You are on page 1of 101

T. C.

MALTEPE NVERSTES

SOSYAL BLMLER ENSTTS

FELSEFE ANABLM DALI

KAMUSAL ALAN VE SINIRLARI

YKSEK LSANS TEZ

NAZIM ONAT

071108103

Danman retim yesi:

Prof. Dr. BETL OTUKSKEN

stanbul, Mart 2010

i
ii
NSZ

Bu aratrmada kamusal alan kavram ve kavrama bal olan iki anlay


incelenmitir.
Aratrma konusunun belirlenmesi ve yrtlmesinin her aamasnda katk ve
yardmlarda bulunan danman hocam Prof. Dr. Betl OTUKSKENe,
almalarmda yardmlarn esirgemeyen Yrd. Do. Dr. Ahu TUNEL ve Kurtul
GLENe, yksek lisans eitimim ve tezimi yazdm srada manevi desteini
grdm eim Serene teekkrlerimi sunarm.

iii
KAMUSAL ALAN VE SINIRLARI

ZET
Tarihsel boyutu Eski Yunana kadar geri giden kamusal ve zel alan
kavramlarna ilikin olarak gnmzde dnyann farkl yerlerinde youn tartmalar
yaplmakta, her iki kavram farkl ekillerde yorumlanmaktadr. Bu yorumlara bal
olarak modeller gelitirilmekte, snrlar izilmektedir. Bu almada ama, kamusal
alan ile zel alan kavramlarnn zmlemesini yapmak; Hannah Arendt ve Jurgen
Habermasn kamusal alan modellerini ortaya koymak ve bu kavrama ilikin sonu
karabilmektir.
Bu alma, giri blmnn yan sra blm ve sonutan olumaktadr.
almann giri blmnde kamusal alan kavramna ynelik bir deerlendirme yer
almaktadr. Birinci blmde tarihsel bir kategori olarak kamusal alann
kavramlatrlmas zerinde durulmaktadr. kinci blmde kamusal alan kavramn
Hannah Arendtin nasl zmledii ve kamusal alann snrlarn nasl izdii
gsterilmeye allmaktadr. nc blmde kamusall tarihsel ve normatif bir
kategori olarak ele alan Jrgen Habermasn yaklam incelenmekte; eletirel kuram
dncesi balamnda, Habermasn grleri ortaya konulmaya allmaktadr. Sonu
blmnde ise Aristotelesin kamusal alana ilikin belirlemesi ortaya konularak;
Rousseaunun genel irade kavram ve ayrca insan haklar kavram eliinde,
gnmzde kamusal alannn nasl oluturulacann saptamas yaplmaya
allmaktadr.

Anahtar Szckler: Kamusal alan, zel Alan, Polis, zgrlk, Sz ve Eylem.

iv
PUBLIC SPHERE AND ITS LIMITS
ABSTRACT
Nowadays, in different parts of the world, intensive debates are being held in
relation to the concepts of public and private sphere, whose historical dimensions reach
back as far as Ancient Greek; and both of the concepts is being interpreted in different
ways. Depending upon these interpretations, models are developed and boundaries are
formed. In this work, the aim is to analyze the notions of public sphere and private
sphere; to introduce the model of public sphere, created by Hannah Arendt and Jurgen
Habermas and to be able to draw a conclusion with regard to this concept.
This study, consists of three chapters and a conclusion along with an introductory
chapter. In the introductory chapter, an evaluation, intended for the concept of public
sphere takes place. In the first chapter the conceptualization of public sphere as a
historical category is emphasized. In the second chapter, how Hannah Arendt has
analyzed the notion of public sphere and how the boundaries of public sphere have
been formed are intended to be exposed. In the third chapter, Jrgen Habermass
approach is examined who has handled public, as a historical and normative category;
his opinions are tried to be exposed in the context of critical theory thought. In the
conclusion chapter, presenting Aristotles definition with respect to public sphere; in
company with Rousseaus concept of general will and also his concept of human
rights, how to establish public sphere in our time is tried to be identified.

Keywords: Public Sphere, Private Sphere, Police, Freedom, Speech and Action.

v
NDEKLER

TEZ ONAY SAYFASI .................................................................................................... ii


NSZ ............................................................................................................................ iii
ZET............................................................................................................................... iv
ABSTRACT ..................................................................................................................... v
GR ............................................................................................................................... 1
BRNC BLM
1.1.Kamusal Alan: Kavramlatrma ............................................................................. 5
KNC BLM
2.1. Hannah Arendtin Kamusal Alana likin Yaklam ........................................ 20
2.2. Hannah Arendte Gre zel Alan Oluturan Gler........................................ 33
2.2.1. Emek ........................................................................................................... 33
2.2.2. ................................................................................................................... 39
2.3. Hannah Arendte Gre Kamusal Alan Oluturan Gler ................................ 41
2.3.1. zgrlk ..................................................................................................... 41
2.3.2. Sz ve Eylem............................................................................................... 45
NC BLM
3.1. Jrgen Habermasn Kamusal Alan Anlay ...................................................... 48
3.1.1. Eletirel Kuram ve Habermas .................................................................. 48
3.2. Tarihsel Bir Olgu Olarak Kamusal Alan ............................................................. 52
3.2.1. Burjuva Kamusallnn Oluumunu Salayan Tarihsel
Gelimeler ............................................................................................................ 52
3.3. Burjuva Kamusal Alan ......................................................................................... 61
3.3.1. Toplumsal Yaplar ..................................................................................... 61
3.3.2. Siyasal levler............................................................................................ 64
3.3.3. Dnce ve deoloji .................................................................................... 69
3.4. Burjuva Kamusallnn k .......................................................................... 74

vi
SONU ........................................................................................................................... 84
KAYNAKA ................................................................................................................. 92

0
vii
GR

Gnmzde Trkiyede, insan-toplum ilikilerine ynelik birok konu


tartlmaktadr. Tartlan konulardan biri de; kamusal alann neresi olduuna ilikin
olandr. Trkiyede kamusal alan kavram zerinde ortak bir anlay olumamtr. Bu
balamda, kamusal alana ait snrlarn belirsizlii sz konusudur. Trkiyede
kamusalla ilikin tartmalar; ordu, niversiteler ve mecliste genileyerek srmektedir.
Kamusal alann neresi olduuna ilikin entelektellerin ve hukuk evrelerinin kafalar da
kark durumdadr. Trkiye gndeminde sz konusu kavrama ilikin tanmlamalarda ya
da tanm denemelerinde ortaya kan karkla, ayrca siyasi tercihler de etkide
bulunmaktadr. Karkl giderebilmek iin kavramn sorgulanmas, aratrlmas ve
felsefi bilgisine baklmas gerekli gibi grnmektedir.
Kamusal alan kavramyla balantl olmakla birlikte, tmyle farkl olan zel
alan kavramndan da sz edilmesi gerekir. zel alan kavram da kamusal alan kavram
gibi anlamn Eski Yunanda bulur. Bu anlamda, tarihsel bir kategoridir. Gnmzde
zel alana ait snrlarn nerede balayp nerede bittiine ilikin sorgulamalar
yaplmaktadr. Gnmzde kamusal ve zel alan arasndaki snrn berrak olmamas
yabanclama, yalnzlama, eyleme sorunlarn beraberinde getirmektedir. Bu
balamda kamusal ve zel alan kavramlarnn farklln ortaya koymak byk nem
tamaktadr.
Arendt, yaklamnda kamu ve zel kavramlarna farkl anlamlar
yklemektedir. Arendte gre kamu terimi, birbiriyle ilikili fakat zde olmayan iki
grngye iaret eder. Bu grnglerden birincisinde, terim, kamu (alann) da gzken
herey herkes tarafndan grlebilir ve duyulabilirdir, ve mmkn olan en geni akla

1
sahiptir anlamna gelir (Arendt, 2006: 92). Arendt, terime ikinci anlam olarak: ()
bize ait olandan ayr, hepimiz iin ortak olan bir dnyay (Arendt, 2006: 95) ykler.
Arendte gre kamusal alanda grdklerimizi gren, duyduklarmz duyan birilerinin
olmas, dnyann gereklii hakknda emin olmamz salar. Dnyada bir kamusal alan
bulunacaksa bu sadece bir neslin yaam iin planlanamaz; yaamn sresini amas
gerekir. Yeryznde bu anlamda bir lmszlk olmadan kamusal alan mmkn
olamaz. Ortak dnya, iine doduumuz ve lrken ardmzda braktmz bir eydir.
Kendi yaammz aar. Kendimiz de dahil olmak zere, gemite yaayanlar ve
gelecekte yaayacak olanlar bu balamda bir ortaklk kuruyoruz; ortak bir alan
oluturuyoruz. nsanlar kendilerine ait bir eyler olsun diye bu ortak alana baka bir
deyile kamu alanna girerler. Arendtin kamusal alan modelini oluturan gler
zgrlk temeli zerinde oluan sz ve eylemdir. zgrlk olmadan kamusal alann
varlndan sz edilemez.
Gnmzde kitle toplumu, insanlarn bir araya geliini, bir arada olularn yok
etmitir. Ortak dnya ortadan kalkmtr. Kitle toplumunda insanlar, tamamyla zel hale
gelmiler; bakalarn grmek, duymak ve onlar tarafndan grlp duyulmak olanan
yitirmilerdir. nsanlar, kendi tekil deneyimlerinin znelliine hapsolmulardr.
Habermasa gre ise kamusallk, tarihsel ve normatif bir kategoridir. Habermas,
Kant ve Frankfurt Okulu dnrlerinden etkilenerek kendi kamusal alan modelini
gelitirmitir. Kamusal alan, demokratik bir ortamdr. Bu demokratik ortamda birok
sorun zlebilir. Kamusalln normatif bir kategori olmas, mevcut iktidar
eletirebilme zelliinin olmasnn bir gereidir. Habermasn kamusal alan modeli
iletiime dayanr ve kamusal alan siyasi iletiim alan olarak da ifade edilir. Habermas,
kendi almasnda liberal burjuva kamusal alann ele almtr. Bu alma zerinden
modelini gelitirmitir. Habermas, liberal kamusal alan incelerken bu alann
ncesindeki tarihsel gelimeleri, ilevlerin oluumlarn ve yaplarn belirlemeye
almtr. Habermas, tarihsel materyalizmin izinde yryerek kamusal alann; polis,
feodal, burjuva ve sosyal devlet evrelerini izleyerek dntn belirtir.
Habermas, burjuva liberal kamusallnn yklmasnn sonrasnda sosyal
devlet modelinin olutuunu vurgular. Sosyal devlet anlaynda, devletle toplum

2
btnlemitir. Sz konusu btnlemeyi salayan kamusalln yapsal dnmdr.
Bu dnmde kitle iletiim aralarnn rol de nemlidir. Deiim geiren gazete ve
basnla birlikte kamusalln altyaps da deiime urayarak her alanda artan
merkezilemeyle birlikte, yerel kamusallk da km olur. letiim ann ticarilemesi,
yatrlan sermayenin bymesi ve yayn kurulularnn rgtlenme derecesi noktasnda
kitle iletiim aralar kamusalla yn vermeye balam oldu. Kitle iletiim aralar,
mahrem alana mdahale etmeye balamtr. Bu noktada Habermas, kitle iletiim
aralarnn nemini vurgulamtr. Kitle iletiim aralar, kitleyi kaynatrmay,
dntrmeyi salayan devrimci bir g haline gelmilerdir.
Habermas, almasnda sivil toplumu yeniden kefeder:

Her halkarda sivil toplumun kurumsal ekirdeini, sistematik olmayan birka rnek vermek
gerekirse, kiliselerden, kltr derneklerinden ve akademilerden bamsz medyaya, spor ve bo zaman
derneklerine, tartma kulplerine, vatanda forumlarna ve yurtta insiyatiflerinden meslek birliklerine,
siyasal partilere, sendikalara ve alternatif kurumlara dek uzanan devlet-d ve ekonomi-d gnll
birlikler oluturur (Habermas, 2007: 52).

Demokratik hukuk devletinde gnllle dayal toplumsal birlikler, siyasal


kamusal alanda eletirel olma glerini kullanrlar. Bu anlamda sivil toplum rgtleri,
kitle iletiim aralarnn yn verme gcn deitirerek kstlayabilirler. Burjuva
kamusunun siyasal devi, sivil toplumun dzenlenmesidir.
Habermasa gre kamusal alanda akl yrtme genel kurallar dorultusunda
gerekleir. Genel kurallar, kamusal alanda bulunan herkese bir hareket alan salar.
Kamusal akl yrtmede kan sonular rasyonel olma zorundadr. Habermasn kamusal
alan modeli sylem zerine kuruludur.
Arendt ve Habermas, felsefenin diliyle konuan filozoflardr. () ok zel bir
konumadr felsefe (otuksken, 2000: 85). Tketimin egemen olduu gnmzde her
eyin hzl bir biimde yok edildiini ya da deersizletiini gryoruz. Bu balamda dil
ve dnceler de tketilmekte; hatta yok edilmektedir. Her iki filozof da, kamusal alann
yitirilmesinin, en temel insani yetilerin yok olmas anlamna geldiini geni bir felsefi
birikimle belirtmeye almlardr. Kamusal alana ilikin olarak gelitirdikleri

3
modellerinde dili yer yer kapal bir biimde kullandklar anlalmaktadr. Modern
insann, tketici, dnmeyen, hazr planlar ve zmler bekleyen bir varlk olmasndan
dolay; sz konusu filozoflar belki de dncelerinin bir sre daha devam etmesini ve
kalc olmalarn bu anlamda istemi olabilirler. Her iki filozof da dncelerini ortaya
koyarken felsefe tarihinin nemli filozoflarndan etkilenmilerdir. Arendt ve Habermas,
kamusal alann varln yok eden sosyal, ekonomik ve tarihsel unsurlar incelemiler ve
kayglarn da dile getirmiler; yaanan sorunlar karsnda ontolojik olarak kamusal
alan yeniden ina etmeye almlardr. Bu erevede kayglarn kamusal alana da
tamlardr.
Gnmz dnyasnda kamusal alann belirlenmesine ynelik sorunlar
yaanmaktadr. Bu almada kamusal alan kavram ele alnarak konumuzun snrlar
iinde yeniden zmlemesi yaplmaktr. Bu durumda kamusal alan kavramnn neyi
ierdiini belirleyebilmek iin Arendt ve Habermasn konuyla ilgili dncelerinin
deerlendirilmesi gerekmektedir. almamzda bu iki filozofun dncelerinin ele
alnmasnn nedeni: Gnmzde siyasal alanla ilgili olarak yaplan tartmalarn ounda
Arendt ve Habermasn dncelerinden yararlanlmasdr. Tartmalarda ve yorumlarda
bu filozoflara getirilen eletiriler de sz konusudur. Bu durum dikkate alndnda
Arendt ve Habermasn kamusal alana ilikin dncelerinin, yaplan tartma ve
eletirilerde nemini srdrdn ileri srebiliriz. Bu nedenle almamzda, kamusal
alan kavramn ele alarak anlamn ortaya koyacaz. Bu dorultuda daha sonra Arendt
ve Habermasn kamusal alan kavram erevesinde gelitirmi olduklar modelleri
inceleyeceiz.
Giri blmn bitirirken, u noktay da belirtmekte yarar var: almada yer
alan alntlarn szck yazmyla, yazm kurallarna ilikin yanllarna ve basm
hatalarna mdahale edilmemitir.

4
BRNC BLM

1.1. Kamusal Alan: Kavramlatrma

Yaadmz ada olup biteni anlamak iin gemii bilmek, gemii hatrlamak,
gemie felsefeyle bakmak gerekir. Felsefi bilincin ilk ii, varolan dzlemiyle bilme
dzlemini birbirinden ayrt etmektir (otuksken, 1998: 7). Felsefi bilin kendisini
znede nasl gsterir?

Felsefi bilin iki balamda kendini sergiler: Ddnyay erevelemenin (kavramlar kurmann,
yaratmann) koullarn ieren bir etkinlik olarak; ddnyay erevelemede kullanlan kavramlarn (dile
yansyan biimiyle terimlerin, szcklerin; baka bir deyile, dnme ve dil alannn) her trl olup
bitenle ilikilendirilmelerini gerekletiren bir etkinlik olarak (otuksken, 1998: 7).

Kavramlar dnyasnda da olup biteni bilmek iin kavramlarn tarihini, ne olduklarn,


nasl temellendirildiklerini, snrlarnn ne olduunu anlama abas byk nem
tamaktadr. Bu sorulara yant vermeden nce sorulmas gereken ana soru, kavram
nedir? sorusudur. Kavram; ddnyada, dnmede ya da dilde varolana ilikin olarak
oluturulan dnsel erevedir (otuksken, 2001: 101).
Kavramlar, felsefe tarafndan oluturulur. Felsefe kavramlar oluturmak,
kefetmek, retmek sanatdr (Deleuze ve Guattari, 2000: 12). Kavramlarn,
ihtiyalardan doduu ileri srlebilir. D dnyaya ilikin bilgiyi duyu organlarmz
araclyla, yaama dnyasyla karlama sreci iinde ediniriz.

Fakat kavram olmadan, bir biim, bir ereve olmadan varolan/varolanlar anlaml klmak, ona/onlara bir
anlam yklemek olanakl mdr? Kavramlar olmadan, kavramsal yaklamlar olmadan herhangi bir eyi
bilmek, hatta herhangi bir eyi dnmek bile mmkn mdr? Sadece felsefe alannda deil, temelde

5
btn bilgi dallarnda asl iimiz kavramlarla deil mi? Bilginin oluumunda, eitli dnsel etkinliklerin
somutlamasnda kavramn/kavramlarn pay gzard edilmeyecek kadar ortadadr (otuksken, 1998:
12).

nsan; d dnya ile olan ilikisini dnme edimleri araclyla kurar; kavramlar bu
srete retilir. () filozof hem kavramlar oluturmann hesabn verir; hem de dile
yansm, artk ad da konmu olan dnme erevelerinin, kavramlarn ddnya
oluumlaryla balantlandrlmasnn ne denli salkl olduunu aratrr; kavramlarn
snar, dntrr (otuksken, 1998: 7). Edindiimiz kavramlarla, terimlerle,
szcklerle adlandrlan nesneye ilikin bilgimiz arttka veya ihtiyalarmz daha iyi
karlamak zere o nesne durumlarna yeni yeni nitelikler kazandrdka, sahip
olduumuz kavramlar ve onlarn ierikleri de gittike zenginleecektir. Dier taraftan
yeni ihtiyalarla birlikte bu ihtiyalara yant verecek yeni kavramlar da srekli olarak
oluturulmaktadr. nsan, kavramlar araclyla baka deyile varolana ilikin
ereveler araclyla dnmekte, bunlar dile getirmekte yani dnceler
oluturmakta ve oun bu ereveleri, kavramlar nesneletirebilmektedir de
(otuksken, 1998: 18). Bu anlamda kavramlar araclyla nesneletirme yaplmaktadr.
Yeni kavramlarn edinilmesini salayan, bulan, kefeden adn koyan ise
filozoflardr. Kavrama ynelik olarak filozoflarn yapt bu belirlemelerin yan sra,
bizim bildiklerimiz de, deneyimlerimiz de byk nem tamaktadr. Bu noktada
filozoflarn yaad toplumsal dnemi yani bu dnemdeki ekonomik, siyasi ve kltrel
ilikileri bilmek gerekli grnmektedir. Sz konusu dnemde filozofun dnceleri nasl
meydana geldi? Hangi zel zamanda, meknda ve toplumda olutu? Kendisini tedirgin
eden sorunlar nelerdi? Bu sorunlarn zm iin filozoflarn neden bu denli kendilerini
zorladklarn ve hangi ihtiyalardan dolay kavramlar kefettiklerini, bulduklarn veya
adn koyduklarn bilmek, aratrmac iin byk nem tamaktadr.
Kavramlara ynelik bilgide doru ile yanl i ie olabilir. Tarihin bilinen baz
dnemlerinde kavramlarn olmas; gerekenden farkl ekilde ele alnmas ve kavramlarn
evresinde dnen tartmalar, ina edilen modeller dneni doru ya da yanla
srkleyebilir. Kuuradiye gre bu yanllar:

6
(...) bir yazarn farkna varlmadan yanl aktarlmas ve bu ikinci elden kaynan kullanlmas
sonucu yaygnlaan yanllardr. Bu yanl aktarma, ok defa yazarn bir tmcesinin baka bir yazar
tarafndan yanl anlalarak aktarlmas; bazan bir tmcenin, bir szc atlanarak aktarlmas, bazan da
bir metnin nemli bir szcnn baka bir dile yanl aktarlmas eklinde karmza kar (Kuuradi,
2009: 149).

Dn insanlar, kendilerinin anlama, bilme durumlarna gre, kullandklar


kavrama; gelitirmi olduklar modellerin yapsal durumuna bal olarak snrlar izerler.
Kavramlar, bazen dier sz ve belgelerden daha uzun sre yaama tanklk ederler. Her
kavramn tarihi, ortaya kt dnemdeki sosyal/toplumsal ilikilere, snflarn ve ara
kesimlerin varlna, farkl bak alarna iaret eder. Dier taraftan kavramlar insanlara
snrsz bir ortam da salamaz. Fakat bir kavram ok farkl ekillerde okunabilir.
Kavramla ilgili farkl anlamalar/alglamalar olmas demek o kavramn kuralsz bir alana
ait olduu anlamna gelmez. Baz nemli kavramlarn veya grnglerin tek kkeni diye
bir ey yoktur; zamandan geriye doru gidildiinde bir kavramn kkeni ok farkllk
gsterebilir. rnein; bir kavrama yklenen anlam Eski Yunanda farkl; Roma
siyasetinin egemen olduu dnemde farkl; 18. veya 19. yzylda farkl olabilir;
gnmzn dnyasnda ise ayn kavrama ilikin farkl bir alm kendini gsterebilir.
Tarih, eskisinin basite silinip tamamyla yok edilmedii, aksine, ele alnp deitirilmi
bir biimde korunduu bir daimi dnmler dizisidir (Geuss, 2005: 13). Kavramlarn
tarihi de byledir. Tarihsel sre ierisinde herhangi bir kavramn ieriinde dnmler
olabilir.
Yukarda belirtildii biimiyle bir kavrama bal olarak filozoflar, kendi
yaadklar dnemin toplumsal koullarna gre kavramlara ilikin farkl zmlemeler
ya da modeller oluturabilirler. Bu almada arlkl olarak yer alacak kavram
kamusal alan kavramdr. Tarihsel bir kategori olarak karmza kan ve Eski Yunan
dnemine kadar geri giden bu kavramn, 14. yzylda kullanlan public kelimesine
kadar dayandn grmekteyiz. Bu kavram, genelin gzetimine, bilgisine ak anlamna
gelmektedir. 17. yzylda ise kamusal alan ve ayn zamanda zel alan kavramnn
kullanm gittike belirginlemeye balamtr. Kamusal kavramna, herkesin
denetimine ak olan; zel kavramna da, kiinin kendisi, ailesi, arkadalar ve

7
dostlar ile olan ilikisini snrlayan bir yaam alan (mahrem alan) eklinde bir anlam
yklenmitir.
Gnmzdeki ieriiyle kamusal ve zel kavramnn douu 18. yzyldaki
Bat dncesine dayanr.

Kamusal alan ve kamuoyu kavramlarnn ilk kez sadece 18. yzylda ortaya kmas bir rastlant deildir.
Bu kavramlar zgl anlamlarn somut bir tarihsel durumdan alrlar (Habermas, 2004: 96).

Somut bir tarihsel durumla sz konusu olan, bu kavramn burjuva anayasal dzenine
girmi olmasdr. Daha nce dile getirilenlerde de belirtildii gibi bir kavram baka bir
dile evirdiimizde o dilde kullanlan kavram, evirisi yaplan sz konusu kavrama
yklenen anlam tam olarak karlayamayabilir.

Kamusal alan ffentlichkeit ya da public sphere yerine kullandmzda, ierdikleri iin birden ok terim
kullanabiliyoruz. Sorun yaratan eylerden biri, sphere, site, arena, space, field gibi terimlerin karl
olarak Trkede kullandmz alan, mekan, yer, arena, uzam gibi terimlerin gndelik dilde, klasik
anlamyla corafi/mimari yananlama sahip olmas (...) kinci sorun, public teriminin karlyla ilgili.
Modern bir biraradalk tarz olarak kamu ve sfat olarak kamusal terimleri ngilizcedeki bu ayn terime
karlk geliyor (zbek, 2004: 41).

Trkede gnlk konumalarda kamu1 denildiinde, toplum bireyleri asndan ilk


akla gelen devlet ya da devlet ileridir. Kamusal alan, toplumsal yaammzla
balantldr ve toplumda yer alan tm yurttalarn ortak ekilde oluturduu alandr.
Kamusal alan, modern toplumlarda demokratik bir rgtlenme alan olarak gelimitir.
Bu alanda yurttalar, ortak sorunlarn eit ve zgr koullar iinde, eylemler
araclyla, dil kullanmyla ve ek olarak aklkla ilkin zmlemeye, ardnda da
zmeye almaktadrlar. Bir toplumda, var olan kamusal alann genilii veya snrlar,
sz konusu toplumdaki dnce, ifade, toplanma, rgtlenme, tannma ve dier insan
haklar ve zgrlklerinin gelimilii ile ounluun durumuna baldr. yleyse
kamusal alan kavram siyasal bir ierik de tar.

1
Kamu: 1. Halk hizmeti gren devlet organlarnn tm. 2. Bir lkedeki haklarn btn, halk, amme.
(TDK. 2005)

8
Kamusal alan temelde siyaset felsefesinin kavramdr; siyaset felsefesinin
ontolojisinde nemli bir yer tutmaktadr. Bu durumuyla da gncel tartma konularndan
birisidir. Gncel tartma konusu olmas nedeniyle kamusal ve zel alan kavram
bireylerin dnya grlerine, siyasi tercihlerine, yaadklar kltrel/folklorik ortama
gre tanmlanmaya allmaktadr. Kavrammza ilikin olarak zellikle filozoflar yeni
tanmlar gelitirmilerdir. J. Habermasa gre:

Kamusal alan kavramyla, hereyden nce, toplumsal yaammz iinde, kamuoyuna benzer bir eyin
oluturulabildii bir alan kastederiz. Bu alana tm yurttalarn erimesi garanti altna alnmtr. (...)
Yurttalar ancak, genel yarara ilikin meseleler hakknda kstlanmam bir tarzda, yani toplanma,
rgtlenme, kanaatlerini ifade etme ve yaynlama zgrlkleri garantilenmi olarak tartabildiklerinde
kamusal bir gvde biiminde davranm olurlar (Habermas, 2004: 95).

Habermasn, yapt kamusal alan tanmlamasnda, baka bir deyile


kavramsallatrmasnda ne kan noktalar; herkese ak olma, toplumun bireylerine
kar sorumlu olma, siyasal denetim, ortak kar gibi noktalardr. H. Arendte gre ise
kamusal alan kavramnda iki farkl anlam yer almaktadr; birincisi alenileme ve
dieri ise ortaklaa sahip olunan dnyadr. Alenileme anlamnda kamu alan ()
kamu (alann)da gzken herey herkes tarafndan grlebilir, ve duyulabilirdir ve
mmkn olan en geni akla sahiptir anlamna gelir (Arendt, 2006: 92). Arendtin
bu kavrama ykledii dier anlam ise

() hepimiz iin ortak olan bir dnyay ifade eder. Ancak bu dnya, insanlarn zerinde hareket ettikleri
snrl bir mekn ve organik yaamn genel durumunu oluturan yeryz ya da doayla ayn deildir.
Daha ok, insan eseri bir dnyada birlikte yaayanlar arasnda olup biten meselelerle olduu kadar, insan
elinden kma (eylerle), insan yapntyla ilintilidir (Arendt, 2006: 95).

Arendt, siyasi alanla kamusal alan ayn grr. Ona gre, insann kendi siyasi bilincini
gelitirmesi dier insanlarn varlna, yani insani oullua baldr. nsan, ancak
bakalaryla birlikte bir arada yaayabilir. Birlikte bakalaryla bir arada yaama durumu
insann en temel yaam koullarndan biridir. Bu da bizi kamusal alana gtrr. Oskar
Negt ve Alexander Klugenin gelitirmi olduklar kart bir kamusal alan tanm da

9
vardr; bu tanma gre Kamusal alan, mcadelelerin sava d yollarla karara
baland (sonulandrld) yerdir (Hansen, 2004: 141). Oskar Negt ve Alexander
Kluge bu tanmla proleter kamusal alan kavramn ifade etmektedirler. Dier taraftan
ehir tasarmclarnn, mimarlarn, evre mhendislerinin kamusal alana ilikin
yaptklar tanm ise zel alan dnda kalan sokak, meydan, salon, kahve gibi insanlarn
bir araya geldikleri ortak yerlerdir, meknlardr.
Kamusal alan kavramna ynelik olarak yukarda yaplan bu tanm veya
zmlemeler erevesinde belirttiimiz gibi kavrama/kavramlara ilikin farkl modeller
de oluturulabilir. Benzer ekilde bu almann merkezini igal eden kamusal alan
kavramnn dolaymnda oluturulan modeller vardr. Oluturulan bu modeller arasnda
ortak yanlar olabildii kadar nemli farklar da olabilir. Modeller kavrama ynelik bir
konuyu aydnlatabilecei gibi, o konuyu belirsizlie de srkleyebilir. nemli olan sz
konusu model eitlilii ierisinde kavramn d dnya ile olan ban, doru kurmaktr.
Bu balamda modelin gelitirildii dneme ilikin paradigmalar da dikkate alarak, d
dnya dzleminde temellendirilen; ayrca metafizik anlaylara frsat tanmayan bir
ynelim oluturulmaldr.
Merkezinde kamusal alan kavramnn yer ald felsefi modeller ana hatlaryla
ksmda belirginlemekle birlikte, gnmzde bu kavram erevesinde
gelitirilmi/gelitirilen be modelden sz edebiliriz. H. Arendtin gelitirmi olduu ve
zellikle nsanlk Durumu almasnda ortaya koymaya alt model. rnein;
burada Eski Yunanda kent-devleti olan polisi dikkate alnarak Aristotelesin
Nikomakhosa Etik metninde belirlemi olduu erdemlere dayal siyaset yaamn temele
alan kamu alan anlay yer almaktadr. Dier bir kamusal alan modeli olarak J.
Habermasn zellikle Kamusalln Yapsal Dnm almasnda gelitirdii
sylemsel kamu alan modeli diyebileceimiz model zerinde durulabilir. Gerek
Arendtin ve gerekse Habermasn gelitirmi olduu kamusal alan modelleri
almamzn ana ekseni olup daha ayrntl bir ekilde ileriki blmlerde ele alnacaktr.
Bir baka kamusal alan modeli kamu diyalou diyebileceimiz liberal kamu alan
anlaydr. Bu model ayn zamanda baz pragmatik gerekeler sunar. Yazar, savunduu
liberal devlet anlayna gre yurttalarn, belirlenmi olan pragmatik ilkeye gre hareket

10
etmeleri gerektiini belirtir. Bu ilkeye gre yurttalar, dier gruptan olanlarla neyin iyi
olduu konusunda srekli diyalog iinde olmaya istekli olmaldrlar.

Bruce Ackerman liberal diyalog modeliyle, ada liberalizmin temel ilkesini ifade eder: Liberalizm,
meruiyetin en nemli sorun olarak grld bir politik kltr biimidir. Ackermana gre liberalizm,
belli trden iletiim kstlamalarna dayanan bir politik kamu diyalou kltrdr, iktidar zerine
konumann ve onu kamuoyu nnde gerekelendirmenin bir yoludur. Liberalizmdeki iletiim
kstlamalarnn en nemlisi tarafszlktr (Benhabib, 1996: 243).

