You are on page 1of 579

AHMET ARSlAN

ILKA' FELSEFE TARIHI4


HELEiliSTlK DNEM FELSEFESI: EPIKUROSU\AR
STOACilAR SEPTIKLER

IsTANBUL BILGI NivERSITEsi YAYlNLARI 226


FELSEFE 7

ISBN 978-605364-2
TAKIM ISBN 978-60561763

KAPAK LUCRETIUS'UN EYLERIN Do{;Asr ADLI ESERININ GIRI SAYFASINDAN AYRlNTI.

1. BASKI IsTANBUL, EKIM 2008

BILGI iLETIIM GRUBU YAYINCILIK MZIK YAPIM VE HABER AjANSI LTD. TI,
YAZlMA ADRESI: INN CADDESI, No: 95 KuTEPE lL134 387 isTANBUL
TELEFON: 0212 311 50 00 311 52 5 9 f FAKS: 0212 297 63 1 4

www.bllglyay.com
EPOSTA yayin@bilgiyay.com
DAlllTlM dagitim@bilgiyay.com

TASARlM MEHMET ULUSEL


DIZGI VE UYGUlAMA MARATON lliZGIEvl
DZ ELTl VE DIZIN REMZI ABBAS BORA BOZATLI
BASIII VE ClLT SENA 0FSET AMBALAJ VE MATBAACILik SAN. ne LTD. TI.
Uros YoLu 2. MAT ilAAClLAR SiTEsi B BLoK KAT 6 No: 4 NB 7911 ToPKAPI IsTANBUL
TE L EFON : 0212 613 03 21 613 38 46/ FAKS: 0212 613 38 46

Istanbul Bilgi Universitv Librarv Cataloging- in-Publication Data


Istanbul Bilgi niversitesi Ktphanesi Kataloglama B lm tarandan katalo glanmtr.

Arslan, Ahmet, 1944


lika Felsefesi 1 Ahmet Arslan.
p. cm.
!ncludes bibliographical references and index.
Contents: v.4 Helenislik Dnem Felsefesi Epikurosular, Stoaclar ve Seplikler.
ISBN 9786053990017 (sel)
ISBN 978-6o5399o642 (v.4: pbk.)

. Philosophy-History. 1. Title. ll. Helenislik Dnem Felsefesi Epikurosular,


Stoacar ve Seplikler.
B72 .A77 2oo8
AHMET ARSLAN

ILKAG FELSEFE TARIHI 4


HELENiSTiK DNEM fELSEFESi:
EPiKUROSULAR STOAClLAR SEPTiKLER
iindekiler

dii nsz
Helenislik Dneme Genel Giri
8 Helenistik Dnem Felsefesinin Ana zellikleri

25 BIRINCI KlSlM Epikuros ve Epikurosuluk

27 1 Epikuros'un Hayat ve Kiilii


39 2 Eseri, Kaynaklar ve Ksaltnalar
49 3 Bilgi Kuram
51 Felsefenin Ksmlar
52 Dorunun lt: Duyumlar,
Duygular ve Kavramlar
54 Duyumlar Yanlmazdr
55 Duyusal Algnn Konusu D Nesne Deil,
imgedir
57 imgeler Doruluk Deerleri Bakmndan
Birbirlerinden Farkl Olabilirler
58 Ama Ak, Seik ve Canl Duyumlar
Daha Dorudurlar
59 D uyumlarn Mekanizmas
61 Yarg veya Kavram
63 karsama veya Apak Olandan
yle Olmayana Gei
65 Doal Olaylarn Aklama Modeli
71 4 Doa Felsefesi veya Fizii
73 Hiten Hibir ey Meydana Gelmez ve
Hibir ey Yoklua Gitmez
74 Varlk, Cisimler ve Boluktan ibarettir
75 Evren Uzaysal Olarak Snrszdr
76 Ve inde Bulundurduu Atomlarn
Says Sonsuzdur
vi iindekiler

77 Ancak Atomlar Biim Bakmndan


Sonsuz Deildir
7B Atomlarn Arl Vardr ve Bu
Arlktan Dolay Yukardan Aaya Derler
7B Sonsuz Evrende Yukar ve Aa Olabilir mi ?
8o Sonsuz Hzl Bir Hareket Olabilir mi?
B Doru Boyunca Hareketten Sapma
(Kiinamen) retisi
B3 Evrende Meydana Gelen Dnyalarn
Says Sonsuzdur
B4 Atomlar, A lglanamayacak Kadar Kktrler
Bs Atomlar Fiziksel Olarak Blnemezler,
Ama Aklsal Bakmndan Blnebilirler
88 kinci Dereceden Niteliklerin Yaps
91 Zaman Nedir?
95 5 Ruh Kuram veya Psikolojisi
9B Ruh, Maddi-Cisimsel Bir Varlktr
9B A ncak O Daha nce, Daha Hareketli
Bir Maddeden Yaplmtr
101 Ruhun levleri Duyum, Duygu ve Dnmedir
102 Lucreutius'un Anima ve Animus Ayrm
105 Ruhun lmll
107 6 Tanr Kuram veya Teolojisi
109 Tanrlar Vardr
110 Tanrlar Mutlu ve lmsz Varlklardr
111 Tanrlar nsan Biimindedirler
112 Tanrlar Yar Cisimsel eylerdir
113 Ancak Tannlara Baka Herhangi Bir insani
Duygu veya zellik Yklenemez
114 Geleneksel Yunan oktanrcl Karsnda
Epikuros'un Durumu
115 Lucretius'un Epikurosu Teolojiye Katks
116 Platoncu ve Stoac Evrensel Teleolojinin Reddi
11B Evrendeki Dzenliliin Mekanist Aklamas
iindekiler vii

121 7 Ahlak Felsefesi veya Ethii


123 rade zgrdr
124 rade zgrlnn Kayna Olarak 'Sapma'
126 Zorlama Altnda Yaplan Hareket
ve stee Bal Hareket
127 stee Bal Hareketin Karneadesi Eletirisi
128 Doal Determinizme Kar nsan zgrl
129 nsan zgrlnn Temeli Olarak
Psikolojik Determinizm
131 nsan Davranlarnn Zemberei Olarak
Haz ve Ac
132 Gerek Haz, Hareketsiz Hazdr
135 Ruhsal Haz Bedensel Hazdan stndr
136 En Byk Kt, lm Korkusudur
137 Arzularn Snflandrlmas: Doal
ve Doal Olmayan Arzular
139 Erdemler Haz in Bir Aratrlar
143 8 Siyaset Felsefesi
145 Politik Siteye Kar Cemaat veya Kk Topluluk
146 Cemaatin veya Kk Topluluun
lkesi Olarak Dostluk
148 Byk Toplumun lkesi Olarak Adalet
150 Adalet, Yalnzca Yararl Olandr
152 Uygarln Ortaya k ve Gelimesi
155 9 Dil Felsefesi
161 IKINCI KlS lM Stoaclar
163 1 Stoacla Genel Giri
169 2 Stoacla likin Kaynaklar
177 3 Stoacln Kkenieri
185 4 Erken Stoaclk Dnemi
187 Zenon
191 Kleanthes
192 Krizippos
vlll i indekiler

197 5 Orta Stoaclk Dnemi


199 Panaitios
202 Poseidonios
207 6 Ge Stoaclk veya Roma Stoacl Dnemi
209 Seneca
211 Epiktetos
215 Marcus Aurelius
223 7 Stoaclarn Mant
225 Mantn Alan ve Kapsam
226 Diyalektik ve Retorik
228 nermeler Kuram
231 Akl Yrtmeler veya Kantlamalar Kuram
234 ift Deerli Mantk ve
nc Halin imkanszl
239 8 Stoaclarn Bilgi Kuram
241 Her Trl Bilginin Kayna Olarak
Duyusal izienimler
242 Duyusal izlenimlerin Doruluk Deeri
Bakmndan Farkllklar
243 Kavrayc Alg veya Kesin Olarak
Gvenilir Duyusal izienimler
244 Bilgide znenin Rol
245 Akl veya Dnce Nedir?
246 Deneyin D zenleyicisi Olarak Akl
247 izlenimlerin nermesel erii
24B Deney-ncesinin ki Farkl Anlam
250 Dorunun lt
250 Dorunun lt Konusunda Aklc Kurarn
251 Dorunun lt Konusunda Deneyci Kurarn
252 Dorunun lt Konusunda Stoac Kurarn
254 Kavrayc Alg Kuramnn Glkleri
256 Doru izienimler - Hayali izienimler
257 Doru Algnn ki zellii
257 Zenoncu Doru Alg Kuramma Yaplan tirazlar
259 Bu tirazlara Verilen Cevaplar
261 Bilim, Kan ve Bilgisizlik
iindeidier l

263 9 Stoaclarn Varlk Felsefesi veya Metafizii


265 Varln eidi Anlamlar: Cisimler ve
Cisim-Olmayanlar
269 Kategoriler Kuram
273 1 O Stoaclarn Doa Felsefesi
275 Doa ncelemesinin Amac ve Deeri
277 Doa-Tann zdelii
279 Cisimler
283 ilkeler
287 Tanr, Akl veya Ate
292 Karm
295 Unsurlar
301 Yer, Boluk, Zaman ve Sreklilik
309 Ebedi Dnler Kuram
313 1 1 Stoaclarn Ruh Kuram veya Psikoloji
316 Stoac Psikolojinin Kkenieri
320 Ruhlar Hiyerarisi
324 Ruhun st Yetisi: Akl
326 gd-Akl likileri
326 Arzu-Akl likileri
331 12 Nedensellik, Determinizm, Kader ve zgrlk
333 Evrensel Nedensellik ve Determinizm
334 Evrensel Nedenselliin Kayna Olarak
Tanr veya Akl
337 Evrensel Determinizmin Dinamik,
Biyolojik ve Telolajik Karakteri
337 Evrensel Determinizm ve Kadercilik
Arasndaki likiler
339 Evrensel Determinizm ve nsan zgrl
343 Kendini Belirleme (Self-Determination)
Olarak zgrlk
iindekiler

349 13 Stoaclarn Teolojisi ve Tanr Savunmalar


352 Tanr'nn Doas
353 Tanr Kantlar
353 Evrendeki Dzenden Hareket Eden Kant
356 Tanr Kavramndan Hareket Eden Kant
358 Tanr Savunmas
362 Ktnn Varln nkar
362 Ktnn Varlndan nsan Sorumludur
365 14 Stoaclarn Ethii veya Ahlak Felsefeleri
368 Doa, Doaya Uygunluk ve
Doaya Uygun Hayat
373 Kendini Sevme ve Uygunluk
377 Deerli-Deersiz veya yi-Kt
384 Uygun , ilev, Eylem veya dev
394 Tutkular
399 Erdem ve Mutluluk
403 Bilge nsan
411 15 Siyaset Felsefesi
421 NC KlSlM Septikler
423 1 Septiklie Genel Giri
425 Septik Teriminin ki Anlam
428 Septikliin Kaynaklar
433 Septikliin Dnemi
435 2 Erken Dnem Septiklii veya Pironculuk
437 Septikliin Kurucular Piron ve Timon
439 Piron'un Ana Tezleri
440 Metafizik Tez: Eyann Doas Yoktur
442 Epistemolojik Tez: Eyann Bilgisi
Mmkn Deildir
443 Ahlaki Tez: yi veya Kt de Yoktur
444 Mutlu Olmak in Bilgiye ihtiyacmz da Yoktur
445 Bilge nsan, Bilen Deil phe Eden nsandr
449 Ahlaki Hayatn Ynlendic ici ilkesi Olarak
Grnler
450 Grn-Gereklik Ayrm
453 Septik Realizm ve Berkeleyci idealizm
iindekiler .Ki

455 3 Akademi Dnemi Septiklii


457 Eski Akademi'den Septik Akademi'ye
459 Septik A kademinin Kurucusu Olarak Arkesilaos
462 Platon'un Arkesialiosu Yorumu:
Duyusal Bilginin nkar
462 Sokratik Diyaloglarn pheci zellii
463 Platncu Sistemin Zaman inde Deien Yaps
464 Platoncu Yntemin Diyalektik Karakteri
465 Yntemsel phecilikten Radikal Septisizme
468 Yanltan Korunma Olarak Bilgelik
469 Stoac Bilgi Kuramnn Arkesilaosu Eletirisi
473 Stoac Ahlak Kuramnn Arkesilaosu Eletirisi
473 Ahlaki Hayatn Klavuzu Olarak Akla
Uygunluk ve Makulliyet
474 Septik Akademi'yi Gelitiren Karneades
478 Stoac Bilgi Kuramnn Eletirisine De vam
482 Olaslklar Kuram veya Arkesilaosu Akla
Uygunluk lkesinin yiletirilmesi
493 Stoac Teolojinin ve
Tanr Savunmasnn Eletirisi
496 Epikurosu 'Sapma' retisinin Eletirisi
499 4 Son Dnem Septiklii
501 Larsal Philon ve Askalonlu Antiochos
505 Son Dnem Septikliinin Kurucusu Olarak
Ainesidemos
506 Akademik Septikliin Ainesidemosu Eletirisi
5o8 'Grnen ey'in lt Olarak Kabul Edilmesi
509 Yargda Bulunmann Greli mkan
511 pheci Argmanlarn 'Ortak Yerler'i veya
Ana pheci Argmanlar
514 Birinci Argman: Farkl T rden Hayvanlar
Farkl Alglara Sahiptir
518 kinci Argman: Farkl nsanlar
Farkl Alglara Sahiptir
520 nc Argman: Farkl Duyu Organlar
Farkl Alglara Yol Aar
522 Drdnc Argman: Ayn Duyu
Farkl Durumlarda Farkl Alglara Yol aar
dv nsz

gzlem ve dncelerin sonucu olarak Aristoteles sonras antik felsefe


dnemini iki ayr ciltte ele almann daha doru olacana karar verdik.
Bylece elinizde tuttuunuz kitab tmyle Helenistik dneme, bu d
nemde yer alan byk felsefe okuluna, Epikurosular, Stoaclar ve
Septikiere ayrdk. Bu eseri Plotinos, Yeni-Piatoncular ve erken dnem
Hristiyan filozoflarna ayrdmz ikinci eser takip edecektir.
Helenistik felsefe okullar iinde en fazla hakk yenen, en ok
ihmal edilen, genel felsefe tarihleri iinde kendisine en az yer ayrlan,
Epikuros ve Epikurosuluktur. Eserimizin ilk ksm bu okula ve onun
iki byk temsilcisi olan Epikuros ve Lucretius'un grlerine ayrl
mtr. Epikurosuluk iinde en ok bilinen ve ilenen konular ise ge
nellikle onun doa ve ahlak felsefeleriyle ilgili konular olmutur. Bu k
smda bir yandan Epikurosuluun bu iki alanla ilgili grleri hak
knda daha ayrntl bilgi verirken, br yandan onlarn byk lde
ihmal edildiini dndmz bilgi kuramlar, teolojileri, psikolojile
ri, siyaset ve dil felsefeleri, dostluk, adalet, uygarln ortaya k ve
gelimesi vb. hakkndaki zel retileri zerinde mmkn olduu ka
dar geni bir ekilde durduk. Epikuros ve onu izleyen Lucretius'un bu
son konularda ortaya att grlerin doa ve ahlak felsefesi alanla
rndaki grleri kadar deerli olduunu ve birbirleriyle son derece tu
tarl, uyumlu bir btn oluturduunu dnmekteyiz. Okuyucunun
bu konudaki grlerimizi paytaacan umarz.
Helenistik felsefe akmlar iinde yer alan Stoaclk hem daha
uzun mrl olmas, hem de Helenistik ve Roma dnyas iinde ok
daha fazla aydn, dnr kendi safna ekmesi bakmndan daha
nemli olmutur. Kitabn hacim bakmndan en byk ksmn Stoac
lara ayrdk. Ancak bu ksmda Epikurosulua ayrdmz ksmdan
biraz farkl olarak karma bir yntem izledik. Bir yandan Stoac akm
iinde yer alan belli bal filozoflar hakknda monografik bilgi ve ak
lamalar verirken, te yandan Stoaclarn ana grlerini sistematik bir
analiz ve deerlendirmeye tabi tuttuk. Bu erevede Stoaclarn Aristo
teles'in mantndan bir hayli farkl ve baz bakmlardan daha ileri
olan mantk ve nermeler kuram, varlk ve kategoriler retisi, Tan-
nsz xv

r-evren zdelii retisi, her yannda ayn yasalarn hkm srd


n ileri srdkleri evren veya doa anlaylar, inorganik, organik ve
akll varlklar arasnda var olduunu savunduklar tzsel birlik, ev
rensel sempati kurarnlar zerinde zellikle durduk.
Stoaclarn da, felsefe tarihileri tarafndan en fazla bilinen ve ele
alnan grleri genel olarak ahlak felsefesi alanna ait grleridir. Do
al olarak biz de onlarn bu alandaki tezlerini ayrntl bir incelemeye
tabi tuttuk. Bu balamda iyi, kt; erdem, erdemsizlik; deerli, deer
siz; doru eylem, uygun i, dev, ilgisizler, tercih edilebilirler, doaya
uygunluk vs. gibi bir ksm tmyle Stoacla ait olan baz temel ethik
kavramlar zerinde getirdikleri tanmlar, yaptklar ince ayrmlar ge
ni olarak ele alp deerlendirmeye altk. Nihayet Stoaclarn dn
ce tarihine hediye ettikleri dnya devleti, insanlk, doal hukuk, evren
sel adalet gibi yine yeni ve gelecei parlak olan baz nemli kavramlar
zerinde gelien siyaset felsefeleri zerinde geni olarak durduk.
Helenistik dnemin nc nemli okulu olan Septiklik de
Epikurosuluk ve Stoaclkla ayn zamanda (. 4. yzyln ikinci ya
rs) ortaya km ve Stoaclk gibi uzun bir mr srerek (S. 3. yz
yln ilk yars) sona ermitir. O da Stoaclk gibi birka dnemden
gemi ve ok sayda kalburst dnr kendine balamtr. Bu fi
lozoflarn sonuncusu olan Sextus Empiricus sayesinde hakknda ge
ni bilgiye sahip olduumuz Septiklik daha sonraki yzyllarda gerek
Dou'da gerek Bat'da ortaya kacak benzeri pheci akmlara ve
dndere ( Gazali, Montaigne, Hume, Kant) ok zengin bir phe
ci argmanlar malzemesi de salamtr. Kitabn son ksmnda bu ak
mn belli bal temsilcilerini esas olarak kronolojik sraya gre ele al
dk ve onlarn gerek kendileriyle ada olan dier iki byk Helenis
tik okulun temsilcilerine gerekse daha nceki dneme ait Platon,
Aristoteles gibi filozoflara ve bunlarn 'dogmatik' diye nitelendirdik
leri tezlerine, retilerine yneltmi olduklar eletiriler zerinde yine
geni bir biimde durduk. Bu vesileyle ve yeri geldike baz septik
analiz ve eletirilerle daha sonraki alarda ortaya kan dier phe
ci dnrlerin, rnein Gazali'nin Hume'un, Kant'n, Popper'n
xvl nsz

benzeri konulardaki analizleri, eletirileri arasndaki paralellikleri


balantlar gstermeye altk.
Bu kitapta da dizinin daha nceki kitaplarnda izlediimiz yn
temi takip ettik. Esas olarak ele aldmz ok ullar ve bu okullara men
sup filozoflada ilgili olarak birinci dereceden kaynaklara, bu filozof la
rn kendi metinlerine veya onlar hakknda bilgi veren antik yazariara
dayandk. Bu filozoflarn retilerini, fikirlerini mmkn olduu ka
dar onlarn kendilerinden yaptmz geni alntlada ortaya koymaya
altk. Szn ettiimiz filozoflarn, yazarlarn dayandmz metin
leri, eserlerinin tam listesi hem ilgili ksmlarn banda hem de kitabn
sonundaki kaynaka ksmnda yer almaktadr.
Helenislik Dnem Felsefesi

'
"". .
-
..

.... -:"
.....
,.
- .
1
_...;> ...
1

AKA,DEMi
' '
.....

;.

o
Helenistik dnem Atina felsefi! okullan.
(Kaynak: Anthony Kenny, Anclent Phllosophy ,
Ciarendon Press. Oxford, 2004.)
elenistik Dnem, yaklak olarak . 330-30 yllar arasndaki
H dneme verilen ad dr. Ancak lka tarihileri daha kesin olarak,
Byk skender'in . 323'de lmyle, . 3 1 'de Antonius ile Octa
vianus arasnda yaplan Aktium Sava'nda Antonius'un malup ol
mas olay arasnda uzanan dnemi Helenistik, bunu izleyen ve yine
yaklak olarak S. 5. yzyln sonlarna kadar geen dnemi ise Roma
dnemi olarak adlandrr.
'Helenistik' kelimesini bilimsel bir terim olarak tarihe mal eden
Alman tarihisi Gustav Droysen (1808- 1 884) olmutur. Droysen, bu
nunla Byk skender'in Dou'yu fethiyle birlikte Yunan dili ve klt
rnn Yunanistan'n snrlarnn dna kp Dou'nun eski byk uy
garlklarnn dnyasna yaylmas ve onlar etkisi altna almasyla or
taya kan evrensel-kozmopolit kltr kastetmitir. Droysen Helenis
tik terimini, Byk skender'e kadar ulusal bir kltr, bir site kltr
olarak gelien ve bundan dolay 'Helenik' olarak adlandrlmas uygun
olan klasik Yunan kltrnn bu fetihler sonucunda genilemesi, koz
mopolit ve sekler bir kltre dnmesi olgusunu ifade etmek iin
kullanmtr.
If helenislik dnem felsefesi

Yunan kltrnn Antik a'da baz ana zelliklerle birbirin


den ayrlan drt farkl tarihi dneminden sz etmek mmkndr. Bun
lardan birincisi, Byk skender'den nce gelen ulusal bir kltr ola
rak klasik Yunan dnemi, ikincisi skender'in fetihlerinden sonra ge
len ve bu klasik Yunan kltrnn Dou'ya yaylmas sonucu ortaya
kan kozmopolit, sekler Helenistik kltr dnemidir.
Helenistik kltr dneminde, Yunan felsefesinde Platonculuk
ve Aristotelesilik gibi varln devam ettiren eski okullarn yansra
Epikurosular, Stoaclar ve Septikler tarafndan temsil edilen yeni fel
sefe okullar ortaya kar. . 1 . yzylda, Helenistik dnemin sonuna
doru bu felsefe okullar tarafndan temsil edilen sekler dnceye,
kaynanda Dou dinlerinden gelen baz d ncelerin bulunduu dini
bir tepkinin ortaya kt grlr. nc dnem, buna kar kp,
ancak ayn zamanda ona uygun bir cevap olmak zere klasik pagan
Yunan kltrnn, giderek daha fazla dini bir renk kazanmaya ve esas
olarak dini problemleri felsefi bir dil iinde ifade etmeye alan bir
dnya gr haline gelmeye balad dnemdir. Bu, genellikle kendi
ni Stoacln son dneminde ve Platonculuk ile Pythagorasln ye
niden canlanmasnda gsterir. Drdnc ve son dnem ise eski Yunan
dncesinin deyim yerindeyse Dou'ya ve Hristiyanlk, Zerdt
lk, Mitraclk gibi Sr ve Kurtulu dinlerine teslim olduu, Yunan se
kler dncesinin tmyle dinsel bir dnya grne dnt, ar
tk ancak onun ortaya att problemlere, duygu ve dncelere destek
olmak zere kullanlmaya balad dnemdir (jonas, 1 O vd d).
skender'in fetihleri Bat ile Dou'yu birletirmitir. Burada Ba
t'yla esas olarak Ege Denizi etrafnda yer alan Yunan dnyasn, Do
u'yla ise Msr'dan Hindistan'n bat snrlarna kadar uzanan blge
de yer alan eski Dou uygarlklarn kapsayan blge anlalmaldr. s
kender'in fetihleriyle bu byk corafyada o zamana kadar varolma
yan siyasal-kltrel bir birlik ortaya km; bu birlik Roma'nn tarih
sahnesine kmasyla nemli bir deiiklik gsterneyerek yaklak bin
yl devam ettikten sonra slam fetihleriyle ortadan kalkmtr.
skender'le birlikte Yunan sitelerinin bamszlklarnn ortadan
helenislik dnem felsefesi 5

kalkmas; bu siteler arasnda iki yzyl boyunca devam eden sava ve


mcadelelere son verdii gibi onlar iinde varlkllada yoksullar ara
snda ayn lde youn bir biimde devam etmi olan i ekimelere
ve rejim kavgalarna da son noktay koymutur. Avrupa'da ehir dev
letlerinin yeniden ortaya kmas iin ge Ortaa', demokrasiyle y
netilen sitderin kendilerini yeniden gstermesi iin ise modern a
beklemek gerekecektir. Artk, Helenistik dnemden itibaren blgede
her yerde grlecek egemen siyasi rejim, merkezi krallklar veya mo
nariler olacaktr. Eski Yunan'daki siteler aras savalarn yerini ise iri
li ufakl krallklar veya monariler arasndaki savalar alacaktr.
skender'in fetihlerinin ekonomik alanda da nemli bir sonucu
olmutur. Bu fetihler sayesinde Bat ile Dou arasnda o zamana kadar
byk apl ekonomik ve ticari ilikilere engel olan snrlamalar orta
dan kalkm ve tm blge byk ve tek bir ekonomik-ticari havza ol
ma zellii kazanmtr.
Helenistik ada ortaya kan yeni durum daha zel olarak e
hircilik alannda da kendini gstermi ve bu dnemde Dou'da bir ks
m bizzat skender'in emir ve giriimleriyle kurulan skenderun, An
takya gibi yeni ehirler ortaya km, bunlar kltrel alanda gitgide
daha byk nem kazanmaya balamtr. Bunlar arasnda zellikle s
kenderiye hemen bir yzyl sonrasndan (. 3. yzyl) balayarak lk
a'n en nemli bir bilim ve kltr merkezi haline gelmitir. Bunda s
kender'in lmnden sonra fetbedilen blgeyi kendi aralarnda payla
an generallerinden biri olan Sadamyus'un (Ptolemaios) Msr'da kur
duu hanedan belirleyici bir rol oynamtr. Bilimsel almalar, bu ha
nedanla birlikte Antik dnyann tarihinde bir ilk olarak devletin koru
mas altna girmi ve bunun sonucunda skenderiye'de skenderiye K
tphanesi adyla bilinen bir ktphane, hayvanat bahesi, rasathane
ve anatomi enstits kurulmu, bu kurumlarda dnemin en byk bi
lim adamlar biraraya gelmitir. Euklides, Apollonios, Eratostenes,
Philon, Hipparkhos, Aristarkos, Arimed gibi Antik dnyann en b
yk bilim adamlar ya bilimsel almalarn bu ehirde srdrmler
veya ilk bilimsel eitimlerini burada almlardr.
6 helenislik dnem h!lsefesi

Gerekte, Dou Akdeniz dnyasnn Yunan etkisine almas


veya Yunanllatrlmas srecinin skender'in fetihlerinden nce bala
m olduunu biliyoruz. . 6. yzyl balarndan itibaren Yunan de
nizcilii ile ticaretinin gelimesi sonucunda Yunanllarn btn Akde
niz ve Karadeniz kylar boyunca ok sayda kolaniler kurmu olduk
larn grmtk Akdeniz'de Fenike egemenliinin ortadan kalkma
sndan sonra Yunanl tccarlar Yakndou'nun ticaret yollarn elleri
ne geirmi ve Dou ile Bat arasndaki ticari ilikiler bu tarihten son
ra Yunanl denizci ve tccarlar araclyla gerekletirilmiti.
Ancak Helenistk devirde ortaya kan yeni Yunanllatrma
olaynda baz farkl eyler vardr: Eski Yunan ticaret kolonileri Dou
dnyasnn ky blgelerinde kurulmu saf Yunan ehirleriydi. Bu e
hirler, bir uzants olduklar ana vatanlaryla ilikilerini koparnamak
ta ve zerinde bulunduklar topraklarn yerli halklaryla kaynama
maktayd. skender'den sonra balayan bu yeni dnemde ise durum ta
mamen deimiti. Dou'nun eski veya yeni kurulan ehirlerine gelen
Yunanl unsurun ana vatanyla ilikisi artk eskisi gibi devam etmemi
ve bu yeni ehirleri kuran veya oradaki merkeziere akn eden Yunanl
koloniciler, ynetici gruplar, blgenin yerli halkyla kaynamay ama
layan yeni bir anlaya, kozmopolit bir dnya grne sahip insanlar
haline gelmitir. Artk bu ehirlerin kendileri de blgede ortaya kan
merkezi devletlerin veya krallklarn birer parasdrlar. Bu merkezi
devletler veya krallklar sz konusu yeni merkezleri kuran veya oraya
gelen Yunanl kolonicilerin eski kimliklerini korumalarna izin verme
milerdir (]onas, 7).
skender'in fetihleri Yunan dnyasnn o zamana kadar bilim, sa
nat, gndelik hayat ve benzeri alanlarda yaratm olduu yeni fikirlerin,
uygulama ve zevklerin Dou dnyasna girmesinin yolunu amtr. Ama
bu fetihler zamanla bunun tersi bir ynde olmak zere Dou kaynakl
dnce ve uygulamalar ile baz deerlerin zellikle dini fikirler alannda
Bat dnyas zerinde etkili olacaklar bir sreci de balatmtr.
Bu erevede gerekleen sre sonucunda Helenistk dnemde
eski Yunan ana karasndan, Gney talya'dan, Sicilya'dan Dou'ya gi-
helenis til< dnem felsefesi 7

denler sadece askerler, tccarlar, yerlemeci gruplar olmam; onlar


daha sonra Yunanl hekim, bilim adam ve sanat gruplarnn youn
gelii izlemitir. Yunan heykeltralar, oymaclar, Fenikeli, Likyal,
Karyal, Kilikyal gmenler, Baktrial krallar iin heykeller yapm,
sikkeler basmlardr. Yakndou'da Yunan palestralar ve gimnaz
yumlarn rnek alan spor tesisleri ve hamamlar ina edilmi, Dou e
hirleri Yunan ehirleri rneini izleyen yeni su ve kanalizasyon sistem
leriyle tanm, caddeleri dzgn talarla donatlmnr. Yine bu d
nemde Yunan hayat tarznn baka ve nemli kurumlar olan tiyatro
lar, ktphaneler, okullar ina edilmi, bylece Dou dnyasnda Yu
nan hayat tarzndan ve fikirlerinden zevk alan yeni ve kltrl bir ay
dn snf da ortaya kmtr (Durant, 576).
Ancak bu etkinin Yakndou'nun eski halklar zerindeki etki
sinin gene de snrl kalm olduu grlmektedir. nk Helenistik
dnemde kltrel bakmdan fethedilen Doulu gruplar, esas olarak bu
Dou halklarnn st snf lar yani ynetici ve aydn snflar olmutur.
Geni halk tabakalar ise bugn olduu gibi szn ettiimiz dnem
de de kendi ana dillerini konumaya, yzyllardan hatta bin yllardan
beri alk olduklar hayat tarzlarn srdrmeye, eski dinlerinin tann
Iarna tapmaya devam etmilerdir.
Dier yandan yukarda iaret ettiimiz gibi ters ynde bir geli
me olarak zamanla Dou'nun baz geleneksel uygulamalarnn, dn
ce ve duygu tarzlarnn blgenin yneticileri konumunda bulunan Yu
nanllar zerindeki etkilerinin artt da grlmtr. Bu balamda
Dou monarisi, Yunan demokrasisini yendii gibi Dou'nun dinsel
inanlar da Yunan ok tanrclndan daha gl kmtr. ilk rne
ini bizzat skender'in kendisi zerinde grdmz, hkmdarlarn
kendilerini Dou tarznda tanrlar olarak grme gelenei Yunan kral
lar ve Roma imparatorlar zerinde etkisini gstermi; hkmdarlarn
tanrsal haklar kuram Roma ve Bizans'tan geerek ada Avrupa si
yasal felsefesi zerine damgasn vurmutur. Bu arada daha nce He
rodot'tan itibaren baladn bildiimiz Dou tanrlarn Yunan tanr
laryla zdeletirme gelenei, varln glendirerek devam etmi,
8 helenistik dnem felsefesi

Dou dinleri ve klderi arkalarnda bulunan kurtulu retileriyle, es


rarengiz ve gz alc merasimleriyle zamanla Roma dnyasnn iine
kadar nfuz etme imkann bulmutur. Bu dinlerden biri olan Hristi
yanlk, Bat'nn dinsel alanda Dou tarafndan fethinin en arpc r
neini oluturacaktr.
Ancak skender'in fetihleriyle eski Dou uygarlklarnn Ba
t'nn yani Yunanllarn etkisine uramasnn en nemli sonucu yine de
zel bir alanda, esas olarak konumuzu ilgilendiren kltrel-entelekt
el alanda ortaya kmtr. Helenistik dnemde Dou'nun Yunan ha
yat tarzlar ve kurumlarn benimsernesinden daha kalc neme sahip
olan olay, blgenin bilim ve felsefe dili olarak Yunanca'y benimseme
si olmutur. Helenistik dnemde Dou ehirlerindeki Yunan kkenli
nfusun her zaman Yunanl olmayan yurttalarn nfusundan daha az
olmasna karlk, Yunanca zaman iinde kesin olarak blgenin hakim
bilim ve felsefe dili haline gelmitir.
Atina'daki eski felsefe okullar bu dnemde de varlklarn sr
drmtr. Ancak Helenistik dnemde gerek bilim gerekse felsefe ala
nnda ortaya kan nemli isimler artk Dou blgelerinden gelmekte
olup, bunlar ounlukla kken olarak da Yunanl deildirler. rnein
Stoac okulun kurucusu olan ve skender'in lmnden ksa bir sre
sonra Atina'da Stoac okulu kuracak olan Zenon Kbrsl olup, damar
larnda muhtemelen Fenikeli kan dolamaktadr. Bu okulun ikinci ku
rucusu olarak kabul edilen Krizippos da Tarsus'ludur. Septik okulun
Orta Akademi dneminin nemli temsilcisi Karneades ise Msr'n Ki
rene ehrinden gelmektedir. Bylece bu dnemden antik an sonuna
kadar Helenistik Dou ou Dou kkenli birok bilim adam ve filo
zofu tarih sahnesine karm, bunlar tadklar Yunanca isimler altn
da, Yunan diliyle ifade ettikleri dnceleri ve kaleme aldklar eserle
riyle Yunan ve insanlk kltrne hizmet etmilerdir.

HELENiSTK DNEM FELSEFESNN ANA ZELLKLER


Nasl ki, Sofistler ve Sokrates'le balayan, Platon ve Aristatdes gibi iki
byk filozofla devam ederek doruk noktasna ulaan Atina okulu fel-
helenislik dnem felsefesi 9

sefesi, Sokrates ncesi dnemde ortaya kan felsefeden baz nemli


zellikleriyle ayrlyorsa; sz konusu ettiimiz yeni dnemde karm
za kan felsefe de kendine zg baz zellikleriyle Atina okulu dne
mi felsefesinden ayrlmaktadr. Bu zelliklerin ortaya knda da lk
a Felsefe Tarihi'nin ilk cildinin banda szn ettiimiz trden ba
z i ve d nedenlerin varlnn etkili olduunu belirtmemiz gerekir.

Helenistik dnemde nemli yeni felsefe okulu ortaya km


or: Bunlar Epikuros tarafndan kurulmu olan Epikurosu okul, Kb
rsl Zenon tarafndan kurulmu olan Stoac okul ve nihayet balatc
s Piron olduu iin bazen Pironculuk, bazen ise daha genel olarak
Septiklk diye adlandrlan pheci okuldur. Bu dnemde Platon tara
fndan kurulmu olan Akademi ile Aristoteles'in kurucusu olduu Li
se de varlklarn srdrrler. Ancak birinci zamanla yani Orta Akade
mi dneminde Septikliin merkezi haline gelecei gibi Aristolesi Lise
de tm bu dnem zarfnda faaliyetini srdrerek, ancak hibir zaman
ortaya kan bu yeni okullada karlatrlabilir bir neme sahip olma
yacaktr.
Yunan felsefesi, daha nce sk sk iaret ettiimiz gibi bir doa
felsefesi olarak balamt. Bununla birlikte bu felsefe Sofistlerle birlik
te doadan insana, ahLiksal, toplumsal, dinsel, tek kelime ile kltrel
bir varlk olarak insana dnmt. Sokrates Sofistlerin bu alandaki
zel tezlerini ve bu tezlerin gerisinde yatan greci, pheci hatta zaman
zaman hii (nihilist) bak asn uygun bulmamakla birlikte onlarn
felsefenin ana ilgi konusu olarak insan ve insanla ilgili konular ele al
malarn doru bulmutu. Kk Sokratesi okullar da Sokrates'in bu
konudaki tavrn devam ettirerek, esas olarak insanla, insann pratik
hayatyla ilgili problemleri ele almlard.
Platon ve Aristoteles'te ise deyim yerindeyse, bu iki yndeki tek
yaniln ortadan kalktn, onlarn insan, toplum ve doayla ilgili
sorunlar bir btn olarak, o zamana kadar grlmemi birok ynl
lk ve btnlk iinde ele aldklarn, bylece tm zamanlarn tank
olduu en geni kapsaml iki byk felsefe sistemini yarattklarna ta
nk olmutuk.
10 heleni slik dnem felsefesi

Onlar bylece insann teorik yanyla pratik yann, bireysel ya


nyla toplumsal, siyasal yann birarada ele alan iki byk dnya g
r ina etmilerdi. Zeller bunu gzel bir biimde ifade etmektedir:

"Platon ve Aristoteles'te Yunan felsefesi en yksek mkemmellii


ne ulam, onlarn elinde Sokrates'in kavram felsefesi, dnemin
bilgisinin tmn iine alan ve bu bilgiyi evren hakknda birlikli
bir gr salayacak bir biimde farkl bak alarndan gruplan
dran gelimi sistemlere dnmtr. . . Onlarda doa incelemesi,
ahiakn konusu olan eyler zerine dikkatli aratrmalarla tamam
lanmtr... Bu iki filozofla birlikte metafizik alannda, daha nceki
hibir filozof tarafndan teebbs edilmemi bir biimde, her eyi
ilk ilkelere balayan felsefi bir yapnn derin temelleri atlmtr.
Daha nceki dnrler tarafndan dikkatsiz bir tarzda ele alnm
olan ok sayda fenomen, zellikle ruhsal hayata ilikin fenomen
ler, aratrmann hizmetine sunulmutur. [Bu filozoflada birlikte)
yeni sorular ortaya atlm, yeni cevaplar verilmitir. Yeni fikirler
bilginin her alanna nfuz etmitir. Yunan zihninin o kadar gzel ve
berrak bir biimde kendisinde ifadesini bulduu idealizm, Platon
tarafndan parlak bir saflk iinde ortaya konmu ve Aristoteles ta
rafndan dikkatli gzlemle birletirilmitir." (Zeller, 1 vd.)

Helenistik dnemde ortaya kan yeni felsefi okullarda ise bir


ok noktada esasl bir deimenin ortaya ktn grmekteyiz. ilk
olarak onlar Platon ve Aristotelesi felsefenin teoriye, entelektel bil
giye, bilime gsterdii byk ilgiye kar karak felsefenin esas ilevi
nin ve deerinin pratikte; insann pratikle ilgili sorunlarn ele almasn
da yatt grn benimsemilerdir. kinci olarak onlar yine Platon
cu ve Aristotelesi sistemlerin ortak bir zellii olan insann ahlaki ha
yatn toplumsal-siyasal hayat iinde anlama ve deerlendirme ynn
deki genel eilime kar karak birey insanla ilgi sorunlara arlk ver
meyi doru bulmulardr.
Daha zel olarak ifade edersek; Helenistik dnemde ortaya
kan Epikurosu, Stoac ve Septik okullar, Platon ve Aristotelesi okul
dan farkl olarak, nce felsefeyi bilgi kuram veya mantk, doa felse
fesi veya fizik ve nihayet ahlak felsefesi veya ethik olarak ana alan-
helenislik dnem felsefesi 11

dan meydana gelen bir etkinlik olarak tanmlamlardr. kinci ve bu


na bal olarak bu okullar, felsefenin ilk iki inceleme veya soruturma
alannn yani bilgi kuram veya mantkla doa bilimi alanlarnn ancak
nc yani ahlak felsefesi veya ethikle ilgili olarak bir anlam ve de
er ifade ettiini savunmulardr. Ahlak felsefesinin kendisine gelince,
her okulun temsilcileri de onun ana amacnn birey insann mutlu
luu olduunu ileri srmlerdir.
Bu genel bak alarnn sonucu olarak felsefenin ana ilgi veya
ura alanlar arasndaki iliki her okulun ana temsilcileri tarafn
dan u ekilde ortaya konmutur: Felsefenin ana erei, asl meyvesi
insana nasl yaamas, mutlu olmas gerektii konusunda klavuzluk
etmek, yol gstermektir. Ancak bu iin veya grevin baarlmas iin
insann kendisinin ve iinde yaad evrenin doasnn ne olduu
hakknda baz bilgilere ihtiyac vardr. Bu bilgiyi salayacak olan ey,
bir btn olarak doa felsefesi veya fiziktir. te yandan sz konusu
bilginin gerekte bilgi olup olmad, insann kendisinin, doann ve
ya evrenin bilgisine sahip olup olamayaca, dorunun ne olduu ve
onun ltn neyin meydana getirdii vb. ile ilgili konular hakkn
da salam, doru bir soruturma yapmadan, salam ve doru bir an
lay veya kavraya sahip olmakszn doa bilimi yapmak mmkn
deildir veya en azndan problemlidir. Bu olgu da bizi bilgiyle, bilgi
kuramyla, mantkla ilgili aratrmalarn gerekliliine gtrr. Byle
ce bu okulun ortak ana slogann u ekilde zetlemek mmkn
dr: Doa bilimi iin mantk veya bilgi kuram; ahlak felsefesi, ethik,
pratik felsefe veya bilgelik iin doa bilimi; mutlu olmak, mutlulua
erimek iin bir yaama sanat olarak da pratik felsefe veya ahlak fel
sefesi.
Bir baka adan bu okulun genel mutluluk anlaylar da
ana hatlarnda byk bir benzerlik gstermektedir. ilerdeki blmler
de greceimiz gibi Epikurosular en yksek iyinin veya insana mut
luluk verecek olan tek eyin haz olduunu syler ve bu bakmdan bu
grn tam tersini savunan, en yksek iyinin saf, katksz erdem ol
duunu syleyen Stoaclardan ayrlrlar. Ancak Epikuros'un haz kura-
12 helenistik dnem felsefesi

m ciddi olarak analiz edildiinde, onun hazdan anlad eyin Stoac


larn mutluluktan anladklar eyden pek de farkl olmad ortaya
kar. nk Epikurosu haz, benzeri gr savunan Kireneliterin haz
zndan farkl olarak canl, b,edensel, aktif bir haz deildir; yalnzca ac
yokluudur; daha somut olarak "ruhun kayglardan, bedenin fizik ac
lardan korunmu veya kurtulmu olmasdr." Bu zellii bakmndan
ele alndnda Epikurosu mutluluk anlaynn Stoaclarn erdemleri
nin somut karl olan "insann kendisine dtan olan hibir eyden,
hibir zevk ve acdan etkilenmemesi (apathia) olarak mutluluk" anla
ylarnn byk lde benzeri olduu grlr. te yandan, mutlulu
un her iki okul tarafndan bu biimde tanmlanmas, Septikterin pra
tik felsefelerinde ideal olarak ne srdkleri eyle yani eyann yaps
nn bilinemez olmasndan dolay "bilge kiinin hibir konuda yargda
bulunmamas" ve bunun pratik sonucu olarak da "onlardan hibir bi
imde etkilenmemesi (imperturbability) olarak mutluluk" retileriyle
byk benzerlik gsterir.
Helenistik felsefe okullarnn ortaklaa sahip olduklar, bu en
yksek yi ve mutluluk anlaylar, onlarn ortak olarak paylatklar
bir baka eyle, toplumsal, siyasal hayata kar genel ilgisizlikleriyle bi
rarada bulunur ve kendi payna bireyin bireysel-ahlaksal hayatna kar
gsterdikleri youn ilgi tarafndan da desteklenir. Bylece bu olgu,
bu okulun birlikte paylatklar bir baka genel tutumlarnn yani
ahlak, siyasetten ayrmalarnn ayn zamanda hem sonucu hem de ne
deni olarak kendini gsterir.
Sokrates'in Yunan geleneinde ahlak felsefesini veya ahlak bili
mini yaratan ilk kii olduunu; Platon ve Aristoteles'in ise onun ahlak
konusundaki bu ilgisini siyaset konusunda gsterdikleri ayn ldeki
youn ilgileri ile tamamladklarn grmtk. Daha nce, gerek Pla
ton'un gerekse Aristoteles'in ahlak siyasete indirgememek veya ona
tabi klnarnakla birlikte bireysel-ahlaki hayatn gereklemesi iin
toplumsal-siyasal hayat zorunlu bir ereve olarak ortaya koyduklar
zerinde de durmutuk. Bu konuda daha da ileri bir gr temsil
eden Aristoteles, birey insan iin mmkn olan ahlaki mkemmelliin
helenisli k dnem felselesi 13

ancak toplumsal-siyasal bir kurum olan site iinde ortaya kabilece


ini kesin olarak ileri srmt.
Buna karlk aralarnda baz farklar bulunmak, bu arada Sto
aclar toplumsal-siyasal hayata kar greli olarak daha byk bir ilgi
ye sahip olmakla birlikte bu her okul; kiinin i d nyasyla d dn
yasn birbirinden ayrmak ve bireyin ahlaki mutluluk ve mkemmel
liinin gereklemesi iin d artlarn, bu arada onlarn banda gelen
toplumsal-siyasal hayat ve kurumlarn varln nemsememek konu
sunda dnce birlii iinde bulunmulardr. Bununla ilgili olarak ge
rek Epikurosular gerekse Stoac ve Septikler temelde ayn grtedir
ler. Onlara gre, "ahlakilik denen ey, bireyin kendisine, kendi birey
sel bilgi, arzu ve iradesine, bireysel zgrlk ve seimine baldr ve bu
irade ve zgrln kendisi de doas itibariyle d artlardan, toplum
dan, devletten etkilenmez olan veya etkilenmemesi mmkn olan bir
yapya, zellie sahiptir. " D olaysyla o her trl rk, milliyet veya
yurttal aar ve onlardan tamamen bamsz olarak ortaya kar.
Heleniscik dnemde kendileriyle karlatmz byk felse
fe okulu, sadece felsefenin anlam ve deeri, felsefenin belli bal alan
lar arasndaki ilikiler konusundaki grleri ve ahlak siyasetten
ayrmaya ilikin bu genel tutumlar bakmndan deil, sistemlerinin
daha zel alanlarnda benimsedikleri baz tezleri bakmndan da Pla
ton ve Aristoteles'ten ayrlrlar, te yandan kendi aralarnda yine b
yk lde benzerlikler gsterirler. rnein gerek Stoaclar gerekse
Epikurosular varlk veya doa felsefelerinde Platoncu veya Aristote
lesi idealizme kararl bir biimde kar karak, Sokrates ncesi doa
felsefesinin materyalizmine geri dnerler ve varln z itibariyle
maddi-cisimsel trden bir ey olduunu savunurlar. Epikuros bu ba
lamda zerinde baz ufak tefek deiiklikler yaparak Demokritos'un
atomculuunu benimser. Stoaclar'n kendisini izledikleri Sokrates n
cesi doa filozofu ise Herakleitos'tur. Stoaclar, Epikuros'un Demokri
tos'un atomculuu zerinde yapt deiikiere benzer ekilde Herak
leitos'un doa felsefesi veya kozmolojisini Aristoteles'in fiziinden al
dklar baz unsurlada deitirip zenginletirirler. Bununla birlikte esas
1/f helenistik dnem felsefesi

olarak Herakleitos gibi evrenin ayn zamanda hem ana maddesi, hem
de temel yasas olarak kabul ettikleri Ate'ten hareket eder ve bu Ate'i
yine Herakleitos gibi Tanr veya Logos'a zde klarlar.
Epikurosular ve Stoaclar varlk hakkndaki materyalist re
tilerine paralel olarak bilgi konusunda da Platon ve Aristoteles'ten ka
rarl bir biimde ayrlr ve onlarn tersine tmyle duyumcu, empirist
bir bilgi kuramn benimser/er. Bunun yansra Platon ve Aristoteles'in
szn ettikleri trden idealar veya Formlar gibi gayr-maddi, tinsel
tzlerin, gerekliklerio varlna inanmadklar gibi insanda bu tr
varlklar dorudan veya kendine zg bir sezgiyle kavrayacak akl di
ye duyulardan bamsz, zel bir yetinin var olduunu da kabul etmez
ler. Her iki okul da insan bilgisinin temeline yalnzca duyular ve onla
rn rn olan alglar yerletirirler ve dorunun ltn tek bana
bu ak, seik veya kavrayc alglarda bulurlar. Bylece her iki okul
iin akl, ancak tekrarlanan duyumlarn meydana getirdii deneyden,
duyusal alglarn birbirleriyle birletirilmesi, karlatrlmas sonucu
ortaya kan kavram ve yarglardan baka bir ey olamaz.
Bununla birlikte Aristoteles sonras yeni Yunan felsefe okulla
rnda Sokrates'in zel bir konumu vardr. O gerek hayat gerekse ah
Lik konusundaki ana grleri bakmndan zellikle Stoaclar ve Sep
tikler iin ideal bilge rneini temsil eder. Sokrates'in ahlaki entelekt
alizmi yani ahlak z itibariyle bilgiye indirgemesi; heyecan veya tut
kular reddi, en yksek yi ile erdem, erdemle mutluluk arasnda kur
duu sk iliki zellikle Stoac ahlak felsefesinin de temelini oluturur.
Bunun yansra Sokrates'in, bireyin ahlaki etkinliini iinde bulundu
u d artlardan, etkilerden bamszlatrmas, ahiakla politikay bir
birinden ayrmas ve politik konulara kar gsterdii ilgisizlik de hem
Epikurosular, hem de Septikler tarafndan izlenmesi gereken doru
bir model olarak kabul edilir. Nihayet Sokrates'in ahlak ve mutluluk
anlaynn iki kk Sokratesi okul olan, Kireneliler ve Kinikler ta
rafndan birbirinden olduka farkl iki yorumu Epikurosu ve Stoac
okullar tarafndan da devam ettirilir. Bununla ilgili olarak Stoaclarn,
Sokratesi ahiakn Kinik yorumunun bir devamn temsil etmelerine
helenislik dnem felsefesi 15

karlk Epikurosuluk ayn ahiakn Kireneci yorumunun dzeltilerek


gelitirilmesini ifade eder.
Helenistik dnemde ortaya kan nemli felsefe okulundaki
bu deiikliklerin skender'in fetihleri sonucunda Yunan dnyasnda
meydana gelen baz d gelimelerle ilikili olduunu dnmemiz akla
yatkn olabilir. Ancak onlarn veya onlar iinde bazlarnn bizzat Yu
nan felsefesinin kendisinde meydana gelen i gelimelerin, dar anlamda
felsefi-entelektel gelimelerin rn olarak ortaya ktklarn savun
mamz da mmkndr. Konuya bu ikinci bak asndan baktmz
da, szn ettiimiz deiikliklerin belki sandmz kadar radikal de
iiklikler olmadklarn ileri srmemiz de mmkndr. Bu erevede
szn ettiimiz deiiklikleri, daha nceki Atina okulu dneminde de
var olan ancak baz nedenlerle ortaya kmam, glgede kalm veya
gelitirilmemi olan baz eilimlerin, uygun bir ortam bulduklarndan
dolay kendilerini gsterdikleri eklinde de yorumlayabiliriz.
Aristoteles sonras Yunan felsefesinin karakterinde, temel zel
liklerinde ortaya kan sz konusu deiikliklerin d nedeni olarak ele
alp, zerine dikkati ekmemiz gereken ilk olgu; kukusuz daha nce
de belirttiimiz gibi skender'den itibaren Yunan dnyasnn, Yunan
sitelerinin politik bamszln kaybetmi olmasdr. Bunun Yunan fi
lozofunu toplumla, devletle ilgi konular bir Platon veya Aristoteles'te
olduu kadar byk bir arzu ve heyecanla ele almasnn nnde nes
nel bir engel oluturduunu ve bu konudaki hevesini ortadan kaldran
bir etken roln oynam olduunu dnmemiz makul olacaktr.
Platon'un tm felsefesini, eski dayanaklarn kaybetmi, bir id
det ve anari ortam iine srklenmi olduunu dnd Yunan si
tesini yeniden ve daha salam, rasyonel-felsefi temeller zerinde kur
ma amacna ynelik olarak tasarladn grmtk. Aristoteles'in de
Platon'un siyaset felsefesinin temel baz ilkelerini ve varsaymlarn ka
bul etmemekle birlikte, Yunan sitesinin iinde bulunduu ihtilalci i
sava ortamnn ortadan kaldrmak iin ne tr nlemler nerdiine ve
hatta baz Makyavelci neriler ortaya atmaktan bile ekinmediine
deinmitik. Ancak Platon'un ve Aristoteles'in bu yndeki btn a-
16 helenislik dnem felsefesi

balarna, reform veya yeniden ina nerilerine ramen Yunan siteleri,


Makedonya'nn ykseliinden nce gelen dnemi yani sa'dan nceki
4. yzyl da bir yandan kendi ilerinde dier yandan birbirleriyle yap
m olduklar bitmez tkenmez mcadeleler sonucunda yorgun ve t
kenmi bir durumda geirmi, sonunda skender'in demir yumruu al
tnda bir daha kazanmamak zere eski bamszlklarn yitirmilerdir.
Bunun siyaset felsefecsnin sitenin hayatna, topluma, devlet ve siya
sete olan ilgisinin nesnel temelini ortadan kaldrm olduunu syle
mek herhalde doru olacaktr. Artk Helenistk dnem filozofu sekin
bir yurtta olarak yesi bulunduu, ynetimi ve denetimi zerinde ge
rek fikirleri gerekse siyasi-pratik eylemleriyle etkide bulunduu bir si
tenin deil, zerinde hibir gcnn kalmam olduunu grd
merkezi bir devletin, mutlak bir monarinin tebaas durumundadr.
Bu, filozofu ideal bir siyasi rejimin ne olmas, onun ne tr yasalar ta
rafndan idare edilmesi, kamusal karn nerede yatt tarznda siya
sal-toplumsal sorunlar ele almaktan uzaklatracak ve bireyin zel
alanna, kiisel alanna ait konular ele almaya daha istekli klacakt.
Artk toplum ve devlet zerine speklasyonlarnn nesnel koullar or
tadan kalkm olan filozofun bundan byle dndaki dnyaya yani
topluma ynelme, onun zerinde etkili olma mitlerini terk etmesi,
kendi zerine kapanmas, isel ve zel hayatnn gvenli barikatlarn
da d dnyann ansszlklarnn, engellemelerinin bir telafisini bulma
ya veya yaratmaya almas herhalde daha akla yakn bir tutum ola
cakt. Bunun felsefi alandaki en nemli sonucu ise Helenistik dnem
de ahlak felsefesinin siyaset felsefesinden ayrlmas ; bireyin zel, kii
sel alan ile ilgili ahlaki sorunlarn Epikurosuluk ve Septiklikte oldu
u gibi onun toplumsal hayat ile ilgili siyasi sorunlarndan kopmas
veya Stoaclkta olduu gibi en azndan ona kyasla ok daha byk
bir nem kazanmas olacakt.
Bu olgu, Helenistik dnem filozofunun Atina dnemi filozofun
dan farkl olarak; neden ahlak politikadan ayrmak, politikay ilgi
alannn dnda tutmak ihtiyacn duyduunu gsterdii gibi daha ge
nel olarak onun teorik aratrmalara neden eskisi kadar ilgi duymad-
helenislik dnem felsefesi 17

n; felsefeyi neden z itibariyle bir pratik, bir yaama sanat olarak


ele almak gerektii yolunda bir gr benimsediini de aklayabilir.
Ancak bu, Yunan felsefesinin Helenistik dnemde ilgisini neden dola
y tmyle pratik felsefeye, ahlak felsefesine ynelttiini anlamamza
yetmez. Bylece bu d nedenin yansra Yunan felsefesinin kendi iin
de ortaya kan ve dar anlamda felsefi, entelektel olarak nitelendiril
mesi gereken baz baka nedenlere de bavurmamz gerekir.
Bata ele almamz gereken ey, daha nce de deindiimiz Yu
nan felsefi aklclnn Yunanllarn dini inanlar alannda meydana
getirdii byk tahribat ve bunun sonucu olarak Yunan aydn ve kl
trl snfnda bu alanda ortaya kan byk boluk olmaldr. Yunan
felsefesinde ta bandan, Doa Filozoflar'ndan itibaren kendini gste
ren aklclk, daha nce sk sk zerinde durduumuz gibi Yunan ok
tanrclnn temelini tahrip etmi, geleneksel Yunan dinine ve inan
larna olan saygy ortadan kaldrmtr. Sofisder bu yndeki gelime
nin son ve mantksal halkasn oluturmu ve Protagoras'n Yunan
tanrlar hakkndaki pheciliini, Kritias'n tanr tanmazl takip et
mitir. Nitekim bunun bir sonucu olarak Sokrates, Platon ve Aristote
les'in, Yunan tanrlarna kar yeniden inan tesis etmek istediklerinde
bunun ancak yeni bir zemin zerinde, felsefi, aklsal bir zemin zerin
de yaplabileceini dndklerine ve her biri kendi tarznda olmak
zere bu kez felsefeye dayanan yeni bir Tanr anlay, yeni bir teoloji
yaratma abas iine girdiklerine iaret etmitik. O halde aslnda bu
olay, sz konusu dnemden yani ta Atina dneminden itibaren sz
n ettiimiz aydn snflarda artk eski, geleneksel Yunan dininin yeri
ni felsefenin almaya baladn gstermekteydi.
Bu gelime Helenistik dnemde de devam etmi, kltrl evre
lerde inandrcln kaybetmi olan geleneksel Yunan dininin karla
makta yetersiz kald dini ihtiyalar giderek artan bir lde felsefe
tarafndan karlanmaya balamtr. Helenistik dnemde bu ihtiyac
en baarl bir biimde yerine getirme gcne sahip olan okul, Stoac
okul olacaktr. Bu dnemde bu okulun dier iki okula yani Epikuros
u ve Septik okullara gre daha fazla baar kazanmasnn, kendisine
18 helenislik dnem felsefesi

ok daha fazla sayda taraftar bulmasnn ana nedenlerinden biri de


hi phesiz bu zellii olmutur.
Epikurosular Yunan dininin geleneksel tanrlarn inkar etme
mekle birlikte onlara kendi mekanist materyalist sistemleri iinde cid
di bir yer bulamayacak, doyurucu bir rol veremeyeceklerdir. Septikler
dier konularda olduu gibi tanrlarn varl konusunda da genel
'pheci' formllerine uygun olarak 'yarglarn askya alma' gereini
ileri srmekten baka bir ey yapmayacak ve iinde yaadklar toplu
mun dinsel gr ve ihtiyalarna kaytszlk gstereceklerdir. Stoaclar
ise Yunan dininin geleneksel tanrlarn, dinsel merasimlerini fazla cid
diye almamak ve onlar sembolik olarak yorumlamakla birlikte, dinin
kendisine Platon'u izleyerek byk nem verecek, gerek doay Tan
r'ya, doa yasalarn tanrsal yasalara zde klan panteizmleriyle, ge
rek evrenin her tarafnda varln savunduklar nayet retileri yle; ni
hayet ve daha zel olarak pratik felsefeleri ve ahlaklaryla ayn zaman
da nemli dinsel bir boyutu olan ve dinsel ihtiyalara cevap veren fel
sefi bir sistem yaratmay baaracaklardr.
Stoaclkta bu yndeki gelime zaman iinde daha da artacak ve
bu akmn son dneminde ortaya kan Seneca, Epiktetos ve Marcus
Aurelius gibi birok Stoac filozofta, Stoaclk yalnzca felsefi bir koz
moloji, felsefi bir ahlak olarak deerlendirilmesi gereken bir reti ol
makla kalmayacak ayn zamanda bir akl dini, bir kurtulu dini olarak
yorumlanabilecek bir yapya brnecektir. Ayn zellik Milad sralar
na doru canlanan Yeni-Pythagoraslk, Yeni-Platonculuk gibi felsefi
akmlarda, bu son akmn en nemli temsilcisi olan Plotinos'ta da ar
tarak devam edecek ve ilerde greceimiz gibi Yeni-Platonculuun son
dneminde Yunan felsefesi onun son temsilcilerinde, rnein bir Simp
likios ve Proclos'ta artk tmyle Dou tarz bir "sr ve kurtulu" di
nine dnecektir
te yandan Zeller'in hakl olarak iaret ettii gibi Yunan felse
fesinin Helenistik dnemde kazanm olduu szn ettiimiz bu yeni
karakter ve zelliklerinin ortaya kmasnda Platon ve Aristoteles'in
felsefi dncelerinin kendilerinin de belli bir hazrlayc rol olmutur.
helenislik dnem felsefesi 19

nk Platon'un ideal dnya ile reel dnya, akln dnyas ile olgular
dnyas arasnda tesis ettii ve Aristoteles'in de bir lde benimsedi
i kartlk, son tahtilde bizi i hayada d hayat, dncenin kendisi
ile nesnesi arasnda kapatlmaz bir uuruma gtrmekteydi. Platon ve
Aristoteles insann gerek zn aklnn oluturduunu, bunun ona
dardan, yukardan geldiini, onun duyusal dnyadan ve bu dnyada
ki hayattan stn, ona akn olduunu, insann en yksek etkenliinin
dnmesi olduunu ve bu sayede ideal, nesnel gerekleri kavrayabi
leceini sylemilerdir. Bylece Aristoteles sonras felsefenin ayn do
rultuda ilerleyerek insan tmyle d d nyadan bamsz bir varlk
olarak ele almas, mutluluk ve kurtuluu iin gereken eyi onun kendi
sinde, znede, bireyde aramas iin atmas gereken tek bir adm kal
mt ve Helenistik dnem filozofu bu adm atacaktr (Zeller, 1 8 vd.) .
Bu gre itiraz olarak Platon v e Aristoteles'in gerekten, insa
n zneye indirgedikleri ancak onu dnen zne olarak aldklar,
maddenin varln ise ya tmyle reddettikleri (Platon) veya onu bir
imkana, kuvveye indirgedikleri (Aristoteles) ; Stoaclar ile Epikurosu
larn ise bunun tamamen aksi bir ynde ilerleyerek evrende tinsel ola
nn varln reddettikleri ve var olann ancak madde veya cisim oldu
unu ileri srdkleri sylenebilir. Ancak bu konuda da dikkatli olma
mz ve meseleye biraz daha yakndan bakmamz gerekmektedir.
nce Platon'un, -Stoaclarn kendilerinin de grdkleri ve ia
ret ettikleri gibi- Sofist diyalogunda gerek varl ancak bir baka
varln etkisine uramak veya onun zerinde etkide bulunma zellii
ne sahip olan ey olarak tanmladn hatrlayalm. Stoaclar bu g
rten hareketle bu zellie sahip olan tek eyin tin deil, madde, ci
sim olmas gerektiini ileri srmlerdir. kinci olarak Stoaclarn var
ln kabul ettikleri Ate; bir madde veya cisim olmakla birlikte canl,
aktif, hareketli bir maddedir ve o bu zelliiyle Platon'un sabit, hare
ketsiz, deimez olan dealarna oranla evrenin canl, hareketli kurucu
ilkesi olma roln ok daha uygun bir biimde yerine getirebilecek
zellie sahiptir. Nihayet btn bunlardan daha nemli olmak zere
Platon olgusal dnya ile ideal, aklsal dnyay birbirinden o kadar ke-
20 helenislik dnem felsefesi

sin hatlarla ayrm ve aralarnda hibir ilikinin kurulamayaca iki


zt varlk alan olarak konumlamtr ki Helenistik dnemde ortaya
kan felsefeler nlerinde bu iki varlk alanndan birini dierine tercih et
mek dnda baka bir seenein olmadn grmlerdir. Yunan dn
yasnn iine girmi olduu yeni dnemin kat politik gerekleri, zah
metli, ac verici hayat artlar karsnda, bu iki varlktan hangisinin
gerekten varolduu, gerek olduu konusunda u ynde bir seim
yapmakta da, dorusu, pek zorlanmamlardr: Var olan dnya, d
dnya, nesnel eyler dnyas, hayali bir ideal, aklsal eyler dnyas;
sabit, hareketsiz, cansz nesneler dnyas deildir; insann kendisine
hakim olmas, zerinde tasarrufta bulunmas ok zor, hatta imkansz
grnen dinamik, hareketli ve deiken nesneler, yasalar dnyasdr. O
halde bilgelik ve mutluluk, bu dnyay deitirmekten deil, onu ka
bul etmekten, ona itaat etmekten, onun yasalarna uygun bir ekilde
yaamaktan geebilir. Bylece zgrln kendisi de ancak insann
iinde bulunduu dnyay deil, kendisini deitirmesinden, bu dn
yaya tahamml etmesinden ibaret olabilir.
Bu genel dnya grlerinin sonucu olarak, Helenistik dnem
de ortaya kan nemli okuldan her biri kendi tarzlarnda olmak
zere iinde yaadmz dnyaya nasl uyabileceimiz, ona nasl ta
hamml edebileceimizin yollarn gstermek zere ortaya km gibi
grnmektedirler. Epikurosuluk bu d nyann ynetimi zerinde tan
rlarn hibir rol olmad, evrende hkm sren eyin salt ve zorun
lu doa yasalar olduunu sylerken, Stoaclar daha iyimser bir bak
asndan hareketle iinde yaadmz dnyann bireyler, bireysel var
lklar iin ac verici olduunu kabul etmekle birlikte, bir btn olarak
tanrsal olduunu, dolaysyla onun yasalarn tam bir teslimiyet ve te
vekklle kabul etmenin, benimsemenin bizi zgr ve mutlu klacan
savunmulardr.
Helenistik dnemde ahlak felsefesinin siyaset felsefesinden ay
rldn ve siyasetin filozofun ilgi alanndan uzaklatn syledik. Bu
zellikle Epikurosular ve Septikler iin geerli olan bir durumdur.
Stoaclar ise bu iki okul gibi bireyin bireysel ahlaksal hayatna daha
helenislik dnem felsefesi 21

byk bir nem vermekle birlikte, onun iinde yaad toplumsal ve


siyasal hayatyla ilgili sorunlarn tamamen gzard etmemilerdir. Ter
sine Platon ve Aristoteles'in kesinlikle kar ktklar bir projeyi, b
tn insanlarn insan olmalar bakmndan yeleri olacaklar tek bir
dnya devleti projesini gndeme getirmilerdir.
Stoaclarn tm dnyay iine alacak bu evrensel bir toplum ve
devlet projelerini ele aldmzda aslnda onun da bir yandan sken
der'in fetihleriyle birlikte ortaya kan Yunan bamsz site devletinin
ortadan kalkmas olgusuyla ilikili olduunu, ancak bir yandan da da
ha nce Yunan dncesinde ortaya km olan baz fikirlerin bir so
nucu olarak aklanmasnn mmkn olduunu grmekteyiz. ilk konu
ya yukarda deinmitik, ikincisiyle ne demek istediimizi aklayalm:
Gerek Zeller gerekse Jonas'n hakl olarak zerinde durduklar
gibi skender'in fetihleri eer yeni bir dnem balatabilecek bir tarzda
Bat ile Dou'yu birletirebilmise, bunun ana nedeni Bat ile Do
u'nun birlemesinin n hazrlnn daha nceden yaplm veya orta
ya km olmasdr. Baka bir deyile bunu mmkn klan ey, Bat ile
Dou'nun skender'in fetihlerinin balad tarihte hem siyasal, hem
de dnsel-kltrel bakmdan birbirleriyle birieebilecek bir konuma
gelmi olmalardr.
Konuya siyasal adan bakarsak Dou, zaten uzunca bir sredir
Pers egemenlii altnda en yksek bir birlik dzeyine gelmiti. Bat ya
ni Yunan dnyas iin ise bu birlii skender gerekletirecektir. Byle
ce skender'in Dou'yu fethi, o zamana kadar her biri kendi alannda
belli bir birlik derecesine ulam olan iki dnyann birletirilmesi an
lamna gelecektir.
te yandan bu birleme Yunan dnyas insan, Yunan aydn
iin belli bir sreden beri artk kabul edilebilir, hatta arzu edilir bir fi
kir olarak kendini gstermekteydi. nk daha Sofistler zamanndan
itibaren Yunan dnyasnda var olan eski siyasal-yasal kurumlar, bu
kurumlarn altnda yatan normlar geerliliklerini kaybetmeye bala
mt. Sofistlerin yarattklar 5. yzyl Aydnlanmas, bireyi sitenin ve
onun normlarnn karsna koymu ve ortaya att doa-yasa ayr-
22 heleni slik dnem felsefesi

myla doann kendisini her trl ahlaki-siyasal normun lt klm,


yasalar sadece gelenekiere dayandrarak, kle-zgr insan ayrmn
reddetmitir. Bu ise Yunan sitesinin o zamana kadar zerine dayand
siyasi-ahlaki temellere nemli bir saldr olmutu. Sokrates-Piaton
cu felsefenin, Sofistlerin bu pheci saldrlarna kar kmak iin eski
gelenekiere deil felsefeye dayanmalar bu sreci tersine evirmeye yet
memi, tersine belki bir anlamda onu daha da hzlandrmt. nk
felsefe aklc/k, aklclk ise tikelcilik/erin zerine kma, evrensel bir
norm, lt arama demektir. Nitekim Sokrates 'insan' dan sz ettiin
de bu insan, kadn veya erkek, Yunanl veya Barbar, kle veya zgr,
bilim adam veya zenaatkar ayrmlarnn dnda ve stnde 'genel ola
rak insan', 'insan olmak bakmndan insan'd. Kinikler de ayn ynde
ilerlemi, Yunan geleneksel ahlak ve siyasetinin temel kavramlarn
daha da fazla tahrip etmilerdi. Onlar sadece devlete kar bireyi sa
vunmakla kalmam, toplumun aile, evlilik gibi geleneksel kurumlar
na, siteye sadakat gibi normlarna da kaytszlk gstermi ve Yunan
l-Barbar, kle-zgr insan gibi ayrmlar doaya aykr olduklar ge
rekesiyle reddetmilerdi. O halde Yunan sitesinin dsal bamszl
nn gerilemesi gerekte bu siteyi mmkn klan veya destekleyen i fi
kirlerin, deerlerin annaya uramasna paralel bir seyir izlemiti.
Bylece Stoacln evrensel bir dnya devleti ( kozmopolis) ve
bu devletin yurttalarn meydana getirecek tek bir insanlk (humani
tas) dncesi szn ettiimiz d gelimeler kadar bu i, felsefi geli
melerin sonucu olarak da ortaya kmtr. Sokrates'le balayan ve Pla
ton-Aristoteles'le devam eden insann en yksek paras olarak akln
kabul edilmesi, bu akln btn insani hayat ve kurumlar yarglama
konusunda ana lt konumuna ykseltilmesi, aslnda onun dndaki
btn farkllklarn, btn geleneklerin reddedilmesi anlamna gel
mekteydi. Ayn dnemde ortaya kan 'genel olarak insan', 'insan ol
mak bakmndan insan' gibi dnceler Yunan filozofunu evrensel bir
insan ve insanlk kavramna ykseltmekteydi. Bylece Stoaclar daha
nceki felsefeden miras aldklar, bu felsefede var olan, ama kullanl
mayan veya gelitirilmeyen 'genel olarak insan', 'insan olmak bak-
hele nislik dnem felsefesi 23

nndan insan' gibi son derecede nemli bir kavrama dayanarak 'ev
rensel bir insanlk' veya 'genel olarak insanlk' kavramn gelitirmek
ve bu kavram 'evrensel bir devlet' projelerinin altna yerletirme im
kann bulmulardr. Stoaclardan bize miras kalan btn yerel, za
mansal, pozitif normlar aan, onlarn zerine ykselen ve onlar yar
glamak iin kendisine dayanlmas gereken 'evrensel, doal hukuk'
kavram da bu gelimelerin sonucu olarak ortaya kmtr. Nihayet
btn insanlar, aralarndaki rk, cinsiyet, sosyal konum gibi farklara
bakmakszn tek bir Baba'nn oullar, birbirlerinin kardei olarak ka
bul eden evrensel bir din olarak Hristiyanln ortaya kmasn mm
kn klan zihinsel ortam da, Stoaclar tarafndan yaratlan bu ortam
olmutur.
Helenislik dnemde Atina felsefe okullannn
gOnOmOzdekl kalnlllan.
1
Epikuros'un Hayati ve Kiilii

"Gz G R E G R E S R N R K E N i N SAN YAAMI


Ezici AGI RL I G I ALT I N DA BAT I L i NA N LARl N
AS I K S URAT L I BAGNAZ L I K , G G N
D R T B i R YAN I N DAN K U ATM I K E N L M L L E R i
i L K B i R YUNA N L I D i R EN L E KAFA TUTTU
i L K O D i M D i K D U R D U VE MEYDAN O K U D U ..

i L K K E Z O AMAYI D i L E D i D OGA KAP l LA R l N A V U R U LMU K i L i D i . "


lucretius, Evrenin YapiS/,1 kitap, 6372
Eplkuros'un bir bDstt.
pikuras'un hayat ve eserleri hakknda ana bilgi kaynamz S. 3.
E yzylda yaam olan Diogenes Laertius'tur. Diogenes, Unl Filo
zoflarn Hayatlar ve retileri adl eserinin onuncu ve sonuncu kita
bnn tmn Epikuros'un hayat ve eserlerine ayrr. Bu eserde kendi
sine ayr bir kitap ayrlan ikinci filozof Platon'dur, ama Diogenes tara
fndan Epikuros'a tahsis edilen blm Platon'a ayrlan blmden da
ha uzundur. Bunu Diogenes tarafndan Epikuros'a verilen daha byk
nemin bir iareti olarak yorumlamak mmkndr.
Diogenes'in bu kitapta verdii bilgilere gre Epikuros, Atina ta
rafndan yerlemeci olarak Sisarn (Samos) adasna gnderilen aslen
Atinal bir aileden . 342-1 ylnda domu ve ocukluuyla genli
inin byk ksmn bu adada geirmitir. Felsefeyle ilk kez on drt ya
ndayken tantn bizzat Epikuros sylemektedir. Kendisi de Epiku
rosu okula mensup olan Apollodoros E piku ros un Hayat adl eserin
'

de onu felsefeye yneiten olayn, Hesiodos'ta Khaos'un anlamnn ne


olduunu kendisine aklamakta yetersiz bulduu okul hocalar oldu
unu ileri srmektedir. Bir baka rivayet ise Epikuros'ta felsefeye kar
ilgiyi yaratan olayn onun Demokritos'un eserleriyle tanmas oldu-
30 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

unu sylemektedir. Epikuros'un Demokritos'un dnceleriyle Te


os'ta ( bugn zmir'de Seferibisar civar) ve Demokritos'un bir izleyici
si olan Nausiphanes araclyla tant anlalmaktadr. te yandan
onun Nausiphanes'ten nce bir Platoncu olan Pamphilius'un da
rencisi olduu sylenmektedir. Ancak bunun Epikuros zerinde nem
li bir etki brakmam olduu veya Nausiphanes'in Demokritosu et
kileri tarafndan ksa zamanda alm olduu anlalmaktadr.
Epikuros Atina'ya ilk kez 1 8 yandayken ve iki yllk askerlik
grevini yerine getirmek zere gelmitir. Yine Diogenes'in verdii bil
giye gre bu srada Atina'da Akademi'nin banda Platon'un lmn
den sonra yerine gemi olan Ksenokrates bulunmaktadr. Aristoteles
de skender'in ksa bir sre nce lmn izleyen gnlerde Atina'da
patlak veren Makedonya dman havadan kaarak Khalkis'e dn
m, burada hayatnn son gnlerini geirmektedir. skender'in lm
Epikuros'un doduu yer olan Sisarn'da da baz olaylara yol aar. Bu
olaylarn biri Atinal yerlemecilerin Perdikkas tarafndan adadan ko
vulmasdr. Epikuros, bu yerlemeciler arasnda bulunan ve Sisarn'dan
kovulduktan sonra Kolophon'a yerleen babasyla bulumak zere
Atina'y terkeder.
Apollodoros, Epikuros'un bundan yaklak on yl sonra ya
ni . 3 1 0'da ve otuz bir yanda iken nce Midilli'de, daha sonra
Lapseki'de (Lampsakos) bir felsefe okulu kurduunu ve bundan be yl
sonra da ikinci kez ve artk temelli olarak yerlemek zere Atina'ya
geldiini sylemektedir. Epikuros Atina'nn d mahallelerinin birinde
bahe iinde bir ev satn alacak ve bundan byle dostlar ve rencile
riyle burada sakin ve huzurlu bir hayat srecektir. Bir rivayere gre
onun bu baheli evi satn almasn mmkn klan ey; Lapseki'de ge
irdii sre iinde fikirleri ve kiiliinden ok etkilenen Lapseki halk
nn onu Yunan entelektel dnyasnn bu kadar uzak bir blgesinde
tutmaya gnllerinin raz olmamas, kendi aralarnda topladklar pa
ralarla onun iin bir fon oluturmalar, bu fonla sz konusu evi ve
baheyi satn alarak ona olan minnet borlarn demeleri olmutur.
te yandan Epikuros'un Kolophon ve Lapseki'de geirdii sre iin-
, epikuros'un hayal ve ki$iliti 31

de, verdii dersler sonucunda Atina'da yeni bir felsefe okulu kurmak
iin gerekli olan kendine gveni kazanm olmas da mmkndr.
Epikuros'un kurduu okul, Platon'un Akademi'si veya Aristo
teles'in Lise'sinden farkl bir yapya sahiptir. Bu okullarn resmi birer
yksek retim kurumu olduklar ve yine farkl alanlarda farkl hoca
lar tarafndan verilen derslerden meydana gelen resmi bir retim
programna sahip olduklarn biliyoruz. Oysa Epikuros'un okulu, ay
n hayat tarzn, ayn grleri paylaan bir dostlar topluluundan
olumaktadr. Bu okulun ne resmi bir stats ne de resmi bir ders
program vardr. Buraya kabul edilenler arasnda -Platon'un Akade
mi'si ve Aristoteles'in Lise'sinden farkl olarak- kadnlar ve kleler de
bulunmaktadr. Bunlar renci olmalarnn yansra bizzat Epiku
ros'un dostlar olarak niteledii insanlardr. Bunlar okula belli bir ders
programn izlemek iin deil, stada yakn olmak, onun hayat tarzn
paylamak iin gelmilerdir. Kukusuz onlar burada hem stadn eser
lerini okumakta hem de onun grleri zerinde kendi aralarnda ko
nuup tartmaktadrlar. Bu erevede onlarn bazlarnn stadn d
ncelerini yazya geirmi olmalar ve daha sonra Yunanistan'n ba
ka blgelerine, kendi yurtlarna gittiklerinde bu grleri kendi evre
lerine yaymaya alm olmalar da muhtemeldir. Ayrca Epikuros'un
Atina dnda bulunan bu renci-dostlaryla mektuptatn da bili
yoruz. Nitekim onun grleri hakknda bugn elimizde bulunan en
nemli belge bu renci dostlarna yazm olduu mektubudur.
Epikuros yine rivayete gre zerinde "Yabanc, burada kendini
iyi hissedeceksin. Burada en yce iyi olan haz vardr" yazsnn bulun
duu bu bahede lmne kadar " bir aile havas iinde rencileriyle
evrilmi olarak, tam bir uyum ve dostluktan yararlanarak basit ve l
l bir hayat srmtr" (Lange, I, 1 02). Vasiyetinde bu ev ve bah
eyi rencilerine brakm, onlar da daha uzun bir sre orada toplan
maya devam etmilerdir. Bu arada Epikuros'un hatrasn her ayn oni
kinci gn dzenledikleri bir lenle annay srdrmlerdir.
Epikurosuluk kendisiyle ayn zamanda ortaya kan Stoacl
n iddetli saldrlarna uramakta birlikte birok yerde taraftar bul-
32 bi,inci ksm: epikuros ve epik.urosculuk.

mu ve Stoaclk kadar olmasa da zamanla btn Akdeniz blgesine


yaylmtr. . 2. yzylda Philonides adnda biri Antakya'da Epiku
ros'un retisini aklayan bir okul kurmu, buna benzer bir baka
okul da skenderiye'de almtr. Roma'da da Epikuros'un felsefesini
aklamaya alan bir okul amay . 154 ylnda Alkios ve Philiskos
adnda pek tannrnarn iki Yunanl denemi ve Napo li zamanla Roma
Epikurosuluunun merkezi haline gelmitir. . 1 . yzylda Cice
ro'nun bu retiyi Roma'da Philodernos ve Paidros'tan dinlemi oldu
u grlmektedir. Ancak Epikurosuluun daha sonraki dneminin en
nemli ismi De Rerum Natura (eylerin Doas zerine) adl eserinde
Epikuros'un grlerini byk bir ustalk ve iirsellikle yeniden orta
ya koyup savunacak byk Latin airi Titus Lucretius Carus (. 99-
55) olacaktr ( Sargll, 14).
Epikuros ok sayda dmannn yansra kendisini tam bir ba
llkla seven ve tanrlatran dostlar olan bir insandr. Dmanlar ara
snda yukarda sylediimiz gibi bata Stoaclar olmak zere rakip fel
sefe okullarnn mensuplar vardr. Onlara daha sonraki dnernde ge
rek onun materyalist fiziine gerekse hazc ahlak grne kar ka
cak olan baz Hristiyan kilise babalar eklenecektir. Diogenes ilk gru
ba giren muhaliflerinin Epikuros'un kiiliine ve hayat tarzna ynelt
tikleri kt niyetli sulamalarnn baz ilgin rneklerini vermektedir.
Bu sulamalar anne ve babasnn ahlakszlklarndan, kardelerinden
birinin muhabbet tellallndan balayp, bakalarnn grlerini ken
di grleri gibi ileri srmesine, gzel genlere sulanmasna, zevk ha
yatna dknlnden tr gnde iki kere kusup tekrar yemesi; m
kellef sofralar kurmak iin inanlmaz paralar harcamasndan geerek,
bilimsel alanda ok cahil bir adam olduuna, kskanlna, az bo
zukluuna, kendisinden baka hibir filozofu beenmeyip her birine
irkin lakablar taknasma kadar uzanmaktadr. Bu sularnalara Hris
tiyan kilise babalar da kendi paylarnca katkda bulunarak, Epikuros
ular pislik iinde yaarnaktan ve her trl ahlakszca nerilerde bu
lunrnaktan ekinmeyen bir "dornuzlar srs" olarak nitdernekten
holanacaklardr.
. epikuros'un hayat ve kiiliAi 33

Epikuros'un dmanlarnn ona ynelttikleri kiisel, ahlaki su


lamalarn doruluu ve deeri hakknda bir ey syleyebilecek durum
da deiliz. Ama aada ayrntl olarak ortaya koyup tartacamz
ahiakla ilgili retisinin kendisinden hareket edersek bu sulamalar
arasnda en nemlisinin; onu duyusal, cinsel hazz savunan biri olarak
takdim eden sulamann kesinlikle hakl olmadn teslim etmek zo
rundayz. nk bu ahlak retisinde Epikuros canl ve takn hazla
r, zellikle bedensel, ehevi hazlar kutsayan Kinik Aristippos'un ter
sine, doal ve zorunlu ihtiyalarn tatmininden ibaret olan basit, doal
ve zorunlu hazlar savunan bir insan olarak karmza kmaktadr.
te yandan Diogenes'in kendisi Epikuros'un nerdii bu hayat
tarzna uygun bir yaay srd konusunda da bizi temin etmekte
dir: Diogenes, hazzn hayatn amac olduunu ileri sren Epikuros'un
mektuplarnda yalnzca su ve basit ekmekle yetindiini ve gene bir
dostuna "Bana bir kap peynir yolla ki canm ektiinde sefa sreyim"
dediini belirtirken onun hazdan anlad eyin ne kadar snrl ve ken
disini sulayan insanlarn sulamalarnn temelini oluturan hazdan ne
kadar farkl olduunu belirtmeye zen gstermektedir.
O halde bugn bir felsefe okuyucusunun Epikuros'u belki de
dmanlarnn sulad eyden tamamen baka bir eyle, Diogenes'in
de paradoksal bir ekilde ortaya koyar gibi grnd u eletiriyle
sulamas mmkndr: Hazz en yksek iyi olarak kabul eden bir in
sann, hazzn alann bu kadar daraltmas veya onun iddetini, youn
luunu bu kadar azaltmas, sonuta kendisinin de ak bir ekilde sy
ledii gibi onu salt bir ac yokluuna indirgernesi durumunda hala
meru olarak hazdan ve hazclktan (hedonizm) bahsetmek mmkn
mdr?
Diogenes'in yine bu kitapta verdii bilgilerden, Epikuros'un an
ne babasna vefal, kardelerine cmert, hizmetkarlarna nazik, dostla
rna ve rencilerine efkatli ve sorumlu bir insan olduunu da re
niyoruz. Seneca rencilerinin ona insanlar arasnda yaayan bir Tan
r gibi baktklarn ve lmnden sonra sloganlarnn " Ep ik uras'un
gz senin zerindeymi gibi yaa! '' slogan olduunu sylemektedir.
34 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

Epikuros'un hayat ve kiilii zerine izmeye altmz bu


portreye eklememiz gereken iki ey daha vardr: Bunlardan birincisi
onun iinde yaad sitenin kamusal hayatna katlma ve onda grev
alma ynnde herhangi bir heves ve ilgi gstermemi olmasdr. kin
cisi ise onun dinle ilgili grleri ve zamannn dinsel pratikleri ve me
rasimlerine kar gsterdii gereinden fazla hogrl tutumudur.
Diogenes, ilk noktay zel olarak belirtmeye zen gstermekte
ve bunu onun alakgnlllnn olmasn arlnn bir iareti ola
rak takdim etmektedir. Bu, gerekten byle olabilir ve onun alakg
nll olmas, n arzusuna sahip olmayp basit ve mtevazi bir hayat
srme idealinin bir paras olabilir. te yandan bu olguyu daha nce
deindiimiz gibi, Yunan dnyasnda deien artlarn, skender'den
itibaren site hayatnn geirdii deimenin, bata filozof olmak zere
yurttalarn iinde yaadklar sitenin politik hayatnda aktif rol oyna
ma imkanlarnn ortadan kalkmasnn bir sonucu olarak da aklaya
biliriz. Epikuros'un dostlar ve rencileri ile birlikte kurduu ve de
vam ettirdii kk filozoflar topluluu, byk toplum idealinin artk
'gerekleemez olmas' olgusunun bir tr telafisi olarak da ilev gr
m olabilir.
Epikuros, en parlak rneini Platon'da grdmz yasa koyu
cu, ynetici, siyasal filozof rneinden topluluk kurucusu, ahlak ku
ramcs ve uygulaycs filozof rneine geiin ilk ve ak rneini
temsil etmektedir. Siyaset felsefesinden ahlak felsefesine, siyaset filozo
fundan bir ahlaki topluluun kurucusu ve ahlak modeli olarak ahlak
filozofuna olan bu geii; Roma dneminin sonuna doru yalnzca bir
ahlak topluluunun nderi olmakla kalmayp, ayn zamanda dini ilgi
ve kayglar da olan bir dini topluluun kurucusu ve doyurucu bir din
sel hayatn, kurtulu retisinin temsilcisi ve nderi olan filozof figr
takip edecektir.
kinci noktaya, Epikuros'un dini grleri ve zamannn dinsel
pratikleri ve merasimlerine kar gsterdii fazla hogrl tutumuna
gelince; onun siyasete kar herhangi bir ilgisi, siyasi hayatta herhangi
bir rol alma istei ve giriimi olmad gibi zamannn mevcut dinsel
. epikuros'un hayat ve kiiiili 35

gr ve geleneklerine, tapnma biimlerine kar ciddi bir eletiri ve


ya itiraz da olmamtr.
Btnyle materyalist ve mekanst bir doa sistemi iinde Epiku
ros'un, sradan yurttan inand geleneksel Yunan oktanrclnn
tanrianna nasl yer bulabiimi olduu ve onlara kar gsterilen gele
neksel sayg ve tapnma biimlerini, merasimlerini nasl kabul etmi ve
onaylam olduunu anlamak gerekten zordur. Nitekim bundan dola
y, Sokrates ncesi Doa Filozoflar'nn byk lde doadan kovdu
u, Sofistlerin ise toplum, siyaset ve din iindeki yerlerini byk lde
tehlikeye soktuu, Sokrates, Platon ve Aristoteles'in ancak ahlaki ve fel
sefi bakrndan tinselletirerek korumaya alt Yunan ok tanrcl
nn geleneksel anlay ve formlarna Epikuros'un gsterdii bu sayg ve
hogry samimi bulrnayanlar, onun bu tavrn ikiyzllk olarak
grmektedir. Hatta Epikuros'u srf halkn ounluu ve rahipler snfy
la ilikilerini ktletirrnernek iin bu ekilde davrannakla yani bir
'konformist' veya "eyyarnc" olmakla sulayanlar da olmutur. Epiku
ros'un Menoikeus'a rnektubunda, "tanr tanmazlarn ounluun
inand tanrlar inkar edenler deil, tersine onlarn tanrlar hakknda
ki grlerini paylaanlar olduu" ynndeki ak ifadesini gz nne
alnca bu itiraz ileri srenlere dorusu bir lde hak vermemiz de ge
rekmektedir. Bununla birlikte Epikuros'un Yunan ok tanrclyla il
gili bu tutumu bir olgu olduu gibi onun bu tavrn belki farkl bir pers
pektif iine yerletirerek anlamak da mmkndr.
Bu farkl perspektifi Lange u ekilde ortaya koymaktadr: Epi
kuros iin tanrlar nesnel bir geree iaret eden varlklar olmaktan zi
yade, mkemmelliklerinden tr ahlak ideallerimiz iin bir model
devi grmeleri mmkn olan varlk/ardr. Baka bir deyile Epikuros,
geleneksel Yunan ok tanrclnn kabul ettii tanrlar bizim dmz
da nesnel bir varl olan gereklikler olarak almaktan ok lmsz,
ncesiz ve sonrasz, sonsuz mutluluklarndan dolay herhangi bir arzu
ve kayglar olmas imkansz, kendi kendilerine yeterli olma zellikle
riyle kendilerini taklit etmemiz mmkn olan doru ahlaki davran
modelleri olarak kabul etmektedir.
36 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

Gerekten de, Epikuros'un felsefi sisteminde tanrlar, ezeli ve


ebedi yasalar tarafndan tmyle mekanik ve zorunlu bir tarzda cere
yan eden, doal ve insani olaylar dnyasna herhangi bir ekilde m
daheleleri mmkn olmayan, ayrca sahip olduklar mkemmellik,
mutluluk ve kendi kendilerine yeterliliklerinden dolay byle bir eye
ihtiyalar da olmayan, hatta byle bir mdahelenin doalarna uygun
dmedii varlklardr. Bylece onlar, kendilerine kar gstermeleri
mmkn fke veya intikam duygularyla insanlarn gereksiz korkula
rnn kaynaklar olmadklar gibi insanlarn doalarna uygun olarak
yaayabilecekleri uyumlu bir hayatn akn bozabilecek bir biimde
onlarn bo beklenti ve umutlarnn besleyicisi de deildirler. Bunun
sonucunda tanrlada ilgili bo korkularndan ve temelsiz umutlarn
dan syrlarak kendi bana kalan insan, salkl bir ruh durumuna
erime, kendi imkan ve ilgileri, kendi yeti ve bilgileriyle kendi hayat
n kendi doasna uygun bir ekilde akllca ve bilgece dzenleme im
kanna sahip olacaktr. te yandan Epikuros tarafndan tasvir edildi
i biimde tanrlarn hayat, insanlara bu abalarnda yardmc olabi
lecek bir zellie sahiptir; kendi dnyalarnda ve kendi aralarnda d
nlmesi mmkn olan en byk ve sonsuz bir mutluluk iinde ya
ayan tanrlar, insanlar kendi hayadarn taklit etmeye zendirici bir
rol de oynayabilirler. Sonu olarak, Epikuros'un kendi andaki gele
neksel Yunan ok tannclna ve onun pratik uygulamalarna kar
gsterdii hogrl tutumunu, konformist veya eyyamc bir insan ol
masndan ok, bylece sz konusu tanrlar ahlaki bakmdan taklit
edilmeleri uygun olan bir hayat idealinin temsilcileri biiminde grme
siyle aklamann belki daha doru olduunu syleyebiliriz.
Bunun doru olabileceini gsteren bir baka unsur Epiku
ros'un doa felsefesiyle ahlak felsefesi arasnda varlna iaret edece
imiz benzeri bir eliki veya tutarszlktr. Epikuros'un ahlak felsefe
sine ayracamz blmde, doa felsefesinde ortaya att ilkelerle
uyumazln kendisinin de grerek, kabul ettii zgrlk konusun
daki dncelerini ele alacaz. Epikuros, bir yandan evrende meyda
na gelen her eyin mekanik bir nedenselliin sonucu olarak zorunlu bir
. epikuros'un hayat ve kiiliti 3 7

biimde ortaya ktn savunurken; dier yandan insanda bu zorun


luluun dnda yer alan zg r bir iradenin varln savunmaktadr.
Bu konudaki retisini olutururken de ilgin bir biimde 'eylemlerin
zorunlu bir biimde meydana geldiklerini kabul etmektense, eski hika
ye/ere inanmann daha doru olacan' sylemektedir. Onun bu eski
hikayelerden kastettii hi phesiz Yunan ok tanrclnn tanrlar
hakkndaki geleneksel efsanelerdir. O halde Epikuros, bu efsanelerin
doru olmamakla birlikte ahlaki bakmndan Doa Filozoflar'nn zo
runluluklarndan daha deerli olduunu dnmektedir. Bylece o,
tanrlar ve onlara gsterilen tapnma tarzlarna gsterdii tutuma pa
ralel olarak, olaya tmyle ahlaki adan bakarak hi phesiz doru
olmadklarn dnd bu efsaneleri belli lde hogr veya anla
yla karlamaktadr.
2
Eseri, Kaynaklar ve K1saltmalar

" i N SA N N E GENCiM D i YE F E L SEFE YLE U GRAMAYI G EC iKTi R M E Li , N E


D E YALAN D l M D iYE F E L SEFEYi B i R TARAFA B I RAKMA L I D I R. N
K R U H SAG L I G I SZ K O N U S U O L U N CA H i B i R YA N E FAZLA
G ENTiR, NE D E FAZLA YA L I . "
Epikuros, Menoikeus'a Mektup, 1 2 2
Eplkuros'un bir bDstD.
pikuras ilka'n en verimli yazarlarndan biridir. Diogenes eserle
E rinin says bakmndan onun kendisinden nce gelmi olan btn
yazarlar getiini sylemekte ve bu eserlerin saysnn yz civarn
da olduunu belirtmektedir. Dier yandan yazlar iinde baka yazar
lardan yaplm hibir alntnn bulunmadn vurgulayarak Epiku
ros'un yazlarnn bir baka zelliini daha dile getirmektedir. Dioge
nes, Stoac filozof Krizippos'un ok yazma asndan Epikuros'a zen
diini, ancak bunu beceremediini, bu yzden ou kez kendini tekrar
ettiini, aceleciliinden tr yazlarn dzeltmeden braktm, ba
kalarndan yapt alntlarn ise tek balarna kitaplarn dolduracak
kadar ok olduunu szlerine ekleyerek iki filozof arasnda yapt
karlatrmay Epikuros'un lehine bitirmektedir.
Diogenes aralarnda en iyileri olarak niteledii krk bir tanesi
nin adlarn da verdii, Epikuros'un eserlerinin byk bir ksmnn po
pler yazlarndan ve mektuplarndan olutuunu sylemektedir. Bu
radan ana eserinin Doa zerine adn tayan ve otuz yedi kitaptan
oluan bir dizi olduu anlalmaktadr. Bunu lt zerine adl bilgi
kuramyla ilgili bir incelemesi, Hayatlar zerine, Erek zerine, Seme
42 birinci kosm: epikuras ve epikurasculuk

ve Kanma zerine balkl ahlak felsefesiyle ilgili kitaplar topluluu


takip etmektedir. Bu arada Doa Filozoflarna Kar, Megaral/ara
Kar, Teophrastos'a Kar adlarn tayan bir dizi polemik eserinden
de sz edilmektedir. Mektuplarnn ou, elimizde bulunan rneklerin
den grld kadaryla, retisini zetiernekte veya onlar belli l
de ayrntl olarak aklamaktadr.
Ancak bu eserlerden gnmze ok az ksm kalmtr. Bunlar
unlardr: Felsefesinin ana alanlarna ilikin grlerini zetiedii ve
Diogenes'in de Epikuros'a ayrd kitabna alm olduu olduu
mektup yani srasyla Epikuros'un metafiziini zetiedii Herodotos'a
Mektup; kabaca doa felsefesinin veya daha dar olarak atmosfer olay
lar hakkndaki retisinin ana hatlarn verdii Pyhtokles'e Mektup;
temel izgileriyle ahlak felsefesini zetiedii Menoikeus'a Mektup; yi
ne esas olarak ahlak felsefesine ilikin zl szlerini ieren krk frag
nandan meydana gelen Temel retiler (Kuriai Doksa); Vatikan k
tphanesinde muhafaza edilen 15. yzyldan kalma bir yazma iinde
bulunmu, Epikuros'a ve dier Epikurosulara ait seksen bir alntdan
meydana gelen Vatikan Szleri ( Vaticanae Sententiae) ile Herculane
um'da bulunmu baz papirsler iinde yer alan Doa zerine adl ese
rinden karlm baz fragmanlar.
Bunlara Epikuros'un dnceleri ve grleri hakknda bilgi ve
ren daha sonraki baz yazarlar ve onlarn eserlerinde Epikuros'a ve
dncelerine ayrm olduklar ksmlar eklememiz gerekir.
Bu yazarlarn banda hi phesiz Epikuros'un lmnden
yaklak iki yzyl sonra yaam olan ve kendisinden daha nce sz
ettiimiz Romal air Lucretius gelmektedir. Ateli bir Epikuros hayra
n olan Lucretius, eylerin Doas zerine (De Rerum Natura) adn
tayan ve alt kitaptan meydana gelen nl didaktik iirinde atomlar,
onlarn hareketi, ruh ve bedenin yaps, duyum ve dncenin nedeni
ve doas, insan kltrnn gelimesi gibi konularda Epikuros'un g
rlerini en geni biimde ortaya koymutur. Bu grler arasnda Epi
kuros'un kendi eserlerinden bildiimiz grlerinin yansra, Epiku
ros'un eserlerinde karlamadmz ve baz atomlarn doru boyunca
. eseri, kaynaklar ve ksalmalar 43

hareketlerinden sapma ynndeki bir eilime (klinamen) sahip olduk


lar ynndeki orijinal reti de vardr. Lucretius orijinal bir bir d
nr olmad iin, bu retinin de aslnda Epikuros'un kendi retisi
olduu kabul edilmektedir. Bylece hakl olarak Lucretius'un bu ese
rinde verdii aklamalarn Epikurosuluk hakkndaki bilgilerimizi
nemli lde genilecici ve tamamlayc bir nitelik tad kabul edil
mektedir.
Epikuros ve Epikurosuluk hakknda ikinci derecede nemli
kaynaklarmz ise yukarda iaret ettiimiz Diogenes Laertius yannda
Cicero, Seneca, Sexrus Empiricus ve Plutarkhos gibi antik yazarlardr
Cicero yalnz Epikuros iin deil, dier Heleniscik felsefe okulla
r yani Stoaclk ve Septiklik iin de en nemli ikincil bir kaynaktr. Ci
cero, . 1 . yzylda yaam, Orta Stoac dnemin nemli bir temsil
cisi olan Poseidonos'la Yeni Akademi dneminin nemli bir filozofu
olan Antiokhos'la tanm, pheci bir filozof olan Larisa'l Philon'un
rencisi olmu ve hayatnn son ylnda kendisini tmyle edebi ve
felsefi incelemelere vermitir. Cicero, felsefi olarak Yeni Akademi dne
minin pheciliini benimser. Bilgi konusunda phecidir, ama ahlak
konusuna daha pozitif bir adan yaklar. Epikurosu ahlaka ahlak-d
olduu gerekesiyle kar kar. Stoaclarn sertlii ve dar grll
kendisini rahatsz etmekle birlikte, onlarn ahlak ve teoloji konusun
daki grlerini byk bir sempatiyle karlar. Hayatnn son iki yln
da yazm olduu eseri, yiler ve Ktlerin Snrlar zerine (De Fi
nibus Bonorum et Malorum), Tanrlarn Doas zerine (De Narura
Deorum) ve Academica, zamannn mevcut felsefe okulu yani Sto
aclk, Epikurosuluk ve Septiklik zerine geni bilgi veren bir tr felse
fe tarihi ya da felsefe ansiklopedisi olma zelliine sahiptir. Cicero bu
eserlerde dier felsefe okullar yannda Epikurosuluun doa ve ahlak
felsefesi ile Tanr retisi hakknda bize byk lde eletirici, ama ay
n lde nemli ve deerli bilgiler verir, aklamalarda bulunur.
Seneca ise S. 1 . yzylda yaam, Epiktetos ve Marcus Aureli
us'la birlikte Stoacln son dnemi iinde yer alm, resmen Stoacl
benimseyen bir filozoftur. Bununla birlikte Epikuros'a kar belli bir
44 birinci ksm: epikuras ve epikurasculuk

saygs ve sempatisi vardr. Lucillius'a yazm olduu ilk ahlak mek


tuplarnn ounu -bu mektuplar Ahlak zerine Mektuplar (veya Ah
laki Mektuplar) bal altnda biraraya getirilmilerdir- Epikurosu
bir zdeyile bitirmekten holarur.
sa'dan sonra yaklak 200'lerde (2. yzyln ikinci ve 3. yzy
ln ilk yarsnda) yaam olan Sextus Empiricus esas itibariyle ilka
Septiklii ile ilgili en nemli kaynaktr. Gnmze kadar kalm olan
eserinde (Pironculuun Ana Grleri, Dogmatik/ere Kar ve Bil
giniere Kar) bir yandan kendi zamanna kadarki Septikliin tarihi ve
retileri ile ilgili geni bilgi verirken dier yandan Septikierin kendile
rine kar kt ve Dogmatikler olarak niteledii dier felsefe okulla
rnn, bu arada Epikuros ve Epikurosuluun, eitli alanlarda ortaya
atm olduklar pozitif tezleri veya iddialarn ele alr ve onlar hakkn
da nemli bilgi ve aklamalarda bulunur.
Plutarkhos da Roma dneminde yaam (S. yaklak 50-125)
ve baz popler denemeler, eserler kaleme almtr. Bunlar arasnda,
Roma dnyasnn nde gelen kiileriyle, Yunan dnyasnda onlarn
benzeri olan kiiler arasnda yapt karlatrmalar iiren Paralel
Hayatlar' zellikle nldr. Plutarkos esas olarak Platoncudur ve Sto
aclk gibi Epikurosulua da kardr. Ancak Stoaclada ilgili olarak
en nemli ikinci dereceden kaynaklarmzdan biri olduu gibi zellik
le Colotes'e Kar (Adversus Colotem) -ki Colotes bir Epikurosudur
adl eserinde, devlete hizmet etmeyi veya devletin yarglarn kendi ki
isel mutluluunun zerinde grmeyi reddetme ynndeki Epikurosu
grlere kar kyla Epikurosuluun bu konudaki tezlerini anla
mamza yardmc olacak baz bilgiler vermektedir.
Nihayet bu kaynaklara nl Aristatdes yorumcular, Afrodis
yasl Aleksandros'u, Simplikios'u, ilk Hristiyan kilise babalarndan s
kenderiye'li Clemens'i-Ciemens'in eitleme/er ( Stromata) adl eseri
kendisinden nceki Yunan filozoflar ve onlarn grleri hakknda
son derecede geni bilgi ieren bir tr felsefe tarihi veya felsefe ansik
lopedisi niteliindedir - ve daha az nemli olmak zere Aetius, Stoba
ios gibi dier baz ilka doksograflarn eklememiz gerekir.
. eseri, kaynaklar ve ksalmalar IJ5

Helenistik dnem felsefe okliarna ve bu okliara mensup filo


zoflara ait tm nemli metinler ( Diogenes Laertius, Cicero, Seneca,
Sextus Empiricus, Plutarkhos ve dier yazarlarn eserlerindeki ilgili k
smlar) modern iki nemli almada biraraya getirilerek ngilizce'ye
evrilip yaynlanm bulunmaktadr. Bunlar A. A. Long ve D. N. Sed
ley'in ilk kez 1 9 8 7 ylnda yaynlam olduklar Helenistik Filozoflar
(fhe Hel/enistic Philosophers) adn tayan kitaplaryla Brad lnwood
ve L. P. Gerson'un bundan hemen bir yl sonra yaynlam olduklar
Helenistik Felsefe, Giri Niteliinde Okuma Paralar (Helienistic Phi
losophy: Introductory Readings) adl eserleridir.
imdi, bu almada ele aldmz filozoflarn kendi eserleri,
kendi dnceleri ve onlar hakknda verilen bilgilerle ilgili olarak da
yandmz bu metinlere yapacamz gndermeler hakknda ksaca
bilgi verelim.
Diogenes Laertius'a dayandmz yerlerde imdiye kadar izledi
imiz ayn gnderme sistemini kullanmaya devam edeceiz (DL, X, 3 1
gibi). Daha nce deindiimiz gibi Epikuros'un mektubu ve Temel
retiler'i Diogenes'in bu eserinde Epikuros'a ayrlm olan X. Kitap
ta tmyle alntianm bulunmaktadr. zel olarak bu mektuplara ve
Temel retiler'e atfta bulunduumuz yerlerde Diogenes Laertius'ta
ki ilgili paragraf numaralarna iaret etmekle yetineceiz (Herodotos'a
Mektup, 35 gibi). Epikuros'un daha sonra bulunmu olan ve lka
yazarlar tarafndan zikredilmemi olan Vatikan Szleri ve Doa ze
rine adl eserine atfta bulunduumuz durumlarda ise bu eserleri zel
olarak belirteceiz.
Long-Sedley, yukarda belirttiimiz eserlerinde Helenistik d
nemde ortaya kan Epikurosu, Stoac ve Septik okliara ait ana me
tinleri yetmi iki ana balk altnda vermekte ve bu balklarn her bi
ri iinde yer alan metin paralarn veya fragnanlar byk alfabetik
harflerle sralamaktadrlar. Bu esere gndermede bulunduumuz yer
lerde de onlarn bu sistemini kullanacaz. Bylece rnein aada
(Long-Sedley, 53 A) eklinde yapacamz bir gnderme bu eserde St
aclara ayrlm olan ksmda, onlarn ruh anlaylaryla ilgili 53. b-
46 birinci ksm: epikuras ve epikurasculuk

lmde, A harfiyle gsterilen Origenes'in verdii habere veya bilgiye


iaret etmektedir. Inwood-Gerson'un eserlerine gnderme yaptmz
yerlerde ise yalnzca onlarn bu eserlerinin sayfa numaralarn verece
iz (lnwood-Gerson, 256 gibi).
Lucretius'un eylerin Doas zerine'si be kitaptan meydana
gelen manzum bir eserdir Bu eserden alnt yaptmz veya ona gn
derdiimiz yerlerde evrensel teamle uyarak onun hangi kitabna ve
bu kitaptaki hangi msralara atfta bulunduumuzu belirteceiz (ey
lerin Doas zerine, 2, 1 56-76 gibi).
Sexrus Empiricus'un yukarda szn ettiimiz eserine atfta bu
lunduumuz yerlerde ise bu eserin Bury tarafndan yaplan evirisinde
ki numaratandrma sistemini izleyeceiz. Bylece srasyla szn etti
imiz eserin nce adn, sonra kitap ve paragraf numaralarn verece
iz (Pironculuun Ana Grleri, I, 27-35 gibi).
Cicero'nun yukarda belirttiimiz eserleri ile ilgili olarak da Sex
rus Empiricus'un eserleri iin izlediimiz ayn yntemi benimseyeceiz.
Bu eseriere veya kaynaklara yapacamz gndermelerde kulla-
nacamz ksaltnalarn almlar udur:
DL Diogenes Laertius, nl Filozoflarm Yaamlar ve retileri
MM Epikuros, Menoikeus'a Mektup
PM Epikuros, Pythocles'e Mektup
HM Epikuros, Herodotos'a Mektup
T Epikuros, Temel retiler
VS Epikuros, Vatikan Szleri
D Lucretius, eylerin Doas zerine =De Rerum Narura
TD Cicero, Tanrlarn Doas zerine=De Narura Deorum
K Cicero, yiler ve Ktlerin Snrlar zerine= De Finibus
Bonorum et Malorum
Acad. Cicero, Academica
PAG Sexrus Empiricus, Pironculuun Ana Grleri =Pyrrho
neae Hypotyposes=Oudines of Pyrrhonism
MK Sexrus Empiricus, Mantklara Kar=Pros Logikos=Aga
inst the Logicians
2. eseri, kaynaklar ve ksalmalar 47

DBK Sexrus Empiricus, Doa Bilimcilere Kar =Pros Physi


kos=Against the Physicists
AFK Sexrus Empiricus, Ahlak Felsefecilerine Kar = Pros Ethi
kos=Against the Ethicists
BK Sexrus Empiricus, Bilginiere Kar =Pros Mathematikos=
Against the Professors
LS Long-Sedley, The Hel/enistic Philosophers
lG lnwood-Gerson, Hel/enistic Philosophy: ntroductory Re
adings
Kitabn sonunda yer alan Kaynaka'da almamzda dayand
mz bu temel metinlerle dier ikinci dereceden eserlerin tam listesi
bulunmaktadr.
3
Bilgi Kurami

" B T N D UYUMLAR D O G R U D U R ; B U N A K A R I L I K BTN F i K i R L E R


D O G R U D E G i L D i R , K E N D i ARALA R I N DA BAZI AYR l M LA R I KAB U L
E D E R L E R . i Z L E N iM L E RiMiZE DAYANARAK V E RDiGiMiZ H K M L E R
O LMALA Rl N DAN T R O N LAR l N BAZ I S I D O G R U , BAZ I S I YAN L lTl R
VE BiZ YA iZLEN i M LE R iMiZE B i R EY E KLEYEREK VEYA O N LARDAN
B i R E Y l KARARAK G E N E L O LARAK A K l L DAN YOK S U N O LAN D U
Y U M U ARPlTlP BAZI EYL E R i D O G R U , BAZI LARI N I YAN L l D i Y E D E
G E R L E N D i RiRiz."
Sextus E m p i ricus, Mantk/ara Kar, , 2o6210
Epikuros'un bir bDstD.
FELSEFENN KlSlMLARI
iogenes, Epikuros'un felsefeyi kanonik (mantk), fizik (doa fel
D sefesi) ve ethik (ahlak felsefesi) olmak zere ksma ayrm ol
duunu sylemektedir.
Yine Diogenes'in verdii bilgiye gre kanonik veya mantk, Epi
kuros'un sisteminde kullanlan yntemleri salamaktadr ve Epikuros
ular ona lt veya ilke bilimi ya da felsefenin temel blm demek
tedirler. Epikuros'un mantk hakkndaki grleri lt zerine (Ca
non) adl tek bir eserinde toplu olarak sergilenmi bulunmaktadr.
Felsefenin ikinci ana blmne, fizie gelince, o tm doa ince
lemesini, olu ve yokolula ilgili konular ele almakta ve Epikuros'un
Doa zerine adn tayan otuz yedi eseriyle zet bir tarzda olmak
zere iki mektubunda, Herodotos'a Mektup'la Pythokles'e Mektup'ta
sergilenmektedir.
Ethie veya ahlak felsefesine gelince o, peinde koulacak ve ka
n lacak eyleri, hayatn amac ve eitli hayat tarzlaryla ilgili incele
rneyi kapsamakta ve Epikuros'un Hayatn Amac zerine, Hayat
Tarzlar zerine adl eserleriyle yine mektuplarnda, zel olarak Me
noikeus'a Mektup'ta ele alnmaktadr (OL, X 29-30).
52 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

Epikuros'un doa felsefesi ve ahlak felsefesi hakknda elimizde


yeterli bilgi olmasna karlk bilgi kuram hakknda fazla bilgi yoktur.
Yukarda sz edilen bilginin kayna ve dorunun lt zerine ana
eseri olan lt (Canon) veya O/ Denei zerine adl eseri kaybol
mutur. Bu konudaki grlerini esas olarak Diogenes'in sz edilen ki
tabnda verdii bilgilerle ayn konu hakknda daha sonraki yazarlarn,
zellikle Sextus Empiricus'un yapt aklamalardan renmekteyiz.

DOGRUNUN LT: DUYUMLAR,


DUYGULAR VE KAVRAMLAR
Epikuros'un Aristoteles tarafndan oluturulduu biimiyle formel
mantkla yani tanm, nermeler, nermeler aras ilikiler, kyas, kant
lama, diyalektik vb. gibi dedktif akl yrtme ile ilgili konularla hi
ilgilenmedii (K, 1, 22), buna karlk bilgi kuramma ilikin baz
zel problemleri ele ald grlmektedir. Bunlarn banda bilginin
kayna, nasl elde edildii, dorunun lt gibi konular gelmektedir.
Bylece onun endktif veya tmevarmsal bir bilim mantn ortaya
koyma ynnde belli bir aba iinde bulunduunu ve bu alanda deer
li baz grler ortaya attn grmekteyiz.
Diogenes Laertius'a gre Epikuros, lt zerine'de dorunun
veya hakikatin lt olarak eyi ileri srmtr. Bunlar ) D uyum
lar veya duyusal alglar, ) Fikirler veya kavramlar, 111) Duygular veya
i duyumlardr. Diogenes Laertius Epikurosularn bunlara daha son
ralar 'dnceyi bir alg zerinde younlatrma'y da eklediklerini
sylemektedir.
'Duyumlar' veya 'duyusal alglar'n ne olduunu biliyoruz. Bun
lar duyu organlar araclyla dmzda bulunan nesneler hakknda
sahip olduumuz duyusal izlenimlerdir. Epikuros 'Duygular' derken
ise insann kendi i halleri ile ilgili olarak sahip olduu izlenimleri kas
tetmektedir. rnein, benim u anda a olduuma veya dme
dair izlenimlerim bu gruba girmektedir. Epikuros, duygular arasnda
en nemli veya en temel olanlarnn, haz ve ac duygular olduunu
sylemektedir. Epikuros'a gre, d dnyada bulunan nesneler hakkn-
3. bilgi kuram 53

da bize bilgi veren eylerin duyumlar olmasna karlk kendi doamz


hakknda bize bilgi veren eyler duygularmzdr. Bunlar arasnda da
haz ve ac duygular neyin peinde komamz, neden kanmamz ko
nusunda temel lt salarlar.
Dorunun lt olan ikinci eye, fikirler veya kavrarnlara ge
lince, Epikuros onlar 'prolepsis' diye adlandrmaktadr: 'Prolepsis'
Epikuros'un bilgi kuramnda eitli anlamlara gelmektedir. Ancak onu
esas olarak tekrarlanan duyu izlenimlerinden meydana gelen genel
kavramlar veya fikirler olarak tanmlayabiliriz. te yandan prolep
sis'in, duruma gre 'n fikir', 'n kavram' (preconception) olarak da
karlanmas gerekmektedir.
Epikuros 'prolepsis' in aslnda duyusal izlenimlere dayandn
sylemektedir. Ancak duyumlar tikel olup, nedenleri olan nesnelerin
aktel varl ve etkisi sonucu ortaya karlar. Bu etkilerin sonucu
meydana gelen duyusal izienimler ise etki kaynaklar ortadan kalkt
nda da zihinde varlklarn srdrr ve bylece hatralar oluur. Tek
rarlanan duyumlarn eseri olarak ortaya kan hatralarn birikmesi,
deneyi meydana getirir ve deney de zihinde szn ettiimiz n fikir
lere, kavrarnlara yol aar. Bylece rnein tikel, bireysel insanlara ait
tekrarlanan ve handanan deneyden zihnimizde genel insan fikri veya
insan kavram meydana gelir.
O halde Epikuros'un bilgi kuram, ok ak bir ekilde deneyci
dir (empirist). Epikuros, Platon'a kesin bir ekilde kar karak, btn
bilgilerimizin kaynanda duyumlarmzn bulunduunu ileri srer ve
sahip olduumuz fikir veya kavramlarmzn kendilerini de temelde
duyu alglarna indirger. Bununla da kalmaz, duyumlarmz veya alg
larmzn kendileri bakmndan yanlmaz olduklarn syler. Epiku
ros'a gre bizi evreleyen dnya, bu dnyadaki varlklar, olaylar, do
ann kendisi ve nihayet kendimiz hakknda bilgi edinmek iin elimiz
de duyularmzdan (d ve i duyularmzdan) baka bir bilgi kayna
mz olmad gibi bizatihi duyumlarmz da bizi asla yanltmazlar.
Nitekim Epikuros daha nce Demokritos'un, duyularn yanl
bilgi verdiini ileri sren akla kar "Zavall akl, beni yere serrnek iin
54 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

delillerini yine benden alyorsun" diyen nl szn bir baka ekilde


tekrarlayarak aynen unlar syler:

" Eer btn d uyumlarna kar karsan, elinde kendisine dayana


rak bu yanl olduunu ileri srdn duyumlarnn yanl olduu
na hkmedebilecein hibir eyin kalmaz" (LS, 16 D).

DUYUMLAR YANILMAZDIR
Duyu alglar neden yanl deildir? Bununla ilgili olarak Diogenes La
ertius, E pikuros'un u aklamasn vermektedir:

" nk her duyum akldan yoksundur (irrarional), hatriama g


cne sahip deildir; nk duyular ne kendi kendilerini harekete
geirirler ne de d bir nedenin etkisiyle hareket ettiklerinde bu d
nedene herhangi bir ey ekieyebilir veya ondan bir ey eksiltebilir
ler. Ayrca bir duyu algsn rtebilecek veya onun yanl olduu
nu gsterecek hibir ey yoktur: Bir duyu algsn, ayn trden bir
baka duyu algs rtemez, nk her ikisi ayn gce sahiptirler;
bir duyu algsn baka bir duyunun rn olan bir alg rtemez,
nk onlar ayn nesne hakknda deildirler; nihayet duyu algs
akl yrtme tarafndan da rtlemez, nk her trl akl y
rtme duyu algsna baldrn (DL, X, 3 1-32).

Epikuros'un bu szlerinde, duyumlarn kendileri bakmndan


yanlmaz olmalarnn temelinde onlara hibir ekilde akl yrtme ve
ya hatriamann karmam olmas olgusunun yatt anlalmaktadr:
Duyumlar, duyularn nesneyle dorudan temas sonucu ortaya kar ve
bylece nesneyi uygun bir ekilde yanstmaianna engel olan hibir e
yin etkisine maruz kalmazlar. Bu durumda, onlarn nesneyi kendinde
olmad bir ekilde yanstmalar iin hibir neden mevcut deildir.
Duyumu sadece nesnenin kendisi harekete geirir ve duyu organnn
kendisi nesne hakkndaki algya hibir ey eklemez, ondan hibir ey
karmaz. Bylelikle ortaya kan duyum, otomatik olarak veya ken
diliinden doru olmak zorundadr.
Ancak eer bilginin kayna sadece duyuniarsa ve yine eer du-
3 bilgi kuram 55

yusal izienimler kendileri bakmndan hibir zaman yanl deillerse, o


zaman yanl nedir? Yanln kayna veya aklamas nedir? Duyu ya
nlglar diye bir ey yok mudur? rnein ben uzaktan bir kuleye ba
kyorum ve onun bir silindir eklinde olduunu gryorum. Sonra bu
kuleye yaktayorum ve bir nceki izienimimin veya grmn yan
l olduunu, nk onun bir silindir deil de kare prizma eklinde ol
duunu anlyorum. Ayn ekilde suya batrlm bir kree bakyorum
ve onun krk olduunu gryorum. Elimle dokunduurnda veya k
rei sudan kardmda ise onun krk olmadn gryorum. Bu du
rumlarda nasl olur da ilk izlenimlerimin veya duyumlarnn yanl ol
madklarn sylemeye devam edebilirim?
Sonra eer btn duyumlar doruysa, ryalarmda sahip oldu
um duyusal izlenimlerimle, gerek diye nitdediim hayatta sahip ol
duum duyumlarm arasnda nasl bir fark vardr ? R yalarmda gr
dm hayallerin ikincilerden farkl olduklar, nk nesnel bir eye
karlk olmadklar, dolaysyla doru olmadklar ak deil midir?
Ayn ekilde normal, salkl insanlarn duyumlaryla delilerin,
akl hastalarnn hayalleri, sanrlar arasnda bir fark olmadn, onla
rn birincilerle ayn lde doru olduklarn nasl ileri srebiliriz?

DUYUSAL ALGININ KONUSU DI NESNE DEGL, iMGEDR


Epikuros kendisine yneltilebilecek olan btn bu itirazlarn farknda
dr. Bunlara ramen savn ne srmesinin nedeni Epikuros'un duyum
ve onun yanlmazlyla ilgili olarak zel ve bu itirazlarn geerliliini
ortadan kaldracam dnd ince bir gre sahip olmasdr. Bu
gr, esas olarak duyusal algda normal bir biimde algladmz e
yin bir 'd nesne' deil de ona ilikin 'imge' olduu tezine dayanmak
tadr. Bu tezin sonucunda, tm duyumlarn veya alglarn, konular
olan 'imgeler'i doru olarak yanstmalar nedeniyle ayn deerde yani
doru olduklar anlalmaktadr. Bu imgelerin, nedenleri veya kaynak
lar olan nesnelerle ilikilerine, onlara uyup uymadklarna gelince; bu
Epikuros'a gre duyumla deil, 'yarg'yla ilgili bir konudur. Bylece
duyumlarn, duyum olarak asla yanl olmamalarna karlk, duyu al-
56 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

glarn nesnelerin kendileriyle zdeletiren fikirler, kanlar, yarglar


doru ya da yanl olabilir.
Long-Sedley, Epikuros'un bu tezini aklamak iin isabetli bir
ekilde fotoraf benzetmesinden yararlanmaktadr: Bir fotorafn d
bir nesneye ilikin olduu, onun fotoraf olduunu dnr; bu nes
nenin kendisini, biim ve rengini, 'sadk' bir ekilde yansttn kabul
ederiz. te yandan fotorafta grdmzden veya fotorafn bize
gsterdiinden hareketle fotorafn konusu olan eyin kendisi hakkn
da yanl bir ey sylersek; rnein fotografn bir yerinde grnen k
k bir karaltnn bir insan olduu eklinde bir yargda bulunup da,
bir ekilde bu yargmzn yanl olduunu renirsek, bundan fotora
fn kendisini deil, bu yanl yargda bulunan, oradaki karalty yanl
olarak bir insan diye yorumlayan kendimizi veya kendimizdeki bir
baka eyi sorumlu tutarz (LS, 16 vd).
Epikuros duyusal alglarla ilgili olarak, gerekten bu ekilde d
nyor gibi grnmektedir. Ona gre, bir ey hakknda grmeyle il
gili bir izlenime sahip olduumuzda, bu izlenirnin d bir nesneye ili
kin olduunu dnrz ama, dier yandan bu izlenimimizin 'doru'
olduunu da kabul ederiz. Ancak bunun, nesnenin kendisini, onun bi
im veya rengini doru olarak yanstmas anlamnda deil de, grme
duyusunun nesneye ait olan, nesneden kendisine gelen bir imgeyi do
ru olarak ifade etmesi anlamnda "doru" olduunu syleriz. Birinci
anlamda yani nesne hakkndaki duyumumuzun, nesnenin kendisine,
onun nesnel niteliklerine uymas anlamnda doru olmadn kabul
ederiz; nk suya hatrlan bir krein nesnel olarak krk olmad
n biliriz. kinci anlamda onun doru olduunu syleriz; nk krek
hakknda, tamamen doru olarak, onun krk olduuna ilikin bir im
geye sahip olduumuzu biliriz.
Sextus Empiricus da Epikuros'un bu grn aklamak iin
son derece ilgin bir rnek vermektedir. Bu rnek, Yunan mitolojisin
de veya edebiyatnda Orestes'in babasn ldrdkten sonra sululuk
duygusu iinde gerekte olmadklar halde kendisini her yanda takip
ettiklerine inand intikam perilerine (Eriny'ler) ilikin algsyla ilgili-
3- bilgi kuram 57

dir. imdi Epikuros'a gre, Orestes'in bu algsnn 'yanl' olduunu


syleyebiliriz. Ancak te yandan Orestes'in gerekten intikam perileri
ni 'grd'n de syleyebiliriz. Orestes, Epikuros'a gre, eer grd
eyin 'intikam perilerinin imgeleri' olduunu sylerse, doru bir ey
sylemi olacaktr. Ama eer bu imgelerden hareketle, darda kendi
sini takip eden intikam perilerinin nesnel olarak var olduu grne
yani yargsna varrsa, phesiz bu yargs yanltr:

"Epikuros btn duyusal izlenimlerin doru olduunu ve her duyu


sal izlenirnin var olan bir eyin rn olduunu, onun duyuyu ha
rekete geiren eye benzer bir ey olduunu, baz izlenimlerin doru
bazlarnn yanl olduunu ileri srenterin yanlg iinde olduklar
n, nk onlarn kany apaklktan ayrdedemediklerini syleyip
durmaktayd. Her halkarda Orestes'in intikam perilerini grd
n sanmas meselesinde onun bu duyumu doru idi, nk bu du
yumun gerisinde onlarla ilgili imgeler bulunmaktayd ve bu imgeler
gerekten vard. Bununla birlikte o bu imgelerin gerek nesnelere
karlk olduunu dnmekte yanlg iindeydi" (MK, Il, 63).

iMGELER DOGRULUK DEGERLER BAKIMINDAN


BRBiRLERiNDEN FARKLI OLABLRLER
Epikuros'un -veya Empiricus'un- bu aklamas ilgin olmakla birlik
te yukarda sorduumuz sorularn iaret ettii ciddi problemleri hala ve
btnyle zmemektedir: ster nesneler hakknda, isterse onlara ili
kin imgeler hakknda olsun, sonu olarak duyusal izlenimlerimiz bir
birlerinden farkldr ve neden ileri gelirse gelsinler, sonuta 'duyu ya
nlglar' diye adlandrlan olaylar vardr. te yandan ryalarda gr
len eylere ait duyumlarla, gerek hayat meydana getiren varlk ve
olaylara ilikin duyumlar; hastalarn, delilerin duyumlaryla normal
insanlarn duyumlar arasnda da farklar vardr. Bu farkllklar kabul
etmemek, duyumlar arasnda elikileri reddetmek Epikuros'un kendi
sinin de kabul ettii gibi 'her eyi birbirine kartrmak' olacaktr
(HM, 52). O halde duyumlar arasnda bir ayrm yaparak, baz du
yumlarn imgelerine uygunluklar asndan deil -nk imgelerine
uygunluk bakmndan btn duyumlar ayn lde dorudur- bu im-
58 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

gelerin kaynaklar olan nesnelerine uygun olmalar bakmndan dier


lerinden farkl olduunu yani 'doru' olduklarn kabul etmek gerekir.
Epikuros'un kendisi de buna itiraz etmemekte, bir yandan yu
karda deindiimiz tezi yani btn duyumlarn konular olan imgele
rine uygunluklar bakmndan ayn lde yanlmaz olduklar eklin
deki grn devam ettirirken, bir yandan duyumlar arasnda do
ruluk deerleri bakmndan bir farklln olduunu kabul etmekte ve
bu farklln aklamasn verme ynnde bir abada da bulunmak
tadr. Bunun iin gelitirdii reti ise onun bir yandan duyumlar
ak seiklik veya canllk bakmndan birbirlerinden ayrmaya, br
yandan onlarn bu farkllklarnn kayna olarak duyu organnn du
yumun nesnesine yaknl-uzakl, bu nesnenin kklk-bykl
, duyu organyla duyurnun nesnesi olan ey arasndaki ortamn
zellikleri gibi baz kavramlardan veya ayrmlardan yararlanmasna
dayanmaktadr.

