You are on page 1of 168

Cari Gustav Jung

Ezamanllk:

Nedensellik D Balayc Bir lke

T rk e le tire n : L event za r

Biblos
evirmen : Levent zar
Redaktr : Mnevver zgen
ISBN : 975-92791-3-4

Patnos Verlag, Walter Verlag


Biblos Kitabevi

Basm Yeri : zal Matbaas - STANBUL


1. Basm 2004

Biblos Kitabevi / Yaynlan


Altparmak Cad. No: 86 BURSA
Tel : 224 - 223 71 95
NDEKLER

NSZ

1. Serimleme ..............................................11
2. Astrolojik bir deney...............................63
3. Sinkronisite Dncesinin ncleri....96
4. Sonu.................................................... 124
Ek: Sinkronisite zerine .........................144

Kaynaka .................................................. l6 l
EZAMANLILIK: NEDENSELLK DII
BALAYICI BR LKE

[Synchronizitaet als ein Prinzip akausaler Zuzam-


menhange, Profesr W. Paulinin 'Der Einfluss archety-
pischer Vrstellungen auf die Bildung naturwissensc-
haftlicher Theorien bei Kepler, balkl bir inceleme ya
zsyla birlikte Naturerklaenmg un d Psyche cildini olu
turdu (Studien aus dem C, G. Jung-Institut , IV; Zrih,
1952). Bu cilt Interpretation o f Nature and Psyche ady
la ngilizceye evrildi. (New York [Bollingen Series LI],
Londra 1955). ngilizce baskda, Profesr Jung'un kita
bn 2. blm olan, Astrolojik bir D eney zerinde
yapt dzeltm eler ile geni apl deiiklikler bu
lunmaktadr. Oysa bu nemli deiiklikler svire
Gesammelte Werke [Btn Yaptlar ev.], Cilt 8:
D ynam ik des Unbeumstsein'm (Zrih 1967) yeniden
basmnda ierilmez. Sz konusu basm, 1952 versi
yonunu deitirmeden korumaktadr. Sz konusu in
celeme, bu kitapta editrler ile evirmenin ek gz
den geirmeleri ile yeniden yaynlanmaktadr. Ama,
bir yandan yazarn zn korum ak, bir yandan da
bu g serimlemeye aklk kazandrmaktr.

1. Jung, bu yky Anlar, Dler, D ncelerd e (Can Yaynlar);


27 Kasm 1934te ProfessrJ. B. Rhine'ye yazd bir m ektupta anla
tr (C. G. Jung: Mektuplar, Cilt 1 paragraf 180 Aniela Jaffenin ibir
lii ile G erhard Adler tarafndan derlenmitir.) Ju n g m ektupla birlik
te krlan ban bir fotorafn da gndermiti.
4
EDTRN NOTU

Jungun VII. blm e ek olarak baslan, ksa Sink


ronisite zerine denem esi daha eskidir (1951). Ayr
ca bu kitabn daha gzde bir versiyonudur. Burada
onun yerini yazarn incelemenin 1955 versiyonu iin
yazd ksa bir zet almaktadr
Jung gen bir adam iken tam karsnda som m e
e bir masann durduk yerde yarlverdiini grd.
H em en ardndan sapasalam elik bir bak, grlr
bir neden olm adan param para oldu1. Btn olan bi
tene bo inanl annesi de tank olmutu, Junga an
laml anlaml bakt. Bu, Jungun neler olup bittiini
merak etmesine yol at. Sonradan, baz yaknlarnn
bir medyumla seanslara katldklarn rendi-. Bu ki
iler, onun da kendilerine katlmasn istiyorlard.
D pedz ayr ayr olsa da, Jung ile annesi bu
olanlar anlaml bir biimde bir araya getirdi. Yanlan
masaya, krk baa yaknlarnn dncelerinin ne
den olmas olacak ey deildi; m edyum un glerini
kullanarak onu byyle etkilemee almas da. Ne
ki, bu olanlar onu seanslara katlmaya itti, daha son
ra gizlicilik2 zerine bir aratrmaya girimesi onlarn
zerindeki etkisinin tan oldu. Jung, birbirine bal
gibi grnen, byle beklenm edik, rktc, etkileyi
ci olaylar kuatan, onlar tarafndan uyarlan dlem,
2. Bu aratrma Jun g 'u n Z r Psycbologi u n d Pathologie sogenarin
ler occulter P baenotnene (Leipzig, 1902) Szde O klt G rngs
nn Psikolojisi ile Patalojisi zerine. Toplu Yaptlar Cilt 2. Ayrca
Anlar, Dler, D ncelerdeki aklam a ile yukarda sz edilen
Rhineye mektup.
5
by, bo inanlar syrp atmak iin sinkronisite d
ncesini ortaya koydu. Onlar yalnzca anlaml denk
gelilerdi. Bu neredeyse l gibi kat tanma karn,
Jungun dncesi en olmadk biimlerde saldrya
urad ya da alkland -psikolojinin st dzeyde tar
tmal alanndaki bir ok yaln, dorudan aklama
nn yazgs bu belki de.- Gelgelelim Jung kafa kar
trc bir glk kard: Dncesini desteklemek
iin J. B. Rhinenin deneylerinden sz etti. Rhinenin
psikokinetik deneylerinin istatistiksel zmlemesi
onun u sonuca varmasna yol amt: Deneklerin
kartlarn zerindeki saylar tahm in etmesi ile ger
ekten kartlarn zerinde bulunan saylar arasnda
nedensel bir iliki vard.
Anlaml bir dizideki ayr ayr olaylarn nedenli ya
da nedensiz olmasnn bir nem i olmad, nk
Jung'un btn bein, dizinin anlamn vurgulad
ileri srlebilir. Gelin grn ki Jungun dncesi bu
deildir. Dolaysyla iinde istatistiki hibir korelasyo
nun anlaml olmad astrolojik deneyi yapt. nk
istatistiin onun anlaml grd rneklerin neden
sellik d olup olmadna karar verebilecei kabul
edilebilir. Nedensellik d ile ansn ayn anlama
gelip gelmedii tartlabilir. Ne ki yle olsalar da ol
masalar da, sk sk astrolojik deneyde istatistiin kul
lanlmasnn anlaml denk gelilerin varlnn kant
olduu dnlr. Bu olamazd.
Burada yaynlanan monografide, yaln sinkronisi
te dncesi Jung tarafndan onun usta usunun b
tn aralar ile, derin bir bilgi ile, arpc dnceler
uyandrc bir bimde geniletildi. Yapt Jungun u

6
konudaki srar bakm ndan karakteristiktir. Veriler
usd diye bir yana braklmamaldr, tersine elde bu
lunan btn aralar ile onlar btnletirmek iin a-
balamaldr. Bu durum da Jung sinkronisite dnce
sini gelitirdi. Bu dnce, parapsikolojiden bilind-
yaplarn srelerin psikolojisine kadar damgasn
vurduu eitli alanlarda her trl aratrma ile de
erlendirmeyi hak etmektedir.

MCHAEL FORD HAM


LONDRA, 1973

Jung yaamnn ge dnem lerinde Albert Einste-


inn etkisi ile sinkronisite dncesinin ardndan git
ti. Einstein 1909-10 ile 1912-13 arasnda Zrihte pro
fesrlk yapyordu. Jung, Profesr Einstein bir ok
vesile ile akam yem eklerinde konuum oldu... Bun
lar Einsteinm grecelik kuramn gelitirdii ilk gn
lerdi... zamann, uzamn greli olabileceini, bu iki
sinin ruhsal koulllara bal olduunu dnm eye ilk
kez onun sayesinde baladm. Otuz yldan fazla za
man geti, bu uyar fiziki profesr W. Pauli ile ili
kime, ruhsal sinkronisite savma yol at3
Jung sinkronisite terimini ilkin 1930da Richard
Wilhelmin4 I Ching ya da Deiimler Kitabnn5 e
virmeninin ansna yazarken kulland. Jung 1 C hing in
3 Dr. Cari Seelige m ektup, 25 ubat 1953, C. G. Jung: Mektuplar,
cilt 2 (1974)
4 Altn iein Sm nda baknz Richard Wilhelmin Ansna,
Dharma yaynlar
5 Richard Wilhelm, Biblos Yaynevi, 2003
7
m odus operandisini aklaya alyordu. Bu kitapla
ilkin 1920lerin balarnda Jam es Legge (1882) ngiliz
ce evirisi ile karlam ama onu ancak Wilhelmin
evirisini okuduktan sonra anlamt.
Sinkronisiteye 1935te Londradaki Tavistock
Derslerinde bir daha deinir: ... Dnyada etkin olan
zel bir ilke vardr, bylece eyler her naslsa birlik
te olur sanki ayn eymi gibi devinirler gene de bi
zim iin ayn deillerdir.6 G ene bu derslerde, bu il
keyi ince Tao kavramna denk sayd.7
Yllar sonra W ilhelm/Baynes I Ching evirisine
yazd n szde, Jung sinkrosinite ilkesinin bir se-
rimlemesini verir. Jung zaten kapsaml bir inceleme
yazs hazrlyordu ama konuyu kuramsal olarak ilk
resmi sunum unu svirenin A scona kentinde
1951de verdii-son- Eranos Konferansnda yapt8.
Bu monografi, ertesi yl Paulinin Johannes Keplerin
Bilimsel kuramlar zearinde Arketipik Dnceleri
nin Etkisi9 adl inceleme yazs ile birlikte basld.
Cildin ngilizce evirisi Jungun yapt dzeltmeler,
kapsaml deiiklikler ile sonradan yaynland.10
Jungun monografisi 1960da toplu yaptlarn 8. Cil
dinde kt daha sonra evirmenin baka deiiklik
leri ile 1969daki ikinci basknn 8. cildinde yaynlan
d. Burada yaynlanan ikinci versiyondur.
6 Analitik Psikoloji : Kuram, Uygulamas (Lonrda, New York
1968), s. 36 (Toplu yaptlar 18. ciltte ierilecek
7 Agy. s. 76
8 Bu ciltte 969. paragraf
9 N aturerklaenng u n d P sy ch e (Studien aus dem C. G. Jung -lns-
titut, IV Zrih, 1952
10 Doga ile ruhun Yorumu, ev R. F.C. Hull ile Priscilla SiZ (New
York, Londra. 1955)
8
NSZ

Bu yazy yazmakla, yllardan beri yerine getirme


yi gze alamadm bir sz tutmu gibiyim. Soru
nun, onun sunum unun glkleri; entellektel so
rumluluu bana ok byk grnd. Byle bir konu
ile entellektel sorumluk olm adan uralamaz. Uzun
erimde, bu konu, benim bilimsel eitimime de hi
uygun dmyordu. imdi kararszlm yendiysem,
konumla uramaya koyulduysam, bunun nedeni,
yaadm sinkronisite grnglerinin geen onlarca
ylda kat kat artmasdr. te yandan simgelerin, zel
likle de balk simgesinin tarihi zerine aratrmala
rm, sorunu bana daha da yaklatrd. Son olarak, yir
mi yldan beri, ara ara yazlarmda bu grngnn
varlna deiniyor ama onu uzun uzadya tartmyo
rum. Bu konuda sylemek zorunda olduum her e
yin tutarl bir dkm n verm ee alarak ho ol
mayan bu durum a son vermek istedim. Okurum dan
allmam bir ak kafallk ile iyi niyet istemem be
nim kstahlma verilmez umarm. Sanyorum okur
insan yaantsnn karanlk, bulank, n yarglarla ku
atlm bir alanna daldrlacak. Byle soyut bir ko
nuyu ele alp aydnlatmann getirecei kanlmaz
entellektel glkler de onu bekliyor. Bu karmak
grngnn tam bir betimlemesi, tam bir aklamas
sz konusu olamaz. Birka sayfa okuduktan sonra
herkes byle olduunu grecektir. Olsa olsa, sorunu
ortaya koymaya giriebiliriz. Bunu yaparken sorunun
birok ynn, balantsn aa karmaya, felsefe
9
ce ok ok nemli; bulank, belirsiz bir alan amaa
koyulabiliriz. Ben sz konusu grng ile, bir psiki-
atrist, psikoterapist olarak kar karya kaldm; bu i
sel yaantnn, hastalarm iin, ok anlaml olduuna
inandm. ou durum da insanlarn alay konusu ol
mamak iin azna almad eyler vard. Nice nice
insann bu trden yaantlar olduunu, gizlerini
zenle sakladklarn grm ek beni artt. Dolays ile
bu konuya ilgimin temeli, bilimsel olduu lde in
sancl.
Yaptm gerekletirirken m etinde ad geen ok
sayda arkadam beni destekledi. Burada Dr. Liliane
Frey-Rohna zel teekkrlerimi dile getirmek iste
rim. Astrolojik konulardaki yardmlar iin.

10
1. SERMLEME

Bildiimiz gibi, yeni ada fiziin bululan, bilim


sel dnya resmimizde nemli, anlaml bir deiiklik
ortaya kard. Doa yasasnn saltk geerliliini k-
n p onu greli klarak yarattlar bu deiiklii. Doa
yasalar, istatistiin dorulardr. Bu, doa yasalarnn
ancak, makrofzik niceliklerle urar iken geerli ol
duu anlamna gelir. ok kk niceliklerin dnya
snda, ndeyi, bsbtn olanaksz deilse bile kesin
likten yoksun olur. Bunun nedeni, ok kk nice
liklerin bilinen doa yasalarna uygun davranmama
lardr.
Bizim doa yasas kavrammznn altnda yatan
felsefe ilkesi, nedenselliktir. Gelin grn ki, neden ile
sonu arasndaki ilikinin yalnzca istatistik bakmn
dan doru olduu anlalmtr. Bu durum da doa
yasasnn yalnzca greli olarak doru olduu ortaya
kmtr. Dolaysyla nedensellik ilkesinin doal s
releri aklamadaki yarar, grecelidir. Bu yzden,
doal sreler, onlar aklamak iin zorunlu olan bir
ya da daha fazla etkenin varln gerektirirler. Bu, u
demektir: Olgular arasndaki ba, belli koullarda,
nedensellikten baka bir balant olabilir, baka bir
aklama ilkesi gerektirir.1
Makrofzik dnyada nedensellik d olaylar gr
mek iin evremize bouna bakarz. Bunun yaln bir
nedeni var: Biz nedensel olmayan biimde balan
m olgular olduunu dnemeyiz, nedensel olma
1 Rastlantnn yasalanndan baka ya da onlar desteleyecek b ir il
ke.
11
yan bir aklama yapabileceimizi de... Gelgelelim,
byle olgularn olmad anlamna gelmez bu. Onla
rn varl -ya da en azndan varolu olanaklan- ista
tistiksel doruluk nclnden mantksal olarak kar.
Deneyle soruturma yntemi, yinelenebilen d
zenli olgular temellendirmeyi amalar. Sonuta, esiz
ya da az grlen olgular hesaba katlmaz. stelik de
ney doaya snrlayc koullar koyar. nk amac
doay insann tasarlad sorular yantlamaya zorla
maktr. Dolaysyla her trl yant, sorulan sorunun
trnden etkilenir. Sonu her zaman melez bir rn
dr. Bilimsel dnya gr dedikleri ey, bu sorgu
lamaya dayanr, Bilimsel dnya gr psikolojik ba
kmdan yan tutan, genel geer olmayan bir grtr
olsa olsa. Bu gr, istatistikle kavranamayan, ama
hi de nemsiz olamayan olgular elden, gzden ka
rr. G rne gre, bu esiz ya da az grlen olgu
lar kavramak iin, ayn lde esiz, bireysel be
timlemelere bamlyz. Bu, tarih odalarndaki gibi,
tuhaflklar kolleksiyonuna yol aar. Byle kargaa
iindeki bir yerde, tallar ile anatomik canavarlar;
tek boynuzlunun boynuzu, adam otu, kurutulm u de
niz kz yan yana bulunur. Betimleyici bilimler, nce
likle de en genel anlam da biyoloji, bu esiz rnek
leri yakndan tanr. Bu bilimlerde, bir organizmann
var olduunu tem ellendirm ek iin onun bir rnei
gerekir yalnzca. Organizmann varl ne lde ina
nlmaz olursa olsun fark etmez ok sayda gzlemci,
byle bir yaratn gerekten var olduuna kendi
gzleriyle grerek inanacaktr. Ne ki, insanlarn
usunda blk prk anlardan baka iz brakmayan

12
gnlk olgularla ilgilendiimizde tek tank yetmez.
Bir tek olgunun kesin inanlr saylmasna ok sayda
tank bile yetmez olur. Grg tannn aklamasnn
ne lde gvenilmez olduunu dnnce bunun
nedeni anlalr. Bu koullarda unu ortaya karmak
zorunda kalrz: Esiz olduu besbelli olan olgu, ka
ytl deneyimizde de gerekten esiz midir; yoksa
ona benzer ya da ayn olgular baka bir yerde de bu
lunuyor mu? Burada consersus otnrium psikolojik
bakmdan ok nemli bir rol oynar. Oysa consenss
om nium grgl bakm dan olduka kukuludur; n
k olgularn varln temellendirme bakmndan de
erini ancak kural d durumlarda kantlar. Deneyci
onu da hesaba katacaktr ama ona gvenm ese daha
iyi olur. Varlklar hibir yolla yadsnam ayan ya da
kantlanamayan tm den esiz, gn birlik olgular
grgl bilimlerin nesnesi olamaz. Az grlen olgular,
yeterli sayda tek tek gvenilir gzlem varsa bilimin
nesnesi olabilirler. Byle olgularn szde olasl
nemsizdir, nk belli bir ada, olanakllgn l
t, o an ussal varsaymlarndan tretilir. nsann
kendi nyarglann desteklem ek iin yetkesine ba
vurabilecei saltk doa yasalan yoktur. Yalnzca
unu istemee hakkmz var: Tek tek gzlemlerin sa
ysnn olabildiince yksek olmas... Isatistik bakm
dan gz nne alndnda, bu say rastlant beklen
tisinin snrlar iindeyse, onun bir rastlant sorunu ol
duu istatistik bakm dan kantlanmtr. Ama byle
likle hibir aklam a yaplm olmaz. Olsa olsa kura
la aykr bir durum vardr. rnein arm deneyle
rini ele alalm. Burada, bir kompleksin varln gs
13
teren belirti saysnn beklenen olas dalm saysnn
altna dmesi, hi kompleks olmad varsaymn
dorulamaz. Ama, bu olgu eskiden, tepki dalmla
rnn saf ans olarak grlmesini nlem edi.2
zellikle biyolojide, nedensel aklamalarn do
yurucu olmaktan ok uzak -gerekte dpedz ola
naksz- olduu bir katmanda deviniriz genelde. Gel
geldim , burada biyolojinin sorunlaryla ilgilenmeye
ceiz. Bizim ilgileneceimiz soru udur: Nedensiz ol
gularn olanakl olmakla kalmayp, gerek olgular
olarak karmza kt genel bir alan olabilir mi?
imdi, nm zde ucu buca olmayan bir alan
vardr. Bu alann boyutu, nedensellik dnyasnn
dengeleyici kart gibidir. Buras, rastlantlar dnya
sdr. Burada bir ans olgusunun, onunla kesien ol
gu ile nedensel bir ba olmad grlr. Bundan
tr, rastlantnn doasn, rastlant ideasnn tm
n biraz daha yakndan incelemek zorunda kalaca
z. Rastlantnn nedensel aklamas olmas gerekti
ini syleyebiliriz. Nedensellik ilikisi bulunmad
iin bir olguya ans ya da denk geli dediimizi
de syleyebiliriz. Bizde yasann kesin geerli olduu
konusunda kkl bir inan vardr. O nun iin de bu
rastlant aklamasn dpedz doru sayarz. Ama
nedensellik ilkesi yalnzca greli olarak geerliyse,
buradan u sonu kar: Belirgin ans dizileri, olgula
rn byk ounluunda nedensel olarak aklansa
bile, geriye, hi nedensel balant sergilemeyen bir
ok olgu kalmaktadr. D em ek ki, rastlant olgulann
eleyip nedensel olarak aklanabilen olgulardan ne
2 Jungu n Szck armnda Aratrmalar' ile karlatrn.
14
densiz olanlar ayrma devi ile yz yzeyiz. N eden
sel olarak aklanabilir olgularn saysnn, nedensiz
olduundan kukulanlan olgular epeyce gemesi
akla yatkndr. Bu yzden, n yargl ya da yzeysel
gzlemci, tekilere gre daha seyrek olan nedensiz
grngleri grm ezden gelebilir kolayca. ans soru
nu ile uramaya balar balamaz, sz konusu olay
lar istatistik bakm dan deerlendirm ek gerekli olur.
Grgl materyali bir ayrma lt olm adan ele
m ek olanak ddr. Geliigzel olaylarn hepsini ne
densellik ilikisi bakmndan incelemek olanakszdr.
Bu besbelli. yi de olaylarn nedensellik d birleim
lerini nasl saptayacaz? Bunun yant udur: Daha
dikkatli dnlrse, nedensiz olaylarn, en ok, ne
densel balantnn anlalmaz sayld yerde ortaya
kmas beklenir. Bir rnek olarak Olgularn ikilen-
mesinden sz edeceim. Bu her doktorun iyi bildi
i bir grngdr. Ara sra bunlarn lenmesi ya da
daha fazla olmas sz konusudur. Bu yzden Kam-
merer? diziler yasasndan sz edebilmektedir. Kam-
merer bu konuda ok sayda yetkin rnek verir. Bu
olgularn ounda, kesien olgular arasnda nedensel
ba bulunm a olasl hi yoktur. rnein ben yle
bir olgu ile karlatm. Tramvay biletimin numaras
az sonra aldm tiyatro biletininki ile aynyd. O ge
ce beni telefonla arayp sz konusu numaray aradk
larn sylediler. O zaman bana bu olgular arasnda
nedensel bir ba olasl yok gibi geldi. Bununla bir
likte, her olgunun kendi nedeni vard. te yandan
rastlant olaylarnn, dnem sel olmayan beklemele-
3 Paul Kammerer, Das Gesetz der Serie
15
re denk gelme eiliminde olduunu biliyorum -Zo
runlu olarak byle, nk baka trl olsa yalnzca
dzenli ya da belli aralklarla ortaya kan olgu d
zenlemeleri olurlard. Bunlar da tanm gerei rastlan
ty dlarlar-,
Kammerer unu kabul eder: koular4 ya da ard
arda gelmeler ortak bir nedenin5 ileyiine bal de
ildir; akas nedensizdir; gene de onlar bir sre
durum un -bir kalclk niteliinin- ortaya kmasna
baldrlar.6 Ayn eylerin yan yana gitmesinin e
zamanlln Kammerer taklit olarak aklar.7 Kam
merer burada kendisi ile eliir. nk ansn ileyi
i aklanabilir olann dnyasnn dna karlma
mtr.8 Tersine, bekleyebileceimiz gibi, ans ak
lanabilir olann dnyasnda ilemektedir. Dolaysyla
da, ortak bir nedene deilse bile, en azndan, birok
nedene geri gtrlebilir. O nun dizisellik, taklit, e
kim, sredurum kavramlar, dnyay nedensel olarak
kavrayan gre aittir. Bu kavramlar ansn ileyii
nin istatistiksel, matematiksel olaslkla ntn-
den baka bir ey sylemez.?1 Bu yazda olaslk teri
mi ounlukla bu anlamda kullanlmtr. Kamme-

4 Agy 130.
5 pp. 36, 93f, 102 f
6. Diziler yasas, nesnelerin yinelenm eleri (akas diziler ret
mesi), ile ilgili sredurum un bir dile geliidir. N esneler ile glerin
birleiklerinin sredrum u (tek nesne ya da gcnkine gre) ok
daha byktr. Bu, zde bir km enin kalcln da uzun zaman
dnem lerinde ortaya kan yinelenm eleri de aklar.
7. s. 130
8. s. 94
9 Dolaysyla, olaslk terimi, ans varsaymna dayal olas gs
terir.
16
rerin olgusal materyali, denk gelilerden baka bir
ey iermez. Denk gelilerin tek yasas olaslktr.
Dolaysyla, onlarn ardnda baka bir ey aramak
iin gzle grlr bir neden yoktur. Ne ki, salt olas
lk dnda birtakm bulank nedenlerden tr- ne
densellik, ereklilik ilkeleri ile birlikte var olan bir il
ke diye sunm ak istedii dizisellik yasas uruna-
Kammerer onlarn ardna bakar. Dediim gibi onun
materyali bu eilimi hi hakl karmaz. Bu belirgin
elikiyi ancak unu kabul ederek aklayabilirim:
Kammererin, olgularn nedensellik d dzeni, birle
imi konusunda bulank ama byleyici bir sezgisi
vard. Belki de btn dnceli, duyarl yaradllar
gibi, rastlantnn zerimizdeki etkisinden kaamyor
du. Dolaysyla, yrekli bir adm att. Olasln snr
lar iinde kalan grgl verilere dayal, nedensiz bir
dizisellik olduunu varsayd. Bu onun bilimsel dona
nmna uygundu. Yazk ki, dizisellii raysal bakm
dan deerlendirm ee girimedi. Byle bir giriim ya
ntlanmas g sorular ortaya karacakt kukusuz.
Genel ynelimin amalar bakm ndan tek tek du
rumlarn aratrlmas pek iyi i grr. Gelgelelim
rastlant sz konusu olduunda, yalnzca saysal de
erlendirme yntemi ya da istatistik yntem sonu
verir.
ans beklem eleri ya da diziler, anlamsz olsa
gerek. En azndan u andaki dnm e yolumuzda
durum byle. Ayrca onlarn olasln snrlar iinde
yer almas genel bir kuraldr. u da var ki, rastgele-
ligi kukulu kazalar da var. Bir ok rnekten birini
verm ek iin aadaki rnei 1 Nisan 1949da yaz
17
dm: Bugn cuma. le yem einde balk var. Birile-
ri birilerine nisan bal akas yapar. Ayn sabah,
Est hom o totus medius piscis ab imo yazan bir ya
zt not ettim. leden sonra aylardr grmediim es
ki bir hastam, o arada yapt etkileyici balk resim
lerini gsterdi bana. Akamleyin zerinde balms
deniz canavarlar ilenmi bir nak paras gsterdi
ler. 2 nisan sabah, yllardr grmediim baka bir
hastam bana dn anlatt. Dte gl kysnda du
ruyormu, bir baln yze yze dosdoru ona geldi
ini, ayaklarnn dibinde karaya ktn grm. O
dnem de balk simgesi zerine alyordum, Burada
sz edilen kiilerden yalnzca birinin bu konudan bir
para haberi vard.
Bunun anlam l bir denk geli akas nedensel
lik d bir balant olmas gerektiinden kukulan
mak pek doal. Olaylarn bu aknn beni epey etki
lediini belirtmeliyim. Bu, bana kesinlikle numinz
nitelikte grnd.10 Bu tr durumlarda, ne dediimi
zi tam bilmeden, Bu kadar da ans olam az. diye
ceimiz gelir. Kukusuz, Kammerer olsa bana dizi
selliini anmsatrd. Gelin grn ki, btn balklarn
rastlantsal kesimesinden ok fazla etkilenmi olmak
bir ey kantlamaz. 24 saat iinde balk izleinin en
az alt kez yinelenmesi son kertede tuhaft. Gelgele-
lim, cuma gn sofrada balk olmas olaandr; bir

10 Olaylarn denk gelilerin num insitesi onlarn says arttka b


yr. Bilind -belki arketipik- ierikler b y le beklenir. Daha son
ra, dizilere bu ieriklerin neden olduu" izlenimine yol aarlar. Ke
sin byiisel kategorilere bavurm akszn bunun nasl olanakl oldu
unu kavrayamadmz iin, bir izlenim olarak yaayp unuturuz
onu.
18
nisanda nisan baln dnm ek de pek kolaydr. O
zamanlar, aylardr balk simgesi zerinde alyor
dum Balklar sk sk bilind ieriin simgeleri ola
rak ortaya kar. Dolaysyla, bunda ans bekleme-
si dnda bir ey grmemizi hakl klmak olanaksz
dr. imdilik, pek sradan olaylardan oluan dizilere,
rastlant diye bakmalyz.11 Alan ne lde geni
olursa olsun, onlar nedensiz balantlar olarak d
lanmal. Bu yzden, btn denk gelilerin ansl tut
turmalar olduu, nedensellik d bir aklamay ge
rektirmedikleri kabul edilir genelde.12 Onlarn skl
nn olaslk snrn atnn kant olmadka, bu var
saym doru saylabilir, saylmal da. Byle bir kant
olsa, ayn zamanda u da kantlanrd: G erekten ne
denselsiz olgu birleimleri vardr. Bunlar aklamak

11 Yukarda sylediklerim e ek olarak, bu satrlar gl kysnda


oturarak yazdm belirtmek istiyorum. Bu tmceyi bitirir bitirmez
gl duvannn zerinde yrdm , orada l bir balk vard; yaklak
otuz santim uzunluktayd, gzle grlr bir yaras yoktu. nceki
akam orada balk yoktu (Bir yrtc ku ya da kedi tarafndan su
dan kanlm olmal). Bu balk dizide yedinciydi
12 Stelekin ad taknts dedii grngy dnm ee balad
mzda bir de bakyoruz b ir am aza dm z. Ad taknts ile
anlatlmak istenen, kiinin ad ile onun zellikleri ya da ii arasn
da ara ara grlen kaba kesimedir. rnein Herr G rossun (Bay
Byk) byklk kuruntusu vardr. Herr Kleinerin (Bay kk)
aalk kompleksi vardr. Altmann (yal adam ) ailesinin kzlar,
kendilerinden yirmi ya byk erkeklerle evlenir. Herr Feist (Bay
Tom bul) Yiyecek Bakan olur, Herr Rosstaeuscher (Bay At terbiye
cisi avukattr. Herr Kalberer (Bay yavrulatan) doum doktorudur.
Herr Freud (sevin) haz ilkesinin kahramandr, Ilerr Adler (kartal)
g isteminin; Herr Jung (gen) yeniden dou dncesinin kah
ramandr. Bunlar rastlantnn tuhaflklar m; yoksa Stekelin ileri s
rer gibi grnd biimde, adn etkileri mi; yoksa anlaml denk
geliler mi ( Die Verpflichtung des Names" 110 )
19
iin nedensellik ile karlatrlamayacak bir etkeni
varsaymalyz. Bu durum da unu kabul etmemiz ge
rekecek: Genelde olgular birbirine bir yandan ne
densel zincirlerle; te yandan bir tr anlam l kesime
bayla baldr.
Burada Schopenhauerin bir incelemesine, Bire
yin Yazgsndaki Gzle Grlr Tasarma 13 dikkat
ekm ek isterim. Burada gelitirdiim grn vaftiz
babas znde Schopenhauerdr. nceleme, "bizim
ans dediimiz eyle, nedensel olarak bal olmaya
nn ezamanll ile ilgilidir. Biz buna rastlant de
riz.14 Schopenhauer bu ezamanll corafi bir b en
zetmeyle betimler. Bu benzetm ede enlemler, neden
sel zincirler olarak dnlen boylamlar kesen ba
lantlar temsil eder.15
Buna gre bir insann yaamndaki btn olaylar
temelde farkl trden iki balant iindedir. lkin nes
nel olan, doal srecin nedensel balants; kincisi,
yalnzca onu yaayan birey ile ilikisinde var olan z
nel balant. Dolaysyla, bu balant, bireyin dleri
kadar zneldir.
... bir ba btn btn farkl zincirlerde ikiye bo
lnse de, znde bir tek olgu olan iki tr balant za-
manda olarak vardr. Bylece bir bireyin yazgs de
imez biimde tekinin yazgsna uyar. Her biri ken
di dramnn kahramandr. Bu arada ona yabanc bir
dramda da yer alr -bu bizim kavray gcm z
aan bir eydir; ancak nceden dzenlenmi, ok ha
13 Porerga u n d P aralipotnena, I, editr Von Koeber
14 agy. s. 40
15 s.39
20
rika bir uyum sayesinde olanakl olarak kavranabi
lir.^
O nun grnde, yaam n byk dnn
...yalnzca bir tek znesi vardr.17 Bu, akn Iste-
m edir, p rim a causa'dv. Btn nedensel zincirler, ku
tuplardan kan boylam izgileri gibi, ondan kar;
enlem daireleri nedeni ile birbiriyle e zamanlln
anlaml ilikisi iinde dururlar. 18 Schopenhauer, do
al srelerin daha nceki olgularca belirlendiine,
bunun baka trl olamayacana inanyordu. O, ilk
nedene de inanrd. Bu iki varsaymn dayana yok
tur. lk neden, felsefi bir mitolegemdir, ancak eski
paradoks Ev xo n a v - ayn anda hem birlik hem de
okluk- biiminde grnrse kabul edilebilir. N eden
sel zincirler ya da boylamlar zerindeki ezamanl
noktalarn anlaml denk gelileri temsil ettii dn
cesi, ancak ilk neden gerekten bir birse kullanl
olurdu. Ama ilk neden okluksa Schopenhauerin
btn aklamas ker. stelik ilk nedenin okluk
olmas birlik olmas lsnde olasdr. Ayrca doa
yasalarnn olsa olsa istatistiksel bir geerlilii olduu
ancak yeni yeni kavradmz bir olgudur. Bu olgu
belirlenemezciliin kapsn ak tutmaktadr. Ne fel
sefi dnce ne de deney, bu iki tr balantnn d
zenli ortaya k bakmndan bir kant salayamaz.
Bu balant iinde, ayn ey, hem nesne hem de z
nedir. Schopenhauer nedenselliin nse1 bir kategori
olarak hkm srd bir ada dnp yazd. Do

16 s.45
17 s. 46
18 Benim sinkronisite (kesim e) terimim buradan gelir.
21
laysyla, anlaml denk gelileri aklamak iin, ko
nuyla ilgisi olmasa bile, nedensellii kullanmas ge
rekiyordu. Gelgelelim, nedensel aklama, ancak
baka bir varsayma bavurursak olasdr: ilk nede
nin birlii varsaymdr bu. Sz konusu varsaym da
ayn lde keyfidir. Bunu yukarda grmtk. O
zaman zorunlu olarak u sonu kar: Belli bir boy
lam zerindeki her nokta, ayn enlem derecesindeki
btn teki noktalarla anlaml kesime ilikisi iinde
dir. Ne ki, varlan bu sonu, denenebilir olann snr
larn aar. nk, bu vargya gre, anlaml denk ge
liler yle dzenli, yle dizgeli ortaya karlar ki, on
larn geerliliini gsterm ek gerekm ez ya da bu dn
yann en kolay eyidir. Schopenhauerin rnekleri
tekiler lsde inandrcdr; ne daha ok ne daha
az. Yine de sorunu grm e onuru ondadr. Bu sorunu
zm ek iin, kolay, a d boc (durum a uygun) akla
malar bulunmadn anlama onuru da onundur. Bu
sorun, bilgi felsefemizin temeleri ile ilgilidir. Bu yz
den, Schopenhauer, felsefesinin genel eilimine uy
gun olarak, aklamasn akn bir nclden, Iste-
m eden tretmitir. Her dzeyde yaam, varl yara
tan steme, bu dzeylerin her birini, ezamanl kout
lar ile uyumlu olacaklar biimde dzenler. Ayrca
yazg ya da takdir olarak gelecek olaylar da hazrla
yp dzenler.
Schopenhauerin allm ktmserliinin tersine,
bu dile getirite neredeyse gler yzl, iyimser bir
vurgu vardr. G nm zde bu szleri anlayabilmek
zordur. Dnyann bildii en sorunlu, en nemli yz
yllar bizi Orta alardan ayryor. O alarda, felsefe
22
yapan us, deneyle kantlanabilenin tesinde savlar
ileri srebileceine inanrd. Orta a geni grler
ayd. O ada bilimsel yol yapmclarnn geici
olarak durduu yerde doann snrlarna ulald
dnlmezdi. Dolaysyla, Schopenhauer, doru bir
felsefe gr ile, dnm eye yeni bir alan at. Bu
alan anlamak iin gerekli olan zgn grngbilim
donanm olmasa da alann ana izgilerini az ok
doru biimde izdi. Astrolojinin, O m in a s (keha
net), praesagia's (ndeyi) ile, eitli sezgisel yazg
yorumlama yntemleriyle ortak bir paydas olduu
nu saptad. Bu ortak payday akn kurgulama ara
cl ile bulmaya alt. Ayn dorulukla bunun bir
ilk dzen sorunu olduunu saptad. Bu bakmdan,
ondan nce ya da sonra gelen, bir tr enerji aktar
mna ilikin yararsz kavramlarla alanlarn ya da
ok g bir devden kanmak iin, kolayca her e
ye anlamsz deyip geenlerin1^ tm nden farkldr.
nk, doa bilimlerindeki byk ilerleme, o ada
herkesi nedensel aklamann en son aklayc ilke
olabileceine inandrmt. Schopenhauerin giriimi
byle bir dnem de yapld iin daha dikkat ekici
dir. O, nedensellik yasasna boyun em eyen deney
lerin tm n grm ezden gelmedi. Tersine, grm
olduum uz gibi, onlar belirlenimci dnya grne
uydurmaa alt. Bylece de belirti, rtme, nce
den kurulu dzen gibi kavramlar nedensel dzenin
iine soktu. nceden kurulu dzen, evrensel bir d
zen olarak, nedensel dzenle birlikte insann doa

