You are on page 1of 378

Ernst Cassirer (1874-1945): 20.

yzyln nemli filozoflarndan biri olarak


gsterilen Ernst Cassirer, 1874'de Breslau'da domutur. 1892'de Berlin'de
hukuk renimine balam, ancak daha sonra eitim alann Alman Edebiya
t ve felsefe olarak deitirmitir. 1894'de hocas George Simmel vastasyla,
Hermann Cohen'in yazlaryla tantktan sonra Cassirer 1896'da Marburg
niversitesi'nde Cohen'den felsefe eitimi almaya balar. 1899'da Cohen'in
yannda doktorasn Descartes' Kritik der mathematischen und naturwis
senschaftlichen Erkenntnis (Descartes'n Matematiksel ve Doabilimsel Bil
gi Eletirisi) tezi ile tamamlar. Bu srete, Yenikant Marburg okuluna kat
lr ve Cohen'in yannda, Paul Natorp ile de alr. Onun 1902'de yazd ve
nemli bir Leibniz yorumu olarak kabul edilen Leibniz' System in seinen
wissenschaftlichen Grundlagen (Bilimsel Temelleri inde Leibniz'in Siste
mi) eseri, Cassirer'in ilk bamsz almasdr. lk cildi 1906'da yaynlanan
ve bilgi probleminin tarihi zerine aydnlatc bir eser olan ciltlik Das Er
kenntnisproblem in der Philosophie und Wissenschaft der neueren Zeit
(Yenia Bilimi ve Felsefesinde Bilgi Problemi) almas Cassirer'in doent
lik tezidir. Bu eserin ilk iki cildi felsefi ve doabilimsel bilgiyi, 1920'de yayn
lanan nc cildi Kant sonras sistemleri konu alr. 1906 da doent olan Cas
sirer, Hamburg niversitesine arld 1919 ylna kadar, Bedin niversite
si'nde grev yapmtr. Zamannn dnce perspektifine gre r ac olarak
grlebilecek ve bilgi ve bilim teorisi nitelikli bir inceleme olan Substanzbeg
riff und Funktlonsbegriff (1910) (Tz ve Fonksiyon Kavramlar), onun ken
di bilgiteorisel dncelerini yanstr. Yine bu balamda o, fizikteki gelimele
ri, klasik fizikten modern fizie geii ok ayrntl inceler ve bilgi teorisi a
sndan yorumlar. Zur Einsteln'schen Relativitatstheorie (1921) (Einstein'n
Rlativite Teorisi zerine) eseri, modem fizikteki gelimeleri bilgi teorisi a
sndan inceleyen ve bu gelimelerin bilgi teorisine etkilerini yorumlayan ilk fel
sefi almalardan biridir. O, bu almasn yaparken, Einstein ile de yazm
tr. Berlin'de bulunduu sre iinde Cassirer 1912'den itibaren Kant'n eserle
rinin basm ile uramtr. Bu esnada yazd Kants Leben und Lehre
(Kant'n Yaam ve retisi) (1918), Kant zerine derinlemesine ve ayrntl
bir almadr. Cassirer'in Berlin dnemindeki eserlerinde biri de, Alman zi
hin tarihi zerine farkl bir alma olan Freiheit und Form (zgrlk ve
Form) (1916)'dur. Cassirer'in asl dnce izgisi, Hamburg niversitesi'nde
greve baladktan sonra netleir. zellikle onun Warburg ktphanesi evre
sinde toplanan bilim adamlaryla ve ktphanenin kltrel ortamyla tanma
s, bu konuda asl belirleyici faktr olmutur. Onun felsefi sistemine de adn
veren temel eserleri; Philosophie der symbolischen Formen 1, Die Sprache,
(1923) (Sembolik Formlar Felsefesi I, Dil); Die Philosophie der symbolisc
hen Formen II, Das mythische Denken (1925) (Sembolik Formlar Felsefesi
II, Mitik Dnme); Philosophie der symbolischen Formen III, Phanone
nologie der Erkenntnis, (1929) (Sembolik Formlar Felsefesi III, Bilginin Fe
nomenolojisi), bu ortamda en verimli zeminini bulmutur. Cassirer'in Ham-
burg'ta yaad sre iinde yapt almalardan bazlar ise unlardr: Dle
Begriffsform im mythischen Denken (Mitik Dnmede Kavram Formu),
Sprache und Mythos (Dil ve Mitos), lndividuum und Kosmos in der Phi
losophie der Renaissance (Rnesans Felsefesinde Evren ve Birey), Die Phi
losophie der Aufklarung (Aydnlanma Felsefesi). Cassirer 1933'e kadar
Hamburg niversitesi'nde felsefe profesr olarak hayatn srdrr. 1929-
1930 yllarnda bu niversitenin rektrln de yapar. Bu greviyle o, bir Al
man niversitesindeki ilk Yahudi rektr vasfn da kazar. Ancak nasyonal
sosyalistlerin iktidara gelmelerinden sonra ngiltere'ye g eder ve misafir
retim yesi olarak 1933-1934 yllarnda Oxford'ta ders verir. 1935 ylnda s
ve'e giden Cassirer Gteborg niversitesi'nde felsefe profesrl yapar.
l 939'da sve vatandalna kabul edilir. ABD'ne g edene kadar yapt a
lmalardan bazlar ise unlardr: Determinismus und lndeterminismus in
der modernen Physik (Modem Fizikte Determinizm ve ndeterminizm), Des
cartes, Zur Logik de Wissenschaften (Kltr Bilimlerinin Mant zeri
ne), Die Platonische Renaissance in England und Schule von Cambridge
(Cambridge ve ngiltere'de Platonculuun Yeniden Douu) Wesen und Wir
kung des Symbolbegriffs (Sembol Kavramnn z ve Etkisi) Philosophie
und exakte Wissenschaft (Felsefe ve Kantlamac Bilim). 1941'de ABD'ne
g eden Cassirer Yale ve Columbia niversitelerinde felsefe dersleri verir.
1944'de ngilizce olarak yaynlad An Essay on Man (nsan stne Bir De
neme) eserinde hem kendi felsefi dncelerinin ok genel bir zetini verir,
hem de kltre antropolojik adan bir bak sergiler. lmnden bir yl son
ra yaynlanan The Myth of State (Devlet Efsanesi)'de, hem devlet kavram
na farkl bir bak, hem siyasal dncenin tarihsel geliiminin farkl bir yoru
mu, hem de nasyonal sosyalizm zerine felsefi deerlendirmeler yer alr. Cas
sirer 1945'te Amerika'da hayata veda etmitir.

Milay Kktrk: 1961 ylnda Zonguldak'ta dodu. lkokulu Zonguldak'ta,


ortaokul ve lise eitimini Kastamonu Gl retmen Lisesi'nde tamamlad.
1984 ylnda Atatrk niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi Felsefe Blii
n'nden mezun oldu. Yksek lisansn Gazi niversitesi Sosyal Bilimler Ens
tits'nde "Lise Felsefe Mfredat Programlarnn Deerlendirilmesi" adl
teziyle 1987'de tamamlad. Burdur ve Manisa illerindeki deiik liselerde se
kiz yl felsefe retmenlii yapt. 1995 ylnda Pamukkale niversitesi Fen
Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm'ne aratrma grevlisi olarak atand. Erzu
rum Atatrk niversitesi Sosyal Bilimler Enstits'nde, "Ernst Cassirer'de
Sembol ve Sembolik Formlar" adl teziyle, 2001'de doktorasn bitirdi. "He
def lke Trkiye'de Birey Toplum ve Siyaset" ve "Kltr Bilimi Yazla

r" adl kitaplar yaynlanm olan Milay Kktrk, ba ' dergilerse siyasal, sos
yal ve kltrel nitelikli analiz yazlar yazmaktadr. Pamukkale niversite
si'nde retim yelii yapmakta olan ve almalarn bilim ve kltr felsefe
si arlkl olarak srdren Kktrk, evli ve iki ocuk babasdr.
SEMBOLK FORMLAR
FELSEFES il

MTK DNME

Ernst CASSIRER

Trkesi:
Milay KKTRK

HECE YAYINLARI
Hece Yaynlar; 121
Felsefe: 2

Birinci Basm: Eyll 2005


Hece Yaynlar

Kapak Tasarm: Sarakusta


Dizgi/Dzelti: HECE
Teknik Hazrlk: HECE
Bask: nc Basmevi

Takm: 975-8988-2 3-9


ISBN: 975- 8988-25-5

HECE YAYINLARI
Konur Sk. No: 3 9/1 Kzlay/ Ankara
Yazma: P.K. 7 9 Yeniehir/ Ankara
Telefon: (0 312) 419 6913
Fax: (O 312) 419 6914
e-posta: hecedergi@yahoo.com
NDEKLER.

NSZ I 7
GR I 15
"MTOLOJ FELSEFES" PROBLEM ! 15

BRNC BLM
DNME FORMU OLARAK MTOS I 55
I. Ksm : Mitik Nesne Bilincinin Temel
Sistemi ve Nitelii / 55
II. Ksm: Mitik Dnmenin Mstakil Kategorileri / 1 0 1

KNC BLM
SEYR (GR) FORMU OLARAK MTOS -
MTK BLNTE MEKAN VE ZAMAN
DNYASININ NASI VE DZENLEN / 1 1 9
1. Ksm: Temel Kartlk / 1 1 9
II. Ksm : Mitos Formlar retisinin Ana izgileri -
Mekan, Zaman ve Say / 1 32
l .Mitik Bilinte Mekann Dzenlenii / 1 32
2. Mekan ve k - "Yn belirleme" problemi / 1 47
3. Mitik zaman kavram / 1 62
4. Mitik ve dini bilinte zamann olumas / 1 82
5. Mitik say ve "kutsal saylar" sistemi / 212

NC BLM
YAANTI FORMU OLARAK MTOS I 229
MTK BLNTE ZNEL GEREKLGN
KEF VE BELRLEN I 229
1. Ksm: Ben ve Ruh / 229
II. Ksm: Ben Duygusunun Mitik Yaant ve
Birlik Duygusundan Ortaya k / 256
1 . Canllar topluluu ve mitik snf tekili-Totemizm / 256
2. Kiilik kavram ve kiisel tanrlar - Mitik ben
kavramnn aamalar / 29 1
III. Ksm: badet ve Kurban / 317

DRDNC BLM
MTK BLNCN DALEKTG I 337
NSZ

"Sembolik Formlar Felsefesi"nin takdim edilen ikinci bu cildinde uy


gulanmaya allan anlamda bir "mitik bilin eletirisi"ni, eletirel ve bi
limsel felsefenin bugnk durumu karsnda sadece cretkar bir giriim
olarak deil, ayrca ak bir elikililik, anlamszlk olarak grmek gere
kir. nk Kant'tan beri eletirinin ifadesi, felsefi sorunun bavurduu,
kendine zg anlam ve geerlilik biimi felsefe tarafndan oluturulma
yan, ortada, "imkannn artlar"nn aratrlmas iin bulunan bir olgunun
mevcut olduu kabuln ierir. Acaba mitosun dnyas herhangi bir ekil
de teorik bilginin, sanatn ya da ahlaki bilincin dnyasyla karlatrlabi
lecek bir olgu mudur? Ya da, mitosun dnyas en batan, varlk retisi
olarak felsefenin kendini uzak tutmas, iine dalmamas ve kendini ondan
daima ak ve biimde ayr tutmas gereken grn alanna ait deil mi
dir? Gerekte bilimsel felsefenin tm tarihi bu ayrlma ve zlp gitme
konusunda birbirini izleyen kavga tarihi olarak incelenebilir. Bu kavgann
formlar teorik zbilincin eritii aamaya gre o kadar ok deitii hal
de, kavgann asl ynelimi ve genel eilimi, ok ak ve belirgin biimde
ortaya kar. Ve bu kartlk, tam kesinliini, ilknce felsefi idealizmde
kazanr. Sz edilen kartlk gerekten kavramlat ve varlk dncesi,
onun iinde temel ve ilk/asl problem olarak bilindii anda, mitosun dn
yas, var-olmayan eyler alannn mlkiyeti olur. Eskiden beri, ikaz iare
ti olarak Parmenides'in szyle, bu alana dikkat ekilmitir. Bu sz, d
nceye, var-olmayan ile her trl temas ve meguliyeti yasaklar. Felse
fe, emprik alg dnyas asndan uzun zamandan beri arkasnda brakt
bu uyary, mitosun dnyas asndan kesinlikle dikkate almtr. Uyar en
azndan, dncenin kendi gerek dnyasn ve kendi gerek meruluunu
kazanmasndan itibaren, ilk ve son kez alm ve geride braklm gibi
grnmektedir. Romantizmin bu batm dnyay tekrar kefetmesinde ve
Schelling'in, bu dnyaya, felsefe sistemi iinde salam bir yer vermesin
den itibaren, elbette bu noktada bir deiimin meydana geldii grlmek
tedir. Fakat mitosa ve karlatrmal mitolojinin temel sorularna yeni ve
canl ilgi . mitos formunu zmleme ve onun malzemesini aratrma pek
yararl olmamtr. Bu malzemeyi, bugn, sistematik din biliminin, dinler

7
tarihinin ve etnolojinin bu alanla ilgili olarak yaptklar almalar sayesin
de, ok zengin biimde nmze serilmi bulmaktayz. Bu ok-eitli ve
ok-paral malzemenin sistematik birlii problemi ise, ya genellikle artk
sz konusu edilmemekte ya da ayet sz konusu edilirse, sadece geliim
psikolojisinin ve genel toplum psikolojisinin metodlaryla zlmeye a
llmaktadr. Eer mitosun kayna, "insan doas"nn belirli temel ei
limlerinden doru aklanr ve mitosun gelimesinde ilk bataki nve ol
duu anlalan psikolojik kurallar gsterilirse, mitos o zaman kavranabilir.
Mantk, ahlak ve estetik konusunda ok sk denenmi olan bu trl bir
aklama ve mecra deiimi formuna kar, onlar, daima kendi sistematik
hakllklar iinde kendi yerlerini korudular; bylece onlarn hepsi, "nes
nel" gerekliin bamsz bir ilkesini tank gsterdikleri ve ona dayandkla
r iin, psikolojik zmlemelerin hepsine kart durumda bulunmaktadrlar.
Bu trl dayanaklar yetersiz olan mitos ise, bununla, ilk ve son kez sadece
psikoloji alanna deil, ayn zamanda psikolojizm anlayna da devir ve tes
lim edilmi gibi grnr. Mitosun oluum artlar konusunda bilgi edinme,
burada, bamsz bir mevcudiyetin olumsuzluuyla ayn anlama gelmekte
dir. Onun ieriini anlamak, sadece, mitosun nesnel geersizliini gsterne,
mitosun varln borlu olduu genel fakat yine de tamamyla "znel" ya
nlsamann farknda olma anlamna gelir.
Ve phesiz sadece mitik anlatm teorisinde deil, ayn zamanda sanat
teorisinin ve estetiin temeliyle ilgili giriimde de her zaman yeniden or
taya kan trden bu "yanlsamaclk", zihinsel ifade formlar sistemi a
sndan baklr baklmaz, iinde g bir problem ve ar bir tehlike tar.
nk eer bu formlarn toplam gerekten sistematik bir birlik tekil edi
yorsa, o zaman birinin kaderi, onun btiln dierleriyle balanm olman
da yatmaktadr. Bir formda rastlanan her olumsuzluun, bylelikle doru
dan ya da dolayl olarak dierlerini de kapsamas gerekir. Btnlk salt bir
topluluk olarak deil de zihinsel-organik birlik olarak dnlrse, tek ba
na bir parann her yok edilii, btn tehdit eder. Eer zihinsel kltrn
temel fornlannn mitik bilinten hareketle olutuu gz nnde tutulursa,
mitosun bu btn iinde ve btn iin ayn kesinlikte bir anlama sahip ol
duu sonucu kar. Bu formlarn hibiri en batan bamsz bir varla ve
aka snrlanm gerek bir yapya sahip deildir; tersine, hepsi adeta
herhangi bir mitos yaps iinde rtlm ve gizlenmi olarak karmza
kar. "Nesnel zihnin" alan, yani birletirmenin grlebildii deil de, nes
nel zihnin ilk bata mitik ierikle oluturduu somut birliin grlebilece
i alan, neredeyse hi yok gibidir. Bilginin rnleri gibi sanatn rnleri
ve ahlakn, hukukun, dilin, tekniin ierikleri; onlarn hepsi burada ayn

8
temel ilikiye iaret eder. "Dilin kayna" sorusu, "mitosun kayna" so
rusuyla birbirinden ayrlamayacak biimde i ie gemitir. Byle olunca
her ikisi dieriyle birlikte ve karlkl iliki iinde konumlanabilir. Ayn
ekilde sanatn, yaznn, hukukun ve bilimin kaynaklar problemi de bizi,
onlarn hepsinin mitik bilincin dorudan ve ayrmlamam birlii iinde
henz sakin bir ekilde yatt aamaya geri gtrr. Bilginin, mlkiyet
kavram gibi teorik temel kavramlar; zaman, mekan ve say ya da hukuk
ve toplum kavramlar, ayrca tekniin, sanatn, ekonominin ayr ayr olu
umlar da, bu zincirlenme ve kuatlmadan tedricen ayrlp gider. Ve bu
varolusal iliki, salt-varolu asndan incelenmedike ve sindirilmedike,
kendi gerek anlam ve derinlii iinde kavranamaz. Zihnin yaantsndaki
gibi burada da olu bir varl gsterir, ki, o varlk olmakszn olu kavra
namaz ve kendine zg "hakikati" iinde bilinemez. Bizzat psikoloji, mo
dem bilimsel yaps iinde, bu iliki ile ilgili bilgi verir: nk olusa!
problemlerin zmnn, saf kendisi iin deil, sadece i yap problemle
riyle yakn balant iinde ve hepsini kapsayan bantyla bulunabilecei
dncesi, burada ok net biimde grlr. Eer bu ilk temelin balangc
kavranamaz ve bilinemez kalmaya devam ederse, eer bu temel, mitostaki
gerek bir zihinsel biimlendirme ekli olarak tannmayp ekilsiz kaos ola
rak kabul edilirse, zihnin tek tek tzel rnlerinin mitik bilincin ilgisizlii
ve genelliinden ortaya k, gerekten doru olarak anlalamaz.
Bu ekilde ele alndnda, mitos problemi, He gel 'in "Zihnin Fenome
nolojisi" olarak iaret ettii genel problem erevesine eklenir ve bu yz
den tm psikolojik ya da psikolojistik nitelikli dar erevenin dna kar.
Mitosu, isel ve zorunlu iliki iinde, zihnin fenomenolojisinin evrensel
grevine balamak, dolayl olarak Hegel'in fenomenoloji kavramn ifade
ediinin ve belirleyiinin sonucu olarak anlalabilir. Hegel "Fenomenolo
ji"nin nsznde yle syler: "Kendini ...gelien zihin olarak bilen zihin,
bilimdir.Bu bilim, zihnin gereklii ve zihnin kendi esas unsurlaryla in
a ettii kendi dnyasdr.... .Felsefenin balangcn, bilincin bu unsurlar
da bulduu kabul ve talep oluturur. Fakat bu unsur, kendi tamamlann
ve saydamln, sadece kendi olu hareketiyle kazanr. Yaln dorudanlk
biimine sahip olan ey, genel ey olarak saf manevlliktir....Bilim kendi
asndan, bu ortam iinde ve bu ortamla yaayabilmek ve canl kalabil
mek iin, zbilin talep eder. Bunun tersi, olarak ise, birey, bilimin en
azndan bu duru noktasndan kendisine merdiven uzatmasn, bu duru
noktas iinde bizzat merdiveni gstennesini talep etmelidir. ....Eer bili
min bilinci, kendi kndisiyle kartlk iindeki nesnel eyleri ve nesnel
eylerle kartlk i;indeki kendi kendisini bildii bilim bilincinin duru

9
noktasndan baka ey olacaksa, .... buna karlk o zaman bilimin unsuru,
ona (bilince), artk kendi kendisinin sahip olmad br tarafta kalan bir
uzaklktadr. Bu iki paradan her biri dieri iin gerekliin kart gibi g
rnr. ... Bilimin istedii ey, bizzat kendinde mevcuttur. Bilim, dorudan
zbilinle iliki iinde, kendini kendisinin kart olarak gsterir; ya da bu
ayn kartlk, bizzat kendi kesinliinde kendi gerekliinin ilkesine sahip
olduu iin, bilim, kendisi iin kendisinin dnda olmak suretiyle, gerek
olmay formunu tar. Bu yzden bilim bunun gibi unsuru formla birle
tirmeli; ya da daha ziyade bu unsurun bizzat kendine ait olduunu ve bu
aitliin naslln gstermelidir. Bu ekildeki gereklikten mahrum olan
olarak bilim, sadece kendi bana, henz ite olan, ruh olmayan, sadece zi
hinsel tz olan amatr. Bu kendi-bana olu dlamal ve bizzat kendisi
iin ortaya kmaldr. Bu, sadece zbilincin bir olarak kendisiyle konum
lanmas anlamna gelir. ... lkhce var olduu ekliyle bilme ya da doru
dan ruh, ruhsuzdur; o duyusal bilintir. Gerek bilmenin olumas iin ya
da bilimin kendi saf kavram olan unsurunu retmek iin, bilin, uzun bir
yolu amaya almaldr." Hegel'in duyusal zbilinle "bilim"in ilikisi
ni iaret ettii bu cmleler, tm kuatcl ve netlii iinde, mitik bilin
le bilginin ilikisi iin de geerlidir. nk bilimin oluumu iin gerek
balang noktas, yani bilimin dorudan biimde balangc, duyusal se
yir alannoa deil, mitik seyir alannda bulunur. Duyusal bilin olarak ad
landrlan ey, ayrca aka ayrlm tek tek alg evrelerine, renklerin,
seslerin vs. duyusal "unsurlar"na ayrlan bir "alg dnyas"nn mevcudi
yeti, bizatihi bir soyutlamann, "verilmi olan"n teorik dzenleniinin
rndr. zbilin bu soyutlamaya ykselmeden nce, "eyler"in ve on
larn "zellikler"inin dnyasnda deil, daha ziyade doast biimlerin
ve tanr biimlerinin, mitik kuvvetlerin ve glerin dnyasnda; mitik bi
lincin rnlerindedir ve onlarda yaar. Hegel'in talebine gre, bundan do
lay, ''bilim"in doal bilince merdiven uzatmas gerektii zaman, bilim,
bizzat kendinden yukarda kalan bu merdiveni daha derin bir aamaya
doru yerletirmelidir. Bilimin "olu"u hakkndaki bilgi, -zamansal an
lamda deil, dncede olan anlamnda anlalnca-, eer bilimin, mitik
dorudanlk alanndan ortaya k ve belirginlemesi gsterilir ve bu ha
reketin yasas gibi yn de belirlenirse, tamamlanr.
Ve bu noktada, srf, felsefi sistematiin bir talebi deil, bizzat bilginin
bir talebi sz konusu olur. nk bilgi, mitosu basite kendi snrlarnn
dma kararak onu kontrol altna alamaz. Bilgi iin, sadece, nceden
kendine zg ierii iinde ve kendi zel varlna gre kavrad eyi ger-

10
ekten ap aamamas sz konusudur. Bu zihinsel aba sonulanmadka,
teorik bilginin zafer kazanm olduuna inand kavga daima yeniden or
taya kar. Bilgi imdi, grnte kesin zafer kazand dman, kendi
asl merkezinde tekrar bulur. "Pozitivizm"in bilgi retisi bu ey-durumu
konusunda ak bir kant sunar. Fiili verili-olann saf gerek olann mitik
ya da metafiziksel zihnin "znel" malzemesinden ayrl, burada incele
menin gerek amacn tekil eder. Bilim kendi gerek fornuna, ncelikle
tm mitik ve metafiziksel mevcut-paralan kendinden uzaklatrarak eri
ir. Ve elbette Comte'un retisinin geliimi, balangta henz dikkate
alnmad dnlebilecek unsur ve motivlerin, bizzat kendi iinde canl
ve etkili kaldklarn gsterir. Her mitik olan bilimin ilk ve tarih ncesi za
manna srgn etmeyle ie balayan Comte'un sistemi, bizzat kendisini
mitik-dini bir styap iinde sona erdirir. Ve bylece, teorik bilgi bilinciy
le mitik bilin arasnda, ikisinin de birbiri karsnda -Comte'cu " aa
ma" anlamnda- keskin bir zamansal atlakla ayrlmas anlamnda, bir bo
luk mevcut olmad grlr. Bilim, ok uzun zaman, sadece baka bir
form damgalad, ok eski bir mitik miras saklar. Bilim iin burada yzyl
lar boyunca sren, bugn henz daha sona ernemi ve kuvvet kavramn
tm mitik bileenlerinden zmeye ve bu kavram saf bir fonksiyon kavra
m iine yerletirmeye ynelmi olan kavgalar hatrlamak yeterlidir. Ve bu
noktada, sadece tek tek temel kavramlarn ierii belirlenirken birdenbire
ortaya kan bir kartlk deil, bir de teorik bilginin gerek formuna derin
lemesine inen bir atma sz konusudur. Mitosun bugn saf metot retile
ri alannda da kendisi iin yeniden bir tabiiyet ve vatandalk hakk talep et
mesi durumu, teorik bilgi formunda, mitosun Logos karsnda gerekten net
bir snrlamaya pek az eritiini, her eyden daha iyi kantlar. phesiz mi
tos ile tarih arasnda asla mantki ve net bir ayrlmann aka gerekletiri
lememesi, her tarihsel kavrayn gerek mitik unsurlarla i ie olmas ve bu
unsurlara zorunlu olarak bal olmas durumu grlmektedir. Bu tez hakl
lk tayorsa, o zaman bununla sadece tarih deil, ayrca kendi kklerinden
biri olarak mitik unsurlara dayanan tm manevi bilimler sistemi, bilimin ala
nndan ekilip alnm ve mitosun alanna terkedilmi olur. Mitosun, bilimin
evresine bu ekilde el atp saldrmas, sadece, mitos nceden esas alannn
iinde zihinsel olan ve zihinsel biimde muktedir olan ey olarak tannd
zaman baaryla geri pskrtlebilir. Mitosun gerekten almas, onun bi
linmesine ve tannmasna dayanmaldr: Mitosun kendine zg anlam ve s
nrlar, sadece onun zihinsel iyapsn zmleme yoluyla belirlenebilir.
Bu inceleme ilerlerken, bu genel grevi net olarak belirleyebildiim
lde, elbette onu: uygulanmasnda karlalan glkleri de aka his-

11
settim. Burada, alm ve hatta olduka kesin biimde belirlenmi bir yol,
ilk ciltte bahsedilen dil felsefesi problemleri kadar aka mevcut deildir.
Dilin sistematik olarak incelenmesi, ieriksel deil de metodik olarak Wil
helm v. Humboldt'un temel aratrmalarna balanabildii halde, mitik
dnme alannda bu trl metodik "ders kitab" eksiktir. Son on yllarn
aratrmalaryla aa kan materyal zenginlii bunun iin hibir ek s
tnlk sunmad. Takdim edilen zenginlik, sistematik kavray eksikliini
ortaya kartacak yerde, sadece mitik olann "iteki formu"nu net biimde
ortaya kartt. Eldeki inceleme, bu kavrayla yaklalabilecek bir yol ei
ine adm atmay mit eder. Fakat ben, bu incelemenin, bu yolu gerekten
batanbaa katettiine inanmaktan uzam. ncelemenin kapsad ey,
hibir ekilde bir sonu deil, yalnzca balang olmak ister. Burada te
ebbs edilen soru koyma, sadece sistematik felsefe tarafndan deil, ayn
zamanda ayr ayr bilimsel disiplinler; zellikle dinler tarihi ve etnoloji ta
rafndan kabul edildii ve bu sorunun ardna dld zaman, bu aratr
mann asl hedefledii amaca, srekli gelien almayla gerekten eriile
bilecei mit edilebilir.
Bu cildin hazrlklar ve tasarlar, Hamburg'a davet edilerek Warburg
ktphanesiyle yakn iliki kurmamdan ok nce, hayli ilerlemiti. Burada
ben, mit aratrmalar ve genel dinler tarihi alan ile ilgili zengin, yeterli ve
esiz malzemeyi sadece nmde bulmadm; aynca bu malzeme dzenli ve s
nflanm biimde, Warburg ortamyla kazand zihinsel damgalanmlkla,
uyumlu ve merkezi bir problemle !likilenmi olarak ortaya kt. Bu prob
lem kendi almamn temel problemiyle ok yakndan ilgiliydi. Bu rtr-!e
beni tekrar tekrar tahrik etti; bir kez adm attm yolda ilerlemeyi iyice te
vik etti; bu rtme, bu kitabn stlendii sistematik grevin, bizzat manevi
bilimlerin somut almasndan ve cnlarn gelecek iin nem tayan temel
lenmesini ve derinlemesini elde etme abasndan domu olan talepler ve
eilimlerle isel olarak birletirilmesi sonucunu dourur. Warburg ktpha
nesini kullanrken, almama en bandan olumlu bakan Fritz Saxl, bana bir
yardmclk ve uzman-klavuzluk yapt. Onun ok nemli yardmlar ve kii
sel katlm olmakszn, malzemenin temininde ve iyice kavramakta karla
tm birok gl aamayacamn bilincindeyim. Bu yzden bu kitabn,
ona burada iten teeY-.krm sunmadan yaymlanmamas gerekir.

Hamburg, Aralk 1924


ERNST CASSIRER

12
MTK DNCE
GR
"MTOLOJ FELSEFES" PROBLEM

Mitik bilincin ieriklerinin felsefi bakmdan incelenmesi, onla- GJ


rn teorik olarak kavranmas ve yorumlanmas teebbs, bilimsel
felsefenin ilk balarna kadar geriye gider. Felsefe mitosa ve onun
rnlerine, dier byk kltr alanlarndan daha nce ynelir. Bu,
tarihsel ve sistematik olarak aka anlalabilir. nk esas felse-
fe kavramnn net ifadesine, nce felsefenin mitik dnmeyle m
cadelesinde eriilir ve felsefenin gerek grevine ok bilinli bi
imde nfuz edilir. Felsefe teorik dnya incelemesi ve dnya ak
lamas olarak kurulmaya alldnda, kendini, dorudan grnen
gerekliinin kendisiyle deil, daha ziyade bu gerekliin mitik
kavran ve yeniden ekillendirilmesiyle kar karya grr. Fel-
sefe "doa"y, -bizzat felsefi refleksiyonun ibirliiyle- gelimi ve
olumu deneyim bilinciyle kazandrlan yapsyla nne serilmi
halde bulmaz; tersine, her varolu biimi ilk olarak mitik dnme-
nin ve mitik hayal gcnn atmosferiyle rtlm ekilde ortaya -
kar. Felsefe, kendi formunu ve rengini, kendi zel kesinliini, n
celikle bu atmosfer vastasyla kazanr. Dnya bilince, empirik
"eyler"in bir btn olarak ve empirik "zellikler"in bir karmak
yaps olarak verilmeden uzun sre nce, mitik glerin ve etkile-
rin bir btn olarak verilmitir. Felsefi dn ve kendine zg

15
E R N S T C A S S I R E R

felsefi bak as da, dnya kavramn bu dnsel ilk temelinden


ve ana zemininden ayramaz. Felsefi dnmenin balanglar,
uzun sre, kaynak probleminin felsefi ve mitik ifadesi arasnda,
aracl ve adeta kesin olmayan bir konumlama tar. lk balardaki
0 Grek felsefesinin bu problem iin oluturduu kavramda, apx
(balang, mene') kavramnda, bu ikili iliki zl ve ak biim
de ifade edilir. Bu kavram mitos ve felsefe arasnda bulunan snr,
onlar ayran ve ayrlm alanlar onlar arasnda paylatran bir sn
r iaret eder. Bu kavram, mitik balang kavramyla felsefi "ilke"
kavram arasndaki gei ve ilikisizlik noktasn gsterir. Felsefe
nin metodik zbilinci ne kadar geliirse ve Eleaclktan itibaren,
varlk kavram balamnda ne kadar net bir "eletiri"de, bir xp{6
(seme, hkm)' de srar ederse, elbette logosun artk olumu olan
ve zerk rn olarak yerini koruyan yeni dnyas, mitik glerin ve
mitik tanr biimlerinin dnyasndan o kadar aka ayrlr. Fakat
her iki dnya, artk dorudan yan yana bulunamaynca, en azndan
biri, dierinin bir ilk aamas olarak grlr ve buna hakllk kazan
drmaya allr. Burada, Antik bilimin yapsal oluumuna ait olan
"mecaz!" mit yorumunda, bunun nvesi bulunur. Felsefi dnme
nin didinerek elde ettii yeni varlk ve dnya kavram karsnda,
mitosa herhangi bir esasl anlam ya da -sadece dolayl olsa bile
"hakikat" tahsis etmek geriyorsa eer, bu, sadece, mitosun bu dn
ya kavramna bir iaret ve n hazrlk olarak grlmesiyle mmkn
olabilir. Mitosun sembolik ierii, refleksiyonun aa karmak ve
mitosun gerek ekirdei olarak kefetmek zorunda olduu bir ak
li bilgi ieriini kuatmakta ve gizlemektedir. Grek "aydnlanmas"
yzylndan, zellikle 5. yzyldan itibaren, bu mit yorumu metodu
uygulanr. Bu metot, Sofistler'in yeni temellendirdikleri "kantla
ma retisi"nin gcn hevesle denedikleri bir metottur. Mitos,
gncel felsefenin kavram diline evrilerek, ister kurgusal, ister do
abilimsel ya da ahlaki olsun, bir gerekliin elbisesi eklinde kav
ranarak anlalp "aklanr".

16
SE M BO L K FO R MLA R FE L SE FE S I I

Mitik olann kendine zg oluturma gcnn henz dorudan


etkisinde olan Grek dnrlerinin bile, bu kanaate, yani mitik
sembol dnyasn tmyle yeniden dzenlemeye gtren bu gr-
e ok net biimde kar kmalar, tesadf deildir. Platon Sofist
ler'in ve retorikilerin yapt ekildeki bir mit yorumu denemele-
rine, etkili ve alayc bir slOpla kar kar. Sofistler ve retorikiler,
Platon iin, bir kurnazlk oyunundan ve kaba, zahmetli bir aresiz- CIJ
likten baka hibir ey deildir. (aypoxo 6o<p{a -kyl bilgelii
Phaedr. 229 D) Goethe Platoncu doa incelemesinin "basitliini"
ver ve bu basitlii, snrsz okluun, modern doa retisinin ka
rtrc ve paralayc tavrnn karsna koyar; Platon'un mitosla
ilikisi de, ayn temel nitelikleri tar. nk Platon'un bak, mi-
tik dnyann inceleniinde asla zel motivlerin mevcudiyetine tak-
lp kalmaz. Platon mitik dnyay kendi iine kapanm bir btn
olarak grr ve mitik dnyann btnyle saf bilginin btnn
birbiriyle karlatrp lmek iin, mitik dnyann btnn saf
bilginin btnyle karlatrr. Mitosun felsefi bakmdan "kurtulu-
u", yani ayn zamanda onun felsefi olarak hkmsz braklmas
anlamna gelen bu kurtulu, mitosun, bir form ve bir bilme aama-
s, aynca belirli bir nesne alanyla mecburi uygunluk tayan ve bu
alana tam karlk gelip onun upuygun ifadesi olarak kavranmasn-
dan ibarettir. Bu durumda mitos, Platon iin de, belirli bir kavram
ierii tar; nk mitos, iinde yalnzca oluun dnyasnn beyan
edilebildii kavram dilidir. Hibir zaman sabit biimde var olma-
yan, daima "oluan", mantk! ve matematiksel bilginin rnleri gi-
bi kesinlik iinde varln srdrmeyen, her an yeniden baka bir
ey olarak ortaya kan ey, sadece mitik bir tasvir olarak var ola
bilir. Bundan dolay mitosun salt "olabilirlii" kesin bilimin "haki
kati"nden net biimde ayrld halde, bu ayrlma sayesinde bile,
mitosun dnyas ile grnlerin empirik "gereklii" arasnda, ya-
ni "doa"nn gereklii olarak adlandrlan dnya arasnda baka

17
E R N S T C A S S 1 R E R

bir adan ok yakn metodik bir iliki bulunur. Bu nedenle mitos,


her trl salt maddi anlamn dnda geliir. Burada mitos belirli ve
kendi alannda zorunlu bir dnya kavray fonksiyonu olarak d
nlr. Ve bundan byle mitos, Platoncu felsefenin inasnda, ger
ek bir yaratc, retici ve ekillendirici motiv olarak varln sr
drebilir. Burada ulalm olan derin kavray, elbette Grek dn
cesinin geliiminde, yerini srekli olarak koruyamad ve uygulana
mad. Yeni Platonculuk gibi Stoa da kurgusal-mecazi mit yorumu
yoluna tekrar geri dner. Bu yorum Stoa'dan Ortaa'a, Rne
sans'a miras olarak kalr. Burada, bu dnme sisteminin tipik r
nei olarak bir dnr, Georgios Gemistos Plethon gsterilebilir
ki, Platon'un retisi, onun sayesinde Rnesans ile yeniden uzla-
0 mtr. Georgios Gemistos Plethon' da idealar retisinin tasviri,
Plethon'un mitik-mecazi tallll retisine yle iler ki, her ikisi, ay
rlamayacak bir btn halinde birbirine karr.
Mitosun biimlerini Yeni Platoncu kurgu iinde gren bu nes
nelletirici "tzletirme" karsnda, yeni felsefede gittike belir
ginleen bir biimde "znel olan"a dn gerekleir. Mitosta ilk
bata yer alan bir zihin sistemi, bilincin bamsz bir oluturma bi
imi grlnce, o, felsefenin problemi haline gelir. Zihnin kuatc
bir sistematii talep edildiinde, inceleme geriye, mitosa kadar git
mek zorunda kalr. Bu bakmdan Giambatista Vico nasl yeni dil
felsefesinin kurucusu olduysa, ayn ekilde batan aa yeni bir
mitoloji felsefesinin de kurucusu olmutur. Zihnin esas ve gerek
birlik kavramn, Vico, mitos, sanat ve dil lnde grr. 1 Fakat
Vico'nun bu dncesi, ncelikle manevi bilimin romantik felsefe
de ortaya kan temelinde, tam sistematik kesinlik ve aklk konu
mu kazanr. Burada da romantik edebiyat ve romantik felsefe, bir
birinin yolunu karlkl olarak kolaylatrr. Bu, belki Hlderlin' in

1
Bkz. l. c, s. 90 ff.

18
S E M B OL K F O R ML A R F EL S E F E S il

dnsel bir teviidir. Schelling de onu takip eder. Hlderlin nes


nel zihin sisteminin ilk taslanda -ki bu tasla o yirmi yanday
ken kurar- "akln tektanrcl"yla "hayal gcnn oktamcl
"nn birlemesini; "akln mitolojisi"ni talep eder.2 Bu talebin ger
ekletirilmesi balamnda ise, mutlak idealizm felsefesinin, her
konuda olduu gibi bu konuda da, Kant'n eletirel retisinin
oluturduu kavram vastalarna atfta bulunduu grlr. Kant'n
teorik, etik ve estetik yarg iin sormu olduu eletirel "kaynak"
sorusu, Schelling tarafndan, mitos ve mitik bilin alanna tanr.
Bu soru Kant'ta olduu gibi psikolojik oluma zerine deil, saf
mevcudiyet ve ierik ile ilgili olarak sorulur. Mitos bundan byle
aynen bilgi, ahlak ve sanat gibi bamsz, kendi iinde btnlemi
bir "dnya" olarak ortaya kar; bu dnya ise, dtan getirilen ya- [2J
hanc deer ve gereklik kstaslaryla llemez; tam tersine, ken-
di ikin yasal yaps iinde kavranmas gerekir. Mitosun dnyasn-
daki dolayl bir eyin, yalnzca baka bir eyin rts olarak gr-
lp apak anlalr hale getirilmesine ynelik her deneme, artk ke-
sin biimde reddedilmelidir. Herder nasl dil felsefesinde mecaz il
kesini atysa, ayn ekilde Schelling de ayn ilkeyi, mitoloji felse
fesinde aar. Schelling bylece mecaz yoluyla, grnteki akla
madan geriye, yani sembolik ifadenin temel problemine gider.
Schelling mit dnyasnn mecazi yorumu yerine "totolojik" yoru
munu; yani mitik biimleri zihnin zerk rnleri olarak kabul eden,
onlarn zel bir anlam ve biim verme ilkesinden doru kavranma-
sn zorunlu klan bir yorum getirir. Schelling'in "Mitoloji Felsefe-
si"ne giri niteliindeki derslerinde ayrntl olarak ortaya koyduu
zere, mitosu ilkel bir doa aklamas biimi olarak gren fiziksel

2 Bu konuyla ilgili ayrntl bilgi, "Hlderlin und der deutsche ldealismus" (in: ldee
und Gestalt. 2. Aufl., Berlin, 1 924, s. 1 1 5 ff.) ("Hlderlin ve Alman dealizmi", Fi
kir ve Yap) eserimde mevcuttur.

19
E R N S T C A S S I R E R

aklama gibi, onu hikaye haline dntren euhemerosu* yorum


da, bu ilke asndan anlaml bulunmaz. Bu iki yorum, mitik olann
bilin iin tad kendine zg gereklii aklamak bir yana, bu
gereklii reddedip yok sayar. Asl kurgunun yolu ise, bu ekilde
zmleyip ayran bir inceleme sistemine, dorudan doruya kar
olmaktan geer. B u kurgu zmleyici tavrla paralamak istemez,
sentetik olarak anlamak ister. O, zihnin ve yaantnn, geride kal
m olan en son olumlu hallerine erimeye abalar. Ve mitosu da,
tamamen olumlu byle bir hal olarak kavramak gerekir. Mitosun
felsefi kavran, onun asla saf bir "tasarlanm" ya da "uydurul
mu" dnya iinde hareket etmedii; ona tahsis edilmesi gereken
eyin, gerek bir zorunluluk ekli ve idealist felsefenin nesne kav
ram gereince, hakiki bir gereklik nitelii olduu kavrayyla
balar. Akl ve felsefe, sadece byle bir zorunluluk grlebildii
zaman bir konuma sahip olur. Salt keyfi, kesin ilineksel ve tesad
fi olan, felsefe iin bir kez bile soru konusu olmaz. nk felsefe,
varlk retisi, mutlak bolukta, kendi iinde tzsel gereklik ta
mayan bir alanda adm atamaz. Elbette hibir ey, ilk bakta mito
loji ve gereklik kadar birbiriyle uyumsuz grnmez. Bu yzden
hibir ey, mitoloji ile felsefenin kartlndan daha kart deildir.
"Fakat kartln kendisinde, dorudan doruya belirli bir talep ve
[IJ grev yatmaktadr. Anlamsz grnenlerdeki anlam kefeden, bu
gne kadar yalnzca denendii gibi, keyfi bir ayrma sayesinde, ak
la uygun ya da anlam dolu olarak kendisine gvenilen herhangi bir
eyi asl olan olarak, geri kalan dier eylerin hepsini ise srf tesa
dfi olarak aklamayan, ifade biimini ve dntrmeyi hakl k-

Euhemerosuluk, M. . 340-260 yllarda yaam olan Grek filozofu, mit yazar Eu


hemeros 'un anlatm biiminden ortaya kan bir kavramdr; tanr inancn ve tanr
kltn, nceden yaam sekin insanlarn hrmet duyduu eylerden oluturma an
laydr. Euhemerosu yorum da, metindeki din ve tanr saygnln bu izgide yo
rumlama anlamna gelmektedir. (ev .)

20
SEMB OLK F ORMLAR FELSEFES I I

lan akl, ite bu grnteki akl yokluunda mevcut olmaktadr.

Ama, formun da zorunlu ve bir dereceye kadar akla uygun form

olarak ortaya kmas olmaldr."3

Schelling'in felsefesinin genel kavrayna gre, ifte sistem

iindeki bu temel ama, zbilin ve mutlak asndan, nesne ve z

ne ynne gre uygulama kazanmaldr. zbilince ve zbilin iin

deki mitik olan deneyimleme biimine gelince; tam olarak incele

nince, bu kavray, mitosu salt " uydurma" olarak gren her teoriyi

dta brakma konusunda, yalnzca kendisi iin yeterlilik tamakta

dr. nk byle bir teori, kendisi sayesinde aklanabilecek olgu

larn bilfiil mevcudiyeti asndan eksik gibidir.Burada kavranma

s gereken gerek olgu, bu ekildeki mitik tasarm ierii deil, bu

ieriin insaa bilinci asndan tad nem ve onun, sz konusu

bilin zerinde gerekletirdii dnsel egemenliin anlamdr.

Mitolojinin maddi ierii deil, younluu problem tekil eder ki,

ierik o younluk iinde hissedilerek ya$anr ve ierie, sadece

nesnel varolan ve gerek olan herhangi bir ey gibi- -sadece nesnel

varolan ve gerek olan herhangi bir ey gibi inanlr.Mitik bilincin

bu ilk olgusunun karsnda bile, onun en dipteki kklerini -ister i

irsel, ister felsefi olsun- hayali bir kurguda grme giriimleri so

nusuz kalr. nk mitik olann saf teorik, akli ieriinin bu yolla

kavranabilir hale getirilebilecei kabul edildii zaman, bu kabulle,

mitik bilincin dinamikleri, insan zihninin tarihinde varl kantla

nan esiz-benzersiz g, neredeyse btnyle aklanamaz halde

kalr.Mitosla tarihin ilikisinde mitos tamamen birincil olarak, ta

rih ikincil ve tretilmi olarak ortaya kar.Bir halkn mitolojisi, o

halkn tarihi sayesinde olumaz; tam tersine, halkn mitolojisi vas

tasyla onun tarihi kesin ekilde oluur. Ya da, bizzat halkn kade-

3 Schelling, Einleitung in die Philosophie der M ythologie. (Mitoloji Felsefesine Giri).


S. W. (ikinci blm) 1, 220 f., bkz. zellikle 1, 1 94 ff.

21
E R N S T C A S S I R E R

ri, yani en batan onun payna den hisse kesinlikle tarih deil, mi-
0 tolojidir. Hintlilerin, Helenlerin ve dier toplumlarn tm tarihleri,
onlarn tanr retileriyle anlatlmaktadr. Burada bundan dolay,
insanln t.m iin olduu gibi bir halk iin de, belirli mitik tasa
rmlar kabul ya da reddedebilecei serbest bir seim, liberum ar
bitrium indifferentiae* neredeyse hi yoktur.Burada, sk bir zorun

luluk egemendir.Mitos iinde bilinci zorla ele geiren, bilincin kar


snda bilfiil varolan, yani artk bilincin egemenliinde bulunma
yan bir g vardr. Mitoloji gerek anlamda, her trl uydurmadan
bamsz, hatta biimsel olarak ve gerekten uydurmann karsn

da bulunan bir ey vastasyla, (bilincin grn iindeki) zorunlu


bir sre vastasyla oluur ki, bu srecin kayna tarih-stlk ii
ne karp kaybolur; bilin bu srece belki tek tek anlarda kar ko
yar; fakat onu btn olarak yakalayamaz ve pek geriye getiremez.
Biz burada kendimizi, hibir zaman uydurmann bulunmad, kur
gunun tek tek bireylere ya da bizzat halka dayandrld, yapay an
latm biimi ve yanl anlamann olmad tarih ncesi bir dneme
geri dnm gibi grmekteyiz.Bir halkn mitolojisinin ne olduu
nu, mitolojinin halk zerinde nasl bir isel zorlayclk tadn
ve onun orada hangi gereklii ortaya koyduunu anlayan kii, ko
laylkla, mitolojiyi tek tek bireyler tarafndan bulunmu bir ey gi
bi grebilir. Ayn ekilde bir halkn dilinin de, halk oluturan tek
tek bireylerin abalar sayesinde olumasnn mmkn olduu so
nucuna varabilir. Schelling'e gre bylece kurgusal felsefi incele
me, mitolojinin, yalnzca gsterilebilecek ama asla geni biimde

"aklanamayacak" olan gerek hayat temeline rastlar. Schelling


ilk nce, mucitlerin yerine airlerin ya da genel anlamda bireylerin
insan bilincine yerletii ve bilincin, ikametgah olarak, yani mito

lojinin subjektum agens**i olarak grld dncesini, kendisine

' Tarafsz zgr karar


" Etkileyici zne

22
S EMB OLK F ORMLAR F ELS EF ES il

ait zel bir tespit olarak grr. phesiz mitoloji, bilincin dnda

hibir gereklie sahip olamaz.Fakat mitoloji her ne kadar sadece

ayn bilincin belirlemeleri iinde, yani tasarmlarla akp gitse de,

sonuta bu ak, tasarmlarn kendisinin bu arka arkaya gelii, tek-

rar srf arka arkaya geli eklindeki bir ak olarak tasarlanamaz; bu

ak hakikaten gereklemi ve bilinte gerekten vuku bulmu ol

maldr.Mitoloji bu nedenle, salt ardk olarak tasarlanm tanrlar

retisi deildir.Srekli karlalan mitolojik nitelikli oktanrc-

lk, sadece, insanln bilincinin gerekten ayn bilin aamalarn-

dan getiini kabul etme yoluyla aklanabilir. "Birbirini izleyen

tanrlar gerekten arka arkaya bilinci ele geirmitir. Tanrlar tarihi


olarak mitoloji, sadece yaantda retilebilmitir; o, yaanan ve de

neyimlenen bir ey olmaldr."4

Btn bunlar karsnda mitos, kendine zg ve ilk bataki ya

ant formu olarak ortaya ktnda, srf tek ynl znellik grn

tlerinin tmnden de kurtulmu olur. nkSchelling'in temel

dncesine gre, " yaant" ne salt bir znel olan ey, ne de salt bir

nesnel olan eydir; tersine, bunlarn ikisi arasnda kesin bir snr ay

rl bulunmaktadr. Yaant znel ve nesnel olan arasndaki iliki

sizliktir.Bunu mitosa uygularsak; ayet insan bilincindeki mitik ta

sarmlarn geliimi ve hareketi isel bir dorulua sahip olmak zo

rundaysa, burada da bu geliim ve harekete nesnel bir olgu, mutlak

olann kendisindeki zorunlu bir geliim karlk gelmelidir.Mitik

sre teogonik bir sretir; bu sre iinde bizatihi tanr oluur;

tanr gerek tanr olarak kendini tedricen gsterir.Bu retimin tek

tek btn aamalar, eer aamalar zorunlu gei noktas olarak

kavranabilirse, esas anlamlla sahip olur.Fakat retim aamalar

nn btn anlam ve gerek amac, ncelikle btnde, yani mitik

4
Mitoloji Felsefesi. a. a. O. I, 124 f.; bkz. zellikle l, 56 ff. , l, 1 92 ff.

23
E R N S T C A S S I R E R

olann, btnn unsurlar vastasyla srdrd kesintisiz hareket

lilik ilikisinde aa kar. Her zel ve snrl tek tek aamalar da,

bu btnde, zorunlu olarak ve genel geer nedenler tad lde

ortaya kar.Mitolojik sre, yeniden kurulan ve byle gerekleen

bir hakikat srecidir. "O halde mitosta elbette tek tek unsurlarn ha

kikati yoktur; nk arkadan gelen bir sre olarak ilerleme sreci

ne ihtiya duyulmaz; fakat mitos bizzat bu sre iinde retilir ve

bundan dolay bu srete, -bir retilen olarak-, srecin sonu olan, o

halde srecin, bizzat btnde tamamlanm ekilde kapsad bir

hakikat vardr."

Daha yakndan incelenince, Schelling'e gre bu geliim, tanr

nn salt varolan, fakat bu varoluuyla bilinmeyen birliinden ok

lua doru ilerlemeye devam edilmesiyle ve tanrnn salt varolan

deil bilinen asl birliinin, okluktan, okluk halindeki kartlktan

elde edilmesiyle belirlenmitir.Bizim geriye kadar izleyebildii

miz ilk insan bilinci bile, tanr hakknda dnen bir bilin olduu

gibi, bir de zorunlu olarak ilahi bir bilintir. nsan bilinci, kendi

gerek ve zel anlam gereince, kendisinin dnda tanrya sahip


olmayan; tanryla ilikiyi bilmeyle ya da istemeyle veya serbest bir

keyfilik fiiliyle deil de kendi doas sayesinde kendi iinde ta

yan bir bilintir. "lk insan actu deildir; o, natura sua* olarak,

Tanr barnadr ve geri . . . ilk bilin olarak, tanry kendi gerek

ve mutlak birlii iinde barndran bilinten baka hibir ey yok

tur."Bu, tektannclk olsa bile, yalnzca greli bir tektannclktr.

Buraya yerletirilen tanr, henz kendi iinde bu trl isel farkll

a sahip olmayan, henz karsna konulabilecei ve karlatrla

bilecei hibir eyin mevcut olmad, soyut anlamda bir tanrdr.

oktanrcln geliiminde ncelikle bu "dieri"ne eriilir. Dini bi-

' Actu: Fiil; natura sua: Doal tavsiye

24
SEMB OL K F ORMLAR FELS EFE S il

lin imdi bizzat kendi iinde bir atlama, bir ayrlma, isel bir "de

iim" yaar ki, tanrlarn okluu vakas, bu deiimin sadece

temsili nitelikli nesnel ifadesidir. Fakat dier taraftan bu gelime

vastasyla, greli-bir olandan gerekten hrmet edilen mutlak ve


bir olana ykselme yolu alr. Eer bilin gerek tanry, yani ka

lc, bir ve sonsuz olan tanry, kendi iindeki greli tek ve salt ge

ici sonsuz olan ilk-tanrdan ayrabilirse, bilin, bu ayrma vasta

syla oktanrcln "krizini" geride brakabilir. ki tanr fikri ol

madan, oktannclk savunulmadan, asl tektanrcln geliimi de

mmkn olamazd. Tanr, eski alarn insanlaryla ilikisinde, he

nz hibir retiyi ve bilgiyi arac klmamtr. "liki reel bir ili

ki olmutur ve bundan dolay, sadece kendi z iindeki tanryla

deil, kendi gereklii iindeki bir tanryla da iliki kurulabilirdi; o

halde iliki gerek tanryla da olmayabilirdi. nk gerek tanr,

mutlaka hakiki tanr olmazd da.... lkalann tanrs gerekten re


el bir tanrdr; onda hakikat olma da vardr, fakat bu eklide bilin

mez. O halde insanla bilmedii ey sunulmu; bu yzden insan

lk zihinsel deil de sadece reel bir iliki kurmutur." Bu dnsel

ve serbest ilikinin kuruluu, var olan birliin bilinen birlik haline


gelii, artk tm mitik srecin, gerek "teogonik" srecin anlam ve

ierii olarak ortaya kar.Bu noktada, bugne kadarki tm felse

feler sadece "akl dini" zerine, o halde sadece tanryla akl dze

nine uygun olarak kurulan bir iliki zerine bilgi sahibi olurlarken

ve her dini geliimi sadece fikirdeki, yani tasarmlardaki ve dn

cedeki geliim olarak grrlerken, insan bilincinin tanryla bilfiil


bir ilikisi yeniden kendini gsterir. VeSchelling'e gre, bu gr-
lerle, ncelikle bir aklama krizi sona ermitir. znellik ve nesnel-

lik, mitik olann iinde doru iliki kurmulardr. "nsann mitolo-


jik sre iinde karsna kanlar, eyler deil, bilincin iinde orta-

ya kan glerdir ki, bilin onlar tarafndan etkilenir.Mitolojinin

oluma vastas olan teogonik sre, bilinte gerekletii ve tasa-

25
E R N S T C A S S 1 R E R

nmlarn retimiyle ortaya kt kadaryla, znel bir sretir. Fakat


nedenler ve sonuta bu tasarmlarn nesneleri de, hakiki ve kendinde
teogonik olan glerdir. Tanr ilk bata bu gler vastasyla bilince
yerlemitir. Srecin ierii salt tasarlanm gizli glerden olumaz;
srecin ierii gizli glerin kendileridir; onlar bilinci ve -bilin do
ann sonucu olduu iin- doay olutururlar ve bundan dolay asl
egemen olanlardr. Mitolojik sre doa objeleriyle deil, salt olu
turma yetenekleriyle ilgilidir ki, bu oluturma yeteneklerinin asli re
timi bilincin kendisidir. O halde aklama nesnel olana tam olarak
aldnda, bilin de tam anlamyla nesnel olarak oluur."5
Gerekten burada, Schelling'in felsefi sisteminde genel bak
olarak tanmlanan en yksek "nesnellik" formuna ve kavramna
eriilmitir. Mitos, mutlak olann kendini amas srecindeki zo
runlu bir unsur olarak kavrannca, "asl" gerekliini kazanmtr.
Mitosun nesnelliine, tzselliine ve hakikat oluuna kar hibir
itiraz, mitosun hibir yerde bilfiil mevcut bir dnya varl anla
mnda "eyler"le uramamasnda, tm gerekliin yalnzca mitos
ta kendini gsteren bir zihin kuvveti olmasnda temellendirilemez.
nk doa da, bunlardan daha baka ve daha yksek bir hakikate
sahip deildir. Doa da zihnin kendini a ve geliimindeki bir
aamadr. Ve doa felsefesinin grevi, gereklii bu ekilde anla
mak ve ak hale getirmekten ibarettir. Bizim doa olarak adlandr
dmz ey, -"akn idealizm sistemi" bile byle ifade etmitir
gizli, esiz yaz iinde, suskun halde bulunan bir iirdir. Elbette sr
zlebilirse, o zaman biz zihnin dolat yolu, onun mucizevi al
datmasnda, kendi kendini araynda, kendi kendini amasnda ta-
G nyabileceiz. Doann bu gizli yazs, mitosun ve onun zorunlu ge
liim aamalarnn yeni bir adan incelenmesiyle aa kar. Zihin
tarafndan tmyle nfuz edilmi biimleri her zaman nmzde

5 Mitoloji Felsefesi, a.a.O., 207 ff; bkz. zellikle s. 175 ff., 1 8 5 ff.

26
S EMB OLK F ORMLAR F ELS EF E S il

grmesek bile, "zihnin dolambal yolu" burada, yle bir aamada

bulunur ki, bu aama iinde biz, artk, bu yolun en son amacn, du


yu dnyasndaki gibi yan-effaf perde vastasyla deil, dorudan

doruya zihinde biliriz.Mitos, kendini amakta olan ben bilincinin


olduu gibi, ayn ekilde dnya ve doa bilincinin de snrlandrc
s ve aracs olan saf tanr bilincinin dolambal yoludur. Burada,

doada egemen olan yasaya tamamen benzer olan, hatta doada


kinden daha ileri bir zorunluluk nitelii tayan isel yasa ortaya

kar. Evren sadece zihinden ve bylelikle znellikten hareketle an

lalabildii ve yorumlanabildii halde, bunun aksine, mitik olann


grnteki salt znel ierii de, dorudan doruya kozmik bir an

lam tar. "


Mitolojinin, doann etkisi altnda, yani insann i dn

yasnn bu srete mahrum kald etki altnda olumamas; tam

tersine, mitolojik srecin, asli olarak doada egemen olan yasaya

benzer bir yasa gereince ayn aamalar geride brakmas ... O hal
de mitolojik sre salt dini' anlama deil, genel anlama sahiptir.
nk mitosta tekrarlanan, genel sretir; buna gre mitolojinin

sre iinde sahip olduu gereklik de, hibir eyi darda brak

mayan evrensel bir gerekliktir.Mitoloji, tarihsel gereklii redde


demez; nk mitolojinin ekillendii sre, bizzat gerek bir tarih
ve gerek bir olutur. Fiziksel gereklik mitoloji tarafndan pek

reddedilmez; nk doa, genel bir sre olarak mitolojik srecin


zorunlu bir gei noktasdr. "6
Schelling idealizminin aklama biiminin karakteristik stn

l ve kendine zg snrlan, burada aka ortaya kar.Mutlak

olann birlii kavram, bilincin iinde zel ileyi olarak, yani be


lirli bir zihinsel eylem sistemi olarak ortaya kan her eyi, ortak bir

temel kaynaktan tretmek suretiyle, insan bilincinin mutlak birlii


ni de gerekten ve kesin ekilde teminat altna alr.Fakat phesiz

6 M itoloji Felsefesi, 9. ders, s. 2 1 6.

27
E R N S T C A S S I R E R

G ayn zamanda bu birlik kavram, yeterli miktarda mevcut olan so


mut zel farkllklarn en sonunda bu kavramdan ekip karlmas

ve kavramn tannmaz hale gelmesi tehlikesini de kendinde tar.

Schelling'e gre, doa, daha nceden kendi dnsel anlam, yani

mutlak olann kendini arnlamas olma fonksiyonu iindeki saf

empirik anlamn ve hakikatini feshederek bir mitos nitelii alm

olduu iin, mitos ikinci bir " doa"ya dnebilir.Bu ilk admn

atlamayaca kesinleirse, o zaman ikinci admdan da vazgemek

gerekecektir.Sonuta geride artk, mitik olann kendine zg " nes

nellii"ne, gerek tzselliine ve hakikatine gtrebilecek hibir

yol kalmaz gibi bir grnm ortaya kar. Ya da, acaba Schel

ling'in " mitoloji felsefesi"nde sormu olduu soruyu, mutlakn ola

nn felsefesi zemininden eletirel felsefenin zeminine yerletirecek

ekilde muhafaza etmekten baka bir imkan ve vasta mevcut ola

bilir mi? Sorunun iinde sadece metafiziin bir problemi deil, ay


nca eletirel-akn zme uygun olan saf bir " akn" problem bu

lunmakta mdr? "Aknlk" kavram tam Kant anlamda kabul

edilirse, o zaman, elbette byle bir soru ortaya atmak sadece para
doks olur. nkKant'n akn problem-koymas, kesin olarak de

neyimin imkannn artlaryla ilgilidir ve bu artlarla snrldr.

Acaba, iinde mitik olann dnyasnn onayland deneyim hangi

deneyimdir? Hangi " deneyim", kendisi iin, bu dnyann nesnel

gerekliinin, yani herhangi bir nesnel geerlilik biiminin ortaya

kabileceini gsterebilir? Mitos asndan byle bir geerlilik

gsterilebilirse, bu deneyim, her halkarda sadece mitosun psikolo

jik hakikati ve zorunluluu iinde bulunabilecektir. Zorunluluk -ki


o zorunlulukla mitos, greli-uyumlu formlar iinde, zihnin belirli

geliim aamalarn oluturur- ayn zamanda mitosun yegane nes


nel-kavranabilir ieriini tekil eder. Gerekten de kurgusalAlman

dealizmi alarnda, mitos problemi sadece bu anlamda konum

land ve bu yolla zlmeye allmtr.Mitosun en kesin temel-

28
SEM B O LK F ORML AR FELSEFES i l

lerini kavrama yerine, artk, onun oluumunun doal nedenlerini

kavrama hedefi esas alnmaldr.Metafizik metot yerine artk top-

lum psikolojisinin metotlar ne kar.Mitik dnyaya ve bu dnya-

nn aklanna asl giri, Schelling ve Hegel'in dialektik geliim

kavram yerine empirik geliim kavram konulduktan sonra gerek

lemi gibi grnmektedir.Mitik dnyann, salt "tasarmlar"n bir


cisimlemesi oluu keyfiyeti, artk bu sorunun dnda kalr.Fakat

sz konusu tasarmlar, tasarm oluumunun genel kurallarndan,

yani arm ve taklit ilkelerinden hareketle akla kavuturu

lunca anlalmtr. imdi artk mitos, baka bir anlamda; zihnin,

kavramak iin empirik psikolojinin ve empirik doa biliminin me

totlarndan baka hibir metoda ihtiya duymad bir "doa for-

mu" olarak ortaya kar.

Mitik olan iin, baka bir form belirlemek, empirik psikolojik

glerin oyununa kendini pek az veren, dolaysyla mitik olann

dnyasn mutlak olann varlyla aklamaya da ayn derecede az

ynelen nc bir "form belirleme" keyfiyeti dnlebilir. Bu

belirleme, Schelling'le ve psikolojinin metotlaryla, mitolojinin

subjektum agens*inin insan bilincinden baka hibir yerde arana

mayaca, noktasnda birleince, o zaman bilincin kendisini, mec

buren, yalnzca onun empirik-psikolojik ya da metafiziksel kavra

n nda kabul etmemiz gerekir mi ya da, her iki inceleme bii

minin dnda kalan eletirel bilin zmlemesi formu yok mudur?

Modern bilgi eletirisi, yani bilmenin ilkelerinin ve yasalarnn

zmlenii, psikolojizmin kabullerinden olduu gibi, metafiziin

kabullerinden de en ak biimde ayrlmtr. B urada psikolojizm

ile saf mantk arasnda yaplm olan kavga, bugn kesin olarak

zlmtr. Ve kavgann, bugne kadarki formuna benzer ekilde


tekrarlanaca tahmini, riskli grlebilir.Fakat mantk iin geerli

* Etkileyici zne

29
E R N S T C A S S 1 R E R

olan ey, zihnin tm asli temel fonksiyonlar ve bamsz alanlar

iin de ayn derecede geerlidir. Bu alanlarn hepsinde, onlarn saf

ieriinin belirlenii, bu alanlarn psikolojik oluum artlar ve em

pirik oluumu sorusundan bamsz olarak, onlarn anlamna geldi

i ve olduu eyin belirleniidir. Bu noktada biz, tek tek gereklik

lerin, empirik bilinteki zel bilgilerin, baz zamansal silsilelerde

ortaya kmasn istemediimizde bile, bilimin "varl'', onun ha

kikatinin ilkeleri ve ierii saf nesnel olarak sorulabilirse ve sorul

mas gerekirse, ayn problem, zihnin tm formlar iin de tekrarla

nabilir. Burada da, formlarn "doas" sorusunu empirik-olusal bir

soruya dntrmemizle, bu soru asla suskun hale getirilemez.

Varln byle bir birliinin kabul, sanat ve mitos iin olduu gi

bi bilgi iin de, zel olann her trl oluumunu snrlayan genel bir

bilin yasallnn kabul anlamna gelir.Eletirel temel kavraya

gre, doann birliine biz, nasl, birlii grnler iine yerletire

rek; yani dnsel form birlii olarak birlii, tek tek olgulardan ka

zanarak deil de, olgularda gstererek ve tehis ederek sahip olu

yorsak, birlie sahip olma durumu, kltrn birlii ve onun temel

sistemlerinin tm iin ayn ekilde gerekleir.Kltrn olgular

da fiilen gsterilmesi yeterli deildir; tersine, biz onu zihnin "iya

p formu"nun birliinden hareketle, apak anlalr hale getirmek

zorundayz.Bu durumda, eletirel zmleme metodu, bilgi teori

sindeki gibi burada da metafziksel-tmdengelimli ve psikolojik

tmevanml metodun arasnda bir yerde bulunmaktadr. Eletirel

zmleme metodu, psikolojik-tmdengelimli metotta olduu gibi

"olgular"dan, yani kltr bilincinin empirik-belirlenmi ve kesin

lemi olgularndan hareket etmek zorundadr.Fakat eletirel


zmleme, salt bir gereklik olarak bu olgularda durup kalamaz; o,

bilfiil mevcut olann gerekliiyle ilgili olarak, "bilfiil mevcut ola


nn imkannn artlan"nn arka plann sorar.Bu olgularda zm

leme, bahsedilen alann iyap ilkelerinin astn ve stn, aamal

30
SEMB OLK F ORMLAR FELSEFES i l

inasn, tek tek biimlenmi unsurlarn karlkl belirleniini ve


ilikisini gstermeye abalar.Mitik bilin "form"unu bu anlamda
sormak, ne bu bilincin en son metafiziksel temellerini, ne de onun

psikolojik, tarihsel ya da sosyal nedenlerini aramak anlamna gelir.

Bununla, daha ziyade, yalnzca zihinsel ilkenin birlii sorusu sorul

mutur ki, bilincin kendi tm zel oluumlar, en sonunda tm fark

ll ve gz ard edilemez empirik mevcudiyeti iinde, bu ilkenin

egemenlii altnda deerlendirilir.7

Ve bununla, mitosun "znesi" sorusu da, baka bir nitelik kaza- [I2J
nr.Bu soru, metafizik ve psikoloji tarafndan kart anlamda ce

vaplanr.Metafizikte biz "teogoni"nin zemininde; psikolojide " ant


ropoloji"nin zemininde bulunuruz.Mitolojik sre, bir bak a

sndan zel durum olarak, yani mutlak srecin belirli ve zorunlu bir

aamas eklinde yorumlanarak; baka bak asndan mitik tamal

gmn, tasarm tekilinin genel faktrlerinden ve kurallarndan tre

tilmesiyle aklanr. Acaba bununla, rnitik olann, daha nceSchel

ling'in " mitoloji felsefesi"nde am olduu " mecazi" kavranna

ilkesel olarak geri dnlm olmaz m? Her iki durumda da mitos,


kendisinin dorudan olduu ve anlamna geldii eyden baka bir

7 Zihinsel "iyap formlan"nn farkllnn, ncelikle tekrar net biimde kavranmas ve


birliin incelenmesi iin, psikolojik soru koyma ve metotlarn aykr diye nitelenen
yeni yolunun reddedilmesi, Husserlci fenomenolojinin temel hizmetlerindendir. zel
likle psiik "eylemler"in, bu metotlarda ne kan "nesneler"den ayrl, burada ke
sin olarak ortaya kmaktadr. Husserl 'in kendisinin "Mantksal Aratrmalar"dan
"Saf Fenomenoloji Fikirleri"ne kadar gittii yolda, Husserl'in kavrad gibi, fenome
nolojinin grevinin, bilginin zmlenii iinde sona ermedii, tersine bu zmleme
iinde, tmyle farkl nesne alanlarnn iyaplarnn, onlarn "anlamna" geldii eye
gre ve onlarn nesnelerinin "gereklii"ni hesaba katmakszn aratrld aka or
taya kar. Bunun gibi bir aratrma, mitik "dnya"y da, bu dnyann kendine zg
"mevcudiyetini" de, etnolojik ve sosyal psikolojik deneyimden, tmevanm yoluyla
sonu olarak karmak iin deil, bu mevcudu "indirgeyici" zmleme iinde kavra
mak iin, kendi erevesi iinde ortaya karmalyd. Bu yndeki bir denemeye ise,
grdm kadaryla, bugne kadar ne bizzat fenomenoloji tarafndan, ne de somut
mit aratrmas tarafndan teebbs edilmitir ki, bu aratrmalarda daha ziyade olu
sal-psikolojik ynelimli soru ortaya koyma, neredeyse tartmasz bir yer igal eder.

31
E R N S T C A S S I R E R

eyle ilikilendirilerek ve bu eye indirgenerek kavranm olmaz


m? Schelling yle syler: "Mitoloji kendi gereklii iinde ve
bundan dolay gerekten sadece bu sre iinde anlalnca bilinir.
Mitolojide sadece zel biimde tekrarlanan sre ise, genel ve mut
lak sretir; mitolojinin gerek bilimi, buna gre, mitoloji iinde
mutlak sreci anlatan bir bilimdir. Bu anlatma ise felsefenin konu
sudur; bundan dolay mitolojinin gerek bilimi mitolojinin felsefe
sidir." (s. 2 1 6 f) Toplum psikolojisi, mutlan bu zdelii yerine,
mitosun "gesel dncesi"ni daima ve zorunlu olarak kendinden
doru sergileyen insan doasnn zdeliine inanmay koyar. Fa
kat eer toplum psikolojisi insan doasnn birliinden ve dei
mezliinden hareket eder ve onu her aklama denemesinin temel
kabul konumuna getirirse, o zaman bu psikoloji de, byle yap
makla, en sonunda bir petitio principi*nin esiri olur. nk toplum
psikolojisi, zihnin birliini bu zmleme yoluyla gstermek ve
onu bu zmleme sonucunda kesinletirmek yerine, bu birlii, da
ha ziyade kendinde varolan ve kendisi sayesinde srekli kalan bir
veri olarak ele alr. Fakat sistematik birliin kesinlii, bilgideki gi-
bi burada da, en bata deil, sonda bulunmaktadr. Bu kesinlik ba
lang noktas deil, incelemenin amac anlamna gelir. Bu neden
le biz, eletirel inceleme biiminin snrlar iinde, metafiziksel ya
da psikolojik dayanan nceden varolan ya da nceden kabul edil
mi birliinden, fonksiyonun birlii sonucunu karamayz. Bu so-

nucu henz dayanan birlii iinde temellendiremeyiz; aksine, srf


byle bir birlik fonksiyonundan hareket etmek zorundayz. Eer
fonksiyon iinde, tek tek motivlerin deiimi yannda, greli olarak
ayn kalan "iteki form" bulunursa, o zaman biz bu formdan, zih
nin tzsel birlii sonucunu karamayz; bu birlik bizde, bu suretle,

' Kantlama ilkesi

32
SEMB OL K F ORMLAR FEL S EFE S i l

kurucu ve tanmlayc olarak var olur. Birlik neden olarak deil,

bizzat bu form kesinliinin baka bir ifadesi olarak ortaya kar.