AMA AIK, SEiK VE CANLI DUYUMLAR


DAHA DOGRUDURLAR
Genel olarak ifade etmemiz gerekirse, Epikuros'a gre ak seik ve
canl duyumlar, byle olmayan duyum/ara gre nesnelerine daha sa
dktr. Duyu organyla duyurnun nesnesi arasndaki uzaklk ne kadar
azsa, duyusal nesne ne kadar bykse, ikisi arasndaki ortam ne kadar
az farklysa, duyum o kadar belirli, canl, ikinci anlamda yani imgesi
ne deil de imgenin konusu olan nesnenin kendisine sadk olmas an
lamnda 'doru' olacaktr.
te yandan 'ideal' bir duyum iin uygun artlarn olmamas du
rumunda yargya varmamak, yargy bu artlarn ortaya kaca bir
zamana kadar bekletmek de, Epikuros'a gre bir seenek, en iyi see
nektir. Diogenes Laertius bu konuyla yani Epikurosularn, hakknda
karar vermedikleri, karar vermek iin uygun artlarn olmasn bekle
dikleri dorulada ilgili olarak 'bekleyen dorular' kavramn ortaya
attklarn belirtmektedir. rnein, bir kulenin ne olduu, hangi ekle
sahip olduunu anlamak iin onun yaknna gelmek ve yakndan nasl
3. bilgi kuram 59

grndne bakmak gerekir. Bu noktaya gelinceye kadar yapmamz


gereken ey ise kule hakknda karar vermemek, ona ilikin sahip oldu
umuz izlenimimizi 'bekletmek' olacaktr (DL, X 34).
Sonu olarak Epikuros bize unu sylemektedir: Uzakta bulu
nan bir kule yi yuvarlak grrz ama, onunla aramzdaki uzaklk azai
dka ona ilikin duyumumuz daha elverili artlar iine girdii veya
iyiletii iin imgemiz de deiir ve iyileir. Suyun iindeki bir krei
krk grrz, ama onu iinde bulunduu ortamdan karp bizimle
ayn ortama yani hava ortamna koyduumuzda yine ayn nedenle du
yumumuz daha ak ve nesnesine daha uygun bir ekle brnr. Ka
ranlkta veya az kta grdmz bir kiinin Sokrates olduunu zan
nedebiliriz, ama yeterli kta ve yeterli yaknlkta baktmzda onun
Platon olduuna ilikin duyumumuzun daha doru bir duyum olaca
na phe yoktur.
Bylece ikinci durumda olan duyularmzn daha doru duyum
lar olacan, bu durumda olmayan duyumlarmz hakknda ise bu
zellie sahip duyumlar oluncaya kadar beklememiz, onlar bu sre
iinde 'bekleyen dorular' olarak grmemiz uygun olacaktr.

DUYUMLARlN MEKANZMASI
Epikuros'un, bu grnn arkasna ise duyurnun fiziksel olarak mey
dana geli sreci veya mekanizmasyla ilgili daha zel, yine ilgin bir
baka retisini yerletiedii anlalmaktadr. Bu retiye gre duyum
lar, konular olan nesnelerin darya kendilerine benzeyen son derece
de kk imgeler veya resimler, akmlar frlarmalar sonucu meydana
gelirler. Bu imgeler son derece incedirler ve her ynde hareket ederler.
Onlar duyu organlar zerinde bulunan ayn derecede ince gzenekler
den girerek zihne ularlar ve bylece duyumu meydana getirirler. Du
yumu meydana getiren imgenin sreklilii ise nesnelerden darya bu
imgelerin srekli olarak frlatlmalar sonucudur. Eer bu imgeler s
rekli olarak darya frlatlmam ve duyu organiannza srekli ola
rak gelmemi olsayd, bizim bu imgeleri kesikli olarak alglamamz ve
ya bir sre sonra hi alglamamamz gerekirdi ( DL, X 49-50).
60 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

imdi bu imgeler duyu organna ne kadar uzaksalar, kendileri


ni duyu organna tayan ortamn yani havann (veya suyun) etkisine
o kadar maruz kalrlar. Bylece fiziksel bir yapda olan imgelerin ke
narlar anr ve duyu organna ulatklarnda ortaya kan ey, rne
in uzaktan grlen dikdrtgen prizma eklindeki kule ile ilgili olarak,
artk kenarlar anm yuvarlak kule imgesidir. Bylece bizim uzakta
ki bir kuleyi yuvarlak olarak grmemizin kayna, aslnda bizim duyu
organmzda bulunan bir zellik deildir, bizzat sz konusu imgenin
kendisinde bulunan bir eydir; sz konusu imgenin kendisinin keli
deil, yuvarlak bir kule imgesi olmasdr.
Aka grld gibi Epikuros'un bu aklamasna kar 'Ama
kulenin yanna yaklatmzda onu keli olarak grmekteyiz' deme
nin fazla bir anlam yoktur. nk Epikuros kenarlar anan, ypra
nan eyin zaten 'nesne olarak kule' deil, ona ilikin 'imge-kule' oldu
unu sylemektedir. Kulenin yaknnda bulunan bir insann grme du
yusuna gelen imgeler hava tarafndan annaya maruz kalmadklar
iin onunla ilgili grsel duyum, hi phesiz keli kule imgeleri ola
cak, bylece sz konusu duyum da keli kule duyumu olacaktr.
Buraya kadar sergilerneye altmz btn bu grleri Sexrus
Empiricus tek bir pasaj iinde ve son derece etkili bir biimde yle
zetlemektedir:

" Baz insanlar bir ayn duyu nesnesinden, rnein grmenin ko


nusu olan bir nesneden kaynaklanr gibi grnen izienimler ara
sndaki farkllklar yanltmaktadr... Onlar izienimler kendi arala
rnda bu ekilde farkl olduklarnda ve birbirleriyle attklarn
da bu izienimlerden birinin doru, dierinin yanl olmasnn zo
runlu olduunu dnmektedirler. Ancak bu yanl bir dnme
dir ve eylerin gerek doasn tam olarak gz nne almayan in
sanlarn sahip olduu bir grtr. nk argmanmz grme
nin konusu olan eylere dayandrrsak, grlen ey tm cisim de
ildir, onun rengidir. Renge gelince, yakndan veya makul bir me
safeden grlen eylerde olduu gibi onun bir ksm cismin kendi
si zerindedir, bir ksm ise uzak mesafeden grlen eylerde oldu
u gibi cismin drpnda, nesnel olarak cisme bitiik olan uzaydadr.
3 bilgi kuram 61

Bu renk, bu aradaki uzayda deitii ve zel bir biim ald iin


kendi gerek doasna benzer olan farkl bir izienim meydana ge
tirir. Nasl ki, bizim gerekte duyduumuz flemeli bir alg iin
deki ses veya baran bir insann azndaki ses olmayp kulam
za erien ses ise ve nasl uzak bir mesafeden zayf bir ses duyan bir
insann, yaklatka onu daha yksek olarak duymasndan dolay
[ilk sesi] yanl duymu olduunu sylemezsek; uzak bir mesafe
den bir kuleyi kk ve yuvarlak gren birinin, yakn mesafeden
onu keli ve daha byk grmesinden dolay yanl bir grmeye
sahip olduunu sylemememiz, tersine duyu nesnesi ona [algla
yan kiiye] kk ve belli bir ekilde grndnde, bu nesnenin
gerekten kk ve belli bir ekilde olmasndan dolay onun do
ru bir ey sylediini belirtmemiz gerekir. Bunun nedeni havada
yapt yolculuun sonucu olarak sz edilen imgelerin kenarlar
nn anm olmasdr: Ayn ekilde o byk ve farkl bir biimde
grndnde gerekten de byk ve farkl bir biimdedir. n
k bu iki durumda sz konusu olan ey, artk ayn ey, ayn nes
ne deildir. Yakndan grnen ey le uzaktan grnen eye ilikin
izlenimlerin nesnesinin bir ve ayn nesne olduunu varsayan [du
y um deil ] , arpk kan dr Duyurnun kendine zg ilevi sadece
.

rnein renk gibi var olan ve kendisini harekete geiren eyi alg
lamak olup, buradaki nesnenin oradaki nesneden farkl bir nesne
olduu ynnde bir hkm vermek deildir. Bundan dolay btn
duyumlar dorudur, [buna karlk btn fikirler doru deildir]
onlar kendi aralarnda baz ayrmlar kabul ederler. zlenimlerimi
ze dayanarak verdiimiz hkmler olmalarndan tr onlarn
bazs doru, bazs yanltr ve biz ya izlenimlerimize bir ey ek
leyerek veya onlardan bir ey kararak, genel olarak akldan yok
sun ( irrational) olan duyumu arptarak baz eyleri doru, baz
larn yanl diye deerlendiririz" (MK, I, 206-2 1 0 ) .

YARGI VEYA KAVRAM


Epikuros'a gre, duyusal alglar bylece veya bu anlamda yanlmaz ol
makla ve dorunun ltnden birini oluturmakla birlikte, gene
de bilgiyi oluturmazlar. Onlar bilginin elde edilmesindeki ilk aama
y, malzeme salama aamasn temsil ederler; nk onlar bize bir e
yin ne olduunu sylemezler. nk bir eyin ne olduunu sylemek
onun hakknda bir yargda bulunmaktr. Yarglamann ortaya kma-
62 birinci ksm, epikuros ve eplkurosculuk

s iin ise dorunun ikinci ltne, Epikuros'un ' prolepsis' olarak ad


landrd eye ihtiyacmz vardr.
'Prolepsis', daha nce de deindiimiz gibi, geni bir alan iine
almaktadr. O, Epikuros'ta kavramlar, tmeller, fikirler, n kavramlar,
n fikirler ( prolepsis, preconceptions) anlamna gelmektedir. te yan
dan Epikuros'un bu n kavramlardan veya fikirlerden neyi kastettii
son derece aktr. Diogenes, onun bunlardan 'bir tr kavray', 'do
ru san', 'genel kavram', ksaca 'zihinde bulunan her trl tmel fikir
ler'i kastettiini sylemektedir. Diogenes'in bununla ilgili verdii r
nek de ayn lde aklaycdr:

"nsan" kelimesi telaffuz edilir edilmez bir tr n fikirle, bir n


kavray fiili ile gzmzn nnde genel bir kavram olarak insa
nn biimi canlan : Eer daha nceden insan denilen eyle ilgili bir
n fikrimiz veya kavrammz olmasayd, 'insan' kelimesi bizim iin
bir anlam ifade etmezdi. Ayn ekilde "u uzakta duran ey ya bir
at veya srdr" demek iin daha nce at veya sr hakknda bir
n fikrimizin olmas gerekir. nk daha nce at veya sr hakkn
da byle bir n fikrimiz, kavrammz veya kavraymz olmasayd,
onu bu ekilde adlandramazdk. O halde kavramlar, yarglarn ve
dolaysyla dilin temelinde olan eylerdir (DL, X 33).

te yandan Epikuros, bu n fikirlerio kendilerinin duyusal kay


nakl olduunu, nk duyusal alglardan trediini dnd gibi,
deneysel kayna olmayan Tanr, adalet, iyilik vs. gibi fikirler de iin
de olmak zere btn dier fikirlerimizin de bu n fikirlerden tremi
olduklarn dnr gibidir. Diogenes Laertius, Epikuros'un n fikir
lerden dier fikirleri tretmek iin baz yntemler kullandmz sy
lediini ve bu yntemleri karlatrma, benzetme, birletirme olarak
saydm belirtmektedir:

nsan bylece duyusal alglar sonucu olumu olan n fikirleri ken


di aralarnda birbirleriyle ilikiye sokarak, yeni fikirler oluturma
imkanna kavumaktadr (DL, X 32).
3. bilgi kuram 63

Bylece Epikuros'un, son derece sk deneyci bir bilgi kuram


gelitirdiini grmekteyiz. Epikuros'ta, Platon'un doutan fikirleri ve
ya idealarn aklsal sezgisi diye bir ey yoktur. Hatta Aristoteles'in kav
ramlar arasndaki ilikilerden bilimsel doruya geme yntemi yani
akl yrtmeleri ve kyas bile grlmez. Epikurosu bilgi kuram b
tn bilgilerimizin temeline duyusal deneyi yerletirmekte, genel kav
ramlar bu duyusal deneyden tretmekte veya ona indirgemektedir.
te yandan Tanr veya zgrlk, iyi gibi hibir duyusal deneysel ieri
i olmad ileri srlebilecek 'saf' kavramlarn, saf fikirlerio bile son
tahlilde duyusal ierikli bu n kavrarnlara ve fikirlere indirgenebilece
ini sylemekte ve bylece insan zihnini, btn bu kavram, sre ve
yntemlerin toplamndan ibaret grmektedir. Epikuros, insan zihninin
veya akln kendisine mahsus baz ilemleri veya yntemleri olduunu
kabul etmektedir, ama onlarn bilginin ana malzemesine herhangi bir
yeni ey eklemeyen benzetme, karlatrma, birletirme gibi yalnzca
teknik ilemler, yntemler olduunu savunmaktadr.

IKARSAMA VEYA APAlK OLANDAN


YLE OLMAYANA GE
Bununla birlikte Epikuros'un insan zihninin veya akln zel bir ynte
mine veya ilevine daha zel bir nem verdii anlalmaktadr. Bu,
karsama veya Epikuros'un kendi ifadesiyle 'belirli, apak olandan be
lirli olmayana veya apak olmayana geme' (inference) yntemidir.
Epikuros'un kendi fizii veya metafiziini kurmasna, onun atom ba
ta olmak zere temel varsaymlarn ileri srmesine imkan veren bu
karsama yntemi olacaktr. te yandan bu yntemin kendisinin de e
itli kullanm usulleri olduu anlalmaktadr. imdi bu konuda bilgi
verelim: Epikuros'un duyu alglarn dorunun ana ltnden biri
olarak kabul ettiini syledik. te yandan duyu alglar arasnda bir
ayrm yaptn ve ak seik veya apak duyu alglar ile yle olma
yanlar birbirlerinden ayrdn grdk. Nihayet bilginin veya bilimin
mmkn olabilmesi iin yarglara ihtiyacmzn olduunu biliyoruz.
Bilginin veya bilimin yani doru nesnel yarglarn temelinde esas ola-
64 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

rak yalnzca bu ak seik veya apak alglarn bulunaca tabiidir.


Bununla birlikte sadece bu tr alglara dayanacak yarglarn bizi fazla
ileri gtrmeyecei de aktr. nk bu durumda bilim, sadece duyu
sal nesneler hakknda bu tr yarglardan meydana gelecek, baka de
yile duyusal nesnelerin tasvirinden ileri gidemeyecektir. Ancak bu du
rumda dar anlamda duyusal olmayan, ak seik duyusal alglara in
dirgenemeyen eyler veya olaylar hakknda nasl bir ifadede bulunabi
lir, onlar hakknda nasl bilgi sahibi olabiliriz? rnein bu durumda
atomlar, onlarn varl ve zellikleri hakknda ne diyebiliriz? nk
ne atomlarn kendilerinin ne de onlarn ana zelliklerinin duyulada al
glanamayan eyler olduklar aktr. yleyse Epikuros'ta doa bilimi
iin, ahlak felsefesi iin daha geni bir bilgi kuramma ihtiyacmz var
dr. Bu bilgi kuram duyusal-deneysel olarak tahkik edilmesi, doru
lanmas mmkn olmayan baz ilke veya kabulleri, postla veya aksi
yarolar da iine almak zorundadr. rnein 'apak olan duyusal izle
nim/ere ters dmedikleri takdirde apak olmayan nesnelerle ilgili
yarglar da dorudur' ilkesi byle bir ilkedir. Bu ilkeye dayanarak do
rudan duyusal-deneysel olmayan, duyusal izleminiere indirgenemeyen
atom kuramn savunmak mmkn olacaktr.
Sexrus Empiricus Epikurosularda bu ilkenin nasl kullanld
nn baz rneklerini vermektedir. Bunlardan en ak olan Epikuros'un
boluun varln kantlamak iin getirdii akl yrtmedir. Epikuros
boluun var olduunu sylemektedir. Ancak boluk bir cisim deildir
ve onun hakknda hibir duyusal izlenimimizin olmad aktr. Ba
ka deyile boluk, 'apak olmayan' bir eydir. Bundan dolay Epiku
ros onun varln gstermek iin apak olan bir baka eye yani ha
reketin varlna bavurmakta ve yle demektedir:

Eer boluk yoksa, hareket de olamaz. nk bu durumda her ey


dolu ve birbirine bitiik olaca iin hareket eden cismin iinde ha
reket edecei bir yer olamaz. Ancak hareket vardr, nk onun
hakknda apak duyu algsna sahibiz. O halde boluk da olmak
zorundadr. Bylece burada apak olan bir ey, apak olmad d
nlen bir eyle eliki iinde bulunmamaktadr (MK, I, 2 13-214).
3 bilgi kuram 65

Epikuros'un kendisi bu ilkeyi 'duyulardan kalkarak duyular


la algtlanamayan eylerin varlna gemek' olarak tanmlamaktadr
ve Herodotos'a yazm olduu mektupta onu yle ortaya koymak
tadr:

"Sonra varln tm cisimler ve uzaydan meydana gelir. nk ci


simlerin varlna her tarafta duyunun kendisi tanklk etmektedir
ve akl grnenden grnmeyeni karsamaya yneldiinde duyu
ma dayanmak zorundadr. Ve eer (ayn zamanda boluk, yer veya
elle tutulmaz, gzle grnmez (intangible) doa diye adlandrd
mz) uzay olmasayd cisimlerin iinde bulunacaklar ve hareket
edecekleri bir ey olmazd. Ancak onlarn hareket halinde oldukla
r aka grlmektedir"(HM, 39-40).

DOGAL OLAYLARlN AIKLAMA MODEL


Epikuros duyulardan, grnenden veya apak olandan kalkarak du
yusal olmayana, grnr olmayana veya apak olmayana geme ilke
sini daha genel olarak da ortaya koyar. Bu durumda bu ilke daha ge
nel olarak 'duyular tarafndan reddedilmeyen, apak olana aykr
dmeyen, onunla eliki oluturmayan her aklama dorudur 'ek
linde ifade edilir.
Bylece Epikuros doa ve insanla ilgili olaylarn aklanmasn
da, tanrlarn veya tesadfterin ie kartn lmamas ve duyularn apa
k tanklklaryla ters dmemeleri artyla doal olan btn akla
malarn ayn lde makul ve kabul edilebilir olduu grn ileri
srer. Ancak bununla da kalmaz, ayrca olaylarn aklanmasnda ok
nedenci yani eitli ve farkl alternatifleri gz nne alan bir modelin
doac gr iin vazgeilmez olduu zerinde srar eder. Onun bu n
l ve nemli grn de en iyi biimde Pythokles'e Mektub'unda or
taya koyduunu grmekteyiz.
Epikuros bu mektupta, gne ve ay tutulmalar, ayn safhalar,
bulutlar, kasrgalar, depremler, dolu, kar, i, gk kua, yldz kay
malar gibi yeryznde ve atmosferde, gkte meydana gelen eitli
olaylar hakknda zel aklamalar getirmektedir. Btn bu zel doa
66 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

olaylar veya gksel olaylar hakkndaki aklamalarnn gerisinde veya


altnda bulunan genel bak asn u ekilde zetlemektedir:

Btn bu olaylarn tek bir nedenle veya tek bir biimde aklanma
s ne zorunlu ne de doru olacaktr.
rnein bir ay veya gne turulmasn ele alalm. Onun bu ci
simlerin nn birdenbire snmesinden ileri geldii sylenebilece
i gibi bu olaylarn nedeninin Dnya ile Gne veya Ay arasna
baka bir grnmez cismin girmesi ve bylece Gne'in veya Ay'n
klarnn dnya zerine gelmesine engel olmas olduu da syle
nebilir (PM, 96).
Benzeri ekilde ayn safhalar veya ayn byyp klmesinin
onun kendi ktlesinin ratasyon hareketinden ileri geldii sylene
bilecei gibi bu olayn havann ald biimin veya araya baka ci
simlerin girmesinin sonucu olarak ortaya kt da sylenebilir
(PM, 94).
Ayn ynde olmak zere bulutlarn, rzgarlarn etkisi altnda
havann younlamas sonucu meydana geldiini syleyebilecei
miz gibi onlarn atomlarn biraraya gelmesi veya yerden ve sular
dan gelen aknnlarn toplanmasyla ortaya ktn da syleyebili
riz (PM, 99).
Nihayet depremler yerin altnda skm rzgar yznden
meydana gelebilecei gibi bir sr yer katmannn kmesinden
kaynaklanan hareketin yaylmas ve yerin daha sert blmlerine
rastlad zaman arpp geri dnmesi sonucu da ortaya km ola
bilir (PM, 105).

Epikuros'a gre btn bu aklamalardan hangisinin doru ol


duunu aramak veya bulmak ihtiyacnda almadmz gibi, nemli
olan da bunu bilmek deildir. Btn bu alternatif aklamalarn sade
ce iinde yaadmz dnyada gzlemlediimiz olgular tarafndan ya
lanlanmamas yeterlidir.
Ancak Epikuros bu szlerle de kalmamakta, ayn zamanda bu
aklamalardan herhangi birini fazla benimseyip, dierlerini reddetme
nin bir filozofa uygun dmeyen zararl bir tutum olduunu sylemek
tedir. nk ona gre bu, insann bilme gcne sahip olmad bir e
yi istemesi, kefedilemez olan kefetmeyi istemesi anlamna gelmekte-
l bilgi kuram 67

dir. Gksel olaylarn aklanmasnda oulcu bir aklama yntemini


terk etmek, tutarl ve makul olan birden fazla aklama ve nedenler ye
rine tek bir aklama ve neden zerinde srar etmek, haksz bir gurur,
sahte bir bilgilik, yanl bir gayretkeliktir. Btn bu olaylarn ancak
tek bir doru tarzda aklanabileceklerini iddia etmek, mmkn olan
btn dier aklamalar reddetmek bir tr delilik olup imkansz olan
isternek veya anlamsz konumak demektir (PM, 87-88, 94-95, 1 1 3).
Epikuros'un bu szleri ok ilgintir. Onun b u szleri bugn bi
zim doa bilimi veya genel olarak bilim yaparken peinden kotuumuz
ama ve deerlerden olduka farkl bir eyi hedeflediini gstermekte
dir. Epikuros'un bu szlerinin gerisinde bizimkinden farkl baz episte
molojik dnceler ve bilimsel bir aratrnayla ilgili yine bizimkinden
farkl ahlaki gerekelerin varln grmekteyiz. yle anlalmaktadr
ki, Epikuros iin doa aratrmasnda nemli olan gerekten doru ola
cak bilimsel bir aklama deildir, ahlaki hayatmz ve mutluluumuz
iin uygun veya yararl olacak herhangi bir mmkn doal aklamadr.
Bylece olaylarn aklamasyla ilgili olarak teolojik veya mitolojik var
lklar iin iine kartrmayan her aklama kabul edilebilir bir akla
ma olacaktr. Epikuros iin mmkn, kabul edilebilir veya uygun ak
lamalardan hangisinin doru aklama olduu, hangisinin bilimsel stan
dartlar daha fazla yerine getirdii ise kesinlikle nemli deildir.
Kukusuz Epikuros, ay veya gne tutulmas olayyla ilgili ola
rak, dnyayla Gne veya Ay arasna bir baka cismin girmesi sonucu
Gnein veya Ayn nn yeryzne dmesinin engellenmesinin, on
larn klarnn birdenbire ve hibir nedeni olmakszn snmesine g
re daha bilimsel bir aklama olduunu, daha dorusu doru olan tek
aklama olduunu bilmektedir. nk Epikuros'un zamannda bu,
astronominin artk herkes tarafndan bilinen sradan bilimsel bir do
rusunu oluturmaktayd. Ama Epikuros buna ramen dier aklama
nn da kabul edilebilir olduunu sylemekte, hatta daha da ileri gide
rek herhangi bir doa olay ile ilgili olarak ancak bu trden birden faz
la doal mmkn aklamay kabul etmenin salkl olacan ileri sr
mektedir.
68 birinci ksm: epiku,os ve epikurosculuk

Epikuros'un grnn bu ikinci ksmn nasl yorumlamamz


gerekir? Herhangi bir doa olayyla ilgili olarak, neden birden fazla do
al aklama, ayn konuyla ilgili tek aklamaya tercih edilmelidir? Bu
nu anlamak iin galiba bir nceki paragrafta szn ettiimiz "bir in
sann bilme gcne sahip olmad bir eyi istemesinin, kefedilemez
olan kefetmeyi arzu etme anlamna geldii" ynndeki szlerine bak
mamz gerekmektedir. Eer yanlnyorsak Epikuros duyumculuunun
veye deneyciliinin sonucu olarak olaylarn kendileriyle yetinmeyen,
onlardan ileri gitmek isteyen abalarn verimli ve salkl olmadn
dnmektedir. rnein bulutlarn meydana gelmesiyle ilgili aklama
y ele alalm: Bazlar onlarn rzgarlarn skmas sonucu ortaya k
tklarn sylemektedirler. Bazlar hava atomlarnn biraraya gelmesi,
yine baka bazlar yerden ve sulardan ykselen akntlarn toplanmas
sonucu meydana geldiini sylemektedirler. imdi b u aklamalardan
hangisi doru aklamadr? Epikuros bunlarn hangisinin doru akla
ma olduunu bilmek iin elimizde olaylarn kendisinden hareketle olu
turacamz kesin bir model olmadn dnmektedir. nk olayla
rn kendilerinde bu aklamaya da ters dmeyen veriler vardr veya
olaylardan hareketle yaplacak akl yrtmeler bu varsaym da
mmkn klmaktadr. Bu tr bir durumda Epikuros, taknmamz gere
ken doru tutumun u olmas gerektiini dnmektedir:

"nsan insani bilgi bakmndan neyin mmkn olduunu, neyin ol


madn bilmedii ve dolaysyla kefedilemez olan kefetmek is
tedii iin btn dier aklamalar yanl olarak reddedecei tarz
da olaylar tek bir ynde aklamaya fazla dkn olmamaldr"
(PM, 94).

Lange'nin hakl olarak belirttii gibi, Epikuros'un fizii, ahiii


kn hizmetine komas nn, fizik aratrmalarna ana ama olarak insa
n her trl kayg ve korkudan kurtarma grevini yklemesinin olum
suz bir sonucu olmutur: Bu anlayta olaylar herhangi bir ekilde do
al nedenlere baladnda, fizik grevini yerine getirmekte ve onun
bu noktadan sonra incelemelerini srdrmesinin fazla bir anlam kal-
3 bilgi kuram 69

mamaktadr. Ancak bu durumda, olaylarn gerek nedenlerini gsterip


gsteremiyeceimiz ve nasl gstereceimiz konusu bir yana brakld
gibi, bilim veya bilimsel aklama da bu deildir. te yandan yine
Lange'nin hakl olarak iaret ettii gibi,

"zaman ancak sistemli bir biimde birbirlerine ve tek bir ilkeye


balanm aklamalara sayg gsterir" (Materyalizmin Tarihi, 1 ,
105).

Bylece Epikuros fizii, doa bilimine kar gsterdii bu ilgisiz


lii veya umursamazln, zaman iinde hakl olarak unutulmu ol
makla demitir.
Buna karlk Epikuros fiziinden kesinlikle ok daha az bilim
sel olan veya olgusal ilkelere dayanan bir Aristoteles'in, hatta Pla
ton'un fizii bu zelliinden yani ciddiliinden ve bilimin kendisi hak
knda daha doru bir anlaya sahip olmasndan tr Ortaa'n son
larna kadar varln srdrmeyi baarmtr.
4
Doa Felsefesi veya Fizii

"EV R E N , C i S i M L E R VE B O L UKTAN i BARETT iR, N K CiSi M LER i N


VAR L I G I N A D U YU A LG l S l N l N K E N D i S i TAN l K L l K E D E R V E B E L i R SiZ
EY L E R i N VAR L I G I NA i S E AKl L Y RTME, DUYU A LG I S I N DAN HARE
K ET L E VARMAK ZORU NDAD l R .. E G E R B O L U K , Y E R VEYA E LL E TU
T U L MAZ D OGA D iYE A D LA N D IR DIG I MI Z EY VAR O L MASAY D I , C i
S i M L E R i N iiN D E B U L U N D UGU VEYA H A R E K ET ETTiGi YER O L MAZ
DI .. BU i K i EY (CiS i M L E R VE B O L U K) D I I N DA H i B i R EY TA
SARLANAMAZ."
E p i kuros, Herodot'a Mektup, 3940
lucretius'un bir bDstD.
pikuras'un fizii hakkndaki en dedi toplu bilgi, Herodotos'a yaz
E m olduu ve tm fizik sisteminin zetini ieren mektubunda bu
lunmaktadr. Bu mektup atomculuun temel tezleri konusunda ana
balklar altnda toplu bir bak salamaktadr. Bu mektuba dayana
rak bu temel tezleri ele alalm:

HiTEN HiBR EY MEYDANA GELMEZ VE


HiBR EY YOKLUGA GiTMEZ
Tm Antik dnem Yunan filozoflarnda olduu gibi Epikuros iin de
hiten, hibir eyin meydana gelmesi mmkn deildir. nk, byle
bir ey sz konusu olsayd, bir eyin var olmas iin kendisinden mey
dana gelecei bir eye ihtiyac olmaz, her ey her eyden kard. Ayn
durum yoklua gidi iin de geerli olup, hibir ey yok olamaz. n
k eer byle bir ey mmkn olmu olsayd, kendisine ayraca ba
ka eyler olmakszn her eyin basit olarak yok olmas gerekirdi. Bu iki
durum da, akl d, daha dorusu deney d olduuna gre var olan
bir ey, her zaman var olan baka eylerden meydana gelir ve yine var
olan bir ey, her zaman baka eylere dnr, ayrr. Olu ve yoko
lu, bu birleme ve ayrlmadan ibarettir (HM. 38-39).
74 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

Lucretius bu ana tezi, daha geni olarak ve daha empirik bir


dzlemde de savunur: Eer eyler yoktan varla gelseydi, her tr var
lk her eyden kar, hibir ey kendisinden meydana geldii zel to
humlara ihtiya gstermezdi. Bylece insanlar denizde, balklar kara
da meydana gelir ve ayn meyveler her zaman ayn aalar zerinde
bulunmazlard. Oysa byle olmadn, farkl eylerin farkl tohumlar
dan, farkl glerle ve farkl yaplarda meydana geldiini grmekteyiz.
Benzer ekilde eer eylerin tmyle yoklua gitmesi mmkn
olsayd onlarn tekrar varla gelmeleri nasl mmkn olurdu? Vens
canl varlklar tekrar nasl meydana getirebilirdi? Toprak ana onlar
neyle besler, rmaklar denizierin su kaybn nasl telafi edebilirdi? n
k zaman her eyi yoklua gtrm olurdu ve bu durumda da onla
rn tekrar kendisinden meydana gelebilecekleri hibir ey ortada kal
m olmazd (D, 1 , 1 5 9-73, 225-37).
Epikuros bu gryle tutarl olarak var olan eylerin nihai top
lamnn da deimez olduunu, bu toplarnn eskiden neyse imdi de o
olduunu ve gelecekte de o olacan syler. nk var olan eylerin
toplam veya btn dnda bir ey yoktur ki bu btne dahil edile
bilsin veya ondan kartlabilsin (HM, 39).

VARLlK, CSMLER VE BOLUKTAN iBARETTR


Epikuros'a gre doa veya evren, basit olarak cisimler ve boluktan
veya uzaydan ibarettir. Cisimlerin varl, duyular tarafndan kendisi
ne tanklk edilen bir olgu veya gerektir. Boluk veya uzaya gelince,
onun duyulada veya duyuyla alglanmas sz konusu deildir. Ancak
yukarda iaret ettiimiz gibi Epikuros'a gre, akl bilinenden bilinme
yene gemeye altnda duyulara dayanmak zorundadr ve duyula
ra dayanan akl bu konuda bize unu syler: Eer uzay veya boluk ya
da yer olmasa cisimlerin iinde bulunacaklar ve hareket edecekleri bir
ey olmayacaktr. Ancak bu durumda cisimlerin hareket etmemeleri
veya bizim bu hareketleri duyusal olarak gzlemlernemi olmamz ge
rekir. Ama duyularmz apak olarak hareketin varlna tanklk et
mektedir. O halde duyusal alglarmza dayanarak ve onlarn gerektir-
4 do&a felsefesi veya fizi&i 7 5

dii bir sonu olarak boluun veya uzayn var olduunu kabul etmek
zorundayz (HM, 39-40).
Sonra yine duyusal olarak en azndan baz cisimlerin bileik ol
duklarn, nk daha kk paralara blndklerini grmekteyiz.
te yandan, grnenden grnmeyene veya apak olandan belirsiz
olana karm yapma yetisine sahip olan aklmz, bu paralanma veya
ayrma olaynn sonsuza kadar gitmesinin mmkn olamayacan
sylemektedir. nk aksi takdirde cisimlerin yoklua gitmeleri veya
var olmayandan meydana gelmeleri gerekir. O halde, evrende grd
mz bileik cisimlerin, kendilerinden meydana geldikleri basit cisim
ler veya unsurlar olmaldr ve bunlarn birincilerden farkl olarak da
blnemez ve deimez olmalar gerekir (HM, 4 ) .
Lucretius, Epikuros'un eylerin cisimler v e boluktan meydana
geldii, doada bunlar dnda nc bir tz olmad ana iddiasn
yine kendine zg baz aklamalarla destekler: Var olan her ey ister
byk ister kk olsun uzaml bir ey olmak zorundadr.Eer o do
kunulabilir bir eyse, cisimdir; elle tutulamaz bir eyse, boluktur. Ay
rca var olan herhangi bir ey ya bir ey zerine etkide bulunmas ve
ya bir baka eyin etkisine uramas mmkn olan bir eydir veya
byle bir ey deildir. Eer birinci trden bir eyse cisimdir, ikinci tr
den bir eyse boluktur (D, , 435-45).
Doay meydana getiren bu iki eyden yani basit cisim veya
atomla, boluktan her biri mutlak ve dieriyle karmam bir durum
da bulunmak zorundadr. Yani boluun olduu yerde atom yoktur,
atarnun olduu yerde boluk yoktur. Atarnun kendi iinde blneme
mesinin nedeni onda boluun olmamasdr. Bir cismin deimesini
mmkn klan ey ise onun iinde boluk olmasdr ( D, , 503-O).

EVREN UZAYSAL OLARAK SINIRSIZDIR


Epikuros eylerin toplam miktarnn her zaman ayn ve deimez ol
duunu savunmasna karlk, Aristoteles'ten farkl olarak evrenin
sonlu olmadn ileri srer. nk sonlu olan, bir snr alandr. Sn
r olan ise bir baka eyle snrlanan, bir baka eyle karlatrlarak
76 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

ondan ayrt edilendir. Evren, eylerin toplam olduuna ve bu eylerin


baka herhangi bir eyle karlatrlarak ondan ayrt edilmesi mm
kn olmadna gre, snrszdr ve bir snr olmadna gre de son
suzdur (HM, 4 1 -42).
Lucretius Epikuros'un evrenin snrsz olduu tezini yine kendi
ne zg baz argmanlarla destekler: Bir eyin snr, onu snrlandran
eydir. imdi eer evrenin dnda onu snrlandran bir ey varsa, bu,
evren snrl deil demektir; nk bu durumda evrenin dnda bir ey
vardr. Eer byle bir ey yoksa, o zaman yine evren snrl deildir,
nk evreni hibir ey snrlandrmamaktadr.
Evrenin snr olarak kabul ettiimiz noktadan ileriye doru bir
mzrak frlattmz d nelim. Bu mzrak ya bir eye arpp duracak
tr veya snr dediimiz eyin tesine geecektir. Eer geerse demek ki
bu snrn bir tesi vardr. Eer gemezse, bu yine snr dediimiz eyin
tesinde mzran daha ileri gitmesine engel olan bir eyin olduu an
lamna gelecektir ki, bu durumda da evrenin sonundan, snrndan sz
etmek anlamsz olacaktr.
Nihayet eer evren sonlu olsayd, sonsuz bir zamandan bu ya
na aaya doru den atomlarn dibe km olmas ve gk kubbe
nin altnda hibir eyin olmamas gerekirdi (D, 1, 957-987).

VE NDE BULUNDURDUGU ATOMLARlN


SAYISI SONSUZDUR
Epikuros'a gre evrenin bir snr olmamas demek, ayn zamanda iin
de bulundurduu atomlarn saysnn sonsuz olmas demektir. Epiku
ros bylece hem uzayn snrsz, hem de iinde bulundurduu atomla
rn miktarnn sonsuz olduunu ileri srer ve bu tezini u akl yrt
meyle kantlamaya alr: Eer atomlarn miktar sonlu, buna karlk
uzay snrsz olsayd cisimler hibir yerde kalamayacak, dayanacakla
r veya arpp geri dnecekleri bir ey olmadan sonsuz uzayda dalp
gideceklerdi. Bunun yansra herhangi bir blgedeki atomlarn "yo
unluu" da sfr olmak zorunda kalrd. Bunun tersine eer uzay s
nrl, atomlarn miktar sonsuz olsayd, bu kez de sonsuz cisimlerin
4. da ta felsefesi veya fiziti 77

iinde bulunacaklar bir yer veya sonsuz saydaki atomlarn iinde ha


reket edebilecekleri bir ortam olmazd (HM, 42).

ANCAK ATOMLAR BiiM BAKIMINDAN SONSUZ DEGiLDiR


lka Felsefe Tarihi nde Leukippos-Demokritos'un atomcu kuramma
'

ayrdmz blmnde, bu eski atomcularn atomlarn say bakmn


dan olduu gibi biimleri bakmndan da sonsuz olduklar grn
savunur gibi grndklerine iaret etmitik. * Ancak E pikuras bu g
r paylamamaktadr: Atomlar biim bakmndan zihin tarafndan
kavramlamaz lde byk bir eitlilie sahip olmakla birlikte bu bi
imlerin says sonsuz deildir. Epikuros yle d nmektedir:

Eer atomlar saysal olarak snrl olsalard, evrende bu kadar ok


eitli varlklar olmazd. te yandan onlarn bu kadar ok eitli
varlklar meydana getirmeleri iin biim bakmndan sonsuz bir
eitlilie sahip olmalarna da ihtiya yoktur (HM, 42-43 ) .

Epikuros biim bakmndan sonsuz olmayan, buna karlk son


derece byk bir eitlilie sahip olmann yansra, bir ayn biime sa
hip olan atomlar n, rnein yuvarlak veya ubuk eklinde olan atom
larn; saysnn mutlak olarak sonsuz olmasnda herhangi bir saknca
grmemektedir. Bunun mantksal ve doal sonucu, evrendeki varlkla
rn son derecede byk bir eitlilik gstermeleri, bununla birlikte bu
nun sonsuz bir eitlilik olmamas olacaktr.
Yine Leukippos-Demokritos'un atomculuuna ayrdmz b
lmde b u iki dnrn atomlarn biim (shape, form) ve byklk
lerinden (size, magnitude) baka herhangi bir i veya kendilerinden ay
rlamaz zelliklerinin olmad grnde olduklarn sylemitik. * *
Ancak b u durumda Aristatdes Leukippos-Demokritos'u onlarn
atomlarn ilk, asli hareketlerini nasl akladklarn sormaktayd.
nk atomlarn vurma ve arpma sonucu biraraya gelmelerinden or-

(*} Bkz. Ilka Felsefe Tarihi, Sokrates ncesi Yunan Felsefesi, 1, s.31 8.
(*} Bkz. Ilka Felsefe Tarihi, 1 , s.320 vd.
78 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

taya kan 'sonraki' hareketlerini aklamak mmknd; ama onlarn


kozmik srecin balangcndan veya kozmosun meydana gelmesinden
'nceki' hareketleri nasl aklanabilirdi?
Leukippos-Demokritos'un bu konuda bir aklama vermek ye
rine atomlarn balang durumunda kendiliklerinden doal bir hare
kete sahip olduklarn dnyor gibi grndne deinmitik. Ba
ka bir deyile bu atomcular, atomlarn hareketi iin boluun zorunlu
olduunu kabul etmilerdi, ama ilk hareketin kayna veya nedeni
hakknda zel bir aklamada bulunmay gerekli grmemilerdi.
Ayrca Demokritos yine daha nce iaret etmi olduumuz gibi,
atomlarn herhangi bir belli hareket ynne sahip olduklarn da d
nmemekteydi. Ona gre atomlar, gne nda toz zerrelerinin ha
reketlerinde grld gibi, bolukta her ynde hareket etmekte ve bu
hareketleri sonucunda da birbirleriyle arparak cisimleri meydana
getirmekteydiler.

ATOMLARlN AGIRLIGI VARDIR VE BU


AGlRLIKTAN DOLAYI YUKARDAN AAGIYA DERLER
Epikuros'un bu her iki noktada da eski atomculardan ayrldn gr
mekteyiz. O, atomlarn balangtaki asli hareketlerini aklamak iin
atarnlara biim ve byklklerinin yannda bir arlk ykledii gibi,
onlarn sahip olduklar bu arlk zelliklerinden tr bolukta, ba
langc olmayan bir zamandan beri her ynde deil, yukardan aaya
doru harekette bulunduklarn yani ksaca dtklerini ileri srmek
tedir. Onlar bu dme hareketi sonucunda birbirleriyle bulumakta,
bundan ikinci tr hareketler yani arpma ve vurma etkisiyle ortaya
kan hareketler meydana gelmekte, bunlar birbirleriyle farkl ekiller
de birleen atomlarn etrafmzda grdmz cisimleri meydana ge
tirmeleri olay izlemektedir.

SONSUZ EVRENDE YUKARI VE AAGI OLABLR M?


Ancak bu varsaym bir sorun tamaktadr. Aristoteles'in atomculara
ynelttii bir eletiri, onlarn atomlarn hareketinin kaynan akla-
4 do ta felsefesi veya fizili 79

mak iin bir zahmete girmemeleri, atomlarn szn ettiimiz temel,


asli hareketlerini kendiliinden bir ey olarak grmeleri idiyse bir ba
ka eletirisi onlarn sonsuz evrende nasl olup da, bir yukar veya aa
y veya bir st veya alt kabul ettikleriydi. nk Aristoteles sonlu
bir evrende -ki bildiimiz gibi kendisi evrenin sonlu olduunu kabul
etmektedir- bir evre ve merkezin olduunu ve ar cisimlerin (rne
in toprak ve suyun) arlklarndan tr evreden merkeze veya ha
fif cisimlerin (rnein hava ve atein) hafifliklerinden tr merkezden
evreye doru doal bir hareket yaptklarn dnmenin mantkl ola
can kabul etmekteydi. Ama atomcularn sonsuz veya snrsz oldu
unu kabul ettikleri bir evrende, onun bir yukars veya aas olama
yacana gre, atomlarn arlklarndan tr yukardan aaya veya
evreden merkeze doru hareket ettiklerini sylemek kabul edilmesi
zor bir eyi ileri srmek olacakt. te yandan Demokritos'un atomla
rn birbirleriyle arpmalarndan nce gelen yukarda szn ettiimiz
ilk, asli hareketleri hakknda bir aklama yapmamasnn, boluk iin
deki hareketlerinin ynyle ilgili olarak onlarn her yne doru bir ha
reket iinde olacaklarn dnmesinin temelinde de, muhtemelen bo
luun sonsuz olduu, sonsuz bir bolukta ise yukar veya aa veya
merkez veya evre diye bir eyden sz edilmesinin sama olaca y
nndeki benzeri bir dnce bulunmaktayd.
Aristoteles'in bu itirazn gz nne alr gibi grnen Epikuros,
sonsuz bir evrende "gerek anlamda" bir yukar veya aadan sz
edilmesinin doru olmadn kabul etmekle birlikte, atomlarn 'ar
lklarndan tr' doal bir hareket ynne sahip olduklarn, bunun
da "aaya doru" bir hareket olduunu kabul etmekte hibir sakn
ca bulunmadn ileri srmektedir. Epikuros'a gre, bulunduumuz
noktada ayaklarmzdan bamza doru giden bir doruyu sonsuza
kadar uzatarak, bu uzattmz yn "yukar " , bamzdan ayaklar
mza doru giden doruyu yine sonsuza kadar uzatarak bu yn "aa
" diye adlandrabiliriz. Bylelikle atomlarn balangta bu "yukar"
dediimiz ynden "aa" dediimiz yne doru hareket ettiklerini
syleyebiliriz. Baka deyile Epikuros'a gre, 'aa' ve 'yukar'y son-
8o birinci ksm: pikuros v pikurosculuk

suz bir evrende gerekten dnlemez olan bir 'mutlak aa' veya
'mutlak yukar'ya gre tanmlanmak zorunda deiliz. Tersine onlar
bizim iinde bulunduumuz bir yere, noktaya gre tanmlamamz
mmkndr. Kald ki, dnyamzda bir arl olan cisimlerin bu yn
de hareket ettiklerini duyusal gzlemle de bilmekteyiz. Her ne kadar
mutlak anlamda evrenin bir alt veya stnden, bir aa ve yukarsn
dan sz etmek doru deilse de, onlarn doal olarak bu sylediimiz
anlamda yukardan aaya doru ezeli bir hareketle hareket ettikleri
ni sylememizde herhangi bir saknca bulunmamaktadr (HM, 60).

SONSUZ HlZLI BR HAREKET OLABLR M?


Ne var ki, atomlarn ilk hareketiyle ilgili sorunlar bununla bitmemek
tedir. Aristoteles'in fiziinin ta Galile'ye kadar yaklak iki bin yl bo
yunca kabul edilecek nemli bir baka tezi; bolukta hareket eden, do
laysyla hibir direnle karlamayan atomlarn, byklkleri veya
ktleleri ne olursa olsun, eit hzla hareket etmek zorunda olacaklar te
zidir. nk Aristoteles cisimlerin hareketiyle ilgili genel formlnde,
bir cismin hznn ona uygulanan kuvvetle doru, iinde hareket ettii
ortamn tekil ettii direnle ters orantl olduunu ileri srer. Daha ba
sit bir ifadeyle Aristoteles'e gre hz = kuvvetidirentir (v = flr). Bu for
mle veya gre gre, direncin sfr olduu bir ortamda yani bolukta
btn cisimlerin, tabii bu arada atomlarn, arlklar ne olursa olsun,
eit yani sonsuz denebilecek bir hzla hareket etmeleri gerekmektedir.
Zaten Aristoteles'in, boluun varlnn fiziksel olarak imkansz oldu
u yolundaki dncesinin gerisinde yatan gerekelerinden biri de, ha
rekete ilikin bu grdr. Aristoteles bu konuda ksaca yle d
nr: Eer boluu kabul edersek, onda byk veya kk, her trl cis
min hareketinin hznn sonsuz olacan kabullenmek zorundayz.
Ama sonsuz hareket imkanszdr. O halde boluk yoktur.
Epikuros, Aristoteles'in hareketle ilgili bu genel formln ka
bul etmekle birlikte, bundan Aristoteles'in kard boluun imkansz
olduu sonucunu karmaz. Ona gre atomla; bolukta diren gste
ren bir ortam iinde hareket eden cisimlerin gerekletirdikleri herhan-
4- do&a felsefesi veya fizi&i 81

gi bir hareketten ok daha hzl, 'dnce kadar hzl' hareket ederler,


ama bu sonsuz hzl bir hareket olmak zorunda deildir. nk ya ato
m un iinde hareket ettii mesafe belli bir mesafedir ve bu mesafeyi kat
etmek iin gerekli olan zaman dnlemeyecek kadar ksadr veya me
safe tasavvur edilemeyecek kadar uzun bir mesafedir, ama bu durumda
da zaman gzlemlenebilecek kadar uzun bir zamandr (HM, 46-48).
kinci olarak, Epikuros'a gre, atomlar phesiz arlklar ne
olursa olsun eit hzla hareket ederler ama, bundan Aristoteles'in s
zn ettii imkanszlk kmaz; nk cisimler kendilerini meydana
getiren atomlada ayn hzla hareket etmek zorunda deildirler. Bunun
nedeni atomlarn kendi ilerinde karmak hareket kalplarna (pat
terns) sahip olmalardr. Atomlar alglanamayacak kadar ksa bir za
man sresi iinde farkl ynlerde eit bir yksek hzla hareket edecek
lerdir, ama gzlemlenebilecek en ksa bir zaman sresi iinde dahi on
larn genel hareket eilimleri sadece tek bir ynde olacaktr. Bu eilim,
hz deimesi mmkn olan bileik cismin karmak hareketini mey
dana getirecektir. Bylece baz cisimlerin dierlerinden daha hzl ha
reket etmeleri imkan ortaya kacaktr (HM, 6 1 -62).

DOGRU B OYUNCA HAREKETTEN SAPMA


(KLINAMEN) GRETS
Bununla birlikte btn bunlar yukarda ortaya konulan ana sorunun
kendisinde bir deiiklik yapmamaktadr: Epikuros netice olarak bo
lukta byk veya ar atomlarn, kk veya hafif atomlardan daha
hzl hareket etmediklerini kabul etmektedir. Ona gre, ne arlklarn
dan tr aaya doru hareketleri, ne arpma ve vurmalardan t
r yukar veya yana doru hareketlerinde byklkleri veya kk
lklerinin atomlarn hzlar zerinde bir etkisi yoktur.
Bu durumda herhangi bir engelle karlamadklar takdirde is
ter sonsuz, ister kendisinin dedii gibi 'dnce kadar hzl' hareket et
sinler, evrenin meydana gelmesinden nce gelen ilk ve asli harekette,
atomlarn yukardan aaya doru dlerinde karlamamalar ve
bunun sonucu olarak da herhangi bir vurma veya arpma olaynn
82 birinci ksm: opikuros vo opikurosculuk

meydana gelmemi olmast gerekmez miydi? Ancak bu durumda evren


nastl meydana gelmitir?
Epikuros'un elimizde bulunan yaztlarmda, bu arada Herodo
tos'a Mektup ta bu konuda herhangi bir atklama yoktur. Ancak Luc
'

retius'un eserinde bununla ilgili atk bir zm nerisi bulunmaktadtr.


Bu neri, belirlenmesi imkanstz olan bir tarihte atomlarm, en azmdan
bir aym doru zerinde den atomlar grubunun doru boyunca yap
mt olduklan hareketlerinden sapmaya balamt olduklan grne
dayanmaktadtr. Cicero'nun ilk kez bizzat Epikuros'un kendisi tarafm
dan ortaya attldtmt ileri srd ( K, 1 , 1 9 ) bu sapma retisini
Lucretius u szlerle atkha kavuturmaktadtr:

"Cisimler kendi arlklaryla bolukta hareket ettiklerinde belir


siz zaman ve yerlerde birazck ynlerinden saparlar... Eer bu sap
ma eilimine sahip olmasalard, boluun derinliklerinde, her ey
yamur damlalar gibi aaya doru der ve asli cisimler [atom
lar) arasnda arpmalar ve basklar meydana gelmezdi. Bunun
sonucu ise doann hibir ey meydana getirmemesi olurdu. te
yandan ar cisimlerin bolukta dorusal bir ynde daha hzl ha
reket etmeleri sonucu hafif cisimlere arpmalarnn ve bylece ya
ratc hareketleri meydana getirebilecek hasklara yol amalarnn
mmkn olduunu varsayan biri doru dnmemektedir... Ar
cisimlerin hafif cisimlere yukardan arpmas ve bylece doann
kendileriyle iini yapt hareketler okluuna yol aan basklar
meydana getirmesi mmkn deildir. O halde cisimlerin kendile
rinin bu hareketlerinden birazck, asgari lde sapmalar zorun
ludur" (D, 2, 21 7-50).

Lucretius bununla kalmamakta, insanlar ve hayvanlarda varh


t gzlemlenen iradi hareketlerin kaynamt da, atomlarm sahip olduk
lan bu, herhangi bir ekilde hesaplamaya gelmeyen " sapma" da bul
maktadtr. Bu sapma, Lucretius'un iirsel diliyle, "insan ruhunun kade
rin alanm koparmasmt, neden-eser zincirinin sonsuz dngsn ktr
masmt ve evrende olmayan yeni bir hareket veya davran trn mey
dana getirmesi"ni mmkn ktlan sapmadtr (D, 2, 250-70).
4. doa felsefesi va ftzii 83

Lucretius'un bu 'sapma' retisi, en azndan baz atomlada il


gili olarak dier atomlar iin sz konusu olmayan bir farkl zellii ka
bul ettii, bylece en kk bir lde de olsa evrenin iine belirsiz bir
unsuru soktuu iin hakl olarak eletiriimi hatta alay konusu edil
mitir. te yandan onun mekanist fizik kuram bakmndan tad bu
tutarszlk dnda, insan zgrlnn temeline yerletirilmesi asn
dan daha ciddi ahlaki kusuruna da iaret edilmitir. Bu grte ahlaki
irade ve seme zgrlnn, aslnda hi de salam ve kabul edilebi
lir bir temele sahip olmad noktasna dikkat ekilmitir. nk bu
grte insanlarn ahlaki eylemlerinin kaynana yerletirilen ey, sa
dece bir kapris, ruh atomlarnn u veya bu ynde bir hareketi benim
semelerinde gsterdikleri bilinsiz bir seim olmaktadr.
Bu eletiriyi yapan insanlar iinde yer alan Lange, atomcu ma
teryalizme, bu arada Epikuros ve Lucretius'a kar duyduu btn
sempatisine ramen, ruhun atomlarnn u veya bu hareket lehine ka
rar verip seimlerini yapmalarnda, bylece iradenin ynn ve sonu
cunu belirlemelerinde gsterdikleri bu bilinsiz kaprisi, zgr iradenin
ciddi bir savunmas olmak yle dursun, olsa olsa zgr iradeye kar
bir talama, bir yergi olarak alnmasnn mmkn olduunu ileri sr
mektedir. nk, ona gre bu reti, ahlaki zgrlk alannda bir in
sann eylemleriyle karakteri arasndaki her trl salam balamy or
tadan kaldrmaktadr (Materyalizmin Tarihi, 1, 1 34 ).

EVRENDE MEYDANA GELEN


DNYALARIN SAYISI SONSUZDUR
Epikuros fiziinin geri kalan dier nemli tezlerine gelince, onlarla ilgili
olarak karmza unlar kmaktadr: Atomlar ezelden beri var oldukla
rna, srekli olarak hareket iinde bulunduklarna, sonsuz sayda olduk
larna, te yandan boluk veya uzayn kendisi sonsuz olduuna ve atom
larn arpmas olay sonsuz bir zamandan beri cereyan ettiine gre, ev
rende meydana gelen dnyalarn says sonsuz olmaldr. O halde sonsuz
bir tarihten bu yana bazlar iinde bulunduumuz dnyaya benzeyen
bazlar ona benzemeyen sonsuz sayda dnyalar var olmu olmaldr:
84 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

"Demek ki baka yrelerde de bizimki gibi, baka hayvan trleri,


baka insan soylar vardr" ( D, 2, 1072-75).

Kendilerinden bir dnyann meydana gelebilecei atomlarn t


myle bu dnya veya sonlu sayda dnyalar iin kullanlp tketilme
si sz konusu olamayacana gre, hem iinde bulunduumuz anda e
zamanl olarak sonsuz dnyalar vardr, hem de gemite sonsuz dn
yalar meydana gelmi ve ortadan kalkm olmaldr. te yandan gele
cekte de bizimkine benzer olacak veya olmayacak sonsuz dnyalar var
olacaktr (HM, 45). Bu, Epikuros tarafndan ak bir ekilde ifade edil
memi veya dile getirilmemi olmakla birlikte dnlebilecek btn
mmkn dnyalarn zamann herhangi bir annda ve evrenin herhan
gi bir yerinde mutlaka gereklemi veya gerekleecek olduu anlam
na gelmektedir.
Bu arada Lucretius'a gre, zerinde yaadmz dnyann, ken
di dnyamzn, genliini oktan geride brakp yalandn, hatta so
nuna doru yaklatn belirtelim: Yal renber iini ekerek ban
sallamakta, bunca zahmetinin boa gittiini, topran eski verimini
kaybettiini dnmektedir. Yeryznde her ey usulca rmekte ve
zamanla ypranp sonuna yaklamaktadr (D, 2, 1 1 4 7 -57).

ATOMLAR, ALGILANAMAYACAK KADAR KKTRLER


Atomlarn biimleri ve arlklar yannda nc ana zellikleri
nin bir bykle ( magnitude) sahip olmalar olduunu biliyoruz.
Demokritos, atomlarn ana zelliklerini blnmezlik olarak kabul
etmi, ancak bunun sonsuz veya alglanamayacak kadar kk ol
malar a nlamna gelmediini ileri srmt. Nitekim ona gre dn
ya byklnde bir atarnun olmasnda herhangi bir imkanszlk
yoktu.
Ancak Epikuros bu noktada da Demokritos'tan ayrlmaktadr.
Ona gre, bu onlarn her byklkte, rnein gzle grlebilir bir b
yklkte olmalar anlamna gelmedii gibi -"eer yle olsalard, onla
r grrdk"- eit byklkte olduklar anlamna da gelmez:
4. dota felsefesi veya fiziti 85

"Ama onlarn her veya herhangi bir byklkte olduklarn dn


memeliyiz ki, grnr olgulara ters dmekten kanabilelim. Ter
sine atomlarda byklk farkllklar olduunu kabul etmeliyiz.
nk bu son noktann kabul edilmesiyle duygu ve duyutarla ilgi
li olaylar daha kolay aklanacaktr. Buna karlk onlarn herhan
gi bir byklkte olduklarn kabul etmemizin eylerdeki nitelik
farkllklarn aklamakta bize bir yarar olmayacaktr. Ayrca bu
nu kabul etmediimiz takdirde baz atomlarn bizim tarafmzdan
grlebilir bir bykle erimi olduklarn kabul etmemiz gere
kir. Bu ise gerekte kendisiyle karlatmz bir olgu olmad gibi
bir atom un nasl olup da grlebilir olacan dnmek imkansz
dr" (HM, 55-56).

ATOMLAR FZKSEL OLARAK BLNEMEZLER,


AMA AKlLSAL BAKIMINDAN BLNEBiLiRLER
Atomlar blnemez eyler olmakla birlikte, Epikuros'a gre, hibir
bakmdan blnemez deildirler. Onlar sadece fiziksel bakmdan b
lnemez eylerdir. Buna karlk bir byklkleri olduu iin aklsal
bakmdan veya teorik olarak blnebilirler ve bu bakmdan onlarn
kendilerinden daha kk baz paracklardan meydana geldiklerini
dnmekte herhangi bir saknca yoktur. Bununla birlikte, Epikuros'a
gre, bu paralarn veya paracklarn says, sonsuz olamaz:

"Bu noktalara ek olarak sonlu bir cisimde ne kadar kk olurlar


sa olsunlar snrsz sayda paracklar olabileceini dnmemeli
yiz. Dolaysyla her eyi gereinden fazla zayftatmamak ve bileik
nesnelerle ilgili kavraymzda, var olan eyleri yani atomlar, var
olmayan eylere indirgeyerek ortadan kaldrmaya mecbur olma
mak iin gitgide daha kk paralara ayrlma ynnde sonsuza
giden bir alt blnmeyi reddetmekle kalmamalyz, ayn zamanda
sonlu cisimler iinde de gitgide klerek sonsuza kadar giden bir
sreci (progression) kabul etmemeliyiz" (HM, 56).

Epikuros'un bu szleriyle bir baka nemli noktada daha Le


ukippos-Demokritosu atom anlayndan ayrldn grmekteyiz.
nk Leukippos-Demokritos'un atomlar sadece fiziksel olarak b-
86 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

lnemez eyler deildirler; paralar olmad iin ayn zamanda teorik


olarak da blnemez eylerdir. Oysa Epikuros'un atomlar, fiziksel
olarak kendilerinden daha kk cisimlere blnemez eyler olarak al
makla birlikte, en kk byklk birimleri olarak kabul etmedii an
lalmaktadr. Ona gre, atomlarn kendilerinin de dnlmesi mm
kn olan baz daha kk paraklardan, deyim yerindeyse atom-al
t paracklardan meydana geldiini dnmekte bir saknca yoktur.
Ancak bu blnmenin de bir yerde mutlaka kesilmesi gerekir. Aksi
takdirde 'var olan eyleri var olmayan eylere indirgeyerek ortadan
kaldrmak' tehlikesiyle kar karya kalrz.
Epikuros ncesi dnemde, cisimlerin sonsuza kadar blnebi
lirliini ileri sren Zenon olmutur. Zenon daha nce grdmz ne
denlerle, okluun varln kabul eden insanlara, bu arada atomcula
ra u soruyu sormaktayd: Varln en kk birimleri olarak kabul
edilen bu paracklar, her ne iseler bir bykl olan eyler olmak zo
rundadrlar. Eer yle iseler niin daha kk paralara blneme
mekte ve bu blnme neden sonsuza kadar devam etmemektedir?
Demokritos, Zenon'un bu grne basit olarak u cevab ver
mekle yetinmekteydi: Eyann atomlardan daha kk paralara bl
nememesinin nedeni son derece basittir: nk onlar fiziksel olarak
blnemez eylerdir. Evet, atomlar bir bykl olan eylerdir, ama
bir byklkleri olmakla birlikte, paralar olmad iin fiziksel ola
rak blnemez varlklardr.
Epikuros'un ise retisiyle Demokritos'un bu grn biraz
daha inceltmek ihtiyacn duyduunu grmekteyiz. Epikuros da, De
mokritos gibi atomlarn fiziksel olarak blnemez eyler olduklarn
kabul etmektedir. Ancak Zenon'un bir bykl olan eylerin neden
blnemedikleri sorusunu gz nne almakta ve bu soruya daha ak
layc daha doyurucu bir cevap vermek istemektedir. O, Demokri
tos'tan farkl olarak bir bykl olan atomlarn fiziksel olarak b
lnememekle birlikte, dnce bakmndan, teorik olarak blnebile
ceini kabul etmektedir; ancak bundan Zenon gibi onun sonsuza ka
dar blnmesinin mmkn olmas gerektii sonucuna gememektedir.
4 dota felsefesi veya fiziti 87

nk bu sonucu kabul etmek, bizi 'var olan eyleri var olmayan ey


lere indirgeyerek ortadan kaldrma' tehlikesine gtrr. Bylece Epi
kuros u sonuca varmaktadr: Atomlarn, bir byklkleri olduun
dan, teorik olarak kendilerinden daha kk paracklardan meydana
geldiini kabul edebiliriz; eer istiyorsak Zenon'a bu ynde bir dn
verebiliriz, ama bu dn daha ileri gtrp onlarn sonsuza kadar
blnebilirliklerini kabul edemeyiz. nk bu durumda 'varlklar var
olmayan eylerden meydana getirmek' gibi sama bir eyi kabul etmek
zorunda kalrz.
Epikuros snrl bir byklkte snrsz sayda paracklar olma
d grn kantlamak iin unlar sylemektedir:

"nk herhangi bir eyde, ne kadar kk olursa olsunlar, son


suz sayda paracklarn olduunu sylediimiz takdirde, bu eyin
nasl olup da snrl veya sonlu bir bykle sahip olabileceini
dnmek mmkn deildir. nk bizim bu sonsuz sayda para
aklarmiz belli bir byklkte olmak zorundadrlar ve hangi b
yklkte olursa olsunlar onlarn meydana getirecekleri bileik var
ln sonsuz olmas gerekir. Sonra sonlu bir cismin, gzlemlenebilir
olmamakla birlikte belirgin bir kenan olduuna gre bu nesneden
bir sonra gelen nesnenin de ayn zellie sahip olduunu ve bu e
kilde srayla birinden brne doru ilerleyerek dnce bakmn
dan sonsuza kadar gitmenin mmkn olduunu dnmek zorun
ludur" (HM 57).

Bylece Epikuros sadece cisimlerin sonsuza kadar blnmesinin


imkansz olduunu sylemekle kalmamakta, daha nce grdmz
sonlu bir cisim iinde 'gitgide klerek sonsuza kadar giden bir sre
ci veya ilerlemeyi de kabul etmemektedir.
Onun bu grnn arkasnda da, yine Zenon'un hareketin im
kanszlna ilikin grn reddetme isteinin bulunduunu syleye
biliriz. nk daha nce grdmz gibi, Zenon hareketin varln
reddetmek iin maddenin sonsuza kadar blnebilirlii kavramna
bavurmaktayd. Onun bu konudaki argmanlarnn z uydu: Her
byklk, dolaysyla mesafe sonsuza kadar blnmek zorundadr. Bu
88 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

durumda, hareket eden bir cismin bu hareketinde sonsuz aamalardan


veya noktalardan gemesi gerekir. nk bir mesafeyi kat eden bir
varln nce bu mesafenin yarsn, daha sonra geri kalan mesafenin
yarsn, daha sonra yine geri kalan mesafenin yarsn vb. gemesi ge
rekir ki, bu bylece sonsuza kadar devam eder. O halde gitgide k
lecek bu mesafenin hibir zaman sfra gitmesi mmkn olmayacana
gre hareket mmkn deildir.
Epikuros'un buna kar syledii ey ise bir ncekiyle ayn yn
dedir: Epikuros'a gre sonlu bir mesafe, sonsuz sayda daha kk
mesafelerden meydana gelmez. Dolaysyla hareket eden bir cismin, bu
hareketinde sonsuz saydaki kk mesafeleri veya noktalar kat etme
si gerekmez. Sonlu bir byklkte bu bykl meydana getiren da
ha kk bir sonsuz byklkler dizisi kat edilmez. Dolaysyla hare
ket mmkndr.
Lucretius Epikuros'un bu grlerine herhangi bir katkda bu
lunmaz, yalnzca onu her zaman yapt gibi kendine has olan baz
szlerle destekler: Bunlardan biri udur:

"eylerin byklkleri ile ilgili olarak bir en kk kabul etmezsek


en kk cisimlerin [atomlarn) de sonsuz paralar olmas gerekir;
bu durumda bir yarnn yarsnn da her zaman yars olacak ve bu
blnmeyi hibir ey durdurmayacaktr. Bu durumda evrenle en
kk ey arasnda ne fark olacaktr? Hibir ey. nk evren ne
kadar sonsuz olursa olsun, en kk eyler de ayn lde sonsuz
paralardan meydana gelecektir... Bylece paralar olmayan, en
kk byklkteki eylerin [atom-alt paracklarni varln ka
bul etmek zorunludur" ( D, 1, 6 1 0-20).

KNC DERECEDEN NiTELiKLERiN YAPISI


Epikuros'un renk, tat, koku gibi ikinci dereceden niteliklerin yaps
konusundaki grlerinde de, Leukippos-Demokritos'tan nemli l
de ayrldn grmekteyiz.
Daha nce geni olarak grdmz zere Demokritos "Tatl,
ac, scak, souk, renk, btn bunlar ancak birer san olarak vardr.
4. do! felsefesi veya fizi!i 89

Var olan ise ancak atomlar ve boluktur" (DK, B 1 25) diyerek, nesne
lerin bu tr ikincil niteliklerinin atomlarda nesnel yani gerek anlam
da var olmadklarn ileri srmekte, onlar basit olarak znel duygula
rmz veya fikirlerimiz, cisimlerin duyu organlarmz zerine yaptkla
r etkinin sonucu olarak bizde meydana gelen izienimler olarak tanm
lamaktayd. Baka bir deyile bunlar Demokritos'ta alglayan zneden
ve onun zel bedensel-fizyolojik yapsndan ileri gelen znel fikirler,
sanlar, varsaymlar veya adlardan baka eyler deildi.
te yandan bu gr ayn zamanda ciddi bir phecilik ieri
yordu. Geri Demokritos, duyularn doru yorumlandklar takdirde
bize doruyu verecek gvenilir kaynaklar olduklarn sylemekte ve
aldatc olduklarn ileri srerek kendilerini kmseyen akla kar du
yulara "Zavall akl, beni rtmek iin dayandn kantlar yine ben
den alyorsun" dedirtmekteydi. Bununla birlikte renk, ses, koku, s
caklk soukluk, tatllk aclk gibi duyumlarn herhangi bir nesnel var
la tekabl etmediklerini; sadece znenin znel fikirleri olduklarn
kabul etmek, zorunlu olarak bizi baz pheci sonulara gtrmek du
rumundayd. nk burada duyularn salkl veya hasta, normal ve
ya bozuk olmalarndan kaynaklanan algyla ilgili problemlerden ok
daha ciddi bir epistemolojik engelle kar karya bulunmaktaydk: Sa
r lk hastalna yakalanm bir insann beyaz bir cismi sar grmesi ve
ya tatma duygusunu olumsuz bir ekilde etkileyen bir hastalk sonucu
bu duyusu bozulmu bir insann rnein tatl bal ac olarak duyumla
mas, stesinden gelinebilir glklerdi. Bir duyumcunun veya deney
cinin, buna kar doru olann salkl, normal bir insann duyumlar
olduunu veya bu tr insann alglarnn normal, salkl alglar olarak
gvenilebilir olduunu ileri srmesi mmkn ve akla yaknd. Ama
Demokritos gibi normal, salkl insan tr olarak sahip olduumuz
duyumlarmzn, en azndan ikinci dereceden niteliklerle ilgili olarak
nesnel bir dorulua sahip olmadklarn; nk eyann bizzat kendi
sinde var olan nesnel gerekiere iaret etmediklerini sylemek eyann
doru bilgisi veya bilgimizin deeri hakknda bizi kktenci bir phe
cilie gtrme tehlikesini iermekteydi. Nitekim ilerde Epikuros'la ay-
90 birinci ksm: pikuros v pikurosculuk

n dnemde yaayan ve Septik okulun kurucusu olan Piron'un De


mokritoscu bir filozofun rencisi olduunu ve atomculukta mevcut
olan bu phecilii radikal sonularna gtrdn greceiz.
Bir duyumcu olan ve elimizde duyumlarmzdan baka gveni
lir bir bilgi aracmz olmadn ileri sren Epikuros ise, muhtemelen
bu ciddi problemin farknda olarak, ikinci dereceden nitelikler konu
sunda da Demokritos'tan farkl bir gr ortaya atmaktadr: O tatl
lk, aclk, siyahlk, beyazlk gibi niteliklerin biim, byklk veya
arlkla ayn anlamda olmak zere atomlarn bir nitelii olmadn
veya atom dzeyinde var olmadn kabul etmekle birlikte onlarn t
myle bizim znel yapmza bal znel eyler olduu grn de be
nimsememektedir. Epikuros'a gre bu tr ikincil nitelikler, atomlarn
deil ama atom bileimlerinin, o halde son tahtilde yine nesnelerin
kendilerinin nitelikleri veya rnleri olarak grlmelidirler. Onlar ci
simleri meydana getiren atomlar arasndaki ilikilerin sonucu veya
rn olarak ortaya kar ve bu konumlar ile bizde belli trde du
yumlar meydana getirme kabiliyetine sahiptirler.
O halde Epikuros iin, duyumlarmz zerinde bu belli trde
duyumlar meydana getirme kabiliyetinin kendisi, tmyle znel bir
ey olmayp nesnenin, ama mikroskopik atomun deil de makrosko
pik cismin gerek, nesnel bir zelliidir. Bu ayn ey hasta olmak, l
olmak, kle olmak gibi benzeri durum veya zellikler iin de geerli
dir. Bunlar hayali deil gerek zelliklerdir, ama te yandan bireysel
atomlarn deil onlarn birlemeleri olan atom gruplarnn, rnein be
denin, insanlarn zellikleridir. Epikuros'un bunlarla ilgili unlar sy
lediini grmekteyiz:

"Bundan baka biimler ve renkler, byklkler ve arlklar, ksa


ca cisim hakknda tasdik edilen btn nitefikfe; ya btn cisimlerin
veya gzle grnen cisimleri n srekli (permanent) zellikleri olarak,
bu zelliklere ilikin duyular tarafndan biline bilirler. unu sylyo
rum: bunlarn bamsz olarak kendi balarna var olduklarn d
nmemeliyiz (nk bu dnlemez), ama onfarm var-olmayan
eyler oldukfarn da dnmemeliyiz. te yandan onlar cisimle bir-
4 d ota relsefesi veya fiz it i 91

likte bulunan cisim-d (incorporeal) eyler olmadklar gibi cismin


paralar olarak da dnlmemelidirle .. Tekrar ediyorum: Btn
bu nitelikler yalnzca cisme srekli doasn verirler. Onlarn hepsi
nin kendilerine zg alglanma ve ayrdedilme tarzlar vardr. Ancak
onlar her zaman iinde bulunduklar ve kendisinden hibir zaman
ayr olmadklar btn cisimle birlikte vardrlar... ilinekler kendisi
ne ait olduklar ve bir btn olarak cisim adn verdiimiz btnsel
eyin doasna sahip olmadklar gibi cismin kendileri olmakszn
dnlmesinin mmkn olmad kalc zelliklerin doasna sa
hip deillerdi .. te yandan onlarn bamsz bir varla sahip ol
duklarn da dnmemeliyiz (byle bir ey gerek ilinekler iin ge
rekse devaml zellikler dediimiz eyler iin imkanszdr) ... Ama
onlar duyurnun kendisinin bireysel olarak ne ekilde olduklarn ve
ya ne olduklarn sylyorsa yledirler" (DL, X 68-7 1).

Kendi szlerinden yaptmz bu uzun almda grld gibi


Epikuros, cismin kendisi ve kendileri olmakszn dnlmesinin
mmkn olmadn ileri srd kalc zellikleri yani birincil nitelik
leri, znitelikleri (attri buts) ile renkler gibi ikincil nitelikleri, ilinekieri
(accidents) arasnda bir ayrm yapmakta ama bu ikincil niteliklerin var
olmayan eyler olduklarn dnmemektedir. Onlar cisim deildirler.
Cismin paralar yani atomlar deil, cisimle birlikte bulunan cisim-d
eyler yani boluk veya uzay da deildirler. Ama te yandan var ol
mayan, sadece znenin bak asn ifade eden fikirler, sanlar da de
ildirler. Btne ait olan, btnden doan, btnn zellii olan ey
ler olarak bir gereklie sahiptirler; bundan dolay duyumlarn onlar
hakknda syledikleri eyler bir nesnellie iaret eder ve bu anlamda
dorudurlar.

ZAMAN NEDR?
Buradan ayn balamda ele alnmas gereken bir baka konuya, zama
nn ne olduu konusuna geelim. Zamann, atom veya cisim gibi bir
varlk, bir gereklik olmad aknr. Ama te yandan atomlarn bii
mi, arl, bykl gibi kalc, kendisi olmakszn atomun ve
atomlardan meydana gelen cismin dnlmesinin mmkn olmad
92 birinci ksm: epikurs ve epikurosculuk

bir nitelik olmad da aknr. O halde o, daha ok renkler, tatlar ve


ya hastalk, salk gibi makroskopik, btnsel cismin bir nitelii ola
rak dnlmelidir. Baka deyile Epikuros iin zaman da bir ilinek ol
maldr. Onun kendi szleriyle zaman "gnler ve geedere ve bunlarn
paralarna, haz ve ac duygularna ve tarafsz durumlara, hareket ve
skunet durumlarna yklediimiz bir zellik, bunlarn kendine zg
bir ilinei" dir (DL, X 72).
Lucretius d a ayn retiyi devam ettirir. Var olan her eyin
boluk ve atomlardan veya cisimlerden meydana geldiini belirttik
ten sonra nc bir tr tzn olmadn syler ve bu ikisinin dn
da kalan eyleri ya onlarn deimez znitelikleri ( attributs) veya ili
nekieri (accidents) olarak kabul eder. Ona gre 'deimez bir znite
lik', rnein tan arl, atein scakl, suyun akc olmas, kendi
sine ait olduu eyden ayrlmas ve onun kendisini ortadan kaldrma
tehlikesini gstermeksizin 'ortadan kaldrlmas' mmkn olmayan
eydir. Buna karlk klelik, yoksulluk, zenginlik, zgrlk, sava ve
ban gibi bir eyin zerine gelmesi veya ondan ayrlmas eyin kendi
sinin ortadan kalkmasn veya var olmamasn gerektirmeyen eyler,
ilineklerdir.
Lucretius'a gre zaman, atom veya boluk gibi kendinde veya
bamsz olarak var olan bir tz deildir. Ona ilikin algmzn teme
linde gemite meydana gelmi veya imdi meydana gelmekte olan
-gelecekte de meydana geleceini dndmz- eylere ilikin alg
mz vardr. O halde, hareket ve skunet iinde olan eylerden bam
sz, onlardan ayn olarak zaman alglamamz mmkn deildir. te
yandan insanlar Helen'in karlmasnn, Truval kabilderin savata
yenilmesinin yaanm olaylar olduklarn sylediklerinde, bundan bu
olaylarn dnyann veya gerek yerlerin ilinekieri olmalarndan baka
bir eyi anlamamamz gerekir. O halde tarihi olaylar, cisimler gibi ken
di balarna, bamsz bir varla sahip olan eyler deildirler; ama on
lardan boluktan sz eder gibi de sz edemeyiz. Sonu olarak onlar ci
simlerin ve iinde cereyan ettikleri yerin ilinekieri olmaktan daha faz
la bir gereklie sahip deillerdir (D, 1 , 445-484).
4. data felsefesi veya ffzi&i 93

Sextus Empiricus, Epikurosularn bu ayrmlar ve zamann


zel stats hakkndaki bu grleriyle ilgili olarak bize daha ayrnt
l bilgi vermektedir: Ona gre Epikuros, zamann bir ilinek olmaktan
ok 'ilinein ilinei' olduunu ileri srmtr. nk Sextus'a gre
Epikurosu okul nce eyleri, ) 'kendinde eyler'le (self-existents) )
bu' kendinde eylere ait olan eyler' olarak ikiye ayrmaktadr. Kendin
de eyler tzler yani ancak cisim ve boluktur. Kendinde eylere ait
olan eyler ise genel olarak niteliklerdir ( properties). te yandan nite
liklerle ilgili olarak da ) nitelikleri olduklar eylerden ayrlamaz olan
larla, n) nitelikleri olduklar eylerden ayrlabilir olanlar arasnda bir
ayrm yapmak gerekir. Nitelikleri olduklar eylerden ayrlamaz olan
lar, rnein cismin direnci ve boluun dirensizliidir. nk diren
olmakszn cismi, dirensizlik olmakszn da boluu dnmek mm
kn deildir. Bu tr nitelikler, bundan dolay, cisimlerin sabit, dei
mez nitelikleri olarak adlandrlr. Nitelikleri olduklar eyden ayrlma
lar mmkn olanlar ise, rnein hareket ve skfnettir; nk bileik
cisimler -atomlar deil-, ne her zaman harekette ne de her zaman s
kfnettedirler -atomlar ise doalar gerei her zaman hareketlidirler.
Bylece zamann kendisiyle birlikte bulunduu eyler yani gece, gn
dz, saatler, duygularn varl veya yokluu, hareketler ve skfnetler,
ilineklerdir (symptoms); nk gece ve gndz, dnyay evreleyen ha
vann ilinekleridir... Duygularn (affections) varl veya yokluuna ge
lince, onlar da ya hazlar veya aclardr; dolaysyla onlar tzler olma
yp ac veya haz duyan varlklarn ilinekleridir.
Sonu olarak zaman, ancak 'bir ilinein ilinei'dir, nk o ge
ce, gndz, saatler, duygularn varl ve yokluu, hareketler ve skf
netlerle birlikte bulunur. Bunlarn kendileri eylerin ilinekieri oldukla
r iin de zaman, eylerin ilineklerinin ilineidir; baka bir deyile baz
varlklarn ilineksel bir niteliidir (DBK, 2, 21 9-227).
5
Ruh Kurami veya Psikolojisi

"SZC G N EN YAYGI N K U LLAN I M I NA G R E ' c i SiM-D I I ' D ED iGiMiZ


EY, BAG I M S I Z O LARAK VAR O LD U G U D N L E B i L E N EY D i R .
ANCAK B O L U K H A R i , CiSiMDI I N I N BAG I MS I Z O LARAK V A R O L
D UG U D N LEMEZ. B O L U K iSE NE BiR EY Z E R i N E ETK i D E
B U L UNABiLiR, N E D E K E N Di S i Z E R i N E ETK i D E B U L U N U LA B i L i R . 0
SADECE C i S i M L E RiN K E N D i S i i i N D E HAR E K ET ETME i MK AN I N I
SAGLAR. D O LAYlSlYLA R U H U N B i R CiSiM O LMADI G I N I i L E R i S R E N
L E R B O B i R EY SYLYORLAR. N K E G E R B U YAP l DA O LSAY
D I , N E B i R EY ZER i N E ETKiD E B U L UNAB i L i R D i , N E K E N D iS i ZE
R i N E ETKi DE B U LU N U LA B i L i R D i . OYSA R U H U N BU i K i ZELLiGi D E
TA I D I G I A l K A G R L M E KT E D i R . "
E p ikuros, Herodot'a Mektup, 6 7
Lucretius'un bir lzlml.
pikuras'un ruh kuram, fizik kuramnn bir parasdr. Ruh kura
E mnn ana tezleri doa felsefesinin genel ilkelerinden kar ve on
larla tam bir uyum iinde bulunur.
Epikuros'un ruh kuram, Platon ve Aristoteles'in psikolojileri
gibi esas olarak u sorular cevaplandrmay amalar: Ruh nedir? Bel
li bal ilevleri nelerdir? Ruhla beden arasndaki ilikiler nasldr ve
ruhun lmden sonra bir hayat mmkn mdr?
Epikuros'un ruh kuramnn ayrntlar hakknda aslnda fazla
bilgiye sahip deiliz. Bu durum, elimizde bulunan metinlerin eksik ve
ya yetersiz olmasyla aktanahilecei gibi, Epikuros'un kendisinin ruh
zerine fazla ayrntl konumay gerekli grmemesinin bir sonucu da
olabilir. nk Epikuros iin nemli olan sadece lmden sonra bir
hayatn mmkn olmadn kantlamaktr. O, ruh kuramn bu ethik
amac yerine getirmesi iin tasarlamtr. O halde, lmden sonra bir
hayatn neden mmkn olmadn gerekeleriyle ortaya koyduktan
sonra psikolojinin dier daha zel problemleriyle ilgilenmemiz iin
fazla neden yoktur.
Ayrca Lucretius'un dier konularda olduu gibi bu konuda da
98 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

bir yandan Epikuros'un ana grlerini izlerken dier yandan onlar


baz ayrntlada geniletip zenginletirdiini grmekteyiz.

RUH, MADDi-CSMSEL BR VARLIKTIR


Epikuros'a gre ruh, evrende var olan dier eyler gibi tamamen mad
di, cisimsel bir eydir; onun maddi-fiziksel bir ey olmadn ileri s
renler anlamsz bir ey sylemektedirler. nk eer o, maddi olma
yan bir ey olsayd, ne bir ey zerine etkide bulunabilir ne de bir ba
ka eyin etkisine urayabilirdi. rnein boluk, bu ikinci trden yani
cisimsel olmayan bir eydir. Ama bundan dolay o ne bir ey zerine
etkide bulunur ne de baka bir eyin etkisine urar. O sadece cisimle
rin kendi iinde hareket etmelerinin imkimm salar. Oysa ruhun hem
baka bir ey yani beden zerine etkide bulunduunu, hem de onun et
kisine maruz kaldn grmekteyiz (HM, 67).
Epikuros ruhu, Platon ve Aristoteles gibi esas olarak canl bir
varln hareket ve hayatn meydana getiren ilke olarak tanmlamak
tadr. Ancak Platon'dan farkl olarak, onun cisim d bir tz olduu
grne kesinlikle kar kt gibi, bedenden bamsz olarak var ol
ma imkimm da reddernektedir.
Aristoteles'in ruhu 'bilkuvve hayata sahip olan organiam cis
min fiili' olarak alan gryle Epikuros'un ruh gr arasnda belli
bir yaknlk vardr. Aristoteles'in bu grnn sonucu olarak, ruha
bedenden bamsz bir varlk tanmamas, bedenin dalmas veya or
tadan kalkmasndan sonra ruhun da ortadan kalkacan ileri srmesi
de Epikuros'a uygun den bir grtr. Ancak Aristoteles'in ruhla,
zellikle insan ruhuyla beden arasnda doalar bakmndan ayrm
yapmas (madde-Form ayrm) ve ruhu tinsel bir varlk olarak kabul
etmesi (Form, maddi deildir) Epikuros'un ruh hakkndaki anlayy
la uyumamaktadr.

ANCAK O DAHA NCE, DAHA HAREKETLi


BR MADDEDEN YAPILMITIR
Epikuros ruhun beden gibi bir cisim olduunu ve dier cisimlerle ayn
S ruh kuram veya psikolojisi 99

eyden yani atomlardan meydana geldiini sylemekle birlikte, ruhu


meydana getiren atomlarn, bedeni meydana getiren atomlardan daha
ince, daha akc bir yapda olduklarn ve bedenin her tarafna yayl
m olduklarn kabul eder:

"O [ruh], scaklkla karm bir solua benzer; baz bakmlardan


soluk, baz bakmlardan scaklk gibidir. Ancak onda paralarnn
incelii bakmndan bu ikisini aan ve dolaysyla bedenin geri ka
lan ksmyla daha yakn bir temas iinde olmasna imkan veren
nc bir para daha vardr. Zihnin yetileri, duygular; hareket ko
layl, dnceler ve kaybedilmeleri lme neden olan btn bu
eyler onun [ruh] varlna iaret ederler" (HM, 63).

Lucretius, ruh konusunu iirinin nc kitabnda ele alr. O


nce ruhun bedenden ayr olmadn, tpk el, ayak veya dier organ
lar gibi bedenin bir paras olduunu syler. kinci olarak Aristoteles'i
izleyerek ruhun maddi eylerin belli bir tarzda biraraya gelmesinden
meydana gelen bir uyum, armoni olduu grne kar kar (D,
3 93-1 06).
Lucretius'a gre ruhumuz olaanst hareketlilikte olduun
dan onu meydana getiren atomlarn olaanst ufaklk ve yuvarlak
lkta olmas gerekmektedir. Ayrca yaayan bir insanla lm bir insa
nn arl arasnda bir fark olmamas, ruhun ne kadar hafif atomlar
dan meydana geldiini gstermektedir (D, 3, 1 80-230).
Aetius, Epikuros'un ruhun bir karm olduunu ve bu kar
mn drt unsurdan meydana geldiini ileri srdn sylemektedir.
Bunlar ate, hava, rzgar (veya soluk) ve Epikuros'un adn vermedii
ileri srlen drdnc bir unsurdur (LS, 14 C).
Lucretius bu gr devam ettirir, ancak b u unsurlar hakknda
daha ayrntl bilgiler verir. Buna gre, lmle birlikte bedenin sou
mas, ruhu meydana getiren eyin iinde scaklk unsurunun bulundu
unu gstermektedir. lmle birlikte canlnn 'son nefesini vermesi'
veya artk nefes almamaya balamas da, ruhu meydana getiren eyler
iinde nefesin yani soluun da bulunmas gerektiinin bir kantdr.
100 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

te yandan nefes veya soluk, havann bir trevi veya biimidir. Ayr
ca sy veya scakl tayan ey havadr. O halde ruhu meydana geti
ren eyler arasnda nc bir unsur olarak hava da olmaldr. A ncak
Lucretius'a gre duyu gc gene de bu unsurun biraraya gelmesin
den ortaya kamaz. Ruhta, dncelerin kaynanda bulunan duyu
sal hareketleri meydana getirmesi iin drdnc bir unsurun varln
kabul etmemiz gerekir. Evrende baka hibir varln kurucu atomlar,
bu drdnc unsurun atomlarndan daha hareketli, daha ince, daha
kk, daha yuvarlak olamaz. O, kollarda hacaklarda duyusal hare
ketleri balatan, kendisine ne sz, ne acnn ilemesinin mmkn ol
mad bir unsurdur (D, 3, 230-60).
Epikuros sz konusu drt unsurun atomlarnn biraraya gelme
sinden basit olarak onlarn yanyana gelmelerini deil, tmyle yeni bir
tz oluturacak ekilde birbirlerinin iine girmelerini, birbirlerine n
fuz etmelerini kastediyor olmaldr. Nitekim, Lucretius da ruhu mey
dana getiren drt unsurun her biri ve zellikleri hakknda bu bilgileri
verdikten sonra onlarn birleim tarzna geer ve ruhu kendisini mey
dana getiren bu unsurlardan fazla, yeni bir ey ve ayr bir tr tz ola
rak grmemiz gerektii zerinde zellikle srar eder:

"Unsurlarn ana paralar [atomlar] birbirleriyle o kadar tam bir


ekilde bir karm meydana getirirler ki hibir unsur dierinden
ayrt edilemez ve hibir kuvvetin bu karrndaki yerine iaret edi
lemez. Onlar tek bir cismin eitli gleri gibi vardr. Nasl ki, her
canlnn etinde bir koku, bir scaklk ve tat olup, bunlar kendi ara
larnda tek bir gvdeyi meydana getirirse, scaklk, hava ve rzga
rn grnmeyen gc de biraraya geldiinde tek bir doay meyda
na getirir" (D, 3 265-70).

Bununla birlikte ruhu meydana getiren bu drt unsurun her bi


rinin ruhun baz zel faaliyet veya heyecanlarnn zel sorumlusu ola
rak ele alnabilecekleri de anlalmaktadr. Bylece, Lucretius'a gre,
tek bir madde gibi davranmak, birbirlerinden kopmamakla ve grev
lerini tek balarna yapmamakla birlikte; ruhu meydana getiren bu s-
5. ruh kuram veya psikolojisi 101

caklk, soluk ve havann her birini ruhun farkl faaliyetlerinin zel so


rumlusu olarak grmek mmkndr. rnein ruhun scaklkla ilgili
atomlar bedene hayatn zellii olan scakl verir ki, lmle birlikte
canllarn bedeninin scakln kaybettii ve souduu grlr. te
yandan scaklk veya s atomlar, hayvanlardaki fke duygusunun de
nedenidirler. Soluk veya rzgar, sahip olduu soukluk ve hareketlilik
zellii ile bedenin organlarna hareket etme gcn salar ve hayvan
lardaki korku ve kama duygularn Lucretius ruhta bu unsurun dier
unsurlara ar basmasyla aklar. Durgun hava ise 'yree dinginlik,
yze kaygszlk verir' ve ruhta baskn olduu zaman o, insan karakte
rindeki soukkanlln, sakinliin sorumlusudur (D, 3, 285-305 ) .
Epikuros gibi Lucretius'un d a adn vermedii sonuncu unsurun
asl ilevinin ise bir btn olarak ruhta duyumu meydana getiren ha
reketleri iletmek olduu anlalmaktadr.
Lucretius'un psikolojik olaylar bylece tamamen maddeci bir e
kilde aklad grlmektedir: Eer fkeliysek bunun nedeni ruhumuz
da scaklk unsurunun ar basmasdr. Eer korkuyorsak bu, ruhta bu
lunan soluk atomlarnn dier atarnlara hakim olmasndan ileri gelmek
tedir vb. Bununla birlikte Lucretius insan duygu ve davranlarn, fark
l karakterleri, huylar tmyle bu maddi unsurlara, onlarn bileim tarz
larna, bu bileimde baz unsurlarn dierlerine ar basmasna balama
nn ahlaki bakmdan dourduu olumsuz sonular da gz nne alr ve
doutan gelen bu zelliklerin izlerinin eitim veya iradeyle ortadan kal
dmlamaz bir yapda olmadn belirtir (D, 3 1 0-24 ) .

RUHUN iLEVLER DUYUM, DUYGU V E DNMEDR


Epikuros ruhun esas ilevleri olarak duyum, dnce ve duygu veya
heyecanlar grmektedir. Duyum ve dncenin yeri, akl veya zihin
dir ve Epikuros daha sonra geni olarak ele alacamz Stoaclar gibi
akl veya zihnin yerinin gs ya da yrek olduunu dnmektedir.
Yrek, heyecanlarn da merkezidir. Ruhun hayat ve canllkla ilgili di
er ilevlerine gelince, onlar bedenin her tarafna, btn organlarna
eit olarak yaylmlardr.
102 birinci ksm: epikuras ve epikurasculuk

Epikuros ruhu hayat ile hayatn sonucu olan eylerin yani du


yum, duygu, dnce ve heyecanlarn ilkesi olarak tanmlar. Ama bu
na hemen onun bu ilevleri, ancak bedenle birlikte bulunmasndan
tr gerekletirdiini eklerneyi ihmal etmez. Baka deyile ruh ne tek
bana hayata ve onun ilevlerine sahiptir ne de onda tek bana bu i
levleri yerine getirebilme gc vardr.
Bu erevede olmak zere Epikuros'a gre ruh, zel olarak du
yumun ilkesidir, ama bedenin kendisi de ruh sayesinde duyumdan bel
li bir pay alr. Fakat onun btn zelliklerini paylamaz. Bundan do
lay ruh bedeni terkettiinde beden artk duymaz yani duyarllktan
mahrum kalr.
Duyum olaynda asl ilkenin ruh olduunu gsteren ey, bede
nin baz ksmlarnn tahrip olmasna veya ortadan kalkmasna ra
men duyum olaynn kendisinin ortadan kalkmamasdr. Buna karlk
ruh bedeni terkettiinde, kendisinde herhangi bir eksiklik olmasa bile,
bedenin herhangi bir ey duymas mmkn deildir. Normal lmler,
bunu gstermektedir. Normal lmlerde bedenin kendisinde herhangi
bir deiiklik yoktur, ama ruhun yokluundan dolay beden artk duy
rna yerisini kaybetmitir. te yandan bedeni oluturan bileim dald

nda veya ortadan kalktnda da ruhun bunu duymas mmkn de


ildir. Bedenin dalmas ile birlikte ruh da dalr; o artk ne canl bir
varln hareketlerini gerekletirebilir ne de kendi bana duyma g
cne sahip olabilir.
Ksaca beden ruhun bir klfdr, kalbdr, onu iine alan bir
kaptr. Nasl ki, bir kap knldnda veya daldnda iinde bulunan
ey etrafa salr ya da yok olursa ayn ekilde beden tahrip olduun
da ruh da tahrip olur ve ortadan kalkar (HM, 64-66).

LUCRETIUS'UN ANMA VE ANMUS AYRIMI


Lucretius, ruhun ilevleri ve bu ilevierin ilkeleri ile ilgili olarak daha
ayrntl bilgi verir. O ruhun akll ksm ile akl-d ksmn birbirin
den ayrr, ancak onlar arasndaki sk ilikiyi devam ettirir: Ruhun,
kendisi sayesinde dndmz ve duygular, heyecanlar duyduu-
s. ruh kuram veya psikolojisi 103

muz ksm, akll ksmdr (animus, spirit). Onun dier akl-d olan
ksm ise genel olarak canllk faaliyetlerinin ilkesi olan eydir (anima,
can). Lucretius'un bedenin btnne yayldn syledii ruhun bu
ikinci ksmn, insan vucudunda sinirlerin ilevlerini yerine getiren ya
ni bir yandan duyu oganlarnn duyumlarn ve dier duygular ruhun
akll ksmna iletirken, dier yandan bu akll ksmn emir ve komut
larn bedenin eitli organlarna ileterek onun hareketini meydana ge
tiren bir ey olarak grd anlalmaktadr.
Lucretius ruhun akll ksmnn, zihnin dier ksmdan, bedenden
gelmeyen baz kendine zg, bamsz dnceleri ve duygular olabile
ceini kabul eder. Nasl ki, bamz veya gzmz ardnda bu ary
btn bedenimiz deil, sadece bu organlarmz duyuyorsa, akln kendi
si de bazen bedenin btnne yaylm olan ruhtan, daha dorusu 'ani
ma'dan kaynaklanmayan sevin veya keder duygularna sahip olabilir.
Bununla birlikte 'animus'la 'anima' arasnda ok sk bir iliki vardr.
Ruh daha gl bir duygu, rnein korku duyduunda beden organla
rnn btnne yaylm olan tm ruhun bu duyumu veya duyguyu duy
duu, nk btn bedeni ter bast, dilin tutulduu, sesin bouklat
, gzlerin karard, kulaklarn uuldad grlmektedir. Bu olgu 'ani
ma'nn 'animus'la ne kadar sk bir iliki iinde olduunu ortaya koyar.
Ancak Lucretius'a gre, bunun tersi de ayn lde geerlidir.
Anima'nn ve onun araclyla bedenin animus'tan, zihinden, onun
duygu ve heyecanlarndan ne lde etkilenmesi sz konusu ise zihnin,
animus'un da anima'nn, bedenin deimelerinden o kadar erkilenme
si sz konusudur. nsan vcuduna sokulan bir mzrak sadece bedende
bir yara anakla kalmaz, animus'un da bu etkiyi duymasna yol aar.
Animus'un anima'nn veya bedenin yaad bu olayn etkisini du yna
s onunla ayn yapda yani fiziksel, cisimsel bir ey olduunu gsterir
(D, 3, 130-86)).
Lucretius, ruhla beden arasndaki sk ilikinin baka rnekleri
ni de verir: Ruh, bedenle birlikte doar, onunla birlikte byr ve birlik
te yalanr. Ruhun yerileri ve gleri bedenin yeti ve glerine paralel bir
gelime gsterir. ocuun henz, ince gsz bedenine onun zihin g-
104 birinci ksm: epikuros ve epikurosr uuk________________
__

cnn, aklnn zayfl, gszl elik eder. Onun bedeni byyp,


glendiinde zihin gcnn de artt, glendii grlr. Zamann et
kisiyle insan bedeni gszleip zayfladnda ise akl da zayflar, me
lekeler eski glerini kaybeder. Bylece bedenin lmyle ruhun da ay
n kaderi payiamas son derecede doal bir eydir (D, 3, 417-62).
Sonra ruhun duymasnn temelinde be duyu vardr. Ruhun
lmden sonra yani bedenden ayr olarak duymaya devam etmesi iin
bu be duyuya sahip olmas gerekir. Ama bedenimizden ayr, ondan
bamsz olarak kulaklarmz, dilimiz, gzlerimiz, ellerimiz olabilir
mi? O halde bu duyu organlarna sahip olmakszn duymaya devam
edebileceimizi dnmemiz son derecede samadr (D, 3, 624-33).
Epikuros ruh hakkndaki maddeci grne paralel olarak, du
yum hakknda da tamamen maddeci bir aklama getirir. Buna gre
bileik cisimler veya nesnelerden darya srekli olarak birtakm akn
tlar (effluxe) kar. Bu akntlar daha nce iaret ettiimiz gibi, kendi
lerinden ktklar cisimlerle ayn biimdedirler, yalnz onlarla karla
trlamayacak kadar incedirler. Bir film inceliindeki bu akntlara Epi
kuros "imgeler" (hayaller) veya "idoller" (eidola) adn vermektedir.
Bu imgeler, nlerinde kendilerine engel olacak bir ey bulunmadnda
tasarlanabilir herhangi bir mesafeyi inanlmaz lde ksa bir zaman
da katedip, duyan varla gelirler. Duyan varln gzne veya dier
herhangi bir duyu organna geldiklerinde onun zerinde bulunan ak
lklardan veya gzeneklerden ieri girerler. Duyum denilen ey ite bu
temasn, birlemenin sonucunda ortaya kar.
Epikuros, kendi dneminin yaygn gr olan grmenin gz
den kan nlarn nesneler zerine gitmesiyle meydana geldii gr
nde deildir. Tersine ona gre "dardaki nesneler ne onlarla bizim
aramzdaki hava araclyla ne de bizden onlara giden n ya da her
hangi bir ak araclyla renk ve biimle ilgili doalarnn damgasn
zerimizde brakrlar; onlar dta bulunan eylerin kendileriyle ayn
renk ve biimde olan, bu eylerden kan ve gzn ve zihnin alglaya
bilecei uygun biimlerde bulunan baz incecik filmierin gzlerimize ve
zihinlerimize girmesi sayesinde" alglanrlar.
5 ruh kuram veya psikolojisi 105

Grme duyumu iin sz konusu olan bu durumun iitme, kok


lama gibi dier duyumlar iin de geerli olduunu grmekteyiz: Epiku
ros'a gre iitme, bir ses veya grlt karan kii veya nesneden kan
akntnn iitme organna gelip ona girmesi sonucu ortaya kar. Bu
aknt birbirleriyle belli bir karlkl iliki iinde bulunan ve ayn za
manda kendisinden kt nesneyle ayrdedici bir birlie sahip olan
trde paracklardan meydana gelir. Koklama da nesneden dar fr
latlan ve kokiama organn ona uygun bir tarzda harekete geiren par
acklarn bu organ zerine gelmesiyle gerekleir (HM, 46-54 ) .

Lucretius bu kurama, ruhun bedeni nasl harekete geirdiiyle


ilgili zel bir aklama ekler. Buna gre bu olayda, ruhun veya onun
akll olan ksmnn, animus'un nce baz imgelere sahip olmas sz
konusudur. rnein yrme olayn ele alalm: Ruhun akll ksmnda
nce yrmeyle ilgili bir imge meydana gelir. Bu imgeyi ruhun yr
meyi arzu etmesi yani onda bu ynde bir istein meydana gelmesi ta
kip eder. nk hi kimse daha nce ruhunun bir eyi yapmay arzu
etmesinden, onda bu ynde bir istein meydana gelmesinden nce bir
eyleme girimez. Bylece ruh kendisini ileriye doru gitme ynnde bir
istekle harekete geirdiinde bedene yaylm olan anima'nn gc ha
rekete geer. Anima, animus'la sk iliki iinde olduundan bu kolay
ca mmkndr. Anima'nn kendisi de bedeni veya bedenin yrmeyle
ilgili organlarn harekete geirir ve bunun sonucunda yrme olay
gereklemi olur (D, 4, 8 77- 9 1 ) .

RUHUN LMLLG
Daha nce birka kez iaret etmi olduumuz gibi Epikuros'ta, ruhun
kendisi beden gibi cisimsel olduu ve bedenle, ondan ayrlmaz bir ili
ki iinde bulunduu iin ruhun lmden sonra bir hayat sz konusu
deildir. Nasl, ruhun bedenden nce bir hayat yoksa ondan sonra da
bir hayat olamaz. Nasl, doumumuzdan ncesine ait hibir duyumu
muz, hatramz yoksa lmmzden sonra da hibir duyuma, duygu
ya, hatraya sahip olmamz mmkn deildir.
6
Tan n Kurami veya Teolojisi

" I LK O LARAK i NSANLARl N O RTAK D UYGU S U N U N iA RET ETTiGi B i R


TAN R I KAVRAMI N A U YG U N O LARAK TAN R I ' N l N L M S Z V E MUT
LU BiR CAN LI VAR L I K O LD U G U N A i NA N VE BYLECE O N U N LM
S Z L G N E YABA N C I O LA N VEYA M U T L U L U G U NA TERS D E N
H E R HANGi B i R EYi O N A Y K L E M E . N K GEREKTEN TANR l LA R
VARD I R V E O N LA R l N B i LGiSi APA I KT I R . ANCA K O N LA R OGUN L U
G U N i N A N D IK LA R I G i B i D E G i L D iR LE R D iN SiZ OLAN, OG UN L U G U N
TAPT I G I TANR l LA R I i N KA R E D E N D E G i L D iR ; ASI L D iN SiZ, OG U N LU
G U N TANR I LA R LA i LG i L i O LARAK i NA ND I K LA R I EYLERi TAS D i K
EDE NDiR."
Epikuros, Menoikeus'a Mektup, 123-124
Eplkuros'un Tann kuram Dzerlne
bilgller veren Clcero'nun bir bDstD.
undan nce deindiimiz gibi, Epikuros gibi evreni tmyle atom
B lardan meydana gelen cisimlerin alan olarak gren birinin tanr
larn varln kabul etmesi ve onlarla ilgili bir kurarn gelitirmesi a
rtcdr. nk byle bir evrende tannlara yer bulmak kolay olmad
gibi, gerekli de deildir. Kolay deildir, nk Epikurosu doa fel
sefesinde tanrlar olsa olsa ancak dier varlklar gibi atom bileimie
rinden meydana gelen cisimler olabilirler; gerekli deildir, nk ezeli
ebedi olarak ve tamamen mekanik yasalara gre alan bir evrende
gerek doada gerekse insani ve toplumsal alanda meydana gelen olay
larn aklanmasyla ilgili olarak tannlara veya onlarn mdaheleleri
ne herhangi bir ihtiya yoktur. Zaten Epikuros'un kendisi de tanrla
rn bu tr bir mdahelelerini kabul etmemektedir.

TANRlLAR VARDIR
Bununla birlikte Epikuros'un bir tanr veya tanrlar kuram vardr.
nk o tanrlarn var olduuna inand gibi, onlarn doalar hak
knda belli bir gre de sahiptir. Son olarak onlarn bilgisiyle ilgili
olarak da bize belli bir reti teklif etmektedir.
110 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

Epikuros'un tanrlarn varlna inand, onlar varln tesis


edilmi bir doru olarak grd kesindir. Menoikeus'a mektubunda
tanrlarn var olduklarn ve onlar hakknda ak bir bilgiye sahip ol
duumuzu kesin bir ekilde belirtmektedir (MM, 1 23).
Tanrlarn var olduunu nereden biliyoruz? Cicero'nun b u ko
nuda verdii bilgiye gre Epikuros, tannlara ilikin fikrimizin kayna
n bizzat insan zihninde bulmaktadr. Baka deyile Epikuros iin
Tanr fikri hakikati n ltnden ikincisi olan 'prolepsis' alanna ait
tir yani insan aklnn sahip olduu n fikirlerden, kavramlardan biri
dir: "nk hangi halk veya insan topluluu vardr ki, herhangi bir
eitim almam olarak tanrlar hakknda bir n fikre sahip olmasn? " .
Cicero, Epikuros'un bu grn lt zerine adl eserinde ortaya
koyduunu sylemektedir. Ona gre Epikuros, Tanr fikrinin insanlar
arasnda bir uylamn, gelenein veya yasann sonucu olarak ortaya
ktn dnmemektedir. nsanlar bu fikri, bir eitim veya retim
sonunda da kazanmamaktadrlar. O, btn insanlarn ortak olarak sa
hip olduklarn grdmz ve kendileri olmakszn hibir eyin anla
lamayaca, aratrlamayaca ve tartlamayaca n fikirlerden,
kavramlardan biridir:

"Tanrlara inan otorite, gelenek veya yasa tarafndan tesis edilme


mitir. O insanln ortak ve deimez gr birliine dayanr. Bun
dan dolay tanrlarn varl zorunlu bir karsamadr, nk biz i
gdsel, hatta doutan onlarla ilgili bir kavrama sahibiz. Btn
insanlarn doalar gerei paylatklar bir gr ise doru olmak
zorundadr. Bundan dolay tanrlarn var olduu zorunlu olarak
kabul edilmelidir" (TD, 1, 43-44).

TANRlLAR MUTLU VE LMSZ VARLlKLARDIR


Epikuros sadece Tanr fikrinin deil, ayn zamanda onlarn doalar
na, zelliklerine ilikin grlerin de 'prolepsis' alanna ait olduunu,
ondan kaynaklandn dnmektedir. Bylece btn insanlar doal
olarak tanrlarn lmsz ve mutlu varlklar olduu zerinde de gr
birlii iindedirler. Bu konuda Cicero yle demektedir:
6. tanr kuram veya teolojisi 111

"O halde tanrlarn mutlu ve lmsz bir doaya sahip olduklar


ynnde de bir n fikre sahibiz. nk tanrlar hakknda bu fikri
ruhumuza baheden doa ayn zamanda onlarn lmsz ve mutlu
varlklar olduklar inancn da zihinlerimize kazmrr" (TD, 1 .
45) .

Epikuros, bununla kalmamakta, tanrlarn ezeli ebedi ve mutlu


varlklar olduu ynndeki bu n fikirden baka baz fikirlerin de
karsama (inference) yoluyla tretilmesinin mmkn olduunu dn
mektedir. rnein lmsz ve mutlu bir varlk ne kayglara sahip ola
bilir ne de bakalarnda kayglara yol aacak eyler yapabilir. Byle bir
varlk ne fke ne de minnettarlk duyabilir (TD, l , 45).

TANRlLAR NSAN BiiMiNDEDRLER


Btn insanlarn, halklarn tanrlar hakknda sahip olduklar ortak fi
kirlerden ncs ise onlarn insan biimine sahip olmalar gerektii
dir. En mkemmel bir doaya sahip olan bir varln, en gzel bir bi
ime sahip olmas gerekir. Dnyada insan biiminden daha gzel bir
grn olmadna gre tanrlarn insan biiminde olmalar da zo
runludur:

"Tanrlarn biimi ile ilgili olarak doann akln retileriyle ta


mamlanan baz ipularna sahibiz. Btn rkiara mensup insanlar
tanrlada ilgili olarak onlarn insan biimine sahip olduklar, ba
ka bir biimde olmadklar ynnde doal bir gre sahiptir. n
k u ykuda veya uyankken bir insana onlar baka ne biimde g
rnyorlar? n fikirleri eylerin biricik lt olarak almay bir ra
rafa brakalm, akln kendisi de bu ayn eyi sylemektedir. nk
ister m utluluk, ister ezeli-ebedilik bakmndan en yce olan varln
en gzel bir biime sahip olmas gerekir. imdi insan biiminden
daha gzel olan ne vardr? ... Btn dier canllar arasnda insan en
mkemmel bir biime sahip olduuna ve Tanr canl bir varlk ol
duuna gre onun bu en mkemmel biime sahip olmas zorunlu
dur" (TD, 1, 46-48).
112 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

TANRlLAR YARI CSMSEL EYLERDR


Peki tanrlarn fiziksel yaps nedir veya onlar nasl bir bir varla sa
hiptirler? Epikuros fiziinin ilkelerine gre tanrlarn, ruhlar gibi,
atomlardan meydana gelen cisimler olmalar gerektii ok aktr. An
cak atomlardan meydana gelen btn cisimler olu ve yokolua tabi
dirler.
Bu glkten kurtulmak isteyen Epikuros'un lmszlk nite
liklerini koruyabilmek iin tanrlar cisimler olarak kabul etmediini
grmekteyiz. Bu konuda da bilgi veren Cicero Epikuros'un tanrlar
dier cisimlerden farkl yapda varlklar olarak takdim ettiini syle
mektedir. Buna gre tanrlar insan grnne sahip olmakla birlikte,
gerek anlamda, allagelen anlamda cisimler deildirler; yar cisim
veya cisme benzeyen eylerdi; Onlarn kan da insan kan gibi deil
dir, kana benzeyen bir eydir (TD, , 49).
Epikuros'un bu yar cisim veya cisme benzeyen, ancak cisim ol
mayan biimlerle neyi kastettii dorusu pek ak deildir. Cicero'nun
verdii bilgiye gre Epikuros tanrlarn ruhun atomlarndan da ince
olan, dolaysyla normal bir cismi meydana getirebilecek younlukta
olmayan baz atomlardan kan imgelerin meydana getirdii formlar
olduunu ileri srmtr. Bu ok ince atomlar, uzaya srekli olarak
imgeler gndermekte ve bu imgeler uzayda belli noktalarda, tanrlarn
yeri olan noktalarda birbirleriyle birleerek baz srekli veya devaml
l olan forniara yol amaktadrlar. Zihnimiz bu formlar zerinde yo
unlatnda, tanrsal doay mutlu ve ebedi bir varlk veya varlklar
olarak tasavvur etmektedir (TD, , 05).
Epikuros'un tanrlarn fiziksel yaps ile ilgili bu anlayn ve
ona kar bata Cicero'nun kendisi olmak zere, eitli ilka yazar
tarafndan yneltilen itirazlar geni olarak grmemize gerek yoktur.
Tanrlarn fiziksel doas zerine bu grn felsefi bir deeri olmad
, Epikuros'un srf kendi fiziinin ilkeleri iinde kald takdirde, tan
rlarn da olu ve yokolua tabi varlklar olmalar gerektii ynndeki
itiraz nlemek iin byle bir gr ortaya atm olduu anlalmak
tadr. Buna karlk onun, tanrlarn doas ve onlarla evren ve insan
6. tanr kuram veya ealajisi 113

arasndaki ilikilerin ne ekilde tasadanmas gerektii konusundaki


retisi daha deerli baz unsurlara sahiptir.

ANCAK TANRILARA BAKA HERHANGi BR NSAN


DUYGU VEYA ZELLK YKLENEMEZ
Epikuros'un bu konudaki retisi, esas olarak tanrlarn kendi dnya
larnda mutlu bir hayat sren varlklar olarak dnya ve insanlarla il
gilenmelerinin mmkn olmad, dolaysyla insanlarn sahip olduk
lar iki byk korkudan biri olan tanrlar tarafndan cezalandrlma
korkusunun hibir temeli olmad tezine dayanmaktadr.
Epikuros bu tezini eitli yerlerde ve biimlerde ortaya koyar.
Herodotos'a yazm olduu mektupta bu tezle ilgili olarak u gr
ileri srer: Tanrlar herkes tarafndan bilindii veya kabul edildii ze
re lmsz, mutlu varlklardr. Byle varlklarn insanlarn sahip ol
duklar grlen sknt, kayg, fke veya hayrseverlik gibi duygulara
sahip olmalar m mkn deildir. nk bunlar sonuta zayflk, kor
ku, endie ve bakasna bamllk ieren eylerdir. O halde dnya ve
ya insanlarla ilgili bir endieye sahip olmalar, korkmalar veya fke
lenmeleri, insanlardan intikam alma, onlar cezalandrma ve onlara
iyilik yapma ynnde bir arzu veya ihtiya duymalar tanrlarn doa
sna uymaz, onunla uzlatrlamaz (HM, 77)
Epikuros ayn gr bir baka yerde, Menoikeus'a Mektup'ta
da tekrarlar. Burada daha da ileri giderek tanrlar hakknda bu tr d
ncelere sahip olmann dindarlk deil, tersine dinsizlik, tannlara ha
karet anlamna geleceini iddia eder:

"lk olarak insanlarn ortak duygusunun iaret ettii bir tanr kav
ramna uygun olarak Tanr'nn lmsz ve mutlu bir canl varlk
olduuna inan ve bylece onun lmszlne yabanc olan veya
mutluluuna ters den herhangi bir eyi ona mal etme .... nk
gerekten tanrlar vardr ve onlarn bilgisi apaktr. Ancak onlar
ounluun inandklar gibi deildir... Dinsiz olan ounluun tap
t tanrlar inkar eden deildir, asl dinsiz, ounluun tanrlada
ilgili olarak inandklar eyleri tasdik edendir" (MM. 123-124).
111J birinci ksm: epikuns ve epikunsculuk

GELENEKSEL YUNAN OKTANRICILIGI KARlSlNDA


EPKUROS'UN DURUMU
Bildiimiz gibi, Epikuros'un tanrlar hakkndaki bu gr, genel ola
rak geleneksel Yunan ok tanrclyla uyumamaktadr: nk gele
neksel veya popler Yunan dininde tanrlar insan biiminde tasarlanan
ve kendi d nyalarnda, kendi aralarnda mutlu bir hayat sren lm
sz varlklar olarak kabul edilmekle birlikte dnyayla, insanlarla, on
larn felaket veya muduluklaryla hibir ekilde ilgilenmeyen varlklar
deildirler. Tersine Homeros'un gerek lyada'snda, gerekse Odysse
ai'snda tanrlar srekli olarak aada, insanlarn dnyasnda olup bi
ten eylerle ilgilenen varlklar olarak takdim edilirler. Onlar arasnda
bazlar Yunanllarn, bazlar Truvallarn tarafn tutarlar, hatta baz
larnn zel olarak savaan insanlarn, kahramanlarn yannda veya
karsnda yer aldklar grlr. te yandan onlar doann kendisinde
cereyan eden olaylarla da yakndan ilgilenirler, hatta belli lde onla
rn nedenleri olarak kabul edilirler. Geri Yunan geleneksel ok tanr
clnda tanrlar her eye egemen deildir ama onlarn glerinin snr
lar da belirsizdir. Herhangi bir tanr ie karmakszn hibir yaprak
kmldamaz, hibir k parlamaz ve doal olarak hibir gk grlts
veya imek ortaya kamazd. Tanrlar fkelendiklerinde denizlerde
frtnalar karrlar, insanlarn bana salgn hastalklar musallat eder
ler vb .. Bu yzden ilerinin iyi gitmesi iin insanlarn tanrlarn fkele
rini zerlerine ekmemeleri veya eer bir nedenle ekmilerse fkeleri
ni yattrmak iin onlara hediyeler vermeleri, kurbanlar kesmeleri vb.
gerekmekteydi. Yunanca'da mutlu bir insan (eudaimon) 'kendi taraf
n tutan bir tanr'ya sahip' insan, buna karlk mutsuz bir insan (ka
kodaimon), 'zararl bir tanr'y karsnda bulan' insandr. Daha nce
Sokrates'in yapt ilerde kendisine yol gsteren bu tr bir 'da
imon'un varlna inandn da grmtk.
Platon'a gelince, o daha nce grdmz zere Tanr-evren
ilikileri ve Tanr'nn veya tanrlarn insan ve evrenin hayat zerine et
kileri bakmndan ok daha ileri bir gre sahiptir. O, zellikle haya
tnn son dneminde, Timaios ve Yasalar'da gitgide daha youn bir e-
6. tanr kuram veya tealajisi 115

kilde bu etkiyi ve dnyann, zellikle insann Tanr'ya bamlln


vurgulamtr. Timaios'ta Demiorgos dnyay delara gre ekillendi
ren bir yapcyd. Bylece Platon'a gre dnya, Tanr tarafndan, hem
de en mkemmel bir biimde meydana getirilmiti. Yasalar'da Platon
daha nce iaret etmi olduumuz gibi 'her eyin lsnn Tanr ol
duu'nu sylemekte ve en byk kfrn, Tanr'nn dnya zerindeki
ilgisini, inayerini inkar etmek olduunu ileri srmekteydi.
Aristatdes dnyann ve insann Tanr'ya bamll konusunda
Platon kadar ileri gitmemekteydi. O doann byk lde kendine ye
terli olduunu dnmekteydi. te yandan Tanr'nn dnyayla ilgisini
de mmkn olduu kadar aza indirmiti. Aristoteles'in Tanr's kendi
kendini temaa eden bir akld ve bylece dnyada olup biten eylerle
dorudan bir ekilde ilgilenmemekteydi. Bununla birlikte Aristatdes de
gk cisimlerini yneten akllar tanrlar olarak kabul etmi ve bylece
dalayl bir yolla tanrlarn dnya zerinde etkisini kabul etmiti.

LUCRETUS'UN EPKUROSU TEOLO JYE KATKlSI


Epikuros'un dnyann tanrsal ynetimiyle ilgili btn bu grleri red
dettiini grmekteyiz. Lucretius ise her zaman olduu gibi bu konuda
da Epikuros'u devam ettirmekte, ancak ondan daha atak veya cesur
davranarak E pikurosuluu bir tr tanr tanmazcla gtrmektedir.
Bu konudaki atakln aradan geen iki yzyllk sre iinde Roma d
nemi aydnlarnn mitolojik tannlara olan inanlarn Yunan aydnlar
na gre daha da fazla kaybetmelerine balayabileceimiz gibi Lucreti
us'un Epikuros'un sakinliiyle tam bir ztlk tekil eden ateli mizac ve
ya kiiliiyle de aklamamz mmkndr (Sargll, 67).
Lucretius'un ilk olarak evrenin bir tanrnn veya tanrlarn ese
ri olduu grnn gereksizlii ve yetersizliine iaret ettiini gr
mekteyiz. Bunun iin o, daha nce Epikuros tarafndan ifade edilmi
olan dnyalarn saysnn sonsuz olduu ana tezine dayanmaktadr.
Gemite sonsuz sayda dnya olmutur; iinde bulunduumuz za
manda sonsuz dnyalar vardr ve gelecekte yine sonsuz dnyalar var
olmaya devam edecektir. te yandan dnyadaki varlklarn trleri sa-
116 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

ysz olup, bu trlerin ilerinde bulundurduklar bireyler de say bak


mndan sonsuzdur: Bu sonsuz saydaki eyleri hangi tanr ynetebilir?
Btn bu gkleri ayn anda hangi g dndrebilir?

PLATONCU VE STOACI EVRENSEL TELEOLOJNN REDD


Lucretius'un ikinci olarak kar kt ey, Platoncu ve Stoac evrensel
teleoloji kuramnn kendisidir. Bu kurarn hayvanlarn organlarnn i
levlerini tanrsal bir plann kant olarak grmektedir. Oysa Lucreti
us'a gre bu tamamen yanl bir analojiye dayanmaktadr ve bu ilev
ierin byle bir modelle aklanmasna kesinlikle ihtiya yoktur.
Bu modele gre nasl ki yatak zerinde dinlenmemiz iin, su
barda kendisinden su imemiz iin, kalkan kendimizi korumamz
iin yaplmsa; gz grmek, dil konumak iin yaratlm, meydana
getirilmitir. Ancak, Lucretius'a gre insann kendisinin yapt rn
ler ve aletler ile ilgili olarak bu gr doru olmakla birlikte, doann
rn olan eylerde bu aklama tarz dpedz yanltr. nk bu,
doal eylerde sonda olan, sonradan meydana geleni veya ortaya
kan, baa koymaktr. nsan vcudunda hibir ey onu kullanabilme
miz amacyla meydana getirilmemitir: "Bedenimizdeki hibir organ
biz kullanalm diye yaratlmamtr", tersine onun var olmas, meyda
na gelmi olmas, daha sonraki kullanmna imkan vermitir. Gz, var
olmadan nce grme olmad gibi, dil var olmadan nce de konuma
yoktu. Kulaklar da herhangi bir ses duyulmadan nce yaratlmt. K
saca btn organlarmz kullanmlar iin meydana getirilmemiler,
tersine var olduklar iin kullanlabilmilerdir (D, 4, 830-55).
Lucretius tanrlarn insanlar iin, insanlarn yarar uruna doa
bakmndan olaanst bir dnya yaratmay tasadam olduklar ek
lindeki gr birok adan sama bulur. Bir defa ncesiz, sonrasz ve
mutlu varlklar olan tanrlarn bizim minnettarlmza ne ihtiyalar
vard ? Sonra uzun bir zaman byle bir ey yapmayp, birgn birden
bire bizim iin byle bir eyi yapma arzusu duynalar iin nasl bir ne
den vard? Tanrlar gibi kendilerine yeten, kendi dnyalarnda mutlu
yaayan varlklar byle bir arzuya ne srklemi olabilirdi?
6. tanr kuram veya teolojisi 117

Sonra domam olsaydk ne kaybederdik? phesiz ki dnya


ya gelen bir varlk hayatta kalmak ister; ama eer dnyaya gelmemi
olsaydk byle bir arzu duymazdk ve yaratlmam olmamzdan dola
y da bir zarar grmezdik: " Yaam sevincini hi tatmam insanlarn
yaratlmamlk umurunda mdr? "
Sonra tanrlar dnyann yaratm fikrine ve yaratm modeline
nasl sahip olmu olabilirler, yaratacaklar eyin ne olduunu, onu ya
ratmadan nce nasl bilebilirlerdi? Dnyann kendilerinden meydana
geldii atomlarn zelliklerini, glerini, biraraya geldiklerinde onlar
dan neyin kacan doann kendisi ortada olmad bir durumda na
sl bilebilirlerdi?
Bunun yansra dnya gerekten bir tanrnn veya tanrlarn elin
den km olduunu dnebileceimiz bir ekilde mkemmel midir?
Onun byk bir ksmn kayalklar, bataklklar, vahi hayvanlarla dolu
ormanlar, ucu buca olmayan denizler kaplamaktadr. lml varlk
larn te ikisi de kavurucu scaklklar, dondurucu souklarn hakim ol
duu yerlerde yaamaktadr. Karada ve denizde yrtc hayvanlar insan
larn bana bela olmakta, mevsimler kendileriyle birlikte trl trl
hastalklar getirmekte, zamansz lm her tarafta kol gezmektedir. Do
an bebekler annelerinin karnndan kar kmaz kendilerini bekleyen
zorluklar, aclar dnerek feryat lklar atmaktadrlar. Tanrlar ta
rafndan ve insanlarn iyilii gz nnde tutularak yaratld sylenen
mkemmel dnya bu dnya mdr? (D, 5. 157-235).
Cicero Tanrlarn Doas zerine adl eserinde, bunlara Epiku
rosular tarafndan ileri srldn syledii baka baz kantlar da
eklemektedir. Platon evrenin Tanr tarafndan yaratlm olduunu, an
cak ebedi olduunu sylemitir. Bir balangc olan ey nasl ebedi ola
bilir? Dnyada bir balangc olup da sonlu olmayan bir ey var mdr?
Ayrca Platoncular evrenin zamanda meydana gelmi olduunu
ileri srmektedir. Ancak zamann kendisinin evrenle birlikte meydana
gelmi olduu dnlemez. O halde evren Tanr tarafndan zaman
iinde belli bir anda meydana getirilmitir. Bu durumda Tanr'nn ve
ya tanrlarn alar boyunca aylak aylak oturup, bir abada bulunma-
118 birinci ksm: epikus ve epikusculuk

mas daha sonra birdenbire evreni meydana getirmelerinin mantkl


nedeni nedir?
Ayn ekilde Stoaclar da btn bu dnyann, bu dnyadaki g
zelliklerin Tanr tarafndan insan iin meydana getirildiini savunmak
tadrlar. Peki bu insanlar kimlerdir? Bilgeler mi? Eer yleyse bu yap
y meydana getirmek iin onca aba bir avu insan iin gsterilmi ola
caktr. Eer onlar geri kalan insanlarsa, Stoaclar bu insanlar bilgisiz
aptallardan baka varlklar olarak grmemektedir. Tanr'nn bunlar
iin iyilik dnmesi anlaml mdr?
Sonra dnyada, hayatta ok sayda kt eyler, aclar vardr.
Bilgeler iyi kt bunlara dayanmasn, hayatn baz avantajlaryla on
lar dengelemesini bilen insanlardr. Oysa, bilgisiz ounluk, aptallar
bunu yapmaktan acizdir. O halde dnyann Tanr tarafndan onlar iin
varla getirildii gr nasl mantkl bir gr olabilir? (TD, 1,
20-2 3).