19 Burada Kant ayn tutmalym. Bir Tin grenin Dleri, Scho-


penhauere yol gsterdi.
23
aklamasnn temelini oluturm utur her zaman.
Schopenhauer doa yasasna dayanan bilimsel dn
ya grnn geerliliinden kukulanmaz. G ene de
bilimsel dnya grnde bir eyler eksik olduunu
dnm olabilir -hakl olarak. Oysa bu eksik e,
hem eski an dnya grnde, hem de Orta a
da nemli bir rol oynamt. (Yeni a insannn sez
gisel duygularnda rol oynad gibi...)
Gurney, Myers, Podm oreun topladklar ok sa
yda olgu20 baka aratrmacy, sorunu olaslk
hesab yolu ile ele almak iin esinledi- Dariex,21 Ric-
het,22 Flammarion2^ - Dariex lm telepatik olarak
nceden bilme olaslnn 1: 4.114.545 olduunu
buldu. Bu, byle bir uyary ansa bal diye ak
lama olasl, telepatik ya da nedensiz, anlaml
denk geli diye aklama olaslndan drt milyon
kat, hatta daha da az demektir. Ostronom Flammari-
on, zellikle Yaamn dlemlerindeki iyi gzlem
lenmi bir rneinin olaslnn 1: 840.622.222den24
az olmadn hesaplamtr. O, baka kukulu olay
lar lmle ilgili grnglere ynelik genel ilgiye
balayan ilk kiidir. Nitekim, atmosfer zerine kitab
n yazarken, tam yelin gc blm nde, anszn ko
pan bir frtnann masann zerindeki btn katla
20 Edmund Gurley, Frederic W. H. Myers ve Frank Podmore,
Pbantasrns o f the Living.
21 Xaver Dariex, uLe H azard et la Telepathie
22 Charles Richet, "Relations de diverses experiences sur trasmis-
sion mentale, la lucidite, e t autres phenom enes non explicable par
les donnees scientifiques actuelles.
23 Calille Flammarion, The Unknovn, s. 191
23 Calille Flammarion, 7he Unknoum, s. 191
24 A.g.y
24
rm sprp pencereden dan gtrdn anla
tr.25 l bir rastlant rneinden de sz eder. Bu
Monsieur de Fortgibu ile kabak tatls arasnda yaa
nan, ders karlacak bir ykdr.26 Telepati sorunu
ile ilgili olarak bu rastlantlardan sz etmesi, bilinli
olmasa bile onun daha kapsaml bir ilke konusunda
seik bir sezgisi olduunu gsterir.
Yazar Wilhelm van Scholz27 yitik ya da alnan
nesnelerin tuhaf yollardan sahiplerine geri dnm ele
rini anlatan ok sayda yk toplamtr. Bu arada
Kara O rm anlarda kk olunun fotorafn eken
bir annenin yksn de anlatr. Kadn, filmleri ba
slmas iin Strassburga brakr. Ama savan patlak
vermesi yznden filmleri alamaz, brakr kaybolsun
lar. 19l6da, geen sre iinde doan kznn fotora
fn ekm ek iin bir film alr. Film ykandnda onun
iki kez ekildii anlalr. Alttaki resim olunun
19l4te ekilen resmidir. Eski film baslmam yeni
filmler ile birlikte dolama kmtr. Yazar buradan
usa yatkn bir sonu karr: Her ey ilgili nesnelerin
karlkl ekimini ya da seici bir ekimi gster

25 s. 19
26. M. de Fortgibu, M. Deschamps diye birine, ocukken Orle-
ansta bir para kabak tatls verir. D eschamps, O n yl sonra Paris'te
bir aevinde baka bir kabak tatls bulur, br para daha olup olm a
d sorar. Ama kabak tatlsnn daha nce M. de Fortgibu tarafndan
sipari edildii anlalr. Aradan yllar geer, bir kabak tatls partisi
ne anlr. Az grlen bir eydir bu tr toplantlar. Tatlsn yerken
tek eksiin M. de Fortgibi olduunu fark eder. O an kap alr, ya
l, yolunu bsbtn arm biri yryerek ieri girer. M. de Fortgi-
bi'dur, elindeki yanl adres yznden yanllkla bu toplantya dal
mtr.
27 Der zufall: Eine Vorform des, Scbicksals.
25
mektedir. Bu olanlarn, daha byk, daha kapsaml,
bilinemeyen bir bilin tarafndan dzenlenm i oldu
undan kukulanr.
Herbert Silberer ans sorununa psikolojik adan
yaklamtr.28 O, aka anlaml olan denk gelilerin
bir lde bilind dzenlemeler; bir lde de bi-
lind, keyf yorumlar olduunu gsterir. Ne parap-
sikoloji olgularn ne de ezamanll hesaba katmaz;
kuramsal bakmdan da Schopenhauer'in nedenselli
inden ileri gitmez. Silbererin almasnda, burada
anlald biimi ile anlaml denk gelilerin ortaya
kmasna deinilmez. Bizim rastlanty deerlendir
me yntemlerimiz konusundaki deerli psikolojik
eletirisi bunun dndadr.
Olaylarn nedensiz birleimlerinin kesin kantlar,
uygun bilimsel gvenceleri ile birlikte ancak ok ya
knlarda salanmtr. Sz konusu kantlar, daha ok
J. B. Rhine ile arkadalarnn2? deneyleri vermitir.
Gelgelelim, Rhine ile arkadalar, bulgularndan ka
rlmas gereken kapsaml sonular saptamadlar. Bu
deneylere ynelik rtlem eyecek bir eletiri, u
ana dek gelmedi. Deney, ilkece, deneycinin yaln ge
ometrik biimler tayan bir dizi numaral kat art ar
da amasndan oluur. Ayn anda, bir perde ile de-
neyciden ayrlan denein devi, kan imleri tahmin
28 Der Z u fa ll u n d die koboldstrecbe des Unbevusten.
29 J-B. Rhine, Ihclra-Sensory Perception a n d N ew Frontiers o f tbe
M in d .). G. Pratt, J. B. Rhine, C.E. Stuart, B. M. Sm ith,J.A Greenwo-
od, Bxtra-Sensory Perception after Sixty Years. Rhinede bulgularn
genel bir aratrmas, Tire Reach o f M in d ile G. N. M. Tyrrell'in d e
erli kitab rT he personality o f M an. Rhine'de ksa b ir zet "An Intro-
duction to th e Work o f Extra-Sensory Perception. S.G. Soal ile F.
Batemann, M o d em Experimenls in Telepatby.
26
etmektir. Be kartta yldz iareti; be kartta kare; be
kartta daire; be kartta dalgal izgiler; be kartta ar
p iareti vardr. Elbette, deneyci destenin dzenleni
srasn bilmemektedir; denein de kartlar grme
ans yoktur. Sonular 5 denk geli olasln ama
dndan deneylerin ou olumsuzdu. u da var ki,
belli deneklerde baz sonular ak seik olasln
zerindeydi. Deneylerin ilk dizisi, her denein kart
lar 800 kez tahmin etm esinden oluuyordu. Ortala
ma sonu, 25 kartta 6.5 tutturmayd. Bu da 5 tuttur
ma olaslndan 1.5 fazlayd. 5 saysndan 1.5lik sap
ma ansnn olasl 1: 250.000dir. Bu oran ans sap
mas olaslnn hi yksek olmadn gsterm ekte
dir. nk yalnzca 250.000 durum dan birinde bek
lenir. Sonular tek tek deneklerin bireysel yetenekle
rine gre deiir. Ortalama deneylerde 25 karttan
10unu (olasln iki kat) tutturan gen bir adam bir
keresinde 25 kart doru biimde bildi. Bunun olas
l 1: 298.023.223.876.953.125tir. Kartlarn keyfi bir
biimde kartrlmas bir ara yardm ile nlenmitir.
Bu ara, deneyciden bamsz olarak, kartlar kendi
kendine karar.
Deneylerin ilk dizisinden sonra deneyci ile denek
arasndaki uzaklk arttrld. Bu uzaklk bir olguda
250 mildi. ok sayda deneyin ortalama sonucu, bu
rada 25 kart iin 10.1 tutturmayd. Baka bir deney
dizisinde, deneyci ile denek ayn odada iken sonu
25 kat iin 11.4 tutturm a oldu. D enek yandaki odada
iken 25 kartta 9 7 oldu. ki oda birbirinden uzak iken
sonu 25 kart iin. 12.0 tutturm a oldu. Rhine, F. L. Us-
her ile E. L. Burtun deneylerinden sz eder. Bu de
27
neyler 960 milden fazla bir uzaklkta olumlu sonu
lar vermitir. Ezamanl saatler aracl ile Kuzey Ca-
rolaina eyaletinin, Durham kenti ile Yugoslavyann
Zagrep kenti arasnda yaplan deneylerde de ayn l-
re olumlu sonular alnd. Bu durum da aradaki
uzaklk 4.000 mildi.30
Uzakln ilkece bir etkisi olmamas, sz konusu
eyin bir g ya da enerji grngs olmadn gs
termektedir. nk yle olsa uzakln almas gere
kecek, uzayda dalma etkinin azalmasna yol aa
cak, sonu uzakln karesi orannda decekti. D
mediine gre, unu varsaymaktan baka seenei
miz yok: Uzaklk, ruhsal olarak deikendir; belli du
rumlarda, ruhsal bir koulla, sfr noktasna indirge
nebilir.
Daha da dikkat ekicisi, ilkece za m a n n da n
leyici bir etken olmamasdr. Akas gelecekte a
lacak kart dizilerinin taranmas, ans olasln aan
bir sonu retir. Rhine'nin zam an deneyleri 1:
400.000.000 olaslk sergiledi. Bu, zam andan bam
sz birtakm etkenler bulunmas epey olas demektir.
Baka deyile, deneyler ruh iin zamann greli oldu
unu ortaya koyarlar. nk deneyler imdilik olma
m olaylarn algs ile ilgiliydi. G rne gre, bu
koullarda, ruhsal bir ilev zaman etkenini ortadan
kaldrlyor, uzam etkenini de etkisiz klyor. Uzam
deneylerinde enerjinin aradaki uzaklkla azalmad
n kabul etm ek zorundayz. yle ise zaman deneyle
ri, alg ile gelecekteki olgu arasnda herhangi bir g
ilikisi olduunu dnmemizi bsbtn olaraksz
30 The Reach of the Mind (1954) s. 48
28
klar. Enerji yolu ile yaplan aklamalarn tmn,
daha en batan brakmalyz. O zaman da unu sy
lemi oluruz: Bu tr olaylar nedensellik asndan
gz nne alnamaz. nk nedensellik ilkin uzam
ile zamann varln gerektirir, bunun nedeni neden
sellie ilikin btn gzlemlerin sonuta devinen ci
simlere dayanmasdr.
Rhinenin deneyleri arasnda zarla yaplan deney
lerden de sz etmeliyiz. Deneklerin devi zar atmak
tr (bu bir arala yaplr). Denekler ayn zamanda bir
say (sz gelimi 3) istemek zorundadr. Bu olabildi
ince ok tekrarlanr. Bu psikokinetik (PK) ad veri
len deneyin sonular olumluydu. Bir kerede kullan
lan zarlarn says artt oranda sonu daha da olum
lu oldu.31 Uzam ile zam ann ruh iin greli olduu
kantlanrsa, devinen cisimlerin de buna karlk ge
len bir grelilii olacak ya da bu grelilie boyun
eeceklerdir.
Btn bu deneylerde tutarl bir durum var: tik gi
riimden sonra tutturma says dm e eilimindedir.
Dolaysyla da sonular olumsuz olur. Ama i ya da
d nedenlerle denein ilgisi tazelenirse tutturm a sa
ys gene ykselir, ilgisizlik, sknt olumsuz etkenler
dir. oku, olumlu beklenti, umut, ESPnin olanakl
olduuna inanmak, iyi sonular dourur. Herhangi
bir sonucun alnp alnmayacan belirleyen gerek
nedenler bunlar gibi grnyor. Bu balant iinde
nl ngiliz m edyum bayan Eileen J. Garrettin Rhi
n enin deneylerinde kt sonular aldn belirtmek
ilgin olacaktr. Bunun nedeni, kendisinin de kabul
31 The Reacb o fth e M in d , s. 75
29
ettii gibi, ruhsuz test kartlarnn onda bir duygu
uyandrmamasyd.
Bu be e okurda bu deneyler konusunda en
azndan yzeysel bir kan uyandrm aya yetebilir.
Ruhsal Aratrma Topluluunun son bakan G. N.
M. Tyrrellin yukarda anlan kitab bu alandaki de
neylerin yetkin bir zetini ierir. Kitabn yazar da
DA (Duyu tesi Alg) aratrmasna byk bir hiz
met vermitir. DA deneyleri, fiziki gz ile Robert
A. McConnell tarafndan DA - Gerek mi D
m?32 adl makalede olumlu anlamda deerlendirdi.
Bu sonular, tansk ile dpedz olanaksz olann
snrndadr. Beklendii gibi, onlar aklamak iin
her trden usa yatkn giriimde bulunulmutur. Ama
btn bu tr aklamalar olgular karsnda yenik
dt. Bu olgular, imdiye dek varlktan karak tar
tlmaya direndiler. Rhine'nin deneyleri bizi u ger
ekle kar karya brakr: Birbiri ile deneysel olarak
ilgili olan, hem de bu durum da anlam l bir biimde
ilgili olan olaylar var. Ne ki bunlar arasndaki iliki
nin nedensel olduunu kantlama olana yok. n
k aktarm enerjinin bilinen niteliklerinden hibiri
ni sergilememektedir. Dolaysyla bunun aktarm ol
duundan kukulanmak iin iyi bir gereke vardr.
Zaman deneyleri ilkece enerji aktarm trnden bir
eyi darda brakr; nk imdilik olmayan ancak
gelecekte olacak olan bir durum un kendisini imdi
deki bir alcya bir enerji grngs olarak aktarabil-

32 Profesr Pauli bu yazya dikkatimi ekm e inceliini gsterm i


tir.
30
meini kabul etmek samalk olur.33 Bilimsel akla
mann bir yandan zaman uzam kavramlarmzn ele
tirisi, te yandan da bilind ile balamas daha ola
s grnyor. Dediim gibi, u andaki kaynaklarmz
la, DA ya da anlaml denk geli, bir enerji grng
s diye aklanamaz. Bu biimde aklanamamas ne
densel aklamann sonunu getirir. nk sonu"
bir enerji grngsnden baka bir ey diye anlala
maz. Dolaysyla burada neden - sonu sz konusu
deildir. Zamanda bir araya gelme, bir tr ayn anda
olma sz konusudur burada. Bu ayn andalk niteli
inden tr, aklayc ilke olarak nedensellik ile
ayn dzeyde olan, varsaymsal bir etkeni adlandr
mak iin ezamanllk terimini setim. Psienin
Doas zerine" adl denem em de^4, ezamanlln,
zaman ile uzamn ruhsal olarak koullanm grelili
i olduunu dndm . Rhinenin deneyleri unu
gsteriyor: Uzam ile zaman, psieyle ilikilerinde he
m en hem en sfr noktasna indirgenebilirler. Sanki
esnektirler, ruhsal koullara baldrlar; kendilerin
de yokturlar da salt bilinli bir us tarafndan varsayl
mlardr. nsann kkendeki dnya grnde,
uzam ile zamann ok sallantl, ok gvenilmez bir
varl vardr. Bunu ilkellerde grrz. Uzam ile za
man, ancak ansal geliim sreci iinde deimez
kavramlar olmulardr. Bu dnm , daha ok l
nn ortaya karlmas sayesinde olmutur. Zaman ile
uzam, kendinde, yokluktan oluurlar. Onlar, bilinli
33 Kammerer, btn btn inandrc olmasa da sonradan gelen
durum un nceki durum a etkisi" sorunu ile ilgilenmiti (karlatrn
Dos Gesetz der Serte, s 131)
34 par 440.
31
usun ayrtedici etkinliinden doan, varsaymsal kav
ramlardr; devinen cisimlerin davranlarn betimle
mede vazgeilmez yerlemlerdir. Dolaysyla, uzam ile
zaman ruhsal kkenlidir. Kant onlar nsel kategori
ler saymaya iten gereke de buydu belki. Uzam ile
zaman devinen cisimlerin grnr nitelikleri ise;
bunlar gzlemcinin entellektel gereksinimleri iin
yaratlyorlarsa, ruhsal koullarn onlar greli klma
snda alacak bir ey kalmaz. Tersine, bylece on
larn ruha gre olmalar olaslk snrlarna getirilmi
olur. Bu olaslk, ruh dardaki cisimleri deil, ken d i
n i gzlerken ortaya kar. Rhinenin deneylerinde
tam da bu olur. znenin yant fiziksel kartlar gzle
mesinin sonucu deildir. Yant, saf imgelemin, onlar
retenin, akas bilindnn yapsn aa vuran
rastgele dncelerin bir rndr. Burada, ortak
bilindnn yapsn, bilind psiedeki belirleyici
etkenlerin, akas arketiplerin kurduunu iaret
edeceim yalnzca. Ortak bilind, bireylerin t
mnde zde olan bir ruhu temsil eder. Alglanabilir
ruhsal grnglerin tersine, sz konusu ruh doru
dan alglanamaz ya da Ortaya koyulam az. Ortaya
koyulamayan" doas yznden onu psikoid diye
adlandrdm.
Arketipler bilind ruhsal srelerin rgtlenm e
sinden sorumlu biimsel etkenlerdir: Onlar davran
larn rnek kalplardr. Ayn zamanda, zel bir
ykleri" vardr, duygu patlam as olarak aa kan,
korku, huu verici etkiler gelitirirler. Bu duygu pat
lamas ksmi bir abaissem ent du nivea m ental (An
sal dzeyde d) retir. nk belli bir ierii ola
32
anst aydnla karsa da bunu bilincin teki ola
s ieriklerinden ok fazla enerji ekerek yapar. Bu
yzden sz konusu teki ierikler kararr ya da so
nuta bilind olurlar. Duygu patlamas srdke,
bilincin snrlanmasna bal olarak, bilincin uyumu
der. Bu azalma bilindnn bilinten boalan yeri
doldurmasna uygun bir frsat yaratr. Dolaysyla,
duygu patlamalarnda, dzenli biimde, beklenm e
dik ya da baka durumlarda nlenmi bilind ie
riklerin ortaya dkldn, aa ktn grrz.
Genellikle bu tr ierikler ya alt dzeydedir ya da il
keldir. Daha sonra gstereceim gibi, andaln ya
da ezamanlln belli grngleri arketiplere bal
gibi grnyor. Burada arketiplerden sz etmemin
nedeni de bu.
Hayvanlann olaand uzamsal konumlar da
uzam ile zam ann ruha gre olduunu gsterebilir.
rnein bu balamda, palolo kurtuunun insan al
lak bullak eden zaman duygusundan sz edebiliriz.
Kurtuun kuyruk segmentleri eeysel rnlerle yk
ldr. Bunlar, ekim, kasm aylarnda, her zaman ayn
son eyreinden bir gn nce denizin yzeyinde g
rnrler. Varsaylan nedenlerden biri bu zamanda
ayn ekimine bal olarak yeryznn hzlanmas
dr. Ama astronomik nedenlerden tr bu aklama
doru olamaz^6. nsanlardaki ayba dnem ini ile ay

35 Daha kesin sylersek, su zerindeki kaynama bu gnden bi


raz nce balar azck sonra da biter. Sz konusu gn kaynama en
stdzeydedir. Aylar yreye gre deiir Amboniadaki pololo kurt
uu ya da w aw onun martta dolunay varken grnd syleniyor.
(A.F. Kramer, ber d e n B a u der Korallen riffle.)
36 Fritz Dahns, Das Schw arm en des Palolo
33
arasnda bir iliki olduuna kuku yoktur. Ama ayba
dneminin ay ile balants olsa olsa saysaldr
onunla gerekten akmaz.
*
Sinkronisite sorunu beni oktandr artageliyor,
ta bin dokuz yz yirmilerin ortalarndan bu yana...37.
O zamanlar ortak bilind grnglerini aratryor,
durmadan, kolayca rastgele beklem eler ya da di
ziler olarak aklayamadm balantlarla karla
yordum. Benim bulduum denk geliler birbirine
yle anlaml balanyordu ki, rastgele birlikte olma
lar olaslk dyd. Onlarn birlikte olma olasl an
cak astronomik bir say ile dile getirilebilirdi. rnek
olsun diye kendi gzlemlediim olaand bir olay
dan szedeceim. Saalttm gen bir kadn, kritik
durumda bir d grd. D te ona altn bir bokb
cei verildi. Hastam bana bu d anlatrken, ben,
srtm kapal pencereye dnk oturuyordum . Birden
arkamda bir grlt, usul usul bir vuru duydum. Ar
kama dndm , darda uan bir bcein pencere
camna arptn grdm. Pencereyi ap ieri sz
len yarat havada yakaladm. Altn bokbceinin
bu enlem de bulunan en yakn benzeri olan adi gl
37 Nedensellik ilikisinin psikolojiye snrszca uygulanabilirlii
konusunda d aha nce d e baz kukularm vard. A n a litik Psikoloji
zerine Toplu Yaztlann ilk basksnn n sznde unlan yazmtm
(p, ix): Nedensellik olsa olsa bir ilkedir z n d e psikoloji salt yn
temlerle tketilemez, nk us [psiel amalarla da yaar." Psiik
ereklilik n ced e n-varolan" anlam zerinde durur. Bu nceden -
varolan" anlam, ancak bilind b ir dzenlem e olduunda sorun
olur. Bu anlam da bilincin t m nden nce gelen bir bilgi varsay-
malyz. Hans Driesch ayn sonuca v a n r CDie "Seele als elem entar
N atur faktr, s. 80)
34
bcei idi ( Cetonia aurata). Olaan alkanlnn
tersine, tam da imdi, iinde bir ey onu bu karanlk
odaya girmee itmiti. Buna benzer bir eyin ne da
ha nce ne de daha sonra bama gelmediini belirt
meliyim. Hastann dnn de benim deneyimlerim
arasnda ei benzeri yok.&
Belli bir olgu kategorisine ok grlen baka bir
olguyu da aktarmalym. Ellilerindeki bir hastamn
kars, bir konum a srasnda, bana, annesi ile anne
annesi ldnde, l odasnn penceresinin dn
da, ok sayda ku toplandn sylemiti. Buna ben
zer ykleri baka insanlardan da duymuumdur.
Kocasnn saaltm sonuca yaklatnda, nevrozlar
temizlenmiken, adam zararsz olduklar besbelli
olan belirtiler gsterdi. Zararsz bile olsa, bana kalp
hastalnn belirtileri gibi grnd bunlar. Hastam
bir uzm ana gnderdim . Uzman onu inceledikten
sonra, bana bir rapor yazarak kayglanacak b ir neden
bulunmadn sylemiti. Bu tan ile eve dnerken
(doktor raporu cebindeydi) hastam caddede yere y
ld. Eve lmek zereyken getirildiinde, kars za
ten byk bir kayg iindeydi. Kaygsnn nedeni ko
cas doktora gitmek iin evden ktktan az sonra bir
ku srsnn evlerine tnemesiydi. Doal olarak,
kadn, akrabalarnn lm nde ortaya kan benzer
olaylar anmsayp fena hlde korkmutu.
lgili insanlar kiisel olarak tanrm, burada bildi
rilen olgularn dosdoru olduunu da bilirim. Gelge
ldim bunlarn, bu tr eyleri saf rastlant olarak
grmee kararl birinin dncesini deitireceini
38 Bu olgu ileride daha btnlkl ele alnmaktadr.
35
usum un ucundan bile geirmiyorum Bu iki rnee
deinmemin tek nedeni, pratik yaamda genelde ni
ce anlaml denk geli yaandnn baz belirtilerini
gstermekti, ilk olguda anlaml balant, ne kan
iki nesne (bok bcei ile kn kanatl bcek) arasn
daki yaklak zdelikte yeterince ak grlmekte
dir. Ama ikinci olguda lm ile ku srs birbiri ile
ilgisizmi gibi grnr. Gelin grn ki, Babil Ha-
desinde, ruhlar ku ty giysiler giyer; eski M
srda b d nn, ya da ruhun bir ku39 olduu dn
lr. Bunlar gz nnde tutulursa, burada arketiple il
gili bir simgeciliin i banda olduunu var saymak
pek abartl deildir. Byle bir olay dte yaanm
olsayd, bu yorum karlatrmal psikolojik materyal
ile dorulanabilirdi. lk olguda, arketipik bir temel de
var gibidir. Ele alnmas son kertede g bir olguydu;
dn grld ana dek ok az ilerleme salanm
t. Hatta belki de hi ilerleme salanamamt. Bunun
ana nedeninin, hastamn anim usu olduunu akla
malym. Descartesi felsefeye batm, kendi gerek
lik dncesine yle sk yapmt ki, doktorun
abalar -ben ncsydm- bu dnceyi zayfla-
tamamt. Besbelli dpedz usd bir eyler gereki
yordu. Bu da benim gcm aard. D n kendisi
hastamn usu tutum unu azck deitirmiti. Ne ki,
gerek bir bok bcei uarak pencereden gelince,
hastamn doal varl, animus zrhn yarp geti.
Bylece sonunda dnm sreci ilemee balad.
Tutumdaki her zl deime, ruhsal yenilenmeyi
gsterir. Buna genellikle hastann dlerindeki ya da
39 Hom erosda lnn rhu cvldar [Odyssea XI kitap]

36
dlemlerindeki yeniden doum elik eder. Eski M
srn, ller Diyarnda Olanlar Kitab, len gne
tanrnn kendini onuncu durakta Khepriye, bokb
ceine dntrmesini, sonra da, on ikinci durakta
bir mavnaya binmesini betimler. Mavna, genleen
gne tanry sabah gne tamaktadr. Buradaki
tek glk eitimli kiilerin daha nce okuduklarn
anmsamasdr. Bu olanak, (benim hastam bu simge
yi bilmiyor olsa bile) tam olarak ortadan kaldrla
maz. Ama sz konusu durum u gerei deitirmez:
Psikolog birtakm olgularla karlar durur. Ortak bi
lind varsaym olm adan bu olgularda ortaya kan
simgesel koutluklar40 aklanamaz.
Dolaysyla, anlaml denk geliler -bunlar anlam
sz geliigzel beklenm elerden ayrlmal-41 grn
e gre arketipik bir temele dayanmaktadr. En azn
dan benim deneyim deki btn olgular -bunlardan
ok sayda var- bu zellii sergiler. Bunun ne anlama
geldiini yukarda gsterdim.42 Bu alanda benim gi
bi deneyimli biri arketipik nitelii kolayca saptasa da
bu tr yaantlar Rhinenin deneylerindeki ruhsal ko
ullara balamakta glk ekecektir. nk Rhi
n enin deneylerinde arketip kmelerinin dondan
kant yoktur. Duygusal durum da benim rneklerim-
40 Doal olarak bunlar ancak d oktorun kendisinde simgelerin zo
runlu bilgisi varsa dorulanabilir.
41. Geliigzel etkinliklere bal beklem eleri nedenleri bu lu n a
bilecek anlaml dalmlardan ayrmak iin istatistik analizi tasarlan
mtr. Bununla birlikte, Profesr Ju n g un varsaym nda ansa bal
dalmlar, anlam!-anlamsz diye alt blm lere aynlabtlir. ansa
bal anlamsz dalmlar, psikoid arketipin etkinletirilmesi ile an
laml klnr. Editrler
42 Ayn zam anda Psienin Doas zerine
37
dekiyle ayn deildir. G ene de Rhinede en iyi sonu
lar genelde deneylerin ilk dizisinin rettii, sonra iyi
sonularn hzla dt anmsanmal. Gelgelelim,
znde epeyce skc olan deneye yeni bir ilgi uyan-
drlabildiinde sonular yeniden dzelir. Bundan
duygusal etkenin nem li bir rol oynad sonucu
kar. u da var ki, duygu patlamas, byk lde, bi
imce arketip olan igdlere dayanr.
ok belirgin olmasa da benim iki olgum ile Rhi-
n enin deneyleri arasnda bir benzeim daha var.
Farkll besbelli olan bu durumlarn ortak zellii
olanakszhktr. Bokbceini gren hasta, saaltm
kmaza girdii iin kendini olanaksz bir durum da
bulur, grnrde bu am azdan ka yoktur. Byle
bir durumda, koullar iyice arlatnda arketipik
dler ortaya kabilir. Bunlar, kiinin kendi bana
hibir zaman dnem eyecei olanakl geliim izgi
sini gsterirler. Bu tr bir durum da, arketipler olabil
diince byk dzen iinde kmelenir. Dolaysyla,
belli durumlarda psikoterapist hastann bilindnn
yneldii, ussal olarak zlem eyen sorunu ortaya
karmaldr. Bir kez bu sorun bulunduunda bilincin
daha derin katlar, ilksel imgeler canlandrlabilir, ki
ilik dnm yoluna koyulabilir.
kinci durum da yar bilinli bir korku vard,
lmcl bir son tehdidi sz konusuydu, ama durumu
iyice bilme olasl yoktu. Rhinenin deneyinde de
vin olanakszl'', denein dikkatini kendi iinde
olagelen srelerde toplamasna yol aar. Bylece
denek bilindna kendini aa vurma ans verir.
DA deneyinin ortaya koyduu sorular daha batan
38
duygusal bir etki yapar. nk bilinmeyen bir eyin,
bilinme gizil gc olduunu varsayar; bu yolla bir
tansk olasln hesaba katar. Bu sorular denein
tansa tank olmak iin bilinsiz hazrlna, byle
bir eyin olanakl olduu yolundaki bilind um u
duna ynelir. Byle bir um ut her insanda sakl du
rumda vardr; denein kukucu olup olmamas um u
dun varln etkilemez. En dnceli bireylerde bile,
yzeyin altnda, ilkel bo inanlar yatar. Onlarn var
saylan etkilerine ilk yenik denler, kesinlikle onla
ra kar en ok savaan kiilerdir. Bilimin btn yet
kisini arkasna alan ciddi bir deney bu hazrl sa
ladnda, durum kanlmaz olarak bir duygu patla
masna yol aar. Sz konusu duygu patlamas, byk
lde etkilenmi olarak, bu koulu ya kabul eder ya
da ona kar kar. Yok dense bile, u ya da bu bi
imde etkili olan bir beklenti vardr hep.
Burada sinkronisite" teriminin yol aabilecei
olas bir yanl anlamaya dikkat ekm ek isterim. Ay
n anda ortaya kan, anlaml ama nedensel olarak
birbirine bal olm ayan iki olay bana nemli bir l
t gibi grnd iin bu terimi seiyorum. Dolay
syla genel ezamanllk kavramn, nedensel balan
ts bulunm ayan iki ya da daha fazla olayn zamanda
rastlamas zel anlamnda kulllanyorum. Bu anlam
da sz konusu olaylar zamandaln tersine ayn
ya da benzer anlama sahiptir. Zamandalk iki olayn
ayn anda ortaya kmas anlamna gelir yalnzca.
Dolaysyla, sinkronisite, belli bir ruhsal duru
mun, o andaki znel durum ile anlaml koutluklar
olan -belli durum larda tersi de olur- bir ya da daha
39
ok d olgu ile ayn anda ortaya kmas demektir.
Benim iki rneim bunu baka baka yollarla betim
ler. Bokbcei rneinde eanllk besbellidir. Ama
ikinci rnekte deildir. Ku srsnn belli belirsiz
bir korkuya neden olduu doru olsa bile bu neden
sel olarak aklanabilir. Hastamn kars, daha nce,
benim ilk endielerimle karlatrlabilecek bir korku
duymuyordu kesinlikle. nk, hastalk belirtileri
(boaz arlar) sradan insanlarn kt bir ey olaca
ndan kukulanmasna neden olacak trden deildi.
Ne var ki, bilind, bilincin bildiinden fazlasn bi
lir genellikle. Bence kadnn bilind daha nceden
tehlikeyi sezmi olabilir. Dolaysyla, lm tehlikesi
dncesi gibi bilinli bir ruhsal ieriin olmadn
kabul edersek, ku srs ile, onun geleneksel anla
m olan kocann lm arasnda belirgin bir ayn za
manda olu vardr. Bilindnn olas ama imdilik
kantlanamayan uyarsn bir yana brakrsak, ruhsal
durum, d olguya bal gibidir. G ene de, deil mi ki
kular evine konmu, kadn da onlar grmtr, y
leyse kadnn psiesi de iin iindedir. Bu nedenle,
bence kadnn bilind gerekte durum un bir para
s olabilir. Bu nitelii ile ku srsnn geleneksel
bilicilikle ilgili bir anlam v a r d r . B u anlam kadnn
kendi yorumunda da grnyordu. Bu yoruma gre,
43 Bunn yazsal rnei tbiksun Turnalar'dr [Schllern yazd
bir iir (1798). Soyguncular tarafndan ldrlen Yunanl bir oza
nnn yksnden esinlenerek yazlmtr. Katiller bir turna srs
nn grnmesiyle cezalarn bulmulard. Suun ilendii yerin ze
rinde uan turnalar gren katiller bararak kendilerini ele vermi
lerdi- Ed] Benzer biimde, ten bir saksaan srsnn eve kon
masnn lm anlamna geldii varsaylr. Byle birok rnek var
dr. Ku biliciliinin anlamyla karlatnn.
40
kular lm n bilinsiz sezgisini temsil ediyorlard.
Romantik an fizikileri bu durum da belki de sem-
patiden ya da manyetzimden sz edeceklerdi.
Ama, dediim gibi, byle bir grng, en dlemsel
a d hoc varsaymlara izin verm edike nedensel olarak
aklanamaz.
G rdm z gibi, kularn bir kehanet diye yo
rumlanmas benzer trde iki eski rastlantya dayanr.
Ama ninenin lm nde byle bir kesime yorumu
yoktu. Kesimenin varln ancak lm ile kularn
toplanmas gsterdi. Hem o zaman hem de annenin
lm nde kesime akt. Oysa nc durumda,
kesime ancak len adam eve getirildiinde dorula
nabildi.
Bu aprak durumlardan sz etmem in nedeni
onlarn sinkronisite kavram ile nemli bir ilikisi ol
masdr. Baka bir rnek ele alalm. Bir tandm d
nde bir arkadann anszn ldn grd, hem
de en ince ayrntlaryla... O zaman d gren Avru
p ada, arkada Amerikadayd. Ertesi gn gelen bir
telgraf lm dorulad. On gn sonra gelen bir
mektup da ayrntlar dorulad. Avrupa zaman ile
Amerikan zamannn karlatrlmas, arkadann
dten en az bir saat nce ldn gsterdi. D
gren, ge yatm yaklak saat bire kadar da uyuma-
mt. D sabaha kar yaklak ikide grld. D
yaants, lm ile e zamanl deildi. Bu tr yaant
lar sk sk kritik andan biraz nce ya da sonra ortaya
kar. J.W. D unne44 Boer Savana katld srada,
1902 ilkyaznda grd retici bir dten sz eder.
44 A n Experiment w ith Time (2. basm ) s. 34
41
Astrolojik gelenek konusunda nceki blm de
sylediklerim bu birleimleri neden setiimi aklk
lar. Burada yalnzca Mars ile Vensn kavuumiany-
la kartlklarnn tekilerden ok daha nem siz ol
duunu eklemeliyim. Bunun nedeni aadaki deer
lendirm eden kolayca anlalabilir. Mars ile Vensn
ilikisi bir ak ilikisini ortaya karabilir, ancak ak
ilikisi her zaman bir evlilik deildir. Mars ile Ve
nsn kartl ile kavuum unu katma amacm, on
lar teki kavuumlar ile kartlklarla karlatrmak
t.
li bak alarnn neler olduu deil, bun lan n yldz Falnda bulunup
bulunamayacadr.
4 Beti 1, 180 evlilikte ortaya kan 50 farkl bak asn aka or
taya koyar.
66
kular lm n bilinsiz sezgisini temsil ediyorlard.
Romantik an fizikileri bu durum da belki de sem-
patiden ya da manyetzimden sz edeceklerdi.
Ama, dediim gibi, byle bir grng, en dlemsel
a d hoc varsaymlara izin verm edike nedensel olarak
aklanamaz.
Grdm z gibi, kularn bir kehanet diye yo
rumlanmas benzer trde iki eski rastlantya dayanr.
Ama ninenin lm nde byle bir kesime yorumu
yoktu. Kesimenin varln ancak lm ile kularn
toplanmas gsterdi. Hem o zaman hem de annenin
lm nde kesime akt. Oysa nc durumda,
kesime ancak len adam eve getirildiinde dorula
nabildi.
Bu aprak durumlardan sz etmem in nedeni
onlarn sinkronisite kavram ile nemli bir ilikisi ol
masdr. Baka bir rnek ele alalm. Bir tandm d
nde bir arkadann anszn ldn grd, hem
de en ince ayrntlaryla... O zaman d gren Avru
p ada, arkada Amerikadayd. Ertesi gn gelen bir
telgraf lm dorulad. On gn sonra gelen bir
mektup da ayrntlar dorulad. Avrupa zaman ile
Amerikan zamannn karlatrlmas, arkadann
dten en az bir saat nce ldn gsterdi. D
gren, ge yatm yaklak saat bire kadar da uyuma-
mt. D sabaha kar yaklak ikide grld. D
yaants, lm ile e zamanl deildi. Bu tr yaant
lar sk sk kritik andan biraz nce ya da sonra ortaya
kar. J.W. D unne44 Boer Savana katld srada,
1902 ilkyaznda grd retici bir dten sz eder.
44 A n Experim eni uilb Time (2. basm ) s. 34
41
Kendini bir yanardan zerinde dururken grd. Bu
bir adayd, daha nce de dnde onu grmt. Fe
lakete yol aan bir yanarda patlamasnn bu aday
tehdit ettiini biliyordu (Trakatoa gibi). Korku iin
deydi, orada yaayan drt bin yerleimciyi kurtarmak
istedi. Btn kullanlabilir tatlar kurtarma almas
iin harekete geirsinler diye komu adadaki Fransz
yetkikilere ulamaya alt. Burada d karabasana
dnm ee balad: Kouturma, yakalamaa al
ma, zamannda varamama... Bu arada usunda hep u
szckler vard: Yoksa drt bin kii lecek. Bir ka
gn sonra Dunne, postadan D aily Telegraph gazete
si ald Aadaki maneti grd:

MARTNKTE
YANARDA FACASI

ehir H aritadan Silindi

BR ALEV II
l says 40.000i aabilir.