Bu modelde siyasi ilikiler, hukuk zemini zerinde dnlerek hukuk snrlar iinde
ele alnr. letiim kstlamalarndan sz etme ile Ackermann neyi ifade ettiini
belirtirsek;

Yapmamz gereken, bu anlamazlk zerine hibir ey sylememek ve sorunumuzu zerinde anlatmz


ncllere bavurarak zmeye almaktr. () letiimi byle kstlaynca, diyalogu pragmatik olarak
verimli amalar iin kullanma, btn politik katlmclarn akla uygun bulaca (ya da en azndan akla
aykr bulmayaca) normatif ncller tanmlama olana doar (Benhabib, 1996: 244).

Gelitirilen anlaylara bal olarak kamusal alana ynelik farkl yaklam ya da


yaklamlar ierisinde olanlar da vardr. Kamusal-zel alan ayrmnda kadnlarn hane
veya ev ortamna hapsedilmesi; baka bir deyile ev ilerine, ocuklara ve evin dier
bireylerine (yallara) bakma rolnn onlara verilmesi anlayna karlk, feminist
izgide gelitirilmeye allan, tartlan yaklamlar da sz konusudur. Gnmzn
toplumlarnda ciddi dnmler olmaktadr. Toplumlardaki bu dnm salayan
etmenlerden biri de kitle iletiim aralardr. Deiim zel alan zerinde de rol
oynamaktadr. ocuk veya yallara bakm ii artk kamusal hale gelmitir. Kadnlar
artk dnmeye, tartmaya, eletirmeye ve eyleme gemeye balamlardr. Kamusal
alan snrlar ierisinde sylenenler, tartlanlar, konuulanlar yeniden ele alnp
sorgulanmaktadr. Bu sorgulamalar farkl snfsal temele dayal feminist izgide de
yrmektedir.

11
Burjuva kamusal alan tecrbesinin karsna ve onun kart olacak ekilde yeni
ve farkl bir dzen anlayna bal olarak model gelitirilmeye allmaktadr. Sz
konusu olan model almasnda Negt ve Kluge, proleter kamusal alan kavramn
merkeze alp gelitirmeye almaktadrlar. Yazarlar, proleter kamusal alan kavramn
1970lerde ortak olarak yazm olduklar Kamusal Alan ve Tecrbe isimli almalarnda
ilemektedirler.

Kamusal alan devlet ve sivil toplum arasndaki ara alan olarak kavramlatran liberal politik tasarnn
tesine geerek, Marksist sivil toplum eletirisini temel alan bir kamusal alan tasarm yapyorlar:
Kamusal alan kavramnn geerlikte olan yorumlarnda insan arpan ey, bir yn fenomeni biraraya
getirmeye almalar, ama yaamn en nemli iki alann dlamalardr: endstriyel aygtn btn ile
ailedeki toplumsallama. Bu yorumlara gre, kamusal alan szde toplumun btnn temsil etmesine
ramen, esasn herhangi bir belirli yaam balamn zgl olarak ifade etmeyen bir ara alandan
almaktadr. Neredeyse tm burjuva kamusal alan biimlerine zg olan zayflk u elikiden rer:
Burjuva kamusal alan esasl yaam karlarn dlar ve yine de bir btn olarak toplumu temsil ettiini
iddia eder (zbek, 2004: 53).

Sz konusu yazarlar burjuva kamusal alann bu anlamda eletiriye tabi tutarak proleter
kamusal alan kavramn gelitirerek kendi kolektif almalarn yrtmektedirler. Bu
balamda toplumsal dnmlerle birlikte yeni kavramlarn da ortaya kabilecei
grlmektedir. Eer tarihsel durumlar gerekten deiirse, buna uygun yeni terimler
ortaya kacaktr (Negt ve Kluge, 2004: 135). Bu model almasnda Negt ve Kluge,
proleter snfn, retimin her alanndaki mcadelesini ve dayanmasn da kamusal alan
snrlar ierisinde deerlendirirler.

() Negt ve Klugeye gre kamusal alan, bir alan olmaktan daha ok bir sretir; ve bu alandaki deiim
imkan farkl kamusallk tipleri iine yazlm olan farkl zamansal iaretlere dayanr. Birbiriyle eit
olmayan rgtsel kamusallk yaplarnn ayn yerde yaamas, rastgele arpmalar ve frsatlar,
ngrlemeyen konjonktrler ve ansa bal gelimeleri mmkn klacak bir deikenlik ya da kararszlk
potansiyeli ierir. Ve bu koullar altnda alternatif oluumlar, kolektif karlar kendilerine ait bir moment
kazanabilirler (Hansen, 2004: 175-176).

12
Sz konusu yazarlar, kamusal alanda insan bilincinin geliimi iin yz yze ilikilerin
gerekli olduunu vurgulam olsalar bile proleter kamusal alan topyasn yz yze
ilikiler zerinden kurmazlar.
Yukarda ksaca zetlenen kamusal alan anlaylarn deerlendirdiimizde,
toplumsal retim ilikileri, zne olarak bireylerin toplumsallamalar, toplumbilim
kuramlarnn temellendirilme biimleri, kamusal ve zel alanlarn bu kuramlarda nereye
ne ekilde yerletirildikleri ve aralarnda nasl bir iliki olduu, tarihsel boyutta nasl
dntkleri dier taraftan siyaset felsefenin ynelimleri de rol oynayabilmektedir.
Tarihsel sorunlar ve kavramlara ynelik deerlendirmeler byk lde
dnenin bilgisine, deneyimlerine ve dnya grne bal olarak deikenlik
gstermektedir. Kullanm durumlarna gre bu kavrama dayal, balantl veya ilikili
almlar ieren kamusal/zel alan ayrm yapanlar olduu gibi; kamusal-zel-sivil
veya zel-kamusal-siyasal ya da zel-toplumsal-kamusal2 gibi farkl
deerlendirmelerin olduunu grmekteyiz. Bu farkl deerlendirmeleri ve yaklamlar
dikkate aldmzda, hukuk uygulamas asndan kamusal alan tanm
yaplamayacaktr. Kamusal alan kavramnn devletle deil toplumla ilgili
olabileceinin kabul edilmesi gerektiini belirtenler de olacaktr. yleyse kamusal alan
toplumun alan iinde hayat bulmutur. Kamusal alan siyasetin alan olarak da
grebiliriz. Burada zne tm yurttalardr. Kamusal alan tm toplumu ilgilendiren ve
ilikilendiren problemlerden oluur. Bir toplumda varolan kamusal alann geniliini ve
snrlarn, dnce, ifade, bilgiye ulama, tartma, toplanma, rgtlenme ve
farkllklarn tannmasna dnk zgrlklerin gelimilii ve tm bu zgrlklerin
herkesi kapsamas belirler. Kamusal alan kavramn doru bilgiye dayal bir ekilde
dilimize yerletirmek gerekli grnmektedir.
Belirttiklerimize bal olarak kamusal alann Aristoteles'in siyaset felsefesi
dnyasndaki yeri nedir? I. Kant'n kamu/kamusal kavramna bak nedir? H. Arendt'in
kamusal alan kavram neyi imliyor ya da J. Habermas'n kamusal alana ilikin kavramsal

2
() Her birimizi iinde yaad alanlarn saysnn zel, toplumsal ve kamusal olmak zere alan
olduunu, gzden rak tutmamas gerekmektedir. Trkiyede zel ve toplumsal alanda kimsenin inancna,
inancn yaamasna karlmad bilinmektedir. otuksken, B. (2008), zel-Toplumsal-Kamusal Alan
ve Laiklik, http://akademik.maltepe.edu.tr/~betulc/ozel-toplumsal-kamusal. (03.06.2009)

13
yaklam nedir? Sorularn tek tek yantlamak bile bu kavramn ne kadar geni boyutlu
ve dier kavramlarla (zgrlk, eitlik, hukuk, etik v.b.) balantl olduunu
gstermektedir.
Kamusal alan kavram da her ne kadar J. Habermasta ifadesini bulsa ve siyaset
felsefesine onun tarafndan hediye edilmi olsa bile, onun Eski Yunan devletinin (polis)
ileyiinde ekillendii ortaya kmaktadr. Bu kavrama ilikin olarak Aristoteles,
Edimsel olarak bir anayasa dzeni kurmaya alanlar bir yana braklrsa, En yi
Devlet stne ilk konuan odur (2008: 48-49) diyerek Hippodamosun3 planlam
olduu bir dzenden bahsetmektedir. Bu dzen ierisindeki topraklar kutsal, kamusal ve
zel olarak dzenlenmiti. yinin ve mutluluun yaam biimlerine bal olduunu
vurgulayan Aristoteles:

(...) ounluk ve kaba saba insanlar bunlarn hazda olduunu dnrler; bundan dolay da haz yaamn
severler. nk belli bal yaam biimleri tanedir: Bu szn ettiim yaam, sonra siyaset yaam,
4
ncs de theoria yaam (Aristoteles, 2007: 12).

Bu durumda Aristoteleste en alttaki yaam biimi, bedenin ileri ile ilgili; bu yaam
zel alan temsil eder, bu yaamn glklerinden arnan insan, siyasi yaam alanna,
yani polise; kamusal alana ynelir. Kamusal alann, polis ile rtmesini
Aristoteles'te gryoruz. Aristotelese gre kamusal alan siyasetin yapld yerdir.
Aristoteles'in siyasi yaam tarzn zorunlu ve yararl olan etkinlikler dnda
deerlendirmesi, o dnemdeki toplumun polis yaamn anlama tarzlarna uygun bir
dnce olsa da theoria yaam tarzn siyasi yaam tarzndan daha stn tutmas, bu
yaam biimini daha deerli kldn gstermektedir. Aristotelesin etik anlayna gre
erdemler ancak poliste hayat bulur. Aristoteles Politika'da polisi, olmas gereken en
iyiyi amalayan topluluk biimi olarak vurgular. Polis, yurttan zgrlk alan olarak
belirir. Polisin ortaya kyla birlikte insan kendini dier varlklardan ayracak

3
ehirleri semtlere ayrmay o bulmu ve Peiraieusun (Pire) sokak plann yapmtr.() Hippodamos,
on bin nfuslu bir ehir tasarlamt; halk e blyordu: Usta iiler(Zanaatlar), tarmclar, silh tayp
lkeyi savunacak kiiler. Toprak da blme ayrlacakt: Biri kutsal, biri kamusal, biri zel (Aristoteles,
2008: 49).
4
Eski Yunanda theoira yaam n plandayd. Dnme eylemi, insann kendisiyle ba baa kald bir
ortamda gerekletirilecek bir etkinlik olarak deerlendirilir. Bu bak as insan dnyadan ayrr.

14
zelliklere kavumu ve siyasal bir canl (zoon politikon)5 olarak tanmlanacak bir
duruma gelmitir. Yurtta burada siyasi bir varlk olarak yasama, yrtme ve yarg
yetkilerine sahiptir. Bu sistemde yer alanlar, kura ve sra usulyle seilirler.
Aristoteles'in anlaynda insan siyasi bir hayvan olarak tanmlanr. Yaamn
devamlln salama anlamndaki bu dnemdeki ihtiyalar (reme ve beslenme)
zoe6 olarak tanmlayabiliriz. yi yaam, polis alannda gerekleir bu alan biosun
alan olarak oluur. Eer kamusal alan, polis ile rtyorsa kamusal alann bu
anlamda bios alan olduunu grrz. reme ve beslenme ile ilgili ihtiyalar toplam
zoe olarak ifade edildiinde, bu da zel alann snrlar iinde yer alr. Kamusal/zel
alan ile ilgili olarak (...) zoe ve bios arasndaki ayrmn Aristoteles'ten bu yana politik
dncede varln hep srdrdn (Keskin, 1998: 107), snr ayrmn grebiliriz.
Eski Yunan dnemindeki kent-devlet yaamnda yani polis yaamnda yer alan
ahslar, o kenti oluturan toplumun tm bireylerine deil says belirli olan bireylere
aitti ve sz konusu bireylere de polis yaamndaki rollerinden dolay yurtta
deniliyordu. Yurtta says belliydi. nk o dnemde Yunanllara gre, polis
varln, yurtta sfatn tayanlarn snrl olmasna balyd. () bir kent-devletinde
her zaman iin nfusun ounluunu oluturan eit olmayanlarn varln
nvarsaymaktayd (Arendt, 2006: 70-71). Yunan kentleri, konumu itibaryla iki farkl
ekilde yerleik halde grnyordu. Alak blgelerde/yerlerde kurulmu kentlere asti,
yksek alanlarda kurulmu olana ise polis denilirdi. Tarmn ve zanaatkrln merkezi
astiydi. Bu yerlere ulamak polise gre daha kolayd. Yunan insan iin polis
daha nemliydi. nk buras siyasetin alanyd. Yksek duvar veya surlarla evriliydi.
st bir yaama gemek iin polis nemliydi. Yurtta, ileri hane halknn (klelerin)
yrtmesi nedeniyle yksek yerlere kurulmu olan polise katlrd. Burada konuma-
tartma olurdu. Bakalarnn dnyas bu yerlerde renilirdi. Burada her ey
konuulurdu. Belirttiimiz gibi Aristotelesin erdemler dnyas bu meknda varln
bulurdu. Eski Yunanda kamusal alan yani polise girmenin bir koulu mlkiyet
olmakla birlikte, dier doal koul daha vard; kle olmamak, Atinada ikamet eden
5
Zoon politikon, Ortaada animal socialis (toplumsal hayvan) olarak deiiklie uramtr.

6
Gnmz toplumu zoenin dorulanmas olarak grnyor. Zoe-Bios ayrm unutulmu durumda.

15
yabanclardan olmamak ve kadn olmamak. Bu dnemdeki mlkiyet anlay, gnmz
mlkiyet anlayndan farkl olarak insann kendine ait bir yerin olmasn ifade
etmekteydi.
Polis, yurttan rgtlenmesini dile getirir. Polis, insann yani yurttan
bireysel farkllklarnn alabilecei bir ortak alan olarak belirlenir. Polis, gnlk
yaamn en st basaman ifade eder. Polis baka bir deyile kamusal alann/zgrlk
alannn aralar Eski Yunan dneminde kadnlar, kleler, yabanclard. Poliste siyaset
yurttalk erdemiydi.
Ele alacamz kamusal alan modellerinden olan H. Arendtin kamusal alan
modelinin temeli yukarda belirttiimiz biimiyle her ne kadar Aristotelesin siyasi
yaam anlayna dayanyorsa da,

Bu noktada polisin, Arendt iin tarihsel olduu kadar normatif bir olgu olduunu hatrlamak gerekir.
zgrlk, eylem ve kamusal alan gibi kavramlarn zgn bir yorumunu yapmak iin polisin bir
yeniden tanmlamasn yaparken, Eski Yunanda belirli bir dnemde ortaya km olan (yani tarihsel ve
toplumsal bir olgu olan) polisin modern dnyada tekrarlanmazlnn farkndadr elbette ama bu onu
polisin temel zellikleri sayd belirli kavramlar ve uygulamalar gndeme getirmekten ve bunlarn
anlamlarn yeni bir bakla irdelemeye davet etmekten alkoymaz (Berktay, 2004: 554).

H. Arendt, yaadmz dneme ait sorunlar irdelerken bize, Eski Yunan dnemindeki
polis yani kamusal alandaki rgtlenme, yaratma ve zgrl rnek gstermektedir.
zellikle, politik rgtlenme, bios politikos, yaratma yeteneinin Yunanllar iin neden
eylem ve syleme dayandn ve bu niteliklerin de btn grkemleriyle ortaya
kabilmek iin neden bir kamusal alana ihtiya gsterdiini anlayabilmemizi salar
(Berktay, 2004: 554). Polis, gnmzde siyaset yapmann zengin ve pratik
olanaklarn tarihten gelen o birikimini bize sunmaktadr. Arendt iin polis, gerek
politikann paradigmasdr (Berktay, 2004: 554).
Polisle ilgili olarak belirtilenleri temele aldmzda Eski Yunan kent-
devletindeki toplumsal homojenlii salayacak, ztlama ve elimeleri engelleyecek
zm nerileri ele alnm ve ilerlemeler bu ekilde olmutur. Dier taraftan Eski
Yunan kent-devletinde orta snfn nemi dikkate alnm; pratik yaamda alt ve st

16
snflar ortaya ekilmeye allm ve bu ama gzetilmitir. Bu izgiye gre orta
snf/tabaka ne kadar gl ise toplumsal dzen de o kadar dengeli olarak varln
yrtebilecektir. Bu balamda Aristotelesin Nikomakhosa Etik adl metninde erdemli
yaama ilikin dile getirdikleri ve bunlarn varolma olanaklarn dikkate aldmzda hep
ayn hassasiyetler srdrlm ve sz konusu metinde de belirtildii gibi cesur, doru,
ll, adil olma gibi orta olma (mesotes) yoluyla kamusal alanda toplumsal bar ve
adalet salanmaya allmtr.
Kamusal alana ilikin Eski Yunandaki deneyim gnmzde kamusal alan
snrlarn belirlemede ve ayrca sorun zme yollarn gsterir nitelikte bize zenginlik
salamaktadr. Bu noktada H. Arendtin gelitirmi olduu modelde ileri srlenleri
daha iyi grmekteyiz. Toplumsal snflarn siyasete, katlm araclyla girmesi ve
glendirilmesi yine katlm araclyla ekonomik koullarn iyiletirilmesi deneyimi,
gnmzde kamusal alana ilikin bilgileri ortaya koymada yol gsterici olabilir.
Belirtildii gibi kamusal alann snrlarn izerken hukuk ve etik kavramlar ile
organik bir btnlk ierisinde olduunu bilmeliyiz. Bu balamda kamusal alan, etik
boyutu ile irdelersek; kamusal alan ayn zamanda etik kii olma ve etik ilikileri
belirleme alandr. Kamusal alan kavramna bal ve bu kavramn etrafnda gelitirilen
modeller, toplumsal ilikilerin yapsal zelliine gre deikenlik gsterse de buna
karlk etik ilikilerin yaps deimez. () etik ilikiler yapca ne deime ne de
deiiklik gsterir: etik ilikinin yaps deimez bir yapdr; onu oluturan kii
yaantlar ve eylemleri, insann yapsal olanaklarn, kii fenomenleri olarak bu
olanaklarn gerekleme tarzlarn oluturur (Kuuradi, 2006: 11). Bu anlamda
kamusal alanda gelitirilen ilikilerin temeline etik ilikiler yerletirilmelidir. Kamusal
alanda yurttalar, kendi aralarnda gelitirecekleri her trl tartma, konuma/sylemler
ve eylemler etik ilikilere dayal olmaldr. Bu ilikileri belirleyen durum ise yurtta
olarak kiinin etik kii olmasna baldr. Kamusal alanda sorunlar zme, tartma ve
eylemde bulunma, etik kii olmaya bal olarak gelitirilen etik ilikilerdir.
Kamusal alanda oluan eylemler, gelitirilen etik ilikilere bal olmaldr.
zellikle H. Arendtin gelitirmi olduu modelin temel kavramlarndan biri de eylem
kavram olup H. Arendt bu kavram nemsemektedir. Bu nemseme kutsama anlamnda

17
deil, bu nemseme daha ok etik ilikilere dayal oulluun eylemleri boyutundadr.
Kamusal alann snrlar ierisinde gelien bu eylemler, etik eylemlerdir.

Bir kii eylemde bulunurken, kar karya olduu veya yzn grmedii, yaknndaki-uzandaki
insanlarla -kii olarak kim olduklarn bilmedii insanlarla- ilgili bir ey yaparken de hep bir etik iliki
iindedir: yaptn hep belirli btnlkte bir kii olarak yapmakta, hep deer sorunlaryla ykl
eylemlerde bulunmaktadr (Kuuradi, 2006: 85).

Kamusal alanda varolan eylemleri deerlendirme insan grubunun durumlarna baldr.


Her durumun ikili bir gereklii vardr: tarihsel plnda gereklii ve olgusal plnda
gereklii (Kuuradi, 2006: 86). Kamusal alanda oluan bir durumu deerlendirirken,
yurttalarn etik ilikileri gerei eylemlerin nitelii, ayn zaman sreci ierisinde oluan
dier eylem biimleri ile bunlarn yorumlarna da bal olabilir. Bir durumun tarihsel
planda gereklii ancak yurttan deer bilgisine ilikin ilgisine bal olabilir.
Kamusal alanda gerekletirilen yurtta etkinlikleri bize insan deerlerini sunar.
te insann deerleri amalarna uygun ekilde gerekletirilen insan etkinlikleridir
(Kuuradi, 2006: 170). Kamusal alanda gerekletirilen sz konusu etkinlikler,
amalarn belirlenmesindeki bilince sahip olmakla birlikte olanaklarn bilgisine sahip
olmaya da baldr. Bu olanaklar bizi etik deerlere gtrr. Kamusal alanda yurttan
gerekletirdii eylemler ve bu eylemlerin olanaklar, etik deerlere baldr. () insan
olmann zelliini oluturan olanaklarn gerekleebilirliinin koullarnn srekli
yaratlmas ve insana zg etkinliklerin amalar ve ilevleri yerine gelecek ekilde
gerekletirilmesi, etik kiilere bal grnyor (Kuuradi, 2006: 172). Kamusal alanda
konuulan, tartlan sorunlar ile bu sorunlarn zmlerine ynelik olarak
gerekletirilen eylemler doru ve deerli olmaya ynelik olmaldr. Kamusal alanda
etik deerlere dayal eylemler de anlam olgusunu yaratr. Kamusal alanda oluturulan
ilikileri anlaml klmann nkoulu sz konusu etkinliinin bilgisine sahip olmayla
balantldr. nsan etkinliklerinin yapsn -: amalarn yerine getirecek ekilde
gerekletirilmelerinin koullarnn bilgisini- ortaya koymak felsefenin iidir
(Kuuradi, 2006: 188). Kamusal alann snrlar ierisinde varolan tm yurtta

18
etkinliinin nkoulu felsefi bilgiye, baka bir deyile ontolojik ve etik deerler bilgisine
bal bulunmaktadr.
Blm balnda da belirtildii gibi, varolan kavramlatrrken sz konusu
kavram tarihsellik balam ile deerlendirdiimizde hangi zaman ve mekn ierisinde
ele alacamz, hangi filozof/filozoflarn bu kavramn iiliini yapt, hangi felsefe
disiplinine ait bir kavram olduu, dier felsefe disiplinleri ierisinde ne ekilde ele
alnd, varolan kavramn etrafnda hangi toplumsal ilikilerin temel alnp bu temel
zerinde znenin rolnn ne olduu, ne trden modellerin oluturulduu, bu almann
snrlar ierisinde ve almann btnl korunarak deerlendirilmeye alld.
Yukarda vurguladmz gibi sz konusu almamzn merkezini igal eden kamusal
alan kavram etrafnda baz dn insanlar tarafndan oluturulan farkl modeller var.
Kavrammzn etrafnda oluturulan modeller arasnda ve bu modeller zerinde alan
dn insanlarnn kendi alglama, siyasi ve felsefi bilgileri dorultusunda modellerin
ieriklerinde ortaklklar veya farkllklar grlebilir. Bu almann ikinci ve nc
blmlerinde gelitirilen modeller ierisinde H. Arendt ile J. Habermasn gelitirdikleri
kamusal alan modelleri, ontolojik ve epistemolojik bilgi snrlar ierisinde kalnarak
genel zellikleri; ayrca hangi kavram ve olgular etrafnda ekillendikleri zerinde
durulacaktr.

19
KNC BLM

2.1. Hannah Arendtin Kamusal Alana likin Yaklam

Hannah Arendt, iki dnya savann yaand bir dnemde, toplumsal aclara ve
sorunlara tanklk eden bir dn insan olarak kendi kamusal alan modelini gelitirmeye
almtr. Arendt, insan olmann ne anlama geldiine ilikin sorunun zmn yine
insanlarn yapp etmelerine bakarak ortaya koymaya almtr. Arendtin yaad 20.
yzyl iddetin egemen olduu bir dnemdi. Arendt, felsefi syleminde ele ald
sorunlarn kaynana inerek sorgulamasn ve aratrmasn srdrmtr. Arendt, insan
yaamnn devamn salayan etkinliklerin ve koullarn neler olmas gerektiine ynelik
almalar yapmtr. Bu anlamda insan etkinlikleri ierisinde siyaset yapmaya zel bir
nem vermitir. Arendt, sorunlar ele alrken eletirel olmay nemsemitir. Arendtin
sz konusu modeline gre kamusal alan, tmyle iddetten arnm bir yerde ancak
varolabilir. Arendt, siyaset ile iddeti birbirinden ayrr. Arendt, bu modeli, yaanan
gereklik zerine kurmaya almtr. Bu balamda sorgulamasn ve zmlemesini
yaparken yararland kavramlar; polis, zgrlk, oulluk, otorite, iddet,
g, emek ve i; ayrca bunlarla balantl olan eylem ve konuma
kavramdr. Kamusal alan, konuma ve eylem yoluyla oluturulan alandr. Kamusal
alanda bu iki kavram birbirleriyle sk bir iliki ierisindedir. Arendt, kendi modelinde
oulluun nemini srekli olarak vurgulamtr. oulluk, insan eylemin kouludur,
nk hepimiz aynyz; yani hi kimsenin imdiye dek yaayan, yaayacak baka
herhangi biriyle asla ayn olmayaca tarzda insanz (human) (Arendt, 2006: 37).
Arendtin anlayna gre kamusal alan, farkllklarn ortaya kt yer olarak

20
grlebilir. Yani kamusal alan oluturan zneler farkllklaryla vardrlar.
Arendt, kendi kamusal alan modeline gre yurttalarn konuma ve eylemde
bulunabilecekleri her yerde onlarn, kamusal alan oluturabilecekleri olanaklara sahip
olduklarn ileri srer. Bu olanak, bireylerin uyum ierisinde olduu; buna ek olarak
eitlik ve katlmn olduu yerlerde sz konusudur. Uyumun, gvenin, katlmn
olmad meknlarda, kamusal alandan sz edemeyiz. Tartmann, konumann ve
eylemin gerekletii kamusal alan ayn zamanda siyasetin alandr. () insan siyas
bir varlk yapan szdr (Arendt, 2006: 30). nsanlar, kamusal alan oluturduklar anda
kendi siyasi bilinlerine varm olurlar. Bu alan, insana zgr olmay, insani deerlerden
faydalanmay salar. Arendtin kamusal alan modelinde insanlar yapp ettikleriyle
vardr. Sz konusu modelde, farkllklara bal yani rk, etnik yap, din gibi
temellendirmelere bal olarak siyaset yapma anlay geerli deildir. Birey, kendi
adna burada vardr ve kimliini bu alanda kazanr. Bu alanda kimliini kazanan birey,
kendi varln, kendi zgnln sergiler. Kamusal alanda yurtta, kendi temsil
gcne bal olarak dncelerini zgrce savunur. Eitliin hkim olduu bu alanda
insanlar yz yze gelerek dncelerini birbirlerine aktarma ve bir sorunu farkl
alardan ele alp deerlendirebilme olanaklarna sahip olurlar. Bu balamda birey,
kendi bulunduu noktadan teye geerek dncelerini geniletme ve kendi siyasi
kimliini oluturma olanan elde eder. Yurtta, bu alanda elde ettii kimlii ve dier
insanlarla oluturduu ilikiler sayesinde evresinde olup bitenlerin farkna varabilir.
Yurtta olmak, siyasi eitlikten faydalanmak demektir. Siyasi eitlik, bireyin yurttalk
kimliini kazanmasnn bir ilkesi olarak karmza kar. zel alanda birey, evresinde,
dnyada olup bitenlerin farkna varamayabilir. Bunun nedeni de bireyin zel alanda
siyasi kimlie henz sahip olmayndandr.
Kamusal alan, bir neslin yaamn srdrecei dnem iin planlanamaz. Bu
anlamda kamusal alan bir dnemle snrl deildir. Kamusal alanda devamllk sz
konusudur; bu balamda insanlarn yaam srelerini aan bir devamllk vardr. nsanlar,
kamusal alana ortak ve kalc bir eylere sahip olmak istedikleri iin girmek isterler.
Kamusal alan insanlarn ortak eseridir. Bu ortak alanda bulunanlar belirttiimiz gibi

21
farkllklar ile konumlanrlar. Bakalarnca grlenler ve duyulanlar, anlamlarn,
herkesin farkl bir konumdan gryor ve duyuyor olmasndan alr (Arendt, 2006: 102).
zel alan, insanlarn iinde bulunduklar doal alandr. Bu alan, siyaset ncesi
alana karlk gelir. Baka bir deyile siyasi etkinliklerin olmad, yaam devam ettirme
ve koruma zerine kurulu olan alandr. Bu alana zg zelliklerden birisi de insanlarn
burada kendi tercih ve ihtiyalarnn basksnda olup bir arada yayor olmalaryd. Bu
durum yaamn bir zorlamasyd. Bu zorlamada erkein grevi yiyecek salamak,
kadnn grevi de trn devamn salamakt. Bu alanda zorunluluk ve bask vardr.
Zorunluluk olan, kalc olmayan etkinlikleri ifade etme anlamn tar. Zorunluluk ile
yaam birbiriyle iliki ierisindedir. zel alandaki topluluklar zorunluluun eseriydi. Bu
alandaki tm etkinliliklere zorunluluk egemendi. Zorunluluun olmad yerde yaam
tehlikeye der. Bylesi bir durumda zorunluluk ile zgrlk arasndaki ayrm izgisi
bulank hale gelir. nsan kendisini zorunluluun alanndan kurtardnda zgrle
ular. Bu anlamda Arendt, zorunluluun alan olan zel alan gerek bir insan yaam
alan olarak grmez.
Eski Yunanda zel alanla siyasi yaam arasndaki farkllk hibir phe konusu
olmamtr.

Yaamn zorunluluklarna hanede boyun edirmeden ne yaam ne de iyi yaam mmkndr ama siyaset
de asla yaam uruna deildir. (Tersine) Polisin fertlerini ilgilendirdii noktada hane yaam, polisteki iyi
yaam adna vardr (Arendt, 2006: 76).

zel alanda insanlar birbirlerini anlamazlar. nk bu alanda tekil bir yaam vardr.
nsanlar bu alanda zorunluluun gdmnde olduundan, zor ve iddetin haklln
sorgulamakszn kabul ederlerdi. Bu balamda bakalaryla nesnel bir iliki yoktur. Bu
alanda gizlilik/zel olma sz konusudur. Arendt, kamusal alan ile zel alan arasnda
snrlar belirgin klacak bir ayrm yapmtr. Belirttiimiz gibi zel alan gizliliin,
basknn egemen olduu; baka bir deyile siyasi etkinliklerin olmad alan olarak
grlrken; kamusal alan ise zgrln varolduu, siyasi etkinliklerin olutuu, insan
olmann anlamnn ortaya kt bir grnmler alandr. () polis alan zgrlk
sahasyd ve eer bu iki alan (hane ile polis) arasnda bir ilikiden szedilecekse doal

22
olarak bu yle bir iliki olacakt: polisin zgrln koulu, hanede yaam
zorunluluklarna hakim (efendi) olmaktan geer (Arendt, 2006: 68).
Bu iki alan arasndaki ilikiyi oluturan bir baka unsur mlkiyettir. Mlkiyet,
birinci blmde de belirttiimiz gibi yeryznde belli bir yerin sahibi olmaktr. Kken
olarak mlkiyet, bir kimsenin yle ya da byle dnyann belli bir ksmnda bir yer
sahibi olmas ve bu yzden bir siyas teekkle ait olmas, yani birlikte kamu alann
oluturan ailelerden birinin reisi olmas anlamna geliyordu (Arendt, 2006: 108).
Servet ile mlkiyetin farkl durumlar vardr. Bu yzden hi de ayn eyler olmayan
servet ile mlkiyetin tamamen farkl bir doadan olduklar kolayca unutulmaktadr
(Arendt, 2006: 107-108). Modern dnemin savunduu ey, mlkiyeti ifade etmeyen
servettir.