Burada birliin akn ya da empirik nedenleri sorusunu cevaplama

zorunluluumuz olmadan, saf ikin kesinlik olarak bu birlik, bu i

kin anlam iinde kavranabilmelidir. Bylece mitik fonksiyona ili

kin olarak da, bu fonksiyonun saf varlk kesinlii -Sokratesi an

lamda nedir- sorulabilir ve fonksiyonun bu formu, dilsel, estetik ve

mantki-kavramsal fonksiyonun karsna konulabilir. Schelling'e

gre mitoloji, Tanr ile insan bilincinin sadece dnlm ilikisi

ni deil, aynca reel bir ilikisini de ifade ettii iin; burada Tan

n 'nn kendisi mutlak olduu ve "kendi-iinde-varlk"n gizli g

cnden "kendi-dnda-varlk"n gcne, bu gten de "kendi-ya

nndaki-varlk"a getii iin, felsefi hakikate sahiptir. Feuerbach ve

onun takipilerinin savunduklar gibi, insan doasnn emprik-reel

birlii, "antropoloji"nin bak as iin balang noktas olarak

kabul edilir; insan doasnn birlii, mitolojik srecin asl neden

sel faktrn temeli olarak; sz konusu srecin, ok farkl artlar al

tnda ve ok eitli zamansal-mekansal hareket noktalarndan, ger

ekten benzer biimli gelimesi olarak aklanr. Mitik bilincin

eletirel fenomenolojisi ise, bunun yerine, ne metafiziksel bir ilk ol

gu olarak ulOhiyetten, ne de empirik bir ilk olgu olarak insanlktan

hareket edebilecektir; bu eletirel fenomenoloji, kltr srecinin

znesini, yani kendi saf gncellii ve oluum ekillerinin eitlilii

iindeki "zihni" kavramay ve bu ekillerin her birinin izledii i

kin normu belirlemeyi deneyecektir. Bu etkinliklerin btnnde,

ncelikle, kendi zihinsel kavramna ve kendi somut tarihsel varolu-

una gre, "insanlk" kurulur; bu btnde, "zne" ile "nesne"nin, G2J


"ben" ile "dnya"mn devaml surette ayrlmakta oluu belirgin ha-

le gelir. Bu ayrl vastasyla bilin, kendi uyuukluundan, duy

gulanm ve duyusal etki ve salt varolu iindeki bamllndan

kurtulur ve kltr bilinci halinde biimlenir.

33
E R N S T C A S S I R E R

Bu ekildeki problem ortaya koyma noktasndan baknca, mito

sa tahsis edilmi olan greli "gereklik" de, uzun sre tartmal

olamaz. Bu gereklik artk, mitosun, akn bir srecin karl ve

ifadesi olmas keyfiyetiyle deil, yalnzca kendi empirik oluu iin

de ayn kalan belirli ruhsal glerin tam olarak etkili olmas keyfi

yetiyle temellendirilebilir. Mitosun "nesnellii", -bu, eletirel bak

asndan, btn zihinsel nesnellik biimleri iin sz konusu oldu

u gibi- eysel olarak deil de fonksiyonel olarak belirlenebilir.

Mitosun nesnellii, onun arkasnda bulunan metafiziksel veya em

pirik-psikolojik bir varlkta yatmaz; nesnellik mitosun kendisinin

olduu ve baard eyde, onun gerekletirdii nesnelletirme

formu ve biimi iinde yatar. Eer mitos, bilinci duyusal etki iin

deki pasif tutuklanmlndan kurtaran ve onu, zihinsel bir ilkeye

gre biimlenmi gerek bir "dnya"nn oluumuna doru gtren

belirli faktrlerden biri olarak kavranrsa, "nesnel" olur. Soru bu

anlamda anlaldnda, mitik dnyann anlam ve hakikatine kar

yneltilebilecek olan, bu dnyann "akl st" olduu eklindeki

itirazlar kaybolur. phesiz mitik dnya "srf tasarmlar" dnyas

dr ve yle kalr. Fakat bilginin dnyas, ierii ve plak malzeme

si gereince, bundan baka bir ey de deildir. Doann bilimsel

olarak kavranna da, tasarmlarmzn arkasnda yatan ve onlarn

mutlak ilk rneklerini tekil eden akn nesneyi kavrayarak deil,

bizzat tasarmlarmzn iinde; tasarmlarmzda, onlar kendi dze

ni ve sonucu iinde belirlememizi salayan bir kural kefederek

eriebiliriz. Tasarm kendi tesadfiliinden soyup onlarn iinde

genel ve nesnel-zorunlu yasa kefettiimizde, o, bizim iin nesnel

karakter kazanr. B undan dolay, nesnellik sorusunu da, mitosa, sa

dece mitosun kendisinde ikin bir kural ve kendine zg bir "zo

runluluk" tanyp tanmadn aratrma anlamnda sorabiliriz. El

bette bu durumda, alt aamalarda bir nesnellik de sz konusu ola-

bilir. Acaba bu kural, asl hakikatten, yani bilimsel hakikatten veya


34
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

doa ve nesne kavramndan nce, saf bilgide eriildii ekliyle, yk

oluu belirlememi midir? Mitosun by ve hayal dnyas, bilim


sel kavrayn bu ilk afayla, ilk ve son kez hilik iine batm gi

bi grnr. Ve elbette bizzat bu iliki, mitosun ieriini bilginin de

imez dnya tablosunun ieriiyle mukayese etmek yerine, mitik

dnyann ina srecini bilimsel doa kavramnn mantki oluumu

nun karsna koyunca, baka bir aydnlk iinde kendini gsterir.

Burada, iinde farkl nesnelletirme ve nesnellik evrelerinin kes

kin bir atlakla ayrlmad tek tek evreler ve aamalar vardr. Hat

ta dorudan deneyim dnyamz da, -bilinli, eletirel-bilimsel ref

leksiyonun dnda bulunduumuzda srekli iinde olduumuz ve

yaadmz dnya-, ite bu refleksiyonun bak asndan, sadece

mitik olarak iaret edilebilen ana niteliklerin yeterli mevcudiyetini

ierir. Mitik etkileme dncesini geride brakan kavramlar, mate

matiksel-mantki fonksiyon kavramndan nce, zellikle nedensel

lik ve "g" kavramlardr. Ve bylece alg dnyamzn oluumu

na, sonuta sistemsiz duru noktasndan hareketle esas "gereklik"

olarak iaret ettiimiz alana kadar her yerde, mitik nitelikli ilk ve
temel motivlerin bu kendine zg srekli yaants grlr. Bundan

dolay bu motivler, nesnelere dorudan doruya pek fazla karlk


gelmedikleri halde, kendi ilerinde belirli ve tesadfi deil de zo

runlu bir zihinsel biim verme nitelii tadka, "nesnellik" yolun


da olurlar. Bundan dolay mitosun nesnellii, onun, dogmatizmin

ve saf bir realizmin anlad anlamdaki "gereklik"ten, yani eyle


rin gerek olu halinden ok uzakta grnmesinden ibarettir. Nes

nellik, mitosun, verilmi bir varln kopyas olmasna deil, ger

ek ve tipik oluturma ekli olmasna dayanr ki, bilin, bu olutur


ma ekli iinde, salt duyusal etki almlanndan ortaya kar ve bu

alcln karsnda bulunur.

Elbette saf kurgusal ina iinde bu ilikiyi kantlamaya giriile

mez. Kantlama, mitik bilincin olgularna, karlatrmal mit ara-

35
E R N S T C A S S 1 R E R

trmas ve dinler tarihinin empirik malzemesine dayanr. Bir "mito-

loji felsefesi" problemi, bu malzeme sayesinde, zellikle 1 9. yzy


ln ikinci yarsndan itibaren gittike zenginleerek ortaya kt
.
gibi, takdire deer bir genileme de gstermitir. zellikle Cre

uzer'n "Eski Halklarn Sembolleri ve Mitolojisi" eserine dayanan

Schelling 'e gre, her mitoloji, gerek tanr retilerinde ve tanrla

rn tarihlerinde yatmaktadr. Schelling 'e gre tanr bilgisi ve tanr

kavram mitolojik dnmenin balangcn, bir notitia insita* te

kil eder; mitolojik dnme esas itibariyle ilknce bu bilgi ve kav

ramla balar. Schelling insanln dini geliiminin, tanr kavram

nn birlii yerine, tam anlamyla tek ve ilk balangta yerel olan ta

sarmlarn okluuna dayandrlmasna; kavramlar ya da trleri

deil, tek tek doa nesnelerini, mesela bu aac ya da bu akarsuyu

tanr haline getiren bir doa tanrlatrclna ya da fetiizm ola

rak adlandrlan eye dayandrlmasna iddetle itiraz eder. "Hayr,

insanlk bu nitelikteki yoksulluklardan hareket etmemitir; tarihin

vakarl seyri, tmyle baka bir balangca sahiptir. nsanln bi

lincindeki asll renk, daima, kendisinin ayns olarak bilinmeyen,

gerekte gkyzn ve yeryzn, yani her eyi dolduran byk

birlie bal kalmtr."8 Modern etnolojik aratrma da -W.

Schmidt'in ve Andrew Lang 'n teorilerinde-, Schelling 'in temel te

zi olan "ilk tektanrclk" tezini yenilemeyi ve zengin ierikli empi

rik malzemeyle desteklemeyi denedi.9 Fakat mitik bilincin biim

lendirmelerini ieriksel olarak birlik halinde toplamann ve bu bi-

' Doutan kavram


8 Mitoloji Felsefesi, Sekizinci ders, a. a. O. 1, 1 78 .
9 B u malzemenin bir zeti v e teoriye kar A . Lang 'n seslendirmi olduu itirazlarn
incelenii, ncelikle P. W. Schmidt'te vardr. Der Ursuprung der Gotteidee (Tanr
Fikrinin Kayna), Miinster, 1 892. P. W. Schmidt. Die Stellung der Pygmaenvlker
in der Entwicklungsgeschichte des Menschen, (nsanln Geliim Tarihinde Pigme
Halklarnn Yeri), Stuttgard, l 9 LO, grlebilir.

36
r
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S 1 1

imlendirmeleri olusa! bakmdan, ortak kk olarak birlikten tret

menin imkanszl, bu tez ilerledike daha ak biimde ortaya -

kar. Tylor'n temel eserinden itibaren, uzun zaman, tm riit yorum

larna animizm egemen oldu ve bu kkn, ilk tanr dn yeri-

ne ilkel ruh tasarm iinde bulunduuna inanld. Byle olunca,

Schelling'in aklama biimi de yava yava geri planda kald ve en

azndan yalnz bana geerli oluu ve genel geerlilii bakmndan

sarslm oldu. Belirli bir biim alm tanr kavramn, sabitlemi

ruh ve kiisellik kavramn tanmayan, tamamen ilgisiz bir bysel

etkileme seyrine, eylerin iinde barnan bysel g tznn te- ]


maasna dayanan mitik temel dnn ana hatlar, bylece orta-

ya kmtr. Burada, mitik dnmenin iinde kendine zg bir

"tabakalama"; mitik dnmenin iyap unsurlarnn hiyerarik

kademelenii, yani mitos iin de fenomenolojik olarak nemli olan,

onun zamansal-ilk unsurlarnn ne olduu sorusuna, yani emprik

balang sorusuna cevap veremeyen ast ve st mevkilemesi gr-

lr. 10 Bununla ise biz, baka bir inceleme sistemine, Schelling 'in de

kendi mitoloji felsefesinin temel postulat olarak ortaya koyduu

talebe ynelmek durumunda kalrz. Bu talep ise; mitik d nme -

nin ilerleyiinde hibir unsurun, ok fazla gze arpmad ya da

hayali ve keyfi grnebildii halde, kesin olarak deersiz grlme-

mesi gerektii ve her unsura, mitik dnmenin btn iinde, ona

fikri anlamn kazandran belirgin yerinin verilmesi eklinde ifade


edilebilir. Eer bu btn, insanla, kendi trne zg zbilincine

ve nesne bilincine nfuz etme yolunu iaret ederse, gerek bir isel

"hakikati" kendi iinde tar.

o "lk animizm" diye adlandrlan teori zerine K. Th. Preuss'n (Ursprung der Religi
on und Kunst, Globus 1904f., Bd.867) ve Vierkandt'n Ursprung der Religion und
Zauberei (Dinin ve Bycln Kayna) Globus 1 907, Bd. 92), yazlar yannda,
bkz. zellikle Marett, "Pre-Animistic religion" ve "From Spell to Prayer" (Folk Lo
re 1.900 ve 1 904; yeni bask "The threshold of religion", London, 1 909).

37
E R N S T C A S S I R E R

II
Emprik mit karlatrmasnn ve saf empirik aratrmann iin

de de, bir zaman sonra aka, sadece mitik dnmenin ve tasarla

mann kapsamn lme deil, ayn zamanda onu birlikli bir bilin

formu olarak belirli karakteristik izgilerle tasvir etme abas, ak

a kendini gsterir. Bu noktada bu aba, mesela doa bilimi ve dil

biliminde olduu gibi baka alanlara da ynelten, problem ortaya

koyuun yn deiimine, "pozitivizm"den "idealizm"e geri dne

yol aan felsefi eilimi ifade eder. Nasl fizikte, genel ilkeler re

tisinin gelimesine ve derinlemesine yol aan soru, yani "fiziksel

dnya tablosunun birlii" sorusu sorulmusa, ayn ekilde etnoloji

de de, "genel mitoloji" problemi, bizzat uzmanlk aratrmas tara-


fndan, son on ylda belirli biimde konumlanmtr. Burada da ni

hayetinde, farkl okullann ve sistemlerin kavgasndan, aratrmann

uyumlu yn izgilerinin, kesin ve belirli ynelim noktalarnn geri

ye doru hatrlanmasyla elde edilen k yolundan baka hibir

k yoluna eriilememitir. B ununla birlikte, bu yn izgilerinin,

mitolojinin nesnelerinden daha yaln ekilde sonu olarak karld

na inanld ve sz konusu izgilerin, mitik nesnelerin snflama

sndan kt kabul edildii srece, temel dnlerdeki kavga


nn, bu yolla ortadan kaldnlanayaca grlmektedir. Geri, b

tn yeryzne yaylm bulunan ve btn dorudan zamansal-me

kansal iliki, dorudan alnt imkanlarnn eksik gibi grnd


yerde bile akrabas ortaya kan mitik temel motivlerin, genel ve

gruplanm ekilde kavranna eriilir; fakat bununla beraber, bu

motivlerin iinde bir ayrlma gerekletirilir gerekletirilmez, mo

tivlerden biri, tek bana, gerekten ilk bataki motiv olarak gste

rilir gsterilmez ve onu dier tretilmi motivlerin karsna koy

maya giriilir giriilmez, fikirlerin kavgas, hemen tekrar aka ve

ok kesin formda ortaya kar. Etnolojinin grevi, toplum psikolo

jisiyle birlikte, grnlerin deiiminde yatan genel geerli olan

38
,
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

kesin ekilde tespit etmek ve btn zel mitolojik oluumlarn te


melinde bulunan ilkeleri belirlemek olarak aklanr. 1 1 Fakat bu il
kelerin kesinliine inanlr inanlmaz, onlarn birlii, yeniden so-
mut nesnelerin eitlilii ve mevcudiyeti iine karp gider. Doa
mitolojileri yannda ruh mitolojileri de bulunmaktadr. ok nde
olan bir doa nesnesini btn mit oluturmalarnn kayna ve n-
vesi olarak gstermeye abalayan farkl sistemler, doa mitolojisi-
nin iinde, kararl ve kesin biimde yeniden ayrlr. Hayal gc olu
umunun keyfiliini sadece bu yolla snrlayabilmek ve aratrma-
y gerekten "nesnel" bir yola koyabilmek iin, her mitosun -ayet
bilimsel olarak "aklanabilir"lii sz konusuysa-, herhangi bir do-
al varlk ve olayla kesin ilikisini kurmaya almak gerektiinden
hareket edilir. 1 2 Fakat mitosa kanlmaz olarak asl nesnel yolu
gsteren hipotez tekilinin keyfiliinin, en sonunda fantezi oluu
munun keyfiliinden daha stte olduu sonucuna varlr. Frtna ve
kasrga mitolojileri fonnunun karsnda, yldz-ay-gne mitoloji
lerinin farkl formlar iine dalan gksel mitoloji bulunmaktadr.
Bu formlarn hepsini, aklamann yegane ilkesi olarak kurmaya
altka, aklamann aranan nesnel tek anlamllnn, verilmi
nesnelerin kendi evrelerine balln hibir ekilde tehlikeye d
remedii, aka grlmektedir.
Olumu mitlerin birlikli zelliklerini doal birlik olarak deil
de zihinsel birlik olarak belirleyip, sonuta bu birlii, bir nesne ev
resinin birlii olarak deil, tarihsel bir kltr evresinin birlii ek
linde kavraynca, bu birlie nfuz etmenin baka bir yolu alr.
Byk mitik temel motivlerin ortak kayna olarak, temel motivle-

1 1 Bkz. Paul Ehrenreich. Die allgemeine Mythologie und ihre ethnologischen Grundla
gen (Genel Mitoloji ve Etnolojik Temelleri), Leipzig, 1 9 10 ve H. Lessmann, Aufga
ben und Ziele der vergleichenden Myhenforschung (Karlatrmal Mit Aratrma
snn Amalar ve Grevleri) , Leipzig, 1 908.
1 2 Bu temel nerme, her mit aklamasnn "postlat" olarak, mesela Ehrenreich tara

fndan (a. a. O. s. 4 1 , 1 92 ff., 2 1 3.) ortaya konulur.

39
E R N S T C A S S 1 R E R

rin gittike yerkrenin her yanna yayld merkez nokta olarak,

byle bir kltr evresi gsterilebilirse, o zaman sz konusu motiv

lerin sistematik kanmsal sonucu ve isel ilikisi de kendiliinden

aklanm olur. Bu iliki, akl yrtmeyle elde edilmi ve dolayl

fonnlar iinde tam anlamyla gizlenebilmi olsa da, en bataki ta

rihsel kaynaklara ve greli yaln oluum artlarna kadar gidilir gi

dilmez, tekrar ortaya kmaldr. Eski teoriler -mesela Benfeysc

he 'nin masal teorisi- bu noktada en nemli rnitik motivlerin gerek

anavatann Hindistan' da aradlar; bylece ncelikle, Babil kltr

aratrmasnn ierii adm adm aa karld. Mit oluumu hak

knda tarihsel bakmdan uyumlu ve tarihsel olarak ortaya kan ili

kiler iin inandrc kantlar ileri srlebilirdi. Bu teoriler artk kl

trn ilk anavatanmn neresi olduu sorusuyla birlikte, mitik olann

asli ve uyumlu iyapsnn nedeni sorusunu da cevaplayabilirlerdi.

Eer mitos yalnzca ilkel bysel tasarmlardan ya da hayal yaan

tsndan, kutsal inanlardan ya da batl itikatlardan ortaya km

olsayd, o, -Yeni Babilcilik teorisi bu sonucu karr- hibir zaman

kendi iinde mantkl bir "dnya gr" halinde geliemezdi. Sa

dece, dzenlenmi bir btn halinde mevcut dnya dncesi, yani

belirlenmi bir dnya kavram kabul edildii zaman, sz konusu

dnya grne giden yol da alm olur. Bu, sadece Babil astro

nomisi ve kozmogonisinin balanglarnda gereklemi olan bir

keyfiyettir. Mitosu snrsz hayal gcnn kt bir rn olarak de


il, kendi iinde btnlemi ve kendinden doru anlalabilir bir

sistem olarak kavrama imkan, bu dnsel ve tarihsel ynelimden

doru aa kar. Burada, Yeni Babilcilik teorisinin emprik temel

lerine ayrntl olarak girmek gerekmez. 1 3 Byle olmakla birlikte,

13 "Yeni Babilcilik"in tezinin temellendirilmesi konusunda zellikle, Hugo Winlder'in


yazlarna bkz. Himmelsbild und Welenbild der Babylonier als Grundlage der Wel
tanschauung und Mythologie aller Vlker, (Tm Hal.klarn Mitolojisinin ve Dnya

40
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

yakndan incelenince; Babil hakkndaki teoriyi metodolojik anlam

da dikkat ekici yapan ey, bu teorinin, mitosun nesnel tarihsel kay


naklar hakknda salt empirik bir iddia olarak deil, mit aratrma

snn sistemi ve amac zerine a priori bir iddia biimi olarak de

erlendirilmesi keyfiyetidir. Yeni Babilcilik yandalar tarafndan,

gkyz kaynakl her mitin en sonunda "takvim mitleri" olmas ge

rektii dncesi, mitolojinin liibirentinden gemeyi salayabile

cek bir gte olan "Ariyan iplii"* olarak gsterildi. Bu genel pos

tulat daima, empirik gelenein ve empirik kantlamann eksiklikle

rinin tamamlamaya yarayan postulat olmutur. Bu ise, aka, saf


empirik ve tarihsel-nesnel inceleme yoluyla mitik bilincin birlii

sorusunun kesin bir zme ulatrlamad sonucuna gtrr.

Bundan dolay, mitik temel rnlerin hepsi her trl phenin

dnda braklsa bile, bu rnler salt bir bulmaca olarak kalmak zo

runda olduklar srece, onlarn salt fiili birliinin, mitik dnme

ve fantezinin derin ve birlikli iyap formuna balanamayaca d


ncesi aamal olarak pekiir. Bu iyap formunun isimlendirilme-

si iin ise, srf tasvire dayal inceleme zemini terk edilmek istenme-
diinde, nihayetinde Bastian 'n anlad anlamda "halk dncesi"
kavramndan baka herhangi bir kavram ortaya konulamaz. lkesel

olarak incelenince, halk dncesi kavramnn, nesnel-kullanl

aklama formlarndan nce, hem mitolojinin nesneleri ve ierikle-

Seyrinin Temeli Olarak Babilin Dnya ve Gkyz Tablosu), (Der aite Orient III, 2
ve 3, Leipzig, 1901), Die Weltanschauung des ailen Orients (Eski Dounun Dnya
Seyri), Der ale Orient und die Bibel, ( Eski Dou ve Kitab- M ukaddes), (Ex oriente
Jux l/ll), Leipzig 1905 f.; Die babylonische Geisteskultur, (Babil'in Manevi Klt
r), Leipzig, 1 9 1 3 . "Yeni Babilcilik"in eletirisi konusunda mesela M. Jastrow jr.,
Religious blief and practice in Babylonia and Assyria, Neuyork ve London, 1 9 1 1 , s.
4 1 3 ff. ve Bezold, Astronomie, Himmelschau und Astrallehre bei den Babloniem
(Babillilerde Gksel reti ve Gkyz Gzlemi), Heidelberger Akademievortrag
1 9 1 1 , grnz.

Yunan mitolojisinde Kral Minos'un kz olan Ariyan (Ariadne) ' n Theseua'a verdi
i ve onun M inotaur'un labirentinden kabilmesini salayacak olan iplik. (ev. )

41
E R N S T C A S S 1 R E R

ri, hem de, kendisine soru yneltilen mitik eyin fonksiyonu olma

stnlne sahip olduu grlr. Bu fonksiyonun temel sistemi


ok farkl artlar altnda icra edildii ve farkl trden nesneleri ken

di evresinde de ortaya koyduu halde, sz konusu sistem, ayn ka

lan sistem olarak deerlendirilebilir. Bylelikle aranan birlik, en

batan, adeta dtan ie doru, eylerin gerekliinden zihnin ger

ekliine doru nakledilir. Fakat bu dncede varolu, yalnzca

psikolojik olarak kavrand ve psikolojinin kategorileri vastasyla

belirlendii srece, tek anlaml karakterize edilmez. Eer mitoloji

den, tm insanln zihinsel nitelikli mlk olarak bahsedilirse -ki

bu mlkn birlii, nihayetinde insan "ruh"un birliini ve bu ruhun

eylemlerinin ayn trdenliini aklamaldr-, o zaman bizzat ruhun

birlii de, farkl gizli glerin ve "yetilerin" okluuna karp gi

der. Bu gizli glerin mitik dnyann inasnda hangi deimez rol

leri oynad sorusu sorulur sorulmaz, farkl aklama biimlerinin

kavgas ve atmas tekrar ortaya kar. Mitos nihayetinde znel

hayal gcnn oyunundan m domutur ya da o, her ayr durum

da, iinde temellendii "reel bir seyir"e mi dayanr? Mitos bilginin

ilkel bir fonnunu temsil eder mi? O, bu bakmdan, esas itibariyle

mdrikenin bir rn mdr; ya da mitos, kendi temel dlamala

rna gre, isteme ve duygulanm alanna m aittir? Bilimsel mit yo

rumu ve aratrmas iin farkl yollar, bu soruya verilen cevaba g

re alr. Mitosun oluumunda nesnelerin evresinin kesinlikle et

ken olan bir ey olarak gren teoriler, nasl nesne evrelerine gre

ayrlrlarsa, mitosu ruhsal temel glere dayandran teoriler de, ay

n ekilde, bu temel glere gre ayrlrlar. Burada da ilkesel olarak

farkl mmkn aklama biimleri srekli yenilenir ve tekrarlanma

nitelii iinde birbirini takip eder. Uzun zaman alm gibi gr

nen saf "aklc mitoloji" formu, yani mitosun nvesinin, grnle

rinin akla uygun bir yorumunda aranabilecei kanaati, son zaman-


[EJ !arda tekrar ok kuvvetli biimde ortaya kt. Schellingin mitik ya-
42
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

plarn "totolojik" yorumu talebi karsnda, imdi tekrar "mecaz ve

mecazllik" savunmas ekli denenir. 1 4 Btn bunlarda, mitosun bir

lii sorusunun, nasl herhangi bir ayrnt iinde kaybolma ve yat

ma tehlikesi iinde bulunduu grlr. Bu ayrntnn, doal bir nes

ne alannn ya da belirli bir tarihsel kltr evresinin ayrnts veya

zel bir psikolojik gcn ayrnts olarak grlp grlmemesi, il

kesel bakmdan ayn deeri tar. nk aranan birlii, btn bu

durumlarda, unsurlardan yeni bir zihinsel btn ve sembolik bir

"anlam" dnyas ortaya karabilecek nitelikteki karakteristik bir

form iinde aramak yerine, bu birlik unsurlar iine -yanl olarak

tanr. Eletirel bilgi retisi, -bilginin yneldii nesnelerin eit

liliklerine ve bilginin kendi gncel gereklemesi iinde dayand

psiik glerin eitliliine ramen- bilgiyi, genel kurgusal artlar

n arad dnsel bir btn olarak kabul eder; bu izgideki eleti

rel inceleme biimi, her trl zihinsel "anlam" birlii iin de geer

lidir. Bilgi, en sonunda, zihinsel gerekliin inasnda, bilincin

olusal-nedensel bakmdan deil gayeci bakmdan izledii bir


ama sistemi olarak belirlenmeli ve kesinletirilmelidir. B yle bir

ama sistemi iinde meydana gelen ve en sonunda nmzde b

tnlemi rnler olarak bulunan ey, biz bu eyin oluum biimi

ni ister gzleyelim ister gzlemeyelim ve onu herhangi bir ekilde

ister dnelim ister dnmeyelim, kendine yeten bir "varla" ve

zerk bir anlama sahiptir. O zaman mitos da, eylerin ya da olayla

rn ayr evreleriyle yetinmeyip, varln toplamna amil olsa ve

nfuz etse bile, en farkl zihinsel gizli gleri kendi organlar ola

rak kullansa bile, bilincin uyumlu bir "bak as"n temsil eder ki,

bu bak asndan doru, "ruh" gibi "doa" da, "iteki" varlk gibi

1 4 Bkz. Fritz Langer, Intellektualmythologie. Betrachtungen ber das Wesen des


Mythos und der mythischen Methode (Aklc Mitolojiler. Mitik Metodlarn ve Mito
sun Doas zerine ncelemeler), Leipzig, 1 9 16, zellikle 10- 1 2. ksmlar.

43
E R N s T c A s s I R E R

"dtaki" varlk da yepyeni bir yap iinde ortaya kar. Onun bu


kiplii kavranmal ve kendi artlar iinde anlalmaldr. 1 5 Empirik
bilim, karlatrmal mit aratrmas ve dinler tarihi gibi etnoloji

de, burada, mit oluumunun "paralellii"ni, kendi inceleme evre

lerine ok derin biimde daldklar lde aydnlatmak suretiyle,

sadece problem ortaya koyarlar. 16 Fakat burada da artk ncelikle,


zihnin, dzenliliin dayana olan yasallnn, bu empirik dzen
lilik arkasnda aranmas sz konusu olur. Bilginin iinde, srf "alg

lar rapsodisi"nin, belirli dnme formu yasalar sayesinde bir bil

me sistemi ekline nasl dnt; ayn ekilde, bilmeyi etkileyen,

mitosun snrsz ok biimli dnyasnn, keyfi tasarmlarn ve ili

kisiz fikirlerin yn olmayp, onun, karakteristik zihinsel rnler

halinde zetlenmesi sonucunu douran form birliinin zelliinin


ne olduu sorulabilir ve sorulmaldr. Burada da, ayn zamanda bi

zim bilfiil mevcut bilgimizin zenginlemesi, tek tek motivler toplu


luu yerine, onlar arasnda mevcut srekli dzeni, form veren un

surlarn hiyerarisini gz nne sererek ilkesel bilgiyi derinletir

meye yneltmedii srece, verimsiz kalr.


Byle olmakla birlikte, mitosun, "sembolik formlar"n genel

sistemi iine dzenli biimde yerlemesi faydal olarak deerlendi-

15 "Kiplik" kavram ile ilgili olarak bkz. 1 . c., s. 29 ff.


16 Saf "pozitivizm"in bak asndan, bu "paralelliin" kapsad probleme, gryo
rum ki, en net biimde Vignoli tarafndan iaret edilmitir. (Mito scienza, 1 879, Aln
tercme: Mitos ve Bilim, Leipzig, 1 880). Vignoli kendi kat empristik ynelimine
ramen, mitosu "anlama yetisinin kendiliinden ve zorunlu bir fonksiyonu" olarak,
zihnin doutan mevcut bir etkinlii olarak grr. V ignoli bu etkinliin kklerini
hayvani dnmeye kadar geriye doru izlemeyi dener. Burada bile duyusal etkile
rin "ahsiletirilmesi" ve "zdeletirilmei"yle ilgili, cisimletirmeyle ilgili bir ei
lim hkm srer. Mitik biimlerin dnyas, bu eilimin tek olandan tipik olana, tek
bireyden genel olana dnmesiyle, bu eilimden doru geliir. Bu anlamda, mitosa,
gerek bir "akn ilke", emprik ve tam bilim konusunda zihnin ilerleyiinde de kesin
olarak kaybolmayan, tam tersine, gerek bilimin oluturduklar yannda yerini koru
yan kendine zg bir oluum yasas tahsis edilir. "nk saf dnmenin, mitosun
srekli geliimiyle paylat ey, bilimi ortaya karan ve mmkn klan anlama ye
tisi etkinliidir." (a. a. O. s. 99 f.)

44
,
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

rildiinde, bu yerleme, belirli bir tehlikeyi de iinde bulundurur.

nk rnitik formun dier zihinsel temel formlarla karlatrlma


s ii, sadece ieriksel anlamda yaplr yaplmaz ve ieriksel uyum

luluklara ya da ilikilere dayandrmaya giriilir giriilmez, sz ko


nusu karlatrma, mitik formun gerek ieriini yapay olarak d

zenlemeye yol aabilir. Gerekte mitosu, bilginin, sanatn veya di

lin formuna, yani zihnin baka bir formuna dayandrarak "anlalr"


hale getirme denemeleri hi de eksik olmamtr. Schelling dil ile
mitos arasndaki ilikiyi, dili "lm bir mitos" olarak grme ek

linde 1 7 belirleyince, daha sonraki karlatrmal mit aratrmalar

dili birincil, mitosu ise ikinci derece rn olarak deerlendirme an


layna kart ynde hareket etti. Mesela Max Mler, mitos ile di-
li birbirine skca balamay denedi; yle ki Mller kelimeyi ve
onun ok anlamlln, mitik kavram oluumunun ilk nedeni olarak

gstermeye alt. Mller'e gre, dilin fonksiyonunda ve varln-

da kkleerek, daha sonra bizzat tasarlamada da mitosun rnleri-


ne temel oluturan sistemi anlatan mecaz, dil ile mitos arasnda bir

kprdr. "Mitoloji kanlmazdr; mitoloji, eer biz dncenin


dilde da vurulmu formunu tarrsak, dilin ayrlmaz bir zorunlulu-

u olur. Mitoloji ..... dilin dnceye verdii, dil ve dnce tama-


men rtmedikleri srece kaybolmayacak olan karanlk glgeler-

dir; bu rtme ise hi gerekleemez. Kelimenin gerek anlamy-

la mitoloji, dil vastasyla dnce zerinde icra edilen egemenlik-


tir ve bu da zihinsel etkinliin sadece mmkn etkinlik alannda

olur." "Kelime bilimi" almas, yani ayn kelimenin birbirinden


tamamen farkl tasarm rnleri iin kullanln aratrma, burada,
mit yorumunun anahtar haline gelir. Her mitik anlamn kayna ve

balangc dilsel ift-anlamdr. Bylelikle mitos, kendi en alttaki te


meline "dilin hastalan"nda sahip olan bir zihin hastalanmas bi-

17 Bkz. Mitoloji Felsefesi, 3. Ders, a.a. O. s. 52.

45
E R N S T C A S S I R E R

iminden baka hibir ey deildir. Defneyi gsteren Greke 8aqvry

(defne) kelimesi sabah kzll anlamna gelen Sanksrit-kkenli

Ahana'ya dayanr; sonuta Apollon'un nnden kaarken bir def

ne aac haline getirilen su piresi mitosu, kendi nvesine gre, ken


di nianlsnn, sabah kzllnn peinde koan ve en sonunda ye

rin, yani kendi annesinin kucana snan gne tanrsnn anlat

mndan baka hibir ey deildir. Greke'de insan ve ta (,'lao ve


A.aa) iin kullanlan ifadeler birbirini artrd iin, Grek mito
su, ok bilinen Deukalion ve Pyrrha hikayesinde, insanlar tatan

G ortaya kartr. 18 Elbette mitik motivlerin dilsel "aklama"s artk


bu gibi saf formlar iinde ortaya kmaz; fakat dilin ayrntl olarak

olduu gibi btn halinde de mit oluumunun gerek taycs ola


rak gsterilmesi giriimi, henz tam oturmam gibi grnmekte

dir.19 Gerekte karlatrmal dinler tarihi gibi karlatrmal mit

aratrmas, numina=nomina denklemini ok farkl alardan onay


lar gibi grnen olgulara ynelir. Bu eit konumlamann temelinde

bulunan dnce, Usener tarafndan, tamamen yeni bir derinlik


iinde ve verimli ekilde uyguland. "Tanr simleri" eletirisi ve

zmlemesi, burada, doru kullanlnca diru kavram oluumu s

recini kavray yolunu aabilecek zihinsel ara-gere olarak gste


rilir. Bylece, dilsel ve mitik olan sk biimde birletiren ve bir di

eriyle bantl olarak ilikilendiren genel bir anlam retisine ba

k, belirginleir. Usener'in bu teorisiyle, filoloji ve dinler tarihinin

felsefi bakmdan kazand ilerleme, sorulan sorunun artk mitlerin

ieriine deil de, btn olarak, kendi iinde yasal zihinsel form-

Yunan mitolojisinde kan-koca tufan kahramanlar. (ev.)


IK Bkz. F. Max Mililer, ber die Philosophie der Mythologie, (Mitolojinin Felsefesi
zerine), (Max Mller'in Karlatrmal Dinbilimine Giri'in Almanca tercmesi
nin eki olarak basld.)
1 9 Max Mller'in temel tezi, deiik formda, son zamanlarda mesela Brinton tarafn
dan tekrar ortaya konulur; bkz. onun "The religions of primitive peoples" yazsna,
s. 1 1 5 ff.

46
r
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I l

lar olarak dil ve mitosa yneltilmesinden ibarettir. Usener iin mi

toloji, "dini tasarm formlar retisi"nde ya da mitos (,'.loyo(l

retisinden baka hibir ey deildir. Mitolojinin, "mitik tasarlama

nn yasalln ve zorunluluunu gstermekten ve bylelikle hem

halk dinlerinin mitolojik rnlerini, hem de tek tanrl dinlerin tasa

nn formlarn anlalr hale getirmek"ten baka hibir amac yok

tur. Tanrlarn doasn, onlarn adndan ve onlarn adnn tarihin

den okuma metoduna ok ie yarar; bu metot, aydnlatc n mi

tik dnyann i yapsna yayabilir. Usener'in "Tanr Adlar" eseri

bunun iin hayranlk verici bir rnek tekil eder. B urada, Greklerin

tanr tiplerinin oluumu ve anlam, filoloji ve dil tarihi asndan

ayrntl olarak aydnlatld gibi, bir de, mitik ve dilsel tasarlama-


..

daki genel ve belirli bir tipik silsileyi ve dolaysyla bu silsilenin,

mitik ve dilsel alanda gelime srecindeki karlkl uygunluu gs

terilmeye allr.20 Dier taraftan mitos, ilk dnya bilgisinin ba-


langcn ve bu bilgiyi elde etme giriimini ierdii; estetik hayal

gcnn belki ilk ve en genel retimi olarak kendini gsterdii

iin, biz mitosta, zihnin dorudan birliini -ki, btn zel formlar,

sadece krnt, sadece tek tek tecelliler olarak, bu birlikle ilgilidir

nmze serilmi halde buluruz. Her ayr form, bu birliin sadece

paralar ve bu paralarn ayn ayn ortaya k olmaktadr. Fakat

burada da genel grevimiz, iinde nesnelerin birbirine karp erir

ve birbirine geer gibi grndkleri bir kaynak birlii yerine, daha

ziyade, ayr formlarn aka belirlenmesini snrlanmasn ve ko

runmasn amalayan eletirel-akn kavram birliini aramamz

gerektirir. Burada anlam problemi iaret problemiyle balannca,

20 S. Usener. Gttemamen, Versuch einer Lehre von der religisen Begriffsbildung,


(Tanr Adlar, Dini Kavram Oluumu retisi Denemesi). Bonn, 1 896. Ayrntlar
Sprache und Mythos. Ein Beitrag zum Problem der Gtternamen, (Dil ve Mitos. Tan
r simlerinin Problemi zerine Bir Makale ) yazmda. Leipzig, 1924.

47
E R N S T C A S S 1 R E R

yani farkl zihinsel da vurma formlarnda "sembol"le "nesne",

"iaret"le "ierik"in balanmas ve ayn zamanda her ikisinin bir

dierinden ayrlma ekli ve birbiri karsnda bamsz olarak var

lklarm srdrme nitelii ne karlnca, bu ayrmann ilkesi ak

hale gelir.

yleyse bu noktada iaretin etkin gcnn, dilde olduu gibi

mitosta da, dnyayla ve dnyann balamyla ilgili teorik temel

kavramlarn oluumunda olduu gibi ayn ekilde sanats biim

vermede de korunmas, temel bir uyumluluk unsuru olarak kendini

gsterir. Humboldt'un dille ilgili olarak syledii ey; yani dilin in

san ile, onu isel ve dsal olarak etkileyen doa arasnda bulundu

u; insann, nesnelerin dnyasna kendi iinde yer vermek ve onla

r ekillendirmek iin sesler dnyasyla evrilmi olduu ifadesi,


tam olarak, mitik ve estetik hayal gcnn rnleri iin de geerli

dir. rnler, zihne dtan gelen izlenimlere tepkiler deil, gerek


etkinliklerdir. Mitosun "en ilkel" dlamalarn oluturan rnlerin

inceleniinde bile, varln salt yansmasyla deil, kendine zg

ekillendirici ilem ve temsille uramak zorunda olduumuz ak

tr. Burada da, "zne" ile "nesne", "iteki" ile "dtaki" arasnda en
bata varolan bir gerilimin, bu iki dnya arasnda ok-biimli ve

zengin, yeni bir arac evrenin ortaya kmasyla, tedricen nasl -

rE:J zld izlenebilir. Zihin, kendini kuatan ve kendine egemen olan


eya dnyasnn karsna, gerekten bamsz bir sembol dnyas

koyar. Etkin g, "etki"nin egemenliinin karsna, gittike daha

ak ve bilinli biimde, "ifade" olarak kar. Fakat bu ortaya k,

elbette henz bizatihi serbest zihinsel eylem nitelii tamaz; tam

tersine, belirli bir psikolojik "mekanizm" niteliine sahiptir. te bu

aamada, kendi bilincinde ve serbest retimleri iinde yaayan ba

msz ben henz mevcut olmadndan, tam tersine, burada biz he


nz ilknce "ben" ile "dnya"nn kar karyalnn snrlandrl
n belirleyen zihinsel srelerin eiinde bulunduumuz iin, ia-

48
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S 1 1

retin yeni dnyas, bizzat bilince tamamen "nesnel" . bir gereklik

olarak grnmek zorundadr. Mitosun balangc, zellikle btn

bysel dnya kavraylar iaretin nesnel gc ve zne tam ola-

rak inanr. Kelime, sembol ve yaz bys, bysel etkinliin ve

dnya kavraynn asl mevcudiyetini tekil eder. Mitik bilincin

tm iyapsna bakldnda, onun iinde kendine zg bir eliki

bulunabilir. Genel ve egemen kavraya gre, mitosun temel drt-

s, canlandrmayla ilgili, yani tm varolu unsurlarnn somut-gr-

sel kavran ve anlatmyla ilgili bir drt olmak zorundaysa, o za-

man acaba bu drtnn zel younlukla dorudan "gerek olma

yan"a ve cansza ynelmesi; iaretlerin ve sembollerin, yani keli

melerin glgeler dnyasnn, mitik bilin zerinde bu ekilde tzsel

bir etkinlik kazanmas nasl gerekleir? Genel kavramn hibir

ey, duyumlamann, dorudan drtnn, duyusal alg ve seyirin her

ey gibi grnd bir dnyada, sz edilen "soyut" olana inanma-

ya ve yine z edilen sembol kltne nasl ulalr? B u sorular, bi

limsel bilgi ve refleksiyon aamasnda, yani dnceye dayal ince-

leme aamasnda kabul etmek ve mecburen yapmak zorunda oldu

umuz bir ayrmay, bu ayrmadan nce mevcut olan ve ona kar

kaytsz kalan dnsel hayatn alanna tarlarsa, yanl sorulmu

olurlar. Sz konusu sorulara cevap ise, bu durum bilinince buluna-

bilir. Mitik dnya, yalnzca duyusal-nesnel ieriklerle ilgili olduu

ve tm "soyut" unsurlarn, nitelii sadece anlam ve iaret olan ey-

lerin hepsinin, mitik dnyann dnda kald ve ondan uzaklat

noktada, "somut" olarak varolmaz. Sz edilen dnya, onun iinde


her iki unsurun, yani ey unsuruyla anlam unsurunun farksz biim-

de birbirine karmasyla ve bunlarn, dorudan bir birlik iinde


kaynap "somut" hale gelmeleriyle varolur. lk bataki bir biim

verme ekli olarak mitos da, duyusal-pasif etki dnyasnn kars-


na, en batan belirli bir snr koyar. Mitos da, tpk ayrlma sreci

iindeki bilgi ve sanat gibi, dorudan "gerek" olandan, yani kesin

49
E R N S T C A S S 1 R E R

verili olandan ayrlma sreci iinde oluur. Fakat bu ynyle mitos,

zihnin, "verili" olann dnda att ilk admlardan biri anlamna

gelince, phesiz, kendi asl retimiyle, tekrar gerekliin formuna

doru bir adm atar. Mitos zihinsel olarak ey dnyasnn zerine

ykselir; fakat ey dnyasnn yerine geirdii semboller ve biim

lerin iine, sadece baka bir varolu ve balanmlk formu sokar.

Zihni eylerin zincirinden kurtaryor gibi grnen ey, mitosta, srf

fiziksel olmayan, bizzat zorlaycl mitosta gzlemlenen zihinsel

bir kuvvetten daha gl yeni bir zincir haline gelir. Fakat byle bir

zorlayclk, gelecekte mitosun ortadan kalkmasna zemin hazrla

yacak ikin artlar, bizzat kendi iinde tar; sz konusu zorlayc

lk, tam olarak bysel-mitik dnya kavray aamalarndan haki

ki anlamda dini dnya kavrayna ilerleyite gerekleen zihinsel

bir zgrleme srecinin imkann da ierir. Bu gei, -bu incele

menin sonraki ksmlarnda grlecei gibi- zihnin, "semboller" ve

"iaretler" dnyasyla yeni ve serbest bir iliki iine girmesinin;

dorudan onlarn iinde yaayp onlar kullanarak, mevcudu nce

kinden daha baka bir ekilde anlamasnn ve bylelikle onlarn

zerine ykselmesinin kanlmaz sonucudur.

Mitosu dier sembolik ifade alanlaryla karlatrdmzda, bu

temel iliki diyalektiinin ayns; yani zihnin, kendi oluturduu

sembol dnyalar vastasyla deneyimledii bu balanma ve zl

me diyalektii, daha geni boyutta ve bylelikle daha ak biimde

nmze serilir. Kelimeyle onun anlamn, iaret ieriiyle "tasa

nm"n nesne ieriini birbirinden ayrlm klabilecek kesin ayrlk

izgisi, dilde mevcut deildir; tersine, dilde her ikisi birbirine girer

ve i ie geer. Kelimeleri sadece geleneksel iaret, srf flatus vo


cis* kabul eden "nominalist" gr, ncelikle, daha sonra ortaya -

Bir solukluk ses

50
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

kan bir refleksiyon rndr ama, dorudan dil bilincinin, "doal"

dil bilincinin ifadesi deildir. Sz edilen i ie girme anlayna


gre, kelimelerde, eylerin "z"ne dolayl olarak iaret edilir; ay-

rca bu z, kelimelerin iinde herhangi bir ekilde ierilmitir ve u

anda vardr. "lkeller"in ve ocuun dil bilincinde, isimlerle eyle-

rin bu tam "i ie girme" aamas, ok zl rneklerle -burada sa-

dece isim-tabusunun farkl formlar dnlmelidir- gsterilebilir.

Fakat dilin dnsel geliiminin ilerleyiinde de, ok net ve bilin-

li bir ayrlma gereklemitir. Aynen mitosun dnyasndaki gibi -

ki, dil adeta en batan kendiliinden bu dnyaya yerlemi ve ona

dorudan yapm olarak ortaya kar-, dilin dnyasnda da, keli-

me ve varln, "anlam verilen" ve "anlam ifade eden"in tekdzeli-

i devam ederse, bu dnyann bamsz temel dnsel formunun,

yani logos 'un gerek gc sz konusu dnyada ortaya ktka, bu

ortaya k lsnde belirginleen nbet deiimi de ortaya kar.


Kelime, dier bflln salt fiziksel varolular ve faaliyetlerin karsn-

da, kendi saf dnsel ve "iaret edici" fonksiyonu iinde, gerek

ve kendine zg olan bir ey olarak ortaya kar. Daha sonra, sanat-


ta, yeni bir "nbet deiimi" aamasna doru ynlendirildiimizi
grrz. Sanatta da, en batan, "dncede olan" ile "bilfiil var

olan"n ak ve kesin bir snrlandrl yoktur; burada da "rn",

vastasz oluturma srecinin sonucu, yani "retici hayal gc"nn

eseri olarak grlmez ve bu nitelikteki bir eser olarak bilinmez.

Gzel sanatlarn balangc, yle grnyor ki, geriye doru, olu

turma etkinliinin bysel tasarm evresinde kk sald ve belir-

li bysel amalara yneldii, bu nedenle semboln asla bamsz,

saf "estetik" anlama sahip olmad bir etkinlik evresine kadar gi-
der. Bununla beraber, aamal ilerleyen zihinsel ifade formunda or-

taya kan ilk gerek sanatsal oluum hareketinde, tamamen yeni


bir balang ve "ilke"ye ulalr. nk burada, ilknce, zihnin

salt eya-nesne dnyasnn karsna koyduu sembol dnyas, i-

51
E R N S T C A S S 1 R E R

kin geerlilik ve hakikat kazanr. Sembol dnyas baka bir eyi

amalamaz ve baka bir eyi esas almaz; o dnya mutlak olarak

"var"dr ve bizzat kendisinden ibarettir. Biz imdi, mitik bilincin

iinde varolmaya devam ettii alandan, yani dilsel iaretin, iinde

varolmaya devam ettii anlam alanndan yeni bir alana getik ki,

bu yeni alanda, adeta sadece saf bir "varlk", sadece semboln ger-

ekten iinde barndrd zllk yakalanr. Bylelikle, semboller


dnyas, kendi gerek arlk merkezi iinde yatan ve kendi iinde

btnlemi bir evren halinde, ilk defa biim kazanr. Ve bundan

byle artk zihin de, bu dnyayla gerekten zgr bir iliki iinde

bulunabilir. Estetik dnya, eysel, yani "realist" grn kstasla

ryla lldnde, bir "grn" dnyas haline gelir. Fakat ite

bu grn, dorudan gereklikle, yani iinde bysel-mitik seyi

tin de hareket ettii gereklikle, dorudan etki ve varolu dnyasy

la ilikiyi arkasnda brakarak, "hakikate" doru yeni bir adm atar.

Bylece mitosun, dilin ve sanatn oluturduu eyler, somut tarih

sel olgular iinde o kadar ok i ie girdikleri halde, onlarn iliki

leri, belirli bir sistematik silsileyi, dncedeki bir ilerlemeyi ifade

eder. Zihnin, gerekten kendi oluturduu rnler ve kendi rettii

semboller iinde var olmas ve yaamas; ayrca zihnin onlar, olan

eyler olarak kavramas, bu ilerlemenin amac olarak gsterilir. Bu

problem karsnda da, Hegel'in, "Zihnin Fenomenolojisi"nin ana

konusu olarak iaret ettii hususun doruluu kantlanr. Geliimin

amac, zihinsel varln, tz olarak ve bir de "zne olarak ayn ok

lukta" kavranp ifade edilmesinde yatmaktadr. Bu bakmdan "mi

toloji felsefesi"nde ortaya kan problemler, tekrar, saf bilginin

mantndan ve felsefesinden doan problemlere katlr. nk bi


lim de, sembol ve iaret eklindeki baz araclar bir kenara itip p

lak hakikatle, yani "kendinde eyler"in hakikatiyle kar karya


bulunarak deil; tam tersine, kendi kulland sembollere, objelerin

bilinmesi eklindeki bilme ve kavramadan daha baka bir ekilde ve

52
r
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

daha derinlemesine sahip olmasyla, dnsel hayatn dier aama


larndan aynlr. Ve bilimin bu baars bir darbeyle gerekleemez;
burada da zihnin, gerekten kendisinin oluturduu rnlerle tipik
temel ilikisi, yeni bir aamada tekrarlanr. Burada da, bu retimle
rin karsnda zgrlk, sreklilik tayan eletirel almada kaza
nlmal ve kesinletirilmelidir. Bilginin "temelleri"nin ve hipotezle

rinin kullanm, bilmede de, temel eyler olarak bu retimlerin ken

dine zg fonksiyonundan nce gelir. Ve bu bilgiye eriilmedii s


rece, bilme de kendi gerek ilkelerini, sadece eysel, yani yar-mitik

form iinde gsterip ifade edebilir.


Fakat biz artk, mitosun zihinsel formlar sisteminde igal ettii
yeri geici olarak iaret eden ve belirleyen bu genel incelemeleri,
kendine zgi mitik nesnellik bilincinin ve mitik gereklik kavram-

nn zelliine aka dikkat ekmek amacyla terk ediyoruz.

53
BRNC BLM

DNME FORMU OLARAK MTOS

I. Ksm
Mitik Nesne Bilincinin Temel Sistemi ve Nitelii
Nesnelerin tamamlanm, donmu ve kendindelikleri iinde bi-
lince "verili" olmad; tam tersine, tasarmn nesneyle ilikisinin

bilincin bamsz ve kendiliinden bir eylemini gerektirdii dn-

cesi, eletirel felsefenin ilk ve nemli kavraylar arasnda bulun


maktadr. Nesne, sentetik birliin dnda ve ncesinde mevcut de

ildir; o ncelikle sentetik birlik vastasyla kurulur. Nesne, basite

kendini bilince zorla sunan ve onun iine giren basl bir form de
ildir; o, bilincin temel vastalar, yani seyrin ve saf dnmenin

artlan sayesinde gerekleen bir biim verme rndr. Sembolik

formlar felsefesi, Kant ' n eletirel temel dncesini, onun "Koper

nikvari Devrim"inin dayand bu ilkeyi, gelitirmek iin kabul

eder. Sembolik formlar felsefesi nesne bilinci kategorilerini sadece

teorik-aklc etkinlik alannda aramaz; ayrca izlenimlerin kaosun-


dan doru, bir evrenin, karakteristik ve tipik "dnya tablosu"nun

biimlendii her yerde, bu gibi kategorilerin etkili olmalarndan ha


reket eder. Biim kazanm dnya tablolarnn, srf "etkiler"in ye-

55
E R N S T C A S S I R E R

niden dzenlenii fiiliyle, yani kendine zg nesnelletirme fiilleri

yoluyla, kendi iinde belirli ve biimlenmi "tasarmlar" halinde

ortaya kmas mmkn olabilir. Fakat eer nesnelletirmenin ama

c, bilimsel dnya tablomuzun teorik nesne bilincinde daha nce

bulunduu deneyim tabakalarna kadar izlenebilirse, bu tabakalar

iine indiimizde, nesnelletirme srecinin vastas ve yolu bile de

iir. Nesnelletirme yolunun sistemli yaps tannmadan ve genel

olarak gsterilmeden nce, onun zel sreci ve tek tek durumlary


la duru ve dnm noktalar hakknda apak bir bilgiye eriilemez.

Bugne kadarki aratrmamz, nesnelletirme sisteminin kesinlikle

"tek-anlaml" ve "esiz-benzersiz" sistem olmad, iinde duyusal

etkilerin eitliliinin zihinsel birlikler halinde zetlendii yapla

rn, kendi iinde ok eitli ince anlam ayrmlarna sahip olabildii

sonucuna ulamtr ve bu sonu, bundan byle, mitik ile teorik, ya

ni saf empirik dnmedeki nesnelletirme srelerinin kartln

dikkate aldmzda, aka onaylanr.

Empirik, zellikle "tam bilimsel" dnmeyi, en yksek oluu

mu iinde, bilimin inasnda ve ekilleniinde, yani doa bilimi te

melinde incelediimizde, bu dncenin mantki formu ok net bi

imde ortaya kar. Fakat bilimde mkemmel biimde gerekleen

ey, belirgin alg ieriklerinin tam bir denklii ve empirik olarak

karlatrlmas, empirik yarglamann en yaln btn fiillerinde bi

le nemli olmutur. Bilimin gelimesi, Kant'n ifadesiyle, "btn

alg irnkanlar"nn dayand ilkelerin, tmyle gncel olarak al

mas ve aralksz mantki belirleme haline gelmesidir. Gerekten

de, deneyimimizin dnyas olarak adlandrdmz ey, yaln, en

batan kendiliinden anlalr olgular deildir; tam tersine sz ko

nusu ey, sadece salam teorik temel fiilleri atmzda ve onlar

vastasyla kavranrsa, "yakalanr"sa ve belirlenirse "varolur". Bu

genel temel bant, belki en ak biimde, deneyim dnyamzn so-

56
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

mut ilk formundan, bu dnyann mekansal biimleniinden hareket


edilince meydana kar. Mekandaki birlikte, bir arada, birbirinden

ayr ve yan-yana olma ilikileri, kesinlikle "basit" duyumlamalarla,

mekanda dzenlenmi duyusal "malzeme" ile verilmemitir. Tam

tersine, bu ilikiler empirik dnmenin ok karmak nitelikli ve

tamamen dolayl rndr. Eer biz mekandaki eylere belirli bir

byklk, belirli bir durum ve belirli bir uzaklk uygun grrsek,

bunu yapmakla yaln duyumlama verilerini ifade etmi olmayz;

duyusal verileri, en sonunda sadece saf bir yarg ilikisi olarak or-

taya kan greli bir iliki ve sistem ilikisi iine sokmu oluruz.

Mekandaki her dzenleme, yargdaki dzenlemeyi kabul etmektir.

Btn uzaklk, nicelik, durum ayrmlar, sadece, tek tek duyusal et- 82]
kilerin yargya uygun olarak ayn ayn deerlendirilmesiyle ve onla-

ra farkl bir anlam eklenmesiyle kavranabilir ve yerletirilebilir.

Mekan probleminin psikolojik olarak zmlenii gibi bilgi-eleti-


rel zmlenii de, bu durumu her ynden aydnlatm ve onu ken-

di ana izgileri iinde teminat altna almtr. ster Helmholzt'ta

"bilinsiz karmlar" kavram ayn durumun ifadesi olarak seil-

sin, ya da ister gerekten kesin tehlikeleri ve iki anlamllklar ken-

di iinde tayan bu ifadeden vazgeilsin; alg dnyasnn mekansal

dzeninin, ayr ayr olduu gibi btn olarak da, kendi temel for

muna gre saf aklc bir fiil olan karlatrma ve tam bir denklik,
ayrma ve zdeletirme fiillerine dayanmas, fizyolojik-psikolojik

inceleme gibi "akn" incelemenin de ortak sonucu olarak, her hal

ve art altnda varlm korur. Bizim iin mekan "iindeki" dzen

leme, zellikle bizzat karlatrma, denklik, ayrma ve zdeletir-


me fiilleri sayesinde yaln etkilerin dzenlenmesi ve yaln etkilere

farkl anlam tabakalar tahsis edilmesiyle, bu teorik anlam tabaka

lamasnn somut yansmas olarak ortaya kar. Ve fizyolojik op-

tiin bize tantp rettii ey, yani etkilerin farkl tabakalamas-

57
E R N S T C A S S I R E R

nn temelindeki bu genel ilke eer istisnasz kullanlan bir kstas ol

masayd, bu tabakalama sz konusu olamazd. Dorudan duyusal

etki dnyasndan somut dnyaya, zellikle mekansal "tasarm"n

aracl dnyasna gei, hep ayn kalan etkiler silsilesi iinde, etki

lerin tekrarlanma kstas olan deimez ilikilerin, tedricen bam

sz bir ey olarak ortaya kmasna ve bylece bu ilikilerin her an

deien sreksiz duyu ieriklerinden karakteristik biimde ayrlma

sna dayanr. Bu deimez ilikiler, artk, deimez bir sistem ve

adeta deimez bir "nesnellik" taslan oluturur. Epistemolojik

pheler ve sorular tarafndan el srlmemi saf dnme, "ey

ler"in deimezinden ve deimezlik zelliklerinden sz ettiinde,

eletirel inceleme asndan, eylerin ve zelliklerin deimezlii

iddias kendi kayna ve en son mantki temelleri iinde izlenince,

bu iddia deimez ilikilerin kesinliini, zellikle ayn kalan l

ve say ilikilerinin kesinliini ortaya koyar. Deneyim nesnesinin

varl, bu ilikiler vastasyla kurulur ve bu ilikilere baldr. Bu

nunla ise, zel empirik bir "nesne"nin ya da belirli bir empirik ol

gunun her kavrannn, ayn zamanda bir tahmin fiilini kendi iin-

de bulundurduu ifade edilmektedir. Salt tasarm ya da hayal gc


dnyasndan farkl olan "nesnel" varln sabit nvesi, yani empi

rik "gereklik", ak karsnda direnenin, deiken karsnda ayn

kalann, kararsz karsnda istikrarl olann apak ve net biimde

ayrlmasyla ortaya kar. Tek duyu etkisi, basite, olan ve kendini

dorudan veren ey olarak kabul edilmez; tam tersine, bu duyu et

kisinin, deneyimin btn iinde kendini ne kadar kantlad ve bu

btn karsnda yerini ne kadar koruduu sorusu sorulur. ncelik

le duyusal etki, bu soru karsnda ve bu eletirel snavda varln

srdrnce, nesnel kesinlik ve gereklik dnyasna kabul edilmi

saylr. Bu snav ve bu kabul edili deneyim dncesinin ve dene

yim bilgisinin hibir aamasnda sona ermez; her zaman yeniden

58
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S il

gerekletirilir ve gerekletirilmek zorundadr. Deneyimimizin

deimezleri, her zaman, bir bakasnda, srekli olanda temellenme

ve konumlanma ihtiyac duyan greli deimezler olarak ortaya -

kar. Bylece, salt "znel olan" karsnda "nesnel olan"n snrlan,

en batan deitirilemez ekilde belirlenmez; tam tersine, bu snr-

lar ncelikle, deneyimin ve onun temelinin ilerleyen srecinde ken

diliinden oluur ve belirginleir. Nesnel varlk olarak adlandrd

mz eyin evre izgisi, zihnin srekli yenilenen almas saye

sinde, deien ve yenilenen yap iinde, yeniden kurulmak iin s-

rekli yerinden oynar. Bu alma ise gerekten eletirel niteliktedir.

Bugne kadar kesinlemi olarak, geerli olarak, "nesnel-gerek"

olarak grlen unsurlarn, tm deneyimin birliine tartmasz ola-

rak eklenmedikleri; ya da en azndan bu birlie gre deerlendiril

diinde, onlarn sadece greli ve snrlanm, mutlak olmayan bir

anlama sahip olduklar sonucu kt iin, sz konusu unsurlar her

zaman tasfiye edilirler. Grnlerin yasall ve dzeni, aslnda,

tek empirik olgunun ve bu olguya yklenebilen "varlk"n hakika-

tinin kstas olarak kullanlr. yleyse burada, deneyim dnyas

balamnn teorik olarak inasnda, her zel olan, bir genel olanla,

dolayl ya da dorudan ilikilendirilir ve genele gre llr. "Ta

sarmn bir nesneyle ilikisi", nihayetinde, tasarmlarn sistematik

bir tmel balam iinde -ki, bu balam iinde ilikiye tek anlaml

belirgin bir yer tahsis edilir- dzenleniini ifade eder ve sadece bu

dzenlemedir. Bu nedenle, tek olann dnme formu iinde yaka- 8IJ


lan ve kavran, yasa kavramnn alt tr olur. Tek olan, zel

varlk ve somut-zel olay vardr ve mevcuttur. Fakat onun bu mev

cudiyeti, sadece, tek olan genel bir yasann ya da -tam olarak sy

lenirse- genel bir yasalar sisteminin, yani yasalarn cisimlemesinin

zel durumu olarak dnebilmemizle ve dnmek zorunda olma

mzla kesinlemi ve teminat altna alnmtr. Bu sebeple, yasal

59
E R N S T C A S S 1 R E R

dnya tablosunun nesnellii, sadece, tablonun eksiksiz bir ifadesi

dir; bu nesnellik, btnn formunu her tek olanla ve tek olan iin

de birlikte dnme ve bu yzden tek olan adeta sadece zel bir

ifade olarak, bu tmel formun bir "temsil edici"si olarak grme ola

ymzn ifadesinden baka bir ey deildir.

Teorik deneysel dnceye yerlemi olan bu grevden ise,

imdi, deneysel dncenin srekli gelierek zm iin hizmet et

mek zorunda olduu zihinsel vastalar ortaya kar. Eer bu dn

cenin amac, her zel olan, deneyimin mutlak birlii olarak en

yksek ve en genel sentez iinde, yani zetleme iinde mevcut kl

mak ise, o zaman bu amaca dorudan eritirebilecek metot bile, ar

tk grnte kart yolu gsterir. erikler, bu ekilde kuatc bi

imde dzenlenmeden ve sistematik btnlk formuna giremeden

nce, bizzat kendi iinde bir deiim geirmi ve artk dorudan

duyusal etki iinde kavranabilir olmayan, sadece teorik dnmede

yerleebilen "unsurlar"a dayanm ve bu unsurlar iinde adeta eri

mi olmaldr. Bu gibi unsurlar konumlanmadan, deneyimin yasas

dncesine ve -deyim yerindeyse- bu dncenin balanabilecei

dayanan bilimine sahip olunamaz. nk algnn oluumu ve

paralanmaz ierikleri, bu haliyle, deneyimin yasas dncesine,

hibir duru ve dayanak noktas sunmaz. Bu ierikler srekli ve de

imez nitelikli hibir dzene uymaz; onlar tek anlaml gerek ke

sinlik nitelii tamayp, kendi dorudan varolular iinde kavra

nan akc bir eyi, gerekten net ve tam "snrlar"a ayrma girii

miyle elien sreksizlii anlatr. Algnn oluumu ve ierii, gr

nlerin dorudan zelliinden ve dorudan varoluundan geriye

doru; kendisi artk grnmeyen ama, grnn "temeli" olarak

dnlen bir baka eye gidilirse, o zaman belirlenebilir. Bu tak

dirde, hareketin znesini somut alglanabilir nesneler alannda ara

dmz srece, mesela gerekten "ispatlanan" hareket yasalar for-

60
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S il

mle edilemez. zellikle dnme bu alan anca, hareketin "ger- B


ek" zneleri olarak atomlar yerletirince, hareket olgusu, bu yeni

ve dncede varolan unsurlarda, dncenin kavrayabilecei bir

ey haline gelir. Teorik deneysel dncenin ulamaya abalad

sentez, burada olduu gibi, temel kabul kesinletirici bir zmle

meye sahiptir ve sadece byle bir zmleme temeli zerine ina

edilebilir. Nasl ayrma kendisi bakmndan birletirmeyi mmkn

klmaktan ve ona zemin hazrlamaktan baka hibir ey amalam

yorsa, birletirme de burada ayrmay art koar. Eer diyalektik

kavram, Platon'un vermi olduu tarihsel ilk anlamna gre kabul

edilirse, eer diyalektikte birletirme ve ayrmann, avvaycoy71 ve

apean (birletirme ve ayrma)'nn birlii dnlrse, her de

neysel dnme, kendi iinde bu anlamda diyalektiktir. Bu noktada

mevcut gibi grnen mantki ereve, elbette, bizzat deneysel d

nmenin srekli tekrarlannn ifadesinden baka hibir ey deil-

dir; bu tekrarlan ise, ayn zamanda n kabuller olarak zel ierik-

leri kendi kurgusal faktrlerinden "olusal" biimde tekrar retmek

iin, onlar unsurlarna ayrarak, zmleyici ve sentezleyici, ilerle-

yici ve gerileyici olarak davranmak zorundadr.

Bu iki temel metodun bants ve karlkl etkileiminde, bil

ginin dnyas kendi karakteristik formunu kazanr. Bu dnyay du

yusal etkilerin dnyasndan ayran ey, o dnyann ina edildii

madde deil, iinde maddenin kavrand yeni dzendir. Bu dzen

formu, dorudan algnn iinde henz yan yana ve ayrlmam hal

de bulunan eylerin, belirli ve ok net biimde birbirinden ayr ola

rak ortaya kmasn, orada salt bir arada verilmi olan eylerin hi

yerarisine -bir "nedenler" ve "sonular" sistemine- dnmesini


.
talep eder. Bu neden ve sonu kategorisinde, dnce, duyusal ve

rilerde gerekletirmeye abalad yeni birletirme eklini kendi

asndan mmkn klan asl snr izgisini bulur. Duyusal dnya-

61
E R N S T C A S S I R E R

ya bakta, sadece skunetli bir bir-arada-olu, "eyler"in yma

s grldnde, teorik-emprik dnmede, daha ziyade birbiri ii

ne girmilik, "artlar"n karmakl gzlemlenir. artlarn bu ka

demelenmi yapsnda, her zel ierie, artk kendi belirgin yeri

tahsis edilir. Duyusal kavray tek tek ieriklerin "ne"liini belirle


mekle yetinirken, teorik-emprik kavrayta, bu salt "nelik", "niin"

formuna dntrlr; ieriklerin dncede var olan bamll

(birbiri-iinde-temellenmi-olmak), onlarn srf ard arda geliinin

ya da srf ayrmasnn veya zamanda ve mekanda birlikte verilmi

liinin yerine geirilir. B ununla ise, ayn zamanda, yanstc olma

yan ilk kendinde-ey 'in sadelii ve yalnl karsnda, nesne kav

ramnn anlam konusundaki mkemmel dzenlemeye ve ayrmla

maya eriilir. "Nesnel", -teorik dnya kavray ve onun bilgi ide

ali anlamnda-, artk duyumlamann tankl gereince, yaln bir

"varolu" ve yaln bir "yle-varlk" olarak nmzde dikilen ey

lerin hepsini deil, kendi iinde ayn kalan ve sreklilik tayan, de

imez kesinlik teminatna sahip olan eylerin tmn ifade eder.

Bu kesinlik -her "duyu yanlmas" olgusunun gsterebilecei gibi

dorudanlk zellii tayan alglara uygun olmad iin, alglar,

ilk bata iinde bulunuyor gibi grndkleri nesnellik merkezinden

yava yava evreye doru kaydrlrlar. Bir deneyim unsurunun

nesnel anlam, imdi artk, deneyim nesnesinin tek bana bir nes

ne olarak kendini bilince zorla sunduu duyusal baskcla deil,

btnn yasallnn bilinte aka ifade edilmesine ve yanstl

masna bal olur. Fakat ite bu form aniden ortaya kmayp, sade

ce srekli bir silsile halinde ina edildii iin, sonuta, bizzat empi

rik hakikat kavramnn ayrmlamas ve kademelenmesi, buradan

ortaya kar. Salt duyusal alglanabilir grn, nesnenin dorudan

kavranamayan, teori ve bilimsel yasa dncesinin ilerleyiinde ka

zanlabilen empirik hakikati ayrlr. Fakat imdi bu hakikatin ken-

62
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

disi de mutlak deil, greli bir nitelik tar. nk bu hakikat, ona

.eriilebilme zemini olan genel durum ilikisiyle ve bu durum iliki

sinin dayand "hipotezler"le, temel kabullerle geerli olur; byle-

ce tekrar deien karsnda deimeyen, zne karsnda nesne,

grn karsnda gereklik snrlanr. Dnme asndan ise,

empirik olann asl mantki kesinlii, artk, ilknce bu harekette

kendini gsterir. Empirik nesnenin isbatlanabilir varlna adeta

ikili bir olumsuzluk vastasyla; nesnenin, bir yandan "mutlak" olan

karsnda, dier yandan ise duyusal grn karsnda snrlanma

syla eriilir. Bu nesne "grn"n nesnesidir ama, grn bilgi-


nin zorunlu yasalarnda temellenmise, bir phaenomenon bene fun
datum olmusa, artk "grn" deildir. Dier taraftan genel nes
nellik kavramnn, eletirel deneyim unsurlarn, grn ve ger

ekliin tek bana ve somut olarak gereklemelerindeki gibi, te-

orik dnme alannda biimlenilerinde de, ayrma fiiline; "zsel"

olan karsnda "ilineksel" olan, ayn kalan karsnda deieni, zo

runlu olan karsnda tesadfi olan aamal olarak ayran eletirel

bir zihin almasna dayand anlalr.

inde deneyim bilincinin bu temel niteliini tayan, "ilkel" ve

yanstc olmayan, tek bana bir deneyim bilinci evresi yoktur. El

bette epistemolojik incelemelerde, etkilere bir biim vermeye, d

nme yoluyla ekillendirmeye teebbs etmeden, bu etkilerin sa

dece kendi yaln duyusal zglkleri iinde kabul edilebildii ve

"deneyimlenebildii" saf dorudanlk ve yaln verilmilik durumu,

genellikle empirik bilginin balangc olarak kabul edilir. B urada o

halde btn ierikler, yeniden, henz kendi iinde atlamam ve

ayrlmam, basit ve yaln "varolu" niteliiyle adeta tek zemin ii

ne hapsedilirler. Fakat bu noktada, deneyim bilincinin burada kabul

* Temeldeki doru olgu

63
E R N S T C A S S 1 R E R

edilmi olan kesin "saf' aamasnn, veri deil de teorik bir kurgu;

temelde sadece epistemolojik refleksiyonun oluturduu bir snr

kavram olduu, ok kolay unutulur. empirik alg bilinci, henz so

yut bilimin bilgi bilincine doru gelimedii noktada, bilgi bilin

cinde apak mantk! bir form iinde ortaya kan ayrlma ve zl-

meleri zmnen ierir. Bu durum ncelikle mekan bilinci rneinde

grlr. Fakat mekan iin geerli olan ey, "deneyim nesnesi"nin

dayand ve nesnenin kurulmasn salayan baka dzen formlar

iin de ayn derecede geerlidir. nk her basit "alg'', "doru-al

mak-iin", sonuta bir nesnellik lt ve belirli bir nesnellik nor

mu tar. Yakndan incelenince, alg, karmakark "etkiler" yn

karsnda bilincin gerekletirdii bir ayrt etme ve seme sreci

dir. u an yaanan zaman dilimine skan etkilerde srekli tekrar

lanan belirli ve "tipik" ana nitelikler alkonulmal ve salt tesadfi

G2J ve sreksiz dier ana nitelikler, bir kenara braklmaldr. Bu etki


lerdeki kesin unsurlar vurgulanmal, buna karlk dierleri "nem

siz" olarak etkisiz kalmaldr. Maddeye belirli bir form verme ve

bunun sonucunda onu belirli bir "nesne" klma imkanlarmzn t

m, algy bir nesneyle tam olarak. ilikilendirme imkan, her yn

den hcum eden alg maddesi iinde giritiimiz byle bir "se

me"ye dayanr. Algnn nesne bilincinde nceden beri var ve etkili

olan geerlilik farkllklar, bilimsel deneyimin nesne bilincinde

bilgi formuna ykselmise, yani kavramda ve yargda sabitlemi

se, bilimsel deneyimin ve algnn nesne bilinci, bu nedenle, ilkesel

bakmdan deil de sadece derece bakmndan ayrlr. 1

Mitik bilinte karmza kan baka bir nesne ve nesnellik ba

ka bir niteliini gz nne aldmzda, "dorudan" a ynelite bir

1 Bu epistemolojik n ncelemelerin ayrntl olarak temellendirilmesi konusunda ge


ni aklamay, "Substanzbegriff und Funktionsbegriff' (Tz ve Fonksiyon Kavran
lan) (zellikle blm 4 ve 6) eserimde yaptm.