EVRENDEKi DZENLLGN MEKANST AIKLAMASI


Lucretius, Platoncu ve Stoac teleolojiye kar sadece yukarda belirtti
imiz trden olumsuz eletirileri yneltmekle kalmamakta, dnyadaki
dzenliliin, canl varlklarn organlarndaki amalln nasl meyda
na geldii hakknda pozitif baz grler de ileri srmektedir:
Sonsuz sayda atomlar sonsuz bir uzayda ve sonsuz bir zaman
dan beri birbirleriyle arparak sonsuz birlemeler meydana getirmek
tedirler. Bu birlemelerden bazlarnn, iinde yaadmz dnyada etra
fmzda grdmz dzenliliklere (arrangements) benzer olmas ve bu
dzenlilikterin trlerin devamll da iinde olmak zere doadaki d
zen ve deimez yasalar dediimiz eyleri meydana getirmesi mmkn
dr. Belli biimde ve byklkte olan atomlarn birbirleriyle birlemele
rinin belli trden varlklara ve bu varlklar arasnda belli trden ilikile
re yol am olmas ve bylece ortaya zel olarak doa, doa yasalar ve
doal dzenliliin km olmas mmkndr (D, 5. 425-35).
6. yzylda yaam nl Aristoteles yorumcularndan biri
olan Simplikios, Aristoteles'in Fizii adl eserinde daha nceden gr-
6. tanr kuram veya teolojisi 119

dmz Empedokles'in hayvanlarn nasl ortaya ktna ilikin


mekanst grne atfta bulunduktan sonra, sonraki filozoflar ara
snda Epikuroscularn da onun bu grn paylatklarn syle
mektedir. Gerekten de Lucretius'un felsefi iirinin 5. kitabnda (De
rerum natura) Empedokles'in bu grne benzer bir gr ileri sr
d de grlmektedir.
Bu gre gre dnyann balangcnda yeryz tuhaf bir gr
ne ve anatomik yapya sahip ok sayda ucube meydana getirmitir.
Bunlar hibir cinsiyeti olmayan yaratklardr. Bazsnn eli, bazsnn
aya, ounun az veya gzleri yoktur. Bazlarnn el ve ayaklar v
cutlarna yapktr ve bunun sonucunda bir ey yapma veya bir yere
gitme gcnden yoksundurlar. Doa daha sonra bir ie yaramaz ol
duklarn grd iin bunlarn gelimesini durdurmutur. nk var
lklarn hayatlarn devam ettirmeleri ve trlerini srdrmeleri iin ok
eye ihtiyalar vardr. nce yiyecek olmaldr. Sonra bedenlerinde tr
lerinin devamn salayacak tohumlarn kabilecei bir ey olmaldr.
nc olarak onlarn birbirleriyle cinsel birlemelerini mmkn kla
cak bir donanm olmaldr.
te yandan hayvanlarn bazs akllaryla, bazlar cesaretleriy
le, bazlar hzlar sayesinde hayatta kalabilmilerdir. Bazlar ise bizim
kendilerini beslememiz sayesinde varlklarn srdrebilmilerdir. As
lann cesareti, tilkinin kurnazl, geyiin srati vardr. Kpekler, eek
ler, koyunlar vb. ise bizim sayemizde hayatlarn srdrebilmektedir
ler. Doann kendilerine bu avantajlar vermedikleri hayvanlar ise za
man iinde ortadan kalkmlardr (D, 5. 835-75).
Sonu olarak Lcretius'un hem doann genel dzenini, hem
hayvanlarn zel yapsn ayn ilkeyle akladn grmekteyiz. Bu,
mekanik vurma arpmalar, biraraya gelme ve ayrlmalar ilkesidir.
D nyann genel dzeni bunun sonucu olarak ortaya kt gibi canl
larn, onlarn organlarnn, bu organlarn ilevlerinin ortaya k da
ayn srecin sonucudur. Onlarn varl iin onlar tasarlayan, dzen
leyen ve gerekletiren akll, bilinli, iyi kalpli, hayrsever bir varla,
bir Tanr veya tannlara ihtiya yoktur.
7
Ahlak Felsefesi veya Ethii

"YET ERLi O LA N I AZ B U LAN i N SAN i i N H i B i R EY YETERLi D E GiL


D i R."
E p ikuros, Vatikan Szleri, 68

"L M NE YAAYA N LARI i LG i L E N D i R iR, NE DE L LERi. N K YA


AYA N LAR i i N L M YOKTUR, L L E R i N iSE ZAT E N K E N D i L E R i
YOKTUR."
Ep ikuros, Menoikeus'a Mektup, 1 2 5
Epikuros'un bir bDstD.
pikuras'un ahlak zerine grleriyle ilgili ana kaynamz, Me
E noikeus'a yazm olduu mektuptur. Bu blmde de bu ksa mek
tupta zededii retisini dier mektuplarnda ve Temel retiler'de
karmza kan grleriyle tamamlayarak Epikuros'un ahlak felsefe
sini sergilerneye alacaz. Ancak bundan nce onun insann ahlaki
davranma gcne veya zgrlne sahip olup olmadna ilikin g
rn grmemiz gerekmektedir; nk Epikuros'un kendisi insann
davranlarndan ahlaki bakmdan sorumlu tutulabilmesi iin byle
bir gce veya zgrle sahip olmasnn zorunlu olduunu akca sy
lemektedir.

RADE ZGRDR
Epikuros'un doa felsefesinde kabul ettii ilkelerden hareketle meyda
na getirdii evrende, insann ahlaki davranlarnda nasl olup da z
gr olabileceini anlama veya aklama konusunda byk bir glk
vardr. Ancak daha nce iaret ettiimiz gibi, onun tanrlarn varln
kabul ettii gibi byle bir zgrln varln da fiilen kabul ettii
tartlmaz bir olgudur. Nitekim Epikuros, daha nce belirttiimiz gi-
124 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

bi Menoikeus'a yazm olduu mektubunda eylemlerin zorunlu olarak


meydana geldikleri grn kabul etmektense, onlarn tanrlarn iste
i sonucu ortaya ktn syleyen eski hikayelere inanmann daha iyi
olacan sylemekten ekinmemektedir:

" Bazlarnn her eyin efendisi olarak kabul ettikleri Kader'e gelin
ce, bu insan[ Epikurosu insan], baz eylerin zorunlulukla, bazla
rnn talibin eseri olarak ortaya ktklarn, bazlarnn ise kendi
elimizde olduunu syleyerek bu grle [kaderci gr] alay eder.
nk o, zorunluluun sorumluluu ortadan kaldrdn, ans ve
ya talibin kararsz olduunu, buna karlk bizim kendi eylemleri
mizin zgr olduunu ve vgyle knamann doal olarak bu so
nuncu eyler iin olduunu grr. phesiz Doa Filozo/laTnn or
taya atm olduklar Kader'in boyunduruu nnde eilmektense
tanrlar hakkndaki efsanelere inanmak daha iyidir. nk Doa
Filozoflarnn zorunluluunun her trl yakanya kulaklarn tka
masna karlk ikincide tanrlar onurlandrdmz takdirde kt
eylerden kaabileceimiz ynnde zayf da olsa bir umut vardr"
(MM, 133-134).

Ancak biz nasl olur da eylemlerimizin efendisi olabiliriz? Ahla


ki eylemlerimizden sorumlu tutulmamz mmkn klan bu zgrl
n kayna nedir? Tmyle atomlardan ve atomlarn iki trl hare
ketlerinden yani arlklarndan dolay sahip olduklar asli hareketle
riyle birbirleriyle arpmalarndan kaynaklanan daha sonraki hare
ketlerinden meydana gelen bir dnyada zgr diye nitelendirilmesi
mmkn bir eylem ve bu eylemin temelinde bulunmas gereken zgr
bir irade, zgr bir seim nasl olabilir?

RADE ZGRLGNN KAYNAGI OLARAK 'SAPMA'


Daha nce grdmz gibi Lucretius bu tr eylemlerin varln ak
lamak iin 'sapma' (klinamen) kavramna bavurmaktadr. te yan
dan Cicero 'sapma' kavramnn Epikuros' ta da mevcut olduunu ve
onun bunu kaderin zorunluluundan kurtulmak iin ortaya attn
ileri srmektedir (LS, 20 E). Ancak daha nce de iaret ettiimiz ze-
7. ahlak felsefesi veya ethi&i 125

re Epikuros'un elimizde bulunan yazlarnda bu sapnayla ilgili her


hangi bir ifade yoktur.
Esas olarak Lucretius'un bu 'sapma' kavramn, doa felsefesin
de kullandm biliyoruz. Arlklar ne olursa olsun, bolukta eit hz
la den atomlarn veya en azndan bir ayn dorultu zerinde den
baz atomlarn bu sapma sayesinde hareket ynlerinde bir deiiklik
meydana gelmekte ve bylece onlarn birbirleriyle arpmalar mm
kn olmaktadr.
te yandan Lucretius'un bu kavram sadece insann deil, hay
vanlarn da istee bal hareketlerini aklamak iin kullandm gr
mekteyiz. Lucretius'a gre;

"eer btn hareketler her zaman zorunlu olarak birbirlerine ba


l olu; evrenin deimez dzeninde eski olandan hibir ekilde ye
ni bir hareket kmazsa; eer ana cisimler [atomlar), sapma saye
sinde kaderin balarn koparabilecek ve nedenlerin sonsuza kadar
birbirlerini izlemelerine engel olabilecek bir hareketin balangcn
meydana getirmezlerse, yer yzndeki canl varlklarn zgr irade
ye sahip olmalar olay nasl ortaya kabilir? " (D, 2, 250-60).

Lucretius bu ana gzleminden veya dncesinden hareketle ge


nel olarak btn hayvanlarda, zel olarak insanda zorlama alnnda ya
plan hareketlerle istee bal hareketleri birbirinden ayrmaktadr. r
nein, gl bir insann btn arl ve kuvvetiyle bizi itmesi zorla
ma altnda yaptmz bir harekete yol aar. Bu hareket iseimize kar
bir harekettir, biz isteimizle bu hareketi nlemeye, frenlemeye al
rz. Bir at yarnda nlerinde bulunan kaplar ald veya engel kal
drldnda atlarn yaptklar hareket ise istee bal bir harekettir. Bu
olayda atlarn nlerindeki engel kaldrld anda ileriye doru atlma
lar onlarn bu hareketinin istee bal yani zgr olduunu gsterir ve
istekleri vcutlarn yani ayaklarn harekete geirme zamann bulur
bulmaz da onlar bu hareket etme arzularn tatmin etmek zere ko
maya balarlar ( D, 2. 265-85).
126 birinci ksm: epikuras ve epikurasculuk

ZORLAMA ALTINDA YAPILAN HAREKET


VE STEGE BAGLI HAREKET
Lucretius'a gre bylece hayvanlarda iki trl hareket vardr: Zorla
ma altnda yaplan hareketler ve istee bal hareketler. Zorlama altn
da yaplan hareketlerin ilkesi bellidir: Sz konusu zorlamay yapan ey,
varla dardan uygulanan g. stee bal hareketlerin kayna ise
bu hareketi yapann iinde bulunan bir ey olmaldr. Bu ey 'istek'
(will) diye adlandrlan eydir. te yandan bileik varlklarda bulunan
her eyin ilkeleri basit varlklarda, varlklarn tohumlarnda yani
atomlarda bulunduuna gre, hayvanlarda grlen bu istein kayna
veya ilkesi de onlarda yani bizzat atomlarn kendisinde aranmaldr.
Bu aratrma, istee bal hareketlerin kaynanda, atomlardaki sz
konusu sapmann veya sapma eiliminin bulunduunu ortaya koyar.
Lucretius'un bu grn tam olarak yle de ifade edebiliriz:
Dnyada trl hareket vardr: Bunlardan birincisi atomlarn doal
arlklar sonucu yaptklar asli hareketleridir ki bunlar yukardan aa
ya doru dme hareketleridir. Dieri atomlarn birbirleriyle bulu
malar, arpmalar sonucu ortaya kan zorunlu hareketler yani zor
lama altnda yaplan hareketlerdir. ncs ise baz varlklarda yani
hayvanlarda, zellikle insanda grdmz zgr veya istee bal ha
reketlerdir ki, bunlar da yine atomlarn kendilerinde bulunan sz ko
nusu 'sapma'dan kaynaklanrlar. Lucretius'a gre, atomlarn kendile
rindeki sapma hareketleri, hayvanlar ve zellikle insan sz konusu ol
duunda 'iradeden kaynaklanan' hareketlere dnr veya onlara bu
ad verilebilir.
Cicero, iaret ettiimiz gibi, bu sapma grn bizzat Epiku
ros'un kendisine de mal etmektedir. Cicero, atomcu grn kurucu
su olan Demokritos'un atomlarda byle bir sapnay kabul etmedii
ni, ancak bunun sonucunda insan zgrln inkar etmek zorunda
kaldn, Epikuros'un ise bunu grp, insan zgrlne bir yer a
mak istedii iin atomculukta bir deiiklik yaparak, bu sapma re
tisini ortaya attn sylemektedir.
7. ahlak flsfsi va thiti 127

STEGE BAGLI HAREKETiN KARNEADES ELETRS


Ancak yine Cicero'ya gre, pheci okulun orta dneminin yani Aka
demik pheciliin nemli bir temsilcisi olan Karneades Epikurosu
larn bu grn eletirmitir. Karneades, onlarn davalarn bu ha
yali sapma kavramna bavurmakszn savunmalarnn da pekaLi
mmkn olduunu ileri srmtr. Karneades'e gre Epikurosular
bu sapmann bir nedenini gsteremedikleri iin zgrlk retilerin
de 'nedeni olmayan bir hareket'i kabul etmek durumuna dmekte
dirler. Oysa kendileri gibi yine insan zgrln kabul eden Stoac
lardan Krizippos, byle bir tehlikeye dmeksizin bu zgrl yani
insann istee bal hareketini aklayabilmektedir. Krizippos bunun
iin 'Nedeni olmayan hibir eser yoktur' ilkesinden fedakarlk etme
mekte, sadece bu nedeni, znenin veya zihnin kendisinin dna yer
letirmemekle yetinmektedir. O 'nedeni olmayan' derken sadece 'd
bir nedeni olmayan' kastetmektedir. O halde, atomun bolukta ar
l sonucu hareket ettiini anlatmak zere onun 'nedensiz hareket et
tiini' sylemek mmkndr. Bununla kastedilen onun bu hareketi
nin atomun kendisinin, doasnn dnda bir nedeni olmad, hare
ketinin nedeninin atarnun doasnn kendisi olduudur. Bylece ara
ya 'sapma' kavramn sokmakszn zihnin iradi hareketlerinin de bir
nedeni olmadn, nk onun doasnn bu tr bir hareket yapmak
olduu sylenebilir. Bu durumda zihnin iradi hareketlerini aklamak
iin d bir neden aramaya ihtiya kalmaz. Zihnin kendisi veya eer
stersek onu meydana getiren atomlarn doalar bu neden olarak ka
bul edilmi olur (LS, 20 E).
Aslnda yukarda iaret ettiimiz gibi Epikuros'un elimizde bu
lunan metinlerinde 'sapma' kavramyla karlamamamza karlk on
da Cicero'nun Karneades'e mal ederek ortaya koyduu bu gr y
nnde baz szlerin mevcut olduunu grmekteyiz. Ancak bu szler
fazla ak olmad, daha dorusu Epikuros'un onunla ilgili szlerini
ieren metin eksik olduu iin bu konuda kesin bir deerlendirmeye
gitmemiz zordur.
128 birinci ksm: e pikuras ve epikunsculuk

DOGAL DETERMNZME KARI NSAN ZGRLG


Epikuros Doa zerine adl eserinden kalan bir fragmanda, hayvan
lardan sz ederken onlarn kt davranlarnn sorumluluunu atam
larna yklemek yerine, onlarn nedeninin belki bazs doutan olan
yaplarnda, karakterlerinde ve zellikle bu yap veya karakterlerin u
veya bu ynde dzensiz olarak gelitirilmesinde aranmas gerektiini
sylemektedir. Eer sz edilen hayvanlar baz dzensiz, bozuk davra
nlar gsteriyorlarsa, Epikuros'a gre, bunun nedeni onlarn ruhlar
n meydana getiren atomlarn kendileri deildir, bu hayvanlarn zel
doa/ar, zel yaplar, karakter/eridir.
Epikuros, szn ettiimiz fragnann bir baka yerinde bu tezi
ni insanlarla ilgili olarak da tekrarlamaktadr. Burada ortaya att g
re gre, bizler balangtan itibaren bizi u veya bu ynde davranta
bulunmaya iten farkl potansiyellere, farkl dnce ve karakteriere sa
hibiz. Bunun sonucu olarak onlar u veya bu ynde gelitirme tarzn
dan sorumlu olan da kesinlikle biziz. Bylece bize dardan gelen etki
lere farkl ynde cevap verme gc de bize aittir; nk bu tepkiler ne
ticede kendimiz, kendi eserimiz olan dncelerimize tabidirler. Byle
ce Epikuros, farkl seenekler arasnda nihai seimin fiziksel olarak ba
langtaki yapmza veya d etkilere baml olduunu ileri sren biri
ne u argmanla kar kmaktadr: Eer yleyse neden birbirimizin
davranlarna kar kyoruz, birbirimizi azarlyoruz ve birbirimizi d
zeltmek ynnde abalarda bulunuyoruz? Epikuros'a gre, bu argma
n ileri sren biri, bu tartmay devam ettirme ynndeki kendi davra
nn aklayamaz. nk onun bu tartmay devam ettirmesi pratik
te bu teze inanmadn gsterir: Eer insanlarn btn eylemleri zorun
lu eylemlerse onun bu eylemi de zorunlu bir eylemdir (LS, 20, B, C).
Epikuros, Vatikan Szleri'nde de ayn ynde olmak zere unu
sylediini grmekteyiz:

"Btn olaylarn zorunlu olarak belirlenmi olduunu syleyen bir


insann btn olaylarn zorunlu olarak belirlenmemi olduunu
ileri sren bir insan eletirmesi sz konusu olamaz; nk ona g-
7. ahlak felsefesi veya elhiti 129

re bunun kendisi de zorunlu olarak belirlenmi olmak durumunda


dr" (VS, 40. Sz).

Eer Epikuros'un bu szlerini doru anlyorsak; onun yeterli l


de ak bir tarzda ortaya koymamakla birlikte, insan zgrl ve
ya zgr iradeyle ilgili olarak daha sonra Stoaclarn, zel olarak Kri
zippos'un ve modern ada Spinoza'nn gelitirecekleri kuramn nc
s olduunu syleyebiliriz. Bu kuram, zgrl insann kendi kendi
sini belirlemesi (self-determination) olarak aklayan kuramdr.

NSAN ZGRLGNN TEMELi OLARAK


PSiKOLOJiK DETERMiNiZM
te yandan Epikuros'un bu szlerinde yine yeterli derecede ak olma
sa da, fiziksel determinizm ile psikolojik determinizm arasnda bir ay
rm yapmaya ve insann zgr denen davranlarn bu psikolojik de
terminizm iinde aklamaya altn syleyebiliriz. Buna gre biz
hayata plak, fiziksel atomlar olarak balamayz. Ruhumuzda karak
terimizin geliimiyle ilgili geni bir imkanlar veya potansiyeller toplu
luu vardr. Bu gelimenin nasl bir yn alaca da fiziksel olarak n
ceden belirlenmi deildir ve byk lde bize baldr. Kukusuz
Epikuros fiziksel etkilern, dtan aldmz etkilerin varln reddet
memektedir. Ama Epikuros'a gre, eer onlar bizi tmyle kontrol et
selerdi, ahlaki davranlarmzn ve birbirimize kar takndmz ele
tirici, birbirimizi dzeltmek isteyici tutumlarmzn hibir anlam ol
mazd. te yandan Epikuros, bir deterministin bu tutumlarmzn ken
dilerinin de belirlenmi, zorunlu olduklarn ileri srebileceini kabul
etmektedir. Ama bu durumda o yani mutlak determinist, kendi kendi
sini reddetmi olacaktr. nk eer yleyse o, kendi grn savun
mak zere bu tartmay neden devam ettirmektedir?
Bylece, Epikuros'a gre insan davranlarnn temel fiziksel ya
salarla ve tmyle mekanist bir biimde aklanabilir olmaktan uzak
olduunu syleyebiliriz. insanda inan ve istek diye tmyle fiziksel
olmayan psikolojik baz gereklikler vardr. Bu gereklikler veya un-
130 birinci ksm: e pikuras ve epikunsculuk

surlar onun ruhunu yani akln ya da 'kendi'si dediimiz eyi meydana


getirirler. nsan davranlarn sadece fiziksel nedensellie veya meka
nik nedensellie bavurarak aklamak mmkn deildir. Bunun iin
ncelikle bu psikolojik gerekliklere ve onlarn belirledii psikolojik
nedensellie, yasalara bakmak gerekir. Hi phesiz bu psikolojik ger
ekiikierin gerisinde veya altnda insan biyolojisi, kalrm veya evre
den gelen etkiler gibi daha ok fiziksel diye adlandrlacak eylerin ro
l vardr. Lucretius'un ilerde syleyecei gibi gibi ruhun atom yaps,
bizim doal mizacmz, karakterimizi, fkeli veya sakin, cesur veya
korkak bir kiilie sahip olmamz belirlemektedir. Ama Epikuros ak
ln, bu doal mizacn etkilerini deitirme imkanna sahip olabilecei
ne de inanmaktadr. rnein doas, mizac bakmndan korkak olan
biri, aklyla, irade gcyle, cesur olmay renebilir, cesurca davran
larda bulunabilir (LS, 09- l l ) .
B u ayn gr, daha nce de iaret ettiimiz gibi Lucretius'ta da
karmza kmaktadr. Lucretius eitimin huylarn belirgin zellikleri
ni tmyle ortadan kaldramayacan sylemekte, doutan yani
atomlardan gelen zelliklerin, kusurlarn, rnein korkaklk veya a
buk fkelenmenin eitim sayesinde tmyle ortadan kaldrlabilecei
ne inanmamaktadr. Ancak bu doutan zelliklerin izlerinin felsefe
yoluyla ortadan kaldr/amayacak kadar belirleyici olmadklarn da
dnmektedir. Bylece insann akl ve seme yoluyla iyiyi tercih etme
si ve tannlara yakr ahlaki bir hayat srmesinin mmkn olduunu
savunmaktadr (D, 3 307-325).
te yandan Epikuros ans, talih y a d a rastlantnn insann mut
lulukla birlikte mutsuzluunun nedeni veya kayna olmadn d
nmektedir. nk byk iyilik ve ktlklerin balanglar talihe
ya da rastlantya bal olsa bile, insanlar mutlu veya mutsuz edecek
olan ey bu balang artlar deil; saduyu, bilgi veya bilgeliktir
( phronesis). yi veya ktnn gerek ilkesi budur. Hatta bu anlamda
bilgelik, felsefeden bile deerlidir. nk mutluluun ne olduunu ve
onu elde etmek iin ne yapmamz, neyin peinden koup, neden ka
nmamz bize reten odur (MM. 1 32-34).
7. ahlak felsefesi veya ethii 131

Epikuros daha da ileri gider ve Demokritos'un "talihin cmert,


fakat dnek olduu, buna karlk doann kendine yettii, dolaysy
la onun daha kk, fakat gvenilir gcyle midin daha byk va
adini yendii" nl szn hatrlatan son derecede deerli bir zdeyi
te bulunur:

"yi dnlm bir eylemin baarszl ansn yardmyla ortaya


km bir baardan daha iyidir" (MM 1 35).

NSAN DAVRANILARININ ZEMBEREG OLARAK


HAZ VE ACI
Daha nce belirttiimiz gibi Epikuros, nasl bilgi kuramnda dorunun
lt olarak duyumlar almaktaysa, ahlak kuramnda da iyinin l
t olarak duygulara dayanmaktadr. Baka ekilde sylersek duygular,
zellikle haz ve ac duygular, ahlak alannda, duyumlarn doa bilimi
alannda sahip olduklar epistemolojik gvenilirliin aynna sahiptir
ler. Epikuros, yarglar veya daha dorusu nyarglar, yanl yarglar ta
rafndan bozulmam bir yaklamla duygularmz ele aldmzda ve
ya onlar ie bak yntemiyle tarafsz bir ekilde incelediimizde, gr
dmz eyin ise u olaca grndedir: nsan doal, hatta igd
sel olarak acdan kaar, hazzn peinden koar. O halde insan iin iyi,
en yksek iyi hazdr.
Epikuros'un hazcl phesiz ahlaki bir hazclktr yani insan
larn haz peinde komalarnn doru olduunu syleyen ahlaki bir
kuramdr. Ancak bu kuramn temelinde psikoloiik hazclk diye adlan
drabileceimiz bir baka kurarn vardr. Bu ikincisi ahlak felsefesinde
genel olarak doac yaklam ve gr diye adlandrlan grn zel
bir trdr ve insanlarn davranlarn inceleyerek onlarn fiilen haz
peinde kotuklar gzlemine veya tesbitine dayanr. Bylece Epikuros,
bu iki hazcl birletirerek, insanlarn fiilen haz peinde kotuklar
ynndeki psikolojik gzlemden hareketle, hazzn peinden koulma
s gereken iyi olduunu syler.
Cicero'nun da iaret ettii gibi Epikuros, hazzn peinden koul-
1)2 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

mas, acnn ise kanlmas gereken bir ey olduunun kantlamaya ih


tiya gsteren bir ey olduu grnde deildir. Nasl ki, atein scak
l, karn beyazl veya baln tatll dorudan doruya duyular ta
rafndan alglanrlarsa, hazzn peinden koulmas, acnn kendisinden
kanlmas gereken eyler olduu da dorudan doruya duygular ta
rafndan hissedilirler. Bylece onlar tartmaya gerek yoktur, sadece
onlara iaret etmek yeterlidir.
Bununla birlikte baz Epikurosularn bununla yetinmedikleri,
hazzn doas gerei arzu edilebilir; acnn yine doas gerei arzu edile
mez olduunun zihin ve akl tarafndan da kavranlabileceini ileri sr
dkleri anlalmaktadr. Bunlara gre birinin arzu edilebilirlii, dierinin
arzu edilemezlii ayru zamanda zihnimizde bulunan baz doal n fikir
lere ( preconceptions) dayanmaktadr. Hatta baka baz Epikurosular
daha da ileri giderek ok sayda filozofun neden dolay hazzn iyi, acnn
ise kt olarak grlmemesi gerektii konusunda ok fazla sayda ge
reke ileri srmesinden tr bu konuda ileri dzeyde gelitirilmi, ince
argmanlara ihtiyacmz olduunu kabul etmilerdir (K, 1, 29-31 ).

GEREK HAZ, HAREKETSiZ HAZDIR


Epikuros'tan nce de Yunan felsefesinde hazz insan davranlarnn
erei kabul eden Kirene okulu ve bu okulun en nl temsilcisi Aristip
pos'u grmtk. Ancak Epikuros'un hazcl eitli bakmlardan Ki
rene hazclndan farkl, onu aan, daha ince veya daha karmak bir
hazclk olarak kendini gstermektedir.
Diogenes Laertius, Epikuros'un hazcl ile Kirenelilerin hazc
lnn iki noktada farkllk gsterdiini belirtir: Birinci olarak Kirene
liler hareketsiz veya "statik" (katastematik) hazz hazdan saymamak
ta, ancak hareketli veya "dinamik" (kinetik) hazlar kabul etmektedir
ler. Buna karlk Epikuros her iki tr hazz da haz olarak kabul et
mektedir. kinci olarak Kirenelilerin bedensel aclarn ruhsal aclardan
daha kt olduunu ileri srmelerine karlk Epikuros, ruhsal veya zi
hinsel aclarn bedensel aclardan daha kt olduunu ileri srmekte
dir (OL, X 136-1 3 7).
7 ahlak felsefesi veya ethiti 133

Yunan felsefesinde haz ve acy hareketler veya sreler olarak


ele alan ilk filozof, Platon'dur. Platon hazz bir hareket olarak tanmla
d iin hareket olmayan bir hazz kabul etmez. Bylece ac yokluu
nu bir haz olarak ele alan gre kar kar. Devlet'te ac ektiimiz bir
durumda bu acmzn sona ermesini bir haz olarak dnebileceimizi,
ancak bu dncemizin doru olmadn syler (IX, 583 c-584 a).
Buna karlk Aristoteles Nikomakhos Ah lik 'nda hazlar 'hare
ketli' ve 'hareketsiz, sakin' hazlar olarak ikiye ayrr ve Tanr'nn ken
di kendisini dnmesinden ortaya kan hazznn ikinci tr haz oldu
unu belirtir (VII, 1 1 54 b 25-28).
Kireneliler daha nce grdmz gibi sadece hareketli hazla
rn varln kabul eder. Aristippos'a gre rnein yemek yemek, iki
imek veya cinsel ilikide bulunmak insana canl, hareketli, pozitif bir
haz verir. A olmak, sanc ekmek veya yaralanmak ise insana canl,
pozitif, hareketli bir ac verir. Ama artk tok olduumuzdan tr ac
duymadmz veya cinsel olarak dayurulmu olduumuzdan tr
cinsel ilikide bulunma ihtiyacn hissetnediimiz bir durumda, iinde
bulunduumuz eye ne adn vereceiz veya byle bir durum mmkn
mdr? Aristippas bu tr nc bir durumun varln kabul etmek
le birlikte Platon gibi onu bir haz durumu olarak grmeyi reddeder.
Epikuros ise byle dnmemektedir. Tersine o Aristoteles gibi
hazlar arasnda ayrm yaparak onlar statik ve dinamik hazlar olarak
ikiye ayrd gibi gerek anlamda hazlarn ancak birinci tr hazlar ol
duunu savunmaktadr. Bu hazlar zleri itibariyle ac yokluundan
meydana gelen veya onlardan ibaret olan hazlardr.
Epikuros'un gerek haz olarak acnn olmayn savunmasnn
veya en byk hazz acnn tamamen ortadan kaldrlmasna indirge
rnesinin temelinde yle bir gzleminin veya akl yrtmesinin bulun
duu sylenebilir: Bir adamn a olduunu farzedelim. Bu adam ye
mek yemeyi arzu etmekte ve bu arzusunu doyurma fiili onda hareket
li bir hazz meydana getirmektedir. Eer bu arzusunu tam olarak do
yurmay baarrsa, aln yaratm olduu iddetli ary veya acy gi
dermi olacaktr. Ancak te yandan burada yemek yerken veya yemek
134 birinci ksm: epikuras ve epikurasculuk

yeme sreci iinde duymu olduu hazzn dnda, sz konusu alk


duygusunun neden olduu arnn tmyle ortadan kalkmasnn veya
sz konusu arzunun tam olarak doyurutmasnn meydana getirdii bir
hazdan, haz verici durumdan sz etmek mmkn deil midir? Eer
mmknse bu bir haz, ama bir nceki hareketli hazdan farkl statik
bir haz olmak zorunda deil midir? (K, 1 , 37).
te yandan Epikuros, bu statik hazzn ilk bakta sanlabilece
inin veya genel kannn tersine hi de eksik veya yetersiz bir haz ola
ca grnde deildir; tam tersine o en tam, en mkemmel bir haz
olacaktr. nk Epikuros'a gre her arzu, bir ihtiya duygusundan,
bir eyin eksikliinin verdii acdan doar. Bu acnn ortadan kaldrl
mas iin sz konusu arzunun dayurulmas arttr ve bu dayurulma
srecinden haz alrz. Ama o sadece bu sre iinde duyulan yani za
man bakmndan snrl bir hazdr. Bu sre sonunda eriilen toklu
un, tokluk duygusunun verdii hazzn sresi ise ilkine gre ok daha
uzundur. nk o, bu tokluk duygusu var olduu srece devam etme
zelliine sahiptir.
te yandan buradaki dinamik hazzn, statik hazzn elde edilme
sinin bir arac olduunu sylemek de mmkndr; nk o, bu statik
hazzn elde edilmesinde bir ara roln oynamaktadr. Sonu olarak
hem statik hazzn bir arac olmas hem de sre bakmndan ondan da
ha snrl olmas yani kalc veya devam edici bir durum olmamasndan
tr dinamik veya hareketli haz, asl haz deildir.
Bylece Epikuros, Cicero'nun son derece ak bir tarzda koydu
u gibi hazla ac arasnda deyim yerindeysa 'tarafsz' olan bir duygu
durumunun var olmadna inanmaktadr. Ona gre, Platon gibi baz
dnrlerin varln kabul ettikleri byle bir ntr duygu durumunun
kendisi aslnda bir hazdr ve stelik hazzn en bydr. Baka bir
ifadeyle, acnn tam yokluu hazzn en st snr, en yksek noktasdr.
Bu snrdan ya da noktadan itibaren artk ancak hazzn trnde bir de
iiklik ten sz edilebilir ama burada onun iddet veya derecesinde her
hangi bir deiiklik sz konusu deildir (K, 1 , 38 ) .
7 ahlak felsefesi veya ethiti 135

RUHSAL HAZ BEDENSEL HAZDAN STNDR


Epikuros, bu statik ve dinamik hazlar ayrmnn sadece beden iin de
il, ayn zamanda ruh iin de geerli olduu dncesindedir. Bedende
yeme, ime vb. ynnde bir arzunun dayurulma sreci iinde sahip
olunan dinamik hazzn ruhtaki karl, bir arkadamz grmenin
veya bir problemi zmenin bizde meydana getirecei ansal veya ksa
sreli 'sevin' duygusudur. Bedenin fiziki acdan korunmu olmas ve
fiziki bir ac duymamas anlamndaki statik hazznn ruhtaki karl
ise lm, lmden sonraki hayatta cezalandrlma gibi korkulardan,
endielerden kurtulmu olmann meydana getirdii ruhsal huzur, ruh
sal dinginlik ve kayglardan korunmu olma hali olacaktr.
Bylece Epikuros her iki hazz da kabul etmekle birlikte, ak
bir ekilde asl anlamnda hazzn birinci hareketsiz, sakin hazlar yani
ac ve kaygdan korunmu olma duygusunun verdii haz olduunu
syler, ikinci anlamdaki hazz ise reddeder:

"O halde hazzn, erek ve ama olduunu sylerken; baz kimsele


rin bilgisizlik, nyargyla veya bilinli olarak bizim grmz
arpttklar gibi, sefih insanlarn hazlarn veya duyusal hazlar
kastetmiyoruz. Biz hazla bedende acnn, ruhta ise kaygnn yoklu
u nu kastediyoruz. Zevkli bir hayat meydana getiren ey, aralksz
iki sofralar ve alemler, cinsel hazlar, balklar ve zengin sofralarn
verdii zevkler deildir. Seilmesi ve kanlmas gereken her eyin
nedenini aratran, insan ruhunda en byk karklklara yol aan
yanl inanlar kaldrp atan sakin akl yrtme, muhakemedir"
(MM, 13 1-132).

Epikuros'un bu szlerinden, bir kez daha, onun neden hareket


siz hazlar tercih ettii, hareketli haziara iyi gzle bakmad anlal
maktadr. Epikuros yeme, ime, cinsel ilikiler ve benzeri eylerin haz
olduunu inkar etmemektedir. Ancak onlar, deyim yerindeyse sorunlu,
kark hazlardr. Onlarda ly karmak, kolayca mmkndr.
Bundan dolay onlar verdikleri hazlardan daha ok aclara neden ola
bilirler. Epikuros'un bir zl deyiinde syledii gibi "hibir haz ken-
136 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

dinde kt deildir; ama baz hazlar meydana getiren eyler, bu haz


lardan ok daha byk skntlara yol aar/ar" (T, 8).
te yandan hareketli hazlar esas olarak bedensel, duyusal haz
lardr. Bu hazlar ise snr tanmazlar. Aslnda onlarla ilgili olarak snr,
acy meydana getiren duygunun veya arzunun tatmin edildii iin ar
tk ortadan kalkt snrdr: "Her trl acnn ortadan kalkmas haz
larn snrdr" (T, 3). Bylece Epikuros bu snrdan itibaren hazlarn
artk arttrlamayacan dnr. Hareketli hazlarn temel yaps ve
kusuru budur; onlar bir noktadan sonra arttrlamaz, ancak eitlendi
rilebilirler. Ancak tensel, bedensel hazlar bu gerei her zaman gr
mezlikten gelerek bu snr srekli olarak amak isterler ve bundan do
lay hibir zaman doyurulamazlar. Bylece bu hazlar doyurmaya a
lmak, alt delik bir vazoyu svyla doldurmaya almaya benzer.
Epikuros'un aclar ve hazlada ilgili olarak ruhsal ac veya haz
lara, bedeninkilere oranla daha fazla nem vermesini de ayn bak
asndan hareketle anlayabiliriz. yle ki, Epikuros bedensel veya fi
ziksel alarn sadece imdiyle ilgili olduunu, buna karlk ruhsal haz
ve aclarn ayn zamanda hem gemi, hem de gelecek/e ilgili eyleri ii
ne aldn dnmektedir. nk ruhumuz gemiin tatl hatralar
nn yansra gemite yaptmz yanllarn yaratt pimanlk veya
zntleri de iinde bulundurur. Ayn ekilde, gelecekte meydana gele
cek haz verici eylerin midine sahip olabileceimiz gibi, bizi bekledi
ini dndmz kt eylerden tr korku ve endielere de kap
labiliriz. Bu korkular iinde en ac verici olan, hi phesiz btn ha
yatmz zehirierne gcne sahip olmasndan tr, lm korkusudur.

EN BYK KT, LM KORKUSUDUR


lm korkusu iki bakmdan hayatmz zehirlemektedir: lmden
sonra bizi beklediini dndmz cezalar ve lmle birlikte kay
bettiimizi, elimizden kaydn dndmz bu dnyaya ilikin tat
l duygularmz, hazlarmz bakmndan. Epikuros'un bu konudaki g
r ise hem bu korkunun hem de lmden nceki hayatmza ilikin
hayflanmalarmzn hibir temeli olmaddr. nk Menoikeus'a
7. ahlak felsefesi veya ethiti 137

yazd mektuptaki nl sznde syledii gibi Epikuros'a gre "En


byk kt olan lm bizim iin hibir eydir, nk biz varken lm
yoktur; lm gelince de biz yokuz." Yine bir baka deyiiyle "lm ne
yaayanlar ilgilendirir ne de lleri, nk yaayanlar iin lm yok
tur, llerin ise zaten kendileri yoktur" (MM, 1 25 ).0 halde lmden
sonra bizi ne baz cezalar beklemektedir ne de ortada bu d nyada ya
am olduu tatl duygular, hazlar hatrlamas mmkn olan bir var
lk olacaktr.
Lucretius ayn temay ok daha etkili, arpc bir ekilde ele alr:
Lucretius'a gre insann lmden korkmasnn nedeni aslnda bir tr
l gerekten leceini, lebileceini dnememesi, bunu kabul etme
mesidir. Lange'nin gzel bir ekilde zededii gibi Lucretius'a gre;

" insan, iten ie onlar kendisinin duyacan dnmeksizin bede


ninin topran altnda ryeceine, alevler tarafndan kemirilece
ine, vahi hayvanlar tarafndan paralanacana bir trl inana
maz. Bu belirsiz korkusunu, inkar ederken bile duymaya devam
eder. nsan hibir zaman hayat dnmekten kendini kurtaramaz,
kendini hibir zaman hayattan soyutlayamaz. Bundan dolay bir
kez ldkten sonra artk kendi ackl kaderi zerine gz ya dk
mesini mmkn klacak ikinci bir hayat olmayacan unu
tur"(Materyalizmin Tarihi, 1, 92).

ARZULARlN SINIFLANDIRILMASI: DOGAL


VE DOGAL OLMAYAN ARZULAR
Epikuros hazlar arasnda yapt yukarda iaret ettiimiz ayrm arzu
lar arasnda da yapmaktadr. O arzular nce doal ve doal olmayan
arzular olarak ayrmakta, doal olan arzular da kendi aralarnda zo
runlu olan ve zorunlu olmayan olmak zere yine ikiye ayrmaktadr.
Bylece karmza u arzu tr kmaktadr: ) Hem doal hem de
zorunlu olan arzular, ) doal, ancak zorunlu olmayan arzular, ) ne
doal ne de zorunlu olan arzular.
Epikuros birinci grup arzular iine yeme, ime, barnma, korun
ma gibi temel ve doal ihtiyalarmzn dayurulmasna ynelik arzula-
138 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

r sokmaktadr. Bunlar hem tatmin edilmeleri kolay, hem de tatmin


edildikleri zaman insana en byk lde haz veren arzulardr.

" Ekmekle su a bir aza gtrldnde mmkn olan en byk


hazz verir. Dolaysyla insann kendini basit ve ucuz safralara al
trmas, salk iin ihtiya duyulan her eyi salar, insan hayatn
zorunlu ihtiyalarn karlamaya muktedir klar" (MM, 1 3 1 ) .

kinci grup iinde yer alan arzular, doal olmakla birlikte zo


runlu olmayan arzulardr. Epikuros bu tr arzularn rnei olarak ise
zengin sofralar verir. Yaamak iin yiyecek zorunlu olmakla birlikte
zel bir tr yiyecek, yal veya lezzetli yiyecek hi de zorunlu deildir.
Ayn ekilde yaamak iin svya ihtiyacmz olduu kesindir. Ama bu
nun lezzetli bir arap olmas hi de zorunlu deildir. Temiz ve salkl
bir su, bu doal ihtiyacmz karlamak iin yeterlidir.
Ne doal ne de zorunlu arzular olarak Epikuros'un dnd
ey ise iktidar, zenginlik, n gibi eylere sahip olma ynndeki arzular
dr. Bunlar tatmin edilmeleri de en zor arzulardr, nk bu arzularn
konusu olan eylerin doal snrlar yoktur.

" Doal zenginliin snrlar vardr ve elde edilmesi kolaydr. Bo


hayallerin talep ettii zenginlik ise sonsuza uzanr" (T, 1 5).

O halde bunlarn peinde koan bir insan hemen hemen eriil


mesi imkansz bir eyin peindedir.
Bu arzularn kaynana gelince onlar Epikuros'a gre doann
kendisi deil, toplum ve insanlarn yanl inanlardr:

"Ne doal ne de zorunlu olan arzularn kayna temelsiz, yanl


inanlardr" (T, 29).

Hatta doyurulmamalar insana ac vermeyen doal arzularn


yani yukarda belirttiimiz ikinci tre giren arzularn da kayna bu ay
n yanl ve temelsiz inanlardr. Ksaca insanlarn bu tr arzulardan
7 ahlak f<!lsefesi veya ethiti 139

kurtulamamalarnn nedeni doann kendisi deildir, kiinin yanl ka


nsdr. (T, 3 0).

ERDEMLER HAZ N BR ARATIRLAR


Aristoteles'le Epikuros'un haz anlaylar arasnda baz ortak noktalar
vardr. Bunlardan birine yukarda iaret ettik: Aristoteles hareketsiz haz
larn hareketli hazlardan daha deerli olduu konusunda Epikuros'la
ayn fikirdedir. te yandan Aristoteles, Platon'dan farkl olarak ve da
ha nce iaret ettiimiz gibi daha temel bir konuda da Epikuros'la ay
n grtedir: Haz, haz olarak kt bir ey deildir. Haz mutluluk ol
mamakta birlikte mutlulua yardmc olan, onu mmkn klan eyler
den biridir, mutluluun bir unsurudur. Buna karlk Epikuros hazz
mutlulua zde klar, onun mutluluun kendisi olduunu syler.
Aristoteles az zevkli, buna karlk ok acl bir hayatn pek
mutlu bir hayat olamayacan kabul eder; ama bunun yannda haz
verici hayatn, srf hazla dolu hayat olmasndan dolay mutlu bir ha
yat olmasnn zorunlu olmadn ileri srer. Buna karlk Epikuros,
hazzn sadece bir iyi olduunu sylemekle kalmaz, en yksek iyi oldu
unu, dolaysyla mutluluun ta kendisi olduunu savunur.
Nihayet Aristoteles'in mutlu bir hayatn z itibariyle erdemli
bir hayat olduunu ve erdemli bir hayatn bu zelliinden tr insa
na haz verici bir hayat olduunu sylemesine karlk, Epikuros ve
Epikurosular erdemleri kendinde iyi eyler, amalar olarak deil, yal
nzca hazzn aralar veya onlara zde olan eyler olarak kabul eder.
Epikuros'un hasiret veya pratik akl, bilgelik ile ilgili olarak bunu son
derecede ak bir ekilde u szleriyle ortaya koyduunu grmekteyiz:

" Zevkli bir hayat meydana getiren ey, aralksz iki sofralar ve
alemler, cinsel hazlar, balklar ve zengin sofralarn verdii zevkler
deildir. Seilmesi ve kanlmas gereken her eyin nedenini arat
ran, insan ruhunda en byk karklklara yol aan yanl inan
lar kaldrp atan, sakin akl yrtme, muhakemedir. Bylece onun
ilkesi ve en yksek iyi, bilgeliktir (prudence) Bundan dolay bilge
lik felsefeden bile daha deerlidir; btn dier erdemler ondan kay-
140 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

naklanr. nk o bize akll, onurlu ve doru bir hayat srmedik


e haz verici bir hayat sremeyeceimizi, te yandan haz verici bir
hayat srmedike de akll, onurlu ve doru bir hayata sahip ola
mayacamz retir; nk erdemler doal olarak haz verici bir
hayat meydana getirirler ve haz verici bir hayatn onlardan ayrl
mas imkanszdr" (MM, 1 32).

Epikuros'un erdemleri hazza zde klan, bylece onun deeri


ni hazda bulan bu grn Cicero, yalnzca bu bilgelik erdemiyle il
gili olarak deil dier ana erdemlerle ilgili olarak daha geni bir ekil
de ortaya koymaktadr:

"Sizin okulunuz [Stoaclar] uzun uzun erdemlerin, akn gzelliin


den sz etmektedir. Ancak eer hazz meydana getiren eyler olma
salar onlar kim vgye deer veya arzu edilebilir eyler olarak g
rr? Nasl ki tp bilimine bu sanatn kendisi iin deil, sal mey
dana getirdii iin deer veriyorsak, nasl ki gemicilik sanat bilim
sel deerinden tr deil, bir gemiyi baarl olarak ynetme ko
nusunda salad kurallardan, pratik deerinden tr tavsiye edi
len bir eyse yaama sanat olarak ele alnmas gereken bilgelik de
eer ortaya koyduu bir ey olmasa kimse tarafndan arzu edilmez.
Eer o arzu edilen bir eyse, bunun nedeni hazz salamas ve mey
dana getirmesidir" (K, , 42).

Genel olarak bilgelik iin sz konusu olan durum, ruhun arzu


layc ksmnn zel erdemi olarak kabul edilen lmllk veya lllk
(temperance) iin de geerlidir:

"Ayn ilke bizi unu da sylemeye gtrr ki lllk de kendisi


iin deil bize ruh huzuru vermesi ve kalbirnizi sakinletirici bir
uyumla yumuatmas bakmndan arzu edilir bir eydir. nk ar
zu ettiimiz veya kandmz eylerle ilgili olarak akl klavuz ola
rak almamz gerektii konusunda bizi uyaran, lllktr... By
lece lllk hazlardan vazgetii iin deil, daha byk hazlar
salad iin arzu edilir bir eydir" (K, , 47-48).

Cicero, Epikurosularn ayn analizi geri kalan dier iki ana er-
7. ahlak relseresi veva ethi&i 141

dem, cesaret ve adalet iin de yaptklarn ve onlar da hazdan ayrla


maz olduklarn, insana haz saladklar iin deerli olarak kabul et
tiklerini syler:

Bu ayn aklamann cesaret erdemi iin de geerli olduu grle


cektir. Zahmetli iler yapmak, aclara katlanmak kendileri bak
mndan ekici olmadklar gibi tahamml, gayret, teyakkuz, hatta
ok vlen bir erdem olan sehat ve cesaret de byledirler. Bu er
demleri endiesiz ve korkusuz bir hayat srmek ve mmkn oldu
u kadar bedensel ve ruhsal aclardan korunmak amacyla elde et
mek istemekteyiz. lm korkusu ruhu tahrip eder ve hayat zehir
ler; acya aciz ve korkak bir ekilde boyun emek de acnacak bir
eydir. Bu tr bir zayflk birok insann ebeveynlerine, bazlarnn
lkelerine ihanet etmelerine yol am ve ok daha fazla sayda in
san mahvolmaya gtrmtr. Buna karlk gl ve soylu bir ruh
korku ve endieden tmyle arnmtr. O, lm hafife alr... id
detli aclarn lmle sona erdiini, hafif aclarn srekli olmadn,
orta iddetteki aclarn ise kontrol altnda tutulabileceini bilir... Bu
dnceler rkeklik ve korkakfn kendileri bakmndan knanma
ya, cesaret ve tahammff{n kendileri bakmndan vlmeye
deer olmayp birincilerin yalnzca ac verdikleri iin reddedifdikfe
rini, ikincilerin ise yine yalnzca haz verdikleri iin arzu edildikleri
ni gsterir" (K, 1, 49).

Epikurosular iin adalet de kendisi bakmndan ve kendisi iin


arzu edilir bir erdem deildir. Drst olmama, iyi bir politika olmad
gibi (dishonesty is not a good policy) adaletsizlik de, salad ka
zanlardan daha ok zarara yol aar. Buna karlk adalet, hayat da
ha gvenli, dolaysyla daha fazla zevk verici klma imkanna sahip ol
duu iin deerli ve arzu edilir bir eydir (K, 1, 50-53).
Sonu olarak, Epikuros'un ahlak znelci, bireyci v e ben-mer
kezci bir ahlaknr. Ancak Epikuros'ta bu znelcilik ve ben-merkezcilik
Kirenelilerde olduundan daha yumuak, daha lldr. nk Ki
reneliler ahlaki eylemin nihai ereinin mutluluk olduunu inkar eder
ken, son derece pervasz bir tarzda bireyin baka insanlarla olan iliki
ve ilgilerinin temelinde kendisi iin mmkn olduu kadar ok haz al-
142 birinci ksm: epikuros ve epikurnsculuk

ma ve yine mmkn olduu kadar az ac duyma drtsnn bulundu


unu savunurlar.
Epikuros bu grleriyle ngiliz Faydaclarn haber verir. Ama
onlarn ahiakn temel ilkesini 'mmkn olduu kadar ok insana
mmkn olduu kadar ok mutluluk' salayan ey olarak tanmlama
larna benzer bir gr onda mevcut deildir. Bundan dolay onda bi
reyin kendi karlaryla, bakalarnn karlar arasnda bir atma or
taya kt zaman ne yapmak gerektii konusunda ie yarar bir zm
bulunmaz. Dier antik a hazc filozoflar iin olduu gibi Epikuros
iin de, nemli ve deerli olan bireyin znel, bireysel ve ben-merkezci
haz ve karlardr. Bakalarnn kar veya hazz, bireyin bireysel
kar ve hazz iin ancak bir ara olma deerine sahiptir. Bunu onun ah
laki bir erdem olarak dostluu ve siyasal bir erdem olarak adaleti ele
alp, deerlendirmesinde daha ak bir ekilde grmekteyiz.
8
Siyaset Felsefesi

"ADALET H i B i R ZAMAN K E N D i BA I NA VAR O LAN B i R EY O LMA


M I T I R ; O H E R ZAMAN U VEYA BU Y E R D E B i R B i R L E RiYLE i Li K i
i i N D E O L A N iNSANLA R l N B i R B i R L E R i N E ZARAR V E R M E M E K i i N
YAPTl K LA R I B i R ANLAMA O L M UTUR."
Epikuros, Temel retiler, 3 3
Eplkurosu tasvir eden, Ini almas.
slnda Epikuros'ta bir siyaset felsefesinden sz edilemez. Epiku
Aros'ta kendi dnemine kadar Yunan filozoflarnda zellikle Pla
ton ve Aristoteles'te grdmz ahiakla siyaseti birarada ele alma ge
lenei tamamen ortadan kalkmaktadr. Kukusuz bunun daha nce
iaret ettiimiz gibi, Yunan dnyasnda siyasal bir ynetim biimi ola
rak sitenin ortadan kalkmas veya geri plana itilmesiyle bir ilgisi var
dr. te yandan, bu eksikliin deyim yerindeyse bir tr telafisi olarak
Epikuros'ta toplum, daha dorusu kk toplum, cemaat, dostlar top
luluu zerinde byk bir ilgi vardr.

POLTK SiTEYE KARI CEMAAT VEYA KK TOPLULUK


Epikuros, Aristoteles'in insann doutan siyasal bir varlk olduu te
mel grne katlmamaktadr. Hatta insanlarn topluluk halinde ya
amaya balamadan nce uzun bir sre birbirlerinden ayr, birbirleri
ne kar dmanca bir hayat srm olduklarn dnmektedir. An
cak insan iin faydasndan tr aile, cemaat gibi kk topluluklar
yannda byk toplumun da gerekli olduunu kabul etmektedir. Bu
konudaki gryle de, her trl toplulua ve toplumsal kuruma kar
kan Kinikierden ayrlr.
146 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

Epikuros'un elimizde bulunan yazlarnda dorudan siyasetle il


gili tek bir cmle vardr. Bu cmlesinde ise 'bilge insann kendisini al
lagelen mesleklerle, siyasetin hapishanesinden kurtarmas gerekti
i'ni sylemektedir (VS, 57). Diogenes Laertius da Epikuros'un Hayat
lar adl kitabnn birinci cildinde bilge insana siyasete girmeyi yasakla
dn belirtmektedir (DL, X, 1 1 9 ) . Dolayl olarak siyasetle ilgili olan
iki yerde ise Epikuros siyasal hrsn nedeninin baka insanlara kar
korunma elde etmek olduunu sylemekte, ancak bunun her zaman
mmkn olmadn veya baka yollarla elde edilebileceini hatrlat
maktadr. Ona gre baka insanlardan korunmann, gvenlii elde et
menin en saf yolu gerekte sakin bir hayat srmek ve bunun iin in
sanlarn ounluundan ayrlmaktr. (T, 6,7,1 4).

CEMAATN VEYA KK TOPLULUGUN


LKESi OLARAK DOSTLUK
Buna karlk Epikuros birok yerde bir baka ilke, kk toplumsal
lk ilkesi olarak niteleyebileceimiz dostluun byk deeri ve ne
minden sz etmektedir:

"Bilgeliin tm hayat mutlu klmak iin salad eyler arasnda


en by, dostlua sahip olmaktr" (T, 27).
"Soylu adam, en ok bilgelik ve dostlua sahip olan adamdr:
Bunlardan birincisi (yani bilgelik) lml, dieri (yani dostluk)
lmsz olan iyidir" (VS, 7 8 ) .
"Dostluk, hepimize uyanmamz ve birbirimizi kutlarnamaz
syleyerek yeryznde dans eder" (VS, 5 2).

Epikuros bu szlerinde grld gibi dostlua ok nem ver


mekle birlikte, onun deerini salayan eyler arasnda bize salad
yararlar vurgulamaya zel bir zen gstermektedir. Nitekim bazen
dostluun kendisi iin aranan, kendisi bakmndan deerli olan bir ey
olduunu sylemekle birlikte, daha ok onun bize salad faydalar
zerinde durmay tercih etmektedir:
8. siyaset felsefesi 147

"Bilgeliin verdii mutluluu meydana getiren eyler arasnda hi


biri dostluktan daha byk, daha verimli ve daha haz verici deil
dir" (K, , 65).
" Her dostluk, kendisi bakmndan arzu edilir bir eydir; ancak
onun kayna, salad faydalardr" (VS, 23).
" Kalc dost n e her zaman fayda peinde koandr n e de dost
luu hibir zaman faydayla iliki iine sokmayan. nk birinci,
dostluu bir dei toku konusu yapar, ama ikincisi de insann ge
lecee ilikin btn mitlerini ortadan kaldrr" (VS, 39).
"Bu dnyada h er trl ebedi veya uzun sreli ktlk korku
sunu yenme cesaretini bize veren ayn inan, dostluun bu dnya
daki hayatmzcia en gl koruyucumuz olduunu syler" (K,
, 68).

O halde, Epikuros'un topluluk hayatn ve onun temelinde bu


lunan dostluk kavramn, yine ahlaknn temel ilkesiyle uyumlu bir e
kilde akladn syleyebiliriz: Dostluk z itibariyle yararl olduu,
insana gven, ruh huzuru, endiesiz bir hayat imkan salad iin de
erlidir.
Daha sonraki Epikurosularn dostluun doas zerinde Epi
kuros'un bu grn baz deiikliklerle devam ettirmi olduklar an
lalmaktadr. Cicero'nun yiler ve Ktlerin Snrlar zerine'de ver
dii bilgiye gre, Akademik Septikler tarafndan Epikurosulara, haz
z en yksek deer olarak kabul ettiklerine gre, dostluun varln
reddetmeleri gerektii ynnde bir itiraz yaplmtr. Bir ksm Epiku
rosu bu itiraza genel olarak erdemler konusunda olduu gibi yani
dostluun hazdan ayrlamayaca, salam olduu hazlardan tr
deerli olduu ynnde cevap vermilerdir. Buna gre yalnz bana,
dostsuz bir hayat gizli tehdit ve tehlikelerle doludur. Dolaysyla akl
insana bunlara kar korunmak iin dost kazanmas gerektiini syler.
Dostlara sahip olmak, insana gven, dolaysyla gelecekle ilgili salam
bir haz kazanma midi verir. Bylece nefret, kskanlk ve kmsen
menin hazza engel olan eyler olmalarna karn, dostluk bizim kendi
miz ve dostlarmz iin en byk haz salayc eydir.
Ancak, bu gr ileri sren Epikurosular u noktay da vur-
148 birinci ksm: epikuras ve epikurasculuk

gulamay ihmal etmemitir: Hayatta dostluk olmakszn srekli bir


mutluluk kazanmak ne kadar imkanszsa, dostlarmz kendimiz kadar
sevmeksizin de dostluu korumamz mmkn deildir. Onlara gre,
dostluk sk bir ekilde hazza bal olmakla birlikte, onda bir zgecil
lik (altruism), insann bakalarn, dostlarn kendisi kadar sevmesi gi
bi durumlar ortaya kmak zorundadr. Bundan dolay bilge insan,
kendisine kar duyduu eyleri dostlarna kar da duyan kiidir.
Cicero'ya gre, baz Epikurosular ise Akademi pheciliinin
Epikurosulara ynelttii yukarda szn ettiimiz eletiriden kan
mak iin daha az cesur yani deyim yerindeyse daha az tutarl bir yol
izlemitir. Onlar, insan baka insanlarla ilikiye iten nedenin balan
gta haz salama arzusu olduunu, ancak bu arzunun eseri olarak or
taya kan ilikinin zamanla derinleerek hazz aan bir boyut kazan
dn, bylece kendilerinden bir fayda gelmese bile, dostlarn kendile
ri iin sevilmeye baland grn benimsemilerdir.
Nihayet nc bir grup Epikurosular bundan da farkl bir g
r ileri srm, bilge insanlarn dostlarn kendilerinden daha az sev
mernek konusunda bir tr bir anlama yapm olduklarn savunmu
lardr. Cicero bu anlamann ayrntlar hakknda baka bir bilgi ver
memektedir. Ancak bunun imdi ele alacamz adalet konusundaki
anlamaya benzer bir anlama olduu anlalmaktadr (K,l, 66-70).

BYK TOPLUMUN LKESi OLARAK ADALET


Epikuros'un Temel retiler'de adaletin doas, kayna ve ilevi ko
nusunda son derece nemli baz szleriyle karlamaktayz. Bu szle
re gre;

" adalet z itibariyle insanlar arasnda birbirlerine zarar verme


mek ve zarar grmemek iin (yaptklar) bir kar anlamasdr"
(T, 3 1 ) .
"Adalet, hibir zaman kendi bana var olan bir ey olmam
tr; o her zaman u veya bu yerde birbirleriyle iliki iinde olan in
sanlarn birbirlerine zarar vermemek iin yaptklar bir anlama ol
mutur" (T, 33).
8. siyaset felsefesi 149

" Adaletsizlik, kendi bana kt bir ey deildir; bu tr eylem


leri cezalandrmakla grevli insanlarn dikkatinden kaarnama
korku ve phesidir" (T, 34).
" Karlkl olarak birbirlerine zarar vermeme ynnde bir anla
ma yapma kabiliyetine sahip olmayan yaratklarla ilgili olarak ne
adalet vardr ne de adaletsizlik; birbirlerine zarar vermeme ynn
de bir anlama yapmaktan aciz olan veya byle bir anlama yapmak
istemeyen halklada ilgili olarak da durum ayndr" (T, 32).

Bu drt cmlenin kendi aralarnda son derecede tutarl olduu,


bir btn olarak adalet hakknda son derece bilinli ve Epikuros'un
felsefesinin dier ksmlaryla ayn derecede uyumlu bir kuram dile ge
tirdikleri grlmektedir. Bu kurama gre adalet, bir kendinde iyi de
ildir. O, yalnzca faydal bir fikir ve bu fikrin sonucu olarak faydal
bir kurum ve uygulamadr. Bu fikrin temelinde insanlarn tmyle in
sani olan koullar ve ihtiyalar bulunmaktadr. nsann temel ihtiya
c, bakasndan zarar grmeme, varln gven iinde srdrmedir. Bu
ihtiya, zamanla insanlar birbirlerine zarar vermeme ynnde bir an
lamaya gtrmtr. Adalet fikri ve uygulamas ancak bu anlamann
sonucunda tarihsel olarak ortaya kmtr. Bu anlamay yapmaktan
aciz varlklar, rnein hayvanlar veya insanlarla hayvanlar arasnda
bir adaletten sz edilemez. Ayrca, byle bir anlama yapmay isteme
yen insanlar arasnda da adalet diye bir ey yoktur. Bu anlamann ol
mad yerde, adaletten sz edilerneyecei iin doal olarak doal hak
lar diye bir ey de sz konusu deildir.
Epikuros, yukardaki szlerinde grld gibi, adalet hakkn
daki bu grn adaletsizlik veya hakszlk kavramna uygulamaktan
da ekinmemektedir. Buna gre adaletsizlik veya hakszlk da kendin
de veya kendisi bakmndan bir ktlk deildir; onu ktlk yapan
veya kt olmasn douran ey, sonucudur. Baka trl sylersek,
hakszlk yapan kiileri cezalandrmakla grevli yetkililerin, bu haksz
l bir gn veya bir ekilde kefedecei dncesinin insanda yaratt
korku veya phe duygusudur. Bu grn mantki sonucu ise kefe
dilme korkusu olmakszn veya kefedilme tehlikesi nlenerek yapla-
150 birinci ksm: epikuros ve epikuroscuuk

cak herhangi bir hakszln, hakszlk ya da ktlk olmayaca ola


caktr.
Bununla birlikte Epikuros, byle bir durumun, pratik olarak
pek mmkn olmadn da dnmektedir. nk,

"toplumsal szlemenin herhangi bir maddesini gizlice ihlal eden


bir insann binlerce defa yakalanmam olsa bile yakalanmayaca
ndan emin olmas imkanszdr. O hayatnn sonuna kadar yaka
lanmayacandan hibir zaman emin olamayacaktr" (T, 35).

O halde bizim amzdan bir ktlk olmamakla birlikte hibir


zaman yakalanmayacamzdan emin olamayacamz iin adaletsiz
davranmamamz akllca bir bir ey olacaktr.

ADALET, YALNlZCA YARARLI OLANDIR


Ne var ki, bu Epikuros'ta her trl yasann tamamen keyfi, tamamen
uylamsal olduu veya olmas gerektii anlamna da gelmemektedir,
nk insanlar adil davranlara veya yasalara iten neden, birbirlerin
den zarar grmeme ihtiyacdr. Bu ihtiya ise gerektir ve hayatidir. O
halde Epikuros'un ve Epikurosularn bu ihtiyac karlayacak olan
yasalarn, bu anlamda gerek veya doru, adil yasalar olacan sa
vunmalarnda herhangi bir tutarszlk olmayacaktr. Nitekim Epiku
ros, farkl toplumlarn, farkl zamanlarda birbirlerinden farkl yasala
r olabileceini ve bunlarla ilgili olarak bir uylamdan ( convention)
sz etmenin mmkn olduunu kabul eder; ama onlarn insanlarn
yaama ve korunma ihtiyacna cevap vermeleri, bu bakmdan yararl
eyler olmalarnn uylamsal bir ey olmadn hatrlatmaya zel bir
zen gsterir:

"Adalet, genel olarak herkes iin ayndr, nk karlkl ilikiler


de yararl olduu grlen eydir. Ancak lkenin zelliklerine ve e
itli koullara bal olarak uygulamasnda o, artlara gre deiir"
(T, 36).
8. siyaset felsefesi 151

Bylece bir lkede belli bir dnem iin yararl olan yasalar,
artlarn deimesi sonucu, artk yararl olmaktan kabilir; ama bu
yasalarn geerli olduklar sz konusu dnemde adil olmadklar an
lamna gelmez. O, yalnzca bu yasalarn karlkl ilikilerde yararl
olduklar srece adalete uygun olduklar, daha sonra yararl olmak
tan knca da artk adalete uygun olmaktan ktklar anlamna ge
lir (T, 37-3 8).
Epikuros'un adaletin kayna ve nesnel stats hakkndaki bu
gr, ahlaki deerlerde doann ve uylamn rol zerine Sofistle
rin daha nce zerinde durduumuz tartmalarn ve onlarn bu ko
nuda yaptklar baz ayrmlarn hatrlatmaktadr. Platon'un Devlet'in
de ad geen Sofist Glaukon da, insanlarn birbirlerine zarar vermeme
ynnde bir anlamalarndan sz etmiti. Ancak Glaukon'un kura
mnda insanlar doa halinde yaadklarnda, bakalarna yaptklar
hakszlklardan daha ok hakszlklara uradklarn grdkleri iin
byle bir anlamaya gitmek ihtiyacn duymaktaydlar. Glaukon'da ce
zalandrlma tehdidine maruz kalmayacak kadar gl olan birinin
byle bir anlamaya katlmas akllca bir ey deildi. Oysa Epikuros
hi kimsenin byle bir ansa, dolaysyla hakka sahip olmadn d
nmektedir. Daha nce 35. zdeyiinde grdmz gibi Epikuros,
toplumsal szlemeyi gizlice ihlal eden birinin hibir zaman yakalan
mayacandan emin olamayacan, bunun ise onun hayatn srekli
olarak tehdit altnda tutaca, huzurunu ortadan kaldraca grn
dedir. O halde hayatn huzurlu, endie ve kayglardan uzak geirmek
isteyen birinin doal gvenliini bu anlamada bulacan dnmesi
doal olacaktr.
Bylece, Epikuros iin dostluk ve adalet arasnda nemli bir
benzerlik olduu anlalmaktadr. Bu, onlarn kaynak ve amalar ba
kmndan benzer olmalarndan ileri gelmektedir: Adalet, dostluun
kk toplulukta hedefledii eyi byk toplulukta, toplumda gerek
letirmeyi amalayan eydir. Bununla birlikte adaletin dostlua oranla
daha duygusuz, daha souk olmas sz konusudur. nk Epikuros'a
gre dostlukta adalette olmayan bir ey, karlkl gven vermeyi aan
152 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

bir eyin de ortaya kt grlmektedir. Bu, dostlarn birbirlerine kar


duyduklar scak sevgidir. Bilge bir insann, yasa koyucunun dikka
tinden kama imkan sz konusu olduunda yasalara aykr bir eyi
yapmaktan kanp, kanmayaca sorusuna karlk olarak; bunun
cevaplandrlmas kolay olmayan bir soru olduunu syleyen Epiku
ros, dostluk sz konusu olduunda bazen insann dostunu kendisi gi
bi dnmesini, dostundan almas yerine ona vermesini, hatta kendi
karn dostunun karna feda etmesini tlerken muhtemelen bu
noktaya iaret etmektedir.

UYGARLIGIN ORTAYA IKII VE GELMES


Lucretius da adalet ve szlemenin doalarnn ne olduu konusunda
Epikuros'un bu grlerini izlemekte, ancak bu arada daha genel ola
rak uygarln ortaya k ve gelimesi ile ilgili olarak bize son dere
ce ayrntl tarihsel bir aklama sunmaktadr. Buna gre insan rk
balangta imdikinden ok farkl, tmyle gvensiz bir ortam iinde
bulunmakta ve insanlar son derece zor doal artlar altnda vahi hay
vanlarnkine benzer bir hayat srdrmekteydi. Bu dnemde onlar do
a karsnda tmyle aresizdiler; henz ne atei tanyorlar, ne avla
dklar hayvanlarn postlarn giysi olarak kullanmay veya iinde g
ven altnda oturacaklar kulubeler yapmay biliyorlard. Henz ortak
yarar diye bir kavrama sahip olmadklar iin toplumsal alanda bu du
ruma yasalardan yoksun olmalar karlk olmaktayd.
Ancak daha sonra insan rk yava yava yumuamaya bala
mtr. Bu ikinci dnemde ate bulunmu, insanlar kulubeter yapmay,
hayvanlarn derileriyle rtnmeyi renmilerdir. Bu dnemde kadn
lar erkeklerle birlemeye, aileler meydana getirmeye ve ocuklar koru
narak yetitirilmeye, komular arasnda dostluklar da ortaya kmaya
ve insanlar birbirlerine zarar vermemelerinin hepsi iin yararl bir ey
olduunu yine bu dnemde sezmeye, kavramaya balamlardr. Bu
nun sonucunda ortada henz anlamalar olmamakla birlikte nemli
sayda insan grubu birbirlerine zarar vermeme ynnde gizli bir anla
mann kurallarna uymaya balamlardr.
8. siyaset felsefesi 153

Bu gelimenin arkasndan yava yava byk topluluklar orta


ya kmtr. Bunu krallarn varl izlemi ve onlar kendi korunmala
r iin ehirler, kaleler ina etmeye balamlardr. Bunu da toplumda
zel mlkiyerin ortaya kmas ve altnn kefi takip etmitir. Bu iki
nemli tarihsel olay toplumdaki gcn zenginlerin eline gemesine yol
amtr. Bu olayn sonucunda da krallar ldrlm ve srekli bir i
sava durumuna girilmitir. Baz akll insanlar bunun byle devam
edemeyeceini grdkleri iin insanlarn bakalarna zarar vermemesi
ve bakalarndan zarar grmemesi iin artk yazl yasalar ortaya koy
mann gerekli olduunu dnmlerdir. Yasalar tarafndan cezaland
rlma korkusu ile insanlar sakinlemeyi ve birbirlerine zarar vermeme
yi renmilerdir. Bylece herkesin dieri zerine stnlk salama is
tei sonucu ortaya kan atma va sava durumunun yerini toplum
da insanlarn gnll olarak yasalara ve onun yaratt kurumlara bo
yun emesi olay almtr (5. 923-1 025, 1 1 00- 1 1 55).
Lucretius'a gre insanoluna ate bir tanr tarafndan verilme
dii, sanatlar tanrlar tarafndan retilmedii gibi insanlar sz konu
su yasalar da tanrlardan almamtr. Btn dierleri gibi siyasi ku
rumlar, yasalar da kendi bilgi ve tecrbesiyle, kendi saduyusu ve ak
l sayesinde insann kendisi yaratmtr. Toplumun kendisi gibi yasalar
da, tarihsel bir evrimin sonucu ortaya kmtr. nsanolu nasl kul
beler yapmay, hayvanlarn derileriyle rtnmeyi, aile kurmay zaman
la ve akl, deneyi ve birikimi sonucu renmise karlkl olarak bir
birine zarar vermemek ynnde anlamalar, szlemeler yapmay, ya
salar meydana getirmeyi ve cezalandrlma korkusuyla onlara uymay
da ayn nedenlerle, ayn yollardan geerek, ayn sre sonucunda
renmitir. nsann tarihi, insann kendisinin yaratt bir tarihtir ve bu
tarih, Hesiodos'un zannettii veya ileri srd gibi bir gerilemenin,
bozulmann deil, bir evrimin ve ilerlemenin tarihidir.
9
Dil Felsefesi

O]\\ y n
.\
' 'd; , hi:(: -H,'' ':"'.':. ft.)
:u :, l -.)' - 'i o k tn.1'-.l i :.:-?tn .:;f_

-'-
.r
,::-
.
U \1 .:: W !', ; C I Y'
"

..":: :C'tr:t . u , :_ , . . \.rt1:11 ....r.nna .:-1h;;

f t d ,. . ,_ ,b:.jm v..ru tr P.UlTJ ..'.."\.{t


.... \.tr.!:"''':t n1 u1 t1..' ...u : . -- d tt..

: . : - . . . . : , t
.... .::
t('t' ' t-: ...' . ; " : :t
('
t ._1 _ - - . i',"

,''
1
, "! ' . _.. ,

"VA R L l K LARA TEK K I I N I N AD TAKTIG I N I , TEKi L E R i N - O N DAN G


R E N D iK L ER i N i SANMAK i LK SZCK L E R i- D P E D Z I L G I N L I KT I R . "
Lucretius, eylerin Doas zerine, s . 1040-1042
lucretiusun eylerin Oas1 Uzerine
kitabndan bir sayfa.
pikuros, Herodotos'a Mektup 'unun son blmnde dilin ortaya
E k ve gelimesiyle ilgili bir kuram da ortaya koymaktadr. Bu
kurarn dier insani olaylar ve kurumlar, bu arada adalet, szleme, ya
salar gibi dilin de tamamen doal nedenlerle, doal ihtiyalar sonucu
ortaya kt ve zamanla evrimleerek bugnk eklini ald tezine
dayanmaktadr.
Epikuros'a gre dilin ortaya knda balca iki aamadan sz
edilebilir: Birinci aama insanlarn farkl izienim ve duygularn ifade
etmek zere ve tamamen rastlantsal olarak farkl sesler karmalar
aamasdr. kincisi belli bir topluluk iinde bu seslerin zamanla bir is
tikrar ve dzenlilik kazanmas, bu topluluu meydana getiren insanla
rn ayn izienim ve duygular ifade etmek zere ayn sesler zerinde an
lamalar aamasdr.
O halde nesnelere verilen adlar balangta sistemli bir tarzda
veya bir uylamla meydana getirilmemitir. Bununla birlikte nesnele
re iaret etmek zere karlan sesler veya iaretierin kararllk ve d
zenlilik kazanmas, uylamn sonucu olmutur. Bu uylamn temelin
de ise nesnelerin hep ayn seslerle veya iaretlerle adlandrlmasnn, in-
158 birinci ksm: epikuros ve epikurosculuk

sanlar arasndaki iletiimi daha salkl olarak saladnn gzlemlen


nesi bulunmaktadr.
Epikuros'a gre bu olayn, insanlar arasnda ilk birliklerin mey
dana gelmesi aamasnda gereklemi olmas gerekir. Nasl ki insan
lar bu aamada birarada gvenli bir ekilde yaamak iin baz anla
malara gitme ihtiyacn duymularsa, aralarndaki iletiimi daha kesin
ve daha baarl bir ekilde salamak iin de kelimeler zerinde uyla
ma gereini hissetmilerdir.
Epikuros dilin gelimesinde bundan sonraki bir aamadan daha
sz etmektedir. Bu dilin ortaya kmas veya meydana gelmesinden bir
adm tede gelitirilmesi, zenginletirilmesi aamasdr. Bu, o zamana
kadar gzlemlenmemi veya duyusal olmayan baz eylere, soyut nes
nelere veya kavrarnlara kelimelerle, terimlerle iaret edilmeye balan
mas aamasdr. Dilin bu aamasndan sorumlu olanlar ise artk ay
dnlardr ve ancak bu aamada dilin iine yapay diye nitelendirilebile
cek baz unsurlar girmektedir. Aydnlar sz konusu fikirleri, kavram
lar ifade etmek zere ya eski kelimelere yeni anlamlar verdirmeye ve
ya onlar iin yeni kelimeler, terimler uydurmaya balamlardr.
Epikuros, btn insanlarn bir ve ayn dili konumamalar, ara
larnda farkl dillerin ortaya kmasnn da dilin bilinli bir ekilde, d
nlp tanlarak, yaratlm bir ey olmad tezini desteklediini
dnmektedir. Farkl kabileler halinde yaayan farkl insan topluluk
lar izienim ve duygularn ifade etmek zere farkl sesler karm, bu
farkl sesler zerinde uylamalar sonucu zamanla birbirinden farkl
diller meydana gelmitir (HM, 75-76).
Lucretius da, dilin ortaya kmas ve gelimesiyle ilgili olarak bu
gr tmyle benimsemekte ve daha geni bir ekilde ortaya koy
maktadr. Lucretius'a gre de nesnelere tek bir kiinin ad taktn, ge
ri kalanlarn ilk kelimeleri ondan rendiklerini dnmek dpedz
lgnlktr. Dilin kaynanda doa, doal ihtiyalar ve kullanllk
vardr. Hayvanlar bile eitli duygularn belli birtakm seslerle ortaya
koymaktadrlar. Ac, korku, sevin gibi farkl duygularn farkl sesler
le belirtmektedirler. nsanlarn da dili yaratmalarnda ayn durum sz
g. dil li!lseli!si 159

konusu olmu, baz insanlarn duygu ve duyumlarn ifade etmek iin


karm olduklar baz sesle; zamanla, kullanll sonucunda dier
insanlar tarafndan benimsenerek dil veya eitli diller ortaya km
tr (D, 5. 1 028-90).
Roma'da Marcus AureUus'un
zaferlerini anlatan sDtun.
1
Stoacila Genel Giri

" B U N UN LA B i R Li KTE BALANG l TA K E N D i M E iZDiGiM P LAN l N GERE


K i R L i K L E R i N i N D I I N A I K T I G I M I FARK ETMEYE BA L I YO R U M . B E N i
B U NA GT R E N EY STOACI SiSTEMiN OLAGANST YAP I S I VE E L E
A L D l G I K O N U LA R I N M K E M M E L B i R B i i M D E B i R B i R iYLE TUTARL i li
G I O L D U . lTFEN BANA C i D D i O LA RAK SYLEYiN , 0 S i Z i N i iNiZi
D E HAYRA N L l K LA D O L D U RM UYOR MU?"
Cicero, Iyiler ve Ktlerin Smrlarr zerine, l l l, 7 4
Zenon'un bir bDstD.
toaclk, Helenistik ve Roma dneminde ikinci nemli felsefe oku
S lunu oluturur. Kendisiyle ayn dnernde ve ayn yerde ortaya k
m olmakla birlikte Stoaclk, Epikurosuluktan hem zaman bakrnn
dan daha uzun rnrl olmu hem de daha ok sayda nemli Yunan
Romal aydn ve dnr kendi saflarna ekmitir. Kbrsl Zenon ta
rafndan kurulan Stoaclk yaklak beyz yl boyunca canl bir biim
de varln srdrrn ve bu sre iinde de dnernden gemitir.
Stoacln bu dnemi ) ilk veya Erken Dnem Stoacl, )
Orta veya Gei Dnemi Stoacl, ) Son veya Ge Dnem Stoacl
olarak adlandrlr. Stoacln erken dnemi . 3. yzyln bala
rndan 2. yzyln ortalarna kadar uzanan yaklak yz elli yllk bir
sreyi iine alr ve bu sre iinde tarih sahnesine nemli filozofu
karr. Bunlar okulun kurucusu ve Stoacln ana grlerini ilk ortaya
atan Zenon (. 344-262), Zenon'un lmnden sonra okulun ba
na geen rencisi Kleanthes (. 33 1-233) ve Kleanthes'ten bakanl
devralan ve okulun retilerini yeniden ortaya koyan, sisternleti
ren, bundan dolay da hakl olarak okulun ikinci kurucusu olarak ka
bul edilen Krizippos'tur (. 2 8 1 -208).
166 ikinci ksm: stoaclar

Orta Dnem Stoaclna gelince, bu dnem Stoaclnn da


balca iki nemli temsilcisi vardr: Panaitios (. 1 85-1 1 0 ) ve Poseido
nios (. 1 3 5 -5 1 ) . Bu dnem Stoacl ilk veya erken dnem Stoacl
ndan baz zelliklerle ayrlr: ilk Dnem Stoaclnn felsefeyi bilgi
kuram veya mantk, varlk veya doa felsefesi ve pratik felsefe ya da
ahlak felsefesinden meydana gelen bir btn, bir sistem olarak kabul
etmesine ve bunlardan hibirine dieri karsnda belli bir stnlk ve
ya ncelik tanmamasna karn, Orta Dnem Stoacl pratik felsefe
ye veya ahlak felsefesine daha fazla nem verir. Hatta Poseidonios ile
birlikte okulun retisinin dini izgileri de yava yava ortaya kma
ya balar.
kinci olarak ilk Dnem Stoaclnn kendi bana veya kendi
tarznda bamsz dncelerden oluan bir felsefe veya dnya gr
meydana getirmeyi amalamasna karlk Orta Dnem Stoacl, Pla
toncu ve Aristotelesi okullar tarafndan zaman iinde Stoacla y
nelttilen eletirileri dikkate alarak, daha eklektik bir bak asn be
nimser. Nitekim Atina'da dnemin iki nemli Stoacs olan Seleukial
Diogenes ile Tarsuslu Antipatros'un derslerini takip eden Panaitios ay
rca Platon ve Aristotelesi okullar da ziyaret eder ve onlarn retile
rini yakndan inceler.
nc olarak, bu dneme kadar esas olarak Helenistik-Yunan
zellii tayan Stoa okulu Panaitios ve onun rencisi olan Poseido
nios ile birlikte Roma'ya tanr ve ortadan kalkncaya kadar Roma
dnyasnn bir anlamda resmi felsefesi haline gelir.
Stoacln son dnemi ise tmyle Roma'nn imparatorluk d
nemine denk der. Bu dnemde Stoaclnn en nemli temsilcileri
olarak karmza Seneca (. 4-S. 65), Epiktetos (yaklak olarak S.
55- 1 3 5 ) ve Marcus Aurelius (S. 1 21 - 1 80 ) kar. Ayrca bu dnem,
Stoac yazarlar hakknda elimizde en bol malzemenin bulunduu d
nemdir. ilk ve Orta Dnem Stoaclarnn kendi eserlerinden gnm
ze ok az sayda metin paralar kalm olmasna karlk, Seneca'nn
ok sayda inceleme ve mektubu, Epiktetos ve Marcus Aurelius'un
kendi dncelerini ieren iki eseri -Epiktetos'un Syleiler'i ve Mar-
. soacl&a genel gir i 167

cus Aurelius'un Dnceler'i- elimizde bulunmaktadr. Nihayet bu


dnemde Stoaclkta dini ilgiler doruk noktasna kmtr. yle ki ar
tk Stoaclk, bu son dnemde bir yandan bir ahlak felsefesi, yaama
sanatna ilikin kural ve tler ieren hayat klavuzu olma zelliini
korurken dier yandan bir tr kurtulu retisi, bir eit felsefi din ol
ma niteliine brnmtr.
2
Stoac1ba Ilikin Kaynaklar

"STOAC I L I K H E L E NiSliK FELSEFE N i N EN NEMLi VE ETKi Li O K ULU


DUR. D RT YZYI LDAN DAHA UZUN BiR SRE BOYUN CA YUNAN
-ROMA D NYAS I N I N iYi EGiTiM GRM OK SAYlDA i NSANI N I
K E N D i N E BAGLAM I VE ETKiSi K LASiK ANTiK D N E M LE S I N I R L I
KALMAMlTlR. B iROK H l RiSTiYAN K i L i S E BABASI K E N D i LE R i N i N
KABU L ETTi G i N D E N O K DAHA D E R iN B i R E K i L D E STOAClL lKTAN
ETK i L E N M iTiR VE R NESANS'TAN BU YANA BATI K LT R ZE
R i N D E STOACI AHLAK GRETi S i N i N ETKiSi SON D ER EC E GENi O L
MUTUR."
AA.Long, Hel/enistic Philosophy: Stoics, Epicureans, Sceptics, s.107
Krlzlpposun bir heykell.
toaclk, Helenistk daha sonra Roma dneminin en nemli ve en
Suzun mrl felsefe hareketi veya okulu olmakla kalmaz. Etkisi ilk
kilise babalar Clemens, Tertulianus ve Aziz Augustinus zerinden Ge
Rnesans dnemine kadar uzanr. Bu etki modern Bat felsefesinde
Spinoza, Kant, Nietszche gibi ok nemli filozoflarn baz temel re
tilerinde de kendini gsterir. Nihayet, Bat ahlak geleneinin Hristi
yanlk yannda ikinci en nemli parasn tekil etmesine, hatta gnde
lik hayata kadar inip felsefecilerin dnya nimetlerine kar kaytszlk
larn, insann bana gelen felaketleri soukkanllkla karlamasn
ifade etmek zere 'Stoac tutum, Stoac davran' gibi deyimierin kul
lanlmasna ramen Stoaclk hakknda kaynaklarmz snrl ve hatta
bir lde yetersizdir.
Bunun balca nedeni, yukarda iaret ettiimiz gibi, Stoac oku
lun ilk iki dnemi yani erken dnemiyle bunu takip eden orta dnemi
ne mensup nemli temsilcilerinin, rnein Zenon, Kleanthes, Krizip
pas'la Panaitios ve Poseidonios'un eserlerinin hemen hemen hibirinin
tam olarak zamanmza intikal etmemi olmasdr. te yandan bu fi
lozoflarn, zellikle, Zenon, Krizippos ve Poseidonios'un ok retken
172 ikinci ksm: stoaclar

yazarlar olduklar da sylenmektedir (rnein bunlar arasnda Krizip


pos'a 700 den fazla eser mal edilmektedir).
Stoac okula mensup olan yazarlar arasnda tam bir eserine ve
ya eserlerine sahip olduumuz filozoflar, ancak Stoacln ge dne
minin, Roma'nn imparatorluk dneminin temsilcileri olan Seneca,
Epiktetos ve Marcus Aurelius'tur. Bunlarn eserleri ise ne yazk ki zel
olarak ahlak konusunda younlamlardr. Bu eserler daha nce gelen
dier Stoac filozoflarn bunun dnda kalan grleri yani ahlak fel
sefelerinin temelini oluturan kuramsal felsefeleri veya bilgi kuramla
r, mantk, doa veya varlk felsefeleri konusunda ok az bilgi iermek
tedirler. zellikle Epiktetos ve Marcus Aurelius iin nemli olan, Sto
ac evren erevesi iinde ahlaki tler vermek olduu iin, bu yazar
lar Stoacln szn ettiimiz dier alanlar hakknda fazla aklama
yapma ihtiyacn duymamlardr.
stelik bu eserlerde savunulan baz grlerin Stoaclarn Ze
non, Kleanthes ve Krizippos gibi kurucu babalarnn savunduklar g
rler olmayp, daha ok Stoacln Orta Dnemine mensup olan Pa
naitios ve Poseidonios gibi Platoncu ve Aristotelesi grlere yaknlk
duyan ve Stoaclkla bunlar arasnda bir uzlatrma, bir sentez gerek
letirmek isteyen yazarlarn savunduklar grler olduklar anlal
maktadr. Bu durum ilk dnem Stoaclar ile ilgili olarak elimizde ok
az sayda bilginin bulunmas sonucunu dourmaktadr.
Bylece Stoacln ilk ve orta dnemiyle ilgili olarak elimizde
esas olarak bu dneme ait filozoflarn hayatlar ve grlerinden sz
eden geleneksel doksografiler yani filozoflarn eitli konulardaki g
rlerinden sz eden eserler veya kendi amalaryla ilgili olarak yeri
geldiinde bu filozoflarn grlerini ele alan, onlarn eserlerinden
alntlar yapan dier antik yazarlarn eserleri kalmaktadr.
Bu doksografik eserler iinde en nemlisi antik a filozoflar
nn hayatlar ve grleriyle ilgili olarak imdiye kadar sk sk bavur
duumuz Diogenes Laertius'un eseridir. Diogenes, nl Filozoflarn
Hayatlar ve retileri'nin VII. Kitap'n tmyle Stoac yazarlara, bu
arada Zenon, Kleanthes, Krizippos'a ve bunlarn baz rencilerine
. stoatlta illkln kaynaklar 173

ayrrmtr. Ayn gruba giren dier nemli iki kaynak, Sahte-Plutark


hos'un Filozoflarn Grleri zerine adl eseriyle John (veya Yuhan
na) Stobaios'un (S. 5-6. yzyl) Fiziki ve Ahlaklardan Semeler'idir.
Bu son eserin ise aslnda . 1 . yzylda yaam olan bir baka derle
mecinin, Arius Didymus'nn eserinde yer alan bilgilere dayand anla
lmaktadr.
kinci yani kendi amalar dorultusunda Stoaclar ele alan,
onlarn grlerinden sz eden yazarlar grubu iinde en nemli kay
nak ise bir nceki ksmda Epikurosular ele alrken kendisinden sk
sk sz ettiimiz ve eserlerine dayandmz Cicero'dur. Cicero, yine
daha nce iaret ettiimiz gibi aslnda meslekten bir filozof deildir.
Kendisiyle ayn yzylda yaam dier Romal aydnlar gibi onun da
asl ilgilendii ey hitabet ve siyasettir. Bununla birlikte genliinde ta
nd dneminin belli bal Stoac, Septik ve Epikurosu filozoflar on
da felsefeye kar belli bir merak ve ilgi uyandrmtr. Urad siyasi
hayal krklklar (Roma Cumhuriyetinin sonunu getiren i savalar)
ve kiisel mutsuzluklar (ok sevdii kz Tulia'nn lm) altmn a
t hayatnn son dneminde, onu edebiyat ve felsefede bir teselli ara
maya gtrm ve bunun sonucunda Cicero iki yl gibi ksa bir sre
iinde Stoaclarn da iinde bulunduu dneminin balca felsefe okul
lar ve onlarn eitli konulardaki grleri hakknda son derece deer
li bilgiler veren baz kitaplar yazmtr.
Bu kitaplar arasnda nemli olan nden yani yiler ve Kt
lerin Snrlar zerine (De Finibus Bonorum et Malorum), Tanrlarn
Doas zerine (De Natura Deorum) ve Academica'dan daha nce
sz ettik. Bu kitapta Hellenistik dneme ait felsefe okullarndan
Epikuros ve Septik okullar yannda Stoaclarn grlerine de nemli
yer verilmektedir. Cicero bunlar dnda zellikle Stoaclara ayrd ve
Stoaclarn Paradokslar (Paradoxa Stoicorum) Kader zerine (De Fa
to) ve devler zerine (De Officiis) adn tayan baz eserler de kale
me almtr. Kendisi bir Stoac olmamakla birlikte devler zerine ad
l eserinde Stoaclara mal ettii fikirterin ounu paylar. Devlet ze
rine (De Republica) ve Yasalar zerine (De Legibus) gibi siyasi eserle-
174 ikinci ksm: stoaclar

rinde de Stoaclarn doa yasas ve adalet zerine grlerinden etki


lendii grlmektedir. Bu son iki eser Stoaclarn siyaset felsefelerine
ayrdmz blmde kendilerinden yararlanacamz balca kaynak
lar olacaktr.
Stoaclada ilgili bilgi veren dier kaynaklar esas olarak Stoac
la dman baz yazar ve filozoflarn eserlerinden olumaktadr. Bu
yazar ve filozoflar iinde de Karm zerine ve Kader zerine adl
eserlerinde Stoaclar eletiren nl Aristatdes yorumcusu Afrodisyas
l Aleksandros'u (S. 2-3. yzyl); Stoaclarn elikileri zerine ve Sto
ac/ara Kar Ortak Anlaylar zerine adl eserlerinde Stoacl ele
tiren, ama bu vesileyle onlardan geni alntlar yapan nl Paralel Ha
yatlar'n yazar Platoncu Plutarkhos'u (S. 50- 125); yine bir Platoncu
olan ve kendilerine kar kmak amacyla Stoaclardan grler zikre
den Antik dnyann Hipokrates'ten sonra ikinci nl hekim veya tp
bilgini Bergamal Galenos'u (S. 2. yzyl) zikredebiliriz.
Stoaclada ilgili bilgi kaynaklar arasnda, Epikuros ve Epiku
rosulara ayrdmz bir nceki ksmda kendisinden sz ettiimiz
Sexrus Empiricus'un da nemli bir yeri vardr. Onun Epikuros'a ayr
dmz ksmda belirttiimiz eseri, Pironculuun Ana Grleri,
Dogmatik/ere Kar ve Bilginiere Kar, Stoaclada ilgili olarak da te
mel kaynak niteliindedir. Bunlardan zellikle ikincisi, Sexrus Empiri
cus tarafndan bir dogmaclk olarak grlen Stoacln belli bal tez
leri hakknda geni bilgi vermekte ve bu tezlerin kapsaml bir eletiri
sini iermektedir.
Bu listeye nihayet Antik felsefenin son byk filozofu Plotinos'u
(S. 3. yzy l), Plotinos'tan sonra yaam ve Stoaclk hakknda yine
olumsuz grler sergitemi olan iki Hristiyan piskoposu Eusebios
(S. 3 -4. yzyl) ile Nemesius'u (S. 4. yzyl ) ve Aristoteles'in bir dier
nemli yorumcusu olan Simplikios'u (S.6. yzyl) ekleyebiliriz.
Zenon'dan Tarsuslu Antipatros'a kadar Erken Stoaclk dne
miyle ilgili standart metinler H. Von Arnim tarafndan kaleme alnm
olan drt ciltlik bir eserde biraraya getirilmitir (Stoicorum Veterum
Fragmenta, 1 903-24; yeni basks Stuttgart, 1 964). Bu eser Stoaclar
2. soacla ilikin kaynaklar 175

hakknda yukarda szn ettiimiz kaynaklarda bulunan btn mal


zemeyi iermektedir. Daha nce de belirttiimiz gibi A. A. Long ve
D.N. Sedley ilk kez 1 987 ylnda yaynlam olduklar The Hellenistic
Philosophers adl eserlerinde Helenistik felsefe dnemine ait ok say
da nemli metnin ngilizce'ye evrilerini yapmlardr. Bu metinler iin
de de Stoaclada ilgili olanlar en byk kesimi oluturmaktadr.
Bunun yansra Brad lnwood ve L. P. Gerson bundan ksa bir s
re sonra, 1 9 8 8'de Helenistik dneme ait felsefe okuluna, Epikuros
ular, Stoaclar ve Septikiere ait yine ok sayda metnin veya metin par
alarnn ngilizce evirilerini ieren kendi eserlerini yaynlamlardr.
Bu son eserin Stoac metinlerle ilgili baz nemli zellikleri var
dr: Long-Sedley'de ksa ve seilen ternalara younlam metinlerin
bulunmasna karlk, Inwood-Gerson orijinal kaynaklardan daha
uzun metinleri btn olarak vermeyi tercih etmektedirler. kinci olarak
lnwood-Gerson'da, John Stobaios'un eserlerinde muhafaza edilmi
olan Arius Didymus'un Stoac ahlaka ilikin doksografisinin ilk kez
tam metin ngilizce evirisi bulunmaktadr. Ayrca Inwood-Gerson'da
Plutarkhos, Galenos ve Seneca'dan seilen Stoaclkla ilgili metinler yi
ne Long-Sedley'de olduklarndan daha uzun bir ekilde verilmektedir.
Bu metinleri kullanrken veya atflarda bulunurken Epikurosu
lua ayrm olduumuz ksmda gsterdiimiz ayn ksaltmalar kul
lanacaz. Bunlar dnda yararlandmiz ikinci dereceden eserlerin
tam listesi ise Kaynaka'da yer almaktadr.
3
Stoac1hl n Kkenleri

"0 H A L D E B E N i M G R M U D U R : P LATON ' U N B U E S K i GRENCi


LERi,YA N i 5 P E U S i P POS, ARiSTOTELES , K S E N O KRATES V E DAHA
S O N RA O N LA R l N GRENCiL E R i OLAN POLEMON V E T E O P H RASTOS
H i B i R E K S iGi O LMAYAN M K E M M E L B i R G RET i G EL iT iRMiLER
DiR. YLE K i POLEMON'UN GRENCiSi O L D U G U N DA ZENON'UN N E
O N DAN N E D E O N DA N N C E G E L E N L E R D E N AYR I LMAS I i i N H i BiR
N E D E N YOKTU."
Cicero, iyiler ve Ktlerin S1mrlarr zerine, I V , 3
Seneca'nn bir bDstD.
latonculuk gibi Stoaclk da kendine zg grleriyle byk l
P de orijinal olmasnn yansra ayn zamanda yksek dzeyde eklek
tik bir felsefe hareketidir. Bu ikinci zellii bakmndan arkasnda sra
syla Herakleitos'tan, Sokrates'ten, Kiniklerden, Megara okulundan,
Platon'dan ve nihayet Aristoteles'ten gelen baz unsurlar bulunmakta
dr. Bu unsurlar iinde zellikle Herakleitos, Sokrates ve Kinikierden
gelenler dierlerinden daha ar basmaktadr.
Epikuros fiziinin temel tezlerini Demokritos-Leukipposu
atomculuktan almas gibi, Stoaclar da fiziklerinin veya doa felsefele
rinin temel tezlerinin hemen hepsini Sokrates ncesi bir baka byk
doa filozofundan, Herakleitos'tan almlardr. Bunlarn banda evre
nin ana maddesinin ate olduu tezleri gelmektedir. Stoaclar da evre
nin temelinde bulunan ilkenin, arkenin maddi-cisimsel bir ey olduu
nu savunur ve onu atee veya scak nefese (pneuma) zde klarlar.
Herakleitos, doa felsefesinde her eyin ateten geldiini ve so
nunda yine atee dneceini ileri srmt. Stoaclar da bu gr be
nimser ve ona Herakleitos'ta olup olmad tam olarak kesin olmayan
bir gr, 'evrensel yangn' (conflagration) retisini eklerler. Bu -
18o ikinci ksm: stoaclar

retiye gre evrenin, iindeki her eyle birlikte ateten gelme ve sonun
da yine atee dnme sreci, zaman iinde, srekli olarak tekrarlan
maktadr:
Herakleitos, daha nce grdmz gibi, evrenin ilkesi olan
atein belli bir yasaya gre dier varlklar meydana getirdiini syle
mekte ve bu yasay Akl veya Logos olarak adlandrmaktayd. Stoac
lar, bir yandan bu ilkeyi yani ate veya scak nefesi, Akl veya Logos
olarak adlandrrken dier yandan oluu yneten bu yasa veya dzen
lilikleri nne geilmez bir olgu olarak Kader ( Fatum) diye nitelendi
rirler. Bunun sonucunda Stoaclar, Herakleitos'da varln grd
mz evrensel determinizm fikrini daha ileri ve ak olarak kadercilik
(fatalizm) diye adlandrlabilecek bir noktaya gtrrler. Sonu ola
rak, her eyin srekli olarak deitii, akt ynndeki nl Herakle
itosu tez de Stoaclar tarafndan da paylalr. Marcus Aurelius gibi
son dnem Stoaclar bu tezden, insan hayatnn gelip geicilii ynn
de Herakleitos'ta olmayan ve daha ok Hristiyans olarak nitelendi
rilmesi mmkn olan nemli bir ahlaki sonu da karrlar.
Doa felsefelerinin tm ilkelerini Herakleitos'tan alan Stoacla
rn ahlak konusundaki modelleri ise hem hayat, kiilii, hem de ahlak
felsefesi alanndaki grleri bakmndan Sokrates'tir. Onlar, Soba
tes'i hem en yksek ahlaki bir davran rnei ve ideali olarak alr hem
de onun erdem, erdemlilik, mutluluk ile ilgili ana tezlerini tmyle,
hatta ondan daha ileri lde, daha kat bir tarzda benimserler. Bu ko
nuda zellikle ilk dnem Stoacl iinde yer alan Zenon ve Krizip
pas'un daha fazla Sokratesi olduklar bilinmektedir.
Stoaclar bu balamda, Sobates'in erdemle mutluluk arasnda
kurduu sk baianty kabul ederler. Sobates'in ahlak felsefesinin bir
baka nemli grn, insan ruhunun zn tekil eden eyin akl ol
duu tezini de paylarlar. Bunun en nemli sonucu olan erdemin esas
itibariyle bilgi olduu yolundaki tezi Stoaclar tarafndan tmyle ka
bul edilir. Krizippos bu tezden hareketle ktl veya tutkular bir
bilgi eksikliine, yanl gre veya yarg kusurlarna indirger. Buna
bal olarak, ilk Stoaclar, zellikle Zenon ve Krizippos, erdemle er-
3 soachAn kkenieri 181

demsizlik arasnda kesin bir ayrm yaparlar ve erdem ile erdemsizliin


kendi ilerinde farkl dereceleri barndrabileceini kabul etmezler. Bu
nun sonucunda da, insanl ok az sayda erdemli insanlar ve bilgeler
le geri kalan erdemsiz insanlar, deliler veya aptallardan oluan iki ana
gruba ayrrlar.
Sokrates'in erdemin bilgi olduu tezinin bir dier nemli sonu
cunun, kimsenin bilerek ktlk yapmayaca gr olduunu bili
yoruz. Bu gr Sokrates'i kt insanlar iyiletirilmderi gereken has
talar olarak grmeye itrniti ki, bu tezin bir benzeri zellikle son d
nem Stoaclarndan Marcus Aurelius'ta da bulunmaktadr. Marcus
Aurelius bu tezden erdernsiz, kt insanlara fkelenrnernek, hogr
gstermek, onlar dman olarak grrneyip affetrnek gerektii ynn
de olumlu bir sonu karr.
Stoaclarn kendilerinden nce gelen filozof ve felsefe okullar
iinde etkisi altnda bulunduklar nc grubu, kk Sokratesi
okullar iinde yer alan Kinikler oluturur. Diogenes Laertius'un verdii
bilgiye gre Stoacln kurucusu olan Zenon'u felsefeye sevkeden en
nemli olay, Sokrates'in hayat ve kiiliine duyduu hayranlk yann
da, Kinik okula mensup bir filozof olan Krates'i tanmas olmutur. Ki
niklerin Sokrates'ten hareketle gelitirdikleri nemli bir ayrm, Stoac
lar tarafndan da tmyle benimsenmitir. Bu, Kinikierin insan mutlu
luu iin nemli olan i zgrlk, bamszlk, zerklik gibi temel iyi
lerle, zenginlik, salk, iyi n gibi dsal iyiler arasndaki yaptklar ay
rrndr Bu ayrm, Stoaclarn ikinci gruba giren iyilerle ilgili olarak ge
litirdikleri ve ilerde geni olarak inceleyeceirniz zel bir retinin, 'ka
ytszlar' veya 'farkszlar' ( indifferents) retisinin temelini oluturur.
Bunun yansra Stoaclarn ahlak felsefelerinin ana ilkesi olarak
sunduklar 'doaya uygun yaama' retilerinin de Kinik kaynakl ol
duuna phe yoktur. Kinikierin doa-yasa, doal olanla- yasal olan
arasnda yaptklar ayrm ve buna dayanarak yasal olana, uylarnlara
veya gelenekiere dayandn ileri srdkleri kururnlar ve deerleri red
detmi olmalar, Stoaclar tarafndan da byk lde benimsenmi ve
gelitirilmitir. Bu balarnda olmak zere Stoaclar ortak bir insan do-
182 ikinci ksm: stoaclar

asna inandklar gibi, bu doa bakmndan fazla bir anlam ifade etme
yen, onun kurallarn veya taleplerini deitirmeyen cinsiyet, rk, ulus gi
bi farkllklar nemsiz grmlerdir. Bu grlerinin doal ve tutarl bir
sonucu olarak da, Platon ve Aristoteles'in siyaset felsefelerinin temel il
kesini ve hedefini oluturan Yunan tipi site toplumu ve devleti anlay
na kar karak btn toplumlar iine alacak evrensel bir dnya top
lumu, bir dnya devleti (kozmopolis) projesini ortaya atmlardr.
Stoaclar, buraya kadar saydmz bu filozoflar ve okullada ay
n lde veya nemde olmamakla birlikte Megarallardan da etkilen
milerdir. Zenon'un hocalar arasnda Krates'ten baka Megara okulu
na mensup Stilpon, Diodoros Kronos'un adlar gemektedir. Gerek
ten onun mantk ve dil konusuna gsterdii ilginin gerisinde Megara
c baz etkilerin bulunmas ihtimali yksektir. te yandan bu Megara
c etki zellikle Krizippos'ta doruuna ulamtr. Krizippos, Stoac
okulun byk mantks ve bilgi kurarncs olarak sivrilmitir. Mega
ra okulunun kurucusu olan Euklides ilk olarak Parmenides ve Eleal
Zenon tarafndan gelitirilmi olan akl yrtme yntemleri, para
dokslar, samaya indirgeme usulyle yakndan ilgilenmiti. Krizip
pas'ta da bu ilginin youn bir ekilde devam ettii grlmektedir.
Euklides'in Elea okulundan ald varln birlii gr de Sto
aclar tarafndan paylalmtr: Stoaclarn kozmoloji veya doa felse
feleri, evrenin temelinde tek bir ilkenin, atein bulunduu, onun varl
n hem etkin, hem edilgin ilkesi olarak iki ana farkl grnmde ken
dini gsterdii tezine dayanmaktadr.
Stoaclar metafizikleri veya ontolojileri bakmndan Platon'a ta
mamen ters dmekle birlikte -nk onlar da Helenistik dnemin di
er byk okulu olan Epikurosular gibi tmyle materyalisttirler
baz baka temel grleri bakmndan ak bir ekilde Platon'un etki
si altnda bulunmaktadrlar. Bunlardan en nemlisi, belki, iinde yaa
dmz dnyann btn var olan dnyalarn en mkemmeli olduu
ynnde balangcnn Platon'da olduunu grdmz grtr.
Platon'un Timaios'ta ortaya koyduu evrenin, belirli bir amac
gden sanatkar bir Tanr'nn yani Demiorgos'un eseri olduu, bundan
3 stoacln kkenieri 183

dolay iyi, mkemmel, uyumlu bir btn, bir kozmos olduu gr


Stoaclarn da temel tezlerinden biridir. Yalnz onlar bu sanatkar Tan
r'y Platon gibi kiisel ve evrene akn bir varlk olarak tanmlamaz;
onun evrene ikin bir ilke, Akl veya Logos olduunu sylerler.
Stoaclara Platon'dan intikal eden bir baka nemli dnce de,
yine teoloji alanna ait olan evrende tanrsal bir ngrnn veya ina
yerin bulunduu dncesidir. Nihayet bu temel tezleri Stoaclar bir
baka nemli Platoncu giriime, evrende ktnn olmadn kantla
ma ynndeki giriime ve bunun iin ortaya attklar son derece ince
'tanr savunmas'na gtrr. Timaios'un dokuzuncu kitabnda kendi
siyle karlatmz Platoncu tanr savunmas, Stoaclar -ve Yeni Pla
toncular- tarafndan nemli lde gelitirilerek Hristiyan Orta
a'na nakledilir Bu erevede zellikle son dnem Stoacl daha b
yk bir nem tar.
Stoaclarn Platon'dan etkilenmelerinin bir baka nemli rne
ini de, psikolojiyle ilgili retileri temsil eder. Aada geni olarak
zerinde duracamz gibi ilk dnem Stoaclarnn, zellikle Krizip
pas'un Platon'un ruhu biri akll dierleri akl d ksmdan meyda
na gelen bir varlk olarak ele alan kuramn reddetmesine karlk Or
ta Dnem Stoaclnn iki nemli temsilcisi Panaitios ve Poseidonios,
Platoncu psikolojinin bu retisini byk lde benimserler.
Son olarak Aristoteles'in de Stoaclar zerinde belli bir etkisin
den sz etmemiz doru olacaktr. Stoaclarn felsefeyi mantk, doa fel
sefesi ve ahlak felsefesi olarak e ayrmalar Aristatdes kaynakl de
ildir. A ncak Poseidonios'un bu l ayrm yerine, onu esas olarak te
orik ve pratik felsefe olarak ikiye ayrmasnn gerisinde, Aristoteles'in
bu konudaki retisi bulunmaktadr. Aristoteles'in insan hayatnn
ereinin mutluluk (eudamonia) olduu genel forml dier Helenistik
okullar gibi Stoaclk tarafndan da zerinde herhangi bir tartma ya
plmakszn kabul edilir. Aristoteles'in ethik alannda ortaya koyduu
baz temel ayrmlar, rnein ahlakta aralar-amalar, entelektel er
demler-ahlaki erdemler ayrmlar yine btn Stoaclar tarafndan tar
tlmakszn kabul edilmi grnmektedir. Stoaclar doa felsefeleri-
184 ikinci ksm, stoaclar

nin aktif ilkesi olan scak nefes'i ve onun bireysel varlklardaki i gr


me tarzn, Aristoteles'in Form'una ve onun maddede i grme tarzna
benzer bir ekilde tasarlarlar. Nihayet Stoaclarn drt unsur retile
rinin de, baz noktalarda Aristoteles'inkinden farkl olmakla birlikte
z itibariyle Aristotelesi bir karaktere sahip olduu grlmektedir
Stoacln dnsel kkenieri hakknda bu ksa aklamalardan
sonra okulun belli bal filozoflarnn hayatlar ve kiiliklerine, eserle
rine, Stoaclk tarihi iindeki yerleri ve konumlarna geelim. Bu ere
vede vereceimiz bilgiler, Stoacln belli bal dnemi hakknda bi
raz daha fazla bilgi sahibi olmamz ve bu dnemleri birbirinden ay
ran ana zelliklerin neler olduklarn biraz daha yakndan grmemizi
salayacaktr.
4
Erken Stoac1hk Dnemi

----
--::. --

_...:.: :
-
_
-
-
-_ - --

- -
.. :_
_
::'::
_-:-:;;:_---:--

=;--

"BURADA YATAN, KiriaN'UN SEVDiGi Z E N O N -NE P E L i O N ' U SSA'YA


B i N D iR D i , N E DE H ERAKLES' i N i L E R i N i GR D- AMA G E N E D E
LYMPOS'A lKTI; Y l L D lZ LARA G i D E N YOLU B U L D U : T E K BA I NA
LLLGN YOLUNU."
Di ogenes Laertius, V I I , 2 9
Kbnsl Zenon'un bir bDstD.
ZENON
ntikaa ait dier birok filozof gibi Zenon'un hayat, karakteri,
A yaama tarz, zellikleri, eserlerinin says ve adlar hakkndaki en
geni bilgiyi yine Diogenes Laertius'a borluyuz.
Zenon'un gerek doduu gerekse Atina'ya geldii tarih konu
sunda byk tartma olduu anlalmaktadr. Bu konuyla ilgili ileri
srlen farkl grler arasnda en kabul greni, onun . 333/2 yln
da Kbrs'ta aralarnda Fenikeli yerlemecilerin de bulunduu bir Yu
nan kenti olan Kition'da domu, yirmi iki yandayken yani 3 1 1 yl
civarnda Atina'ya gelmi ve 262/l ylnda yetmi iki yandayken bu
rada lm olduudur.
Onu Atina'ya eken eyin ne olduu konusunda da tartmalar
vardr. Bir kaynaa gre Zenon, bir tccar olarak hayata balam, ti
cari amala yapt yolculuklarn birinde Fenike'den Pire'ye giderken
iinde bulunduu gemi kazaya uram, bu olay sonucunda bir ekil
de Atina'ya gelmitir. Ne nedenle oraya gelmi olursa olsun, Diogenes,
onun Atina'da bir kitap dkkannda grp, okuduu Ksenophon'un
Anlar adl kitapta kendisinden sz edilen Sokrates'ten ve onun dola-
188 ikinci ksm, stoaclar

ymyla felsefeden erkilenmi olduunu sylemektedir. Yine Diogenes'e


gre kitapya bu sz edilen Sokrates gibi insanlar nerede bulabile
ceini sormu, kitap tam o srada yoldan gemekte olan Kinik oku
la mensup Krates'i gsterip onun peinden gitmesini sylemitir. By
lece Zenon'un felsefi hayat balamtr.
Bu olay iki bakmdan anlamldr: Birinci olarak, ister gerek ol
sun ister olmasn, Stoac okulun kurulmas ve daha sonraki gelimesin
de Sokrates'in, onun gl kiiliinin ve mutlu, iyi hayat anlaynn
etkisine iaret etmektedir. kinci olarak bu etkinin daha zel olarak
Sokratesi okullardan biri, hazz reddeden, en yksek iyi olarak insa
nn kendi nefsine hakimiyetini ve d dnyaya kar bamszln sa
vunan Kinik okul araclyla gerekletiine iaret etmektedir. Ze
non'un kaybolmu eseri Devlet'ten elimizde bulunan metin paralar
da onda parann, evliliin reddi, gerek insani topluluun ancak iyi ve
erdemli insanlardan meydana gelen bir topluluk olabilecei ynnde
Kinik baz grlerin varln gstermektedir.
Ancak bu, Zenon'un Kinikler iinde Sinoplu Diyojen (Diogenes)
gibi sz konusu kendine hakimiyet ve d dnyaya kar kaytszlk
retisini en u bir noktaya, her trl medeni hayata ve kurumlara kar
dmanla kadar gtren 'doac' kiilere fazla sempatisi olduu anla
mna gelmemektedir. Zenon, Kinikierin ok sevdikleri 'doaya gre' ve
ya 'doaya uygun yaama' formllerini daha ll, daha yumuak va
daha toplumcu bir tarzda tanmlamay uygun bulacaktr.
Nitekim Diogenes, Laertius Zenon'un belli bir sre Kinik Kra
tes'in rencisi olmakla birlikte, hem Kinikierin 'utanmazl'na kar
hayli ekingen davrandn hem de bu dnemde Atina'da ders veren
baka okullara mensup filozoflada tanp, onlarn da derslerini izledi
ini sylemektedir. Bu balamda olmak zere Speusippos'tan sonra
Platon'un Akademi'sinin bana geen Ksenokrates'i ve bunun l
mnden sonra Akademi'de bakanlk grevini devralan Polemon'u
zikretmektedir. Bu olay da Zenon'un Sokrates'in karakter gcne hay
ran olmakla ve Kinikierin nefse hakimiyet, d dnyaya kar kaytsz
lk, bireysel zgrlk sloganlarnda kendini gsteren grlerini be-
4. erlen soacll dnemi 189

enmekle birlikte onlar yumuatmak ve baka okullarn grleriyle


tamamlamak arzusunun bir ifadesi olarak alnabilir.
Zenon'un Atina'da kendi okulunu ne zaman kurduu kesin de
ildir. Ancak onun . 300 civarnda tm Atina'nn ehir surlarnn
dnda yer alan Platon'un Akademi'si, Aristoteles'in Lise'si ve Epiku
ros'un Bahe'sinden farkl olarak ehrin tam merkezinde, duvarlarn
da yer alan Polygnotos'un resimlerinden tr boyal sundurma (stoa
poikile) diye adlandrlan yerde ve bir aa bir yukar yrmek sure
tiyle ders vermeye baladn reniyoruz. Buras eski Atina'nn b
yk agorasnn yannda yer almakta ve A kropolis ve tapnaklarnn
bulunduu resmi binalara bakmaktadr. Zenon'un kurduu bu okul,
iinde ders verdii bu yerden, st kapal kemerli yoldan dolay St
aclk, bu okulun grlerini benimseyenler de Stoaclar (slam felsefe
sinde Revakiyyfin) olarak adlandrlacaktr.
Diogenes, Zenon'un burada yaklak krk yl ders verdiini, bu
dersleri ve kiilii ile Atina'da byk saygnlk kazandn, Arinalla
rm "yllarca felsefeye verdii hizmetlerden, erdemli bir hayat srme
sinden, genleri erdem ve llle zendirerek en iyi olana ynelt
mi ve hayatn retileriyle tutarl bir ekilde birletirip herkese rnek
tekil etmi olmasndan tr" kendisine ehrin surlarnn anahtaryla
birlikte altn bir elenk sunduklarn, ayrca da tuntan bir heykelini
diktiklerini sylemektedir. Bu arada, skender'in lmnden sonra
Makedonya'nn kral naibi olan Antigonos Gonatas Atina'ya geldiin
de onun derslerini izlemekte ve Pella'daki sarayna gelmesi iin kendi
sine srekli davetlerde bulunmaktadr. Ancak Zenon yalln baha
ne ederek bu davetleri reddedecek ve yerine rencisi Persaios'u gn
derecektir. Yaklak yetmi yllk ( Diogenes'e gre doksan sekiz yl) bir
mr srdkten sonra Zenon . 264/3 ylnda Atina'da lmtr.
Daha yaad gnlerde Zenon adnn bir tr atasz haline gel
dii anlalmaktadr. Diogenes "Zenon'dan daha kendine hakim" de
yiminin yaygn bir deyim olduunu sylemektedir. Ona mal edilen sz
lerden biri Zenon'un ilerde zerinde geni olarak durulacak, Stoacla
rn kaderci dnya grlerinin olumsuz diye adlandrlabilecek ahlaki
190 ikinci ksm: stoaclar

sonucunu zekice bir tarzda nasl reddettiini gstermesi bakmndan


ilgintir: Hrszlk yapan bir klesini cezalandrmak amacyla krba
ladnda kle Zenon'a "Ama hrszlk benim aln yazm" diyerek iti
raz eder. Zenon'un buna cevab u olur: "Krbalanman da yle".
Onun ok ve sama sapan konuan bir gence yapt uyar d a btn
zamanlar iin zerinde durulmas gereken deerdedir: "Daha ok din
leyelim, ama daha az konualm diye iki kulamz ve bir azmz var"
(DL. VII, 23).
Diogenes, Zenon'a ayrd blmde bugn hibiri elimizde ol
mayan eserlerinin bir listesini vermektedir. Bu liste iinde Platon'un
kiyle ayn ad tayan Devlet'in yannda farkl konulara ait yirmiye ya
kn eserle karlamaktayz. Balklar bu eserler iinde dar anlamda
felsefeyle ilgili olanlarn (Doaya Uygun Hayat zerine, Heyecanlar
zerine, dev zerine, Tmeller zerine, Tartmal Kantlar zeri
ne) yannda Yunan eitimi, hitabet, edebiyat gibi felsefe d alanlara
ilikin incelemelerin ( Yunan Eitimi, Homeros'la ilgili Problemler, iir
Okuma zerine, Hitabet Teknii) de bulunduunu gstermektedir.
Zenon'un, kendisinden sonra okulunun bana geen Kleant
hes'in de aralarnda bulunduu birok rencisinden sz edilmektedir.
Bu rencilerden bazlar kendilerine zg grleriyle sivrilmi g
rnmektedirler. rnein Khioslu Ariston, Stoac ahlakta nemli bir
yer tutacam greceimiz "kaytszlk" (indifference) retisini ilk or
taya atan kii olarak karmza kmaktadr.
Ayrca Ariston'un Stoacln zellikle son dneminde zerinde
ok durulacak bir baka retiyi; bilge insan iyi bir aktre benzeten
ve onun hangi rol stlenirse stlensin onu en uygun bir ekilde ayna
mas gerektiini syleyen retiyi ilk ortaya atan kii olduunu da bi
liyoruz. Bunun yansra Ariston'un Zenon'un varln kabul ettii fel
sefenin klasik lsnde blmesinde yer alan doa felsefesi ve mant
veya bilgi kuramn reddetmi olduu grlmektedir.
Diogenes, Ariston'un bunlardan ilki yani doa felsefesi veya fi
ziin bizi atn; dierinin yani mantk veya bilgi kuramnn ise bi
zimle ilgili bir ey olmadn ileri srdn sylemektedir. Onun bu-
4. erken soacrlk dnemi 191

nunla kastettii mantkla ilgili eylerin mutlu veya iyi bir hayat srme
miz bakmndan yararsz olmasdr. Diogenes, Ariston'un bu balam
da diyalektik akl yrtmeleri bir rmcek ana benzettiini, onlarn
ok sanatkirane bir eyi gzlerimiz nne serer gibi grnmelerine
karlk, gerekte hibir faydalar olmadn ileri srdn syle
mektedir (DL, VII, 1 60-1 6 1 ).
Zenon'un bir baka rencisi olan Kartaeal Herillos'un ise
Ariston'un tersine bilgiye ok deer verdii grlmektedir. Ona gre
insann erei her eyi bilgili bir hayata uygun, bilgisizlik yznden
yanla dmeden yaamak olmaldr. Ancak yine Diogenes, Heril
los'un Zenon'un baz dier grlerine kar ktn sylemektedir
(DL, VII, 1 65).

KLEANTHES
Zenon'un dorudan rencisi olanlar arasnda en nemli kii lmn
den sonra, Stoac okulun bana gemi olan Kleanthes'tir. Kleanthes
de Zenon gibi Atina'ya dardan gelmitir; bugn anakkale ili snr
lar iinde bulunan ve Aristoteles'in Akademi'den ayrldktan sonra bir
sre kaldn bildiimiz Assos'ludur. . 3 3 1 /30'da domu ve ok
uzun bir mr srdkten sonra S. 233/32 ylnda Atina'da lmtr.
Diogenes, Kleanthes'in mesleinin balangta boksrlk oldu
unu sylemektedir. Kaynaklarda fizik bakmdan son derece gl,
ayn lde alkan ama felsefeye kar fazla kabiliyeti olmayan, ya
va renen biri olarak sunulmaktadr Atina'ya geldiinde Zenon'dan
ok etkilenmi, byk evkle felsefeye sarlarak Zenon'un grlerini
benimse mitir. ok yoksul olduu iin geceleri bahelerde, kuyulardan
su ekerek hayatn kazanmakta, gndzleri ise Zenon'un derslerine
devam etmektedir. Zamanla bu alkanl ve azminin dln gr
m ve etrafta daha bir sr deerli renci varken, okulun bana
gemitir.
Diogenes Laertius, Kleanthes'in eserlerinin de bir listesini brak
mtr. Bu liste onun dar anlamda felsefeyle ilgili konularn yansra
(Zenon'un Doa Felsefesi zerine, Duyum zerine, Demokritos'a
192 ikinci ksm: stoaclar

Kar, Aristarkhos'a Kar, Herillous'a Kar, Erdemler zerine, Yasa


lar zerine, Mantk zerine, Diyalektik zerine, Yklemler zerine,
Haz zerine vb.) daha genel baka baz konular (Kskanlk zerine,
Dn zerine, Ak zerine, n zerine, Krallk zerine vb .) zerin
de de dndn gstermektedir.
Kleanthes'in hangi noktalarda hacasndan ayrld veya Stoac
reti iinde hangi zel grlerin ona mal edilmesi gerektii bilinme
mektedir. Ancak onun esas olarak doa felsefesi ve teolojiyle ilgilendi
i anlalmaktadr. Krizippos'un lmden sonra sadece bilge insanla
rn ruhlarna lmszlk tanmasna karlk, Kleanthes'in bu lm
szl btn insan ruhlar iin kabul ettii grlmektedir. te yan
dan Stobaios'un Semeler'inde korunmu olan Zeus ilahisi onun din
sel duyarllnn derinliini gstermektedir.