Her yerde fiilen veya potansiyel olarak zengin ama ayn zamanda her bir bireyin zenginlii bir btn
olarak toplumun yllk gelirinden kendine den paydan ibaret olduundan zsel bakmdan mlkiyetsiz
toplumlarn ortaya k, bu iki eyin birbirleriyle hemen hibir ilgisi bulunmadn aka
gstermektedir (Arendt, 2006: 108).

Eski uygarlklarda mlkiyet kutsal saylmtr. Bu anlamda klenin veya


yabancnn serveti mlkiyet saylamazd ve mlkiyetin yerini tutamazd. Mlkiyet,
insann biyolojik/doal yaamn srdrmesini gvence altna alr.

Yoksulluk zgr adam bir kle gibi davranmaya zorlar. Bu yzden zel servetin kamu alanna girmenin
bir koulu haline gelmesinin nedeni, sahibinin bu serveti biriktirmek iin uramas deil aksine kullanm
ve tketim aralar teminiyle artk uramayabilecek olmas, dolaysyla kamu faaliyetlerinde bulunmakta
zgr olmasyd (Arendt, 2006: 111).

Mlkn siyasi yaam srdrme anlamnda kullanmayp bunun kart olan mlk
bytme, servete dntrmede kullanan kii zgrlkten, siyaset yapmada uzaklar.
Mlkn siyas bir yaam srdrmek amacyla kullanmak yerine bytmeyi yeleyen
bir mlk sahibi zgrln sanki kendi elleriyle kurban etmi ve kendi iradesiyle,
gnll olarak, kle yani zorunluluun hizmetkr olmu demekti (Arendt, 2006: 112).

23
zel alann gizlilik/zel olma nitelii vard. Kamusalln effaflndan,
aklndan kamann ve saklanmann en emin yolu zel bir yere yani zel mlkiyete
sahip olmakt. Gizlilik/zel olma zel alanla kamu alan arasndaki ayrm bir baka
adan saklanacak olanla alenen gsterilecek eylerin ayrmn ifade etmektir.
Gizliliin/zel olmann zel alanda var olmasn belirleyen klelerin ve kadnlarn
durumuydu. Yaamn (bnyevi) zaruriyetleri yznden bedenlerini ie koan
emekilerle, trn fizik bekasn bedenleriyle temin eden kadnlar, gizli/sakl
tutulmaktaydlar (Arendt, 2006: 122). zel alanla kamusal alan arasndaki ayrm en
anlaml ekilde ifade eden durum, gizlenmesi gerekenle aka sergilenmesi gereken
eylerin bulunmasdr. zel alan, insan bilgisine kapaldr ve bir yanyla gizli olan sakl
tutar. Bu alan, doum ve lm alann barndrr. () nk insanlar nereden
geldiklerini, ne zaman doduklarn, nereye gittiklerini ve ne zaman leceklerini
bilmezler (Arendt, 2006: 109).
Arendt, kendi modelini temellendirirken, ayrntsna daha sonra deineceimiz,
diyalektik bir yaklamla ele ald emek ve i etkinliklerinin zel alana ait
olduunu vurgular. Her insani etkinlik, bulunduu yeri ifade eder. Bu anlamda vita
activann asli etkinlikleri emek, i ve eylemdir. Emek ve i zel alana, eylem ise
kamusal alana ait bir etkinliktir. Emek, insann kendi yaamn devam ettirebilmek iin
biyolojik ihtiyalarn karlamaya ynelik etkinlikleri ifade eder. Bu modele gre emek,
kamusal alana uzak bir kavram olup zel alann kavram olarak deerlendirilebilir. ise
ihtiya duyulan nesneler dnyasn ifade eder. Bu iki kavram, Eski Yunan dnemindeki
zel alann snrlar ierisinde yaamlarn ve uralarn srdren kadn, kle ve
tccarlarn dnyasna aitti. zel alanda gizlilik, mahremiyet sz konusu olup hane sahibi
olan yurtta bu alanda gizlilie bal olarak zoru ve iddeti uygulard.
Arendt, bu model araclyla bizi dnme ve eylemde bulunmaya davet ediyor.
nk modern insanda uyuukluk var. Arendt, bize modern insann zerinde varolan bu
uyuukluu gidermenin yolunu ayor. nsanlar, birbirleriyle konuarak toplumsal
erevede var olabilirler. Konutuumuzda insan olma zelliimiz ortaya kar ve
konuma sreciyle birlikte insan olmay reniriz.

24
() oul halde bulunan insanlar, yani bu dnyada yaadklar ve hareket ettikleri lde insanlar,
yalnzca birbirleriyle konuabiliyor olduklar iin ve (o eyi) birbirleri ve kendileri iin anlaml hale
getirebiliyor olduklar iindir ki anlamll tecrbe ederler (Arendt, 2006: 31).

Konumann olmad yerde iddet vardr. nsanlara kar iddetin kullanld yerde
konuma yani ikna etmenin deil, buyurmann egemenlii vardr. Konumann olduu
alan, kamusal alandr. Arendte gre iddet zel alana ait bir olgu, bu alanda konuma
olamaz. Siyasi olmak, bir poliste yaamak, kararlarn zor ve iddet kullanlarak deil,
kelimeler ve ikna yoluyla alnmas anlamna geldi (Arendt, 2006: 62). iddet, eylemin,
konumann olmad yerde olur. iddet, kamusal alana girmise artk o alana biz
kamusal alan diyemeyiz. Kamusal alana iddet girmise artk sz konusu bu alanda
zgrlk, oulluk, sz ve eylem yok olmutur. Bu alanda iddeti uygulayan totalitarizm
egemen olup siyaset yapan oulluun varl ortadan kalkmtr. iddet, hibir siyasi
oluumun gelimesine izin vermez. yleyse insan oulluunun korunmas, her trl
nceden belirlemeye; kontrole dayal politik yaplarn ve aralarnn, insan etkinlikleri
alannn dnda braklmasnn yegane kouludur (Yazcolu, 2009: 119).
Arendtin anlayna gre insanlar, varlklar itibaryla koullu varlklardr.
nsanlar, dokunduklar her eyi varlklarnn bir koulu haline getirirler. Bunun iin

nsanlar, yeryzndeki hayatn kendilerini verili durumlarna ek olarak, insan kkenlerine ve


deikenliklerine ramen doal eylerle ayn koullayc gce sahip, kendilerine ait, kendi eserleri olan
koullar retirler durmadan. () insanlar, ne yaparlarsa yapsnlar daima koullu varlklardr. Kendi tns
olan insan dnyaya dahil olmu ya da insani bir abayla bu dnyaya katlm her ne varsa, insanlk
durumunun bir paras haline gelir (Arendt, 2006: 38).

Kamusal alan da insanlk durumunun bir eseri olarak ekillenir. Bu anlamda kamusal
alan, koullu varlk olmas nedeniyle insann eseri olarak karmza kar.
Arendtin anlayna gre kamusal ve zel alanda gerekleen etkinliklere, sz
konusu alann snrlar ierisinde yer alan etkinlikler olarak baktmzda bunlar anlaml
hale gelebilir.

25
() insan yaamndaki etkinlik alanlarnn kendi ierilerindeki anlamlln isel koullarnn bulunduu,
dolaysyla, bir etkinlik bir baka etkinlik modelinde gerekletirildiinde anlaml bir ey ortaya karma
olanann kalmayacadr. Bu dorultuda Arendt zellikle yapma ait ileyiin, politik alana
uygulandnda iddet sorunun da ayn lde genileyeceini bize gstermektedir (Yazcolu, 2009:
121).

Kamusal alann snrlar ierisine siyaset d gleri yerletirdiimizde oulluun


varlk alan yok olduu gibi; iddeti temellendiren farkl uygulama modelleri de devreye
girmi olur.
Arendtin, kamusal alan kavram erevesinde gelitirmi olduu kamusal alan
modelinin temeline; Eski Yunanda varolan ve kamusal alan bir baka ekilde ifade
eden polisi yerletirdiini gryoruz. Bu noktada Arendtin kamusal alan modelinin
temelini oluturan Eski Yunanda varolan polise bak as nedir? sorusunu
sormamz gerekmektedir. Polis, Arendt iin tarihsel bir olgudur. Arendt, tarihsel bir
olgu olarak Eski Yunanda belirli bir dnemde ortaya kan polisi yeniden
deerlendirirken gnmz dnyasnda tekrarlanamayacann da farkndayd. Arendt
asndan polisin nemi, yurttalarn bu alanda sorun olarak grlen her eyin
konuulmasna olanak salayan, iddeti deil dayanmay ne karan bir rgtlenme
olmasndan dolaydr. Bu nedenle de polisi kuramnn merkezine yerletirir.

() polis, fizik konum itibaryla kent-devlet deildir; insanlarn, birlikte eylemde bulunmalarndan ve
konumalarndan doan bir rgtlenmedir ve (polisin) gerek mekn, balarna ne gelirse gelsin bu
amala birarada yaayan insanlarn arasnda yer alr. Nereye gidersen git yannda polisi de gtreceksin:
Bu nl szler sadece Yunan kolonizasyonunun parolas deildi; ayn zamanda konumann ve eylemin,
her an ve her yerde kendilerine yer at katlmclar (Arendt, 2006: 289-290)

da ifade etmekteydi. O halde Arendtin bak asna gre asl eylemin olduu yer olarak
polis grld aktr. Polis, Atinay ifade etmiyordu. Arendte gre () polis
olan Atina deil Atinallard (Arendt, 2006: 285).
Bilindii gibi Eski Yunandan beri kamu ve zel alan ayrm sz konusudur; bu
balamda hanenin zel alana kamusal alann da siyaset alanna denk dt
bilinmektedir. Arendtin dedii gibi:

26
Hanenin ayrdedici zellii, insanlarn burada istek ve ihtiyalarn gdmnde bir arada yayor
olmalarndayd. Bu bizzat yaamn bir zorlamasyd, zira bireyin yaamn srdrmesi ve trn bekas
bakalarnn ortakln/eliini gerektiriyordu (Arendt, 2006: 67-68).

zel alanda var olan tm ilikilere zorunluluk hkimdi. zel alandaki zorunluluk ilikisi
insanlar arasndaki doal etkinliklerin bir yansmasyd. Bu nedenle sz konusu
etkinliklere zorunluluk hkimdi. Bu alanda zorunluluun hkim olmas nedeniyle insan
ilikilerinde yeri geldiinde iddet kullanlabiliyordu. Btn insanlar zorunlulua tabi
olduklarndan bakalarna kar iddet kullanmaya haklar vardr; iddet, kiinin
kendini, zgr bir dnya uruna yaamn zorunluluundan kurtarmak iin giritii
siyaset ncesi bir eylemdir (Arendt, 2006: 69). iddet eitsizlik zerinden gelitii iin
zel alanda da eitsizlik hkimdi.
Polis, eitlikler zerinde varolan bir aland. Bu anlamda da zel alandan
ayrlyordu.

Polis, haneden, yalnzca eitleri tanyor olmas bakmndan ayrlmaktayd. Oysa hane tam anlamyla
eitsizliin merkezinde yeralmaktayd (Arendt, 2006: 70).

zel alan, eitlikleri tanmaz, eitsizliin merkezinde yer almaktayd. zgrln var
olduu alanda bask, iddet ve tutsaklk olmaz. Polis, bir zorunluluk alan deil bir
zgrlk alan olarak karmza kar. Polis, Arendt iin deer tayan nemli bir ortak
mekndr. Arendtin, bu alana deer yklemesi, ilgi gstermesi polisin siyasi bir alan
olarak zgrlk balamnda olumasndan kaynaklanmaktadr. Poliste yurtta,
konumalarda, eylemde bulunmada kendisine ait dncelerini ve grlerini ifade
edebilme zenginliini yakalayabilme olanana sahip olmaktayd.

Bu mekn hep var deildi ve btn insanlar edimde bulunma ve konuma yeteneine sahipseler de, ou -
Antikitedeki kleler, yabanclar, barbarlar, modern adan nceki emekiler ya da zanaatkrlar, iinde
yaamakta olduumuz ada i sahipleri ile iadamlar gibi- bu meknda yaamamlardr (Arendt, 2006:
290).

27
Kamusal alan yani poliste yneten ve ynetilen ilikisi yoktu.
Eski Yunanda yurttan tanm, Aristotelesin ifade ettii biimiyle sylersek:
() tam anlamyla yurtta, ynetim ayrcalklarnda pay olan bir kimsedir
(Aristoteles, 2008: 78). Birinci blmde de belirttiimiz gibi Eski Yunanda polise
baka bir deyile kamusal alana kleler, kadnlar ve yabanclarn girmelerine izin
verilmezdi. Bunun nedeni de yurtta olamamalaryd. nk yurtta olmann n
koullar; kle sahibi olmak, aile ynetiminde bulunabilmek, mlkiyet sahibi olmak
(servet anlamnda deil yer anlamnda) ve yabanc olmama (kent-devletinde domu
olma) artlarna balyd. Bu artlar tamayan, kadnlar, kleler ve yabanclar sadece
polisin oluumunda nemli rollere sahiptiler. Poliste btn etkinlikler yurttalarn
varlyla snrlyd. () polis ierisinde sregelmekte olan pek ok etkinlie katlmak
hakk tmyle yurttalarla snrlyd (Arendt, 2006: 285). Yurtta; ev idaresini kadna,
mlkiyetinde olan tarlada ekip bime iini klelerine, ticari ilerini ise yabanclara
yklemi olup kendisi de poliste siyaset yapmay ve bu balamda pay almay
semitir.7Arendt, Eski Yunanda varolan bu eitsizlie kendi modelinde yer
vermemitir. Eski Yunanda var olan bu eitsizlik durumu siyaset felsefesi snrlar
ierisinde zaten bilinen bir durumdu. Arendtin amac ise bilinen ve konuulan tekrar
ederek ortaya koymak deil; bunun tersine bu eitsizliklerin nedenlerini anlamak ve
aa karmakt. Eski Yunanda varolan eitsizlik yurttaa g salyordu. Polis,
yurttan bu g ilikileri araclyla oluan bir aland. Arendt kendi modelinde, siyaset
yapmay yurttan taraf olduu cephede ortaya koymaktayd. Eski Yunanda eitsizlik
durumunu Arendt zaten gryordu. nsanlara dnyann gerekliini garanti eden
bakalarnn bulunuu () herkese grnen eye varlk deriz (Arendt, 2006: 290).
nsan kendi bana gerekliini yakalayamaz. Konuma, ancak bakalar olduunda
gerekleir. nsan, bakalarnn varl sayesinde gerek kimliini elde eder. Ancak
bakalarnn varl sayesinde dnebilir. nk insan, bakalaryla konuabildii
noktada dnmeye balar ve dnyann gerekliini kavrar. Siyaset, konumann ve
eylemin gereklemesiyle oluur.

7
Bu koullar salandktan sonra siyaset alannda, yurttalar arasnda zgrlk olabilmitir.

28
Arendtin, katlmc demokrasinin bir savunucusu olmasyla da balantl olarak
gelitirmi olduu kamusal alan modeli, demokratik deneyimler zerine yerletirdii bir
model anlayyd. Arendtin, deneyimlerden sz ederken gsterdii ilk bilinen deneyim,
yurttan poliste siyaset edimlerine dayanmaktadr. Arendt, Eski Yunandaki kent-
devleti ve buna bal olarak kamusal alan oluturan tarihsel nedenlerle ilgilenmez. Bu
balamda yle der: Bizi burada Yunan kent devletinin ortaya kna ilikin tarihsel
nedenler ilgilendirmiyor (Arendt, 2006: 288). Fiziki olarak kentte duvarlarla evrili
kamusal alan yani polis yasalarla gvence altna alnmt. Bunun nedeni snrlarnn
sonraki nesillerce andrlmasn ortadan kaldrmakt. Yasalarla gvence altna alnm
polis rgtlenmesi bize bir tr rgtlenme birikimi sunuyordu.
Arendt, Eski Yunandaki polisi, baka bir deyile bu rgtlenme biimini
kendi modelini olutururken zellikle deerlendirir. Arendt bu deerlendirmeyi
yaparken insan varlyla ilgili eyleme ve konumalarn getii alanlara belirttiimiz
gibi Eski Yunan yurtta gz ile bakmaya alr. Arendt, kendi modelinde polise
gereken deeri verir. Fakat Eski Yunanda polise ynelik bu deer bime durumunu o
dnemin filozoflarnn kendilerinde gremiyoruz. nk polis yaam, birinci
blmde de vurguladmz gibi theoria yaamndan nceki yaama denk der.
Ayrca o dnemin filozoflar iin theoria yaam daha deerliydi. Siyaset yaam, bir
anlamda deer tasa bile, felsefe yaam insani faaliyetler ierisinde en deerli olanyd.
Bu yaamlar arasnda bir hiyerarik durum sz konusuydu. Arendt, bu noktada Platon ve
ardllarn eletirir. Arendt, Platon ve ardllarnn siyasetin temel koulunu gz ard
ettiklerini ileri srer. Sz konusu siyaset felsefecileri, siyaset yapmann oul tarafndan
balatlaca koulunu ihmal etmilerdir.
Polisi, siyaset felsefesinin kayna olarak grebiliriz. Siyaset alan, insanlarn
birlikte eylemde bulunmalarndan, szleri ve edimleri birlikte paylamalarndan doar.
Tarihsel boyutu ile baktmzda polisle ilgili bilgimiz, daha ok Platon ve
Aristotelesin metinlerinde yer alan deerlendirmelere dayanmaktadr. Bu filozoflarda
genellikle siyasal yaamn deeri noktasna atfta bulunmada ekimser kalmlardr.
Arendt, kendi modeli araclyla Platon ile balayan siyaset felsefesi geleneini
sorgulam; bu siyaset felsefesi anlay ile srekli hesaplama ierisinde olmutur.

29
Platonla balayan sz konusu gelenekte, kuramsal olana tartlmaz bir stnlk tannr.
Genel anlamda Eski Yunanda filozoflar, kamusal alan yani siyaset yapmay gnlk
yaamn bir ii olarak deerlendirmi ve bu alan daha az nemli bulmulardr. Arendt,
sz konusu dncenin yani felsefenin, kamusal alann stnde tutulmasn pek
olumlamaz. Siyasetin, felsefe balamnda koullaryla sorgulanmasn reddeder.
Arendtin polise nem vermesine ynelik olan tavr, dnemin filozoflar tarafndan
polisin deerlendirilmemi olmasdr. Eski Yunandaki filozoflara gre zel alan,
kamusal alandan nceki yaam ifade eder. Belirttiimiz gibi, yaamlar arasndaki
hiyerari zel yaamla balar. zel yaamda kii, haneyi iyi ynetmelidir. Hane
ynetiminde otoriteyi salayan kii ayn zamanda kendisini de iyi ynetmelidir.
Kamusal alanda baarl olmann yolu zel alana ilikin egemenliklerin, olanaklarn
bulunmasna balyd. () ilkin bir ev bir kadn edin ve bir kz sabana komak iin
(Aristoteles, 2008: 8). Aristoteles, yurttan siyasete girebilmesinin n koulu olarak
kendisine ait bir zel alann bulunmasn ne karr. zel alann, poliste bulunan
yaam daha iyi klmak iin var olmas gerekir. Yurtta, poliste kendisini
gerekletirir. zgrln orada bulur.
Eski Yunanda polisi ifade eden meknn salanmas gerekirdi. Bu meknn
snrlarnn, yasasnn ve surlarla evrili bir yer olmasnn o dnemin filozoflarnca siyasi
yaam iin nemli olduu belirtilmi olsa bile; bu mekn yine de gnlk ilerin
yrtld mekn olarak grlmtr. Filozoflarn, siyaseti gnlk yaamn bir paras
olarak grmeleri Arendtin bak asnn karsnda yer almaktadr. Bu noktada Arendt,
Platonun temsil ettii bu geleneksel felsefe yapma anlayna ynelik bir snr
koymutur kendine. Arendtte neden byle bir kar duruu gryoruz? nk Arendt,
Platon ve dier filozoflarn, dnceyi ne karmalarna, siyaseti ikinci plana itmelerine
ve dncenin verilerine gre siyaseti deerlendirmelerine kar kmtr. Bu erevede
Arendtin yaklamnn anti tezi Platon felsefesi olmutur. Platona dayanan siyaset
felsefesi; g, iddet, hapishaneler gibi olumsuzluu ifade eden edimlerle
ilgilenmektedir.
Eski Yunan filozoflarna gre, poliste iyi bir yaamn varl yurttan eitimli
olmasna baldr. Bu balamda Platonun maara alegorisi rnei bize siyaset insan

30
olmann yani iyi yurtta olmann n koulunun eitimli olmaktan getiini
gstermektedir. Baka bir deyile, Platon, siyaset yaamnda eitimin ne kadar nemli
olduunu bu alegori rneiyle bize gstermitir. Siyaset yapabilmek iin eitimli ve
erdemli olmak gerekmektedir. Arendt, Platonun maara alegorisi rneini eletirir.

Arendt, maara alegorisini filozofun ksa biyografisi olarak kabul eder; ancak ona gre byle bir
biyografi, Platonun anlad anlamda filozofun insan ilikileri bakmndan en niteliksiz insan olduunu
gsterir. Arendt, alegorinin insan yaamnn politik adan en nemli iki ynn askya alarak balamasna
vurguda bulunur; konuma ve eylem (Taminiaux, 2009: 53).

Geleneksel siyaset felsefesine bal siyasi anlaylarn kkenine baktmzda


Platonun Devlet kitabnda vurgulanm olan ve merkezinde filozof-kraln bulunduu
siyasi anlay gryoruz. Platon, devleti heykeltran heykelini yapmasna benzetir. Bu
durumu Yazcoluun ifade ettii biimiyle sylersek:

Platon rneinde ve ardndan baka politik kuramlarda bu tanmlanm yap ierisinde ngrlemez hibir
noktann braklmamaya allmas, insani gerekliin ok nemli bir niteliinin yok saylmasn
gerektirir. Arendte gre bu insani yetenek insann eylemde bulunabilme, baka deyile, insann yeni olana
balama yeteneidir (Yazcolu, 2009: 117).

Yeni olann olumas, gelimesi durdurulamaz. Biimlendirme, zel alana ait bir
yapm vurgular. Biimlendirme, tarafl ve planl olarak siyasi alana aktarlrsa bu durum
bir kar grubunun baka kar grubunun karsndaki kar ilikilerini ifade eder.
Biimlendirmeyi salayan aralar siyasi alana girdiinde bir ekilde haklln ilan eder.

Platondan itibaren devletini bir heykeltra gibi biimlendiren filozof kraln yerine baka idareciler
gemi de olsa, buradaki biimlendirme, dntrme deneyimi oklukla ortak kalr. Bylelikle yapm
alannda biimlendirmeyi salayan aralar, bu kez politik alanda hakllklarn ilan etmi olurlar. Arendte
gre politik gelenekteki sloganlam omlet yapabilmek iin yumurtalarn krlmas gerektii biimindeki
yaklam bu bakmdan hi de rastlantsal deildir. Arendtin tam da kendisine zg bir ironiyle yazd
Yumurtalar Konuuyor adl makalesi politik gelenein bu balamdaki eletirisini ierir (Yazcolu,
2009: 127-128).

31
Belirli bir ama iin her ey arasal hale getirilmise o yerde zgrlk ve demokrasi
olmaz.
Kamusal alanda etkinlik gsteren ve byle bir yaam srdren insan lmszle
ular. nsann sonraki nesiller tarafndan hatrlanmasn salayan kamusal alandaki
konuma ve eylemleridir. lmszlk, zaman iinde kaim olmaktr; bu yeryz
zerinde ve bu dnya iinde, Yunanllarn anlayna gre doaya ve Olimposun
tanrlarna tannm fani olmayan hayattr (Arendt, 2006: 51). Yunanllar iin bu
durum ok nemli ve lmszle duyduklar ilgi yine Arendtin kendi cmleleriyle
ifade edersek: Yunanllarn lmszle duyduu ilgi, lml insanlarn bireysel
hayatlarn tamamen kuatm olan lmsz bir doa ve lmsz tanrlarla ilgili
deneyimlerinden ileri gelmekteydi (Arendt, 2006: 51-52). Siyasi alan, Yunanllar iin
lmszln bir gvencesi olarak grlr. nsanlarn lmllk ierisinde olmas
biyolojik yaamn bir zelliidir. nsann, lmlln dairesel alanndan kurtulup
lmszln alanna girmesi yapp etmeleriyle mmkndr. Bunlar ise insann
kamusal alanda yer alan sz ve eylemleridir. Polis, lmszln yakalanaca aland.
Eski Yunanda Sokrateste bu durumu grmekteyiz. Sokrates vita activaya dalm ve
onun sreklilik (kazandrma) tarzn ve potansiyel lmszl semitir (Arendt,
2006: 53).
Eski Yunanda dnce ve eylem insan olma ayrm Sokratesten beri devam
eden siyasi dnce farkll erevesinde sz konusudur. Bu farkllk, lmszlk ve
ebediyet olarak karmza kar. Sokrates, dncelerini yazya aktarmad iin
polisteki lmszl tercih etmitir. Platonla balayan geleneksel felsefe ise
dnceyi ne karan ebediyet anlayn gelitirmitir. Platonun maara alegorisi
ebediyetin alann ifade eder. Platonun Republicindeki Maara meselinden bildiimiz
gibi, olsa olsa insan meselelerin oluturduu bir alann tesinde ve insan oulluunun
dnda vaki olabilirdi (Arendt, 2006: 54). Ebediyet, metafiziin dnyasnda yer alr.
Ebediyet, lmenin baka bir ekli. Arendt, gelitirmi olduu kamusal alan modeli
zerinden Platonla balayan siyaset felsefesi geleneini sorgulamtr.
Gnmzde modern dnemin retim ve tketim tarznn dayatt ilikiler her
eyi buharlatrmaktadr. lmszlk sadece trn yaam olarak grlmeye

32
balanmtr. lmszlk, servet edinme ve bu servetin bir nesilden sonraki nesile
aktarlma anlamn tar hale gelmitir. Her ey tketim nesnesi haline gelmi,
dolaysyla nesnelemitir. Bu durum Arendtte endie ve kayg yaratmtr. Arendte
gre lmszlk belirttiimiz gibi insann siyasi alandaki sz ve eylemleridir. Bir
nesilden bir sonraki nesile aktarlacak olan ina edilen ortak dnya olacaktr. Bu ortak
dnyay korumak ve srekliliini salayacak etik ilikilerin olanan salamak byk
nem tamaktadr.
Belirttiimiz gibi Hannah Arendtin modelinin stunlarn oluturan
kavramlar/gleri ele aldmzda emek ve i zel alana; sz, eylem ve
zgrlk kavramlar kamusal alana aittir. Bu alanlarn snrlar ierisinde ve edinilen
genel bilgiler dorultusunda, bu kavramlar deerlendirilecektir.

2.2. Hannah Arendte Gre zel Alan Oluturan Gler

2.2.1. Emek
Szck olarak anlamn deerlendirdiimizde emek (labor) szcnn
ieriinde ac, zorluk gibi belirlenimleri tadn grrz. Emek, almann sonucu
olarak bitmi herhangi bir rn ifade etmez. Emek, zorunluluu ifade eder. Emek,
insann doal olarak kendi biyolojik yaamnn devamlln salayan ihtiyalar
giderme ynnde yapm olduu etkinliklerdir. Emek, dier canl trleri gibi insann da
zorunlu olarak yaamn salamada ortaya konan tketim rnlerini ortaya karr. Emek
araclyla hem birey ve hem de tr olarak insan kendi varln devam ettirir. Emek,
insann yaamn devam ettirmesini gvence altna alr. nsann emek harcama/alma
durumu hayatn kendisidir (Arendt, 2006: 35). nsan, emek harcamas ile kendi tketim
nesnelerini retir. Bu anlamda insan, tr olarak kendi devamlln srdrebilmesi iin
tketim konusu olan nesneleri srekli olarak retmek zorundadr. Emek araclyla
retilen her tketim nesnesi sadece insan yaamn besler.

() emek ile tketimin, biyolojik yaamn srekli yenilenen evrimindeki iki evreden baka bir ey
olmadn () Bu evrimin tketim yoluyla srdrlmesi gerekir ve tketime de aralarn verecek olan
emek etkinliidir (Arendt, 2006: 156-157).

33
Tketilen rnler, emek-gcnn tekrar yerine gelmesi iin retilirler. Emek araclyla
retilen tketim nesneleri biyolojik olarak bedenin varlnn devam edebilmesi iin
emek-gcn yeniden retir.

Elle tutulur eyler arasnda sreklilikleri en az olanlar, yaam srecinin kendisi iin gerekli olanlardr.
Tketilmeleriyle sadece kendilerini retmi olan eylemin devamn salarlar (Arendt, 2006: 153).

nsan biyolojik ihtiyalarn emek araclyla giderirken alan hayvana yani


animal laboransa dnr. Animal laborans, sadece kendi yaama srelerinin
gereklerini yerine getirmek iin alr. Modern dnem olan gnmzde almak
bireyin yapt veya yapaca eylerin anlamn tar. alma durumu insan kamusal
alandan uzaklatrr. alan insan, durumu itibaryla dier insanlarla olan insani
ilikileri kuramaz. Bu noktada Arendt, alma etkinliinin ulat bu durumu sorgular.
alma durumu, insann kendi yaamna ait olan insani yapsn yok etmitir. alma
yaamnn her aamasnda insan animal laboranstr. Bu sorunun zmne ynelik
insanlarn abalar da sre ierisinde azalmaktadr. alma yaamnn performansna
ait ritmin ayarn salayan emektir. Animal laborans, almann yapsndan
kaynaklanan zellikler gerei kamusal alan ina etme gcnden uzak kalmaktadr. nsan
ancak kamusal alanda iyi olmaya dair eyler yapar. Animal laborans, kamusal alann
dnda kalm kiisel dnyasna mahkm olmu bir ekilde yaamn devam ettirir.
Bylesi bir yaamda insanla dair ortak bir dnya kurulamaz. Kiisel dnyasna
mahkm olmu animal laborans sadece dier hayvanlar gibi kendi yaam ihtiyalarn
giderir. Animal laboransn dnyas, alma dnyas olup bu nedenle siyaset d bir
dnyadr. Siyasetin olmad bu dnyada insani olmayan etkinlikler kendini gsterir.
Emein etkinlii, insani deerlerin geerli olduu kamusal alann oluumuna giden yolu
temsil etmemektedir. Emek etkinlii, insann fizyolojik ihtiyalarn gidermede kendi
bedenine tutsak olduu alma halidir. Bu etkinlik durumu insann kendi dndaki
dnyay yok sayd durumdur.
18. ve 19. yzylda gelitirilen emek teorileri, gemiten gelen emee yklenen
anlam farklln da beraberinde getirmilerdir. Sanayi devriminden sonra gelien

34
ekonomik ve siyasi srele birlikte emek kategorisine farkl anlamlar yklenmi; bu
kategori etrafnda teoriler gelitirilmitir. Gelitirilen emek teorileri, emek etkinliini
kutsallatrarak btn etkinliklerin nne gemitir. Bu teorilerin oluumunu salamada
nclk eden dn insanlar olarak J. Locke, A. Smith, D. Ricardo ve K. Marx
gsterebiliriz. Bu dn insanlar anlaylarna gre zel mlkiyetin, tm zenginliklerin,
retim ve retkenliin kayna olarak emek kabul edilmitir. Gelitirilen emek teorileri
ierisinde yer alan Marxn emek teorisinin merkezinde de emek kavram yer
almaktadr. K. Marx, emei retken emek ve retken olmayan emek diye ikiye ayrr.
Emein retkenliini kendi ifadesi ile sylersek:

Genel olarak, emein retkenlii ne kadar byk olursa, bir maln retimi iin gerekli emek-zaman o
kadar ksa, o malda billurlaan emek miktar o kadar az, ve deeri de o kadar kk olur; tersine, emein
retkenlii ne kadar azsa, bir maln retimi iin gerekli olan emek-zaman o kadar ok, maln deeri o
kadar byk olur. Bu nedenle, bir metan deeri, o metada maddelemi emein miktar ile doru orantl,
retkenlii ile ters orantl olarak deiir (Marx, 1997: 52).