64
,
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

adm daha ileri gideriz. Mitos da, kendisine, bir nesnel ey olarak,

hatta nesnel eyler olarak kesin kart durumda bulunan saf biim-

ler dnyasnda yaar. Fakat mitosun onlarla ilikisi, empirik ve so-

yut bilginin balangc olan ar "kriz" ile ilgili olarak henz hibir

ey anlatmaz. Mitosun nesnesel ifade tayan kendi ierikleri, "ger-

ek ierikler" olarak verildiinde, phesiz bu gereklik formu,

kendi iinde tamamen e-trdendir ve henz farkllamamtr. Bil-

giyi nesne kavram iinde ekillendiren ve onu "grn" ile "ha

kikat"in dnyas arasndaki bir snr ayrmna, farkl nesne evrele-


rinin kesin ayr-bulunuuna ulatran anlam ve deer nanslar, bu

rada, tmyle eksiktir. Mitos, yalnzca kendi nesnesinin imdiki za

mannda, nesnenin belirli bir anda bilinci yakalad ve onu ele ge

irdii younlukta barnr. Bundan dolay mitos an kendi kendisi

zerine geniletme, ana nceden ve sonradan doru bakma, onu


zel bir an olarak gereklik unsurlarnn btnyle ilikilendirme

imkanlar bakmndan eksiktir. Her verili zel eyi bir dierine ba

lama, onu dierleriyle birletirip dizi haline getirme ve bu ekilde

olgunun genel bir yasall eklinde dzenleme frsat olan diya


lektik dnme hareketi yerine, burada, kendini srf etkiye ve onun GJ
u ana mahsus "mevcudiyeti"ne verme sz konusudur. Bilin mito-

sun iinde yaln bir varolan olarak tutuklanmtr. O, burada ve

imdi verili olan dzenleme, eletirme; verili olan, kendi nesnelli-


i iinde, verili olmayana, gemi ya da gelecek olana gre lerek

snrlandrma gcne ve imkanna sahip deildir. Fakat bu dolayl

kstas srekli olunca, her varlk , her "hakikat" ve gereklik, ieri-

in yaln mevcudiyetine karp gidince, grnenlerin hepsi zorun-

lu olarak tek bir zeminde younlar. Burada farkl gereklik aa

malar, birbiri karsnda snrlanm nesnel kesinlik dereceleri yok-

tur. Bu nedenle, bilfiil var olann bu ekilde oluan tablosunda, ade-


ta derin bir boyut, empirik-bilimsel kavramda, yani "temel"in "te-

65
E R N S T C A S S I R E R

mellendirilen"den ayrlmasnda ok karakteristik biimde gerek

letii ekliyle bir n plan ve arka plan ayrl eksiktir.

Mitik dnmenin, burada imdilik genel biimde ortaya konu

lan bu temel niteliiyle birlikte, onun yaln ve zorunlu sonularn

dan daha kapsaml olan temel nitelikleri, yeterince belirlendi. Bu

belirlemeyle, mitosun zel fenomenolojisine, geni bir erevede

iaret edildi. Mitik bilincin olgularna ksa bir bak bile, gerekten

bu bilincin, aslnda, empirik kavramn ve empirik-bilimsel dn

menin kesin olarak zorunlu grd belirli ana hatlar tanmad

n gsterir. Burada her eyden nce "gerek" alg ile srf "tasarlan

m olan", gerekleme ile arzu etne, eya ile sembol arasndaki

btn snr aynlklar eksiktir. Bu, mitik bilincin inas ve oluumu

srecinde rya yaantlarnn tad anlam iinde, en ak ekilde

ortaya kar. Mitosun tm ieriini tek kaynaktan tretmeyi dene

yen, yani mitosu ilknce rya ve uyanklk-yaantlarnn karma

s ve "kantnlmas"ndan kartan animistik teori, Tylor'n kazan-

drd bu form iinde, tek tarafl ve yetersiz kalr.2 Bununla bera


ber, mitik -dnme ve "deneyim"de, ryann dnyasyla nesnel

"gerekliin" dnyas arasnda gerekleen srekli geiin mevcut

olduu dnld zaman, belirli temel mitik kavramlarn kendi

zel iyaplar iinde anlalp deerlendirilebilecekleri konusunda

herhangi bir phe olamaz. Belirli ruh yaantlar, srf pratik anlam

da da, yani insann salt tasarmda deil, gerekten yapt davran

ve eylemlerde de ayn gce ve anlamlla sahip olur; sonuta on

lara, uyanklkta yaanan eylere tahsis edilen hakikatin benzeri,

2 lkel "ruh kavram"nn ieriinin de, eksik olarak ya da sadece gze arpan ana hat
lar iinde rya deneyimlerinden tretilmesi ve .onlardan doru anlalmas, yeniler
de zellikle Walter F.Otto tarafndan, Die Manen oder Yon den Urformen des To
tenglaubens (Mana ya da ller nancnn lk Formlarnn Kayna), Berlin 1 923,
zellikle s. 67 ff., eserinde hakkyla vurguland .

66
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ayn "hakikat", dolayl olarak tahsis edilir. ou "ilkel halklar"da,

tek tek bireylere kadar tm yaant ve faaliyet, onlarn ryalar ta

rafndan belirlenmekte ve ynetilmektedir. 3 Mitik dnme iin na-

sl rya ve uyanklk arasnda pek kesin bir farkllk yok ise, ayn

ekilde yaama alann lm alanndan ayran keskin bir atlak da

pek yoktur. Yaama ve lm, varlk ve varln yok oluu gibi de-

il, ayn varln benzer biimli, e-trden paralar gibi grlr.

Mitik bilin iin hayatn lme ve lmn hayata getii, snrl ve

belirgin bir an yoktur. Mitik dnme doumu dn olarak dn

d gibi, ayn ekilde lm devamllk olarak dnr. Mitosun

tm "lmszlk retileri", bu anlamda esas itibaryla olumlu

dogmatik deil, daha ziyade olumsuz anlam tar. Kendi iinde ay

rmlamam ve yanstc olmayan bilin, gerekte yaant iinde

dorudan ve zorlayc biimde bulunmayan, en sonunda sadece

empirik yaant artlarnn bilincine varlmasyla -sonuta belirli

bir nedensel zmleme formu vastasyla- talep edilen bir ayrl

gerekletirmeyi reddeder. Her "gereklik" yalnzca dorudan et

kilenimde kendini ifade eden ey olarak kabul edilirse; onun, tasar

lama-duygulanm-isteme yaants zerinde icra ettii g iinde,

yeterince onaylanmas sz konusu olursa, o zaman gerekte l,

bugne kadar tad grnndeki formu deitii ve duyusal

maddi varolu yerine srf glge gibi bedensiz bir varolu halinde

ortaya kt zaman da, gerekten "var" denilir. Yaayann, rya


olgular iinde, ilaveten sevme, korkma duygulanm iinde, beden-

siz varolula tpk eskiden olduu gibi iliki iinde olmas olgusu,

"gerek olma" ile "etkin olma" bir ve ayn ey halinde birbirine

J Bkz. Bu konuda zellikle, Levy-Bruhl'de, La mentalite primitive, Paris 1 922, toplu


halde bulunan zengin ierikli materyale; ayrca bkz. Brinton, Religions of primitive
peoples, s. 65 ff.

67
E R N S T C A S S 1 R E R

getiinde, sadece lnn mevcudiyetinin snnesiyle aklanp ifa

de edilebilir. Hayat ve lm olgular ile onlarn empirik temelleri

arasnda gelien bir deneyim dncesini gerekletiren zmle

yici gizlilik yerine, kendimizi, burada, "varolu"un kesin ekilde

paralanmazln temaa ederken buluruz. Bu temaa gereince fi

ziksel varolu da, lm anyla birdenbire ortadan kalkmaz; tam ter

sine, sadece onun sahnesi deiir. Esas itibariyle her l klt, ken

di varln korumak iin lnn srekli olarak fiziksel vastalara,

yani beslenme, giyinme ve mlkiyete bile muhta olduu inancna

dayanr. Bu nedenle, ruhun lmden sonra da varln srdrd

konusunda "kantlar" elde etme dncesi, zorunlu olarak metafi

ziksel dnme aamasna inmeye alnca, insann zihin tarihinin

doal geliiminde, kart bir iliki sz konusu olur. B urada "kant

lanan", yani teorik olarak bilinen; gelien refleksiyonun dorudan

deneyimin ieriine yerletirdii ayrlk izgileriyle derece derece

ortaya konulmas ve kesinletirilmesi gereken ey, lmszlk de

il, lmllktr.

Mitik bilincin ierikleri, onlarn dnda kalarak dnlmez de,

iten doru anlalmak istenirse, bu kendine zg i ielii, empi

rik dnme ve eletirel akl yoluyla ayrlan btn farkl nesnelle

tirme aamalarnn bu ilgisizliini, mevcut haliyle yakalamak gere

kir. Biz mitik bilincin ieriklerini, onlarn arka plannda bulunan ve

delalet ettikleri, onlara dn verilmi baka bir anlam aramak

amacyla, "sembolik" olarak kavramay ne kardk. Mitos, byle

bir kavray eiliminde sr haline gelir; onun gerek anlam ve de

rinlii, kendi biimlendirmelerinde aka ortaya koyduu eyde

deil, perdeledii eyde bulunur. Mitik bilin aynen bir ifreli ya

zya benzetilir ve bu yaz, sadece onun anahtarna sahip olanlar ta

rafndan okunabilen ve anlalabilen bir yaz olur. Yani bu anahta

ra sahip olan iin, mitik bilincin zel ierikleri, esas itibariyle gele-

68
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

neksel iaretlerden baka hibir ey deildir ve bu iaretler, bizzat

kendi ierdikleri eyi ifade ederler. Buradan doru, farkl mit yoru-
mu biimleri ve sistemleri; ister teorik, ister ahlaki olsun, mitlerin

kendi ilerinde tadklar anlam ieriini aa karmay amala-

yan eitli denemeler ortaya kar.4 Ortaa felsefesi, sz konusu

yorum denemeleri balamnda l bir silsileyi, bir sensus allego


ricusu, bir sensus anagogicusu ve bir sensus mysticus*u ayrmtr.
Romantizm ise, mitosun "alegorik" kavran yerine, onun "totolo-

jik" kavrann geirmeye, temel mitik olgular baka bir eyle ili-

ki iinde deil, onlarn bizzat kendilerinden doru anlamaya ok

abalamasna ramen, bu "alegori" biimini ilkesel olarak aama-

d. Grre' n "Mythengeschichte der asiatischen Welt" (Asya Dn

yasnn Mitler Tarihi) gibi, Creuzer'n "Symbolik und Mythologie

der alten Vlker" (Eski Halklarn Sembolik Dili ve Mitolojisi); her

iki eser, mitosta gizli bir derin anlam, etkili ifadeyle ortaya kan

saf bir fikri ierik tayan mecazi-sembolik bir dil grrler. Buna

karlk mitosun kendisine, onun ne olduuna ve kendisini ne ola-

rak grdne baklrsa, o zaman bilfiil var olanla dncede ola-

nn ayrlmasnn, dolayl nitelikteki anlam dnyasyla dorudan ni

telikteki varlk dnyas arasndaki bu ayrln, "nesne" ile "sem

bol"n bu kartlnn mitos yabanc olduu grlr. Onlar mito-

sun iine, artk mitosun iinde olmayan ve yaamayan, mitosu yan

sm ekilde nne serilmi bulan biz seyirciler yerletiririz. Eer

4 Mitlerin yorumunun tarihi konusunda bkz. Oo Gruppe, Gesch. Der klassischen


Myhologie und Religiongeschiche wahrend des M itelalters im Abendland und
wahrend der Neuzei .(Bat Ortaa 'nda ve Yenia'da Klasik Mitolojinin ve Din
ler Tarihinin Tarihi) (Supplem. u Roschers Lexikon der griech. und rm. Mytholo
gie) Leipzig, 1 92 1 .
' Alegorik duyum, benzerlik duyumu ve mistik duyum

69
E R N S y - C A S S I R E R

mitos kendi temel ve ilk formundan henz ayrlmam ve ilk bata

ki varoluu aleyhine dnmemise, srf bir "temsil etme" bants

grdmz yerde, mitos asndan, bilfiil varolanlarn bir zdeli

i ilikisi mevcuttur. "Sembol", "eya"y temsil etmez, eyann

kendisi, onunla ayn ey olur; yle ki, sembol, kendi imdiki zama

nnda, dorudan eyann yerine geer. B una gre, mitik dnme

de, "dncede var olan" ile ilgili kategorilerin eksiklii ve bundan

dolay, bu dnmenin karsna, bir anlam uygunluu meselesi

kt zaman, onu kavramak iin, onun, bu anlam uygunluunu

eysel ve varlk-biimli bir ey hale getirmek zorunda olmas, mi

tik dnmenin apak karakteristik bir zellii olarak gsterilebi

lir. Mitik dnmenin en farkl aamalarnda, salt mitik dnme

dekinden daha ak olarak mitik eylemde kendini gsteren bu temel

[EJ iliki tekrarlanr. Her mitik eylemde, gerek bir tzsel-dnmn;


bu eylemin znesinin, eylemde anlatlan tanrya ya da doa-st

varla dnmnn gerekletii bir an vardr. Bu temel zellik,

bysel dnya kavraynn en ilkel nitelikte da vurduklarndan,

din! cokunun en yksek gsterilerine kadar izlenebilir. Mitos ve

ritlerin ilikisinde, ritelin daha nce olduu, mitosun ise daha son

ra geldii vurgulanmaktadr. Ritel nitelikli eylemi, salt bir tasarm

ierii olarak inanma ieriiyle aklamak yerine, kart yolu tutup

gitmek; yani teorik tasarm dnyasna ait ve salt haber ya da inanl

m anlat olan eyi, mitosta, insann eylemi, duygulanm ve iste

mesi zerinde dorudan doruya etkili olan bir eyin dolayl bir yo

rumu olarak anlamak zorundayz. Fakat byle kavrannca, her rit,

esas itibariyle aslen salt "alegorik'', taklit ya da temsil edici bir an

lama deil, tamamen bilfiil var olan bir anlama sahip olur: Ritler et

kilenme olgusunu yle ortaya koymulardr ki, onlar bu olgunun

vazgeilmez bir parasn tekil etmektedirler. Kapsaml nitelikteki

70
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

eitli formlarda ve en farkl kltr formlarnda rastlanan bir inan-

ca gre, insan hayatnn, hatta dnyann varoluunun sreklilii,

ritlerin doru uygulanna dayanr. Preuss, Cora ve Uitoto Kzlde

rilileri ile ilgili olarak, onlarn, enliklerin yapln ve arklarn

syleniini, kutsal ritlerin uygulann, btn olarak tarmsal re-

tim faaliyetlerinden daha nemli grdklerini bildirir. nk her

gelime ve byme ritlere baldr. Klt, insann kendini dnyaya

zihinsel olarak deil, saf fiziksel olarak teslim etmesini salayan

esas ara-geretir. Asl failin, yani dnyann yaratcsnn insan iin

ngrd esas yardm, onun, ayinin farkl formlarn insana dn

vermesinden ibarettir ki, insan bu formlar yoluyla doann gleri-

ne boyun eer. nk kendi kurall devamna ramen, doa, tren-

siz hibir ey vermez.5 Bu davrann varla dorudan geri-dn

llk etkisi gibi, varln bysel-mitik davran iine bu ekilde

karp gitmesi, yani bu gei, nesnel anlamda olduu gibi znel an

lamda da ayn derecede geerli kabul edilir. Mitik dramada, dans

nn dans etmesi, salt gsteri ve oyun deildir; tam tersine, dans


tanrdr, tanr haline gelir. zellikle tanrnn ldrmesi ve tekrar di

riltmesinin kutland tm bitki-byme-ritellerinde, bu zdelik

dncesi, yani temel bir duygu olarak bilfiil zdeletirme duygu-

su grlr. ou gizli dini ayinlerde olduu gibi bu ritellerde de

olup biten ey, bir oluun salt taklit edilii nitelikli bir temsil deil-

dir; tersine olup biten ey, oluun kendisi ve dorudan icrasdr.

Olup biten bu ey, bir bilfiil varolan ve batan sona kadar etkili ger-

5 Bkz. Preuss. Ursprnge der Religion und Kunst (Sanat ve Dinin Kaynaklar), Glo
bus. Bd.87 ( 1 905), s.336; Die Nayarit-Expedition (Nayarit Keif Gezisi), Leipzig
1 9 1 2, 1, s.LXVIII ve LXXXIX ff., Religion und Mythologie der Uitoto, ( Uitotolarn
Mitolojisi ve Dini) Gttingen und Leipzig 1 92 1 , l, 123ff., ve "Die hchste Gottheit
bei den kulturarmen Vlkem" (Kltr Yoksulu Halklarda En Yce Tanr) yazsna,
Psychologischen Forschung c. J l , ( 1 92 1 ) s . 1 65.

71
E R N s T c A s s 1 R E R

ek bir olay olarak bir pmE vov (hakikat)'tir.6 Biz dram trnde

ki her sanat, geriye doru bu forma kadar izleyebilmekteyiz ve bu

formda salt estetik oyun deil, tamamen trajik ve kutsal davran

karakterize eden bir ciddiyet sz konusudur. Buna gre, "benzerlik

bys"nde belirli bysel etkilerin gereklemesi iin kullanlan

ifade de, asla, bu etkinin gerek anlamna karlk gelmez: nk

bizim salt bir iaret ve iaretin benzerliini grdmz yerde, b

ysel bilin ve -deyim yerindeyse- bysel alg iin, o anda nesne

nin kendisi vardr. B yi.tye "inanma" sadece yle aka anlala

bilir: By, byleyici vastann etkisine inanmay zorunlu klar

ama, ayn zamanda da, bizim sadece vasta olarak adlandrdmz

eyin iinde, eyaya dorudan sahiptir ve onu aracsz olarak yaka

lar.

Mitik dnmenin srf bir anlam uygunluu tayan eyi, yani

yalnzca dncede varln srdreni ve iaret nitelikli olan kav

ramaya yeteneksiz oluu, dile mitos iinde tahsis edilen konumda,

ok zl biimde kendini gsterir. Dil ve mitos srekli karlkl te


mas iinde bulunurlar; kendi ieriklerini tarlar ve birbirine bam

ldrlar. Sembol bys yannda, bysel dnya grnn tamam-

6 Antik gizli trenler iin bkz zellikle Reitzenstein, Die hellenistischen Mysterienre
ligionen, (Hellenisik Gizli Dinler), Leipzig 1 920; ilaveten kesin kantlar Usener'in
Heilige Handlung (Kutsal Eylem) eserinde. (Kk Yazlar, iV, 424). Mitik Sera
moniler (Das antike Mysterienwesen (Antik Srlarn Doas), s. 19, Jong 'a gre) Cle
mens'de, sadece bir yerde, bir drama anlam ifade eder. Fakat bu drama, allm dra
ma olarak adlandrlanlarn aksine, seramoni kurallar iinde, zellikle dn veril
mi, fakat hibir zaman tearal temsil olmayan drama anlamndadr. Danssz hibir
dini merasim yoktur. Gizli dinsel trenlerin ifa edici aklamasndan deil, "icra"la
rndan" sz edilebilir. Ayn ey "ilkeller"in ritleri iin de geerlidir. Preuss yle ifa
de eder: "Hayvan ve ruh danslarnda ortak ni\elik, bir by amac olmasdr. Hibir
mitik aklama, bu amac ifade edemez ve ma, asla sahnedeki olayn ve dn;e
lerin srf temsil edilii deildir. Bu aklama, danslar profan hale getirildikten ya da
ileri dzeyde gelime aamasna ktktan sonra gerekleebilir." (Ursprung der Re
ligion und Kunst, (Dinin ve Sanatn Kayna) Globus Bd. 86, s.392).

72
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

layc bir aksamn tekil eden kelime ve isim bys bulunur. Fa


kat en temelde olan ey udur: Burada kelime ve isim, hibir ekil
de srf temsil fonksiyonuna sahip deildir; tam tersine, kelime ve

isimde nesnenin kendisi ve onun bilfiil varolan gleri ierilmitir.


Kelime ve isim de iaret etmez ve anlam dile getirmez; onlar var
dr ve etkilerler. Dilin yap ta olan salt duyusal maddede ve insan

sesinin her da vurulmasnda bile, eylerin zerinde etkili olan


kendine zg bir g barnr. lkel halklarda, korkutucu bir olayn
ve felaketlerin, melodiyle, lk ve barma yoluyla nasl savutu
rulduu ve "uzaklatrld" bilinir. Gne ve ay tutulmalar, id
detli frtna ve kasrgalar, grlt ve amata yoluyla vastasyla de
fedilmeye abbr. 7 Fakat dilin asl mitik-bysel gc, ilknce,
onun dzenlenmi ve telaffuz edilen ses 'formunda ortaya knda
belirginleir. Biimlenmi kelime, bizzat kendi iinde snrlanm,
bireysellemi bir eydir. O halde varln ok zel bir alan da, ke
limeye bamldr. Bu zel alan bireysel bir alandr ve kelime, bu
alan zerinde, adeta snrsz egemenlie sahiptir ve egemenliini
srdrr. zellikle, kelimeyi varln zelliine sr dolu balarla
balayan ey, zel isimdir. zel isimlerden korkma duygusu, ok

defa bizim zerimizde de etkili olur; bu duygu insana dtan yap


maz, herhangi bir ekilde insana aittir. Goethe 'nin Dichtung und
Wahrheit (Edebi Eser ve Hakikat) eserinin ok bilinen bir yerinde

yle sylenir: "Bir insann ze! ismi, sadece insann etrafn e


virmi ve gerektiinde ekilebilecek ve yrtlarak karlabilecek
bir rt gibi deildir; tersine, mkemmel yakm bir elbise; hatta
tamamen insann kendisinde kk salm, insan yaralamadan ondan
syrlamayan ve kaznamayan deri gibidir." Fakat ilk bataki mitik

7 lkel halklar iin bkz. Preuss, Ursprung der Religion und Kunst, (Dinin ve Sanatn
Kayna), Globus Bd. 87, s. 3114; Ayn dnce iin Antik edebiyaan kantlar, me
sela Rohde'da mevcuttur. Psyche il, 28, Ann. 2 il, 77

i 73

l
E R N S T C A S S I R E R

dnmede isim, henz, byle bir deriden daha ok bir eydir. sim

insann iteki varln, asl varln ifade eder ve dorudan doru-

[3 ya bu iteki"dir". sim ve kiilik burada birbiri iine akar.8 Erkek


lik trenlerinde, herhangi bir gruba katlm geleneklerinde, insan,

yeni bir ahs olup da oraya katld iin, yeni bir isim alr.9 Her

eyden nce ise, tanrnn ismi olan kelime, onun znn ve etki g

cnn bilfiil bir parasn tekil eder. sim, iinde her zel tanrnn

varln srdrd ve etkili olduu bir g-alanna iaret eder. O

zaman, duada, ilahide ve btn dini konuma formlarnda, her tan

rnn, onlara tahsis edilmi olan isimlerle adlandrlmasna zen

gsterilip dikkat edilmesi gerekir. nk tanr, ona sunulan istek

leri, sadece doru biimde arlrsa kabul eder. Romallarda her

zaman doru tanry uygun formda arma becerisi, piskoposlar

tarafndan icra edilen ve onlar tarafndan kayda geirilen zel bir

sanat eklinde gelimitir. 1 0 Tanrnn gerek doasnn, onun ey

lemlerinin eitliliinde ve onun kuvvetlerinin, onun isminde ke

sinletii ve adeta bu isim iinde younlat eklindeki temel kav

raya, dinler tarihinde her zaman rastlanr. lahi biimde mevcut

oluun srr i simde yatar. Tanr isimlerinin eitlilii, ilahi "ok an

lamllk" ve "zel-anlamllk", tanrnn etkileme-eyleminin tketi

lemezliinin gerek nianesidir. Tanr isminin gcne duyulan bu

8 Roma devlet hukukunda, klelere henz hukuk tarafndan hibir kiilik tahsis edil
medii iin, onlar isim tamazlard; Mommsen, Rm. Staatsrecht III, 1 , s. 203 (Ru
dolf Hirzel'in makalesindeki alnt; Der Name, ein Beitrag zu seiner Geschichte im
Alterum und besonders bei den Griechen, ( sim, Eski ada ve zellikle Greklerde
smin Tarihi zerine Bir Makale), Abh. der Kgl. Sachs. Ges. der Wiss., Bd. XXVI,
Nr. il, Leipzig 1 9 1 8)
9 Bu konudaki eitli kantlar Brinton 'da mevcuttur; Primi ti ve religion, ( lkel Din), s.
86 ff.; ayrca James'te, Primitive ritual and belief, London 1 9 1 7, s. 16 ff., ayrca van
Gennep'de de, Les rites de passage, Paris 1 909.
o Wissowa, Religion und Kultus der Rmer, (Romallarn Dini ve badeti), s . 37; bu
konu ile ilgili olarak bkz. zellikle Norden, Agnostos Theos, s. 144 f.

74
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I I

inancn, Eski Ahit'in yazlarna nasl sinmi olduu bilinmekte

dir. B ynn ve isim-byclnn klasik lkesi olarak, dinler

tarihinde de bu zelliini ok ak biimde tayan Msr' da, sade

ce ilahi logos vastasyla olumu durumda olan bir kainat sz ko

nusu deildir; ayn zamanda ilk tanrnn kendisi de, gerekten zor

layc nitelikteki adnn gcyle meydana kmtr: B alangta

her varl, elbette ilahi varl da kendinden uzakta tutan isim var

d. Bundan dolay bir tanrnn ya da eytann gerek ismini bilen ki-

i, bu ismin taycsnn gcne de snrszca sahip olabilirdi. Bir


Msr anlats, Isis'in, yani byk cadnn, gne tanrs Ra'y, onun

ismini kendi mlkiyetine geirmek iin hileyle nasl ele geirdiini

ve Isis ' n, hile yoluyla bizzat Ra dier tm tanrlar zerinde nasl

egemenlik kazandn anlatr. 12

"Nesnelletirme aamalar"nn btn farkllklarna karn, mi

tik dnmenin bu farkllklara kar ilgisizliinin dorudan ve apa

k gerekletii noktada, zellikle bir kiinin ya da eyann sem-

11
Bu konuda ayrntl bilgi Giesebrech'n Die altesamentliche Schatzung des Gotes
namens und ihre religiongeschichte Grundlage, (Tanr simlerinin Eski Ahilleki
Saygnl ve Dinler Tarihindeki Temeli) yazsnda; Knisberg 1902.
" smin genel gc" ve reel kozmolojik anlamyla ilgili olarak daha geni bilgi,
"Sprache und Mythos. Ein Beitrag zum Problem der Gternamen" (Dil ve Mitos.
Tanr simleri Problemi zerine Bir Makale) yazmda grlebilir. (Stud. der Bibi.
Warburg Vl, Leipzig 1924). Bunun yannda, miik dnmede tamamen egemen olan
bir inan olarak, kelimenin tam "tzsellii"ne inanmann, belirli patolojik olgular iin
de, neredeyse deimez bir formda gzlenebildiine ve burada bu inancn, ayn zihin
sel belirtilere, eletirel dnmede ve analitik kavram oluumunda birbirinden ayrla
bilen "nesnelletirme aamalarnn" iie gemesine dayand sylenebilir. Bu ba
kmdan, Schilder'in "Wahn und Erkenntnis" (Berlin 1 9 1 8, s. 66 ff.) yazsnda bildir
dii durum, nemli ve ok reticidir. Burada kendisinden sz edilen hasla, dnyada
ki kelimelerde var olmu olan gerek etkililiin ne olduu sorusuna cevap vermekte
dir. Gk cisimlerini belirli kelimeler "ifade ederler" ki, bu kelimelerin bilgisiyle ey
lere egemen olunabilir. Ve sadece, btn olarak her kelime deil, ayn zamanda keli
meyi meydana getiren paralarn hepsi de, ayn ekilde etkili olabilir. Hasta mesela
"Kaos" gibi bir kelimenin paralanabileceine ve sonra bu paralarn da ayn ekilde
bir anlama sahip olacana inanabilir; o halde hasta, kark bir bileik tzn karsn
da duran kimyac gibi, kendi kelimeleriyle kar karya bulunmaktadr."

75
E R N s T c A s s 1 R E R

bol, onun ismiyle ayn ey olarak kabul edilir. Tm ierikleri biri

cik bir varlk zeminine sktran, tm alglanmlara gereklik ni

telii vererek sahip olan mitik dnme iin, konuulan ve iitilen


kelime gibi grlen sembol de ayn deeri tar. Kelime, bilfiil va
rolan glerle donatlmtr. Sembol de eyay, bir ncnn, bir

seyircinin znel refleksiyonu iin temsil ettii ekilde temsil eder;

ama sembol ayn zamanda bizzat eyann gerekliinin ve etkinli


inin bir parasdr. Bir insann kendi ismi gibi ayn ekilde onun

sembol de, bir alter ego*dur; sembol etkisi altna alan ey, bizzat
insan da etkisi altna alr. 1 3 Yani bysel tasarm dnyasnda, sem
bol ve nesne byleri, asla kesin ekilde ayrlmazlar. Byc nasl

insann herhangi bir fiziksel parasn, mesela onun salarn ya da


trnaklarn, tayc ve vasta olarak kullanabilirse, o, benzer ilem
iin balang noktas olarak, sembol de seebilir. Dmann sem
bol ineyle delinirse ya da okla delik deik edilirse, bu fiil, by
sel olarak dorudan dman da etkileyecektir. Sembole, nesnenin
etkileme yetisiyle tamamen ayn olan, tam aktif etkileme yetisi tah
sis edilmitir. Nesnenin balmumundan yaplm bir modeli, onda
temsil edilen nesnenin aynsdr ve ayn ihtiyaca cevap verir. 1 4
Sembole verilen bu roller, zellikle bir insann glgesine de verilir.
Glge de, insann gerek ve yaralanabilir bir parasdr. Glgenin

' kinci bir ben


13 de Groot, in tasarm evresinden, bu iliki iin ok sayda rnekler verir. Religioun
system of China, iV, s.340ff. "zellikle bir resme ve heykele ait olan ve bylece ge
lecee daha da yaklaabilen bir imaj, ite bu yaayan gerekliin ikinci benidir. Onun
ruhunun ikametgah olumsuzdur. te bu da gerein kendisidir. Byle imajlar byk
ounlukla lden elde edilmitir. fade olarak da, insanln dorudan varlnda,
koruyucu veya danman olarak, ikincillii koruyabilmeyi mmkn klabilmek iin
dir. Byle youn birliktelikler, aslnda in putperestliinin omurgasn oluturur ve
fetiizm ve buna uygun olarak da olgu, dini sistemlerde son derece stn neme sa
hip biimde ortaya kmtr."
1 4 Bu konudaki karakteristik rnekler B udge'da mevcuttur. Egyptian Magic, London
1 9 1 ! , "Magical pictures" ile ilgili ksmda. s. 104 ff.

76
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

her yaralanmas, bizzat insann yaralanma biimidir. Bu yaplmak-

la insana bir hastalk yerleecei iin, bir insann glgesini incit-

mek yasaklanmtr. Farkl ilkel halklarla ilgili olarak, onlar gkku

an gl bir byc tarafndan rlm olan bir a olarak d

ndklerinden, onlarn, kendi ruhlarn kurtarmak iin bir gkku-

a grnts karsnda korkudan titredikleri bildirilir. 1 5 Bat Af-

rika 'da zaman zaman, bir iviyi ya da bir ba bir adamn glge-

sine saplamak suretiyle de cinayet ilenir. 1 6 nsann glgesini onun

ruhuyla ayn sayarak, glgenin bu anlamn animistik biimde ak

lamaya teebbs edilmesi, muhtemelen mitik dnmenin olgular-

na tamamlayc olarak soktuumuz daha sonraki bir refleksiyon

olacaktr. Gerekten burada, rya ile uyankl, isim ile eyay vs.

bir dieriyle birletiren ve "kopya" varlk ile "ilk-rnek" varln

formlar arasnda herhangi bir gerek ayrlma gerekletirmeyen,

ok kapsaml, basit ve temel bir zdeletirme mevcut gibi grn


mektedir. nk bunun gibi ayrlmalar, salt grsel biimde ieriin

iine batmaktan baka hibir ey talep edemeyeceklerdir. A yrlma


da, tek tek ierikleri, srf kendi mevcudiyeti iinde kavramak yeri-

ne, onlarn bilinteki oluumunun artlarna ve geriye, bu oluuma

egemen olan nedensel yasaya gitmeyi talep edecektir: Bu ise, o


noktada henz ok uzakta bulunan saf dnsel paralanma, yani

zmleme niteliini gerektirecektir.

Genel olarak baklrsa, mitik dnmenin zel nitelii ile dn

yann saf "teorik" kavran arasndaki keskin kartlk, bu dn

menin nesne ya da nedensellik kavram kadar aka kavranabilir.

nk nedensellik ve nesne kavramlar, birbirini karlkl olarak

1 5 Bu konuda bkz. Frazer'in toplad ok zengin ierikli etnolojik malzemeye; The


Golden Bough, Yol. il: Taboo and the perits of the soul, London 1 9 1 1 , s. 77 ff.
16 Mary Kingsley, West African Studies, p. 207

77
E R N S T C A S S 1 R E R

snrlarlar: Nedensel dnmenin formu, nesne dncesinin for


munu ve vice versa* y belirler. Mitik dnmede genel bir "neden"
ve "sonu" kategorisi eksik deildir; hatta bu kategoriler, gerek

anlamda, mitik dnmenin asl temel var oluunda mevcuttur. Bu

na, dnyann oluumu ve tanrlarn douu sorusunu cevaplamaya


alan mitik kozmogoniler ve teogoniler tanklk eder; aynca sz

konusu kategorilerin varln, tamamen "aklayc" nitelik ta

yan, yani herhangi somut tek eyin, gnein ya da ayn, insann ya


da hayvann veya bitki trlerinin kayna zerine "aklama" ie

ren mevcut mit efsaneleri de anlatr. Belirli bir kltr varlnn

mlkiyetini bir yan-tanrya ya da "kurtarc"ya balayan kltr ef

saneleri de, bu dn erevesinde deerlendirilir. Fakat mitosun


nedensellii, burada, nesne kavramnn kartnn indirgenme duru-

mu iinde, bilimsel aklamada ortaya konan ve ondan istenen ne-

densel aklama formundan, nihayetinde, iki ynl olarak ayrl


maktadr. Kant'a gre nedensel nerme, "sentetik temel ner

me"dir. Bu nerme, grnleri deneyimler olarak okumak iin on


lar hecelemeye yarar. Fakat nesne kavramndaki sentez gibi, ne

densellik kavramndaki sz konusu sentez de, ayn zamanda tam

belirgin bir analiz sistemini kendinde tar. Her ikisi, analiz gibi
sentez de, bir dierini tamamlayan ve zorunlu olarak gerektiren

metotlar olarak ortaya kar. Hume' un psikolojik kavray ve ne

densellik kavramnn psikolojik eletirisindeki temel eksiklik,


onun, eletirisinde, nedensellik kavramnn iinde barnan bu

zmleyici fonksiyonu yeterince tanmamas ve dikkate almamas

dr. Hume 'da tm nedensellik tasarmlar, en sonunda, salt birlikte

varolu tasarmndan tretilebilir. Bilinte birbiriyle birlikte ve ye


terince ak olarak ortaya km olan iki ierik, "hayal gc"nn

' ok szllk

78
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

aracl psikolojik fonksiyonu sayesinde, nedensel bir iliki iinde,

srf yaknlk, yaln mekansal bir-arada olma ya da zamansal arka

arkaya gelme balantsndan doru, birlikte geliir. Yer ve zaman

bakmndan yakn olu, yaln bir "arm" mekanizmiyle, neden

sellik eklinde biimlenir. Gerekte ise, bilimsel bilginin nedensel

lik kavramlarn ve nedensellik yarglarn kazanma biimi, tam

kart bir yntemi gsterir. Dorudan duyusal etki kayna olarak

mevcut olan ey, sz konusu kavramlar ve yarglar vastasyla ge

lierek paralanr ve artlarn farkl bileimleri iinde yaylr. Salt

algda, A 1 zaman noktasndaki belirli bir A durumunu, A 2 zaman

noktasndaki baka bir B durumu izler. Fakat bu ard arda geli, o

kadar sk tekrarland halde, B'nin nedeninin A olduu dncesi

ne yneltmeyecektir. Eer burada yeni bir arac-kavram yerleme

mise, bu post hoc** hibir zaman bir propter hoc** * haline gele

mez. Dnme, A tmel durumundan, B iindeki bir f3 unsuruyla

balanan belirli bir a unsuru ortaya kartr. Ve, a ve /3'n birbiriy

le "zorunlu" bir iliki iinde, yani "neden" ve "sonu", "art" ve

"snrlanm olma" ilikisi iinde bulunmas, artk sadece pasif e

kilde verilmi bir algdan veya bu ekildeki alglarn okluundan

okunmaz; ayrca bu iliki, a artnn kendisi iin oluturulmasyla

ve daha sonra bu arta bal olan bir baar aranmasyla okunmaya

allr. Olup bitenin bu ekilde ayr art-evrelerine, farkl ban

t-tabakalarna paralanmas, zellikle fiziin nedensellik yarglar

nn dayand fiziksel deneyime temel tekil eder. Bu ilerleyen

zmleme sayesinde, bize ilk nce etkilerin srf bir oyunu, "alglarn

rapsodisi" olarak verilmi olan mekansal-zamansal olgu, ncelikle,

kendisine nedensel olay damgas vuran bir anlam kazanr. n-

*' Daha sonra olan


**' Temel olan

79
E R N S T C A S S 1 R E R

mzde bulduumuz tek olayn, artk salt tek bana bir olay olmas

sz konusu deildir. Tek olay, kendi iinde evrensel, yaygn bir ya

sall temsil eder ve sz konusu yasalln ifadesi ve taycs ha

line gelir. Laboratuar deneyinde, galvanizdeki kurbaa bacann

ani hareketi, kendinde paralanmaz bir olgu olarak deil, "galva

niz"in yeni temel gcnn belgeleniine ve kantlanna balanan

zmleyici dnme sreci sayesinde oluur. Bylece, duyusal

emprik varolu, bilimin kurduu nedensel ilikiler vastasyla, ba-

site belirlenen bir ey olarak tekrarlanmaz; orada, deneyim unsur


larnn salt bitiiklii kesintiye uratlr ve krlr: Dorudan duyu

sal manzarada birbirinden hayli uzakta bulunan eyler, gerekliin

dnsel inas, yani kavram iin birbirine olduka yaknlatrlr

larken ve bir dieriyle ilikilendirilirlerken, salt varolu gereince

bir arada bulunan ierikler, "varlk" ve "sebep" gereince bir-die

rinden ayrlr. Newton, cisimlerin serbest dmesi, gezegenlerin

geii ve med-cezir olay gibi birbirinden ok farkl nitelik ve e

kildeki olgularn bir birlik halinde kavranabilmesini ve bu farkl

olaylarn ayn olan genel kuralna nfuz edilebilmesini salayan

yeni bir neden kavramn, yani ekim kavramn bu ekilde kefet

mitir.

Belirli bir tek unsurun, genel ve karmak bir yapdan ortaya

karlp "art" olarak kavrann salayan bu ayrmlatnc soyutla

ma ise, mitosun dnme biimine yabancdr ve yabanc kalr. Her

e zamanllk, her mekansal birliktelik ve temas, mitosta, kendinde

ve kendisi iin bilfiil varolan nedensel "sonu"u kendi iinde bu

lundurur. Burada, mekan ve zaman iindeki her temasn bir neden

ve etki ilikisi olarak kabul edilmesi, mitik bir nedensellik ilkesi

olarak grlmektedir. Post hoc, ergo propter hoc" ilkesiyle birlik-

'
Daha sonra olan, bu yzden olan

80
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

te, zellikle juxta hoc ergo propter hoc** ilkesi de mitik dnme

ye iaret eder. Belirli bir mevsimde ortaya kan hayvanlarn, o

mevsimin asl faili ve taycs olduu fikri, mitik dnmede al

lagelen bir inantr. Mitik gre gre, yaz getiren, gerekten

krlangtr. 17 Mesela Oldenberg, Veda dinindeki* kurban ve by

adetlerinin temelinde bulunan temel dn yle tasvir eder:

"Karmak hayali-keyfi ilikiler, btn organizmalar iine alr;

kurbann yapsyla onun benin ve dnyann gidii zerindeki etki-

si, bu organizmalarn hareket sebebi olarak aklanr. Bu varlklar,

bir dierini, temas yoluyla kendi ilerinde barnan say ve kendile-

rine bal olan herhangi bir ey vastasyla etkilerler. . . . Onlar bir di

erinden korkarlar; bir dierine girerler, bir dieriyle i ie geer-


ler, bir dieriyle birleirler. . . . Biri dierinin iine geer; dieri hali-

ne gelir; dierinin bir formu, dieri olur. . . . . Burada iki tasann, kar

lkl olarak bir kez yaknlanca, onlarn artk birbirinden ayrt

edilemeyecei dnlebilir."18 Eer bu doruysa, o zaman Hu

me'un, grnte bilimin nedensellik yargsn zmlemekle, as

lnda btn mitik dnya aklamalarnn temelini ortaya koymas,

dikkat ekici ey olarak grnr. Gerekte mitik tasarlama -dil s

nflamasndan alnan bir ifadeyle- "ok-bireimli" olarak iaret

edilmektedir ve bu adlandrma, mitik tasarlamada, genel bir tasan-

Yaknda olan, bu yzden olan


17 Bununla ilgili ayrntlar, mesela Preuss 'da, Anfange der R el ig ion und K unst (Sanat
ve Dinin Balanglar), mevcuttur. Mitik bir ilke olan "juxa lwc ergo propter /oc"
ilkesi iin bkz. zellikle Levy Bruhl' un, Les fonctions mcntales dans les societes in
ferieures, Paris 1 9 10, yazsnda zetlenmi olan zengin rnek malzemelere. (Alman
ca basks Das Denken der Natrvlker/ lkel Halklarn Dnmesi bal altnda;
Leipzig ve Wien, 1 92 1 , s. 252 ff.)
B urada eski Hint dini anlatlmaktadr. Vedalar M . . 2500-2000 yllarna ait tanrsal
dorular olarak kabul edilir ve onlarn bilin-st ierik tadna inanlr. (ev . )
18 O!denberg, Die Lehre der Upanisaden und die Anfange des Buddhismus (Upaniad
lar retisi ve Budizmin Balanglar), Gttingen 1 9 1 5, s. 20 ff.

81
E R N S T C A S S I R E R

mm kendi unsurlarna ayrlmayp, sadece paralanmaz bir seyir b


tn ifade etmesiyle aklanmaktadr. Bu seyir btnnde ise he
nz tek tek unsurlarn, zellikle nesnel alg ve znel duygu unsur
larnn sz edilen trden "zlmesi" vuku bulmamtr. 19 Preuss,
mitik-karmak tasarm biiminin soyut dnmedeki analitik nite
likli kavrayn aksine, bu zellii, mesela Cora-kzlderililerinin
kozmolojik ve dini tasarmlarnda olduu gibi, tek bir gk cisminin,
ay ya da gnein egemenlie sahip olmadn; burada, yldzlarn
tmnn nasl ayrlmaz bir btn olarak kabul edildiini ve bu b
tne dini olarak nasl hrmet duyulduunu gstererek aklad.
"Btn, uyumlu bir varolu olarak kavrand ve gkcismine ba
lanan dini tasarmlar, ekseriya btn gkyzyle kart, sonuta
tmel kavraytan serbeste ayrlamad iin"20, gece vaktindeki
gkyzyle gndz vaktindeki gkyznn kendi topyekfinl
iinde kavran, tek tek gkcisimlerinin kavranndan daha nce
olur. Bugne kadarki deerlendirmelerimiz balamnda ise, biz,
mitik dnmenin sk sk vurgulanan ve tasvir edilen bu nitelii
nin2 1 , mitik dnmeye dtan ya da tesadfi olarak yapmadn;
tam tersine, bu niteliin zorunlu olarak bu dnmenin iyapsn-
dan ktn artk bilmekteyiz. Burada, nemli bir bilgi-eletirel
kavrayn arka plann, adeta nmze serilmi halde bulmaktayz.
Bu kavraya gre bilimsel nedensellik kavramnn temel mantki
fonksiyonu, algnn iinde nceden verilmi olan unsurlar, ister
"hayal gc" vastasyla olsun ister akl vastasyla olsun, sadece
tamamlayc olarak "balamak"la kalmamal, bilimsel nedensellik

19 Levy Bruhl, Das Denken der Naturvlker (lkel Halklarn Dnmesi), s. 30

20 Preuss, Die Nayarit-Expedition, s.Lff; bkz. Die geistige Kultur der Naturvlker (l
kel Halklarn Zihinsel Kltr), Leipzig 1 914, s. 9 ff.
2 1 Bkz mesela Rich. Thumwald, Zur Psychologie des Totemismus (Totemizmin Psi
kolojisi zerine), (Anthropos XIV l 1919) s. 48 ff.) O, "karmak" bir dnme ye
rine, "tamamen semboller iindeki bir dnme"den sz eder.

82
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

kavram bu unsurlar ncelikle yerletirmeli ve belirlemelidir. Bu

belirleme yetersiz olduu srece, bizim oluturduumuz ve tmy


le nedensel "anahtarlar" a donatlm olan deneyim bilincimizde,

farkl nesneleri ve nesne evrelerini birbirinden ayrc izgiler ve

geici snr izgileri de eksik olur.

Empirik nedensellikteki dnme formu, bu noktada esasl bi

imde belirli "nedenler" ile belirli "sonular" arasndaki tek anlam

l bir iliki ortaya koymaya ynelirken, kaynak-sorusunu bu ekil

de sorduunda da, bizzat "sebepler", tam serbest seim iinde, mi

tik dnmenin emrine girerler. Mitik dnmede her ey her ey

le zamansal ya da mekansal olarak temas ettii iin, her ey her

eyden . oluabilir. Bundan dolay empirik-nedensel dnmenin

"deiim"den sz ettii ve bu deiimi genel bir kuraldan doru an

lamay denedii yerde, mitik dnme, daha ziyade sadece yaln

mecazlar tanr. (Goethe'nin deil, Ovid'n anlad anlamda). Bi

limsel dnme "deiim" olayyla uramaya baladnda, bu d

nmenin gerekten ilgisini ynelttii ey, duyusal-verili tek bir e

yin, baka bir eye gemesi deildir; tersine bilimsel dnme iin

bu gei, sadece genel bir yasay ifade ettii kadaryla "mmkn"

ve gvenilir grlr. Aynca genel-geerli ve deimez fonksiyonel

ilikiler ve belirlemeler, burada ve imdide, eylerin anlk olarak

bir araya geliinden, yani salt burada ve imdiden bamsz biim

de temel tekil ettii kadaryla, bu gei "mmkn" ve gvenilir

grlr. Buna karlk, mitik "mecaz", daima bireysel bir olay, ya

ni bireysel ve somut ey-formundan ve varolu-formundan baka

bir forma doru ilerleyi hakknda bilgi verir. Dnya denizin derin

lerinden karlr ya da bir kaplumbaadan oluturulur. Yeryz

byk bir hayvann bedeninden ya da su zerinde yzen beyaz ni

lfer ieinden biimlendirilir. Gne bir tatan, insanlar kayalar

dan ya da ieklerden oluturulur. Btn bu eitli mitik aklama-

83
E R N S T C A S S 1 R E R

lar, salt kendi ieriklerine gre, o kadar kaotik ve yasasz gibi g


rndkleri halde, sz konusu "aklamalar"da phesiz dnya kav
ray sistemi ifade edilir. Soyut nedensellik yargs, olguyu dei
mez unsurlara ayrr ve onu bu unsurlarn iyapsndan ve karmak
bileimlerinden, onlarn ok benzer tekrarlamlarndan hareketle
olguyu anlamaya giriirken, tmel tasarm iinde bu ekilde varl
m srdren mitik tasarlama iin, olgunun kendisinin basit gei
tablosu yeterlidir. Gerektiinde bu tabloda, bir kuraldan ve byle
likle oluun belirgince snrlanm form artlarndan sz edilmeksi
zin, deimez tipik ana hatlar tekrarlanabilir.
Elbette "zorunluluk" ile "tesadfiliin", yasallk ile yasaszl
n kartl da, mitik ve bilimsel dnmenin ilikisini belirlerken
kullanlmadan nce, titiz eletirel zmleme ve gerek bir belirle
me gerekir. Leukippos ve Demokrit, dnyadaki hibir eyin "tesa
dfen" olumad, her eyin bir nedenden ve zorunluluk dolaysy
la ortaya kt nermesini ortaya atmak suretiyle, sanki bilimsel
dnya aklamasnn ilkesini ve dnya aklamasnn kesin ekilde
mitostan uzaklamasn telaffuz etmektedirler. ovev xp11a anv
{vew:, aJJla 7raVW: EX AO)"OV 'rE Xal V1r ava}X'7J.) (Hibir ey tesa
dfen olumaz; her ey bir neden ve zorunluluktan doar) phesiz
ki, bu nedensellik ilkesinin, mitik dnyann iyapis iin geerli ol
duu; hatta bu ilkenin, mitik dnya iinde daha zel bir netlik ka
zanp zirveye eritii, ilk bakta grlebilir. En azndan, mitik d
nmenin kendine zg bir varolu nitelii olarak, herhangi bir an
lamda "tesadfi" olay dncesini kavrayamamas gsterilmekte
dir. Bilimsel dnya aklamasnn duru noktasnda "tesadf 'ten
sz ettiimizde, mitik bilincin, zorlayc biimde bir "neden" talep
ettii ve her tek durumun iine bir neden yerletirdii grlr. Me
sela ilkel halklarn dncesinde, o corafyay perian eden bir fe
laket, bir insann bana gelen bir yaralanma, hastalk ve lm, hi-

84
' S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

1 bir zaman "tesadfi" olaylar olarak grlmez; tam tersine, onlar da


ima bysel etkilere dayanrlar; onlarn gerek nedeni, bysel et
kilerdir. zellikle lm, "kendiliinden" ortaya kmaz; daima d
tan gelen bysel etkiyle gerekleir.22 Buna gre, mitil< dnme-
de, kartlktan, nedensel "igd" ve nedensel aklama ihtiyac-
mn ar bir biiminden bahsedilebilir ama, yasasz keyfilikten pek
fazla sz edilemez. Gerekten bazen, dnyadaki hibir eyin tesa
dfen vuku bulmad, her eyin bilinli amala gerekletii ner
mesi, mitik dnya kavraynn adeta temel bir nermesi olarak
gsterilmektedir. 23 yleyse, zihinsel dnyalarn kartl1mn ve ay
rmnn dayand temel, sz edilen nedensellik kavram deil, ne
densel aklamann zel biimidir. Saf bilgi bilinci ile mitik bilin,
"aklama"nn manivelasn tmyle farkl yerlere yerletirmi gi
bidirler. Saf bilgi bilinci, bireyselletirme iinde, yani burada ve
imdi iin asla "niin"i sormazken, mekan ve zaman iinde gerek
leen bireysel olay, genel bir yasann zel durumu olarak kavrama-
y baarnca, tatmin olmu olur. Buna karlk, mitik bilin, "niin"
sorusunu dorudan doruya zel olana, tek ve bir kerelik olana y
neltir. O, bireysel olguyu, bireysel isteme fiillerinin kabul ve ko
numlan yoluyla aklar. Nedensel yasa kavramlarmz, zelin
kavranna ve belirleniine ok fazla yneldikleri, bu maksadn ge
reini yerine getirmek iin ok fazla aynmlatklan ve birbirini
karlkl olarak tamamlayp belirginletirdikleri halde, sz konusu
kavramlar, zel olanda, -deyim yerindeyse- kesinsizlii geride b
rakrlar. nk dorudan kavramlar olarak yasa kavramlar, gr-

22

23
..
Bu konuda Afrika dinlerinden rnekler Meinhof'ta grlebilir. Die Religion der
schriftlosen Vlker (Yazsz Halklarn Dini), s 15 ff.
Bkz. Brinton, Primitive religion s . 47 f; Levy Bruhl, La mentalite primitive, Paris,
1 922.

85
E R N S T C A S S 1 R E R

sel-somut olay ve varoluu, genel durumun o anki "kipleri"nin

mevcudiyetini tam olarak ele alamazlar. Burada, bundan dolay,

her zel olan, tamamen genele yenilir ve genelden tek bana tre

tilemez. "zel doa yasalar" bile, genel ilke, yani temel nedensel

lik nermesi karsnda, yeniyi, yani kendinde eyi ifade ederler.

Bu zel doa yasalar, kendi somut ifadeleri iinde, temel nerme

vastasyla tek balarna belirlenip yerletirilmeden, sz konusu te

mel nermenin egemenlii altnda bulunurlar ve bu temel nerme

ye dahildirler. Burada, teorik dnme ve teorik doa bilimi iin,

"tesadfi olma" problemi karmza kar. nk genel yasallk

formundan ortaya kan ey deil de, bu formun daha genie tre

tilemeyen bir kipliine dayanan ey "tesadfi" olarak adlandrlr.

Eer teorik dnme, genel nedensellik yasasna dayal bak a-

@] sndan, bu tesadfi olan da kavramak ve belirlemek isterse, o za

man, -"teleolojik yarg gcnn eletirisi"nin ayrntl biimde gs

terdii gibi- baka bir kategoriye gemek zorundadr. Saf nedensel

lik ilkesinin yerine, imdi, ama ilkesi ortaya kar. nk "tesad

fi olann yasall", amaca uygunluk olarak adlandrdmz ey

dir.24 Mitos ise, burada, tamamen kart yolda ilerler. O, amal et

kilemeyi temaa etmekle balar; nk doann tm "gleri" mi

tosa gre doast ve ilahi irade dlamalarndan baka hibir ey

deildir. Bu ilke, mitosta, gittike genileyerek varln btnn

aklayan k kaynan tekil eder. Fakat mitos iin bu ilke, dn

yann anlalmas iin tek imkandr. Bilimsel dnmeye gre, bir

olayn "anlalmas", sadece, onu belirli genel artlara balama ve

24 Ad geen konunun tamamlanmas iin, "Kants Leben und Lehre" (Kanm Yaam
ve retisi) yazmdaki yarggcnn eletirisinin analizine baknz. 3. bs., Berfin,
1922, s . 3 1 0 ff. (Bu eser Doan zlem tarafndan Trke 'ye evrilmitir. Dipnotta
ad geen blm, evirinin 1 . basksnn -Ege niv. Yayn- s. 1 87-248 arasnda yer
almaktadr. ev.)

86
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

"doa" olarak adlandrdmz evrensel karmak-artlar iinde d


zenleme anlamna gelir. Mesela bir .insann lm eklindeki bir ol
guya, bu karmak-btnn iinde kendi yeri tahsis edilince, yani
yaantnn psikolojik artlarndan "zorunlu" olarak renilince, sz
konusu olgu anlalr olur. Fakat mitos zorunluluk dncesine
ykselebilse bile, zorunluluk mitosun baknn yneldii ve onun
ilgisini uyandran eyi aklamad, yani tek durumun burada ve
imdisini, o insann o andaki lmn aklamad iin, genel ve
zorunlu olan bu "doa yry", salt tesadfi olarak kalr. Sz ko
nusu olay, bireysel olana, yani serbest bir fiil olarak aklanama
yan ya da aklama gerektirmeyen bireysel isteme fiiline dayandr
may baardmz zaman, bu olayn bireysellii anlalr hale gelir.
Genel kavram, tek anlaml bir nedensel dzeni, eylemin tm ser
bestiyetini belirleyici olarak dnmeye yneltir; mitos ise, buna
kart olarak, olayn tm kesinliini eylemin zgrlne ayrtrr:
Bilim ve mitos, eylemi kendi zel bak alarndan hareketle bu
ekilde yorumladklarnda, bir olay "aklam" olurlar.
Mitik dnya tablosunun ayrntl, zel ve karakteristik ekilde
ortaya kan ana nitelii, nedensellik kavramnn bu ifadesiyle ili
kilidir; daha dorusu bu iliki, rnitik dnya kavraynn, somut bir
nesne btnyle bu nesnenin tek tek paralar arasnda kabul ettii
kendine zg bir ilikidir. empirik kavraymza gre, btn, ken-
di paralarndan "oluur"; doa bilgisinin, yani zmleyici-bilim-
sel nedensellik kavramnn mant asndan, paralardan "sonu
olarak kar". Mitik kavraya gre ise, aslna baklrsa, byle bir
iliki neredeyse hi sz konusu deildir; burada, paralarla btnn
bilfiil ve dnsel bir ilikisizlii, gerek bir ayrlmamlk ege
mendir. Btn paralara "sahip" deildir ve paralarna ayrlmaz;
tam tersine, para burada, dorudan btndr, btn olarak etkili-

87
E R N S T C A S S 1 R E R

*
dir ve btnn grevini stlenir. Bu iliki, yani bu pars pro toto il
kesi, "ilkel mantn" bir temel ilkesi olarak gsterilir. Ve bu nok

tada, asla saf bir konum temsilcilii deil, gerek bir belirleme;

sembolik-dnlm bir iliki deil, eysel-gerek bir iliki, bir

kez daha sz konusu olur. Mitik olarak konuulunca; para bilfiil

varolan bir etkinin taycs olduu iin, parann etkiledii ya da

yapt, yani parada aktif ve pasif ekilde olup biten eylerin hep

si, ayn zamanda btnn bir eylemi ve etkisi olduu iin, para,

btnle ayn eydir. Byle bir bilin olarak, yani "srf' bir para bi

linci olarak bilin, henz gerek olann "saf' ekilde dorudan sey

rini deil, aracl dnmenin ayrc ve dzenleyici fonksiyonunu

tar. Bu fonksiyon ise, somut ey-birlikleri olarak nesnelerden, ge

riye, yani onlarn kurgusal artlarna doru giden bir fonksiyondur.

Bilimsel dnmenin geliimi izlendiinde, bu geliimde nedensel

lik kavramnn ve para-btn kategorilerinin olumasnn birbiri

ne nasl ayak uydurduklar ve her ikisinin nasl ayn zmleme

sistemi kapsamna girdikleri grlr. Grek kurgusunun balarnda,

varln "kayna" sorusunun, varln "unsurlar" sorusuyla iie

gemesi sonucu, varln kayna sorusu, mitik kozmogonilerdeki

kaynak-sorusundan ayrlr. Kendi yeni felsefi, yani "ilke" anlamn

daki apx (balang, mene'), bundan byle her ikisini de ifade


eder; o, unsur olduu gibi, ayn ekilde kaynaktr da. Dnya, sade

ce mitostaki gibi ilk bataki sudan ' olumamtr' ; ayrca su, dn

yann "mevcudiyetini" ve kalc maddi yapsn oluturur. Ve bu

yap her eyden nce tek bir malzeme, somut bir ilk madde iinde

arand zaman, phesiz bizzat unsur kavram, dnyann fiziksel

kavran yerine matematiksel seyri ve bu seyirde de temel mate-

Kapsamlay; aralarnda cins-tr, btn-para ilikisi bulunan kelimelerden birini


brnn yerine; tikeli tmel olan ifade edecek ekilde kullanma. (ev.)

88
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E FE S I I

matiksel zmleme formu ortaya kt lde, yerinden oynat-


lr. Bundan byle eylerin "unsurlar"n, toprak ve hava, su ve ate
oluturmaz; ve artk, yan-mitik temel gler olarak "sevgi" ve @]
"kin", unsurlar bir dieriyle balayan ve tekrar bir dierinden ay-
ran eyler deildir. Varl artk, en yaln mekansal biimler ve ha
reketler, srekli ve zorunlu yasalar -ki onlar bu yasalara gre d
zenlenir- matematiksel-fiziksel evren eklinde ina ederler. Antik
atomculuun ortaya knda, yeni bir kavram olan "neden" veya
nedensellik kavramnn, "btn" ile onun "paralar" arasnda nasl
yeni bir iliki ve yeni bir unsur kavram talep ettii ve onun nasl
kendiliinden gelitirdii aka izlenebilir. Atom dncesi, De
mokrit'in doa yasall kavramnda, onun "nedensellik bilgisi"
(Aitioloji) kavramnda ifade ettii genel varlk tablosunun inas ve
gelimesinde, sadece tek bana bir unsur tekil eder.25 Atom kav
ramnn bilim tarihinde gsterdii srekli geliim de, bu ilikiyi
tam olarak dorular. ok uzun sre, oluun zmlenmesiyle, olu-
un en son skOnet noktasn atomlarn iinde bulduuna inanld;
bundan baka atomlar son para olarak, yani varln daha fazla ay
rtrlamayan paras olarak kabul edildi. Buna karlk, oluun
kendi tek tek faktrlerine nedensel paralan ilerledii ve bu s
kOnet noktasnn dna kt anda, atomun resmi de deiti. Bu
resim dald; olayn gerek taycs eklinde, belirli nedensel ba
ntlarn formle edilmesi iin hareket noktas olarak ortaya konu-
lan, baka basit unsurlara "ayrld". Bylece, bilimsel bilginin var-
la giydirdii blmlemelerin ve ayrlm paralarn, sadece ifade
ve adeta yasal ilikiler noktasnda soyut rt olduklar grld. Bi-

zs B ununla ilgili ayrntl bilgi, Max Dessoir tarafndan yaynlanan Lehrbuch der Philo
sophie (Felsefe Ders Kitab) eserindeki IYma ait olan Grek felsefesi tarihinin anlat
mnda (c. I ) ortay konulmutur.

89
E R N S T C A S S R E R

lim, bu rt vastasyla oluun dnyasn kuatmaya ve tek-anlam

l olarak belirlemeye girimitir. Btn, bu noktada kendi parala

rnn toplam deildir; o, daha ziyade paralarn karlkl ilikisin

den ina edilmi olup, dinamik balantnn birliini ifade etmekte

dir. Her tek para bu birlie "katlr" ve birlik btnn kendi yerin

de gereklemesini salar.

Mitos, burada da sz konusu ilikinin ters tarafn gsterir ve

bylelikle onun test edilmesine izin verir. O, nedensel zmleme

ye dayal dnme formunu tanmad iin, ona gre, zmleyi

ci dnce formunun btn ile onun paralar arasnda yerletirdi-

i kesin snrlar da var olamaz. Empirik-duyusal seyirle, eyleri -de


yim yerindeyse- kendiliinden ayrlm ve farkllam eyler olarak
grdmz yerde, mitos, eylerin bu duyusal ayr-olular ve yan

yana-bulunular yerine, kendine zg "i-ie olma" formu yerleti

rir. Btn ile btnn paralar birbirine karmlardr; adeta kade


re uygun olarak birbiriyle balanmlardr. Ve paralar, gerekten

fiilen birbirinden ayrlm olsalar bile, btn olarak var olmaya de

vam eder. Buna gre, parann zeri rtlnce, btnn zerine de

rtlmtr. Bir insann daha nemsiz bedensel bir parasn; hatta

onun ismini, glgesini ve akseden grntsn -mitik dnteki

anlamyla insann bilfiil "paras" olan eyleri- ele geiren kii, o in

san kendi mlkiyeti altna alm ve o insan zerinde, bysel zorla

yclk ele geirmi olur. Saf formel incelenince, "bynn fenome

nolojisi", iinde, mitosun "karmak" seyrinin "soyut" ya da -tam

olarak sylenirse- genelletirici ve analiz edici kavramn zelliin

den, ok ak biimde ayrld bir temel kabule dayanr.

Bu dnme formunun etkililii, mekan sisteminde izlenebildi


i gibi, zaman sisteminde de izlenebilir. Bu etkililik, zamandaln

kavrann kendine gre deitirdii gibi, arka arkaya geliin kav

rann da kendine gre deitirir. Her iki durumda mitik dnme,

90
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

varln bamsz tikel unsurlar ve tikel artlar eklinde paralan-


mas -ki bilimsel doa kavray bu paralamayla balar ve para
lanma sz konusu kavray iin tipik bir ilem olarak kalr- mm-
kn olduu kadar arka planda tutma eilimi tar. "Muhabbet by
s"nn temel tasarmna gre, dtan doru "birbirine bal" olarak
iaret edilen eylerin hepsi arasnda, mekansal komuluk ya da ay-
n eysel btne balanmlk yoluyla, gerek bir nedensel ballk
ve btn kapsayan bir balant mevcut olur. Yenilen bir yemein
artnn kemirgen hayvanlarn nne atlmas, beraberinde, ar
tehlikeler getirir. nk bysel etkiler yoluyla bu artn bana
gelen eylerin hepsi, ayn zamanda bedendeki yemein ve onu ye-
mi olan bedenin de bana gelir. Bir insann kesilmi salar, onun
trnaklan ya da dks, dman bir bycnn eline gememelidir;
bu yzden onlar topraa gmlmeli veya atete yaklmaldr. Fark-
l Kzlderili kabilelerinde, bir dmann tkr ele geirilebilir-
se, o, bir patates iine kapatlr ve bacann iine aslr; patates du
mandan kuruduka, dmann gleri de onun iinde kaybolur.26
Grld gibi, bedenin ayn ayn paralan arasnda kabul edilen [ill
"eilim" ilikisi, paralarn fiziksel ve mekansal ayrlna ramen,
ayn geerlilie sahiptir. Btn olarak bir organizmann, kendi par
alarna ayrlarak paralan, bu iliki sayesinde ortadan kalkar ve
sz konusu paralarn btn asndan tadklar anlam dolaysy-
la, paralarn kendisi iin bir ey olmalar eklindeki snrlanmlk
yok olur. Soyut-nedensel kavray, organizmadaki tm olup biten-
leri, yaant olaylarnn aklan ve ifadesinde ayn karakteristik
etkinlikler ve faaliyetler halinde, birbirinden ayn konumlarken, mi-
tik inan, temel srelerde buna benzer bir ayrmaya ve organiz-

26 Bkz Frazer, The Goulden Bough, P. Il, s. 1 26 f., 258 ff., 287.

91
E R N S T C A S S I R E R

mann gerek "eklemlenii"ne asla eriemez. Bedenin, mesela ayak

parmann kk trna gibi herhangi bir "anorganik" bir paras,


bysel olarak btn iin tad anlam gereince, dier beden

paralarnn hepsiyle ayn deerdedir. Burada, organik bir ayrm


lamay temele alan organik ina yerine, tam-denklik egemendir. O

halde burada da btn, tm kendi zel artlarna gre ayrlan

fonksiyonlarn hiyerarik dizilii gereklemeden, eysel paralarn

basite bir-arada olular fikri iinde yatmaktadr. Ve organizmann

fiziksel paralar, kendi anlamna gre, birbirinden ok az kesinlik


te ayrld gibi, olayn zamansal belirlemeleri, yani tek tek zaman

unsurlar da, kendi nedensel anlamlarna gre, bir dierinden ok

az farkllk gsterir. Bir ok bir savaya ac verirse, sava, by


nn tasarm biimine gre, o oku sevimsiz bir yere asnca ya da

merhemle ovalaynca acy iyiletirebilir ya da hafifletebilir. Bura


daki "nedensellik" biimi, bize tuhaf grnebilir; ama buna ramen

burada "neden" ve "sonu" olarak ok ve yarann, henz paralan

mam ey birlikleri olduu iyice dnldnde, sz konusu ne

densellik aka anlalr hale gelir. Bilimsel dnya incelemesinin

bak asndan, bir "ey" hibir zaman mutlak olarak baka bir e

yin nedeni deildir; tam tersine, bu "ey"de etkili olan dier ey, bu

eyi sadece aka belirlenen durumlar altnda ve ncelikle kesin

bir snrlanm zaman unsuru iinde etkiler. Nedensel iliki, bura

da, bir ey ilikisi deil de gerek nesnelerde belirli zamanlarda or-

taya kan deiimler arasndaki bir ilikidir. Nedensel ilikiler,


olayn gerekleme sresini ve onun bir dierinden apayr, farkl

"aamalar"a ayrlmasn izlemekle, -bilimsel bilgi gelitii lde

' karmak ve dolayl olarak ekillenir. Burada "ok" artk "yara-be


re"nin nedeni olarak dnlmez; tersine, ok sadece bedene girdi
i belirli bir anda (ti ' bu bedende belirli bir deiime neden olur;

daha sonra (izleyen t2, t3 vs. an iinde), baka deiim silsileleri,

92
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S il

bedensel organizmada meydana gelen ve yara berenin zorunlu par


a artlar olarak dnlebilecek olan belirli deiiklikler, bu de
iime katlr. Mitos ve by, etki ilikisinin btn iinde, belirli
bir greli deere sahip olan tm para artlardaki bu ayrl hibir
zaman kabul etmedii iin, onlara gre, esas itibariyle zamann an
larn bir dierinden ayran belirli snrlar -ki, paralar birbirinden
ayran snrlar mekansal bir btn ifade eder- ok fazla mevcut de
ildir. Katlml-bysel iliki, mekansal farkllklar kavramad
gibi, ayn ekilde zamansal farkllklar da kavramaz; mekansal bir
arada oluun dalmas, bedenin bir parasnn bedenin btnnden
fiziksel olarak ayrlmas, bedenle para arasndaki etki ilikisini na
sl ortadan kaldrmazsa, ayn ekilde "nce" ve "sonra"nn, "daha
nceki" ve "daha sonra"nn snrlar da birbirine geer. Tam olarak
ifade edilirse, ncelikle, mekansal ve zamansal bakmdan ayrlm
unsurlar arasnda bysel iliki kurulmas gerekmez -bu sadece,
ilikinin dolayl refleksif ifadesi olurdu-; tersine, bu iliki, unsurlar
da batan itibaren byle bir paralanmann gereklemesine engel
olur ve empirik seyrin dorudan ayrlk sunuyor gibi grnd
yerde de, bu ayrlk, bysel dn vastasyla tekrar ortadan kal
drlr; adeta, zamansal ve mekansal farkllklar arasndaki gerilim,
bysel "neden"in zdelii iinde erir gider.27
Mitik kavrayn yerletirdii bu snrlamalar dizisi, mitik kav
raytaki eysel-tzsel etkileme manzarasnda kendini gsterir.
Esas itibariyle olayn mantki-nedensel zmlenii, sz konusu
olay, kendisi iin inceleyebilmemizi ve kurall biimde olup bitii-

27 Mitik "nedenselliin" dnme formunun sadece byde deil , ayn zamanda mitik
dnmenin en yksek aamalarnda, zellikle astroloji sisteminde nasl etkili olarak
ortaya ktn, ben, "Die Begriffsform im mythiscen Denken" (Mitik Dnmede
Kavram Formu) yazmda ortaya koymaya altm. (Studien der Bibliothek Warburg,
1, Leipzig, 1 92 1 )

93
E R N S T C A S S 1 R E R

ni tm boyutlaryla kavrayabilmemizi mmkn klan basit srele

re ayrmaya ynelmitir. Tersine olarak ise mitik seyir, olayn sre

cini incelemeye balayp, kaynan ne olduunu sorduunda,

"olu"un kendisi, daima somut bir varolana balanm olarak orta

ya kar. Mitik seyir, etkileme srecini, sadece somut-bireysel va

rolu formlar arasndaki basit bir deiiklik olarak bilir ve kavrar.

