah sebepsiz yere azap etmez, bir karlk olarak azap eder; nk rahmet, azapta
arndrmak maksadyla bir karln bulunmasn gerektirmitir. ayet anndrma
olmasayd, azap sz konusu olmazd, (ftht, 111:352)

Azap, ate ve bunlardan treyip kt ameller karlnda ahirette elem ve ceza anla
m tayan her ey, cennet ve nimetler gibi, sonsuza dek bir sreklilie sahip deil
lerdir. Rahmetin geniliinin onlara nfuz edip, nimete dnmeleri gerekir, byle-
ce cehennem ehli atete nimetlenir.3 Azap da byledir. Cezalar yerine getirilip, g
nahlardan temizlenme bittiinde, cehennem ehli ateten kmaz; nk onlar oral
drlar. Bunun yerine azaplar tada dnr. Azabn azb [tat] diye isimlendirilmesinin
sebebi de tatl olmasdr.4

Azap azubetttn [tatllk] tretilmitir. Azubet bir eyden lezzet almak demektir. Eb
Yezid BestamI bir halinde yle demitir:

Btn arzulanma ulam bulunmaktaym


Azab bulmakla lezzetlenmek mstesna5

Burada Bestm azap demi, elem dememitir. Azab demesinin nedeni, anlamndaki
azubet'r. Azubet tat ile lezzetlenmektir; baka bir ifadeyle eya ile lezzetlenmek de
il, lezzet ile lezzetlenmektir, (ftht, iv:185)

Azap, azap diye isimlendirilmitir; nk azap belirli bir gruba onu isteyen miza
lar nedeniyle tat verir, (ftht, 111:573)

95
A z k

Azap tad nedeniyle azap diye isimlendirilmitir


Azap o tat iin kabuk gibidir, kabuk ise koruyucudur.6 ( f u s s , 9 4 )

N O T LA R :

' Azap, nimet gibi, ihsan ve ltuftan kaynaklanmaz. Bkz. M innet v e stih kak.
! Bkz. lblisin cehennem souundaki azab iin bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. III, s. 368.
3 Bkz. C e h e n n e m , A te .
4 lbnl-Arab iki asl birbirine ekler: azebe: terk etti ve engelledi; azube: tatt.
s Hallaca da nispet edilir, bkz. Divan.
6 lbnl-Arabde azab hakknda bkz. Fusstl-Hihem, 109; c. H, s. 95; el-Ftubatl-Mefehyy_ye, c. III, s. 315,
463, 466.

A z k bkz. R z k

A z i z i n Y o l u life S r a t - M s t a k im

A z r a Ayr, zel ve ra pek ok feri olan bir kktr ki, hi birisinin bir kyas yoktur. Kk
ten gelen btn kelimeler, bamsz kendi tarzlarndadr. zre, uzretu'l-cariye, uzrae,
cariyetn uzra, "hibir erkein temas etmedii bakire cariye" demektir. zre, "dodu
unda scakln artt yldz" demektir. zre, "iir yeteneedir, (m u c e m )

Ibnl-Arabde azra' bir ahs deil, bir niteliktir. Bu nitelik, hi kimsenin kefede
medii ulvi hakikatler veya Hakkn yaratklarndan perdeledii ve gizledii ahs de
mektir.

Kibrit-i ahmer, iksir-i ekber, faal, gzlerden mnezzeh, btn zelliklerin sahibi,
her eit afetten annm kii urus- azra [bakire gelin], var oluun derinliklerinde
korunmuluk perdesinde gzden gizlenmitir. Sen onu bir dkkanda kpekler
kendisini yalarken uzanm halde veya ta atan bir mecnun iken grrsn; hi kim
se ona bakmaz ve deer vermez. Hak, kskand iin onu bakalarndan gizlemi,
onu ihsanyla aziz klmtr. (m e v a k 1, 1 3 8 )

n o tla r:

' Bkz. lbnl-Arab'de azra, e]-Ftuht'l-Mekkiyye, c. I, s. 5, 9.

B a / B H a r f i n i n N o k t a s Elif harfi nasl ilahi Zta dellet ediyorsa, b' harfi de sfata
dellet eder ve Bir ile ok arasnda vasta olan ilk taayynn simgesidir.2 B harfinin
[m ] noktas lemin varlna, baka bir ifadeyle var olanlara iaret eder. Noktann

96
Ba/B Harfinin Noktas

Bnin altnda olmas var olanlarn ilk taayyne3 tbi olmasn simgeler. Nokta ayn
zamanda sfilere gre insan- kmilin4 simgesidir.

B harfi ile varlk zuhur etmi, nokta ile ibadet eden edilenden ayrlmtr. mam
iblye Sen iblsin denilmi, bunun zerine Ben bnin altndaki noktaym5 de
mitir. Bu, nokta ayrt eder anlamndaki ifademizin benzeridir ve o, kulluun ge
rektirdii ekilde kulun varldr. eyh Eb Medyen yle derdi: Grdm her
ey zerine b yazlmt. B ulhiyet mertebesinde Hakkm katndan mevcutlara e
lik eder. Bunun baka bir ifadesi ise her ey benimle ayakta durdu ve zuhur etti"
eklindedir. B harfi ile elif arasnda fark vardr. nk elif Zt', b sfat gsterir. Bu
yaratmayla ilgili olan elif deil, altndaki noktasyla beraber b olmutur. Nokta b
tn varlklardr, ( e s r a r , vr. 1 2 3 ) 6

B harfi varln ikinci mertebesinde bulunan akl makamdr. Nitekim b de harflerin


kincisidir, ( e r h , 10 8 )

nsan- kmil, hakikatlerin hakikatidir, nk o, bnin altndaki nokta ve feyzin


mahallidir, ( kenz, 154)

Harflerin birisi de sekinlerin sekinlerinin sekini olan bdir. ( f t h t , bs, 454)7

n o tlar:

' B dudak harflerindendir, byle isimlendirilmesinin nedeni iki dudak arasndan kmasdr (Lisan'l-
Arab).
2 Yani o, varln kendisiyle zuhur ettii hakikatler hakikatinin simgesidir. Bunun delili ise, Allah'n ilk
yaratt ey benim nurum, nurumdan ise her eyi yaratmtr anlamndaki hadistir. te b harfi, hadiste
anlatlmak istenilen nura iaret eder. Nitekim Letaifl-A'lm yazar yle der: lbnl-Arab Kitabu'l-Ba
isimli risalesinde yle der: Sfller b harfiyle var olan ilk mevcuda iaret ederler. O varln ikinci mer
tebesindedir. Gkler, yer ve ikisinin arasnda bulunan eyler onun vastasyla ayakta dururlar. Bkz. Ab-
dlkerim el-Cl, Meratibl-Vcd.
3 Mminlerin emiri Ali (r.a.) yle der: Ben b harfinin altndaki noktaym. Bylece b harfiyle ilk taayy
ne -k i o lk Akl'dr- iaret etmitir; nk b ikinci harftir. Bnin noktas, birinci taayynn altnda
meydana gelen lemin varln gsterir... (El-Ecvibe, s. 222)
4 O insan- kmili gsterir. Bu nedenle bizzat sfler sklkla kendilerini bnin noktas diye tanmlamlar
dr. Bkz. nsan- Km il.
5 bnl-Arab el-Ftiiht-Mekhiyyede (BS, s. 608) iblnin bu szne iaret eder. Abdurrahman el-
Krdi (Abdlgani en-Nablsnin talebesi, lm. 1195) erhul-Celle isimli eserinde yle der: ibl Ben
bnin altndaki noktaym, demi, yani izzet zelliindeki Mbuddan hakirlik zelliiyle ayrlm bir ku
lum.
6 Bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. I, s. 102.
1 nsanlar arasnda kmiller anlamndaki sekinlerin sekinlen bulunduu gibi, harfler arasnda da b insan
lar arasndaki insan- kmilin yerini alr.

97
Baba

B a b a E, ba ve vav "terbiye" ve "beslemek" demektir. Bu nedenle eb [baba] diye isim


lendirilmitir; oulu foa'dr. ( mucem )
S?

Kuranda eb, insana tamlama yaplarak kullanlmtr. Babanz, babamz, babas (erkek ve dii iin), ba
balar gibi. Btn bu tamlamalarda kelime baba anlamyla snrldr.

Baba ilk demektir; her trn ilk bireyi btn fertlerin babasdr. Sz gelii ilk insan
deme ebl-beer [insanln babas] denilir.

dem insanln babasdr. dem insanln babas olduu gibi, her trn ilk bireyi
de babadr, ( f tuh at , iv-,298)

Baba bir arta bal olmakszn babadr, babalk ise insana bir ynden eklenen ve
onu btn alardan kuatmayan niteliktir, insan bir ynden olunun babas, baka
bir adan onun olu olabilir.

Hangi tarz ve trde olursa olsun zerinde babalk hakkna sahip herkes senin ba
ban; hangi tarz ve trde olursa olsun zerinde babalk hakkna sahip olduun her
kes olundur. Bu anlamda z baban bile kendi olun olabilir ve o zaman hem senin
onun zerinde ve hem de onun senin zerinde babalk hakk vardr, ( f t h t ,
IV: 156)

Babalk ve peygamberlik, birer bant ve tamlamadr. Baba olu olduu bir baba
nn olu, oul ise babas olduu bir oulun babas olabilir, ( f th t , 1:143)

Baba etkiye ve deiime konu olana (ana) gre etkin ve bakalatran, i yapc (ana)
nitelik karsnda bilici zellik, eyleme konu olana (ana)1 gre de etkin olandr:

Messir her ey babadr, ( fth t , 1:137)

Bakalatran baba, bakalaan ana, bakalama eylemi nikah, rn ocuktur, ( f t


h t, 1:139)

Bilicilik zellii babadr, nk o etkindir, ( fth t , I: 1 4 o )

Baba bedensel asln karlnda ocuun akl-ruhsal asldr. Her rn veya ocuk
bir neticedir ve netice iki nclden meydana gelebilir: ki ncl iki asildir.

Bir ey iki eyden, bir sonu iki nclden meydana gelebilir, ( f th t , bs, 30)

lem Hakka benzer var olmutur. Doann baskn geldii kimse daha ok anaya;
akl baskn olan ise, babasna benzer, ( fth t , v.151 )

98
Babalarmz

Ana insann doasdr, babas ise ilahi ruhtur, ( f th t , i:320)

Baba oula yardm edendir,2 fakat babann yardm onu her ynden kuatmaz. Bu
nedenle oulun yardm ald ynden babaya ksmen mensup olduunu grmekte
yiz. nsan sz gelii bilgi veya mal nedeniyle bakasnn babas olabilir.

Toprak [tin] babas ile din babas arasndaki fark udur: Birincisi mal, kincisi bilgi
yi miras brakr. Senin baban sana nafaka verendir; sen de babana nafaka verirsen
onun babas olursun. ( terac m , 35)

N O T LA R :

1 Bkz. Ana.
2 Bkz. V rislerin B a b a s.

B a b a l a r m z lbnl-Arab babalar deyimini kullanp bitiik zamire eklendiinde


Mslmanlar ve mminleri, zellikle de velileri ve kendi dostlarn kasteder. Bir ve
liye gre ilk baba ruhlarn babas ve ruhsal asl olmas bakmndan Muhammeddir
(a.s.). kinci baba demdir; nk dem bedenlerin babas ve veliyi meydana geti
ren bedensel ilkedir. nc baba gnderilmi ilk resl Nuhtur. eyhimiz Nuhun
ilk resl, ondan ncekilerin ise, sadece nebi olduuna yle kant getirir: Nuhtan
nceki btn peygamberlerin elilik grevleri bir eyde iken Nuhun peygamberlii
bir eyedir.1 Allah yle buyurur: Hangi beldede (fi-karyetin) bir nebi gnderdiy-
sek.... (7:94) Nuhu kendi kavmine (ila) gnderdik (7:59). Drdnc baba bra
himdir (a.s.). brahim Islamn babas ve bizi Mslmanlar diye isimlendiren kimse
dir. O Kuranm tespitiyle Mslmanlarn babasdr. Ibnl-Arabnin aadaki pa
ragraf drt baba hakkmdaki grmz kantlar:

Ruhlarmzn asl Ruh- Muhammeddir [Hz. Muhammedin ruhu], O ruhlarn, -


dem ise bedenlerin ilk babasdr.2 Nuh gnderilmi ilk resldr. Ondan ncekiler
Rablerinden aldklar eriata uyan nebilerdi. Bu nedenle dileyen onun eriatna gi
rer, dileyen girmezdi. Her mmete bir korkutucu gelmitir (35:24) ayeti risletin
varln deil, her mmet iinde Allah ve ahiret ilerini bilen kimsenin bulundu
unu tespit eder. Bu kii de resl deil, nebidir. Kast edilen resul olsayd/i [iinde]
deil, ila [e] edat kullanlrd. O halde rislet kapsnn kendisiyle ald ilk pey
gamber Nuhtur. lk var olan insan ruhu Muhammedin ruhu, ilk insan bedeni -
demin bedenidir. Bu baba, babalarmzdr. Drdnc baba brahimdir. brahim
Mslmanlktaki babamzdr ve o bizi Mslmanlar diye isimlendirmitir. Atalar
u ztlarn olduu kimseye baknz! Muhammed, dem, Nuh ve brahim. Babalar
bu ztlar olan kimseden daha mutlusu yoktur ve o velilerin en stndr, ( f th t ,
II:50)

99
B a la m a k

' Kuran- Kerim'in her yerde nbvveti, iinde anlamndaki fi edatna, risaleti ise e anlamndaki ila edat
na balamadn grmekteyiz (bkz. 2:151, 62:2). Sizden Araplardan demektir, bkz. Nesefi, Tefsir, c. I, s.
83.
2 Her nereye peygamber gnderdiysek (7:94) ayetine telmih.

B a l a m a k ["Balamak", "rtmek" anlamndaki gafr kelimesinin kk harfleri ci


lan] ayn, kafve ra, "rtmek" demektir. Ardndan bu kkten istisna olarak zikredilen
ler gelmitir. Gafr "rtmek" demektir. Gufran ve afr ayn anlamdadr. yle denilir:
Allah onun gnahna mafiret etsin (gufran, mafiret, ufran). (m u c e m )

G-F-R Kuran'da znesi Tanr olan bir fiil kalbyla yer almtr. Sadece Tanr Gafur ve Gaffardr. Bu fiil
gnaha kar gerekleir, bu nedenle mafiret fiili, gnahkarn mafiret talebine bal olarak (istifar),
rahmet ve aff ierir. Btn bunlar rtmek demektir.

Allah'tan mit kesmeyiniz, Allah btn gnahlara mafiret eder. (39:53)


Onlar Allahn rahmetini mit ederler, Allah gafur ve rahimdir. (2:218)
Allah gafur ve rahimdir. (22:60)
Rabbinin ismini tespih et ve balanma talep et. O tvbeyi kabul edendir. (110:3)
59"

lbnl-Arab kef ve mahedenin kart olarak gafr (setr, rtmek) kelimesinin sz


lk anlamna harfi harfine bal kalmtr.

Onlara mafiret edersen" (5:1 s), yani itaatsizlikleri nedeniyle hak ettikleri azabn
gereklemesinden onlar gizlersen. Baka bir ifadeyle onlar iin kendilerini azaptan
nen ve bundan men eden bir gafr, yani rt yaratrsan, ( fuss , 14 9 )

Dilediini yap, kukusuz ki seni baladm, yani, kendimi senden dolay senden
gizledim. Benim katmda senin adna inayet takdir edilmi olduu iin, bakasn
cezalandrdmda, sen cezaya maruz kalmayacaksn. Bylece gnahn ilenmesin
den nce mafireti zikretmitir. Bu [Hz. Peygamberin gemi ve gelecek gnahla
rnn balandn belirten] geriye kalan (48:2) ifadesidir. Bylece gnah mafiret
edilmi, yani rtlm olarak gerekleir. Tanr gnah ile gnah ileyen arasndaki
bir perde ile onu rtmtr. Bylece gnahn hkm o ahsa tesir etmez, ( f t h t ,
IV: 145)

Allah gafur ve rahimdir," (25:70) yani Allah rter, bu rtme nedeniyle de Rahimdir.
(FTHT, 11:352)

Nuh kavmini mafiret iin [gizlemek, rtmek] davet etmi,' gstermek iin davet

T OO
Bahr

etmemitir. Bu nedenle onlar parmaklarm kulaklarna tkamlar ve elbiselerine


sarlmlardr (71:7). Btn bunlar, Nuhun kavmini ard rtmenin formudur.
Bylece onlar, eylemleriyle davete karlk vermilerdir, ( fuss, 71)

n o tla r :

' bnl-Arabde gafr iin bkz. Fussu'l-Hikem, s. 74, c. II, s. 38; el-Ftuhtul-Mekkiyye, c. III, s. 309; c. IV,
s. 107.

B a h r Dilbilgini Halil'in sylediine gre b a h r 1 genilii ve derinlii nedeniyle b a h r [de


niz, derya] diye isimlendirilmitir. Cmert olduunda racln b a h ru n [derya adam]
denilir. Kelimenin ikinci kk anlam "hastalk"tr. Bir belaya maruz kalan kiiye racln
b a h ru n denilir. "Genilik ve derinlik" diye zikrettiiniz birinci anlam ile bu ikinci anla
mn ne ilikisi olabilir diye bir soru yneltilebilir. Bu sorunun cevab udur: Her ikisi de
bahr kelimesiyle ilgilidir, nk bahrin suyu iilmez, iilirse hastala yol aar, ( m ucem )
s?-

Bahr kelimesi Kuranda, bilinen anlamnn dnda kullanlmamtr.

Size denizi amade klmtr, zerinde gemilerinizi yrtrsnz. (14:32)

Bahr grnmeyen Kutbun ismidir. Brakalm bnl-Arab gemi mmetlerin ku


tuplarn mEede ediini aktarsn:

Bizden nceki mmetlerin kmil kutuplar, bana adlar Arapa zikredilmi bir top
luluktur. Bana onlar ara bir mertebede gsterilmi ve mahede ettirilmitir. Onlar
dan birisi Mufarrk [ayran], Mdavil-klm [hastalklar iyi eden], Bekk [ok a
layan], Mrtefi [ykselten], Vasi [geni] ve Bahrdr [Derya], Bunlar dem den Mu-
hammed (a.s.) zamanna kadar isimleri bize sylenmi kemle ulatran kimseler
dir. (FTHT, S, 567)

bnl-Arab bahri [deniz] grnr ve bedensel olan berrin [kara] kart olarak g
rnmeyen ve manevi olan anlatmak iin kullanr:

Seyr-i slk ve yolculukla Tanrya yaklamak sz konusu olunca, doru yolu bul
may temin iin Tanrnn zelliklerinden birisi Nur olmutur. Allah yle buyur
mutur: Yldzlar sizin iin yaratm, onlarla karalarn [ber] ve denizin [bahr] ka
ranlnda yolunuzu bulursunuz (6:97). Ayette geen ber [kara] beden amelleriyle
ortaya kan slk; bahr [derya] ise nefsin amelleriyle yaplan manevi ve btni
Slktr. (FTHT, S. 179)

Allahm! Beni dnn berrinin [kara, beden] karanlklarnda ve iinin ve nefsinin

o
Bahr

bahrnda [derya] gren herkesin rehber edinecei bir nu r yap. ( f t h t , as , 475 )

bnl-Arab bazen bahrin genilik, kapsam ve ihata gibi zelliklerini benzetme ola
rak kullanr. bnl-Arab bu zellikleri alr ve beht, Heba gibi terimlere ekler. Byle-
ce terimi mahiyet ve tanmndan kartp genellikle bilgi veya seyr-i slk dzlemin
de insanla ilikilendirir.2

Sa yne dnmek sliki bahrul-beht ves-skun'e [susmak ve sakinlik deryas] sevk


eder. Bylece mr ksalr ve mertebesi bakasnn mertebesine gre eksilir. Sol ya
na dnmek ise sahibini bahr-1 telef [yok olma deryas] ve ebedi yoklua iter. Kurtu
lu herhangi bir yne sapmadan ortada kalmaktr, ( nsha , 28)

Himmet burana bindim, okluk dairesinden ktm. Bylece Bahrul-Hebya [He-


b deryas] dtm. Orada kimin karlk verdiini ve kimin direndiini grdm,
ilk ve sonu mahede ettim. (ttih ad , 141)

Bahr esin kayna olan balamlarndan yararlanlan tasavvufi simgelerden birisidir


ve bnl-Arab ondan btn dnce yapsnda yararlanmaya alr. Bylece Ibnl-
Arabde bahr bilgi ve srlar ierdii iin genellikle marifet ve ilimle3 ilgili balam
larda tekrarlanr.

Hzr geminin ucunda gagasyla denizden [bahr] bir ey alan kuu grdnde Mu
saya yle der: Suyu gagalarken bu kuun ne dediini biliyor musun? Musa (a s.)
Hayr bilmiyorum diye cevap vermi. Bunun zerine Hzr yle der: Musa! Bu
ku Allahn ilmi karsnda benim ve senin ilmin gagamla bu denizden aldm ka
dardr" diyor, ( fth t , DS, 137)

Bilgi ve bilinen arasnda derinliine4 ulalmayan bihar [deryalar] vardr. Hakikatle


rinin ztlna ramen bilgi ile bilinen arasndaki ban srr girilmesi g bir derya
dr, ne iaret ne ibare onu anlatabilir. Fakat keif bir ok ince perdenin ardndan
onu idrak edebilir, ( f th t , bs, 523)

Gnl geni bir insansan Kuran bahnna [derya] dal! Aksi halde grnen anlamn
yorumlayan kitaplarla yetin ve o deryaya alma; helak olursun. nk Kuranm
deryas derindir, (ftht, bs, 625 )

Havann karanlna denizin [bahr] karanl, ona da dalgann karanl eklenir. Ge


cenin karanl tabiatn, denizin [bahr] karanl cehaletin karanldr. Cehalet ise
ilmin olmaydr. (FTHT, ll. 660)

Derya [bahr] ilim demektir, ( f th t , bs, 560)

Son iki ifadeden byk pirimize gre bahrm [derya] ilim anlamna geldii ortaya

102
Bahr

kar. u halde bahr ilimdir ve bu nedenle okuyucunun bu son metinde veya nceki
metinde tek bana geen bahr kelimesinin anlamn incelemesi gerekir. Metinler
deki bahr kelimesine bnl-Arabnin dile getirmi olduu kullanmlardan birisi uy
gu n decektir. rnein yle der:

Hakk Evvel zelliiyle nitelenmi grdmde


Avulamak iin bidayet [balang] bahrine geldim, ( f th t , ds. 15i)

Burada bidayet bahri, zerinde durulmas gereken yeni bir terim deildir; kelimenin
drdnc anlam onu ierir. Baka bir ifadeyle burada bidayet bahri balang ilmi
demektir, lbnu 1-Arabtde bu simgenin isim tamlamalarndaki kullann da belirtti
imiz erevede yorumlamak gerekir. Ibnl-Arab, konunun uzmanlarnn da bil
dii gibi tek varlk veya varln birlii anlamndaki retisini eitli benzetme ve an
latm kalplarnda ifade eder: zt ve glgeler, gne ve nlar, gk kuann renkle
ri vs gibi (Bu konuda bkz. V a h d e t -i V c d ) . O btn bu benzetmelerde bilinen ve
kabul grm eitli anlatm yntemleriyle vahdet-i vcudun anlamn okuyucusuna
ulatrmann yolunu arar. Bu balamda bnl-Arab! bir varlktan sz etmekte ve
varln resmini izmektedir: tek deniz, drt deniz ve drt nehir. Fakat derya ve ne
hir varln birliini gstermek iin neden kullanlmtr? Buna cevap olarak unu
syleyebiliriz: Burada biim bizatihi maksat deildir, aksine o bir mahede, bizim
ifademizle insann bilgisel tecrbesidir. O halde bahr simgesini epistemolojik bir
balamda kullanmasyla uyumlu olarak bnl-Arabnin, varl mahedede
sliklerin makamlarn ortaya koymak iin yine bahr simgesini kullandn grmek
teyiz. Onlarn bir ksm sddk, ehit, delil sahibi, afetler sahibi ve Hakka yakn kim
selerdir.

Hak bana nehirleri gstermitir. Bunlarn nereye aktklarn dn" dedi. Ben de
nehirlerin drt deryaya [bahr] aktn grdm. Birisi ruhlar deryasna akmaktayd;
kincisi hitap deryasna; ncs zaman ve kr deryasna, drdncs sevgi
deryasna akmaktayd. Bu nehirlerden birtakm kollar kmaktayd ve onlar ziraat
yapanlarn ekinlerini sulamaktayd. Sonra gzm bir deryaya diktim ve grdm
ki, hepsi de btn deryalar ieren tek bir deryaya akyorlar. Drt nehrin kuatc
deryadan ktklarn grdm. Bu drt denizle kartktan sonra tekrar ilk ktklar
deryaya dnmekteydiler. Bunun zerine Allah bana yle dedi: Bu kuatc derya
benim deryam, onlar ise deryalarmdr, fakat sahiller bu denizlerin kendilerine ait
olduunu iddia eder.5 Denizlerden ve nehirlerden nce kuatc deryay gren
kimse sddkn ta kendisidir.6 Onlar bir defada mahede eden kimse ahittir. n
ce denizleri ardndan deryay gren kimse ise delil sahibidir. nce deryalar, ardn
dan nehirleri sonra da tek deryay gren kimse ise afetlere maruz kalan kimsedir.

103
B a l N e h ri

ite Hakk.a yaklaanlar bu deryaya ularlar, ( esraru'l-kuds , 56-57)

lbnl-Arabde Kurandaki iki derya [bahreyn] terimi de geer ve bnl-Arabnin i-


fadesi bu iki deryann zorunluluk ve imkn [olabilirlik] deryalar olduunu gsterir.

ki deniz birbirine akmtr. Aralarnda bir berzah [engel, vasta] vardr, birbirleri
ne karmazlar. Artk Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsnz? (55:2i). Acaba
Hakkm kendisine balayp bizim gzlerimizden uzaklatrd bahri m, yoksa
kendisinden ayrp7 var olanlar veya Rahmann zerinde oturduu berzah diye i-
simlendirdigi bahri mi yalanlarsnz? ( f th t , bs, 482)

NOTLAR:

1 Bu terimin aratrlmas esnasnda bahr ile ilgili baz ikincil terimler ortaya kar: bahr'l-beht [susma
deryasl, bahru't-telef [yok olma deryasl, bahru'l-heb [heba deryas], bahru'l-ervh [ruhlar deryas),
bahrul-hitab [hitap deryas], bahru-hur [kr deryas], bahrul-hub [sevgi deryas], bahru'l-vahidi'l-
muhit [kuatc Birin deryas], bahru'l-biddyet [balang deryas], bahrul-Kuran [Kuran deryas], bahru
zti'z-zt [Ztin ztnn deryas], bahrul-ezel [ezel deryas], bahrul-ebed [ebed deryas], bahru'l-ucac,
bahrul-hakikat [hakikat deryas], bahrul-lednn [ledn deryas], biharu ardi'l-hakikat [hakikat arznn
deryalar].
2 lbni-Arabnin bahr kelimesini tamlama yapt bln kelimeleri saymak gtr, fakat geen terimleri
genel bir kaide kabul edip, lbn-Arabnin metinlerine tatbik edilmeleri mmkndr.
3 Bu terimle dolu metinlere bavurmak yeterlidir.
4 Derinliine ulalmaz deryalar: aktr ki, burada kast edilenler, ulalmaz sr ve bilgi deryalardr.
5 Vahdet-i vcuda iaret etmektedir.
6 Hz. Eb Bekirin Grdm her eyin ncesinde Allah grdm" deyiine gnderme.
7 Bkz. lbnl-Arabde bahr: Risle-i akkil-Cuyub, s. 8, 54; Anka, s. 67; el-Ftht'l-Mekkiyye, c. IV, s. 338,
397; el-Fthtl-Mekkiyye, B5, s. 433, 539; el-Ftht'l-Mekkiyye, S, s. 399, 408; el-Fthtl-Mekkiyye,
DS, S- 532, 533. 575

B a l N e h r i Bal nehri cennetin drt nehrinden birisidir ve iki kelimeden oluur, a)


Nehir, yani kendisini kuatmadan insann nasibini ald ilim, b) Bal, yani doru yo
rum, bnl-Arabnin bal arya, vahye baladdr. Bu konuda da Rabbin arya
vahyetti" (66:68) ayetinden etkilenmitir. te yandan ar, bal verir. Bylece bal, vah
yin simgesi olmutur. u halde bal nehri vahiy ilmidir.

Bal nehri, farkl trlerine gre vahiy ilmidir. Bu nedenle melekler arap ienin sar
ho olmas gibi, vahyi iittiklerinde baylrlar, ( ftht, 11:441 )

B a s t bkz. K a b z

B a a k D e v l e t i Devlet veya dlet "mal veya savata kalan ey" demektir. Bir gre
gre dlet malda, devlet ise savata kalan eydir. Devlet, sknt halinden rahatla ge-

104
Baak Devleti

mek demektir. (Usan )

Kuran'da devi kk bir yerde ve Lisan'l-Arab'n iaret ettii anlamda geer. Bir kez birisine, bir kez de
dierine getiinde ganimet aralarnda devlet oldu denilir. Eb Ubeyd'e gre dlet, tedavl edilen eyin
ismidir. Allah yle buyurur:
Zenginleriniz arasnda dolaan bir dlet olmasn diye. (597)
s?-
Ibnl-Arabnin baak devleti ile ilgili metinleri izaha muhtatr, bu metnin kapal
yerlerini tmevarmsal bir yntemle aklayabiliriz:

Allah iki eliyle demin amurunu yourup, onun belini zrriyetinden gelecek bed
baht ve mutlularn mahalli yapp hepsini demin amuruna yerletirmi, onda
komuluk ilikisi vastasyla birletirmi, demi dorusal harekete sahip yaratm
tr. te bu baak devletinde gereklemitir, ( f th t , 1:123)

Bu ifadelerden u sonular kartabiliriz: 1) Baak devleti, metnin balamndan or


taya kt gibi insann yaratl aamalarndan birisine tekabl eder. 2) Yaratln
bu aamas, baka benzer bir merhaleyi hatrlatr, o da Ezeli Ahittir. Orada Allah,
demin beline zrriyetinden gelecek herkesi yerletirmitir: Allah yle buyurur:
Rabbin dem oullarndan zrriyetlerini kartp kendilerini ahit tuttuunda. 3)
Baak devleti, iki kelimeden oluur, bu isimlendirmenin nedenini aklamaya ala
caz. Devlet: Devlet, manevi bir varlktr ve hkmlerdeki varlyla ayrlr. Bu ne
denle, daha doru bir yoruma gre, bnl-Arab ztlarn komuluk hkmlerine
bal olduunu zikrettiinde, burada hkm lafzn devlet lafzyla deitirmi olur.
Fakat tbnl-Arab, niin sz gelii baak arz veya baak lemi dememi, halbuki
byle bir yaklam, terim oluturma yntemine daha yakndr: Bu balamda arz keli
mesi, okuyucuya veya duyana girilebilir bir yer arm yapar. Sz gelii arzul-
hakikat [hakikat arz], imknsz olsa bile, girilebilecek bir yer olarak gzkr. Hal
buki demin bir yaratl aamas olan baak devletine herhangi bir yaratlmn gir
mesi nasl beklenebilir ki? O halde bnl-Arabnin devletul-snble yerine arzul-
snbueyi [baak arz] kullanma ihtimali ortadan kalkmtr. lem ise devlet gibi ma
nevi bir ahsiyeti ifade edebilme imkn olsa bile, hkm ve belirlilik ifade etmek
yerine, daha ok kapsam ve ihata anlam tar. Bu nedenle baak devleti, baak lemi
ifadesine gre tbnu 1-Arabnin dncesine daha ok hizmet eden bir terimdir. Ba
ak: bnl-Arabnin metninde iki kelime geer ki, bunlardan sz konusu devleti ba
ak devleti diye zikretmesinin sebebini kartabiliriz. Bu iki kelime komuluk [kom-

105
B t l

uluk hkmyle] ve dorusal [dorusal hareketi kelimeleridir. Dosdoru boyu ve


tohumlarm eit yayma zelliiyle baak, dikey duruu ve her biri kendiliinde yet
kin bamsz tohumlarn bir arada bulunuu gibi birbirine karmadan ztlarn ken
disinde komuluk yapmas asndan deme benzer.

B t l bkz. H a k

B t n bkz. Z a h ir B t n

B t n H a l i f e l i k bkz. H a lif e /H ila f e t

B a t m a k / B a t Y e r i bkz. u r k M e r k

Bedel Ba, dal ve lam tek kktr ve bir eyin, giden bir eyin yerini almas demektir.
'Bu unun bedeli ve karldr' denilir, ( m u c e m )

S?"
Bedel Kuranda belirttiimiz szlk anlamyla, yani fiil olarak geer: Beddele [deitirdi], beddelna [de
itirdik], beddel [deitirdiler], ybeddilu [deitirir].
te onlar Allahn gnahlarn iyiliklere evirdii [tebdil] kimselerdir. (2570)

s?
Velayet daha nce ki mam maddesinde sz ederken belirttiimiz gibi grnen
devletin karlnda bamsz bir devlettir.' Bu devleti Kutup veya Gavs ynetir.
Kutbu iki imam takip eder, sonra drt direk ve yedi bedel [ebdal-i seba] gelir.2 Bu
konuda sz uzatmak yerine unu belirtmekle yetineceiz: Ebdal terimini ne kelime,
ne de anlam olarak tbnl-Arab icat etmi deildir. Bu nedenle konu hakknda dier
sfilere gre tutumunu gstermek iin onun ifadelerini aktarmakla yetineceiz.3 Be
del olmak ortak anlamda bir hal veya makama isim olarak verilir. Bedel olmak, iyi
huylarn kt huylarn yerini almasdr; bedel olmak makam ise, belirli vasflarla ni
telenmi Ricalden bir gurubun makamdr. Bu say baz sfilere gre krk, bazlarna
gre ise yetmitir.

Bedel olmak:4 Kul geici zelliklerden kurtulduunda Hak kendisine kalc zellik
leri giydirir. Benimle iitir, benimle grr.5 Bylece beeri zellikler baka sfatlar
la ye r deitirir. te bu, hallerin en stndr. ( e c v be. V:9)

Ebdal yedi kiidir, saylar artmaz ve eksilmez. Allah onlar sayesinde yedi blgeyi6
korur. Her Bedelin ynettii kendine ait bir blgesi vardr. Onlardan birincisi Ha-

106
Bedenlerin Babas

llin (a.s.) kademi zerinde, kincisi Kelim Musann (a.s.), ncs Harunun,
drdncs drisin, beincisi Yusufun, akncs Yunusun, yedincisi ise demin
kademi zerindedir, Allahn selam hepsinin zerine olsun! Bunlar ebdal diye isim
lendirilmilerdir; nk onlar herhangi bir yerden ayrlp grdkleri bir maslahat
veya fayda nedeniyle geride birisinin kalmasn istediklerinde, kendileri gibi bir
ahs oraya brakrlar. Braklan ahs grenler onun gidenin ayns olduundan
kuku duymaz, halbuki o deildir. Braklan ruhani bir ahstr ve Bedel bilerek ve
onu kastla kendi yerine brakmtr. te bu gce sahip herkes Bedeldir. (ftht,
11:7)

Ebdal yedi kiidir: Ebdal diye isimlendirilmilerdir, nk birisi vefat ettiinde ba


kas onun yerini alr. Baka bir gre gre ise ebdal diye isimlendirilmelerinin ne
deni dilediklerinde kendileri gibi birisini yerlerine brakabilme gcnn onlara ve
rilmi olmasdr. Bu g yerlerine brakacaklar kiiler hakkndaki bilgi nedeniyle
onlara verilmitir, ( ftht, I:16o)

NOTLAR:

' Bkz. ki mam.


2 Ebdaln says sfilerin bak asna gre deiir. Bkz. el-Ftht'l-Mekkiyye, c. I, s. 160; L. Massignon,
Essai, s. 113; Kasm Gani, Tarih-i Tasavvuf, s. 329 (Hcviriden Ebdalm saysn krk diye aktarr); Taba-
katl-Evhya, s. 146; Hasen el-Adevi, Nefehat- aziliyye, c. II, s. 99; Crcni, Trifat, s. 44; Tabakat'U
Evliya, s. 146.
3 Geni bilgi iin bkz. Tehanev, Keaf, c. I, s. 136.
4 bnl-Arabnin bedel ve ebdal hakkndaki ifadeleri iin bkz. el-Fthtul-Mekkiyye, c. I, s. 40,104; c. II,
s. 455; htlahat, s. 286; Risletl-Kuds. lbn'l-Arabt orada (s. 24) Znnun- Msrden yle bir ifade ak
tarr: Znnuna Ebdal nitelemesi sylendiinde, yle der: Onlar Allahn yaratklarna kar delilleri
dir, sevgisinden parlak bir nru onlara giydirmitir.
5 Kurb- nevfil makamna iaret.
6 Batlamyusun Corafya kitabnda ortaya koyduu bu blgeler iin bkz. lbn Haldun, Mukaddime, s. 52-81.

B e d e n l e r i n B a b a s Bedenlerin babas ilk cisimsel babadr. Btn cisimlerin mey


dana geldikleri cisimsel asl demdir.

dem cisim ynnden ilk babadr, ( fth t , tso)

dem insan bedenlerinin babasdr, ( f t ht , i:457)

bnl-Arab deme bazen ikinci baba diye de iaret eder (Bkz. k in c i B a b a ) .

B e d i r bkz. D o lu n a y

B e h m e Ba, he ve mim "bir eyin sebebinin bilinmeden kalm asfdr. "Bu belirsiz bir

107
B e h m e

itir" anlamnda emr mbhem denilir, ( mucem ). Behme "nalsz hayvanlardr.


S?"

Behme yerde en'ama tamlama yaplarak yer almtr ve hepsinde de temyiz gc olmayan canl
demektir:
Allah size hayvanlar [behmetl-en'am] hell klmtr.1 (5:1)
Allah'n rzk olarak verdii hayvanlar [behmetl-en'am] kurban ederken Allah'n adn zikret
sinler.2 (22:28)

bnl-Arab belirmenin nutk [konumak, dnmek] sahibi olduunu Kuran- Ke


rim ve snnetten delillerle kabul eder. Keif ehline gre, onlarn konuabildikleri a-
k ve malumdur. Behme diye isimlendirilmelerinin nedeni kendilerine bakan kim
selerin haklarnda aknla dm olmalardr. Behme ibham'l-emir3 [iin mp
hemlemesi] deyiinden tretilmitir. tbnl-Arab onlarn konuabilmelerinden da
ha da ileriye giderek, kelimenin ierdii lm ve ftr boyutlara ular. Behme Allah
ve varlklar bilmek ayrcalna sahiptir. bnl-Arabnin terimi nasl akladn
grelim, bu konudaki metinleri olduka aktr:

Behaime [hayvanlar] ibham ve mbhemden tremi bu ismin verilmesinin biricik se


bebi, onlarn durumlarnn bize gre belirsiz ve mphem olmasdr; nk, daha
nce behaimin Allaha ve varlklara dair marifetleri hakknda bilgi vermitik. Onlar
keif ve iman ehlinin dndaki kimselere gre sadece hayvandr. Onlar behaimin
konuabildii ve kendilerine szn [kavil] nispet edilmesiyle ilgili Kuran- Kerim ve
snnette yer alan ifadeleri tevil etmeye kalkmlardr. Allah yle buyurmutur:
Onlara yeryznden kendileriyle konuan bir dabbe kartrz (27:82). Bylece Al
lah hayvanlarn bizimle konuacam bildirmitir. ( ft H t , 111:259)

Behaim [hayvanlar] da mmetlerden birisidir ve her bir tre zg hamdleri ve tes


pihleri vardr. Hayvanlardan ortaya kan ve sadece akl, dnce ve fikir sahiple
rinde gzken hareket ve eylemler onlarda bir bilginin bulunduunu gsterir. Bu
balamda hayvana gelince: Allah onu kendisine dair bilgiye sahip olarak yaratm
tr. Hz. Peygamber sahih bir hadiste yle der: lsrailoullar devrinde bir inek ze
rine sahibi bindiinde yle demi: Ben bunun iin yaratlmadm, ekin iin yaratl
dm. Bunun zerine sahabe Bir inek mi konutu? deyince, Hz. Peygamber cevap
vermi: 'Ben, Eb Bekir ve mer bu olaya inandk. ite bu, niin yaratldn bilen
hayvan trndendir. insan ve cinler ise ibadet etmeleri iin yaratlmlardr. Bunu
ise ancak peygamberlerinin diliyle Allahn bildirmesiyle bilebilirler. Ey perdeli kii,
gr! Sen nerdesin, behaim nerede! Behaim seni tanr,4 nereye gideceini bilir,5 ne-

108
Beka

den yaratldm bilir, sen ise bunlarn hibirini bilmezsin, ( f t h t , c. 113:488-89)

NOTLAR:

' Bkz. Ayetin yorumu iin Beyzv, Envar, c. I, s. n.


2 Bkz. Ayetin yorumu iin Beyzv, c. II, s. 44
J lbn'l-Arab d-Ftht'l-Mekkiyyedt iki blm Behaime tahsis etmitir (lahi kat karsnda Behaimin
menzili c. III, s. 257-262 ve 487-93)
4 Dabbetl-arza telmih. Bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. III, s. 259.
s lbnl-Arabnin Allah ehlinden birisinden aktard hikyeye telmih, bkz. d-Fthtl-Mekkiyye, c. III,
s. 489. Adamn biri hzl kosun diye eeinin kafasna vurmaktaym, bunun zerine bir Allah ehli E-
ege niye vuruyorsun? deyince, eek dile gelmi ve Brak aslnda o kendi kendine vuruyor demi. O
halde hayvanlar, ilerin nasl yorumlanacan gsterir.

B e k a Ba, k a fv e ya tek kktr ve "devam" demektir. Dilci Hall yle der: "Bir ey baki
kald denilir. Bu yok olmann zdddr." ibn Sikkt yle der: "B ekyt fla ne n, yani fa-
lancay gzettim ve bekledim." Beklemek, diren ve srekliliin bir trdr, ( mucem )
vs
Beka devam, sreklilik, ebedilik anlamyla Kuranda yer alr. Bu anlamyla bek ebedilik anlamna yakla
r. Fakat o, ezeliliin zdd deil, bitiin zdddr.

Ahiret daha hayrl ve daha bkidir. (87:17)


Sizin elinizdeki tkenir, Allahn katndaki ise bkidir. (16:96)
S?"
Tasavvuf yoluna giren herkesin karlat ve Risale, Luma1, Taaruf, Menazs-Sairin
ve Avrijl-Menf gibi kitaplarda ele alnm tasavvufi terimleri lbnl-Arabde ara
trmada zel bir glk ortaya kar. nk lbnl-Arab bu terimleri eski anlam
laryla kullanr, ardndan kendi dncesiyle uyumlu baka bir adan bakmak iin
onlar yeniden ele alr. Bylece terimler bnl-Arabye zg belirli ve farkl bir an
lam kazanrlar. Eski tasavvuf fena1 ve bek terimlerini mahiyetlerine gre tanmla-
mamt; onun tanm fena, falan eyden fani olmaktr veya bek, falan ey ile baki
kalmaktr gibi birtakm tamlamalara bal yaplmtr. Buna gre fenann tanmlan
mas sahibinin yok olan zelliklerinin saylmasndan ibaret iken, bek bu zellikler
den kalanlarn zikredilmesiydi. Bylece fena ve bek terimleri bamsz deil, bir
tamlamayla alnmaktayd ve pe pee gelen iki hal saylmaktayd: fendan sonra bek
gibi.2 lbnl-Arab eski tasavvufun bek terimine bu bakndan uzaklamam, bu
noktada da kalmam, fakat beknm mahiyetini tanmlamaya da almamtr. By
lece onu ikinci aamada grmekteyiz.

Fena kt zelliklerin insandan gitmesi, bek ise iyi hasletlerin insanda kalmas

109
Beka

demektir. Slikler fena ve bekada farkl farkl bulunurlar. Bir ksm ehvetinden,
yani kendisine haz veren dnyevi eylerden fani olmutur. Bir insan ehvetinden
fani olduunda, niyeti ve kulluktaki ihlas kendisinde bki kalr. Haset, kibir, nefret
gibi kt huylarndan fani olan kimse ftvvet (mertlik] ve doruluk gibi iyi huy
larda bki kalr. (RAD, n s )

Beka kulun herhangi bir ayrm olmakszn Allahn her eye egemen olduunu gr
mesidir. (FTHT, II: 133)

Ardndan fenann geldii bekaya itimat edilmez, bekya yol amayan fenaya itimat
edilmez. ( la-ye LU, 8)

Fena ve beka birbiriyle balantl, birbirlerini gerektiren, ayn anda fakat iki farkl
ynden meydana gelen iki haldir.3 Fena bireyin olu lemine, beka ise Hakka nispe
tidir. Beka yok olmayan bir bantdr ve fenann zddna ilahi bir niteliktir.4

Bize gre beka fenadan daha deerlidir; nk fena mertebe olarak daha dk bir
eyden olduu gibi, bek daha yksek bir eye baldr. Fen insan herhangi bir
eyden uzaklatrr; dolaysyla onun insan zerinde gc ve etkisi vardr. Bek, in
sann Hakka nispet ve izfesi, fena olua nispet edilmesidir. Dolaysyla insann
Hakka nispeti daha stndr. Bek ilk nispettir; nk fena ve bek birbiriyle ba
lantl iki haldir ve ancak fani bki kalabildii gibi, ayn ekilde ancak bki fani ola
bilir. Baka bir anlatmla fena zelliiyle nitelenen kimse mutlaka bek halindeki
kimse olduu gibi bek ile nitelenen de mutlaka fena halindedir. Bekda Hakkm
mahedesi sz konusudur; fenada ise halk [lem] grlr. Buna gre bek fena
halinden daha ycedir. Bununla birlikte onlar birbirlerini gerektirirler ve ayn anda
gerekleirler. nsan bir eyden fani klan sebep kendisiyle bki olduu eydir. Be
k yok olmayan ve deimeyen bir bantdr, hkm de Hak ve halk iin sabit ve
kalcdr. Bek ilahi bir zellik, fena yok olucu bir bant ve varla ait bir zellik
tir. (FTHT, 11:515)

Bek kulun sreklilie sahip sabit halidir; nk onun ayn- sbitesinin yok olmas
imknszdr.5Bek cevherin zelliidir, fena ise arazn zelliidir, ( f t h t , ii:516)

Yukardaki ifadelerden Ibnl-Arabnin fena ve bekya ontolojik ynden bakt an


lalr. Halbuki nceki tasavvuf her iki terime byk lde ahlaki ynden bakmak
tayd. Bu farklln nedeni her ikisinin bizzat tasavvufa bakyla ilgilidir: Eski tasav
vuf ahlaki yapnn zyle ilgiliydi ve onda odaklamt, dolaysyla ona gre kemal
ahlaki kemal demekti: Tasavvuf ahlaktr; senden daha ahlakl olan senden daha iyi
sfidir. Halbuki kemal ile irtibatl her iki terim Ibnl-Arabde ontolojik bir anlam
kazanmtr.6 bnl-Arab fena ve bekay yeniden yaratma [halk- cedit]7 teorisinin

o
Beled-i Emn

altnda yorumlar. Bu da fena ve bekann Ibnl-Arabde ontolojik bir anlama


sahip olduuyla ilgili grmz destekler.

Onlar [keif ehli] Allahn her nefeste tecelli ettiini ve tecellisinin tekrar etmediini
grrler. Ayn zamanda her tecellinin yeni bir yaratma getirip dierini gtrd
n de mahede ederler. Bu yzden tecellinin gidii bir tecellide fenann ve dier
tecellide bekann ta kendisidir .8 (fuss, i 26)

Fakat bnl-Arabnin fena ve bekay dayandrd yeniden yaratma sadece sfilere


zg deildir; aksine o btn insanlara, hatta btn yaratklara ular ve hepsi onda
eittir. O halde menzilleri kat eden slikin fena ve bekas nerede, hayvan-insann,
hayvann ve canszlarn fena ve bekas nerede!

NOTLAR:

' Bkz. Keml Yazc, Mealim-i Fikril-Arabi, s. 273 (Hint dncesinin tasavvufa etkisi);
z lbnl-Arab ncesinde konu hakkndaki geni bilgi iin bkz. Kelabazi, et-Taarruj, s. 147; Kueyri, Risale,
s. 36; Slem, Tabakatu's-Sfiyye, 378; Dr. brahim Besyuni, Neet't-Tasavvufi'l-lslami, s. 238; Shreverd,
Avrijl-Mearif, s. 524; Ensri, erh-i Risale, c. II, s. 60; Exegese Coranique, terimler dizini; Cmi, Terc-
me-i Levaih, s. 4; Abdurrahman Bedevi, atahat- Sjiyye, s. 123; Serrac, e\-Lma\ s. 417; Nicholson, Fit-
Tasavvufi'l-hlami, s. 23 (ev. Afifi); Desclee de Brouwer, La Mystique et les mystiques, s. 628; R. Arlandeze,
La mystique musulmane.
3 Ebl-Al Afifi, amzdaki ilk Ibnl-Arab aratrmaclarndan birisi olmasna ramen bnl-Arabnin
fena ve beka terimlerine zel baknn farkna varamam, onlarn ardk iki hal olduunu dnm
tr. Fussu'l-Hihem erhinde yle der: Sfinin fena hali salt olumsuz bir hal deildir, ardndan onu be
ka, yani Hak sayesinde baki kalmak takip eder (s. 72).
4 Beka Hakka ait bir zelliktir, nk Hak Baki diye isimlendirilir. Kelm bilginleri sfatlar incelemiler
ve eitli mezheplere ayrlmlar, bu balamda Bki ve bek hakknda da konumulardr. Bkz. Ear,
Makalat, c. II, s. 53 vd.
5 Kulun yok olmas (fena) lbnl-Arabye gre imknszdr; nk onun ayn- sbitesinin yok olmas im
knszdr. u halde kulun sabit olmas, onun bki kalmasdr.
6 Bkz. K em l. tbnl-Arabde bek iin bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. IV, s. 45; Fussu'l-Hikem, c. II, s. 72,
214; Meahidul-Esrar, s. 6; Kitabu't-Teracim, s. 7: Fen iin bkz. Kitabul-Hve, s. 189; akkul-Cuyub, s. 55;
Divan, s. 50; Vesail-i Sail, s. 44; Mevakiu'n-Ncum, s. 15; el-Fthtl-Mekkiyye, c. III, s. 107.
7 Bkz. Y e n id e n Y a ra tm a .
8 Bunun anlam lemin her an yok olma ve bki kalma halinde olduudur.

B e l e d - i E m n bkz. G v e n ilir e h ir

B e l k s Belks ad Kuran'da gemez, Sleyman ile birlikte zikredildii mehur hikayede kendisine ka
dn diye gnderme yaplr:
Ben orada onlara hkmdarlk eden, kendisine her ey verilmi, yce bir taht olan bir kadn
buldum. (27:23)

in
Belks

>>"
bnl-Arabde Belks elikiler barndran farkl grnmler alr. Bu durum, duru
bir dnceye, mantk berraklna ve ifadesinin her boyutunda yetkin bir kavraya
aina olduumuz Ibnu 1-Arabnin metinlerinde olduka ender rastlanan bir durum
dur. Belks hakkndaki bu sorunun sebebi nedir? bnl-Arab ona nasl bakar? Bel-
ks insan ve cin evliliinden domu bir diidir. Babas cin, anas insandr. bnl-
Arab Tercmanl-Evak'la (s. 15) yle der:

lim ve amel arasnda meydana geldii iin onu Belks diye isimlendirmitir. Amel
youn, ilim latiftir. Belks da insan ve cin evliliinden domutur; nk onun ana
s insan, babas cindir. Babas insan, anas cin olsayd, cinlerin yannda doar, ken
disine egemen olan ey de ruhanilik olurdu. Anas insan olduu iin Belks insan
leminde domutur.

Bu ifadeyi iki ksma ayrabiliriz: Birincisi bnl-Arab Belksn insan ve cinden do


duunu dile getirir. kincisi ise onun insan dnyasnda meydana geldiini belirtir.
Belksn insan ve cinden domas lbnl-Arabnin metinlerinde ortaya kan so
runlarn kaynadr ki, bu meseleye tekrar dnmemiz gerekmektedir: Ibnl-Arab-
nin sebebini anasnn insan olmasna balad Belksn beer leminde ortaya k
mas, onun genel dnceleriyle tamamen rtr. nk ona gre kadn olu ve
deimelerin mahalli, dolaysyla da zuhurun mekndr. Bu nedenle de Belks ana
sna bal olarak domu, bir insan olarak meydana gelmitir. Metnin ikinci ksm
nn lbnl-Arabnin genel grleriyle uyumlu olmas birinci ksmla elikili olma
snn derecesini artrr. Bu durum, zorunlu olarak elikinin sebebinin aratrlma
sn gerektirir. Aratrmay terimle ilgili aklamalar tamamladktan sonra yapacaz.
bnl-Arab Belksm insan ve cinden doduunu iddia etmeyi srdrmemi, riva
yetlerle de teyit ederek byle bir eyi reddetmitir.

Belks yle demitir: "deta odur."1 Gerekte grd taht kendi tahtndan bakas
deildi. Biz Belksm bu durumu bilmeyip, deta o" demesinin sebebini aratrdk
ve rendik ki: Grd tahtn kendi taht olduundan kukuya kaplmasnn ne
deni uzak bir mesafenin kat edilmesinde ne kadar hareket gerektiini bilmesiydi.
Bence Belkstan kan bu ifade, onun rivayete gre insan ve cinden domadn
gsterir. nk yle domu olsayd, babasn tand -rivayete gre onun babas
cinlerdendi- ve kendisinde bu konuda bir g grmesi sayesinde byle bir eye -
ina olabilirdi. ( ft h T, i:495)

lbn'l-Arab Belksn cin baba ve insan anadan domu olabileceini reddederken


Kurann deta odur (27:42) ifadesinde Belksn arm olmasna dayanr. Bu du-

112
Belks

rum Belksn ksa bir srede uzak bir mesafeyi kat etme gcne sahip cinlerden
gelmediini gsterir. O halde deta odur ifadesi Belksn tam anlamyla insan ol
duuna tanklk eder ve cin ve insandan doduuna dair rivayetleri kantlanmaya
muhta hale getirir. Belks sradan bir kadn deil, yksek anlayl, snrl inantan
uzak durabilen bir kadnd. Onun iman peygamberlerin inancyla ayn tabiattaki s
nrlanmayan imand. Belksm Kurann bildirdii bu tarz Mslmanl stnln
ve biricikliini, buna bal olarak bnl-Arabnin kendisine yce bir kadn ahsiyet
diye saygsn ifade eder.

Belks aradaki uzak mesafeyi ve bu mddet2 zarfnda kendi yanna gelmesinin im


knszlm bildii halde tahtn grdnde deta odur ( 27 :4 2 ) demitir. Syledi
imizi, yaratmann benzerlerle yenilenmesi3 teyit eder. Grd taht kendi tahtdr4
ve i dorudur. Nitekim sen de yenilenme annda gemi zamanda5 ne isen osun.
Bunun zerine Belks yle der: Rabbim! Ben kendime zulmettim, Sleyman ile
birlikte Mslman oldum ( 27 :44 ). Yani Sleymann teslim olmas gibi ben de lem
lerin Rabbine teslim oldum. Bylece Belks Sleymana deil, iinde Sleymann da
bulunduu lemlerin Rabbine boyun emitir. Peygamberler Allaha dair inanla
rnda snrl olmadklar gibi Belks da Allaha dair inancnda snrl olmamtr. Fi
ravun ise byle deildir. nk o Musa ve Harunun Rabbi ( 26 :48 ) demitir. Belks
Allaha boyun emede Firavundan daha anlaylyd, ( fuslis, 156-57 )

bnl-Arabnin metinlerinde elikilerin bulunmas sk rastlanan bir durum deil


dir. Byle bir ey bnl-Arabde pek nadir grlr. u halde bu konudaki elikiyi
nasl yorumlayacaz? Dorusu bu noktada iki yorum sunabiliriz: Birincisi udur:
lbnl-Arab balangta Belksm insan ve cinlerin evliliinden doduunu dile geti
ren rivayetlere dayanmtr. Ardndan Kuran- Kerime bavurarak ve onun gnder
melerini yorumlayarak meseleyi tahkik etmitir. Nitekim bu durumu Belksm tam
olarak bir insan olduunu kantlamak iin Kurann iaretlerine dayanmasnda gz
lemlemekteyiz. Bu grmz, dayandmz btn kitaplarn tarihlerine ba vur
makla destekleyebiliriz: Belksn insan ve cinlerin birlemesinden doduunu zikre
den metin ez-Zehair Ve'l-alak Fi-erh-i Tercmani'l-Evaktan alnmtr. Ibnl-Arab
bu kitab Mekkede 598 senesinde yazm olduu Divan1 Tercmanil-Evaka erh o-
larak Halepte 611 senesinde yazmtr. bnl-Arab buradaki tutumunu reddedip
Belksn tam anlamyla bir insan olduunu ve onun derin kavrayn pekitiren di
er iki metin ise Fthtl-Mekkiyye ve Fussul-Hikemden alnmtr. Fthtl-
Mekkiyyeyi bnl-Arab iki kez yazmtr. Birinci yazm 598-629, ikinci yazm ise
632-636 tarihleri arasndadr. Eussul-Hikem'i ise 627 ylnda am'da tamamlamtr.
Bu durum bnl-Arabnin son kitab, yani Fussul-Hikem'de bnl-Arabnin

i 3
Berk

Fthtl-Mekkiyyedeki fikrini benimsediini ve kukuya yer vermeyecek ekilde o


grn teyit ettiini gsterir. u halde lbnl-Arab sonradan Belks hakkndaki
grn deitirmitir. Birinci yorumumuz budur. kinci yorumumuz ise udur:
bnl-Arabnin Belksn bir cin ile insann evliliinden doduuna iaret eden ye
gne metni Divanmn erhi olan ez-Zehair Vel-Alak Fi-erh-i Tercmani'l-Evak'ta
yer alr. Dolaysyla bnl-Arabnin sz konusu kitapta Belks ile ilgili ifadeleri iir
mazmnu ve slubunda zikredilmitir. bnl-Arabnin iirden ve bu kadnn iirin
atmosferinde kazand zelliklerden etkilenerek byle bir yol takip edip Divann
yazarken sadece airlik halinin destekleyecei trden Belks hakknda bu gibi ba
lantlar kurmas mmkndr. Bu yorum bnl-Arabnin grnn deitiini
desteklemez, aksine bir air ve dnr olarak hallerinin deimesine bal olarak
grnn eitlenmesini ve zenginlemesini gsterir. Her ikisi de bnl-Arabnin
emsalsiz ahsiyetinde inkr edemeyeceimiz ynlerdir.

N O TLAR:

' Belks, Sebede brakt tahtna benzeyen taht Sleyman'n saraynda grdnde arm ve bu senin
tahtn m sorusuna, ona benziyor diye cevap vermitir.
! Indeha [onun yannda] ifadesi, insanlardan olduuyla ilgili ikinci anlamdaki sreklilii ifade eder. Onun
aslna bir cin karmamtr. Bu nedenle tahtn bu ksa zamanda intikalini imknsz grmtr.
* bnl-Arab Belksn tahtmn tanmasn yeniden yaratma teorisiyle aklar.
4 Taht bizzat o tahttr. Bkz. Y en id en Y ara tm a .
5 Tecdid zaman, yeniden yaratma, benzerlerin yaratlmasdr. Bkz. Y e n id e n Y a ra tm a .

B e r k bkz. Z t M a h e d e s i

B e r z a h iki ey arasndaki engel. Dnya ve ahiret arasnda lm anndan dirilie kadar


bulunulan yer. len kii Berzah lemine girmitir. Berazihu'l-a'yan "ilk ve son veya
kuku ve kesinlik arasnda bulunan ey" demektir. (mevar Id )
\9"

Berzah Kuranda zikredilen iki szlk anlamyla geer, ilki, iki ey arasndaki engel anlamndadr:

ki deniz birbirine akmtr, aralarnda bir berzah1 vardr, kavumazlar. (55:20)

kinci olarak berzah, dnya ve ahiret arasndaki yer anlamndadr:

Tekrar diriltilecekleri gne kadar arkalarnda bir berzah vardr. (23:100)


59-
bnl-Arab berzah2 mekn arm yapan dini bir anlamda kullanmtr. Berzah
lm annda bedenlerle, uyurken ruh ve nefislerle -b u durumda berzah, somutla

n
Berzah

m hayal lemidir- varlan bir lemdir. Berzah ahiret meknlarnn ilkidir.3

nsanlarn geneli lmle perdenin almas ve Berzaha gmeleriyle birlikte orada


dnyada bedenlerinde olduklar gibidirler. u var ki, onlar bir mertebeden bir di
erine veya bir hkmden baka bir hkme gmlerdir. (FTHT, 111:288)

Hasta uyuduunda hi phesiz canldr. Duyular mevcut olduu gibi uyankken


acy hissettii uzuvlar da mevcuttur. Bununla birlikte uykuda uzuvlar acy hisset
mez. nk acy hisseden kii yzn grnr lemden Berzah lemine evirmi
olabilir. Bylece duyulur elemler ondan uzaklar, o ise Berzahta kalr. nsann u-
yanmas nefsinin grlr leme dnmesi demektir, ( f t h t , i: 7 5 )

Dnya insan ile hmiledir; mr onun doum aydr. Bylece onu karnndan Ber
zaha atar. Berzah ahiret menzillerinden bir menzildir, insan orada ocuun eitim
grd gibi bytlr, ( f t h t, iv :282)

lbnl-Arab berzah kelimesini belirsiz kullandnda baz zelliklere sahip bir ha


kikat veya mertebeyi kasteder. Bu anlamda berzah gerekte birbirine zt iki lemi,
iki hali, iki mertebeyi veya iki zellii birletiren ve ayran [cm ve fasl] bir mer
tebedir.4 Ayran ve birletiren berzahn birinci [ayrc] zelliini lbnl-Arab keli
menin szlk anlamndan alm, birletiricilik zelliini ise kendisine zg pozitif
tavrn gerei olarak bnl-Arab eklemitir. Buna gre berzah elien iki ucun kar
snda bulunur ve her iki tarafn hakikatlerini kendisinde toplar; kendisi bir olarak
kald halde blnmeden iki yzyle iki ucun karsnda durur.5

Berzahlarda bulunan keml6 baka bir yerdeki kemlden daha stndr; nk


berzah sana hem kendisine ve hem de bakasna dair bilgi verir; berzah olmayan ise
sadece kendisi hakknda bilgi verir. nk berzah iki ucun aynasdr. Berzah g
ren onda iki ucu grmtr, ( f t h t , 111:139)

Gizlenme ve zuhur gibi iki mertebe arasnda berzah tecellisi gerekleir; 'nk ber
zah iki ucun varln korur. Bu iki taraftan her birisi dierinin hkmn gremez;
halbuki berzah iki tarafta da hkm sahibidir. lem ebed ve ezel arasndadr; ara
larnda ebedin ezelden ayrlmasn salayan bir berzah vardr. ayet bu berzah ol
masayd ezel ve ebedin hkm ortaya kmaz, bu durumda i aynlmadan tek bir
ey olarak kalrd, ( f t h t, iii :108)

Berzahn zellii kendisinde berzah bulunmaydr. Bylece onunla birleen her e


yin ayns olur. Berzah eya arasndaki ayrm ortaya kartr; ayran ise tek hakikat
tir. (FTHT, 111:518)

lbnl-Arabde berzahlarn saysn sayabilmemiz imknszdr. Byle bir ey asla

115
Berzah

mmkn deildir; nk herhangi iki eyi ayran ve birletiren her ey berzahtr.


Sz gelii misal lemi soyut ruhlar lemi ile cisimler lemi arasnda berzahtr. Bitki
lemi hayvan ve maden arasnda; nefs ktlk ve iyilik hkmleri arasnda bir ber
zahtr.7 Hayal de bir berzahtr; nk o ne vardr ne de yok, ne bilinir ne bilinmez,
ne reddedilir ne de ispat edilir.8 Burada tbnl-Arabnin berzah trlerinden birisiyle
ilgili bir metnini aktaracaz. Bu berzah sbttur [sbitlik], Sbt, varlk ile yokluk
arasnda bir berzahtr. Bu balamda bnu 1-Arabdeki nemi yznden sbt terimi
ni setik.9

Kar karya gelen her iki ey arasnda onlarn birlemesini engelleyen bir berzah
vardr. Baka bir ifadeyle bunlardan birisi, ikisini ayran dierine zg zellii al
maz. Berzah varlk ve yokluu ayran hal gibidir. Sz konusu hal ne vardr ne de
yoktur; nk onu varla nispet edersen, bunun nedeni sabit olduu iin onda
bulduun kokudur; yoklua nispet edersen yine haklsn, nk yoktur. Varlk ve
yokluk arasndaki mmknden ibaret bu berzah, yokluk bantsyla birlikte sabit
lik bantsn da kendisine eklemenin sebebidir. nk o, iki uca bakmaktadr.
(FTHT, 111:47)

bnl-Arab berzah terimini belirli ve tamlama yapmakszn kullandnda ztyla iki


sureti birletiren insann hakikatine iaret eder; iki suret Hakka ve halka ait su
retlerdir. Bylece insann hakikati iki nispetli iki nsha olmutur: birisi sayesinde i-
lahi mertebeye girdii nispet, dieri sayesinde imkn mertebesine girdii nispet. u
halde insann hakikati lem ve Hakkn arasnda bir berzahtr; o insan- kmilin
mertebesidir. u halde burada sz konusu olan berzahlk insan- kmilin ilevidir.10
O zahir ve btn, Hak ve lem arasnda ayran ve birletiren snrdr.11

nsan deta lem ve Hak arasnda bir berzah, Hak ve halk birletiren vastadr. O
ilahi ve kevn [olu] mertebeler arasndaki ayrc izgi; glge ve gne arasndaki
ayrc izgidir. te bu insann hakikatidir. (na, 22)

Allah insan iki taraf birletiren bir berzah olarak yaratmtr, (ukle, 42)

Hakkn kat [hazret] mertebedir: btn, zahir ve orta. Orta, sayesinde zahirin b
tndan ayrt ve koptuu mertebedir ve bir berzahtr.12 Buna gre orta mertebe
nin bir yz btna [i], bir yz ise zahire [d] bakar. Daha dorusu o bu yzlerin
kendisidir, nk berzah blnmez. Orta mertebe insan- kmildir; Allah onu Hak
ve lem arasnda bir berzah olarak yerletirmitir.13 Insan- kmil ilahi isimlerle zu
hur eder ve Hak olur; imknn hakikatiyle zuhur eder ve bylece halk olur.
(FTHT, 11:391)

116
Berzah Peygamberlii

1 Sehl b. Abdullah et-Tster berzah yorumlarken yle der: Berzah, baar ve korunmuluktur. Bkz.
Tefsirul-Azim, s. 97. Kueyri'nin yorumu iin bkz. Letif, c. VI, s. 75.
2 Berzahn tasavvuftaki anlam iin bkz. Kn; Letiful'-A'lm; Crcn, Trifat, s. 45; Kayser!, Matlaul-
Kelim, s. 21; Ecvibe, s. 22; Tehanev, Keaf, s. 114.
3 bnl-Aabfde berzahn anlam hakknda bkz. el-Fthtiil-Mckkiyye, c. I, s. 5; c. III, s. 12, 188, 270, 353,
433, 250, 204; FususuI-Hihem, s. 213; el-Fthtl-Mekkiyye., DS, s. 15,189.
4 Bkz. el-Ftht'l-Mekkiyye, c. II, s. 46.
5 Ibnl-Arabde berzahn ikinci anlam hakknda bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. I, s. 54, 163; c. II, s. 46,
158; c. III, s. 139, 274; c. IV, s. 328; Tercmnl-Evak, s. 34; Kitbul-Celle, s. 3; Anka-i Murib, s. 53; Ru
hul-Kuds, s. 64; Istlahar, s. 296.
6 Berzah iki taraf birletirdii iin, iki tarafa ait kemle de haiz olmutur. ki ey arasnda berzah olan o
iki eyden stndr; nk o, onlar kendinde toplar. lbnl-Arab yle der: Berzah mertebelerin or
tancasdr. O iki denizin birleim yeridir: mnlar denizi ve duyulur eylerin denizi. O mnlar somut
latrr ve duyulur eyleri de latifletirir (el-Ftht'l-Mekkiyye, c. III, s. 361).
7 Bkz. el-Ftht'l-Mekkiyye, DS, s. 413.
8 Bkz. el-Fthtl-Mehkiyye, DS, s. 576.
9B kz. Sbt.
10Bkz. Insan- Km il.
" Bkz. Insan- Km il.
12Bkz. Miratl-rifm, s. 6.
13Bkz. erhul-Celle, s. 4.

B e r z a h P e y g a m b e r l i i Berzah peygamberlii, Berzahtaki ahiret halleri hakknda


bilgi vermektir.

Halid b. Sinan, davasyla berzah peygamberliini ortaya kartmtr. nk o -


lmden sonra Berzahtaki hadiseleri bildirmitir. Bu nedenle mezarnn almasn
ve kendisine sual sorulmasn talep etmitir. Bylece, Berzah lemindeki hkmn
dnya hayat sureti gibi olduunu haber vermek istemitir. Halidin amac, btn
yaratklara rahmetten dolay, dnya hayatlarnda resullerin bildirdikleri eylerdeki
doruluklarnn bilinip, onlara iman edilmesidir, ( fuss, 213)

B e e r Ba, in ve ra tek kktr. "Bir eyin gzellik ve iyilikle ortaya kmas" demektir.
Beere, "insan cildinin grnen yz"dr. Beere er-racCl el-m er'e de [erkein kadna
yaklamas] buradan gelir; nk cinsel birleme erkein derisini kadnn derisine te
mas ettirmesiyle gerekleir. Beer de ortaya kt iin beer diye isimlendirilmitir.
Ber "gzel yzl" demektir. Bearet "gzellik" demektir, ( mucem )

s?-
Beer Kuranda pek ok yerde geer. Fakat yaratklardan sadece insan cinsine zg olarak zikredil
mitir:'

H 7
B eere

stelik siz yaratlm beersiniz, Allah dilediini balar ve dilediine azap eder. (5:18)
S?"

insan beer adn Tanrnn kendisini iki eliyle yaratmasndan almtr. O halde iki
nokta beer cinsinin dier yaratklardan ayrmasn temin eder: Birincisi Tanrnn
onu dorudan yaratmas; kincisi yaratmann Tanrmn iki eliyle gereklemesidir.
Bunun Ibnl-Arabnin diliyle ifadesi, Hakkn isim ve sfatlarnn btn kemllerini
beer cinsinde ortaya koymu olmasdr. Bu sayede beer cinsi Tanrmn suretine g
re var olmay hak etmitir.

Allah onu (dem) iki eliyle yarattnda mertebesine yarar ekilde kendisine izfe
edilmi iki eliyle temas ettii iin onu beer diye isimlendirmitir.2( f u s s , 144)

Beerin deerini ki elimle3 yarattma secde etmekten seni ne alkoymutur ayeti


nin anlamn bilen takdir edebilir, ( f tuh a t , iv:41o)

Beer [diye isimlendirilmenin nedeni] yaratlna iki elin temas etmesidir, ( f t h t,

IV:329)

NOTLAR:
' Bkz. el-Mcemu'l-Mfehres, Beer maddesi.
2 Paragrafn aklamas iin bkz. Aff, Tlikat, s. 196.
3 (38:75) ayetine telmih.

B e e r e Beere, enzere [korkuttu] kelimesinin kart olarak kullanlr ve beert


f la n e n [falancay mjdeledim] denilir. Mjde, hayrl bir eyi bildirmektir; bazen kt
haber de bu fiilin konusu olabilir. Ancak bir kayt olmadan kullanldnda hayrl haber
le mjde [bearet], dier haberlerle ise korkutma [n e za re t] gerekleir, ( m u c e m )
S?"
Kuranda azap1 ile mjdelemek" ifadesi de yer ald iin tefsir kitaplar Kurann icaz [aciz brakma] -
zelliini ve bir eyin zddyla benzetme yaplabileceini dikkate alarak kelimenin szlk anlamnn darl
ndan kmaya almlardr.2
SP"
Ibnl-Arab beere [mjdeledi] fiilini gerek iyilik gerekse ktlk konusundan ay
rp mjdelenenin derisinde meydana getirdii etkisine balamtr. O halde bra
[mjde] deride meydana getirdii tesir nedeniyle byle isimlendirilmitir.

nayet ehlini Rableri kendi katndan bir rahmet ve honutluk ile mjdelemitir.
Mahrumiyet ehli iin elim bir azap ile mjdele (9:3) denilmitir; nk onlardan

118
Beyaz nci

her birisi mjdelenenin cildinde bir etki meydana getirmitir. (FTHT, IV:41o)

Hak her iki grup [mutlular ve bedhahlar] hakknda da mjde demitir. Yani her bi
risi iin derilerine tesir eden bir sz sylemi, bylece her birisinin derisi daha nce
tamad bir renge dnr. Hak, mutlular hakknda Rableri kendi katndan bir
rahmet ve honutluk ile onlar mjdelemitir (9:21), bedhahlar hakknda ise Onla
r elim bir azap ile mjdele" (9:3) demitir. Bylece bu szn etkisinden nefislerinde
meydana gelen ey her kesimin cildine etki etmitir. (FUSS, i is )

n o tlar:

(4:138) ve (9:3) gibi ayetlere telmih.


! (4 :138) ayetin yorumu iin bkz. Beyzv, Envar, c. I, s. 105.

B e y a z n c i [inci (d rr) kelimesinin kk harfleri olan] dal, ra iki kktr: Birincisi, "bir
eyin dierinden meydana gelmesi"; kincisi ise "dalgalanma" demektir. D rr,' "byk
inci" demektir. Byle isimlendirilmesinin nedeni, parlaklndan dolay kendisinde gr
len dalgalanmadr. deta o, dalgalanan su demektir, (m u c e m )

Drr kelimesinin asl Kuranda sfat kalbnda gemitir:

deta parlak bir incidir, mbarek bir aatan tutuur. (24:35)

Ahmed b. Fris'e gre, Kevkeb-i drri, parlak", "aydnlatc demektir. Beyazl nedeniyle inciye benze
tilmi ve ona nispet edilmitir, ( mucem )
S?"
bnl-Arabde2 Beyaz inci3 lk A kla veya retk [z, ayrmam] halindeki Muham-
medin Nuruna4 iaret eder. Retk, lemin ilk Aklda btn olarak bulunduu hal
dir.5

Retk,6 sahih hadislerde bildirildii gibi, btn lemin srf akl olduu haldir. Hz.
Peygamber, yle buyurmutur: Allahn ilk yaratt ey, beyaz bir incidir. te bu
inci, Hz. Peygamberin yaratlan ilk ey diye bildirdii lk Akldr. Bu akl, sahabe
Cbirin rivayet ettiine gre, Hz. Peygamberin nurudur. Cbir, yle der: Hz.
Peygambere Allahn ilk yaratt eyin ne olduunu sordum, o da: Ey Cabir! Al
lahn ilk yaratt ey senin peygamberinin nurudur. Allah nce onu yaratm, ar
dndan btn hayrlar onda yaratmtr; daha sonra da btn yaratklarm yarat
mtr.7 Bu hadis ile Hz. Peygamberin btn lem olduu ve lemin her bir par
asnn kendisiyle bir olmas ynnden onun bir mazhar, paras ve ksm olduu
anlalmtr; bunun yan sra lemin her bir paras, kendi zellii ve farkll a

119
Beyaz lm

sndan Hz. Peygamberden ayrdr. nk Hz. Peygamberin nuru -k i o Akldr-


lemin asldr, ( bulga , vr. 8-1o)

Sen [halife insan], Beyaz lncisin! Senin vstanla tenezzl ettim, senin zerinde yer
letim [istiva], sana geldim, senin vastanla yaratklarma tecelli ettim. (sra, 69)

Sorarsan: Yeil Zmrt nedir? Cevap veririz: Beyaz lnciden km nefstir. Sorar
san: Beyaz nci nedir? Cevap veririz: 'Susam ilminin sahibi, lk Akldr. ( f t h t,

ll: 1 3 0 )

N O T LA R :

Ey drre-i beyza! Senin lhtiligin


Nsttan bir inci tamtr
Halk taknlklar nedeniyle kadrini bilememi de
nci ve yakut peinde komulardr
2 bnl-Arab, Beyaz inci [drre-i beyz] iin bir kitap yazm ve Cevbu an-meseletid-dneti'l-beyzd ve
hve'l-aklu'l-evvel diye isimlendirmitir. Bkz. Uhlet'l-Mstevfiz, s. 56; lnsan- Klli, s. 6; el-Fthc'l-
Mekkiyye, c. II, s. 421.
3 bnl-Arab lk Akln Beyaz nci [drre-i beyz] diye adlandrlmasnn sebebini belirtmemitir; ancak
bunu Rehu'z-Zull isimli kitapta (s. 28) grmekteyiz: Beyaz nci lk Akldr; nk o Amnn merkez
noktas ve gayb karanlndan ayrlan ilk eydir. Bu nedenle de, beyazl gaybn siyahln karlasn
diye, beyazlk ile nitelenmitir. Ayrca o, varl yokluuna tercih edilmi ilk mevcuttur. Varlk beyazdr,
yokluk ise siyahtr. bnl-Arabnin Beyaz nci teriminin aklamas iin bkz. Nabls, Verdul-Vrd, s.
19-
4 Bkz. M uham m edi H ak ikat.
5 Ibnl-Arabde Beyaz nci hakknda bkz. bnl-Arab, Istlahat, s. 293; nsan- Klli, s. 6.
6 Retk, gklerin ve yerin yaratlmasndan nce, en byk unsur denilen birlik maddesinin mcmelliidir
[ayrmamlk] (Gmhanevi, Camiul-Usul, s. 60).
7 Hadisin tamam iin bkz. Bulgatu'l-Gavvas, s. 9. Burada hadis, Beyaz Inciden lemin nasl yaratldn
ayrntsyla aklar.

B e y a z l m Beyaz lm, siyah, krmz ve yeil gibi dier lm renkleriyle bir


likte Ibnl-Arabde slkta tevars edilmi terimlerden birisidir. Terimi ilk kulla
nan kii, Hatem el-Esamm (lm. 237) yle der: Bizim yolumuza giren kimse, nef
sinde drt lmn zelliini gerekletirmelidir: beyaz lm, siyah lm, krmz
lm ve yeil lm. Beyaz lm, alk; siyah lm skntya tahamml; krmz -
lm, nefse muhalefet; yeil lm ise yamal elbise giymektir. tbn'l-Arab terime
yeni bir ey katmamtr.

Allah ehlinin drt lm vardr: Beyaz lm , alk demektir; krm z lm , arzula


rnda nefse muhalefettir; yeil lm , yamal elbiseler giymek; siyah lm ise insan
larn skntlarna, hatta her trl skntya katlanmak demektir, ( ftht, 1:258)

120
Beyt

l m n srr glk ve skntlarnn ortaya kmasdr. l m n beyaz, duyusal


elemdir; krm zs, ruhsal acdr; siyah, akli hastalktr; yeili ise farkl trleriyle bit
kilerin iekleri gibidir, ( f tuh a t , iv :3S2)

Alk beyaz lmdr,


O hidayet belirlilerindendir
Alk, Allah ehlinin ssdr. Bununla, alkanlk alm kast etmekteyim, o beyaz
lmdr, ( f th t , ii:187)

Siyah lm, skntya tahammldr. Skntya tahamml nefse gam verir; gam, nef
sin karanl, karanlk ise siyaha benzer, ( f th t , i:258)

Krmz lm, nefse muhalefet etmektir ki, o da kann krmzlna benzer; nk


nefsine muhalefet eden, kukusuz nefsini kurban etmitir, ( f th t , i:258)

Krmz lm, istek ve arzularnda nefse muhalefettir. Bu hal, Melmilere zgdr.


(FTHT, 11:187)

Yeil lm, yamal elbiseler giymektir. Mminlerin emiri iken mer b. Hattabm
giydii on yamal elbisesi vard ki, birisi deri parasyd, ( f th t , ii:187)

Yamal elbiselerin giyilmesine yeil lm denilmesinin nedeni,2 byle elbise giyen


kimsenin farkl bitkileri ve iekleriyle yeryzne benzemesidir. Yeryz, elbisenin
farkllna benzetilmitir, ( f th t , i:258)

N O T LA R :

1 Bu metin iin bkz. Mnv, Tabakdtu's-Sfiyye, s. 96; ayn metin iin, Slemi, Tabaktu's-Sfiyye, s. 93.
2 lm trleri hakknda bkz. el-FCUuht'l-Mekkiyye, c. II, s. 187 (siyah lm); c. IV, s. 352 (yeil lm, si
yah lm, beyaz lm); RluI-Kuds (yeil lm), s. 23. .

B e y t bkz. A lla h n E v i

B i l d i r m e P e y g a m b e r l i i / e r i a t P e y g a m b e r l i i Bildirme peygamberlii, te
rii [yasa koyucu] peygamberliinin kart, hkm koyma zellii olmayan genel
peygamberliktir.