Marxa gre her trl emek, emek-gc harcamasdr ve bu iki ekilde olur;

() her trl emek, fizyolojik anlamda, insan emek-gc harcamasdr; ve bu, zde soyut insan emei
zelliinde oluu ile, metalarn deerini yaratr ve ona biim verir. te yandan, her trl emek, insan
emek-gcnn, zel bir biimde ve belirli bir amaca dnk olarak harcanmasdr, ve bu somut yararl
emek zellii ile, kullanm-deerlerini retir (Marx, 1997: 58).

Marxn emek etkinliklerine ynelik deerlendirmesine bal olarak emek kavram


kutsallatrlarak ykselie gemi grnmektedir. Emek; almann, retmenin
zgrln ifade eder hale getirilmitir. Belirttiimiz gibi, zel alana ait bir kavram
olan emein sz konusu dn insanlar tarafndan kutsal klnmas ve emek yaamnn
ne karlmas Arendt tarafndan eletiri konusu olmutur. Sz konusu eletiriye gre
zel alana ait bir yaam yceltmek insanlarn siyasi etkinliklerden uzak durmasn
istemek demektir.
Modern zamanlarn alma yaamnn yaps bize insanlarn ne kadar
kleletiklerini gsteriyor. Gnmzn modern toplum yapsna baktmzda yaamn

35
deeri, almann, emek harcamann insann hayatn ne kadar igal ettiine
balanmtr. 18. ve 19. yzylda emek etkinlikleri ile ilgili dn insanlarnn
syledikleri arasnda Marx, insan animal laborans olarak grr. Marx almasnn
her evresinde insan animal laborans olarak tanmlar ve sonra da onu, bu en byk
insan gcn artk gerekli olamayaca bir topluma sokar (Arendt, 2006: 165). Modern
toplumlar, ounluunu emekilerin oluturduu animal laboransa dnm olan
toplumlardr. Emekilerden olumu toplumda yaam, zorunluluklar zerinden
srdrlmekte olup, ilikiler tamamen almaya dklm durumdadr. Yaam
srdrme anlamnda alma durumu kutsallatrlmtr. Emek, btn deerlerin
kayna olarak ele alnmtr. Bu kutsallatrma anlay iinde, insanlar siyaset
yapmaktan, insani etkinliklerden uzaklatrlmlardr. Siyasetten uzaklaan yani siyaseti
barndrmayan bedenler emek iin yaplmlardr ve bu insanlar kleliin izini,
damgasn tarlar. alanlarn emei, klece bir emektir. Klelik, yaamn kendisinin
doal durumu olarak hissedildii iin, alan snflarn toplumsal durumu haline
gelmitir (Arendt, 2006: 183). Gnmzn modern toplum yaps animal laboransn
dnyasn ifade ediyor. Gerekten de animal laborans, en yksei de olsa nihayetinde
yeryznde yaayan hayvan trlerinden biridir (Arendt, 2006: 138). Tketime dayal
bir yaam ve bu yaam zerinde olumu tketim toplumu, ayn zamanda emekilerin
oluturmu olduu toplumdur. Modern toplumda geinme sorunu, alma ve tketim
kavramlar ylesine i ie gemitir ki bunlar birbirlerini takip ederler ve ilikilerinin
bitmesine yakn yerde tekrar ilikileri balar ve srekli olarak bu dairesel iliki devam
eder. Gnmz toplumunda her seferinde daha ok retim ve retilenin tketilmesi sz
konusudur; bu dngde insan ihtiyalarnn karlanmas deil, deiim deeri yaratan
retim ve bu retim ilikisine bal tketimdir. Bireyin kendi bireysel yaamn
srdrebilmesi iin srekli almas gerekecektir. almaya da tketime de geinmek
mecburiyeti hakimdir (Arendt, 2006: 157). Geinme mecburiyeti asndan, emek
etkinliine bal olmayan her etkinlik birer oyalayc ura olarak deerlendirilir.
Modern toplumun yaam, artk retim-tketim dngsnn devamllna dayal bir
biime dnmtr ve bu dng, siyaset yaamna da bulam durumdadr.

36
Modern toplumun, emekilerden oluan bir toplum zellii tamas nedeniyle
emeki kamusal bir rol oynar. Bu rol biimi kamusal alann kmesi zerinde geliir.
Modern bireyin yaam alma dnyasna bal olduu iin bireyselliini yanstacak bir
yaam yok olmutur artk. Kamusal alanda yabanclamaya dair ilikiler hkimdir.
Modern birey, bylesi bir alanda kendinden ve retmi olduu rnlerinden uzaklar.
Bu durum modern bireyin, ontolojik yoksunluk halidir. Kamusal alann k ve dier
taraftan kent olgusu bireyin kimliini, zgrln baka bir deyile varln yok etmi
durumdadr. Tketicilerden olumu modern toplumun, kamusal sorunlar zmede
kendini saknp taknd tavr sadece tketici tavr olacaktr. Byle bir tavr zerinde
gelien yaamla birlikte her ey harabeye dner. Bylesi bir yaam, yanlsamalar
zerinden devam etmekte; modern insann mutluluu, alma ve almaya dayal bir
yaamla ifade edilmektedir.
Emek kavramnn ieriindeki ac ve straptan ok az sz edilir. Emek bir haz
tr olarak kabul edilir. Emekte varolan ac, strap ve mesai yapmay hafifleten
yenilikler emek aralar yani aletlerdir. Bu duruma toplumsal gelimelere bal olarak
gnmzde makineler, elektronik aletler ve bilgisayarlar eklenmitir. Sz konusu alet ve
aralar zorunluluun kendisini deitirmezler. Alet ve aralar, animal laboransn
alma durumunu kolaylatrmak iin kullanlr. Alet ve aralar, doal srelerin
dnda retim nesnelerini retmede alan yani emekiyi daha hzl olmaya srkler.
Emek aralar, emekinin alma alannda daha hzl, verimli ve retken olmasn
salar. () bu aralar animal laboransn doal retkenliini arttrr ve bir tketim
mallar bolluu yaratrlar (Arendt, 2006: 187). Emek aralar araclyla yaplan bu
deiiklikler niceliksel deiiklikleri bize sunar. Aralar, kullanmlarndan farkl
nitelikteki eylerin retiminde kullanlrsa (artk rnlerin salanmas) toplumsal
ilikilerin yaps da deimi olur. Alet ve aralar, emekinin kendisi ile emek konusu
arasna soktuu ve etkinliinin ileticisi olarak yararland bir ey ya da eyler
bileimidir. nsan, alet ve aralar araclyla doaya da bir eyler katar. nsan etkinlii,
emek aralarnn yardm ile zerinde allan malzemede bir deiiklik meydana
getirir. Sre rnde sona erer. Burada belirtilen sre, tketim nesnesi ve doal
maddelerin insan gereksinmelerini karlar hale getirilmesi amacyla giriilen bir

37
eylemdir. Doann salad malzeme bir biim deiikliiyle insan gereksinmelerine
uyarlanr. Bir ey imal etme sreci, rnn bitmi haliyle snrldr ve ara/gerecin de
bu bitmi rn nezdinde ngrlebilir ve denetlenebilir bir ilevi vardr (Arendt, 2006:
188). Emein amalarna hizmet etmeyen alet ve aralar yararszdr ve doann ykc
etkilerinden kendilerini kurtaramazlar. Alet ve aralar, emek-sreci iin retim arac
olmaya hazr bir amala tketilirler.
Eski Yunandaki kent-devletinde yaam ilikilerine baka trl baklyordu. Eski
Yunanda emek ile i arasnda net bir ayrm belirtilmemitir. Bazen her iki kavram ayn
anlamda kullanlmtr. Arendt, her iki gcn de zel alana ait olduunu vurgulamtr.
Sz konusu olan bu dnemde emek ve emee dayal etkinlikler hor grlmtr. Eski
Yunan kent-devletlerinde biyolojik ihtiyalarnn giderilmesine dayal retim zorunlu;
klelie dayal olmas nedeniyle de hor grlrd. Yine emein hor grlmesine neden
olan, onun geride hatrlanmaya deer bir iz, yapt brakmay salamayan, boa harcanan
zaman olarak grlmesidir. Emek etkinlii, kalc eyler brakmaya doal yaps gerei
uygun deildi. Emek, zorunluluun esiri olmakt. Eserler, kamusal yani polis
yaamndaki etkinliklerle yaratlr.
Sz konusu dnemde klelere sahip olmak tarihsel koullarn gereiydi. Modern
toplumlarn emei kutsama anlay bu dnemde yoktu.

() yaam srdrmek iin gerekli ihtiyalar karlayan btn meslekler doalar gerei klece olduklar
iin, klelere sahip olmay zorunlu olarak gryorlard. () Emek harcamak (almak), zorunluluun
esiri olmak demekti ve bu esaret bizatihi insann yaam koullarna ikin bir durumdu (Arendt, 2006:
137).

Kleler, hane iin vard. Hanede tketilenleri retirdi. Eski Yunanda klelerin asl
ilevi, btn toplum iin retimde bulunmaktan ok hanede tketilenlerin ykn
tamasyd. Tketimi karlamann tm yknn klelerin srtnda olmas Eski Yunan
kent-devletlerinin birer retim deil, tketim sleri olduunu gsterir bize. Yurtta,
zorunluluun ve tketim yknn karanlk ilikilerinden uzak bir ekilde poliste
zgrlk halini yaamaktayd.

38
Animal laborans yani kle, Eski Yunanda yaam srdrmek iin tketim
rnleri reten ve yurtta olma zellikleri tamayan bireydi. Gnmz dnyasnda ise
tersten bir yaam ekli gelimi olup animal laboransn kendi zaferi sz konusudur.
nsanlk durumu animal laboransn belirledii yaam zerinde srmektedir. Gnmz
insan, emee dayal tketimin klesi haline gelmi ve yaam artk dairesel olarak bu
eylem etrafnda dnmektedir. Animal laboransn zaferini ilan ettii gnmz
toplumunda kamusal alandan sz edilemez. Emek, kamusal bir ierik kazanm
bulunmaktadr. zel alana ait olan emek/alma etkinlikleri zgrleerek kamusal olana
dnm ve siyasi etkinlikler smrgeletirilmitir. Animal laboransn yaam
makine, alet ve teknolojik gelimelere baml hale gelmitir. Bu insann dnyas artk
makineler, alet ve aralardan olumutur. Sz konusu yaam biimini belirleyen dng,
retim-tketim ilikisidir. Bu balamda tketim toplumu olan gnmz toplumunda
gerek bir kamu alanndan sz edilemez. Modern insan, insani olma zelliklerini tketim
nesneleri gibi tketerek kitle toplumunun bireyi haline gelmitir.
2.2.2.
zel alana ait etkinlikleri ierisinde yer alan i (work), rn ortaya karan
sreci ifade eder. Emein znde var olan zorunluluk ite yoktur. Arendt, Eski
Yunanda iin zel alanda kavram olarak yerini belirleyerek tarihsel sre ierisinde
bu kavramn ilgili dnemlerin zelliklerini de dikkate alarak etkinliini ortaya koymaya
alr.
Eski Yunan kent-devletinde bulunan i, zel alanda insan etkinlikleri ierisinde
ikinci srada karmza kar. Sz konusu dnemde ii yapan homo faberdir. Homo
faberin ii, imalt, eylemeyi ierir (Arendt, 2006: 209). Malzemelere biim veren,
ileyen, eserler ortaya koyan homo faber kullanm amal rnleri retirdi. Eski
Yunan dneminde kamusal alan yani polis dnda homo faberin rnlerini
sergileyecekleri pazaryerleri yani agoralar vard. Emein ortaya koyduu rnler
tketim amal olduu iin srekli retilmeleri gerekirdi. Oysa ie bal olarak retilen
rnler kullanm amal olduundan, ilgili rn her zaman retilmeyebilirdi. Kullanm
amal rnler ihtiya duyulduunda retilirdi. Emein sre ierisinde ie dnmesine
en uygun rnek, topran srlmesidir. () topra srmek, etkinliin bu halini aan ve

39
insan eseri (dnyaya) kalc katkda bulunan belli bir rn brakr ardnda (Arendt,
2006: 208). Emek etkinliinde srecin amacn belirleyen ortaya konan rn deil, emek
gcnn tketilmesidir. Bu srete rn aratr. Bedensel yaam srecinin dairesel
hareketine kaplm olan emein ne balangc ne de sonu/amac vardr (Arendt, 2006:
215). Oysa ite etkinliin srecini sonlandran rndr ve kesin olarak amacn/sonun
olmasdr. Bu durum iin bir zelliidir. Yapma/yapm srecini belirleyen, ara ve
ama kategorileridir. mal edilen ey iki anlamda bir ama rndr: retim sreci
onda bir amaca (ve bir sona) varr (Marxn dedii gibi sre rnle sonlanr) ve
retim bu amaca varmann yegne yoludur (Arendt, 2006: 214). Arendt, ie ait olan
bu zellii, onu dier insan etkinliklerinden ayran temel zellik olarak grr.
Kullanm amal rnleri yapan homo faber ayn zamanda dnyann yaratcs
olarak da grlr. Homo faber, insan eserlerini ortaya koyarken doay da tahrip
etmitir. Animal laborans, emei ve evcilletirdii hayvanlardan faydalanarak
tketime ynelik rnleri retmeyi daha kolay hale getirmitir. Bu balamda kendi
bedeni ve hayvanlarn efendisi/Tanrs olmu; fakat doa ve yeryznn efendisi ve
Tanrs olma koulu btnyle homo fabere aitti. Animal laborans, yine de
yeryznn hizmetkr olarak yaamn srdryordu. Eserler ortaya koyma yaratclkla
balantldr. Bu imge de yaratc zellii olan tanr yani homo faberden bakas
deildi. Homo faberin tanrl veya efendilii insanlar zerinde deil, eserlerin ve
eylerin zerindedir. Homo faber, efendi olduu ya da kendini btn doann efendisi
olarak ilan ettii iin deil, kendinin ve yaptklarnn efendisi olduu iin gerekten de
bir Tanr ve bir efendidir (Arendt, 2006: 215).
Homo faber, kullanm amal alet ve ara retir. Animal laborans, retilmi
olan sz konusu alet ve aralar, bir dnya kurmak iin deil, sadece yaam srecinin
devamn salamaya etkide bulunan almay kolaylatrdndan kullanr. Animal
laboransn alma durumunu kolaylatran alet ve aralar homo faber asndan
eserler yaratmak ve bir eylerin dnyasn kurmak iin icat edilmilerdir. Baka bir
deyile alet-yapan, homo faber, aletleri ve aralar en azndan asl olarak insann
yaam srecine yardmc olmalar iin deil bir dnya kurmak zere icat etmitir
(Arendt, 2006: 225). Alet ve aralar yaamn btnl ierisinde insan varlnn

40
ayrlmaz bir koulu haline gelmitir. Alet, ara ve makineler animal laborans yani
emekinin almasna yn verir ve bedeninin yerini alr. Animal laboransn
almasn kolaylatrmada homo faberin yardmna ihtiyac vardr.
Kamusal alan ina etmekten aciz olan animal laboranstan farkl olarak homo
faber, siyasi alan olmamakla birlikte kendisinin yaratm olduu rnlerini tehir
edecei bir alan oluturmutur. Homo faberin oluturmu olduu bu alan mbadele
piyasasdr. Mbadele piyasasnda homo faber, kendi rnlerini tehir ederken bu
piyasada yer alan dier insanlarla iliki kurmu olacaktr. Bu durum bize aslnda homo
faberin kendine ait bir kamu alan oluturma koullarna sahip olduunu gsterir. Bu
piyasada karlaan insanlar, artk retici deil meta veya deiim deeri sahipleri olarak
vardrlar.
Mbadele piyasas olmas ticari bir toplumun varln ifade eder. Homo
faberin kurduu toplum ticari toplumdur. Bu toplumda her ey mbadele edilir veya
meta haline gelmitir. rnler, kullanm deerinden deiim deerine gemitir. Bu
durum kapitalizmin ilk gnah olmutur. Artk nesnenin yararln ifade eden kullanm
deeri yerine deiim deeri gemitir. Gnmzn toplum yaps ticari toplum yapsna
denk dmektedir. Bu toplum yapsnda belirttiimiz gibi her ey metalamtr.
Bu ksmda zel alanda emein etkinliine dayal olarak tketim nesneleri reten
animal laborans ile ie dayal kullanm nesneleri reten homo faberin konumunu
deerlendirdik. Animal laborans ile homo faberin oluturduu dnya znde kalc
dnya deildir. Kalc dnyann oluturulmas farkl insan etkinliklerine baldr. Bu
etkinlikler, oulluu oluturan ve bu durumu art koan konuma ve eylemdir.
Konuma ve eylem zgrlk temeline dayal etkinliklerdir.

2.3. Hannah Arendte Gre Kamusal Alan Oluturan Gler

2.3.1. zgrlk
Arendtin kamusal alan modelinin temelinde yer alan zgrlk kavram
olmadan siyasi alandan sz edilemez. Siyaset yapmann varolu nedeni zgrle dayal
olmasdr. zgrlk var olmadan eylem ve siyaset kavranamaz. zgrlk ancak eylem
biiminde gerekleir. zgrlk olursa kamusal alan da varolabilir. Kamusal alan, insan

41
ilikilerinin olduu alandr. nsan ilikilerinin var olduu yerde, zgrlkten sz
edilebilir. zgrlk, insanlarn kamusal alanda bir arada yaamalarnn bir nedeni olarak
vardr.
Arendtin zgrlk anlay, Eski Yunan kent devletindeki varolan zgrle
ilikin dnceye dayanr. Eski Yunanda zgrlk, yurttalarn birlikte olduklar ve
yeni ilikilerin kurulduu poliste ortaya kan eylemlere iaret eder. Eski Yunanda
zgrlk, kamusal alanda yurttan varln ifade eden siyasi bir olguydu. zgrlk, bu
alanda eylemlerle deneyimlenir. Yurtta, zorunluluun alan olan zel alandan kurtulup
kamusal alana katldnda zgr kimliini elde eder.
Eski Yunan dneminde varolan zgrlk anlayna bal olarak Arendt kendi
zgrlk anlayn gelitirir. Eski Yunandaki zgrlk anlaynn zn oluturan
eitlik dncesidir. Sz konusu dnemde kamusal alan zel alandan ayran unsurlardan
biri de eitlik dncesidir. Deindiimiz gibi zel alan zorunluluun alandr; insan
zorunluluu bilemezse zgrlne giden yolu da kavrayamaz. zgr insan, yneten ve
ynetilen ilikisinde yer almaz. Bu nedenle zel alanda zgrlk yoktur. () nk
hane reisi, yani yneticisi, sadece haneden ayrlp herkesin eit olduu siyaset alanna
girebilecek gce sahip olmas bakmndan zgr addedilmekteydi (Arendt, 2006: 70).
Eski Yunanda yer alan siyasi alandaki eitlik anlay ile Arendtin eitlik anlay ayn
deildi. Antik (siyasal) eitlik kiinin akranlaryla birarada yaamas, sadece onlarla
dp kalkmas anlamna geliyordu ve bu dnce doal olarak kent-devletinde her
zaman iin nfusun ounluunu oluturan eit olmayanlarn varln n
varsaymaktayd (Arendt, 2006: 70-71).
Arendte gre zgrlk, ancak kamusal alanda ortaya kar. Bu anlamda
bireysel zgrlk eidi, Arendtin zgrlk anlaynda yer almamaktadr. Kamusal
alanda ortaya kan zgrlk, siyasi yaamn gerekliini ifade eder. Eski Yunan
dnemindeki filozoflar, siyasi yaam gndelik yaamn bir tr olarak grmeleri
nedeniyle az nemsemiler ve insan sorunlarnn zerinde fazla durmadan baklarn
dnce yaamna evirmilerdir. Eski Yunan filozoflar, zgrlk kavramna siyasi
etkinliklerden uzak durma zelliini eklediler. zgrlk, siyasi yaamn dnda bir olgu
olarak dnlmtr. Bu erevede zgrlk, bireyin kendi dnyasnda gelitirdii

42
iliki ve etkileimde ortaya kan bir olgudur. Kiinin iradesine bal isel alanla ilgili
bir durumdur. Eski Yunan dneminde isel alan siyasetle ilgili alan deildi. zgrlk,
isel alanda aranmalyd. Bu anlamda, zgrlk siyaset alannda deil, isel alanda; yani
istemin dnyasnda kendine yer bulur. Arendt, bu bakn tersine zgrln, siyasi
alanda eylemin/deneyimin alannda ancak varln bulduunu ileri srer. stemin alan
zgrl ortadan kaldrr. sel alandaki zgrlk, insani ilikilerle birletiinde
deerini bulur. Modern dnem, zgrlk ve siyaseti birbirinden ayrarak yani
zgrln siyasetle olan ban kopararak siyasetin var olmad yerde zgrl
balatyor. zgrlk, bireyin bakalar olmadan kendisiyle ilgili etkileimlerde ortaya
kan bir olgu olarak deerlendiriliyor. zgrln byle bir olgu olarak ele alnmas
kiiyi bireyselletirir. Bu noktada Arendt, oulluun karsna bireyi ne karan
gnmzn modern anlayn eletirir. Bireyi ne karan bu tr zgrlk anlay,
bireyleri kendi karlar iin her eyi yapabilme noktasna srkler. Dayanma olgusunu
bilmeyen bireylerden olumu toplum biimini gnmzde temsil eden liberal-toplum
anlaydr.
Arendt, zgrl, siyasi bir anlam ykleyerek kamusal alanda etkinliklerde
bulunmaya bal olarak ele alr. zgrln kamusal alandaki varl, yurttan eylemde
bulunmasyla balantldr. zgrlk olgusunu, eylemde bulunma yani siyasi bir etkinlik
iinde bulunma olarak dnmek gerekir. Baka bir ifadeyle zgrlk, insanlarn ortak
alan olan kamusal alanda gerekleen eylemlere bal bir gtr. Bu anlamda zgrlk
ve eylem kamusal alanda birbirlerini tamamlayan glerdir. Kamusal alanda zgr
olmak, nceden belirlenmi ilke veya gdlere baml olmadan bamsz olarak
eylemde bulunmaktr. zgr olma nitelii insann kamusal alanda sz ve eylemleriyle
elde ettii bir niteliktir. Bu nitelik, dilediimizi yapmay iermemektedir. stenli olma
burada byk nem tamaktadr. Burada sz konusu olan, duruma bal eylemde
bulunmadr. Bu bireysel anlam deil, kamusal anlam ierir. Bu noktada zgrlk ve
siyasi alan birbirlerine bamldr ve eylem bu bamllk ierisinde ancak srekliliini
salar.
Arendtin zgrlk tanmnda ifade ettiimiz gibi nceden belirlenmi ilkeler
yani denetim ve egemenlik anlayn iermemektedir. zgrlk, siyasi alanda bireyin

43
eylemde bulunmas ile balantl olarak ele alnr. Bireyin eylemde bulunmas ise
bakalarnn varlna baldr. Bu noktada Arendt, negatif ve pozitif zgrlk
savunucularndan farkl dnr. Negatif zgrlk, bireyin varl zerindeki zgrl;
pozitif zgrlk ise bireyin kendi tercihlerine dayal olarak bir eyler yapabilme
konusundaki zgrlk anlayn ierir. Arendte gre zgrlk, kamusal alanda yer alan
insanlarn birlikte eylemde bulunarak ortak bir dnya kurduklarnda oluan bir olgudur.
Airet normlarnn geerli olduu toplumlarda ve zel alanda zgrlk yoktur.

zgrln her tr insani etkileimin ve her tr topluluun balca zellii olmad aktr. nsanlarn
birarada yaadklar ama siyasi teekkl oluturmayan -rnein kabile toplumlarnda ya da hanenin zel
alannda- eylemlere ve davranlara hakim olan etken zgrlk deil, yaamn zorunluluklar ile yaamn
korunmasna ynelik kayglar ve ilgilerdir (Arendt, 2004: 202).

Bu tr rgtlenme biimlerinde yaamn korunmasna ynelik etkinlikler sadece sz


konusudur. Airet tr toplumlarda siyasi alan olmadndan zgrln var olaca
ortam da gelimemitir. zel alan, belirtmi olduumuz gibi zorunluluun alandr.
Zorunluluun alan bu anlamda zgrl barndramaz. Bu balamda sz konusu olan
tr olarak insann kendi yaamn devam ettirmesine ynelik etkinlikleridir. Siyaset
alann yok sayan ynetim ve rgtlenme biimlerinde zgrlk olgusundan sz
edemeyiz. Bu tr ynetim ve rgtlenme durumlar insanlarn eylemde bulunmasna
ynelik zemini salamazlar. Bu nedenle szn ve eylemde bulunma durumunun
olmad alanda zgrlk de var olamaz.
Gnmzn modern toplum yaps, siyaset ile zgrlk kavramlarn birbirinden
ayrmtr. Arendte gre gnmz toplumu, zgrl siyaset snrlarnn bittii yerde,
yani bireyin kendisine ait yaam dnyas ierisinde yer alan bir olgu olarak grr. Bu
balamda zgrlk, zel alan ierisine yerletirilen bir olgu olarak ele alnr.
Gnmzde sz konusu olan zgrln kamusal alanla olan ilikisinin kopartlmas,
kamusal ve zel alan arasndaki snrlarn bulank hale gelmi olmas, kamusal alann
knn hzlanm olmas ve ontolojik yoksunluunu srdren animal laboransn
kendi zaferini ilan etmesidir. Bundan dolay insan insan olamaz. nsann eidosu
yok olmutur.

44
2.3.2. Sz ve Eylem
Kamusal alanda sz ve eylemde bulunmann temel koulu oulluun
olmasdr. oulluun olmasn belirleyen eitlik ve insani farkllk durumudur. Bu
anlamda sz konusu niteliklere bal olarak gerekleen sz ve eylemde bulunma bize
kamusal alann olduunu gsterir. Arendtin, eitlik ve farkllkla ifade ettii:

Eer insanlar eit olmasalard ne birbirlerini ve kendilerinden ncekileri anlayabilir, ne de gelecei


planlayabilir ve kendilerinden sonrakilerin ihtiyalarn ngrebilirlerdi. Eer insanlar birbirlerinden kim
olduklar bakmndan farkllk gstermeselerdi, kendilerini anlalr klmak iin ne konumalarna ne de
eylemde bulunmalarna gerek olurdu (Arendt, 2006: 258).

nsan, kamusal alanda eitlik ve farkl olma niteliklerini temellendiren sz ve


eylemleriyle varln bulur. nsan, konuma ve eylemde bulunmasyla farklln ortaya
koyabilir.
Vita activann emek ve iten sonra son etkinlii eylemdir. Eylemi sz
konusu etkinliklerden ayran zellii, siyasi alanda insann oulluun gcyle kendi
gerekliini ifade edecek sz ve eylemde bulunma zgrln elde etmesidir. Arendt,
eylemi En genel anlamyla eylemek; inisiyatif almak, balamak (Yunanca balamak;
nayak olmak ve nihayet hakm olmak anlamna gelen archein kelimesinde olduu
gibi), (Latince agerenin orijinal anlam olan) bir eyleri harekete geirmek demektir
(Arendt, 2006: 260). eklinde tanmlar. Burada ifade edilen eylemin tanmnda
oullukla balantl olmas ve siyasi bir anlamnn olmas sz konusudur. Eylem,
kamusal alanda insanlar arasnda geen etkinliktir. Bu etkinlik araclyla insan kendi
kimliini bulur. Sz ve eylemde bulunarak insanlar, kim olduklarna dair farkllklarn
ortaya koyabilirler. nsann farklln anlatan kimliidir. nsan farklln eyleme bal
olarak konuma ile gsterir. Konuma, bakalarnn kamusal alanda bulunmasyla kendi
anlamn ortaya koyar. Bu anlamda birey, oulluun varolduu siyasi alanda sz ve
eylemleriyle zgrln bulur. Bireyin siyasi alanda eylemde bulunma durumu kendi
varlnn bilincine varmasn ifade eder.
Kamusal alanda, sz ve eylem birbirini tamamlayan etkinliklerdir. Szn elik
etmedii eylem, znesini yitirebilir. Szn olmad yerdeki eylem, eylem deildir.

