MANTIK

Nurettin Topçu

Mantık in yayın haklan Dergâh Yayınlan’na aittir.

Dergâh Yayınlan
239

Çağdaş Türk Düşüncesi
32

Nurettin Topçu Külliyatı
16

ISBN
975-6611 22-7

2. Baskı
Kasrın 2006

Sahife Düzeni
Ayten Balaç

Kapak Tasannu
Şetmin Yavuz

Basım Yeri
A Ajans Reklamcılık Filimcilik Matb. San. ve Tic. Ltd. Ltd. Şti. Beysan
Sanayi Sitesi Birlik Cad. Yayıncılar Birliği Sitesi
No: 32 Kapı No: 4G Yakuphı - Büyükçekmece / İstanbul

Cilt
Güven Mücellit & Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.
Devekaldınmı Cad. Gelincik Sok. Güven İşhanı No: 6
Mahmutbey - Bağcılar / tstanbul

Dağıtım ve Satış
Ana Basm Yayın
Molla Fenan Sok. No: 28 Yıldız Han Giriş Kat
Tel: [212] 526 99 41 (3 hat) Faks: [212] 519 04 21

Nurettin Topçu MANTIK Yayına H azırlayanlar Ezel Erverdi .dergahyayinlari.com .com / e-posta: bilgi@ dergahyayinlari.: 3/20 34112 Sultanahm et / İstanbul Tel: [212] 518 95 78 (3 hat) Faks: [212] 518 95 81 www.İsmail Kara DERGÂH YAYINLARI K lodfarer Cad. Nu.

.

SUNUŞ Merhum Nurettin Topçu bir akademisyen. Sosyoloji. bir fikir ve mücade­ le adamı. Ders kitabı olmaları ve resmi programda sınırları çizilen konulan işlemeleri dolayısıyla kitaplarındaki fikir ve değerlendirmelerle yer yer farklılaşan. camiye kadar uza­ nan bir hoca-talebe münasebeti. bir muallimdir. 1952 yılından itibaren muallimliğinin yanında yürüyen birde ders kitabı yazarlığı var. Kitapla­ rında ele aldığı birçok konuya ders kitaplarında da tesadüf etmek elbette şaşırtıcı olmayacaktır. talim ve terbiye ile geçtiğini söylemek doğru olur. Psikoloji. evine. Örnek olarak Durkhe- 5 . dergi idarehanesine. Talebelik yılları istisna edilirse ömrü­ nün resmi ve fahri muallimliklerle. bu açıdan birbirlerini tamamlayan. 40 yıl okuttuğu felsefe grubu derslerinden ayrı olarak Robert Kolej’de tarih. sokağa. İstanbul İmam Hatip Okulu’nda dinler tarihi dersleri de verdi. çeli­ şir gibi gözüken noktalara da rastlanılacaktır. Peygamber mesleğininin mesuli­ yetlerini ve zevklerini bütün vekar ve ciddiyetiyle bir ömür boyu taşıyıp sürdürmeye ve öğrencilerine aktarmaya gayret gösterdi. Kendisinin de okuttuğu felsefe grubu ders kitapları (Felsefe. Mantık) yazma sürecine 70’li yıllarda ahlâk kitapları da dahil olacaktır Nurettin Topçu külliyatını bir bütünlüğe kavuşturmak için onun kaleminden çıkma ders kitaplarını da yayınlıyoruz. kronolojik boşlukları dolduran özellikleri var. derneklere. Okulda ve sınıfta nihayete ermeyen. büyük'bir yazar olduğu kadar belki onlardan daha fazla bir öğretmen.

baskıyı esas aldık. Biz burada 1966 tarihli 3. eklendiği görülecektir. Bu değişikliklerin bütününü elinizdeki baskılarda zikretmemiz elbette sözkonusu ola­ mazdı. Mantık kitabının ilk baskısı 1952 yılında yapıldı. Ders kitabı hüviyetini koruması için ünite sonlarında yer alan soru­ lan da muhafaza ettik. Fakat felsefe grubu derslerinin Türkiye’de tedrisi ve prog­ ramlan ile ders kitapları üzerinde çalışacak veya Nurettin Top­ çu’nun fikriyatına hususen eğilecek olanların bu baskılan tek tek ve kronoloji gözeterek tetkik etme mecburiyetinde oldukları açıktır. ünite muhte­ valarının değiştirilmesine paralel olarak yenilendiği. Dönemlerin siyaset ve hissiyatına uygun olarak “Sosyoloji”nin Toplumbilim. “Psikolo- ji”nin de Ruhbilim olarak basıldığı olmuştur. bazı kısımları­ nın değiştirildiği. SUNUŞ im değerlendirmeleri zikredilebilir. Son baskısı 1984 yılında yapılan 8. DERGAH YAYINLARI 6 . baskı olmalıdır. Nurettin Bey’in ken­ di kütüphanesinden bize intikal eden kitaplarda yeni baskılar için bazı sadeleştirmeler yaptığı da görülmektedir. Uzun yıllar liselerde ve İmam Hatip Okulları’nda ders kitabı olarak okutulan bu kitapların bütün baskıları gözden geçirildiği za­ man Milli Eğitim Bakanlığı’nca ders programlarının.

Akis/ 23 2.İçindekiler MANTIK NEDİR?/ 9 Mantığın bölüm len/10 Mantığın doğuşu/ 11 TERİMLER/ 13 İçlem ve şümul/ 14 Beş geneller/ 13 Sınıflandırma/ 16 Tarif/ 17 ÖNERMELER/ 19 AKIL YÜRÜTME/21 Metodun genel kaideleri/ 22 Vasıtasız dedüksiyon şekilleri/ 23 1. Karşıolum/ 24 KIYAS/ 27 Kıyasın şartları/ 28 Öncüllerin kemmiyet ve keyfiyetine göre kıyasın aldığı şekiller/ 29 Düzensiz kıyaslar/ 30 Kıyasın değeri/ 34 MATEMATİKTE METOT/ 37 Matematiğin konusu: Mikdar ve kemmiyet/ 37 MATEMATİK İLİMLER/ 39 Aritmetik/ 39 Cebir/ 40 Analitik geometri/ 40 Geometri/ 40 7 .

Hipotez.2. Prensipler/ 76 II.3. Gözlem. İÇİNDEKİLER Mekanik/ 41 Astronomi/ 41 MATEMATİĞİN PRENSİPLERİ/ 42 Aksiyomlar/ 42 Pastülatlar/ 43 Tarifler/ 44 MATEMATİKTE İSPAT/ 46 İspatın şekilleri/ 46 Kıyastan faikları/ 50 MATEMATİĞİN DEĞERİ/ 52 İLİMLERİN DOĞUŞU/ 56 Müsbet ilmin karakterleri/ 58 İLİM DÜŞÜNÜŞÜ/ 61 DENEYSEL İLİMLERDE METOT ENDÜKSİYON/ 63 Sebep araştırma yolları/ 63 A. Deneyleme/ 67 Deneysel kanun/ 73 DENEYSEL İLİMLERDE PRENSİP VE TEORİLER/ 76 I. Stuart Mill’in metotları/ 64 C. Tarihte analiz/ 89 2. Bacon'ın iiç levhası/ 64 B. Tarihte sentez/ 92 Tarih felsefesi/ 93 OKUNACAK ESERLER/95 8 . Teoriler/ 77 Fizikte teoriler/ 78 Biyolojide teoriler/ 79 ANALOJİ/83 Analojinin yapısı ve değeri/ 84 TARİHTE METOT/86 Tarihin evrimi/ 87 Tarihin metodu/ 89 1. Deneysel metodun üç safhası: I.

vic­ danı iyiliğe ulaştıncı kaideleri gibi. Ahlâkın. şuur hallerini oldukları gibi ele almakta ve ulaşılması gerekli olan herhangi bir gayeyi gözönünde tutmamaktadır. mantığın da. Bu kâidelerin dışına çıkınca yanılma tehlikesi kendini gösterir. çünkü zihnin hakikate ulaşmak gayesiyle ne yolda iş­ letilmesi gerektiğini bilmek için. düşünmenin ilmini yapmış oluyoruz. mantık zih­ nin yalnız normal işleyişini incelemek iddiasındadır. Şim­ di mantığı tam olarak tarif edelim: 9 . ha­ kikatte bu iki ilim birbirinden ayrıdır. “doğru düşünmenin kaidelerini ortaya koyan ilimdir’* diye tarif edilir. Ancak psikolojide anormal haller. bu iki ilim normatif ilimlerdir. Bunun için birtakım kaidelere uyması zorunludur. İşte bu sebepten mantığa normatifi kaide koyucu) ilim denir. normal zekânın psikolojisidir” demek daha doğru olacak­ tır. Ancak duygu ve irade olayları mantığı ilgilendirmez. Şu halde “mantık. Mantıkda ise. hakikate ulaşmak gayesi güdülür. Hakikate ulaşmak için zihnin gelişi güzel işlemesi kâfi değildir. Mantığın Psikoloji ile ilgisi işte bu noktada kendini gös­ termektedir. Zira psikoloji. Böylelikle mantığın psikolojiden ibaret olduğu görülürse de. aklı hakikate ulaş- tırıcı kaideleri bulunduğundan. Bu sebepten. MANTIK NEDİR? Mantık. onun kendiliğinden nasıl işlemek­ te olduğunu bilmek lüzumludur. Düşüncemizin normal işleyişini Psikoloji ilmi an­ latmaktadır. Şu halde duygu ve irade olayları dışarda kalarak. yani şuurun hastalık halleri de incelendiği halde. bazıları mantığın “zekâ psikolojisi” olduğunu söylerler. sade zihin olayla­ rı üzerinde yaptığımız araştırmalarla.

A’dır. 3. zihni tenakuzlara düşmekten. A ile A’dan başkası arasında üçüncü bir hal mümkün değildir. ilimlerin hakikate ulaşmak için takip etmek zo­ runda bulundukları yolları araştırır. hakikate ulaşmak için zorunlu olan kaideleri ortaya koyan ilimdir. Ahmet. ya vardır. Metodoloji. kendi kendisinin aynıdır. Her ilim için kendi konusuna uygun olan bir metoda ihtiyaç vardır. Bu prensiplere dayana­ rak doğru düşünmeyi temin eden genel mantık terim. 10 . Aynilik prensibi şöyle ifade edilir: Bir şey. üçüncü ihtimal olamaz. B. hem de kendisinden başka bir şey olamaz: A. kapalıdır. Metodoloji. aynı zamanda hem kendi. Mantığın bölümleri Mantık iki bölüme ayrılır: A. Böylelikle mantık. zihnin kendi kendisine uygunluğunu arar. B. doğru düşünme kaidelerinin bü­ tününden ibaret bir ilim olmuş oluyor. ya yoktur. 2 Tenalcuzsuzluk prensibi şudur Bir şey. üçüncü bir ihtimal olamaz. yani yanılmaktan korumaktır. ya canlı değildir. düşünülen şeyin aklın prensiplerine uygun olması için lâzım olan kaideleri araştırır. Genel mantık. Prensiplerin genel mantıkda oynadığı rol. Üçüncü ihtimalin yokluğu prensibi: Bir şey. aym za­ manda açık olamaz. A. Aklın prensipleri üçtür: 1. Genel mantık. kapalı kapı. zihnin kendi dışındaki objeye (eşyaya) uygunluğunu araştırır. önerme ve kı- yasdan bahseder. Her il­ min metodu başka başkadır. Ahmet’tir. veya bir şey neyse odur. Me­ todoloji ise. MANTIK NEDİR? Mantık. A. Bu yollara metot denir. kapalı kapı. gibi. Varlık ya canlıdır. aynı zamanda B olamaz. Genel mantık.

IV. metodolojinin esasını kurdu. Aris­ to’nun kurduğu mantık. mantık yerine münakaşa ve iknâ sanatını kullanırlardı. bütün Ortaçağda devam etti. İslâm dininin ortaya koy­ duğu hakikatleri ispat etmek için. iskolâstik mantık adı verildi. kıyas usulüne dayanan mantığı. asnn başında felsefede rönesansı hazırla­ yan İngiliz Bacon ve Fransız Descartes. genel mantıktı. 11 . herkes tarafından kabul edilen genel kaideleri yoktu. ilk iki önermesi ortaya konulunca. Or- ganon adlı kitabında mantığı delil ve ispat ilmi diye tarif etti. olaylardan kanun çıkarılma­ sına yarayan metodun adıdır. Kıyas. özel hallerden daha genel bir hüküm. Aristo’da başlayıp Ortaçağ içinde devam eden mantığa.Ö. yegâne metot olarak kullandılar. Aristo. bu kaideleri koydu. Aristo’nun. Endüksiyon. kıyasın tekrardan ibaret ol­ duğunu. Geçen asırda Stuart Mili ve Claude Bemard. Aynı asırda Bacon. Bunlar gibi di­ ğer İslâm filozofları da Aristo mantığını. daima yeni münasebetler bulmak suretiyle hakikatler doğurucu olan matematik ispat usulü­ nü ortaya koydu. Bacon’un ortaya koyduğu metodoloji meselelerini yeni­ den ele aldılar. üç önermeden meydana gelmiş bir dedüksi- yondur. böylece metodolojinin önemi meydana çıktı. Metodu ise kıyasdan ibaret­ ti. Her ilmin kendi konusuna uygun bulunan ayrı metotlara sahip olması lüzumu anlaşıldı. Descartes. Uçüncüsü onlardan zo­ runlu olarak çıkarılan. hakikatlere ulaştırmadığını iddia ettiler ve iskolâstik man­ tığa şiddetli tenkitler yaptılar. M. asırda Aristo. endüksiyon metodunun tecrübe ilimlerine tatbikini müdafaa etti. kıyas ile bütün hakikatlere ulaşılacağını kabul edi­ yordu. Doğru düşünmenin. Islâm âleminde Fârâbî ve İbn-i Sînâ gibi filozoflar tarafından benimsendi. XVII. Daha sonra. Aristo’nun kurduğu manük. MANTIK Mantığın doğuşu Eski Yunanistan’da Sokrat ve Sofistler (Sokrat’tan evvelki fi­ lozoflar).

Mantık nasıl bir ilimdir? Mantığın Psikoloji ile ilgisini gösteriniz. Her yanılmada bir tenakuzun bulunması ne demektir. MANTIK NEDİR? Sorular 1. 7. Mantığın iki bölümünden hangisi öbürü için lüzumludur? 9. 4 . Mantık. Genel mantıkla metodolojiden hangisinin sahası daha geniştir? 8. Akıl prensiplerinden. Aklın prensiplerinden herbirine üçer misal veriniz. Mantığın kuruluşundaki safhaları ayrı ayrı gösteriniz 12 . Birkaç mi­ sâlle açıklayınız. Psikolojiden nasıl ayrılır? 3.Mantığın bölümleri nelerdir? Bu bölümlerden herbirinin değerini belirtiniz. 2. diğerlerine temel olanı hangisidir? 6. 5.

psikoloji­ de kavramların müşahhas ve mücerret oluşundan farklıdır. beyaz sıfatından. Cüz’î. hayvan. TERİMLER Terim. Küllî. Bir cinsi ifade eden terime genel terim denir. Mantıkda terimlerin müşahhas ve mücerret oluşları. beyaz­ lık. mücerrettir Mesafe. bir fikrin ifadesidir. mücerret ve müşahhas olurlar. iyilik. Terimler. “Birkaç insan” veya “bazı insanlar” terimi cüz’îdir. zihnin dışında konusu bulunan terimdir: Ahmet. insan. ferdî ve genel diye ayrılırlar. Psikolojide kavram denilen şeydir. hayat. gibi. bir zümre varlığın yalnız bir bölümünü ifade eden te­ rimdir. yürümek fiilinden yapılmıştır. bir vasfı veya bir münasebeti gösteren terimler. Mücerret terim. “İnsan” terimi geneldir. “Bütün insanlar” terimi küllî dir. ifade edilen şeyin butun fertlerini içerisine alan terimdir. 13 . beyazlık. Müşahhas terim. beyazlık mücerret terimi. Mantıkda bir şeyi veya bir varlığı gösteren terimler müşahhas­ tır Bitki. “Ahmet” terimi ferdîdir. Me­ selâ. düşünce terimleri gibi. Allah terimleri gibi. İstanbul gibi. Ait oldukları eşya ve varlıklardan yalınlama ile ayrılmış olarak bir oluş tarzını. kemmiyet bakımından ciîz’î ve küllî. yürüyüş. zihnin dışında konusu bulunmayan terimdir İnsan­ lık. Yalnız bir şeyi gösteren terime ferdî denir. Keyfiyet bakımından terimler. Mücerret terimler genel olarak sıfatlarla Fiillerden yapılır.

Kendilerinden yalnız kavram anlaşılırsa mücerret olurlar. ev gibi. VARLIK ---. Ahmet’in yürüyüşü misâllerinde beyazlık ve yürü­ yüş terimleri müşahhas olarak kullanılmıştır.1 Canlı Cansız ___ I__ Bitki Hayvan İnsan Diğer hayvanlar — h - Asyalı AvrupalI Afr ikalı Amerikalı AvustralyalI _ | __ Hintli Çinli Türk Iranlı I----. sıfatı olurlarsa mücerrettir­ ler İçlem ve şümul Bir terimin esaslı karakterlerine o terimin içlemi denir. Yani bir terimden çıkabilen butun terimler.1 Türkistanlı Azerbey canlı Türkiyeli Erzurumlu AnkaralI Tokatlı I------ Yusuf Bey Hüsrev Ağa Gazi Osman Paşa 14 . Şu halde öner­ menin süjesi olurlarsa müşahhastırlar. onun şümulünü teş­ kil eder. Fert göstermeleri bakımından müşahhastırlar: İnsan. şehir. “Ahmet insandır” önermesindeki'insan terimi gibi. -------1--------------. müşahhas da olur­ lar. Cins isimleri mantıkda mücerret de olurlar. İçlemin karakterlerini taşıyan fertlerin bütünü ise terimin şü­ mulünü gösterir. TERİMLER Sıfatlarla fiillerden yapılan terimler de. kendisine işaret olunan muayyen bir varlığa ait oldukları zaman müşahhas olurlar: Şu du­ varın beyazlığı.

Şümulde indikçe müşahhaslık çoğa­ lır. kuşlar. Her terim. sürüngenler terimlerinin yakın cinsidir. omurgalılar teriminin yakın türüdür hayvanlar te­ riminin uzak türüdür. Bir türün üstünde kendine en yakın olan cins. Cinsin şümulü­ ne dahil olan terimler onun türlerini teşkil ederier. araya giren türler vasıtasiyle bağlandığı tür ise. hayvanlar terimi ise. Hüs- rev Ağa. şümulü çoğalınca içlemi azalır. kendisinden aşağıda bulunanların ise. uzak cinsidir. içlemini teşkil eder. memeliler. kurbağalar. onun yakut cinsidir. kurbağalar. kuşlar. en sonunda evrensel bir terime ulaşılır: Varlık gibi. sürüngenler te­ rimlerinin cinsidir. İçlemde yükseldikçe mücerretlik artar. balıklar. Tamamen mücerret olan varlık teriminin içlemi bulunmadığı gibi. Omurgalılar cinsinin şümulüne dahil olan bu te­ rimler de omurgalılann türlerini teşkil ederler. yani bir cinsin doğrudan doğruya bağlandığı tür. yani bir türün doğrudan doğruya bağlandığı cins. Bir cinsin altında kendine en yakın olan tür. şumulü ise bitki ve hayvan terimleri ile bunlardan çıkarılan bü­ tün terimlerdir. kendisinden yukarıda bulunan terimin şümulünü. bunların uzak cinsidir. Misâl: Omurga­ lılar terimi. Bir terimin içlemi çoğalınca şümulü azalır. araya giren cinsler vasıtasiyle bağlandığı cins ise. Aşağıdaki şemada omurgalılar terimi. Kuş terimi. 15 . Gazi Osman Paşa gibi. tamamen müşahhas olan Gazi Osman Paşa teriminin de şümu­ lü kalmamıştır. Beş geneller Cins ve tür: Müşterek vasıflara sahip terimlerin bu vasıflan dolayısiyle bağlandıktan terime onların cinsi denir. balık­ lar. sonunda tamamen müşahhas bir ferde ulaşılır: Yusuf Bey. memeliler. onun yakın türüdür. MANTIK Yukarıdaki zincirlemede canlı teriminin içlemı varlık terimi­ dir. uzak türüdür.

varlığı süjenin varlığına muhtaç olmayan vasıflara müşterek arazî vasıf denir. Meselâ at kestanesi ile ada tavşanı terimleri. çeşitli şekillerde tarif ya­ pılmasına yararlar. insanı büyümeyen varlıklar­ dan ayırdığı için. a) Sun’î sınıflandırma. insanın yakın ayrımıdır. aklın eseri olduğu için hassadır. ayrım. Sınıflandırma Terimleri şümul derecelenne göre ayırmaya. Cins. hay­ van cinsini böldüğü ve insan türünü diğer türlerden ayırdığı için. uzak cinsi bölen ana karaktere uzak ayrım denir. Sınıflandırma ya sun’î veya tabiî şekilde yapılır. İnsan vücudunun sıcaklığı ve soğukluğu. Akıllılık. beyazlığı ve­ ya esmerliği onun müşterek arazî vasıflarıdır. aynı sınıflandır­ maya giremezler. Büyüyücülük. insanın uzak ayrımıdır. herhangi bir pratik kolaylık endişesiy­ 16 . Müşterek arazî vasıf (accident): Süjede bulunmakla beraber. sınıflandırma de­ nir. Yabancı terimler arasında sınıflandırma yapıl­ maz. Hassa (propridt£)\ Türün tâli vasıflarına hassa denir. Sınıflandırma. Yakın cinsi bölen ana karaktere yakın ay­ rım. Aynı terimin şümulü içerisinde sınıflandırma yapılır. insanda konuşma. Memelilerle kuşlar aynı sınıflandırma içinde yer alırlar. TERİMLER HAYVANLAR Omurgalılar Omurgasızlar Muneliter Kuşlar Balıklar Kurbağalar Sürüngenler Ayrım (difference): Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakterlere ayrım denir. şümulle yapılır. hassa ve müşterek arazî vasıflara mantıkda beş geneller denilmektedir. Beş geneller. tür.

sınıflandırması yapılan şeylerin esaslı karakterleri gözö- nünde tutulur. ilimlerde yapılan sınıflandırmadır Bunda. oksi­ jenle hidrojenin birleşmesinden meydana gelme bir cisimdir” tari­ finde suyun unsurları ayrılıp gösterildiğinden. bu tarif sentez yoluyla yapılmışUr. dik yüriiyüşlü ve akıllı hayvandır” tarifi. İçlemi bulunmayan terimlerin tarifini yapmak kabil olmaz: Varlık terimi böyledir. Fertleri gösteren tek şeylerin tarifi yapılamaz. Tarif Tarif. biyoloji ilmidir Sınıflandırmanın doğru ve tam olması için. Tarif. Kütüphanede her sahaya ait eserler ayrı ayrı raflarda sıralanır.Tam bir ta­ rif. Sakarya gibi birer özel isimden ibaret olan tek şeylerin ancak tasviri yapılabilir Tasvir. hayvanlarda omurgalı oluş. sınıflandırmaya esas olan bir karakterdir. insanın tasavvu­ runu doğurduğu için. Sı­ nıflandırmadan en çok faydalanan ilim. ağır zehirli ilâçları öbür tarafa ayırırlar. Yavuz Selim. bir terimin içlemınde bulunan esaslı karakterierinin be­ lirtilmesidir. İstanbul. insan teriminin yakın cinsi olan hayvan terimi ile. MANTIK le yapılmaktadır Pratik hayatımızda işlerimizi kolaylaştıran bu sı­ nıflandırmanın ilimle alâkası yoktur. Buna dayanarak hayvanlar sınıflanır. bir terimin göze çarpan bütün karakterlerinin belirtilmesidir. ya analiz veya sentez yoluyla yapılır. bir terimin yakın cinsi ve yakın ayrımı ile yapılır. Yalnız türlerin tarifi yapılır. Meselâ: “İn­ san. Meselâ. “İnsan. b) Tabiî sınıflandırma. 17 . yapılan bölmeler­ de eksik ve fazla bulunmamalıdır. sınıflan­ dırma tarifde işimize yaramaktadır. Terimlerin içlem ve şümulünü belirtmesi bakımından. onun diğer hayvan türlerine nazaran ayrımını teşkil eden dik yüriiyüşlü ve akıllı terimleri alınmak sure­ tiyle yapılmıştır. dik yürüyüştü ve akıllı hayvandır” tarifinde ise. Eczanede hafif zehirli ilâçları bir tarafa. “Su. bu tarif analiz yoluy­ la yapılmıştır. bir takım karakterlerin zihinde birleştirilmesi.