Veli amel asndan olmakszn mutluyu belirler. Bylece kfir hakknda kfirlik ha
linde mutlu; mmin hakknda mmin iken bedbaht der. Bylece her birisi iin
mutluluu ve bedbahtl gerektiren sebeple hkm verir. Bu kadar terii peygam
berliinden deil, bildirme peygamberliinden velilere kalan ksmdr, ( f t h t ,
11:258)

B i l i n m e y e n l a h bkz. A lla h

121
B ilin m e y e n Y o ld a

B i l i n m e y e n Y o l d a Bilinmeyen yolda, Allah'tr. Allah arkadatr; nk nerede o-


lurlarsa olsunlar yaratklaryla beraberdir.
s?
Nerede olursanz olun, 0 sizinle beraberdir. (57:4)

Allah bilinmeyendir; nk yaratklar, bu beraberlii grmekten habersizdir.

Allah yaratklaryla beraberdir, yaratklar bu beraberlikten habersiz olduklar iin,


O bilinmeyen arkadatr, ( f th t , iv:268)

B i r bkz. V a h id

B i r e y i n V e c h i Bir eyin vechi, onun zt, kendisi ve hakikatidir. Btn bunlar,


yaklak ayn anlama gelir. Vecih Hakka verilebilecei gibi yaratlmlara da verilebi
len bir isimdir: H akka verildiinde zt; yaratlmlara verildiinde ise hakikat anla
mn kazanr. Bu noktada her eyin ilahi olanla eit sayan bir dncede, yaratlm
bir eyin vechinin ona braklm ilahi srra dnecei bellidir.
Bir eyin vechi:

Bir eyin vechi, o eyin hakikati demektir, ( f th t , i:373)

Hakikatler yok olmakla nitelenemez. Bir eyin vechi, onun hakikati demektir.
( f th t , iu o o )

Hakkm vechi:

Vechin parltlar ne demektir? Cevap: Bir eyin vechi, o eyin zt ve hakikati de


mektir. Vechin parltlar, bizimle Hakkn arasndaki nurlar, ilahi isimlerin perdele
ridir. Hak yle demitir: Her ey yok olacaktr, Onun vechi mstesna" ( 28:88).
(FTHT, 11:110)

O byk gnde Hak byklk rts vechindeyken kullarna tecelli edecektir. Bir
eyin vechi o eyin zt demektir, ( f th t , IV:245)

Yaratklarn vechi:

u ayetin (Onlar korumak kendisine ar gelmez, o yce ve azametlidir [2:255])


ne kadar ilgin olduuna baknz! Bu nitelik bizim iin vecihlerden sz etmitir. Ve-
cihler, hakikatlerimiz demektir. nk bir eyin vechi, o eyin hakikati demektir.
Allah yle buyurur: Yzler (vecihler: hakikatler) o diri ve her eyi gzetip durana
ba emitir" ( 20:111 ). Baka bir ayette ise yle buyurur: Her ey yok olacaktr,

122
Birin Bire zel Tecellisi

Onun vechi mstesna ( 28:88). ( f tuh at , ii:128)

Ztn zt:

Arif, dnya ve ahirette yz kara, vechin vechi ise dnya ve ahirette aydnlktr.
(FTHT, 1V:349)

B i r in B i r e z e l T e c e l l i s i Hakkn, Cennetteki mlkne girdikten sonra kuluna


tecelli etmesi.

Kul, Cennetteki mlkndeyken Allahn kendisine tecellisi Birden bire zel te


cellidir, Bizim Onu Kyamet Gn bulunduumuz yerlerde grmemiz, misak [sz,
elest leminde verilmi sz] alnrken grmemizden farkldr (oklua genel tecelli).
Onu Kesib (oklua genel tecelli) mertebesinde grmemiz cennetteki mlkmzde,
kklerimizde ve ailemiz iindeyken grmemizden farkldr, ( ftht, i:46 s)

B i r - o k bnl-Arab btn birlerde zuhur eden birlie bakm ve onun saf ve duru
bir birlik deil, gerekte okluun birlii olduunu grmtr. O halde Hak; in
san, lem, nefes gibi her bir, bir-oktur. Hak, Bir-oktur, yani lemlerden mstani
[mnezzeh] zt ynnden bir, isim ve sfatlar ynnden oktur. nsan bir-oktur;
yani kendine zg hakikati ynnden bir, uzuvlar ynnden oktur. lem bir
oktur; yani cevheri ynnden bir, sureti asndan oktur. Nefes bir-oktur, yani
kendine zg hakikati ynnden bir, harfleri meydana getiren boumlar ynnden
oktur.
Bir-ok olarak Tanr:

Kukusuz Allah apak hakikat, baka bir ifadeyle zuhur eden Haktr. u halde
Hak, Bir-oktur. ( ftht, taao)

Onun benzeri gibi yoktur. O iiten ve grendir (42:11 ). Tenzihin tebih ile ilikisi
nedir? Hakikat ise birdir. Btn bunlar, tek bir hakikatteki farkl hkmlerdir, ( f
t h t , lll:325)

Hibir ey onun dna kmaz; her ey, ondan meydana gelmi ve yine ona vara
caktr. Dairenin evresi, Hakkn isimleri, merkez nokta, ztdr. Hak sayca birdir
ve bir-oktur. Sadece insann gz kendisine bakar. ayet gz bebei olmasayd, in
sann gz gremezdi. Buna gre insan gzbebeiyle grd gibi, Hak da Hak sa
yesinde zuhur etmitir.
Biz Onun iin Hak da dedik
Halk da dedik, ( f th t , i:45i)

Allahn doksandokuz ismi vardr. nk Allah tektir ve teki sever. Allah Vahid-

123
Birinci Baba

Ahad diye deil, Bir-ok diye isimlendirilmitir.


Bir-ok olarak insan:

Ey insan! Sen birsin' ve yine sen oksun, ( ftuh at , 11.414)

Sende ilahi isimlerden birisi ortaya ktnda, bu mertebelerden hangisinde oldu


una bak! Ardndan mertebesi ynnden o isim vastasyla dua et!2 Onu o mertebe
nin dna kartma. Fakat btn bu niteliklerin kendisine ait olduu Zta dellet
ediinden de habersiz kalma. Bu durumda sen, okluun iinde hakikati tek olan
kimsesindir.3 Bylece bir ve ok olursun, ( f t h t , ll:303)

Bir-ok olarak lem:

lem in cevheri, cevherlik ve hakikat itibariyle tek, suret ve suretlere ilien arazlar
nedeniyle farkldr. lem, birleen ve ayran, b ir ve ok olandr, ( f t h t , i:46i)

Varlktaki her ey bir-oktur. Yce melekler, lk Akl, Nefs ve Tabiat da byle zu


hur etmilerdir. (FTHT, 111:420)

Bir-ok olarak nefes:

Tanr insanda dnme gcn en yetkin tarzda yaratm, ardndan onun iin ne
feste yirmisekiz boum yaratmtr. Her boumda, digerindekinden farkl bir harf
ortaya kar. Nefesten farkl olmad halde, yine de boumu farkl say! Nefes olma
s ynnden hakikat tek, boumlar ynnden oktur, ( f t h t , i:39i)

Bylece ortaya kar ki, bir-ok; okluu bir, birlii ise oklukta ortaya kan ey de
mektir.
okluun birlii, okluu bir olandr, ( f t h t , IV:372)

N O T LA R :

' Grnr uzuvlaryla ok, hakikati itibariyle tek.


2 Her mertebe kendine zg anlam asndan tektir: el-Muiz, el-Bst, o da el-Kbz isminden farkldr.
3 Her ilahi isim, kendine zg anlam asndan biricik, zta dellet etmeleri ynnden ise btn isimlerle
ortaktr. Bkz. lahi sim.

B i r i n c i B a b a bnl-Arabnin birinci baba ile eanlamda kulland baka bir te


rim babalarn ilkidir. Birinci baba netice ve ocuu meydana getiren ilk asildir. 1b-
nl-Arabde bu terim birinci baba diye isimlendirilebilecek belirli bir ahs gster
mez; o ilgili herkese verilebilen bir olu mertebesidir. Sz gelii insan trnn be
denlerini dikkate aldmzda, bedenlerin meydana geldikleri ilk asl demdir. O
halde dem bedenlerin birinci babasdr. Fakat ruhsal ynden Hakikat-i Muhamme-
diyenin ilk olduunu grmekteyiz: Hakikat-i Muhammediye demin ve lemin ba

124
Birinci Baba

basdr. bnl-Arabde birinci baba kavramn iki temel kta ele alabiliriz: Birinci
Baba demdir.1 Geen ifadelerden beer trnn bireyleri iin ilk babann dem
olduu anlalmtr; nk o bedenlerin kendisinden kt ilk cisimdir.

lk ortaya kan insan bedeni demdir. dem insan trnn ilk babasdr. O bu
cinsten ortaya kan ilk kiidir. Allahn ihsan O nun kudretine baldr, ilk baba
bu ii kendisi nedeniyle gerektirmi deildir, ( fth t , i:i 36)

bnl-Arabinin Allahn ihsan O nun kudretine baldr, ilk baba bu ii kendisi ne


deniyle gerektirmi deildir cmlesi, birinci baba teriminin onun terminolojisinde
belirli bir zt deil bir varlk mertebesini ifade ettiiyle ilgili grmz kantlar.

llk-bedensel babann seferinden (sefer yeryzne ini demektir) sz edelim: O Mu-


ham medin ve btn dem oullarnn babasdr, ( esfar, 23)

dem cisimsel babalarn ilkidir, ( f th t , lll:50)

lk Baba, Klli Ruhtur.2 Eanlaml terimler babalarn ilki3 (evvelul-ba) ve en byk


babadr. Btn ruhlarn bir ruhtan meydana geldiklerini grmekteyiz; o ruh bnl-
Arabnin bazen Klli Ruh, bazen Hakikat-i Muhammed, lk Akl ve En Byk Akl
dedii eydir. Bu biricik ruh, btn ruhlarn kendisinden domas nedeniyle de bi
rinci babadr.

Allahn ilk yaratt ey Akldr. O dier akllarn meydana geldikleri varlk, dolay
syla ilk babadr. Allah ona ruh demi ve kendisine izafe etmitir. Onu tesviye edip,
kendi ruhumdan flediimde (29:15). te o, bu en byk akldr, ( f t h t , ll:67)

Nefisler tek bir kaynaktan yaratlmlardr. O sizi tek bir nefisten yaratmtr
(6:39). Allah bedenin yaratlndan sonra O na kendi ruhumdan fledim (15:29)
buyurdu. O halde tek ruhtan flenilen eyde flenen eyin srr bulunmutur, o da
nefistir, ( f th t , i:272)

Ruhlarda ilk baba - dem in ve lemin babas- Muhammedin hakikati ve ruhudur.4


(ESFAR, 23)

Ruhlarmzn asl Muhammedin ruhudur, dolaysyla o ilk ruhsal babadr, ( f th t ,


lll:50)

NOTLAR:

Babamz anlamndaki ebna veya vlidna kelimeleri Ibn'l-Arablde ska bir aklama olmakszn tam
lama halinde geer. Buradaki oul zamiriyle insanlk kast edilir. Bu durumda babamz insanln babas,
yani dem olur: Allah babamz (dem) halifesi yapmtr (el-Ftht'l-Mekkiyye, c. IV, s. 26). Melekler
ilk babann rencileridir. Onlarn peygamberlik hakkndaki bilgileri peygamberlerin babalarndan g-

125
B it i ik H a y a l

rendikleri kadardr (deme isimleri retmi ve onu meleklere arz etmitir (2:31) ayetine telmih). Mele-
i a'l bizimle babamz (dem) arasnda vastadr (el-Fthtl-Mekkiyye, c. IV, s. 361).
2 Bkz. Ruhlarn B a b a s.
3 Bkz. Ulvi B ab a.
4 Bkz. M uham m edi H akikat.

B i t i i k H a y a l bkz H a y a l

B u l u t [Bulut anlamndaki sehab kelimesinin kk harfleri olan] sin, ha ve ba "alm


bir eyi srklemek" ve "uzatmak" demektir. "Eteimi yerde srkledim" anlamnda
se h ib t zeyl b i'l-a rz denilir. Bulut da, benzetme yoluyla sehab diye isimlendirilmitir;
nk o da deta havada srklenir, ( m u c e m )

Terim Kuran- Kerimde szlk anlamyla yer almtr:

Dalar donuk grrsn, onlar deta bulutlar gibi hareket ederler. (27:88)
Gk ve yer arasnda (rzgara tbi) bulutlarda {sehab) akln kullanan bir toplum iin deliller var
dr. (2:164)

Bulut, yldz, aa, deniz, nehir vb kevn unsurlar bnT-Arabde simgesel bir ba
lamda ilev grrler. Fakat bu simgesellik nasl meydana gelir? Baka bir ifadeyle -
lemin herhangi bir unsuru bir simgeye nasl dnr? Birinci aamada, kevn [olua
ilikin] bir enin gc kendisinde baskn olan bir zelliin etrafnda odaklar, ar
dndan sz konusu zellik, ontolojik ve epistemolojik lemin yapsndaki ilevinin
gerekletii bir varlk mertebesinden o eye benzetilir, ite bu benzerlikten simge
meydana gelir ve gcn kazanr. Ayn bulut iin dnlebilir: Bulut, kendisine
egemen bir zellik etrafnda odaklar, bu zellik rtmektir. Bu zellik ynnden de
bulut, bnT-Arabde kfr (inkr=rtmek) terimine benzer. nk kfr szlkte
rtmek anlamndaki setr demektir.

Bu nedenle kfr, kapkaranla benzetilmitir. nk havann karanlna denizin


karanl, ona dalgann karanl, ona dalgalarn birikmesinin karanl, hepsine de
yldzlarn klarn rten bulutun karanl eklenir. Bu durumda nurun ne kendili
inde ne de herhangi bir tecellighmda zuhuru mmkn olabilir. Gecenin karanl
doann karanldr; denizin karanl, cehalet karanldr ki, ilmin olmay de
mektir. Dncenin karanl, dalgann karanldr; younlam dalgalarn karan
l ise dncelerin kukulara kaplma karanldr. Bulutun karanl ise, kfrn

126
Byk Alem Kk lem

[inanszlk] karanldr. te btn bu karanlklar kendinde toplayan kimse, apa


k bir hsrana m aruz kalmtr, ( f th t , i:660)

B y k le m K k le m (En Byk lem En Kk lem) Byk lem,


kk lemin (insan) karsnda, dtaki lemdir. Bkz . n s a n , B y k in s a n . Ayrca
bkz. el-Fthtl-M ekkiyye, c. I, s. 8, 152; c. II, s. 124, 150, 151; c. III, s. 11; M ir'a t l-
M enl, vr. 42; Fussul-H ikem , s. 297, 333.

B y k H i l a f e t bkz. H a lif e /H ila f e t

B y k n c i el-L'l, "inci" demektir; oulu lu 'lu u ve /ea//'dir. La'lee, "aydnlatmak"


ve "parldamak" demektir. Hz. Peygamberin zellikleri arasnda, yznn ay gibi par
lamas vardr. Yani, ldar ve nur yayar. (Usan )

Kuranda /'/ belirtilen szlk anlamyla geer:

Etraflarnda glmanlar dolar, deta gizli l'l [inci] gibidirler. (52:24)


Saklanm inci gibi. (56:23)
SP

Byk inci, insan- kmili gsterir. Ibnl-Arab bu ismi Beyaz nci [drre-i beyza]
diye de isimlendirdii insan- kmile vermitir.

Zta zg hakikatin sahibi, klli zt, yce rtbenin, stn mertebenin, dnya ve
dinin sahibi, byk inci, gizli-tlsml hazine ve korunmu-gizli sr. ( akku 'L-cuyb ,
17)

B y k n s a n lemin nshasna1 ismini verip insan kk lem olmas gibi, insan


da kendisinde toplanm btn hakikatlerin varlnda paraland eye adn ver
mi, bylece lem byk insan olmutur. O halde bu noktada lbnl-Arablnin kul
land ift lafzlar sz konusudur ve bu durum antik felsefedeki2 insan, lemin su
retidir tarzndaki dnceyi ifade etmek iin eski felsefelerde kkleri bulunan bir
dncedir. Bu balamda u terimler bulunabilir: Byk insan [lem], kk insan;
byk lem ve kk lem [insan].

Btn lem byk bir insandr, lemin ruhu3 da insan trnden insan- kmildir.
nsan- kmil yardm etme ve dilemenin aracdr.4 ( bulga , 30)

Cismi, lemin cisminden kk olsa bile insan byk lemin hakikatlerini kendin-

127
Byk nsan

de toplar. Bu nedenle akl sahipleri lemi byk insan diye isimlendirmilerdir. -


lende zuhur etmi her hakikat onun zeti olan insanda da zuhur etmitir.5
(FTHT, 11:124)

nsan kk lem, lem byk insandr. Bylece insan lemde domu son varlk
tr. Allah onu btn lemin hakikatlerini kendinde toplayan varlk olarak yaratm,
halifesi yapm,6 lemdeki her suretin gcn ona vermitir, ( f th t , ii:150)

Fakat bnl-Arab terimin anlamn nasl zenginletirmi olabilir? Acaba benzetme


nin iki anlam, yani kk insan ile byk insan arasnda bir fark m koymu, yoksa
onlar nceki felsefelerdeki gibi eski anlamlarnda brakm mdr? bnl-Arab'ye
gre lem veya byk insan, kendisinde halk [yaratl] ve imknn btn hakikatle
rini toplamtr. Bylece lem byk hakikatin iki vehesinden birisi olmutur [Hak
ynnn karsnda halk yn]. Fakat insan darda braktmzda lemin sz ko
nusu btn hakikatleri iermesi tamamlanm deildir. Bylece insan- kmil saye
sinde lemin sureti kemle erer, insan lemden karttmzda, lem ruhsuz bir ce
set gibi kalr, bu durumda ise kuatclk ve suret kaybolur. nsan lemin suretinin
bir paras olduu halde lem insann suretinin bir paras deildir. Dolaysyla sa
dece insan tek bana bir lemdir, lem ise insan olmakszn kendi bana bir lem
deildir .7

lemdeki her eyin ilahi suretten bir pay vardr. Btn lem ilahi surete benzer ya
ratlmtr; insan- kmil ise hepsine ermitir. lemin sureti insann varlyla yet
kinliine ulamtr. Halbuki insan- kmil lemden ayrdr, bununla birlikte o le
me muhta olmadan tek bana surete gre yaratlmakla lemin suretinin yetkinle
me sebebidir. (FTHT, lV:23i)

nsan hakikatleri asndan lemin bir toplamdr. Buna gre o tek bana bir lem
dir. Onun dndakiler ise lemin bir parasdr. nsan lemin ruhu, lem ise ceset
tir.8 Her ikisiyle birlikte btn lem byk insan olur, ( f t ht , i:67)

NOTLAR:
1 nsan lemin veya oluun suretidir. Bkz. N sh a.
3 Bedevi, insan- Kmil Fi'l-Islam, s. 26; Filozoflarn lem byk insandr sznn anlam iin bkz. Risd-
le-i lhvat- Safa, c. III, s. 212; c. II, s. 24; M ecd k-i M ank, s. 1967, 460. Osman Yahya burada insan- kebir
[byk insan] tbirini ilk kullananlarn lhvan- Safa olduunu belirtir.
5 Bkz. lem in Ruhu.
4 lbnl-Arabde insan- kebir hakknda bkz. el-Fthtl-Mekkiyye , c. III, s. 74, c. IV, s. 45, 141, 260, 409;
Nakul-Fusus, s. 1; Bulgatul-Gavvas, s. 13.
5 Bkz. M uhtasar.
6 Allah, insann halife olamayaca kadar bir srelik, insan lemden sonra yaratmtr. Bkz. H llafet/H alife

128
Byk Kuran

7 nsan iki surete gre yaratlmtr: Hakkn ve lemin sureti.


8 Bkz. lem in Ruhu.

B y k K u r a n bnl-Arab! Kuran crn! [toplayan]1 kelimesiyle eanlaml kul


land gibi, onu insan iin de kullanmtr. nsan, btn hakikatleri kendinde top
lar. nsan, Byk Kuran'a (lem) gre Kk Kurandr .2

Btn varlk harfler,3 kelimeler, sureler ve ayetlerden ibarettir. O halde varlk B


yk Kurandr. ( fth t , iv:1 67)

Bu, yazlmlarn deerli zetini -k i o sensin- grmekten perdelenmez; nk Hak


bazen sana dardaki byk kitaptan okur, bazen kendinden okur.4 (mevakI, 72)

NOTLAR:

1 Ge dnemden bir sfi, Kuran kelimesini ak bir cmlede Muhammedi hakikate iaret etmek iin
ayn anlamda kullanmtr. yle der: Allah'm! lahi hakikatler Kuranna merhamet eyle! (Ahmed b.
ldris, Ahzabu'n-Nasr, s. 84).
2 Bkz. B y k le m -K k lem , B y k nsan.
3 Bkz. Harf.
4 (41:53) ayete telmih. Burada byk kitap, insann kart olarak kullanlr.

B y k M u s h a f Sad, ha ve fe bir eydeki genilik ve yaylmaya dellet eden bir kk


tr. Sahife de bu kkten gelir. Sahife, "zerine yazlan ey" demektir. oulu sahaif,
baka bir oulu s u h u f 'tur. Suhuf, deta, sa h f kelimesinin ouludur, (mucem )

Kuran- Kerimde S-H-Fkk kitaplar anlamndaki oul kalbyla geer:

brahim'in ve Musann sahifeleri (suhuf). (87:19)


ilk sahifelerde1 (suhuf) bulunan ak delil kendilerine gelmedi mi? (20:133)
S?"
lem, bize gre, Tanrnn bize hal lisanyla okuduu byk mushaftr. ( f t ht ,
1: 101 )

bnl-Arab Kuran- Kebir ve Kuran, byk lem ile onun nshas kk lem (in
san) arasndaki benzerlie iaret iin kullanr. Kuran- kebir ile byk mushaf ean
lamldr.

NOTLAR:

Bkz. Kad Beyzv, Envar-1 Tenzil, c. II, s. 30.

129
Cehennem

C e h e n n e m C uhunnam , r kye t ch na m ve cehennem "derin kuyu" demektir. Dibi


derin olduu iin Cehennem bu ad almtr. (el- muh It)
s?"
Cehennem Kuran'da ahiretteki azap diyar anlamnda yer alr.

Cehennemde kfirler iin bir yer yok mudur? (29:86)


Onlar Cehennem diyarna arlrlar. (52:13)
5?-

Ibnl-Arab Cehennemin ve bu ismi alma sebebiyle ilgili Arap dilinden bir gereke
arar. Ona gre bu isimlendirmenin sebebi uzakl gstermesidir (biru cuhnam derin
kuyu demekti). Fakat aklamalarnda bu anlamdan sz etmez, onun yerine isim
lendirmeye Cehennemin zelliklerinden baka bir neden aradn grrz. bnl-
Arabye gre bu isimlendirmenin sebebi Cehennemin grntsnn irkinliidir.

lah olduunu iddia edeni Cehennemle cezalandrrz. Yani onu kendi aslna dn
drrz, o da uzaklktr.1 Bir eyin dibi uzak olduunda derin kuyu anlamnda
biru cuhnam denilir. Byle bir iddiada bulunan kimsenin cezas Cehennemdir, yani
diliyle syledii eyden gerekte uzaklatrlmasdr. Bu da en hayrl cezadr.
(FTHT, IV: 136)

Cehennem ad, onun scaklk ve soukluundan gelir. Ayrca cehame nedeniyle Ce


hennem diye isimlendirilmitir; nk Cehennemin grnts irkindir. Cehame
yamurunu brakm bulut demektir. Yamur ise Allahn rahmetidir. Buna gre Al
lah buluttan yamurunu giderdiinde, ona ceham ismi verilmitir; nk rahmet -
ki yam urdur- ondan ayrlmtr. Allah da rahmetini Cehennemden uzaklatrm,
Bylece Cehennem kt grnml ve duyumlu olmutur. Cehennem diye isim-
lendirilmesinin baka bir nedeni de dibinin derinliidir. Bir kuyunun dibi ok de
rin ise ona rukyet chnam [dipsiz kuyu] denilir, ( f t h t , Is , 445)

Cehennem insann hayvani nefsiyle girdii atein yedi kapsndan2 birisidir. Ibnl-
Arab onu bazen Cennetin kart olarak ate anlamnda kullanr 3

Atein yedi kapsnn isimlerine gelince: Bunlar Cehennem kaps, Cahm kaps, Sa
ir kaps, Sakar kaps, Lezza kaps, Hutme kaps, Siccin kaps. Bir de kapal kap
vardr ki, o da almayan sekizinci kapdr, bu perdedir, ( f t h t, i:36o)

Cennet kendisini ldrene yasaklanmtr. Bununla birlikte intihar eden Cehenne


me de hayvani nefsiyle girer; nk Cehennem nefs-i natka iin bir yer deildir.
Nefs-i ntka Cehenneme gzkm olsayd, hi kukusuz alevini sndrrd.
(FTHT, 111:360)

130
Cell

Ahirette iki menzil vardr: Cennet ve Cehennem. Dnyada da iki menzil vardr: a-
zap ve nimet, ( f th t , n.-37o)

nsann Cehennemi onun doasdr. Fakat bnl-Arabi burada onu bir form ve ben
zetme olarak kullanmtr: Doamz (Cehennem) zerindeki eriat kprsnde y
rymz betimlemek iin Cehennem, zerindeki kprsyle ahiretin yapsn
benzetme olarak kullanmtr.

zerinde yryp Cennete ulatrmcaya kadar Allahn ayaklarm sabit kld kp


r hidayet kprsdr. Sen onu dnya hayatnda yararl d ve i amellerinden
kendin iin ina etmisindir. Sz konusu kpr bu hayatta manen bulunur ve du
yusal bir sureti yoktur. Bylece o kpr, ahirette Cehennemin zerinde somut ola
rak senin adna uzatlr .4 Kprnn bir aya Vakfede, teki aya Cennetin kaps
zerindedir. Kpry grdnde, onun kendi yaptn bir ey ve eser olduunu
anlarsn. Bilirsin ki, o dnyada tabiat Cehennemin zerinde uzatlm bir kpry
d. (FTHT, 111:32)

nsann kendi doasnn Cehenneminden kurtuluu eriatdr, ( ftht, v:372)

Gerekte olduu gibi bana kul olmayan kimse kendi tabiatnn -Cehennem demek
tir- kulu ve onun saltanat altnda hor ve zelil olacaktr, ( f th t , iv :20)

NOTLAR:

1 Bkz. Fussu'I-Hikem, s. 108.


2 Bkz. el-Fthtul-Mekkiyye, c. III, s. 368.
3 lbn'l-Arab genellikle cennet-ate ve nimet-cahm ztlklarn kullanr.
4 Buradaki duyulur nitelii, ahiretteki Cehennemin kyametten sonra duyulur bir nitelie sahip olduunu
kantlar. Yoksa o, salt manevi zellikleriyle uzaklk demek deildir.

C e l l bkz. S f a t

C e m ' Cim, m im ve ayn tek kktr ve bir eyin toplanmas anlamna gelir. C e m a 't e-
eye [bir eyi topladm] denilir, ( mucem )

s?

Cem1 Kuranda farkl anlamlarda yer alr, hepsi de belirtilen szlk anlamnn dna kmaz (Bkz.
Mucemu'l-Mfehres, Cem"' maddesi).
Maln toplayan [cemea] ve sayan. (104:2)
Sizi toplanma [cem] gn bir araya getirecektir. (64:9)
S?"

131
Cem'

bnl-Arab cem' ve ardndan gelen cem'l-cem 1 haliyle ilgili aktarlm tasavvuf!


yorumlar korumutur:

Cem' halk olmakszn Hakk gsterir .2 Cem'l-cem de buna dayanr. Cem'l-cem


cemli grdnde 3 btnyle Allah'ta silinmektir, (ftht, 11:123)

Bu anlamda cem 1Hak olmakszn halka iaret eden fark teriminin zdddr .4 kinci
aamada Ibnl-Arab nceki sfilerin grlerini aktarr, hatta kendi ifadeleri bile
nceki sfilerin cem 1ve cem'l-cem'e 5 dair szleridir. Bunlarn karsna da kendi
zel grlerini koyar:

Bize gre cem' kendini nitelediin Hakka ait isim ve sfatlar kendi zerinde;
Hakkn kendisini isimlendirdii isim ve sfatlarndan sana ait eyleri de kendi ze
rinde birletirmendir [cem1]. Bylece sen sen, o da o olur. Cem'l-cem 1 ise ona ait
eyleri onda ve sana ait eyleri de onda toplamaktr. Bylece her ey ona dner. -
lemde Hakkm isim ve sfatlarndan baka bir ey yoktur. Akl- selim sahibine
sfilerin cem' gr yeterlidir; nk o oklua ve ok ztlar arasnda ayrma izin
veren bir lafzdr. Bylece ayrm ynnden cem' tefrikann [farklln] ayn iken,
tefrika cem' deildir, ( fth t , ii:516)

bnl-Arab burada cem'e Hak ve halk birletiren bir hal olarak bakan klasik tasav-
vufi grten ayrlp onun zdd bir gre varr. Ona gre cem Hak ve halk [lem]
arasnda kdem ve hdislik [sonradan olan] zellikleri arasndaki farklln [tefrika]
aynsdr. O halde cem' ayn anda gerekleen iki ilemdir: Kadimligin btn gr
nmlerini birinci aamada toplayp [cemi1], onlar asllanna, yani Hakka gnder
mek; ikinci aamada ise ister kadimde ister hadiste tecelli etsin, btn hdislik zel
liklerini toplayp onlar da kendi asllanna, yani halka gndermek .6 O halde cem'
mazharlarn toplanp, iki alanda ayrtrlmalar ve asllanna dndrlmeleridir. Bu
rada cem' tefrikann7 ayns olarak ortaya kar (bunun tersi doru deildir). nk
cem 1kelimesinin kendisi okluu ispat eder; nk biz ancak dalm okluu top
layabiliriz. Cem'l-cem '8 ise hakikatin iki ynnn [Hak-halk, kdem-hdislik] o-
nun birliinde yok olmasdr. O halde Hak ve halk, kdem ve hdislik, gerekte bir
hakikatin iki ynnden baka bir ey deildir; cem'l-cem halinde onlarn birliini
alglarz. Cem 1birlemenin 9 karlnda okluktur. Buna gre varlk okluktur, birlik
ise mevcut deildir, akledilirdir. O halde cem 1birlemenin kart, tefrika okluk ve
hakikatler arasnda ayrmn eanlamlsdr.

Birlik her oklua elik eder; dolaysyla birde okluun, oklukta birin bulunmas
arttr. Allah yle buyurmutur: Her nerede iseniz o sizinle birliktedir" (57:4). Be
raberlik elik etmektir ve elik etmek bir okluktur. Hakkm lemle birlikte olmas

132
Cem'

srekli olduu iin varlkta ve yoklukta okluk hkm srekli olmutur. nk


Hak varlk halinde olduu gibi yokluk halinde de mmknle birliktedir. Bu yzden
her nerede olursak olalm Allah bizimle birliktedir. O halde birlik akledilirdir ,'0
mevcut deildir; okluk ise mevcuttur." Allah birlii istemi olsayd lemi yarat
mazd. Hak lemi yarattnda kendisine ortak koulacam bilmekteydi. Bu yzden
Hak ilk irk '2 koandr, nk varlkta lemi kendisine ortak yapmtr. (FTHT,
IV:306-7)

Ibnl-Arab! beeri glerin odaklatrld en nihai dereceye de cem'iyet adn ve


rir. nsan bir eyden kamak veya himmetini bir eye ynlendirip onu etkisine al
mak iin btn kuvvetlerini birletirir. Bu durum cem'iyet, cem'iyet makam,
cem'iyet hali" diye isimlendirilir.

Ruhul-Emn [Cebrail] Meryeme yakkl bir erkek biiminde grndnde Mer


yem hemen ondan Allaha snd. Meryemin davran Allah kendisini ondan kur
tarsn diye yaplm bir cem'iyet [btn gcn ve niyetini birletirmek] snma-
syd. Bylece Meryem iin Allah karsnda tam bir huzur meydana gelmitir.
(FUSS, 138-39)

Bu emri (Allahn kendisini vekil edinmemiz emrini) mahede edenin artk kendi
siyle tasarruf edebilecei bir himmeti nasl kalabilir ki? Himmet sahibinin himmeti
ni ynelttii eyin dnda bir eye ynelme imkn kalmad [btn gcn ve ni
yetin birletirilmesi anlamndaki] cem'iyet ile yapldnda etkin olabilir. te gerek
marifet bu cemiyet halinden ortaya kar, ( fuss, 128)

lemdeki cisimler cem'iyet halindeki nefislerin glerinden etkilenirler.'3 ( fuss,


158)

Allah insan kendisine getirdiinde, artk hibir danklk kalmayacak ekilde onun
himmetini birletirir. Bylece Allah kendisine vermek istedii ve ilminde belirlen
mi eyleri ona baheder. Bu hal ve mahede makamndan ktnda ise cem'iyet
halinden tefrika [danklk, farkllk] haline gemi demektir .'4 (FTHT, ll:632)

lbnl-Arabl bazen cem 1'5 terimini tafsilin'6 [ayrma] kart olarak icmal [zet] ke
limesiyle eanlamda kullanr. Buna gre tafsilden nceki her icmal cem'dir. Sz ge
lii vahiy cem 1leminden tafsil lemine iner. Elif harfi cem' makammdadr ve sirayet
ettii harflerde ayrr .'7

Elif cem' makamnda bulunur, ilahi isimlerden Allah ismi Elife aittir; sfatlardan ise
kayymluk [eyay ayakta tutmak] zellii ona ayrlmtr, ( f t h t , 1:65)

133
Cem'iyyet

1 lbn'l-Arab ncesinde cem hakknda bkz. Herevi, Menazil, s. 225; Tst, el-Luma, s. 549; Slem,
Tabakt, "Cem"' maddesi; Kueyri, Risale, s. 35.
2 Cem'u'l-cem1 hali insana tefrika (danklk) halinde deil, cem halinde gelir.
3 Ayn metin iin bkz. stlaha!, s. 287.
4 Bkz. istlahat, s. 287.
5 Bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, s. 516.
6 Bu cem1 mazharlara aittir ve mazharlann asllarna dndrlmesi amel veya akli bir eydir. Bkz. el-
Fthdtil-Mehhryye, c. II, s. 396.
7 lbnl-Arab yle der: Takva sahibi olana Allah bir furkan verir (bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. III, s.
318).
8 lbnl-Arab bazen cemul-ceme sadece cem1 diyerek iaret eder. el-Fthl'l-Mekkiyye, c. IV, s. 82.
9 Burada tevhit, varlk zaviyesinden varlkta tevhit anlamnda alnmtr.
' Varlkta tevhit mkul bir eydir, yani akl onu vakadan soyutlamtr. u halde tevhit aklda gerekleir.
11 Tevhit salt akl dzleminde gerekleirken, cem, akli ve harici varl ierir.
2lbnl-Arab her zaman olduu gibi, btn ahlaki ve tasavvufi kavramlar var olusal bir tarzda yorum
lar. Sirk de byledir. irk ibadet ederken Allaha ortak komak deildir, varlkta Allaha ortak klmaktr.
13Bkz. Fussu'l-Hikem, c. II, s. 155.
4Bkz. Fussul-Hikem, c. II, s. 66.
s bnl-ArabTde cem iin bkz. Kitb- Tecelliyat, 26; Kitahul-lrad, 148; Mevakiun-Ncm, s. 20; Risle-i
Ruhu'l-Kuds, s. 151.
,6Bkz. Aff, Tlikat, s. 94.
17 Bkz. Elif.

C e m ' i y y e t bkz. C em *

C e m u l - c e m bkz. C e m '

C e m l bkz. S f a t

C e n n e t Szlk anlam iin bkz. C in .

Bahe olarak:'

Sizden biriniz kendisinin bir cenneti [bahe] olmasn istemez mi? (2:266)
Yeryzne inmeden nce dem'in kald yer olarak:
deme dedik ki: Sen ve ein Cennette dilediiniz kadar kaln. (2:35)

Ahiret karl olarak: Oras (gazap mahalli olan) atein karlnda Tanrnn kullarndan honut olduu
ebedi honutluk yeridir.
Kim ateten uzaklatrlp Cennete yaklatrlrsa kurtulmutur. (3:185)
Cennete giriniz, sizin iin korku yoktur ve zlmeyeceksiniz. (7:49)

134
Cennet

Bu, amelleriniz karlnda vrisi olduunuz Cennettir. (4372)


Onlar Cennet ehlidir, orada ebedi kalcdrlar. (7:42)
Cennetin says ve zellikleri ise baz tartmalara yol aar, fakat onlarn ayrntsna girmeyeceiz. Biz
konuyu Ibnl-Arabde aratrp ona gre Kuran'n cennetlerini sayacaz. Cennetlerin saysndan sz
eden ayetlere rnek olarak unlar verebiliriz:

Rabbinin makamndan korkan iin iki Cennet vardr. (55:46)


Takva sahipleri iin Rablerinin katnda cennetler2 vardr; altlarndan nehirler akar. (3:15)

tbnul-Arab Cenneti szlk, yani rtmek3 anlamnda ele alr. Buna gre Cennet her
nefes yenilenen rtl nimet demektir. Cennet ate veya Cehennemin (Hakkn b
yklnden meydana gelmi gazap mahalli) kart olarak ltuf, Hakka yaknlk,
cmertlikten meydana gelmi iyilik diyardr.4

Cennet latifligi ve ruhaniligi nedeniyle gizlenmek anlamna gelir, (ucn, vr. 28)

Cennette hibir gzn grmedii ve hibir kulan iitmedii ve hibir insann kal
bine gelmeyen eyler vardr. Cennetin cennet diye isimlendirilmesinin yegne se
bebi belirttiimiz bu durumdur; nk o, cennet kelimesiyle ifade edilmi olan r
tnmek" demektir, ( f tuh at , mi.-540)

Nefs (raz olmu nefs) Hakkn cennetine, yani rts ve perdesi altna girer.
(FTHT, 11:396)

Nefse gre geici ve yeni bir eyle lezzetlenmek sreklilii olan eyden daha stn
dr. Cennet nimetlerinin her an yenilenmesinin bir srr budur .5 (tercman, 45)

Cennet yaknlk diyar, Hakk grme yeridir. Oras arzular ve genel lezzetler yeri
dir. (FTHT, IV: 112)

Ltuf ve ihsan diyar Cennettir, ( ucun , 22)

Cennet gzellik, nsiyet ve Hakkm [kullarna] indii yerdir. ( futht, iu.463)

Ahirette iki menzil vardr: Cennet ve Cehennem. Dnyada iki menzil vardr: azap
ve nimet veya znt ve lezzet, ( ftht, i:307)

Ate azametten, Cennet cmertlikten meydana gelmitir, ( ftht, i:76)

Cennet rtmektir; bu nedenle rtme zelliine sahip her ey cennettir, insan belirli
bir ilahi ismin tecelligh olmas ynnden Hakk rter. Bylece o kendisinde tecelli
eden isim ynnden Hakkn cenneti, baka bir ifadeyle Rabbinin cennetidir.5 Cen
net Peygamberin mertebesidir.

135
Cennet

Cennetime gir (89:3o). Ben [Hak] onunla rtnrm. Benim [Hak] cennetim sen
den [insan] baka bir ey deildir ;7 nk sen kendi ztnla beni rtmektesin. Ben
senin vastan ile bilinirim, sen de benim vastamla bilinirsin. O halde seni bilen,
beni bilmitir. Ben bilinmezsem, sen de bilinmezsin. O'nun cennetine girdiinde ise
[Rabbinin cenneti] nefsine girdin demektir. Bylece kendi nefsini bilirsin ( fuss ,
92)

Cennet Peyamberin mertebesidir.9 Ryet Kesibi [Hakkm Cennette grld Mer


tebesi] ise Hakkm mertebesidir. Peygamber seni Allaha ulatrd gibi mertebesi
de -on un mertebesi Cennettir- Hakkm mertebesi olan Kesibe ulatrr, ( f th t , c.
103)

Cennet Peygamberin mertebesidir, burada lbnl-Arab unu kast etmi olabilir;


Peygamberin mertebesi bir cennet, baka bir ifadeyle bir adan Hakk rten bir
perde, perdenin ierdii olumlu zellik sayesinde de baka bir adan Hakka ulat
ran bir eydir. Cennet, Cehennemin (perde) kart anlamnda grmek (bkz. K e s ib )
demektir.

Ahirette iki diyar vardr: grme diyar ve perdelenme diyar, ( f t h t , i:33s)

bnl-Arabnin cennetler iin izdii corafyann mahiyeti nedir? Cennetlere hangi


lde bir somutluk verir? lbnl-Arab baz yorumcularnn dndkleri gibi du
yulur anlamyla Cenneti ve iindeki yemek, imek, evlenmek ve giyinmek 10 gibi ni
metleri reddetmek bir yana manevi cennetin yannda duyulur cennetin varln da
kabul eder.

Cennet iki tanedir: duyulur ve manevi cennet. Nitekim lem de ikidir: latif [ince,
effaf] ve kesif lem veya gayb ve ehadet [grnr ve grnmez] lemi. Muhatap
ve sorumlu nefs-i ntkann [dnen nefs, insan] tad ilim ve marifetler karl
nda bir nimeti; lezzet ve arzular karlnda baka bir nimeti vardr. Allah duyu
lur cennetin ruhu olan manevi cenneti yetkinlik, mutluluk ve sevin gibi Hak kay
nakl nee zelliklerinden yaratlmtr. Bylece duyulur cennet beden, akledilir
cennet ise ruh gibi olmutur, ( f th t , 1:317)

bnl-Arabnin tekrarlad ilahi isimlerden pek ou ona gre Ameller Cennetinin


(ki her menzilin yz derecesi vardr") konaklama yerlerinden baka bir ey deildir.
Bu nedenle onlarn saysn artrmaya gerek yoktur. Bu yzden sz konusu corafya
dorudan bizim terimlerimizle ilgili olmayan metafizik bir corafyadr.12 Fakat
lbnl-Arab cennetlerini okluun zirvesinde brakmaz, hemen birletirici gry
le onlara dner ve hepsini ok hkml tek gerek diye niteler.

136
Cennet ars

Btn cennetler Me'v Cenneti, Adn, Vesile, Firdevs, Huld, Nam, Selm, Mukame
cennetleri, tek hakikattir ve bu hkmler ona aittir,13 (FTHT, i:24i)

N O T LA R :

Cennet, bahe demektir. (Mucem)


2 Bkz. el-Mucemul-Mfehes, Cennet maddesi.
3 Bkz. rtmek anlamnda cennet, el-Fthtl-Mekkiyye, c. III, s. 442, c. IV, s. 250.
4 Bkz. C eh en n em , aynca el-Fthdtl-Mekkiyye, c. III, s. 386.
5 Yeniden yaratmaya telmih.
6 Bkz. Rab/Rubblyet
I Cennet insann zt ise, bu durumda Cennete ve nimetlerine girmek, nefsinin derinliklerine indiinde
insann elde ettii saadet olur. Bkz. Fussu'l-Hikem, s. 90,
8 Ebl-l Afifi burada cenneti Rabbe tamlama yaplmasndan soyuayarak alr. Bu balamda Ibnl-
Arabde Cenneti genellikle bu paragraf zaviyesinden tanmlar. Bkz. Tlkat, s. 9.
9 Peygamberin mertebesi Cennet ise, bu Cennete ve nimetlerine ulamak, Muhammedi Hakikate katl
mak, onunla bir olmaktan doan byk mutluluu elde etmek demektir.
Ebl-l Afifi bnl-Arabnin duyulur cenneti dile getiren her ifadesini yorumlama eilimindedir:
lbn'l-Arabi her iki snfa Cennet ehli ve Cehennem ehli diye iaret etmitir; nk birinciler, Allah'a
mutlak yaknlk makamna ulam, dierleri ise ondan tamamen uzak kalmlardr. Cennet ve Cehen
nemin, ona gre, bundan baka bir anlam yoktur," bkz. Tlikat, s. 123. Baka bir yerde yle der: u
var ki, yazarn vahdet-i vcd nazariyesini ekillendirdii sembolik dilin, bu dnyadan baka bir yerde
gerek anlamda bir Cennet ve Cehennemin varlna msaade etmeyeceini hatrlamalyz; nk, ona
gre ate, perde elemi ya da insann, varlklarn vcdi birliini idrak edemedii bir halden ibaret oldu
u gibi, Cennet de insann kendisinde bu birlii idrak ettii haldir bkz. a.g.y., s. 236. Bylece Afifi,
bnl-Arabnin duyulur cennet anlam tayan her metnini yorumlar.... Bize gre bu metinlerin duyu
sal bir cennetin var olmad eklinde yorumlanmas doru deildir.... lbnl-Arab'nin bir metni iin
bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. I, s. 318.
II lbnl-Arab yle der: Allah her cennete bilinen isimleri ve dile getirilmeyen byk ismi adedince yz
mertebe koymutur" bkz. el-Fthl'l-Mekkiyye, c. I, s. 318.
12Ameller cenneti hakknda bkz. el-Ftht'I-Mekkiyye, c. III, s. 423; c. III, s. 435, 241.
3Bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. III, s. 241.

C e n n e t a r s (Sku's-suver [suretlerin ars]) sin, vav ve kaf tek kktr ve "bir


eyi srmek," "gtmek" demektir. "Bir eyi sevk etti" anlamnda sakahu, yesukuhu de
nilir. Sk kelimesi de bundan gelir; nk her ey oraya sevk edilir. oulu esvaptr.
(m u ce m )

S?"
Kuran- Kerimde suk kelimesi zikredilen iki szlk anlamyla gemitir: Gnahkrlar Cehenneme sevk
ederiz. (19:86)

Senden nce de gnderdiimiz peygamberler yemek yerlerdi ve arlarda gezerlerdi. (25:20)

Cennet ars (skul-cennet) Kuran- Kerimde gemez; terimin dayana bir hadistir. Bu hadisi Tirmiz

137
Cennet ars

Snerfinde zikreder (Eb Isa Tirmiz, h. 209-279; hadis no: 2553): Ahmet b. Mni bize yle demitir:
Hz. Peygamber yle buyurur: Cennette bir ar vardr ki, orada al veri yoktur, sadece adam ve ka
dn suretleri bulunur. nsan hangi sureti isterse, ona girer. Eb Isa yle demitir: Bu hadis, garip hadis
tir.'

lbnl-Arab Cennet ars teriminde Tirmiznin aktardmz hadisine dayanr ve


Skul-Cennete Cennet corafyasnda belirli bir yer verir. Cennet ars, btn su
retleri ieren ve iinde al veriin olmad bir cennet mekndr.2 Cennet ehli oraya
girer ve diledikleri her surete gre ekillenirler. Byk eyhimiz bu ardan sz e-
derken son derece ak konuur:

Cennet ehli bu arya gelir, oraya girdiklerinde hangi sureti isterse ona girer ve
ardan bir ihtiyacn alp geri dnm gibi, o suretle ailesine dner. Bazen bir
grup, bir suret grr ve her birisi o sureti giyinmek ister, o surete girerler ve onu
elde ederler. O gruptaki herkes de ayn sureti elde eder ve ardan ayrlrlar. Sz
konusu suret ise arda bulunduu hal zere kalmtr; oradan ayrlmamtr. Bu
iin hakikatini ahiret hayatn bilenler anlayabilir.3 Nitekim Hak da pek ok surette
tecelli eder ve o suretlerde halden hale girer, hakikat ise birdir .4 ( ftuhat, iiisis)

nsanlar Cennet arsnda soyunmadan ve kartmadan suretler giyerler, btn ise


olduu gibi kalr. Dnyada ise suretlerle btnlar deiir, zahir ise olduu gibi kalr.
( bulga, 109)

Cennette girilecek suretlerde halden hale geme, bugn btnlarmzda hallerin de


imesine benzer .5 (eyyam, 17)

nsan Cennette suretler arsndayken diledii suretlere girebildii gibi, burada da


ruh bize gre ekillenir .6 ( ftht, 1:142)

nsan ruhu Cennet arsna girip, oradaki suretleri grdnde, hangi sureti g
rp beenirse, o surette diriltilecektir. nsan sonsuza kadar bir suretten baka bir
surete geecek, bylece ilahi genilii renecektir, ( f t h t , i:628)

N O TLAR:

' Bkz. Snen-i Tirmiz, c. VII, s. 227.


2 lbnl-Arab yle der: Firdevs cennetinde zel bir ar vardr (el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. IV, s. 16).
3 nsan ahirette bu dnya hayatna ters olarak zuhur edecektir: buradaki grn, orada btn; burada
ki btn oradaki grnen yn olacaktr.
4 Hak tektir, pok ok surete girer. Bylece gz suretlerin okluunu mahede eder, akl ise Hakkm on-
lardaki birliini bilir.

138
Ceres

5 Ibnl-Arabtde Cennet ars hakknda bkz. Maksadl-Etem, s. 153; el-Ftuhdlul-Mekkiyye, c. I, s. 149;


el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. II, s. 86; Tercman, s. 106; Bulgatu'l-Gavvas, s. 106.
6 Bu cmlede ahiret hayatyla ilgili belirttiimiz duruma gnderme vardr.

C e r e s Cim, ra ve sin, tek kkten gelir ve sesle ilgili bir anlam vardr. Bunun dndaki
ler ise ilk anlama dner. Ceres "asl an" demektir. Hadiste "Melekler iinde an bulu
nan yere girmez" denildii gibi, "sz syledin" anlamnda cereste b i'l-kel m denilir.
(m u c e m )

Ceres, kapal kelm, baka bir ifadeyle icmal [zet, ayrmamlk] mertebesinden
ayrma [tafsil] mertebesine dnk kelmdr. bnl-Arab kapal kelm neden ceres
diye isimlendirdiine dair bize bilgi vermez. Bu nedenle yapabileceimiz ey hadiste
geen salsalctl-ceres [an sesi] ifadesi vastasyla kapal sz ile ceres arasndaki ben
zerlii incelemektir. Salsalatl-ceres bizi vahye, o da Kuran- Kerime gtrr. By-
lece grrz ki, Fatiha Suresi Kitapm anasdr; nk o Kitapm ayrntl anlattkla
rn zetler. O halde ceres Fatiha Suresinin Kuran- Kerimi zetlemesi' gibi kelmn
zetlenmesidir. Bu balamda zetin her trl kapallk ve belirsizlikten uzak sadece
ayrmtlandrlmay gerekli klan bir ey olduunu belirtmeliyiz.

Ceres zet kelm,2 hares ise kapal kap demektir. Kim kelmn zetini ve kilidini
aarsa, bilinmeyen bir ii renir, akl sahiplerinin arasna katlr ve kabuun koru
duu ze erer. (FTHT, IV:234)

n o tlar:

1 Bkz. K itab n A n a s.
2 Bkz. Istlahat, s. 294.

C e v m i l-K e lim Cevmil-kelim [btn hakikatleri kendinde toplayan]1 'Mu


hammedi Hakikate bal bir terimdir; onu gsterir ve onun toplayclna gn
derme yapar. bnl-Arab bu terimi iki ynden kendisine verir; Her peygamber bir
kelime2 veya tek bana belirli ve ayr bir hakikattir. Flalbuki Muhammedi Hakikat
veya Kelime-i Muhammediye, cevmil-kelim, baka bir ifadeyle btn peygamber
ve resullerde ayrm hakikatleri kendinde toplayan hakikattir.3

Dedim ki: Rabbim! Ayetler eit eittir. Bunu sylerken bana u ayet indirildi: De
ki: Allaha iman ettim, bize ve brahime, smaile, shaka, Yakuba ve kendilerinden
sonra gelenlere indirilene, Musaya, saya ve nebilere Rablerinden verilmi olanlara
iman ettim. Onlarn arasndan hi birisini ayrt etmeyiz. Bizler ona teslim olmuuz

139
C e v h e r -i F e r d in A s l

(3:84). Bu ayette bana Allah btn ayetleri vermi, gerek bana yaklatrlm, onu
benim iin btn ilimlerin anahtar yapmtr. Bylece unu rendim: Ben bana
zikredilen peygamberlerin toplamym. Bu mjde ile Hz. Muhammedin kuatcl-
gnn vrislerinden Muhammedin merebinde olduumu anladm. nk o son
peygamber ve vahiy gnderilen son kimsedir. Allah ona cevmil-kelim zellii
vermitir, ( f t u h a t , i:350)

lbnl-Arab daha ileri gidip cevmil-kelimi Muhammedi Hakikat4 makamna ula


an her arifin devrald miras sayar ve o arifi Muhammedi [Muhammede mensup]
diye isimlendirir.

Muhammedi der ki: Benim endeki hayretimi artr1. Hayret eden dner ve o dng-
sel hareketin sahibidir.5 Dngsel hareket sahibinin bir balang noktas yoktur ki,
birisi ona [nere]-den diye sorabilsin; varaca bir gaye yoktur ki, kendisine [nereye]
-e diye sorabilsin. Dolaysyla en tam varlk onundur. O cevmil-kelim verilen
kimsedir, ( fuss , 73)

Allah deme btn isimleri6 retmi, baka bir ifadeyle onu btn isimlerin maz-
har yapmtr. Halbuki Allah Muhammede (a.s.) dem'de zuhur etmi bu isimlerin
hakikatlerini vermitir. u halde dem grnr ve d varlk ile ortaya km insan
dr. Muhammed (a.s.) ise akledilir7lemde ortaya km btn insandr.

Muhammed (a.s.) dem su ve toprak arasndayken8 nebi idi; nk ona demin


isimlerinin hakikatlerinden9 ibaret cevmil-kelim10verilmitir, ( fus s , 214)

N O T LA R :

Bkz. Sahih-i Buliri, c. IX, s. 47. Bana cevmiul-kelim zellii verilmitir."


2Bkz. K elim e.
3Bkz. M uham m edi H akikat.
4Bkz. A yak/A ya zerin d e Olm ak.
3 Bkz. V er set/V ris.
6 lbnl-Arabnin bu konudaki tavr iin el-Ftht'l-Mekkiyye, c. II, s. 71.
7 tbnl-Arab sklkla dem ve Muhammed (a.s.) arasnda bir karlatrma yapar: Muhammed birletirir,
dem ise ayrr.
8 Bkz. Dizin, no. 2.
5 lbnl-Arabde cevmil-kelim hakknda bkz. Fussul-Hikem, s. 323; el-Flhdtl-Mehkiyye, c. I, s. 85.
10 (2:30) ayete telmih.

C e v h e r - i F e r d i n A s l bkz. n s a n - K m il

C e v h e r l e r i n C e v h e r i Cevherlerin cevheri, hakikatlerin hakikati demektir.

mam- mbn [apak nder] doru szldr. O parlak nur ve cevherlerin cevhe-

140
Cibril/Cebrail

ridir. O bilinen ve bilinmeyeni, ayran ve zet kalan sayar. Her biimin onda bir
hakikati, onun her biimde bir bulunuu vardr. Yardm eder ve kendisinden yar
dm istenilir. Hepimiz ondan ortaya ktk, ( f t h t , iv : 3 2 7 )

A yrca gen i aklam a iin bkz. H a k ik a t le r in H a k ik a t i.

C i b r i l / C e b r a i l bkz. V a h iy

C i n Cim ve nun tek kktr ve "rtmek" ve "gizlenmek" demektir. Bu kkten gelen


Cennet, Mslmanlarn ahirette varacaklar yer demektir. Cennet bir dldr ve bu
gn onlardan gizlenmitir. Cin de byle isimlendirilmitir; nk onlardan perdelenmi-
lerdir. Allah yle buyurmutur: "eytan ve kabilesi sizi sizin onlar grmediiniz yn
den grr" (7:27). (mucem)

V?"
Cin kendi peygamberleri olan sorumlu, g ve yetenei snrl bir toplumdur. blis de onlardan birisidir.

Ey cin ve insan toplumu! Size benim ayetlerimi okuyan aranzdan eliler gelmedi mi? (6:130)
nsanlar ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattm. (51:56)
Ey insan ve cin topluluu! kabilirseniz yerin ve gn eperlerinden kn. (55:33)
Hepsi secde etti, sadece iblis secde etmedi. Cinlerden idi ve Rabbinin emrinin dna kt.
(18:50)
ss*
C in canl, d n en ve atele h avan n b ileim in d en yaratlm b ir va rlk tr. C in ler y a
ratllarn d aki hava u n su ru y la isted ikleri b iim e girerler; ate u n su ru vastasyla da
b y k le n ir ve b b rlen irler. n san larn g zlerin d en gizlen irler ve bu n ed en le o ism i
alm lardr. C in in d nn [ins] kart in san n iidir.

Cinler tanmda insan ile ortaktrlar; nk cin de dnen canldr, ( ftht, i:49i)

Cinler iki unsurdan yaratlmlardr: hava ve ate. dem de iki unsurdan yaratlm
tr: su ve toprak. Bylece bunlar kartrlm ve suya amur ismi verilmitir. Ayn
ekilde atein hava ile karmasna da maric ismi verilmitir. Hak bu marite cinle
rin suretini amtr.' Cinler hava unsuru sayesinde diledikleri surete girerler; ate
zelliiyle de egemen olmak, byklenmek ve stnlk talep ederler; nk ate
konum olarak unsurlarn en stndr, tblisin deme secde etmeyi reddetmesi
nin sebebi budur. ( f t h t , Is , 4 2 6 )

Allah nur ve nardan [ate] ruhlar, baka bir ifadeyle melekleri ve cinleri yarattn
da onlar bir zellikte ortak yapmtr: insanlara grnmemek. Bu nedenle ruhlarn

141
C in s le r in C in s i

bir gurubu cin, yani bizden gizli olanlar ve dolaysyla gremediimiz ruhlar diye
isimlendirilmitir. Allah gizlenmede melekleri ve cinleri ortak yaptnda hepsini
cinnet diye isimlendirmitir. eytanlar hakknda yle buyurmutur: nsanlarn
gnllerine vesvese veren cinlerinden [cinnet] olan eytanlarn errinden Allaha s
nrm ( 14:5). Burada cinnet ile eytanlar kastedilir. Melekler hakknda yle der:
Onlar ile cinler arasnda nesep icat etmilerdir (37:158). ( ft ht , i:367)

Bu, cinler insann btnndan ibaret olmadklarnda byledir. deta Allah yle der:
Ben cinleri -ki o insandan gizli kalan ve ondan btn olan eydir- ve insanlar -ki o
zuhur ettii iin insandan grlen ksmdr- bana ibadet etsin diye yarattm, (f t

h t , 111:3 5 4 )

Cinler de bir toplumdur, onlarn bir ksm itaatkr, bir ksm gnahkrdr. Gnah
kr ve kfir olanlar Allahn rahmetinden uzaklatrlm anlamndaki eytan ismini
hak ederler. Cinler ise doal lemde Allah en az bilenlerdir.

Cinlerin bir ksm bizler gibi itaatkr, bir ksm isyankrdr. Onlar melekler gibi e
kilden ekle girerler, ( f t h t , Is , 429)

Cinlerden isyan edenler eytan, yani Allahn rahmetinden uzaklatrlm kimseler


dir. lk kez eytan ismini alan cin Haris idi. Allah onu saptrm,2 baka bir ifadeyle
onu rahmetinden ve rahmetini ondan uzaklatrmtr. Btn eytanlar ondan orta
ya kmlardr. Cinlerden iman edenler mmin cinlere katlr; inkrda kalan ise
kfir olur, ( f t ht , Is , 443)

Cinler tabi lemde Allah en az bilen kimselerdir. Bu nedenle onlarla ili dl olup
kendilerinden Allaha dair ilimden bir tek cmle bile elde etmi hi kimse gremez
sin. Cin ruhlarnn ilgi gsterdikleri insann nihayette elde ettii bilgi, bitkilerin,
talarn ve isimlerin3 zelliklerinden kendisine verdikleri bilgidir, ( f t h t , DS, 3 u )

N O T LA R :

1 lbn'l-Arabi yaratma fiilini anlatmak iin kapnn al esnasnda anahtarn hareketini benzetme olarak
kullanr.
! Bkz. blis.
5 bnl-Arab cinlerden uzun uzadya sz etmitir: onlarn oalndan, evlenmelerinden, hallerinden vs.
Bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, S, s. 431, 34, 39 vd.

C i n s l e r i n C i n s i (cins'l-eam m [en genel cins]) cim , nun ve sin tek kktr ve "bir
eyin tr" demektir. Dilci Hall yle der: "Her tr cinstir. Cins insanlardan, kulardan
ve eyadan bir btndr." Dilci ibn Derid yle der: "[Dilci] Esmai genelin grn
reddetmekteydi. Bu unla ayn cinstir [mcan/s]. Bunun iin kelime sahih Arapa deil-

14 2
Cmertlik Hzineleri

dir demitir. Bana gre bu gr Esmai hakkndaki yanl bir dncedir; nk o


K itab'l-E cnas' yazan kimsedir. Sz konusu kitap bu ad alan ilk kitaptr." (mucem )

Cinslerin cinsi, hakikati cins olmas ynnden dikkate alndnda hakikatl-hakaik-


in [hakikatler hakikati] baka bir ismidir.

n c h a k ik a t b t n h a k ik a t le r d ir . Onu h a k i k a t l - h a k a i k v e y a h e y u la v e y a c in s

le r in c i n s i d iy e is im le n d i r e b i li r s in . ( n a , 19 )

Bu mertebeden cinslerin cinsi ortaya kmtr. O nce bilinen, sonra zikredilen,


sonra da eydir. Cinslerin cinsi ne Hak, ne halk [lem], ne mmkn, ne zorunlu,
ne de imknsz olmak zere hibir bilinenin [malum] dnda kalmad en genel
cinstir. Sonra en genel cins trlere blnr, ( f t h t , iv :306)

Bkz. H a k ik a t le r in H a k ik a t i.

C m e r t l i k H a z i n e l e r ! Cmertlik Hzineleri lemdeki her eyin benzerini ieren


ilahi ilim demektir.

Allahn lemde yaratt her eyin -ki yarattndan daha yetkin bir ey yoktur-
Krssndeki Cmertlik Hazinelerinde mutlaka bir rnei vardr. Hzinelerin
saklad rneklerin ahslan sonsuzdur. Her eyin rnei dnya ve ahirette her
onda bulunur, ( f t ht , i:36o)

o k - B i r tbnl-Arab ok-bir terimini bir-ok teriminin karsna yerletirir. lkinde


Ibnl-Arab okluktaki birlie bakarken, kincide ise birlikteki oklua bakar. Ib-
nl-Arab ok-bir ifadesini hem Tanr ve hem de insan iin kullanr. Buna gre te
rim, isim ve sfatlarnn okluu zaviyesinden ztnn birliine baktmzda Tanr ile
rtr; suretlerinin okluu zaviyesinden hakikatinin birliine baktmzda da, ya
ratlmlarla rtr. Kukusuz bnl-Arab tek varlk hakikati ile farkl ve ok su
retler asndaki ilikiyi bireysel nefis ile uzuvlaryla oalm beden arasndaki ilikiye
benzetmitir. Buna gre Ali, sz gelii, uzuvlar nedeniyle ok-bir hakikattir. Bylece
o ok-birdir.

okluun, okluun birlii1 denilen birlii olmas gibi birliin de birin okluu di
ye isimlendirilen okluu vardr. Bu yzden Tanr, ok-bir, bir-oktur. ( f th t ,
IV:232 )

[Sz gelii] Alinin bireysel bir hakikati olduu malumdur: Alinin eli, aya veya
ba veya gz veya ka deildir, u halde o, ok-birdir: sureti itibariyle ok, haki-

H3
oklua Genel Tecelli

kati itibariyle birdir. nsan, kukusuz, hakikati itibariyle tektir. Bu balamda, Ali
nin Mehmet veya Ahmet veya Halit olmadndan kuku duymayz. Bununla birlik
te tek hakikatin ahslar varlk olarak sonsuzdur. u halde o, hakikati itibariyle bir
olsa bile, suret ve ahslar itibariyle oktur. ( f u s Cis , 1 8 3 )

ikinci metinden Ibnl-Arabnin nda Tanrnn birliini yorumlad iki rnek


verdii grlr: Birinci rnek Ali ve uzuvlar, ikinci rnek ise insanlk ve bireyler.2

N O TLAR:

' Bkz. okluk.


2 Afifi bu paragraf aklarken yle der: Bu benzetmede bir lde yanltma vardr. yle ki, ncelikle
bu benzetme, meseleyi maddi olarak tasvir edip, Hak ve halk arasndaki ilikiyi, maddi bir btnn
czleriyle olan ilikisine benzetmektedir. Bu ise bizzat lbnl-Arabinin raz olmayaca bir eydir; n
k O varln bu maddi yorumunu kesinlikle hedeflemez, ikinci olarak, Zeyd'in elinin ya da ayann ya
da herhangi bir uzvunun suretinin, u ya da bu mmkn varln suretinin Hakk'n bir tecelligh ol
duu anlamnda, Zeydin tecelligh olarak anlayabilmemiz zordur. nk, vahdet-i vcd mensup
larnn terminolojisinde u varlk, Haktr" -yani Hakkn suretidir- diyebildiimiz halde, -sureti olmas
anlamnda- Zeydin eli, Zeyddir diyemeyiz. Ibnl-Arabnin yapt ikinci benzetme ise bir olan
vcd hakikatin suretlerle ilikisini, insanlk kavramnn Zeyd ya da Amr ya da Bekir vb. gibi saysz
insanlarla ilikisi gibi, kllinin, czileriyle ilikisine benzetmektedir. Geri bu benzetme, yazarn Hak ve
halk arasndaki ilikiyi anlay tavrna daha yakn ve nceki benzetmeye gre maddilikten daha uzak ol
sa da, bunun, vahdet- vcd dncesinin teknik bir tasviri olarak kabul edilmesi mmkn deildir
(Talimat, s. 22. fas, sekizinci aklama).

o k l u a G e n e l T e c e l l i Tek bir bilgi ortaya kartan herkese ynelik ilahi tecelli.


Bu tecelli biricik sonucu (bilgi) ynnden geneldir. O Tanrmn yaratklarndan sz
alrkenki tecellisidir.

Tanr zuhur ederken ve Ben sizin Rabbiniz deil miyim?"' diye sorduunda orada
kilerin bir ksm inkr edebilmitir. Hak sz2 ald surette tecelli etseydi, hepsi onu
kabul ederlerdi. te b u oklua genel tecellidir, ( f t h t , i: 4 6 s)

N O T LA R :

' Bkz. nanlan lah.


2 Hakkn Elest bezminde yaratklarna tecellisi, marifet tecellisidir, bu nedenle onlar Hakkn birliini ik
rar etmilerdir. Bkz. M isak/Zerre lem in d eki M lsak.

o k l u k [okluk anlamndaki kesre t 'in kk harfleri olan] kaf, se ve ra tek kktr ve


azln zdd demektir. okluk buradan gelir. Bir ey ok oldu anlamnda kesre denilir.
Nitelikteki fazlalk nedeniyle harf ilave edilmi ve kevser denilmitir. Kevser "cmert
adam" demektir. Kevser ayrca Cennetteki bir nehirdir. Baka bir gre gre ise "bol
iyilik" demektir. Kevser, "tozlar" anlamna da gelir ve okluu nedeniyle byle isimlen

144
okluk

dirilmitir. (mucem )

Azln zdd olarak:


Huneyn gn okluunuz (kesretkum) hounuza gitmiti de hibir fayda vermemiti. (9:25)
Yaptklarnzn karlnda az gln ve oka [kesit) alayn. (9:82)

Kevser: Cennette bir nehir veya bol iyilik olarak:

Biz sana kevseri verdik. (108:1)


Bu balamda una dikkat ekmek gerekir ki, Kuran- Kerim okluu birliin karsna yerletirmemi,
onu srekli olarak azlk anlamndaki kllet ile beraber zikretmitir.
S?"

Genellikle felsefe birlik ve okluk sorunundan yoksun deildir, hatta gerekte d


nrn bu soruna bak, onun yntemini, dnce tarzn ve bizzat dncesinin
mahiyetini belirler. Filozof birlik ve oklua bakar ve Birden bir kar ilkesiyle e
limeden birliin okluktan nasl ktn yorumlamaya alr; sfi-dnr ise,
kendisini sofilerin arasna yerletiren farkl bir ayla birlik ve oklua bakar.' ok
luun birlikten knda odaklaan sz konusu felsefe sorunu, okluun varlktaki
birlikle uyumlu bir ekil alarak, lbnl-Arabnin tasavvufuna ulamtr. Acaba 1b-
nl-Arab varlk oalmakszm birliin yannda okluun varln nasl yorumlar?
Bu da, lbnl-Arabnin oklua bakyla ve o konudaki tutumuyla aa kacaktr.
Ibnl-Arabye gre okluk var mdr? ayet var ise mahiyeti nedir? tbnl-Arab
varlkta grlen okluu reddetmez, bu okluk inkr edilemeyecek kadar ak bir
olgudur; herhangi bir gerek dayana olmakszn salt bir yanlg saymakla da ondan
kurtulunmaz. O halde okluk vardr, fakat varlk mertebelerinde mevcuttur. bnl-
Arabde okluk ve varln birlii elimez. okluk iki mertebede bulunur. Birincisi
akledilir varlk mertebesi; burada okluk, makul okluktur (ilahi isimlerin okluu).
kincisi ise, grlr-duyulur varlk mertebesi; burada okluk, grlr okluktur
(mevcutlarn suretlerin okluu=mazharlarm okluu). O halde okluk, hem akl ve
hem de grlr dzlemdedir, fakat bnl-Arabnin Tanrnn varln anlad e
kilde, mevcut deildir. Bylece bnl-Arab, gerekte okluun birliinden ibaret
olan, zlenilen birlii korur.2

okluk, kukusuz akledilirdir, fakat dta var mdr, yok mudur? Bu konuda gr
ayrl vardr. Baz kimseler unu ileri srmlerdir: Dta ortaya kan okluk, bir
tek hakikat sayesinde ayakta duran eitli hallerdir, onlarn varl o tek hakikatte
sz konusudur.3 Bu yoruma gre okluk, bantlardr, d varlkla gereklii yok

M5
okluk

tur. Baka bir grup unu ileri srmtr: okluk iin tek hakikat deil, hakikatler
vardr. okluk mazharlarda da zuhur etmez; nk okluk deil, ok olan grlr.
u halde okluk akledilirdir, ok ise mevcuttur ve grlr, ( f th t , i:50o)

okluu sabit var say, varlkta ise yok say. Varlkta birlii varsay, sabitlikte ise yok
Say. (FTHT, 11:502)

Geree ulam kii, okluu birde grr, nitekim hakikatleri farkl ve ok olsa bi
le ilahi isimlerin gsterdikleri eyin tek hakikat olduu malumdur, ite burada sz
konusu olan, tek hakikatteki akledilir okluktur. Bylece, tecellide tek hakikatte
grlr okluk bulunur, ( fuss, 124)

Ibnl-Arab akledilir okluk ve grlr okluu ispattan bir yandan lemde grlen
okluun kkenini yorumlamada yararlanrken, te yandan insann bir suret ve
nsha oluunu pekitiren grleriyle de uyumlu hareket etmitir. Dtaki varlklara
zg grlr okluun sebebi, makul okluk, yani ilahi isimlerin ve sfatlarn oklu
udur. Bu balamda, Birden bir kar. u halde, Birden ancak mmknn haki
kati bir olarak sudr etmitir. Yaratlmlarn okluuna gelince: Bu okluun kay
na Tanrnn, baka bir ifadeyle isimlerinin okluudur. okluu kabul eden her
kes, kukusuz, varlk hakikatine lemdeki zuhuru ynnden bakmtr. Bu, hakikat
lerdeki okluktur. Ayn zamanda, sz konusu hakikate ilahi isimlerde tecelli edii
asndan bakar. Bu da, ayn zamanda akledilir bir okluktur. Birlii benimseyen ise,
varlk hakikatine hibir ekilde oklua konu olmayan zt ynnden bakar. Bu yz
den o zt, akl dzeyindeki greceli okluktan bile mnezzehtir; sz konusu greceli
okluk, isimlerle vasflanma okluudur. u halde zt, niteliklerden bile mnez
zehtir. O halde sadece okluu kabul eden kii, perdelidir; nk o hakikatin bir
yzn grr; okluk olmakszn birlii kabul eden de byledir. nk o da haki
katin dier ynn grmez. Gerei kendiliinde bilen ise birlii oklukta, okluu
birlikte, veya okluun birliini ve birliin okluunu mahede eder. Bununla
birlikte bnl-Arab okluun kendiliinde ve kendi nedeniyle varl olmay y
nnden, sadece birlii dile getirir.

lemin birlii (hakikati), onun okluu, Hakkn birlii (zt) ise okluudur (isim
leri): Filozoflar Birden bir kar demilerdir. lem ok olduuna gre, ancak ok-
tan meydana gelebilir; ok olan, ilahi isimlerdir. Hak, birdir, isimlerinin okluu da
birlie sahiptir.4 Filozoflar Birden bir kar benimsemekle birlikte Birden ok
luun ktn grdklerinde nceki kabulleriyle bu durum onlar bu Birde farkl
ynleri dikkate almaya zorlamtr. Sz konusu ynler sayesinde okluk ortaya k
mtr. Bir iin bu ynler, ilahi isimlerin Allah ile ilikisi gibidir, ( f t h t , v:23i)

14 6
oklukta Genel Tecelli

lem tanm ve hakikati itibariyle Allahtan ayrlmtr. Bu yzden o ayn hakikatten


ayrlm ve ona bitimitir. O hkmleri ogalsa bile, kendiliinde oalmaz. n
k sz konusu hkmler, yok hkmndeki nispet ve izafetlerdir. Bylece lem
. Hakkm sureti zerinde ortaya kmtr. Birden ancak bir kmtr, o da mmk
nn hakikatidir. okluk yani mmknn hkmleri, okluktan kmtr. Bu ok
luk, isim ve sfatlar diye ifade edilmi Tanrya nispet edilmi hkmlerdir.5 u hal
de leme hakikati ynnden bakan, onun birliini; hkm ve nispetleri ynnden
bakan ise birlikte okluu dile getirmi demektir. Hakka bak da byledir: Hak,
b ir ve oktur.6 ( f t ht , i:325)

Tanr varlkta,7 insan oluta birdir.8 ( t e r a c I m , 3 1 )

Birlikte okluk, oklukta birlik:

okluu dikkate alan kimse, lem, ilahi isimler ve lemin isimleriyle beraberdir.
Birlii esas alan kimse ise, lemlerden mstani zt ynnden Tanr ile beraberdir.
Tanrmn zt lemlerden mstani ise, bu mstanilik, ayn zamanda isimlerin
kendisine nispet edilmesinden de mstaniliktir. (fu s S, 1 0 4 )

okluu t e k h a k ik a t t e g s t e r m e y e n m a h e d e y e it im a t e d ilm e z . (tA V E U L U , 14 )

in d e o k lu k b u lu n m a y a n b ir lik , im k n s z d r , ( f t h t , i: 4 8 3 )

okluun gerekte varl yoktur:

ahs bir olsa bile, grntde tek glgesi ve tek sureti olduu sylenemez. Karsn
da bulunan klarn saysnca bir ahs iin glgeler ortaya kar. nsan, zt ynn
den tek, suretlerde tecellisi veya klardaki glgeleri ynnden oktur. Grnt ve
tecelliler oktur, ahs deil. Suretler ise, ondan bakas deildir. ( t e c e l l y a t , 31)

N O TLAR:

' Sz gelii bazlar Tanr-lem ikiliini benimserler. Dolaysyla birlik Tanr, okluk ise leme aittir. Birli
i benimseyenler ise okluu birlikte ve birlii oklukta grrler.
2 Bkz. V a h d e t ve A hadiyet-I K e s re t.
3 bnl-Arab bu grtedir ve aadaki satrlarda bu konudaki tavr anlalacaktr.
4 Bkz. M utlak Blrlik/BIrMn M utlak B lrlll/okluun Birlii.
5 Ztn birlii karsnda sfatlarn okluu hakknda bkz. Gazali, el-Maznunul-Kebir, (Cllnin Insan- K-
milinin iinde) c. II, s. 64; bu szlkte, sfat maddesi.
6 Bkz. Blr-ok.
7 Bkz. V c d .
8 Bkz. Kn.

o k l u k t a G e n e l T e c e l l i oklukta genel tecelli, Hakkm Kesib mahallinde Cen


net ehline genel olarak tecelli etmesidir. Herkes iin ayn anda gerekleecek ve hi

M7
D a ir e n in M e r k e z i

kimsenin inkr etmeyecei ve ortaya kard bilgilerin idrak mahallinin istidatla


ryla1 oalaca bu tek tecelli2 okluktaki genel tecellidir.

Allah bilenler Hakkn her suretin ayn olduunu bildikleri iin srekli tecelli iin
dedirler.3 Bununla birlikte onlarn Kesibte genel bir tecellileri vardr; nk bu te
celli baka bir bilgi verir, ( f tu h a t, iv m s )

Kesib tecellisi, oklukta genel tecellidir, ( f t h t , i:46s)

N O T LA R :

' Allah Kyamet Gn tecelli ettiinde baz insanlar onu inkr edeceklerdir, ardndan Allah onlarn kendi
inalarna gre tecelli eder. Bkz. nanlan lah.
2 Hak kendisini grmeleri iin Cennet ehline nida eder. Tecelli tek, fakat tecelliye mazhar olanlarn dere
celeri farkldr.
3 Bkz. S rek li T e c e lli.

D a i r e n i n M e r k e z i bkz. n s a n - K m il

D a k i k a D al ve kaf, tek bir kktr ve kkle ve deersizlie iaret eder. Kk ve


deersiz anlamndaki "hakir," "yce" ve "deerli" anlamndaki e lil 'in zdddr. "Bana
ne hrmetsizlik yapt ve ne de deer verdi" anlamnda M a ed akka ni flan vela ecelleni
denilir. D a kik "iyilii az adam" demektir. Dakk, belirsiz i demektir. Dakk, un demek
tir. (mucem )

Dakik, gizli ve rtl olmas nedeniyle, idrake arpan hakikat demektir. Bu nedenle
de sadece byk limler ona dikkat ekmilerdir. Baka bir gre gre dakika, tesir
gibi, hakikate ait btn zelliklerden beslenen ara hakikatler demektir. Dakika hak
knda el-Fthtl-Mekkiyye'den aktaracamz u blm terimin anlamna ksmen
k tutabilir:

Mmin yardm edilendir: Ey iman edenler! Allaha yardm ederseniz, Allah da size
yardm eder ve ayaklarnz sabitletirir (47:7). Sadece iman etmek, yeterli deildir,
iman gc de gerekir. Bunun delili, herhangi bir peygamberin Hakka imannn g
c sayesinde, asla hezimete maruz kalmam olmasdr. Hakka inanmann gc,
mmini Allaha yardm uruna cann vermeye sevk eder. Ey iman edenler! Kfir
lerle karlatnzda onlara srtnz dnmeyiniz. Sava iin yer deitiren, yahut
baka bir birlie katlan dnda, o gn kim arkasn onlara dnerse, Allahn gaza
bna urar (8 :15-16). Kim Allaha yardm ederse Allah da ona yardm eder. Bu ne
denle iman gl kimse, hi kukusuz Hakkn yardmna mazhar olur.

148
Dalal

Baz durumlarda Allahn mmine kar kfire yardm ettiini grmekteyiz. Bu nok
tada lbnl-Arabde dakika terimi ortaya kar. man, Allahn gnderdii salt bir ey
lemdir ve onu ancak birtakm hallerin karinelerine tahsis etmitir. Hak, imanlarna
bozukluk girip, hezimete uradklarnda delilini ortaya koymak iin, kfire iman fii
lini nispet ettii gibi, mmine de inkr fiilini nispet etmitir. Bu yzden bu durumda
kfir mmine kar muzaffer olmam, sadece imandaki bir bozukluk ynyle ona
galip gelmitir.

te bu, Allahn btl ehlini mminler,' hak ehlini ise kfirler2 diye isimlendirme
sindeki hikmettir, ite ey dostum! Bu dakikadan [sr]3 habersiz klma! nk o bir
hakikattir ki, Cehennem ehlinin nihayette rahmete kavumasnda da tesir sahibidir.
(F T H T, IV:284 )

Onu dakikada kul ile Rabbi arasndaki bir iliki nedeniyle, ak yapmtr; sz konu
su dakikada Rab kulun kalbine marifet indirir, (t e r c m a n , s. 1 0 7 )

n o tlar:

(29:67) ve (4:51) ayetlere telmih.


2 (2:256) ayete telmih.
3 Bkz. lbnl-Arab, el-Fthti-Mekkiyye, c. IV, s. 118; Tercman-Evak, s. 107.

D a l a l Ibnl-Arabde dalal kelimesi hayret ile eanlamldr. Bkz. H a y r e t

NOTLAR:

1 Bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. IV, s. 106, 279, 335.

D e l i l H a z n e l e r i bkz. H c c e t H z in e le r i

D in Dal, ye ve nun btn alt anlamlarn kendisine dnd tek kktr. Din bir tr
boyun eme ve itaattir. Din itaat etmek demektir. "dete din denilir" ifadesine gelin
ce, bu ifade doru ise kayna udur: Nefs bir eyi det ettiinde onunla birlikte gider
ve ona boyun eer. "Din gnnn sahibi" (1:4) ifadesi de buradan gelir. Din gn h
km gn demektir. Baz bilginler hesap ve ceza gn olduunu ileri srmtr. Han
gisi olursa olsun, din "itaat edilen emir" demektir, ( m u c e m )
S?"

Din dane [boyun edi] fiilinden tretilmitir ve Kuran'da eitli tarz ve ynleriyle bu anlam korumutur.
Din kelimesinin Kuranda geen anlamlar unlardr:'

Tevhit: Tevhit Allaha itaatle birlikte Ondan baka ilah olmadna tanklk etmektir.