45
Eylemde bulunan zne, szler de sarfediyorsa varolabilir. Birey, siyasi alanda konuarak
ve eylemde bulunarak kim olduunu ortaya koyar. Her eylem bir kii tarafndan
balatlm olsa bile bitirmek iin bakalarna ihtiya vardr. Bakalarnn olmas demek,
karlkl bamllk ilikisine bal olarak eylemde bulunma durumunu ifade eder.
Eylem ve sz daima yeni ilikiler retir. yleyse sz konusu ilikiler, snrlar belli ve
insani sorunlarn zmnn retildii siyasi bnyede olur. Siyasi alandaki konuma
durumu zel nitelii olan bir konumadr. Yoksa herhangi bir konumay iermez. Sz
konusu alandaki konuma, siyasi alanda, topluma ilikin bilgiyi temele alan bilinli
konumadr.
Eski Yunanda siyasal alan, yurttalarn ortaklaa szlerinin ve edimlerinin
paylald yerdi. Arendtin ifade ettii biimiyle polis: () fizik konum itibaryla
kent-devlet deildir; insanlarn, birlikte eylemde bulunmalarndan ve konumalarndan
doan bir rgtlenmedir (Arendt, 2006: 289-290). Bu durum siyasi alann zgn
yapsdr. Kii, kendisi isterse her an siyasal yaama katlabilir, byle bir deneyim
yaayabilir ve yaanan bu deneyimle birlikte kendi gerekliine varabilir. nsanlarn
katlmyla oluan kamusal alan yine insanlarn bu alandaki etkinliklerinin veya
iletiimlerinin bitmesiyle bozulur. Bu noktada kamusal alann yaps, krlgan, greceli,
deikendir. Kamusal alann bu yaps, zel alanda yoktur. zel alanda duraan,
deimeyen bir yap olduunu kamusal alann sz konusu yapsna bakarak belirtebiliriz.
Kamusal alann deiken ve sreklilik anlamnda greceli olmas bireye lmszlk
salar. Bu lmszlk konuma ve eylemde bulunma ile olur. Eylem kendini tam
anlamyla sadece hikye anlatcsna, yani aslnda olan bitenleri, olaylara katlanlardan
her zaman iin ok daha iyi bilen tarihinin geriye dnk bakna sunar (Arendt,
2006: 281). Arendte gre Sokrates, Platon ve Aristotelesten daha iyi bilinir.
Sokratesin hibir metni olmadan sz ve eylemlerinin hikyesi iyi bilinir. Onu bir
bakas, yani Platon anlatmtr. nsann lmszl budur. lmszlk, insann
hikyesinin bir bakas tarafndan anlatlmasdr. lmszln srekliliini klan sz
ve eylemdir.
Eylem, sz ve zgrlk kamusal alan tamamlayan glerdir. Bu glerden biri
eksik olursa kamusal alandan sz edilemez. Bu gler insanlk durumunu tamamlayan,

46
ortak dnyay oluturan olgulardr. nsan, gerek kimliini ancak zorunluluun alan
olan zel alandaki etkinliklerden uzaklap zgrln alan olan kamusal alanda elde
edilebilir. Eylemde bulunan insan zgr olur. Burada sz edilen insan, toplum ve dnya
sorunlarna ilikin evrensel tavr alabilmeyi baarm insandr. Eylem, szle
tamamlanrsa siyasi bir anlam tar. Sz ise oulluun tanklnda varln bulur. Bu
anlamda kamusal alanda, sz (logos) yoluyla siyaset yaplr.
Arendt, kamusal alana ilikin deerlendirmesini yaparken gnmzn modern
toplum yapsnn nereye doru evrildiinin bir eletirisini de yapar. Burada nemli olan,
insanlarn iddetten uzak, eitlii ve farkll bir arada srekli klacak katlmcln ve
zgrln olduu bir alana sahip olmalardr. Gnmzn modern toplumunda artk
kamusal alandan sz edilemez. Her eyin metalat ve parann fetiletirildii bir
dnemde yayoruz. Toplum kitle toplumu halini almtr. Kitle toplumu, siyasi alan
yok etmitir. nsanlar, dnyaya ve topluma kar yabanclamay derin bir biimde
yaamaktadr. Bu yabanclama durumu insanlar sr haline getirmekte, onlarn
kendilerini ifade edecek alan ortadan kaldrmaktadr. Kitle toplumundaki rgtler yle
ya da byle kendi z amalarndan sapmakta; birer kar ve bask unsuru haline
gelmektedirler. Bu trden toplumlarda sz ve eylemde bulunma hali artk nemsiz
grnmektedir. Yaam kolaylatrmadndan bu etkinlikler dikkate alnmaz. stelik bu
noktada her etkinlik faydacla dayanr hale gelir.

47
NC BLM

3.1. Jrgen Habermasn Kamusal Alan Anlay

3.1.1. Eletirel Kuram ve Habermas


Bir kuramn geerlilii, kullanlan ya da retilen kavramlarn, terimlerin,
nermelerin gerekleen olaylarla ne kadar uyutuuna baldr. Kuram, olaylarn
olabildiince ayrntl bir biimde iaretlenmesi iin kullanlabilir bir biimde
blmlenmi bilgidir (Horkheimer, 2005: 339). Gerekleen olaylar ile sz konusu
kuram arasnda uyumazlk varsa kuram tekrar gzden geirmek gerekir. znel akl,
nesnel akln nne koyan ve akl arasallatran, kuram akn hale getiren, isel
eletiriye kapal geleneksel anlaylarn karsnda 1923 ylnda Frankfurtta yeni bir
okul kurulmutur. Bu okul, eletirel kuram anlayna balyd. Bu kuram, kendisi
zerinde dnme temeli zerinde ekillenir.
Frankfurt Okulu ya da dier adyla Frankfurt Toplumsal Aratrmalar Enstits,
Ortodoks Marksizme, varolan sosyoloji kuramlarna, geleneksel felsefe anlaylarna bir
tepki olarak Carl Grnberg ynetiminde Georg Lukacs, Karl Korsch, Herbert Marcuse,
Max Horkheimer, Theodor W. Adorno tarafndan kurulmutur. Frankfurt Okulu, ilk
dnemlerinde Marxn dncelerini gzden geirmeyi, ii hareketi zerine toplumsal
ve tarihsel aratrmalar yapmay planlamt.

Marksist ortodoksinin zgl iddialarndan birou derin yara almt. Den kr oranyla, proletaryann
yoksullaaca ve sosyalist devrimin Batda eli kulanda oluuyla ilgili kehanetler, artk muhtemel
olmaktan kmt. Endstri proletaryas, benzer bir yoksulluk dzeyine indirilmek bir yana, yeni stat ve
ustalk hiyerarilerine gre blnyordu. Teknik ustal olan profesynel iilerin yeni bir orta snf
domutu (West, 2005: 103).

48
Frankfurt Okulu, geleneksel pozitivist anlaya kar eletirel kuram anlayn
gelitirdi. Marxn eletirel yntemi, aratrma ve almalarda dikkate alnd. Okul
etrafnda toplanan dn insanlar kendilerine ait zgn durularn koruyarak
almalarn srdrmlerdir. Marksizmle tamamlayamadklar kuramn boluklar
Max Weber ve Freudun almalaryla giderilmeye allyordu. Eletirel kuram,
olaylara, durumlara isel anlamda aydnlatc bir ekilde bilgi veren ve kendisini de bu
erevede dntren kuramdr. O halde ele ald nesnenin bir parasdr; betimledii
nesne ile ilgili olarak karmak ve farkl belgeleme trlerine yer verir.
Hitlerin iktidar olma srecinde Frankfurt Okulu, otorite, aile ve kitle kltr
zerine incelemelerde bulundu. Bu incelemelere gre mevcut sistem, eletirel bilin
bakn ortadan kaldrarak, otoriter anlayn toplum zerindeki basksn artrarak bir
ideolojiye dnmesi ve bu anlamda toplumun tm kesimlerinde faizmin kabul
grmesini salyordu. Faizme verilen, ve ii snfndan nemli eler ieren halk
desteinin derecesi, Marxn proletaryaya ykledii, evrensel zgrletirici g olma
rolne glge drr (West, 2005: 101). Bu dnemde Frankfurt Okulu kapatlm ve
yelerin bir ksm Amerikaya gitmi ve Columbia niversitesinde almalarn
yrtmlerdi. kinci Dnya Sava dneminde okul yelerinin dncelerinde
dnmler olmu ve yeler arasnda ayrmalar balamt. Sava sonras dnemde
Frankfurtta Max Horkheimer, Theodor W. Adorno nclnde enstit yeniden
faaliyete geti. Enstitnn almalar bu dnemden sonra Bat modernizminin
eletirisine ynelmiti. Horkheimer ve Adorno tarafndan yazlan ve 1947 ylnda basm
yaplan Aydnlanmann Diyalektii adl metinde Bat uygarlnn eletirisi yaplmtr.
Liberalizmin esi olan eitlik, zgrlk ve adaletin zamanla toplumsal gerekliin
durumunu ifade etmeyerek hakikat ilikileri ortadan kaldrmtr. Aydnlanma, varolan
liberal dzeni pozitivist bir anlay iinde kalarak edebi hale getirmitir. Pozitivist
anlay, doann pozitivist akl araclyla anlalacan vurgulayarak kendisini
dogmatikletirmitir. Meta fetiizmi sonu olarak bizi eylemeye gtrmtr. Dnya
o kadar eylemitir ki, artk bir anlam yoktur. Balangta salt nesneler dnyasna
uygulanan arasal bir mantk, kiileri eyler statsne indirgeyerek, insanlar arasndaki
ilikilere geniletilir (West, 2005: 111). Mevcut sistemin doal olmadn gstermek

49
gerekir. Bu eletiri, isel eletiriyle, nesnel aklla yaplacaktr. Nesnel akl, znel akln
kart deildir. Nesnel akl znel akl da kapsar. Nesnel aklda, iyi yaamn olana ne
ve bu nasl aa kar?n sorgulamas yaplr. Marksizm de kendisine ynelik olarak
eletirel yntemi uygulamalyd. Enstit; bilim, ideoloji, felsefe, metafizik, tarih,
ekonomi, siyaset, sanat, edebiyat ve kltr gibi farkl alanlarda eletirel sorgulamalar
yapmamzn yolunu amtr.
Frankfurt Okulunun yrtt almalarn ierisinde yer alan bir alma da
radikal bir ekilde toplum eletirisi yaparak toplum adna bir eletiri kuram
gelitirmekti. Frankfurt Okulu, bu almay yrtrken Max Weberin topluma ilikin
deerlendirmelerinden, modernizm yorumundan etkilenmitir.

Weber hem kapitalizmi ve hem de brokrasiyi, modern uygarln belirleyici zellii olan daha genel
rasyonalizasyon srelerinin rnekleri olarak grr. () hem brokrasi ve hem de kapitalizm, yalnzca tek
yanl bir rasyonaliteyi, yani arasal rasyonalizmi temsil eder (West, 2005: 112).

Frankfurt Okulu, Freudun psikanalize ilikin kuramsal almalarn ve Weberin


gnmz toplumuna ilikin analizlerini kullanarak Marksizmin, neden smrlen
proletaryann kendi smrcs olan kapitalist topluma bal olduunu aklama
noktasndaki yetersizliini ortadan kaldrmaya ynelik almalarda bulunmutur.
Okulun kendi aratrmalarnda en nemli yeri belki de kltr endstrisine ynelik
almalar oluturur. Popler kltr, kapitalist retim biimiyle btnlemesiyle birlikte
dnme uramtr. Kapitalizm, sanat ve kltr alannda kr amal maddi retim
tarzn gelitirme yoluyla kltr endstrisini yaratarak kendi dzenine kar olacak
yksek sanat ya da entelektel kltre sava amtr.
Habermas, Adornonun yannda asistan olarak grev yapmtr.

Theodor W. Adornonun asistan sfatyla ilk bata Frankfurt Sosyal Aratrmalar Enstitsnn bir
alan olmutum. Eletirel toplum kuram benim iin, Amerikan, Fransz ve ngiliz demokrasisinin
balanglarnn ve Almanyada tekrar tekrar baarsz olan demokratikleme hamlelerinin, toplumsal
modernlemenin kapsaml balamna yerletirilmesini mmkn klan bir perspektif sunuyordu (Habermas,
2009: 24).

50
Habermas, Horkheimerden ok Adornonun aratrmalarndan etkilenmitir. Habermas,
Kant, Schelling, Hegel, Feuerbach, Marx, Frankfurt teorisyenleri, Weber, Freud,
Durkheim, Parsonsun dncelerinden etkilenmitir. Dier taraftan Peirce, Dewey,
Meadin pragmatizmine bal dncelerinden de yararlanmtr. ngiliz analitik
felsefecileri olan J. L. Austin ve John Searleden de etkilenmitir. Kendisi her ne kadar
Frankfurt Okulu ierisinde grlse de kendi zgnln korumutur. Fakat yine de
kendisi Frankfurt Okulu dnce gelenei ierisinde deerlendirilmektedir. Habermas
felsefeden haberdar ve eletirel bir sosyolojiyi toplumsal eylem kategorilerinde
temellenen bir felsefeyle birletirir (West, 2005: 119). Habermas; Horkheimer ve
Adornodan farkl olarak pozitivizm eletirisini, daha tutarl bir ekilde ve epistemolojik
temeller zerinde yeniden deerlendirir. Bu deerlendirmede pozivitizmin doay ve
insan nesnelletiren ynne ynelik kendi eletirisini ortaya koyar. Bu erevede
bilginin tek bir trnn olmadn; bilgiye hep ayn biimin verileyemeyeceini ve sz
konusu bilginin, tek bir biim ierisinde deerlendirilemeyeceini belirtir. Kendisinin
gelitirdii iletiimsel rasyonalite anlaynn snrlar iinde bilgi ve deerlere ynelik
bir bak as sunmaya alr. Bu anlamda bilgi ve deerlerin, insanln toplumsal
tarihinin evrimi ierisinde anlalabileceini savunur.
Habermas, Aydnlanmann sonularn gz ard etmez; bunlar almalarnda
veri olarak kabul eder. Habermas, Aydnlanmann insanlk tarihi ierisinde znenin
kendisini gelitirmesine ynelik mirasn sahiplenir. Onun sorunu bu mirasa bal olarak
demokratikletirme abasdr. nk Aydnlanmayla beraber, akl arasallatrlm,
doa ve toplum belirli gler tarafndan despotik bir biimde denetlenir hale gelmitir.
Aydnlanmaya ait kavramlar hakikatle uyumazlk ierisindedir. Habermas,
Aydnlanmann zgrletirici uzantsna sahip kar ve bu balamda Weber'in sosyolojik
almalarna bal olarak ayn noktadan kendi almalarn yrtr. Habermas'n
modernizm anlayn, rasyonalitenin gereklemesi olarak deerlendirmek gerekir.
Habermasn modernizm anlaynda, toplumsal rasyonalite, adalet ve ahlakn varln
ne karacak bir olanaa sahiptir. Bu balamda modernite projesini savunur. Habermas,
bu anlaya bal olarak dil ve etik almalarn nemli bulur. 1980 ylnda yaymlanan
letiimsel Eylem Kuramnda modernizmin eletirisini yaparak kar bir rasyonellik

51
anlayn gelitirir. Habermas, burjuva kamusal alanna ynelik almasnda bize bu
alann tarihsel oluumunu ve yapsal dnmn anlatr. Bu balamda gelitirecei
normatif bir modelin snrlar ierisinde kendi dncelerini dile getirir. Habermasn
almas ayn zamanda disiplinleraras bir nitelik tamaktadr. Bu almada yeni bir
paradigmann olanan gstermitir. Habermas,8 kamusal alan kavramn literatre
kazandrmtr. Bir kavramn ieriinin bilinmesinin zemini, insan etkinliine,
zneleraras ilikilere, kltrn ve ideolojinin toplumsal yaplarla olan ilikilerine
bakarak eletirel ve btnlkl bir bak as zerinde geliir. Kamusal alan kavramnn
da byle bir metodoloji ierisinde deerlendirilmesi gerekir.
Karlkl rasyonel iletiimsel ilikilerin mekn olarak kamusal alan
Habermasn en ok urat konudur. Kamusal alan, sylem ve akldan oluan
kavramsal leme, bilimsel almalarma ve siyasi yaamma gerekten hkim
olmutur (Habermas, 2009: 16-17).
18. yzylda kamusal alan ve kamuoyu kavramlarnn ortaya kmasn salayan
tarihsel olaylarn olumas ve dnmdr. Sz konusu kavramlarn anlamlarnn
somutluu bu tarihsel olaylara baldr. Bir sonraki blmde sz konusu tarihsel
olaylarn bir alm yaplacaktr.

3.2. Tarihsel Bir Olgu Olarak Kamusal Alan

3.2.1. Burjuva Kamusallnn Oluumunu Salayan Tarihsel Gelimeler


Tarihsel sre ierisinde burjuva kamusallnn oluumunu salayan etkenler,
snf ilikileri, hukuki, siyasi, ekonomik, sanat ve dnce dnyasndaki gelimeler ve
dnmlerdir.
Ortaada, toplumun varlk temeli serf kylnn emeiydi. Kyller, yalnzca
tarmsal rnler retmiyorlard. Ayn zamanda kyller, derebeylerin iftliklerinde
zanaatkr olarak da alyor; saraylar, manastrlar ina ediyor; yollar yapyorlard.
Serfler, kentlerin inasnda da alyorlard. Kentler, feodal dzenden nce olumutu.
talyada Roma, Floransa, Venedik ve Cenova; Fransada Paris, Lyon ve Marsilya;
8
Habermas, almalarn yrtrken bilgi sisteminden sz eder: Klasik bilgi sistemleri, tarihsel bilgi
sistemi ve eletirel bilgi sistemi.

52
ngilterede Londra gibi birok kent Ortaadan nceki dnemlerde tarih sahnesine
kmt. Avrupadaki kentler 11. yzylda, askeri blge, ticaret kava, liman gibi
merkezlerin etrafnda gelitiler. Sre ierisinde hukuki, siyasi haklar kazandlar; bu
balamda retim ve ticaret kontrol altna alnd. nsanlar krsal yrelerden kentlere geldi.
Bu insanlar ktlk veya sava dnemlerinde kentlere g ediyorlard.

Avrupada hemen hemen tm ehirlerin etraf, kaplar ve gzetleme kuleleri bulunan surlarla evriliydi.
Krsal blgelerden gelen insanlar ehir nfusunu artrdka, evler arasndaki bo araziler yeni binalarla
doldu ve mevcut evlerin stne ek katlar kld. Artk byle yapmak olanakszlanca da surlarn hemen
dna evler ina edilmeye baland; daha sonra bu varolar ikinci veya nc bir sur halkasyla
evrilebiliyordu. () Vatandalar bu surlarn inas ve bakm iin zel vergiler dyorlard ve surlarn
inas, ehrin yoksullarna ve ehre yeni g etmi olanlara i olana salyordu (Hanks, 2009: 312).

Bir kentin fiziki yerleim yaps, sz konusu kente ait toplumsal, ekonomik ve
siyasal yaplarn ileyiini ortaya koyabilir. amzn kent yapsnn tersine 15.
yzyldan sonraki kentlerin merkezleri, yaam alanlar iin en ilgi gsterilen alanlard.
Tccarlarn, avukatlarn ve bakaca varlkl ahslarn evleri kentlerin merkezlerinde yer
alan kilise veya pazaryerlerinin olduu blgeydi. Kamu binalar da buralarda ina
edilirdi. Bu blgelerin biraz dnda loncalar ve dier meslekten olanlarn evleri yer
alrd.
Ortaan ilk dnemlerinde kentli zanaatkrlar, sat amacyla rnler rettiler.
Tketim mallarn kendi iletmelerinden elde ediyorlard. Zanaatkrlar, derebeylerin
atolarnn, saraylarn etrafna, manastrlarn yaknlarna ve ticaret merkezlerine
yerlemeye baladlar. Sre ierisinde, zanaatkrlk, gittike daha krl bir i haline
geldi. Derebeyi, zanaat rnlerini kentlerden satn almaya balad; serflerin rnleri artk
kendisini tatmin etmiyordu. Gelimi zanaatkrlk, kesin olarak tarmdan ayrlmt.
Kentliler, derebeylerin eitli angarya hizmetlerini yerine getiriyorlard, onlara parasal
vergi dyor ve onlarn ynetimine ve yarg gcne bal bulunuyorlard. Kent halk,
genelde zanaatkrlardan, tccarlardan olumaktayd. Kent, meta retiminin taycsyd.
15. yzyl dneminde bir kentin yurtta olmak baz hukuki ayrcalklar salyordu.
Sre ierisinde kent yaam soylular da etkilemeye balamt. Kent yaamnda

53
sekinler ve kraliyet hizmeti i ie gemiti. Bu ilikilerde aileler arasnda evlilik
ilikilerini gerekletiren zengin ve eitimli kentliler kendi aralarnda oligarik
dzenlerini de kurmulard. Kent yaam, snf hiyerarisi ile zenginlik hiyerarisinin bir
biimde karlatklar yerler haline gelmiti. st dzeydeki soylular hari tccarlar tm
soylulardan daha zengin olmulard. Krala hizmet soyluluk unvan kazandryordu. Satn
alnan soyluluk unvan ayn zamanda vergi avantaj da salyordu. Kent yurttalar,
genellikle yurtta olmayanlara gre daha az vergi dyorlar, birilerinden izin almadan
mlk sahibi oluyorlard. Kamudan mali destek alma haklar vard. Yurtta olma istenen
bir durumdu ve mlk veya krallk gibi veraset yoluyla aktarlmaya baland. Tccarlarn
zenginlii ve ticari baars, onlarn kent siyasetindeki hkimiyetlerinin hem bir nedeni
hem de sonucuydu. () bu kapitalizm, bir yandan varolan egemenlik ilikilerini
salamlatrrken, dier yandan da bu ilikilerin zlmesini salayacak unsurlarn
nn aar (Habermas, 2007: 75).
Avrupa ve zellikle ngilteredeki kentler, 15. yzylda nemli tekstil rn olan
kuma retiminin merkezleri olmulard. ngiltere, ihra ettii bu tr rnler sayesinde
zenginliini artryordu. Bu rnn retimi Avrupada kapitalist yntemlerle yaplan ilk
retim eitlerinden biriydi. Kuma tccarlar ham yn satn alyor, retimin her
aamasnda cretli ii altryor ve daha sonra elde edilen rn satyordu. Birok
kentte, kuma tccarlar birleip lonca kuruyorlard. Loncaya ye olmayanlar sz konusu
kentte ticaret yapamazd.
Avrupada genelde mallar, esnaf loncalar tarafndan retilirdi. Loncalar,
mallarn retimini salamann yannda derebeylerin, smr ve basksna kar
mcadelede tccarlar bir araya getiren rgtt. Loncalar, zanaatn feodal rgtlenme
biimiydi. Esnaf loncalar 12. ve 13. yzyllarda olumutu. Loncalar, ilk dnemlerinde
kentlerin gelimesinde olumlu rol oynadlar. Sz konusu esnaf loncalar belli bir rnn
retimini, satn salyor; alma saatlerini, alacak ii saysn, hammadde
miktarn, retilen rnn kalitesini belirliyordu. Loncalarda yazl kurallar vard.
Loncalar ustalar tarafndan ynetilirdi. Tccar ve esnaf loncalar, kentlerin i yaamna
egemendiler. Fakat zamanla meta retiminin artmas ve pazarn genilemesiyle birlikte
loncalar, retici glerin gelimesi iin artk bir engeldi. Meta retiminin gelimesine

54
engel olan etmenler ierisinde en nemlisi Ortaadaki devlet paralanmlyd.
Derebeyleri, kendi blgelerinin ierisine sokulan mallar iin keyfi gmrk vergisi tespit
etmekte, kendilerine ait mlk yerlerindeki geilerde hara almakta ve bylesi durumlar
nedeniyle de ticaretin gelimesine engel olmaktaydlar. Ticaretin ve toplumun gelimesi,
feodal yapnn kaldrlmasna dayanmt. Gelimekte olan kent burjuvazisi, feodal
engellerin ortadan kaldrlmasna ilgi duyuyor ve merkeziletirilmi bir devletin
oluturulmasndan yana tavr alyordu.
Avrupada kapitalizmin gelimesinde nemli etkisi olan kurumlar, 15. ve 16.
yzylda gelien finans rgtleri yani bankalard. Sz konusu finans kurumlar,
bireylere, hkmetlere bor para veriyorlar, mevduat kabul ediyorlar; dviz alm-satm
ii yapyorlard. Genelde tccarlarn ilettii bu bankalar piyasaya speklatif amal bor
para veriyorlard. Dier taraftan bu finans kurumlarnn yaratt zararlarn bertaraf
edilebilmesi iin kamu bankalar kuruldu. talyadaki bankalar, zellikle smrgelerden
gelen altn ve gm ilemleri iin almlard.
Tccar, esnaf ve soylular arasnda yer alan ekonomik, siyasi ilikilerin karsnda
hkmetler de, loncalar gibi sk sk tarifelere, vergilere ilikin dzenlemeler yaparak,
cretlerin seviyesini belirleyerek ve tekeller oluturarak piyasann, ekonominin zerinde
rol oynuyordu. Sz konusu hkmetler sonralar merkantilizm ad verilen bir siyasi
uygulamayla ithal edilen mallar zerinde yksek tarifeler oluturarak ve ihracatn
olanaklarn tevik ederek kendi sanayilerinin oluumunu salamaya alyorlard.
Yaygn nyargnn aksine, merkantilizm asla devlet iletmeciliini himaye etmez;
merkantilizmin iletme politikas daha ok, elbette brokratik yollardan, kapitaliste
alan zel iletmelerin kurulup gelitirilmesini tevik etmektir (Habermas, 2007: 88).
Ticari iletmelerin kurulmas ve ticari faaliyetlerinin srdrlmesi demek bir baka
ynden d ticaretin gelimesi ve genilemesi ulusal sanayi sermayesinin etki alannn
genilemesi demekti. Merkantilistler, ticaret ve retim miktarn sabit olarak
deerlendiriyorlard. Bu dorultuda siyasetleri pastadan ne kadar pay alabiliriz zerine
kuruluydu. thal edilen mallar zerine konulan yksek tarifeler nedeniyle verilen tepki
ilerin daha ktye gitmesine yol ayordu. Hkmet paray devale ediyordu. nsanlar,
yaptklar sat karl devale edilen paradan daha fazla istedikleri iin bu durum rn

55
fiyatlarnn daha da ykselmesine neden oluyordu. hracat tevik etme esnasnda d
ticaret gvence ister. 16. yzyldan itibaren daralan pazarlarn yaratt riskleri ve artan
sermaye ihtiyacn karlayabilmek iin irketlerin kurulu biimleri anonim irket
ekline dnmeye balad. Sermaye ihtiyacnn prens ve finansrlerden karlanmas
yetmiyordu. () are ancak etkili bir vergi sistemiydi (Habermas, 2007: 79). Modern
devlet ayn zamanda bir vergi devletidir. Mal dolamnn genilemesi ve modern
devletin gelimesi merkantilizm dneminde olmutur. () brokratik kurumlaryla ve
giderek artan mal ihtiyalaryla merkantilist politikay hzlandracak olan modern
devlet de ina ediliyordu (Habermas, 2007: 79). Modern devletin ina edilmeye
baland merkantilist aamada artk prenslerin mlkiyeti ile devletin mlkiyeti de
ayryordu. Yerel ynetimler, ngilterede sulh hakimlii kurumu, Kta Avrupasnda
ise, Fransa kkenli idare mdrlkleri araclyla devletin denetimi altna alndlar
(Habermas, 2007: 79). Bu dnmlerin olmas burjuva zel alannn kamu gcnn
organlarna eklenmi olduunu gsterir.
Bu ayrmalar aslnda feodalitenin otoritesinin yani temsili kamu gcnn
azalmasn ifade ediyordu. Bu durumun gelimesi modern anlamdaki kamusalln
nn ayordu. Bu alan, daim ynetim ve yerleik orduda nesneleiyordu
(Habermas, 2007: 80). Mal dolamnn gvence altna alnmas ve srekliliinin
klnmas devlet etkinliinin olmasn gerektiriyordu. Kamu erki, ona tabi olan ve
kendilerini ncelikle kamu erkiyle olumsuz bir iliki erevesinde tanmlayanlarn
karsnda duran eriilebilir, elle tutulabilir bir varlk olarak pekiti (Habermas, 2007:
80). Buradaki kamusallk devletle ilgili olanla ayn anlam ifade ediyordu.
Mal retimi, pazar yerlerinde mal satlarnn yaplmas veya mal dolamnn
gereklemesinden kaynaklanan ticari muhasebe ihtiyac ve ticaretin yaygnlamas ile
birlikte baka blgelerdeki ticaret merkezlerindeki gelimelerden de haberdar
olunmasna gereksinim duyulmutu. Bu yzden eski ticar mektup dolam, 14.
yzyldan itibaren bir tr profesyonel haberleme sistemine dnt (Habermas, 2007:
76). Byk kentler, ticaretin olduu kadar haberin de merkeziydiler. Byk ticaret
kentlerinde Haber dolamnn sreklilii, en az mal ve kymetli evrak dolamnn
sreklilii kadar vazgeilmezdi (Habermas, 2007: 76). Haber dolam dzenli halde

56
olmuyordu. Bu durum ise eksik kamusall ifade ediyordu. Saray ve tacirler arasnda
gelien haber aklar sz konusuydu. Dolamdaki haberler bu dnemde henz
yaymlanmyordu. Haber aknn kamusall yani halkn dzenli olarak haberlere
eriebilmesi tam basnn olmasna balyd. Bu durumun gereklemesi 17. yzylda
oldu.
Ortaa dneminde Avrupada derebeyin egemenliini srdrd kendisine ait
mlk yerlerinde zel ve kamusal alanlar i ieydi. Eski Yunan dneminde varolan zel
ve kamusal alann varln bu dnemde gremiyoruz. Egemenlik hakk tamamen
feodallerin yani derebeyin elindeydi. Eski Yunan dnemindeki zel ve kamusal alann
yerine karln bile ifade edemeyecek ekilde feodal beylerin ato veya saraylarnda
yeni alan ilikileri olumutu. Belirttiimiz gibi zorunluluun zerinde ykselen
kamusal alanda siyaset yaplrd. Eski Yunanda siyaset yaamnn srdrld bu
yerlere agora denirdi. Ortaada agoralarn yerini artk atolar almt. Derebeyinin
yaad atolar birer kamusal alandlar. atolar, saraylar, derebeyi ailelerinin yaadklar
yer ve ayn zamanda kamusal alan merkezleri olarak ifade edilirdi. Ortaa dneminde
feodal beyi, ayn zamanda an, asalet, onur baka bir deyile yce olmay temsil
etmekteydi. Derebeyinin ycelii temsil etmesi onun aslnda kendi otoritesini
srdrmesi iindi.
Ortaa dnemindeki kamusal alann ilevi siyaset yapmay salamaktan te
feodal beyin otoritesini srdrmeye ynelikti. Bu nedenle belirli bir yeri de yoktur
(Habermas, 2007: 67). Buna bal olarak derebeylerin, efendiliklerini kullandklar her
yerde otoriterlik esast. Bu dnemde kiliseler kamusal olma yeteneini tard. Kiliseler,
bugn de kendi kamusalln ayinler, takdisler, toplu dualar ve dini geitler araclyla
srdrmektedir. Kiliselerde () ayinler ve ncil okuma trenleri halkn dilinde deil,
Latince yaplr (Habermas, 2007: 67). Bu noktada kiliselerin kamusall gizeme
dayanmaktayd.
Avrupay bir btn olarak deerlendirirsek, toplumsal yap ierisinde en gl
grup soylulard; fakat bu kesim ierisinde de siyasi gc elinde tutan krallar, paral
askerler, topra olmayan valyelere kadar farkl insanlar yer alyordu. Ayn ekilde
ruhban snfnda da farkllklar sz konusuydu; kendilerine ok geni alanlarn bal

57
olduu piskoposlarla byk manastrlarn barahipleri ve rahibeleri soylu ailelerden
geliyorlard; bunlar, geldikleri soylu aileler gibi zenginlik iinde yaamlarn
srdrrken, kyl rahiplerle kk manastrlardaki rahibeler zor koullar ierisinde
yayorlar ve bedenen de alyorlard. Kyller ise gmenleri de kapsayacak ekilde
zengin toprak sahiplerinin ya da bakalarnn yannda gndeliki veya hafta boyunca
alp cret alan deiik kesimleri kapsyordu. Bu l snfsal blnme ve aralarnda
gelien ilikiler 15. yzyl Avrupasnn tanmn oluturmada nemli rol oynuyordu ve
artk feodalizmin saf biimiyle temsil edilme durumu yava yava ortadan kalkyordu.
Temsil kamu, Kuzey talyann erken-kapitalist ehirli soylu kltrnden hareketle,
nce Floransada sonra Paris ve Londrada yeniden biimlenir (Habermas, 2007: 68).
15. yzyln ortalarna gelindiinde, talyan kentlerinde, Fransa ve Almanyada
hmanist okullar almt. Hmanist eitim, yava yava orta ve st snf bireylerinin
eitimi oldu. Hmanizm Rnesansn bir ynn oluturuyordu. Hmanizm,
entelekteller, sanatlar ve yazarlar tarafndan balatlan bilinli bir kltrel hareketti.
Hmanist oluumu, saray yaamn etkiliyordu. () hmanizm, daha 1400lerde,
prenslere ders veren retmenler eliyle, saray hayatnn tarznn deimesine hizmet
etmitir (Habermas, 2007: 68). Hristiyan valyelerin yerini eitim grm hmanist
sarayllar almt. Daha sonra bu sarayl tipinden, ngiliz centilmeni ve Fransz kibar
adam modeli domutur. Eitimli olan bu sarayl, neeli, hosohbet tiplerin ilikileri
sarayda oluan yeni tip toplumu ifade eder. Bana buyruk, arazisindeki egemenliine
dayanan krsal soyluluk, temsiliyet gcn yitirir; temsil kamu prensin saraynda
younlar (Habermas, 2007: 68-69). Temsili kamunun tm koullar, saray yaamnn
iinde varln oluturmutu. Halkn dardan seyircisi olduu grkemli barok lenleri
kamusallktan uzakt. Turnuva, dans ve tiyatro kamusal alanlardan parklara,
caddelerden saraylarn salonlarna ekilir (Habermas, 2007: 69).
zellikle 15. ve 16. yzylda meydana gelen tarihsel gelimeler 17. yzylda
yava yava yaammza giren burjuva kamusal alannn oluumunda etkili olmutu. Sz
konusu tarihsel gelimeler burjuva snfnn kendi otoritesini egemen klmann yolunu
amlardr. 17. yzyla gelindiinde kapitalist ticaretin bir unsuru olan mal dolam ve
retiminde bir dnm yaanmt. Bu dnm ifade eden durum ise; ithal edilen