5. Sorular 1. Tam bir tarifte aranan şartlar şunlardır a) Tarif. 9. kendisine yabancı fertleri tamamen dışında bırakmalıdır. ancak tasvir edilebilir. ifade ettiği fertlerin hepsini içerisine almalı. Terimlerin keyfiyeti incelenirken Psikoloji ile Mantık arasında hangi bakımlardan ayrılık görüyorsunuz? Bu görüş ayrılığı hangi sebepten doğmuş olabilir? 3. medeniyet. yemiş. Kendi şü­ mulünü eksiksiz olarak içerisine almalı. b) Tarif. c) Tam bir tarif. koku. Analiz ve sentez yoluyla yapılmış ikişer tarif misâli veriniz. gibi şeyler de tarif edilmez. Su. bu da tarifi yapılan terimin şü­ mulünün iyi bilinmesiyle kabildir. Tarif nedir? Nasıl yapılır? 8. Terim nedir? Kemmiyet ve keyfiyet bakımından terimler nasıl ay­ rılır? 2. pek uzun ve pek kısa olmamalıdır. Sınıflandırma ne demektir? İyi bir sınıflandırma nasıl olmalıdır? 7.. terimin ana karak­ terlerini tam olarak içerisine almalıdır. TERİMLER Tariften büsbütün ayrıdır.. Şu halde en uzak cins ile en uzak türün fertleri ve bir de duyuların doğrudan verileri tarif edilemez. Bunların içerisin­ de en önemlileri hangileridir? 6. ilim terimlerinin içlem ve şti- mullerini birer şema halinde gösteriniz. ses. Bir de duyuların doğrudan doğruya tanıt­ tığı renk. yol. ilh. açık ve belli olmalıdır. tçlem ve şümul neye derler? 4. Beş genelleri tarif ediniz ve misâllerle anlatınız. Tarif ile tasvir arasında ne fark vardır? 18 . kendi şümulünün dışına çıkmamalıdır. makine.

Önermenin süjesi. Böylelikle dört türlü önerme elde edilir 1. Bir önermede iki terim bulunur. Küllî müsbet: Her B. C’dir. olmadığını gösteren önerme menfidir. 3. 19 . Kemmiyet bakımından önermeler kiillî ve cüz’î olmak üze­ re ayrılır. Önermenin keyfiyeti . sıfatı süjesine yaklaştı­ rılan önerme müsbettin “İnsan akıllıdır” gibi. onun kemmiyetini gösterir. Daha doğru bir ifade ile. bütün fertlerini gösterirse. Küllî menfi: Hiç bir B. sıfatı süjesinden uzaklaştırılan önerme menfidir: “İnsan dört ayaklı değildir” gibi. Cüz’î müsbet: Bazı B. 2. Öner­ menin süjesinin ya bütün şümulü ile veya şümulünün bir kısmiyle alınması. Bunları birbirine bağlayan eke de bağ adı verilir. Süjenin hâl ve karakterlerini gösteren terime sıfat denir.sıfatının süjesine yaklaştınlması veya ondan uzaklaştırılması demektir. C’dir. Bir şeyin olduğunu gösteren önerme müsbet. B. Kendisinden bahsedilen te­ rime süje denir. Meselâ: “İnsan akıllıdır” ifadesi. A. Keyfiyet bakımından önermeler müsbet. C değildir. sözle ifadesine mantıkda önerme denir. ÖNERMELER Önerme. Önermeler kemmiyet ve keyfiyetlerine göre ayrılırlar. fertlerinin yalnız bir kısmını gösterirse. bir öner­ medir. menfi diye ayrılır. böyle önermeler cüzîdir: “Bazı insanlar âlimdir” gibi. böyle öner­ meler küllidir: “Bütün insanlar akıllıdır” gibi. Bu bağıntının düşünülmesine psikolojide hüküm deniliyordu. terimler arasında bağıntı kurmaktır.

Sorular 1. sahalarının genişliği bakımından kaç türlü münasebet bulunabilir? 4. Küllî müsbet ile cüz’î menfi yıkışmah veya çelişik önerme­ ler teşkil ederler Bütün insanlar akıllıdır. Hiçbir insan canlı değildir. ÖNERMELER 4. 3. Cüz’î müsbet ile cüz’î menfî altkarşı Önermeler teşkil ederler: Bazı insanlar âlimdir. 2. Bazı insanlar dört ayaklı değildir. Kemmiyet ve keyfiyet bakımından önermeler ne şekiller alabilir? 3. Küllî müsbet ile küllî menfî karşı önermeler teşkil ederler: Bütün insanlar canlıdır. Hiçbir insan dört ayaklı değildir. Küllî müsbet ile cüz’î müsbet ve küllî menfî ile cuz’î menfi subaltern önermeler teşkil ederler: Bütün insanlar akıllıdır. C değildir İki önerme arasında şu dört türlü bağıntı bulunmaktadır: 1. 4. Önermede süje ile sıfat arasında. Önerme nedir? Hükümle önerme arasında ne fark görüyorsunuz? 2. Cüz’î menfi: Bazı B. 20 . Önermeler arasındaki münasebetleri gösteriniz. Bazı insanlar âlim değildir. Bazı insanlar akıllıdır. Bazı insanlar akıllıdır.

prensip olarak alman öncüllerden sonu­ cun zorunlu olarak çıkarılmasına yarayan akıl yürütmeye denir.. kıyas ile mate­ matik dedüksiyondur. 21 . Ahmet akıllıdır. Endüksiyonun.. elips çizerler. Mars ve Dünya. Aristo’nun orta­ ya koyduğu formel endüksiyonda bir cismin bütün fertleri hakkın­ da ayrı ayn verilen hüküm. vasıtasız ve vasıtalı şekilleri vardır. Başlıca şekilleri dedüksiyon ve endüksiyondur. Vasıtasız şekilleri. Ahmet insandır. cins hakkında ileri sürülmektedir.. akis ve karşıolumdut. gezegen yıldızlardır. Başka ifade ile. Endüksiyon: Zihni özel hallerden umumî hale veya olaylardan kanuna yükselten akıl yürütmeye endüksiyon denir. Dedüksiyonun. vasıtalı şekilleri ise. AKIL YÜRÜTME Bir veya birkaç önermeden yeni bir önerme çıkarmak için zih­ nin işleyişine akıl yürütme denir. Mars ve Dünya. Venüs.. Mi­ sâl: Bütün insanlar akıllıdır. form el ve gerçek diye adlandırılan iki şekli vardır. Mi­ sâl: Venüs. Dedüksiyon: Prensipten sonuca geçmemize yarayan akı! yü­ rütmedir.

Analiz kaidesi: Bir bütünü unsurlarına ayırmaktır. kendi olaylarının özelliğine göre kullanır. Descartes’in ortaya koyduğu bu kaideler dört tanedir: 1. bütün Orta­ çağda hâkim olan üstad otoriteleri ortadan kaldırılmıştır. Metodun genel kaideleri Bu iki metottan başka. Bundan kurtul­ mak için. Deneysel ilimlerin kullandığı. Endük­ siyon. kanarya. onun her tarafının açık ve seçik olarak bizzat bizim tarafımızdan tanınmış olması şarttır. ise. kuştur. hükmü mümkün olduğu kadar sonraya bırakmalıdır. bir cinse dahil bulunan bazı hallerin tanınmasından o cinsin bütünü hakkında hüküm çıkarılmaktadır. zihnin bütün konularına tatbiki gerekli bir takım kaideler vardır. Bir şeyin doğru olarak tanınması için. başkalarının sözüne itimattır. güvercin. Her ilim en­ düksiyon metodunu. Bizi yanılmaya sürükleyen sebepler.. yapılan tecrübelerden kanunlar çıkarmaya yarar. b) Yanılmanın içten sebebi. onun başka fikirlerden ayırd edilmesidir. güvercin.. Açıklık. Zihinde 22 . Seçildik. gerçek endüksiyondur. şüpheyi ortadan kaldıracak derecede tam bilginin vasfıdır. evvelkinden farklıdır. ihtiraslarımızdır.. 2. Serce. Bütün kuşlar uçucudur. Apaçıklık kaidesi: Bizzat kendi tarafımızdan doğruluğu apa­ çık olarak tanınmamış olan hiçbir fikrin doğruluğunu kabul etme­ mektir. AKILYÜRÜiME Gezegen yıldızlar elips çizerler. Bir misâlle gösterelim: Serçe. Bu prensiple. Bacon’un ortaya koyduğu gerçek veya genişletici endüksiyon­ da. kanarya.. Bu endüksiyonun kurulu­ şu. dışımızda veya içimiz­ de bulunabilir. a) Yanılmanın dıştan sebebi. uçucudur.

Vasıtasız dedüksiyon şekilleri 1. Misâl: Bütün insanlar akıllıdır. Akis Akis. 23 . Sentez de hem zihinde. neticenin nasıl açıklandığını gösterir. MANTIK kavramların analiz yoluyla unsurlarına ayrıldığı görülmektedir. Menfi önermelerin aksinde kemmiyet değişmez: Hiçbir insan dişleyici değildir. Bütün akıllılar insandır Tarif olan küllî müsbet önermelerden mâadasında akis yapılır­ ken kemmiyet değişir (cüz’î olur): Bütün insanlar canlıdır. zihnin bütün ilimlerde kul­ landığı ve diğerlerinden daha umumî olan genel metotlardır. hem tabiatta yapılır. Analizin gayesi basitleştirmektir. Sebepleri kullanarak. 4. Bazı canlılar insandır. Sentez kaidesi: Unsurları birleştirerek bütünü meydana ge­ tirmektir. sıfa­ tını süje yapmaktır. böylelikle anlamayı kolaylaştır­ maktır. Bu dört kaideden analiz ile sentez. 3. Sayma kaidesi: Yapılan zihnî işlemlerde hiçbir şeyin unuta­ madığını görmek için. tam saymalar yapmak ve unsurların hepsini sık sık gözden geçirmektir. bir önermenin keyfiyetini bozmadan süjesini sıfat. Hiçbir dişleyici insan değildir.

cüz’îsi de doğrudur: Bütün insanlar konuşucudur. AKIL YÜRÜTME 2. cüz’îsi doğru da olabilir: Bütün insanlar âlimdir. bu­ nun küllîsi olan “Bütün insanlar konuşucudur” önermesi de doğru­ dur. A. Bu önermelerden küllîsi doğru ise. küllî önerme mutlaka yanlış olur: “Bazı denizler tuzsuzdur” cüz’î önermesinden “Bütün denizler 24 . Küllî önerme yanlış ise. Bazı insanlar âlimdir. 2. Cüz’î önerme yanlış ise. Bazı insanlar konuşucudur. “Bütün insanlar şâirdir” önermesi doğru olarak çıkarılamaz. küllî olan bu sonuncu önerme yanlıştır. yanlış da olabilir: “Bazı insanlar şâirdir” önermesi doğru olduğu halde. küllî önermenin doğru olması lâzım gelmez. Karşıolum Karşıolurn. Kemmiyet değiştirilince subaltem önermeler elde edili Subaltern önermelerde şu dört halden biri bulunur: 1. ■ 4. Yanlış da olabilir: Bütün insanlar dört ayaklıdır. hem de kemmiyetini değiştirmektir. 3. Cüz’î önerme doğru ise. Küllî önerme doğru da olabilir: “Bazı insanlar konuşucudur” önermesi doğru olduğu gibi. bir önermenin ketumiyetini veya keyfiyetini veya­ hut hem keyfiyet. Bazı insanlar dört ayaklıdır. bundan.

diğeri yanlış da olabilir: Bazı insanlar iki ayaklıdır. Küllî önermelerin keyfiyetini değiştirmekle karşı önermeler elde edilir. Cüz’î önermelerin keyfiyetini değiştirmekle altkarşı önerme­ ler elde edilir. bu da cüz’îsi gibi yan­ lıştır. Karşı önermelerde. 2. B. Önermelerden biri doğru ise obüru mutlaka yanlıştır: Bütün insanlar canlıdır. 1. Önermelerin ikisi de yanlış olabilir: Bütün insanlar dâhidir. hem de keyfiyet değiştirmekle yıkışmalı veya çelişik önermeler elde edilir: 25 . Hem kemmiyet. Hiçbir insan dâhi değildir. 2. Hiçbir zaman önermenin ikisi de doğru olamaz. C. Altkarşı önermelerin. Keyfiyetin değişmesinde iki hâl vardır: Kemmiyet ya külli­ dir veya ciiz'îdir. Bazı insanlar iki ayaklı değildir. Biri doğru. 1. Her ikisi de doğru olabilir: Bazı insanlar uzun boyludur. MANTIK tuzsuzdur” küllîsi doğru olarak çıkarılamaz. Bazı insanlar uzun boylu değildir. Hiçbir insan canlı değildir.

A ile İ. o terimle ifade olunan karşıolum şekli meydana gelmekte­ dir: A ile E karşı önermelerdir. E ile O subaltern önermelerdir. E ile İ yıkışmalı önerme­ lerdir. öbürü mutlaka yanlıştır. t ile O altkarşı önermelerdir. Karşıolum şekillerini şöyle bir şema İle gösterirler: “Bütün insanlar “Hiç bir insan ." m erhametli Z ~ 7 ± değildir. Bazı insanlar canlı değildir." A L T K A R Ş N merhametli değildir.” Bu şemada her terimin iki ucunda yazılı bulunan önermeler a- rasında. Yıkışmalı önermelerin biri doğru ise. 26 . A ile O. AKIL YÜRÜTME Bütün insanlar canlıdır.” 06 06 W ✓ W H * K * H J ıf J < < 03 03 D D “Bâzı insanlar 00 / S * / co “Bâzı insanlar merhametlidir.K A R Ş I merhametlidir.

orta terim: misâl: Bütün ağaçlar bitkidir. Kıyasda bulunan üç terimden herbiri iki yerde tekrarlanır. önceden orta terimin bulunması lâ­ zımdır. Orta terim. üç önermeden meyda­ na gelmiş bir dedüksiyondur. diğer iki terimle ayrı ayrı karşılaştırılarak birer önerme çıkarılır. İçerisinde büyük terimin. Yukarıdaki misâlde bitki büyük ten m. Küçük terim. KIYAS Aristo’nun ortaya koyduğu kıyas. kıyasın kurulması için. Orta terim. ilk iki önermesi ortaya konulunca. vasıtalı dedüksiyonun mü­ kemmel şeklidir. küçük önermenin ve vargının süjesidir. büyük önermenin süjesi. küçük terim. Aşa­ ğıdaki kıyas misâlinde büyük terim. Kıyasın ilk iki önermesine öncü/ler denir. Meşe ağaçtır. Bu iki karşılaştırmadan sonuca varılır. küçük önermenin sıfatıdır: 27 . üçüncü önermesi onlardan zorunlu olarak çıkarılan. içerisinde küçük terimin. ağaç orta terimdir. yani vargının sıfatının bulunduğu önermeye büyük önerme. Kıyasda üç terim bulunur: Büyük te­ rim. üçüncüye vargı adı verilir. yani vargının süjesinin bulunduğu önermeye küçük önerme adı verilir. Meşe bitkidir. Görü­ lüyor ki. Kıyas. meşe küçük terim. büyük önermenin ve vargının sıfatıdır.

insan orta terimdir. KIYAS B. Orta terim. bunlar aynı terimler olmaktan çıkarlar.Ö. Kıyasın şartları Bir kıyasın kurulabilmesi. var olması lâzım gelen şartla­ rın başlı çaları şunlardır: I. Bunun vargısında kullanılan canlı terimi akıllı teriminden da­ ha geneldir. Bütün insanlar akıllıdır. Bu takdirde kı­ yas kurulamaz: Bütün insanlar akıllıdır. Öncüller | K. Böyle olunca da. vargıda öncüllerden daha genel halde bulun maz. Ahmet insandır Vargı Ahmet akıllıdır Bu kıyasta akıllı büyük terim. Bu terimle­ rin içlemi öncüllerde ne ise vargıda da aynı olması lâzımdır. yani bir takım öncüllerden doğru olarak vargının çıkarılabilmesi için. öbürü küçük önermede bulunan büyük ve küçük terimlerdir. bütün şümulü ile alınmış olmalıdır. Eğer öncü lerin herbirinde orta terimin yalnız bir cüz’îsi alınmış olursa. Öncüllerde bulunan terimler. Ahmet canlıdır. Ahmet kuçuk terim. Hiçbir terim.Ö. bu iki cüz’î biribirinin aynı olmayabilir. Ahmet insandır. Bu yüzden dört terim meydana çıkar ve bunlardan hiçbir vargı çıkarılmaz: 28 . Lâkin onunla dört terim meydana geldiğinden kıyas kurulamaz. daha geniş olursa. birisi büyük önermede. büyük ve küçük terimler orta terim yerinde bulunan iki ayrı terimle karşılaştırılmış olurlar. 2.

Keyfiyete göre: A. biri cüz’î ise. Bütün kuşlar uçucudur. B. Fuzulî şairdir. Kemrruyete göre: A. Serçe kuştur. Yunus balıktır. MANTIK Gül kokuludur. Karanfil çiçektir. Cüz’î hal { Hâmit şairdir. Serçe kanatlıdır. Öncülleriyle hiç bir sonuca varılmaz. vargı cüz’î olur: Bütün kuşlar kanatlıdır. vargı şu şe­ killeri alır. Öncüllerin kemmiyet ve keyfiyetine göre kıyasın aldığı şekiller Kıyasda öncüllerin kemmiyet ve keyfiyetine göre. Aynı cinsten iki küllî veya iki cüz’î önermeden hiç bir v gı çıkmaz: Küllî hal { Bütün tayyareler uçucudur. Önermelerden biri küllî. Yunus sularda yaşayıcıdır. İki müsbet önermenin vargısı mutlaka müsbettir: Bütün balıklar sularda yaşayıcıdır. 29 .

Kuş yüzücü değildir. vargı menfi olun Hiçbir insan dört ayaklı değildir. 2. biri menfi ise. Kısaltılmış kıyas: Bu kıyasda öncüllerden birisi ortadan kal­ dırılmıştır: Bütün talebeler çalışkandır. İki menfi önermeden hiçbir vargı çıkmaz: Ahmet kuş değildir. Başka misâl: İnsanın vazifeleri vardır. Düzensiz kıyaslarda öncüller ya azalmış veya artırılmış veyahut şıklara ayrılmıştır. Önermelerden biri musbet. 1. Ahmet insandır. KIYAS B. Başlıca şekille­ ri şunlardır. Düzensiz kıyaslar Kıyas. bazan da genişlemiş halde bulunur. Kıyasın bu şe­ killerine düzensiz kıyaslar denir. Bazan daralmış. Delilli kıyas: Bu kıyasta öncüller çoğaltılmış ve delillerle is­ patlanmıştın 30 . Ahmet dört ayaklı değildir. her zaman düzenli ve mükemmel şekilde gözükmez. Ahmet çalışkandır. Şu halde hakları da vardır. C.