14 9
Din

Allah sadece kendisine ibadet etmenizi emretmitir, ite bu dosdoru dindir. (10:40)

Hesap: Hesap gn geldiinde kul boyun eer ve yaptklarn inkr edemez.

Din gnnn sahibi. (1:4)

Allahn hkm ve takdiri.


Hz. Yusuf u hapseden hkmdarn hkmne itaat; nk din hkme itaat demektir.

Yusuf, Allah dilemedike hkmdarn dinine gre kardeini al koyamazd. (1276)


hlas, slam ve iman.2

Allah katnda din Islamdr. (2:19)

lbnl-Arabnin dine bak iki ynldr: Szlk anlamyla (birinci nokta) ve er


anlamyla din (ikinci nokta).3 Bu nedenle aada terimin iki ynn ele alacaz,
bununla birlikte bu ikisine nc bir yn daha ekleyeceiz. O da, tbnl-Arabnin
dinlere kar tavrn ierir. Acaba dinlerin birliinin tbnl-Arabnin felsefesinde ger
ek bir karl var mdr? bnl-Arab dinin szlk anlamndan kavram4 kar
tr: Buna gre din ceza [karlk ve amelin sahibine dnmesine], boyun eme ve -
dettir.
Din cezadr:

Din cezadr, baka bir ifadeyle (kiiyi] mutlu eden ve etmeyen ey ile karlk ver
mektir.5 Mutluluk veren ceza Allah onlardan raz olmu, onlar da ondan raz ol
mulardr ( 1 19:5) ayetinde dile getirilmitir. Sizden hakszlk yapanlara byk bir
azap tattrrz (1975) ayetinde belirtilen ise, mutluluk vermeyen ey ile cezalan
drmaktr. Onlarn gnahlarn affederiz (16:46). Bu da cezadr. Bylece dinin ceza
demek olduu anlalmtr, ( fuss, 96)

Hz. Peygamber yle buyurur: Dinini deitiren kimse...."6 Bylece irke din de
memitir; nk din ceza [karlk] demektir ve mrik7 olarak iledii iyilikte ne
gemite ne de gelecekte bir karlk yoktur. Mrik, mekn olan ve hibir zaman
kmayaca atee vardnda ise bu da, kesinlikle bir ceza deil, her eyi kuatm
rahmetin belirledii bir tahsistir. Bylece Hz. Peygamber 'din derken, karlnda
hayr ve ktlkte karl olan dini kastetmitir, ( f th t , v:i3i)

Geen metinden anlaldna gre, cezann imkn dini var eden ey olduu gibi,
bunun tersi de dorudur. Baka bir ifadeyle din cezann sebebidir. Bunun nedeni,
irk varken herhangi bir amelin fayda vermeyiine baldr. Mrik yararl amel ve
iyilikler ilediinde, bunlara bir karlk, yani ceza ve onun olabilirliini meydana

150
Din

getiremez. nk mrik hesaba ekilmeyecek, Cehenneme girecektir, bu ise bir


ceza [karlk] deil, tahsistir.8
Din boyun emektir:

[Allah katnda din Islamdr ayetindeki] Din belirlilik ifade eden harf-i tarif taksyla
gelmitir. Sz konusu din, bilinen ve tannan bir dindir. slam boyun emek de
mektir. O halde din, senin boyun emenden ibarettir. Allahn farz kld eye bo
yun emek zelliiyle nitelenen, dini yerine getiren ve onu namaz yerine getirdii
gibi yerine getirendir. O halde kul, dini ina eden, Hak hkmleri koyandr.9 Bo
yun emek senin fiilinin kendisidir, din de senin fiilindendir. ( fuss, 94-95)

Dinin boyun emek anlamna yorumlanmas, btn dinlerin ieriklerini balar;


nk boyun emek, maksatl ve yn olan bir eylemdir, hatta deeri de, gayesiyle
ortaya kar.10 Dolaysyla hayra itaat eden, ktle boyun een kimse gibi deildir.
O halde din -k i boyun emektir- Allahn eriat yapt eye boyun emek, boyun
emek ise uymak demektir, tte bu, Kuran- Kerimin De ki: Allah seviyorsanz,
bana uyun, Allah da sizi sevsin ve gnahlarnz balasn (3:31) ayetinde iaret edi
len eydir. Bana uyunuz ifadesinde hem uyma ve hem de yneli dikkate alnr.11
Din adet [dnmek] ve alkanlk demektir:

Allah dini det [dnmek] diye aklamtr; nk halinin gerektirdii ve talep ettii
ey kula dnmtr. O halde din det demektir. detin anlam, iin kendi haline
dnmesi demektir. Bu ise burada deildir; nk det ayn zamanda tekrar demek
tir. Biz biliyoruz ki: nsan olmada Ali Mehmetin ayndr, halbuki insanlk tekrar-
lanmamtr. nsanlk tekrarlanm olsayd, oalm olurdu. nsanlk, tek hakikat
tir. Oysa duyu dzleminde yle diyoruz: Bu benzerlik nedeniyle insanlk tekrar
lanmtr. Sahih hkmde ise tekrarlanmadn syleriz, ( fuss, 96-97)

Burada Ibnl-Arab dinin dnmek ve tekrarlanmak anlamndaki ade kelimesinden


tretilerek, benzeriyle karlk vermek anlamna geldiini aklar. det, benzerin
tekrarlanmasndan baka bir ey deildir. Din dettir demek, insann halinin gerek
tirdii ey ile [yaptnn] kula dnmesi demektir. O da ceza [karlk] eklindeki di
nin birinci anlamna benzer, tbnu 1-Arab dini er! adan iki ksma ayrr: Allah ka
tnda din ve yaratklarn katnda din. Allah katnda din, peygamberlerine indirdii
dindir. Bu din, eriatlarn formlarnda ortaya k aamalarnda birliini yitirmez.
Buna gre ilahi din birdir ve her zamanda o zamann peygamberinin eriatnn for
muyla gzkr. Btn eriatlar, o biricik ilahi eriatn suretlerinden baka bir ey
deillerdir (bu din dem ile balam ve Hz. Muhammed ile sona ermitir). O din,
son peygamberin eriatyla tamamlanm dindir. Halk, yani insanlarn katndaki din

151
Din

ise, Allah tarafndan gnderilmemi, halk tarafndan det edinilmi kanunlardr. Bu


kanunlar, ilahi hkme uygun olduklarnda Allah onlar eriat12 yapt eyler gibi
dikkate almtr. Bu ksma rnek olarak ruhbanl13 verebiliriz.

Din ikidir: Allah katnda, Allahn kendisine bildirdiinin ve Allahn bildirdiinin


bildirdii kimsenin katnda din; halkn katndaki din. Hak, bu dini de dikkate al
mtr. Allah katndaki din, Allahn setii ve halk dinine kar yksek paye verdii
dindir. Bu din u ayette dile getirilmitir: Allah katnda din tslamdr. tslam boyun
emek demektir. O halde din senin boyun emenden ibarettir. Allah katmdan olan
Allahn koyduu eriattr, ikinci tr ise halk katnda bilinen bir peygamberin rfte
bilinen bir yolla getirmedii nevamis-i hikemiyyedir [hikmet kanunlar]. Bu yzden
bunlar ilahi eriat ile birlikte ortaya kan hikmet ve dirlie uygun olduklarnda, Al
lah onlar kendi katndan farz kld eriat gibi muteber saymtr, (fuslis, 94 , 95)

Dinlerin birlii mi, tek din mi? Acaba Ibnl-Arab dinlerin birlii'4 grnde mi
dir? Onun dinler karsndaki tavr nedir? Dinlerin birlii ifadesi bnl-Arabinin e-
serlerinde yer almaz, terimi sonradan gelenler, byle bir eyi ilham eden sz ve dize
lerinden kartmlardr. Fakat bu sz ve iirleri incelemeden nce tbnu 1-Arabnin
dinler karsndaki gerek tavrn aklamak istiyoruz. Ardndan o tavrn nda,
sz geen dnceyi ilham eden sz ve iirlerini ele alacaz. ada aratrmaclar
kendisine syletmek isteseler de, bnl-Arabl dinlerin birliinden sz etmemitir.
stelik bnl-Arab tek dinin farkl ve ayr biimleri olmalar ynnden dinler ara
snda bir ayrma gider; sz konusu tek din, farkl dinlerin formlaryla zuhur ederken
farkllar. Din, demden Hz. Muhammede kadar tektir. Btn eriatlar ise inan
tohumlarna veya birbirine bal halkalara benzer. Fussul-Hikem, lbnl-Arabnin
dinlerin farklln ortaya koyduu en nefis kitaptr. Buna gre her peygamberin di
er peygamberlerin eriat ve hakikatinden ayr ve farkl bir eriat ve yntemi vardr.
Bylece birletirici hakikate veya cevmil-kelime ular ki, o da Muhammed
peygamberdir ve onunla bu tek din sona erer. Bir insan dinlerin birlii ile tek din
arasnda nasl bir fark bulunduunu sorarsa, yle cevap veririz: Bunlar zaman kav
ram ayrr. Din aslnda tektir ve Yahudilik, Hristiyanlk gibi dinlerin suretlerinde
farkllamtr. eyh-i Ekber dinlerin birlii fikrinde olsayd, bu zamanda da - k i bu
zaman Islamiyetin zamandr- gemi btn dinleri, gemi ve nceki bir hakikat
gibi deil, hali hazrda geerli bir hakikat olarak kabul etmek zorunda kalrd. O
halde tek din fikri, belirli bir zamanda sadece bir eriat benimsemeyi gerektirir. Bu
na yle bir rnek verebiliriz: Hristiyanlk dneminde Yahudilik gemi bir hkm
olarak kabul edilir, gemi bir hkm olarak ona inanmak gerekir. Fakat Hristiyan
lk devrinde Yahudiler Hristiyanlarla birlikte tek din mensubu saylmamlar, ak

152
Din

sine bu durumda Hristiyanlk gerek din, Yahudilik ise dinler tarihi kapsamna gi
rer. Ayn ey slam diniyle gemi dinlerin ilikisinde sz konusudur. lbnl-Arab
dinlerin birlii fikrinde olmamtr, bunun yerine tek din inancna iaret etmitir.
Bu tek din, belirli bir zamanda tek bir ariat kabul eder ki, o da devrin eriatdr ve
Hz. Muhammed ile sona ermitir. Bu bititen u sonu kar: Bu din, btn boyutla
ryla kuatclk zelliine sahiptir. Bylece Ibnul-Arabde grdmz ve ada
aratrmaclarn iddia ettikleri gibi dinlerin birlii fikrini artran her ifade, ger
ekte baka bir eye deil, Muhammed! dinin kuatclna iaret eder (bu meseleye
gelecek paragraflarda iaret edeceiz).

Sizden dininden dnp de len kimse15


Dinin en kapsamlsn inkr etmitir
nk o tek hakikat sahibidir
Baka bir yerden gelmi bir muhalifi de yoktur16
Tek dinin her eyi getirmi olmas onun eriatdr
eriat koyucudan hkmler o dinde byle gelmitir

nk o ifadesindeki zamir, dini gsterir. Allah yle buyurur: Her biriniz iin
bir yntem ve eriat kldk (5:48). Burada sizden her biriniz, mmetlere deil,
peygamberlere iaret eder. Hz. Peygamber yle buyurur: Sizden kim dinini dei
tirirse, onu ldrnz.17 nsanlar, bir Yahudi Hristiyan olduunda veya Hristiyan
Yahudilii setiinde ldrlp ldrlmemesi konusunda gr ayrlna d
mlerdir; halbuki onlardan birisi Mslman olduunda byle bir gr ayrl
sz konusu olmamtr. nk Hz. Peygamber insanlar slama davet iin gelmitir.
ekilci limler, Yahudi ve Hristiyanlarn dinlerini slam ile deitirmelerinin art
olduunu dnmlerdir, bize gre byle deildir: Hristiyan ve btn Ehl-i Ki
tap,18 Mslman olduklarnda dinlerini deitirmi olmazlar; nk Hz. Muham-
mede iman ve onun eriatna girmek, Ehl-i Kitabn dinlerinde de vardr. Hz. Pey
gamberin risaleti herkese yneliktir. O halde din ehlinden hi kimse Mslman ol
duunda dinini deitirmi olmaz, ( ftliht , v:i3i)

bnl-Arabde dinlerin birlii gr bulunduunu iddia edenler genellikle bu ko


nuda mehur olmu u iki ifadeye dayanmlardr:

Yaratklar lah hakknda inanlar ortaya koymular


Ben ise onlarn inandklarnn hepsine inandm [veya tanklk ettim].9 ( f th t ,
111:132)

Kukusuz kalbim, her sureti kabul etmitir.


n sna, ruhbann manastr
Putlar iin ev, tavaf edenin Kabesi

153
Din

Tevratn levhalar, Kurann mushaf


Sevgi dini ile dinlendim, onun gereklerine yneldim
Din, benim dinim ve imanmdr. (t e r c m a n , 4 3 -4 4 )

imdi, bu iki metnin dinlerin birliine mi iaret ettiini ve tbnl-Arabnin bu ifade


lerinde neyi kastettiini genel dncesine dair bilgimizden hareketle greceiz.
bnl-Arab birinci metnin btn inanlar ieren makamdan, baka bir ifadeyle
Makam- Muhammediden olduuna iaret eder (f t h t , 1 1 1 :1 3 2 ) . Bu iaret, bnl-
Arabnin szn ettii eyin dinlerin birlii deil, Muhammedi eriat benimseyen
kimsenin zorunlu olarak nceki btn dinlerin akidesine de sahip olacana dikka
timizi eker. nk slam ncekileri ortadan kaldrmaz, onlarn tamamlaycs, yet-
kinletiricisi ve hatmi [mhr, son] olarak gelmitir. Muhammedin makam da, b
tn itikatlar kuatr; nk hatem olmann zellii ihatadr. Muhammedi eriat, b
tn eriatlarn hatemidir, dolaysyla hepsini ierir. Hz. Muhammede iman etmek,
bir yandan saya (a.s.), Musaya (a.s.), Davuda (a.s.) ve btn peygamberlere inan
may da gerektirirken, te yandan onlara gerekten inanmak, bu tek ilahi dinin bir
parasdr. Sz konusu tek din, slam eriatnn suretinde kemle eren dindir. Msra
n birinci blmnde lbn'l-Arab inanlarn ilah (bkz. n a n la n la h ) fikrini ortaya
koyarken, ikinci ksmnda btn bu inanlar kabul ettiini teyit eder. Baka bir ifa
deyle lbnl-Arab Muhammedi makamn btn inanlar ihata eden ve hepsini ku
atan Muhammedi eriatn sahibi olduuna iaret eder. kinci metni anlayabilmek i-
in iki noktaya iaret gerekir; a) Sofilerin bilgi grleri u noktada odaklar; Sfi,
kalbini arndrd lde bilgiler o kalpte gerekleir,20 hatta ilahi ilme yatknlk
(dier ilimlerin aksine) kalbin armmlm ve her eyden boaltlmasn gerektirir.
Halbuki insann abasyla elde edilen ilimler ise kltr ve tahsilin yksekliiyle pa
ralel olarak ykselir, b). bnl-Arab'ye gre her uzvun yetkinlii, yeni deerler
meydana getirmek ve ona verilmi eyleri gelitirmek deil, mutlak edilgenlik ve tam
alclk haline dnmededir. O halde birinci ksmda lbnl-Arab btn suretleri ka
bul edici hale gelmesi ynnden kalbinin kemle ulatna iaret eder. te tam ka
bul edicilik, kalbin kemlidir. Metin aktr: her sureti kabul etti anlamnda kabile
deil, kabul edicidir anlamnda kabil denilir. lbnl-Arab kendi durumuna iaret
eder, iir, dinlerin birliini ifade etmez, bilakis ondan bnl-Arabnin ulat ma
kam kastettiini kartabiliriz. Sz konusu makam, baka herhangi bir ey deil, sa
dece tam alclk makamna ulaan kalbin kemlidir. Fakat bnl-Arabyi kalbinin
her sureti mutlak anlamda kabul edici olduu bir mertebeye ulatn sylemeye
sevk eden ey nedir? Bu sorunun cevabn bnl-Arabnin son msranda bul
maktayz: Bize gre msran ekirdei, De ki: Allah seviyorsanz, bana uyun ki, Al

154
Din

lah da sizi sevsin (3:31) ayetinde bulunur. te sevgi dini, ayette iaret edilen sevgi
dir. bnl-Arabinin ben onun gereklerine yneldim ifadesine gelince: Ayet, ak
bir ekilde uymann ynn ve ieriini tanmlamam, onu Hz. Muhammede ba
lamtr. Bylece bir adan alan, yani uyma alan olabildiince genilerken (Kuran-
Kerim, Snnet, Hz. Peygamberin eriatndan renmi olduumuz her eye uymak),
te yandan olabildiince daralr (Allah sevgisini kazanmann tek yolu vardr, o da
Hz. Muhammede uymaktr). O halde lbn'l-Arab unu ortaya koyar: Kalbi btn
suretleri kabul edici hale gelmi, Bylece dini sevgi dini olmutur. Bu din, istedii
ekilde tecelli etsin. Halbuki O sadece Hz. Muhammede uymak eklinde tezahr
eder.

NOTLAR:

' Tefsire: Mukatil b. Sleyman Kuran- Kerim'de din kelimesinin eanlamls bulunduunu belirtir:
tevhit, hesap, hkm. Bkz. Exegese coranique, s. 148.
2 Bkz. Exegese coranique, s. 148.
3 Bkz. Cami, erh-i Fussul-Hikem, c. II, s. 22.
4 Genellikle lbn'l-Arablde yeni bir anlam kazanmam kelimeleri gz ard ediyoruz, fakat din kelimesi,
yeni bir anlam kazanmam olsa bile, ehemmiyetini kazanmtr. lbn'l-Arab ona mstakil bir fas tahsis
etmitir (sekizinci fas).
5 Bkz. Cezann anlam. lbn'l-Arab, Fussu'l-Hikem, c. II, s. 102.
6 Bkz. Hadis Dizini, no. 22.
7 Mrik semav kitab olmayan kimsedir; bu nedenle de kitap ehlinin zdddr. Bkz. el-Ftuht'l-
Mekkiyye, c. IV, s. 131.
8 Ahiretteki hesabn gayesi Cennete girmeye hazrlktr. Cennete girmek imknsz ise hesabn anlam
kalmaz. Allah irki balamayacana gre (4:8), mrik hibir zaman Cenete giremeyecektir. $u halde
onun hesaba ekilmesinin bir anlam yoktur.
9 Din burada iki ynl tek hakikat olarak ortaya kmaktadr: Hak ve halk. Fakat halkn rol -IbnT-Ara-
bnin olumluluk ilham eden cmlelerine ramen- ieriinde olumsuzlamaya devam eder. nk hal
kn fiilinin z olan boyun emek, eziklik, kulluk ve olumsuzlamadr. nk burada halk, egemen o-
lan ilahi ismin deimesine gre hkmlere konu olan bir bakalama mahalline dnmektedir ve bu
bakalamaya boyun eer.
Molla Cm'nin 'din' kelimesinin anlamlarndan 'boyun emek hakkndaki gr iin bkz. erh-i
Fussul-Hikem, c. II, s. 22.
" lbn'l-Arab bu sevgiye Sev dinini benimsedim (Tercman, s. 44) diye iaret eder.
12 yi bir adet balatan kimseye mkafat verilmesi de bu kabildendir. Bu konudaki hadis iin bkz. lbn
Mace, Snen. Mukaddime, s. 14.
3Bkz. Muhasibi, er-Riaye, s. 38.
4HaIlac'ta dinlerin birlii hakknda bkz. Mustafa Hilmi, Kitabul-Hayatir-Ruhiyye fil-lslam, s. 121.
15Metinde yemutu eklindedir, ancak bunun bir yazm hatas olduu iirin lsnden de bellidir.
16Bkz. V ah ld.
7 Hadis Dizini, no. 22.
8Ibnl-Arabye gre din sadece kitap ehline aittir, mriklerin dini olamaz.

155
Direk

19Afifi tbnl-Arabnin dinlerin birlii fikrinde olduunu iddia ederek, yle der: Vahdet-i vcd dn
cesi, tbn'l-Arab'nin kalbine hkim olur ve bununla varlk, itikat, estetik ve ahlak alanndaki her eyi
aklar. Bu balamda, mesel varlk alanndaki dnceleri akladmz tarzdadr tikat alannda ise -
ki bu, dindir- biimleri ogalsa ve farkllasa bile btn dinlerdeki mutlak anlamda Mabudun bir oldu
unu dnr. nk bu suretlerde ve biimlerde tecell eden Haktr. Kmil arif de, tecelli ettii btn
suretlerde Hakk bilen kiidir. Arif olmayan ise sadece kendi inancnn suretinde Hakk tanr ve baka
snn inan suretinde Hakk inkr eder. Bunun iin lbnl-Arab, dinlerin birlii ve btn dinleri kendi
sinden bakasna ibadet edilmeyen bir tek mabuda ulatran yollar olarak kabul fikrine arr. Bu ba
lamda yle der:
nsanlar ilah hakknda inanlar ortaya koymulardr
Onlarn iddia ettikleri her eye ben inandm
Hak onlarda farkl suretlerde gzknce
Grdklerini benimsemiler ve inkra kalkmamlar
Kukusuz, sadece muvahhi eriat mazurdur
Mrikler ise ibadet etmi olsalar bile bedbah olmulardr
(Afifi, el-Ftht'l-Mehkiyye li-Muhyiddiml-Arabi [slam Dncesi zerine Makaleler, ev. Ekrem Demir
li, z Yaynclk] s. 167). Kanaatimize gre Dr. Afifi, varlk dzleminde iki ifade arasndaki farkll gr
mezden gelerek, tbn'l-Arab'nin btn dinlerde mabud tektir ifadesinden dinlerin birlii fikrine inti
kal etmektedir. Birincisi mabudun tekliini, dieri ise dinlerin birliini dile getirmektedir. Mabudun
birliine gelince, bnl-Arab bunu sklkla belirtir ve daha ileri giderek, tapnlan her eydeki gerek
mabudun Allah olduunu vurgular.
20Bkz. mm ilik.

D i r e k ["Direk" anlamndaki a m e d kelimesinin kk harfleri olan] ayn, m im ve d a l tek


kktr ve bir anlama dnen pek ok alt anlama sahiptir. Sz konusu anlam, "dikine
veya yatk, bir eydeki doruluk" demektir. Ayn ekilde, dncede ve "bir eyi iste
medeki doruluk" anlamnda kullanlr. A m ed , "bir eyi tutan ve zerine dayand di
rekle dorultmak" demektir, (m u c e m )
ss>-
Direk Kuran- Kerim'de zikredilen szlk anlamyla geer, fakat grlmeyen bir eydir. Onun duyulur bir
ey olmadn syleyemeyiz, bazen grlmedii halde duyulur olabilir.

Allah gkleri grmediiniz bir direk ile ykseltmitir. (13:2)

bnl-Arab lemin nizamn koruyan ve yok olmaktan engelleyen bir direin varl
ndan sz eder. Bu direk, duyulur deil, manevi bir direktir. Sz konusu direk, le
min sayesinde yaratlm olmas ynnden insandr. Bylece lem insann var olma
syla var olur ve ahirete gmesiyle o da ger. u halde insan lemin direidir.1

Menziller felei, Allahn yeryzndekilere merhameti nedeniyle yerin zerine d-

156
Diri Gnah

mein diye g kendisiyle ayakta tuttuu direktir, (fht, i:436 )

Direk, tutan demektir. Bir eyin ayakta tutulmasna neden olan ey, o eyin tutam
dr; bir eyin mevcut olmasna neden olan ey, var olan eyin sebebidir, (ftht, c.
1.4)

Direk, insandr, (ftht, U2S)

Mnlar misal leminde cesetlenir ve mterek cisimde suretler olarak zuhur eder
ler. Mesela din kayt, bilgi st, insan ise direk suretinde cesetlenir. (tercman, 92)

bnl-Arab diree insan trnn kmili anlamn verdii gibi, burada ise piramitsel
bir ekilde (Ferd, Veted) bu cinsin kmiline (Hz. Muhammed) doru aama aama
ktn grmekteyiz ve direk kavramn sadece ona tahsis eder.

Ferd, himmetiyle Allahn lemi koruduu kimsedir, (aktab, 119)

Drt direk ile Allah lemi ayakta tutar, (kuds, 101)

Hak peygamberlerden eriat sahibi olanlar semi, yaratklarndan da bir tek kiiyi
semitir. Bu tek kii, hem onlardandr ve hem de deildir. O btn yaratklarn
zerinde hkmrandr. Allah onu bir direk2 yapm ve varln kubbesini ona da
yandrmtr; o tek kii, Allahn peygamberi Muhammeddir (a.s.), (ftht, i:74)

N O T LA R :

1 Ayn anlamda Abdlkerim el-Cl "nasut leminin koruyucusu" anlamnda hafizul-lemir-nasuti deyimi
ni kullanr. Bkz. tnsan- Kmil, s. 28.
2 Direk (amed) hakknda bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. II, s. 340; el-FtuhLl-Mekkiyye, c. III, s. 424;
Fussu'l-Hikem, s. 38.

D ir i G n a h bkz. is m e t

D i i (Havva ve Levha) Dilci Hall yle der: "Dii erkein zdddr. Klcn keskinlii krel-
diinde seyf e n isi'l-h ad id [krelmi kl] denilir."1 ( m u c e m )

Dii, Kuranda belirtilen szlk anlamyla geer:

Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir diiden yarattk ve gruplara ayrdk. (49:13)

s?-
bnl-Arab insan hakikatinin iki vehesinden birisi olarak kadna baktnda onu
erkein yars diye grr. O da erkein ulat makamlara, mertebelere ve zellikle
re ular, bunlara Kutupluk mertebesi de dahildir, insanlk hakikati2 btn ierik ve

157
Dii

hkmleriyle erkek ve diiye verilen biricik hakikattir. Bu yzden erkek ve dii ikin
ci anlamda greceimiz gibi ancak netice kartmada birbirlerinden ayrlrlar.

Btn bunlar (hilafet, keramet) kadn ve erkeklerin ortak olduklar hallerdir ve ka-
dn-erkek Kutupluk da dahil btn mertebelerde ortaktrlar. Hz. Peygamberin
Kadnlar erkeklerin yansdr"3 hadisi olmasayd devlet bakanlnda da kadnlar
ortak olabilirdi. Baka bir ifadeyle erkein ulaabilecei btn makam, mertebe ve
zelliklere Allahn diledii kadnlar da ulaabilirdi. ( fTht, i:B9)

Her insann halife olmas Hz. Peygamberin her biriniz oban, hepiniz gttkleri
nizden mesulsnz4 hadisinden kar. Bu durum sadece erkek olmayla snrl de
ildir. Bu yzden kadn ve erkek her birimiz kmil olabilir; nk insanlk erkek
lii ve diilii ierir. Erkeklik ve diilik insanln hakikati deil, iki arazdr. Bunun
la birlikte insanlk hakikatinden baka birtakm sonular da kar. (n sa n , s. 2 )

Havva demden yaratlmtr, dolaysyla onun iki hkm vardr: kayna nedeniy
le erkeklik ve dolayl olarak da diilik, (ftht, iv:84)

Ibnl-Arab insanlk hakikatinden ortaya km olsa bile ayr ve bamsz bir haki
kat olarak ona baktnda kadn, zel birtakm niteliklere dnr, bunlarn btn
kadn veya diiyi oluturur: Buna gre dii veya Havva etkenlik zelliinin (erkek]
karsnda edilgenlik ve yaratma mahalli veya zelliidir. O icmal mertebesi (erkek-
dem) karsnda ayrma mertebesidir. Bylece kadn, zelliklerine sahip olann -
erkek 5bile olsa- dii haline geldii mertebeye dnr:

Kadnlar yaratma mekndr ve insanda etkin olmaldr; bu nedenle fiilini yerine ge


tirecei bir mekn bulunmaldr, insann kemli kendisinden yetkin bir eyin orta
ya. krcasm geektlcft. tn.sa.tuzi vatl'..ndm ia.b.'a. yttVAn tv: yaj ytsk&K -r idatfatij -
la insann kemlinin gereklemesi Allahn bir mekn olarak yaratt kadnda
mmkndr. Kadn kendisinden kazand edilgenlikle erkein bir parasdr. Ka
dn bir hadiste belirtildii gibi erkein kaburgas6 olduu iin kadnda meydana ge
tirilen ey erkein kendisi olmutur. u halde, erkekten kendisinde ve nefsinde
kendisi gibi bir ey ortaya kmtr, (ftht, i:505)

Havvann dem karsndaki yeri oalmann ve evlatlarn ortaya k mahalli ol


maktr. ( F T H T , 111:88)

Kadnlar her trn benzerlerinin ortaya kmas iin reme ve edilgenlik mahalli
dir.7 ( F T H T , IV:s. 454)

Erkek karsnda kadn ilahi emir karsnda doa gibidir. lahi emir iin doa ci
simlerin ortaya kmas iin bir mahal olduu gibi, kadn da ocuklarn var olduu

158
Dii

mahaldir; sz konusu cisimler tabiatta oluur ve ondan ortaya karlar. Doa ol


makszn salt emir bir ey meydana getirmedii gibi, emir olmakszn doa da bir
ey meydana getiremez. O halde i her ikisine birden baldr. Doann konumunu
anlayan kadnn konumunu da anlar.8 ( f t u h a t , i:9 0 )

Erkeklik asl -demdir-, diilik ferdir -o da Havvadr. Kurann srlar hakknda


yazdmz el-Cem vet-Tafslde9 bu konuda yeterli aklamada bulunduk. Ksaca
dem btn zellikleri toplayan, Havva ise ztlar ayrtrandr. nk o fiil ve e-
kin mahallidir, (ftht, 1:65)

Bizler Hakk'n bizde meydana getirdii eyler iin diileriz


Allaha hamd olsun! lemde adam diye bir ey yok
rfn adam dedikleri hi kukusuz
Diilerdir; onlar benim nefsim ve emelimdir, (ftht, iv:445)

Son paragrafta diiliin fil-Hak mertebesi karsnda edilgen-halk [lem] mertebesi


ne dntn grmekteyiz. Ontolojik adan meseleye baktmzda kadn klli
nefstir. Bu ynden kadn ilk nefstir. Her ilk kendisinden sonra meydana gelmi ey
lere sirayet eder .10 Buna gre kadn leme sirayet eden diiliktir, baka bir ifadeyle
tikel nefslere sirayet eden ve zellikleri kadnda aka ortaya kan klli nefstir.
Klli nefs olmas ynnden kadn Yce Kalemin [dem-erkek] yardm ettii ko
runmu Levhadr.

Kadn hakknda yle denilmitir: Kadn tmel nefstir. ( e s f a r , 43)

Kadnn erkeine sevgisi parann btne, ferin aslna, yolcunun vatanna zlemi
gibidir. Erkein kadna sevgisi btnn parasna sevgisidir. nk o para saye
sinde kendisine btn ismi verilmitir. Para ortadan kalkm olsayd o ismi ala
mazd. Ayrca bu sevgi asln ferine sevgisidir. nk asl ferine yardm eder, fer ol
masayd asl iin yardm etme zellii ortaya kmazd, (ftht, i:88)

NOTLAR:

1 Yani yumuak. Zdd seyj-i zehir (erkek kl), yani sert kltr.
2B kz. nsan.
3 Bkz. Dizin, no. 16. Erkeklerin kadnlardan bir derece sn olduuna iaret eden ayeti yorumlay iin
bkz. bnl-Arabt el-Ftht'l-Mekkiyye, c. III, s. 87.
4 Bkz. Dizin, No. 10.
5 bnl-Arabde kadn ve erkek konusunda bkz. lbnl-Arab, Fussul-Hifeem, (Muhammed Fass), s. 214.
Burada lbnl-Arab kadnlarn Peygambere sevdirilmesinden ve erkein Hakk kadnda mahedesi
nin en yetkin mahede -nk bu durumda fil-mnfil [etken-edilgen] oluu ynnden mahede
edilmektedir- oluundan sz eder; Tercmari-Evak, Giri, s. 7 vd. Burada kadn, snrl gzelliiyle
mutlak gzelliin ifade edildii bir simgeye dnr. lbnl-Arabnin kadna verdii derece ve nem
pek az sfi tarafndan verilmitir: Hak kadnda mahede edilir, Hakka ondan gidilir. Bu durum, vah-

159
Divan

det-i vcdu benimseyen bir retide artc deildir: Sadece Zt, o Ztn isimleri, sfatlar ve tecellile
ri vardr. Tecellide Hakk' mahede ederiz ve ondan Hakka gideriz; Ebl-l Afifi, A zra fi-H ayatis-
S/i, Mecelle Hilal, s. 1947; lbn'l-Arab, d-Fthtl-Mekhiyye, c. III, s. 87; Kitabul-Elif, s. 8; M enzul-
Kutub, s. 13.
6 Acaba kadn erkein kaburgasndan m yaratlmtr? Kuran- Kerim byle bir eye iaret etmez, stelik
kaburga kelimesi Kuran- Kerimde gemez. Kuran- Kerimin kadnn yaratlmas hakkndaki aklama
s, onu tek nefse nispet etmekten ibarettir (7:189, 31:28, 39:6). Bu konudaki hadislere gelince: imam Bu
har, deme veya baka bir erkee izafe edilmeden, kadnn kaburgaya benzetildigi birtakm hadisler
rivayet etmitir: Kadnlara tavsiyede bulununuz: onlar kaburgadan yaratlmlardr" (Buhar i, c. IV, s.
161). Kadnlar kaburgaya benzerler (Buhari, c. VII, s. 33). Kadn kaburga gibidir: dzeltirsen, krarsn, b
rakrsan eilir (Buhari, c. VII, s. 33).
7 Kadnn edilgenlik ve yaratma mahalli oluuyla ilgili bkz. d-Ftht'l-Mehkiyye, c. IV, s. 150, c. II, s. 471.
8 Bkz. lem in Y ce -B y k A nas.
9Kitabul-Cem vet-Ta/sl f-E sra r Meanic-Tenzil. 64 ciltlik Kuran- Kerim tefsiri. Her ayet ynden yo
rumlanr: ilki cell ynnden, kincisi ceml, ncs ise keml ynndendir. Bkz. Osman Yahya,
Hisl. Et dass. R. G. s. 172.
10Bkz. Evvel- h lr.

D i v a n "Sayfalarn toplam" demektir. Eb Ubeyde yle der; "Kelime Farsadr ve


Arapaya gemitir." Ibn Sikkt yle der; "Kelime divan eklindedir, baka bir okunuu
yoktur." Kissai ise, devan eklinde olduunu iddia etmitir. Sibeveyh de byle aktarm
ve yle der: "Divan kelimesindeki vav, ye'den sonra gelse de, seyyid kelimesinde oldu
u gibi illet harfi deil sahih harftir. nk divan kelimesindeki y lazm harf deildir.
Kelime devvent kelimesinden 'faal' sigasnda bir isimdir." Cevheri, yle der: "Divan
kelimesinin asl, divvan'dur. Kelimedeki iki vav'dan birisiye harfine dnmtr; nk
kelimenin oulu devavin eklindedir." bn'l-Esir ise yle demitir: "Askerlerin ve zen
ginlerin isimlerinin yazld defterdir. lk divan tutan, mer'dir. Kelime Farsa kken
lidir ve Arapaya oradan gemitir." (Us a n )

lbnl-Arab devrinin kltrnden ve yaayan dilden kopuk bir insan deildi. 1b-
nl-Arabnin yaad H. VI. asr, daha nceden slama sirayet etmi, devlet ve kl
tr anlaynn geliimine ve idari tekilatlarn olumasna katk salam Hellen kay
nakl dncelerden etkilendii ve onlar iselletirdii bir dnem olarak tebarz et
mitir. Belki de divan lafz, kaynan bu kltrel-dilsel ortamda bulabilir. Divan
lbnu 1-Arabde, iki anlama gelir: a) Kaydn yapld yer. b) Herhangi bir ite mesul
ve sorumlu saylan merci, sz gelii muhasebe divan gibi. Muhasebe divan, kullarn
hesabinin alnmasnda mercidir ve her hesap ii ona dner. Allaha izafesinde, yani
divan- ilahi terimi anlamn Hakka izafesi ynnden almaz, bunun yerine metnin

160
Divan

verdii ikinci bir izafenin varln daha aratrmalyz. Sz gelii, divan-i ilahi-i
vcd, anlamn Hakka deil, vcda [varlk] tamlama olmakla kazanr. Bylece
divan-i ilahi-i vcd deyimi, Yce Kalem ve lk Akldan son var olana kadar, var
lktr ki, sz konusu olan onlarn ahslar deil, mahiyetleridir.

Bu blmn ierdii tecelliden (gne tecellisi) neyin kastedildiini akladm. Bu


nun faydalan sayszdr, onlar zikretmeye kalksaydk, hi bir divana smazd.
(F T H T, 11: 6 5 7 )

Edep kelimesi yemekte toplanmak" anlamndaki me'debe kelimesinden tretilmi


tir. Ayn zamanda edep, btn hayrlar toplamak demektir. Allah kulunu dnya
da alan ve toplayc yaratmtr; kendisi iin belirledii her eyi onun adna top
lar. Dolaysyla Allah insan toplamak iin yaratmtr. Allahn emrettii eyleri
toplar ve derlerse, bu durumda sait olur, creti de, bizzat topladdr; bununla
birlikte Hak, adalet ve emanetiyle onu ver. ayet kt bir kul ise, emanetine iha
net etmitir. Dolaysyla efendisine dnp, muhasebe divamnda yerini alp, divan
ehli de hesaba ekmek iin oturduklarnda, hesabndaki gl grr, (f t h t ,

11: 6 4 0 )

Divandaki muhasebeciler, kulun kendileriyle olan hakkn zp, iinin gereini


yerine getirirler. Bunun ardndan kulun ii Allaha dner, (f t h t , i v :3 0 2 )

Btn vris ve arifleri vkf klan beni de vkf klm, mahede ve bulunma yerle
rinde, ilahi srlara ulatrm, kef ve zuhur divannda sabit klm, sidretl-mnte-
ha ile Beyt-i Ma'mur arasnda gidip gelmemi salamtr. Oras sddklk derecesi
dir. ( M E A H D , v r. 4 )

Hahi-vcdi divann balangc lk Akldr; lk Akl, Kalem'dir. mam kitap, o da


Korunmu Levhadr. Sonra katipler Kalemleriyle divandaki yerlerine inerler. Her
katibin bir Kalemi vardr. Bu durum Isra hadisinde Hz. Peygamber tarafndan belir
tilmitir; yle bir mertebeye ulatm ki, kalemlerin hrtsn1 iitmekteydim." Di
vann2 en banda bulunan Yce Kalemde hibir eyin silinmesi sz konusu deil
dir, ondaki her ey sabittir. O , Hakka ykseltilen eydir. Katiplerin elinde bulunan
larn bir ksm, Allah tarafndan silinir, bir ksm sabitlenir.3 Neyi silip neyi braka
caklar, Allah elilerinin Hakkm silinmesini veya braklmasn istedii eylerle ilgili
Divanm bandan onlara ulatrdklar buyruklara gre belirlenir, (f t h t , i v :2 8 7 )

NOTLAR:
' Bkz. Dizin, no. 23.
1 bnl-Arab'de Divan iin bkz. el-Fthl'l-Mekkiyye, c. IV, s. 302, 305.
3 (13:39) ayete telmih.

l6 i
D o ru Y o l

D o ru Y o l bkz. S r a t - M s t a k im

D o l u n a y [Dolunay anlamndaki bedr kelimesinin kk harfleri olan] ba, dal ve ra iki


kktr: Birincisi "bir eyin yetkinlii ve doluluu", kincisi "bir eye doru komak" de
mektir. Birinci anlam Araplarn tamamlanm her ey iin syledikleri faedr'dir; dolunay
[bedir] da tam ve doluluu nedeniyle bedr diye isimlendirilmitir. Onbin dirheme de
bedr denilmitir; nk o saynn sonu ve tamldr. Dolu gz anlamnda aynn bedre-
tn denilir, (m u c e m )

Bedir Mekke ve Medine arasndaki bir sudur. Bu su Bedir adndaki bir adamnd ve onun adyla isimlen
dirilmitir. Bedir Kuranda sava alan diye geer:

Siz zillet iindeyken Allah Bedirde size yardm etmitir. (3:123)

Ayn belirli bir dnemindeki ismi olan dolunay ise, Kuran- Kerim kaynakl deildir.

SP"
Bedr veya oulu ebdr lbnl-Arabnin tecelli, nur ve hilafet grlerinin bir yn
n aklamak iin yararland benzetmelerden birisidir. Buna gre n kayna
olan gne ayda ortaya kp onu btnyle aydnlatt ve belirlediinde ay bedr
diye isimlendirilir. Allah da isim ve hkmleriyle halifenin zt zerindeki en kmil
tecellisinde Ebdr [en parlak], halife ise Bedirdir.

Allahn kendisinde hkmyle tecelli etmesinin bir rnei olarak leme yerletirdii
dolunay (ebdr) lemde Allahn isim ve hkmleriyle zuhur eden Hakkm halifesi
demektir. Gne de ayn ztnda gzkr ve onu btnyle aydnlatr ve bu du
rumda dolunay diye isimlendirilir. Bu durumda gne kendi ztm bedrin ztnn
aynasnda grr ve ona bedir diye isimlendirilmesini salayan bir nur giydirir. Hak
da kendisini halifesi olan kimsenin ztnda grr. Bylece halife lemde Allahn
hkmyle hkmeder. Allah yle buyurmutur: Ben yeryznde bir halife yarata
cam (2:3). Allah ona btn isimleri1 retmi ve melekler kendisine secde etmi
lerdir.2 nk o meleklerin Hakka secde ettiklerini bilmekteydi. Bilindii gibi hali
fe kimin adna halife olduysa onun zelliiyle ortaya kar ve bu durumda hkm
ranlk kendisini halife yapana aittir. Tanr, Eb Yezid el-Bestamye yle demi:
Halka benim iki sfatm ile gzk! Bu durumda seni gren beni grm, sana hr
met eden bana hrmet etmitir.3 Allah gne ile birlikte bedii [dolunay] ilahi hila
fetin bir simgesi yapmtr, (f t h t , i:556)

NOTLAR:

1 deme isimleri retti (2:31) ayetine telmih.

162
Dostluk

2 Onu tesviye edip ruhumdan flediimde (38:72) ayetine telmih.


3 Bkz. Abdurrahman Bedevi, atahat-1 Sfyye, s. 116.

D o s t l u k [Dostluk anlamndaki hullet kelimesinin kk olan] hil ve hillet "kardelik" ve


"dostluk" demektir. Hullet de erkek-dii, oul-tekil, dost demektir. Hill veya hull, "sa
mimi arkada" demektir, ( m u c e m )
S9"

Hullet bir yerde dost [halli] anlamnda zikredilmitir:


Ne dostluun [hullet] ve ne de efaatin fayda vermedii gn gelmeden nce. (2:254)

S9

Dostluk' brahim Peygamberin makamdr ve birisi dierinin neticesi olmak zere


iki temel zellikte tezahr eder: a) Dostluk makam Hakkm kula [nafile ibadetlerle
Hakka yaklamann neticesi], kulun Hakka [farz ibadetlerle yaklamak] nfuz [ta-
hallul] ettii makamdr, b) kinci zellik ise ilkinden kar. Tanr dostluk makamnda
en kmil mazhara, yani kula tecelli ettiinde, kul ilahi zellikle nitelenmi olarak or
taya kar, merhameti genelleir ve iyi ve ktsyle btn yaratklar kuatr. Bu ma
kam brahim peygambere ait olsa bile slik onun yoluna uymakla bu makama ula
abilir. Bylece slik brahim peygambere nispet edilir ve ona brahime mensup an
lamnda brahim! denilir. Nitekim veliler peygamberlere nispet edilirler ve her birisi
iin Musev, sev, Muhammed vb denilir. Makamn sahibi peygamber, makama u-
laan slikten ayrlr: Sz konusu olan zellik peygamberde tezahrnden nce bu
lunur, hatta peygamberde tezahr o zelliin varlnn neticesidir; halbuki slik,
sfatn mazhar olan fiil araclyla o nitelii elde etmeye alr. Sz gelii dostluk,
brahim peygamberin zelliidir ve bu zelliin varl peygamberdeki tezahrn
den ncedir. Peygamberin amelleri de niteliin nceden var olmasnn neticesidir.
Halbuki tbrahim makamna ulamak isteyen slik, belki Allah onun zelliini kendi
sine de ihsan eder diye, brahim peygamberin izinde yrr,2 detine uyar.

Allah bilmek kulun paralarna yaylp blnmez her parasn kapsar. Bu arif, b
tn paralaryla birlikte Allah! bilen kimsedir. Byle olmasayd paralar dzene
kavumam ve terkibi ortaya kmam olurdu. Btn iler mn, duyu ve hayal
dzeyinde Allah sayesinde dzene girer, insan zikrettiimiz hususu anlayp vecd ve
mahede yoluyla o bilgiye erdiinde dost olur. Bu makama ulaann leme yerle
mesi Hakkm bir zelliidir, (f t h t , i: 3 6 2 )

Bu makam elde etmek ve Rahmanm dostu olmak isteyen gnahkar, itaatkar,

163
D rt K u

mmini, kfiri, iyisi ve ktsyle Allahn btn yaratklarna kar iyilik yapmal
dr. Ayrca merhametinin genellii ve ihsannn kapsayclg nedeniyle gc yettii
halde btn lemde adaleti tatbik etmelidir; stelik bu adaletin kendisinden oldu
unu da insanlara hissettirmemelidir. Kul bu hale erdiinde Hak ile dostluu geer
li hale gelir. Halilin hali de byledir, o, bsbtn merhamettir. Artk sen de bra
himin zelliklerini aratr ve onlar yerine getir! Belki Allah seni de onun bereketiy
le rzklandrr. ( f th t , 11:362-3)

NOTLAR:

' Leta/til-A'lm'da vahdet-i vcd pirlerinin tanmlad kadaryla hulleti yle aklayabiliriz: Avamn
hllesi, Hak ve halkn bir sfatlaryla sfatlanmas demektir. Sekinlerin hulleti, kulun Hakkn sfatlary
la ahlaklanma yoluyla zuhur etmesidir. yle ki kul, beerilik sfatlarndan arnp, hakikatinin sfatlaryla
bezenmeye alr. Ayrca kul, Hakkm sfatlarnn kendisiyle zuhur etmesiyle gerekleen tecelliye arzu
duyar. Kmil hullet, zti mnsebettir. Bu mnsebet, Hakkn sfatlaryla tam olarak tahakkuk etmeyi
gerektirir (Letaif, s. 78).
2 Bkz. A yak/A ya zerin d e Olm ak.

D r t K u Tayr kelimesi (tekili tair, taire), ku srs demektir.

Tayr Kuran- Kerimde szlk anlamyla geer:

zerlerinde saf saf uan kular grmezler mi? (67:19)


Ona flerim ve Allahn izniyle ku olur. (2:49)

S?"
bnl-Arab! drt varlk mertebesine drt ku ismiyle iaret eder. lbnl-Arab bu
simgesellii anlamsz yere yapmaz, ku ile mertebeyi yaknlatran bir zellik nede
niyle bunu yapar. Bu drt ku, Anka, Gvercin, Karga ve Kartaldr.

Bu risaleyi htihadu'l-kevmje-hazreti'l-ehadil-ayniyye diye isim lendirdim , onda insan


aacn ve drt ruhsal kuu inceledim. (TThad , ho)

Sen nerede, bilinmez Anka nerede? Sen nerede, talanm Gvercin nerede? Sen
nerede simsiyah Karga nerede? Sen nerede, gl Kartal nerede? (TThad , 142)

Bkz. A n k a , G v e r c in , K a r g a , K a r t a l.

D r t / D r t l e m e bnl-Arabnin say konusunda yetkin bir teorisi vardr, her say,


varl yorumlayan ve aklayan ahenkli bir felsefede yerini alr. Saylara gre drt
veya drtleme, varl belirleyendir. Ibnl-Arab Allahn varl drt zerine kurdu
unu dnmtr: Her mevcut, var oluunda drde dayanr. Bunun nedeni, drt

164
Duhan

saysnn ierdii kapsayclktr. tbnl-Arab drtlemenin her trl varlk binasn


nasl muhkemletirdiini syle aklar:

Varlk drt zerine kuruludur: lem hakikati ynnden cisimlik ve ruhani sure
tinde drt rkn zerine kurulmutur. Buna gre lem tabiat asndan drtgen
olduu gibi, ruhsal adan da drtgendir. O cesedi ynnden drt unsurdan mey
dana gelmi drt tabiattan olumu; ruhu asndan ise baba, ana, fleme ve yne
liten meydana gelmitir. Bylece rahmet leme drt ynden gelmitir, ( f th t ,
111:261)

Meleklerden bir ksm Allahn drt kuvvet verdikleridir ki, bu nihayettir. nk


varlk -eklem e olm akszn- drt zerine kuruludur. u var ki her kuvvet, saysn
sadece Allahn bildii kuvvetleri ierir, ( ftht, i:209)

Drt kuatc saydr, nk yalnlarn bileimidir, ( f th t , bs, 657)

Bir terkibin drtten fazla kkten meydana gelmesi mmkn deildir; nk drt
saylarn kkdr. Artk dilediin sayy olutur, drt saysndan baka bunu vere
bilecek say yoktur, ( f th t , bs, 408)

Drtl yap varlm srdren her eyde hkmrandr:

Hakka ait drt ey ilim, irade, kudret ve szdr. Tabiat ve tabiatn dndaki ruhlar
lemi, bu drt eyden meydana gelmilerdir. Sonra Hak, bu drt ilahi eyden tabia
t drt ey zerinde ortaya koymutur. Kesif ve latifiyle cisimler lemini onlardan
ortaya kartt gibi, bu drt ilahi eyden de yaz ve tedvin [kitap halinde toplama]
leminden olan akl, nefs, tabiat ve heyulay cisimler yaratlmazdan nce ortaya
koymutur. Hak rknleri drt olarak ortaya kartmtr: ate, hava, su, toprak;
canllarn yapsn da drt karma dayandrm, bu drt kanm drt kuvvet
yapmtr: ekici, tutucu, hazmedici ve itici. Bylece varl drt zerine yerletir
mi, onu kendisi iin drt rkn zerine kurulu bir ev gibi yapmtr. nk Allah
Evvel, hir, Zahir, Btndr. ( f th t , i:i 98)

Duhan Dal, ha ve nun, tek anlaml bir kktr ve "yanmadan ortaya kan rn"dr.
Kart veya benzer baz eyler ona benzetilmitir. Duhan, bilinen bir eydir, oulu k
yas d olarak devahin'dr. Hadiste zikredilen hdne ala duhanin [duman stnde o-
turmak] ifadesi ise, sevimsiz ilerde istikrar kazanmak demektir, Duhne bir renktir, "kir
li siyah" anlamna gelir, ( m u c e m )
S?"
Duhan tekil olarak Kuranda iki yerde geer. Birincisi zikredilen szlk anlamyla, yani bilinen duman an
lamnda.

165
D um an

O gn sema bir bulut getirir. (44:11)


Ayette sz edilen gn, ya ok zor ve skntl bir gndr veya kyamet lametlerinden saylan bir gn
veya kyamet gndr.1Gn belirlemede gr ayrl bulunsa da, duban hakknda gr ayrl yok
tur. kincisi ise, semann belirli bir vakitteki belirli bir durumuna iaret etmek iin kullanlmtr.

Sonra ge yneldi ve gk duhan idi. Bunun zerine ona ve yeryzne isteyerek veya isteme
yerek gelin' dedi. Onlar da isteyerek geldik dediler. (41:10)

Tefsir bilgini Kad Beyzv bu ayeti yorumlarken yle der: 'O dumand': karanlk bir durumdayd, belki
-de Allah bununla gn maddesini kast etmitir (Beyzv, Envar, 11:186).

s?
bnT-Arab yedi gk ve altnda bulunan her eye duhan ismini vermitir; bunun ne
deni duhamn deime ve bakalamaya konu olan bir cisim olmasdr. Buna karn
cennetler ebedilik zelliine sahiptir. Mrsiyeli Hakimin betimleyiine gre, olu
[kevn], dairelerdir ve kendisinin altndaki btn gkleri, yerleri ve unsurlar kapsa
yan yedinci gk, duhamn son noktasdr, baka bir ifadeyle bakalamaya urayan
cisimlerin sonudur. Onun zerinde bulunanlar ise [ki bunlar cennetlerdir] sabittir
ve deiime konu olmazlar. bnT-Arab bakalama fikrini -duhan terimini deil
Allah'n belirledii vakitlerde gk ve yerin bakalaacana iaret eden ayetten alm
olabilir: O gn gkler ve yer bakasyla deitirilir. Onlar bir ve kahhar Allah iin
ortaya karlar (14:48).

Yedinci gk, duhamn bittii yerdir. Yedinci gn ve altnda bulunan her eyin
(unsurlar, yerler), gk olmadan nceki suretlerine veya onlarn benzerlerine 'd
nmeleri' gerekir, ( f th t , i:280)

bnT-Arabnin aktardmz metninin devamna da baklabilir (s. 278-280). Burada


byk eyh, Hz. Muhammede tabi olan kimsenin inayet refrefi zerindeki ruhsal
ykseliini ve bu mirata kendisine elik eden aklc kimsenin yedinci gkte fikir
bura zerinde kaln betimler. Aklcnn yedinci gkte kalmasnn nedeni, bura
snn duhamn biti yeri, baka bir ifadeyle duhamn sonu olmasdr. Aklcnn bu
mertebeyi ap, cennetleri grme hakk yoktur.

NOTLAR:

' Bkz. Kd Beyzv, Envar, c. II, s. 205.

D u m a n bkz. D u h a n

D n y a N e h r i Dnya bnT-Arabye gre yerleme diyar deil, sadece ahirete a-

166
Dnya ve Ahiretin Olu

kan bir nehirdir. te yandan, dnyann zevkleri de insan Tanry mahededen


uzaklatran geici lezzetlerdir. Lezzetler eriat dairesindeyken byle ise, yasaklan
m lezzetlerin durumu nasldr?

Ge ve nemseme! Dnya bir nehir ve derya! Onda gel-git egemendir. nsan dnya
nehri zerindeki bir kpr! (arat, 52)

D n y a v e A h i r e t i n O l u lbnl-Arabden nce kmil eyhin zelliklerinden biri


si dnyaya kar zht idi.1 Bu noktada dnyann oullar ile ahiretin oullar arasna
konulmu bir ters orant vard. Dnyann oullar dnyann ltlar, gzellikleri ve
mallaryla gzleri kamam kimselerdir, ahiret oullar ise dnyada iyilik ve salih
ameller yaparak ahireti kazanmaya alrlar. bnl-Arab ise zhd kmil eyhin
sahip olmas gereken artlardan birisi diye grmez. Ona gre kmil eyh2 her iki
sinin birden olu olmaldr.3

Dnyann oullar vardr, ahiretin oullar vardr, her ikisinin oullar vardr. Bizim
dmzdaki insanlar dnya ve ahiretin ocuklarna dikkat ekmemilerdir. Bize g
re sait [mutlu] iki oulluu birletiren kimsedir. O kemle erdiren vristir, ( f t -
HT, IV:180)

NOTLAR:

1 Cneyd, ibl ve Yahya b. Muazin zht hakkndaki ifadeleri iin bkz. Serrac, el-Luma, s. 72 vd.
3 Bkz. K em l.
3 'Mecmu bnl-ArabT'de buradaki anlamndan tamamen farkl bir terimdir, bkz. lem in Toplam .

E b bkz. B a b a

E c i r Ecir Ibnl-Arabide terimsel bir anlam tamaz, anlamn kulla ilikisine gre
kazanr. Ecir kulluu yerine getirirken karlk bekleyen kimsedir, oysa kulun kar
lk beklememesi gerekir. Ecir terimi kulun Yaratan karsndaki durumunu ifade et
tii gibi, buna bal olarak da kuldan ayrlr ve ondan daha dk mertebede bu
lunur; nk ecr, ibadeti karlnda bedel bekler.

Az ibadet yapan ciddi olan gemedii gibi, ecr de kula denk deildir, ( fuss, 112 )

E f r a d (Ahfiya1 [Gizliler], Efradul-Vakt2 [Zamann Fertleri], A'ynul-Evliya [Velile


rin Sekinleri],3 Ebriya [yiler]4) Efrad, bnl-Arabde mertebe ricali iinde yer alr.
Slik zht ve velayet gibi mertebelerde halden hale geer. Bu mertebelerden her biri
si, her zamanda kendisini koruyan insanlardan yoksun deildir. Onlar say ricalinin
tersine, belirli bir sayyla snrl deillerdir. Ibnl-Arab bu gruba eitli isimler ve-

167
E fra d

rir: Onlar Efraddr, nk genellik zellikleri yoktur. Onlar, Ahfiyadr [Gizliler],


nk onlar ne Ebdalm tand ne de Evtadm grd kimselerdir. Onlar vaktin
fertleridir, nk onlar, Vaktin Sahibi olan Kutbun grnn dndadrlar. Dola
ysyla Kutup onlarda tasarruf edemedii gibi, onlara hkm de geiremez; nk
kendisi de, onlardandr. Onlar velilerin gzdeleridir; nk onlar, veliler iindeki
zel kimselerdir. Efrad, insan trnde, melekler iindeki byk melekler gibidir.
Onlar Ebriyadr: lem, onlarn zerinde Hakka yaknlkla ilgili hibir belirti gr
mez.
Efrad, mertebe ricalidir:

Onlardan bir snf da, Efraddr. Efrad snrlayacak bir say yoktur. Onlar eriat di
liyle Hakka yaknlam kimselerdir. Efrad, Kutbun dairesinin dndaki kimseler
dir. Hzr da onlardandr ve onlarn meleklerden olan benzerleri Allahn cellin
deki gl meleklerdir. Bu melekler, Kerrubiyyn melekleridir, ( ftht, i:i9)

Efrad, sekinlerdir:

Efradm bu ad almasnn nedeni, genellik hkmnden yoksun olulardr. Fakat bu


makama sahip kimse, yaratklarn gznden gizlenme gcne sahiptir. Bylece
halk, onlara tasallut edemez, ( kurbet, 4)

Efrad, Ahfiyadr:

Onlar Abdaln tanmad ve Evtadm grmedii Efraddr. Gavs, Kutup ve mam


da, onlar zerinde hkm sahibi deildir, ( kurbet. 3)

Efrad, Vaktin Tekleridir:

Efrad Haktan bakasn grmez. Onlar Kutbun -ki Kutup mamdr- hkmnn
dndadrlar ve Kutup da onlardan birisidir, ( f th t , 11:675)

Efrad ve Kutup, ilk Akl ve Gl Meleklerdir:

Gl lem, lk Akldan hibir ey alamaz, onun da gl varlklar zerinde etkisi


yoktur. lk Akl ve dierleri, ayn mertebededir. Bizden Kutbun hkmnn dn
daki Efrad da yledir, bununla birlikte Kutup, Efraddan birisidir. Fakat lk Akl,
vermeye tahsis edilmitir; Kutup da Efrad arasnda idare etmeye tahsis edilmitir.5
(FTHT, 1:93)

Efrad Ebriyadr:

Nefs kendi trnn oullarna kar sevgi ve Allah katndaki deerini ortaya kart
mak duygusuyla yaratlmtr. Bu nedenle velilerin bykleri olan Ahfiya [Gizliler]

16 8
Elbiseyi Yamamak

ve Ebriya zerinde mertebe ve yaknlk eseri grlmez. stelik onlar ile avam ayrt
edemeyiz, ( fth t , iv:178)

NOTLAR:
1 Bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. IV, s. 78. bnl-Arabt yle der: Hz. Peygambere cevmiu'l-kelim zellii
verilmitir. Hz. Muhammedin kademi zerinde olan Efrad vardr ki, onlarn says bilinmez. Onlar ya
ratklar iindeki Gizlilerdir.
2 Terim el-Ftht'l-Mekkiyyede geer. Ibn'l-Arabt yle der: Bana yle rivayet edilmitir: sorumluluk
aktaranndr. lbn'1-Faid, nnde sadece Peygamberinin ayan grmtr. Bu ise ancak zamannn
Fertleri iin mmkndr. Kii Fert deilse, zamannn kutbunu nnde grmesi gerekir (el-Fluhtl-
Mekkiyye, c. I, s. 201). Burada vaktin Fertleri Kutbun hkmnn dndaki kimselerdir.
3 Bkz. bnl-Arab, Kitabu'l-Mesail, s .28.
4 Bkz. el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. IV, s. 178.
s bnl-ArabTde Efrad iin bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. I, s. 199, 229; c. II, s. 19, 53, 340; el-Ftuht'l-
Mekkiyye, c. IV, s. 78,178; Kitabu'l-Mesail, s. 28; Risaletu'l-Ahtab, s. 118.

E lb is e y i Y a m a m a k [Tarh kelimesinin kk harfleri olan] ra, ka fve ayn tek kktr


ve "bir eyi bozulmaktan korumak" demektir. "Elbiseyi onardm" anlamnda Reka'tu
es-Sevbe denilir. Hrka ruk'a demektir. Akl zayf kimse iin raki' derler, nk onun ak
l adeta yamanm gibidir, ( mucem )
s?

Sofiler, kyafet giyme alkanlnda farkl farkldrlar. Baz sfiler yamal elbiseler
giyerken, baz sfiler ipek ve yumuak kumalardan yaplm elbiseleri tercih etmi
lerdir .1bnl-Arab ise yamal elbiseler giymeyi desteklemez, onu drt lmde Al
lah ehline tahsis eder.

Taife, al drt lmden beyaz lm diye isimlendirirler. Bu, a benzer. Allah


ehlinin drt lm vardr: Beyaz lm (alk), krmz lm (nefsin arzularna kar
koymak), yeil lm (elbiseleri yamamak). Yamal elbiselerin giyilmesinin yeil -
lm diye isimlendirilmesinin nedeni, kyafetin biiminin farkl bitki ve ieklerin
yetitii yeryzne benzemesidir. Yeryzndeki bu eni, elbisedeki renklilie ben
zetilmitir. ( fth t , ds, 18)

NOTLAR:

1 Bkz. Tsl, el-Luma, s. 248 vd.

E l i f (k a y y m u l- h u r f [harfleri ayakta tutan ilke])

Harfler de bir mmettir, onlar da sorumlu ve muhataptr. lerinden peygamberler


olduu gibi kendilerine gre de isimleri vardr. Bunu sadece keif ehli bilebilir.
Harfler lemi btn lemler iinde en dzgn konuan ve en ak ifade sahibi olan
E lif

lemdir. Onlar da, bilinen lem gibi eitli ksmlara ayrlr: Bir ksm ceberut lemi,
bir ksm en st lem, bir ksm orta lem, bir ksm ise sfli lemdir. Buras mlk
ve ahdet lemidir. Her lemin kendi cinsinden bir peygamberi ve onunla ibadet
ettikleri bir eriat vardr. Onlarn arasnda da sekinler, sekinlerin sekinleri ve
sekinlerin sekinlerinin sekinleri bulunur, ( f th t , i:58)

Harfler lemi ve ksmlar hakknda bir fikir verebilmek iin e l-F t h t l-M e k k iy -
yeden bu paragraf alntladk, yoksa bnl-Arabdeki tasavvufi-irfani terimlerin an
lamlarn aratrmakla snrl almamzda konuyu btnyle ele almak imknsz
dr. Harfler kendi balarna bir lemdir, mstakil ele alnmalar gerekir. Fakat elif
harfinin neyin simgesi olduunu ve yerini konumuzla dorudan ilgili metinlerden
hareketle ksaca gsterebiliriz. Bunu yaparken de metinleri aklamayacaz ve derin
konulara dalmayacaz.3

Elif hakikatlerin kokusunu duymu kimseye gre harf deildir, fakat sradan insan
lar ona harf derler. Geree ulam kii Elifin harf olduunu sylemise, yazda
yle olduunu grd iin yle demitir. Elif birletirir, ilahi isimlerden ona zg
isim Allah, sfatlardan ise kayymluk [ayakta tutmak, varl srdrmek] niteliidir.
Btn mertebeler Elife ait olduu gibi, harfler leminin toplam ve mertebeleri de
ona zgdr, ( f th t , i:6s)

Elif, bir says btn saylara yayld gibi, btn mahrelere4 yaylr. O harflerin
dayanadr, her ey ona iliir, o hibir eye ilimez. Bu zelliiyle de Bir'e benzer,
nk saylarn varlklar ona iliir, o ise hi birisine bal deildir. Bir, btn say
lar ortaya kartr, saylar ise onu ortaya kartamazlar. Bir herhangi bir mertebeyle
snrlanmad gibi, elif de bir mertebeyle snrlanmaz. Elifin ismi btn mertebe
lerde gizlenir, bylece bir yerde ismi B, bir yerde C, bir yerde H olur. Btn mn
ve harfler Elifindir.5 (ELF, 12-13)

Elif Zt' ifade eder, ( f th t , 1:102)

bn'l-Arabnin bu ifadelerinden u sonular kartabiliriz: Elif bir harf deil, btn


harflerin dayanadr; btn harflerde bulunur, ismi isimlerinde gizlenir, herhangi
bir mertebeyle snrlanmaz ve Zt gsterir.

NOTLAR:
1 Kan, Elifi Mutlak Zta, yani ezellerin ezelinde eyadan nce olmas ynnden Hakk'a iaret eden
harf diye tanmlar, bkz. Istlahat, no. 685. Bu tanm, Gmahanevt'de de tekrarlanr. Cmiu'l-Usul, s. 54.
lzzeddin b. Abdsselm'n tanm iin de bkz. Risle-i htlahalu's-Sfiyye, s. 76.
3 lbnl-Arab Iaratl-Kuran'dst (s. 60) yle der: Elif, btn harflerin dayanadr.
5 Geni bilgi iin bkz. Kitabu'l-Elif ve Kitabul-Hurf.

170
Emanet

4 lbn-Arabi ayn dnceyi el-Mknifi-Izah's-Sehli'l-Mmteni'de tekrarlar, s. 143 vd. yle der: Allah
ismi farkl trlerine gre isimlere sirayet ettii gibi, elifler de lafz farkllklarna ramen harflere nfuz
etmitir."
5 Burada genellikle lsmaillerin ve iann tatbik ettii tarzyla cifre baklabilir. Massignon, Passion Tz s.
103-110; Nwyia, Exegese coranique s. 164-68.

E m a n e t Emanet hiyanetin zdddr ve kalbin dinginlii demektir ( mucem ).

S?"
Emanet Kuranda bir yerde geer:
Biz emaneti gklere ve yere sunduk, fakat onu stlenmediler ve ondan ekindiler; insan ise onu
yklenmitir, insan zalim ve cahildir. (3372)

Kuran- Kerim emanet kelimesini genel anlamda kullanm ve ne getii ayette ne de baka bir yerde
onu tanmlamamtr. Bu belirsizlik yorumcularn terimin ieriini belirlemede akl yrtmelerine yol a
m ve bu konudaki gr ayrlklar artmtr.'

S?"
Terimi yorumlayanlarn byk ksmna gre emanet Allahn insann kalbine, ruhu
na veya nefsine yerletirdii bir g, nitelik veya inantr vb. Fakat bnl-Arab ma
halden hale geer. Baka bir ifadeyle mahalli (kalp, ruh, nefs) insann stlendii e-
manet sayar .2 bnl-Arabde emanet terimini birka kelimeyle zetleyebiliriz, fakat
bu onun dncesiyle yakndan irtibatldr. Emanet Allahn dem zerinde yaratt
surettir.3dem bu sayede halife4 olma hakkn elde etmitir. Bu nedenle bnl-Ara
b emanete bazen em anet -i m u a re [dn emanet] ismini verir; nk insann hali
felii gerek hkmranln onu halife yapann elinde olduunun kantdr. Buna
gre insann halifelii asl deil dntr.

Insan- kmil btn varlklarn stlenmekten kandklar emanet denilen srr st


lenmekle Rahmann halifesi haline gelmitir; varlklarn ondan ekinmesine Biz
emaneti gklere ve yere sunduk, fakat onu stlenmediler ve ondan ekindiler, in
san ise onu yklenmitir ( 3372 ) ayetinde iaret edilmitir. nsann Rahmann hali
fesi haline gelmesinin nedeni Onun suretine benzer yaratlm olmasdr. nsan
Rahmann suretine gre yaratlp halifesi olunca, Allah duyulur ve akledilir btn
trleri ona amade klmtr, ( ucun , 30)

Oluun neticesi ve varln gayesi olan ayrt etme ve dnme zelliindeki nefs-i
natka [dnen nefs] iki ksma ayrlr: Hakka mensup ve kula mensup nefs.5
Hakka nispet edilen nefs-i natka btn varlklarn dayand Varln sahibi Allah
n srrdr ve Hz. Peygamber ona Nefsini bilen Rabbini bilmitir6 deyiiyle iaret
En Byk Berzah

etmitir. Bu nefs emanettir. (UCUN, 43)

Hakka naiplik elbisesi giydirildiinde Eb Yezide [el-Bestamt] Hak yle der: zel
liklerimle yaratklarn nne k! Bunun zerine Rabbinin emrine balanmaktan
baka are bulamam, Rabbinden nefsine doru bir adm atm, baylp dm ve
yle barmtr: Beni sevgilime gtrnz!7 Bylece dn emanetin sorumlulu
undan kmtr, (ftuhat, s. 36)

Gne tam, ay eksiktir. nk ay znde snktr, onun aydnl dn alnm


bir niteliktir. Bu zellik aya verilmi bir emanettir, (ftht. bs, 479)

nc ve drdnc paragraflarda bnu 1-Arabnin emanetteki dn verilmilik -


zelliine odaklatn grmekteyiz. Bu da onun hilafet ve [Tanr insan arasndaki]
benzerlik teorisiyle uyumludur.

NOTLAR:

' Kueyri emanet kelimesini yle yorumlar: Emanet farz ve nafile ibadetleri yerine getirmektir. Bir g
re gre emanet, inanta tevhidi, gayrette ykmllkleri yerine getirmektir. Letaij, c. V, s. 173. Bey-
zvnin gr iin bkz. Envar, c. II, s. 136.
2 Gazlt bu grte tbni-Arabfyi ncelemitir. Emanet onda terim anlamyla iki ktr: birincisi marifet
ve tevhit; kincisi kalp, akl ve srdr. Bkz. Cebr, Mcem-i Gazali, s. 8-9.
J B k z . S u ret
A Bkz. H alifelH llafet. Ayrca bkz. Emir Abdlkadir el-Cezairi, el-Mevakf, s. 395.
s Hakka nispet edilen nefs Hakk'n suretine gre yaratlm, kula nispet edilen nefs ise, ktlenmi
nefstir.
6 Bkz. Hadis Dizini, no. 13.
1Bkz. Abdurrahman Bedevi, atahat- Sfiyye, c. I, s. 116.

E n B y k B e r z a h bkz. H a y a l

E n B y k D e f t e r Defter (Yunancadan Arapaya gemitir) iine arzularn, duygula


rn kaydedildii sayfalar toplam veya ciltli yazlar demektir. Tomar. Yaz kitab. Yazlan
ey, divan, ansiklopedi ( m u c e m ). Defter, bilinen bir kelimedir. Bir gre gre kelime
Farsadan Arapaya gemitir (MUHT). Doru gr, Yunanca olmasdr ( Kitab'l-
Elfazi'l-Farisiyye).

Ibnl-Arab defter kelimesini toplamak ve birletirmek anlamnda kullanr. Buna


gre en byk defter, leme yaylm btn hakikatleri birletirmesi ve toplamas
ynnden imam- mbindir.

En byk defter, imam- mbin [apak nder) demektir, (ftht, iv:26)

172
En Byk mam

E n B y k m a m Son imam. Ibnl-Arab onu Mehdi veya Mehdi mam diye isim
lendirir. Bkz. m m e t /m a m

E n B y k O l u (lk Olu, ikinci Olu, Hakkm zeti, lemin zeti; Byk lem,
Kk lem, En Byk lem ve En Kk lem) Daha nce, filozoflarn insan ve
lem arasnda dndkleri ve bu balamda birtakm terimler gelitirmeye giri
tikleri benzerlikten sz etmitik. Bunlardan birisi de, byk lem ve kk lem' te
rimleriydi. Ibnl-Arab! sz konusu terimlere dilsel zenginlikten yararland pek
ok eanlaml terimi eklemitir ki bunlara rnek olarak en byk olu ve en kk
olu terimlerini verebiliriz.

Byk Oluun2 srlar, kk lemdedir, (anka, 39)

NOTLAR:

1 Geni bilgi iin bkz. M uh tasar.


! Kevn-i ekber ve kevn-i asgar hakknda bkz. Kitabu't-Teracim, s. 40.

E n B y k l m bkz. K k l m

E n B y k T ls m Tlsm Araplarn gizlilik ve saklamak anlamnda kullandklar ya


banc bir kelimedir (Abdlani en-Nablusi, erh-i Salatil-Kbra li-lbnil-Arab).

nsan lemin tlsm, baka bir ifadeyle lemin srrdr. ayet insan lemden gitmi
olsayd, kukusuz ki, lem yok olurdu (kyamet). Son insann lmyle de dnya
hayatnn mamurluu ahirete intikal eder. Bu nedenle insan lemin srr ve en b
yk tlsmdr.

Bu kymetli tr lemin tlsmdr, (bulga, 93)

nsann kendisi en byk tlsm, en saygn kurbandr. O lemin btn zelliklerini


kendinde toplayandr. Bylece insan mkevkeb'l-kevakibe yakndr. Bu tlsm saye
sinde de btn yldzlar kendisine amade olmutur, (bulga, 8 9 )

Hz. Peygamber bu en byk tlsm taknm olarak geldii iin -ki Allah lemi bu
tlsma balamtr- Peygamber lemin mknats olmutur, (bulga, 93)

E n B y k U n s u r (En Yce Unsur, En Byk Rkn) Unsur, soy-sop demektir. Keli


meye n harfi eklenmitir ki, esas asr'dr. Asr, "snlan yer"1demektir, ( m u c e m )

s?-

173
En Byk Unsur

tbnu 1-Arab filozoflarn drt unsuru lemin yaratlnn ilkesi ve ilk maddesi, hatta
btn deimelerin kayna ve dayana yaptklar tek unsura ircayla ilgili mteaddit
abalarna yabanc deildi. Bu noktada o en byk unsurun su olduunu tespit e-
der. nk su Her eyi sudan canl yaptk (21:30) ayetine binaen yaamn kayna
ve ilkesidir. Burada u noktalara gz atacaz, bu noktalar bnl-Arab! ile filozofla
rn tutumlarn ayrt eder: 1) bnl-Arabnin en byk unsur sayd su, lemimiz
deki (olu ve bozulu lemi) suya sadece ismiyle benzer. Bizim lemimizdeki su, sa
dece tad bir nitelik (canllk vermek) nedeniyle onun adyla isimlendirilmitir.2
2) Filozoflara gre en byk unsur, olu ve bozulu leminin ilk maddesidir. Fakat
lbnl-Arabl onu btn yaratlmlara yaylan bir nitelik yapar (Gkler, ulv lem ve
yeryz). 3) En byk unsur, gerekte, sebebi su olan hayattr. Daha dikkatli bir
bakla, yaratlmlarda tecelli etmi hayatn ilahi bir ismin mazhar ve tecellighlar
olduklarn grmekteyiz: el-Hay ismi. u halde el-Hay, gerekte en byk unsur-
dur.3

Allah yle buyurur: Her eyi sudan canl yaptk" (21:31). Su hakknda ise Onun
Ar su zerinde idi (11:7) der. Yani Allah imtihan etmek iin sizleri izhar etmitir.
Allah baka bir balamda yle buyurur: Sizi imtihan etmek zere lm ve hayat
yaratan Allahtr (2:67). Burada sizi imtihan etmek iin ifadesini hayatn yanna
koymutur; nk l imtihan edilemez. Her eyi sudan canl yaptk" ifadesi, en
byk unsurdur. Bununla hayat feleini kastetmekteyim. Hayat felei, isimlerin is
mi4 ve onlarn nderidir ve onunla var olmulardr.5 Allahn her eyi sudan canl
yaptk ifadesi, suyun cevherlii ynnden deil, canl olmas ynnden sylen
mitir. (UKLE, 5 3 )

Hakkn su unsurunu semi6 olmasna gelince: Allah, yarattnda su zerinde bu


lunan Ara varncaya kadar, her eyi sudan canl klmtr. Bylece hayat Ara su
dan sirayet etmitir. u halde su, en byk unsurdur. Hayatn sebebi su ile birlikte
bulunan eyler olsa bile, su eya iindeki en byk unsurdur, (ftht, i:i7 4 )

lemin ilk maddesini tekil eden en byk unsur, byk eyhimize gre, hakikatl-
hakaike [hakikatlerin hakikati] denktir. Aada, en byk unsurun hakikatl-haka-
ik olduuna iaret eden baz metinler zikredeceiz.

Hamd Allahadr, Onun varlyla


Varlk ve kudret lemi zuhur etmitir
Ve en byk unsur ki, onun varlyla
mkn leminin ztlar zuhur etmitir, (ukle, 1 4 5 )

En byk unsurun tedvin ve yaz lemine zel bir ynelii vardr. Bu lemin dta

174
En Mukaddes Feyiz

varl yoktur. Allah bu ynelite lk Akl yaratmtr.7 ( ukle , 50)

En byk ve deerli unsur,8 lemin kresi iin bir nokta, Yce Kalem ise o krenin
evresi, Levha (mahfz), nokta ile evre arasnda bulunur. Nokta evreye bakt
gibi, bu unsur da, akln btn ynlerinin karsnda bulunur. O ynler, unsurda
tek; aklda ise unsurdan kabul ettii eyin artna gre oalrlar. Gerekte un
surun tek bir ynelii vardr, akln ise bu ynelii kabulde vecihleri vardr, ( ukle, 82 )

Retk, en byk unsur diye ifade edilir. ( m Irat , 1)

n o tlar:

1 Bkz. En B yk Unsur.
! bnl-Arabl'de bir isim zellikte ayn olan iki farkl ahsa verilebilir. Bkz. Ukle, s. 49.
3 Bkz. Ukle, s. 49.
4 Bkz. lahi sim.
5 el-Hay ismiyle ilgili bkz. el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. I, s. 100.
6 Bkz. el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. II, s. 169.
7 Bkz. lk A kl
8 lbnl-Arabide unsur- a'zam [en byk unsur] iin bkz. Miratl-Arifin, s. 1; Ukle, s. 41, 49; el-
Ftuht'l-Mekkiyye, c. I, s. 133.

E n M u k a d d e s F e y i z (Gayb Tecellisi) bkz. F e y z

E n M u k a d d e s S e r r Serr, oulu srer ve esrretn. Serr, rahatlk anlamna gelir.


nk insan ona yerleir. Senr'r-re's, bann konulduu yer demektir, ( m u c e m )
p.

Terimin Kuran- Kerimdeki kullanm szlk anlamnn dna kmaz:


Dizilmi erirler zerinde otururlar. Onlar hur- n ile evlendiririz. (52:20)

S?
Serr-i akdes, bnl-Arab'de Artr.

Allah Ar diye ifade edilen kuatc olu (kevn) dairesini yaratmtr. Ar, en mu
kaddes erirdir, ( esfar , 10)

Ayrntl ve ynetici bilgi btn varlklar kuatsn diye, erir daire olmutur. Byle-
ce serr, bizzat, eyaya temas etmi ve onlara uygun eyleri kendilerine vermitir.
(FTHT, IV:329)

Geni bilgi iin bkz. A r .

E n M u k a d d e s T e c e lli/M u k a d d e s T e c e lli bkz. F e y z

175
En Saygn Kurban

E n S a y g n K u r b a n nsan Allaha sunulmu en saygn kurbandr; onun vastasyla


-insan dndaki- yaratklar Allaha yaklar. Bunun biricik sebebi, insann lemin ve
ilahi mertebenin hakikatlerini kendinde toplam olmasdr.

nsan en byk tlsm, en saygn kurban, lemin zelliklerim kendinde toplayandr.


nsan m k e v k i b u 'l - k e v a k i b e [yldzlarn yldz] sunulmu kurbandr, ( bulga , 89)

E n Y a k n P e r d e (Hicabul-akreb) Mmkn varln kendisi.

En Y e t k in B e r n a m e c Toplayc bernamec [nsha, suret] terimini aklarken


bnl-Arabnin onu iki sureti, yani Hakka ve halka ait suretleri kabul etmekle hila
feti hak eden halife insan anlamnda kullandn belirtmitik. En yetkin bernamec
insan- kmildir, fakat onun kemli bir mertebeye ulamak yoluyla deil, asalet yo
luyla kendisine aittir. Baka bir ifadeyle o Muhammedin (a.s.) ahsdr.1 bnl-Ara-
bnin mertebe ve ztta ncelii ispat etmek iin zikrettii btn stn fiiller genel
likle Muhammedi Hakikatin dier beeri kemllerden ayrm iin ortaya konulmu
tur. u halde insan kapsayc ve kmil bernamec iken, Muhammed (a.s.) en kmil
bernamecdir.

Hz. Muhammede gelince, kukusuz o en eksiksiz toplam ve en yetkin bernamec


dir. (FTUHAT, IV:61)

N O T LA R :

Bkz. Insan- Km il.

E n Y c e E v (Beytl-A'l) Hakkm suretini kabul eden halife-insan.1 nsan ilahi ke


mllerin en yce tecelligh olmas ynnden en ycedir.

deme en mukaddes ruh flendiinde, melekler bu Beytl-A'lnn, en yce evin


ve en deerli ve stn mahallin deerini ve kadrini anlamlardr.2 ( ukle, 43)

N O T LA R :

1 Bkz. H allfe/H llafet, in s a n , Su ret.


2 Ayn metin iin bkz. nsan-1 Klli, s. 2.

E n Y c e m a m Allah. Ayrca bkz. Im m e t /m a m

E n Y c e M a n z a r a (Manzar- A'l) Grme Cenneti veya Kesib. Orada Tanr tecelli


eder ve cennetlere yerlemi btn mutlu kullarn kendini grmeye davet eder.