58
hammadde ile mamul ve yar mamullerin yer deitirmesiydi. Ekonomide oluan bu
sre ticaretin kapitalizme dntn gsterir. D ticaret artk perse (kendiliinden)
deil, ancak yerli halkn igcn harekete geirdii lde zenginliin kayna olarak
kabul ediliyordu (Habermas, 2007: 81). Bu dnemde burjuva toplumunun oluumunu
salayan bir evrimleme srecine girildii gzlenmektedir. Ev ekonomisinin yerini artk
gelien ve genileyen bir ekonomik yap ald. Ekonomik koullar ev ekonomisinin
snrlarn at. Ekonomik etkinlik genel karn konusu haline geldi. Pazar ekonomisi ev
ekonomisinin yerini ald. Bu deiiklik yle yorumlanabilir: () ekonomi ticaret
bilimine dnt (Habermas, 2007: 82).
Mal dolam yannda haber alma dzeninde de hzl bir ekilde dnm
yaanyordu. Bu dnm 17. yzylda basn olarak karmza kyor. Siyasal gazete de
diyeceimiz ilk gazeteler haftalkt. Yzyln ortalarnda sz konusu gazeteler gnlk
hale gelmiti. Gazetelerde; savalara, i ve d ekonomik gelimelere, dnyada olup
bitenlere ilikin haberler yer alyordu. Haber de bir mal gibi meta haline gelmiti. Piyasa
yasalar, ayn zamanda habercilik mesleinin yasalarn da kapsyordu. Mektupla
iletilen her haberin bir bedeli vard; () eldeki haber malzemesinin bir blm, bu
nedenle dzenli olarak baslacak ve anonim olarak satlacak, bylece de aleniyet
kazanacakt (Habermas, 2007: 84). Basnn pazar ilikileri ierisinde neminin artmas
hkmetler tarafndan karlara hizmet etmekte arasal hale getirilmiti ve bu dorultuda
bir kullanm alan olarak karmza kmaktayd. Basnn devlet tarafndan kontrolnn
en etkili arac resm ilnlar olmutu (Timur, 2008: 44). Ynetim, basn araclyla
aklamalarda bulunuyor; yine basn araclyla siyasete, ekonomiye ve genele ilikin
olarak alnan kararlar bu yolla duyuruluyordu. Fakat genellikle aklamalar bu yoldan
sradan adama deil, en nihayet tahsilli zmrelere ulayordu (Habermas, 2007:
86).
Modern devletin oluumuyla birlikte halk iinde yeni bir burjuva grubu ortaya
kmt. Bu grup genellikle tahsillilerden olumaktayd. Bu kesimin merkezinde
hukukular olmak zere, bunlara () hekimler, papazlar, subaylar, profesrler ve
hiyerarisi retmenden ve ktipten balayarak halka kadar uzanan tahsilliler
eklenebilir (Habermas, 2007: 86). Bu sre ierisinde burjuva tabakas arasnda yer

59
alan esnaf ve zanaatkrlarn9 toplumsal ilikilerde d dier taraftan ayn snf iinde
yer alan sermayece gl olan ticarilerin, darya almalar, irketleerek devletle
ilikilerini gelitirmilerdi. Bu burjuva tabakas, kendisini balangtan itibaren
okuma topluluu olarak ortaya koyan kamusal topluluun esas taycsdr (Habermas,
2007: 87).
Kamu erkinin dzenlemi olduu nizamnamelerle, iletmeci ve giriimcilerin
faaliyetlerine olanak tannyordu. Bu dzenlemeler karsnda hkmetle toplum
kesimleri arasnda srekli elikiler ortaya kyordu. Kapitalist retim biimi toplumda
yaygnlatka geimlik retimin alan daralr, yerel pazarlarn blgesel ve ulusal
pazarlara olan bamll artar. Uygulanan siyaset gnlk yaamda, toplumun geni bir
kesimini olumsuz etkiliyordu. () tahl darlnda, yasal bir dzenlemeyle cuma
akamlar ekmek tketimi yasaklanr (Habermas, 2007: 88). Toplum yani kamusal
topluluk devlete kar meydan okumaya balamt. Bu meydan okumada yararland
ara ise basnd.
17. yzyln ortalarndan sonra artk ngilterede public szc kullanlmaya
baland. Ayn ekilde Franszcada da le public, Grimm Szlne gre, 18. yzylda
Berlinden karak btn Almanyaya yerleen Publikum szcyle eanlaml bir
tanmlama olarak peydah oldu (Habermas, 2007: 90). 17. yzyln sonunda ngilterede
konumalarda aleniyet szcnn karln ifade eden publicity szc
kullanlmaya baland.
Habermas, burjuva kamusallnn oluumunu salayan tarihsel gelimelere bal
olarak sz konusu alan meydana getiren toplumsal yaplar nasl okuyor? Bu sorunun
yantn kendisinin gelitirmi olduu modelin snrlar ierisinde kalnarak bir sonraki
blmde vermeye alacaz.

9
Esnaf ve zanaatkrlar, burjuva snfnn alt unsuru olan kk burjuva kesimi ierisinde yer alr.

60
3.3. Burjuva Kamusal Alan

3.3.1. Toplumsal Yaplar


Yaanan tarihsel olaylar sonucu, kamunun devletle toplum arasnda arac bir rol
stlenerek burjuva toplum dzenine doru bir evrimleme sreci gerekleti. Sz konusu
bu toplumda kamu, ncelikle burjuva snfnn siyaset ilikilerinde kendini hissettirir.
Kamunun siyasal karakteri vardr. Bu anlamda burjuvalar, hkmetin dzenlemi olduu
nizamnamelere bal olan kamuoyunu, devlete kar rgtlemeye alr. Burjuva snf
iktidara ilikin seeneklerini dorudan kamu erkine ynlendirmez. Mcadelesinde,
egemenlik ilikisini sarsacak bir ilke olan saydamlk ilkesini seer. Bunu da akl
yrtmeyle srdrr. Tartlan her sorun herkese ular ve bilinirse o lde kamusal
olur. Akl yrtme, yaznsal yani edebi yaptlar zerinde yaplan tartmalarla
gerekleir. Bu tartmalar daha sonra okuma meknlarnda, konser, tiyatro, mze ve
kahvehanelerde srdrlr. Sz konusu bu alanlarda insanlar snfsal farkllklarnn
dnda salt bireysel deerleriyle kendilerini gsteriyorlard.

Burada belirleyici olan, cemiyetlerin yelerinin eitliinden ok, mutlakiyetiliin siyasal alannn dnda
yer almalardr: nk toplumsal eitlik, ncelikle ancak devletin dnda bir eitlik olarak mmknd.
zel ahslarn bylece kamu oyunu dlayarak, bir kamusal topluluk olarak gizli bir ekilde biraraya
gelmesi, esas kamunun oluumunu nceledi (Habermas, 2007: 104).

Buralarda, zel ahslar arasnda srekli bir tartmay salayacak rgtlenme


gelitiriliyor; bir bakma statler yok ediliyordu. Rtbe-mevki trenselliinin yerini,
giderek edeerlik ls alr (Habermas, 2007: 105-106).
Eitimli soylu sarayllarla entelektel burjuvalar arasnda daha samimi ilikiler
gelimeye balamt. Samimi ilikilerden eletirel diyaloglar domutu. Bu durum bize
bir taraftan kmekte olan saray kamusalln, dier taraftan da gelien burjuva
kamusallnn n biimlerini gsterir. Sarayn kltr ve sanatsal yeterliklerini artk
kent stlenmi ve kamunun kendisi deimi oluyor. Bu anlamda 18. yzyla
gelindiinde burjuva toplumunun oluturduu kamunun yaplarn Habermas bir ema
halinde bize yle gsterir:

61
zel Alan Kamu Erkinin Alan

Burjuva Toplumu Siyasal Devlet


(Mal dolam ve Kamu (Polisin alan)
toplumsal emein alan)
Edebi Kamu
(Kulpler, Basn)
ekirdek Ailenin (Kltrel mal pazar) Saray
sel Alan (Soylu-sarayl toplum)
(Burjuva entelijensiya)
[mnevverler]
ehir

(Habermas, 2007:
97).
Sz konusu bu emada Habermas, bize devletle toplumu birbirinden ayran
izgiyi gsteriyor. Bu izgi ayn zamanda kamusal alanla zel alan da birbirinden
ayryor. Bu emada; Kamusal alan, kamu erkiyle snrl (Habermas, 2007: 97).
Burada esas kamu zel alanda bulunur. zel alan, dar anlamda burjuva toplumunu,
yani mal dolam ve toplumsal emek alann kapsyor; mahremiyet alanyla aile de ona
dahil (Habermas, 2007: 98).
Burjuva kamusallnn oluumunu salayan yerlerde devletin ve kilisenin
dogmatik anlay ortadan kaldrlm ve laikleme n plana gemeye balamt. 18.
yzylda burjuva bilimi olarak ortaya kan ekonomi-politik ve psikolojinin akl
yrtmelerinde kendi rollerini gstermitir. Kamusal olarak girilip klabilir hale
gelmi olan kltrel teekkllerde, okuma salonlarnda, tiyatrolarda, mzelerde ve
konserlerde aa kan akl yrtme faaliyetine, psikolojik ilgiler de yn verir
(Habermas, 2007: 96).
18. yzyla gelindiinde kentlerdeki yerleim ve evlerin mimari
dzenlemelerinde ve yapmlarnda da deiiklikler meydana gelmiti. Artk burjuva aile
yaamn temsil eden ekirdek aile, kendi itenlik alann temsil eden bir mimari yapy
yaratmt. ngilterede 17. yzylda ilk rneklerini grmeye baladmz sz konusu

62
evlerin, salon ve oturma odalarnn kld ya da ortadan kalkt, bunun yerine aile
bireylerinin yaayacaklar kiisel ve kk odalarn yer ald ev tipi, 18. yzylda
yaygn hale geldi. Burjuva evlerinde bireylerin odalar znelliin, i gzlemin ve
iktisadi-siyasi zerklemenin salad psikolojik zgrlemenin mekn oldular
(Timur, 2008: 51). Ailenin alan, emek ve pazar yani mal dolam alanyla bamllk
ierisindedir. Burjuva kamusallnda pazar alan zel alan ve zel alan ierisinde kabul
edilen ekirdek aile de itenliin yani mahremiyet alan olarak benimsenir. tenliin
alan pazarn ihtiyalarna baldr. Pazarda kendilerini zerk gren zel ahslar,
pazarn dnda sz konusu zerklii burjuva aile bilincine yanstyorlar. Bu bir
yanlsamayd. Sz konusu yanlsamaya gre burjuva ailesi, zgr bireylerce gnll
olarak kurulmu, elerin srekli sevgi beraberliine dayal ve aile bireylerinin
yeteneklerini hibir zorunluluk olmadan gelitirebilecei bir meknm gibi
grlyordu.
Burjuva ailesinin yaratm olduu mahremiyet alan dncesinin gerek
ilevi, burjuva bilin anlayyla eliir. Sz konusu aile, ataerkil bir karakter tad ve
kendisinden nceki toplumlarda yer alan aile yaps gibi zorunluluk ilikilerine bal
olduu iin deiiklik sadece biimseldir. Zorunluluun burjuva ailesine yansyan biimi
sermayenin deerleme ve birikim sreci ile mlkiyet ilikilerinin bireysel srekliliinde
kendini gsterir. Burada aile, sz konusu toplumsal, ekonomik ilikiler ve talepler
karsnda araclk rol stlenmitir. Burjuvann pazar ve iyerindeki zerklii aile yani
mahremiyet alannda otoriteye dnr. Bu durum ailenin gnll olarak kurulu olduu
dncesini ortadan kaldrr. Burjuva evlilik ilikisinde, sevgi beraberlii her zaman bir
tehdit altndadr.

Evliliin, biimsel olarak, iki tarafn zerk iradelerini aklamalarn ifade eden bir szlemeye
dayandrlmas da hayaldir; hele evlilik kararnn, ailenin sermayenin taycs olmas lsnde, bu
sermayeyi korumaya ve artrmaya dnk kayglardan kurtulamayaca gznne alnrsa (Habermas,
2007: 122).

Burjuvalar, ekonomik faaliyetlerinin dnda mahremiyetin temsil edildii alanda


aralarnda insani ilikileri ieren edebi biim olan mektuplamay gelitirirler. 18. yzyl

63
ayn zamanda bir mektup yzyl olarak deerlendirilir. Bu bakmdan bir mektup a
olan 18. yzylda; () birey mektup yazarak kendisini znellii iinde gelitirir
(Habermas, 2007: 123). Birey kendi znellii yani mektubu yazan kii olarak kendisine
ve karsndakine ynelir. Yazlan mektup, birinci tekil kiiye yani yazana gnderilen
sesli dnceleri ifade eden mektup haline dnr. Mektup, ayn zamanda burjuva
ailesinin mahremiyeti iinde znellie ilikin bir deneydi. zelliin en iteki avlusunu
oluturan bu znellik daima kamusal toplulukla ilikilidir (Habermas, 2007: 124). Bu
dnemde bakalarna ait mektuplar dn alnmakta, kopya edilmekte ya da
baslmaktayd.

Bu yzyln tipik trnn ve esas edeb rnnn, mektuplamann veya gncelerin kamusal toplulukla
dorudan veya dolayl olarak balantl znelliinden kaynaklandn aklamak mmkndr: bu rn,
bireyin kendi kendini psikolojik tasviri olan burjuva romandr (Habermas, 2007: 124-125).

Burjuva kendi itenlik alannda gelitirdii dncelere dayanarak kamuoyu yaratma ve


bylece pazar ilikileri zerinde devletin yani monarinin yrtm olduu siyasal bask
ve kontroln zayflatma mcadelesi veriyordu. Sz konusu mcadelede sanat ve
edebiyat rnleri nemliydi. Bu balamda burjuva kamusall ya da sivil toplum
kendisini siyasallatryordu. Burjuva kamusallnn siyasal devi, sivil toplumun farkl
bir biimde dzenlenmesini salamakt. Bu anlamda itenliin alan ya da zel alanda
yaanan deneyimlere bal olarak monark egemen gce kar mcadele vermek
gerekmekteydi.
Habermas, burjuva kamusal alannn oluumunu salayan siyasal ilevleri,
ngiltere ve Kta Avrupas balamlar iinde somut bir biimde ele almtr. Burjuva
kamusal alanyla ilgili ilevlerin deerlendirmesi bir sonraki blmn konusudur.
3.3.2. Siyasal levler
Habermasn anlayna gre burjuva kamusal alannda akln siyasal anlamda
kullanm kamuoyu ve kapitalist retim biiminin gelime seyrine gre ngiltere, Fransa
ve Almanya rneinde ele alnr. Habermasa gre; Siyasal ilevi olan bir kamu, ilk
olarak 18. Yzyl dnmnde ngilterede ortaya kar (Habermas, 2007: 135).
ngilterede kapitalizmin gelimesine bal olarak ticaret, finans, sanayi burjuvazisinden

64
oluan gler sz konusu dnemde kraln kararlarn etkilemek ve isteklerini kabul
ettirmek iin akl yrten kamusal topluluklara ynelirler.
Kapitalizmi temsil eden bu glerin geliim seyri ngilterede 17. yzyln ikinci
yarsndan itibaren tekstil, metal, kt gibi retim alanlarnda faaliyet yrten irketlerin
ortaya kmasyla daha da hzland. Ticaret ve finans burjuvazisi arasnda kar
atmalar 18. yzyln ilk dneminde iyice belirginleir. Manifaktre dayal pazar kar
ilikileriyle sanayinin yaratm olduu geniletici pazar ilikileri artk eanlaml bir
durumu ifade etmiyordu. Sermaye alanlarnda yaanan bu kartlk toplum tabakalarn
ister istemez etkiliyordu. Etkilenen bu tabakalar akl yrten kamusal toplulua
dntkleri, partilerin ve dier sivil rgtlenmelerin ortaya kt dnemde yani 1694-
1695 yllar arasnda gerekleen baz olaylar oldu. Bu olaylar; 1) Ulusal ngiltere
Bankasnn (Bank of England) kurulmas. Bu olay kapitalizmin yeni bir aamasn; bir
baka deyile retim tarz olarak artk pekimesini ifade ediyordu. 2) n-sansrn
basndan kalkmas. Bu durum, kamunun geliimini etkileyerek akl yrtmenin basn
zerinde etkili olmas olanan ortaya karyordu. 3) Babakanlk makam yani ilk
kabinenin kurulmas olaynn yaanmas. Bu olay, parlamentonun devlet erki zerindeki
etkisini pekitirmesini salyordu.

ngilterede devletle basn arasndaki atma 18. yzyl boyunca devam etti. Bu
atmann sonunda () 1768 ile 1772 arasnda Public Advertiserda yaynlanan seri
makaleler, siyasi bayazlar balatan ierikleriyle modern basn mjdeleyen rnekler
olarak kabul edildiler (Timur, 2008: 56). Habermas, bu koullar ierisinde bulunan
basn drdnc g olarak ifade ediyordu. Fransz Devriminin balamasndan
yl sonra, 1792de, siyasal dnce reten kamusal topluluk, Foxun Avam
Kamarasndaki bir konumas sayesinde kamusal eletiri ilevi ynyle dolayl olarak
kabul ve onay grd (Habermas, 2007: 146). Kamusal alann kurumsal yaplar olan
byk gazeteler bata olmak zere basn organlar, siyasi partilerin rgtlenmesi, siyasi
derneklerin kurulmas ayn sre ierisinde birbirlerini izlediler. Bununla beraber
modern kamuoyunun oluumunu salayan son gelime seimle ilgili reform oldu. ()
siyasal dnce reten kamu oyunu oluturan gelimi orta tabakaya da siyasal katlm

65
hakk tannd: o zamanlar 24 milyon olan nfusun yaklak bir milyonu artk seme
hakkn kullanabilecekti (Habermas, 2007: 147-148).

ngilterede ana hatlaryla ifade ettiimiz siyasal nitelikli bu gelimeler karsnda


Kta Avrupasnda nasl bir tarihsel sre yaanmaktayd?
Habermasn gelitirmi olduu modelin Kta Avrupas Fransa ve Almanya
zelinde incelenerek burjuva kamusal alannn geliim srecinin bir deerlendirmesi
yapld. Kta Avrupasnda gelien burjuva kamusal alannn siyasallama sreci
ngiltereye gre daha yava bir ekilde olutu. Siyasallamann ana unsurlar olan
parlamento, basn, siyasal partilerin oluumu ngiltereye gre yz yl daha geriden
ortaya ktlar. Kapitalist gelimenin Fransa ve Almanyada ngiltereye gre daha yava
olmas ve bu lkelerdeki mevcut ynetimlerin kamuoyunun zerinde uygulam
olduklar basklar nedeniyle zgr bir kamuoyunun oluumu gecikmitir.
Fransada akl reten bir kamusal topluluun olumas 18. yzyln ikinci
yarsndan sonra gerekleti. Devletin mutlakyetilik anlay nedeniyle basn zerinde
sansr uygulanyordu. Siyasal gazetecilik henz gelimemiti. Sadece siyasal
gazeteciliin gelimemilii deil, bunun yannda kamusall temsil edecek bir meclis
de yoktu. ngilteredeki gibi burjuva snf, Fransada siyasal adan toplumu
ynlendirmede etkili deildi. Snf ilikileri, ngilteredekinden farkl bir biimde
gelimiti. () ngilterede olduu gibi, soyluluk ve yksek brokrasi (noblesse de
robe) ile birleip, salam bir itibara dayanan ve sermaye yaratan snflarn karlarn
Krala kar siyasal adan da savunabilecek trde bir st tabaka oluturmuyorlard
(Habermas, 2007: 149). Snfsal farkllklar keskindi. Soylular, ticaret, sanayi ve finans
etkinliliklerine katlmayan Kraliyete baml ve vergi imtiyazlarna sahip bir asalak
snf haline gelmiti. Kral, kamusal iktidar tekelletirerek, kendi memurlarnn dndaki
herkesi tebaa olarak gryor; kral ve memurlar dnda kalan herkes sivil toplumu
oluturuyordu.
Burjuva snf, stat ve ilev ynyle birbirinden farkllk gsteren gruplara
blnmt. Toplumun yaps siyasal ve ekonomik etkinlikler itibaryla kolayca
ayrlyordu. Kapitalist gelime, sivil toplum iinde siyaseti ne karan ve burjuva
devletinin ilkelerini oluturan bir kamu alan yaratyordu. Kamusal alan oluturan

66
unsurlar, her lkenin znel koullarna gre deiiyordu. Yzyln ilk yarsnda dn
insanlarnn eletirileri, edebiyat, din ve sanat alannda gerekleir. Siyasal konularda
gerekletirilen eletiriler ansiklopedik yayn aamasnda ortaya kar. Kamusal
eletirinin ncln yapan dn insanlar Fizyokratlar olarak adlandrlan Quesnay,
Mirebeau ve Turgotydu. ktisat olarak da yeni bir konum kazanan bu filozoflar,
kamuoyunun ilk temsilcileri oldular. Sz konusu dn insanlar kendi evlerinde,
kulplerinde ve gazetelerinde kendi retilerini dile getiriyorlard. Habermasa gre
Fizyokratlar; () lk defa Necker, siyasal ilev gren kamunun mutlakyeti sistemde
bir gedik amasn salad: Necker, bte bilanosunu yaynlar (Habermas, 2007: 151).
Entelektellerin yardmyla siyasal dnce reten kamusal alan, yava yava burjuva
snfnn kendi karlarn ortaya koyan bir kamusal alan haline geliyordu. Sre
ierisinde ikyet Defterleri araclyla kamusall ilgilendiren sorunlara ynelik
kamunun akl yrtmesine izin veriliyordu.
ngilterede siyasal dnce reten kamusal topluluu oluturan kurumlarn
geliim srecinin bir yzyl srmesine karn Fransada devrim sayesinde sz konusu
kurumlar bir gecede yaratld.

Parlamentodaki fraksiyonlara vcut veren kulp partileri ortaya kt; bir siyasal gnlk basn teekkl
etti. Genel zmreler meclisi bile, mzakerelerin aleniyeti ilkesini yaama geirdi (Habermas, 2007: 152-
153).

Devrim yasalar, soyut ve eit insann evrensel yasalarn yrrle soktu. Loncalarn ve
dier rgtlerin kontrolnden kurtulan hukuk bir burjuva hukukuna dnt. Bu
anlamda burjuva dzeninin temelini oluturan hukuk, sivil hukuk olarak ortaya kt.
Mlk sahibinin iradesi miras hukukunu, iletme sahipleri ise iilerin statsn
belirleyici hale getirmi oluyordu. Bu anlamda iinin igc fiyat, artk piyasada
zgr akit erevesinde deerlendirilmeye baland.
Kamunun siyasal ilevleri Fransz Devrimi araclyla Kta Avrupasna yayld.
Bu anlamda Almancadaki ffentlichkeitin, Franszca da taklit edilerek oluturulmu
bir kavram olmas tesadf deildir (Habermas, 2007: 153). Almanyada parlamenter
yaam ifade eden durum Fransz Devriminin sonucu olarak baz Gney ve Gney bat

67
hkmet merkezlerinin bulunduu yerlerde kendini gsterir. Almanyadaki burjuva
snfnn snfsal snrlar, ngilteredeki burjuva snfna gre farkllk gsteriyordu.
Almanyadaki burjuvalar, artk kk esnaf ve zanaatkrlar kendi snfnn snrlar
ierisinde deerlendirmiyordu. adamlar ve tahsilli olanlar burjuva olarak
grlyordu. Siyasal dnce reten kamusal topluluk, burjuvalarn kendi aralarnda
yapm olduklar zel toplantlardan doan okuma derneklerinde dodu. Sz konusu bu
derneklerde ticari amalarn yerine getirilmesi sz konusu deildi. Burjuvalar bu
derneklerde, sadece gazete, dergi okuyarak deil, ayn zamanda kendi aralarnda
tartmalar yaparak da kamusal alann siyasallamasn saladlar. Almanyada soylular
Fransa soylularndan farkl olarak, tamamen saraylara baml olduklar iin ekonomik
ve siyasal anlamda faaliyetleri yoktu. Soylularn burjuva entelektelleriyle ilikileri
olmadndan kltrel adan gelimelere katklar da sz konusu deildi.

1790l yllarda Almanyada kamuoyu kavram anlamna gelen ffentliche


meinung kavram da sz konusu bu derneklerde ortak dnceleri ifade eden bir
kavram olarak ortaya kmtr.
Habermas, burjuva kamusal alan kategorisini belli bir dneme zg olarak
deerlendirir. Parlamento, basn, siyasal partiler arasndaki kurumsal ilikilerin
kurulmas kamunun 18. yzylda siyasal ilevler edindiinin gstergesidir. Ancak
kamunun siyasal ilevinin niteliini, burjuva snfnn ya da toplumunun geliim tarihiyle
balantl olarak deerlendirmek gerekir. Baka bir anlatmla, () meta dolam ile
toplumsal emein devletin buyruklarndan zgrletikleri zgl aamasndan hareketle
btnsel bir ekilde kavranabilir ancak (Habermas, 2007: 158). Bu balamda sivil
toplum, meta dolam zerinde etkili bir rol oynamtr. Buradaki sivil toplum olgusu,
burjuvaya mensup kiiler arasndaki zgr ilikileri ifade eden alan temsil etmektedir.
18. yzyldan itibaren liberal piyasa ilikilerinin gelimesi ve kamu erkinin piyasaya
mdahalesinin azalmas, rekabet koullarnn gelimesine bal olarak sivil toplum da
devlet otoritesi karsnda gittike bamszlat. Bu bamszlamayla birlikte sivil
toplum kendi zel kurumlar araclyla kendisini yeniden dntrerek devlet
siyasetini etkiler hale geldi. Toplumun bu tr devlet siyasetini etkilemeyi ise siyasal

68
ilevli kamusal alann olanaklaryla elde ediyordu. Siyasal ilevli kamusal alan ayn
zamanda sivil toplumun dzenlenmesini de ifade eder.
Kamusal alan siyasal ilevler stlendiinde, edebi niteliini korur. Burjuva
kamusall genel olana aktr. Burjuva hukuk devletinin znesi kamusal topluluktur.
Kamusal topluluun, kesin eklini kazanmas; 18. yzyln okuma topluluu eklinde
olumutu. Bu toplulua kabul edilmenin ltleri, tahsilli ve mlkiyet sahibi olmakt.
Ancak kamusallk, tahsilli ve mlkiyet sahibi insan oluturan zel niteliklerinin
salanmas durumunda gvence altna alnm olur. Bu durumu salamann
varsaymlarndan biri ekonomik faaliyetin gvence altna alnmas, ikinci olarak kk
meta reticilerinden oluan bir toplum modeli, nc olarak Say Yasas olarak da kabul
gren arz ve talebin srekli dengede olma durumu. Bununla birlikte sz konusu
varsaymlar altnda herkes renim grme ve varlkl olma konusunda eit imknlara
ulaabilir. Ancak bu varsaymlar hibir ekilde gereklemedi.

Yine de liberal model gereklie ylesine yaklaabilmiti ki, burjuva snfnn kar genel karla
zdeletirilebilmi ve nc zmre ulus olarak ina edilebilmiti bir rgtlenme ilkesi olarak
kamusallk, kapitalizmin szkonusu aamasnda inandrcyd (Habermas, 2007: 177).

Snf kar, liberal dnemde genel karla yle rtmt ki, bunu salayan durum
kamusal topluluun srekli akl yrtme edimini gerekletirmi olmasyla balantldr.
Burjuva kamusallnn oluumunda akl yrtmede saydamlk ilkesine bal
olarak ideolojinin oluturulmas ve dncelerin gelitirilmesinin rol nemlidir. Bu
anlamda bir sonraki blmde burjuva kamusal alannn oluumunu salamada akl
yrtmeye bal olarak dnce retmenin deerlendirilmesi yaplacaktr.
3.3.3. Dnce ve deoloji
Kamuoyu kavram burjuva kamusal alannn niteliini anlama konusunda kilit rol
oynar. Burjuva kamusall dncesine giri yapabilmek iin kamuoyu kavramnn
ieriini anlamamz gerekir. Burjuva kamusallnn siyasal ilevi bir kamuoyu
oluturmaktr. Kamuoyu ya da opinion Latincedeki kanaat ya da tam olarak
kantlanmam belirsiz yarg anlamlarna gelen opiniodan tretilmitir. Kamuoyu
kavramnn geliimi dz bir izgi izlememitir. Dnemsel olarak kavrama yklenen

69
anlamlar farkllklar tayabilir. rnein; feodal dnem ve gnmzde n, itibar gibi
anlamlara gelen reputation anlamnda kullanlmas da sz konusudur. Kamuoyu yani
opinion kavram 18. yzyl sonlarnda muhakeme yetenei ve akl yrtmeyle
ilikilendirilen public opinion biimiyle kullanlmaya baland.
1789 Fransz Devriminde yer alan nsan ve Yurtta Haklar Bildirgesinde
kamusal ve saydamlk dncesinin zgrce dile getirilmesi anlamnda bir hak olarak
kamuoyu oluturma zgrl asndan nemli bir ilerleme olmutur. 1793 Anayasas
buna rgtlenme hakkn da eklemitir. Kamuoyunun rgtlenmesi, siyasal ilev gren
niteliinden dolaydr. Kamusalln siyasal ilevinin ne kmasnda dn insanlarnn
gelitirmi olduu fikirlerin byk rol vardr. Bu anlamda Habermas, Kantn iletiim
ve eletiriyi merkeze alan kamuoyu kavramn ilk defa kullandn belirtir. Kantn
kamusallk ilkesi, ahlak ve siyasetin uyumunun gvencesini salayan bir ilke olarak
kabul edilir. Burjuva kamusall, Kantn aleniyet ilkesini tarih ve hukuk felsefesi
anlamnda gelitirmesiyle kuramsal olgunlua kavumutur. Kant kamusall, hukuk
dzeninin bir ilkesi olarak; ayn zamanda insanlk asndan da aydnlanmann yntemi
olarak ele almtr.
Kant, Aydnlanma Nedir? makalesinde akln zel kullanm ve akln kamusal
kullanm ayrmn yapar. Kant, akln kamusal kullanmn filozoflarn sorunu olarak
grr. () akln kamusal kullanmn, yani kamuya ak eletiri faaliyetinin dayanan
oluturan akln ilke ve ereklerini savunacak bir sol kanat, yani felsefe fakltesi kanad
gereklidir (Gzkan, 2005: 219). Bu balamda, faklteler arasnda bir atma sz
konusudur. Bu atma () alttakilerin daha stte olanlarla giritii eletirel bir
mnakaa olarak gerekleir (Habermas, 2007: 205). stte bulunan faklteler bir
ekilde devletin denetimi altnda olduklarndan yetitirilenler bilimin uygulaycs
olurlar.