KRZPPOS
Ne var ki, erken Stoa dneminin en byk temsilcisi hi phesiz Ana
dolu'nun bir baka blgesinden, Kilikya'nn Soloi veya Tarsus ehrin
den gelen ve Zenon gibi damarlarnda Fenikeli bir kann dolat sy
lenen Krizippos'tur. Krizippos'un da nceleri bir uzun mesafe koucu
su olduu sylenmektedir. Krizippos da Stoacln kendisinden nce
ki dier iki byk temsilcisi gibi geni maddi imkanlar olan biri deil
dir. Ancak bundan fazla ikayeti olmad da anlalmaktadr. Krizip
pas bunu yle ifade etmektedir:

"nsan niin para kazanacaktr? Eer yaamak iinse yaamak


nemli deildir; haz iinse haz da nemli deildir. Erdem iinse, er
demin kendisi tek bana mutluluk iin yeterlidir. Ayrca para ka
zanma yollar glntr, rnein onu bir kraldan salama gibi.
nk bunun iin kraln suyuna gitmek gerekir. Onu dostluk saye
sinde elde etmek de glntr, nk bu durumda dostluk kar
karl satlan bir ey olacaktr. Onu bilgelik sayesinde elde etmek
de ayn eydir, nk o zaman da bilgelik para karl sunulmu
olacaktr" (DL, VII, 1 89).
4. erken stoaclk dnemi 193

Krizippos'un . 280 ylnda doduu hesaplanmaktadr. O


halde okulun kendisinden nceki iki temsilcisinden yaklak elli ya
kadar daha kktr. Hem Zenon'u hem de Kleanthes'i tanmtr.
Atina'ya ne zaman geldii ise belli deildir. Ancak nceleri Platon'un
Akademi'sine devam ettii ve orada pheci Arkesilaos'un derslerini
dinledii bilinmektedir. Bu derslerden pek fazla memnun olmam ol
maldr ki, daha sonra Stoaclarn arasna katlmtr. te yandan
onun Zenon ve Kleanthes'le ilikilerinin pek mkemmel olmad da
anlalmaktadr. Kleanthes'in tersine felsefeye ok yetenekli ve stelik
bunun son derece bilincinde olan biridir. Muhtemelen bunun sonucu
olarak da olduka kibirlidir. Kleanthes'e sk sk sadece retileri
renmek istediini, onlarn kantlarn kendisinin bulacan sylemitir.
Grleri birok noktada Zenon'unkilerden ayrlmaktadr. zellikle
mantk veya bilgi kuram alannda ok gldr. Diyalektikte o kadar
nl olmutur ki birok kii, "Tanrlar diyalektikle urasalar, ancak
Krizippos kadar baar olabilirlerdi" diye dnmlerdir.
Krizippos, Kleanthes'in . 232 ylnda lmnden sonra Sto
ac okulun bakanlna geer. te yandan erken Stoaclk dnemi
iindeki yeri Kleanthes'ten hatta Zenon'dan bile daha nemlidir. Da
ha nce iaret ettiimiz gibi okulun Zenon'la birlikte ikinci, asl kuru
cusu saylr ve Stoac retilerin ilk kez sistemletirilmesi iini de ger
ekletirir. Hatta bu ynde olmak zere " Eer Krizippos olmasayd,
Stoaclk olmazd" sz lka'da dilden dile dolamtr. Daha sonra
ki Stoaclar iin Krizippos, ortodoks Stoacln genel temsilcisi veya
szcs nvann kazanacaktr. Stoaclk hakknda bilgi veren antik
kaynaklarn "Stoaclar yle derler... " diye balayan cmlelerinin ar
kasndan gelen grlerin ounun ya Krizippos'un kendi grleri ya
da onun kabul edebilecei grler olmas ok muhtemeldir.
Krizippos ok retken bir yazardr. Diogenes Laertius eserleri
nin saysn 705 olarak vermekte ve onlar arasnda 1 1 8 tanesinin de
balklarn zikretmektedir. Ancak konudan yana hi sknts olma
makla birlikte, Krizippos'un dilinin pek baarl olmadn sylemek
tedir. Bunu muhtemelen Krizippos'un Yunancasnn pek parlak olma-
194 ikinci ksm: stoaclar

d eklinde anlamamz gerekir. Bunun yansra baka yazarlarn eser


lerinden alnt yapmaktan hi holanmadn grdmz Epiku
ros'un tersine, Krizippos'un ok sk ve geni olarak baka yazarlar
zikreden bir insan olduu anlalmaktadr. yle ki, bir eserinde Euri
pides'in Medea'snn neredeyse tmn alnnlam olduu iin bu ese
ri okuyan birine ne okuduu sorulunca bu kii hakl olarak, "Krizip
pos'un Medea 's" cevabn vermitir (OL VII, 1 80).
Krizippos . 207'de Atina'da lr. lmnden sonra okulun
bana srasyla iki rencisi, Tarsuslu Zenon'la Seleukial Diogenes
geer. Seleukial Diogenes . 1 56'da o srada Atina'da retim faali
yetinde bulunan dier iki okula mensup iki filozofla, Aristotelesi Kri
tolaus ve Akademik Septik Karneades'le, Atina ehrine Romallar ta
rafndan konulan bir para cezasn affettirmek zere Roma'ya gider.
Bu filozoflar heyeti, daha dorusu heyetin bir yesi olan pheci Kar
neades Roma'da genler arasnda byk ilgi uyandran iki konferans
verir. Roma'nn eski erdemlerini temsil eden ve onlar btn gcyle
savunan yal muhafazakar Cato, Roma genleri arasnda uyanan bu
yeni ilgiden hi holanmaz ve Roma'nn askeri erdemleriyle uzlama
dn dnd bu yeni merak ve ilginin yaylmamas iin Atinal fi
lozoflar heyetinin bir an nce Roma'dan kendi lkelerine gnderilme
si ynnde Senato'ya tavsiyede bulunur.
Bu olay, genel olarak Yunan felsefesinin zel olarak Stoacln
Roma'yla ilk karlamasn temsil etmesi bakmndan nemlidir. Ro
ma'nn felsefeyle ilikisi inili kl olacak ve Yunan dnyasnn tersi
ne, Roma'nn felsefe zellikle de bilimle yldz hibir zaman tam ola
rak barmayacaktr. Platon veya Aristoteles gibi birinci snf filozoflar
bir yana Roma dnyasnda Zenon ve Krizippos ayarnda bir filozofun
bile ortaya kt grlmeyecektir. Bundan sonra S. 1 . yzylda impa
rator Domitianus Roma'dan filozoflarn kovulmasn emreden bir ka
rarname yayniayacak ve S. 529'da Dou Roma yani Bizans impara
toru j stinyen ise o zamana kadar Atina'da varln iyi kt srdren
btn felsefe okullarn kapattrarak temsilcilerini Dou'ya, ran'a git
meye mecbur edecektir.
4 erken sooaclk dnemi 195

Bununla birlikte Helenistik dnernin felsefe okullar, zellikle


Stoaclk zamanla Roma'ya nfuz etmitir. Cicero, Poseidonios'un
hayran olmu, yal muhafazakar Cato'nun torununun torunu Gen
Cato, . 1 . yzylda byk d ed esinin kemiklerini szlatp iyi bir Sto
ac olarak lmtr. Epikurosuluk ayn yzylda nl Latin airi Luc
retius'u kendine hayran etmi ve Stoaclk, saflarna Neron'un hocal
n yapm olan Seneca gibi nl bir soylu yu, Epiktetos gibi azat edil
mi bir kleyi ve Marcus Aurelius gibi bir imparatoru katrntr. An
cak bu Stoacln, daha nce deindiimiz gibi, Helenistik dnernde
ki felsefi nem ve deerini bir hayli kaybetmi, tmyle bir yaama sa
natna, ahlak klavuzluuna hatta bir tr kurtulu retisine indirgen
mi bir Stoaclk olduunu belirtmemiz gerekir.
Seleukial Diogenes'le birlikte Stoaclkta Orta Stoa dnemi di
ye adlandrlan dnem balar. Bu dnerne ayrdedici zelliini verdiren
iki nemli kii Panaitios ve Poseidonios'tur.
5
Orta Stoac1bk Dnemi

" N E VAR K i PANAiTiOS V E P OS E i D O N i OS E R D E M i N YET ERLi O LMA


D I G I N I S YLERL E R ; MUTLU L U K i i N SAGL I K, MADD i i M KANLAR V E
B ED E N S E L G D E G E R E K L i D i R . "
Diogenes Laertius, V I I , 128
Eplkurosulua ve Stoacla kar olan
dDDncelerlyle biUnen Arkesllaos'un heykell.
PANATOS
rta Stoa dneminin ortaya kmasna yol aan balca iki etken
O vardr. Bunlardan biri Zenon, Kleanthes ve Krizippos'un temsil
ettikleri ilk dnem Stoaclna rakip felsefi okullardan, zellikle Aka
demi'den gelen eletirilerdir. Bu srada Platon'un Akademi'si pheci
akmn, Septikliin merkezi olmutur. Felsefe tarihinde Yeni Akademi
Septiklii diye adlandrlan ve Arkesilaos ve Karneades tarafndan
temsil edilen bu akm, zamann dogmatik diye adlandrd dier okul
larna yani Epikurosulua ve Stoacla sava am ve zellikle Sto
acla nemli eletiriler yneltmitir. Bu erevede olmak zere Arke
silaos, Zenon'un bilgi kuramma kar km, Karneades ise bu phe
ci saldry genileterek Stoac felsefenin dier alanlarna da yaymtr.
Bu eletiriler birok Stoacya sistemlerinin zayf noktalarn gstermi,
onlar baz retilerinin geerlilii konusunda phelere srklemi,
bu noktalar ve onlarn temelinde bulunan retilerle ilgili olarak orto
doks Stoaclkta baz deiiklikler, dzeltmeler yapmaya gtrmtr.
kinci etken ise Stoacln, Roma ile karlamasdr. Romallar
Yunanllara gre daha az teorik, daha pragmatik insanlardr. Epiku-
200 ikinci ksm: stoaclar

rosuluun bireyci ahlak, en yksek deer olarak hazz grmeleri,


Romallarn topluluku, askeri ahiaklarna fazla uygun dmemekte
dir. Ama Stoaclarn gereinden fazla sert ahlak normlar, bilge insan
ideallerinin de gndelik hayata, geni halk kitlelerinin ahlaki alanda
ki uygulama ve gereklerine ters dt grlmektedir. O halde, bir
yandan Stoacln fazla Yunans olan teorik sistemleri iinde pratikle
ilgili konulara daha fazla arlk verilmesi, dier yandan Stoac pratik
felsefenin sokaktaki insann, geni halk kitlesinin talep ve ihtiyalar
na cevap verilebilecek bir ekilde yumuatlmas, kullanlabilir hale
getirilmesi gerekmektedir. te bu iki genel ihtiya veya olgu, Stoaclk
iinde Orta Stoaclk diye adlandrlan yeni bir dnemin balamasna
yol aacaktr.
Panaitios yaklak . 1 85 ylnda domu ve yine yaklak 109
ylnda lmtr. Stoac okulun nceki dier byk temsilcisi gibi
Panaitios da Atinal deildir, Rodosludur. Ancak kendisinden nceki
dier byk Stoac filozoflardan farkl olarak hayatnn bir ksmn
Roma'da geirmitir. Selekuial Diogenes'in lmnden sonra Stoac
okulun bana geen Antipatros'tan bakanl . 129'da devralm
ve gerek Diogenes'in gerekse Antipatros'un Stoac okulun bnyesinde
balattklar sz edilen yndeki deiiklii devam ettirerek onu daha
belirgin izgilere kavuturmutur.
Erken Stoacln mantk, fizik ve ethii tek bir tutarl sistem ha
linde ortaya koymu olmasna karlk, Panaitios erken Stoac dne
min mantkla ilgili kaygianna fazla nem vermez. Onun fizikle ilgili
tezlerinin bazlarna ise en azndan belli bir ihtiyatla yaklar. rnein,
ilk Stoaclar gibi evrenin ezeli-ebedi olduunu kabul eder ama erken
dnem Stoaclnn ana fizik tezi olan her eyin evrensel bir yangn
olaynda atee dnecei, bu evrensel yangn olayndan sonra evrenin
tekrar meydana gelecei ve bu srecin bylece srekli olarak tekrarla
naca grn yani 'evrensel dn' kuramn kabul etmez. Sonra
yine ilk dneme ait Stoaclarn bazlarnn, rnein Krizippos'un bu
kuramn bir sonucu olarak benimsemi olduu birbirini izleyen dn
yalarda hep ayn insanlarn ortaya kaca (ayn Sokrates'in, ayn Pla-
5. orta stoaclk dnemi 201

ton'un) ve ayn olaylarn tekrarlanaca ( Sokrates'in idam, Platon'un


Sicilya seyahatleri) grn de kesinlikle reddeder.
Panaitios ilk Stoaclardan farkl olarak ilgisini esas olarak evren
deil, insan doas zerinde younlatrr ve insan doas hakkndaki
dncelerinde de Krizippos'tan ok Platon veya Aristoteles'in gr
lerini benimser. Krizippos'un daha nce ksaca iaret ettiimiz ve iler
de geni olarak greceimiz tarzda insan doasn sadece akldan iba
ret grmesine, onda akl-d herhangi bir unsurun varln reddetme
sine karlk Panaitios, insanda itepilere zel nem verir ve onlar
akl-d bir kuvvetin eseri olarak ele alr.
lk Stoaclarn, rnein Zenon ve Krizippos'un insanlar katego
rik bir biimde bilgelerle aptallara, erdemlilerle erdemsizlere ayrmala
r ve bunlar arasnda hibir ara durumun veya derecenin varln ka
bul etmemeleri de, Panaitios'un ortodoks Stoaclkta kar kt g
rler arasnda yer alr. Krizippos'un btn erdemleri sadece bilgelie
balamasna veya ona zde klmasna kar kan Panaitios, bir yan
dan bilgelikle dier erdemler arasnda ayrm yapar, dier yandan tam,
'mkemmel erdem'in yannda 'erdeme benzeyen eyler'in, 'erdemsi
eyler'in de varln kabul eder. Ona gre mkemmel erdeme sahip
olan bilgelerin yannda erdeme benzeyen, erdems olan bir eye sahip
olan insanlar vardr. Bylece bilge olmayan herkes aptal veya deli ol
mad gibi tam erdeme sahip olmayan herkes de kt deildir. Pana
itios bilgelik ve tam erdem kavramlar zerinde gereinden fazla srar
etmenin gerek hayat, ahlaki hayat anlamay zorlatrmas yannda
insanlarn ahlaki eitimini de imkansz klaca dncesindedir. 'En
iyi' veya 'mkemmel', Panaitios iin, bir model veya ideal olarak do
ru ve geerlidir; ama insan olarak bizi asl ilgilendirmesi gereken bun
lardan sonra gelen ey, 'ikinci iyi' olmaldr.
Panaitios insann ahlaki davranlarn kendisine uydurmas
gereken norm veya l olarak 'insan doas'n, 'insann zel doa
s'n almasna paralel olarak insanlar arasndaki farkllklara ve bi
reyselliklere de byk nem verir. Ona gre davranlarmz genel
olarak doayla deil, zel olarak 'kendi doamz'la uyum iinde ger-
202 ikinci ksm: stoaclar

ekletirmemiz, ilgimizi her zaman ve her yerde yaplmas gereken


eyden ok 'imdi ve burada' yapmamz gereken ey zerinde youn
latrmamz mutlu bir hayat iin en nemli eydir. Panaitios'un bu
grnden Cicero'un bize hakknda bilgi verdii ve ilerde zerinde
daha geni olarak duracamz Stoaclarn ok nemli bir kuram,
'roller kuram' kar.
Bylelikle Stoaclk ta Panaitios'la 'semecilik' ( eclecticism) di
ye adlandrlan yeni bir dnem balar. Bu daha nce iaret ettiimiz
gibi baka okullardan, zellikle Platon ve Aristotelesi okullardan ge
len ve Stoaclkla fazla atmayan veya baz noktalarda onlardan da
ha ikna edici grnen kimi tezlerin Stoacla kabul edilmeye bala
d dnemdir. te Panaitios bu dnemin banda yer alr. Poseidoni
os da bu gelimeyi devam ettirir. Onun, Krizippos'un insan ruhunda
akldan baka bir eyin varln kabul etmeyen, tutkular yanl yar
glara veya kanlara indirgeyen teki (monist) grne kar, Pla
ton'un ruhu paradan, aklsal ksm yannda ona indirgenmesi
mmkn olmayan, tersine byk lde akl-d olan arzu ve fke
glerinden meydana gelen bir varlk olarak alan psikolojisini kabul
etmesi bu semeciliin iyi bir rneini oluturur. Yine onun ilk Sto
acln salk, zenginlik, iyi n gibi dal iyilerin hibir deeri olma
d, dolaysyla bu tr eylerin insan mutluluu bakmndan ilgisiz
eyler olduklar grne kar, Aristoteles'in insann mutlu olmas
iin bu tr eylere de ihtiyac olduu, dolaysyla onlarn belli lde
iyi ve deerli olduklar ynndeki grn kabul, ayn semecili
n bir baka rneidir.

POSEDONOS
Orta Stoaclk dneminin dier nemli temsilcisi olan Poseidonios da
Atina'ya dardan, Suriye'nin eski bir kenti olan Apamea'dan gelmi
tir. Yaklak olarak . 1 35 ylnda domu ve . 50'de lmtr.
Atina'da nce Panaitios'tan dersler alm, sonra Rodos'ta kendi oku
lunu kurmutur. Bu dnem, Stoacln artk yava yava Atina'nn d
na tat, Akdeniz blgesinin eitli yerlerinde Stoac merkezlerin
5 orta stoaclk dnemi :ZO]

kurulduu dnemdir. Panaitios'un gen Scipio'yu (Scipio Africanus)


etkilemesine benzer bir ekilde Poseidonios da . 79-77 yllar arasn
da Rodos'u ziyaret eden Cicero'yu etkileyecektir.
Poseidonios Orta Stoa dneminin Krizippos'u olarak adlandr
lr. O, Stoacln evrensel bir sistem olarak ortaya kt gnlere ye
niden dnmek ister ve bu amacna uygun olarak Stoac sisteme kesin
lik ve ayrntlada ilgilenme zelliini kazandrr. Poseidonios son dere
cede farkl ve geni ilgilere sahip bir insan olarak, Aristoteles'le de kar
latrlr. Ayn zamanda bir corafyac, etnograf, okyanus bilimcisi,
minerolog, volkan bilimci, astronom, matematiki ve tarihidir. Galya
blgesinde yaayan Keltlerin toplumsal adetleri, Atlantik okyanusun
da meydana gelen med-cezirler, Kuzey Afrika kylarnda yaayan
maymunlar, Napoli yaknlarnda bir adada bulunan tavanlada ilgili
gzlemlerde bulunmutur. skenderiyeli byk astronom Eratosthenes
gibi dnyann bykln hesaplamak istemi, gnein bykl
n, dnyadan uzakln hesaplamaya girimitir. Euklides'in geomet
risini eletirmi ve baz noktalarnda onu dzeltme giriimlerinde de
bulunmu ve drtgenterin snflandrlmasyla megul olmutur. Stra
bon, onun normal Stoac uygulamaya aykr olan 'nedenleri aratrma'
konusundaki zel bilimsel ilgisine dikkati ekmektedir.
Poseidonios bir tarihi olarak . 1 42-93 yllar arasnda Roma
dnyasnda cereyan eden olaylarn da hikayesini yazmtr. Ayrca bu
balamda insanln altn a olarak niteledii ilk dnemine ait ilgin
bir tarih kuram gelitirmitir. Seneca'nn Mektuplar'nda verdii bilgi
lerden anladmza gre Poseidonios, bu dnemi insanlarn bilge kii
ler tarafndan ynetildikleri ve doaya uygun mutlu bir hayat srdk
leri bir dnem olarak tasvir etmitir. Ancak, ona gre, bu altn a faz
la uzun srmemi, zamanla toplurnlara ktlkler nfuz etmi ve kral
lklar zorbalklara dnmtr. Bylece yasalara bavurmak ihtiyac
ortaya km ve bu yasalar da yine ilk kez bilge insanlar tarafndan ta
sarlanp ortaya konmutur. Poseidonios bilgelerin insanla yalnzca
yasalar deil, ayn zamanda btn sanatlar da hediye ettiklerini sa
vunmutur ki, Seneca bu gre kar kmaktadr.
20/f ikinci ksm: stoaclar

Poseidonios'un asl anlamdaki felsefi grlerine gelince, onun


Stoac doa felsefesinin veya kozmolojinin ana tezlerine iriraz yoktur.
Bununla birlikte baz noktalarda bu tezlerle ilgili baz deiiklikler
yapmak ihtiyacn duymaktadr. Bu ihtiyacnn temelinde de 'kavram
larn olaylara uygun olmas gerektii' ynndeki bilimsel-empirist
kaygsnn bulunduu anlalmaktadr. Onun, Krizippos'un akl-d
nn varln kabul etmeyen ruh anlayn Panaitios gibi reddetmesi,
bunun yerine Platon'un l ruh anlayn yani ruhun akll olan ks
m yannda akll olmayan arzulayc ve fkeli ksmlarnn da bulun
duu tezini kabul etmesi bu kaygnn bir sonucu olarak ortaya k
maktadr. nk Poseidonios, ktl sadece yanl yarglara veya
kanaatiere indirgemenin gereki olmadn, insann haz ve dnyevi
baanya kar doal bir yaknlnn olduunu sylemekte ve tutkula
rn kaynanda insan doasnn bu akl-d yannn bulunduunu d
nmektedir. Ona gre, tutkularn, Krizippos'un ileri srd gibi
'ar itepiler' olduunu kabul etmek mmkn deildir, nk "akl
ancak kendi faaliyetlerini aklayabilir ve akln kendi snrlar dna
kmas mmkn deildir " . Bundan dolay tutkular aklamak iin in
san ruhunda veya doasnda baka bir ilkeye, akll olmayan bir ilke
ye veya gce bavurmak zorunludur.
Poseidonios da Stoac psikolojide, Panaitios'un izinden gitmek
tedir. Ancak Panaitios'ta olmayan, Poseidonios'un kendisinin ortaya
att ilgin bir gr vardr. Bu, ruhun akl-d cephesinden kaynak
lanan duygusal bozukluklar veya tutkular tedavi etmek iin eitli
'akl-d' yollara, teknikiere bavurmak gerektii grdr. Poseido
nios bu teknikler arasnda mzik ve iiri saymaktadr ve onun akl-d
nn ancak akl-dyla tedavi edilebilecei ynndeki bu ilgin gr
n arkasnda Aristoteles'in tragedyann bizde korku ve acma duygu
lar uyandrarak 'arnma' (katharsis) salad ynndeki nl tezinin
bulunmas ihtimali olduka yksektir.
Poseidonios Panaitios'tan bir baka bakmdan daha ayrlmak
tadr: O, Stoaclktan bilimsel-felsefi ilgiler kadar dini ihtiyalarn da
dayurulmasnn beklendii bir dnemin balangcnda yer almaktadr.
5. orta stoaclk dnemi 205

ilerde Yeni Platonculua ve erken dnem Hristiyan dncesine ayr


dmz ksmda geni olarak ele alacamz zere sa'nn doumuna
tanklk eden a, insanlk tarihinde Akdeniz ve Roma dnyasnda di
ni ilgi ve kayglarn dorua trmanm olduu bir adr. Bu dnemde
Yunan d nyasnda olduu gibi Roma'da da geleneksel ok tanrclk,
eitim grm insanlarn, aydnlarn byk bir ksmn artk tatmin et
memektedir. Bu insanlarn var olmaya devam eden dinsel ihtiyalar
nn dayurulmas iin ortaya birok Sr ve Kurtulu dinleri, kurtulu
retilerinin km olduu grlmektedir. Hristiyanlk bu dinlerden
biridir ve dier birok kendine zg tezleri yannda Tanr'nn z iti
bariyle bir akl deil, sevgi ve merhamet, doa yasas deil ocuklarn
seven ve onlarla ilgilenen bir baba olduunu syleyerek sradan insan
larn gnllerini kazanmaya muvaffak olacaktr.
Ancak iyi eitim grm bir Yunanl veya Romal iin ne uzun
yzyllarn birikimi olan felsefi-rasyonel bir Tanr ve doa tasarmn
ne de buna bal olarak gelitirilmi olan doac (naturalist) ahlak ve
mutluluk retilerini terk etmek o kadar kolay veya ekici olmayacak
tr. Stoaclk ite Hristiyanln da iinde bulunduu bu Sr ve Kurtu
lu dinleri, kurtulu retileri karsnda klasik antik an doal bir
teoloji, doal bir varlk ve metafizik retisi, doal bir ahlak ve kurtu
lu kuramn devam ettirme ynnde, Yeni-Piatonculuktan nceki son
aba olacaktr, Baka bir ifadeyle Stoaclk, en genel olarak Yunan fel
sefesine, Yunan aklclna dayanan doal din anlaynn Yeni-Pia
tonculukla birlikte ve ondan nceki son temsilcisi olacaktr. Gerekten
Stoaclk, evrenin tanrsal olduu, her tarafnda dzen ve iyiliin h
km srd, her eyin tanrsal bilgelie ve inayete uygun olarak ce
reyan ettii, tanrlarn veya daha dorusu Tanr'nn insanla ilgilendii,
insan ruhunun bir ekilde lmsz olduu, insann zel olarak tanr
sal akl ve bilgelikten pay ald, bylece doann, Tanr'nn veya Ka
der'in yasalarna uygun olarak yaamak suretiyle mutlu olabileceini
savunmaktadr. O, bu tezleriyle klasik antik an eitim grm insa
nna dinsel bir ynde de hitap etmenin imkanlarn aratrmaktadr ve
bu abasnda belli bir sre iin baarl olacaktr.
206 ikinci ksm: stoaclar

Poseidonios, Stoaclk iinde bu yndeki gelimenin ilk mjde


leyicisi olarak karmza kmaktadr. Onun bu yann en iyi bir biim
de ortaya koyan ey, mistik-dinsel olarak yorumlanmaya uygun evren
sel veya 'kozmik sempati' grdr. Stoacln genel dnya gr
nn bir sonucu olan, evrendeki her ey arasnda karlkl bir iliki, ya
knlk ve akrabalk olduu gr, Poseidonios'u evreni kutsal bir ey
olarak grmeye ve ona uygun, onun yasalarna uyarak yaamay bir
tr ibadet olarak ele almaya gtrmektedir.
Stoaclk iindeki bu gelime, onu tmyle bir pratik felsefe, bir
ahlak olarak ele alma ynndeki gelimeyle paralel giderek sonunda
Roma Stoacln douracaktr. Bu son dnem, sa'dan sonra ilk iki
yzyl kapsamakta ve bu dnemin balca Stoac figrleri olarak da
karmza Seneca, Epiktetos ve Marcus Aureilus kmaktadr.
6
Ge Stoac1hk veya
Roma Stoac1hl Dnemi

"BAZI EYLER B i Z E BAGL I D I R ; BAKA BAZI E Y L E R i S E B i Z E BAG L I


D E G i L D i R . B i z E BAGLI O LA N LAR YAR G I LA R I M IZ, EGiLiMLE RiMiZ, A R
Z U LA R I M I Z VE N EF RET LERiM iZ, T E K K E L i M EYLE B i Z E AiT OLAN
E S E R L ER D i R . BizE BAG L I O LMAYA N LA R iSE B E D E N iMiZ, ZENGiNLiK,
N , G, TEK K E LiMEYLE BiZE AiT O LMAYAN EYLE R D i R."
Epiktetos, Dnceler, 1. Dnce
Seneca'nn bir bUstU.
SENECA
e Stoa dneminin ilk nemli temsilcisi, . 4 - S. 65 yllar ara
G snda yaam olan Lucius Annaeus Senaca'dr. O retorik ve fel
sefe eitimi grm, Yeni-Pythagoraslk ve Stoacl incelemi ve
zellikle Stoacln etkisinde kalmtr. Siyasi hayata atlarak avukat
ve senatr olan Seneca, hatip olarak imparator Caligula'nn kskanl
n zerine ekecek lde n kazanm ve S. 39'da idam edilmekten
zor kurtulmutur. Neron'un nce zel hacas (mrebbi), imparator ol
masndan sonra da ise siyasal danman olmutur. Neron'a kar bir
kampioya karm olmakla sulanarak S. 65'te intihara zorlanm,
damarlarn atrarak lmeyi semitir.
Seneca verimli bir yazardr. Eserleri drt grup altnda toplan
maktadr: Nutuklar, tragedyalar, felsefi diyaloglar veya denemeler ve
mektuplar. Seneca'nn nutuklarndan hemen hibiri zamanmza kal
mamtr. Gnmze ulam dokuz tragedyasnn da aynannaktan
ok okunmak iin yazlm olduu anlalmaktadr. Felsefi diyaloglar,
ilerde mektuplarnda kark bir ekilde ele alaca konular ayr ayr
incelemektedir. Bunlarn isimleri ierikleri hakknda yeteri derecede fi-
210 ikinci ksm: stoaclar

kir vermektedir: Teselli zerine, Acma zerine, nayet zerine, fke


zerine, Hayatn Ksal zerine, Ruh Skuneti zerine, Mutlu Ha
yat zerine. Dostu Lucilius'a yazm olduu yz yirmi dort mektubu
ise esas olarak ahiakla ilgili konular ele ald iin Ahlak Mektuplar
olarak adlandrlmtr.
Seneca mantk ve bilgi kuramyla ilgili konularla hemen hemen
hi ilgilenmez ve zellikle Stoacln Orta Dneminde balayan felsefe
yi zel olarak ahlak konular zerinde younlatrma eilimini devam
ettirir. Ahlak felsefesi alannda da, zel olarak ruh huzuru ve toplumsal
sorumluluk, dev kavramlar zerinde durur. Bu arada mektuplarnn
ounda da lmn nasl karlanmas gerektii konusunu iler.
Seneca, Orta Dnem Stoaclnn ikinci nemli ismi Poseidoni
os'a zel bir sempati besler. Kendini bir Stoac olarak grmesinin ya
nsra Poseidonios gibi semeci olmaktan da korkmaz. Kimi zaman ise
kendini her iekten bal toplayan anlara benzeterek, en ok bal ol
duu Stoacl da eletirir. Bu arada ilk mektuplarnn hemen hepsini
konuyla ilgili olsun olmasn Stoacln ba rakibi olan Epikuros'tan
alnm bir zdeyile bitirir.
Seneca'nn Tanr's Stoacln evrenin her tarafna yaylm olan
Akldr; insan ruhu ise insan bedeni iine yerlemi tanrsal soluktan
baka bir ey deildir. Btn insanlarn tanrsal atein bir paras ol
malarnda dolay eit olduklar, btn insanl iine alacak tek bir
devletin olmas gerektii ynndeki Stoac dnceler, Seneca tarafn
dan en ateli bir ekilde savunulur. Seneca bylece kendini bir Roma
vatandandan ok dnya vatanda olarak grr. Erdemin en "yksek
iyi" olduu, bilgelik ve erdemin zdelii, bilge kiinin hibir eyden
yoksun olmad, insanlar arasnda en mkemmel, en mutlu kii oldu
u vb. ynnde ortaya kan Stoacln ortak fikirleri de Seneca tara
fndan, ancak deiik ve byk bir edebi ustalkla ilenir.
Seneca, Poseidonios'un Altn a'da filozoflarn insanlara uy
garl rettii grne kar kar. zellikle sanatlarn gelimesiyle,
ahlak arasndaki ilikiler zerine, daha sonra Rousseau'nun gelitirdi
i, uygarln gelimesine paralel olarak ahiakn bozulmu olduu ek-
6. ge stoaclk veya rama staaclg dnemi 211

lindeki nl tezine benzeyen eyler syler: Her trl sanat, para hrs
n krkleyerek insanlar mutsuz etmekten baka ie yaramamamtr.
Seneca ahlaki bozulmann getirdii ktlkleri ortadan kaldracak tek
ey olarak felsefeyi grr. nk felsefe, iyi yaama yoludur, mutlu ol
ma sanatdr. O, doaya uygun yaamann yolunu gsterir. Mutluluk
da doaya uygun yaamaktan geer..

EPiKTETOS
Ge Stoa dneminin ikinci, felsefi bakmdan daha byk ismi Epikte
tos'tur. Kle bir aileden S. 50 ylna doru dnyaya gelmi olan Epik
tetos, kendisi de kle olan ama daha sonra Neron tarafndan azat edil
mi olan birinin uzun yllar boyunca klesi olmutur. Epiktetos'un ze
kasndan etkilenen bu kii, ona dnemin nemli Stoaclarndan biri ve
Roma'da bir okul am olan Musonius Rufus'un derslerini dinletmi
tir. Daha sonra zgrlne kavuan Epiktetos'un kendisi de felsefeyi
meslek olarak benimsemi, S. 89'da Roma imparatoru Domitianus fi
lozoflar Roma'dan kovunca Yunanistan'n gney dousunda yer alan
Nikopolis'e ekilmi ve orada kendi okulunu amtr. lm tarihi bi
linmemektedir.
Epiktetos derslerinde Sokrates'in karlkl konuma yntemini
kullanm ama kendisi de Sokrates gibi yazl hibir eser brakmam
tr. Syleiler adn tayan eseri, imparator Traianus zamannda Niko
polis'te verdii dersler srasnda rencisi Flavius Arrianus'un tuttuu
notlardan olumaktadr. Flavius'un kendisi bu notlarn zn olutur
duunu dnd ksmlarn Epiktetos'un El Kitab diye adlandrd
tek ciltlik kk bir kitapkta biraraya toplamtr.
Epiktetos bu eserde ileri srd dncelerin birinde, felsefe
nin ilk ve nemli ksmnn, " Yalan sylememek gerekir" eklindeki
maksimleri pratie geirmekle ilgili ksm olduunu syler. kinci ve
daha az nemli ksm, bu maksimlerin doruluunu kantlamakla ilgi
li ksmdr:'Neden yalan sylememek gerekir?'. nc ve en az nem
li ksm ise u sorularla ilgilenen ksmdr: 'Bir kantlama nedir? Sonu,
kar olu, doru, yanl, btn bunlar nedir?'
212 ikinci ksm: stoaclar

Epiktetos'a gre bu sonuncu ksm, ikinci ksm iin, ikinci k


sm ise birinci ksm iin gerekli olup bizim asl ilgilenmemiz gereken,
birinci ksm yani ahlaki maksimleri pratik olarak hayata geirmektir.
Buna karlk Epiktetos en fazla nc ksm zerinde oyalandm
z, btn ilgimizi ona ynelttiimizi ve bylece birinci ve ikinci ksm
ihmal ettiimizi sylemektedir. Bu Epiktetos iin 'yalan sylediimiz,
ama neden yalan sylememek gerektiini kantlamaya her zaman ha
zr olduumuz' anlamna gelmektedir (Lll. Dnce)
Epiktetos'un bu szlerinden, onun Stoac felsefe iinde neye
nem verdii akca ortaya kmaktadr. Bu, esas olarak onun ahiakla
ilgili ksm olacaktr. Bu ahiakla ilgili ksm da ancak uygulamaya kon
mas ve yaanmas bakmndan nemli olacaknr. Bylece, Epikte
tos'un Stoacln ilk dnemindeki mantk, bilgi kuram, varlk reti
si, metafizik ve fiziine ilikin btn ksmlarn bir yana brakarak,
yalnzca ahlak felsefesiyle ve onun da sadece uygulama ksmyla ilgi
lendiini grmekteyiz.
Epiktetos'un ahlak felsefesi, az sayda ancak byk bir kullanm
alanna sahip baz Stoac teziere dayanmaktadr. Bu tezlerden biri ve en
nemlisi, evrende 'bize bal eylerle bize bal olmayan eyler' arasn
da aynm yapan ve bize bal eylerin arzularmz, eilimlerimiz ve yar
glarmzdan meydana gelmesine karlk zenginlik, n ve g gibi ey
lerin bize bal eyler olmadklarn ileri sren tezdir. Burada ilgin olan
bir nokta, Epiktetos'un ana Stoac gre uygun olarak bedenimizi de
bize bal olmayan eyler arasnda saymasdr (1. Dnce).
Epiktetos bize bal eylerin doalar gerei zgr, elde edilme
leri kolay ve kararl eyler olduklar, dierlerinin ise yine doalar ba
kmndan elde edilmeleri zor, kararsz ve klece eyler olduklar ze
rinde srar eder (Il. Dnce). Ona gre bize bal, elde edilmeleri ko
lay ve zgr olan eylere deer vernemizin bizi zgr klmasna kar
lk, dierlerine nem vermek bizi kleletirir, hayatmzn mutsuzluk,
kararszlk ve alkantlar iinde gemesine yol aar.
Bu tezinin doal bir sonucu olarak Epiktetos, daha sonra Mar
cus Aurelius tarafndan daha zel bir vurguyla zerinde durulacak
6. ge stoaclk veya roma stoaclA dnemi 213

olan dier nl bir tezini ortaya koyar: Bizi mutlu veya mutsuz etme
gcne sahip olan eylerin bizzat kendileri olmayp onlar zerindeki
yarglarmz, kanlarmzdr:

"nsanlar mutsuz eden, eylerin kendileri deildir, onlar hakknda


sahip olduumuz yarglarmzdr. Bylece lm korkun bir ey de
ildir, nk o Sokrates'e korkun bir ey olarak grnmemitir.
Korkun olan, lmn korkun bir ey olduu hakkndaki yarg
mzn kendisidir" (V: Dnce).

Epiktetos bu tezine paralel olarak, hibir eyin kendisi bakmn


dan kt veya felaket olmadn, bakalarn mutsuzluk veya felaketle
rimizden tr sulamamzn yanl olduunu, onlarn sorumlusu ola
rak kendimizi grmemizin bilgeliin balangc olduunu syler. Bundan
daha bilgece olan, gerekten bilge insana yakan ey ise bamza gelen
felaketlerden tr ne bakalarn ne de kendimizi sulamak olacaktr.
Bu sonuncu neden tam bilgeliktir veya tam olarak eitilmi bir
insann zelliidir? Epiktetos'un bu konudaki grnn gerisinde
Stoacln zn meydana getiren genel dnya gr vardr. Bu dn
ya grne gre 'evren, olduu gibi, iyidir; onda her ey, eylerin b
tnn kendisi tarafndan belirlenmi ereklere gre yneten stn bir
bilgeliin yasasna uygun bir ekilde cereyan etmektedir'. Bundan do
lay Epiktetos inand bu bu iyilik dolu nayet'in btn isteklerine
tam olarak katlmakta, onlar onaylamakta eksiksiz bir doyum bulur
ve bu onaylama tmyle kendisine bal olduu, hibir eyin bu ona
y vermesine engel olmas mmkn olmad iin de kendisini ayn za
manda zgr ve mutlu hisseder.
Epiktetos'un Stoac bu temel inancnn sonucu, tam bir tevek
kldr; kendisini Doa'nn veya Tanr'nn ellerine tam bir gven ve i
huzuru ile teslim etmesidir. Ancak bu tevekkl, teslimiyet, Epiktetos'a
gre salt edilgin bir ey olarak da kalmamal, insan Doa'nn veya
Tanr'nn kendisi iin izmi olduu projeye aktif olarak katlmal, ona
destek olmal, bunun iin elinden geleni en iyi bir ekilde yapmaya a
ba gstermelidir.
214 ikinci ksm' stoaclar

Bu gr Epiktetos'u bir baka nl grne gt rr: Bu, in


sann dnya denilen byk sahnede ve rejisr Tanr veya Doa olan
byk oyunda kendisine hangi rol verilmise onu hibir itirazda, ika
yette bulunmadan elinden geldii kadar iyi bir ekilde oynamasnn
grevi eklindeki olduu grdr:

"Unutma ki sen bu oyunun yazarnn sana vermek istedii rol oy


namak durumunda olan bir aktr gibisin. Bu rol ksaysa ksa,
uzunsa uzun olarak oynamak zorundasn. Eer o, senden bir dilen
ci roln oynarnam istiyorsa, onu da uygun bir ekilde oynayacak
sm. Bir topaln [Epiktetos'un kendisi topaldr. Klelik dneminde
bir gn efendisi bilmediimiz bir nedenle onun hacan bir buka
yla bkmeye balar. Epiktetos sakin bir ekilde onu uyararak
'dikkat et, kracaksn' der. Efendisi bkmeyi srdrp hacan kr
dnda Epiktetos'un yapt tek ey 'Onu kracan sylemedim
mi? 'demekten ibaret olur - yazarn notu], yargcn veya sradan in
sann rol ile ilgili olarak da ayn eyi yapacaksn. Roln semek
senden bakasna aittir, ama verilen rol iyi oynamak sana bal
dr" (XVII. Dnce).

Epiktetos'un dncesi zaman zaman tamamen dinsel bir hava


ya brnr:

"Bil ki tannlara sayg gstermenin, dindarca davrann en nemli


paras onlar hakknda doru anlayiara sahip olmak, onlarn var
olduklarn, her eyi bilgelik ve adaletle ynettiklerini dnmek ve
dolaysyla onlara itaat etmeye, meydana gelen her eyde onlara
boyun emeye, her eyi en mkemmel bir ekilde yaptklarn, ger
ekletirdiklerini dnerek onlar seve seve takip etmeye hazr ve
istekli olmaktan ibarettir. Bylece tannlara kar hibir hn duy
mayacak ve onlar seni ihmal etmi olmakla sulamayacaksn"
(XXXI. Dnce).

Epiktetos'tan yaklak yetmi yl sonra dnyaya gelecek ve ma


nevi bakmdan kendisini onun rencisi sayacak olan Marcus Aureli
us da Stoacln bu yeni biimini, ahlaki ve dinsel Stoacl derinle
tirerek devam ettirecektir. Ancak Marcus Aurelius'ta, Epiktetos'ta ol-
6. ge soacll< veya roma soaclt dnemi 215

mayan bir yumuaklk, insani eylere kar daha byk bir anlay ve
yaknlk vardr. Epiktetos'un ahlaki sarslmazl, aclara, felaketiere
kar direnci, ilecilii, duygusuzluk lsne varan kaytszlk ve etki
lenmeyiiyle insann llerini aan bir ahlak idealini temsil etmesine
karlk Marcus Aurelius insan zaaflarn anlay, hogrs ve ba
laycl ile daha insani, daha uygulanabilir bir pratik ahlak klavuz
luunu stlenmektedir.

MARCUS AURELUS
Platon'un filozof-kral idealinin tarihte gereklemesinin ilk rnei olan
Marcus Aurelius ayn zamanda Roma Stoclnn son byk temsilci
sidir. S. 1 2 1 - 1 8 0 yllar arasnda yaamtr. Erken bir tarihten itiba
ren felsefeyle tanm, zamannn en iyi hocalarndan Platonculuk,
Aristotelesilik ve Stoacl renmitir. Antoninus'un 1 6 1 'de lm
zerine imparator olmutur. Hkmdarlk dneminde bir yandan Ti
ber nehrinin tamas, krsal blgelerde meydana gelen ktlklar, dep
remierin meydana getirdii tahribat gibi byk doal felaketlerle bo
uurken br yandan imparatorluun dousunda Partlarn, kuzeyin
de barbar kavimlerin Roma imparatorluu iin tekil ettii ciddi aske
ri bask ve tehditleri savuturmakla megul olmutur.
Dou'ya yapt seferlerin birinde, 1 75'te, Atina'ya uram ve
burada faaliyet gstermekte olan drt felsefe okulu, Platoncu, Aristote
lesi, Epikurosu ve Stoac okullarn her biri iin yeni krsler kurdur
mutur. Siyasi ve ahlaki idaresinin yol gsterici ilkelerini Stoaclkta
bulmu ve lmnden sonra geriye hayatnn farkl dnemlerinde kale
me alm olduu anlalan on iki defterden meydana gelen Dnce
ler'ini brakmtr. Bu, aslnda bir gnlk olup, Marcus Aurelius'un ya
ad olaylarn etkisi altnda yazya dkt gzlem ve dncelerini
dile getirmektedir. Bu dnceler en byk blmyle insan, hayat,
lm, iyi, kt gibi konularla, ksaca ahlaki ve dini konularla ilgilidir
ve Stoacln bu alandaki dncelerinin bir eit tekrardr. Bunlarda
da yer yer Stoa okulunun dier alanlardaki, zellikle doa felsefesi ve
teoloji alanndaki ilke ve tezlerine de deinilir. Ancak bunlarda daha
216 Ikinci ksm: stoaclar

nceki Stoac stadlarn retilerine herhangi bir katk sz konusu de


ildir. Sonu olarak Marcus Aurelius'un tarihsel nemi, Stoacln e
itli alanlarna getirdii katklardan deil, ahlak felsefesi alannda bili
nen Stoac grlere zel kiiliinin, yumuak karakterinin rn olan
yeni bir tazelik, canllk kazandrmasndan ileri gelmektedir.
Marcus Aurelius'un bu eserinde karmza kan dnceleri,
Epiktetos'un Syleiler'i gibi, birbiriyle ilikili veya birbirleri destekle
yen birka Stoac ana tema zerinde younlamaktadr. Bunlar evre
nin, eyann birlii, srekli deime, evrensel determinizm veya kader,
insan hayatnn gelip geicilii, lmn kanlmazl, tanrsal inayet,
toplumsal sorumluluk ve ibirlii, hogr gibi konulardr. Bunlar ve
silesiyle Epiktetos'un dier baz grleri, rnein elimizde olan eyler
le olmayan eyler arasnda yapt ayrm, rol kuram, d eylere kar
kaytszlk, bamszlk veya kendine yeterlik olarak zgrlk anlay,
Tanr'nn iradesine teslim olma olarak dindarlk retisi son derece
parlak bir dil ve srkleyici bir slfp iinde ifade edilmektedir.
Dnceler'in en etkili pasajlarnn bir blm Herakleitos'tan
bu yana Stoaclarda sk sk tekrarlanan srekli deiim kavramyla il
gilidir:

"Zaman bir nehir, her eyi meydana getiren iddetli bir akm gibi
dir. Bir ey ortaya kar kmaz, ortadan kalkar; yerini bir bakas
alr; ama bu ikinci ey de kendi payna yerini bir bakasna brak
mak zere ortadan kalkar" (Il. Kitap, XLIII. Dnce).
"Srekli olarak, meydana gelen her eyin bir deiim sonucu
ortaya ktn dn ve evrensel doann var olan bir eyi benze
ri yeni varlklar meydana getirmek zere deitirmek kadar hibir
eyi sevmediini dnmeye al. Her varlk kendisinden kacak
olan bir baka varln tohumudur" (Il, XXXVI).
"Varlklar ve olaylarn hangi hzla cereyan ettiklerini ve orta
dan kalktklarn dn. Gerekten tz, srekli ak iinde olan bir
n ehir gibidir. Onda bulunan kuvvetler srekli deimelere tabidir
ler; formel nedenler de binlerce deiiklie urarlar. Hemen hemen
hibir ey kararl deildir. Arkamzda gemiin byk uurumu,
nmzde her eyin iinde yok olduu gelecek vardr" ( V, XXIII) .
6. ge soaclk veya roma soaclt dnemi 217

Evrensel srekli deiim temasna paralel bir konu insan haya


tnn gelip geicilii, lmn kanlmazldr. Bu konu, Marcus Au
relius'ta sanki ilerde byk ran airi mer Hayyam'da kazanaca de
rin boyutu haber veren etkili bir dramatiklik iinde ele alnr:

"nsan hayatnn sresi bir andr. nsann tz, akc; duyumlar be


lirsiz; bedeni, kolayca dalabilir; ruhu bir an iin grnen bir pa
rlt; kaderi, zorlukla bilinebilir; n, belirsiz bir kandr. Tek keli
me ile insann bedeniyle ilgili her ey, akan bir su; ruhuyla ilgili her
ey, bir rya ve dumandr. nsan hayat bir sava, yabanc bir lke
de ksa bir kal; onun lmden sonraki n ise, bir unutmadr" (Il,
XVII).
" Her birimizin ancak iinde bulunduumuz zaman yaad
mz, bu zamann ise ancak bir an devam ettiini hatrla; geri kalan
yaanmtr veya belirsizdir. O halde herkesin yaad zaman ksa
dr. Bu zaman yaad dnyann kesi de kktr; lmden
sonraki en kalc hret bile kktr" (III, X).
" Srekli olarak unlar dn: Hastalarna kalarn atan ne
kadar ok hekim, byk bir olay olarak dier insanlarn lmn
nceden haber veren ne kadar ok astrolog, lm ve lmszlk
zerine bitmez tkenmez tartmalar yapan ne kadar ok filozof,
ok sayda insann lmne neden olan ne kadar ok lider, sanki
hi lmeyeceklermi gibi ellerinde tuttuklar glerini zalimce bir
kibirle insanlarn hayat ve lmyle ilgili kararlar almakta kulla
nan ne kadar ok zorba hkmdarlar ldler! Helice, Pompei,
Herculanum ve dier benzerleri iinde olmak zere ne kadar ok
ehir yok oldu! Bunlara senin birbiri ardndan ldklerini grd
n, dierlerini de ekle. Onlardan her biri dierine son grevini
yaptktan sonra kendisi de ld ve ona bir bakas son grevini
yapt; bu bakasna da bir bakas ayn eyi yapt. Btn bunlar ne
kadar ksa bir zaman sresi iinde oldu! Ksaca insani eyler gelip
geici ve deersizdir; dn bir para yumurta, yarn mumya veya
kl" (IV, XLVIII).

Ancak Marcus Aurelius, bu grlerine dayanak olan Stoac


metafizik veya doa felsefesinin sonucu olarak, mer Hayyam kadar
karamsar deildir. Onun bu tablodan insanla, insani eylemlerle kar
d ana ahlaki dev nerisi udur:
218 ikinci ksm: stoaclar

"Yaplmas gereken, zamann bu son derece kk ann 'doaya


uygun' bir ekilde yaamak, olgunlatnda kendisini tayan top
ra kutsayarak, kendisini meydana getiren aaca kran duyarak
topraa den bir zeytin tanesi gibi dnyadan sessizce ayrlmaktr"
(IV, XLVIII).

'Doaya uygun yaamak', dier Stoaclar gibi Marcus Aureli


us'un da ahlak felsefesinin ana ilkesidir. nk doa, dier Stoaclar
iin olduu gibi Marcus Aurelius iin de akll, ama sahibi, iyi ve tek
kelimeyle tanrsal bir eydir. O, atomcularn zannettikleri gibi kr kuv
vetlerin, acmasz zorunluluklarnn alan deildir; tersine, ne yaptn
bilen, belli amalar gden, akll, iyilik sever bir varln eseri veya bu
varln kendisidir. Sonu olarak Stoac metafiziin veya kozmolojinin
bu temel tezi, Marcus Aurelius iin insan hayatnn ksaln, gelip ge
iciliini, gvensizliini, krlganln telafi eden iyimser, olumlu bir
kar arl temsil etmektedir.
Bununla birlikte Marcus Aurelius'un evrenin aklsall, dzenli
lii ve iyilii konusundaki bu temel inancnda, dier Stoaclarda olma
yan belli bir phecilik de yok deildir. Bu phecilik onu, modern a
n balangcnda benzeri dnceler ileri sren Montaigne gibi yazar
lada ayn gruba, 'ihtiyatl iyimserler', 'pheci iyimserler' grubuna sok
mamza imkan verdii gibi, ilerde Gazali gibi derin inanl bir Msl
man ve yine Pascal gibi koyu bir Hristiyann ayn ynde gelitirecekle
rini greceimiz nl 'bahis'lerinin ( parie) de bir ncs yapar:

"Ya kaos, zlme veya birlik, dzen ve nayet. Eer birinci ise bu
rasiantlarn karmaas, bu karklk iinde kalm uzatmay niye
arzu edeyim? O zaman bir gn nasl toprak olacan bilmek d
nda kayglanacam bir ey yoktur. O zaman kendimi niye zece
im? Ne yaparsam yapaym, zlme beni yakalayacaktr. Ama
ikinci kta beni yneten G' ululama imkanna kavuurum,
onun iinde salam bir ekilde yaar ve lrm" (VI, X).

Tanr'sz, inayersiz bir dnyada yaama dncesi Marcus Au


relius'a tahamml edilmez bir ey grnmektedir:
6. ge stoaclk veva roma soacl& dnemi 219

" Her eyi her an hayattan kabilecek bir insan gibi yapmak, sy
lemek ve dnmek. Eer Tanrlar yoksa, insanlardan ayrlmann
korkun bir yan yoktur; nk onlar seni mutsuzlua srkleye
mezler. Eer onlar yoksa veya onlar insani eylerle ilgilenmiyorlar
sa Tanrlarn ve nayetin olmad bir dnyada yaamakla benim ne
iim var?" (Il, Xl).

Bununla birlikte Marcus Aurelius'a dzensiz, rastlantsal, kar


k bir evren tasarm akla uygun gelmemektedir. Bunun iin o insann
kendisinde grd dzenden hareket etmektedir:

" Sende belli bir dzenin olmas, Btn'de ise ancak karkln ol
mas mmkn mdr? Her eyin birbiriyle ilikili, uyumlu olduu
ak deil midir? " (IV, XXVII)

O halde tanrlar ve tanrsal nayet vardr ve bunlar gerek k


tlklere dmemeleri iin insanlara her trl vasray ve imkan ver
mitir. Bu, dier Stoaclar iin olduu gibi Marcus Aurelius iin de,
balarna gelen ktlklerden, mutsuzluklarndan sorumlu olanlarn,
insanlarn bizzat kendileri olduklar, ktlk ve mutluluklarn insan
larn evrenin ve kendi doalarn bilmemelerinden, bu nedenle onlara
aykr davranmalarndan ileri geldikleri anlamna gelmektedir
Marcus Aurelius evreni yneten yksek gcn akl olmasndan
ve insanlarn bu ortak akl paylamalarndan onlarn toplumsal bir
varlk olduklar, dolaysyla ortak bir yasaya itaat etmeleri gerektii
sonucunu karr ki, bu da onu tm dnyay tek bir site olarak kabul
etmeye gtrr:

"Eer akl bizde ortaksa, bizi akll varlklar yapan ey de ortaktr.


Eer byleyse neyi yapmamz, neyi yapmamamz gerektiini syle
yen akl da ortak olmaldr. Eer byleyse yasa da aramzda ortak
olmaldr. Eer ortak bir yasamz varsa, bizler ayn siteyi paylaan
yurttalarz demektir. Eer ayn yasay paylayorsak, bu ortak bir
ynetimden pay alyoruz demektir. Eer ortak bir ynetimimiz var
sa, o zaman da btn dnya tek bir site gibidir" (IV, I V).
220 ikinci ksm: stoaclar

Dnceler'in bir pasaj ise Marcus Aurelius'un btn ahlak


felsefesini zeder niteliktedir:

"afaktan itibaren kendine unlar syle: " Bugn bir terbiyesizle,


nankrle, kstahla, dolandrcyla, tamahk:irla, insanlardan kaan
biriyle karlaacam. Btn bu kusurlar bu adamlarda, onlarn
iyi ve ktnn ne olduunu bilmemeleri sonucu ortaya kar. Ben
ise iyinin doasnn gzel, ktnn doasnn irkin olduunu; su
lunun kendisinin doasyla benim daarn arasnda, kan ortakl
veya biyolojik ortaklktan tr deil, onun da benimle ayn akl
dan pay almas, ayn tanrsal paraya sahip olmasndan tr ak
rabalk olduunu bildiim iin bu insanlarn hibirinden zarar g
remem; nk onlarn hibiri bana bir irkinlik getiremez. Bundan
dolay ben bir akrabama sinirlenemem, ona kin duyamam; nk
biz eller, ayaklar, kirpikler, azmzdaki yukardaki ve aadaki iki
sra diler gibi birbirimizle ibirlii yapmak zere domuuzdur. O
halde birbirimize dmanca davranmamz doaya aykrdr; birbi
rimize dmanlk ve nefret gstermemiz, birbirimize dmanca
davranmamz demektir" (II, I).

Marcus Aurelius'un bunlardan kard ve Dnceler'de sk


sk tekrarlad bir baka nemli dncesi, btn insanlara, bu arada
bize hakszlk yapanlara, bizi incitenlere de iyi davranmamz, onlara
hogr gstermemiz gerektii dncesidir:

" nsana zg olan ey, kendisine hakaret edenleri bile sevmesidir.


Buna erimenin yolu, onlar akrabalarn olarak grmen, onlarn
bilgisizlik sonucu ve istemeksizin ktlk yaptklarn dnmen
ve ksa bir sre sonra hepinizin leceinizi hatrlamandan geer"
(VII, XXII).

Stoaclk bylece son derecede geni kapsaml, birlikli bir dnya


grnden, ayn zamanda bir bilgi kuram, varlk kuram, doa felse
fesi ve ahlak felsefesini iine alan bir devasa felsefi sistemden, sadece in
sanla, insann evren iindeki yeriyle ahlaki-pratik bakmndan ilgilenen
bir yaama klavuzuna ve tler toplamna dnr. Bir yaama kla-
6. ge stoaclk veya roma stoacl& dnemi 221

vuzu, ahlaki tler toplam olarak Marcus Aurelius'un dncelerinin


son derece derin, deerli olduuna phe yoktur ve bu dnceler ilk
ortaya ktklarndan bu yana tanr tanmazlardan zel bir dine veya
inanca mensup insanlara kadar her trden insan zerinde derin bir e
kilde etkili olmulardr. Ancak Stoaclkta meydana gelen bu gelimeyi
felsefi olarak farkl deerlendirebilir ve Stoacln balangcnda sahip
olduunu grdmz byk bak asnn; varl, doay, insan bir
btn olarak tm boyutlaryla anlamaya ve aklamaya alan, bunun
iin ilenmi bir bilgi kuram, dil kuram, anlam kuram, varlk kuram,
doa kuram ve siyaset kuram gelitiren geni ufkunun zaman iinde
bu kadar daralp, klmesini felsefi bakmdan ciddi bir gerileme ola
rak grebiliriz. Okuyucunun bu konuda salkl bir karar vermesi iin
Stoacl felsefenin eitli alanlarnda ortaya attklar, ana tez ve re
tilerinde grmesi gerekmektedir. imdi bunu yapmaya, Stoac okula
mensup filozoflarn bu felsefenin eitli alanlarnda yani srasyla man
tk, bilgi kuram, varlk felsefesi, doa felsefesi, psikoloji, teoloji, ethik
ve siyaset felsefesi alannda ortaya koyduklar ana grleri, tezleri,
retileri ayrntl olarak ele alp gstermeye alalm.
7
Stoac1lann Manb1

"STOACI LARA GRE D O G R U , D O G R U DAN l KAR: ' HAVA AYD I N LI K


T I R ' I N 'iM D i G N D ZD R ' D E N I K MAS I GiBi; YAN Ll D A YAN Ll
TAN l KAR: ' H AVA KARAN L l KT l R ' l N YAN L LIGI N I N 'iMDi GECE
D i R ' i N YAN L l L l G l N DA N I K MASI G iB i. TE YANDAN D OG R U N U N
YAN L l TAN I KMASI DA S Z K O N U S U D U R : R N EG i N ' D NYA VAR
D I R ' I N ' D NYA UUYOR'DAN I K MASI. AMA YAN L l D O G R U DAN lK
MAZ; RNEGiN ' D NYA UUYO R ' U N ' D NYA VAR D I R ' DAN I K MASI."
Diogenes Laertius, V I I , 8 1
Krlzlppos'un bir bDstD.
MANTIGIN ALANI VE KAPSAMI
toaclar mantk derken, bizim bugn mantktan anladmzdan
S daha geni bir inceleme alann kastederler. Aristoteles'in mant
n incelerken onun baz alardan bugnk mantk anlaymz aan
bir gre sahip olduunu grmtk. Aristoteles iin mantk, yalnz
ca dncenin kendi yasalarna gre dzgn yani tutarl bir biimde
nasl altn aratrmaktan veya gstermekten fazla bir eydi. n
k Aristoteles'e gre mantk, ayn zamanda bir metodolojiydi ve onun
kinci Analitikler'inin zel inceleme konusu olan apodiktik kyaslar,
biimsel adan doru ve tutarl akl yrtmeler veya kantlamalar ol
malar dnda bizi bilimsel bilgiye gtren bir bilim yntemi olma
zelliine de sahiptiler.
te yandan, Aristoteles'in bizi kesin bilimsel bilgilere gtren
apodiktik kyaslar yannda muhtemel, makul veya yaygn olarak ka
bul edilen ncllerden hareketle gelitirilen diyalektik akl yrtmele
ri, mantn bir baka inceleme alan olarak ele aldn da grmtk.
Diyalektik akl yrtmeler veya kyaslar, biimsel nitelikleri bakmn
dan apodiktik akl yrtmelerden farkl deildi. Bunlarn fark, ncl-
226 ikinci ksm: stoaclar

lerinin bilimsel kantlamann ncllerinden ierik bakmndan farkl


olmasndan dolay, sonularnn da ierik asndan farkl olmas yani
bilimsel bakmdan kesin gvenilir olmamasyd. Bundan baka Aristo
teles, rnekler ve rtk kyaslardan meydana gelmesinden dolay,
amac ikna etmek olan retoriin de diyalektikle baz yakn ilikileri ol
duunu sylemekteydi.
Stoaclarn da bu ynde yrdklerini, hatta mantn alann
ve ele almas gereken konular belirlerken Aristoteles'ten daha kap
saml bir gre sahip olduklarn grmekteyiz. Stoaclar, mantn
alan iine dncenin ifadesi olan dille ilgili almalar da katmakta
drlar. Onlara gre mantk, sadece akl yremelerin veya kantlarn
biimlerini, kalplarn (patterns) deil, aklsal konumayla ilgili her e
yin incelemesini iine alr. Bu, mantn sadece dnceyi, dncenin
ilkelerini, akl yrtmeyi ve onun biimlerini deil, dili, dilin ses ve an
lamla ilgili cephelerini (fonetik ve semantik), cmle kuruluu ve slup
la ilgili incelemeleri de (phraseology ve stilistik) kapsamas anlamna
gelmektedir. Nihayet Stoaclara gre mantn aratrma alan bunlar
la da snrl deildir; bilginin imkan, kayna, doru, dorunun l
t gibi bugn daha ok bilgi kuramnn alanna girdiini dnd
mz dier ana bir inceleme alann da bunlara katmak gerekir.
Stoaclarn mantkla ilgili grlerinin balangc Zenon'a da
yanmaktaysa da onun hakknda bu denli geni kapsaml anlayn asl
sahibinin Krizippos olduu anlalmaktadr. Stoaclarn mant hak
knda bilgi veren eitli kaynaklar, mant ilk kez bu ynde ele alan ve
gelitiren kiinin Krizippos olduu zerinde gr birlii iindedir.

DiYALEKTiK VE RETORK
Stoaclarn, mant nce birbirinden tamamen ayr iki ksma bldk
lerini grmekteyiz. Bunlar retorik ve diyalektiktir. Retorik, Stoaclar
tarafndan kabaca 'tek kii tarafndan gerekletirilen baarl konu
ma sanat' olarak adlandrlr. Diyalektik ise hem iki kii tarafndan
karlkl olarak gerekletirilen, hem de doru ve yani konu alan bir
konuma sanat olarak tanmlanr. Baka bir deyile diyalektik doru
7. stoaclarn mant ZZ7

ve yanl szleri konu olarak alan bir sanattr, nk Stoaclar ifade


nin veya szn doruluunu, dncenin doruluundan ayrmazlar.
Onlara gre kelimeler ve dnceler farkl bak alarndan ele alnan
ayn eylerdir. Gste kald srece bir dnce olan bir fikir (logos),
telaffuz edilir edilmez bir kelime veya sz halini alr. Bundan dolay di
yalektik biri dnceleri dieri ise kelimeleri veya szleri ele alan iki
ksma ayrlr (Zeller, 72 vd).
Platon ve Aristoteles'in bu disiplinlerle ilgili olarak birbirlerin
den son derece farkl grlere sahip olduklarn; Platon'un diyalekti
i felsefenin kendisine veya onun en st ifadesine zde klmak isteme
sine karlk, Aristoteles'in onu bilimsel olmayan, ancak belli bakm
lardan deeri olan bir akl yrtme yntemi biiminde grdn bi
liyoruz.
Retorie gelince, bu konuda da Platon'la Aristoteles arasnda
yine byk bir gr ayrl vardr. Ancak bu kez deyim yerindeyse
roller deimitir: Retorie belli bir deer verenin Aristoteles olmasna
karlk, Platon'un onu hibir deeri olmayan bir gz boyama, aldat
ma etkinlii olarak nitelediini biliyoruz.
Stoaclarn ise retorik hakkndaki grleri kelimesi kelimesine
Aristoteles'inkinin ayn olup herhangi bir orijinallik gstermez. Dioge
nes Laertius'un verdii bilgiye gre onlar da Aristoteles gibi retoriin
siyasi, adli ve trensel olmak zere tr olduunu kabul etmekte ve
retorik bir konumann kendisinden meydana gelmesi gereken para
lar da yine esas olarak Aristoteles'inkine benzer bir ekilde snflandr
maktadrlar (DL, VII, 42-43) .
Ancak Stoaclarn diyalektik konusunda, Aristoteles'ten ayrldk
lar ve daha ok Platon'un izinden gittikleri grlmektedir. Bu konuda
Diogenes, Stoaclarn diyalektii "doruyu yanltan ayrdeden ve inan
drc szleri karanlk szlerden ayrnay salayan bir disiplin" olarak
tanmladklarn, ayrca "o [diyalektik] olmakszn yntemli bir ekilde
soru sormak veya bir soruya cevap vermenin imkansz olduu"nu ileri
srdklerini sylemektedir. Bunun sonucu olarak Stoaclar, diyalektik
olmakszn bilge kiinin akl yrtmesinde yanlmasnn mmkn oldu-
228 ikinci ksm: stoaclar

unu ileri srmektedirler. Bilge insan keskin bir zekaya, nfuz edici bir
kavraya sahip olan ve genel olarak akl yrtmede baarl olan insan
dr. nk ii doru tartmak, doru akl yrtmek olan kii, nnde
bulunan konular doru ele almak, kendisine sorulan sorulara doru ce
vap vermek gcne sahip olan kiidir ki, bu zellikler de diyalektik ala
nnda uzman olan bir kiinin zellikleridir (DL, VII, 47-48).
Afrodisyas'l Aleksandros d a ayn ynde konumakta ve Stoac
larn diyalektii "dzgn konuma" olarak grdklerini, dzgn ko
numay doru ve uygun olan dile getirmek olarak aldklarn, bu
zellii ise filozofun ayrdedici bir nitelii olarak kabul ettiklerini, by
lece diyalektii "felsefenin en st ifadesi olarak tanmladklar"n sy
lemektedir (LS, 3 1 D).
O halde Stoaclar, bilimsel bilginin kayna v e lt hakknda
birazdan greceimiz gibi Platon'unkinden tamamen farkl, ona tama
men zt, kararl olarak deneyci (empirist), hatta duyumcu (sensualist)
bir gre sahip olmakla birlikte, diyalektiin kendisi hakknda Pla
ton'la benzer bir gr paylamaktadrlar. Bununla birlikte Platon'la
Stoaclar arasnda yle bir farkllktan da sz etmek mmkndr:

"Piaton iin diyalektikinin bir soru-cevap sreciyle doru tanm


lara erien ve bylece eylerin doasnn ne olduunu kefeden bir
insan olmasna karlk Stoaclar bu soru-cevap yntemini diyalek
tikinin k ulland yntemlerden biri olarak kabul etmekle birlikte
onu felsefe yapmann asl yntemi olmaktan ok bir eitim ynte
mi olarak kabul ediyor grnmektedirler" ( Long, 1 22).

NERMELER KURAMI
Stoaclarn dar anlamda mantklarna gelince, bu mantn esas olarak
bir nermeler kuramyla akl yrtmeler kuramndan meydana geldi
ini syleyebiliriz. nce ana hatlaryla nermeler kuramn grelim:
Stoaclara gre bir ner me doru veya yanl olan bir szdr ve
ya Diogenes'in Stoaclarn bizzat kendi szlerine dayanarak ifade etti
i gibi "kendisine doru veya yanl yklemlerinin yklenmesi mm
kn veya zorunlu olan cmledir" (DL, VII, 65).
l stoaclarn mant& 229

te yandan Stoaclar nermeleri basit (veya yaln) ve bileik


(veya karmak) nermeler olarak iki gruba blp; basit nermeler
iinde de tr ayrdetmektedir: ) "Belirli" nerme: "u adam y
ryor"; ) " Kategorik" veya "arac" nerme: "Sokrates (veya "bir
adam ") yryor; 111) " Belirsiz" nerme: " Biri yryor" . Birinci tr
nermeler, zneleri kendisine bir iaret sfatyla iaret edilen eyleri ifa
de eden nermelerdir: "u adam" gibi. kinci ve nc tr nerme
lerde ise zne gitgide daha fazla bir belirsizlik derecesine sahiptir: "Bir
adam" veya "biri" gibi.
Stoaclarn bu ayrmlar, mantksal olmaktan ok metafizik ve
epistemolojik grnmektedir. Baka bir ifadeyle bunun gerisinde Sto
aclarn varlk felsefesi ve varlk anlaylar bulunmaktadr. Bilgi ku
ramlarn ele alrken zerinde duracamz gibi, Stoaclar gerek Pla
toncu gerekse Aristotelesi anlamda tmellerin varln reddetmek
tedirler. Onlara gre d veya gerek dnyada var olan eyler, ancak
tikel, duyusal varlk/ardr. Tmeller, sadece insan zihninin rn
olan kavramlardr ve hibir tmel kavramn d dnyada herhangi
bir karl yoktur. Bu, az nce deindiimiz belirli (definite) ner
melerdeki "u" iaret sfatnn, metafizik ve epistemolojik olarak d
dnyada var olan somut, gerek, belirli bir varla iaret ettii ve bu
tr bir nermenin doruluunun da sz konusu yklemin yani yr
menin "u" iaret sfatyla kendisine iaret edilen o somut, tikel eye
ait olmasndan ibaret olduu anlamna gelmektedir. Baka deyile,
Stoallara gre, olumlu (affirmative) doru bir nerme, hakknda bir
ifade olduu eyin varln gerektirir. Bu ey ise ancak tikel, somut,
bireysel bir eydir. Bu eyi yani mantkta zneyi, baka trl ifade et
me yollar ise gitgide artan bir belirsizlik ierir. Bundan ise " katego
rik" ve "belirsiz" nermelerin doruluklarnn, onlara karlk olan
veya onlar bir baka ekilde ifade eden belirli nermelerin dorulu
una bal olduu sonucu kar.
Peki, Stoaclar "nsan lmldr" veya "nsan iki ayakl bir
hayvandr" trnden nermelerin doruluk veya yanll konusunda
ne dnmektedirler? Long, hakl olarak, Stoaclarn bu tr szleri dar
:Z]O ikinci ksm: stoaclar

anlamda birer nerme olarak adlandrmayacaklarn sylemektedir:


Bunlar anlaml szlerdir ama nerme deildirler; nk onlarn ne
doru, ne yanl olduunu sylemek mmkndr. Bunun bir sonucu
olarak Stoaclarn metafizikleriyle atmamas iin "insan ... dr" tar
zndaki cmleleri "eer bir ey insansa, o ... dr" biiminde koullu
nermeler olarak ifade ettikleri anlalmaktadr ( Long, 1 4 1 ).
Bileik veya karmak nermelere gelince, Stoaclarn bunlarn
yedi trn kabul ettikleri grlmektedir. Bunlardan birincisi "eer"
baiac ile birbirlerine balanan iki nermeden meydana ge len koul
lu veya koul bildiren bileik nermedir. Bu balant ikinci nerme
nin veya bileik nermenin ikinci ksmnn, birinci nermeyi veya bi
rinci ksm takip ettiini ileri srer: "Eer gndzse, hava aydnlk
tr " .
kinci tr bileik nerme sonu karc (inferential) nermedir.
Burada iki nermeyi birbirine balayan bala "madem k i"dir: "Ma
dem ki gndzdr, o halde hava aydnlktr". Bu balant da ikinci
nermenin veya bileik nermenin ikinci ksmnn, birinciyi takip etti
ini ileri srer, ama buna ek olarak bu birinci ksmn doru olduunu
da kabul eder.
nc tr bileik nermeler ayrk (disjunctive) nermelerdir.
Burada iki nerme "veya" balacyla birbirlerine balanmaktadrlar:
" Ya gndz veya gecedir". Bu balant akca grld zere iki
nermeden birinin mutlaka yanl olduunu gsterir.
Bileik nermelerin dier trleri zerinde durmayacaz. Onla
rn "iin" balacyla birbirine balanan 'neden bildiren nermeler'
( "Gndz olduu iin hava aydnlktr" ) ; 'stnlk bildiren nerme
ler' ( " imdi geceden ok gndzdr" ); 'aa oluu bildiren nermeler'
( " imdi gndz olduu kadar gece deildir" ); 'kartlk bildiren ner
meler' ("imdi gndz ve imdi gndz deil " ) olduklarn sylemek
le yetineceiz ( OL, VII, 71-73) .
Stoaclar bu rneklerde akca grld gibi, sadece nerme
/erin mantksal biimiyle ilgilenmektedirler. Gstermek istedikleri ey,
nerme/er arasnda tamamen biimsel olarak hangi tr ilikilerin ku-
7. stoaclarn mant& 231

rulabileceidir. Bu yine Long'un hakl olarak iaret ettii gibi, Stoac


larn modern mantklarn "doruluk-fonksiyonlar" diye adlandr
dklar bir sistemi gelitirme ynnde ilerlediklerini gstermektedir
(Long, 1 42).

AKlL YRTMELER VEYA KANlTLAMALAR KURAMI


Stoaclar daha dorusu bu kuram ortaya atan Krizippos, mmkn
olan btn doru veya geerli akl yrtnderin (veya kyaslarn) as
lnda be ana biimi veya kalb olduunu ve btn mmkn olabile
cek akl yrtme/erin be ana kalba indirgenebilecei grndedir.
te yandan bu be ana geerli akl yrtme biimi, kandanmaya ih
tiya gstermeyen eyler olmalarndan tr, Stoaclar tarafndan,
"kantlanamazlar" olarak adlandrlmaktadr.
Diogenes Laertius'un ve Sextus Empiricus'un verdikleri listeye
dayanarak, bu be ana kandanamaz veya kantlamaya ihtiya gster
meyen geerli akl yrtme biimini formel biimde yle ifade edebi
liriz: ) P ise q; p; o halde q (Gndz ise hava aydnlktr: gndzdr;
o halde hava aydnlktr); ) P ise q; q-deil; o halde p-deil ( Gndz
ise hava aydnlktr; hava aydnlk-deil; o halde gndz-deildir; )
Hem p hem q olamaz; p; o halde q deildir (Hem gece, hem gndz
olamaz; gndzdr; o halde gece deildir); v) Ya p veya q; p; o halde
q-deil (Ya gndz veya gecedir; gndzdr, o halde gece deildir); v)
Ya p ya q; p-deil; o halde q (Ya gndz ya gece; gece-deil; o halde
gndzdr) (DL, VII, 79- 8 1 ; PAG. 2, 1 57-1 58).
Sextus Empiricus'un verdii bilgiye gre Krizippos, b u be te
mel akl yrtme biiminin sadece insana has olmadn, hayvanlarn,
bu arada kpeklerin bile bu tr akl yrtme kalplarndan pay aldk
larn ileri sryormu. rnein Krizippos, avn kavalayan bir kpe
in yola ayrlan bir kavaa geldiinde, avnn tutmad iki yolu
kokladktan sonra artk koklamaya ihtiya duymakszn dorudan
doruya nc yola gireceini iddia ediyormu. nk bu durumda
kpek yle akl yrtyormu:
232 ikinci ksm: stoaclar

"Avm ya u, ya u veya u yola girmi olabilir. u veya dier yola


girmediine gre onun mutlaka nc yola girmi olmas gerekir"
(PAG, 1, 69).

Stoaclara gre herhangi bir daha karmak akl yrtmenin ge


erliliini gstermek iin, onu bu kandanamaz akl yrtme biimle
rinden birine veya birden fazlasna indirgemek zorunludur. Ayrca bu
be kandanamaz kyas veya akl yrtme biimlerinin kendilerini de
baz temel kurallar zerinde temellendirmek veya gruplandrmak
mmkndr. Krizippos'un bu ynde baz almalar yapt ve bu akl
yrtme biimlerini drt temel kural (themata) zerine dayandrmaya
alt sylenmektedir. Apuleis bu kurallardan birini btn bu akl
yrtmelerde ortak olan bir kural olarak genel bir biimde yle for
mle etmektedir:

"Eer iki nermeden nc bir nerme karsa, bu nermelerin


her birinden sonucun zdd olan nermeyle birlikte dier nerme
nin zdd kar" (LS, 36 I).

Stoaclarn bu akl yrtme kuramyla Aristoteles'in kyas kura


m arasnda baz benzerlikler olduu aktr: Her ikisi de akl yrtme
nin formel kurallar zerinde durmaktadrlar. Her ikisi de, ncller
olarak ortaya konulan iki nermeden sonu olarak bir nermenin k
t akl yrtme biimleri veya kalplarn ele almaktadrlar. Bununla
birlikte onlar arasnda baz farklarn olduu da grlmektedir: Hakl
olarak iaret edilmi olduu gibi Aristoteles'in mant, esas olarak bir
terimler mantdr. O orta terim araclyla byk ve kk terimler
arasnda iliki kurar. Stoaclarn mant ise bir nermeler mantdr.
O, ncller ve sonucu tekil eden nermeler arasnda iliki kurar.
Stoaclarn mantyla Aristoteles'inki arasnda ikinci nemli
fark, Aristotelesi kyasta akl yrtme biiminin esas olarak koullu
olmamasdr. Aristoteles, zellikle kyasa dayanan akl yrtmeyi ko
ula dayanan akl yrtmeden ayrmtr. Aristoteles'te kyasn biim
sel olarak geerli olmas iin ncileri koulu ifade eden "eer"le ba-
7 stoaclarn mant 233

latmak zorunlu deildir. Yani Aristotelesi kyasn klasik rnei olan


"Btn insanlar lmldr, Sokrates de insandr, o halde Sokrates de
lmldr" akl yrtmesi veya karmn hi phesiz " Eer btn
insanlar lml ise ve eer Sokrates insansa, o halde Sokrates lml
dr" eklinde ilk iki ncl koul belirten nermeler olarak da ortaya
koyabiliriz. Ama bu zorunlu deildir. Byle ortaya koymadmz tak
dirde Aristotelesi kyas geerliliinden bir ey kaybetmez.
te yandan Stoaclarn be balca akl yrtme kalplarndan,
ancak ilk ikisinin koul ifade eden ncHere dayandn (p ise q; p; o
halde q ve p ise q ; q-deil; o halde p), dierlerinin yle olmadn gr
dk. Bununla birlikte yine Long'un iaret ettii gibi, btn Stoac akl
yrtme biimleri ancak akl yrtmenin ncllerini tekil eden koul
lu nerme ise onun ncl, akl yrtmenin sonucunu tekil eden
nerme onun sonucu olarak doruysa geerlidir ( Long, 143).
Sonu olarak, Stoaclarn mantnn Aristoteles'in mant gibi
byk lde formel olmakla birlikte tam olarak da yle olmadn
syleyebiliriz. nk Stoaclar da Aristoteles gibi "doru" derken, sa
dece nerme/er arasndaki tutarlln sonucu olan mantksal dorulu
u anlamamaktadr. Onlarda da "doru" yine Aristoteles gibi ayn za
manda bir nermenin, bu nermenin konusu olan nesneyle "uygunlu
u " (correspondence) anlamna gelmektedir. Baka bir deyile, onlarda
hibir nerme ayn zamanda nesnelerin gerek durumunu uygun bir e
kilde yanstmad takdirde, doru olamaz. O halde doru, bu anlam
da "gerek"in nermesel karldr. Baka deyile Stoac mantn
kkleri de, Aristoteles'inki gibi evrenin yapsnda yatar ve ona dayanr.
Stoaclara gre mantk, sadece insan zihninin rn olan biim
sel bir sistem deildir. Mantksal karm veya dedktif akl yrtme
nin mmkn olmasnn nedeni, eylerin sahip olduklar yapnn (cons
titution) bizzat kendisidir. Bunun da nedeni mantn kendisinden kay
nakland Logos'un veya akln ayn zamanda evrenin, varlnn ya
psn, tzn, doasn oluturmasdr. Stoaclara gre, bu temel ka
bullerin sonucu olarak da mantksal ilikiler, ayn zamanda ve gerek
te fiziksel-nedensel ilikilerdir. ncl-sonu ilikisi doadaki neden-
234 ikinci kosm: stoaclar

eser ilikisinin dncedeki karldr. Mantktaki ncl-sonu iliki


sinin zorunluluu da aslnda doadaki neden-eser ilikisinin zorunlu
luunun sonucudur. Tek cmle ile her trl bantnn doruluu, as
lnda Tanr'nn ya da Doa'nn veya kozmik akln eserinden baka bir
ey deildir.
Stoaclarda aklla doa, mantkla varlk arasndaki bu derin ili
kilerin -ve karkln- ilgin bir rneini nc halin imkanszl il
kesinin, gelecekteki olaylar iin geerli olup olmadna ilikin reti
lerinde bulmaktayz.

FT DEGERL MANTlK VE NC HALN iMKANSIZLIGI


nc halin imkanszl ilkesi, baka bir deyile yasas bir nerme
nin ya da onun eliiinin zorunlu olduunu, onlarn ikisi arasnda
nc bir halin imkansz olduunu syleyen ilke veya yasadr. ift
deerli mantk ise nermelerin ancak iki deere sahip olduu yani ya
doru ya da yanl olmalar gerektiini, nermelerle ilgili olarak do
ru veya yanl dnda nc bir doruluk deerinin mevcut olmad
n kabul eden mantktr. Bu balamda Aristoteles'in kurmu olduu
mantk, iki deerli bir mantk olduu gibi bu mantn temelinde ka
bul ettii ilkelerden biri de nc halin imkanszl ilkesidir.
Ancak Aristoteles'in nc halin imkanszl ilkesinin gele
cekteki tikel olaylara uygulanabilir olduu konusunda phesi vardr.
Daha dorusu Aristoteles'in bu konudaki gr ok ak deildir;
mantk eserlerinden ikincisi olan nerme/er zerine'nin 9. Blm
genel olarak onun bu ilkenin gelecekteki tikel olaylara uygulanamaya
can savunur gibidir.
Daha nce iaret ettiimiz gibi Aristatdes mutlak bir determi
nist deildir. Ay-st dnyasna ait varlklarn ve olaylarn tam olarak
belirlenmi olduunu kabul etmekle birlikte, kendi dnyamzda mad
denin varlndan ve Formun maddeyi tam olarak belirlemesinin g
lklerinden tr sk olmayan bir determinizmi benimser. Bu bak
as, onun gelecee ilikin tikel olaylar konusundaki grnde de
kendisini gsterir.
l stoaclarn mantt 235

Aristoteles nerme/er zerine'nin deindiimiz blmnde, bu


tr bir tikel olayn rnei olarak gelecekte yaplacak bir deniz sava
n verir: Eer nc halin imkanszl ilkesi doruysa, yarn ya bir
deniz sava olacaktr veya olmayacaktr, nc bir k ise mmkn
deildir. te yandan eer bu dnyada olaylar arasnda sk ilikiler
varsa ve gelecek gemie nedensel balarla balysa, gelecekte bir ola
yn olup olmayacan veya ne ekilde olacan imdiden syleyebil
memiz gerekir. Aristoteles'in kendi szleriyle "Btn zamanlar boyun
ca eylerin doas bir olayla ilgili ndeyinin (prediction) doru olabi
lecei bir yapya sahipse, btn zamanlar boyunca bu ndeyinin ger
eklemesi zorunlu olacaktr" . O zaman birinin doru olarak olaca
n syledii bir eyin, rnein yarnki deniz savann olmamas im
kansz olacaktr.
Ancak Aristoteles, konuyu eitli boyutlaryla ayrntl olarak
tarttktan sonra bu sonucu kabul etmemektedir. nk bunun bizi
baz imkanszikiara veya problemlere gtrdn dnmektedir.
Ona gre bunu kabul etmek, her eyden nce gelecekte meydana gele
cek bir olayla ilgili dnp tanma ( deliberation) ve fiilde bulunma
(action) gcmz grmezlikten gelmek demektir. Oysa bunlarn ken
dileri de gelecekte meydana gelecek bir olayn nedenleri arasndadr
lar. nk yarn bir deniz sava olup olmayacan belirleyen faktr
ler iinde benim veya bu deniz savanda rol olan insanlarn, bu de
niz sava zerinde dncelerimizin, onu gerekletirmeyi isteyip iste
memekle ilgili kararlarmzn da rol vardr.
Kald ki, meseleyi daha genel olarak ortaya koymak da mm
kndr: Aristoteles, iinde bulunduumuz dnyada sadece insan ey
lemleri alannda deil, insan eylemlerinin dndaki alanlarda da belli
lde olumsalln varlna izin vermektedir. Bunun kayna ise ona
gre bizzat eyann, daha dorusu ay-alt d nyasnda bulunan nesne
lerin, ay-alt dnyasnn doasnn bizzat kendi yapsnda yatmaktadr.
Aristoteles'in kendi szleriyle "Srekli olarak bilfiil olmayan eylerde
iki ynde hareketin imkan veya 'kuvve'si mevcuttur. " Kukusuz Tan
r'nn dncelerinde veya gk cisimlerinin hareketlerinde "kuvve" ve-
236 Ikinci ksm: stoaclar

ya "bilkuvve" diye bir ey yoktur. Bunun sonucunda, onlarla ilgili ola


rak baz kesin ndeyilerde bulunmamz mmkndr. rnein (rnek
bize aittir - a.a.) Mars'n yz gn sonra gkyznde nerede olacan
imdiden kesin bir biimde syleyebiliriz. Ama topraa atlan bir me
e tohumunun, gelecekte hangi ynde hareket edeceini veya gerekle
eceini tam olarak bilmemiz imkanszdr.
Yine Aristoteles'in bu blmde kendi szleriyle ifade ettii gibi
"Baz durumlarda bir ifadeyi dorulama veya tasdik etme, onu yanl
lama veya inkar etmeden daha doru deildir" . Bu tr durumlarda iki
alternatiften birinin dierine gre daha doru olduunu yani "gerek
leme ynnde daha byk bir eitime sahip olduunu" sylememiz
mmkn ve dorudur. rnein, topraa atlan mee tohumundan bir
mee fidannn gerekleeceini sylememiz gibi. Ama dier seenek
yani daha nce zerinde durduumuz nedenlerden dolay onun top
rakta rmesi ve bunun sonucu olarak hibir fidann ortaya kma
mas mmkndr.
O halde, Aristatdes szlerine devam eder, gelecekle ilgili olayla
ra ilikin olarak, rnein sz konusu deniz sava rneinde, bu deniz
savann ne olacan tasdik edebiliriz ne de olmayacan syleyebilir
ya da o nu inkar edebiliriz. Hi kukusuz Aristoteles, iki eliik nerme
den birinin doru olmak zorunda olduunu -ister imdi ister gelecek
sz konusu olsun- her eyin ya doru veya yanl olacan kabul eder;
ama gelecek sz konusu olduunda bu seenekler arasnda bir ayrm
yapmann ve onlardan hangisinin zorunlu olarak gerekleeceini sy
lemenin her zaman mmkn olmadn syler. Verdii rnekle syler
sek ona gre "Yarn bir deniz savann olmas veya olmamas zorunlu
dur, ama onun ne olmas ne de olmamas ayn lde zorunlu deildir."
te, Stoaclarn Aristoteles'in gelecekteki tikel olaylarla ilgili
olarak yapmaya alt bu istisnay kabul etmediklerini grmekteyiz.
zel olarak Krizippos'un bu konuyla ilgilendiini ve Aristoteles'in ge
lecekle ilgili olaylar hakkndaki bu grn reddettiini Cicero'dan
renmekteyiz: Kader zerine adl risalesinde Krizippos'un bu konu
daki grne gnderme yapan Cicero unlar sylemektedir:
7. stoaclan n mant 237

wKrizippos burada yle bir akl yrtme yapmaktadr: Eer nedeni


olmayan bir hareket varsa, her nerme ya doru veya yanl olma
yacaktr; nk fail nedeni olmayan bir ey ne doru ne de yanl
olacaktr. Ancak her nerme ya doru veya yanltr. O halde nede
ni olmayan bir hareket yoktur. yleyse meydana gelen her ey, da
ha nceki nedenlerin sonucu olarak meydana gelir ki bu da her e
yin kaderin sonucu olarak meydana gelmesi demektir" (LS, 38 G ).

Burada Krizippos'un mantktan fizie geen bir dil kullandm


grmekteyiz. Krizippos nedeni olmayan bir hareketin imkansz olma
sndan, nk evrende her eyin, dolaysyla gelecekle ilgili olaylarn
da belirlenmi olmasndan hareketle gelecekteki olaylar zerine syle
yeceimiz bir cmlenin doru ya da yanl olmak zorunda olduunu
ifade etmek yerine; nc halin imkanszlyla ilgili mantksal ilke
den, bu ilkenin her zaman geerli olmasndan ve iki doruluk deerli
mantktan -her nerme ya doru ya da yanltr- hareketle, nedeni ol
mayan bir hareketin mmkn olmad, dolaysyla her eyin mutlak
olarak belirlenmi olduu sonucuna gemektedir.
Ancak, zerinde konutuumuz konu bakmndan nemli olan
bu deildir. Burada iaret etmek istediimiz, Krizippos'un her nerme
nin mutlaka ya doru veya yanl olmas gerektii ve bu olgunun ge
mi ve imdiki olgular kadar gelecekteki olgular iin de geerli olduu
nu akca ifade etmesidir. Meydana gelen her ey, daha nceki nedenle
rin sonucu olarak meydana geldiine ve gelecekte olaylar da bu ayn ya
saya tabi olduuna gre, gelecekteki olaylar hakknda yapacamz her
hangi bir tahmin ve bu rahminin ifa desi olan bir cmle de ya doru ve
ya yanl olacaktr. O halde Krizippos'a gre, nc halin imkanszl
ilkesinin gelecekteki olaylara uygulanamaz olduu veya gelecein tam
olarak belirlenmemi olduu eklindeki Aristotelesi gr yanlnr.
Burada Stoaclarn bu grlerinin temelinde, Aristoteles'in g
rlerinden daha determinist, daha dorusu mutlak determinist doa
felsefelerinin yatmakta olduunu grmekteyiz. Bir sonraki blmde
geni olarak greceimiz gibi, bu doa felsefesine gre evrende her ey;
etkin ilke olan Logos'un yani Akl'n dier edilgin ilke olan ey, yani
238 Ikinci ksm: stoaclar

Madde zerine etkisi sonucu mutlak bir deterrninizrne tabi olarak ce


reyan eder. Hatta Stoaclarn bu mutlak deterrninizrnlerinin, kaderci
likle akan bir determinizm olduunu sylernek zorundayz. Eer
Aristoteles'in ileri srdnn tersine, ay-st dnyasyla ay-alt dn
yas arasnda yapsal bakrndan bir farkllk yoksa -ki Stoaclara gre
yoktur-, her iki dnyaya da derinden nfuz eden ve onlarn tzn ifa
de eden Logos'un yaps gerei ay-alt dnyasndaki varlklar ve olay
lar da ay-st dnyasndakiler kadar mutlak olarak belirlenrnise -ki
belirlenmilerdir- iinde yaadmz dnyada gelecekte meydana gele
cek olaylar da bu mutlak belirlenmilik kuralna veya yasasna tabi ol
mak zorundadr. Elbette ki, onlar zorunlu olarak yani "meydana gel
meleri" gerektii gibi meydana geleceklerdir. Eer onlar byle meyda
na geleceklerse, Aristoteles'in gelecekteki bir olayn ne olmas ne de ol
rnarnasnn zorunlu olmad ynndeki gr yanl olacaktr.
Cicero'nun Stoacln mutlak determinizmlerini kadercilik ola
rak nitelendirrnesinin doru olup olmad ve Stoaclarn evrensel,
mutlak determinizmleri veya kadercilikleri ile insann zgrl ara
snda ortaya kmas "rnukadder" olan elikiyi nasl ele alp, zme
ye altkianna ilikin tartmay daha sonra yapacaz.
8
Stoac1 larm Bilgi Kurami

.. i N SAN D OG D U G U N DA, R U H U N U N E G E M E N K l S M I , ZERi N E YAZI YA


Zl LMASI i i N iYi B i R D U R U M DA B U L U NAN B EYAZ B i R KAGIT SAY
FASI G i B i D i R . 0, BTN F i K i R L E R i N i B U N U N Z E R i N E KAYD E D E R . "
Aetius 4.11.1
Kleantes'ln bir bOstO.
HER TRL BLGNN KAYNAGI OLARAK
DUYUSAL ZLENMLER
elenistk dnemin dier byk okulu Epikurosuluk gibi Stoac
H lk da bilginin kaynann deney olduunu savunur. Modern a
n ilk byk deneyci filozofu J. Locke'un nl nsan Zihni zerine
Bir Deneme'sinde kulland 'zerinde hibir yaz yazlmam beyaz
bir sayfa (tabula rasa) olarak zihin" benzetmesinin kayna Stoaclar
dr. Stoaclarn duyu alglarnn, kavramlarn ve akln kaynana ili
kin grleri hakknda bilgi veren Aetius'un bu konuyla ilgili sz ay
nen yledir:

"Stoaclar bu konuda unu derler: nsan doduunda, ruhunun


egemen ksm [yani akl veya zihin], zerine yaz yazlmas iin iyi
bir durumda bulunan beyaz bir kat sayfas gibidir. O, btn fi
kirlerini bunun zerine kaydeder" (G, 128).

O halde her trl insan bilgisinin ve akln kayna deney, daha


zel olarak duyum veya duyusal algdr. te yandan erken dnem St
aclar, nesnelerin insan ruhu zerindeki bu etkisini kaba bir ekilde
2lf2 ikinci ksm: stoaclar

maddi-fiziksel bir etki olarak tasvir etmektedirler. Zenon algy ruhta


meydana gelen bir izienim (phantasia) olarak tanmlam ve Kleanthes
bu tanm olduu gibi alarak ruhta meydana gelen sz konusu izleni
mi "bir mhrn balmumu zerine brakt iz"e yani damgaya ben
zetmitir. Ona gre bir mhr nasl balmumu zerine damgasn vu
rursa, d dnyaya ait nesneler de duyu organlar zerine ayn ekilde
damgalarn vururlar, izlerini brakrlar.
Ancak Krizippos bu grn ierdii glkleri grd iin al
gy daha az fiziksel bir kavramla 'bir nesnenin ruhta -veya daha tam
olarak ruhun egemen yani akll ksmnda- meydana getirdii deime'
olarak tanmlama yoluna gitmitir. te yandan ncekilerin sz konu
su nesneler olarak yalnzca duyusal eyleri kabul etmelerine karlk
Krizippos zihnin kendisinin durum ve etkinliklerini de bu nesneler
iinde sayma yoluna gitmitir (Zeller, 78-79).

DUYUSAL iZLENiMLERiN DOGRULUK DEGERi


BAKIMINDAN FARKLILIKLARI
Stoaclarn bilginin hareket noktas, kayna veya ana malzemesi ola
rak kabul ettikleri ilkel duyu algs iin kullandklar terim "izle
nim"dir (phantasia). Fakat Stoaclara gre izlenim, izienim olarak he
nz bir kan olmad gibi izienimler birbirlerinden aklk ve seiklik
bakmndan da farkldr. Baka bir deyile her izienim bilgi veya do
ruluk bakmndan ayn deere sahip deildir. Nesnesi hakknda bize
doru fikir veren gvenilir izlenimlerle, yle olmayan anormal bir zi
hin yapsndan kaynaklanan veya normal bir zihnin salkl ilemesine
engel olan durumlar sonucu ortaya kan hayali, uydurma izienimler
arasnda kesin ayrm yapmak gerekir. Birincilerin var olan gerek bir
nesnenin doru etkisi, sonucu (effect) olmalarna veya var olan gerek
bir nesneye iaret etmelerine karlk, ikincilerin byle bir kayna ve
ya nedeni yoktur.
8. stoaclarn bilgi l<uram 2lf3

KAVRAYlCI ALGI VEYA KESN OLARAK


GVENLR DUYUSAL ZLENMLER
Stoaclar genel olarak gvenilir izienimler arasnda da nesnesi hakkn
da ak ve seik bir fikir verenlerle, tam olarak yle olmayan veya bu
standart tam olarak yerine getirmeyenler arasnda bir ayrm yapmak
tadrlar. Bilimsel veya doruluk bakmndan tam olarak geerli izle
nimler, ikinciler yani nesnesini mkemmel bir biimde ak seik ola
rak kavrayan ve ifade eden izlenimlerdir ki, Zenon bu izlenimleri kav
rayc alglar veya bilgi bakmndan kesin olarak gvenilir izienimler
(phantasia kataleptike) olarak adlandrmaktadr.
Konuyu bilginin veya dorunun meydana geli sreci bakmn
dan ele alrsak bir izlenim, henz bir kan veya inan deildir; nk
bu zelliiyle sadece znenin sahip olduu veya maruz kald bir d
etki veya etkilenmeden ibarettir. znede o vardr, bir olgu olarak var
dr veya sadece bu ekilde vardr. Onun bir kanya ( opinion) veya
inanca ( belief) dnmesi iin, znenin ona gsterecei tepkiye (im
pulse, reaction) ihtiya vardr. Bu tepki, znenin bu izlenimi kabul et
mesi veya reddetmesi ynnde bir tepki olacaktr. Stoaclar, bu arada
Zenon bu tepkiyi, olumlu olduu takdirde, 'onama, onaylama' (tas
dik, assent), olumsuz olduu takdirde 'reddetme, inkar etme' olarak
adlandrmaktadrlar. Bylece esas olarak znenin duyu organnn ba
sit bir etkilenmesinden baka bir ey olmayan izlenim, ancak onun
bu tepkisini veya onamasn aldktan sonra bir kanya veya inanca
dnecektir.
te yandan Krizippos'tan itibaren Stoaclar duyu izienimlerini
sadece d dnyada bulunan nesnelerin etkileriyle de snrlandrmaz;
modern ada bu konuda da kendilerini izlemi olan Locke gibi bizim
i hallerimiz, duygularmz, faaliyetierimize ilikin izlenimlerimiz veya
duyumlarmz olabileceini de sylerler. Bu i izlenimleri d izlenim
lerle ayn tarzda yani maddi-fiziksel sreler veya ilemlerin sonular
olarak tasvir ettikleri gibi onlarn onannas veya reddedilmesiyle ilgi
li olarak da ayn lderi kullanrlar.
244 ikinci ksm: stoaclar

BiLGiDE ZNENN ROL


O halde bilgi sadece bu bireysel, duyusal izienimlerden ve bu izlenirn
iere gsterilen tepkilerden mi ibarettir? Baka deyile akl veya zihin
nedir? Akln veya dncenin bilgi olaynda bir rol yok mudur? Eer
varsa bu rol neden ibarettir?
Stoaclarn bilginin meydana geli srecini tasvir edilerinde sa
dece duyu izlenimlerinde kalmadklar, akln ve dncenin bu sre
teki yeri ve rol konusunda da son derece ilenmi, modern bir gr
e sahip olduklar anlalmaktadr. Bununla ilgili olarak yaptklar
aklama, genel olarak bireysel-duyusal izienimlerden bellee veya ha
tralara, oradan deneye, deneyden de genel kavrarnlara ya da daha ba
sit olarak kavrarnlara uzanan bir aklamadr.
zlenim veya duyurnun var olan bir nesnenin, znenin duyu or
gan zerine aktel bir etkisi olduunu biliyoruz. Stoaclara gre, nes
nenin kendisinin artk fiilen var olmamas veya aktel duyum olaynn
devam etmemesi durumunda, bu nesneye ilikin olarak sahip olunan
duyum, daha dorusu duyumlar bellei (memory) meydana getirir. Bir
ayn nesneye ve ayn nesne trne ait tekrarlanan izienimler veya ha
tralardan deney (experience) doar ve deneyin kendisinden de doru
dan duyurnun snrlarn tesine geen genel fikirler ya da kavramlar
(conceptions) meydana gelir.
Stoaclar bilginin konusu olan nesnelerin neler olduu veya bu
nesnelerin ontolojik stats zerinde Epikuros ve Antisthenes ile ayn
fikirdedirler: Bilginin konusu olan nesneler, daha nce iaret ettiimiz
gibi, ancak bireysel-tikel varlklardr. Stoaclar ne Platon'un duyusal
dnyaya akn madde-d, soyut tmellerini ne de Aristoteles'in duyu
sal dnyada ve bireysel varlklarda cisimlemi olan ve onlarn zleri
ni, doalarn oluturan ve saylar daha az olan somut tmellerini ka
bul ederler. Onlar Zenon'un ahlak konusunda olduu gibi bu konuda
da kendisini izlemi olduu Kinik okulun kurucusu Antisthenes'e ben
zer bir ekilde " bir at" grdklerini, ama "at" grmediklerini ifade
eder; tekrarlanan bireysel duyusal alglarn bir rn olarak "at"tan
sz edilmesinin mmkn ve geerli olduunu kabul etmekle birlikte,
B. stoaclarn bilgi kuram 245

d dnyada reel veya ontolojik olarak "at"n deil, ancak bireysel, ti


kel atlarn var olmasndan dolay bu anlamda "at" kavramnn bo bir
kavram olduunu sylerler. Hatta bu tr genel kavrarnlara dayanan
nermelerin, bir bakma anlaml olmakla birlikte, dar anlamda ne do
ru ne de yanl olduunu dnrler. Onlara gre, byle bir nermeyi
doru veya yanl olarak deerlendirebilmek iin, onu zel, bireysel, ti
kel bir at hakknda sylenen bir nermeye dntrmek gerekir.

AKlL VEYA DNCE NEDR?


Peki, bilgi iin genel kavramlar, dnce veya akl ne ie yarar? Stoac
larn bilgide deney ile akln karlkl rol ve ilevlerini yle dndk
leri anlalmaktadr: Her trl bilginin kayna, temeli deneydir. Kav
ramlar genel olarak duyu alglarnn birbirleriyle birletirilmesi, kar
latrlmasndan, aralarnda baz ilikiler, benzerlikler veya farkllklar
kurulmasndan meydana gelirler. Gerek zaman gerekse mantk bak
mndan duyu alglarnn ve deneyin dnce veya akldan nce geldi
i kesindir: Onlar zaman bakmndan nce gelirler, nk duyu algla
r veya izienimler almakszn kavramlar veya dnce olamaz. Hay
vanlar gibi ocuklarn ilk izlenimleri de kavram ncesi ( preconconcep
tual) veya akl-ncesi, akl-d (non-rational) bir yapya sahiptir. On
lar kavramlarn meydana gelmesinde veya oluturulmasnda dayan
lan ana malzemeyi tekil ederler. Mantk bakmndan nce gelirler,
nk yukarda sz edilen zihnin duyu alglarndan bilgiyi meydana
getirmesi ileminde bu onay verip vermemesi iin nce bir duyu alg
sna veya izlenime sahip olmas gerekir.
Bununla birlikte, Long'un hakl olarak iaret ettii gibi bu, Sto
aclarda dncenin veya akln bilgi olaynda herhangi bir ciddi rol ol
mad anlamna gelmez. Tersine Stoaclar bir anlamda btn alglarn
veya izlenimlerin 'aklsal' sreler veya 'dnce sreleri' olduunu d
nmektedirler. nk duyusal izlenimi, duyu organnn basit fiziksel
bir etki/enimi (affection) olmaktan kararak anlaml bir algya (percep
tion) dntren kavram veya dncenin kendisi olduu gibi son tah
lilde algnn gvenilirliine ilikin onay veren de yine akl veya zihindir.
2lf6 ikinci ksm: stoaclar

DENEYN DZENLEYCS OLARAK AKlL


Ne demek istiyoruz? Long'un iyi bir biimde ortaya koyduu gibi, Sto
aclara gre izlenim, d bir nesnenin duyu organ zerine basit bir et
kisi olarak tamamen kaba, ekilsiz, rgtlenmemi, ham bir veri olmak
durumundadr. O, rnein siyah bir kpein siyah bir kpek olarak ya
planm veya yaplandrlm bir algs deildir, belli bir renk ve byk
lkte olan belirsiz bir eyin duyumu veya izlenimidir. Bizim bu belli bir
renk ve byklkte olan belirsiz eye "siyah kpek" dememizi, onu
byle adlandrmamz mmkn klan ey, izlenirnin kendisinden deil,
znenin sahip olduu ve kendisini kavram, genel fikir, dnce, akl
-veya her neyse o- diye adlandrdmz eyden ileri gelmektedir. Bu be
lirsiz, ilkel izlenimi belirli bir varln algsna eviren, zihnin ona gs
terdii bu tepki, onun hakknda verdii bu yargdr (Long, 240).
Long tarafndan iaret edilen Stoaclarn bilgide deneyin ve ak
ln, alglarn, yarglarn karlkl ve birbirlerini tamamlayc rolleri
zerine bu grlerini daha iyi anlamak iin Platon'un ayn konudaki
gryle bir karlatrma yapmamz yararl olacaktr. Platon'un Pha
idon'da u temel dnceyi ileri srdn grmtk: Ben, eit ey
lerin eit eyler olduunu ancak eitlik hakknda nceden bir fikre sa
hipsem veya bu fikre sahip olduum iin bilirim. Bu noktada, Stoac
lada Platon arasnda ciddi bir gr ayrl yok gibi grnmektedir.
Ancak Platon'un bu eitlik fikrinin kendisini eit eyler hakknda sa
hip olduumuz deneyimizin bir sonucu, onun bir rn olarak grme
yip duyusal deneyi aan bir dnyaya, idealar dnyasna gndermesine
karlk, Stoaclar bu eitlik fikrinin kendisini eit eylere ilikin tekrar
lanan deneyimizin bizde meydana getirdii bir fikir, bir kavram olarak
aklama eilimindedirler. Baka deyile Stoaclar yarglayc akln yar
gsnn temelini tekil eden kavram, yine deneyin kendisinin rn ve
ya sonucu olarak ortaya kan bir ey olarak ele almaktadrlar. Onla
ra gre biz eit eyleri algladmz iin veya bu alg sayesinde eitlik
fikrine sahip oluruz veya onu meydana getiririz. te bu eitlik fikrine
sahip olduumuz iin de daha sonra algladmz eit eylerin, eit ey
ler olduklar eklinde bir yargda bulunuruz.
B. stoaclarn bilgi kuram 2lf7

O halde Stoaclarn deney ve akl birbirinden yapsal bakmdan


farkl, hatta Platon'da olduu gibi birbirine kart iki ilke olarak atma
yp bir ayn srecin iki yz veya aamas olarak grdklerini syle
memiz doru olacaktr ve eer bu yorumumuz doruysa, burada de
ney ve akldan hangisinin daha nce geldii meselesi de fazla nem ta
mamaktadr. Her ne kadar Stoaclar, Long'un da iaret ettii gibi, iz
lenimlerin gerek zaman gerek mantk bakmndan dnce veya kav
ramdan nce geldiini sylemekteyseler de, dier yandan akln veya
dncenin sahip olduu bilgi yntemleri ve fiilieri araclyla izle
nimleri ilemekte, algya evirmekte, gvenilirlerini tesis etmekte son
derece hayati olan roln vurgulamay ihmal etmemektedirler. Bu da
ha genel ve basit olarak akln kendi payna algy, yargy, ksaca de
neyi mmkn kld anlamna gelmektedir ki, ilerde Farabi'nin de t
mellerin varl ve onlarn bilgideki rol ile ilgili olarak Platon ve Aris
tatdes arasnda varl iddia edilen gr ayrln uzlatrmak zere
Stoaclarn bu bilgi kuramlarnn bir benzerini nerdiini greceiz.

iZLENiMLERiN NERMESEL iERiGi


Bu son konu bizi Stoaclkta bir baka nemli retiye, Stoaclarn dil
le dnce, dille bilgi arasndaki ilikiler konusunda gelitirmi olduk
lar retiye gndermektedir: Stoaclar akl sahibi insanlarn, btn iz
lenimlerinin nermesel ( propositional) bir ierie sahip olduunu ve
aslnda bizim izlenimleri onaylarken onaymz onlarn nermesel ie
riine verdiimizi dnrler. nk bir izlenimi onaylamak veya
onaylamamak ne demektir? Bu ancak bu izlenimle ilgili ileri srlebi
lecek bir iddiay onaylamak ya da onaylamamak anlamna gelebilir.
Bir iddia ise ancak bir nermeyle dile getirilir. O halde bu onaylama
nn dnce ve dille son derece sk bir ilikisi bulunmaktadr; bu du
rum ise bir izlenimin, onaylanmak veya reddedi/rnek iin daha nce
den nermeyi, dolaysyla dilin varln gerektirdii anlamna gelir.
Stoaclara gre her trl kavramn, fikrin kayna, temeli, mal
zemesi izienimler veya alglardr ve tekrarlanan alglar da deneyi, do
laysyla yargy, dnceyi, akl meydana getirmektedir. Ancak bu
:Z48 ikinci ksm: stoaclar

noktada bir baka soruyu sormamz da mmkndr: Acaba insan zih


ninde d veya i duyumlardan, onlarn hatralarndan ve bunlarn tek
rarlanmas, birletirilmesi, karlatrlmasndan meydana gelen genel
kavramlardan baka hibir ey yok mudur? Baka deyile Stoaclar
ilerde deneyeiliin en ar trn temsil edecei bilinen Condillac gi
bi salt duyumcu mudurlar? Leibniz'in ilerde Locke'a soraca soruyla
insan zihni, onlar iin yalnzca duyusal alglardan m ibarettir? Yoksa
insan zihninde, belki bata insan zihninin kendisi olmak zere, deney
den gelmeyen baz eylerin, ilkelerin, fiillerin, kavramlarn veya n
kavramlarn varlndan sz edebilir miyiz?

DENEY-NCESNN K FARKLI ANLAMI


Bu sorunun cevaplandrlmasyla ilgili olarak da bir ayrm yapp insan
zihninde veya ruhunda deneyden gelmeyen, deney-ncesi eyler der
ken birbirinden belli lde farkl olan iki eyi; Tanr, madde-d in
san ruhu gibi tzleri gerei deney-d, duyusal st olan eylere ilikin
fikirlerle daha dar anlamda bizzat insan zihninin kendisini meydana
getiren ilkeler, sreler, fiiller diye adlandrdmz eyi birbirinden
ayrmamz gerekmektedir.
Stoaclarn, birinci tr deney-ncesi veya deney-d nesnelerle
ilgili olarak grleri son derece aktr. Onlar, gerek Tanr'nn kendi
sini, gerekse insan ruhunu dar anlamda maddi-fiziksel varlklar olarak
grmeseler de iinde yaadmz dnya zerinde grnr etkilerinden
dolay ve bunlar araclyla bu tr eyler hakknda duyusal-deneysel
diye adlandrabileceimiz bir bilgiye sahip olabileceimizi ileri sr
mektedirler. Doa felsefelerinde greceimiz gibi Stoaclar, Epikuros
ulardan farkl olarak Tanr'nn veya tanrlarn dnya zerindeki ha
yrsever, inayetsi etkisinin ok ak olduunu, bunun, yani tanrsal ina
yerin doann ileyiinin btnnde ak bir ekilde gzlemlenebilir ol
duunu savunmaktadrlar.
Stoaclar insan ruhunun etkileriyle ilgili olarak da benzeri bir g
re sahiptir: Ruhun da meydana getirdii etkiler araclyla duyusal
olarak gzlemlenebilir bir yan vardr. Hatta Stoaclar bu grlerini er-
B. stoaclarn bilgi kuram 249

demierin kendilerine kadar uzatmakta ve onlarn da cisimler olduklar


n ve dolaysyla alglanabilir eyler olduunu savunmaktadrlar.
kinci konuya, insan zihnini meydana getiren ilke, sre veya fi
iller olarak deney-d eylere gelince; Stoaclarn insan zihninde doru
dan deneyin sonucu ya da rn olmayan bu trden baz fiilierin veya
srelerin varln kabul ettiklerini grmekteyiz. Bu konuda bilgi veren
Diogenes Laertius, Stoaclarn insan zihninde duyusal nesneleri algla
yan veya kavrayan dorudan 'temas' (contact) fiili dnda baz dn
me fiilieri ve yntemlerinin varln kabul ettiklerini sylemekte, bu
yntemleri 'benzetme', 'bytme veya kltme yoluyla oranlama', 'yer
deitirtme' (transposition), 'biraraya getirme' (combination), 'kartlk
kurma' ( opposition) olarak sralamaktadr. Bunlara rnek olarak da,
Sokrates'in heykelinden Sokrates'in kendisine gemeyi ( benzetme), nor
mal byklkte insanlarn byklnden devierin varlna gemeyi
(oranlama), gz gsnn zerinde olan bir adam (yer deitirtme),
at-adam (biraraya getirme), lm (kartlk kurma) gibi fiil ve yntem
leri vermektedir. Soyut eylerin, bunlar arasnda 'yer' (place) fikrimizin
temelinde bulunan zihin fiilini ise 'gei' (transition) olarak adlandr
maktadr (DL, VII, 52-53). Bu sonuncu fiil zellikle nemlidir, nk o
insan zihninin soyutlama gcne veya yetisine iaret etmektedir: nsan
zihni bu g veya fiil sayesinde somut tikel duyusal varlklardan hare
ketle soyut, tmel bir 'yer' veya 'uzay' fikrini oluturmaktadr.
O halde Stoacllar salt deneyin rn olup tekrarlanan dene
yin sonucu olarak meydana gelen baz kavramlarmzn yansra de
neyin kendisinden gelmeyen, deneyden nce gelen baz zihin fiilieri
veya yntemlerini kabul etmektedir. Ayn zamanda bu zihinsel fiiller,
ilemler veya yntemler sayesinde oluturduumuz baz kavram veya
fikirlerimiz olduuna itiraz etmemektedirler. Bunlar sayesinde rne
in Kentaur, lm ve yer gibi srf deneyin rn olmayan kavramlar
veya fikirler oluturma imkanna kavumaktayz. Bunlarn doru
olup olmadklar veya doruluklarnn lt olarak neyi kabul et
memiz gerektii ise baka bir konusunun dorunun ltnn ne ol
duu alanna girer.
:Z 50 ikinci ksm: stoaclar

DOGRUNUN LT
Doru nedir? Dorunun lt nedir? Ne zaman bir ey hakknda
doru bilgiye sahip olduumuzdan emin oluruz?
Stoaclar, dorunun ltn genel olarak algnn bizzat kendi
sinde bulmaktadr. Zenon'a gre bir eyi bilmemiz; onu, ona ilikin
kavraymzn herhangi bir kantla reddedilmesi mmkn olmayacak
bir tarzda kavramamz yani alglamamz demektir. Stoaclarn bu alg
veya kavrayla ilgili olarak kullandklar terim ise, daha nce dein
diimiz gibi, kavrayc algdr (phantasia kataleptike).
Stoaclara gre birinci olarak, dorunun lt dncede, yar
gda deil deneyde, algda bulunur ki, deneyci bir bilgi kuramn savu
nan bir felsefi okul iin bu gr doaldr. nk bir deneyeiye gre
gerek d dnya gerekse i dnya yani ruh veya zihin hallerimiz hak
knda bize bilgi veren alglarmzdr; dolaysyla 'dorunun lt son
tahlilde bu alglarn kendilerinde' aranmak ve bulunmak zorundadr.
kinci olarak 'doru bir alg, konusunu tam olarak yanstan,
ona tam olarak uygun den bir algdr'. Bir deneyci iin bu tez de do
aldr. nk deneyeiye gre alglarmz nihayet u veya bu anlamda
bizim 'dmzda' bulunan nesnelere ilikin olup, onlarn bizim zeri
mizde meydana getirdikleri etkilerin sonulardr. ster zihin onlar,
"izlenimler"de (impressions) sz konusu olduu gibi tamamen edilgin
olarak alsn, ister " alglar"da (perceptions) olduu gibi meydana geli
lerinde zihnin veya ruhun belli bir kendi etkinlii sz konusu olsun,
son tahlilde doru, bir nesne hakkndaki izlenirnin veya algnn bu nes
neye, uymas onu kendinde olduu gibi yanstmas olmak zorundadr.

DOGRUNUN LT KONUSUNDA AKlLCI KURAM


Deneyci bilgi kuramnda buraya kadar bir sorunla karlalmaz. An
cak bu noktada yani izienim veya algnn, konusu olan eye uyup uy
madnn ya da onu doru bir ekilde yanstp yanstmadnn nasl
dorulanabilecei sorusu sorulduunda, genel olarak her trl deney
ci bilgi kuramnda olduu gibi Stoaclkta da stesinden gelinmesi ko
lay olmayan bir sorunla karlalr.
8. stoaclarn bilgi lturam 251

Bilgi kuramnda aklcl (rasyonalizm) savunan biri iin akln,


deneyin hibir zaman kendisine veremiyecei birtakm a priori doru
lar vardr veya daha ar bir aklc rnein Hegel, tm bilgilerimizi
zihnin herhangi bir duyusal-deneysel algdan yardm almakszn tama
men kendi gcyle rettiini ileri srebilir. Bilgi kuramnda aklc g
rn taraftar olan birinin, bu bilginin doruluunun lt olarak
bilginin konusu veya nesnesiyle zihnin bu nesne hakknda rettii ve
ya sahip olduu bilgi veya nerme arasnda bir karlatrma yapmas,
tekabl kurmas veya byle bir uygunluu aramas gerekmez; nk
bu kuramda zihne dtan olan bir ey yoktur ki, zihnin bu ey hakkn
da oluturduu ifadenin yani nermenin bu eyle bir ekilde karla
trlmasma ihtiya duyulsun.
Bir rnek verelim: Zenon'la ayn dnemde yaam olan Eukli
des'in geometrisi, eer tmyle insan zihninin rettii hipotetik-de
dktif bir sistemse, bu sistemde gen hakknda sylenen eylerin her
hangi bir gen hakknda doru olup olmadnn aratrlmas sz ko
nusu olamaz. Bunun nedeni, genin kendisinin zaten tmyle insan
zihninin rn olan aklsal bir nesne olmasdr. Bu olgunun sonucu
olarak; byle bir sistemde doruluk ancak zihin tarafindan retilen
nesnelerin veya kavramlarn tam olarak belirlenmi, tmyle ak se
ik olup olmamalaryla ve nihayet byle bir sistemin eitli paralar
veya nerme/eri arasnda mantksal bir tutarllk olup olmamasyla il
gili bir ey olabilir.

D OGRUNUN LT KONUSUNDA DENEYC KURAM


Buna karlk bir deneyci (empirist), bilgi hakknda byle dnme
mektedir. O, insan zihninin dnda nesnel, fiziksel bir ey olduu ve
insann duyu organlar araclyla, duyum veya alg yoluyla bu ey
hakknda bilgi sahibi olduunu ileri srmektedir. O zaman byle bir
bilgi kuramnda dorunun lt veya tanm ne olabilir? Hi phe
siz sz konusu ey hakknda oluturulan nermenin bu nesneye uygun
olup olmad.
Ancak burada szn ettiimiz nerme nedir? rnein, bu ok
:ZS:Z ikinci ksm: stoaclar

basit olarak karmzda beyaz bir duvarn olduuna dair dncemiz


ve bu dnce ya da inancn kaynanda bulunan algmzdan ibarettir.
O halde bir deneyci iin doru, son tahtilde bu algnn doru olmas
anlamna gelecektir.
Peki bu algnn doru olmas ne demektir? Bu, herhalde bizim
dmzda gerekten bir beyaz duvarn var olmas anlamna gelebilir.
Ancak deindiimiz sorun tam da burada balamaktadr: Biz dmz
da gerekten beyaz bir duvarn olduunu nasl dorulayabiliriz veya
ona ilikin bu algmz nasl dorulayabiliriz? Herhalde sz konusu al
gmzn kendisiyle deil; nk zerinde konutuumuz ey, zaten bu
algmzn doruluunu nasl gsterebi/eceimiz veya onu nasl doru
layabileceimizdir.
Peki, acaba onu ayn nesne hakknda baka bir algmzla veya
alglarmzla dorulayamaz myz?
Ama o zaman da bu baka alglar veya alglarn doru olduu
nu nasl bilebiliriz veya gsterebiliriz? Daha genel bir ekilde ifade
edersek bir algnn doruluunu gstermek iin ayn trden bir eye
yani bizzat algnn kendisine bavurmamz ne kadar geerli veya ikna
edici olabilir?
Eer alg, alg olarak, tek bana doruluunun iaretini kendin
de tayabilseydi, zaten szn ettiimiz ilk algnn kendisinin bizim
iin yeterli olmas gerekirdi. O halde bu, kesinlii algnn kendisinde
deil, bir baka eyde aramamz gerektii aktr.

DOGRUNUN LT KONUSUNDA STOACI KURAM


te bu nedenlerle Stoaclar, algnn doruluunun ltn bir anlam
da algnn kendisinde, baka bir anlamda ise ondan baka bir eyde
aramak ihtiyacn duymaktadrlar. Birinciyle kastettiimiz Stoaclarn
onu daha nce iaret ettiimiz gibi yargda deil algda aramak gerek
tiini sylemeleridir. kinciyle sylemek istediimiz ise Stoaclarn, al
glayan ruhun kendisinin algnn gvenilirliinin lt veya belirleyi
cisi olarak bu algya onay vermesi, onun doruluunu tasdik etmesi
zerinde srarla durmalardr. Bu ikinci grlerine gre baz alglar
8. stoaclarn bilgi kuram 2 53

yani doru alglar, kavrayc alglar yle alglar olacaklardr ki, o alg
lar alglayan veya kavrayan ruh, akl veya zihin kar konulmaz, p
he edilmez, ayn zamanda herhangi bir kantla rtlemez bir biim
de kesin olarak onlarn doru olduunu grecek ve bylece onlarn
doruluklarn tasdik edecek ve onaylacaktr.
Bu balamda Zenon'un dorunun lt olan bu kavrayc al
gnn nasl gerekletiini tasvir etmek zere drt aamal bir sreten
sz ettiini ve bilginin nasl meydana geldiini aklamak zere bir
benzetme yaptn grmekteyiz.
Zenon'a gre bilginin elde edilmesinde birinci aama, dmzda
bulunan nesnelerin duyu organlarmzn zerine gelmesi ve onlar ze
rinde etkide bulunarak izlenimlerimizi meydana getirmesidir. Zenon
bu olayn veya srecin kendisini tamamen maddi-fiziksel bir olay veya
sre olarak kabul etmektedir: Buna gre dmzda baz maddi-fizik
sel nesneler vardr. Bunlar kendilerini evreleyen yine maddi fiziksel
ortamda (su veya havada) baz etkilerde bulunup baz deimelere
(disturbances) yol aarlar. Bu etkiler veya hareketler bu ortamlar ara
clyla yine maddi-fiziksel bir yapya sahip olan duyu organlar ze
rine gelir ve onlar zerinde etkide bulunurlar. Bu etkiler de sz konu
su organlardan, merkezi kalp olan ruha, akla veya ruhun akll ksm
na, Zenon'un kendi terimiyle 'egemen ilke'ye (nous hegemenikon) ile
tilirler. Zenon bu birinci aamay, parmaklar ak bir ele benzetmek
tedir ve " Bir izienim ite byle bir eydir" demektedir.
Zenon ikinci aamay ise avucunu biraz kapatarak gstermek
tedir. Bu aama ruhun veya onun 'egemen ksm'nn sz konusu izle
nime verdii tepkiyi temsil etmektedir. Zihin veya akl bu aamada et
kindir ve bu izlenime kendi tepkisini yani onayn veya reddini verme
ye balamaktadr ve Zenon "Onama ite byle bir eydir" demektedir.
nc aama "izlenimin artk bilgiye dnme" aamasdr.
Zenon buna " kavrama" ( katalepsis) adn vermektedir. Bunu ise elini
tamamen kapatp bir yumruk yapmak suretiyle gstermektedir. Bu iz
lenimin daha nce sahip olmad bir durumdur.
Drdnc ve son aamada Zenon bir yumruk haline gelmi
254 ikinci ksm: stoacla

olan elini dier eliyle skca kavramakta ve "te bilimsel bilgi (episte
me) buna benzer bir eydir" demektedir. Bu artk tam anlamnda bilgi
veya "kavrayc alg "dr. Cicero'ya gre Zenon bu tr bilgiye bilge ki
iden bakasnn sahip olmadn savunmutur (Academica, 2, 145).

KAVRAYlCI ALGI KURAMlNIN GLKLER


Bilgide kavramann roln grsel olarak baarl bir biimde ortaya
koyan ho bir benzetme olmakla birlikte, dorusu bu da bizi fazla ile
ri gtrmemektedir. nk burada baz sorularn ortaya kaca
aktr. ncelikle zihnin kendisinin sz konusu onayn genel olarak
nasl anlamal veya aklamalyz? O, zihinden kaynaklanan veya zih
ne ait olan bir etkinlik olmakla birlikte acaba zihnin kendiliinden, z
gr bir fiili midir yoksa algnn bizzat kendisinde zihni bu yargya zor
layan bir eyler mi vardr?
te yandan zihnin bu onayn nasl deerlendirmeliyiz? O, salt
psikolojik bir olay mdr? Yoksa onda salt psikolojik bir sre olma
nn dnda mantksal yani normla ilgili baz unsurlarn varlndan da
sz edilebilir mi?
Sonra burada kastedilen zihin veya akl nedir? O, daha nce
grdmz gibi alglarn kendilerinden, bir ayn nesneye veya nesne
ler grubuna ilikin tekrarlanan alglarn meydana getirdii kavramlar
dan yani salt deneyden mi ibarettir yoksa zihinde bu kavramlarn d
nda, onlardan ayr baz ilkeler, kavramlar var mdr?
Son ve en nemli bir soru da u olacaktr: Ruhun veya onun
'egemen ksm'nn yani akln nesnel olarak doru olan bir algy onay
lamamas veya tersine nesnel olarak yanl olan bir algy onaylamas
mmkn deil midir? Eer deilse bunun nedeni veya buna engel ola
cak olan ey nedir?
Birinci sorunun yani alglarn kendi sahip olduklar baz zel
liklerden tr m bilen znenin onayn davet ettikleri, onu kendi
lerinin doruluunu onaylamaya zorladklar, Zenon'un szleriyle
"onu salarndan tutup kendilerine doru ektikleri" , yoksa akl ve
ya ruhun kendi sahip olduu bir gle, zgr ve iradi olarak m on-
8. stoaclarn bilgi kuram :Z 5 5

lara onayn verdii sorusu, Stoaclarda kesin cevabnn bulunmas


zor bir soru gibi grnmektedir. nk onlarda bu her iki ynde yo
rumu mmkn klacak baz unsurlar vardr. Stoaclara gre gvenilir
alglarn gvenilirliklerinin lt, bir bakma bizzat bu alglarn
kendilerinde, sahip olduklar baz zelliklerde, ak ve seikliklerinde
bulunurken te yandan algnn bilgiye, kannn doruya dnmesi
olaynda znenin onayc, tasdik edici yargs nihai merci olarak i
grmektedir. Bu konuda Cicero'nun Zenon'la ilgili olarak verdii bil
gi de bunu gstermektedir. Buna gre btn izienimler veya alglar
ayn lde gvenilir deildir; onlar arasnda ancak ok ak olanlar
gvenilir olma zelliine sahiptir. te yandan akln veya zihnin bu
tr alglar onaylamas da tamamen onun kendi gc, kendi iradesi
iinde bulunmaktadr. Porfirios da bu ikili gr destekler nitelikte
konumaktadr (G, 1 24, 1 26).
kincisine yani zihnin bu onayn salt psikolojik bir sre olarak
alp almamamz gerektii sorusuna gelince, burada da durum ak de
ildir. Ancak bu onayn srf psikolojik bir onay olmamas gerektii
aktr, nk bilgide doruluk salt bir olgu durumuna iaret etmekten
ibaret olamaz; bu doruluk ayn zamanda bir normun tesisi veya onun
olu artnn yerine getirildiinin tespiti olmak zorundadr. nk nor
mal, salkl bir insann yarglaryla anormal, zihinsel bakmdan ku
surlu bir insann yarglar arasnda psikolojik tatmin ve gven duygu
su bakmndan hibir fark olmad grld gibi, normal bir insa
nn gerek dnyaya ilikin alglaryla dsel bir dnyaya ilikin algla
r arasnda psikolojik bir zihin olgusu olmak bakmndan nemli bir
farkn bulunmadn da sylememiz mmkndr.
Ancak bu konuyla ilgili en zor ve cevaplandrlmas en nemli
olan soru, hi phesiz sonuncusudur. Doru bir alg ile yanl bir alg
arasnda ne gibi bir fark vardr?
Stoaclarda ruhun aslnda doru olan bir algya onay vermeme
si veya tersine aslnda doru olmayan bir algy onaylamasna engel
olan ey nedir?
2 56 ikinci ksm: stoaclar

DOGRU ZLENMLER - HAYAL ZLENMLER


Stoaclarn bu soruyu cevaplandrmak iin bir hayli aba gsterdiini
grmekteyiz. Onlar bunun iin nce izienim veya algyla hayali veya
uydurma eyler (phantasma) arasnda bir ayrm yapmaktadrlar. Buna
gre izienim (impression) hayalden (figment) farkldr, u anlamda ki
izlenimlerin gerek bir kayna olmasna karlk, hayallerin herhangi
bir gerek karlklar yoktur. Krizippos'a gre "bir izlenim, ruhun,
kendisi ve nedeni hakknda bilgi veren gerek bir etkilenimidir" . r
nein grme duyumuzla beyaz bir eyi grdmzde, bu grme, ru
humuzda bir etkilenim meydana getirir ve bu etkilenim sayesinde biz
bizde bu etkiyi meydana getiren beyaz bir eyin var olduunu syleye
biliriz. Buna karlk bir hayal, ruhumuzda herhangi bir varln etkisi
sonucu olmakszn meydana gelen bir etkilenimdir; o herhangi bir ger
ek varla gndermez (LS, 39 B).
Stoaclar tmel kavramlar da bu hayaller veya hayal rn
olan varlklar kategorisi iine sokmaktadrlar. nk d dnyada var
olan sadece bireylerdir ve bilginin kayna da ancak bu bireylere ili
kin doru alglardr. O halde bireysel varlklara ilikin bireysel duyu
alglarnn tekrarlanmasndan meydana gelen trsel kavramlar veya
tmeller, gerek dnyada karl olmayan 'hayali' eyler olmak zo
rundadrlar; nk onlar d dnyada herhangi bir geree karlk de
ildirler.
Bununla birlikte Stoaclada ilgili olarak bu tmellerle tmyle
hayali olan fikirler arasnda bir ayrm yapmamz da zorunludur. Birin
ciler yani tmeller, Stoaclar iin akll varlklarn dnya hakknda de
ney/erini yorumlarken doal olarak bavurduklar ve yine kendilerin
de doal bir yolla teekkl etmi olan fikirler veya inanlardr. te
yandan onlar kaynaklarn oluturan bireysel, tikel izienimler aracl
yla da gerek dnyayla belli bir nesnel ve gerek ilikiyi temsil eder
ler. kincilere, zellikle ruhsal bakmdan anormal insanlarn sahip ol
duklar yanlsamalara (illusions) gelince, kukusuz Stoaclar onlarn
byle bir bir nesnel unsura sahip olmadn kabul eder.
8. stoaclarn bilgi kuram 257

DOGRU ALGININ K ZELLG


Zenon'un doru algyla ilgili olarak iki eyi vurgulad grlmekte
dir: ) Doru bir alg, nedeni olarak gerek bir nesneye sahip olan al
gdr; ) Doru bir alg, nesnesini tam bir uygunluk ve ak seiklikle
temsil eden algdr. Normal, salkl bir insann uyank haldeyken sa
hip olduu alglar birinciye rnektir, nk bu durumda bu tr bir in
sann sahip olduu alglarnn nedeni, gerek nesnelerdir. Byle bir in
sann ryasnda grd eyler ise bu anlamda yanltr, nk bu al
glarnn gerek bir nesnesi yoktur. Ancak tam olarak doru veya kav
rayc bir algy yle olmayanlardan ayran asl zellik, ikinci zellik
tir: Aklk ve seik/ik. Bunlar kavrayc alglarn nesneleri gerekte ol
duklar gibi algladmzn teminatn veren ana veya ayrdedici zel
likleridir.