17 6
En Yce Perde

Allah kullarna genel ziyarette tecelli etmek istediinde, bir telll btn cennetlerde
nida eder. "Ey Cennet ehli! Haydin en byk ihsana, en yce mertebeye, en yce
manzaraya! Adn Cennetinde Rabbinizi ziyarete geliniz. (ftht, bs, 29)

E n Y c e P e r d e Kutup veya Gavs. Ayrca bkz. H ic a b

E r d e m l i e h i r (Medine-i Fzla) Ibnl-Arabnin ilahi surete gre yaratlm insan-


kmile iaret iin kulland bir terimdir. bnl-Arab medine-i fzla, yani erdemli
ehir1 deyimini tercih etmitir, nk ifadenin birinci kelimesi, tamlma ve kua-
tclma, kincisi ise dier yaratlmlardan stnlne iaret eder.

ki gz sahibi herkes, altnla gmn farkm, baka bir ifadeyle, hayvan insan ile
Rahmann suretine gre yaratlm insan arasndaki fark bilir. Sz konusu insan,
yetkin rnek ve erdemli ehirdir (medine-i fzla), (ftht, IV:398)

n o tlar:

1 Medine-i fzla teriminin Ibnl-Arabinin filozoflardan farkl bir tavrna iaret edebilir. Frb gibi d
nrler, toplumun slahn siyasi bir felsefede bulurlar. Halbuki bnl-Arab bireyi slahn ekirdei sa
yar.

E r y e n K u b b e s i Ibnl-Arabnin metinlerinde geen Eryen veya Erin kubbesi te


rimi hakknda gr ayrlklar olmutur. bnl-Arab bu terim ile iki eye iaret e-
der. Birincisi, yeryzndeki bir noktadr. Burada, iki kutup ortadan kalkar ve gece
gndzden, gndz geceden ayrt edilmez. kincisi ise genel anlamda eyadaki bir
zelliktir; bu zellik, itidal veya itidal mahallidir.

Eitimli der ki: Alimlerden drt kii, istiva izgisinin altnda Eryen Kubbesinde bu
lumutur. (ftht, BS, 184)

bnl-Arab baka bir yerde ise Eryen hakknda u bilgiyi vermitir:

Eryen: Eyadaki itidal mahalli, (ftht, is, 296)

E s e r , M e s s ir , M e s s e r -F ih E, se, ra kke sahiptir; "bir eyi ne almak" ve


"tercih", "bir eyi zikretmek" ve "kalnt" anlamlarna gelir.1
p

Bir eyi nemi ve kymeti nedeniyle ne almak ve tercih etmek anlamnda sere olarak:

Onlar dnya hayatn ne almlardr [sere], (79:38)

Uymak ve takip olarak:


Dedi ki: Onlar benim izimin [al eser/] zerindeler ve ben honut olasn diye sana gelmekte a-

177
Eser, Messir, Messer-Fih

cele ettim. (20:84)


Biz babalarmz bir din zere bulduk ve onlarn izlerine [eser] uymaktayz. (43:23)

Kalnt olarak:
Allahn rahmetinin eserlerine bak! lmnden sonra yeryzn nasl diriltmekte! (30:50)

S?"
Eser, messir ve messer-fih ,2 baka bir ifadeyle etken-edilgen veya sebep-sonu a-
rasndaki hareketten oluan netice ve sonu demektir. bnl-Arab eser terimini etki
ve edilgenlik kategorilerine dahil eder. Messir, sebep ve fail demektir. bnl-Ara-
bnin birlik ile dolmu dnce yapsnda btn messirler tek messirde birleir;
fiiller btn fiillerin kt gerek-biricik faile katlr. Her durumda ve her ynden
ve her mertebede messir, Allahtr .3 Bu saptamalardan iki noktada belirginleecek
messirin birlii sonucuna ularz: a) Aklk olarak: Messirin Allah olduu net bir
ekilde anlalr, b) Dolayl olarak: Tesir ve fiil iki ey arasnda sz konusu olabilir,
byle bir ey bnl-Arabnin dncesiyle eliir. O halde mevcut asla messir de
ildir; nk o yaratlmtr. Dolaysyla kendisi nedeniyle deil, mertebesi bakmn
dan baka bir eye tesir edebilir. Fakat btn bu durumlarda gerek fail Allahtr. u
halde messir Hak veya Hakkm onun vastasyla fiilini icra ettii gerekte var olma
yan bir nispettir.4 Messer-fih her durumda ve her ynyle ve her mertebede lem,
yani halktr. Mmknden ortaya kan her tesir kendi aslyla eliir.5 Bu durumda
tesirin kaynann aratrlmas ve gerek mertebesine, yani Hakka dndrlmesi
gerekir. nk o gerek fail ve yegne messirdir. Messir ve messer-fih ikilii
hibir ekilde blnmeyen tek hakikatin zelliklerinin ikiliidir. Hibir ey etkin
cevher ve edilgen cevher diye iki farkl cevherin var olduu yanlgsna yol aacak
ekilde z gerei ikili deildir. Bu balamda vahdet-i vcdu benimseyen bir insa
nn tek varln niteliklerinde ikilii benimsemesine bir engel yoktur. Nitekim
Spinoza da btn varlklarn asl olan tek cevherde dnme ve inayet zelliinin
bulunduunu ileri srmtr.6

Varlk messir [etki eden] ve messer-fih [etkiye konu olan] olmak zere iki ksma
ayrlr. Her durumda, halde ve mertebede messir Allah; her adan, her halde ve
her mertebede messer-fih lemdir.7 ( fuss. s. 1 83)

Messir b irdir, tesir istidatlara gre deiir, ( bulga , s. 35)

Gerekte hibir eyin baka bir mevcutta tesiri yoktur: Tesir var olanda ve olma
yanda mduma8 [yok olan ey] aittir. nk tesir bantlara aittir ve bantlar var
olmayan eylerdir. Bu durum sz gelii saltanat mertebesinde olduu gibi, mertebe

178
Eser, Messir, Messer-Fih

lerde aka ortaya kar. Sultan idaresi altndakilerde saltanat mertebesinin gerek
tirdii ekilde hkm verir, halbuki saltanatn dta varl yoktur, ( ftht, i:452)

lemin kendisinden kaynaklanan bir tesiri yoktur. Allah lemdeki her ey iin tesir
etme ve tesire konu olmada bir mertebe yaratm, her mertebe sahibini kendi mer
tebesine yerletirmitir. Bylece dilediklerini onlarda icra eder ve dilerse onlar o
mertebeden drr. Allah bu yerletirmeyi izin diye isimlendirmitir.9 Bylece
Hak, lemin kendi bana tesirinin olamayacam ve vastalarn ardndaki -vastalar
nedeniyle deil- gerek messirin kendisi olduunu aka belirtmitir, ( bulga, 81 -

81 )

Sebepler10 messir [etki eden] deil, hazrlaycdr.11 Messir, sebeplerdeki kudre


tiyle Haktr. ( meratIb, 175)

n o tlar:

' Ayrntlar iin bkz. Ahmed b. Faris, Mcem, Eser" maddesi.


1 Eser, messir ve messer-fihin [etkileyen ve etkilenen) neticesidir. Messir bir sfat ise (kudret, ilim)
eser sfatn ayns olur. Ayn zamanda tesiri kabul edenin de istidadn ortaya kartr. bn'l-Arab yle
der: Bilgi sahibi olduunu iddia edip, onda etkin olmazsa, bilgin deildir. Bilginin bilende tesiri vardr
(el-Fthll-Mekkiyye, c. III, s. 216). "Eser kabul edenin istidadndan ortaya kar (el-Fthtl-Mek-
kiyye, c. III, s. 322). Ayrca bkz. Niffer, el-Mevkf, Eser maddesi.
1 Fail Allahtr, baka bir ifadeyle bant ve tamlamalardan soyutlanm ilahi zt deil, ulhiye teriminin
ifade ettii her trl bant, tamlama ve nitelikleriyle birlikte Allahtr. Bu nedenle bn'l-Arab yok olan
ey dediinde bununla ilahi mertebeden de sfat ve isimleri kasteder. Bunlar adem [yoklua mensup]
jeylerdir. Bu daha nce Gazlnin dile getirdii bir grtr (bkz. Ferid Cebr, Mcem-i Gazl, "Eser
maddesi). Ibnl-Arabde "messirin bazen Allah, bazen adem ey olduuyla ilgili okuyucunun farket-
tigi eliki yle giderilebilir: Messir mdum [var olmayan, yok] sfat ynnden Allahtr; lem ise mer
tebesi veya bants veya nitelii ynnden var olmayan bir eydir. Allah gerekte lemdeki fildir.
4 bnl-Arab Fussul-Hikemde her halde ve eydeki gerek messir ve filin Allah olduunu aklar.
Halbuki el-Fthtul-Mekkiyyede messirin var olmayan bir ey [adem] veya bant olduunu belirtir.
bnl-Arabye gre hibir mevcudun gerekte tesiri yoktur. Daha nce var olmayan veya akledilir bir
eyin gerekte sayesinde Hakkn fiilinin ortaya kt bir illet olduunu gsterdik. Bu dnce bnl-
Arabye zg deildir ve onu daha nceki Mslman dnr ve sfilerde de grmekteyiz, sz gelii
Gazlnin mehur sebeplilik gr.
5 Mmknn temel zellii srekli muhtalk ve yoklukta kalmak olduu iin gerekte fil deildir. Bu
nedenle Ibnl-Arabye gre Hakkn dem'e aaca yaklama diye verdii emir aslndan ayrlma demek
tir; lblise verdii Ademe secde et emri ise aslndan ayrl demek gibidir. Bkz. Ayn-t Sbite/A 'yn - S a b ite ,
blis.
6 Ebl-l Aff, Tlikat, s. 262.
7 Bkz. Aff, a.g.y., s. 262 vd.
8 Bkz. A dem .
9 Bkz. lahi zin.
bnl-Arab sebep ve illeti ayrt eder ve buna yle rnek verir: Hastalk, ila ve ifa. la sebep, ifa il
lettir. O halde illet, sebebin sebebidir. yle der: illet sebebi var etmektir. Hak sebebin aynsdr ve se-

179
E t k i, E t k e n , E d ilg e n

heplerin sebebidir. Bu nedenle de hastal ve ilac yaratmtr. ifa vermeyi ise, kendisine ayrmtr. u
halde ifa, hastaln giderilmesinin illetidir, halbuki her illet ifa deildir" (el-Ftht'l-Mekkiyye, c. II,
s. 490).
" Muiddat [hazrlayclar] istidat ve kabiliyet anlamna gelir. Bunlar neticenin gereklemesinde hazrlay
c ilevi grrler. nk fiil etkiye konu olan eyin istidadndan sonra gerekleebilir.

E y a n n H z i n e l e r i Eyann hzineleri, eyann ilahi ilimdeki sabitlik halleri veya


imknlardr. Sabit olan ey kendi yokluundan ayrlmaz, nk sabitlik onun koru
yucusudur.

Eya, yokluk halinde Hakk tarafndan grlrdr. Hak onlar a'yn [hakikatler] ile
ayrt eder; kendilerindeki kapall ve belirsizlii ayntrr. Hakkm hzineleri, ba
ka bir ifadeyle saklananlar barndran anlamndaki eyann hzineleri onlann
mmkn hakikatleridir, baka bir ey deildir. Eyann [ilahi ilimdeki] a'yn- sabi
te hallerinde varlklar yoktur; bu durumda sadece sabitlik sz konusudur. Hak on
lar kendi katndan onlar koruyan hzinelerine indirmitir. nk olabilirlik
hkm onlardan ayrlmaz. ayet onlar hzinelerindeki eyler olmasayd, hazine ol
duklar hkm verilmezdi. mkn bir an bile kendilerini terk etmediine ve imkn
halinden kmalar mmkn olmadna gre, srekli kendileriyle birlikte varlkla
rn yoklua tercih eden birisi [Hak] vardr. nk varlk ve yokluk gibi iki muh
temel hkme konu olmalar arttr, (ftht, 111:193)

E t k i, E t k e n , E d ilg e n bkz. E s e r , M e s s ir , M e s s e r -F ih

E v [Ev anlamndaki faeyt'in harfleri] ba, ya ve te tek kktr. "Barnak", "snak" ve


"dankln topland yer" anlamna gelir. iirde msra iin de mecazi olarak beyit
denilir. Beyit belirli bir lte gre -vezin- kelime, harf ve anlamlarn birletii yerdir.
(m u c e m )

Beyt Kuranda szlk anlamyla yer almtr:

Allah sizin iin evlerinizi dinlenme yeri yapmtr. (16:80)

Kelime tekil ve belirli olarak kullanldnda Kbeyi ifade eder:


Beyti [Kbe] insanlar iin dnp varlacak ve emniyet yeri yaptmzda.1(2:125)

Tamlama olmakszn sadece ev2 kelimesi Ibnl-Arabde bir anlam tamaz. O anla
mn tamlamalardan kazanan izafetli kelimelerden birisidir. Bu noktada kelimenin

180
Evvel Ahir

iki kka ayrldn grmekteyiz. Ev kelimesine bir isim eklendiinde bnl-Ara-


bnin evin bir zelliinden yararlanarak kulland benzetme kalplarndan birisi ha
line gelir. Bu zellik evin yerleime ak olmas zelliidir. Yerleilen her yer sakini
iin bir evdir.3 Yerleen ahsn deimesiyle evin balam da deiir. Sz gelii Al
lahn evi, Hakkn evi, varlklarn evi, kulun evi gibi. Btn bunlar daha sonra gre
ceimiz gibi tek anlama iaret etmezler. Bir zellik beyte eklendiinde ikisinden
meydana gelmi ifade, simge gc verir. Bu durumda okur ibareyi anlayamayacak
ve zel benzetme gcyle onu aklamaya gc yetmeyecektir. Bu durumda simge
lerini anlamak iin lbnl-Arabnin metinlerine dnmek arttr. Bu gibi ifadelere r
nek olarak beyt-i mamur, beyt-i a'l gibi ifadeleri verebiliriz.

NOTLAR:

1 Beyt, Kbe demektir (Beyzv, Envarut-Tenz, c. I, s. 35).


2 bnu 1-Arab'de beyt iin bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. IV, s. 352, 365, 401; UMef'I-Mstev/iz, s. 68;
Fussul-Hiken, s. 74; Kitabut-Tercim, s. 24; Ijrat'l-Kuran, s. 52; Meahidul-Esrar, s. 51; Divan, s. 5.
3 Niffer de sekinete iaret etmek iin ayn benzetmeyi kullanmtr. Bkz. MevkJ, s. 20.

E v v e l h ir Hemze, vav ve lam iki kktr: iin balangc ve son noktas. Birinci an
lam ilk demektir. lk bir eyin balangcdr, ikinci kk ise le-yelu, yani "dnmek" de
mektir. ( m u c e m ) Hemze, ha ve ra btn alt anlamlar kendisine dnen tek kktr. An
lam ise "nde olma"nn zdddr. ( m u c e m )

0 evveldir, ahirdir, zahirdir ve btndr. O her eyi bilendir.' (57:3)

Kueyri Letaif'l-larataU tefsirinde bu ayeti yle yorumlar: Allah ezelilik zelliini hak ettii iin evvel
[ilk]; yok olamayaca iin son; ykseklik ve ycelikle zuhur eden, ilim ve hikmetle btn kalandr. Bir g
re gre Evvel varlnn balangc olmayan; Ahir sabitliinde kesinti olmayan; Zahir izzetinin cellinde
gizlilik olmayan; Btn idrakine yol olmayan demektir. Baka bir gre gre ise balangc olmayan Ev
vel; sonu olmayan Ahir; gizlilii olmayan Zahir; ykseklik ve ulvilik zelliiyle nitelenmi anlamnda Btn
denilir.2 u halde evvel ve ahir Kuranda ezel ve ebed3 terimlerine eit bir zamansal ierik almtr.

tbnl-Arab Hakkn Kuran- Kerim kaynakl iki ismi olan Evvel ve Ahiri4 halk vas
tasyla ortaya kan ve anlalan anlamnda kendilerine zg gereklikleri olmayan
iki greceli isim sayar. bnl-Arabnin halk5 [lem] Evvel ve Ahir arasnda berzah6
saymada ne derece baarl olabildiini greceiz. tbnl-Arab halk kelimesini genel
anlamda kullanr ve bundan iki Hak arasnda vasta olan insan kasteder. Buna gre
insann kendisiyle nitelendii her zelliin kayna Hak olduu gibi (Evvel), bunla
Evvel hir

rn nihayette varaca ey de Haktr (hir). Sz gelii insann varl Hakka ait iki
varlk arasnda geici bir varlktr. Birincisi insann varlndan nceki varlk (Evvel),
kincisi ise insann varlnn kendisinde bittii varlk (Ahir). Ayn ey insann btn
zellik ve nitelikleri iin sz konusudur. Bunlardan ikisine iaret etmekle yetiniyo
ruz: varlk ve emir. Varlk ynnden baklacak olursa, Evvel ve Ahir [lk ve Son]
kendilerine zg bir gereklie sahip olmadklar iin anlamlarm belirleyen halk tr.
Baka bir ifadeyle Evvel ve Ahir lem ynnden Hakka bak amza baldr. Hal
kn varln dikkate aldmzda, Hak lemin varlnn kayna olmas anlamnda
onun varlndan nce; halkn varlnn kendisinde sona ermesi anlamnda halkn
varlndan sonradr (hir).

Bizim yzlerimiz kuatc noktaya dnm ve ynelmitir. nk oradan ktk,


dolaysyla yzlerimizin ilk ktmz noktaya dnmesi mmkn olabilir. daire
seldir. Bylece zorunlu olarak ardmz kendimizi ihata eder hale gelir. lem nokta
ve evre arasnda bulunur. Nokta Evvel, evre ise hirdir. Her nerede olursak ola
lm, ilahi koruma bize elik eder ve bizi ondan yine ona ynlendirir. bir eit dai
redir ve onun bir yn vardr ki, grlr ve bilinir. lemin yz daima kendisini
var etmi olan Evvel ismine bakar; lem srekli kendisine varaca ve ardndan onu
kuatan el-hir ismine bakar, ( f th t , iv:14)

kinci husus ise emirde bu isimlerle ilikidir. Bu noktada Ibnl-Arab insann halife
olmasna dikkat eker. Buna gre insann yaratlmasndan nce emir, Allaha aittir;
sonra insan yaratm ve onu yeryznde halifesi yapm, emri kendisine nispet et
mitir. nsann lm ve yok olmasndan sonra emir, tekrar Allaha dner. O halde
insann halifelii ve emrin kendisine nispet edilmesi, Evvel ve hir arasnda bir ber
zahtr.7

Hak ezelidir ve kadimdir; bunlar, varln yokluktan almas anlamndaki evvelligi


Haktan uzaklatrrlar. Hak, Evvel olduu halde, ona evvellik nispet edilmez; bu
nedenle Ona hir de denilmitir. Hakkn evvellii snrl varlk evvelligi olsayd, o
snrl iin hir olamazd. Hak Ahir olmutur, bnun nedeni bize nispet edildikten
sonra btn iin kendisine dnmesidir. Bu yzden o evvelliginde Ahir, hirliinde
ise Evveldir.8 ( fliss, 54)

Aktardmz iki paragraf, evvellik ve ahirlik nispetlerini Hakka verirken bnl-A-


rabnin baka metinlerinin teyit edecei aadaki sonular kartmamz mmkn
klar: a) Evvel [lk] ve Ahir [Son] pek ok kez tekrarland gibi Allaha verilmi iki
isimdir. Bunlarn ieriini, halka yani insana yklediimiz bak as belirler. Bu
yzden halktaki varlk zelliine baktmzda Evvel ve Ahirin anlam varlk olur.

182
Evvel hir

Burada unu belirtmeliyiz ki, Evvel ve Ahir terimlerinin ieriklerinin kendilerinden


kaynaklanan her trl gerek nitelikten yoksun braklp halka baml klnmas,
daha derin bir gzlemle gerekte onlarn H akka baml olmalar demektir. nk
halk [lem] iki Hak arasnda bulunan varlna ramen bnu 1-Arab'nin ifadesiyle
yokluktaki sabitliinden ayrlmaz. lemde ortaya kan her zellik kendisinden
kaynaklanan bir nitelik deildir, aksine onda ortaya km bir mertebedir. Bu nite
lik ilk ve son olarak gerek ve asl anlamda Hakka aittir. O halde halk Hakkm ze
liiyle zuhur etmitir; halbuki bu zellik ilk ve son olarak Hakka aittir. tbnl-Arab
evvel ve ahiri halka izfe ederken de onlar gerekte baka ilahi isimlere ve Hakka
ait mefhumlara balar, b) Evvel ndekinin nitelendii ncelik rtbesidir. Bu nedenle
ortaya kt alanlarn oalmasyla birlikte ierii de artar. Fakat o her durumda
Hak olarak kalr.

Evvellik Hak iin gerek deil greceli bir isimdir. nk bizim varlmz ve ztla
rmzn yaratlmasyla Hak iin evvellik [ilk olmak] hkm ortaya kt gibi ztla
rmzn yokluunun belirlenmesiyle de hirlik [son olmak] hkm ortaya kar.
Bizler hakikat ynnden ayn haldeyiz. Kukusuz biz sizi yarattk ve siz bir ey
deildiniz (19:9). Baka bir ayetle ise zikre ayan bir ey deildiniz denilir (26:1).
Biz deta var olmadk, bu durumda ne evvellik ve ne de hirlik sz konusu olabilir;
nk biz yokuz ve sadece o kalr, istenilen de budur. ( celle, 5)

Hakkm Hay ismi herhangi bir ilahi isminden nce gelirse bu durumda o ncelik
mertebesinin sahibidir. Hay ismi bu durumda Evvel ile gerek anlamda nitelenmi
demektir. Her canl lemdedir ve lemde canl olmayan bir ey yoktur; bu du
rumda lemdeki her canl bu asln feridir. Hay lemde zuhur eden her eye yardm
eder. Ayn ey Hay isminin dier isimlerle ilikisinde sz konusudur. Btn isimler
gerei aratrdnda Hay ismine dner. Bylece bu ismin srr btn leme sirayet
eder ve lemdeki her ey kendisine nispet edilen9 Hakkn hamdini tespih etmek
zelliiyle zuhur eder, ( ftliht, i:324 )

Son ifade evvelligin ncelik10 mertebesinin sahibinin bir nitelii olduunu aklar.
u halde Evvel ierikli ilahi isimlerden birisi deildir, sadece onlardan birisini ni
teler. Btn isimlerden nce olan Hay ismi Evvel diye nitelenmitir. Burada el-Evvel
ile ilgili mhim bir meseleye daha iaret etmek yerinde olacaktr: Her evvel [ilk]
kendisinden sonrakine sirayet eder. Bylece evvel grnmeyen btnn kendisi o-
lur." Baka bir ifadeyle ilk olann zellii kendisinden sonrakine sirayet etmektir.
Hatta bnl-Arabnin btn ifadelerinde sri [yaylan, sirayet eden] kelimelerini ev
vel ile deitirmek mmkndr. Sz gelii nikdh- sri [sirayet eden nikah] keli
mesinin yerine rikah- evvel [ilk nikah]; ulvi-byk varlklardaki eb-i sri [sirayet e

183
Evvel hir

den baba] ve mm-i sriye [sirayet eden anne] terimlerinin yerine ilk baba ve ilk an
ne anlamndaki eb-i evvel ve mm-i evvel demek mmkndr.12 Bu nedenle bir n
ceki metinde Evvel diye nitelenmi Hakkm Hay ismi kendisinden sonra gelen her
eye sirayet etmi, Bylece lemdeki her eyi diri, bilen ve Hakk tespih eden olarak
ortaya kartmtr.3 Geen ifadelerden Evvelin Ahirin ayn olduu ortaya kmtr
ve ayniyet, akla gelebilecei gibi, iki adan deil, lbnu 1-Arabninki gibi hakikatleri
ve onlarn greceli okluklarn birletiren bir sisteme gre tek adan sabittir. Evvel
ve Ahir bir hakikatin iki vehesi deil, her ikisi de bir adan srekli tek hakikattir.
Nitekim ayn eyi varlk ve emirde [i] grmtk: Hak halkn varlndan nce ve
halkn varlndan sonradr. Buna gre o burada varlktr. Ayn ey el-Evvel ve el-
Ahir iin sz konusudur. O halde Evvel hirin ayndr ve bu bir adan byledir.

[Kalbe gelen) ahit yle der: Ezel bulunduu hal zereyken ebed onun zerine
yerleir, iin sonu bann ayndr. Artk glk ekme. ( ahID, 18)

Hak akl gcnn verdii hkmn zddna tek bir ynden ilktir, sondur, zahirdir,
btndr. nk akl kendi ulat hkm asndan Hakk bir adan ilk, baka
bir adan son diye grr. Halbuki i byle deildir.M( erh, 85)

Her ilk [evvel] dorudur, Hak kaynakldr ve yanlmaz.

Btn hayr ilklerdedir. Grmez misin ki: lk dnce asla yanlmayan Hak kay
nakl doru dncedir. Ayn ekilde ilk bak, ilk iitme ve ilk hareket de byledir.
lkler ortaya km nclerdir. lk dnceden sonra gelen her ey nefsin konu
masdr ve ilk dncenin izini takip ederek gelir. Halbuki ilk dnce herhangi bir
eyi takip etmeden kendiliinden gelir, ( ftht, iv:152)

lk mertebe doruluk sahibidir ve srmez. Ayn ekilde ilk bak, ilk hareket ve ilk
iitme de byledir. Her ilk Hak kaynakl ve dorudur. Bu yzden bir ey yanld
nda, o ey ilk deildir.5 ( ftht, i:564)

NOTLAR:
Osman Yahya Huve el-evvelu ve'l-hiru ayetinin tefsiriyle ilgili Hakim Tirmiztye ait bir yazmaya iaret
etmitir. Bkz. Tirmizi, Hafmu'I-Evliya, tahkik: Osman Yahya, s. 64. Sehl b. Tsteri de bu ayeti yorumlar,
bkz. Tefsirul-Azim, s. 98.
2 Kueyri yaklak iki sayfa Ewel-Ahir ve Zahir-Btn isimlerinin eanlamllarna iirsel bir slupla yer ve
rir. c. VI, s. 99.
3 Bilginlerin kdem ve evvel arasnda bir fark grdklerine deinmek yerindedir. Bkz. erh-i Cevhereti't-
Tevhid, s. 74.
4 Evvel-Ahir terimlerini birlikte inceledik, nk birisi hakkndaki bak dierine de uymaktadr. Buna
gre Evveli evvel yapan sebep. Ahiri de ahir yapmtr.

18 4
Ezeli nsan

5 Burada halk derken yaratma eylemi kastedilmez, aksine yaratlmlar, zellikle de insan anlamnda i-
simdir.
6 Bkz. B erzah .
7 Halk grdnde, Evveli, Ahiri, Zahiri ve Btn grmsn demektir (Fussu'l-Hikem, s. 152). n
k halk [yaratklar], Evvel ve Ahir arasnda bir berzahtr. Berzah, iki tarafn hakikatlerini kendinde top
lar. u halde halk grdmzde. Evvel ve Ahiri de grmz demektir.
8 Afifi bu cmleyi Hakkm ilk ve son oluunun yaratklarn kendisine muhtalyla ilgili olarak aklar.
9 Her ey Rabbinin hamdini tespih eder (17:44).
'Crcn Evveli "Kendi cinsinden ondan nce veya kendisiyle e zamanl kimsenin olmad varlk diye
tanmlar (Tarijat, s. 40).
11 lbnl-Arab yle der: O evvel'dir, nk O vard ve yaratklar yoktu (Fussul-Hlkem, s. 112).
12Bkz. lem in Y ce-B y k A n a s, Birin ci B aba.
13Bkz. H ayat.
14te lbnl-Arabnin metniyle elien Affye ait bir metin: Varlk tek hakikattir: Bir adan baktmz
da, onu Hak, baka bir adan baktmzda ise halk olarak isimlendiririz; ya da, hakikate zt asndan
bakarsak bir, sfat ve isimleri asndan baktmzda ise ok ve mteaddit olduunu syleriz. Hal by-
leyken birlii bakmndan varla baktmzda onun zt ile yce olduunu syleriz; okluu asndan
baktmzda ise, onun izafi olarak yce olduunu syleriz.... Ayn ekilde Evvel, Ahir, Zahir ve Btn
gibi, Hakkm kendileriyle nitelendii zt sfatlarda da durum byledir. Hak, zt asndan Evvel ve B
tn; sft ve isimleri asndan Ahir ve Zahirdir, ya da, birlii asndan Evvel ve Btn; okluu asn
dan ise, Zahir ve Ahirdir (Tlikat, s. 50). Afifinin grlerini iki nemli adan eletirebiliriz: a) Afifi,
Evvel ve Btn' Ahir ve Zahir'in mukabilinde ayn anlamda kullanr. Halbuki bu iki terim lbnl-
Arabde ayn anlama gelmezler, b) Afifi, zahir ve mazharlar kartrmaktadr. Bu balamda baka bir
cmlede yle der: Hak, zt asndan Evvel ve Btn; sfat ve isimleri asndan Ahir ve Zahirdir, ya da,
birlii asndan Evvel ve Btn; okluu asndan ise, Zahir ve Ahirdir (Fussu'l-Hikem, s. 50).
15Ayn metin iin bkz. lbnul-Arab, Kzf'l-Gayat, ed. Osman Yahya, 1967, s. 157. Evvele bu bak tbnl-
Arab tarafndan ilk kez dile getirilmi deildir, Gazl onu daha nce ifade etmitir. Bkz. Ferid Cebr,
Mcem-i Gazali, s. 18-19.

E z e l i n s a n (nsan- Ezeli) nsan- kmil. Ayrca bkz. nsan- Kmil

F a k i r l i k Fa, k a f ve ra 'uzuv' veya 'yarlmak' anlamna gelen bir kktr. Omurga an


lamndaki fe k a r li'z-za h r bu kkten gelir. Tek omurga, fekare'dir. Aralarndaki eklemler
ve boluklar nedeniyle byle isimlendirilmitir. Fakir, "beli krlm [boynu bkk]" de
mektir. Dilciler yle demilerdir: Fakir kelimesi ondan tretilmitir. deta zillet ve yok
sunluundan omurgas krlm demektir ( mucem ). Fakr, arz- fa k r [bo arazi] kelime
sinden tretilmitir. Bu arazi, hibir bitkinin veya baka bir eyin yetimedii yer de
mektir. ( leta f' l-a ' lam )
S?"
Fakr Kuran'da muhtalk anlamna gelir ve (Hakka ait) zenginliin zdd olarak yaratlmlarn niteliidir.
Dedi ki: Rabbim, bana indirecein hayra muhtacm (fakir). (28:24)

185
Fakirlik

Ey insanlar, sizler Allah'a muhtasnz (fukara), Allah kukusuz zengin ve vlendir. (35:15)
S?"

Aratrmac, Ibnl-Arabnin fakr1 hakkmdaki metinleri nnde durur ve yle so


rar: Byk dnr eliiyor mu? Bir adan fakr mmknn zt niteliidir; te
yandan lbnl-Arabi ona ulatn vurgular. Doal olarak insan kendisinin bir nite
lii olan eye ulamaz. O halde bnl-Arab dikkat ekmeden, fakra iki farkl adan
bakar. nk o fakra bir varlk, bir de slk ynnden bakar. Bylece deyim
yerindeyse, bir varlk fakr, bir de slk fakr vardr. 1) Varlk Fakirlii: Burada fa
kirlik, mmkn iin btn hallerinde (sbt, dtaki varlk) znden kaynaklanan
bir niteliktir.2 Mmkn sabitlik halinde varln yokluuna tercih edecek bir tercih
edene, yaratldnda ise varlm srdrecek ve varln koruyabilmek iin bulun
duu lemin ierdii her trl eye muhtatr (yemek, ila vs).3 O halde fakirlik,
mmkn ve mdum4 iin znden kaynaklanan bir niteliktir ve bu durum btn
yaratklar kapsar. Baka bir ifadeyle fakirlik, hkm genel ve kapsayc bir nitelik
tir. 2) Slk Fakirlii: Birinci fakirlik, genel ve zorunlu fakirliktir. Slk fakirlii ise,
gerekte birinci fakirlii mahededen ibaret ise de, geici ve zel fakirliktir. Bunu
anlatabilmek iin Allahn yaratklaryla beraberliini rnek verebiliriz: Allahn be
raberlii, Her nerede olursanz olun O sizinle beraberdir" (57:4) ayetinin gsterdii
gibi genel; Allah sabredenlerle beraberdir (8:46) ayetinin gsterdii gibi zeldir. u
halde Allahn genel beraberlii, kulun bir zellik veya fiil vastasyla elde etmedii
bir eydir. O bir varlk beraberliidir; ikinci tr beraberlik ise, kulun bir nitelik sa
yesinde elde ettii zel beraberliktir. Birinci tr genel fakirlik mmknn znden
kaynaklanan fakirliktir. Kulun bu fakirlikte bir stnl yoktur veya belirli bir -
dl veya rn saylmasn salayacak abas sz konusu deildir. kinci zel fakirlik
ise, udur: a) znden kaynaklanan fakirlii mahede etmek: Her mevcut muhta
tr, fakat bunun farknda deildir. Bu yzden fakirlii tercih eden, onu tercih ettiini
zanneder, halbuki arif sadece mahede ettiinin bilincine erebilir ve esastaki muh
talnn farkna varr, b) zel fakirlik sadece Allaha ynelik olabilir. Slk fakirli
i, Allaha muhta olmaktr. Bu slikin kazand bir eydir. u halde slik, sadece
Allaha muhtatr. lemden herhangi bir eye muhta olduunda ise, bu da gerekte
isimleri ynnden Allaha muhtalktr. O halde Hak, kulun muhta olduu btn
isimlerle isimlendirilir. Arif, bu mahedeye sahip olandr. Baka bir ifadeyle, her
hangi bir varla muhta olmann gerekte ilahi bir isme muhta olmak olduunu
arif mahede eder.5 c) zel fakirlik, nefsin eitilmesi ve mchededir, hatta ilahi
yaknln z ve kapsdr. Tam fakirlik mertebesine tam ve kesin olarak ulaan
kimse, onun neticesine ular: bu da ilahi yaknlktr. Sz konusu yaknlk, Allaha

18 6
Fakirlik

nafile ibadetlerle yaklamak anlamndaki kurb- nevfilin neticesi olan yaknlktr.


Yani Hak, kulunun iitmesi, grmesi olur ve artk o da bir eye ol der ve o ey
meydana gelir. bnl-Arabinin bu bahisteki metinlerine gelince, bunlar yle zik
redebiliriz:

Fakirlik btn varl ieren bir hkmdr


Hi kimse onun dnda kalamaz, ( fth t , i:263)

Allah lemi bir ey hari tek zellikte yaratmtr; o da muhtalktr. Muhtalk lem
iin z gereidir, zenginlik ise geicidir, ( f th t , i:373)

Allah sayesinde zengin olan, O na muhtatr. Allaha muhtalk ifadesine mensubi


yet, Allah ile zengin olmak" bantsndan daha stndr. nk zenginlik
Hakkn zt ile yaratklar arasndaki ilikiyi ortadan kaldran temel bir zelliktir.
Halbuki her talep, mnsebetin varln gerektirir. lemdeki her ey bir ey talep
eder. Dolaysyla lemdeki her ey, talep ettiine muhtatr. Fakr dier niteliklerden
onlarda bulunmayan bir zellikle ayrr. Bu zellik, onun hem var olann ve hem
de olmayann nitelii olmasdr. Baka her olumlu zelliin mevcut bir eyde bu
lunmas arttr. Mmkn yokluu halinde varln yokluuna tercih edene muh
tatr; var olduunda ise bu kez varln srdrmeye ve varln korumaya muh
tatr. u halde mmkn hem varlk annda, hem de yoklukta muhta olmaya de
vam eder. Fakr hkm itibariyle makamlarn en genelidir. Bu zellikten kazanlan
ey ise zel bir bantdr. Bu, bakasna deil, sadece Allaha muhtalktr, ( f th t ,
11:263)

Allah yle buyurur: Ey insanlar siz Allaha muhtasnz, O ise zengindir (35:15). Ya
ni isimleriyle zengindir. Nitekim bizler de, O nun isimlerine muhtacz. Bu nedenle
ayette, btn ilahi isimleri6 toplayan isim gelmitir (Allah). Muhtalk kapsnda,
genilii ve hkmnn genellii nedeniyle, bir izdiham olmaz. Fakirlik terk edilen
bir niteliktir, halbuki hi kimse ondan yoksun kalamaz. O her fakirde hakikatinin
verdii hkme gre bulunur. Fakirlik arifin ulat nimetlerin en lezzetlisidir,7
nk fakirlik, arifi Hakkm huzuruna sokar ve Hak kendisini kabul eder. Bu ma
kama, fakirliin kardei de yakndr ki, o da zillettir. Eb Yezid el-Bestam yle
der: Hak bana yle demitir: Bana ait olmayan eylerle bana yakla: zillet ve muh
talk. Bunlar mmknlere ait iki zelliktir. Vacibul-Vcdun [Zorunlu Varlk]
bu iki nitelikten bir pay yoktur. Ey insanlar siz Allaha muhtasnz" (35:15) aye
tinde Allah, bakasna muhta olunmasn kskand iin, muhta olunan her eyin
ismiyle bizim iin isimlendirilmitir. Buna gre fakir her eye muhta, hibir eyin
muhta olmad kimsedir. te bu, tam kuldur. Byle bir kulun varlk halindeki
durumu, yokluk eyliindeki [ayn- sabite mertebesi] hali gibidir, ( f t h t , i:263)

18 7
F a rk

Her greceli mevcut, farknda olmasa bile, muhtatr. Onu bilse bile, fakirlik diye
isimlendirilen eyin bu olduunu bilemez. Fakirlik, zden kaynaklanan zorunlu bir
niteliktir. ( fth At , i:264)

Arn rabbi bana dedi ki: Ey Gavs! Benim katmda fakir hibir eyi olmayan deil
dir. Fakir her varlkta kendisine ait bir ey bulunan kimsedir. Bir eye ol" dediin
de, o ey oluverir. Ey Gavs! Sevdiklerine ve dostlarna de ki: Benimle sohbet etmek
isteyen, fakirlii,8 ardndan fakirliin fakirliini, sonra da fakirliin fakirliinden de
fakirlii tercih etmelidir. Bu yzden fakirlikleri tamamlandnda, onlar benden9
baka olmazlar. ( gavs yye , 79)

n o tla r:

1 Fakr iin bkz. Letifu'l-A'lm, s. 143; Muhasibi, Kitbu'l-Mesail, s. 51; Kueyri, Risale, s. 122; Serrac, el-
Lna, s. 74; Hakikat'l-Yakn, s. 8.
2 Bkz. Ayn- Sblte/A 'yn - S a b ite .
3 Ibnl-Arabde yaratma her nefeste yenilenir. Her yaratmada bir tercih edenin bulunmas gerekir.
4 Bkz. A dem , Ayn-l Sbite/A 'yn- S b ite .
3 Bkz. lahi sim.
6 Bkz. T o p la y a n sim.
1 Burada slktaki fakrdan sz etmektedir. tbnl-Arabnin sz arasnda nazariyeden nazariyeye nasl
getiini ve okuyucusunu uyarmadn hatrlamalyz.
8 Ibnl-Arabde fakr konusunda bkz. Fussu'l-Hikem, s. 105; el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. II, s. 170, 262, 264.
9 Bkz. N afile v e F arz b ad etlerin U latrd M akam lar.

F a r k bkz. C e m '1

N O T LA R :

1 Bkz. lbn'l-Arabde fark iin bkz. el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. I, 114; c. M, 133, c. IV, s. 54; Tercmn'l-
Evak, s. 59; Istlahat, s. 287.

F a r z l a r l a S e v i l m e k N a f i l e b a d e t l e r l e S e v i l m e k Kurb- feriz [farz iba


detler nedeniyle kulun Hakka yaklamas], kurb- nevfil [nafile ibadetlerle kulun
Hakka yaklamas]. Ayn konu, mecbur kul ve serbest kul terimlerinde de ele alna
caktr.

F e n a bkz. B e k a

F e r a s e t Feraset insann ferasete konu olan eyde istidlal edebilecei birtakm ema
reler grmesini mmkn klar. Feraset ksmdr: Hkm feraset, iman feraseti, i-
lahi feraset.
Allahn nuru ile grmektir anlamnda:

188
Ferdiyet

Allah yle buyurur: Bunda anlayl kimseler (mtevessimin) iin ayetler vardr.
Kastedilen, feraset sahipleridir. Hz. Peygamber de yle buyurur: Mminin ferase
tinden korkunuz, nk O Allahn nuruyla bakar.1 (BULCA, 31)

Hkm feraset, mizataki doal belirtiler anlamnda:

Kul feraset ile nitelendiinde, ferasetine konu olan eyde kendileriyle istidlal [akl
yrtme] edebilecei belirtiler bulunur. Sz konusu belirtilerin bir ksm mizaca ait
doal belirtilerdir. te bu hkm ferasettir. (FTHT, 11:235)

tman feraseti, ilahi nur anlamnda:

nce iman feraseti bilinmelidir ve biz de onunla balyoruz, iman feraseti, basiret
gz iin Allahn mmine verdii ilahi bir nurdur. Bylece basiret ba gznn
nuru gibi olur. Ferasete konu olan eydeki belirti ise grlr eylerin gze grl
mesini salayan gne gibidir, ( fth t , 11:235)

lahi feraset, ilahi nur anlamnda:

Ferasete konu olan eydeki belirtilerden bir ksm ise ruhani-nefsi ve imanidir. Bu,
ilahi feraset, mminin basiretindeki ilahi nurdur; kendisine aldnda ferasetine
konu olan eyde gerekleen eyi onun vastasyla bilir.2 ( f th t , 11:235)

n o tlar:

1 Mminin firasetinden korkunuz, bkz. Hadis Dizini, no. 36.


2 Firaset hakknda bkz. Ravzur-Reyyahm, s. 169; Katip elebi, Keju'z-Zunun, c. II, 1241; Kueyri, Risale, s.
105.

F e r d iy e t Fa, ra ve dal "birlik" anlamna gelen tek kktr. "Tek" anlamndaki fert de
buradan gelir. Zabiyyetn farid ["Srden ayr ceylan"] demektir. Efrad'n-nucum
"gkyzndeki yldzlar" demektir, ( m u c e m )
S?"
Fert, Kuran- Kerimde szlk anlamyla geer:
Zekeriyyay da zikret. Hani Rabbine 'Rabbim beni tek bama (ferd) brakma, sen varislerin en
hayrlssn diye yalvarmt.1 (21:89)
De ki: Size sadece bir tek t vereceim. Allah iin ikier, er ve teker teker2 [turada) kalkar
snz. (34:46)

s?
Ibnl-Arabye gre fert, kendisine zg bir nitelik sayesinde isimlendirmeyi hak
etmitir. Acaba kelime hangi eyden ayrlmtr? Onu ayr klan zellik nedir? Fert,
Ferdiyet

birlie benzemekle iftten ayrlmtr. Fert, saylar iinde ayr bir mertebe olmas ve
ikiye birlik mertebesini veren bir olmas itibariyle bire benzer; ikinin var olmasn
dan sonra bulunmas ynyle de birlikten ayrlr.

Ferdiyet insaf sahibi tarafndan ancak fert diye isimlendirilenin ayrt eyde bu
lunmayan bir zellik sayesinde ondan ayrt baka bir eyi dnmekle anlala
bilir. nk ayn zellik onda da bulunsayd, ayrmas geerli olmazd. u halde
kendisinden ayrt eyin akledilir olmas gereklidir. Sz konusu ey ise, ifttir.
Ferdin ayrt ey, birlie benzemektir. Fertlerin ilki de tr. Buna gre Bir say
s, fert deildir, (ftuhat, 111:499)

Fert, her sayda ve daha fazlasndan ortaya kar ve blnmesi mmkn deil
dir.3 Fert mertebelerde Bir gibi ayrr. Fertlerin ilki tr. Bu nedenle insann sr
rnn fertlii onun birliinden farkldr. nk onun fertligi, ikinin ortaya kma
syla sabit olur. Sz konusu iki, bedenin tesviye edilmesi ve klli ruhun ona ynel
mesidir. Bylece czi nefs ortaya kmtr ki, insani latife denen ey odur. Bylece
tikel nefs fert olmutur, (elif, 6-7)

Btn neticeler, fertten ortaya karlar: Mantklarda iki ncl, eyden oluur.
Birincisi iki nermede de tekrarlanr. Bylece drt ortaya kar ki, bunlar gerekte
tr. Bu e ferdiyeti veren o bir olmasayd hibir netice sahih olmazd. Ayn e
kilde, aralarnda cinsel iliki olmasayd, erkek ve dii de bir rn meydana getire
mezlerdi. Bu da ferdiyettir. (ktab'L-MM, 3-4)

Fert, ikinin bulunmasndan sonra gerekletii iin, ahadiyet [mutlak birlik] kadar
gl olamamtr. (elIf, 9)

lbnl-Arab ferdiyeti akledilir ve duyulur lemdeki her trl neticenin kayna ve


esas sayar. Bu anlamda da, ferdiyet ve teslis arasnda bir eanlamllk grr. Bkz.
T e slis.

, fertlerin ilkidir. Bylece yaratma, Birden deil, Fertten ortaya kmtr, (ft-
HT, IV:8 9 )

Yaratma mutlak birlikten deil, ferdiyetten meydana gelmitir. nk Hakkn bir


lii kinciyi kabul etmez. Bylece lemin ilahi ilimdeki zuhuru akledilir4 hakikat
ten ortaya kmtr. Bu da, asl byle olduu iin, lemin5 paralarnn birbirlerin
den meydana geliine nfuz etmitir, (ftht, 1:171)

Flakikatler neticenin ancak ferdiyetten ktn ve saysnn da fertlerin ilki ol


duu bilgisini verince, Allah lemin yaratlm nefsinden, iradesinden ve sznden
meydana getirmitir. Hakikat birdir ve bantlar farkldr. Bylece Allah Bir eyi
irade ettiimizde ona szmz ol olur ve o da olu verir (16:40) buyurur. O halde

190
Fetih

teslis netice karmada dikkate alnmtr ve lem bir neticedir, ( nak , 6)

tnsan- kmil ferdiyette ilktir. Allah yle buyurur: insan bir amur znden ya
ratmtr (23 :12). Bu ilk mertebedir. Ardndan salam bir meknda bir nutfe iine
koyduk" (23 :13). Bu da kincidir. Sonra nutfeyi sperm haline getirdik ( 23 :14). Bu da
ferdiyet6 mertebesidir ve hepsini ierir, (ftht, i:6 4 i)

NOTLAR:

1 Bkz. BeyzvI, Envar't-Tenzil, c. II, s. 38. lbn'l-Arab fert ve vahidi ayrt etmitir, bkz. Kitabu'l-Elif, s. 9.
1 Kad Beyzvnin mesna ve slase [ikier ve er] deyimini yorumlay iin bkz. Bkz. Beyzv, Envart-
Tenzil, c. I, s. 142.
3 lk tek say tr, ardndan be, yedi, dokuz, onbir vs. gelir. Bylece teklik saylarda ortaya kar ve fer
diyet, saylarda ortaya kan ahadiyete benzer. Bir, say deildir, fakat saylarda zuhur eder.
4 Zt, irade ve sz. lbnl-Arab bu ly Bir eyi irade ettiimizde ona szmz ol'dur ve o da olur"
(16:40) ayetinden kartmtr,
5 Her ilk, lbnl-Arabye gre, sirayet edicidir. Teslis ilk sonu kartan ey olduu iin, her trl sonu
kartmaya sirayet etmitir.
6 lbn'l-Arabide fert iin bkz. Istlahat, s. 289; Kitabu'l-Elif, s. 9; Risale iler-Razi, s. 12; el-Etuht'l-
Mekkiyye, c. I, s. 168; c. II, s. 69; c. III, s. 172, 326, 462; c. IV, s. 32; Fussul-Hikem, s. 115.

F e t i h ["Amak" anlamndaki feth kelimesinin kk harfleri olan] fe, te ve ha tek kk


tr ve "kapalnn zdd" [ak] demektir. Fetaht el-bab, "kapy atm" demektir. Feth
ve fetaha, "hkm" demektir. Allah el-Fatih'tir, yani hkm verendir. Feth, yardm ve
zafere ulatrmaktr, istaftaht, "yardm edildim" demektir. Fevatihu'l-Kuran, surelerin
balanglardr, ( m u c e m )
SP

Kapamann zdd [amak] anlamnda:

Gklerin kaplar onlara almaz. (7:40)

Hkm ve hkm veren [fettah] anlamnda:


De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da aramzda hak ile hkm verecek. O
Yegne hkm veren, her eyi bilendir. (34:26)

Gndermek anlamnda:

Allah insanlara bir rahmet feth ederse [gnderirse], onu engelleyecek yoktur. (35:2)

Aklamak anlamnda:
Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansnlar diye mi tutup Allahn aklad
(fetehe) hakikati onlara sylyorsunuz. (2:76)
Yardm -baka bir gre gre- hkm ve yardm dilemek [istiftah] anlamnda:

191
Fetih

Biz sana ak bir fetih [yardm] verdik. (48:1)


Fetih istiyorsanz, ite size fetih. (8:19)

Fetih Gn [Kyamet Gn] anlamnda:


De ki: Fetih Gn inkr edenlere imanlar fayda vermez. (32:29)
Mefatih [anahtarlar] anlamnda: Mefatih ya mefteh'in ouludur, bu durumda mefatih hazineler demek
tir veya miftah [anahtar] kelimesinin ouludur, bu durumda anahtarlar demektir:
Gaybn mefatihi [hazineleri/anahtarlar] Onun katindadr. Onlar sadece kendisi bilir. (6:59)

S?
bnl-Arabl fethe iki ekilde bakar: 1) Kendisinden nceki hibir sufinin ufkunun
ulaamad irfani bak. Geri bnl-Arab bu bahisteki ifadelerinde nceki sofiler
den yararlanmtr; rnein halavet fethi, ibare fethi, mkaefe fethi vs. Bu fetih, in
sana aittir, bilgiyle ilgilidir ve irfani bir fetihtir. 2) Ibnl-Arabnin ikinci bak, var
lk tecellisini hatrlatan yaratc ynne bakdr.' Bu, zel bir baktr ve bnl-Ara-
bnin feyiz ve tecelliler grne gl bir ekilde baldr. Dolaysyla bu bahisteki
ifadeleri zel bir terim slubunu tar. Mefath-i vel [ilk anahtarlar], mefath-i sevni
[ikincil anahtarlar], mefatih-i esbab [sebep anahtarlar]. Bu anlamda fetih, Tanrya ait
yaratc bir fetihtir ve hi bir yaratlmn onda pay yoktur. Sz konusu fetih, ya
ratma ve meydana getirme fethidir. Y a ra tc Fetih: lbnl-Arab esasn aan-anah-
tar-amak ve 'alann (fatih-miftah-feth ve meftuh) tekil ettii bir benzetme kalb
kullanr. Bu, Ibnl-Arabnin tecelliler grnn biimlendirdii ekliyle, yaratma
eylemi iin verilmi bir rnektir. Burada benzetmenin simgesel nemi ortaya ksn
diye benzetme formundaki her enin karln tespit edeceiz: Fatih [Aan]=Her
zaman Allah. Miftah [anahtar] =Alan eyin deimesiyle birlikte deiir. Bir anah
tar, tahsis edildii eyi aabilir (mefath-i vel [ilk anahtarlar], mefatih-i sevni [ikincil
anahtarlar], mefatih-i esbab [sebep anahtarlar] vs). Feth [amak]=Ilahi hareket. A
esnasnda anahtarn hareketi. Bu, yaratma eylemiyle, yaratln eyaya ilime halidir.
Bu nedenle de sadece Allaha tahsis edilmitir: Onlar sadece Allah bilir" (6:59).
Meftuh [alan] =Gayb. Fakat kap veya rtden ibaret gayb, ama eylemiyle ama
lanm ey deildir, aksine maksat o kapnn ardnda bulunan, baka bir ifadeyle r
tnn gizlediidir. Buna gre feth, grnmeyeni ortaya kartmaya gayret eder, bu
nunla birlikte anahtar, kapya iliir.

Mmknler gaybn karanlnda bulunurlar, onlarn varlk halleri bilinmez. Mm


knlerden her birisinin bir anahtar vardr ki, onu sadece Allah bilebilir. u halde
Allahtan baka hibir mevcut yoktur, o her eyin yaratcs, yani icat edenidir.

192
Fetih

(FTHT, 111:279)

Anahtarlar saklanan eylerin yceliiyle ycelir, onlara bal olarak deersizleirler.


(MFTAH, 78)

Gayb Allah bilir. Btn bunlar (nur, karanlk) gaybm anahtarlardr, fakat anahtar
olduklarn sadece Allah bilir. Allah yle buyurur: Gaybm anahtarlar Onun ka
tindadr, onlar sadece kendisi bilir (6:59). Bu anahtarlar bizim aramzda mevcut
olsalar bile onlarn gaybm anahtarlar olduklarn bilemeyiz. Bildirilmesiyle anahtar
olduklarn rendiimizde ise, onlar vastasyla kendisini amcaya kadar gayb bi
lemeyiz. Bu durum, bir evin anahtarn bulup da, bu anahtarla aaca evi bilmeyen
kimsenin haline benzer, ( ftht, i:648 )

Bilinmeyenlerden bir ksm, bir veya daha fazla anahtara sahiptir, ilk anahtara va
rncaya kadar, her anahtar baka bir anahtar iin gaybdir. (mftah, 79)

Tanr lemi ilahi bir hareketten yaratmtr. Bu, a esnasndaki ama (feth) hare
ketidir. (FTHT, 111:279)

Anahtarlar ama esnasnda anahtar diye isimlendirilirler. A hali, yaratma eylemi


nin eyaya ilimesi, baka bir ifadeyle, kudretin konusuna ilime halidir. Allahtan
bakasnn bu konuda bilgisi yoktur. Dolaysyla bu ata ne tecelli, ne de keif
gerekleir. nk kudret ve fiil bilhassa Allaha zgdr, (fuss, 134)

[Yaratma eyleminde] Anahtar, ama ve bu amann perdesi olduu eyin almas


esnasnda ortaya kan alan vardr, ( f t ht , mi:S42)

Gayb gaybdeki deildir. Anahtarlar gayb aarlar ve bylece gaybdeki [bilinmeyen]


gayb perdesinin ardndan ortaya kar. u halde gayb, bir kap ve rt gibi, perde
dir, yoksa kap evin kendisi olmad gibi, rt de rtlen deildir. Anahtarn iliti
i ey ise ardnda bulunan deil, kapdr. ( m ftah , 78)

imdi de lbnl-Arabnin ortaya koyduu tarzyla anahtar trlerine geiyoruz. lk


anahtarlar (mefatih-i vel)2, ikincil anahtarlar (mefatih-i sevni): Bunlar dta yaratl
gaybnn anahtarlardr.3 Mutlak Varlk taayyn ederken salt basitlikten gerek ok
lua doru derecelenir. Bu, gerekte mevcudun deil, varlk mantnn gerektirdii
bir derecelenitir. Bylece feyz-i akdes, ardndan feyz-i mukaddes gerekleir. Feyz-i
akdes Mutlak Ztn varlklarn akledilir suretlerinde, baka bir ifadeyle kabiliyetler
de veya a'yn- sbitede kendisi iin tecelli etmesidir (Bkz. Feyz, Ayn- Sbite/A'yn-
1 Sabite). Bu feyiz, gerekte, bnT-Arabnin ifadesiyle, baka bir anlatmla a ya
ni, fetihtir. Sz konusu a, ilk feyiz ve ilk tecelli olmas ynnden ilk fetih, buna
bal olarak anahtarlar da ilk anahtarlardr. Bunlar sadece Tanr bilebilir, nk

193
Fetih

onlar, herhangi bir yaratlmn nasibinin olmad yerdeki Tanrnn birliidir. On


lar zt isimleridir. Feyz-i mukaddes ise, Tanrnn okluun suretlerindeki tecellisi,
baka bir ifadeyle 'ilk an neticesi olan a'yn- sbitenin akledilir olularnn ar
dndan duyulur lemde ortaya kmalardr. Bu feyiz, gaybm almasdr. Bunun a-
nahtarlar da, ikinci al olmalar ynnden, mefatih-i sevni, yani ikincil anahtar
lardr. Bu anahtarlar, varl akledilir mertebeden dar kartan ilahi isimlerdir ve
bu isimler varlkta tesir sahibidirler.4 Bu nedenle lbnu 1-Arab onlar dta yaratma
gaybnn anahtarlar diye isimlendirmitir.5

Saylan isimlerden daha fazla olan fakat mutluluk vermeleri ynnden onlarn al
tnda bulunan gzel isimler, lemde etkin isimlerdir. Onlar, sadece Allahn bildii
ilk anahtarlardr, ( f t ht , 1:99)

Hamd Allah'a mahsustur. O ilk isimlerin mahsus olduu ezelde konuan; anahtar
lar vastasyla kalplerin kilitlerini aandr. Bylece varlklar zuhur etmi ve tohum
lar almtr. ( m IFTAH, 76)

(Uzeyr Peygamber) Yokluktaki sabitliklerinde eya hakkmdaki kaderi, sadece keif


ile idrak edilebilecek kaderi sormu, bu bilgi ona verilmemitir. nk kader bilgi
si, ilahi bilgiye zgdr, Allahtan bakasnn onu bilmesi imknszdr. nk on
lar, ilk anahtarlardr, yani sadece Allahn bilebildii gaybm anahtarlardr. ( fus S,
133)

lk anahtarlar sadece Allah bilebilir, ikincil anahtarlar6 ise bizce bilinir. Bunlar
O'nun isimleridir ve onlar vastasyla mmknlerin gayblerini aar. Bylece onlar
mmknlerin ztlarnda daha nce yok iken zuhur etmilerdir. (mftah, 93)

Allah'n Nefes-i Rahmaniden yaratt ilk ey, Akldr. Sz konusu Nefes, lemin
suretlerinin ald Amdr. Bu Akl, Kalem'dir, onun ardndan Nefs yaratlmtr
ki, o da Levhadr. ( f t ht , i:395)

Bilgi Fethi: Geen ifadelerde lbnl-Arabye gre yaratmann birtakm almalar veya
tecelliler silsilesi olduunu zetledik, insan silsilenin sonuncusu7 olduuna gre, bu
rada silsilenin, lbnu 1-Arabde yaratma alndan bilgisel bir ala8 dndn
grmekteyiz. Burada gayb anahtara, anahtar gaybe dnr. u halde, Haktan insa
na inen her fetih yaratma; sayesinde insann Hakka ykseldii her fetih ise bilgi fet
hidir.

Bu ikincil anahtarlardan inen eyler, derece derece inerler. Bunlar, son sebebe va
rncaya kadar, sebep anahtarlan vb. eylerdir ve dta yaratma gaybnn anahtarlar
diye isimlendirilirler. Sonra i varlktan sonra terse dner. nk son varlk insan

194
Fetih

dr: O halde insan, terse dnendir ve bylece gayb anahtar, anahtar ise gayba
dndrr. nsan, son sebebi anahtar olarak alr ve onun vastasyla sebebinin gayb
alr, son sebebe ular. te bu, muhakkiklere gre, irfani varlk gaybm n anahtar
lar, muhakkiklere gre ise varlk-bilgi anahtarlar diye isimlendirilir. ( m Iftah , 93)

rfan gaybmn anahtarlar, [mmknlerin ilahi ilimdeki hakikatleri anlamnda] kabi


liyetlerin istidatlardr.

Gayb anahtarlarna gelince, onlar ancak Allahn bildirmesiyle bilinirler. Bilinseler


bile, gaybm anahtarlar olduklar bilinemez. Buna dikkat ediniz! Tanrnn bildir
mesi, bizlere kabiliyetlerin istidatlarnn gaybn anahtarlar olduklarn retmitir.
nk ancak mutlak ve genel hibe ve cmertlik feyzi vardr. Orada gerekte ne
gayb ve ne de ehadet vardr, bunun yerine sadece sonsuz saydaki bilinenler var
dr. Buna gre anahtar, renmen iin istidadn ve ilmi kabul etmen; amak (feth)
ise retmek; alan ise yannda durduun kapdr. stidat kazanlm deildir, ak
sine o ilahi bir vergidir, bu nedenle de onu sadece Allah bilebilir. Ayrca bilinir ki:
Gayb anahtarlar vardr, fakat hangi gayb anahtarnn hangi gayba zg olduu
bilinemez. Allah tarafndan istidat meydana geldiinde, anahtar da gereklemi o-
lur ve retme gerekleinceye kadar alma srer. Bu yzden retme, almann
ta kendisidir, (f t h t , i: 5 4 2 )

bnl-Arabnin istidad almann gereklemesi iin bir anahtar kabul ettiini gr


dmz gibi, imdi de fetih ile fth arasndaki fark aklayn grelim.

Farkl trlerine gre bir fetih geldiinde, bu kulun adil bir tarty ortaya koymas
gerekir. Buna gre kul, kendi hali ile fetih arasnda bir lt kurar. Fetih hale uy
gun ise, o halinin neticesidir. Bu durumda, baka bir lt ortaya koyar. O da, fet
hin miktarna ve halinin gcne bakmaktr. Bunlar denk ise fetih, hi kukusuz bir
sonutur. Kul bu durumda Hakkn o fetihte kendisini tuzaa drmesinden sa
knmaldr. nk bu, mahallinin dnda bir neticedir. Fetih edebi ve ykselmeyi
salayan trde ise, bu aldatma deildir, aksine O Allahn kuluna fethini artrmak
iin inayetidir. Fethin miktar ile halin gc arasna lt yerletirip, fethin halden
fazla olduunu grdnde, halin miktarn der ve arda kalan, ftuhtur.
(F T H T , 11:5 0 5 )

bnl-Arabnin zikrettii fetih ve fth trlerine gelince, bunlarn aratrlmas, bizi


esas konumuzdan uzaklatrp teorinin bilinmez ynlerine dalmamza yol aar. Bu
rada, kaynaklarn da ortaya koyarak, bu trleri sadece zikretmekle yetineceiz.
Fth Trleri: 1) Zahirdeki ibare fthu. 2) Btndaki halavet fthu. 3) Hakk m-
kaefe fthu. Mkaefe Hakkm eyada bilinme sebebidir. Hak eyada ancak onla
rn zuhuruyla ve hkmlerinin ortadan kalkmasyla bilinebilir. Fetih Trleri: )

195
Fetret Hzinesi

arpma fethi, sofilerce istenilen bir fetih deildir. 2) Bir arpma olmakszn kendili
inden gelen fetih. Fetih ve fth trleri hakknda9 bkz. el-Ftht'l-Mekkiyye, c. II,
s. 505, 508, 556; c. III, s. 153; c. IV, s. 220.

NOTLAR:
' Bkz. T e c e lli.
2 lk Anahtarlar iin bkz. Kayseri, Risale fi-llmi'l-Hakik, s. 4; Cl, erh-i Mkilati'l-el-Fniht'l-Mekkiyye,
s. 5-6; Letai/ul-A'ln, s. 186.
3 kincil anahtarlar iin bkz. Cl, erh-i Mkilati'l-el-Ftht'l-Mekkiyye, s. 5.
4 Bkz. F eyz.
s Bkz. Ibnu 1-Arabi, Miftahul-Gayb, s. 93.
6 Gayb anahtarlar hakknda bkz. el-Fthtl-Mehhiyye. c. III, s. 321; jaratul-Kuran, s. 56; Kn,
iMaiful-A'lm, s. 181.
7 Btn lemin yantl demin veya insan trnn yaratlmasndan ncedir. Bunun eitli anlamlar
vardr; sz gelii, insann iki surete sahip olabilmesi.
8 Gayb anahtarlar deyimini lbnl-Arab yaratma ve bilgiyle ilgili anahtarlar iin kullanr. nk her iki
durumda da gayb, Yaratana gre deil -nk Hak iin gayb olamaz- yaratlm iin vardr.
9 Bkz. Kn, Letaiful-A'lm, s. 141.

F e t r e t H z i n e s i ilerin kesildii zanm veren eyler.

Cmertlik hzinelerinden birisi de fetret hzinesidir. Bu hazine (yaratma, yardm


vs) ilerin kesilmesi vehmi verir, halbuki kesilmi deillerdir. Allah ebedi olduu i-
in bunlarn kesilmeleri mmkn deildir. Bu yzden Allah daima lemi muhafaza
eder; ayet kesilmi olsayd, lem de yok olurdu, (ftuhat, 111.405)

F e y z Fa, ya ve dat tek kktr ve bir eyin kolaylkla akmas demektir. Ardndan bu
kke kyas yaplmtr. Bunlardan birisi, "suyun akmas" anlamndaki fade e/-mau'dur.
Baka bir kullanm ise insanlar Arafat'tan ayrldklarnda sylenen efade en-nasu min-
Arafat ifadesidir, insanlarn Arafat'tan ayrllar, deta bir sel akntsna benzer.
(m u ce m )

Bir eyin kolaylkla akmas anlamnda:

Peygambere indirileni dinledikleri zaman onun hak olduuna ainalklarndan gzlerinin yalar
la dolup boaldn (tefidu) grrsn. (5:83)
nsanlarn Arafattan inmeleri anlamnda:

nsanlarn akn ettii (efadu) yerden siz de dnn ve Allahtan balanma dileyin. (2:199)

insanlarn bir szde toplanmalar, bir ie ynelmeleri anlamnda:


Feyz

Hangi durumda bulunsanz, Kuran'dan her ne okusanz ve her ne i yapsanz, siz ona dalp co
arken (tfidu) biz sizin zerinize ahidiz. (10:61)

Kuran- Kerimin feyzi Hakka izafe etmedii gibi, yaratma eylemine balamadn da zikretmek gerekir.

S?"
Ibnl-Arab varln birlii fikrinden ayrlmakszn yaratma eylemini ve Tanrnn
yannda yaratlmlarn varlm yorumlamaya alr. Bu balamda, grlen ikilie
ramen, varln birliini korumaya alan birtakm terimler gelitirmitir: hak-
halk, aynalar-grntler, tecellighlar-feyizler vs. Ibnl-Arabnin sisteminde yarat
ma, yoktan var etme deildir, aksine o saysz varlklarn suretlerindeki ilahi tecelli
ve zuhurdur. Tanr varlklar yaratr, Ibnl-Arabnin ifadesiyle, onlarn suretlerinde
tecelli eder. Bu ilahi feyiz,1 gerekte deil, varlk sisteminin mantnda iki aamal
dr: feyz-i akdes ve feyz-i mukaddes.2 Feyz-i akdes varoluun mantnda feyz-i mu
kaddesten ncedir, bununla birlikte bnl-Arabye gre feyiz srekli ve daimidir.
Feyz-i Akdes: Am3 mertebesidir. Bu, her adan bir olan Ztm varlklarn kendisin
de bil kuvve tasavvur ettii mmknlerin suretlerinde kendisi nedeniyle tecelli et
mesidir. Feyz-i akdes, Mutlak Varlkm taayynlerinin ilk derecesidir. Fakat bu su
retler akledilirdir ve duyulur varlklar leminde varlklar yoktur; onlar, Varln so
yut kabiliyetleridir. Mmknlere ait bu akledilir hakikatler veya akledilir suretler,
tbnl-Arabnin varlklarn4 a'yn- sbitesi5 [sabit hakikatler] dedii eylerdir. Ib-
nl-Arab bazen feyz-i akdese sri [yaylan] kelimesini de ekler ve feyz-i akdes es-sri
der. Bunun nedeni, sz konusu feyzin mukaddese gre ilk olmasdr, ilk olan her
ey yaylr.6 Feyz-i Mukaddes: Daha nce varlk tecellisinden7 sz ederken bundan da
bahsetmitik. Feyz-i mukaddes, Birin okluk suretlerinde tecellisi, baka bir ifadeyle
a'yn- sbitenin akledilir lemden duyulur leme kmas veya bil kuvve olann bil
fiil olanlarn suretlerinde zuhuru; dta var olanlarn ezeli sabitlik hallerindeki du
rumlarna gre zuhurlardr Feyz-i akdesin Tanrnn varlklarn akledilir suretle
rinde kendisi iin tecellisi olduunu sylediimiz gibi, feyz-i mukaddesin de Tan-
rnn varlklarn suretlerindeki tecellisi olduunu syleyebiliriz. Bu yzden feyz-i
mukaddes, Mutlak Varln tabiatndaki ikinci taayyn derecesidir. Srekli Feyiz: Ya
ratma eylemi, feyz-i mukaddes ile bir sona varmaz, nk byle bir ey sz konusu
olsayd, yaratlm olan, Yaratandan mstanilikle nitelenmi olurdu. O halde feyz-i
mukaddes yaratlmlar duyulur lemde var eder, fakat bu yaratlmlarn temel -
zellikleri yok olmaktr. Onlar, yoklukta sabit olduklar iin, hemen yok olurlar.9 O
halde, bu yaratlmlar her anda var edecek srekli yaratma ve daimi feyiz gerekir;
nk onlar her anda yok olurlar.10 Srekli feyiz Tanrnn duyulur lemin suretle

197
Feyz

rindeki srekli tecellisidir, baka bir ifadeyle feyz-i mukaddesin sreklilii ve deva
mdr. Bu balamda bnl-Arab baz kimselerin zannettikleri gibi, yaratma eylemini
etkinlikten soyutlamaz,'1 aksine yaratma biricik srekli eylemdir, dolaysyla Allah
srekli yaratandr.

lahi hkmn zellii udur: Hak bir mahalli dzenlediinde, o yer ilahi bir ruh
kabul eder, bu kabul oraya flemek diye ifade edilmitir. Halbuki o, srekli ve da
imi tecelli feyzini kabul ettii iin, dzenlenmi suretin istidadnn gereklemesin
den ibarettir. Geriye feyzi kabul eden kalmtr, kabul eden ise onun feyz-i mukad
desinden meydana gelmitir.12 (fuss, 49)

Feyz-i akdes vastasyla hakikatleri13ortaya kartan, feyz-i mukaddes vastasyla da,


var olanlar yaratan14 tenzih ederim. (mIrat, 1)

Hak srekli verir, daima feyiz veren'5 mahal ise srekli kabul eder, (ftht, i:5 7 )

n otlar :

lbn'l-Arab feyiz lak] terimiyle yaratma grn ifade ederken, Yeni Platoncu felsefenin dilini ve an
latm slubunu kullanm olsa da, kendi feyiz gr Yeni Platoncu felsefenin grnden farkldr.
Ibnl-Arabiye gre feyizler tek hakikatin farkl suretlerdeki tecellilerinden ibarettir, halbuki Plotinusta
varlklarn silsilesi sz konusudur: her birisi kendisinden nceki varlktan meydana gelmi, sonucun
sebebine bal olduu gibi, ona balanmtr. Platonik feyizler, tek bir esasa dayansalar bile, ne o Bir ve
ne de Birin mazharlardr. Bkz. Fussu'l-Hikem, c. II, s. 9-10, 151.
! Feyz-i akdes ve feyz-i mukaddes, gayb tecellisi ve ehadet tecellisi ile eanlamldr. Buna gre Hakkn
gayb lemindeki tecellisi, kendi zt iin kendi ztnda mmknlerin hakikatlerinin akledilir suretlerin
deki tecellisidir; ehadetteki tecellisi ise d lemde mmknlerin ztlannda tecellisinden ibarettir.
lbnl-Arab yle der: Allahn iki tecellisi vardr: gayb tecellisi ve ehadet tecellisi. Buna gre gayb te
cellisinden kalbin zerinde bulunduu istidat verilir. Kalp iin bu istidat gerekletiinde, ehadet le
minde ehadet tecellisi gerekleir. Bylece onu grr ve tecellighn suretiyle zuhur eder (Fussu'l-
Hikem, s. 120). Metnin aklamas iin bkz. Aff, Tlikat, c. II, s. 145; ayrca bkz. G ay b T e c e llls l- a h a d a t
T e c e llis i
3 Bkz. A m a'.
4 Bkz. Ayn- Sbite/A 'yn - S b ite
5 Bkz. Aff, Tlikat, c. II, s. 8-9.
6 Bkz. E vvel Ahir.
7 Bkz. e y d e T e c e lli.
8 Bkz. Aff, Tlikat, c. II, s. 9.
9 Bkz. Ayn- Sbite/A 'yn - S b ite .
10Bkz. Y e n id e n Y a ra tm a .
11 Aratrmaclar Ibnl-Arabde yaratma eylemine Tek Varlk zaviyesinden bakmlardr. Yaratlmlarn
gerek bir varl yoktur, u halde Yaratann gerek anlamda bir yaratma eylemi yoktur, buna bal ola
rak da yaratma anlamn yitirir. Bkz. Afifinin deerlendirmesi iin, Tlikat, c. II, s. 7-8. Buna karn
bnl-Arabye gre yaratma eylemi, yaratlmlarn Hakka muhtalk zelliiyle nitelenmeleriyle btn
anlamn kazanr. Yaratlmlar mstakil varlklara sahip olsalard, bu durumda Yaratandan mstani,

198
Feyz Veren

buna bal olarak da yaratma eylemi, znde bu sreklilii barndrmayan gemi zamanda olmu bit
mi bir hadise deildir.
12 Metnin yorumu iin bkz. Afifi, Tlikat, c. II, s. 8-o.
Yani a'yn- sabite.
,4A'yn- sbiteye ynelik Kn [Ol] (16:40) emrine telmih. Bu emir zerine onlar d lemde var olmular
dr.
15bn'l-Arab'de feyz iin bkz. htihadu'l-Kevn, s. 145; Kitabul-Hak, s. 29; Kitabut-Tecelliyat, s. 1; Kitabu'l-
Mesail, s. ; el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. IV, s. 62; Fussu'l-Hikem, c. II, s. 27, 101,179, 197, 244, 245, 337; Di
van, s. 38.

F e y z V e r e n bkz. I n s a n - K m il

F t r a t Her doan ocuun zerinde doduu ftrat [yaratl] rabl ikrardr. Bu,
rablna tank tutup evet dediklerinde, Tanrnn insanlardan ald ilk szdr.

Ftrat Hakk'n yaratklarm zerinde yaratt tevhit bilgisidir.' Hak onlar bellerin
den alp tank tutmu Ben sizin Rabbiniz deil miyim" diye sormu, onlar da Evet
sen bizim Rabbimizsin demilerdir. Bylece onlar, her eyden nce, rablga tank
lk etmilerdir, (ftht, 8S, 437)

Hz. Peygamber yle buyurur: Her doan ftrat zerinde doar.2 Bu, Hakkn
kendisi iin ald Misaktr. (ftht, iv:57)

Kul, z itibariyle kulluunda temizdir, nk ftrat zerinde yaratlmtr. Ftrat,


Rabbe kulluu ikrar etmektir, (ftht, bs, 5 8 3 )

N O T LA R :

' Ibnl-Arab ve Cneyd-i Badadinin risalelerindeki tevhit anlaynda Misakn nemi karlatrlabilir.
nk Cneyd, tevhit grn misak fikrine ve insann oradaki durumuna dayandrr.
2 Bkz. Hadis Dizini, no. 37.

F t r H a y a t Ftr hayat insan, hayvan, bitki ve cansz gibi varln btn paralar
na yaylm hayattr. Bkz. H a y a t .

Su ilmin simgesidir. nk eyann varl suya baldr ve ondan meydana gelmi,


ftr hayat ile nitelenmi olarak ortaya kmtr, (t e c r d , v r. 5 )

F u r k a n bkz. K u r a n

F t h bkz. F e t ih

199
F t v v e t

F t v v e t Fet, "gen" demektir. Fet ve fetiyye, "gen" ve "genlik" demektir.


(U s a n )

Fet, Kuran- Kerimde szlk anlamyla geer:

Dediler ki: Onlardan bahseden bir gen (fet) iittik, ona brahim derler. (20:60)

slam ftvveti ve tekilat konusuyla oryantalistler ilgilenmiler ve bir yandan Hris


tiyan valyeliiyle ilikisi (Von Hammerin yapt gibi) veya ftvvete zg genel
nitelikler asndan bu tekilatla ilgili eitli makale ve eserler yazmlardr. Ardn
dan bu tekilatn Abbasi halifeleri dneminde aristokrat ftvvet eklinde geliimi;
Mslman orta snflar iinde sanat ve meslek sahiplerinin ellerindeki geliimi (Von
Hammer'in ve Torneckin yaptklar gibi) veya bazen dikkatten yoksun kalan genel
ifadelerle ftvvetin tasavvufla ilikisi (Hortenin yapt gibi) veya ftvvet ve Me
lmilik arasndaki iliki (Hartmanm yapt gibi) gibi meseleler hakknda kitaplar ve
eserler yazmlardr.1 Ebul-l Affnin el-Melmiyye ves-Sfiyye ve Ehl'l-Ftvvet
isimli eseri, gnmze kadar konuyla ilgili en iyi kitap olarak kalmtr.2 tbnl-
Arab bu tarz ftvvet tekilatyla ilgilenmemitir; bunun yerine topluluun zellik
lerini (cmertlik, mertlik, cesaret vs) alm, ftvvet makam diye isimlendirdii -
zel bir makamn nitelikleri yapmtr. lbnl-Arabye gre ftvvet, belirli bir guru
ba veya tasavvuf ve dindeki belirli bir bak asna dellet etmez: ftvvet, kuvvet
ve g makamdr.

Huylar trdr: Geiken huy, geiken olmayan huy ve ortak huy. Geiken
huy, iki ksma ayrlr: cmertlik ve ftvvet gibi bir yarar salayan; affetmek, ho
gr ve cezalandrmaya gc ve kudreti yettii halde tahamml gibi bir zarar u-
zaklatrmakla geiken olan, (ftht, s, 91)

Fet [yiit] hasm olmayan kimsedir, nk o borcunu der, alacan brakr, do


laysyla hibir hasm yoktur. Fet, btn olarak, kendisinden anlamsz bir hareke
tin kmad kimsedir, (ftht, ds, 4 6 )

Ftvvet kuvvet makamdr, (ftht, ds, 3 6 )

Ftvvet, iinde zayflk bulunmayan bir eydir. nk ftvvet, yallk ile ocuk
luk arasndaki bir haldir. Bu, insan mrnn krk yama ulam olduu dnemdir.
Allah bu makam hakknda yle buyurur: Allah sizi gszlkten yaratp, gsz
lkten sonra kuvvet verendir (30:54). te bu ftvvet halidir ve bu halde insan feta
diye isimlendirilir, (ftht, ds, 3 8 )

200
Gavs

Kudreti olmayan kimsenin msamahas olamayaca gibi, gc olmayann da


ftvveci3 yoktur, (ftht, ds, 61)

NOTLAR:
' Bkz. Afifi, Melmiyye ve's-Sfiyye, s. 12 [Trkesi iin bkz. slam Dncesi zerinde Makaleler, ev. Ek
rem Demirli, z Yaynclk, 2000. Bu eviri Afifnin dier makalelerin evirisini de iermektedir 1.
! Afifi'nin Melmileri ve ftvvet ehlini ayrt edii iin bkz. a.g.y., s. 27.
3 bnl-Arabde ftvvet iin bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, DS, s. 41, DS, s. 35.

Gavs Gayn, vav ve se tek kktr ve /ase'den gelir, iae "skntda yardm etmek" de
mektir. ( mucem )
SS*
Gavs, Kuranda fiil olarak ve szlk anlamyla yer alr:
Rabbinizden yardm dilediinizde (lesteisun), size karlk vermitir. (81:9)

tbnl-Arabdeki anlam iin bkz. Kutup.