D, felaketin yaand anda deil gazete, ha


berle birlikte ona geldii srada grlmt. Haberi
okurken yanllkla 40.000i 4.000 olarak okudu. Bu
yanl bir paramnezi olarak kald, yle ki ne zaman
dten sz etse hep 4.000 yerine 40.000 dedi. On be
yl sonra, bu makaleyi kopya edinceye dek bu yanl
fark etmedi. Bilind bilgisi de haberi okurken
ayn yanl yapmt.
42
O nun haber kendisine ulam adan az nce bunu
dnde grmesi olduka sk ortaya kan bir eydir.
Bir sonraki postada m ektup aldmz kiileri sk sk
dm zde grrz. Birok durum da d grdm
srada m ektubun postanede durduunu rendim.
Ayn zamanda kendi deneyimimden okum a yanln
da dorulayabilirim. 1918 noelinde Orfizmle ura
yordum, zellikle de Malalalardaki Orfik para ile.
Orada ilk k Metis, Phanes, Ericepaeus ls ola
rak betimlenir. Ericepaeusu m etinde yazld gibi
deil de Ericapaeus diye okudum . (Gerekte her iki
okuma da olur.) Bu yanl okum a bir paramnezi ola
rak kald, sonradan szc hep Ericapaeus olarak
okudum . Malalalarda Ericepaeus yazdn ancak 30
yl sonra fark ettim. Tam bu srada, hastalarmdan bi
ri dnde tanmad bir adam n ona bir para kat
verdiini grd. Kadn zerinde Ericipaeus adl bir
tanr iin latince bir ilahi vard. Bu kadn hastamla
bir aydr grmyorduk, almamdan da habersiz
di. D gren uyandnda ilahiyi kada geirebil-
miti. lahinin yazld dil Latince, Franszca ve Ital-
yancann zel bir karmyd. Bu bayan temel dzey
de Latince, biraz daha fazla talyanca biliyor, Fransz
cay akc bir biimde konuuyordu.' Ericipaeus
adn hi duymamt. Klasiklerden haberi olmad
iin bu ad duymamas olaand. Kasabalarmz birbi
rinden yaklak 50 mil uzaktayd, bir aydr da iletiim
kurmamtk. in tuhaf, ad deiiklii tam da ayn
nly etkilemiti. Ben de onu yanl okuyordum (e
yerine a). Ama onun bilind bunu baka bir biim
de yanl okum utu (e yerine i). Olsa olsa onun bi
43
linsizce benim yanl anlamam deil, Ericepa-
eu sun latin harfleri ile yazld metni okuduunu,
benim yanl okum am n onu engellediini kabul
edebilirim.
Sinkronistik olgular iki fa rkl ruhsal d u ru m u n
ayn a n d a ortaya km asna dayanr. Bunlardan biri
olaandr, olas bir durum dur (akas nedensel ola
rak aklanabilir); teki, kritik bir yaantdr; ikinci ol
gu ilkinden nedensel olarak tretilemez. Anszn
lm olaynda kritik deneyim dorudan duyu st
alg olarak saptanamaz, ancak sonradan byle oldu
u dorulanabilir, imdi, bokbcei sz konusu ol
duunda, ruhsal bir durum ya da ruhsal bir imge
dorudan deneyimlenmektedir. D imgesinden onu
ayran, dorudan deneyimlenebilmesidir. Ku srs
olgusunda kadn bilinsiz bir tela ya da korku ya
yordu. Ben onun bilinsiz korku ya da telann ke
sinlikle bilincindeydim, hastay kalp uzm anna bu
yzden gnderdim . Btn bu durum larda ister
uzamsal ister zamansal DA sz konusu olsun, nor
mal ya da olaan durumla baka bir durum un ayn
anda ortaya ktn grrz, ikinci olgu ilk durum
dan nedensel olarak tretilemez, onun nesnel varo
luu ancak sonradan dorulanabilir. Bu tanm zel
likle gelecekteki olaylar sz konusu olduunda unu
tulmamal. Besbelli ki onlar a yn a n d a ortaya kan
olgular deil sinkronistik olgulardr. nk, gelecek
teki olaylar u a n d a ki ruhsal imgeler olarak dene-
yimlenirler. Bunlar sanki zaten var olan nesnel olgu
lardr. Dorudan ya da dolayl olarak dardaki bir
takm nesnel olgulara balanan beklenm edik bir ie

44
rik vardr. Bu ierik olaan, sradan bir ruhsal durum
la kesiir. Benim sinkronisite dediim budur. Nesnel
likleri, zamanda ya da uzamda bilincimden ayrlm
grnse de bu olaylarn kesinlikle ayn kategoride
olduunu ileri sryorum. Rhinenin sonular bu g
r dorular; nk onlar zaman ile uzam daki de
im elerden etkilenmez. Devinen cisimlerin kavram
sal yerlemleri olan zam an ile uzam, bir olaslk, te
m elde birdir, ayndr (uzun ya da dar zaman araln
dan sz etmemizin nedeni budur.) ok nceleri Phi-
lo Judaeus, Gksel devinimin genilemesi zaman
dr. demitir.45 Uzamdaki sinkronisite zamanda alg
lama olarak da anlalabilir. Gelin grn ki, zaman
daki sinkronisiteyi uzamsal olarak anlamak pek ko
lay deildir. Gelecekteki olaylarn nesnel olarak var
olduu; uzamsal mesafe azaltlarak onlarn bu nite
likleri ile nesnel olarak deneyimlenebildii bir uzam
gz nne getiremeyiz. Gelgelelim, deney, belli ko
ullarda, zaman ile uzam n neredeyse sfra indirge
nebildiim gsteriyor. Uzam ile zaman oradan kal
knca nedensellik de ortadan kalkar. nk neden
sellik, zaman ile uzamn, fiziksel deiimlerin varl
na baldr. Bu yzden sinkroninstik grngler, il
kece, nedensellik kavram ile ilikili olamaz. Anlaml
biimde kesien etkenler arasndaki ba, zorunlu
olarak, nedensiz saylmal.
Burada, kantlanabilir bir neden ararken, ok b
yk bir olaslkla akn bir neden bulm ak isteriz. Ge
lin grn ki, bir neden olsa olsa kantlanabilir bir

45 De opiflco mundt, 26 (A ld a n m a te o tou oupamou kivuoeui


Ea 8 xpovo)
45
niceliktir. Akn ned en terimi kendi iinde eliiktir,
nk akn olan bir ey tanm gerei kantlanamaz.
Nedensizlik varsaymnn tehlikelerini gze almak is
temiyorsak, sinkronistik grngleri aklamada tek
seenek, onlar salt denk geliler saymaktr. Oysa bu
bizi Rhinenin DA bulular ile, parapsikdloji litera
trnde bildirilen baka iyice kantlanm olgularla
elimeye gtrr; ya da yukarda betimlediim tr
den dncelere srkleniriz. Bu durum da temel
aklama ilkelerimiz, kesinlikle yle eletirilecektir:
Uzam ile zaman, ancak ruhsal koullara aldrmadan
llrlerse belli bir dizgenin deimezleri olurlar.
Bilimsel deneylerde onlar, dzenli olarak ruhsal ko
ullara aldrmadan llrler. Ancak bir olay deney
sel snrlamalar olm adan gzlendiinde gzlemci
duygusal bir durum dan etkileniverir. Bu durumda
gzlemci, kaslarak yer ile zaman deitirir. Her
duygusal durum bir bilin dnm retir. Janet b u
nu abaissement d u nivea m ental diye adlandrd.
Bu demektir ki, bilinte belli bir daralma, bilindn-
da bu daralmaya karlk gelen bir glenm e vardr.
Hele hele gl duygu patlamalar olduunda sra
dan insan bile bunu fark edebilir. Bilindnn dze
yi ykseltilerek onun bilince akmasn salayan bir
eim yaratlr. O zaman bilin, bilindnn igdsel
drtlerinin, ieriklerinin etkisi altna girer. Bunlar
genelde komplekslerdir. Komplekslerin temeli arke-
tiplerdir; igdsel, rnek kalplardr. Bilind, bi
lin eiini gem eyen alglar da ierir (orada u anda
yeniden retilemeyen, belki de hi retilmeyecek
bellek imgeleri de bulunur.) Altalgsal ierikler ara
46
snda, benim aklanamaz bilgi ya da ruhsal imge
lerin ie dom as diye adlandrmak istediim alg
lar ayrmalyz. Duyu alglar bilin eiinin altndaki
olanakl ya da olas duyusal uyarclar ile ilikilendi-
rilebilir. Oysa bilind imgelerin bu bilgisinin ya
da ie dom asnn saptanabilir bir temeli yoktur.
Varsa da onlarn zaten var olan, genelde arketipik
olan ierikler ile saptanabilir nedensel balantlar ol
duunu buluruz. Ne ki, kk nceden varolan bir te
melde olsun olmasn, bu imgeler, nesnel olaylarla,
kout ya da onlarla edeer (akas anlaml) bir ili
ki iindedirler. Gelgelelim bu imgelerin sz konusu
nesnel olaylar ile saptanabilir ya da hatta kavranabi
lir bir nedensel ilikisi yoktur. Belli bir yerde, zaman
daki bir olay, nasl oluyor da uzakta ona karlk ge
len bir ruhsal imge retebiliyor, hem de bunun iin
gereken enerji aktarmn dnm ek bile olanaksz
iken? Kavranamaz gibi grnse bile unu varsaymak
zorundayz: Olaylarn, bilindnda nsel bir bilgisi
ya da ie dom as diye bir ey var. Bu nsel bilgi
ya da ie dom ann nedensel temeli yoktur. Ne
densellik kavrammz bu olgular aklayamyor.
Bu karmak durum nda, yukarda tartlan
sav zetlem ee deer. Byle bir zet, en iyi, rnek
ler yardm ile verilebilir. Rhinenin deneyi konusun
da yle bir varsaym ortaya attm: Sonucun zaten var
olan, doru ama bilind imgesi, denein bilinli
usunun rastgele tutturabileceinden daha yksek bir
puan almasna yol ayor. D enek bunu youn bek
lentisine ya da duygusal durum una borludur. Bok
bcei d bilinli bir temsildir. Ertesi gn olacak
47
durumun, akas, dn anlatlmas ile gl bcei
nin grnmesinin, bilind, daha nceden varolan
imgesinden doar. len hastann karsnda yaklaan
lm n bilind bilgisi vard. Ku srs, buna kar
lk gelen bellek-imgelerini canlandrd, sonu ola
rak da korku uyandrd. Benzer biimde, arkadan
kazada lm nn hem en hem en ezamanl olarak
grlen d, kazada lm n zaten var olan bilin
d bilgisinden dodu.
Btn bu olgularda, bunlara benzeyen teki ol
gularda da, durum un nsel, nedensel olarak akla
namayan bir bilgisi var gibidir. Bu bilgi o anda bili
nemez. yleyse ezamanllk iki etkenden olum ak
tadr. a)Dorudan (akas gerekten) ya da dolayl
(akas simgesel ya da sezdirilmi biimde) bilince
d, dnce ya da nsezi olarak gelen bilind bir
imge. b)Bu ierik ile kesien nesnel bir durum, ikisi
de birbirinden artcdr. Bilind imge nasl dou
yor; kesime nasl oluyor? insanlarn bu tr eylerin
gerekliinden kuku duymay yelemelerinin nede
nini ok iyi anlyorum. Burada yalnzca bu sorular
soracam. Sonra bu aratrmada, bu sorular yantla
maya alacam.
Duygu patlamalarnn sinkronistik olaylarn orta
ya kmasnda oynadklar roln kesinlikle yeni bir
dnce olmadn, bunun Ibni Sina ile Albertus
Magnus tarafndan da bilindiini sylemeliyim. Al
bertus Magnus, by konusunda unlar yazar:
Ibni Sinann Liber sextus naturalium unda,
[bynn] retici bir aklamasn buldum, insan
ruhunda eyleri deitirmek, baka eyleri kendi
48
ne boyun edirm ek iin belli bir g46 barnd
n sylyor. zellikle de ruh ok ar sevgi, nef
ret, holanma ile srklendiinde...47 Dolaysyla
insann ruhu ok ar bir tutkuya kapldnda,
onun [anln] eyleri [byyle] balad, onlar
istedii ynde deitirdii48 deneyle kantlanabilir.
Uzun sre buna inanmadm ama nigromantik ki
taplar, byler, imler zerine olan trden kitapla
r okuduum da, insann heyecannn49 bu eylerin
balca nedeni olduunu anladm. nk, ruh ya
byk okusu yznden kendi gvdesel tzleri
ile baka nesneleri urunda didindii eye dn
tryor; ya deerinden tr, baka, daha alak
eyler ona boyun eiyor; ya da uygun saat ya da
astrolojik durum ya da baka bir g, bylesine
ar bir duygu ile kesiiyor. [Sonuta] biz bu g
cn yapt eyi ruhun yaptna inanyoruz.50 Bu
eyleri yapm ann da yapm am ann da gizlerini
renm ek isteyen her kim ise, byk arla kap
lan herkesin, herkesi bysel olarak etkileyebile
ceini, onun bunu [etkiyi] arl yaad srada
yapmas gerektiini, ruhun salk verdii ey ze
rinde almas gerektiini bilmelidir. nk o
46 virtus
47 q uan d o ipsa fertur in m agnum amoris excessum a u t oclii aut
alicuius talium"
48 fertur in granderp excessum alicuius passionis invenitur expe-
rimento manifesto q u o d ipse ligat res et alterad ad idem quod de-
side rat"
49 affectio
50 cum tali affectione exterminata concrrat hora convenients aut
orda coelestis aut alia virtus, quae quodvis faciet, illud reputavim us
tun anim am facere.. . .
49
nesneyi yle ok ister ki istediini baarr; bu ko
nuya uygun baka eylere de hkm geen daha
anlaml, daha iyi bir astrolojik saati belirleyebilir...
Nitekim bir eyi daha yein isteyen ruhtur; eyle
ri daha etkili klan da ortaya kan eyi daha ok
isteyen de ruhtur... Ruh iddetle istedii her eyi
byle retir. O nun bu amac gz nnde tutarak
yapt her eyde, ruhun istedii eye ynelen g-
dc bir gc, bir etkisi vardr.51
Bu metin, sinkronistik (bysel") olaylarn, duy
gu patlamalarnn etkisine balandn aka gste
rir. Doallkla, Albertus Magnus, bunu, ruhta byl
bir yeti olduu varsaymyla aklar. Bu da onun a
nn tinine uygundur. Gelgelelim Magnus unu gz
nne almaz: Deil mi ki dardaki fiziksel sreci
nceren bildirmektedir, yleyse psiik srecin kendi
de, bu srele kesien imge kadar dzenlenmitir.
Bu imge bilind kaynakldr. Dolaysyla cogitati-
ones quae sunt a nobis independentese aittir. Ar-
nold Geulincxe gre bunlar Tanr tarafndan hareke
te geirilirler; bizim kendi dncem izden kaynak
lanmazlar.52 G oethe de sinkronistik olaylar ayn b
yl biemde dnr. Dolaysyla da Eckermann
ile syleisinde: Hepimizde elektiriksel, manyetik
gler var, karlatmzn holandmz ya da ho
lanmadmz bir ey olmasna gre kendi kendimize
eken g ile iten gc uygularz.55

51 D e m irabilibus m u n d i (1485)
52 Metapl.iysica vera, blm III, Opera philosophica'de Secunda
scientia, ed. Land, II, s. 187.
53 Eckerm an m Goethe ile konum alar. M oonun evrisi
50
Bu genel noktalardan sonra ezamanlln grgl
temeline geri dnelim. Buradaki ana glk, usa uy
gun kesin sonular karabileceimiz deneysel m a
teryali elde etmektir. Ne yazk ki, bu gl amak
hi de kolay deildir. Elimizde byle deneyler yok.
Dolaysyla, doa anlaymzn temelini geniletmek
istiyorsak en bulank kelere bakmal, amzn n
yarglarn sarsmak iin cesaretimizi toplamalyz. Ga-
lileo teleskobu ile Jpiterin aylarn kefedince he
m en ann okum u yazmlar ile boaz boaza
geldi. Elbette btn alar kendisinden nceki ala
rn n yargl olduunu dnr. Bugn biz bunun
byle olduunu her zam ankinden daha ok dn
yoruz. Byle dnm ekle de gemi alar lsn
de yanlyoruz. Sk sk koullar bizi hakikati grm e
yecek durum da brakyor. nsanln tarihten bir ey
renmedii zc bir gerek. Bu hazin olgu, bu ka
ranlk konuyu azck olsun aydnlatmak iin gere
toplamaya koyulur koyulmaz, bize byk glkler
karr, nk bu gereci btn yetkelerin orada bu
lunacak hibir ey olmad konusunda bize gven
ce verdii yerde bulacaz. Bu kesin...
Dikkat ekici, yaltlm durumlarn gereklii ka
ntlanm raporlar bir ie yaramaz. Bunlar olsa olsa
bildirenlerin her sze kanan kiiler saylmasna yol
aar. Bu tr ok sayda olayn dikkatle kaydedilmesi,
dorulanmas, Gurney, Myers, Podm ore'n alma
sndaki gibi54 bilimsel dnyada hem en hibir etki
uyandrmamtr. Profesyonel psikologlar ile psiki-

54 s .14

51
atristlerin byk ounluu bu aratrmalar hi bil
mez gibidir.55 O nun Verdraengung u n d Komplemen-
taritat adl yaptna da dikkat ekm ek isterim. al
ma mikrofizik ile bilindnn psikolojisi arasndaki
ilikiyle ilgilidir.
*

DA deneyleri ile PK deneyler sinkronisite g


rngsn deerlendirmek iin istatistiksel bir temel
salad. Sz konusu deneyler, ruhsal etkenin oynad
nemli rol de gsterdi. Bu durum, beni, belli bir
yntem bulmann olanakl olup olmadn sormaya
yreklendirdi: Bu yntem, bir yandan sinkronisitenin
varln kantlayacak; te yandan da, en azndan iin
iindeki ruhsal etkenin doas konusunda bir ip ucu
salayacak psiik ierikleri aa karacakt. Sinkro-
nistik grnglerin ok nem li baz koullar olduu
nu DA deneylerinde grmtk. Bununla birlikte,
DA deneylerinin doas rastlant olgusu ile snrly
d. Bunlar yalnzca durum un psiik arkaplann vur
guluyor ama daha fazla aydnlatmyorlard. Ruhsal et
ken ile balayan, sinkronisitenin varln apak sa
yan sezgisel ya da bilicilikle ilgili yntem ler oldu
unu oktandr biliyordum. Dolaysyla ilkin dikkati
mi toplam durum u kavramak amacyla kullanlan
sezgisel bir teknie ynelttim. Bu teknik, akas /
Ching ya da Deiimler Kitab Jdr.56 Yunan eitimi al
m Bat usundan farkl olarak, in usu ayrntlarla
onlarn kendisini kavramak iin uramaz. Ayrntlar
55 Yaknlarda Pascual Jordan, uzam sal biliciliin bilimsel aratr
masnn yetkin bir rneini sundu ( Positivistische B em erkungen
ber die parapsychischen Enscheinungen).
56 Richard Wilhe)m, Biblos Yaynlar
52
bir btnn paras olarak grr, onlar bu bakmdan
kavramay amalar. Gzle grlr nedenlerden t
r, yardmsz bir anlama yetisi iin bu tr bir bilisel
alma olanakszdr. Dolaysyla daha ok bilincin
usd ilevine, akas duyumsamaya (sens du re-
ele), sezgiye (bilin eiinin altndaki ierikler arac
l ile alglama) dayanmaldr. Pekala klasik in fel
sefesinin deneysel temeli diyebileceimiz I Ching,
durum u bir btn olarak kavramann, ayrntlar ev
rensel bir arkaplana (Yin ile Yangn etkileimi) yer
letirmenin en eski yollarndan biridir.
Btn kavramak elbette bilimin de amacdr.
Gelin grn ki, ok uzak bir amatr bu. nk bi
lim olanakl olduka deneyle alr, ama her durum
da istatistiksel olarak alr. D eneyde kesin bir soru
sorulur. Sz konusu soru, olanakl olduu lde d
zen bozucu, ilgisiz her eyi dlar. Koullar yaratr, bu
koullar doaya em poze eder. Bylece doay insa
nn sorduu soruyu yantlamaya zorlar. Doann
kendi olanaklarnn grlnden karak yant ver
mesi nlenmitir. nk yant olaslklar elden gel
diince snrlanmtr. Bu amala labratuvarda bir du
rum yaratlmtr. Sz konusu durum bir soru bak
mndan snrlanmtr; doay bu soruya kuku du
yulmayacak bir yant verm ee zorlar. Doann snr
lanmam btnl iindeki ileri bsbtn dlan
mtr. O nun btnlndeki ilerinin ne olduunu
bilm ek istersek, bize olabildiince az koul koyan ya
da olanaklysa hi koul koymayan, sonra da doay
kendi doluluunda yant vermeye brakan bir aratr
ma yntemi gereklidir,
53
Labratuvar deneyinde, bilinen, temellendirilmi
bir sre, istatistiksel derlemede, sonulan karlatr
mada deimez bir faktr oluturur. Oysa varln
btn ile yaplan sezgisel deneyde ya da bilicilik
deneyinde, koul koyan bir soru, doal srecin b
tnln snrlayan bir soru gerekmez. Doaya
kendini dile getirmesi iin olabilecek her trl ans
verilmitir. 1 Ching'de, bozuk paralar diledikleri gibi
derler.57 Gzlemcinin bak asndan, bilinmeyen
bir soruya ussal olarak anlalamayan bir yant gelir.
Dolaysyla toptan tepki koulu olumlu anlam da ide
aldir. Bununla birlikte, bir dezavantaj gze arpar: Bi
limsel bir deneyin tersine, insan ne olmu olduunu
bilmez. Bu eksii giderm ek iin, iki inli bilge, Kral
Wen ile Chou Beyi, amzdan on iki yzyl nce,
doann birlii varsaymna dayanarak, ruhsal duru
mun fiziksel sre ile ayn anda ortaya kmasn, an-
lam tn edeerlii olarak aklamaya altlar. Baka
deyile, hem fiziksel durum da hem de ruhsal durum
da ayn canl gerekliin, kendini dile getirdiini ka
bul ettiler. Gelgelelim byle bir varsaym dorula
mak iin, grlr biimde snrsz olan bu deneye,
birtakm snrlayc koullar, akas fiziksel srecin
belli bir kalb gerekmektedir. Bu, doay tek ya da
ift saylarla yant verm eye zorlayan bir yntem ya da
tekniktir. Tek saylar ile ift saylar, Yin ile Yangn
temsilcileri olarak hem bilindnda, hem de doada
bulunurlar. Bunlar olagelen her eyin anas ile ba
bas olan, kartlara zg bir biim iinde nm ze
57 Deney, geleneksel kandil iei saplan ile yaplrsa krk dokuz
sapn blnm esi ans faktrn temsil eder.

54
karlar. Dolays ile ruhsal i dnya ile fiziksel d
dnya arasnda bir tertium com parations oluturur
lar. Bylece, iki bilge, i durum un d durum olarak,
d durum un da i durum olarak temsil edilebildii
bir yntem kurdular, Doallkla, bu, her kehanet fi
grnde anlamn sezgisel bir bilgisini ngrr. Bun
dan tr, 7 Ching altm drt yorum un toplamn
dan oluur. Bu yorumlarda, olanakl Yin-Yang birle
imlerinin herbirinin anlam zlmektedir. Bu yo
rumlar, iteki bilind bilgiyi ortaya koyar. Bu bilgi
o andaki bilin durum una karlk gelir. Bu psikolo
jik durum, yntem in o defaki uygulanmasnda rast-
gelen sonucu ile kesiir. Akas psikolojik durum
paralarn dmesi ya da kandil iei saplarnn b
lnmesi ile ortaya kan tek-ift saylar ile k e s i ir 18.
Btn bilicilik ya da sezgi teknikleri gibi, bu yn
tem de nedensellik d ya da sinkronistik bir ilkeye
d a y a n r . 59 Uygulamada, n yargsz herkesin kabul
edecei gibi, deney srasnda birok belirgin sinkro
nisite durum u ortaya kar. Bu durumlar, usa uygun
olarak, bir lde de keyfi olarak, salt yanstmalar di
ye aklanabilirdi. Ama gerekten grndkleri ey
olduklarn kabul edersek, bunlar yalnzca anlaml
denk geliler olabilirler. Bildiimiz kadar ile bu du
rumlarn nedensel aklamalar yok. Yntem krk do
58 leride b u konuya gene deinilecektir.
59 Bu terimi ilkin Richard W ilhelmin ansna yazdm yazda kul
landm (10 Mays 1930, Mnih). Daha sonra bu yaz AUtn iein
Gizi'ne nsz olarak ortaya kt. Ben orada unlar yazmtm I
Chingin bilimi nedensellik ilkesine deil benim imdilik sinkronis
tik ilke dediim (bizimle karlamad iin imdiye d ek adszd)
balayc bir ilkeye dayanr, (s. 141 Richard Wilhelm: In Memori-
a m )
53
kuz kandil iei sapn geliigzel iki bee ayrp
onlar er, beer saymak ya da bozuk paray alt
kez atmaktan oluur. Alt izginin her izgisi yaz ile
turann saysal deeri ile belirlenir (yaz, 2, tura, 3) 0
Deney l ilkeye (iki -izgi) dayanr, altm drt
mutasyonu vardr. Bunlarn her biri belli bir ruhsal
duruma karlk gelir. Bunlar m etinde ona eklenen
yorumlarda uzun uzun betimlenir. Pek eski kkenli
Batl bir yntem de var.61 1 Ching gibi o da ayn ge
nel ilkeye dayanr. Tek ayrm bu ilkenin l deil
drtl olmasdr. Byle olmas yeterince anlamldr.
Sonu Yang ile Yingin oluturduu bir altizgi deil
tek-ift saylardan oluan on alt saydr. Bunlarn on
ikisi, belli kurallara gre astrolojik evlerde dzenlen
mitir. Deney, rastgele sayda nokta ieren 4 X 4 iz
giden oluur. Bu noktalar soruyu soran kii tarafn
dan kuma ya da kda sadan sola iaretlemitir.62
Bu etkenlerin birleiminin I Chingden epeyce fazla
ayrntya girmesi tam Batya zg bir tutumdur. Bu
rada da anlaml denk geliler olsa bile, genelde bun
lar anlamak daha gtr. Bu yzden, yntem 1
Chingden daha bulanktr. On nc yzyldan be
ri Ars Gemantica ya da Noktalama Sanat olarak bili
nen, Batda ok m oda olmu olan bu yntem de ger
ek yorumlar yoktur.63 nk o bilicilikte kullanl
yordu, 1 Ching gibi felsef kullanm yoktu.
60 1 Ching, s. 267
6 1 Sevilli sidore tarafndan, Liber etym ologiam m adl yaptnda
(VIII, ix, 13) anlr.
62 Msr taneleri ya da zar da kullanlabilir.
63 Bu konuda en iyi aklama Robert Fludd'da (1574-1637)
bulunur. De arte geomantica. Lynn Thorndikenin A History o f
Magic a n d Experirnental Science II. p. 10 ile karlatrn.
56
iki ilemin sonulan da istenen dorultuya ynel-
se bile istatistiksel deerlendirmeye temel salamaz
lar. Bu yzden, baka bir sezgisel teknik arar iken,
karma astroloji kt. Astroloji, en azndan yeni a
daki biiminde, bireyin kiiliinin az ok btnlkl
bir resmini verdiini ileri srmektedir. Burada yorum
ktl yoktur; gerekte yorumlarn artc bolluu
ile yzyzeyiz. Bu da yorum un ne yaln ne de kesin
olduunun kesin bir gstergesidir. Aradmz anlam
l denk geli astrolojide hem en grlr. nk astro
loglar, astronomik verilerin kiiliin bireysel zellik
lerine karlk geldiini sylerler. En eski alardan
beri eitli gezegenlerin, evlerin, zodyak burlarnn,
gezegenlerin birbirlerine gre durumlarnn belli an
lamlar vard. Bunlarn anlamlar karakter aratrmas
ya da belli bir durum un yorumlanmas iin temel ola
rak hizmet edegeldi. Sonucun sz konusu durum ya
da karakter konusundaki psikolojik bilgimizle uyu
madn syleyip, yorum a kar kmak her zaman
olanakldr. Karakter biliminde yle ya da byle l
lebilecek ya da hesaplanabilecek amaz ya da
hatta gvenilir imler yoktur. Bu yzden, karakter bil
gisinin pek znel bir i olduu savn rtm ek de
zordur- Uygulamada yaygn biimde kabul edilse bi
le yazbilime de uyan bir kar ktr bu.
Bir yandan karakterin belirleyici zellikleri iin
gvenilir ltlerin bulunmamas, bir yandan da
eletirilen bu znellik yn, yldz falnn yapsnda
ki anlaml denk gelii oluturur. Astrolojinin varsay
d bireysel karakter burada tartlan amaca uygula
namaz gibi grnyor. Bu yzden, astrolojiden olgu
57
larn nedensellik d balants konusunda bir eyler
sylemesini istersek, astrolojinin karakter tanma ko
nusundaki belirsiz savn bir yana brakmalyz. Ka
rakter tansnn yerine, saltk, kesin, kukuya yer b
rakmayan baka bir olgu koymalyz. Bu olgu, iki ki
i arasndaki evlilik badr.64
Eski Yunandan beri evlilik iin balca geleneksel
astrolojik, simyasal uyuma coniunctio Solis ( 0 ) et
Lunae ( ), coniunctio Lunae et Lunae, ayn ykse
len ile kavumas olmutur.65 Baka kavuumlar da
64 teki belirgin olgular adam ldrm e ile kendi canna kyma
olabilirdi. H erbert von Kloeckerde istatistikler vardr (Astrologie als
Erfahnnsvissem chaft, s. 232, 260) ancak ne yazk ki norm al orta
lama deerler, karlatrmalar veremez. Bu istatistikler bizim amac
mz bakmndan kullanlamaz. te yandan, Paul Flambart ( Preves
et bases de Vastrologie scientijique, s. 79) belirgin biimde zeki 123
kiinin ykseleni zerine istatistiklerin bir grafiini verir. Bu kiiler
de, hava lsnn (E tim ) kesinde kesin birikm eler olmaktadr.
Bu sonu baka 300 olgu ile dorulanmtr.
65. Bu gr Ptolemaiosa dek gider. Apponit [Ptolemaeus] autem
tres gradus concordiae: Primus cum Sol in viro, e t Sol vel Hexago-
no aspectu Secundus cum in viro Luna, in uxore Sol eodem modo
disponuntur. Tertius si cum hoc alter alterum recipiat. (Ptolemma-
eus uyum kertesi varsayar. Birinci uyum dzeyi, erkein [yldz
falndaki] gne ile kadnn gnei ya da aynn birbirine gre yer
lerinde l ya da altl durum da olmasdr. kinci dzey, erkein
[yldz falndaki] gnei ile kadnn [yldz falndaki] gneinin ayn
biimde kmelenmesidir. nc dzey birinin teki iin alc oldu
u zamandr.) Ayn sayfada, Cardan, Ptolem aiosdan alnt yapar {De
iudiciis astrorum ): O m pio vero constantes et diurni convictus per-
m anent quando in utriusque conjugis geniutra luminaria contigerit
configura esse concorditer (G enel konuulursa, iftlerin ikisinin de
kl cisimleri (gne ile ay) uyum lu olarak toplanm sa birlikte ya
anlan uzun, srekli olacaktr). Ptolemaios eril ay le diil gnein
kavuum unu evlilik iin zellikle uygun sayar. -Jerome Cardan,
Com mentaria in Ptolem aeum de astrorum iudiciis, IV. Kitap (O nun
O pera O m niasnda V. Kitap s. 332)1
58
vardr, ancak bunlar gelenein ana akntsna girmez
ler. Ykselen alalan ekseninin gelenekte ortaya
konmasnn nedeni, oktan beri bu eksenin kiilii
zellikle nemli lde etkilediine inanlmasdr.66
Mars (<J) Vens () kavuumu ile kartlna da
ha sonra deineceim. ki gezegenin kavuumu ile
kartl ak ilikisini gsterir. Ne ki, bu ak ilikisin
den evlilik kabilecei gibi kmaya da bilir. Benim
deneyimde, evli iftlerin yldz fallarnda, kesien
0 , , ile (YK.) bak alarnn, evli olma
yan iftlere gre durum unu aratracaz. Yukardaki
bak alarnn, ana gelenekte pek yer alamayan ba
k alaryla ilikisi de karlatrlacak. Byle bir de
neyi gerekletirmek iin astrolojiye inanm ak gerek
miyor. Yalnzca doum gnleri, astronom ik takvim,
horoskop zerinde almak iin logaritma tablolar
gereklidir.