ZENONCU DOGRU ALGI KURAMINA YAPILAN iTRAZLAR


Ancak bu gre u itirazn yaplabilecei aktr: Yanl bir izienimin
de ayn zellie yani ak ve seiklik zelliine sahip olmas mmkn
deil midir? Nitekim Akademik pheciliin nemli bir temsilcisi olan
Arkesilaos'un Zenon'a bu iriraz yneltmi olduu anlalmaktadr.
Cicero'ya gre gre Arkesilaos, Zenon'a yanl bir izlenirnin bu ba
kmdan doru bir izlenimle ayn zelliklere sahip olmasnn mmkn
olup olmadn sorduunda, Zenon'un cevab " kavrayc algnn, var
olmayan bir eyin sonucu olarak ortaya kmas mmkn olmayan
trden bir alg" olduu olmutur Baka bir deyile Zenon'a gre by
le bir alg ancak gerek eylerden kaynaklanmas mmkn bir algdr
veya sadece gerek eyler bu aklk ve seiklii meydana getirebilecek
bir yapdadr.
Fakat Arkesilaos'un buna itiraz ettii ve doru bir eyden kay
naklanan bir izlenirnin yle olmayan bir eyden kaynaklanan izleni
min tpatp kendisi gibi olmasna engel olan hibir eye sahip olmad
grn savunduu anlalmaktadr. Cicero, Orta Akademi'ye
mensup phecilerin bu konuyla ilgili olarak baz kar rnekleri orta
ya koyduklarn belirtmektedir.
258 ikinci ksm: stoaclar

Bunlardan biri akln kaybeden Herkl rneidir: Herkl ken


disine ilikin olarak anlatlan hikayelerden birine gre bir sre iin l
drm ve bunun sonucunda dman olan Eurystheus'un ocuklar ol
duklarn dnerek veya zannederek kendi ocuklarn ldrmtr.
Ayn konuyla ilgili ne srlen dier bir rnek tek yumurta ikiz
lerinin veya birbirine ok benzeyen eylerin meydana getirdikleri ya
nlma veya yanl alg rneidir: kizler veya ayrdedilemez bir tarzda
birbirine benzer, birbirinin ayn grnen eylerden birine ilikin izleni
mimizi dierinden ayran, dieriyle kartrmamamz mmkn klan
veya ona engel olan ey nedir? Bu tr eylerden birine ait izlenimimiz
dierine ait izlenimimizin tpatp ayn deil midir?
Diogenes Laertius ayn konuda ilgin bir baka rnek vermek
tedir: Ptolemaios Philopatros insan algsnn yanlabilir olduunu gs
termek zere Zenon'un rencisi olan Sphairos'a bir oyun oynamtr.
Balmumundan bir nar yaptrp masann zerine koydurmutur. Spha
iros bu narn gerek bir nar olduunu zannetmi, bu nara ilikin ola
rak sahip olduu algnn yanl olduunu farketmeyerek gln bir du
ruma dmtr (OL, VII,1 77).
Akademik phecilerin bu rneklerle sylemek veya gstermek
istedikleri ey udur: Stoaclarn doru, gerek bir nesnenin sonucu
olan bir izlenimin, yanl bir izlenirnin yani var olmayan bir eyin so
nucu olarak ortaya kan bir izlenirnden farkl olduu, ondan ayrde
dilebilir olduu ynndeki tezleri pratikte doru deildir. nk eer
yle olmu olsayd, Herkl'n zihninin tmyle onaylad, ak ve se
ik olarak grd, dolaysyla sonucunda kendi ocuklarn ldrme
sine yol am olan sz edilen yanl izlenimi tasdik etmemesi, onu
kendi ocuklarna ilikin gerek veya doru izlenimle kartrmamas
gerekirdi.
Yine eer yle olmu olsayd, Sphairos'un gerek bir nar hak
knda sahip olduu izlenimle, balmumundan yaplm nara ilikin iz
lenimi birbirinden ayrdedebilmesi gerekirdi. Son olarak eer Ze
non'un syledii ey doru olmu olsayd ikizlere veya birbirine ok
benzeyen yumurtalara ilikin izlenimlerimizin birbirlerinden farkl ol-
8. stoaclarn bilgi kuram 259

malar, onlardan birine ilikin izlenimimizin dierine ilikin izienim ol


madn farketmemiz gerekirdi.

BU TRAZLARA VERiLEN CEVAPLAR


Stoaclarn birinci rnee, kendilerinin doru, yanlmaz algdan sz
ederken kastettikleri eyin normal, salkl insanlarn alglar olduu
nu syleyerek kar km olduklar grlmektedir. Evet, onlara gre
Herkl sz edilen durumda algsn doru bir alg olarak alm, onu
doru bir alg olarak onaylamtr. Fakat o gerekte 'var olmayan bir
eyden kaynaklanan yanl bir alg'dr, dolaysyla onun kendisine
'ak ve seik' grnmesinin bir deeri yoktur.
Stoaclar ayrca normal, salkl bir insann da baz durumlar
da yanlabileceini ve doru alglarla yle olmayan alglar birbirleri
ne kartrabileceklerini kabul etmilerdir. Daha dorusu Akademik
phecilerin bu eletirileri Stoaclar algda, alglayan zihnin kendisi
nin yannda alg zerine etkide bulunmas mmkn olan btn dier
faktrleri de hesaba katmaya gtrmtr. Bylece Stoaclar doru
algnn zellikleri ve koullarna bir baka koulu eklemek ihtiyacn
duymulardr. Bu, "bir engel olmad takdirde " szleriyle ifade et
tikleri kouldur. Dorunun ltnn doru alg, kavrayc alg oldu
u ynndeki genel . tanmlamann Zenon'dan sonraki Stoaclarda u
ekle brnm olduu grlmektedir: ' Dorunun lt, kendisine
engel olacak, kendisini bozacak bir ey olmad takdirde, kavrayc
algdr'.
Birbirlerinden ayrdedilmesi mmkn olmayan lde birbir
lerine benzeyen eylerle ilgili itiraza gelince, Stoaclarn bu itirazn da
ana ncln reddettikleri anlalmaktadr. Bu ana ncl daha son
ra Leibniz'in de nemle zerinde duraca 'ayrdedilemezlerin zde
lii' ncldr. Stoaclar, ilerde Leibniz'in de savunaca gibi evren
de birbirinden fiili olarak ayrdedilemez hibir eyin olmadn sa
vunmulardr.
Bylece Stoaclara gre, yukardaki rnekte sz edilen ikizlerin
veya bir plajdaki kum zerreciklerinin her biri, mutlaka kendisine zg
260 Ikinci ksm: stoacla

bir zellikle dierinden ayrlan bireyler olmak durumundadrlar. Bu


nun sonucunda Stoaclar, sz konusu ikizlerin veya kum taneciklerinin
her birine ait algnn da mutlaka dierine ait algdan farkl olmas, en
azndan bu alglarn kuramsal olarak birbirlerinden ayrdedilebilmele
ri gerektiini savunmulardr.
Stoaclar sz konusu alglarn fiilen birbirinden ayrdedilemez
bir durum gstermeleri olasln reddetmemi; ama nedenlerini olu
turan nesnelerin kendilerinin mutlaka sadece kendilerine ait olan bir
nitelikle dierlerinden farkl olduunu, olmas gerektiini kabul ettik
leri iin bu nedenlere ilikin izlenimlerin de bir ekilde dierinden fark
l olmas gerektiini ileri srmlerdir.
Bundan baka onlar sradan insanlarn alglar yannda uz
manlarn ve bilgelerin alglarna da iaret etmilerdir. Buna gre sra
dan insann uzman olmayan gznn veya algsnn bir farkllk gr
medii bir yerde tecrbeli, uzman, bilgili bir gz veya alg farkl ey
ler grebilir.
Nihayet baz Stoaclar, bu arada Zenon'un kendisi de uzman
veya bilge bir insann bile alglarnn sz edilen gerekli aklk ve se
iklie sahip olmadn grd durumda onlar askda tutma imka
nna ve grevine sahip olduunu kabul etmilerdir.
Sonu olarak Stoaclarn bu konudaki grlerinin Akademik
phecilerin itiraz ve eletirileri karsnda yle zedenmesi mmkn
olabilir: Dorunun lt, esas olarak, doru, kavrayc algdr. Bu tr
bir algnn kendisinin doru yargy peinden srkleyici baz zellik
leri vardr. Bu tr bir alg normal, salkl bir insann normal koullar
da sahip olduu bir algdr. Bu algnn temel zellii, kendi dnda bu
lunan gerek bir nedene iaret etmesi, ak ve seik olmasdr. ok zel
baz durumlarda yani birbirinden ayrdedilmesi ok zor olan benzer
nesneler sz konusu olduunda normal insanlarn normal alglar tam
olarak birbirinden ayrdedilmeyebilir. Ama bu tr durumlar ok azdr
ve nihayet bu tr durumlarda bilge bir insan yarglarn askda tutma
hakkna da sahiptir.
8. stoaclarn bilgi kuram 261

BiLiM, KAN I VE BLGSiZLK


Son olarak konusunu salam bir ekilde kavrayan algy dorunun
lt olarak kabul etmekle birlikte Stoaclarn, byle bir algy bili
min veye bilimsel bilginin kendisi olarak grmedikleri hususuna de
inmek gerekir. Cicero, Sextus Empiricus ve Stobaios'un Stoaclarn
bilim, kan ve bilgisizliin neler olduu konusundaki aklamalar,
onlarn bu grlerini pheye yer brakmayacak bir biimde ortaya
koymaktadr.
Cicero, Zenon'un duyusal algyla kavranan eyi duyusal alg
olarak adlandrdn ve bu algy 'akl tarafndan reddedilmemesi'
durumunda bilimsel bilgi olarak nitelendirdiini sylemekte, byle
olmayan alglar ise bilgisizlik olarak grdn belirtmektedir. Bu
son grup iinde kany da saymakta ve bylece kany 'zayf, kavray
c olmayan ve yani konu olan bir alg' olarak nitelendirmektedir
(LS, 41 B).
Sextus Empiricus da Stoaclarn eyi birbirinden ayrdklar
n sylemektedir: Bunlar bilimsel bilgi (episteme), kan (doksa) ve alg
veya kavramadr ( katalepsis). Bilimsel bilgi 'gvenli, salam ve akl ta
rafndan dorulanan' bir alg veya kavramadr. Kan, 'zayf ve yanl
bir tasdik'tir. Kavrama ise bu ikisi arasnda bir ey olup 'kavrayc al
gyla ilgili tasdik' olarak tanmlanabilir. Sextus, Stoaclarn bu ey
arasnda bilimsel bilginin ancak bilge insanda bulunduunu, kannn
ise bilge olmayan, aa dzeyden insann sahip olduu bir ey oldu
unu ileri srdklerini sylemektedir. Kavramaya gelince, o gerek bil
ge, gerekse sradan insanda ortak olan eydir (LS, 41 C).
Stobaios, Stoaclarn bilimsel bilgi hakknda baz ana belirleme
ler getirdiklerini sylemektedir: Stobaios'a gre de onun birinci olarak
'gvenli ve akl tarafndan deitirilemez bir alg veya kavray' olma
s gerekir. Ancak ikinci olarak o 'tek bana bu tr bir alg veya kavra
y deildir, onlardan meydana gelen bir sistem'dir (LS, 41 H).
Bu aklamalar bir araya getirdiimizde grdmz ey, Sto
aclarn kavrayc alglar dorunun lt olarak kabul etmekle bir
likte onlarn tek balarna bilimi veya bilimsel bilgiyi oluturduu g-
262 ikinci ksm: stoaclar

rn savunmadklardr. Baka deyile onlarn kavrayc algy bili


min zorunlu art olarak almakla birlikte onun yeterli art olduunu
dnmedikleri anlalmaktadr. Bu tr bir algnn bilim olmasnn bi
rinci koulu Cicero'nun szleriyle "akl tarafndan reddedilmemesi"
veya Stoabeus'un szleriyle "gvenli ve akl tarafndan deitirilemez"
olmasdr, ama bunun da tek bana yeterli olmad anlalmaktadr.
Eer Stobaios'un bu konuda verdii bilgiyi doru yorumluyorsak, St
aclara gre, 'kavrayc bir algnn tek bana yalnzca herhangi bir bi
reysel olgunun algs veya kavramas' olmasna karlk gerek bilgi ve
ya bilimin, bu tr alglara dayanmakla birlikte, onlarn, daha dorusu
onlardan hareketle zihnin oluturduu kavramlarn 'kendi aralarnda
sistemli bir biimde birbirleriyle birletirilmeleri'ni gerektirdii gr
nde olduklarn syleyebiliriz.
Sonuta Stoaclarn bilimsel bilgiyle bilgisizlik arasnda ara bir
yer veya durum olarak kanya fazla itibar etmedikleri anlalmaktadr.
Bunun da temelinde onlarn, daha nce de iaret ettiimiz gibi, bilge
insanla sradan insan arasnda mutlak bir ayrm yapmalar ve bilge in
san hibir zaman yanl yapmas mmkn olmayan insanst bir var
lk olarak grmelerine karlk, ikinci gruba giren insanlar hibir e
kilde doru bilgiye erimeleri mmkn olmayan zayf, gsz yaratk
lar olarak grmeleri yatmaktadr. Bu anlaylaryla uyumlu olarak, on
lar kany en iyi olaslkla zayf bir tasdik, daha olumsuz olarak "kav
rayc olmayan, yani konu alan bir alg" olarak grmekte ve dolay
syla bir bilgisizlik olarak yorumlayp ikinci grup iine sokmaktadrlar.
Stoaclarn bilgi ile bilgisizlik, bilge ile sradan insanlar arasnda
yaptklar bu ayrmn bir benzerini ahlak alannda da yaptklarn gre
ceiz. Bilgi kuram alanndaki bu ayrma, ahlak felsefesi alannda Stoac
larn erdemle erdemsizlik, erdemli bilgelerle erdemsiz kalabalk arasnda
yaptklar ayn derecede sert veya mutlak ayrm karlk olacaktr.
9
Stoac1lan n Varlk Felsefesi
veya Metafizii

"STOACILAR EYiN B i R B i R i N E BAGL I O L D U G U N U SYL E M i LER


DiR. B U N LA R ANLAM, A N LA M I i FA D E EDEN EY VE VAR O LAN EY
D i R A N LAM I i FA D E E D E N , B i R S Z D R (R N E G i N D i O N iZOS K E L i
M E Si). ANLAM, EYL E R i N BiR S Z L E O RTAYA KONAN D URUMU, B i
ZiM D NCEMiZE U YG U N O LARAK V A R O L D U GUNU D N D G
MZ EY, D i L L E R i B i ZD E N FARK L I OLANLARl N B U SZ D UYSALAR
B iL E ANLAMADI K LA R I EY D i R . VAR OLAN EY i S E D I B iR N ES N E,
R N EG i N O i O Ni ZO S ' U N K E N D i S i D i R . i M D i B U E YL E R D E N i Ki S i Ci
S i M D i R : SZ VE VAR OLAN EY. BiRi iSE C iS iMSEL- D E G i L D iR: BU
SZLE S Y L E N E N , i FA D E E D i LE N VE DOGRU VE YAN Ll O LA N EY."
Sextus Empiricus, MantikI/ara Kar1, , 11-13
Gerrit von Honthorst'un,
Seneca'nn iDmDnD izdli resmi.
VARLIGIN ETL ANLAMLARI: CSMLER VE
CSM-OLMAYANLAR
toaclarn zel olarak doa felsefelerini ele almadan nce genel ola
S rak varlk felsefelerinden veya ontolojilerinden sz etmemiz gerek
mektedir. Aslna baklrsa Stoaclar, Aristoteles gibi varlk felsefesi ve
ya metafizikte doa felsefesi veya fizik arasnda bir ayrm yapmazlar.
nk onlar Aristoteles'in tersine doayla Tanr'y birbirinden ayr
madklar gibi, doa iinde maddi olanla yle olmayan arasnda da ka
tegorik bir ayrma gitmezler. Stoaclar iin doa var olan her eyi iine
alr, dolaysyla varlk felsefesi veya metafizik Stoaclar iin ancak do
a felsefesinin genel bir girii olmak durumundadr.
Bununla birlikte Stoaclar, Aristoteles'i izleyerek var olan eyle
rin hepsinin ayn anlamda var olmadn kabul ederler. Onlara gre
gerek anlamda var olan ( existing) her ey cisimlerden meydana gel
mekle birlikte doada bir anlamda cisim-olmayan eylerin de var ol
duunu (being) kabul etmek gerekir.
Seneca, Mektuplar'nda Stoaclarn varlk felsefeleri konusunda
bilgi verirken onlarn var olann (existent) zerine ondan daha genel,
266 ikinci ksm, stoaclar

daha temel bir kavram yerletirdiklerini sylemektedir. Bu daha genel


olan, ilk cins, ana cins diye adlandrlan, 'bir ey'dir (something). Se
neca Stoaclarn 'var olan'dan daha genel olan bu 'bir ey'i kabul et
melerinin gerisinde yatan gerekeyle ilgili olarak ise u aklamay yap
maktadr: Stoaclar doada baz eylerin var olduunu, bazlarnn
'var olmad'n sylemektedirler. Doa bu 'var olmayan eyler'i, Ken
taurlar, devler gibi sadece zihinde bulunan, zihne ait olan eyleri de ii
ne alr. Bu eylerin aslnda bir tzleri yoktur, yalnzca d nce tarafn
dan retilmi olan eylerdir. Ancak gene de onlarn bir anlamda var ol
duklarn (being) kabul etmek gerekir (LS, 27 A).
Afrodisyasl Aleksandros da ayn ynde konuarak Stoaclarn
'bir ey'i, var olanlarn kendisine ait olduklar bir cins olarak aldkla
rn, bu cins iinde asl var olanlarn cisimler olduunu ileri srdkle
rini, ancak cisimsel-olmayan yukardaki trden eylerin de bir anlam
da var olduklarn kabul ettiklerini sylemektedir (LS, 27 B).
Sextus Empiricus ayn konuyu daha da akla kavuturacak
Stoaclarn genel 'bir ey' cinsi iinde cisimler ve cisim-olmayanlar ve
ya cisimsel-olmayanlar (incorporeals) olarak iki ayr varlk grubunu
saydklarn, bu cisim veya cisimsel-olmayanlar olarak ise drt tr e
yi, 'sylenen eyler' (sayables, lekta), 'zaman', 'boluk' ve 'yer'i zikret
tiklerini sylemektedir (LS, 27 D ) .
Bu aklamalardan ortaya kan ey, Stoaclarn ontolojilerinin
temeline en genel kavram olarak varoluu (existence) deil, 'bir ey'i
( something) koyduklardr. Bu ontolojiye gre ister cisimler, ister d
nce ve konumann konusu olan eyler olsun, her ey en genel ola
rak 'bir ey'dir. Bu 'bir ey' cinsi iinde bir yanda cisimler dier yanda
Kentaurlar veya devler gibi tamamen hayal gcnn, dncenin r
n olan eylerle 'sylenen eyler', boluk, zaman, yer gibi 'cisim-olma
yan' eyler vardr Bu ikinciler cisim olmadklarndan gerek anlamda,
tz anlamnda varla sahip olan eyler deildirler; ama te yandan
'bir ey' olduklarndan onlarn var olmadklar da sylenemez.
Kentaurlarn, devierin neler olduklar ve hangi anlamda 'bir
ey' olup var olmalar gerektii aktr. 'Sylenen eyler'e gelince, Sto-
9 stoaclarn varlk felsefesi veya metafiziti 267

aclar bunlarla nesneler hakknda sylenen szleri, daha dorusu bu


szlerin anlamlarn kastetmektedirler. Seneca'nn Mektuplar'nda ver
dii rnei alrsak ben Cato'nun yrdn gryorum, Duyu algm
bana bunu gstermekte ve zihnim bunu tasdik etmektedir. Grdm
bir cisimdir ve ben gzlerimi, zihnimi bu cisme yneltmekteyim, by
lece 'Cato yryor' demekteyim. imdi grdm ve zerinde konu
tuum ey bir cisim ve cismin yine cisimsel bir durumu olmakla birlik
te onun hakkndaki konumamn kendisi bir 'anlam' veya 'ifade' ola
rak, cisim deildir (LS, 33 E).
Sextus Empiricus bu 'sylenen eyler'in neden cisim olmadkla
rn daha genel ve daha kavramsal bir tarzda ortaya koymaktadr:

"Stoaclar eyin birbirlerine bal olduunu sylemilerdir. Bun


lar anlam (the thing signified), anlam ifade eden ey (the thing sig
nifying) ve var olan eydir (the thing existing). Anlam ifade eden
ey, bir szdr (rnein 'Dionizos' kelimesi). Anlam, eylerin bir
szle ortaya konan durumu, bizim dncemize uygun olarak var
olduunu dndmz ey, dilleri bizden farkl olanlarn bu s
z duysalar bile anlamadklar eydir. Var olan ey ise d bir nes
ne, rnein Dionizos'un kendisidir. imdi bu eylerden ikisi cisim
dir: Sz ve var olan ey. Biri ise cisimsel-deildir: Bu szle sylenen,
ifade edilen ve doru ve yanl olan ey" (MK, 2, 1 1 -13).

Cisim-olmayanlar iinde zaman ve yer' i ele alalm. Stoaclar za


man, ilerde greceimiz gibi Aristoteles gibi 'hareketin says' olarak
tanmlamakta, bu hareketi de evrenin veya en d krenin hareketi ola
rak dnmektedirler. Ayn ekilde yer'i veya uzay da yine Aristoteles
gibi bir cisim deil de 'bir cisim tarafndan fiilen igal edilmesi mm
kn olan boluk' olarak tanmlamaktadrlar. imdi ne cisimler hakkn
da bir ey syleyen ifade ve aklamalarn, ne yer'in veya zamann ci
sim olmadklar aktr. Ancak Stoaclar bundan dolay onlarn var ol
madklarn sylemenin de doru olmadn dnmekte, bunun so
nucu olarak bir yandan onlar gerek anlamda var olan biricik eyler
olarak kabul ettikleri cisimlerden ayrarak, cisim-olmayanlar diye ad-
268 ikinci ksm: stoaclar

landrrken br yandan cisimlerle cisim-olmayanlar daha genel olan


'bir ey' kavram veya varlk (Being) cinsi altnda birletirmek ihtiyac
n duymaktadrlar.
Daha da ak ifade etmek gerekirse, Stoaclar iin asl, gerek
ten var olan ey ancak maddi-cisimsel alandr. Bu nedenle onlar daha
nce Sokrates'in ruhta var olduunu ileri srd erdemlerin, Pla
ton'un ve Aristoteles'in gayr-maddi olduklarn ifade ettikleri insan
ruhlarnn, hatta Tanr'nn da maddi-cisimsel varlklar olduklar gr
ndedirler. Bununla da kalmayan Stoaclar, duygular, heyecanlar,
kavramlar gibi yine ruhta yer alan veya ruhtan kaynaklanan eylerin,
fiilierin de maddi varlklar olduklarn savunmaktadrlar. Onlara gre
erdemler de maddi olup, her erdem, ruhu meydana getiren maddenin
belli bir durumunun ifa desidir. Tanr veya tanrlar maddi varlklardr,
nk onlar evrenin tz olan Ate'in ve ya evrensel akln ta kendisi
dirler. nsan ruhlar maddidir, nk onlar sz konusu Ate'in, Akl'n
veya Tanr'nn paralardr.
Hatta baz Stoaclarn gndz ve gecenin, aylar, mevsimler ve
yllarn da birer cisim olduunu ileri srdkleri grlmektedir. te
yandan bu gr ileri srenlerden biri olan Krizippos'un bununla bu
adiara karlk olan gereklikterin maddi koullarna iaret etmek iste
diini grmekteyiz. Krizippos, Zeller'in hakl olarak iaret etmi oldu
u gibi, rnein yaz mevsiminin bir cisim olduunu savunurken, yaz
la Gne tarafndan stlm olan havann belli bir durumunu kastet
mektedir (Zeller, 1 3 1 ) .
Sonu olarak Stoaclar var olan her eyi, Platon'un tersine, mad
deye, cisme veya onun durumlarna indirgemek istemekte, dier yan
dan bu anlamda maddi veya cisimsel olarak adlandrlmalar mmkn
olmayan baz eylerin de var olduunu farketmekte veya kabul etmek
tedirler. rnein zaman, yer, boluk veya szlerin anlamlaryla birlikte
genel kavramlar bu tr eylerdendir. Bunlarn ne cisim, ne cisimlerin ni
telikleri, durumlar olmadklar aktr. O zaman ya bu tr eylerin var
ln tmyle inkar etmek ya da onlara cisimsel olmayan (incorporeal)
bir varlk tanmak gerekmektedir. Bu nedenlerden dolay Stoaclarn
9. stoaclarn varlk felsefesi veya metafiziRi 269

var olan (existent) kavram zerine ondan daha genel olan bir ey (so
mething) kavramn yerletirmek ihtiyacn duymu olduklar anlal
maktadr. Bu da Stoaclarn gerek varoluun (existence) ancak maddi
cisimsel olana ait olduunu kabul etmelerine karlk, cisimsel-olmaya
na da bir tr varlk ( being) tandklar anlamna gelmektedir.
Stoaclarn bu grnn Platon'un ve Aristoteles'in idealist
varlk anlaylarnn tam tersi olduu aktr. Daha nce grdmz
gibi Platon ancak dealarn yani maddi-cisimsel olmayan eylerin ger
ek anlamda var olduklarn, duyular tarafndan alglanan eylerin ya
ni maddi-fiziksel eylerin ise aka var olmadklar veya ancak gl
gemsi, szde bir varla sahip olduklarn ileri srmt. Aristoteles'in
kendisi ise varlk kuramnda veya metafiziinde Platon'un bu mutlak
idealizmine katimamakla birlikte yine de Forniara yani tmyle gay
r-maddi, tinsel nitelikte olan nesnelere stnlk tanm ve maddeyi,
Form'a kyasla greli bir varlk olarak tanmlamt. Stoaclar ise an
tolojilerinde bunun tam tersini yapmakta, gerekten var olann mad
di-fiziksel varlk olduunu savunmaktadrlar. Bir yandan, Platon'un
dealarnn veya Aristoteles'in Formlarnn ancak maddi-cisimsel ola
nn bir zellii veya durumu olduunu ileri srerken dier yandan da
maddi olmayan eyler olduklar ok ak olan zaman, yer, boluk, kav
ram ve anlamlar gibi eylerin ancak ikincil veya mecazi bir anlamda
var olduklarn sylemektedirler.

KATEGORLER KURAMI
Stoaclarn kategoriler kuram, esas olarak Aristoteles'in kategoriler
kuramndan hareket etmekle birlikte, belli lde bir zgnle de sa
hiptir. Aristoteles'in varln en genel biimleri veya kendini ortaya ko
yu tarzlar, en genel cinsler olarak on veya sekiz kategorinin varln
kabul ettiini biliyoruz. Buna karlk Stoaclarn yalnzca drt katego
rinin varln benimsediklerini grmekteyiz. te yandan Aristoteles'in
Formlar gibi kategorileri arasnda da herhangi bir geii, ilikiyi (com
munication) kabul etmemesine, yle ki bir kategori iinde (rnein za
man kategorisi iinde) yer alan bir nesnenin ayn bakmdan bir baka
270 ikinci ksm: stoaclar

kategori iinde (rnein uzay kategorisi iinde) yer almasnn mmkn


olmadn dnmesine karlk; Stoaclarn bu kategorileri birbirleri
nin altna yerletirdiklerini ve her bir nceki kategorinin kendisini ta
kip eden kategori tarafndan daha tam ve ak bir ekilde belidendii
grnde olduklarn grmekteyiz.
Stoaclar en yksek ve geri kalan kategorinin zerinde yer
alan kategori olarak Tz ' veya Dayanak' (to hypokeimenon) kabul
etmektedirler. Bu, herhangi bir nitelik ve zellikten bamsz olarak
var olan her eyin gerisinde bulunan, belirleme alm btn varlklarn
altnda yatan, onlarn taycs veya dayana olan, ksaca asl anla
mnda var olan eye iaret eden kategoridir. Aristotelesi terminolojiy
le bu kategori herhangi bir belirleme almam ama her trl belirleme
yi kabul eden, deimenin znesi olan eydir ve bu anlamda bu kate
gori, Aristoteles'in maddesine tekabl eder.
kinci kategori zellik veya Form kategorisidir. Bu, kendisi sa
yesinde belli bir zelliin z itibariyle belirsiz olan maddeye yklen
dii, bylece onu belirli bir nesne haline getirdii btn zsel nitelik
leri iine alan eydir. Bu zellii bakmndan da o Aristoteles'in
Form'una tekabl eder. Dolaysyla yine Aristoteles'te olduu gibi bir
eyin canl ve etkin ksmn ifade eder.
Ancak bu kategorinin Aristoteles'in Form'undan temel bir far
k vardr: Aristoteles'in Form'unun tmyle gayr maddi, tinsel bir
ey olmasna karlk, Stoaclar maddi olmayan bir eyin varln
kabul etmedikleri iin bunu da maddi-cisimsel bir varlk olarak ka
bul ederler. Bunun sonucu olarak, Aristoteles'te bireysel bir nesne
nin, maddi olan bir eyle maddi olmayan, tmyle tinsel olan bir
eyden meydana gelmesine karlk, Stoaclarda bireysel-fiziksel bir
nesne her ikisi de maddi-cisimsel olan, ama ayn lde veya ayn an
lamda yle olmayan iki varlktan meydana gelir. Daha somut veya
basit bir ifadeyle Stoaclar iin suya hatrlan bir bez parasnn her
tarafna bu suyun nufuz etmesi, onunla birlemesi gibi, evrende yer
alan btn varlklar, ikisi de maddi-cisimsel olmakla birlikte biri di
erinden daha ince, daha akc olan iki eyin yani etkin, dinamik
9. s!oaclann varlk felsefesi veya me!afizii 271

olan bir eyle edilgin, statik olan bir eyin birbirine karmas, birle
mesinden ortaya kar.
Geri kalan iki kategori, zsel olmadklar veya ilineksel olduk
lar iin herhangi bir eyin kavramnda gz nne alnmas zorunlu ol
mayan her eyi iine alr. Tek ve kendi balarna ele alnan nesnelere
ait olmalar bakmndan ele alndklarnda bu eyler eitlilik (variety)
kategorisi altnda yer alr veya bu kategoriyi olutururlar. Bir baka
eyle ilikilerinden tr bir nesneye ait olduklarnda ise onlar Ban
tnn eitlilii kategorisine girerler.
Bir baka ifadeyle eitlilik kategorisi 'herhangi bir nesneye bir
baka nesneyle ilikisinden bamsz olarak ait olan her trl ilineksel
nitelii' iine alr. Bylece Aristoteles'in Zaman, Uzay, Etkinlik, Edil
ginlik, Sahip Olma kategorileri altnda ifade ettii her ey, ksaca Aris
tatdes'in tz kategorisi dnda btn kategorileri, baka nesnelerle
ilikisinden bamsz olarak bir zneye uygulandklarnda, bu katego
ri iinde yer alr. Buna karlk 'Sa, Sol, Babalk, Evlatlk gibi tmy
le veya zleri itibariyle greli olan btn ilineksel zellikler ve durum
lar', sonuncu yani Bantnn eitlilii kategorisi iinde sralanrlar.
Bundan nce akladmz gibi bu drt kategorinin kendi ara
larnda veya yukardan aaya doru hiyarilerinde her bir nceki ka
tegori, bir sonraki kategori tarafndan ierilir ve bir sonraki kategori
sayesinde daha byk bir "belirlilik" kazanr. te yandan varlk bak
mndan her bir sonraki kategorinin var olmas iin bir nceki katego
rinin varlna ihtiya vardr. Bylece yine Aristoteles'in daha nce sa
vunduu ve dile getirdii gibi herhangi bir Form almam maddenin
tek bana var olmas mmkn olmad gibi herhangi bir Form'un ve
ya ana zelliin kendisini tayacak bir madde yani dayanak veya ta
yc olmakszn var olmas mmkn deildir. Bu ayn durumun bir
sonucu olarak eitliliin var olmak iin belli bir dayana veya ta
ycy gerektirmesi gibi Bantnn eitlilii de eitlilik kategorisinin
kendisinin varln art koar (Zeller, 99 vd.) .
10
Stoac1lann Doa Felsefesi

"STOACI LAR TAN R I ' N l N A K l L L I , EVR E N i P LA N L I O LARAK M EYDANA


G ET i R E N BiR ATE O L D U G U N U , H E R EYiN KAD E R E UYGU N O LARAK
K E N D i LE R i N D EN TR M EYDANA G E L D iG i BTN TOHUMSU N E
D E N L E R i ii N E A LD I G I N I , T M D NYAYA N FUZ E D E N VE MAD D E
N i N i i N D E N G ETiG i D E G i M E L E R E G R E FARK L I A D LA R ALAN B i R
N E FE S O L D U G U N U SYLE R L E R . "
A etius, 1.733
Stoa Okulu'nun bir lzlml.
DoGA NCELEMESNN AMACI VE DEGERi
toaclar iin doa felsefesi, felsefenin ana aratrma alanndan
S biri olup, asl arnac doann bilgisidir. Burada doal olarak Stoac
larn doa incelemeleriyle ilgili iki soruyu cevaplamak gerekir. Doa
nedir ve doa incelernesinin deeri, anlam nedir?
Birinci soruyla ilgili olarak Diogenes Laertius unlar sylemek-
tedir:

"Stoaclar doadan bazen dnyay birarada tutan eyi, bazen yer


yzndeki eyleri varla getiren eyi kastederler: Buna gre doa,
kendiliinden hareketli, varla getirdii eyleri, belli dnemlerde,
tohumsu (seminal) ilkelere uygun olarak gerekletiren ve ayakta
tutan, onlarn kendilerinden ktklar eylemleri gerekletiren g
tr" (OL, VII, 148).

Diogenes bir baka yerde doay meydana getiren eylerin neler


olduu hakknda daha ayrntl bilgi vermektedir. Buna gre Stoaclar
doa incelernesini u blmlere ayrrnaktadrlar: ) Cisirnler; ) ilkeler;
) Unsurlar; v) Tanrlar; v) Yzeyler, dolu veya bo uzay. Diogenes bu
276 ikinci ksm, stoaclar

snflamann hemen ardndan bunun doa incelemesinin ele ald ko


nularn trlerine gre yaplan bir blme olduunu, onun cinse daya
nan bir blmesinin ise eyi, evren, unsurlar ve nedenlere ilikin so
ruturmay iine aldn sylemektedir (DL, VII, 1 32).
Doa incelemesinin amac v e deerine gelince; Stoaclarn bu
konuda Epikurosularla hemen hemen ayn grte olduklarn syle
yebiliriz: Epikuros iin doann bilgisinin amac, evrenin ne olduu
nun aratrlmas ve bilinmesi deil de ahlak felsefesine hizmet etmesi
dir. Ayn ekilde Stoaclar iin de doann bilgisi kendisinden baka ve
daha nemli olan bu amac yerine getirme bakmndan bir anlam ve
deer tamaktadr. Epikurosular gibi Stoaclara gre de insan haya
tnn temel amac mutlulua erimektir. Mutluluk ise 'doaya uygun
yaamak'tan ibarettir. Dnyann veya doann bir btn olarak bilgi
si veya sistemli kavran, bu ama bakmndan nemli ve vazgeilmez
dir. Daha somut olarak doa felsefesi bize kim olduumuzu, dnya
iindeki yerimizi, dnyann genel ileyii iinde nasl rol alabileceimi
zi veya ona nasl uyabileceimizi, bylece nasl mutlu bir hayat yaa
yabileceimizi gstermesi bakmndan deerli ve zorunludur.
Epikurosular, mutlu olmamz iin bo inanlarmzdan kurtul
mamz, hayatmz zehir eden temelsiz korkularmz bir yana brak
mamz gerektii dncesindeydi. Onlara gre bu bo inan veya te
melsiz korkularn banda ise iki ey gelmektedir: lmden sonra ya
ayacamz ve tanrlarn dnyayla, bu arada zel olarak bizimle ya
kndan ama esas olarak olumsuz bir ynde ilgilendikleri dnceleri.
Stoaclar ise bunun tam tersi bir anlaya sahiptir: Onlar mutluluu
muz iin bu dnyann her eyi bilen, her eyi planlayan bilge ve akll
bir varln elinden kt, gerek btnnde gerekse paralarnda
uyumlu ve mkemmel olduu, hatta mmkn olan en mkemmel bir
dnya olduu grne sahip olmamz gerektiini dnmektedirler.
O halde Stoaclarn bu konuda Platon ve Aristoteles'in genel
dnya grn izlediklerini sylememiz mmkndr. Daha nce gr
dmz gibi Platon, Sofistlerin 'insann her eyin ls olduu' te
zine insann deil, 'Tanr'nn her eyin ls olduu' gryle kar
o. stoaclarn doRa felsefesi 277

kmt. Platon zellikle Timaios'ta dnyann iyi, hayrsever bir Tan


r'nn, Demiorgos'un elinden kt ve onun tarafndan mmkn olan
en mkemmel bir tarzda meydana getirildiini savunrnutu. Aristote
les de belli lde bu dnce izgisini devarn ettirmi ve Tanr'y ev
renin ereksel nedeni klmt. 'Belli lde' diyoruz, nk Aristote
les'in Tanr's, bildiimiz gibi, Platon'un Demiorgos'u gibi dnyay
aklsal ilkelere gre yaratan veya ekillendiren bir varlk deildi. On
da evrenin doa olarak kendine mahsus ve kendi gcyle ayakta du
ran, bamsz bir varl ve dzeni, ileyii vard. te yandan Aristote
les iin Tanr, evrendeki varlklarn kendi hayatn, etkinliini ve mut
luluunu taklit etmeleri, kendi payiarna gerekletirmeleri mmkn
olan bir ahlaki mutluluk ve mkemmellik idealiydi ve O'nun z Pla
ton'un da savunmu olduu gibi akldan, aklsallktan ibaretti.
Sokrates ncesi dnerne ait filozoflardan bazlarnn evrenin ya
ratc veya oluturucu ilkesinin aklsal bir varlk olduu ynnde ben
zeri bir dneeye sahip olduklarn biliyoruz. Anaksagoras balang
taki karma ilk hareketi veren, eylerin belirli varlklar olarak ortaya
kmasn salayan eyin Akl (Nous) olduunu sylyordu. Sokrates
ncesi filozoflar arasnda zellikle Herakleitos bundan daha da ileri
giderek, her eyin kendisinden meydana geldii canl, kendinden hare
ketli Ate'in ayn zamanda akll, bilge, tanrsal bir ey olduunu ne
sryordu. Ate'te doann btn ileyiini idare eden ey, onun dn
da bir ey deil, onun bizzat tzn tekil eden Akl'd (Logos) ve bu
grnn sonucu olarak da Herakleitos, Tanr'y Doa'nn kendisi
ne, daha dorusu onun ilkesi olan Ate'e zde klmt.

DOGA-TANRI ZDELG
Stoaclar da ayn grleri dile getirmekte, ancak onlar bu ynde ge
rek Platon ve Aristoteles'ten gerekse Anaksagoras ve Herakleitos'dan
daha ileri gitmekte ve Aristoteles'ten farkl olarak Doa ile Tanr ara
snda bir ayrm yaprnarnaktadrlar. Aristoteles'in bir dnce ve akl
olan Tanr'sn kabul etmekle birlikte bu Tanr'y Doa'nn iine sok
rnakta, ona zde klrnaktadrlar. Bylece Aristoteles'in terimleriyle
278 ikinci ksm: stoaclar

ifade edersek Stoaclarda Tanr, evrenin sadece 'ereksel neden'i deil


dir, ayn zamanda 'maddi, formel ve fail nedeni'dir. te yandan Sto
aclar doa anlaylar bakmndan Aristotelesi olmamakla birlikte
nk Aristoteles'te Doa, ama gden bir etkinliin ilkesi veya kay
na olmakla birlikte, Stoaclarn doasndan farkl olarak aklsal bir
fail deil, her bireysel varlk iinde onun kendini mkemmelletirmek,
Formuna erimek iin gsterdii bilin-d abann ilkesidir -doa fel
sefelerinde Aristoteles'in madde-Form ayrmndan ve daha zel olarak
drt unsur kuramndan ok sayda ey almlardr.
Ayn ekilde Stoaclar, Platon'la birlikte bu dnyann mmkn
olan en mkemmel bir dnya olduunu, nk Tanr'nn eseri olduu
nu, akll ve ereksel bir yapya sahip olduunu kabul etmekle birlikte,
Platon'dan farkl olarak onun iindeki her eyle birlikte Tanr'nn ta
kendisi olduunu sylemektedirler. Bu balamda olmak zere Pla
ton'un madde-d gerekliklerden meydana gelen idealar dnyasn
reddettikleri gibi onun ruh ile beden arasnda yapt ayrma kar
karak, Tanr veya Akl da iinde olmak zere her eyi maddi olana in
dirgemekte veya maddeyi tanrlatrmaktadrlar.
Bununla birlikte Stoaclarn evren tasarm konusunda en fazla
kendisine yaklat veya esinlendii kii, Herakleitos'tur. Zaten bunu
da ak olarak belirtmektedirler. Stoaclar hem evrenin tzn olutu
ran eyi Ate olarak almak, hem de bu Ate'i kendiliinden canl, ha
reketli, akll bir varlk olarak grmek ve bylelikle onu tanrlatrmak
konusunda Herakleitos'u takip etmektedirler.
Stoaclar doa sistemlerinin ayrntlarnda Herakleitos'tan son
ra Yunan felsefesinde ortaya kan baz gelimeleri de dikkate almlar,
rnein Herakleitos'un Logos veya Tanr'snn erek gtmeyen etkinli
ini redderek Doa'y Platon gibi tmyle ereksel bir etkinliin alan
olarak kabul etmilerdir. Bu anlaylarnn bir sonucu olarak gelitir
dikleri tanrsal inayet grleri de Herakleitosu olmayan, Platoncu
lukla birletirilmesi ve deerlendirilmesi gereken bir gr olarak orta
ya kmaktadr.
Stoaclarn Doa'yla Tanr arasnda bir ayrm yapmamalarn-
o. stoaclarn doRa felsefesi 279

dan, evreni veya doay Tanr'ya zde klmalarndan ortaya kan


nemli bir sonu da, onlarda doa incelemesiyle Tanr incelemesinin
bir ve ayn ey olmas gerektiidir. Aristoteles'in varln bilimi olan
metafizii bir anlamda teolojiye indirgernesi gibi Stoaclar da doa bi
limini son tahlilde teolojiye indirgemek durumunda kalmaktadrlar.
Bu olgu ise doa incelemesini Stoaclar iin salt bilimsel-teknik bir in
celeme olmaktan karmakta, bu incelemeye ayn zamanda metafizik
ve ahlaki bir derinlik kazandrmaktadr. Bylece Epikurosularn her
hangi bir dinsel ilgi ve kaygdan kurtararak deyim yerindeyse 'laikle
tirmek' istedikleri doa bilimi, Stoaclarda Aristoteles'in ona verdir
rnek istedii bamsz bir aratrma alan olma niteliinden uzaklaa
rak, hatta Platon'da olduundan daha byk lde dinsel bir anlam
ve havaya brnmektedir.
Artk Stoaclarn doa felsefelerini ayrntlarnda ele almaya gi
riebiliriz. nce Diogenes'in Stoaclarn doa incelemesinin ilk bl
m olarak zikrettii cisim retilerinden balayalm.

CSMLER
Platon'un Sofist diyalogunda varlk zerine ilgin bir tartmadan sz
etmitik. Bu, varln ne olduu konusunda yaplan bir tartmayd.
Platon burada 'varlk'la ilgili olarak birbirine zt grleri savunan iki
grup olduunu belirtmiti: Varln 'maddi' olduunu ileri srenler ve
onun maddi olmadn savunanlar. Birinciler yalnz "grdkleri ve
dokunduklar eylerin var olduu"nu syleyenler veya varl madde
ye veya cisme indirgeyenlerdi. Platon nce "Topran Oullar" diye
adlandrd bu maddecileri incelemekte ve onlara 'ruh' gibi bir eyin
var olup olmadn sormaktayd. Acaba bu insanlar baz ruhlarn iyi,
adil, bilge, bazlarnn kt, cahil olduunu red mi edeceklerdi? Eer
bu tr eylerin var olduunu kabul ederlerse, onlar iyilik, adalet, bil
gelik gibi eylerin var olan, ancak gzle grlmeyen, elle dakunulama
yan eyler olduunu kabul etmi olmayacaklar myd? Ruhun bir cisim
olduunu iddia edenler bile herhalde bilgeliin bir cisim olduunu sy
leyemezlerdi. Bylece bir cisim olmayan, ancak var olan herhangi bir
280 ikinci ksm: stoaclar

eyi kabul ettiklerinde, maddeciler, grlerinin yanl olduunu kabul


etmek zorunda kalacaklard (246 a-247 d ).
Bilindii gibi bu tartmann sonucunda Sofist diyalogunun ba
kahraman olan Eleal Yabana varlk hakknda yeni bir lt getir
mekteydi. Buna gre "gerekten var olan bir ey, ne kadar kk olur
sa olsun, doas gerei, baka bir ey zerine etkide bulunmak veya
baka bir eyin etkisine uramak gcnde olan bir ey" olmalyd ve
bu lt kullanld takdirde materyalist, materyalizminden vazge
mek zorunda kalacakt (247 e).
Platon'un varln lt ile ilgili olarak Eleal Yabanc'nn orta
ya koyduu bu akl yrtmeden Stoaclarn hi etkilenmediklerini, da
ha dorusu sz konusu lt btnyle kabul etmekle birlikte bunu
materyalizmden vazgemek iin ciddi bir gereke olarak grmedikleri
ni, tersine ayn lte dayanarak varln veya var olan her eyin mad
di-cisimsel olduunu, maddi-cisimsel olmayan herhangi bir eyin ise
var olmadn ileri srdklerini gzlemekteyiz. Cicero, Zenon'un 'an
cak bir cismin' bu lt yerine getirdiini, nk ancak bir cismin "bir
ey zerine etkide bulunmak veya bir baka eyin etkisine uramak g
cne sahip olduu"nu ileri srdn sylemektedir (Acad, 1 , 39).
Sextus Empiricus da ayn eyi sylemekte v e Stoaclarn "cisim
sel olmayan bir eyin ne bir ey zerine etkide bulunmak ne de baka
bir eyin etkisine urama zelliine sahip olmad"n sylediklerini
belirtmektedir (MK, 2, 263 ) .
Acaba Stoaclar bu gre iten ey nedir? Kaynaklar bu konu
da bize baz bilgiler vermektedir. Bu bilgilere gre Stoaclar etkide bu
lunma veya etkilenme kavram konusunda tamamen maddi-fiziksel bir
anlaya sahiptirler. nk onlar, fiziinde ayn gr savunan Aris
toteles'i izleyerek, 'uzaktan etki'yi kabul etmemekte ve bir eyin baka
bir ey zerinde etkide bulunmasn ancak o iki ey arasnda dorudan
bir 'temas'a balamaktadr. Dier yandan onlar cisimsel olmayan ey
ler arasnda byle bir 'temas' kavramnn anlamsz olduunu dn
dkleri gibi, cisimsel olan bir eyle cisimsel olmayan bir ey arasnda
herhangi bir temasn mmkn olmadn da dnmektedirler. Bu g-
o. stoaclarn dota felsefesi 281

rn zel bir sonucu, maddi olmayan bir varlk olarak tasarlanan


ruhla beden arasnda herhangi bir etkilemeyi mmkn grmemeleri,
tersine byle bir etkilemenin olmas iin ruhun kendisini de bir cisim
olarak kabul etmeyi zorunlu bir olgu grmeleri biiminde karmza
kmaktadr.
Gerekten de Nemesius'e gre Kleanthes hibir gayr-maddi
varln bir cisimle, hibir cismin de gayr-maddi bir varlkla etkileme
iinde olmadn, tersine bir cismin ancak yine bir cisimle etkileme
iinde olmasnn mmkn olduunu ileri srmtr. Ona gre beden
hasta olduunda veya bir fiziksel bir darbeye maruz kaldnda ruhun
bundan etkilendiini, buna karlk ruh bir utan veya korku duydu
unda bedenin de bundan etkilendiini ve yzn kzard veya sarar
dn grdmze gre bundan ruhun bir cisim olduu sonucuna
ulamamz zorunludur. Ayn ynde akl yrten Krizippos'un da l
m ruhun bedenden ayrlmas olarak aklad, te yandan gayr
maddi olan bir eyin bedenden ayrlmasnn sz konusu olamayaca,
nk byle bir eyin bedenle bir temas iinde olmasnn mmkn ol
mad, ancak ruhun hem bedenle temas halinde olduu hem de on
dan ayrld grldne gre bundan ruhun da bir cisim olmas ge
rektii sonucuna vardn grmekteyiz (LS, 45 C, D).
Bylece Stoaclarn sadece ruhun bir cisim olduunu tasdik et
mekle kalmadklar, Platon'un yukarda szn ettiimiz pasajda onun
maddi-olmayan bir varlk olduu grn temellendirmek iin kul
land erdemierin gayr-maddi eyler olduklar grnn kendisine
de kar karak, onlarn kendilerini de maddi cisimler olarak akla
maktan ekinmedikleri anlalmaktadr. Bir Platoncu olarak Stoaclar
dan hi holanmayan Plutarkhos'un konuyla ilgili verdii bilgiye gre
Krizippos, erdemierin alglanabilirlii konusunda u kant ileri sr
mtr: Erdem ve erdemsizlik (vice) duyu algsnn nesneleridir. Biz
hrszlk, zina, korkaklk, nezaket gibi eylerin fiillerini grme gcne
sahibiz. O halde erdem ve erdemsizliin duyu alglarmz zerinde et
kide bulunma gc vardr ve duyum, alglayan zneyle alglanan nes
ne arasnda fiziksel bir temas gerektirir.
282 ikinci ksm: stoaclar

Stoaclarn ruh hakknda sahip olduklar bu maddeci-cisirnci


anlaylarnn mantksal sonucu olarak, ruhun lmszln reddet
tiklerini dnebiliriz. Ancak durumun tam olarak byle olmad da
grlmektedir. Ruh hakknda yine maddeci bir gre sahip olan ve
zellikle lm olaynda kendisini meydana getiren atomlarn zlme
sinden tr insan ruhunun da ortadan kalkacan ileri sren Epiku
ros'tan farkl olarak, Kleanthes'in btn ruhlarn, Krizippos'un ise sa
dece bilge insanlarn ruhlarnn bir ekilde lmsz olduklar gr
n savunduklar anlalmaktadr. Fakat bu, mutlak anlamda bir lm
szlk de deildir, iinde yaadmz evrenin sonunu belirleyecek ev
rensel yangn olayna kadar onlarn varlklarn bir ekilde devam et
tirdikleri anlamna gelmektedir.
Acaba var olan eyleri sadece maddi-fiziksel varlklar yani cisim
ler olarak gren ve bu grleriyle tutarl olarak da ruhu, hatta erdem
leri bile bir tr cisim olarak kabul eden Stoaclar, cismin kendisini nasl
tanmlamaktadr? Bu konuda onlarn modern an bir baka nl ve
tutarl materyalisri olan Hobbes'un Leviathan'da cisim hakknda getir
mi olduu tanmn hemen hemen aynn verdiklerini grmekteyiz.
Bilindii gibi Hobbes bu eserde, evrenin bir cisim olduu ve ci
simlerden meydana geldii, onda cisimlerden baka herhangi bir var
ln olmad veya cisim olmayan eyin evrenin bir paras olmad
genel tezini ileri srerken cismin kendisini "en, boy ve derinlie sahip"
bir ey olarak tanmlamaktadr. te Stoaclar da cisimle ilgili olarak bu
ayn zellikleri belirtmekte, ancak buna ayn zamanda cismin d bas
kya "direnme" ( resistance) gcne sahip olduunu eklemektedirler.
te bu son zellik, ilerde greceimiz gibi Stoaclarn cismi, onunla
karmas mmkn olan yer'den (place) ayrmalarn salama grevini
yerine getirmektedir; nk yer de cisimle ayn zellikleri yani bo
yutta uzanma zelliini tamaktadr ama onun byle bir direnme g
c yoktur.
te yandan Hobbes, cisim hakknda verdii bu tanmdan Tan
r'nn var olmad sonucuna geer. nk eer var olan eyler ancak
eni, boyu, derinlii olan cisimlerse ve eer evrende cisim olmayan bir
o. stoaclarn dota felsefesi 283

ey yoksa bundan ya Tanr'nn da bir cisim olduu veya Tanr'nn var


olmad sonucu kar. Hobbes'un bu tanmdan hareketle geleneksel
Hristiyanlk tarafndan cisim olarak tanmlanmayan bir varlk olarak
Tanr'nn mevcut olmad sonucuna gemesine karlk; Stoaclarn
ruh konusunda dndklerine uygun bir biimde Tanr'nn (veya
Tanrlarn) kendisini de bir cisim olarak almakta hibir mahzur gr
medikleri anlalmaktadr. Onlara gre ruh ve ruhtaki erdemler gibi
Tanr da bir cisimdir. Ancak o nasl bir cisimdir veya cisimler arasn
da, zleri itibariyle cisim olarak kalnakla birlikte, bir ayrm yapmak
mmkn mdr? te bu sorunun cevabn vermek iin Stoac doa
felsefesinin ikinci nemli sorununa, cisimlerin veya daha genel olarak
doann ilkelerinin neler olduu konusuna gememiz gerekmektedir.

LKELER
Stoaclar doann ilkeleri (arkhai) derken bir btn olarak evrenin, da
ha zel olarak evreni meydana getiren varlklarn yani cisimlerin en ge
nel anlamda kurucu unsurlarn, bileenlerini kastetmektedirler. ilke
ler, Stoaclarda, Aristoteles'in madde ve Formu gibi var olan her eyin
son tahtilde kendilerine indirgenebilecei en genel varlk eitleridirler.
te yandan onlarn doal veya doa bilimsel cephelerini, boyutlarn
aan metafizik ve ethik bir boyutlar da vardr.
ilkelerin neler olduklarn ve onlarn doalarn tekil eden z
niteliklerini kavramak iin yine Diogenes Laertius'un verdii bilgiler
den balayalm:

" Stoaclar biri etkin, dieri edilgin olmak zere evrenin iki ilkesi ol
duunu ileri srerler. Edilgin olan, hibir nitelii olmayan [hibir
belirleme almam olan] bir tz yani maddedir; etkin olan ise bu
tzde ikin olan akl ( logos) yani Tanr'dr; nk Tanr ezeli-ebe
didir ve tm maddeyi kendi balarna bireysel varlklar olarak mey
dana getiren dir" (DL, VII, 134 ).

Bu pasajdan ak olarak ortaya kt gibi Stoaclar var olan her


eyin lt olarak tanmladklar 'bir baka ey zerine etkide bulun-
284 ikinci ksm: stoaclar

ma zellii'ni etkin bir ilkeye, 'bir baka eyin etkisine urama zelli
i'ni ise edilgin bir ilkeye mal etmekte, evrenin sadece bu iki ilkeden
meydana geldiini kabul etmekte ve sz konusu etkin ilkeyi 'Tanr',
edilgin ilkeyi de bir nceki blmde deindiimiz gibi, dar anlamda
'madde' olarak tanmlamaktadrlar. te yandan bu tez, Stoaclada ilgi
li olarak, gerek evrenin btn -evrenin bir btn olarak edilgin bir
maddesi ve bu madde zerine etkide bulunan bir baka eyi, Platon'un
varln kabul ettii bir 'alem ruhu' vardr- gerekse onu meydana geti
ren bireysel varlklar veya cisimler iin geerlidir. Bireysel varlklarda
her trl belirlemeyi, bir varl dier bir varlktan ayran her trl zel
likleri veya nitelikleri kabul eden bir ey, Aristotelesi anlamda bir
'madde' ile bu belirlemeyi meydana getiren, ona bu zellik veya nitelik
leri kazandran bir ey, yine Aristotelesi anlamda bir 'Form' vardr.
Stoaclar bu iki ilkenin varlna gtren nedeni ise Sexrus Em
piricus yle aklamaktadr:

Stoaclar var olan her eyin tz olan eyin kendisi bakmndan ha


reketsiz ve herhangi bir belirleme almam bir ey olduunu dn
dkleri iin onun bir nedenin etkisi altnda harekete geirilmesi ve
belirleme kazanmas gerektiini ileri srmektedirler. Onlar nasl
tuntan yaplm gzel bir esere baktmzda, onun maddesinin
kendisi hareketsiz olduundan bu eserin yapcsn bilmek istersek,
hareket iinde olan ve belli bir biim ve dzene sahip olan evrenin
maddesini grdmzde de onu harekete geiren ve eitli biim
ler kazandran eyin ne olduunu aratrma ihtiyacmzn doal ol
duunu sylemektedirler. te yandan bu dier eyin, ruhumuzun
bizim bedenimizde bulunmas, onun her tarafna yaylm olmas
gibi bu maddenin her tarafna yaylan bir g olmasnn muhtemel
olduunu savunmaktadrlar (DBK, 1, 75-76).

Zenon ise maddenin temel zelliklerini yle sralamaktadr:

Bu tzn kendisi [madde], saniudur ve o, var olan her eyin ortak


taycsdr (substantia); o, ayrca [sonsuza kadar] blnebilir ve
aralksz olarak deimeye tabidir; onun paralar deiir, ama bu
o. stoaclarn dota felsefesi 285

paralar varlktan yoklua gidecek bir ekilde ortadan kalkmaz


lar" (LS, ??).

Zenon saysz farkl biimlere brnen balrnurnunda olduu gi


bi her eyin temeli olan maddenin kendine ait ikin hibir formu, ek
li veya nitelii olmadn, ancak te yandan onun her zaman u veya
bu nitelikle birlemi ve ondan ayrlamaz bir dururnda olduunu d
nrnektedir.

"Ayrca var olmayan bir eyden meydana gelmemesinden ve yok


lua gitmemesinden tr bir balangc veya sonu olmadndan o
[madde] ezelden bu yana soluk ve hayata sahiptir ve bazen btn,
bazan paralar bakmndan akla uygun bir hareket iinde bulu
nur" (LS, 44 D).

Stoaclarn savunduklar bu ilkeler kurarnnn byk lde


Aristoteles'in etkisi altnda bulunduuna phe yoktur. Onlarn zel
likle madde hakknda getirdikleri bu aklamann, hemen hemen t
myle Aristoteles'in damgasn tamakta olduunu grmekteyiz.
nk Stoaclar, daha nce de iaret etmi olduumuz gibi, birinci ola
rak, Aristoteles gibi varln biri tamamen belirsiz ve hareketsiz, die
ri tamamen belirli ve fiil halinde bulunan iki ilkeden meydana geldii
grndedirler. kinci olarak onlar maddeyi, yine Aristoteles gibi,
kendisi bakrnndan tamamen belirsiz, tamamen hareketsiz, sonlu, her
trl deimenin znesi veya taycs olan ey olarak tanrnlarnakta
drlar. Nihayet Aristoteles gibi Stoaclar da evrende somut veya bam
sz olarak herhangi bir 'ilk madde'nin varlna inanrnarnaktadrlar;
nk Aristoteles gibi Stoaclar iin de bamsz, herhangi bir form al
mam madde, ancak bir fiksiyon olup, yalnzca zihinsel analiz sonu
cunda kendisine eritiimiz bir kavramdr.
Bununla birlikte benzerlik burada bitrnekte olup, Aristoteles'le
Stoaclar arasnda gerek varlk felsefeleri, gerekse daha zel olarak fi
zikleri bakrnndan bu benzerlii byk lde nemsiz klan baz te
mel farkllklar da vardr. ilkin Stoaclar Aristoteles'ten farkl olarak
286 ikinci ksm: stoaclar

madde gibi etkin ilkeyi yani Aristotelesi terrninolojiyle 'Forrn'u, ken


di terrninolojilerine gre akl veya Tanr'y, srekli olarak hatriatt
mz gibi, tamamen maddi yapda bir varlk olarak grmektedirler. O,
baz bakrnlardan maddeden farkl olmakla birlikte son zmde yine
de maddi-fiziksel bir eydir.
kinci ve daha nemli olarak Stoaclar madde ile etkin ilke ara
sndaki ilikiyi Aristoteles gibi bir kuvve-fiil ilikisi olarak grrnernek
tedirler. Daha ak bir ifadeyle onlar maddede, Aristoteles'ten tmy
le farkl olarak hibir kuvvenin varln kabul etmemektedirler, n
k onlarda kuvvete veya gce sahip olan ey, sadece etkin ilkedir. Bu
nun sonucu olarak onlarda madde, Aristoteles'in zaman zaman savun
duu gibi kesinlikle greli bir ey olarak tanrnlanrnarnaktadr.
nc olarak Stoaclar madde ile etkin ilke arasndaki iliki
yi Aristoteles'ten tamamen farkl olarak suya hatrlan bir bezin her
tarafna suyun nfuz etmesi, onun bezin her zerresine tam bir ekil
de yaylmas tarznda yine tamamen fiziksel bir olay olarak dn
rnektedirler.
Drdnc olarak Aristoteles'in, Formu, bir tr baka bir tr
den ayran ze (essence) zde klrnasna, bylece bir tr iindeki bir
bireyi baka bireylerden ayran zellikleri bir baka ilkeye yani mad
deye yklemesine karlk Stoaclar, bireysel varlklarn veya tikel ci
sirnlerin zsel veya zsel olmayan nitelikleri arasnda herhangi bir ay
rm yapmamakta, onlarn zleri yannda ilineklerini de ayn etkin ilke
nin eseri olarak aklarnaktadrlar.
Nihayet btn bunlardan daha da nemli olmak zere Aristo
teles'in doann dnda, ondan ayr, ona akn kiisel bir varlk, her
zaman fiil halinde bulunan ve kuvveyle yani maddeyle hibir ilikisi ol
mayan bir varlk olarak Tanr'nn varln kabul etmesine karlk Sto
aclar byle bir Tanr'nn varln tanrnarnakta, onu Doa'nn kendi
sine veya onun aktif ilkesine zde klrnaktadrlar. Bunun sonucu ola
rak onlarda Aristoteles'in madde, Form ve Tanr'dan meydana gelen
'kutsal l'snn yerini sadece madde ve etkin ilke veya Tanr'dan
oluan bir ikili almaktadr.
o. stoaclann doQa felsefesi 287

Ancak onlarn bununla yaptklar ey, son tahlilde Tanr'y de


il, Aristoteles'in Formunu ortadan kaldrmalar ve Tanr'ya Aristote
les'in Form'una verdirdii ilev ve sorumluluu yklemeleri olmakta
dr. Bu ekonomi iin dedikleri bedel ise Aristoteles'te Doa'nn Tanr
karsnda sahip olduu otonomisinden vazgemeleri, onun kendi
mantna ve yasalarna sahip bir varlk alan olarak Tanr karsnda
ki bamszln feda etmeleridir.

TANRI, AKlL VEYA ATE


Stoaclarn edilgin ilkesi veya maddesi zerinde syleyebileceimiz da
ha fazla ey yoktur. Ancak evrenin etkin ilkesi, Tanr veya akl demek
olan dier ilke, zel bir inceleme ve deerlendirmeyi hakketmektedir.
Bu ilkeyle ilgili olarak ilk sylememiz gereken ey, daha nce
iaret etmi olduumuz gibi Stoaclarn onu Herakleitos gibi atee z
de klm olduklardr. Bunun gerisinde ise muhtemelen Herakleitos
gibi Stoaclarn da atei veya scakl kendiliinden hareketli, canl bir
ey olarak grmeleri yatmaktadr. Herakleitos hem varlklarn ana
maddesini oluturacak hem deierek baka eyleri meydana getirme
gcne sahip olacak bir ilke veya 'arkhe' araynda bu zelliklere sa
hip bir ey olarak atei grmt. Aristoteles de biyolojisinde canl
varlklarn tohumlarnda bymenin nedeni olarak scakl kabul et
miti. Stoaclarn Aristoteles'in kendisine biyolojik bir ierik kazandr
d bu ate veya scaklk kavramn daha genel olarak evrendeki her
trl hareket ve deimeyi aklamak iin kullandklar anlalmakta
dr. Cicero, Stoaclarn bu konudaki akl yrtmelerinin gerisinde ya
tan gzlemlerini z bir biimde yle ifade etmektedir:

" Beslenme ve byme gcne sahip olan her eyin, kendisi olmak
szn beslenme ve byrneyi gerekletiremeyecei bir hayat ateini
(viral heat) iinde barndrd bir gerektir; nk scak ve atesi
olan her ey bizzat kendi gcyle hareket eder" (G, 155).

Stoacln balangcnda yani Zenon ve Kleanthes dneminde


etkin ilkenin tek bana atee veya scakla zde klnmasna kar-
288 ikinci ksm, stoaclar

lk, Krizippos'tan itibaren onun yerini atele havann karmndan


meydana gelen 'scak nefes'in (pneuma) ald anlalmaktadr. Bu
deimenin nedeni olarak da, dnemin fizyolojisinde ortaya kan bir
deimeye iaret etmemiz mmkndr: Bu dnemin tp yazarlar fiz
yolojik olaylar aklamak iin kalpten kp atardamarlar yoluyla
btn vcuda yaylan bir 'hayat ruhu' (vital spirit) kavramn ortaya
atmlardr ve bu hayat ruhunu 'scak bir nefes' olarak aklamlar
dr. Bundan da Krizippos'un, Zenon ve Kleanthes'in atee zde kl
dklar etkin ilkeyi 'scak nefes' olarak tanmlama geleneini balat
m olduu anlalmaktadr.
te yandan ister ate ister atele havann bileimi olan 'scak
nefes' olsun, Stoaclarn bu ilkeyi 'akll', bir amaca gre eylemde bu
lunan, bir plan izleyen bir varlk olarak tanmladklar grlmektedir.
Aetius'un bu konuda verdii bilgiye gre;

"Stoaclar Tanr'nn akll olduunu sylerler, onun planl olarak


evreni meydana getirdiini ... tm dnyaya yaylan bir nefes oldu
unu, iinde bulunduu maddenin deimelerine gre farkl adlar
aldn ileri srerler" (LS, 46 A).

Stoaclarn bir amaca uygun olarak evreni meydana getiren ve


ona ikin olan akll ateinin, Herakleitos'un evrenin ilkesi olarak ka
bul ettii akll ateiyle olan benzerlii aktr. Bununla birlikte Stoac
larn akll atei, Herakleitos'un ateinden nemli bir noktada ayrl
maktadr: Herakleitos'un Tanr's da evrene ikindir ve aklldr, ancak
onun Stoaclarn szn ettikleri trden bir amac, hedefi olmakszn
evreni ynettiini biliyoruz. Herakleitos'un 'Zaman, dama oynayan
bir ocuktur; hkmdarlk gc bir ocuun gcdr" szleriyle Tan
r, Zeus veya Logos'u herhangi bir st erei olmakszn evreni belirli
zamanlarda ateten meydana getiren ve yine atele ortadan kaldran
bir varlk olarak tanmladn grmtk.
Stoaclarn z itibariyle akl olan bu Tanr's bir bakma Aris
toteles'in Tanr'sna benzemektedir, nk Aristoteles'in Tanr's da
aklldr, hatta akln kendisidir; ancak Aristoteles'in Tanr'snn dn-
. stoaclarn doRa felsefesi 289

yay herhangi bir amaca gre ynetme ynnde bir etkinlii olmad
gibi Aristoteles'te dnyann veya doann kendisinin de byle bir
bilinli amasalla sahip olmadn biliyoruz. Daha nce zerinde
geni olarak durduumuz gibi Aristoteles evreni, ne yaps ne tarihi
bakmndan tanrsal bir plann rn veya gereklemesi olarak gr
medii gibi te yandan onda evren, ereklere ynelen bireysel varlk
larn bilinli abalarnn sonucu olarak da ortaya kmaz. Aristote
les'te ancak doal varlklarn doalarn gerekletirme ynnde yap
tklar fiilierin kaynan kendi ilerinde bulma/ar, kendilerinde bu
lunan bir ilkeden veya eilimden hareketle gerekletirmeleri anla
mnda bir erekseliikten soz etmek mmkndr. Buna karlk Stoac
larn, doada ve doal nesnelerde varln ileri srdkleri erekselli
in bunu tamamen atn grmekteyiz. .
Peki acaba b u Tanr, Platon'un Timaios'unda ortaya koyduu
ekilde Demiorgos olan Tanr mdr? nk Platon'da Demiorgos'un
dnyay belli bir ama gderek, belli bir plana gre meydana getiren
akll bir varlk olarak tanmlandn grmtk. Akll bir varlk ola
rak Demiorgos'la Stoaclarn Tanr's arasnda belli bir benzerlik ol
makla birlikte bu benzerlii de fazla ileri gtrmemek gerekir. nk,
daha nce birka vesileyle iaret ettiimiz gibi, Stoaclarn Tanr's De
miorgos'tan farkl olarak evrenin akn deil, ikin ilkesidir; onu iin
den yneten sanat-yapcsdr; o evrene balangcnda aklsallk veya
dzenlilii kazandrp daha sonra onun bu aklsallk ve dzenlilie g
re gelimesini mmkn klan bir g olmayp bu aklsallk ve dzenli
liin ta kendisidir. Gzel bir ekilde sylenmi olduu gibi 'Stoaclarn
Tanr'snn evreninkinden ayr bir hayat hikayesi yoktur'.
Stoaclar tarafndan Tanr, Akl veya Zeus olarak adlandrlan
bu etkin ilke nin, 'pneuma'nn, atein veya 'scak nefes'in evreni ve iin
dekileri yaratma, meydana getirme veya daha genel olarak etkide bu
lunma, alma tarz nedir?
Stoaclarn bunun iin yine biyolojik temelli bir kavrama, "to
humsu ilkeler" (seminal principles) kavramna bavurduklar grl
mektedir. Diogenes Laertius bunu aklamak iin ilgin bir benzetme
290 ikinci ksm: stoaclar

-muhtemelen Stoaclarn kendilerinin kullanm olduklar bir benzet


me- yapmaktadr:

"Nasl sperma, meni svs iinde bulunursa, dnyann tahumsu il


kesi olan Tanr da ayn ekilde etkide bulunur" (DL, VII, 136).

Aeitus biraz farkl bir dille "akll, ama gden, belli bir dzene
gre dnyay meydana getiren Tanr'nn her eyin kendilerinden tr
zorunlu bir biimde meydana geldii tahumsu ilkeleri iinde bulun
durduu "nu sylemektedir (LS, 46 A ).
Bylece Stoaclarn meni svsnda bulunan spermann bu sper
madan meydana gelecek varln daha sonraki btn gelimelerinin il
kesi veya kayna olmas, onun daha sonraki geliim veya alm pla
nn iermesi gibi Tanr'nn evrende var olan btn eylerin ve onlarn
yaayacaklar btn deime ve gelimelerin ilkesi veya kayna oldu
u, onlarn geliim veya alm plann ierdii grnde olduklar an
lalmaktadr Daha kozmalajik bir dille sylersek Stoaclara gre ev
renin meydana geliinin balangcnda yer alan ate, daha sonra ken
disinden meydana gelecek olan her eyin ilkelerini veya hikayelerini
ieren bir tohum gibi i grmektedir.
Stoaclarn daha zel veya somut olarak bu etkin ilke veya 's
cak nefes'e eitli ve farkl ilevler ykledikleri grlmektedir. Bu ilev
Ierin bazsnn btn varlklarda ortak olduu, bazsnn ise farkl var
lk trlerine gre farkllk gsterdii grlmektedir. Stoaalara gre sz
konusu 'pneuma' veya 'scak nefes', hem varlklara i birliklerini
( unity) salamaktadr, hem de onlara, onlar birbirlerinden ayran bi
reysel, zel niteliklerini kazandrmaktadr. Baka bir ifadeyle o hem
varlklarn zdeliklerini, devamllk/arn salayan eydir; hem de on
lar birbirlerinden ayran, farkllatran, zelletiren ey.
Stoaclarn bu karmak olguyu aklamak iin yine ilgin bir
kavrama, 'gerilim' (tension, tensility) kavramna bavurduklarn gr
mekteyiz. Afrodisyasl Aleksandros 'scak nefes'in ana zelliini, ifte
bir hareket olarak tanmlamaktadr: 'Ayn zamanda eyin kendinden
a. stoaclarn data felsofesi 291

da doru ve dardan kendine doru ifte bir hareket'. Nemesius bu


ifte hareket hakknda daha somut bilgi vermektedir:

stoaclara gre cisimlerde, onlar ayn zamanda ie ve da do


ru hareket ettiren bir gerilim gc vardr. Bu g, ie doru bir ha
reket olarak onlarn birliini ve tzn meydana getirir; da do
ru bir hareket olarak ise nicelikler ve nitelikleri meydana geti
rir" (LS, 47 I, J).

Bylece Stoaclarn doada grlen iki olguyu, varlklarn birbir


lerinden farkl hatta birbirlerine zt iki ana zelliklerini aklamak iin
sz edilen ayn 'gerilim' kavramna bavurduklar anlalmaktadr. Bu
olgulardan ilki bir varln birlii ve aynl, dieri baka varlklardan
farkll ve bireyselliidir. Gerek bir btn olarak evrenin kendisinin,
gerekse onun iinde bulunan bireysel varlklarn her birinin bir birlii ol
duunu, paralarnn birbirlerinden ayrlma veya ayrma durumunda
olmadn, onlarn yani bireysel varlklarn srekli olarak bir ve ayn ey
olarak kaldn grmekteyiz. te yandan bireysel bir varln, kendisi
ni baka varlklardan ayran niceliksel ve niteliksel baz zelliklere sahip
olduunu da gzlemlemekteyiz. te Stoaclar ister inorganik, ister orga
nik veya insani varlklar sz konusu olsun, btn varlklarn bu birlik,
btnlk ve devamllklarn salayan eyi sz konusu gerilime ykledik
leri gibi yine ister inorganik, ister organik veya insani varlklar sz ko
nusu olsun, onlar birbirlerinden ayran niteliksel ve niceliksel farkllk
lar da yine bu ayn gerilim zellii veya gcyle aklamaktadrlar.
Daha somut olarak ifade edersek bu gerilim, inorganik varlk
larda, rnein bir su damlasnda veya metalde bu varlklarn kendile
rinden meydana geldikleri paralarn yani su zerreciklerinin veya me
tal paracklarnn birbirlerinden ayrlmamas, birbirlerine yapmas
n (cohesion) salayan 'fiziksel kuvvet' olarak kendini gstermekte ve
ya bu ii yapmaktadr. Ayn gerilim, daha st bir varlk tabakasn
meydana getiren bitkilerde 'fiziksel kuvvet'e ek olarak onlarn beslen
me ve bymelerinin ilkesi olan 'canllk kuvveti' olarak karmza k
maktadr. Hayvanlarda o, bu ikisine ek olarak arzu kuvvetini de iine
292 ikinci ksm: stoaclar

alan 'ruh' olarak kendini gstermektedir. Nihayet akll varlklarda,


btn bunlarn stnde dnen, planlayan, karar veren kuvvet ola
rak gerek anlamda 'akl' veya 'egemen ruh' (psykhe hegemonikon)
olarak kendini gstermektedir.
Bu ise Stoaclarn yine Platon ve Aristoteles'ten farkl olarak,
evrende gerek inorganik varlkla organik varlk, gerekse organik var
ln kendi trleri arasnda kategorik bir ayrm yapmadklar, tersine
btn varlklar birbirleriyle akraba grdkleri, evrende i gren b
tn aktif veya canl gleri bir ve ayn ilkeyle akladklar, bylece
inorganik, organik ve insani varlk trleri arasndaki farkllklar nite
likten ziyade bir nicelik fark olarak grdkleri anlamna gelmektedir.
'Scak nefes'in varlklarn hem birliini hem de farkllklarn
meydana getiren ilke olmas ve birbirinden farkl varlk trlerinde
farkl adlarla kendisine iaret edilmesi gereken farkl ilevlere sahip ol
mas, bu farkl varlk trlerinin farklln daha zel olarak nasl ak
layabileceimiz sorusunu gndeme getirir. Baka deyile ayn 'scak ne
fes'in farkl varlk trlerinde farkl ilevleri meydana getirecek ekilde
farkllamas acaba nasl olmaktadr?
Anlaldna gre Stoaclar eidi varlk trleri arasndaki fark
ll yine tamamen fiziksel bir ekilde, onlarn aktif ilke olan ate ve
havay farkl miktarlarda veya llerde ilerinde bulundurmalaryla
aklamaktadrlar. Buna gre 'scak nefes'i oluturan iki bileen olan
ate ve hava, farkl oranlarda birbirine karm olduklarndan farkl
eyleri meydana getirirler. Bylece bir ta, hayvan ve insann her biri,
gerekte bu ate-hava karmn farkl bir orann ifade ederler. Bu son
gr ise bizi Stoaclarn doa felsefelerinin bir baka nemli kuram
na, karm kuramma gtrmektedir.

KARlIM
Stoaclara gre bir karm veya bileim olan, sadece 'pneuma' veya 's
cak nefes' deildir; Stoaclar bir btn olarak evrenin kendisinin yan
sra onu meydana getiren btn bireysel varlklar veya cisimleri de
baka ynden bir karmn (mixture) rn olarak aklamaktadrlar.
o. soaclann doa felsefesi 293

Aristatdes Olu ve Yokolu zerine adl eserinde biraraya gel


me veya birlemeyle (synthesis) karm (miksis veya krasis) arasnda
ayrm yapar. Birincinin yani mekanik karmn rnei olarak arpa ve
baday tanelerinin biraraya getirilmesini verir ve bu birleme olaynda
arpa ve baday tanelerinin kendi zelliklerini kaybetmemelerinden,
birbirlerinden ayrlabilir olmalarndan tr bunun bir karm olma
dn syler. kincinin yani gnmz diliyle kimyasal karmn rne
i olarak ise bakr ve kalayn biraraya getirilmderinden sz eder. Ona
gre bu ikinci tr biraraya getirmede ortaya kan ey, zellikleri ka
rtrlan eylerin karlkl etkisi sonucu olarak ortaya kan etrden
(homojen) bir eydir. te yandan Aristoteles, bu tr bir karmn ola
bilmesi veya byle bir karrndan sz edilebilmesi iin kartrlan ey
lerden birinin dierinden ok fazla olmamas gerektiini de syler. r
nein, ona gre bir arap damlasn ok byk miktarda suyla kart
rrsak ortaya su ve araptan farkl olan bir ey kmaz; sadece arap
kendi zelliini kaybederek suya dnr veya suyun bir paras olur
(Olu ve Yokolu zerine, I, 1 0 ) .
Stoaclar b u iki tr biraraya gelme veya karma trn kabul
etmekle birlikte, onlara Aristoteles'in varln kabul etmedikleri n
c bir karm eklemek ihtiyacn duyarlar. Bu, bir cismin baka bir
cismin btn iine yayld, onunla tamamen kart, yle ki birin
ci cismin her bir parasnn ikinci cismin her bir paras ile birletii,
bununla birlikte iki cismin hem tzlerini, hem zlerini koruduklar ka
rm trdr.
Konuyla ilgili bilgi veren Afrodisyasl Aleksandros Krizippos'un
karm trn birbirinden ayrdn sylemektedir: Bunlar ) iki
veya daha ok tzn bir ayn yerde yanyana gelmesi, birbirleriyle te
mas halinde bulunmasndan ortaya kan karm; tt) tbbi ilalarda ol
duu gibi iki ayr tzn karlkl olarak ve tmyle birbiriyle karma
sndan, birinin dieri iine yaylmasndan, yle ki her birinin kendine
zg niteliklerinin ortadan kalkmasndan ve ortaya baka bir cismin
kmasndan meydana gelen karm , tt) iki ayr tzn ve nitelikleri
nin ekapsaml (co-extended) olarak birbirine nfuz etmesinden, an-
294 ikinci ksm: stoaclar

cak balangtaki tzleri ve niteliklerini kaybetmemelerinden meydana


gelen karmdr. Bu son karmn birinci karrndan fark, biraraya
getirilen iki cisimden birinin her bir parasnn dierinin her bir para
sna nfuz etmi ve ondan ayrlamaz bir durumda bulunmasdr; ikin
ci karrndan fark ise onda cisimlerin her birinin karrndan sonra da
kendi zelliklerini korumaya devam etmesidir.
Krizippos bu nc karmn rnei olarak ruhla bedenin bir
lemesinden meydana gelen bileik cismi vermektedir. Ona gre bu
zel karmda ruh ve beden karlkl olarak tzlerini ve niteliklerini
korumakla birlikte ruh bedenin her parasna, her noktasna tmyle
nfuz etmekte, onunla tam olarak karmaktadr. Aleksandros Stoac
larn atein demirle birlemesi veya atein demiri stmasn da bu ayn
trden bir karm olarak grdklerini belirtmektedir (LS, 48 C).
Stoaclar bu nc tr karmn varln kabule gtren ge
rekeyi veya ihtiyac anlamak zor deildir: Onlar, buraya kadar eidi
vesilelerle iaret ettiimiz, gibi evrende cisim olmayan herhangi bir e
yin varln kabul etmemektedirler. te yandan cismin biri etkin die
ri edilgin iki ilkeden meydana geldiini sylemektedirler. Bu bir cismin
aslnda yine cisimsel iki eyden, iki cisimden meydana geldii anlamna
gelmektedir. Bu iki ey arasndaki fark ise onlar sadece birinin dieri
ne gre daha ince, daha akc bir cisim olmasyla aklamaktadrlar.
Stoaclar yine daha nce iaret ettiimiz gibi 'uzaktan etki'yi ka
bul etmemektedirler. Bu bir cismin dier cisme etki etmesi, onun ze
rinde etkide bulunmas iin dierine bitiik olmas, onunla temas ha
linde olmasn gerektirmektedir.
Bu iki kabulden Stoaclar akln veya Tanr'nn veya scak nefe
sin edilgin madde zerine etkide bulunabilmesi iin ona tam olarak
nfuz etmesi, onun her tarafna yaylmas gerektii sonucunu kar
maktadrlar.
Krizippos'un konuyla ilgili verdii rnekten hareket ederek sy
lememiz gerekirse, Stoaclara gre, insan bedeni canldr yani onun bel
li bir organ veya paras deil, her taraf canldr. Bu onun her tarafna
canllk ilkesinin nfuz etmesi, yaylm olmasn gerektirir. Yaayan,
o. stoaclarn dota felsefesi 295

duyuma sahip olan insan bedeninin baz ksmlarnn dierlerine gre


daha fazla canl olduunu, daha duyarl (sensible) olduunu kabul et
mek doru deildir. Bunun mmkn olmas iin ise ruhun yani 'scak
nefes'in bedenin her tarafna ayn lde, ayn ekilde, ayn younluk
ta nfuz etmi olmas gerekir. Hibir bileik varlk veya onun herhangi
bir paras, en kk bir paras yoktur ki, onun veya bu parasnn
maddesi, kendisine tamamiyle yaylm, kendisiyle tamamen karm
olan scak nefesten, Tanr'dan veya akldan yoksun olsun.
te yandan bu Stoaclarn bir baka gryle, Epikurosular
dan farkl olarak savunduklar cismin srekli olduu ve sonsuza kadar
blnebilir olduu grleriyle de yakndan ilikilidir. Stoaclar bu g
rlerinin sonucu olarak ve Aristoteles'in iddiasnn tersine son derece
kk bir zeytin ya damlasnn byk miktarda suyla birlemesinde,
zeytinya zelliini kaybedip su haline gelecei grn reddederler:
Cisim sonsuza kadar blnebilir olduundan tr sz edilen zeytin
ya damlas da sonsuza kadar blnebilir olacak ve bylece suyun d
nlebilecek en kk parasnda her zaman zeytin yann dn
lebilecek en kk bir paras bulunacaktr.

UNSURLAR
Bylece Stoaclar evrenin veya onu tekil eden cisimlerin kurucu un
surlarn veya bileenlerini yalnzca iki ana eye, tmyle etkin olan
ate veya scak nefesle tmyle edilgin olan maddeye indirgemekle kal
mamakta, ayn zamanda onlar Aristoteles'in drt unsur kuramyla
iliki iine sokmaktadrlar. Bunu yaparken de Aristoteles'in drt unsur
kuramnn kendisinde de nemli birtakm deiiklikler gerekletir
mektedirler. Stoac unsurlar kuramn ve bu deiikliklerin neler oldu
unu grmek zere yine kaynaklara bakalm.
Galenos'a gre Stoaclar toprak ve suyun, ne kendilerini ne di
er varlklar ayakta tutan eyler olmadklar, onlarn ancak hava ve
atein gcnden pay almak suretiyle birliklerini koruduklar, hava ve
atein ise sahip olduklar 'gerilim' gc sayesinde kendi varlk ve bir
liklerini salamalar yannda dier iki unsurla yani su ve toprakla ka-
296 ikinci ksmo stoaclar

rmak suretiyle onlara birliklerini, kararllklarn ve tzlklerini ka


zandrdklar grn ileri srmlerdir (LS, 47 F).
Nemesius d a ayn ynde konuarak Stoaclarn baz unsurlar
etkin, bazlarn edilgin kabul ettiklerini, hava ve atei birinci, su ve
topra ise ikinci gruba soktuklarn bildirmektedir (LS, 47 D).
Diogenes Laertius bu aklamalara baz baka bilgiler eklemek
tedir. Bu bilgilere gre Stoaclar atei scaklk, suyu nemlilik, havay
soukluk ve topra kurulukla tanmlamaktadrlar. Ayrca sabit yldz
lar kresinin kendisinden yapld maddeyi yani 'esir'i de, Aristote
les'ten farkl olarak, atein bir tr olarak kabul etmektedirler. Niha
yet onlar evreni dtan, evreden merkeze doru srayla 'esir'den yani
ateten, havadan, sudan, nihayet her eyin temeli, dayana olan top
raktan meydana gelen varlk tabakaianna veya halkalarna ayrmak
tadrlar (DL, VII, 1 37).
Stobaios, Zenon'un her eyin ate, hava, su ve toprak olmak ze
re drt unsurdan meydana getirdiini, ancak bu unsurlar arasnda ate
e zel bir yer verdiini sylemektedir. Bunun nedeni, ona gre, Ze
non'un geri kalan unsuru atein deiimlerinden baka bir ey olarak
grmemesidir. Stobaios, bunun dnda Zenon'un dier unsurun
ateten meydana geldikleri gibi sonunda atee dneceklerini sylediini,
atein kendisinin ise bir baka eye dnmeyeceini ileri srdn be
lirtmektedir. Bu, Zenon'un atei yalnzca unsurlardan bir unsur, drt
unsurdan biri olarak almad, atei ayn zamanda en mkemmel veya
en gerek anlamda unsur olarak kabul ettii anlamna gelmektedir.
Nihayet Stobaios'un verdii son ve nemli bilgi Stoaclarn, her
eyin kendisinden gelip kendisine dnd kendine zg (sui generis)
bir unsur olan bu atein dier unsurlar nasl meydana getirdiine ili
kin retileriyle ilgilidir. Buna gre Stoaclar atein younlama (con
densation) yoluyla havay meydana getirdiini, su ve topran da yine
atein gitgide daha younlamas sonucu ortaya ktn sylemekte
dirler. Bunun tersine olarak, onlara gre, toprak seyrekletiinde suyu,
suyun seyreklemesi havay, havann seyreklemesi ise atei meydana
getirmektedir (LS, 47 A).
o. s\oaclann dot felsefesi 297

Btn bu bilgileri yan yana getirdiimizde ortaya iki nemli so


nu kmaktadr: ilk olarak Stoaclarn 'ate'inin ilk bakta dnebi
leceimizden ok daha karmak bir zellie sahip olduu anlalmak
tadr. kinci olarak Stoaclar, yukarda sylediimiz gibi bir yandan Aris
toteles'in drt unsur retisini kabul ederken dier yandan bu reti
zerinde gerekten nemli baz deiiklikler gerekletirmektedirler.
nce birinci nokta zerinde duralm: Stoaclarn evrenin kuru
cu ilkeleri olarak edilgin madde ile scak nefesi veya atei kabul ettik
lerini grm, bundan Stoaclarn maddeyi sanki 'scak nefes'ten ayr
bir ey olarak grdkleri izlenimine varmtk. Ancak bu izlenirnin
tam doru olmad, nk Stoaclarn bir yandan bu etkin ilke veya
scak nefesle edilgin ilke yani madde arasnda ayrm yaparken, dier
yandan onlarn her ikisini de bir ve ayn eyin yani atein deiimleri
olarak kabul ettikleri anlalmaktadr. Buna gre ate, ate olarak et
kin ilke veya akldr, ancak te yandan edilgin ilke olan madde veya
onu meydana getiren su ve toprak da aslnda onun yani atein dei
imlerinden baka bir ey deildir. O halde son tabiilde evrende ger
ekte tek bir ey vardr: Ate. Her ey ondan gelip yine ona dnmek
tedir. Bu geli ve gidi veya evrenin varla gelii ve ortadan kalk s
reci, aslnda atein dier unsura dnmesi ve bu unsurun tek
rar atee dnmesi srecinden baka bir ey deildir.
Bylece Stoaclarn evreninin ilk bakta birbirinden farkl ilke
ler, ayr kurucu unsurlardan meydana gelen bir ey gibi grnmesine
karlk, daha derinden baktmzda durumun tam olarak byle ol
madn grmekteyiz: nk Stoaclar iin ate evrenin hem etkin
hem edilgin ilkesidir; ate, hem drt unsurdan biridir, hem de asl un
sur, Unsur'dur. Evrende ateten baka bir ilke olmad gibi gerek an
lamda ondan baka herhangi bir unsur da yoktur. Gerek dier ilke, ge
rekse dier unsurlar atein olsa olsa kendisini baka biimlerde, baka
ilevlerle ortaya koymasndan ibarettir. Daha nce tm doay batan
baa kuatan tek bir etkin ilkenin var olduunu, bu ilkenin eitli var
lk tabakalar veya trlerine gre farkl adlar -fiziksel kuvvet, doa,
ruh ve akl- aldn grmtk Ona burada eklememiz gereken ey
o. stoaclarn doRa felsefesi 299

ettiimiz gibi, Stoaclara gre maddenin veya cismin ana zellii bir et
kide bulunmak veya bir etkiyi kabul etmektir. Onlara gre madde bu
yetenei ancak kendisine belli zellikler veren baz i gler sayesinde
kazanmtr. te Stoaclar sz konusu etkinin kayna ve ilkesi olan bu
eyi yani kuvveti, gc maddenin ana zellii olarak almaktadrlar.
Stoaclar evrenin ana yap ta, ilkesi, arkhesi olan eyin madde veya
cisim olduunu sylemekle birlikte, bu maddenin ana zelliini Platon
veya Aristoteles gibi bir idea'dan veya Form'dan gelen etkiyi kabul
ederek, onun sayesinde biim, dzen veya belirlilik kazanmak olarak
tanmlamazlar. Tersine onlara gre bu biim, dzen verme, etkide bu
lunma, maddenin kendi zellii, onun canl, dinamik vasfdr. Stoac
larda madde, bylece ilerde Descartes'n ileri srecei gibi ana zellii
sadece boyutta uzanma, uzam olan bir ey deildir; tersine o, Des
cartes'n asla kabul etmek istemedii, ruhun ana zellii olduunu ile
ri srd eyin kendisine yani 'dnme' zelliine sahiptir. Madde,
daha dorusu onun aktif ksm olan pneuma, scak nefes, etkindir, can
ldr ve dnr; nk o akldr, aklldr.
Ayn dorultuda analizimizi srdrerek unu da sylememiz
mmkndr: Stoaclar bir yandan gerekten var olan her eyin maddi
olduunu sylerken, br yandan bu madddi olann iinde bir ayrm
yapmakta ve onun iki ksmdan meydana geldiini belirtmektedirler:
zerinde etkide bulunulan, bu etkiyi kabul eden edilgin ksm ve bu et
kiyi meydana getiren, onun nedeni olan aktif, dinamik ksm. Bylece
onlarda modern alarda Newton'dan itibaren karmza kacak iki
kavram kendini gstermektedir: Madde ve Kuvvet. Buradan bir adm
daha ileri gidersek Stoaclar aslnda unu sylemektedirler: Maddenin
ana zellii kuvvettir.
Stoaclarn unsur kuramiarna geri dnelim: Bu kuramn Aris
toteles'inkinden farkna ilikin olarak da birka noktaya iaret edebi
liriz. ilk olarak, Aristoteles'in drt unsuru drt ana niteliin yani s
caklk, soukluk, kuruluk ve yaln mmkn ikili bileimlerine (s
cak-kuru, scak-ya, souk-kuru, souk-ya) zde klmasna (scak ve
kuru= ate; scak ve ya= hava; souk ve ya= su ve souk ve kuru=
298 ikinci ksm, stoaclar

bu fiziksel kuvvetin, ruhun, akln zerine geldii, kendisini belirledii


dier eyin, dier ilkenin yani maddenin de aslnda onun bir baka
eklinden, bu etkinin znesi, onu kabul eden ey, onun dayana veya
taycs olmas bakmndan kendisinden baka bir ey olmaddr.
Bylece Stoaclk mutlak bir varlk monizmi olarak karmza
kmaktadr. Bu Yenia'da baka rneklerine Spinoza veya Hegel'de
rastladmz trden bir monizmdir; evrende tek bir ilkenin, tek bir
varln olduu, onun Ruh, Akl veya Tanr olduunu syleyen pante
ist bir monizm veya monist bir panteizmdir. Spinozac panteizmin as
lnda ortada tek bir tzn, Tanr'nn olduunu, bu Tanr'nn te yan
dan Doa'nn ta kendisi olup, ona Doa denmesinin mmkn olduu
nu (Deus sive Natura), onun yani Tanr'nn veya Doa'nn Dnce ve
Yaylm veya Zihin ve Madde olarak iki ana znitelii (attribut) bu
lunduunu veya bu iki birbirinden farkl ana varlk biimi olarak ken
dini gsterdiini sylemesi gibi; Stoaclk da gerekte var olan eyin
yalnzca Tanr olduunu ama ona ayn zamanda evren diye de iaret
edilebileceini, dier yandan onun kendisini etkin olan Akl ve edilgin
olan Madde olarak iki farkl ana biimde gsterdiini sylemektedir.
Stoaclkla Hegelcilii birbirinden ayran temel fark ise, ikincinin Tan
r veya Ruh'u Tarih'e zde klmasna karlk birincinin byle bir ta
rih anlayna sahip olmamas, Tanr'y sadece kozmik srelerin ve
varlklarn tz veya toplam olarak grmesinde yatmaktadr.
Buradan yine Stoac materyalist grn bir dier ara nemli
zellii kmaktadr: Stoaclar da Epikurosular gibi materyalisttir.
Ancak onlarn madde anlay Epikurosularn madde anlayndan
ok farkldr. Bu sadece onlarn maddeyi Epikurosular gibi sonsuza
kadar blnemez olan atomlar olarak ele almamalarndan, tersine
onun sonsuza kadar blnebilir olduunu kabul etmelerinden ileri ge
len bir farkllk deildir; Maddeyi z itibariyle aktif, dinamik bir ey
olarak grme/erinden, onun esas zellii olarak, Epikurosular gibi
bykl veya yayln deil, kuvveti, gc, enerjiyi n plana alma
larndan ileri gelen bir farkllktr.
nk buraya kadar yaptmz btn aklamalarmzda iaret
300 ikinci ksm: stoaclar

toprak) karlk, Stoaclarn Aristoteles'in drt ana niteliinin her biri


ne ayr bir unsuru tekabl ertirdikleri grlmektedir. Bylece onlarda
ate, scak olana; hava, souk olana; su, slak olana ve nihayet toprak,
kuru olana zde klnmaktadr.
kinci olarak Aristoteles'in drt unsurun daha gerisinde gerek
anlamda deil de kavramsal anlamda bir 'ilk madde'yi (prima mate
ria) kabul etmesine ve bu ilk maddenin mmkn nitelik iftlerini al
mak suretiyle drt unsuru meydana getirdiini dnmesine karlk
Stoaclar byle bir ilk maddenin varln kabul etmemekte, daha do
rusu onu atein kendisine zde klmaktadrlar.
nc olarak Aristoteles'in drt unsurun birbirlerine dn
mesi srecini bir unsurun kendisini meydana getiren iki nitelikten biri
yerine dier bir nitelii almas olarak aklamasna karlk -rnein
scak-kuru olan atein iki niteliinden biri olan kuru yerini yaa brak
tnda ate havaya dnr- Stoaclarn ayn olay aklamak zere
Sokrates ncesi Doa Filozoflar'nn ana modeline geri dndklerini
ve bu dnmleri aklamak zere younlama-seyrekleme veya ka
slma-genileme kavramna bavurduklan grmekteyiz.
Son olarak, Aristoteles'in ay-st dnyas cisimlerinin kendisin
den meydana geldii madde olarak beinci tr bir unsuru yani 'esir'i
kabul etmesine karlk, Stoaclar byle ayr, farkl bir unsurun varl
n kabul etmemekte, g drt unsurdan biri, en mkemmel anlam
da unsur veya tek unsur olan ateten meydana getirtmektedirler.
Bu son gr, nemli bir sonu olarak, Stoaclarn ay-alt ve ay
st dnyalar arasnda her bakmdan yani gerek maddeleri, gerekse
tabi olduklar yasal/k/ar, dzenlilikler bakmndan ayrm yapan Aris
totelesi gr reddettikleri anlamna gelmektedir. Stoaclada ilgili
genel bir gzlem olarak onlarn mmkn olduunu grdkleri her yer
de Aristoteles'in bu tr ayrmlarn reddettiklerini syleyebiliriz. rne
in daha nce deindiimiz gibi onlar bilgi kuramlarnda, deney ile
akl arasndaki ayrm reddederek, akl hemen hemen tmyle deneye
indirgemektedirler. Varlk kurarnlarnda da ayn bak asn benimse
yerek evrenle Tanr arasndaki ayrm reddetmektedirler. Ahlak felse-
o. stoaclarn doRa felsefesi 301

felerine getiimizde de onlarn Aristoteles'in olumsal-insani alanla


doal-zorunlu alan arasnda yapt nemli ayrm reddetme abas
iinde olacaklarn greceiz.

YER, B OLUK, ZAMAN VE SREKLiLK


Stoaclarn cismin ana zellii olarak ynde uzanmay yani bo
yutta yayln (extension) kabul ettiklerini sylemi, onlarn buna ay
rca onun "direnme" (resistance) gcne veya zelliine sahip olmas
n eklediklerine iaret etmitik.
Cismin tanrnma bunu eklemelerinin nedeni, yine daha nce ia
ret ettiimiz gibi, onu yer'den (place) ayrma arzu veya ihtiyalardr.
Galenos, Stoaclarn boyuta veya ya ylma sahip olmann cismin yer
ve bolukla ortak olarak paylat bir zellik olduunu kabul etmek
zorunda olduklarn sylerken bu nedene deinmektedir. (LS, 49 E).
Sextus Empiricus ise ak olarak Stoaclarn yerle boluk arasn
da bir ayrm yaptklarn sylemektedir: Buna gre;

w boluk, var olan bir ey [yani cisim] tarafndan igal edilmesi


mmkn olan, ancak igal edilmemi olan ey veya iinde cismin
olmad veyacisim tarafndan igal edilmemi olan aralktr (inter
val); yer ise var olan bir ey [cisim] tarafndan igal edilmi ve bu
eye zde klnm olan eydir" (DBK, 2, 3 ) .

Stoaclarn bu son grleriyle kastettiklerinin evrenin iinde


bir boluk olmad, ancak evrenin dnda, evreni evreleyen bir bo
luktan bahsetmenin mmkn olduuna ilikin tezleri olduunu anl
yoruz. Gerekten gerek Galenos gerekse Simplikios Stoaclarn byle
bir gre sahip olduklarn akca sylemektedirler. Simplikios, Sto
aclarn evrenin dndaki boluun varlyla ilgili olarak yle bir ka
nt ortaya attklarn belirtmektedir: Evrenin d snr olan sabit yldz
lar kresinin kenarnda oturan bir insan dnelim. Bu insan bulun
duu noktadan elini darya doru uzatsn. Elini darya doru uza
tabilirse bu evrenin dnda bir ey olduu ve onun bundan dolay eli
ni dar uzatabildii anlamna gelir. Eer elini uzatarnazsa yani orada
302 ikinci ksm: stoaclar

bir ey elini darya uzatmasna engel olursa, bu da yine darda bir


ey olduu ve bu ey bir engel oluturduu iin onun bunu yapamad
anlamna gelir. Sonu olarak her iki k da evrenin birlii ve btn
l olan bir cisim olarak sonlu olmakla birlikte onun dnda bir e
yin, boluun olmasnn mmkn olduunu gsterir (LS, 49 F).
Bundan Stoaclarn aslnda yer ile boluk arasnda kategorik bir
ayrm yapmadklar anlalmaktadr. nk onlara gre yer, bir cisim
tarafndan fiilen igal edilen boluk, boluk ise bir cisim tarafndan i
gal edilmesi mmkn olmakla birlikte iinde bu igalin fiilen gerek
lememi olduu yer'dir. Baka bir ifadeyle boluk, bir cisim olan ev
renin dnda kalan veya dnda bulunan yer; buna karlk yer, evre
nin kendisi ve onu meydana getiren cisimler tarafndan igal edilen
boluktur.
Aristoteles fiziinde yer'in varln kabul etmi, ancak boluu
reddetmitir. nk Aristoteles'e gre bir eyin yer'i, 'onu iine alan
hareketsiz cismin i snrdr'. Bundan dolay evrende her varlk bir
yer'de iken -nk her varl iine alan bir baka varlk vardr- evre
nin kendisi bir yer'de deildir -nk evrenin kendisinin dnda evre
ni iine alan bir baka varlk yoktur- (Fizik, IV, 4) .
Bolua gelince, Aristoteles, ne cisimler tarafndan igal edilen,
ne cisimlerin iinde ne de cisimlerden ayr veya onlarn dnda bir bo
luun var olduunu kabul etmez. Bu da sonu olarak, Aristoteles iin
ne evrenin iinde, ne dnda herhangi bir boluun var olmad anla
mna gelir (Fizik, IV, 5-8).
Stoaclarn bu konuda da Aristoteles'ten farkl dndkleri g
rlmektedir. Geri Stoaclar, Aristoteles'le -ve daha sonra bu konuda
onunla ayn gr paylaan Descartes'la- birlikte hareketin olabilme
si iin boluun var olmas gerektii grn reddetmektedirler. Ay
rca organik bir birlik olarak evren tasarmlar, Stoaclarn bir cismi di
erinde n ayran kesintiler veya aralklar olarak boluk fikrini kabul et
melerine engel tekil etmi grnmektedir. Ancak yine de onlar Aristo
teles'ten farkl olarak, evrenin dnda bir boluu reddetmek iin bir
neden grememektedirler. Stoaclarn kendi iinde birlik ve sreklilii
o. stoaclarn doRa felsefesi 303

olan tkz (compact) ve sonlu bir evreni her yanndan kuatacak 'cisim
d' (incorporeal) sonsuz bir boluk kavramn, ne genel varlk kuram
larna ne de daha zel olarak doa felsefelerine ters den bir ey ola
rak grmedikleri anlalmaktadr.
Ancak onlar yer'i neden Aristoteles gibi 'evreleyen cismin ha
reketsiz ilk snr' olarak deil de 'cisim tarafndan igal edilmesi mm
kn ve fiilen igal edilen bir tr ayr cisim' gibi ele almak ihtiyacn
duymaktadrlar? Yer'i 'cisim tarafndan igal edilmesi mmkn olan
ve fiilen de igal edilen bir tr ayr cisim' olarak ele almalar, Stoacla
r bir cisim tarafndan igal edildiinde bir ayn yer'de iki ayr cismin
bulunmas eklinde sama bir sonucu kabul etme tehlikesine gtrme
yecek midir?
Stoaclar yer hakkndaki bu grlerine gtren ana nedenin,
onlar bu kozmolojilerinde varln ileri srdkleri belli zamanlarn
sonunda evreni bekleyen byk yangn (conflagration) retilerinde
yatt anlalmaktadr. te yandan onlarn 'bir ayn yer'de iki ayr cis
min bulunmas' ynnde yukarda iaret ettiimiz tirazn fazla arl
olan itiraz olmad grnde olduklar anlalmaktadr. Ne demek
istediimizi aklayalm:
Stoac kozmolojinin ana ncileri tek ve sonlu bir evrenin var
olduu, bu evrenin bir balang ile sonunun bulunduu, bunlar ara
snda belli baz aamalardan getii, bin veya otuz bin yl sren bu
aamalarn sonunda ve Stoaclar tarafndan Byk Yl diye adlandr
lan ylda her eyin evrensel bir yangn olay iinde kendisinden geldii
Ate'e tekrar geri dnd ve arkasndan bu ayn srecin birok defa,
hatta baz Stoaclara gre sonsuz defa tekrarlanddr. te bu ncl
ler, Stoaclar, evreni, sonlu olmakla birlikte Aristoteles'in dnd
gibi hacm bakmndan deimeyen bir cisim olarak ele alnama gibi
bir sonuca gtrmektedir. nk bu varsaymda sz edilen Byk
Yangn alaynda, bu yangnn sonucu olarak evrenin genilemesi ge
rektiinde, atein kendisi iinde genilemesinin mmkn olabilecei
bir yere ihtiya vardr. te yandan bu yer ise yeni evren doduunda
yani ate sauyarak veya katlaarak daha kk bir yer igal ettiin-
30/f ikinci ksm: stoaclar

de, bu evren tarafndan igal edilmemi olarak kalmas ve bir sonraki


byk yangnda evrenin tekrar kendisine genileyecei boluk olarak
varln srdrmesi gereken yer olmaldr.
Ancak Stoaa varsaymda evrenin dnda bulunan sz konusu
boluk, evrenin dalmasna yol ama tehlikesi iermeyecek midir?
Hayr. Stoaclar ne evrenin iindeki yer'in ne de evrenin dndaki bo
luun byle bir tehlike gstermedii grndedirler: Onlara gre
boluk bir cisim olmad iin bir cisim olan evren zerinde herhangi
bir etkide bulunma gcne sahip deildir. te yandan evreni bir ara
da tutan ey, btn cisimleri bir arada tutan ve onlarn dalmalarn
nleyen, 'scak nefes'tir. Bu 'scak nefes', sahip olduunu bildiimiz
'gerilim' gcyle btn cisimler gibi bir btn olarak evrenin de birlik
ve btnln salayacak ve bylece onun darya yani sz konusu
bolua akmasn, dalmasn, paralanmasn nleyecektir.
Bu ise evrenin iinde yer'i, cisimlerin yerini, cisimlerin kendile
rinden ayr, cisimler tarafndan igal edilen bir ey olarak kabul etme
nin bir ayn yerde iki cismin bulunmas eklinde sama bir sonuca yol
aaca eklinde bir itiraza yol aabilir. Ancak Stoaclarn yer anlay
larnn byle bir 'sama' sonucu dauraca grnde olmadklar
anlalmaktadr. nk onlara gre bir ayn yerde iki cismin bulunma
s anlamnda sz edilen saknca ancak yer'in cisimle ayn trden bir
varlk olarak kabul edilmesi durumunda geerlidir. Kendileri ise yer'in,
cisimle ayn trden bir varlk olduunu dnmemektedirler.
Stoaclara gre, birbirinden farkl trden cisimlerin bir ayn yer
de ayn zamanda bulunmalar da pekala mmkndr: Nitekim evre
nin etkin ilkesi olan 'scak nefes', edilgin ilkesi olan maddeden farkl
trden bir cisimdir; ama onun, dierinin her tarafna yaylm olarak
onunla ayn yeri igal ettiini sylemekte hibir imkansizlik yoktur. Bu
anlamda bir canlnn ruhunun onun bedeniyle benzer ekilde bir ve ay
n yeri igal ettiini dnmekte de hibir sorun bulunmamaktadr.
Bylece Stoac fiziin son nemli kavramna, zaman kavramna
gelmekteyiz. Aristoteles Fizik'te yer veya uzay gibi zamann da gerek,
bamsz bir varl olmadn ileri srmtr. Ona gre nasl ki, yer
o. stoaclarn dota felsefesi 305

veya uzayn nesnelerden bamsz, tzsel bir varl yoksa ve o, sadece


'evreleyen cismin hareketsiz i snr'ndan baka bir ey deilse, ayn
ekilde zamann da bamsz veya tzsel bir varl, gereklii yoktur;
o harekete baldr ve 'nce ve sonraya gre hareketin says'dr. te
yandan Aristoteles burada saydan kastettii eyin de "sayan say" ve
ya "aritmetik say" deil, saylan nesnelerin kendisiyle sayldklar sa
yya benzer olan say yani "saylan say" olduunu sylemitir (Fizik,
IV, 1 0- 1 1 ) .
Stoaclar, zamann kendine zg, bamsz bir gereklii olma
d konusunda Aristoteles'in bu grn de paylamaktadrlar. On
lar da zamann harekete bal olduunu, hareketin bir ilinei olduu
nu kabul etmektedirler. Simplikios, Zenon'un zaman, genel olarak ha
reketin, Krizippos'un ise 'evrenin hareketi'nin bir boyutu veya cephe
si olarak tanmladklarn sylemektedir. Stobaios buna bir baka Sto
ac olan Poseidoniuos'un zaman 'hareketin boyutu veya hzllk ve ya
valn ls' olarak tanmladn ekiernektedir (LS, 5 1 A, E).
Aristoteles Fizik'inde zaman sayyla tanmladktan sonra
nemli bir meseleyi gndeme getirmitir: Sayma gcne sahip olan tek
bir varlk vardr: Ruh. O halde zamann varl, ruhun varlna m ta
bidir? Aristoteles bu soruyu 'evet' diye cevaplandm (Fizik, IV, 14) ve
baz felsefe tarihileri bundan Aristoteles'in zaman hakknda tamamen
idealist bir gre sahip olduu sonucunu karrlar. Gerekten de sa
yacak bir varlk olmazsa saylacak bir eyin olmayaca aktr. Byle
ce ruh olmaynca, saynn da olmayacan dnmek akla yakndr.
Bu durumda varl devam edecek olan ey, zaman deil, ancak onun
taycs olan hareket olacaktr. Baka bir deyile byle bir varsaym
da hareket hi phesiz yine olabilecek, fakat onun saylabilir cephesi
veya boyutu olarak zamann varl tehlikeye decektir (Ross, l l l ).
Stoaclarn zaman konusunda Aristoteles'in genel bak asn
paylanakla birlikte, onunla ilgili olarak daha az znelci bir gre sa
hip olduklarn syleyebiliriz: Stoaclarda zaman "hareketin boyutu"
veya cephesi olarak saylmaya veya saylabilir olmaya baml deildir,
boyutlu olan yer'in sadece bir cisim tarafndan igal edilebilir olma-
306 ikinci ksm: soaclar

sna bal olmas gibi onlarda zaman da sadece hareketin varlna ba


mldr.
Ancak Stoaclarn zamann, bir boyutu veya cephesi olduunu
syledikleri hareket hangi harekettir? nk evrende saysz hareket
vardr. Daha nce deindiimiz gibi, Zenon'un zaman 'genel olarak
hareket'e baml klmasna karlk Krizippos'un bu hareketin evrenin
veya onun en d kresinin hareketi olduunu dnd ortaya k
maktadr. te yandan Stoaclarn evrenin ezeli-ebedi ve srekli bir ha
reket iinde olduu grn savunduklarn bildiimize gre, bundan
Krizippos'un kendisini evrenin hareketine balamak suretiyle zamana
da hareket gibi ezeli-ebedilik kazandrmak istediini syleyebiliriz.
Aristoteles Fizik'te zaman ele ald ksmda bir baka nemli
konuyu daha gndeme getirir. Bu bir eyin 'zamanda olma'syla neyin
kastedildii sorusudur. Aristoteles bunun anlama gelebileceini sy
ler. Ona gre 'zamanda olmak', ) zaman olduu srada var olmak; )
zamann bir paras veya znitelii olmak; nihayet ) zaman aracl
yla saylabilir olmak anlamlarna gelebilir. imdi gemi ve gelecek,
zamann paralar olmalar bakmndan zamandadrlar; olaylar ise
kendisiyle llebilir olmalar bakmndan zamandadrlar. Aristoteles
her zaman olan veya daimi olarak var olan eylerin, rnein Tanr ve
zorunlu hakikatierin ise bu anlamlardan hibiri bakmndan zamanda
olamayacaklarn dnr ve bunun sonucu olarak bu tr eylerin, za
man-d olduklarn syler (IV, 1 2- 1 3).
Buna karlk Krizippos'un hareketin ve her eyin zamanda ol
duu grn savunduu anlalmaktadr. Bylece ona gre evrenin
etkin ilkesi olan Tanr, Aristoteles'in aksine, zaman-d bir varlk de
ildir, srekli olarak kendi kendini hareket ettiren ezeli-ebedi bir ne
den, bir fail olarak zamanda bulunan varlktr.
Aristoteles yine Fizik 'te zaman kavramn analiz ettii yerde
onun hem uzunluk (extension) bakmndan, hem blnmesinin bir en
son snr olmamas bakmndan sonsuz olduunu syler. Bu gr
nn bir sonucu olarak, ay-alt alemindeki hareketlerin bir balang ve
biti noktalarna sahip olmalar asndan sonlu olmalarna karlk,
a. stoaclarn doRa lelsefesi 307

gn hareketinin dairesel olmas, dairesel bir hareketin ise bir balan


g ve biti noktasna sahip olmamasndan tr sonsuz olduunu ile
ri srer. Ancak, zaman hareketin says olduuna gre, bundan balan
gc ve bitii olmayan bir hareketin says olmas bakmndan zamann
da bir balangc ve bitiinin olmayaca, dolaysyla evrenin ezeli ve
ebedi olmas gerektii sonucu kar.
Stoaclar da bu gr izlemekte; ancak onlar Aristoteles'in za
man bakmndan bir balangc ve sonu olmayan ezeli-ebedi evreni ye
rine zaman bakmndan kesilmeyen bir sreklilik iinde birbirini takip
eden kendi saysz evrenlerini geirmektedirler. Bununla birlikte zaman
bakmndan birbirini izleyen bu evrenler arasnda her eyin atee d
nt evrensel yangnlarn varln da kabul etmektedirler. Bu du
rumda aklmza doal olarak u soru gelmektedir: Bu evrensel yangn
olaylarnn zaman bakmndan durumu nedir?
Sz edilen bu evrensel yangn olaylar, evrenin ezeli-ebedilii
bakmndan birer kesinti meydana getirmeleri gerekmez mi?
Stoaclarn byle bir kesintinin yaratt sakncay ortadan kal
drmann yolunu aradklar ve bunun iin de Plutarkhos'un szn et
tii bir gr benimsedikleri anlalmaktadr. Bu ise zaman sadece
iinde bulunduumuz evrenin deil, ayn zamanda byk yangnda
varl tasavvur edilen evrenin de hareketinin boyutu olarak grmeye
dayanan grtr (LS, 51 C).
Stoaclarn bu gr, Tanr'nn evrenin her aamasnda srek
li olarak etkin olduu, hatta evrensel yangn aamasnda onun bu et
kinliinin en yksek noktasna ulat, nk bu aamada onun her
eyi iine ald, yakt ve kendine dntrd ynndeki bir ba
ka ana grleri tarafndan da desteklenmektedir.
Zamann sonsuza kadar blnebilir olduu tezi gerek Aristote
les, gerek Stoaclarda nemli bir problemi gndeme getirir: Bu, zama
nn en kk paras olan 'an'n veya 'imdi'nin nasl yorumlanabile
cei problemidir. Aristoteles hareket gibi zamann da srekli olduu ve
dolaysyla sonsuza kadar blnebilir olduu grn savunmutur.
Bu durumda onda en kk, blnemez bir zaman olarak 'an' kavra-
308 ikinci ksm: stoaclar

m sz konusu olamaz. Gerekten de Aristoteles, yerin veya uzayn ve


hareketin srekli, dolaysyla sonsuza kadar blnebilir olduklarn
kabul ettii gibi, 'an'larn da zamann ksmlar olmadn ve sonsuza
kadar blnebilir olduklarn kabul eder. Baka deyile, nasl ki en k
k bir doru yoksa Aristoteles'e gre mmkn olan en kk bir za
man da yoktur.
Stoaclarn da bu gr benimsedikleri grlmektedir. Stoba
ios, Krizippos'un "hibir zamann tam olarak var olmad"n (pre
sent), srekli eylerin sonsuza kadar blnmelerinin mmkn olmasn
dan tr her zamann veya 'an'n da sonsuza kadar blnebilir oldu
unu sylediini belirtmektedir (LS, 51 B). Her zaman olduu gibi bu
konuyla ilgili olarak da Staclara kar kan Plutarkhos, bu grn
'imdi'yi ortadan kaldrdn, onu 'yakn gemi' ve 'yakn gelecek'e in
dirgediini, bu grn bir sonucu olarak Stoac Arkhedemos'un 'im
di'yi gemi ve gelecein bir tr buluma veya balant noktas olarak
aldn, ancak bunun zamann btnn ortadan kaldrmak anlamna
geldiini hatrlatr: Eer 'imdi' bir zaman deil de, zamann sadece bir
snrysa ve zamann kendisi bu tr 'imdi'lerden yani snrlardan mey
dana geliyorsa, bu, zamann hibir gereklii olmad, nk tmyle
snrlardan, balant noktalarndan meydana geldii anlamna gelmez
mi? te yandan biz zamanla ilgili olarak tam da bunun tersini yani ge
miin artk var olmad, gelecein ise henz var olmad, var olan e
yin ise sadece 'imdi' olduunu dnmez miyiz? (LS, 5 1 C)
Stoaclarn 'imdi'yi gemi ve gelecein buluma noktas, bir s
nr veya nokta olarak almann yaratt glkleri azaltmak iin onu
ayn zamanda kendine mahsus bir varla veya 'sre'ye (duration) sa
hip bir ey olarak alma ynnde baz abalarnn olduu anlalmak
tadr. Stobaios, Poseidoniuos'un onu ksmen gemi, ksmen gelecek ve
ksmen iinde bulunulan andan meydana gelen bir btn olarak ak
lamaya altn sylemektedir. Ona gre bu sonuncu yani 'imdi'nin
kendisi de ksmen gemie, ksmen gelecee ilikin birer paraya sahip
tir (LS, 5 1 D). O halde 'imdi'yi bir zaman veya zamann bir paras
olarak kabul etmek bizi sama birtakm sonulara grrse de, dar ve-
o. stoaclarn do Ra felsefesi 309

ya gerek anlamda deil de geni anlamda ve en azndan alg dzeyin


de onu gereklii olan bir 'sre' olarak dnmekte zorunluluk vardr.

EBED DNLER KURAMI


Antik Yunan felsefesinde Platon ve Aristoteles btn zaman ve uzay
lar iin tek bir evrenin var olduunu, var olableceini savunmakta,
onun zaman bakmndan bir balangc olmad gibi bir sonunun da
bulunmadn sylemektedir.
Buna karlk atomcularn yani Demokritos ve Epikuros'un e
zamanl olarak birden fazla, hatta saysz evrenin veya dnyann var
ln kabul ettiklerini biliyoruz. Demokritos ve Epikuros'ta sonsuz
uzayda, sonsuz saydaki atomlar, sonsuz bir zamandan beri birbirleriy
le sonsuz arpmalara ve birlemelere girerek sonsuz olmasa da say
sz dnyalara, bazs ortadan kalkarken, baka bazs da yeni ortaya
kmaya balayan dnyalara yol amaktaydlar.
Herakleitos'a gelince, onun bir ayn evrende ezamanl olarak
ateten dier unsurlara ve dier unsurlardan atee doru ikili bir hareke
tin, yukar doru hareketle aa doru hareketin varln kabul ettii
ni grmtk. Ancak Herakleitos'ta, bu hareketlerin evrenin tarihi iin
de birbirlerini izlediklerine yani her eyin ateten gelme olayn yine on
larn atee dnmesi olaynn takip ettiine ve bu srecin zaman iinde sa
ysz bir biimde tekrarlandna dair ak bir reti mevcut deildir.
te Stoaclarn btn bu birbirinden farkl grleri birletir
dikleri ve bylece kendilerine kadar Yunan felsefesi tarihinde benzeri
ne rastlanmayan son derecede orijinal bir 'ebedi dn'ler kuramn
ortaya attklar grlmektedir. Sto aclar, tek bir e vrenin var olduu ko
nusunda Platon ve Aristoteles'le ayn grtedirler. Ancak onlardan
farkl olarak bu biricik evrenin zaman bakmndan tekrarlandn d
nmektedirler. Onlara gre bu birbirini izleyen evrenlerden her biri
ayn sreci izlemekte yani ayn safhalardan geerek varla gelmekte
ve ortadan kalkmaktadr.
te yandan Stoaclar szn ettiimiz bu srecin kendisini, He
rakleitos gibi ezamanl olarak gerekleen iki birbirine zt hareketten
310 ikinci ksm: stoaclar

meydana gelen bir sre olarak dnmemektedir. Stoaclar da birbiri


ni takip eden evrenlerden her biri, genel olu emas bakmndan, ba
langta yer alan evrensel bir yangn olayndan balamakta; bir sonra
ki aamada ateten dier unsurlara ve varlklara geilmekte, bunu dier
unsurlarn ve varlklarn yeniden atee dnerek onun iinde erimeleri,
yok olmalar aamas izlemekte, bylece evrenin genel oluum devresi
kapandktan sonra ayn sre, ayn noktadan balayp ayn safhalardan
geerek tekrar etmektedir. Grld gibi 'ebedi dnler' kuram, ev
renin bu ayn sreci izleyerek dngsel bir biimde yeniden ve yeniden
meydana geldiini ve ortadan kalktn ileri sren kuramdr.
Stoaclar byle bir orijinal kurama gtren nedenler veya gerek
elerin neler olduu konusunda elimizde fazla bilgi bulunmamaktadr.
Long-Sedley, onun u temel tezinin kanlmaz bir sonucu olduu
grndedir: ) Evrenin ilkeleri olan Tanr ve Madde, ezeli-ebedidir ve
Tanr yine ezeli-ebedi olarak etkindir; n) inde bulunduumuz aktel
dnya btn itibariyle etkin ilkede bulunan 'tohumsu ilkeler' tarafn
dan nedensel olarak belirlenmi zaman bakmdan snrl bir olaylar gru
bundan ibarettir. ) Ayn nedenler zorunlu olarak ayn sonular mey
dana getirirler. Bu tezden birinci ile ikinci, Tanr'nn etkinliinin iin
de bulunduumuz dnyann (evrenin) ortadan kalkmasndan sonra da
devam etmesi gerektii grn iermektedir. Stoaclarn bu devam
eden durumu evrensel yangnla zdeletirmek iin baka nedenleri de
vardr: Evreni bekleyen evrensel yangn ayn zamanda dier evrenin
meydana gelmesinin balangcn oluturmakta, dolaysyla da evrenin
bu balang noktasna yeniden gelmesi gerekmektedir (LS, 3 1 1 ) .
B u aklama mantkldr; ancak b u 'ebedi dn' kavramn an
lamak iin Antik Yunan felsefesinin Hristiyanln 'tarihsel' zaman
kavramndan tamamen farkl olan ' kozmik' zaman kavramna ba
vurmak daha doru grnmektedir. 'Yaratm', 'ilk gnah', 'kefaret' gi
bi kavramlarla tarihsel bir perspektife sahip olan Hristiyanln do
rusal, geriye dnlemez tarihsel zaman kavramnn tersine, antik Yu
nanllar zaman mevsimlerin tekrarlanan dzeni (ilkbahar-yaz-sonba
har-k ve sonra tekrar ilkbahar-yaz-sonbahar-k vs.) veya evren kre-
10. stoaclarn do ta retselesi 311

sinin tekrarlanan devirleri (gndelik-yllk devirler) olarak aralksz bir


tarzda ayn noktalardan geen bir daire gibi grmekteydiler. Nitekim
Platon, Timaios'ta zaman " deimez ezeli-ebediliin hareketli imgesi"
olarak tanmlamtr. Aristoteles'in de zaman evrenin en d kresinin
ezeli-ebedi dnme hareketinin ls veya says olarak aldn biliyo
ruz. Bylece Antik Yunan filozoflar zaman, her annn sadece bir de
faya mahsus bir tarzda yaand ve bir daha geri dnmernek zere or
tadan kalkt dorusal (linear) bir ey olarak grmemekte; tersine Pa
ul Valery'in dedii gibi "her an yeniden balayan 'sonsuz bir gidi iin
de her zaman ayn daireyi izen (cyclical) bir nokta olarak tanmla
maktaydlar. Byle bir zaman tasarmnn ebedi dnlerden meydana
gelen bir evren anlayn veya kozmolojiyi mmkn klmak bir yana
onu gerektiren bir zellie sahip olduunu syleyebiliriz.
Gerisinde yatan gerekeler ne olursa olsun, her halkarda Sto
aclarn byle bir 'ebedi dn' retisine sahip olduklar bir gerektir.
te yandan Stoaclar iinde bazlarnn, bu birbiri ardndan gelen ve
ya tekrarlanan evrenierin gerek ilerine aldklar varlklar gerekse
olaylar bakmndan tpatp ayn olacaklar ynnde ar bir tezi sa
vunduklar da anlalmaktadr. Nemesius'un bu konuda verdii bilgi
ye gre szn ettiimiz Stoaclar bizden evvelki dnyada da bir Sak
rates ve Platon'un olduu ve bizden sonraki dnyada da yine bir Sak
rates ve Platon olacan ileri srmlerdir. Hatta onlara gre bunun
la da kalmayacak, bu Sokrates ve Platon'lar etrafiarnda hep ayn kim
seleri bulacak, ayn olaylarla karlaacak, ayn eylerden ac ekecek,
ayn eylerle mutlu olacaklardr. Ayrca bu durum birka kez deil,
sonsuz olarak tekrarlanacaktr (LS, 52 C). (Will Durant, ho bir espri
yaparak, baz Stoaclarn bundan fazla emin olmadklarn renme
nin kendisini hayli rahatlattn sylemektedir)
Stoac ilkeler bakmndan dnlrse bu son grn aslnda
son derece tutarl olduunu kabul etmek gerekir. nk eer Tanr bir
ve ayn Tanr'ysa ve bu Tanr her zaman ayn biimde, ayn ilkelere g
re i grmekteyse, sz edilen tekrarlanan dnyalarn her bakmdan
birbirlerinin ayn olmas hem doal, hem zorunlu olacaktr. Bunun ter-
312 ikinci ksm: stoaclar

si yani sz edilen dnyalarn birinin dierine benzememesi, bir son


raki dnyann bir nceki dnyadan farkl eyler iermesi, Tanr'nn de
imez mkemmelliine, aklsallna ve iyiliine aykr olacaktr.
Baka bir biimde sylersek, Stoaclkta 'mmkn olan en m
kemmel dnya olmak durumunda olan dnya'nn hem gereklemesi,
hem de ebedi olarak tekrarlanmas zorunludur. Stoaclarn tanmladk
lar biimde bir Tanr'nn, meydana getirdii dnyadan baka bir dn
ya yaratmas mmkn olmad gibi birbiri ardndan meydana getir
dii dnyalarda herhangi bir deiiklik yapmas da dnlemez. Sto
aclarn, ayn nedenlerin zorunlu olarak ayn sonular meydana geti
receine ilikin ilkeleri de byle bir deiiklie izin veremez. Tersinden
bakarsak birbirini takip eden bu dnyalarn birinde dierinde olma
yan bir eyin var olabileceini dnmek onlarn nedenlerinde bir de
iikliin meydana geldiini kabul etmek anlamna gelir ki, bu da Sto
aclarn ta balangcndan itibaren tmyle belirlenmi olan evren an
laylarndan vazgemeleri demek olacaktr.
Modern ada Nietzsche, Neeli Bilgi adl eserinde Stoaclarn
ebedi dn retilerinin hemen hemen tmn benimsenmitir. Ancak
ebedi dn retisi Nietzsche'de kozmalajik bir tema olmaktan ka
rak tamamen varolusal, psikolojik ve ahlaki karakterde bir reti ola
rak karmza kmaktadr. nk ilk olarak Nietzsche iin nemli olan
kozmos veya doa deil bizim kendi hayatlarmzdr; dolaysyla Ni
etzsche'de bu gr bizim bugn yaadmz hayatmz ilerde sonsuz
olarak tekrar yaayacamz tezine dnr. kinci olarak Nietzsche'nin
bu varsaymla ortaya koymak istedii ey, hayatmz sonsuz defa tek
rar edeceimiz, tekrar etmek zorunda kalacamzn bilincinde olarak
nasl yaamamz gerekiyorsa yle yaamamz gerektiini hatrlatmaktr.
Bu aslnda Kant'n ahlaknn birinci maksiminin Nietzsche tarafndan
u ekilde formle edilmesi anlamna gelmektedir:

"Bu dnyada yapmay doru bulduun eylemlerin ebedi olarak ge


ri dnebilecei, rekrarlanabilecei bir ekilde davran ! " (Felsefe,
2002, 1 1 7).
11
Stoac1larm Ruh Kurami
veya Psikoloji

"BiziM B i R VE AYN I EYLE N EFES ALDlGIMIZ VE YAA D IGIMIZ AIK


TIR. Biz D OGAL N EFESi S O L U MAKTAVIZ 0 HALDE AYN I N EFESLE
HAYATTA TUTULMAKTAYlZ . 0 HALDE RUH, DOGAL N EFESLE BiR VE
AYN I EYDiR . RUHUN K I SIMLARI, KALPTEKi MERKEZ L E R i N D E N , B i R
SU KAYNAGI N DAN l KAR GiBi I KARLAR VE B T N B E D E N E YAY I L I R
LAR. O N LAR B E D E N i N BTN UZUVLA R I N I , O RGANLARI HAYAT N EFE
SiYLE D O LD U R U R LAR VE O N LARI SAYlSlZ FAR K L I GLERLE YN ET iP
D E N ETLERLER R U H , K E N D i N E HAS iLEVLE R i O LAN D UYULARI

D UY D U K LA R I EYi K E N DiSiNE i LETEN HABERCiLERi O LARAK B E D E N i N


H E R YAN INA G N D E R i R VE K E ND i S i B i R K RAL GiBi BU HABERCiLE
RiN VERDiKLERi HABERLER ZERi N E YARG I DA B U L U N U R . "
Calcidius, 2 2 0
Poseldonlos'un bir bDstD.
toaclar evren hakknda sahip olduklar tmyle maddeci anlay
S arna uyumlu olarak ruhun doas hakknda da tamamen madde
ci bir gr savunmaktadr. Buna gre ruhun zerinde etkide bulu
nan her ey cisim veya cisimsel yapda varlklar olduu gibi, ruhun
kendisinin gerek bu etkilere tepkilerini (duygular, heyecanlar) gerekse
onun kendine zg olarak grdmz eylemlerini ( bilgi ve erdemler)
tmyle maddi eyler olarak grmemiz gerekir. Bylece bedenin ken
disinin boyutta yaylan bir cisim olmasna paralel olarak ruhun
kendisi de bedenin her tarafna yaylan, ancak ondan daha ince olan
bir cisimdir ve bu durum, ruhun en st ksm olan ve sadece insana
mahsus olan akl iin de geerlidir. te yandan Stoaclar insan bedeni
ile ruhu arasnda kurduklar bu ilikinin aynn evrenin maddesiyle,
onun ruhu yani 'alem ruhu' arasnda da kurarlar.
Stoaclarn ruhla ilgili bu teki materyalist grleri, onlar ruh
la bedeni birbirinden tamamen ayr yapda varlklar olarak kabul eden
Platon ve Descartes gibi ikici filozoflarn eitli alanlarda karlatkla
r baz problemlerden uzak tutar. ncelikle bu filozoflarda ruhla be
den aras ilikiler konusunda ortaya kan ciddi glk, doal olarak
316 ikinci ksm: stoaclar

Stoaclar iin sz konusu deildir: Stoaclar ruh ve bedeni bir ve ayn


yapda olan varlklar olarak grdkleri iin onlar her birinin dieri
zerine etkisini aklamakta herhangi bir zorlukla karlamazlar. kin
ci olarak Platon ve benzerlerinde varln bildiimiz duyum-akl, du
yusal bilgi-aklsal bilgi ayrmnn ortaya kard glkler de Stoac
lar iin sz konusu olmaz. nk Stoaclara gre her trl bilginin
kayna duyumdur ve kavramlar ile akl son tahlilde duyurnlara indir
genebilir. nc ve son olarak Stoac evren tasarmnda doa ve in
san ayn yapda olduklar ve ayn yasalara tabi bulunduklar iin Sto
aclar insan, onun doa iindeki yerini, ahlaki konum ve zelliini
aklamak iin fazladan baz ilkelere ihtiya duymazlar.