G ayb Gayn, ya ve ba, tek kktr ve "bir eyin gzlerden gizlenmesi" demektir. Ar
dndan gayb tretilmitir. Gayb, sadece Allah'n bildiidir, ( mucem )

S?"
Gayb Kuran- Kerimde kapal bir ekilde yer almtr, terimsel bir grnm tam olsa bile, kullanm
nn yaygnln ilham eden balam, kelimeyi birtakm bant ve tamlamalarla snrlar. Bylece terime
zg herhangi bir tanma ulalamaz. Gayb herhangi bir terimsel younluu olmakszn ortaya km ve
bu geni anlamllk hicri birinci asrlardaki sfilerin metinlerinde aktr. Gayble ilgili zikredilecek btn
noktalar yle bir cmleyle zetleyebiliriz: Gayb mekan1 ve zamansak gizliliktir.3
Olacak olan anlamnda:4

Gklerin ve yerin gayb Allaha aittir. (1677)

Saatin gayb, bu anlamdaki gaybe en iyi rnek olarak gzkr:

Sana saatin (Kyamet) ne zaman geleceini sorarlar, onun ilmi Rabbimin katindadr. (7:187)

Zuhur ve grnmenin zddnda btnlk ve rtme anlamnda:


te bu gaybn haberlerindendir, sana onlar vahyederiz.5 (12:102)
Sadece zikre tabi olan ve grmedii (gayb) halde Rahmandan korkan kimse t alr.6 (36:11)
Gaybn ve ehadetin bilenidir. O aziz ve hakimdir. (64:18)

Kuran- Kerim anlamnda:

201
Gayb

Gaybe iman ederler ve namaz klarlar. (2:3)

Tefsirci Mukatil b. Sleyman bu ayetteki gayb kelimesini Kuran- Kerim7 diye yorumlar. Bu durumda aye
tin anlam, Kuran- Kerime iman edenler olur. Belki de, Mukatil'i gayb Kuran- Kerim diye yorumlamaya
ynelten ey, te bu gaybn haberlerindendir, sana onlar vahyederiz" (12:102) anlamndaki ayetti. Bu
balamda belirtmeliyiz ki, Kuran- Kerim Tanr iin gayb lafzn kullanmam ve dolaysyla Allah Gaybtr
anlamnda bir ayet bulamyoruz, aksine gayb Allaha aittir ve O gayb bilendir.

bnT-Arabnin yaratcl gaybe ynelik klasik-genel bakn amazlarnda sende


lemekten kurtulamamtr. Bu durum, IbnT-Arabnin retmeyip dncesinden
yeni bir biim giydirdii terimlerin ounda sz konusudur. nk bnl-Arab! te
rim hakknda kendisine zg bir ierik benimsemi olsa bile, yaygn kullanm ve
genel8 anlaylardan kurtulamaz. Bu nedenle gaybe iaretlerinden onun Kuran- Ke-
rimi ve olacak eyi kastettiini hissediyoruz.9

Hz. Peygamber en yce feyz-i akdesten10 alr ve btn leme" ulatrr. nk o


gaybn srlarn bildiren peygamberdir, (tezkire, 54)

Allah demi yaratm, bana iki gz, iki kulak yerletirmitir ki, onlarla eyann
grnen tarafn grr ve iitir. Gsne de bir et paras koymutur, o et paras
nn da gaybe nfuz eden iki i gz ve iki kula vardr. Allah o et parasn kalp ve
fuad diye isimlendirmitir. Sz konusu iki gz, fuadn zerinde bulunur ve grmek
fuada aittir; nk Allah, Fuad grdn yalanlamamtr (5 3 :1 1) buyurur, (tezki
re, 6 4 )

Hz. merin ifadeleri Rabbinin12 ifadeleriyle oka rtnce, Hz. Peygamber -


mer sezgi sahibidir demi ve deta ince bir perdenin'3 ardndan gaybe bakarcasna
yle demitir: nceki mmetlerde konuturulan ve sezgi sahipleri vard, onlar
peygamber deillerdi. Benim mmetimde yle birisi varsa, o merdir.14 (TEZKRE,
112)

tbnl-Arab gayb ve gaybde bulunan ayrt eder ve onlar rt ve rtnen veya kap
ve ev gibi sayar. Ev kap olmad gibi, gayb de gaybde bulunan ey deildir. Buna
gre gayb belirli ve ayr bir mahiyettir. Gayb, bir nitelik veya birbirinden farkl, zt
ve ayr mahiyetler arasnda mterek nitelikler topluluudur. Gayb, trde olmayan
mahiyetleri ieren bir lemin niteliidir; sz konusu mahiyetlerin grnmez olmala
r ve yaratklardan gizlenmi olmalar, yaratklara gre, onlar gayb yapar. Bu ba
lamda yle bir rnek verebiliriz: ehadet lemi birbirine zt birey ve mahiyetleri
toplar: insan, hayvan, bitki vs. Btn bu varlklar, bizlere grnr olmalar zellii

202
Gayb

birletirir, bu nedenle de ehadet lemine nispet edilmilerdir. Ayn ey gayb le


minde sz konusudur. Bir eyde toplandklarnda o eyi gayb yapan zellikler un
lardr: lemdeki herhangi bir eyin lemden gizlenmesini salayan ve duyunun id
rakinin mmkn olmad her ey. Fakat her ey, Hakka nispetle grlr. Bu yz
den gayb, gaybde bulunan iin zti bir nitelik deildir, gerekte o eyi yaratklardan
gizleyen bir bantdr.

Gayb, kap ve rt gibi, bir perdedir. Kap evin kendisi olmad gibi, rt de rt-
leninin kendisi deildir. (mIftah, 79)

Allah lemi yarattnda, onun iin d ve i de yaratm, lemin bir ksmm gayb,
bir ksmn ehadet yapmtr. lem iinde lemden gizli kalan ey, gaybdir. lemin
lemde grd ksm ise ehadettir. Hepsi de Allah iin ehadet ve grnendir. Al
lah kalbi gayb leminden,'5 yz ise ehadet leminden yapmtr, (ftht, 111303)

Allah gaybleri en iyi bilendir ( 1 1 : 7 8 ) . Bu yzden sadece Allah gayb idrak edebilir.
Gayb huzurun [bulunmak, bilin] zdddr. Allah sizi gaybe ulatracak deildir
(3:179). nk bu idrake yaratlmn gc yetmez. Allah yaratm kendisine gayb
olan eye ulatrdnda, o gayb sz konusu yaratk iin meydana getirmi demek
tir ki, artk gayb deildir. (TEZKRE, 43)

lem ikidir, ncs yoktur: birincisi duyunun idrak ettii lem, o, ehadet diye
ifade edilen lemdir. kincisi duyunun idrak edemedii lemdir, o da gayb diye ifa
de edilen lemdir. Bir ey bir vakit gizli, baka bir vakitte duyuya grnr hale
gelmise, o gayb diye isimlendirilmez. Gayb aklla bilinebilen, fakat duyunun asla
idrak edemedii eydir. Akl ise gayb ya kesin delil veya doru haber sayesinde bi
lebilir.16 ( F T H T , 111:78 )

Gayb idrak edildiinde artk gayb deildir, ( f t ht , i:2is)

nceki anlamla ilgili metinlerden Ibnl-Arabnin gaybe gaybde olann zerindeki


bir rt diye baktn dnebiliriz, fakat onu gaybde olann srr saydn grmek
te gecikmeyiz. bnu 1-Arab gaybde olan gayb zerinde bir rt sayarak, baka bir
ifadeyle kendi gaybnm zerine bir perde yaparak, adeta ilk formu deitirir. Bu
balamda Fussul-Hikemin ondokuzuncu fassmda genel anlamyla gayb lemini a-
ratrr ve ona hayatn srr olmas ynnden su ile iaret eder. Eyyb Kelimesi, Ku-
ran- Kerimde zikrediliinde su ismi getii iin, gayb hikmetine tahsis edilmitir.'7
Ibnl-Arab yle der: (Balk) Eyyb Kelimesindeki Gayb! Hikmet: Hayat suya si
rayet etmitir, bu yzden su unsurlarn asldr.8 bnl-Arab gayb lafzn ehadetin
zdd karlnda btn anlamnda kullanr, Bylece gayb ehadetin ayn yapar.

203
Gayb

Ulhiyet insanda gaybdir. nsann grnen yn insan, grnmeyen yn ilahtr.


( c e l a l e , 5)

Allah lemi var oluta iki ksma ayrmtr: Gayb ve ehadet, zahir ve btn, ilk ve
son. Btn, sonu ve gayb ise tek tarz yapmtr, (e t h t , i: 4 0 s )

Belki de bnl-Arabnin gayb ve ehadet hakkndaki ep veciz ifadeleri, ermie, m


ahede sahibine, arife ve sevene verdii u tanmlardr. Bunlar, sz konusu kimsele
re zahir ve btn karsndaki konumlarna gre verdii tanmlardr. Bu durum, b
nl-Arabnin dil ve dnce zenginliini, derinliini ve yaratcln gsterir.

Ermi gayb ehadetiyle birleip, tek ey haline gelen kimsedir. Mahede sahibi,
gzyle gaybn ve ehadetini grendir. Arif, ehadetini ve gaybm bilip her birisine
hakkm verendir. Ak kendisinden perdeli olan seven kimsedir ki, perdelenen 0-
nun gaybdr. Kmil gaybde ehadeti, ehadette gayb mahede eden kimsedir.
Slik, ehadetinden gaybna sefer eden kimsedir. Keif sahibi, latiflikte ehadeti ve
gayb eit olan kimsedir. Tasarruf eden, gayb ehadetine baskn gelen kimsedir. Fa
ni, kendisinde gayb ehadetine egemen olmu kimsedir. Birleyen, ne ehadeti ve ne
de gayb olan kimsedir. Perdeli, ehadetiyle gaybden geri kalan kimsedir.'9 Gayb
Hak, ehadet ise halktr. Gayb senin hviyetin, ehadet ise benliindir. Gayb bt
nn, ehadet ise zahirindir. Gayb emir lemi, ehadet yaratma lemidir. Mn ise
birdir, ( h k m , 1 1 - 1 2 )

lbnl-Arab! gayb ikiye ayrr: mutlak gayb veya en mukaddes gayb anlamndaki
gayb- akdes. Bu, asla idrak edilemez ve sadece Hakkn hviyetidir. kinci gayb ise
iinde bulunann grnr ve zuhur lemine kabildii mmkn-izafi gaybdir. Bu
ikinci gayb, bnl-Arabye gre sbt lemidir.

Gayb ikiye ayrlr: Hibir zaman bilinmeyen gayb; bu, Hakk'm hviyetidir ve asla
bilinemeyen nispetidir. Dier ksm ise greceli gaybdir. Bir kimseye grlr olan,
baka birisine gre gayb olabilir. Varlkta hi kimsenin grmedii gayb yoktur. Var-
lktakilerin en latifi, mevcudun herkesten gaip olan kendi nefsini idrak etmesidir.
Bu yzden her gayb, kendisini grmeyen kimse iin gayb iken, bakas tarafndan
grlr. (F T H T , IV :1 2 8 )

Hakkm hviyeti20 anlamnda Mutlak Gayb

Allah, Mutlak Gaybdir. (c e l a le , b )

Ruhlar teneffs ettiklerinde, ho bir koku verirler. nk onlar zt mertebesinden


feyz-i akdesten verirler, (ftht, 11392)

Sbt lemi2' anlamnda Mmkn Gayb

204
Gayb

Dta bulunmayan hkm ve eseri zuhur etmi her ey, gerekte gayb diye ifade e-
dilen eydir. nk dta gzkmeyen gaybdir. (ftht, 111:397)

Gayb ehadet lemi iin bir zarftr. ehadet lemi, ister yaratlm ister yaratlmam
veya yaratlm da gaybe gnderilmi olsun, Allahtan baka btn var olanlardr.
Her ey Allah iin grlendir, bu nedenle Allah, grneni bilir dedik. Hak lemi
gaybden peyderpey kartmaya devam eder. Allah onlar (cisimleri ve arazlar)
gaybden kendi ehadetlerine kartr. Bu yzden Allah gayb ve ehadeti bilendir.
(FTHT, 111:10:11)

Mmknn kendisinden kt gayb makam (imkn veya sbt lemi) imkn


gaybdr. (ftht, i:7 8 )

Mdumlar [olmayanlar] gayb iken, (ehadet leminde zuhur etmeleriyle) grnr


hale gelmilerdir, ( m iftah , 81 )

Gayb22 perdesinden, baka bir ifadeyle ilimden23 harice ilk kan nur, peygamberi
miz Muhammedin24 (a.s.) nurudur. Yani mnlar leminde btn olan nurani zt
dr. (tezkire, 51)

N O T LA R :

' nsana gre kapal, Allaha gre ise her ey grlendir.


2 Duyunun idrak edemedii her ey.
5 Kuran- Kerimde gayb, gelecek veya gemi anlam da kazanr.
4 Mukatil b. Sleymann Kuran- Kerimdeki gayb yorumlay.
s Bu ayet, vahyin izhar ettii gaybin ehadet haline geldii, buna karn vahyin iermedii eyler ise gayb
kalmaya devam ettiini gsterir. Bkz. Mohamed Gaudeiroy-Demombynes, s. 305.
6 Tehanevinin gayb taksimi iin bkz. Keaf, c. V, s. 109.
7 Bkz. Exegese coranique, s. 39.
8 Hallac klasik anlamyla sofilerden sayamyoruz, o gerek anlamda Mutlakn kaplarn sofilerin nne
aan kimsedir. Ona gre gayb hakknda bkz. Slemi, Hakaiku't-Tefsir, s. 41, 84.
9 Bkz. Exegese coraniijue, s. 39.
Bkz. Feyz.
11 Bkz. Insan- K m il ve T a ife.
Ibnl-Arabi Hz. merin bir ey syledii veya bir gr belirttii baz durumlarda vahyin kendisini
onayladn belirtir. Bu balamda ise ayet zikreder (Enfal, 67, Ahzab, 53, Bakara, 125). Bkz.
Tezkiret'l-Havas, s. 112.
,J lbnl-Arab burada gayb ve setri ayrt eder ve gaybi mesturun [rtl olan] zdd sayar.
14Bkz. Hadis Dizini, no. 35.
5 Bu cmleden anlalr ki, gayb fertlerinde gerekleen bir mahiyet deil, birbirinden farkl fertler ara
snda mterek bir niteliktir. Bu balamda kalp, sz gelii, gayble rtmez, fakat nitelii onu gayb le
minden yapar.
l6Burada, Ibnl-Arabye gre gayb, duyunun idrak edemedii; buna bal olarak da duyulur lemde var
olmayan eylerdir. Bylece de nceki tasavvufun gayb anlayndan ayrlmtr. Fakat, acaba bu gaybin
gereklemesi ve duyudan baka bir vastasyla idrak edilmesi mmkn mdr? Evet! Akl onu delil ve

20 5
Gayb Hzinesi

ya haber vastasyla idrak edebilir. yle bir rnek verebiliriz: Yeniden dirilie, cennete, Cehenneme ve
hallerine inanmak, gaybe inanmaktr, akl da doru haber vastasyla onu idrak eder.
17(41-42) ayetlere telmih.
18Bkz. En B y k Unsur.
'sMutlak gayb kastedilmektedir.
2Bkz. Sbt.
21 Bu anlamda gayb iin bkz. Letaiful-A'lm, s. 147.
22lbnl-Arabde gayb iin bkz. insan-1 Klli, s. 4; Miftahul-Gayb, s. 82; Celle, s. 3; el-Ftuhtl-Mekkiyye,
c. III, s. 12, 78, 79, 279, 350, 470, 488.
23Gayb ilahi ilme gTe sbt anlamna da gelir. Bkz. Sbt.
24Bkz. M uham m edi H akikat.

G a y b H z i n e s i Gayb hzinesi (hizanet'l-gayb) ilahi emirlerin tecelligh olmas


ynnden insan- kmildir. O kendi iradesi olmakszn Hakkm dilediini cezaland
rr, dilediini dllendirir.

Hak insana yle der: Sen benim aynamsm, sen benim evimsin, sen benim meske-
nimsin ve gayb hazinemsin. (meahD, vr. 5 0 -5 1 )

Gayb T e c e llis i e h a d e t T e c e llis i (Feyz-i Akdes-Feyz-i Mukaddes bkz.


Fuss, s. 120-21). Affnin aklamalaryla birlikte bkz. Talikat, s. 145, 46.

G a y b e t bnl-Arab gaybet terimini nceki sofilerden kendisine ulam ierikle


kullanr. Gaybet, duyu karlat ilerle ilgilendii iin, kalbin yaratklarn halleri
nin ileyi bilgisinden habersiz kalmasdr. Sonra, gl bir vrid1 sayesinde, kendi
sini ve bakasn hissetmekten de habersiz kalr.

Onlardan (rical) bazs, kendilerindeki darl Rahmann hayal lemim gsterme


siyle at kimselerdir. Bu durum srekli onlara elik eder. Bu halde (gaybet) bu
lunduu srece byle bir kii, grnr hissetmekten gaip olduu iin, teklifle
muhatap deildir, (ftht, ds, 3 1 8 )

Zikrettiklerimiz haller ve makamlar diye isimlendirilir. Makam, tvbe gibi, derin


lemenin gerektii ve ayrlmann geerli olmad her niteliktir. Hal ise sekr [sar
holuk], mahv, gaybet ve rza gibi, belirli bir vakitte bulunulan veya varlklar belir
li bir arta bal eylerdir. arta bal hal, art ortadan kalktnda ortadan kalkar.
Bu gibi hallere rnek olarak bela karsnda sabretmeyi veya nimet karsnda k-
retmeyi verebiliriz. (f;'_ht, bs, 9 6 )

Gaybet, baka bir terimle diyalektik ilikisinde, belirli bir dereceye kadar ekillenen
terimlerden birisidir. Bu dier terim nedir? O huzurdur. Gaybet ve huzur, fena ve

206
Gaybn Gayb

bek gibi, birbirlerini tamamlayan iki anlamdr. Gaybet tam olduunda huzur da
tam olur; insan yaratklardan gaip olduunda, Hak ile hazr olur.2

Ben bazen gaybet3 hallerimde bulunurum, bu halde ztm ok yaygn bir nurda
mahede--ederim. En byk tecelli, yce Ar ile birlikte, ben hareketten soyutlan
m ve kendimden ayrlm iken, ztma dua eder, (f t h t , d s , 114)

NOTLAR:

1 Bkz. Kueyri, Risale, s. 38.


2 Gmhanevi, Camiu!-Usul, s. 181.
3 lbnl-Arab'de gaybet ve huzur iin bkz. el-Ftuhtl-Mekhiyye, S, s. 272, 274; DS, s. 47,112, 297, 318.

G a y b n G a y b lbnl-Arabnin yaratcl gaybn gayb (gaybul-gayb) ifadesini bi


rinci lafzla kullanmada gizlenir. Buna gre lafzn iki anlam vardr, bunlar bazen e
liki derecesine varrlar. lbnl-Arab gayb ve ehadet lemlerinin birbirlerinin zdd
sayar ve herhangi birisinden gizlenmesi ynnden her birisini dieri iin gayb yapar
(bkz. G a y b ) . Gayb lemi ehadetin gaybdr, o halde, ehadet lemi de gaybn gay-
bdr.

ehadet lemi gaybn gaybdr. (cela le , 4)

tbn'l-Arab terimdeki birinci gayb sr anlamnda alr. Buna gre gaybn gayb
ehadet leminin zdd bir anlama gelir: btmlm btn.

yle der: Bu en byk unsur' gaybn gaybnda saklanr. (n sa n , 4)

NOTLAR:

Bkz. En B yk Unsur.

G e c e Gece ve gndz, lbnl-Arab'nin sklkla kulland (gece-gndz, gayb-e-


hadet, btnlk-zuhur, cisim-ruh) ve her eit hakikat ve olgunun iki yn yapt
ift terimlerden birisidir. Beden ve ruh anlamnda gece ve gndz (leyi ve nehar):

Bu yaratln gecesi, doal cismi; gndz ise ona flenen ruhtur, (f t h t , iv :B 4 4 )

Musa bana kef, aklama ve gece ile gndz deitirmenin bilgisini vermitir. Bu
bilgi bende meydana gelince, gece gitmi ve btn gnde gndz kalmtr. Artk
gne benim iin ne doar ne de batar. Bu keif, Allah tarafndan ahirette bedbaht
lkta paym olmayaca hakkndaki bir bildirmesiydi. ( f t h t , v : 7 7 )

Duyu-akl, suret-ruh, gayb-ehadet anlamnda gece ve gndz:

Nuh akl ve ruhnyetleri -bunlar grnmezdir- ynnden kavmini gece vakti

207
G ece

(71:5); suret ve duyularnn d ynnden ise gndz vakti" (7i:5) davet etmitir.
Nuh davetinde bu ikisini birletirmemitir. Halbuki Muhammed (a.s.) kavmini gece
ve gndz davet etmemitir, hatta gndz iinde gecede ve gece iinde gndzde
davet etmitir, ( fuss, 70)

Gece bakan kiiye kendisini verir. Gece idrak eder, idraki ise salamaz. nk o
grnmezlik ve karanlktr. Grnmezlik ve karanlk alglar, algy salamaz, ( ft -
HT, ll:379)

Bu pek deerli bir kitaptr. Ben onu eksikliimden yetkinliime, douumdan bat
ma, gndzmden gecelerime doru yazdm. (It t Ihad , 140)

Gece bat demektir, bu durumda, u ekli alr: ya gecenin batyla zdd ortaya
kar (bilhassa kavram ve dncelerde gerekleir: adaletin gecesi=zulm); veya ge
cenin bat, karanla bakmakszn, bilinmezlik anlamm korur. Birinci yorum:

Ardndan aralarnda (birinci asr ve ikinci asr) kesinti dnemleri gelmi, hadiseler
gereklemi, hevesler azm, kan dklm, ehirlerde kargaalar km, bozgun
culuk oalm, zulmler artm, adalet gndz gecesine dnerek, zulm ile yer
deitirmitir, ( ftht, i:328 )

kinci yorum:

Aydnlk bir nur, gecenin karanlndan nefret eder, hatta o nefretin kendisidir, bu
nunla birlikte gece, gece olarak kalr. Gecenin varlnn art, karanln var olmas
deildir. Gecenin anlam, mahalli gnein ndan baka bir k veya karanlk
kaplam olsa da olmasa da, dou vaktine kadar gnein batm olmasdr. Bylece
gecenin mahiyeti zerinde bir karklk ortaya kmtr. Allah Dindii vakit gece
ye yemin olsun" (93:2) buyurur. Gecenin mahiyeti karanlk olsayd, Allah onu din
dii vakit" diye nitelemezdi. Kukusuz bir karanlk olmakszn, gece olabilir, ( ft
h t, IV:390)

bnl-Arabde iki ifade ska geer: insann gecesi ve bu gecenin son te biri veya
kalan te birlik ksm veya gecenin son te birlik blm: Bu gecenin mahiyeti
nedir? lbnl-Arabye gre insann yaps btnyle gecedir. Bu balamda lbnl-
Arab onu e taksim etmitir: birinci te birlik blm, topraktan olan heykel, yani
ceset; kincisi, hayvani ruh, yani nefstir; son te birlik blm ise flenen ruh, yani
ruhtur.

nsann yapsnn tamam gecedir.' Bu yapnn son te birinde en byk dl


vermek iin ilahi tecelli gelir. Son te birlik blm, ona flenmi ruhtan ibarettir;
flenmi ruh, sebat, derinlik ve kalan te bir zerinde stnlk sahibidir. Birinci

208
Genel Hazine

te bir, topraktan gelen bedenidir; ikinci te bir, hayvani ruh; nc te bir


sayesinde ise insan olmutur, ( f th t , iv :344)

nsan gecesinin2 son te birinde Hak iner ve tvbekar, dua eden ve balanmak
dileyen kullarna ihsanlarn datr, ( fu th t , iv:347)

NOTLAR:

' lbn'l-Arab'de gece hakknda bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. II, s. 660; c. IV, s. 61; Tacu'r-Resail, s. 48;
Kimya-i Saadet, s. 3.
2 Bkz. Hadis Dizini, no. 42.

G e n e l H a z i n e Genel hazine gaybdir. nk btn varlk ondan zuhur etmitir.


Burada gayb lemde zuhur eden hakikatlerin hzinesi demektir.

Gayb btn varln kendisiyle zuhur ettii genel ve parlak nurdur ve dta gzk
mez. Gayb genel hazinedir, (ftht, 111397)

G e n e l N b v v e t z e l N b v v e t Genel nbvvet, zel nbvvetin mukabi


linde (kesilen eriat nbvveti, nebi ve resullerin nbvveti), eriat getirtmeyen ve
kesilmeyen nbvvettir (veli ve vrislerin nbvveti).

Genel nbvvetin eriat getirmesi sz konusu deildir. zel nbvvet ise eriat ge
tiren nbvvettir. Bu yzden bu nbvvetin kaps, kapaldr, (ftht, 111:513)

Velayet, genel nbvvettir: eriat getiren nbvvet ise zel.nbvvettir, (ftht,


ll:24)

Tanr kullar iin teriin [yasa koyma] bulunmad nbvveti baki klm, sadece
itihatta terii brakmtr, (fuss, 135)

Bu iki terimin, genel nbvvet ve zel nbvvetin aklamas iin bkz. N b v v e t .

G e n e l R a b l k (Rubbiyet-i Ekvan [varlklarn rablg], Rubbiyet-i Esbab [sebep


lerin rablg]) Genel rablk (rubbiyet-i mme), ihtiya duyulan varlk ve sebeplerde
kendini gsterir. Bunlar, perde teriminin btn olumlu zellikleriyle beslenerek
Hakk perdelerler; sz konusu zellikler, perdelemek ve ulatrmaktr.

Yaratlm her eyde, kendisinden lemde bir fayda ve zarar ortaya kt iin, bir
rablk iddias bulunur. lemdeki her bir ey, fayda ve zarar vericidir. Bu kadar,
genel rablktan kendisinde bulunan ksmdr ve onun sayesinde yaratklarn zilleti
kendisine ynelir. Nitekim insan, kendisine fayda vereceini bildii iin, sevmedii
ilac imeye muhta kalr. Bu durumda, farknda olmadan ona kulluk etmitir.

209
Genel Velayetin Sonu

nk lemde bulunan her eyde bir zarar ve fayda vardr ve bu ilahi zelliiyle
de, fayday elde etmeye ve zarar gidermeye gereksinim duyduklar iin, kendisine
muhta olanlarn nefislerini celbeder. Bu durum, farknda olmasalar bile, yaratklar
eyaya kullua yneltir. Allah yaratklarna tevdi ettii zellii bildii iin, Dikkat
ediniz, halis din Allaha aittir (39:3) buyurur. O din, varlklarn rablgnm etkisin
den arndrlm dindir. nk Allah onlara ilgi gsterdiinde, kendilerini szn
ettiimiz sebeplerin rablgTndan kurtarmtr, ( f t h t , 11: 2 2 1 )

Allah eyay yarattnda, sebepleri koymu ve onlar kendisi iin deta perde yap
mtr. Bu yzden eya, kendilerini 'perde diye bilen herkesi Hakk'a erdirirken, on
lar rab edinen herkesi de kendisinden uzaklatrr, ( f th t , W:416)

Genel V e la y e t in Sonu ( Hatml-velayetil-kbra [byk velayetin sonu],'


hatml-velayet ale'l-tlak [genel anlamda velayetin sonu] ,2hatm'l-mm [genel son] ,3)
Ibnl-Arab velayeti ikiye ayrr: Genel velayet (velayet-i amme)] bu nebi ve resulle
rin velayetidir.4 kincisi ise velayet-i hassa, yani zel velayet. Bu da velilere zgdr.
Ibnl-Arabi her velayet iin bir hatem [son] kabul etmitir. Bu son belirli5 bir6 kii
dir ve son olmann btn niteliklerine haizdir. Sz konusu zellikler son ve snr7
olmak ynnden bitirdii trn btn fertlerine ait zelliklerdir. te yandan Hatem
btn velilerin btn bilgilerini aldklar bir kandildir.8 Genel velayetin sonu bir
peygamberdir [resl], Allah onu kendi katma ykseltmi, hir zamanda veli olarak
inecek ve Muhammedin (a.s.) eriatyla hkmedecektir. Onun yeryznde ortaya
kmasyla da btn peygamber ve nebilerin velayetleri bitecektir. Bu nedenle ondan
sonra hibir veli gelmeyecektir. O Efraddandr ve Muhammed mmetinin en fazi
letlisidir. Sz konusu Hatem sadr (a.s.).9 zel velayetin sonu: Son veli Efraddan
Muhammedin kalbi0 zerindeki bir Araptr. O Muhammedi velilerin bilgilerini
kendinde toplam, Muhammedi veliler iin bir miras olarak meydana gelen velayeti
bitirmitir. Ondan sonra Muhammed kalbi zerinde bir veli gelmez. zel velayetin
sonu, genel velayetin sonundan farkldr. Genel son peygamberdir. zel velayetin
sonu lbnl-Arabdir (kendisi bunu zaman zaman belirtirken, talebeleri vurgular
lar).

Dikkat buyrun! Velilerin hatmi bir resldur


lemlerde onun bir dengi yoktur
O Ruhtur, Ruhun ve Meryem Anann oludur
Bu yle bir makamdr ki, ona yol yoktur

Allah onu [sa (a.s.)] katna ykseltmi, sonra hir zamanda velilerin sonuncusu ola
rak onu indirecek, o da Muhammed eriatyla Muhammed mmeti iinde hkm

210
Genel Velayetin Sonu

verecektir. Bu durumda sona eren, peygamber ve resullerin velayetidir. Muham


medi velayetin Hatemi ise, velilerin velayetini sona erdirir. Bylece, velinin velayeti
ile peygamberin velayeti arasndaki mertebeler ayrt edilir.12 (FTHT, iv .195)

sa (a.s.) hateml-evliya [velilerin sonuncusu] olur. O bu Muhammed mmetinin


en faziletlisidir. Hakim Tirmiz Hatml-Evliyada ona dikkat ekmi, sann (a.s.)
Eb Bekir ve dier sahabeden stnlne tanklk etmitir.13 nk sa mmet-i
Muhammed ve slamiyet iinde bir veli olsa bile gerekte peygamber ve resldr.
Hz. Muhammede indirilmi eriata zg Muhammedi velayetin de zel bir Hatem'i
[son] vardr. O bir peygamber olan Isadan mertebe olarak dktr. O Hatem bi
zim devrimizde domutur ve ben onu grdm. Ondan sonraki her peygamber
kendisine dner, (f t h t , i:iss)

Efrada [Tekler] gelince: saylar oktur. ki Hatem de onlardan, yani Efraddandr.14


iki Hatem Kutup15 deillerdir, kutuplar iinde Muhammed kalbi zerinde olan
kimse yoktur. Efrada gelince: onlarn bir ksm Muhammedin kalbi zerindedir,
ite Hatem de onlardandr. Burada kastedilen zel velayetin sonuncusudur, ( f t
h t, IV:77)

Hatem iki kiidir:16 birincisiyle Allah velayeti bitirirken, kincisiyle Muhammedi ve


layeti bitirir. Muhammedi velayeti bitirmek Araplardan bir adamn iidir. O [h
km getirmeyen peygamberlik anlamndaki] mutlak nbvveti bitirir.17 Allah Hz.
Muhammed (a.s.) ile eriat getiren nbvvetleri sona erdirdii gibi, Muhammedi
Hatem ile de dier peygamberlerden kalan deil, Hz. Muhammedden miras alman
velayeti bitirir. nk velilerden bir ksm Hz. brahime, bir ksm Hz. saya veya
Hz. Musaya vris olurlar. Sz konusu veliler Muhammedi velayeti bitiren veliden
sonra da var olurlar. Halbuki ondan sonra Muhammedin kalbi zerinde bir veli
gelmez. te Muhammedi velayetin Hatemi ifadesinin anlam budur. Kendisinden
sonra hibir velinin gelmeyecei genel velayeti bitiren [hatml-vdayeti'l-mme] ise
Hz. sadr, (f t h t , i:4 9 )

Ben hateml-velayeyim [veliliin sonuncusu, mhr] hi kukusuz


Mesih ile birlikte, Haimnin (Hz. Muhammed) vrisleri iin
Ayn zamanda soylu Eb Bekirim
Beden ve ruh sahibi herkes iin mchede ederim, ( f t h t , 1:244)

N OTLAR:

1 Bkz. el-Fthtl-Mehkiyye, c. III, s. 507.


2 Bkz. a.g.y., c. II, s. 49.
3 Bkz. a.g.y., c. III, s. 400.
4 Her peygamber veya elinin peygamberlii teblii tamamlannca sona ererken, velayeti byle deildir.
Her nebi velidir, ancak her veli nebi deildir.

211
Gerek lah

s tbnl-Arablnin kelimelere dair zel bir yorumunun olduunu belinmitik. Kelime, ona gre, bir yan
dan isim olarak, te yandan sfat olarak anlam kazanr. Hatta, genellikle de kendisini elde eden herkese
verilen bir sfata dnr. Bkz. Lovh-I M ahfuz Halbuki hatml-evliya bir nitelik deil, belirli bir ahs
tr.
6 Ibnl-Arabi yle der: Saylar belli olan Allah adamlarndan birisi de, Hatemdir. Hatem, lemde tek
kiidir ve Allah onunla Muhammedi velayeti mhrler. Muhammedi veliler iinde ondan daha by
olmaz" (el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, s. 9).
7 Bkz. H alem .
8 Hatem fikri bnl-Arabt'deki temel dncelerden birisidir, tasavvufi bilgi hakkndaki nazariyesini ina
etmek iin Hatemdeki belirli zellikler zerinde odaklar. bnl-Arab peygamberler iinde Muham-
med (a.s.) ile veliler iinde Hatem arasnda tam bir paralellik kurar: nr- Muhammedi'nin ezeliliine
inand gibi, hatml-velayetin ezeliliini de vurguladn ve Hatmn-nbvvetin hak ettii kazanm-
lar onun ahsna da verdiini grmekteyiz. Bu balamda Hatem olmak, tam anlamyla Hz. Muham-
medin kalbi zerinde olmak demektir (bkz. A yak/A ya zerin d e O lm ak). Aradaki benzerlii gster
mek iin yle bir karlatrma yapabiliriz:

HatmUn -n bvvet H atm l-v ela yet


Nur- Muhammedinin ezelilii Hatml-velayetin ezelilii
Cevmiul-kelim verilmitir Btn velilerin bilgilerini ierir
Her trl bilginin kayna Velilerin btn ilimlerini aldklar kandil

lbnI-Arab yle der: Hz. Peygamber dem henz toprak ve su arasndayken ben peygamberdim
demitir. Halbuki btn peygamberler ancak peygamber olarak gnderildiklerinde peygamber olmu
lardr. Hatml-Evliya da dem toprak ve su arasndayken veliydi..." (Fussu'l-Hikem, s. 64). Dier ko
nulardaki metinler iin bkz. el-Flht'l-Mekkiyye, c. IV, s. 442; el-Fthtl-Mekkiyye, c. I, s. 151;
Fussu'l-Hikem, s. 62.
9 Michel Hayek lbnl-Arabnin eserlerinde Mesihin hatml-evliya oluunu incelemitir, bkz. Le chrisi de
L lslam, ed. Du seuil, s. 260-264
10Bkz. M uham m edi K ad em in V risi.
" Bkz. Davud Kayseri, erh-i Taiyye, s. 33.
,2lbn Teymiyye Hakim Tirmizl ve lbn'l-Arabdeki hatm'l-velye fikrini eletirmi ve onun Eb Be
kir'den daha stn olmayacandan hareket etmitir. Halbuki, hatm'l-velyenin hir zamanda zuhur
edecek bir veli deil, veli olarak inecek bir peygamber (Hz. sa) olacann farknda deildir. Hz. sa
risleli ynnden Eb Bekirden daha stndr, lbn Teymiyenin eletirisi iin bkz. Kitabut-Tirm iz,
Hatml-evliya, s. 506.
,J Bkz. Efrad.
4Bkz. Efrad.
19Bkz. Kutup.
16lbn'i-Arabde Hatem konusu iin bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. I, s. 7-8, 150; c. II, s. 50; c. III, s. 328,
400, 507, 514; c. IV, s. 27, 75, 76, 116; Iarat'l-Kuran, s. 53; Tecelliydi, s. 8; Bulgatul-Gavvas, s. 11; Anka- i
Murib, s. 18.
17 Mutlak nbvvet, velayet demektir.

G e r e k l a h bkz. A lla h

212
Gerek Varlk

G e r e k V a r l k Vcd- Mutlak [mutlak varlk], Vcd- Srf [srf varlk].

G e r e k l e m i H a y a l bkz. H a y a l

G d a bkz. R z k

G d a l a r n G d a s (lk Gda (gdau'l-evvel) Gdalarn gdas, hayat ve beslenmenin


nce kendisiyle balamas ynnden Mutlak Zttr. Mutlak Zt, ilahi isimlerden n
cedir (yaratlmn varlnn beslenmesi) ve ayn zamanda yaratmadan da ncedir
(isimlerin gdas). Zt, en yksek makam ve btn gdalarn en ulvsidir.

En yksek gda, dk lemde, srekli gda ve yaam olarak lemin katmanlarnda


ykselmeyi srdrr. Bylece ilk gdaya ular. lk gda, gdalarn gdas, o da, Mut
lak Zt'tr. ( m evak I, 121 )

G i z l i E m i r A k E m i r bkz. T e k v in i E m ir T e k lif i E m ir

G i z l i H a z i n e Gizli hazine (keriz-i hafi) btnlktr. O Tannmn her trl bant ve


tamlamadan soyutlanm ezeli ve kadim ztdr ve Bilinmez bir hzineydim, bilin
mek istedim, halk yarattm ki, onunla bilineyim1 anlamndaki kutsi hadisinden te-
rimletirilmitir. lemin ortaya kndan sonra da bu gizlilik srmekte midir? Do
rusu evet. Tanr zt asndan bilinmez, O nun zt srekli gizli hazinedir. Fakat
Tanr varlkta tecelli eden nitelik ve isimleri asndan bilinir.

Tannmn hazine2 olmasnn anlam btnl demektir. Bu, isimlerin bir isimlendiri
lene dellet edite birlemeleridir ki, isimlendirilen hkm, bant ve tamlamalar
dan soyutlanm zttr, ( bulga , 98)

N O T LA R :

' Bkz. Hadis Dizini, no. 34.


! Ayrca bkz. lbn-Arabi, Fussul-Hikem, c. II, s. 61, 91; Miralul-Arifin, s. 1.

G i z l i l e r (Ahfiya) bkz. E fr a d

G l g e Gnein bulunup da ayrld her yer z il ve fe y [glge] ismini alr. Z il 'n oulu
ezlal, zila l ve z u lu l' dur. Zilal, "bulut ve benzeri glgelendiren eyler"dir. Zil, gerekte 1-
nlar olmakszn, gnein aydnldr. Hava bulutlu olduunda ezalle yevm ina haza
denilir. Araplar yle derler: "Tatan daha glgeli, aatan daha stc bir ey yoktur."
Hangi ey daha geni ve daha derin olursa o eyin glgesinin karanl daha oktur. Al

213
Glge

lah yle buyurur: "Gklerde ve yerde bulunan her ey dileyerek veya zorla Allah'a
secde ederler. Glgeleri ise akam ve sabah secde eder." Yani, onlarn glgeleri de
secde eder. Tefsir'de yle denilmitir: "Kfir Allah'tan bakasna secde eder, glgesi
ise Allah'a secde eder." Bir gre gre "glgeleri", "ahslar" demektir ki, bu genel
yoruma aykrdr. Baka bir ayette ise yle denilmitir: "Ne de glge ile scaklk denk
tir" (35:21). Tefsir bilgini Saleb yle der: "Bir gre gre burada glge. Cennet; ate
ise Cehennem demektir. 'zerinize bulutu glge yaptk' (2:57) ayetine gelince: Bir g
re gre, mukaddes arza ktklarnda kendilerini glgelendirmek iin bulutu onlara
amade kalm demektir. Ayrca onlara bldrcn ve helva indirmitir. Seni glgelendiren
her ey, senin glgendir. Ayette 'Rabbini grmez misin ki: Glgeyi nasl uzatmakta
dr?' (25:45) denilmitir. Her eyin glgesi, onun karanlk mekndaki ahsdr." (usan)
S?"

Ibnl-Arab bir eyin suretini, ve glge veya glgelerini mecaz olarak alr ve bu
unsur ile unlar yorumlar: 1) Yaratma ve oalma. 2) Hak ve yaratklar arasnda
ki iliki. 3) Fiilin birlii. Glge, bnl-Arabide, kendine zg bir anlama sahip de
ildir. Glge, lbnl-Arabinin mazharlarda oalan tek varla dair dncesini an
lalr klmak iin benzetme olarak kulland bir kelimedir. Bu benzetme biimi,
tbnl-Arabnin teorisiyle biimlenme gcne sahiptir ve bu nedenle de btnyle
ona uygundur. Bylece Ibnl-Arab onu bir yandan tmellere uyarlarken, bir yan
dan da tikellere uygulamtr. imdi, bnT-Arabnin bu benzetmede ne derece ba
arl olduuna bakalm! Varlk birdir ve bnT-Arabnin mazharlar veya tecelligh-
lar veya glgeler diye ifade ettii suretlerde oalr. Glge, n karsnda bir eyin
eklidir. Bu nedenle glge, suret tarznda olsa bile, aslna nispet edilmesi uzak bir
nispettir. Bu, ahs ile glgesi arasndaki ilikiye benzer. Glge, varlk mertebesinde
dk derecede bulunur ve daima dk mertebeye iaret eder. Mesela bir insann
bedeni hakikatinin glgesidir.

ahslarn glgesi, onlarn ekilleri, ekiller ise benzerleridir. Glgeler sahiplerinin


secde etmesiyle secde ederler. ayet ahslann karsnda bulunan k olmasayd,
glgeler ortaya kmazd, ( ftht, iv :435)

ahs bir olsa dahi, tek sureti veya glgesi olaca iddia edilemez. Karsndaki k
larn adedince, ahs adna glgeler; karsndaki aynalar adedince de suretler orta
ya kar. Halbuki ahs kendi zt asndan bir, suretlerde tecellisi veya klardaki
glgeleri ynnden ise oktur. Sz konusu glgeler oalr, yoksa ahs oalmaz;
suretler ise kendisinden baka bir ey deillerdir. (TERACiM, 31)

Alt mertebedeki st mertebedekinin glgesidir:

214
Glge

Tabiat iki g ile nitelenmi ve eriat diliyle Levh-i Mahfuz [Korunmu Levha] diye
isimlendirilmi Klli Nefsin glgesidir. Nefsin glgesinden uzamayp, kendisinde
kalan ksm, sayesinde aydnlk ve aydnlatma derecesinde Akla inmesini salayan
ksmdr. Nefsin glgesinden uzayan ksm ise tabiat diye isimlendirilir; uzama, Kl
li Heyulann ztnda gerekleir, ( f th t , i:296)

Senin cismin hakikatinin glgesidir, u halde o glgesiz glgedir ve hakikati ateten


korumaz. Hatta cisim, hakikati cehalet ateine sevkeden ve onda cehalet ateini tu
tuturan eydir, ( f th t , i:32)

lbnl-Arab Hak ve halk arasndaki ilikiyi suret ve asl arasndaki iliki gibi d
nr. Suret, gerekte varl olmayan bir eydir, varln asim varl sayesinde kaza
nr. Suret, asldan baka bir ey olsa bile, belirli bir ekilde asla ulatran ve ona de
llet eden eydir.

Gndz gecenin glgesi saylmtr, nk gece asildir, ayn ekilde cisim de asildir.
nk dzenlendikten sonra, aydnlanmayla beraber gndz geceden kar. Gn
dz ilahi nefhay hissettiinde, ona komu, Bylece kendisinden soyutlanan ey or
taya kmtr, ( eyy a m , 9)

Glgeler, k olmad iin, bir varla sahip deillerdir. Sonra glgeyi kolaylkla
kendimize ekeriz (25:46). Onu kendisine ekmitir, nk o Hakkm glgesidir.
Her ey ondan zuhur etmi ve yine ona dnecektir. Bu yzden kan odur, ondan
bakas deildir. drak ettiimiz her ey, mmknlerin ztlarnda Hakkm varl
dr. Suretlerin deimesiyle glge ismi ondan gitmez. Glge olmasnn birlii y
nnden de o Haktr, nk Hak bir ve tektir. ( fuss, 103)

Glge, k karsnda bulunduunda ahstan ortaya kar. Bu yzden glgesinden


mstani kalacak ekilde a bakmayasn; unutturacak ekilde de glgene
bakmayasn. ( kava D, 15)

Allah glgeleri rahat etmen iin uzatmamtr, Hakkm bilgisine ulamanda bir
merdiven olsun diye uzatmtr. Sen, o glgesin ve Hak seni kendisine ekecektir.
(AHD, 3)

Glgeler fiilin mutlak birliinde etkin deillerdir: Ibnl-Arabi varlktaki btn fiille
ri birletirir ve onlar sadece Hakka nispet eder. Hak her fiildeki faildir. Kukusuz
lemdeki btn fiillerin ala tabi olduunu ifadede glgeden daha yetkin bir ben
zetme yoktur. Glgede grlen hareket gerekte asla aittir, Bylece lemdeki btn
fiillere, nce fiili nefyedp, ardndan ispat eden Attnda sen atmadn, fakat Allah
atmtr ayeti mutabk olur. Bylece ayet fiili nce yok saym, ardndan da ispat
etmi ve btn fiilleri Allaha nispet etmitir.

215
G l H k m d a r n H a lif e s i

Senin glgen suretine gre, sen de suretine gresin. Bu yzden sen de bir glgesin.
Hareket ettirmenin sana deil, Hakka ait olduuna apak delil vardr. Hareket et
tirmek, glgeye' deil, sana aittir. ( terac Im , 30)

n otlar :

' Bkz. lbnl-Arabt'de zil (glge] hakknda bkz. el-Ftuht'l-Mekkiyye, c. II, s. 299, 303, el-Ftuht'l-
Mekkiyye, c. III, s. 47,106, 304; Meahidu. Esraril-Kudsiyye, s. 25.

G l H k m d a r n H a lif e s i

Ey bakann bakt! Ey zuhuruyla el-Melik ve el-Kadirin cezalandrd! Ey Allah


dostu! Ey gl hkmdarn halifesi! ( bulga , 64)

ifadeden burada hitap edilenin Mehdi olduu anlalr. Mehdi zuhur edecek ve zu
huruyla da hakszlk ile dolmu yeryz adaletle dolacaktr.

Mehdinin gl hkmdarn halifesi olmas yle aklanabilir: Mehdi ve kl iki


kardetir, ( f th t , m-,329)

BkzM e h d i.

G n Sfilere gre zaman hale baldr. Bu nedenle saat ve saniyelerle deil, halin
deimesi veya sabitliiyle llr. Buna gre zaman, ilahi tecellilerden etkileniiyle
derunun hareketiyle hareket eder. Gn tasavvuftaki zaman mefhumuna baldr.
Bylece gn, vakte veya hale bal bir birlik oluturarak, ona gre ksalr ve uzar. Bu
hal, bazen ksalr ve nefesi bile amayabilir. Bu en ksa gndr. Bazen ise uzar ve
zamansal mr dnyann mr kadar olur. Bu, dnyann gndr. Bazen ise hkim
olan hale gre ok uzun olur.
Halin birlii anlamnda gn:

Bize gre gn yirmi drt saattir. Gn hakknda Allah her gn bir ite olduunu
bildirip de ilerde demeyince, onun saatlerinin tek bir hkm altnda bulundu
unu rendik. Buna gre sahih gnmz, btn saatleri eit olan eydir. Buna g
re saatleri farkllarsa, tek bir gn deildir, ( eyy a m , 10)

Gecesi ve gndz olmayan bir gn idi. ( f th t , i:377)

Eb Yezid el-Ekber yle demi: Bana gre zht bir makam deildir. Ben gn
zahit idim. Birinci gnde dnyaya kar zahit oldum, ikinci gn ahirete, nc
gn ise Allahtan baka her eye kar zahit oldum, ( ftht, i:78)

Gnler ksa ve uzundur:

216
Gndz

Allahn insandan kalbi semesine gelince, kalp Allah sdran eydir. nk Allah
her gn bir itedir. Gn ise, birim zamanda, teneffs edenin nefesi kadardr. Bu ne
denle de bakalat iin kalp diye isimlendirilmitir, ( f th t , II:171)

ler Allahn her gn kendilerinde, hatta ilerinde bulunduu eylerdir. Her gn,
gnlerin en k olan her nefes demektir, ( f th t , i:520)

Deccalin gnlerinden bir gn bir sene gibi, bir gn bir ay gibi, bir gn bir hafta gi
bi, dier gnleri ise bilinen gnlerimiz gibidir, ( ftht, i:548)

Kyamet Gn:1 Sresi insanlarn kabirlerinden kp Cennet ve Cehennemdeki


yerlerinde konaklamalarna kadar srer, ( f th t , i:77)

N O T LA R :

' lbnl-Arabde yevm hakknda bkz. el-FUtht'l-Mekkiyye, c. I, s. 109 (Rabbin gnleri, mira sahibi
gnler, Allah'n gnleri), 121 (mira sahibi gnler, Rabbin gn), 140 (gn); c. II, 82 (dnya gnleri,
Rabbin gn), 441 (Rab isminin gn, mira sahibi gnler); c. III, 434 (i gnleri), 438 (zaman ve gn),
548 (kk zaman, kk gn); c. IV, s. 11 (ebed gn), 134 (nefesler gn), 2S2 (ahiret gn), 374
(gn); Kitabu'-e'n, s. 6 (cismani gn, ruhani gn), 9 (gnn zahiri ve btn vardr), 18 (benzer gn,
Rabbin gn, Ay gn, Zuhal gn).

G n d z bkz. G e c e

G v e n i l i r e h i r Gvenilir ehir (beledl-emin) Kuran' kaynakl bir terimdir ve


Ibnl-Arabye gre onunla kastedilen insan- kmildir.

Gvenilir ehir (beledl-emin) su ve topraktan dzenlenmi, en gzel yaratl ile en


dn kendinde toplam yaratktr. (t t Ihad , 141 )

N O T LA R :

' ncire ve zeytine yemin olsun ki" (95:1) ayetine telmih.

G v e r c i n Gvercin (verha), drt kutan1 birisidir. Gvercin, Kartaln (ilk mertebe)


kart olarak, ikinci varlk mertebesine iaret eder. Bu, lk Akln kart Kll Nefs;
Yce Kalemin kart Korunmu Levha; demin kart Havva mertebesidir.
Varlk mertebelerinin kincisi anlamnda:

Gvercin Klli Nefs, o da Korunmu Levhadr. ( istilahat , 293)

Gvercin Tabiat ve Akl arasnda Nefstir. ( fth t , ii:13o)

Ben ikinci Gvercinim


Meskenim mnlar arz

217
H a c is

Bana nida eder: Ey ikinci!


Ben ikinci deilim
Benim varlmda biter
Varlktaki her bir ey. ( D V A N , 3 7 )

kinci varlk mertebesinin ilkinden zuhuru anlamnda:

Allah beni (Gvercin) yaratmak ve gzellik tacyla talandrmak ve Sidre-i Mnte-


haya yerletirmek istediinde, cezalandrmasndan emin olan Kartalm ard. O
kapsnn nnde kendinden gemiti ve nidaya itaat ederek yle dedi: Duyaca
m gibi nida ettin. Allah yle dedi: Sen, bana yakn bir mahalde olsan bile, ya
banc bir yerdesin, nk ben seninle hemcins deilim, bu nedenle nefsinin vahet
halinde olmas gerekir. Sende gz aydnl vardr, artk sen onu harice kar ve
bylece de onun komuluuyla nsiyet et! Benimle nsiyet imknszn imknsz
dr." Bunun zerine Kartal yle demitir: Benim zelliim acizlik iken, nasl olur
da benden bir ey zuhur edebilir? Allah yle karlk vermitir: Sen paralel dur,
bu esnada paralel iken onun harici varln izhar edersin. te bu ikinci nizamdr.
Bylece ben zuhur ettim, Hak bana nida etti, ben de hemen karlk verdim.
(TT HAD, 144)

NOTLAR:
Bkz. Drt K u . Ayrca bkz. Risaletu'l-lttihadi'l-Kevnl, s. 142, 46. Burada Ibn'l-Arab Anka, Gvercin, Kar
tal ve Kargadan sz eder.

H a c is Ha, dm ve sin, tek kktr. "Bir ey nefiste gerekleti" anlamnda hecese e-


eyu fi'n-nefs denilir, (mucem )
S?"

Hacis nefisteki dnce demektir; bazen ilk dnce iin kullanlr. lk dnce, a-
mele gre, niyetten ncedir.

Hacisi sfiler ilk dnceyi ifade iin kullanrlar. lk dnce, rabbani dncedir'
ve asla yanlmaz. Sehl et-Tsteri onu ilk sebep ve dncenin arpmas anlamnda
ncferul-hatr2 diye isimlendirmitir. Nefiste gerekletiinde irade, nc tekrarn
da himmet; drdnc tekrarnda azim; kalbe ynelii esnasnda -bir eylem dn
cesi ise- kast ve -fiille ezamanl ise- niyet diye isimlendirirler, ( is t il a h at , 284)

Sfiler, gerek kendi fiillerine ve gerek kendileriyle bulunan insanlarn fiillerine ba


karken, tarikata ynelmelerini salayan ve kendisine nispet edildikleri niyetleri ti
tizce aratrrlar. Onlar, hacisin, himmetin, azmin, iradenin ve kastn mahiyetini bi
lirler. Btn bunlar, niyetten nceki hallerdir, ( f th t , s. 276)

218
Hak

1 Crcani Tarijat'ta (s. io i) yle der: "Hatr: Kalbe gelen hitap veya vrid. Bunda kulun gayreti sz konu
su deildir. Hitap olan hatr drt ksradr: rabbani hatr. Bu asla yanlmaz ve ilk hatrdr. Gcyle, e-
gemen olmasyla ve uzaklatrlamayyla bilinir. kincisi meleki hatrdr. Bu, iyi davranlara sevk eden
dncedir ve ilham diye isimlendirilir. Nefsani hatr: Nefsin paynn bulunduu dnce ve hacis di
ye isimlendirilir. eytani hatr: Hakka itaatsizlie davet eden hatr.
2 lbnl-Arabl yle der: Pirimiz Sehl b. Abdullah bu meseleyi aratrmt. O nahrul-hatr konusuna
dikkat ekmi ve yle demitir: Niyet ite bu haristir.' Bu ilk dnce, himmetlerin, azmin, iradenin ve
yneliin ilk sebebidir. Bu nedenle de ona itimat edilir" (el-Ftuhtl-Mekhiyye, S, s. 276).

H a k Ha ve kaf, tek kktr. Bir eyi salamlatrmak ve o eyin salkl oluu anlamna
gelir. Hak btln zdddr. Bu kkten km btn kelimeler uygun bir iliki ve bant
nedeniyle bu anlama dndrlr. Bir ey zorunlu oldu anlamnda hakka e-eyy deni
lir. Herkes hak iddia ettiinde insanlar borta hak iddia etti anlamnda ihtakka en-nas
fi'd-deyn denilir. Muhtak ldren demektir. Hakka kyamet demektir; nk o her eyi
yok eder. Yeminde "gerekten bunu yapmayacam" anlamnda hakkan la-efalu zaiike
denilir. Bir ey hakknda kesin bilgi rendim ve onu tahkik ettim anlamnda hakkakt
el-emre veahkakth denilir, (m u c e m )

v?-
Hak Allahtr.' Bunun kant Allahn Hak, onlarn taptklarnn ise btl olmasdr. (22:62)
Hak peygamberlerin getirdii eriat veya hkm demektir. Bu eriat veya hkm insanlara kendisiyle ve
birbirleriyle ilikilerinde canl bir yntem sunar [btln zddna].

Seni mjdeci ve korkutucu olarak hak ile gnderdik. (2:119)


Hakk btlla kartrmaynz.2 (2:42)

Doruluk ve gereklilik anlamnda:


Sabret, Allahn vaadi haktr [gerek], sana inanmayanlar seni hafife almasn. (30:60)

Adalet anlamnda:

Ey Davudi Biz seni yeryznde halife yaptk, insanlar arasnda hak ile hkm ver. (38:26)

Nasip, pay anlamnda:


Onlarn mallarnda dilenci ve mahrumun hakk vardr. (70:24)

Bir eyi tam, gerektii gibi yapmak anlamnda.


Allah yolunda gerektii gibi cihat ediniz [hakka cihadihi]. (78:22)

Kyamet [hakka] anlamnda:


Hakka nedir? Sen onun ne olduunu nereden bileceksin? (69:1-3)

219
Hak

Ibnl-Arabde3 Hak her trl zellik ve ilikiden soyut zt asndan deil, lemin
ilah oluu asndan Allahtr.4

Hak btn eyann suretlerinde tecelli eder. nk eya Hak ile zuhur etmitir. Bu
nedenle arif bilir ki: Grd her ey Haktr.5 (ftht, rv:i8 4 )

Hak eyann formlarnda tecelli ve yaratklarn ztlarnda mahede edilirken Al


lahtr. Hak btln zddna (yokluk=ktlk) varlk ve iyiliktir.

Allah lemi ktlkten ibaret yokluktan6 srf iyilik olsun diye kartmtr. Hakkm
bundan murad ise, sadece varlktr. nk dnya diyarnn bir yz mevcut olma
s itibariyle Hakka bakar; iindeki eylerin yok olmas ve kendisinden ayrlmas iti
bariyle dier yz Hakkn dndaki eye bakar, (ftht, MI-.377)

Kesinlikle btl yoktur. Varlk btnyle Haktr. Btl yokluu gsterir. (mevak, 79)

Btl yokluktur, onun varlkta bir gereklii yoktur. Varl olsayd, o da hak [ger
ek] olurdu. (F T H T , IV :4 0 2 )

Varlk hakikati znde tek iki vehesi itibariyle ise ift ynldr. Sz konusu iki
vehe Hak ve halk, Rab-kul, bir-ok, kadim-hdis gibi bnl-Arabnin ska tekrar
lad ift terimlerle anlatlan veheleridir. Burada Hak hakikatin btn kadimlik
zelliklerini kendinde toplayan vehesiyken, halk hakikatin dier vehesidir ve son
radan olmuluk zelliklerini kendinde toplar. Fakat bnl-Arab bu ikilik snrnda
durmaz, oradan birlie geer ve hakikatin hak ynn halk ynne egemen klar.
Halk gerekte Hakkm bir mazhar, belirlenimi7 ve tecellighdr. O halde Hak varl
n asl ve hakikatidir.8

Hak lemi ynlendirir, lem de Hakk. Hakkm yle sylediini grmez misin:
Bana dua ettiinde dua edenin duasn kabul ederim ( 2 :1 8 6 ) . Duaya karlk ver
mek ynlendirilme deil midir? ( f t h t , lll:S 4 5 )

Btn olu beden ve ruhtur, varln yaps bu ikisiyle ayakta durur. Hak karsnda
lem ruh karsndaki beden gibidir, (ftht, i:3 i 5)

Tanrmn hviyeti kulun iitmesi, grmesi ve btn kuvvetleridir.9 Kul ise kendi
kuvvetleriyle vardr. O halde kul Hak sayesinde vardr. Kulun d yaratlmlnn
sureti, ii ve hakikati ise Hakkm hviyetidir, (ftht, iV:1 4 o)

lem ok olsa bile tek bir hakikate dner:

Varlktaki her ey hak


Grlen her ey halktr, (f t h t , i:306)

220
Hak

Hak yaratlm her eyde zuhur eder ve gzkr.10 O halde Hak her anlayta bili
nen ve her anlaytan gizli kalandr. Bunun biricik istisnas lem Hakkm sureti ve
hviyetidir diyen kimsenin anlaydr: u halde Hak Zahirdir. Ayn zamanda Hak
zuhur eden her eyin ruhudur, bu durumda Hak Btmdr. (fu s s . 68)

Hak adalet ve insaf anlamna gelir. Bunlar ise, insan- kmilin zelliidir.

nsan- kmil her hak sahibine hakkn" verir; Allah da her eye yaratln vermi
tir (20:50). Hakk'a zg olan i yaratma [halk], insan- kmilin lemden ayrld
yn ise12 haktr [insann hakikatinde kevn ve ilahi hakikatleri birlikte iermesine
gnderme yapmaktadr. Halbuki lemdeki her ey sadece bir grup hakikati ierir].
Bu sayede insan- kmil var olan her eyin neyi hak ettiim bilir ve ona hakkm ve
rir. ite bu zellik insaf diye isimlendirilir, ( ftht , i:398)

Hak, doasnn karlnda insann takip edecei bir yntem olarak farz klnm e
riat13 anlamndadr.

Hak [eriat] dnyaya, tabiat ise ahirete aittir. nk tabiat her eyi mubah sayar,
hak ise yasaklar, ( f t h t , i v : 1 2 4 )

Hak mutlak doru demektir:

Gybet, hak [mutlak doru] deildir, ama dorudur. Gybet, kovuculuk vb. eyler
dorudur, ama hak deillerdir; nk hak zorunlu olandr. Doru [sdk] ise, oldu
u hal zere bildirilen eydir. Bu bazen gerekli olabilir ve bu durumda hak olur;
bazen ise gerekli olmaz, bu durumda hakMdeil, ama dorudur, (ftht, i:4 6 8 )

Hak duyularca15 alglanan varlktr.

Hz. Yusuf yle der: te bu benim daha nce grdm ryadr, rabbim onu hak
yapmtr (12:100). Baka bir ifadeyle Tanr daha nce hayal suretindeyken ryam
duyulur dzlemde izhar etmitir. Ryann hak olmasnn anlam, duyulur yani his
sedilir olmasdr, (fu s s , 101)

bnl-Arab hak terimiyle bazen el-hak el-mahlk bihiyi kasteder.

Hak onu [lk Akl] Kuranda Hak, Kalem, Ruh diye isimlendirmitir; hadiste ise A-
kl diye isimlendirilmitir. (n sa n , vr. 4 )

Bkz. Y aratm aya V a sta Olan Hak.

NOTLAR:

' Kuranda hak kelimesinin kullanm iin bkz. Mcem-i Mjehres li-el-Fazil-Kuran, Hak" maddesi;
Tirmiz, Tahsilli Nezairi'I-Kuran, s. 153. (Hak=AUah=Kuran- Kerim=islam=rislet=Muhammed (a.s.))
2 Ayetin yorumu iin bkz. Beyzv, Envar, c. I, s. 24.

221
Hak ile Oturan

3 Sofilerde hak kelimesi hakknda bkz. Ibn Haldun, ifa-i Sait, s. 39, 43, 62; Slem, Tabakat, s. 106, 167,
177-
4 Plotinusun felsefesindeki Bir ile eanlamldr. Bkz. lahi sim.
5 Ibn'l-Arabide Hakkn Allah olduunu ispatlayacak metinler zikretmeye gerek yoktur, nk btn
sayfalar bunu ispatlar. Bkz. Vahdet-I V c d .
6 bnl-Arabnin iyilik ktlk varlk yokluk grn yokluk kelimesini aklarken belirtmitik.
7 Bkz. T e c e lllg h , Z a h lr-B tn
8 lbnl-Arab ve Plotinusta Hak iin bkz. Afifi, Min-eyne isteka tbn'l-Arabi tasavvufu, s. 23 [slam Dn
cesi zerine Makaleler, ev. Ekrem Demirli-Abdullah Kartal, iz Yaynclk].
9 Bkz. F arzlarla S e v ilm e k N a file b a d etlerle S ev ilm ek.
Bu nedenle lbnl-Arab Hakkn tammlanamayacam belirtmitir. nk Hakk'n tanm, lemdeki
btn suretlerin tanmdr (Fussu'l-Hikem, s. 68).
" Bkz. Afftnin yorumu iin, Tlikat, s. 334.
12Bkz. Halk.
'3Tirmiz Hakk'ullah terimini Hakkn eriat anlamnda kullanmtr. Bkz. Hatml-Evliya, s. 117.
14lbnl-Arab hak ve doruluk arasndaki aynm her zaman srdrmez, bkz. el-Ftht'l-Mekkiyye, c. II,
s. 562.
15 Hak, tbnl-Arabde, yokluk ve ktln karsnda varlk ve hayr demektir. Burada ise, farkl merte
belerdeki varl deil, zel anlamda duyulur varl hak diye isimlendirmitir. Btn anlamlaryla
bnl-Arabde hak kelimesi iin bkz. el-Ftht'l-Mekkiyye, c. I, s. 4; c. IV, s. 63, 150,190, 247; Fussul-
Hikem, s. 24, 28, 30, 33, 34; Kitabu'-ahid, s. 2; Mevakiun-Ncm, s. 20; Kitabu'l-Ktub, s. 24; Ruhu'l-Kuds,
s. 33.

H a k i l e O t u r a n ["Oturan" anlamndaki cels kelimesinin kk harfleri olan] cim, lam


ve sin tek kelime ve kktr, "bir eydeki ykseklik" demektir. Ce/ese er-racl clsen,
"uyku veya yataktan kalkmak" demektir, ( m u c e m )
59

Bu kk Kuranda tek bir yerde meclis eklinde mekn ismi olarak geer ve oturulan yer demektir:

Meclislerde yer an" denildiinde, yer an. (57:11)

59

Zikir zikredeni kuatmak iin dil dzeyini atnda znesini zikredilenle huzur ha
line ulatrr. Baka bir ifadeyle Hakk zikreden, zikredilen isim ynnden Hakkn
mertebesine ular. O [zkir] Hakkn mertebesine ulatnda ise zikir sresince
Hak ile oturur. Bu durumda o Hak ile oturandr.1

Zikir ehli Hak ile oturanlardr. Zikrettikleri lde Hak da kendileriyle oturur. Zik
ri sayesinde zikrettii hakknda bilgisi artmayan kimse, diliyle zikretmi olsa bile
gerek zkir deildir. nk zkir [zikreden] zikri her ynn kaplayan kimsedir,
yle bir insan Hak ile oturandr.2 (ftht, 111:457)

222
Hakikat

Zkirler kendisini zikrettikleri isim bakmndan Hak ile otururlar, (ftht, i:474)

Allah zikredenler ile beraber oturan Allahtr. Siz zkirler! Hak ile oturanlarsnz.
(FTHT, 1V:334)

Hz. Peygamber her annda Allah zikrederdi ve Allah kendisini zikredenle beraber
oturur. u halde Hak srekli Hak ile beraber oturur, ( f th t , iv:1 84)

O halde zkir Allah ile oturan kimsedir ve Kuran- Kerim Beni zikrediniz ki ben de
sizi zikredeyim (2:152) buyurup Hakkm kendisini zikredeni zikredeceini vurgula
d gibi, ayn zamanda Hak kendisini zikredenle oturur.

Hak ynnden elimizde bulunan tek ey zikirdir. Hak yle der: Ben beni zikre
denle birlikteyim." ( ftht, v:4 4 i)

NOTLAR:

1 Hadis insann Kuran- Kerimle ve Kahiyle babaa kalmasna iaret eder. Bkz. Hadis Dizini, no. 19.
2 Celisullah Slemnin Tabakat'mda brahim b. Edhem ile ilgili bir olay balamnda geer, fakat orada, bu
bir terim deildir, bkz., s. 32.

H a k i k a t tbnl-Arab hakikat1 terimiyle filozoflarn mahiyet, zt terimiyle kastettik


leri eyi kasteder. Hakikatler bakalamaz, deimez, kendi aralarnda bir stnlk
sz konusu deildir. Onlar ayrmann ilkesi ve kaynadr.

Hak a'yn- sbitenin hakikat [mahiyet] ve hallerine gre eitlenir ve suretten sure
te girer. ( fus S, 81)

it Peygamber, hakikati ve mertebesi ynnden btn bu meseleleri bilmekteydi.


(FUSS, 66)

Hakikatler deimez ve bakalamaz, ( f th t , IV:422)

lem in hakikatleri arasnda bir stnlk olmad iin zt ve hakikatleri ynnden


u bundan daha stndr denilemez. lemdeki her hakikat kendisini koruyan ilahi
bir hakikat ile irtibatldr. ( terac Im , 3-4)

Hak, Hak; insan insan ve lem lemdir. Ztlarn ayrmasn salayan bir hakikat
olmasayd bir ey baka bir eye denktir" diyemezdik, bunun yerine o eyin ayn
dr derdik, ( f th t , i:343)

bnl-Arabinin varla2 bakn aadaki noktalarla aklayabiliriz: 1) lemdeki


bamsz her tikel zellik (blnmeyen para) harf diye isimlendirilebildii gibi ayn
zamanda bir hakikattir.3 2) eitli tikel hakikatler bir araya gelip zel bir ekilde bir
letiklerinde yeni bir anlam meydana gelir, bnl-Arab bunu hakikat veya kelime

223
Hakikat

diye isimlendirir.4 Sz gelii eitli ayr ve tikel hakikatlerden meydana gelmi insan
hakikati gibi.5 3) nceki paragrafta tikel hakikatlerden olutuu belirtilen hakikatler
iki asla irca edilerek yeni bir esasa gre snflanmtr. Bu iki asl gerekte byk tek
hakikatin6 iki yndr: Hak-halk, Kadim-hdis.

Varlktaki her ey hakikattir ve senden ona, ondan sana bir bag vardr. Sz konusu
balarn says hakikatlerin says kadardr. ( na , 4 )

lahi isimler diye ifade edilmi bu bag ve tamlamalar kabul eden bir hakikat vardr.
Gerek ortaya kan sonsuz saydaki her bir ismin dier isimlerden ayrmasn sa
layan tek hakikati olduu bilgisini verir. Bir ismin dierlerinden ayrmasn sala
yan belirtilen hakikat dier isimlerle ortak bir ey deil, ismin kendisidir, (fu s s , 65)

Filozoflarn anlad ve dile getirdii tarzda hakikat bnl-Arabde ne anlama gelir?


Hakikat lbnu 1-Arabnin birlikte grd varlk olgusudur. Hakikate ulamak o var
lk birliini mahede etmektir. O halde hakikat, varln birliinin bilgisidir.

Hakikat iindeki ztlk, benzerlik ve tezatla varln kendiliindeki durumdur. eri


at7 hakikatin ta kendisidir .8 ayet hakikat ulhiyetin birlii hkmn verirse, on-
daki nispetleri ifade etmi demektir. Bu durumda o Birin birliini deil, greceli
okluun birliini ispat etmitir. nk Birin birlii (bkz. B lr in B i r li i ) kendi ken
dine zuhur etmitir; okluun birlii ise ulalamazdr ve hibir akl sahibi onu
alglayamaz. u halde okluun birliinden ibaret olan hakikati renmek mmkn
deildir. Hakikat 9 Hakkm sfatlarnn kulun 10 sfatnn ardndan gzkmesidir, ( f -
T H T , 11:5 6 3 )

NOTLAR:

' Bkz. Hallacn kendilerinden hakikate bakt ynler: hakikat ilmi, hakikatin hakikati, hakikatin hakk.
Tavasn, s. 194.
2 bnT-Arab'nin varlk corafyas Yunanl aslna uzaktan benzer, fakat o, Yunan asln kendine zg bir
ekilde kullanr.
3 Bkz. Harf.
1 Bkz. H arf, K elim e.
5 Bkz. bnl-Arabde hakikatlerin bileimi. Bu durum demin meleklere isimleri retip hakikatleri bir
letirmesinden ortaya kmaktadr (Nshatul-Hak, s. 28).
6 Bkz V ah d et-i V c d.
7 Sofiler hakikatken sz ederken, fakihlerin kendilerine ynelttikleri bir eletiriden korkuya kaplrlar:
Sfiler, eriat ehli deil, hakikat ehlidir. Cneyd yle der: Kii, hakknda bin drst insan zndktr
demedike, hakikat mertebesine ulaamaz. Bu nedenle bnl-Arabnin srekli hakikat kelimesinin ar
dndan eriat kelimesini getirdiini grmekteyiz. Bylece okuyucu, metnin hakikat ve eriatla ilgili ol
duunu zanneder. Halbuki metin gerekte bnl-Arabde hakikat ile ilgilidir. Onun eriatla eanlaml
olmas, sadece dikkat ekilen korkudan kaynaklanr. Bununla birlikte lbnl-Arab'de hakikatin eriatla
eanlaml olmadn da zannetmemek gerekir.

224
Hakikat Arz

8 Sfiler, tarikat, hakikat ve eriat ayrt ederler, tbnl-Arab! yle der: "Magripliler hakikat ehlidir, tari
kat ehli deillerdir, denilir. unlar tarikat ehlidir, hakikat ehli deillerdir denilir. Sadece bu ifade bile
bozgunculuk olarak yeter. nk tarikata ulamadan hibir hakikat elde edilemez." Eb Sleyman ed-
Drn yle der: Baz insanlar esaslar -k i esaslar tarikattr- ihmal ettikleri iin hakikatten mahrum
kalmlardr (Ruhul-Kuds, s. 21); Risle-i Gavsiyye, s. 78.
9 lbn'l-Arab'de hakikat iin bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, s. 73; Risle-i la-Yeulu Aleyh, s. 2; Kitabuj-
ahid, s. 2; Kitabul-Kutub, s. 1; Kitb- Teracim, s. 8
,0Bkz. V ahdet-I VUcd

H a k ik a t A rz (Esrahu uyunil-arifin [ariflerin gzlerinin bakt yer], arzul-mahlk


min-tneti bakyyeti dem [demin toprann kalntsndan yaratlm yer]) bnl-
Arab! hakikat arz (arzu'l-hakikaty hakknda zel bir kitap yazd gibi el-Fthtl-
Mekkiyyede de ona mstakil bir blm ayrmtr (sekizinci blm). Oradan hakikat
yerinin mahiyetini, ierdii gariplikleri aklayan uzun bir metin aktaryoruz.

Allah yaratlm ilk insan bedeni olan demi yaratp onu beer bedenlerin varl
nn asl yapmtr. demin toprann kalan da Allahn kendisinden bir hurma ya
ratt bir fazlalktr. Bu hurma 2 demin kz kardei, bizim halamzdr .3 Allah hur
may yarattktan sonra kalan amur bir simsime [susam] kadard, ardndan kalnt
da geni bir arz yaratmtr. Ar, Krsi gklerin, yerlerin ve toprak altnn, cennet
lerin ve cehennemin ierdii her ey eer orada bulunsayd bir nokta kadar olur
lard. Bu arzda miktar hesaplanamayacak gariplikler ve bilinmezlikler vardr. Al
lahn bykl o arz iinde ortaya kmtr. Hakkn kudretini mahede edene
Allahn bykl orada grnmtr. Akim imknsz olduunu iddia ettii pek
ok ey o arzda mevcuttur. Oras ariflerin gzlerinin bakt yerdir. Arifler oraya
bedenleriyle deil, ruhlaryla girerler. Oraya girerken beden heykellerini bu dnya
da brakrlar ve onlardan soyutlanrlar. Bu arz iine giren herkese btn dilleri an
lama zellii kazandrr. Ben de o arza girdim: krmz-yumuak altndan yaplm
bir yerdi. Oradaki aalarn hepsi altndr. O arzn iindeki baka bir arza daha gir
dim, oras grnte beyaz gmten, aalar, nehirleri ve ho meyveleri olan bir
yerdi. Hepsi gmt. Bir arza daha girdim ki, beyaz kafurdand. Bu byk arzn
iindeki meknlar olan bu arzlar o kadar bykt ki, gk onlarn iine konsayd bir
nokta kadar kalrd. Hakikat arznn sakinleri orada reme olmakszn bitkiler gibi
yerden biterler. Onlarn karada ve denizde yryleri, gzn ve grenin idrak e-
demeyecei kadar hzldr. Bu arzda su gibi akan topraktan bir derya grdm; b
yk ve kk talarn, mknatsn demiri ektii gibi, birbirlerini ektiklerini gr
dm. Bu talar birbirleriyle uyumlu idiler. Talardan bir gemi yapldnda, o yer
sakinleri talar toprak deryasna atarlar ve onlara binerler, diledikleri yerlere gider
lerdi. Hakikat arznn ehirleri saylamayacak kadar oktur. Oray yneten hkm

225
Hakikat Arz

darlarn says onsekizdir. Hakikat arznn ahalisi Allah en iyi bilen insanlardr.
Akim bizce imknsz sayd bir eyi orada gereklemi grdk. Bylece rendik
ki: Akllar eksiktir ve Allah iki zdd bir araya getirme gcne sahiptir: Beden iki
ayr meknda bulunabilir, yer kendi bana bulunabilir ve hareket edebilir. Melek
ve cin gibi ruhanilerin bulunduu her ceset, uykuda insann nefsini grd her
suret bu arzn cesetlerindendir. (ftHt, 1:1 2 6 )

Metinden u sonulan kartabiliriz: ) Sz konusu arz demin (a.s.) toprann ka


lntsndan yaratlmtr ve bu zellii onu btn yaratlmlardan farkl yapar; n
k hakikat arz Allahn lemin btn hakikatlerini toplayan demin bedenine ihsan
ettii zellikleri kazanmtr.4 Bilindii gibi demin bedeni Tanrnm iki eliyle5 yo
urduu amurdan yaratlmtr. Bu zelliiyle hakikat arz bnl-Arab ve takipi
lerinin anlatmada pek mahir olduklar btn srlar, kapallklar ve bilinmezlikleri
tamtr.6 2) Bu arz akln gereklemesini imknsz sayd eyler de dahil olmak
zere, btn ztlar kendinde toplar. Hakikat arz bir yandan simsime [susam] kadar
hafif, te yandan Ar, Krsi, gkler ve yerlerin ierdii her ey orada bir nokta ka
dardr. Oraya giren kii bir cismin iki meknda bulunmas gibi aklca imknsz say
lan pek ok eyin gereklemi olduunu grr. Ztlar birletirme zellii ve Al
lahn bykl o arzda ortaya kmtr. 'Hakkm kudretini mahede edene
O nun bykl orada grnmtr cmlesinde de belirtildii gibi, oras Allahn
kudretinin7 ve yceliinin grnmlerinden birisidir. 3) Ksaca, hakikat arz iine
ruhumuzla girdiimiz hayal lemi, baka bir ifadeyle Ibnl-Arabnin8 anlad ek
liyle hayal lemidir. Bu durum arifler oraya bedenleriyle deil ruhlaryla girerler i-
fadesinden anlalr. Oras duyulur bir yer deil, ariflerin gzlerinin yneldii alan
dr. u halde hakikat arz, hayal lemidir. Bu arzn hayal lemiyle irtibat bnl-
Arabnin u ifadelerinden ortaya kar:

Hayal lemine dair grlerimizi anlatmak iin bu aklamalarmz yeterlidir. Daha


nce demin (a.s.) toprann kalntsndan yaratlm arz tanmlamtk. O arz
bilmek bu meselenin bir yndr, (ftht, ii:3 1 3 )

Btn lem suretlere yerletirilmi rnekler gibidir. Buna gre varlk mertebesi, ha
yal mertebesidir, ardndan grdn suretler duyulur ve tahayyl edilen suretlere
ayrlr, aslnda hepsi tahayyl edilen eylerdir. Burada belirttiimiz hususu anlayan
kii demin toprann kalntsndan yaratlm lemi, bunun yan sra btn le
min hatta var olan her eyin o arzn imar edicileri olduklarm da renir, (ftht,
111:5 2 5 )

Aklc ve [peygambere ve vahye uyan anlamndaki] tbi, nc gn kapsn

226
Hakikat Arz

aldklarnda kap kendilerine alr ve oraya ykselirler. Tbi Yusuf (a.s.) ile, aklc
ise Zhre gezegeniyle karlar. Zhre, yannda konuu olduu halde Yusufa gelir.
Yusufun konuu daha nce belirttiimiz gibi tbidir. Yusuf hayal ve temess'l ile il
gili Hakkn kendisine tahsis ettii bilgileri ona retir.... Allah demin kalntsn
dan yaratm olduu arz [yer] kendi nne getirir. ( ftht. ii, 275)

Bu deerlendirmelerin ardndan hakikat arzn yle tanmlayabiliriz: Hakikat arz


simsime byklnde bir yerdir ve btn lemleri iine sdrr, demin topra
nn kalntsndan yaratlmtr. Aklca imknsz grlen her ey orada mmkndr,
nk oras kudret sfatnn mazhardr. Hakikat arz hayal lemindendir, arifler o-
raya ruhlaryla girerler.

n o tlar:

' tbnl-Arab Anka-i Mtribte yle der: Hz. Peygamber, Hatml-Velye ile demin kendisinden yara
tld yerde bir araya gelmitir. Sz konusu yerde duymaya bile g yetirilemeyecek garip ve acayip
eyler vard. Ben o yeri ve garipliklerini el-llam bima kalekellahu-acaibe jiTard'l-let hulikat min bakiyyeti
tneti Adem diye isimlendirdiim bir kitapta zikrettim. Kitap hakknda bkz. Osman Yahya, Hist. Et class.
T 309 R. C 281 a.
2 Henri Corbine gre hurma semavi arzn simgesidir (bkz. Terre celeste, s. 213). Baka bir yerde ise, hur
mann nemine iaret eder ve altnda Meryemin say dourduu hurma ile demin kzkardei olan
hurmay karlatrr. Bkz. a.g.y., s. 214.
3 Bir hadise telmih: Halanz hurmaya sayg gsteriniz, nk o, babanz demin toprann kalntsn
dan yaratlmtr. Allaha altnda Meryemin say dourduu hurmadan daha sevimli gelen bir aa
yoktur." Bkz. Hadis Dizini.
4 Bkz. Ibnl-Arab, eceret'l-Kevn, s. 9 vd. Ibnl-Arab insan tr ile mlk lemi arasnda tam bir ben
zerlik ortaya koyar.
5 Ibnl-Arab el-Ftiihtul-Mekkiyyede yle der: Bir rivayette yle bildirilmitir: Allah Adn Cennetini
eliyle yaratm, Tevrat eliyle yazmtr, Tba aacn eliyle dikmitir. demi -insan- eliyle yaratm,
ardndan insan onurlandrmak iin Iblise yle hitap etmitir: ki elimle yarattma secde etmekten
seni alkoyan nedir? (38:75). Bkz. Hadis Dizini, no. 7.
6 Henri Corbin, Terre Celeste et corps de Resurrection adyla bir kitap yazmtr. Bu kitap eski rann sema
vi arz dncesinin kklerine dayanr. Sz konusu dnceler Shreverd [l. 587) ve Abdulksm
lbrahimiye kadar (l. 1314) srmtr. Ayrca kitapta baz nemli Arapa metinlerin evirileri de yer
almtr (lbnul-Arabfnin el-Fthtl-Mefekiyye'sinden hakikat arz bahsi, Terre Celeste, s. 213-223;
Davud el-Kaysernin Fussul-Hikem erhinin misal leminden sz eden altnc blm, s. 227-231; Ab-
dlkerim el-Clnin Insan- Kdmilinden hayal ile ilgili blm (237-246).
7 Abdlkerim el-Cl ilahi sfatlarn insan- kmildeki tecellilerinden eserinin ondrdnc blmnde sz
eder. Kudret sfatna geldiinde ise, onu aklamaya giriir ve kudretin tecellilerinden birisinin hayal -
lemi ve dem'in toprann kalntsndan yaratlm simsime arz olduunu belirtir. Bkz. Abdlkerim el-
Cl, lnsan- Kmil, c. 41.
8 Bkz. H ayal. Abdlkerim el-Cl yle der: Hayal, asla zeval bulmayan ve gece ve gndzn uramad
bir srdr. Allah onu demin toprann kalntsndan yaratmtr (nsan-1 Kmil, c. II, s. 27).