66 Uygulamac bir astrolog burada glm sem eden edem ez. n


k onun iin bu rtm eler apaktr. G oethenin Christiane Vulpi-
us ile balants bu rtm enin klasik bir rneidir, y 5 <ty 7
Antik astroloji tekniinde, sanatnda kendini evinde duyum sam a
yan okurlar iin bir ka aklayc sz eklemeliyim. Astrolojinin te
meli yldz faldr. Yldz fal, bireyin doum annda, gnein, ayn,
gezegenlerin burlar kuann burlanna gre konumlar bakm n
dan dairesel dzenidir. ana konum vardr: Bunlar gnein (y),
ayn (), ykselenin (YK.) konumlardr. Doum a gre baklan yl
dz falnn yorum u iin en nemlisi sonuncusudur: YK. doum
annda dou evreninde ykselen zodyak burlarnn derecesini
temsil eder. Yldz falnda 12 ev vardr. Bunlarn her biri, dairenin
30lik diliminde bu lu n u r Astrolojik gelenek, eitli bak alarna-
akas gezegenlerin, gnein y, ayn , burlar kuandaki teki
burlannn asal ilikilerine- deiik nitelikler ykledii gibi, evle
re de eitli nitelikler ykler.
59
Yukardaki bilicilik ileminin gsterdii gibi,
rastlantnn doasna en iyi saysal yntem uyar. En
eski alardan beri insanlar anlaml denk geliler,
akas yorumlanabilen denk geliler elde etmek
iin saylar kulland. Saylara zg bir ey, hem de
gizemli bir ey olduu sylenebilir. Saylar numinz
auralarndan hibir zaman btn btn syrlmam-
lardr. Bir matematik ders kitabnn syledii gibi, bir
nesne bei tek tek niteliklerinden, zelliklerinden
yoksun braklsa bile sonunda geriye bekteki ele
rin says kalr. Bu saynn indirgenemez bir ey oldu
unu gsterir gibidir. (Ben burada matematie ilikin
bu savn mant ile deil psikolojisi ile ilgileniyo
rum.) Doal saylann art arda geliinde, zde birim
lerin hep birlikte sraya dizilmesinden fazla bir ey
olduu ortaya kar: Bu art arda geli matematiin t
mn, bu alanda kefedilecek hereyi ierir. Dolay
syla say, bir anlamda ne yapaca belli olmayan bir
varlktr. Say ile ezamanllk gibi karlatrlmaz ol
duu besbelli olan iki ey arasndaki i iliki konu
sunda aydnlatc bir eyler sylemee kalkmayaca
m. Gene de bunlarn her zaman birbiri ile ilikiye
sokulduunu, sylem eden edemeyeceim. Numin-
site ile gizem ikisinin de ortak zelliidir. Saylar de
imez biimde baz numinz nesneleri tanmlamak
iin kullanlmlardr, l den 9a btn saylar kutsal
dr. Nitekim 10, 12, 13, 14, 28, 32, 40n zel anlam
lar vadr. Bir nesnenin en temel nitelii onun tek mi
ok mu olduudur. Saylar her eyden ok grn
lerin kargaasna dzen vermee yardm ederler. Sa
y, dzen yaratmann; ya da u anda varolsa bile var
60
l bilinmeyen dzenli bir dizilimi ya da dzenlen-
milii anlamann nceden belirlenmi kavrama ara
cdr. En sk l den 4e kadar olan saylarn ortaya k
tna baklrsa, say belki de insan usundaki en ilkel
dzen esidir. Baka deyile ilkel dzen kalplar ya
l ya da drtl dizidir. Yeri gelmiken syleyeyim,
saylarn arketipik bir temeli olduu benim deil ba
z matematikilerin varsaymdr. Bunu ileride gre
ceiz. Dolaysyla, saylar, psikolojik olarak bilincine
varlan bir d ze n in arketipi diye tanmlarsak, kstah
lk etmi olmayz.67 Bilindnn kendiliinden ret
tii ruhsal btnlk simgelerinin; mandala biimin
deki kendi simgelerinin de matematik yapda olmas
epey ilgintir. Onlar genelde drtllerdir (ya da dr
dn katlardr.)68 Bu yaplar yalnzca dzeni dile ge
tirmezler, onu yaratrlar da. Bu simgelerin genellikle
ruhsal ynelim bozukluklarnda kargaal dengele
mek iin ya da numinz yaantlarn anlatm olarak
ortaya kmalarnn nedeni budur. G ene de, onlarn
bilinli usun uydurmas olmayp bilind olduklar
bir kez daha vurgulanmal. D eney byle olduunu
yeterince gstermitir. Elbette bilinli us bu dzen r
neklerini retebilir. Gelgelelim bu taklitler, zgn d
zen rneklerinin bilili bulular olduunu kantla
maz. Buradan rtlmeyecek biimde u sonu
kar: Bilind, dzenleyici bir etken olarak saylar
kullanmaktadr.
Genellikle saylarn insan tarafndan uyduruldu-
u n a ya da dnldne inanlr. Dolaysyla on-
67 karlatrn D ou M editasyonunun Psikolojisi zerine"
68 karlatnn Bireyselleme Sreci zerine Bir alma ile
Mandala Simgecilii zerine.
61
larn niceliklerin kavramlarndan baka bir ey olm a
dna, saylarn iinde, insann anlama yetisinin da
ha nceden koymad hibir ey bulunmadna
inanlr. Ne ki, saylarn bulunm as ya da uydurulm a
s ayn lde olasdr. Bu durum da onlar yalnzca
kavramlar deil daha fazlasdr; yalnzca nicelikleri
deil daha ounu ieren bamsz varlklardr. Say
lar ruhsal koullara deil kendi kendileri olma niteli
ine dayanrlar, anlama yetisinin kavramlar ile dile
getirilemeyen bir "ylelie dayanrlar. Dolaysyla
kavramlardan farkldrlar. Bu koullarda onlara kefe
dilecek nitelikler balanm olabilir. Benim u gr
e inanasm var: Saylar bulunduu gibi uyduruluyor
da... Sonuta onlarn arketiplere benzer, grece ba
mszlklar var. Dolaysyla, onlar, arketiplerle birlik
te, bilinten nce var olma niteliine sahip. Bu yz
den, saylar, bilin tarafndan koullanmaktan ok,
bilince koullar koyuyorlar. Arketipler de, temsilin
nsel biimleri olarak, hem uydurulurlar hem de bu
lunurlar. Bilindndaki bamsz varlklar bilinme
dii srece bulunuyorlar, m adem ki varlklar benzer
temsili yaplardan karsanyor dem ek ki uydurulu
yorlar. Buna gre, doal saylarn arketipik bir nite
lii var gibi grnyor. yleyse, belli saylar ile say
birleimlerinin belli arketiplerle ilikisi vardr. Bunlar
belli arketipleri etkilerler, bunun tersi de dorudur,
ilk durum say bysne denk gelir. Oysa ikinci du
rum bir aratrmaya e deerdir: Bu, saylarn, astro
lojide bulunan arketip birleimleri ile balantl ola
rak, zgn bir biimde davranm a eiliminde olup ol
madklarnn aratrlmasdr.
62
2. ASTROLOJK BR DENEY

Daha nce sylediim gibi, bize iki deiik olgu


gerekli. Bu olgulardan biri astrolojideki km elenm e
yi, teki evlilik durum unu temsil eder.
Snanacak materyal, akas evlilie ilikin yldz
fallar, Zrih, Londra, Roma, Viyanadaki uygun veri
cilerden elde edildi. Kkeninde, bu materyal yalnz
ca astrolojik amalar iin bir araya getirilmitir. Bun
larn bir blm yllar nce toplanmtr. Dolaysyla,
materyali bir araya getirenler koleksiyonlar arasnda
ki balanty, bu almann amacn bilmiyordu. Bu
olgu zerinde durmam n nedeni, sz konusu mater
yale, zellikle, bu ama gz nnde bulundurularak
seildii diye kar klma olasldr. Durum byle
deildi, rnekler rastgeleydi. Yldz fallar ya da daha
dorusu doum verileri, postacnn onlar getirdii
gibi, kronolojik dzende st ste yld. 180 evli if
tin yldz fallar geldiinde toplama srecinde bir du
raksama vard. Bu srada 360 yldz fal zerinde a
llyordu. lk km e bir eksen aratrmas yrtmek
iin kullanld. nk kullanlacak yntemleri sna
mak istiyordum.
Temelde materyal, bu sezgisel yntemin grgl
temellerini snamak iin topland. Bundan tr ma
teryalin toplanmasn etkileyen konularla ilgili bir ka
genel sz sylemek yersiz olmaz.
Evlilik iyi tanmlanm bir olgudur. Ama psikolo
jik yn her trl kavranabilir deiken trn sergi
ler. Astrolojik gre gre, yldz fallarnda, evliliin
bu yn belirgin biimde aa kar. Bu demektir ki,
63
yldz fallarnn tanmlad bireylerin kazayla evlen
me olasl, zorunlu olarak geri plana ekilecektir.
Grne gre, psikolojik olarak temsil edildikleri
srece, btn d etkenler astrolojik olarak deerlen
dirilebilir. ok saydaki karakter deiiklii yzn
den, evliliin yanlzca bir tek astrolojik dzenlen
meyle tanmlanmasn beklememiz zordur. Tersine,
sonuta astrolojik beklentiler doruysa, evlilik orta
n seme yatknln gsteren ok sayda km elen
me olacaktr. Bu balamda okurun dikkatini gne
lekesi dnemleri ile lm erisi arasndaki iyi bilinen
rtmeye ekmeliyim. G rne gre, iki olgu ara
sndaki balayc izgi, yeryznn manyetik alann
daki bozulmalardr. Bu bozulmalar, gneten gelen
proton nmndaki dalgalanmalara baldr. Radyo
dalgalarn yanstan iyonoferi kantran bu dalgalan
malar radyo havasn da etkiler.1 Bu bozulmalarn
aratrlmas, gezegenlerin kavuum, kartlk, drtl
bak alarnn proton nmlarn arttrmada, byle-
ce de elektromanyetik frtnalar yaratm ada nemli ro
l olduunu gsterir gibidir. te yandan, astrolojik
olarak uygun l ile altl bak alarnn, birrnek
radyo havas rettii bildirilmektedir.
Bu gzlemler, bize, bir an iin astrolojinin tem e
lini gsterir. Beklenmedik biimde, bu temelin ne
densel olma olasl vardr. Bu olaslk, kesinlikle
Keplerin hava astrolojisinin savunduu bir doruluk
tur. Ama proton nmnn temellendirilmi fizyolojik
etkilerinden baka, ruhsal etkileri de olabilir. Bu tr

1 Bunun kapsaml aklamas iin Max K nol'un M a n a n d Timdda


"Transformation o f Science in o u r Age.
64
Bu elli bak as ilkin 180 ift iin aratrld. Bu
180 erkek ile 180 kadn, evli olmayan iftler olarak
da eletirilebilirdi. Bu 180 erkekten herhangi biri,
evli olmad 179 kadndan biri ile eletirilebilirdi.
180 x 179 32, 220 evli olmayan ifti, 180 evlilikten
oluan bek iinde aratrabileceimiz aktr. Bu ya
pld (Tablo 1 ile karlatrn), evli olmayan bu ift
lerin bak alarnn zmlemeleri evli iftlerinki ile
karlatrld. Her hesaplam a iin hem saat ynnde
hem de saatin ters nnde 8lik bir yrnge -yalnz
ca burcun iinde deil onun dna da yaylarak- ka
bul edildi. Daha sonra ilk kmeye iki bek daha ek
lendi. Bunlardan biri 220 evlilikten teki 83 evlilikten
oluuyordu. Bylece 483 evlilik ya da 966 yldz fal
incelendi. Kmelerin deerlendirilmesi, en sk gr
len bak asnn ilkinde gne-ay kavuumu (%10);
kincisinde ay-ay kavuumu (% 10.9); ncsnde
ay-ykselen (% 9-6) kavuumu olduunu ortaya
kard.
Balangta beni en ok olaslk sorunu ilgilendi
riyordu elbette. Elde ettiimiz en yksek sonular
anlaml myd deil miydi? -akas sonular olas
lk d myd deil miydi? Bir matematikinin gerek
letirdii hesaplamalar, yanl anlamaya yer brakma
yacak biimde, bekte de %10luk bir ortalama
sklk gsterdi. Bunlarn anlaml bir sonucu gster
medii kesindi. Sonularn olasl ok daha byk
t. Baka deyile, en yksek frekanslarmzn ansa
bal dalmlardan fazla bir ey olduunu kabul et
mek iin bir neden yoktu.

67
lk K m enin zmlemesi
Biz ilkin 180 evli, 32, 220 evli olmayan ift iin 0
(tef YK. AL. arasndaki btn kavuumlar ile
kartlklar hesapladk. Sonular Tablo l'd e gsteril
mektedir. Orada, bak alarnn, onlarn evli iftler
ile evli olmayan iftlerde ortaya kma sklklan kul
lanlarak dzenlendii grlecektir.
Tablo l in 2. stunu ile 4. stununda gsterilen
ortaya kma sklklar, evli iftler ile evli olmayan
iftlerde, bak alarnn ortaya kmalar bakmn
dan dorudan karlatrlamaz. B unun yaplamaya
ca besbellidir, nk 2. stun, bak alarnn 180
iftteki ortaya kmalarn, drdnc stn ise 32.220
iftteki ortaya kmalarn gsterir.5 Bundan tr,
stun 5te 180/32.220 arpan ile arplan saylar
gsteriyoruz. Tablo II, skla gre dzenlenen Tab
lo Iin 2. stunu ile, 5. stunundaki saylar arasnda
ki oranlar verir. rnein ay gne kavuum unun
oran 18: 8.4= 2.14 olur.
Bir istatistiki asndan, bu sonular hibir eyi
dorulamak iin kullanlamaz, bu yzden de deer
sizdir. Bunun nedeni onlarn rastgele dalmlar ol
masdr. Ne var ki, ben psikolojik temelde ya ln zca
rastgele saylarla uratmz dncesini bir yana
braktm. Doal olaylarn btn sz konusu oldu
5 Bu yolla kaba bir kontrol grubu elde edilir. B ununla birlikte,
onun evli iftlerden ok daha byk sayda iftten tretildii anla
lacaktr: 180e karlk 32.220. Bu, 180 iftteki ans niteliini gs
termeyi olanakl klar. Btn saylann ansa bal olduunu varsa
yarak daha byk saylarda daha byk kesinlik, sonu olarak da
ok daha kk bir dalm bekleriz.* Bu byledir. nk 180 evli
iftte dalm 18-2- 16dr. oysa 180 evli olm ayan iftte biz 9-6-
7.4-2.2yi elde ederiz. EDTRLER
68
unda, kurala aykr durumlar, ortalamalar lsnde
nemli saylr. statistiksel resmin yanl budur: ista
tistiksel tablo, gerekliin yalnzca ortalama ynn
temsil ettii, toplam resmi dlad iin tek yanldr.
statistiksel dnya gr yalnzca bir soyutlamadr.
Dolaysyla da btnlkten yoksundur, yanltcdr bi
le. Hele hele insan psikolojisi ile urarken... Deil
mi ki rastlantnn en alt dzeyi ile en st dzeyi or
taya kmaktadr, yleyse bunlar da benim doasn
aratrmaya girieceim olgulardr.

69
TABLO I (devam )

70
TABLO H

71
Tablo Ilde bizi arpan, sklk deerlerindeki eit
siz dalmdr. Tepedeki yedi bak as ile alttaki al
t bak as birlikte olduka gl bir dalm sergi
ler. Bu arada, ortadaki deerler, 1:1 orannda salkm-
Ianma eilimindedir. Bu tuhaf dalma, zel bir gra
fiin yardm ile dneceim. (Beti 2)
Evlilik ile ay-gne bak alar arasndaki gele
neksel astrolojik, simyasal rtm enin dorulanmas
ilgin bir noktadr.

Oysa Vens-Mars bak alarna vurgunun bir ka


nt yoktur.
Sonular, elli olas bak as iin, evli iftlerde,
skl l:l'd e n epey yukarida olan onbe gruplama
olduunu gsterdi. En yksek deer, daha nce s
z edilen gne-ay balantsnda bulundu. Sonraki
en yksek sonular -1.89:1 ; 1.68:1- (dii) YK. ile
(erkek) Vens arasndaki ya da (dii) ay ile (erkek)
YK. arasndaki kavuumlara karlk gelir. Dolay
syla sonular ykselenin geleneksel nem ini aka
dorulamaktadr.
Bu on be bak asndan ay bak as, kadn
larda drt kez ortaya kar. Oysa ay bak asnn da
lm otuz be baka olas deerde yalnzca altdr.
Btn ay bak alarnn ortalama oransal deeri
1.24:ldir. Drt olgunun tabloda az nce belirtilen or
talama deeri 1.74:ldir. Buna karlk, btn ay ba
k alarnn ortalama deeri, 1.24: l dir. Ay, erkek-
72
lerde kadnlardan daha az belirgin gibidir.
Erkeklerde ayn roln gne deil YK.-AL.
ekseni oynar. Tablo ITnin ilk on be bak asnda,
bu bak alar, erkeklede alt kez gzlenirken, ka
dnlarda yalnzca iki kez ortaya kar. Bu eksenin or
talama deeri erkeklerde 1.42:ldir. Buna karlk,
YK. ya da AL. arasndaki btn eril bak alar
ile drt gk cisiminden biri bakmndan ortalama de
er 1.22:ldir.
Beti 2, 3, Tablo l in srasyla 2 ile 5. stunlarnda
gsterilen sklklarn grafik temsilini, bak alarnn
dalm bakmndan verir.
Bu dzenlem e ile deiik bak alarnn ortaya
kma sklndaki dalm grselletiririz. Bu dzen
leme, orta deeri bir tahminci olarak kullanarak, ba
k as bana ortalama grlme saysn hzla tah
min etmemizi de olanakl klar. Bir aritmetik ortalama
elde etm ek iin, btn bak as sklklarn toplayp
bak alarnn saysna blmeliyiz. Oysa, orta deer,
stun grafikte, sklk karelerin yarsnn sayld, ya
rsnn da saylaca noktaya kadar geriye giderek bu
lunur. Stun grafikte elli kare bulunduundan, orta
deerin 8.0 olduu grlr. 25 kare bu deeri aa
maz; 25 kare de amtr. (Karlatrn Beti 2)

73
74
Evli iftler iin orta deer 8 durumdur. Oysa ev
lenmemi iftlerin birleimlerinde orta deer daha
yksektir; akas 8.4tr (Beti 3 ile karlatrn). Ev
lenmemi iftler iin orta deer aritmetik ortalamaya
denk gelir -ikisi de 8.4tr) Oysa evli iftler iin orta
deer, buna karlk gelen 8.4lk ortalama deerden
dktr. Bu, evli iftlerin deerlerinin daha dk
olmasndan kaynaklanr. Beti 2de deerlerde geni
bir dalm ortaya kar. Bu geni dalm, Beti 3teki
8.4 ortalamasnn evresinde ortaya kan toplanmay
la keskin bir kartlk oluturur. Burada 9-6dan b
yk skl olan bak as yoktur (Beti 3 ile karla
trn). Oysa evli iftlerde bir bak asnn skl di
erinin yaklak iki katma akas 18e ular (Beti 2
ile karlatrn).

TABLO m

75
B tn Kmelerin Karlatrlmas
Beti 2de belirgin olan dalmn ansa bal oldu
unu kabul ederek, evlilie ilikin daha ok sayda
yldz faln aratrdm. 180 evli iften oluan ilk k
me ile 220 evli iftten oluan ikinci bei birletire
rek toplam 400 (ya da tek tek 800) yldz fal elde et
tim. Sonular Tablo IlIde gsterilmektedir. Bununla
birlikte bu tabloda orta deeri aka aan en yksek
sonularla yetindim. Sonular yzdeler olarak veril
mektedir.
tik stundaki 180 ift, ilk koleksiyonun sonula-
rn-gsterir. kinci stundaki 220 ift bir yl akn bir
sre sonra topland. kinci stun birinciden yalnzca
bak alar bakmndan ayrlmaz; sklk deerlerin
de belirgin bir azalma da sergiler. Klasik
temsil eden tepedeki sonu, bunun dnda kalan tek
durumdur.dur. Bu, ilk stundaki, ayn ldelc klasik
n yerini alr. lk stundaki o n drt bak a-
sndan yalnzca drd yeniden ortaya kmtr. Ama
bunlar iinde ay bak as olanlar ten az deildi.
Bu da astrolojik beklenti ile uyumludur. lk stun ile
ikinci stunlar arasnda rtm e bulunmamas mater
yaldeki byk eitsizlii, akas geni dalm gs
terir. 400 iftin toplam sonularndan unu grebili
riz: Dalmdaki eitlenmenin bir sonucu olarak, hep
si belirgin bir azalma sergiler. Bu nc kmenin
eklendii Tablo IVde daha ak ortaya karlr.

76
TABLO IV

6 % 9-6, 83 evli iftte bu tr 8 bak asna eittir.


77
rae'dir (doann oyunu). Ne ki, gelenee gre yk
selen ya da horoscopus, gne, ay ile birlikte yaz
g ile karakteri belirleyen ly oluturduu iin, bu
pek tuhaf bir lusus naturaddir. Biri istatistik bulgula
rn onlar gelenekle ayn izgiye getirmek iin boz
mak isteseydi bunu daha baarl yapamazd.
Tablo V, evlenmemi iftler iin en yksek sklk
lar verir.
TABLO V

96 olarak en yksek sklklar


1. G e li i g z e l b ir l e tir i lm i 3 0 0 i f t ...................7 .3
2 . K u r a ile s e i lm i 3 2 5 ift ................................... 6 .5
3 . K u r a ile s e i lm i 4 0 0 i f t......................................6 .2
4 . 3 2 .2 2 0 if t .....................................................................5 .3

lk sonucu, alma arkadam Dr. Liliane Frey-


Rohn elde etti. Bir yana erkeklerin, te yana kadn
larn yldz fallarn koydu; sonra iftlerin hepsini bir
letirdi. Bu, Tablo Vde en stte yer almaktadr. Yan
llkla gerekten evli iftler de birletirmemeye dik
kat edildi elbette. kan 7.3 sklk, evli olmayan
32.220 ift iin bulunan, ok daha olas olan en yk
sek sonuca gre (5-3) epey yksekti. Bu ilk sonu,
bana biraz kukulu grnd.7 Dolaysyla iftleri
7 Aadaki rnek bun lan n ne ince iler olabileceini gsterir. Ya
knlarda bir uradam akam yem eine arlan kiilerin saysna
gre bir masa dzenlemesi yapmaya giriti. Bunu dikkatle, zenle
yapt. Ama son anda saygn bir konuk, beklenm edik bir biimde or
taya kt. Sonuta o da uygun biimde sofraya yerletirilmee d e
er biriydi. Masa dzenlem esi alt st oldu. vecenlikle yenisi tasar
land. Uzun uzadya dnm ee zam an yoktu. Masaya oturduu
muzda konuun yakn evresinde aadaki astrolojik tablo kendi
ni gsterdi:
78
kendi bamza birletirmemiz gerektiini kabul et
tim. Aadaki yolu izlemeliydik: 325 erkein yldz
fallar numaraland, saylar ayr ayr ktlara yazld,
bir kavanoza atld, bunlar kartrld. Astroloji ile
psikolojiden hi anlamayan, aratrma zerine daha
da az ey bilen biri arld. Bu kii katlar teker te
ker kavanozdan seecekti. Saylar, kadnlara ait yldz
fal kmesinin en stndeki say ile birletirildi. Evli
iftlerin kazayla bir araya gelmemesi iin gene dikkat
edildi. Bu yolla 325 yapay ift elde edildi. Sonuta
kan 6.5, olasla epeyce yaknd. 400 evlenmemi
iftin sonucunun olasl daha da yksekti. yle bi
le olsa bu sonu (6.2) gene de ok yksektir.
Sonularmzn tuhaflk etmesi bir deney daha
yapmamza yol at. Bu deney bana istatistiksel eit
lenmeleri aydnlatyormu gibi geliyor. G ene de sz
konusu deneyin sonucuna burada olabildiince sak
nanla deiniyorum. Bylesi zorunlu nk... Deneyi
psikolojik durum u kesin olarak bilinen kii yapt.
Evlilie ilikin 400 yldz fal geliigzel alnp, 200 ta
nesine saylar verildi. Bunlarn yirmisi bir denek tara
fndan kurayla ekildi. Bu yirmi evli ift, elli evlilii-

Drt O evlilii ortaya kmt. Elbette uradamn astrolojik


evlilik bak alan konusunda geni bilgisi vard. SZ konusu kii
lerin yldz fallanndan da haberdard. Gelgelelim yeni masa d zen
lemesinin hzla yaplmas d n p tanmaya zaman brakmamt,
bylece bilind evlilikleri gizlice dzenlem ede zgr kalmt.
79
mizdeki ayrc nitelikler bakm ndan istatistiksel ola
rak zmlendi. lk denek, bir kadn hastayd. Deney
srasnda ok heyecanlanmt. Deney, yirmi Mars ba
k as olduunu, bunlardan en az onunun vurgu
landn, skln 15.0 olduunu kantlad. Ay bak
alarnn says dokuzdu, sklk 14.0 oldu. Marsn
klasik anlam, duygusall bu durum da eril gne ile
desteklendi. Genel sonularmzla karlatrldnda
Mars bak alarnn basknl sz konusuydu. Bu
da denein ruhsal durum u ile dolu dolu uyuuyordu.
ikinci denek, kadn bir hastayd. O nun balca
sorunu kendini basklayan eilimleri kavrayp kendi
ni ortaya koymasyd. Bu durum da, kiiliin ayrc
nitelikleri saylan eksensel bak alan (YK. AL.)
20.0 sklkla 12 kez; ay bak alar 18.0 kez ortaya
kt.
nc denek iddetli i atmalar olan bir ka
dnd. O nun ana sorunu iindeki kartlar birlie d
ntrmek, uzlatrmakt. Ay bak alar 20.0 sklk
la on drt kez ortaya kt, gne bak alar 15,0
sklkla 12 kez ortaya kt. Kartlarn birlii olan kla
sik coniunctio Solis et Lunae aka vurgulanyordu.
Btn bu durumlar, evlilik ile ilgili yldz fallarn
da, kurayla seiminin, seenlerden etkilendiini ka
ntlad. Bu etkilenme, hem I Ching hem de teki bi-
licilik sreleriyle yaptmz deneylerle uyuur. B
tn bu sonular olaslk snr iindedir. Dolaysyla
da rastlantdan baka bir ey saylamazlar. Ancak
bunlardaki deimeler her defasnda pek artc bi
imde znenin pisikolojik durum u ile akr. Bu
yzden, konunun dnlecek yanlar bitmi deil

80
dir. Bu ruhsal durum un ayrc nitelii udur: Onda
igr ile karar, istence kar kan bilindnn al
maz engeliyle yz yze kalr. Bilinli usun glerinin
bu greli yenilgisi, yattrc bir arketip ile bir arada
dr. lk durum da bu arketipin Mars, akas duygu
sal maleficus (by gibi kt etkisi olan ev.) oldu
u grnr. kinci durum da kiilii glendiren den
geleyici eksen dizgesi olarak ortaya kar. nc
durum da yce kartlklarn bieros gam osu ya da co-
n iu n c tid su olarak grnr.8 Ruhsal olgu ile fiziksel
olgu, (akas znenin sorunlar ile yldz fal seimi)
arka plandaki arketipin doas ile rtr. Dolaysy
la da bunlar sinkronistik bir olguyu temsil eder gibi
dir.
Yksek matematikte pek iyi deilim. Bundan
tr bir profesyonelin yardmna dayanmak iin Ba-
zelli Profesr Markus Fierz'den, en yksek sonula
rn olasln hesaplamasn istedim. Byk bir ince
lik gsterip isteimi yerine getirdi. En yksek sonu
larn ilk ikisi iin 1: 10.000; ncs iin 1: 1300 ola
sla ulat. Hesaplamay Poison dalmn kullana
rak yapt. Daha sonra, hesabn salamasn yaparken
bir yanl buldu, bu yanln dzeltilmesi, en yksek
ilk iki deerin olasln DOOe ykseltti.9 Daha ile

8 Simyadaki gnele Ayn evlilikle ilikisiyle karlatrn. Psycho-


logy a n d Alchemy, indeks, sol an d Luna
9 Profesr Fierz bu tmceyi yle dzeltm ek istiyor: Daha sonra
dikkatimi 3 bak asnn ardklnn nem li olmadna ekti. Al
t olas ardklk olduu iin olaslmz alt ile arpmamz zorun
luydu, bu da l:1500' veriyordu, Byle bir eyi hi dnmediimi
syledim. Ardkln, akas 3 kavuum un birbirini izleme bii
minin, bir nem i yoktur.
81
82
83
lar kuandaki ykselme kertesi; gn tanmlayan
ay; doum ayini tanmlayan gnetir. Dolaysyla yal
nzca iki kmeyi gz nne alrsak, iki kutu iin iki
ak karnca kabul etmeliyiz. Bu dzeltm e, kesien ay
kavuumlarnn olasln 1: 2.500,000e ykseltir.
nc kmeyi aldmz da klasik ay kavuumu
nun olasl 1: 62,500,000 olur. Kesimenin pek ola
slk d bir rastlant olduunu gsterdii iin, ilk
oran, kendi bana bile anlamldr. Gelgelelim, n
c ay kavuumu ile rastlama ylesine dikkat ekici
dir ki astrolojinin yararna, bile bile bir dzenlem e
yaplm gibi grnr. Bundan tr, deneyimizin
sonucunun anlaml bir olasl -salt anstan fazla bir
anlam- olduunu bulmak gerekseydi, astrolojinin sa
v en doyurucu biimde kantlanm olacakt. Tersi
ne, sonular rastlant beklentilerinin snrlar iinde
olursa, astrolojinin savn desteklemezler, Olsa olsa
astrolojik beklentiye verilecek ideal yant ilineksel
olarak taklit ederler, istatistiin bak asndan, bu
anstan baka bir ey deildir. G ene de beklentiyi
onaylar gibi grnd iin anlamldr. Bu, benim
sinkronistik grng dediim eyin ta kendisidir, is
tatistik bakmndan anlaml bir aklama, yalnzca d
zenli ortaya kan olaylarla ilgilenir. Aksiyomatik ola
rak dnlrse, bu tr bir durum aklamas, kural
d durumlarn tm n dlar, istatistiin aklamas,
doal olaylarn ortalama bir resmini retir. Bu, dn
yay olduu gibi gsteren, doru bir resim deildir.
Gelin grn ki, kural d durumlar -benim sonula
rm kuraln dnda kalr, hem de bu konuda en ola
slk d durumlardr- kurala uyanlar lsnde