STOACI PSKOLOJNN KKENLER


Platon'un ruhu, doas bakmndan, 'kendiliinden hareketin ilkesi'
olarak tanmladn grmtk. Platon'un hareket kavram iine her
trl deimeyi soktuunu, ruhu, beslenme, byme, reme gibi en te
mel biyolojik-fizyolojik faaliyetlerden balayarak arzu etme, isteme,
fkelenme, heyecanlanma, duyum gibi geni anlamda psiik olaylara
kadar uzanan, bunlara ek olarak sadece insana ait olan dnme, akl
yrtme gibi daha dar ve asl anlamnda zihin srelerini de iine alan
ok geni ve plastik bir kavram olarak kullandm grmtk.
Bunun yansra Platon varlklar canllar ve canszlar olarak
ikiye ayrmakta, cansz veya inorganik eylerin kendiliinden bir ha
rekete sahip olmadklarn, kendi dlarndaki ilkeler tarafndan ha
reket ettirildiklerinden ruhlar olmadn sylemekteydi. Ayn ilkeye
dayanarak bitkilerin de asl veya gerek anlamda ruha sahip olma
dklarn, onlarn beslenme, byme gibi faaliyetlerini 'doa' diye
adlandrdmz daha genel bir kavramla aklamann doru olaca
n dnmekteydi.
Platon'un bundan baka "duyusal dnya-aklsal dnya" ayr
mn temele alarak ruhu aklsal dnyaya ait bir varlk olarak tanmla
dn, onun madde-d, tinsel, dolaysyla ncesiz-sonrasz bir tz ol
duunu sylediini grmtk. Ancak bu grn daha sonra benzeri
u. stoaclarn ruh kuram veya psikoloji 317

gr savunan Descartes gibi Platon iin de ruh-beden ilikilerini


aklama konusunda ciddi bir gle yol atna iaret etmitik.
Platon sadece ruhun doasndan sz etmemi, ayn zamanda
onun trleri, ksmlar veya yetilerine ilikin son derece ilenmi bir ku
ram ortaya atmt. Bu kurama gre ayr tr ruh veya insan ruhun
da birbirinden farkl ayr ksm vard. Bunlar arzula yan, fkeli ve d
nen veya akll ruhlard. Platon zellikle birinci ile nc yani arzu
layan ruhla akll ruh arasnda ciddi bir atmann varln kabul et
mekte ve bu atmay ahlak kuramnn temeline yerletirmekteydi. Ay
rca Platon, bu ruhlara insan vcudunda ayr yerler tahsis edecek kadar
da ileri gitmekteydi. Buna gre dnen ruhun veya akln yeri beyin, f
ke sahibi olan ruhun yeri gs, arzulayan ruhun yeri ise karn idi.
Platon'un hayvan ve insan ruhlarnn dnda bir de 'alem ru
hu'nun varln kabul ettiini de biliyoruz. Ona gre gksel cisimlerin
her birinin bir ruhu ve akl olduu gibi, evrenin de bir btn olarak
ruhu vard. Bu ruh evrenin Tanr'nn elinden km, kendinden hare
ketli, canl, akll, lmsz, tek kelimeyle mkemmel, tanrsal bir var
lk olduunun hem gstergesi, hem de gvencesiydi.
Aristoteles'in baka konularda olduu gibi psikolojisinde de
esas olarak Platon'u takip ettiini, ancak dier alanlarda olduu gibi
bu konuda da zgn dehasnn rn olan baz deiiklikler yaptn
grmtk Bu deiiklikler iinde en nemlisi, Aristoteles'in ruhu,
Platon'dan farkl olarak kendi bana var olmas veya ayakta durmas
mmkn olmayan Form'a indirgernesi ve onu bedenin bir ilevi klma
syd. te yandan Aristoteles, Platon'dan farkl olarak bir 'alem ru
hu'nu kabul etmemekteydi. Ayrca Aristoteles, ruhun farkl yetilerini
Platon gibi onun ayr ksmlar veya ayr ruhlar olarak grmek yerine
bir ayn hiyerarinin stteki altndakini ieren farkl aamalar veya
basamaklar olarak ele almaktayd.
Stoaclarn psikolojilerinde baz noktalarda Platon veya Aristo
teles'le uyutuklar, bazlarnda ise onlardan ayrldklarn grmekte
yiz Genel olarak sylemek gerekirse onlar psikolojisi Aristoteles'ten
ok Platon'a yakndr. Ancak onlar baz zel noktalarda Platon'dan
318 ikinci ksm: stoaclar

ok Aristoteles'in ruh retisini izlemektedirler. Bu arada fazla nem


li olmayan, ayrnt ile ilgili baz konularda kendi aralarnda da baz g
r ayrlklar iinde olduklar grlmektedir.
Stoaclkla Platonculuun gerek bilgi kuram gerekse varlk an
lay bakmndan birbirlerinden ok farkl, hatta zt ilkelere, teziere
veya varsaymlara dayanan iki felsefi sistem olduunu biliyoruz. Bu
nunla birlikte onlar arasnda genel dnya grleri bakmndan Sto
aclkla Aristotelesilik arasnda olduundan daha byk bir benzer
lik, bir dnce ve duygu birlii olduunu syleyebiliriz. Bu phesiz
onlarn Tanr ve Tanr-evren ilikileri konusunda benzer bir bak a
sna, dinsel diye adlandrabileceimiz ortak bir paradigmaya sahip ol
malarndan ileri gelmektedir.
Daha nce birka kez iaret ettiimiz gibi, Platon'un Tanr'snn
evrene akn bir varlk olmasna karlk Stoaclarn Tanr's onun i
kin ilkesidir. te yandan Platon'un Tanr'snn madde-d, tinsel bir
varlk olmasna karlk Stoaclarn tanrlarn atee, 'scak nefes'e, k
saca tamamiyle maddi, tamamiyle cisimsel bir eye zde kldklarn
biliyoruz. nc olarak Platon'un Tanr'snn, zellikle Timaios'un
Tanr'snn evreni kendi dnda bulunan bir dnyay, idealar dnyas
n gz nnde tutarak ina etmesi veya meydana getirmesine karlk,
Stoaclarn varln savunduklar Tanr'nn dnda veya stnde by
le bir dnyann veya ilkenin varln kabul etmediklerini; tersine bu
Tanr'nn kendisinin planl, ama gden varlk yani A kl, Lo go s olarak
evrenin tzn veya zn tekil ettiini savunduklarn da syledik.
Ancak aralarndaki bu nemli farkllklara ramen Platon'la Sto
aclarn evrenin genel yaps, anlam ve kaderi hakknda hayati neme
sahip bir ana gr benimsediklerini grmekteyiz. Bu, evrenin tanrsal
olduu veya Tanr'nn damgasn, izini tad grdr. Aristoteles'in
evrenle ilgilenmeyen, hatta onu bilmeyen Tanr'sna karlk olarak Pla
ton ve Stoaclarn Tanr's, evrenin varlnn ve yapsnn aklayc ne
deni, evrenin kendisi ise tmyle O'nun eseridir. Bu grn en nemli
sonucu hem Platon'un, hem Stoaclarn sahip olduklar ve imdiye ka
dar sk sk zerinde durduumuz iinde bulunduumuz evrenin "mm-
. stoaclarn uh kuram veya psikoloji 319

kn olan en mkemmel evren" olduu grleridir. Nihayet iki tarafa


ortak olarak paylalan ve bu ilk iki grle yakndan ilikili olan bir di
er nemli gr, tanrsal inayet kavramdr: Gerek Platon gerekse Sto
aclar evrenin veya varln hem btn hem de paralar bakmndan
tanrsal bir inayet veya ilginin varln gsterdiine inanmaktadrlar.
Her ne kadar Platon evrendeki cansz glerle canl gler, ha
reketlerinin ilkelerini kendilerinde tamayanlada kendiliinden bu il
kelere sahip olanlar, ksaca maddeyle ruh arasnda bir ayrm yapmak
taysa da, bir yandan ruhu her trl hareketin ilkesi klmakta dier
yandan hareket kavram iine evrende meydana gelen her trl dei
meyi sokmakta ve bylece cansz varlklarn hareketlerinin ilkesini de
onlarda deil, ruhu olan baka varlklarda bulmaktadr. Bu Platon'da
evrende olup biten her eyin temelinde ruhun bulunduunu ve ruhun
kendisinin de z itibariyle bilinli bir varlk olmasndan dolay evre
nin tmnn aklsal olarak ynetildii anlamna gelmektedir ki, Sto
aclarn da ana tezi budur.
Bir btn olarak Platon ve Aristoteles'le Stoaclar karlatrr
sak aralarndaki en byk farkn Platon'la Aristoteles'in bir okluk
grdkleri veya grmek istedikleri her alanda Stoaclarn bir birlik
grmelerinde veya bu alana bir birlik getirme abas iinde bulunma
larnda yattn syleyebiliriz. Stoaclkla Aristotelesilik arasnda bu
genel yaklam farknn baz zel rneklerine deinmitik. Stoac ruh
kuramnda bu farklln bir baka rneiyle karlamaktayz.
Platon ve Aristoteles'in evrende, cansz varlklarla canllar, can
llar iinde bitkilerle hayvanlar, hayvanlar arasnda akl sahibi olma
yan varlklarla akll hayvan yani insan arasnda yapt ayrmlar, Sto
aclar tarafndan fazla nemli grlmemektedir. Eer dnyann iki ana
ilkesi varsa ve bu ilkelerden biri olan edilgin madde hibir zaman ve
hibir parasnda veya rneinde dier ilke olan scak nefes, ruh, Tan
r veya akldan yoksun deilse, tersine tmyle onun tarafndan nfuz
edilip ynetilmekteyse, bunun anlam nedir? Hi phesiz bu, evrende
ki btn varlklarn tzsel bakmdan ayn yapya sahip olduklar ve
varlklar arasnda canszlar ve canllar diye yaplan ayrmn fazla cid-
320 ikinci ksm: stoaclar

di veya nemli bir temeli olmad anlamna gelir. Daha basit bir ifa
deyle sylemek gerekirse, bu temel grn sonucu olarak Stoaclar
evrenin kendisinin btn itibariyle canl, akll olduu gibi onu mey
dana getiren her eyin de canl, akll olmak durumunda olduunu ka
bul etmek etmek zorundadrlar. Bu ise her eyin ruhu olduu, Platon
cu terminolojiyle her eyin kendi iinde hareket ilkesine sahip olduu
anlamna gelir ki, bu adan Stoacln kelimenin en gerek anlamn
da bir ruhuluk ( animizm) olduunu sylememiz mmkndr.

RUHLAR HYERARS
Stoaclarn bu genel tezleri eitli varlklar veya varlk trleri arasnda
daha nce iaret ettiimiz trden baz ayrmlar yapmalarna engel ol
maz. Daha nce etkin ilkenin veya 'scak nefes'in yaps ve zellikle
rinden sz ettiimizde deindiimiz gibi, Stoaclar varlk veya onunla
ayn ey demek olan doada birbirinden farkl ana varlk trnn
ayrdedilmesinin mmkn olduu dncesindedir. Bu farkl varlk
trnn temelinde olan, onlar birbirlerinden ayran ilkeleri ise srasy
la u terimlerle ifade etmektedirler: ) Yunanca 'sahip olma' ve 'ayak
ta tutma, birarada tutma' anlamna gelen bir fiilden tretilmi bir isim
olan ve 'zellik', 'varlk tarz' veya 'yap'y ifade eden 'heksis'; ) Yu
nanca 'doa' anlamna gelen 'physis'; ) nihayet asl anlamnda 'ruh'u
iaret eden 'psykhe'.
Stoaclara gre bunlardan ilki yani 'zellik', 'varlk tarz' veya
'yap' anlamna gelen 'heksis', evrendeki btn doal varlklara veya
tzlere nfuz ederek onlarn birliklerini salayan, onlar ayakta tutan,
dalmalarn nleyen ilke olarak, 'scak nefes'tir. rnein, bu demirin
sertliini veya gmn beyazln oluturan eydir. Stoaclar bu kav
ram veya onunla iaret ettikleri ilkeyi ayn zamanda inorganik varlk
lar organik varlklardan, bitki ve hayvanlardan ayran ey olarak ta
nmlamaktadrlar.
Buna karlk bir bitkinin birliini salayan birletirici ilke ol
mas bakmndan 'scak nefes', Stoaclar tarafndan, daha zel bir te
rimle, 'doa' (physis) terimiyle karlanmaktadr. Stoaclara gre 'do-
. stoaclarn ruh kuram veya psikoloji 321

a', rnein bir bitkiyi sahip olduu beslenme ve kendiliinden by


me zellii bakmndan cansz bir eyden, bir tatan veya aa kt
nden ayran eydir.
Hayvanlara gelince, Stoaclar onlar bu ilk iki gruptaki varlk
lardan farkl olarak 'ruh' (psykhe) denen zel birletirici ilkeye sahip
bir varlk tr olarak tanmlamaktadrlar. Hayvanlarn 'physis'inin
hayvanlarn hayatnn sindirim, solunum, byme gibi salt fizyolojik
ilerinden sorumlu olmasna karlk onlarn ruhlar, Platon'da olduu
gibi, esas olarak onlarn 'kendiliinden hareketleri'nin ilkesidir. te
yandan hayvanlarn sahip olduklar ruh denen bu birletirici ilke de
Stoaclar iin ilk iki grupta varln grdmz 'scak nefes'ten ba
ka bir ey deildir; yalnz Stoaclar bu 'scak nefes'e, cansz varlklar ve
bitkilerde olmayan zel, daha yksek veya asl anlamda 'ruhsal' faali
yetlerin, kendiliinden hareketin ve bu hareketin trleri olarak arzu et
menin, duyurnun vb. ilkesi olmak bakmndan 'ruh' adn vermenin
doru olaca dncesindedirler.
nsan sz konusu olduu zaman ise onun, btn bunlardan
farkl ve onlarn stnde 'akl' veya 'zihin' (nous) dediimiz bir yetiye
sahip olduunu kabul etmemiz gerekir ki, Stoaclar bunu da zel ola
rak 'ruhun st yetisi' veya 'egemen yeti' (nous hegemenikon) olarak
adlandrmann uygun olacan dnmektedir.
Origenes'ten aldmz bir pasaj Stoaclarn szn ettiimiz
drtl ruh ayrmn ak bir biimde ortaya koymaktadr:

"Hareketli eyler arasnda bazlarnn yalnzca dtan hareket etti


rilmesine karlk, bazlarnn hareket nedenleri onlarn kendi ile
rinde bulunur. Birinciler aa ktkleri, talar ve yalnzca 'heksis'
tarafndan birarada tutulan maddi varlklar gibi eyleri iine alr
lar... Buna karlk bitki ve hayvanlarn hareketlerinin nedeni onla
rn kendi ilerinde bulunur ve doa (physis) veya ruh (psykhe) ta
rafndan ayakta tutulan her eyde de durum byledir. Stoaclar bu
sonuncu trden eyler iinde de bazlarnn kendilerinden tr
(out of themselves ) bazlarnn ise kendileriyle (by themselves) ha
reket ettiklerini sylerler. Birinciler ruha sahip olmayan eyler, ikin-
322 ikinci ksm: stoaclar

ciler ise ruhu olan eylerdir. Ruhu olan [veya ruha sahip olan) ey
ler, kendilerinde bir izienim ortaya ktnda ikinci trden hareket
ederler... Akll hayvana gelince, o, bu izienimlerden etkilenen do
asna ek olarak ayn zamanda onlar zerinde yargda bulunan,
uygun bir ekilde eylemde bulunmak zere onlardan bazsn red
dedip bazsn kabul eden bir akla da sahiptir" (LS, 53 A).

Stoaclarn ruh anlay, bedenle ruh arasnda yapsal bir ayrm


yapmamas, canllarn gerekletirdii farkl faaliyet trlerini akla
mak zere varln kabul ettii farkl ruhlar yani besleyici (bitkisel),
duyusal (hayvansal) ve akll (insani) ruhlar, ruhun asli birliine zarar
vermeyecek bir ekilde bir merdivenin basamaklar olarak ele almas,
Platon'un tersine insanda duyum ile dnce arasnda kategorik bir
ayrm yapmamas, dnceyi duyuma dayal, ama ondan derece bak
mndan stn bir ey olarak grmesi asndan Aristotelesi emay iz
lemektedir. Ancak Stoacln dier alanlarda olduu gibi bu alanda da
deyim yerindeyse Aristoteles'ten daha ileri gittii, Aristoteles'in hiye
rari ve sreklilik tesis etmek istedii her yere bunlar aan bir birlik ve
etrdenlik getirmek istedii grlmektedir.
Stoac psikolojiyi Aristotelesi psikolojiden ayran dier zel bir
gr, yukardaki pasajda grld gibi Aristoteles'in bitkilerle ilgili
olarak bitkisel diye adlandrd bir ruhun varln kabul etmesine
karlk, Stoaclarn bitkilerin beslenme, byme gibi faaliyetlerini her
hangi bir ruha deil, yalnzca doaya (physis) maletmeleridir.
Stoaclarn bu son grlerinin, insan yavrusunun gelimesinin
hangi dneminde ruha sahip olduuna ilikin ilgin bir baka grle
ri tarafndan da destektendiini grmekteyiz: Stoaclar insan yavrusu
nun anne karnnda yani embriyo safhasnda 'ruh'a deil, 'doa'ya sa
hip olduunu, ancak doum annda bu doann ruha dntn ile
ri srmektedir. Bu ise Stoaclarn anne karnnda bulunan embriyonu
nun hayat ve gelimesini aklamak iin ruh kavramna ihtiya duyma
dklar, bunun iin, bitkilerin beslenme ve bymelerini aklamak iin
kendisine bavurduklar 'doa' kavramn yeterli grdkleri anlamna
gelmektedir (LS, 53 B).
n. stoaclarn ruh kuram veya psikoloji 323

Stoaclar iinde yaadklar dnemin gelien fizyolojisinin orta


ya koyduu verilerin tersine, heyecan da dahil olmak zere btn zi
hin hallerinin merkezi olarak yrei kabul etmektedir. Daha ak bir
ekilde sylersek onlara gre ruhun, daha dorusu onun en st ksm
olan egemen yetinin, akln yeri beyin deil, yrektir. Bunun nedenini
ise Krizippos'un bu konudaki u szlerinden karabilmekteyiz:

Bizim bir ve ayn eyle nefes aldmz ve yaadmz apaknr.


Biz doal nefesi solumaktayz. O halde ayn nefesle hayatta tutul
maktayz. te yandan biz ruh sayesinde yaamaktayz. O halde
ruh, doal nefes/e bir ve ayn eydir. . Ruhun ksmlar yrekteki
.

merkezlerinden bir su kaynandan kar gibi karlar ve btn be


dene yaylrlar. Onlar bedenin btn uzuvlann, organlar hayat
nefesiy le doldururlar ve onlar saysz farkl glerle ynetip denet
lerler. Bylece beslenme, byme, yer deitirme, duyum ve eylem
itepisi (impulse) meydana gelir. Ruh kendine has ilevleri olan du
yular ... duyduklar eyi kendisine ileten habercileri olarak bedenin
her yanna gnderir ve kendisi bir kral gibi bu habercilerin verdik
leri haberler zerine yargda bulunur" (LS, 53 G).

Burada ak bir ekilde grld gibi Stoaclar nce ruhla (s


cak) nefes arasnda tam bir zdelik kurmaktadrlar. te yandan 's
cak nefes' veya 'hayat nefesi' (vital breath) olarak tanmladklar ru
hun merkezinin yrek olduunu dnmekte ve ruhun ksmlarnn bu
merkezden (kan araclyla) btn bedene yayldn, bylece bede
nin her tarafnn hayatla veya ruhla dolduunu ileri srmektedirler.
Stoaclara gre insann beslenme, byme, hareket, duyum, dnme
gibi btn faaliyetleri, bu hayati ruhlar sayesinde ve onlarn bir eseri
olarak gereklemektedir. Duyu organlar ve duyular tarafndan yaa
nan btn duyumlar yine ayn yolla yree gelmekte ve orada bir kral
gibi tahtnda oturup lkesini ynetmek zere habercilerinin kendisine
getirecekleri haberleri bekleyen 'egemen yeti' veya akl tarafndan yar
glanarak karara balanmaktadr.
Stoaclarn ruhu yrekten karak bedenin her tarafna, btn
organiara akan, yaylan, genileme veya bzlme, daralma kabiliyeti-
324 ikinci ksm: stoaclar

ne sahip scak bir nefes, hayat nefesi olarak maddi-fiziksel bir ey gibi
ele alan bu anlaylarnn yansmasn ruhun ksmlarn bir altapotun
kollar veya bir rmcein ayla karlatran bir benzetmede de bul
maktayz. Aetius bu benzetmeyle ilgili olarak u bilgiyi vermektedir:

wstoaclar 'egemen yeti'nin, ruhun izlenimler, tasdikler, alglar ve


itepileri meydana getiren en yksek ksm olduunu sylerler. On
lar ona 'akl yrtme yetisi' de derler. (Onlara gre] bu egemen ye
tiden kan ve bir ahtapotun kollar (veya bir rmcein a) gibi
vcudun her tarafna yaylan yedi ksm vardr. Bunlarn bei gr
me, koklama, iitme, dokunma ve tad alma duyulardr. Grme,
egemen yeriden gzlere uzanan bir nefestir, iitme yine ayn yeriden
kulaklara uzanan nefesti:.. Geri kalanlardan birine 'tohum' denir
ve o egemen yeriden cinsel organiara yaylan nefestir. Stoaclarn
konuma diye adlandrdklar dieri ise egemen yeriden yutaa, di
le ve dier uygun organiara uzanan nefestir w (LS, 53, H).

RUHUN ST YETS: AKlL


Bu son szlerle Stoac psikolojinin en nemli ksmna, dar anlamda ru
hun veya akln ilevleri kuramma gemekteyiz. Stoaclarn gerek hay
vanlar gerekse insanlarda ruhun balca iki hareketi, etkinlii veya i
levi olduunu ileri srdkleri grlmektedir. Stoaclar bunlar en genel
olarak 'izlenim' ve 'itepi' veya etki ve tepki olarak adlandrmaktadr
lar. izlenirnin ne olduunu biliyoruz: O, ruhun d bir nesnenin doru
dan etkisine uramas ve bu etkilenme sonucu ruhta meydana gelen
eydir. Philon onu zl bir biimde "duyum araclyla zihne bask ya
pan d bir nesnenin onda meydana getirdii etki" olarak tanmlamak
tadr (LS, 53 P). tepiye gelince, o, en genel olarak 'ruhun bu izleni
me veya etkiye gsterdii tepki' olarak tanmlanabilir. Bu izlenim-ite
pi mekanizmas hayvanlar ve insanlarda bir lde farkl bir biimde
kendini gstermektedir. Ancak Stoaclara gre bu farkll fazla kes
kin bir biimde de ele almamak gerekir.
Stoaclar, ruhu olmakla birlikte akl olmayan (non-rational)
hayvanlarn yani insan dndaki btn hayvanlarn sadece izienimle
re ve bu izlenimlere kar gsterdikleri itepilere veya tepkilere sahip
. stoaclarn ruh kuram veya psikoloji 32 5

olduklarn dnmektedirler. Baka deyile onlarda itepileri, etkilere


annda ve bir anlamda otomatik-mekanik olarak verilen tepkiler ola
rak ele almamz gerekmektedir. zel olarak akl sahibi olan varla ya
ni insana gelince, Stoaclarn insanla ilgili olarak bu basit izlenim-ite
pi veya etki-tepki rnekanznasm aan nc bir unsurun varln
kabul ettikleri anlalmaktadr. Bu nc unsur, onlarn bilgi kuram
larn anlatrken szn ettiimiz 'onama' veya 'reddetme' unsurudur:
Stoaclar hayvanlardan farkl olarak insan ruhunun veya onun egemen
ksm olan akln dtan ald bir izlenimle, kendi ifadeleriyle 'birlikte
yrme', ona 'katlma' veya ondan kanma, onu reddetme dorultu
sunda ayr bir gce sahip olduunu dnmektedirler.
Bununla birlikte insan hayvandan ayran bu zellii fazla
abartmadan, insanla hayvan arasnda izlenim-itepi mekanizmasnn
ileyiinde ortak olan noktay vurgulamamzda yarar vardr. Bu ortak
nokta, her iki varlkta da tepkinin etki tarafndan balatlmas ve yine
her iki varlkta onun amal veya bir amac gerekletirmeye ynelik
bir ey olmasdr.
Bu ama, hayvanlarda onlarn kendilerini koruma igdlerini
tatmine ynelik uygun veya faydal 'davran'; insan sz konusu oldu
unda ise doru, erdemli, iyi diye adlandrlmas mmkn ve gerekli
olan 'eylem'dir.
Bu ama, hayvanlarda onlarn bilin-d doalarnn eseri ol
masna karlk insanda akln, onun onayiayan veya reddeden yargs
nn sonucu olarak ortaya kmaktadr.
Bu konuda geni bilgi veren Diogenes Laertius'a gre Stoaclar
'canl bir varln ilk igdsnn, doann daha balangta onun iine
koyduu kendini koruma igds' olduunu sylemektedirler. Bu er
evede olmak zere Krizippos "her canlnn sahip olduu ilk eyin, ken
di yaratl ve bu yaratlnn bilinci' olduunu sylemitir. nk do
ann caniy kendine yabanc klmas beklenemez. Geriye onu oluturan
doann onu kendine yakn kldn sylemek kalmaktadr. Bylece ona
zararl eyler doa tarafndan ondan uzak tutulur ve ona uygun olanla
rn yine doa tarafndan ona yaklamasna izin verilir" (DL, VII, 85).
326 ikinci ksm: stoaclar

GD-AKIL LKLER
Bir hayvann dardan ald bir etkiye, izlenime gsterdii tepkinin ge
risinde kendisini koruma igds bulunmaktadr. Bu igdye uygun
olarak hayvan kendine zararl olandan kanp yararl olana yaklar.
Akl sahibi insanda ise igdnn yerini akl tutar. nsan da kend d
ndan bir nesnenin etkisi sonucu bir izlenime sahip olduunda buna
cevap olarak bir tepki gsterir. A ncak bu tepki, artk igdsel veya
doal deil, akll veya bilinli bir tepkidir. Aslna baklrsa doa veya
Tanr veya 'scak nefes'in, temel amac bakmndan insanla hayvan
arasnda bir ayrm yapmadn sylemek doru olacaktr; nk o
hem hayvana, hem insana kendini koruma, kendisi iin yararl olana
yaklama, zararl olandan kanma ynnde ayn eilimi vermitir.
Ancak insan bu eilimi igdsyle deil aklyla yerine getirir; bunun
sonucu olarak insan iin doaya uygun yaamak, artk onun igd
sne dei 'aklna uygun yaamas'dr. Akl bunu hem kendisi hem ev
renin doas hakknda doru bilgi edinmek ve bu bilgiye dayanarak
doru eylemde bulunmak suretiyle gerekletirir. O bu bilgiye dayana
rak neden kanmas, neyin peinden gitmesi gerektiine karar verir.
Stoac terminolojide bu, daha nce iaret ettiimiz gibi, "egemen ilke
nin dardan ald izienime onayn vermesi veya onu reddetmesi" an
lamna gelir (OL, VII, 86-87).
Plutarkhos'a gre Krizippos, insanda bulunan bu gc, eylemi
emretme veya reddetme ynndeki iki farkl ve zd grnts bak
mndan 'emredici' ve 'yasaklayc ' akl olarak da adlandrmtr:

"nsani itepi, insana eylemi emreden akldr... yasaklayan akl ise


onu reddeden akldr" (LS, 53 R).

ARZU-AKlL LKLER
Peki insann akll eyleminde arzunun veya iradenin rol nedir? Stoba
ios'un izlenim-itepi mekanizmasyla ilgili verdii bilgiden, Stoaclarn
bu konuda arzu veya iradeye akl veya yargdan bamsz olarak nere
deyse hibir rol verdirmedikleri ortaya kmaktadr:
. stoaclarn ruh kuram veya psikoloji 327

stoaclar itepiyi harekete geiren eyin uygun bir ilevi dorudan


harekete geirme gcne sahip bir izienim olduunu sylerler. te
pi, cins bakmndan, ruhun herhangi bir eye doru hareketidir.
Tr bakmndan o hem akll hayvanlarda, hem de aklsz olanlar
da ortaya kan itepiyi ifade eder. Ancak bu farkl trlerin zel bir
ad yoktur. nk arzu, aklsal bir itepi deildir, sadece onun bir
trdr. Aklsal itepiyi dncenin eylem alannda bir eye yne
len hareketi olarak tanmlamak doru olacaktr. Bunun tersi red
detmedir" (LS, 53 Q).

Aristoteles'in ahlak felsefesini incelerken, onun ruhu akll ve


akl-d olmak zere ikiye ayrdn, akll olan ksm da yine asl an
lamnda akl veya akll olan ksmla akl-d olmakla birlikte bir an
lamda akldan pay alma, ona uyma yeteneine sahip ksm olarak yi
ne ikiye ayrdn grmtk Aristoteles dar anlamda aklsal olma
makla birlikte akl takip etme, ona uyma veya ona kar kma gc
ne sahip bir ey olarak tanmlad bu yetenei insani eylem alannn
ana ilkesi olarak kabul etmekteydi. Bu Aristoteles'in ahlak felsefesini
ele alrken zel olarak zerinde durduumuz gibi onun, Sokrates'ten
farkl olarak eylemin esas ilkesi olarak arzuyu veya iradeyi almas ndan
ileri gelmekteydi. Aristoteles bu grne uygun olarak doru eylemi,
akll bir a rzunun veya arzu ya sahip bir akln eseri olarak tanmlad
n ve bylece Sokrates'in doru bilgiyi doru eylemin biricik faili ola
rak ele alan ahlaki entelektalizmini reddettiini grmtk
Ancak Stoaclarn bu konuda yeniden Sokrates'e dndkleri an
lalmaktadr. Onlar, arzuyla akl arasnda kategorik bir ayrm yapmak
ta ve akl-sahibi olmayan hayvanlarn sadece arzuya sahip olmalarna
karlk, akl sahibi insanlarn arzularndan sz edilemeyeceini ileri
srmektedirler. Bu, onlarn btn insani tepkileri ancak aklsal tepkiler
yani tasdik ve reddetme tepkileri olarak ele aldklarn gstermektedir.
yle anlalmaktadr ki, Stoaclar insanda aklsal yargnn dnda her
hangi bir arzu olamayacan ve bizim her ey gibi arzularmzdan da
aklsal veya entelektel olarak sorumlu olduumuzu dnmektedirler.
Bu gr doal olarak Stoaclarn hem Platon'un ksml ruhunu
328 ikinci ksm: stoaclar

hem de btn arzular akln kontrol altnda gerekleen aklsal fiiller,


akln fiilieri olarak almalarndan dolay onun ruhun arzulu ksm ile
akll ksm arasndaki varln ileri srd ve ahlaknn temeline koy
duu atma olgusunu reddetmeleri anlamna gelmektedir.
Stoacln tarihsel geliiminde bu grn zel olarak erken
dnem Stoaclar tarafndan ortaya atld, Krizippos'un bu ynde en
ileri bir noktaya gittii ve "insanda egemen ilkenin tmyle aklsal ol
duu iin arzulayc veya fkeli ruh diye bir eyin olmad"n ileri sr
d haber verilmektedir. Stoacln orta dnemine mensup olan Pa
naitios ve Poseidonios ise insan deneyinde akl-d unsurlarn roln
hi hesaba katmad iin, Krizippos'un bu kuramn reddetmilerdir.
Modern zamanlarda da birok Stoa aratrmacs da yine bu ar en
telektalizminden tr Krizippos'u eletirmeye devam etmektedir.
Platon'un, Sokrates'in rencisi olmasna, erdem, mutluluk ko
nusunda onun grlerini izlemesine ramen ruh kuramnda, insan ru
hunda birbirinden ayr ve birbirleriyle atma iinde baz ksmlarn
olduu, ahlaki davrann ancak akll ksmn dier arzulu ve fkeli k
smlara stn gelmesi veya onlar kendi amalarna boyun edirmesiy
le gerekleebilecei ana tezine dayandn biliyoruz. Stoaclarn ahlak
kuramnn temelinde bulunan ruh kuram ise daha az atmac olup,
ahlaki bakmdan daha iyimser bir bak asna sahiptir; nk o, in
san ruhunun zn sadece akln oluturduu grne dayanmakta
dr. Bu grn doal ahlaki sonucu ise herkesin akldan pay ald
iin, akllarn doru kullanmalar veya doru akla, salkl akla (right
reason) dayanmalar durumunda btn insanlarn erdemli ve mutlu
olmalarnn mmkn olduu tezi olacaktr.
Bu arada deneyci bilgi kuramlarnn da bu tezlerinde Stoaclara
destek olduunu grmekteyiz. Stoaclar insan aklnn deney sonucu ve
ancak 14 yana doru tam olarak ortaya ktn dnmektedirler
O halde zamanla ve deney, eitim, alkanlk sonucu insanlar akla
ulamakta, akll olmaktadr. Stoaclar Platon'dan farkl olarak, do
utan bilgiye inanmadklar gibi doutan akla, doutan iyi veya k
tye de inanmamaktadr. Onlara gre kimse annesinden iyi veya kt
11. stoaclarn ruh kuram veya psikoloji 329

olarak dnyaya gelmedii gibi yine hi kimse doutan bilge veya ca


hil deildir. Stoaclara gre aptallar veya deliler hari normal insanlar,
normal bir zaman sresi iinde ve yine normal deneylerden geerek
normal akla, sa veya salkl akla ulatklarnda doalar gerei sa
hip olabilecekleri bilgilere, bilgelie ve mutlulua da ulaabilirler.
Sonu olarak erken dnem Stoaclar bilgeyle, bilge olmayan ki
i arasnda kategorik bir ayrm yapmakla birlikte ne akl, ne bilgelik ne
de mutluluun kimsenin tekelinde olmadn dnmektedirler. Platon
ve Aristoteles'in sekinciliklerinin tersine bu evrenselcilik, bir yandan
Roma'nn antik Yunan sitesinin partiklarizmini aan siyasi evrenselci
liine daha uygun derken, dier yandan Roma dnyas iinde ortaya
kacak Hristiyanln dini evrenselcilii iin de elverili bir zemin ha
zrlamtr. Bununla birlikte Hristiyanln dini evrenselciliini btn
insanlarn ortak bir akla deil, tmyle baka bir eye, Tanr'nn olu
olan sa'nn varlna ve misyonuna iman etmesine dayandracan, in
san kurtaracak olan eyin akldan deil, saf ve samimi imandan geti
ini savunacana dikkat ekmeyi de ihmal etmemek gerekir.
12
Nedensellik, Determinizm,
Kader ve zgrlk

" H E R EY Z O R U N LU O LARAK (KA D E Ri N E S E R i O LARAK) M EYDANA


GELDiGiNE GRE EGER BTN N E D E N L E R i N BAGLANTILARI N I A K
L IYLA G R E B iL E C E K B i R i VARSA, B U i NSAN K ES i N L i K L E ALDANMA
YACAK T I R . N K GELECEKTEKi E YL E R i N N E D E N L E Ri N i KAVRAYAN
B i R i , Z O R U N L U O LARAK i L E R D E M EYDANA G EL E C E K H E REYi B i L E
C E KTiR N K ZAMANI N A K l I SARl L M l B i R i P Y U MAG I N I N AI
LlI G i B i D i R ; O N DA YENi H i B i R E Y O RTAYA lKMAZ."
Cicero, Kehanet zerine, 1 . 127
V. Foppa'nn bir treskinde renci Clcero.
EVRENSEL NEDENSELLK VE DETERMiNiZM
toaclarn teolojilerine ve ahlak felsefelerine gemeden nce, doa
S felsefelerine ayrdmz bu blmde, son olarak onlarn nedensel
lik, determinizm, kader ve bunlar arasndaki ilikiler konusu ndaki
retilerini de grmemiz gerekmektedir.
Eer determinizmi 'evrenin u andaki durumunun daha nceki
bir durumunun sonucu ve daha sonraki bir durumunun nedeni oldu
unu ileri sren reti' olarak tanmlyorsak, Stoaclar'n ilka'da,
hatta daha sonraki alarda evrensel determinizme en ok inanan, onu
en gl bir biimde savunarak, en salam bir biimde formle eden
filozoflar olduklarn syleyebiliriz.
Afrodisyasl Aleksandros, Stoaclarn bu konuyla ilgili grle
rini u ekilde ortaya koymaktadr:

"Stoaclar evrenin, var olan her eyi iine alan ve canl, akll, zeki
bir doa tarafndan idare edilen bir birlik olmasndan dolay, var
olan eylerin ynetiminin belli bir ardardalk ve dzene gre eece
yan eden ezeli-ebedi bir ynetim olduunu sylerler. Onda meyda
na gelen eyler kendilerinden sonra ortaya kan eylerin nedenle-
334 ikinci ksm: soacla

ridirler. Bylece her ey birbirine baldr ve evrende baka bir e


yin kanlmaz bir tarzda kendisini izlemedii ve nedensel olarak
kendisine bal olmad hibir ey meydana gelmez. Benzeri ekil
de onda daha sonra meydana gelen eyler arasnda hibir ey yok
tur ki, onun daha nceki olaylardan koparlmas, onlarn bir sonu
cu olarak ortaya kmam olmas mmkn olsun. Tersine evrende
meydana gelen her eyi bir baka ey, onunla zorunlu nedensel bir
balant (necessary causal dependence) iinde takip eder ve yine
onda ortaya kan her eyden nce onun kendisiyle nedensel iliki
iinde olduu bir baka ey vardr" (LS, 55 N).

Stoaclarn evrensel nedensellik ve determinizmin varln, ge


erliliini kabul ettikleri kehanet olgusu vesilesiyle de ortaya koyup,
savunduklarn grmekteyiz. Cicero, Stoaclarn kehanet hakkndaki
retilerini u argmanla savunduklarn sylemektedir:

"Her ey zorunlu olarak [kaderin eseri olarak] meydana geldiine


gre...eer btn nedenlerin balantlarn aklyla grebilecek biri
varsa, bu insan kesinlikle aldanmayacaktr. nk gelecekteki ey
lerin nedenlerini kavrayan biri zorunlu olarak ilerde meydana gele
cek her eyi bilecektir... nk zamann ak sarlm bir ip yuma
nn al gibidir; onda hibir yeni ey ortaya kmaz" (LS, 55 0).

EVRENSEL NEDENSELLGN KAYNAGI OLARAK


TANRI VEYA AKlL
Stoaclarn evrensel determinizmlerinin arkasnda, genel olarak her
olayn bir nedeni olmasnn zorunlu olduu ynndeki grleri yat
maktadr. Ancak bu grlerinin de temelinde, phesiz her eyin ne
deninin Tanr veya akl olduuna ilikin ana tezleri bulunmaktadr.
nk baz olaylarn nedeni olmadn sylemek, baz Stoa aratr
maclar tarafndan hakl olarak iaret edilmi olduu gibi, a) Tanr'nn
evren zerindeki etkinliinin mutlak veya evrensel olmadn, baz
eylerin bu etkinliin dnda kaldn; b) evrenin mutlak birlii ve b
tnl olan bir varlk olmadn kabul etmek anlamna gelir ki, Sto
ac metafiziin bu iki eye de izin vermediini biliyoruz.
. nedensellik, determinizm, kader ve zgrlk 335

Stoaclarn 'nedeni olmayan bir ey' kavramn, hiten hibir e


yin kamayaca ynndeki Antik Yunan felsefesinin genel ilkesine
aykr bulduklar da anlalmaktadr. Afrodisyasl Aleksandros'tan
alntladmz pasajn devam onlarn bu yndeki dncelerini ak
ca ortaya koymaktadr:

w Evrende hibir ey nedensiz olarak ne vardr ne de meydana gelir;


nk onda bulunan eylerin hibiri daha nce meydana gelmi
olan eylerden ayr, onlardan bamsz deildir. Eer evrende nede
ni olmayan bir hareket olsayd, evren paralanr, dalr, bir birlik
olarak kalmaz, tek bir ardardalk ve dzen iinde ynetilmi ol
mazd... Bir eyin nedensiz olarak meydana gelmesi onun var olma
yan bir eyden meydana gelmesine benzer ve onun kadar imkansz
dr" (LS, 55 N).

Antik Yunan dncesinde nedensellik ve determinizm kavram


larnn ilk defa Stoaclarda ortaya kmadn biliyoruz. Bu iki kav
ram Stoac ncesi dnemde en geni ve ak biimde atomcular ve
Aristoteles tarafndan ilenmiti. Atomcular evrende mutlak bir deter
minizmin hkm srdn, var olan her eyin ve olaylarn atomla
rn birbirlerine arpmalarnn sonucu olarak 'mekanik bir zorunlu
luk'la ortaya ktn sylemilerdi. Buna karlk Aristoteles, hem ne
den kavramn geniletmi, atomcularn varln kabul ettikleri tek ne
den olan fail nedenin (efficient cause) yanna maddi, formel ve ereksel
nedenleri eklemi, hem de ana nedeni fail deil de ereksel neden (final
cause) olarak tanmlamt. Bylece Demokritos gibi Aristoteles'e g
re de doada bir determinizm vard. Ancak bu determinizm doal var
lklarn formlarn veya ilevlerini gerekletirmek zere yaptklar
ereksel fiillerden ve bunlarn oluturduu ereksel srelerden meydana
gelmekteydi. te yandan Aristoteles, maddenin kendisini de bir neden
olarak grd ve onun Form tarafndan kendisine dayatlmak iste
nen belirlemeye bir biimde direnme imkan veya gc olduunu d
nd iin, ay-alt aleminde tam veya mutlak bir determinizmin var
olmadn kabul etmekteydi.
336 ikinci ksm, stoaclar

Buna karlk Stoaclar doann ilkeleri olarak, sadece iki ilke


yi, edilgin ve etkin maddeyi veya scak nefesi kabul ettikleri, neden
olarak ise sadece bu ikinciyi grdkleri iin Aristoteles'in drt neden
kuramn kesinlikle reddetmektedirler. Baka bir ifadeyle Stoaclar,
Aristoteles'in drt nedenini gerekte tek bir nedene, asli ( primary) ve
evrensel diye nitelendirdikleri, etkin ilkeye indirgemektedirler. Nite
kim Seneca'nn bu konuyla ilgili olarak bize u bilgiyi verdiini gr
mekteyiz:

" Bildiin gibi bizim Stoac filooflarmz doada her eyin kendile
rinden meydana geldii iki eyin olduunu sylerler. Bunlar neden
ve maddedir. Madde, hareketsiz halde bulunur; o her ey olmaya
hazr, ancak kendisini hareket ettiren bir ey olmazsa tembel bir e
kilde kalmaya mahkum bir eydir. Neden ise aklla ayn ey oldu
undan maddeye biim verir ve onu istedii yne ynlendirir. By
lece maddeden eitli yaratrnlarn meydana getirir. O halde her
ey bir ey den ve bir ey tarafndan yaplm olmak zorundadr. Bu
sonuncu, onun nedenidir; ilki ise onun maddesi" (LS, 55 E).

Stoaclarn, maddeyi herhangi bir ekilde bir neden olarak ka


bul etmemeleri; onlarn Aristoteles'in maddesinden farkl olarak ev
rende etkin ilkenin, akln veya Tanr'nn faaliyetine engel olabilecek,
onun mutlak nedenselliini etkileyebilecek hibir eyin varln kabul
etmeyip, ayn zamanda bu tr bir eyi ortadan kaldrmak istemelerin
den ileri gelmektedir. Stoaclarn bu grleri, onlarn Aristoteles'in
ay-alt dnyas iin kendi payna kabul ettii lml determinizmden
daha kesin, mutlak bir determinizmi kabul etmeleriyle sonulanmak
tadr.
te yandan Stoaclarn Aristoteles'in ay-st ve ay-alt alemler
arasnda yapt ayrm kabul etmediklerini de biliyoruz. Bylelikle ev
renin her tarafnn ayn edilgin ilkeyle ayn etkin ilkeden meydana gel
dii eklindeki grleri, Stoaclar antik ada evrensel determinizmin
en kararl savunucular yapmaktadr.
. nedensellik, determinizm, kader ve zgrlk 337

EVRENSEL DETERMNZMN DiNAMiK,


BiYOLOJiK VE TELEOLOJK KARAKTERi
Bununla birlikte bu, Stoaclarn, atomcularn nedenselliin ve determi
nizmin yaps itibariyle mekanik olduu ynndeki grlerini payla
tklar anlamna gelmemektedir. nk Stoaclarn szn ettikleri bi
ricik nedenleri, Tanr veya akldr ve Stoaclar Tanr'y veya akl, Lo
gos'u sadece bir dzenlilik veya yasallk ilkesi olarak tanmlamazlar.
Tersine Tanr onlarda bundan ok daha fazla bir ey, bir hayat, hare
ket, amal/k, iyilik ve inayet ilkesidir. Bundan dolay Stoaclarda ev
rensel nedensellik ve determinizm, statik veya mekanik olmayp dina
mik, biyolojik ve teleolojiktir; Bu anlamda Stoaclarn, teleolojisi Aris
tatdes'in teleolojisinden ok daha ileri veya ar bir zellie sahiptir.
nk Aristoteles'in en azndan ay-alt aleminde doay, bilin
li erekler peinden koan bilinli bir varlk olarak kabul etmediini bi
liyoruz. Buna karlk, Stoaclarn tm doas, iinde tad ve tzn
tekil eden Tanr'dan tr her yannda byle bir bilin ve amalla
sahiptir. Bunun nedeni veya kayna, hi phesiz Stoaclarda doann,
Aristoteles'te olduu gibi, yalnz bana doa olmayp ayn zamanda
Tanr olmas, tanrsal olmasdr. Bylece Stoaclarda doa bir dzen ve
ya yasallk ilkesinden daha fazla bir ey olarak karmza kmakta,
kendisinde en yksek lde bilin, iyilik ve inayetin bulunduu veya
bunlar yanstan kutsal ve tanrsal bir grntye sahip olmaktadr. Ku
kusuz bu nitelikler Stoaclar iin esas olarak onun paralarna deil, b
tnne ait olan niteliklerdir. Ancak onun paralar kendi paylarna ve
kendi lleri iinde bu zelliklerden pay aldklar gibi te yandan bi
raraya gelerek bu yapy veya zellii meydana getirmektedirler.

EVRENSEL DETERMiNiZM VE KADERCLK


ARASINDAK LKLER
Stoaclara, gerek kendi zamanlarnda gerekse daha sonraki alarda
varln kabul ettikleri bu evrensel nedensellik ve determinizm gr
lerinden dolay kaderci olduklar ynnde baz eletiriler yneltilmi
tir. Buna karlk onlar, bu arada zellikle Krizippos bu sulamalar
338 ikinci ksm: stoaclar

reddederek Stoac reti iinde insan zgrlnn mmkn olduu


nu savunmak zere baz ilgin abalar iinde bulunmulardr.
Cicero'nun Kader zerine adl eserinde verdii bilgiye gre, ka
deri savunan ve insann bir hastalktan kurtulmas kaderi ise, ister bir
hekim arlsn, ister arlmasn iyileeceini, buna karlk kaderi bu
hastalktan kurtulmamak ise ister bir hekim olsun, ister olmasn iyile
meyeceini ileri sren ve 'Tembel Kant' diye adlandrlan argmana
Krizippos olaylar arasnda ayrm yaparak u ekilde kar kmtr:
Dnyadaki baz olaylar basit, bazlar karmaktr. Sokrates'in filanca
gn leceiyle ilgili olay basittir, nk burada Sokrates ne yaparsa
yapsn lece gn sabittir. Ancak Oidipus'un Laius'un babas olaca
yla ilgili olay basit deildir, nk bu cmleye "ister bir kadnla cin
sel ilikiye girsin, ister girmesin' koulunu eklemek gerekir.
Bu ikinci olay karmaktr, nk iki ey tarafndan belirlenmi
tir (co-fated): Laius'un kendisi ve bir kadnla cinsel ilikiye girmesi. Bir
hastann iyilemesi olaynda da benzeri bir durum sz konusudur.
Bundan dolay ister bir hekim arlsn ister arlmasn sz konusu
hastann leceini ileri sren akl yrtme yanltr. nk Oidipus'un
Laius'un babas olmas iin bir kadnla cinsel ilikiye girmesinin gerek
li olmas gibi, sz konusu hastann lmesi iin de bir hekimin arl
mamas gerekmektedir. te yandan bu, bir kadnla ilikiye girmedii
takdirde Oidipus'un Laius'un babas olmayacana benzer ekilde eer
bir hekim arlrsa hastann lmeyebilecei anlamna gelmektedir
(LS, 55 S).
Gerekten kadercilik ile determinizmi birbirinden nasl ayrabi
liriz? Kadercilii basit olarak, koullar ne olursa olsun bir olayn ka
nlmaz bir biimde meydana geleceini ileri sren bir reti olarak ta
nmlamamz mmkndr. Buna karlk, determinizmi, sadece olayla
rn birbirlerine neden-eser bayla bal olduklar, dolaysyla ancak
tam nedeni teekkl etmi bir olayn eserinin zorunlu olarak ortaya
kaca, nedenin kendisini deitirdiimizde, sz konusu eserin meyda
na gelmesinin zorunlu olmadn savunan bir reti olarak nitelendi
rebiliriz. Krizippos'un yukarda verdii rnekle ifade edersek kadercili-
. nedensellil<, determinizm, l<ader ve zgrll< 339

in ne olursa olsun Sokrates'in leceini iddia etmesine karlk, deter


minizm eer bir hekim arlmazsa Sokrates'in leceini syler. Byle
ce Krizippos'un yukardaki szleriyle kadercilikle determinizm arasn
da bir ayrm yapma abas iinde bulunduunu syleyebiliriz.
Bununla birlikte onun bu abasnn Stoac ontoloji iinde fazla
doyurucu olmadn da itiraf etmemiz gerekir. nk Stoaclk, daha
nce ve eitli vesilelerle iaret ettiimiz gibi sadece her olayn bir ne
deni olduunu veya her tam veya yeterli nedenin arkasndan onun ese
rinin zorunlu olarak meydana geleceini sylemekle kalmamakta, her
eyin gerisinde bulunan bu nedenin Tanr olduunu ileri srmekte, bu
na ek olarak bu tanrsal akln veya iradenin deimezliini kabul et
mektedir. Bu durumda Krizippos'un szn ettii rnekte, Sokrates'in
lmn belirleyecek olan hekimin arlmamasnn da aslnda zorun
lu olduunu, dolaysyla onun meydana gelmemesinin imkansz oldu
unun kabul etmekten baka bir yol yok gibi grnmektedir.

EVRENSEL DETERMiNiZM VE NSAN ZGRLG


Krizippos'un Stoacln evrensel determinizm retisi karsnda insa
nn zgrln veya bamszln kurtarmak iin yakn ve yardm
c nedenle, asl ve tam neden ayrmna dayanan bir retiye bavurdu
u grlmektedir. Cicero Kader zerine adl kitabnda bu konuyla il
gili olarak u bilgiyi vermektedir:

" Her eyin kader tarafndan belirlenmi olarak meydana geldiini


savunan eski dnrler; izlenimleri tasdik eyleminin de zorunlulu
un sonucu olarak ortaya ktn sylemilerdir. Buna karlk on
larn kartlar izlenimleri tasdik fiilini kaderin elinden kurtarm
lardr... Onlar u ekilde akl yrtmlerdir: 'Her eyin kaderin et
kisiyle meydana gelmesi demek, onun daha nceki bir nedenin et
kisiyle meydana gelmesi demektir. Eer itepiler (izlenimlere verilen
tepkiler) bu ekilde meydana gelmekteysele; bu, itepilerin sonucu
olan eylerin de byle meydana geldikleri anlamna gelir B u ise tas
dikterin de bu ekilde meydana geldiklerini kabul etmek demektir.
te yandan eer itepilerin nedeni bizim kendimizde deilse, bu i
tepinin kendisi de bizim kendi gcmz iinde bulunmaz. Ancak
31f0 ikinci ksm, stoaclar

eer durum byleyse, irepinin sonularnn da bizim kendi gc


mz iinde olmamas gerekir. Bu durumda ise ne rasdik fiili, ne ey
lemlerimiz bizim kendi gcmz iinde olan eyler olamazlar. Bu
nun sonucu ne rler ve azarlarn, ne erefler ve ceza vernelerin
doru olmad olacaktr.' imdi bu akl yrtme yanl olduuna
gre, onlar [Stoaclar) btn olaylarn kaderin sonucu olarak mey
dana gelmedii grnn makul bir gr olduunu dnrler.
Fakat Krizippos, bir yandan olaylarn zorunluluunu kabul et
meyip, dier yandan hibir eyin daha nce gelen nedenleri olmak
szn meydana gelmesini istemediinden neden trleri arasnda bir
ayrm yapmtr. Bununla amac bir yandan kaderin varln savu
nurken te yandan olaylarn zorunluluunu reddetmektir. O bu g
rn yle aklamtr: 'Nedenler iinde bir ksm tam ve aslidir
(primary), dier bir ksm ise yardmc ve yakn nedenlerdir. Byle
ce biz her eyin daha nce gelen nedenlerin sonucu olarak kaderin
etkisi altnda meydana geldiini sylerken onlarn 'tam ve asli ne
denler'in sonucu olarak meydana geldiini kastetmeyiz, 'yardmc
ve yakn nedenler'in sonucu olarak meydana geldiini sylemek is
teriz'. Bylece o [Krizippos] u ekilde bir argman gelitirmitir:
'Her eyin kaderin etkisi altnda meydana gelmesi demek, her eyin
daha nceki nedenlerin sonucu olarak meydana gelmesi demektir.
Ama bu onlarn asli ve tam nedenlerin deil, yardmc ve yakn ne
denlerin sonucu olarak meydana gelmeleri demektir. Bu sonuncu
nedenler bizim kendi gcmz iinde bulunan eyler olmamakla
birlikte, bundan itepinin kendi gcmz dahilinde olmayan bir
ey olduu sonucu kmaz. te yandan her eyin tam ve asli neden
lerin etkisiyle meydana geldiini sylememizden bu nedenler eer
bizim kendi gcmz dahilinde deillerse, itepilerin de gcmz
dahilinde olmad sonucu kar. O halde eylemlerimizin zorunlu
olarak meydana geldiini ileri sren birine kar bir nceki akl y
rtme geerlidir, ama nce gelen nedenlerden tam veya yakn ne
denleri anlamayan birine kar bu akl yrtme geerli deildir.'
" Bylece o [Krizippos] tasdik fillerinin daha nceki nedenlerin
sonucu olarak ortaya kt ynndeki gr kolayca aklayabi
leceini dnmektedir. nk ortada bir izienim olmad takdir
de, tasdikin ortaya kmas mmkn olmamakla birlikte bu izie
nim onun yani tasdikin birincil nedeni deildir, ancak yakn nede
nidir. . Krizippos bylece tasdikin d bir kuvvetin etkisi olmakszn
.

ortaya kabilmesini istememektedir (nk onun bir izlenirnin so-


. nedenselllk, determinizm, kader ve zgrlk 341

nucu ortaya kmas zorunludur). Bu konuda o silindir ve kirman


rneine bavurmaktadr. Bunlar dtan bir itme olmakszn hare
kete geemezler. Ancak Krizippos'a gre bir silindir bir kez hareke
te geti mi, kendi doas gerei yuvarlanmaya ve kirman da yine

kendi doas gerei dnmeye devam eder. Bylece bir silinciiri


nnde iten bir kii nasl ki ona bu hareketinin balangcn ver
mekle birlikte yuvarlanma gcn vermezse, ayn ekilde zihne ge
len bir izienim de onun zerine etkide bulunur ve deyim yerindey
se ona damgasn vurur, ama bu izlenimi tasdik, zihnin kendi elin
dedir ve bylece bu tasdik dardan harekete geirilmekle birlikte,
sz konusu ilk etkiden sonra kendi gcyle ve kendi doas gerei
hareket eder. imdi eer daha nceki bir neden olmakszn bir e
yin meydana gelmesi mmknse, her eyin kaderin sonucu olarak
meydana geldii tezi doru olmayacaknr. Ancak te yandan her e
yin daha nce gelen bir nedeni olduu akla uygunsa, her eyin ka
derin etkisiyle meydana geldii grn reddetmek iin ne neden
vardr? Bunun iin sadece nedenler arasndaki sz edilen farkll
anlamak yeterlidir" (LS, 62 C)

Cicero'nun burada 'her eyin kader tarafndan belirlenmi ola


rak meydana geldiini savunan eski dnrler'le kastettii Demokri
tos, Herakleitos ve Empedokles'tir. O, bunlara ilgin bir ekilde Aris
toteles'i de eklemektedir. Cicero bunlarn kartlaryla kimi kastettii
ni ise belirtmemektedir. Ancak onlarn iinde Epikurosularn bulun
duunu dnmemiz iin her trl nedenimiz vardr. nk daha n
ce grdmz gibi Epikuros, Doa Filozoflar'nn Kader'lerine bo
yun emektense eski hikayelere inanmann daha iyi olduunu savun
mu ve insanda zgr iradenin, zgr seimin varln kesin olarak
tasdik etmiti.
Fakat Cicero'nun bu ikinci grupla kastettii kiilerin, Akademik
Septikler ve onlarn belli bal temsilcileri olan Arkesilaos ve Karne
ades olmas daha muhtemeldir. nk Cicero'nun burada szn et
tii Stoaclarn bilgi kuramma esas olarak itiraz edenler bunlardr. Ci
cero tarafndan sergilendii ekilde bu itiraz udur: Stoaclarn kader
hakkndaki grleri veya evrensel determinizmleri ile bilgi kurarnla
rnda varln savunduklar insann alglarn onaylama konusunda
342 ikinci ksm: stoaclar

belli bir zgrle sahip olduu eklindeki grleri arasnda bir eli
ki vardr. nk Stoac evrensel, mutlak determinizmde izlenimlerle
onlara verilen tepkiler demek olan itepiler arasndaki ilikide de sz
konusu evrensel zorunluluun geerli olmas gerekir. Bunun nedeni
Stoaclarn izlenirnin akl-d olduunu ve onun znenin dtan gelen
bir uyary zorunlu olarak almas sonucu ortaya ktn sylemeleri
dir. Eer izienim byleyse ona gsterilen tepki yani itepi ve bu itepi
nin sonucu olarak ortaya kan tasdik veya reddetme fiili de yle ol
maldr. Ksaca bu sre zorunlu olarak, znenin veya zihnin herhan
gi bir iradi fiil ve seiminden bamsz olarak meydana gelmeli veya i
lemelidir. Ancak bunun sonucu, tm pratik ahlaki hayatn temelinin
ortadan kalkmas olacaktr. nk ahlaki sorumluluk, insann yapm
olduu eylemlerinde zgr olmasn, zgr bir iradeye sahip olmasn
gerektirir. Stoac evrensel nedensellik kuram ve bu kuramn sonucu
olarak her eyin kaderin zorunluluu altnda cereyan ettiine ilikin
grleri zgr seimi ve iradi davranlar imkansz klmaktadr. Bu
durumda insanlara t vermenin veya onlar azarlamann, onlara
yapm olduklar eylemlerinden tr eref veya ceza datmann ne
anlam olabilir?
Cicero bu gr savunanlarn bu nedenle insan zihninde iradi
hareketler olduunu, bu hareketlerin veya fiillerin kader in veya zorun
luluun etkisi altnda bulunmadn ileri srdklerini sylemektedir.
Ancak bu insanlar deindiimiz gibi Septik filozoflar ise onlarn bu
konudaki itirazlarnn metodolojik, diyalektik bir itiraz olduunu be
lirtmemiz gerekir. nk ilerde Septikler ksmnda geni olarak gre
ceimiz gibi Arkesilaos veya Karneades gibi pheciler her konuda,
her iddia veya tezle ilgili olarak lehte ve aleyhte deliller getirmenin
mmkn olmad ana tezlerinden hareketle yargy askda brakma
nn gerekli olduunu savunurlar. O halde gelitirdikleri bu gr on
larn bu konudaki gerek, pozitif grleri olmaktan ok Stoaclar
kendi kendileriyle elikiye drerek reddetme amalarnn rn
olan bir ey olarak grmemiz gerekir. Septikierin bu akl yrtmeleriy
le yapmak istedikleri ey, Stoaclarn bir yandan evrensel, mutlak de-
. nedensellik, determinizm, kader ve zg r l k 343

terminizmi savunup br yandan insan davranlarnda zgrle yer


vermediklerini ortaya koymaktr.

KENDiNi BELiRLEME (SELF-DETERMINATION)


OLARAK ZGRLK
Cicero, bu vesileyle, Krizippos'un her eyin mutlak zorunluluun etki
si altnda meydana geldiini ileri sren ve bylece insan zg rln
reddeden insanlarla, buna kar kan ve insan zihninin iradi hareket
lerin ve fiilierin kayna olduunu savunanlar arasnda ara bir yerde
bulunduunu ve bu iki gr arasnda sanki bir eit hakem rol oy
namak istediini sylemektedir. Onun aklamasna gre Krizippos bir
yandan tam veya mutlak bir determinizmi savunmakta, bu determi
nizmden veya kaderden herhangi bir dn vermek istememekte, dier
yandan insan davranlarnda zgr bir seimin, istee bal eylemle
rin var olabileceini ortaya koymak istemektedir. Bunun iin bulduu
zm udur: Evet, evrende her ey belirlenmitir. nsan davranlar
da bu belirlemenin dnda yer alamaz. Evet, evrende nedeni olmayan
hibir olay mevcut deildir; dolaysyla insann iradi denen davranla
rnn da bir nedeni vardr. Ancak insan davranlarnn belirleyici ne
deni insan iradesinin, insan zihninin kendisidir. iradi davranlar, z
gr denilen davranlar, nedeni olmayan veya belirlenmemi davran
lar deildirler, onlar insann kendi dndaki bir neden tarafndan de
il de bizzat kendisi tarafndan belirlenmesinin (self-determinated) so
nucu olarak ortaya kan davranlardr.
Buradan Krizippos'un bu tartmann zerinde cereyan ettii
Stoaclarn izlenirn-tepki-tasdik retilerine kar yneltilen itiraz, tam
veya asli nedenle yardmc veya yakn neden ayrmyla amaya alt
anlalmaktadr. Krizippos'a gre d bir kuvvetin etkisi olmasa itepi
nin ve bunun sonucu olarak ortaya kan tasdik veya reddetmenin or
taya kamayaca dorudur. Ancak bu d etki, itepinin ve onun so
nucu olarak ortaya kan tasdik veya reddetmenin sadece bir hareket
ettiricisidir, onun belirleyidsi deildir. Bu belirleyiciliin kendisi sz ko
nusu tepkiyi gsteren, tasdiki yapan veya onu reddeden znenin kendi-
344 ikinci ksm: stoaclar

sine, onun zihnine aittir. Asl belirleyici olan, zihnin kendi doasdr.
Bunun sonucu olarak sz konusu tepkinin, tasdik veya reddetmenin in
san zihninin zgr bir fiili olarak aklanmas mmkndr.
Grld gibi Krizippos'un bu akl yrtmesi, son derecede
incedir. Eer doru anlyorsak, evrensel determinizmle zgrlk aras
ilikiler problemi sorunu zerine nerilecek tek mmkn zm, da
ha sonra ayn sorunlu ilgili olarak Spinoza tarafndan ayrntl bir e
kilde gelitirilecek zm temsil etmektedir. Bu zm felsefe tarihin
de 'kendini belirleme olarak zgrlk' adyla bilinen zmdr.
Ancak b.. zmn Stoac ilkelerle ne kadar tutarl olduu ve
ya bu ilkelere dayanarak ne kadar ikna edici bir ekilde savunulabile
cei phelidir. nk bilindii gibi Stoac ontoloji iinde asl neden,
Tanr'dr ve Tanr'nn iradesi deimez. Dolaysyla olaylarn bu tanr
sal iradenin nedenselliine uygun olarak zorunlu bir tarzda meydana
gelmesi gerekir. Ayn biimde Stoac ontoloji iinde nedensellik mut
laktr ve evrendeki btn varlklar ve olaylar iine alr. Bu varlklar
iinde insana ayr bir yer tanmak, insan iradesinin veya aklnn insa
ni olaylar veya eylemleri belirlemede kendine zg bir yaps veya
farkl, zel bir dzeni olduunu kabul etmek son derecede zordur.
nk sz konusu nedensellik ve determinizmin, Stoac doa tasarm
iinde, insan iradesi, seimleri ve eylemlerini de iine almamas iin
hibir neden yoktur. Eer her ey tanrsal akl tarafndan ve zorunlu
olarak belirlenmi ise insann dnce, arzu ve seimleriyle, ve bunla
rn rn olan eylemlerinin de ayn ekilde belirlenmi olduunu ka
bul etmekten baka bir yol yok gibi grnmektedir. insani eylemlerin
de belirlenmi olduunu, ancak onlarn belirleyici nedeninin insann
dndaki eyler deil, insann kendi akl, kendi iradesi veya istei ol
duunu sylemek en azndan Stoac reti iinde sorunun zmnde
ciddi bir ilerleme meydana getirmemektedir.
Sonu olarak evrensel determinizm ile insan zgrl arasn
daki ilikiler konusunda Stoaclarn getirmi olduklar zm u e
kilde zedememiz mmkndr: Evren belirlenmitir. Onda olaylar
arasnda sk ve zorunlu ilikiler vardr. Her olay bir nceki olayn so-
12. nedensellik. determinizm, kader ve zgrlk 345

nucu ve bir sonraki olayn nedeni olarak ortaya kar ve evrende ne


densiz veya rastlantsal olarak meydana gelen hibir ey yoktur.
nsan da evrenin bir paras olup, evrensel nedenselliin, neden
sel zorunlu balantlarn iinde yer alr. Bu bakmdan insann zel bir
yeri yoktur. Ksaca onun davranlar da benzer ekilde belirlenmitir.
Bununla birlikte insanda onu dier hayvanlardan ayran bir ey
vardr. Hayvanlarn dardan aldklar izlenimlere mekanik ve otoma
tik olarak tepki gstermelerine karlk, insanlarda izienimler ile ite
piler arasna insann zihni, kiilii veya beni dediimiz ve onun zgr
eyleminin kayna ve ilkesi olarak kabul edilmesi gereken nc bir
unsur veya g girmektedir. Bu g esas olarak akl, bilgi ve yarglama
yetisidir yani tek kelime ile bilintir.
Bu yeti, deindiimiz gibi doutan deildir; zamanla ve deney
sonucu ortaya kmaktadr. Bundan dolay btn insanlarda eit ola
rak kendini gstermez. Bylece ocuklarn yetikin insanlar kadar z
gr olduklarndan sz etmek mmkn olmad gibi btn yetikin in
sanlarn da kendi eylemlerinin ayn lde veya ayn anlamda zgr
faili olduklarndan sz edilemez. Bunun nedeni onlarn farkl evreler
de yetimeleri, farkl eitim almalar, farkl deneyler yaamalar ve bu
deneyierin farkllnn sonucu olarak da deyim yerindeyse farkl akl
lara, farkl kiiliklere, farkl beniere sahip olmalardr.
Stoaclar evrenin genel yaps veya insann genel z gibi bu
farkl deneyierin ve onlarn sonucu olarak olumu olan farkl zihinle
rin, kiiliklerin, benierin kendilerinin de belirlenmi olduu grne
itiraz etmemektedir. nk d dnyada olup bitenler, d nesnelerin
insan zerinde yaratt d izienimler gibi insanlarn i dnyalar, ki
ilikleri, kendileri (selves) diye iaret ettiimiz benleri veya benlikleri
de son tabiilde belirlenmi olmak zorundadr. Hatta onlarn evrensel
belirlenim ilkesi olan ayn g, ayn Logos tarafndan belirlenmi ol
duklarn kabul etmek durumundayz ..
Ama bu, bu olaya, Stoaclara gre, genel adan, evrenin asn
dan bakmaktr. te yandan, znel adan, bireylerin kendileri asn
dan olaya bakarsak her bireyin zel yapsn belirleyen bir logos'tan,
346 ikinci ksm: stoaclar

szn ettiimiz btn bu gelimelerin sonucu olarak ortaya kan,


daha dorusu kmas mmkn ve gerekli olan bireyin kendi logos'un
dan da sz etmemiz mmkndr. nsanlarn bu farkl logos'lar za
manla ve d dnyadan gelen etkilere verdikleri tepkilerin birikimi so
nucu ortaya karlar. ocuklarda bu tepkilerin otomatik ve mekanik
olarak gereklemesine karlk, akl yana erien yetikinlerin sahip
olduklar deney ve birikimleri sonucu kendi zel benlerinin teekkl
etmesine paralel olarak bu tepkiler, karmaklamakta ve sz konusu
kiilerin artk kendi farkllk ve bireyselliklerinin damgasn tamaya
balamaktadr. Bireyler bu safhada artk kendilerine mahsus ve dier
bireylernkinden ayr olan logos'lar olan insanlar olarak grlebilir
ler. zgr insanlar ite bu anlamda kendi logos'lar olan veya evrensel
logos'a kendi logos'lar ile tepki gsterebilen insanlardr. Dolaysyla
bunlarn fiilierinin de kendi logos'larnn fiilleri, bu anlamda 'zgr fi
iller' olarak nitelendirilmesi mmkndr.
Ancak burada Stoaclarn ahlak felsefeleri bakmndan nemli
olan bir noktaya deinmemiz gerekmektedir: Stoaclar bu grleriyle
insann kendi zgrl ile evrensel Logos veya evrensel belirleme ara
snda herhangi bir atmay nermek veya insann zgrlnn de
erinin ancak byle bir atmayla ortaya kabileceini sylemek iste
memektedirler. Tam tersine onlarn ahlaki alanda arzu ettikleri ey, in
sann szn ettiimiz evrensel determinizmi, Tanr'nn ilerini ve ya
salarn bilmesi, onlar kabul etmesi ve iradi olarak kendini onlara uy
durmas, bilinli bir ekilde onlara itaat etmesidir. Baka bir ifadeyle
Stoaclar iin gerek veya doru anlamnda zgrlk, insann kendi lo
gos'unu evrensel Logos'a, kendi iradesini evrensel iradeye teslim etme
sidir. Bylece zgrlk, son tahlilde Stoclar iin aslnda bir g deil,
bir bilgeliktir. Bu, insann Tanr'nn fiilierini bilinli ve iradi olarak ka
bul etme, onlar benimseme ve kendi fiilieri klma bilgeliidir. Bylece
zgrlk, ilerde ayn grn daha ilenmi bir versiyonunu ortaya
koyacak olan Spinoza iin olduu gibi Stoaclar iin de kesinlikle bir
belirlenmeme (indetermination) deildir; o, sadece insann kendine
dtan olan bir g tarafndan deil de kendisi tarafndan belirlenme-
z. nedensellik, determinizm, kader ve zgrlk 347

sidir (self-determination), insann evrensel, tanrsal yasay kendi yasa


s olarak benimsemesi, kendi yasas klmasdr. Bu tr bir zgrlk an
laynn, metafizik veya antolaj ik olarak savunulmas ne kadar zor
veya sorunlu ise te yandan konuyla ilgili mmkn tek zm oldu
una ve ahlaki bakmdan son derece deerli ve derin baz unsurlar
ierdiine tekrar iaret edelim.
13
Stoacilarm Teolojisi ve
Tann Savunmalan

"EGER D OGADA i NSAN Z i HN i N i N , i N SA N A K L l N l N, i NSAN K U D RET VE


G C N N M EYDANA GETiR E M EYECEGi BiR EY VARSA, B U EYi
M EYDANA GETiREN VARL I G I N Z O R U N LU O LA RAK i NSANDAN ST N
O LMASI G E R E K i R . i M D i D OGADA i NSAN TARAFI N DAN YARAT I L M I
O L MASI M M K N O L MAYAN S O N S U Z D Z E N L i L iGE SAH i P G K S E L
C i S i M L E R VE DiGER BAZI EYLER VAR D l R . 0 H A L D E O N LA R I M EY
DANA G ET i R E N VAR L l K, i N SANDAN ST N D R . Bu VAR L I GA TAN
R I ' DA N DAHA UYGUN H A NGi A D I V E R E B i L i Ri z?"
Cicero, Tannlarn Doas zerine, , 16.
Eplctebs'un bir lzlml.
toaclk bir din deildir, z itibariyle rasyonel felsefi bir sistemdir.
S Ancak Helenistik dnemde ortaya kan felsefi okullar iinde dini
kayglar ve ilgileri en ok olan ve bu ilgi ve kayglarn zaman iinde git
gide de daha ar basm olduu grlen bir felsefi sistemdir. Bu bakm
dan Stoaclk Yunan felsefesinde kendisinden nce gelen ve sisteminde
dini unsurlara, kayglara en fazla yer veren Platoncu dnya grnn
bir devamdr ve kendisinden sonra gelecek ve bu zellie daha da b
yk lde sahip olacak olan Yeni-Piatonculuun habercisidir.
Stoac varlk felsefesi veya metafizik, doa veya evrenle bir ve
ayn ey olan bir tanrsal varlk kavramna dayanmaktadr. Stoac do
a bilimi, eylerin bu Tanr'dan nasl ktklar ve belli dnemler so
nunda ona nasl geri dndklerinin bir hikayesi olarak da okunabilir.
Stoac ahlak felsefesi ise insanlarn bu Tanr'nn yasasna neden ve
doru bir tarzda nasl itaat etmeleri gerektiini syler. Bu ahiakn te
mel erei olan mutluluk, insann iradesini bu doal ve tanrsal yasaya
bilinli veya bilgece bir tutumla teslim etmesi sonucu ortaya kar. O
halde Stoaclkta ahlaki dev ayn zamanda dini bir ibadet anlamna
veya grntsne sahiptir. Bu Stoac felsefi sistem iinde dar anlamda
352 ikinci ksm: stoaclar

teolojik olarak adlandrabileceimiz birok sorunun ortaya kmasna


ve bunlarn cevaplandrlmas ihtiyacna yol aar.
Bu erevede imdi Stoaclarn Tanr anlaylarn, Tanr'nn ve
ya tanrlarn varl ynnde gelitirdikleri kantlar, Tanr-evren ili
kileri konusundaki dncelerini, zel olarak nayet kuramlarn, ni
hayet Tanr'nn varlyla evrende varl grlen veya kabul edilen k
tlk arasndaki ilikiler konusundaki retilerini ksaca Tanr savun
malarn (teodise) ele alacaz. Stoaclar bu konularda da bir ksm
kendilerine zg, ama tm son derece ilenmi baz nemli grlere
sahiptir.

TANRI'NIN DOGASI
Stoaclar da daha nceki Yunan geleneine uygun olarak bazen tek bir
Tanr'dan, bazen tanrlardan sz etmektedirler. Ayn durumun Sokra
tes, Platon ve Aristoteles iin de sz konusu olduunu grmtk. On
lar da, bir yandan tek tannc bir anlaya sahipmi gibi grnrken di
er yandan kimi zaman ve arada herhangi bir ayrm yapmakszn Yu
nan ok tanrclnn geleneksel tanrlarn kabul eden bir tutum ser
gilemekteydiler.
Bu balamda Stoaclarn da bir yandan Yunan -ve Roma- hal
knn geleneksel Tanr anlayna ve ok tannclna sayg gsterirken
te yandan Yunan-Roma panteonunun geleneksel tannlarn felsefi
olarak varln savunduklar tek tanrnn, Ate, Logos veya Zeus'un
eitli grntlerini temsil eden doa gleri biiminde sembolik an
lamda yorumladklarn grmekteyiz. Ancak Stoaclarn Epikurosu
lardan farkl olarak Yunan-Roma oktanrclnn seremonyal grn
tlerini onaylamadklar, onun kurban, tapnak ve putlarn reddettik
leri anlalmaktadr.
Diogenes Laertius Stoaclarn Tanr'sn yle tanmlamaktadr:

w stoaclara gre Tanr, canl, lmsz, akll, en mkemmel anlam


da mutlu, iinde hibir ktlk barndrmayan, dnya ve onun
iindeki varlklarla yakndan ilgilenen, fakat insan biimine sahip
13. stoaclarn teolojisi ve tanr savunmalar 353

olmayan bir varlktr. Bununla birlikte o, evrenin yapcsdr ve ge


rek genel olarak, gerekse her eyin iine nufuz etmi olan zel par
as bakmndan deyim yerindeyse her eyin 'baba's olan ve eitli
glerine gre farkl adlarla arlan eydir. Onlar her eyin nedeni
olmasndan dolay ona Dia; hayatn nedeni olmas veya tm haya
ta yaylm olmas bakmndan ona hayat (Zen); egemen paras
esire kadar uzand iin ona Athena, havaya kadar uzand iin
ona Hera ...derler" (DL, VII, 147).

Cicero Tanrlarm Doas zerine adl eserinde Stoaclarn Tan


r'syla ilgili olarak buna baz bilgiler ilave etmektedir:

"O [Krizippos], tanrsal gcn yerinin akl, alem ruhu ve evrensel


akl olduunu sylemektedir. o, dnyann kendisini, alem ruhunu,
bu ruhun akl ve zihinde i gren ynetici ilkesini, eylerin ortak ve
her eyi iine alan doasn da Tanr olarak nitelemektedir. Bunlar
dan baka ona gre Kader'in gc, gelecekteki olaylar idare eden
Zorunluluk da Tanr'dr. Btn bunlarn yannda biraz nce 'esir'
diye adlandrdm ate, su, hava, toprak gibi btn akc tzler,
Gne, Ay ve yldzlar, eylerin birlii, hatta lmszle erimi
insani varlklar da tanrdr" (TD, 1, 39).

TANRI KANTILARI
Stoaclarn zelliklerini bu ekilde tasvir ettikleri bir Tanr'nn yani ay
n zamanda evrenin hem varla getiricisi, hem tz; doann hem ak
tif ve akll ilkesi, hem daha genel olarak kendisi olan bir gcn varl
n kabul etmelerinin yansra ayn zamanda byle bir varln var ol
duu, var olmas gerektii hakknda baz kantlar ileri srdkleri an
lalmaktadr. Bunlar iinde daha sonralar felsefe tarihinde 'evrendeki
dzenden hareket eden kant' (teleolojik kant) ve 'Tanr kavramnn
kendisinden hareket eden kant' (ontolojik kant) olarak bilinecek ka
ntlarn ilk rnek veya taslaklarnn bulunduunu grmekteyiz.

Evrendeki Dzenden Hareket Eden Kant


Stoa okulunun en dindar zihniyetli filozofu olarak tannan ve elimizde
Zeus'a dizdii bir vgnn bulunduu Kleanthes insanlarn zihninde
354 ikinci ksm: stoaclar

bulunan Tanr kavramnn kayna olarak drt olguyu belirtmektedir.


Bunlar; ) Gelecekteki olaylara ilikin doru kehanetler, ) Uygun ik
lim koullarnn, topran verimliliinin ve benzeri nimetler bolluu
nun insanlara saladklar grlen byk faydalar, ) imek, frtna
lar, yamur, kar, dolu, su basknlar, salgn hastalklar, depremler, kuy
rukla yldzlar gibi olaanst doa olaylarnn insan zihninde uyan
drd korku ve dehet duygular, v) Nihayet ve btn bunlardan da
ha gl bir neden olarak gk cisimlerinin, Gne, Ay ve yldzlarn
hareketlerindeki dzen ve gzelliktir (TD, 2, 1 3- 1 5).
Kleanthes zellikle sonuncu olgu zerinde durmakta ve sz ko
nusu dzen ve gzelliin bir rastlantnn eseri olamayacan ileri sr
mektedir. Ona gre nasl bir eve, spor salonuna veya foruma giren bir
insan, burada olup bitenlerin dzenli, sistemli bir modeli izlediklerini
grdnde, onlarn bir neden olmakszn meydana gelmediklerine,
kendisine itaat ettikleri bir insann ynetim ve kontrol sonucu ortaya
ktklarna hkmederse; ok daha karmak, daha mkemmel olan
eyler yani bir btn olarak gn, gksel cisimlerin muhteem hare
ketleri, aama ve dzenleri, sonsuz bir zamandan beri en ufak bir de
iiklik ve sapma gstermeksizin bylece meydana gelmeleri karsn
da, onlarn da bir Zihin'in eseri olarak ortaya kmalarnn zorunlu ol
duunu dnmek zorundadr (TD,2,15-16).
Stoacln dier temsilcilerinin d e 'evrendeki dzenden hareket
eden kant' diye adlandrlan bu kantn dier baz versiyonlarn geli
tirdikleri grlmektedir. Bunlarn en ilgin olanlarndan biri, evrende
ki dzenin hibir zaman rastlantsal olarak meydana gelemeyeceini
ortaya koymak zere modern zamanlarda gelitirilmi nl kantn,
"bir daktilonun tularna bilinsiz olarak basan bir maymunun hibir
zaman Homeros'un lyada'sn meydana getiremeyecei"ne ilikin ka
ntn ilk rneini oluturmaktadr. Cicero'nun yukarda szn ettii
miz eserinde Stoaclarn szcln yapan Balbus, Epikurosularn
evrendeki dzenin atomlarn rastlantsal hareketlerinin sonucu olarak
ortaya kt grne kar karken yle demektedir:
13. stoaclarn teolojisi ve tanr savunmalar 355

Bu noktada arlklarndan tr uzayda hareket eden baz kat ve


blnmez madde paracklarnn olduu ve bu paracklarn rastlan
tsal arpmalarnn sonucu olarak iinde bulunduumuz zarif ve
gzel dnyann meydana geldiine inanabilecek bir insann var oldu
una armam gerekmez mi? Bunun meydana gelmesinin mmkn
olduuna inanan birinin altndan veya dier herhangi bir maddeden
yaplm yirmi bir harfin saysz rneklerinin bir kap iine konulup
alkalanmasndan ve bylece birbirlerine kartrlmasndan Enni
us'un Tarih'inin meydana gelebileceine inanmas gerekmez mi? Ben
ise byle bir karrndan deil bu tr bir kitabn, tek bir anlaml sat
rn bile ortaya kabileceinden phe ederim" (TD,2,93).

Teleolojik kantn bir baka versiyonunun Stoacln dier


alanlarna olduu gibi teoloji alanna da katksnn byk olduu an
lalan Krizippos tarafndan ortaya atldn grmekteyiz. Cicero'nun
yine btn bu bilgileri kendisinden aldmz Tanrlarn Doas zeri
ne adl eserinde sylediine gre Krizippos'un bu konudaki akl yrt
mesi tam olarak yledir:

Eer doada insan zihninin, insan aklnn, insan kudret ve gc


nn meydana getiremeyecei bir ey varsa, bu eyi meydana geti
ren varln zorunlu olarak insandan stn olmas gerekir. imdi
doada insan tarafndan yaratlm olmas mmkn olmayan son
suz dzenlilie sahip gksel cisimler ve dier baz eyler vardr. O
halde onlar meydana getiren varlk insandan stndr. Bu varla
'Tanr'dan daha uygun baka hangi ad verebiliriz? (TD, 2, 16).

Krizippos'un bu kant, Descartes'n insan zihninde var olan


Tanr fikrinden hareket ederek onun varln kantlamas giriimiyle
benzeri bir bak asna sahiptir. nk Descartes, kendisinden phe
edilmesi mmkn olmayan ilk kesin doru olarak 'dnen bir zne'
olarak kendi varln kandadktan sonra d dnyann varlna gee
rek, bu dnyaya ait fikirlerinin geerliliini kantlamak iin zihninde
varln bulduu Tanr fikrine dayanr. Sonra da bu fikrin, kendisinin
rn olmas mmkn olmayan mkemmelliinden hareket ederek
Tanr'nn var olduu sonucuna geer. Krizippos'un buradaki akl y-
356 ikinci ksm: stoaclar

rtrnesinin Descartes'inkinden fark, Tanr fikrinden deil, evrenin in


san aklnn veya gcnn rn olmas mmkn olmayan bir zelli
inden, ezeli-ebedi dzenliliinden hareketle bunu meydana getiren
varln insan-st bir varlk olmasnn gerekli olduuna gemesi by
lece Tanr'nn varln kantladn dnrnesidir.

Tanr Kavrarnndan Hareket Eden Kant


Stoaclarn sadece teleolojik kantn deil, felsefe tarihinde rasyonel
Tanr kantlarndan bir dieri olan ve ontolojik Tanr kant olarak bi
linen kantn da ilk rneini ortaya attklar anlalmaktadr. Bu konu
daki bilgiyi ise bize Sextus Ernpiricus vermektedir. Bu bilgiye gre Ze
non'un bu konudaki akl yrtmesi esas olarak udur:

"Tanrlara sayg gstermemiz gerektii fikri, makul bir fikirdir. te


yandan var olmayan bir eye sayg gstermemiz gerektiini syle
mek makul deildir. O halde tanrlar vardr" (DBK, 1, 1 33).

Zenon'un akl yrtmesini bu ekilde son derecede zet bir


tarzda ortaya koyduktan sonra Sexrus ona kar kan bazlarnn bu
akl yrtmeyi glnletirrnek zere ayn ynde yle bir kar-kant
gelitirdiklerini sylemektedir:

" Bilge insanlara sayg gstermemiz gerektii fikri, makul bir fikir
dir. te yandan var olmayan kimselere sayg gstermemiz gerekti
ini sylemek makul deildir. O halde bilge insanlar vardr" ( DBK,
1 ,1 33).

A ncak Stoac okula mensup bir dier nl filozof olan Babilon


yal Diogenes'in Zenon'un akl yrtmesinin bu gln taklidini do
ru bulrnadn renrnekteyiz. nk ona gre Zenon'un kantnn
ikinci ncl aslnda u anlama ve gce sahiptir:

Doas var olmasn gerektirmeyen veya doas var olmak olmayan


bir varla sayg gstermemiz gerektiini sylemek makul deildir'.
13- stoaclarn teolojisi ve tanr savunmalar 3 5 7

Konuya bu adan bakldnda tanrlarn doasnn 'var olmak' ol


duu aktr. Bu ise onlarn doalar veya 'tanmlar gerei' var ol
duklar anlamna gelir. Diogenes'e gre sz konusu gln taklidi
ileri sren kiilerin akl yrtmelerincieki 'bilge insanlar'la ilgili ola
rak ise byle bir durum sz konusu deildir, nk 'bilge kiiler'
kavramnda 'tanr' kavramndan farkl olarak doas veya tanm
gerei var olma zellii yoktur (DBK, 1 , 1 34 ).

Biraz modernletirerek sergilediimiz Babilanyal Diogenes'in


bu akl yr tmesi, ilk defa Aziz Anselmus tarafndan gelitirilen anto
lojik kantn ana gcn tekil eden ncln, olduka ak bir biim
de Stoaclkta bulunduunu gstermektedir. nk bilindii zere s
zn ettiimiz 'ontolojik kant', Tanr kavramnn bizzat kendisinden
Tanr'nn varlna gemenin mmkn olduunu savunur ve bunun
iin de "en mkemmel varlk" olarak Tanr kavramndan hareket
eder. Anselmusu akl yrtmeye gre Tanr'nn var olmamas "en
mkemmel varlk" kavramna aykr olacaktr; nk "en mkemmel
varlk" kavram, mkemmelliin 'kurucu bir unsuru veya bileeni' ola
rak "var olma"y, var olma niteliini de iermek zorundadr. Baka bir
ifadeyle var olmayan bir Tanr, "en mkemmel varlk" olamaz. Ama
biz bir en mkemmel varlk olarak Tanr kavramna sahibiz veya by
le bir Tanr'dan sz ediyoruz. O halde Tanr, kavram gerei, vardr.
Bylece Anselmus'a ve daha sonra Kant'a gelinceye kadar onun bu ka
ntn kabul eden filozoflara, rnein Descartes ve Spinoza'ya gre
Tanr, doas gerei, tanm gerei (eo ipso) var olmak zorundadr.
Anselmus'un bu kantma daha kendi zamannda kar klm
ve bu akl yrtmeye dayanlarak baka eylerin varlnn da kantla
nabilecei ileri srlmtr Bunlar arasnda yer alan Gaunillo, ayn
mantn "en mkemmel ada" kavramna da uygulanabilecei, byle
ce 'en mkemmel ada' kavramndan byle bir adann var olmas ge
rektii sonucuna geilebileceini ileri srmtr. Anselmus ise bu itira
z reddederek "en mkemmel varlk" kavramnn sadece Tanr'ya uy
gulanabileceini, nk onun sadece Tanr iin geerli olabileceini
sylemitir.
3 58 ikinci ksm: stoaclar

O halde gerek bu Anselmuscu akl yrtmenin, gerekse ona Ga


unillo tarafndan yaplan kar kn ayn lde ak olmamakla bir
likte daha nce Stoaclarda da mevcut olduunu grmekteyiz. Yukar
da gstermeye altmz gibi bazlar Zenon'un tanrlarn varln
kantlama ynndeki akl yrtmesine, ayn akl yrtmeyle bilgelerin
de varlnn kantlanabileceini syleyerek kar kmtr. Diogenes
ise Anselmus gibi "doas var olmak olan varlk"n sadece Tanr oldu
unu, dolaysyla bu kar kn geerli olmadn ileri srmtr.
Kant'n bu kanta itiraz ise varln veya var oluun (existence)
zn (essence) kurucu bir unsuru olmad, dolaysyla 'var olmayan
Tanr' kavramnn kavram olarak hibir eksiklie sahip olmad ve
bylece 'en mkemmel bir varlk' olarak Tanr kavramnn kendisin
den Tanr'nn varlna gemenin geerli bir akl yrtme olmad y
nnde olacaktr.

TANRI SAVUNMASI
Stoaclarn Tanr kantlarnn yansra dier nemli bir alanda, Tan
r'nn iyilii veya adaletiyle evrendeki ktlk arasndaki ilikileri ele
alan, Tanr'y bu ktlk veya adaletsizliklerden aklamaya alan ve
Leibniz'in bu konudaki dncelerini ieren nl eserinden sonra ge
leneksel olarak 'tanr savunmas' (teodise) adyla bilinen alanda da son
derece ilenmi baz grlere sahip olduklarn grmekteyiz. Bu g
rlerden bir ksmnn kayna bizi Herakleitos'a, Phaidon ve Tima
ios'da ortaya konduu ekilde Platon'a geri gtrse de, onlarn bazs
nn zel olarak Stoaclara ait olduklar anlalmaktadr.
Bunlarn ilki, ilk kez Herakleitos tarafndan ortaya atlm olan
"evrenin yapsnda kar klmaz bir ztln, elikinin var olduu" il
kesine dayanmaktadr. Daha nce deindiimiz gibi Herakleitos, Ho
meros'un tanrlar arasnda sava olmamasn dileyen grn ocuk
su bir gr olarak nitelemi, nk savan her eyin babas olduu
nu, evrende ztlklarn ortadan kalkmasn istemenin aslnda evrenin
kendisinin ortadan kalkmasn isternek anlamna geldiini ileri sr
mt. Platon da Phaidon'da insan ruhunun lmszln savun-
1]. sroaclann teolojisi ve tanr savunmalar 359

mak zere benzeri bir ilkeye dayanm, hayat ve lmn zorunlu ola
rak birbirlerini takip eden, birbirlerini gerektiren eyler olduklarn,
dolaysyla hayatn arkasndan nasl lmn gelmesi zorunlu ise l
mn arkasndan da ayn zorunlulukla hayatn geleceini savunmann
makul bir gr olduunu savunmutu.
Tanr'nn evrene kar iyilik dolu ilgisinin, inayetinin, evrende
varl grlen ktlkle uzlaamaz olduu itirazna Krizippos'un na
yet zerine adl eserinde yukarda iaret ettiimiz ynde olmak zere
u cevab verdiini grmekteyiz:

"Ktlkler olmakszn iyilikler olabileceini dnenlerden daha


aptal kimseler yoktur; nk ktlkler iyiliklerin zdddr ve on
larn zorunlu olarak birbirlerine zt bir ekilde var olmalar ve zt
la dayanan bir tr karlkl bamllk iinde birbirlerini destek
lemeleri zorunludur. Hibir zd, zdd olmakszn var olamaz. n
k adaletsizler olmasayd adalet nasl anlalabilirdi? Adalet, ada
letsizliin ortadan kalkmasndan baka nedir? Benzeri ekilde kor
kakla zt olmasayd cesaretin ne olduu anlalabilir miydi? ... Ap
tallar nasl olup da yanl olmakszn dorunun olmasn istiyorlar?
nk iyiler ve ktler, talih ve talihsizlik, ac ve haz tamamen ay
n ekilde mevcutturlar; onlar Platon'un dedii gibi tam bir ztlkla
birbirlerine bamldrlar" (LS, 54 Q).

Krizippos'un bu akl yrtmesinde, Long-Sedley tarafndan


hakl olarak zerine basld gibi ztlarn ancak birbirleriyle kavrana
bileceklerine ilikin epistemolojik tezle, onlarn zorunlu olarak birbir
lerinden doduklar, birbirlerinden ktklarna ilikin antolajik tez bi
rarada bulunmaktadr. Bu iki tezden, varln yapsna ikin oldukla
rndan tr ztlarn varln ahlaki bakmdan kabul etme ve meru
latrma ynnde nc bir tez daha kmaktadr. Bu tezin ilk tasia
yla da nesnelerin birbirlerine zt olan bireysel varlklarnn metafizik
bakmdan bir su tekil ettii, dolaysyla onlarn birbirlerinin varl
na zarar verdiklerinden tr cezalandrlmalarnn yani bireysel var
lklarn 'zamann hkmne gre' kaybetmelerinin doru olduu y
nndeki Anaksimandroscu tezde karlamtk
360 ikinci ksm: stoaclar

Stoaclarn tanrsal iyilik veya inayede evrende varl gzlemle


neo kusurlar veya ktlkleri uzlatrma ynnde gelitirdikleri bir di
er savunma, yine Krizippos tarafndan ortaya atld grlen bu ku
sur veya eksiklikleri doann esas amac olmayan, genel ileyiine ay
kr dmeyen, onu bozmayan zorunlu bir 'sonu', bir 'yan rn' (con
comitant) olarak gren tezine veya anlayna dayanmaktadr. Buna
gre dnyann yapsn ve insan rkn yaratm olan doann kendisi
veya nayet, ayn zamanda insann maruz kald hastalklar, vucut
bozukluklarn da yaratmtr. Ancak doann ana amac insanlar has
talklardan etkilenebilecek bir yapda varla getirmek deildir; nk
bu doaya, yaratcya veya btn iyi eylerin babas olan varla uy
gun decek bir davran deildir. Ancak doa muhteem eserler mey
dana getirir, onlarn uygunluk ve yararllklarn dzenlerken, bunun
ayrlmaz bir paras olarak birok yararsz ey de ortaya kmtr.
Bunlar doaya uygun olarak yaratlan baz zorunlu sonular, yan
rnler veya zorunluluklardr. rnein doa insan bedenini yaratr
ken, aklsallmz glendirmek ve bizzat yaratt bu rnn kendi
faydas iin insan ban ince bir maddeden, kolay krlabilir kemikten
meydana getirmitir. Bunun sonucu olarak insan ba zayf bir ekilde
koruma altna alnan, darbelere dayanksz, krlgan bir yapya sahip
olarak ortaya kmtr. te hastalklar da bu ekilde yani saln ya
ratlmasnn bir yan rn, saln meydana getirilmesi iin kanl
maz bir sonu olarak dnlmelidir (LS, 54 Q).
Stoaclarn tanr savunmalarnda, bu ikinci kantn mantksal
bir sonucu veya belki ondan bamsz bir kant olarak ele alnmas
mmkn olan nc kant; bireysel varlklar iin sz konusu olan k
tlkle, evrenin btnnn iyiliinin birbirleriyle karlatrlmasma
ve btnn iyilii, genel iyilik karsnda bu bireysel eksiklerio fazla
nem ve deer tamad grne dayanmaktadr. Plutarkhos'un be
lirttiine gre Krizippos dnyann btn itibariyle kusursuz ve her
trl eletirinin zerinde olduunu, nk her eyin mmkn olan en
mkemmel doaya uygun olarak yaratldn ileri srmekte, bununla
birlikte bireysel varlklarla ilgili olarak baz kusur ve ktlklerden
1). stoaclarn teoloiisi ve tanr savunmalar 361

sz edilmesinin mmkn olduunu kabul etmektedir. Ancak Krizip


pos'a gre, nasl iyi tutulan bakml bir evde bile yabani otlarn bitme
si mmknse ve onlarn varl evin genel olarak bakml olma duru
munu deitiren, onu bozan bir olgu olarak deerlendirilemezse, iyi in
sanlarn bana baz kt eylerin gelmesi de evrenin genel olarak iyi
ve uyumlu olmas olgusuna aykr den, onu hkmsz klan bir olay
olarak deerlendirilmemelidir (LS, 54 S).
Stoaclarn "var olabilen dnyalarn en mkemmelinde yaad
mz"a ilikin bu iyimserliklerini korumak iin sndklar son bir
tez, bizim evrenle ilgili u andaki bilgiterimize gre anlamadmz ve
ya bir kusur olarak grdmz eyleri, daha doru, daha kapsayc
bir bak asna yerletiimiz, evrenin yapsnn ayrntlarna daha iyi
nfuz ettiimiz takdirde anlayabileceimiz, onlar kt eyler veya ek
siklikler olarak grmekten vazgeeceimiz midine dayanmaktadr.
Lactantius'un Tanr'nn fkesi zerine adl eserinde belirttiine gre
Akademik Septikierin 'eer Tanr her eyi insan iin yapmsa, deniz
ler ve karalar zerinde grdmz insann varlna aykr olan,
onun hayatn tehdit eden, bana bela olan birok eyin (vahi hay
vanlarn, frtnalarn, hastalklarn) neden var olduu' itirazna Stoac
lar u cevab vermilerdir:

" Bitkiler ve hayvanlar arasnda u ana kadar faydalarn bilmedii


miz birok ey var. Ancak nasl ki, daha nceki yzyllarn bilme
dii birok eyi zorunluluk ve kullanma sonucu bugn artk bili
yorsak zaman iinde bu tr eylerin de faydasn kefetmemiz sz
konusu olabilir" (LS, 54 R).

Stoaclarn tanr savunmasnda, felsefe tarihi boyunca karm


za kacak olan geleneksel tanr savunmalarnda ne srlen arg

manlarn byk bir blm vardr. Listenin tamamlanmas iin ona


ilerde zellikle Hristiyan dnrler tarafndan ortaya atlacak olan
az sayda birka dier savunmay eklemek yeterli olacaktr. Bu savun
malar arasnda zellikle iki tanesinin ak olarak dile getirilmemi ol
makla birlikte, en azndan ilke olarak Stoaolkta bulunduunu syle-
362 ikinci ksm: stoaclar

mememiz de mmkndr. Bunlardan biri ilk defa Aziz Augustinus ta


rafndan ortaya atlan ve Aziz Anselmus tarafndan gelitirilen evren
de krnn gerek, tzsel varln inkar etmeye dayanan savunmadr.
Dieri ise yine ilk kez Hristiyan dnrler tarafndan ortaya atlan
ve zellikle zamanmzda Hristiyan tealoglar tarafndan en geerli bir
kant olarak ileri srlen, evrendeki ktlkten Tanr'y deil de bizi
sorumlu tutan ve onun varlk nedeni olarak insan zgrlne, bu z
grln deerine atfta bulunan savunmadr.

KTNN VARLIGINI NKAR


Bu ilk tanr savunmasnn temsilcileri olan Augustinus ve Anselmus'a
gre kelimenin gerek anlamnda kt veya ktlk yoktur. nk o
bir olumsuzlama (negation) veya yoksunluktur (privation). Nasl ki,
krlk pozitif anlamda yani gerekten, tzsel anlamda var olan bir ey
deil de, sadece grme yoksuniuu ise ve nasl ki karanlk gerek anlam
da varla sahip olmayan bir ey olup ancak k yokluundan ibaretse
ayn ekilde ktlk de ancak bir iyilik yokluu, bir iyilik eksikliidir.
Elimizde Stoac filozoflardan herhangi birinin krnn varly
la ilgili olarak bu noktaya kadar gittiine, somut olarak krnn var
ln inkar ettiine dair bir bilgi yoktur. Ancak onlarn evrenin gerek
btnnde gerekse paralarnda Tanr'nn, akln eseri olduunu, tan
rsalln ve aklsalln, dolaysyla iyiliin onun her tarafna tam bir
mkemmellikle nfuz ettii grnde olduklarn biliyoruz. O halde
bu genel perspektifin, evreni veya doay Tanr'ya zde klmann
mantki ve ahlaki sonucu olarak, Stoaclarn evrendeki krnn varl
n reddetmeye bir Augustinus veya Anselmus kadar yatkn olacakla
rn dnmemizde bir saknca yoktur.

KTNN VARLIGINDAN NSAN SORUMLUDUR


kinci tanr savunmasna gelince, bu kant, yukarda deindiimiz gibi,
hayatlarmzn ahlaki bakmdan bir anlam ve deeri olmas iin Tan
r'nn bizi zgr bir biimde yani iyilik ve ktl seebileceimiz ve
gerekletirebileceimiz bir ekilde yaratt, dolaysyla ktden Tan-
13. stoaclarn teolojisi ve tanr savunmalar 363

r'nn deil bizim sorumlu olduumuzu ileri srer. Stoaclar bir nceki
blmde grdmz gibi insanda belli bir zgrln varln kabul
etmektedirler. Bu gr, onlarn ktden sorumlu olan, insann ken
disi olarak dndkleri eklinde yorumlamamz makul olacaktr.
Kald ki Kleanthes, Zeus'a dizdii vgde yani Zeus lahisi'nde evren
deki her eyin Zeus'a veya Doa'ya uygun olarak meydana geldiini,
ancak " kt insanlarn aptallklar iinde yaptklar eyler"in bu gru
ba dahil olmadklarn yani onlarn Tanr'nn isteine aykr olarak
meydana geldiini sylemektedir. Bu cmleden ve Stoaclarn genel z
grlk kuramlarndan, onlarn her eyin tanrsal irade tarafndan be
lirlenmi olmakla birlikte insan davranlarnn, doann genel yaps
na ve ileyiine aykr olan kt eylerin bir bakma insann kendi ese
ri olduu grnde olduklar sonucuna varmamz mmkndr. Bu
nunla birlikte Stoaclarda hayatmzn ahlaki bakmdan bir anlam ve
deeri olmas iin zgrle sahip olmamz, zgdmzn bir an
lam ifade edebilmesi iin kty de seebilecek bir ekilde yaratlma
mz gerektii, dolaysyla ktnn nesnel olarak var olmas gerektii
ynnde ana Hristiyan vurgu mevcut deildir.
14
Stoac1larm Ethii veya
Ahlak Felsefeleri

" i N SA N LA R I RAHATSI Z E D E N , EYLE R i N K E N D i LE R i D EG i L D i R , O N LAR


H A K K I N DAKi YAR G I LAR I DI R . R N EG i N L M K E S i N L i K L E K O R K U N
D E G i L D i R , N K E G E R YL E O LSAY D I , S O KRATES YL E O LD UGU
N U D N R D . K OR K U N O LA N , L M N K O R K U N O L D UGUNA
i Li K iN YAR G I D I R . B U N DA N D O LAYI E NG E L L E N D iG iMiZ, RAHATSIZ
O L D UGUMUZ VEYA Z N T D U Y D UGUMUZ H E R S E F E R i N D E BAKA
LARI N I D E GiL, K E N D i MiZi, YAN i K E N D i YARGl LA R l M lZ I S ULAMAMIZ
G E R E K iR . "
Epiktetos, Dnceler, V
MarcusAurelius'un Roma'daki bir heykell.
toaclarda ahlak felsefesi, Epikurosularda da olduu gibi hem fel
S sefenin temel ura alanndan biridir, hem de onun asl amac
dr. Mantk ve doa felsefesi, ahlak felsefesi iin bir giriten, hazrlk
tan ibarettir. Onlar ahlak felsefesinde nerilecek veya yaplacak eyle
rin kuramsal erevesini, zeminini olutururlar ve ahlak felsefesi, felse
fenin asl meyvesini oluturur. Bu adan zellikle doa felsefesi, ahlak
felsefesinin kendisine dayand doa kavramn akla kavuturma
s bakmndan hayati bir nem tar. nk doru veya mutlu yaama,
'doaya uygun yaama'dr.
Bununla birlikte son dnem Stoacl erken ve orta dnem Sto
aclna gre ahlak felsefesine daha fazla nem vermi, hatta onu t
myle ahlak felsefesine indirgemitir. Seneca, Epiktetos ve Marcus Au
relius tarafndan temsil edilen bu dnem Orta Stoa dneminde bala
yan gelimeyi devam ettirerek Zenon ve Krizippos tarafndan gelitiril
mi olan eriilmez bilge idealini, uygulanmas zor ahlak kurallar ve
nerilerini yumuatma, geni halk kitlelerine hitap edebilecek ekilde
bu ideal ve nerilerde deiiklikler gerekletirme ynnde nemli
admlar atmtr.
368 ikinci ksm: stoaclar

Diogenes Laertius Stoaclarn ahlak felsefesini doa, doaya uy


gun hayat, igd, iyi ve kt eyler, tutkular, erdem, erek, en yksek
deer, eylemler, devler, zendirme ve caydrma gibi baz alt konulara
ayrdklarn sylemektedir. Biz de elimizden geldiince bu sray izle
yerek Stoaclarn ahlak felsefesi alan iine giren temel kavram ve
retilerini sergilerneye alacaz. Bunun iin nce onlarn doa, doa
ya uygunluk veya doaya uygun olarak yaama kavramlarndan ba
layacaz.

DOGA, DOGAYA UYGUNLUK VE DOGAYA UYGUN HAYAT


Stoaclarn ahlak felsefesinin temel kavram doa ve doaya uygunluk,
doaya uygun yaamaktr. Ancak doa derken onunla birbirinden
farkl eyleri kastettikleri grlmektedir.
Daha nce iaret ettiimiz gibi Stoaclar 'doa'y zel olarak
bitkilerin birlik, hayat ve hareket ilkesi olarak ele almaktadrlar. An
cak Stoaclar, evreni meydana getiren ana varlk trlerinin her birinde,
bu trn birliini, zelliini tekil eden ey olarak 'doa' kavramn
kullanmakta da bir saknca grmemektedir. Bu ikinci anlamda hay
vanlarn doas, onlarn 'ruh'udur. nsan sz konusu olduunda ise
'akl'n insann doas olarak almamz gerekir.
Bu yani ikinci bak asndan ele aldmzda, zel olarak bit
kinin doas beslenmek ve byrnektir yani zel bir davran biimi
gstermektir. Hayvann doas beslenme ve bymeye ek olarak re
me, duyum vb.dir yani hayvann bitkiden farkl olan trne zg dav
ran biimidir. nsan sz konusu olduunda ise onda bunlara ek ola
rak akl vardr. Bu nedenle onun doasnn akll olmak, akla uygun
yaamak olaca aktr ve bu da insann kendine zg davran bii
mi anlamna gelir:

"Onlar [Stoaclar] doann hayvanlarla bitkiler arasnda asli bir


ayrm yapmadn, nk onun bitkilerin de hayatn ynlendirdi
ini sylerler. Ancak bizdeki baz srelerde olduu gibi bu, igd
ve duyuma dayanmayan bir ynlendirmedir. Hayvanlar sz konu-
14. stoaclarn ethiti veya ahlak felsefeleri 369

su olduunda buna igd eklenir ve hayvanlar bu yetiyi kullana


rak kendileri iin uygun olan yiyeceklerini elde ederler. Bylece Sto
aclar Doa'nn kuralnn [hayvanlarda] igdnn gsterdii yn
de gitmek olduunu sylerler. Akll varlklara daha stn bir n
derlik iin akl verilmi olduundan tr insanlarla ilgili olarak
doaya uygun yaamak, hakl olarak akla uygun yaamaktr. n
k onlarda akl igdy ynlendirmek zere ona eklenmitir"
(DL, VII 8 6 ).

Bu kendi trne zg davran biiminin, ayn zamanda onlar


iin iyi olan ey olacana phe yoktur. Tersinden sylersek; bitkile
rin beslenmesine ve bymesine, hayvanlarn reme veya duyum yeti
sine aykr olan eyleri onlar iin doaya aykr veya doaya uygun ol
mayan eyler olarak nitelendirmemizde bir saknca yoktur. Bylece in
san iin de insann, insan olarak sahip olduu akl, dnme, dne
rek eylemde bulunma zelliine engel olan, ona aykr olan eyler, in
san doasna aykr ve ona uygun olmayan eyler olacaklardr.
Bu adan Stoaclar iin rnein bitkinin uygun evre koullar
na sahip olmamas, bundan dolay beslenip byyememesi onunla il
gili olarak doaya aykr bir durumdur ve bundan dolay bu durumun
onun iin iyi olmayan, kt olan bir ey olarak adlandrlmas gerekir.
Bylece insann salkl, salam aklna, dzgn dnme eylemine ay
kr olan eyler, rnein tutkular onun doasna aykr olan, doal ol
mayan eyler olacaklardr.
Ancak bu bak asnda doa, zel varlk trleriyle ilgili zel do
a/ar olarak ele alnmaktadr ve bu sayede doal olanla doal olmayan
veya doaya aykr olan arasnda baz ayrmlar mmkn olmaktadr.
Bununla birlikte Stoaclar doa derken, daha nce deindiimiz
gibi, genel olarak byk Btn', evreni, evrensel doay da kastet
mektedirler. Bu ikinci kullanmda sz konusu zel varlk trleri, zel
doalar iin uygun olmayan, onlarn kendilerini gerekletirmelerine
engel olan yukardaki trden eylerin doann btn veya evrensel
doa bakmndan ele alnmalarnda bu ekilde adlandrlmalar mm
kn deildir.
370 ikinci ksm: stoaclar

rnein hastalklar, kuraklklar ve ktlklar, insan da iinde ol


mak zere canllarn trsel veya bireysel varlklar olarak kendilerini
gerekletirmelerine engel olan eyler olduklar iin onlarn doalarna
aykr olan eylerdir veya byle grlebilirler. Ama onlar byk harf
le yazlan Doa, Evrensel Doa bakmndan hi de yle deildirler;
nk onlarn doann evrensel dzeni iinde bir yerleri vardr ve bun
dan dolay da bir anlam ve deere sahiptirler. Bu durumun yine zel
olarak insann akll doasna aykr den tutkular iin de geerli ola
bilecei ve bu adan onlar da doaya aykr, ona ters den eyler
olarak grmememizin mmkn olduu aktr.
Sonu olarak, Stoaclkta evreni meydana getiren bireysel veya
trsel varlklarn, 'para'larn bak asndan ele aldmzda doaya
uygun veya doaya aykr, iyi veya kt terimlerini kullanmamzda
hibir saknca olmadn, ama evrenin 'btn', Evrensel Doa'nn
kendisi, onun temelinde bulunan ilke asndan baktmzda, bu tr
terimleri kullanmann byk lde geersiz, hatta anlamsz olduu
nu belirtmemiz gerekir. nk bu adan bakldnda Doa'da var
olan her ey doaldr, doaya uygundur; o halde iyidir ve her ey, bu
arada insani tutkularn da evrenin bir btn olarak iyiliine ve m
kemmelliine katkda bulunmas gerekir.
Diogenes Laertius, Kleanthes'in doa derken bireysel doay de
il de yalnzca ortak doay, evrensel doay anladn ve izlememiz
gerekenin yalnzca bu ortak doa olduunu sylemekte, Krizippos'un
ise onu hem insan doas, hem evrenin doas olarak aldn, nk
insann doas veya yaratlnn Zeus'un veya Tanr'nn doas veya
yaratlnn bir paras olduunu, dolaysyla insann kendi doasna
gre yaamasnn evrenin doasna gre yaamakla ayn anlama geldi
ini belirtmektedir. Bylece Krizippos'a gre insann peinden kotuu
mutluluk yani 'eudamonia', insan doasnn yani her birimizin ruhun
da bulunan 'daimon'un, evreni yneten varln doasyla bir dmesi
sonucu ortaya kan doal uyum durumu olacaktr (DL VII, 87).
Stoaclarn para-btn, zel iyi-genel iyi ilikileri ile ilgili bu
bak alarnn hem byk bir doruyu hem de ciddi bir gerilim v e so-
14. soaclarn ehiti veya ahlak felsefeleri 371

runu ierdii phesizdir. O byk bir dorudur, nk gereinden


fazla tikelci, bireyseki bir bak asnn dnyay anlarnarnza ve onu
salkl bir ekilde deerlendirmemize engel olaca, bunun sonucunda
ona doru, uygun tepkiler gsternemizi olumsuz bir ekilde etkileye
ceini dnrnek rnakuldr. te yandan gereinden fazla genelci, ev
renselci bir bak asnn da bizi doal olan-doal olmayan, iyi-kt
kavrarnlarnn ahlaki bakrndan ie yarar bir kullanmn imkansz ve
ya anlamsz klacak bir noktaya grrmesi tehlikesi de vardr.
Benim iin belli bir anda ve dururnda kt olan eyin hayatnn
tm iin de yle olup olmadn kendime sorabileceim gibi hayat
rnn bir yanyla ilgili olarak olumsuz olduunu dndm bir eyin
onun baka yanlar ile rnein baka insanlarla, ailernle, toplumla ili
kilerirn bakrnndan da yle olup olmadn kendime sorrnarn yine ol
duka mantkl bir tutum olacaktr. nk bu bak as, beni, haya
tnn btn ile ilgili olarak uzun vadede iyi veya faydal olan eyi ara
maya itebilecei gibi baka insanlarla birlikte, herkes iin iyi olmas
mmkn olan eyin peinden komaya gtrebilir. Bylece bana genel
olarak herkes iin, toplum iin, insanlk iin, insan tr iin iyi olan
eyin kiisel olarak benim iin de iyi olaca ynnde daha evrenseki
ve muhtemelen ahlaki bakrndan daha faydal, daha ie yarar bir pers
pektif iinden olaylara bakma imkan salayabilir.
te yandan benim trrn, insan tr iin iyi olan veya iyi oldu
unu sandrnz eyin bir parasn oluturduumuz canllar alemi, do
a iin, doann veya evrenin btn bakrndan iyi olup olmadn
sorrnarn iin de bir hayli mantkl nedenirn olduunu biliyorum. Bir
parasn oluturduumuz doann geri kalan ksrnlarn kendi tr
mzn kar veya sahte-kar iin tahrip etme aklszlnda bulunrna
rnzn, bizzat kendi trrnz iin ne tr tehlikeler yaratabileceinin ya
va yava farkna vardmz bir ada yayoruz. O halde gerek birey
sel olarak kendi hayatmzn eitli ve farkl olaylarna bireysel hayat
mzn btnnn iyilii gerekse kendi trrnzn hayatna evrensel ha
yatn, evrensel btnn iyilii asndan bakrnarnzn, doal olan-doal
olmayan, iyi-kt kavrarnlarn sadece tek tek durumlar, olaylar ve var-
372 ikinci ksm: stoaclar

lk trlerinin parac bak asndan yarglamamamzn olduka salk


l ve gereki bir aklsal-moral tutum olacan syleyebiliriz.
Bununla birlikte madalyonun dier tarafn da gzden karma
mamz gerekir. Birinci olarak, herhangi bir bireysel varlk veya varlk
tr iin zel olarak doru veya iyi olmamakla birlikte evrenin bt
n, doann kendisi bakmndan iyi olan ey kavram fazla ak deil
dir, hatta baz durumlarda anlamsz bile olabilir. Doa denilen ey ni
hayet iindeki trlerden ve bu trleri tekil eden bireysel varlklardan
ibarettir. Bu trlerin veya bireylerin hibiri iin zel olarak iyi olmaya
cak, ama doann, varln btn asndan iyi olacak bir ey, hangi
adan, kim iin, nasl bir iyi olabilir?
kinci olarak byle bir kavram, bir ekilde anlaml olsa bile biz
evrenin btn, evrensel uyum iin doru olan, iyi olan nasl bilebi
liriz veya onu nasl deerlendirebiliriz? Hava kirliliinin, insan da iin
de olmak zere btn canllarn hayatn tehlikeye att iin evrenin
btn bakmndan iyi bir ey olmayacan dnmemiz makuldr,
ama daha iyi rn alabilmek iin baz zararllar ortadan kaldrmam
zn doann btn bakmndan iyi olmayacan ayn kesinlik veya
kararllkla savunmak mmkn deildir.
Ayrca btn, uyum veya dzen kavramlar bir anlamda tama
men bo, anlamsz kavramlar deil midirler? nk doann herhan
gi bir dzeni, bir dzen veya varlklarn birarada bulunmalarnn her
hangi bir ekli, bir uyum deil midir? Dnyada bir zamanlar dinazor
lar, marnurlar vb. yaamaktayd. Yine dnyann jeolojik olarak ve ik
lim bakmndan farkl dnemlerden geerek iinde bulunduumuz du
ruma geldiini biliyoruz. imdi onun bu dnemlerdeki ekillerinden
hangisinin dierinden daha uyumlu ve daha mkemmel olduunu sy
leyebiliriz?
Nihayet kim kendisi, kendi bireysel mutluluu iin iyi olma
makta, hatta kt olmakla birlikte toplum iin, insanlk iin, evrenin
btn iin iyi olacak bir eyi ahlaki olarak gerekten kabul edebilir
veya byle bir fedakirlk retisini ie yarar pratik bir ethik neri ola
rak ileri srebilir?
14. stoaclarn ethiti veya ahlak felsefeleri 373

Stoaclarn bu tr sorular fazla derinlemesine ele almadklar ve


onlara en azndan normal insani bilgi ve tecrbe dzeyinde fazla do
yurucu cevaplar vermedikleri grlmektedir. Bununla birlikte onlarn
insann ahlaki hayat iin son derece nem tayan doru-yanl, iyi
kt gibi kavramlar ve ayrmlar tmyle belirsiz veya anlamsz kla
cak bir ekilde evrensel doa, evrensel uyum kavramn kullanmadk
larn sylememiz de bir hakbilirlik olacaktr. Baka bir deyile Stoac
larn ahlak felsefelerinde btnc, evrenseki diye adlandrdmz ba
k asn her zaman korumakla birlikte, bunu insan bireyinin, insan
trnn pratik ahlaki hayat, mutluluu ile ilgili talep ve kayglar gr
mezlikten gelecek bir ekilde, tmyle soyut bir biimde ortaya koy
madklarn belirtmemiz gerekir.

KENDiNi SEVME VE UYGUNLUK


Diogenes Laertius Stoaclarn ahlak felsefesinin temel kavramlar veya
konularndan sz ederken bunlar arasnda itepi kavramna zel bir
nem vermektedir. Stoaclarn itepiyi bitkiler hari, doadaki btn
canllarn davran ve hareketlerinin ana ilkesi olarak ortaya koyduk
larn grmekteyiz. Onun balca amac ise basit olarak canl bir varl
n kendini korumasdr. nsan dahil olmak zere btn hayvanlarn
doal olarak ve ncelikle sahip olduklar bu kendini koruma gds
veya itepisi Stoaclar tarafndan onlarn 'kendilerine, kendi bedenleri
ne, organlarna kar duyduklar sevgi dolu bir yaknlk duygusu' ola
rak tanmlanmaktadr.
Bu konuyla ilgili olarak nce yine Diogenes'in verdii bilgileri
grelim:

" Stoaclar bir hayvann ilk itepisinin kendini korumas, varln


devam ettirmesi (self-preservation) olduunu sylerler; nk Do
a ta balangtan itibaren onun iine kendini sevme yerisini yerle
tirmitir Krizippos'un Erekler zerine adl eserinin birinci kitabn
da syledii gibi "Her hayvann en ok sevdii, ona en deerli g
rnen ilk ey, kendi yaratl (constitution) ve bu yaratl hakkn
daki bilincidir" . nk Doa'nn hayvan kendine yabanclatr-
374 ikinci ksm: soaclar

mas veya onu meydana getirdikten sonra ona kendisiyle ilgili bir
yaknlama veya kendini sevme duygusu vermemesi olas deildir.
Bylece u sonuca varmak zorundayz ki Doa hayvan meydana
getirirken onu kendi kendisine yakn ve kendisi iin deerli bir ey
olarak ortaya koymutur. Hayvanlarn kendilerine zararl olan ey
lerden kanmalar, kendilerine yararl veya uygun olan eylere y
nelmelerinin nedeni budur (DL, VII, 85).

Bu szler nemlidir, nk Stoaclarn ahlak felsefelerine ortak


doa kavramyla baladklarn ve doada insan ve hayvan davranla
r arasnda ortak bir zemin aray iinde olduklarn gstermektedir.
Stoaclar bununla hayvan ve insan davranlar arasnda hibir fark ol
mad veya olmamas gerektii veya insann btn davranlarnn
kendini koruma igdsne baml olmas gerektiini sylemezler.
Tersine daha nce de eitli vesilelerle iaret ettiimiz gibi Stoaclar
hem insan akl ile hayvan ruhu arasndaki ayrmn bilincinde olup,
hem de gerek anlamda 'ahlaki' davranlarn ancak insani varlk tr
iin sz konusu olduunu kabul etmektedirler. Onlarn burada vurgu
lamak istedikleri ey, Septikierin her eyin greli olduu, deerlerin
herhangi bir nesnel temeli veya lt olmad eklindeki grlerinin
aksine insan bir yana, btn canllar iin iyi, uygun, yararl kavramla
rnn doal, nesnel bir temeli olabilecei ve bu temeli Epikurosular gi
bi yanl olarak hazz arama, acdan kanma yerine ondan daha asli
bir eyde, varln koruma, devam ettirme igdsnde veya itepisin
de aramann doru olacadr.
Nitekim yukardaki szlerinin hemen arkasndan Diogenes bu
nemli noktay akla kavuturmakta ve yle demektedir:

stoaclar bazlarnn ileri srd gibi hazzn btn canllarn ilk i


tepisi olduu tezinin yanl olduunu sylerler. nk onlara gre
haz, eer gerekten varsa, ancak doann kendisinin her trl aratr
masn yapp hayvanlarn varlna veya yapsna uygun aralar bul
masndan sonra ortaya kan ikincil bir rndr (by-product); byle
olmas bakmndan o, hayvanlarn serpilip gelime ve bitkilerin iek
ama durumlaryla karlatrlabilir bir sonutur" (DL, VII, 86).
14. stoaclarn ethii veva ahlak felsefeleri 375

Stoaclara gre insan davranlarnn nihai amac hazz elde et


mek ve acdan kanmak deildir, bu itepidir. Onlar bunu kantlamak
iin de doal gzlemlere bavurmaktadrlar. Seneca emekleme aama
sn gemi bebeklerin dp kalkmalarnn verdii aclara ramen
ayaklar zerine dikilrnek ve yrmek arzularn bunun bir rnei ola
rak vermektedir. Kaplumbaalarn da ters evrildiklerinde aslnda hi
bir ac duymamalarna ramen dorulmak istemelerini ayn igd
nn bir baka rnei olarak anmaktadr (LS, 57 B).
Cicero da Stoaclarn insann, hatta butn canllarn temel ig
dsnn hazz elde etmek ve acdan kanmak olmayp, kendini koru
mak, hayatta tutmak, varln devam ettirmek olduu ynndeki bu
grlerini kantlamak iin benzeri bir rnek vermektedir: Bebekler
daha haz ve acnn ne olduunu bilmeden veya bu duygulara sahip ol
madan nce salklarn korumalarna yardmc olan eyleri arzu eder
ve zararl eylerden kanrlar. Eer onlar kendi doal yaplarn koru
ma ynnde byle bir sevgi duymasalar, ortadan kalkmaktan doal
olarak korkmasalard, byle bir ey sz konusu olmazd (K, 3, 1 6 ) .
te yandan Stoaclarn bu kendini koruma, kendi yapsna ve
ya yaratlna sevgi gsterme kavramn canllarn kendi ocuklarna
kar gsterdikleri sevgi ve ilgiyi iine alacak ekilde geniiettikleri de
grlmektedir. Bu geniletme hatta insanlar arasndaki doal yaknlk,
sempati kavramna bavurularak dier insanlara, topluma kadar uza
tlmaktadr. Stoaclarn evlenme, aile kurma, toplum oluturma, devlet
iinde yaama vb. gibi Kinikierin doaya aykr diye reddettikleri baz
toplumsal kurum ve uygulamalarn deerini, doallk ve insaniliini,
ahlaka uygunluunu da yine ayn temel itepiye dayanarak aklayp,
geerli hale getirdiklerini grmekteyiz.
Stoaclarn bu konudaki dnceleri Cicero tarafndan son de
recede ak bir biimde ortaya konmaktadr:

w sonra Stoaclar Doa'nn annebabalarda ocuklarna kar sevgi


yarattn anlamann nemli olduunu ileri srer ve insan rkn
topluluklar halinde biraraya gelmeye iten eyin kaynanda, anne-
376 ikinci ksm: stoaclar

babalarn ocuklarna kar duyduklar bu sevginin bulunduunu


sylerler. Bu ilk olarak bedenin ve onun uzuvlarnn yapsnda ak
olarak ortaya kmaktadr. Bunlar ocuklarn meydana getirilmesi
nin Doa'nn tasars iinde yer aldn gstermek iin yeterlidirler.
te yandan Doa'nn bir yandan ocuklarn meydana gelmesini
arzu edip, br yandan doduktan sonra onlarn sevilmeleriyle il
gilenmemesi tutarl deildir. Aa trlerden hayvanlarda bile Do
a'nn bu ileyiini akca grmekteyiz. Onlarn yavrularn karn
larnda tamalar ve daha sonra yetitirilmeleriyle ilgili olarak sarf
ettikleri abalarn grdmzde, Doa'nn gerek sesini duyuyor
gibiyiz. Bundan dolay doal olarak acdan kamdmz ne kadar
ak bir eyse, Doa'nn kendisinin dnyaya getirdiimiz ocuklar
sevmeye bizi ittii de o kadar aktr. nsani varlklar insani varlk
olarak birletiren karlkl sevgi duygusu, bu igdden kmtr.
Bu duygu da bize Doa tarafndan verilmitir. O halde bir insann
sadece bir insan olmas, ona, baka bir insana bir yabanc olarak
bakmama devini ykler. . . Bundan dolay Doa tarafndan birlik
ler, toplumlar, devletler meydana getirecek bir yapda yaratlm
bulunmaktayz ... Krizippos olaanst bir gzellikle her eyin in
sanlar ve tanrlar iin yaratlm olduunu, ancak bunlarn da top
luluk ve toplum iin var olduunu sylemitir" (K, 3, 62-67).