MANTIK Bütün çalışkan talebeler sınıfta muvaffak olurlar. Ahmet sınıfta muvaffak olur. Çiçeron’un Milon’u müdafaası da delilli kıyasa bir misâldir. tilkisine söylettiği şu sözler. 31 . Fitne ile lekelenenler gözden düşerler. hazırlıktan. Montaigne’in. Bu sonuncu önermede. Ahmet de çalışkan talebedir.) Şu halde Milon’un Klodyüs’ü öldürmesi câizdir. Bazı büyük adamlar muztarip yaşarlar. (Tabiat kanunu ve umumî haller bunu icap ettirir). Zincirleme kıyas: Bu kıyasda bir seri önerme şu kaide birbirlerine bağlanmış bulunur Birinci önermenin sıfatı İkincinin süjesi. (Öğretmenler onun hakkında iyi kanaat sahibidirler). Bunda. 3. üçüncünün sıfatı dördün­ cünün süjesi olur ve sonuncuya kadar önermeler bu şekilde zincir­ lenir. öncüllerin ikisini de ispat için ayn ayrı deliller kullanılmak­ tadır: Haksız olarak saldıran adamı öldürmek câizdir. (Hâdiseden önceki halleri. Gözden düşenler muztarip yaşarlar. bir zincirleme kı­ yas misâlidir Bu ırmak gürültü yapıyor. Halk tarafından anlaşılmayanlar fitne ile lekelenirler. birinci önermenin süjesi ile kendinden evvelki önermenin sıfatı birleşmiş bulunur: Bazı büyük adamlar zamanlarında halk tarafından anlaşılmazlar. İkincinin sıfatı üçüncünün süjesi. kaçması ve Milon ile karşılaşması bunu ispat ediyor. Klodyus haksız olarak saldırmıştır.

Her i şık ayrı ayrı ele alınarak. Yok idiysen mektepten kaçtığın için. Halife. KIYAS Gürültü yapan şey kımıldanır. Doğru ise sözümün ifadesi gereğince. büyük önerme iki şıkka ayrılır. Şu halde bu ırmak beni taşıyamaz. 4. İmam-ı Âzam’ın bu cevabı şöyle bir dilem teşkil etmektedir: Benim bu sozum ya doğrudur. yalan söyleyen bir kimse şer’an kadı olamaz. Her iki halde de kabahatlisin. Nöbet yerinde idiysen düşmanı sen geçirdin. Değil idiysen nöbeti terkettin. yaparsın!” deyince İmam-ı Âzam. “benim sözüm doğru ise yapamam demektir. Var idiysen dersi çalışmadığın için. Bu kıyasda. Başka bir misâl: İmam-ı Âzam’ı Abbâsî Halifesi Mansur çağırıyor. Düşmanı geçiren nöbetçiye komutanın şu sözleri de bir dilem teşkil etmektedir: Sen ya nöbet yerinde idin veya değildin. aynı sonuca varılır. “Seni Küfe kadısı yaptım” diyor. “Ben kadılık yapamam” diye cevap veriyor. Dersini bilmeyen bir talebeye öğretmenin şu ifadesi bir dilem teşkil eder: Sen geçen derste ya vaıdın ya yoktun. ya yalandır. şayet yalan söylüyorsam. o halde yine kadılık yapamam” demiştir. Donmayan şey beni taşıyamaz. Kımıldayan şey donmam işli r. 32 . “yalan söylüyorsun. İmam-ı Âzam ona. Dilem. Her iki halde cezaya lâyıksın.

Ben bu dâvayı kazansam da kaybetsem de. Kazanırsan mukavele gereğince ilk dâvanı kazanmış olacağın için. Sultan Murad. hocasına şu cevabı vermiş: . 11. tahtını ondört yaşındaki oğlu Fatih Sultan Mehmed’e terk ettiği zaman. Her iki halde de ordunun başına geçmelisin. hoca ile talebe arasında şöyle bir konuşma cereyan etmiş. Sen Padişahsan millete karşı vazifen olduğundan. Protago­ ras onun hakkında davâ açmış. devletin idaresini tekrar ele alma­ sı için tecrübeli bir kumandan olan Sultan Murad’ı davet maksadiy- le genç Fatih. babasına yazdığı mektupta şöyle bir dilemle fikrini müdafaa etmişti: Ya sen Padişahsın. Her iki halde de ben kadılık yapamam. Bu dilemleri şematik olarak gösterelim: 33 . yarısı­ nı talebenin ileride kazanacağı ilk dâvadan ödemesini kararlaştır­ mışlar. Yunan mantıkçılarından Protagoras. borcunu ödeyecek­ sin. Evalt ismindeki bir gence belagat dersleri vermiş. kaybedersen hâkimin kararı mucibince. ya ben Padişahım. Evalt. Protagoras demiş ki* . borcumu ödeme­ yeceğim. (davâyı kaybettiğim için) borcumu ödeme­ yeceğim. kaybedersem mu­ kavelemiz mucibinde. Davâ günü mahkemeye girmeden önce. batıda Haçlıların devletimize karşı harp hazırlığı yapmaları üzerine. Kazanırsam hâkimin kararı gereğince. Ders ücretinin yarısını peşin almış. Ben Padişahsam sana bu emrim üzerine. ödemen icabedecektir. MANTIK Yalan ise yalancı kadı olamayacağı için. Bu kıyasların her biri ayrı ayrı birer dilem teşkil etmektedir.Sen bu davâyı kazansan da kaybetsen de. Lâkin zaman geçip de Evalt borcunu ödemeyince.

büyük önermenin içindedir. vargı da doğru olur. sadece onun tahlilinden. Leibniz. onun hakikatlara ulaştır­ dığını söyledi. Kıyasta eğer büyük önerme doğru ise. Büyük önerme doğru olmak şartiyle kıyas vasıtasiy- le doğru vargılar elde edilir. Bunların bazılarını görelim. küçük önermeyi teşkil eden şıklardan herbirinin.onun bölüm­ leri hakkında tekrarlanmıştır. dilemlerin herbirinde karşıt haller hakkında kullanılmış olmasıdır. Kısır döngü şudur: Kıyasın ortaya koyduğu vargı hakkındaki 34 . kıyasın öncüllerinde giz­ lenmiş bulunmaktadır. yani bölümlerine ay­ rılmasından ibarettir. kıyasın değeri hakkında evvelkine benzer bir itirazda bulundu. kıyasın kı­ sır döngü ve prensip müsaderesi olduğu fikrini ileri sürdü. vargı yanlış da olabilir. Bizim bu vargıyı çıkar­ makla yaptığımız iş. Çünkü vaıgı. Fikir ve sözlerin sadece bir tekrarıdır. Lâkin bu vargının zihinde herhangi bir yeni­ lik ortaya koyucu olmadığı iddiası ile. Belki bütün hakkında verilen hüküm. kıyas hiçbir fikrin doğruluğunu ortaya koymaz. Büyük önerme doğru değilse. Bu itirazlara uygun olarak daha sonra Stuart Mili. hiçbir hakikatin keşfine yaramaz. Descartes’a göre kıyas. Bu vargıyı çıkarmakla yeni bir fikir ortaya ko­ yulmuş değildir. onun bir bölümüdür. rönesanstan itibaren kıyas hakkında birçok itirazlar yapıldı. KIYAS Protagoras Evalt Kazanırsam Kaybedersem Kazanırsam Kaybedersem Mukavele ile Hâkim kararı ile Hâkim kararı ile Mukavele ile Borcunu ödeyeceksin Borcumu ödemeyeceğim Bu iki dilemde biribirinin zıddı olan sonuçlara varılmasının se­ bebi. Kıyas ile elde edilen vargı. Ona göre. Kıyasın değeri Kıyas metodunu ortaya koyan Aristo.

cüz'tlerden işe başlamak zorunludur. Bu fikirleri ileri sü­ ren Stuart Mili. büyük önermede bulunduğu halde açık olarak bilinmeyen hakikatlann belirtilmesinde kullanılmaktadır. bir endüksiyona dayanmamaktadır. Ancak cüz’îlerin ayn ayrı tanınmalarından sonra küllî bilgiyi elde etmek kabildir. dönüp dolaşıp yine büyük önermeye gelmekten ibaret olmakta­ dır. insan denen fertler­ den bir miktarının teker teker akili: olduklarını bilmeye ihtiyaç var­ dır. Belki büyük önermenin süjesine ait genel karakterlerin bilgisinden çıkarılmıştır. Bu endüksiyonun öncülleri (dayandığı cüz’î önerme­ ler) kıyas yapılırken zihinde saklıdır. Şu halde kendisini yine kendisi ile ispat et­ mek istiyoruz. büyük önermenin içinde bulunduğunu biliyoruz. Deney metodunun ortaya konmasiyle tabiat olayları bu metot ile incelenmeye başladı ve böylece pozitif ilim meydana geldi. MANTIK bilginin. Her şeyden önce küllî ha­ kikati ortaya koymak için. şeklen bir dedüksiyon olmakla beraber. Binaenaleyh fertlere ait cuz’î bilgilerin mahsulü de­ ğildir. Aristo’ya göre kıyasın dayandığı büyük önerme. kıyasın aldatıcı bir dedüksiyon olduğunu söyledi. Halbuki vargı. Ona göre kıyasda yapıldığı gibi. 35 . Şu halde büyük önermeden hareket edip. onu cevaplandırmıştır. zihnin dayandığı pren­ siplerden doğru neticeler elde etmek için. Şöyle ki. bu cüz’îlerden bir tanesinin çıkarılıp gösterilmesinden ibarettir. doğrudan doğruya külliden cüz’îye geÇmek bir görünüşten ibarettir. kendini meydana getiren cüz’îlerin teker teker tanınmasından çıkarılmış değildir. Bu alanda kıyasın rolü kalmamıştır. Stuart Mill’den yirmiüç asır önce. Buna kısır döngü denir. Şu halde kıyas. vargıya doğru ilerlemekle yapılan iş. hakikatta onda büyük önermeyi meydana koyan bir endük­ siyon gizlidir. Kıyas ancak. büyük önermenin bir cüzüdür. İddia edildiği gibi kıyas. Kıyasta yapılan iş. Prensip müsaderesi şu demektir: Kıyasta vaıgının doğruluğu­ nu ispat için büyük önerme kullanıyoruz. zihnin faaliyetini kontrola yarar. Buna prensip müsaderesi denir. kıyas hakkında yapı­ labilecek olan bu itirazı düşünerek. Aristo. Bütün insanların akıllı olduğunu bilmek için. Aynı zamanda.

8. Karşıolum nedir? 4. Kıyası tarif ediniz ve şekillerini gösteriniz. Kıyasın değerini münakaşa ediniz. hem de altkarşı önermelerin süjesi olabilirler mi? 6. Karşı önermelerle ytkışmalı önermeler arasında ne fark vardır? 5. — I Kısaltılmış kıyas Delilli kıyas Zinciriemc kıyas Dilem Sorular 1. Kıyasın kurulabilmesi için ne gibi şartlar lâzımdır? 9. Akıl yürütme nedir? Kaç türlü akıl yürütme vardır? 2. “ Kıyas aldatıcı bir dedüksiyondur” sözünden ne anlıyorsunuz? 36 . ------1-----. Kısır döngü ve prensip müsaderesi ne demektir? 12. Insan-akıllı. süjenin saha­ sı bakımından ne fark buluyorsunuz? Aynı terimler hem subaltem. koyun-boynuzlu terimle­ rinden faydalanarak karşıolumun birer şeklini meydana getiriniz 7. 11. deniz-tuzlu. Akis nedir? Misâlle anlatınız 3. ağaç-yapraklı. Subaltem önermelerle altkarşı önermeler arasında. 10. Düzensiz kıyaslan anlatınız ve herbirine misâller veriniz. KIYAS AKIL YÜRÜTME ________ I________ -------1 D edükjyon Endüksiyon ___ I____ I Vasıtasız Vasıtalı I __ I__ --------1 Akis Karşıolum Kıyas Matematik dedüksıyon Düzenli Düzensiz I--------.

yeni kemmiyetler elde edilir. onun ölçül­ müş veya ölçülebilir olması lâzımdır. Birim sonsuz olarak bölündüğü halde. ağırlık ve şiddetten herbirisi başka cinsten bir mikdann ifadesidir. Böyle mikdariara kernrniyeı denir. azalıp çoğalabilen şeylerdir. az veya çok ağırdır. bir yük. Matematik. An­ cak bir mikdann matematiğin konusu olabilmesi için. I . bir hareket. bölünen parçaların birinden öbürüne geçmek için. Aritmeti­ ğin kemmiyetleri böyledir. hız. mikdarian inceler. bilinen bir takım kemmiyetler arasında bağıntılar kurmak suretiyle. ölçülebilen mikdarlardır. süreksiz (kesikli) ve sü­ rekli olmak üzere ikiye ayrılır. hattâ bir duyumun az veya çok şiddetli olduğunu anlaya­ biliyoruz. Kemmiyetler. Süreksiz veya kesikli kemmiyetler. Kendi içimizde bir hissin veya bir he­ yecanın. m a t e m a t ik t e m e t o t Matematiğin konusu Mikdar ve kemrniyet: Etrafımızdaki eşyanın daima azalıp ço­ ğalmada olduğunu görüyoruz: Bir mesafe. Aradaki boşluğu ortadan kaldırmak için bölmeye devam edilerek. azalıp çoğalabilen eş­ yanın bu vasfına mikdar denir. Şu halde matematiğin konusu olan kemmiyetler. sonsuz olarak bölündük­ leri halde aralannda yine boşluk bırakan ketumiyetlerdir. Daha doğrusu. arada bulunan sonsuz birimlerin üzerinden atlayarak geçmek lâzım gelmektedir. 37 . az veya çok hızlıdır. İşte bu denemelerin bize tanıttığı uzunluk. bir ba­ sınç az vaya çok kuvvetlidir. Mikdarlar. Kemmiyetler. matematiğin konusudur. az veya çok uzundur. Matematikde.

MATEMATİKTE METOT

artık bölünemez olan birimi elde etmek hiçbir zaman kâbil olmıya-
caktır. Zira var olan şey, mutlaka bölünebilir ve ne kadar bölünür­
se bölünsün yok edilemez. Şu halde bölünemez olan birim hiçbir
zaman elde edilemiyecektir; birimler arasındaki boşluk ortadan
kaldırılamıyacaktır. Aşağıdaki seride ortaya konan orantı, birimin
sonsuz olarak bölünebileceğini göstermektedir.

I
m
8

Böylelikle birimi bölmeye ne kadar devam etsek, bunun sonu
gelmeyecek ve 1 tam adedine eklenen bölümlerle hiçbir zaman 2
tam adedini elde etmek kâbil olmayacaktır. Süreksiz kemmiyetler,
sayılardır.
2. Sürekli kemmiyetler, birimleri arasında boşluk bırakmayan
kemmiyetlerdir. Uzayın kemmiyetleri süreklidir. Geometrik şekil­
ler, uzayda kendi yolu üzerindeki bütün noktalardan geçen bir ha­
reketin eseri olduklarından, süreklidirler.

Sorular

1. Kemmiyet nedir? Kaç tiirlü ketumiyet vardır?
2. Mikdarla kemmiyet arasında ne fark vardır?
3. Bir doğru ile bir sayı arasında ne fark görüyorsunuz?
4. “Sayılar dünyayı idare ediyor” sözünden ne anlıyorsunuz?
5. Bertrand RusselFin şu sözünden ne anlıyorsunuz: “ Matematik
ilimlerde bahsedilen şeyin ne olduğu bilinmediği gibi, bunun doğru olup
olmadığı da hiçbir zaman bilinemez.”
6. İnsanların çoğu niçin matematikten hoşlanmaz?
7. Matematik öğrenimi insan zihninin ne türlü işleyişini kuvvetlendirir?
8. Dubois - Reymond’un şu sözünden ne anlıyorsunuz: “Felsefe bil­
meden matematik hakkiyle anlaşılmaz” .
,9. Matematik hangi bakımdan felsefe ile ilgilenir?

MATEMATİK İLİMLER

Matematik ilimler, saf matematik ilimler ve fiziko-matematik
ilimler diye ikiye ayrılır.
Saf matematik ilimler, kemmiyetin kendisini inceler; ölçülebi­
len eşyadan müstakil olarak, ölçüyü araştırırlar. Aritmetik, Cebir,
Analitik geometri ve geometri saf matematik ilimlerdir.
Fiziko - matematik ilimler, kemmiyetlerin eşyaya tatbikini in­
celemektedir. Mekanik ve Astronomi fiziko-matematik ilimlerdir.
Önce saf matematik ilimleri görelim.

Aritmetik

Sayılardan, sayıların meydana gelişlerinden, vasıflarından ve
onların birleşmelerinden bahseden matematik ilimdir. Sayılar ara­
sında bulunan münasebetler, azlık, çokluk ve eşitlik şekillerinde gö­
zükür. Aristo, aklın prensiplerini bu münasebetlerden çıkardı. Eşit­
likten aynilik prensibini, azlık-çokluktan çelişmeyi çıkarmıştır.
Aritmetiğin esaslarını Araplardan Benî Musa kurmuştur. İslâm ma­
tematikçileri, matematik ilimlere esas olarak Cebr’i kabul ettiler.
Aritmetiğe Cebr-i adetti, asıl cebre de Cebr-i n e v 'îdediler.
Auguste Comte ise, aritmetiği esas olarak almış, asıl aritmeti­
ğe değerlerin aritmetiği, cebre de fonksiyonların aritmetiği ismini
vermiştir.

39

MATEMATİK İLİMLER

Cebir

Bir takım harflerle gösterilen sayılar arasındaki münasebetleri
inceler. Cebirde, aritmetiğin verdiği sonuçlar genelleştirilmektedir.
Metotlar basitleştirilmiştir; kısa yoldan neticeye götürücüdür.

Analitik geometri

Geometrinin şekillerini ve onlara ait vasıfları cebirle gösteren
metotların bütünüdür. Analitik geometrinin kurucusu Descartes’dır.
Daha sonra Pascal, Leibniz ve Nevvton, ihtimaller hesabı ile sonsuz
küçük hesabını ortaya koydular. Bu ilimlerle ketumiyetlerdeki sü­
reksizliğin ortadan kalkması ve bütün kemmiyetlerin sürekli hale
koyulması kâbil olacaktı. Analitik geometri, kendi sahasında pek
değerli görüşler ve hakikatler ortaya koymakla beraber, geçen asrın
sonlarından beri, sürekli ve süreksiz kemmiyetlerin ayrılması cere­
yanı tekrar kendini gösterdi; kemmiyetlerin bire irca edilmesinin
imkânsız olduğu ileri sürüldü. Matematikte bu ikilik cereyanının
tarafdarları Renouvıer, Boutroux ve Poincarg gibi âlimlerdir.

Geometri

Uzaydan ve uzayda bulunan şekillerden bahseden matematik
ilimdir. Şekiller bir uzay içersinde bulunurlar veya onların bütünü
bir uzay teşkil eder. Böylece uzay iki şekilde açıklanıyor
a) Aristo’dan evvel gelen Yunan atomcularına göre uzay, mut­
lak boşluktur; eşyadan önce vardır; eşya onun içinde bulunur. Za­
manımızda Renouvier ve Pöincarg tekrar uzayın bu eski telâkkisi­
ne dönmüşlerdir.
b) Descartes, Leibniz ve Nevvton bu anlayışa itiraz ederek, eş­
yanın kendiliğinden uzama sahip olduğunu ve ancak eşyanın varlı­
ğı sayesinde uzayın meydana geldiğini kabul etmişlerdir. Atomcu­

40

Dekartçılara göre bölümlerden bütüne doğru gidilmektedir. Metot bakımından umumî fizikten farkı. Matematik ilimler nasıl sınıflandırılır? 2. bütünden bölümlere doğru gidildiği halde. Sorular 1. onun kullandığı hareket tecrübeleri. bunda deneylemenin yapılamayışıdır. cisimler üzerinde yapılmaktadır. Fizıko-matematik ilimlere gelince: Mekanik Madenin şartlarından müstakil olarak cisimlerin hareketinden bahseden ilimler. Astronomi Yıldızların hareketlerine mekaniğin tatbikini yapan ilimdir. Lâ­ kin mekanik cisimlere tatbik edildiğinden. noktanın uzayda yer değiştirmesidir. matematiğe ve fiziğe ait unsur­ ları misâller üzerinde göstererek birbirlerinden ayınırız. Bu ilme Göksel Fizik adı da verilir. Hareket. Astronomide göksel varlıkların büyütücü vasıtalarla gözlemi yapı­ lır. hangisininki daha müşahhastır7 3. Matematik ilimlerden hangisinin konusu diğerlerinden daha mü­ cerret. ne şekillerde açıklanmaktadır? 4. MANTIK lara göre. Geometrinin konusu olan uzay. 41 . Mekanik ve astronomi ilimlerinde. Bütün kemmiyetleri sürekli hale koymak gayesi ile hangi matema­ tik ilim ortaya koyulmuştur? 3.