Buna karlk, daha alttaki faklteler, saf akln bilgileriyle megul olurlar. Bunlarn temsilcileri olan
filozoflar, hkmetin karlarndan bamsz olarak, yalnzca akln karlar tarafndan ynlendirilirler.
Zihinlerindeki niyet, hakikatin kamusal takdimidir (Habermas, 2007: 205).

70
niversiteler, en nemli kamusal alanlardr. niversiteler; bamsz, zgr, dncelerin
serbest bir ekilde dile getirildii yerlerdir. Almanyada o dnemlerde hukuk, tp ve
ilahiyat st faklteleri; felsefe ise alt faklteyi temsil ederdi. st fakltelerde eitilen ve
devlet kurumunun karlarna hizmet eden kimseler, pozitif hukuk tarafndan
snrlandrlr. Akllarn ise bu snrlar alannda kullanrlar. Devletin karlarna gre
belirlenen sz konusu faklteler bu anlamda koullu buyruklarla belirlenmektedirler. Alt
faklte olan felsefe fakltesi, devlet denetiminden bamsz olarak koullu buyruklara
gre deil, akln koulsuz buyruu yani akln buyurduu iyilik idesine gre belirler
kendisini. Bu erevede amac, devlet ya da toplumun refah deil genel iyidir. Akl,
felsefe fakltesinde kamusaldr. Burada deerlendirmenin zgrl ve hakikati ortaya
karmann olana vardr. Bu anlamda filozoflarn en yksek iyiye doru ilerlemede
kamusalln her alannda yrtecekleri faaliyetlerine ihtiya duyulur. Felsefe
fakltesinde devletin deil kamusal akln kendi yasalar geerlidir. Kant, etik olmaya
ynelimli yasay ahlak yasas olarak deerlendirir. Bu yasa, eylemlerimizin nasl
olmas gerektiini dile getirir.
Kamusal akl olarak ifade edilen ortak duyunun, insanlar bir araya getiren ve
ilikilerin kurulmasn salayan bir aydnlanma srecinin olanan salamas gerekir.
Aydnlanma yetisine sahip olan kimseler bir kamusal topluluk oluturur. Kant,
Aydnlanma Nedir? sorusuna yant olarak aydnlanma akln kamusal kullanm dr
der. Akln kamusal kullanmndan, bir kimsenin btn okuyucular dnyasnn
oluturduu kamusal topluluun huzurunda bilge sfatyla akln kullanmasn
anlyorum (Habermas, 2007: 206). Dier taraftan akln zel kullanm ise bir kimsenin
kendi ii ya da kendisine verilmi toplumsal bir grev iinde akln kullanmasdr. Akln
zel kullanmnda akl yrtme durumu yoktur. () burada itaat etme mecburiyeti
vardr (Habermas, 2007: 206). Akln kamusal kullanmnda dnce ve retilerin
kamuya ak ekilde eletiriye tabi olmas aydnlanmay salayabilir. Akln zel
kullanm aydnlanmay engellememek artyla snrlar hukukla belirlenmi bir izgi
iinde i ve grevle ilgili ykmllklerin yerine getirilmesidir.

Akl yrten insanlardan oluan kamusal topluluk, sorunlar zerinde uzlama


saladnda siyasal ilev gren kamusal topluluk biimini alr. Siyasal ilev gren bu

71
kamusallk, cumhuriyeti anayasa altnda liberal hukuk devletinin rgtlenme ilkesi
haline gelir (Habermas, 2007: 207). Bu durumda bireysel zgrlkler, yasalara bal
olarak gvence altna alnmtr. Vatandalarn hukuk yani yasalar karsnda eitlii
salanmtr. Yasama bu anlamda halk iradesine dayanr. Kant, bunlara kamusal
yasalar adn verir. Sz konusu kamusal yasalar, nelerin yaplaca ya da
yaplamayacan belirleyen kamusal iradenin edimidir.
Siyaset, etik deerler konusundan dolay kendisini soyutlayamaz. Siyasetin genel
kurallar, etik deerler ve hukukla uyumlu olmaldr. Bu durumda kamusalla
gereksinim vardr. Siyasetin grevi, kamusal topluluu mutlu etmektir. Siyasal faaliyette
bulunan kimseler, kamunun yani burjuva toplumunun refah ihtiyacn gz nne almak
zorundadrlar. Bu nedenle siyasi davranlarn ahlaki sorgulamas da yaplmaldr. Kant
siyaset felsefesinde dnya vatandal anlayna vurgu yapan dzeni savunur. ()
bu dzenin artlarnda hukuk retisi siyasal eylemleri ahlak eylemlerden
tretebilecektir (Habermas, 2007: 218). Siyaset, ahlaki bir eylemdir. Ahlaki siyaset,
pozitif hukukun yasalarna bal bir dev olarak deil, hukukun doal haliyle balantl
ve aleni olarak kamusal olanla gvence altna alnmtr. Siyasi eylemin amac, siyasetin
pozitifletirilmesini ve kamusal topluluun refahn salamaktr. Bu anlamda () tarih
felsefesi, kamusal toplulua yol gstermeyi stlenecektir; nk dnya vatandal
durumunun hazrlk eitimi olarak tarih felsefesinde akln yasalar refaha ilikin
ihtiyalarla uyuurlar: tarih felsefesinin bizatihi kendisi kamu oyu haline gelecektir
(Habermas, 2007: 219).
Kanta gre kamusal alan, siyaset, ahlak ve hukukla birlikte pratik akln koulsuz
buyruu tarafndan belirlenen zgr, tarafsz ve iletilebilir dncelerin serbest ve aleni
bir ekilde dile getirildii bir eletiri ortamdr. Bylesi bir kamusal alann gelimesi,
dnya barn salayacak olan Uluslar Fedarasyonuna doru yol alan gerek
ilerlemenin olanan salayacaktr. Bu ilerleme yasalln ilerlemesidir; yasalln
ilerlemesi ahlak alanndaki ilerlemeye baldr. Siyasi yasa koyuculuk da pratik akln
yasasnn denetimindedir. Bu durumda iktidar sahibi yalnzca akldr. Kant bu
dnceleriyle, yasann kayna egemenliktir diyen ve ahlaki ynden yaplan her trl
akl yrtmeyi siyasi bakmdan bo bir ura olarak deerlendiren Hobbestan ve

72
yasann kayna szlemedir diyen Montesquieu ve Rousseaudan10 ayrlmaktadr.
Kantn kamusallk ilkesi siyasetin ahlakla uyumunu gvence altna alabilecek bir
ilkedir. () Kant, bu temel ilkeyi esas alarak, siyasal ilev gren kamusalln belli
sosyolojik artlarn gelitirir: Bu artlar, daima serbeste rekabet eden mal sahiplerinin
zel zerklie braklm toplumsal ilikilerine baldrlar (Habermas, 2007: 211).
Vurguladmz gibi burjuva kamusal topluluuna dahil olmann n artlar vard. Bu
artlara gre Siyasal akl reten kamusal toplulua, yalnzca zel mlk sahipleri dahil
olabilirler; nk sahip olduklar zerkliin kkleri mal dolam alannda yatar ve
bundan dolay zel zerklik, bu alann zel bir alan olarak muhafazasna ilikin karla
uyuur (Habermas, 2007: 211). Sz konusu kar salamann yolu doal olanlar
saymazsak yani kadn ya da ocuklar olmamak kaydyla kiinin kendi kendisinin
efendisi olmasdr. Bu durumu salamann yolu ise bir mlke sahip olmaktr.
Burjuva kamusall, Kantn sisteminde fikir olgunluuna ular. Burjuva
kamusallnn kendi doal dzeni ierisinde ilerleyecei dnlmt. Hegelin sz
konusu doal dzenin byle ileyecei konusunda aka pheleri vard. Hukuksal
durumun doal temeline ramen, mal dolamnn ve toplumsal emein zelletirilmi
alan, kendi i atmalar karsnda dalmaya yz tutmutur (Habermas, 2007: 221).
Habermas, kamusall tarihsel ve normatif bir kategori olarak ele alr. Bu
anlamda burjuva kamusu belli bir dneme zg kategori olmasyla tarihsel, ilke olarak
mevcut siyasal rejimi eletirmesi ynyle de normatiftir. Habermas, kamusal alan
anlayn siyasal nitelikli liberal modeli rnek alarak gelitirmitir. Liberal model, genel
anlamda 1775 ylnda balar ve 1873te balayan byk kntyle birlikte 1875 ylnda
sona erer. Liberal model, kk bir meta-ekonomisine dayanr ve yalnzca bireysel mal
sahipleri arasndaki yatay mbadele ilikilerini ngrr. Liberal kamusal alan, hukuksal
haklarn geerli olduu ve devletin mdahalesinin olmad bir alandr. Bu alan devletle
toplum arasnda yer alr. Sz konusu kamusal alan, ekonominin dnda olan bir alandr
ve bu alanda gazeteler, dergiler, yaynevleri gibi yaznsal rgtlenmeler vardr. Bu

10
() toplum szlemesi yle zetlenebilir: Her birimiz btn varlmz ve btn gcmz bir arada
genel istemin buyruuna verir ve her yeyi btnn blnmez bir paras kabul ederiz. () Btn br
kiilerin birlemesiyle oluan bu tzel kiiye eskiden site denirdi; imdiyse cumhuriyet ya da politik btn
deniyor ( Rousseau, 2008: 15).

73
balamda piyasa ilikilerinden, aileden ve siyasi iktidardan farkl ilevler stlenir. Sz
konusu ilevlerin hukuksal tanm kamusal alan ile devlet organlar arasndaki ilikiyi
salamak asndan nemlidir. Kamuoyunun parlamento zerindeki gc ne kadar etkili
ise parlamenter demokrasi de o kadar gl hale gelecektir.
Habermasn kamusal alan anlayyla ilgili belirlenimleri, Gramscinin
gelitirmi olduu sivil hegemonya kavramna dayanr. Sz konusu belirlemelere gre
parlamenter demokrasi baka bir deyile burjuva demokrasisinin kendi snrlar iinde
sosyalist katlmc demokrasiye dneceini n grr. Habermas, Kantn
grlerinden de yararlanmtr. Habermasn kamusal alan, akln kamusal anlamda
kullanan znelere aktr. Habermas, arasal akl-nesnel akl ayrm zerine yapt
almalarla gnmz toplumunun arasal akln egemenlii altnda olduu ynnde
eletiride bulunmu ve kltr endstrisi kavramn gelitirmi olan Horkheimer ile
Adornodan da etkilenmitir.
Sermayenin younlamas ve byk irketlerin oligopol bir biimde birlemesi
kapitalizmin yeni bir dnemini ifade etmekteydi. Bu yeni dnem sosyal devlet olarak
yaplanm sanayi toplumudur. Bu trden bir toplumda artk liberal hukuk dzeni yerine
sosyal hukuk olarak tanmlanan normlar gemitir. Sosyal hukuk dzenlemeleri burjuva
kamusal alannn yapsal dnmn ya da kn hzlandracaktr. Bir sonraki
blmde bu dnmn ya da kn nasl gelitii ele alnacaktr.

3.4. Burjuva Kamusallnn k

Burjuva kamusu, bilindii gibi devletle toplum arasnda ve zel alann bir paras
olacak ekilde geliir. zel ahslarn oluturduu burjuva kamusal alannn, devletle,
toplumun ihtiyalar arasnda araclk eden bir yaps vard. zel alanla kamusal alann
snrlar bulanklat anda burjuva kamu modelinin uygulanabilirlii ortadan kalkar.
Bulanklamann yaratt durum, sosyolojik ve hukuksal anlamda ne zel ne de kamusal
alan bal altnda deerlendirilebilir. Sz konusu bulankln olutuu alana
siyasallam yeni bir alan baka bir deyile toplumsal alan denk der.
Habermasa gre burjuva kamusal alan, 1873 ylnda ortaya kan ekonomik
kntden sonra dnme uram; artk burjuva kamusunun ykln haber veren

74
yeni bir oluum balamt. Sermayenin younlamas irketlerin rgtlenme biimleri
kntnn yaratt srele birlikte kapitalizm, Marksistlerin ifadesiyle emperyalist
aamaya gei yapar. Kapitalizmin bu yeni aamas, kamusal alanda da deiiklikler
yaratarak yeni bir iliki a oluturur. Devlet, liberal hukuk dzeninden sosyal hukuk
dzenine doru gider. Ayn zamanda sanayi toplumunun devlet biimi olan sosyal
devlette yeni ekonomik, sosyal ve hukuksal ilikiler geliir. Liberal dneme zg zel ve
kamu hukuku dzenlemelerinin sosyal devlette yeri yoktu. Bu anlamda yeni bir siyasal
ve toplumsal alan oluur. Bu yeni alanda Burjuva toplumunun kamusal ynden nem
tayan zel alannn ortasnda, devletin ve toplumun kurumlar, kamusal ve zel
kavramlaryla artk ayrtrlamayan tek bir ilevsel btnlk iinde birbirlerine
balanrlar (Habermas, 2007: 265).

Sermayenin biim deitirmesi, mdahale ilikilerinin olumas, devletin


toplumsal ilikilere mdahil olmas ve toplumun da devlete baml klnmas yani
devletletirilmesi sreleriyle birlikte kamu yararnn kamusal unsuru zel hukukun
unsuruyla kaynar. Baka bir deyile, bu yeni alanda artk siyasal akl yrten zel
ahslarn aracl olmakszn devlet ve toplum sahalar i ie geer. Sz edilen bu yeni
alanda ne saf anlamda zel ve/veya kamusal kavranabilir, ne de zel ve kamu hukuku
alanlar ierisinde deerlendirilebilir. Sz konusu olan bu yeni alan yani sosyal devletin
siyasal kamusall burjuva kamusallnn k zerinde gelien bir yap zelliine
bal olarak toplumun yelerini ynlendiren bir saydaml temsil eder. Kamusallk
ynlendirilme zerinde gelitii iin artk eletirel olmas karakterini de yitirmi olur.
Eletirel saydamln yerini ynlendirici saydamlk alr.
Farkl gler arasnda yer yer dengeli olan iktidar ilikileri, zel idareler,
dernekler, partiler ve kamu ynetimi arasnda gerekleir. () kamusal topluluun
kendisi ise bu iktidar dolamna ancak mnferit durumlarda ve o zaman da srf alk ve
onay almak maksadyla dahil edilir (Habermas, 2007: 303). Bireyler, kamusal
taleplerini kolektif olarak temsil ettirmek zorunda olduklarndan, ancak taleplerini
rgtlenmi kurumlar araclyla yerine getirebilirler. Fakat tketici ve semen
konumlaryla bireysel olarak karlatklar kararlar, kamusal nem kazandklar
lde, ekonomik ve siyasal mercilerin tesiri altna girer (Habermas, 2007: 303). zel

75
kararlarn alnd toplumsal alan, sosyo-ekonomik nesnel etkenlere bal olarak belirli
gruplarn egemenliine bal alandr. Bu alanda ilgili grubun zel karlar geerlidir.
Toplumun genel karlar geerli deildir. Kendilerini sergileyen rgtl zel karlarn
rekabeti kamuya nfuz etmeye balar. Bu anlamda parlamento araclyla kartlan
yasalar geerliliklerini korusalar bile yaanan hakikat, durumu ifade etmeyecektir. ()
nk hakikatin kendini kantlayaca yer olan parlamenter kamu da artk yklmtr
(Habermas, 2007: 307). Kamusal alan hakikatini ve saydamlk zelliini yitirmi, genel
karlarn deil zel karlarn temsil edildii alana dnmtr.
Devletle toplum arasnda karlkl olarak gelien g ilikileri burjuva
kamusallnn ekirdeini oluturan aile kurumunun yapsn da etkiler. Sz konusu
etkide, retim ilikilerinin nemli rol vardr. Ailenin retim faaliyetindeki ilevi yok
olmutur. Liberal dnemde zel alan aile ve i sahalaryd. Sosyo-ekonomik srete
ortaya kan dnmle birlikte zel alan iinde deerlendirilen aile ve meslek alanlar
birbirlerine gre zt gelime gsterdiler. Aile zel alan iinde kalrken, meslek ya da i
sahalar kamusal hale geldi. Kamusal hale gelen alma dnyas i ilikilerine dayal
olarak kamu hizmeti vermeye baladlar.

Sanayi iletmeleri ev ina ediyor, hatta iinin ev sahibi olmasna yardmc oluyorlar; kamusal parklar
yapyorlar; okullar, kiliseler, ktphaneler ayorlar; konserler ve tiyatro gsterileri dzenliyorlar; mesleki
gelime kurslar veriyorlar; yal, dul ve yetimlere bakyorlar (Habermas, 2007: 272).

Kamu kurumlarnca yerine getirilmesi gereken birok faaliyet, alma rgtleri ya da


byk iletmeler tarafndan yerine getirilmeye baland. Byk iletmeler, bir kentin
yaamn etkilemeye balad. Ayn durumda da () hakl olarak sanayi feodalizmi diye
nitelenen grnm ortaya kartyor (Habermas, 2007: 272-273) diyebiliriz.
Yeniden feodallemede rgtler (byk irketler) kamuyu dlayarak devletle
aralarndaki siyasal uzlamay salamaya ynelik siyasal faaliyetler gsterir oldular.
alma dnyas zerkletike ailenin yerine getirdii birok etkinlii de teslim
alr. retimdeki ilevini yitiren aile, tketim ilevlerini stlenerek kendi iine ekilir;
bununla balantl olarak bir retim topluluu olmaktan kar. Dier taraftan aile
mlkiyetinin yerini bireysel gelir alr. Bu dnm tekil aile bireyinin lehine ynelik

76
gelimedir. Aile mlkiyeti, ailenin tekil yesi olan bireyin elde ettii cret ya da maa
gelirine baml kalr. Sz konusu gelir; ailenin geleneksel olarak karlad isizlik,
yallk, lm, hastalk vb. ihtiyalarn artk karlanmas olanan ortadan kaldrr. Bu
ihtiyalar bundan byle sosyal devletin salad gelirlerle, yardm ve hizmetlerle
giderilir. Burjuva ailesinin vaktiyle zel risk olarak stlendii basic needs (temel
ihtiyalar) denen eyler, bugn tekil aile mensubu adna kamusal olarak karlanyor
(Habermas, 2007: 274). Aile artk temel ihtiyalar yerine getirmekten uzaklam ve
zel alann snrlar ierisinde de roln byk lde yitirmeye balamtr. () aile
imdi tamamen gelir ve bo zaman tketicisi, kamusal olarak gvencelenmi
tazminatlarn ve yardmlarn alcs konumuna geliyor (Habermas, 2007: 275). Koullar
gerei aile yesinin cret ya da maa biiminde elde ettii gelir durumu, aile ii otorite
yapsnn dengesini de bozmutu. Bu durumun olumas aile iinde baba otoritesinin
anmasna neden olmutur. Aile bireyleri, aile d gler baka bir deyile toplum
tarafndan toplumsallatrlmtr.
Ekonomik ynden temel ihtiyalarn karlama olanan yitiren ailenin
mahremiyet alannn da gizliden gizliye yok edilmeye balandn grmekteyiz.
Mahremiyet alannn yok edilmesi bir ynyle konut ve mimari faaliyetlerde, mimari
zm yollarnda kendini gsterir. Konut odalarnn tecrit edilmesinde atlaklar
olumu, salonlarn tehdit altnda olmas gnmz kent mimarinin ve yaam biiminin
bir zellii olarak karmza kar. zel evin etrafn evreleyen itler kalkt gibi evin
iindeki kaplar da kayboldu. Komular, kendi odalarnn pencerelerinden bakalarnn
oturma odalarnda olup bitenleri gzetler hale gelmitir. Komu evlerinin odalarnda
olup bitenlerin grlmesini engelleyen ince duvarlar, komu ya da yabanc kulaklara
kar duyulanlara engel olamamaktadr. Mimari yaplar, kamusal alanla zel alan
arasndaki snr ilikisini tahrip etmitir. Mahremiyet yaamnn koruyuculuunu
salayan konutlar zel alan olma niteliini yitirmeye balamtr. Byk kent yaamnda
oluan toplumsal sorunlar kent yaamnn temel zelliklerini yok etmitir. Kamusal ve
zel alan arasndaki iliki bozulmutur. Sz konusu ilikinin bozulmasna
gstereceimiz nedenlerden biri olarak kent yaamnn karmak hale gelmesi ve bireyin
kentin btnn grememesi, kentin ormana dnmesi baka bir deyile kent

77
kamusunun yklmasn ifade eder. Bu ykmda kamusal meknlarn iyi
dzenlenmemesinin pay da gzden karlmamas gereken bir noktadr.
Ailenin iine szan toplumsal gler ailenin i duvarlarnn ykmnda etkili
olmutur. Mahremiyet alan, saydamlatrlarak ii boaltlmtr. Sz konusu bu
gelimeler, kamusal alanda akl yrtme faaliyetinin yerini tketim faaliyetine terk
etmesi eklinde kendini gsterir. Kamusal akl yrtme faaliyetinin terk edilmesinde
kapitalizmin piyasa yasalarnn etkisi vardr. Kamusal topluluk, kamusal olmayan
biimiyle akl reten aznlk ve tketicilerin oluturduu kitle eklinde blnmtr.
Ekonomik anlay ve dnceyi egemen klma adna yaznsal, siyasal ve tketici kamu
oluturulmu ve iletiim aralarnn kamusall yok edilmitir. Kitle iletiim
aralarnn yaratt dnya sadece grnte kamusaldr (Habermas, 2007: 295). Kitle
iletiim aralar, zel alann mahremiyetini saydamlatrarak iini boaltmtr.
Yaymclk faaliyeti yrten kurulular ve bu kurulularn sre ierisinde
ticarileerek belirli bir aznln kontrolne gemesi ekonomik, teknolojik, rgtsel
younlamalar lsnde toplumsal g haline gelmilerdir. Yaymcln sz konusu
kesimin kontrolne gemesi eletirel ilevinin yitmesine yol amtr. Yaymcln
ticarilemesi, kamuoyunun bir reklam aracna dnmesi anlamn tamaktadr.
Kamusalln, reklam yaynlarnn istilasna uramas bir anlamda byk sanayi
irketlerinin teknik ve mali ynden en st dzeyde yarar salamalarna neden olmutur.
Piyasann saydaml reklam araclyla yok edilmitir. Ekonomik rasyonaliteye gre
karlatrma yapmann yerini markal rnler almtr. Ekonomik reklamn, siyasal
ynden bilincine ulamas public relations (halkla ilikiler) araclyla gerekleti.

Public relations rnein belirli mallarn satn tevik etmeye dnk olsa da, etkisi daima bunun tesine
geer. Kimi zgl rnlerin kamuya malolmas uydurma bir genel kar dolambacyla saland iin;
kamuya malolma, sadece markann itibarn ve tketiciler arasnda bir mteri tabann gvencelemekle
kalmaz; ayn zamanda firma adna, btn sektr adna, tm bir sistem adna adeta siyasal kredi temin
etmi, onlara kamusal otoritelere duyulan trden bir hrmet kazandrm olur (Habermas, 2007: 327).

Kamusal topluluun zel ahslarla kstlanmas ve akl yrtmenin de bu ahslarn


kontrolnde yrtlmesi sz konusudur. zel ahslar, kamusal akldan yoksun uydurma

78
bir kamu kar oluturarak zel karlara dayal siyasal egemenliklerini salama
koullarn gelitirmilerdir. Burjuva kamu oyu, public relations tarafndan
biimlendirilmesi nispetinde yeniden feodal hatlara brnyor (Habermas, 2007: 328).
Kamusalln feodal karaktere dnmesi; reklamn siyasal sureti olan public
relationsun yasalarna devleti de baml klmtr. Devlet, yurttalarna birer tketici
gibi yaklamaya balamtr. Sorunlar, gsteri konusu ve elence malzemesi olarak ele
alnmaya balanmtr.
letiim artk kitle iletiim aralaryla gereklemektedir. Kitle iletiim aralar
araclyla pazarlanan dnce, sanat baka bir deyile kltr araclyla insanlar
ynlendirilmekte, dntrlmekte, biim verilmektedir. Kltr, endstri alannda yeni
bir boyut kazanmtr. Endstrinin buradaki anlam retim srecini ifade etmez.
Buradaki ifade kltrel mallarn standardizasyon ve datm tekniklerinin
rasyonelletirilmesini belirtir. Endstriye dnen kltr araclyla insanlarn tketici
nitelii ne kartlp eletirel yetenei yok edilmitir. nsanlar zne deil nesnedir.
Kltr endstrisi, kitleyle ilikisini kendi lehine kullanarak kendi karlar dorultusunda
insanlarn bilincini etkiler, ynlendirir ve kullanr. Kltr endstrisisinin pratikteki
amac kltrel mallar zerinden kr elde edilmesinin salanmasdr. Bu erevede
kltrel mallar, piyasa deerlerine gre ynetilir.
Kitle iletiim aralar tarafndan topluma yanstlan kltr, siyasal bir ideolojiyi
temsil eder. deoloji, tketim kltr araclyla kendini temsil eder. deoloji, znenin
dnda pratik olarak tketim alkanlklarndan oluan bir sistem haline dnr. Kitle
iletiim aralarnn kontrol altnda olan reklam, kamusall oluturan bir ilevdir. Bu
nedenle partiler ve yan rgtleri, semen tercihlerini, yayn yoluyla, satn alma
tercihleri zerindeki reklam basksna benzer bir ekilde etkilemeye kendilerini zorunlu
sayarlar siyasal marketing (pazarlama) sanayii oluur (Habermas, 2007: 357).
Siyaset, artk parti dnda ve parti adna tarafsz reklam uzmanlarnca satlmaya
baland. Reklam araclyla semenler, baka bir deyile kamusal topluluk siyasetten
dlanm olur.

Devletle toplumun birbirlerini kontrol edebilir noktasna gelmi olmasndan


dolay parlamento, araclk ilevlerini yitirmitir. Parlamentonun konumunun

79
zayflamasna, devletten topluma (idare) ve tersine toplumdan devlete (kar birlikleri ve
partiler) dnm salayc araclarn glenmesi tekabl eder (Habermas, 2007: 331).
levleri yok edilmi kamusallk; idarenin, kar gruplarnn, partilerin ynetimi altnda
devletle toplumun karlkl olarak birbirlerini etkiledii alana dnr. Balangtaki
niteliini kaybeden kamusallk karlar dengesinin salanmasyla ilgili devleri stlenir.
karlar dengesi bu alanda pazarlk ilkesine baldr. Bu durum devlet organlarna ait
yetkilerin toplumsal rgtlere resmi ya da resmi olmayan yollardan kaydrldn
gsterir. zellikle toplu i szlemelerinde taraflar olarak iverenlerle iiler siyasal
kamu erevesinde hareket ederler.
Burjuva kamusall devlet dzeninin rgtlenme ilkesi olmaktan kmasna
dayanak olarak parlamentonun ilevini kaybetmesinde parti veya partilerin rol vardr.
Partiler, siyasal iradeyi ve parti aygtn belirleyenler tarafndan oluturulan aralara
dntrlmlerdir. Partiler, kamuya yn veren g rgtleri olmulardr. Bu balamda
saydamlk, kamusal topluluun eletiri ilkesi iken partiler araclyla ynlendiren ilkeye
dnmtr. Partiler, biimsel olarak kitleyi temele alan ve kitleyi aynlatran rgtler
olup bireyler yaplan seimlerde oy vermenin dnda siyasi kamusallk adna baka
hibir ilevi yerine getirememektedirler. Partilerin kendi ekirdek semen taban iki ayr
nitelikli gruptan oluur. Bir yandan aktif olarak deerlendireceimiz ve parti ierisinde
rgtlenmi yeler ya da rgtlenmemi bilgili siyasal srece katlan kanaat nderlii
ilevi gren nfuz sahibi semenler; dier taraftan grnte gnlk siyasal tartmalarn
ierisinde iz brakmadan geip giden yurtta ounluu vardr. Yurtta, burjuva kamusal
alannn deimesiyle birlikte devlet ilerine siyasal katlm da ortadan kalkmtr.
Yurttan siyasal talepleri yerine ihtiya ve mesleki talepleri gemitir. Yurttalar,
siyasal taleplerini siyasal rgtlere ounlukla partilere devretmilerdir.

Parlamento seimlerinin demokratik nitelii sadece biimseldir. Parti, rgtl


karlar arasndaki uzlamalarn srekli yenilenmesine ynelik zorlamay, meclis grubu
zerinden, da kar tutumda birlii gvenceleyen bir zorlamaya tahvil eder;
milletvekili, fiilen partisinin emredici vekletine sahiptir (Habermas, 2007: 342).
Bylece milletvekillerinin iinde bulunduklar yeni durum akl yrten kamusal
toplulukla olan ilikilerinin olmadn gsterir. Bu durumda parlamento da partiler

80
araclyla verilmi kararlar tescil etmek zere milletvekillerinin bulutuklar mekna
dntrmtr. Parlamento, tartma yapmaktan uzak gsteri yapmaya uygun duruma
gelmitir. nk kapal kaplar ardnda pazarl yaplm kararlarn parlamentoca
onanmas, sadece biimsel bir hkmn gereini karlamakla kalmaz, parti iradesinin
darya gsterilmesine de hizmet eder (Habermas, 2007: 343).
Parlamento artk eletirel kamunun olutuu bir alan olmaktan kar, g
gruplarnca ynlendirilen kanatlarn iinde yer ald bir alan haline gelir. Sz konusu
kanatlar ierisinde nitelii deien basn da vardr. Basnn taraf oluturmas; baka bir
deyile tekellemesiyle birlikte siyasal nitelii de kaybolur. Basn haber ve olaylar
yaynlayan kurulular olmaktan te kamuoyunu ynlendiren, yurttan siyasi
davranlarn etkileyen, kar gruplarnn ilikilerine hizmet eden, partilerin siyasi
mcadele aralarndan birine dnmtr. Basn, kar gruplar adna kamu erki
zerinde bask kurar. Siyasal kamusalln gelimesine engel olur.
Habermas, iki tr kamusallk arasnda ayrm yaplmas gerektiini ifade eder.

Medyann ok nemli bir role sahip olduu gnmz toplumunda kamusallk, hret kazananlara,
kendilerini sergileyecekleri bir ortam olarak hizmet etmektedir. Grlebilirlik veya tannmlk, kamu
karsna klarn asl amacdr. Yldzlar, kitlesel medyada bu ekilde varolmann bedelini, zel ve
kamusal yaamlarnn birbirine karmasyla derler (Habermas, 2009: 15).