Evrenin akll, a ma gden, iyi kalpli bir varlk tarafndan y


netildii, btn varlklarn ilerinde tadklar etkin ilkenin birliin
den dolay birbirlerine bal, birbirleriyle akraba olduklar, bundan
dolay insanlarn birbirlerinin doal dmanlar olmalar yle dursun,
birbirlerine kar doal bir yaknlk, sevgi duymas gereken varlklar
olduklar ynndeki bu olumlu, iyimser kuramlarnn sonucu olarak
Stoaclar ahlak felsefelerinde, kendimize kar duyduumuz ve duyma
mz gereken doal sevginin yansra ocuklarmza, akrabalarmza,
hemcinsierimize kar gstermemiz gereken sevgi ve sorumluluklar
mz zerinde de nemle dururlar.
Bu balamda olmak zere Hierokles dier insanlara, kendimize
duyduumuz doal sevginin aynsn gsterme devine sahip olduu
muzu vurgular. nsann, merkezinde kendisinin bulunduu ok kk
bir daireden da doru birbirlerini ieren birden fazla daire iinde yer
14. stoaclarn elhii veya ahlak felsefeleri 377

aldn, bu dairelerden ikincisinin annebaba, e ve ocuklardan, n


csnn dede, nine, amca, day vb. gibi yakn akrabalardan meydana
geldiini, bu daireleri insann hemerilerinden, yurttalarndan, niha
yet dier btn insanlardan meydana gelen dier dairderin takip etti
ini sylerken, onun zerine den grevin dta bulunan dairelerde
yer alan insanlar mmkn olduu kadar daha iteki dairdere almas
olduunu belirtir.
Bu Stoaclarda, ayn zamanda salkl insan aklnn ahlak ala
nnda kullanlmasnn ama ve dorultularndan birine iaret eder:
Stoaclara gre btn canllar, hatta btn varlklar gibi insanlar da te
mel itepi olarak kendisi koruma duygusuna sahiptir. Ama aklmz ve
eitimimizle bu ben-merkezcilikten kurtulmak, onu amak ve ilgimizi
btn dier insanlar iine alacak ekilde geniletme imkanmz da bu
lunmaktadr (LS, 57, G).

DEGERL-DEGERSZ VEYA Y-KT


Aristoteles mutluluu insan hayatnn nihai erei olarak tanmlam ve
onun 'ruhun erdeme uygun etkinlii' olduunu ileri srmt. Stoac
lar, dier birok konularda olduu gibi bu konuda da onunla ayn g
rtedirler. Onlara gre mutluluk, 'doaya uygun davran'tr; ancak
bu davrann temelinde bulunan, onu meydana getiren ey de 'er
dem'dir.
Bununla birlikte Stoaclar gerek erdemin kendisi gerekse onu
meydana getiren eyler konusunda Aristoteles'ten daha kat, daha dar
bir anlaya sahiptir. Onlarn bu konudaki retileri ise deerli-deer
siz, iyi-kt eyler hakknda gelitirdikleri son derece ince baz dn
celerine dayanr.
Diogenes Laertius bunlarla ilgili olarak unlar sylemektedir:

"Stoaclar baz eylerin iyi, bazlarnn kt, baka bazlarnn ise ne


iyi ne kt olduunu sylerler. Buna gre pratik bilgelik veya akl
llk (prudence), adalet, cesaret, lllk ve benzerleri gibi erdem
ler, iyi eylerdir. Bunlarn tersi yani aklszlk, adaletsizlik ve benzer-
378 ikinci ksm: stoaclar

leri kt eylerdir. Ne iyi, ne kt olan eyler ise insana ne yararl


ne de zararl olan eylerdir. Bunlar rnein hayat, salk, haz, gzel
lik, g, zenginlik, n, soylu doum gibi eylerle bunlarn zdd olan
lm, hastalk, ac, irkinlik, gszlk, yoksulluk, kt n, soylu
olmama ve benzerleridir... nk onlar [Stoaclar] bu tr eylerin
[hayat, salk, zenginlik vb.] kendileri bakmndan iyiler olmadkla
r, 'seilmeyedeer' (preferred) eyler trne veya alt snfna girme
lerine ramen ahlaki bakmndan 'kaytsz, ilgisiz eyler' (indiffe
rents) grubuna ait olduklarn sylerler" (DL, Vll, 102).

Diogenes Laertius'un verdii bu bilgilerden neler ortaya k


maktadr? Stoaclar zellikle, geleneksel Yunan insannn, sokaktaki
insann iyi veya deerli grd salk, g veya zenginlik gibi eyleri
kelimenin gerek anlamnda iyi veya deerli eyler olarak grmemek
tedir. Onlar ne iyi, ne kt olduunu ileri srdkleri ve "ilgisiz eyler
' olarak adlandrdklar nc bir grup iine sokmaktadrlar. kinci
olarak, Epikurosularn iyi ve ktye zde kldklar haz ve ac, Sto
aclar tarafndan kendinde iyi veya kendinde kt olarak grlme
mekte, yalnzca bu 'ilgisiz eyler' grubu iinde ele alnmaktadr. Stoac
lar salk, zenginlik, iyi n gibi eyleri iyi olarak nitelendirmeme ko
nusunda Aristoteles'ten daha ileri gitmektedir. nk Aristoteles belli
lde zenginlik, konfor, iyi n gibi eyleri mutluluun kendisi olarak
grmese de, en azndan ona hizmet edebilecek, ona yardmc olacak
eyler olarak belli lde iyi veya deerli eyler olarak kabul etmekte
dir. Buna karlk Stoaclar bu tr eyleri kesinlikle iyi veya deerli ey
ler olarak nitelendirmemektedir. Bu, Stoaclarda bir insann btn
bunlara sahip olmasna ramen erdemli, dolaysyla mutlu olmamas
veya bunun tersine bunlarn hibirine sahip olmamasna ramen mut
lu olmasnn mmkn olduu anlamna gelmektedir.
Stoaclarn salk, zenginlik, g gibi 'ilgisiz eyler' olarak ad
landrdklar grup iinde de ikinci bir ayrm yaptklar bilinmektedir.
Onlar mutlak olarak veya kendinde deerli veya iyi olarak grmedik
leri bu eyleri de a) 'seilmeye deer olan' (preferred) ve b) 'seilmeye
deer olmayan' (dispreferred) eyler olarak ikiye ayrmaktadrlar.
14. stoaclarn ethiti veya ahlak felsefeleri 379

Bu son nokta zerinde biraz daha fazla duralm. Stoaclarn bu


son grupla ilgili olarak byle bir ayrm yapt ve 'ilgisiz eyler'i kendi
ilerinde ikinci bir ayrrna tabi tutarak, ) ahlaki bakmdan tamamen il
gisiz olan eylerle ) iyi ve kt arasnda yer olmakla birlikte mutlak
anlamda, tamamen ilgisiz olmayan eyler diye iki ayr kategorinin ve
ya grubun varln kabul ettiklerini grmekteyiz.
Bu konuyla ilgili olarak Diogenes Laertius bize u ek bilgiyi ver
mektedir:

" 'igisiz ' iki anlama gelir: Birinci olarak o ne mutlulua, ne mut
suzlua katks olmayan eylere iaret eder: zenginlik, n, salk,
g ve benzerleri gibi; nk kullanm tarziarna gre mutluluk ve
ya mutsuzluun arac olmalar mmkn olmakla birlikte bunlar ol
makszn mutlu olmak mmkndr. Ikinci ve tamamen baka bir
anlamda olmak zere zerimizde ne ekme, ne itme ynnde bir
gce sahip olmayan eylerin de ilgisiz eyler olduklar sylenir, r
nein bir insann bandaki salarn saysnn tek veya ift olmas
veya ileriye doru uzattmz parmamzn dz veya kvrk olmas
gibi. Ancak yukarda zikredilen eylerin [Stoaclar tarafndan] bu
ikinci anlamda 'ilgisiz eyler' olduklar sylenmemektedir; nk
onlar bizi kendilerine doru ekme veya itme ynnde bir gce sa
hiptirler; dolaysyla biz onlarn bazsn seeriz, bazsn ise redde
der iz. tekiler ise kendilerini sememiz veya reddetmemiz bak
mndan tamamen eit durumdadrlar" (DL, VII, 104-05).

Stoabaios ikinci yani mutlak anlamda deil de birinci yani an


cak koullu anlamda 'ilgisiz' olan eylerin Stoaclar tarafndan 'doa
ya uygun ve doaya aykr olan ilk eyler' olarak adlandrldn sy
lemektedir. Bylece salk, zenginlik, iyi n gibi eyler mutluluumuz
bakmndan 'ilgisiz' yani onu meydana getirme bakmndan 'nemsiz'
eyler olmakla birlikte 'doaya uygun' eylerdir, 'doaya uygun ilk
eyler'dir. Buna karlk hastalk, yoksulluk, kt n gibi eyler mutlu
luumuz bakmndan yine 'ilgisiz' olmakla birlikte yine bu anlamda
'doaya aykr eyler', 'doaya aykr ilk eyler' olarak adlandrlabilir
ler (LS, 58 C).
38o ikinci ksm: stoaclar

O halde Stoaclarn 'ilgisiz eyler'le ilgili olarak, bir yandan ah


laki bakmdan tam olarak ilgisiz olan eyler ve yle olmayan eyler
arasnda ikili bir ayrm yaptklarn grmekteyiz. te yandan Stoac
lar ikinci gruba giren eylerde de a) ahlaki bakmdan mutlak olma
makla birlikte koullu veya greli olarak olumlu olanlarla, b) yine
mutlak olmamakla birlikte, koullu veya greli olarak olumsuz olan
eyler arasnda ayrm yapmaktadrlar.
Bylece Stoaclarn yle dndklerini syleyebiliriz: Kuku
suz, salk hastalk, zenginlik yoksulluk gibi eyler erdemler veya er
demsizlikler olmadklar iin iyiler veya ktler, mutluluklar veya mut
suzluklar deildirler. Ancak onlar arasnda birincileri yani salk veya
zenginlii 'doaya uygun ilk eyler', ikincileri yani hastalk veya yok
sulluu 'doaya aykr olan ilk eyler' olarak nitelemekte de bir sakn
ca yoktur. nk 'doaya uygun ilk eyler'in kendi sahip olduklar ba
z olumlu zellikleriyle bizi doal olarak kendilerine ekme zelliine
sahip olmalarna karlk, 'doaya aykr ilk eyler' sahip olduklar ba
z olumsuz zellikleri sonucu bizde doal olarak kendilerinden uzak
lama ynnde etki yaratma gcne sahiptir.
Stoaclar bu grlerinden kalkarak Epikurosulara unu syle
mektedir: Bizim 'doal olarak' hazza yneldiimizi ve yine 'doal ola
rak' acdan kandmz sylemekte bir saknca yoktur. Ama bu Epi
kurosularn zannettikleri gibi hazzn kendinde iyi, acnn kendinde
kt olmasndan tr deildir veya bu anlama gelmez. Sadece ahia
kl bakmdan artlar eit olduu zaman yani erdem ve erdemsizlik ze
rinde bir etkileri olmad durumda bize haz veren saln hastala,
zenginliin yoksullua gre doal bir ekicilii yani tercih edilebilirli
i, seilebilirlii olmasndan trdr veya bu anlama gelir. te yan
dan artlar eit olmad, erdem veya erdemsizlik bakmndan eit bir
deere sahip bulunmadklar zaman bunun tamamen tersi sz konusu
olacaktr. nk insann asl peinden kotuu, komas gereken ey
haz, kendisinden kanmak istedii, reddetmesi gereken ey de ac de
ildir; mutluluk veya mutsuzluktur ve bu ikincilerin temelinde olan ey
ise erdem ve erdemsizliktir.
14. stoaclarn e!hii veya ahlak felsefeleri 381

Stoaclar iinde bu ynde bir ayrm ilk olarak yapan kiinin


Zenon olduu anlalmaktadr. Bu konuda bilgi veren Stobaios unla
r sylemektedir:

"Deerli eyler iinde bazlar ok deerli, bazlar az deerlidir. Ay


n ekilde deersiz eyler iinde de bazlar ok deersiz, bazlar az
deersizdir. ok deerli olan eyler [Stoaclar tarafndan] 'seilen,
tercih edilen' eyler, ok deersiz eyler ise 'seilmeyen, reddedilen'
eyler olarak adlandrl dar. eyler hakknda bu terimleri ilk kulla
nan kii Zenon'dur. Onlar 'ilgisiz' olmakla birlikte bu eylerin ter
cihe dayanan (preferential) gerekelerle seildiklerini syler
ler... Hibir iyi ey, en yksek bir deere sahip olduundan, seil
mez. Seilen bir ey, ikinci dereceden bir yere ve deere sahip oldu
u iin bir ekilde iyinin doasna yakndr. nk bir sarayda kral
seilmiler srasnda bulunmaz; seilmiler srasnda bulunanlar,
kraldan sonra gelenlerdir" (LS, 58 E).

Benzetme gzeldir; demek ki Stoaclarn ahlak felsefesinde kral


olan, erdemlerdir ve onlar seilenler, tercih edilenler grubu iinde yer
almaz/ar. Daha dorusu onlar hakknda tercih edilme, seilme gibi,
deyim yerindeyse, ikinci dereceden ahlaki bir deer ifade eden terim
ler kullanlamaz. nk erdemler zorunlu olarak, mutlak olarak iyi
veya deerli eylerdir. Dolaysyla onlar herhangi bir seime tabi ol
maz veya byle bir eye konu edilemez/er. Seime girebilecek, seil
meye veya tersine reddedilmeye layk olarak nitelendirilebilecek
olanlar ancak dierleri yani ilgisiz eyler olacaklardr. Bu grup iinde
yer alanlar zamana ve duruma, kullanm tarzna, erdemierin gerek
letirilmesine yardmc olup olmamalarna gre koullu, dalayl veya
greli olarak iyi veya kt olarak nitelendirilebilir, bu ynde bir de
er veya deersizlie sahip olabilirler. Onlar yine ancak bu anlamda
doaya uygun veya doaya aykr olarak nitelendirilebilirler. te
yandan bu anlamda olmak zere onlarn kendilerinde doadan gelen
belli bir deer veya deersizlik bulunduu sylenebilir. rnein sa
lk bu anlamda hastala gre doal bir deere, nk doal bir ter
cih edilebilme zelliine sahiptir.
382 ikinci ksm: stoaclar

Nihayet Stoaclarn bu szleriyle, asl anlamda erdemierin ken


dileri gibi ilgisiz eyler iinde yer alan, ancak tercih edilebilir veya red
dedilebilir olan bu eylerin de deerinin salt bireysel yarg/ara, tercih
lere bal olmadn, onlarn da iinde yaadmz reel dnyann nes
nel bir zellii olduunu ifade etmeye altklarn syleyebiliriz.
Ancak Stoaclar iinde yer alan Khioslu Ariston ile Herillus'un,
Zenon'un ve onu takiben Krizippos'un yapt bu ayrm kabul etme
dikleri anlalmaktadr. Sextus Empiricus'un verdii bilgiye gre Aris
ton salk ve benzeri eylerin 'tercih edilebilir ilgisiz eyler' olduklar
ynndeki bu gre kar km, nk onlar bu ekilde adlandr
mann aslnda onlarn bir ekilde iyi olduklarn kabul etme anlamna
geleceini savunmutur. Oysa ona gre erdem/e erdemsizlik arasnda
yer alan ilgisiz eyler arasnda hibir fark yoktur. Dolaysyla onlar
arasnda bazlarnn 'doa tarafndan tercih edilebilir' olmasna kar
lk, bazlarnn doal olarak yle olmadklar gr doru deildir.
Ariston'un bu grn savunmak zere farkl durumlarda,
doas gerei tercih edilebilir olduu sylenen eylerin hi de yle ol
madklarnn ortaya kaca veya doas gerei reddedilebilir, redde
dilmesi gereken eylerin tercih edilmesinin daha doru olabilecei
olaylara deindii anlalmaktadr.
Bu konuda Sextus Empiricus'un verdii bilgiye gre Ariston, bir
zorbaya hizmet etmek zorunda kalan salkl bir insanla, hasta olduu
iin ona hizmet etmek zorunda kalmayan bir baka insan rneini orta
ya atmnr. Ariston'a gre bilge insan bu insanlardan hangisinin yerinde
olmak isteyecektir? phesiz ikincinin. nk birinci insan yani salk
l olduu iin bir zorbaya hizmet etmek zorunda kalan insan ahlaki ba
kmdan mahvolmu biri olarak grmemiz gereknesine karlk ikinci,
hasta olduu iin ona hizmet etmek mecburiyetinde kalmayan insan ah
laki bakmdan ansl bir insan olarak kabul etmek zorundayz. O halde
ahlaki bakmdan ne salk mutlak anlamda tercih edilebilir bir iyidir ne
de hastalk mutlak anlamda tercih edilemez bir ktdr (AFK, 64-66).
Ancak Cicero, Ariston'un bu grne kar kmaktadr. n
k ona gre erdemle erdemsizlik arasnda yer alan bu ilgisiz eyler gru-
14. stoaclarn ethi8i veya ahlak felsefeleri 383

bunda, doaya uygun olan eylerle doaya aykr eyler arasnda isel
deer farkllklarnn kabul edilmemesi durumunda hayat karmakar
k olacak, onu meydana getiren eyler arasnda herhangi bir ayrm ya
plamayacak ve bylece bilgelik iin ortada hibir zemin kalmayacak
tr. Bu durumda hayatla ilgili eyler arasnda hibir fark olmayaca
iin onlar arasnda hibir seim de yaplamayacaktr.
Cicero baka baz Stoaclarn, rnein Krizippos'un da kendi
siyle ayn grte olduunu ve ayn gerekelerle Ariston'un bu sert g
rn reddettiklerini sylemektedir:

sadece yi'nin ahl:iki bakmdan deerli olduunu sylemek, insa


nn kendi salna, iftliinin bakmna, politikaya katlmaya, ile
rini ynetmeye, hayatn gerektirdii grevlerini yerine getirmeye
bo vermesi, hatta sz edilen bu ahl:iki deerin kendisini terket
mesi demektir... Ariston'a kar bu itirazlar en ciddi bir biimde Kri
zippos tarafndan dile getirilmitir. . . Btn arzularn ortadan kald
rld bir yerde bilgelik ayakta kalamaz. Her trl seim ve ayr
mn terk edildii bir durumda arzularn kendileri ortadan kaldrl
m olur. Eer her eyin dierine eit olduu, aralarnda hibir fark
olmad sylenirse onlar arasnda herhangi bir ayrm yapmak im
k:inszlar... Hasta veya iyi olmamz, acdan korunmu veya aclar
iinde kvranyor olmamz, souktan veya alktan korunmu ol
mamz veya onlara maruz kalmam z arasnda bir fark yoksa haya
tmz nasl ynlendirebiliriz ? " (K, 4, 68-70).

Ayn konuda Krizippos'un grn nakleden Epiktetos d a,


benzer gerekelerle ilgisiz eyler arasnda hibir ayrm yapmamann
veya onlara mutlak bir ilgisizlikle yaklanann doru olmayacan sa
vunarak bilge iin uygun olan eyin bu ilgisiz eylerin nasl kullanla
can bilmesi olacan syler:

B undan dolay Krizippos unu sylemekte haklyd: Gelecek be


nim iin belirsiz olduu srece ben her zaman doaya uygun eyle
ri elde etmeye daha yatkn olan eylere sarlmaya devam ederim.
nk Tanr beni bu tr eyleri semeye ynelecek bir ekilde mey
dana getirmitir" (LS, 58 J).
384 ikinci ksm: stoaclar

UYGUN , iLEV, EYLEM VEYA DEV


Stoac ahlak felsefesinin temel kavramlarndan bir dieri de Stoacla
rn Yunanca 'kathekon' terimiyle ifade ettikleri, Cicero'nun Latince
'officium' terimiyle karlad 'uygun i, ilev, eylem' (proper functi
on) kavramdr. te yandan bu terimin baz durumlarda 'dev' (duty)
kelimesiyle karlanmasnn daha uygun olduu anlalmaktadr.
Stoaclar 'uygun i' veya 'ilev'den canl bir varln yaratlna,
yapsna veya doasna uygun olan veya onun iin doal olan her trl
faaliyeti anlamaktadrlar. O halde Stoaclarda bu kavramn son derece
de genel bir biimde tanmland grlmektedir. Gerekten Stoaclara
gre 'uygun i ve iler' bir yanda akl sahibi olmayan hayvanlarn, hatta
bitkilerin faaliyeti, dier yanda ise akll bir varlk olan insann eylemle
ri olmak zere ok geni bir alan iine almaktadr. Daha somut olarak
o herhangi bir canlnn kendini koruma itepisinin harekete geirdii te
mel 'faaliyet'lerinden balayarak, insann kelimenin asl anlamnda ah
laki eylemine, doru veya iyi eyleme, deve dayanan veya ilerde Kant'n
kullanaca terimle 'devden kaynaklanan eylem'e uzanmaktadr.
Stoaclarn mutluluu 'doaya uygun hayat' olarak tanmlad
n biliyoruz. te yandan onlarn doa derken hem varlklarn zel do
alarn, hem evrensel doay kastettiklerini de grmtk Stoaclarn
varlklarn zel doalaryla evrensel doa arasnda bir atma veya e
liki olmas ihtimalini gz nne almayan bir bak asna sahip ol
duklarn da belirtmitik. Btn bu olgulardan veya verilerden mantk
sal olarak karmamz gereken sonu; Stoaclar iin doada bulunan
canl varlklarn kendi doalarna veya Evrensel Doa'ya uygun olan
davranlarnn onlarn uygun ilerini oluturaca, zel olarak insan
sz konusu olduunda ise bu i veya iievin kelimenin dar anlamnda
onun ahlaki eylemini ifade edecei ve bylece onun devini olutura
ca olacaktr. Bylece Stoaclara gre akl sahibi olmayan hayvanlar
iin uygun iler, onlarn itepilerine uygun faaliyetleri olacak, ancak
insan hayvanlarla ortak olarak paylat itepi yannda akl denen ay
r ve zel bir gce sahip olduundan onun iin uygun iler, onun akl
na uygun davranlar veya eylemleri olacaktr.
u. stoaclarn elhi&i veya ahlak felsefeleri 385

Bu balamda zellikle ilk dnem Stoaclarnn insanlar gibi ey


lemlerin kendileri arasnda da kategorik bir ayrm yaptklarn gr
mekteyiz. Onlarn insanlar esas olarak iki gruba ayrdklarn biliyo
ruz: Bilgeler ve bilgisizler veya cahiller, aptallar, deliler. Buna paralel
olarak eylemlerin kendileri de Stoaclar tarafndan iki ana gruba ayrl
maktadr: Erdemler veya iyiler (virtues) ve erdemsizlikler veya ktler
(vices). Erdemler insana en mkemmel anlamda uygun olan, insan do
asna uygun den iler, eylemler veya devlerdir ve onlar bilge insan
larn kendilerine zg fiilierinden meydana gelirler. Bilgelerin dnda
kalan btn insanlar ise Stoaclar tarafndan bilgisizler, cahiller veya
aptallar olarak adlandrlrlar ve onlarn yaptklar iler de buna bal
olarak en mkemmel anlamda insan doasna uygun olmayan iler ya
ni erdemsizlik veya ktler olarak nitelendirilir.
Bununla birlikte daha sonra gelen Stoaclarn ilerle ilgili bu son
derece kat ayrm da yumuatmaya altklar, insana uygun ilerle
olmayan iler arasna ne biri, ne dieri olan nc trden baz ileri
eklemek ynnde aba harcadklar grlmektedir.
Bu konuda en ayrntl bilgiyi yine Diogenes vermektedir:

" Uygm i (katekhon) doann dzenine uygun den eylemdir.


nk onlar [Stoaclar] igdyle yaplan eylemlerin bazsnn uy
gun olduunu, baznn bunun tersi olduunu, te yandan ne biri ne
dieri olan nc bir grubun var olduunu dnrler. Uygun i
ler insann rnein annebabasn, kardelerini, lkesini onurlandr
mas, dostlaryla iyi geinmesi gibi aklnn kendini yapmaya tevik
ettii ilerdir. Uygun olmayan veya onlara aykr olan iler ise insa
nn annebabasna saygy ihmal etmesi, kardeleriyle ilgilenmemesi,
dostlaryla iyi ilikiler iinde olmamas, lkesinin karlarna kayt
sz kalmas ve benzerleri gibi akln irkin bulduu ilerdir. Ne uygun
olan ne de aykr olan ilere gelince, onlar da yerden ince bir dal
kaldrmak, bir kalemi veya keskiyi elinde tutmak gibi akln ne ya
plmasn tevik ettii ne de yasaklad ilerdir" (DL, VII, 108-09).

te yandan bir nceki alt blmde zerinde durduumuz ne


iyi, ne kt olan kaytsz eyler grubuyla ilgili yaptklar ikili ayrmla-
386 ikinci ksm: soaclar

rna paralel olarak baz Stoaclarn uygun ileri kendilerini de kendi


aralarnda mutlak ve artl olmak zere iki gruba ayrdkiar anlal
maktadr. Bu Stoaclara gre:

"Baz uygun iler artlara bal deildir, bazlar ise baz durumlarda
uygundur. artlara bal olmayan [uygun] iler, rnein bir insann
salna dikkat etmesi, duyu organlarna zel olarak bakm gster
mesi ve benzerleridi: Durumlara bal olan uygun iler ise insann
kendini sakat etmesi, maln elden karmasdr. Uygun ilere aykr
olan ilerde de bu ayn durum sz konusudur" (DL, VII, 109).

Stoaclarn bu ayrm bir baka ekilde de ortaya koyduklarn,


baz uygun ileri her zaman uygun iler olarak nitelendirmelerine kar
lk dierlerinin yle olmadklarn ileri srdklerini de grmekteyiz.
Bir rnek vermek gerekirse erdemli olmak veya erdemli yaamak her
zaman uygun bir i veya devdir; buna karlk yrmek, tartmak
her zaman uygun bir i deildir ( DL, VII, 1 09 ) .
Stoabaios Stoaclarn bu 'uygun iler' v e 'uygun ilere aykr i
ler' ayrmn bir baka kavram iftine, doru-yanl eylem kavram if
tine dayanarak biraz farkl bir ekilde snflandrmaktadr:

" Bundan baka Stoaclar eylemlerin doru, yanl ve ne doru, ne


yanl olan eylemiere ayrldn sylerler. Doru eylemler unlar
dr: Davranlarnda akll, ll, adil, gler yzl, nazik olmak,
dikkatli bir ekilde dolamak ve doru akla uygun olarak yaplan
her ey. Yanl eylemler unlardr: Aklszca, lszce, haksz dav
ranmak, kederlenmek, korkmak, hrszlk yapmak ve genel olarak
doru akla aykr olan her ey. Ne doru, ne yanl olan eylemler
ise unlardr: Konumak, soru sormak ve sorular cevaplandrmak,
dolamak, ehirden ayrlmak ve benzerleri" (LS, 59 M).

Stoaclarn ilerle ilgili bu ayrmlarn kendi verdikleri rneklerle


daha somut olarak ortaya koymak istersek, onlara gre rnein insann
annebabasna, lkesine sayg gstermesi insann akll, ahlaki doasna
uygun; anne babasna saygszlk etmesi, lkesine ihanet etmesi ise ona
aykr bir davrantr. Salna dikkat etmesi, vcut btnln koru-
14. stoaclarn ethi&i veya ahiilk felsefeleri 387

maya almas koulsuz olarak ona uygun, bunlarn tersini yapmas yi


ne koulsuz olarak ona aykr veya yanl bir fiildir. Ama elinde bir ka
lem veya keski tutmann, yerden bir ince dal kaldrmann veya bir eh
ri terketmenin veya terketmemenin ahlaki bakmdan deerlendirilebilir
bir yan yoktur. Bunlar yine insanlarn yaptklar iler, eylemler snfna
girmekle birlikte ahlaki bir deerlendirmenin konusu olamayacak, iyi
veya kt olarak nitelendirilemeyecek, ahiakla ilgisi olmayan anlamn
da ahlak-d (amoral) alana ait iler veya fiiller olacaklardr.
Stoaclarn uygun ile iyi veya erdemli eylem arasndaki ilikiler
konusunda yaptklar bir baka ayrm, ahlak felsefesi bakmndan da
ha nemli, daha deerlidir. Bu ise Stoaclarn yaptklar bir baka ay
rma, bu kez eylemlerin kendileri ile onlarn failieri ve yap/ tarzlar
arasnda yaptklar ayrma dayanmaktadr.
Cicero yiler ve Ktlerin Snrlar zerine'de Stoaclarn uygun
ile doru veya iyi eylem arasnda bir ayrm yaptklarn sylemekte ve
'uygun bir i'in bundan yani uygun bir i olmasndan tr her zaman
'iyi eylem' olarak nitelendirilmesinin mmkn olmad grnde ol
duklarndan sz etmektedir:

"Biz [konuan Stoac Gen Cato'dur] ahlaki deerin (moral worth)


'biricik iyi' olduunu ileri sreriz, ama kendisini iyi veya kt ey
ler snfna sokmamak artyla uygun bir ii yapmann da [insann
doasyla] tutarl olduunu dnrz. nk tarafsz (neutral)
eyler alannda hakknda bir aklama verilmesinin mmkn olma
s anlamnda bir aklsallk unsuru vardr. Bylece uygun bir i, hak
knda aklsal bir aklamann verilebilecei bir tarzda gerekletiril
mi itir ve bu, uygun bir iin ne iyi ne kt olarak saylmas gere
ken ara bir blgeye ait bir i olduunu gsterir. Ne erdemler ne de
erdemsizlikler arasnda saylmamas gereken bu eylerde gene de
faydal olabilecek bir unsur olduundan bu faydal unsur korun
nay hak eder... te yandan bilge insanlarn baz eylemlerinin bu
tarafsz eyler blgesinde bulunduu aktr. Bylece bilge insan bu
tr bir fiilde bulunduunda onu 'uygun bir i' olarak deerlendirir
ve o, yargsnda hibir zaman yanlmad iin, bu uygun i sz
edilen tarafsz eyler blgesinde yer almas gereken bir itir".
388 ikinci ksm: stoaclar

"Ayn eyi u akl yrtme de kantlar: 'Doru eylem' diye ad


landrdmz bir eyin var olduunu grmekteyiz. O, kusursuz bir
tarzda gerekletirifmi uygun itir. O halde 'eksik veya kusurlu bir
tarzda [gerekletirilmi) uygun i' diye bir ey de olacaktr. rne
in bize emanet edilen bir eyi doru bir tarzda sahibine geri ver
mek doru bir eylemse, bir emaneti geri vermenin uygun bir i sa
ylmas gerekir. Bununla birlikte burada bu ii doru bir eylem ya
pan, bu doru bir tarzda yaplmas artdr. Bylece tek bana ge
ri verme fiili, sadece uygun bir i saylr. Ara dediimiz blgenin ba
zlarnn seilmeye deer olan, bazlar reddedilmesi gereken eyle
ri iine ald ak olduuna gre bu tarzda yaplan veya tasvir edi
len her ey uygun ilerden oluur. Bu unu gsterir ki kendini sev
me btn varlklar iin doal olduundan bilge bir insan kadar
aklsz biri de doaya uygun olan tercih edecek, ona aykr deni
reddecektir. O halde bilge insanla aklsz insan baz uygun ilere or
tak olarak sahiptirler ve bu bizi uygun ilerin bu ara blgede bu
lunduu sonucuna gtrr" (K, 3, 58-60).

Sexrus Empiricus bu aklamaya Cicero'nun bu pasajda syle


mek istedii eyi yani Stoaclara gre tek bana veya sadece uygun
olan eylemle doru veya iyi eylem arasndaki fark daha iyi anlamam
za imkan verecek u bilgileri eklemektedir:

"Stoaclar unu derler: Btn iler btn insanlarda ortak olmakla


birlikte kendilerini meydana getiren eyin sanata dayanan bir yap
(disposition) olmas veya olmamas bakmndan birbirlerinden ay
rlrlar. nk erdemli insann ii yalnzca annebabasna nem ver
mek ve genel olarak onlar onudandrmak deildir, bunu bilgelik
ten dolay yapmaktr. Nasl ki, insann sal meydana getirmesi
hekimle, hekim olmayann ortak olarak paylatklar bir ey ol
makla birlikte sal tbbi yolla meydana getirmek sadece hekim
lik sanatna sahip olana zg bir ise, ayn ekilde gerek bilge insan
gerekse bilge olmayan insann her ikisi de annebabalarna sayg
gsterirler, ama bunu bilgelikten dolay yapmak bilge sadece insa
na zg eydir. Dolaysyla bilge insan, kendine zg ii, her eyle
mini en mkemmel bir yapdan kaynaklanan eylem olarak gerek
letirmek olan bir yaama sanatna da sahiptir." (AFK, 200-20 1 ).
14. stoaclarn ethii veya ahlak Isefeteri 389

Btn bu bilgileri veya aklamalar bir araya getirdiimizde or


taya u kmaktadr: O halde Stoaclar itepiyi akldan ayrdkiar gi
bi insann yapt her 'uygun i'i de 'doru' veya 'iyi eylem' olarak ni
telendirmemektedir. Onlara gre iyi eylemleri uygun ilerden veya ey
lemlerden ayran ey, eylemi gerekletiren insanlarn farkllndan
tr onlarn yap/ tarzlarnn farkllnda yatar. Bilge bir insanla
bilge olmayan insan ayn ileri yapabilir de yaparlar. rnein her iki
si de saikiarna dikkat eder veya her ikisi de evlenir, oluk ocuk sa
hibi olur veya devlette grev alrlar. Ama bunlar biri bilgisi, uzmanl
, bilgeliinin dayand zel yapsnn, karakterinin sonucu olarak
yapar veya bu temel zerinde gerekletirir, dieri ise btn bunlar
byle bir ternde dayanmakszn, sz edilen eylerin eseri olmakszn
gerekletirir. Bilge bir insann eylemlerinin 'doruluk'unu veya ger
ekletirdii ' uygun iler'in zelliini yani 'mkemmellik'ini, iyiliini
meydana getiren ey, esas olarak onun gerekletirdii iin veya eyle
min sahip olduu bu zellik, onun gerisinde bulunan bu erdemli yap
dr (disposition).
Stoaclarn insan eylemlerini, bu eylemleri yapanlarn zelliine,
karakterine, erdemli bir yapya sahip olup olmamasna balayan bu
grleri, onlar eylemleri sonular bakmndan deil de yap/ ne
denleri veya 'ilk admlar', 'balang/ar' bakmndan yarglamann
doru olduu ynndeki nemli bir baka grlerine gtrr. Cicero,
yiler ve Ktlerin Snrlar zerine'de bu grle ilgili olarak da un
lar sylemektedir:

"Bir eylemin bilgece olduunu sylediimizde onun ta bandan iti


baren tmyle dorn olmasn kastederiz. nk hareket noktas
n bilgelikten alan her ey, btn paralar bakmndan mkemmel
olmak zorundadr; Bunun nedeni bizim 'arzu edilmesi gereken '
(desirable) dediimiz eyin onda bulunmasdr. Nasl ki, insann l
kesine ihanet etmesi, annebabasna iddet gstermesi, bir tapna
soymas yani ktln eylemin sonucunda bulunduu eyler yap
mas yanlsa, kendilerinden herhangi bir sonu kmasa da kork
ma, zlme veya ehvet gibi tutkulara sahip olmas da yanltr. B u
390 ikinci ksm: stoaclar

sonuncular sonularmdan tr deil, derhal, ilk adm/arnda, ba


langlarmda yanl olduklar iin yanltrlar. Benzer ekilde hare
ket noktalarn erdemden alan eyler de sonularmdan tr deil,
ilk hareket noktalarmdan itibaren doru olarak grlmelidirler"
(K, 3, 32).

Bu szlerden mantksal olarak karlabilecek ve Stoaclarn bil


ge kii ile ilgili olarak gerekten de savunduklarn grdmz sonu,
bilge kiinin bilge olduu iin ahlaki bakmdan yanlmaz bir varlk ol
duu ve bu nedenle de yapt her eyin ahlaki bakmdan mkemmel
olacadr. Buna karlk, bilge olmayan kiilerin yaptklar eylemler,
arkalarnda bilgi, akl, karakter, erdemli kiilik yaps olmad, onlar
dan kaynaklanmad iin d bakmdan benzeri zellikler gsterseler
bile, doru veya iyi eylemler olamayacaklar iin ancak uygun iler
olarak nitelendirilebileceklerdir.
Stoaclar, bilge kiinin gerekletirdii eylemlerin gerisinde bu
lunan kiilik yaps, karakteriyle ilgili olarak baka zelliklerinden de
sz etmekte ve bu zelliklerin ayrca bilge kiinin yapt eylemlerin ni
teliini belirledii grlmektedir. Stobaios, Krizippos'un bu zellikleri
salam/k, kararllk, deimezlik olarak sraladn belirtmektedir:

"Krizippos unlar sylemektedir: [Ahlak alannda] en uzak, en ileri


noktaya erien insan istisnasz olarak btn uygun ileri yapar ve on
larn hibirini darda brakmaz. Buna ramen onun hayat henz
mutlu bir hayat deildir; mutluluk bu ara blgede yer alan eylemler
buna ek olarak salam/k, kararllk ve kendilerine zg deimezlik
lerini kazandklarnda onun hayatnda ortaya kar" (LS, 59 1).

Cicero bu balamda insann ahlaki geliiminin belli bal aa


malarn, uygun ilerin nasl doru, iyi veya mkemmel eylemiere d
ntklerini, bilge kiinin hangi zelliklere sahip olduunu daha ayrn
tl olarak anlatmaktadr:

" Stoaclar kendisi doaya uygun olan veya doaya uygun olan
meydana getiren ve dolaysyla belli bir pozitif deere sahip oldu-
14. soaclarn elhii vf!Va ahlak felsefeleri 391

undan tr seilmeye deer olan eyi, 'deerli' diye adlandrrlar


ve bu birinciye kart olan eye de 'deersiz' derler. Balang ilkesi
bylece doaya uygun olan eylerin kendileri iin tercih edilmeleri
gereken eyler, ona aykr olan eylerin benzeri ekilde reddedilme
leri gereken eyler olduklar tesis edilince, bundan [insan iin] ilk
'uygun i'in insann kendisini doal yapsnda korumas olduu or
taya kar. Bundan sonra gelen ey, doaya uygun eylerin korun
mas, ona aykr olan eylerin reddedilmesi olacaktr. Bu seme ve
reddetme ilkesi bir kez kefedilciikten sonra onu 'uygun i' tarafn
dan belirlenen seim izler. Bunun arkasndan da bu seimin 'dei
mez bir alkanlk' haline gelmesi gelir. Nihayet bunu da 'tam ola
rak aklsallatrlm ve doaya uygun seim' izler. Gerek anla
mnda yi diye adlandrlan eyin ilk kez ortaya kt ve gerek
doasmda kavranmaya balad aama, ite bu sonuncu aamadr.
Bylece insann ilk eilimi, doaya uygun olan eylere ynelmesi
dir. Ancak o [insan] bir kavray kazanr kazanmaz veya daha do
rusu Stoaclarn ennoia diye adlandrdklar anlaya eriebilir bir
duruma gelir gelmez ve bylece insan davranlarn yneten dze
ni ve deyim yerindeyse uyumu grr grmez, balangtaki sevgisi
nin nesnesi olan her eyden ok bu uyuma deer verir ve zekasn
ve akln kullanmak suretiyle bundan insan iin en yksek yi'nin,
kendisi iin vlmeye deer ve arzu edilebilir olan eyin burada
yatt sonucuna geer" (K, 3, 20-2 1 ) .

Bylece Stoaclar gre, halde insann ahlaki geliim sreemn


veya bir eylemin gerekten ahlaki bir eylem olarak ortaya kmas ve
ya gerekletirilmesi olaynn, birka aamadan getii grlmektedir:
Birinci aama, insann bir canl olarak varln devam ettirmek iin sa
hip olduu 'doal itepiye uygun davranmas, onun gereini yapma'
aamasdr. Bunu onun kendi 'doasna uygun olan alma ve ona ayk
r olan reddetme' ynnde gerekletirdii iler veya davranlar izle
mektedir. nc aama bu alma ve reddetme ilemi kefedilir kefe
dilmez ortaya kan 'uygun seimlerde bulunma' aamasdr. Bunun
arkasndan bu 'uygun seimlerde bulunma eyleminin sreklilik veya
kararllk kazanmas' aamas gelmektedir. Nihayet son olarak, 't
myle aklsallatrlm ve doaya tam olarak uygun' seimlerde bu
lunma' yani Doa'yla mutlak anlamda tutarl, onunla tam bir uyum
392 ikinci ksm: stoaclar

iinde gerekletirilen doru iyi, mkemmel, tam eylemler aamas gel


mektedir. Gerekten iyi diye adlandrlmas mmkn olan eylem, insa
na uygun olan mkemmel eylem, ancak bu aamada ortaya kmakta
dr. Bilge insan, bu beinci aamaya ulam, insani gelimenin en son
aamasna varm olan insandr ve erdem ite bu en son noktaya gel
mi olan bilgenin sahip olduu ahlaki mkemmelliktir.
Stoaclarn bir eylemi gerekten ahlaki yapan eyin ne olduu
veya gerekten iyi olan eyin eylemin neresinde, hangi aamasnda bu
lunduu, onu meydana getiren eyin ne olduu konusundaki bu gr
leri, grld gibi, ahlak felsefesi bakmndan son derecede nemli
olup eitli alardan ele alnp zerinde durulmay gerektirmektedir.
ncelikle Stoaclarn bu gr, ilerde Kant'ta karmza ka
cak olan nl 'deve uygun eylem'le 'devden kaynaklanan eylem' ay
rmn hatrlatmakta veya onu haber verir gibi grnmektedir. Ayrca
Stoaclarn ahlaki bir eylemi sadece sonular bakmndan deil, ayn
zamanda ve daha zel olarak hareket noktas, balanglar bakmn
dan ele alp deerlendirmek gerektii ynndeki bu tezleri, yine
Kant'n ahlaki bir eylemi sonular bakmndan deil de hareket nok
tas bakmndan deerlendirmemiz gerektiini syleyen nl kuramn
hatrlatmaktadr.
Bununla birlikte belirttiimiz bu iki konuda, Kant'n kuramyla
Stoaclarn szn ettiimiz bu grleri arasnda baz nemli farkl
lklar da vardr. Kant, ahlaki bir eylemi ahlaki bir eylem yapan eyin,
bu eylemi gerekletirmede znenin kendisinden hareket ettii 'iyi ni
yet' olduunu ve sonular ne olursa olsun iyi niyete dayanan bir eyle
min iyi bir eylem olduunu savunur. Oysa Stoaclarn bir eylemin sa
dece sonular bakmndan deil, balang noktasndan itibaren iyi
bir ey olmasndan kastettikleri ey bundan olduka farkl bir eydir.
Bu, Cicero'nun verdii rneklerden anlalaca zere bilgiyle, bilin
le, bilgelikle yaplan bir eylemle igdye (veya duygulara) dayanarak
yaplan eylem arasndaki farkllktr. Baka deyile Sextus Empiri
cus'un ak bir ekilde belirttii gibi Stoaclarn vurgusu Kant'ta oldu
u gibi iyi niyet, kt niyet gibi temelde duygular veya vicdan zerine
14. stoaclarn ethiti veya ahlak ft!lsefeleri 393

deil, bilgelikle yaplan bir eylemle bilgelikten kaynaklanmayan eylem


zerinedir.
Benzer ekilde Kant'n 'devden kaynaklanan eylem'den kast,
tmyle veya mutlak olarak iyi niyete dayanan ve ondan kaynaklanan
eylemdir. Buna karlk Kant iin, 'deve uygun eylem', d grn
bakmndan deve uygun grnen, ama aslnda yle olmayan eylem
dir. Kant'n bu konuda verdii rnei belirtirsek, akll bir bakkal ken
disinden alverie gelen bir ocuu kandrmann iyi nne zarar vere
ceini hesaplayabilir ve bundan dolay deve uygun grnen bir dav
ranta bulunarak ocuklar kandrmayabilir. Ama bu, onun bu davra
nn gerekte ahlaki bir davran olmadn, nk devden kaynak
lanmadn, sadece deve uygun grnen bir eylem olduunu gste
rir. Stoaclarn gerekten iyi bir eylemden kastlar ise bu deildir; yu
karda belirtildii gibi bu sadece bilgiden, bilinten, bilgelikten kaynak
lanan eylemle yle olmayan, igdye dayanan ve eylemden kaynak
lanan eylem arasndaki farkllktr.
Kant'n iyi eylemiyle Stoaclarn iyi eylemi arasndaki bu farkl
ln nedeni, aslnda onlarn iyi eylemle ilgili olarak farkl modellerden
hareket etmeleridir. Kant'n iyi eylemi kendisine dayandrd eyin 'iyi
niyet' olmasna karlk, Stoaclar iyi eylemle ilgili olarak Sokrates'in
bilgi ile eylem arasnda kurduu sk ilikiden yola kmaktadr. Onlar
bylece daha nce birka kez iaret ettiimiz gibi Sokrates'in peinden
gitmekte ve ahlak konusunda onun gibi tamamen entelektalist bir g
r savunmaktadrlar.
Ancak onlarn bu ynde Sokrates'ten daha ileri gittikleri grl
mektedir. nk Sokrates'in ana tezi, bildiimiz gibi, hi kimsenin bi
lerek ktlk yapmayaca, iyinin bilgisinin zorunlu olarak iyi eylemi
arkasndan srkleyeceiydi. Stoaclar da bu gr paylamaktadr
lar. Ancak onlar buna Sokrates'te olmayan daha ileri bir eyi, bilgiye
dayanmayan, bilgelikten kaynak/anmayan bir eylemin, sonular veya
grn itibariyle iyi bile olsa gerekte iyi diye nitelendirilemeyecei,
nk tam olarak erdemli veya mkemmel bir eylem zelliini tama
yaca tezini eklemektedirler.
394 Ikinci ksm, stoaclar

te Sokrates'te olmayan bu ikinci ve daha ileri tezdir ki Stoac


lar, Sokrates'te karlamadmz ve bir bakma Sokrates'in genel
dnya grne, hmanizmine aykr olduunu syleyebileceimiz bir
ayrma, insanlar kategorik olarak bilgelerle bilgisizlere, aptallara ve
ya iyi, erdemli ve mutlu olmas mmkn olan bir avu aznlk, sekin
lerle byle olmalar mmkn olmayan byk ounluk arasnda yap
tklar ayrma gtrmektedir.
Bu tezin Sokrates'in genel dnya grne aykr olarak nitelen
dirilmesi mmkn bir tez olduunu sylyoruz. nk gerek tarihsel
olarak Sokrates'in hayat ve kiilii, davranlar hakknda bildiimiz
eyler, gerekse Platon'un sokratik diye adlandrlan diyaloglarnda
Sokrates'in sergilediini grdmz tutum, onun uygun bir ekilde
insanlarla konuulabilirse onlarn yani btn insanlarn zellikle ahla
ka ilikin konularda iyinin, erdemin ve mutluluun bilgisine ulamala
rnn mmkn olduuna inandn gstermekteydi. nsanlar bilgiler
veya filozoflar, veya uzmanlada bilgisizler olarak kategorik bir tarzda
ikiye ayran gr, hi phesiz 'hmanist' Sokrates'in deil, 'sekin
ci', 'aristokratik' Platon'un gr olmutur. Bundan tr Platon'u
Sokrates'in hakiki bir rencisi olarak kabul edenlerin yansra onu
Sokrates'in insan hakkndaki grn tahrif eden, ona ihanet eden
bir insan olarak yorumlayanlar bile vardr. Durum ne olursa olsun,
Stoac ahlakta Sokrates'in kendisinde olmayan sekinci bir sertliin
bulunduu grlmektedir.

TUTKULAR
Stoaclarn ahlak felsefesinde varln gzlemlediimiz bu sertlikleri
nin bir baka rneiyle onlarn tutkular retisinde de karlamakta
yz. te yandan Stoaclarn tutkulara ilikin retileri insan ruhunu ta
mamen akl ve bilin olarak ele alan ana retilerinin bir devam veya
mantksal uzants olarak ortaya kmaktadr. nk Stoaclar daha
nce Platon ve Aristoteles'in savunduklarndan ok daha byk l
de ruhsal tzn birliini savunmakta ve insan ruhunun egemen ksm
olarak nitdedikleri akln, btn dier ruhsal glerin sadece paralar
14. stoaclarn ethi&i veya ahiilk felsefeleri 395

veya tremi ksmlar olduunu syledikleri ana g olduunu ileri


srmektedirler. Bunun sonucu olarak da Stoaclar, Platon ve Aristote
les'ten farkl hatta onlara kart olarak tm duygu ve arzu, hatta tut
kular akln kendisinden tretmek istemektedirler.
Stoaclarn, tutkular zleri itibariyle 'yanl yarglar'a indirge
dikleri anlalmaktadr. Onlar, Platon'un ruhun akll ve akll olmayan
(fkeli ve arzulayan ruh) ksmlardan meydana geldii ve tutkularn
ruhun akll olmayan ksmlarnn akll olan ksmna hakim olmasn
dan ortaya kt grn reddederek, ehvet, fke, korku gibi tut
ku veya duygulanmlarn bozuk grler, kanlar veya yanl yarglar
dan baka bir ey olmadn savunmaktadrlar. te yandan okulun
kurucusu Zenon'un ve onu takiben Krizippos'un ileri srm oldukla
r bu retinin Poseidonios tarafndan reddedildii ve onun ruh konu
sunda Platoncu modele geri dnerek tutkular ruhun akl-d ksmla
rnn eseri olarak aklanmas gerektiini savunduunu grmekteyiz.
Baka birok konuda olduu gibi, tutkular konusunda da Sto
aclarn verdikleri aklamalarn byk bir blmnn Krizippos tara
fndan ortaya atlm olduu anlalmaktadr. Galenos'un bu konuda
verdii bilgilere gre, Krizippos Tutkular zerine adl kitabnda akll
bir hayvann doal olarak akl izlediini ve ona uygun davrandn ile
ri srmtr. Ancak baz durumlarda ve baz eylerle ilgili olarak insa
nn bu tutumunu terkettii, akla aykr den ar davranlar gster
dii grlmektedir. te Krizippos'a gre, tutkular onun bu akl-d ve
ar itepilerine iaret etmektedir ve burada akl-dlktan akla itaatsiz
lii, akln yolundan sapnay anlamamz gerekir. tepinin arlndan
kast ise itepilerin normal ve doal olan llerinin almasdr.
Krizippos ne demek istediini akla kavuturmak zere yr
me rneini vermektedir: Bir insann ihtiyac olan bir eyi elde etmek
iin yrdn varsayalm. imdi normal itepisine uygun olarak y
rdnde, insann ayaklarnn hareketi bu yrme itepisine uygun
dur, ar deildir yani onun istedii anda durabilececei bir hzdadr.
Ancak bu insann komaya baladn varsayalm. Bu durumda onun
ayaklarnn hareketi istedii anda duramayaca lde hzl veya a-
396 ikinci ksm, stoaclar

r olacaktr. Bylece yrrnede arlk yani koma, bu anlamda sz ko


nusu ictepiye aykrdr, dolaysyla akla aykrdr. nk doal bir i
tepinin ls, akla uygun olan, akln kendisinin doru olduunu d
nd eydir (LS, 65 J).
Krizippos'un bu rnei son derece baarldr, nk Krizip
pas'un ve onunla ayn gr paylaan dier Stoaclarn temel gr
n yani normal salkl itepilerle tutkular arasnda ayn zamanda hem
bir sreklilik hem de farkllk olduu tezini son derecede ak bir ekil
de ortaya koymaktadr. Bu gr veya teze gre tutkularla normal
duygular, heyecanlar arasnda yapsal bir fark, bir mahiyet fark yok
tur. Bundan dolay insanda varl grlen duygusal veya heyecanlar
la ilgili atmay insan ruhunda her biri onu farkl, ters ynlere gtr
mek isteyen iki ayr, kart ilkenin, aklla akl-dnn savann sonucu
olarak yorumlamak zorunda deiliz. Bu gre gre tutkular, bu tr
bir savata akln akl-d tarafndan yenilgiye urarlnas olarak ak
lanmak zorunda da deildir; tersine onlar normal duygu veya heye
canlarn ar, lsz veya salksz biimlerinden baka eyler olarak
grmemek gerekir. Sonu olarak, Krizippos'a gre, tutkular akl-d
eyler deildirler, sadece akla itaatsizliklerdir. Akln normal, doal yar
glar doru yarglardr ve bu doru yarglarn eserleri de normal, do
ru duygular ve heyecanlardr. Tutkulara gelince onlar, akln yanl yar
glar, zayf dorular veya kanlardan baka eyler deildirler.
Stoaclarn tutkular hakkndaki bu kuramlarnn, ahlak felsefesi
alannda monist-entelektalist bir kuramn baz iyi yanlarn iinde ba
rndrd muhakkaktr. Byle bir kurarn felsefi olarak baarldr, n
k insan ruhunu bir btn olarak almakta, onu birbirine zt, birbirine
dman kuvvetlerin sava alan olarak grmemektedir. Bu kuram, nor
mal, doal heyecanlada tutkular arasnda bir nitelik deil, derece, l
fark olduunu savunmakta ve bylece tek bir ilkeye dayanarak btn
insan davranlarn aklamaktadr. Byle bir kurarn ahlak pratii ba
kmdan da baarldr, nk tutkular veya kt duygular, heyecanla
r yarg yanina indirgedii iin onlarn dzeltilmesi veya iyiletirilme
sinin yollarn gstermektedir. Daha nce Sokrates'in ahlak felsefesini
14. soaclarn elhiti veya ahlak felsefeleri 397

deerlendirirken de deindiimiz gibi, entelektalist bir ethik kuramn


da insanda ne olduu bilinmeyen akl-d glerle, nasl yaplaca bi
linmeyen zorlu bir sava sz konusu olmaz. Tersine onda insan aklnn
eitilmesi, iyiletirilmesi yoluyla tutkularn kontrol altna alnmas,
olumlu bir ekilde dzenlenmesi imkan olarak kabul edilmektedir.
Bununla birlikte Stoacln bu kuramnda hakl olarak deinil
mi, dikkat ekilmi olan ciddi bir probleme iaret etmemiz gerekir.
Bu, Stoac fizikte kaderin zorunluluu ve belirleyicilii ile insan zgr
l arasnda ortaya kan elikinin veya atmann benzeri olan bir
sorundur. yle ki, Stoaclar tutkular yanl fikirlere indirgemekte, on
lar akln yargianna itaatsizlik, onlara aykr davranma olarak akla
maktadrlar. Ancak byle bir ey nasl mmkndr? nk bu kura
mn tersi olan bir kuram, rnein Platonculuk tutkularn varln
aklamak iin insanda var olduunu kabul ettii baz akl-d kuvvet
Iere bavurabilir; nitekim de yle yapmaktadr. Platoncu kuramn bir
baka versiyonu olan Hristiyanlk, ktnn varln aklamak iin
insann d efsanesinden yararlanabilir; nitekim de yle yapmakta
dr. Ama insan z itibariyle akl olarak kabul eden Stoaclk bu tr
eylerin varln nasl aklayabilir?
Bununla vurguladmz, Stoaclarn tutkularn yapsn, meka
nizmasn aklayamamalar deil, onlarn kaynan, nasl mmkn
olabildiklerini aklamakta karlaacaklar zorluktur. Stoaclar tutku
larn mekanizmasnn ne olduunu yle aklamaktadrlar: Tutkular
yanl fikirler olup, yanl deerlendirme yarglardr. Ama tmyle
aklsal olan insann bu tr yanl deerlendirmeler yapmas yani yan
l gr/ere sahip olmas nasl mmkndr? Doal, aklsal hatta tan
rsal olan bir yeti, bir g nasl olup da akla aykr, doaya aykr, bu
tr yarglara imkan vermektedir?
Orta Dnem Stoaclna mensup olan Poseidonios'un, tutkula
r yanl dnceler olarak aklayan Krizippos'a, ite tam da bu ne
denle itiraz ettii ve yine buna dayanarak bir ekilde yeniden Platoncu
aklamaya dnmek istedii anlalmaktadr. Bu konuda bilgi veren
Galenos unlar sylemektedir:
398 ikinci ksm: stoaclar

o [yani Poseidonios) tutkulan ne yarglar ne de yarglarn sonu


lar olarak ele alr; tersine onlar eski retiye uygun olarak fke ve
arzu yerisinin rnleri olarak grr. Poseidonios Tutkular zerine
adl incelemesinde Krizippos'a ve onun izleyicilerine srekli olarak u
soruyu sormaktadr: Bu a"' itepinin nedeni nedir? nk akl ken
di ilerinin ve snrlannn dna kamaz. O halde bir baka, akl-d
yetinin itepinin snrlar amasnn nedeni olduu apaknr, nasl
ki komann yrme tercihinin snrlarn amasnn nedeni, akl-d
olan bir ey yani cismin arla sahip olmas ise" (LS, 65 K).

Stobaios da benzer bir ekilde tutkularda basit yarg yanln


aan bir eyler olmas gerektiini hatrlatmaktadr. Stoaclarn 'doaya
aykr' olandan doru akla, doal akla aykr olan eyi kastettiklerini
belirttikten sonra yle demektedir:

'Akl-d' ve 'doaya aykr' terimleri [Stoaclarda] allagelen


anlamlarnda kullanlmamaktadr. Onlarda akl-d, 'akla itaatsiz'
anlamna gelmektedir. Oysa her tutku bir iddettir, akl aan bir
gtr.Tutkuya sahip insanlar ounlukla bir eyi yapmann uygun
olmadn bilir, ama binicisinin emrine uymayan bir at gibi onu
yapmaktan kendilerini alkoyamazla: .. Tutkular sz konusu oldu
unda 'doaya aykr olan' da doru ve doal akla aykr olarak
meydana gelen eydir. Tutkunun etkisi altnda olan insanlar akl
dan yz evirirler, ancak bu insanlarn durumu u veya bu konuda
yanlm olan insanlarn durumuna benzemez, zel bir tarzda yan
lan insanlarn durumuna benzer. nk insanlar, rnein atomla
rn ilk ilkeler olduklar ynndeki grlerinin doru olmadklar
n rendiklerinde, bu grlerini bir kenara brakrlar. Ama tutku
durumu iinde bulunan insanlar rnein zlmemeleri, korkma
malar gerektiini anladklarnda veya rendiklerinde bile bu tut
kularn bir tarafa brakmaz, onlarn etkileri altnda kalmaya de
vam ederler" (LS, 65 A).

Stoaclarn iyi ve kt duygularn, heyecanlarn ve tutkularn


kayna olarak doru veya yanl yarglar grmeleri, onlarn son de
recede hayati nem tayan temel, pratik bir tezlerinin teorik kayna
n oluturmaktadr. Bu, tm Stoac ahlak felsefesinin zn tekil eden
14. stoaclarn ethi&i veya ahlak felsefeleri 399

ve Epiktetos ile Marcus Aurelius gibi son dnem Stoaclarnn zellik


le vurguladklar iyi ve ktnn, mutluluk ve mutsuzluun zleri itiba
riyle d eylere deil, bize, sadece bize bal olduklar tezidir: yi ve
kt, erdem ve erdemsizlik, mutluluk veya mutsuzluk bize baldr,
nk onlar bizim doru veya yanl dncelerimizle, yarglarmzn
sonularndan baka eyler deildir.
Epiktetos'a ayrdmz blmde onun bu tezi son derece etkili
bir biimde u szlerle dile getirdiini grmtk:

winsanlar rahatsz eden, eylerin kendileri deildir; eyler hakkn


daki yarglardr. rnein lm kesinlikle korkun deildir; nk
eer yle olsayd, Sokrates yle olduunu dnrd. Korkun
olan, lmn korkun olduuna ilikin yargdr. Bundan dolay en
gellendiimiz, rahatsz olduumuz veya znt duyduumuz her
seferinde bakalarn deil kendimizi yani kendi yarglarmz su
lamamz gerekir" (Dnceler, V).

ERDEM VE MUTLULUK
Stoaclar iin tm doa incelemesinin amacnn ahlak iin bir hazrlk
olmasna paralel olarak, tm ahlak incelemelerinin amac da insan iin
mutluluk salamaktr. te yandan mutluluk ancak insann akli faali
yetinde veya erde md e aranmas ve bulunmas gereken eydir. Baka bir
deyile, en yksek iyi sadece erdemdir ve mutluluk da sadece erdemli
bir hayattan ibarettir.
Stoaclar insan ruhuna zelliini veren eyin onun en st ksm
olan akl olduunu savunduklar iin erdemi, Sokrates gibi esas olarak
bilgiye indirger. Sokrates gibi onlar iin de erdemsizlik veya ktlk,
esas olarak bilgisizlikten kaynaklanr veya ona indirgenebilir. Bu onla
r yine Sokrates'i izleyerek erdemin renilebilir bir ey olduu gr
ne gtrr. Ancak bu onlarn sadece bilgiyle yerindikleri veya Platon
ve Aristoteles gibi bilgiyi pratik faaliyetin zerine yerletirdik/eri anla
mna gelmez. nk Sokrates gibi Stoaclar iin de bilgi z itibariyle
insann aklsal davran iin bir ara olma durumundadr. O halde
Stoac ilkelere gre erdem, teori ile uygulamann, bilgi ile pratiin ele-
400 ikinci ksm: stoaclar

le vermesi sonucu ortaya kar ve entelektel bilgiye dayanan eylem


olarak tanmlanr.
lka felsefesinde erdemle bilgi arasnda zorunlu ve sarslmaz
bir iliki kuran, erdemi bilgiye, erdemsizlii bilgisizlie indirgeyen, hi
kimsenin bilerek veya isteyerek ktlk yapamayacan ileri sren
Sokrates'in, ahlaki eylemde iradenin veya arzunun roln gz nne
almayan bir tutum iinde olduunu grmtk. Stoaclar da ayn d
nceyi devam ettirir. Onlara gre ahiakla veya iyi ile ile ilgili bilginin
arzu veya iradeden nce geldiini veya bunun tersine iradenin bilgiyi
bir yardmc olarak kullandm, ondan yararlandn dnmek do
ru deildir. Tersine ahlaki eylemde, bilgi ve irade birbirlerinden ayrl
maz bir btn olarak karmza knakla kalmaz, onlar bunun da te
sinde aslnda bir ve ayn eydirler.
Platon'dan balayarak, Yunan ahlak felsefesinde drt temel er
demin var olduu ve onlarn birbirlerinden ayrlamaz olduu ynn
deki grn yaygnlk kazandn biliyoruz. Platon'un varln ileri
srd drt temel erdem, ruhun arzulu ksmnn erdemi olan ll
lk, fkeli ksmnn erdemi olan cesaret, akll ksmnn erdemi olan
pratik bilgelik veya hasiret/e (prudence, phronesis), bu erdemin bir
liini meydana getiren ada/etti.
Diogenes ve Stoabios, Stoaclarn erdemleri birincil ve ikincil er
demler olarak iki gruba ayrdklarn ve birinci gruba giren erdemler
olarak basiret, cesaret, lllk ve adaleti belirttiklerini sylemektedir.
Erdemierin birlii veya teklii konusuna gelince, Stoaclar ara
snda bu konuda bir gr ayrlnn olduu anlalmaktadr. Eretrial
Menedemos ve Khioslu Ariston'un erdemierin birlii grn savun
malarna karlk, Zenon'un drt temel erdemin birbirlerinden ayrla
maz olmakla birlikte farkl olduklar tezini savunduu, Krizippos'un
ise bu tartmada Zenon'unkine daha yakn bir duruu benimsedii
anlalmaktadr.
Ariston'a gre erdem kendisi bakmndan yalnzca tek bir ey
dir. Bizim birok erdemden sz etmemizin nedeni, onun konusu olan
eylerin farklldr. Bir erdem dierinden herhangi bir i veya zsel ni-
. stoaclarn ethiti veya ahlak felsefeleri lf01

telii bakmndan ayrlmaz, ortaya kt veya kendini gsterdii d


artlarn veya durumlarn farkllndan tr ayrlr. Plutarkhos, Aris
ton'un bu grn bir benzetmeyle yle aklamaktadr:

"Khioslu Ariston da erdemi, 'salk' diye adlandrd z itibariy


le tek olan bir eye zde klntr... (Ona gre) erdem, bak veya
atee benzer bir eydir. Nasl ki bir bak farkl durumlarda farkl
eyler yapan, ate farkl eyler zerinde farkl etkiler meydana geti
ren bir ey olmakla birlikte bir ve ayn ey iseler erdem de farkl du
rumlarda farkl fiilierde bulunmasndan dolay farkl adlar almak
la birlikte aslnda bir ve ayn ruh halinden, ruhun 'salkl ha
li'nden baka bir ey deildir" (LS, 61 B).

Buna karlk Zenon'un farkl erdemierin varln kabul ettii


ni grmekteyiz. Bu konuda da bilgi kaynamz yine Plutarkhos'tur:

"Zenon, birbirlerinden ayrlamaz olmakla birlikte birbirlerinden


ayr ve farkl olduklar gerekesiyle, Platon gibi, basiret, cesaret, l
llk ve adalet olarak birbirinden farkl ok sayda erdemin var
ln kabul etmektedir. Bununla birlikte onlar tanrularken eyler
le ilgili farkl, durumlarna gre eylemlerde farkllk gsteren tek
bir erdem olduunu ileri srerek cesaretin dayankllk gerektiren
eylerde basiret, llln seimle ilgili eylerde basiret, adaletin
datm gerektiren eylerde basiret, nihayet zel anlamda basiretin
da eylem gerektiren eylerde basiret olduunu sylemektedir... Kri
zippos'un da gr budur" (LS, 61 C).

Stobaios da, Stoaclarn erdemin z itibariyle bir bilgi olduu


ana grlerinden hareketle farkl erdemierin bir ayn bilginin veya bi
limin (episteme) farkl trleri veya uygulamalar olduu konusunda
gr birlii iinde olduunu belirtmekte ve onlarn bu yndeki gr
lerini u ekilde akla kavuturmaktadr:

" Basiret, yaplmas ve yaplmamas gereken eylerle ne yaplmas


ne de yaplmamas gereken eylerin bilgisidir veya iyi, kt ve ta
rafsz eylerin bilgisidir... lllk seilmesi veya kanlmas ge-
lf02 ii<inci ksm: stoaclar

reken eylerle yine tarafsz durumlarn bilgisidir. Adalet, kiilere


hak ettikleri eyleri datmakla ilgili bilgidir. Cesaret de korkulma
s ve korkulmamas gereken eylerle byle olmayan eylerin bilgisi
dir" (LS, 61 H ) .

Stobaios bir baka yerde erdenle bilgi arasndaki sk ilikileri


ve erdemierin ne bakrndan birbirlerinden farkl olduklarn daha ak
bir biimde yle ortaya koymaktadr:

" Bilimler (episteme) ve uzmanlklar demek olan btn erdemler


ayn bilgileri (theorama) ve erei paylarlar. Bundan dolay birbir
lerinden ayrlamazlar. nk onlarn birine sahip olan tmne sa
hip olur ve onlarn birine uygun olarak eylemde bulunan da tm
ne uygun eylemde bulunmu olur. Onlar birbirlerinden ancak ken
dilerine zg bak alaryla ayrlrlar. nk basiretin bak as,
birincil olarak, yaplmas gereken eylerin bilgisi ve uygulamasdr;
ikincil olarak yaplmas gereken bu eylerin sarslmaz bir ekilde
yaplmas amacyla datlmas, seilmesi ve dayanlmas gereken
eylerin bilgisidir. llln zel bak as, esas olarak, itepi
leri salkl bir durumda tutmak ve onlarn bilgisini edinmektir;
ama ikincil olarak onun amac insann sarslmaz bir ekilde itepi
lerini ynlendirmesi iin dier erdemlerle ilgili eyleri bilmektir.
Benzer ekilde cesaret esas olarak katlanlmas gereken her eyin
bilgisini iine alr; ikincil olarak ise dier erdemlerle ilgili eyleri bil
mek ister. Nihayet adalet esas olarak kiilerin hak ettikleri eyleri
aratrr, ama ikincil olarak geri kalan eyleri de inceler" (LS 61 D).

Stoaclarn erdem konusundaki dier nemli bir grleri de,


erdem/e erdemsizlik arasnda hibir ara durumu kabul etmeme/eridir.
Onlara gre, erderne sahip olan ona tmyle, btn olarak sahiptir;
ona sahip olmayan ise ondan tmyle, btn olarak yoksundur. By
le bir insann erderne sahip olmaya daha yakn veya daha uzak olma
snn hibir nemi yoktur. Diogenes Laertius, bu konuyla ilgili bir ben
zetrneye bavurarak, bir denein dz ya da eri olmas gibi, Stoacla
rn da bir insan ya adil veya adaletsiz olarak nitelendirdiklerini ve bu
dururnun btn dier erdemler iin sz konusu olduunu ileri srdk-
14. soarlarn ehi&i veya ahlak felsefeleri lf03

lerini sylemektedir (DL, VII, 1 27). Ayn konuyla ilgili olarak bir ba
ka benzetme yapan Plutarkhos, nasl boulma gerekleirken, insann
bann suyun bir kar altnda olmasyla be yz kar altnda olmas
arasnda bir fark yoksa, Stoaclarn erdemsizlik bakmndan insanlarn
iinde bulunduklar dereceler arasnda da hibir ayrm yapmadklar
n sylemektedir (LS, 6 1 T).

BiLGE NSAN
Stoaclarn bu grlerinin mantksal sonucu, onlarn daha nce birka
kez deindiimiz gibi insanlar ahlaki bakmndan aralarnda hibir
benzerlik bulunmayan iki ana gruba ayrm olmalardr. Bu iki ana
grup, bilgeler ve geri kalanlar yani sradan insanlar, bilgisizler, aptallar
veya delilerden meydana gelmektedir. Bu iki grubu Stoaclar birbirini
mutlak olarak dlayan ve aralarnda hibir gei noktas olmayan, bir
birine tamamen kapal iki insan kategorisi olarak ele almaktadrlar.
Bylece, bilgeler arasnda hibir bilgisiz veya aptal olmad gibi bu
ikinciler arasnda da herhangi bir bilgelie sahip birini bulmak mm
kn deildir. Bilge insann her trl yanltan, kusurdan korunmu olan
mkemmel bir varlk olmasna karlk, bilge olmayan kiinin yapt
her ey yanltr, ktdr. Bilge insann her konuda doru bilgiye sahip
olmasna karlk dierinin sahip olduu ey sadece kandr, sandr.
Stobaios, Stoaclarn bilgeler ve geri kalanlar ayrmn onlarn
ahlaknn temel kavram olan erdemliler ve erdemsizler kavram ifti
etrafnda ortaya koymaktadr:

"Erdemli insanlar snfnn btn hayatlar boyunca btn erdem


leri uygulamalarna karlk, erdemsiz insanlar bunlarn zddn,
kt ve kusurlu eyleri yaparlar. Bundan dolay birinci grubun yap
tklar her eyde ahlaki bakmdan mkemmel olmalarna karlk,
dier grup her zaman ahlaki yanllar yapar. Erdemli insann yap
t her eyde hayat tecrbesini kullanmasna ve bylece akll, l
l ve dier erdemlerle uyum iinde eylemde bulunmas anlamn
da her eyi iyi bir ekilde yapmasna karlk erdemsiz insan her e
yi kt bir ekilde yapar" (G, 222).
404 ikinci ksm: stoaclar

Zeller'in hakl olarak iaret ettii gibi, Stoaclar, bilge insann


mutlak kusursuzluu zerinde srar etmekten ve onu bilge olmayan in
sanlarn mutlak yetersizlii karsna koymaktan byk zevk duyarlar.
Bylece bilge insan, btn insanlar arasnda zgr olan tek insandr,
nk o iradesini kullanarak kendini kontrol etme gcne sahiptir.
Bilge insan btn insanlar arasnda en gzel olan tek insandr, nk
gzel olan yalnzca erdemdir ve erdeme sahip olan yalnzca odur. Yine
btn insanlar arasnda gerek anlamda zengin ve mutlu olann yal
nzca o olduu sylenebilir, nk ruhun iyileri en deerli olanlardr ve
gerek zenginlik de hibir eye ihtiyac olmamaktr. Hibir eye ihtiya
c olmayan insan ise yalnzca bilge insandr ( Zeller, 270).
Stoaclar bununla da kalmaz, bilge insann ayn zamanda m
kemmel bir kahin, mkemmel bir rahip, mkemmel bir air, mkem
mel bir hatip, mkemmel bir diyalektiki, mkemmel bir devlet ada
m, hatta mkemmel bir koca, mkemmel bir baba olduunu syler
ler. Onun btn bu sanatlar veya ileri en mkemmel bir ekilde ger
ekletiren bir varlk olmasnn nedeni onlarn tmnn son tahlilde
doru bilgiye dayanmas ve bu bilgiye ise insanlar arasnda sadece bil
ge insanlarn sahip olmasdr. rnein kehanet, insan hayatyla ilgili
olarak tanrlar veya daimonlar tarafndan gnderilen anlaml iaretie
rin teorik bilgisine dayanr. Bu bilgiye ise ancak bilge sahiptir. rnein
rahibin kurbanlar, dualar, arnmalada ilgili yasalar konusunda tecr
be sahibi olmas, tanrlarn doasn yakndan bilmesi vb. gerekir. B
tn bunlar da ancak bilge bilebilir ve bu durum geri kalan dier mes
lekler veya sanatlar iin de geerlidir.
Bilge insanlar -veya iyi veya erdemli insanlar, nk btn bun
lar bir ve ayn eydir- ayn zamanda gerek anlamda byk, gl, soy
lu, kuvvetli varlklar olarak grlmelidirler; onlar byktr, nk he
def ve amalarn yerine getirir; ayn zamanda gl olup, her bakm
dan gelimi ve kuvvetli olduklar iin yenilmezdirler. Bundan dolay
onlar ne kimse tarafndan bir eye zorlanabilir ne de kendileri kimseyi
bir eye zorlarlar; kimseye zarar vermezler, kimse de onlara zarar vere
mez. Ne kimseyi aldatrlar ne kimse tarafndan aldatlabilirler.
14. stoaclarn ethiAi veya ahlak felsefeleri 405

Bu zellikleri onlar insanlar arasnda gerek anlamda krallar


diye adiandnimaya layk tek varlklar haline getirir, nk krallk hi
kimseye hesap vermeyen bir kurumdur ve bu zelliinden tr de o
ancak bilgelerin elinde olan bir egemenliktir (OL, VII, 1 22).
Stoaclar bilge insann tasvirinde o kadar ileri giderler ki, sonu
ta onunla tanrlar, onun mutluluuyla tanrlarn mutluluu arasnda
hibir fark grmezler. Stobaios, Krizippos'un bilge insann mutluluu
nun Zeus'un mutluluundan hibir fark olmadn, Zeus'un mutlu
luunun bilge insann mutluluundan ne daha byk, ne daha erefli
olmadn sylediini belirtir (G, 222).
Stoaclar zelliklerini bu kadar olaanst hale getirdikleri bil
genin ortaya kmasnn ok zor olduunu da kabul ederler. Bu ba
lamda olmak zere ne Zenon, ne Krizippos bu tr bir bilge olduklar
iddiasnda bulunmamlardr. Krizippos, buna ek olarak, Stoacln
bilge insan kuramyla gerek hayatta var olan insanlarn pratik ahlaki
kabiliyederi arasndaki uurumun farknda olduunu gsteren szler
sylemektedir:

'Byklk ve gzelliklerinden tr hayal gibi, insanla, insan do


asyla uyumaz gibi grnen eyler sylediimizin farkndaym'
(Long, 204) .

Ama bu Stoaclarn kendisine ulamamz, davranlarmz ken


disine uydurmamz veya kendisine gre dzenlememiz gereken bir ah
lak ideali olarak szn ettiimiz bilge insan kavramndan fedakarlk
etmeyi doru bulduklar anlamna gelmez.
Afrodisyasl Aleksandros, Stoaclarn erdemle, erdemsizlik ara
snda hibir ara derece kabul etmemeleri, insanlar birbirlerinden ke
sin hatlarla bilgeler ve geri kalanlar diye ikiye ayrmalarnn yaratt
olumsuz sonulara iaret etmektedir: Bu durumda, ona gre, insanla
rn ounluunun kt olduunu, iyi veya erdemli insanlarn ise ancak
efsanelerde var olan Habeiiierin Anka kular gibi son derecede nadir
varlklar olduunu, bilge olmayan btn insanlarn aralarnda hibir
406 ikinci ksm: stoaclar

ayrm yapmakszn deli olduklarn, sonu olarak insanln en byk


blmnn kt, iflah olmaz delilerden meydana geldiini kabul et
mek gerekecektir ki, bunun ahlaki bakmdan ie yarar bir gr olma
d aktr.
Bu tr eletiriler sonucunda Stoaclarn sz konusu yanlmazlk,
mutlak uygunluk, akli mkemmellik, her eyi en i yi bir biimde yap
ma niteliklerine sahip bilge idealinden vazgemeksizin, baz admlar
atma ihtiyacn duyduklar da anlalmaktadr.
Bu ynde atlan admlarn teorik temelini Stoaclarn bilge in
sanla geri kalan insanlar, sradan insanlardan meydana gelen kat s
nflandrmalar iine nc bir insan grubunu dahil etmeleri olutur
mutur. Bu son grup mutlak olarak bilge insandan farkl olmakla bir
likte ona doru ilerleme gstermesi mmkn olan insanlar iine al
maktadr.
Stoaclk iinde bu ynde bir grn aslnda yukarda kendisin
den aktardmz pasajda grld gibi ilk defa Krizippos'la ortaya
kt anlalmaktadr. Plutarkhos Krizippos'un Adalet zerine adl
eserinin nc kitabndan bu ynde bir baka dncesini daha nak
letmektedir. Burada Krizippos'un adaletten sz ederken 'ar byk
l ve gzelliinden tr insan dzeyinde, insan doas dzeyinde
bir eyden deil de bir hayalden sz ediyor gibiyiz' dediini sylemek
tedir (LS, 66 A). Plutarkhos bir baka yerde, Krizippos'un bu kez bir
baka eseri olan Retorik zerine'de Stoac grlerin halk iin tasar
lanmadn, bundan dolay toplumsal bir nemi olmadn itiraf etti
ini belirtmektedir.
Ancak Stoaclk iinde bu ynde abann esas olarak Panaiti
os'la arlk kazanm grnmektedir. Cicero devler Hakknda adl
kitabnda muhtemelen Panaitios'a atfta bulunarak Panaitios'un 'ha
yatn mkemmel ve gerekten bilge olan insanlarla yaanmad' olgu
suna iaret ederek 'kendilerinde herhangi bir erdemlilik iareti grlen
hi kimsenin tmyle ihmal edilmemesi gerektii'ni dndn sy
lemektedir (LS, 66 E).
Gerekten de zel olarak kendisine ayrdmz blmde grd-
'4 stoaclarn ethi&i veya ahi Sk relsefeleri 407

mz gibi Panaitios, Krizippos'un btn erdemleri sadece bilgelie


balamasna veya ona zde klmasna kar karak bilgelikle dier
erdemler arasnda bir ayrm yapt gibi, erdemle veya tam, 'mkem
mel erdem'le onun zdd olan erdemsizlik arasna da 'erdeme benzeyen
ey, erdemsi ey' diye nitelendirdii nc bir eyi yerletirmektedir.
Buna gre mkemmel erdeme sahip olmayan, bununla birlikte erdeme
benzeyen, erdemsi olan bir eye sahip olan insanlar vardr. Bilge olma
yan herkes aptal veya deli olmad gibi tam erdeme sahip olmayan
herkes de kt deildir. Panaitios'a gre bilgelik ve tam erdem kav
ramlar zerinde gereinden fazla srar etmek, gerek hayat, ahlaki
hayat anlamay zorlatrmas yannda insanlarn ahlaki eitimini im
kansz klma tehlikesini iermektedir. Bundan dolay 'en iyi' veya 'tam,
mkemmel', bir model veya ideal olarak dorudur ve geerlidir; ama
insan olarak bizi asl ilgilendirmesi gereken onlardan sonra gelen ey
yani 'ikinci iyi' olmaldr.
te yandan yine daha iaret ettiimiz zere Panaitios insann
ahlaki davranlarn kendisine uydurmas gereken norm veya l
olarak sadece evrensel doay deil, onun yannda ve esas olarak 'in
san doas'n almakta ve buna uygun olarak insanlar arasndaki fark
llklara ve bireyselliklere nem vermektedir. Panaitios'un bu son ko
nuda Cicero'un geni olarak zerinde durduu bir 'roller kuram' n
gelitirmi olduu anlalmaktadr.
Bu kurama gre doa insana eidi roller vermitir. Bu rollerden
birisi hepimizin ayn akla, bizi hayvanlardan ayran ortak konumumu
za uygun olarak paylatmz evrensel roldr. kinci rol ise hepimizin
zel olarak sahip olduumuz bireyselliimize, kiiliimize uygun olan,
olmas gereken roldr. O halde aradmz doru hayat daha kolay
gerekletirmemiz iin bize zg olan bu bireysel zeiliklerimize sk
skya sarlmamz gerekir. nk insann kendi doasna kar kma
s ve ulaamayaca bir eyin peinde komas yararszdr. Bundan do
lay hepimiz kendi zel yapmz, mizacmz, gl ve zayf yanlarm
z tanmaya ve onlar gz nnde tutarak kendimize en iyi uyan eyle
ri gerekletirmeye almalyz.
4o8 ikinci ksm: stoaclar

Panaitios bunlarla da yetinmemekte, ayrca eylemde bulunur


ken iinde bulunduumuz artlar, zamann ve zeminin sonucu olan
eyleri de gz nnde bulundurmamz gerektiini sylemektedir. Ni
hayet, Panaitios iin, btn bunlar kadar nemli olan bir ey hayatta
ne olmak istediimize karar vermemizdir. nk, Panaitios'a gre,
soylu doum, zenginlik, salk, askeri veya sivil grevler ve bunlarn
ztlarnn d eylere, ansa, artlara bal olmalarna karlk ne ol
mak, hangi rol benimsernek istediimiz bizim kendi zgr seimimi
ze baldr. Kim olacamza, ne tr bir insan olacamza, ne tr bir
hayat srmek istediimize karar verecek olan biziz (LS, 66 E).
Panaitios'un insan kiiliinin ahlaki deeri konusundaki bu s
ran, Long-Sedley'in hakl olarak vurgulad gibi, tm antik a felse
fesinde benzeri olmayan bir fikir olarak ortaya kmaktadr. Geri
Aristoteles de 'doru orta'nn mutlak anlamda doru orta olmad,
bize gre doru orta olduu gryle bir bakma Panaitios'un syle
dii eyi nceden haber vermektedir; ancak Panaitios'un mutluluk ile
kiilik arasnda kurduu ilikinin Aristoteles'inkine gre hem daha
ak, hem daha derin olduu grlmektedir. Panaitios kiiliin oluu
munda d faktrlerle kiilerin kendilerine ait olan zellikleri arasnda
ayrm yapmas, kiinin tr bakmndan aynamas gereken rolle, bi
reysel zellikleri ve iinde bulunduu artlar sonucu aynamas gereken
rolleri birbirinden ayrdetmesi ve en nemlisi ne olmak istediine, ne
yapmak istediine ilikin karar kiinin kendisine brakmasyla, ahlak
felsefesine gelecei olan son derece nemli bir fikir miras brakmnr.
Epiktetos ile Marcus Aurelius'un da bu ayn ynde ilerleyip, s
z edilen fikri daha da zenginletirip derinletirdiklerini grmekteyiz.
Epiktetos Konumalar'nda bu konuyla ilgili olarak unlar sylemek
tedir:

"Birinci olarak bu ilkeler zerinde almal ve onlarn dnda bir


ey yapmayarak ruhumuzu bu ama zerinde younlatrmalyz:
Bize dtan olan, bizim olmayan hibir eyin peinde komamal,
sadece setiimiz eyi izlemeli, geri kalan her eyi bize nasl veril
milerse yle almalyz. Bundan sonra kim olduumuzu, grevimi-
14. stoaclarn ethi&i veya ahlak felsefeleri 409

zin ne olduunu hatrlamal ve bize zg, bize uygun olan ileri


toplumsal ilikilerimizin artlarna uyacaklar ekilde dzenlemeye
almalyz. ark sylemek, oynamak iin uygun zaman nedir?
Kimlerin yannda bunlar yapmamz gerekir? Yaptmz eylerin
hangisi yersiz olacaktr? .. Ne zaman alay etmeli, kime glmeliyiz?
Hangi koullarda kiminle birlikte bulunmaly1z? Son olarak top
lum iinde kendi benliimizi nasl korumalyz? .. Hatasz olmak
mmkn mdr? Hayr, bu bizim gcmzn tesindedir. Ama s
rekli olarak hakszlk yapmama niyetini korumamz mmkndr
En azndan dikkatimizi gevetmeyerek birka hata yapmaktan ka
nabilirsek bununla yetinmeliyiz" (LS, 66 F).
15
Siyaset Felsefesi

"ADALET VE YASALAR HAKK I N DA K i EN D E L iCE GR, T O P L U M LA


R I N G E L E N E K VE YASALARI N DA KAR l LAl LAN H EREYiN A D i L O L
D U G U GR D R. Bu YASALAR ZORBALAR TARA F I N DAN K O N U L
D U K LA RI N DA D O G R U M U O LACAKLARD l R? HAY lR, ADALET TEK
TiR; O BTN i N SANLARI BAGLAR VE TEK BiR YASAYA DAYA Nl R .
Bu YASA, D O G R U A K I L D I R . . . i sTER H E RHANGi B i R Y E R D E YAZ I L I
O LS U N , iSTER O LMAS l N , B U YASAYI BiL MEYEN, ADALETSiZ B i R i
D i R."
Cicero, Yasalar zerine, 1 , XV
Marcus Aurellus'un Roma'daki bir heykell.
eller'in hakl olarak iaret ettii gibi; ahlaki eylemin deerini esas
Z olarak insann niyetlerinde bulan ve ahlaki iyinin gerekletirilme
sinde d artlara nem vermeyen, tersine bilge insann mutluluunu d
eylere kar mutlak bamszlnda arayan bir felsefi sistemin bu d
artlar arasnda en nemlisi olarak kabul edilebilecek devlete kar zel
bir ilgi gstermesi veya nem vermesi beklenmez. te yandan bilgeler
dnda kalan btn insan kitlesini ahlaki iyiyi gerekletirme ve byle
ce mutlulua erime konusunda yeteneksiz bir cahiller veya aptallar, de
liler topluluu olarak gren bir sistemin, yine ileyii ve kurumlar ye
lerinin ounluuna dayanan ve onlarn ihtiya, duygu ve arzularnn
gerekletirilmesi iin planlanan bir devlete ciddi bir sempati gsterme
si mantkl deildir (Zeller, 326). Bundan dolay Platon ve Aristoteles'in
insann kendisi iin mmkn ve gerekli olan iyisini ve mutluluunu si
te iinde aramalar ve bunun sonucu olarak siyasete son derecede b
yk nem vermeleri olarak ortaya kan genel tutumlarnn, Stoaclar
da devam etmemi olmas anlalabilir bir ey olacakt.
A ma durumun byle olmadn, Stoaclarn siyaset felsefesine
belli lde deer verdiklerini, bu alanda gelecei olan baz nemli d-
414 ikinci ksm: stoaclar

nceler gelitirdiklerini grmekteyiz. Onlarn bu dnceleri, iinde


yaadklar dnemde Yunan ve Roma d nyasnn iinde bulunduu
artlar kadar genel dnya grlerinin ve ahlak felsefesine ilikin baz
tezlerinin sonucu olarak olarak ortaya kmaktadr.
Yunan sitelerinin skender'le birlikte siyasal bamszlklarn
kaybettiklerini biliyoruz. Helenistik dnemin arkasndan gelen Ro
ma dnemi sadece bamsz Yunan sitelerinin deil, dier bamsz
devletlerin de varlk artlarn ortadan kaldrmtr. skender'in fe
tihleri ve daha sonra Roma mparatorluu'nun ortaya k sadece
siyasi bakmdan merkezi bir ynetimin deil, ayn zamanda Dou ve
Bat arasnda ortak bir kltrn de domasna imkan vermitir. te
esas olarak bu iki d olay veya d artlar Stoaclarda siyasetle ilgi
li dncelerin site devletinden veya zel, bamsz devletlerden
dnya devletine, evrensel devlete, site devleti yurttalndan evren
sel bir dnya devleti yurttalna ynelme sonucunu dourmu g
r nmektedir.
Ancak Stoaclarn genel dnya grlerinde, doa felsefelerinde
de bu ynde bir gelimeyi mmkn klan baz unsurlar bulunmakta
dr. nk Stoaclar daha nce zerinde geni olarak durduumuz gi
bi, bu alanlarda ortak doa kavramndan hareket etmekteydiler. Bu
ortak doa, akld ve btn insanlar bu ortak doadan pay almaktay
dlar. Onlar ahlak felsefelerinde de mutluluu bu ortak doaya uymak,
ona uygun bir hayat srmek olarak tanmlamlard. imdi eer tm
evreni idare eden ve kendisini Ate, Logos veya Tanr olarak ortaya
koyan ortak veya tek bir akl varsa, eer btn insanlar, zel olarak
dilleri, dinleri, milliyetleri, rklar, cinsiyetleri, toplumsal konumlar ne
olursa olsun bu ortak akldan pay alyorsa, bu akl, onlara gre, b
tn insanlarn kendisine uymalar gereken ortak yasa olacaktr. Cice
ro'nun dedii gibi, Stoaclara gre,

"Yasa, doaya ikin olan ve neyin yapp neyin yaplmamas gerek


tiini emreden en yksek akldr. Bu akl salam bir ekilde tesis
edildiinde ve insan zihninde tam bir biimde gelitiinde yasa
15. sirasel felsefesi 415

olur" ( Yasalar zerine, I, 18-19) . "Gerek yasa, doaya uygun


..

olan sa (right) akldr. Gerek yasa, evrensel olarak geerlidir, de


imez ve ezeli-ebedidir" ( Yasalar zerine, III, 33).

Stoaclar bu ana tezlerinden hareket ederek, farkl toplumlarn


gelenek veya yasalarnn ayn deere sahip olduu ynndeki grle
re iddetle kar karlar. Yine Cicero'nun szleriyle ifade edersek on
lara gre

" Adalet ve yasalar hakkndaki en delice gr, toplumlarn gelenek


ve yasalarnda karlalan her eyin adil olduu grdr. Bu ya
salar zorbalar tarafndan konulduklarnda doru mu olacaklardr?
Eer nl Otuzlar Hkumeti Atina'da bir dizi yasay uygulamaya
sokmay istemi olsayd veya Atinallar istisnasz olarak bu zorba
larn yasalarndan holanm olsalard, bu, bu yasalarn adil olarak
kabul edilmesi gerektii anlamna m gelecekti ? " Hayr, nk,
Stoaclar iin, "Adalet tektir, o btn insanlar balar ve tek bir ya
saya dayanr. Bu yasa doru akldr.. .ster herhangi bir yerde yazl
olsun, ister olmasn, bu yasay bilmeyen, adaletsiz biridir" ( Yasalar
zerine, I, 42).

Cicero'nun kendisinin de kabul ettii v e kaynann Stoaclar


olduu anlalan eletiriye gre, adaletin yazl yasalara ve ulusal gele
nekiere uygunluk olduunun kabul edilmesi ve her eyin, Epikurosu
larn ileri srdkleri gibi fayda ltyle deerlendirilmesi, insanlarn
kendilerine yararl olan eyleri doru kabul etmeleri ve ellerinde imkan
olduu takdirde yasalar ihlal etmekten ekinmemderi anlamna gele
cektir. A ncak, adaletin kaynann doa olmad yerde adalet var ola
maz. nk adaletin yarara dayand yerde, bu yarar uruna adalet
rahata inenebilir. Ancak bu durumda yani adaletin temelinin doa
nn kendisi olduunun reddedilmesi durumunda insan toplumunun
zerine dayand erdemler de ortadan kalkar (ayn yer).
Stoaclarn bu gerekelerle toplumu veya devleti evrensel yasa
ya, evrensel yasay evrensel adalete, evrensel adaleti doaya ve doada
ierilmi bulunan evrensel akla, Logos'a baladklar grlmektedir.
416 ikinci ksm: stoaclar

Toplum, onlar iin, bu ortak, evrensel, doal, akli, tanrsal adil yasa
nn birletiedii insanlar iine alr. Cicero'nun szleriyle

"Bir halk herhangi bir biimde biraraya gelmi herhangi bir insani
varlklar topluluu deildir; adalete uygun olarak ve ortak kar
iin biraraya gelmi ok sayda insandan meydana gelen bir toplu
luktur" (Devlet zerine I, 39).

Bylece btn insanlarn birbirinden farkl ve birbirlerine aykr


olan baz yasalar, anayasalar, devletler tarafndan deil, byk bir aile
nin, insanlk ailesinin yeleri olarak ortak bir yasann hkmran oldu
u tek bir devlet, bir dnya devleti tarafndan idare edilmeleri doru ola
caktr. Hatta bu bu devlete veya topluma tanrlar bile dahil edilebilir:

"Tm evreni, tanrlar ve insanlarn yeleri olduklar bir toplum


(commonwealth) olarak dnmeliyiz ( Yasalar zerine, I, 23).

Stoaclarn doa ve ahlak felsefesine ilikin ana tezlerinin ken


dilerini siyaset felsefesi bakmndan son derecede nemli baz pozitif
grlere, kavrarnlara gtrdn grmekteyiz. Bunlar, insanlarn
insan olmalar bakmndan paylatklar temel bir nitelik olarak insan
lk kavram; insanlarn ortak olarak sahip olduklar bu temel nitelie
cevap verecek, ortak insan doasnn ihtiyalarn karlayacak tek bir
evrensel yasa, doal hukuk kavram ve nihayet bu evrensel yasa, do
al hukuk zerine kurulu tek bir dnya devleti (cosmopolis) kavram
dr. Bu kavramlarn Zenon'dan itibaren hemen hemen btn byk
Stoaclarda var olduunu grmekteyiz.
Btn insanlarn insan olmalar bakmndan byk insanlk ai
lesinin yeleri olduklar, onlar arasnda doal bir yaknlk, akrabalk
bulunduu ynndeki Stoac dncenin daha nce Cicero tarafndan
nasl aklandn grmtk.
Btn siteleri, toplumlar, devletleri aacak Stoac tek dzen,
tek yasa, doal ve ortak yasa kavram Cicero tarafndan Devlet ze
rine'de yine ok etkili bir tarzda u szlerle de ortaya konmaktadr:
s. sivase felsefesi 417

"Roma'da veya Atina'da, imdi veya gelecekte farkl yasalar olma


yacaktr; btn halklar ve btn zamanlar iin ezeli-ebedi ve dei
mez tek bir yasa olacaktr" (III, 33).

Plutarkhos da, ayn ynde olmak zere Zenon'un Devlet'inde


her biri kendi hukuk sistemiyle dierlerinden ayrlan ehirleri bir yana
brakarak, btn insanlar kendi ehrimizin yurttalar olarak grme
miz ve btn insanlar iin tek bir hayat tarz ve dzen olmas gerekti
ini ileri srdn belirtmektedir. Plutarkhos'a gre Zenon bunu bir
filozofun iyi dzenlenmi bir topluma ilikin hayali veya ideali olarak
ortaya koymutur (LS, 67 A).
Epiktetos'a ayrdmz blmde onun bu ayn ynde dnce
leri olduunu grmtk.
Bylece Stoaclar insan aileden balayan ve her biri dierini
iine alarak genileyen ok sayda birliin, doal birliin yesi oldu
unu ileri srerler. Bu birlikler arasnda ciddi bir atma ihtimalini
kabul etmedikleri gibi akl banda bir insann devinin srekli ola
rak daha dta bulunan bir birlikteki insanlar onun bir altndaki, da
ha iteki birlie nakletmek ynnde aba sarfetmek olmas gerekti
ini ileri srerler.
te yandan Stoaclar iin insanlarn birlikler, toplumlar olu
turmaya yatkn olmalar ve birbirlerine kar yaknlk, dostluk, sevgi
duygular duymalar, bu bakmdan eit olmalar, onlarn ynetimden
eit olarak pay almalarn gerektirmez. Tersine "eer Roma'da veya
Atina'da, imdi ve gelecekte ortak, tek bir yasa olacaksa btn insan
lar ve btn zamanlar iin de tek bir yasa koyucu veya yneticinin,
egemenin olmas doru olacaktr"; ama Cicero'nun bu szlerinin ar
kasndan hemen ekiedii gibi bu yasann insanlarn btn veya o
unluu tarafndan ortaya konmas sz konusu deildir:

nk "Hepimiz zerine egemen olan tek bir efendi ve ynetici ya


ni Tan r olacaktr. nk bu yasann sahibi, onu ilan eden ve uy
gulayan g Tanr olacaktr" (Devlet zerine, II!, XXII).
418 ikinci ksm: stoaclar

O halde sz konusu yasakoyucu hi phesiz gerek anlamda


ancak Tanr olabilir, ama bu dnyada Tanr'nn veya Logos'un dilini
en iyi bilen bilge insanlar olduuna gre, bu yasa koyucunun bilge in
sanlar olmas doru olacaktr. Her ne kadar Diogenes Laertius, Stoac
larn en iyi anayasann demokrasi, aristokras ve monarinin bilei
minden meydana gelen bir anayasa olduunu dndklerini syle
mekteyse de, (OL, VII, 1 3 1 ), Stoaclarn metafizik ve ahlak felsefeleri
nin doal sonucu onlar daha ok Platoncu bilge-krala yaklatrmak
tadr. Nitekim Poseidonios insanlar balangtaki altn ada bilgele
rin ynettii ve bu a bozulup insanlar idare etmek zere yasalar
koyma ihtiyac ortaya knca, bu yasalarn da yine bilge insanlar ta
rafndan konulmu olduu grndedir. Cicero da bizzat Doa'da
ierilmi olan akln gerei olarak en iyilerin ynetmesi gerektiini be
lirtmektedir:

"Doa sadece erdem ve akl bakmndan stn olanlarn daha za


yflar ynetmesi gerektiini syledii iin deil, ayn zamanda da
ha zayf olanlarn daha gl olanlara itaat etmelerini istedii iin
devletin gvenlii onun en iyi insanlarnn bilgeliine baldr"
(Devlet zerine, [, XXXIV).

Bununla birlikte bilge insann, toplumsal hayat gibi siyasal ha


yatta da rol ve grev olmasnn doru olaca, ideal siyasal toplumun
ideal yneticisinin bilge insan olmas gerektii ynndeki genel gr
lerinin Stoaclar, Platon'un sekinler ve sradan insanlardan meydana
gelen snfl ve egemen bir aznlk tarafndan ynetilen toplumunu be
nimseme noktasna kadar gtrm olduu phelidir. nk Stoac
lar insanlarn doa bakmndan ortakl dncesine Platon ve Aris
tatdes'ten ok daha fazla yaknlk duyarlar. Btn insanlarn evrensel
akldan pay aldklar genel dnceleri onlar hi phesiz mutlak bir
eitilie gtrmez. Nitekim Stoaclar n, bilge insanla geri kalan insan
lar arasnda kategorik bir ayrm yaptklarn biliyoruz. Ama bu sert
ayrm dnda onlarn kadn-erkek, Atinal (Romal) -barbar, zgr in
san- kle insan gibi ayrmiara deer vermediklerini ve nemli bulma-
s. sivase felsefesi lf19

dklarn da grmekteyiz. Seneca herkesin, bu arada klelerin de dier


insanlarn sevgisinden ve ortak adaletten yararlanma hakk olduunu,
dolaysyla baz haklar bulunduunu, klelerin sadece bedenlerinin
efendilerinin mlkiyetinde olduunu, buna karlk kalplerinin kendi
lerine ait olduunu sylerken Stoac evrensel hmanizmi etkili biim
de ortaya koymaktadr. Hristiyanln Antik dnyada ortaya kp,
baar gstermesine imkan veren eylerden biri bu Stoac evrensel h
manizm olacaktr.
M. T. C I C E R O N I S

.t\ C A D E 1 I C .l\.
I X C n 1 P T J 1\ c: -; S 5 <: O L L ,\ 1' 1 R D f T 1 'i Q \' r.

J. r U n T S C ,\ " T 1 f ; . \ T 1 V s ST F. :1 P L l C .\ T 1 \ 'i

. u 1 J) t "t

1 f ). _\ \ C. G <.1 E Tl F. "\' 7..

1 .. 1 I' S 1 \ E , c Ll 1 ;:) c c c "<

1 1 ' J1 n A fl J A '\\" U J D \oJ A N .....,; f


Clcero'nun, Septik'lerle Ilgili dDDnceleri
ve bilgllerini yorumlad
Academlca kitabnn kapa.
1
Septiklie Genel Giri

"SEPT i K L i K H ERHANGi B i R TARZDA G R N L E R i YAR G l LA Rl N KAR


ISI NA K OYAN B i R YETEN E K VEYA Z i H i N TUTUMUDUR. B U N U N SONU
C U B U E K i L D E B i R B i R i K ARI S I N A YERLET iR iL E N K ON ULAR V E G E
R E K E LERD EN D O LAYI i L K O LARAK ZiH i NS E L BAKlMDAN YAR G l YI AS
K IYA ALMA D UR U M U NA G E ME MiZ, i Ki N C i O LARAK P RATiK ALANDA
DA SAR S l LMAZL l K VE RUH H UZ U R U NA U LAMAMI Z D I R . "
Sextus Empiricus, Pironculuun Ana Grleri, 1,14
Cameades'ln bir gavDrD.
SEPTiK TERMNN K ANLAMI
ugn biz Septiklik (phecilik) ve Septik (pheci) terimlerinden
B " felsefede veya metafizikte insann duyularnn veya aklnn ye
tersizliinden dolay gerekliin bilgisine eriemeyeceini, grnn
gerisindeki gereklie ulamann hibir ekilde mmkn olmadn
ileri sren bir reti"yi ve bu retiyi savunan kiileri anlarz (Ceviz
ci, Felsefe Szl, 583). Ancak Antik ada, Helenistik dnemde
ortaya kan ve kendilerini Septikler (skeptikoi) olarak adlandran
bir grup insann 'Septiklik'le kastettikleri ey belli lde bundan
farkl bir ey olmutur.
Yunanca 'skepsis' kelimesi normal kullanmnda 'bir eyi ele al
ma, inceleme, bir ey zerinde dnme' anlamna gelmektedir. Kelime
bu genel anlamndan hareketle ayn zamanda ve daha zel olarak insa
nn herhangi bir konuyu aratrma ve incelemesini ifade etmek zere
kullanlmaya balamtr. Bunun sonucu olarak bir sre sonra 'filozof
ve bilim adamlarnn herhangi bir konu zerindeki yntemli sorutur
mas'na iaret etmeye balamtr. Bylece 'Septik' kelimesinin kendisi
zel olarak 'felsefi aratrc, soruturmac' anlamn kazanmtr.
lf26 nc ksm: septikter

Nitekim S. 2. yzylda yaam ve Septikliin tarihiyle ilgili bilgi


lerimizin byk bir ksmn kendisine borlu olduumuz Sextus Ernpiri
cus Pironculuun Ana Grleri adl kitabnda 'Septiklik'ten sz etme
mizin nedeninin, Septikierin 'aratrclar' (inquirers) olmasndan kay
naklandn sylemektedir. Sextus'a gre herhangi bir eyi aratranlar
balca gruba ayrlr: lk grup, aratrmann bir noktasnda cevab
bulduklarn dnenlerden meydana gelir ( Sextus'a gre bunlar hi ol
mazsa baz sorunlara cevap bulmu olduklarn dnen Aristoteles,
Epikuros, Stoaclar ve bakalardr ve Sextus bunlar 'dogrnatikler' ola
rak adlandrr) kinci grubu, aratrlan problem veya konunun zle
mez olduunu ileri srerek aratrmadan vazgeenler oluturur. (Sextus
bu gruba da Kleitornakhos, Karneades ve dier Orta Akademi dnemi
filozoflarn sokrnaktadr. Ona gre bunlar da dogrnatiktirler, ama ter
sinden w8Ule dogrnatiktirler; nk onlar dogmatik olarak hibir eyin
bilinerneyeceini savunurlar). Ancak nc bir grup daha vardr ki,
bunlar problernin o ana kadar zlmemi olduunu dnrler; ama
bundan dolay aratrnay brakrnazlar, soruturrnalarna devarn ederler
(te Sextus kendisi de dahil olmak zere bu grup iine giren filozoflar
Pironcular veya Pironcu Septikler olarak adlandrrnaktadr).
Sextus ilk iki grup iine giren insanlarn Septikler olmad iin
bu adla yani 'aratrclar' olarak adlandrlrnarnalar gerektiini sy
lemektedir. nk ilk gruptaki insanlar ele aldklar soruna bir zm,
cevap bulmakta o kadar isteklidirler ki, o zamana kadar srdrdkle
ri aratrmann kendilerine meru olarak izin vermedii bir eye, ara
trmann bir safhasnda sonuca, cevap olarak kabul ettikleri bir eye
birden atlarnaktadrlar.
kinci gruptaki insanlar ise bunun tersi bir tutum gstererek, o
zamana kadar srdrlen aratrmann yine kendilerine meru olarak
izin vermedii bir eyi benimseyip, acele verilmi bir kararla sz konu
su sorunun zlemez olduunu ileri srmektedirler. Konu hakknda
sylennesi gereken her eyin henz sylennemi veya yaplmas gere
ken aratrmann henz btnyle yaplmam olduunu gz nne
almakszn sorunun zlemez olduuna karar verrnektedirler.
. septiktiRe senet giri 427

Ancak nc gruba giren insanlar ki, bir yandan bu ikinci


grup gibi zerinde konutuklar sorunun henz zlmemi olduunu
kabul ederken, te yandan nihai yargda !I!aktan kas:!!!!_!> onu
_ _

herhangi bir karara balamaktan ekinirler. te asl anlamda Septik


ler bunlardr ve bu kiiler hakknda Septik kelimesini kullanmann ve
ya onlarn kendilerini Septikler yani aratrclar olarak adlandrmala
rnn hakl nedeni budur (PAG, I, 1 -4).
Bununla birlikte Sexrus Empiricus'un Septiklik ve Septikler hak
knda verdii bu aklamay pek de olduu gibi ele almamak gerekir.
nk Sexrus'un yapt bu ayrmda ilk grupla dier iki grup arasnda
ki ayrm ak olmasna ramen, ikinci grupla nc grup arasndaki
ayrm ayn lde ak deildir. Sexrus ikinci gruba giren insanlarn ace
le verilmi bir kararla, ele aldklar sorunun zlemez olduu sonucu
na varmalarna karlk, nc gruptaki insanlarn aratrma y srdr
dklerini ve ele alnan sorunu bir karara balamaktan kandklarn
sylemektedir. Ancak Sexrus'un kendisinin ayn eserde Septikler hakkn
da verdii bilgiler durumun pek de byle olmadn gstermektedir.
nk bu bilgiler, Septikierin herhangi bir konuda aratrnay
srdrme ynnde aba gstermekten ok, [ilgi deeri olan h!!rha_'!g
lzj!.__ onuca varman n neden tr mmkn olmadn savunma y
nnde srar eden kiiler olduunu gstermektedir. Geri ilerde grece
imiz gibi Sextus, Septiklik tarihi iinde bir ayrm yaparak Orta Aka
demi dnemi iinde yer alan Karneades, Kleitomakhos gibi Septikierin
yukardaki snflamada ikinci gruba giren insanlar olarak adlandrl
malar gerektiini, nk onlarn hibir eyin bilinemeyecei ynnde,
bir bakma dogmatik olan bir tutumu temsil ettiklerini, buna karlk,
kendisinin iinde olduu son dnem Septiklerinin byle bir iddiada
bulunmayp, sadece yarglar askda tutmak gerektii gr yle yerin
diklerini sylemektedir. Ancak herhangi bir konuda yargy askda tut
ma gibi bir tutumun eylerin bilinemeyecei grnden pratikte ne
kadar farkl olduu bir yana, Sexrus'un da iinde bulunduu bu gru
bun herhangi bir eyin herhangi bir ekilde bilinebilecei grne ne
kadar ak olduu da belli deildir.
428 nc ksm: septikler

nk ilerde greceimiz gibi bu dneme mensup Septikler,


onun balatcs olan Ainesidemos'un grlerini takip ederek eylerin
doas hakknda gvenilir bir bilgiye erimenin neden dolay mmkn
olmad hakknda ok sayda argman sralamaktadrlar. Bylece on
larn bilgiyi elde etme konusunda imdiye kadar giriiimi olan aba
larn bir sonu vermediinden hareketle, bu abalar devam ertirmek
gerektii grnde olmaktan ok insann bilgi yetilerinin yetersizli
inden tr gvenilir bir sonuca varmann imkansz olduu gr
n savunduk/ar anlalmaktadr.
Bylece kelime anlam bakmndan bir eyi ele alma, inceleme,
soruturma anlamna gelse de, Septikliin daha sonra tarih iinde
'felsefede veya metafizikte insann duyularnn veya aklnn yetersiz
liinden dolay gerekliin bilgisine eriemeyeceini, grnn geri
sindeki gereklie ulamann hibir ekilde mmkn olmadn ileri
sren gr' olarak kazand anlamn doru veya hakl olduu an
lalmaktadr.

SEPTKLGN KAYNAKLARI
Yunan felsefesinde pheci eilimler Septiklerle birlikte ortaya kma
mtr. Ksenophanes'in, Yunanllarn genel tanr anlaylarndaki insan
biimci elere kar ktn grmtk Onun Homeros-Hesiodosu
Tanr anlayna ynelttii eletirilerini temsil eden olumsuz retisinin
dinsel anlamda pheciliin bir ilk rneini tekil ettiini syleyebiliriz.
Herakleitos'un hibi_H_n var olmad!:, nk sabit veya de
imez olmad, tersine her eyin srekli bir ak ve olu iinde oldu
una ilikin nl retisini de, pheci bir kurarn olarak okumamz
veya deerlendirmemiz mmkndr. nk Herakleitos bylece dn
yann bize grnd gibi olmadn sylemekte ve grnle gerek
lik arasnda ayrm yapmaktayd. Ona gre grnte sabit ve dei
mez olan nesneler dnyas gerekte srekli bir olu ve deime halin
deydi ve bu dnyay bize sabit ve deimez gibi gsteren duyu organ
larmz yanlmakta, dnya veya nesneler hakknda gvenilmez, yanl
bir bilgi vermekteydi.
1. septiklite genel giri 429

Parmenides'in de bu ayn dnce dorultusunda ilerlediini


grmtk. Geri Parmenides Herakleitos'un oluu tanrlatrmasna
iddetle kar kmakta ve sabit ve deimez bir varla, gereklie
olan kesin inancn en kararl bir biimde savunmaktayd. Ama o g
rn ve gereklik arasnda Herakleitos'tan daha keskin bir ayrm
yapmakta ve grnn arkasnda yatan gereklie ulama konusun
da duyularmzn yetersizliini daha kesin bir ekilde vurgulamaktay
d. Hatta bununla da kalmayarak 'sanlara gre d nya' ile 'akla gre
dnya' arasnda kategorik bir ayrm yapmay zorunlu grmekteydi.
Bylece Parmenides duyularn tankln reddetmesi ve fenomenler
dnyasna olan genel inanc eletrmesi bakmndan phecilere olduk
a yakn bir bak asn temsil etmekteydi.
Parmenides'in rencisi olan Zenon'un/ hocasnn grlerini
savunmak iin ortaya att aporiler veya paradokslar yine pheci bir
bak asnn rnleri olarak okuyabileceimizi grmtk. Bilindii
gibi Zenon'un bilgi__z!l!_ Q...O!iif!>_i!_etis_ yo_tu:_ Zenon bi
ze dnyann ne olduu, ne ekilde olutuu hakknda herhangi bir ey
sylememekteydi. Btn amac Parmenides'in varlk retisine veya
metafiziine kar kanlarn tezlerinin bizi gtrd sama veya ka
bul edilemez sonulara iaret etmekti. Zenon yle demekteydi: Par
menides'in varln bir olduunu ve hareket ve deimenin, okluun
olmadn syleyen tezini sama m buluyorsunuz? Peki sizin bunun
tersini savunan grnz daha m az sama ya da daha m az eliik
tir? Bu tutum ise varlk hakknda konumann, onun ne olduunu ve
ya nasl bir yapya sahip olduunu sylemenin, onun hakknda bir
yargda bulunmann karlat glkleri gstermesi bakmndan yi
ne son derece pheci bir bak asna iaret etmekteydi.
te yandan Zenon, btn paradokslarn zerine dayandrd
genel tezi bakmndan da pheci bir gr temsil etmekteydi. Bu tez
maddeyi ne sonsuza kadar blnemez ne de sonsuza kadar blnebi
lir bir ey olarak dnmenin mmkn olmad teziydi. Zenon'a g
re maddenin sonsuza kadar blnemez olduunu ileri srmek mm
kn deildi, nk bir nicelik olan veya bir nicelie sahip olan her e-
4 30 nc ksm: septikkor

yin blnmemesi iin mantkl bir neden ileri srlemezdi. te yandan


onun sonsuza kadar blnebileceini ileri srmek de maddenin kendi
sini ortadan kaldrmak ve eyay var olmayan eylerden meydana ge
tirmek tehlikesini iermekteydi. Bylece Zenon'un ana tezi madde ve
ya eya, zerinde konumann, bir yargda bulunmann mmkn ol
mad eklindeydi.
Demokritos, benzeri bir pheci tutumu daha da ak ve daha po
zitif bir ekilde ortaya koymutu. Grn-gereklik ayrm, nesnelerin
aslnda grndkleri gibi olmadklar, duyularmzn eyann yaps hak
knda bize gvenilir bilgiler vermedikleri ynndeki pheci temalar,
Demokritos'da daha ilenmi bir ekilde ortaya konmakta ve baz yeni
unsurlada desteklenmekteydi. Onun birincil niteliklerle ikincil nitelikler
arasnda yapt ayrm bu yeni unsurlarn banda gelmekteydi. Buna
gre, biim ve byklk gibi birincil niteliklerin nesnelerin kendilerinde
olmalarna karlk renk, ses, tad gibi nitelikler zneden, znenin yap
sndan ileri gelen znel eylerdi, Demokritos'un deyiiyle onlar ancak bi
rer 'san, varsaym veya ad' olarak vardlar. Bu erevede olmak zere
Demokritos -Bir_ ey ac -ktan ok tatl deildir" (DK B 156) de
mekteydi. Bu, onun iin bir eyin en azndan baz niteliklerinin ne olduk
larnn herhangi bir biimde bilinemeyecei anlamna gelmekteydi.
Demokritos'ta akl duyulara dayanmamakta, tersine onlar red
detmekteydi, ama te yandan akl veya Demokritos'u atomlar ve bo
luk varsaymna gtren yine duyulard. nk Demokritos Parmeni
des'ten farkl olarak evrende hareket ve deimenin varln kabul et
mekte ve onu aklamak iin gzle grlmeyen veya daha genel olarak
duyularla alglanamayacak kadar kk olan atomlarn ve boluun
varln ileri srmekteydi. Baka deyile Demokritos atomcu retisi
ni ortaya atmak iin yine duyularn bize verdii biimde bir evrenden,
Parmenides'in varln reddettii evrenden hareket etmekteydi. De
mokritos'ta duyularn akla ynelttii 'Bizi ykmak iin delillerini yine
bizden alyorsun" sulamasnn gerisinde yatan sitemin nemli bir bo
yutu buydu. O halde Demokritos bir yandan duyular reddederken,
ayn zamanda onlar kabul etmekte; te yandan akl duyularn dn-
. septiklite genel giri 431

da bir ey olarak tanrolarken ayn zamanda onu duyulara dayandr


maktayd. Bunun yine olduka pheci bir unsur ierdii akt.
Sokrates ncesi felsefede phecilik, en geni ve sistemli biimde
Sofistlerde ortaya kmt. Protagoras, birey insan onun bireysel alg
larn hakikatn lt klmt. Bu, Platon ve Aristoteles'in hakl ola
rak iaret ettikleri zere ortada evrensel, tmel bir hakikatn olmad
veya byle bir hakikat olsa bile bizim onu kesinlikle bilemeyeceimiz
anlamna gelmekteydi. nk Protagoras, her bireyin bireysel alglar
nn kendisi iin doru olduunu, ancak bunun zorunlu olarak bakala
r iin de doru olmas anlamna gelmediini sylemekteydi. Bylece
btn alglar, aralarnda bir fark olmakszn ayn lde doru idiler
veya doruluk ve yanllk evrensel olarak bir anlam ifade etmemektey
di. Protagoras bu gryle, tutarl olarak eliik veya birbirine tmy
le aykr iddialarn ayn lde gvenilir olduklarn ileri srmt. Ev
rensel bir dorunun varln inkar etmek ise hi phesiz bilginin im
kann ortadan kaldrmak anlamna gelmekteydi. Protagoras'n bu p
heciliinin sadece fizik doayla snrl kalmadn, insan hayatnn, in
sani kurumlarn, insani deerlerin, inanlarn btnn iine aldn
da grmtk. Bata Gorgias olmak zere daha sonraki Sofistler bu
phecilii daha ileri noktalara, nihilizme kadar gtrmlerdi.
Sokrates'in kendisi de en azndan baz bakmlardan bu pheci
akm iinde yer almaktayd. Onun, doa felsefesiyle, doayla ilgili so
runlarla ilgilenmemesinin bir nedeni ancak insanla ilgili sorunlara
nem vermesi idiyse bir baka nedeni de kendisinden nceki Doa Fi
lozoflar'nn doa hakknda verdii aklamalar yeterli veya ikna edi
ci bulmamasyd. Bu, Sokrates'in sz konusu filozoflarn doa kuram
larnn ciddi bir bilgi deeri olduunu dnmedii anlamna gelmek
teydi. te yandan onun insan, erdem, mutluluk hakknda Yunan dn
yasnda var olan veya savunulan geleneksel tezler hakknda nasl p
heci bir tutumu temsil ettiini biliyoruz. Sokrates'in bildii tek ey, di
erlerinden farkl olarak kendisinin bu konularda da ciddi veya gve
nilir bir bilgiye sahip olmadyd. Platon'un Sokratik diyaloglarnn
Sokrates'i, en azndan bu aamada yani felsefi soruturma aamasnn
432 nc ksm: septikler

balanglarnda kesinlikle pheci olarak adlandrlabilecek bir tutu


mu temsil etmekteydi.
Hatta Platon'un kendisi bile bir anlamda pheci saylabilir
veya Platon'un bizzat kendisinde de pheci baz unsurlarn varl
na iaret edilebilirdi. Platon kendisine gelinceye kadarki dnemde
Yunan dnyasnn, Yunan aydnlarnn iinde bulunduu ruh veya zi
hin ortamn entelektel bir anari ortam olarak grmekte ve bu or
tamdan bir k yolu aramaktayd. Bu nedenle gerek varlk gerekse
bilgi kuramn bu pheci ortamdan bir k yolu olarak ortaya at
mt. Platon'un daha nce zerinde durduumuz byk bahsini, ku
marn ve varsaymn phecilie kar gl bir reddiye olarak ta
sarlam olduunda kuku yoktur. Platon, duyusal dnyann varl
ve gereklii konusunda Herakleitos'un pheciliini paylamaktay
d. Bu dnyannn bilinebilirlii, gerek bilginin konusunu olutur
mas konusunda da yine Herakleitos, Demokritos ve Protagoras'la
ayn dncelere sahipti. Tanrlarn insan biimci olarak tasarianma
s konusunda da Ksenophanes'in phelerine ve eletirilerine katl
maktayd. Ancak Sokrates gibi o da, pheci veya septik tutumun,
iinde kalnmas mmkn veya doru olan bir tutum olmadn d
nmekteydi. Bu phecilikten kurtulmak iin idealist varlk kuram
n veya idealar metafiziini, rasyonalist bilgi kuramn veya akln ya
nlmazlna dayanan retisini, znelci ve grelici olmayan nesnelci,
mutlak ahlak ve siyaset grn ortaya atmt. A ncak bu pozitif
kurarnlarnda bile kararllk gstermemi, hayat boyunca onlar ze
rinde oynamak ve onlar u veya bu ynde deitirmek ihtiyacn
duymutu. Bu erevede olmak zere idealar metafiziinin farkl
versiyonunu gelitirmi, daha nce varln tanmak istemedii du
yusal dnyann, doann varln kabul etmi ve nihayet siyaset ku
ram zerinde de baz nemli deiikliklere girmiti.
te Yunan felsefesinin ta balanglarndan beri iinde bulun
durduu bu pheci unsurlar, itirazlar ve eletiriler sonunda farkl ve
bamsz bir okul veya akm olarak Septik okulu meydana getirmitir.
Bu Septik okula mensup dnrlerin daha ncekilerden temel fark,
. septiklite genel giri 433

szn ettiimiz btn bu pheci unsur, itiraz ve eletirileri felsefi ba


kmdan tutarl ilenmi bir sisteme dntrm olmalardr.
Bu dnrlerin baz nde gelenleri gelitirdikleri pheci re
tilerinde kendilerinden evvel gelen ve yukarda adlarn belirttiimiz fi
lozoflara, onlarn pheci ynde yorumlanmas mmkn gr ve d
ncelerine neler borlu olduklarnn bilinci iinde olmu, onlar ak
olarak belirtmilerdir. Bu balamda olmak zere, zerinde duraca
mz Orta Akademi dnemi Septikleri kendilerini ak olarak Sakra
tes'in ve Platon'un varisieri olarak tanmlamlardr.
Bunun yansra onlar, kendilerini daha nceki 'pheci' filozof
lardan ve onlarn pheci grlerinden ayran ve farkllatran zgn
yanlarnn ve zelliklerinin de bilincinde olmu ve bu ynlerini de ak
bir ekilde vurgulamlardr. Bu balamda olmak zere son dnem
Septikliinin iki nemli temsilcisinden biri olan Sextus Empiricus, ken
dileriyle dier pheci okullar ve filozoflar arasndaki farkllklar ay
rntl bir ekilde ortaya koymaya almtr. Sextus bu farkllklarn
en nemlisi olarak, daha ncekilerin phecilik/erinden zgn bir pra
tik, bir davran kuram karmamalarna karlk kendilerinin bu yn
de bir mutluluk kuram gelitirmi olduklar konusunda srar etmitir.
Son olarak Ainesidemos ve Sextus Empiricus gibi byk sphe
ci yazarlar veya filozoflar, antik a pheciliinin btn tezlerini ve
argmanlarn bir araya toplayarak daha sonraki alarda gerek Do
u'da gerekse Bat'da ortaya kacak olan benzeri pheci akmlara ve
dndere (Gazali, Montaigne, Hume, Kant vb. ) ok zengin bir p
heci argmanlar malzemesi salamlardr.