Mantki-nedensel zmlemede "ey"den "durum"a, "tzsel" se

yirden "fonksiyonel" seyire gidilir; mitik temaada ise oluun sey

ri, basit varolu temaas iinde tutuklanm kalr. Bilgi ilerledike,

oluun "nasl"n, yani onun yasal formunu sormakla yetinilir; mi

tos ise, sadece oluun "ne" olduu ve nereden ve nereye gittii so

rusunu sorar. Ve her ikisini; bu neredeni ve bu nereyeyi mitos, tam


eysel kesinlik iinde kendi nne serilmi olarak grmeyi talep

eder. Nedensellik burada, ayr unsurlarn "arasna", onlarn bala

nnn ve ayrlnn gereklemesi iin, adeta bamsz ve kendisi

olan olarak yerleen iliki formu deildir; tam tersine burada, olu

un paralar olan unsurlar, gerekten ilk-ey niteliine, yani ba

msz ve somut ey niteliine sahiptir ve bu niteliklerini korurlar.

Soyut dnme, kendi iinde ilerleyen bir olay dizisini "nedenler"

ve "sonular" halinde birbirinden ayrarak, bu noktada esasl bi

imde geiin kuralna, srekliliine ve biimine ynelirken, mitik

aklama, sadece srecin ban ve sonunu belirli bir biimde birbi

rinden ayrmakla yetinir. Mevcut yaratl mitleri, dnyann bu tr

den ilk, yaln ve bataki bir eyden, mesela yumurtadan ya da di

budaktan nasl ortaya ktn anlatr. Dnya, Kuzey Mitoloji

si' nde*, Ymir devinin bedeninden ekillendirilir. Ymir' in etinden

toprak, kanndan uuldayan deniz, kemiklerinden dalar, salarn-

' skandinav lkelerinin tmnn mitolojisini anlatmakta kullanlan bir kavram.


(ev .)

94
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

dan iekler, kafatasndan ise gk kubbe oluur. Tanrlara kurban


olarak sunulan insann, Purusha'nn (kendilik/kimlik) organlarn
dan, canl varlklarn, havada ve kefedilmemi yerlerdeki hayvan
larn, gne, ay ve hava boluunun nasl doduunu tasvir eden
bir Veda yaratl ilahisinin Kuzey Mitolojisi' ndeki anlatmla tam
benzerlii, bu noktada tipik bir tasarm formunun sz konusu oldu-
unu kantlar. Ve burada, her rnitik dnmenin temeli olan kendi-
ne zg eyletirme, daha net biimde ortaya kar. nk bu e
kilde, hem tek tek somut-alglanabilir nesneler ve onlarn oluumu,
hem de tm i ie girmi ve aracl form ilikileri aklanr. ark-
lar ve melodiler, deyiler ve kurban szleri de Purusha'nn br
paralarndan olumutur. Sosyal farkllklar ve dzenler de, ayn
somut-eysel kaynaa sahiptir. "Rahip Purusha'nn azdr; onun
kollar sava, baldn Vaisya haline gelmitir; onun ayaklarndan
Sudra meydana gelir."28 O halde soyut-nedensel dnme, her va
rolan, ilikiler ana ayrmay ve onu bu ilikilerden doru anlama-
y ama edinirken, buna kart olarak, rnitik kaynak-sorusu ise, n
celikle g anlalan karmak ilikileri -bir melodinin ritmi ya da
kastlarn dzenlenii gibi-, nceden verilmi bir eysel varolua da
yandrarak cevaplanm olur. Mitos belirli btn durumlar ya da
zellikleri, kendi temel dnme formu gereince, en sonunda ci
simlemi hale getirmek zorundadr. Budist rahibin, savann ve
Sudra'nn birbirinden ayn oluu, Brahman ve Kshatra'nn onlarda-
ki farkl tzlerde kapsanm olmasyla, yani rahip, sava ve Sud
ra'ya karm olan zel niteliklerin bilinmesiyle anlalabilir. Ve-
da teolojisinin tasarm biimine gre, kt ve sadk olmayan bir ka-

2 Veda iirleri, Almanca'ya Hillebrandt tarafndan tercme edilmitir. Gttingen ve


Leipzig, 1 9 1 3, s. 1 30 f.; Ymir devinin bedeninden olumay tasvir eden zlanda ef
sanelerinin tercmesi, mesela Golther'da grlebilir. Handbuch der germanischen
Mythologie (Alman Mitolojisinin El Kitab), Leipzig, 1 895, s. 5 17.

95
E R N S T C A S S 1 R E R

dnda "lm kocann bedeni", ksr bir kadnda "ocuksuzluk be

deni (tanu)" barnr.29 Bu gibi genel belirlemelerin ikin elikisi,

yani mitik tasarm biiminin hareket zemini olan diyalektik, zel

bir aklk kazanr. Mitik hayal gc, her eyi srekli "ruhsallatr

ma"y, canlandrmay ve hareketli hale getirmeyi srdrr; fakat

btn nitelikleri ve etkinlikleri, btn durumlar ve ilikileri sarsl

maz bir dayanaa balayan mitik dnme formu, her zaman kar

karya bulunan iki u duruma, zihinsel ieriklerin maddeletiril

mesine dayanr.
Geri mitik dnme de, "neden" ile "sonu" arasna, balang
@] ve biti durumu olarak bir balant-halkas dizisini sokmak suretiy
le, onlar arasnda kesintisizlik kurmay dener ama, bu dizinin ken
disi de, bu noktada, salt ey-niteliini muhafaza eder. Olayn srek
lilii, analitik-bilimsel nedensellie dayal bak asndan, olup bi
tenin btnne dnsel olarak hakim olabilmeyi ve geliimi andan
ana belirleyebilmeyi mmkn klan analitik bir fonksiyona ve
uyumlu bir yasaya dayanlarak, esasl biimde ortaya konulur. Her
zaman parasna, matematiksel nicelik deerleriyle ifade edilebilen
tek anlaml bir "durum" tahsis edilir; fakat bu farkl nicelik deer

leri, deiimin genel bir kurala balanmas amacyla ve sz konu


su deiimin, bu kuraldan zorunlu olarak ktnn dnlmesi

iin, kendi toplam iinde tekrar deiim dizileri kurarlar. Bu kural

da, olgunun zel unsurlarnn "gizlilii" grld gibi "sreklili


i" de, ayrl gibi birlii de grlr. Dier taraftan, mitik dn
me, byle bir balant birliini ok az tand gibi, byle bir ayr

may da ayn ekilde az tanr. Mitik dnme, etkileme srecini,


grnte paralamakla ve aamalar okluu halinde aa kar
makla, onu tamamen tzsel formda kavrar. Her zel etkileme hii-

29 Bu konu ile ilgili daha ayrntl bilgi Oldenberg'de. Religion des Veda (Veda Dini),
s. 478 ff.

96
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

mi, eyaya yapan belirli bir eysel niteliin, ard ardna baka bir
eye gemesiyle aklanr. empirik ve bilimsel dnmede, salt bir
bamsz "zellik" ya da srf bir duruma uygun olu olarak ortaya
kan eylerin hepsi de, burada, tam tzsellik nitelii ve dolaysy
la da dorudan nakledilebilirlik zellii tar. Hupa-Kzlderilile
ri 'nin ary da tz olarak kabul ettikleri bildirilmektedir. 30 Saf "zi
hinsel" ve "ahlaki" zelliklerin de bu anlamda nakledilebilir tzler
olarak kavranmas, bu tamay dzenleyen ritel emirlerin mevcu
diyetini de aklar. Bylece kirlenme, bir toplulua yerlemi olan
pislik, tek tek bireylere, mesela bir kleye aktarlabilir ve klenin
kurban edilmesiyle de yok edilebilir. ok eski ve genel yaygn mi

tik temel dn biimlerine dayanan3 1 byle bir balanma rit


eli, Grek ayinlerinde ve ayrca yon ehirlerindeki zel festivaller-
de de gerekleir.32 Btn bu arnma ve balanma ritlerinde, eer
gelenein ilk bataki anlam gz nne alnrsa, salt bir sembolik
temsil etme deil, tamamen reel, hatta adeta fiziksel bir nakil sz
konusudur.33 B atak'ta kendini bir beddua tutan kii, bedduay bir
krlangca devrederek ve bu krlangc uurarak, onu kendinden
"uurabilir".34 Mesela Shinto dininde var olduu bildirilen bir ge
lenek, canl veya hareketli zne yerine salt bir nesneye nakli baa-

30 Goddard, The Hupa (Public. Americ. Archaeol. And Ethnol. University of Califor
nia, Archaeol . l, Berkeley 1903/04)
. "Srekli sufama" ile ilgili tasarmn yaylmaslonusunda bkz. zellikle Frazer, The

Scapegoat (Goulden Bough, V<l. Il), 3. bs. London, 1 9 1 3.


32 Daha fazla ayrnt mesela Rohde'da, Psyche il, 78.
33 Bu konuda daha fazla ayrnt mesela Farnell'de; The evolution of religion, New York
ve London, 1905, s. 88 ff., 1 17 ff.
34 Wameck, Die Religion der Batak (Batak Dini), Gttingen 1909, s. 1 3 ; tamamen
uyumlu tasarmlar, Hintlilerde ve Cermen halk inanlarnda da bulunmaktadr. Hop
kins, Origin and evolution of religion, New Haven, 1923; s. 163 'de yle syler: "Hin
distan'da her kyl kadn, rahatsz olduu uzvuyla temas etmi bir aputu, baka bi
risinin onu oradan almasn ve bylece hastalktan kurtulmay umarak, yoldaki aaca
balar. Bir bakas onu oradan aldnda, kadn hastalktan kurtulmu olacaktr." Cer
men halk inanlar iin bkz. mesela Weinhold, Die mythische Neunzahl bei Deutsc
hen (Almanlarda Mitik Dokuz Says), Abh. der Beri. Akad. der Wiss., 1897, s. 5 1 .

97
E R N s T c A s s 1 R E R

rabilmeyi anlatr. Burada gnahtan kurtulmann yolu udur: Bir in

san elbisesi eklindeki kesilmi, "(insan) biiminin temsil edicisi",

yani Kata-shiro olarak adlandrlan beyaz bir kat zerine, kutsal

kii tarafndan gnahkar kiinin doduu ay, yl ve onun cinsiyeti

yazlr. O kii bu kad bedenine srer ve kendi nefesini kada f

ler; bu ilem vastasyla gnahlar Kata-shiroya geirilir. Temizlen

me seramonisi, bu "amar olanlar"nn bir akarsuya ya da gle

atlmasyla ve suyun bu amar olanlarn br dnyaya gtrmesi

ve iz brakmadan yok etmesiyle sona erer. 35 Btn dier zihinsel

zellikler ve yetiler de, mitik dnmede, belirli bir eysel dayana

a balanmtr. Msrllar'n kraln ta giymesi trenlerinde, tanr

nn btn sfatlarnn ve zelliklerinin, tam belirlenmi bir silsile

iinde ve ikramlar yoluyla, mesela krba ve kl vastasyla fira

vuna nasl verilebilecei konusunda yeterli talimatlar vardr. Onla

rn hepsi, bu noktada salt sembol olarak deil, gerek tlsmlar ola

rak, ilahi' glerin taycs ve koruyucusu olarak grev yapmakta-

drlar.36 Gcn, dinamik bir iliki ve nedensel bantlarn btn


nn ifadesi olarak deil, daima bir ey-biimli ve tz-biimli olarak

ortaya kmasyla, mitik g kavram, bilimsel g kavramndan

ayrlr. 37 Sz edilen bu ey-biimli, dnyann her yerine yaylm

tr. Fakat o, kuvvet verilmi ayr ayr kiiliklerde; bycde ve ra-

35 Kari Florens. Shintoismus, ("an Kltr"nde, Ksm 1, Blm III, s. 1 93 f.)

36 A. Moret, Du caractere religieux de la royaute pharaonique, Paris, 1 903; tam benzer


lik, mesela evlilik ritleri iin de sz konusudur. Gennep Les rites de passage, s.
1 9 1 'de yle bildirir: "Sembolik anlamda deil, bilfiil maddi anlamdadr. Taknlan
yzk veya bilezik, balanan ip, taklan ta vb. gibi eyler ortak amaca yneliktirler
ve birbirini tamamlarlar."
37 Graebner yeni yaynlanan bir yazda (Das Weltbild der Primitiven, -lkellerin Dn
ya Tablosu-, Mnchen 1 924) u tezi uygulamaya alnca, mitik dnmenin bu
kavrayna itiraz edilebilir gibi grnmektedir: Bu teze gre, mitik dnme iin
"ayr ayr nesnelerde zellikler, etkiler ve ilikiler baka eyler halinde, canl ekil
de, dnmenin !zndeki nesne olarak ... bilincin iine girer." "Sfatlar ilkel dn
mede bizdekinden daha byk, tzler bizdekinden daha deersiz roller oynar." (s. 23,

98
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

hipte, kabile reisinde ve savada adeta younlam biimde orta


ya kar. Ve bu tzsel btnden, yani bu kuvvet deposundan, tek
tek paralar yeniden zlp ayrlabilir ve srf dokunma yoluyla bir
dierine geebilir. Rahip ve kabile reisine ait olan bysel sihir g
c, yani onlarda toplanm olan "mana", bireysel zne olarak onla
ra balanm olmayp, ok eitli ekillerde baka eylere dn
meye ve iletilmeye uygundur. Bundan dolay, mitik g, fiziksel
g gibi sadece zetlenmi bir ifade, sadece dieriyle karlkl ili
ki ve ballk iinde "etkili" olarak dnlebilen nedensel faktr-
lerin ve artlarn bir "sonucu" ve rn deildir; tam tersine, mitik
g, gerek bir madde tr varlktr; bu ekilde yerden yere, zne-
den zneye geebilir. Mesela Ewe'lerde by malzemeleri ve srla-
r satn alma yoluyla elde edilebilir. Bizzat by gcnn sahiplii
ise, sadece by satcsyla by alcsnn kan ve tkrnn ka
rtrlmas ile gerekleebilecek olan bir fiziksel nakil yoluyla elde
edilebilir.38 Mitik olarak konuulursa; bir insann yakaland bir
hastalk da, hibir zaman empirik yoldan bilinen ve onun bedenin-
de empirik-genel artlar altnda gerekleen bir sre olmayp, sz

1 32) Bununla birlikte Graebner'in, bu teziyle temellendirmeyi denedii somut r


nekler incelendii zaman, itirazn, hal ve keyfiyetin kendisiyle deil, onun formle
edilmesiyle ilgili olduu grlr. nk bu rneklerde, mitik dnmenin bir yan
dan tzler arasndaki, dier yandan "sfatlar", "gler" ve "ilikiler" arasndaki kesin
fark tanmad; tersine bizim kavraymz asndan "salt" sfat ya da salt bir ba
ml iliki olan eylerin hepsini bamsz, kendi iinde varolan bir ey haline getir
dii, aka ortaya kar. Tz kavramnn eletirel-bilimsel kavran -ki bu kavr.y
a gre, Kant'n ifadesiyle, tzn emas ve ayrc zellii "zamandaki bilfiil varo
lann direnii"dir ve bu emada tz empirik olarak bilinir-, tzlerin birbiriyle snrsz
"deiimi"ni uygun bulan mitik dnmeye olduka yabancdr. Fakat bu durumdan,
Graebner'de "mitik dnmede, bu dnmenin en nemli iki kategorisi olan neden
sellik ve tz kategorilerinden ilkinin ikinciden daha ok ve daha gl etki tad
"(s. 24) sonucu karlamaz. nk mitik anlamda "nedensellik" olarak gsterile
bilen ey ile bilimsel nedensellik kavram olan ey arasndaki uzaklk, yukarda g
rld gibi, bizzat tz tasarmnn kendisini ifade eder.
38 Spieth, Die Religion der Eweer, (Eweer Dini), s. 12 -Manann bu geii, mitik seyir
anlamnda gei zellii tamayan, g niteliini tam tzsel zdelik iine alan bu
bysel sihir gc geii, bir Maori geleneinde ok canl biimde grlr. Burada,

99
E R N s T c A s s 1 R E R

konusu insann mlkiyetine ald kt ruhtur. Ve burada, animis


tik deil de tzsel bir kavraya vurgu yaplmaktadr. nk hasta
lk, canl ve doast varlk olarak kavrand gibi, ayn ekilde in
sana gemi olan bir yabanc beden-biimi olarak da kavranabil
mektedir.39 Hipokrat'n kant, Epidouros tarafndan Asklepios* ra
hibinin hekimliiyle mukayese edildiinde, rnitik tp formunu, il
kin Grek dncesinde temellendirilen empirik-bilimsel tp for
mundan ayran derin uurumun olutuu grlmektedir. Bundan
baka, mitik dnmede, glerin ve etkinliklerin srelerinin ve
zelliklerinin eyletirilmesi tekrarlanr ki, bu eyletirme, genel-
(22] likle dorudan maddeletirmeye yol aar.40 Salt zelliklerin ve du
ruma uygunluklann bu kendine zg aynlabilirliini ve nakledile
bilirliini gstermek iin, rnitik dnmeye egemen olan "sdurcu
luk" ilkesinden bahsedilir.41 Bir yandan ey, zellik, durum ve ili
ki arasndaki, dier yandan da tamamen tedrici ve dncede sren

Maori 'nin imdi ikamet ettii yere, gmen kay stnde, yani Kurahoupo-sanda
l ya da Kurahaupo-sandal stnde nasl eritii bildirilir. Maori 'nin Te Kahui Kara
rehe versiyonuna gre, sandal elbette yeni memlekete doru ayrlrken, Hawai sahil
lerinde parampara olur. Bu paralanmaya, bu sandaln zel mana-kura 's ile ilgili
kskanlktan doan by, bu paralanmaya sebep olmutur. Fakat dmanlarn san
daln manasn yoketme niyeti sonusuz klnr. nk Karahoupo-sandalnn kabile
reisi, "Kurahoupo-sandalnn manasnn cisimlemesi" olarak adlandrlan Te Moun
garoa, baka bir bota binip Yeni Z,eJanda'ya gider... Kendi/onun varnda (cisimle
me teorisine uygun olarak) Te Moungaroa baka Maori soyuna "be Kuraloupo sa
dalym" kelimeleriyle kendini takdim eder. (The Kurahoupo Canoe, Joumal of the
Polynesian Society, N. S., Il, s. 186 f. Fr. Rud. Lehmann, Mana-der Begriff des "aus
serordentlich Wirkungsvollen" bei Sdseevlkem, Leipzig, 1922, s. 1 3'ten alnt.)
39 lgili olarak Thilenius'ta, Globus c. 87, s. 105 ff. ve Vierkand'ta, Globus c. 92, s.
45; Howitt'e de bkz. The native tribes of South East Australia, s. 380 ff.
Yunan mitolojisinde tp tanrs.
40 Mesela Kuzey Amerikadaki Algon kabilesinin Manitu'su her yerde aa kabilen
ve her yere nfuz edebilen bir "esrarengiz g malzemesi" biimi olarak karakterize
edilir. "Bir hamamda bulunan insan, tataki scak vastasyla harekete geirilen ve
srayan sudaki buhar iinde yaylan Manitu'nun kendi bedenine girebilmesi iin,
kol ve bacaklarnda izikler aar." Preuss, Die geistige Kultur der Naturvlker, (l
kel Halklarn Zihinsel Kltr), s. 54.
4 1 Richard Karutz, Emanismus, Z-eitschr. fr Ethnol. c. 45; bkz. zellikle Fr. R. Leh
mann, Mana, s. 1 4, 25

1 00
r
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

atmalar arasndaki net ayrlmann, bizzat bilimsel bilgi iinde de


grld gz nne alnnca, bu dnme biiminin anlam ve
kayna da belki en ince ayrntlaryla ortaya konulabilir. Burada da
her zaman, "tzsel olan" ile "fonksiyonel olan"n snrlarnn kar
masna, saf fonksiyon ve iliki kavramlarnn yar-mitik dayana
nn gereklemesine rastlanr. Fiziksel g kavram da, bu i-ie
gemilikten yava yava ayrlmtr. Farkl etkileme formlarn,
belirli maddelere, yani bu formlarn bir mekan noktasndan dier
bir noktaya, bir "ey"den dierine tanmaya bal olarak dn
mek suretiyle anlama ve snflandrma denemesi, fiziin tarihinde
de her zaman tekrarlanmtr. 1 8 . yzyln ve yeni balayan 1 9 yz
yln fiziinde bile, bu ekilde bir "scaklk maddesi"nden ya da
elektriksel veya manyetik "malzeme"den bahsedilir. Fakat bilim
sel, analitik-eletirel dnme, bu maddi tasarm biiminden adm
adm kurtulmaya ynelmitir; mitosa zg olan ey ise, onun, ken
di nesnelerinin ve ieriklerinin "manevilii" iinde, kendi "mant
" ve kavram formlar iinde tutuklanm gibi cisimlemesidir. Biz
bu mant, imdiye kadar, sadece en genel ana hatlar iinde karak
terize etmeye altk. imdi, mitik dnmedeki zel nesne ve ne
densellik kavramlarnn, tek olann biimlendirilip ifade edilmesin
de nasl etkili olduunu ve bylelikle mitik olann btn zel "ka
tegorileri"nin, nasl kesin olarak belirlendiini ayrntl biimde iz
lemek gerekir.

il. Ksm
Mitik Dnmenin Mstakil Kategorileri
Empirik-bilimsel ve mitik dnya tablolar birbiriyle karlat-
rld zaman, bunlar arasndaki kartln, onlarn gerek olan in
celer ve yorumlarken tamamen farkl kategorileri kullanmalarna
dayanmad aka ortaya kmaktadr. Mitosla empirik-bilimsel
bilginin ayrld nokta, bu kategorilerin nitelii ve zellii deil,

101
E R N S T C A S S 1 R E R

kipliidir.42 Duyusal-eitli olana birlik formunu vermek ve sabit


bir yap kazandrmak iin ihtiya duyulan birletirme biimleri, s
rekli benzerlik ve uygunluk gsterir. Bilincin birliini ve ayn e
kilde saf bilgi bilincinin birlii gibi mitik bilincin birliini de kuran
unsurlar, ayn genel dnme ve seyir "form"landr. Bu bakmdan,
kendi belirli mantki yapsn ve kalbn kazanmadan nce, bu
formlarn hepsinin, mitik nitelikli bir n aamay geride brakm
olmalar gerektii sylenebilir. Astronomi biliminin izdii ekil
deki evren tablosunun, yani uzay ve uzaydaki cisimlerin dzeni ile
..
ilgili tablonun temelinde, ilk bata, mekanri ve mekandaki olayla
rn astrolojik seyri bulunmaktadr. Genel hareket retisi, saf me
kanik haline, yani hareket olaylarnn matematiksel tasviri haline
gelmeden nce, hareketin "nereden"lii sorusunu cevaplamaya a
lmtr. Bu reti, hareketi, mitik oluum, yani "ilk hareket" prob
lemine indirger. Say kavram, saf matematiksel kavram haline gel
meden nce, mekan ve zaman gibi mitik bir kavramdr ve ilkel mi
tik bilince henz yabancdr. Baka bir deyile, say kavram mitik
bilincin ileri ve yksek dzeyde ekilleniine temel oluturan bir
EJ kabul olarak ortaya kar. Say, saf l says haline gelmeden
uzun sre nce, sayya, "kutsal say" olarak hrmet edilmitir. Ve
bu hrmetin esintisi, bilimsel matematiin balarnda bile mevcut
tur. Soyut kabulde ise say, "arka arkaya gelme" ve "bir arada ol
ma'', "birbiriyle birlikte olma", okluk ve birlik ilikilerinin benzer
biimleridir; bu iliki biimleri ise, mitik ve bilimsel dnya akla
malarna da egemendir. Elbette bu kavramlarn hepsi, biz onlar mi
tik alana indirir indirmez, tamamen zel bir nitelik, adeta belirli bir
kendine zg "farkllama" zellii kazanr. Mitik bilincin iinde,

42 Kiplik kavramyla ilgili olarak bkz. L cilt s. 29 ff.

1 02
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ayr kavramlarn ayrdedilii, yani bu farkllama, ilk bakta sade


ce duyusal olarak anlalabilen, fakat geni biimde tannamayan
ve "kavranamayan'', tmyle bireysel bir ey gibi grnmektedir.
Bununla birlikte, bizzat bu bireysel olann temelinde, genel olan bir
ey bulunur. Apak bir incelemede grld gibi, belirli bir d
nme tipi, her bamsz kategorinin zgl ve zel nitelii iin
de tekrarlanr. Mitik dnmenin iyaps; yani mitik nesne bilinci
sisteminde, mitik gereklik tz ve nedensellik kavramlar eklinde
kendini gsteren temel iyap, srekli gze arpmaktadr. Bu iya
p, mitik dnmenin farkl oluumlarn da etkiler ve belirler; on
lara adeta kendi damgasn vurur.
Saf bilgideki nesne-ilikisi ve nesne-belirleme, sentetik yarg-
nn temel formuna dayanr: "yleyse biz, seyirin eitlilii iinde
sentetik birlii meydana getirince, nesneyi tandmz syleriz."
Sentetik birlik ise esas itibariyle sistematik birliktir: Onun kurulma-
s, herhangi bir noktada taklp kalmaz; tersine, btn mantki bir
iliki, yani bir "nedenler" ve "sonular" btn iinde yeniden
oluturmak iin, gittike deneyimin tamam kavranr. Bu sebep ve
sonular hiyerarisinde, onlarn inasnda, her bamsz grne,
her zel varolua ve olguya zel bir yer tahsis edilir. B u yer saye
sinde, grnler, zel varolular ve olgular dierlerinin hepsinden
ayrlr ve ayn zamanda dierleriyle ilikilenir. Bu durum, dnya
tablosunun matematiksel kavrannda, en ak ekilde ortaya kar.
Bu varln ya da olgunun zellii, burada, ona tam belirli ve ayn
karakteristik say deerleri eklenerek gsterilir. Fakat btn bu de
erler, karlkl olarak, elirli denklemler ve fonksiyonel ilikiler
vastasyla tekrar balanr; yle ki deerler, deimez bir l be
lirleme "sistemi", yasal dzenlenmi bir dizi tekil ederler. Mo
dem fizik, her zel olay drt mekan-zaman koordinatyla, x l ' x2,
x 3 , x4 ile vastasyla ifade ederek ve bu koordinatlarn deiimini en

1 03
E R N S T C A S S I R E R

son deitirilemez yasahlklara indirgeyerek, olgunun tmelliini


bu anlamda "yakalar". Buna karlk bu rnekten, balama ve ayr
mann, bilimsel dnme asndan niin iki farkl ya da tamamen
kart temel fiil olmad; tersine, bilimsel dnmenin, niin ayn
nitelikteki mantki sre olduu anlalr. Bu mantki srete ba
lama ve ayrma; zel olann apak ayrl ve btnn sistematik
birlii halinde zetlenii gerekleir. Ve bunun derin temeli, sente
tik yargnn kendi doasnda bulunur. nk sentetik yarg, anali
tik yargdan, gerekletirdii birlii soyut zdelik olarak deil,
farkl olanlarn birlii olarak dnmesiyle ayrlr. Sentetik yarg
nn iine yerletirilen her unsur, yalnzca "kendi kendinde olan" ve
mantken kendi kendinde kalan olarak deil, bir "bakas"yla ba
ntl olarak ilikilendirilmekle karakterize olur. Bu banty e
matik bir ifade haline getirelim: likinin unsurlarn a ve b, unsur
lar bir arada tutan banty R olarak adlandrdmz zaman, bu
trl ilikilerin hepsi, l bir blmlemeyi anlatr. ki temel unsur
(a ve b), unsurlarn iine yerleen iliki vastasyla ve iliki sayesin
de, bir dierinden ak ve seik biimde ayrlmakla kalmaz, ayn
zamanda iliki formu da (R) ilikinin iinde dzenlenen ierikler
karsnda yeni ve gerek bir ey anlamna gelir. liki formu, de
yim yerindeyse, ayr ieriklerin kendisinden daha baka bir anlam
zeminine aittir. Bu form bizzat zel bir ierik, bir zel ey deil, ge
nel ve saf dnsel bir bantdr. Bilimsel bilginin, grnlerin
"hakikati" olarak adlandrd ey, bu trden dnsel ilikilerde
temellenir: nk eer hakikat kendi somut varoluu iinde kabul
edilmeyip, dnsel bir iliki formuna, bu ekildeki mantki' ayrma
fiillerine dayand gibi, ayn zorunlulukla, mantki balanma fiil
lerine de dayanan bir iliki formu haline getirilirse, hakikatten, sa
dece grnlerin topyekun anlalm olur.

104
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

Mitos da "dnyann birlii"ni elde etmeye abalar ve bunun ge-


reini yaparken, tamamen belirli zeminlerde, yani kendi zihinsel

"doas"nn ona gsterdii yollarda hareket eder. Mitik dnme-

nin en alt aamalarnda, henz btnyle dorudan duyusal etkile-

re bal ve en temeldeki duyusal drt yaantsnn egemenlii al

tnda olan bilin aamalarnda, yani dnyay doast glerin ok

renkli bir eitlilii iinde ayrmlatran bysel kavrayta bile,

dzenlenmi bir yapya, bu glerin gelecekte ortaya kacak "or

ganizasyonuna" iaret eden ana niteliklere rastlanr. Ve mitos, da-

ha gelimi ekillendirmelere yneldike ve doa st gleri, ok

belirgin biimde, kendi bireyliine ve tarihine sahip olan tanrlar

haline getirdike, onlarn birbirine kar varln ve etkililiini de

ak biimde snrlar. Bilimsel bilgi, nasl yasalarn kademelenme-

sine, ast-st dzen olarak sistematik bir sebepler ve sonular dze-

nine ulamaya alrsa, ayn ekilde mitos da, gleri ve tanr bi

imlerini kademelendirmeye alr. Mitos, dnyay farkl tanrlara

dattndan ve insani etkinliin ve varoluun ok zel bir alann

ok zel bir tanrnn korumasna tahsis ettiinden, dnya, mitos

iin yava yava kolay anlalr hale gelir. Fakat byle olduunda,

mitik dnya tamamen bir btn halinde rlmesine ramen, sonu-

ta, seyrin bu btn, kavram btnnden -ki bilgi, gereklii bu

btnn iinde toplamaya abalar- tamamen baka bir nitelikte or-

taya kar. Burada, nesnel dnyay tamamen yasal ve belirli bir

dnya olarak ina eden formlar, dncede varolan iliki formlar

deildir. Mitosta her varlk, eriyerek somut-canl birlikler iine ka-

rr. Ve sonuta gzlenebilir hale gelen bu kartlk, en sonunda il-

ke baznda bir kartla dayanr. Mitik dnmede gerekleen her

tek tek birletinne, sadece btnde tam anlamyla ak ve grlebi

lirlie hale gelme nitelii tar. Bilimsel bilgi, unsurlar, sadece ay-

n eletirel temel fiil iinde ayrarak birbirine balayabilir; mitos

1 05
E R N S T C A S S I R E R

da, temas eden eyleri ayrmlamam biimde ve bir birlik halinde


bir araya toplar. Mitosun koyduu ilikiler yle biimlenmitir ki,
iliki kapsamndaki paralar, bu sayede karlkl dnsel balan
tya girdikleri gibi, aka birbiriyle zde ve ayn ey olurlar. Mi
tik anlamda birbiriyle sadece "temas eden" ey -bu temas mekansal
ya da zamansal bir-arada olu olarak veya henz ok uzaktaki her
hangi bir benzerlik olarak ya da ayn "snflara" veya "trlere" ait
lik olarak anlalabilir-, aslna baklrsa, ok-biimli ve ok-eitli
bir ey olmaya devam etmez; sz konusu ey tzsel anlamda bir
birliine sahip olur. Bu dn mitosun en aadaki aamalarn
da bile aka ortaya kar. Mesela bysel dnya kavraynn te
mel sistemi yle tasvir edilmitir: "Tek nesne bysel ilgiyi uyan
drnca, kendisi olarak apayr ekilde incelenemez; tam tersine, bu
nesne daima, zdeletirildii baka nesnelere aitlik iinde olur.;
yle ki, dtaki grn sadece bir rt, bir maske tekil eder."43
Mitik dnme bu genel nitelikleriyle, kelimenin gerek anlamnda
"somut" dnme olarak kendini gsterir. Bu dnmede ilgi oda
olan ey, daima kendine zg bir somutlama kazanr ve dier
eylerle kaynar. Bilimsel bilgi, apak ayrlan unsurlar zetleme
ye abalar; mitik dn ise, onun birbirine balad eyleri, en
sonunda birbiriyle rttrr. Mitik dnmede, -sentetik birlik
olarak, sonuta farkl olann birlii olarak- balamann birlii yeri
ne, burada, eysel ayn-trdenlik, yani rtme ortaya kar. Bu du
rum, ancak, mitik kavray iin temelde sadece tek bir iliki boyu
tunun, sadece tek bir "varlk zemini"nin olduu iyice dnlrse,
kavranabilir. Bilme fiilinde, saf iliki kavram, adeta birbiriyle ba
lanan unsurlar arasnda ortaya kar. nk iliki kavramnn ken
disi, bu unsurlarn dnyasyla ayn dnyaya ait deildir; sz konu-

43 Preuss, Die geistige Kultur der Naturvlker (lkel Halklarn Zihinsel Kltr), s. 1 3.

1 06
S E M B O L K F O R M L A R F E L S EFE S I I

su kavram, unsurlarla benzerlik tayan nesne tr varolua deil,


sadece zihinsel bir anlama sahiptir. Felsefe ve bilim tarihi, saf ba-
nt kavramlarnn sekinlii bilinci ilk ortaya kt zaman, bu
bilincin, yeni bir bilimsel zihniyet ana nasl temel oluturduu-
nu gsterir. Bu kavramlarn ilk gerek mantki nitelii, ite u kar
tl kesin unsur olarak aa karr: Seyrin ve dnmenin saf
"formlar"n, eylere veya duyusal grnlere uyan varolu bii
minden ayrmak iin, bu formlar bir 17 ov (olmayan) olarak, bir
var-olmayan olarak gsterilir. Mitos iin ise, varl, grnn
"hakikati"ni dolayl olarak temellendiren bir var-olmayan yoktur.
Mitos, sadece var olup dorudan etkili olan tanr. Bundan dolay,
mitosun kurduu bantlar, bant konusu olan eyleri ayran ve
birletiren dnsel balantlar deildir; tam tersine onun kurduu
bantlar, en benzemez ekilli olanlar da herhangi bir ekilde bir
birine yaptrabilen bir yaptrc niteliindedir.
Mitik dnmede mevcut olan bu, bant paralarnn somut
lamas veya cisimlemesini dzenleyen kendine zg ilke, bu d
nmenin tek tek tm kategorilerinde izlenebilir. Nitelik kategori
siyle baladmz zaman, mitik dnmenin para ve btn aras
na asla kesin bir snr ayrl yerletirmedii, mitik dnme a
sndan, parann, hem btn temsil ettii, hem de dorudan btn
olduu grlmektedir. Nitelii, sentetik iliki formu olarak kabul
eden bilimsel dn iin, oul eylerden biri, byklktr; yani
birlik ve okluk, kendi ilerinde, ayn zorunlulua sahip ve gerek
ten bantl olan unsurlar tekil ederler. Unsurlarn bir "btn"e
balanmas, onlarn kesin ayrlmln, unsurlar olarak onlarn
farkl olmalarn gerektirir. Bu balamda say, Pythagoraslar tara
fndan, ruhun iinde btn eylere uyan ve bylelikle eylere ilk
cismanilii dn olarak veren, snrl ve snrsz eylerin tm ili
kilerini ayran bir ey olarak tanmlanr. Her uyumun mmknl

107
E R N S T C A S S 1 R E R

gibi zorunluluu da, ite bu ayrla dayanr. nk "benzeyen ve


akraba olan eylerin bundan byle asla ahenge ihtiyac yoktur; bu
na karlk benzemeyen ve akraba olmayan ve benzemez ekilde
blnm olanlar, dnya dzeni iinde onlar bir arada tutabilecek

bir ahenk vastasyla birletirilmelidir." (Philol. fragm. 6; Diels.)

Mitik dnme, "ok renkli kark eylerin uzlamas ve farkl

eylerin bir arada uyumlu kullanm" demek olan byle bir ahenk
yerine, sadece parann btnle ayn dzeyde oluu ilkesini tanr.
Btn paraya, kendi tm rnitik-tzsel doasyla getii ve adeta

duyusal ve maddi olarak herhangi bir ekilde "sokulduu" iin, bu


anlamda paradr. Bir insann salarnda, trnaklarnda, elbisesinde

ve ayak izinde, o insann tm sanki ierilmi halde bulunur. nsa


nn geride brakt her izin, onun zerinde btn olarak etkide bu

lunabilecek ve onu btn olarak tehlikeye sokabilecek gerek bir


para olduu kabul edilir.44 Ve sadece bilfiil varolan deil, ayrca -
duyularmzdaki- saf dnsel ilikiler sz konusu olduunda da,
ayn rnitik "katlma" ilkesi geerlidir. Tr de, kuatt, yani nitelik
ya da birey olarak kendi altnda kapsad eyle, bu zeli mantki'

bakmdan genel ey olarak belirleyici iliki iinde bulunmaz; tersi


ne, tr, bu zel olan iinde, dorudan u anda vardr ve u anda
mevcut zel iinde yaayp etkili olur. Burada srf dnsel bir hi

yerarinin egemenlii yoktur; tek olann, trsel olarak ait olduu


kendi "kavram"na, gerek bir boyun eii hfilcimdir. Mesela tote
rnistik dnya tablosunun iyaps, neredeyse sadece, mitik dn

menin bu varolu niteliiyle kavranabilir. nk dnyann tamam


nn ve insann totemistik olarak blmleniinde, bir yandan insan

ile ey snflar, dier yandan belirli hayvan ve bitki snflar arasn


da, asla salt tam-denklik vuku bulmaz; tam tersine burada, tek tek

44 Bu konudaki rnekler iin bkz. s. 66 ff.

108
S EM B O L K F O R M LA R F E L S E FE S i l

bireyler kendi . totemistik byk atalarna bilfiil bal, hatta onlarla


zde olarak dnlr. Karl v.d. Steinen'n ok bilinen raporuna g
re, Kuzey Brezilya'daki Trumailer Bororos'u krmz papaanlar ol
makla verlerken, onlarn su hayvanlar olduklarn sylerler.45 n
k mitik dnme, bir "nshann" kendi cinsi veya tryle ilikisini
belirleme noktasnda, mantki altlama (subsumtion) ilikisi olarak
iaret ettiimiz ilikiyi tanmaz ve bundan dolay, bu dnceye g
re "benzer ey" sadece "benzer eyi" etkileyebildii iin, ilikiyi her
konuda nesnesel etki ve nesnesel bir eitlik ilikisi haline getirir.
Eer biz bu ilikiyi, niceliksel bak as altnda incelemek ye
rine, niteliksel bak as altnda incelersek; yani "btn" ile onun
"paralar" arasndaki iliki yerine, eyin kendi karakteristik "zel
likler"iyle ilikisini gz nne alrsak, o zaman ayn ey-durumu,
daha ak biimde ortaya kar. Burada da, bant halkalarnn
kendine zg ayn ezamanlln gzlemleriz: Mitik dnme iin
karakteristik zellik, "ey"deki bir belirlemeyi deil, sadece belirli
bir taraftan gzlemlenen eyin toplamn ifade eder ve bu eyi ken
di iinde tar. Bilimsel bilgi iin, eylerin iinde ortaya konan kar
lkl-belirleme, bilimsel bilgide, ite bu belirleme iinde uzlaan,
ama buna ramen yine de kaybolmayan bir kartla dayanr. @]
nk karakteristik zellikleri tayan zne, yani zelliklerin "ay
rrnlamad" tz, herhangi bir karakteristik zellikle dorudan
karlatrlamaz; somut bir ey olarak kavranamaz ve gsterile
mez; tersine o, "baka bir ey", bamsz bir ey olarak, her zel ka
rakteristik niteliin, hatta bu niteliklerin toplamnn da karsnda
bulunur. "linekler", burada, tzn bilfiil varolan eysel "paralan"

45 Kari v.d.Steinen, llnter den Naturvlkern Zentral-Brasiliens (Orta Brezilya lkel


Halklar Arasnda), Berlin 1 897, s.307. Bu "mitik katlm ilkesi" konusunda geni ve
arpc rnekler, zellikle Levy Bruhl 'da mevcuttur. Das Denken der Naturvlker
(lkel Halklarn Dnmesi), Ksm il.

1 09
E R N S T C A S S 1 R E R

deildir; tersine tz, ilinekleri bir dieriyle ilikilendiren ve birbi


riyle birletiren dnsel ara ve araclk oluturmaktadr. Mitos
iin ise, mitik dnmeyle kurulan birlik, tekrar salt ayn-trdenlik
iine karr. Her gerek olan ayn zemine sktran mitos iin, ay
n tz, farkl zelliklere "sahip" olmayp, bu ekildeki her zelle
me tz olur; yani tz sadece dorudan somutlama, direkt eysel
letirme iinde kavranabilir. Tm etkinliklerin ve ilikilerin, btn
srf somut ve kendine zg varlklarn bu nesnelletirmeyi nasl
sergiledii, daha nce gsterildi. (yukarda s. 69 ff.) Fakat nesne
letirmenin temelinde bulunan kendine zg dnme ilkesi, daha
nceden bilimsel dnmenin temel ilkesiyle birletiinde ve ona
nfuz ettiinde, doann yar-mitik bir "bilimini" ve dengesiz bir
karm simgesini bu ilkeyle birlikte rettiinde, bu ilke mitik dn
ya-fikrinin ilk aamalarnda kendini gsteren ilkeden daha net bi
imde ortaya kar. Nasl mitik nedensellik kavramnn zellii bel
ki en ak biimde astrolojinin inasnda gz nne getirilebiliyor
sa,46 ayn ekilde, mitik nitelik kavram da, simyann iyaps gz
nne alnnca, en ak biimde ortaya kar. Tm tarihsel geliimi
izlenebilen simya ile astroloji arasndaki akrabalk47, burada siste
matik olarak aklanm olur: Bu akrabalk, nihayetinde simya ve
astrolojinin, sadece ayn dnme formunun ak iareti, yani mi
tik-tzsel zdelik dncesinin iki farkl ortaya k biimi olma
sna dayanmaktadr. zdelik dncesi formu asndan, zellik
lerin beraberlii, farkl eylerin duyusal grnnde ya da onlarn
etki niteliinde mevcut benzerlikler, sadece farkl olanlar iinde,

46 Bu konuyla ilgili geni bilgi, Die Begriffsform im mythischen Denken (Mitik Dn


mede Kavram Formu) yazmda, s. 29 ff.
47 Bunun iin kantlar Kopp'ta, Alchimie (Simya), Heidelberg 1 866 ; ilaveten Edm. O.
V. Lippmann'da, Entstehung und Ausbreitung der Alchimie (Simyann Ortaya k
ve Yaygnlamas), Bertin 1 9 1 9., bulunmaktadr.

1 10
S EM B O L K F O R M L A R F EL S E F E S i l

ayn nesnel nedenin herhangi bir ekilde "ierilmi" olmasyla


aklanabilir. Bu anlamda, mesela, simya zel cisimleri, srf topla-
narak cismi oluturan basit temel niteliklerin bileimi olarak grr.
Her karakteristik nitelik, kendisi iin belirli bir asli-eyi temsil eder
ve bir araya getirilmi olann, empirik cisimlerin dnyas, bu asli
eylerin toplamndan ina edilir. Bu asli eylerin karmm bilen
kii, bundan dolay, bu eylerdeki deiimlerin smm da bilir ve bu
deiimleri sadece kavrad iin deil, ayrca onlar bamsz bi
imde ortaya karabilecek gce sahip olduu iin, eylere hakim
olur. O zaman simyac, ilk olarak cvadan suyu, yani hareketli ve
akc olma unsurunu, cvann gerekten mkemmel oluuna engel
olan unsuru uzaklatrmak suretiyle, bilinen cvadan "her eyi alt-
na eviren byl ta" elde edebilir. Daha sonraki grev ise, bu e
kilde elde edilmi olan cismi "sabitletirmek"ten, yani cismin ken
dinde tad gaz tr bir unsuru cisimden uzaklatrarak, bu cismi
akclktan kurtarmaktan ibaret olur. Simya, kendi tarihsel seyrinde,
zelliklerin sz edilen biimde toplann ve karln ok z-
gn ve gelimi sistem eklinde oluturmutur. Fakat bu dtan d
zenlemeler ve yceltmelerde, bu yntemin tam mitik kk aka
hissedilir. Her zaman ayrntl olarak yapld gibi, btn simya i
lemlerinin temelinde, zelliklerin ve durumlarn nesnel ayrlabilir-
lii ve tanabilirlii dncesi bulunmaktadr; o halde daha ilkel
evrede, mesela "amar olan" ile ilgili dncede, buna benzer bi
imde meydana kan ey, ayn dncedir. (bkz. yukarda s.72f)
Maddenin sahip olduu her zel nitelik, maddeye uygun olan her
form, maddenin gerekletirebilecei her trl etkililik, burada,
zel bir tz halinde, kendisi iin bir varlk halinde dayanak haline
getirilir.48 Modern bilim ve zellikle Lavoisier sayesinde kazand-

4" Bkz. ayrntlar iin, Eclm. 0.v Lippmann'n (zellikle s. 3 1 8 ff.) tasvirinin dnda,
zellikle Berthelot, Les origines de l ' Alchimie, Paris 1885.

111
E R N S T C A S S I R E R

formuyla modem kimya, simyann bu yar-mitik karakteristik


zellik kavramn, ilkesel bir deiime ve dnme yol aan soru
koymay kendine temel almak suretiyle aabildi. Kimya iin her
"ayrc zellik", yaln-ey deil, en yksek dzeyde birlemi bir
ey; asli ve gesel-ey deil, tretilebilir bir ey; mutlak bir ey de
il, tamamen greli bir eydir. Eletirel analiz, duyusal kavrayta
eylerin "ayrc zellii" olarak adlandrlan ve dorudan bu ekil-
de kavrandna ve anlaldna inanlan eyi, belirli bir etki nite
liine, zel ama, sadece belirli artlar altnda ortaya kan bir "tep
ki "ye dntrr. Bir cismin yanabilirlii, artk cisimde belirli bir
tzn mevcudiyetini, onun iinde flujistonun* mevcut olmasn ifa
de etmez; tersine, bir cismin su ya da herhangi bir asit karsnda
eriyebilirlii nasl onun davrann ifade ediyorsa, yanabilirlik de
cismin oksijene kar davran anlamna gelir. Tek nitelik, artk bir
ey-nitelii olarak ortaya kmaz; tersine tamamen snrl bir zel
lik olarak, nedensel zmleme yardmyla bir ilikiler sistemi ola
rak ayrmlaabilen bir ey olarak ortaya kar. Buradan ise, ayn za
manda, nedensel zmleme nitelikli dnme formu gelimedik
e, kart bir ey sonu olarak kmaz; "ey" ile "zellik"in kesin
ayrl hakikaten gereklemez; her iki kavramn kategorik alanla
r, birbiriyle yer deitirmek zorunda kalr ve nihayet zorunlu ola
rak birbirine geer.
Mitos ve bilgi arasndaki tipik kartlk, "benzerlik" kategorisin
de olduu gibi, "ayrc zellik" ve "para" ile "btn" kategorile
rinde de grlr. Duyusal etkilenimlerin kaosundan, belirli benzer
lik gruplarnn ortaya karlmas ve benzerlik-dizileri tekil edil-

* Cisimlerin iinde var olduu kabul edilen bir madde. Modem bilim yanma olaynn
gerek yapsn kimyasal olarak kantlayana kadar, yanma, bu maddenin cisimden
kyla aklanmaktayd. (ev.)

112
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

mesi yoluyla, bu etkilenimlerin kaosunun dzenlenii, mitik ve

mantki dnmede ortaktr. Mantki dnme, bu dzenleme ol

madan nasl kesin kavramlar yerletiremezse, mitos da bu dzen

leme olmadan srekli yaplar oluturamaz. Fakat mitosta, eylerin

"benzerlikler"inin kavran farkl biimde gerekleir. Mitik d

nme asndan, duyusal olgudaki her benzerlik, benzerliin orta-

ya kt rnleri mitik bir "cins" iinde toplamakta yeterlidir. B u

durum iin, "dtaki" tm geliigzel karakteristik belirtiler, ayn

ekilde geerlidir. Mitos iin, her alglanabilir eitlik ya da benzer-

lik, varln zdeliinin dorudan ifadesi olduundan, "iteki" ve

"dtaki"nin, "asl olan"n ve "asl olmayan"m kesin bir ayrl

yoktur. Bundan dolay burada, ayrlk ya da benzerlik, asla salt ba-

nt ve refleksiyon kavram deildir; onlar, mutlak etkili olduu

iin, mutlak gerek ey, reel bir gtr. "Benzerlik bys" deni-

len her byde, elbette benzerlik bysnn ismi dolaysyla aa

karlmaktan ziyade perdelenen, bu temel mitik dn kendini

gsterir. nk bizim salt bir "benzerlik", yani salt bir iliki grd

mz yerde, mitos sadece dorudan varolula ve dorudan imdi-


ki zamanla balantl olur. Mitos iin uzaklam ve mevcut olma-

yan bir eyi "gsteren" hibir iaret yoktur. Mitos asndan ey,

bizzat kendisinin bir parasyla birlikte mevcut olur; yani mitik

kavraya gre, btn olarak ey, ona benzeyen herhangi bir ey

mevcut olur olmaz, orada var olur. Mitik bilin, yamur yamas

iin yaklan ttn ubuundan ykselen dumanda, srf bir "sembol"

grmez. Bu bilin, duman, yamuru oluturmak iin salt bir vas-

ta olarak da kavramaz. Mitik bilin, dumanda, dorudan ve aka,

eylerin kendisine, yani buluta ve arzu edilen yamura sahip olmu

olmaktadr. Mitik bilincin bak asnda, srf mimiksel, yalnzca

iaret eden bir ey olmad iin, anladmz anlamdaki bir "ama-

ca uygun" eylem ngrlmeden, eylerin mimikseI olarak anlatl-

1 13
E R N S T C A S S 1 R E R

masyla, onlarn mlkiyetine sahip olunabilecei kabul, genel ve

bysel bir ilkedir.49 Teorik bilgi bilinci, benzerlik dizilerinin re

tilii ve benzerliklerin konumlannda da kendine zg mantki

ikili-nitelik gsterir: Bu bilin, bu noktada, sentetik ve analitik, ya

ni balayc/birletirici ve ayrc olarak hareket eder. Bundan dola


y benzer ieriklerde o, benzemezlik unsurunu, tam benzeyi unsu

ru kadar iyi vurgular. Hatta bu bilgi bilinci, trlerin ve cinslerin ser

gileniinde srf ortaklaaln belirgin hale gelmesini deil de, ayn

tr iindeki kademelenmenin, yani ayrlmann dayand ilkenin

daha ar bastn grrse, benzemezlik unsuruna zel nem ver

me eilimindedir. Bu durumda, bu iki eilimin birbiri-iinde-oluu,

mesela her matematiksel snf ve tr kavramnn i yapsnda kant

lanabilir. Matematiksel dnme, daireyi ve elipsi, parabol ve hi

perbol bir kavram altnda toplad zaman, bu zetleme, daha zi

yade duyusal olarak baknca, benzemeyen nitelikleri daha fazla

olan ekillerin birtakm benzerliklerine dayanm olmaz. Fakat bu

benzemez-biimliliin ortasnda, dnce, btn bu rnleri "ko

nik kesitler" olarak belirlemek suretiyle, yaanan bir birlii, yani

kurma ilkesinin birliini kavrar. Bu ilkenin ifadesi, ikinci dzenin

erilerini dzenleyen genel "formller", bu rnlerin isel farkl


lklarn tam olarak ifade ettii gibi, ayn ekilde onlarn ilikisini

de ifade eder. nk bu forml, geometrik bir formun, belirli nice

liklerin basite deiimiyle, dieriyle nasl ilikiye getiini gste

rir. Geii belirleyen ve dzenleyen bu ilke, teorik bilgide, kavra

mn ierii asndan, birlikte olma durumunun konumlanndaki

kadar zorunlu ve gerek anlamda "kurgusal"dr. Geleneksel kav-

49 Kantlar ok zengin miktarda Frezer'da, The Goulden Bough 1 ve il: The Magic Art
and the Evolution of kings; bulunur. Preuss'a da bkz. Die Geistige Kultur der Natur
vlker, s. 29 ve yukarda s. 49 ff.

1 14
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ram retisinde, mantki snf ve cins kavram, allm olarak "so


yutlama"yla oluturulur; soyutlamadan da, sadece, ieriklerin ok
luunun uyum iinde olu biiminin belirlenmesi anlalr. Bu du
rum ise, nedensel dnme fonksiyonunun yalnzca tasarmlarn
"armnda" ve birbirine balannda kesinlemesini anlatr.
Btn bunlar, tek tarafl olmay ifade eder. Dier durumda ise, hem
verili ve birbiri karsnda kesin ekilde snrlanm olan ieriklerin
birbirini tamamlayc olarak balan, hem de bu snrlama fiilinin
ncelikle dnmede gerekletirilii sz konusudur. Ve burada
mitos, "soyutlama" ve "belirleme"nin, mantki st ve alt kademe
anlamnda "cins"in ve "tr"n, "birey"in bu ayrlnn ve snrla
nnn, kendine yabanc olduunu tekrar ortaya koyar. Mitos her
parada btne sahip olduu gibi, ayn ekilde, cinsin her rnein
de, cinsin kendisine dorudan sahiptir ve cinsin rnitik "iaretle
ri"nin toplam, yani cinsin mitik glerinin toplam da kendi nne
serilmitir. Bu nedenle mantki tr tekilinde, zel olan, yaygn bir
ilkeden ortaya kartlr, birletirilir ya da ayrlr; mitos ise, tek ola
n bir semboln, mitik bir yapnn birlii iinde toplar. "Paralar",
"nshalar" ve "suretler" bu ekilde birbiri iinde geliir gelimez,
artk onlarn ayrlmas sz konusu olmaz; tam tersine, onlarn s
rekli birbirine gemesini mnkn klan tam bir ilgisizlik vardr.
Fakat mantki ve mitik dnme formunun bu snrlarla ayrl
masyla, btn olarak mitosun anlalmas ve onun doduu zihin
sel temel tabakaya gz atlmas giriiminde, neredeyse hibir baa
r kazanlmam gibidir. Mitosu kendi dnme formundan doru
anlamay denersek, acaba bu, bir petitio principii* arama anlamna
gelmez mi? Bu giriim mitosun yanl biimde akllletirilmesiyle
sonulanmaz m? Byle bir formun mevcudiyeti kabul edilirse, bu

Kantlama ilkesi

115
E R N S T C A S S I R E R

form, mitik olann nvesini kuatan ve onu bu kuatlmlk iinde


tayan dtaki grn anlamna gelmez mi? Mitos, seyrin bir bir
lii, yani "karmsal" dmnede deneyimlenen tm farkl durum
larn ncesinde ve temelinde bulunan sezgisel bir birlik anlamna
gelmez mi? Elbette bu seyir formu, henz, mitosun doduu ve ona
srekli yeniden yaama durumu baheden son tabakay iaret et
mez. nk mitik olanda, asla pasif bak, eylerin sakince gz
lemlenii sz konusu deildir; tersine burada, bir tavr alma ve bir
isteme ve duygulanm fiilinden hareket eden deruni bir bak ba
lar. ayet mitos kalc rnler halinde younlar ve "nesnel" bi
imler dnyasnn sabit evre izgisini nmze sererse, bu dnya
nn anlam, biimlerin arkasnda yatan ve bu biimleri ilk bata
meydana getiren yaant duygusu dinamiini anladmz zaman,
bizim iin kavranabilir hale gelir. Sadece, bu yaant duygusu iten
doru canland ve kendini sevgi ve nefret, korku ve mit, sevin
ve znt yoluyla aa vurduu zaman, mitik hayal gcnn co
kusu gerekleir ki, bu coku bu hayal gcnden belirli bir tasarm
dnyas meydana getirir. Buradan ise, mitik dnme formlarnn
btn niteliklerinin, sadece arac olan ve tretilen bir ey konumu
na oturduu; formlar eksik ve yarm kald srece, mitosun dn
me formundan hareketle, mitik seyir ve yaama fonnuna nfuz edi
lemeyecei sonucu kar. Ancak bu formlarn bir dierinden asla
ayrlmamas ve en ilkel rnlerden en yksek dzeyli ve en saf mi
tik biimlere kadar birbiriyle karm halde bulunmalar, mitik
dnyaya, kendine zg birliini ve zel niteliini verir. Mitik dn
ya da, "saf seyir"in temel fonnlarna gre biimlenir ve dzenlenir;
nesnelerin "bir arada oluu", birlii ve okluu ile olaylarn sonu
cu ayrlm durumda bulunmaktadr. Saynn, zamann, mekann
mitik seyri -ki onlar bu seyirle oluur-, nesne dnyasnn teorik in
asnda ve teorik dnmede yer alan say, zaman ve mekan anla-

1 16
S E M B O L K F O R M L A R FEL S E FE S I I

mna gelen eyden, ok karakteristik snr izgileriyle ayrlmtr.


Bu snr izgileri, eer teorik bilgiyi oluturan dnmedeki gibi
mitik dnmede de rastladmz dolayl blmlemeler, kendisin
den dolayl blmlemelerin doduu bir ilk-blmleme niteliine
dayandnlabilirse, sadece o zaman apak biimde oluabilir. n-
k mitos da byle bir zihinsel "krizi" kabul eder; mitos da ncelik-
le bilincin btnnde bir ayrlma gereklemesiyle oluur. Bu ay
rlma vastasyla, bundan byle dnya-btnnn seyrine ve onun
farkl anlam tabakalarna paralanmasna yol aan bir ayrlk kar-
r. Bu ilk ayrlma, daha sonraki tm ayrlmalarn nvesini iinde
tar; daha sonrakiler, bu ilk ayrlma vastasyla snrlanm ve ege
menlik altna alnm hale gelirler. Ve sonuta mitik dnmenin
zel nitelii deil de mitik bak ve yaama duygusunun zel nite-
lii, bu ayrlma iinde gsterilebilir.

117
KNC BLM
SEYR (GR) FORMU OLARAK MTOS
MTK BLNTE MEKAN VE ZAMAN DNYASININ
NASI VE DZENLEN

1. Ksm
Temel Karthk
Dnya tablosunun teorik olarak inas, bilincin ilknce "gr-
n" ile "gereklik", salt "alglanm" ya da "tasarlanm" olan ile
"gerekten varolan", "znel olan" ile "nesnel olan" arasnda aka
ayrm yapabildii noktada balar. Bu noktada, hakikat ve nesnelli-
in kstas olarak, sreklilik, mantki deimezlik ve mantki yasa-
llk unsuru kullanlr. Bilincin her tek ierii bu tmel yasallk ta
lebiyle ilikilendirilir ve onunla llr. Bylece varln ereve-
si ayn konumlanr; greli-akan ey greli-srekli eyden, tesadfi
ve bir kerelik olan genel-geerli olandan ayrlr. Belirli deneyim
unsurlar, zorunlu ve temel oluturan, btnn yapsn tayan is
kelet olarak ortaya kar. Dier deneyim unsurlar ise, sadece ba
ml ve kendilerine dolayl bir varolu tahsis edilmi olarak mev
cutturlar; onlar sadece, eer zel ortaya k artlar gereklemi-
se "var" olurlar ki, bu ortaya k artlar dolaysyla, bu unsurlar,
belirli bir ereveyle, varln bir kesitiyle snrlanrlar. Bylece te-
orik dnme, mantki eyliin, adeta mantk! "deerlilik"in belirli

119
E R N S .T C A S S 1 R E R

farkllklarn, verili olana srekli olarak yerletirmek suretiyle ge


liir. Bu noktada ona hizmet eden genel kstas ise, bu dnce tara

fndan en stteki postlat, yani ilk dnme ilkesi olarak ortaya ko

nulan "temeldeki nerme"dir. Bu nermede, bilginin karakteristik

"kiplii" ve ilk bataki varlk sistemi ifade edilir. "Bilme", duyum

lamann ve alglamann dorudanlndan srf dnlm "ne

den"in dolayllna ilerlemeyi gerekletirmek ve duyusal etkile

rin basit varoluunu "neden" ve "sonu" tabakalar halinde birbirin

den ayrmak anlamna gelir.

Grld gibi, byle bir ayrlma ve tabakalama mitik bilince

tamamen yabancdr. Bu bilin, dorudan etki altndadr ve bu etki

lenim iinde yaar; bu etkilenimi bir baka etkilenmeyle karlatr

madan, kendini ona teslim eder. Etkilenme, mitik bilin iin srf

greli bir ey deil, mutlak bir eydir. O, sadece kendi artna ba

ldr ve kendi artndan baka bir "vasta"yla olumaz. Sz konusu

etkilenme srf kendi varoluunun younlamasyla, kar konulmaz

zorlayclk yoluyla kantlanp doruluu onaylanr ve bu zorlayc

lk.la bilince kendi damgasn vurur. Dnme, kendi "nesnesi" ola

rak nesnellik ve zorunluluk talebiyle karsna kan eye aratrc

ve sorgulayc, phelenen ve snayan ekilde davrand ve bu ey,

kendi normlaryla dncenin karsnda bulunduu halde, mitik

bilin bunun gibi kart konumlamay tanmaz. Bu bilin, nesneye,

sadece nesne tarafndan derin biimde etkilenerek "sahip olur". Mi

tik bilin, nesneyi gelitirerek ve kendisi iin ina ederek mlkiye

tine geirmez; tam tersine bu bilin, nesneye kendini kesin biim

de ve tam olarak kaptrm haldedir. Burada, nesneyi, dnerek

kuatma ve sebep ile sonularn karmak btnln dzenleme

anlamnda kavrama istei bakim deildir. Mitik bilinte sadece


nesne vastasyla basit duyusal uyarlmlk vardr. Fakat ite bu

younlama, yani mitik bilin iin mitik nesneyi orada var klan bu
dorudan zorlama, ayn ekilde ve ok benzer biimde tekrarlanan,

1 20
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E FE S I I

eylerin srf arka arkaya geliinden ortaya kar. Eer mitik bilin,
nesneyi, zorunlu bir yasa ve kural emasna balamak yerine, sade-
ce kendisine-ait-olan bir ey gibi yakalar ve onunla dolarsa, nesne-
ler, karlatrlamayan ve kendisi olan bir ey olarak ortaya kar.
Nesne adeta bireysel bir atmosfer iinde yaar; o bir kerelik bir ey-
dir ve sadece kendi biricikliinin bu bir kereliinde, kendi dorudan
burada ve imdisinde kavranabilir. Ve elbette dier taraftan, mitik
bilincin ierikleri balantsz ayrntlara karp kaybolmaz; tersine
ieriklerin iinde, mantki kavramn genelliinden tamamen baka
nitelikte ve baka kaynaa bal bir genel-ey egemendir. nk
mitik bilince ait olan tm ierikler, zel nitelikleri vastasyla tekrar
bir btn halinde birleirler. Onlar, kendi iinde btnlemi bir
dnya tekil ederler ve adeta, genel empirik varoluun, allm ve
olaanln dizisinden ortaya kmalarn salayan genel bir ince ay-
rma sahip olurlar. Bu ayrlk zellii, bu "birlikte olmama" nitelii,
rnitik bilincin tm ierikleri iin olduka nemlidir. Mitik bilin ie-
rii, en aa seviyeden en yksek aamalara kadar, byy pratik
ve bu nedenle yan-teknik olarak anlayan bysel dnya kavrayn-
dan, dinin, iinde her mucizenin en sonunda diru ruhun bir mucize-
si eklinde ayrt en saf karakteristik belirtilerine kadar izlenebi-
lir. Mitik ve diru bilincin tm ieriklerini birbiriyle balayan ey, bu
kendine zg "aknlk" eilimidir. Bu ieriklerin hepsi, srf kendi
varolular ve dorudan zellikleri iinde, sr niteliine sahip olan
bir esinti tarlar. Ve ite bu i-ie-olma, nihayetinde aa vurma ve
perdeleme olan bu esinti, mitik-diru ierie kendi temel niteliinin
damgasn vurur; bu ierie "kutsallk" niteliini verir. 1

1 En bata gelen bir dini kategori olarak kutsallk kavramyla ilgili geni bilgi iin bkz.
Rudolf Otto, Das Heilige. ber das lrrationale in der ldee des Gttlichen und sein
Verhaltnis zum Rationalen, (Kutsal. lahi Varlk Fikrindeki Aklst ve Onun Akli
Olanla likisi zerine), Gttingen, 1 9 1 7

121
E R N S T C A S S I R E R

Biz bu temel nitelii, onu hi karmam olarak bulduumuz


yerde, yani sz konusu niteliin, henz baka zihinsel anlam ve de
er nanslarna, zellikle de ahlaki belirlemelere nfuz etmedii
yerde ararsak, bu temel-niteliin ifade ettii ve mitik dnyann in
as iin tad anlam, belki en ak biimde ortaya kar. lk ba
taki mitik duygu asndan, "kutsal olan"n gc ve anlam, hibir
zel alana, tek varlk-alanna ve tek deer-sferine ait deildir. Bu
noktada, sz konusu anlamn aka biimlenii, daha ziyade varo
luun ve olup bitenin dorudan topyeknl ve somutlamas;
tam yeterli-mevcudiyetidir. Burada keskin snrlar; adeta dnyann
mekansal olarak "bu taraf' ve "br taraf' eklinde, "emprik" ve
"akn" alanlara ayrld snrlar yoktur. Kutsal ile ilgili bilinte
gerekleen ayrm, saf nitelikseldir. Anlatlan kutsallk nitelii zel
mitik-dini bak asna yerleip allm olay ve etki erevesinde
hapsolmu halde kalmaz ve mitik "ilgi"yi, herhangi bir ynden et
kileyip ok gl biimde harekete geirince, ok sradan btn va
rolu-ierikleri de, belirtilen kutsallk niteliini elde edebilir. "Kut
salln" ayrc zellii, bundan dolay, asla en batan belirli nes
neler ve nesne gruplaryla snrlanmaz; her "genel-geerli" ierik,
birdenbire bu ayrc zellikten pay alabilir. Belirli bir nesnel zel-
lik deil, belirli bir dnsel ilikilenmilik bu ayrc zellik yo
luyla gsterilir. Mitos da, "ilgisiz" varln iine, fark gzetmeden
belirli ayrmlar sokmakla ve varl farkl anlam evrelerine tek
tek yerletirmekle balar. O, bilin ieriklerinin tek dzelik ve ayn
trdenliini kesintiye uratmak ve bu tekdzelik iine belirli "de
erlilik" farkllklarn yerletirmek suretiyle, form ve anlam verici
olarak ortaya kar. Her varlk ve olay, "kutsal" ve "dnyevi" kar
tl iinde ele alnr ve bu ele alta onlara yeni bir ierik kazan
dnlr. Onlarn en batan basite "sahip" olmadklar bu ierik de,
onlara, deruni-bak formu ve mitik "aydnlatma" iinde verilir.

1 22
S E M B O L K F O R M LA R F E L S E F E S I I

Mitik dnmeye bu genel ayrntl-deerlendirmelerle yakla


ldnda, onun iindeki belirli temel olgular, son on yldaki em
pirik mit aratrmalar ve karlatrmalarnn hep farkl alardan
iaret ettii belirli ayrlmalar ve tabakalamalar aydnlanr. Codrin
ton'un Melanezyallar'la ilgili mehur eserinde, "mana" kavramn,
ilkel mitik dnmenin ekirdek kavram olarak iaret etmesinden
itibaren, bu kavram etrafnda gruplanan problemler, gitgide etnolo
jik, sosyal psikolojik ve sosyolojik incelemelerin merkez noktasna
yerlemitir. Saf ieriksel incelemede, Melanezyallar ve Polinez
yallar*ca "mana" iinde ifade edilen tasarmn, deiik biimlerde
yeryzne yaylm olan baka mitik tasarmlarla da, ona tam denk
decek karla sahip olduu grlmektedir.. Kuzey Amerika'da
ki Algonkin** kabilelerinin Manitusu, Irokesenler'in Orendas, Si
yular'n*** Wakandas mana-tasarm konusunda yle kapsayc ve
arpc paralelliklere sahiptir ki, burada, gerek mitik temel dn
ce yakalanm gibi grnmektedir.2 Mitik dnmenin fenomeno-
lojisi bile, bu nedenle, bu tasarmda, srf mitik bilincin ieriinin
deil, daha ziyade bu bilincin tipik formlarndan birinin, hatta bel-
ki onun en temel formunun ifade edildiine iaret eder. Bu durum-

Avustralya'nn kuzeyinde, Yeni Gine civarndaki takmadalarda yaayan kabileler.


(ev.)
Kuzey Amerika'da Atlas Okyanusu ile Kayalk dalar arasndaki geni topraklarda
yaam yerli kabilelere verilen ortak ad. (ev .)
Kuzey Amerika'da bu blgenin batsnda, Atlantik blgeleri ve Aa Missisippi'de
yaam olan yerli halk. (ev)
2 Mana kavram zerine ok zengin kaynaklar ( 1 920'ye kadar) zenle toplanmtr ve
eletirel olarak Fr. Rud. Lehman tarafndan, daha nceden iktibas edilen ayrntl mo
nografilerde tartlmtr. (yukarda s. 74) Algonkinlerin Manitu'su ile ilgili olarak
bkz. Jones, The Algonkin Manitou, Joum. of Amer. Folklore, X VIII; Irokesenlerin
Orenda's iin bkz. zellikle Hewit, Orenda and a definition of Religion, Americ.
Anthropologist, New. Ser. iV ( 1902), s. 33 ff. ; Wakanda iin Mc. Gee, The Siouan
ndians, XV. Ann. Report of the Bureau of Ethnol. Washington, 1 898. Beth'e de ba
klabilir; Religion und Magie bei den Naturvlkern, Ein religiongeschichtl. Beitrag
zu den Anfangen der Religion, ( lkel Halklarda Din ve By, Dinin Balanglar
zerine Dinler Tarihi Makalesi), Leipzig 1 9 1 4, s. 2 1 1 ff.