84
nemlidir. Hatta kural d olmasa istatistiin anlam
olmazd. Her koulda doru olan bir kural yoktur.
nk, istatistiin dnyas deil, gerek bir dnyadr
bu. istatistik yntem ancak ortalama ynleri gsterdi
inden, gerekliin yapay, arlkl olarak kavramsal
bir resmini retir. Bu yzden doann tam bir betim
lemesi, aklamas iin btnleyici bir ilkeye gerek
duyarz.
imdi, Rhinenin deneylerini dnrsek, zellikle
de onlarn znenin etkin ilgisine bal olduklarn11
gz nne alrsak, bizim durum um uzda ortaya ka
na sinkronistik bir grng gzyle bakabiliriz. sta
tistiksel materyal, hem uygulama hem de kuram ba
kmndan olaslk d bir ans birleiminin ortaya k
tn gsteriyor. Sz konusu birleim, ok ok dik
kat ekici bir biimde geleneksel astrolojinin beklen
tileriyle kesiir. Sonuta byle bir kesimenin olmas
yle olaslk d, yle inanlmazdr ki, kimse bu ko
nuda nceden bir ey dem ee kalkamazd. Doru
su olumlu bir sonu grnts verm ek iin istatistik
materyale hile kartrlm; materyal bu amala d
zenlenmi gibidir. Sinkronistik grngnn zorunlu
okusal arketipik koullar nceden vard. Hem ben
hem de alma arkadalarm deney sonucuna canl
bir ilgi gsteriyorduk. Ayrca sinkronisite sorunu yl
lardr dikkatimi ekiyordu. Gerekten grne gre,
tarihte daha nce birok kez ortaya km olabilecek
-uzun astrolojik gelenei anmsadmzda grne
11 G. Schmiedler, Rorschach Aratrmalarnn gsterdii biimi
ile DA'nn Kiilikle Balantlar ile karlatrn. Yazar DAnn
olasln kabul edenlerin beklenenin zerinde sonular aldn,
onu yadsyanlarn olum suz sonular aldn gsterir.
85
gre sk sk da ortaya kan- bir sonu elde ettik. Ast
rologlar (bir ka bunun dnda kalr) istatistiklerle
daha fazla ilgilenselerdi, yorumlarnn geerliliini bi
limsel ruhla sorgulasalard unu ok nce bulacaklar
d: nermeleri gvenilmez bir temel zerinde dur
maktadr. Ama sanyorum benim durum um daki gibi
onlarn durum unda da, astrologun tensel durum u ile
tinsel durumu arasnda gizli bir su ortakl vard.
Bu rtme, baka ho ya da tatsz bir rastlant gibi
yaln biimde vardr. Bilimsel olarak bundan fazlas
nn kantlanabileceinden kukuluyum .12 Rastlant
insan yanltabilir. Ama kii u olgudan etkilenm e
mek iin ok kaln derili olmaldr: Geleneksel olarak
tipik saylan bak alar, elli olasln iinden
kez en yksek sklkta (tepe noktas) ortaya km
tr.
Bu rktc sonucu daha da etkileyici klmak is
tercesine bilind aldanm ann kullanldn bulduk.
statistiklerin ilk zm lem esinde ok sayda yanl
beni yoldan karmt. Onlar zam an iinde ansn
yardm ile buldum. Bu gl atktan sonra, bu ki
tabn svire basksnda, karnca karlatrmasnn bi
zim deneyimize ancak srasyla iki ya da karnca
kabul edilmesi durum unda uyacan sylemeyi
unuttum. Bu sonularmzn olaslk diiliini nemli
lde azaltmaktadr. Ardndan, Profesr Fierz olas
lk hesaplarn denetlerken son dakikada arpan 5in
12 Benim istatistiimin gsterdii gibi, saylar bydke sonu
bulanklar. Dolaysyla, daha ok materyal toplanm olsayd, bu
materyal artk benzer sonulan retm eyecekti. yleyse, esizlii
besbelli olan hsus n a tu ra e (doann oyunu) ile yetinmeliyiz, onun
esiz olmas hibir biimde olgular etkilemez.
86
onu yanlttn buldu. Sonularmzn olaslk diilii
gene azald. Yine de olas diye betimlenebilecek ker
teye ulamad. B t n yanllar, sonulan astroloji
n in iine gelecek bir biim de abartm aya eilimliydi.
Bu yanllar, olgularn yapay ya da aldatc olduu iz
lenimine katk yapt, hem de en kuku uyandrc bi
imde. Bu, ilgililer iin ylesine alaltcyd ki, belki
de bu konuda susmay yeleyeceklerdi.
Gelin grn ki, byle eyler benim bama ok
gelmitir. Sinkronistik grnglerin bir yolunu bulup
gzlemciyi olan bitenin iine ektiini bilirim. Ara
ara da onu bir su orta durum una drrler. Bu
tehlike, btn parapisikolojik deneylerin yapsnda
bulunur. DA okusal bir etkene baldr, denek de
sz konusu durum un bir rneidir. Dolaysyla sonu
cun olabildiince tam bir dkm n vermeyi bilim
sel bir dev sayyorum; yalnzca istatistik materyali
nin deil, iin iindeki kiilerin ruhsal srecinin de
sinkronistik dzenlem eden nasl etkilendiini gster
m ek de bir dev bence. Eskiden bama gelenler y
znden ayam denk alp (svire basksndaki) te
mel hesaplamay drt uzm an kiiye brakacak lde
dikkatliydim. Bunlarn iinde iki de matematiki var
d. G ene de kendimi gvenlik duygusunun getirdii
uyuuklua ok abuk kaptrdm.
Burada yaplan dzeltm e hibir biimde u ger
ei deitirmez: En yksek sklklar klasik ay ba
k as ile birliktedir.
Sonucun yapsnn rastlant olduuna inanmaki-
in, istatistiksel bir deney daha yaptm. zgn, rast
lantsal kronolojik dzen ile km eden oluan rast
87
lantsal dzeni bozdum . lk 150 evlilik ile son 150 ev
lilii kartrdm. Son 150 evlilii ters sra ile aldm,
akas ilk evlilii sonuncunun stne koydum;
kincisini sondan bir ncekinin zerine koydum.
Byle devam ettim. Ardndan 300 evlililii yzerli
kmeye ayrdm. Sonu aadaki gibiydi.
baarsna byk deer verilmeli, istatistiksel yn
tem, genelde, allmam olgularn hakkn vermee
uygun deildir. G ene de Rhinenin deneyleri istatis
tiklerin ykc etkisine kar ayakta kalmtr. Bu yz
den sinkronistik grnglere ilikin her trl deer
lendirm ede onlarn sonular dikkate alnmaldr.
Sinkronisitenin saysal belirlemesinde istatistik
yntemin eitleyici, dzleyici etkisi vardr. Bunu gz
nnde bulundurarak, Rhinenin olumlu sonular al
may nasl baardn sormalyz. Deneylerini tek de
nekle ya da bir ka denekle yapsayd elde ettii so
nular alamayacan ileri sryorum .D Rhine, de
neylerde ilginin srekli tazelenmesine, terazinin ke
fesine bilindnn ar basmasn salayacak biim
de dokunan, ayrc nitelii abaissem ent m ental olan
bir duygu patlamasna gerek duydu. Zaman ile uzam
ancak bu yolla, bir lde greceli durum a getirile
bilir, bylece de nedensel sre frsatlar azalr. Bura
da olan bir tr creatio ex nihilo'dur (yoktan yarat
ma): Nedensel olarak aklanamayan bir yaratma ey
lemi. Bilicilik sreleri etkililiklerini okusallkla ay
n baa borludurlar: Bilind bir yetiye dokunarak
ilgi, merak, beklenti, umut, korku uyandrr; bilind-
nn bununla rten egemenliine yol aarlar. Bi-
lindnda etkili (numinz) olan etkenler, arketipier-
dir. Benim gzleyip zmleme frsat bulduum
kendiliinden sinkrolistik grnglerin ounun, bir
arketiple dorudan ba olduu kolayca kantlanabi
lir. Bu, ortak bilindnn, gsterilemeyen psikoid bir

13 Bununla, zel yetenekleri olan bir zneyi deil, geliigzel se


ilmi bir denei anlyorum.
on
faktrdr.14 Ortak bilind belli bir yere yerletiri
lemez; nk ilkece ya her bireyde tamdr ya da her
yerde ayndr. Bir bireyin ortak bilindnda olur gi
bi grnenin, teki bireylerde ya da organizmalarda
ya da eylerde ya da durumlarda olup olmadn
hibir zaman kesinlikle syleyemezsiniz. rnein
Swedenborgun usunda Stockholmdeki bir yangnn
grs ortaya ktnda orada gerek bir yangn var
d. Bu ikisi arasnda kantlanabilir, hatta dnlebi
lir bir balant yoktu.15 Bu durum da arketip balan
ts olduunu kantlamaya kalkmak istemem. Yalnz
Swedenborgun yaam yksnde onun pisiik duru
m unu epey aydnlatacak eyler bulunduunu gster
mek isterim. Swedenborgun bilin eiinde, salt bil
giye girmesini salayan bir alalma olduunu kabul
etmeliyiz. Bir anlamda, Stockholmdaki yangn onun
iinde de yanyordu. G rne baklrsa uzam ile za
man, bilind psie asndan grelidir. Bu dem ek
tir ki, bilgi kendisini uzam-zaman kesintisizliinde
bulur. Bu kesintisizlikte uzam artk uzam deildir; za
m an da zaman deildir. Dolaysyla bilind, bilin
dorultusunda bir gizil g gelitirir ya da bu gc
konrsa kout olgularn alglanmas ya da bilinmesi
olanakl olur.
Benim astrolojik istatistiklerimin Rhinenin aratr
masna gre byk bir dezavantaj vard. Deneyin t
mn yalnzca bir tek zne gerekletirmiti. Aka
s deneyi kendi kendim e yapmtm. Deiik zneler
le deney yapmadm, tersine benim ilgimi eken de

14 Psienin doas zerine1* paragraf 417 ile karlatrn.


15 Baknz Kantn Ruh-grenin Dleri.
90
iik materyal ile deney yaptm. Dolaysyla ben ilkin
okulu ama sonradan DA deneyine alt iin ya
tm bir denek durumundaydm. Bu nedenle, de
ney says arttka sonular ktleiyordu. Burada
deneylerin artmas kmelerdeki materyalin serimlen-
mesine karlk geliyordu. Bundan tr, daha b
yk saylarn birikmesi balangtaki uygun sonu
lar bulanklatrd yalnzca. Ayn biimde, son dene
yim unu gsterdi: zgn dzenin bozulup yldz
fallarnn geliigzel km elere ayrlmas, farkl bir
tablo retmektedir. Bu da beklenebilecek bir eydir.
Ne ki, ortaya kan bu tablonun anlam pek ak de
ildir.
Rhinenin kurallar (tptaki gibi) iin iinde byk
saylar yoksa nerilir. Balangta aratrmacnn ilgi
sine, beklentisine artc biimde uyan sinkronistik
sonular elik edebilir. Doa yasalarnn istatistiksel
niteliini pek bilm eyen kiiler bunlar tansk1 diye
yorumlar.16
Olaylardaki anlaml denk geli ya da kesien
balant nedensel olarak aklanamyorsa -bu da ol
mayacak bir ey gibi grnmyor- balayc ilke, ko
ut olaylarn anlamnn eit olmasnda bulunmaldr.
Baka deyile onlarn tertium comparationis'i a n
lamdr. Biz anlam ruhsal bir sre ya da ierik say
maya yle alz ki, onun pisienin dnda da ola
bilecei hi kafamza girmiyor. Ama psie konusun
da, en azndan ona bysel bir g yklemeyecek

16 G. Spencer B row nu n ilgin dnceleri ile karlatrn: De la


recherce psychique consideree com m e un test de la theorie des
probabilites.
91
lde ok ey biliyoruz. Dolaysyla bir, ayn (akn)
anlamn ayn anda hem insan psiesinde hem de d
ardaki, bamsz bir olayn dzenlem esinde belire
bilecei varsaymn kabul edersek hem geleneksel
bilimsel grle hem de bilgi felsefesi grleriyle
atrz. Byle bir varsayma kulak verm ek istiyor
sak, doa yasalarnn yalnzca istatistiksel geerlilii
olduunu; istatistik yntemin olaand olgularn t
mn aykladn hi unutmamalyz. Burada byk
bir sorun var: Salt ruhsal bir rn olmayan nesnel bir
anlamn varln kantlayacak hibir bilimsel arac
mz yok. Ancak, bysel nedensellie gerilemeyecek-
sek, ruha, grgl eylemin alann epey aan bir g
yklemeyeceksek, bu tr varsaymlar kabul etmek
zorundayz. Bu durumda, nedensellii bir yana b
rakmak istemiyorsak, ya Stocholm'deki yangn Swe-
denborgun bilindmn kardn ya da bu nesnel
olayn, usa smayan bir yolla, Sw edenborgun bey
ninde buna karlk gelen imgeyi canlandrdn ka
bul etmek zorunda kalrz. ki durum da da, daha n
ce tartlan, yantlanamayan aktarma sorunu ile kar
karya geliriz. Hangi varsaymn daha anlaml ol
duuna karar vermek, elbette btn btn znel ka
n sorunudur. Bysel nedensellik ile akn anlam
arasnda seim yapmamza gelenek de yardm etmez.
nk ilkel dn gnm ze dek, sinkronisiteyi
hep bysel bir nedensellik diye aklamtr. te
yandan, felsefe, on sekizinci yzyla dein, doal
olaylarla gizli bir rtme ya da anlaml bir balant
y kabul etmitir. Ben ikinci varsaym yeliyorum.
nk anlaml balant varsaym, gizli rtm e var

92
saym gibi, deneysel nedensellik kavram ile at
maz. Ayrca suigeneris bir ilke de saylabilir. Anlam
l balant varsaym, doa aklamasnn ilkelerine
ilikin imdiye kadarki anlaymz dzeltmemizi ge
rektirmez. G ene de en azndan onlara eklem e yap
may gerektirir. Bu eklemeyi ancak en inandrc ge
rekeler hakl klabilir. Daha nceki deinilerimde
iyice dnlm esi gereken bir kant ortaya koyduu
ma inanyorum. Psikolojisi, uzun erim de bu tr de
neyleri kk grm ee dayanamaz. Bunlar, felsefi
sonularndan tm den ayr olarak, bilindnn anla
lmas bakm ndan ok ok nemlidir.

2. BLME EK

Aadaki notlar, Profesr Fierzin matematik sa


vna dayanarak, Editrler tarafndan bir araya getiril
di. Fierz incelik gsterip bunlarn bir zetini salad.
Bunlar Fierzin konu zerine son dncelerini tem
sil ediyor. Bu veriler matematie ya da istatistie zel
bir ilgi gsteren, metindeki sonulara nasl varld
n bilmek isteyen okurlarn kullanmna sunulm akta
dr.
Profesr Jung'un kavuum ile kartlk hesapla
malarnda 8 yrnge temel alndnda u sonu
kar, iki gk cismi arasndaki kavuum diye adlandr
lan belli bir iliki (rnein g n eS a y ) bakmndan,
iki gkcisminden birinin l6lik bir yay iinde olmas
gerekmektedir. (Tek kayg, dalmn niteliini sna
mak olduundan kolaylk olsun diye 15lik bir yay
alnd.)
93
imdi 360lik bir dairenin btn konumlarnn ola
sl denktir. Dolaysyla bir gk cisminin 15lik bir
yay zerinde bulunma olasl a olur.

Bu a olasl btn bak alar iin geerlidir.


O nun evli bir iftte ortaya kma olasl a ise n,
N evli iftte ortaya kacak zel bak alarnn say
s olsun.
iki terimli dalm uygulayarak aadaki denkle
mi elde ederiz:

W = an (l- a )Nn (2)


n n!(N-n)!

Wn saysal deerlendirm e elde etm ek iin (2) ya


lnlatrlabilir. Bu sonu hataldr, ama nem li bir ha
ta deildir bu. (2) yerine Poisson dalm koyarak bu
yalnlatrmaya ulalabilir.

x, sonlu, a, l e gre ok kk saylrsa bu yaklam


geerlidir.
Bu noktalar tem elinde aadaki saysal sonula
ra ulalabilir.
(a) Ayn anda 9 ( 3 0 , 9 ( 3 9 , 9 0 YK kma
olasl aadaki gibidir.
94
km edeki en yksek sonularn P olasl
yledir.
1. 180 evli iftte 18 bak as p= 1:1,000
2. 220 evli iftte 24 bak as, P= 1: 10,000
3. 83 evli iftte 8 bak as, P= 1: 50.

95
3 EZAMANLILIK DNCESNN
NCLER

Nedensellik ilkesi, neden ile sonu arasndaki ba


n zorunlu olduunu ileri srer. Sinkronisite ilkesi,
anlaml bir rastlantnn elerinin hem ayrt a n d a ol
m a hem de anlam aracl ile balandn ileri s
rer. Dolaysyla DA deneyleri ile ok sayda baka
gzlemin temellendirilmi olgular olduunu kabul
edersek, neden ile sonu arasndaki ban yan sra,
doada kendini olgularn dzenlenm esinde da vu
ran, bize anlam olarak grnen baka bir etken da
ha vardr. Anlam, antropom orfik bir yorum olsa bile,
sinkronsitenin vazgeilmez bir ltdr. Bize an
lam olarak grnen bu etkenin kendinde ne olabile
ceini bilme olanamz yok. Bununla birlikte, bir
varsaym olarak, bu bilgi ilk bakta grlebilecei
lde olanaksz deildir. Batnn usu tutum unun
biricik tutum olmadn; her eyi kuatmadn; bir
ok biiminde bir n yarg olduunu; belki de dzel
tilmesi gereken ansal bir eilim olduunu anmsama
mz gerekir. inlilerin ok ok eski kltr bu ba
kmdan bizden deiik dnyordu. En azndan fel
sefeyle ilgili olduu kadaryla, bizim uygarlmzda
inlilere benzer bir ey bulmak istersek Herakleitosa
dek dnmemiz gerekir. inlilerin tutum u ile bizimki
arasnda, yalnzca astroloji, simya, bilicilik srelerin
de ilkece bir fark grmyoruz. Simyann hem Do-
uda hem de Bat'da kout izgilerde gelimesinin,
iki alanda da az ok zde srelerle ayn amalarn
96
peinde koulmasnn nedeni bu olabilir.1
in felsefesinde en eski, en odakta duran dn
celerden biri, Tao dncesidir. Cizvitler Taoyu
Tanr diye evirdiler. Ama bu yalnzca batl dn
me yolu iin dorudur. Kayra gibi baka eviriler,
durum u kurtarmaya ynelik karlklardr. Richard
Wilhelm, onu, parlak biimde, anlam diye yorum
lar.2 Tao kavram in'in btn felsef dncesini
kaplar. Bizde bu stn yeri nedensellik tutar. Gelin
grn ki, nedensellik, son iki yz yl iinde nem ka
zand. Bu bir yandan istatistik yntemin dzleyici et
kisi, te yanda doa bilimlerinin koutsuz baars sa
yesinde oldu. Doa bilimin bu geliimi metafizik
dnya grn gzden drd.
Lao-tzu nl Tao Teh Ching'de3 Tao'nun aada
ki betimlemesini verir.

B iim siz a m a tam bir ey var


O yerden, gkten nce de vard.
Ne dingin, ne bo!
H ibir eye bal deil, deimiyor,
her eyi kaplyor, gevemiyor.
Gn altndaki her eyin anas olduu d n
lebilir onun.

1 karlatrn Psikoloji ile Simya, par. 453 ile Spirit Mercinmi


par. 273- Ayn zam anda Wei Po-yang'da chen-yen retisi ( [Phil.
Tree Par. 432, ile M yslerlum , par. 490 ,71in) ile Chtang Tzu.
2 Jung, A tln iein G izi zerine Yorumla?' par 28. ile Wil-
helm 'in Chinesische Lebensuesbeit:
3 Alntlar Arthur Waleyin The Way and Its Pow er adl evirisin
den yaplmtr, ara sra W ilhelmin evirisine uydurm ak iin hafife
deitirilmitir.
97
A d tm bilmesem de
ona A n la m diyorum
B ir a d verecek olsaydm, ona Ulu" derdim.
(Blm XXV.)
Tao bir giysi gibi o n bin eyi rter ama onlarn
beyi olmak istemez (Bl.XXXIV). Lao-tzu onu Yok
luk4. Wilhelme gre, Lao-tzu, bununla gereklik
dnyasnn kartn anlatmak ister. Lao-tzu taonun
doasn aadaki gibi betimler:

O tuz poyray bir araya getirir, tekerlek d eriz ona


A m a tekerlein ya ra rn n dayand yerde yokluk
vardr.
anak ya p m a k iin kili eviririz
A m a anan ya ra rn n dayand yerde yokluk
vardr.
Ev ya p m a k iin kaplar, pencereler aarz:
A m a evin yararnn dayand yerlerde yokluk
vardr.
Dolaysyla olandan ya rarlandm z yerde, olm a
y a n n yararn saptam am z gerekiyor. (Bl. X I )

Yokluk besbelli anlam ya da am atr. Yok


luk denm esinin nedeni, onun duyular dnyasnda
grnmemesidir. O, bu dnyann rgtleyicisidir yal
nzca.5 Lao-tzu yle der:

4 Tao koulludur, Andreas Speiser saf yokluk diye tanmlar


( ber die F reih eif)
5 Wilhelm, Chinesiscbe Lebensveisheit, s. 15: Anlam (Tao) ile
gereklik arasndaki iliki, neden sonu kategorisi ile kavranam az.
98
Gz baksa da bir a n bile grem ez
B u n u n iin ona ele gem ez denir.
Kulak dinlese bile onu iitemez,
B u n u n iin ona seyreltilmi denir.
Eller ona d o ku n u r a m a tu ta m a z
B u n u n iin blnemeyecek lde k k denir...
Bunlara biim siz biimler,
Kalpsz kalplar
B ulank rnekler denir.
Onlara doru git, nlerini gremezsin;
A rkalarndan git, gerilerini grem ezsin. (Bl.
XIV.)
Wilhelm, Taoyu "G rnler dnyasnn en
ucundaki snr kavram diye tanmlar. O nun iinde,
kartlar ayrmszlk iinde ortadan kaldrlr. Ama
bukartlar gizil g olarak varlklarn devam ettirir.
Wilhelm, Bu tohum lar diye srdrr, ilkin gr
n r olana, akas, bir imge yapsnda olana; kinci
si iitilebilir olana, akas szlerin yapsnda olan
bir eye; ncs u za m d a yer kaplamaya, akas
biimli bir eye karlk gelirler. Ne ki, bu , ak
a ayrt edilmi, tanmlanabilir eyler deildir. Onlar
uzam-d, zaman-d birliktir, bu birliin ne n, ne
ard, ne st ne de alt vardr. Tao Te Chingin dedi
i gibi.

Karlatrlmaz, ele avuca gelm ez


am a btn biimlerde uyuklar
Karlatrlmaz, ele avuca gelm ez
gene de btn nesneler iindedir onun.
Glgelidir o, lotur. (Bl. XXI)
99
Wilhelm gerekliin kavramsal olarak bilinebile
ceini dnr. ine zg grnde, her eyde
uyuklayan bir ussallk6 olduu kansndadr. An
laml denk geliin altnda u temel dnce yatar: Ay
n anlam iki yanda da olduu iin anlaml denk geli
olanakldr. Anlamn hkm srd yerde, dzen
ortaya kar.

Tao bengidir am a adszdr;


O yulm am blok nem siz grnse de
gn altndaki her eyden daha byktr.
Krallar, beyler kendilerinde ona sahip olsalar
on bin yaratk ballklarn su n m a k iin onlara
gelirdi
Tatl i gnderm ek iin
Yer ile gk el ele verirdi.
Yasa y a da zorlam a yoksa insanlar u yum da yer
leir.
(Bl. XXXII.)
Tao hi y a p m a z
Gene de onunla her ey yaplr. (Bl. XXXVII.)

Gn a genitir
an gzleri kalndr, gene de hibir ey kayp git
m ez (Bl. LXXIII.)

Chuang tzu (Platonun bir ada) Taonun da


yand psikolojik nclleri syler: Ego ile ego olma

6 Chinesische Lebensweisheit. s. 19

100
yann artk kart olmad durum, Taonun zerinde
dnd deimez noktadr.7 Gzlerin yalnzca va
roluun kk blm lerine taklp kalrsa Tao belir
sizleir8 Chuang Tzu Temelde snrlamalar yaamn
anlamna dayandrlamaz. znde szcklerin dei
mez anlamlar yoktur. Ayrlklar, eylere znel bak
tan doar yalnzca.9 derken amzn bilimsel dn
ya grn eletirir gibidir. Chuang Tzu Eskinin
bilgeleri, balang olarak eylerin varolmad bir
durum u setiler. Bu, tesine geem eyecein en u s
nrdr. kinci varsaym, eylerin var olduu ama ayrl
mad durumdur. Sonraki, eylerin bir anlamda ay
rld ama dorulama ile yanllamann balamad
durumdu. Dorulama ile yanllama baladnda
Tao soldu. Tao solduktan sonra tek yanl ballklar
geldi. der10. Dardan duyulan kulaktarf teye git
memeli; anlama yetisi ayn bir varolua yol amaya
almamak, bylece ruh bo olabilir btn dnyay
sogurabilir. Bu boluu dolduran Taodur. Kavray
n varsa der Chuang tzu, "eylerin yreine girmek
iin i gzn, i kulan kullanrsn-, anlama yetisi
nin bilgisine gerek kalmaz11.
Bu Taocu gr, in dncesinde yaygndr. Bu
dnce, olanakl olduunca, b tn bakm ndan
dnm edir. in psikolojsi zerine gvenilir bir yet

7 Das w a b re B u c b vo m s d lich en Blletland, ev, R. Wilhelm, II,


3.
8 Agy. 1.3
9 Agy. II.7
10 Chuang Tzun u n Kitab, H.A. Giles, Biblos Yaynlar
11 IV, 1. Bu szler bilindnn saltk bilgisine iaret eder, makro-
kozmik olaylann m ikrokozm ozda bulunduunu anlatmak ister
101
ke olan Marcel G ranet12 de bu noktay ortaya koyar.
Bu zellik, bir inli ile sradan bir konum ada bile
grlebilir: Bizim iin baz ayrntlar konusunda
dmdz, kesin gibi grnen bir soru, inli dnr
de beklenmedik lde ayrntl bir yanta yol aar.
Sanki insan ona bir imen yapran sormu, yant
olarak, btn ayr alm gibi olur. Bizim iin ayrn
tlar kendi bana nemlidir. Oysa Doulu us iin, ay
rntlar toplamn resmini btnlerler her zaman, ilkel
lerde ya da bizim Orta amzn bilim ncesi psiko
lojindeki (imdi bile epey canldr) gibi, bu btnlk
te birbirine olsa olsa rastgele, geliigzel balanm
gibi grnen eyler ierilir. Bu rastlantnn anlamll
btnyle keyfi grnr. Orta an correspon-
dentiaD kavramnn ortaya kt yer de burasdr.
Kavram Ortaan doa filozoflar tarafndan ortaya
atld. zellikle de klasik her eyin etkileimi (sympa-
thy)14 dncesi ile ne kt. Hippokrates unlar
syler: Bir tek ortak ak, bir tek ortak solum a vardr,
her ey etkileim iindedir. Btn organizma, onun
her bir paras, ayn am a iin balantl alr... Ulu
ilke en u blmlere uzanr. Her ey u blm lerden
ulu ilkeye, hem var hem yok olan bir doaya geri

12 La Pense cbinoise, ayn zam anda Lily Abagg, The M in d o f Eas


Asia. kinci kitap indeki sinkronistik anlayn yetkin bir aklama
sn verir.
13 Profesr W. Pauli Niels B ohrun tmeyi", sreksizlik (par
ack) ile srekliliin (dalga) ortasn temsil e d en arac terim olarak
kulland konusunda nazike dikkatimi ekti), zgn biimde
( 1913 *19 ) 8) onu rtm e ilkesi diye adlandrd ama sonradan
(1927) rtme sav diye dile getirdi.
14 CTujATtaea tcv oXwv"
102
dner...15
Evrensel ilke en kk parada bile bulunur. Do
laysyla btnle rtr. Bu balamda Philoda (I..
25, IS 42) ilgin bir dnce vardr.
Tanr, yaradlan eylerin balangc ile sonunu
sevgi dolu, yakn bir dostluk iinde birletirme kay
gsyla, g balang, insan son yapt. Biri ryp
bozulmayan duyu nesnelerinin en yetkini; teki ger
ekte minyatr bir evren olarak, ryp bozulabi
len eylerin en soylusu. O, kendisinde, kutsal imge
ler gibi doann balarn tar, bunlar takm yldz
larla rtrler... ryp bozulabilir olan ile r
yp bozulamaz olan, doalar gerei, birbirine kart
olduundan, Tanr balang ile sonu her tr iin en
iyisi olacak biimde balad; Ge (dediim gibi)
balangc, insana sonu verdi.16
Burada byk ilke17, mikrokozmoz olan kk
evrene alanmtr. O yldzms bir doa sergiler,
bylece de Yaradln en kk paras, en son ya
pt olarak btn ierir.
Theophrastusa (I 371-288) gre, duyust ile
duyusal olan, bir topluluk ba ile birletirilir. Bu ba
matematik olamaz dolaysyla Tanr olmaldr.18 Ben
15 De alimento, H ippokratesin olduu dnlen b ir nceleme.
John Precope tarafndan Diet a n d Hygiene olarak evrilmitir, s.
1747, azck deitirilmitir) lu p p o ta ^ua.aupTtvoa p a , Ttavra
mjjiTiaEa K a a pv ouXopXnv n a r a r a K aa pEpo 5e a ev
e k o c o t ) ppi pEpca 7tpo t o ETuyov... apcr e Etr^aTou pETteoo Eia

a PXTlv p7 aA.r|v oujff KVEEtoa, p a 0u m e raca Ka pr] tra a .


16 .D e opificio m u n d i, 82 (evirenler F. H Colsoon ile G. H. Whi~
taker, I s. 67)
17 "ap^E nyaXe
18 Eduard Zeller, Die Pbilosophie der Griechen II, Bl. ii, s. 654

103
zer biimde, Platinusta bir tek Dnya Ruhundan do
an tek tek ruhlar, birbirlerine sem pati ya da antipa-
ti ile baldr. Bu bakm dan uzakln nem i yoktur. *9
Benzer grler Pico Della Mirandolada da buluna
bilir:
ilkin eylerde, her eyin kendisi ile bir olmas
n, kendi kendisinden olumasn, kendisi ile tu
tarl olmasn salayan birlik vardr. kincisi, yara
tklarn tekilerle birletirildii, dnyann btn
paralarnn bir dnya oluturduu birlik vardr.
nc, en nemli (birlik) ile, ordunun kum anda
n ile bir olmas gibi btn acun Yaratc ile bir
olur.20
Pico, bu katl birlikten, leme gibi yn
olan, yaln bir birlii anlar. l nitelii ile ayrt edi
len, ama gene de birliin yalnlndan kmayan bir
birlik21. O nun iin dnya bir varlktr, grnr bir
tanrdr. O nda her ey, daha en bata, yaayan bir or
ganizmann paralar gibi, doal biimde dzenlen
mitir. Dnya, Tanrnn corpts mysticuriu olarak
grlr, tpk Klienin Isann corpus m ysticum u ol
duu gibi ya da tam disiplinli bir ordunun, kum an
dann elindeki kl diye adlandrlabilecei gibi. Her
19. Eneads, IV, 3 , 8 , 4.32 ( A. C H. Drews, Plolin u n d d er Unler-
g ang der a nliken WeUascbauung, s. 179
20 Heptaplus, VI, prooern, in Opera otnnia, s. 40. ( Est enim pri
mlim ea in rebus unitas, qa unum q u o d q u e sibi est unum sibique
constat atque cohaeret. Est ea secundo, p er quam altera alteri cre-
tura unitur, et per quam dem um om nes m undi partes unus sunt
mundus. Tertia atque om nium principalissima est, qua totum univer-
sum cum suo opice quasi exercitus cum su o d uce est unum .)
21 unitas ita ternario distincta , ut ab unitatis simplicitate non dis-
cetat.
104
eyin tanrnn isteine gre dzenlendii gr ne
densellie pek az yer brakan grlerden biridir. Di
ri bir gvdede deiik paralar uyum iinde alr,
birbirlerine anlaml bir biimde ayarlanmlardr.
Dnyadaki olaylar da byle, ikin bir nedensellikten
tretilemeyecek anlaml bir iliki iindedir. Bunun
nedeni, iki durum da da paralarn davranlarnn,
onlar zerinde bir dzenleyici olan merkezi bir de
netime bal olmasdr.
De H om inis dignitate adl incelemesinde Pico
yle der: Baba, insanolu doduu zaman, ona,
zgn yaamn btn ekirdeklerini, her trn to
humlarn ekti.22 Nasl Tanr dnyann koa* ise,
yaratlm dnya iinde de insan bir koatr. nsa
n kendi imgemize gre yapalm. O drdnc dn
ya deildir, yeni bir doa trnden bir ey de deil
dir. Tersine o dnyann (gksel tesi, gksel, ay
alt) eriyip kaynamasdr, onlarn bir bireimidir.25
Gvde ile tin iinde insan dnyann kk tanrs
dr, mikrokozmozdur.24 Dolaysyla, Tanr gibi in
san da evresinde dnen her eyin merkezidir.25
acl usa btn btn yabanc olan bu dnce, in

22 Opera O m nia, s. 315 ( Nascenti Homni ommTaria sem ina et


origenae vitae germina indidit fater.) * (ngilizcedeki, be", alman-
cadaki sein gibi, hint avrupa dillerinde zne ile tmleci birletiren
fiil, (ev.)
23 Heptaplus, V, vi, in ibid., s. 28. ( Faciamus hominem ad imagi-
nem nostram, qui non tam quartus est mndus, quasi nova aliqua n a
tura, quam trium (M undus supercoelestis. coelestis, sublunaris)
com pleksus e t colligato."
24 Tann... insan, kendi imgesine, biimlerin benzerliine uygun
olarak, [dnyann] m erkezine koydu. (Deus... hominem in medio
[mundij statuit ad imaginem suam e t similitudinem form arum .n)
105
sann dnya resminde, daha birka kuak ncesine
dek hkm sryordu. Sonra doa bilim, insann do
aya baml olduunu, onun nedenlere ar bam
l olduunu kantlad. Olgular ile anlam arasndaki
karlkl iliki dncesi (artk yalnzca insana ykle
niyor) ylesine uzak, yle cra kelere srlmtr
ki anlama yetisi onun izini bsbtn yitirmitir. Scho
penhauerin bir lde gecikmeyle anmsad bu
dnce, Leibnizin bilimsel aklamasnn balca
elerinden birini oluturuyordu.
nsan bu mikrokozmik doas aracl ile gn
ya da m akrokozmozun oludur. Mitraik bir kuttren
kitabnda, din yeliine alnan kii, Seninle gezen
bir ydzm ben. der.26 Simyada mikrokozmoz, ro
tundum. ile ayn nem e sahiptir. R otundum , Pano-
polisli Zosimosun ana dek gzde bir simgedir,
Monad diye de bilinir.
insan ile d insann birlikte bir btn olutur
duu dncesi, H ippokratesin o u X o |i e X it | s , yce
ilkenin blnm ez biimde bulunduu mikrokozmoz
ya da en kk para, Agrippa von Nettesheimin
dncesinin de ayrc niteliidir. O unlar syler:27

25 Pico'nun retisi, Ortaan rtme kuram nn tipik bir rne-


idir.
26 Albrecht Dieterich, Eine Mithrasliturgie, s. 9-
27 Btn Platoncular u konuda uyum iindedir. Nasl arketip
dnyasnda her ey bt n n iindeyse; gvdenin dnyasnda da
her ey bt n n iindedir. Ama her biri alc doasna gre fark
l biimde. Bu nedende Elementler yalnzca aa cisimlerde d e
il, Gklerde, Yldzlarda, Cinlerde, M eleklerde son olarak da Tan-
rda, yapcda, her eyin arketipinde de vardr. 27 127 Henricus
Cornelius Agrippa von Netesheim, De occulta philosophia Libri
tres, I, vii, s. 12. Three Books o f O ccult Philosophy olarak e
106
Eskiler Her ey tanrlarla dolu.28 demitir. Bu tanr
lar, eylere yaylan tanrsal glerdir.1 Zerdt on
lara tanrsal ekimler50 dedi, Synesius ise, simge
sel batan karclar...51, diye adlandrd. Bu son yo
rum, acl psikolojideki arketipik yanstmaya ger
ekten ok yaklar. Bununla birlikte, Synesiusun a
ndan gnm ze gelesiye, epistemolojik eletiri di
ye bir ey yoktu. Epistemolojik eletirinin en yeni bi
imi, akas psikolojik eletiri hiten yoktu. Agrip-
pa, Platoncu gr paylar, buna gre, Alak ey
lerde, daha byk lekte yksek eylerle bada
malarn salayan belli bir yeti vardr. Bunun sonu
cunda, hayvanlar, tanrsal cisimlere (yani yldzlar)
balanmtr, onlar etkilerler.52 Agrippa burada Vir-
gilden alnt yapmaktadr: Ben, kendi payma, onla
ra [ekin kargalarna] tanrsal bir tin ihsan edildiine
viren J.F. (1651 basks) s. 20. W hiteheadn editrlnde ye
niden yaynlanm olarak s 55 (J.F.nin evirisinden yaplan aln
tlar hafife deitirilmitir) - Est Platonicorum om nia unanimis
sententia quem adodum in archetypo m u n d o om nia sunt in omni-
bus, ita etiam i hoc co rp o reo m undo, om nia in om nbus esse,
modis tamen diversis, pro natura videlicet suscipientumO sc et ele-
menta non solum su n t in stis inferioribus, sed in coelis, in ste-
lis, in daenibus, in angelis, in ipso denique om num opifice et
arketypo"
28 "Omno plena dis esse
29 virtues divinae in rebus diffusae.
30 divinae llices
31 symbolicae illecebrae. 0 . F. zgn bask., s. 32 ; W hitehead
basks, s. 69-Agrippa burada Marsilio Ficinonun evirisine [A ucto-
res Platonici, II) dayanmaktadr. Synesusda (O puscula, ed. Nicola-
us Terzaghi, s. 148) Peri enupvon III Bda Q elgeinden, heyecan
landrmak, bylem ek, cezbetm ekten gelen to E^yojiEVOV vardr.
32 De occulta Pbilosophia, I, iv,s. 69. ( J.F. Basks s 17; Whitehe-
ad basks s. l69.) b en zer biimde Paracelsus'ta.
107
ya da eyler konusunda, kehanetten daha da yce
b i r nbilgi balandna i n a n m a m ^
yleyse Agrippa canl organizmalarda doutan
bir bilgi ya da alg olduunu kabul etmektedir.
Bu dnce gnm zde Hans Drieschde yinelenir.
Houmuza gitsin gitmesin, biyolojideki ereksel sre
leri ciddi ciddi dnm eye, bilindnn dengeleyici
ilevini aratrmaya balar balamaz skntya deriz.
Hele Sinkronisite grngsn aklamaya alrken
dtm z durum dan sz etm ee bile gerek yok.
stediimiz gibi eip bktm z, biimlediimiz
son nedenler, bir t r nbilgi varsayar. Bu, egoya
balanabilen bir bilgi deildir kesinlikle. Dolaysyla,
bjz onu bilinli bir bilgi diye bilsek de o bilinli bir
bilgi deildir. Tersine, kendi bana varolan, bilin
d bir bilgidir. Ben bu bilgiyi saltk bilgi diye ad
landrmay yelerim. O, bir bili deildir, Leibnizin
yetkin biimde adlandrd gibi, imgelerden, znesiz
Simulacra"dan (ev. benzerlik, biim, beti, portre,
kk heykel, hayalet, hayal, (yaz) simge; (mec. su
ret, glge) oluan -ya da daha dikkatli konuursak
oluur gibi grnen- bir anlam adr. Var olduklar
kabul edilen bu imgeler, benim arketiplerimin ayn
sdr belki de. Kendiliinden dlem rnlerinde bu
imgelerin biimsel etkenler olduu kantlanabilir.
acl dilde sylendiinde, btn yaradln imge
lerini ieren mikrokozmoz, ortak bilind olabi
lir54. Agrippa simyaclarla paylat, spiritus mundi,

33 Haud equidem credo,quia sit divinius illis/ lngenius aut renim


fatoprudentia majr."- diller, I. 415
34. Karlatr Psychenin Doas zerine"
108
ligam entum an im a e et corporis, quinta essentia^
szleriyle belki de bizim bilind dediimiz eyi an
latmak ister. Her eyin iine giren ya da her eyi bi
imleyen tin, Dnyann Ruhudur: Dolaysyla dnya
nn ruhu kesin olan tek eydir, her eyi doldurur, her
eyi balar, her eyi birbirine balayp rer. O dn
yann erevesini kuruyor olabilir...36 Dolaysyla,
bu tinin daha gl olduu eylerde benzerlerini or
taya karma37 eilimi vardr. Baka deyile, bu tin
de, zellikle gl olduu eylerde, rtmeler ya da
anlaml denk geliler retm e eilimi bulunur.38 Ag
rippa 1 den 12ye dek saylara dayal olarak bu rt-
melerin uzun bir listesini verir.39 rtmelerin ben
zer ama daha simyasal bir tablosu Aegidius de Va-

35 Agrippa (O p. I,xiv, s. 29; J. F. basks, s 33; \7hitehead basks


s. 70) b und an yle sz e d er Biz b u n u qtintessence diye adland
ryoruz: nk drt eden biri deildir, onlarn yan sra, onlarn
zerinde belli, beinci b ir eydir. ( Q uoddam quintum sper illa
lelementa] aut praeter illa subsistents.
36 Agy. potentius perfectiusque agunt, tum etiam prom tius ge-
nerant sib simile.
37 II. IVvii, s. 203 0- F. basks , s. 33) Est itaque anima mundi,
vita quaedam unuca om nia replens, om nia perfundens, om nia col-
ligens e t connectens, ut unam reddat totius m undi m achinam ...
38. Zoolog A. C. Hardy b en zer bir sonuca ular: Bir trn yele
rinin davran kalplannn biim lenm esinde telepati -kukusuz bi
lind- gibi bir eyin etken olduu bulunsa, evrim konusundaki d
ncem iz deiebilirdi. Bir rkn bireylerine dalan onlar balayan,
byle belli bir bee zg bilind b ir davran plan olsayd, ken
dimizi, Samuel Butterin bilinalt rksal bellek idealarna b en zer bir
eye dnm bulurduk- ama bireysel tem elde deil gru p tem elin
d e . Duyu tesi Algnn Bilimsel Kant". D iscovetye, X , 3288, So-
aldan alnt.
39 ag. O p. , II, iv-xiv.