Pos­ tulatlar ve Tariflerdir. bölümlerinden büyüktür. Bu prensipler. Ak­ siyomlar.” 42 . Aksiyomlar. geometriye ve mekaniğe tatbik edilirler. bütün kemmiyetlerin ispatında kullanılırlar. MATEMATİĞİN PRENSİPLERİ Matematik dedüksiyonun hareket noktası.” “Ayrı ayrı üçüncü bir kemmıyete eşit bulunan kemmiyetler. c) Geneldirler. ispatsız olarak ka­ bul edilen bir takım prensiplerdir. Aksiyomlar ispatlan mümkün olmayan ve kemmiyetin her şekline tatbik edilen apaçık önermelerdir.” “Eşit sayıda eşit bölümlerden meydana gelen bütünler. aklın temel prensibi olan aynilik prensibinin. Birkaç aksiyom misâli: “Bütün. birbir­ lerine eşittirler. yani her zihin tarafından kolayca kabul edilir­ ler. çünkü her ispatın dayandığı temeller un­ lardır. matemati­ ğin konusu olan kemmiyetlere tatbikinden başka bir şey değildir. kendi aralarında da eşittirler. Bu tarifte görüldüğü üzere. ay­ nı şekilde aritmetiğe. şu karakter­ leri taşırlar: a) Apaçıktırlar. b) İspat olunamazlar.

2. Bir doğrunun dışındaki bir noktadan o doğruya yalnız bir paralel çizilir. MANTIK Aksiyomları hiçbir zaman ispata kalkışmamalıdır. Matematikçi Henri Poincare. ister istemez kendilerinden daha az açık olacaktır. Eudide’in postulatıdır. bir fikri kendinden daha açık fikirlere irca etmek demektir. Bu üçüncüsü. Lobaçevski’nin geometrisinde bir üçgenin iç açılan toplamı iki dik açıdan küçüktür. Euclide’in geometrisin­ de bir üçgenin iç açıları toplamı iki dik açıya eşittir. Postulatlar Apaçıklığı bulunmayan ve ispatsız olarak kabul edilen mate­ matik önermelerdir. onların apa­ çıklığı ortadan kalkacaktır. c) Yalnız geometride kullanılırlar. Geçen asırda Lobaçevski bu postulatlardan ilk ikisini kabul ederek üçüncüsünü reddetti. Ona göre. geometrinin şu üç postulata da­ yandığını gösterdi: 1. bir doğruya dışındaki bir noktadan sonsuz paraleller çizilebilir. bunla­ rı irca edeceğimiz fikirler. İki nokta arasında en kısa yol. Bundan dolayı aksiyomların ispatı im­ kânsızdır. İki noktadan yalnız bir doğru geçer. Böylelikle aksiyomları ispat etmek isterken. Halbuki aksiyomlardan daha açık fikirler bulunmadığından. Yine geçen asırda matematikçi Riemann bunu da kabul etme­ 43 . bu noktalardan geçen doğru­ dur. İspatsız olarak doğruluklarını kabul ederiz. apaçık olmayışlarıdır. b) Aksiyomlardan ayrıldıkları nokta. Şu karakterleri taşırlar: a) Bunlar da aksiyomlar gibi ispat olunamazlar. Uzayda bir doğrunun dışın­ daki bir noktadan geçip de o doğruyu kesmeyen sonsuz paraleller bulunabilir. Zira ispat demek. 3.

mutlak boşluktur. nokta. Halbuki mate­ matik bilgisi çetin bir öğretimle kazanılmaktadır.ım ve paralellik gibi kemmiyet gösteren kavram­ lardır. matematik tariflerin eşyada görülen bir ta­ kım münasebetlerden çıkarıldığını söylüyorlar. hareket. MATEMATİĞİN PRENSİPLERİ yerek başka bir postulat ortaya koydu. sayı. Matematik tariflerin meydana gelişi hakkında iki zıt görüş or­ taya atılmıştır: a) Akılcılar. Sayı­ larımızın onarlı oluşu. herkesin matematikçi olması icabederdi. Hareket. boyutları bulunmayan zihnî bir tasavvurdur. Tarifler Matematik kavramların esaslı karakterlerini onaya koyan önermelerdir. üçgen fikri Nil’in deltasından çıkarılmıştır. 44 . Ancak tatbikat­ taki kolaylığı sebebiyle. Matematik kavramlar. tarifler deneylerden çıkarılmamıştır. düzlem. realite ile temasın ortaya koydu­ ğu fikirlerdir. Bu üç postülat- tan herbiri neticede aynı hâl şekillerine ulaştırıyor. küre üzerindeki büyük dairelerden alınmış yay parçala­ rıdır. paralellik mümkün değildir. Bunların hepsi birbirini kutup denilen kürenin en uzak nokta­ sında keseceklerinden. Bütün bunlar. Meselâ daire fikri ayın çevresinden. ellerimizdeki parmakların on tane oluşu esa­ sına dayanmaktadır. insan zihni bu kavramlara sahiptir. Eğer matematik kavramlar zihnimizde doğuştan bu­ lunsalardı. noktanın uzayda yer değiştirmesidir. merkez noktasından daima aynı uzaklıkta bulunan bir noktanın hareketiyle meydana getirilen eğridir. uzay. Uzay. Bizim doğnı dediğimiz. Nokta. bir. daire. Eudide postulatları kullanılmaktadır. Ona göre bir doğrunun dı­ şındaki bir noktadan o doğruya hiç paralel çizilemez. On­ lara göre. Bunlardan birkaçını tarif edelim. tariflerin akıldan çıkarıldığını iddia ediyorlar. b) Ampiristler ise. Daire.

6. Sonra dışımızda bu mükemmel şekil­ lerin benzerlerini bularak onlara yaklaştırıyoruz ve zihnimizdeki mükemmelleriyle bunları isimlendiriyoruz. Aksiyomlarla aklın prensipleri arasında nasıl bir bağıntı bulun­ maktadır? Misâlle açıklayınız. MANTIK Ampiristlerin bu iddiaları. Matematikçi Henri Poincare’nin şu sözünden ne anlıyorsunuz: ‘Tabiatta katı cisimler bulunmasaydı. Sorular 1. belki az çok benzerleri vardır. İlk şekiller zihnimizde- dir. Akılcılar diyorlar ki: Eğer sayılar eşyadan çıkarıisaydı milyon. bun­ ları birbirinden ayırınız. trilyon sayıda realitelerin tatbikatını yapamadığımız için bu sa­ yıların bilgisini edinemiyecektik.” 45 . bun­ lar da kâinat varlıklarından çıkarılmış değildir. Matematik tariflerin meydana gelişinde tecrübenin rolünü belirti­ niz. Binaenaleyh matematik tarifler akıldan çıkarılmıştır. 2. Realite ile temastan önce. Matematikte tecrübeye dayanmayan bir kaç tarif misâli veriniz. akılcılar tarafından tenkit edilmiştir. 5. Realitede bunların tıpkısı yoktur. geometri olmayacaktı. 3. mutlak mânada muntazam olan mü­ kemmel şekillerdir. Postulatların çeşitli oluşu neden ilen gelmektedir? 4. Matematik prensiplerin itibarî Fikirler olmayıp hakikat ifade ettik­ lerini neye dayanarak iddia edebiliriz? 8. mil­ yar. Matematik ilimlerin kuruluşunda tecrübenin rolü var mıdır? 9. biz bunların mükem­ mellerine sahip bulunuyoruz. Zira bizim tasarla­ dığımız geometrik şekiller. Aksiyomlarla postulatların karakterlerim göstermek suretiyle. Geometrik şekillere gelince. Matematiğin prensiplerinden hangisinin sahası diğerlerinden daha geniştir? Hangisinde en fazla kat’îlik vardır? 7.

öbürü vasıtalı olmak üzere iki şekli vardır. zihni zo­ runlu neticelere ulaştıncıdır. prensiplerden sonuçlara inmektir. A. iki kemmiyet arasında münasebet kurmakta ibarettir. bir önermenin doğruluğunu. Böylelikle birinci önerme. İspat. Matematik de- düksiyon. MATEMATİK İSPAT Matematikte kullanılan metot dedüksiyondur. doğrulukları kabul edilen bir takım öncüllerden zorunlu olarak çıkarıldığını göstermek suretiyle ortaya koyan dedüksiyon şeklidir. ispat usulüdür. matematikte keşfin tâkip ettiği esaslı yoldur. Analiz. Sentez yoluyla yapılan ispat ise. İspatın şekilleri İspatın. onun. I. her önerme kendinden sonrakinin zorunlu sonucu olacaktır. Bu usulde. Vasıtasız ispat. biri vasıtasız. sonuçlardan prensiplere yükselmek­ tir. aksi­ yom ve tarifler gibi zorunlu prensiplere dayandığından. Bunun da iki şekli vardır: Ya analiz yoluyla veya sentez yoluyla yapılır. Bu zincirleme­ de birinciden başlıyarak. Analiz yoluyla yapılan ispat. Matematik ispat. 46 . sonuncu önermenin zorunlu sonucu olmuş olur ve onun gibi o da doğru olur. ispatı istenen önermelerden hareket edilir. sonunda doğru­ luklarından şüphe edilmeyen önermelere (prensiplere) varılmak üzere bir önermeler zincirlemesi meydana getirilir. doğruluğu kabul edilen prensipler­ den hareket ederek doğruluklarından şüphe edilmiyen sonuçlara varmaktır.

neticeye varılır. Geometride analiz metodu. Meydana gelen ACD açısı BAC açısına. Bunu göstermek için. Sonunda da bir prensibe varılır. Misâl: “Eşit kenarları arasındaki açıları eşit olan iki üçgen biribirine eşittir. türlü şekillerde kullanılmaktadır. Bunları birer misâlle gösterelim. önce BC doğrusunu C yönünde uzata­ lım. A D Bir cebir probleminin denklem halinde gösterilmesi. bu önermeden hareket ederek daha önce ispatlanmış teoremlere varılır. Bir doğrunun bir tarafındaki açıların top­ lamı iki dik açıya eşit olduğundan. a) Tatbik yoluyla ispat: Bunda. MANTIK Meselâ. böylece bir üçgenin iç açıları toplamının da iki dik açıya eşit bulunduğu ispatlanmış olur.” A A' 47 . C noktasından BA doğrusuna paralel çizelim. BCA ile beraber bir doğrunun bir tarafındaki açıların bütü­ nünü teşkil etmektedirler. iki şeklin her noktası birbiri üzerine getirilmek suretiyle. Bu iki açı. DCE açısı da ABC açısına eşit olurlar. “bir üçgenin ıç açıları toplamı iki dik açıya eşittir^’ te­ oremini ispatlamak için. analiz metodunun ifadesi olur.

birincinin yarısına eşit olduğu gö­ rülmekle teorem ispatlanmış olur. Böyle olunca A ve A' açıları aralarında eşit olduklarından AC kena­ rı da A'C* yönünü alacaktır. Bu bölümlerin yarısı tabana dokunmadan ortadan kaldırılır. Bu ikinci dörtgenin yüksekliği. b) Şekillerin bölünmesi yoluyla ispat: “Tabanları eşit olan iki dik dörtgenin alanları. Böylece tatbik. Böylelikle alanı bakı­ mından evvelkinin yarısına eşit bir dikdörtgen elde edildiği görülür. Böylelikle meydana ge­ len AED üçgeninin ABCD yamuğuna eşdeğer olduğunu ispatla­ makla. A noktası A' noktasına. Son­ ra A ile E noktasının arasını birleştirelim. BC ve B'C' ke­ narlarının iki uçlan üst üste gelirlerse. C’den başlıyarak AB kenarına eşit uzunlukta CE uzunluğunu alalım. eşit bölümlere ayrılır. Bu kenarlar esasen biribiıierine eşit ol­ duklarından C ile C' noktaları üst üste gelecektir. Misâl: “Bir yamuğun alanı. teoremin ispatı yapılmış olur.” Bu teoremi ispat için ABCD yamuğunu alalım. MATEMATİK İSPAT Bu teoremi ispatlamak için. B noktası B' nok­ tasına gelsin. _______ ____________________________ ________________I A A’ c) Bir şeklin eşdeğerini bulma yoluyla ispat: Bunda ise ortay konan bir teoremi ispatlamak için. kendisinin yerme eşdeğeri geçi­ rilir. ABC üçgenini A'B'C' üçgeni üze­ rine getirelim. yani üst üste getirme yoluyla bu iki üçgenin eşitliği ispatlanmış olur. Şöyle ki. alt ve üst tabanlarının toplamının yarısı ile yüksekliğinin çarpımına eşittir. Eşit olan AB ile A'B' kenarları da üstüste gelecektir. 48 . Sonra DC kenarlarını uzatalım. aldığımız bir dikdörtgen. zorunlu olarak bu kenarlar da üst üste gelirler. yükseklikleriyle orantılıdır” teoremini ispat için.

Vasıtalı ispat. Sentez metodu. II. Bu metoda di­ ğer adiyle abese irca metodu denilmesinin sebebi şudur: Bu metot­ la ispatı istenen önermenin tam aksi önerme alınarak bu sonuncu­ nun yanlışlığı ispat edilir. birbirine paraleldir” teoremini abese irca metodu ile şöyle ispatlarız: B C A 49 . Mümkün olmayan sonuçlar çıkarılınca geri kalan tek sonucun doğruluğunu kabul etmek zorunlu olur. Meselâ. keşiften ziyade ispatı göstermek için kullanılır. Vasıtalı ispat veya abese irca metodu: Vasıtasız ispatın (analiz veya sentezin) mümkün olmadığı hallerde vasıtalı ispata baş vurulur. Geometrinin en çok faydalandığı bu me­ tottur. herhangi bir hipotezde. MANTIK A B D C E B. “bir doğruyu kesen iki dik doğru. ispatı istenen önermenin doğruluğunu kabul etmek zorunlu olur. Tam mânasiyle ispatlayıcı olan metot. Buna nazaran. Sentez yoluyla ispatta prensiplerden hareket edilir ve gittik­ çe karmaşıklaşan sonuçlara varılır. sentez metodudur. yalnız bir tanesinden başka bütün sonuçların zihni imkânsızlığa ulaştırdıklarını göster­ mekten ibarettir.

yapısı bakımından kıyası andırır. alelâde kıyastan esaslı farklarla ayrılmaktadır. yine kendisin­ den çıkardığımız vargı hakkında tekrarlamaktan ibarettir. önceden bir takım önermeler kabul edilir ve bun­ lar arasında münasebetler kiırmak suretiyle sonuçlara varılır. Kıyasın terimleri keyfiyet ifade ettiği halde. Halbuki ispat daima yeni münasebetler ortaya koymak suretiyle. Lâkin ispat. Kıyasdan farkları Matematik ispat. “bir doğruyu kesen iki dik doğru. Kıyas. düşüncemizi ilerletme hususunda büyük bir değer taşımaktadır. bir doğruya dışında­ ki bir noktadan birçok dik doğruların çizilebileceğini kabul etmek lâzım gelecektir. O halde. Kıyas. ön­ cüllerde gizli olarak ifade edilen hükmü. düşünceyi ilerletme- mektedir. uzatılarak nihayet birbirlerini bir noktada keseceklerdir. hem de madde (mâna) bakımından doğruluk ara­ nır. MATEMATİK İSPAT Eğer bunlar. küçük önerme ye­ rinde önceden ispatlanmış teoremler bulunur. Mate­ matik ispatta büyük önerme yerinde prensipler. 50 . ispatta hem şekil. büyük önerme hakkındaki bilgimizi. Onda da kı- yasdaolduğu gibi. çıkarılan sonuç hakikate o kadar yakın olur. birbirine paraleldir” önermesinin doğruluğu ispatlan­ mış olur. 3. vargıda belirli halde orta­ ya koymaktan ibaret bir düşünce hareketidir. 1. Kıyasda yalnız şekil bakımından doğruluk arandığı halde. yeni bir fikir ortaya kpyulmamaktadır. ispatta kullanı­ lan terimler kemmıyetlenn ifadesidir. Bu teoremlerle pren­ sipler ne kadar çoğaltılırsa. yaratıcıdır: önceden bilinmeyen yeni fikirler ortaya koyu­ cudur. 2. onda ya­ ratıcılık yoktur. bu ise imkânsızdır. Bunu kabul edince. (şekilde A doğrusunu kesen B ve C dik doğrula­ rı) birbirine paralel doğrular değilse. işte kendisini kıyasdan ayıran bu karakterleriyle ve en başta yaratıcı oluşu ile ispat.

7. Hangi yollardan gidilerek matematik ispat yapılmaktadır? 4. Matematikte kullanılan abese irca yoluyla ispatın. Böyle zıt hislerin doğmasının sebeplerini araştırınız. Aklın eseri olan matematikte hayâl gücünün hiç rolü yok mudur? 6.1-----------------------. MANTIK İSPATIN ŞEKİLLERİ I İ Vasıtasız ispat Vasıtalı ispat (abese irca metodu) Analiz yoluyla Sentez yoluyla I— ---. 51 . diğer ilimlerde benzeri bulunduğuna dair misâller veriniz.1 Tatbik Şekillerin Bir şeklin eşdeğerini bulma bölünmesi Sorular 1. Matematik ispatın yaratıcı oluşu neden ileri gelmektedir? 3. Matematik metot. Matematik tahsili hem bir sıkıntı. Bu imtiyaz matematiğe nereden gelmektedir? 8. hem de bir neş’e yaratıcıdır. ispat ne demektir? Matematik ispat kıyasdan nasıl ayrılır? 2. 5. Matematiğin. ilimlerin ideal metodu olarak kabul olunabıliı mi? 9. hakiki ispatı ortaya koyduğunu söylerler. Matematik metodun orijinal tarafını gösteriniz.

matematiğin tatbika­ tından faydalanmaktadır. İlmî kat’îlik taşıyamıyor. onun diğer ilimlere tatbikinden doğan faydalar da. bir ilim ifa­ desi ortaya koymaktır. bütün ilimlerin zorunlu olarak başvurdukları bir vasıta ol­ duğunu söyledi. İleride de göreceğimiz gibi. Bu faydalanma. Rönesans felse­ fesinin kurucularından Descartes. Auguste Comte. matematiğin başlı başına bir ilim olmaktan ziyade. Kat’î kemmi- yetlerle ifade olunmayan olaylar. kemmiyet ilimleri oluşlarından ileri gelmektedir. başlıca iki şekilde kendi­ ni göstermektedir: 1. damıtık suyun 100 derece ısıda kaynadığını söylemek. pek- çoktur. Meselâ suyun ısıtılınca kaynadığını bilmek. Lâkin matematiğin bizzat kendi sahip olduğu teorik değerin den başka. günün birinde bütün ilimlerin ev­ rensel bir matematik haline geleceğini ve matematikteki mutlak kal’îliğin bütün hadiselerin açıklanmasında bulunabileceğini umu­ yordu. Bütün ilimlerde olaylar azlık veya çokluk taşımakta oldu­ ğundan hepsini aritmetiğin sayılariyle ifade ediyoruz. İlmî bir fikir olmadığı halde. aritmetiğin orta­ ya koyduğu genel münasebetlerin müşahhas varlıklara tatbikini ya­ pan ilimlerdir. Lâkin bilhassa tecrübe ilimleri. Aynı şekilde fosforun 37 derecede yandığını söylemek de. MATEMATİĞİN DEĞERİ Matematik ilimlerin değeri. Tecrübeden çıkarılan ilmin kanunları da kemmiyetlerle ifade edilmedikleri müddetçe ka­ 52 . keyfiyet ve tasvir safhasından kemmiyet ve açıklama (ola­ yın sebebini bulma) safhasına geçmeyi sağlamıştır. tecrübe ilimlerinin te­ rakkisi. Filhakika mekanik ve astronomi. ılmî bir ifade ortaya koymaktır.

dü­ şen cisimlerin bir parabol çizdiğini gösteren grafik. olayla­ rın geçirdiği azalıp çoğalma safhaları. olaya ait grafik çizildikten sonra. Bunun için. uzay ve sür'at kanunlarını ortaya koymaktadır. Grafikler vasıtasiyle. Bu yüzden tecrübeyi kullanan ilimle­ rin kanunları. tam miktarlarını belli ederek. En başta fizik olmak üzere bütün tabiat ilimlerinde. Bu yüzden ilmin kanunlarını bile grafiklerle ifade etmek kâbil oluyor. Meselâ Morin cihazında. 2. MANTIK nun değerini taşıyamıyoriar. Grafikler süreklilik ifadesi taşıyan şekilleriyle olayın zaman içindeki değişmelerini. onun 53 . geometrinin grafikleriyle de gösteriliyor. bir olayın geçirdiği safhalar arasındaki süreklilik tesbit edilebildiği gibi. olayın sebebini de tâyin etmek kâ­ bil olmaktadır. göster­ mektedir. matematik formüller halini alıyor ve cebirin denk­ lemlerine benzer şekilde ifade ediliyor. grafik üzerinde görülebiliyor. Kanunun ifadesinde bulunan değişmez ve kat’î müna­ sebet.

açıklanmak istenen olayın sebebi oldu­ ğunda şüphe kalmaz. yalnız fizik ve biyoloji gibi tabiat ilimlerinde değil. tahmin edilen sebebin. Meselâ sosyolojide işsizlikle cinayet olaylarına ait iki grafik üst üste getirilince. bu olayların arasında sebep-sonuç bağıntısı bulundu­ ğunu kabul etmek lâzımdır. birbirlerini ya­ kından takip ettikleri görülmekle. ruh ve cemiyet ilimlerinde de işimize yaramaktadır. aynı eğriyi çizen olayın grafiği bulununcaya kadar muhtelif olayların grafikleri çizilmeye devam edilir. Eğer her iki grafikte de aynı eğrinin çizildiği görülür­ se. işsizliğin cinayeti doğurmada bir sebep olduğunu kabul etmek lâzım gelecektir. MATEMATİĞİN DEĞERİ sebebi olduğu zannedilen olayın grafiği de çizilerek evvelkisiyle karşılaştırılır. Aralarında zaman ve mekân be­ raberliği bulunan olaylardan ikisinin grafikleri birbirine tastamam uygun olunca. yani sebep­ lerinin meydana çıkarılmasında kullanılan karşılaştırılmış grafikler. Olayların açıklanmasında. Cinayet işsizlik 54 . Eğer her ikisinde aynı eğri görülmezse.

onların sırf kemmiyetlerine ait taraflarını sayı ve grafik halinde ifade etme­ lidir. başlı başına bir ilim olmayıp. uyarıcıların logaritmasiyle orantılı olarak değiş­ tiklerini ifade etmek. Psikolojide ise. bu olayların keyfiyetine asla dokunmamalı. Aristo’nun şu sözünden ne anlıyorsunuz: “Her ilimden o ilmin sa­ hip olduğu kat’îlikten daha fazlası istenmemelidir” 55 .” 5. her olayın kendine özel yapısı vardır. Sorular 1. MANTIK Ancak. tabiatta her şey kat’î ölçülerle ölçülemiyor. Fechner kanu­ nu ile duyumların. matematik ilimler değildir. keyfiyet farkı bulunmaktadır. Meselâ biyo­ lojide hayatî yapının iç kısmında geçen olayları tam olarak bilemi­ yoruz. matematik metodun ilimlere tatbiki hudutsuz değildir. Bunlar ayrı cinsten olaylardır. bu yüzden tenkitlere uğramıştır. bütün ilim olayları aynı derecede kat’îlik taşıyan sayı­ lar ve grafiklerle ifade olunamazlar. 2. Auguste Comte’un şu sözünü izah ediniz: “İnsan zekâsının şâhese- ri. Matematiğin. Matematik hangi mânada ve ne derecede ilmin en mükemmel ör­ neği sayılabilir? 3. bu ilimlerin. her türlü olayların açıklanmasına tatbik olunamamakta­ dır. Netice olarak şunu söyleyelim: Tecrübe ilimlerinde olayları sayılarla ve grafikler­ le gösterirken. tabiatın incelenmesine tatbik edilmesidir. Zira. Bu metot. misâller vermek sure­ tiyle belirtiniz. diğer ilimlerin çalış­ masını tamamlayıcı bir vasıtadan ibaret olduğu fikrini kabul eder misiniz? 4. Aralarında kemmiyet farkı değil. Matematiğin diğer ilimlerde oynadığı rolü. Birbi­ rine benzeyen iki duyum arasında azlık veya çokluk münasebeti aramak doğru değildir. Aynı zamanda ilim olaylarının hepsi aynı kat’îliğe sahip olma­ dıklarından.