227
Hakikatlerin Hakikati

H a k i k a t l e r i n H a k i k a t i (Eanlaml terimler iin bkz. insan- kmilin eanlamlla


r.) Hakikatlerin hakikati (hakikatul-hakaik) Hakkn ve lemin akledilir mahiyetle
rini toplayan akledilir bir hakikattir. Baka bir ifadeyle o, ilahi ve kevn iki mertebe
nin mahiyetlerinin bileimidir. Hakikatlerin hakikati, bu ynyle lemin asldr.2

nc eye gelince [hakikatlerin hakikati]: O ne varlk ne yokluk 3 ne kdem ne de


hdislik [sonradan olmu] zelliiyle nitelenir .4 Btn ve para ile de nitelenmez;
artma ve eksilme kabul etmez. O lemin asldr; Cevher-i ferdin, Hayat Feleinin ve
el-Hak el-mahlk bihi'nin [yaratma vastas olan Hak] asldr. Bu nc eyden -
lem ortaya kmtr. te bu ey lemin zihinde akledilen tmel hakikatlerinin top
lamdr. O kadimde kadim, yaratlmta hadis ortaya kar. O lemdir dersen, do
ru sylemi olursun; kadim Haktr dersen, doru sylemi olursun. Hakikatlerin
hakikati, tmeldir ve geneldir; hdislik ve kdem zelliklerini kendinde toplar. O
varlklarn oalmasyla oalr, onlarn blnmesiyle blnmez, [ilahi ilimde] bili
nenlerin blnmesiyle blnr. O ne vardr, ne yoktur; ne lemdir, ne lem deil
dir. Bu nc ey - k i ondan sz etm ekteyiz- hi kimse tarafndan tam olarak ifa
de edilemez, fakat bir eit rnekleme ve benzetme yoluyla ona iaret edebiliriz:
Hakikatlerin Hakikatinin lemle ilikisi, aacn masayla veya minberle veya sandal
yeyle veya sandkla; gmn gmten yaplm kap ve aralarla ilikisine benzer.
Bu benzetmeyi dikkate al, fakat aata kendisinden yaplm parayla bir eksiklik
meydana geldii gibi onda bir eksiklik olabileceini zannetme. Aa ahaptaki belir
li bir formdur, biz ise birletirici ve akledilir bir hakikate bakmaktayz. Bu nc
ey, hakikatlerin hakikati veya heyula veya ilk madde veya cinslerin cinsi diye isim
lendirilebilir, Bunun ierdii hakikatler ise ilk hakikatler veya yksek cinsler diye
isimlendirilir. ( na , 16-19)

Aklda bulunan hakikatl-hakaik [hakikatler hakikati] sonradan var olanda hadis,


kadimde ise kdem zelliine sahiptir. O Hak ve halk birletirmitir. Sen lim isen,
o da limdir, fakat ilmin sana nispet edilmesi zaman iinde gereklemitir, o ise
kadmdir. Dolaysyla ilmin ona nispeti kadmdir. lim znde bir olmakla birlikte
nitelii olduu kimsenin zelliiyle nitelenmitir, ( f tuh at , IV:311 )

Hak ve halk birletiren hakikatl-hakaikten 5 aklc kimseler sz etmemiler, sadece


Allah ehli sz etmitir. u var ki Mutezile ona yakn bir eye dikkat ekmi ve yle
demitir: Allah syleyici olmak zelliiyle syleyen, kadirlik zelliiyle kadirdir.
Mutezilenin bunu ileri srmesinin sebebi Hakkn zt zerinde ek niteliklerin var
lndan Hakk tenzih istekleridir. Bylece bu soyutlamay yapmlar ve geree
yaklamlardr.6 ( f th t , c. ii, 433)

228
Hakikatlerin Topland Yer

Hakikatl-hakaik: Sofiler bununla birliin iini kastederler. Bu, daha nce de belirttiimiz gibi, Zt-
Akdesin mertebelerinin ilki olan birinci taayyndr. Bunun nedeni, bu mertebenin tmellii ve her ta
ayyn ve itibarn asl; ilahi ve kevn her hakikatin btn; btn bunlarn kendisinden meydana geldii
bir asl olmasdr. Hakikatl-Hakaik, birinci, en byk, btn berzahlar ieren asl olan en nceki ber
zahn kendisidir. Bir yoruma gre Hakikatl-Hakaik, birlii ve isim ve sfatlar ihata ve iermesi itiba
riyle vahdeti ile nitelenmi Ztm dikkate alnmasdr. Ayn zamanda mertebet'l-cem vel-vcd,
hazret-cem vel-vcd diye de isimlendirilir (Letaif'l-A'lm, s. 82). Ayrca bkz. Tehanev, Keaf, c. II,
334; Gazali, Mihat'l-Envar, s. 55.
2 Ama mertebesinin hakikatl-hakaik olduu anlalmaktadr.
3 Yani o akli bir hakikattir. Akli varlk ise, ne varlk ne de yoklukla nitelenebilir.
4 Hdislik veya kdem zelliiyle nitelenmez.
5 Ibnu 1-Arabde Hakikatl-Hakaik iin bkz. Fussu'l-Hikem, s. 49; lnad-Devai, s. 36; Tedbirat, s. 120;
el-Fthtul-Mekkiyye, c. I, s. 119
6 Bkz. Sfat.

H a k i k a t l e r i n T o p l a n d Y e r (En tam birleim yeri [mecmaul-etemm]) Hakikat


lerin topland yer, bnl-Arabnin iki mertebenin, ilahi ve olu mertebelerinin
hakikatlerini kendinde toplayan hakikate, baka bir ifadeyle Muhammede (a.s.) ia
ret iin kulland bir terimdir.1

M u h a m m e d (a.s.) i k i a y n a n n [H a k ve h a lk ] b irle im y e r id ir . n k o h a k ik a tle r in

b irle ti i y e r d ir, ( bulga, 124)

H z . P eyga m ber h a k ik a tle r in b irle ti i e n y e tk in y e r2 ve e n k m il s u r e ttir .3 ( ftht ,

IV:61)

NOTLAR:

1 Bkz. Hakikatlerin hakikati.


2 Niteliklerde pekitirme kalb her zaman Hz. Peygambere zgdr.
3 Bkz. En Y e tk in B e m a m e c .

H a k i k a t l - Y a k n bkz. Y a k n

H a k k a l - Y a k n bkz. Y a k n

H a k k n A y n a s (Mir'atl-kadm [Kadimin aynas]) Hakkm aynas (mir'atul-Hak),


halk, yani lem, zellikle de insan- kmil ve Kutuptur.

H a k k n E l i s i Sin, fe ve ra inkiaf ve ortaya km ak anlam na gelen tek kkt r. Se


fe r de buradan gelir. Bu ismi alm asnn nedeni, seferde insanlarn m ekanlarnd an inki
af etm eleri, yani ayrlm alardr. Sefert el-beyte, "evi sprdm " dem ektir. Den a

229
Hakkn Gelinleri

a yapraklar da sefir diye isimlendirilmitir, nk onu rzgar sefer ettirir. Sifr, "yaz
mak", sefere ise "katipler" demektir, (mucem )
s?
Zikredilen szlk anlamyla:
Kim hasta veya seferde ise tutamad kadar sonra tutsun. (2:184)
Kitap anlamnda (esfar):

Kendilerine kitap verilip de, onu tamayanlarn durumu, ciltlerce kitap tayan eeklere benzer.
(62:5)
Ktip anlamnda:

Katiplerin (sefere) ellerinde, erefli yazclarn. (80:15)

Mfessir Kad Beyzv sefere kelimesini aklarken yle der: Ketebe [ktipler] vahiyden veya levhadan
kitaplar oaltan melek veya peygamberlerdir. Sfera: Onlar vahyi Allah resulleri veya mmeti arasnda
yazarlar (Envart-Tenzil, c. 11, s. 296).

vs*
Hakkn yaratklarna gnderdii sefiri [eli], en zel anlamda Cebraildir; nk o
vahyi ulatrr ve onlara Tanrnn muradn bildirir. Genel anlamda ise btn me
lekler Hakkn sefirleridir, onlar lemin maslahatlarn yeryzne getirirler.

Allah yeryzn imar edecek halifeler yaratmak istediinde, onlar ile kendi arasn
da bir sefir grevlendirmitir, ite o sefir, Ruhul-emindir [Cebrail], Ayrca onlar i-
in bir kitap yazm, sefirler [melekler] onlar insanlara getirmitir, ( f th t , iv :26)

Risalet Seferenin ellerinde, erefli yazclarn ellerindedir (80:15). Ayette geen Se


fere eli meleklerdir, ( f th t , i:2S9)

H a k k n G e l i n l e r i (Danain'l-Hak [Hakk'n sakndklar], mena [eminler]) [Gelinler


anlamndaki arais kelimesinin kk harfleri olan] ayr, ra ve sin sahih bir kktr ve trev
leri kendisine dner. Lazm olmak demektir. Dilci Halil yle demitir: "Bir ey ona la
zm olduunda arese bihi denilir. Bu kkten gelen kelimelerin birisi de, rs'tr, "hanm"
ve "dii aslan" demektir." (mucem )
s?-
lbnl-Arab bir grup veliye araisl-Hak, Hakkn gelinleri der. Acaba lbnl-Arab-
yi onlar arais diye isimlendirmeye sevk eden sebep nedir? Velilerin bir ksm velilik
leri belli kimselerdir ki, sradan ve sekin insanlar kendilerini tanr; bir ksm ise
Hakkn gizledii velilerdir. Onlarn makamlarn hibir yaratk bilemez. te bu gizli

230
Hakkn Gerek ahitleri

veliler, Hakkn kskanlk nedeniyle bakalarna tantmaktan saknd kimselerdir.


Onlar, Hakkn sakndklar ve araisidir.

Hakkn kskanmasna gelince, bu, dier kullarndan gizlediinde Hakkn velilerini


saknmas demektir. Bylece Hak o velilerine gizlilii sevdirir, mertebelerin bilgisi
ne onlar muvaffak klar. Bylece onlar efendilerinin zelliiyle vasflanrlar ve e-
fendilerinin katnda alkanlk perdelerinin ardnda bulunurlar. te onlar, Hakkm
gelinleri ve sakndklardr. ( fT h t , IT.501)

eyh tarikatte kendisine uygun mritleri, uygun olmayanlardan koku vastasyla a-


yrt eder. Ayrca o araisl-Hak olan mritlerin nefislerinin nitelendii zellikleri de
bilir. ( F T H T , 11:3 6 5 )

NOTLAR:

lbnl-Arabfde Araisu'l-Hak iin bkz. Mevakiun-Ncum, s. 42; Divan, s. 48, 49.

H a k k n G e r e k a h i t l e r i Hakkm gerek ahitleri ( h e d a -i H a k b i-h a k ), ilahi


haber hakknda doru bir ekilde tanklk edenlerdir. Buna gre ifadedeki birinci
hak doruluk, kincisi ise Hakkn bildirmesini, yani Hak tarafndan bildirilmeyi i-
fade eder.

Onlar lem iin iman1 ederek tanklk ederler, nk Allah kendilerine burada bir
lem olduunu bildirmitir. Bylece onlar leme inanrlar ve onu grmezler. Nite
kim lem de Hakka iman eder ve fakat Hakk grmez. Bu yzden bu kimseler,
Hakkm gerek ahitleridir. Onlar ulatklar makamlarda doruluk duranda bu
lunurlar. ayet onlara ahit ve ahitlik edilen sznz bir ayrmdr, denilse, buna
kar yle cevap verirler: Sen ztnla kendin hakknda tanklk etmez misin? O
halde sen kendinden bakasn. Onlarn btn bu konulardaki ifadeleri, Hak ile be
raber bir mahede, imann ve edebin gerei olarak burada bir lemin bulunduu
na inanmadr. te bu kimseler, gerek anlamda mminler, drst limlerdir.
(F T H T , IV :7 4 )

NOTLAR:

man ederek tanklk ederler. Yani, ilahi haber vastasyla iman onlarda tanklktkta grmenin yerini
alr. Baka bir ifadeyle imana bal tanklk, habere bal tanklk demektir.

H a k k n H a k k Ibnl-Arab burada hak terimini ulalmak istenilen varln layk


olduu ve hak ettii ey anlamnda kullanr. Bu hal o ey iin zt! bir zelliktir.

Hakkm hakk onun rabl, halkn [yaratlmlar] hakk ise Hakka kulluktur. O
halde biz Onun zellikleriyle nitelensek bile kullarz; bizim zelliklerimizle nite

231
Hakkn Hzineleri

lense bile O da Rabbimizdir.2 ( f, 3:356)

Bu metinden bnl-Arabnin eserlerindeki aka gzken ayrmc bak ortaya


kar: Bu yzden o, hibir zaman mazhar ile asl, baka bir anlatmla hakikatin iki
vehesi olan Rab ve kul arasndaki ayrm vurgulamadan geri durmaz. Sz konusu
iki vehe mazharlarda birbirlerine karr.

NOTLAR:

1 bnl-Arab eyin eyi balkl bir iirinde yle der:


Hak iin Hak, insan iin insan vardr
Varlkta; Kuran iin de Kuran
Mahedede gzler iin grmek vardr
Mnacatta da kulak iin kulak vardr
Bize fark halinde birletirici gzle bak
Ona sarl; Kuran da furkandr (El-Mebadi ve'l-Gayat, s. 171).
2 kinci mahede annda Hak halka baskn gelir ve varlk birliinde onu siler. Bkz. V ahdet-1 V c d.

H a k k n H z i n e l e r i (Hazain-i klli ey [her eyin hzinesi]) lemin hakikatlerinin


sakland ilmi.

lemin hakikatleri katndaki hzinesinde saklanmtr. Hakkm hzineleri Onun


ilmi; saklad ise bizleriz. ( fth t , iv:108)

Bkz. H e r e y in H z in e s i [Hazain-i klli ey].

H a k k n s t i v a s / R a h m a n n s t i v a s

lahi istiva, insan ar zerinde gerekleir ve Rahmann istivasndan farkldr.


nk ilahi istiva, dairenin noktasndadr. Bu beni yerim ve gm sgdramad,
mmin kulumun kalbi sdrd ifadesidir.' Rahmanm istivas ise dairenin evresi
dir. Bu da Rahman Ar zerinde istiva etti ifadesinde dile gelmitir. Rahmann is
tivasnda Ar, insandaki istivada Hak mesabesindedir. lahi istivada kalp ise Rah
man istivasnda Hak mesabesindedir, ( celal, 11- 12)

lahi istivada istivann dairenin orta noktasnda, Rahmann istivasnda ise Hak dai
reyi kapsar -daire Artr. Birincide kalp Hakk sdrr, halbuki kincide Hak Ar
kuatr ve onda istiva eder. Bu yzden Hak, ilahi istivada Rahmanm istiva ediinde
ki Ar; kalp ise Hak mesabesindedir. O halde lahi istiva, Hakkn insan kalbine te
cellisi ve kalbin Hakk sdrmasdr.2 Hak kulun kalbine tecelli eder, kulun kalbi
ise Hak her nereye dnerse onunla dner. Kalbin zellii olan bu dnme, kendisine
Hakk sdrma imkn verir. O halde, bu insan kalbinden baka Hakkm tecellileri

232
Hakkn Kabri

nin geliini sdrabilecek hibir yaratk yoktur. Rahmani istiva, Hakkm Ar istila
etmesi ve onda sabit olmasdr. Kukusuz ki bnl-Arabi Rahmani istivay Ara tah
sis etmitir; nk Ar mevcutlar, Rahman ise mevcutlara varlk verendir.3 O halde
Rahman, varlk ile yardm ettii mevcutlar zerinde istiva eder.

NOTLAR:

Bkz. Hadis Dizini, no. 30.


2 Bkz. K alp .
3 Bkz. Rahman/Rahlm.

H a k k n K a b r i ["Kabir" anlamndaki medfen kelimesinin kk harfleri olan] dal, fe ve


nun tek anlama gelir ve bir eyi gizlemek ve rtmek demektir. lnn gmlmesi an
lamnda defn'l-meyyit denilir. "Bu gizli kuyudur" anlamnda hazihi bi'run defnun de
nilir. ( m u c e m )
S?"
tbnl-Arab lm ve defin kelimelerini, hkm olmayan, baka bir ifadeyle canll
n yitirmi bedenin varl iin bir benzetme olarak kullanr. nsann kalbi Hakka
dair bilginin mahallidir. Kalp, btn yaratlanlar iinde Hakk sdran yegne u-
zuvdur. Fakat Hakk sdran kalp, bundan habersiz insann bedeninde hareketsiz
bulunur, herhangi bir pozitif etkinlii yoktur. Bu kimsede Hak deta bulunmuyor
gibidir; dolaysyla gafilin kalbi Hakkm defnedildii yer demektir.

Ariflerin kalpleri:1 Hakkm kabridir. nk onlarn kalpleri, Hakka dair bilginin


mahallidir. Sonra onlar, bu bilgiye geregi gibi hrmet etmezler ve onun snrlarnn
hududunda durmazlar. Bu yzden Hak bu durumda onlarda kabrindeki l gibi
dir: Hakkm o kalpte herhangi bir hkm yoktur. Ayn ekilde, tabiatn hkm de
eriatn aksine ortaya ktnda ayn durum sz konusudur. nk bu durumda
eriat o kimsede l gibidir. Hz. Peygamberi bir keresinde ryamda tbiliyye Ca
miinde l halde grmtm. Bunun zerine bu mekn aratrdm, orann zorla
alnm bir yer olduunu rendim. te bu meknn gasp edilmesi, eriatn orada
lmesinin ta kendisidir. Bu yzden lmenin ve defnin Hakka nispet edilmesi, gafil
lerin kalplerinde bulunmas itibariyledir. nk Hakikatl-Hakaik bu kalplerde
deta yok gibidir, ( f t h t , iv :3 0 2 )

n o tlar:

Metinde gafiller anlamnda gafilin geer; ancak dorusunun arifler olduu anlalmaktadr.

H a k k n K u l u n V e k i l i O l m a s bkz. V e k il lik

233
Hakkn zeti

H a k k m z e t i H akta gizli b u lu n a n b t n h a k ik atler lem de ortaya km tr, bu


n ed en le lem ilahi m erteb en in h ak ik atlerin i zetlem esi ve ke n d in d e toplam as y
n n d en H a k k m zetid ir.

lem Hakkn zetidir, ( fth t , iii:31 5)

H a k k n S u r e t i / H a k k n Z a h i r S u r e t i bkz. S u r e t

H a k k m e 'n i n, hemze ve nun, tek kktr ve "dilek" ve "talep" anlamna gelir.


"Bu benim talebim deildir" anlamnda Ma haze min e'ni ifadesi buradan gelir.
(m u c e m )

e'n kelimesi Kuran- Kerim'de drt yerde geer. Bunlarn nde e'n insana izafe edilmiken, bir yer
de ilahi mertebeye izafe edilmitir. Kelimenin insana izafe ediliinde, hal1 anlamndan baka bir anlam
tamaz. e'n, insan btnyle kuatan itir. Buna gre insana ait e'n, imdiki anda insan megul e-
den eydir:

Herhangi bir durumda (e'n) bulunsanz. (o:6)


Herkesin o gn kendisini megul eden bir ii (e'n) vardr. (80:37)
Birtakm ileri (e'n) iin senden izin isterlerse, dilediklerine izin ver. (24:62)
e'ni Hakka izafe eden ayet ise herkesin farkl yorumlar ileri srd bir ayettir:2

Gklerde ve yerde olan herkes ondan ister. O her gn bir itedir. (55:29)

s?"
Ib n l-A rab e'nden s z ed erk en o k u y u cu y a h issettirm eden o n u n fo rm un a geer ve
o k u y u c u y u e'nin m ahiyeti k o n u su n d a aknla d r r. bnu 1-A rab b a z m etin
lerin d e e'ni ilahi isim diye y o ru m la rk en , b a z m etin lerde ise ilahi e'nlerin m m
k n le r o ld u u n a iaret eder, a) lahi e'n s rek li tecellidir: 1) ilah i e'n, varlk ta s
re k li gerekleen ilah i tecellidir. H a k k m e'ni, h er nefeste v a rlk larn suretlerin de
tecelli3 etm ektir. 2) Bu tecellin in o d a k n oktas, ilahi isim lerd ir,4 n k H ak varlk ta
isim leri y n n d e n tecelli eder. Bu n ed en le b n l-A rab ilahi e'ni ilahi isim ile ifade-
etm itir. lahi e'n in sureti, ilahi tecellin in veya ism in suretidir. B ylece suret, m m
k n olur. n k m m k n H a k k m isim leri vastasyla tecelli ettii su ret veya m a-
h a ld ir.5 B ylece ilahi e'nler, b n l-A rabn in ift terim lerle yaratc b ir slu p la dile
getirdii, b iric ik h a k ik atin ik i y n n d e n b irisid ir (h alk y n ): zt ve isim leri, zt ve
tecellileri, zt ve e'n leri, H ak v e halk, b) M m k n n ii (e'n), bak alam ak ve d e
im ektir. n k m m k n iki nefesten fazla bir anda tek h al zere kalam az. M m

234
Hakkn e'ni

knn e'ninin sureti, Mmknn halidir.

Tecelli sayesinde a'yn- sbitenin [ilahi ilimde sabit hakikatler] hali sabitlikten var
la doru farkllar ve varlklar halden hale geer. Hakkm e'ni, tecelli; var olanla-
rmki ise, bir halden baka bir hale intikal etmek suretiyle deimektir. Her gn o
bir e'ndedir (55:29). Bu, mmkn hakikatlerde isimlerle gerekleen ilahi haller
dir; sz konusu halleri belirleyen ise kevne ait deiimlerdir. Bylece tek hakikat,
lemin farkl varlklarnda tecelli etmitir, ( fth t , i:304)

Hakkm e'nleri, yolcularn halleridir. Hak, o halleri yolcular iin her anda yeniden
yaratr. Bu yzden lem iin tek bir halde ve e'nde istikrar sz konusu deildir. -
lem srekli e'nlerdedir. nk her hakikatin bir hah vardr: Hakkm e'nleri, bi
zim ise hallerimiz vardr, ( fth t , iv :267)

Allah kendisi hakknda yle demitir: O her gn bir itedir (e'n) (55:29). Hak,
varln srdrecek eyi onda yaratmakla, lemin her bir parasnda bir e'ndedir.
Bu e'nler, mahal mesabesindeki yaratklarn halleridir. Allah, onlarda e'nleri s
rekli yaratr. Haller, Allahtan varlklara ilien arazlardr. Allah arazlar onlarda ya
ratr, bu e'n diye ifade edilir. e'n dnya ve ahirette ondadr. Bu, ilahi konularn
kendisine dnd hallerin asldr, ( f th t , 11:384-385)

Hak, ayetlerini gstermek iin kulunu isimlerinde yrtmtr. Bylece Hakkm


her ilahi isimle isimlendii renilir. Bu isimlerle Hak kullarna gzkr ve kul on
lar sayesinde hallerinde farkllar. Hakta isimler bulunur, bizde ise deimeler. De
imeler, Hakkm bulunduu e'nlerin kendileridir, ( f th t , i:344)

lemin bakalamas, ayetlerin kendisidir. Bu ayetler Hakkm bulunduu e'nlerden


baka bir ey deildir. Kukusuz ki, bu ayetlerin bir ksm dierlerinden stn ol
mutur. nk Hak bu suret sayesinde isimlerinde zuhur etmitir. Bylece baz
e'nlerin dierlerine stnln rendik, ( fth t , ll:45o)

Geen ifadelerden u tespitlere ulaabiliriz. lah e'n, lemin suretlerinde bakala


ma ilkesi ve mmknlerin hallerinin raci olduu asildir. Nitekim bnT-Arab-bu,
ilahi konularn kendisine dnd hallerin asldr ifadesiyle buna iaret etmiti.
Fakat bu ilkenin mahiyeti nedir? Bilindii gibi, bnl-Arab varlk hakikatini ilk a-
amada iki yne (Hak ve halk) irca eder, ikinci aamada ise, bu iki ynden birisini
ortadan kaldrr; daha doru bir ifadeyle, onu varl olmayan fakat hkm bulunan
bir bant sayp birinciye ekler.6 bnl-Arabinin bu yaklamnn ilahi e'n konu
sunda da srdn grmekteyiz. lahi e'n, tek varlk hakikatinin ikinci yndr
ve kendisi yok, hkm mevcut bir nispettir. O halde e'nin doas hayalidir, nk
hayal, bir eyin hakikatini deitirmez, aksine onu grenler iin farkl suretlerde or

235
Hakkn Tecellisinin Aynas

taya kartr .7

Hayal hkm ahirette insana ve Hakka elik eder. Bu durum, her ikisinden
Hakkn bulunduu e'n ile ifade edilmitir. O her gn bir itedir. Bu hal ezeli ve
sreklidir. e'nin hayal diye isimlendirilmesinin nedeni, bildiimiz gibi, onun eye
deil, bakana bal olmasdr. Buna gre ey, kendiliinde sabittir, hakikatinde bir
deime olmaz. nk hakikatler deimez ve bakana trl suretlerde gzkrler.
Sbt tek biimde kalmay kabul etmez, trden tre girmek onun gerek zellii
dir. Bylece deriz ki: Falan kii bir halden baka bir hale, bir biimden baka bir
biime gemitir. byle olmasayd, hali deitiinde onu tanyamazdk, ( fth t ,
111:470)

NOTLAR:

1 Hal kelimesi Kuran- Kerimde gemez. Bununla birlikte insan sz konusu olduunda e'n kelimesine
hal denir.
7 Ayetin yorumu iin bkz. Kad Beyzvi, Envar't-Tenzil, c. II, s. 241. Beyzv ve Nesef, ayetin yorumunda
hadise dayanmlardr, ancak sfler ilahi e'n terimiyle daha derinden ilgilenmilerdir. Bkz. Tehanevi,
Keaf, c. III, s. 767.
3 Abdlkerim Cil de e'n teriminde bnl-Arabyi takip etmitir, bkz. nsan- Kmil, s. 63.
4 Bkz. T e c e lli, lahi sim.
s lhi e'n, varlm koruduu iin mmkn ve onun hallerini de ierir.
6 Bkz. S fat.
7 Bkz. H ayal.

H a k k n T e c e l l i s i n i n A y n a s nsan, ilahi mertebenin mazhar ve tecelligh ol


mas bakmndan, m ir'a t tecellil-H a k b il- le m , yani Hakkn leme tecellisinin ayna
sdr.

tnsan, meyvesi olmas ynnden, btn lemdir; ondan farkl oluu ynnden de
srrdr. nk insan isim ve sfatlarnn zuhur etmesiyle Hakk'm leme tecellisinin
aynasdr. Btn isimlerle gerekleen tam ve yetkin tecelli, -ancak demin, yani in
san trnn zuhuruyla gerekleebilir, ( bulga , 12)

H a k k m T e r c m a n Terceme kelmehu "baka bir dille onu yorumlad" demektir.


Tercman veya trceman, "dili baka bir dil ile yorumlayan" demektir. Tercman, "tek
dille bildiren" anlamna da gelebilir ( m e v r D, 75). Tercman, dili yorumlayan demektir.
( el-m u h It )

Kelime Kuran'da yer almaz, fakat szlk anlamyla hadiste zikredilmitir: Rab her birinizle Rabbi arada
bir tercman olmakszn konuacaktr. (Mucemu'l-Mfehres, c. v, s. 56)

236
Hakkn Terifats

SP-

Dil, gnln tercman,' gnl ise Rahman barndrr. Sen btn yaratklarna
Hakkn tercmansn. ( f T H t , I V :3 6 3 )

Herhangi bir insan deil, o halde, halife insan2 Hakkm tercmandr. bnl-Arab
tercman kelimesini zikrettiimiz her iki szlk anlamyla da kullanmtr: nsan
Hakkm hitabn mn ve iaret dilinden halkn diline, baka bir ifadeyle lafz ve
harflerin diline tercme eder. O Hakkm hitabn halka ulatrr, nk insan ilahi
surete gre yaratlm ve ilahi isimlerin kemlleriyle lemde ortaya km yegne
varlktr.3

Tercman vasta demektir: Musaya (a.s.) yle denilmitir: Ayakkablarn kart


(2 0 .1 2 ). Yani yle bir yere ulatn ki, orada Hak seninle vasta ve tercman olmaks
zn konuacaktr, (f t h t , s , ib o )

NOTLAR:

1 Gazlde tercman terimi iin bkz. Ferid Cebr, Mcem-i Gazl. s. 45.
2 Bkz. H alife; el-Fthtl-Mekhiyye, S, s. 520.
s Bkz. S uret.

H a k k n T e r i f a t s Hakkm terifats (hacibl-Hak) bnl-Arabnin Hak ile


insan arasndaki vastalarn tarzn ifade etmede yararland benzetme kalplarndan
birisidir. Bu benzerlik sz konusu vastalarn hkmdar ile toplumun bireyleri ara
sndaki vastalara benzerlii ynnden yaplmtr. bnl-Arabi H akkn mertebesini
kapsnda beki ve terifatlar bulunan hkmdarla benzetir. Hakkn da hkm
darn olduu gibi grevlileri vardr, Hak onlar vastasyla yaratklarnda hkmlerini
uygular. Nitekim hkmdar da hkmlerini grevlileri vastasyla tebsma icra e-
der. O halde naib veya beki veya grevli kelimesi, neticede tek anlama gtrr ki, o
da insan- kmil veya Hakka ermi ve erdiren eyhtir. nsan- kmil, beki olmas i-
tibariyle, ilahi mertebenin kapsn bekler, terifat olmas itibariyle mridi o kap
dan ieri sokar, vekil olmas itibariyle Rabbinin emriyle tasarruf eder.1

Hakka hrmet, eyhe hrmettedir; eyhe saygszlk Hakka saygszlktr. eyhler


Hakkn terifatlar, mritlerin kalplerinde hallerin koruyuculardr, (f t h t ,

11:3 6 6 )

nsan- kmil Hakkn hacibi [terifat] ve lemindeki halifesi, insanlar arasnda


Onun vekilidir, (n sh a , vr. 2 9 )

Ceres [zil], kapal bir ifade, hares ise kapal bir kapdr. Onun kapalln ayrntl

237
Hakkn Vechf/Hakkn Eyadaki Vechi

hale getiren ve kilidini aan kii pek garip bir eyi renmi, perdeye2 ve terifat
lara3 hrmet etmi olur. Kapallk [icmal] hikmet, hares ise korumadr. Onlar skn
t ortadan kalkt iin en byk nimete ererler, ( f tuh at , v:334)

Burada una iaret etmemiz uygun olacaktr: Hakkm mertebesi ile slik-mrit ara
sndaki bu vastalar Hakk kendi mertebesinde yaratklarndan ayr ve uzak brak
maz. Hak varlk tecellighlarnda4 yaratklarna ah damarlarndan5 bile daha yakn,
bulunduu mertebede bilinmek, tannmak ve yaklalmaktan mnezzehtir.

NOTLAR:

' Bkz. V ekillik .


2 Perdenin deeri ulatrc olmasdr, bkz. H icap.
3 Huccaba sayg gster, nk onlar mridi Hakkn mertebesine sokarlar.
4 (50:16) ayete telmih.
s Bkz. V c d.

H a k k n V e c h i / H a k k n E y a d a k i V e c h i Ibnl-Arabye gre mmkn veya


yaratlm kendi bana varln srdremez, bu nedenle Tanr onu var ettiinde,
kendisi ynnden mmkn yoklukta kalmaya devam eder. Tanr srekli yaratr, ya
ratlmlar ise daima yoklukta bulunurlar. Bu yzden Hak, [mmknn varlnn
dayand] el-Kayyumdur, eya onun sayesinde varln srdrr. nk onlar
kendi kendilerine varlklarn srdremezler. Hakkm eyann varln srdrmesi
ne Hakkm vechi veya Hakkn eyadaki vechi diye iaret edilmitir.

Bu zikre sarlan, Hakkm her eydeki vechinin bilgisini renir. O grd her
eyde Hakkm vechini grr, ( fth t , iv:170)

Hakkm her eyde bir vechi vardr ( layeulu, 15)

Hakkn ibadet edilen her eyde bir vechi1 vardr ki, bilenler onu bilir, bilmeyenler
bilmez, ( fuss, 72)

Hakkm vechinin lemdeki herhangi bir eyden uzak kalmas imknszdr, ( f t h t ,


11:299)

n o tlar:

' Hakkn tapnlan her eydeki grnm. Bu, Rabbin sadece kendisine ibadet etmenize hkmetmitir
(17:23) ayetine telmih. Bkz. nanlan lah.

H a k k n V e k i l i bkz. V e k il lik

H a k k n V e s i k a s Hakkm vesikalar, kullar zerindeki haklarn ve onlara kar

238
Hakkn Yaratmas

ke n d i zerin e yazm o ld u u g rev lerin i aklayan ilahi kitaplardr.

lahi kitaplar, Tanrnm kullarna kar vesikalardr. Bu kitaplar, Hakkm kullar


zerindeki haklarn ve onlara kar -bir ihsan ve ltuf olarak- kendisine yazd
grevlerini niteleyen ve ortaya koyan kitaplardr. Bylece Allah da kullaryla birlikte
hit altna girmitir ve yle buyurur: Sizin ahdinize kar verdiim ahdimi yerine
getiriniz (2:40). ( fTHT, 11:406)

Hak ile aramzdaki vesika, ona ait olup bize ait olmayan, ona ait olmayp da bize ait
eyleri belirleyen bir vesikadr, ( f th t , iv:382)

H a k k n Y a r a t m a s (Halk-1 Hak) n s a n . Ayrca bkz. H a lk

H a k k n Z t n M a h e d e E d e n l e r H a k k n ztn m ah ed e eden ler, H a k k m


e yad ak i y z ken d ilerin e tecelli edip g zlerin in k en d isin d en a yr k a lm a d k im se
lerdir.

Onlara Hakkm eyada bulunan yz tecelli edince, artk gzlerini ondan ayrmaz
lar. Gzlerini ondan ayrmalar mmkn de deildir; nk O ztyla kendisine
bakan her eyi snrlar. Bu konuda Kuran- Kerimde gzlerini ayrma (18:28) ek
linde yasaklama gelmitir;1 nk onlar, yzn ayns deillerdir, bilakis onu m
ahede edenlerdir, ( f th t , iv:17o)

NOTLAR:
1 (18:28) ayete telmih.

H a k t a F a n i O l m a k [Fani olmak, "silinmek" anlamndaki heleke'nin kk harfleri]


he, lam ve kaf "krlmak" ve "dmek" anlamna gelir. Dmek anlamndaki helak da
bundan gelir. l iin heleke denir. "Kendisini tehlikelere att" anlamnda ihteleket
denilir. Mstehlik, "mhim" demektir, ( m u c e m )

v?*

Kuran'da heleke lm ve yok olu anlamndaki zikredilen szlk anlamyla yer alr. Helak, Allahn dn
daki her ey iin kullanlan bir fiildir:

Ak bir kitab olmadan hibir beldeyi helak etmeyiz. (15:4)


Allah'tan baka ilah yoktur, Onun vechinden baka her ey helak olacaktr.1 (28:88)

Kuran- Kerim helak kelimesini cezalandrma balamnda genel bir nitelikle kullanmtr, bu helak sahi
bine hak ettii bir sebeple ular. stihlak ise Kuranda yer almaz:
Zalim bir gruhtan baka kim helak olur ki? (6:47)

239
Hal

s?*
tbnl-Arab baz tarzlarnda fena ile eanlaml olan Allahta kendini yitirmek an
lamndaki heyman fillah iin Hakta istihlak terimini kullanr. Hakta mstehlek olan,
ona tutulmutur: artk bakasna ynelme gc yoktur.

Eb Yezid el-Bestamye Hakka naiplik elbisesi giydirildiginde, Hak kendisine yle


demi: Benim sfatmla yaratklarma k! Kim seni grrse, beni grmtr. Rab-
binin emrine itaatten baka elinden bir ey gelmemi ve Rabbinden nefsine doru
bir adm atm ve aniden baylm. Bunun zerine nida duyulmu: Sevgilimi bana
gnderin, artk o bensizlige tahamml edemez. nk Byezid Hakta fani [kendi
ni yitirmi] idi. ( f t h t, s, 36)

Erenler mertebe mertebedir. Bir ksm Zta ait bir isme ermitir; bu zellikteki er
miin hali istihlaktir [kendini kaybetmek, fena]. Bu ksma rnek Allahn cellinde
kendisini yitirmi melekleri ve melaike-i kerrubiyyun'u verebiliriz. Onlar, Haktan
bakasn tanmazlar ve bakas da onlar bilmez, ( f t h t, d s, 125)

n o tlar:

' bnl-Arab el-Ftht'l-Mekkiyye'de 97. cevapta bu ayeti yorumlar. Soru udur: Onun vechi mstes
na her ey helak olacaktr (28:88) ayetinden mminlerin nasibi nedir? lbnl-Arab yle cevap verir:
eylik ve vech: Yok olu, ey ismini alan her eye ular (el-Ftuhtul-Mekkiyye, c. II, s. 99).

H a l Ha, t/av ve lam tek kktr, anlam ise "dnmek, dnmek" demektir. Havi
"dnmek, dnmek" demektir ( m u c e m ). Ha ve lam pek ok alt anlam ve meselesi o-
lan bir kktr. Hepsinin asl bir eyin almas ve hibir eyin onun dnda kalmamas
dr. Bir ey geniletildiinde "onu genilettim" anlamnda h a le lt e-eye denir. Keli
menin baka bir anlam ise "inmek" anlamndaki n e zele' dir. ( m u c e m )

Bir eyin zellii veya durumu veya nitelii anlamnda hal Kuranda yer almaz. Kuran'da men etti anla
mndaki hale-yehulu yer alr.

Dalga aralarna engel [yehulu] oldu ve o boulanlardan oldu. (11:43)

Hal ve ardndan gelen makam hakknda -bunlar neredeyse birbirinden ayrlmayan


iki terimdir- bnl-Arabden nceki slam tasavvufunda ok tartmalar yaplm
tr.1 bnl-Arab ncesinde ileri srlm btn grleri tekrarlamaya gerek gr
myoruz, nk o devrald mirasla asrnn btn kltrn iermi, bu birikime
kendi zgn dncesiyle bir yenilik eklemitir.2 bnl-Arab genellikle nceki

240
Hal

sfilerin grlerini aktarr ve bu grlerle okuyucuyu gerek gr hakknda


aknla drtecek ekilde kendi grlerini destekler. Aslnda, bn'l-Arab hal
teriminin kkeninde de ayn yntemi takip etmitir. Bu balamda genellikle benim
sedii iki teoriye dayanarak hal hakknda iki kaynak ileri srdn grmekteyiz.
Birinci kk hal teriminin aslnn halle [yerlemek] olmasdr. Bunu hallerin pe pee
gelen benzerler olduunu dikkate almadan, hallerin sreklilii fikrini benimseyenler
ileri srmtr. kinci kk ise dnmek, dnmek anlamnda hale-yehuludur. Bunu
ise makam sabit iken, hallerin kayboluunu dnenler ileri srmtr.

Sabitlikte3 komuluk (ayn- sbitenin ve hallerin komuluu) varla yerlemektir.


Sabitlikte4 onun yanna, var oluta ise ona yerlemektir, ( ftht , v:8 i)

Allah hali yarattnda, onu yaratt kimseden baka yerleebilecei bir yeri olma
mtr. Bylece hal var olduu anda o kimseye yerleir. Bu nedenle baz kimseler
onu hulul [yerleme] saymlardr: Hulul bir mahalle yerlemek ve konaklamak
demektir. (FTHT, ll:385)

Hal aba ve gayret olmakszn kalbe gelen eydir. Bir eyin hal olabilmesi, yok olma
s ve saflancaya kadar benzerinin ardndan gelmesi artna baldr. Bazen benzeri
kendisini takip etmez. Bu noktada hallerin sreklilii konusunda sfiler arasnda
gr ayrl kmtr. Hallerin art arda geldiini grp benzer olmadklarn iddia
eden kimse, halin srekliliini ve onun hull kelimesinden trediini ileri srer. Bu
gr kabul etmeyen ise halin sreksizliini ileri srm, kayboldu anlamndaki
hale-yehuludan trediini kabul etmitir. Byle dnenlerin gr u msrada dile
getirilmitir:

Yok olmasayd hal denilmezdi


Hal denen her ey yok olucudur

Baka bir msrada yle denilmitir:

Hal kulda niteliklerin deimesidir


Nitelik salamlap diren kazandnda artk makamdr, ( f th t , ii:132)

Hal yok olan ey demektir. Btn varlk haldir, herhangi bir ite kalclk yoktur.
(FTHT, IV-.370)

Allaha giden yol drt ubedir: miller, arlar, ahlak ve hakikatler. Btn bunlar5
haller ve makamlar diye isimlendirilir. Makam tvbe gibi6 kendisinde derinleme
nin art, ayrlmann geerli olmad eylerdir. Hal ise sekr [sarholuk], mahv [si
linme] , gaybet [kendinden geme], rza [honutluk] gibi belirli vakitlerde olan ey
dir. Bazen halin var olmas herhangi bir arta baldr. Bu durumda art ortadan

241
Hal

kalkt iin kendisi de yok olur. Bu ksma rnek olarak belayla birlikte sabr vere
biliriz.7(FTHT, 1:33:34)

lbnl-Arabt halin kkeni konusunda nceki sfilerin grn benimsedii gibi, i-


eriinde de onlarn grlerini benimser. Ona gre hal sabit olann (makam) zdd
na deien, kazanlann8(makam) zddna verilen, demektir.

Hal bir aba ve ura olmakszn kalbe gelen eydir, bylece sahibinin zellikleri
hal nedeniyle deiir. Halin srekli olup olmad konusunda gr ayrl vardr.
Haller kulun elde ettii eyler deil, kendisine verilenlerdir. Hal ilahi bir zelliktir.
Allah kendisi hakknda yle buyurmutur: O her gn bir itedir [e'n]" (55:29).
Hakkn kendilerinde bulunduu bu e'nler yaratklarn halleridir. Onlar kendile
rinde bulunduklar iin o hallerin mahalleridir. Haller varlklara Allah tarafndan
gelen birtakm arazlardr. Allah bu arazlar onlarda yaratm ve onu e'n kelimesiyle
ifade etmitir. te bu ilahi konularda kendisine ba vurulan hallerin asldr.9
(FTHT, 11:384-85)

Ardndan Ibnl-Arabi kken meselesini zamansal bir deerlendirmeye tar, belki


de bu deerlendirmede ister fiil ve isterse de isim ynnden olsun dilbilgisine daya
nr: Hal imdiki zaman, srekli ve devaml olan eydir.

Dirilerde hal [imdiki zaman] daima gzlenir


Gemi ve gelecek ise llerle beraberdir, (ftht, i:356)

Hal sreklidir. Grmyor musun ki: Hak kelmnda bize olmu birtakm eylerden
haber verir, onlar gemi zaman ile ifade eder; gelecek birtakm olaylar ise gelecek
zaman kipiyle bildirir; hali hazrda olanlar ise imdiki zaman ile [hal] bildirir.10
Hal: Her gn o bir e'ndedir." ( fth t , i:546:47)

Hal srekli vardr. O hkm srekli ve gerekli olandr. Halin dndakiler ise yok
luktur11 ve varlkta paylar yoktur, ( fth t , v:362)

Hal kulun yaratmada Hakkn zelliiyle gzkmesi ve eserlerin onun himmetinden


var olmasdr. Bu balamda hal ahlaklanma olsa bile bnu 1-Arabde deimek, ek
siklik, yok olmak gibi zelliklerle korunur. Bu nedenle Ibnl-Arabtnin hali sebat ve
yetkinlik zelliindeki ilmin karsna yerletirdiini grmekteyiz. Buna gre ilim
makam, onunla tasarruf haldir. Hal ve makam arasnda diyalektik bir ilikinin orta
ya ktn da grmekteyiz. Slik makamda derinletii lde halde eksilir; halde
derinletii kadar makamda eksilir.12

Hal kulun Hakkn zelliiyle nitelenmesi ve sonularn onun himmetinden [irade]


meydana gelmesidir. Bu durum Allaha benzemektir ve isimlerle ahlaklanmak teri

242
Hal

miyle ifade edilmitir. te bu devrimizde sfilerin hal derken anlatmak istedikleri


eydir. Biz de bu gr kabul etmekteyiz, fakat etkisini kabul etmiyoruz, bunun
yerine kulun halde temkin [sebat, diren] zere bulunduunu sylyoruz. yle ki:
onun gzkmesini isterse, kendisiyle nitelenir, fakat Hakka kar edep onu byle
davranmaktan al koyar. Sylediimiz meseleyi bilmeyen yle der: Veli hal sahibi
dir. Veli himmeti vastasyla lemde i yapar, bir ey yaratr ve o tahakkm edebilen
kimsedir. (FTHT, 11:385)

Allah ilmi sadece sevdiine, hali sevdiine ve sevmediine verir. nk ilim sabit,
hal gidicidir. (FTHT, IV:151)

Hikmetli kiiye hakim denir; hal sahibi ise kendi halinin otoritesi altnda hkme
konu olandr. De ki: Rabbim! Benim ilmimi artr (2 0 :1 1 4 ). ( k t a b u ' l-y a , 14)

Makam sahibi hkm vermek isterse, bu iniin makamna tesir edeceini bilmezse
hale iner. nk hkm vermek, hallere aittir. Kii gerek bir eyhten bu makam
sahibinin [ilim ve marifet makam] btn makamlarn sahibi olduunu iittiinde,
onun hali deil ilmi artar. nk kmil kii, makamda ykseldiinde hali eksilir.
Mahede Haktan bakay grmekten alkoyduu gibi, makam'3 da halleri gide
rir.'4 ( f t h t , U:3 19)

Haller var olmayan eylerdir. Onlarn gereklikleri yok, hkmleri vardr. Haller
ztlar ile asl arasnda ayrmn kaynadr.

Haller akledilir mnlarn hkmleri veya bantlardr. Bunlar bilgi, kudret, beyaz,
siyah ve hamaset gibi eylerdir. (FTHT, 111:399)

eyin gerek varl yoktur,


Selb [olumsuzlama], hal ve zaman.

Bunlarn gereklii yoktur; sz konusu eyler, akl ve dilin kabul ettii hkm sahi
bi olan eylerdir.'5( tecellYAT, 46)

Hakikatler bir halden dierine gemez, haller onlara hkmler giydirir ve onlar da
bu hkmleri giyerler. Bylece bilgisiz insan hakikatin intikal ettiini zanneder. a
yet haller olmasayd varlklar farkllamazd. nk ortada tek bir ayn [hakikat]
vardr, o z gerei Vacibl-Vcddan [Zorunlu Varlk] farkllamtr. Bu aynn
sabit olmas zorunludur.'6 Bu ayna gre hkmler Hak iin ilahi isimler gibidir.
Bylece bu ayn iin Varlk ile keml meydana gelmitir. Sz konusu varlk a'yn-
sbite zerinde bakalaan hallerden birisidir. yle ki: Hak halden hale geer, hal
ler ise Hak iin yenilenmez. lemin hakikati [ayn] ise byle deildir, o hallerin de
imesine konu olur. Bylece lemin hakikatinde hallerin hkmleri zuhur eder.
Hakikatlerini izhar etmek zere halden hale deimek Hakka aittir, ( f t h t, i:3i4)

243
Hal

bnl-Arab seleflerinden haller ve makamlarla ilgili konularda ayrlr. nk belirli


bir erevede snrlamakla ilgili mteaddit gayretlerine ramen menziller ona gre
sayca belirlenemez. Bunun sebebi udur: lbnu 1-Arabye gre hal ve makamlar ha
kikatler etrafnda dner, daha ak bir ifadeyle kelimenin ierdii btn ksm ve
boyutlaryla17 her hakikatin bir bilgi meydana getiren hal ve makam vardr. Ibnl-
Arab burada bir kefi veya mahedeyi veya belirli, ayr ve zel bir hakikati grme
yi ifade iin hal ve makam eanlaml kullanmtr. Bu mahede veya bu grme, bir
bilgi ortaya kartr.18

Baz insanlara ulamak istedikleri eyden bir k parldar ve o da bu k sayesinde


halin gereini ve soruturmasn tamamlam olur. Bylece grd k vastasyla
o makamn gereini yerine getirdiine dair bir zan veya kesinlik ile hkm verir.
Ben bu zellikteki baz insanlar grdm. Sz gelii Sehl b. Abdullah et-Tsteriye
Berzah ilminde bu durumdayken byle bir hal arz olmutur. Bu esnada bir parlt
kendisine temas etmi, bylece insanlarn bulunduklar hali tam olarak renmi,
bunu grmek iin hi beklememitir, ( f th t , i:395)

Bu metinden anlaldna gre, Berzahm mahedesi sahibi iin hal ve makam;


mahedenin rn=berzah ilmi, o da, halin kesin neticesidir. 19Hal yaratlan Yara-
tana balayan varlk rabtas veya badr; bu, dilsel ve sylem dzeyindeki terkibin
karlnda etkin ve doal-organik bir bileimdir.

Her yaratn Allah ile bir hali vardr. ( tecelliyat , 12)

lbnl-Arab hali belirli-etkin, doal bir terkip diye ortaya koyar. Bu, szn aksine,
btn olandr. Sz gelii Allaha dua etmek veya ondan bir ey istemek veya bir cevap
veya insandan kan bir fiil ya hal ile veya sz ile gerekleir. Tasarruf bile ya hal ile
veya sz -em ir demektir- ile gerekleir.

Dua iki trldr: nutk [konuma] ve dil ile yaplan dua; hal diliyle yaplan dua.
(FTHT, IV:256)

Tasarruf ya hal ile veya emirle [sz] gerekleir, ( f th t , iv.64)

NOTLAR:
' slam dncesinde hal ve makamlarla ilgili bkz. Kueyri, Risale, s. 32; Serrac, el-Luma, s. 65;
Shreverd, Avarif, s. 469.
2 Necmeddin Kbra'nm hal ve makamlar gr iin bkz. Fevaihul-Ceml, s. 41
9 Bkz. sUt.
4 Ayn- sbiteye sbt leminde elik eden haller, harici-varlk leminde de kendisine yerleir.
5 Bkz. el-Fthdt'l-Mekkiyye, c. I, s. 33.
6 nsan makamdan ayrlmaz. Bu Ibn'l-Arab'deki nemli fikirlerden birisidir.

244
Halife/Hilafet

7 Ayn metin Bedr el-Habeinin el-lnbah ala-larikillah (Ibn'l-Arabnin ifadelerinden derlenmitir) geer,
s. 55.
8 Bkz. M akam .
9 lbnl-Arab'ye gre, lemde zuhur eden her ey, ilahi bir isme, sfata veya nate ve asla dayanr. Halin
dayand asl ise, e'ndir.
Burada kaine [olanl kelimesi varlk ve sreklilik anlam tar.
11 Burada adem [yokluk] olumsuzluk anlamnda kullanlmtr, yoksa sbt lemindeki yokluk deil.
12Bkz. el-Ftht'l-Mekkiyye, c. III, s. 457.
15bnl-Arabl yle der: Makam, ulhiyette derin izi olan her eydir; bu zettie sahip olmayan bir ey
makam deil, gelip geen bir haldir (el-Ftht'l-Mekkiyye, c. II, s. 184).
'4Bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, s. 478.
15Bkz. Kef'l-Gayat, s, 448.
Bkz. S b t ve m kn Y o klu u .
17el-Ftht'l-Mekkiyyenin blmlerine ksa bir gz at, bn'l-Arablnin hal ve makam grn yeterli
lde verir.
8bnl-Arab iaret ettiimiz hususu el-Fthtl-Mekkiyye, c. I, s. 33-34te aklar. Allah'a giden yol drt
eye dayanr: saikler, arlar, huylar ve hakikatler. Btn bu zikrettiklerimiz lbnl-Arablnin hal ve
makamlar dedii eylerdir.
5bnl-Arab yle der: Bilgi meydana getirmeyen hale itibar olunmaz" (Risdle-i layeulu aleyh, s. 3).
Bkz. el-M enk, s. 12.

H a l i f e / H i l a f e t H, lam ve fe kktr: birincisi "bir eyin baka bir eyin ardndan


gelip onun yerini almas"dr. kinci kk n tarafn zdd "arka" anlamna gelir. nc
kk ise "bakalamak" ve "elimek" demektir. Birincisi h a le f tir. Halef, sonradan gelen
demektir. Araplar ha le f-i sdk veya halef-i su derler, "drst halef" ve "kt halef"
demektir. Bu iki nitelik kullanlmazsa iyi iin halef, kt iin h a lf derler. Allah yle bu
yurmutur: "Sonra bunlarn arkasndan bozuk bir gruh geldi [h a lf]" (19:59). Hilafet i-
kincinin birinciden sonra gelip, onun yerini almas nedeniyle hilafet diye isimlendirilmi
tir. ( m u c e m )
vs*
H-L-F kk Kuranda zikredilen szlk anlamyla da geer:
Art, arka:
Btl ona ne nnden ne de ardndan [half] gelebilir. (41:42)

Ardklk:

Gklerin ve yerin yaratlmasnda, gece ve gndzn birbiri ardnca gelmesinde [ihtilaf] akl sa
hipleri iin ayetler vardr. (3:190)

eliki:
Allahtan bakasnn katndan gelseydi, onda pek ok 'ihtilaf1 bulurlard. (4:82)

245
Halife/Hilafet

Yeryznde hkmranlk ve tasarruf mertebesi (bu mertebe asalet yoluyla Hakka, vekalet yoluyla ise
kula aittir.). Bu mertebe, zelde peygamberlere, genelde ise insanlara aittir:

Sonra onlarn ardndan sizi yeryzne halifeler yaptk ki, bakalm nasl ameller ileyeceksiniz.
(10:14)
Hani Rabbin meleklere Ben yeryznde bir halife yaratacam demiti.' (2:30)

s?"
lbnl-Arab'ye gre hilafet, faillerinin ahslarndan ayr bir tr vekilliktir. Baka bi
risinin vekili olarak tasarruf eden herkes, kendisine tasarruf yetkisi verdii konular
da halifedir. Bylece halifelik fiillerinin artyla halifelerin says da artar. Birincisi,
halife Allahtr.

Hz. Peygamber yolculuktaki bir duasnda rabbine yle hitap etmitir: Sen yolda
arkada, evde halifesin." Allahn evde halife olmasnn nedeni, hane halknn Pey
gamberden yoksun kalmalardr. Bylece Allah, her eyin yerini almtr; baka bir
ifadeyle, hviyetiyle onlarn iinde o eyin yerini almtr, ( f t h t , iv :13s)

Halife (insan) halife olduunda, ona halifelik izni verenin malnda ve btn halle
rinde halifedir. Kul rabbini vekil edindiinde bu halifelik, koulsuz halifeliktir.
Rabbin kulu halife yapmas, ztnn ve yaratlnn gereine gre, snrl halifeliktir.
(FTHT, 111:299)

kincisi, halifeler insan trnn bireyleridir. Onlar, ya Hakkn halifesi (peygamber


ler) veya peygamberlerin halifeleri veya birbirlerinin halifeleridir (veliler).

Halifelik Sizi halife yapt (tasarrufunu size brakt) eylerden harcayn ayetinde
belirtildii gibi btn insan trne girmitir. nsan tr, gc lsnde, Hak tara
fndan halife yaplmtr. Bunun en basiti nefsine halife yaplan; en yetkini ise, b
tn leme halife atanandr, ( bulga , 23)

Allahn yeryzde halifeleri vardr, onlar peygamberlerdir. Gnmzde halifelik


Allaha deil peygambere halife olmaktr. nk gnmzdeki halifeler, peygambe
rin kendileri iin belirledii hkmlerle hkm verirler ve onlarn dna km az
lar.2 (FUSCiS, 162)

bnl-Arab Allahn halifesi olmaya byk bir nem atfetmi, bu balamda sz ko


nusu halifeliin kazanlma artlarn izah ettiini, mahiyetini ve halife yaplan ahsta
nasl ortaya ktn akladn grmekteyiz. Allah lemi yarattktan sonra melek
lerine yle der: Ben yeryznde bir halife yaratacam (2:30). Bu halifelik, ancak
iki suret zerinde yaratlmn hak ettii bir rtbedir: ilahi ve kevn suret. Baka bir
ifadeyle Hakka ve leme ait hakikatleri kendi ztnda toplayan kimse bu rtbeyi hak

246
Halife/Hilafet

edebilir ki, o da, insan- kmildir.3

Halifelik lemdeki baka bir varla deil, sadece deme verilmitir;4 nk dem,
Hakkm sureti zerinde yaratlmtr, ( ft ht , 1:263)

Halife hak edi yoluyla ilahi isimleri elde eden olabilir.5 Baka bir ifadeyle, ilahi i-
simleri kabul edecek zel bir yaratla sahip kimse halife olabilir. nk herkesin
yaratl onlar kabul edemez, ( ft ht , i:44i)

Allan insann yaratln kemle erdirmek istediinde, onu iki elinin arasna alm,
lemin btn hakikatlerini kendisine vermi, btn isimlerde onun adna tecelli et
mitir. Bylece insann yaratl, ilahi ve kevn suretlere sahip olmutur. nsan el-
Cm, yani Allah isminin mazhar olunca, ztyla iki mertebeye [ilahi ve kevn]
benzer olmutur. Bylece, halifelii ve lemi idare etmesi genellemitir.6 (ftht,
11:468)

Hayvan-insan insan- kmilin halifesidir. O, lemin hakikatlerini kendinde toplad


grnen suretten ibarettir. nsan- kmil ise, lemin hakikatlerinin toplanmlgna,
bir de halife olmasn salayan Hakkm hakikatlerim eklemitir, (ftht, 111:437)

Allahn halifesi olmak, bnl-Arabnin szlnde, insan- kmilin lemde [zikre


dilen iki arta sahip kimse] ilahi isim ve sfatlarla zuhur etmesidir. Bu, kulun nafile
ibadetlerle Hakka yaklamasnn sonucudur; bu makamda Hak kulun iitmesi,
grmesi ve btn melekeleri haline gelir.

Halife, halife olduu ite kendisini halife atayann suretiyle ortaya kmaldr; aksi
halde onun halifesi deildir. Onu halife atayan, kendisine emir ve yasaklama yetkisi
vermi, onu halife diye isimlendirmitir, ( f t ht , 1:263)

nsan Allahn lemdeki maksad, gerek anlamda halifesi, ve ilahi isimlerin zuhur
mahallidir. O, lemin btn hakikatlerini kendinde toplayandr, ( f t ht , 1:125)

nsan Allahn kulu, leme gre ise Rabdr. Bu nedenle Allah dem'i halife yapm,
oullar da halife olmutur, (nf, 2)

nsan kendisini halife ve naip yapann onun grmesi, iitmesi vs haline gelmedii
srece halife olamaz. Bu zellie sahip olmad srece insan ne halifedir ne de na
ip. (FTHT, lll:280)

Eb Yezid el-Bestamye Hakka vekillik elbisesi giydirildiinde, Hak ona yle der:
Benim zelliklerimle yaratklarn nne k ki, seni gren beni grm olsun.
(FTHT, 1:167)

Allahn halifesi olmann insanda tezahr eden alt ekli vardr, bunlar, farkl gr

247
Halife/Hilafet

nmlerle, hilafetin ieriidir: velayet, nbvvet, risalet, imamet, emir ve mlktr7


[ynetme].

insanln anlam, Allahn halifesi olmaktr, Allahn halifesi olmak8 velayet, nbv
vet, risalet, imamet, emir ve mlk ieren kuatc bir mertebedir. nsann kemli,
btn bu mertebelerin kemle ermesine baldr; bu keml, demden son doana
kadar insanda bilkuvve bulunur, ( bulga , 54)

Bu tarzlardan her birisine, halifeyle ilikisi ve farklln aklamak iin, ksaca dei
neceiz. a) Velayet: Allahn halifesi olmak, risalette, risaletin kesilmesinden sona ise,
velayette ortaya kar.9 Halife, velilerden birisidir ve kutupluk10 ve hilafet mertebe
siyle onlardan ayrlmtr.

Hakkn halifesi, Kutuptur. Kutup, peygambere varislik grevini yerine getirir.


( bulga , 60)

Hz. Peygamber vefat etmi ve ardndan kimin halife olacan karara balamam ve
tespit etmemitir. Bunun nedeni, Hz. Peygamberin mmeti iinde Allahtan halifeli
i alacak kimselerin bulunduunu bilmesidir; Bylece o kimse, Allahn halifesi o-
lur, bununla birlikte meru hkme de uyar. (FUSS, 163)

Halife ile veli arasndaki fark udur: Halife, halife atand ite tasarruf sahibidir. Bu
durum, kendisini yaratklara ynelmek zorunda brakr.

inde rablk kokusu grlen her zellik velayet deil, hilafet ile ilgilidir. Veli yar
dm eder, yardm edilmez; halife yardm eder ve yardma mazhar olur. Zaman, mu
haliften yoksun kalmaz: Veli msamaha gstermez, msamaha12 ederse veli deil
dir; halife ise bir vakit Allaha, baka bir vakitte ise leme aittir. Bir vakit Allahn
katn tercih ederken, baka bir vakit lemi tercih eder. Bylece, velinin tepki gs
termesine neden olan fiilleri karlnda, lemdekiler iin balanma diler. Halife
zerinde haller deiir, halbuki veli iin byle bir ey sz konusu deildir. Veli asla
itham edilmez, halife ise, zerinde halinin deimesi nedeniyle ithama maruz kala
bilir. (FTHT, IV:60)

b) Nbvvet [peygamberlik]; lbnl-Arabye gre nbvvet ikiye ayrlr: terii [h


km koyan] nbvvet ve genel nbvvet. Birincisi indirilmi eriata bal olmas
ynnden risalete yakndr; kincisi ise velayettir; nk o, hkm koymann sona
ermesiyle sona ermez. Hilafet=nbwet. O halde hilafet genel nbvvettir. Hila-
fet=risalet. O halde hilafet terii nbvvet demektir. Her ikisi de hilafete denk oldu
una bakarak, genel nbvvetin terii nbvvet olduu sonucunu kartmamak ge
rekir. Dorusu, Ibnl-Arabnin hilafete iki ekilde baktna dikkat ekmektir: ge

248
Halife/Hilafet

nel hilafet (genel nbvvet) ve terii hilafet [terii nbvvet].3 c) Risalet: Allah ka
tndan gelen hilafet, bir yandan risalettir ve risaletin sona ermesiyle geriye Allah ka
tndan olan halifelik kalr. te yandan halifelik, risaletin pasif ieriinden urunda
klla cihad gerektiren dinamik ierie tamtr. Hilafet, varlnda gerekliliinin
kesinliini tayan dinamik ve etkin risalettir.

Allahn resulleri -ki onlar Allahn halifeleridir- insanlarn mahal olarak en temizle
ridir. Onlar, korunmu [masum] kimselerdir.4 ( f th t , iv:279)

Resuller Allahn yeryzndeki halifeleridir. ( terac m , 19)

ilahi ikrmlar halife grevinde olduu srece Allah katndan halifelerine iner. Hali
fe lnceye kadar resuldr; vefat ettiinde -Allahn bildirmesiyle- dilediini yerine
halife atar veya ii istireye brakr; ta ki, Allah kendi katndan bir peygamber gn
derip insanlarn arasnda baka bir halife grevlendirinceye kadar. Son halife sz
konusu olduunda ise durum farkldr.5 O zaman Allah son halifenin vekillerini
grevlendirir. Bylece onlar Allah katndan halifenin halifesi olurlar. Onlar, Allahn
halifesi peygamberlerle ayn mesabede deillerdir, ( f t ht . iv :27)

Rabbim bana hkm vermitir (26:21) ayetinde hilafet, Beni elilerden yapmtr
(26:21 ) ayetinde ise risalet kastedilir. Her resul halife deildir. Halife kl, yetki ve
velayet sahibiyken, resul byle deildir. Onun grevi sadece getirdii vahyi tebli
etmektir. ayet vahyi urunda savar ve tebliini klla himaye ederse, o halife-
resuldur. Buna gre her nebi resul olmad gibi, her resul de halife deildir. Baka
bir ifadeyle her resule hkmranlk ve yneticilik hakk verilmemitir, ( fuss , 207)

d) imamet: Halife, herkesin nne getii ve yerini ald kimsenin btn zellikle
riyle zuhur etmesi gerektii iin, imamdr. Halifelik, imamlktan farkldr; nk ha
life olmak, asil bulunmad anlamna gelir. Halifelik, asalet yoluyla bakasna ait bir
eyin dn alnmasdr, imam ise, hak edi ve asalet yoluyla imam olabilir.6

ekimenin iki nedeni vardr: birincisi imamet anlamndaki halifelik, dieri surete
gre yaratlm olmaktr. Halifenin yerini ald kimsenin btn niteliklerine sahip
olmas, dolaysyla lemin talep ettii btn ilahi isim ve sfatlan tamas gerekir.
lemdeki her vekil btn isimlerle zuhur edebilir, ( f t ht . v:3)

Allah kendi nefsini yaratklarnn katna indirmi, en yetkin tecellighn imam-


halife yapm, sonra yle demi: Hepiniz obansnz, gttklerinizden sorumlusu
nuz. Bylece imamlk btn yaratklar iermi, her imam, Allahn kendisine -
lemde tasarruf yetkisi verdii lde tasarruf etmitir, ( f t h t , i:4 7 6 )

Halife, peygamber ve bizden yetki sahibi olanlardr, ( f t h t , v :i22)

249
Halife/Hilafet

Ben yeryznde bir halife yaratacam (2:30). Allah insan halife yapm, imamlk
zelliiyle zikretmemitir. nk halife, bu isim nedeniyle kendisini halife atayann
zerinde olmasn talep eder. Bylece [hkim deil] mahkm ve ezilen olduunu
renir. Dolaysyla Allah insan uyar bulunan bir isimle anmtr; nk insann
yaratltan gelen zellii unutmak, yanlmak ve gaflettir. Bylece halife ismi, insana
kendisini halife yapan hatrlatr. ayet onu imam yapsayd, imam olmas nedeniyle
kendisini imam atayandan habersiz kalabilirdi. nk imamlkta halifelikteki kadar
hatrlatma gc yoktur. Ayn ekilde, Allah kmil bir grup hakknda Sizi yery
znde halifeler yapt (35:39) demitir. Bu hitap onlann kulaklarna yer etmi, onlar
da lemde hilafet hkmne gre tasarruf etmilerdir, ( f t ht , i:4io)

e) Emir: Halifelik, hilafetin alannda kendisini halife yapann zellikleriyle zuhur


etmeyi gerektirir. O halde halife, halifesi olduu ite tasarruf yetkisi almtr ve by
lece emir sadece kendisine ait olmutur.

nsana hkmetme gc verildiinde - k i bu halife olmak dem ektir- ya Abdlkadir


Geylani gibi, dilerse hkmran olur ve bu zellikle ortaya kar; dilerse, teslim olur
ve tasarrufu Rabbi uruna terk eder, ( f t ht , i:30s)

f) Mlk: Hilafet, grnr ve grnmez mlk ieren bir mertebedir. Hakkn halife
si, yani hilafeti Allahtan alan kimse, yaratklar iinde halifelik zelliiyle kmaya
g yetiremezse, grnr halifenin ahsyla perdelenir ve hkm ve tasarrufta ona
yardm eder.

Hz. Peygamber yle buyurmutur: Benden sonra halifelik otuz sene srer, ondan
sonra ise sultanla17 dnr. nk Hakkn halifesi'8 - k i o, Peygamberin varisi
Kutuptu r- halifeliini ortaya koyamazsa, grnrde halife olan sultan19 vastasyla
perdelenir. lemin beksnn srmesi iin bu sultana da halife ismi20 verilir. Kutup
olan gerek halife ise, ona bakar, onu ayakta tutar, hkmdarn istidat ve yetenei
ne gre ona yardm eder, ( b u lg a , 60)

Baz kutuplar, hkmranl ak ve makam ynnden de btn halifelii stlendi


i gibi grnr halifelii de stlenmi kimselerdir. Bunlara rnek olarak Eb Bekir,
mer, Osman ve Aliyi verebiliriz. Bir ksm ise, btn halife olmakla birlikte, g
rnrde bir hkme sahip deildir; bunlara rnek olarak Ahmed b. Harun er-Reid,
Eb Yezid el-Bestamyi verebiliriz. Kutuplarn byk ksmnn zahirde hkm
yoktur, ( f t h t . i:s)

Ibnl-Arab halife kelimesini farkl ve zt amalarla kullanr. stelik bu ztla iaret


etmedii gibi maksadn da aklamaz. Bununla birlikte, aadaki noktalara dikkat
ekebiliriz: Halife belirsiz kullanldnda, herhangi bir ey zerine halife atanm

250
Halife/Hilafet

insan kastedilir. Bu noktada hilafet, halifenin Hakkn ve lemin hakikatleriyle zuhur


etmesi hakkna gre geniler ve daralr. Bu anlamda her insan halifedir.21

Kul Hakkn veya kendisi gibi baka bir kulun halifesi ise, yerini ald kimsenin
ona hilafet mertebesinin gerektirdii zellikleri giydirmesi arttr. Hilafet byk ve
ya kk hilafettir. Byk hilafet - k i ondan by yo ktu r- lemdeki byk i-
mamlktr; kk hilafet ise, insann kendisine halife olmasdr. Bu ikisinin arasnda
ise, sttekine gre kk, alttakine gre ise byk saylabilecek hilafetler bulunur.
(FTHT, 111:408)

ikinci olarak, belirli [marife] halife, iki anlama gtrr: Halife; insan- kmil, Kutup,
Vaktin Sahibi olabilir. Bu durumda halifenin says, zamann deimesiyle artar22 ve
ya o, btn zamanlarda Vaktin Sahibinin veya Kutbun suretiyle zuhur eden tek ha
lifedir.

Melekler demin yeryznde daha nceki bir insann deil, Allahn halifesi oldu
unu anlamlardr. demden sonra ise kmil insanlar kmillerden halifelii alrlar.
Bylece halifelik, en byk ve kemli mahede edilmi Hz. Muhammede (a.s.) u-
lar. Hz. Muhammed en yce halife ve en byk imam olmutur, ( f th t , 111400)

lahi suret ile zuhur eden insan- kmile Allah bu kemli, ancak Allahn yerini al
sn diye vermitir. Bu nedenle de onu halife diye isimlendirmitir.23 Ardndan gelen
benzerleri ise, onun halifeleridir. Dolaysyla sadece ilki, Hakkm halifesidir. Cisim
ler leminde ondan ortaya kan benzerleri ise, bu halifenin halifeleri; ilk halifeye
ait olmas geerli her ite onun vekilidir. (FTHT, lll:28o)

NOTLAR:

Ayetin yorumu iin bkz Beyzv, Envar, c. I, s. 20.


2 lbnul-Arab felsefesini etkinletirmek iin her kelimeden yararlanr. Sz gelii, hilafeti Allaha halife ve
peygamberlikten sonra peygambere halife olmak diye ayrr. Bu ayrm nbvvet karsndaki tavrn ha
trlatr. Nbvvet, terii nbvvet -Allaha halife olmak gibi- ve genel nbvvet diye ikiye ayrlr; bu,
terii nbvvetin sona ermesinden sonra kalacak nbvvettir ve peygambere halife olmak gibidir.
3 bn'l-Arab yle der: "insan iki ksma ayrlr: kemle uygun ksm ve keml kabul etmeyen ksm (el-
Fthtul-Mekkiyye, c. II, s. 307).
4 Ibnl-Arabinin demin gnah iledikten sonra yeryzne iniine dair zel bir yorumu vardr: Allah
deme kovularak deil, bana halife olarak yeryzne in dedi. Bu ini, bir mekn iniidir, yoksa tenzil-i
rtbe deildir. Bkz. el-Ftht'l-Mekkiyye, c. II, s. 141.
5 bnl-Arab mertebe kazanmn ve z gerei kazanm ayrr: Sz gelii, bilgi Allah iin ztndan kay
naklanan bir eydir, insan iin ise mertebe olarak vardr. Mertebenin zellii, ayrlma ve soyutlanmaya
imkn vermesidir. bnl-Arab'nin ifadeleri iin bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. IV, s. 135.
6 Hak insann yapsna bir yandan btn hakikatleri toplarken, te yandan btn isimleriyle ona tecelli
etmitir. Bylece o, Hakka ve halka ait iki sureti kendinde birletirmi, iki yne de bakabilme gc olan
bir berzah olmutur.

25i
Hall

7 Ibn'l-Arab okurlarnn yaptklar byk bir hata, bu alt tarzdan her birisinin halifenin mahiyeti oldu
unu zannetmeleridir. Bylece hilafetin imamet veya nbvvet olduunu iddia ederler. Bu nedenle hila
fetin insanda onaya kmasnn herhangi bir tarzla snrl olmadna dikkat ekiyoruz.
8 Ibn'l-Arabl yle der: nsann mertebelerinin en stn Allaha halife olmak; bunun en stn ise,
risalet; risaletin en stn, byk peygamberlerin mertebesidir. Onlar, klla gnderilmilerdir. Byk
peygamberlerin en stn ve daveti en kapsaml olan ise, Muhammedi risalettir (Bulgatu'l-Gavvas, s.
49)-
9 Bkz. Vell/Velayet.
10Bkz. Kutup.
11 Kutup genel nbvvetin varisidir, terii nbvvetin deil.
,2Bu durum, velinin dk ahlakl, gnl affa yanamayan birisi olduu anlamna gelmez. Veli, kendi a-
dna merhameti ve hogrldr, fakat Hak sz konusu olduunda kat ve tavizsizdir.
^Bkz. Fussu'l-Hikem, s. 222.
,l Bkz. smet.
'5Hateml-hulefa, burada, resul-nebilerin sonuncusudur.
16Bkz. Immet/lmam.
17 Bkz. Hadis Dizini, no. 22.
18Yani btn almet, almet sahibi.
19lk halifeler zamannda zahir halife ayn zamanda btn halife yani Kutuptu. Fakat bu devrin bitiinin
ardndan btn halife, zahir halife olarak zuhur etmemi, bylece halifelik btn ve zahir halifelik diye
iki ksma ayrlmtr. Birincisi velayet, dieri ise, siyaset mertebesidir. Btn halife, zahir halifeyi tasarruf
ve hkmde kendisine yardm ettii bir perde edinmitir. Bkz. mam.
2Halife ismi asaletle halifeye, yani Kutba aittir. nk Ben yeryznde bir halife yaratacam (2:30) aye
tiyle ona iaret edilmitir. Fakat zahiri hkmdarla perdelendiinde ona da halife denilir.
21 Bkz. hayvan-insann karsnda halife-insan.
22Bkz. Insan- Kmil, Kutup.
2Bkz. lbnl-Arabde halife, el-Fthtl-Mekkiyye, c. I, s. 36; el-Fthtl-Mehfeiyye, c. II, s. 2, 68, 207; c.
III, s. 89, 143, 164, 382, 399, 469; c. IV, s. 26-45; Fussul-Hikem, s. 13, 161, 162; Bulgatul-Gavvas, s. 65;
Tecelliyat, s. 30.

H a ll Halil arkada veya en salam ve nezih dost demektir. (el- muh It )

S?"
Kuran- Kerim hullefi sadece brahim peygamberin ahsna tahsis etmi ve onu hall diye isimlendir
mitir:
Allah brahim'i 'hall'1 edinmitir. (4:125)

s?-

tbn'l-Arabde Hall iin bkz. brahim.

N O T LA R :

' Ayetin yorumu iin bkz. Beyzv, Envar, c. I, s. 103.

252
Halis Kul

H a lis K u l Halis kul, nefsini Allahtan baka herhangi bir eye kulluk etmekten kur
tarm kimsedir. Bylece O kulluunda ihlas sahibi olur.

Kul Allahtan baka birisine ibadet etmezse, sadece Allaha kul olmutur, ( f t h t ,
IV:64)

H a lk Ha, lam ve ka f, iki kktr: Birincisi "bir eyi takdir etmek, ekillendirmek"; kincisi
ise "bir eyi dzlemek" demektir. Birinci anlama rnek olarak, Araplarn "deriyi tulum
iin takdir ettim" anlamnda h a la kt 'l-e d im e li's-sika deyileri verilebilir. Ahlak anlamn
daki hu lk da buradan gelir. Hulk, seciye demektir, nk' sahibi ona gre yaratlmtr.
Sz gelii falan kii yle yaratlmtr denilir. Bunun anlam onda bu zelliin takdir e-
dilmesidir. "oka uyduran adam" anlamnda raculn m u h te lik de bu kkten gelir. Bu
rada geen halk, "uydurmak" demektir. Bu, yalann uydurulmas, oluturulmas ve ne
fiste planlanmasdr. Allah yle buyurmutur: "Onlar bir iftira uydururlar ( tah liku ne
ifk e n )" (29:17). Kelimenin ikinci anlam ise sahra-i halka, "dzeltilmi kaya" demektir.
hlevleka es-sehabu, "bulut yayld, istiva etti" demektir, ( mucem )

S?"

Halk, esasta Tanrya ait bir fiildir ve ulhiyetle ilikilidir. Bazen fiil insana izafe edilir ve Hak, stnlk i-
fade eden kalpla kendisini yaratanlarn en gzeli diye niteler:

De ki: Allahtan baka dua ettiklerinizi grdnz m? Onlarn yeryznde neyi yarattklarn ba
na gsteriniz? (46:4)
Allahtan baka taptklarnz birleseler bir sivri sinei bile yaratamazlar. (22:73)
Yaratan yaratamayan gibi midir, dnmyor musunuz? (16:17)
Sonra onu yeni bir yaratlla yaratrz, Allah yaratanlarn en gzelidir. (23:14)

Yaratma Allahn dndaki her eye nfuz etmi bir eylemdir. Allah Yaratan; kendisinin dndakiler ise,
yaratmasna konu olan eylerdir (halk ismi bu nedenle yaratlma verilir):
Onun nasl bir ocuu olabilir, bir ei yoktur ve her eyi yaratmtr. (6:101)
O gece ve gndz, gnei ve ay yaratandr. (21:23)
Hanginizin daha gzel amel yaptn denemek iin lm ve hayat yaratan Allahtr. (67:2).

Kuranda yaratmayla ayn anlamda tesviye, tasvir ve takdir gibi fiiller yer almtr. Btn bu fiiller, Yara
tan ve yaratlan ikiliini hissettirir:
Her eyi yaratt ve takdir etti. (25:2)
Gkleri ve yeri hak ile yaratt, ve sizi en gzel surette tasvir etti. (64:3)
En yce Rabbinin ismini tespih et! O yaratm ve tesviye etmitir. (87:2)

253
Halk

O Allah, Bari'dir, Musavvirdir [tasvir eden], en gzel isimler onundur. (59:24)


Kuran'da halk emrin karlnda yer almtr. Baka bir ifadeyle, Allah dorudan yaratabilecei gibi, ya
ratmay kn [ol] lafzyla da emredebilir. Bylece yaratma, iki ynyle mmkn olur.

Dikkat ediniz: Yaratma ve emir Ona aittir, lemlerin rabbi ne ycedir. (7:54)
Bu balamda Kuran'n yaratmann gerek bir yokluktan m olduunu aydnlatacak bir k sunmadn
da zikretmek gerekir.

S?"
Mrsiyeli dnre gre yaratmann en bariz zelliklerini aadaki noktalarda zet
leyebiliriz: a) Halk [yaratma], yokluktan deildir. Yaratma, ilmi varlktan d varla
dorudur. bnl-Arabnin dncesinde Allah Yaratandr demek, Allahn a'yn-
sbiteyi d-duyulur varla kartt veya izhar ettii anlamna gelir. Bunu sadece
Allah yapabilir, hibir yaratlmn iradesi ayn- sbiteyi izhar edemez, b) Halk belirli
bir zamanda gereklemi deildir, aksine o, her nefeste devam eden srekli bir ey
lemdir. Hak srekli ve ebedi Yaratan; lem ise srekli ve ebedi yok olandr, c) Halk
fiili, Yaratan ve yaratlan ikiliini artrmaz. Bu noktada Ibnl-Arab halk fiilinin
yerine birtakm benzetmeler ve ibareler koyar ve onlarda tek hakikatin iki vehesi
arasndaki ilikiyi izaha alr. Bu balamda,'bazen k ve glge, bazen suret ve ay
nalar, bazen mazharlar ve zahir [zuhur eden] gibi ifadelere bavurduunu grmek
teyiz; btn bunlar, histe grlen ve var olduu zannedilen2 bu ikilii imann, m
ahedenin ve kefin birliinde eritmek iindir. Buna gre yaratma veya halk, Hakk-
n lemin suretlerinde tecellisidir. Bu yzden Hak, her mazharda zuhur edendir, d)
Ibnl-Arab halk [yaratma] lafzna drt adan bakar: 1) Halk [yaratma] =icat yarat
mas. Bu, ilahi iradenin ortaya kartmak istedii eye ilimesidir. 2) Halk=takdir ya
ratmas. Bu, mmknn varln ortaya kartmak iin vaktin belirlenmesidir. 3)
Halk=yaratma fiili. 4) Halk=isim. Baka bir ifadeyle halk yaratlm olan anlamnda
yaratlann ismidir ve hakikatin iki vehesinden birisidir: Hak ve halk. Halk fiil, te
sir, mutlak mstanilik [Hak] gibi zelliklerin mukabilinde, edilgenlik, teessr,
muhtalk, malul olmak gibi btn nitelikleri temsil eder. Ayrca, insann dnda
yaratlm her eyin bir tek boyutu vardr ki, o da halk, yani yaratlmlk yndr.
Halbuki insan, iki boyut ile btn yaratklardan ayrlr: Hak ve halk boyutlar.