109
disin incelemesinde bulunabilir.40 Simgelerin tarihi
asndan zellikle nem li olduu iin, bunlardan
yalnzca scala u n ita ttfi anacam: Yod [tetragram-
matondaki, tanr adnn ilk harfi] -anima m undi [dn
yann can]- sol [gne]- lapis philosophorum [felsefe
ta] -cor [yrek]- Lucifer [iblis].41 Ben bunun bir ar-
ketipler sradzeni kurma giriimi olduunu; bilin-
dnda bu tr eilimlerin varlnn kantlanabilece
ini sylemekle yetineceim.42
Agrippa, Theophrastus Paracelsusun yal bir
adayd, onun zerinde epeyce etkisi olduu bi
linmektedir .4 3 . Bundan tr, Paracelsusun dn
mesinin, rtme dncesini iyice sindirmi olm a
snda alacak bir ey yoktur. Paracelsus unlan sy
ler:
Bir adam yolunu armadan filozof olacaksa, fel
sefesinin temellerini yer ile g bir mikrokozmoz
yaparak atmaldr; byle yaparsa kl kadar yanl yap
m olmaz. yleyse tbbn temellerini atmak isteyen
biri de, en kk yanltan bile korunmal; yer ile g
n dnn m ikrokozm ozdan oluturmaldr. By-
lece filozof yer ile gkte insanda da bulunm ayan hi
bir ey bulmaz. Hekim insanda yer ile gkte olmayan
hibirey bulamaz. Bu ikisi olsa olsa d biimde ay
rdr. Gene de iki yanda da biim bir ey ile ilgili ola-

40. "Dialogus inter naturam et filium philosophiae., H jeatrum


chem icum , II 0 6 0 2 ), s. 123.
41 Agrippa, Agy. II, iv, s. 104 (J.F basm s. 176)
42 Karlatmn Anila Jaffe. Bilder und Symbole aus E.T. Hoff-
m ann's M aerchen Der goldene Topf* ile Marie-Lousie von Franz,
Die Passio Perpetuae.
43 Kimyasal Aratrmalar, endeks, agrippa ile karlatrn
110
rak anlalr.44
Paragranurrida45 hekimlere ynelik baz psiko
lojik deiniler vardr:
Bu nedenle drt deil bir giz [kabul ediyoruz].
Ancak bu giz, drt yele ak bir kule gibi drt ke
lidir...Bir kule kelerinden biri olmadan edemedii
gibi, hekim de paralardan biri olm adan edemez...
Ayn [zamanda hekim] dnyann kabuunun iinde
bir yumurta [ile] simgelendiini bilir; onda bir civci
vin btn tz ile durduunu da bilir. Dolaysyla
dnyadaki her ey, insandaki her ey hekim de sakl
durmaldr. Nasl tavuklar kulukaya yatarak kabu
un iinde nceden hazrlanm dnyay civcive d-
ntryorlarsa, simya da hekimdeki felsef gizi ol
gunlatrr... Hekimi doru anlamayanlarn yanl da
buradadr.46
Bunun simyada ne anlama geldiini, Psikoloji ile
Sim ya adl kitabmda ayrntl olarak gsterdim.
Johannes Kepler de ayn biimde dnyordu.
Tertius interveniens (1610) adl yaptnda unlar sy-
ler:47
Aristotelesin retisine gre, bu, [fizik dnyann
altnda yatan geom etrik ilke] ayn zamanda en byk
badr; aa dnyay gklere balar, gklerle birle

44 Das Bucb Paragranum , Franz Stunz, s 35. Sam tlicbe Werke


iindeki Labyrinthus m edicorum'a ed. Sudhoff, XI,s. 204
45 Strunz basks s. 34
46 Jokop B hm ede b en 2er dnceler. The Signalre o f Ali
Tbings, ev. John Ellistone, s. 10. G erekten de insan kendinde
dnyay da biimler. O, Tanrnn ya da btn varlklardaki Varlftn
tam imgesidir... (Signatura renim , I, 7.)
47 Opera om nia,!, s 605
111
tirir. Bylece aa dnyadaki btn biimler yukar
dan ynetilir. nk bu alt dnyada, akas yer k
rede, yapsal olan, Geometriayz yeterli olan tinsel bir
doa vardr. Bu doa, ex instinctu creatoris, sine ra-
tiocinatione yaama gelir. In gksel nlarnn ge
ometrik, uyumlu birleimi yznden kendi glerini
kullanma ynnde kendi kendini iteler. Bu yetinin
btn bitkilerde, hayvanlarda, yer krede olup olma
dn syleyemem. Ama olmas inanlmayacak bir
ey deildir. nk btn bu eylerde [ieklerin
belli bir renginin, biiminin ta yapra saysnn ol
mas olgusunda] insann anlama yetisi deil instinc-
tus divinus, rationis particeps i bandadr, insann
da ruhu, daha aa yetileri yznden gklere eili
mi vardr. Yeryznn topra iin de birok yolla s
nanarak kantlanr bu.'*8
Kepler astrolojik Karakter akas, astrolojik
sinkronisite ile ilgili unlar syler:
Bu karakter gvdeye alnmaz, gvde bunun iin
ok uygunsuzdur, bir nokta gibi davranan ruhun
kendi doasna alnr. Bu nedenle ruh confluxus ra-
diorum noktasna dntrlebilir. [Ruhun] bu [do
as] yalnzca gk cisimlerinin aklna katlmaz (on
dan tr, biz insanlar teki canl varlklardan daha
mantkl deriz); ayn zamanda, ruhun uzun bir ren
me olmadan, raditteki Geometriam, M usicadaki
Vcibutfu, annda kavramasn [olanakl klan] baka,
doutan bir akl v a r d r .
ncs, bu Characterenii alan doann, onun

48 Agy. No 64.
49 No 65b
112
kanba olan yaknlarnda in constellationibus coeles-
tibus bir rtmeye yol amas da baka bir harika
dr. Bir anann karnndaki ocuk bydnde, do
al doum zaman yaklatnda, doa gklerden
tr (yani astrolojik bakm dan) doum iin annenin
erkek kardeinin ya da babasnn doum una karlk
gelen bir gn, bir saat seer. Bu non qualitative, sed
astronomice et quantitatived ir.50
Drdncs, her doa kendi characterem coeles-
femini bilmekle kalmaz, her gnn gksel kmele
melerini, aklarn da bilir. Bir gezegen de praesenti
kendi characteris ascendenterriine ya da loca praeci-
p u a 'sin i zellikle de Natalitidsnad giderse buna
tepki verir; bylece deiik biimlerde etkilenip uya-
r lr .5 2

Kepler bu harika rtm enin gizinin yeryznde


bulunmas gerektiini kabul eder. Bunun nedeni yer
yznn bir an im a telluris (yeryz can) ile canlan
drlmasdr. Kepler onun varlna ilikin birok ka
nt ortaya koyar. Kantlar arasnda, toprak yzeyinin
altndaki deimez s; yerin ruhunun metaller, mine
raller, tallar retm esini salayan gc, akas fa -
cultasform atrix vardr. O nun gc dl yatannkine
benzer, yerin barsaklarnda biimleri ortaya karr;
yle olmasa bunlar- gemiler, balklar, krallar, papalar,
rahipler, askerler, vb.53, yalnzca darda bulunurlar
50 Niceliksel deil, astronomik, saysaldr, No 67
51 Tm ce Almanca kurulursa "in die Natalia"** doum da ( nde
gelen durum lara) ya da Latince kurulursa doum gnne diye evi-
rilebilir.
52 No. 67
53 Aada anlan de bakn
113
d. Ayrca dnya geometri yapabilir. Be geometrik
cismi, kristallerdeki alt keli biimleri o ortaya ka
rr. Btn bunlar, an im a telluriste bulunan, insann
dnm esinden, uslamlamasndan bamsz, zgn
bir gdden tr vardr.54
Astrolojik sinkronisitenin yeri, gezegenler deil
yer yzdr55. Bu yzden, cisimlerdeki her trl do
al ya da canl gte belli bir tanrya benzerlik var
dr 56

Gottfried Wilhelm von Leibniz (1617-1716), nce


den kurulu dzen, akas ruhsal olgular ile fiziksel
olgular arasnda kesin bir kesime olduu dncesi
ile ortaya ktnda entellektel arka plan byleydi.
Bu kuramn hz sonunda psikofizik koutluk kav
ram ile kesildi. Leibnizin nceden kurulu uyumu ile
Schopenhauerin yukarda deinilen dncesi -ilk
nedenin birliinin ezamanllk yaratt; nedensel
ba olmayan olaylarn karlkl ilikisi- tem elde eski
bir peripatetik grn yinelenmesidir. Schopenha-

54 Kepler, Opera, editr. Frissch, V, s. 254; ayn zam anda II, s. 270
ile VI, s. 178 ile de karlatrn. ...formatrix facultas est in visceri-
bus terrae, quae fem inae praegnantis more occursantes foris res hu-
m anas veluti eas videret, in fssibilibus lapidibus exprimit, ut mli-
tum, m onarchorum , pontificum, regum et quid q u id n ore hom inum
est...
55 "... quod sel. principatus causae in terra sedat, non n planetis
ipsis. Agy. II, s. 642.], zdek deil a n im a te lln rtftir.
56 ut om ne genus naturalium vel animalium facultatum in cor-
poribus Dei quandam gerat sim ilitudinem . Agy. I Keplere bu dei
ni iin Dr. Liliane Frey-Rohn ile Dr. Marie-Louse von Franz a teek
kr borluyum.
114
u erde bu gre yeniaa zg belirlenimci bir renk
verilmitir. Leibnizin durum unda ise nedenselliin
yerine bir lde nceden gelen dzen konmutur.
Leibniz iin Tanr dzenin yaratcsdr. O, ruh ile
gvdeyi ezamanl iki saatle karlatrr.57
57 G.W. Leibniz, Tzler arasnda iletiim Dizgesinin kinci Ak
lamas" (Leibnizin Felsefe Yaptlar, ev. G.M. D uncan, s. 90, 91):
Tanr, batan bu iki tz yle bir doada yaratt ki salt varlnn al
d zgn yasalar izleyerek, tpk karlkl bir etkileim varm ya
da tann, genel ibirliine ek olarak hep olaya el koyuyorm u gibi,
biri teki ile uyum iindedir."
Profesr Paulinin incelik gsterip dikkat ektii gibi, Leibniz'in e
zamanl klnm saatler dncesini Flaman filozof Arnold Ge-
ulincksten (1625-99) alm olmas olasdr. Metaphysica vera adl ki
tabnn III. blm nde Octava scientiaya ilikin b ir not vardr, (s
195). yle d er (s. 296): "...horologim voluntatis nostrae quadret
cum horologio motus in co rp o re (stencimizin saati, fiziksel devini
mimizin saati ile e zamanldr) Baka b ir notta (s. 297) u aklam a
y yapar: Voluntas nostra nullum habet influxum, causalitem, deter-
minationem aut efficaciam quam cunque in m otum ... cum cogitati-
ones nostras b en e excutim us, nullam apud nos nvenimus ideam
seu notionem determinationis... Restat igitur Deus solus primus mo
tor et solus motor, quiat et ita motum ordinat atque disponit et ita
simul voluntati nostrae licet libere moderatur, u t eodem tem poris
m om ento conspiret et voluntas nostra ad projiciendum v.g. pecles
inter am bulandum , et simus ipsa illa pedum projectio seu ambula-
tio." (stencimizin etkisi yoktur, neden olucu ya da belirleyici gc
yoktur, devinimlerimiz zerinde hibir trde etkisi yoktur. ...Dn
celerimizi dikkatle incelersek kendim izde belirleme ideas ya da
kavramn bulamayz. ...Dolaysyla, ilk devindirici olarak geriye yal
nzca tanr kalr. nk devinimleri ayarlayp dzenleyen odur.Tan-
n devinimleri, bizim istencimiz ile diledii gibi egdmler. Bylece
yrrken, istemimiz, ayamz ayn anda ileri atm ak ister; o anda
ileri doru devinim ile yreme ortaya kar. "Nona scientaya bir
notta unlan ekler. (S. 298): Mens nostra ... penitus independens est
ab illo ((sel. corpore) .... omnia quae de corpore scimus jam praevie
quasi ante nostram cognitionem esse in corpore. Ut lla quodam
modo nos in corpore legamu, non vero inseribamus, quad Deo

115
Leibniz, monadlarn ya da entelekyalarn birbiri
ile ilikilerini aklamak iin de ayn benzerlii kulla
nr. Ancak monadlar birbirini dorudan etkileyemez.
nk, Lebnizin dedii gibi, onlarn pencereleri
yoktur58 Leibniz, her monad kk bir dnya ola
rak, ya da etkin blnmez bir ayna olarak anlar.551
insan btn kuatan bir mikrokozmozdur. Yalnzca
insan deildir, entelekya ya da m onad da gerekte
byle bir mikrokozmozdur. Her yaln tzn tekile
rin tmn aa vuran balantlar vardr. O evre
nin srekli canl kalan bir aynasdr.60 Leibniz canl
organizmalarn monadlarn ruhlar diye adlandrr.
Ruh, kendi yasalarna uyar, gvde de benzer biim
de kendininkilere uyar; onlar, btn tzler arasnda
nceden kurulu uyum dan tr ahenklidir. nk
hepsi bir, tek evreni temsil ederler.61 Bu, insann bir
mikrokozmoz olduu dncesini yanstr aka. Le
ibniz Ruhlar genelde yaratlm eyler evreninin can
l aynalar ya da imgeleridir. der. O, uslar ile cisim
proprium esi. (Usumuz ... gvdem izden btn btn bam szdr ...
gvdeye ilikin bildiimiz her ey, dncem izden nce zaten gv
d ede vardr. Bylece biz kendimizi sanki gvdem izde okuyabiliriz
ama onun zerinde etkili olamayz. Etkilemeyi, tann yapabilir an
cak.) Bu dnce Leibnizin saat karlatrmasndan daha eskidir.)
58 Monadoloji 7: M onadlann bir eyin ieri girebilecei ya da
kabilecei pencereleri yoktur... Dolaysyla bir m onada tekinden
ne bir tz ne de bir ilinek girebilir.
59 Baylenin szlndeki szlere yant, Kenere pbilosopbiscbe
Scbriften, XI, s. 105
60 Monadoloji, 56 Btn yaratlm eylerin h e r tek ile, her tekin
tekilerle bu uyum u, ba u anlama gelir: Her yaln tzn, dier
yaln tzlerin varln belirten ilikileri vardr; sonuta o, evrenin
srekli yaayan bir aynasdr.
61 ag.y, 78

116
leri ayrt eder. Uslar Tanrnn imgeleridir... onlar ev
renin dizgesini bilebilirler; mimari modeller aracl
ile evrendeki baz eyleri taklit edebilirler, her us
kendi blm nde kk bir tanr gibidir.62 Cisimler
devinimler aracl ile etker nedenlerin yasalarna
gre etki ederler oysa ruhlarn etkinlikleri, erek ne
denin yasalarna uygun olan istekler, amalar, aralar
dorultusunda geliir.6^ Monad ya da ruhta deiim
ler yer alr, bunlarn nedeni itahtr.64 Leibniz, Ba
sit tzde ya da birlikte okluu ieren, onu temsil
eden geici hl, algdr. der.65 Alg, m onadn d
ardaki eyleri temsil eden i durum udur. O bilin
li tam algdan ayrlmaldr. nk alg bilind-
dr66 Bylece Descartesilerin byk yanlgsn or
taya koyar. Onlar tam alglanmayan alglar hesaba
katmadlar.67 Monadn alglayc yetisi bilgi ile, itah
duyucu yetisi istekle rtr, akas bunlar Tanrda
dr.68
Bu alntlardan u aktr: Leibniz, nedensel ba
lantnn yan sra, olgular arasnda nceden kurulmu
tam bir koutluk varsayar. Bu varsayma gre, m ona
dn hem iinde hem de dndaki olaylarda byle bir
koutluk vardr. Bylece ezamanllk ilkesi btn
62 83 (s. 35, karlatrn T)eodicy% 147)
63 Monadoloji, Biblos yay. 79 s. 33- .v. O. t_k
64 ag.y 15, s 11
65. 514]
66 Doga ile Tannsal kayrann Aklda temellenmi lkeleri 4 (Mo-
ris ed, s. 22)
67 Monadoloji S 14 (s 10); Ayn zam anda Dr. Maric-Lousie von
Franzn Zeitlose D ocm ente der Seeldde D escartesin d n e ilikin
yazs
68 Monadoloji, s. 48; (T heodice S. 149)
117
olaylarda genel geer bir yasa olur. Burada iteki bir
olay, dardaki ile ayn anda ortaya kar. Ne ki,
sinkronistik grngler genelde deneyle doallana
maz. Tersine, bu grnglerin, insanlarn ounun
onun varlndan kuku duymalarna neden olacak
lde kurald olduu unutulmamaldr. Gerekte
dnldnden ya da kantlanabilenden ok daha
sk ortaya ktklar kesindir. Gelin grn ki, onlarn
deneyin herhangi bir alannda, bir yasaya uyduklar
n syleyebileceimiz sklkta, dzende ortaya kp
kmadklarn bilmiyoruz imdilik.69 Bildiimiz yal
nzca u: Temelde, btn bu tr (ilikili) grngleri
aklayabilecek bir ilke bulunsa gerek.
lkel doa grleri, nedenselliin yan sra bu tr
ilkelerin var olduunu kabul ederler. Klasik dnem
deki, Ortaalardaki doa grleri de yle... Hatta
Leibnizde nedensellik ne tek ne de baskn grtr.
Sonradan, onsekizinci yzylda nedensellik doa bi
limlerinin biricik ilkesi oldu. O ndokuzuncu yzylda,
fizik bilimlerinin ykselii ile birlikte, rtm e kura
m bsbtn silindi. Eski alarn byl dnyas g
rne gre tm den ortadan kalkt. Ta ki ondoku
zuncu yzyln sonlarna doru Ruhsal Aratrma
Topluluunun kurucular telepatik grng aratr
malar aracl ile bir kez daha sorunun tm n or
taya seresiye.
En uzak alardan beri, insan yaamnda nemli
69 Gvde ile ruh arasndaki ban sinkronistik bir iliki olarak an
lalabilme olaslnn altn izmeliyim. Bu ba kantlanrsa, benim
sinkronisitenin olduka seyrek bir grng olduu savm n dzeltil
mesi gerekecek. Kar tatrn Meierin Zeitgemaesse Probleme der
Traum forscbung, s.22daki gzlemleri
118
bir rol oynayan bysel sreler ile bilicilikle ilgili
srelerin tm nn altnda yukarda betimlediim
Ortaaa zg us tutum u vardr. Ortaa usu, Rhi
n enin labratuvarda dzenlenen deneylerini by uy
gulamalar sayard. Dolaysyla bunlarn sonucu pek
artc grnmeyecek; bu ilem enerji aktarm di
ye yorumlanacakt. G nm zde de durum genellikle
budur. Oysa, daha nce dediim gibi, aktarc bir
medyum bakmndan deneyle doallanabilen bir
kavram oluturm ak olanakszdr.
lkel us iin sinkronisitenin apak bir olgu oldu
una dikkat ekm ee pek gerek yok. Sonuta ilkel
lik aamasnda rastlant diye bir ey yoktur. Rastgele
ya da doal sonulara yklenebilen bir kaza, sayr
lk, lm yoktur. Her ey, yle ya da byle, bysel
bir etkiye baldr. Suda ykanan adam yakalayan
timsah bir byc gndermitir. Sayrla u ya da
bu tin neden olmutur. Birinin anasnn mezarnn
zerinde grlen ylan, dpedz annenin ruhudur,
vb. Sinkronisite ilkel dzeyde kendi bana bir d
nce olarak deil bysel nedensellik olarak g
rlr. Bu bizim klasik nedensellik dncemizin eski
bir biimidir. Oysa in felsefesinin geliimi, bysel
olann anlamndan, nedensellie dayal bilimi deil
Taoyu, anlaml rastlant kavramn retti.
Sinkronisite, insan ile ilikisinde nsel olan, apa
k insann dnda olan bir anlam varsayar.70 Byle

70 Sinkronisite salt psikofizik b ir grng olmayabilir; o, insan ru


hunun katlm olm adan da ortaya kabilir. Bu olasln gz n
ne alarak u noktaya deinm ek isterim: Byle bir durum da, a n la m
dan deil denklik ya da uygunluktan sz etmeliyiz.
119
120
lp gitmi gibi grnse de gnm zde daha nce
den hi ulamad bir saygnla ulaan astroloji h
l diridir. Sinkronisite ilkesinin inandrcln bilim
ann belirlenimcilii bile bsbtn giderememitir.
Sonuta sinkronisite bo inan sorunu deil bir do
ru bilgi sorunudur. Bu doruluk, imdiye dek, olay
larn fiziksel yanndan ok ruhsal ynleri ile ilgili ol
duu iin sakl kalmtr. Nedensellik olgularn belli
bir kmesini aklamaz. Bu durum da aklama ilkesi
olarak biimsel bir etkeni, akas sinkronsiteyi gz
nnde tutmamz gerekir. Bunu kantlayan, acl
psikoloji ile parapsikolojidir.
Burada psikolojiyle ilgilenenlere sylemek istedi
im bir ey var: Dler, anlamn kendi bana var ol
duu dncesini akla getirirler. Bir ara bu dnce
benim evrem de tartlrken birisi Doada kristaller
dnda geom etrik kare yokturdemiti. Orada bulu
nan bir bayan ayn gece aadaki d grd: B ah
ede byk bir ku m ukuru vard, iinde kat kat d
kntler bulunuyordu. B u dknt katlarnn ara
snda yeil bir srngenin ince, ku ru n pullarn
buldu. B irinin zerinde, e m ezkezli dzende, siyah
kareler vard. Tan zeri karaya boyanmam, akik
tanda olguu gibi sanki kara onun iine sinmiti.
Baka be p u lu n zerinde de benzer iaretler var
d. Bay A. (u za kta n tand biri) o n la n alp u z a k r
lat,72 Aada, ayn trde baka bir d motifi anla:

72. D yrumu kurallarna gre bu Bay A anim usu temsil eder.


Bilindnn kiilemesi olarak desenleri geri alr. nk bilinli us
onlan kullanmamaktadr, onlara salt lusus n a tu ra e (doann oyunu)
gz ile bakar.
121
tlmaktadr. D gren yabanl, dalk bir blgedeydi,
triasik adan kalm a birbirlerine yapk kat kat ka
ya la r buldu. Ta dilim lerini gevettiinde snrsz bir
aknlk iinde onlarn zerinde alak kabartm a in
san balan olduunu grd. Bu d uzun aralklarla
birok kez yinelendi.7? Baka bir dte, dgren Si
birya tu n dralannda gezerken oktandr arad bir
hayvan buldu. Doal byklkte bir horoz iriliin-
deydi, ince, renksiz cam dan yaplm gibiydi. A m a
diriydi, tek hcreli mikroskobik bir organizm adan
a z nce rastgele kvermiti. B u organizm ada, her
t r hayvana y a da boyutu ne olursa olsun insann
kulland nesnelere dnm e g c vard. (yle ol
masa tundrada bulunm azd.). B ir sonraki a n bu
rastgele biimlerin her biri, iz brakm adan y o k oldu.
Burada ayn trde baka bir d vardr. D gren,
aalkl bir da yresinde yryordu. D ik bir ei
m in tepesinde, bir kayann stne ulat, kaya delik
deikti. Orada k k esmer adam buldu; bu adam
kayay kaplayan dem ir oksitle ayn renkteydi74 K
k a dam bir m aaray delip dar km aya ura
yordu; o nun arkasnda, canl ka ya n n iinde s tu n
lardan oluan bir salkm grlebiliyordu. H er s tu
n u n tepesinde, koca gzl, koyu esm er bir ad a m var
d. Bunlar, linyit gibi ok sert bir tatan byk bir
zenle yontulm ulard. K k a d a m bu oluum u
o nu kuatan belirsiz km elemeden kurtarmt. D
gren ilkin gzlerine ina n a m a d sonradan stunla-

73 Dn tekrar tekrar grlm esi unu gsterir: Bilind, d ie


riini bilinli usun n n e getirm eye uram aktadr durm adan.
74 Bir antroparion ya da "metal adam"
122
n n canlt kayaya dek geri gittitiini dolaysyla da in
sann ya rd m olm adan varolduklarn kabul etmek
zo ru n d a kald. K ayann en a zn d a n be y z bin y l
lk olduunu, bu yaptn insan eliyle yaplm olam a
yacan d n d 75
Bu dler doada biim reten bir etkenin varl
n gsterir gibidir. Dler salt lusus n a tu ra eyi (do
ann oyunu) betimlemezler. Doal bir rn ile on
dan bamsz olduu besbelli olan bir insan dn
cesinin anlaml kesimesini de betimlerler. Dlerin
aka syledii,76 yineleme aracl ile bilince yak
latrmaa altklar budur.

75 Keplerin yukanda alntlanan dnceleri ile karlatrn.


76 Dlere ekil erdirilemeyeceini dnenler, onlarn farkl bir
anlam olduundan kukulanrlar. Bu onlarn n yargl kanlanna
daha uygundur. nsan dler konusunuda yersiz dncelere kap
labilir, tpk baka birinin baka eyler konusunda olmayacak eyler
dnm esi gibi.,. Ben kendi payma olabildiince d aklamasna
yakn durur, d onda beliren anlama gre aklamaa alrm.
Bu anlam, d grenin bilin durum una balam ann olanaksz ol
duu kantlanrsa, drste d anlamadm kabul ederim. Ama
d n yargl bir kurama gre yarg la ma maa zen gsteririm.
123
4- SONU

Bu aklamalara, grlerimin en son kant diye


bakmyorum kesinlikle. Benim gzm de, bunlar,
okurum un onayna sunm ak istediim grgl nclle
rin sonular yalnzca. nm zdeki materyalden
(DA deneyleri de iinde) olgular doru drst
aklayacak baka bir varsaym karamyorum. Eza
manlln ok soyut, sunulamaz, temsil edilem ez
bir nicelik olduunun fazlasyla bilincindeyim. Sink
ronisite devinen cisimlere psikoid bir zellik ykler.
Bu zellik, tpk uzam, zaman, nedensellik gibi onla
rn davranlarnn bir ltn oluturur. Psienin
yle ya da byle beyin ile balantl olduu dn
cesini btn btn brakmalyz. Tersine, beyinsiz,
daha aa organizmalarn anlaml ya da zeki dav
rann anmsamalyz. Orada, beyin etkinlii ile hi
ilgisi olmayan, biimsel bir etkenin ok daha yak
nnda buluruz kendimizi.
yleyse, ten ile tin ilikisini sinkronisite asndan
dnp dnemeyeceimizi sormalyz. Akas,
canl bir organizmada, ruhsal srelerle fiziksel sre
lerin egdm, nedensel bir ilikide deil de sink
ronistik bir grng olarak anlalabilir mi? Hem Ge-
ulincx hem de Leibniz, ruhsal olan ile fiziksel olann
egdmn, tanrnn bir eylemi saydlar. Bu eg
dme, grgl doann dnda duran bir ilkenin ey
lemi diye baktlar. Ruh ile fizik arasnda nedensel bir
iliki varsaymak deneyle dorulanm as zor olan so
nulara yol aar. Ya ruhsal olaylara neden olan ftzik-
124
sel sreler vardr ya da zneyi rgtleyen, nceden
var olan bir ruh vardr. lk durum da kimyasal sre
lerin ruhsal sreleri nasl retebildiini grmek zor
dur. kinci durum da, insan, zdeksel olmayan ruhun
zdei nasl devindireceini bilmek ister. Leibnizin
nceden dzenlenm i uyum unun ya da bu trden
baka bir eyin kesin olduunu; kendisini ille de ev
rensel bir rtme ile etkileimde belli edeceini d
nm ek gerekmez. Tersine, sz konusu dzenleme,
Schopenhauerdeki gibi, ayn enlem zerinde duran
zaman noktalarnn anlaml kesimesi saylmaldr.
Sinkronisite ilkesinde gvde-ruh sorununu aydnlat
maya yardmc olabilecek nitelikler vardr, En bata,
nedensiz bir dzen ya da anlaml dzenlilik olgusu,
psikofizik koutlua bir aydnlk getirebilir. Sinkro
nistik grngnn ayrc nitelii olan saltk bilgi",
duyu organlarnn aracl olm adan edinilen bilgi,
kendi bana var olan anlam varsaymn destekler.
Dahas onun varln bile aklayabilir. Byle bir va
rolu biimi ancak akn olabilir. nk gelecekteki
ya da uzamca uzak olaylarn gsterdii gibi, bu an
lam, ruhsal bakm dan greli bir uzam-zamanda ieri
lir. Akas, bu anlam, temsil edilem eyen bir uzam-
zaman kesintisizlii iindedir.
Bu bak asndan, birtakm deneyler ncelenme
e deer bulunabilir. Bu deneyler, genelde bilinsiz
saylan durumlarda ruhsal sreler olduunu gste
rir. Burada, en bata, derin baygnlklar srasnda ya
plan gzlemleri dnyorum . Bu olgularda baygn
la ileri dzeyde beyin yaralanmalar yznden bey
ne kan gitmemesi yol amtr. Btn beklentilerin
125
tersine, iddetli bir kafa yaralanmasnn ardndan her
zaman bununla rten bir bilin yitimi gelmez. Gz
lemci iin, yaral adam duygusuzdur, kendinden
geme durum undadr, hibir eyin bilincinde deil
dir. Ne ki, znel olarak bilin ortadan kalkmamtr.
D dnya ile duyusal iletiim byk lde snrlan-
sa bile her zaman btn btn kesilmemitir. rne
in sava grlts yerini ar bal bir sessizlie
brakr. Bu durum da ara ara ok seik, ok etkileyici
bir havaya ykselme duygusu ya da sanrs vardr.
Yaral adam yaraland andaki konum unda havaya
ykseldiini grr. Ayakta dururken yaralandysa,
dik bir durum da ykselir; yatar konum da yaralanm
sa, yatar konumda; oturuyorsa oturur konum da yk
selir. Ara ara evresi de onunla birlikte ykselir gibi
grnr. rnein kendisini o anda iinde bulduu
tm kom gan da ykselir. Ykselme birka santimden
birka metreye deiebilir. Btn arlk duygusu yi
tirilmitir. Yaral, kimi durum larda kollanyla yzme
devinimleri yapar. evrelerini alglarlarsa bu algla
nanlar daha ok imgesel gibidir; akas bellekteki
imgelerden olumutur. Ykselme srasnda ruh hali,
kendini ar din duyumsamadr ncelikle. Umut
suzlua kaplmam, ar bal, gksel, dingin,
gevek, sevinle dolu, beklentili, heyecanl bu
durumu betimlemek iin kullanlan szcklerdir...
Ykselme deneyimlerinin birok tr vardr."1 Janz
ile Beringer, yarallarn ok kk bir uyarc ile, r
nein adlar ile seslenildiinde ya da dokunulduun