Yalnız psikoloji ilmi. kullandıkları bir ta­ kım şekiller. zihnin kendi hallerini in­ celemekle beraber. Düşünen zihnin dışındaki mü­ şahhas varlıkları konu olarak inceleyen ilimlerin gayesi. ilk cemiyetlerde dinden ayrılmış olan sihirden çıkmışlardır. ilimlerin pratik ihtiyaç\atûan ve teknikten doğduğunu kabul ediyor. Ona göre. ınüsbet ilimler denir. öbürü sosyolojinin görüşüdür. bu hallerin dışa çevrilen hareketlerimiz üzerin­ deki tesirlerini de araştırmaktadır. semboller. zihinde kurulan mücerret münase­ betler olduğu halde. hareketlerimizin emrinde bulunduğunu ve pratik menfa­ atler araştırdığını söylüyor. konusu olan olayları deneyler yapmak suretiyle inceleyen bu ilimlere. birleştirilmiş ve genel bilgilerdir. diğer ilimlerin konusu zihnin dışında bulunan bir takım olaylardır. Biyolojik teori. Sosyolojik teori. A. olaylarını deneyler yaparak tanımaktır. dinî hayata ait kuvvetleri ellerine geçirdiklerini söyleyerek. Matematiğin konusu. ilimlerin asıl gayesi. İlkel cemiyetlerde sihirbaz denilen bir takım adamlar. işaretler ve sözlerle kâinat hâdiseleri ve in­ 56 . ilimlerin başlangıçta dinden çıkmış olduk­ larını kabul ediyor. İşte. insan zekâsının. muayyen metotlarla ortaya konan. ilimlerin gayesi hiçbir menfaat gözetmeyen tanımak arzusudur. Durkheim’e göre. İLİMLERİN DOĞUŞU İlim. matematikle beraber bütün ilimler. B. Genel olarak ilimlerin doğuşu hakkında iki görüş ortaya atıl­ mıştır: Bunlardan biri biyolojinin. Pragmatistlerle beraber Bergson. Bu görüşü tenkit eden Poincarâ’ye göre ise. tekniğe ulaşmaktır.

asırda felsefeden ayrılarak ilim haline gelme­ ye başladı. asırda Galile sayılır. yaptıkları hareket ve çizgi tekrarlariyle geometrinin esasını buldular. Ondan yarım asır sonra Siraküzalı Arşimed. asırda Lavoisier kurmuştur. asrın sonunda Cuvier. analitik geometriyi kurdu. Sonra. Yunan düşüncesinde sihirle faydaya ait unsurlardan ayıklanarak sırf aklî bir şekilde ve felsefe adı altında toplandılar. maddî unsurlarla sürekli temas sayesinde fizik ve kimyanın temeli ni kurdular. fiziğin kurucusu XVII. mekanik ilmini kurdu. Müsbet ilimlere gelince. Kimyayı XVIII. Aynı şekilde bazı cisimlere tesir yapmak isteyerek. cebri sistemleştirdi XVII. Wundt gibi âlimler. asırda Viete. asırda Danvin ve Claude Bemard tarafından tam mânasiyle ilim haline getirilmiş. XVI. nihayet XIX. Vaktiyle simya ilmi. Yine XVI. asrın başında Descartes. Jeoffroy Saint-Hilaire ve Lamark tarafından kurulmuş. MANTIK sanlar üzerinde tesirde bulunduklarını iddia ediyorlardı. Yunanistan’da insan ve eşyaya ait ak­ lın ortaya koyduğu hakikatleri bilen insanlara filo zo f deniliyordu. XIX. psikolojiyi tecrübe ilmi haline koymaya çalıştılar. XVIII. sonra XIX. Milâttan üç buçuk asır önce Yunan’da Euclide. bütün ilimler birer birer felsefeden ayrılarak istiklâl kazandılar. Lâkin ancak geçen asnn sonu ile asrımı­ 57 . matematik ilimlerin kuruluşu tamamlandı. Sosyoloji ilminin varlığı. Bu adam­ lar bu maksatla bütün ömürlerince yaptıkları sayı tekrarlamaları ile aritmetiğin. Psikoloji. Biyoloji ilmi ise. geometriyi kurmuştur. asnn sonlarında Pasteur gibi âlimlerin yeni keşifleri ile bu il­ min kuruluşu tamamlanmıştır. Fehner. İnsan düşüncesinin Yunan’da kavuştuu bu inkılâba Yunan hârikası derler. XIX. Weber. en başta matematik olmak üzere. asırda Ko- pernik tarafından astronomi kuruldu. Bununla. bütün değersiz madenleri altın ve gümüş haline koymak arzusu ile yapılan araştırmalardan doğmuş­ tur ve bugünkü kimyanın temeli olmuştur. Buffon. asrın ortalarındaAuguste Com- te tarafından ortaya atıldı. İlkçağ medeniyetleri içerisinde böylece sihirle ve menfaat ga­ yesiyle karışık olarak inkişaf eden ilk bilgiler.

ilimlerin kuruluşu tamam­ lanmış oldu. Bu ilimlerden matematiğin konusu. psikolojinin ruh olayları. tabiatta geçen olayla­ rın. Deneye dayanma: Müsbet ilimler akıldan değil. sosyolojinin ise cemiyet olaylarıdır. bunlarda sürekli ve karşılaştırılmış gözlemlerle iktifa edilmektedir. Fiziğin konusu madde olayları. biyolojinin hayat olayları. Deneyi yapılamayan olaylar. sosyolojide ferdin hürriyeti. zorunsuzluğa (contingence) yer bırakır. bazan da başka bir sonucu doğurmasına denir. bizim istediğimiz şartlar içinde meydana getirilmesidir. müsbet ilim olayı sayılmazlar. kemmiyetlerdir. Sosyolojinin kurulmastyle. Filhakika astronomide insan gücü. belli bir olayın belli şartlar içerisinde bazan bir sonucu doğur­ duğu gibi. (A) olayı daima aynı şartlar içerisinde (B) olayını mey­ dana getirir. B. Determinizm: Aynı sebeplerin aynı şartlar içerisinde daima aynı sonucu doğurmasına determinizm denir. Dene­ yin dışında hiçbir şeye bağlanmazlar. dedüksiyon metodunu. Zonınsuz- luk. fizik ilmidir. (A) olayı­ nın (B) olayını doğurabildiği gibi. İlimler içeri­ sinde ancak iki tanesinde. Müsbet ilmin olayla­ rı böyledir. İlimlerde determiniz­ min azalması. Bizzat olayların kendisinden işe başlarlar ve mutlaka olayların deneyini yapmak isterler. Matematik. İLİMLERİN DOĞUŞU zın başında Emile Durkheim tarafından tam mânasıyle ilim haline getirilmiştir. olayların istenen şartlar içinde meyda­ na getirilmesini mümkün kılmamaktadır. Deneyin en mükemmel şekilde tatbik edildiği ilim. Bırakılan bir cisim daima düşer. başka bir defa (C) olayını ve baş­ 58 . astronomi ve sosyoloji ilimlerinde deney yapmak kabil olmadığından. endüksiyon metodunu kullanırlar. şu karakterlere ta­ şıyan ilimlerdin A. Müsbet ilmin karakterleri Yukarıda tarifini verdiğimiz müsbet ilimler. diğer ilimler. duyuların eşya ile temasından hareket ederler. Deney.

bir pamuk parçasının havada dalgalanması.. vurulan ku­ şun düştüğünü. Bırakılan taşın düş­ mesi. C. Meselâ. suyun ısıtılınca kay­ nadığı hakkındaki bilgi bir düzensiz bilgidir. bazan suç hallerini artırıyor. ilmin ulaştığı neticeleri katilik­ ten uzaklaştırır. Meselâ. ilâh. Kemmileştirme: Müsbet ilim.. Buna mukabil damı­ tık suyun 100 derece ısıtılınca kaynadığını bilmek. yağmur damlasının düştüğünü. o olayın bağlı bu­ lunduğu grubun genel karakterlerini gözönünde bulundurur. Her gruba ait karakterleri tanımakla ikti­ fa eder ve bir gruba giren olayı tanımak isterken. biz taşın düştüğünü. ondan da sosyolojiye geçildikçe determinizmin derece derece azalarak zorunsuzluğun arttığını ve sosyolojide en yüksek haddini bulduğunu gösterdi. Mese­ lâ. bazan iş bölümünü genişleti­ yor. yani basitleştirmiş olur. bunların ortak karakter taşıyanlarını birleştirir ve zümreler meydana getirir. bazan da harbi doğurabiliyor. bu olayların hepsini düşme olayına bağlayarak açıklar. ilimden ziyade düzensiz bilginin konusu olabilirler. Kemmileştirilemeyen olaylar. İlim ise. Bu sebepten Boutroux ve Bergson sos­ yolojinin müsbet ilim olamıyacağını ileri sürmüşlerdir. fosforun 37 derecede yandığı bilgisi İlmî bilgidir. Zorunsuzluğun çoğalması. Gayesi deneysel kanunlara yükselmek olan ilim. . Bizim için bunlar başka başka olay­ lardır. Fosforun yandığını bilmek düzensiz bilgi olduğu halde. bir cemiyette nüfusun fazla artması. görürüz. İlmî bilgidir. b) Karmaşığı basitleştirir. biyolojiden psikolojiye. fizik ilimlerden biyolojiye. çekim kanununa bağlamakla tek fikre irca etmiş. Olaylarda zorunsuzluğun fazlalaşmasiyle determinizm azalıyor de­ mektir. şu uç işi yap­ maktadır: a) Ferdîyi genelleştirir. Tabiatta karışık halde gözüken olay­ ları bir fikre irca etmek suretiyle basitleştirir. olaylarını kemmiyetlerle ifa de etmek zorundadır. uçurtmanın hava­ da durması gibi olayları. İlim. Tabiatta teker teker hâdiseler görürüz ve herbirini ayrı ayn ele alırız. Boutroux. MANTIK ka bir denemede ise (D) olayını doğurabilmesi böyledir.

Deneysel kanunlara yükselirken ilmin yaptığı işler nelerdir? 8. Halbuki ilmin istediği şartlar meydana geldikten sonra. Bu hal. İlmî düşünüşte ise. önceden görüş de hareketlerimizi hazırlıyor. İlimlerin doğuşundaki sırayı gösteriniz. Ancak ölçülebilen şeylerin ilmi yapılabildiği fikri doğru mudur? 7. Aristo’nun şu sözünden ne anlıyorsunuz: “Ancak genel olayların ilmi yapılabilir” 9. Sorular 1. Meselâ düzensiz düşünüşte herhangi bir zamanda yağmurun yağması mümkün görülebilir. su bu­ harının yoğunlaşması yeterli hal aldıktan sonra yağmurun yağması zorunlu olur.” Bununla ne demek istemektedir? 60 . Auguste Comte diyor ki: “İlim önceden görüş sağlıyor. İLİMLERİN DOĞUŞU c) Olabiliri zorunlu yapar. Bir olay tabiatta meydana gelmez den önce bizim için sadece mümkündür. âlim gözünde bir olayın doğması zorunlu olur. İlmî düşünceye önceden görüş karakterini ka­ zandırmaktadır. Neden matematik diğer ilimlerden önce doğmuştur? 4. Bütün ilimlerin kaynağı nedir? 2. Müsbet ilim hangi karakterleri taşımaktadır? 5. 3. Bazı olaylarda determinizmin yerinde zonınsuzluğun bulunması ne demektir? 6.

Âlim. bir vazifedir. Böylelikle zihni hakikata doğru götürecek olan yol sağlamlaştırıl­ mış olur. ka­ naatlerini kendi menfaat ve duygularının olduğu gibi yabancı oto­ ritelerin tesirinden de korur. İlim düşünüşünde en başta gelen hür­ riyet Fikrini. Her sahada kat’î formüller ortaya koyan ve tenkitlere tahammül edemeyen zihinler. ilk defa Descartes ortaya atmıştır. Her fikrin doğruluğunu bizzat kendisi araştırır. İlmî düşü­ nüşün dışında kalırlar. Ona göre hakikatin ölçütü. Filhakika. Âlim peşin hükümlerle de araştırma yapmaz. daha önceden o konu üzerinde sahip olduğu bü­ tün bilgileri zihninden sıyırarak bir tarafa bırakması lâzımdır. 61 . Bu esasları kısaca gözden geçirelim. İLİM DÜŞÜNÜŞÜ İlim. her araş­ tırmaya başlarken. Fikirler karşısında herkesin hakkı olan tenkit. Pascal da fiziğin araştırmala­ rında akıl ve tecrübenin yerine otoriteyi delil olarak kabul edenlere hücum etti. bu düşünüşün bağlandığı esaslara uymaktadır. âlim için haktan daha fazla bir şey. kendine mahsus bir düşünüş tarzı ortaya koymuştur. İlim adamı gibi. İlim düşünüşü hürdür ve tarafsız\ıklan ayrılmaz. B. A. il­ min araştırmalarında zihni esarete sürükler ve böylelikle hakikatten uzaklaştırır. Onun. Âlim hiçbir fikrin doğruluğunu gelişi güzel kabul etmez. ilmin değerine inanmış ve onu kavramış olan her insan. İlim düşünüşü tenkitçidir. Her görüşün eksik ve hatalı taraflarını bulmaya çalışır. aklın ulaşabildiği apaçıklıktır. otorite diye tanınan başkalarının fikirleri.

Lâ­ kin.” Bu söz­ den ne anlıyorsunuz? 4. Servet ve şöh­ ret duygulan gibi. İlmin hakikî hedefi. Onun dışın­ da ne kendinin. İlim düşünüşünün zi­ hinde yaşattığı hürriyetle hakikat sevgisi sâyesinde İlmî çalışma. menfaatlerimizden sıyrılma sayesinde kâbil ol­ maktadır” cümlesini açıklayınız. Hakikat sevgisi. ne de cemiyetin menfaatini düşünür. İlmî kültürün ahlâkî olgunlaşmada tesiri var mıdır? 62 . İlim düşünüşünün zihnî ve ahlâkî karakterleri nelerdir? 2. Tenkit ne demektir? Hakikati meydana çıkarmada tenkidin rolünü gösteriniz. Sorular 1. her ilmin bir tekniğe bağlandığını biliyoruz. teknik. her bilginin kaynağı. her çalışmadan ziyade. İLİM DÜŞÜNÜŞÜ C. Muayyen tekniğe ulaşmak gayesiyle ilim yapılmaz. insanın maddî ihtiyaçlarını gidermek midir? Yoksa zihindeki tanıma ihtiyacını tatmin etmek midir? 10. insanı yükseltir ve insanlaştırır. hakikata ulaşmayı gaye edinir. 9. İlim düşünüşünde şüphenin değerini belirtiniz. İlmin gayesi olayları sadece tanımak mıdır? Yoksa onlardan fayda­ lanmak mıdır? 8. Vakıa ilimlerden insanlığa fayda getirici bir takım tatbi­ katın doğduğunu. “İlmin terakkisi. 6. Boutroux diyor ki: “İlim düşünüşü. kaidesi. hakikati araştırıcıdır. 5. âlimin gayesi olmayıp kendiliğinden doğan bir netice­ dir. ilim düşünüşünün ahlâkî karakteridir. Hakikat sevgisi ne demektir? 7. İlim. ölçüsü ve kontrolü olmak üzere. İçtimaî selâmet duygusu da hakikat idealinin dı­ şında kalır. Düşüncede hürriyet ne demektir ve nasıl elde edilir? 3. Âlim çalışmalarında yalnız h kikati gözönünde tutar. olaylara bağlanma duygusudur.

olaylardan kanunlara yükseltici metot endüksiyon metodu olduğundan. kimya ve bi­ yoloji ilimleridir. Deneysel ilim­ lerin gayesi. 63 . açıklanmak is­ tenen olayın sebebi hakkında yeter derecede fikir verdikten sonra bundan bir kanun çıkarılır. Zihni.Tam mânasiyle deneysel olan ilimler. bu ilimlerde fizikle biyolojide ol­ duğu kadar. zihnin dışında müşahhas konusu bulunan ilimlerdir. önce ele aldığı olayların sebebini meydana çıkarmak. yani kanunlar yapmaktır. deneysel ilimler endüksiyon metodunu kullanırlar. kat’î sonuçlar elde etmek kâbil değildir. fizik. Endüksiyon kullanarak olayların sebe­ binin araştırılmasında Bacon’un ve Stuart Mill’in metotlariyle Cla- ude Bernard’ın ortaya koyduğu araştırma tarzını ayrı ayrı gözden geçirelim. Vâkıa psikolojide ruh hallerinin başka insanlar üzerinde gözleminden. Sebep araştırma yolları Endüksiyon metoduyla yapılan deneylemeler. sonra bu olaylar arasında değişmez ve zorunlu bağıntılar kurmak. DENEYSEL İLİMLERDE METOT ENDÜKSİYON Deneysel ilimler. sosyolojide aynı guruba girebilen cemiyet olaylarının karşılaştırılmasından faydalanmak suretiyle deneysel ilimlerin metodu kullanılırsa da.