1 23
E R N S T C A S S I R E R

da, farkl aratrclar mana-tasarmn, mitik-dini dnmenin bir

kategorisi gibi, hatta dini ilk kategori gibi ele almaya yneldiler.3

Sz edilen tasarm, ona olumsuz ynelim iinde karlk gelen ve

yakn akrabas olan "tabu" tasarmyla balannca, mitik-dini bilin

cin ilk tabakas, bu iki kutuplu kavramlarla adeta apak hale gel

mi gibi grnmektedir. Mana-tabu-tanmlamas "dinin en alt d

zeyde tanmlamas", yani dinin birincil kurgusal artlarndan biri

olarak grlr.4 Fakat bununla, mana-tasarmnn erevesi ne ka

dar geniletilirse, bu tasarmn ak ve net olarak belirlenmesi de o

kadar glk tar. Mana tasarmnn anlamn, mitik dnmenin

"kayna" ile ilgili farkl hipotezler kurarak kavrama denemeleri,

hep ok yetersiz olmutur. Codrington Manay, esasen "zihinsel bir

g" (spiritual power), ayrca bysel ve doast g (supematu

ral power) olarak karakterize edilen bir g eklinde alglar. Fakat

mana-kavramn en sonunda ruh kavramna geriye gtrmeyi ve

onu bylelikle animizmin temel kabullerinden hareketle yorumla

may ve aydnlatmay denemek, salkl olmamtr. Mana-kelime

sinin anlam ne kadar ak/net belirlenir ve bu tasarmn ierii ne

kadar yetkin biimde snrlanrsa, bu anlam ve tasarmn, baka bir

tabakaya, yani mitik dnmedeki n-animistik yapya ait olduu

da o kadar ak biimde grlr. ekillenmi bir ruh ve kiisellik

kavramnn henz sz konusu olamad ya da en azndan fiziksel

ve psiik olan, dnsel-kiisel ve kiisiz varlk arasnda bu tr ke

sin snr ayrl olmadnda, mana kelimesinin, kendi gerek an-

3 Mesela Hubert ve Mauss tarafndan, mana-kavram mitik dnmenin temel katego


risi olarak ilenir. Esquisse d'une theorie generale de la magie. Annee Sociologique
1902/03.
4 Bkz. zellikle Marett, The Taboo-mana Formula as a Minimum Definition of Reli
gion. Arch. fr Religionwiss., Bd. 1 2, 1909 ve The Threshold of religion, London
1 9 1 4, s. 99 ff.

124
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

lamna uygun olarak kullanld gzlemlenmektedir.5 Bu kulla- j ooj


mm, ekillenmi olan mantki ya da mitik dnmenin kart olan

dnme biimleri karsnda da, kendine zg bir ilgisizlik iinde


varln srdrr. Bylece bu kullanmda, zellikle madde ve g
tasarmlar arasnda asla kesin snrlar grlmemitir. B undan dola-
y ne manay yaln ekilde by tz olarak kavrayan "tzsel" te-

ori, ne de g kavramna, sebep olma ve yapabilmeye vurgu yapan

"dinamik" teori, mana kavramnn gerek anlamn ortaya koyabil-


mi ve tam olarak ele alabilmitir. Bu kavramn genel anlam, daha

ziyade onun kendine has "akkanl"nda; bizim kavraymzda


aka ayrlan belirlemelerin, onda birbiri-iine aknda ve birbiri

iine gemesinde yatmaktadr. Burada, grne gre, "zihinsel"

varlktan ve glerden konuulduunda da, her ikisi arasna tama-


men maddi nitelikli tasarmlar sokulmu olmaktadr. Bu aamalarn

"ruhu", sylendii gibi, "doal ile doast, bilfiil varolan ile d


ncede olan, kiilerle baka varlklar ve varolular arasnda farkl-

lk olmadan, kesinlikle belirsiz bir hareketle ilgili"6 olmaktadr.


Bundan dolay, mana-tasarmnn olduka srekli biricik nvesi
olarak, geride sadece, "ortak olmayan"n, yani allmam ve ola
anst olann etkisi kalm gibidir. Burada, asl olan, bu belirle-

5 Mesela fiziksel herhangi bir ey, "ruh"un ya da "eytan"n mekan olarak grlmek
sizin, sadece herhangi bir zel nitelik, yani kendi nicelii vastasyla, allmn ve
"ortak olan"n evresinden ortaya kar kmaz, maa olarak grlebilir. Dier taraf
tan, her ruhsal eyin bu ekilde "mana" olarak kabul edilmesi asla sz konusu deil
dir. llerin ruhlar, mana ile donatlm deildir; tersine, yaama zamannda mana
ile donatlm olan llerin ruhlar -ki onlar zel gler vastasyla iaretlenmiler
dir- manaya sahiptir; onlarn ansna llerin peinde olunur ve llerden korkulur.
Ayrntl bilgi Codrington'da; The Melanesians ( 1 89 1 ), s.253.
6 Crawley, The idea of the soul ( 1 909); Edvard Lehmann'n alnts, Die Anfange der
Religion und die Religion der primitiven Vlker (Dinin Balanglar ve lkel Halk
larn Dini) (Kultur der Gegenwart, T. !, Abt. III, 2. bs. Leipzig 1 9 1 3, s. I S . ) (Eserin
100. sayfasnda metin iinde dipnot numaras olarak 1 olmasna ramen, dipnot met
ni ksmnda metindeki numara ( 1 ) deildir; bu sayfada sadece 2 ile numaralandrl
m dipnot metni vardr. Bu durum numaralandrmada bir hata olarak deerlendiril
mi, 2 nolu dipnot metni, asl metinde ( 1 ) rakam ile atfta bulunulan dipnot olarak
kabul edilmitir. (ev.)

1 25
E R N S T C A S S I R E R

menin tad ey deil, ortak olmayann kendisinin bu nitelikteki


belirleniidir. Mana-tasarm, kendisine olumsuz anlamda karlk
gelen tabu tasarm gibi, olaan varoluun, allm zeminde geip
giden olay tabakasnn karsna, ondan ok farkl olan baka bir ta
bakay koyar. Burada, eylerin allm geiinde grlen ller
den daha baka ller geerlidir; burada eylerin geiinde kendi
ni gsteren mrnknlklerden daha baka mmknlkler, baka
gler ve etkileme biimleri egemendir. Fakat ayn zamanda bu
dnya, srekli tehdit edici, bilinmeyen ve insan kapda karlayan
tehlikelerle doludur. Buradan, tabu tasarm gibi mana tasarmnn
ieriinin de, saf nesnesel inceleme asndan hareketle hibir za-
J man tam olarak kavranamad anlalmaktadr. Mana ve tabu, be
lirli nesne snflarnn adlandrlmasna hizmet etmez; tam tersine,
onlarda sadece, mitik-bysel bilincin nesnelere yerletirdii ken
dine zg bir vurgu ifade edilir. Varln ve olgunun tamam, bu
vurgu vastasyla, mitik olarak anlaml ve nemli bir alan, yani mi
tik ilginin balanp canlandrd ve greli genel-geerli yapt ey
haline gelir. Dilin temeli olarak nlem gsterilebilirken, bundan
dolay, mitosun ve dinin "temeli" olarak, tabu-mana forml gs
terilse bile, ayn gerekelerden hareketle onun hakll ve haksz
l iddia edilebilir. Gerekte, tabu ve mana kavramlarnda, mitik
bilincin -deyim yerindeyse- birincil nlemleri sz konusudur. n
lemler henz bamsz anlam ve temsil fonksiyonuna deil, mitik
duygulanmdakiyle ayn yalnlkta heyecan-seslerine sahiptir.7 Bu

7 zellikle Algonkinler'in Manitu'suyla ilgili olarak, tasarm ve hayal gcne yeni ve


allmn dndaki herhangi bir ey vastasyla eriildiinde, bu ifadenin kullanl
masndan bahsedilir: Balk avlamada, ilk kez o ana kadar bilinmeyen bir balk tr
yakalanr; bylece onun iin hemen "Mwitu"nun ifadesi kullanlr. (S.Maret, The
threshold of religion, s. 2 1 ; Sderblom'a da bkz., Das Werden des Gottesglaubens.
Untersuchungen ber die Anfange der Religion. Leipzig, 19 16, s. 95 f.) (Tanr nan
cnn Oluumu, Dinin Balanglar zerine Aratrmalar). Siu'lardaki wakai ve wa"
kanda ifadeleri, etimolojik olarak da hayret nlemine dayanyor gibi grnmektedir.
Brinton, Religions of primitive peoptes, s. 6 1 .

126
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

nlemler, bilimsel bilgiyi ve "felsefe"yi olduu gibi, ayn ekilde


mitosu da balatan hayrete, JaumazE in (aknlk) 'a iaret ederler.
Salt hayvani nitelikli korku, ikili sistem iinde hareket eden, kart
nitelikler!e, yani mit ve korkuyla, ekinme ve hayranlkla karm
olan hayret haline geldii ve duyusal heyecan bu ekilde ilk kez d
ar k yolu bulduu ve ifade kazand iin, insan bununla, yeni
bir zihinselliin eiinde bulunmaktadr. nsann bu gerek zihin
sellii, artk, "kutsal"n dncesinde yansm ekliyle kendini
gsterir. nk kutsal ey, daima mutlak ulalmaz bir nitelikte,
mysterium tremendum* ve mysterium fascinosum* , yakn ve uzak
ya da gvenilen ve korkulan ey olarak ortaya kar.8 Bu ikili nite
lik, kutsaln, empirik ve "dnyevi" varolutan belirli bir ekilde ay
rlmak suretiyle, bu varolu biimlerini net olarak ortaya karma-
sna deil; tam tersine, kutsaln, gelierek empirik varolua nfuz l o2J
etmesine ve onun, kendisi karsndaki konumlannda, kendisine
kart durumda olan bir oluum haline gelmesine yol aar. Genel
"tabu" kavram ve tek tek tabu-kurallarnn somut mevcudiyeti, bu
oluuma giden yoldaki ilk admlar gsterir. Tabu kavram ve ku
rallar, iradenin ve duyusal gdnn yklendii ilk snrlamay
olumsuz anlamda ortaya koyar. Fakat bu olumsuz snr, olumlu s-
nr koyma ve ekil vermenin n artm ve nvesini kendi iinde ta-
r. Bu noktada, iinde ilk mitik ekil vermenin hareket ettii sis-
tem, manevi bilincin dier temel sistemlerinden net biimde ayrl-
m olmaktadr. Mantki ya da ahlaki deerliliin bu trl temel
ayrmlar olduu gibi, mitik "deerliliin" de kendine ait farkllk-
lar vardr. lk bataki mitik "kutsallk" kavram, ahlaki "saflk"
kavramyla o kadar az rtr ki; her ikisi birbiri karsnda dikkat

' Mthi gizem


" Cezbedici gizem
8 Kutsaln bu ikili nitelii, Rudolf Otto tarafndan ok net biimde vurguland. (Bkz.
yukarda s. 95)

1 27
E R N S T C A S S 1 R E R

ekici bir kartlk, kendine zg bir gerilim iine debilir. Mitik

ve dini anlamda kutsallatrlm olan ey, bylelikle yasaklanm


bir ey, bir korku nesnesi; sonuta "temiz olmayan" bir ey haline

gelmi olur. Latince'deki "sacer" ya da Greke'deki ayocieCJ,


ci(ecraa her ikisi de lanetlenmi ve yasaklanm bir eyi olduu gi

bi, kutsal, herhangi bir ekilde "kutsanm" ve ortaya konulmu

eyi iaret ettikleri iin, bu kelimelerde, ikili anlam, yani anlamla

rn bu kendine zg "iki deerlilik"i ifade edilir.9

imdi ise, bu temel mitik bilin sisteminde, bilinte kutsal ile

dnyevi, kutsanm ile kutsanmam arasnda gerekleen ilk-par

alanmann, niin asla bamsz ve zel llerdeki "ilkel" oluum

larla snrl halde kalmadn, sz konusu paralanmann, en geli

mi bilin biimlerine kadar varolmaya nasl devam ettiini ve var

ln nasl doruladn izlemek gerekir. Mitosun kapsad eyle

rin hepsi, bu ayrla dahil edilmi gibidir; dnyann btn her ne

kadar mitik olarak biimlenmi btn eklinde grlse de, bu ayrl

ma adeta bu btne nfuz etmi ve yaylmtr. Mitik dnya kavra

ynn btn tretilmi ve dolayl formlar, ok ve eitli ekilde

l 031 biimlenmi zihinsel zirveler olarak kalrlar. Mitik yaant formla


rnn tm zenginlii ve dinamiklii, kutsal kavramnda sz edilen

varolu "kabul"nn tam olarak etkili olmaya balamasna ve geli

erek bilincin yeni alanlarn ve ieriklerini etkisi altna almasna

dayanr. Bu gelime izlendiinde, mitik ve empirik nesne dnyala

rnn inas arasnda apak bir benzerliin mevcut olduu grlr.

Her ikisinde de, olgularn soyutlanlarn ama, tm tek ve zelle

rin "btn halinde dokunmu olduklar"n kavrama sz konusudur.

9 Bu konu ile ilgili olarak bkz. Sderblom'da, Hasting'in Encyclopedia of Religions


and Ethics (C. Vl, 376 ff.)'indeki "Holiness" maddesine; Greke agioV iin bkz.
zellikle Ed. Williger, Hagios, Untersuchungen zur Terminologie des Heiligen in
den hellenisch-hellenistischen Religionen (Hellenik-hellenistik Dinlerdeki Kutsaln
Terminolojisi zerine Aratrmalar), Giessen, 1 922.

128
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

Her iki durumda da, mekan ve zaman formlar, bu "btnln1'


somut ifadesi ve grsel emas olarak ortaya kar. Bu formlara,
nc olarak, say formu eklenebilir; mekan ve zamanda ayrlm
biimde ortaya kan durumlar, "birlikte olma" ve "arka arkaya
gelme" durumlar, birbiriyle say formunda i ie geerler. Empirik
bilincin ierikleri gibi, mitik bilincin ieriklerinin de yava yava
kazand her iliki, sadece mekan, zaman ve say formlarnn iin
dedir ve bu formlardan hareketle elde edilir. Fakat mantki ve mi-
tik "sentez"in temel farkll, bu zetlemede yeniden ortaya kar.
Deneyim gerekliinin grsel inas, empirik bilginin iinde dolay-
l olarak belirginleir ve bilgiye sokulan genel ama yoluyla, yani
bilgideki teorik hakikat ve gereklik kavram sayesinde korunur.
Mekan, zaman ve say kavramlarnn oluumu, burada genel man-
tki ilkeye, saf bilgide daima belirgin ve bilinli olarak amalanan
ilkeye gre gerekleir. Mekan, zaman ve say, dnsel ortam ola-
rak kendini gsterirler ve bu ortam sayesinde salt alglar "toplulu-
u", yava yava deneyim "sistemi" halinde ekillenir. Btn em-
pirik ieriklerin saysal l ve nicelik dzenliliinde ve arka arka-
ya gelmesinde barnan dzen tasarm, btn bu ieriklerin, en so
nunda yasal ve nedensel bir dnya dzeni haline getirilebilmesi
iin temel kabul tekil eder. Bu bak.undan, teorik bilgi asndan
mekan, zaman ve say, sadece "temeldeki nerme"nin tayclar-
dr. Onlar evrensel yerletirme sistemleridir ve her deiebilir olu-
un ilikilendii temel deimezleri olutururlar. Her tek olan, me-
kan, zaman ve sayya herhangi bir ekilde eklenir ve onlar, bu tek
olana, onun deimez "yer"ini tahsis ederler; bylelikle tek olan,
tek-anlaml kesinliini garantili biimde elde eder. Bu birincil ay- J 1041
rlma yoluyla ortaya kan bantllk daha da geliebilecei halde,
teorik bilginin geliiminde, mekan, zaman ve saynn saf grsel ni
telikleri derece derece geri ekilir. Mekan, zaman ve say, bilincin
somut ierikleri olarak deil, bilincin evrensel dzen formlar ola-

1 29
E R N S T C A S S I R E R

rak ortaya karlar. "Temeldeki nerme"nin filozofu ve mantk

Leibniz, mekan "bir arada olutaki dzen"in dnsel art olarak,

zaman "arka arkaya geliteki dzen"in dnsel art olarak belir

lemek ve her ikisini, onlarn bu saf dncede varolu nitelikleri sa

yesinde, varlk ierii olarak deil de "sonsuz hakikatler" olarak

kavramak suretiyle, bu banty ilk defa apak biimde sz konu

su eder. Ve Kant'ta da mekan, zaman ve saynn "akn tmdenge

limi" ve gerek temellendirilii, onlarn, matematiksel bilginin ve

bylece dolayl ekilde de btn empirik bilgilerin saf ilkeleri ola

rak grlmesinden ibarettir. Onlar, deneyimin imkannn artlar


'
olarak, ayn zam anda deneyim nesnelerinin mmkn olmalarnn

da artlardr. Saf geometrinin mekan, saf aritmetiin says, saf

mekaniin zaman, adeta teorik bilincin ilk biimleridir; onlar saf

anlama yetisinin, dnmenin genel yasall ile duyusal-tek olan

arasnda araclk yapan dnsel "emalar" tekil ederler.

Mitik dnmede de ayn "emalatrma" srecini grrz. Mi

tik dnme ne kadar geliirse, onun, her varoluu ortak bir mekan

dzenine, her olguyu zaman ve kader dzenine ekleme abas da o

kadar ak hale gelir. Bu aba, astrolojinin dnya tablosunun ina

snda, mitosun evresinde mmkn olabilen en yksek gerekle

meyi ve mkemmellemeyi yakalamtr. Fakat bu abann asl k

k, daha derinlere uzanr, mitik bilincin temel ve ilk tabakasna ka

dar iner. Dilsel kavram tekilinin gelimesinde bile, burada, me

kansal belirlemelerin kesin ve ak biimde ortaya knn, genel

dnsel belirlemelerin tanmlannda nasl n art tekil ettii g

rlr. Dilin en yaln mekan kelimelerinin, uzak ve yakn, burada

ve oraday gsteren iaretlerin, dilin gelime srecindeki dilsel

aklc oluumlarn hayret verici zenginliine kaynak tekil eden ve

rimli bir nveyi nasl kendi iinde bulundurduu grlr. B tn dil

oluumlarnn iki ucu, mekan kelimelerinin araclyla, adeta ger-


j osJ ekten birbirine balanm ekilde ortaya kar; dil ifadesinin zihin-
1 30
S E M B O L K F O R M L A R FE L S E F E S I I

selliinde duyusal bir unsur grld gibi, sz konusu ifadenin


duyusallnda da saf zihinsel bir unsur ortaya kar. 10 Mitik tasa
rm erevesinde de mekan ve zaman, byle bir zihinselletirme or
tam olarak kendini gsterir. Bu tasarm evresinde grlen ilk apa
k dzenleni, mekansal-zamansal farkllklara baldr. Fakat bu
rada, teorik bilinteki gibi, deiebilir olgular aklayc nitelik ta
yan ve bu olgulara temel tekil edebilecek belirli ve deimez l
lere erimek sz konusu deildir. Bu ayrm yerine, daha ziyade,
mitik olann kendine zg "bak as"syla snrlanan ve talep edi
len baka ayrmlar ortaya kar. Mitik bilin, mekansal ve zaman
sal varla da, duyusal grnlerin istikrarszln ve dalgalan
n, kesintisiz dnceler iinde sabit hale getirerek deil, kendi zel
kartln; yani "kutsal" ve "dnyevi" kartlin bir zaman ve
mekan dzenine tayarak eriir. Mitik bilincin bu temel ve ilk vur
gusu, zaman ve mekann btn iindeki tm zel birletirme ve
ayrma ilemlerine de hakimdir. Mitik bilincin ilkel aamalarnda
"g" ve "kutsallk", bizzat bir ey nitelii, yani belirli bir kii ya
da eyaya, kendini tatmak iin tutunan duyusal-fiziksel bir ey
olarak ortaya kar. Fakat devam eden gelime srecinde, kutsall
n bu nitelii, tedricen tek tek kiiler ya da eyalardan baka ey
lere, anlam dnyamzdaki saf dnsel belirlemelere geer. Artk
kutsal yerler ve mevkiler, kutsal gnler ve zamanlar ve nihayet
zellikle kutsall sergileyen kutsal saylar vardr. Ve bylece kut
sal ve dnyevinin kartl, artk tikel bir kartlk olarak deil,
gerekten evrensel bir kartlk olarak kavranr. Her varolu mekan
formuna, her olgu zaman periyoduna ve ritmine yerletii iin, so
nuta kesin bir zamansal-mekansal konum ieren her belirleme, he
men, zaman ve mekanda verilmi olan ierikle kendini donatr.

o lgili olarak bkz. c.I s . 1 46ff.

1 31
E R N S T C A S S I R E R

Tpk ieriin zel nitelii, onun kendini iinde bulduu konuma da

iaret edici bir nitelik tamas gibi. Her varlk ve olay, bu karlk

l belirleme sayesinde, yava yava en ayrntl mitik ilikiler rg-

! 1061 sne yerletirilir. Teorik bilginin duru noktasndan baknca, me


kan, zaman ve say, nesnelletirme srecinin aamalar ve temel va

stalar olarak ortaya kar. B unlar ayn ekilde, mitik "tamalg" s

recinde de nemli temel aamay ifade ederler. Burada, mitosun

temelinde bulunan ve genel dnme formlarn inceleniini m

kemmelletirip gerekten somut ierikle dolduran zel formlar

retisine kap alr.

il. Ksm
Mitos Formlar retisinin Ana izgileri
Mekan, Zaman ve Say

1.Mitik bilinte mekann dzenlenii


101j Mitik mekan fikrinin zelliini genel ve geici erevesi iinde

gstermek iin, mitik mekann, duyusal alg mekan ile saf bilgi ve

geometrik seyir mekan arasnda, kendine mahsus merkezi bir ko

num tamakta oluundan hareket edilebilir. Alg mekfuunn, yani

grme ve dokunma mekannn, saf matematiin mekanyla rt

medii, stelik her ikisi arasnda kesin bir aykrln mevcut oldu

u bilinmektedir. Saf matematiin belirlemeleri, alg mekannn

belirlemelerinden hareket ederek basit biimde okunamaz; sz ko

nusu belirlemeler, sadece dncenin srekli ard arda geliinden

hareketle tretilebilir. Saf matematiin "dnce mekan"n kavra

mak iin, duyusal seyirde dorudan verili ekliyle ortaya kan e

yin ortadan kalkmas, yani bak asnn kendine zg bir dn

m gerekir. "Fizyolojik" mekan ile Eukleides geometrisinin kuru

luunda temel oluturan "metrik" mekan arasnda yaplacak bir kar

latrmada, bu kartlk ilikisini daima grlr. Birinde baml

132
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

olarak konumlanan ey, dierinde kart ve reddedilmi olmaktadr.

Eukleidesi mekan, temel terimle; sreklilik, snrszlk, kesinti


siz-dzgnlk terimleriyle anlatlr. Btn bu unsurlar ise, duyusal

algnn niteliine aykrdr. Alg, snrszlk kavramn tanmaz; o

daha ziyade en batan alglama yetisinin belirli snrlarna ve by

lelikle de, belirli bir snrllk tayan mekansal alana balanmtr.

Ve alg mekannn snrszlndan ok fazla sz edilemeyecei gi-

bi, ayn ekilde, onun e-trdenliinden de pek sz edilemez. Ge- 1 1 081


ometrik mekann e-trdenlii, nihayetinde, bu mekandaki her un

surun, sadece o mekan iinde birletirilen "noktalar"n durumlar-


nn belirlenileri olduu; fakat sz konusu unsurlarn, bu bantnn

dnda dierleriyle serbeste bulumalar "durumu"nun henz sz

konusu olmad kabulne dayanr. Noktalarn varl, onlarn kar

lkl ilikilerine karp kaybolur. Nokta tzsel deil de saf fonk

siyonel bir varlktr. B u nokta, esas itibariyle her trl ierikten so


yutland ve srf dnsel iliki ifadesi haline gelmi olduu iin,

onun asndan, ierik farkll da sz konusu deildir. Noktann


e-trdenlii, sadece onun i yapsnn ayn-biimliliini; yani
onun mantki grevi, dnsel belirlenii ve anlamnn beraberlii

iinde temellenen bir ayn-biimlilii ifade eder. B undan dolay,

e-trden mekan, asla verili mekan deil, kurgusal-retilmi bir


mekandr. nk geometrik e trdenlik kavram, her mekan nok

tasndan doru her yere ve yne ilikin olarak ayn kurgularn ger
ekletirilebilecei postulatyla ifade edilebilir. 1 1 Bu postulat, do

rudan alglama mekannda, asla hissedilmez. Burada yerler ve yn-

ler, kesin bir ayn-biimlilie deil, kendi gerek niteliine ve de

erine sahiptir. Dokunma mekan gibi grme mekan da, Eukle

idesi geometrinin metrik mekannn aksine, "e trden olmama"

11 Bu konuda bkz. Hermann Grassmann, Ausdehnungslehre (Yaylma retisi), lll44,


s. 22 (Ges. mathem. u.physikal. Werke, Leipzig 1 894 I, s. 65).

1 33
E R N S T C A S S I R E R

ve "ayn zellikleri gstermeme" noktasnda uyuurlar. Temel d


zenleme ynleri, yani n-arka-yukar-aa, sa-sol gibi ynler her

iki fizyolojik mekanda, uzlam ve farkl deerlere sahiptir. 1 2

Bu kstastan hareket edilince, mitik mekann geometrinin d

nce mekanna kesin ekilde kart oluu konusunda herhangi bir

phe olmad gibi, mitik mekann alg mekanyla akraba olmas

konusunda da en ufak bir phe kalmaz. Her ikisi; mitik mekan gi

bi alg mekan da, tamamen somut bilin rnleridir. Geometrinin

"saf' mekan-kurgusunun temelinde bulunan "ierik" ile "yer"in

ayrl durumu burada gereklememitir ve henz gerekletirile

mez. Yer, ierikten zlp ayrlan bir ey olmad gibi, asl an

laml unsur olarak ieriin karsna konulabilen bir ey de deil-

i 1091 dir; tersine, yer sadece, bireysel-duyusal ya da grsel nitelikli belir


li bir ierikle doldurulursa "var" olur. Bundan dolay, duyusal me

kandaki gibi mitik mekanda da, "burada" ve "orada", srf burada ve

orada olmad gibi, en farkl ieriklere dntrlebilen salt genel

iliki terimleri de deildir. Her iki mekanda, her nokta ve unsur

adeta gerek bir "ince ayrm" nitelii tar. Her noktaya, genel ve

soyut ekilde tasvir edilemeyen, fakat dorudan deneyim yaants

olabilen, iaret edici zel bir nitelik sinmitir. Bu karakteristik ay

nn, mekandaki bamsz yerlerde olduu gibi, ayn mekanlardaki

ayr ayr ynlerde de mevcuttur. "Fizyolojik" mekan, "metrik" me

kandan, sa ve solun, n ve arkann, yukar ve aann deitirile

mez nitelikli olmasyla ayrlr; harekette de, bu ynlerin hepsini ta

mamen zel bir organ duyulmamasyla alglarz. Ayn ekilde, ken

dine zg mitik duygu da, bu ynlerin hepsiyle bal durumdadr.

Bu yzden de, geometrik mekan kavramnda hakim olan e-trden

liin aksine, mitik seyir mekannda, her yer ve yn, adeta zel bir

12 Mach , Erkenntnis und Irrtum (Bilgi ve Yanlg), Leipzig 1905, s. 334.

134
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ilinekle donatlmtr. Ve bu ilinek, her yerde asl mitik-temel vur


guya, dnyevi (profan) olanla kutsal olann ayrlmasna dayanr.
Mitik bilincin yerletirdii ve ona dnyay mekansal ve zihinsel
olarak dzenlenmi gsteren snrlar, geometride olduu gibi, akan
duyusal etkiler karsnda da deimez bir yaplar dnyasnn ke
fedilmesine dayanmaz; tam tersine insann, gereklii tamamlayc
ve koruyucu olarak dorudan konumlama iinde kendini snrlama
sna; onun, kendisi iin, bu gereklie kar, kendi duygusunun ve
isteinin baland belirli snrlar kurmasna dayanr. Karmak
yapl mitik oluumlarda hep tekrarlanan ve daima yceltilen ilk
mekansal fark, varln iki alanyla ilgili bu farkllktr. Biri al
lan, genel ve kolay ulalr varlktr; dieri kutsal alan olarak onun
evresinden ortaya kar ama, bu evreden ayrlr ve bu evreyi ku
atp koruyan kutsal alan olarak kendini gsterir.
Fakat mitik mekan seyri, dayand ve ayrlamaz gibi grnd-
bu bireysel duygu temeli vastasyla, saf bilginin "soyut" meka
nndan tamamen ayrlmasna ramen, sonuta sz konusu mekan
seyrinde, genel bir eilim ve fonksiyon ortaya kar. Mitik dnya joj
kavraynn btnnde, mekan, asla ierik gereince zde bir i-
leyi gerekletirmez; ama mekan burada, empirik ve nesnel "do
a"nn inasnda geometrik mekann oynad role benzer bir ile-
yi gerekletirir. Mekan da, ilk bakta hibir ekilde karlatr
lamayacak olan ok farkl unsurlarn her birini dieriyle ilikilendi
rebilecek bir kullanm ve araclk tekil eden ema olarak etkin
olur. "Nesnel" bilginin gelimesi, esas itibariyle dorudan duyum
lamann sunduu srf duyusal nitelikli tm farkllklarn, nihayetin-
de nicelik ve mekan farkllklarna indirgenmesine ve bu farkllk-
lar iinde tam olarak tanmlanmasna dayanmaktadr; ayn ekilde
mitik dnya kavray da, byle bir tanmlamay, kendinde mekan-
sz olann "kopyas"n, mekandan tanr. Burada her mekansal ay-
rm, nasl daima bir nitelik fark ise ve yle kalrsa, her niteliksel

135
E R N S T C A S S I R E R

ayrm da adeta mekansal ayrm olarak kendini gsterme zellii


tar. ki alan arasnda bir biim alverii, birinden dierine srek
li gei vuku bulur. Bu gei formunu. dilin inceleniinde bile gr
mekteyiz: Dil bize gstermektedir ki, en farkl trdeki ilikiler,
zellikle niteliksel ve modal ilikiler, sadece, mekan hakknda do
lambal yoldan ifade hizmeti grdkleri zaman, dil onlar kavrayp
ifade edebilmektedir. Yaln mekan kelimeleri bylece ilk-zihinsel
kelime biimi haline gelmitir. Nesnel dnya, mekana geri dnebil
dii, adeta mekansal olana tanabildii lde, dil iin anlalr ve
effaf olur. (c. I, s. 1 46 ff.) Ve bu ekildeki tanma, yani alglanan
ve hissedilen niteliklerin mekansal semboller ve dncelere tan
mas, bundan byle adm adm mitik dnmede de gerekleir.
Burada da mekann kendine zg bir "emalatrlmas" ne kar
ve bu emalatrma sayesinde, hi benzemeyen eyler, birbirine
benzetilip karlatrlabilir veya herhangi bir ekilde "benzer" ha
le getirilebilir.
Biz zel-mitik oluumlar dizisinde ne kadar geriye gidersek ve
mitik nitelikli ilk gerek oluumlara ve ilk-dzenlere ne kadar ok
yaklarsak, bu iliki de o kadar ak hale gelmi gibi grnr. By
le bir ilk dzeni, yani her varoluun, ilkel ekilde kesin belirli snf
lara ve gruplara ayrlmasn ve blnmesini, totemistik temaada da
f:D gereklemi olarak grmekteyiz. B urada, belirli bir totemle ilgili
olmalar bakmndan birbiri karsnda net biimde snrlanm ola
rak ortaya kanlar, sadece insan bireyleri ve gruplar deildir; ay
nca bu blme formu, dnyann btnn kuatr ve belirler. Her
ey, her olay totemistik snflamalar sistemine yerletirilip, herhan
gi bir karakteristik totemistik "iaret"le donatlarak "anlalr". Ve
bu donatma, mitik dnmedeki gibi asla yalnzca iaret etmeyi de
il, bilfiil var olduu dnlen ve kabul edilen ilikileri anlatr.
Fakat mitik dnme, bu ilikilerden kan mkemmel bileimi, her
zihinsel ve fiziksel-kozmik, her bireysel ve sosyal varln ok

1 36
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

farkl totemistik akraba ilikilerine karmasn mekansal bir ifade

etmeye geince, sz konusu bileim ve karm, greli kolay kavra

nabilir hale gelir. Btn bu gelien snflamalar, adeta mekann ana

izgilerine ve ilkelerine gre birbirinden ayrlr ve bylelikle grsel

akla eriir. Mesela Cushing'in ayrntl biimde tasvir ettii,

Zunilerin "mito-sosyolojik dnya tablosu"nda, btn dnyay ku

atan totemistik yedi dzen formu, ncelikle mekan ifadesi iinde

anlatlr. Mekann btn yedi alana; kuzey ve gney, dou ve ba

t, yukardaki ve aadaki dnya ve nihayet dnyann merkezi olan


orta nokta eklinde ayrlr ve her varlk bundan byle bu tmel b

lmlemenin iinde, kendi tek-anlaml ve deimez biimde tasar


lanm yerini elde eder. Bu blmleyici bak asna gre, doann
unsurlar da, olup bitenin tek tek olu aamalar gibi cisimsel mad

delere ayrlr. Hava kuzeye, ate gneye, toprak douya, su batya

aittir. Kuzey kn, gney yazn, dou sonbaharn, bat ilkbaharn


vs. anavatandr. Ayn ayr sosyal durumlar, meslekler ve uralar

hemen hemen ayn temel ema iine girerler. Sava ve sava ku


zeye, av ve avc batya, tedavi ve tarm gneye, by ve din dou

ya aittir. Bu dzenlemeler belki ilk bakta o kadar yabanc ve "al

lmam" grnebilir; ama buna ramen, sonuta onlarn tesad


fen ortaya kmayp, tamamen, belirli bir tipik temel dnn ifa-

desi olduklar apaktr. Ayn Zuniler gibi totemistik olarak dzen- lzl
lenmi tasarma sahip olan Joruba'da da, bu dzenleme ayn ekil-

de, mekann kavrannda karakteristik biimde ifade edilir. Bura-

da da her mekan blgesine belirli bir renk, bee ayrlm haftalar-

nn belirli bir gnne de belirli bir unsur karlk gelir. Burada da


dualarn sra ile gelii, ayin malzemesinin nitelii ve deiimi,

mevsim kurbanlarnn birbirini izleyii, yani ibadetle ilgili tm s

ralamalar, belirli mekansal temel ayrlklara, zellikle temel ayrlk

olan "sa" ve "sol" farkllamasna dayanr. Ayn ekilde Joruba

ehirlerinin inas ve ayr blgelerdeki ehirlerin snrlarnn ayrl-

137
E R N s T c A s s 1 R E R

mas, onlarn totemistik kavraylarnn adeta mekansal bir yans


masndan baka bir ey deildir. 13 Nesnelerin ve btn niteliksel
ayrmlamalarn, herhangi bir mekansal "karla" sahip olduklar

anlay, in dncesinde de, tekrar baka bir formda ve arntl


bir uygulama iinde karmza kar. Burada da, her varlk ve olup
biten ey, herhangi bir ekilde, farkl gkyz sistemleri iinde yer

alr. Gkyz sistemlerinin hepsi, belirli bir renge ve unsura; belir

li bir mevsim, belirli bir hayvan resmine; insan bedeninin belirli bir

organ, gkyz dzenine ait ve ona uygun olan belirli bir ruhsal te
mel duygulanma sahiptir. Belirli bir mekan-blgesiyle bu trden
ortak iliki sayesinde, tamamen ayn-trden olanlar da bir dieriyle

adeta birleir. Varln tm cinsleri ve trleri, kendi "ana vatan"la


rna, mekandaki herhangi bir yerde sahip olduklar iin, bylelikle
onlarn karlkl mutlak yabanclklar da ortadan kalkar. Mekansal
"araclk", onlar arasnda zihinsel bir aracla, yani her ayrln
dnyann mitik temel plan iinde, kapsayc bir btn halinde bir

letirilmesine yol aar. 14


Bylece burada da mekan kavrayndaki evrensellik, mitosun
dnya kavrayndaki "evrensellii" tar. Fakat bu noktada mitos,
erimeye abalad "btn"n formu asndan, teorik bilgiden
tekrar ayrlr. Bilimsel evrenin btn, yasalarn, yani iliki ve
fonksiyonl311n bir btndr. "Mekan" ve "zaman", her ne kadar

13 Bu konu ile ilgili ayrnt, Leo Frobenius ve Afrika S prach. 'ta; (Afrika Dili), zellik
le s. 198 ff ve 280 ff. de vardr. Frobenius Jaruba dininin temelinde bulunan 4x4 ek
linde dzenlenmi "sistem"den, Etrskler ve Joruba arasnda bir ilk akrabalk nite
liine kap amak isteyince -ki bu sistem ilk nce Etrskler'de tekil edilmitir-, da
ha nceki incelemeler, byle bir sonu karmann nasl problemli olduunu gster
mitir. Daha ziyade benzer "sistemler"in, tm yeryznde geni bir alana yaylm
olmalar durumu, bizim burada mitik dnmenin tek bir filizlenii ve srgn veri
iyle deil, bu dnmenin tipik temel dnyle; mitik dnmenin salt bir ieri
iyle deil, onun sistem ifade eden faktrleriyle uramamz gerektiini kantlar.
1 4 Bu konuda "die Begriffsform im myhischen Denken" (Mitik Dnmede Kavram
Formu) yaz mdak i ayrntl aklamaya bkz. Orada etnolojik edebiyattan yeterli ka
ntlar da verilmitir; zellikle s. 16 ff. ve 54 ff.

138
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

henz tzler, yani kendisi iin varolan eyler olarak kabul edilseler
bile, bilimsel dnmenin geliimiyle, yava yava ilikiler sistemi,

yani dncedeki cisimlemeler olarak tannmaya balanmtr.

Mekan ve zamann "nesnel" varl, sadece empirik seyri mmkn

klmalar ve bu seyre ilke eklinde "temel oluturmalar" anlamna

gelir. Mekan ve zamann her ortaya k ekli ve var olmas, niha

yetinde, bu temel-oluturma fonksiyonuyla ilikilidir. Bundan do-

lay, burada srf geometrik mekan da, "temeldeki nerme"nin yer

letirdii egemen yasaya bal olarak dnlr. Bu seyir, salt du

yusal bir ieriin mekansal bir form olarak biim kazanmasndan

ve mekansal forma adeta damgasn vurmasndan; sz konusu du

yusal ieriin, form vastasyla, geometrinin genel geerli yasalar-

na gre kavranmasndan ibaret olan dnya aklamasnn vastas

olma grevi grr. Bylece mekan burada, teorik bilginin ortak g

revinin dnsel faktrlerinden biri olarak iin iine girer. Ve onun


bu sistematik konumlan, mekann gerek karakterini de belirler.

Mekansal parayla mekansal btnn ilikisi, saf bilginin mekann-

da eysel olarak deil, temelde saf fonksiyonel olarak dnlr.

Mekann btn, unsurlardan "meydana gelmez"; tam tersine bu

btn, unsurlardan hareketle kurgusal kabuller olarak ina edilir.

Dncenin bir rnnden, dier rnler, belirli yasaya gre orta-

ya karlr; yani izgi, dncenin rn olan noktadan, yzey iz

giden, cisim yzeyden "retilir". Karmak mekansal biimler, bu

ortaya k kuraln ve niteliini ifade eden "olusal tanmlamalar"

iinde, soyut olarak oluur. Buna gre, burada, mekansal btnn

ilikisi retilen unsurlara, nokta ve nokta hareketine geri gitmeyi

gerekli klar. Mitosun mekan, saf matematiin bu fonksiyon meka

nnn aksine, tamamen yapsal mekan olarak ortaya kar. Burada

btn, unsurlardan belirli bir kurala gre gelitirilerek oluturul-

maz, tersine btn, iteki varln ve ite barnann srf durgun

ilikisi oluturur. Blmlere ayrmay daha da ileriye gtrebilece- B


1 39
E R N S T C A S S I R E R

imiz halde, sonuta btnn yapsn ve fonnunu her parada tek


rar buluruz. O halde btnn formu, mekann matematiksel olarak
zmleniindeki gibi e-trden ve ekil almam unsurlara ayrlp
dalmaz; tersine sz konusu form, her paray bozmadan ve par
alar tarafndan da kendisine zarar verilmeden, bizzat kendinde
olarak varln srdrr. Tm mekan dnyas ve onunla birlikte
kosmos, bize kendini kah kltc, kah bytc kstas iinde
gsterebilen, ama en kkteki gibi en bykte de daima ayn ka
lan belirli bir modele gre ina edilir. Mitik mekandaki her iliki,
en sonunda bu ilk bataki zdelie dayanr; yani bu ilikiler, ben
zer biimli etkilemeye, dinamik bir yasaya deil, geriye, varln
ilk bataki tam-benzer oluuna gider. Bu temel kavray, en klasik
ifadesini, astrolojinin dnya tablosunda bulmutur. Astrolojiye g
re, dnyadaki her olay, her yeni oluum ve ortaya k temelde sa
dece grntr: Bu olup bitende ifade edilen ve olup bitenin ardn
da bulunan ey, nceden belirlenmi bir aln yazs, mstakil zaman
anlarnda, kendi kendisiyle zde olarak yerini koruyan ve benzer
biimli olan bir varolu kesinliidir. Her olu, nasl olumay deil
de mevcudiyetin da vurulmasn ve srf aa kmasn gsteri
yorsa, ayn ekilde bir insann hayatnn banda, onun doum saati
esnasnda gk cisimlerinin konumunda da, bu hayatn btn ie
rilmi ve kesinlemitir. Varolu ve yaantnn formu, ok farkl bi
imdeki unsurlardan, en yaln nedensel artlarn i-ie birbirini et
kilemesinden retilmez; tersine sz konusu form, bandan beri, biz
seyirciler iin adeta zamanda cereyan eden ve sadece aklanmaya
ihtiyac olan basl form olarak mevcuttur. Ve btnn bu ilkesi,
onun paralarnn hepsinde tekrarlanr. Varln n-belirlenimi, ev
ren iin olduu gibi, birey iin de geerlidir. Astrolojinin kalpla
m ifadeleri, bu ilikiyi, baka bir anlama gelmeyecek ekilde apa
k biimde ortaya koyarlar. Bu kalplar, astrolojik incelemenin te
mel ilkesini tekil eden, bu, gezegen etkili olduu kabuln yle

140
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ifade ederler ki , etkililik, artk ite-barnan bir tzsel nitelik haline

getirilir. Her birimizin belirli bir gezegeni vardr: ecn: &v Mryvry
Zet), AoTJ Ha<p{TJ Ko6vo W.o EoTJ (Men, Zeus, Ares, Paphia,

Kronos, Helios, Hermes). 15 Bu noktada, astrolojik etkileme dn

cesinin, astrolojinin en gelimi ve "sistematik" sonu olarak gr

d ve kendisinin oluturduu mitik mekan dncesi iinde, ken-

di kesin temeline nasl sahip olduu grlebilir. Astroloji, mekanda-


ki "bir arada olu"u, tm rnitik temel dnceye hakim olan temel il-

keye gre, tamamen somut bir bir-arada-olu, cismin mekandaki be-

lirli bir yeri ve konumu olarak yorumlar: Burada ayrm, srf soyut
bir mekan formu yoktur; formun ierii seyir ieriine, gezegenler

dnyasnn manzarasna karp gitmitir. Gezegenler ise, bir kerelik

esiz-benzersiz, srf-bireysel eyler deildir; onlarda, btnn i ya-

p yasas, evrensel olann formu, grsel aklk ve kesinlik iinde or-

taya kar. Ve biz, mstakil olana ilerlemekte ve bu mstakil formu

paralayabilmekteyiz; ama buradaki formun gerek doas, temas

edilemez halde kalr; yani sz konusu form, daima paralanmaz bir-

lik olarak varln srdrr. Mekan bizzat kendi iinde belirli ve tek

tek tm rnlerinde tekrarlanan iyapya sahiptir; buna paralel olarak

ayn ekilde, mstakil varlk ve olay da btnn bu yapsal kesinli

inden kopamaz ve adeta ondan ayrlp gidemez. Biz doal unsurla-

rn ya da zamann dzenini, cisimlerdeki karm ya da tipik zellik-

leri, insanlarn "yaratllan"n inceleyebiliriz; insanlarn iinde da-

ima ayn ilk dzen emasn, her zel olana btnn damgasn basan

"eklemleni"i tekrar buluruz.16

Elbette, astrolojinin mkemmel tamlk ve birlik iinde nm

ze koyduu ekildeki mekansal-fiziksel evren seyri, mitik dn-

15 Bkz. Boll, Die Lebensalter (Eski alarn Yaants), Leipzig 1 9 1 3 , s. 37 ff.


16 Astrolojinin bu formuyla ilgili ayrntl bilgi, die Begriffsform im mythischen Den
ken (Mitik Dnmede Kavram Formu) yazmda, s. 25 ff.

141
E R N S T C A S S I R E R

menin balangcn tekil etmez; tersine ncelikle mitik dnme

iin daha sonra elde edilebilecek bir zihinsel kazanm sz konusu

dur. Mitik dnya kavray da, duyusal-mekansal varoluun en dar

evresinden, sadece aamal olarak ve adm adm geniletilen bir

duyusal-mekansal varolu evresinden hareket eder. Dilin inceleni

inde, mekansal "yn" ifadelerinin, "n" ve "arka", "yukar" ve

"aa" ynleri iin kullanlan kelimeleri, insan kendi bedeninin te

maasyla kazand grlmt: nsann bedeni ve organlar, tm

dier geri kalan mekansal ayrlklarn dolayl olarak kendisine ta

naca iliki sistemidir. (1. c . 1 56 ff.) Mitos burada, organik-dzen

lenmi bir btn kavramak ve dnme vastalaryla "yakalamak"

istediinde, bu btn insan bedeninin manzarasnda ve onun d-


i 1 1 61 zenleniinde gzleme eiliminde olduu iin, ayn yolu izler. Mi
tos gerek beden ilikilerini nesnel dnya zerine "kopyalad"

iin, nesnel dnya, ilk bata mitosa saydam gelir ve mitos bu dn

yay belirli varolu alanlarna aynr. Genellikle, mitik balang so

rusunun cevabn tayan ve bundan 'dolay tm mitik kozmografi


ve kozmolojilere egemen olan ey, bu kopyalama formudur. Dn

ya, yaamakta olan bireylere ok ok ayr durumlarda grnmesine

ramen, insan veya insanst bir varln paralarndan olutuu

iin, bu dnyada, mitik-organik bir birlik nitelii varln srdrr.

Bir Rigveda kasidesinde, dnyann, insan bedeninden, yani Purus

ha 'nn bedeninden nasl ortaya km olduu, etkileyici biimde

tasvir edilir. Dnya Purusha'dr; nk o, tanrlarn Purusha' y kur

ban etmeleriyle ve Purusha 'nn kurban tekniine gre paralanm

organlarndan tek tek yaratklar ortaya karmalaryla olumutur.

Bu durumda, dnyann paralan insan bedeninin organlarndan

baka hibir ey deildir. "Rahip onun az olmutur; onun kollar

sava haline gelmitir; onun uyluk kemii Vaisya haline gelmi,

onun bacaklarndan Sudra domutur. Ay onun ruhundan, gne

gzlerinden olumutur; ndra ve Agni dudaktan, Vayu nefesten or-

1 42
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

taya kar. Gbekten hava boluu, batan gkyz, ayaklardan


yeryz, kulaktan gkyz sistemleri olumutur; organlar dnya-
y bu ekilde oluturur."17 Burada, mitik dnmenin ilk zamann-

da mikrokosmos ve makrokosmosun birlii yle ekillenmitir ki,


insan dnyann paralarndan deil, dnya insann paralarndan

olumutur. Ayn inceleme biimine, fakat kart sistem iinde, me-

sela Hristiyan-Cermen dnce evresindeki inanta rastlyoruz.


Adem 'in bedeninin sekiz paradan oluturulduu sylenir; yle ki,

onun eti yeryzne, kemikleri talara, kan denize, sa bitkilere,

dnceleri bulutlara benzer. n Her iki durumda mitos, kaynan

birlii hakknda, bu karlklla bakarak hkm vermek iin, in-


san ile dnya arasndaki mekansal-fiziksel karlkllktan hareket
eder. Ve bu deitirme, insan ve dnyann bu anlamdaki zel ili- f2J
kisiyle son bulmaz; deitirme en farkl varolu evreleri hakknda-
ki aklamalarda da tam genellik iinde tekrarlanr. Srf dnsel
"benzerlikleri" tanmamak, her benzerlik biimini, temel bir kar-
lkl ballk belgesi ve bir varlk-zdeliinin tan olarak kabul
etmek, nasl mitik dnmeye ait ise, 19 ayn ekilde bu, her eyden
nce benzerlik, yani mekansal iyapnn benzerlii iin sz de ko
nusudur. Belirli bir mekansal btnn para para bir dierine ek
lenmesi imkan, mitik seyir iin, onlar birbiri iinde eritip birletir-
me sebebi haline gelir. Onlar bundan byle sadece, farkl boyutlar

iinde ortaya kabilen ayn varolu biiminin farkl ifade formlar-


dr. Mekansal uzakl mitos, mitik dnmenin bu kendine zg

ilkesi dolaysyla srekli reddeder ve ortadan kaldrr. En uzak ey,

yakndaki eyde, herhangi bir ekilde "kopyalanrsa", bu uzak ey

17 Rigveda X, 90 - Alfr. Hillebrand tarafndan yaplan tercmeye gre, Lieder des Rig
veda, Gtingen 1 9 1 3, s. 1 30 ff.; bkz. Deussen'e de, Allgem. Gesch. Philosophie l,
1 50 ff.
1 Walter Golther, Handbuch der germanischen Myhologie (Cermen Mitolojisi El Ki
tab}, s . 5 1 8 .
1 9 Bkz. yukarda s . 8 7 ff.

1 43
E R N S T C A S S I R E R

o en yakn eyle yer deitirir. Bu niteliin, saf bilgideki ve "tam"


mekan kavrayndaki geliimle asla tam olarak bastrlmam ol
masnda, sz konusu niteliin nasl derin biimde kk sald gr
lr. Daha 1 8 . yzylda Swedenborg, "Arcana coelestia"da bu ev
rensel karlkllk kategorisine gre kendi dnlr dnya "siste
mi"ni ina etmeyi denedi.20 Burada, en sonunda her mekansal snr
ker; nk insan dnya iinde nasl resmedilebilirse, ayn ekil
de en byk iinde her en kk, en yakn iinde de en uzak res
medilebilir ve bylelikle onunla ayn karaktere sahip olabilir. Buna
gre, nasl, gerek bir insan bedeninin belirli paralarnn, dnya
nn belirli paralaryla ayn konumda bulunduu "bysel yap"
mevcutsa, ayn ekilde, yeryznn inasn ayn temel fikre gre
tasvir eden ve belirleyen mitik bir corafya ve dnya tanmlamas
da vardr. Genellikle her ikisi, bysel yap ve mitik corafya, bir
biri iine kk salar. Yedi saysyla ilgili Hipokrat yazda bulunan
yedi paral dnya haritasnda, yeryz, insan bedeni olarak tasvir
edilir. onyallar diyafram olarak, yani gerekten ite olan ey ola
rak, "dnyann merkezi" olarak tanmlanrken, Peloponnes ise dn-
yann ba olmaktadr; Istmos omurilie karlk gelir. Bu blgeler
de ikamet eden halkn tm zihinsel ve ahlaki zellikleri de, herhan
gi bir ekilde bu "yerletirme" formuna bal olarak dnlr.21
Burada, klasik Grek felsefesinin eiinde, sadece bu formun her ye
re yaylm mitik paralelleri olarak anlalabilecek olan bir dn
e rastlyoruz. Burada, yeryz ile mekan arasndaki zihinsel temel

20 Bu dnme biiminin bizzat modem ve en modem dnmede etkisini ve anlamn


kaybetmemi olduunu, ayrca Wilh. M ller Walbaum'un yaynlanm, retici zen
ginlikte ve dikkat ekici kitab gsterdi. Die Welt als Schuld und Gleichnis, Gedan
ken zu einem System universeller Entsprechungen ( Karlatrma ve Sebep Olarak
Dnya, Evrensel Karlklar Sistemi zerine Dnceler), Wien ve Lpz. 1 920.
21 Bu konu ile ilgili atrntl bilgi Roscher'de, Die Hippokratische Schrift von Sieben
zahl (Yedi Says zerine Hipokrat Yaz), Abh. der Kgl. Sacs. Ges. der Wissensch.
XXVIII, Nr. 5, Leipzig 1 9 1 ! , s. 5 ff., 107 ff.

1 44
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

akrabal hemen elde etmek iin tasarlanm olan ema, Zuniler'in


evrensel nitelikli mekansal emalatrmasna kart olan bir yery
z ve mekan emasdr ve sadece o kullanlr.22 Mitik dnme iin
"olan" bir ey ile o eyin iinde bulunduu yer arasnda, hibir za

man srf "dsal" ve tesadfi bir iliki mevcut deildir; tersine yer,
o eyin kendisinin varlnn bir parasdr. Olan ey, bulunduu

yere tamamen belirli isel balarla balanm olarak alglanr. Me


sela totemistik tasarm evresinde, belirli bir klann yeleri sadece

birbiriyle birlikte bulunuyor deildirler, ayn zamanda onlar, me


kan blgesiyle de kk ve balant ilikisi iinde yaamaktadrlar.
Her klana, ncelikle mekandaki tam belirli ve zel bir yn, belirli
bir blm, yani mekann tmnden bir kesit tahsis edilir.23 Bir kla
nn mensubu ldnde, zenle unun yapld grlr: Ceset,
mekanda kendi klanna tahsis edilmi zel ve asl olan yere ve y
ne sahip olacak ekilde gmlr.24 Btn bunlarda, mitik mekan
duygusunun iki temel nitelii grlr: Mitik mekan duygusunun
dayand nitelikliletirme, blgeletirme ve sistemletirme zelli
i; mitik mekan duygusu, blgeletirmeden hareket eder ve bir de
algy sistemli hale getirmeye abalar. Sistemletirme zellii, ken
di en ak ifadesine, astrolojiden kp gelimi olan "mitik coraf-
ya" formu iinde sahip olmutur. Eski' Babil anda bile, lml
dnya, gkyzne bal olarak drt farkl alana ayrlmaktadr:
Perslerin elinde bulunan Kuzeydeki Subartu ve doudaki Elam S
reyya 'nn egemenlii altnda bulunurken, Akad, yani Babillilerin
*

22 Zuniler'in mekansal ematizmi zerine ayrntl tasvir Cushing'de. Outlines of Zuni


Creation Myths ( 1 3 h Ann. Rep. Of the Bureau of Americ. Ethnology, Washington
1 89 1/92) s.367 ff.
23 B ununla ilgili olarak zellikle, Howit'in Avustralyal yerli topluluklar evresinden

verdii karakteristik kantlar ve rneklere bkz. Further Notes on the Australian Class
System, Joum. of the Antropol. lnstit., 1889, XVIII, 62ff. (Mitik Dnmede Kav
ram Formu yazmdaki il. izelge, s. 54 ff.)
24 Howitt, a. a. O. s. 62
' Boa burcundaki takmyldz. (ev.)

145
E R N S T C A S S 1 R E R

gneyde hakim olduklar yer zerinde Jpiter; Amurru zerinde,


yani bat lkesi zerinde Mars hil.kimdir.25 Daha sonra, Babilliler
de ve ayn ekilde Hintlilerde ve Perslerde de rastladmz gibi,
tm dnyann yedi eit dzenleniine yol am gibi grnen ey,
yedi paral gezegen emas olmutur. Burada biz, her varl, in
san bedeni zerine yanstan ve bedende kopyalayan ilkel parala
malardan, bir hayli uzaklaldn grmekteyiz. Burada dar duyu
sal anlay, gerek bir evrensel ve kozmik kavray sayesinde al
m durumdadr. Fakat tam denklik ilkesi, ayn ilke olarak kalr.
Mitik dnme, dnyadaki tm "yer belirleme"lerini gerekletir
mekte l olarak kullanaca tam belirli, somut-mekansal bir iya
pya ular. Kant, ksa fakat kendi dnme biimini ok ak bi
imde anlatan "Dnmede Yn Belirlemenin Anlam Nedir?"
balkl yazsnda, "yn belirleme" kavramnn kaynan belirle
meyi ve bu kavramn geliim srecini izlemeye giriti. "Biz kav
ramlarmz o kadar yksek seviyeli ina ettiimiz ve bu noktada
duyusall o kadar ok yok farz ettiimiz halde, sonuta onlara,
phesiz daima resim eklinde tasarmlar eklenir. . . . Kavramlarn
altna herhangi bir seyir konmazsa, acaba biz kavramlarmza nasl
duyum ve anlam kazandrmak isteyebiliriz?" Buradan hareketle
Kant, her yn belirlemenin, nasl duyusal olarak hissedilen bir fark
llkla, yani sa ve sol elin farkll duygusuyla baladn; yn
belirlemenin, en sonunda dncedeki, saf akldaki bir yn belirle
me dzeyine ykselmek iin saf matematiksel seyir alanna nasl
ykseldiini gsterdi. Mitik mekann zelliini incelediimizde ve
bu zellii matematiksel "dnme mekan"nn zelliiyle kar
karya koyduumuz gibi, duyusal seyir mekannn zelliiyle de
kar karya koyduumuzda, bu yn belirleme sreci, gerideki, da-

25 Daha ayrnttl bilgi M . Jastrow 'da. Aspecls of religious belief and practice in Baby
lonia and Assyria, New York und London 1 9 1 6, s. 2 1 7 ff. , 234 ff.

1 46
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ha derinde kalan dnsel bir tabakaya kadar izlenebilir. O zaman,

aslnda saf biimde mitik duyguda kk salan kartln "nesnel"

bir form ifade etmeye balad gei noktas aka gsterilebilir

ki, bu form vastasyla, bundan byle duyusal etkilerin dnyasnn

nesnelletirilerek, grsel-nesnel olarak kavranmas ve yorumlan

mas srecine, yeni bir yn gsterilir.

2. Mekan ve k - "Yn belirleme" problemi


Mitik dnmenin koyduu ve sahip kt farkllklar mekan- J 120J
sal farkllklara dntrme ve mekansal form iinde canlandrma

eilimi etkili olduka, mekann temaas mitik dnmenin temel

bir unsuru olarak ortaya kar. Mekansal farkllklar, bugne kadar-

ki incelemelerde, temelde dorudan verilmi farkllklar olarak g

rlm, yani mekansal blgelerle ynlerin ayrl ve ayr oluunun;

san soldan, yukarnn aadan vs. ayrlmasnn, zel bir bilin

"enerji"sine, zel bir dnsel almaya ihtiya duyulmadan, bi

rinci derecede duyusal etki iinde gerekletii kabul edilmitir.

Fakat bu kabuln artk dzeltilmesi gerekir. nk sz konusu ka-

bul, yakndan incelenince, sembolik biim verme srecinin temel

bir zellii olarak kabul ettiimiz eyle eliir. Her sembolik for
mun -mitik form ya da saf bilgi formu gibi dil formunun da- kendi-

ne zg asl ileyiinin, kendi iinde salam bir kesinlie, verilmi

bir nitelik ve iyapya sahip olan olgusal bir etki malzemesini, ona

bilincin gerek enerjisinden doan baka bir formu adeta dtan a

lamak iin, basite almaktan ibaret olmadn; tersine zihnin ka

rakteristik ileyiinin daha nceden yerletiini gryoruz. Gr

nteki "verili olan"n, daha net zmlemede, belirli dilsel, mitik

ya da mantki-teorik "tamalg" fiillerini ok nceden katetmi oldu-


u ortaya kmaktadr. Verili olan, sadece "var olduu" iin bu ta

malg fiillerinin konusudur. O, grnteki yaln ve dorudan mev

cudiyeti iinde, anlam verici birincil bir fonksiyon vastasyla snr-

147
E R N S T C A S S I R E R

lanm ve belirlenmi olarak kendini gsterir. Her sembolik formun

kendine zg srrn oluturan ve bilinte yeniden felsefi hayret

uyandrmas gereken ey, ikincil biim vermede deil, bu birincil

biim vermede yatmaktadr.

Bu nedenle, burada da en temel felsefi problem, mitik dnme

nin zihinsel mekanizminin, saf niteliksel farkllklar mekansal

farkllklarla ilikilendirme ve onlar adeta mekansal farkllklara

dntrme yolunu kavramaktan ibaret deildir; tersine, temel fel-

i 1 21! sefi problem, ite bu mekansal farkllklarn ilk bataki konumlan


nda, nesnenin kendi varln koruduunu gsteren temel motivin

ne olduu sorusudur. Mstakil "blgeler" ve "ynler", mitik meka

nn btn iinde nasl ortaya kmaktadr? Bir blgenin ve ynn,

dierinin karsnda bulunmas ve onun kart olarak "vurgulan

mas", bir de, karakteristik ve zel bir iaretle donatlmas nasl ger

eklemektedir? Eer bu ayrmada, mitik dnmenin, teorik-bi

limsel dnmede bu grev yerine getirilirken kullanlan kstaslar

dan tamamen baka kstaslara gre ve baka zelliklerle i grd

iyice dnlrse, bunun bo bir soru olmad aka ortaya kar.

Bilimsel-teorik dnme, belirli bir mekansal dzeni, etkilerin du

yusal eitliliini, srf dnlm ve dncede olan rnler siste

miyle ilikilendirerek sabitletirir. Platoncu ifadeyle sylemek ge

rekirse, empirik doru, empirik daire ve kre, dncede var olan

geometrik biimler dnyas "bakmndan"; yani "kendinde" doru,

"kendinde" daire, "kendinde" kare bakmndan belirlenir ve kavra

nr. Empirik-mekansal olann tam kavran ve yorumlannda esas

alnan norm ve ilkeyi veren ey, geometrik ilikilerin ve yasalarn

cisimlemesi olmaktadr. Fiziksel mekann teorik kavran da, ay

n dnme motivlerinin egemenlii altndadr. B urada, elbette sa

dece duyusal seyir deil, ayn zamanda dorudan duyusal alclk

rol oynamaktadr. Fiziksel mekan kavraynda mekann ayr "bl

geleri" ve mekandaki ayr ynler, ncelikle biz bu blgeleri ve yn-

1 48
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

leri bedensel organizasyonumuzun, yani fiziksel bedenimizin baz


maddi farkllklarna baladmzda ayrlabilir hale gelmektedir.
Fakat sz edilen bu baml olma durumunda, zihin, fiziksel me-
kan tablosunun yardm olmadan i gremeyince, adm adm bu
mekan manzarasndan kurtulmaya abalar. "spatl", yani gerek
anlamda bilimsel olan fiziin att admlar, fiziksel dnya tablosu-
nun "insan biimli" paralarn ortadan kaldrmaya ynelmitir. Bu
durumda da, zellikle fiziin kozmik mekannda, "aa" ile "yu
kar"nn kartl, anlamn kaybetmitir. "Aa" ve "yukar", ar-
tk mutlak kartlk tamaz; tersine onlar, sadece empirik yer eki-
mi olgusu ve bu olgunun empirik yasallyla ilikili olarak geer-
lilik tamaktadrlar. Fiziksel mekan, genellikle kuvvetin mevcut
olduu bir mekan olarak karakterize edilmektedir. Kuvvet kavram
ise, saf matematiksel kavrayta, yasa kavramna, sonuta da fonk
siyon kavramna dayanr. Mitosun nmze serilen yapsal meka- l 1 22 1
nnda ise, tmyle baka bir yn izgisi grmekteyiz. Burada temel
yasa kavram sayesinde, genel-geerli olann zel ve tesadfi olan-
dan, deimez olanlarn deiebilir olanlardan ayrlmas sz konu-
su deildir. mitosun mekannda, sadece, kutsal ile dnyevi kartl
yla ifade edilen mitik bir deer vurgulan sz konusudur. Bura-
da, hibir zaman srf geometrik ya da srf corafi, srf fikri olarak
dnlm ya da srf empirik olarak alglanm farkllklar yoktur;
tersine mitos ortamndaki her duyusal bak ve alglama gibi her
dnme de, ilk bataki duygu temeline dayanr. Mitik mekan, ken-
di iyapsnn zellemesi ve daha gzel biimlenii yolunda ilerle
yebilir; ama sonuta, nceki gibi tamamyla bu duygu temeline yer
letirilmi ve adeta batm olarak kalr. Buna gre biz, bu mekan-
daki belirli snrlamalar ve ayrmlar konumlamaya, ilerleyen d
nsel belirleme yoluyla, yani aklc analiz ve sentez yoluyla erie
meyiz. Mekandaki ayrmlamalar, en sonunda ite bu duygu teme-
linde gerekleen ayrmlamalara dayanr. Mekandaki yerlerle ve

149
E R N S T C A S S I R E R

ynlerle farkl bir anlam vurgusu baland ve sz konusu yerler

ve ynler, mitik olarak farkl ve kart anlamlarda deerlendirildii

iin, onlar, birbirinden ayr bulunmaktadrlar.

Bu deer verme ileminde, mitik-dini bilincin kendiliinden bir

fiili gerekleir; fakat ayn zamanda bu ilem, objektif incelenince,

belirli bir temel olguya balanr. Mitik mekan duygusunun geli

mesi, gn ile gecenin, aydnlk ile karanln kartlna dayanr.

Bu kartln mitik-dini bilin zerinde icra ettii egemenlik gc,

en yksek dzeyde gelimi kltr dinlerinde bile grlmektedir.


zellikle ran dininde olduu gibi, bu dinlerin mstakil olarak her

biri, mkemmel gelimeler olarak, yani bu kartln her eyi ii

ne alacak ekilde sistemletirilmesi olarak gsterilebilir. Fakat

farkllk ve eliki, dnsel belirlemede deil de, diyalektiksel zir

vede temsil edildiinde bile, sz konusu kartlk, evrenin dini ba

knndan inasnda etkili olan gizli motivlerden biri olarak kabul edi

lebilir. " lkeller"in dinine gelince, mesela Preuss 'un ayrntl bi

imde anlatt Cora-yerlilerinin dini, tamamen karanlk ve aydn

ln sz edilen kartlnn egemenlii altndadr ve bu dinde,

sz konusu kartlk uygulanr. Cora'larn kendine zg tmel mi

tik dnya kavraylar ve mitik duygulan, bu kartlk etrafnda d-


l 1231 ner ve bu kartlkta serpilip geliir.26 Fakat bunun yannda, nere
deyse tm dinlerin ve halklarn yaratl efsanelerinde, yaratma s

reci, aydnlk oluumu sreciyle dorudan doruya birlemitir.

B abil yaratl efsanesinde de dnya, kavgadan ortaya kar; bu

kavgay ise, sabah ve ilkbahar gneinin tams Marduk, canavar

Tiamat'n temsil ettii karanlk ve kaosa kar yapar. Aydnln

zaferi dnyann ve dnya dzeninin balangcn oluturur. Msr

26 Bkz. konu ile ilgili. kantlar iin Preuss'a, Die Nayarit-Expedition (Nayarit-Gezisi),
c.l , Die R eligion der Cora-ndianer (Cora Yerlilerinin Dini), s. XXIII ff.

150
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

yaratl anlats da, her gnk gne douu olgusunun taklit edi

lii olarak yorumlanmtr. B urada ilk yaratma fiili, ilk bataki su


dan yzeye kan bir yumurtann oluumuyla balar. Bu yumurta

dan, aydnlk tanrs Ra ortaya kar; onun ortaya k ise ok


farkl ifadeler iinde tasvir edilir. Fakat bu tasvirlerin hepsi, bir ilk

olguya, n geceyi paralayarak, geceden hareketle olumasna

dayanr.27 Bu ilk olgunun etkileyici temaasnn, Yahudilerin yara

tl hikayesinde de nasl etkili olduu ve bu temaann yaratl hi

kayesine tm somut "anlam"n nasl dn verdii, Herder bu ili

kiye iaret ettikten ve bu ilikiyi harikulade ve net bir dilsel ifadey


le tasvir ettikten sonra, artk hibir aklama gerektirmemitir. Her

der'in her zihinsel olan, srf rnler olarak grme anlamndaki


kavray deil, rnn ortaya k kayna olan oluturma sreci
ne yerletirme becerisi, belki en kuvvetli ve mkemmel ekilde, sa

dece Tevrat'n ilk blmnn yorumu iinde grlmektedir. Bura


da, n douunun aklan, dnyann yaratlnn tasviridir.

Ayn ekilde mitik zihin, her tan kzllnn balangcnda, her ye


ni gnn douunda, dnyann kla yaratln yeniden deneyim
ler. Bu keyfiyet, mitik seyir iin srf grn olmayp, canllarn

gerek bir cansz maddeden tremesidir. Sz edilen vaka, belirli


bir kurala gre dzenli ve dnemsel olarak tekrarlanan, akan doa
sreci deil, mutlak olarak bireysel, biricik bir eydir. Heraklit'in

"gne her gnde yenidir" sz, gerekte rnitik zihin iinde ifade
edilen bir anlatmdr. Ve biz burada, mitik dnmenin adeta ilk
karakteristik parasn nasl nmze serilmi gryorsak, ayn e
kilde mitik dnmenin ilerleyiinde de, aydnlk ve karanln,

gn ve gecenin kartl, canl ve etkili bir motiv olarak ortaya -

27 Daha ayrntl ve ilgili bilgi, mesela Brungsch'da, Religion und Mythologie der ai
len Agypter (Eski Msrllarn Mitolojisi ve Dini), s. 102 ve Lukas'da, Die Grund
begriffe in den Kozmonogien der alten Vlker (Eski Halklarn Kozmogonilerindeki
Temel Kavramlar), Leipzig 1 883, s . 48 ff., mevcuttur.

1 51
E R N S T C A S S I R E R

! 1241 kar. Troels-Lund, ayrntl ve ilgi ekici bir yazsnda, bu motivle

rin oluumunu ve geliimini, ilk ilkel balanglarndan astrolojik

dnme biiminde gzlenen evrensellie kadar izledi. O proble

mini yle tanmlar: " Biz, yer duygusunu ve k etkilenimlerini

alcln, insan zekasnn en asli ve en derinde bulunan iki da vur

ma formu olduundan hareket ediyoruz. Tek tek bireylerin ve cin

siyetlerin en esasl zihinsel geliimi, kendi nnde bu iki yolu bu

lur. Bizzat varoluun her birimize srekli sorduu byk soru,

buradan doru cevaplanr: Sen neredesin, sen nesin, sen ne yapma

lsn? . . . Aydnlk ile karanlk, gn ile gece arasndaki karlkl

oyun, kendisi k vermeyen yer yuvarlann, yeryznn her saki

ni iin, dnme yetisinin en son amac ve en eski itepisidir. Sade

ce yeryzmz deil, ayrca bizzat biz, kendi gerek dnsel beni

miz, n nnde ilk gz krpmamzdan en yksek dini ve ahlaki

duygularmza kadar, gne doumluyuz ve gnee yaknz . . . . Gn

ve gece, aydnlk ve karanlk arasndaki farklln gelierek kavran

mas, insan kltrnn geliiminin en iteki hassas noktasdr."28


Bamsz mekan alanlarnn ayrlmas ve mitik mekann bt

nndeki dzenleni biimlerinin bu mekan alanlaryla birlemesi,


ite bu farklla baldr. "Kutsal" ile "kutsal olmayan"n karakte
ristik mitik zellikleri, farkl nitelik tayan bamsz ynlere ve

blgelere ayrlr ve bu zellikler, bylece, onlardan her birine belir


li bir mitik etkiyi dn olarak verir. Dou ve bat, kuzey ve gney;

Empirik alg dnyasnn iinde yn belirlemeye gerekten hiz

met eden bu ynler, burada hibir farkllk tamazlar. Tam tersine,

onlarn hepsinin iinde, ok zel gerek bir varlk ve anlam, isel

bir mitik yaant barnr. Burada, her zel ynn ok soyut-dn

sel bir iliki olarak deil, bamsz ve gerek yaantyla donatlm

a Troels- Lund, H immelsbild und Weltanschauung im Wandel der Zeiten (Deien


alardaki Gkyz Tablosu ve Dnya Seyri), Leipzig 1908 , s. 5.