Allah yaratanlarn en gzelidir (23:14). Burada Allah, yaratanlarn var olduunu ve


kendisinin ise en gzel yaratan olduunu belirtmitir. nk Allah yaratt eyi
grerek yaratr, bir ey yaratan kul ise, tasavvurundan hareketle bir ey yaratabilir;
bir benzerini veya aynsn meydana getirmek istedii var olan bir hakikati tasavvur
eder. Hakkm yaratmas ise, byle deildir, Hak, bir eyi kendiliinde ve hakikatin

254
Halk

de hangi hal zere ise, ona gre yaratr ve var eder. Bu yzden Allah ona sadece i-
cat diye isimlendirilen bir ilimeyle 'varlk elbisesini giydirir. Hakkn 'keif yoluy
la diledii mmkn hakikatlere vakf kld kimse, onlar yaratmaya g yetiremez.
Baka bir ifadeyle, mmknn3 ayn- sbitesinin gydigi varlk elbisesi elinde deil
dir. Sylemek istediim ey, bunu dorudan yapamayacadr, fakat onun himmeti
vardr.4 Himmet, Haktan o eyin var olmasn istemektir, yoksa onun yaratlmasn
istemek deildir. nk o kii bilir ki, byle bir ey kendisi iin imknszdr. nsa
nn himmeti, ayn- sbitenin var olmasna iliirse, Hak da yaratma szne ynelir.5
(FTHT, IV:86)

Hakkn dnda dalaletten baka ne vardr ki? Hakkn dnda sadece halk [yara
tlm] vardr. Dalalet, hayret demektir, halk vastasyla dalalet ortaya kmttr.
Halkn halk diye isimlendirilmesinin nedeni, yaratlm olduu eydir. Buna gre
halk yenidir ve uydurma [ihtlak] yeni teriminde bulunur. nsan bir adan ona ba
kar ve Haktr der; bir adan bakar ve halktr der. Halbuki o, gerekte ne Hak
tr ve ne de Haktan baka bir eydir. Ona Hak veya Halk ismini vermek, deta bir
uydurmadr. Bylece bu hkm ona galip gelmi ve Halk diye isimlendirilmitir.
Hak ise, Hak ismiyle yegne kalmtr, ( ftht, iv:279)

Kul uzuv ve kuvvetlerinden baka bir ey deildir. Bu yzden o, var sanlan halkta
mahede edilen Hak'tr. Buna gre halk makul, Hak ise mminlere ve keif ve
vcd ehline gre hissedilen ve mahede edilendir. Bu iki snfn dndakilerde
ise, Hak makul, halk grlendir, ( fuss, i 08)

Varlktaki her ey Haktr


Grlen her ey halktr, ( ftht, i:306)

Halk bazen icat, bazen de takdir anlamnda olabilir,6 bazen de fiil anlamnda, bazen
ise yaratlm anlamndaki mahlk anlamnda olabilir, ( ftht, i:i7 i)

Halk7 mahlk anlamnda kullanlabilir, rnek olarak te bu.Allahn halkdr


( 3 i:i ) ayetini verebiliriz. Bazen fiil anlamnda kullanlabilir, rnek olarak Gklerin
ve yerin halkn grdnz m? (i8 :5 i) ayetini verebiliriz, ( ftht, iv :289)

insann dndaki her ey, halktr. Halbuki insan hem Hak, hem de halktr, ( ft
h t , 11:396)

nsann insanl Rabbinde gizlenmi ve eya kendisinden meydana gelmitir. Bir


ey, ancak Allahtan meydana gelebilir. Rablg onun insanlnda gizlenmi, eya
dan lezzet alm, nimetlenmi ve yemitir. Bu yzden o, Hak ve halktr, ( ftht,
11:44i)

Varlk yokluun zddna [btl] btnyle haktr [gerek]. Bu nedenle de var olan

255
Halkn Aynas

her ey, haktr. Hak olma zellii her eyi kuattktan sonra bnu 1-Arab Yaratan ve
yaratlm arasnda bir ayrm yapmak iin, hakk- Hlkn [Rab-kadim-messir] kar
t olarak hakk- halktan [kul, sonradan var olmu-mteessir] sz eder.

Allah kendisini Hak diye isimlendirmi, kevn [olu] ile nitelemitir. Yaratan Al
lahn isimleri yaratlm mazharlar zerine yaylmtr. Bylece var olanlar ve var
lklar takdir edilmi eyler, hak diye isimlendirilmitir. O halde lm [mevt], hal
kn hakk, ldrmek ise Yaratanm hakkdr; hayat halkn hakkdr, hayat vermek
ise, Yaratanm hakkdr; kabre girmek halkn hakkdr, kabre koymak ise Yaratann
hakkdr, (bulga, vr. 103-104)

Halkn hakk, tek hakikatin iki vehesini [hak ve halk] birletiren berzahtr. O, iki
mertebenin, ilahi ve kevn mertebenin bir zeti olmas ynnden insandr.8

Bu ameli-leyl [insann imkn, yani yoklua bakan karanlna dikkat ekilmekte]


suret bu iki deerli u arasnda meydana geldiinde (insan sureti meydana getirir
veya Hak o surette ruhu aar) iki ucu birletiren bir ara mertebe haline gelmitir.
Bylece o kul-efendi, Hak-halk olmutur, (ftht, v:6i)

demin yapsnn, yani grnr suretinin hikmetini rendin; demin ruhunun


yapsn, yani grnmez suretinin hikmetini de rendin. dem, Hak ve halktr.
(fuss, 5 6 )

nsan Hak ve halktr, (bulga, vr. 125)

notlar :

' Genellikle inkar ve reddetmek iin.


2 bnl-Arabtye gre lem vehim rndr.
3 Bkz. Ayn- Sblte/A 'yn - S b lte .
4Him m et.
5 nsan mmkn hakikatleri ilahi ilimdeki sbt hallerinde kei yoluyla mahede edebilir. Onlarn du
yulur lemde zuhur etmelerine iradesi iliebilir. Fakat onlar izhar etmesi mmkn deildir. Fakat Allah
insann iradesi vesilesiyle onlar izhar eder.
6 Yaratma ve takdir icad iin bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. IV, s. 210.
7 ibnu 1-Arabde yaratma iin bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. II, 242 vd.; el-Fthtl-Mekkiyye, c. III, s.
404; el-FthdtI-MeWiyye, c. IV, s. 63, 90, 94,108; FussuI-Hifeem, s. 88,136; Risale-i Rhul-Kuds, s. 128.
8 Bkz. Hak ve lemin sureti, Hakkm ve lemin nshas, Hak ve lemin zeti.

H a l k n A y n a s (Mir'atl-hdis [yaratlmn aynas], mir'at'l-lem [lemin aynas])


mir'atl-Halk [Halkn aynas], Haktr.

H a l k n H a k k bkz. H a k k n H a k k

256
Halkta Hak

H a l k t a H a k Varl.k iki veheli bir hakikattir: Hak ve halk [lem]. Bunlar birbirine
gemitir ve nasl Hak ancak halkta mahede edilirse, halk da Hakka dayanabilir.

Halk Hak vastasyla mahede edilmeseydi o olmazd


Hak halk vastasyla mahede edilmeseydi, sen olmazdn
Ol diyen kimse mahede etliindir
Ortada sadece Ol sz ile olan vardr, ( ftht , i:362)

nsan halktaki Haktr, insann halk yn varlnn dayand Hakk rtmtr.


(FTHT, 111:5 0 2 )

H a lv e t bkz. Tahalli/Halvet

H a r f Ha, ra ve fe kktr: "Bir eyin snr ve ucu", "dnmek" ve "bir eyi takdir et
mek." H adde gelince: Her eyin harfi sz gelii klcn harfi o eyin snr ve ucudur. -
kinci kk ise sz tahrif etmek gibi bir eyden sapmaktr, ( m ucem )

Harf Kuran'da zikredilen iki anlamyla da gemitir: birincisi had ve u, kincisi ise sapmak.
insanlardan kimi de Allaha kydan kyya (ala harfin)' ibadet eder. Kendisine bir hayr doku
nursa, mutmain olur. (22:11)
Onlardan bir zmre vard ki, Allah'n kelmn dinlerlerdi de akllar aldktan sonra onu bile bile
tahrif ederlerdi. (2:75)

S?"

Harf, Hakkn sylenmi kelmnn paralardr.2

Harf, Hakkn kendisiyle sana hitap ettii ibarelerdir, ( ftht, i:iao)

Harf herhangi bir lemdeki tikel hakikattir. Sz konusu hakikat sbt leminde g
rnmez harf, d varlk leminde ise haric harf diye isimlendirilir.3 Bu hakikatle
rin birleimiyle kelimeler ortaya kar: Buna gre insan sz gelii ztnda eitli haki
katleri toplamas ynnden bir kelimedir.

[lemin hakikatleri] insanda tikellikleri ynnden harfler, bileik bulunmalar y


nnden ise kelimeler diye isimlendirilirler. Ayn ekilde varlklarn ztlar da tek
balarna harf, birlemeleri ynnden kelimelerdir, (ftht, 11392)

Varlk bir harftir, anlam sensin


Benim lemdeki yegne emelim O'dur
Harf bir anlam, harfin anlam ise onun sakinidir

257
H a r f le r i A y a k t a T u t a n

Onun anlamndan baka hakikat mahede etmezsin


lh azizdir, hi kimse onu ihata edemez
Bundan sonra ise biz onu sdrdk, (ftht. i:3 2 0 )

Ibnl-Arabnin harflerle ilgili btn grlerini zikretme imknmz yoktur, nk


o harfleri genie ele alm, her harfin lemdeki4 zelliklerini ve etkinliini aklad
gibi, baz harflerin zel bileimlerinden meydana gelen etkilere sayfalarca yer ayr
mtr.5

N O T LA R :

' Ayetin yorumu iin bkz. Kd Beyzv, Envar, c. II, s. 42.


2 lbnl-Arabnin harf grne k tutacak tbn'l-Arab arihlerinin yorumlar iin bkz. Davud el-
Kayser, Risale Fi-llmil-Hakaik, s. 3; Nabls, Bakiyyetullah Hayrm Ba'del-Fen, s. 107; Nabls, Verdu'l-
Vrud, s. 7)
3 Sadreddin Konevl yle der: "Her hakikat, Hakkn ilminde dier hakikatlerden temeyyz [farkllama]
ve sabitlii asndan gayb-harf olur; nitekim alt terkibin srrndan sz ederken buna iaret etmitim.
Hakikatlerin bir ksm tbi, bir ksm ise metbdur [uyulan], Tabt hakikatler, metb hakikatlerin hlle
ri, sfatlar ve levazmdr. Bundan dolay metb hakikatler, hallerinin onlara izfesi ve tbi olmas itiba
ryla, Vcddan mcerret iken taakkul edildiklerinde gayb kelime olurlar. Metbu mahiyet, varlndan
sonraki levazmndan soyutlanm halde Vcd ile vasflanmasiltisaf itibryla taakkul edildiinde de
vcd harf olur. Metbu mahiyet, Vcd ile vasflandnda tbi levazmnn kendisine eklenmesiyle
taakkul edildiinde, vcd kelime olur" (Sadreddin Konev Icazl-Beya, s. 85)
4 lbnl-Arab'nin harfe bak kendine zg rengi olan zel bir baktr ki onu ilmul-cifr [cifir ilmi] diye
isimlendirmekteyiz. Bu bak, genel anlamda tasavvufi metinlerde yaygndr. Bkz. Massignon, la passion,
c. 3 105; Resail-i lhvan- Safa, c. III, s. 141; Eb'l-Vefa Taftazani, Ibn Sebin ve Fehejetuhu's-Sfiyye, s. 433.
5 Bkz. lbn'l-Arab'de harf iin, el-Fthtl-Mekkiyye, c. I, s. 191; c. II, s. 122; c. III, s. 319; c. IV, s. 367.

H a r f le r i A y a k t a T u t a n bkz. Elif

H a r f le r in A s l bkz. Elif

H a te m H, te ve mim tek kktr. "Bir eyin sonuna ulamak" demektir. "i bitirdim"
anlamnda hatemt el-amele denilir. Kuran- Kerim okuyan sureyi hatmeder, yani biti
rir. Hatem ayrca, bir ey zerindeki mhrdr. nk i sonuna ulatnda mhrle
nir. Hatem [yzk] kelimesi de ondan tretilmitir. Yzk mhr basmak iin kullanlr.
Hatim de denilir. Hz. Peygamber hatem'l-enbiya, yani peygamberlerin mhrdr [so
nuncusu]. ( m u c e m )
s ?-

Kfirlerin melekeleri zerinde fiil ilerken Allaha nispet edilmi olarak yer alr. Bu durumda fiil gizlemek,
mhrlemek, habersiz klmak, katlatrmak ve belirti gibi anlamlar tar:

258
Hatem

Allah onlarn kalplerini mhrlemitir [hateme], kulaklarna ve gzlerine perde ekmitir. Onlar
iin iddetli azap vardr. (2:7)
Son anlamnda hatem:
Muhammed herhangi birinizin babas deildir, o Allah'n peygamberi ve nebilerin sonuncusudur
[hatem]. (33:40)
Onun bitii [hitam] misktir, ite yaracaklar bunda yarsnlar (83:26).

S?"

Bir eyin hatmi snr ve sonudur. Hatem bir eyin snrdr, nk o sona erdirdii
trde dalm btn zt zellikleri toplar, dolaysyla onun yetkinlii bitirdiklerin
den birisini darda brakmaz. Burada hatm mefhumuna giren zamansal unsurlar
sz konusu deildir. Bazen hatem trn ilki ve ortancas olabilir. Hatemin bir eyin
sonu olmas ortaya kt zellikle kendisinden sonra zuhur edecek baka birisinin
olmay demektir. Sz gelii, Muhammed (a.s.) peygamberlerin sonuncusudur [ha
tem], kendisinden sonra asla peygamber gelemez.

Hatem zamana bal deildir. O mahede makamna ulamakla Hatemdir. (a n ka,

71)

Hatem snr ve son olmak demektir. Dolaysyla Hatemden sonra hi kimse onun
zelliiyle ortaya kamaz, ( b u l g a , vr. 53)

Hatem koruyucudur, tbnu 1-Arab hzinesini mhrleyip izni olmakszn hi kimse


nin amaya cesaret edemedii bir hkmdar ile lemi (hzinenin yerine) insan ile
(hkmdarn mhrnn karlnda) koruyan Hak arasnda bir benzerlik koymu
tur. nsan lemden ayrldnda i ahirete intikal eder.

lem karsnda insan, yzk karsnda yzn mhr gibidir. O, hkmdarn


hzinesini mhrledii almet ve nakn bulunduu mahaldir. Bu nedenle Hak onu
halife diye isimlendirmitir; nk mhr hzineleri koruduu gibi, onun vasta
syla lemi korur. Hkmdarn mhr bulunduu srece, onun izni olmadan hi
kimse hzineyi aamaz. Ayn ekilde Allah insan mlkn korumak iin halifesi
yapmtr, bu nedenle insan- kmil lemde bulunduu srece lem korunmu 0-
lur. Grmez misin ki, insan- kmil ayrlp dnyann korumas bittiinde, Hakkn
onda koruyaca ey kalmaz. Bylece yeryzndeki her ey birbirine karr, i
ahirete intikal eder. Ardndan insan- kmil, ahiret zerinde de ebedi bir mhr ha
line gelir, (fuslis, 50)

Mhr olmakszn bir ev korunabilseydi


Hrsz gelir, durumu sana bildirirdi

259
H tr

Artk, ey dost, iyice bak ve aratr!


Uzaktan vilayet evinin korusuna. (dIvan, 32)

H t r Ha, ta ve ra iki kktr: Birincisi "deer ve mertebe" anlamna gelir. kincisi ise,
"zorlanma ve hareket" demektir. Birinci anlam Araplarn bir eyin benzeri iin syledik
leri htr ifadesidir. Bir eyin nemini dile getirmek iin li-flanin hatarun "falancann
bende deeri vardr" derler. kincisi ise Araplarn hatere el-bair bi zenbihi "deve kuy
ruuyla hareket ettirildi" deyileridir. Ayn zamanda hatere bi-bali keza, "aklma bir ey
geldi" denilir. Byle sylenmesinin nedeni, kalbe o eyin bir anda gelip gitmesidir.
(m u c e m )

S9

Ibnl-Arabnin htr [dnce] ve oulu havtr hakkndaki ifadelerinin byk


ksm tasavvufun klasik tanmn hatrlatr. nk satr ve kelimelerin arasnda lb-
nu 1-Arabnin kendine zg bak asn ve damgasn kestiremiyoruz.2

[Yaratklara] inen her ilahi emir, ilahi bir isimdir; bu isim, Akl, Nefs, Ar, Krsi3
mertebelerinden geer. Bu yzden o, insana ulama srecinde urad btn eyle
rin suretlerinin toplamdr. O, kreleri yarar, tabiat kabul ettii lde btn k
relere tesir eder, yeryzne ular.4 Burada yaratklarn kalplerine tecelli eder ve
onlarn istidatlarna gre kendilerini deitirir. Kalplerin sz konusu tecelliyi kabul
leri trl trldr. te bunlar insanlarn kalplerinde bulduklar htralardr. Byle-
ce onlarla iitirler, onlar vastasyla arzu duyarlar ve hareket ederler; hareket itaat
olabilecei gibi, gnah veya mubah bir hareket de olabilir. Bu yzden maden, bitki,
hayvan, insan, gksel veya yeryzne ait melek gibi lemdeki her eyin hareketleri,
yeryzne inen bu ilahi emirden kaynaklanan bu tecelliden ortaya kar.5 Bunun
neticesinde insanlar nefislerinde kaynan bilemedikleri birtakm htralar bulur
lar, ite onlarn asllar bu tecellidir. Bu tecelliden ulv ve sfli tesirler ortaya kar.
Tecelli yaratklarda emrini yerine getirip dnmek istediinde, her varlk trnn
elileri kendisine gelir. Eliler ilahi emrin gnderildii kimselerin suretleriyle ona
gzkrler ve sz konusu suretleri ilahi emre irkin veya gzel olarak giydirirler.
lahi emir de geldii ynden ykseliine balar ve Rabbinin nnde her suretle zu
hur eden ilahi bir isim olarak durur. Hak, bu suretlerden dilediini kabul eder ve
dilediini kendisine uygun suretlerle sahibine iade eder. ( f t h t , i:3o)

lbnl-Arabfnin metnini yle zetleyebiliriz: Htr yaratklara inerken ilerinden


getii varlklarn zellikleriyle nitelenmi ilahi emir demektir; sz konusu ilahi e-
mir, yaratklardaki fiil ve hareketin kaynadr. Htr slike gelen dier vridat tr
lerinden ayrt eden zellii udur: Htr, sabit olmayan bir hitaptr.

260
H avf

Hatr kalbe gelen gizli hitaptr. Bu hitap rabbani olabilecei gibi, byle olmayabilir
de, fakat kalbe yerlemez. Kalbe yerleen nefsin konumasdr [i konuma], (f t -

H T , 1 1 :1 3 2 )

Htralar, tecelliler deiller ilahi hitaplardr, bu nedenle Allah onlar Amda -ki o
Nefes-i Rahmndir- meydana gelen suretler olarak yaratmtr. Onlar grp zik
rettiimiz bilgiyle Allahn kendisini rzklandrmad kimse -sureti grnce- ht
ralarn ilahi tecelli olduunu zanneder. te bu onlarn hatr diye isimlendirilmele-
rinin nedenidir. Onlar dil tarafndan telaffuz edildikten sonra harfin suretinin var
lkta kalmad gibi sabit kalmazlar. Harfin suretinin telaffuz edildii zamann d
nda bir kalcl yoktur, telaffuz edildikten sonra ise yok olur ve iitenin kulan
da onun suretinin benzeri kalr. iten ise hatrn kaldn zanneder. Nitekim Zn-
nn el-Msr Ben sizin Rabbiniz deil miyim ayeti hakknda byle bir zanna ka
plm, deta hitap imdi bile kulamdadr demi. Halbuki kulanda kalan, ora
da iittii kelm deil, anlama gcnn kelmn suretinden ald benzerdir. Bu sa
yede hitap nefste sabitleir. (F T H T , 11:5 6 5 -6 6 )

N OTLAR:

1 B k z . H a tr h a k k n d a S e r r a c , e l- L u m a , s. 4 18 ; E b T a l i b e l - M e k k , K u t u l- K u lu b , s . 231; K u e y r i , R is a le , s.

43-

2 I b n l - A r a b n i n h a t r t e r i m i n i t a n m v e t a s n i f i y n n d e n k e n d i s i n d e n n c e k i s f i l e r i t a k i p e t t i i m e t i n

le r i in b k z . e l- F t h t l- M e k k iy y e , c . I, s . 28 2 v d ; e l- F t h t l- M e k k iy y e , c . II, s . 7 7 , 5 6 4 ; e l- F t h d t 'l-

M e k k iy y e , c . III, s . 6 1 , 9 7 ; c . IV, s . 10 2 ; V e s a il- i S a i l , s . 22 .

3 la h i e m i r y e r y z n e i n e r k e n f a r k l l e m l e r d e n g e e r v e u r a d l e m l e r d e o n l a r n z e l l i k l e r i y l e b o y a

n r . S z g e l i i e m i r , K a l e m v e y a i l k A k l a ; s o n r a L e v h a y a v e y a K l l i N e f s e , s o n r a A r a u r a r . B u m e r t e

b e le r in h e r b ir is in in z e lli iy le b o y a n r v e ila h i , s o n r a a k li, s o n r a n e fs i, s o n r a A r b ir e m ir h a lin e g e lir .

4 la h i e m ir H a k t a n y a r a t k la r a u r a d b t n le m le r i y a r a r a k u la r . B u b a la m d a o , A k l, N e fs , A r ,

K r s i y e v s . u r a r . Y e d i k a t g y a r a r g e e r . Y e d i n c i k a t s e m a y a - y a k n s e m a - g e l d i i n d e i s e , o r a d a n

y e r y z n e in e r . B u s e fe r in m d d e t i is e s e n e d ir : B u n e d e n le , y e r y z n e u la m a d a n n c e b u e m r i k e

fe d e n k im s e , g e r e k le e c e k h a d is e le r d e n h a b e r v e r e b ilir . B k z . e l- F t h t l- M e k h iy y e , c . III, s . 30-31.

5 l b n l - A r a b n i n i l a h i e m r i i k i k s m a a y r d n h a t r l a y a l m : t e k v i n - i l a h i e m i r , t e k l i f i - i l a h i e m i r . B u a y

r m a g r e b n l - A r a b g n a h n a s l n d a i l a h i b i r e m r e d a y a n n a k l a r . B k z . lahi Emir.

H a v f bkz. T a r i k

H a v v a bkz. D i i

H a y a bkz. T a r ik

H a y a l (O rta lem [lem-i e v sa f], en byk berzah [berzah- a'zam ], orta m ertebe
[hazret-i vusta], hayal m ertebesi [hazret-i hayal]) h, ya ve lam renklenm edeki hareket

261
Hayal

anlam na gelir. Hayal de bu kkten gelir. Hayal, grnt dem ektir. Bunun asl, insann
uykuda grd eydir; nk uykuda grlen ey renkten renge girer ve belirsizleir.
Hayl [at] bilinen bir isim dir, m arur oluu nedeniyle byle isim lendirilm itir; nk
m arur yryl hareketinde renkten renge girer. Y a m u r yad rm ak iin gk hazr
olduunda tehayyelet es-sema "ya m u r ya acak" denilir.

Hayal Kuranda gemez, sadece gerek ve kesinliin yerine yanlsama ve kartrma anlamnda fiil kal
bnda yer almtr:

Bir de bakt ki, onlarn ipleri ve sopalar kendisine kouyorlarm gibi geldi [yuhayyil ileyhi],
(20:66)

Hayal bnl-Arabde bereketli, verimli, hkmn btn lemlere yayan, btn ha


kikatlere sokulan, soyut mnlar lemi ile duyulur lem arasnda orta ve ara bir fi
lem meydana getiren bir sel gibi akar. Hayal, vakada herhangi bir kymeti olmayan
geici ve deiken bir tahayyl olmad gibi, bilim adamlarnn ileri srdkleri gibi,
yaratc bir ey de deildir. Hayal, gerek ve olgusal boyuta sahip bir takat ve gtr;
bu g daima duyuda gereklemeye alr ve kendine zg kstaslar ve orta leme
ait hakikatleri olan bir leme dayanr, ite Ibnl-Arabnin baz metinleri, burada
hayalin otoritesinin boyutunu ve zyle ilgili niteliklerini aklar.

Hayal ilmi; berzah1 ilmi, ayrca ruhaniligin2 ortaya kt cisimler leminin ilmidir.
O, Cennet arsnn3 ilmi, kyamette farkl suretlerde4 gerekleecek ilahi tecellinin
ilmi, mnlarn zuhur ilmidir. Sz konusu mnlar, lmn ko suretinde5 olmas
gibi, kendi kendilerine somutlam olarak ayakta duramazlar. Ayrca o, insanlarn
uykuda6 grdkleri ryann ilmi, insanlarn lmden sonra ve diriliten7 nce bu
lunacaklar yerin ilmidir. O, suretlerin ilmidir; ayna8 gibi parlatlm cisimlerde g
rlen suretler onda ortaya kar. lahi isimleri veya tecelliyi ve onun genelliini bu
esastan [hayal] daha iyi bilecek bir ey yoktur. nk hayal, balama vastasdr:
Duyular ona ykselir, mnlar ona iner. Hayal srekli kendi yerinde iken her eyin
rn onda toplanr. Hayal, mnya tayp mny diledii surette cesetlendirdigi
iksirin9 sahibidir. Hayal tam tasarruf sahibi olarak grlr. Mnlar cisimlere kay
natrmak hayalin iidir. ( f t H t , 11:3 0 9 )

Allah menzili hayalden daha byk ve hkm ondan daha yaygn bir ey yaratma
mtr. Hayalin hkm mevcut-mdum [olmayan] ve imknszlara vb. sirayet eder.
lah kudret yaratt eylerde hayalden daha byk bir ey var etmemitir. lahi
kudret de ondan zuhur etmitir. Hayal, kymette ve inanlarda Hakkn tecel-

262
Hayal

lighdr. ( f tuh a t , i:508)

Duyulur, akledilir, suret ve mnlarda her durumda ve her ekilde hkmm sahi
binin hayal olduu sabittir. Hayalin zellii, her durumda deimektir ve btn su
retlerde gzkr. Allahtan baka deime kabul etmeyen gerek bir varlk yok
tur.10 Gerek varlkta ise Allahtan bakas yoktur. Allahn dndakiler ise hayali
varlkta bulunurlar. Hakkm ztnn dndaki her ey deiken bir hayal, yok olucu
bir glgedir. Hakkn, yani Allahn ztnn dnda hibir varlk, tek bir hal zerin
de kalmaz. Her ey, srekli bir suretten baka bir surete geer. te hayal da bu de
mektir. Ama, btn lemin cevheridir. lem ancak hayalde zuhur etmitir. u hal
de lem, kendisi hakknda hayal edendir. Buna gre lem lemdir, fakat o, o deil
dir. Bu grmz, Attnda sen atmadn, Allah att (8:17) ayeti destekler. By-
lece Allah ispat edilmi bir eyi, yani.kendin attn zannn yok saymtr, ( ftht,
11:313)

Hayalin z, somut ve suret olmayan eyleri somutlatrmak ve tasvir etmektir. Bu


na gre hayal, makul ve duyulur arasndaki bir histir. ( f t h t , i:377)

Hayal benzeri olmayan genel mutlakl birletirmitir, nk hayalin zorunlu,


mmkn ve imknszda tasarrufu vardr. Bu, Hakkn bu kuvvet vastasyla bilinen
lerde tasarrufudur. Hayalin mutlak ve zel snrlamas da vardr. u halde hayal,
herhangi bir ii ancak histen ald duyulur bir surette tasavvur edebilir, ( f t h t ,
111:470)

Ibnl-Arab hayali drt ksma ayrr: mutlak hayal, gereklemi hayal, ayrk hayal
ve bitiik hayal.

Mutlak hayal, kuatc ve toplayc mertebedir, ( ftht, i:3io)

O farkl trlerine gre btn var olanlarn suretlerinde ekillenmeyi kabul eder.
Mutlak hayal, Amdr (var olanlarn suretlerinde ekillenmeyi kabul etmesi ynn
den). Gereklemi hayal, mutlak hayal veya varlklarn suretlerini kabul ettikten
sonra bizzat Amdr. Ayrk hayal, kendine zg bir mertebesi olan hayaldir. Histe
zuhur eder ve tahayyl eden ve grenin ahsndan ayr idrak edilir; rnek olarak
Cebrailin, sahabeden Dihyetl-Kelbinin suretinde peygambere gzkmesini vere
biliriz. Bitiik hayal insandaki tahayyl gcdr. Bu kuvvetin sahibiyle birlikte varl
n srdrecek suretleri yaratma gc yoktur.

Hayal, var olanlarn en genii ve mevcutlarn en yetkinidir. O, ruhanilerin suretle


rini kabul eder. Bunun anlam, bakalama ve dnmeyle eitli suretlerde ekil
lenmektir. (FTHT, 11:311)

263
Hayal

Mutlak hayalin hakikati, Amdr. Am, Hakkn bulunduu ilk mertebedir. Allah
bu Amda lemin btn suretlerini aar. u var ki Am, hayal-i muhakkaktr.
Grmez misin ki: O, btn var olanlarn suretlerini kabul eder ve var olmayan eyi
de biimlendirir. Bunu yapabilmesinin nedeni geniliidir. u halde gereklemi
hayal, Amdr. ( f tuh at , 11310)

lemin suretleri, suret olmalar itibariyle, tahayyl edilen eylerdir. Ortaya ktkla
r Ama ise, hayaldir. ( f th t , i:3i)

Hayalin iki durumu vardr: birincisi bitime halidir. ttisal insann veya baz canlla
rn varlna bitimektir. Dieri ise, ayrklk halidir. Bu, hayalden bamsz olarak
duyuca idrak edilen eydir. Buna rnek olarak Dhye suretinde Cebraili veya g
rnmez lemden cin veya melek gibi eylerin grlmesini verebiliriz, ( f t h t ,
111:442)

insann tahayyl kuvveti muttasl [bitiik] hayaldir. Muttasl ve munfasl [ayrk] ha


yal arasndaki fark udur: Bitiik hayal sahibinin varlna baldr, munfasl hayal
ise srekli mn ve cisimlere konu olan ayr bir mertebedir ve Bylece onlar kendi
zelliiyle somutlatrr. Ayrk hayalden bitiik hayal meydana gelir. Bitiik hayal iki
ksmdr: bir ksm tahayylden meydana gelir, dieri ise uyuyan insann hali gibi
tahayylden meydana gelmez, ( f th t , i:3i)

lbnl-Arab varl iki ksma ayrr: gerek ve hayal. Gerek varlk Allah, hayali var
lk ise Allahn dndaki her eydir. Bu tespit, bizi lbnu 1-Arab'de iki ynl gzken
tek hakikate ynlendirir: Hak ve halk. H akka ait yn, gerek varln, halk yn ise,
hayali ve mevhum varln sahibidir. lem hayaldir. Fakat burada sz konusu olan,
yzeysel ve geiken anlamda deil, olumlu, nesnel lemde grlen bir etkinlik sa
hibi olarak hayalin ierdii btn gleriyle hayaldir. Kukusuz ki Ibnl-Arab! le
mi bu ekilde snflarken bir hadise dayanr: insanlar uykudadrlar, ldklerinde
uyanacaklardr. Uykuda grlen her eyin bir hayal olduu bellidir. O halde lem
hayal, yaratlmlar ise uykuda, yani uyku mertebelerindedir. tbnl-Arab FussuI-
Hikem'de lemin hayal olduunu ortaya koyan bir blm yazmtr.11

Hz. Peygamber yle buyurmutur: tnsanlar uykudadr, ldklerinde uyanrlar.


Uyku halinde grlen her ey rya, gelen her ey hayal lemi denilen eydir.12 Bu
nedenle de tabir edilir. Ardndan Yusuf yle der: te bu ryamn tevilidir, Rab-
bim onu hak klmtr" (12:100). Yani Hak ryam hayal suretinin ardndan duyuda
da izhar etmitir. Hz. Peygamber yle buyurmutur: tnsanlar uykudadr." Yusuf'
un Rabbim onu gerek kld" demesi, ryasnda rya grp ardndan uyandm
grenin haline benzemektedir. O kii uykunun srdnn farknda deildir ve
uyandnda yle rya grdm, ardndan uyandm grdm ve ryam tevil et

264
Hayal Hzinesi

tim" vb diyecektir. Hz. Muhammed (a.s.) ile Hz. Yusuf arasnda ne byk idrak
fark vardr, grnz! ( fu s s , 99)

Sretlerin farkllamasyla lem glge adm yitirmeyecei gibi, lem veya Hakkn
dndakiler ismi de ortadan kalkmayacaktr. Bu yzden lem vehim rndr,
gerek varl yoktur; ite hayal bu demektir. Yani gerekte yle olmad halde
kendi bana ayakta duran ve Haktan bamsz bir ey varm gibi gelir. Kendin ve
hakknda ben deilim dediin her ey hayaldir. O halde btn varlk'3 hayal iinde
hayaldir. Gerek Varlk sadece isimleri asndan deil, zt ve hakikati asndan
Allahtr.'4 Olutaki her ey mutlak birlii gsterirken, hayaldeki her ey okluu
gsterir, ( fu s s , 103-104)

N OTLAR:

1 H a y a l b e r z a h z e lli i n e s a h ip t ir , n k o , s o y u t a n la m la r ile d u y u lu r e y le r le m i a r a s n d a o r ta m e r t e

b e d ir .

2 C e b r a ilin p e y g a m b e r e y a k k l b ir A r a p s u r e t in d e g z k m e s i g ib i. R u h u n b u t a r z b e d e n l e n m e s i , a n c a k

h a y a l le m in d e n g e r e k le ir .

3 Bkz C e n n e t a rs.
4H a k k n k y a m e t g n in a n la r d a k i s u r e tle r e g r e t e c e llile r i v a r d r , b y le c e b a z k im s e le r c e k a b u l e d ilir ,

b a z e n d e in k a r e d ilir . H a k k n s u r e t i o lm a d n a g r e , b u ta s a v v u r h a y a l le m in d e n d ir .

s K y a m e t G n , Y a h y a ( a .s . ) l m b i r k o s u r e t i n d e k u r b a n e d e r , b k z . f o e g e s e coratique, s . 10 6 .

6 R y a la r n s o y u t a n la m la r ile d u y u lu r g e r e k l i k a r a s n d a b ir v a r lk la r o la b ilir .

7 B e r z a h b ir a n la m y la d n y a v e a h ir e t a r a s n d a k i le m e i a r e t e d e r . B u o r ta h a k ik a t d e , h a y a l le m in e

m e n su p tu r.

8 a h s la r n a y n a la r d a k i v a r l d u y u lu r v e a k le d ilir e y le r in a r a s n d a o r ta b ir v a r l a s a h ip t ir . B u d a h a y a l

le m in d e n d ir .

9 l b n l - A r a b y e g r e h a y a l , b e d e n l e n m e i k s i r i d i r . Y a n i , u l h i y e t g i b i e n u l v i m n d a d a h i l o l m a k z e r e ,

is tis n a s z h e r m n h a y a l le m in d e b e d e n le n ir . H i b ir b e n z e r i o lm a y a n H a k d a h a y a l le m in d e in a n la n

s u r e tle r d e ta s a v v u r e d ilir , b k z . nanlan lah.


' B k z . H ayal.
" D a h a n c e a k t a r d m z b i r m e t i n d e b n l - A r a b l A l l a h ' n d n d a k i h e r e y e h a y a l i b i r v a r l k n i s p e t e t

m e k te d ir.

1
12 I b n u - A r a b 'd e h a y a l i i n b k z . F u s s 'I-H iJ z e m , s . 9 9 , 1 0 6 , 159 ; el-Fthtl-Mekkiyye, c II, s . 113; e l - F t -

htl-Mekkiyye, c . III, s . 4 7 , 2 3 4 , 4 5 5 , 4 7 0 , 4 7 3 ; c . IV, s . 19 ; A b d l k e r i m e l - Y a f i , D i r a s a t n Fenniyyetn F i l-

Edebil-Arabi, s . 372 v d .

13 I b n u l - A r a b n i n l e m i n v e h i m v e h a y a l o l d u u i f a d e s i y l e b n S e b i n i n v e h i m e b a k k a r l a t r l a b i l i r ,

lb n S e b i n k it a b n n h e r b l m n e S a d e c e A lla h d iy e b a la r . O n a g r e A lla h v a r lk , v e h im is e , y o k o l u c u

m e r t e b e le r d ir . B k z . E b u l- V e fa , lbn Sebin v e F ehefetuhu, s . 19 8 .

<4B k z . lahi sim.

H a y a l H z i n e s i Hayal hzinesi ryalara yardm ulatran hayal lemidir.

Yusuf "On bir yldz, gnei ve ay bana secde ederken grdm" dedi (12:4). Gr
d hakknda dinleyenlerin bir bilgisi olmad iin, Yusuf'un idraki kendi hayal

265
Hayali Varlk

hazinesindeydi. Ryasn anlattnda ise Yakub onu anlamtr, ( fuss, 100)

H a y a l i V a r l k Greli varlk, snrl varlk, mmkn varlk, kazanlm varlk, -


dn alnm varlk.

H a y a t [Hayat kelimesinin kk harfleri olan] ha, ya ve vav iki kktr: birincisi lmn
zdd, dieri ise arszln zdd utanmaktr. Birinci anlamda kelime hayat ve hayevan dr
[canllk]. Yamur hay [canl] diye isimlendirilir. Bunun nedeni yeryznn canllnn
ona bal olmasdr, ( m u c e m )

Kuran hayat lmn kart olarak kullanr. lm ve hayat, lmsz el-Hayn [Allah] kart olan insan
da veya eyada gerekleir.

O Allah, hanginizin daha iyi amel ilediini denemek iin lm ve hayat yaratmtr. (67:2)
Biz l bir beldeyi onunla suladk ve yeryz lmnn ardndan o suyla hayat buldu. (35:9)
lmsz olan el-Haya tevekkl et ve onun hamdini tespih et. (25:58)

Bazen Kuran, insanlar aldatan dnya hayatn da zikreder ve insanlarn ona balanmalarn ve ahiret
hayatna tercih etmelerini yadrgar. Bu dnya hayat sadece bir elence ve oyundur (29:64).

'Var olan ey, canl (insan, hayvan ve bitki gibi) denilsin veya denilmesin (cemad,
donuklar)2 lbnl-Arablye gre diridir. Canllk btn varlklara yaylmtr (hepsi
de bir ilahi isme dayanrlar: el-Hay. lbnl-Arabnin her eyde hayat bulunduunu
teyit iin kulland kyas udur: Birinci ncl: Her ey Allah tespih eder3 kinci
ncl: Tespih eden her ey canldr. Bu iki nclden kan netice: Her ey canldr.
Bu netice mmin veya keif sahibi tarafndan kabul edilebilir. Birincisi zikredilen
ayete inanarak, kincisi ise mahede vastasyla kabul eder. Keif sahibi, nce cansz
[donuk] ve dier btn yaratklarn Hakk tespih ettiini, dolaysyla hepsinin canl
olduunu mahede eder. Ibnl-Arabnin metinlerine dnelim.

Her ey ya hay-ntk [hayat sahibi dnen] veya hayvan- ntktr [dnen canl],
Cemad [donuk] veya bitki veya l4 diye isimlendirilen her ey byledir. nk
gerek kendi kendine ayakta duran ve gerekse varl bakasna bal her ey, Al
lahn vgsn tespih eder. Tespih etmek dirilik zelliiyle nitelenmi kimseye ait
olabilir, ( f th t , i:49o-)

Her ey canldr. nk her ey Allahn vgsn tespih eder, fakat onlarn tespih
lerini Hakk'n bildirmesiyle anlayabiliriz. Sadece canl tespih edebilir. O halde her

266
Hayat

ey canldr. ( fus S, 17)

Allah baz kullarnn gzlerini var olan her eye yaylm bu hayat ve idraki gr
mekten mahrum brakmtr. Canll ortaya km ey diri, canl diye isimlendiri-
lirken, canll gizli kalp her gze gzkmeyen ise bitki ve cemad [donuk] diye i-
simlendirilmitir. Bylece perdeli kimselerde i ikiye ayrlmken, keif ehlinde ay
rlmamtr. Keif sahibi bu balamda yle der: iittik ve grdk. Mmin ise yle
der: nandk ve onayladk. Allah yle buyurmutur: Her ey Rabbinin vgsn
tespih eder (13:13). Her ey canl ve dnendir, (ftht, i:2 5 8 )

Allah bizim gzlerimizi cemad [donuk] ve bitki diye isimlendirilen eylerin canll
n grmekten alkoymutur. Bununla birlikte onlarn canl olduklarna inanrz.
nk onlar da Allah tespih eder ve tespih eden her ey canl ve ntktr [d
nen], ( f th t , IV: 177)

Varlklara yaylm canllk sradan insanlarn gzlerinden gizlenmitir. nk onlar


canl olmann artm duyu saymlardr. Onlara gre duyu gcne sahip olan canl
dr. bn'l-Arab ise canlln artn bilgi saym, bu nedenle canll btn varlk
lara verebilmitir. nk var olan her ey Hakk tespih eder, dolaysyla biz nasl
tespih ettiini5 bilmesek bile her ey kendi tespihini bilir.

Allah hayvan -bitki ve cemadn [donuk] zddna- acy ve lezzeti kabul edecek
mizata yaratmtr. Bitki ve cemad keif ehline gre canllk zelliine sahip olsalar
bile, lezzet ve acy kabul etmeyen bir mizata yaratlmlardr, ( f t h t , mi:264)

Canlln art duyu deildir, nk hissetmek ve duyular o eyin canllnn ze


rinde ilave akledilir bir durumdur. Canlln art bilgidir; halbuki bazen hissede
bilir, bazen hissetmez, (ftht, i:3 2 4 )

Canl olmann art belirttiimiz zere hissetmek olmad gibi, bnl-Arabye gre
canllk ruhtan da farkldr; her canl ruh deildir.

Ruh kukusuz canldr, her canl ruh deildir, ( f th t , i:364)

Hayvann dndakilerde bir eyin ruhu onun hayatdr, baka bir ey deildir. By
lece da [Hak kendisine tecelli edip de paralandnda] da adm yitirmemi, Musa
ise baylmakla Musa ismini kaybetmedii gibi, insan ismini de yitirmemitir. Nite
kim Musa aylm, fakat da, kendisini ayakta tutabilecek bir ruhu olmad iin,
paralandktan sonra da olarak geri dnmemitir. nk ruhlarn eyadaki h
kmleri, hayatn onlardaki hkmyle bir deildir. Bu yzden hayat, her eyde bu
lunur; ruhlar ise valilere benzer. Vali, bazen azledilir, bazen valilik yapar, bazen va
lilikten habersiz kald halde valilii kalr. Valilik bu hayvan bedeni idare ettii s

267
Hayat

rece, lm onu azleder. Uyku ise, valilik zellii kendisinde kalmak zere, ondan
habersiz kaldr, ( f t h t , i:5 4 o )

bnl-Arab btn var olanlar diri sayacak tarzda, hayat6 genelletirmiken, baka
bir adan onu hayatn Allaha balamak mertebesine ulaan kimselere tahsis eder.
Bu mertebeye ulaan, emaneti,7 baka bir ifadeyle lemde Allahn halifesi olma gre
vini stlenmi insan- kmildir.8 Bylece o, her hak sahibine hakkn9 verir.

I emanettir, Allah da insandan alnmadan ve o emanete hiyanet edilmezden nce


onu ehline vermitir. Bylece sen de kalbinin honutluuyla onu ver, Rabbinin ho
nutluunu kazan! te bunlar, l olsalar bile, dirilerdir.

Hakkn bir kavmi var ki, varl onlarn ayndr


Onlar, yaasalar da lseler de, diridirler
O kavme ne uyku ve ne de dalgnlk ular
lseler bile korumak onlara ar gelmez
Allah onlar kerim klm, Allah onlar ereflendirmitir
ldklerinde Allah onlar kendisiyle canlandrr
Ben onlar keif yoluyla grdm, dirilmilerdi:
l p k a b r e g ir m e le r in d e n s o n r a , ( f t h t , IV :3 9 5 )

bnl-Arabi hayat nimet anlamnda da kullanmtr. Bu balamda dnya hayat ni


met hayatdr.

Dnya hayat10 onun nimetinden baka bir ey deildir. Dnya nimetinden bir eyi
karm kimseye nimet tam verilmemitir, (f t h t , IV :1 2 1 )

n o tlar:

' H a k ik a t le r k s m n n i e r m i o ld u u o n m e n z ild e n b ir is i. N it e k im d a h a n c e b u n u b e lir t m i t ik . S file r

h a y a t il e , s l i k i n m u a y e n e m a k a m n n z e r i n d e k i m a k a m a u l a m a s n k a s t e d e r l e r ; m u a y e n e m a k a m is e ,

m a h e d e , m a h e d e is e m k e f e m a k a m n d a n d a h a s t n d r . N i t e k i m i l g i l i b l m l e r d e b u n l a r a k

la n m tr ( L e t a i j l - A ' l m , ); A y r c a b k z . T ir m iz , K i t a b u 'l - F a r k , s. 9 4; P . N v iy a , E xe gese c o r a n iq u e , s. 155.

2 Donuklarn canllyla ilgili bu teorinin kklerini lbn Kaside bulmaktayz. Bkz. Aff, E b l- K a s m b.

K as i, s. 79 [slam Dncesi z e r in d e M a k a le le r , ev. Ekrem Demirli-Abdullah Kartal, z Yaynclk],


3 Burada bnl-Arab Her ey Allah'n hamdini tespih eder" (17:44) ayetine gnderme yapar.
4 B k z . im a m A h m e d , K i t b - N u t k l - M e j h u m M m - E h li s - S a m 'l- M a lu m .

s Bkz. (17:44).
6 lbnl-Arabde hayat iin bkz. B u lg a t u 'l- G a v v a s , 5. 84; e l- F t h t l- M e h k iy y e , c. IV, s. 365; F u s s u l - H i k e m
(terimler dizini).
7 Bkz. Insan- K m il.
8 Bkz. E m anet.
9 Bkz. Hak.
10 b n l - A r a b d n y a h a y a t H a k k a y a k n l a i a r e t e d e r " d e r , b k z . e l - F t h t l - M e k k i y y e , c . IV , s . 18 9 .

268
Hayat Ar

H a y a t A r (Arul-meiyet [meiyet Ar], mstevez-zt [ztm istivagah], Arul-


hviyet [Hviyet Ar]) Hayat Ar, Ibnl-Arabnin O nun Ar su zerindeydi
(11:7) ayetinde iaret edilen Ara gnderme yapmak iin kulland bir terimdir. O
hviyet Ardr, nk hviyete [Aruhu: onun Ar] izafe edilerek zikredilmitir;
bunun yan sra o hayat Ardr, nk suda bulunur. Su ise Biz her eyi sudan
canl yaptk (21:30) ayetinin de gsterdii gibi, hayatn kaynadr.

Hayat Ar, hviyet Ardr. O meiyet Ardr ve Ztm istivaghdr. Allah yle
buyurur: Onun Ar suyun zerindeydi (11:7). Bylece Allah ayette Ar hviyete
izafe etmi ve suyun zerinde olduunu bildirmitir. Bu nedenle biz onun hayat
Ar olduunu belirttik. Allah yle buyurur: Her eyi sudan yarattk" (2130). Ar
hakknda ise Onun Ar su zerindeydi demitir. Bunun anlam sizi denemek i-
in sizde hayat izhar etti, demektir, (ukle, 52)

Onun Ar su zerindeydi. Burada zerinde iinde demektir. Baka bir ifadeyle


Ar su iindeydi. Nitekim insanda su iindeydi, yani sudan meydana gelmitir.
nk su btn varlklarn kaynadr. Su, ilahi hayat Ardr. ( ftht , i:65)

Bu cismi kabul eden ilk ekil, dairesel klli ekildir. Bylece o felek olmutur. Allah
onu Ar diye isimlendirmi, Rahman ismiyle zerinde istiva etmitir. Bu istiva, sa
dece kendisinin bildii, tarz ve nitelii kendisine yaraan bir tarzdadr. Ar, terkip
leminin ilkidir ve istiva onun zerinde gereklemitir. O Hayat Ardr ve altnc
Artr. O nisp Artr ve ancak nisp varl olabilir. Bu nedenle onu Arta sayma
dk. Bu derya, Hakk ve halk ayrr ve O izzet perdesidir.1 (Insan-I KLL, 6 )

NOTLAR:

1 Ayn metin iin bkz. Ukletu'l-Mstevfiz, s. 57.

H a y a t N e h r i bnl-Arabnin Cebrailin peygamberlere geliini betimlemek iin


kulland simgesel ifadelerden birisidir. Cebrail sadece peygamberlerin kalbine i-
ner, veliler de bilgilerini peygamberin kandilinden alrlar. Bu nedenle velilerin kalp
lerine inen meleklerin -kendisinden olsalar bile- varlk mertebesinde Cebrailden
aada bulunmalar gerekir. Bu nedenle bnl-Arab bunu betimler ve yle d
nr: Allah Cebraili her gn hayat nehrine bir kez daldrr, nehirden ktnda ise
ku gibi kanat rpar. Bylece, nehir suyunun damlalar mminin kalbine inen me
lekleri meydana getirerek dklrler.

Velilerin kalplerine inen melekleri Allah her gn hayat nehrinde Cebrailin silkini
inden dklen damlalardan yaratr. Allah Cebrailin her gn hayat nehrine bir kez
dalmasn takdir etmitir, (ftht, IL443)

269
Hayr

Onlar Allahn kendilerini hayat nehrinin damlalarndan yaratt meleklerdir. Ceb


rail her gn hayat nehrine bir kez dalar,1 nehirden ktnda ise ku gibi silkelenir.
Cebrailden bu silkinite yetmi bin damla dklr, Allah rahimde insan bir sudan
yaratt gibi, her damladan bir melek yaratr. Bylece bu yetmi bin damladan
Beyt-i Mamura [imar edilmi ev] giren yetmi bin melekle birlikte yetmi bin melek
daha yaratrr. ( f tuh at , i:29)

N O T LA R :

' Hayat nehri iin bkz. el-Ftuhdtl-Mekkiyye, c. II, s. 171 (Hayat suyunun damlalar), 453 (Hayat suyu
nun damlalar); c. III, s. 32 (hayat nehri), 341.

H a y r H, ya ve ra "ynelmek" ve "meyletmek" demektir. Ardndan baka anlam ka


zanmtr. Hayr, ktlk anlamndaki errin zdddr; nk her birisi dierine dner ve
o da sahibine dner. Hiyere, "hayrllar" demektir. stihare, hayrl olan ii istemektir.
Sonra kelm anlam deitirmi ve "faziletli adam" veya "faziletli kadn" anlamnda
raclun hayyiretn, imraetn hayyiretn denilmitir, (m u ce m )

Tirmiz Kuranda hayr1 diye isimlendirilen be ey bulunduunu belirtir: 1) Mal anlamnda kullanlr: Mal
hayrdr, nk her eye tercih edilir. Dolaysyla tercihe ayan olan maldr, bu nedenle de hayr diye i-
simlendirilmitir

Infak ettiiniz her hayr sizin iindir. (2:272)

2) man ve slam: Bunlar ahiret iin tercih edilmeleri nedeniyle hayr diye isimlendirilmitir. 3) Vefa ve
nderlik: Hayr vefa ve imamlk haline gelmitir, nk Allah imam semitir. 4) mkn ve zenginlik. Ha
yr, kendisini dnya iin seen kimse hakknda imkn ve genilik anlamna gelmitir. 5) Sevin: Hayr,
btn eyaya kar tercih edildii iin sevin olmutur (Tahsil Nezairil-Kuran, s. 78). Kuranda hayr ke
limesi zikredilen anlamlarda getii gibi, ayn zamanda errin [ktlk] kart 'daha iyi' anlamnda stn
lk bildiren tafdil kalbyla da zikredilir; er ise daha kt anlamnda ism-i tafdil kalbdr:

[eytan] Ben ondan daha hayrlym, dedi. Beni ateten onu ise topraktan yarattn. (38:76)
Rabbinin rahmeti ise, onlarn topladklarndan daha hayrldr. (43:32)
Allah'n kendilerine verdikleriyle cimrilik yapanlar, sakladklarnn kendileri iin daha hayrl ol
duunu zannetmesinler. Aksine topladklar onlar iin daha ktdr. (3:180)
Kuranda hayr, eriat veya akla gre makbul ve gzel saylan her eyi altnda toplayarak, kt ve irki
nin kart olarak zikredilir.
Kime hikmet verilmise, ona ok hayr verilmitir. (2:269)
Hayr senin elindedir, sen muhakkak ki her eye kadirsin. (3:26)

270
Hayr

O gn her nefis yapt hayrlar hazr bulacaktr. (3:30)

\9 "

Btn grnmleri birletiren bir sistemde ktln ortaya kp gelimesi ve hay


rn yannda bulunmas hatta onunla uzlamas bir dnce sorunudur.2 Aslnda 1b-
nl-Arab ktln ortaya km ve mutlak hayrdan, yani Allahtan meydana ge
liini nasl yorumlar? Acaba Hakkn3 ktlkte de tecelli ettiini mi dnr? Her
fiildeki gerek fail Allah ise, Allah ktlk ve erri nasl yapar? O halde birlik4 ve te
celliler sisteminde ktln varl byk bir problemdir. imdi, eyh-i Ekberin
yaratcl bu sorundan nasl kurtulmaktadr, buna bakalm! Varlk btnyle ha
yrdr, Allah da mutlak ve saf hayrdr. Bunun anlam, onun srf varlk olmasdr.
Ktln ise, bir varl yoktur ve o yokluktur. Bir ey hakknda verilmi kt yar
gs, esasta aadaki hususlarla ilgili greceli5 bir hkmdr. 1) eriat: z gerei
bir fiil iin hayr [iyi] veya kt denilmez, dolaysyla fiil ve eylemlere ktlk yarg
sn veren eriattr. Sz gelii bir adam eiyle cinsel ilikiye girer, buna hayr denilir.
Baka bir kadnla ayn fiili iler, bu durumda zina yapt veya fiile kt denilir. 2)
Ahlaki yap veya gelenekler. 3) nsan doasna uygunsuzluk. nk insan kendisine
uygun gelmeyen her eyi, mesela hastalk gibi, kt diye snflar. 4) Akl: Akl, so
nularyla birlikte baz eyler hakknda kt yargsn verir. O halde hayrn varlk
olduu ortaya kmtr; er ise, yokluktur; onu eriat, akl, doa, toplum ve adetler
meydana getirir. Bylece bnl-Arab ktlkten kurtulur ve srf hayr olan varlk
tasavvurunda ktle yer brakmaz.6

lem Allahtan olmas gerektii gibi zuhur etmitir. Esasta hibir ktlk sz konu
su deildir. Ktlkler neye istinat edeceklerdi ki? lem Allahn elindedir. Srf ha
yr ise mutlak varlktr. u var ki, mmkne yokluun bir bak olduu iin, bu
bak lsnde kendisine belirli bir ktlk nispet edilmitir.7 nk mmknn
zorunluluun kayna kendisi deildir. te mmkne ktlk ilitiinde, kayna
burasdr. Ktlk mmknde srekli deildir ve sabit olmaz. nk mmkn
mutlak iyilii ve varl elinde bulunur, (ftht, 111:315)

Hz. Peygamber bir duasnda Allaha yle hitap etmitir: Hayr btnyle senin e-
lindedir, ktlk sana ulaamaz. nk ktlk hayrn zdddr; hayrdan sadece
hayr doabilir. Ktlk hayrn yoksunluudur. Hayr, btnyle varlk, er bt
nyle yokluktur. nk ktlk aslnda gereklii olmayan bir eyin ortaya kma
sdr. Bu yzden ktlk bir yargdr, yarglar ise bantlardr, (ftht, lll:3 7 3 )

Allah yokluktan -ki ktlk demektir- lemi srf iyilik ve hayr iin kartmtr.
Hayr ile kastedilen sadece varlktr, (ftht, l:3 7 7 )

27i
Hayr

H a y rn m a h iy e tin i re n m e k iste rse n , b ilm e lis in k i: H a y r b t n g ze l h u y la n k e n

d in d e to p la m a k tr. B u n la r d et ve eriata g re iy i sayla n f iille r d ir , ( f t h t , v:58)

H a y r8 ile k u lu n m a k s a tla rn a u y g u n , ta b ia tn a ve m iz a c n a y a tk n e y le ri ka s te t

m e k te y im ; k t l k ile ise, in s a n n m a k s a d n a u y g u n d m e ye n , ta b ia t ve m iza cn a


y a tk n o lm a y a n e y le ri kast e tm e k te y im . ( fusS, i is )

lbnl-Arabnin tutumunda ilk bakta gze arpan ahlaki ciddiyet aktr. nk,
Mrsiyeli bilgede ahlak hakknda sradan bir teori veya sradan insanlarn takip et
tikleri ahlaki ltler bulamayz. bnl-Arabnin yaratcl, her eyde zgn olma
sn dilemitir. Fakat daha teknik ve derin bir bakla, sradan insanlarn her fiil ha
yr olduuna gre dilediimi yaparm iddiasyla, onun ahlak grnn neticele
rinden bir yarar elde edemeyeceini grrz. Asla! lbnl-Arabnin ahlak, sradan
insanlarn alkanlklarndan uzak olsa bile, kukusuz ki, srekli Hak ile huzur ha
linde olan sekinler ve mahede ehli tarafndan takip edilir. Onlar, ellerinde ger
ekleen fiilleri srekle kontrol ederler, kesin bir inanla kendilerinin sadece bir
tecelligh olduklarn grrler. u halde lbnl-Arabnin ahlak, Allah ile srekli be
raber olan ariflerin ve mahede sahiplerinin kalplerine tecelli ettii tarzda sekinli
in zirvesindeki bir ahlaktr.

N O T LA R :

1 Tirmiznin hayr tanm iin bkz. Tahsil Nezair, s. 78. Paul Nwyiamn deerlendirmesi iin bkz. Exegese
coranique, s. 128; Ayrca bkz. Tirmiz, NevadirTUsul, s. 89 vd.
2 Ktlk probleminin felsefi yn iin bkz. Etiene Borne, Le probleme du mal col SUP et sturtout, blm
4-
3 bniil-Arab Allah' Plotinus gibi Srf Hayr diye isimlendirir.
4 Burada lbnu 1-Arab'nin hayr ve er grn birlik filozoflarndan lbn Sebin ile karlatrmak yerin-
dedir. Ona gre hayr ve er arasnda varlk ynnden fark yoktur. nk varlk tek hkmldr, o da
srf hayrdr. Fark meydana getiren vehimdir. Bkz. Ebul-Vefa, lbn Sebin ve Felse/etuh, s. 193, 386 vd;
Attar'n gr iin bkz. Mantkt-Tayr, s. 185.
3 yilik ve ktlk, ister akl isterse eriat tarafndan idrak edilsin, Ehl-i Snnet mezhebine gre, fiillerde
ki gerek niteliklere raci olmayan greceli eylerdir. Bir amel bir eye veya zamana gre kt olabilir
ken, baka bir zaman veya eye gre de iyi olabilir. Mutezile ise, grecelilii kabul etmemitir, lbnl-
Arab ise, hayr ve erri yorumlarken Ehl-i Snnetin grn esas alm, fakat bu grecelilii sadece
ktlk iin dnmtr. Kelm ekollerinin konuyla ilgili grleri iin bkz. Nihayet'l-lkdam, s. 98;
Muhammed Yusuf Musa, Felsefetl-Ahlakfi'l-lslam, s. 44.
6 lbn-Arabi'nin tavr, mspet oluun her trl hayrn kayna, selbi oluun ise her trl ktln
kayna olduunu dnen Spinozann tavrna benzer. Bkz. Afifi, The Mystical Philosaphy, s. 157; La mo
rale de Spinoza, Sylvain col. SUP. s. 61-74
7 Ktlk yaratlmlara nispet edilir, nk onlarn bir ynleri yoklua bakmaktadr. lbn-Arabi'nin
ktl yaratlmlara irca eden ifadelerini bu esasa gre yorumlamak gerekir.

272
Hayret

lbnl-Arabde hayr ve ktlk iin bkz. el-Ftht'l-Mekhiyye, c. II, s. 157, 303; el-Fthtl-Mekhiyye,
c. III, s. 389; Fussul-Hikem, s. 18.

H a yre t Ha, ya ve ra tek kktr ve "bir eyde tereddt etmek, kukuya kaplmak" de
mektir. Hayret de buradan gelir. Bir ite hayret edilir. Dolu her ey iin mtehayyir de
nilir. (mucem)
s ?-

Bir ayette hayret kelimesi hayran eklinde yer almtr.1

eytanlarn heves verip, yeryznde akn [hayran] brakt kimse. (6:71)

Mfessir Kad Beyzv bu ayetteki "hayran [akn] kelimesini yoldan kmak diye yorumlar: (Hayran)
yoldan sapm ve hayrette kalm kii (Beyzv, Envar't-Tenzil, 1:141).

Hayretin tanmn vermeden nce el-Fthtul-Mekkiyyeden bir metin aktarmak is


tiyoruz.2 Bu metin sayesinde hayretin douu ve hangi varlk dzleminde ortaya k
tm anlayacaz. Hayretin ortaya kt ve onun mertebesini aklayan dzlemden
de hayreti tanmlamaya bir giri yapabileceiz.

Hayret eden ermitir


Hidayete eren ise ayrlmtr.

Allah sizi ve amellerinizi yaratmtr" (37:96), Attnda sen atmadn, Allah att
veya Onlar siz ldrmediniz, fakat Allah ldrmtr" ayetleri hayret ko
( 8:17 ),
nusuyla ilgilidir. ldrmek ancak yaratlma ait bir eylem olarak grlr. Ayet ise
duyuda zorunlu bilgiyle gerekleen bir olay reddeder. Hz. Peygamber bu ayetlerin
kapsamnda yle buyurmutur: Ben senin vgn hakkyla yerine getiremem, sen
kendini nasl vdysen ylesin.3 ite bu kavuma halidir. Eb Bekir es-Sddk ise
bu balamda yle der: drakin yetersizliini idrak idraktir." Bylece o da hayrete
dm ve dolaysyla ermitir. O halde Tanrda hayrete ulamak, Ona ulamann
ta kendisidir. En byk hayret, tek hakikatte suretlerin farkllamas nedeniyle te
celli ehlinde gerekleir.

Allah bilenler drt snftr: Birinci ksm Allaha dair ilimlerinin kayna dnce
olan alimlerdir; ikinci snf Allaha dair ilimlerinin tecelli yoluyla gerekletii k
smdr; nc snf Allaha dair ilimlerinin mahede ile dnce arasnda gerek
letii kimselerdir; drdnc snf ise Allahn her trl -nasl olursa olsun- inan
suretine konu olabileceini bilenlerdir. Bu son snf iki ksma ayrlr: Birincisi
Hakkm mmknlerin suretlerinde tecelli edenin ayn olduunu kabul edenler; i

273
Hayret

kinci ksm ise mmknlerin hkmlerinin Vcd- Hakta [Gerek Varlk] zuhur
eden suretler olduunu kabul edenlerdir. Hepsi de gerei dile getirmilerdir. Bu
noktada bu bilginin sahiplerinde bir hayret ortaya kar. Sz konusu hayret gerek
te doru yolu bulmann ta kendisidir. u halde hayret ile kalan kimse, arr; hay
retin varl ile kalan ise doru yolu bulmu ve ermitir, (ftht, v:4 2 ^t3 )

Bu ifadeden hayretin tezahr ettii yksek mertebe ortaya kar. Sz konusu merte
be vahdet-i vcdu [varlk birlii] kabul eden drdnc snfn ulatklar son mer
tebedir. Bu snf iki ksma ayrlr; Birincisi Hakkm mmknlerin suretlerinde tecelli
ettiini kabul edenler, kincisi ise suretlerin Gerek Varlkta zuhur ettiklerini kabul
edenlerdir: her iki ksm da doruyu dile getirir. O halde hayret nihai hakikatin zt-
lar kendinde birletirmesinden kaynaklanr. Bu durum byk lde Rabbini nasl
bildin? diye sorulduunda Eb Said el-Harrazm verdii ki zdd birletirmesiyle
bildim4 cevabna benzer. Ztlarm bir araya gelmesi bir hayrete yol aar. Fakat sz
konusu hayret, Harrazn ifadesinde bildim deyii gibi, bilginin ta kendisi olan bir
hayrettir. O halde burada dile getirilen hayret marifetten kaynaklanan bir hayrettir
(nk o hayretin kendisiyle deil, varlyla bulunma durumudur). Hayretin ko
numunu tespitten sonra Ibnl-Arabdeki tanmn yapabiliriz: Hayret tecellilerinin
srekliliine bakmak ve her tecellide5 kendisini tanmakla birlikte Allah bilmenin
dalgalarnda6 boulmaktr. te bu, aklc ve dini dncenin veya Allah bilme yo
lundaki her slkun vard son noktadr.7 Bu tanmdan hayret ile ilim arasndaki
fark da grebilmekteyiz. Buna gre bilen bilgisini kuatt gibi, hayret de sahibini
kuatr. O halde hayrete den ilim deryasnda boulan kimsedir. Fakat bu boul
ma,8 insan ilahi tecellilerin art arda geliini idrakten habersiz yapmaz.

Pek ok kiiyi saptrmlardr (Nuhun kavmi bilginlerden9 pek ok kimseyi sap


trmtr). Yani Biri bant ve ynlere sahip olmakla zikretmede onlar hayrete d
rmlerdir. Zalimlerin ise ancak dalaletleri artar." te bu Muhammedi hay-
rettir.10 Hz. Peygamber yle demitir: Benim endeki hayretimi artr." aran
kimse merkezin etrafnda dner ve hareketi dngseldir, dolaysyla bu hareketi s
reklidir. Ne bir eyden olmas anlamnda miti [-den] onun iin gereklidir ve ne de
bir sona varp bir eyde neticelenmek anlamnda il [-e] edat onun hakknda kul
lanlabilir. En tam varlk onundur, hikmet ve hakikatleri toplamak zellii [cevdmi-
ul-kelim vel-hikem] ona verilmitir. Gnahlar yznden suda bouldular (7 1 :2 5 ).
Bunlar Nuh kavmini srkleyen davranlardr. Bylece onlar Allah bilme derya
snda boulmulardr, ite bu hayrettir.11 (fuss, 7 2 -7 3 )

Hz. Peygamberin Rabbine hitap ederken endeki hayretimi artr12 dedii rivayet
edilmitir. Bunun sebebi Hz. Peygamberin suretlerin farkllamas nedeniyle tecelli

274
Hayret

ehli iin hayret makamnn stnln bilmesidir. (fthT, i:4 9 0 )

Allahn yaratan olduunu bildiini iddia edip de


Hayret etmeyenin hali bilgisizliine delildir

O halde hayret ehli delilleri inceleyip (akl ve vahiy delili) onlar tam aratrmann
kendilerini Allah hakknda aknlk ve acizlie ulatrd kimselerdir. Peygamber
veya Eb Bekir es-Sddk'tan yle aktarlmtr: Allahm! endeki hayretimi artr.
Hak kendisine dair ilmini artrdnda, bu ilim Hz. Peygamberin daha fazla hayrete
dmesine yol amaktayd, (ftht, 1:270-71)

Tecelliler hkmlerinin farkllamasyla art arda gelir (Ehlullahtan birisine). O a


hs hayrete der, fakat bu hayrette bir lezzet vardr. Bylece onlarn [Ehlullahn]
hayreti tecellilerin farkllamasyla delilleri inceleyen tartmaclarn [aklclar] hay
retinden daha gldr. Hz. Peygamberin endeki hayretimi artr" ifadesi tecelli
lerin srekliliini istemekten ibarettir. Hayret eden, kukusuz [Tanrya] ermitir.
(FTHT, 1:272)

eriatn getirdii bilgiyi tevil etseydik onu akla havale etmi olurduk. Bu durumda
akllarmza tapm ve Tanrnn varln varlmza dayandrm olurduk. Allah
kyas yoluyla idrak edilemez. Bylece ilahmz tenzihimiz bizi hayrete ulatrr.
nk btn yollar karmak hale gelmi, hayret ise er' ve akl dncenin vard
bir merkeze dnmtr. Baka bir ifadeyle akl hayrete ulatrd gibi, tecelli
de hayrete ulatrr. O halde ortada sadece aran vardr, hkm sahibi de sadece
hayrettir, (ftht, iv:1 9 7 -9 8 )

Hakk bilmek hayret olduu gibi halk [lem] bilmek de hayrettir. Sekinler hibir
zaman ilim elde etmeye almamlardr. Onlar ilahi fetih [alma] sayesinde ula
tklarn mahede etmilerdir. Bu da onlarn hayrete inanlarm ve onun hkmne
teslimiyetlerini artrmtr, (ftht, iv:2 7 )

Onun benzeri gibisi yoktur, o iiten ve grendir." Bu apak bir iyiliktir. Ben ona
Sen" derim. O da bana Sen der. Ben ona Ben derim. O da bana Hayr, ben
der. Bunun zerine ona Nedir bu durum? derim. Bunun zerine der ki: Grd
n gibi." Ben de derim ki: Hayretten baka bir ey grmyorum. Ne benden bir
ey meydana geliyor, ne sen beni erdiriyorsun. O da der ki: Seni erdirdim." Ben
de derim ki: Elimde bir ey yok ki!" O da yle karlk verir: te, erdirildiinin
almeti budur, sen de ona itimat et. (ftht, iv:1 23)

Bu son ifadeden hayretin sliklerin vard son mertebe oluunun nitelii ortaya
kar. Buna gre elde edilecek nihai ey ermek, fakat hayrete ermektir. te bu bnl-
Arabnin hidayeti hayret diye tanmlamasnn anlamdr:

275
Hayvan/Hayvaniyet

Hidayet insann hayrete3 ulamasdr, Bylece unu grr: in sonu hayret imi.
Hayret hareket ve tedirginlik demektir. Hareket hayattr. O halde ne sakinlik, ne
lm , ne varlk ve ne yokluk sz konusudur, ( fuss. 199:200)

N O TL A R :

1 Hayran kelimesinin hadiste gemesi hakknda bkz. Snen-i Tirmizi, c. VII, s. 127.
1 Bkz. D alal. Ayrca Osman Yahyamn lbnl-Arabtdeki hayret trleri hakkndaki deerlendirmesi iin
bkz. Mecelletl-Mark, s. 733. Sz konusu trler, cehalet hayreti ve marifet hayretidir.
3 Bkz. Hadis Dizini, no. 20.
4 Bkz. Hakim Tirmizi, Hatml-Evliya, s. 144.
s lk bakta hayretten anlalan ey, kendisinden bir dalaletin ortaya kt kavramdr. Fakat lbnl-
Arab hayreti ilmin olmay deil, ilmin okluu anlamnda tanmlamtr. Buna gre ilmi artan kimse,
hayrete der. Bu nedenle hayret yle tanmlanmtr: Hayret bilgi deryalarnda boulmaktr.
6 lbnl-Arab bir kitabnda hayrete mstakil bir bahis ayrr: Mehedul-Hayret bi-Tulu-i Necmil-Adem.
Burada Niffernin etkisini aka gzlemlemekteyizr. Bkz. Meahidu'l-Esrar, s. 60.
7 Hayreti daha iyi anlatmak iin mecaz yoluyla bir rnek verebiliriz: Ykseke bir yerden aaya bakt
mzda bamz dner. te hayret de ilahi tecellileri btn geniliklerine ramen aratrmaya alma
dan doan bir ba dnmesidir. Tecellinin genilii bilgidir, fakat o, yaratklar ba dnmesine yani hay
rete sevk eder. Bylece, Allah' bilen veya Hakk'm yzn her tecelliden tanyan kimsenin nihayetle u-
lat ey, bu ba dnmesi, yani hayret olur.
8 Gark [boulma] hakknda bkz. Paul Nviyann Lbnan Ansiklopedsine yazd istirak maddesi.
9 Bkz. Cami, erh-i Fussul-Hikem, c. I, s. 127.
Affnin hayret ve Muhammed kelimelerini belirgin bir ekilde ayrt etmediini, bunun yerine iki lafz
dan olumu bileik tek kelime saydn grmekteyiz (bkz. Afifi, Tlikat, c. II, s. 41). Dorusu, Kayseri,
Cami, Nabls gibi Fussul-Hikem yorumcularnn grlerini inceledikten sonra onlarn bu iki kelime
yi ayrdklarn grdk. Bkz. Cami, erh, c. I, s. 129. Nablsnin deerlendirmesi iin bkz. erh, c. I, s.
117; KayserInin ifadesi iin bkz. Kayseri, Matla, s. 96.
" Cminin bu metni yorumlay iin bkz. erh-i Fussu'l-Hikem, s. 129.
14 Hadis Dizini, no. 21.
13Sfiler marifet hayretinin artmasn istemilerdir. Halla da Arafatta vakfe ederken Allah hakkndaki
hayretinin artmasn istemitir. Bkz. Massignon, Passion, s. 266-67, Ibnul-Farzn ifadesi iin bkz. Divan,
s. 142; Feridddin Atar da Mantkut-Tayrda zel bir blm hayrete tahsis etmitir. Abdullah Ensri ise,
hayreti sliklerin menzilleri arasnda zikretmemitir.

H a y v a n / H a y v a n i y e t Ibnl-Arab hayvan ve hayvaniyet mertebesi [hayvanlk,


mutlak edilgenlik mertebesi] terimiyle bilinen ehvet zelliini kastetmez; kelimenin
tretildigi kaynak olan hayat zelliine gnderme yapar. bnl-Arab hayvanlk
mertebesinin ve onun art olan ilmin insan mertebesinden daha stn olduunu a-
klar.2 Bu dnce bnl-Arabinin hayvanlar anlamndaki behaim kelimesinin i-
limlerinin insana mphem kalmas gibi bir anlamdan geldiine dair gryle u-
yumludur.3

tdris mutlak bir hayvan olur. Bylece insan ve cinlerin dndaki her ey kendisine

276
Hayvan-nsan

alr. Bu durumda kendi hayvaniyetiyle tahakkuk etmi olduunu renir. Bunun


iki belirtisi vardr: Birincisi bu keiftir. Bylece ldris, kabrinde azap greni veya
nimetleneni4 grr. ly diri, susam konuan,5 ayaktakini yryen6 olarak grr.
kincisi ise susmak anlamndaki haresin. yle ki, grd eyi anlatmaya kalksa,
bunu beceremez. te bu durumda kii hayvaniyet [mutlak edilgenlik]7 mertebesine
ular, ( fuss, 186)

Bu makamn [Kutup] sahibinin nikah, Cennet ehlinin nikah gibi salt ehvet ama
ldr ve salt ehevi ama tayan hayvanlarn nikahnn yerini alr. Kukusuz insan
lar bu deerden habersiz kalmlar ve onu hayvani bir ehvet saymlar, nefislerini
ondan uzak tutmular, yine de onu en deerli isimle isimlendirmilerdir. Bu deerli
isim onlarn hayvani, yani hayvann zelliklerinden birisi deyileridir. Hayattan
[hayvan kelimesi hayat kelimesinden tremitir] daha deerli bir ey olabilir mi? Bu
yzden insanlarn onlar hakknda irkin diye inandklar ey vgnn kendisidir.
(FTUHAT, 11:574)

Hayvanlara gelince: Bizim onlardan baz pirlerimiz vardr, itimat ettiim eyhlerden
birisi atlardr, nk atn ibadeti pek gariptir. Ayrca ahin, kpek, kaplan, karnca
vb hayvanlar da vardr. Onlarn ibadetlerini kendi yaptklar gibi beceremedim. B
tn yapabildiim belirli bir vakitte o ibadeti yerine getirebilmemdir. Halbuki onlar
srekli bu ibadeti yerine getirirler. Bununla birlikte onlar her an benim onlarn e-
fendisi olduuma da inanrlar, beni knarlar ve eletirirler, ( ruh , 147)

NOTLAR:

' tbnl-Arab bazen hayvaniyet terimini kullanr ve onunla eksiklik anlamndaki klasik yorumuyla kulla
nr. Bkz. el-FthtI-Mekkiyye, c. IV, s. 125.
2 6kz. H ayat.
3 Bkz. B eh lm e, H ayvan/H ayvanlyet.
4 Bkz. B a h im e, H ayvan/H ayvaniyet.
5 l her eye sirayet eden hayat sayesinde diri grlr, nitekim bunu lbnl-Arabde hayat bahsinde be
lirtmitik. Ayrca skin de konuandr. nk her ey, Allahn hamdini tespih etmektedir. O halde ses
siz bir ey yoktur, her ey konumaktadr.
6 (27:88) ayete telmih.
7 Bkz. Aftfnin hayvaniyet yorumu. Tlikat, s. 274; Fussul-Hikem, s. 192.

H a y v a n - n s a n Sadece lemin hakikatlerini ieren beer cinsinin her bireyi. Byle


ce o insan- kmilin tersine sadece lemin bir sureti olmutur. nsan- kmil ise, -
lemin hakikatlerinin toplamna Hakkn hakikatlerini de eklemi ve iki surete sahip
olmutur (lemin sureti ve Hakkn sureti). Hayvan-nsan hayvanlardan birisidir ve
insan- kmil karsndaki yeri de bir maymunun kendi karsndaki konumu gibi
dir.

277
Hayvan-nsan

Hayvan-insan insan- kmilin halifesidir. O lemin hakikatlerinin kendisinde top


land grnr surettir. nsan- kmil ise lemin hakikatlerine Hakkn hakikatleri
ni de ekleyen kimsedir. Bylece o halife olabilir, ( ftuhat, 111437)

nsan- kmil hkmde hayvan-insandan farkldr, nk hayvan-insan hayvann


rzkn yer; insan- kmil ise hem onu yer hem de fazlasyla rzklanr. nsan- kmi
lin hayvan-insann asla ulaamayaca Hak kaynakl bir rzk2 vardr. O da kendisiy
le gdaland ve hayvan-insan iin sz konusu olmayan dnce kaynakl ilimler,
keif ve sahih zevke dayanan ilimleridir, ( ftuh at , 111:357 )

Varlklar arasnda ortaya km en yetkin varlk, btn bilgi sahiplerine gre in


sandr; nk insan- kmil ilahi surete benzer yaratlmtr, hayvan insan ise byle
deildir, ( f th t , m 63)

nsanlk ve halifelik sayesinde insan tam olarak Tanr'nn suretine benzemitir. Her
insan halife deildir. nk hayvan-insan bize gre halife deildir. Halifelik de sa
dece erkeklere zg deildir. O halde biz kadn ve erkek kmillerden sz etmekte
yiz. (KLE, 46)

nsann d halk [yaratlm], ii Haktr. te bu istenilen insan- kmildir. Onun


dndakiler ise hayvan-insandr. nsn- kmil karsnda hayvan insan, hayvan-in
san karsndaki maymun gibidir, ( f th t , lll:296)

Hayvan-insan bir haeredir. Kemle erdiinde ise halifedir. Hayvan-insan ile halife
olan insan- kmili ayrt etmemizin nedeni "Ey insan! Seni kerim Rabbine kar k
krtan nedir? O seni yaratm, tesviye etmi, l ve itidal vermitir3 ayetidir. Bu
rada sz konusu olan insann tabi ve unsurlardan olumu yaratlnn yetkinlii
dir. Ardndan yle der: "Diledii bir surette seni terkip etmitir. Hak dilerse seni
yetkin bir biimde var eder, Bylece seni lemde halifesi yapar; veya hayvan sure
tinde meydana getirir ve bu durumda da insan denilenlere ait olabilecek ztnn ku
rucu zelliiyle birlikte bir hayvan o l u r s u n , ( f t h t , lli: 2 9 7 )

lbnl-Arab insann bir nsha veya suret olmas grnde, Arap dncesine lh-
van- safa kanalyla girmi kadim felsefelerden yararlanm, fakat yararland kay
na iki noktada amtr: 1) Beer trnn btn bireyleri srf insan olduklar iin
insanlk mertebesinden pay almada, baka bir ifadeyle insann varlnda barndrd
hakikatleri tamada denk deillerdir. bnl-Arab insanlar ayrt eder: Bu ba
lamda halife insan ve hayvan-insan vardr. Bu ayrm nceki felsefelerde bulunmayan
bir eydir; onlara gre her insan insanlk mertebesine ait niteliklerden yararlanr. 2)
Suret ve nsha terimlerinden sz eden felsefelere gre insan kk varlnda byk
lemin hakikatlerini toplamtr. O halde insan lemin nshas veya lemin sureti

2 78
Hazret

veya kk lemdir. lbnl-Arab bu mertebeye ulam insann hakikatine ilahi ha


kikatlerin toplamn da ekler. Bylece insan iki nsha olur: lemin nshas, Hakkm
nshas. Bu ekleme insan Hak ile lem arasndaki orta bir noktaya yerletirir. Bu
durum insann nsha ve suretten sz eden nceki felsefelerden edinebildii bir ey
deildir.4

NOTLAR:

' lnsan- kmil iki eyin suretidir: Hakkm ve lemin sureti. Bkz. N sh a, S u re t, Insan- Km il.
2 Bkz. Rzk.
3 Bkz. (82:6, 7, 8).
4 Bkz. B erza h , M uh tasar, ln san- K m il. Ayrca bkz. Voc. Tech. Et critiue de la philisophie, "microcosmos
macrocosme maddesi. lbnl-Arab'de hayvan-insan ve halife-insan hakknda geni bilgi iin bkz. el-
FthtI-Mekkiyye, c. III, s. 355, 372, 409; c. IV, s. 56,112,364, 398.