Uygunluk metodu: Bu metotla deneyler tekrarlanır. 1. ancak bir taslaktan ibarettir. boşlukla sıvıların yükselmesi gibi. 64 . uç levha metodunu ortaya koydu. Ancak bu metodun zihni yanıltması daima mümkündür. Hazırlanan bu üç levha karşılaştırılarak. 3. onların arasında sebep-sonuç bağıntısı bulunduğu meydana çı­ kacaktır. Olayın sebebi bu olduğu anlaşılır. Bu dört metodu kul­ lanarak deneylemenin tekrarlanmasiyle. Yok levhası. Derece levhası. Bacon’un Uç levhası Endüksiyon metodunu kurmuş olan François Bacon. Var levhası. olayla birlikte kemmiyet değiştiren olayları kaydetmektir. 2. DENEYSEL İLİMLERDE MFI UT A. beraber derece değiştiren olaylar hangileri ise. 1. olayların sebebini kat’î şekilde tâyine elverişli değildir. Bacon’un levhalarını mükemmelleş­ tirdi. olayla birlikte ortadan kalkan olayları kaydet­ mektir. Stuart Mili’in metotları XIX. Bu sebepten bu metot. Zira iki olay. her deneylemede de­ ğiştikleri halde. bir­ likte yok olma ve birlikte kemmiyet değiştirme şekillerinde) birbi­ rini takip edebilir de yine aralarında sebep-sonuç bağıntısı bulun­ maz: Beyinle düşünce gibi. asırda Stuart Mili. yukarıda söylenen üç şekilde (birlikte var olma. herbirinde beraber var olan. onlardan yalnız birisi her defasında olayla beraber bulunur. beraber yok olan. sebebi araştırılan olayla birlikte gözüken olay­ ları kaydetmektir. B. Sebeb aranan olayla birlikte gözüken diğer olaylar. tek sebebi bulma yolları tanınmış oldu. Onlara bir dördüncü metot da ilâve etti. olayların sebebini bulmak için.

ses olayı meydana gelirken. 65 . Ayrım metodu: Yapılan deneylemede sebebi aranan olay birlikte birçok olaylar gözükür. Bun­ dan A’nın sebebi a olduğu anlaşılır. . alkış. Meselâ. tokmak. Deneylemelerin hepsinde mutlaka bulunan hava titreşim. Bununla A’nın sebebi a olduğu anla­ şılır. Bu suretle. aranan sebebin ha­ vanın direnci olduğu meydana çıkıyor. Bunlardan yalnız havanın tit­ reşimi deneylemelerimizin hepsinde bulunur. sebe­ bi aranan olay da ortadan kalkarsa. bağırma ve hava tit­ reşiminin de beraber olduğu görülür. Meselâ cisimlerin düşmesindeki hız farkı arandığı zaman. bir tanesi ortadan kalktığı zaman. yapılan bir çok deneylemelerde. ikinci deneylemede ortadan kalkınca A da ortadan kalkıyor. bu olayla birlikte havanın direnci ve cismin ağırlığı gibi olaylar birin­ ci deneylemede gözükebilirler. Tekrarlanan deneylemelerde hava­ nın direnci ortadan kaldırılınca. 2. büyük A olayı ile beraber a olayının her zaman meydana çıktığını görüyoruz. A a b c . onun sebebi kendisiyle birlikte ortadan kalkan olaydır. b c İlk deneylemede A ile beraber gözüken olaylardan a olayı. Deneylemenin tekrarında diğer olaylar değişmediği halde. Diğerleri her deney­ lemede bulunmayabilir. cisimlerin düşmesindeki hız farkı­ nın da ortadan kalktığını görüyoruz. sesin gerçek sebebidir. onunla birlikte keman. MANTIK A a b c d A a e f g A a 1m o Denyelemenin her tekrarında a ’nın yanı sıra gözüken olaylar değiştikleri halde.

onun sebebidir. Biz A’nın sebebini arıyoruz. Ancak bu değişmede.6 dp a9 aç bzj °25 ^30 Buna misâl olarak. A B C a b c d e f ABC karmaşık olaylardır. Bu halde açıklanması istenen olayla orantılı olarak kemmi­ yet değiştiren olay. Tortu metodu: Bacon’un levhaları arasında görülmeyen b metodun esası şudur Bazan sebebi aranan olay. Tortu 66 . Beraber değişme metodu: Bir olayla birlikte meydana çıka olayların kemmiyetleri belli edilir. onların yanı sıra gözüken olaylar arasından teker teker meydana çı­ karılır. başka olaylarla karmaşık bulunuyor ve bu olaylar karmaşığının yanısıra da bir ta­ kım olaylar götiizüküyor. ışık ve rutubet olaylarını görmek kabil­ dir. Ancak deneylemenin her tekrarında madenin genleşmesiyle orantılı olarak yalnız ısı olayının azaldığı veya çoğaldığı görülür. Sonra da onun sebebi. se­ bebi araştırılan olayın yanışını doğan olaylardan bir tanesi. bu olaylar karmaşığından ayırıp yalnız bırakmaktır. Böylelikle genleşmenin sebebi ısı olduğu anlaşılır. onunla orantılı olarak kemmiyet değiştirir. Bunun için önce açıklayacağımız olayla birlikte bulunan olayların sebebi. 4. Sonra deneyin her tekrarında bu kemmiyetlerin hepsinin değiştiği görülür. öbürleri hep başka kemmiyetler alırlar. Gen­ leşme olayının yanısıra ısı. yanı sıra doğan olayların geri kalanları arasından evvelki metotlar­ la araştırılır. Bu metodun gayesi. a 3 a3 b5 C I2 ^8 ^6 b . DENEYSEL İLİMLERDE METOT 3. madenlerin genleşmesini alabiliriz. böylelikle olayımız yalnız bırakılır. açıklanmak istenen olayı.

d. tam mânasiyle kat’îlik sağlayıcı değildir. Bunun için bu karmaşık olayların yanı sıra doğan a. Bu metoda misâl olarak Leverrier’nin Neptün yıldızını keşti gösterilmektedir. e. Bu metotların değeri: Bu dört metottan sonuncusu. MANTIK metodunun gayesi. C. Stuart Mill’in bu dört metodunda da önceden bir hipotez yapılmaksızın gözlemler­ den deneylemeye geçilmektedir. ancak müs­ tesna hallere tatbik edilir ve kendi kendisine yeterli değildir. bundan evvel gördü­ ğümüz üç metottan birisiyle araştırılarak belli edilir. olayları kemmiyetlerie ifade etme esasına dayandığı için di­ ğerlerine üstün değer taşımaktadır. onu B ile C’den ayırıp en sonraya bırakmaktır. Bu sonuçlardan kanun çıkarmak kabil değildir. e. a. Ayrım metodu. Beraber değişme metodu. uygunluk metoduna nazaran daha kat’î sonuç­ lar vermekle beraber. Uygun­ luk metodu ise zihni kat’î sonuçlara götürmekten uzaktır. Önce Uranüs’ün yörüngesinde eğrilik bulunduğu görülmüş ve bu eğrilik diğer gezegenlerin çekimiyle izah edileme­ miştir. gaye belli olmadan yapılan deneylemeler tesadüfi sonuçlara yandırabilir. gerek Sturat Mill’in metotlarını hipotezler elde etmek için kullanmak.A’nın sebebi. Taslak halinde de olsa. Lâkin Bacon’ın levhalarında olduğu gibi. Bu metot ispattan ziyade keşfe yarayıcıdır. Zira iki olay daima beraber bulundukları halde. c. Gerek Bacon’ın. aralarında sebep-sonuç ba­ ğıntısı olmayabilir. Deneysel metodun üç safhası Önceden yapılmış bir hipotezden hareket etmeyerek Stuart Mill’in metotlariyle gözlemlerden deneylemeye geçmenin zihni 67 . il­ me en uygun yolu tutmaktır. Ondan sonra tek başına ka­ lan . müsbet ilmin karakterlerinden biri olan. f olayları arasından teker teker önce B ile C’nin sebepleri araştırılır ve bu sebeplerin b ile c olduğu görülür./olayları arasından. Sonra bu metotla yapılan araştırmalarda burada Neptün yıl­ dızının varlığı anlaşılmıştır. d. b.

hipotez. gözlem yapmada kullanılır. İlmî değer taşımaktadır. Vasıtaları: Gözlem. deneyi idare ediyor. Biyolojide anatomi bıçağı ve mikro- kop gibi âletler. sismograf. deneyleme. üç safhadan geçiyor: Gözlem. Hayat hâdiseleri karşısında metotsuz olarak her gün yaptığımız gözlemlerin İlmî değeri yoktur. Tabiatta karşımıza çı­ kan kaba olaylar ancak böylelikle ilim olayı karakterini kazanırlar. Biyolojide gözlem: Gözlem. Böylelikle deneysel metot. kardiyog­ raf ve Morin cihazı gibi Âletlerin bir kısmı bu uç işi birden yapıcıdır. c) Bazı âletler de duyuların yerini tutmak için kullanılır. mânalan- dırmak ve ölçülebilir hale getirmek demektir. Gözlem Gözlem. deney. 1. unsurlara ayırmak. Lâkin. Etrafımızdaki olaylara sadece bakmaktan ibaret değil­ dir. bun­ lar kaydedici âletlerdir: Astronomik fotoğraf. fikir. inceleyeceğimiz olayları seçmek. fikrin doğruluğunu ortaya ko­ yuyor. duyuların eksiği­ ni gidermek ve zaafını telâfi etmek için. Bu âletler üç türlüdür: a) Bir kısmı duyularımızın kuvvetini artırıcıdır: Mikroskop ve teleskop gibi. barometre ve kronometre gibi. bazan hipotezlerin doğmasına sebep olursa da. gözlemde bazı âletler kul­ lanılır. DENEYSEL İLİMLERDE METOT hiçbir zaman ilmi kat’îliğe ulaştırmayacağım iddia eden Claude Bernard. biyolojide canlı vanlığın bünyesi­ ne ait özellikler taşımaktadır. olayların sebebini tanımak gayesiyle. Anatomi bıçağı ile uz- 68 . termometre. b) Bazıları duyulara kat’îlik getirici ölçme âletleridir: Terazi. dikkatle ince­ lenmesidir. duyularla yapılır. âlimin iradesiyle istikamet verdiği ak­ tif gözlemdir. Bu işleri yapabilen aktif gözlem. ilimde esaslı olan. Tesadüf­ lerin idare ettiği pasif gözlem. deneysel metodun üç safhasından geçmek sureliyle zihnin kanunlara yükseldiğini söyledi: Önce olay zihinde bir fikir yaratı­ yor.

Mikroskop. kabul olunan muvakkat taslaklara hipotez denir. a) Gözlem. gözlemini yapmak kabil oluyor. mümkün olduğu kadar tam olmalıdır. kemmiyetini de ortaya koymalıdır. bu hallere uğrayan uzuvlardaki değişmelerin gözlemini yapmamıza elverişli birer ze­ min hazırlayıcıdır. deneylemeden önce yapılan ve olaylar tarafından yanlışlıkları ortaya koyulmadığı müddetçe.’ c) Gözlem. Âlim. Hipotez Olayların açıklanmasında. tesadüfe dayanarak yapılmama­ lıdır. acele hükümler vermemelidir. ya basit olaylar­ dan karmaşık olaylara. c) Tarafsız olmalı. b) Gözlem. Gözlemde bir sıra takip edilmelidir. araştırmalarına is­ tikamet verebilmek için. a) Mütecessis olmalı. Meselâ. 69 . MANTIK vî yapının iç kısımlarını açarak. yani her şeyin sebebini araştırıcı bir ruh yapısına sahip olmalıdır. 2. d) Gözlem. Şartları: Deneysel metodun hareket noktası olan gözlemin ya­ pılmasında bir takım şartlar aranmaktadır. bir hipotezle işe başlamak zorundadır. peşin hükümleri ve şahsî hislerini bir tarafa bıraktıktan sonra gözlem yapmalıdır. bir ta­ kım ruhî vasıfların da bulunması lâzımdır. İyi bir gözleyicide duyuların sağlam oluşundan başka. b) Sabırlı olmalı. gözle görülemeyecek kadar küçük elemanların görül­ mesine yarıyor. Yarım göz­ lemler insanı aldatır. veyahut karmaşık olaylardan basitlere doğ­ ru gidilmelidir. Kendisine çevrildiği hedef hakkında hiçbir fikre sahip olmadan. Canlıların hastalık ve iyileşme halleri de. metotla yapılmalı. gözlenen olaya hiçbir şey ilâve et­ memelidir. bir olayın sade keyfiyetlerini değil. İyi bir gözleyici. doğru olmalıdır.

bir sezgi veya bir tesadüf hipotez doğurabilir. bundan. ancak vü­ cutta yaptığı tesir bilinmiyordu. unutularak aç bırakılan ada tavşanlarının id­ rarlarının parlak kırmızı oluşundan. Claude Bernard. bir olayın gözlemi. Fleming lâboratuvarında bazı mikroplar üzerinde tecrübe ya­ parken. kürar zehri üzerindeki hipotezini deneyden çıkarmıştır. küfün yapısında bu mik­ ropların teşekkülüne mâni olan Penisilin denilen bir maddenin bu­ lunduğu hakkındaki hipotezini elde etmişti. DENEYSEL İLİMLERDE METOT ilimde yeni bilgiler edinmeye imkân yoktur. Mars yıldızının yörüngesinin kapalı bir elips şeklinde olduğu hakkındaki hipotezini gözlemden çıkarmıştı b) Hipotez meydana getirmek için. nereye gi­ deceğini bilir. kendi ye­ dek besinleriyle gıdalandıkları hakkındaki hipotezini çıkarmıştı. Kürarın şiddetli bir zehir olduğu biliniyordu. Onları bertaraf ede ede doğru hipotezler yapma imkânları hâsıl olur. Hattâ ilimde yanlış hipotezlerin de faydası vardır. Hipotez nasıl yapılır? Hipotezlerin doğuşunda muayyen kaideler yoktur. sadece vakit kaybedil­ miş olur. a) Her şeyden önce gözlemle tanınan olaylar hipotez doğurucu olurlar. aç kalan hayvanların. bu zehri gelişigü­ zel bir takım hayvanlara şırınga etti. vücutlarını açarak inceledi. bir duygu. gelişigü­ zel yapılan deneylemelerle keşfe ulaşılmaz. 70 . Böylelikle kürarın tesi­ ri hakkındaki hipotezini meydana getirdi. Gaye hakkında hiçbir fikre sahip olmadan. Claude Bernard. Bu hayvanlar öldükten sonra. hem de istikametini tâyin eder. Kepler. Bunların. c) Tesadüfler de hipotez yaratıcı olurlar. bir tübün içerisinde kültür yapmaya yarayan madde üzerin­ de küf teşekkül ettiğini ve yalnız küfün bulunduğu yerde mikropla­ rın meydana gelmediğini görmüş. Hipotez sayesinde zi­ hin hem tatmin kazanır. âlim tecrübelerden de fay­ dalanır. Claude Bernard. hareket ettirici sinirlerinin felce uğraması ile ölmüş olduklarını gördü.

onların ancak o andaki zihnî çalışmanın eseri olduğu zannını vermemelidir. Nevvton’un zekâsında. ilme yeni yollar açabilmelidir. Hipotezler. Hipotez basit ve anlaşılması kolay olmalıdır. 3. hayâl eseri olmamalıdır. Doğruluğu bilinen olaylara aykırı olmamalıdır. hamamda ilk defa bir hipotez olarak ortaya koyması böyle olmuştur. hipotezlerin böyle âni sezgilerle doğuşu. Gayesi. kanun haline gelir. bir hipotezde şu iki şartın bulunma­ sı da arzu edilir. Bu esaslı şartlardan başka. MANTIK d) Sezgiden de hipotez doğabilir. bir sıvıya batırılan bir cismin sıvı tarafından her yandan itildiği hakkındaki kanunu. Hipotezlerin doğru olup olmadıkları. Bu halde hipotez. Deneyleme Deneyleme. âlimin zihninde uzun süren araştırmaların eseri olmakta­ dır. 2. Deneyleme tarafından doğruluğu ortaya konan hipotezler. Newton’un genel çekim kanununu ortaya koymasına sebep ci­ lan ilk hipotez de âlimin gece ay ışığında elma ağacından elmanın düştüğünü görmesiyle. 4. yanlışlığını ortaya koyduğu hipotezler. terkedilir. tabiatta geçen olayların. bazan bir olayın daha iyi gözlemini yapmak. Şartları: Hipotezlerin şu karakterlere sahip olması lâzımdın 1. deneyleme ile araştırılır. zihninde doğuvermiştir. âlim tarafından hazırla­ nan şartlar içinde meydana getirilmesidir. fakat esas itibariyle bir hipotezin doğ­ 71 . Ay düşmediği hal­ de elmanın düşmesi. âlimin zih ninde bir şimşek parıltısı halinde belirir. Lâkin. Doğrulukları deneylerle araştırılabilmelidir. kâinatta genel bir çeki­ min varlığı hipotezini meydana getirdi. 5. bu sezgiler. Verimli olmalı. 3. Arşimed’in. gerçek olaylardan çıkarılmış olmalı. deneylemenin.

deneyin uzatılmasına misâl olur. havanın miktannı ve bin- netice gaza yapılan tazyikin miktannı mütemadiyen artırmak ise. Dış ortamı değiştirmek. ilâh. Kimya analizleri. Yolları: Bacon’un ortaya koyduğu deneyleme yollarının başlı- calan şunlardır: 1. deneyin tekrarlanmasıdır. bundan elde edilen ispirtonun da tekrar inbikten çekilmesi. 3. aynı şartlar al­ tında âlim tarafından meydana getirilmesidir. matematik ispattan şöyle ayrılır Matematik teoremler. iki türlü olur: Dış ortamın değişmesi. Maryot kanununu ispat etmek için. İlk deneyde suyun analizini yaparak. tabiatta bu olayı doğuran şartları küçük çapta ortaya koymak suretiyle lâboratuarlarda elde etmek kabildir.) meydana geldiğini ortaya koyucudur. Meselâ madenlerin ısı ile genleşmesi araştırılırken yapılan de­ neylemelerin birinde demir. oksijen. canlı varlığın yapısını teşkil eden dokuların hangi basit elemanlardan (azot. Deneyin tekrarı veya uzatılması: Şarabı inbikten çektikten sonra. Deneyin tersine çevrilmesi: İlk yapılan deneyde takip edilen yolun tersine gidilerek deney yapılmasıdır. karbon. Gök kuşağını. ikinci deneyde O ile hTnin sentezini yaparak suyu meydana ge­ tirmek. Deneyin çeşitlendirilmesi: Tekrarlanan deneylemede şartlar değiştirilir. iç ortamın değişmesi. Deneyleme. 2. O ile H ayrıldıktan son­ ra. Ortam değişmeleri ise. doğruluklarından şüphe edilmeyen prensipler tarafından ispatlandığı halde. üçüncüsünde kalay kullanılır. burada ancak deneyin orta­ ya koyduğu sonuçlar hakikati meydana çıkarır.canlı varlığın içinde ba- 72 . buna misâl olur. DENEYSEL İLİMLERDE METOT ruluğunu kontrol etmektir. 4. Deneyin nakli: Tabiatta gözüken bir olayın. İkincisinde bakır. Biyolojide deneyleme: Deneylemenin biyolojide kullanılan özel şekilleri. kimya analizleriyle ortamın değiştirilmesidir.

Meselâ. botanik (bitkiler ilmi). Bundan başka bahçıvanlarla hayvan yetiştiricilarin. ondan vaz geçemezler. kanun yapmaya sı­ ra gelir. Claude Bemard’ın yaptığı tesadüfi deneylemede aç bırakılan ada tavşanlarının ot yeyici iken et yeyici hale geçmeleri. aşılama ve ehlîleştirme sure­ tiyle yaptıkları sun’î ayıklamalar da iç ortamın değişmesiyle canlı­ ların bünyesinde meydana gelen evrimi ortaya koyucu birer deney­ leme şekilleridir. ısı ve tazyik derecelerini değiştirmekle bu hayvanların bünyesinde değişmelerin meydana geldiği görülür. Böylelikle değişik şartlar kullanarak elde ettiği neticelerden daha emin olur. MANTIK nndığı hava şartlarını değiştirmekle olur. canlının besin şartlarını vesaireyi değiş­ tirmek ve bir de onu sun’î ayıklamaya tâbi tutmak gibi şeylerdir. iç ortamın de­ ğişmesiyle yapılan bir deneylemenin sonucudur. tek hücreli hay­ vanları barındırdığımız havanın rutubet. zooloji (hayvanlar ilmi) ve anatomi (organların yapısı ümi) gibi ta­ 73 . Yalnız gözlemle ilim yapılamaz. Yalnız mineraloji (madenler ilmi). Gözleme nazaran de­ neylemeye bu üstünlüğü kazandıran sebepler şunlardır: a) Deneyleme sayesinde âlim. Bu sayede tabiatta görülmeyen bir olayı meydana ge­ tirmek de kâbil olur. c) Lâboratuvarda tabiatta bulunmayan şartları hazırlamak mümkündür. Böylelikle tam araştırmalar yapar. bir olayı istediği kadar tekrarla­ yabilir. b) Deneyleme ile âlimin. d) Deneyleme sâyesinde olayların ölçülerek kemmiyetler ha­ linde ifadesi mümkün olmaktadır. Deneysel kanun Olayın sebebi meydana çıkarıldıktan sonra. olayları istediği ve uygun bulduğu şartlar içersinde meydana getirmesi kâbildir. Böylelikle kemmî kanunlara ula­ şılır. Faydaları: Tabiat ilimleri deneylemenin eseridir. İç ortamı değiştirmek.

Şu hal­ de endüksiyon. Deneylemeler. determinizm prensibine dayanmaktadır. zihin­ de kanun meydana gelmeye başlar. Az veya çok. her zaman deneyi yapılabilen olaylar arasındaki değişmez ve zorunlu bağıntıların ifa­ desidir. her zaman aynı olayların aynı şartlar al­ tında meydana gelmesi demektir. endüksiyonun temel meselesidir. Lâkin. zihin bu deneylemelerden hangi kanuna yükselmede olduğunu tasarlar. kanunlara ulaşmak değildir. bu­ 74 . Ancak bu iki iş ayrı ayrı yapılmaz. özel hallerde görülen münasebetlerin genelleşti­ rilmesidir. kanun araştırmazlar. sonra bundan kanuna yükseliyoruz. Endüksiyon. Deneysel kanun. aynı şartlar altın­ da daima aynı sonucu doğurmasına determinivn demiştik. Olayların sebebi deneyle meydana çıkarılıyor. yine mahdut miktarda olay­ ları tanıyabiliyor ve bu olayların tanınmasından. DENEYSEL İLİMLERDE METOT biat ilimlerinin bazılarında gaye. Ancak burada şu soru ile karşılaşıyoruz: Belli sayıda özel hal­ lerin tanınmasından evrensel kanun nasıl çıkarılıyor? Filhakika âlim ne kadar çok sayıda olursa olsun. önce olayların gözlemini yapar. tabiatta tek tek tanıdığımız olaylar arasında bulunan se- bep-sonuç bağıntısından zihnin evrensel kanunlara yükselmesidir. Bu yollardan biri­ siyle sebebi meydana çıkarılan olaylardan deneysel kanunlara yük­ seliyoruz. kâinatta düzen bulunduğuna inancımızdır. sonra gözlemi yapılan bu olayları tasvir eder ve sınıflandırırlar. iki olay arasında se- bep-sonııç bağıntısının bulunduğu fikrini kuvvetlendirdikçe. tabiatta cüz’î hallere tatbik edilen de­ neylerle anlaşıldıktan sonra. evrensel kanunlara yükselmek kâbil olur. Bir olayı doğuran sebep. Deneylemeler yapılırken. Kanun yaparken zihnin da­ yandığı temel. Böylelikle meydana gelen ka­ nunlara deneysel kanun denir. halde ve gelecekteki sonsuz sayıda olaylar hakkında hükmü nasıl çıkarabiliriz? Bu me­ sele. mahdut sa­ yıda olayların bilgisine dayanarak geçmişte. sonsuz sayıda olayları içersine alan kanunları çıkarıyor. Şu halde önce olayın sebebini meydana çıkarıyor. Bu ilimler. Sebep araştırmanın çeşitli yollarını gördük. Kâinatta düzenin bulunması demek. Aynı sebeplerin.