1 Hubert Jantz ile Kurt Beringer "Das Syndrom des Schwebeerleb-


nisses unm ittelbar nach K opfverietzungen. s. 202
126
da derin baygnlktan kabildiklerine dikkat ektiler.
Oysa en korkun bom bardm an onlar hi etkilemi
yordu.
Baka nedenlerden kaynaklanan derin komalar
da da ayn eyler gzlenebilir. Ben kendi tbbi dene
yimimden bir rnek vermek isterim. Gvenilirliin
den, doruculuundan kukulanmak iin hibir ge
rekem olmayan kadn bir hastam, ilk doum unun
ok zor olduunu syledi. Otuz saatlik sonu verme
yen uratan sonra doktor forsepsle doum u gerekli
grd. Doum hafif bir narkozla gerekletirildi.
Hasta kt biimde yrtld, ok kan yitirdi. Doktor,
annesi, kocas gittiinde her yer aydnland? Hemire
yem ek yem ek istedi, hasta onun kapya dndn
grd. Hemire Akam yem eine gitm eden nce
benden istediin bir ey var m? diye sordu. Kadn
yantlamaa alt ama yapamad. Yatakta, dipsiz bir
bolua gmlyormuluk duygusu iindeydi. Hem
irenin hzla yatan yanna geldiini, nabzn say
mak iin elini yakaladn grd. Hasta, hemirenin
parmaklarn ileri geri oynatna bakarak, nabznn
neredeyse duyulmayacak durum da olduunu dn
d. Oysa kendini gayet iyi duyumsuyor, hemirenin
korkusuyla belli belirsiz alay ediyordu. Azck olsun
korkmamt. Uzun bir sre boyunca anmsayabildii
tek ey buydu. O ndan sonra farkettii ey u oldu:
Gvdesini, onun konum unu duyum sam adan tavan
daki bir noktadan aa bakyor, aadaki odada
olup biten her eyi grebiliyordu: Kendisini yatakta
yatarken grd, rengi l gibi soluktu, gzleri kapa
lyd. Hemire yannda dikiliyordu. Doktor odada he
127
yecanla bir aa bir yukar dolayordu. Kadna,
doktorun akl bandan gitmi, ne yaptn bilmez
durumdaym gibi geldi. Yaknlar kapda bir kalaba
lk oluturmulard. Annesi ile kocas ieri girip ona
korkulu bir yzle baktlar. leceimi dnmeleri
pek aptalca. diye geirdi iinden. nk kesinlikle
geri dnecekti. Btn bu sre iinde arkasnda lt
l, park gibi bir alan olduunu, orann, hele ksa im-
li zmrt yeili ayrn en parlak renklerle parlad
n biliyordu. Dvme demir bir kapnn ardndndaki
ayr usulca yukar eimliydi. lkyazd, imenlerin
arasna ylesini hi grmedii kk sevinli iek
ler salmt. Btn yre gn nda prltlar sayor
du. Btn renklerde dile gelmez bir grkem vard.
Eimli ayrn iki yannda koyu yeil aalar duruyor
du. Buras, kadna bir ormandaki, insan aya basma
m bir kayran izlenimi veriyordu. Bunun baka bir
dnyann girii olduunu biliyordum. Resme doru
dan bakmak iin dnecek olsam kapdan gem ek is
teyeceimi, bylece yaam dan dar adm atacam
da... O, bu manzaray gerekten grmedi, nk sr
t bu grnm e dnkt. G ene de grnm n ora
da olduunu biliyordu. Kapdan geip gitmek iin
kendisini durduracak hibir eyin olmadn duyum
sad. Yalnzca gvdesine geri dneceini, lmeyece
ini biliyordu. D oktorun telan, yaknlarnn sknt
sn aptalca, yersiz bulmasnn nedeni buydu.
Bundan sonra kom adan uyanp hemireyi yata
n zerinde eilirken grd. Hemire yaklak yarm
saattir bilinsiz olduunu sylendi. Ertesi gn, on be
saat sonra, hastam azck glendi. Hemireye, kendi

128
si komada iken doktorun dt aresizlii, histe
rik davrann anmsatt. Hemire bu eletiriye id
detle kar kt. Hastann o srada btn btn bi
linsiz olduuna, bu yzden de sahneyi bilemeyece
ine inanyordu. Ancak hasta kom a srasnda olan bi
teni btn ayrnts ile anmsadnda, hastann duru
mu gerekten olduu gibi algladn kabul etmek
zorunda kald.
Bunun ruhsal kkenli bir alaca karanlk durumu
olduu; bilincin blnm blm nn i grmei
srdrd varsayabilir. Bununla birlikte, hasta hi
bir zaman histerik olmam, beyne kan gitmedii iin
gerek bir kalp knts geirmi, ardndan bay
gnlk yaamt. Gerekte komadayd, bu durumda,
ak bir gzlemin, salam bir yarglamann olanaksz
olduu tam bir bilin yitimi sz konusu olmalyd.
Dikkat ekici bir ey vard: Durum dolayl ya da bi
linsiz gzlem aracl ile dorudan gzlenmemiti.
Hastam durum u olduu gibi, yukardan, onun deyi
iyle sanki gzleri tavandaym gibi grmt.
Gerekten, iddetli kom a durum unda, genellikle
youn olan bu tr ruhsal srelerin nasl yaand
n, nasl anmsandn aklamak kolay deildir. Has
tann kapal gzlerle gerek olaylar somut ayrntlar
ile anmsamasn aklamak da... Byle bir durumda
beyne kan gitmedii bellidir. Kan gitmemesinin bu
tr st dzeyde karmak ruhsal srelerin ortaya
kn olumsuz ynde etkilemesi ya da nlemesi bek
lenir.
Sir Auckland Geddes, 26 ubat 1927de, Royal
Society of Medicinee pek benzer bir durum sundu.
129
Ne ki burada DA ok ileri gitmiti. Hasta, km e
durum unda btn bir bilincin gvdesel bilincinden
ayrldn belirtti. G vde bilinci ar ar organ birle
enlerinden zlp ayrlmt. teki bilin dorula
nabilir DAya sahipti2
Bu deneyler, baygnlk durumlarnda, bilincin,
anmsanabilir dncelerin, yarglama edimlerinin,
alglarn var olmay srdrdklerini gsterir gibidir.
Bu gibi durumlarda bilin etkinlii, duyu algs btn
insanca ltler bakm ndan askya alnmtr kesin
likle. Bu duruma elik eden ykselme duygusu, g
r asndaki deime, duymann ortadan kalkmas,
altnc duyuya ilikin alglar, bilincin yerinin deiti
ini gsterir. G vdeden ya da bilin grngsnn
yerletii kabul edilen serebral korteksten ya da se-
rebrum dan (asl beyinden) bir tr ayrlma sz konu
sudur. Bu varsaymmz doruysa, bizde, serebrum -
dan baka dnp alglayan sinirsel bir katman
olup olmadn sormalyz kendi kendimize. Bilin
yitimi srasnda bizde sren ruhsal srelerin sinkro
nistik grngler, akas organik srelerle neden
sel balants olmayan olaylar olup olmadn da so
rabiliriz. Bu son olaslk, DAnn, akas biyolojik
katmandaki sreler olarak aklanamayan, uzam ile
zamandan bamsz alglarn varl gz nnde tutu
lursa hem en yadsnamaz. Duyu alglarnn daha en
batan olanaksz olduu yerde, sinkronisiteden ba
ka bir ey sz konusu olamaz pek. Ama ilkece alg
y, tamalgy olanakl klacak uzamsal, zamansal ko

2 Karlatrn G. N. M. Tyrrellin Tbe.Personality o f M a rid eki ra


poru. 199- sayfada bu t r baka bir olgu vardr.
130
ullar varsa; bilin etkinliinin ya da korteksin ilevi
sndnde, gene de alglama ile yarglama gibi bir
bilin grngs ortaya kyorsa, sinirsel bir katman
sorunu gz nnde bulundurulabilir. Bilinli srele
rin asl beyne bal olduu hem en hem en apak sa
ylr. Alt merkezlerin kendilerinde bilinsiz olan tep
ke dizgelerinden baka bir ey iermedikleri de... Bu,
zellikle sempatik dizge bakm ndan dorudur. Bu
yzden, serebrospinal (beyin omurilik) sinir dizgesi
hi olmayan, yalnzca ift ganglia zinciri olan bcek
ler tepke otomatlar saylr.
Graz'l von Frisch'in arlarn yaamlar zerine
yapt aratrmalar, son zamanlarda bu gre kar
kmtr. Arlarn beslenecek bir yer bulduklarnda
bunu dans ederek anlattklar ortaya kt. Ayrca be
sinin yerini, dorultusunu da dans ederek gsterdik
leri anlald. Bylece, arlar yeni balayanlarn yiye
cee umasn salarlar. 3 lkece bu tr bir iletinin bir
insann aktard iletiden fark yoktur. nsan sz ko
nusu olduunda, byle bir davrana, bilinli, bile is
teye yaplm bir eylem gzyle bakarz. Birinin
m ahkem ede bunu bilinsizce anlattn kantlayabi
leceini dnm ek bile zor. Biz, psikiaik deneyim
lere dayanarak, ayrks durumlarda, nesnel bilginin
baygnlk koulunda iletilebileceini kabul edebiliriz
gerekirse. Ama bu tr iletiimlerin olaan durum da
da bilinsiz olduunu yadsrz ak ak. Anlarda bu
srecin bilinsiz olduunu varsaymak olanakl. Gelin
grn ki bu sorunu zm ee yaramaz. nk u ol
gu ile yz yze kalrz: Ganglionik dizgenin bizim se-
3 Kari von Frish, f b e D arcing Bees, ev. Dora ilse, s 112

131
rebral korteksimizin ulat sonulara ulamay ba
ard besbellidir Ayrca arlarn bilinsiz olduklarna
ilikin bir kant da yoktur.
Dolaysyla u sonucu karrz ister istemez. Se-
rebrosipinal dizgeden kken, ilev bakm ndan bam
baka olan, sempatik dizgeye benzeyen bir sinir kat
man, kolayca serebrospinal dizge gibi dnceler,
alglar retebilmektedir. Bu besbelli, yle ise om ur
gallarn sempatik sistemi konusunda ne dnece
iz. O da zelde ruhsal olan sreleri retebilir ya da
aktarabilir mi? Von Frischin gzlemleri transserebral
(beyni aan) dnceler ile alglarn varln kantlar.
Bilind koma srasnda bilincin baz biimlerinin
nasl varolduunu aklamak istiyorsak bu olasl
usum uzda tutmalyz. Koma srasnda sem patik dizge
felce uramaz. Dolaysyla da onun ruhsal ilevlerin
olas bir taycs olduu dnlebilir. Sempatik diz
ge ruhsal ilevlerin taycsysa, uykudaki olaan bi
linsizlik durum u ile bilinli olma gizil gcn ta
yan dlerin de ayn kta grlp grlem eyecei
sorulabilir. Baka deyile, dlerin uyuyan korteksin
deil uyumayan sempatik dizgenin etkinlii ile reti
lip retilmedii; dolaysyla da doaca transserebral
olup olmadklar sorulmaldr.
Psikofizik koutluk dnyasnn dnda - u anda
bunu anladmz ileri sremeyiz- sinkronisite d
zenlilii kolay kantlanan bir. grng deildir. eyle
rin uyumsuzluu insan ne lde etkiliyorsa, onlarn
ara sra ortaya kan uyum u da o lsnde etkiler.
nceden kurulu uyum dncesinin tersine, senkro-
nistik etken, entellektel bakm dan zorunlu bir ilke

132
nin varln gerektirir. Bu ilke uzam, zaman, neden
sellikten oluan lye, drdnc olarak eklenebilir.
Bu etkenler zorunlu olsalar da mutlak deildirler -
ruhsal ieriklerin ou uzamsal deildir, zaman ile
uzam, ruhsal bakm dan grelidir-. Ayn biimde, sint-
ronistik etken de ancak koullu olarak geerli olabi
lir. Nedensellik makrofizik dnyann tm resminde
hkm srer. O nun evrensel egemenlii ancak b
ykln belli alt dzeylerinde krlr. Oysa sinkroni
site, ncelikle nhsal koullara, akas bilind s
relere bal bir grng gibidir. Sinkronistik grn
gler, sezgisel, "bysel srelerde belli bir dzen
lilik, sklk dzeyinde ortaya kar. Onlar, bu sre
lerde, znel bakmdan inandrc olsalar da nesnel
bakmdan dorulanmalar son kertede gtr.^statis
tik aracl ile de deerlendirilemezler (en azndan
imdilik).
Organik dzeyde biyolojik morfogeneze [Cenin
de eitli organlar, oluumlar meydana getirmek
zere ortaya kan doku farkllamas] sinkronistik et
ken nda bakm ak olanakldr. Profesr A.M.
Dolcq (Brkselli) biimi, m adde ile bana karn bir
sreklilik diye anlar. Bu sreklilik canl organizma
larn zerindeki bir dzendir.4 Sir James Jeans rad
yoaktivite bozulmasn nedensiz olaylar arasnda sa
yar. G rdm z gibi, bu nedensiz olaylar sinkroni-
siteyi de ierir. Jeans Radyoaktif bozulmann neden
siz bir sonu olduu grlyor. Bu da doann en
son yasalarnn her zam an nedensel olmadn d
4 La M orphogenese dans la cadre de la biologie generale * Yu ka
nda zoolog A. C. Hardynin ulat b enzer sonula karlatnn.
133
ndryor. der.5 Bu hayli padradoksal szler, bir fi
zikinin kaleminden kar. Radyoaktif bozulmann
bizi kar karya brakt entellektel amaz bak
mndan, tipik bir aklamadr bu. Bozulma ya da ya
r m r olgusu nedensiz bir dzenlilik durum u ola
rak ortaya kar. -Aa da yeniden dneceim bu
kavram sinkronisiteyi de ierir.
Sinkronisite felsef bir gr deildir, entellektel
deneysel bir kavramdr. Sz konusu kavram, zorunlu
bir ilkenin varln kabul eder. Buna zdekilik ya
da metafizik denilemez. Hibir ciddi aratrmac, va
rolduu gzlenen eyin doas ile gzleyenin, ak
as ruhun doasnn bilinen, saptanm nicelikler ol
duunu ileri srmez. Bilimin en son sonulan, bir
yandan uzam ile zaman, te yandan nedensellik ile
sinkronisite ile tanm lanan bir tek varlk olduu d
ncesine yaklatka yaklayor. Bu dncenin z
dekilikle ilgisi yoktur. Tersine, bu dnce, gzle
yenle gzlenen arasndaki tr farkn ortadan kaldrr.
Bu durum da sonu, bir varlk birlii olacaktr. Bunun
yeni bir kavramsal dille -W. Paulinin dedii gibi
"yansz bir dil- anlatlmas gerek.
yleyse klasik fiziin uzam, zaman, nedensellik
ls, sinkronsite faktr ile desteklenmeli; bu
l bir drtl, btn bir yargy olanakl klan bir qu-
aternio olmaldr:

5 Pbysics a n d Pbilosophy, s. 127; s. 151 ile de karlatrn.


134
Burada sinkronsitenin durum u, zamann tek bo
yutluluunun* uzamn boyutluluuna gre duru
mu gibidir; ya da T im aeufdak inat D rdnc
n n durum una benzer. Platon onun teki ne7
ancak zorla katlabildiini syler. Yenia fiziine
zamann drdnc boyut olarak sokulmas, bir
uzam-zaman kesintisizliini ngrr. Sz konusu ke
sintisizlik gsterilemez. Sinkronisite dncesi de,
iindeki anlam nitelii ile bsbtn artc olduun
dan, byle temsil edilem ez bir dnya resmi retir.8
Gelgelelim bu kavram eklem enin bir stnl var
dr; O, doa betimlenmesinde, doa bilgisinde psiko-
itl bir etkeni -akas nsel bir anlam ya da denkli
i"- eren bir gr olanakl klar. On be yzyl
dan lerl simyaclarn kurgular boyunca krmz bir
iplik gibi ilerleyen bir sorun, Jewessli (Ya da Kpti)
Maria'ya ait olduu sylenen bir belitte yinelenir, so
run bu belitte zlr de: ten Bir olarak D rdn
c kar9 Bu ifreli gzlem, yukarda sylediim e
yi dorular; lkece, yeni bak alar, genelde, bili
nen bir toprakta deil ad ktye kt iin uzak du
rulan, yoldan uzak yerlerde bulunur. Simyaclarn es
ki d, kimyasal elerin dnm , bunca gl
6 P. A. M. Diracn ileri srd ok boyutlu zam an anlayn gz
nne almyorum
7 Psychologcal Approach to the Dogma o f the Trinity 186, 280,
290nc paragraflar le karlatmn.
8 Sir Jam es Jeans (Pbysics a n d Pblasopby, s. 215) unlan yazar
Bu katm andaki olaylarn kaynaklan ansal etkinliklerimizi de ierir,
y le y se olaylarn gelecekteki ak bir lde bu ansal etkinliklere
baldr. Jeans bu n u n olanakl olduunu dnr. Bu savn n eden
sellii bana btn btn kantlanabilir gelmiyor.
9 EK to u TpiTOU t o ev TETajpTOV Psycbology a n d Alcbem y
135
nen bu dnce, gnm zde bir geree dnm
tr. Simyann alay konusu olan simgeciliinin, bilin
d pisikolojisi bakm ndan gerek bir altn madeni
olduu ortaya kmtr. ile drte ilikin ikilem,
T im aeufun dekorunu oluturan bir yk ile balar,
Faust'un ikinci blm ndeki Cabiri sahnesine dek
uzanr. On altnc yzyl simyacs G erhad D om , bu
ikilemi, Hristiyan lemesi ile serpens quadrico m u -
tus. eytan olan drt boynuzlu ylan arasnda verilen
bir karar sayd. Olacaklar bilir gibi, simyaclarn ok
sevdii pagan drtlsn yasaklad. Bu yasak, drt-
lln b in a riu f tan (2 saysndan), dolaysyla zdek-
sel, diil, eytanca bir eyden kmasna dayanarak
konmutur.10 Dr. von Franz, bu teslisi dncenin,
Trevisolu B ernardn P arabldsinde; K hunrathn
Am phitheatrm unda-, Michael Maierde, A quarium
Sapientum un ad bilinmeyen yazarnda ortaya kt
n gstermi bulunm aktadr.11 W. Pauli, Kepler ile
Robert Fluddun polemik yazlarna dikkat eker. Bu
polemikte, Fluddun rtm e kuram kaybederek
Keplerin ilke kuramna yer aar.12 Belli ynlerden
simya geleneine kar olan lde karar klnmasn
bilimsel bir a izledi. Bu ada rtm e konusunda
hibir ey bilinmiyordu. Bu a -teslisi dnm e t
rnn bir sregelii olan- lc dnya grne
tutkuyla yapt. Sz konusu gr her eyi uzam, za
man, nedensellik bakm ndan tanmlayp aklad.
10 De tenebris contra naturam." Tbealrum chem icm , I (1602) s.
518
11 Marie Louise von Franz, Die Parabel von d e r Fontia des Gra-
len von Tarvis."
12 Doa ile Psien in ) o n ttmt'nda Paulinin katksna bakn.

136
Radyoaktivitenin bulunuuyla ortaya kan dev
rim, fiziin klasik grlerini nemli lde deitir
mitir. Bak asndaki deime ylesine byktr
ki, yukarda kullandm klasik emay deitirmek
zorunda kaldk. Profesr Pauli almama dosta ilgi
gsterdi.Bu sayede, bu ilke sorunlarn iin iindeki
bir fiziki ile tartabildim. Pauli benim psikolojik
savlanm da deerlendirebiliyordu. Bu yzden, a
cl fizii de dikkate alan bir varsaym ileri srecek
durumdaym. Pauli klasik emadaki uzam-zaman
kartlnn yerine enerji (korunum u) ile uzam ile za
mann srekliliinin gemesini nerdi. Bu sav, teki
kart iftini -nedensellik ile sinkronisite- daha iyi ta
nmlamam salad. Bu tanmlama, ayr trden iki
kavram arasnda bir tr balant kurmay amalyor
du. Sonunda aadaki q u a tern i da karar kldk.

B o z u l m a z E n e rji

O lu m s a l lk a r a c l ile
E tk i a r a c l ile S r e k li b a l a n t
N e d e n s e llik s re k s iz b a la n t
d e n k l i k , y a d a A n l a m
( S in k r o n is it e )

U z a m - Z a m a n S r e k lili i

Bu ema bir yandan acl fiziin koyutlarna, te


yandan psikolojinin koyutlarna uyar. Bu noktada,
psikolojik grn aklanmas gerekiyor. Yukarda
belirtilen nedenleden tr, sinkronisitenin nedensel
aklamas sz konusu deil gibi grnyor. Sinkro
nisite zce rastgele eitliklerden oluur. Bu eitlik
lerin tertium cotnparationi\ benim arketip dediim
137
psikoid etkenlere dayanr. Bunlar belirsizdir-, aka
s ancak yaklak olarak bilinebilir, belirlenebilirler.
Nedenli srelerle ilikili olsalar bile ya da onlar ta
rafndan tansalar bile, srekli nedenli srelerin
referans erevesinin tesine giderler. Bu benim s
nr ama dediim bir yasa inemedir. nk arke-
tipler yalnzca ruhsal katm anda bulunmaz, ruhsal ol
mayan alanda da ayn lde ok ortaya kabilirler
(dtaki fiziksel srecin ruhsal olana denklii). Arke
tipik denklikler nedensel belirlenim bakmndan
olumsaldr, akas onlarla nedensel sreler arasn
da yasaya uyan bir iliki yoktur. Dolaysyla, denk
gelmenin ya da ansn ya da Andreas Speiserin de
dii gibi tm ile yasaya uyan bir biimde zamanda
ilerleyen rastlant durum unun zel bir rneini olu
tururlar. D Bu bir balang durumudur, bu durumu
mekaniin yasalar ynetm ez. Tersine, o yasann
nkouludur, yasann dayand rastlant katmandr.
Sinkronisiteyi ya da arketipleri olumsal sayarsak, ar-
ketipler, dnya kuran bir etken olarak ilevsel ne
me sahip olan bir modalitenin zel bir ynn stle
nirler. Arketip, ruhsal olasl temsil eder. Bunu sra
dan igdsel olgular tipler biiminde resm ederek
yapar. Genelde, olasln zel, ruhsal bir rneidir
bu; rastlantnn yasalarndan yaplmtr, mekaniin
yasalar gibi, doaya yasalar koyar.14 u konuda
Speiser ile uzlamak zorundayz: Olumsal olan, saf
anlama yetisinin (intellect) dnyasnda biimsiz bir
tz olsa bile, -i alg onu kavrayabildii lde-

13 ber die Freiheii s. 4


14 Agy. s. 6
138
kendini psiik igzleme bir imge ya da bir tip ola
rak aar. Bu tip, yalnz ruhsal denkliklerin temelini
oluturmaz. ok dikkat ekici bir biimde, psiko fi
zik denkliklerin temelini de oluturur.
Kavramsal dilin nedensellikle balantl renklerini
gidermek g. Altta duran, temel oluturan dnya,
nedensel armlarna karn, nedensel bir eyi gs
termez; varolan bir nitelii, akas Tam-yle olan,
indirgenemeyen bir olumsall gsterir yalnzca. Ge
nel olarak sylersek, ruhsal bir durumla fiziksel bir
durum aralarnda nedensel iliki yoksa, bunlarn an
laml bir kesimesi ya da denklem esi nedensiz bir
kiplik, nedensellik d bir dzenlilik demektir. im
di u soru ortaya kmaktadr: Sinkronisiteyi, ruhsal
sreler ile fiziksel srelerin eitliine deinerek ta
nmlamtk, bu tanm geniletilebilir mi ya da bu ta
nmlamann geniletilmesi gerekir mi? Sinkronisiteyi
nedensellik d bir dzenlilik" saydmzda bu ge
reklilik zorunlu gibidir. Btn yaratma edimleri;
doal saylarn nitelikleri gibi a priori etkenler; yeni
a fiziinin sreksizlikleri vb. bu kategoriye gider.
Sonuta, srekli, deneyle yeniden retilebilen grn
gleri de geniletilmi kavrammzn alan iine alma
lyz. Oysa bunlar, dar anlamda ezamanllk grn
glerinin doas ile uyumaz gibidir. Dar anlamda
sinkronisitenin olgular, ounlukla deneyle yinele-
nem eyen tek tek durumlardr. Deneyle yineleneme-
dikleri bsbtn doru deil elbette. Rhinenin de
neyleri; duyu tesi alglar olan bireyler ile yaplan
saysz baka deney bunu gsteririr. Ortak bir ad ol
mayan, tuhaflklar saylan tek tek durumlarda bile,
139
belli dzenliliklerin, dolaysyla da deimez etm en
lerin olduunu bu olgular kantlar. Buradan, daha
dar olan ezamanllk kavrammzn ok dar olabile
cei, geniletilmesi gerektii sonucunu karmalyz.
Ben, dar anlamda ezamanlla genel nedensellik d
dzenliliin -akas gzlemcinin tertium compa-
rationrii saptayabilecei talihli bir durum da olduu
andaki pisiik sreler ile fiziksel srelerin eitlii
nin- rnei sayma eilimindeyim Gelgelelim, gz
lemci arketipik ardalan algladnda hem en bam
sz pisiik sreler ile fiziksel srelerin benzerliini
arketipin (nedensel) etkisine dek izlemek ister. Dola
ysyla sinkronistik olgularn olumsal olduklar gere
ini grm ezden gelir. Ezamanllk genel nedensel
olmayan dzenliliin zel bir rnei saylrsa bu teh
likeden uzak durulmu olur. Bylece aklama ilke
lerimizi yasa d biimde oaltmam da oluruz.
nk, arketip, nsel ruhsal dzenliliin ie bak
yoluyla saptanabilen bir biimidir. Dardaki sinkro
nistik sre arketiple iliki kurduunda o da ayn te
mel modelin iine girer, -baka deyile o da dzen
li olur. Dzenliliin bu biimi doal saylarn ya da
fiziin sreksizliklerinden ayrlr. nk son ikisinin
varoluu bengidir, dzenli olarak ortaya karlar. Oy
sa ruhsal dzenliliin biimleri za m a n d a k i yaratm a
eylemleridir. Yeri gelmiken unu da syleyeyim: Sz
konusu grnglerin ayrc nitelii olarak zaman
esinin zerinde durmamn, onlar sinkronistik diye
tanmlamamn nedeni budur.
Yeni ada sreksizliin kefedilmesi (akas
enerji kuantumlarnn; radyum un dzenli bozundu-

140
unun bulunmas) nedenselliin egemenliine son
verdi. Bylece ilkelerin lln de sona erdirdi.
Bu lnn yitirdii toprak daha nceleri rtme,
sempati alanna aitti. Bu kavramlar, Leibnizin nce
den kurulu uyum dncesinde en yksek geliimle
rine ulatlar. Schopenhauer, rtm enin grgl te
melleri konusunda pek az ey biliyordu. Bu yzden,
nedenselci aklama giriiminin ne lde umutsuz
olduunu kavrayamad. Bugn, DA deneyleri saye
sinde, elimizin altnda epeyce grgl materyal var. G.
E. H utchinsond an 15 S. G. Soal ile K.M. Goldneyin
yrtt DA deneylerinin 1: O35 olasl olduu
nu rendiimizde, deneylerin gvenilirliine ilikin
kafamzda bir kavram oluturabiliriz. Bu 250,000 ton
sudaki molekllerin saysna denktir. Sonular her
yerde neredeyse kesinlik kertesine yaklaan doa bi
limleri alannda DAya oranla daha az deney vardr.
DA konusunda arya kaan kuku zerre kadar
hakl deildir. Bu kukunun ana nedeni, bilisizliktir
yalnzca. G nm zde bilisizlik, uzmanln kanl
maz elikisi gibi grnyor. Uzmann aratrma ev
reninin zorunlu olarak snrl olmas daha yksek, da
ha geni bak alarn nler. Hem de en istenmeyen
biimde. ou kez, bo inanlar denilenlerin, bilin
mee deer bir hakikat ekirdei ieJii grnr.
Dilek szcnn kkeninde bysel bir anlam
bulunabilir. Dilek ubuunda (yer altnda su ya da
m aden damar bulm ak iin kullanlan sopa ya da b
yl asa) bu anlam imdi de korunmaktadr. Burada
dilek szc, istek deil by eylemi anlamna ge
15 S. G. Soal, Science a n d TelepathyT s. 6

141
lir.16 Duann etkisine olan geleneksel inan da, du
aya elik eden sinkronistik grngye dayanr.
Ezamanllk, fizikteki sreksizliklerden daha a
rtc, daha gizemli deildir. Nedenselliin hkm
sren gcne duyulan kkl inan, entellektel ba
kmdan bir glk karmaktadr. Bu inan yzn
den, nedensiz olaylarn var olduu, hatta olabilecei
dnlemeyecek bir ey gibi grnr. Ama neden
siz olaylar varsa, bizim onlar yaratma edimi sayma
mz gerekir. Bunlar, en batan beri var olan, kendini
ara ara yineleyen, bilinen ncllerin hibirinden t-
retilemeyen bir kalbn srekli yarats diye grlme
li17 Elbette nedeni bilinmeyen her olayn nedensiz
Jacob Grimm, Tettonic Mytboogy, ev. J. S. Stallybrass, I, s.
137. Dilek nesneleri, rnein O din'in mzra Gungnir, Thoru n e
kici Mjollnir, Freyann klc ccelerin yapt by aralardr (II, s
870). Dilemek gotes krafCtr (tanrnn gc). Got hat an sich wunch
geleit und der w nschelruoten hort" (Tanr ona dilei (sihiri), dilek
(sihir) deynegini balamtr) B eschoenen mit w unsches gewalte"
(dilein gc ile gzelletirm ek iin) (IV, p. 1329). Dilek Sanskrit-
e m anoratha szc ile karlanr. Bu szck harfi harfine usun
(ya da ruhun) arabas akas, dilek, istek, dlem anlamna gelir
(A. A. Macdonell, A Praclical Sanskrit Dictionary)
17 Srekli yarat, salt birbirini izleyen b ir dizi yaratma eylemi ola
rak dnlmemeli; b ir yaratc eylemin bengi varoluu olarak da
dnlmeli, ikinci durum da srekli yaratma, Tanrnn her zaman
baba olmas, her zam an O ulu yaratmas" (O rigenes, D eprtncipiis,
1, 2, 3) ya da onun uslarn bengi yaratcs (Augustine, Confessi-
on, XI, 31, ev F.J. Sheed, p. 232) olmas demektir. Tann yaratsnda
ierilir, "Tann, yaptlar onun bannabilecegi bir yermi gibi, onlarda
bir yeri oluyormu gibi gerek duym az yaptlanna, kendi bengiliini
srdrr, orada yerleir, yerde gkte houna gideni yaratr. (Augus
tine s. 113: 14 , Fjcpositions on th e B o o k o f Psaltn^da)- Zaman iinde
art arda olan, ayn anda tanrnn usunda da olur: Yerinden oyna
maz bir dzen, kmldayan eyleri b ir kalp, b ir rnek iinde tutar.
Bu dzende, zaman iinde ezamanl olm ayan eyler zam ann dn-

142
olduunu dnrken uyank olmalyz. Daha nce
vurguladm gibi, bu, ancak nedenin dnlemedi-
i durumlarda kabul edilebilir. Gelin grn ki d-
nlebilirliin ta kendisi en iddetli biimde eletiril
mesi gereken bir kavramdr. Atom,18 zgn felsefi
kavranyla rtseydi, onun ekirdeinin paralana
bilecei dnlem ezdi bile. Anlaml denk gelilerin
saf rastlant olduu dnlebilir. Ama bu denk ge
liler artp bydke, daha san bir rtme olduk
a, onlarn olaslklar azalr, dnlemezlikleri artar.
Bir yer gelir artk onlar salt ans sayamaz oluruz.
te o zaman, nedensel aklamalar olmad iin, bu
denk gelilerin, anlaml dzenlem eler olduunu d
nm ek gerekir. Dediim gibi, bunlarn aklana-
mazl nedenin bilinmemesine deil, nedenin en
tellektel terimlerle dnlem em esine baldr. Za
man ile uzam anlamlarn yitirip greli olduklarnda,
nedensel aklama yaplamaz olmas, zorunlu bir du-
\m olur. nk, bu koullarda, sreklilii bakmn
dan uzam ile zaman ngren bir nedenselliin var
lndan sz edilem ez artk. Uzam ile zamann olm a
d yerde nedensellik btn btn dnlem ez
olur kar.
Bu nedenlerden tr, uzamn, zamann, neden
da e zamanl olarak vardr. (Prosper o f Aquitaine, Sententiae e x A-
g uslino delibatae, XU (Mingc, P.L., Ll, kol. 433)- Zamansal ardk
lk, Tanrnn bengi bilgeliinde zamanszdr. (Minge, kol. 4551) Yara
dltan nce zam an yoktu- zam an ancak yaradlm eylerle bala
d: Zaman yaradlm olandan kt; yaradlm olanlar zam andan
kmad." (CCLXXX IMinge. kol. 468]). Zam andan nce zam an yok
tu, zaman dnya ile birlikte yaratld." (Anon, De trfpltci babitaculo,
VI [Minge, P.L., XL, kol. 995)
18 a to g a 'ta n akas "blnm ez, kesilem ez olan'dan gelir. .v.
145
selliin yan sra bir kategori daha ortaya koymak
bence zorunlu. Bu kategori, sinkronistik grngleri
zel bir olgu snf diye anlamamz olanakl klar. Ay
rca olumsal bir lde en batan beri var olan, ev
rensel bir etken; bir lde de zamanda ortaya kan
saysz tek tek yaratma eyleminin toplam olarak an
lamaya olanak verir.