1 52
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

bir "rn" olarak kabul edilmesi, ynn, ara sra ok somut ve ba


msz oluum derecesinde grlmesinden deil -ki mitos genel
olarak buna uygundur-, onun zel tanr haline getirilmesinden vb.
ortaya kar. Mitik dnmenin greli alt aamalarnda bile, gerek 1 zsj
yn tanrlarna; dounun ve kuzeyin, batnn ve gneyin, "aada-
ki" ve "yukardaki" dnyann tanrlarna rastlarz.29 Ve belki, her
hangi bir ekilde drt temel gkyz ynnn kartln, dnya
aklamas ve kavrayndaki esas nokta olarak iinde tamayan bir
"ilkel" kozmoloji yoktur. 30 Bu nedenle, Goethe 'nin ifadesi, kelime-
nin en gerek anlamnda mitik dnme iin geerlidir: "Tanr do
udur; Tanr batya dorudur; kuzey ve gneydeki topraklar onun
ellerinin skuneti iinde yatar." Fakat, iinde tm zel kartlkla-
rn yok olduunu grdmz evrensel bir mekan ve Tanr duygu
sunun birlii gereklemeden nce, mitik dnme, ite bu kart
lklar amak ve onlar birbiri karsnda bu ekilde kesin olarak or
tadan kaldrmak zorundadr. Her bamsz mekan belirlemesi, ilahi
ya da eytani, dosta ya da dmanca, kutsal ya da kutsal olmayan
bir "nitelik" tar. Dou, aydnln balangc olarak, her yaant-
nn balangc ve kaynadr; bat, batan gnein yeri olarak, lm
rpertisiyle evrilmitir. Canllar dnyasnn karsnda bulunan
gerek bir ller dnyas dncesi, mekansal ayrlma ve aynna
iinde olutuunda, bu dnyaya batda bir yer tahsis edilir. Ve bun-
dan byle gn ve gecenin, aydnlk ve karanln, doum ve l-
mn bu kartl, somut yaant ilikileri, tek tek her birinin mitik
kavranndaki eitli araclklar ve farkl krlmalar iinde temsil
edilir. Onlarn hepsi, doan ve batan gne olgusunun yerletirdii
ilikiye gre, adeta farkl bir aydnlk kazanr. Usener, "Tanr sim-

29 Byle yn tanrlar mesela Cora'da da vardr. Bununla ilgili ayrntl bilgi Preuss'da,
Nayarit-Expedition 1, s.LXXIV ff., mevcuttur.
30 Bu konu ile ilgili olarak bkz. B. Brington, Religions of primitive peoples, s. 1 18 ff.

1 53
E R N S T C A S S I R E R

leri"nde yle der: "In saygnl, tm insani varolua karm

tr. In saygnlnn ana nitelikleri, Hint-Avrupa toplumlarnn

tm yelerinde ortaktr. Hatta bu nitelikler bakmndan onlar hayli

zengindir; bugne kadar biz, ounlukla bilinsiz olarak, bunun

egemenlii altnda olduk. Gn bizi, yar lm hali olan uyku

dan, yaamamz iin uyandrr. "Ia bakmak", "gnein n


grmek", "k iinde olmak" yaamak anlamna gelir; "a ula

mak" domak, " kaybetmek" lmektir. . . . . Homer destannda

bile k kutsaldr ve kurtulutur. . . . . Euripides gn n "saf' ola-

j 1261 rak adlandrr. Engelsiz akan kla dolu bulutsuz mavi gkyz, bir
yandan merhumlarn ikametgah ve tanrlar lkesi tasarmlarnn

temelinde bulunan kaide olduu gibi, dier taraftan safln ilk r

neidir. . . . . Dnn dorudan dnm, en yksek ahlaki kav

ramlar iinde, doruluk ve adalet kavramlarnda derin biimde ya


kalanr . . . . . Temel dnten, her kutsal eylemin, gkyz tanrla

rnn yardmc ve tank olarak arlmalarnn, sadece ak gnlk


gnelik gkyz altnda gerekletirilebilecei anlalr . . . . . Kut

sall, hereyi gren, bilen ve cezalandran tanrlarn tank olarak

arlmasna dayanan yemin, esas itibariyle sadece ak gkyz


altnda edilebilir. Serbest yaayan topluluk bireylerini, danma ve

karar verme iinde birletiren gerek ey, ak gkyz altndaki

"kutsal daire" iinde gerekleir . . . . . Bunlar, basit ve keyfi olmayan

tasarmlardr. Tasarmlar, henz bizim de kendilerine kar duyarl

lmz kaybetmediimiz duyusal etkilenimlerin kar konulmaz

zorlamas altnda oluurlar ve btnlemi bir daire halinde dizilir


ler. Onlarda bitmez-tkenmez, temel bir ahlakilik ve dinilik pnar

nn kayna bulunmaktadr."3 1

Btn bu geilerde biz, her gerek zihinsel ifade formunun


zne ait olan dinamiin tekrar farkna varmaktayz. Bu trden tm

31 Usener, Gtternamen (Tanr simleri), s. 1 78ff.

1 54
S E M B O L K F O R M L A R F EL S E FE S I I

formlarn kesin baars, "iteki" ile "dtaki"; "znel" ile "nesnel"


arasnda bu ekilde taklp kalmamas; tersine, onlar adeta akc bi
imde harekete geirebilmesidir. teki, dtakinin ve dtaki de i
tekinin yannda gerekten ayrlm bir alan olarak bulunmaz; tersi
ne, her ikisi birbirine yansr ve bu karlkl yansmada, kendi ger
ek ieriklerini dierine aar. Bu durumda, tm mitik yaant for
mu, mitik dnmede tasarlanan mekan formunda, tm mitik ya
ant formu aka belirginleir ve sz edilen mekan formundan,
kesin ekilde okunabilir. Bu karlkl ilikinin klasik ifadesi, sz
edilen srekli deiimle karakterize edilmi olarak ortaya kan Ro
mallarn dini dzeninde bulunmaktadr. Nissen, temel bir eserde,
bu deiim srecini btn ynleriyle aydnlatmtr. O, temel mitik
dini kutsal duygusunun, kendi ilk nesnellemesini, dtakine gre
deime ve mekansal ilikilerin seyrinde kendini temsil etme sre-
ci iinde yaadn gstermitir. Kutsallama, belirli bir alann, 11211
mekann btnnden ayrlp giderek dier alanlardan ayrlmas ve
adeta dini olarak evrelenmesi ve herkesin, onun etrafnda pervane
olmasyla balar. Ayn zamanda mekansal snrlama olarak da ta
nmlanan dini kutsallama kavramnn dilsel anlatm templum* ifa-
desi olmutur. nk templum (Greke -rtevo), -re "kesmek"
kkne dayanr; o halde sadece snrlanm, kesilerek ayrlm an
lamna gelir. O, sonraki daha geni kullanmda, her snrlanm top-
rak parasna, bir tarlaya ya da bir aa dikimine gemi; bu anlam-
da kutsal, tanrya ait ve kutsanm alan iaret etmitir. Onun iaret
ettii tarla, bir tanrya ya da bir krala ve kahramana ait olabilir. Ya-
ni ilk eski dini temaaya gre, btn olarak gkyz mekan da, ar-
tk bu ekilde kendi iinde btnlemi ve kutsanm bir alan ola-
rak; ilahi bir varln ikamet ettii ve ilahi bir irade tarafndan ege-

' Tapnak, kutsal yer

1 55
E R N S T C A S S I R E R

menlik altna alnan bir templum olarak ortaya kar. Ve dini bir
dzen, bu birlikle kurulur. Gkyznn btn, dnya ynleri va
stasyla belirlenen drt paraya ayrlr. Bu paralar; ilerideki g
ney, arkadaki kuzey, soldaki dou, sadaki batdr. Roma'nn "te
olojik" sistemi, bu ilk bataki saf corafi blmlemeden hareketle
geliir. Roma rahibi (Augur), dnyevi eylem iin gkyznden ia
ret okumak amacyla orasn inceler; bu gibi incelemeler ise, rahi
bin gkyzn belirli paralara blmesiyle balar. Gnein hareke
tine bal olarak belirlenen ve gsterilen dou-bat izgisi, baka
bir izgi tarafndan, yani kuzey-gney izgisi tarafndan kesilir.
Her iki izginin, decumanus**un ve cardo** *nun kesimesiyle, dini
dnme, rahiplerin dilinde adlandrld ekliyle, kendi ilk temel
koordinat emasn oluturur. Nissen, bu emann, dini yaant ala
nndan her yaama alanna, hukuki, sosyal ve resmi yaant alanla
rna nasl tandn ve emann, bu tanmada, nasl hep zenle
belirlendiini ve farkllatn ayrntl olarak gsterir. Mlkiyet
kavramnn ve mlkiyeti iaret eden ve emniyet altna alan sembo
lik ifadenin geliimi de, bu emaya dayanr. nk snr-koyma,
yani hukuki-dini anlamda ilk kesin mlkiyet oluturma vastas
olan "limit koyma" fiili, her yerde kutsal mekan dzenine balan-
j 12sj mtr. Romal Agrimensor'larn**** yazlarnda, limit koymann
yayl Jpiter'e yklenir ve dorudan dnyann yaratl fiiline
balanr. Evrende egemen olan kesin snrlandrma, bu fiil vasta
syla yeryzne ve tm lml mstakil ilikilere gemitir. Limit
koyma da, dnya ynlerinden, decumanus ve cardo, yani dou-ba
t ve kuzey-gney izgisi vastasyla gsterilen dnya blmleni
inden hareket eder. Limit koyma, en basit doal ayrmayla, yani

Dou-bat izgisi
'" Kuzey-gney izgisi.
""Roma'da tarm arazilerini len, parselleyen veya paylatran kamu grevlileri; g
nmzdeki anlamyla tapu-kadastro ilerini yrtenler. (ev.)

1 56
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E FE S i l

gn ve geceye ayrmayla, ikinci olarak da sabah ve akam ynn


de azalan ve oalan gne gre yaplan blmlemeyle balar. Ro
ma devlet hukuku, bu limit koyma formuna skca baldr. Ager
publicus ve ager divisus et adsignatus* , resmi ve zel mlkiyetin
ayrlmas bu forma dayanr. nk, sadece, deimez snrlar, yani
kesin matematiksel izgiler tarafndan kuatlm, snrlanm ve
iaretlenmi corafya, zel mlkiyet olarak kabul edilir. Daha n
ceden tanrnn yapt gibi, imdi de devlet, templum fikri aracl
yla, toplulua, tek tek fertlere belirli bir mekan armaan eder; bi
reyler o ekan iinde yerleik olarak yaarlar. "Augur'un gky
zne snr koymas genel geer bir ilem deildir; nk aile reisi
(paterfamilias) nasl tm eve egemense, ayn ekilde Jpiter'in ira
desi de tm kuatclyla ortadadr; ama farkl dinlerde baka tan
rlar ikamet eder ve izgiler, unun ya da bunun iradesini kefetme
isteine gre izilir. Kurma, hemen iine girilmi mekann bir ruh
tarafndan ele geirilmesi sonucuna yol aar. .... Sadece ehir deil,
ayn zamanda Compitum** ve ev de; sadece krlar deil, aynca her
tarla ve da yamacndaki ba da; sadece btn olarak ev deil, ay
rca evin iindeki her mekan da kendi gerek tanrsna sahiptir.
Tanrlk, kendi etkilerinden ve evresinden tannr. Bundan dolay,
bir mekana balanm olan her ruh, bir birey olmay salayan ve in
sann onu arabilmesine yarayan belirli bir isim kazanr."32 tal
yan ehirlerinin inasna, Roma konaklama yerinin iindeki dzene
ve gruplandrmaya, Roma evinin i demesine ve planna egemen
olan bu sistemde, gelien mekansal snrlandrmann, mitik dn
me ve mitik-dini duygunun mekan iine yerletirdii her yeni snr

' Devlet arazisi ve araziyi blmlemek


" Yallarn kesitii yer.
32 Nissen, Das Templum. Antiquarische Untersuchungen, Berlin 1 869, s. 8; btn ola

rak bkz. zellikle Nissen'in yazs: Orientation, Studien zur Geschichte der Religion,
(Din Tarihi zerine Yazlar), Birinci kitap, Berlin 1 906.

1 57
E R N S T C A S S I R E R

tann, nasl ayn zamanda tm dnsel ve ahlaki kltrn bir s-

i 1 291 nr ta haline geldii, dorudan ve aka ortaya kmaktadr. Bu


iliki, teorik bilimin balanglarna kadar da izlenebilir. Moritz

Cantor, yazsnda, Roma 'daki bilimsel matematiin balanglar

nn, Romal Agrimensor' lann yazlarna ve bu paraleldeki temel

mekansal yn belirleme sistemine dayandn gstermitir. 33 Ve

Greklerde, matematiin temellendiriliinde de, ilkalarn mitik te

mel tasarmlarnn gl etkisi bilinir; mekansal "snrlar" kuatan

derin saygnn soluu, en batan hissedilir. Mantki-matematiksel

belirleme formu, mekansal snrlandrma dncesi iinde geliir.

Pythagoraslarda ve Platon'da snrlar ve snrlarn yokluu, epa

(son) ve faepov (bilgisizlik), tpk belirlenmi ve belirlenmemi

olan, form ve form yokluu, iyi ve kt gibi kar karya bulunur.

yani kosmosta saf dnsel olarak yn belirleme, ilk bataki mitik

mekansal yn belirlemeden hareketle geliir. Dil, saf teorik incele

me ve gzleme iin kullanlan latince ifadenin, yani contemplari***


ifadesinin, etimolojik ve nesnel olarak "templum" fikrine, iinde
Augur'un kendi gkyz incelemesini gerekletirdii llm

mekan fikrine nasl dayandn, aynca bu ilikinin belirtilerini, ok

yaln ve canl ekilde kantlamaktadr.34 Ve teorik olduu gibi dim


nitelikli olan bu "yn belirleme", antik dnya tarafndan, Hristiyan

la ve Hristiyan-Ortaa inan retisi sistemine de sokulmutur.


Ortaa kilise yapsnn inas ve plan, mitik mekan duygusu iin

de nemli olan gkyz ynlerinin sembolik ifadesinin karakteris

tik hatlarn yanstr. Gne ve k, artk tanrln kendisi deildir;


fakat onlar daima, ilahl olann, ilahi kurtarc-istemenin ve ilahi

33 Cantor, Die rmischen Agrimensoren, Leipzig 1 875; bkz. Cantor'un matematik tari
hi zerine derslerine de, c. 1, 2. bs., Leipzig 1 894, s. 496 ff.
*" Bakmak, gzlemek; templumu tesbit etmek
34 Bunun zerine ayrntlar, Franz Boll, Vita contemplativa. Sitzungsber. d. Heidelb.
Akad. d. Wiss. Philos.-hist. K lasse, 1 920.

158
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

kurtarc-gcn en yakn ve dorudan ak-iaretleri olarak i g

rrler. Hristiyanln etkinlii ve tarihsel zaferi, onun, pagan nite

likli gnee sayg ve a hrmet dnn kendi iine alp, ken-


di iinde deitirebilmesine balanmtr. Sol invictus* klt yeri- l 1 3ol
ne, artk "adaletin gnei35" olarak sa Peygambere inanma ortaya

kmtr. Buna gre, ilk Hristiyanlk'ta gney, kutsal ruhun sem-

bol olarak; bunun tam kart, kuzey, tanrdan yz evirmenin tas-

viri, aydnlktan ve inanmaktan sapma olarak ortaya karken, su-

nak ve tapnan yn dou olarak belirlenmitir. Vaftiz edilecek

ocuk, eytann ve onun yardmclarnn trene gelmemesi iin, ba-

tya dnk olarak yerletirilir; sonra ocuk, sa Peygambere inan-

mas iin cennetin blgesine, douya dndrlr. Drt ynl ha

iareti de, drt gkyz ve dnya blgesiyle zdeletirilir. B urada

da, kltrel ve pekimi sembolik anlatm -ki tm isel inanma ie-

rii, bu anlatm iinde adeta da doru dner ve asl mekansal te-

mel ilikilerde nesnelleir- bu basit temel plan zerine ina edilir.36

Btn bu rneklere genel olarak bakldnda, mitik-dini dn


_
menin en farkl geliim aamalarnda ve ieriksel olarak ok farkl

kltrlere ait olanlarda bile, ayn mitik mekan bilinci zelliinin ve

sisteminin aa kt grlmektedir. Bu bilin, mitik zihnin en


eitli da vurma biimlerini kavrayan ve onlar birbiriyle bala
yan bir konum kazanabilir. Cushing Zuniler'le ilgili olarak, yedi

paral mekan dzeni dolaysyla, onlarn dnya kavraylarnn ve


tm yaantlaryla almalarnn tam sistemli olduundan bahse

der; mesela Zuniler ortak bir yerleim mekanna tandklar za-

' Yenilemez, fethedilemez gne.


35 Daha geni bilgi Usener'de, Gtternamen (Tanr simleri), s. 1 84; bkz. zellikle
Franz Cumont, La theologie solaire dans le paganisme romain, Mem. De l ' Acad. Des
Inscriptions XII ( 1 909), s. 449 ff.
36 Bkz. bunun iin zellikle, Joseph Sauer, Symbolik des Kirchengebaudes und seiner
Ausstattung in der Auffassung des Mittelalters (Ortaan Kavrannda Kilise Ya
psnn ve Onun Donanmnn Sembolik fadesi), Freiburg i. B., 1902.

159
.E R N S T C A S S I R E R

man, bu mekann iinde ayr gruplar ve topluluklarn konumu n

ceden kesin ekilde belirlenmi olur. Roma 'daki yerleim mekan

nn i yaps ve dzeni, bununla tam bir benzerlik tamaktadr.

nk ikamet mekannn plan, burada da, ehrin planna gre e

killenmitir; ehir ise, kendi yaps iinde, dnyann genel planyla

ve farkl mekansal blgeleriyle uyumludur. Polybios yle syler:

Roma ordusu, yerleim yeri olarak zenle seilmi meydana ayak

bastnda, hepsi sanki memleketlerine geri dnm, evlerine ula-

m vatandalar gibi olurlar.37 Her iki durumda, ayr birliklerin ye


rel bakmdan, salt tesadfi ve dsal biimde gruplanmalar sz ko

nusu deildir; gruplama tamamen belirli dinsel temel dnler

vastasyla nceden belirlenmi ve sonra gerekletirilmitir. Ge

nellikle, tlim mekann ve mekandaki belirli snrlarn kavranyla

ibadetle ilgili dnler birbirine balanmtr. Gerek bir mitik

dini ilk duygu, mekansal "eik" olgusuna balanr. Hemen btn

hallerde, ayn biimde ya da benzer ekilde, eie hrmet ve eiin

kutsall nnde duyulan korku, gizemli geleneklerin iinde ifade

edilir. Zaman, Romallarda da gerek bir tanr olarak ortaya kar

ve zamansalln kutlanmasnda ieklerle sslenip bir kurban hay

vannn kan serpilerek sayg gsterilen ey, snr tann kendisi ol

maktadr.38 Mlkiyet kavram, ok farkl yaama ve kltr evrele

rinde, ibadethanenin mekann dtaki profan dnyadan ayran tap

nak eiinin saygnlndan, dini-hukuki bir temel kavram olarak

gelimitir. Eiin kutsall, esas itibaryla tanrnn ikametgahn

koruduu gibi, blge ve tarla snr formu iinde de, corafyay, tar
lay ve evi her trl dman saldrs ve tecavznden korur.39 Di-

17 Polybios cap. 4 1 , 9 bkz. Nissen, Das Templum, s. 49 ff.


JK Ovid, Fast. II, 641 ff.; bkz. Wissowa, Religion und Kultus der Rmer (Romallarn
Dini ve Ayini), s. 1 36 ff.

1 60
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

n1 korku ve sayg ifadesinin yerletii dil iaretleri de, kendi kay

naklan itibariyle, belirli bir mekansal alandan nce, genellikle du


yusal-mekansal tasarma, geri-ekilme tasarmna dayanr.40 Hatta

bu sembolik mekan ifadesi, mekanla herhangi bir iliki iinde ol


mayan ya da ok dolayl bir iliki iinde olan yaant ilikilerinin

dnlmesi ve ifade edilmesine sirayet eder. Mitik dnme ve

mitik-dim duygu, bir ierie zel bir deer vurgusunu dn verdi


indt\ bu dnme ve duygu, deer vurgusunu bakalarndan stn

tutup, ona kendine zg bir anlam eklediinde, sz konusu vurgu,

bu niteliksel etiketlenmeyi mekansal ayrlk tablosunda temsil eder.

Her mitik anlaml ierik, sradanln ve olaanln alanndan or- l !32J


taya kan her yaant ilikisi, adeta gerek bir varolu dairesi, ya-

ni kendi evresini sabit snrlarla ayran ve bylece gerekten birey


sel-dini bir yap kazanan koruyucu ve kuatc bir varlk alan olu

turur. Bu evreden k iin olduu gibi bu evreye giri iin de


belirli dini emirler gerekir. Mitik-diru nitelikli bir alandan dierine

gei, daima, titizce incelenmesi gereken gei ritlerine balanm-


tr. Bu ritler, sadece bir ehirden dier bir ehre ve bir corafyadan

dier bir corafyaya gemenin deil, ayn zamanda her yeni yaan-

t aamalarnn balangcna, ocukluktan yetikinlie, bekarlktan


evlilie, annelie vs. geiin de kuraldr.41 Bu noktada da, tm zi

hinsel ifade formlarnn geliiminde grlebilecek olan genel kural

tekrar gzlemlenir. Saf isel olann kendini nesnelletirmesi, yani

dtaki bir eye dnmesi gerektii zaman, dtakinin temaas da

srekli olarak iteki belirlemelere girer ve onlarla karr. Bundan

39 Bununla ilgili olarak bkz. Trumbull'un "Schwellenzauber" (Eik Bys) zerine


kendi monografisinde toplam olduu zengin ierikli malzemeye. The Threshold
Covenant or the beginning of religious rites, Edinburgh 1 8 96.
40 Greke crtpecr& kelimesi, etimolojik olarak Sanskrite'de tyaj ("terketmek", "geri
itmek") olarak ifade edilen bir kke dayandrlr. cf. Williger, Hagios, s. 10.
41 Bu "gei ritleri"nin bir zeti, Genneps 'in Les rites de passage, Paris 1 909, yazsn
da bulunmaktadr.

161
E R N S T C A S S I R E R

dolay, kl krk yarc bak tamamen "dtaki"nin evresinde hare


ket ediyor gibi grndnde bile, onun iinde daima isel bir ya
antnn nabz at hissedilebilir. Temel duygu olarak kutsal duy
gusu iinde, insann kendi koyduu snrlar, mekandaki snrlan da
belirginletiren ve oradan doru gelien yaplanna ve dzenlenile

fiziksel evrenin btnne yaylan balang noktas haline gelir.

3. Mitik zaman kavram


Temel mekan formu, mitik nesne dnyasnn inas iin o kadar

nemli grnmesine ramen, var olan bir ey olarak bu formda du

rup kaldmz srece, mitik dnyann gerek anlamda "iindeki

ler"ine, gerek varlna yeterince giremeyiz. Bu dnyay tanmlar

ken kullandmz dilsel ifade bile, bize bunu gstermektedir. n

k "mitos", kendi temel anlam gereince, mekansal deerlendir

meyi deil de zamansal bir deerlendirmeyi kendi iinde tar. Mi

tos, altna dnyann toplamnn yerletirildii bir zamansal "manza-

1 133 1 ra" izer. Gerek mitos, kainatn ve onun mstakil paralaryla ora
daki glerin temaasnn, belirli semboller halinde, yani tanrlar ve
doast varlk yaplar halinde biimlendiinde, aynca bu yap ve

biimlere zaman iinde bir yaant, bir ortaya k ve oluma tah

sis edildiinde balar. ncelikle ilahi olann inceleniinde taklp

kalmadan, onun varoluu ve doas zaman iinde aydnlatldnda,

yani tanrlarn yapsndan tanrlarn tarihlerine ve saysna geildi

inde, zorunlu olarak biz, kelimenin gerek anlamnda "mitler"le

karlamaktayz. Ve bu noktada "tanrlarn tarihi" kavramm un

surlarna ayrnca, vurgunun iki mevcut parada yatt grlr. Za

mansaln seyri, ilahilik kavramnn tam geliimi iin gerekli artlar

dan biri olarak ortaya kp, kendi nceliini kantlar. Tanr kavra

m, ncelikle kendi tarihi vastasyla kurulur; o, varolan kiisiz do

a glerinden, kendi tarihi vastasyla belirgin klnr ve gerek bir

z olarak, bu glerin karsnda bulunur. ncelikle, mitik olann

162
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

dnyasnda adeta ak kesilmedii ve bu dnya salt varlklarn de-

il, olgularn dnyas olarak ortaya kt iin, bu dnyann iinde

mevcut belirli oluumlar, bamsz ve bireysel nitelikli biim ver-

me fiilinden ayrlabilir. Oluun, eylemin ve hissetmenin kendine

has zellii, burada belirleme ve snrlandrmann temelini olutu-

rur. Bunun iin de atld kabul edilen ilk adm, elbette, her mitik-

dini bilincin dayand ayrlmann, yani "kutsal"n dnyasnn, pro

fann dnyasna kart olarak ve kendi genellii iinde olumu ol

masndan ibarettir. Fakat kendi ifadesini saf mekansal ayrlklar ve

snr konumlamalarnda bulan bu genelliin iinde, artk gerek bir

zglk, mitik dnyann kendine zg dzenlenii, -deyim yerin

deyse- bu dnyann derin boyutunun zaman formuyla almas so-

nucu gerekleir. Mitik varln gerek nitelii, bu varlk ilk kay

naktaki varlk olarak ortaya ktnda rtsn aar. Mitik varln

tm kutsall, son tahlilde geriye, ilk kaynaktaki kutsallna kadar

gider. Kutsallk, verili olann ieriine deil, dorudan doruya


onun kaynana siner; olup bitenin nitelik ve vasfna deil, olumu

mevcudiyetine tutunmu halde kalr. Belirli bir ierik zamansal

uzakla yerletirilip, gemiin derinliklerine kaydrlnca, hem

kutsal, mitik ve dini anlaml bir ierik olur; hem de ayn zamanda
mitik ve dini nitelikli olma hakk kazanr. Zaman bu zihinsel hak

talebinin ilk asli-formudur. Hem kendine zg-insani varolu ve

gelenekler, hem de sosyal normlar ve balantlar, mitik ncesi bu j34j


ilk-zamann kurallarna dayanarak, bu kutsall yaar ve yaatrlar.

Mitik duygu ve dnme iin, varoluun kendisi ve eylerin "doa-

s" da, ncelikle bu bak as altnda gerekten anlalabilir bir

ey olur. Doa tablosunda gze arpan herhangi bir nitelik, herhan-


gi belirli bir ey nitelii ya da yap zellii, gemiteki bir kerelik

olaya balanr balanmaz ve bylece onun mitik oluumu gsteri-

lir gsterilmez, "aklayc zellik" olarak kabul edilir. Btn za


manlarn ve halklarn mitik efsaneleri, bu aklama eklinin somut

1 63
E R N s T c A s s R E R

rnekleri bakmndan zengindir.42 Burada, dnce suskunlarken


ve ayrca imdiki zaman, herhangi bir ekilde gemi zaman for
muna dnrken, srf olgusalda, eylerin, rflerin ya da kurallarn
imdiki zaman iindeki basit varoluunda, dncenin artk yat
mad bir aama ortaya kar. Gemiin kendisi, artk "niin" de
ildir; gemi, eylerin niinini ierir. te zaman-incelemesi iin
aklamaya uygun veya muhta olmayan mutlak bir gemiin va
rolmas, mitosun zaman incelemesini tarihin zaman incelemesin
den ayrr. Eer varln tarihi, iinde deimez bir noktann olma
d, her noktann ise devaml geride braklan bir nokta olarak g
rld srekli olu dizisi haline gelirse; yle ki, gemie geri gi
di, bir regressus in infinitum* a dnrse, o zaman mitos, geri
varlk ile bilfiil mevcut varolan, imdiki zaman ile gemi arasnda
bir atlama yaar ama, bir kez bu diziyi kazanr kazanmaz, kendi
iinde varolan ve problemsiz ekilde mevcut olan olarak, gemi
iinde dinlenir. Mitosta zaman, mutlak bir bant formu, yani iin
de imdiye, gemie ve gelecee ait unsurlarn srekli yer deitir
dii ve birbirine dnt bir bant formu nitelii tamaz; tersi-

l 1 3sl ne mitosta kesin bir snr, empirik imdiki zaman mitik ilk kaynak
tan ayrr ve her ikisine de tamamen gerek ve aldatc olmayan bir
"nitelik" verir. Mitik bilincin, -bu bilincin, genel zaman tablosu ko
nusunda sahip olduu hakikaten temel ve asl anlama ramen- ba
zen, adeta "zamansz" bir bilin olarak tanmlanmas bu anlamda

42 zellikle belirli bitki ve hayvan trlerinin ve onlarn kendine zg zelliklerinin kay


nayla ilgili olan bu "aklayc'" mitik efsane formu iin rnekler, mesela Graeb
ner'de. Das Weltbild der Primitiven ( lkellerin Dnya Tablosu), s. 2 1 : "Siyah kaka
tuvann ve bir atmacann tylerindeki krmz benekler, byk bir ateten; balinann
pskrtme delii, bir kez ona sokulmu ve yerletirilmi olan kargdan ileri gelir. Su
ulluu, suyun koruyucusunu gizlice izlemeyi istedii iin ve bu koruyucu dnd
zaman hareketsiz olarak sessiz kalmas gerektii iin, bir para kotuu ve ksa bir
mddet hareketsiz kald, kendine zg bir yrme biimini alkanlk edinmitir.'"
' Sonu belli olmayan geri ekilme

1 64
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

anlalabilirlik tar. nk nesnel-kozmik ve nesnel-tarihsel za

manla karlatrlnca, mitik bilinte, gerekten de byle bir za

manszlk mevcuttur. Greli zaman aamalarnn farkll karsn

da, mitik bilin, nceki aamalarnda, dilsel bilincin belirli aama

larnda karakteristik olarak grld ekliyle, ayn farkszlk iin

de varln srdrr. 43 Schelling 'in bak asndan konuulursa;

mitik bilinte, henz bir "tarih ncesi kesin zaman", "kendi doas

gereince paralanmaz ve mutlak olan, bundan dolay ona sre at

fedilen, ama sadece an olarak incelenebilen bir zaman hakimdir;

baka bir ifadeyle, mitik bilinte henz, zamanlarn bir dizisi olma

yp sadece kendi iinde zaman-olmayan-zaman; yani zamanlarn

bir dizisi olmayp, sadece greli olarak, onu takip eden zaman kar

snda zaman haline gelen (yani gemi haline gelen) bir zaman ol

duu iin, iinde balangcn son ve sonun ise balang gibi oldu

u, bir sonsuzluk biimi olarak incelenebilecek olan zaman hfikim

dir."44
Bu mitik "ilk zaman"n gitgide "gerek" zamana, yani dizilerin
bilincine nasl getiini izlemeyi denediimizde, orada, bize dil in
celemesinin de gsterdii temel iliki aa kar. Dilde de, msta
kil zaman ilikilerinin ifadesi, ncelikle mekan ilikileri ifadesi
iinde geliir. Bu iki. iliki ifadesi arasnda, imdilik net bir ayrlma

var olmaz. Zamandaki her yn belirleme, mekanda bir yn belirle


meyi gerektirir ve zellikle mekandaki yn belirleme kazanld

ve belirli bir zihinselifade vastas olmaya balad lde, tek tek


zaman anlarnn belirlenileri, dnen bilin asndan olduu gi

bi duygu asndan da birbirinden ayrlr. Zamann birincil dzeni


gibi mekann birincil seyrinin de dayand ey, somut temaa; ka

ranlk ve aydnln, gn ve gecenin deiimidir. Ve ayn ekilde

43 Bkz. bunun iin c. 1, s . J 73 ff.


44 Schelling, Einlei. in die Philos. der Mythologie, S. W , 2. Abteil. 1. 1 82.

1 65
E R N S T C A S S R E R

benzer ema, cephelerin ve ynlerin geici olarak hissedilen farkl


l, baz belirli devirlerde zamann blmleniine olduu gibi me-
l 36 1 kann blmleniine de hakimdir. Sa-sol, n-arka gibi en basit
mekan ilikileri, nasl gnein dou-bat hareketine bal bir ana
izgi, bir dou-bat izgisinin belirlenii ve bundan sonra bu izgi
nin dikey bir ikinci izgi, kuzey-gney izgisiyle kesilmesi suretiy
le ayrlabiliyorsa, ayn ekilde, zamansal devirlerin kavran da bu
kesme ve kesimeye dayanr. Bu sistemi ok ak ve zihinsel ola
rak mkemmel ekilde kullanm olan halklarda, halklarn zaman
ekillendirmek iin kullandklar en genel dilsel ifadelerde bu iliki
hissedilir. Greke -reevo (zaman) ve -rEno (frsat) (oulda -re
nea olur)'a karlk gelen latince tempus*, "templum"un iaretinden
ve dncesinden olumutur. "yeeo (tempus) templum temel ke
limeleri kesme, ayrma anlamna gelir. ki kesien at makas ya da
kiri, daha sonraki dnemde marangozlarn terminolojisinde temp
lum olarak adlandrlmtr. Doal gelimede bu ekilde blmlen
mi mekann anlam, buradan hareketle geliir; tempusta, gkyz
kesiti (mesela dou), gndz vaktine (mesela sabaha) ve sonra ge
nel olarak zamana gernitir."45 Zamann tek tek aamalara ayrl
mas, mekann blgelere ve ynlere ayrlmasna paralel ekilde ge
liir. Her ikisi de zihnin kendini kademe kademe a srecinde; ya
ni balangcn fiziksel k olgusunun temaasndan alan kademeli
aydnlan srecinde iki farkl unsuru ifade eder.
Ve bu iliki sayesinde burada da, btn olarak zamana ve her
zaman kesitine, gerek bir mitik-dim "nitelik", zel bir "kutsallk"
vurgusu tahsis edilir. Srf bir iliki ifadesinin deil de gerek bir
varlk, bir tanr ya da eytan ifadesinin, nasl mekandaki sistem
iinde ve oradaki yerin mitik olarak hissediliiyle var olduu gr-

Zaman
45 Usener, Gttemamen, s. 192.

1 66
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

lrse, bunun ayns, zaman ve onun tek tek alt blmleri iin de ge
erlidir. Yksek dzeyde gelimi kltr dinleri, bu temel seyri ve

inanlar muhafaza etmektedir. Pers dininde, zaman ve ayr zaman


kesitleri klt; ayr gnler ve saatlerle, yllar ve yzyllarla, drt

mevsim, on iki ay ile ilgili klt, a kar hissedilen genel hrmet

duygusundan gelimitir. zellikle Mithra-dininin geliiminde, bu

klt, byk nem tamtr. 46 Mitik zaman seyri, aynen mitik me- 1 37 1 1
kan seyri gibi niceliksel ve soyut deil, tamamen niteliksel ve so-

mut olarak kavranmaktadr. Mitos iin dzenli olarak srmekte

olan ve kurall biimde tekrarlanan ya da "kendinde" arka arkaya

gelen bir zaman olmayp, tam tersine, sadece belirli ieriksel olu

umlar, belirli "zaman yaplar", gelme ve gitmenin, ritmik varolu

ve oluumun aa kt olaylar vardr.47 Bylelikle zamann b

tn, kesin snr noktalar ve adeta belirli tekrarlan izgileriyle

kendi iinde blmlere ayrlr. Fakat bu ksmlar, llen ya da sa

ylan deil, sadece dorudan duyumlanan blmler olarak mevcut

turlar. zellikle insann her dini eylemi, bu tr bir ritmik dzenli-

lik gsterir. Ritel, belirli dini fiilleri, belirli zamanlara ve zaman


dilimlerine dzenli olarak tahsis etme temeline dayanr. Fiiller bu

dilimlerin dnda gerekleirse, tm dinsel glerini kaybederler.

Her dinsel davran, tamamen belirli aamalara gre, mesela yedi

ya da dokuz gne, haftaya ve aya gre dzenlenir. "Kutsal zaman-


lar", yani kutlama zamanlar, olup bitenin ayn biimdeki gidiini

kesintiye uratr ve srecin iine belirli ayrlk izgileri sokar. "Kri-

tik tarihler"in dizisini belirleyen unsur, zellikle ayn deiimidir.

Arya soyundan olanlar, dman ldrme mutluluunu, diktatrden

46 Bkz. bu konuda Cumont, Textes et monuments figures elatifs aux Mysteres de Mith
ra, Bruxelles 1 896 ff., l, !8ff., 78ff., 294ff.; Astrology and Religion among the Gre
eks and Romans, New York und London 1 9 1 2, s. 1 1 0.
47 Bu "zaman yaps" kavramyla ilgili olarak bkz. dil zerine ayrntl anlatmlara; 1. c.
s. 1 77 ff.

1 67
E R N S T C A S S I R E R

gelen habere gre, yeni aya kadar erteler; Melanezya savas, se


fere kmak iin tm ay beklemekle geirir. Btn bunlarn teme
linde, tamamen mekandakine benzer ekilde, zamansal olarak ay
rc snr izgilerinin konumlannda dnmenin geleneksel ayr
c-iaretlerinin geerli olmad, ayr zaman dilimlerinin bizzat
kendi iinde niteliksel bir forma ve zellie, gerek bir varlk ve et
kililie sahip olduu fikri bulunmaktadr. Zaman dilimleri, yaln ve
benzer-biimli, geni kapsaml diziler tekil etmezler; tam tersine,
onlardan her birine youn bir gerekleme karlk gelir; bu gerek
lemede diziler birbirine benzer ya da benzemez, uygun ya da kar
t, birbiri karsnda dost ya da dman olurlar. 48
Gerekte, say, zaman ve mekann nesnel temel farkllklar ko
nusunda, insan bilincinde ilk kesin kavramlar olumadan uzun s-
11 38 1 re nce, bu bilinte, insan hayatnda egemen olan kendine zg de
virler ve ritmik oluumlar iin, ok saf bir duygusalln barnd
grlr. Biz zamansal olayn canl dinamizmi ile ilgili bu znel
duygunun, ilkel halklarda, -ki bu halklar sayma fiilinin ilk balan
glarna kadar, zaman bilincine neredeyse hi sahip olmamlardr;
onlarda, bundan dolay zaman ilikilerinin niceliksel ve tam bir
kavranndan sz edilemez- en aa kltr aamalarnda bile, hay
ret verici aklk ve saflk iinde gelimi olduunu grmekteyiz.
Bu halklarda, gerek bir mitik-diru "aama duygusu", yaantdaki
btn olup bitenlere ve deiimlere zellikle nemli yaant d
nemlerine geie baldr. Bu geiler, yani tek tek bireylerin ya
antsnda olduu gibi, trn yaantsnda da en nemli dnm
noktalar olan deiimler, en alt aamalarnda bile, tapnma eyle-

48 Bu konu zerine bkz. Hubert ve Mauss, Etude sommaire de la representation du


temps dans la religion et la magie (Melanges d'histoire des religions, Paris 1909, s.
! 89 ff.).

1 68
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S il

minde herhangi bir ekilde gsterilebilir ve olayn ayn dzenlilik-

te gerekleen gelimelerinden ortaya kabilirler. Dikkatle incele-

nen ok sayda ritel, onlarn sonu gibi bam da ierir. Daima ay-

n ekilde akan varolu silsilesi, zamann salt ak, bu ayinler vas

tasyla, adeta dini olarak blnr. Ayinler vastasyla her zel ya-

ant aamas, dini nitelikteki ortaya k eklini ve bu yolla da

zel anlamn kazanr. Doum ve lm, annelik ve hamilelik, evli-

lie ve ergenlie gei; bunlarn hepsi kendine zg gei ve yet

kinlik ritleriyle olur. 49 Ayr hayat kesitlerinin bu ritlerle dinsel ola-

rak ayrl, genellikle yle nettir ki, hayatn sreklilii, bu ayrma-

larla ortadan kalm olur. nsann bir hayat evresinden baka bir

hayat evresine geerek, onlardan her birinde baka bir ben olarak

ortaya kmas; mesela ergenlik dnemine girite ocuun yeniden

gen ve adam olarak domas iin lmesi, farkl formlar iinde ve

yaygn biimde hep tekrarlanan bir tasarmdr. Olumlu kurallarn,


olumsuz ekimserliklerin ve tabunun mevcudiyetiyle dtaki bir

ey olarak gsterilen ksa ya da uzun sre ile ilgili "kritik aama",

genellikle iki nemli hayat aamas arasnda bulunur. 50 Buradan, 11 391


mitik dnya kavray ve rnitik duygu dnlnce, adeta biyolojik

bir zamann, yani hayatn ritmik biimde blnm olan geli-gidi

inin, gerekten kozmik bir zaman fikri ekillenmeden nce varol

duu sonucu kar. Hatta mitosun yakalad kozmik zaman; nce-

likle mitos tarafndan, sadece bu kendine zg biyolojik oluum ve

dnm ile alglanr. nk doa olaynn kurala uygunluunu

49 Bu "yetkinlik ritleri" ile ilgili olarak, zellikle Spencer ve Gillen'in Avustralyal ka


bileler hakknda sunduklar zengin ierikli malzeme bkz.: The nati ve tribes of Central
Australia, mesela s. 2 1 2 ff., The northem tribes of Central Australia, s.382 ff.; bkz.
Gennep'a da, Les rites de passage u. Brinton, Religions of primitive peoples, s. 1 9 1
ff. Gneydeki halklar iin bkz. zellikle Skeat, Malay Magic, London 1 900, s . 320 ff.
50 Bkz bu konu zerine mesela Marett, The threshold of religion, s. 194 ff.

1 69
E R N S T C A S S I R E R

veya mevsimlerin deimesindeki ve gezegenlerin hareketindeki


dnemsellii de, mitos, tamamen yaantda olup biten eyler olarak
grr. Mitik bilin gnn geceye dnmesini, bitki dnyasnn b
yyp gelimesini ve yok olmasn, mevsimlerin dzenli aralklar
la birbirini izleyiini, sadece insann varoluuna yanstarak ve onla
r insanda, tpk aynada seyreder gibi seyrederek kavrar. B u kar
lkl ilikilenrnilikte, znel hayat formu ile doann nesnel seyri
arasnda kpr kuran bir mitik zaman-duygusu oluur. Bysel
dnya kavray aamalarnda bile, sz konusu bu iki form, doru
dan birbirine karm ve birbiriyle balanm ekilde ortaya kar.
ncelikle nesnel olayn bysel olarak belirlenebilirlii, bu balan
mlkla aklanr. Gnein hareketi veya mevsimlerin geii, bura
da, kesin bir yasa sayesinde kurala balanm olarak grlmez; tam
tersine, bu olaylar doast etkilere bal olarak ortaya kar. Bu
yzden de, bysel etkilemeler kolayca gerekletirilebilir. "Ben
zerlik bys"nn ok eitli formlar, bu noktada, etkin olan g
leri etki altna almaya, onlar desteklemeye ya da onlara egemen ol
maya yarar. Bugn bile yl iindeki dnm noktalarna, zellikle
sonbahar ve ktaki gndnmne bal olan halk gelenekleri, bu
ilk bataki kavray hafif bir rt altndan gsterir gibi ortaya koy
maktadr. Bamsz enliklere bal olarak icra edilen taklit nitelik
li oyunlarda ve ritellerde, mays ritellerinde, mays ve noel ate
inde, ilkbahardaki dirili trenlerinde, yaz gndnm kutlamala
rnda, temelde, doann istem d alan glerinin ve gnein et
kili gcnn, insann eylemi vastasyla talep edilmesi ve dman
ca zorlamalara kar korunma istei vardr. Bu geleneklerin geni-
i 140\ lemesi -Hillebrandt, Wilhelm Mannhardt'n Grek ve Roma, Slav
ve Cermen dnyas iin toplad geni kapsaml materyali, zellik
le eski Hint dnyasndaki yaz dnm kutlamalar gelenekleri tara
fna yerletirir5 1-, mitik bilincin temel formuna dayanan fikirlerle

1 70
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

uramamz gerektiini kantlar. Birincil mitik "aama duygusu"


zaman sadece yaant tablosundaki ekliyle kavrayabilir ve bun
dan dolay bu duygu, zaman iinde hareket edip belirli bir ritme g
re oluan ve yok olan eylerin hepsini, dorudan yaant formuna
dntrmek ve bu formun iinde eritmek zorundadr.
Bu nedenle mitos, matematiksel-fiziksel kavramda ifade edilen
"nesnellik" niteliiyle ilgili olarak; yani Newton'un "kendinde ve
kendisi iin ve herhangi bir dtaki nesneyi dikkate almakszn ge
ip giden" "mutlak zaman" ile ilgili olarak hibir ey bilmez. Mi
tos, gerek anlamda "tarihsel" zaman ok az tand gibi, sz
edilen matematiksel-fiziksel zaman da ok az tanr. nk tarihsel
zaman bilinci de, belirli "nesnel" unsurlar kendi iinde tar. Bu bi
lin, deimez bir "kronoloji"de, nceki ve sonrakinin gerekten
ayrlnda ve tek tek zaman unsurlarnn birbirini izleyii esnasn
daki tek anlaml bir dzenin korunmasnda temellenir. Mstakil za
man aamalarnn byle bir ayrlnn, i ie gemi ve her olguya
sadece bir tek yer tahsis edilen yegane sistem iindeki zaman aa
malarnn mevcudiyeti, mitosa yabancdr. Mitik dnme formu
bir iliki konumladnda, bu ilikinin paralarnn birbiri iine akp
birbiriyle karmas durumu, nasl mitik dnme formunun zne
ait ise, ayn ekilde bu birbiri iine kk salma, yani "kaynama" ku
ral da, mitik zaman bilincindeki iliki dzenine egemendir. 52 Bu
rada da zamann net olarak farkllam aamalara ayrlmas, ge
mi, imdiki ve gelecek zaman iinde durup kalmaz; bilin, btn
zaman farkllklar eitleme, hatta onlar en sonunda saf zde hale

5! Mannhardt, Wald- und Feldkulte (Orman ve Tarla Kltleri), 2. c. Bertin 1 875; Hint
lilerin yaz dnm adetleri iin Hillebrandt, Die Sonnwendfeste in Alt-ndien (Eski
Hindistanda Yaz Dnm Adetleri), (Roman. Forschungen, Bd. V). Bu geleneklerin
Ari dnyasnn btnndeki zeti iin bkz. L. v. Schroeder, Arische Religion (Arile
rin Dini), c . II, Leipzig 1 9 1 6.
5 "Bant paralarnn mitik kaynamas" zerine bkz. yukarda 8 1 ff.

171
E R N S T C A S S 1 R E R

dndrme cazibesine kaplr. zellikle by, kendi genel ilkesinin,

yani pars pro toto* ilkesinin mekandan zamana tanmas eklinde


[G!] nitelendirilir. Her para, bysel olarak incelenince, btn, fizik
sel-mekansal anlamda temsil etmenin tesine geer; yani bysel

etki balam da, tpk btn gibi, her trl zamansal farklln ve

ayrlma izgisinin dnda kavranr. Bysel "imdi", asla salt im

di, yani basite ayrlm imdiki zaman noktas deildir; tersine,

Leibnizci ifadeyi kullanmak gerekirse, charge du passe et gros de


"
!' avenir . imdi, gemii kendi iinde ierir ve gelecekle ykl ola
rak geip gider. Bu anlamda zellikle, tm zamanlarn niceliksel

olarak bu kendine zg "i ie" oluunu en canl biimde gsteren

kahinlik, mitik bilincin btnletiriciliinde temellenmitir.

Fakat sz edilen bilin, bydeki gibi tek bir etkinin elde edil

mesini sabrszca beklemeyip, bu beklentiyi byyle tatmin etme

yip ve sona erdirmeyip, onun yerine, varln ve olgunun btnne

ynelir ynelmez ve tamamen bu btn temaaya dalar dalmaz,

yeni bir aamaya ykselir. B u bilin imdi, geici duyusal duygu

lanm ve duyusal ifadeye balanrnlktan yava yava ayrlp gi

der. O, ayr imdiki zaman noktalarndayken ya da srf bu noktala

r takip ederken, olayn ayr aamalarnn yaln ekilde geiinde

varln srdrmek yerine, artk gittike, olgunun sonsuz dngs

n incelemeye ynelir. Bu dng, henz dorudan duyulabilir nite

likte dnlmez; fakat bu duyguda bile, evrensel bir dnya dze

ninin, bir genelin kesinlii, mitik bilince alr. imdi artk tek bir

ey, yani zel bir fiziksel varolu, mitik niteliin canllk kazanma

snda gerekleen ekliyle belirli ruhsal ieriklerle, bireysel-kiisel

glerle doldurulmaz; dnya olaylarnn btnnde duyumlanan

ey, genel ve tekrarlanan bir denkliktir. Bu duyumlama ne kadar

' Kapsamlama
Gemi aratrlr, gelecek yeertilir.

1 72
S E M B O L K F O R M L A R FE L S E F E S I I

kuvvetli olarak meydana gelirse, mitik dnmeyi de o kadar ok


uyandrr. Bu dnme de o zaman yeni bir problem arefesinde bu
lunur. nk artk derinlemesine bak, olgunun salt ieriine de-
il de saf fonnuna ynelir. Burada da zaman motivi, ara olarak et-
kili olmaktadr. nk zaman, mitos iin, sadece somut ve belirli
bir fiziksel gei, zellikle gk cisimlerinin geii olarak kavransa
bile, sonuta, saf fikri "boyuta" ait olan baka bir unsuru da kendi
iinde tamaktadr. Mstakil doa glerinin, mitik yorumlamann 1 1 421
ve dini saygnn nesnesini kendi zglkleri iinde gerekletirip
gerekletirememeleri baka ey, sz konusu glerin adeta genel
bir zaman dzeninin taycs olarak ortaya kp kmalar duru-
mu baka bir eydir. lk durumda biz, tamamen tzsel kavray er
evesi iinde bulunuruz. Gne, ay ve gezegenler, canl gksel or
ganizmalar olmalarna ramen, belirli bireysel glerle donatlm
olan bireysel eylerdir. Bu bakmdan, bu tanrsal organizmalar, do-
ada hkm sren dzenleyici doast glerden, nitelie gre
deil de rtbece ayrlrlar. Fakat mitik-dini duygu, bamsz doa
nesnelerinin dorudan varoluuna ve bamsz doa glerinin
dorudan etkilerine ynelince deil, tam tersine doa nesneleri ve
gleri adeta varlk anlamlar yannda, karakteristik bir ifade anla-
m da kazannca; varlk, bundan byle, evrensel olarak egemen
olan ve hkm sren bir yasa dzeni dncesini ilham eden bir or-
tam haline gelince, baka bir kavray, ilahi olann yeni bir anlam
iyice belirginleir. imdi bilin, artk doadaki bamsz herhangi
bir olguya -o, en gl ve tam egemen olsa bile- dnmez; tam ter-
sine her doa olgusu, sadece kendi iinde dlaan baka ve kuat-
c olan bir eyin iareti olarak grlr. Ay ve gne, yalnzca ken-
di fiziksel varlklarna ve etkilerine gre incelendiinde veya sade-
ce kendi parlaklklar uruna ya da k ve scaklk, slaklk ve ya-
mur oluturucusu olarak sayg grdklerinde deil, kendilerinde,
tm olaylarn kuralnn ve seyrinin okunduu srekli zaman lle-

173
E R N S T C A S S 1 R E R

ri olarak kabul edildiinde, biz, ilkesel bir deiimin, yeni ve derin


bir zihinsel bakn eiinde bulunuruz. imdi dnce, her varolu
ve yaantda hissedilebilen dnem ve ritimden, evrensel varlk ve
olua egemen olan bir kader dzeni dncesi olarak zaman dzeni
fikrine ular. ncelikle kader olarak bu kavrayta, insann ve biz
zat tanrlann her yaants ve etkilemesi, sadece zamann iinde ve
zamann sarslmaz lleri sayesinde mmkn olduu iin, mitik
zaman, gerek bir kozmik iktidar, sadece insan deil, ayn zaman
da tanrlar ve eytanlan da balayan bir g haline gelir.
Byle bir balama tasarm, alt bilin aamalarnda henz tama
men saf biimde, duygusal semboller ve ifadelerle ekillenebilir.
l 431 Yeni Zelanda'daki Maoriler yle bir mitik aklamaya sahiptirler
ki, bu aklamada Maui'nin, yani onlann atalannn ve kltr tann
lannn, vaktiyle gnei bir durum iinde nasl yakalad ve bug
ne kadar gkyznde kuralsz olarak geip giden gnei kurala uy
gun bir harekete nasl mecbur ettii bildirilir.53 Fakat gelime ne
kadar srekli olursa ve gerek dini dnya kavraynn bysel dn
ya kavrayndan ayrlmas ne kadar net gerekleirse, bu temel
iliki de o kadar ok saf zihinsel ifade nitelii tar. Duyusal tek
olandan genel olana, mstakil doa glerine tapnmaktan evrensel
bir zaman mitolojisine doru gerekleen bu dnm, tm "gk
sel" dinlerin ilk memleketi ve kaynak lkesinde, Babil ve Asurlu
lar' da ok ak biimde izlenebilir. Babil-Asur dininin balangc
da, ilkel bir animizme iaret eder. Burada da, temel tabakay, doa
stne duyulan inan, yani olaylara kendi arzu ve kaprislerine g
re mdahale eden dost ve dman glere inanma oluturur. Bura
da, eski totemistik dn ekillerini ve hayvana tapma belirtileri
ni tayan kark varlklar yannda, gkyz ve frtna, tarla ve kr-

53 Waitz, Anthropologie der Naturvlker (lkel Halklarn Antropolojisi), VI, 259; Gill,
Myths and Songs of the South Pacific, s . 70.

174
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

sal kesim, da ve kaynak suyu eytanlar bulunmaktadr. Fakat Ba-


bil dncesi, yldzlar dnyasn incelemeye younlatka, artk
bu dncenin tmel formu da deimitir. lkel doast mitoloji
etkisiz hale gelmemi, fakat sadece yaygn bir alt inan tabakasna
ait olarak yerini korumutur. Buna karlk bilenin, din adamnn
dini, "kutsal saylar" ve "kutsal zamanlar"n dinidir. Bundan byle
gerekten ilahi olan temel varlk olgusu, astronomik olaylarn ke
sinlii, yani gnein, ayn ve gezegenlerin hareketi zerinde ege-
men olan zamansal kural iinde kendini gsterir. Kendi cisimle
milii iinde tanrlk olarak dnlen ve sayg gsterilen ey, tek
bana gk cismi deildir; tersine, gk cisminde, olup bitenin en
kk ve en bynde, tek olanda olduu gibi btn iinde de, de
imeyen normlara gre etkili olan evrensel ilahi gcn tikel bir
dlamas alglanr. Bu ilahi anayasa, en farkl varolu evrelerin-
de gerekleen ayn temel form olarak bu gcn bize kendini apa-
k gsterdii gkyznden, lml dnya varlnn, zel-insan,
resmf ve sivil varln dzenine kadar, srekli kademelenmeler 11441
iinde izlenebilir.54 Bylece mitik-din1 dnmeyi olayn ve varl-
n tamam zerine tamaya balayan yeni anlam birlii, zamann
grlebilir tablosu olarak gkcisimlerinin hareketinde kendini ifa-
de eder. Babilliler'in yaratl mitosu, dnya dzeninin ekilsiz ilk
temelden ortaya kn, gne tanrs Marduk'un canavar Ti
amat 'a kar yapt kavga anlatm iinde ifade eder. Kendi zafe
rinden sonra Marduk, byk tanrlarn bulunduu yer olarak gkci-

54 Bu konu zerine bkz. Die Religion Babyloniens und Assyriens (Babil ve Asurlularn
Dini), Giessen 1905, 1/11; Cari Bezold, Himmelschau und Astrallehre bei den Baby
loniem (Babillilerde Gkyz retileri ve Gkyz Temaas). Sitzungsbericht der
Heidelberger Akad. der Wiss., 1 9 1 ! ; Hugo W inckler, Himmels- und Weltenbild der
Babylonier (Babillilerin Gkyz ve Dnya Tablosu), Leipzig 1 903.

1 75
E R N S T C A S S R E R

simlerinin geilerini, kesin ve belirli biimde yerletirir. Marduk,


burlar kua iaretlerini, yl ve on iki ay gerekletirir; o, gnle
rin hibirinin kamamas ya da armamas iin kesin snrlar ko
yar. Bylece her hareket ve hareketle birlikte her yaant, zamann
aydnlk yapsnn, mutlak ekilsiz varolua nfuz etmesiyle geliir.
Burada, mitik duygu ve dnme iinde, i ie gemilik gerein
ce, iteki olayn sreklilii, dtaki olayn srekliliiyle balanr;
insann eylemi zerine konulmu olan deimez bir kural ve norm
dncesi, dtaki olayn bu srekliliiyle balanr. "Marduk 'un
sz kalcdr; onun emri deitirilemez; onun dudaklarndan orta
ya kan eyi, hibir tanr deitiremez." Bylece Marduk hukukun
en yksek koruyucusu ve "en itekini bile gren, uygunsuz davra
nta bulunan kimsenin kap kurtulmasna izin vermeyen, itaat et
meyenlere boyun ediren ve hukuku salayan" muhafz haline ge
lir. 55
Btn olaylara egemen olan evrensel zaman dzeni ile altnda
bu olaylar toplayan sonsuz hukuk dzeni arasndaki iliki, astrono
mik ve ahlaki evren arasndaki balant, neredeyse btn byk
kltr dinlerinde yeniden kefedilir. Eski Msr'n btn tanrlarn
dan ay tanrs Thoth, zamann blmleyicisi, lcs olarak, ayn
zamanda tm doru ller zerinde de egemendir. Tapnak plan
larnda ve topran yzlmnde kullanlan kutsal Ene, ona vak-
J 45J fedilmitir. Thoth tanrlarn yazcsdr ve ona, dilin ve yaznn,
gkyznn hakimlii verilmitir; insanlar ve tanrlar kendi hakk
olan eyleri, sayma ve hesaplama sanatyla bilebilirler. Mkemmel
yeterli ve deimez lnn (maat) ismi, burada da, ahlaki olanda-

55 Babillilerin yaratl temelleri zerine bkz. lensen, Die Kosmologie der Babylonier
(Babillilerin Kozmogonisi), Stuttgart 1 890, s. 279 ff.; ayrca Gunkel "n tercmesi,
Schpfung und Chaos in Urzeit und Endzeit (lkada ve Son ada Kaos ve Yara
tl), Gttingen 1 890, s. 401 ff.
'
65 cm uzunluundaki eski bir l birimi; arn. (ev.)

1 76
S E M B O L K F O R M L A R FEL S E F E S 1 1

ki gibi doada da egemen olan sonsuz ve bozulmaz dzenin ismi


olur. Bu "l" kavram, kendi ikili anlam iinde, Msr'n din sis
teminin temelinde bulunan kavram olarak gsterilmektedir.56 in
dini, de Groot 'un "evrensellik''. olarak iaret ettii temel dnme
ve hissetme nitelii iinde, insani eylemin tm normlarnn, dnya
nn ve gkyznn temel yasasnda temellendii ve bu yasadan
dorudan okunabilecei inanc iinde kk salar. Sadece gkyz
nn hareketini bilen, zamann geiini anlayan ve kendi etkinliini
ona gre dzenleyen ve etkinliini kesin tarihler, belirli aylar ve
gnlerle balamay bilen kii, kendi insani yaama biimini doru
olarak tamamlayabilir. "Gkyznn belirledii ey, insann, insan
doasnn izledii eydir; bu, insann taosudur. Bu taoya bakmak,
renme anlamna gelir. " Bylece burada da, ayn zaman kesitleri
ne, yla, en byk yla, mevsimlere ve aylara ilahi olarak hrmet
edildii gibi, eylemin ahlaki balants, onun zamansal, hatta do
rudan takvimsel balanmlna da geer. nsann erdemi ve y
kmll, makro-kosmosun mikro-kosmosu dntrme yolunu
tanmasndan ve onunla bulumasndan ibarettir.57
Hint-Avrupa halklarnn dini dnlerinde de ayn karakteris
tik gei izlenebilir: B urada da, ilam olann zellemesi ve seyrek
lemesi yerine, tpk ok tanrl doa-dinlerinde egemen olduu gi
bi, zihinsel-ahlaki dzen olarak da ekillenen evrensel bir doa d
zeni dncesi yava yava ortaya kar. Ve zamann temaas, bu
iki temel anlam arasnda ortaya kar ve en sonunda onlarn birle
mesine yol aar. Bu dini geliim sreci, Vedalardaki Rita kavra
mnda ve Zerdtln kutsal kitab Avesta'daki -ieriksel ve eti-

56 Bkz. Le Page Renouf, Vorlesungen ber Ursprung und Entwicklung der Religion
(Dinin Geliimi ve Kayna zerine Dersler), 1 88 1 , s. 233; Moret, Mysteres Egyp
tiens, Paris 1 9 1 3. s. 1 32 ff.
17 de Groot, Universismus, Bertin 1 9 1 8 ve Legge, The Texls of Taoism ( Sacr. Books
of the East, vol XXXIX ve XL, Oxford 1 89 1 )

177
E R N S T C A S S I R E R

molojik bakmdan Rita'ya karlk gelen- Asha kavramnda anlat-

j 1461 lr. Her ikisi, yani Rita ve Asha, olay dzeni olarak ayn zamanda
hukuk dzeni de olan, gereklilik anlamnda kavrand gibi ayn e
kilde varlk anlamnda kavranan, kesin dzenlenmi aln-yazsnn
kurala uygun "yry"nn ifadesidir. Bir Rigveda kasidesinde
yle anlatlr: "Nehirler Rita ' ya gre aralksz akarlar; sabah kzl
lkla birdenbire ona gre parlar; o dzenin patikasn doru ynde
deitirir; bir dzenleyici olarak onun gkyznn sistemlerine
ulamamas olnaz."58 Ve ayn dzen, yln ilerleyii zerinde de
egemen olur ve ona gzclk yapar. Gkyznn evresinde hi
yalanmayan Rita'nn oniki blml tekerlei, yani yl dner. ok
bilinen bir Atharvaveda kasidesinde, zamann kendisi, ok sayda
dizginleri olan soylu at olarak oradan gelen Kala'dr. "Rita 'nn te
kerlekleri tm varlklardr. Kala, Rita'nn tekerlekleriyle gider; o,
yedi tekerlek yuvasna sahiptir. Onun dingilleri lmszdr. Kala
tm eyleri grn haline getirir. O ilk tanr olarak en ileride gi
der. Zaman, tm varlklar karlamaya kar ve gn en ykse
inde gkte azametle oturur. Zaman tm eyleri gerekletirir, tm
eyleri geride brakr; eylerin babas olarak Kala, ayn zamanda
zamann oludur da. Bunun iin, sz edilen zamandan baka hi
bir yksek g yoktur."59 Zamann bu dnlnde, iki dini ilk
motiv arasnda; kader ve yaratl motivleri arasnda bir kavgann
mevcudiyeti alglanabilir. Geri zamansal-grnen, fakat kendi z
gereince zaman st bir g olan kader ile, zamandaki tek bir fiil
olarak dnlnesi gereken yaratl arasnda, kendine zg diya
lektiksel bir kartlk mevcuttur. Daha ge Veda edebiyatnda, in
sanlarn ve tanrlarn, dnyann yaratcs olarak, Prajapati dn
cesi tasarlanmtr. Fakat onun zamanla ilikisi iki tarafl ve eli
kilerle dolu bir ilikidir. Bir ynyle, Prajapati -ki btn eyler on-

58 Rigveda 1, 124. 3 (Hillebrandt, Lieder des Rigveda, s . 1 )


59 Atharveda 1 9, 5 3 (Geldner'in tercmesi, Religiongeschichtl. Lesebuch. S . 1 64)

1 78
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

dan ortaya kmtr- ylla, sonuta genel olarak zamanla zdele


mitir. O yldr; nk bizzat kendisinin tam benzeri olarak yl, o
yaratmtr.6<.l Dier taraftan ise, bahsedilen Atharvaveda arksnda
iliki ters evrilmitir. Prajapati tarafndan yaratlan, zaman deil-
dir; tersine zaman bizzat Prajapati 'yi yaratmtr. Zaman tm var
lklar ortaya kartm olan ilk tanrdr ve onlardan daha uzun
mrldr. B urada ilahi g olarak zamann, ayn zamanda tam an
lamyla nasl ilahi, kiiler st olmaya balad grlmektedir. j 47)
Goethe'nin yorumlad anlamda Prometheus 'taki gibi; bir kez her
eye gc yeten zaman ve sonsuz kader plan ortaya ktnda, za-
man vastasyla ok sayda tanr, hatta bizzat en yce yaratc tanr
tahtndan indirilir. Onlar mevcut olmaya devam ederlerse, artk ke
sinlikle, bizzat kendileri hatrna saygn olmazlar; kendilerini ekle
dikleri ve egemenlii altna girmi olduklar evrensel kader dzeni-
nin nde geleni ve koruyucusu olarak hrmet grrler. Tanrlar ar-
tk ahlaki dnyann olduu gibi fiziksel dnyann da snrsz yasa
koyucular deildir. Onlar kendi eylem ve etkinliklerinde, kendile
rinden daha yksek bir yasaya baldrlar. Bylece Homer'in Ze
us 'u, g bakmndan, Moira'nn kiisiz gcnden daha aada bu
lunmaktadr. Cermen mitolojisi evresinde de, oluun kader gc
(Wurd), ayn zamanda Nornelar*n, kader kadnlarnn a ve ilk ya-
sa (ur/agu, EskiYksek Almanca urlag, Eski Saksonyaca orlag)
olarak ortaya kar. Kuzey nitolojisinin yaratl retilerinde di
budak dnya aacdr ve o, uygun lde aa olarak, yani l ifa-
de eden aa olarak anlatlr. Ayn ekilde burada, kader gc de
ll gtr.61 Yaratl motivinin apak ortaya konulduu Aves-

60 inde buna benzer konumlamalarn gerekletii yerlere genel bir bak, Deussen 'de
mevcuttur. Allg. Gesch. D. Philosophie 1, 1 , Lpz. 1 894, s.208.
' Kuzey ( skandinav) mitolojisinde kader tanras. (ev.)
61 Bkz. Mogk in Paul-Braunes Grundriss d. german. Philologie (Cermen Dilbiliminin
Ana Hatlar) 1, 28 1 ff.; Golther, Hand. der german Mythologie (Cermen Mitolojisi
nin El Kitab), s. 1 04 ff., 529.

1 79
E R N S T C A S S R E R

ta' da her eye egemen olan, btn eylerin ilk koruyucusu ve haki
mi olarak sayg duyulan Abura Mazda, ayn zamanda doa dze
niyle ahlaki dzeni tekil eden kiiler st bir dzenin, Asha'nn
gerekletiricisi olarak dnlr. Asha, Abura Mazda tarafndan
yaratlsa bile, n tanrsyla yalann ve karanln gcnn kav
gasnda, yardma koan ve adeta bu kavgay sona erdiren bamsz
bir ilk-g eklinde ortaya kar. yiliklerin tanrs, Ahriman'a kar
yapt kavgada yardmc olarak, Amesha Spentann oluturduu
alt ba melee -ki onlarn en nnde "iyi dn"n (Vohu Ma
nah) yannda, "ok iyi samimiyet", Asha Vahishta bulunur- sahip
tir. Bu zihinsel gizli glerin tanmlan ve konumlannda -ki o
gizli gler Plutarch' n yapt Greke tercmede evvoa ve
aA.ry6ea (gerek ve kurgusal) olarak yeniden yaratlr- biz, kendi
mizi ok nceden, dini bir dnce erevesi iinde, yani mitik ola
nn salt sembol dnyasnn snrlar dna taan, hatta gerek diya
lektiksel ve kurgusal motivler yerletirmeye alan dnce ere
vesi iinde bulmaktayz. Ve bu motivlerin etkisi, zaman kavram
nn belirlenii ve kavrannda tekrar aka grlr. Burada son
suzluk ve yaratl dnceleri arasnda ok kuvvetli bir gerilim or-
l 481 taya kar; yle ki, bu gerilim gitgide btn dini sistemi iten do
ru deitirir. Avesta'da bile, zamann iki temel formu; snrsz za
man ya da sonsuzluk ile, Abura Mazda 'nn dnya tarihi iin zaman
kesiti, karanln ruhuna kar yapt kavgann a olarak belirle
mi olduu "uzun dnemlere egemen olan zaman" ayrlr. Gerek
yasann emrine tabi olan bu uzun zaman a, tekrar drt ana bl-

62 ran dinindeki zaman kavram ve "Zerdtlk" zerine, zellikle Henrich Jun


ker'in incelemesine bkz. ber iranische Qellen der hellenistischen Aion-Vorstellung
(Helenistik Aion Tasarm ve ran Kaynaklar zerine), (Vortrage der Bibliothek
Warburg, c. I ( 1 92 1 - 1 922), Leipzig 1923, s. 1 25ff.). Darmeseer'e de bkz. Ormazd et
Ahriman, Paris 1 877, s.3 1 6ff. ve Cumont, Textes et monum. Figures rel. Aux myste
res de Mithra I, 1 8 ff., 78 ff., 294 ff.

1 80
S E M B O L K F O R M LA R F EL S E F E S I I

me ayrlr. bin yln birinci ksm yaratmayla balar. "Tarih n-


cesi bir zaman"da dnya aydnlktr ama, henz alglanabilir deil-
dir ve ncelikle zihinsel olarak vardr. Sonra onu, "eski a" izler;
bu ada dnya, mevcut formlar ile duyusal olarak alglanabilir
yap iinde oluturulur. Onu bir "kavga a" izler; bu ada Ahri-
man ve onun arkadalar, Ormazd'n yaratlna zorla girer ve yer
yznde insanln tarihi balar. Nihayet "son zaman"da kt ru-
hun gc krlr ve bylece "uzun dnemlere egemen olan zaman",
tekrar snrsz zamana, dnya zaman tekrar sonsuzlua karr.
Edebi olarak greli ge dnemde ortaya kan, fakat ran inancnn
sadece belirli motivlerini, yani Zerdt'n reformuyla bir sre bas
trlm olan motivleri tekrar kabul ediyor gibi grnen Zerdtlk
sisteminde, snrsz zaman (Zruvan akarano) en son ve en yksek
kasin ilke olarak, kendisinden tm eylerin ve iki kart g olarak
iyilik ve ktlin ortaya km olduu ilk neden eklinde dzen
lenir. Snrsz zaman, bundan byle birbirine ait olan ve bizzat ken-
di iinde kavga eden, birbiriyle srekli kavga etmesi gereken ikiz
karde olarak, kendi iki olu olarak iyi ve kt gc retir. Byle-
ce bu sistemde, kesin olarak ayn konumlanm olan "zaman" ve
"kader"de de, -Grek anlatlar Zruvan kavramn nvx1 (kader, talih)
ile yeniden ifade eder- en g ve ayrntl soyutlamalara kadar ayn
yerlerde ortaya kan ve henz zel-mitik zaman duygusunun renk
lerini tamakta olan bir kavram oluumunun kendine zg ikili ni
telii grlr. Burada, dnya ve kader zaman olarak zaman, asla
teorik, zellikle matematiksel bilgi iin olan ey, yani saf bir d
nsel dzen formu, bir iliki ve konumlama sistemi deildir; tersi- l 1491
ne zaman, bizzat oluun, ilam ve doast, yaratc ve yok edici
glerle donatlm olan temel gcdr.62 Bu gcn dzeni, geri
kendi genellii ve bozulmazl iinde kavranabilir; ama dier ta-

l
63 Bkz Goldziher, Der Mythos bei den Hebraem (branilerde Mitos), s. 370 f.

181
E R N S T C A S S I R E R

raftan o dzen, bizzat emredici gibi ortaya kar. Her olay egemen
lii altna alan zaman yasas, yan kiisel, yar kiisiz bir g saye
sinde, bir yasa olarak ortaya kar. Mitos, kendi formu ve zihinsel
ifade vastasnn snrlandrlml sayesinde, bu son snrn stn
de olamaz. Fakat imdi mitik-dini seyir, zamann bamsz unsur
larn farkl biimde vurgulayabildii ve tmyle farkl deerlerle
donatabildii ve bylelikle zamann btnne farkl bir "yap" ve
rebildii kadaryla, zaman kavram ve duygusunun farkllamas
mmkn olabilir.