İlimde gözlemin yetersizliği neden ileri gelmektedir? 5. İlim. 4. Deneyleme nedir? İlim araştırmalarında ne gibi faydalar sağlayı­ cıdır? 11. Ostıvald’in şu sözünden ne anlıyorsunuz: “timin işi hipotezler or­ taya koymak değildir. kâinat olaylarında determinizmin bulunduğuna olan inancı- mızdır. “Beni önceden bulmuş olmasaydın. Endüksiyonun sebep araştırma metotları hangileridir? 3. 2. Alelâde bir algı ve İlmî bir gözlem arasında ne fark vardır? 6. ancak böyle olacağına inanıyoruz. Olayları doğuran şartların her zaman aynı olacakları ispat edile­ mez. 7. 13. Endüksiyonla tek sebebi bulma metotlarını misâllerle anlatınız. ilim araştırmalarında hangi olayın ifadesi olmaktadır? 8. olayların sebeplerini mi araştırır. Sorular 1. belki mevcut olan hipotezleri (yanlışlıklarını göste­ rerek) ortadan kaldırmaktır”? 10. Deneysel ilimlerde olayların açıklanması ne demektir? 12. yoksa kanunlar mı ortaya koyar? 14. Hipotezlerin ilimde roliinii ve değerini belirtiniz. misâller vermek suretiyle anlatınız. hiç aramazdın” sözü. MANTIK gün var olan şartların yarın var olup olmayacaklarını bilemeyiz. Deneyleme yollarını. Deneysel kanun nedir ve nasıl yapılır9 İS. Şu halde endüksiyonunun temeli. Hangi şartlar altında bir hipotez İlmî değere sahip olabilir? 9. Endüksiyonu tarif ediniz ve safhalarını ayırınız. Endüksiyon hangi prensibe dayanmaktadır’/ 75 .

DENEYSEL İLİMLERDE PRENSİP VE TEORİLER I. Ancak matematik prensipler aklî olduğu halde. sıvının her tarafına aynı şe­ kilde iletilir. Paskal prensibi: Kapalı bir kabın içinde bulunan bir sıvıya. diğer kavramlar onlar­ dan çıkarılır. Hareket halinde bulunan bir cisim. Prensiplerin doğruluğundan hiç şüphe edilmez. Mate­ matiğin dayandığı prensiplerin de bu karaktere sahip olduğunu bi­ liyoruz. Bu ilim­ lerde prensiplerden başlayarak en özel kanunlara kadar inilir. Arşimed prensibi: Bir sıvıya batırılan bir cisim. Prensipler Deneye dayanan ilimlerde deneylerden kanuna yükselirken. Buna misâl olarak mekaniğin eylemsizlik prensibini ve hidrostati­ ğin Paskal ve Arşimed prensiplerini gösterebiliriz. hareketine devam eder. Özel prensipler: Yalnız bir ilmin araştırmalarında kullanılır. hacmi kadar 76 . zihnin hareket noktası olan hakikatlaraprensip adı verilir. Özel ve genel olmak üzere iki guruba ayrılırlar. Prensipler. ka­ bın her yanından yapılan itme (basınç). Pren­ siplerin başka kavramlarla ispatı islenmez. dıştan bir tesirle karşılaşmadıkça. A. Eylemsizlik prensibi: Hareketsiz bir cisim kendiliğinden hare­ kete geçmez. deneysel ilimlerin dayandığı prensipler tecrübeden çıkarılır. kanunlardan daha genel ve mücerret hakikatlardır.

tekrar deney yaparak araştırmaya kalk­ mak mânasızdır. Bu kanunlara ulaştırıcı pek çok endüksiyonlar prensiplerin doğuşunu hazırlamış demektir. Tecrübelerin ta­ nıttığı birçok olayları. 77 . Böylelikle tam mânasiyle kat’îlik kazanan prensiplerin doğruluğunu. Lavoisier prensibine maddenin sakımı prensibi denilmektedir Tabiatta hiçbir şey yok olmaz ve hiçbir şey yoktan var olmaz. MANTIK sıvının ağırlığına eşit bir kuvvetle yukarıya doğru itilir. İlim âleminde bir zaman için kabul edilen bir teorinin. deneylen yapılmadığı halde bir çok âlimler tarafından doğruluğu kabul edilen hakikatlara denir. Buna da enerjinin alçalması prensibi denir. bir mesele hak­ kında yalnız bir kanun yapılmadığı halde birçok teoriler ortaya ko­ nulabilir. bunların deneylerinin her zaman yapılamayışıdır. Teoriler Genel hipotez veya teori diye. Carnot prensibi: Enerji değişikliklere uğradıktan sonra. ne yok edilebilir. Misâl olarak La voisier. çok kere onların deneyleri­ nin tam olarak yapılmasını imkânsız kılmaktadır c) Yapılabilen deneyler. Buna enerji­ nin sakımı prensibi denir. Kanunlardan farkları ise. birçok kanunların ifadesinden çıkanlmıştır. Genel prensipler: Yalnız bir ilme özel olmayıp. hiçbir zaman bütünü ortadan kaldırılamayan ısı haline gelir. Mayer ve Camot prensiplerini verebiliriz. lâkin ken­ dilerinin deneyi çok kere yapılamaz. Mayer prensibi: Enerji ne var. birçok ilim­ lerde düşüncenin hareket noktasını teşkil ederler. Prensiplerde şu karakterleri buluyoruz: a) Prensipler. Bundan başka. b) Esasen pek geniş ilim olaylarını içerisine alan prensiplerin. kendi ifadeleri içinde birleştirirler. prensiplerin ifadesine aykırı sonuçla­ ra ulaştırmazlar. B. II. genellikleri sebebiyle mücerret oluş lan. Prensipler kadar kat’î ve genel değildirler.

2. Lâkin basit unsurların çok oluşu. “Elma düşüyor da. Evrensel çekim: Newton. madde moleküllerinin gözle görülmeyen titreşiminden ibarettir. zaman. Genel rotatiftik: Nevvton. ısı. DENEYSEL İLİMLERDE PRENSİP VE TEORİLER yanlışlığı yeni yapılan araştırmalarla meydana çıkınca. asrımızda ortaya koyduğu genel rölatiflik teorisiyle. Hepsini meydana getiren bu elemanların yapısı aynıdır. ay niçin düşmüyor?” Sonradan. Kâinatta madde ile esîrden başka bir şey yoktur. Albert Einstein. Fizik dünyasının asıl yapısını teşkil eden. Fizikte teoriler 1. madde değil enerjidir. ışık gibi çeşitli şekillerde duyularımızı harekete geçiren her türlü fizik unsurların bazıları. Ay ışığında bahçesinde otururken. Önce. elmayı düşüren kuvvetle kendi yörüngesi üzerinde ayın hareketlerini idare eden çekimin aynı oldu­ ğunu keşfetti. Nevvton’un bir tesadüfle şu hipotezi elde ettiği söylenir. ağaçtan elmanın düştüğünü gö­ rünce. başka başka uzunluklardaki dalgalarla esîrin titreşimidir. ortadan kalktığını görürüz. yıldızların ağırlığını ve hareketle­ rini evrensel çekimle açıkladı. ba­ zıları ise. fizikte üç mutlak kavram kabul ediyordu: zaman. birdenbire âlimin zihninde şu soru canlandı. uzay ve kütle. Lâkin hepsinin esası birdir. Maddî kuvvetlerin birliği: Ses. 4. herbirini meydana getiren elemanların başka başka tarzlarda birleş­ miş bulunmasından ileri gelmektedir. Madde ile enerjinin birliği: Modem kimya basit unsurların çok olduğunu ortaya koymuştur. uzay ve kütle kavramla­ 78 . 3. Maddenin hâl değiştirmeleri Mayer ve Camot prensiplerine uygun olarak enerjide meydana gelen değiş­ melerin eseridir.

sahip olduğu ısıya. Biri öbürüne nisbetle uzakta bulunan iki yıldızın doğuşunu. yakında bulunandan da­ ha önce doğmuştur. eski mekanik tat­ bik edilemiyor. şekilsiz ve içi boş bir çerçeve de­ ğildir. Mekanizme göre hayat. Felsefi teoriler: Felsefî bakımdan hayatın açıklanmasını yapan teorilerin başlıcaları mekanizm ve dinamizmdir. Bir kısmı ise. Einstein’e göre. felsefîdir. Uzay diye. Dinamizmin görüşü ise. Uzayın varlığını ortaya koyan. Şu halde biz onların aynı zamanda doğduklarını gördüğümüz halde. göreliğe sahip bulunduklarını iddia eıti. cisimlerin kütlesi. Biyolojide teoriler Hayat hakkında ortaya koyulmuş olan teorilerin bir kısmı. o ancak kendini dolduran varlıklar sâyesinde mevcuttur. Bu iki zümre teorileri ayn ayrı gözden geçirelim. fıziko-şimik kuvvetlerin harekete ge­ çirdiği bir olaydır. buna tamamen aykırıdır.. Ona göre ha­ yat. MANTIK rının mutlak olmayıp. Dış tesirlerin mahsulüdür. Sür’atla- n. maddenin kendisidir. Bizim aynı zamanda gözlemini yap­ tığımız iki olayın. mesa­ fenin uzunluğu sebebiyle bizim gözümüze öbürünün ışığından da­ ha geç gelmiştir. Özel yapısı madde- ninkinden farksızdır. mutlak bir varlık mevcut değildir. hayatın yeryü­ zünde yayılıp evrimlenmesini açıklaması itibariyle. uzakta bulunan yıldız. İlmîdir. b) Mutlak uzay yoktur: Uzay. Maddî olan uzay küre şeklindedir. ilh.. Lâkin uzaktaki yıldızın ışığı. 79 . ışığın sür’atına yaklaşmış bulunan cisimlere. âlemi dolduran maddeden ayrı. ha­ yatın özel yapısına ait olup. biz ay­ nı zamanda görmüş olabiliriz. gerçekte aynı zamanda geçtikleri ispat edilemez. c) Mutlak kütle yoktur. göre daima değişir. a) Mutlak zaman olamaz. cis­ min süratına. canlı varlığın kendi içinden gelen bir itilmenin mahsulüdür.

Daha sonra. DENEYSEL İLİMLERDE PRENSİP VETEORlLER Oluş ve evrim kudretini. Bu olay. Meselâ sıcak bir yerden soğuk bir yere nakledilen bir hayvan iklime uyma zaruretiyle. türler bakîdir. Dış ga- yecilik. Finalizme göre hayat. Ha­ yatın iki çeşit gayesi olabilir: ya dışta olur. İbıû teoriler: İlmî teoriler. Ona göre. hayatın (canlı vatlıkların) kâinat düzenini gerçekleştirmek için evrimlendiğini kabul ediyor. 80 . Mükem­ melleşmek. finalizm (gayecilikje ulaş­ tırıyor. Bu ev­ rim devam ettikçe yeryüzünü canlı türleri doldurdu. beslenme ve yaşama şartlarını ihti­ va etmektedir. Bir türden yeni türle­ rin çıkmasını açıklayan sebepler. türün devamı teorisini. çevrenin tesiriyle canlıların her­ hangi bir organı kullanmak için sahip olduğu ihtiyaçtır. Et yiyen hayvan. tüyleniyor. Fertler gelip geçicidir. değişmezler. Çevre. yani haya­ tî fonksiyonlardır. bugün dünyada var olan canlı türlerin hepsi aynı şekilde hayatın başlangıcından beri bulunmaktadırlar. kendi fonksiyonlarını en iyi yapacak şekiller kazan­ maktır. sindirim cihazında değişiklikler meydana geliyor. hayatın yeryüzüne yayılışı tarzını açıklamak için ortaya koyulmuşturlar. (Muayyen türle­ rin karakterlerini tam olarak taşımayan türlere şüpheli tür denir. o kendi bünyesinde taşımaktadır. canlı var­ lıkların gayesi. asırda Fransız Cuvier. bir gayeye doğru ilerlemektedir. çevrenin zorlayıcılığı yüzünden ot yeyici olunca. XVIII. İç gayeciliğe göre ise. Kendi yapısında meydana gelen daha bir çok değişikliklerle yeni bir tür meydana çı­ kıyor. Modem dinamizmin hayat görüşu. yine bunların herbirinden başka türler çıktı. veya içte olur. hayatın başlangıcında yeryüzünde mah­ dut bir kaç cins vardı. türün devamı teorisini ortaya koydu. kendi şekillerinin mükemmelleşmesidir. şüpheli türlerin varlığını ileri sürerek reddetti ve yerine transfor­ mizm (şekil değiştiricilik) teorisini ortaya koydu. iklim. Sonra azar azar bu cinslerden yeni türler çık­ tı. Yine mütema­ diyen yeni canlı türleri meydana çıkmaktadır.) Tranformizme göre. XVIII. asrın sonunda Fransız Lamarck.

bu fikirlerini iki kanunda toplamıştır: 1. XIX. Bu artan nesiller için tabiat. ehlileştirme nisbetinde azalıyor. Canlı varlığın kazandığı yeni kabiliyetler. daima yeni türleri meydana getirmek için canlıların ağır ağır evrimlendiklerini kabul ediyorlaıdı. bu evrimlenme 81 . 2. Lamarck. yeni bir türün meydana çıktı­ ğını görüyoruz. 1900 sene­ lerine doğru HollandalI biyolojist Hugo de Vries. canlı varlı­ ğın kendi fonksiyonlarını mükemmelleştirmek içindir. Canlı var­ lıkların bünyesinde meydana gelen değişiklikler. MANTIK diğer bazı değişikliklerle biıieşince. üremesi azalan canlı türlerini ortadan kaldırmak için savaşırlar. Lamarck’ın eksik bıraktı­ ğı noktaları tamamladı. verâset halinde gelecek nesillerde devam eder. Suda yaşayan hayvanlar. canlı var­ lığın kendisi için lüzumsuz organlar ortadan kalkıyor ve hayatî fonksiyonlarını en iyi şekilde yapmaya elverişli organlar meydana geliyor. Canlı varlıklarda fonksiyon. Hayvanları ehlîleştirmede ve bitkilerin aşılanmasında bizim takip ettiğimiz ga­ ye ise. canlıların üremesi gitgide artmaktadır. bir hayat savaşı sahnesidir. bizim işimize yarayıcılık veya bizim hoşumuza gidicilik değildir. Lamarck ve Darvvin. yeni türleri meydana çıkarıyor zürafaların ön ayaklarıyla boyunlarının uzun oluşu. onların kendi işimize veya zevkimize elverişli hale getiril­ mesidir. Fonksi­ yon ortadan kalkınca. organı meydana getirir. Bu ayıklamada gaye. canlı varlığın bünyesinde değişiklikler yaratarak. nesilden nesile devam ediyor ve yeni türleri meydana çıkarıyor. gıdalarını yük­ seklerden tedarik etmek ihtiyacında oluşlarının eseridir. canlılar âleminde yeni türler meydana gelirken. organ da yavaş yavaş kaybolur. Bol ve çabuk olarak bu sahnede üreyen nesiller. Bir fonksiyonun yapılmasına olan ihtiyaç da. sular çekilince karada ya­ şamak zorunda kalıyor ve bu yüzden karada yaşayan hayvanların özelliklerini elde ediyorlar. Ancak bu sun’î ayıklama neticesinde canlıların üremesi. Onun ortaya koyduğu tabiî ayıklama teori­ sine göre. asrın ortasında İngiliz Darvvin. Tabiî ayıklamada ise. Tabiatın yaptığı ayıklama.

8. Prensiple kanun atasında ne fark buluyorsunuz? 3. Canlı türlerinde ayıklama neye derler? Kaç şekilde olur? 11. Canlıların evriminde sıçrayış\zım bulunduğu fikrini ortaya koydu. Sorular 1. Kanunla teori arasında ne fark vardır? 6. Prensip neye derler? Deneysel ilimlerin dayandığı özel ve genel prensipler hangileridir? 2. ilmin açıklamalarında ne faydası vardır9 4. Hipotezle teori arasındaki farkları misâllerle gösteriniz 5. Hayat savaşı ne demektir? 12. Hayatın özel yapısını açıklayıcı teorileri anlatınız. 9. Âlimler teori yapmaktan vazgeçebilirler mi? 7. Yeryüzünde hayatın yayılışını açıklayan görüşler arasında birbirle­ rine aykırı olanlarla birbirini tamamlayanlar hangileridir? 10. Teori nedir. DENEYSEL İLİMLERDE PRENSİP VE TEORİLER de. yer yer miitasyon denilen ve yeni türlerde. Fizik ilmine ait teorilerden birkaçını anlatınız. evvelkilerin vasıfla- riyle açıklanması imkânsız değişmelerin bulunduğunu gösterdi. Mütasyon nedir? Canlıların evriminde bu prensip neyi açıklayıcı­ dır? 82 .

ast­ ronomide ve biyolojide kullanılır. Tatbik sahası geniş değildir. Zihin bu gibi ben­ zeyişlerden faydalanarak yeni bilgilere ulaşır. bilinen benzeyişlerden faydalanarak bilinmeyen ben­ zeyişleri çıkarmaya yarayan akıl yürütmedir. Astronomide analoji metodunun kullanılışına şu misâli verebi­ liriz: İçerisinde hava ve su bulunan dünyamızda insanlar barınmak­ tadır. Bunlar birer analojidir. ANALOJİ Analoji. meselâ buhar kuvvetini hesaplarken. solungacı bulunanlar gibi. Zihnin eşyada buldu­ ğu benzeyişler tam olmayıp bazı bakımlardan görülen benzeyişler­ din Meselâ akciğerle solungacın. kuş kanadiyle balık kanadının birbirine benzeyişi. Şu halde Mars yıl­ dızında da insanlar barınmaktadır. Fizikte. bu metot iki şekilde tat­ bik edilmekledir: 1 Organların benzeyişinden fonksiyonu çıkarma: Paleontolo­ jide bazı fosillerin solungaca benzer organları bulunduğuna bakıla­ rak bu hayvanların. 83 . Analojiyi en çok kullanan biyolojide. birer analoji meydana koyar. Mars yıldızında da hava ve su bulunuyor. bunun önceden bilinen beygir kuvveti. Bu metot fizikte. nefes alma ile kanda geçen hâdiseyi yanma olayına benzetti. nefes almada oksijenin rolünü göstermek için. Lavoisier. rüzgâr kuvveti gibi kuvvet kaynaklarına benzerliği düşünüldü ve onlarla ölçüldü. vaktiyle sularda ya­ şamış oldukları neticesini çıkarmak. böyle bir analoji ile kâbil olu­ yor.

genel bir bilgiye dayanmak­ tadır. Sonra da. Analojinin kullandığı dedüksiyonun kat’î olmayıp. ada tavşan­ ları ot yiyici olduktan halde. Misâlimizde “içerisin­ de hava ve su bulunan Mars yıldızında da insanlar barınmaktadır” önermesi. Claude Ber- nard’ın ada tavşanları üzerinde yaptığı. hem de dedüksiyonun rolü bu­ lunmaktadır. kat’î olmaktan uzaktır. evvelki bahislerde ele aldı­ ğımız deneylemeyi gösterebiliriz. Önce. tarazî olan sonuçlara ulaştırmasının sebebi dedüksiyonun burada. bu hükme dayanarak yapılan dedüksiyon her zaman farazidir. misâlde olduğu gi­ bi. analojide kat’î sonuçla­ ra ulaştırmıyor. bircüz’î bilgiden diğer bircüz’î bilginin çıka­ rılmasıdır. İdrarlarının renk değiştirmesi. bir endüksiyonun sonucudur. analojinin dayandığı endüksiyon ekseriya farazidir. Şu halde analoji yoluyla akıl yürütmede hem endüksiyonun. çünkü. “İçerisinde hava ve su bu­ lunan Mars yıldızında da insanların barındığı” önermesi ise. Bu yedek besinler et cinsinden olduğu için. “içerisinde hava ve su bulunan her yıldızda insanların barındığı” önermesi. Ancak bu işleyişlerin ikisi de. aç bırakılan ada tavşanlarının idrarlarının bu­ lanık sarı olmayıp parlak kırmızı olduğunu görünce. ANALOJİ 2.unlardaki bu fonksiyon değişmesinin sebebini ortaya koyucu oluyor. deneylerden çıkarılmış değildir. bir de- düksiyonun sonucu olarak çıkarılmıştır. Ancak bunu yaparken zihin. Böyle analoji yoluyla sonuçtan se­ bebe geçilmektedir. belki sade ihtimallere ulaştırıyor. bundan şu ne­ ticeyi çıkarmıştın Aç bırakılan hayvanlar kendi yedek besinleriyle beslenirler. asıl dedüksi- 84 . aç bırakılınca et yiyici hale geçiyorlar. Sonuçtan sebebi çıkarma: Buna misâl olarak. bir endüksiyonun sonucu olan “içerisinde su ve hava bulunan her yıldızda insanlar barınmaktadır” önermesi ispatlanmış bir ka­ nun değildir. Analojinin yapısı ve değeri Analoji metodu. Astronomide yapılan analojiye dair yukarıda verilen misâlde. Claude Bemard.

esası itibariyle farazi hükümler vericidir. Ancak bu ihtimallerin kuvvetli oluşu. Şu halde analoji. Analoji ile akıl yürütmede her zaman kat’î sonuçlara ulaşılaınayı- şın sebeplerini söyleyiniz. Biyolojide analoji metodu hangi şekillerde kullanılmaktadır? 4. Sorular 1. MANTIK yonda olduğu gibi sonuçlan nı aynilik yoluyla çıkarmayıp benzeyiş yoluyla çıkarmasıdır. sayı bakımından çok ve önemli karakterler arasında benzeyiş mü­ nasebetlerinin kurulmasiyle kâbil olmaktadır. Analojinin dcdüksiyon ve endüksiyonla ilgisini gösteriniz. 5. kanun yapmada kullanılmaz. Analoji nasıl bir metottur? 2. ih­ timalleri ortaya koyucudur. Analoji metodu. 85 . ancak tarifte ve sınıflandırmada işimize yaramaktadır. Hangi ilimler analoji metodunu kullanırlar? 3.