SEPTKLGN DNEM
Stoaclk gibi Septikliin de -veya drt- dnemden getii grl
mektedir. Bunlardan ilki Piron ve onun rencisi Timon tarafndan
temsil edilen ve genel olarak Pironculuk veya Eski phecilik diye ad
landrlan dnemdir.
kinci dnem ise . 3. yzylda Platon'un Akademi'sinin ba
na geen ve Piron ile Timon'un adn anmakszn ortaya att metoda-
4 34 nc ksm: septikler

lojinin kurucular olarak Sokrates ve Platon'u zikreden ve onlara da


yandn ileri sren Arkesilaos'un balatt ve Akademi'nin bnyesi
iinde ortaya ktndan tr Akademi phecilii veya Akademik
phecilik diye adlandrlan dnemdir. Bu dnem, Platon'un ve hemen
onu takip eden ilk yneticilerin meydana getirdii Eski Akademi d
nemine nisbetle Orta Akademi dnemi olarak da adlandrlr.
Bu arada Orta Akademi dnemi iinde ikinci bir ayrm yapa
rak, Arkesilaos'un temsil ettii dnemi Orta Akademi dnemi diye ad
landrp Arkesilaos'tan sonra okulun bana geen Karneades ve onu
izleyen dier baz Septik filozoflarn dnemini nc veya Yeni Aka
demi dnemi olarak adlandranlar da vardr.
nc dnem, hakknda fazla bir ey bilinmeyen, ancak . 1 .
yzylda yaam ve Yeni Akademi dnemi pheciliinin 'dogmatik'
diye nitelendirdii bilinemezci tutumundan rahatszlk duyduu iin
kendi bamsz felsefi pheciliini ortaya atm olan Ainesidemos'la
balayan ve Sextus Empiricus'un da dahil olduu son dnemdir.
Ainesidemos, Yeni Akademi dneminin yani Karneades ve onu
izleyenierin pheciliini redderek veya atlayarak kendisini Pironculu
un bir yeniden canlandrlmas olarak takdim eder. Bu dnemin bir
baka nemli ismi olarak Agrippa da (. 1 yzyl) zikredilir. te yan
dan baz felsefe tarihileri bu son dnemi de Pironculuun Ainesidemos
tarafndan yeniden canlandrld, sistemletirildii ve diyalektik ola
rak gelitirildii bir ilk dnemle, Sextus Empiricus'ta zirve noktasn bu
lan Empirik Septiklik dnemi olarak iki ayr alt dneme de ayrrlar.
Her halkarda bu son dnem, Sextus Empiricus'un eserleri sa
yesinde hakknda en ok bilgi sahibi olduumuz Septiklik dnemidir.
Sextus Empiricus, lka pheciliinin en olgun, en zengin versiyonu
nu temsil etmektedir. Bu dnemin bir baka zellii Ainesidemos ve
Sextus Empiricus gibi phecilerin, antik a pheciliinin btn tez
lerini ve argmanlarn bir araya toplayarak daha sonraki alarn
phecilerinin kendisinden yararlanacaklar zengin bir pheci arg
manlar deposunu meydana getirmi olmalardr.
2
Erken Dnem Septiklii veya Pironculuk

" BYLECE O (P i R O N) B i L i N EMEZC i L i K VE YARG l YI ASK l YA ALMA


KAVRAMI N I ORTAYA ATARAK SON D E RECE SOYLU BiR K U RAM GE
LiTiRMi G R N ME K T E D i R . N K O H i B i R EYiN NE GZEL, N E
i R K i N ; N E iYi N E D E K T O L D UGUNU SYLEMiTiR. B E N Z E R E
K iL D E ONA G R E H ER D U R U M D A GEREKTE H i B iR EY VAR DE
G i L D i R , FAKAT i NSAN LAR H ER EY i UYLA I M VE A L I K A NL I K LA YA
PARLAR; N K H i B i R EY U N DA N DAHA OK BU D E G i L D i R."
Diogenes Laertius , I X , 6 1
Plron'un bir lzlml.
SEPTKLGN KURUCULARI PRON VE TiMON
eptikliin ilk dnemiyle ilgili olarak Piron ve Timon'u birlikte ele
S almak zorundayz. nk bu dnemin balatcs olarak Piron'un
ad belirtitmekle birlikte Piron'un grleri hakknda bilgi veren ve bu
grlerin daha sonraki felsefi dnce dnyas tarafndan tannmas
n salayan Timon'dur. Bundan dolay Septikliin ilk dneminden sz
edilirken Piron ile Timon birlikte ele alnr.
Piron, Heleniscik dnemin dier nemli iki okulunun kurucula
r olan Epikuros ve Kbrsl Zenon'la adatr; ancak onlardan daha
nce, . 360/365 ylnda Peloponnes yarmadasnn kuzey batsnda
bulunan Elis kentinde domu, . 270/27 5'te lmtr.
Piron'un hayatnn ayrntlar, felsefi eitimi, hocalar hakknda
fazla bir ey bilmiyoruz. Diogenes Laertius onun 'Stilpon'un olu
Bryson'un rencisi' olduunu sylemektedir. Bu muhtemelen 'Stilpon
veya Bryson' ibaresinin bozulmu eklidir. nk Bryson, Stilpan'un
olu deildir; onun gibi Megara okuluna bir filozoftur. Stilpan'un ken
disi . 320'lerde Atina'da dersler vermitir. Esas olarak ahlak felsefe
siyle ilgilenmi ve felsefesine Kinik retiden de baz unsurlar katm-
438 nc ksm: septikler

tr. Bunlar, ahlak alannda en yksek deerler olarak kiinin kendine


hakimiyeti, d eylere kar kaytszl, onlardan etkilenmemeyi savu
nan esas olarak Kinik kaynakl unsurlardr.
Diogenes Laertius, Piron'un hayatnda ikinci nemli bir isim ola
rak Anaksarkhos adnda bir filozoftan sz etmekte ve Piron'un gittii
her yerde bu kiiyi izlediini sylemektedir. Anaksarkhos Demokritos'la
ayn kentli, Abdera'ldr. Byk skender'in saray evresinden olup, Hin
distan'a yapt seferde de yannda bulunmutur. Anaksorknos'un 4.
yzylda Demokritos'un atomcu retisini devam ettirenlerden biri ol
duu ve Demokritos'un duyularn doru bilgi verme konusundaki ihti
yatl eletirilerini, genel bir phecilie dntrd anlalmaktadr.
Sextus Empiricus, onunla Kinik bir filozof olan Monimus'un var olan
eyleri bir tiyatro dekoruna benzettiklerini, bylece onlarn normal in
sanlarn ryalarndan, delilerin hayallerinden daha fazla bir deere sa
hip olmadklarn ileri srdklerini sylemektedir (LS, 1 D).
Piron'un Anaksarkhos'un felsefesinin teorik, Stilpan'un ise da
ha ok pratik yanndan etkitenmi olduunu dnmek mantkl g
rnmektedir. nk Piron, Anaksarkhos gibi teorik bilginin imkann
dan phe etmekte ve bundan hareketle de Stilpon gibi ahiakn temel
ama olarak insann kendi kendine yetmesi, d eylerin etkisi altnda
kalmamas, i huzur veya dinginlie (ataraksiya) ulamann peinden
komas gerektiini savunmaktadr.
Piron'un hayatyla ilgili olarak bilinen bir baka nemli ayrnt
Anaksarkhos ile birlikte Byk skender'in Dou'ya yapt sefere ka
tlm ve bu vesileyle Hindistan'n nl 'ileci rahipler ve filozoflar
(Gymnosoflar ve Ma'lar) ile tanma imkann bulmu olduudur. Bu
Hindistan yolculuunun Piron'un felsefesi zerine gerekten bir etkisi
olup olmad konusu ok tartlmtr. nk bu dnemde Hint d
ncesinde de d dnyann gerekliinden phe eden bir akm vardr.
te yandan Piron'un bilge insan idealiyle, geleneksel Hint bilgesi ara
snda baz benzerlikler olduu da grlmektedir. Ancak Piron'un ge
rek bu phecilik akmndan, gerekse bu bilge insan idealinden erkilen
mi olduunu gsteren ciddi bir kant mevcut deildir.
. erken dnem septikiiRi veva pironculuk 439

Piron da Sokrates gibi hibir eser yazmamtr. Ayrca Sakra


tes'ten farkl olarak insanlarla birlikte bulunmaktan, onlarla konuup
tartmaktan holanan biri de deildir. Onun toplumdan uzak, mnze
vi bir hayat srmeyi tercih ettii anlalmaktadr. Nihayet ada Epi
kuros ve Zenon'un aksine ve yine Sokrates'e benzer bir ekilde bir
okul da kurmamtr.
Timon'a gelince, onun Piron'dan krk ya daha gen olduu,
. 320'de doduu ve Piron gibi uzun bir mr srdkten sonra .
230'da ld sylenmektedir. Onun da Piron gibi nceleri Megarab
Stilpan'un rencisi olduunu, bir sre onunla birlikte bulunduktan
sonra doduu yere, Nikaia'ya dndn, burada evlendiini, arka
sndan karsyla birlikte Elis'e, Piron'un yanna geldiini, ocuklar
oluncaya kadar burada yaadn, daha sonra Atina'ya getiini ve
hayatnn sonuna kadar da burada kaldn renmekteyiz.
Timon'un, hocasnn aksine, edebiyattan holand, felsefeden
bo kalan zamanlarnda iirler yazd, tragedyalar, komedyalar ka
leme ald anlalmaktadr. Diogenes Laertius ayrca onun kitap
tan meydana gelen talamalar ( Silloi) yazm olduunu sylemekte ve
bu kitaplar hakknda baz bilgiler vermektedir. Bu bilgilerden sz ko
nusu kitaplardan birincisinin anlar, ikinci ve nenn ise diyalog
biiminde kaleme alnm olduu anlalmaktadr. Bu eserlerde Ho
meros ve Hesiodos'un iirlerinin gln taklitleri yaplmakta ve Aris
toteles, Platon, Kbrsl Zenon, Megarab Euklides, Epikuros gibi filo
zoflada alay edilmektedir. Buna karlk Timon'un pheciliin nc
leri veya hazrlayclar olarak grd Parmenides, Eleal Zenon,
Demokritos, Protagoras hakknda daha saygl bir dil kulland gz
lemlenmektedir.

PRON'UN ANA TEZLER


Timon, S. 2. yzyln balarnda yaad hesaplanan ve Aristotelesi
bir filozof olan Aristokles'in verdii bilgiye gre, Piron'un grlerini
nemli soruda zetlemitir. Ona gre Piron mutlu olmak iin bir in
sann u soruyu kendisine sormas gerektiini ileri srmtr: )
440 nc ksm: septikler

eylerin doas nedir? ) Onlara kar nasl bir tutum izlemeliyiz? )


Bu tutumun bizim amzdan sonucu ne olacaktr veya ne olmaldr?
Timon'a gre Piron birinci sorunun cevab olarak u gr ile
ri srmtr: eyler, kendileri hakknda bilgi sahibi olmamz bakmn
dan aralarnda bir ayrm yaplamaz, zerlerinde karar verilemez, l
lemez bir doaya sahiptirler. Bundan dolay ne duyumlarmz ne de d
ncelerimiz onlar hakknda bize doru veya yanl herhangi bir ey
syleyemezler, herhangi bir bilgi veremezler.
Peki, bu durumda onlara kar nasl bir tutum izlememiz gere
kir? Bu ikinci soruya cevap olarak da Piron'un unu syledii anlal
maktadr: eylerin doas bu olduuna gre onlar hakknda hibir yar
gda bulunmamal (epokhe), onlarla ilgili hibir gre sahip olmama
l, hibir gr benimsememeli ve bu tutumuzu da hibir ekilde de
itirmemeliyiz.
Peki, bu tutumun, bu tutumu benimseyenler asndan sonucu
ne olacaktr veya ne olmaldr? Timon bu sonucun, insann azn a
mamas (aphasia), eylerle ilgili olarak btn kayglardan korunmu
olmas, mutlak ruh huzuru (ataraksiya) ve zgrlk olaca veya ol
mas gerektiini ileri srmektedir (LS, 1, F).
Bu pasajn genel olarak pheciliin, zel olarak erken dnem
yani Piron-Timoncu dnem pheciliinin temel grlerini ifade et
mesi bakmndan anahtar niteliinde bir deere sahip olduunu gr
mekteyiz. nk bu grte, Pironculuun hem ana teorik tezi hem de
bu teorik tezin sonucu olarak teklif ettii pratik davran retisi, son
derece ak bir tarzda kendini gstermektedir.

METAFiZiK TEZ: EYANIN DOGASI YOKTUR


Piron tarafndan savunulduu ekliyle bu teorik tez bize sadece duyu
organlarmzn veya dnme yetimizin yetersizliinden tr nesneler
hakknda doru bilgi sahibi almamzn zor veya imkansz olduunu
sylemekle kalmamakta; bundan daha ileri, daha radikal bir ey ne
srmektedir: Bu szler Piron'un -ve onun bu grn izleyen Ti
mon'un- eylerin doas hakkndaki bilgisizliimizin nedenini bizim
2. erken dnem septiklii veva pironculuk 441

bilgi aralarmzn yetersizliinden ok eylerin bizzat kendilerinde,


kendi doas ve zelliklerinde aramak istediklerini gstermektedir.
Long-Sedley, Timon tarafnda Piron'a mal edilen bu birinci tez
de, ona duyum ve dncelerin kendileri bakmndan doru veya yan
l olmalar mmkn olmakla birlikte, bizim onlarn byle olup olma
dklarn bilemeyeceimiz ynnde bir retinin izafe edilmediine dik
kat ekmektedir (LS, 1 6 ). Yani Piron burada sonraki phecilerin dog
matik diye nitelendirecekleri filozoflara, Epikurosulara, Stoaclara ve
dierlerine kar karken srekli olarak ternde alacaklar bir ey, ze
rinde uzlalm veya uzlalmas mmkn 'bir doruluk lt'nn var
olmad konusu zerinde durmamaktadr. O, byle bir doruluk l
t tartmasndan daha nce gelen bir eyle, eyann kendisinin nasl bir
yapya sahip olduu, doas bakmndan bilinebilir bir yapya sahip
olup, olmad sorunuyla ilgilenmektedir. Timon'un bu szleri, Pi
ron'un dnyann veya doann bizzat kendisinin belirlenmemi, kar
k, kavramlmas mmkn olmayan bir yapda olduu, onu meydana
getiren eylerin llemez (unmeasurable), aralarnda bir ayrm yapla
maz (indifferent), haklarnda bir yargda bulunulamaz (inarbitrable)
zelliklere sahip olduunu dndn gstermektedir.
Ancak Piron bunu nereden bilmekte veya neye dayanarak bu te
zi ileri srmektedir? Bu konuda hibir aklama yoktur. Piron'un bu
konuda herhangi bir kant getirmedii anlalmaktadr. Spheciliin
daha sonraki dnemi, Yeni Akademi dnemi pheciliinin kurucusu
olan Ainesidemos'un Piron'un bu gr hakknda getirdii aklama
ise pek tatmin edici grnmemektedir. Bu aklamaya gre Piron'un
eyann doas hakknda bu tr bir gre sahip olmasnn, bunun so
nucu olarak da onlar hakknda bir yargda bulunmay reddetmesinin
nedeni onlarla ilgili eitli filozoflar tarafndan ortaya atlm olan
retilerin birbirlerine aykr, birbirleriyle atma iinde olduunu gz
lemlernesi olmutur (DL, IX, 106).
Gerekten de Sokrates ncesi Doa Filozoflar'nn ana madde
nin, doann ne olduu, bir mi ok mu olduu vb. konusundaki fark
l ve birbirleriyle elien aklamalarnn, Sofistleri phecilie gtr-
442 nc ksm: septikler

mede belli bir rol olduunu grmtk. Onlarn Sokrates'i doa fel
sefesinin veya metafiziin deeri hakknda olumsuz dncelere gtr
mede belli bir etkileri olduunu da biliyoruz. O halde doa hakknda
yaplan tartmalar ve getirilen eliik aklamalarn Piron'u da phe
ciliine sevketmede belli, hatta nemli bir rol oynam olabileceini
dnmek akla yakn olacaktr. Ancak Piron'un radikal pheciliin
de, bu genel nedenin veya ortamn etkisiyle aklanmas g ve zel bir
havann olduu grlmektedir.
Bu udur: Piron sz konusu doa felsefelerine, varlk metafizik
lerine bir baka doa felsefesi veya varlk felsefesiyle kar kmad
gibi, bu felsefeterin temelinde bulunan ortada bir hakikatn var oldu
u ve onun bilinebilecei tezini de insann bilgi aralarnn bir analizi
ve yetersizliinin gsterilmesi yoluyla rtmeye kalkmamaktadr. O,
basit ve kategorik olarak doann kendisinin yaps itibariyle kark,
belirsiz, llemez bir ey olduunu ileri srmektedir. O halde bu tez,
bir bakma Herakleitos'un 'Her ey akyor' veya Parmenides'in 'Ev
rende hareket veya olu yoktur' tezi gibi bir tr metafizik tezdir.

EPiSTEMOLOJiK TEZ: EYANIN BiLGS MMKN DEGiLDiR


te yandan bu tez, kapsam ve amac bakmndan bu zel tezleri ama
s, nk doann ne olduunu deil, bilinebilir olu p olmadn, var
ln nasl kavranabileceini deil, yaps bakmndan kavramlabilir
olup olmadn sormas ve onun bizden kaynaklanan bir eksiklikten
veya yetersizlikten tr deil, bizden bamsz olarak, bizzat kendi
yaps gerei kavramlamaz olduunu ileri srmesi bakmndan da epis
temolojik bir tezdir. Bu ise Yunan dncesinin iki yz elli yldan beri
yaratmaya alt felsefenin herhangi bir dalna, alanna, tezine yne
lik bir phe, bir itiraz olmaktan ok onun bizzat kendisini ortadan
kaldrmaya ynelik bir saldr olarak yorumlanabilir: nk eer dn
yann kendisi ne olduu aratrlamaz, bilinemez bir yapdaysa, eer
eyann, varln bir doas yoksa veya eliik bir doas varsa hibir
felsefi aratrmann, soruturmann anlam, varlk nedeni veya meru
iyetinin olamayaca aktr.
. erken dnem septikiiRi vera pironculuk 443

Bu tr bir metafizik-epistemolojik gre sahip birinin, eylere


kar taknmas gereken mantkl tutumun ise Piron'un szn ettii
tutum olmas son derece anlalabilir bir eydir. Eer doa, doal ey
ler bilinemez bir yapdaysalar, yapmamz gereken ey, sadece felsefeyi,
bilimi terketmek olmayacak, ok daha radikal olarak eyler hakknda
herhangi bir yargda bulunmamak olacaktr. te yandan bu susma, bir
yargda bulunmamann sadece fiziksel, doal eylerle snrl kalmaya
ca, her trl ahlaki eyler, toplumsal deerler, dinsel inanlar da ii
ne alaca aktr. Bu durumun bilincinde olan akl banda bir insan,
herhalde sadece evren, d dnya, d dnyada bulunan eyler veya ce
reyan eden olaylar hakknda yarglarda bulunmamakla kalmayacak,
insann manevi, kltrel, ahlaki hayanyla ilgili nesneler, olgular, deer
ler vb. hakknda da tamamen sessiz kalmay seecektir.

AHLAKi TEZ: Y VEYA KT DE YOKTIJR


Gerekten Piron'un bizzat kendisinin bu yarglar askda tutma ve
retisini szn ettiimiz ikinci alana yani ahlaki eyler alanna kadar
uzatt da anlalmaktadr. Diogenes Laertius Piron'a ayrd bl
mn hemen banda onun 'ahlaki bakmdan iyi ile kt arasndaki her
trl ayrm' reddettiini, insanlarn yaptklar her eyi doru veya
yanla gre deil sadece uylamlar ve alkanlklara gre yaptklarn
ileri srdn sylemekte (OL, IX, 6 1 ) ve ayn konuya yani pheci
lerin ahlaki eylerle ilgili olarak da herhangi bir dorunun varln ka
bul etmedikleri konusuna daha sonra tekrar dnmektedir. Geri o bu
rada sylediklerinin zel olarak Piron-Timon'un kendileri hakknda
geerli olduu ynnde herhangi bir imada bulunmamaktadr. Bunun
la birlikte onun bu szlerinin ilk dnem phecileri iin de geerli ol
duklarn dnmememiz iin bir neden yoktur:

w (phecilere gre] doa bakmndan hibir ey iyi veya kt de


ildir. nk eer doal olarak iyi ve kt diye bir ey varsa, ka
rn herkes iin souk bir ey olmas gibi onun da herkes iin iyi ve
ya kt olmas gerekir. Ama herkes iin ortak olarak iyi veya kt
diye bir ey yoktur. O halde doa bakmndan iyi veya kt diye
444 nc ksm: septikler

bir ey yoktur. nk ya birinin iyi diye dnd her eyin iyi


olduunu veya onlarn iyi olmadn sylememiz gerekir. Her e
yin iyi olduunu syleyemeyiz, nk bir ayn eyin kimi iyi oldu
unu dnr, rnein hazzn iyi olduunu dnen Epikuros; ki
mi kt olduunu dnr, rnein Antisthenes. Bu durumda bir
ayn eyin hem iyi, hem kt olduu ortaya kar. Eer birinin iyi
olduunu dnd her eyin iyi olmadn sylyorsak, o za
man da grler arasnda bir ayrm yapmamz zorunlu olur. Ancak
kantlarn eit arlkta olmalarndan tr bunu yapamayz. O
halde doa bakmndan iyinin ne olduu bilinemez" (DL, IX, 101).

Piron'un byle bir gr ve tutumu benimseyenler iin bunun


sonucunun ne olacana ilikin, nc tezinde de ayn derece ilgin,
yeni ve kkrtc bir eyle karlatmz sylememiz mmkndr. S
zn ettiimiz bu yeni veya kkrtc ey nedir?

MUTLU OLMAK N BLGYE HTYACIMIZ DA YOKTUR


Piron'a gelinceye kadar Yunan dncesinde ahlak alannda hemen
hemen bir aksiyom gibi kabul edilen genel tez, bugn de ok sayda in
sann kendisine katlaca, hatta mutlu bir hayat iin zorunlu grecei
'phe iinde yaamnn insan iin zor olduu, bunun onu huzursuz
edecei, muduluuna engel olaca' tezi olmutur. Nitekim Sokrates,
insanlarn ounun ahlaki alanda doru diye kabul ettii eylerin ge
erliliinden phelenmi ve kendi durumunu belirtmek zere hibir
ey bilmediini sylemekle birlikte, bunu srekli olarak iinde kaln
mas gereken doru bir ahlaki durum olarak grmemiti. Tersine Sok
rates, bu bilgisizlik, phe durumunu, ancak onu amak, salam, ger
ek bilgiye ulamak iin bir hareket noktas olarak ele almt. Bundan
dolay Sokrates'in phecilii, felsefe tarihileri tarafndan, daha son
raki dnemde karmza kan Descartes'in benzeri phecilii gibi,
hakl olarak, yntemsel (metodik) pheci/ik diye adlandrlr.
Platon da daha zel olarak, duyu bilgilerinin geerliliinden
phe etmekle birlikte bunu asl bilgiye, sarslmaz, kesin aklsal bilgi
ye sramak iin bir basamak olarak kulland gibi ahlak ve siyaset
2. erken dnem seplikliQi veya pironculuk 445

alannda doru bir hayatn ancak doru, kesin bilgiler, inanlar zerin
de kurulabileceine inanm ve bu nedenle filozofun toplumun yneti
cisi olmasn zorunlu grmt.
Aristoteles'e gelince, onun ahlak ve siyaset alannda Platon ka
dar kat dnmediini grmtk. Aristatdes insann teorik ve pra
tik faaliyetler alann birbirinden ayrm, birincinin zorunluluk alan
olduunu kabul etmekle birlikte, ikincinin byle olmadn, iinde ta
d olumsallktan tr bir mzakere, tartma alan olduunu sy
lemiti. Bununla birlikte Aristatdes de pratik alanda belli lde do
ru bilgiye, daha dorusu makul ilkelere ihtiyacmz olduunu savun
mu ve pratik akl veya basireti bu doru bilgiye veya makul ilkelere
uygun olarak tercihlerde bulunmas mmkn olan bir yeti olarak ta
nmlamt.
Helenistik dnemin iki nemli felsefe okulu olan Epikurosuluk
ve Stoacln da bu ana gr paylatklar ve insana mutlu bir pra
tik hayat salayacak olan evren hakknda benzeri bir doru gr, te
orik bir hakikat peinde kotuklarn grmtk.
Burada Piron bu geleneksel gr tmyle tersine evirerek,
insann mutlu olmas iin byle bir doruya ihtiyac olmadn syle
mekte, bununla da kalmayp, insan huzura, dinginlie, mutlulua g
trebilecek tek yolun her eyden phe etme, ahlaki eyler de iinde ol
mak zere hibir ey hakknda herhangi bir yargda bulunmamaktan
getiini ileri srmektedir.

BiLGE iNSAN, BiLEN DEGiL PHE EDEN iNSANDIR


Peki, byle bir phe, eyler zerine her trl yargy askya alma bizi
nasl olur da mutlulua gtrebilir? Piron'un szn ettiimiz devrim
ci tezini anlamak iin bir baka gre, Yunan dncesinde ahlak fel
sefesi alannda Demokritos'la birlikte ortaya kan, Sokrates'le birlik
te arlk ve g kazanan, Kinikler tarafndan benimsenerek u snrla
rna gtrlen, daha sonraki felsefe okullar, gerek Epikurosular, ge
rekse Stoaclar tarafndan byk lde paylalan bir baka gre
deinmemiz gerekmektedir. Bu, mutlu bir insann nasl bir insan olma-
446 nc ksm: septikler

s ve hangi ana zellie sahip olmas gerektii grdr. Btn bu fi


lozof ve akmlarn byle bir insann 'd eylerden etkilenmeyen, ken
dine veya ruhuna hakim, kendi kendine yeten bir insan' olma fikri ve
ya ideali etrafnda birletiklerini ve her biri kendi tarznda olmak ze
re Sokrates, Diyojen, Epikuros veya Zenon'u, byle bir insan idealinin
en iyi bir rnei olarak sunduklarn grmtk Piron'un kendisinin
ahlak alannda byle bir insan idealini tmyle savunduunu ve bata
Timon olmak zere daha sonraki dnemlerin phecilerinin de Pi
ron'un kendisini byle bir insan olarak tasvir ettiklerini biliyoruz.
Konuya bu adan baktmzda, byle bir insann temel ve
ayrdedici zellii olan sarslmazlk, ruh dinginlii, kendine hakimiyet,
hibir eyden erkilenmeme durumunun, eya hakknda hibir yargda
bulunmamay da iine ald veya almas gerektiini syleyemez mi
yiz? Baka bir ifadeyle eyann, hakknda bir yargda bulunulmasn
imkansz klacak bir yapda olduu grnn byle bir ruh durumu
nun ortaya kmasna olumlu bir katkda bulunmas sz konusu ola
maz myd ? Eer eya byle bir yapdaysa insann, bilge insann ona
kaytsz kalmas doru olmayacak myd? Bu durumda eyann bizzat
kendisinin iyi veya kt bir ey olmad, dolaysyla peinden koul
mas veya kendisinden erkilenilmesi gerekmeyen bir ey olduu sonu
cu ortaya kmaz myd?
Nitekim Piron'un kendisinden nce gelen filozoflar arasnda
byk deer verdii sylenen Demokritos'ta bu ynde baz unsurlarn
olduu sylenebilir. Demokritos'a atfedilen fragnanlarn birinde, insa
nn mutlu olmas iin elde edebilecei eylerin peinden komas ve sa
hip olduu eylerle yerinmesini bilmesi gerektii ileri srlmektedir.
Bunun gerekesi olarak da, insann kendisinden daha kt durumda
olan insanlarn durumuna bakmas, kendi hayatn daha kt durum
da bulunan insanlarn hayatyla karlatrmas ve bylece kendisini
ansl olarak grmesi tavsiye edilmektedir ( 1 9 1 . fragman).
Demokritos'un bu fragmann, insann mutlu olmas veya ken
disini iyi hissetmesi iin baka insanlarn kendininkinden daha kt
olan durumlar hakknda bilgi sahibi olmas gerektii eklinde okuma-
. erken dnem septikiiRi veya pironculuk 447

mz mmkn olduu gibi bunun tersine; pheci bir tarzda neyin ger
ekten iyi, neyin kt veya daha kt olduunu bilemeyeceimiz, in
sann kendi durumu hakkndaki belli bir sansnn doru olmad,
nk bir baka bilginin bu sannn doru olmadn gsterdii ek
linde de yorumlayabiliriz. Nitekim Demokritos'un bu olgudan kar
d sonu, insann kendisi hakkndaki yargsnn mutlak olarak do
ru olmad, ancak greli bir deere sahip olduu sonucudur. Demok
ritos, bundan hareketle d nesnelere veya durumlara, onlarn doas
nn u veya bu ey olduu eklindeki bilgiye baml olmayan, insann
ruhsal bamszl ile etkilenmez durumuna dayanan bir hayat tarzn
teklif nermektedir.
Durum ne olursa olsun Piron'un bilgi ve mutluluk aras ilikiler
konusundaki devrimci tezini u ekilde aklamamz mmkndr: Pi
ron, Demokritos'un, Sokrates'in, Kiniklerin, Stoaclarn ahlak alann
daki temel ideallerini, bilge, mutlu insan anlaylarn paylamaktadr.
Bu insan, mutlak anlamda zgr, kendine yeten, d eylerden etkilen
meyen, her trl arzu ve tutkulara direnmesini bilen, hazlar gibi aclar
karsnda da durumunu bozmayan bir insan, kelimenin tam anlamn
da sarslmaz bir ruh skunetine veya huzuruna sahip bir insan olacak
tr. O halde phecilik ve yarglar askda tutma, byle bir insann te
mel yapsna ve zelliine aykr olmak yle dursun, tersine onun ta
lep ettii, gerektirdii bir ey olmak zorundadr. Byle bir insan iin
dnya, her ey tmyle kendilerine kaytsz kalnmas gereken, hibir
zel deeri veya nitelii olmayan nesnelerden meydana gelmek zorun
dadr. Byle bir insan iin sadece maddi, fiziksel nesnelerin, onlarn ge
tirecekleri haz ve aclarn deil, insanlarn iyi, gzel, onurlu -veya ter
si- diye kabul ettii dier eylerin, toplumsal hayatn kendisinin, in
sanlarn alkanlklarnn, uylama dayanan grlerinin, dinsel
inanlarnn da bir deeri olmamak zorundadr. Ksaca bu tr bir bil
gelik ideali varlk ve bilgi alannda phecilii reddetmek yle dursun,
ona dayanmak, ondan hareket etmek zorundadr.
Bu yorumumuzun doru olduunu gsteren bir ey, pheci ge
lenein Piron'u tam da bu tr bir insan olarak tasvir etmi olmasdr.
448 nc ksm: septikler

Timon onun hakknda "Grdm insan [Piron] byle bir insand,


nl, nsz btn insanlara boyun ediren her trl baskya direnen,
onlarn hibirinden etkilenmeyen bir insand" demektedir (LS, 2, B).
Diogenes Laertius, Piron'un kaytszlk ve bamszlnn, insanlarn
dnce ve grlerinden ekilenmemesinin birok taraftar olduunu
belirttikten sonra Trnon'un onun hakknda unlar sylediini yaz
maktadr:

"Ey yal adam, Ey Piron, Safisrierin samiarna ve bo dnceleri


ne kle olmaktan kurtulu yolunu nereden ve nasl buldun? Her
trl kandrmacann ve iknann prangalarn nasl zdn? Yuna
nistan'da hangi rzgarlarn estiini, eylerin nereden gelip nereye
gittiini renmek zahmetine girmedin" (DL, IX, 64-65).

Bir baka eserinde Timon'un Piron'un sakinliinden, etrafnda


olup bitenlere hi nem vermemesinden, hibir zaman dinginliini
bozmakszn yaamasndan duyduu hayranl belirttiini ve bu ba
kmdan onu Tanr'ya benzettiini de grmekteyiz (LS, 1, D)
Pironculukta bu sarslmayan, hibir eyden etkilenmeyen bir
insan olarak bilge ideali ve kendine yetme, d eylere ihtiya du yna
ma anlamnda mutluluk anlay o kadar egemendir ki, Piron'un ken
disi bu grnden dolay baka bakmlardan kendilerine o kadar
kar olduu Stoaclada karlatrlp, onlarla bir arada anlabilmi
tir. rnein Cicero Stoaclar iinde erdem konusunda en sert gr
temsil eden Ariston ile Piron arasnda bu bakmdan bir benzerlik bul
maktadr.
Ariston daha nce grdmz gibi erdemle erdemsizlik arasn
da hibir ara durumun olmadn ileri srm ve daha zel olarak di
er Stoaclarn, bu arada okulun kurucusu olan Zenon'un salk, iyi
n, zenginlik gibi zleri bakmndan iyi, deerli olmamakla birlikte
kartlarna gre doal bir ekicilie, tercih edilebilirlie sahip olduk
larn dndkleri 'ilgisizler'inin kesinlikle byle bir zellii bulun
madn sylemiti. Cicero, Piron'la Ariston arasnda bu bakmdan
. erken dnem septikiiii veva pironculuk 4'+9

bir benzerlik kurarak, Piron'un bilge insannn, Ariston'un 'ilgisiz


ler'ine nem vermesi yle dursun, onlarn farknda bile olmayacan
sylemektedir. nk bilge insan 'duygusuz' bir insandr ve onun bu
tr eylere bir ilgi gstermesi sz konusu olamaz (LS, 2, F).
Bu balamda olmak zere Cicero, Piron'un erdemli yaamay
en yksek deer kabul ettii iin bu dnyada peinden koulacak hi
bir eyin varln kabul etmedii, hatta bu konuda Ariston'un bile on
dan sonra geldiini sylemekte, buna Trnon'un ayn ynde olmak
zere arzuyu 'btn kt eyler iinde birinci ey' olarak nitelediini
ekiernektedir (LS, 2. H, I).

AHLAKi HAYATIN YNLENDRC


LKESi OLARAK GRNLER
Ancak gerek doal gerekse ahlaki eyler hakknda byle bir snrsz
pheciliin, onlar zerinde konuma yasann, onlar zerine hibir
yargda bulunmama emrinin mutlak olarak savunulamayaca da
aktr. Evren hakknda, eylerin doas hakknda byk metafizik tez
Iere veya dorulara sahip olmadan yaamak mmkndr; ama Aristo
teles'in Metafizik'te Protagoras'n pheciliine kar karken hakl
olarak iaret etmi olduu gibi Libya'da olduu halde gece ryasnda
Atina'da olduunu grd iin sabahleyin kalkp Odeon'a doru yo
la koyulacak veya nnde bulunduu eyin bir kuyu olup olmadna
karar vermedii iin onun iine decek akl banda bir insan yoktur
( 1 0 1 0 b 1 0 ). Nitekim Diogenes Laertius sevimli bir ekilde, Piron'un
mutlak phecilik retisiyle tutarl bir hayat srerken bu tr tehlike
lerle karlam olduunu hatrlatmaktadr. Ona gre gzel veya ir
kinin, doru veya yanln varln, hibir eyin u olmaktan ok te
ki olduunu kabul etmeyen ve bu balamda duyularn tankln red
deden Piron, hibir nlem almadan, karsna kan arabalara, uu
rumlara, kpeklere dikkat etmeden dolat iin hayat boyunca bir
ok tehlikeyle karlam, Allahtan, bu tehlikelerden, en azndan bu
konuda kendisi gibi dnmeyen arkadalarnn dikkat ve yardm sa
yesinde kurtulmutur (OL, IX, 62).
450 nc ksm: septikler

Diogenes Laertius'un Piron hakkndaki bu tasvirinin sevimli,


ancak fantastik olduu yani doru olmad veya en azndan abartl
olduu kukusuzdur. Ancak Laertius'un zel olarak Pironculuk, genel
olarak her trl phecilik iin geerli olan gerek bir soruna iaret et
mesi nemlidir: Her trl phecilik, zellikle ar phecilik hakkn
da yaplabilecek iki genel eletiriden biri, phecilerin hibir yargnn
geerli olmad veya her trl yargnn geerliliinden phe edilmesi
gerektiini sylerlerken, bu konudaki kendi yarglarn neden bu genel
kuraln dnda tuttuklar ve neden kendi yarglarnn geerliliini tas
dik ettikleri eletirisi ise bir dieri byle bir teorik tezin pratik hayat
nasl mmkn klaca, bu tr bir zihinsel durum iinde yaamann na
sl mmkn olabilecei eletirisidir.
Baka ekilde ifade edersek, Piron'un ana tezi hakknda bil
gi veren Aristokles'in kendisinin syledii gibi, birinci olarak;

" Septikler bizden hibir gre sahip olmamamz isterlerken, te


yandan belli bir gr kabul etmemizi tlemekte ve insanlarn
hibir yargda bulunmamalar gerektiini sylerken kendileri bir
yargda bulunmaktadrlar. Onlar sizden hi kimsenin grne ka
tlmamanz talep ederken kendilerine inanmanz istemektedirler."

kinci olarak Piron ve dier phecilerin talep ettikleri gibi insa


nn hibir izlenimini doru olarak tasdik etmemesi, bir eyin u veya
dieri olduu konusunda herhangi bir yargda bulunmamas sz konu
su olduunda en basit olarak gndelik hayat nasl gerekleebilir?
te belki Piron'un kendisinin, ama kesin olarak rencisi Ti
mon'un bu ikinci sakncay gz nne alarak Pironculukta daha son
raki Septikler tarafndan kabul edilecek nemli bir iyiletirmenin ilk
admn att anlalmaktadr. Bu iyiletirme eylerin varl veya ger
eklii ile grnler arasmda yaplan ayrma dayanan iyiletirmedir.

GRN-GEREKLK AYRlMI
Szn ettiimiz ayrmn ne olduunu grmek iin yine Diogenes La
ertius'a kulak verelim:
2 . erken dnem septikiiRi veva pironculuk 451

"Dogmatikler, phecilerin hayat meydana getiren her eyi redde


derken, hayatn kendisini de ortadan kaldrdklarn sylemektedir.
Ama pheciler de bu sulamalarn yanl olduunu sylemektedir
ler. nk onlar grmeyi ortadan kaldrmadklarn, sadece bizim
onun aklamasn bilmediimizi ileri srmektedirler. Ayrca unla
r eklemektedirler: Biz olayn, grnenin kendisini kabul ediyoruz,
ama onun grnd gibi olduunu reddediyoruz. Biz atein yak
tn alglyoruz, ama atein doasnn yakmak olduuna dair yar
gdan kanyoruz. Biz yine bir eyin hareket ettiini, yok olduu
nu gryoruz, ama bunlarn nasl meydana geldiini bilmiyoruz.
Biz sadece grnen eylere eklenen apak olmayan eylere kar
kyoruz .. Bu nedenle Timon, Pytho'sunda kendisinin alldk ola
.

nn dna kmadn sylemektedir. Imgeler'de " Grnr olan


(to phainomenon) nereye giderse gitsin orada stndr" demekte
dir. Duyular zerine adl eserinde ise yle demektedir: " Ben baln
tatl olduunu ileri srmyorum, ama onun yle grndn ka
bul ediyorum" (DL, IX, 104-5).

Timon'un yapt bu ayrm daha sonraki pheciler tarafndan


da kabul edilecek ve grnn, grnr olann kendisi phecilerde
pratik hayat klavuzu yerine geecektir. Hayatmz kendilerine dayan
drdmz 'gerekler'i elimizden alan pheciler, onlarn yerine 'gr
nler'i koyacak ve bu grnler arasnda bazlarn dierlerine gre
daha az veya ok faydal olarak kabul etmekte de bir saknca grme
yeceklerdir. pheci hareket iinde Orta Akademi diye adlandrlan
dnemin kurucusu olan Arkesilaos, bu ayrm temele alarak pratik ha
yatn kendisine gre dzenlenecei bir 'akla uygunluk' veya 'makul
lk' ilkesi ortaya atacak, bu dnemin ikinci byk temsilcisi olan Kar
neades de ayn ynde felsefi bakmdan deerli bir 'olaslklar kuram'
gelitirecektir. te yandan Sextus Empiricus, Septikierin szn ettik
leri atein yaktn alglama, ancak atein doasnn yakmak olduu
nu alglamayp, bunu kabul etmeme gzlemlerinden, tezlerinden hare
ketle slam felsefesinde Gazali'nin, Bat felsefesinde Hume'un ortaya
atm olduklar nl nedensellik eletirisini haber veren bir eletirinin
ilk biimini ortaya koyacaknr.
452 nc ksm: septikler

Bu grn-gereklik ayrmnn, pheciliin ruhuna Piron'un


doann kendisi bakmndan llebilir, kavranabilir, zerinde yargda
bulunulabilir bir yapda olmad tezinden ok daha uygun olduu
aktr. Piron'un bu tezi savunmak zere bir kant getirmediini biliyo
ruz. Ayrca onun byle bir kant getirmesi mmkn de olamazd; n
k byle bir kant, pheciliin ruhuna aykr olarak, eyann yaps
hakknda pozitif bir iddia, bir kar tez anlamna gelirdi.
Ancak phecilerin bu grn-gereklik ayrmna dnp, on
larn bu konudaki tezlerini daha yakndan ele alalm: Diogenes Laer
tius'un ortaya koyduu gibi, pheci iki tr nerme arasnda ayrm
yapmaktadr. Birincisi bir ey hakknda bir eyi tasdik eden nermedir;
'Bal, tatldr' veya 'Karmdaki duvar beyazdr' gibi. kincisi bir eyin
bir ey olarak 'grnd'n syleyen nermedir; 'Bal tatl bir ey gi
bi grnyor' veya 'Karmdaki duvar (bana) beyaz gibi grnyor'
nermesi gibi. Arkesilaos ve daha sonraki phecilerin bu ikinci tr
nermelere herhangi bir itirazlar olmadn greceiz; nk bu
nermeleri ileri srenler bu nermelerin zneleri hakknda kesin veya
balayc bir ey sylememektedir: 'Bal (bana) tatl bir ey gibi gr
nyor' diyen bir adama kar bir bakas ayn hakla onun kendisine
hi de yle 'grnmedii'ni syleyebilir. Ama onun yle 'olmad'n
syleyemez, nk bunu sylemek baln tatl 'olduu'nun zddn sy
lemek, dolaysyla onunla ayn planda bir eyi ileri srmek olacaktr.
Baln kendisine tatl bir ey gibi grndn syleyen, aslnda
ne bu nermenin 'zne'si zerine bir ey sylemektedir ne de bu ner
meye kar kacak olan insanlarla bir atma iine girmek zorundadr.
nk o gerekte 'bal' zerinde deil, bala ilikin 'alg's zerinde ko
numaktadr; bala ilikin bir yargy deil, onun kendisine nasl grn
dne ilikin kendi yargsn dile getirmektedir ve bu algnn dorulu
unu tartmann, ona kar kmann hibir anlam yoktur. Tpk, dn
gece ryamda yle bir ey grdm sylediimde, yle bir eyi ger
ekten grmediim ynnde bana yaplacak bir itirazn veya bu konu
da yaplacak tartmann bir anlam olmad gibi. te yandan szn
ettiimiz kii, bu nermeye kar kacak, rnein baln kendisine tatl
>. erken dnem seplikliQi veya pironculuk lf53

bir ey gibi grnmediini, nk kendisinin onu byle alglamadn


ileri srecek biriyle atmak zorunda da deildir; nk onlar aslnda
baln deil, bala dair kendi alglar zerinde konumakta olup, bu alg
lar arasnda bir aykrlk olmasnda da sorun yaamazlar.
Sorun, ancak sz konusu algnn bir geree tekabl ettii, in
sann algsnda nesneyle zellikleri arasnda kurduu ilikinin, gerek
te nesneyle zellikleri arasnda da var olduunu ileri srmesinde yatar.
nsann baln kendisine tatl grnd algsndan 'o halde' veya 'n
k bal tatldr' nermesine gemesinde bulunur.
O halde Septikler alg konusunda Epikurosular ve Stoaclar
dan pek farkl dnmemektedirler. Algy, d bir nesnenin duyu or
gan zerinde yapt bir etkinin sonucu olarak grme konusunda da
onlarla ayn fikirdedirler: Ben karmda bulunan bir atei ate olarak,
onun scakln scaklk olarak alglamazlk edemem. Bu anlamda al
gmn bir kayna olduu ve bu kaynan benden bamsz olduunu
kabul etmek durumundaym. Ancak bu kaynan, bu nesnenin, ona
ilikin algmn bana gsterdii veya algm araclyla bana grnd
gibi olduunu syleme hakkna sahip deilim.

SEPTK REALZM VE BERKELEYC DEALZM


Septikler, buradan grn ile gereklik, alg ile algnn konusu veya
nesnesi arasndaki bu temel, ortadan kaldrlamaz veya aras dolduru
lamaz uurumdan hareketle, algnn nesnesi olan, onun gerisinde veya
altnda yatan bir eyin olmadn ileri srmenin de pekala savunula
bilir bir ey olduu tezine yani Berkeley'in varl algya indirgeyen te
zine (esse est percipi: varlk algdr) geebilirlerdi. Ancak bunu yapma
maktadrlar; nk btn Antik a filozoflar gibi onlar da varlk-bil
gi, nesne-zne ilikileri konusundaki grlerinde tamamen realisttir
ler. Dolaysyla alglanan eyin arkasnda hibir eyin olmad, olma
yabilecei, ancak alglarmzn varlndan emin olduumuz veya on
larn varln tasdik edebileceimiz ynnde daha radikal, tam anla
mnda znelci ve modern ada Berkeleyci znel idealizmin ortaya k
masyla kendini gsterecek olan gre iltifat etmezler.
454 nc ksm: septikler

Gerek Diogenes Laertius gerekse Sexrus Empiricus phecilerin


bu yndeki grlerini ak bir biimde ortaya koymaktadrlar. Dioge
nes, kartlar tarafndan kendilerine yneltilen 'kendilerinin de nesne
ler hakknda yarglarda bulunmaktan geri kalmadklar' sulamasna
phecilerin yle cevap verdiklerini sylemektedir:

"nsan olarak yaadklarmz konusunda sizinle ayn dncedeyiz.


nk biz de gndz olduunu, yaadmz ve hayatta ortaya
kan dier birok eyin varln kabul ediyoruz. Ama dogmatikte
rin kavradklarn syleyerek kesin bir ekilde kantlarla ileri sr
dkleri eyler konusunda apak olmamalarndan tr yargmz
askda tutuyoruz. Biz sadece iinde bulunduumuz [zihinsel] du
rumlarn varln kabul ediyoruz. Grdmz kabul ediyoruz,
dndmz teslim ediyoruz, ama nasl grdmz veya d
ndmz bilmiyoruz. Gerekten beyaz olduunu kesin olarak
ileri srmeksizin gndelik konumada u eyin bize beyaz grnd
n sylyoruz" (DL, IX, 103).

Sextus Empiricus da, phecilerin ne alglarn gerisindeki eyle


rin varlna ne de bu eylere ilikin alglarmzn kendilerine kar k
madkianna iaret etmektedir:

"Biz pheci okulun ltnn, nesnenin duyular zerinde meyda


na getirdii izlenimi kastederek, alglanmas bakmndan nesne ol
duunu syleriz. Bu izienim tartmaya ak deildir, nk o zne
nin bir eyin etkisine uramas ve bunun sonucu olarak onun ira
desinin rn olmayan bir eyin ortaya kmas sorunudur. Kimse
izlenirnin gerisinde bulunan nesnenin u veya bu zellik te grnd
olgusuna itiraz etmemektedir. Sorun onun gerekten grnd
gibi olup olmaddr" (Long, 84).
3
Akademi Dnemi Septiklii

"AR K ES i LAOS T M KAVGAS I N I Z E N O N ' LA BALATMlT l R . B U N U N


N E D E N i , BANA YLE G E L iYOR K i , O N U N D iK KAFAL I L I G I VEYA ZAF ER
KAZANMA ARZUSU D EG i L D i ; 5 0 K RATES'i, O N DAN N C E 0EMOKRi
T O S ' U , ANAK SAGORAS' I , E M P E D O K LES'i VE H E M E N H EM E N T M
ESKi F i LOZO F LA R I B i LGiSiZLiK iTiRAFINA S R K LEYEN, K O N U LARI N
K E N D i L E R i N i N KARA N L I K L I G I i D i . B u F i L OZ OFLAR H i B i R EYiN
KAVRANAMAYACAGI N I VEYA ALGI LANAMAYACAGI N I VEYA B i L i N E
MEYECEGi N i, D UYULARl N S IN I R L I , A K l L LARl N ZAYlF, HAYATLA R l N
K I SA O L D U G U N U SYLE M i L E R D i V E D E M O K R iTOS'A G R E HAKi
KAT D E R i N L E R D E YATMAKTAYD I ; H ER EY YAL N l ZCA SAN I VE ALI
KAN L l K LA R D ZEYi N D E KABU L E D i L MEKTEY D i ."

Cicero, Akademica, , 44-45


Setus Emplricus.
lka pheciliinin tarihinde ikinci dnem, Akademi Septiklii te
I rimiyle adlandrlan dnemdir. Bu dnemin Akademik Septiklik ola
rak adlandrlmasnn nedeni, Platon'un kurmu olduu Akademi'nin
bnyesi iinde . 3. yzyln balanglarnda ortaya km ve yakla
k iki yz yl boyunca varln devam ettirmi olmasdr. Akademi'nin
tarihinde bu dnem, kinci Akademi veya Orta Akademi dnemi ola
rak da adlandrlr. Akademi'nin tarihinde bir devrim oluturan bu d
nemin balatcs, okulun bana . 265 civarnda geen Arkesila
os'tur. kinci nemli temsilci ise Arkesilaos'tan yaklak yz y l sonra
yine okulun bakanln stlenmi olan Karneades'tir. Daha nce de
indiimiz gibi Akademi bnyesinde Karneades'le balayan dnem da
ha zel olarak Yeni Akademi dnemi olarak da adlandrlr.

ESKi AKADEMi'DEN SEPTiK AKADEMi'YE


Platon'un kurmu olduu Akademi'nin, felsefe tarihinde Eski Akade
mi dnemi diye adlandrlan dneminde okulun bana Platon'un l
mnden sonra srasyla yeeni Speusippos (348-339), Ksenokrates
( 339- 3 1 5), Polemon ( 3 1 5-270) ve Krates (270-265) geerler. Speusip-
458 nc ksm: septikler

pos, esas olarak, Platon'un son dneminde, Aristoteles tarafndan Pla


ton'un 'ifahi retimi' diye adlandrlan grlerini yani dealar ma
tematiksel saylar olarak grme ynndeki retisini devam ettirir. Bu
nun yansra hocas ve amcasnn Timaios'ta savunduu evrenin za
manda meydana gelmi olduu grn mecazi bir aklama olarak
yorumlayarak, Aristoteles gibi evrenin zamanda bir balangc olmad
n ileri srer ve Yunan dininin geleneksel tanrlarn fiziksel kuvvet
ler olarak yorumlar.
Speusippos'tan sonra Akademi'nin bana geen Ksenokrates
de, idealar matematiksel varlklara indirgeme ynndeki retiyi de
vam ettirir ve onlar Bir olan'la Belirsiz ki olan'dan tretir. Onda Ay
nlk ve Bakalk sayya eklenerek 'alem ruhu'nu meydana getirir. Bun
dan baka Platoncu evreni ay-alt, gksel ve gk-st diye ayr dn
yaya ayrarak iyi ve kt olduunu syledii baz daimon'larla doldu
rur ve ktlklerin varln bu kt daimon'larla aklar. Nihayet ru
hun akl-d olan ksmlarnn da lmden sonra varlklarn devam
ettirdiklerini syler.
Speusippos ve Ksenokrates, zerinde baz deiiklikler yapmak
la birlikte doktriner Platonculuu devam ettiren insanlardr. Onlar
Platonculuu kapal bir sistem olarak koruma abas iinde bulunur
lar. Ancak Polemon'dan itibaren Platoncu Akademi'de nemli bir yn
deiikliine giden yolun aldn grebiliriz.
Polemon'un grleri hakknda aslnda fazla ey bilmemekte
yiz. Ancak onun dneminde Akademi'nin matematik, metafizik ve di
yalektikten uzaklaarak ilgisini gitgide daha ok ahiakla ilgili konular
zerine younlatrd anlalmaktadr. Diogenes Laertius Pole
mon'un 'diyalektik kurarnlar zerinde deil, pratik konular zerinde
almak gerektii' grnde olduunu belirtmektedir. Polemon'a g
re 'insan, armoni [mzik] tekniini yutup uygulamasn yapmayan ki
i gibi olmamal, sorduu sorularla hayranlk topladktan sonra yaam
dzeninde kendi kendisiyle atma iinde olmaktan kanmalyd'
(OL, IV, 1 8 ) .
Polemon'dan sonra Platoncu Akademi'nin bana geen Kra-
3. akademi dnemi septikiili 459

tes'in felsefi grleri hakknda da fazla ey bilmiyoruz ( Bu arada bu


Krates'in, Stoacln kurucusu olan Zenon'un bir sre iin rencisi
olduunu bildiimiz Kinik okula mensup Krates olmadn belirte
lim). Diogenes Laertius onun Polemon'un rencisi olduunu ve ba
zlar felsefe, dierleri komedya zerine birok eser yazdm syle
mekte, ancak bunlarn ierii hakknda bilgi vermemektedir. Bunun
la birlikte onun i. 3. yzyln balarnda A kademi'nin Polemon'la
birlikte iine girmi olduu yeni izgiyi yani pratik ahlak konularna
kar artan ilgiyi devam ettirdii anlalmaktadr. Nitekim yine bu
dnemde Akademi bnyesinde yer alan ve Polemon'un nce renci
si, sonra dostu olan Krantor'un, Cicero'nun kendisinden vgyle sz
ettii Keder zerine baln tayan 'kk' bir kitap yazdm
renmekteyiz.
Arkesilaos ise Akademi'de Polemon, Krantor ve Krates tarafn
dan balatlan bu gelime izgisi iinde yer alacak, ancak onu daha da
devrimci bir ynde deitirerek okula uzunca bir sre iin, eer Platon
ngrebilseydi muhtemelen iddetle kar kaca yeni bir yn kazan
clrarak radikal pheciliin merkezi yapacaktr. Arkesilaos, Akade
mi'nin banda otuz yl kalacak, okula verdirrnek istedii bu yeni y
ne, radikal phecilie kar baz tepkiler ve direnmelerle karlacak,
ancak kendisinden sonra Akademi'nin bana geen Lakydes'le birlik
te bu eilim daha da salamtaacak ve Karneades ile birlikte felsefi ba
kmdan en mkemmel formuna ulaacaktr.

SEPTiK AKADEMiNN KURUCUSU OLARAK ARKESiLAOS


Arkesilaos da Sokrates ve Piron gibi hibir ey yazmamtr. Onun
hakknda bilgiyi esas olarak daha nce kendisinin bir tr pheci ol
duunu sylediimiz Cicero'yla, Antik a pheciliinin son dnemi
iinde yer alan Sextus Empiricus'tan almaktayz. Hayat hakknda ba
lca bilgi kaynamz ise her zaman olduu gibi Diogenes Laertius'tur.
Arkesilaos, Helenistik dnemin nemli felsefe okulunun
kurucular olan Zenon, Epikuros ve Piron'la adatr. i. 3 1 5'te
domu ve 240'da, yetmi be yanda lmtr. Bu filozofla bir
460 nc ksm: septikler

dier benzerlii, onlar gibi Atina doumlu olmamasdr. Arkesilaos,


Aiolis'te Pitane'de domutur. Atina'ya ne zaman geldii bilinme
mektedir. Balangta bir matematiki olan hemerisi Autolykos'un
rencisi olmutur. Oiogenes onunla birlikte Sardeis'e gittiini, daha
sonra Atina'da bir mzik kurarncs olan Ksanthos'un ve Aristote
les'in Lise'sine mensup dier nl bir filozof olan Teophrastos'un
rencisi olmu olduunu sylemektedir. Ancak onun Lise'de fazla kal
madn, bir sre sonra, Polemon'un bakanln yapt ve Kran
tor'la Krates'in nde gelen temsilcileri olduu dnemde Akademi'ye
getiini grmekteyiz.
Arkesilaos'u Akademi'ye eken eyin ne olduunu bilmiyoruz.
Ancak Long'un iaret ettii gibi onun Akademi'nin Polemon'la birlik
te kazanm olduu yeni ynelimden memnun olmadn gsteren bir
ey yoktur. nk eer yle olmu olsayd Polemon'un ynetimi altn
daki 'yeni' Akademi'nin ona hi de ekici gelmemi olmas gerekirdi
(Long, 8 9 ). te yandan onun Akademi'de pratik ahlak konularna
kar uyanan yeni ilgiden tam olarak mutlu olmam olmas da gere
kir; nk eer yle olsayd bu kez de onda yukarda szn ettiimiz
ve aada ayrntl olarak ortaya koyacamz pheci devrimi gerek
letirme ihtiyacn duymam olmas gerekirdi.
Teophrastos'un Arkesilaos'un Lise'den ayrlmasna zld ve
'Yetenekli ve hevesli bir gen okulurndan ayrld' dedii sylenmekte
dir (OL, IV, 3 0). Oiogenes, bundan baka, onun iirle de ilgilendiini,
btn airler iinde en ok Homeros'u beendiini ve yatmadan nce
ondan mutlaka birka dize okuma alkanlna sahip olduunu sy
lemektedir.
Arkesilaos, Zenon, Epikuros ve Piron'la ayn dnemde yaa
mtr. Ancak Epikuros ve Epikurosulua fazla bir sempatisi olmad
ona mal edilen bir anektoddan akca ortaya kmaktadr. Bu anek
toda gre kendisine 'Neden baka okullardan Epikuros'un okuluna gi
riyorlar da Epikuros'un okulundan hi kimse ayrlmyor?' diye soru
lunca 'Erkeklerden hadm olabilir, ama hadmlardan erkek olmaz da
ondan' cevabn vermitir (OL, IV, 43).
3 akademi dnemi seplikliti 461

Zenon ve Stoaclkla olan ilikisine gelince, durum daha karrna


ktr. Arkesilaos'un phecilii esas olarak Zenon'a ve onun bilgi ku
rarnna ynelttii eletirilere dayanmaktadr. Ancak bu eletiriler daha
genel olarak Epikuros'unki de iinde olmak zere herhangi bir deney
ci bilgi k u ram nn kar karya kald problemierin keskin bir biim
de ortaya konmas ve reddedilrnesini hedef alan daha genel bir eletiri
olarak da ortaya kmaktadr.
Arkesilaos'un Piron'la ilikileri de olduka ilgintir: Onun gen
lik ve olgunluk yllar Piron'un hayatnn son dnemine rastlar. Ayrca
onun Piron gibi bilginin imkann reddettii ve dolaysyla yargy as
kda tutmak gerektii grn ileri srd grlmektedir. Sextus
Ernpiricus, Arkesilaos'un felsefi pozisyonunun Pironculuunkiyle he
men hemen ayn olduunu dnrnektedir. Bu verileri dikkate ald
mzda, Arkesilaos'un Piron'u ister dorudan isterse Tirnon araclyla
tanm veya onun dncelerinden haberdar olmas gerekir. Nitekim
Diogenes'e gre de, bazlar onun Piron'u kskandn ileri srmler
dir. Benzeri bir balarnda olmak zere Stoaa Ariston'un Arkesilaos
hakknda syledii alayc bir szden, Arkesilaos'un 'ban Platon'un,
kuyruunu Piron'un, ortasn Diodoros'un meydana getirdii'ni
renrnekteyiz ( Diodoros Kronos, Megara okuluna mensup bir filozof
tur) (OL, IV, 3 3 ). Btn bunlar, Arkesilaos'un Piron'u tanm, onun
dncelerinden haberdar olmu ve muhtemelen onun grlerinden
belli lde erkilenmi olduunu gstermektedir.
Bununla birlikte Arkesilaos'un kendisini Piron'un bir rencisi
olarak sunrnad, tersine pheciliinin kaynaklarn Platon'a ve onun
araclyla Sokrates'e balamak istediini grmekteyiz. Diogenes
onun Platon'a hayran olduunu ve onun kitaplarndan birer nsha
edinmi olduunu sylemektedir. Ayrca Arkesilaos'un tarihi bir olgu
olarak Aristoteles'in Lise'sini Platon'un A kademi'si iin terkettiini ve
Akademi'de karar klarak Krates'ten sonra Akademi'nin bakanlna
getiini de biliyoruz. O halde cevaplandrrnarnz gereken ilk soru,
onun Platon'da ne bulduu ve pheciliini nasl ve hangi gerekeler
le Platon'a dayandrabildii sorusu olmak zorundadr.
462 nc ksm: septikler

Platon'un Arkesialosu Yorumu: Duyusal Bilginin nkan


Bu sorunun cevabn Cicero'nun verdii bir bilgide bulmaktayz Cice
ro, Arkesilaos'un Platon'un eitli kitaplarndan ve Sokratik konuma
larndan kard balca eyin, ne duyular ne de akln bize kesin bir
bilgi vermedii sonucu olduunu sylemektedir.
Fakat Cicero'nun bu aklanasnda kendisinden hareket ettii
Arkesilaos'un Platon zerine yapt bu yorumda bize pek akla yatkn
gelmeyen, nk Platon hakkndaki bilgimize aykr den bir nokta
bulunmaktadr: Cicero'ya gre Arkesilaos, Platon'u ne duyu/arn, ne
akln doru bilgiye, bilime erime gcne sahip olmad eklinde p
heci bir yntemle yorumlamtr. Oysa biz bunun tam tersine Pla
ton'un en kararl bir ekilde aklc ( rasyonalist) bir bilgi kuramn sa
vunduunu ve bu kurama dayanarak btn zamanlarn grm oldu
u en byk bir rasyonalist sistemi, bir idealar metafiziini ortaya at
tn biliyoruz. Bu anlamda yani doru ve kesin bir bilginin mmkn
olduunu kabul etme anlamnda, Platon'un Epikuros veya Zenon'dan
ok daha byk lde 'dogmatik' bir filozof olarak adiandnimas
nn sz konusu olduunu da biliyoruz.
Bununla birlikte Arkesilaos'un Platon hakknda yapt bu yo
rumun en azndan ilk ksmnn yani duyularn bize eya hakknda hi
bir kesin bilgi vermedii ksmnn Platon'la ilgili olarak hakl olduu
nu kabul etmek durumundayz. nk Platon'un btn hayat boyun
ca deimeyen tutumlarndan birinin, gerekten de duyularn evren
hakknda bize herhangi bir bilgi verdiini reddernesi olduunu biliyo
ruz. Bu balamda onun Protagoras'a ynelttii eletirilerin byk bir
ksmn Protagoras'n duyumcu bilgi kuramnn oluturduunu da
grmtk.

Sokratik Diyaloglarn pheci zellii


te yandan Cicero, Arkesilaos'un bir baka noktaya, Platon'u bir p
heci olarak yorumlamasnda zel olarak Platon'un Sokratik konuma
larna dayandn belirtmektedir. O halde Platon'un Sokratik konu
malarn ve bu konumalarn iinde yer ald Sokratik diyaloglarn
l akademi dnemi septiklii 463

bu adan inceleyerek, Arkesilaos'un Platon'un pheci yorumunu


aklama denemesine deinebiliriz.
Bu adan baknca, Cicero'nun Platon'un 'Sokratik konuma
lar' diye adlandrd ilk dnemine ait eserlerinin genel havasnn ger
ekten de 'dogmatik' olmaktan uzak olduunu, ahlaki eylerin doru
bilgisi hakknda 'pheci' diye adiandnimas mmkn bir bak as
n yansttn syleyebiliriz. Platon'un bu dnemine ait eserlerinin,
Sokratik diyaloglarn ruhunu en iyi yanstan cmle, hi phesiz Sak
rates'in nl 'Eer tek bir ey biliyorsam, o, hibir ey bilmediimdir'
cmlesidir. Bu cmlenin en ak bir biimde pheci bir cmle olarak
yorumlanmas mmkndr.
Platon'un, Sokratik dnemine ait diyaloglarnda ele alnan e
itli konularda, muhataplarnn ne srdkleri tanmlama veya akla
malar, Sokrates'in hibir kar aklama veya cevapla rtme niye
tinde olmadn grmtk Baka bir ifadeyle Sokrates bu diyalog
larda, sadece karsndakiler tarafndan getirilen neri veya aklama
larn elikilerini, yetersizliklerini gstermekle yetinmekte, onlarn ye
rine doru olduunu ileri srd hibir pozitif reti veya neri or
taya atmamaktayd. Bu durum diyalogda ele alnan konu zerinde
Sokrates'in kendisi de iinde olmak zere kimsenin herhangi bir bilgi
si olmad anlamna gelmekteydi ki, bu Platon'un bir pheci olarak
yorumlanmas iin uygun bir unsur olarak ele alnabilir.

Platoncu Sistemin Zaman inde Deien Yap s


Arkesilaos'un Platon'u bir pheci olarak yorumlamas konusunda
belki nc bir olguya daha iaret etmemiz mmkndr. Platon'un
Sokrates'in etkisinden kurtulup kendi zgn grlerini ortaya atma
ya, kendi felsefi sistemini gelitirmeye balad ve bunu devam ettirdi
i dnemde de ilgin bir durumu vard. Onun asl byk baars olan
idealar metafizii zerinde bile hayat boyunca altn ve onda b
yk deiiklikler yaptn grmtk Onun Parmenides diyalogunda
idealar kuramnn ilk ekline yneltmi olduu ciddi eletirileri biliyo
ruz. A ncak bu eletiriler sonucunda idealar kuramnda yapt deiik-
464 Unc ksm: septikler

likleri yeterli bulmayp, daha sonra onlar zerinde baz nemli deiik
likler yapma ihtiyacn duymu olduuna deinmitik. Bu durum Pla
ton'un felsefesinin geri kalan nemli alanlar iin de geerliydi. rne
in Theaitetos diyalogunda Platon duyurnun bilgi olduu grne
iddetle kar kmakta ama onun yerine bilgiyle ilgili pozitif bir re
ti ortaya koymamaktayd. Nitekim Platon'un bilgi kuramn inceler
ken iaret ettiimiz gibi bu diyalog, bilgi hakknda getirilen akla
mann nn de yetersiz olduunun gsterilmesiyle sona ermekteydi.
Kald ki, Platon'un sz konusu anti-dogmatik, pheci veya Sextus
Empiricus'un iaret ettii anlamda 'aratrc' tutumu, bir bakma do
a ve siyaset felsefelerinde de kendisini gstermekteydi. Onun balan
gta duyusal dnyaya, doal dnyaya herhangi bir ilgi gstermedii
ve onun bilgisinin mmkn olduunu reddettii halde Timaios'ta bu
iki grnden de byk lde vazgetiini sylemitik. Benzeri bir
tarzda daha nce Devlet'te ortaya att siyasi dncelerinin byk
bir ksmn son eseri olan Yasalar'da nasl terkettii, onlarn yerine
hangi yeni nerilerde bulunduuna da temas etmitik.

Platoncu Yntemin Diyalektik Karakteri


Platon'un tm hayat boyunca savunmu olduu duyusal bilgilerin
gerekte herhangi bir bilgi deerine sahip olmad yolundaki gry
le, Sokratik diyaloglarda karmza kan bilinmezci, pheci veya en
azndan kararsz tutumunun, ayrca btn eserlerinde varl grlen
eitli konulardaki dnce deiikliklerinin Arkesilaos'u nl filozof
la ilgili olarak deiik bir yorum ve deerlendirmeye gtrm olma
snn muhtemel olduunu syleyebiliriz. Platon'da belli tezler, iddialar
ve retiler vardr. Ama onda esas nemli ve kalc olan bu belli pozi
tif grler, retiler deil de srekli problemlerle boutuu, onlar
zmek iin aba sarfettii, ancak sonuta somut eyler elde edemedi
i grlen tartma yntemi, diyalektik aratrma yntemidir. Bu diya
lektik yntem de onun sadece Sokratik eserlerinde deil, btn eserle
rinde kendini gstermektedir. O halde her konuda yalnz sradan in
sanlar deil, uzmanlar, profesyonelleri de sorguya eken ve hi kim-
]. akademi dnemi septikliti 465

senin herhangi bir konuda gerek anlamda bilgiye sahip olmadn


gsteren, bunu da 'Eer bir ey biliyorsam, o da hibir ey bilmediim
dir' szyle en iyi bir biimde ortaya koyan Sokrates gibi Platon'un da
z itibariyle bir pheci olduunu ve onun en nemli yannn idealar
kuram gibi belli felsefi grleri, retileri deil de bu pheci felsefi
yntemi, metodolojisi olduunu dnmek bir lde mmkn ve sa
vunulabilir bir yorumdur.
Arkesilaos'un, buna benzer dncelerle Platon'u bir pheci
olarak yorumlamasnn muhtemel olduu yolundaki bu tezi destekle
yen bir baka veriyi Cicero'da bulmaktayz. Cicero, kendisinin de
mensubu olduunu dnd Akademik Septik okulun grleri
hakknda baka bilgiler verdii Academica adl eserinde, Arkesila
os'un Akademi'sinin bazlar tarafndan 'Yeni Akademi' olarak adlan
drldn syledikten sonra kendisinin bunu pek doru bir adlandr
ma olarak grmediini belirtmektedir. Cicero'ya gre bunun nedeni,
eer Platon'un mensup olduu Akademi Eski Akademi ise Arkesila
os'un balatt hareketin bu Eski Akademi'ye de uygun bir hareket
olarak dnlmesinin gerekli olmasdr. Cicero'nun kendi szleriyle
Platon'un 'eserlerinde hibir eyin tasdik edilmemi olmas, bir konu
nun her iki yanyla ilgili olarak birok argmann var olmas, her e
yin sorgulamaya ak olmas ve hibir ey hakknda kesin bir eyin
sylennemi olmasdr' (Acad, I, 46)

Yntemsel phecilikten Radikal Septisizme


Cicero, Arkesilaos'un yapt eyin Platon'un Eski Akademi gelenei
iinde yer alan, ona aykr dmeyen bir ey olduunu, onun, Pla
ton'un hocas olan Sokrates'in de amac olan eye uygun olduunu be
lirtmek suretiyle bir baka ekilde de teyid etmektedir. Cicero'ya gre
Arkesilaos, Sokrates'in am olduu yolda ilerlemekten baka bir ey
yapmamtr. Onun yapt sadece bu yolda bir adm daha ileri gitmi
olmas yani Sokrates'in 'hibir eyi bilmediini bildii' szne Arkesi
laos'un kendisinin 'bunu bile bilmedii' hususunu ilave etmi olmas
dr. Baka ekilde sylersek, Sokrates'in 'Eer tek bir ey biliyorsam,
466 nc ksm: septikler

hibir ey bilmediimdir' ynndeki szn ve grn, kendisinin


bunu bile bilmediini sylemek suretiyle tamamlam yani onu tam ve
ya gerek bir phecilie dntrm olmasdr. Cicero'ya gre, Ar
kesilaos, gerek bir pheciye uygun den davrann hibir eyi tas
dik etmemek, her konuda yargy askda brakmak olduunu dn
d iin bu tutumun 'hibir eyi bilmediini bilme' konusundaki id
diann da askya alnmasn gerektirdiini grmtr (Acad., I, 45).
Sonu olarak, hangi nedenlerle olursa olsun Arkesilaos'un Aka
demi'de gerekletirdii eyin, Platon'a ve Platonculua aykr bir ey
olmadn dnm olduu anlalmaktadr. Bu srada Platon'un
Akademi'si iinde yer alan dier insanlar, rnein Polemon ve Krates
de herhalde ayn ekilde dnm olmaldrlar ki, A rkesilaos'u Aka
demi'ye kabul ettikleri gibi hatta Polemon'dan sonra okulun bakan
ln ona vermekte bir saknca grmemilerdir. Nihayet daha sonraki
dnemde septik okula mensup Cicero ve Sextus Empiricus gibi dier
filozof ve yazarlar da Arkesilaos'un szn ettiimiz Platon yorumu
nu fazla gerek d, zorlama bulmam olmaldrlar ki bu konuda kar
bir gr ileri srmemiler, tersine onun bu yorumunu daha nce
vurguladmz ynde destekleyici baz aklamalarda bulunmulardr.
Sonu olarak Arkesilaos'un, Platon'un pozitif tezlerini deil de
diyaloglarnda takip ettii soruturma yntemini, diyalektik metodu
nu temel alarak Eski Akademi iinde pheci bir hareketi balatm ol
duu anlalmaktadr. Arkesilaos bunu yaparken de zellikle Sokratik
diyaloglarda kendisini gsterdii biimde soru-cevap yntemine da
yanmtr. Ancak Sokrates'in bu yntemi zel olarak ahiakla ilgili ko
nulara uygulamasna karlk, Arkesilaos'un bunun ve gerisinde bulu
nan dnce tarznn felsefenin bilgi iddias tayan her alan iin ge
erli olduunu savunmu, daha zel ve somut olarak ise ondan Stoac
larn -ve Epikurosularn- dogmatik diye nitelendirdii deneyci bilgi
kuramlarna kar kmak iin yaradanm olduu grlmektedir.
Peki bu durumda Arkesilaos'u basit olarak Sokrates'in bir deva
m olarak m kabul etmeliyiz? Arkesilaos'un Sokrates'ten farkm, yal
nzca onun yntemini ahlak alan dnda daha geni bir alana uygula-
]. akademi dnemi septikiili 467

masnda m grmeliyiz? Arkesilaos hakkndaki bilgilerimiz son derece


snrl olmakla birlikte, bunun da pek doru olmadn belirtmemiz ge
rekir. nk Arkesilaos'un pheciliinin birok bakmdan Sokrates'in
pheciliini atn ve ondan farkl olduunu grmekteyiz.
ilk olarak Sokrates'in bir eyi, hibir eyi bilmediini bildii
eklindeki grn bir pheciye uygun olmayan domatik bir iddia,
temelsiz bir tez olarak grd iin Arkesilaos'un Sokrates'inkine g
re daha ileri, daha radikal bir phecilii temsil ettiini syledik.
kinci olarak, Sokrates gerekten insani olan bir hayat, iyi hayat
la ilgili olarak insanlarn sahip olduklarn iddia ettikleri bilgilerin ge
erliliinden phelenmektedir. Ama bir yandan da bu bilgilerin gerek
liliine, hatta doru, mutlu bir insani hayat iin zorunluluuna inan
maktadr. Bu bilgilerle ilgili olarak etrafndakilerin, hatta kendisinin
gerek bir bilgiye sahip olmadnn bilincindedir. Ancak ayn lde
derin bir inanla bu tr bilgilere sahip olunmas gerektiini de dn
mektedir. Bu balamda olmak zere onun erdemle bilgi arasnda kur
duu kesin baianty biliyoruz. Hatta ahlaki konularla ilgili olarak, di
erlerinin bilgilere veya bilgelie sahip olduklar ynndeki iddialar
karsndaki Sokrates'in pheciliini, onun bu konulardaki gerek bil
gilerin veya gerek bilgeliin nemine, vazgeilmezliine verdii byk
deerin bir ifadesi olarak kabul edebileceimizi belirtmitik.
Sokrates'ten sonra gelenler de, onun gerek anlamda insani
olan insani hayatn, iyi hayatn bilgiye, bilgelie dayanmas konusun
daki bu temel grn devam ettirmilerdir. Platon ve Aristoteles'in
Sokrates'in bu derin inancn paylatklarn grdmz gibi Helenis
tik dnemde ortaya kan Epikurosuluk ve Stoacln da evrenin do
as ile iyi ve ktnn ne olduu hakknda temel baz bilgilere sahip
olmakszn iyi bir hayatn mmkn olmad ynndeki bu teze katl
m olduklarna deindik.
Ancak bu noktada Arkesilaos'un mutlu ve huzurlu bir hayat
la bilgi arasnda kurulan bu Sokratik baianty zmek arzusunda
olduunu gryoruz. Piron'un temel insanlk durumunun, bilgiye
erimenin imkanszl olduunu dnd iin her konuda olduu
468 nc ksm: septikler

gibi ahlak alannda da yarglarmz askda tutmamzn doru olaca


na inandn biliyoruz. Arkesilaos'un da bir pheci olarak ayn
ynde ilerlediini gzlemlemekteyiz. Baka deyile Arkesilaos bilgiye
erimek iin gsterilen abalarn devam ettirilmesine itiraz etmemek
tedir. A ncak bu abalarn baarl olacana dair herhangi bir midi
veya beklentisi de yoktur. nk Cicero'nun yine A cademica'da de
dii gibi Arkesilaos'a gre;

"Her ey karanlk iinde bulunmaktadr ve hibir eyin alglanma


s veya kavranmas mmkn deildir. O halde herhangi bir konuy
la ilgili bir iddiada bulunmak veya herhangi bir eyin doru oldu
unu sylemek uygun deildir. nsan kendini tutmal ve temelsiz
olan bir iddiada bulunmaktan kan maldr. Yanl veya bilinmeyen
bir eyin doru olduunu sylemek acele verilen hatal bir karar
olacaktr ve bilgi ve algnn nnde koarak tasdik etmek ve onay
lamaktan daha utan verici bir ey yoktur" (Acad, I, 45).

Yanltan Korunma Olarak Bilgelik


Arkesilaos, Piron gibi, insann bilgiye sahip olmakszn yaamasnn
mmkn olmadn reddetmekle kalmaz; insann hibir ey hakknda
yargda bulunmakszn, hibir eyi tasdik etmeksizin yaamasnn do
ru ve gerekli olduunu ileri srer. Von Arnim'in zellikle vurgulad
gibi Arkesilaos'a gre 'bilgeliin esas gstergesi bilgiye sahip olmak
deil, yanltan korunmu olmaktr' ( Long, 92). Stoaclarn ileri sr
dkleri gibi eer bilge insan yanlmayan bir insansa ve herhangi bir ko
nuda bir yargda bulunmann kendisi zorunlu olarak yanlma anlam
na gelecekse, bilgeye uygun den davrann her konuyla ilgili olarak
yargsn askya almak olaca aktr.
nc olarak, Arkesilaos'un pheciliinin temelinde bulunan
yntem Sokrates'in insanlar sorguya ekerken kullanm olduu soru
cevap yntemi olmakla birlikte, onun bu yntemi zel olarak kendisi
ne uygulad kuramn Stoac deneyci bilgi kuram olduunu gz
nnde tutmamz gerekir.
3 akademi dnemi seplikliQi 469

Stoac Bilgi Kuramnn Arkesilaosu Eletirisi


Daha nce grdmz gibi Stoaclar bilgi anlaylar bakmndan de
neycidirler. Onlara gre her trl bilginin hareket noktas, deney yani
duyusal alglardr. Akl denen ey, genel olarak tekrarlanan alglarn
toplamndan baka bir ey deildir. Tekrarlanan alglardan akln baz
kendine zg fiilieriyle kavramlar meydana gelir ve bu anlamda bilim
herhangi bir tikel duyusal algy kavramlarla ilikiye sokarak tasdik et
mekten yani yarglamaktan ibarettir.
Zenon hakikatn veya dorunun lt olarak, yine daha nce
grdmz gibi, kavrayc algy nermektedir. Bu alg, hem gerek
bir nesnenin etkisi sonucu meydana gelen hem de bu nesneyi ona uy
gun olarak ak ve seik bir ekilde ifade eden algdr. Ancak her trl
alg, alg olarak henz bir bilgi, inan, kan veya doru deildir; bunun
iin znenin onu tasdik etmesi, onamas veya reddernesi gerekir.
Nihayet bata Zenon olmak zere Stoaclarn bilgi veya bilgelik
bakmndan insanlar iki gruba ayrdklarn da grmtk: Filozoflar
ve geri kalanlar. Filozoflarn her konuda kesin bilgiye, hakikare sahip,
yanlmaz varlklar olmalarna karlk geri kalanlar hibir konuda
doru bilgiye sahip olmayan, ellerinde kanlardan baka bir ey bulun
mayan sradan lmllerden ibarettirler.
Arkesilaos'un ise Stoaclarn bu anlayiarna hemen her adan
kar ktn grmekteyiz. Bununla birlikte onun temel itiraznn, Ze
non'un dorunun lt olarak kavrayc alglar retisine ynelttii
anla lmaktadr.
Genel olarak ifade etmemiz gerekirse, Arkesilaos'a gre 'hibir
doru alg yoktur ki onunla kartrlmas mmkn olmayan yanl bir
alg var olmasn'. Baka bir deyile Arkesilaos, Zenon'un dorunun l
t olan kavrayc alglarla ilgili olarak ne srd iki zellie de
kar kmakta, bu algnn gerekte var olmayan hayali, uydurma nes
neleri konu almasnn mmkn olmasnn yansra, gerek nesneleri
konu olarak almas durumunda da doru bir algyla, yanl bir algy
birbirinden ayrd etmenin inandrc bir temelini verernediini savun
maktadr.
4 70 nc ksm: septikler

Arkesilaos ile birlikte Akademi'ye mensup daha sonraki yazarla


rn bu grlerini savunmak zere baz rnekler verdiklerini grm
tk. Bunlardan biri akln kaybeden Herkl rneiydi. Baka bir rnek
ikizler veya birbirine ok benzeyen eylerin meydana getirdii yanlsa
ma veya yanl alglar rneiydi. Bir ncs de balmumundan yapl
m nar rneiydi. Bunlarn genel olarak pheciliin Orta Akademi
dnemi iinde gelitirilen rnekler olduu bilinmekle birlikte, bazlar
nn bizzat Arkesilaos tarafndan gelitirildii kabul edilmektedir.
Btn bu rneklerle gsterilmek istenen ey; Stoaclarn doru
yani gerekten var olan bir nesnenin eseri olarak ortaya kan bir izle
nimin, yanl yani var olmayan bir eyin sonucu olarak ortaya kan
bir izlenirnden farkl olduu, ondan ayrdedilebilir olduu ynndeki
tezlerinin doru olmaddr. nk, phecilere gre eer yle olmu
olsayd Herkl'n zihninin tmyle onaylad, ak ve seik olarak
grd, dolaysyla sonucunda kendi ocuklarn ldrmesine yol a
m olan sz edilen yanl izlenimi tasdik etmemesi, onu kendi ocuk
larna ilikin gerek veya doru izlenimle kartrmamas gerekirdi. Yi
ne phecilere gre eer yle olmu olsayd Sphairos'un gerek bir nar
hakknda sahip olduu izlenimiyle balmumundan yaplm nara ilikin
izlenimini birbirinden ayrdedebilmesi gerekirdi. Sonuta eer Ze
non'un syledii ey doru olmu olsayd, ikizlere veya birbirine ok
benzeyen yumurtalaca ilikin izlenimlerimizin birbirlerinden farkl ol
mas, onlardan birine ilikin izlenimimizin dierine ilikin izlenimimiz
le ayn olmadn farketmemiz gerekirdi.
Gerekten de Stoaclarn, Septiklerin, bu arada muhtemelen Ar
kesilaos'un yapt bu itirazlar sonucunda kavrayc, yanlmaz alg ku
ramlarnda baz deiiklikler yaptklarn biliyoruz. Bu deiiklikleri
zellikle Krizippos'un gerekletirmi olduunu grmtk Daha n
ce ayrntl olarak zerinde durduumuz gibi Stoaclar, olunu ldren
Herkl rneine, kendilerinin doru, yanlmaz algdan sz ederken
kastettikleri eyin normal, salkl insanlarn alglar olduunu syle
yerek kar kmlardr. Bu kar itiraza gre, Herkl sz edilen du
rumda yanlsamasn doru bir alg olarak alm ve onu bir doru ola-
3 akademi dnemi septikiili 471

rak tasdik etmitir. Ancak gerekte "var olmayan bir eyden kaynak
lanan yanl bir alg" olduundan, bu algnn Herkl'e "ak ve seik"
bir alg olarak grnmesinin bir deeri yoktur.
Ayrca Stoaclar, normal, salkl insanlarn da baz durumlarda
yanlabileceini ve doru alglarla doru olmayan alglar birbirlerine
kartrabileceklerini kabul etmilerdir. Bylece, Akademik phecile
rin eletirileri Stoaclar alg konusunda, alglayan zihnin kendisi ya
nnda alg zerine etkide bulunmas mmkn olan btn dier faktr
leri de hesaba katmaya gtrmtr. Stoaclar bu eletirilerin sonucu
olarak, doru algnn zellikleri ve artlarna daha nce szn ettii
miz bir dier art daha ekleme ihtiyacn duymulardr. Bu ise "bir en
gel olmad takdirde" ibaresi ile ifade ettikleri arttr. Bylece doru
nun ltnn doru alg, kavrayc alg olduu ynndeki genel ta
nmlama, Zenon'dan sonraki Stoaclarda u ekle brnmtr:
" Dorunun lt, kendisine engel olacak, kendisini bozacak bir ey
olmad takdirde, kavrayc algdr. "
Birbirlerinden ayrdedilmesi mmkn olmayan lde, birbirle
rine benzeyen eylerle ilgili itiraza gelince; Stoaclarn bu iriraz da 'ev
rende birbirinden fiili olarak ayrdedilemez olan hibir eyin olmad
'n syleyerek cevaplandrm olduklarn biliyoruz. Stoaclara gre,
sz konusu ikizterin veya bir plajdaki kum zerreciklerinin her biri ken
disine zg bir zellik veya zelliklerle dierlerinden farkl olan birey
ler olarak var olmak durumundaydlar ve bundan dolay onlarn her
birine ilikin algnn da dierlerine ilikin alglardan farkl olmas, en
azndan sz konusu alglarn kuramsal olarak birbirlerinden ayrdedi
lebilmeleri gerekmekteydi.
Stoaclar bu noktada, bu alglarn fiilen birbirlerinden ayrdedi
lemez olduklar bir durum gstermeleri imkann veya ihtimalini red
detmemiler; ama nedenlerini meydana getiren nesnelerin kendilerinin,
mutlaka sadece kendilerine ait olan bir nitelikle dierlerinden farkl ol
duu, olmas gerektiini kabul etmilerdir. Bu yzden bu nedenlere
ilikin izlenimlerin de bir ekilde dierinden farkl olmas gerektiini
savunmulardr.
472 nc ksm: septikler

Stoaclar, Akademik Septikierin kendilerine ynelttikleri eleti


rileri savuturmak zere bilgi kurarnlarnda bir baka dzeltme veya
iyiletirme olarak, sradan insanlarn alglar dnda uzman ve bilgele
rin alglarn da yardmiarna armlardr. Onlara gre sradan insa
nn uzman olmayan gznn veya algsnn bir farkllk grmedii du
rumlarda, tecrbeli, uzman ve bilgili bir gzn veya algnn farkl bir
ey grmesi pekila mmkndr ve bu bir olgu olarak da kendini gs
termitir.
Baz Stoaclarn, bu arada Zenon'un kendisinin uzman veya bil
ge bir insann bile alglarnn sz edilen gerekli aklk ve seiklie sa
hip olmadn grd durumda, onlar askda tutma imkanna gre
vine olduunu kabul ettiini biliyoruz.
Sextus Empiricus'un verdii bilgiye gre, Arkesilaos'un bu
kar cevap veya iyiletirmelerden Zenoncu bilge anlayyla ilgili
olarak kard sonucu yle aklayabiliriz: Eer doru alg ( fiilen)
yoksa, doru da ( fiilen) yoktur, nk tasdikin veya onamann ko
nusu olmas gereken ey, doru algdr. Eer doru yoksa, hibir ey
bilinemez. Eer hibir ey bilinemezse, Stoaclarn bilge insann da
yargsn askya almas gerektiini kabul etmeleri gerekir ( MK,
1 , 1 50 - 1 5 6).
Sextus Empiricus ise ayn argman bir baka ekilde daha ser
gilemektedir: Eer Stoac doruluk ltnn var olmamasndan t
r hibir ey bilinemezse, bilge kiinin hibir konuda onayn verme
mesi gerekir. nk doruya sahip olmak imkansz olduuna gre,
bilge kiinin onayn vermesi aslnda bir sany tasdik etmesi, bir inan
ca sahip olmas demektir. Oysa Stoaclar, bilge insann kesin olarak sa
nya sahip olmayan insan olduunu sylemektedirler. nk onlara
gre bir sanya, kanya sahip olmak bilgisizlik iaretidir; o, sradan in
sanlarn karakteristiidir ve ayrca ahlaki yanllklarn da nedenidir.
Bylece eer bilge insan gerekte byle bir insansa, Stoaclar onun hi
bir eyi tasdik etmemesi gerektiini kabul etmek zorundadrlar (MK,
I, 1 5 6-157).
3. akademi dnemi septiklii lf 73

Stoac Ahlak Kuramnn Arkesilaosu Eletirisi


Bylece Arkesilaos ve onun at izgiyi devam ettiren dier Akade
mik phecilerin hem Stoac bilgi kuramn, hem bu kurarndan hare
ketle gelitirilen ve temelinde bilge insann yanlmazl retisinin bu
lunduu ahlak felsefesini reddettikleri anlalmaktadr. Onlara gre or
tada Stoaclarn varln iddia ettikleri anlamda bir bilgi bulunmad
na gre byle bir bilgiye sahip oduunu iddia edebilecek bir bilge de
yoktur. Stoaclarn ileri s rdkleri gibi ortada bir bilge varsa veya ol
mas gerekiyorsa, bu bilgenin yapaca ey, ancak hibir konuda yar
gda bulunmann mmkn olmadn kabul etmek ve savunmak ola
bilir. nk bu bilge bylece her konuda lehte ve aleyhte argmanla
rn ileri srlmesinin mmkn olduunu grecek ve bunun sonucu
olarak bir bilgeye ve bilgelie en uygun decek davrann yargsn
askya almak olduunu kabul edecektir.
Peki bu yargy askya alma olay, gndelik hayata, sradan
olaylara kadar inecek veya onlar da iine alacak mdr? Piron'un bu
konuda ne dndn grmtk: O, tutarl bir pheciliin ve bu
nun sonucu olarak yargy askda tutmann, sadece nemli bilimsel,
felsefi dorulara deil, gndelik, sradan olaylarn bilgisine kadar
uzanmas gerektiini sylemiti. Akademik pheciliin Arkesilaos'tan
sonraki ikinci nemli temsilcisi olan Karneades'in ise bunun tersine
hayatla, yaamakla ilgili baz bilgilerin byle bir yargy askya alma
eyleminin dnda tutulmas grnde olduunu greceiz. Arkesila
os'un bu konudaki tutumu ise tam olarak belli deildir.

Ahlaki Hayatn Klavuzu Olarak Akla Uygunluk veya Makulliyet


Bununla birlikte Sexrus Empiricus, Arkesilaos'un hayatn ynetimiyle
ilgili olarak bir ltn varln kabul etmek grnde olduunu
sylemektedir. Bu lt, 'akla uygunluk' veya 'makuliyet' (to eulogon)
ltdr. Sextus'a gre Arkesilaos, Stoac bilgenin her ey hakknda
yargy askda tutmas gerektiini sylemi, ancak te yandan bir lt
olmakszn hayatn ynetilmesinin mmkn olmadn da kabul et
mitir. nk insan hayatnn amac olan mutluluk, byle bir ltn
47 4 UUnc ksm: septikler

gvenilebilirliine dayanmaktadr. Arkesilaos bylece her ey hakkn


da yargsn askda brakan kiinin gene de 'akla uygunlua' dayana
rak seimler veya kanmalarda bulunabileceini, eylemler gerekleti
rebileceini savunmutur:

"nk mutlulua bilgelik sayesinde eriilir ve bilgelik doru ey


lemlerden ibarettir. Doru bir eylem ise yapldnda akla uygun
bir savunmas (iustification) verilebilen eylemdir. Dolaysyla 'akla
uygun olan'a (the reasonable) ulaan, doru eylemde bulunacak ve
mutlu olacaktr" (MK, I, 1 5 8 ) .

SEPTiK AKADEMi'Y GELiTREN KARNEADES


Orta veya Yeni Akademi pheciliinin ikinci ve daha byk temsilci
si olan Karneades de Atina'ya dardan gelmi biridir. . 2 1 4'te Kire
ne'de domu ve . 129 'da lmtr. Hayat hakknda bilgi sahibi ol
duumuz en nemli olay daha nce szn ettiimiz . 155'te Ati
na'da faaliyette bulunan dier iki okulun, Aristotelesi ve Stoac okul
larn temsilcileri olan Kritolaos ve Babilonya'l Diogenes ile birlikte
Roma'ya gitmesi ve Roma Senatosu nnde birbirini izleyen iki gn
adalet hakknda birbirine tamamen ters ierikli iki konuma yapm
olmasdr. Lactantius'un bu konuda u bilgiyi vermektedir:

"Karneades Atinallar tarafndan bir eli olarak Roma'ya gnderil


diinde zamann en byk hatipleri olan Galba ve Cato'nun hazr
bulunduu bir toplantda uzun uzun adalet zerine konutu. Erte
si gn aksi tezi savunan bir konuma yaparak kendi konumasn
rtt ve bir nceki gn kendisine vgler dizdii adaleti yerle bir
etti. Ancak bunu yargs salam ve tutarl olmas gereken bir filo
zofun ciddiyetiyle deil her iki ynde kant ileri sren bir hatibin
yntemine uygun olarak gerekletirdi. nk o, herhangi bir po
zitif gr olan kiileri rtebilmek iin bu yntemi uygulamak
tayd" (Long, 104).

Bu aklamadan anlald gibi Karneades'in temel amac her


hangi bir konuda her iki ynde, lehte ve aleyhte konumann mmkn
3 akademi dnemi septiklii 475

veya doru olduunu gstermektir. Onun ikinci gn yapt konuma


da adaletin aleyhinde konumaya veya adaletin varl lehine ileri s
rlen kantlar rtmeye almasndaki amac, gerekte adaletin ken
disini gzden drmek deildir, pheci tutuma uygun olarak adaleti
savunanlarn elinde bu konuda kesin veya salam kantlar olmadn
ortaya koymaktr (LS, 68 M).
Lactantius, daha sonra Karneades'in kendilerini rtmek ze
re adaletin iyilii ynnde ortaya koyduu argmanlar hakknda da
bilgi vermektedir: Karneades'in burada kendisinden hareket ettii ana
tez, adaletin herkese hakk olan eyi vermesi ve bylece insanlar ara
snda hakkaniyeti kurmas bakmndan iyi bir ey olduu yolundaki
tezidir. Kayna Platon ve Aristoteles'e giden bu teze Karneades'in da
ha sonra Kallikles, Thrasymakhos gibi baz Sofistler tarafndan savu
nulduunu bildiimiz nl 'doa yasas' teziyle kar km olduu
anlalmaktadr. Bu ikinci teze gre btn varlklar kendi doalar ta
rafndan kendileri iin en uygun olan eyi elde etmek zere ynlendi
rilmilerdir. Bu ise insanlarn kendi karlarna uygun olan eylerin pe
inden komalarnn doal olduu anlamna gelmektedir. Buna daya
narak, ya insanlarn baka insanlarn karlarn gz nne almalar,
onlara da haklar olan eyleri vermeyi istemeleri anlamnda doal olan
bir adalet yoktur ya da onlarn bunu yapmalarnn, kendi karlarn
gz nne almamalar sonucunu dourmas asndan hi de akllca
bir ey olmad sylenebilir.
Karneades'in bu szlerinde bir anlamda yeni bir ey yoktur,
nk bu grlerin adalet zerine tartmalarda daha nce son dere
ce geni bir biimde ortaya atlp, ilendiklerini grmtk. Bununla
birlikte Karneades'in adalet zerine bu konumalarnda yeni bir unsu
run ortaya ktn gryoruz. Bu onun 'bakalarnn karna uygun
olan ey' kavramn bireyler plannda deil de toplumlar veya devlet
ler dzeyinde ele almasdr. Bylece onun bu konumasnda bakalar
nn karna uygun olan ey, 'baka devletlerin veya toplumlarn ka
rna uygun olan ey'e dnmektedir. Karneades Romallarn yasa ve
uygulamalarnda adaletin varlndan sz edilebileceini kabul etmek-
476 UUnc ksm: septikler

tedir, ama bu adalet Romallarn kendi karlarna uygun olan adalet


tir. Ancak o ayn zamanda baka halklarn, baka topluluklarn kar
larna uygun olan bir adalet deildir. nk Romallar baka halkla
rn topraklarn igal etmi, onlarn sahip olduklar zenginlikleri zorla
ellerine geirmilerdir. Bylece onlarn kendilerine, kendi karlarna
uygun olan ey, baka halklarn, baka devletlerin karlarnn ayaklar
altna alnmas suretiyle gerekletirilmitir. Bu ise ortada herkesin
karna uygun olan evrensel bir adaletin var olmad veya byle bir
adaleti kimsenin, en azndan gl olan Romallarn savunmad an
lamna gelmektedir.
Karneades yalnzca bu szleri sylemekle kalmamakta, adalet
zerine grn somut bir rnekle daha da ak bir ekilde gzler
nne serneye almaktadr:

yi bir insann srekli kamaya alan bir klesi veya iinde bu


lac bir hastaln ortaya km olduu bir evi olduunu ve onun
kendisinden baka kimsenin bu kusurlar bilmediini var sayalm.
Bu adam onlar satnay dnsn. imdi o bu kusurlar kabul m
edecek veya onlar alclardan gizlerneye mi alacaktr? Eer on
lar kabul ederse, phesiz kimseyi aldatmaya kalkmayan biri ol
duu iin iyi bir insan olacaktr; ama bundan dolay da hi phe
siz bakalarnca bir deli veya aptal olarak kabul edilecektir. Buna
karlk onlar gizlediinde kendi karlar peinde koan bir insan
olduu iin akll olarak grlecek, ama bakalarn aldatt iin
de kt bir insan olacaktr" ( Long, 105).

O halde adalet ya iyi ama aptalca bir eydir ya da kt ama


akllca bir eydir. Oysa adaletin varln savunanlar onun ayn za
manda hem iyi hem de akllca, bilgece bir ey olduunu ileri srmek
tedirler. Baka bir deyile Platon, Aristoteles ve Stoaclar gibi adalet ta
raftarlar iyi bir insann zellii olan adaletin akllca, bilgece bir ey
olduunu ileri srmektedirler. Ancak Karneades'in farkl dnp, bu
grte olan insanlar adalet ve bilgelik arasnda bir seim yapmaya
zorlad grlmektedir.
3 akademi dnemi septikli8i 477

Bu szlerin onlar dinleyen emperyalist Roma senatosunun, bu


arada onun bir mensubu olan yal muhafazakar Cato'nun pek hou
na gitmeyeceini tahmin etmek iin kahin olmamza gerek yoktur. Da
ha nce deindiimiz gibi Cato, hakl olarak, Roma'nn bu tr insan
lara ihtiyac olmadn syleyip, sz konusu Atina heyetinin en ksa
zamanda lkelerine geri gnderitmelerini istemitir.
Karneades ise arkasnda Cicero'nun derslerini takip ettii Lari
sal Philon da olmak zere birok renci brakarak . 1 29'da haya
ta gzlerini yumacaktr.
Karneades de Sokrates, Piron ve Arkesilaos'un geleneini izle
yerek hibir eser yazmamtr. Ancak onun hakknda zellikle Cicero
sayesinde Arkesilaos'a gre daha fazla bilgiye sahip bulunmaktayz.
te yandan Cicero'nun verdii bu bilgilerin asl kaynann da, Kar
neades'ten sonra Akademi'nin bana gemi olan Kleitomakhos oldu
u anlalmaktadr. Diogenes Laertius Kleitomakhos'un krk yanday
ken Atina'ya geldiini, Karneades'in rencisi olduunu, Karna
edes'ten sonra Akademi'nin bana getiini, drt yzden fazla kitap
yazdm ve bu yazlaryla hocasnn retilerine k tuttuunu syle
mektedir ( DL, IV, 67).
Daha nce Stoaclara ayrdmz blmde Krizippos'tan sz
ederken onun Zenon'dan sonra Stoacl yeniden ina eden kii oldu
unu ve bundan dolay onunla ilgili olarak 'Eer Krizippos olmasay
d, Stoaclk olmazd' eklinde bir szn Antik dnyada yaygnlk ka
zanm olduunu grmtk. Krizippos hakknda benzeri bir szn bu
kez Karneades'le ilgili olarak tekrar edildiini grmekteyiz. Diogenes
Laertius'un sylediine gre Karneades zellikle Krizippos'un kitapla
rn dikkatle okuduktan sonra onlara kar km ve bu vesileyle 'Eer
Krizippos olmasayd, ben de olmazdm' demitir ( DL, IV, 62).
Gerekten de, Arkesilaos'un zellikle Stoacln kurucusu Ze
non'u hedef almasna karlk, Karneades'in grlerine kar kmak
zere zel olarak Krizippos'u semi olduu anlalmaktadr. te yan
dan Arkesilaos'un esas olarak Zenon'un bilgi kuramma saidrmasna
karlk, Karneades'in genel olarak Stoacln daha geni alana yaylan
478 nc ksm: septikler

dier dncelerine yani bilgi kuramlaryla birlikte ahlak felsefelerine,


teoloji ve nedensellik retilerine kar kt grlmektedir. Ancak Ar
kesilaos'un Stoaclar tarafndan fiilen savunutmu olan baz dogmatik
grlerine kar kmasna karlk, Karneades'in bazlar fiilen savu
nulmam, her trl domatik gre kar km olduu anlalmak
tadr. Bu arada Arkesilaos'un eletirilerinin Zenon'u dorunun lt
konusundaki retisiyle ilgili olarak baz deiiklikler ve dzeltmeler
yapmaya gtrmesi gibi, Karneades'in bu eletirilerinin de Krizippos'u
Stoacln sz edilen konulara ilikin tezlerinde baz dzeltmeler yap
maya ittii grlmektedir. Son olarak Karneades, Arkesilaos'un pratik
hayatn dzenlenmesi iin ortaya att akla uygunluk ilkesini de geli
tirerek son derecede ilenmi bir 'olaslklar kuram' ortaya atmtr.

Stoac Bilgi Kuramnn Eletirisine Devam


Karneades de Arkesilaos gibi ilham ve modelini Platon'un Sokrates'in
de bulmakta ve onunla ayn diyalektik yntemi kullanmaktadr. Hare
ket noktas da esas olarak, Stoaclarn dorunun lt olarak 'kavra
yc alg' retileridir. Daha nce eitli vesilelerle zerinde durduu
muz gibi bu retiye veya teze gre kavrayc veya doru algnn iki te
mel zellii vardr: Birinci olarak doru alg, var olan, gerek bir kay
naa sahiptir. kinci olarak o, sahip olduu baz zelliklerle, ak ve se
iklii ile alglayann onayn zerine eken algdr. Birinci zellik onu
ryalardan veya yanlsamalardan ayrnay mmkn klar. nk r
yalarda veya yanlsamalarda sz konusu olan alglarn, alglayann d
nda gerek bir kayna yoktur. kinci zellik yani bu tr alglarn
aklk ve seiklii ise alglayann onayn veya tasdikini salayarak
onlara kesinlik karakterini kazandrr.
Arkesilaos gibi Karneades de bu alg kuramma bir baka ku
ramla, sz gelimi Platoncu veya Aristotelesi ynde gelitirdii aklc
bir kuramla kar kmaz. nk daha sonra bir pheci olarak Gaza
li'nin Farabi-bni Sina trnden 'dogmatik' slam filozoflarna ve on
larn tezlerine kar karken syleyeceine benzer bir biimde Karne
ades iin de 'tiraz edenin gr yoktur' yani bir teze itiraz edenin
3- akademi dnemi septikiili 479

kendi grnn olmas gerekmez. Bylece Karneades, Platon'un


genlik diyaloglarnda Sokrates'in karsndakilerin grlerini rt
mek iin benimsedii yntemin aynsn aynn izleyerek, Stoaclarn
dorunun lt olarak kavrayc alg retisini, bu retiye kar
yapt itiraznn hareket noktas olarak alr. Baka bir deyile o, do
runun lt olarak kavrayc veya tam, mkemmel alg retisinin
kendisini kabul etmeye hazrdr. Eer Stoaclar elimizde bu tr alglar
olduunu kantlayabilirlerse onlarn bilgi ve doruluk hakkndaki g
rlerini kabul edebiliriz. Ancak eer elimizde byle alglar yoksa ve
ya elimizde bulunan alglar Stoaclarn szn ettikleri niteliklere sa
hip deilseler, onlarn doruluk ltleri ve tm bilgi kurarnlar k
mek durumundadr. te, Karneades'in pheci itiraznn ana noktas
n, elimizde byle alglar olup olmad sorunu olutumaktadr.
Karneades'e gre herhangi bir alg gerekten bizim dmzda
var olan bir nesneden kaynaklanabilir ve buna ek olarak bu nesnesini
ona tam olarak uygun den bir tarzda temsil edebilir. Ama biz onun
yle olduunu nereden, nasl bilebiliriz? nk gerekten byle bir al
gy bu tr bir alg olarak onaylamamz mmkn olduu gibi, aslnda
yle olmadklar halde baz alglar bu tr alglar olarak da onaylaya
biliriz. Nitekim yle de yapmaktayz. Doru olmadklar halde doru
olduklarn zannettiimiz alglarn rnei ryalar, yanlsamalar, birbi
rine tpa tp benzeyen ikizlerin bizde meydana getirdikleri izienimler
vb.dir. imdi ilk iki tr algda, alglayann, alglad eyin kesinlii
hakknda tam bir duygu ya sahip olduu aktr. Ama te yandan her
kes bu alglarn gerek bir varlktan kaynaklanmadn da bilir. n
c rnekte ise alglayan, ikizlerden birine ait algsnn, dierine yani
ondan ayr olan bir varla ait algsndan farkl olduunu gstereme
mektedir. Krizippos'un sz konusu ikizlerden birinin dierinde olma
yan bir zellikle ayrldn, dolaysyla ona ilikin algnn, dierine ili
kin algdan bir ekilde mutlaka farkl olacan ileri srmesi iyi niyet
li, ama pratikte ie yaramayan bir savunmadr. nk pratikte grd
mz ey, alglayan znenin, ikizlerden birine ilikin algsn dierine
ilikin algs olarak ayn kararllkla onayladdr.
(f8o nc ksm, seplikler

Cicero Karneades'in Arkesilaos'u takip ederek gelitirdii bu


pheci iriraz yle zetlemektedir:

w Eer baz nesnelerin alglar ( izlenimler) baka nesnelerin algla


ryla tamamen ayn olacaklar, aralarnda hibir farkn olmayaca
bir yapdaysalar onlardan ilkinin alglanmas, dierlerinin alglan
mamas imkanszdr. Ancak eer on lar sadece birbirlerine benzer
olmayp, ayn zamanda aralarnda bir ayrm yaplmas imkansz
olan bir yapdaysalar, birbirlerinden ayrdedilemezler. Bu nerme
leri ortaya koyduktan sonra onlar [Septikler] tm tartmay tek bir
argmanda ortaya koyarlar. Bu argman udur: Baz alglar doru,
bazlar yanltr ve yanl olan alglanamaz.. Ancak her doru al
g, tpatp kendisi gibi olan, ancak yanl olan bir algyla ayn tr
dendir. Ve eer alglar, bu trden iseler onlarn bazsnn alglanma
s, bazsnn al gtanmamas sz konusu olamaz. O halde alglanma
s mmkn olan hibir alg yoktur" (Acad. II, 40-4 1 ) .

Sexrus Empiricus Karneades'in doru bilgiye erime konusun


daki bu itirazn daha genel ve ayrntl bir ekilde ortaya koyar:

w oorunun lt konusunda Karneades sadece Stoaclara deil,


daha nceki btn filozoflara kar kantlar biraraya toplamtr.
Bu filozoflarn tmne kar ileri srd ilk argman mutlak ola
rak hibir doruluk ltnn var olmad yani ne akln, ne du
yunun, ne algnn ne de baka bir eyin dorunun lt olmad
tezine dayanr. nk btn bunlar ayn ekilde bizi aldatrlar.
kinci argman ise ortada byle bir lt var olsa bile onun bizim
gerekten var olandan etkilenme tarzmzdan bamsz olmad te
zine dayanr."
w nk hayvanlar cansz eylerden duyu yeteneiyle ayrldk
Iarna gre onlar gerek kendilerini gerekse d eyleri bu yetenekle
ri sayesinde alglarlar. Bir ey tarafndan harekete geirilmeyen,
onun etkisine uramayan ve bylece bir deiiklik gstermeyen du
yu, duyu deildir ve onun herhangi bir eyi kaydernesi mmkn
deildir. O ancak kendi dnda var olan eylerin etkisine urama
s, bylece bir deiiklik yaamas sayesinde nesneler hakknda bil
gi verir. O halde sz konusu lt ruhun bu eylerden erkilenme
sinde aranmaldr. Bu etkilenme hem alglayann kendisi, hem de
3 akademi dnemi septikliQi lf81

bu algy yaratan nesne hakknda bize bilgi verme gcne sahip ol


maldr. te alg veya izienim denen ey budur. Bundan dolay alg
nn canl varlkta, ona gerek kendisi, gerekse dier nesne hakknda
bilgi verme gcne sahip bir etkilenme olduunu sylemek zorun
dayz."
"rnein Antiokhuos'un dedii gibi bir eye baktmzda gr
me duyumuz karmza grme fiilini meydana getirmeden nceki
durumdan farkl olan bir durumda kar. Ve bu tr deime veya
etkilenme sonucu biz iki eyi alglarz: Deimenin kendisini yani
algy ve bizde bu deimeyi meydana getiren eyi yani grlen nes
neyi. Dier duyular iin de ayn durum sz konusudur. Nasl ki k
hem kendisini hem de aydnlanan eyleri gsterirse, hayvanlarn
bilgisinin ilk hareket ettiricisi olan alg da hem kendisini gstermek
hem de kendisini meydana getiren gerekten var olan nesne hak
knda bize bilgi verme gcne sahip olmak zorundadr."
"Ancak her zaman gerekten var olan ey hakknda bize bilgi
vermedii, acemi haberciler gibi bizi sk sk yanltt ve kayna
olan nesnelerle uyumad iin her algy deil, ancak, eer byle
bir alg varsa, doru algy (kavrayc) dorunun lt olarak ka
bul edebiliriz. te yandan sonuta doru olmad ortaya kan
hibir doru alg (kavrayc) yoktur. Tersine grnte doru olan
her algnn karsnda ondan ayrdedilmesi mmkn olmayan yan
l bir algnn olduu ortaya ktndan lt olarak kabul edilen
eyin hem doru, hem yanl olan alglar iine alan alg olduu g
rlmektedir."
" Fakat hem doru, hem yanl alglar iine alan alg, eyler
hakknda doru bilgi vermeyen bir algdr ve byle olduu iin de
bir lt olamaz. Bylece hibir algnn lt olmamasndan akln
da bir lt olamayaca ortaya kar, nk akl, algya dayan : ..
O halde ne aklsal olmayan alg ne de akl bir lttr" (MK, I,
1 59- 1 65).

Bylece Karneades'in Arkesilaos'un at ynde ilerlediini ve


onunla ayn neden ve gerekelerle doru bilginin olabilirliine itiraz et
tiini grmekteyiz. Karneades de Arkesilaos gibi esas olarak dorunun
lt olarak Stoac kavrayc alg grn kabul etmekte, ancak Ar
kesilaos'la ayn gerekelerden hareket ederek bu ltn imkanszl
n veya geersizliini gstermeye almaktadr.
lf82 nc ksm: septikler

te yandan Karneades'in algnn bir lt olmamasndan t


r, akln da bir lt olmad ynndeki gr de aslnda tmyle
yeni deildir, nk onun da daha nce Arkesilaos tarafndan dile ge
tirilmi bir gr olduu grlmektedir. Arkesilaos da, Stoaclarn ak
l alglarn sistemli bir ekilde toplanmas ve karlatrlmasndan
meydana gelen bir bilgi yerisi olduu ynndeki grlerine katld
iin, kavrayc alglarn yetersizliinden akln da dorunun bir lt
olmad sonucuna varm olduu anlalmaktadr. Nihayet Karne
ades'in doru olmadklar halde, doru olduklar zannedilen alglara
rnek olarak verdii ryalar, yanlsamalar ve ikizlere ilikin gzlem ve
dncelerin de daha nce Arkesilaos'ta da var olduunu grdm
z ekleyelim.

Olaslklar Kuram veya Arkesilaosu Akla Uygunluk


lkesinin yiletirilmesi
Bununla birlikte Karneades'te, Arkesilaos'ta var olmayan veya en azn
dan ayrntl olarak ilenmeyen bir retinin son derece ak bir ekil
de ortaya ktn ve olduka baarl bir biimde gelitirildiini gr
mekteyiz. Bu, her konuda bilgi imkann reddedip, yargy askya ald
mz takdirde nasl eylemde bulunabileceimiz ynnde doal olarak
ortaya kan soruya cevap olarak Karneades'in gelitirdiini grd
mz 'olaslklar kuram'dr (to pithanon).
Arkesilaos'un pratikle, hayatn uygun bir ekilde ynetimiyle,
mudulukla ilgili olarak byle bir lt, akla uygunluk (reasonable
ness) diye adiandnimas mmkn olan bir lt nerdiini biliyo
ruz. Buna gre 'ahlaki bakmdan doru bir eylem, yapldnda makul
bir savunmasnn verilmesi mmkn olan' eylemdi. stelik, hakknda
byle bir savunmann verilmesi mmkn olan bir eylemin insan mut
lu etme ans da bykt. te Karneades'in de ayn ynde ilerlediini,
ancak pratik hayatmz ynlendirmesi ve bylece muduluumuzu sa
lamas mmkn olan bu lt baka bir eyde 'doru olmas en ola
s olan algda' bulduunu grmekteyiz.
Karneades'in bu 'olaslklar kuram' veya retisini aklamak
3 akademi dnemi septiklii 483

iin yine Sextus Empiricus'a bavurmamz gerekmektedir. Sextus Em


piricus, yukarda yaptmz alntdan hemen sonra bu retiyle ilgili
olarak unlar sylemektedir:

Karneades'in dier filozoflara kar ltn yokluunu kantla


mak zere bir strateji olarak gelitirdii argmanlar bunlard. An
cak onun kendisinden de hayatn ynetimi ve mutluluun elde edil
mesi iin bir lt istendiinden bu konuyla ilgili olarak bir tutum
benimsernek zorunda kalmtr. Bunun iin lt olarak a) olas
(probable) algy b) ayn zamanda olas ve herhangi bir kar alg
tarafndan engellennemi (irreversible) algy ve tam bir ekilde
aratrlm, soruturulmu (tested) algy kabul etmitir."
Bunlar arasndaki farkn ne olduunu ksaca aklayalm: Al
g, bir eyin algsdr, rnein o hem kendisinden kt bir eyin al
gsdr, hem de kendisinde meydana geldii bir eyin algsdr. Bun
lardan ilki rnein duyurnun d dnyada var olan nesnesi, dieri,
rnein, bir insandr. Byle olduu iin algda biri algnn nesnesiy
le, dieri algya sahip olan zne yle ilgili iki ey, iki zellik vardr.
imdi nesnesi olan eyle ilgili olarak bir alg ya doru veya yanl
tr; nesnesiyle uyum iinde olduunda doru, ona uygun olmad
nda yanlnr. Algya sahip olan zneyle ilgili olarak ise bir alg
grnte doru dur, dieri grnte yanltr. te grnte do
ru olan algya Akademik pheciler 'izlenim'(emphasis) ve 'olas,
ikna edici alg', demektedirler; dierine yani grnte doru ol
mayan algya ise 'izlenim-olmayan'(ap-emphasis),'ikna edici olma
yan, olas olmayan alg' demektedirler. nk onlara gre ne do
laysz olarak bize yanl grnen, ne doru olan, ancak bize yle
grnmeyen ey, doal olarak bizi ikna edici bir zellie sahiptir. "
o halde bu alglardan apak yanl olan veya grnte do
ru olmayan dar atmamz gerekir. Bunlar yani ister var olmayan
bir nesneden kaynaklanan veya var olan, ancak bu nesneyle uyu
mayan veya gerekten var olan nesneyi temsil etmeyen alglar lt
deildir... Grnte doru olan alglara gelince, onlar arasnda da
bir tr karanlktr, rnein gzlemlenen eyin kk olmasndan,
aradaki mesafenin uzak olmasndan veya grmenin zayf olmasn
dan dolay bir eyin kavrannn bulank olduu, ak seik olma
d alglar gibi. . . Grnte doru olan alglarn dier trne ge
lince, onun birinci tr alglara ek olarak sahip olduu zellik, g
rnteki doruluunun byk lde gl olmasdr."
484 nc ksm: septikler

"Bu iki tr alglar arasnda da karanlk ve bulank olanlar yine


lt deildirler. nk onlar ne kendileri ne de nedenleri hakkn
da bize ak bir bilgi verrnezler. Dolaysyla onlar bizi ikna edecek
veya onayrnz davet edecek bir yapda deildirler."
"Bylece Karneades'in Okuluna gre dorunun lt, gr
nte doru olan ve kendilerini ak, gl bir ekilde gsteren al
glardr, dier yandan bu alglar geni bir alana uzanr ve farkl de
receleri kabul ederler. Bylece onlar, bazlar dierlerinden daha
olas ve daha canl olan izlenimleri iine alr."
wzerinde konutuumuz konuyla ilgili olarak olaslk an
lamda kullanlr: O, birinci anlarnda hem doru olan hem de do
ru grnen eydir. kinci anlarnda o, gerekte yanl olan, ama bi
ze doru grnen eydir. nc anlarnda o, ayn zamanda hem
doru hem yanl olan eydir. Bylece Akademik phecilere gre
lt, bize doru grnen alg olmu olur -ki bu algya onlar ayn
zamanda 'olas,ikna edici alg da derler-" (MK, I, 1 66- 175 ).

Sextus Ernpiricus'un bu uzun, ama son derecede nemli akla


masndan anlaldna gre Karneades, Arkesilaos ve dier pheci
lerle birlikte her trl yargy askya almak gerektiini dnmekle
birlikte hayatn ynetimini ve insan mutluluunun elde edilmesini
mmkn klmas bakrnndan bir lt kabul etmenin gerekli olduu
nu grmtr. O, bu lt Stoaclar gibi doruluu kesin, yanlmaz
alglarda, kavrayc alglarda deil, 'olas, ikna edici, inandrc' alglar
da bulmaya veya tesis etmeye almtr. Bu alglarn dier veya daha
ileri zellikleri ise baka alglar tarafndan engellennemi ve tam bir
ekilde aratrlm olmalardr.
Bu ilk yani baka, ters yndeki alglar tarafndan engellennemi
olma zelliinin Stoaclar tarafndan da kabul edildiini biliyoruz. Sto
aclarn bilgi kurarolarna ve doruluk ltlerine ayrdrnz blmde,
Akademik phecilerin kendilerine ynelttikleri eletiriler sonucunda
Krizippos'tan itibaren Stoaclarn algda, alglayan zihnin kendisi ya
nnda alg zerine etkide bulunmas mmkn dier faktrleri de hesa
ba katmak ihtiyacn duyduklarn ve bu balarnda olmak zere doru
algnn sahip olmas gereken zelliklerine 'bir engel olmad takdirde'
3. akademi dnemi septikiiRi 485

artn grmtk. Ayrca Zenon'dan sonra gelen Stoaclarn dorunun


ltn 'kendisine engel olacak, kendisine ters decek bir ey olma
d takdirde kavrayc algdr' eklinde tanmladklarna da deinmi
tik. Karneades'in dorunun ltyle ilgili olarak Stoaclar tarafndan
da kabul edilen, ters yndeki bir alg tarafndan engellennerne lt
ne ekiedii nc zellik ise onun ayrca tam olarak aratrlmasndan
sonra kabul edilmesi gereken bir alg olmas zelliidir.
Bu vesilesiyle Karneades'in bir baka ve daha nemli ayrm yap
tn da grmekteyiz. Bu Karneades'in algnn, kayna olan nesnesiy
le olan ilikisiyle onun kendisinde gerekletii zneyle olan ilikisi
arasnda yapt ayrmdr. Bu, aslnda bir algnn doruluk bakmn
dan sahip olduu nesnel ieriiyle algya sahip olan kii bakmndan
sahip olduu znel ierii arasnda yaplan ayrm anlamna gelmekte
dir. Karneades burada algnn nesnesiyle olan ilikisini yani nesnel
doruluk bakmndan deerini tmyle bir kenara iterek, yalnzca
onun zneyle ilikisi bakmndan sahip olduu zellik veya deer ze
rinde durmaktadr. Buna gre, alg, kayna olan nesnesiyle ilikisi ba
kmndan doru veya yanltr; bu nesneyle uyuma iinde olduu za
man doru, olmad zaman yanltr. Ama Karneades bizim iin
nemli olann bu olmadn, nk bu uygunluu veya uyumay tah
kik etmenin bizim iin mmkn olmadn dnmekte, bundan do
lay da ilgisini tmyle algnn kendisinde meydana geldii zneyle ili
kisine yneltmektedir.
Bu bakmdan ele alndklarnda alglarn 'grnte doru olan'
ve 'grnte doru olmayan' veya 'grn itibariyle yanl olan' al
glar olarak ikiye blnmesi Karneades'e esas grnmektedir. Nesnel
bakmdan doruluk veya yanllk ltn bir tarafa braktmzda
veya bu ltten vazgemek zorunda kaldmzda ilgilenmemiz gere
ken alglar ancak 'grn itibariyle doru olan' veya ayn ey demek
olan 'grn itibariyle yanl olmayan' alglar olabilirler. nk g
rn bakmndan doru olan alglarn aslnda yanl olabileceini ve
ya grn bakmndan yanl olan alglarn aslnda doru olabilece
ini kabul veya iddia edebiliriz. Ama bunun bizim iin, iinde bulun-
486 nc ksm: septikler

duumuz bilgi durumu veya amac bakmndan bir nemi, yarar yok
tur. Bundan dolay bizim burada grn bakmndan yanl olan al
glar veya onunla ayn ey demek olan grn bakmndan doru ol
mayan alglar bir tarafa brakmamz gerekir. Bylece elimizde kalacak
olan sadece 'grn bakmndan doru olan (veya yanl olmayan) al
glar' olacaktr.
Karneades'in buradaki ltnn tamamen znel olduu ak
tr. nk sylediimiz gibi grnte doru olan bir alg, aslnda ya
ni konusu olan nesnenin kendisiyle ilikisi bakmndan ele alndnda
yanl olabilir veya grnte yanl olan bir alg ayn bakmdan do
ru olabilir. Ancak bunu bizim bilmemizin imkan yoktur. Kimsenin ve
hibir zaman bunu bilmesi mmkn olmadna gre de, ilgimizi ken
dilerine yneltmemiz gereken biricik alglar ancak 'grnte' doru
olan alglar olacaktr.
Karneades bu tr alglar, 'olas ve ikna edici' alglar olarak ad
landrmaktadr. Ama o bu olaslk ile ikna ediciliin ne tek bana bir
algnn zellii olduunu ne de tek bana yeterli olduunu dnmek
tedir. nk ona gre grnte olas veya ikna edici olan alglar da
ok geni bir alana yaylr ve onlar arasnda da en azndan derece fark
llklar vardr. Bu balamda olmak zere grnte olaslk iinde olan
dolaysyla ikna edici olan alglar arasnda bazlarnn daha olas, daha
ikna edici, bazlarnn daha az olaslk iinde ve daha az ikna edici ol
duunu sylemek mmkndr. rnein uzakta bulunan bir cismin
Sokrates olduuna ilikin algmz, grnte doru bir alg olmas ola
sdr ve bu da ikna edicidir, ama daha yakndan baktmzda Sokra
tes'e benzemekle birlikte onun Sokrates olmayp babas olduuna ili
kin algmz daha olaslk iinde ve daha ikna edicidir. nk algmzn
konusu olan cismin kkl, onunla aramzdaki mesafenin uzakl,
duyumumuzun gl veya zayf olmasna gre grnte doru olan
alglarmz arasnda da yine grnteki doruluklar yani olaslk iin
de olmalar veya ikna edicilikleri bakmndan baz farklar olduunu
grmekteyiz. Bylece sz konusu olasln, ikna ediciliin yanna daha
ze daha ince baz ltler veya artlar koymamz gerekmektedir. Bu
3 akademi dnemi septikiili 487

daha ince, daha zel ltler ite bir algnn baka, ters yndeki alglar
tarafndan engellenmemesi ve sonuta btn durum ve artlarnn eni
ne boyuna titiz bir biimde aratrlmas sonucu ortaya kmasdr.
te Karneades'in alglarla ilgili yapt iki temel ayrm udur:
Alglar nce algnn nesnesi ve alglayan zneyle ilikisi bakmndan
ikiye ayrlrlar. Birinci gruptaki alglar doru veya yanltr; ikinci
gruptaki alglar ise 'grnte doru' ve 'grnte yanltr'lar. Gr
nte doru olan alglar da kendi ilerinde yine ikiye ayrlrlar: Gl
bir ekilde grnte doru olanlar yani olas veya ikna edici grnen
ler ile zayf bir ekilde grnte doru olanlar yani olas oluu veya
ikna edicilii az olanlar veya hi olmayanlar. Gl bir ekilde gr
nte doru olan alglarn olaslklarnn, ikna ediciliklerinin temelin
de bulunan ltler ise onlarn baka alglar tarafndan engellenmeme
leri ve titiz, sk bir biimde aratrlm, soruturulmu olmalardr.
Sextus Empiricus Karneades'in grnte doru olan alglarn
olaslklarnn temelinde bulunan bu birinci lt yani baka alglar
tarafndan engellennerne ltn bir rnekle yle akla kavutur
maktadr:

"Bu lt ayn zamanda olas olma ve bir baka alg tarafndan en


gellenmemedir. rnein bir insanla ilgili bir algya sahip olan biri
o insann kiisel zellikleri ve onun iinde bulunduu d artlarla
ilgili bir algya da sahip olur - bu insann kiisel zellikleriyle ilgili
eyler, onun ten rengi, boyu, ekli, hareketi, konumas, giysisi,
ayakkabsdr; iinde bulunduu d artlada ilgili eyler ise hava,
k durumu, gndz, gk ve yerle, dostlar ve baka her eyle ilgi
li eylerdir. Bylece bu alglarn hibiri algmzn doruluunu ne
kadar engellemezler, hep birlikte uyum iinde bize ne kadar doru
grnderse sz konusu inancmz o kadar gl olur.
nk biz btn bu allagelen zelliklere yani renk, boy, e
kil, konuma, giysi ile ilgili zelliklere sahip olmasndan ve bulun
duu yerde kendisiyle ayn zellikleri tayan baka birinin bulun
mamasndan dolay nmzde bulunan kiinin Sokrates olduuna
inanrz. Ve nasl ki baz doktorlar karlarnda gerek bir hasta
atei olduuna tek bir arazdan, rnein ok hzl atan bir nabzdan
488 nc ksm: septikler

veya yksek sdan hareketle varmazlarsa hzl bir nabzla dakunul


duu zaman acma, kzarma, susuzluk ve benzeri araziarta birlikte
bulunan yksek sdan tr karar verirlerse ayn ekilde Akade
mik Septikler doruya ilikin yarglarn bir alglar birliine (con
currence) dayandmlar ve bu alglardan hibirinin yanl olduu
hakknda kendilerinde bir phe uyanmamas durumunda sz ko
nusu algnn doru bir alg olduu sonucuna geerler. Engellenne
mi algnn ikna edici alg olduunun iyi bir rnei Menelaos'un
durumudur. nk Menelaos Truva'dan Helen diye getirdii kad
nn hayalini gemide brakp Pharos adasna ktnda gerek He
len'i grmtr. Orada Helen'le ilgili doru bir algya sahip olma
sna ramen onun doru bir alg olduuna inanmamtr. nk
burada baka bir alg, Helen'i gemide brakm olduuna ilikin al
gs buna engel olmutur. te engellennemi bir alg bu tr bir ey
dir ve bu tr bir alg dierinden daha fazla engellenmemilik zel
liine sahip olmas lsnde daha geni bir ikna edicilie sahiptir"
(MK, I, 1 76-1 8 1 ) .

B u aklamadan anlaldna gre Karneades, grnte ne ka


dar doru olursa olsun tek bana, mnferit bir algnn hibir zaman
ikna edici veya yeterli olacan dnmemektedir. Byle bir algnn
grn bakmndan veya olaslk dahilinde doru bir alg olduu ko
nusunda bir yargda bulunmamz iin onun baka alglar tarafndan
engellenmemesine, onlar tarafndan desteklenmesine ihtiya vardr. Bir
algya gvenebilmemiz, onun olaslkla doru bir alg olduuna hk
medebilmemiz iin, algnn her zaman kendileriyle birarada bulundu
u alglarla tutarl olmas, onlar tarafndan yalanlanmamas, tersine
desteklenmesi gereklidir. Bu destekleme ne kadar glyse sz konusu
algnn doru olma ans o kadar yksek veya o kadar olasdr.
Sexrus Empiricus Karneades'in algnn gvenilirliine ilikin
ikinci ltn yine verdii ok ilgin bir rnekle somut olarak yle
ortaya koymaktadr:

"Bir engelle karlamayan algdan daha fazla gvenilir ve daha


mkemmel olan alg, yargy douran algdr. nk bu alg, engel
lennerne zelliine ek olarak, iyi aratrlm, soruturulmu olan
3 akademi dnemi septikliti .lf89

bir algdr. imdi bu algnn ayrdedici zelliinin ne olduunu ak


lamamz gerekir. Engellenmemi bir algda gerekli olan ey, birara
da bulunan alglarn hibirinin yanl bir grntyle bize engel ol
mamas, onlarn hepsinin doru grnmeleri ve bylece toplu ola
rak grnte doru ve olas olma zelliine sahip olmalardr."
"Tam olarak aratrma, soruturmann rn olan algda ise
birarada bulunan alglarn her birini dikkatli, titiz bir ekilde ince
leriz. Bunun rnei halk meclisierindeki uygulamadr. Burada in
sanlar siyasi veya adli bir greve aday olan kiileri, sz konusu si
yasi greve veya yarglk makamna uygun olup olmadklarn an
lamak zere sk bir soruturmadan geirirler. Bylece rnein bir
yarg yerinde, yarglayan biri, yarglanan ey, yarglamann iinde
meydana geldii ortam; mesafe, uzaklk, yer, zaman, tarz, faaliyet
le ilgili eyler vardr. Biz bu faktrlerin her birinin zel karakterini
kesin bir ekilde ayrdederiz. Bylece rnein yarglayan kiiyle il
gili olarak onun bozuk bir grmeye sahip olmadn aratrrz,
nk byle bir ey onun yargsnn kusurlu olmasna yol aacak
tr. Ayrca yarglanan eyin fazla kk, yarglama ortamnn ok
karanlk, yarglanan eye olan uzakln fazla byk olup olmad