4. Mitik ve dini bilinte zamann olumas


Teorik bilginin, matematiin ve matematiksel fiziin kt y
ryte, ayrt edici zellik, zamann e-trdenlii dncesinin ok
net biimde belirlenmesi ve gelimesidir. ncelikle matematiksel
fiziksel incelemenin amacna, zamann nicelikselletirilmesine, bu
dnce sayesinde eriilebilmitir. Zaman, tm farkl belirlenileri
iinde, sadece say kavramyla ilikilendirilmez; aynca o, en so
nunda say kavram iinde tamamen erir. Matematiksel-fiziksel d
nmenin son yzyldaki geliiminde, genel rlativite teorisinin
oluturulmasnda, bu erime, zamann burada gerekten tm zel ni
teliklerini zerinden syrmasnda ifadesini bulur. Her dnya nokta
s, kendi mekan-zaman koordinatlar olan x1 x2, x , x vastasyla be
, 3 4
lirlenmitir. Fakat bu koordinatlar, bir dierinden zel nitelikler va
stasyla asla ayrlmayan ve birbiriyle deitirilebilen saysal deer
ler anlamna gelir. Mitik-dini dnya inan iin ise, zaman, asla
byle bir benzer-biimli say haline dnmez; tam tersine bu ina
nta zaman kavram, nihayetinde evrensel olarak oluturulabildii
halde, eskiden olduu gibi kendine zg bir "byk ac " olarak ifa-
1 soi de edilmitir. Ve ite zamann saysal ifade haline gelmesiyle bu
ifade iinde alar ve kltrler, aynca dini geliimin farkl temel
ynleri ok karakteristik ekilde bir dierinden ayrlr. Mitik mekan

182
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E FE S il

iin geerli olan ey, mitik zaman iin de geerlidir. Mitik zamann
formu, kendine zg mitik-dini ilinekletirmeye, "kutsal" ile "kut
sal olmayan"n blnmesine baldr. Dini olarak incelenince, za
man, asla olaylarn basite ve tekbiimli geii deildir; tersine, za
man kendi anlamn, ncelikle tek tek aamalarnn ayrlp ortadan
kalkmasyla kazanr. Burada zamann btn, dini bilincin k ve
glgeleri farkl nitelikte snflamasna ve bir ya da dier zamansal
belirlemede durup kalmasna, zamann iine dalmasna ve onu zel
bir deer iaretiyle donatmasna gre, farkl bir yap kazanr. im
diki, gemi ve gelecek zamanlar, elbette ana nitelikler olarak, b
tn zaman tablolarna girerler. Fakat tablonun ekillenii ve aydn
lan, bilinci kah bir ana kah dier ana dndren enerjiye gre de
iir. nk mitik-dini kavray asndan, saf mantki bir sentez,
yani "nce" ve "sonra" ile "imdi"nin, "tamalgnn akn birlii"
iinde birlikte kavran sz konusu deildir. Burada her ey, za
mansal bilin sisteminin, btn dier bilin durumlar zerinde
arlk ve egemenlik kazanmasna baldr. Somut mitik-dini za
man bilincinde belirli bir duygu dinamii farkl bir younluk yaar
ki, bu younlukla ben imdiki zamana, gemie ya da gelecee
kendini verir ve younluk, yerini, bu kendini verme eyleminde ve
bu eylem vastasyla, bir-dieriyle belirli bir ilintilenme ya da ba
mllk ilikisine brakr.
Zamann bu deien manzarasn, onun mevcudiyeti, sreklilii
ve deiimini kavramann, ayn dinlerin karakteristiindeki en de
rin aynmlamalardan birini nasl gerekletirdiini; bu zaman duy
gusu farkllamasn ve deiimini, dinler tarihinin tmnden hare
ketle izlemek ve gstermek, ilgin bir grev olabilirdi. Bu farkll
ayrntl biimde izleyemeyiz; sadece nemli birka tipik rnek
te gsterebiliriz. Tektanrclk dncesinin ortaya k, zaman
probleminin dini dnmedeki kavran ve oluumu asndan da
nemli bir snr ayrlm tekil eder. nk tektanrclkta ilahi

1 83
E R N S T C A S S I R E R

olann gerek anlamda ilk-amlan, doann dnemsel olarak de-


iimi ve biimleniinin tekrarlannda nmze serilen zaman
formu iinde vuku bulmaz. Bu olu formu, Tanr 'nn lmsz var
l ile ilgili hibir fikir sunamaz. Bundan dolay, zellikle peygam
berlerin dini bilincinde, doa ve doa olaylarnn zamansal dzeni
kesin ekilde terk edilir. Eski Ahitteki kutsal iirler, Tanr'y, doa
nn yaratcs olarak, gne ve yldzlara srekli yrngesini veren,
gn, geceyi ve yl blmleme ls olan ay yaratan yaratc
olarak verler; ama bu noktada, peygamberi dn, her ne kadar
bu nemli anlatlar kendi iinde tekrarlasa da, tamamen baka bir
yola iaret eder. lahi irade, doada hibir iaret oluturmamtr;
yle ki, bu doa peygamberlerin srf ahlaki-dini heyecan asndan
baklnca, onlarla ilikisiz biimde ortaya kar. Tanrya inanma,
eer mit ya da korku iinde doaya snmak ise, batl itikat olur.
Jeremia yle bildirir: "Sizler putperestler gibi renmemelisiniz
ve Tanr ' dan, putperestlerin gkyznn iaretlerinden korktuu
ekilde korkmamalsnz." (Jerem. 3 1 , 35; 1 0,2) Ve peygamberi' bi
lin iin, bundan byle adeta kozmik, astronomik zamann btn
de doayla birlikte batar ve bunlarn yerine, yeni bir zaman seyri,
srf insanln tarihi ile ilgili olan bir zaman temaas ortaya kar.
Fakat bu tarih de gemi zaman tarihi olarak deil, dini gelecek-ta
rihi olarak kavranr. Mesela srailoullanmn efsanelerinde, dini il
ginin merkez noktasndan, yeni peygamberi zbilin ve Tanr bilin
ci vastasyla nasl uzaklaldna iaret edilmektedir.63 Her gerek
zaman bilinci, artk tamamyla gelecek bilincine karp gider. "Es
kiyi dnme ve gemie dikkat etme!". Gemi bundan byle ar
tk kesin olarak yasaklanr.64 Peygamberi' dinin bu ilk ve temel d
ncelerini, modem dnrler arasnda en derinden hissetmi ve
yenilemi olan Hermann Cohen yle syler: "Zaman gelecek, sa-

64 Jesaj. 43, 1 8.

1 84
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

dece gelecek olmaktadr. Gemi ve imdiki zaman, gelecein bu


zaman iine batarlar. Zamana doru bu gerileme, en saf idealize
etmedir. Her varolu, fikirlerin bu duru noktas nnde kaybolur.
nsann varoluu, gelecein bu varl iinde ykselir. . . . .Grek akl
clnn ortaya karamad eye, peygamberi tektanrclk eri
mitir. Grek bilincinde tarih, kesinlikle bilmeyle ayn anlamdadr.
Bylece Greklerde tarih yalnzca gemie ynelmitir ve yle ka-
lr. Buna karlk peygamber nebidir, bilgin deildir . . . . .Peygamber- ! 1521
ler tarihin idealistleridir. Onlarn nebilii, gelecein varl kavra-
m olarak tarih kavramn retmitir."65 Her imdiki zaman, eyle-
rin olduu gibi insann imdiki zamann da bu gelecek dncesin-
den hareketle oluturulmaldr; imdiki zaman ncelikle tekrar, bu
gelecek dncesinden hareketle yeniden domaldr. yle olan ve
yle kalan biimiyle doa, peygamberi bilince artk hibir destek
sunamaz. nsandan nasl yeni bir i dnya talep edilirse, ayn ekil-
de, adeta yeni zihnin - iinde zamann ve olaylarn bir btn olarak
grld- doal dayana olarak, "yeni bir yeryz ve gky
z"ne ihtiya vardr. lkel dinlerin ve mitosun kozmogonisi gibi te
ogonisi de, bylelikle, tamamen baka form ve kaynaktan gelen zi
hinsel bir ilke sayesinde alr. Kendine zg yaratl dncesi de,
en azndan nceki peygamberlerde, neredeyse tamamen gerilerde
kalr.66 Onlarn tanrs zamanlarn banda deil, sonunda bulunur;
o, her olayn kayna deil, olayn ahlaki-dini tamamlaycsdr.

ran dinindeki zaman bilinci de, bu dini gelecek fikri ereve


sinde yatar. Dalizm, iyi ile kt arasndaki kartlk, b urada nem

li bir ahlaki-dini ana-tema tekil eder. Fakat bu dalizm, kesin ola


rak belirli bir zaman sresiyle, "uzun dnemlere egemen zaman"

ile snrlandka, kesin-deitirilemez bir ey olamaz. B u alarn

sonunda Ahriman 'n gc domutur ve iyinin ruhu zafer kazana-

65 Hennann Cohen. Die Religion der Vernunft aus den Quellen des Judentums (Yahu
dilik Kaynaklarndan Akl Dini), s. 293 ff., 308.
66 Bkz bu konuda, Gunkel, Schpfung und Chaos (Yaratl ve Kaos), s. 1 60

1 85
E R N S T C A S S I R E R

caktr. Sonuta burada da dini duygu, olgularn temaas iinde kk


salmaz; bu duygu, tamamyla yeni bir zaman ve varln klavuzlu
una ynelmitir. Fakat Pers dininin gelecek iradesi, "zamanlarn
sonu" konusundaki peygamberi dncenin karsna, snrlanm,
dnyevi olarak balanm ekilde ortaya kar. Burada tam dini
onay kazanm olan ey, kltr iradesi ve iyimser bir kltr bilinci
dir. Tarlay ekip diken ve sulayan, bir aac diken, zararl hayvan
lar yok eden, yararl hayvanlara yardm edip onlarn korunmas
iin aba gsteren kii, bununla, tanrnn iradesini gerekletirir.
Bu "krsal blge insannn iyi eylemleri" Avesta'da daima vlen
i s 3 j eylemlerdir.67 Hukukun adam, Asha'nn koruyucusu ve bakcs
olan adam, tarla rnn, hayatn kaynaklarn topraktan kartan,
yani hububat yetitiren kii, Ahura Mazda 'nn yasasna nem ver
mekte olan kiidir. Bu, Goethe 'nin Dou- Bat Divan iindeki "Es
ki Pers nancnn Vasiyetnamesi"nde ifade ettii ekildeki bir din
dir: "Ar hizmetleri amlamak deil, gnlk olarak yapmak gere
kir." nk btn olarak insanlk ve tek tek bireyler olarak insan,
burada, byk dnya kavgasnn uzanda bulunmaz; o, kavgay
srf dtaki kader olarak duyumlamaz ve yaamaz; tam tersine in
sanlk, bu kavga iine karmakla ykml klnmtr. Sadece in
sanln srekli ibirliiyle, Asha, yani hukukun ve iyiliin dzeni
zafere ulatrlabilir. ncelikle, Asha'nn askerlerinin, hukuu d
nenlerin eylemiyle ve istemesiyle, beraberlik sayesinde Ormazd,
en sonunda kurtulua eriir ve affedilir. Her kt dnce, nasl k
tnn zenginliini artryorsa, her iyi eylem ve insann her iyi d
ncesi de, iyi ruhun gcn artrr. Bylece dtaki kltr oluu
muna ynelite en sonunda, Tanr dncesinin g kayna olan
"iteki evren" bulunmaktadr. Dini duygunun vurgusu, eylemin
amacna, yani iinde zamann geiinin zirveye kyla ortadan

67 Bkz. Yasna 1 2, Yasna 5 1 .

186
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

kaldrlan eylem telosuna dayanr. Byk dnya oyununun son per


desine, zamanlarn sonuna, iinde n ruhunun karanln ruhunu
at zaman bitimine, tekrar aydnlk der. Sonra, gnahtan kur
tulu, yalnzca tanrnn deil, ayrca insann vastasyla ve yard
myla gerekleir. Tm insanlar tam uyum iinde olurlar ve Or
mazd 'a sesli vglerle kran borcunu derler. "Yenilenme, dn
yada, onun istemesine gre vuku bulur ve dnya srekli ve sonsuz
olarak lmsz olur."68
,I-Iint felsefi ve dini kurgularnda ortaya kan olu ve zaman tab
losu, bu temel dnle karlatrlrsa, onlar arasndaki kartlk
hemen ortaya kar. Burada da oluun ve zamann devre d bra
klmas yolu aranr; fakat bu iptalle beklenen ey, her snrl eyle
mi, en sonunda en yksek ve biricik son ama iinde zetleyen is-
teme enerjisi deil, dnmenin akl ve derinliidir. Daha nce- J s4J
ki Veda dininin bozulmam ilk formu aldktan sonra, din, dn
cenin rengini adm adm kabul etmitir. Refleksiyon, eylerin gr
nteki okluunun arkasna geip bu okluklarn tesinde mutlak-
bir olann kesinliine ulatnda, refleksiyon asndan zaman for-
mu, dnyann formuyla karm olur. Burada Hint ve Perslerin te-
mel dn arasndaki temel kartlk, belki en iyi ekilde, karak
teristik bir tek-zellikte, uykunun dini bakmdan deerlendirilii ve
konumlannda aa karlabilir. A vesta' da uyku, insann etkin
liini aksatt iin, kt bir i yasa olarak tanmlanr. Burada uyku
ve uyanklk, aydnlk ve karanlk gibi, iyi ve kt gibi birbirinin
kartdr.69 Buna karlk Hint dncesinin, eski Upaniadlarda
bile, sr dolu bir byyle derin ryasz uyku tasarmlar ortaya koy-

68 B undahish 30, 23 ve 32 (Geldner'in tercimesi s. 358)


69 Bkz. Yasna 44, 5; Uykunun i yasa oluu konusundaki gr ile ilgili olarak, Jack
son 'n eserini grnz. Die iranische Religion im "Grundriss der iranischen Philolo
gie" il ("ran Filolojisinin Ana izgileri" inde ran Dini), 660.

187
E R N S T C A S S I R E R

duu ve bu tasarmlar adm adm dini ideal olarak deitirdii his


sedilir. Burada, varln btn belirli snrlar birbiri iine akt
yerde, i dnyann btn zdraplar da alm olur. Burada lm
l olan lmsz olur, lml de Brahman'a eriir. "Bylece sevgi
li ei tarafndan tamamen sarlm olan biri, ite ve dta olan eyi
artk bilmedii gibi, ayn ekilde zihinsel Atman tarafndan sarlm
insan ruhu da, artk ite ya da dta olan eyi bilmez. Ruh arzularn
dan kurtulduunda ve ac ruh iin yabanc bir ey olduunda, bu,
artk gerekten ruhun formu olur."70 Burada, Budist kaynaklarda
ortaya kan karakteristik zaman duygusu, en ak ve youn biim
de bulunmaktadr. Buda'nn retisi, zamann seyriyle ilgili olarak,
yalnzca varolma ve yok olma ann kesin ekilde belirler; her olu
ve yok olu ise retide nceliklidir ve asl acdr. Acnn ortaya
k tr susama; hazza, olua ve lmlle susamadr. Burada,
bu nedenle, her empirik olgunun zaman formu -ki bu zaman formu,
olgunun tm anlamszln ve umutsuzluunu birden ortaya ka
rr- iinde dorudan kesinletii ekliyle oluun bitimsizlii vardr.
Oluun kendisinde hibir sonu ve ama, bir telos olamaz. Biz olu
un bu tekerleine balandmz srece, o bizi aralksz ve taviz
1 ss l vermez biimde, durmadan ve amaszca kendisiyle birlikte dnd
rr. "Milindann Sorulan"nda Kral Milinda kutsal Nagasena'dan
ruh-g iin bir benzetme talep eder. Orada Nagasena yerdeki bir
daireyi gsterir ve sorar: "Byk kral, bu dairenin bir bitimi var m
dr?" -"O buna sahip deildir sayn bay." -"O halde doanlarn s
rekli-tekrarlan da hareket eder." -"yleyse bu zincirlenmenin bir
sonu var mdr?" -"Yoktur baym."71 Empirik dnya kavraynn

70 Brhadaranyaka Upan. 4, 3, 2 1 ff. (Geldner tarafndan Almanca'ya yaplan tercme,


s. 196)
7 1 Bkz. Oldenberg, Aus ndien und Iran (ran ve Hindistan'dan), Bertin 1 899, s. 9 1 .

1 88
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

bir varlk, srekli bir olu ve mevcudiyet grdne inand yer

de, Budizm, bu grnteki varlkta olu ve yok olu unsurunu g

rr; bu srf arka arkaya geli formunda bile, onun iinde hareket

eden ve biimlenen ierikten bamsz olarak dorudan acy hisse

der; ite bu, Budizm 'in asl dini ve dnsel metodudur. Her bilgi

sizlik gibi her bilme de, Budizm iin burada kk salar. Buda, rahi

bi yle aydnlatr: "Orada, bilgisiz sradan bir adam, olua bam

l olan formu, onun baml olma hakikatine gre bilmiyor. B u

adam yok olua baml formu, onun geip gitmeye baml olma

s hakikatine gre bilnemektedir. . . . . O, ortaya-ka bal duyum

lama, tasarlama ve etkinlikleri, onlarn ortaya kma ve geip git

meye bal olduklar gereine gre bilmemektedir. . . . . Ey rahip bu,

bilgisizlik olarak adlandrlan eydir ve bu kii bilgisizlik iine hap

solmutur. "72 Anlald zere, Sankhara, yani etkinlikler, pey

gamberli dinlerin aktif nitelikli zaman ve gelecek duygusunun apa

k kartdr; acnn temeli ve kk olarak ortaya kan ey, eyle

mimizin kendisidir. Eylemimizin kendisi, gerek isel yaanty za

man formun iine indirmek ve bu forma kartrmak iin, bu yaan

tnn gidiini, hissettiimiz ac kadar iyi durdurur. Bylelikle, her

eylemin zaman iinde gereklemesi ve zaman iinde ve zaman va

stasyla olmaktan baka hibir gereklie sahip olnamasyla, ey

lem, ac ile eitlenir ve ikisinin farkll ortadan kalkar. Bu zaman

sal alt tabakay, yani tm aclarn ve eylemlerin bu dayanan, biz

cisimsiz olarak seyrederek ortadan kaldrnca, ac ve eylemden kur

tulu ortaya kar. Eylem gibi acnn almas, zaman formunun

paralanmasyla baarlr ki, bu paralamadan sonra ruh, Nirva-

72 Samyuta-Nikaya XXII, 1 2 (Almancas Winternitz, s. 229), bkz. K. E. Neumann,


Buddhist. Anthologie, Leiden 1 892, s. 197 ff. ; Sankhara retisi iin bkz. zellikle
Oldenberg, Buddha, s . 279 ff.

1 89
E R N S T C A S S I R E R

11 56/ na'nn gerek sonsuzluuna karp kaybolur. Burada ama, Zer


dt'te veya srail peygamberlerindeki gibi "zamanlarn sonu"nda

deildir. Dini bak asnn amac, zamann iinde olan ve onun

iinde "isim ve yap" kazanan tm eylerle birlikte, btn olarak

zamann kaybolmasnda yatmaktadr. Yaantnn heyecan, bilginin

bak as nnde yok olur. "Tekerlek krlmtr; zamann suyu

ekilen ak artk akmaz ve krlm tekerlek artk dnmez: Bu,

acnn sonudur."73
in dininin oluumuna genel olarak baktmzda, yeniden za

man tanmnn, kendinde anlaml ve tamamen baka bir biimini


gnnekteyiz. Hint ve in arasndaki ilikiler ok ve eitli olabilir;
zellikle Hint mistisizminin fonnlar, in mistisizminin fonnlary
la o kadar yakn ilgili olmasna ramen, sonuta her ikisi de zaman
sal varolu karsndaki kendi karakteristik zaman duygular ve

aklc ya da hissi tavr allar noktasnda, birbirinden ayrlm gibi


grnmektedir. Taoizm, tembellik ve hareketsizlik anlayyla en
yksek ahlak noktasna eriir. nk hareketsizlik ve suskunluk,
Tao'nun kendisinin en nemli temel zellikleridir. Eer insan ken
dini Tao'ya gre, yani gkyznn deimeyen dzenine ve sabit

ileyiine gre dzenlemek isterse, her eyden nce, Tao'nun "bo


luu"nu kendi iinde oluturmak zorundadr. Tao her varl olu
turur ve onlarn sahipliinden de vazgeer. Tao varlklar gerek

letirir ve onlardan feragat eder. Bu, onun sr dolu erdemidir; vaz


gei, feragat edi altnda bir yaratmadr. Bylece tembellik in
mistiinin ilkesi haline gelir. "Hareketsizlik altnnas yap, avare

likle megul ol" emri, bu mistisizmin geerli kuraldr. Fakat in


mistisizminin ekirdeine ve anlamna daha derinlemesine nfuz
edilir edilmez, onun, Budizmde hkm sren dini eilime doru
dan doruya kart olduu sonucuna varlr. Buda 'nn retisinde,

7J Udana VII, l ; VIII, 3.

1 90
S E M B OL K F O R M LA R F E L S E F E S il

douun bitimsizce ve srekli tekrarlannn acsndan kurtulmak,


hayatn gerek amacn tekil ederken, taocu mistisizmde, yaant
nn uzatlmas gerektii mjdelenip ama olarak konmutur. Bir ta
ocu metinde, bir kei imparator Huang' yle aydnlatr: "En yk
sek taonun sahibinin dn verdii kurtulu, tamamen inzivaya e
kilme ve en ksz karanlktr. Orada hibir ey grlemez ve iiti
lemez. Kurtulu, ruhlar suskunlua sevkeder; ve bylelikle cisim
sel beden, kendiliinden, doru bir duruma gelir. O halde sessiz ve
suskun ol ve bylece saf hale gel; kendi bedenini zorlama ve o hal-
de kendini iyiletirmeye alma; nk bu, kendi hayatn uzata- 157 j
bilmenin vastasdr."74 Bylece Budizmin hilii, yani Nirvana za
mann sona ermesine; Tao mistisizminin tembellii, zamann dur
durulmasna, hem varln hem de bizzat bedenin ve onun bireysel
formunun kesintisiz devam etmesine ynelmitir. "Gzlerin artk
grmedii, kulaklarnn artk iitmedii, yrein artk hissetmedii
zaman; o zaman senin ruhun bedenini koruyacak ve o zaman bede-
nin sonsuzca yaayacaktr." Grld gibi, burada reddedilmesi
ve almas gereken ey, zamandaki deiimdir. Bu deiimin orta-
dan kaldrlmasyla, saf sreye, bitimsiz srekli varolua, kendisi-
nin snrszca tekrarlanna eriilmeli ve bunda karar klnmaldr.
Varlk, zaman iinde srekli kalan ve deimeyen bir mevcudiyet
olarak kavranr. Fakat in kurgusu iin, ite bu srekli mevcudiyet,
Hint dncesinin temel seyrinin apak aksine olarak, din! arzu-
nun amac ve olumlu dini bir deerin ifadesi haline gelmitir. Kant
yle der: "Olgularn her trl deiimi, amann iinde dnle-
bilir. Zamann belirlenii olarak sadece arka arkaya ve e zamanl
varoluu tasarlayabiliriz; bu bakmdan, zaman durur ve deimez."
Burada sz edilen deimelerin dayanan tekil eden deime-

74 Bkz. de Groot, Universismus (Evrenselcilik), s. 104; zellikle s. 43 ff. ve 1 28 f.

1 91
E R N S T C A S S l R E R

yen zaman, in dncesi elde eder ve o, gkyz ve hep tekrar

lanan gk olaylan manzarasnda somut ekilde seyredilir. Gky

z, faaliyet gstermeden egemendir; o kendi kendisinden, hep ayn

kalan kendi formundan ve kurallarndan ayrlmadan, her varl be

lirler. Her lml egemen ve ynetici de, gkyzn taklit etmeli

dir. "Gkyznn Tao'su daima hareketsizdir ve onun yaratmad

hibir ey yoktur. Eer krallar ve hkmdarlar hareketsizlii elde

edebilirlerse, o zaman binlerce varln geliimi kendiliinden ger

ekleir. "75 B urada zamana ve gkyzne tannan ve ayn zaman

da en yksek ahlaki-dini norm haline getirilen ey, deikenlik, ya

ni var olma ve yok olma yerine, daha ziyade saf tzlk unsurudur.

Zaman ve gkyz, varlktaki saf benzer-biimli srekli-varolma


y, insan iin kural olarak koymutur. Nasl gkyz ve zaman

i ssi oluturulmayp, tamamen sonsuzluktan varolmu ve sonsuzluk

iinde varolacak ve yle kalacaksa, ayn ekilde insan davran da

etkileme ve yaratl yanlgsn reddetmeli ve onun yerine varola

nn korunmasna ve saklanmasna ynelmelidir.


B una karlk, dini nitelikli bu zaman kavram oluumunda, be

lirli ve zel bir kltr duygusunun bildirilme ekli de neredeyse

aka belli olmaktadr. Konfiys'n ahliik da, zellikle gksel ve

insani taonun "deimezlii"ni vurgulamakla, bu duyguyu tekrar

en kuvvetli ekilde yanstr. Bylece ahlak retisi, insann drt de

imez zelliini -ki onlar gkyznn zellikleriyle ayndr ve


gkyznn kendisi gibi ayn kalrlar- ileyen reti haline gelir.

Bu ahlaka damgasn vurmu olan gerek gelenekilik, bu temel

kabulden hareketle kavranr. Konfiys, bir aktancnn yaratc ol

madn, kendisinin eski aa inandn, -tamamen Tao Te

King'de ifade edildii ekilde- eski a sevdiini ve imdiki zama-

75 de Groot, s. 49; bkz. Grube, Religion und Kultus der Chinesen (in Dini ve Klt),
s . 86 ff.

192
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

nn varlna, eski an taosuna uyularak hakim olunduunu ifade

etmitir. "Eski an balanglarn bilmeye gc yetmek,

Tao'nun ipliklerini seerek ayrmak olarak adlandrlr."76 Burada

bu nedenle yeni bir "gkyz" ve "yeryz" talebi yoktur. Gelecek

zaman, sadece, basite yeniden ele al, gemi olann tam ve sadk

kopyas olarak varln srdrebilirse, dini hakkna sahip olur.

Upaniadlarda ve Budizmde, kurgusal dnme, tm okluklarn,

deiimlerin ve zaman formlarnn tesinde mevcut olan bir varl

arar; Mesih dncesi olan dinlerde de, gelecek iradesi, inanmann

formunu belirler ve eylerin verilmi dzeni, aynen olduu gibi s

rekli hale getirilip kutsal olarak anlatlr. Bu kutsal anlatm ise, ey-

lerin mekansal dzeni ve dzenleniinin ayrntlarn kapsar. 77 Ruh 1 59 1


skunete, tm var olanlarn hareketsiz olduu bir dzeni temaa et-

tii zaman eriir; zamann kendisi adeta durgunluk kazanr. nk

bundan byle en uzak gelecek de, gemie sk balarla balanm

olarak ortaya kar. Buna gre atalar klt ve lleri sevgi ile an-

ma, in ahlaknn temel gerekliliklerini ve in dininin temelini te-

kil eder. De Groot, in geleneinde atalara duyulan saygnn z-

n yle tasvir eder: "Kabile, ocuklarn doumuyla yeni bireyler

kazanp oalrken, ata, yukarda yava yava lp gider. Fakat

lenler soydan ayrlmaz. ller br dnyada da kendi egemenli-

ini icra etmeyi ve kutsanm isteklerini hakim klmay srdrrler.

76 Tao Te' King XIV (Grube tarafndan tercme, s. 65)


77 Bkz. mesela de Groot'ta Fung Sui-sistemini tasvirine; The religious system of Chi
na, Yol. ili, (Leiden 1 897), s. 1 04 1 : "Bir evin tam iri, bir bina duvannn ya da ika
metgfiln bir direinin dikilmesi, bir aacn kesilmesi; ksacas nesnelerin normal du
rumlarndaki herhangi bir deiiklik, Fung-shui 'nin yaknndaki evlerde ve mabetler
de ve btn mahallede kargaa karabilir; insanlarn bana felaket ve lm getire
bilir. Herhangi biri hasta dp lebilir. Bu durumda onun akrabalar hemen bir ba
kasn, nesnelerin kurulu dzenlerinde bir deiiklik yapma teklifinde bulunan su
lamaya gemeye hazrdr; ya da onlar, mesela frtnaya tutulmu evlerini, krlm
mobilyalarn, saldrya uram insanlarn slah ettikleri gibi, kendi m lklerinde bir
takm yeniden dzenlemeler yaparlar."

193
E R N S T C A S S R E R

... llerin ruhlarnn, aa levhalar yoluyla ve esas isimleriyle ha


trlanmas, evdeki sunaklarda ve atalar tapnandaki yerlerinde
olur. Ayn yerde tlere kulak verilir ve llere derinden hrmet
dolu biimde yemek sunularak, beslenmelerine sadakatle sayg
gsterilir ve bylece yaayanlar ve ller, hep birlikte byk bir
soy tekil ederler. Aynen yaadklar zamandaki gibi, atalar, kendi
soyundan gelen evlatlarnn doal koruyucular ve yneticileridir;
onlar kt ruhlarn zararl etkilerini yaayanlardan uzaklatrr ve
bylece yaayanlara mutluluk, ok ocukluluk ve sosyal yardm
salarlar."78 Bu atalar inanc ve atalar klt formunda, zaman duy
gusunun apak rneini tekrar nmze serilmi halde buluruz.
Dini-ahlaki zellik, bu zaman duygusu rneinde, gelecee veya
saf dorudanlk tayan imdiki zamana yerletirilmeyip, zellikle
gemie yerletirilmitir; yine bu rnekte, bylelikle, adeta unsur
larn srekli bir arada oluu ve i ie varl iinde, ayr ayr zaman
unsurlarnn arka arkaya oluu deitirilmitir.
Varolutaki durumun sreklilii konusundaki bu dini zellik,
Msr dininin formunu belirleyen temel dnte baka bir ekilde
tekrar ifade edilir. Burada da dini duygu ve dini dnce, kenetle
yici vastalar sayesinde dnyadan ayrlmaz. Burada da, geriye, me
tafiziksel ilk temeli iindeki olguya gidilmez; olgunun tesinde
mevcut olup srekli yaklalmas gereken ve olguya yeni bir yap
kazandran baka bir ahlaki dzen dnlmez. Arzu edilen ve di
lenen ey, daha ziyade basite devam etme hali; insann bireysel
varl ve formuyla ilikili olan bir srp gitmedir. Bu formun ko
runmas, yani lmszlk, tamamen yaantnn fiziksel dayana
na, insan bedeninin tm zellikleriyle yaamaya devam etmesine
1601 balanmtr. Saf gelecek dncesi, sadece bu dayanan doru
dan imdiki zamannda var olur ve sadece bu dayanan srekli ve
somut seyrinde gzlemlenebilir. Buna gre, en byk ilgi, hem b
tn olarak vcudun tahrip olmaktan korunmasna sarfedilir, hem de

1 94
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ayn endie her tek tek paralarn korunmasn da kapsar. B ysel


seramonilerde olduu gibi, belirli maddi mumyalama metotlaryla
vcudun her parasnn, her organn, geip gitmi varlndan
lmszlk ve bozulmazlk durumuna tanmas gerekir; nk
ruhlarn sonsuz devamllnn teminatn sadece bu salar.79 Bun
lar gsterir ki, "lmden sonra hayat" tasarmlar, tamamen ayn bi
imlerde olsa da, dorudan-fiziksel somutluk iinde korunmas ge
reken empirik varoluun sresinin uzatlmas tasarmndan baka
bir ey deildir. Ahlaki olanda da, koruyucular sadece tanrlar ol
mayan, bir de korunmas iin insann da srekli ibirlii yapmas
gereken bir dzen dncesi egemendir. Fakat ran dinindeki gibi
burada da, gelecek zamann yeni bir varlnn gittike ykselen
ynetimi deil, sadece varolann basit devamlln srdrme sz
konusudur. Kt olann ruhu, hastal hibir zaman kesin olarak
atlatamaz; tersine, dnyann balangcndan beri ayn gler denge
si ve ayn kavga aamalar iinde ayn dnemsel ini-k mevcut
tur.80 Her zamansal dinamik, bu temel dn vastasyla, en so
nunda, mekansal statiklikte ortadan kaldrlr. Bu ortadan kaldrl,
en ak ifadesini Msr sanatnda kazanmtr. Msr sanatnda, bu
durgunlama nitelii, en mkemmel ve en tutarl ekilde ifade edi
lir; her varlk, yaant ve hareket, sonsuz geometrik formlara ba
lanm olarak ortaya konur. Hindistan' da kurgusal dnmeyle,
in'de resmi-dini bir hayat dzeniyle aranan eye; salt zamansal
olann ortadan kaldrlna, burada, eyleri saf grsel ve mimari
formlara, gzel sanatlar formlarna batrarak sanatsal biim ver
meyle eriilmitir. Bu form, kendi akl, kesinlii ve sonsuzluu
iinde, arka arkaya gelen tm eyler, yani btn zamansal oluum-

78 de Groot, Universismus, s. 1 28 ff.


79 Bu metotlarla ilgili olarak mesela Budge'a bkz. Egyptian Magic, Landon 1 90 1 , s.
190 ff.
80 Bkz. bu konu zerine Foucart'm bilgilerine, Historie des religions et methode com
perative. s. 363 ff.

1 95
E R N S T C A S S 1 R E R

larn srekli ak ve geip gidii zerinde zafer kazanr. Msr pi


ramitleri bu zaferin grlebilen iaretidir ve bylelikle piramitler,
Msr'daki dini temel dnnn olduu gibi, estetik nitelikli te

mel dnnn de sembol olmaktadrlar.

Saf dnme, seyir ve duygu gibi, zaman kavramnn bugne

kadar gzlemlediimiz tm tipik zelliklerini zamandan soyutlaya

rak ya da onlar herhangi bir form iinde olumsuzlayarak zamana

hakim olursa, o zaman bu salt soyutlama ve olumsuzlama yolunun

dnda kalan baka bir yol tutup gitmek gerekir. Esas itibariyle, za

mansal olann karakteristik temel unsurlar bir yana brakld ya


da bu unsurlar grmezden gelindiinde deil, sz konusu unsurlar

yakalanp yerletirildii ve olumlu olarak kabul edildiinde, zaman

ve kaderin gerekten almasndan bahsedilebilir. Bu kabulde, n

celikle, zamann ve bderin dsal olarak deil isel olarak, akn


olarak deil ikin olarak almas gerekten mmkn olur. Bu yol

bir kez geilir geilmez, zaman duygusu ve zaman bilincinin geli

imi, yeni bir aamaya geer; artk zaman ve kader fikrinin, mitik

ilk-temellerinden ayrlmas balar. Zaman kavram yeni bir forma,

felsefi dnme formuna girer. zellikle Grek felsefesi, bu byk

deiimin -belki bu deiim, insanln zihin tarihinde yaanan ok

byk ve nemli farkllamalar douracak deiimlerden biridir-,

zeminini hazrlam ve temel kabullerini oluturmutur. Grek d

ncesi, balangta, dounun kurgusal-din! zaman retileriyle

ok sk ekilde balant kurmu gibi grnr. Tpk tarihsel bir

ilikinin kantlanp kantlanamamas gibi8 1 , Zerdt kurgu ile Or-

8 1 Bu trden bi' dorudan iliki, zellikle Robert Eisler tarafndan kabul edilir. O, Zer
dtlk iinde, Orfik retilerin olduu gibi Hint Kala retisinin de ortak ilk rne
ini grr. Weltenmantel u. Himmelszelt, Mnchen 1 910, il, 41 1 ff., 499 ff., 742 ff.;
bkz. imdi zellikle yukarda (s. 1 49) H. Junkler'den alnan paraya. ber iranische
Quellen der hellenistischen Aion-Vorstellung. (Hellenistik yon-Tasarmnn ran
Kaynaklar zerine).

1 96
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

fk kozmogoni ve kozmolojide de, ayn temel motivlerin nesnel


benzerlii aka bilinemeyebilir. Syros 'lu Pherekydes'in teogoni
sinde -ki bu teogoninin tarihi olarak yaklak M. . 6. yzyln or
talar kabul edilir; bu doruysa, o zaman bu teogoni, Grek felsefe
sindeki byk dnce eserlerinin eiinde ortaya km demektir
zaman, Zeus ve Chtonie yannda, kendisinden her varln tredii 11 621
ilk tanrlk olarak ortaya kar: za iv xcd xo6vo foav aei" xa{
xeovr -6 & xqx5vo eno{rcre ex wv y6voveavwv noo xa nve{-
a za{ oowff'2 (Btn ktlkler ve dier varlklar zamann rn-
dr). Orfik iirlerde, gece ve kaos, nasl yaratln kayna olarak
grldyse, burada da yaratma, iinde tad eylerin hepsini za
mann kt bir rn haline getirme fiili olarak deerlendirilir. Ve
daha soma, Grek kurgusunun farkl zirvelerinde, bu trden mitik
temel dncelerin ve ruh hallerinin yanks hissedilir. Empedok-
les 'in ruh g ve acdan kurtulu retisinde ortaya kan zaman
ve kader, XJX)vo (zaman) ve avarxr (zorunluluk) olarak, tekrar
dorudan bir olarak kavranm ekilde kendini gsterir. "Kaderin
bir yargs, snrsz yeminlerle mhrlenmi olan ok eski ilk son-
suz tanrlar karar vardr: Eer bir kii, kendi ellerini gnahkarca,
cinayet kanyla kirletirse, ayrca kavgann seyriyle ilgili olarak,
sonsuzca yaayan doast glerin saysyla yalan yere yemin
ederse, azizlerden ok uzakta, otuz bin yl dolamak zorundadr; bu
kiiler, zamann aknda, btn mnkn yaratklardan daha alt d
zeyde domak iin, hayatn zahmetli patikalarn deitirmeye
mecburdurlar." (Fr. 1 1 5 , Diels.) Ayn ekilde burada, nesnel olu
ve kartlklar, bir dnya dzeninin, Sphairo'nn iinde kendini
aan trden kartlklar, sabit zaman yasalar ve llerinin emri al
tndadr; yle ki, onlardan her birine, iinde kendini tamamlad
belirli "alar" tahsis edilmitir. Eer zaman gereklemise

2 Pherekydes fragm. 1 (Diels); bkz. Damasc. 1 24b Diels 7 1 A 8)

1 97
E R N S T C A S S 1 R E R

(wA.eoivoo xp6voo) (zaman tamamlanmsa), o zaman kartlar


dan biri, dieri karsnda ikinci planda kalmak, sevgiden kavga ya

da kavgadan sevgi kavgadan sevgi geri ekilmek zorundadr. (Fr.

30, Diels.) Ve elbette Empedokles 'te, bu eski zaman ve kader kav


ram, felsefi dnme iin oktan yok olup gitmi uzak bir dnya

dan bu tarafa gelircesine yanklanr. nk Empedokles, kahin ve

cezalandrc olarak deil, filozof ve aratrc olarak konutuun

da, onun retisi Parmenides ' in retisine dayanr. Bu retide ise,

Grek dncesi, zaman problemini tamamen yeni bir biimde ko

numlamtr. Parmenides 'te ilk kez dnmenin, logosun varlk


iin kstas seviyesine ykseltilmesi, var-olan ve var-olmayan hak

knda XPCcr (karar), kesin bir yargnn logostan beklenmesi, Par

menides 'in byk baarsdr. Parmenides'e gre, zamann ve olu-

1 1 631 un gc, artk srf bir yanlg iinde erir. Logosun kendisi asn
dan, zamansal kaynan anlam sorusu kaybolurken, varln "olu

tarihi", zamansal bir kaynak, sadece mitos iin var olmay srdr

mektedir. "Bir varln varolmasnn sadece bir yolu vardr. Bu ko

nuda ok fazla karakteristik belirti bulunmaktadr: Varlk domad

iin, ebedi, tam, tek, bozulmaz ve zamansal olarak sonsuzdur.

Varlklarn hepsi, bir arada sadece imdide mevcut, bir ve paralan

maz olduu iin, varlk nceden varolmamtr ve varolmayacaktr.

Acaba bir kaynak olmas bakmndan sen varolan iin neyi arayp

bulmak istersin? . . . . oalma nasldr ve neredendir? ... Acaba han

gi ykmllk, hilikten balamay ve daha nce ve sonra gelime

yi harekete geirmeliydi? O halde varlk, zorunlu ekilde ve mutlak

olarak varolmak zorundadr ya da var-olmamak zorundadr. B unun

iin yasallk, olu ve yok-oluu kendi balarndan kurtarmaz; tam

tersine yasallk, olu ve yok-oluu yakalar."(rov ezvexev ofrre

yevecrea ofrt"61\.lloo8a avrxe tx xaA.acracra neoow, ci,\,\'


exe) (Fr. 8, Diels.) Parmenides'in retici iirinin tam olarak ko
nutuu mitik dilde, varln mevcudiyeti, yeniden Mx r (adalet),

198
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

kaderin dzenine ve buyruuna balanm olarak ortaya kar. Fa-


kat artk yabanc bir gcn ifadesi deil de dncenin kendi zo
runluluunun ifadesi olan bu kader, zamansz nitelikte olumutur.
Bu zamanszlk, Parrnenides 'in, bir grn dnyas olarak oluun
dnyas hakknda hkmn verdii hakikat ad gibidir. Btn za-
man belirlemelerinin bu ayrlnda, ilknce mitik kader kavram,
mantki zorunluluk kavramna geer. Bu ayrlta, ncelikle f{x77
(adalet), avayx71 (zorunluluk) haline gelir. Parrnenides'in retici
iirini kaleme ald arkaik slubun katl ve lll, btn
znel, kiisel duygulanm ifadelerini geri planda tutar. Buna ra-
men, logosun, mitik kader gleri zerinde ve saf dncenin ve
onun dokunulamaz sonsuz mevcudunun, zamansal olgu dnyas
zerinde icra ettii galibiyet gsterisi, sanki bu iirin msralarnda
iitiliyor gibidir. "Bylece olu snm ve yok-olu kaybolmutur.
...Varlk balangc ve sonu olmakszn, kuvvetli zincirlerin snrla-
r iinde, hareketsiz halde bulunmaktadr; nk olu ve yok-olu,
gerek inancn kovduu ok uzak yerlere ivilenmitir. Kendisi
olan kendi oluunda direnirken, varlk, bizzat kendi iinde skunet
halinde bulunur ve deimez biimde varlm srdrr. nk
kuvvetli zorunluluk, varl, onun etrafn kuatan snrlarn zincir-
leri iinde tutar. .... Bunun iin, olu yok-olu olarak, varlk varol
mayan olarak doru olsa da, parlayan renklerin deiimi ve yerinin
deimesi doru olsa da, lmllerin kendi dillerinde kararlatr
dklar eylerin hepsi bo yansmadr."(Fr. 8, V, 2 l ff.) Burada, fel- j64j
sefi dncenin gerek gcnn, oluu, empirik-duyusal formun-
daki gibi mitik ilk g olarak da kendinden dlamas ifade edilmi-
tir. (beCrevecn xa 6-teepo -C-te aJ. en}.axe71crmv, anmcre &
nfrn W.. ryet) (Dou ve lm, zamana sadktr). Zaman felsefi
dncenin bak asndan incelenince, onun gc, o kendi kendi-
ni diyalektik olarak aarsa ve kendi gerek isel elikisini bildir
diinde, krlr. Dini duygu, zellikle Hintlilerde, acnn ykn n-

1 99
E R N S T C A S S I R E R

celikle zaman iinde duyumlar; byle olunca da, felsefi dnme

asndan zaman, ilknce tm bamszl ve bilinlilii iinde or


taya ktnda, dini duygudaki zaman karsnda elikiyle dopdo
lu olmakla telef olur gider.

Ve bu temel dnce ok eitli deiiklikler yaamasna ra

men, onun, Grek felsefesinin gelimesinde srekli etkili olan bir


g olduu kantlanr. Platon gibi Demokrit; yani her ikisi de, Par
menides 'in biricik "gerek inan" yolu olarak gstenni olduu yo

lu, onlar iin varolan ve varolmayan zerine kesin karar verme es

nasnda en yksek bavuru mercii haline gelen logosun yolunu ter


cih ederler. Fakat Parmenides oluu dnsel olarak ortadan kaldr
m olduuna inanrken, onlar, olua dnsel yoldan nfuz etmeyi

ister ve bizzat oluun "teorisi"ni talep ederler. Deiimin dnyas


inkar edilemez; tam tersine bu dnya "kurtarlmal"dr. Fakat bu

kurtarma, sadece, duyusal grn dnyasna salam bir dnsel


dayanak sunulmasyla gerekleebilir. Bu talepten hareketle, De
mokrit atomlar dnyasn, Platon ise idealar dnyasn tasarlar.
Bylece bir taraftan her bedensel olguya hkmeden deimez doa
yasalarnn mevcudiyeti, dier taraftan da her zamansal varoluun

katld saf zamansz formlar dnyas, olu ve yok-olu ikileminin


karsnda yer alr. Demokrit, doa yasas kavramn gerek kesin

lik ve genellik iinde dnen ve bylelikle, koyduu yeni kstas


sayesinde, her trl mitik dnmeyi srf bir znel ve insan-biim

li dnme seviyesine indiren ilk kiidir. "nsanlar kendi aresizlik


ve ayplarn rtmek iin tesadfilik hallsinasyonuna sahip oldu

lar, Tyche*yi oluturdular." (fr. 1 1 9, Diels. ) Bu insani putun kar

snda, logosun, hibir tesadfiyi, dnya olgularnn genel kuralnn


dnda hibir olumay tanmayan sonsuz zorunluluu bulunur:
oooev X,P a a a17v rw cxA.A.a nava txA.6yov 'l:e xa[ vn vn

'
Yunan mitolojisinde kader tanras. (ev.)

200
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

avayx1J (Szn, tesadf dnyas olgular dnda, sonsuz zorunlu-


luu vardr). Grek dnnde, bu zorunluluktan, mantki Anan- 1 65 1 1
ke (zorunluluk) kavram yannda, yeni bir ahlaki kavram da apak
ve bilinli ekilde ortaya kar. Bu kavram, zellikle Greklerin ede-
bi eserlerinde geliince; trajedi, kaderin tmel zorlaycl kar
snda, benin, ahlaki zn yeni bir gc ve anlamnn kefedilmesi
olunca; Grek dncesi, ilk bata dramann kk sald mitik-dini
ilk temellerden kademeli ayrlma srecini yaamakla kalmaz, bu
srece gerek yerini de verir. Balangta Grek felsefesi, tpk do-
u dinleri gibi, zaman dzenini fiziksel ve ayn zamanda ahlilki d-
zen olarak kavrar; zamana, ahlaki bir hukuk dzeninin uygulan
ve gereklemesi olarak bakar. Anaksimandros"" yle der: "n-
k eylerin ortaya kt nktada, bu eyler tekrar zorunlulua
doru gitmek mecburiyetindedir: nk onlar, adaletsizlik iin
karlkl olarak ceza ve tazminat derler." Bu cmleleri aktaran
Theophrast, onlarn mitik-iirse1 yansmasn hissetmi ve vurgula
mtr.83 Fakat ayn zamanda kader olan mitik zaman kavram, ah-
laki bakmdan artk derece derece yeni bir manevi derinleme ve
zengin ruh yaants kazanr. Heraklit, insann karakterinin, onun
kaderi ve iindeki yasa olduunu syler: t]8o avepdnup a{rov (n
sanln yrei, tanrsdr) (fr. 1 1 9). Ve Platon ' da bu dnce, belki
ranllar'n ller ve ruhlar inanc motivlerinden esinlenerek, sz
konusu motivlere yeni bir anlam veren ve onlarda yn deiimine
yol aan l yemei anlatmnda tam biimini kazanr. Devlet'in
10. kitabnda, "zorunluluun ekseni" (A. varxr arpaxwv) -ki her
etkinlik bu eksen vastasyla ani deiiklik yaar- tasvir edilmekte-
dir. "Zorunluluun beyaz giyinmi, ieklerle sslenmi kzlan,

'* Metinde Anaximander olarak gemektedir. Bizim felsefe dnyamzda Anaximand


ros olarak bilinen bu Grek filozofu, B at felsefesinde Anaximander adyla da anl
maktadr. (ev .)
" 3 cf. Theophrast Phys. Opin., fr. 2 D. 476 (Diels 2, 9)

201
E R N S T C A S S R E R

Moiralar; Lachesis, Klotho ve Atropos, denizkzlaryla uyum halin

de ark sylyorlar ve geri Lachesis olmu olann, Kloto imdiki


zaman, Atropos ise yaknda ortaya kacak olann . . . imdi ruhlar,

geldikten sonra hemen Lachesis'in yanna gitmek zorundaymlar.


Bir rahip ise, ilknce onlar birbirleri arkasna bir dzene yerletir-

j 1661 mi; sonra ise Lachesis 'in kucandan ksmetlerini ve hayat ekil
lerinin rneklerini alm; daha sonra rahip yksek bir yere km
ve barm: "Bu, zorunluluun kznn, bakire Lachesis ' in konu

masdr. Bir gnlk ruhlar! lml nesil iin yeni bir lm getiren

devir balad. Sizi kader perisi semeyecek; tersine kader perisini

siz seeceksiniz . . . . Erdem sahipsizdir. Herkes erdeme sayg gste

riine ya da kmseyici, ok ya da az sahip oluuna gre, erdem


den pay alr. Su seenindir; tanr susuzdur." (Republ. , 6 1 6 C

ff. ***). Bir kez daha mitik ekil vermenin tm gcnn topland,
Yunanlla ve zellikle Platon' a uygun den bu fevkalade ko

numlamada, artk biz, mitosun zemininde bulunmamaktayz. n


k mitik su ve alnyazs dncesine kar, burada, Sokratik temel

dnce, ahlaki z-sorumluluk dncesi ortaya kar. nsan haya


tnn ekirdei, anlam ve onun kendine zg kaderinin oluturdu

u ey, insann kendi i dnyasna yerletirilir. Parmenides'te saf

dnmenin almas gibi, ayn ekilde burada da zaman ve kade


rin ahlaki iradesi almtr.

ncelikle Yunanllk'ta gerek olgunlua erien karakteristik

zaman duygusu da, artk bu iteki zihinsel zgrleme sreciyle

aklanr. Burada, ilknce dnce ve duygunun tam anlamyla ka

tksz ve zamansal anlamda imdiki zaman bilinci olarak zgr

letii sylenebilir. "u andaki zaman"da yalnzca Parmenides'in

sz konusu ettii varlk dnlebilir ve dnlmelidir. Bu varlk,

" ' Bu ksm Devlet'in tercmesinde (S. Eybolu, M.A. Cimcoz) 6 1 7 c, d, e 'de bulun
maktadr. (ev.)

202
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

yani bu hepsi bir arada olan, sadece imdide var olup bir ve para
lanmaz nitelik tad iin, hi var olmamtr ve var olmayacaktr.
(oooe 1W1:1JV o v ecna, ene{ vvv tcnv oov av ev, crvvexe) Srf
imdiki zaman, Platon' un idealarnn niteliidir. nk asla olua
tabi olmayan, hep varolan bir ey olarak idea, dnceye ve onun
zdelik talebine, kendisiyle ayn olan kesinlik durumuna dayanr.
Platon'a gre filozof, mantksal karmn gc sayesinde, bu s-
rekli varolann ykmlln kesintisiz olarak tayan kiidir.84
Hatta "oluun gerek filozoflar" olarak grlebilecek olan d
nrler, Grek filozoflar dnda, sadece grnte mevcutturlar.
nk Heraklit'in, "eylerin ak"yla ilgili tezi, yalnzca olumsuz
anlamda anlalrsa, onun retisi yanl deerlendirilip yanl yo
rumlanr.85 Heraklit elbette "zamann ak" dncesini, kalc
sembollerle aka ifade etmitir. Buna gre, her varolan, kar ko- I 67j
nulmaz ekilde kendisiyle akar gider ve hibir yerde ikinci kez or-
taya kamaz. Fakat Heraklit'in tm dikkati de, kesinlikle bu ak
ve akp gitme olgusuna deil, akn iinde yakalanan sonsuz l-
lere ynelmitir. Bu ller, dnyann gerektek tek olan ve dei
tirilemeyen logosudur. Heraklit yle ilan eder: "Bu dnya dzeni-
ni, her varlk iin ayn olan dzeni, insan ve tanrlarn hibiri olu
turmad; bu dzen daima vard, vardr ve varln sonsuzca canl bir
atei, lye gre yanarak ve lye gre snerek, var olmay sr
drecektir." (fr. 30, Diels.) inde, her olgunun zorunlu ikin l-
s dncesinin mitik olarak kiiletii yap, yeniden, dzenleyici
aln yazsnn, yani "Dike"nin yaps olaral ortaya kar. "Gne
kendi llerini amayacaktr; aksi halde Erinye'ler*, Dike'nin cel-

84 Platon, Sophistes, 254 A.


85 B u konuda ben zellikle Kari Reinhard'la ayn gr paylayorum; Parmenides
und die Geschichte der griechischen Philosophie ( Parmenides ve Grek Felsefesinin
Tarihi) Bonn 1 9 1 6, zellikle s.206ff.; onun kantlamasna dikkati ekiyorum.
*
Yunan mitolojisinde intikam tanras. (ev.)

203
E R N S T C A S S l R E R

latlar onu arayp bulmay bileceklerdir." (fr. 94) "Grlebilir

uyumdan daha iyi olan grlmez bir uyum"un kesinlii, her dei

imi tayan zorunlu bir ritim kesinliine, bir l kesinliine daya

nr. Heraklit, sadece bu gizli uyumluluktan yeniden emin olmak

iin, her zaman oluun seyrine geri dner. Onun kavrad ve yaka

lad ey, bu oluun plak olgusall deil, oluun anlamdr.

"Yaanm ve yaanacak her eyde hkm sren anlam kavramak,

bilgeliktir." Heraklit'in Grek dnr olarak kendine zgl,

en net biimde bu ikili konumlamada; zamansal seyire tutuklanm

lkta ve zamansal seyri, dorudan kavranabilen uyumlu bir yasa d

ncesiyle amakta grlr. Oldenberg, Herakliti olu ve ruhlar

retisiyle, ayn konudaki Budist reti arasnda, paralelliklerin

mevcut olduuna iaret etmitir. O yle syler: "Dounun ve ba- .

tnn eserleri, -nemsiz olandaki gibi asl nemli olanda da- dini bi

lincin bavurmay sevdii arpc szlerin ya da hayal gcnn b

yk olgu dzenlerine kar ilgisini uyandran karlatrmalarn

apak iaretine kadar, baz bakmlardan gerekten hayretimizi

uyandrabilecek benzerlikler tama noktasnda uyumludur. . . . . Bu-

j 1681 rada, sz ettiimiz geliim noktasnda, isel olduu gibi dsal ola

rak da birbirinden ayrlm iki halkn fikirleri arasndaki baz uzla

malarn, bata var olan dnemlerin iinde yaplan vurgudan daha

kuvvetli biimde vurgulanmas, kesinlikle, tesadfi deildir. H

kmranl baka zamana ynelten mit-oluturucu hayal gc, ken

di yoluna, plansz ve amasz olarak gider. B u hayal gcn tesa

df srkler. Tesadf, ok uzakta olan kendi ruhsal durumuna g

re birletirir; o, yeni, amaca uygun ve ar ssl biimleri, kendi

bereket ve zenginlik sembol boynuzundan, zahmetsiz ekilde or

taya dker. Fakat aratrc dnme, ok hzl deitirilecek bir


fikri, insan varoluunun ve dnyann problemlerini planl biimde

kavrar kavramaz, olabilirliklerin oyun alan daralr. B aka zaman

larn -dikkatli ve grme hnerine sahip de olsa- zayf gren gz-

204
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ne, adeta kanlmaz ekilde gereklik olarak grnmesi gereken


ey, tasarmlarn akm, kesin bir gsterilmi yataa balar ve by

lelikle benzer dnce hareketlerine, ok eitli ve artc benzer


lik niteliklerini damgalar."86 Elbette yalnzca bu benzerlikler izle

nince, dnme biimleriyle aklc tmel uyumun kartl, baka


bir ynyle, ok ak ve zl biimde ortaya kar. Budizmde, ol

gunun dini anlamnn aa kmas iin, her eyden nce her varo
luun baland snrl/sonlu form paralanmal ve kendi iinde s

nrlanm yapnn yanlgs ortadan kaldrlmaldr. Bu forn (rupa),


her acnn kaynam ve nedenini kendinde tayan be varolu un

surundan birincisidir. Buda, bir vaaznda yle syler: "Ben size,


rahiplerinize, yk, yk tayan, ykn yere konmasn ve yok
edilmesini aklamak istiyorum. Yk nedir rahipler? Buna be va
rolu unsuru cevab verilebilir. Be yk hangileridir? Varolu unsu
ru forn, varolu unsuru duyumlama, varolu unsuru tasarm, varo

lu unsuru etkinlikler ve varolu unsuru bilin." Baka bir yerde

yle sorulur: "Acaba forn, sonsuz ya da gelip geici midir? Gelip


geici, dost. Acaba gelip geici olan ey, ac m yoksa dost mudur?
Ac, dost."87 Genel olarak baklnca, eylerin "fornu" olarak adlan- 1 69 1 1
drlan eylerin deikenliini, hi kimse, Heraklit'ten daha net
vurgulamamtr; fakat Heraklit deiebilirlikten, Buda'nn vaazn-
da karlan sonutan tamamen kart sonu karr. nk Buda,

deiebilirlikten hareketle varoluun reddedilii yerine, varoluun


cokulu biimde onaylanna ynelir. Budist efsanesinde, kraln

olu Siddhattha, ona sunulan lm, hastalk ve yall ilk kez gr

meden nce, kei ve tvbekar olmak iin kap gider. Heraklit

X6 Oldenberg, Aus ndien und Iran ran ve Hindistan 'dan), s. 75 f.


87 Samyuta-Nikaya XXII, 22 ve 85 (Wintemitz'in tercmesi, 232 ve 244); zellikle
bkz. Die Reden Gotamo B uddhos aus der mittleren Sammlung, Kari Eug. Ne
umann 'n tercmesi, Mnchen 1 92 1 , on drdnc ksm, yedinci konuma (c. III, s.
384 ff).

205
E R N S T C A S S I R E R

bunlarn hepsini, vasta olarak kullanmak iin arar; onlarn zerin


de, sadece, srekli kartlklara ayrlmak suretiyle varolan logosun
srrn kavramak iin durur. Mistik, zamansal olu iinde sadece s
reksiz olann acsn duyumlar; Heraklit ise bizzat kendi iinde par
alanmas gereken byk Bir'in sezgisi iinde, kendini bizzat ken
di iinde kefetmek iin kendisinden vazgeer. "Birbirinden ayr
abalayan birleir; kart abalarn birlemesi, lirdeki ve yaydaki
gibi en yksek harmoni, kartlklardan doar." (fr. 8; 5 1 ) Heraklit
iin formun bulmacas, "kart abalarn uyumu" dncesinde
zlm ve bylelikle oluun yk de bizden alnmtr. imdi za
mansal olan, artk cendere, snrlama ve ac olarak ortaya kmaz;
tam tersine, ilahi olann salt isel yaants, zamansal olann iinde
alr. Oluun snnde, elikisiz tamamlanta uhrevi mutluluk
ve skunet yoktur; "hastalk sal, ktlk iyilii, alk bolluu,
yorgunluk dinlenmeyi ho yapar." Hayat ile lmn kartl, artk
iliki iine sokulur. "Bizde barnan ey, yaama ve lme, uyku ve
uyanklk, genlik ve yallk, daima ayndr. Eer deiirse, biri di
eri olur ve tekrar dieri biri olur." (fr. 88) Buda gibi Heraklit de,
kendi retisinin bu ieriini ifade etmek iin, daire rneini, bilin
li biimde kullanr. Bir fragmentte yle ifade edilir: Daire evresin
de balang ve son ortaktr. (fr. 1 03) Oluta daire, bitimsizliin sem
bol ve bylelikle de oluun anlamszlnn ve amaszlnn sem
bol olarak kullanlsa da, aslnda mkemmellemenin sembol ola
rak i grr. Kendine geri dnen izgi, formun btnlemiliine,
evrenin belirleyici temel yasas olarak biime iaret eder; ayn ekil
de Platon ve Aristoteles de, kosmosun aklc tablosunu, daire-biim
lilik formuyla ekillendirmi ve tamamlamlardr.
Hint dncesi esas itibaryla, zamansal olarin gelip geicilii
ne bakar; in dncesi zamansal olann mevcudiyetinin seyrine
i 110! ynelir; Hint dncesi deiim unsurunu, in dncesi ise srek
lilik unsurunu vurgular; burada her iki unsur, saf bir isel denge ii-

206
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ne yerlemi olur. Deikenlik ve tzsellik dncesi birleip birlik


oluturur. Kurgusal zaman ve imdiki zaman duygusu olarak adlan
drlabilecek yeni bir duygu, bu birlemeden doar. Bu duyguda ar
tk, nesnelerin son amacnn, mitosta ve aynca peygamberi, yani di
lli-ahlaki cokuda, telosunun ortaya konduu ekliyle, eylerin za
mansal balangcna dayanlmaz; dnme, kendisi sonsuz olan ge
nel ve temel yasay gzlemler. Ben, bu imdiki zaman duygusunda,
ona yapp kalmakszn, ana kendini verir. Ben, an n iinde, onun
dorudan ieriiyle ilgilenmeden ve onun havas tarafndan esir
alnmadan ya da onun acsndan etkilenmeden, adeta serbeste uu
a geer. B undan dolay, bu kurgusal "imdi" iinde, empirik za
man formunun farkllklar ortadan kalkar. Heraklit'in syledii her
gnn baka bir gnle ayn olduu: unus dies par omni est (fr. 1 06)
szn, Seneca nakletmitir. Bu, sadece gnden gne deil, ayn
zamanda saatten saate, andan ana deien olgularn ieriinin her
hangi bir ekilde ayn oluu anlamna gelmez; tam tersine bu sz,
dnya srecinin kendisiyle hep zde formuyla, en bykteki gibi
en kkte, snrsz zaman srecindeki gibi en yaln imdiki zaman
noktasnda da ayn belirginlikte ortaya kan dnya sreci formuy
la ilgilidir. Heraklit'in anlad anlamda ve Greklerdeki zaman ve
hayat duygusunu en derinden hisseden ve kendi iinde en youn e
kilde yaayan kii, modern dnrler ,arasnda, Goethe olmutur:
"Bugn bugndr, yarn yarndr, ve geip gitmi olan ve onu izle
yen ey heyecanlandrmaz ve olduu yerde kalmaz." Gerekte za
mann kurgusal kavran, onun sanatsal olarak kavranna yakn
akraba klan bir nitelik tar. nk her iki kavrayta; yani kurgu
sal ve sanatsal zaman kavraynda, B uda 'nn retisinde ok etki
leyici ekilde ifade edilen olu yk, bizden alnr. Zamann seyrin
de, artk olgunun ieriine tutuklanmayan, onun saf formunu kav
rayan kii iin, olgunun ierii zaman ve formun iinde dalr; ol
gunun ve varln maddesi, oyun iinde fesholur. Bylece Herak
lit'in tuhaf-derin sz; a(cbv nai fon na(wv, m:-r-refu>v. na6 (

207
E R N S T C A S S I R E R

f3aaA.71{71 bellti anlalabilir. "Zaman oynayan, oyun tahtasn ora


ya buraya yerletiren bir erkek ocuktur; egemenlik bir ocuun
dur." (fr. 52)

] Burada temel bulmu olan kurgusal zaman kavraynn nasl


srekli gelitiini ve nihayet empirik-bilimsel bilgide nasl kesin
olarak etkili olduunu, daha da geni ekilde ele alamayz. Burada
da Grek felsefesi, zellikle Platoncu felsefe, orta halka ve balant
zinciri tekil eder. nk Platon'un retisi, oluun dnyas ile ide
alarn varl arasndaki snrlar o kadar net gsterdii halde, za
man ve olua salt olumsuz bir deer bimekle nihayete ermez. Pla
ton 'un yallk eserlerinde "hareket" kavram, bizzat idealar dnya
snn anlatmnda yer alr. Formlarn hareketi ve bir de xCvra -.rov
e{&iJv (grnteki hareket) vardr. Platoncu retinin inasnda,
zaman kavramnn kazand yeni anlam, onun doa felsefesinin
oluumunda daha belirgin ve ak ekilde ortaya kar. Timaos'ta,
grlebilenle grlemeyenin dnyas arasnda ara haline gelen ve
grlebilir olann, saf formlarn sonsuzluundan pay alabilmesini
salayan ey, zamandr. Fiziksel-bedensel dnya, zamann oluu
muyla balar. Daima-varolana, sonsuz rnekler olarak idealara ba
kan, duyu dnyasn da mmkn olduu kadar bu dnyaya benzer
ekle getirmek istemektedir. Fakat sonsuz ilk-rneklerin doasnn,
oluanlara eksiksiz olarak tarnnas mmkn deildir ve bylece
Platon, sonsuzluun hareketli bir kopyasn kurmaya karar verir.
Birlik iinde varln srdren sonsuzluun bu hareketli kopyas,
bizim "zaman" olarak adlandrdmz eydir. Ve bylece artk
gnler ve geceler, aylar ve yllar, Demiorgus' un iradesi sayesinde
btnn inasyla birlikte ortaya karlar. Zaman, saylara gre da
ire biiminde hareket ettii iin, sonsuz olann ilk ve mkemmel bir
taklididir; aynca o, olmu olan byle bir taklidi, kendi iinde ta
maya muktedirdir.88 Bununla ise, bugne kadar, hibir kez olma-

88 Timaos 3 7 D ff.

208
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

m olann ve srf olmu olann ifadesi olarak, dnmenin ilkesel


snrn iaret ediyor gibi grnen zaman, evren bilgisinin temel bir
kavram haline gelmitir. Zaman dzenini anlatan vasta-kavram,
Platoncu felsefe sisteminde, adeta kozmodizeyi gerekletirir; ev
renin canlanp zihinsel bir btn halinde ortaya kn garanti
eder.89 Platon, burada, mitosun dilini daha bilinli olarak konuur;
fakat ayn zamanda o, tarihsel devamllk iinde modern bilimsel j nj
dnya tablosunun temelleniine gtren yolu da gstermektedir.
Kepler'in, tamamen Timaios 'daki temel dncelerle dolu olduu
grlr: Bu dnceler, Kepler'e, ilk eseri Mysterium Cosmograp
hicum *dan Harmonia mundi**nin fikri olgunlaana kadar aralksz

yol gstermitir. Ve burada, ilk kez yeni bir zaman kavram, mate
matiksel doa biliminin zaman kavram, apak biimde boy gste-
rir. Kepler'in yasasnn dzenli ifadesinde, zaman, ilk deiken
olarak, yani benzer olmayan btn deiimlerin ve hareketlerin
ilikilendirildii, bu deiimin lsnn kendisinde belirlendii
ve okunduu benzer-biimli nicelik olarak ortaya kar. B u kavra-
y, Leibniz'in de genel felsefi kavramlar iinde belirledii ekilde
ve matematiksel fiziin yeni yaps asndan da, zamann saf-d
nsel anlamn tekil etmitir.90 Zaman kavram, fonksiyon kavra-

89 Bununla ilgili ayrntlar, Felsefenin Ders Kitab eserimdeki Platoncu felsefenin anla-
tmnda; yaynlayan M. Dessoir, 1, s. 1 1 1 ff.
Evrenin gizemi
Evrenin uyumu
<J(l "Alglamann devam bizde sre dncesi uyandrr. Ama aslnda yle deildir. Bi
zim alglamalarm::, devaml tek formda ve basit olan, direkt hat gibi uzanan bu za
man srekliliine cevap verecek ekilde, asla sabit ve dzenli bir devamllk olutur
mazlar. Alglarn deiimi, bize, zaman dnme frsat verir ve biz bunu tek biim
li deiimlerle leriz. Ama doada tek biimli bir deiim olmadnda, nasl yer
belirlenemiyorsa, zaman da belirlenememektedir. Ve hibir kesin sabit ve hareketli
madde de yoktur. Dzensiz hareketlerin kurallar budur. Bunlar tek biimli anlala
bilir hareketlere tayabilmek her zaman mmkn olabilir ve bu sayede bal-farkl
hareketlerle neyin ortaya kabileceini ngrebiliriz. B u bakmdan zaman hareketin
lsdr. Yani tek ekilli hareket, ekilsiz hareketin ls olur." Leibniz, Nouve
aux Essais Liv. il, chap. XIV, s. l 6

209
E R N S T C A S S I R E R

myla doldurularak ve fonksiyonel dnmenin en nemli kulla


nmlarndan ve ak belirtilerinden biri olarak ortaya kmak sure
tiyle, tamamen yeni bir anlam tabakasna ykselmitir. Platoncu za
man kavram, bylece korunmu olmaktadr. Olgular, bylece, za
mann kesintisizlii iinde dzenlenip "sonsuzun hareketli kopya
s"yla ilikilenerek, ilk defa bilgi iin yeterli hale gelmiler; bu d
zenlenme ve ilikilenmeyle, idealardan paylarn almlardr.
Gezegenlerin hareketi probleminde bu kavraya eriilmesi ise,
bize, dnsel ve tarihsel olarak tipik bir anlam ilikisini gsterir.
l 131 Gezegenler, yani "kararsz ve deien gk cisimleri", her zaman di

ni ve mitik ilginin merkezi olmulardr. Ay ve gne yannda geze


genlere de tanrlk eyler olarak hrmet edilmitir. B abillilerin gk
sel dininde, bu hrmet, zellikle Vens 'e, sabah ve akam yldzla
rna da gsterilir. Babil tanrlar tapnann ana yaps, tanra Isch
tar tasavvuruyla ekillenir. Daha uzaklarda yerleik baka kltr
evrelerinde de, mesela eski Meksikallarda, bu gezegen klt, bel
gelerle kantlanmtr. Dini geliimin ilerleyiinde, zellikle tektan
rc temel dne geite, tektanrc dn yerletikten sonra
da, bu eski tanr ekillerine inanma, uzun sre etkili olmutur. Fa
kat daha sonra eski tanr biimleri, her eyin yasallna ve dze
nine, dmanca ve rahatsz edici biimde mdahale eden kt ruh
lar olarak aalanr. ran dininde gezegenler, dnyadaki iyilik d
zenine, Asha'ya kar kmaya abalayan kt gler olarak gr
lr. Ahriman'n hizmetisi olarak, onlar gksel evreyi altst eder
ve kendi bamsz geileri esnasnda dnya zerindeki iyilik d
zeninin kurall yapsn engellerler.9 1 Daha sonra, zellikle Gno-

9 1 Bundahish 2, 25; bkz. Jackson im Grundriss der iranischen Philologie II ( ran Dilbi
liminin Ana izgileri II), 666 ve 672; Darmesteter, Ormazd et Ahriman, s. 277.

210
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E FE S i l

sis*te, tekrar gezegenlerin kt ruh olarak tanmlanna dnlr.


Kt gezegen gleri, yaratcnn gerek dmandrlar; kaderin
gc, yaratcnn kurtulmaya abalad e{cxptvr (kt gler)'in
gc onlarda cisimlemitir.92 Gezegenlerin hareketiyle ilgili bu ta
sarm, Yenia felsefesine, Rnesans 'n doa felsefesi kurgularna
kadar etkili olmutur. Antikada Platon akademisinin matematik-
isi ve astronomu Knidoslu Eudoxos, gerek bir matematiksel ge
zegen hareketi teorisi kurmu ve gezegenlerin kararsz gk cisim-
leri olmadn, tersine deimez yasalara gre deitiklerini kant
lamtr. Fakat Kepler'in yaad dnemde kilise, akc hava iin-
de ve deien hzlarda ok farkl, tuhaf kvrlm yrngelerini g
zmzle grdmz ekilde kat'eden gezegenler, gerekte canl,
aklla donatlm varlklardan baka hibir ey olmadklar iin, ge
zegenlerin geiini, i ie geen yrngelerle, dzenli i ve d d
nlerle belirlemeye alan matematiksel astronominin bu ynde-
ki abalarnn yararsz olduunu iddia etmekteydi. Kepler ite Kili
se'nin bu itirazyla tartmak zorunda kalmtr. Kepler'in ruh-bi
imlilik konusunda, bizzat kendisinin "felsefi" olarak tanmlad l 1141
ve zellikle metodik nitelikli bir kant koymas dikkat ekicidir.
Kepler kiliseye kar unu vurgular: Grnteki dzensizliklerin,
dzen iinde yok olmas ve grnteki kuralszlklar iinde, gizli
bir kuraln bulunup karlmas; ite bu, "felsefi astronomi"nin te-
mel ilkesidir. "Salkl bir felsefenin taraftarlar arasnda, kilisenin
bu grlerine itibar edecek hi kimse yoktur ve duyu yanlmasnn

'
Hristiyanln ilk dneminde, Tanr bilgisini (Tanr'y bilmeyi) amalayan bir din
felsefesi akm; bilgi, dinsel dnce dnyasn bilme. (ev.)
92 Bkz. bu konuda Bousset'daki ayrntl kantlara, Hauptprobleme der Gnosis (Evrenin
Yaratlnn Temel Problemi), Gttingen 1 907, zellikle s. 38 ff. ve Bousset, Kyri
os Christos, s. 1 85 ff.