Bunun dndaki dier kamusal alanda siyasi, bilimsel veya yaznsal tartmalara
katlmann baka bir amac vardr. Kamusal alanda olmas gereken de bu durumdur.
Kamusal alanda bir konu zerinde uzlamaya varmak, kiisel olarak kendini
sergilemenin yerini alr. Varolan bu alanda, birbirlerine soru ynelten ve sorular
yantlayan konumaclar vardr. Konumalarda aklamalar dei toku etmek sz
konusudur. Kamusal alanda bulunan katlmclar ortak bir konuya yneldikleri iin zel
yaamlarna srtlarn dnerler. Kendilerinden sz etmelerine gerek duymazlar. Kamusal
ve zel alann snrlar birbirine karmaz.
Habermas, kamusal alan kavramnn tarihsel sre ierisinde nasl yapsal
dnme uradn belirledikten sonra gnmzdeki siyasi sorunlar zmek amacyla
kamusal alan normatif bir kategori olarak ele alr. Habermasn, kamusal alan normatif

81
bir kategori olarak deerlendirmesi, onu siyasi dzeni eletirebilmeyi olanakl klan bir
ilke olarak grmesiyle balantldr. Kamusal alan oluturabilmek iin gerekli iletiim
koullarnn salanmas gerekir. Bylesi durumda kamusal alan artk akl temele alan
eletirel ve demokratik bir ortam olacaktr. Bu alanda siyasi sorunlar, mzakere edilerek
zlr. Devletin yaptklarnn denetlenmesi sadece hukuk normlaryla olmaz. Devletin
denetlenmesini, karar alma olanaklarn ve iletiimi salayacak bir kamusal alann
varlna ihtiya vardr. Byle bir kamusallk, devletin hkmetme arac olmasn yok
edecek, parlamenter demokrasi ynetim anlayna dayal bir sistem geliecektir.
Belirtilen sistemde kamusal alan sylem merkezlidir. Aklc ve eletirel tartmadan
doan irade, sz konusu kamusalln sylem merkezli olmasnn temelini oluturur.
Birey, kendi dnyasndan kp kamusal alanda hibir bask unsuruyla karlamadan
rasyonel, eletirel ve zgrce tartmalara katlabilme olanan bulmaldr. Gnmzde
sistemin yaratt yaam dnyasna ait sorunlar ancak bylesi bir alanda alabilir.
Sorunlarn almasn salayacak olan siyasal ierikli liberal burjuva kamusal alan
modeline ihtiya vardr. Bu modelde kamusal alan, devlet mdahalesinin ve ekonominin
dnda yer alan bir alandr. Bu alan aileden, ekonomi dnyasndan ve devlet erkinden
farkl olacaktr.
Habermasa gre kamusal alanlarda, toplumsal btnlemenin yaplarn okumak
mmkndr. Demokrasi kurumunun siyasi kamusall, toplumun btnlemesi iin bir
anlam ifade eder. Artk ahsen tanmayan vatandalar arasnda, sadece kamusal fikir
ve isten oluumu sreci araclyla krlgan bir ortaklk salanabilir ve yinelenebilir
(Habermas, 2009: 25). Bu anlamda siyaseten kamuoyunun nabzn dinleyerek bir
demokrasinin durumu anlalabilir.

Habermasn anlayna gre kamusal alann ilevi iletiimdir. Gnmzde


medya, reklam sektr gibi kitle iletiim aralaryla ynlendirilen kamusal alan,
iletiimin rasyonelletirilmesi dorultusunda akla dayanan eletirel siyasi ilevini ortaya
koyacaktr. Rasyonelletirmede ama sadece siyasi iktidarn rasyonelletirilmesi deil,
bunun tesinde bilim ve teknik gelimeler yoluyla da yaamn pratiine yant vermelidir.
Teknikle demokrasi arasndaki iliki sorgulanmal ve teknii kullanma olanaklar
insanlara yararl bir ekilde dzenlenmelidir. Kamusal alanda iletiim, insanlarn

82
toplumsal zne olarak kendi bilinlerine vardn gsteren etkinliktir. letiimi ve
kamusal alan salayan koullar ayndr; bu koullar; doruluk, hakikat, drstlk ve
anlalrlktr. Bu koullar, ayn zamanda sylem etiinin koullardr. Sylem etiinin
amac siyasal ve hukuksal ierikli sorunlar adil bir biimde zmektir.
Habermasa gre devletle toplum arasnda araclk ilevi gren kamusal alan,
temel haklar ve zgrlklere bal olarak gvencesini srdrr. Aklc ve eletirel
tartmann yrtld kamusal alanla balantl olan temel haklardan bir grubu
dnce reten kamusal topluluun alanna girer. Bu gruba giren temel haklar dnce,
ifade, basn, toplanma ve rgtlenme zgrldr. Yine bu grup iinde
deerlendirilecek olan zel ahslarn siyasal etkinlikleriyle balantl temel haklardr
bunlar. Bu gruba giren temel haklar dileke hakk, eit seim ve oy hakkdr. kinci
gruba giren temel haklar ailenin zel, baka bir deyile mahrem alanna ilikindir. Bu
gruptaki sz konusu temel haklar kii zgrl ve konut dokunmazln ifade eder.
nc gruba giren temel haklar zel mlkiyet sahibi ahslarn toplumla olan
ilikileriyle balantldr. Yasa nnde eitlik ve mlkiyetin korunmas bu grup
ierisinde deerlendirilecek olan temel haklardr. Temel haklarn varl demokrasinin
temelidir.
Gnmzde kamusal alan kavram dar anlamda da kullanlr. Dar anlamda ifade
edilen kamusal alan kavram, sivil toplum rgtleri balamnda ele alnr ve kullanlr.
Bu anlamda kamusallk, sivil topluma dnm olur. Sivil toplum, gnmzde etik ve
siyasi ilevleriyle vardr. Sivil toplum, devlete kar bireysel zgrlk ve taleplerin dile
getirildii bir alternatif yaam alandr. Sivil toplum demokrasinin yerletirilmesi ve
yaygnlatrlmas grevini yerine getirir. Temel hak ve zgrlklerin korunmasnda
sivil toplum rgtlerinin varl nemlidir ve bu nedenle kurulmulardr. Sivil toplum
rgtleri katlmc demokrasiye gemede nemli bir e olarak grlmelidir.

83
SONU

Tarihsel nitelikli kamusal alan kavram, gnmze gelinceye kadar srekli olarak
farkllam ve dnmtr.
Eski Yunanda siyaset, ortak alanda, kamusal alanda yaplrd. Eski Yunanda
polis alan kamusal aland. Bu dnemdeki kamusal alanda varolan ilikiler eit olan
yurttalarn ilikilerine dayanmaktayd. Sz konusu ilikiler zgrlk ve eitlik
temelinde ortaya kyordu. Eski Yunanda yurtta (polites), kamusal alann yesiydi. Bu
dnemde kamusal hayat agoralarda yaanrd. Agoralar da meclis, mahkeme (leksis) ve
ortak eylemlerden (praksis) oluurdu. Aristoteles, Nikomakhosa Etik metninde
insanlarn seebilecei yaam tarznn ayrmna gider. Bedene ait hazlarn keyfinin
srdrld haz yaam, polisin sorunlaryla ilgilenilen siyaset yaam ve
zorunlu edebi olanlar sorgulamaya adanm theoria yaam. nsann eidosu siyasi
yaam (bios politikos) ve theoria yaamdr (bios theoretikos). Siyasi yaam oluturan
iki etkinlik; sz ve eylemdir. Siyasi yaamn amac, theoria yaamna ilikin bo
zamann oluumunu salamakt. Aristoteles, kamusal alan (koine), siyasal topluluk
olarak belirler. Bu topluluk, yurttalarn siyasal kararlara katld topluluktur.
Aristotelesin Nikomakhosa Etikte belirlemi olduu erdemler, yalnzca zgrln
alan olan kamusal alanda edinilebilir. Erdemli yaam yurttan yaamdr. Yurttan
yaam iyi yaamdr. yi yaamn salanmas iin yaamn zorunluluklarnn zel
alanda karlanmas gerekirdi. zel alan, kamusal yaamda yurttalarn zgrln
salamak iin n kouldu.
Bu almada grleri ele alnan Hannah Arendt, yaklamn Aristotelesin
polisle ilgili belirlemeleri zerinden gelitirir. Arendte gre insan, ifadesini ancak

84
kamusal alanda bulabilir. nsan yaam, iki farkl alanda oluur. Arendt, kamusal ve zel
alann snrlarn belirgin biimde izerek insan yaamn sorgular. Kamusal alan; siyasi
etkinliklerin, zel alan siyasi olmayan etkinliklerin alandr. Gnmzde, sadece tketici
olma kimliiyle yaayan insann birey olma ve siyasi ya da yurtta olma kimlii bulank
hale gelmitir. Arendt, insana polis yaantsyla ilgili deneyimi anmsatmaya alr.
Bu almada, Arendtin kamusal alana ilikin olarak belirlemi olduu gler
olan zgrlk, eylem, sz ve oulluk kavramlar ele alnd. Modern srecin
yaanmasyla birlikte bu kavramlarn baka bir deyile kamusal alann nasl yok olduu
gsterildi. Arendt konuyu, kamusal ve zel alann yok oluu ya da kntye
uramasna neden olarak kitle toplumunun ortaya kmasyla balantl hale getiriyor.
Arendtin dncesini etkileyen, 20. yzylda yaanan ac deneyimlerdir. Yaanan
deneyimler Arendti, insan anlamaya; insann yaad aclardan kurtulmasnn ve
onurlu bir yaam srdrebilmesinin yollarn aramaya yneltmitir. Ona gre kamusal
alanda zor ve iddet geerli deildir. almada gnmzde yok olan kamusal alann
yeniden nasl konumlandrlaca sorusuna yant arand. Burada bize ancak Eski
Yunanda varolan kamusal alan yaants yol gsterici olabilir. Arendt, gnmzde
kntye urayan kamusal alann devrimci eylemle kurulabileceini vurgulamaktayd.
Arendt, kamusal alana ilikin dnsel almasnda ve gnmzde yaanan toplumsal
ilikilere ynlendirdii eletirel deerlendirmesinde Eski Yunandan dn ald birok
kavrama, olguya yer vermektedir. Bu anlamda Arendt, dncesini deneyime
dayandrmaktadr. alma ve deerlendirmelerinde zerinde durduu kavramlar
araclyla siyasi ve felsefi bir dil kullanmaktadr. Kavramlarn anlamlarn da Eski
Yunan siyaset felsefesinden karmaya ve ifade etmeye almaktadr. Arendt, vita
activa ve vita contemplativa kavramlar arasnda ayrm yapar. Arendt, vita activay
zgrlk ve gereklik zerinden ele alr. Geleneksel felsefeye kar duru gelitiren
Arendte gre: Emin olabileceimiz tek ey udur; yapma ve tefekkr ile yaam ve
dnya arasndaki ilikilerin tersine evrilmelerinin birbirleriyle akm olmas btn
modern gelimenin kalk noktas olmutur (Arendt, 2006: 452).
Arendtin amac, gnmz ortamnda olup biteni grmek, bilmek ve yaanan
kitle toplumu ilikilerine karn insann yeniden kendini ortaya koyaca kamusal alan

85
modelini gerekletirmekti. Gnmz insannn temel sorunu kendi yoksunluudur.
Yaam bu balamda anlamn yitirmitir. nk bugn szkonusu olan yaamn
lmszl deil yaamn en yksek iyi olmasdr (Arendt, 2006: 451). Deneyimler,
insann kendi ynn bulmasn salar. nsann, yaamn anlamn bilmesi gerekir.
Bunun anlam da udur: nsan bu dnyaya bir ey iin geldiini bilmelidir. Bunun
farkna varlaca yer kamusal alandr. nsan, kamusal alandaki yaamyla
lmszln elde edebilir. Arendte gre zgrlk, insan yaamnn en deerli
niteliidir; zgrln yaanmas ve insani eitliin salanmas iin kamusal alann
yeniden oluturulmas gerekir. Katlmc demokrasi ve etkin yurtta kavramlar
Arendtin gelitirdii anlayn merkezinde yer alr. Gnmz iddetin yzyldr.
Kamusal alann kurulmas iin yeni bir yasa gereklidir. Sz konusu yasann tesis
edilmesinin yolu devrimdir. ktidar, yasa zerine temellenen bir iktidardr. Baka bir
deyile iktidar, iddetle deil yasa ile eitleyen katlmc demokrasi ile salanacaktr.
Arendtin, deerlendirmesini Eski Yunan deneyimiyle ele almas onun yaanan
an gerekliiyle yzlemediine ilikin bir eletiridir. Eski Yunanda kadnn yeri
zel alandr. Arendt, bu deneyimi gnmze aktarrken modelinde kadnn haklarna yer
vermemitir. Feminist akmlarn eletirisi de bu dorultudadr. Arendt, gnmzde
kamusal alann oluturulmasnn yolunun devrimci bir eylemle sz konusu olacan
dnmtr. Onun bu yaklam, iddet kavramyla ilgili deerlendirmesiyle
elimektedir. nk yaanan deneyimler gsteriyor ki devrimci eylemler iddet
olgusunu da iermektedir. Arendt, Eski Yunanda yaanan kamusal alan fazlasyla
idealize etmitir. Bu noktada yaanan siyasi, ekonomik ve toplumsal gereklikleri
dikkate almamtr. Arendt, siyasal dnyay toplumsal dnyann zerine yerletirmekle
arya kam bulunmaktadr. Artk gnmz dnyasnda kamusal alanda toplumsal
olann ya da toplumsal dncenin pay byktr. Arendtin kamusal alan sorununa
ilikin olarak gelitirmi olduu zm nerileri aklayc ve tatmin edici olmad iin
topik kalmaktadr. Yaplan bu eletiriler Arendtin zgn bir dn insan olmasn
engellememektedir. Arendt, tm filozoflar gibi kendi zgnln tamaktadr.
almamzn yrtld ikinci kamusal alan anlay, Habermasn gelitirmi
olduu normatif kamusal alan modelidir. Habermas, kendi modelinde kamusal alanla

86
demokrasi arasnda nasl bir ba kurulacan ele almtr. Habermasn kamusal alan
olarak syledii alan, liberal burjuva kamusal alandr. Tarihsellii ierisinde zgl ve
belli bir dnemle snrl olan bu alann ykseli ve kn sorgulamaktadr.
Habermasn kamusal alan dncesi, hukuksal haklar dzeyinde, devletin
mdahalesinin ve piyasa ilikilerinin olmad bir alandr. Habermas devlet ve
toplumdan ayr olarak kamusalln resmini izmektedir. Sz konusu kamusal alan, aile,
piyasa ve devletin siyasi ilikilerinden ayr bir alan ifade eder.
Habermasn kamusal alan kavram, burjuva toplumuna ait olan bir kategorinin
sorgulanmasna yol amaktadr. Habermas, tarihsel bir kategori olarak kamusal alan
yeniden kurma abas ierisindedir. Kamusal alan, hibir toplumsal evrenin
snrlamalar olmadan herkese ak olan bir alandr. Habermasa gre kamusal alan sivil
toplum iinde yer alan zgl bir alandr. Bu alanda yurtta kendi dncelerini zgrce
aklayp yaymlamaya, rgtlenme hakkn kullanmaya, herkesi ilgilendiren sorunlar
hakknda birbirleriyle iletiim kurmaya ak zgl bir alanda yer almaktadr. Kamusal
alanda yurttalar eit, rasyonel ve eletirel bir biimde tartmann olanana sahiptir.
Habermasa gre sz konusu tartma biimi, demokrasinin temelidir. Tartma
tahakkme ynelik bir sorgulamadr. Tartma araclyla toplumsal iktidarn
tarafszlatrlmas sz konusudur.
Habermas, kapitalizme ait sosyal devlet modelini, kamusalln yapsal
dnm olarak belirler. Bu modelde kitle iletiim aralar, kamusallk zerinde
egemenlik gelitirmilerdir. Kamusal ve zel alanlar i ie gemitir. Burada rgtler
yalnzca mal ve piyasadaki egemenliklerini srdrmezler; ayn zamanda toplumsal
evrelerde de siyasal ilevlere sahip olurlar. Bu sre de kamusal alann yeniden
feodalletirilmesine neden olur. Gnmzde kamusal ve zel alan arasndaki snrlar
kitle kltr lehine bozulmutur. Kitle iletiim aralar kamusal olan ynlendirmektedir.
Habermasa gre temel haklar siyasal nitelikli kamusalln gvencesidir. Kamusal
alanda, iletiim nemli olup Habermasn iletiim anlay, katlmclarn gelitirilen
eylem planlarna ilikin uzlamann saland bir etkileimi ifade eder. Uzlama, akla
dayal tartma yoluyla salanr. Kamusal alanda iletiim temelinde rasyonel eylem
yeniden canlandrlr.

87
Habermasn gelitirdii kamusal alan modeli, gnmzde belirli ynlerden
eletiriye aktr. Habermasn modeli burjuva kamusal alann, idealletirdiinden
oulluu iinde barndran bir kamusal alann yeniden kurulmasna uygun
dmemektedir. almasnda Habermas, muhalif olarak gelien deerleri, kurumsal
yaplar ve plebyen/proleter kamusalln oluum ve geliimini ihmal etmitir. Cinsiyet
ve retim ilikileri etrafnda oluan kamusall grmezden gelmitir. Sz konusu
kamusal alanlar, farkl deneyimleri ierirler. Bu deneyimlere gre kamusal alan,
toplumsal retim ilikilerinden bamsz olarak dnlemez. Bu noktada kamusal alan
herkesi ilgilendiren bir alandr. Oysa burjuva kamusall, tarihsel sre ierisinde
kapitalistin kr ve karlarna balanm ve kapitalistler tarafndan kontrol edildiini
gstermitir.
Gnmzde, yurttan kimler olduuna ilikin farkl grler sz konusudur.
Habermasn modelinde kamusal alan herkese ak gibi grnse de pratikte sadece
olgun zne olan yurttalara aktr. Herkes belirsizlii kendi ierisinde tamaktadr.
iler, kadnlar ve farkl etnik gruptan olanlar olgun zne olmadklar iin kamusal
alanda yer almamaktadrlar. Sz konusu modelde eitsizlikler trnak ierisine alnmtr.
Bu balamda yurtta kavram yeniden ele alnarak farkllklar da kapsayacak bir
kamusal anlaynn gelitirilip gelitirilmemesinin zerinde dnlmesi gerekmektedir.
Habermasn, gelitirmi olduu kamusal alan modelinde Adornonun kltr
endstrisi anlaynn etkisi grlmektedir. Kltr yaamna yn verenlerin etkileme
gcn abartmtr. Devletin dzenleyici kamu hizmeti anlayn grmezden gelmitir.
Eylemi yeterince vurgulamadan sylem dzeyinde kald ynyle eletirilmektedir.
Habermas, kendi modelinde, demokratik siyasetin ve kitle iletiim aralarnn
kurumlar arasnda sk ilikinin nemini vurgulamtr. letiim ve demokrasi arasndaki
ilikide, tartmalarda zgr basn nemli yer tutmaktadr. Habermasn gelitirdii
modelde, kamusal alan toplumsal evrelerden ayr bir alan olarak kabul edilmitir.
Habermasn kamusal alan anlay, gnmzde medya ve siyaset dnyasndaki
gelimelerin eletirel bir sorgulamasnn olanan salar.

88
Kamusal alan kavramna ilikin olarak Arendtin ve Habermasn gelitirmi
olduklar modeller, Batdaki tarihsel gelimeler ve dnmler temelinde
oluturulmutur. Trkiyede kamusal alana ilikin anlay birok ynden Bat zellikli
olsa bile modernleme grnts zde deildir. Trkiyede kamusal alan, byk lde
devlete ait bir alan olarak gelimitir. Cumhuriyet dneminde yaplandrlan kamusal
alanda farkl din topluluklar, etnik kimlikli topluluklar dlanmtr. Yeni bir devlet ve
ulus adna toplum bireylerinin bir tr olgunlamas salanmaya allmtr.
Trkiyede 1923ten bu yana kamusal alana ilikin olarak uygulanan modelin
egemenlii, 1983 ylna kadar srm ancak uygulanan kamu modeli, toplumun
cemaati ve etnik farklla ilikin yapsn ortadan kaldramamtr. Bu tarihten sonra
ekonomik, sosyal ve siyasete ilikin unsurlarn gelimesiyle birlikte devletin kamusal
alandaki yeri tartlmaya balanlmtr. Trkiyede 1990l yllardan sonra slamc
topluluk, kamusal alanda yava yava gl olmaya ilikin olanaklarn yakalamtr.
Gnmzde kamusal alanda slamc aktrler rol oynamaya devam etmektedirler.
Trkiye gibi okkltrl toplumlarda sorun, kamusal alanda farkllklarn
tesinde genelin temsil edilmemesidir. Benzer lkelerde kamusal alann neresi olduuna
ilikin sorunun varl sz konusudur. Bu erevede sorunun zmne ilikin olarak
demokrasi, laiklik ve insan haklar kavramlar yol gsterici olabilir. () demokrasi,
kamunun ynetimine ilikin kararlarn, ilgili btn yurttalarn ama devletin, btn
yurttalarn temel haklarn eitlikle korumak iin varolduunun bilincinde olan
yurttalarn katlmyla alnd ynetim eklidir (Kuuradi, 2007: 190). Bir devlette
demokrasinin sreklilii devletin, yurttalarn temel haklarn eite korumak ve
toplumsal ilikilerde hukukun stnl ilkesinin salamasna ilikin bilincin yerleik
olmasdr. okkltrl toplumlarda kltrel haklar, grup ya da aznlk haklaryla insan
haklar arasnda ayrm yapmak gerekir. nsan haklar, insan olmann haklardr: baka
canl trlerinden farkl zelliklere ve olanaklara da yani insan onuru denilen eyin
ieriini oluturan, deerini bildiimiz dnsel ve etik olanaklara sahip olan trn
yesi olmann haklardr (Kuuradi, 2007: 141). Birey, farkl kltrel, dinsel aznln
bir yesi olabilir. Bireyin bu kimlik zelliinin korunmas ve ayrmc bir muamele
grmemesi negatif anlamda bir temel haktr. Ancak bu toplumlarda yaanan karklk

89
bireyin bal olduu farkllna ilikin normlarn kamusal alana yanstlmasdr. Sz
konusu karkln giderilmesinde insan haklar nemli bir rol oynar. rnein farkl
dinsel aznlklarn yaad Trkiye benzeri lkelerde devletin laiklik ilkesine bal
olmas gerekir. Laiklik Kuuradinin ifadesiyle:

Bir devlette toplumsal ilikilerin dzenlenmesinde, hukukun oluturulmasnda, kamunun ynetiminde ve


siyasal kararlarda herhangi bir dinin, dolaysyla herhangi bir yerel kltrn normlarnn yurttalarn
ounluunun dininin de bu arada hesaba katlmamasdr. Dinsel normlar ister insan haklarna aykr
dsn, isterse de insan haklaryla aksn, kamu ilerinin dzenlenmesinde bu normlarn rol
oynamamasn talep eden bir ilkedir laiklik (Kuuradi, 2007: 145).

nsan haklar, insan etkinliklerinin gerekletirilebilmesi ve kamusal dzenin


oluturulmasna ilikin temel haklardr. Laiklik, bir devlette insan haklarnn srekli iler
klnmasn salayan bir ilkedir.
Trkiyede kamusal alann gelitirilmesi iin hukuksal anlamda anayasann insan
haklarn temele alacak ekilde oluturmas, demokratik ilkeler erevesinde devletin
yurttaa hizmet edecek ekilde dntrlmesi gerekmektedir. Bu anlamda insan haklar
temeli zerinden geneli temsil etmeyi salayacak baka bir deyile Rousseaunun
Toplum Szlemesi metninde temellendirdii genel irade ve zel irade arasndaki
ayrm, gelitirilecek kamusal alan modelinde farkl gruplarn kamusal alanda temsil
edilmesi sorununa ilikin bir zm salar gibi grnyor.
Aristoteles, kamusal alan yurttalarn ortaklaa siyaset yaptklar ve zel alanla
ilikisi balamnda ele almtr. 17. ve 18. yzyl filozoflar baka bir deyile Locke,
Hobbes, Rousseau kamusal alan sivil toplum balamnda ele almlardr. Bu
dnemlerden sonra kamusal ve toplumsal kavramlarnn ayrm bulanklamtr. Sivil
toplum, siyasal iktidarla zdeletirilmitir. Kant, kamusal alan kamuoyunun
oluturduu alan olarak belirlemitir. Sonraki dnemde sivil toplum deiime urayarak
aile ve ekonomiyi de kapsar hale gelmitir. Marx, sivil toplumu bu anlamda kullanm
ve devletle olan diyalektik ilikisini ele almtr. 2O. yzylda Gramsci, sivil toplumun
kltrel ve ideoloji ynn incelemi ve bu kavramn gnmzdeki kullanmna katk
salamtr.

90
Aristotelesle Arendt arasnda bir sreklilik olduu grlmektedir. Arendt,
kamusal alanda polis anlayn nemsemitir. Ona gre kamusal alan zgrln
alandr. Bu alanda, sz ve eylem vardr. Habermas ise Kant ve Gramscinin yolunu
izleyerek sivil toplum balamnda kamusal alan, aydnlardan oluan eletirel bir ortam
olarak deerlendirmitir. Kamusal alan, aydnlanmaya hizmet eder. Bu alan, devletin,
ailenin ve piyasa ilikilerinin dnda yer alr ve bu alan, demokratik katlm salar.
Gnmzde kamusal, toplumsal ve sivil kavramlarnn kullanm balamlarna
gre i ie getiini, tartmalarda ve deerlendirmelerde birbirlerinin yerlerine
kullanldn gryoruz. Sz konusu alanla ilgili olarak devam eden karmaklk siyasi
anlamda bu alanda sz ve eylem birliinin yitirilmi olduu dorultusundadr. Bu
durumda ne sz ne de eylem tek bana siyaset alann belirleyememektedir. Siyaset,
kendi logosunu kaybetmi durumdadr. Oysa kamusallk ilkesinin ne olacana ilikin
bir belirlemenin olmas gerekir. Bu anlamda Aristoteles ve Rousseaunun kamusal alana
ilikin syledikleri bu alann yeniden ina edilmesinde yol gsterici olabilir. Ortak
yarar ya da genel irade, kamu yararn amalar. Devletin varl genel irade zerinden
yrr. Farkl olanlarn bir arada yaamasnn n koulunu salayan genel iradedir.
Kamusal alan, insan haklar ve eitlik temeli zerinden tr olarak sadece insann
temsil edildii alan olmaldr. Bu noktada kamusallk ilkesi insan haklar olarak
belirlenmelidir. Genel iradeyi temsil eden devletin, rgtlenmesini ve
srdrlebilirliini salamada bu haklar temele alnmaldr. Kamusal alan, insan haklar
ve eitlik temeli zerinden sz ve eylemin birliine gre tanmlanabilir ve
gerekletirilebilir gibi grnyor.

91
KAYNAKA

Kitaplar
Arendt, H. (2006). nsanlk Durumu, 3. Bask, stanbul: letiim Yaynlar.
Arendt, H. (2004). Gemile Gelecek Arasnda, 2. Bask, stanbul: letiim Yaynlar.
Aristoteles. (2008). Politika, 10. Basm, stanbul: Remzi Kitabevi.
Aristoteles. (2007). Nikomakhosa Etik, Ankara: BilgeSu Yaynclk.
Berktay, F. (2004). oulluk, Yeryznn Yasasdr, zbek, M. (Ed.), Kamusal Alan
iinde (551- 556), stanbul: Hil Yayn.
otuksken, B. (2001). Felsefeyi Anlamak Felsefe le Anlamak, stanbul: nklp
Kitabevi.
otuksken, B. (2000). Felsefi Sylem Nedir?, stanbul: nklp Kitabevi.
otuksken, B. (1998). Kavramlara Felsefe le Bakmak, stanbul: nsancl Yaynlar.
Deleuze, G. ve Guattari, F. (2001). Felsefe Nedir?, 6. Bask, stanbul: Yap Kredi
Yaynlar.
Habermas, J. (2009). Doalclk ve Din Arasnda Felsefi Denemeler, stanbul: Yap
Kredi Yaynlar.
Habermas, J. (2007). Kamusalln Yapsal Dnm, 7. Bask, stanbul: letiim
Yaynlar.
Habermas, J. (2004). Kamusal Alan, zbek, M. (Ed.), Kamusal Alan iinde (95-102),
stanbul: Hil Yayn.
Hanks, M.E.W. (2009). Erken Modern Dnemde Avrupa 1450-1789, stanbul: Trkiye
Bankas Kltr Yaynlar.

92
Hansen, M. (2004). Yirmi Yln Ardndan Negt ve Klugenin Kamusal Alan ve
Tecrbesi: Deiken Karmlar ve Genilemi Alanlar, zbek, M. (Ed.), Kamusal Alan
iinde (141-177), stanbul: Hil Yayn.
Horkheimer, M. (2005). Geleneksel ve Eletirel Kuram, stanbul: Yap Kredi Yaynlar.
Geuss, R. (2005). Kamusal eyler, zel eyler, stanbul: Yap Kredi Yaynlar.
Geuss, R. (2002). Eletirel Teori-Habermas ve Frankfurt Okulu, stanbul: Ayrnt
Yaynlar.
Kuuradi, . (2009). an Olaylar Arasnda, Ankara: Trkiye Felsefe Kurumu
Yaynlar.
Kuuradi, . (2007). nsan Haklar, Kavramlar ve Sorunlar, Ankara: Trkiye Felsefe
Kurumu Yaynlar.
Kuuradi, . (2006). Etik, Ankara: Trkiye Felsefe Kurumu Yaynlar.
Marx, K. (1997). Kapital Birinci Cilt, 5. Bask, Ankara: Sol Yaynlar.
Negt, O. ve Kluge, A. (2004). Kamusal Alan ve Tecrbeye Giri, zbek, M. (Ed.),
Kamusal Alan iinde (133-139), stanbul: Hil Yayn.
zbek, M. (Ed.). (2004). Kamusal Alan, stanbul: Hil Yayn.
Platon. (1980). Devlet, 4. Bask, stanbul: Remzi Kitabevi.
Rousseau, J.J. (2008). Toplum Szlemesi, 3. Bask, stanbul: Trkiye Bankas Kltr
Yaynlar.
Taminiaux, J. (2009). Arendtin Heideggerin Politik Grne Ynelik Yapskm,
Yazcolu, S. (Ed.). Doumunun 100. Ylnda Hannah Arendt iinde (17-55), stanbul:
Yap Kredi Yaynlar.
Timur, T. (2008). Habermas Okumak, stanbul: Yordam Yaynlar.
Uygur, N. (1996). Kuram-Eylem Balam zmleyici Bir Felsefe Denemesi, stanbul:
Yap Kredi Yaynlar.
West, D. (2005). Kta Avrupas Felsefesine Giri, stanbul: Paradigma Yaynclk.

Yazcolu, S. (Ed.). (2009). Doumunun 100. Ylnda Hannah Arendt, stanbul: Yap
Kredi Yaynlar.

93
Dergiler
Benhabib, S. (1996), Kamu Alan Modelleri, Cogito Aylk Dnce Dergisi,
(Say:8), 238-258.
Gzkan, B. (2005), Kant ve niversite deas, Cogito Aylk Dnce Dergisi,
(Say:41-42), 215-225.
Keskin, F. (1998), Kamusal Alan ve Yaln Yaam, Dou Bat Dnce Dergisi,
(Say:5), 105-109.

Elektronik Kaynaklar
otuksken, B. (2008), zel-Toplumsal-Kamusal Alan ve Laiklik,
http://akademik.maltepe.edu.tr/~betulc/ozel-toplumsal-kamusal. (03.06.2009)

Szlk
Trke Szlk, 10. Bask iinde (1055), Ankara: Trk Dil Kurumu.

94