İslâm cemiyetinin yaşayışı üzerinde tesir yaptı: Müslümanlar ikiye bö­ lündü ve İslâm devletinde fitne başladı: İslâm dünyası ruhî ve ah­ lâkî azametini kaybetti. Asıl tarih ise. her olayı do­ ğurmuş olan sebep. Her şeyden evvel cemiyetin hayatına tesir yapmış olması lâ­ zımdır. Birinci Cihan Harbi başlarken. 86 . kendine özeldir. Cihan Harbi’nin doğmasına gerçek sebep değilse bile. tarih olayıdır. insan cemiyetlerinin geçmiş zamana ait olaylarını ince­ leyen ilimdir. ahlâkî. fikri. dünyamızın tarihidir. Aynı sebep. Açıklanması bakımından da tarih olayı. kâinatın tari­ hidir. aynı sebeple açıklandıkları halde. TARİHTE METOT Tarih. onda şu karakterler bulunmalıdır: 1. tarihte tek olayın sebebi aran­ maktadır. Çünkü bu olay. vesile olmuştur. dünyamızı dolduran hayvanlarla bitkilerin tarihidir. İnsandan başka diğer varlıkların da tarihi yapılır. geçmiş zamanlardaki insan cemiyetlerinin siyasî. 2.dinî ve ekonomik faaliyet­ lerini inceler. Lâkin Hazreti Osman’ın öldürülmesi. Herhangi bir olayın tarih olayı olabilmesi için. az çok farazî ve hayâlî olmakla beraber. Avusturya veliahdı Arşidük Fer- dınand’ın Saray Bosna’da öldürülmesi de bir tarih olayıdır. diğer ilimlerin olay­ larından ayrılır. Meselâ: Herhangi bir ferdin öldürülmesi tarih olayı değildir. ortadan kalkmış bulunan canlı türlerinin tarihidir. Tabiî tarih. Paleontoloji. Deneysel ilimlerde aynı zümreye giren bütün olay­ lar. Jeoloji. birden fazla olayı açıklamaz. Kozmogoni.

Tarih olaylarında. Esasen sebepler de aynı kalamazlar.Tarih anlayışı. aynı sebep­ lerin daima aynı kalarak tekrar tekrar meydana çıktıklarını kabul edemeyiz. edebî ve pedagojik değer veri­ yorlardı. hukuk. An­ cak. tarihin olaylarını doğrudan doğruya tanıyamıyo- ruz. ekonomik cinsten olabilirler. Her iki harbin doğmasın­ da en başta rol oynayan ekonomik şartlar. edebî idi.eskilerin tarin anlayışı bugünkü gibi değildi. 3. Eski Yunan tarihçilerinden Herodot’un eseri birinci anlayışa. 87 . ahlâk ve din bakımların­ dan) evrimlenmiştir. Eski tarih. aynı sebeplerin aynı sonuçları doğurmada oldu­ ğu fikri doğru değildir. Bazıları da tarihi. canlı tasvirler yapan ve parlak nu­ tuklarla güzel hikâyeler anlatan bir sanattı. Tarihin evrimi İnsanlar. Lâkin ce­ miyet hayatı 1914 yılından 1939 yılına kadar geçen yirmi beş sene içersinde her bakımdan (ekonomi. MANTIK Birinci Cihan Harbi’ni doğurmuş olan sebeplerle İkinci Cihan Harbi’ni doğuran sebepler. Tarih bilgisi. iki devreye ayrılabilir. Bazılarına göre tarih. ancak nisbî benzeyişlerden ibaret olabilir. Tarihin bazı olayları arasında görülen yakınlık. vasıtalı olarak tanıyabiliyoruz. Cemi­ yet hayatında evrimin varlığı bir gerçek olduğuna göre. tabiatta ve bilhassa cansızlar dünya­ sında olduğu gibi. hepsinden ziyade değişik karakter kazanmıştır. geçmiş zamana ait olduğu için. Ancak belgelerin bıraktığı izleıden yürümek suretiyle. Şartlar aynı değildir. İlmî tarihtir. cemi­ yetlerin idaresinde ve düşmanlardan korunmasında bilinmesi fay­ dalı olan olayların sistemli şekilde toplanmasından meydana gel­ miş bir bilgi sayıyorlardı. diğer ilimlerde olduğu gibi deneyleme ya­ pılamadığından. a) Edebî tarih: Eskiler tarihe.es­ ki ve yeni olmak üzere. vasıtalı bilgidir. Bunun için. yeni tarih ise. “tarihin tekerrürden ibaret oldu­ ğu” yani insanlığın hayatında. pek eski zamanlardan beri tarihle uğraşmışlardır. Türkidides’in eseri İkinciye misâl olur.

b) İlmî tarih: XVIII. olayların objektif bilgisidir. Lâkin tarih. asırda. vatanlarını tebcil etmektir. diğer ilimlerde olduğu gibi. asırda tam mânasiyle ilim haline geldi. asrın ortalarında İngiltere’de Cariyle ve yine XIX. diğer ilimlerde ol­ duğu gibi. İlmî ol­ maktan çıkar. ferdî hisler ve menfaat- lar. Vakıa tarihde. Muayyen bir zümre veya partinin menfaatlarını korumak endi­ şesiyle. b) Tarih. tenkit süzgecinden geçirilen olaylar arasında sebep-sonuç bağıntılarını meydana çıkarır. olayların sebebini meydana çıkarmak için yapılır. asnn sonlannda Fransa'da Fustel de Coulanges. lam mâ­ nasiyle İlmî tarih eserleri verdiler. belki hepsinden ziyade. Bu asrın başla­ rında Almanya’da Ranke. modem tarih anlayışı. diğer âlimleıde olduğu kadar. deneyleme yapılamıyor ve olayları doğuran sebeplerin bilgisinden genel kanunlar çıkarmak kâbil olmuyor. Meşhur adamların hayatı adlı tarihinde de. tarih düşünüşüne karıştırılmamalıdır. Tek olayların açıklanmasını konu olarak alan İlmî tarih. Aynı zamanda. okuyucuda ilgi uyandıran hayâlî nutuklar­ la doludur. olayları zaman sırasına koyarak nakletmekle yetinmez. Lâkin tarihin araştırmaları da. ilim zihniyetini ida­ re eden prensiplerin tarihçide de bulunması lâzımdır. Onları doğurmuş olan sebepleri araştırır. Tarafsızlık. TARİHTE METOT Tükidides’in eseri. ancak XIX. edebî bir vesika haline gelebilir. Aynı şekilde. Aksi halde tarih. herhangi bir zümreye karşı du­ yulan kindarlık duygulariyle kaleme alınan tarihler de zihinleri ha- 88 . İl­ mî tarih sayılmazlar. tarihçide aranan ahlâkî bir meziyettir. bu menfaatlara bağlı hisleri nesillere telkin edici tarihler. şu ka­ rakterleri taşımaktadır a) Tarih kronolojiden ibaret değildir. tarihe diğer ilimler arasında yer vermek­ tedir. tarih olaylarının seçilmesi ve an­ latılması işinde tenkide en büyük ehemmiyet verildi. Tasit ve Tit-Liv gibi büyük tarihçilerin eserle­ rinde gözettikleri gaye ise. Bu sebepler­ den. ruhları yükseltme ve gençliğe kuvvetli ruh terbiyesi verme gayesi göze çarpmaktadır. Plütark'ın.

çeş­ 89 . 2. anıtlar. geçmiş zaman canlanır. Bunu yapan tarih metodunda iki safha aynlıyon 1. Geçmişe ait olan eserlerin. geçmiş zaman hakkında bilgi veren her çeşit mad­ dî eserlerdir. bir mektup veya bir hâtıra gibi. A. Toplanıp tenkit edilen belgeleri zaman sırası içinde birleştir­ mekle geçmişteki hayatı canlandıran sentez safhası. bir tarım âleti. geçmiş zamanlara ait belgeleri toplama. Tarihin belgelerini üç gu­ ruba ayırabiliriz. değerlendirme ve bunları mânalandırma işine denir. yazılı belgeler. geçmiş zaman olayları hakkında bize bilgi veren her şeye denir. geçmiş zamanları canlandırmaktır. Bu sebepten İlmî tarih. Anıtlar. Rivayetler. camiler. olayların meydana gelmesinde rolü bulunan nesil tarafından değil.eser­ lerin yardımı ile tanımak kâbildir. tenkit ve izah etmekten ibaret analiz safhası. türbeler. Rivayetler. za­ man sırasına konularak birleştirilmesiyle. Bir harp silâhı. 1. mezar taşları. onları ancak bıraktıktan izlerin. saraylar. objektif görüşlerin ve tam tarafsızlığın hâkim olabilmesi için lâzım olan şartların doğması beklenir. Geçmiş za­ manlar artık yok olduğundan. Belgeler: Belge diye. bir çeşme yıkıntısı. Tarihin metodu Tarihin gayesi. şahitlerin veya on­ lardan duymuş olanların ifadesidir. Tarihte analiz Tarihte analiz diye. Belgeleri toplamak. Olaylara bağlı menfaatlann ortadan kalkması. olayların onlan görmüş veya görenden dinlemiş olan kimseler tarafından bizzat anlatılmasıdır. Anıtlar. 2. MANTIK kikattan uzaklaştırıcı olmaktadır. 1. ondan sonra gelen nesiller tarafından yazılır. geçmiş zaman hakkında bilgi veren şeylerin hepsi birer belgedir.

emimâmeler. edebiyat ve felsefe eserleri de ya­ zılı belgeler arasına girmektedir. kanun metinleri. Biyografi: Büyük adamlann hayatlannı tanıma ilmi. Bibliyografi: Kitaplar ilmi. Bu kadar çok ve çeşitli belgelerden faydalanabilmek için bir takım teknik bilgilere ihtiyaç vardır. zafer takları. 3. möbleler. Bu ilimlerin başlıcaları: Arkeoloji: Yer altından çıkanlan anıtlarla eşyayı tanıma ilmi. Epigrafi: Mermer ve tunç üzerine kazınmış yazıları okuma il­ mi. yazılı belgelerdir. Yazılı belgeler. borsa kayıtlan. Bundan başka her türlü ilim. madalyalar. Tenkit: Tarihde tenkit. geçmiş zamana ait olayların veya bu olayla rın bazı insanların zihninde bıraktığı tesirlerin yazılı ifadesini taşı­ yan eserlerdir. Belgelerin toplanması ilmine öristik ilmi denir. heykeller. İstatistik: Olayların sayıca tekrarından onların sebeplerini çı­ karma ilmi. mektuplaşmalar. Tarihçinin ilk işi. Nümizmatik: Basılmış paralarla madalyaları tanıma ilmidir. onların hak'ıkata uygun olup olmadıklarının araştırılmasıdır. pul koleksiyonları gibi eserlerdir. hanlar. gazete ve mecmualar. İşte bu bilgileri veren. Filoloji veya lengüistik: Diller ilmi.. tarihe yardımcı ilimlerdir.. Paleografi: Kağıt ve parşümen üzerine yazılmış eski yazıları okuma ilmi. hâ­ tıralar. Diplomatik: Milletler arasındaki siyasî münasebetler ilmi. Böyle eserler doğnı ve yanlış 90 . silâhlar. noter senetleri. hamamlar. siciller. su kemerleri. gemiler. kütükler. paralar. Anıtlar üzerine kazınmış yazılar tarih kitaplar . Belgelerin tenkidi yapılmadan meydana getirilen tarih eserlerinin İlmî kıymeti olmaz. B. mukaveleler. anlaşma me­ tinleri . harp arabaları. TARİHTE METOT meler. toplanan belgeleri değerlendirme ve mânalandırma işidir. sebiller. ilâh. açıklayacağı olay hakkında belgeler toplamaktır. fer­ manlar.

b) Aslına irca veya bütünleme tenkidi. yani ele geçen belgelerin kimler tarafından bırakıldığı ve doğruluklarına güvenilir olup ol­ madıkları aranır. Tarihte tenkit. Dış tenkidi. Bunun için evvelâ belgelerde anlatılan olayların aklın prensip­ lerine ve tabiat kanunlarına uygun olup olmadıkları araştırılır. Meselâ. Bu sebepten. Zira birçokları. 1. belgelerin meydana gelişinde rolü bulunan ve şekle ait olan şu iki şeyi incelen a) Evvelâ kaynakların tenkidi yapılır. zihinleri şaşırtarak hakikatten uzaklaştırılırlar. İç tenkidi. eğer aslı bulunamazsa diğer kopyalarla karşılaştırmak lâzım gelir. Tenkit işi. iç tenkidi ve bir de şahit­ lerin tenkidi olmak üzere. Bunun içindir kı bazı tarihçiler. belge­ nin aslını (orijinal nüshasını) ele geçirmek. hakikatte Peygamber’in söylemediği şeyleri. 91 . belgelerden bazılarında farkı­ na varmadan kabul ettikleri yanılmanın bütün eseri hakikattan uzaklaştırmış olması yüzünden. belgelerin dış tenkidi. üç esaslı şekilde yapılır. Bunda en küçük yanılma. Bir çok belgeler değiş­ tirilmiş veya ilâvelerle şişirilmiştir. bir zümre veya partiyi tutup tutmadıklarının bilinmesi lâzımdır. bun­ lara aykırı olayları tanıtan belgeler kabul edilmez. belgeleri bırakanların maksat ve niyetlerinin. Bir zümre veya partiye hisleriyle bağlı olanların bıraktıkları belgelere dayanarak tarih yazılmaz. İslâm tarihi yazılırken. Sadece faydasız değil. bütün olayların akışını değiş­ tirebilir. aynı zamanda zararlı olur­ lar. 2. senelerce çalışarak meydana getir­ dikleri eserlerini yakmaya mecbur olmuşlardır. MANTIK belgeleri birlikte kullandıkları için. belgelerde anlatılan olayların mümkün olup ol­ madıklarını araştırmak ve onların açıklanmasını yapmaktır. tarihin meydana getirilmesinde en mühim safhayı teşkil eder. Bu tenkidi yapmak için. onun sözleri diye nakletmişlerdir. hadislerin bu tenkide tâbi tu­ tulması icabetmektedir.

Şahitlerin anlattığı olayların akla uygunsuzluğu da. Açıklama. belgeleri bı­ rakan yazarın ifadesindeki incelikleri. sebep olan olaylar­ la onların sonuçları arasında münasebetlerin kurulması lâzımdır. Şahitler. bu inkılâp veya isyanların. Yakın zamanda meydana gelmiş olan aynı olay hakkında bile. Tarihî sentez ve­ ya inşâ ile tarih eseri meydana gelir. onun zekâsı. sözlerinin hakikata uy­ gun olmadığını bilmeyebilirler. bilerek yalan söyledikleri gibi. 92 . kültür seviyesi ve içinde yaşadığı çevre ile onu bu şahitliğe sürükleyen şartların incelenmesiyle anlaşılır. dilin o devirde taşıdığı özel­ likleri bilmekle kâbildir. kuvvetli bir hayâlgücüne sahip olma­ sı lâzımdır. Şahidin yalan söyleyip söylemedi­ ği. Bir memlekette falan devirde inkılâplar veya isyanlar olduğunu kaydetmekle tarihçinin işi sona ermez. 3. 2. yine aklın prensiplerine ve tabiat kanunlarına dayanmak suretiyle tenkit edilir. belgeleri birleştirmekle meydana gelen man­ zarasını tasavvura kabiliyetli. Bu tenkidin yapılmasında pek geniş ve ay­ nı zamanda sağlam bilgilere ihtiyaç vardır. onları doğuran sebeplerin de araştırılması. bir çok şahitlerin başka başka şeyler naklettikleri çok defa görülmek­ tedir. Şahitlerin lenkidi. Tarihte sentez Analiz yoluyla toplanan ve tenkitleri yapılan belgeleri. Tarihçinin böyle belgeleri kabul etmeme­ si lâzımdır. ta­ rihçinin hem hakikatten zerre kadar ayrılmayan bir zekâya. İlmî açıklama. hem de geçmişteki olayların. faraza eğer bu bir yazılı belge ise. bazan da yanlış bilgi topladıkları için. İyi sentez yapabilmek için. olayları anlatanların doğru söyleyip söy lemediklerinin araştırılmasıdır. belgeyi tarih­ çinin olaylar üzerindeki geniş bilgisine dayanarak tefsir etmektir. TARİHTE METOT Evliya Çelebi ’nin seyâhatnâmesinde aklın kabul edemiyeceği mitolojik olaylar anlatılır. Ancak olayları sadece zaman sırasına koymak kâfi gel­ mez. Sonra belgelerin açıklanması yapılır. onların sentezini yapmaktır. karakteri. zaman sırasiyle birleştirmek.

MANTIK

hangi sebeplerin sonucu halinde meydana geldiklerinin açıklanma­
sı tarihçinin esaslı işidir. Bunu yapmadan, sadece olayları anlatma­
ya kronoloji denir ki, İlmî tarihin kronoloji olmaktan çıktığını söy­
lemiştik. Ancak bu sebeplerin bilgisinden, deneysel ilimlerdeki gi­
bi kanunlar çıkarmak tarihte kabil olmuyor.

Tarih felsefesi

Yalnız tarihin olayları, genel görüşler telkin etmek suretiyle
doğrudan doğruya olayların kendisinden çıkarılmayan, belki olay­
lar üzerinde düşünen zihinlerde bazı mücerret fikirler doğuruyor.
Bu mücerret fikirleri kanunlar gibi kullanarak genelleştirmek sure­
tiyle, olaylar üzerinde açıklama yapmaya tarih felsefesi denir. Tarih
felsefesinin çeşitli anlayışları meydana gelmiştir. Hegel, karşı tez­
lerin daima sentezleri meydana çıkardığı esasına dayanan bir man­
tığın kanunlarına uygun olarak dünyanın evrimlendiğini iddia etti.
Herder ve Taine tarihteki evrimi, tabiatın ve bir de ırk, çevre ve za­
man gibi dış şartların tesiriyle açıkladılar.
Auguste Comte, insanlığın terakki gayesiyle. Uç devreden (te­
oloji, metafizik ve müsbet ilim devreleri) geçmek suretiyle ilerle­
mekte olduğunu ve gayesi olan müsbet ilim devresine ulaşmış bu­
lunduğunu, üç hal kanunu ile açıklamaya çalıştı. Vico, “tarihî dö­
nüşler” sisteminde, insanın tabiatı her zaman aynı olduğu için, ay­
nı olayların daima tekrarlanmada olduğunu göstermek istedi. Kari
Marks’a göre, insanlığın evrimini başlangıçtan beri idare eden şart­
lar, yalnız maddî ve ekonomik sebeplerdir. Din, hukuk, ahlâk ve
san’at olayları, hep ekonomik sebeplerin birer sonucu halinde mey­
dana gelmişlerdir.
Tarih felsefesi çok kere hayâli hükümler ortaya koyduğundan,
bir ilim gibi itimada değerli değildir; İlmî tarihin dışında kalır.

93

TARİHTE METOT

Sorular

1. Tarihte metodun gayesi nedir?
2. Tarih olayı neye derler?
3. Tarih bir ilim midir?
4. Tarihin bize sağladığı faydalar nelerdir?
5. Tarihin olayları hakkında kat’î hüküm vermek mümkün mndür?
6. Tarihte tam objektifliğe ulaşmanın imkânsızlığı neden ileri gel
mektedir?
7. İlmî tarih düşünüşü hangi prensiplere dayanmaktadır?
8. Tarihte analiz ve sentez nasıl yapılır?
9. t arihte yardımcı ilimler hangileridir?
10. Tarihî tenkit nasıl yapılır ve ne şekilleri vardır?
11. Jean-Jacques Rousseau tarihi. “Birçok yanlış şeyler arasında, ha­
kikate en çok benzeyenleri seçme san’atıdır” diye tarif ediyor. Bununla ne
demek istemektedir?
12. Fönelon’un dediği gibi, “mükemmel bir tarihçinin, belki büyük
bir şairden daha ender bulunması” neden ileri gelmekledir?
13. Tarihin güçlükle meydana getirilmesinin sebeplerini gösteriniz.
14. Tarih felsefesi nedir?

94

OKUNACAK ESERLER

Ansto : Organon
Austen Jane Sağduyu ve Duyarlık
Bacon François : Denemeler
Bemard Claııde . Tıpta tecrübe usulünün tetkikine giriş
Boutroux Emile Tabiat kanunlarının zorumsuzluğu
Descanes Rene Aklın idaresi için kurallar
t« i«
Tabiat ışığı ile hakikati arama
: Metot üzerine konuşma
Eflâtun : Sofist
: Gorgias
: Protagoras
: Kharmides
F ârabî İlimlerin sayımı
Gazâlî El munkizu Min Ad-Dalâl
Goblot Edmond : İlimler sistemi
Lachelier Jules Tümevarım (endüksiyon)ın temeli hakkında
Mach Emst : Bilim ve hatâ
Poincarâ Henri Bilim ve metol
M ««
Bilimin değeri
: Bilim ve varsayım
: Son düşünceler
Renan Emest : Bilimin geleceği
Russel Bertrand . Mistiklik ve mantık

95