EK

EZAMANLILIK ZERNE1
G rne gre, serimlemeyle ilgili kavram ta
nmlayarak balamam iyi olacak. Ne ki, ben konuya
baka bir yoldan yaklamak, nce ezamanllk kav
ramnn kapsamay amalad olgularn ksa bir be
timlemesini verm ek istiyorum. Kkenbilimin gster
dii gibi, bu terim, zamanla ya da daha kesin olarak,
bir eit e zamanllkla ilgilidir. Ezamanllk yerine
iki ya da daha fazla olayn anla m h denk gelii kavra
mn da kullanabilirdik. Burada iin iinde ansn ola
slndan baka bir ey vardr. Olgularn istatistiksel
-akas olas- bir arada olular, rnein hastaneler
de grlen olgularn ikilenmesi, rastlant kategori
sine girer. Bu trde bir araya gelmeler, herhangi bir
sayda eden oluabilir; gene de bu olgular olas

1 zgn biimi ile 1951'de, svirede Askonada Eronos konfe-


ransnda ber Synchronizitaet" adyla verilen bir dersti. Eranos-
Jahrbcb 1951'de yaynland (Zrih 1952). Bu eviri nsan ile Za~
marCda ( Eranos Yll 3ten makaleler; New York, London 1957)
yaynland.
144
olann, ussal olarak olanakl olann erevesinde ka
lr. Dolaysyla, diyelim ki, biri rastgele bir tranvay bi
letinin numarasna dikkat eder. Eve vardnda bir te
lefon gelir, telefon eden kii biletteki ile ayn num a
ray aramaktadr. Akam bir tiyatro bileti alr, numara
gene ayndr. Bu olay bir ans beklenm esi olu
turur. Bu beklenm enin ok sk olmas olas deilse
bile, elerinin her birinin sklna bal olarak, bu
bir araya gelme olaslk erevesinde kalr. Rastlant
sal beklenm eye ilikin benim bamdan geeni an
latmak isterim. Buradaki e says altdan az deil
di:
1949 ylnn 1 Nisan gn sabah, bir yaztla ilgili
bir not dtm; Yazt, yar insan yar balk bir beti
ieriyordu. le yem einde balk vard. Birileri bin
lerine Nisan bal" geleneinden sz etti. leden
sonra, aylardr grmediim eski bir hastam bana bir
takm etkileyici balk resimleri gsterdi. Akam bana
zerinde deniz canavarlar, balklar olan bir nak
gsterdiler. Ertesi sabah eski bir hastam grdm, be
ni grnceye gelmeyeli on yl oluyordu. Bir gece n
ce dnde byk bir balk grm. Bir ay sonra, da
ha geni bir alma iin bu dizileri kullanp yazmay
bitirdiim. Evin nnde, gln orada dolatm, o sa
bah birok kez oradan gemitim. Bu kez gl duva
rnda otuz santimlik bir balk yatyordu. Orada kim
se olmadndan baln oraya nasl geldiine ilikin
bir dncem yok.
Rastlantlar byle st ste geldiinde insan ister
istemez onlardan etkilenir -nk bu dizilerdeki
elerin says arttka ya da bunlar allmam nite
145
likte olduka ortaya kmalar olaslk d olmaya
balar. Baka bir yerde deindiim, burada ele alma
yacam nedenlerden tr, bunun bir denk geli
beklemesi olduunu kabul ediyorum. u da var ki,
bu beklem enin ikilenmeden daha olaslk d ol
duu kabul edilmeli.
Yukarda szn ettiim tranvay bileti olgusunda,
gzlemcinin numaraya rastgele dikkat edip belle
inde tuttuunu syledim. Oysa genelde bu kii nu
maraya hi dikkat etmezdi. Bu dikkat, bir dizi rast
lant olgusunun temelini oluturdu. Gelin grn ki
numaraya dikkat etmesine neyin neden olduunu
bilmiyorum. Bence bu tr dizileri yarglarken, bu
noktada bir belirsizlik faktr giriyor, buna dikkat et
m ek gerek. Baka durumlarda da benzer eyler gz
ledim. Ama gvenilir sonular karamadm. Gelgele-
lim, ara sra, olaylarn gelm ekte olan dizileri konu
sunda bir tr n bilgi varm gibi bir izlenimden ka
nmak zorlar. Bu duygu, az sonra anlatacaklarma
benzer durumlarda kar konulmaz olur: Kii sokak
ta eski bir arkada ile karlamak zere olduunu
dnr. Ancak d krkl iinde onun bir yabanc
olduunu anlar. Sonraki keyi dndnde tam da
o kiiye rastlar. Bu tr olaylar her trl kavranabilir
biimde ortaya kar, hi de seyrek deillerdir, ama
ilk andaki geici aknlktan sonra abucak unutu
lurlar genellikle.
imdi nceden grm e ayrntlar st ste yldk
a varolan nbilgiye, bunun ans olmasnn olaslk
d olduuna ilikin izlenim kesinleir. Bir renci
nin yksn anmsyorum. Babas bitirme snavn
146
baaryla geerse onu spanya gezisine gndeceine
sz vermiti. Bunun zerine dostum bir spanyol
kentinde yrdn dlemeye koyuldu. Cadde bir
alana kyordu, orada Gotik bir katedral vard. Son
ra bir kede saa, baka bir caddeye dnd. Orada
iki tane kr atn ektii k bir araba ile karlat. Son
ra uyand. Biz bir masann evresinde oturm u bira
larmz ierken arkadam bize dn anlatt. Ksa
sre sonra, snav baaryla geip Ispanyaya gitti.
Orada caddelerin birinde dndeki ehri tand. Ala
n, katedrali buldu. Kesinlikle dteki imgeye karlk
gelmilerdi. Doru katedrale gitmek istedi, derken,
dnde keden saa baka bir caddeye dnd
n anmsad. D doru kmay srdrecek mi di
ye merak ediyordu. Keyi dnmesiyle iki kr atr
ektii bir araba ile gerekten karlamas bir oldu.
Sentim ent d u dj-vu, dlerdeki bir nbilgiye
dayanr. Bir ok olguda yle olduunu buldum. Am;
bu nbilginin yalnzca uyank durum da olduum
grdk. Byle durum larda salt ans olanak d olur
nk denk geli nceden bilinmektedir. Dolaysy
la, durum, yalnzca psikolojik olarak, znel olaral
deil, nesnel olarak da rastlant niteliini yitirir. n
k kesien ayrntlarn birikimi, belirleyici bir etke
olarak rastlantnn olaslk diiliini arttrr, hem d
lye gelmeyecek biimde arttrr. (lm n dor
bir biimde nceden bilinmesi bakm ndan Dariex il
Flammarion 4.000.000 ile 8.000.000 arasnda olasl!
lar hesaplamlardr)2 yleyse bu durumlarda geli
gzel olaylardan sz etmek yersizdir. Burada, dah
2 Belgeleme iin nceki blm e baknz.
U
ok, anlaml denk geliler sz konusudur. G enelde
bunlar nceden bilme ile -baka deyile nsezi ile-
aklanr. nsanlar gelecei grm eden, telepatiden de
sz ederler. Gelgelelim, bu yetilerin ne olduunu;
uzamda, zamanda uzak olaylarn bizim algmza ula
trlmas iin hangi aktarm aralar kullandklarn
aklayamazlar. Btn bu dnceler olsa olsa adlar
dr; bir ilkenin aklamalar olarak kabul edilebilecek
bilimse] kavramlar deildir. nk imdiye dek hi
kimse anlaml bir ratlanty oluturan eler arasnda
nedensel bir kpr kuramad.
J.B. Rhineye ok ey borluyuz, nk o duyu
tesi alg ya da DA deneyleri aracl ile bu grn
glerin geni alannda almak iin gvenli temeller
att. Rhine beerli be bee blnm 25 karttan
oluan bir deste kulland. Kartlarn her birinde zel
bir im vard (Yldz, kare, daire, ha, iki dalgal iz
gi). Deney aadaki gibi gerekletirildi. Deste her
deney dizisinde 800 kez ald. Bu arada denek kart
lar grmyordu. Kartlar evrildike denekten onlar
tahmin etmesi istendi. Doru yant olasl bete bir
di. Byk saylarn hesaplamas ile elde edilen so
nu, 6.5 tutturmayd. 1.5lik ans sapmas 250.000de
l e denk gelmektedir. Kimi bireyler olas tutturm a sa
ysnn iki kat puan ald Bir durum da 25 kart doru
bilindi. Bunun olasl 298.023.875-953 125te l dir.
Denek ile deneyci arasndaki uzaklk birka metre
den 4.000 mile kadar arttrld.
kinci tr deneyde denekten yakn ya da uzak ge
lecekte alacak bir dizi kart tahmin etmesi istendi.
Zaman esi birka dakikadan iki haftaya kadar art
148
trld. Bu deneyin sonucu 400.000de 1 olaslk gs
terdi.
nc tr deneyde, denek, belli bir sayy dile
yerek m ekanik olarak atlan zarn dmesini etkile
mee almak zorundayd. Psikokinetik (PK) deney
ad verilen bu deneyin sonular bir kerede atlan
zarlarn says arttka daha olumlu oldu.
Uzamsal deneyin sonucu, olduka kesin bir bi
imde, ruhun, uzam etkenini bir lde ortadan kal-
drabildiini kantlar. Zaman deneyleri, zaman esi
nin (her naslsa, gelecek boyutunda) ruhsal bakm
dan greli olabildiini kantlar. Zar ile yaplan deney,
devingen cisimlerin de ruhsal olarak etkilenebildii-
ni kantlar -bu sonu, uzam ile zamann ruhtaki g
reliliinden karak, nceden sylenebilir.
Enerji varsaymnn Rhinenin deneylerine uygu
lanamayaca aktr. Bylece deneyler g aktarm
konusundaki btn dnceleri geersiz klar. Ne
densellik yasas da eit lde aklayc olmaktan
uzaktr. -Bu gerei otuz yl nce gstermitim. n
k biz gelecekteki bir olayn u andaki bir olay na
sl ortaya karabildiini aklayanlayz. u anda, ne
trden olursa olsun, nedensel aklama olasl yok.
yleyse yapca nedensiz, olas olmayan kazalarn -
akas, anlaml denk gelilerin- ortaya ktn ka
bul etmeliyiz imdilik.
Bu ilgin sonular nda, Rhinenin bulduu bir
olguyu da dikkate almalyz: Her deney dizisinde, ilk
giriimler sonrakilerden daha iyi sonular retti. Tut
turma saysndaki d, deneklerin ruh durum una
baland. Kukuculuk, kar k sreci olumsuz et
149
kiliyordu Akas kuku, kar k uygunsuz bir du
rum yaratmaktadr. Enerji aktarm yaklamnn bu
deneylere uygulanamayaca belli olmutur. Dolay
syla onlar aklamada nedensel yaklam da ie ya
ramaz. Bundan u kar, duygusal etken, bu grn
gnn ortaya kmasn olanakl klan bir koul ola
rak nemlidir yalnzca. Ama zorunlu deildir. Rhi
n enin sonularna gre ne olursa olsun 5 deil 6.5
tutturma bekleyebiliriz. Ancak, tutturm ann ne za
man olacan nceden syleyemeyiz. Syleyebilsek
bir yasayla urayor olurduk. Tutturmann ne zaman
olacan nceden syleyebilmek, bu grngnn
doasyla btn btn eliir. Dediim gibi, onda
ansl tutturm ann ya da kazann olanakdlk nite
lii vardr. Bu ansl tutturm a ya da kaza, olanakl
sklktan daha ok ortaya kar; genelde belli bir duy
gu durum una baldr.
Bu gzlem, batan sona dorulanmtr. Gzlem,
fizikinin dnya resminin altnda yatan ilkeleri dei
tiren, hatta ortadan kaldran ruhsal bir etkeni, zne
nin duygusal durum u ile balantl sayar. DA de
neyleri ile PK deneylerinin grngbilimi yukarda
betimlenen trde baka deneylerle zenginletirilebi
lir. Bununla birlikte, onlarn temelini daha derinlem e
sine aratrdmzda, iin iindeki duygulanmla u
ramak zorunda kalrz. Bu yzden, dikkatimi belli
gzlemlere, deneylere ynelttim. Bunlar, tp alann
daki uzun uygulama srecimde, beni kendilerine
dikkat etmeye zorladlar diyebilirim drste. Bu
gzlemler kendiliinden, anlaml denk gelilerle ilgi
liydiler. Onlardaki olaslk d olma dzeyi, dpedz

150
inanlmaz grnmelerini salayacak lde yksek
tir. Burada bu trden yalnzca bir olguyu betimleye
ceim. Amacm bu grng kategorisinin tm ndeki
rnek nitelii vermek, ister bu zel olguya inann, is
ter a d hoc (durum a uyan) bir aklamayla bir yana
brakn farketmez. Bu trden ok fazla yk anlata
bilirdik. Bunlar, ilkece; Rhinenin vard, nitle-
meyen sonulardan daha artc ya da daha inanl
maz deildir. ok gem eden hem en her durum un
kendine zg bir aklama gerektirdiini greceksi
niz. Ne ki, doa bilimleri asndan tek olanakl ak
lama olan nedensel aklama, uzam ile zamann ru
ha greli oluundan tr ker. nk uzam ile za
man, birlikte, neden-sonu ilikisinin kanlmaz n
cllerini olutururlar.
rneim gen bir kadn hastamla ilgili. Hasta
hem benim hem de kendisinin abasna karn psi
kolojik bakm dan ulalmaz olduunu kantlamt.
Dorusu, sorunun kayna onun her konuda en iyi
yi bildiine inanmasyd. Yetkin bir eitim ona bu ba
kmdan ideal bir savut salamt. Bu savut, gerekli
e ilikin kusursuz geom etri3 ideas ile iyice cilalan
m Descartesi usuluktu. O nun usuluunu biraz
daha insanca bir anlayla tatlandrmak iin bir sr
bo giriim yaptm. Sonra, iser istemez, beklenmedik,
usd bireyler olmasn ummakla yetindim. O nun
kendi kendini kilitledii entellektel tepkiyi patlata
cak, yarp aacak bir ey bekliyordum. Bir gn onun
karsnda oturuyordum , srtm pencereye dnkt,
onun retoriinin akn dinliyordum. Hastam bir ge
3 Descartes savlarm Geometrik yntemle" kantlad.
151
ce nce etkileyici bir d grm, dte birileri ona
altn bir bokbcei vermiti. O bana bu d anlatr
ken, arkamda usul usul pencereye vurulduunu duy
dum. Arkama dndm , epeyce byk uan bir bce
in dardan pencereye arptn grdm. Lo oda
ya girmee alyordu besbelli. Bu bana pek tuhaf
grnd. H em en pencereyi ap bcei uarken ha
vada yakaladm. Bu bir bokbcei ya da adi gl b
ceiydi ( Cetonia arata). Altn yeili rengi ile Msr
llar iin kutsal saylan altn bokbceinin hem en he
men en yakn benzeriydi, ite senin bokbcein di
yerek bcei eline verdim. Bu deneyim onun usu
luunda istenen delii at, entellektel direncinin
buzlarn krd. Bundan sonra, saaltm, doyurucu so
nularla srebilirdi.
Bu yk saysz anlaml denk geli durum una bir
rnek olsun diye anlatld. Bunlar yalnzca ben gz
lemedim, baka birok kii de gzledi. Sz konusu
durumlar byk kolleksiyonlarda topland. Bunlar
gelecei grmek, telepati vb. adyla bilinen her eyi
ierirler. Swedenholm un Stockholmdeki byk yan
gnna ilikin grsnden, Hava Mareali Sir Victor
G oddardn son raporuna dek her ey bu alana girer.
Sz konusu rapor, G oddartn uann geirecei ka
zay dnde gren bilinmeyen subayn dne ili
kindir.4
Sz ettiim grnglerin tm kategoride top
lanabilir.
1- Gzlemcinin ruhsal durum unun, bu ruhsal du

4 Bu olgu bir ngiliz filminin konusu olmutur, TheN ight M y N m -


ber Came Up.
152
ruma ya da ierie denk gelen, dardaki ezamanl,
nesnel, bir olgu (rnein bokbcei) ile kesimesi.
Burada dardaki olgu ile ruhsal durum arasnda ne
densel balantnn kant yoktur. Uzamla zamann ru
ha gre deitii gz nnde tutulduunda, byle
bir balant dnlem ez bile.
2- Ruhsal durum un, bununla rten (az ok e
zamanl) bir d olay ile kesimesi. Bu durum da da
rdaki olay gzlemcinin alg alannn dnda, aka
s uzakta gerekleir, ancak sonradan dorulanabilir.
(rnein Stocholm yangn)
3. Ruhsal durumun, ona denk gelen, daha var ol
mayan, zamanca uzak, gene ancak sonradan doal
lanabilen, gelecekteki bir olgu ile kesimesi.
2. bek ile 3. bekteki kesien olaylar, imdilik
gzlemcinin alg alannda deildir. Ancak sonradan
dorulanabildiklerine gre, zaman iinde sezilebil-
milerdir. Bu tr olgular sinkronistik diye adlandr
yorum, bu ayn a n d a olan ile kartrlmamaldr.
Deneyin bu geni alanndaki aratrmamz, bilici-
likle ilgili yntemleri dikkate almazsa eksik kalr. Bi-
licilik gerekte ezamanl olgular rettiini ileri sr
mese bile, en azndan onlar kendi amalar iin kul
landn ileri srer. / Ching bu bilicilik ynteminin
bir rneidir. Dr. Hellmut Wilhelm bu yntemi ayrn
tsyla betimledi.5 1 Ching, soru sorann ruhsal duru
mu ile yant veren altizgi arasnda sinkronistik bir
denklem e olduunu kabul eder. 49 ka.dil iei sa
pnn gelii gzel blmlenmesi ya da bozuk pa

5 "Deiimler Kitab'nda Zaman Kavram 1951 Hranos konferan


snda bir ders.
153
rann gene gelii gzel atlmas ile bir altizgi olu
turulur. Bu yntemin sonucunun ok ilgin olduu
su gtrmez. Ne ki, grebildiim kadar ile yntem
olgularn nesnel belirlenimi iin bir ara, akas is
tatistiksel bir yntem salamaz. B unun kaynanda,
sz konusu ruhsal durum un pek belirsiz, pek belir-
lenemez oluu vardr. Benzer ilkelere dayanan ge-
omantik deney iin de bu dorudur.
Astrolojik yntem e dndm zde bir lde
daha uygun bir durum da oluruz. nk, astrolojik
yntem, gezegenlerin bak alar ile konum lannn
karakterle ya da soruyu sorann ruhsal durum u ile
anlaml biimde kesitiini kabul eder. Son astrofizik
aratrmann nda, astrolojik rtm e belki de bir
sinkronisite sorunu deil, byk lde bir nedensel
iliki sorunudur. Profesr Max Knoll unu kantlam
tr6. Gnein proton nm, gezegenlerin kavuu
mundan, kartlndan, drtl bak alarndan o
kertede etkilenmektedir ki, manyetik frtnalarn orta
ya kmas yksek bir olaslkla nceden kestirilebi
lir. Yeryzndeki manyetik kargaalarn erisi ile
lm oran arasnda iliki olduu kantlanabilir. Bu
da kavuumlarn, kartlklarn, drtl bak alarnn
kt etkisini, l bak alar ile altl bak alar
nn olumlu etkisini dorular. Dolaysyla, burada
sinkronistik ilikiden ok, nedensel bir ilikinin, ak
as sinkronisteyi dlayan ya da snrlayan bir doa
yasasnn bulunm as olasdr. Yldz falnda byk bir
rol oynayan evlerin burlar kuayla ilgili nitellikle-
ri de sorun yaratr. nk astrolojik burlar kua,
6 "amzda Bilimin D nm Agy.
154
7 Bu materyal farkl kaynaklardan geldi. O nlar yalnzca evli insan
larn burlaryd. yle ya da byle bir seim yoktu. Elimizin altn
daki btn evlilie ilikin yldz fallarn geliigzel aldk.
156
8 Bu sonular da, bunlar izleyen sonular da sonradan Profesr
Fierz tarafndan gzden geirilerek nemli lde drlmtr.
Karlatrn Par, 901
157
158
di. Bununla birlikte, bugn tans farkl bir kta
grmek gerekiyor. Rhinenin deneyleri, uzamn, za
mann, dolaysyla da nedenselliin ortadan kaldrla-
bilen etkenler olduunu kantlar. Bunun sonucu, ne
densiz grnglerin olanakl grnmesidir. Sz ko
nusu olgular, baka durumlarda, tansk diye adland
rlacaktr. Bu trden btn doal grngler, esiz
dir; ar tuhaf rastlant birleimleridir. Bunlar besbel
li bir btn olutururlar. Bu btn, paralarnn or
tak anlam bir arada tutar. Anlaml denk geliler, g
rng olarak sonsuz eitliliktedir. Gene de, onlar
nedensiz olaylar olarak, dnyann bilimsel resminin
bir parasdr. Nedensellik, birbirini izleyen iki olay
arasndaki ba aklayan bir yntemdir. Sinkronisite,
ruhsal olaylarla psikofizik olaylar arasndaki zaman-
anlam koutluuna iaret eder. imdiye dek, bilimsel
bilgi, sz konusu olaylar ortak bir ilkeye indirgeme
yi baaramamtr. Terim hibir eyi aklamaz. Yal
nzca anlaml denk gelilerin olageldiini belirtir.
Bunlar kendi balarna rastgele olup b.,erler. Gelge
ldim , olanlar ylesine olaslk ddr ki, onlarn bir il
keye ya da grgl dnyadaki baz niteliklere dayan
dklarn kabul etm ek zorunda kalrz. Kout olaylar
arasnda karlkl nedensel ilikinin varl gsterile
mez. Bunlara rastlant niteliini veren de budur. Ara
larndaki saptanabilir, kantlanabilir tek ba, ortak bir
anlam ya da denkliktir. Eski rtme kuram bu tr
balantlarn deneyim ine dayanyordu -Bu kuram,
Leibnizin nceden kurulu dzen dncesinde do
rua ular. Bu doruk, ayn zamanda geici bir sonu
tur. Sinkronisite, eski rtme, sempati, uyum kav
159
ramlarnn acl eitlemesidir. Felsefe varsaymlar
na deil grgl deneye, denem eye dayanr.
Sinkronistik grngler, neden sonu ilikisi ol
mayan, ayr trden sreler arasnda anlaml denklik
lerin ayn anda, ortaya ktn kantlar. Baka deyi
le, kesime olgular, bir gzlemcinin alglad ieri
in, nedensel bir ba olmadan, dardaki bir olgu ta
rafndan da temsil edilebileceini kantlar. Buradan
ya psienin zamana yerletirilemeyecei ya da uza
mn ruha greli olduu sonucu kar. Ayns psienin
zamansal belirlenimi ile zamann ruhsal greliliine
de uyar. Bu bulgularn dorulanm asnn kapsaml so
nular olmal. Bunun zerinde durm aya bile gerek
yok.
Bir dersin ksa sresi iinde ne yazk ki sinkroni
sitenin geni alannn geliigzel bir zetini verm ek
ten fazlasn yapamam. Bu sorunda derinlem ek iste
yenler iin Yaknda kacak olan Sinkronisite: Ne-
denselik d Balayc bir Ilke adl kitabm ner
m ek isterim. Bu kitap Profesr W. Paulinin The In-
terpretation o f Nature a n d Psyche adl kitab ile bir
likte yaynlanacak.

1 0
K aynaka

ABEGG, LLY, The M ind o f East Asia. London and New


York, 1952.
AGRPPA VON NETTESHEM (HENRCUS) CORNELUS)
De occulta phisolophia libri tres. (Cologne, 1533. eviri
iin bkz. Three Books o f Occult Philosophy. eviri J.F.
Londra, 1651, Yeniden basl yalnzca I . Kitap, olarak :
The Occult Philosophy or Magic. Editr Wilis F. White
head, Chicago, 1898
ALBERTUS MAGNUS De mirabilibus trundi. Incunabu-
lum, tarihsiz, Zrihte Zentralbibliotekte. Cologne
1485de baslan bir basks var. )
ANONYMOUS, De triplici habitaculo, bkz. MNGE, P.L.
cilt. 40, pararag 991-98
AUGUSTINE-SAINT, Confessions, Francis Joseph Sheed
evirisi, Londra-New York. ,1951
---------- , Exposition on the Book of Psalms, J. Tweed,
T. Scratton ile bakalarnn evrisi (Fathers of the Holy
Catholic Churce Ktphanesi) :xford, 1847-57. 6. cilt
AQTANELI PROSPER Sententiae ex Augustino ^lel iba
te, Bkz. MNGE, P?L., cilt. 51, col. 427-496.
BHME, JAKOP. De Signature of Ali Thing John Ellisto-
ne evirisi. Editr Clifford Bax. (Everymans Library)
Londra ile New York. 1912
BROWN, G. SPENCER. De la recherce psychique con-
sideree comme un test de la theore des probabilities,
Revue metapsychuque (Paris) no. 29-30 (Mays-Aus-
tos), 87-97.
CARDAN, JEROME (Hieronymus Cardanus). Commen-

161
taria in Ptolemaeum De astrorum judiciis. Opera Om-
n id mn iinde, Lyons, 1663. 10. cilt (V. 93-368)
DANS, FRTZ. Das Schwaermen des Palolo, Der Na-
turforscher (Berlin), VIII (1932) 379- 82
DALCQ, A. M. La Morphogenese dans la carde de la
biologie generale, Verhandlungen der Schveizerissc-
hen naturforschenden Geselschaft (129. Lozan yllk
Toplantsnda: Aarada basld_ 1949, 37-72
DtETERCH, ALBRECHT, Eine Mithrasliturgie, Leipzig,
1903; 2. bask. , 1910.
DRESCH, HANS, Philosophie des Organischen. Lepzig,
1909. 2. cilt. 2. bask. Leipzig, 1921.. eviri iin The Sci
ence and Philosophy o f Organism. 2. bask, Londra,
1929.
, Die Seele" als elementarer Naturfactor. Leipzig,
1903.
DUNNE, JOHN WLLlAM. An Experinment with Time.
Londra, 1927; 1927; 2. bask, New York, 1938.
ECKERMANN, J. P. Conversations unth Goethe. R.D. Mo-
on evirisi. Londra [1951]
FERZ, MARKUS. Zur Physikalischen Erkentnis, Era-
nos-Jahrbuch 1948 (Zrich, 1949) 433-460
FLAMBART , PAUL , Preuves et bases de lastrologie sci-
entifique. Paris, 1921
FLAMMARION, CAMILLE , The Unknoum Londra, New-
York. 1900
FLUDO, ROBERT. [De arte geomantica] Animae intel-
lectualis scientia seu De Geomantica. Fasciculus ge-
omantus, in quo varia vartorum opera geomantica.
iinde Verona. 1687. Verona, 1687.)
FRANZ, MARE LOUSE VON.Die Parabel von der Fon-
162
tina des Grafen von Tarvis. Yaynlanmam.
, Die Passio Perpetuae. C.G. JUNGun At-
ONunun iinde. Zrih, 1951.
FRSH, KARL VON. The Darcing Bees. eviri Dora lse,
New York - Londra, 1954.
GEULINGCX, ARNOLD, Opera philosophica, Editr
J.P.N. Land. Lahey, 1891-99. 3. cilt (Cilt II: Metaphysica
veral)
GRMM, JACOB. Teutonic Mytology. J. S. Stallybarass e
virisi,Londra, 1883-88
GURNEY, EDMUND; MYERS, FREDERC W. H.; POD-
MORE, FRANK. Phantasms o f Living, London, 1881, 2
cilt. Londra, 1886. 2 cilt
HARDY , A.C. Bkz. The Scientific Evidence for Extra-
Sensory Perception, Newcastle'daki Ing'liz Topluluu
Toplantsnda rapor. 31. Austos -7 Eyll., 1949. Disco-
very (Londra) X (1949).,, 348.
HtPPOCRATES (onun olduu dnlyor) De Alirnen-
to. Hippodcrates on Diet and Hygiene iinde. John Pre-
cope evirisi. Londra, 1952.
1 Ching, Almancaya eviren Richand Wilhelm, Trkeye
eviren Levent zar. Biblos Yaynevi, Bursa.
ISODORE OF SEVLLE , SANT, Liher etymologiarum.
bkz. Minge, P.L., par. 73-728
JAFFE, ANlELA, Bilder und Symbole aus E T. A. Hoff-
manns Maerchen. Der Goldene Topf. C. G. Jungda .
Gelsattungen des Unbemsten, Zrih, 1950.
JANTZ, HUBERT ile BERNGER, KURT, Das Syndrom
des Schvvebeerlebnises unmittelbar nach Kopfverletzun-
gen, Der Nervenartz (Berlin), XVII (1944), 197-206
JEANS, JAMES, Physics and Philosophy. Cambridge,
16 3
1942.
JORDAN PASCUAL., Positivistiche Bemerkungen ber
die parapsychischen Erscheinungen. Zertralblatt f r
psychotheraphie (Leipzig), IX (1936) 3-17.
. Verdraengung u nd Komplementaritaet. Ham
burg, 1947.
JUNG, CARL, GUSTAV. Collected Papers on Analytical
Psychology. Editr Constance E. Long, Deiik evir
menler tarafndan evrildi. Londra-New York, 1916 2.
bask, 1917
The Secret O f Golden Flovef zerine Yorum.
Simyasal Aratrmalardaa, Bkz. RICHARD, WILHELM.
- Mandala Simgecilii ile lgili. Arketipesand the
Collective Unconscios, Btn Yaptlar, 9, i
---------- Dou Meditasyonunn Psikolojisi zerine
Psychology and Religiorids.-. West an d East, Btn Yapt
lar, 9,1
"Tinsel bir Grng olarak Paracelsus, Alche-
michal Studies iinde. Btn Yaptlar 13.
leme Domasna Psikolojik Bir Yaklam.
Psychology and Religion. West a nd East ta. Btn Yapt
lar
-----------Psychology a nd Alchemy. Btn Yaptlar 12.
----------- The Spirit Mercurius. Alchemical Studies
iinde. Btn Yaptlar, 13
----------- Studies in Word Association." Experimental
Researches Blm I. Btn yaptlar, 2.
-----------Bireyleme Sreci zerine Bir Aratrma. The
Archetypes a nd Collective Unconscios. Btn Yaptlar,
9..
KAMMERER, PAUL., Das G esetzderSerie. Stuttgart - Ber-
164
1in.
KANT, MMANUEL. Dreams o f a Spirit-Seer, Illustrated
by Deams o f Metaphysics. Emanuel F. Goenvitz evirisi,
Londra 1900
KEPLERR, JOHANNES. Gesammelte Werke. Editr Max
Caspar ile dierledi. Mnih, 1937 ( Cilt IV: Kleinere
SchrifleniI02-l6ll). Editr Max Caspar ile Franz Ham-
mer. 1941.
[KEPLER, JOHANNES Joannis Kepleri astronomi Opera
omnia. Editr C. Frisch. Frankfurt -Erlangen, 1858-71. 8
cilt
KLOECKLER, HERBERT VON. Astrologie als Erfanruns-
unssenschaft. Leipzig. 1927.
KNOL, MAX. Transformation of Science in Our Age.
Man and Timdde.
KRAFT, K. E; BUDA, E.; FERRERE, A. Le Premier Tra-
ite d astro-biologie. Paris, 1939.
KRAEMER, AUGSTN FREDRCH. ber den Bau der
Koralenriffle. Kiel - Leipzig. 1897
KRONECKER, LEOPOLD. Werke, Leipzig. 1883. 1930, 5.
cilt
LEBNZ, GOTTFRED WLHELM. Klienere Philolophic-
he Schiriflen. Editr R. Habs. Leipzig, 1883. 3 cilt
----------- Philosophical Writtings. Marry Morris tarafn
dan seilip evrilmitir. (Monadology, s. 3-20; Principles
ofNature and O f Grace, founden on Reason. . s. 21-31
[----------- ] The philosophical Works o f Leibniz; a Selec-
tion. eviri G.M. DUncan. New Haven, 1890.
----------- . Theodicy. E. M. HUggard evirisi. Editr Aus
tin Farrer. Londra. 1951 [1952]
METER, C ARL ALFRED. Zeitgemaesse Probleme der
165
Traumforschung. (Eigenssische Technische Hochschu-
le: Kultur- und Staats-wissenschaftliche eriften, 75.) Z
rih, 1950.
MIGNE, JACQUES PAUL Patrologlae cursus completus
[P.L.] Latin Dizisi. Paris 1844-64. 221 cilt
[P.G.] Antik YUnan Dizisi. Paris 1857-66. 166 cilt
Bunlar sayfalara deil paragraflara deinmektedir.
ORIGEN. De Principiis. Bkz. MNGE, P. G., cilt 11 pa
ragraf. 115-414. eviri iin: On First Principles. eviri G.
W. BUtterwort. Londra, 1936
PARACELSUS (HohenheimlTheophrastus Bombastes)
Das Buch Paragranum. Editr Franz Strunz, Leipzig,
1903)
............... Saemtliche Werke. Editrler Kari Sudhoff
Wilhelm Mathiessen Mnih Berlin, 1922-35. 15. vilt
PAUL, W. Arketipik dealarn Keplerin Bilimsel Kura
mna Etkisi. . eviri Priscilla Silz. The interpretation of
Nature and the Psyche de. New York (Bodllingen Seies
LI)-Londra, 1955
PHLO JUDAEUS. De opificio mundi. [ Works] da eviri
F. H. Colson, G?H. Whitaker. (Loeb Classical Library.)
New Yok il Londra., 1929- 12. cilt (1,2- 137)
PCO DELLA MRANDOLA. Opera Omnia. Bazel, 1557
PLOTNUS. ENNEADS. eviren Stephen Mackenna. 2.
basm, gzden geiren B.S. Page. Londra, 1956
PRATT, J.G.- RHNE, J.B.; STUART, C. E.; SMTH, B. M.
; GREENWOOD, J. A. Extra-Sensory Percepon after
Sixty Years. New York, 1940.
PTOLEMAEUS (Ptolemy). Bkz. CARDAN , JEROME
RED, THOMAS. Essays on the Active Povers o f Man.
Edinburgh, 1788.
166
RHNE, J.B. . Extra-Sensory Perception. Boston, 1934
-------------A n Introductuon to Work o f Extra-Senrory
Perception." Transactions of the New Yok Academy of
Sciences. (New York), Ser. II, XII (1950) 164-68.
----------- Nem Frontiers o f the M ind. New York and
London, 1937.
----------- The Reach o f Mind. London" 1948. Yenide
basm Harmondsworth (Penguin Books), 1954
----------- de HUMPREY, BETY M. A Transoceanic ESP
Experiment, Journal o f Parapsychology (Durham, Ku
zey Carolna) VI (1942), 52-74
RCHET, CHARLES. Relations de diverses experiences
sur transmission mentale, la lucidete, et autres , Proce-
edins of Society fo r Psychical Research (Londra) V
(1888), 18-168
SCHILLER, FRiEDRCH. The Crane of Ibicus The Po-
emdin iinde. eviri E.P. Arnold-Foster. Londra. 1901
SCHMIEDER, G. R. Personality Correlates of ESP as
Schotvn by Rorschach Studies, Journal of Parapsycho
logy (Durham, Kuzey Carolina) XIII (1949), 23-31-
SCHOLZ, WlLHELM VON. Der Zufall: eine Vorform des
Schicksals. Stuttgart, 1924.
SCHOPENHAUER, ARTHUR Parerga und Paralipome-
na. Editr, R. von Koeber. Berlin, 1891., 2 cilt
SOAL, S. G. Science and Telepathy, Enquiry (Londra)
L 2 (1948), 5-7
SOAL, S. G LE BATEMAN F. Modern Epxperiments in
Telepathy London, 1954.
SPElSER, ANDREAS ber die Freibeit. (Basler Universi-
taetsreden, 28) Basel, 1950.
THORNDKE, LYNN. A History o f Magic and Fxperi-
167
mentalSciece. New York, 1929-41. 6 cilt
TYRRELL, G. N, M. T he Personaltiy o f Man. London.
1947.
VlRGlLYUS [Yaptlar] H. Rushton Fairclough. (Loeb
Classical Library] LondraNew York
WALEY, ARTHUR (eviri) The Way a nd its Power. Lond
ra, 1934
[WE PO YANG] Tsan Tung Chi adl Simya zerine
Antik bir in incelemesi (Lu-chiang Wu evirisi , sis
(Bnges), XVIII (1932) 210-89
WEYL, HERMANN Wissenschaft als symbolischer
Konstruction des Mesnschen. Eranos-Jahrbuch 1948.
(Zrih, 1949 375-439.
WlLHELM, HELMLMUTH Deiimler Kitabnda Zaman
Kavram. Man and Timdda
WtLHEM, RICHARD. Chinesiche Lebensveisheit. Dars-
tadt. 192.
---------- (ev. ) The Secret o f The Golden Flover.
Jungun anma yazs, yorumu ile birlikte. Londra-New
York. 1931; 2. bask. Alchemical Studies de Jungun yo
rumu gzden geirilmitir.
---------- Das utahre Buch vom sdlichen Bltenland.
Jena, 1912.
---- Ayn zamanda I Chinge de bakn
ZELLER, EDUARD. Die Philosophie der Greichen in ih-
rer geschichtlichen Entuicklung dargestelt. Tbingen,
1856.

168