H azret Ha, dat ve ra "bir eyi getirmek", "bir eyin gelmesi ve grlmesi" demektir.
Kk tek olsa bile bundan uzak baka anlamlara da gelmitir. Hazret'r-racl, "ada
mn yok olmas" demektir, ( mucem )

H akka ve olua mensup her hakikat1 btn lemlerdeki mazharlaryla birlikte bir
hazret tekil eder ve sz konusu hakikatin hazreti denilir. Sz gelii kudret ilahi bir
hakikattir. Her lemdeki kudret ilahi kudretin mazhar ve tecellisi olmas bakmn
dan btn lemlerdeki mazharlar ona dner. te btn mazharlar ve tecellighlar
ile birlikte baka ilahi hakikatlerden ayrmas ynnden ilahi kudret bir hazret te
kil eder: kudret hazreti.

Allah yle buyurmutur: En gzel isimler Ona aittir (7:180). Bunlar ilahi hazret
lerden baka bir ey deillerdir. O halde Allahn gzel isimler diye dile getirdii i-
lahi hazretleri, hazret diye zikredelim ve bunlarn saysn yz ile snrlayalm.2 On
lardan birisi de ilahi hazrettir. O hazret Allah ismidir. lahi hazret btn hazretleri
kendinde toplar, ( f th t , iv : 196)

lahi hazretler, sayca neredeyse snrszdr, nk onlar nispetlerdir. Her ilahi isim,
bir hazrettir, Hakkm isimlerinin ise bir ksmn biliriz, bir ksmn bilmeyiz. Muh
ta olunan her ey, ilahi isimlerden birisidir.3 ( fth t , v:3is)

lemi gzellii nedeniyle seven, kukusuz Allah sevmitir. Hakkm lemin dnda
bir tecelligh yoktur. Burada bana peygamberlik mertebesinden tahsis edilmi ila-
hi-nebevi bir sr vardr. Bununla birlikte ben peygamber deilim, sadece vrisim.
(FTHT. IV:269)

279
Hazret

Hazret hakknda zikrettiimiz birinci tanmdan saylarnn snrsz olduu sonucu


kar, nk hakikatler snrszdr. Fakat bnl-Arab ilahi isimleri baz ana isimlere
dndrd gibi, ilahi mertebeleri de hepsini ieren ana mertebelere dndrr.

Kitabn Anasnda [btn mertebeleri ieren, kitabn anas] mml-cem mertebesi


bulunur: Hak beni o mertebeye [hazret] sokmutur, oraya girince hem onu ve hem
de zahiri ve btnn grdm. Hak kendisine ayrd bu kuatc hazretten gkte,
yerde, gk ve yer arasnda ve yerin altnda saysn sadece kendisinin bilebilecei
hazretler meydana getirmitir, ( ft ht , i:582)

Onun (Samed isminin tecellisinin) drt bin hazreti vardr. (mevakI, 159)

Her makam ya ilahidir veya Rahmanidir veya Rabbanidir.4 Bu hazretin dnda


baka bir ey olamaz. Bunlar btn mertebeleri ierir ve varlk onlarn zerinde d
ner, kitaplar onlarn vastasyla iner, miralar onlara ykselir. Bu mertebeye e-
gemen olan ilahi isim vardr: Allah, Rab ve Rahman, ( f t ht , i:i76)

Hazret zel bir ekilde bir araya gelmi, kendine zg nitelikleri ve ak bir sureti
olan yeni, birleik bir hakikat meydana getiren hakikatler toplamdr. Sz gelii ha
yal, belirli bir ekilde bir araya gelmi ve meydana getirdikleri eye ak ve nesnel
zellikler kazandrm tikel hakikatlerin toplamndan olumu bileik bir hakikattir.
te bu meydana gelen yeni hakikat, hayal hazreti diye isimlendirilir. bnl-Arab
birlik oluturmu hakikatler toplamna da hazret der.

nsan hazreti5 de ilahi hazret gibi, hatta onun ayns olarak mertebedir: mlk,
melekt ve cebert.6 Bu mertebelerden her birisi e ayrlr, Bylece hepsi dokuz
olur. Bu yzden Hakka ait dokuz hakikatten leme ait dokuz hakikate birtakm sr
lar ulat gibi lemin dokuz hakikatinden de Hakkn dokuz hakikatine birtakm
srlar ynelir. (FTHT, 1:54)

brahim oluna yle der: Ben ryamda kendimi seni boazlar grmekteyim"
(37:102). Uyku hayal hazretidir, bu nedenle brahim ryasn tbir etmemitir. Hal
buki hayal hazretindeki tecelli, sayesinde Hakkn o suret ile neyi kast ettiini ak
layan baka bir ilme muhtatr. Tbir grd suretten baka bir eye gemek de
mektir. Hayal mertebesi, tbiri gerektirir.7 ( fuss , 85-86)

Hak ve halk arasndaki her bant bir hazret8 meydana getirir; bunun anlam kulun
o hazrette sz konusu bant ynnden Hak ile beraber9 olmas demektir.

Allah kullarna belirli hazretlerinin var olduunu- bildirmitir; bu bildirmenin ne


deni kullarnn o hazretlere girmelerini ve onlar renmelerini dilemi olmasdr.
Allah kullarn sz konusu hazretlere muhta yapmtr. Bu hazretlerden birisi m

280
Heba

ahede hazreddir. Mahede hazreti tek bir hazret hepsini ierse de farkl mertebe
lere sahiptir. Bir dieri ise karlkl konuma hazreti, bir dieri iitme [semai, bir
dieri retme hazreddir. ( f th t , i:60i)

NOTLAR:
' Bkz. H ak ikat.
2 Her ilahi ismin bir mertebesi vardr. Mertebe, ilahi isim ve lemlerdeki tecellilerinden oluur. Bunlar
dan birkan rnek olarak zikredebiliriz: Hazretu'r-rabbiyyet, hazretur-rahmut, hazret'l-mlk, haz-
rett-takdis, hazrets-selm, hazretl-eman, hazret-ehadet, hazret'l-izzet vs (bunlarn says yz
tanedir) bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. IV, s. 198-226.
3 Burada ilahi hazretlerin ilahi isimler olduklarn, fakat nceki metinde olduu gibi, yz saysyla snrl
olmadklarn grmekteyiz, bkz. lahi sim.
4 Bkz. M akam .
5 Hakika-i insaniyye bir birlik oluturan hakikatlerden meydana gelmitir. Sz konusu birlik hazrettir.
6 Bkz. B y k le m -K k Alem .
Bylece Ibnl-Arab hayale bir mertebe tahsis eder. nk o, kendine zg nitelikleri olan bir lemdir.
bnl-Arablde hayal hakknda bkz. Fussul-Hikem, s. 85, 86, 99, 100, 123; el-Fthtl-Mekkiyye, c. III,
s. 198, 361, 364, 365, 509.
8 lbn'l-Arabde hazret terimi iin bkz. el-Fthtl-Mekkiyye, c. III, s. 37, 136, 234, 345, 364, 370; el-
Fthtl-Mekkiyye, c. IV, s. 306, 407; Risle-i la-Yeulu Aleyh, s. 3; lsra ila Makami'l-tsra, s. 53; lnad-
Devair, s .31; Menzilu'l-Ktub, s. 4: Mevakiu'n-Ncm, s. 20, 152 vd.; stlaha!, s. 297; Fussul-Hikem, c. II,
s. 29.
9 Nablsnin hazret yorumu iin bkz. Salatl-Kbra, s. 6

H e b a He, ba ve ille t harfi "toz" ve "tozun incelii" anlamna gelir. Heba, "topran
tozu" demektir. Gne nda grlen dalm ey, hebadr, (mucem )
s?

Heba szlk anlamyla iki yerde geer:


Varmz, onlarn yapt her ii etrafa salm zerrelere (hebaen mensura) evirmiizdir.
(25:26)

Heba iinde Allahn lemin suretlerini yaratt sonradan var olmu maddedir. He
ba, lemin cisimlerinin suretlerini kabul etmi karanlk cevher, filozoflarn (suretin
mukabilinde) madde diye isimlendirdikleri eydir. Heba, belirsiz mnlar kabul e-
dici bir cevher olan maddiliinde mevcut ve belirlenmi Klli Cisimden farkldr.
Heba, lemdeki cisimlerin suretlerinin maddesidir.

Allahn lemin cisimlerinin suretlerini kendisinde at Heba, Yeil Zmrdn et


kisine konu olmutur, ( f th t , i: 130)

Buharn benzedii yaratlm en yce ey, Allahn lemin suretlerini iinde yaratt

28i
Hecr

Hebadr. ( f t ht , c. i.78)

lemdeki yalnzln kayna, lemin doldurduu haladr [boluk]. Onu ilk doldu
ran Hebadr. Heba, halay kendi varlyla doldurmu karanlk cevherdir. Ardndan
Hak en-Nur ismiyle ona tecelli etmi, bu cevher onunla boyanm, karanlk-ki ka
ranlk yokluktur- kaybolmutur. Bylece Heba, varlk ile nitelenmi, boyand
nurla kendisini izhar etmitir, ( f t ht , i:i50)

Heba, suretlerde ekillenir, fakat kendisi deimez.

ekli kabul eden cisim, Hebadr. nk Heba, ekiller alr, her ekil kendisinde
zuhur eder. ekilde Hebadan bir para bulunmad gibi eklin ayns da deildir.
(FTHT, 11:433)

Hebaya en ok benzeye, kendisinde alm suretlerinden olsalar bile, su ve havadr


(FTHT, 1:5)

Heba, her sureti kabul etse de, heba olma zellii deimez. Bu suretler, Heba cev
herindeki mnlardr, ( f th t , IV:19)

Heba, Heyuladr, fakat Klli Cisim deildir.

Hebada -ki filozoflar madde derler- ztlarnn Klli Cisimde ortaya kndan n
ce keif sahibinin -Hebay mahede ettiinde- grd lemin suretlerinin ilmi
vardr, ( f t ht . i:i07)

Tabiat ve Heba, tek bir ana-babadan olma karde ve kz kardetir. Tabiat Hebay
nikahlam, aralarnda Klli Cisim meydana gelmitir. Klli Cisim, zuhur eden ilk
cisimdir. Bylece Tabiat baba olmutur, nk tesir ona aittir; Heba ise anne1 ol
mutur. (FTHT, c . 1,140)

N O T LA R :

' tbnl-Arabde Heba iin bkz. el-RUultI-Mehhiyye, c. I, s. 8, 121; c. II, s. 433; c. III, s. 420, 444; Uhle,
s- 56. 59-

H e c r Heciretuhu, hicretuhu, "alkanl, durumu ve deti" demektir. Tehzib, insann


szn, gidiatn ve durumunu dzeltmesidir. Cevheri: Hecir, fesk kalbndadr, "al
kanlk ve gidiat" demektir, ( u s a n )
SP"

Hecr sadece dille deil, i ve kalp diliyle oka yaplmas gereken zikirdir.

Hecir, kulun yerine getirmesi gereken herhangi bir zikirdir. Her zikrin kendine z
g bir neticesi vardr, ( f th t , iv:88)

282
Her Nefeste Yaratma

Hecr, srekli ve oka zikir yapmaktr, ( f t ht , v:9i)

Hecrin insana yegne faydas, sahibine fetih vermesidir. Fetih nasip olmam he-
cir sahibi grdnde, bil ki, o d dilinin i diline uygun hareket etmedii zikrin
sahibidir. Bu kimse, hecr ehli derken kast ettiimiz kimse deildir, ( f t ht . iv :1 27)

H e r N e f e s t e Y a r a t m a (H a lk M e a l-e n fa s) Yeniden yaratma.

H e r e y bkz. le m in T o p la m

H e r e y d e n n c e G e l e n R a h m e t Her eyden nce gelen rahmet (rahmet-i sa


bka), dilsel kklerini Rahmetim gazabm1gemitir anlamndaki kutsi bir hadiste
bulur. lbnl-Arab bu rahmeti yaratklar iinde insanla snrlar. Bu snrlamay ise
bu rahmet ile her eyi kuatan imtinan rahmeti2 [iyilik, ihsan] arasnda bir ayrma
giderek gerekletirir.

Allahn rahmeti, ancak insan trnde gazabm gemitir. Dier yaratklar ise rah
metin gazab gemesi ynnden deil, her eyi kuatmas ynnden rahmete konu
olurlar. Bu yzden sadece insanda her eyi kuatan rahmet ve gazab gemi rahmet
bulunur. Bylece rahmet iki adan insan talep eder: nsann dndaki yaratklar
iin ise rahmetin byle bir hkm yoktur, ( ft ht , 11:565)

NOTLAR:
1 Bkz. Hadis Dizini, no. 25.
2 Bkz. Ih san R ahm eti.

H e r e y i l e S l k E d e n bkz. S l i k

Her e y in H z i n e s i (Hakkn hzineleri [ h a z a in u l-H a h ] ) Her eyin hzinesi


(h a z a in -i k lli ey ) varlk veya bilgi dzeyinde veya herhangi bir dzeydeki her trl
yardm ve ban kayna demektir. nk terimde geen her kelimesi snrlama ve
daraltma, ey ise umumilik ve genellik ifade eder.

Allah her eyin hzinesinin kendi katnda bulunduuna kullarnn dikkatlerini


ekmitir.1 Hazineler snrlanmay, snrlanma ise daraltmay gerektirir. Ardndan
da hzineleri ancak belirli bir lye gre indireceini aklamtr (15:21). ( f t ht ,
lll: 3 6 5 )

Arapada kelimenin oulu olarak hazain yerine hizane-i kll ey deyimini kullan
mamtr. Bu, bir adan kelimeyi oul zikreden Kuran- Kerimn lafzyla uyum

283
Her eyin Ruhu

luyken, te yandan hakikatlerin farklln ve imkn hallerinde birbirlerinden ayrl


ve kopularn pekitirir (Bkz. H e r e y in H a z n e s i)

NOTLAR:

' (15:21) ayete telmih.

H e r e y i n R u h u Her eyin ruhu ( ruhul-kl) teriminin aklamasna ve tikel ruh


larla ilikisine derinlemesine girmeyeceiz. Zten lbnl-Arab ncesinde slam felse
fesi bu konuyla derinden ilgilenmitir. Ibnl-Arabnin felsefi sisteminde her eyin
ruhu (ruhul-kl) Nefes-i Rahmn! ile eanlamldr:

Tesviye edilmi, mutedil-unsr tabiattan olan cisimlere flenmi tikel ruhlar,


Hakka izafe edilmi Kl Ruhan meydana gelirler. Bu nedenle Allah ruhlar cisim
lerden nce yarattn bildirmi, baka bir ifadeyle ruhlar takdir elmi ve belirle
mitir. Her cisim ve suretin kendisini idare eden ve bu Ruhul-Klde mevcut bir
ruhu vardr. te sz konusu Ruh, Nefes-i Rahmndir. ( f th t , i:456)

Bkz. N e f e s -i R a h m a n i.'

NOTLAR:

1 lbn'l-Arabde ruhul-kl deyimi iin bkz. el-Ftuhtl-Mekkiyye, c. III, s. 12, 346, 461, 516; c. II, s. 394;
Tecelliyat, s. 25; Tercman'l-Evak, s. 49.

H e v a bkz. H u b

H e y b e t v e n s He, ya ve ba "yceltme" ve "korku" anlamna gelen bir mastardr.


Habehu, yehabuhu ve heybet "bir eyi korkutmak" anlamna gelir. Raculun heyyub,
"korku veren kimse"dir. Teheyyeyt e-eye "onu korkuttum" demektir, ( mucem )

S?"
Heybet ve ns, slikin korku ve mit (birinci aama) ve daralma ve almadan (ikin
ci aama) sonra ulat seyr-i slk makamlarndan iki ift kavramdr.1 Heybet,, kal
bin ilahi mertebenin cemlinin cell tecellisinden bulduu eydir. ns ise varl ve
imknlar ns terimini incelerken ele aldmz bir tartma konusudur. ns, kalbin
ceml tecellisinden kaynaklanan halidir. Heybet ve ns, dnya ve ahirette insana e
lik eden iki haldir, nk ilahi tecelli, dnya ve ahirette, sreklidir. Heybet, kalbin
halidir.

Heybet Tanrnn cemlinin cell tecellisinin yol at kalbin halidir. Bir insann
Heybet ilahi mertebenin zti niteliidir dediini iittiinde, bunun doru bir d

284
Heybet ve ns

nce olmadm bilmelisin. Heybet, cemlin cellinin tecellisinde, ilahi mertebenin


tesiridir. Heybet, tecelliye mazhar olann kalbinde bulduu bir azamettir. Heybet,
fazlalatnda kulun halini ve zelliini siler, hakikatini ise silemez, ( f t h t , i:54o)

Heybetin azamet, azametin ise azamet verenin haline dnk olduunu renmi
sen, onun kalbin hali olduunu renmisindir demektir. Bu hal, varla ait bir
haldir, ( f th t , i:54o)

Cell, kalplere heybet ve tazim duygusunu veren ilahi bir niteliktir, ( f th t , 11:541)

ns kalbin halidir:

Sfilere gre ns, Hak tarafndan kuluna dnk olarak genilemenin gerekleme
sini salayan eydir. Bu genileme hali, bazen bir perdeden, bazen ise keiften ola
bilir. ns, kalbin ceml tecellisinden kaynaklanan bir halidir. Dolaysyla ns, sofi
lerin ounluuna gre, ceml tecellisinden kaynaklanr. Bu durum, sfilerin bu
bahiste yaptklar eitli srmelerden birisidir, ( f th t , ll:54o)

Heybet meclisinin sahibinin zellii onun huzurudur:

Heybet arball meydana getirdii iin (heybet sahibinin bezenmesi gereken -


zellikler olarak) herhangi bir eye ynelmemesi, srrn mahede edilenle ilgilen
mesi gerekir. Bunun yan sra kalbin dncelerden, akim fikirlerden, d uzuvlarn
hareketlerden korunmas; gzel ile irkini ayrt etmemek, kulaklarnn gzele ev
rilmesi, gzleri yere dorultmak, i gzn kararmam olmas, himmetin toplanma
s ve insann tevazu sahibi olmas gerekir. Bast hali heybet sahibine marklk ver
memelidir. Tanr, belirli bir ynden kendisiyle konutuu gibi, belirli bir yn ile s
nrl olarak onunla oturmusa, kulann snrl yne doru evrilmesi gerekir. a
yet kii kendisine snrszl veren baka bir hakikat nedeniyle kulan serbest b
rakrsa, kukusuz ki edebe aykr davranmtr. Byle bir insan, heybet meclisinde
olmad gibi, heybet veya fena [beeri zellikleri silinmi] sahibi de deildir. Fakat
o huzur ve bilin sahibidir.2 ( f th t , m, 105)

Heybet ve ns, dnya ve ahirette sreklidir:

Tasavvufi makamlarn bir ksm, insann hem dnyada ve hem de ahirette nitelen
mesi gereken makamlardr; rnek olarak mahede, cell, ceml, ns, heybet ve
bast gibi makamlar verebiliriz, ( f th t , bs, 98)

n o tlar:

Kueyri Risale'de yle der (s. 213 (eviride s. 187): Heybet ve ns kabz ve havftan stn bir haldir. Kabz
da havftan stn bir mertebe, bast da recann stnde bir derecedir. Heybet kabzdan daha yksek, ns
ise basttan daha yetkindir. Heybet ve ns stn haller olsalar bile, hakikat ehli onlar eksik sayar. n-

285
Heyula Cevheri

k onlar kulun deimesi anlamm tarlar. Temkin ehli, halleri deimekten korunmu kimselerdir.
Onlar, Hakkn varlnda silinmilerdir. Artk ne heybetleri ne nsleri, ne ilimleri ne de hisleri vardr."
2 bnl-Arab burada Kueyri'den farkl dnr, Kueyri yle der: Heybetin hakk gaybettir. Her hey
bet sahibi gaiptir. Heybet sahipleri gaybet halindeki farkllklarna gre farkl derecelerde bulunurlar.
nsn hakk, gerek anlamda ayklktr. Her ns sahibi ayktr. Onlar da, 'urb halindeki farkllklarna
gre ayklkta farkl derecelerde bulunurlar (Risale, s. 213).

H e y u l a C e v h e r i Heba.

Byk dairenin ortasndaki daire Heyula cevheri, o da Hebdr. ( f th t , l:42o)

H z r [Terim in kk harfleri olan] h, d a tv e ra tek kkt r ve kendisine baka an lam lar


yklen m itir. Hadra [yeil] bilinen bir renktir. Hadra gktr, nitekim yere de gubra de
nilir. Beyazn zdd olan btn renkler siyah snfnda yer alr, bylece ahdar ve hudr
[yeil] diye isim lendirilir. Bir grup, renkleri siyah olduu iin byle isim lendirilm itir. Ben
beni tanyanlarn en yeiliyim . Ben saf A rabm dem ek istenilm itir, nk A ra p la r es
m erdir. ( m u c e m )

s?
H-D-R kk iki anlamda yer almtr: Yeil renk. Bu anlamda kelime kuruluk ve lmn kart olan ha
yat ifade iin kullanlmtr.

ince ve kaln ipeklerden yeil elbiseler [siyaben hudrin] giyecekler. (18:31)


Ryamda yedi zayf inein yemekte olduu yedi semiz inek ve yedi yeil (hudf) baakla yedi
kuru baak gryorum. (12:43)

[Ayn kkten gelen] Hzr insan ismidir. Kuran- Kerim isim vermeden kullarmzdan birisi diye ona iaret
etmitir. O Allahn lednni ilmi rettii kulu temsil eder; Musa Peygamberden de sz konusu lednni
ilimleri renmede kendisine uymasn istemitir:

Musa kullarmzdan bir gen buldu. Ona biz katmzdan bir rahmet vermitik ve kendi katmz
dan ona bir ilim retmitik. Musa ona yle der: Sana retilen ilimden bana da retmen
artyla sana tbi olabilir miyim? (18:65-66)
Ardndan gelen ayetler (Kehf suresi 65-82) Hzr ve Musa arasndaki hadiseyi anlatr.

s?"
Hzr bnl-Arabnin dncesinin temel bir nitelii olan zt kavram iftlerinde
simgesel bir anlam tar. Bu balamda bnl-Arab Hzr llyasm kart sayar, bi
rincisi ile bast, kincisi ile ise kabz hali ifade edilir. bnl-Arabnin kart iki isim
saymasna yol aan Hzr ve tlyas arasndaki ilikiye k tutabilsek bile, Hzr ve bast

286
Hicab

[alma] ile llyas ve kabz arasndaki iliki hakknda g bela bir tahmin yapabiliriz.
Hzr ve llyas bnl-Arabye gre tek zellik birletirir: hayat. nk Ilyas - k i o
Idristir- Allah yksek bir mertebeye ykseltmitir. O halihazrda canldr. Hzr da
bu srekli hayattan nasiplenir. te yandan sahibu z-zaman [zamann sahibi] veya
Kutup, sonucunu nefislerinde kabz veya bast hali olarak bulduklar, birtakm tecelli
lerle sliklere veya mminlere yardm eder (bu iki sonu iki ismin gereidir: Cell
ve Ceml). Kutup bu yardm iki yoldan ulatrr: llyas ve Hzr. Birincisi kabz, kin
cisi bast haliyle ilgilidir. Hzr ve bast, llyas ve kabz arasnda ilikinin sebebini 1b-
nl-Arabnin metinlerinde bulamyoruz. Bu durum bizi birtakm tahminlere sevk
eder. Bu tahminlerde peygamber biyografilerinin ve kitaplarnn betimledikleri ze
re, sz konusu ilikinin tohumlarnn tlyasm ve Hzrn psikolojik tabiatlarnda
bulmaktayz veya bu basit ilikinin kayna, yazarken ya da sylerken iki ismin, yani
Hzr ve llyas isimlerinin nefse verdii ilhamlardr'.

Gavs nedir? Zamann Teki ve sahibidir. Kutup bazen verdiklerini llyas vastasyla
verir. Dersen ki: llyas nedir? Deriz ki: Kabzdan ibarettir. Bazen Kutup verdiklerini
Hzr eliyle verir. Dersen ki: Hzr nedir? Deriz ki: Hzr basttan ibarettir, ( f t h t ,
11:131)

dris, lbnl-Arabnin veli olmalar ynnden veliler ile peygamberlere ayrd b


tn ilmin simgesidir. Btn ilmi veya hakikat ilmi, baka bir ifadeyle nbvvet ilmi
nin [zahir ilmi] tersine velayet ilmidir. Bu balamda velayet ve nbvvet ilmine -
deyim yerindeyse- iki ahsa, yani veli ve nebiye ait iki ayr ilim olarak bakmak ge
rekmez. Bunlar bir tek ahsn iki ilmidir: peygamber. Bu iki ilim iki adan, bir yan
dan peygamber, te yandan veli olmas ynnden peygambere aittir.

H i c a b Ha, dm ve ba tek kktr ve "men etmek", "engellemek" demektir, ( mucem )

S?

Hicab engel ve mani eklindeki szlk anlamn Kuranda korur. Bu balamda lafz-maddi engel anla
mnda:
Onlardan bir meta talep ettiinizde, bir perdenin ardndan isteyiniz. (33:53)
Bizim ile senin aranda bir engel vardr, sen de yap, biz de yapacaz. (41:5)

Mecazi anlamda:
Allah bir perde [hicab] ardndan olmakszn hi kimse ile konumamtr. (42:51)
Hayr! Onlar o gn Rablerinden perdeli [hicab] olacklardr. (83:15)

287
Hicab

Hicab' lbnu 1-Arabnin etkin-olumlu tavryla ele alnncaya kadar sfilerin ekindik
leri ve gzlerinden rak tuttuklar olumsuzlukla2 dolu bir terim olagelmitir. bn'l-
Arab ile birlikte perde, perdelenene ulatran bir kap ve yol haline gelmitir. Bu
yzden perdelenmie ancak perdeden ulalabilir. O halde perde engelleyen deil
kavuturan bir ayrcdr.3 Fakat nedir bu perde? Neye perdedir? Doal olarak
bnl-Arab ve dier sfiler sadece ilahi zta ulamaya alrlar, dolaysyla gayeleri
Haktr. Bylece onlarn ilahi zt dorudan grmelerinin yolunda duran her ey
perdedir. O halde hicab ayran ve Hakka ulatran her eydir. Bu tanm btn varlk
dzlemlerinde her eit oluu ve yarat ierir. O halde perde Varln vehelerin
den birisi haline gelen [varln iki yn: Hak-halk] halktr [lem, masiva].4 Ibnl-
Arabde hicab taayynn ta kendisidir.

Sen (mmkn) kendinden Hakk tanrsn, bakasndan Onu tanyamazsn. nk


sen en yakn hicabsn [perdel. Bir rt ve perde olmanla da Hakk snrlarsn. u
halde senin Hakk bu mertebede bilmen Onu bilmekten aciz kalnn aynsdr.
yle de denilebilir: Onu bilmeyiinin [cehalet] aynsdr. Burada cehalet ile Hakka
dair bilginin olmayn kast etmekteyiz, insann dndakiler ise insana nispetle da
ha uzak perdedir, ( ftuhat, i:597 )

Bir devirde Gavs ve Kutup diye isimlendirilen tek kii vardr. Kutup Hakkn kendi
siyle btn yaratklarndan ayr kald kimsedir. Sz konusu kul btn zamanlar
da Allahn ayndr, kendi dneminde Hak ondan bakasna bakmaz. O en stn
perdedir (hicab- al). ( ftht , 11555)

Birinci metinde mmknn hakikati5 en yakn perdedir, baka bir ifadeyle Allahn
bilgisine ulatran en kestirme yoldur. Verdiimiz bu anlam lbnl-Arabnin cmle
sindeki sebeplilik bantsndan ortaya kar: Sen, kendinden Hakk' tanrsn, baka
sndan O nu tanyamazsn. nk sen en yakn perdesin. Bilmenin sebebi perde ise,
bu durumda perde bilgiye ulatran bir yola dnr. tbnl-Arabnin ikinci metni
ne gelince: Burada perde en st noktaya kar. En st nokta bir mekn deil, merte
be bildirir. u halde en stn perde Gavs ve Kutuptur.6 bnl-Arab Kutba perde
diyorsa, sadece bu bile terimin mertebesini gstermek iin yeterlidir. nk Kutup
kendi dnemindeki en st rtbeli insan- kmildir ve ancak yksek diye nitelenebi
lir. O halde lbnl-Arabde hicab, yani perde terimi mahrumiyet, engel, kesmek,
uzaklk, eksiklik gibi eski anlamlarn srdrmez. Zikredilen iki metin hicabn bil
giye ulatran bir yol ve delil oluunun yan sra, Ztn bir taayyn7 oluunu da a-
klar. nk mmknn hakikati ve Kutup gerekte Ztn taayynlerindendir.
Ayrca bnl-Arab hicabn [perde] bizzat talep edilen bir eye nasl dntn

288
Hicab

yle aklar:

Hicab [perde] rahmet; delil ise perdeleri yakmaktr.8 Perde ceza; kesin kant ise
perdeyle kapnn ardndakine ulamak deil, dereke [kat, mertebe]9 mensuplarna
gelen eydir.10 Kap ardnda bulunan ulalamaz ise, katnda konaklamak ve yer
lemek mmkn deilse byledir. Bu durumda kap istenilen olur, (f t h t , I V :3 4 2 )

Bu ekilde perde Ibnl-Arabide, yani her trl terim iftlerinin sonuta yetkin bir
lik oluturmak iin birletii bir dnce sisteminde insan gayesine ulatrmaktan
engelleyen bir ey deildir; bu birlemeyle perde maksat, kap talep edilen haline ge
lir. nk perde delil ve yol demektir. Fakat burada nemli bir yn ortaya kar:
Perdeler slikin ap, ardnda perdenin bulunmad makama ulat bir yn veya
sayyla snrl deillerdir. nk perdeli perdeden ayrlmaz ki, daha yakn veya yk
sek bir perdeye ulaabilsin.11 Hak yaratlma perde olmakszn asla tecelli etmez, in
san ile Hak arasndaki son perde insann kendi varldr.

Hak kendisini karanlk -onlar doal cisimlerdir- ve nurani -onlar latif nrlardr-
perdelerle nitelemitir. lem ise younluk ve latiflik arasnda bulunur ve o bizzat
kendisine perdedir. u halde lem Hakk, Hakkm kendisini idrak ettii gibi idrak
edemez. Dolaysyla kendisine muhta olmakla, Yaratanmdan ayr olduunu bil
mekle birlikte, asla ortadan kalkmayan bir perde iindedir.12 ( f u s s , 5 4 )

NOTLAR:

1 Tehanevnin sfilerde hicab yorumlay iin bkz. Keaf, c. II, s. 276.


2 Ferid Cebr, Mcem-i Gazali'de, Gazlnin hicab ve oulu hucub terimlerini ele almtr. A.g.y., s. 58. Ga-
zlnin bu konudaki bir metni iin bkz. Kitdb- Mirac- Slikin, s. 101; ayrca bkz. Mikatl-Envar, s. 42.
Ruzbihan Bakli ise, hicab grnde lbnl-Arab'ye yaklar. Bkz. Histoire de la philosophie Eney. De la
peiade, c. 3,1100.
3 Perdeye dair bu pozitif bak, baz tmamiyye frkalaryla birlikte ortaya km (Nusayriyyeye gre per
de, bir eyi ortaya karmak demektir), Flallac da ismin perdesi grnde onlardan yararlanmtr.
Massignon, La passion, c. 3 183. Niffer ise, safilerin perde grlerindeki donukluktan, hatta pozitiflik
ten grme hakkndaki derin bir analize varmtr. Sz konusu grmenin tanm, keif ve perdedir. yle
der: Cehalet grmenin perdesi; bilgi, grmenin perdesidir. Ben zuhur edenim, perde yoktur; ben bt
nm, keif yok. Bana denildi ki: Perdeyi bilen kimse, kefi de renmi demektir (Mevkf, s. 29).
4 Abdurrahman Cmi Tercme-i Levaih isimli kitabnda (s. 12) yle der: Hakikat birliinin yzndeki en
byk perde, taayyn ve snrlanmalardr.
5 Hicaba dair bu pozitif bak, nefsin konumundaki bir elikiyi de giderir: Nefs, Nefsini bilen Rabbini
bilir hadisine gre, Allahn bilinmesinde bir yol iken, te yandan Allah bilmenin nndeki perdedir.
nk nefs dorudan ve nesnel olarak idraki engeller.
6 B kz. Kutup.
7 Bkz. Ayn- Sbite/A 'yn - S b lte .
8 Allahn yetmi nurani perdesi vardr..." hadisine telmih.
9 M n a f k l a r C e h e n n e m i n e n a l t t a b a k a s n d a d r l a r (4 :1 4 5 ) a y e t i n e t e l m i h .

289
H id a y e t D a la le t i

lbn'l-Arab'de her mevcut Hakka perde olmaktan, iinden Hakkn mertebesine girilen bir kapya d
nr. nk her mevcut Hakkn bir tecellisi ve taayyndr. Bylece de, perde olsa bile, Hakka ula
trma imknn kendinde tar. Bkz. Risle-i Tenkhu'l-Hcum, s. 30.
Perdeler tek mertebede deillerdir; ulv perdeler olduu gibi, sfli perdeler de vardr. Sfli perdeler,
nefs, tabiat ve ehvet perdeleridir. Ulvi perdeler ise, taayynler, bilgi ve sevgi gibi eylerdir. Bkz. bnl-
Arab, el-Fthtl-Mekkiyye, c. III, s. 308; Ris!e-i Gavsiyye, s. 79.
,2Metinin yorumu iin bkz. Nabls, erh-i Cevhirin-Nusus Ji-Hallil-Fusus, s. 44.

H i d a y e t D a l a l e t i vlm Hayret. Ayrca bkz. Hayret

H i d a y e t Y o l u bkz. Srat- M stakim

H i m m e t Hemme bi'-eyi, yehummu hemmerr, "bir eye niyet etmek, istemek ve


onu yapmaya azmetmek"tir. Saleb'e "O onu arzulam (hemmet bihi), ayet Rabbinin
kesin delilini grmemi olsayd, o da onu arzulayacakt" (12:24) ayetinin anlam sorul
mu ve yle cevap vermitir: Zleyha srarl bir ekilde gnaha niyetlenmi {hemmet),
Yusuf da gnaha niyetlenmi (hemme), fakat srar etmemi ve onu ilememitir. ki
himmet arasnda fark vardr. Bu ayet hakknda Eb Ubeyde de yle demitir: "Burada
ncelemek ve telemek vardr. yle ki: Zleyha ona niyetlenmi, Rabbinin kesin delili
ni grmemi olsayd, Yusuf da ona niyetlenecekti." "Ulaamadklar eylere niyetlendi
ler (hemme)" (9:74) ayeti hakknda ise yle denilmitir: Bir grup Efendimiz Hz. Mu-
hammed'e bir seferde tuzak kurmak istemi, Allah ise onlar isim isim kendisine bildir
mitir. Hem, insann nefsinde niyetlendii eydir. Ehemmeni haze'l-emr, 'bu i beni d
ndrd' demektir. Himmet ye hemmet, yapmaya niyetlenilen eydir. Himmeti byk
veya himmeti dk veya uzak himmetli dersin. (Us a n )
S?"

Hem isim olarak Kuran'da gemez, hemme [niyet etti], hemmet (kadn) ve hemmu (oul) gibi, fiil kalp
larnda yer alr.

S?"
Himmet, insanda etkin eylem ve yapabilme gcdr, bu gcn iki kayna vardr:
birincisi yaratl, kincisi ise eitim ve kazanmadr. bnl-Arab ncesinde himmetin
kaynaklarna dikkat eken kimse grmedik, o ise hem istidada ve hem de terbiyeye
hakkn vermitir. Himmetin yaratltaki varl, bir imkndr, bu nedenle himmetin
kulda yetkinlemesi, ilgileri zaviyesinden ve sevginin etkisi sayesinde imknlarnn
almasdr.
Kuvvet olarak himmet:

290
Himmet

Lut Peygamberin ayet benim size kar kuvvetim olsayd (i:8o) ifadesinde geen
kuvvet, etkin himmet demektir, ( f th t , iv:53)

Hareket ettirme gc olarak: lbn'l-Arab! harflerin harekelerinden sz ederken


dorusal hareketten bahseder. Dorusal hareketle, himmeti zellikle Hak ynne'
tahrik eden her harf kastedilmitir. Yatay hareket ise himmeti leme ve onun srlar
na doru tahrik eden her harftir ( f th t , bs, 683). Himmetin iki kayna vardr:

Himmetin kuldaki varl, iki trldr ve iki mertebesi vardr: kulun yaratlnda
ve doasnda bulunan himmet ve yokken kul adna gerekleen himmet. nsan
himmeti nefsinde bulduunda, onu diledii eylere yneltir, rnek olarak beikte
sann konumas ve Meryemin himmetini verebiliriz. Btn bu durumlarda him
met, bize gre sebeplerdir: Allah onlar sebebiyle deil, onlar vesilesiyle eyleri yara
tr.2 (MEVAK, 84)

Gayret himmeti yetkinletirir. Gayret ve nsan:

Kukusuz Hz. Peygamber himmetlerin tesirinde ykselie Kesin inanmay renin,


nk ben de sizinle birlikte3 renmekteyim" ifadesiyle iaret etmitir. Hz. Isann
su zerinde yrd sylendiinde yle demitir: ayet inancnn kesinlii art-
sayd, havada da yrrd.4 ( bulga , 80)

Gayret ve Ak:

Elif ve lam bir araya geldiinde her birisine bir meyil elik etmitir. Meyil, istek ve
ama demektir ve ancak istekli bir hareketten kaynaklanr. Bylece lam bu balam
da eli/ten daha gl olmutur. nk onun sevgisi daha oktur. Bu yzden onun
himmeti, varlk itibariyle yetkin, fiil olarak daha tamdr. Elif, sevgisi az olandr, bu
nedenle himmeti lama daha az iliir ve bylece de onun gereksinimlerini karlaya
maz. Btn bunlar (elif ve lamn birbirlerine meyletmesi), sevgi ortaya kartr.
Sevgide drstlk, sevilene ynelii salar, doru yneli ise sevilenin sevene ka
vumasn salar, ( f th t , bs, 618)

Burada himmetin aslnda insandaki iliebilen bir g (herhangi bir eye ynelmemi
genel bir g) olduu ortaya kar. Bu gcn iliebilirlik zelliinden ise terbiye ve
gayretin ondaki ilevi ve de imknlarnn almasn salayan ynlendirebilirlik im
kn ortaya kar. bnl-Arabnin metinlerinden himmetin yneldii eyleri belirle
yen bir kavram ortaya kar ki, bu kavram insan iradesidir, insan, zikredilen metin
lerde, himmeti ynlendiren ve onu kontrol eden bir varlktr. u halde irade, him
meti konularna ynlendirmektir. Bu balamda iradenin mrit kelimesiyle ilikisi,
buna bal olarak da himmet sayesinde fiil makamna ulamada slkun ilevi de
Himmet

bellidir. Geen ifadelerden himmetin konularnn nemi ortaya kmtr. nk


bunlar ncelikle himmetin farkllamas, kincisi himmetlerin ykselmesi, ncs
birbiri ardnca bu konularn ortadan kalkmas, drdnc olarak da himmetler ze
rinde hkm sahibi olmada esastr. Himmet bir gtr, bu nedenle sahibinin irade
sine bal olarak ilgi alanlarnn farkllamasyla farkllar. Buna gre himmet sahibi
himmetini dnyaya balarsa, mlkler edinir; ibadete balarsa, makamlar elde eder;
Allaha balarsa, btn ilgileri der ve hepsi bir himmet haline gelir. Ayn ey -
etkin olduunda- himmetin gc iin geerlidir. Bununla birlikte, lafzn tanmlary
la snrl kalmamak gerekir; aksi halde himmet bir gtr ifadesinden onun sahi
binde etkisi olmayan olumsuz niteleme olduu zannedilebilir. nk insann yarat
lna yerletirilmi olmas ynnden himmet, gl olduunda insanda etkindir.
Gl himmet -yaratltaki- sahibini zorlu ilere ynelmeye ve ykselmeye sevk
eder. Nitekim irade de sahibinde etkin olur. u halde, yaratltaki iki kaynak ara
snda bir etkileimin bulunmas gerekir. Birinci kaynak, insann himmetinin kapasi
tesinde, kincisi irade ve slkta ortaya kar.

Himmetlerin farkllamas, arzulanan eylerin farkllamasna baldr, nk him


metler arzulanan eylere baldr. Arzulanan eyler olmasayd, himmet kesilirdi;
himmetler olmasayd, ameller geersiz hale gelirdi, ( bulga , is )

Muaviye yle demitir: Hedeflerinizi yksek ilere yneltiniz. nk iler yksek


tir. Ben bile, ehli olmadm halde, hilafete niyetlendim [himmet etim]." ( bulga , 29)

Himmetler konulan itibariyle dk deil yksek iseler, kendileri de ykselir; ayet


geici deil de kararl olurlarsa, mutluluk salarlar. Himmet iliir, yani sevgiden do
an bir hareketle bir g olarak konusuna ynelir; sz konusu hareketi sayesinde de
ulviye ynelmesi bakmndan kendisi de ykselir. Himmetin yneliinde, kendisi
nin, dolaysyla sahibinin de ykselmesini salayan bir hareket vardr. Bu yzden
himmet sahibini tar. O ykselir, sahibi de ykselir. u halde, himmet ve erme ira
desi arasnda diyalektik bir iliki vardr.5
Himmetler ile Ykselmek:

Onun himmeti zirvelerin yamalarna ykselmiti, ( kutub , 19)

Bu makamlar nasl aamaz ki? Bu makama ulama kerametler nasl tahsis edilmez
ki? Bu ahsn himmeti senin buramdr [binek]. Burak salam bir eve uradnda,
onu yarp geer, ( kutub , 3)

lbnl-Arab Tercmanu'l-Evakla, tayan her eyi himmet diye ifade eder, nk


himmet kulu tar ve ynlendirir.

292
Himmet

Himmetler, binekler diye ifade edilmitir, ( tercm an , 68)

Nefsimin hemmi: Burada himmetler kastedilir, nk onlar kalbin derinliinden


meydana gelirler, ( tercm an , 69)

Ays diye ifade edilmi himmetleri onlar nereye gtrm ve nerede eitmitir.
( tercm an , 71)

Himmetlerin ykselmesi, himmetin yneldii bilgilerin artndaki dorudan sebep


tir. Her bilgi, ykseli ve slk aamalarnn herhangi birisinde, himmete temas e-
der.

Sfiler himmeti "kalbi kuruntudan arndrmak anlamnda kullandklar gibi, m


ridin ilk doruluu (irade himmeti) karlnda da kullanrlar. Himmet kelimesinin
oulu himemi ise ilhamn duruluu iin kullanmlardr (hakikat himmeti). Byle-
ce, himmet mertebedir demilerdir: ikaz himmeti, irade himmeti ve hakikat
himmeti, ( f th t , i:526)

imdi de, sfilere gre himmetin snf hakkmdaki metinlerini aktaracaz. kaz
himmeti:

kaz himmeti kuruntulara kar kalbin uyank hale gelmesidir; sz konusu kurun
tular imknsz olabilecei gibi, mmkn eyler de olabilir. Himmet, kalbi kurun
tulardan arndrr. O, kalbi kuruntunun mahiyetine baktrr. Bu inceleme kuruntu
dan vazgemesini salarsa vazgeer; srar etmesi gereini verirse, azim gsterir, ( f
t h t , ll:526)

rade himmeti:

rade himmeti, mridin ilk doruluk halidir. Buna gre irade himmeti [niyeti topla
mak anlamndaki] cem-i himmet halinden ibarettir. Bylece mridin baka bir gayesi
kalmaz. nk nefs, bir noktada odaklatmda lemin cisimleri ve hallerinde tesir
eder, hibir ey kendisine kar gelemez, ( f th t , i:526)

Himmetini Rabbi zerinde toplayan kii rahmete mazhar olur. nk Rabbi, g


nahlar balayan ve rahmeti de her eyi kuatan yegne kimsedir, (ftht, i:526)

Hakikat himmeti:

Hakikat himmeti, ilhamn duruluuyla birlikte, cem-i himmet halinden ibarettir ve


Allah ehli byk eyhlerin himmetleridir. Onlar, himmetlerini Allah zerinde top
layp, okluktan kaarak ve okluu birletirmek veya tevhidi talep ederek, konu
sunun birlii nedeniyle onlar birletirenlerdir. ( f th t , ll:527)

Himmet yksekliinin doal bir sonucu olarak ilgiler ortadan kalkar, hatta himmet

293
Himmet

iin Hakkm dnda herhangi bir konu kalmaz; himmetler tek himmete dnrler.
te bu aamada tezahr eden ak dilinden idrak ettiimiz ey budur. Sz konusu
aama, himmetin srd son aamadr ve fenadan nceki ikilii vurgular. Bu aa
mada birlik makamnda bulunduklar iin, fiil ve tesir himmet sayesinde ortaya
kar. Himmet insandaki btn! bir g olarak, ancak konularyla gerekleebilir, do
laysyla ortaya k, taalluk dzleminde mmkndr. Ahmet Ziyaddin Gm-
haneviden aktardmz metin bunu pekitirir: Himmetin tarikata yeni katlan kim
selerdeki grnm, velayet derecesine ulam kimselerdeki grnmnden, bu da
hakikatlere ulam kimselerdeki grnmnden farkldr. Bu farklln kayna ise
grdmz gibi, konunun farkllamasdr. Himmetin, bir g olmas itibariyle bir
fiili vardr ve her insanda mevcuttur. Himmetin fiili her eylemde aktr. Sfiler, bir
g olarak himmetten yararlanp, onun eylemini d dzlemden (yani himmetin in
san vastasyla ve onun asndan duyulur eylere tesir etmesi) i dzleme (insan an
cak sebepler vastasyla yaplabilecek eyleri himmet sayesinde yapar) tamaktan
fazla bir yapmamlardr. Bu aktarmay gerekletirdiklerinde, himmet sfilere gre
fiilin sahip olduu btn bilgi ve varlk boyutlaryla tesir ve eylem arac olarak orta
ya kmtr. Bylece himmet, keramet ve harikulade boyutunu kazanmtr.
Himmetin fiili:

nsann bedeniyle veya grnr bir sebep vastasyla ulaabildii her eye peygam
ber veya veli himmetiyle ular. Sadece bu kadar deil, insann takatini aan eylere
de himmet gcyle ulalr. ( m evak , 83)

Himmetin tesiri:

Sultana de ki: Bu bir himmettir, meyve veren aaca tesir etmitir. Peki, mazlum bir
toplumun himmetleri zalimlerin kkn kurutmada ne kadar etkin olur! (BULGA, 69)

(Fakirlerin annesi ems) dedi ki:


-Ebul-Hasen b. Kaytunun yarn gelmesini temenni ettim, ona yaznz.
Bunun zerine Eb Muhammed (eyh Abdullah el-Mervezi) yle dedi:
-Mektup yazmak herkesin kr!
Yal kadn kendisine dedi ki:
-Peki sen ne yaparsn?
yle yant vermi:
-Himmetimle onu ynlendiririm.
Bunun zerine dedi ki: Allahn izniyle yarn bize ulamas iin zaman fikrini hare
kete geirmitir (himmetin uzaktan insan dncesine etkisi), ( kuds , 101)

Himmet sayesinde fiil=cem' makam:

294
Himmet

Himme sahibi, muhakkiklere gre mutlaka fiil sahibidir. Bu, sfilerin pay ve ma
kamdr. (FTHT, BS, 619)

insan, vehim gcyle ancak hayal gcnde var olabilen eyleri yaratr. Bu, yaygn
durumdur. Arif ise himmet gcyle, dta varl olan eyi yaratr.6 Fakat himmeti
yaratt eyi korumaya devam eder.7 ( fuss, 88)

Himmet toplanmken etkin olabilir; sz konusu toplanmlk, sahibine himmetin


yneldiinden bakasna ynelme imkn vermez, ( fuss, 129)

Himmet ile fiil=Harf ile fiil:

Bu fiil aklda canlanan harf vastasyla gerekleir. Bu harf, konu hakknda bilgisi
olmayan baz kimselerce himmet, doruluk diye ifade edilmitir. Halbuki dorusu
byle deildir. Himmet akla getirilen harf iin bir ruh olsa bile, akla getirilen eklin
ayns deildir. Bu mertebe, lafzl ve rakamsal btn harfleri ierir, ( f th t , s ,

174)

Muhakkiklerden kn [ol] kelimesinin hakikatini bilen, kukusuz sevi ilmi


renmitir. Himmeti vasasyla var olanlardan bir ey yaratan, bu ilme sahip deil
dir. ( f th t , S, 48)

Bu kii aklnda canlandrabilmek iin, harflerin zelliklerini de bilir; bylece tesir


lerini grr. Harf vastasyla bir ey yapmak, himmet vastasyla yapmak gibidir.
(FTHT, 1:191)

O halde harf vastasyla fiil, harfi telaffuz edenin himmetini gerektirmez. Himmetin
hak ettii doruluk vb isimler buradan gelir. nk fiilin nedeni onlardr. Bu nok
tada himmet, sfilerde bir bilgi arac olarak ortaya kar:

Halvete sarl! Himmeti Rahman Allaha bala ki, ren, (ftht, bs, 6 2 2 )

Dediimizi anlayamaz
Himmet sahibi olandan bakas, ( fuss , 122)

Halvette Allah ile beraberken ve onun sayesinde -ihsanlan yce ve ltf byk ol
sun- yeryzndeki btn kelam bilginlerinin habersiz olduu bilgiler alr. Ayn
hale sahip olmayan akl ve delil sahipleri, o bilgilerden habersizdir. nk onlar
dncenin tesindedirler. ( ft ht , bs , 65)

Veli sradan insanlarn uyank ve uykuda alglad eyleri alglamada peygamberle


ortaktr. Yolumuzun mensuplar, bu makam veliler iin var saymlardr ve bunu
belirtmilerdir. Sz edilen ey, himmet vastasyla fiil ve Allahn dnda yaratlm
bir retmen olmakszn renmektir, (ftht, i:150)

295
Himmet

Bu bilginin (Abdaln makamlar hakkmdaki bilgi) nereden renildiinin bilinmesi


kefe baldr. Sen de halvet, zikir ve himmet vastasyla onu aratr, (ftht. bs,
643 )

Himmet ile fiiUharikulade:

Kerametler derken, himmet gcnden ortaya kan eyleri kastetmekteyim, (ft


ht, S, 3 8 3 )

Bu menzilin kutbu, himmetinin dnda harikulade ilerin zerinde gzkt her


velidir. Bu veliler, himmetleri vastasyla harikulade olaylarn kt kimselere gre
peygamberlie daha yakn olurlar, (ftht, s, 3 8 3 )

Geen tanm ve metinlerden himmetin sfinin yararland bir tesir ve fiil vastas
olduu ortaya kmtr. Buna gre sfi mevcuttur, diler ve yapar. Bu, Allah'a gidi
inde talep ettii gayeyle, baka bir ifadeyle egosunu yok etmek ve seimi brakmak
amacyla eliir. Bundan u sonu kar: Himmet vastasyla fiil ve bilgi diyalektik bir
iliki iindedir; birisi eksildiinde dieri artar. Bu i, himmetle ilenen fiilin gc
nn kemline ve marifetin tesiriyle fiilde iradenin terkine ulancaya kadar srer.

Birisi yle sorabilir: Onu (Lut peygamberi) etkin himmetten ah koyan neydi? Et
kin himmet peygamberlerin takipisi slklerde bulunduuna gre, onlar buna sa
hip olmada daha ncelikli deiller midir? Deriz ki: Haklsn, fakat baka bir bilgi
de eksiin var: Marifet himmete tasarruf imkn brakmaz. nsann marifeti artt
nda, himmet vastasyla tasarrufu eksilir. (fuss, 1 2 7 )

Bizler tasarrufu zariflik olsun diye terk etmedik. Lut bakasn tercih yoluyla tasar
rufu terk etmitir; biz ise marifetin yetkinlii nedeniyle terk etmiizdir. nk ma
rifet, irade ederek tasarrufu gerekli klmaz. Arif lemde himmet ile tasarruf ederse,
bunun nedeni, kendi iradesi deil, ilahi bir emir ve zorlamadr, (fuss, i 2 9 )

Himmet harekete geiren bir g olarak uygulannda ilevinin nne kan engel
lerle karlar. Btn bu engeller, himmetin gcnde bulunan zayflklarda snrl
dr, zayflklarn kayna ise acizlii hissetmektir. Buna gre himmet sahibi acizlik
hissettiinde, himmeti zayflar.

Himmetin hastalna yol aan sebeplerden korunmak gerekir. Bu sebeplerin en


nemlisi, tarikata yeni katlm insanlarn, sona ulam insanlarn hallerine bakma
s ve onlarn halleriyle kendilerini deerlendirmeleridir. Bunun sonucunda ise ileri
zorlar ve bu yoldan uzaklarlar. Bylece himmetleri zayflar, (bulga, 4 6 )

Himmet hakkmdaki incelememizin sonunda himmetin her grupta eitli isimlerle


mevcut olduuna dikkat ekmek gerekir. Bu isimlerin kayna ise himmetin fiildeki

296
Himmetlerin Yardmcs

zelliidir. Kelamclarda himmet ihlas, sfilerde huzur, ariflerde ise himmettir. 1b-
n'l-Arab ise onu ilahi inayet diye isimlendirmeyi tercih eder. Belki de bu isimlen
dirmenin kayna, himmetin imknlarnn ilahi bir inayet olarak, yaratln aslnda
bulunmasdr.

Bir insann amin demesi, gerek gayb mertebesinde meleklerin amin demesine mu
vafk gelebilir. Fakihlerin geneli insann amin demesiyle meleklerinin amin deyileri
arasndaki uyumu ihlas, sfiler huzur, muhakkikler ise himmet diye isimlendirir.
Biz ve bizim gibiler ise inayet diye isimlendiririz, ( f t h t, bs, 494)

nsan vastasyla varla zg bu ilahi tesirlerin -farkl mertebelerine gre- kaynak


lar nefs kuvvetleridir. Sfiler onlar himmet, baz kimseler ise doruluk diye isim
lendirir. Bu balamda falan himmetini bir ie yneltti ve o ey gerekleti veya fa
lanca bir ite doru hareket etti ve bu i onun adna oldu denilir. ( m evak , 83)

O ahslarn dorulukta derin izleri vardr. Onlar himmet8 vastasyla ldrrler.


Himmet d o r u lu k demektir, ( f t h t, 111: 3 9 2 )

NOTLAR:
1 nsan kelime sayan bir dncede, harfler insan hakknda sylenen eylerin kendileriyle rttg
simgelere dnr. Bu nedenle bnl-Arab'nin harfler hakkmdaki metinlerini insan hakknda sylen
mi ifadeler kabul edebiliriz. Bu balamda himmetini harekete getiren harf grmekteyiz veya insan
sz konusu olduunda, insan himmetini harekete geirir." Himmeti ve onunla ilgili terimleri inceler
ken bizim ele alacamz veya bizzat kendisini ortaya atan soru udur: Himmet mi insan hareket ettirir.
Yoksa insan m himmetini hareket geirir? Bu sorunun cevab terim hakkmdaki aklamayla ortaya
kacaktr.
J Himmetin fiili vardr. Bunu ileride inceleyeceiz.
3 Bkz. Hadis Dizini, no. 44.
4 Bkz. Hadis Dizini, no. 45.
s Gmhanevi himmetin bidayet ve nihayet makamlar arasnda nasl ykseldiini betimler. Burada,
himmet ile irade arasndaki diyalektik ilikiyi anlamaya yardmc olacak bir cmlesini aktaracaz, yle
der: "Himmet: nsann her eyiyle Hakka ynelmesi demektir" (yedi satr eksik). Bkz. Camil-Usl, s.
37
6 Himmet darda var olan eyleri yaratabilir. Bu onu harikuladelerin nc tr olan sihirden ayrt e-
den zelliktir. Bkz. K era m et.
7 Metnin yorumu iin bkz. Aff, Tlikal, c. II, s. 78.
8 Himmet hakknda bkz. Tsl, ei-Lma, s. 425; Gazl, Eyyuhe'l-Veted, s. 42; Gazl, Medhalus-Slk, s. 425;
Gazali, Srnl-Alemeyn, s. 42; Necmeddin Kbra, Fevaihul-Ceml, s. 13; lbn Farz, Divan, s. 171.

H im m e t le r in Y a r d m c s Himmetlerin yardmcs (mmiddu'l-himem), insan-


kmilin ilevsel isimlerinden birisidir. Ayrca bkz. I n s a n - K m il. Ayrca bkz. Fu-
ssul-Hikem, s. 47, 65, 66; Anka-i Murib, s. 51; el-Ftht-Mekkiyye, c. IV, s. 66;
Inad-Devair, s. 19.

297
Hizane

H i z a n e H, ze ve nun tek kkt r ve "bir eyi ko rum ak" d em ektir. "Paray sakladm "
anlam nd a hazint ed-dirheme denilir. "Srr saklad m " anlam nda hazint es-srre deni
lir. ( mucem )

59"

H-Z-N kk Kuran'da belirtilen szlk anlamyla geer:


Gkten bir su indirdik de sizi onunla suladk. Onu saklayan [hazin] siz deilsiniz. (15:22)

oul olarak hazine anlamnda:


[Yusuf] dedi ki: Beni lke hzineleri [hazain] zerine memur et. (12:55)

Hizane oul olarak Hakkn zenginliine iaret etmek zere Allaha izfe edilerek zikredilir:
Ben size Allah'n hzineleri yanmdadr demiyorum. (11:31)

Bir eyin hizanesi o eyin meydana geldii asl demektir:


Her eyin hzinesi [as//] bizim katmzdadr.' (15:21)

59"

bnl-Arab! hizane kelimesini sahiplik ve mlkiyet anlamnda kullanr. nsann sa


hip olduu kymetli mal ve mcevher onun mlknde saklanmtr; gerekte sahip
ise Allahtr. Yaratklarn sahip olduklar her ey, Allahn hzinesidir.

Hakkn katnda bulunan hazineler iki ksmdr: bir ksm saklanan mevcut hzine
lerdir. Bu ksma rnek olarak herhangi bir insann elindeki cariye veya kleyi vere
biliriz. Bu rnekte insan sz konusu eylerin sahibi, onlar da saklanan eylerdir; her
ikisi de Allah katnda bulunur. nk btn eya Allahn mlkdr. Sz gelii Ah
met, Mehmetin elindeki eyde Allaha muhta olur. Allah da Mehmetin kalbine e-
lindeki mal Ahmete vermesini ilham eder; o da mal verir. te bu gibi bir ey, Al
lahn katndaki hzinelerdendir. Btn lem bu anlamda bir ksm dier bir ksm
nn hzinesi, ayn zamanda saklanan eyin kendisidir. lem saklanan eyin hzi
nesi, saklanan eyin bir hzineden dierine getii yerdir. Muhtalk bir hzineden
baka bir hzineyedir. Her ey Allahn mlknde ve katindadr, ( f t h t , IV:295)

bnl-Arab pozitif teorisinden ieriksiz bir anlama sahip (saklama yeri) hzineye,
onun sakinliini ve donukluunu ilgin bir dinamizme eviren bir anlam yklemi
tir. Bu, herhangi bir dnrn nadiren yararlanabildii, belki sadece bnl-Arab-
ye zg bir yetenektir. nk bir dnrn deti, analizi kolaylaabilsin diye di
namik olgular donuklatrmakken, Ibnl-Arab durgun her eyi hareketlendirir.
bn'l-Arabde deyim yerindeyse vastasyla durgun her eyin canland bir yaam
oca vardr.2 Bu balamda hizane iinde eyann sakland bir mahal olmak yerine

298
Hizane

eyann sudur ettii imkn, varlk ve ilim elde ettii bir asl haline gelir. lemdeki
her ey veya her hakikat ztna braklm hakikat ve kuvvetler iin bir koruyucu
[hizane] haline gelmitir.

Eyann hzineleri -saklandklar yerlerdir- kendi imknlardr. (FTHT, iii :193)

Hakkm hzineleri onun ilmi, sakladklar ise bizleriz. ( f t h t, iv . 108)

Her eyin hzineleri Onun katindadr. Bir ey sakladyla birlikte hazine olabilir.
Eya Allah katnda sabitlik hallerinde saklanmtr. Allah onlar yaratmak istediin
de, bu hzinelerden onlar indirir ve ol diye emreder. Bylece onlar varlk kisvesi
giyerler ve dta varlklar ortaya kar, ( f t h t , IV:293)

nsanda toplanm hakikatler lemde dank halde bulunur. Hak lemin her yann
dan onlar arr ve onlar da toplanr. Bunlarn bir araya gelmesinden ise insan
meydana gelir. Bylece insan onlarn koruyucusu [hizane] olur. lemin yz insa
nn bu koruyuculuuna evrilmitir, ( f t h t , i:390)

nsan ltfn ta kendisi olduuna gre sen bir hzinesin. lem ilahi ltuflarn hzi
nesidir, dolaysyla Hakkn ltuflar bizde saklanmtr. Hak bizim iin bir mekn
deildir, biz Onun iin bir meknz. Bu yzden bizim varlklarmz Onun zuhur
etmesi iin mekndr, ( f t h t , i:74)

De ki: ster Allah deyin, ister Rahman, hangisiyle dua ederseniz edin en gzel isim
ler Ona aittir (1 7 :1 1 0 ). Biz sadece tek ilaha dua ederiz. Farkl isim, hakikat ve an
lamlar Ona aittir. Bu isimler daima kendisine aittir ve onlar ilahi hzinelerdir. E
yann sakland bu imknlar da o isimlerde g iz lid i r , ( f t h t , HI:193)

Toplantlarda veya eserlerimde sz ettiimiz her ey Kuran ve onun hzinelerinin


mertebesindendir [hazret]. Bana onu anlamann ve ondan yardm almann anahtar
verilmitir, ( ftht, i:334)

tbnl-Arabye gre var olan her eyin kendisinde braklm kuvvetler iin bir ko
ruyucu hale geldiini ortaya koyan metinlere gelince, bu konuda IbnT-Arabnin
hazainul-hccet, yani delil hazinelerinden sz ettii tek bir metnini aktarmakla yeti
neceiz. Bunun yan sra konuyla ilgili ba vurulmas uygun kaynaklara ynlendire
ceiz. Bu noktada hizane tamlamalarnn zenginliinden iaret ettiimiz eyin boyut
lar ortaya kar.3

Delil hzineleri gizli sz anlamndaki kelm ile ilgilidir. rnek olarak Kuran- Ke-
rimi verebiliriz. Kuran- Kerim bir kelm delilidir. De ki: O surenin bir benzerini
getiriniz" (2 :2 3 ). Kuran delil hzinelerinden gelmitir, ( h a t m , 323)

299
Hub

1 Ayetin yorumu iin bkz. Kd Beyzv, E n va r, c. I, s. 268; Hakk'n hzineleri gerekte onun kudretine
konu olan eylerdir. Bir gre gre, yeryzndeki hzineleri Allah bilenlerin kalpleridir ( L e t a i j 'l -

Ia ra t, c. III, s. 266).
2 lbnl-Arabnin lemi hareketli, dinamik ve canl bir lemdir, donuk eyler ve hayvanlar da dahil ol
mak zere, ondaki her ey hareket eder, yrr.
3 Bkz. bnl-Arab, K it b - T e r a c im , 26; e l - F t h t l - M e k k i y y e , c. II, s. 252; e l - F t h t l - M e k k i y y e , c. II, s.
252; e l - F t h t ' l - M e k k iy y e , c . III, s. 360, 434; e l - F t h t l - M e k k iy y e , c. IV:s. 108, 166, 295; F u s s u 'l - H i k e m ,

s. 50; M e a h id u 'l- E s r a r , s. 51.

H u b Ha ve ba kktr: birincisi "sebat ve l zu m ", kincisi "to hu m ve e kird e k", -


ncs ise "ksaln nitelii"dir. Lzm a gelince: "sevm ek" ve "m u h ab b e t" d em ektir,
ehabbehu iza lezimehu "lazm olduunda onu sevdi" anlam nd an t retilm itir (m u -
c e m ). nsanlar sevgi ve m uhabbeti ok deiik ekillerde anlatm lar ve onun dildeki
kaynand an sz etm ilerdir. Bu balam da baz insanlar "hub [sevgi] saf dostluun
ism idir" dem ilerdir; nk A rap lar beyaz ve parlak dilere hebeb'l-esnan 'tem iz di
ler' derler. Baka bir gre gre, hub, "suyun tam as" anlam nd aki hibab'l-ma de
yim inden t retilm itir. Baka bir gre gre ise habbe [to h u m ] kelim esinin oulu
hab'dan t retilm itir. Kalbin habbe'si kendisine dayand eydir, bylece hub, m ahal
linin ismiyle isim lendirilm itir (K u eyri, Risale, s. 144).

S?"

Kuran insann Tanny zel bir anlamda sevebileceini ve bu sevginin nedeninin sadece ulhiyet merte
besi olduunu belirtir. Kuran ulhiyetin dnda insanlar Tanry sevmeye davet edebilecek baka bir
sebebe iaret etmemitir.

nsanlardan bazlar Allahtan baka dostlar edinirler ve onlar Allah sever gibi severler. (2:165)

Allahn insan sevmesine gelince: a) nsann bu sevgiyi hak etmesini salayan bir sebebe iaret etmek
sizin zikredilir, b) nsan bir zelliiyle bu sevgiyi hak etmitir, c) Peygambere uyduu iin bu sevgiyi hak
etmitir. Birinci duruma u ayetleri rnek verebiliriz:
Allah bir kavim getirir. O onlar, onlar da Allah severler. Onlar mminlere kar pek alak g
nlldrler. (5:54)
nsann Tanr tarafndan sevilmesini salayan zellikleri sekizdir:2

ihsanda bulununuz, Allah hsan sahiplerini sever. (2:195)


Allah ok tvbe edenleri sever. (2:222)
Allah temizlenenleri sever. (2:222)
Takva sahiplerini sever. (376,9:4, 97)
Sabredenleri sever. (3:146)

300
Hub

Tevekkl edenleri sever. (3:159)


Adil olanlar sever. (5:42,49:9)
Temizlenenleri sever. (9:108)
Saf halinde kendi yolunda cihat edenleri sever. (61:4)

nsann Peygambere uyarak Tanrnn sevgisini hak etmesine ise u ayeti rnek verebiliriz:
De ki: Allah seviyorsanz, bana uyun; Allah da sizi sevsin. (3:30)

Hub [sevgi] iradenin zel3 bir tarzdr ve bulunmayan bir eye ynelebilir. Seven bu
ilimeyle sevilenin zelliine intikal eder.4 Sevgi btn hal ve makamlara sirayet e-
der; nk esasta sevgi vardr.

Sevgi iradenin zel bir yneliidir5ve ancak o esnada bulunmayan bir eye iliebilir.
nk sevilen gerekte yoktur. Kuranda ne gzel sylenmitir: O onlar sever,
onlar da Onu sever (5:54). Burada sevgi nc ahs zamiriyle ve fiil de gelecek
zaman kipiyle gelmitir. O halde sevginin konusu ancak nc ahs ve bulunma
yan bir ey olabilir. Grnmeyen her ey greceli olarak yoktur. ( f T h T, 11:327)

Gerek ak sevdiinin zelliine intikal edendir,6 sevdiini kendi mertebesine in


diren deildir.7 ( f t h t , i:596)

Allah lemi sevgiden8 meydana getirmitir. O halde sevgi btn hallere ve makam
lara, dolaysyla btn ilere elik eder.9 ( f t h t , iv :104)

Birletirme eilimiyle dncesini ssleyen Ibnl-Arabnin burada da heva, hub,


vd, ak10 gibi terimleri tek tabiatl bir duyguda birletirdiini grmekteyiz. Bunlar
zellikleri itibariyle farkllar, bu nedenle isimleri deiir.

Hevann11 iki tarz olduu sylenmitir: Birincisi onun kalbe dmesidir. Bu hevanm
kalpte bilinmezlikten grnrde ortaya kmasdr. Yldz dt [kayd] anlamnda
Heve en-Necm denilir. Kelimenin fiili heva-yehvi [sevdi-sever] eklindedir. Bundan
isim ise hev ve hevei-hevdr [hevann hevas]. Bu isim dmek anlamndaki
hevdan tretilmi gemi zaman fiilidir. kinci hev ise eriat hkmyle birlikte
var olduunda sz konusu olabilir. Bu hkm Allahn Davud (a.s.) Peygambere
ynelik nsanlar arasnda dorulukla hkm ver ve hevna uyma (3 8 :2 6 ) ayetinde
dile getirilmitir. Ayette kastedilen arzuna uyma demektir. Burada hev insann ar
zusu anlamndadr.12 Hub13 [sevgi] hevanm baka eylerden kopup sadece Allaha
ynelmesidir. Bu yzden hev Hak uruna olduunda ve baka ortak katlmadn
da, armml ve duruluu nedeniyle hub diye isimlendirilir.14 Ayn ekilde yara
tklardaki sevgi de Hakkm mertebesine iliip baka ortaklarla ilikisinden kurtul

301
Hub

duunda hub diye isimlendirilir. Nitekim Allah man edenler ise en ok Allah se
verler [hub] (2 :1 6 5 ) buyurmutur. Ak sevgide arlk, baka bir ifadeyle ar sevgi
demektir. Buna gre sevgi [hub] insan btnyle kuatp, sahibini sevdiinden ba
ka her eye kar kr yaptnda ve bu hakikat bedeninin btn paralarna, kuv
vetlerine ve ruhuna ilediinde kann damar ve ette akmas gibi aktnda btn ek
lemlerini titrettiinde, varlyla birletiinde, beden ve ruh olarak btn paralar
n sardnda ve artk o kiide baka bir eyi sdracak bir nokta kalmadnda, ite
bu durumda sevgi ak diye isimlendirilir.5 Vd6 sevginin [hub] veya arzunun veya
akn herhangi bir zelliinin sreklilii demektir. Sevgi trlerinden birisine sahip
olan kii o halde diren gsterip hibir hali deimedii ve sevgisinin hkmn gi
dermediinde, bu tr sevgi vd diye isimlendirilir. "Rahman onlar iin bir vd kla
caktr ( i 9 :9 6 ). Yani onlar adna Allah katnda sevgide sebat ve diren yaratacaktr.
Sevginin pek ok hali vardr; rnek olarak evk, garam [tutku], heyam [kendinden
geme], he!/ [dknlk], beka [alamak], hzn, kebed [yorgunluk], zebul [bitkin
lik], inkisar [krklk] vb'7 durumlar verebiliriz, ( f t u h a t , i:335, 337)

Hub [sevgi] ilahi bir makamdr: Hak kendisini onunla nitelemi ve Vedd diye i-
simlendirmitir. Bu makamn drt ad vardr: hub; vd, aaka kelimesinden tretil
mi ak ve hev. ( f T h t , 11:323)

Bylece muhabbetin veya hakikatinin tek bir duygu olduu ortaya kar; bu duygu
tavrdan tavra geer ve ykselir. Ykseldii her merhalede bir isim alr: hub, heva,
ak, vd, garam, heyam vb. bnl-Arab sevgiyi insann varlnn ierdii btn a-
amalarda sevdiine varmaya alt beeri bir ifade olarak da incelemitir. Bu ba
lamda ilahi sevgi,18 ruhani sevgi, tabi! sevgi ve maddi sevgiden sz edilebilir. bnl-
Arab ada terimleriyle hmanist felsefeler dzlemine varmamtr, ancak yine de
balang noktasn saptamada onlara katlr: insan. Bu yzden insan onun dnce
lerinin merkezi ve odadr. Bununla birlikte onun zihn dnyasnda ada felsefe
lerdeki formundan farkldr.

lahi sevgi Allahn bizi sevmesidir. Bizim Allah sevmemize de bazen ilahi ismi ve
rilmitir. Ruhani sevgi kiinin sevdiini honut edecek ilere kotuu sevgidir; sev
dii karsnda artk hibir kiisel gayesi veya iradesi kalmaz, o zel olarak ken
disinden beklenilen haldedir. Tabi sevgi ise, sevilen bundan memnun olsun veya
olmasn, sayesinde btn gayelere ulamann beklendii sevgidir, ( f t h t, i:327)

Tabi sevgi iki trldr: tabi ve unsuri [maddi].19 ( f t h t , 11:3 3 4 )

Aratrmaclar sfilerin manzum veya nesir yazlm duygusal eserlerindeki sevgileri


nin konusu karsnda genellikle tereddde derler: Acaba sfilerin szn ettikleri

302
Hub

ey, ima ve simgelerin [Hind, Esma] ardndaki gerekten de ilahi sevgi midir? Bu
simgelerin onlarn sevgilerindeki pay nedir?20 tbnl-Arab bu belirsiz konuda ol
duka zengin bir malzemedir. Onun divan Tercmanl-Evak, bizzat kendisinin
erh etmesine yol aacak derecede soyut ifadelerden daha fazlasn ierir. Sz konu
su erhte tbnl-Arab eserindeki duyusal eleri ilahi mertebeyle balantlandrma-
ya zen gstermitir. Bu divan ve erhine bakmak ilahi mertebe ile onun simgeleri
arasndaki ayrmn boyutunu renmek iin yeterlidir ve bu bak Ibnl-Arabnin
keskin zeksn belirli bir ereveye yerletirir, tbnl-Arabinin sz konusu divann
dan kadnn payn nesnel olarak btnyle dlayanlayz. Byle bir davran bizi
bnl-Arabnin ilahi sevgi konusundaki teorisinde bir ksr dngye drr.21 Ona
gre gerek varlk birdir ve o da Haktr. Bu lemde grlen btn yaratklar simge,
tecellighlar ve tam perdelerdir. O halde bnl-Arab bir remizler ve simgeler le
minde yaar. Bu yzden her neye zlem duysa, o gerekte bir simge ve Hakka per
dedir. Hak ise simge perdesi ardndan gerek sevilendir. Bu simgeler aralarnda
farkllar, nk gsterdikleri eye, yani Hakka dellet gleri farkl farkldr, ite
kadn bu noktada ortaya kar, nk kadn btn simgeler arasnda sliki Hakk
en yetkin tarzda mahedeye sevk edebilen yegne simgedir. Ayn ekilde kadn b
nl-Arabnin kendisini ycelttii ve ona ibadet ettii Mutlak Gzelliin [Ceml-i
Mutlak] yansd tecellighlardan birisi olarak grnr. O halde kadn dorudan
ehvet mahalli deil, aksine o bu kapsayc gzelliin bir simgesi, deyim yerindeyse
Hakka ulatran bir yoldur.22 Bu yzden kadna sevginin ve duygularn ynlendiril
mesi gerekte kadn vastasyla kendisine iaret edilen Hakka yneliktir. O halde s-
nrl-duyulur gzellik mutlak gzellik zerinde ak bir kapdr; simgeyle snrlan
mayan kimse onu dile getirir.

O (Allah) seven herkese sevilen her eyde grnr. Btn lem seven ve sevilen
dir.23 lemde Allahtan bakasna ibadet edilmedii gibi, btn sevgiler de Allaha
dner. Ayn ekilde hi kimse Yaratanmdan bakasn sevmemitir, fakat Allah Zey
nep veya Suadn sevgisiyle ondan perdelenmitir. lemdeki btn sevilenler, far
knda olmadklar halde, szleriyle airleri yok etmilerdir. Arifler ise hangi gazeli
ve iiri duysalar, suret perdelerinin ardndan onda Hakk grrler. Bunun nedeni
bakasnn sevilmesine kar ilahi kskanlktr. Bu yzden her halkrda sevginin
konusu ancak Allahtr. ( f THT, 11:326)

Erkek Hakk kadnda mahede ettiinde onun mahedesi edilgendedir. Kadnn


kendisinden ortaya kmas ynnden Hakk kendi nefsinde mahede ettiinde
onu failde [etkin] mahede eder. Kendisinden meydana gelmi olan eyin suretini
akima getirmeden onu nefsinden mahede ettiinde, mahedesi, vastasz Haktan

303
Hub

edilgende gerekleir. Bu bakmdan erkein Hakk' mahedesi, kadnda tam ve


yetkindir. Zira Hakk etken ve edilgen olduu ynden mahede eder. Kendi nef
sinde Hakk mahedesi ise sadece edilgen olmas ynyledir. Bu nedenle Hz. Pey
gamber, Hak kendilerinde daha yetkin mahede edildii iin, kadnlar sevmi
tir.24 Allah ztyla lemlerden mstani olduu iin, maddelerden soyut olarak m
ahede edilemez. Allahn bu adan mahedesi imknsz ve mahedesi de ancak
bir maddede olabilecei iin Hakkn kadnlarda mahedesi en yetkin ve tam m
ahede olmutur, ( fuss, 217 )

NOTLAR:

' Sfiler, mahiyet ve ayrntlarna dalmadan nce, hub kelimesinin dilsel kkeni hakknda gr belirt
milerdir. Bkz. Lisanddin b. El-Hatib, R a v z a t u 't - T a r i f , s. 334.
2 Tadklar nitelik sayesinde Allahn sevgisini kazanan bu insanlarn karsnda Kuran- Kerimde ta
dklar zellikle Allahn sevmedii kullan yer alr. Sz gelii, ar gidenler veya emanete hiyanet eden
ler gibi.
3 lbnl-Arab yle der: ler, tanmlanan ve tanmlanamayan iler diye iki ksmdr: Sevgi, uzmanlarna
gre, tanmlanmayan ilerden birisidir. Sadece yaayan onu bilebilir" ( e l- F t h t l- M e k k iy y e , c. II, s.
325)
4 Sevgiden sz etmek, ancak Hakka duyduu derin sevgiyle tasavvuf dncesini renklendiren ak, zahit
ve bid kadndan sz edildiinde tat verir: Rabia. Tasavvufi hayat H. I. asr ila ll. asrn yarsna kadar
Haan el-Basrinin yaad zhtte temessl etmiti. Bu zhdn esasn Cehennem ateinden korkmak ve
Cennet mkafatna arzu tekil etmekteydi. te bu dnemde, tasavvufi hayatn ufkunda zahit ve k ka
dn domutur: onun zhd dnya ve ahireti kapsamaktayd, sevgisi Cehennem korkusuna baskn
gelmekteydi. Bu durumda sadece Hakkn ezeli gzelliini temaa kalmt. Rabia, tereddt etmeksizin,
sevgi ve ak terimlerini ilk kullanan kiiydi. nk kendisinden nce Malik b. Dinar, Abdulvahid b.
Zeyd gibi sfiler bu terimleri kullanmada tereddt ederken, Rabiadan sonra Marf el-Kerhi, Cneyd
vb. gibi sfiler terimi aka kullanmlardr. Tasavvuf tarihinde sevgi hakknda bkz. Muhammed Hilmi,
fbl-Fariz ve H u b b u l - l l a h i , s. 139; Muhammed Mustafa Hilmi, H a y a t u 'r - R u h i y y e f i l - l s l a m | s l a m d a M a

n e v i H a y a t, ev. Ekrem Demirli-Abdullah Kartal, z Yaynclk], s. 76; Taha Abdlbaki, R a b i a t 'l - A d e v i y y e

v e l - H a y a t ' r - R u h i y y e f i ' l - l s l a m , s. 132; Eb Talib el-Mekki, K u t u l - K l b , c. II, s. 99; Serrac, el-Lma, s. 86;
K u e y i, R is a le , s. 143; Ebl-l Afifi, e s - S e v r e t u 'r - R u h iy y e f i 'l - l s l a m , s. 220.
5 lbn'l-Hatib irade ve sevgiyi irtibatlandrr. Bkz. R a v z a t u 't - T a r i f , s. 338
6 Acaba sevenin sevdiinin zelliklerine intikal etmesi, yani yaratklarn Yaratann zelliklerini kazanmas
fakihlerin teklifin dmesi dedikleri hale sevk eder mi? Dorusu, ak btn varln kuattnda bile
bnl-Arab'nin ayk olduunu ve her mertebeye hakkm verdiini grmekteyiz. O, sekr sahipleri gibi
mertebeleri birbirine kartrmaz. Bkz. sevgi, dostluk ve teklifin dmesi hakknda, Jean Chevalier, le
s o u fis m e s. 244.; Fritjof Shuon, C o m p r e n d r e L 'I s I a m , s . 138.
7 Cneyde Muhabbet nedir?" diye soruldu, Sevilenin zelliklerinin sevenin zelliklerinin yerini almas
dr" diye cevap verdi. Serrac, E l- L m a , s. 88.
8 Bilinmez hzineydim, bilinmek istedim, lemi yarattm" hadisine telmih. O halde sevgi lemin varl
nn sebebidir.
9 Varln aslnda bulunan sevgi her eye sirayet etmitir. Bu, Ibnl-Arabdeki temel fikirlerden birisidir;
nk her ilk, kendisinden sonraya nfuz eder.
Bkz. lbnl-Hatib, R a v z a tu t-T a r if, s. 340 vd.

304
Hullet

" Ebl-l Aff yle der: Heva lbnl-Arabye gre Allahn bir ismidir [slam'da Manev Hayat, s. 227]
Halbuki tbnl-Arab Hakkn hub [sevgi] ve vdden ismi olduunu (El-Muhib ve el-Vedd) kabul eder
ken h