21 1
E R N S T C A S S I R E R

ilk nedenlerini kefetmek; gezegenlerin tesadfi, sadece duyusal


olarak grnen sknetli yrngelerini, onlarn gerek hareketle
rinden ayrmay ve bu ekilde onlarn dnlerini dzenleyen ku
rallar ve sadelii gstermeyi baarmak, astronominin en yksek
dzeydeki mutluluk arzusudur."91 Kepler'in Tycho de Brahe iin
yazd savunma yazsndaki bu yaln ve derin anlaml szlerde, bir
de Keplerin yazd Mars hareketi hakkndaki kantlayc yazda,
eski zaman ve kader tanrlar olarak gezegenler tahtlarndan indiril
mi; zaman ve zamansal olgularn temaas farkllam ve mitik
dini hayal gcnn sembol dnyasndan bilimsel bilginin ispatl
kavram dnyasna gemitir.

5. Mitik say ve "kutsal saylar" sistemi


Mekan ve zaman unsurunun yannda say Qnsuru da, mitik dn
yann inasna egemen olan nc byk form unsuru olarak ken
dini gsterir. Ve burada da, saynn mitik fonksiyonunu anlamak
iin, sayy, teorik anlam ve ileyiinden net biimde ayrmak gere
kir. Teorik bilgi sisteminde say, ok farkl trdeki ierikleri kav
ram birlii haline getirebilecek ve bu amala onlar kuatabilecek
olan byk balant vastas anlamna gelir. Burada zaman, btn
eitlilikler ve farkllklarn, bilmenin birlii iinde eritilmesiyle,
bilginin teorik temelinin ve ana amacnn ifadesi olarak, yani mut
lak ekilde "hakikatin" ifadesi olarak ortaya kar. Zamana bu te
mel zellik, onun felsefi-bilimsel nitelikte ilk defa belirlenmesin
den itibaren verilmitir. Philolaos, Fragmentlerde yle syler:
"Saynn doas, eylerdeki kesin olmayan ya da bilinmeyen her
ey iin bilgi verici, reticidir ve bata gelir. Eer saylar ve onla
rn doas olmasayd, herhangi bir kiiye, ne onlarn kendileriyle ne

93 Kepler. Apologia Tychonis contra Ursum. Opera ed. Frisch, 1, 247.

212
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S 1 1

de dierleriyle ilikilerinde, eylerle ilgili olarak hibir ey akla- l 17sj


namazd. Say, btn eyleri, ruhun iinde duyusal algyla bada-
trr ve eylere cisimsellii dn vermek ve snrl ve snrsz ey-
lerin tmnn ilikilerini ayrmak suretiyle, eyleri bilinebilir ve
birbiriyle uyumlu yapar."94 Saynn gerek-mantki gc, bu bala-
ma ve ayrmada, bu kesin iliki ve snr konumlamalarnda kesin
lemi halde bulunur. Duyusal olann kendisi, algnn maddesi, sa-
y vastasyla yava yava kendi zel doasndan soyulur, genel ve
aklc bir form biimine sokulur. Etkinin duyusal zellii, onun g
.
rlebilirlii, iitilebilirlii, dokunulabilirlii vs . gerek olann
"esas" doasyla llnce, sadece, kendi gerek kayna ve birin-
cil temeli, saf nicelik belirlemelerinde, sonuta saf say ilikilerin-
de aranabilecek olan "ikinci dereceden bir zellik" olarak ortaya -
kar. Modern eorik doa bilgisinin gelimesi, bu bilgi idealinin, du-
yu algsnn kendine zg zellii ve saf seyir formlarnn kendine
zg doas, rc'lekan ve zamann doas iine sayy da kartrma
syla, onlar mi.kemmelletirmeye yaklatrd.95 Ve say, bilin ie
riklerinin "e-trdenlii"nin oluturulmasnda, burada nasl gerek
bir dnsel vasta olarak i grrse, ayn ekilde kendisi de, gitgi-
de mutlak bir benzer-biimlilik ve e-trdenlik kazanma ynnde
geliir. Mstakil say bireyleri, birbiri karsnda, tmel say siste-
mi iindeki yerlerinden kaynaklanan farkllktan baka hibir fark-
llk tamazlar. Mstakil saylar, sadece bu kendi yerleri sayesin-
de, sonuta dnsel btnleme ilikileriyle kazandklar varlk,
zellik ve doaya sahip olurlar. Buna gre burada, bu ilikiler va
stasyla tek anlaml karakterize edilen belirli saylar da, kendileri-
ne bilgi verici herhangi bir duyusal ya da grsel dayanak, dorudan
karlk gelmeksizin "tanmlanabilir"; yani kurgusal olarak retile-

94 Philolaos, frngm. 1 1 (Diels 32, B 1 1 ).


95 Bu konu ile ilgili ayrnt "Zur Einsteinchen Relativitatstheorie"' ( Einsteinci Rlativi
te Teorisi) yazmda, Berlin 1 92 1 . s. 1 1 9 ff.

213
E R N S T C A S S I R E R

bilir: Mesela Dedekind*den itibaren yaygn biimde kabul edilen ir


rasyonel saylar aklamasnda, irrasyonel saylarn rasyonel saylar
sistemi iindeki kesitler olarak, (yani bu sistemde soyut ve belirli bir
kural vastasyla ortaya konulan blmler olarak) ortaya kmas gi-
l 1 161 bi. Bu matematiksel dnce, herhangi bir "tek" sayy, herhangi bir
say bireyini, temelde sadece bu form iinde kavrayabilir. Matema
tiksel dnceye gre saylar, ncelikle kendi toplam iinde kendi
iine kapal ve birlikli "say" ve saylar evreni sistemini anlatan so
yut bantlarn ifadesinden baka bir ey deildir.

Baka zihinsel biim verme alanlarnda grlen say oluumu

nu incelemek iin, dnmenin ve saf teorik bilginin "kiplii"ni

terk eder etmez, saynn tamamen baka bir nitelii bize kendini

gsterir. Dilin incelenmesi bile, iinde her zel saynn, bir sistemin

paras anlamna gelmeyip tamamen bireysel bir zellie sahip ol

duu; iinde say-tasarmnn soyut genel-geerlilie sahip olmad

, tam tersine, saynn ayrlp gidemeyecei herhangi bir somut ve

bamsz seyirin salam biimde kurulduu bir say oluumu aa

masnn olduunu gstermektedir. Burada, arzu edilen tm ierik

leri sarabilen belirlemelerden biri olarak say, yani "kendinde" va

rolan bir say yoktur; tersine, saynn kavran ve adlandrl, tek

tek saylabilirlerden hareket eder ve tek tek saylabilir eylerin sey

rine bal kalr. Ve bylece burada farkl saylar, saylabilir olanla

rn ieriksel farkllklar sayesinde, yani zel duygu fark ve zel

grsel ierik sayesinde, belirli niceliklere sinmi olarak; kesin ben

zer-biimli rnler olarak deil, ok-eitli blmlenmi ve adeta

kendi iinde ince ayrm vurgulanm olarak ortaya kar.96 Biz mi

tik tasarlama alanna ynelir ynelmez, saynn bu kendine zg

' ( 1 83 1 - 1 9 16) Alman matematiki; matematiin kavrannda, cebir ve saylar teorisin


de, reel saylarn yaps konusunda 20. yzyln matematiini derinden etkilemitir.
96 Bkz. bu konuda c. 1 , 188 ff.

214
S E M B O L K F O R M LA R F E L S E FE S i l

duygusal ince ayrmnn vurgulan ve onun saf soyut, soyut-man-


tki belirlemeyle kartl, daha ak ve kesin ekilde ortaya kar.
Mitos, salt dncede var olan bir ey tanmaz; mitosta ieriklerin
tam-aynlklar ya da benzerlikleri, ierikler arasndaki salt bir ili-
ki olarak deil, ierikleri birbirine balayan ve kenetleyen, bilfiil
varolan bir ba olarak ortaya kar; ite bu durum, zellikle saysal
uygunluk tayan tam-benzeyiin belirlenmesi iin de geerlidir.
Mitos, bilgide dnsel bir iliki olarak ortaya kan bu ekleme im
kann, iki niceliin "ayn saylm" olarak ortaya kt, yani nice
liklerin birbirine halka halka tek anlaml ekilde eklenebildii yer-
de, saynn mitik "doa"snn eysel ortaklyla "aklar". Ayn sa
ynn kendinde tad eyin duyusal olarak alglan ok farkl
olabilir; buna ramen bu ey, mitik olarak "ayn ey" olmaktadr.
Saynn tad ey, sadece, farkl ekildeki grn formlarnn 1 nl

arkasna gizlenen ve saklanan bir zdr. Saynn bu ekilde bam-


sz bir varolu ve g olarak ortaya knda, mitik "tzletirme"
formu, zel nem tayan niteliksel bir tek-durum iinde kendini
gsterir.97 Ve buradan, zamann ve mekann mitik olarak kavran
gibi, saynn da mitik kavrannn, bir genellik unsuruyla birlikte
ayn zamanda tam bir zellik unsurunu nasl kendinde tad an
lalr. Say burada, hibir zaman srf dzen says, kuatc tmel
bir sistem iinde mevcut yerlerin salt iaret edilii deildir; tersine,
her say kendi gerek varl, gerek bireysel doas ve gcne sa
hiptir. 98 Fakat ite bundan byle, saynn bu bireysel doas, empi-
rik alg asndan tamamen farkl biimdeki varlk-mevcudiyetleri-
ne nfuz edebildii ve bu nfuz etme sayesinde dierine pay kazan
drd lde, genel bir ey olur. Bylece say, mitik dnmede

97 Bkz bunun iin yukarda s. 70 ff.


'
98 Bu konuda zellikle Levy Bruhl ' un (Das Denken der Naturvlker, s. 178 ff.) mitik
dnmede tek tek saylara tahsis edilen bu "bireysel fizyonomi" iin vermi olduu
rneklere bkz.

215
E R N S T C A S S I R E R

de birincil ve temel oluturan iliki formu olarak i grr. Fakat bu

iliki, hibir zaman sadece temel oluturan iliki formu eklinde ka

bul edilmez; tam tersine bu iliki, bizzat dorudan-gerek olma ve

dorudan-etkili olma nitelii iinde, gerek sfatlar ve glerle do

lu mitik bir nesne olarak ortaya kar. Say, mantki dnme iin,

evrensel bir fonksiyona ve genel geerli bir anlama sahip olmakla

beraber, mitik dnmede, kendi altnda kavranan eylerin hepsine

kendi zn ve gcn bildiren esas "entitat" (bir eyin varl,

ev.) olarak ortaya kar.

Byle olmakla birlikte, iki farkl dnme alan olan teorik ve

mitik dnme alannda say kavramnn gsterdii gelimenin, ay

n anlamda gereklemedii sylenebilir. Her ikisinde, elbette say

kavramnn ok geni bir duyumlama, grme ve dnme evresi

ne aamal olarak nasl yayld; bu kavramn, nihayet bilincin ne

redeyse tmn nasl kendi etki alan iine ald izlenebilir. Fakat
bu noktada, tamamen farkl iki ama ve tamamen farkl iki zihinsel

temel-tutum karmza kmaktadr. Teorik bilgi sisteminde say,

mekan ya da zamanla benzer ekilde, zellikle ve esas itibaryla

l l7si grnlerin somut eitliliinden, onlarn "temelleri"nin soyut


fikri birliine geri gitme amacna hizmet eder. Saynn birlii vas
tasyla, duyusal ey ncelikle akli-ey olarak biimlenir; onun sa

yesinde duyusal ey, kendi iinde btnlemi bir kosmos olarak,

saf dnsel yasalarn birlii halinde zetlenir. Her grnen varlk

saylarla ilikilendirilir; bu ilikilendirme ve indirgeme, grnle

rin hepsini kapsayan ve onlar arasnda tek anlaml yasallk kurma

noktasnda yegane yol olarak grnd iin, grnen varlk, say

larn iinde ifade edilmelidir. Bylece bilginin ve bilimin "doa"

ad altnda kavrad her ey, burada salt tesadfi nitelikli her varo

lua dnce formunu, yani yasal zorunluluk formunu yeniden

giydirmekte esasrol oynayan vasta olarak i gren saysal nitelikli


unsur ve belirlemelerden ina edilir. Mitik dnmede de say, by-

216
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

le bir zihinselletirme vastas olarak karmza kar. Fakat burada


bu zihinselletirme sreci, baka bir ynde ilerler. Bilimsel dn
mede say, bir temellendirme vastas olarak ortaya kmakla bera-
ber, mitik dnmede, zel-dini anlam verme fiilinin bir taycs
olarak kendini gsterir. Bilimsel .dnmede say, tm empirik va
rolanlann saf fikri-dnsel ilikiler ve yasalar dnyasna kabul
edilmesi iin, onlar hazrlamaya ve uygun hale getirmeye yarar.
Mitik dnmede say, her varolan ve dorudan verilmi olan, her
salt "dnyevi"yi, mitik-dini "kutsallatrma" sreci iine ekmekte-
dir. nk herhangi bir ekilde sayya ortak olan ve belirli bir sa
ynn yapsn ve gcn kendinde dlatran ey, mitik-dini bilin
iin artk salt nemsiz bir varolu deildir; tersine bu ey, bylelik-
le tamamen yeni bir anlam kazanmtr. Sadece btn olarak say-
lar dnyas deil, ayn zamanda her mstakil say da, burada, ade-
ta kendisiyle balant iinde bulunan her eye, grnte en ilgisiz
olanlara da etki eden bir by esintisi tarafndan sarlmtr. Kutsa
ln, sayy da kuatan bu rperticilii, mitik dnmenin en alt aa
madaki alanna, bysel dnya kavray ve en ilkel bysel uygu-
lama alanna kadar hissedilir. nk her by, byk lde bir sa-
y bys nitelii tar. Teorik bilimin gelimesinde, saynn by-
sel olarak kavranndan matematiksel nitelikli kavranna gei,
aamal olarak gereklemitir. nsanln dnce tarihinde, nasl
astronomi astrolojiye, kimya simyaya dayanyorsa, ayn ekilde
aritmetik ve cebir de, eski bysel saylar retisi formuna, say l 19!

bys bilgisine dayanmaktadr.99 Ve saynn her iki kavran ara


snda, henz ortada bulunanlar, sadece gerek teorik matematiin
temellendiricileri, yani sadece Pythagoraslar deildir, ayn za
manda Yeniaa geite, Rnesans dneminde bile biz, ayn zihin-

99 Bkz bu konuda mesela Mc Gee tarafndan verilen bilgilere. Primitive numbers, 1 9 th


Annual Rep. of the Bur. of Ethnol., Washington 1900 , s. 825 ff.

217
E R N S T C A S S I R E R

sel kartrma-formlarna ve vasta-formlara rastlyoruz. Burada


Fermat ve Descartes yannda, kendi eserlerinde saynn bysel
mitik nitelikli mucize tayan gcn ileyen Giordano Bruno ve
Reuchlin de zikredilebilir. ki ana nitelik, genellikle, -mesela Car
danus gibi- tek bir kiide birlemitir. Cardanus, dnmenin bu iki
ynl tipinin kendine zg ve tarihsel olarak en ilgin niteliini
kendinde temsil eder. Btn bu durumlarda, formlar ieriksel ve
sistematik olarak da en azndan karakteristik bir motivde, dnsel
bir temel eilimde uyumaynca, formlarn bu ekildeki tarihsel ka
rm gerekletirilemez. Mitik say, henz dnsel bir dnm
noktasnda bulunmaktadr ve duyusal-eysel dnya kavraynn
darl ve balanmlndan, serbest ve evrensel bir tmel seyre
ulamaya abalar. Fakat zihin, burada ortaya kan yeni geneli,
kendi gerek eseri olarak kavrayamaz ve ieriini anlayamaz; bu
yeni genel, yabanc ve doast bir g olarak, zihnin karsnda
bulunmaktadr. Philolaos "saynn doas ve gc"n, sadece tm
insani eserlerde ve szlerde, tm plastik sanatlarda ve mzikte de
il, aynca tm "doast ve ilahi eyler"de100 arar. yle ki, say
nn doas ve gc, burada, Platon'daki Eros gibi "byk arac" ha
line gelir; dnyevi ve ilahi olann, lml ve lmszn yerlerini
deitirir ve onlar dnya dzeninin birlii iin bir araya toplar.
zellikle saynn aziz ilan edilip kutsallatrlmas srecinin iz
lenmesi ve bu srecin aklc ve dini motivlerinin kefedilmesi iste
i, elbette yararsz bir balang gibi grnmektedir. nk bura
da, ilk bakta sadece, mitik hayal gcnn tm kurallarla alay eden
zgr oyunu egemen gibidir. Seme imkan ilkesi, mstakil sayla-
1 soi rn zel "kutsallk" niteliklerini borlu olduklar temel, grld

gibi, daha genie soruturulamaz; nk her say, farksz halde,

m Philolaos, fr. 1 1 (Diels 32 B, 1 1 )

218
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

mitik kavray ve hrmetin nesnesi olabilir. Elemantar saylar dizi-

si kastedilince, bu gibi mitik-dini tzselletirmelere adm banda


rastlanr. Bir, iki, saylarnn tzselletirili rnekleri, sadece il

kellerin dnmesinde deil, ayrca byk kltr dinlerinin tmn-

de de mevcuttur. Kendiliinden ortaya kan, nc bir doa iin-


de yeniden btnlemek iin ikinci ve bir "bakas" haline gelen

birlik problemi, insanln asl zihinsel ortak-mlkiyetine aittir. Bu


saf dnsel ifade iindeki problem, ilknce kurgusal din felsefesi

iinde ortaya knca, "lenen tanr" dncesinin genel yaygnl-


, bu dncenin iaret ettii ve onun gelimesini salayan herhan-

gi bir somut duygu temelinin mevcut olmas gerektiini gsterir. 10 1

Genel kozmik-dini anlam, zellikle Kuzey Amerika'daki dinlerde


retilmi olan drt, ilk sayya eklenir. 102 Ayn paye, daha kuv-
vetli ekilde yediye de tahsis edilir ki, yedi, insanln en eski kl-
tr blgesinden, Mezapotamya'dan her yere yaylr; Babil-Asur di-
ni ve kltrnden kaynaklanan bir etki kantlanamasa da, yedi, zel

bir "kutsal" say olarak karmza kar. 103 Grek felsefesinde bile,
yedi saysna dini-mitik temel nitelik sinmi haldedir. Philolaos 'un
yazm olduu bir fragmentte yedi, "her eyin nderi ve hakimi

olarak biricik, sonsuz, srekli, hareketsiz, kendi kendisiyle ayn,


btn dierlerinden farkl, tanr olarak" bakire ve dourulmam

Athene ile karlatrlr. 104 Hristiyan Ortaa'nda yedi, kilise ba- ]


w "leme" dncesinin, dini geliimin tamamen ilkel aamalarnda bulunduu,
Brinton tarafndan, Religions of primitive peoples, s. 1 1 8 ff., vurguland. Fakat o, bu
durum iin, bu olguyu saf mantki temel-duruma, kkten "dnme yasalar"nn for
muna ve zelliine dayandrmak istediinde, tamamen soyut bir aklama yapmaya
giriir. (Bunun iin bkz. aada s. 1 86 ff.)
o2 Bkz. daha geni olarak aaya, s. 1 82 .

1 03 "Kutsal say" olarak yedinin anlam v e yaylmas zerine zellikle Franz Boll'un
Hebdomas in Pauly-Wissowas Reallexikon des klassischen Altertums makalesine
bkz. C. V II, Sp. 2547 ff.; Ferd. v. Andrian' da grnz; Die Siebenzahl im Geistes
leben der Vlker (Halklarn Zihin Yaantsnda Yedi Says), M itteilungen der Anth
ropol. Gesellschaft in Wien, Bd. XXXI, Wien 1 90 1 .
104 Philolaos, fr. 2 0 (Diels 3 2 b 20).

219
E R N S T C A S S 1 R E R

balan tarafndan, yetkin varolu ve mkemmellik says, gerekten

genel ve "mutlak" say olarak dnlr: "septenarius numerus est

perfectionis 105". Fakat dokuz says, ok daha nceden beri, yedi ile

yarmaktadr. Mitosta ve Grek kltnde, tpk Cermen inan tasa

rmlarnn erevesindeki gibi, 7'lik sreler yannda zellikle 9'luk

sreler ve haftalar ortaya kar. 106 "Yaln" saylarn tad ayn ni

teliin Grekler'den Cermenler'e aynen tand; o halde mesela sa

dece , yedi, dokuz ve on ikiye deil, ayn zamanda onlarn arp

myla elde edilen saylara da zel mitik-dini glerin tahsis edildii

iyice dnlrse, o zaman en sonunda bu "kutsallatrma" sreci

ne karmam olan herhangi bir saysal nitelikli belirlemenin nere

deyse hi mevcut olmad grlr. Burada, mitik ekil verme dr

tsne snrsz bir oyun alan alr ki, bu oyun alannda mitik ekil

verme drts, kesin ve mantki nitelikli norm ve "nesnel" deneyim

ilkelerinin hibirini dikkate almadan, serbeste dolar. Say, bilim

iin hakikatin lt, tm "akli" bilgiler iin hazrlk ve art haline

gelmekle beraber, mitik dnmede, kendi alanna giren eylerin

hepsine, kiinin kendisiyle temas eden ve onun nfuz ettii eylerin

hepsine, bir sr; derinlerinde akln akulnn artk aa doru uza

namad bir sr nitelii damgas vurur.

Mitik dnmenin dier alanlarndaki gibi, mitik-mistik saylar

retisinin grnte anlalamayan karmak yapsnda da, tam

osBunun iin kantlar Jos. Sauer'de. Symbolik des Kirchengebaudes (Kilise Mimarisi-
nin Sembolik Anlam), s.76 ve Boll'da, Die Lebensalter (Eski Yaant), Leipzig
1 9 1 3, s. 24 f.
106 W.H. Roscher, Die enneadischen und hebdomanischen Fristen und Wochen der al
testen Griechen u. Die Sieben- und Neunzahl im Kultus und Mythus der Griechen.
(Eski Greklerde Yedilik ve Dokuzluk Sreler ve Haftalar ve Greklerin Mit ve Kl
tnde Yedi ve Dokuz Says). (Abh. der Kgl. Sachs. Ges. der Wiss., Philol.-histor.
ki., XXI, 4 ve XXIV, ! . ) German dinleri iin bkz. Kar) Weinhold, die my.tische Ne
unzahl bei den Deutschen (Almanlarda Mistik Dokuz Says), Abh. der Berlin Akad.
d. Wiss. 1 897. Astrolojideki dokuz ve yedi sreleri zerine bkz. Bouche-Leclercq,
L'astrologie grecque, Paris 1 899, s. 458 ff., 476 ff.

220
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S II

belirli bir zihinsel sralan grlebilir ve gsterilebilir. Burada da,


"arm" drts snrszca egemen olmasna ramen, biim ver
menin temel ve yan yollar ayrlr; burada da saynn kutsallatrl-
mas srecinin vastas olup bylece de dnyann kutsalln belir-
leme yolu haline gelen tipik ilkeler, derece derece ortaya kar. Ge-
riye, say kavramnn dilsel dnmede gsterdii geliime bakar-
sak, bu ilkelerin bilgisi iin salam bir dayanak noktasna sahip
oluruz. Burada say ilikilerinin zihinsel olarak adlandrl ve kav- l s2j
rannn, hep somut-grsel bir temel esasa iaret ettii; sz konusu
adlandrma ve kavrann, mekansal, zamansal ve "zel" seyrin, sa-
y ve onun anlam bilincinin gelitii temel ereve olarak meyda-
na kt grlmektedir. 107 Ayn ekilde benzer dzenlenii biz,
mitik saylar retisinin geliiminde de grebileceiz. Mstakil
"kutsal saylar"a bal olan duygu deeri, kaynana kadar izlenip
gerek kkleri belirlenmeye alldnda, bu deerin, hemen her
zaman, mitik mekan-zaman ve ben duygusunun karakteristik zel
liinde temellendii grlr. Mekana gelince; mitik kavray a
sndan, mstakil blgeler ve ynler, sadece belirtilen ekildeki dini
deer vurgularyla donatlmamtr; ayn zamanda bu ynlerin b
tnne, yani iinde ynlerin birletii dnlen btne, bu trl
bir zellik de ilimitir. Kuzey ve gney, dou ve bat, "ufkun drt
yn" olarak ayrldnda, bu zel farkllama, dnya olaylarnn
ve ieriklerinin tm dier dzenlenileri iin de model ve rnek ha-
line gelmitir. Drt, artk gerekten "kutsal say" haline gelir: n-
k her zel varln, kosmosun temel formuyla ilikisi, drt saysn-
da ifade edilmektedir. Herhangi bir drt ynl dzenleme, -ister bu
dzenleme, zorla dorudan ve kesin "gereklik" olarak duyusal
gzleme kabul ettirilsin, ister saf dncede olan olarak, belirli bir
mitik "tamalg" biimiyle snrl olsun- bylelikle, kendiliinden ve

1 07 Bu konu zerine c. 1 s. 1 83 ff, 1 99 ff. bkz.

221
E R N S T C A S S I R E R

iteki bysel balantlar vastasyla, mekann belirli paralarna


tutunmuluu gsterir. Mitosun dnme biimi asndan, burada,
sadece dolayl bir eviri vuku bulmaz; ayrca mitik dnme, gr
sel apaklkla, birinin dieri iinde mevcut olduunu varsayar. Mi
tostaki dnme biimi, her tikel okluk iinde, evrensel kozmik
okluk formu yakalar. Bu fonksiyonda drt, sadece Kuzey Ameri
ka dinlerinde deil, 1 08 ayn zamanda in dncesinde de karm-
j &3! za kr. in dncesinde, drt temel gkyz ynlerinin her biri
ne; dou, bat, kuzey ve gneye, belirli bir mevsim, belirli bir renk,
belirli bir unsur, belirli bir hayvan biimi insan bedeninin belirli bir
organ vs. karlk gelir; yle ki, nihayetinde varoluun tm eitli
lii, bu iliki sayesinde, herhangi bir ekilde blmlenmi ve belir
li bir seyir alannda adeta sabitlenmi ve yerlemi olarak ortaya
kar.109 Drt saysnn ayn sembolik ifade gcne biz, erkezler'de
rastlyoruz. Onlarda da, ayn ekilde, dnyann drt ufuk ynnn
tek tek her birine zel bir renk, zel bir grev; zafer ya da yenilgi
veya hastalk ya da lm gibi zel bir ans durumu eklenir. 1 10 Mi
tik dnme, kendi zellii gereince, btn bu ilikileri ve ekle
meleri bu ekilde kavramakla ve onlar adeta sadece soyut olarak
incelemekle yetinemez. Mitik dnme, ilikilere gerekten gven
duymak iin, onlar grsel bir biim halinde bir araya getirmek ve
bir form iinde, duyusal ve canl olarak nne sermek zorundadr.
Bylece drt saysnn saygnl, en eski dini sembollerden biri
olarak ekillenmi olan ha formunun saygnlna da damgasn

108 Bu konudaki kantlar Buckland'da, Four as a sacred number, Joum. of the Antropol .
Instit. Of Great Britain, XXV, 96 ff ve Mc Gee'de Primitive numbers, s. 834, gr
lebilir.
l09 Bu konuda bkz. de Groot, Universismus, s. 1 19; The_ religious system of China 1, 3 1 6

ff.; ayrntl bilgi "Begriffsform i m myhischen Denken" yazmda, s. 26, 6 0 f.


1 10 Bkz. Mooney, Sacred formula of the Cherokees, 7 th Ann. Rep. Of the Bur. of Eth

nology (Smithson. Inst.), s. 342.

222
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

vurur. Drtl han daha nceki formundan, gamal ha formundan


ha dncesine, Hristiyan inan retisinin tm ieriini oluturan
Ortaa kurgusuna kadar, burada, dini dnmenin ortak ana izgi
si izlenebilir. Ortaada drtl ha iareti, drt gkyz ve dnya
blgesiyle zdeleince; dou, bat, gney ve kuzey ynleri, Hris
tiyanln kutsal gemiinin belirli aamalaryla birlikte konumla
nnca, ha, belirli bir kozmik-dini ilk-motivin yeniden dirilmesi
olarak grlebilir. 1 1 1
Bylelikle gkyz ynleri kltnden, drt saysnn saygnl
gibi ayn ekilde be ve yedi saylarnn saygnl da, drt temel
yn hesaba katlarak geliir: Be saysnda dou, bat, kuzey, gney 11841
yannda, insan topluluklarna ve halka tahsis edilen ikamet mekan-
nn da dahil olduu yer olarak dnyann "ortas" da hesaba katlr;
ayrca bunlarn yannda yukar ve aa, Zenith ve Nadir*, kendi
zel mitik-dini niann kazannca, yedi says geliir. Mesela Zuni-
lerde mevcut olan ve onlarn tm dnya tablosunu teorik ve pratik
olarak, sosyolojik bakmdan olduu gibi, aklc bakmdan da belir
leyen 1 1 2 "yedili" formu, bu tr mekansal-saysal nitelikli dzenle
melerden domutur. Bundan baka, zellikle yedi saysnn mitik
bysel anlam gerei, bu sayda, belirli kozmik temel olgularla ta
sarmlarn ilikisi aka izlenebilmektedir. Burada, hemen, mitik
zaman duygusuyla mekan duygusunun nasl ayrlmaz biimde bir
birine baland ve her ikisinin, birlikte, nasl saynn mitik olarak

1 1 1 Bu konuda daha ayrntl bilgi, Joseph Sauer' n Symbolik des Kirchengebaude ese
rinin "Symbolik der Himmelsrichtungen" (Gkyz Ynlerinin Sembolik fadesi)
blmnde, s. 87ff., (bkz. yukarda 1 29 f.) grlebilir. Swastika'nn yaygnl ve
anlam zerine bkz. zellikle Wilson, The Swastika, the earliest known symbol and
it migrations, Washington 1 906.
'
Baucu ve ayakucu; ufukta gkyzn delen dikey dorunun en yksek noktas ve
bu dorunun ufuktaki alt ksm. (ev.)
1 1 2 Grnz Cushing, Outlines of Zuni Creation Myths, (bkz. yukarda s. 1 1 8).

223
E R N S T C A S S I R E R

kavrannn balang noktasn tekil ettikleri grlr. Balang


noktasnda, "znel" ve "nesnel" unsurlarn henz ayrlmam ekil
de yan yana bulunmalarn ve sonra birbirine karp gitmelerini,
daha nce, mitik zaman duygusunun temel bir nitelii olarak gr
dk. Burada, bu olay iki farkl yarya, yani "ite" ve "dta" olana
ayrlmadan, sadece kendine zg baka bir "aamal duygu", ola
yn blmleniinde i gren baka bir duyumlama mevcuttur. Bun
dan dolay mitik zaman, insani yaant srelerinin zaman olarak
dnld gibi, ayn zamanda doa srelerinin de zaman ola
rak dnlr. Mitik zaman, biyolojik-kozmik zamandr. 1 13 Ve bu
ikilik, saynn mitik olarak kavranna da etki eder. Her mitik say,
kendisinin iinde kk sald ve srekli yeni g ald belirli bir
nesnel seyir evresini gsterir. Fakat nesnel eyin kendisi, bu nok
tada asla sadece eysel-nesnel bir ey olmayp, tamamen belirli ri
timlerle hareket eden gerek bir isel yaant ile doldurulmutur.
Bu ritmiklik, her zel oluta devam eder; ok farkl formlarda s
rp gidebilir ve mitik dnya mekannn birbirinden ok uzakta bu
lunan noktalarnda vuku bulabilir. zellikle kozmik olgunun bu ev
rensel dnemleri, ayn evreleri iinde ifade edilir. Ayn adna, en
ok Hint-Avrupa dilleriyle Hami ve Sami dilleri evresinde rastla
nr1 1 4 ve ay her yerde, zamann "lme arac" ve asl blme vasta-
1 ssi s olarak ortaya kar. Fakat ay, bundan daha ok bir eydir: nk
doada ve insani' varoluta her olup biten ey, sadece herhangi bir
ekilde aya balanmaz; ayrca her olu, "kaynak" ve niteliksel ilk
neden olmas bakmndan aya dayanr. Bu ilk bataki mitik dn-

1 1 3 Bkz. yukarda s. 1 37 ff.


1 1 4 Hint-Avrupa ve Msr dillerinde zamann "lcs" olarak ayn ad zerine bkz. W.
H. Roscher, Die ennead. u. hebdomanischen Fristen u. Wochen bei den altesten Gri
echen (Eski Greklerde Yedilik ve Dokuzluk Sreler ve Haftalar), s. 5; Sami dilleri
iin bkz. Joh. Hehn, Siebenzahl und Sabba bei den Babyloniem u. im alten Testa
ment, Leipzig 1 907, s. 59 ff.

224
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

cenin, modern biyoloji teorilerine kadar nasl korunduu ve nasl


srdrld; bununla yedi saysnn da tekrar her yaant durumu-

na egemen olarak, nasl evrensel bir anlam kazand bilinir. 1 1 5

Balangta yedi gnlk sre ve hafta, bu trl bir iliki tamaz;

yedi gnlk sre, yirmi sekiz gnlk doal ay sresinin drde b


lnmesinden ortaya kar; yedi saysnn saygnl, ilkin greli da-

ha ge zamanda, Grek-Roma astrolojisi anda, yedi gezegen kl

tyle balanm ekildedir. 1 16 Burada o halde, yedi saysnn kut

sallatrlmasna ve onun "mevcut oluun ve toplamn" says ola-

rak, yani "tamsay" olarak kavranna temel tekil eden belirli bir

seyir evresi ortaya kar; bununla birlikte o seyir evresi, ncelik-

le mitik ve "yapsal" dnmenin zellii ve formu sayesinde, en

sonunda her varla ve olguya uzanana kadar ilerleyerek genile-


mek suretiyle etkili olur. Bu anlamda, yedi saysyla ilgili olan ve

Hippokratesi olarak adlandrlan bir yazda, yedi saysnn, ger


ekten kozmik yap says olarak niteleniine rastlyoruz. Yedi sa-

ys, her eyin yedi etkinlik evresinde yaamakta oluunu anlatr;


bu say, hayatn dnemlerinin, mevsimlerin, rzgarlarn saysn

belirler; insan ruhundaki glerin blmlenmesi gibi, insan bede

nindeki organlarnn doal dzeni de yedi saysna dayanr. 1 17 Ye-

di saysnn "hayat gc"ne inanma, daha sonra Grek tbbndan Or


taa ve Yenia hekimliine geer. Her yedinci yl, burada, "buh- l s6j
ran dnemli" bir yl olarak, ruhun ve bedenin yaratlnda mevcut

s Bkz. W. Fliess, Der Ablauf des Lebens (Yaantnn Ak), Wien 1906 ve Hennann
Swoboda, Das Siebenjal:r, Untersuchungen ber die zeitliche Geselzmassigkeit des
Menschenlebens, (Yedi Yl, nsan Hayatnn Zamansal Yasall zerine Aratr
malar), Wien u. Leipzig 1 9 1 7 .
1 1 6 B u problemin kesinlii konusundaki materyal, Boll'n yazsnda eksiksiz olarak toplan
mtr; Roscher'e de bkz. Ennead. Fristen (Dokuzluk Sreler), s. 7 1 ff. ve Hehn s. 44 ff.
1 1 7 Bu konu ile ilgili ayrntlar Roscher'de, Die Hippokrat. Schrift von der Siebenzahl,
(Hippokrat Yedi Says zerine Yaz) Abh. der Kgl. Sacbs. Ges. d. Wissensch.
xxv, 5, Leipzig l 9 1 1 zellikle s. 43 ff.
'

225
E R N s T c A s s I R E R

olan hayat zsularnn kart kesin dnm noktasn kendisiyle


birlikte getiren bir yl olarak ortaya kar. 1 18
Fakat bugne kadar incelenen durumlarda, belirli saylarn kut

sallatrlmas iin temel ve balang noktas olarak grlen belir

li bir nesnel seyir evresi var olduunda, say ilikilerinin dilsel ifa

desine eriildiini; ama bu nesnel unsurun, yalnz-bana-belirleyen

ey olmadn unutmamalyz. Say bilinci, yalnzca dtaki eyle

rin alglanmasyla ya da dtaki olaylarn olup bitiini incelemekle

olgunlua erimez; ayrca bu bilincin en kuvvetli kklerinden biri,

znel-kiisel varoluun, ben-sen ve o ilikisinin yol at temel ay

rlmalarda yatmaktadr. Dil, ikileme ve leme rneinde, aynca

"ite" ve "dta" kalan oul formlarnda, zellikle iki ve say

snn, bu ereveyle nasl ilikilendirildiini; sz konusu saylarn

ifadesinin bu ereveyle nasl belirginletiini gsterir. (Bkz. c . l ,

s. 1 99 ff.) Tam benzer gzlemler, mitik dnme alannda da ken


dini gstermi gibi grnyor. Usener mitolojik bir zaman reti
sinin temeline yerletirmeye alt leme ile ilgili bir yazsnda,
tipik saylarn iki grup olduu dncesini savundu. Bu dnceye
gre, bu gruplarn biri zamann dzenine ve kavranna dayanr;

1 1 8 Antik tptaki ve onun daha sonra ekilleniindeki "buhran dnemli yllar" teorisi ze
rine bkz. Boll, Die Lebensalter (Hayat alar) 2 9 ff; ayrca Bouche-Leclercq, L'ast
rologie grecque, s. 526 ff. da bkz. -Bundan baka, mitik zaman seyrinin asl-mevcut
bir paras olarak tandmz kendine zg mitik "aama duygusu", karakteristik,
birbiri karsnda net biimde ayrlm ksmlardaki bu tr hayat dzeninde durup
kalmaz; tersine bu duygu, doum ncesi zamana kadar, fazlasyla bu dzeni izler.
Fetsn oluumunda bile, dnyaya geldikten sonra bile insann varoluunun btne
elik eden ayn ritmik kural hakimdir. Mesela krk saysnn, zellikle Sami dinleri
nin evresinde kazand saygnlk, anne bedenindeki fetsn geliimi konusundaki
bunun gibi dncelere dayanmaktadr. Bu saynn anlam, Roscher'in gsterdii gi
bi, ikiyz seksen gn civarnda sren gebelik sresinin daima krk gn tarafndan ye
di eit ksma ayrlmasna dayanr ki, yedi parann her birine ocuun olgunlamas
ve oluumunun tm sreci iinde, daima zel bir karakteristik fonksiyon yklenir.
Bkz. Roscher, Die Zahl 40 im Glauben, Brauch und Schriftum der Semiten (Sami
lerin Edebiyat ve Adetlerinde, nancnda 40 Says), Abh. der Kgl. Sachs. Ges. d.
Wiss. XXYII, 4; Leipzig 1 909, s. 1 00 ff.

226
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E FE S I I

dieri, zellikle iki ve n ait olduu dier grup, bu gruptan fark-


l bir kayna iaret eder. Usener, n kutsalln ve onun zel- l s1I
mitik niteliini, n, ilkel kltr alarnda say dizisinin bitiini
tekil etmesinde ve bylelikle kesin olarak mutlak toplamn ta
mamlannn ifadesi haline gelmesinde temellenmi grmektedir;
byle olunca, elbette lk ile sonsuzluk kavram arasnda, nihaye
tinde saf dnsel ve kurgusal balant n gren bu teoriye kar,
etnolojik bak asndan hareketle ciddi itirazlar yneltilebilir. 1 1 9
Fakat "kutsal" saylarn iki farkl grubu ile onlarn farkl zihinsel-
dim kaynana iaret etme arasndaki ayrm fikri, varln srd
remez. zellikle e gelince; dini temel tasarmlarn tarihi, bu sa
ynn, gelien dini kurguda, hemen hemen her yerde kazand saf
"dnlr" anlamn, ncelikle, baka biimli ve bir dereceye ka-
dar doal bir ilikiden gelien rn olduunu gsterir. Din felsefe-
si, ilahi -birlik'in srlarna younlap, bu birlii baba, oul ve
kutsal ruh lemesiyle belirler. Bu durumda da, din tarihi, bu le
menin temelde kendi ifadesini iinde bulan "insan hayatnn tam
belirli doal formlar" eklinde, tamamen somut biimde kavrand-
n ve hissedildiini gsterir. Kurgusal bir lk olan baba, oul
ve kutsal ruh l altnda, baba, anne ve ocuun doal l,
hafif bir rt altndan parlar gibi, aradan doru ldar. Tanr l-
dncesinin ortaya kndaki temel dn, zellikle Sami
dinleri evresinde daha ak biimde grlebilir. 1 20 Btn bu r
neklerde, sayy, insanln zbilincinin inasnda ve ruhun dnya
snda rol oynayan temel bir g olarak tanmlayan say bys ka-

1 1 9 Bkz. Usener, lk (zuerst im Rheinischen Museum N. F., c. LVII); Usener'in teori

sinin etnolojik eletirisi zerine bkz. mesela Levy Bruhl, Das Denken der Naturvl
ker, s. 1 80 ff.
1 20 Bu konudaki iin kantlar imdi Ditlef Nielsen tarafndan Monografilerde toplanm
tr. Der dreieinige Gott in religionshistorischer Beleuchtung, c. 1 ; Die drei gtlichen
Personen; Kopenhagen 1922.

227
E R N S T C A S S 1 R E R

ntlanr. Say bys, bilincin farkl temel glerini, i ie olana


J s sl uydurmay salayan, duyumlama, seyir ve duygu evrelerini bir
birlik halinde birletiren har olarak kendini gsterir. Bu noktada
sayya, Pythagoraslarn harmonisine karlk gelen bir fonksiyon
yklenir. Say "ok renkli kark eylerin birlemesi ve farkl olan
larn ahenkli uyumluluudur." (1oA.vytwv tvcoo- xa( oCza
<p0pve6cov O"VfJ.<f'ryOOVcn Philol. fr. 10) Say, eyleri kendi altnda
birletirmeyen, onlar daha ziyade "ruhun iinde uyumlu hale geti
ren" bysel ba olarak kabul edilir.

228
NC BLM
YAANTI FORMU OLARAK MTOS
MTK BLNTE ZNEL GEREKLN KEF VE
BELRLEN

I. Ksm
Ben ve Ruh
Ben ve ruh kavramlanrtn mitik dnmenin balangcn olu-
turduu eklindeki genel ve yaygn dncenin hakl olduu srar-
la savunulursa, mitosta znel bir gereklik kefedildii sylene
mez. Tylor temel eserinde, mitlerin oluumunun animistik kayna
yla ilgili teorisini ayrntl biimde iledikten sonra, bu teori, mit
aratrmasnn empirik ynergesi ve ekirdei olarak kabul edil
mitir. Wundt' un toplum psikolojisi asndan bak da, tamamy-
la bu fikre dayanmaktadr. O da, esas itibaryla btn mitik kav
ranlan ve tasarmlar, belirli bir ama tayan eyler olarak deil,
sadece mitik dnya kavraynn temelini oluturan ruh tasarmnn
deiik ekilleri olarak grr. Bu gre kar, "n-animistik teori"
diye adlandrlan teoriyle balayan itiraz hareketi, animistik akla
mann ilkesine saldrmadan, animistik yorum iinde hesaba katl
mam olan yeni bir temel nitelii mitik dnyann fill mevcuduna
eklemeyi denedi. nk burada, ruh ve kiilik kavram, mitik d
nme ve tasarlamann ilk tabakalar iin, zellikle en ilkel by

229
E R N S T C A S S 1 R E R

adetleri iin zorunlu art ve gerek kurucu olarak grnmese bile,

sz edilen kavramlarn anlam dahi, bu ilkel tabakann zerine


ykselen tm mitik dnme formlar ve ieriklerinde mevcuttu.

Tylor'n teorisinin n-animistik nitelikteki deiimi kabul edilse

lnl de, mitos, kendi tmel iyapsna ve tmel fonksiyona gre, "nes
nel" olgu dnyasn adeta "znel" dnyaya tktrma ve nesnel

dnyay znel dnyann kategorilerine gre yorumlama denemesi

olarak kalacaktr.

Fakat toplum psikolojisi ve etnoloji tarafndan esasl biimde

dile getirilen bu kesin kabule kar biz, mitosu, genel temel proble

mimiz balamnda inceler incelemez, ok nemli bir tereddt do

ar. nk mstakil sembolik formlarn geliimine baknca, onla

rn gerek ileyiinin, iteki dnyann dtaki eyler dnyasn kop

ya etmekten ya da tamamlanm bir i dnyay basite da yanst


maktan ibaret olmad; bu formlarn iinde, formlarn araclyla

"dtaki" ve "iteki" unsurlarn, "gerekliin" ve "ben"in belirleni

ve karlkl snrlan kazand grlr. Bu formlarn hepsi ger


eklikle ben'in zihinsel bir "ortak-mlkiyet-paylam"n kendi
iinde tadnda, bu keyfiyet, ben ve gerekliin, verili byklk

ler, varln -sadece tamamlayc ekilde bir btn halinde toplana


bilen- tamamlanm, kendisi iin varolan yar yarya iki paras ola

rak grlebilecei anlamnda anlalamaz. Her sembolik formun

baars, onlarn, ben ve gereklik arasndaki snrlara nceden be

lirlenmi olarak sahip olmasnda deil, bu snrlar ilk defa bizzat

kendilerinin oluturmasnda ve her temel formun, sz konusu snr

lar farkl ekilde yerletirmesinde yatmaktadr. Elbette bu genel

sistematik ayrntl-dnmeden hareketle, mitos iin de, onun ta


mamlanm nesnel varlk ve olay tablosundan veya tamamlanm

bir kavram olarak ben veya ruhtan kendi balangcn pek almama

sn, bir de mitosun, ben ve ruh kavramn ncelikle kendinden


doru oluturmak zorunda kalarak kazanmasn mit etmemiz ge-

230
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

rekecektir. 1 Ve gerekten mitik bilincin fenomenolojisi, bu siste

matik tahmini kesin ekilde onaylar. Bu fenomenolojinin erevesi

ne kadar ok geriye doru gtrlr ve mitik bilincin temel ve ilk

tabakasna ne kadar derinlemesine girmeye allrsa, mitosta, ruh

kavramnn, mitosun ierdii her eyin zorunlu olarak sraya dizil-

dii, tamamlanm ve kesin bir ablon olmad; tam tersine, bu

kavramn mitos iin daha ziyade akc, kltre ak; deiim ve

oluum yetenei olan bir unsur -ki mitos bu unsuru adeta elleriyle

deitirir- anlamna geldii ok ak biimde ortaya kar. Metafi-

zik ya da "rasyonel psikoloji'', ruh kavramyla, verili bir mlkiyet-

le i grr gibi i grrler ve ruhu, belirli ve deitirilemez "zel

likler"le donatlm bir "tz" olarak kabul ederler; mitik bilin ise 1 931
buna dorudan kart bir tutum sergiler. Metafizikteki "ruh" kavra

mnn iinde karakteristik belirti olarak grlen tipik zelliklerin ve

niteliklerin hibiri, ruhun paralanamazl gibi ruhun birlii de, ru-

hun sreklilii gibi maddi olmay da, mitosta en batan itibaren

grlmez ve mitos bu nitelikler, ruha zorla balamaz. Btn bun-

lar, olarak mitik tasarlama ve dnme srecinde adm adm kaza

nlabilen ve kazanlrken de -ok farkl aamalarn geride brakld-

belirli anlar iaret eder. Ruh kavram bu anlamda en kk bir

hakllk tasa da- bu anlamda mitik dnmenin ba olarak gste

rilemeyecei gibi, sonu olarak da gsterilemez. Bu kavramn ieri-

i ve dnsel gerilim boyutu, onun ayn zamanda balang ve son

olmasnda yatmaktadr. Ruh kavram bizi, srekli bir gelime ve

kesintisiz bir oluum ilikisi iinde, mitik bilincin en u deerinin

birinden dierine sevk eder. O, ayn zamanda en-dorudan ve en

aracl biimde ortaya kar. Mitik dnmenin balanglarnda,

"ruh" bir ey olarak ortaya kabilir; herhangi bir fiziksel varolu

1 Bkz. bu konuda zellikle c. l , s. 23 ff.

231
E R N S T C A S S 1 R E R

kadar yakndan kavranabilirdi. Fakat daha sonra ruh, bu ekilde

nesneye yapmlkta, en sonunda kendine zg bir zihinsellik "il

kesi" haline gelene kadar, yava yava, zihinsel anlam ieriini ge

litiren zenginletirici bir dnm gerekleir. Yeni "ben" katego

risi, yani "kii" ve kiilik kategorisi, dorudan deil de sadece aa

mal ekilde ve ok dolambal yollarda, mitik "ruh" kategorisin

den kp geliir. Fakat ncelikle ben dncesinin kendine zg

ierii, bu dncenin mcadele etmek zorunda olduu itirazlarda,

dorudan doruya tamamen apak hale gelir.

Elbette bu srete srf bir refleksiyon sreci, kl krk yanc bir

dikkatli incelemeyle elde edilen sonu sz konusu deildir. nsan

iin gerekliin dnsel organizasyonunun balad merkez nok

tay, bu tr bir inceleme fiili deil, daha ziyade eylem tekil eder.

Burada, ilknce znel ve nesnel olann erevesi belirginleir; be

nin dnyas eylerin dnyasndan ayrlmaya balar. Eylemin bilin

ci ne kadar geliirse, bu ayrlma da o kadar net biimde belirginle

ir ve "ben" ile "ben olmayan" arasndaki snrlar da o kadar ak

biimde ortaya kar. Buna gre, mitik tasann dnyas da, ilk ve

dorudan formlar iinde, etkileme dnyasyla yeniden skca ba-


j 941 lanr. Bu etkileme atmosferiyle tamamen doymu olan; hatta kendi

si, znel gdlenme ve duygulanm dnyasnn duyusal-nesnel bir

varolua aktarlmasndan ve yer deiiminden baka bir ey olma

yan bysel dnya kavraynn nvesi, burada yatar. nsann, ken

dine zg ve bamsz bir varlk olarak eylerin karsnda durma

sn salayan ilk g, arzu etme gcdr. Arzu etmede insan, ey

lerin gerekliine basite katlanmaz; tam tersine, arzu etme fiiliy

le, dnyay kendisi iin ina eder. Arzu iinde hareket eden bilin,

varl biimlendirebilme yetisinin ilk ve ilkel eklidir. Ve bu bi

lin, "d"n seyrine olduu gibi "ite olan"n seyrine de geince,

artk her varlk, kesin olarak ona baml hale gelir. En son tahlil-

232
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

de, arzu etmenin ve "dncenin mutlak kudreti"ne eklenmek zo


runda olmayan bir varolu ve olgu kalmaz.2 Bylece ben, bysel
dnya-tablosunda, gereklik zerinde neredeyse snrsz bir ege
menlik icra eder: O, her gereklii bizzat kendi iine alr. Fakat
imdi bu bir-iine-yerletirme, asli ilikinin tekrarland kendine
zg bir diyalektii kendinde tar. Dier taraftan bysel dnya
tablosu iinde kendini ifade ediyor grnen gelimi ben bilincinin,
burada henz gerek bir kendisi olarak gereklemedii grlr.
Ben, istemenin byl baskcl sayesinde eyleri kavramaya ve
onlar itaatli hale getirmeye abalar. Fakat ite bu denemede, benin
eylerin egemenliine girmesi ve tamamen onlara "saplanp kal
ma"s durumu grlr. Benin eylemi zannedilen eylem de, artk,
onun iin bir zdrap kayna haline gelir: Benin, kelimenin ve di-
lin gc gibi tamamen dnsel gleri de, burada, doast varlk
formunda gzlenip, bene yabanc bir ey olarak dar yanstlr.
Burada eriilen ben ifadesi, ilk byl-mitik "ruh" kavram henz
tamamen bu dne balanp kalmtr. Ruh da, insann bedenini
-ve bylelikle insan da, onun yaama fonksiyonlarnn toplam
iinde- dtan belirleyen doast kuvvet olarak ortaya kar. Buna
gre, ben duygusunun gelimi younluunda ve buradan sonu
olarak kan etki miktarnda, sadece bir etkileme fantezisi vardr.
nk gerek etkileme zgrl, iteki bir balanty, etkili olma- 1 95 1 1
daki belirli nesnel snrlarn tannmasn art koar. Ben bu snrla-
r kendisi iin yerletirerek, kendine yklenen snrsz nedensellii
ey dnyasnn karsnda arka arkaya snrlandrarak bizzat kendi-
ne eriir. rade ve duygulanm, istenen nesneyi artk dorudan kav-

"Dncenin mutlak kudreti" terimi, bysel dnya tablosunun nitelii konusunda


ilk defa Freud tarafndan kullanld. Burada ona iaret ediyorum. Totem ve Tabu,
ncs: Animismus, Magie und Allmacht der Gedanken (Animizm, By ve D
ncenin Mutlak Kudreti), 2. bs. Wien 1920, s. 100 ff.

233
E R N S T C A S S 1 R E R

ramaya ve kendi evresine ekmeye alnca deil, salt arzu ile ar

zunun amac arasna, aka kavranan balant-halkalar yerleti

rince, bir yandan nesne, dier yandan da ben, bamsz bir z-de

er kazanr: Nesne ile benin kesinlii, ncelikle bu arac form va

stasyla elde edilir.

Buna karlk bu aracln eksik olduu yerde, bizzat etkileme

tasarmna, tamamen kendine zg bir ilgisizlik siner. Her varlk ve

olay, ayrntsyla olduu gibi btnyle de, bysel-mitik etkilerle

dolu olarak ortaya kar. Fakat etkilemenin seyrinde, ilkesel bakm

dan farkl etkileme faktrlerinin ayrl, yani "zihinsel" olan ile

"cisimsel" olan, "psiik" olanla "fiziksel" olan arasnda henz hi

bir ayrlma gereklememitir. Varolan ey, sadece biricik ve par

alanmaz bir etki evresidir; bu evrenin iinde srekli bir gei,

"ruhun" ve "maddenin" dnyas olarak ayrdmz iki evre ara

snda devaml bir alveri vuku bulur. Etkileme tasarm, "dnya

aklamas"nn ve dnya kavramnn genel ve kuatc bir kategori

si haline geldiinde, bu ayrlmamlk durumu bu kategorinin iin

de apak ortaya kar. Etkililik durumunun iindeki mstakil etki

leyici gler, yani etkilemenin biimleri ve formlar arasnda her

hangi bir snrlamaya gitmeden, , btn salt "doal" snrlar aan

gelimi etkililik fkri ve kavram, Polinezyallar'n Mana' snda,

Kuzey Amerikadaki Algonkin kabilesinin manitu ' sunda, Irokes

ler'in Orenda'snda vs., ortak temel olarak gze arpar. Mana, be

lirli kiilere olduu gibi, ayn ekilde srf eylere de; "ruhsal" ve

"maddi olan"a, "hayatta olan" ve "hayatta olmayan"a ayn ekilde

yklenir. B undan dolay, animizmin kartlar gibi taraftarlar da,

kendi dncelerine dayanak olarak mana-tasarmn tank gster

diklerinde, hakl olarak buna, mana kelimesinin, "kendinde ne n

animistik, ne de animistik bir anlam tamad, onun tamamen ta-

l 96 1 rafsz olduu" gerekesiyle itiraz edilmektedir. Mana, bu etkililik


234
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

iinde, dar anlamda kiisel ya da "ruhsal" varln bilinli ve zel

tespitiyle yok olup gitmeksizin, g dolu, etkin ve reticidir.3 Bun

dan baka da, mitik dnmenin "ilkel" aamalarna gidildike, z

nel-kiisel varoluun netlii, akl ve kesinliinin tamamen kay

bolduu grlr. lkel dnme, kiisel varolu kavram ve dn

nn orada sahip olduu kendine zg akclk ve geicilikle ka

rakterize edilir. Buna gre burada, bedenden bamsz, ayrlm ve

uyumlu bir "tz" olarak "ruh" yoktur; tersine ruh, bedende ikin ve

zorunlu olarak bedene balanm olan hayatn kendisinden baka

hibir ey deildir. Bu ikinlik, "karmak-btnlk tayan" mitik

dnmenin zellii gereince, mekansal olarak da kesin bir belir

leme ve snrlama tamaz. Hayat nasl paralanmaz bir btn ola

rak bedenin tamamnda barnyorsa, ayn ekilde, btnn parala

rnn hepsinde de canlandrlabilir. Sadece kalp, bbrekler, diyaf

ram gibi belirli hayati nemi olan organlar, bu anlamda hayatn

"meskeni" olarak grlemez; aynca bedenin bu trden her mevcut

paras, vcudun toplamyla hibir "organik" balant iinde bu

lunmasa bile, iinde barnan yaantnn taycs olarak dnle

bilir. Bir insann tkr, dks, trnaklar ve kesilmi salar da,

bu anlamda hayat ve ruh taycsdrlar ve yle kalrlar.4 Onlar

zerinde icra edilen her etki, dorudan doruya yaantnn tamam

n ilgilendirir ve tehlikeye sokar. Bu noktada, "ruh"un, grnte

fiziksel varlk ve olgu zerindeki tm zorlamalar kabul edilerek,

gerekte maddi varln evresine ok sk biimde balanmasna

3 Bu konuda Fr. Rudolf Lehmann'daki daha ayrntl kantlara bkz. Mana, s. 35, 54, 76
(bkz. yukarda s. 76). lrokesler'in Orenda's iin de Hewitt, Orenda'nn srf "fiziksel"
g olarak ya da sadece "hayat gc" (as a synonym of some biotic or psychic faculty)
olarak belirlenmeksizin, yalnzca "her yerdeki g" anlatan bir ifade olduunu ak
a gsterdi. Orenda and a definition of religion, Americ. Anthropol., s. iV, 44 f.
4 Bu konu ile ilgili ayrnt mesela Preuss'da; Ursprung der Reli gion und Kunst (Dinin
ve Sanatn Kayna), Globus 86, 355 ff. (bkz. yukarda 69 ff.)

235
E R N S T C A S S 1 R E R

ve bu varln kaderiyle i ie geirilmesine yeniden geri dn g-


j 1 91 j rlr. Ve lm olgusu bu ilikiyi zmez. lm, esas mitik dn
mede kavrand gibi, asla ruhun bedenden "ayrl", kesin ayrlk
deildir. Daha nceki blmlerde, byle bir snr ayrlnn, hayat
ile lm belirleyen artlarn belli bir kartlk iinde konumlan
nn, mitosun dnme biimine aykr olduu, mitos iin hayat ile
lm arasndaki snrlarn tamamen akkan snrlar olarak kald
ortaya kondu.5 O halde lm, mitosa gre, varoluun ortadan kal
mas olmayp, sadece baka bir varolu formuna geitir. Bu varo
lu formunun kendisi, mitik dnmenin temel ve ilk tabakalarn
da, sadece genel ve duyusal bir somutlama iinde dnlebil
mektedir. ller de hep "var"drlar ve bu varlk, sadece fiziksel e
kilde kavranp tasvir edilebilir. l, yaayanla karlatrldnda,
gsz glge olarak ortaya kt zaman, bu glgenin kendisi de
elbette tam bir gereklie sahip kabul edilir; bylece l, yaayan
la, sadece yap ve ana nitelik asndan deil, ayn zamanda duyu
sal ve fiziksel ihtiyalar bakmndan da benzerlik tar. lyada'da,
Patroklos'un glgesi nasl Achill'e, "byklk, yap ve ses bak
mndan benzer; bedensel gzler, onun kendisi ve bedeni maskeyle
rtlm" ekilde tasvir edilmise, ayn ekilde Msr antlarnda
da, insandan daha uzun mrl olan onun Ka's tamamen onun fi
ziksel benzeri olarak, ona kartrlacak derecede benzeyen bir ben
zeri olarak kurgulanmtr.6 Bundan dolay, elbette mitik dnme
nin bak asndan ruh, "sembol", ef&oll.ov (tasvir) olarak, bir y
nyle adeta kat maddeyi syrp atm ve maddi nesneler dnyasn
daki nesnelerden daha ince ve yumuak bir maddeden dokunmu

5 Bkz. yukarda 49 f.
6 Bkz. mesela Budge tarafndan evrilmi olan Luxor tapnandaki kabartmalara, Osi
ris and the Egyptian resurrection, London 1 9 1 1 , II, 1 1 9; Erman'a da bkz. Oie agyp
tische Religion (Msr Dini), s. 1 02.

236
S E M B O L K F O R M L A R F E L S EF E S I I

gibi grnmekle beraber, semboln kendisi, hibir zaman srf-d


ncede plan bir ey olarak kabul edilmez. Mitik dnmenin bak
asndan, bu sembol, bilfiil varolan belirli bir varlkla ve etkileyi-
ci glerle donatlmtr.7 Bundan hareketle "glge"ye de, fiziksel
bir gereklik ve biim kazanmlk nitelii tahsis edilir. Huronlar'n
tasarmna gre, ruh, bir baa ve vcuda, kollara ve ayaklara sahip-
tir. Ksaca ruh, "gerek" bedenin ve onun dzeninin tam kopyas-
dr. Btn grsel-bedensel ilikiler, ruhun iinde genellikle minya-
tr bir tablo gibi ierilmi ve sadece kk bir mekana sktrlm
ekilde ortaya kar. Malaylar'da ruh, bedenin iinde oturan kk j9sl
bir cce formunda dnlr ve bu duyusal-doal temel tasarm,
tmyle baka nitelikteki saf dnsel bir "ben" fikrine gei ger
ekleene kadar yaamaya devam eder. Ruhun iareti, Atman'n,
yani benliin (kendilik) saf z ile ilgili Upaniadlarn anlatlarn-
da, baparmak byklndeki adam, Prusha'nn iareti olarak zik
redilir: "Gemiin ve gelecein hakimi, parmak (zoll*) boyutlarn-
daki Prusha, bedenin ortasnda bulunur; Prusha 'y tanyan kii artk
endieye dmez."8 Btn bunlarda ruh, sembol ve glge olarak
kald iin, gerekten bamsz bir nitelie sahip olmazken; ruhun
olduu ey ve sahip olduu eylerin hepsi, geici mlkiyet olarak
bedenin maddi belirlemelerinden tanrken, ayn aba, yani ruhu
sembol ve glge olarak, adeta varln baka bir boyutuna yerletir-
me abas grlr. nsana bedensel varoluun dnda tahsis edilen
yaama formu da, zellikle bedenin duyusal-dnyevi varolu-bii
minin basite bir devamllndan baka bir anlama gelmez. Ruh,
kendi tm varl, motivleri ve ihtiyalaryla, maddi olann dnya-
sna ynelmi ve tutuklanm halde bulunmaktadr. Ruh, kendine

7 Bkz. yukarda 56 ff.


2,5 Jcm uzunluunda bir l birimi. (ev.)

l
237
E R N s T c A s s R E R

yiyecek ve iecek, elbise ve kap kacak, dekorasyon ve ev el}yalan


formu iinde verilen bamsz fiziksel mlkiyete ve onlarn srekli
mevcudiyetine ihtiya duymaktadr. Ruh kltnn daha sonraki
formlarnda, bu tr armaanlar, genellikle saf sembolik olarak or
taya kmalarna ramen,9 ilk bata phesiz gerek armaanlar
olarak dnlm ve lnn bilfiil kullanmas iin verilmitir. Bu
bakmdan da, "br taraf'taki dnya, her eyden nce salt ikileme,
yani bu taraftaki dnyann basit duyusal kopyas olarak ortaya
kar. Ve her iki dnyay, ieriksel kartlklar net ekilde ve geni
l J biimde ortaya koyarak ayrmaya giriilse bile, burada, "bu dnya"
99

ve "br dnya" nasl sadece kendi iinde e-trden olan duyusal


varlk formunun farkl taraflar olarak kavrandysa, ayn ekilde bu
yap, benzerlik ve aykrlkta da aka grlr. 10 Bu dnyann sos
yal dzeni de, ller dnyasnn dzeninde kendi devamlln bu
lur. Ruhun dnyasnda herkese ayn rtbe verilir ve herkes, l ola
rak varoluunda, hayattayken sahip olduu meslei ve fonksiyonu
aynen icra eder. 1 1 Bylece mitos, dorudan verili duyusal-empirik
varln dnyasn ayor ve bu dnyay ilkesel olarak "dntr-

8 Kathaka Upaniad iV, 12 (Deussen'n tercmesinde, Geheimlehre des Veda, s. 162);


etnolojik materyal iin zellikle Frazer'e bkz. Goulden Bough il, 27, 80.
9 Ayn ekilde, mesela in'de l kurban treninde, gerek elbiselerin yannda, elbi
selerin kattan ya da kat taklitlerinden byk bir ksm, lene, br dnyaya gn
derilmek iin yaklr. de Groot, The religious system of China il, 474 ff.
o Sumatra'daki Batak dini ve onlarn ller dnyasyla ilgili tasarm, bunun iin ka
rakteristik kantlar anlamnda yardmc olabilir. Wameck bu tasarm canl bir ekil
de yle anlatr: "Begu'nun biimi (ayrlp gidenin ruhu) yaayann eklinin tersidir.
Eer yaayan merdivene aa giderse, o/begu bayla nden gider. Eer yaayan
ok ar bir yk tarsa, begu ne doru bakar; fakat arka arka gider. Onlar pazarlar
da dzenlerler. Fakat sadece gece pazarlar . Onlar t toplantlarn ve tm alma
larn geceleyin yaparlar." Wameck, Die Religion der Batak. Ein Paradigma fr die
animistischen Religionen des indischen Archipels, Gttingen 1909, s. 74.
1 1 Bu tasarm, zellikle in'de ve Msr'da bulunmaktadr; bkz. de Groot, Religious
System of C'hina 1, 348 ff. ve Breasted, Development of religion and thought in anci
ent Egypt, s. 49 ff. Msr ller kitabnn paralarna gre, l, kendi organlarn kul
lanma yetisini muhafaza eder. l, tanrlarn kendine hazrlad besinden beslenir; o,

238
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

yor" gibi grndnde, aslnda bu dnyaya kopmaz balarla sk


skya bal kalr. Msr mitolojisinde ruhun korunmas ve srekli-
lii, onun tek tek duyusal fonksiyonlarnn ve organlarnn, bysel
vastalarla ona geri verilmesine balanmtr. Azn, kulan, bur-
nun vs. almas seramonisi -ki bu seramoni vastasyla l tekrar
duyumlamaya sahip olabilir; grmeye, iitmeye, tatmaya, koklama-
ya kavuabilir- anlatlarda ayrntl olarak tasvir edilmi ve kurala
balanmtr. 1 2 Bu kurallarla ilgili olarak, ller dnyas hakknda- !200\
ki tasarmn biimlenii deil de, daha ziyade bu tasarma hararetle
kar kn sz konusu olduu ifade edilmektedir. 1 3 in'de, tabut
lardan, "canl tabutlar" olarak, llerin bedenlerinden de "canl ta-
buta konmu kadavralar" olarak bahsedildii gibi, ayn ekilde M-
sr mezar yazlarnda da, orada bulunanlar zellikle "yaayanlar"
olarak anlatlr. 1 4
Bu yzden bu aamada, insann beni de, onun zbilincinin ve
ben-duygusunun birlii de, bamsz ve bedenden ayrlm "ilke"
olarak "ruh" vastasyla kurulmaz. nsan yaad srece, onun ken
disi, maddi varoluu ve "psikolojik" fonksiyonlar ve fiilleri, hisle
ri, alcl ve arzulamas, kendi iinde ayrmlamam ve farksz

bizzat kendisinin iledii byk arazilere ve tarlalara sahiptir. Fakat Ovid de bilinen
bir yerde glgeleri kansz, bedensiz, orada deimiler eklinde tasvir eder. Bazlar
meydanda toplanr; dierleri kendi ilerine giderler; hepsi kendi hayatnn nceki for
munu taklit ederler. (Metamorph. iV, 443ff) Ayrca zellikle konu zerine yeni yap
lan aratrmalar, Romadaki ol inan larnn, sadece byle tek tek zellikler itibaryla
deil, ayrca onlarn temelinde bulunan genel dn itibaryla "ilkeller"in inanna
nasl daha yakn olduunu gstermitir. Bkz. Walter F. Otto, Die Manen, Berlin 1923
ve Cumont, After Life in Roman Paganism, New Haven 1 922, s. 3ff., 45 ff.
12 Bkz. bu konu zerine Budge, Osiris and the Egyptian Resurrection, 1, 74. 1 Ol ff.
1 3 En eski piramit paralar ile ilgili olarak bkz. Breasted (s. 91 ); "nemli, srarl, hat
ta ihtirasl, lme meydan okuyan yaz. Denilebilir ki, insanln ilk zamanlarndan
beri hi kimsenin geri dnemedii sessizlik ve karanla kar olaanst ilk isyan.
lm kelimesi, olumsuz veya bir dman iin kullanlmas dnda, piramit metinle
rinde asla yer almaz."
1 4 Bkz. de Groot, Ul, 924.

1
239
E R N s T c A s s I R E R

bir btn tekil eder. Buna gre, insann maddi varl ile psikolo
jik fonksiyonlar arasndaki ayrlk somut ve aleni biimde gerek
leiyor gibi grndkten sonra, yaant, duyumlama ve alglama
bedenden ekip gittikten sonra da, insann "kendisi", adeta vaktiy
le bu btn tekil eden iki unsur arasnda paralanm halde bulu
nur. Homer'in yazdna gre, psiik ey insan terk ettiinde, insa
nn kendisi, yani onun kadavras kemiklerin rmesi iin ortada
kalr. Fakat bunun yannda, Homer'de baka kavray ve dil kulla
nmna rastlanr. Bu kullanma gre, ruh ve glge olarak ller di
yarnda kalan, artk insann "kendisi" olmaktadr. Veda paralar da
ayn karakteristik kararszl gsterir. Gerekten "insann kendi
si", onun kiiselliinin taycs olarak dnlen ey, kah lenin
jzoj bedeni; kah ruhudur. 1 5 B u "o", farkl ama benzer varolu formlar
na balanmlkta, saf dnsel ve fonksiyonel birliini henz ge
litiremez. 16
Bundan dolay, ruhun birlii ve teklii, ruh kavramnn teorik
anlamda ortaya k ve gelimesinde adeta asl ve hakiki kurgusal
iaret haline geldii zaman, mitos iin esas itibariyle kartlk sz
konusu olur. Bu birlik ve tekliin aamal olarak nasl kazanld
ve kesinletirildii, bizzat kurgusal dnmenin kendi tarihinde iz-

s Konu ile ilgili ayrntlar Oldenberg'de, Religion des Veda, s. 585 f. ve 530, Ann. 2;
Rohde ile karlatrlabilir, Psyche 1, 5 ff.
6 Mitik kiilik kavramnn belirsiz ve akkan niteliinde, yaama esnasnda da benzer
bir paralanma mevcut olabilirken, mi tik dnme, kadavrayla glge ruhunun arasn
da, insann "kendisi"nin bu ayrlmlnda ok az darbe alr. Burada da ayn insan,
ayn zamanda kendisiyle "ilgili" olarak grd farkl bedenlerde olabilir. Bylece
mesela, Avustralya yerlilerinin totemistik sistemlerinde, tatan ya da aatan yapl
m belirli nesnelerin -ki bu nesneler tjurunga diye adlandrlr; onlarn iinde totem
ncesi bedenler deimektedir- kesinlikle toteme ait olan insan asndan, byle bir
"ilgili olma" ilikisi iinde bulunmas dncesi sz konusudur. Strehlow yle ra
por eder: "nsan ile tjuru11ga arasndaki ilikiyi nana u/l/a mburka nama. yani, tju
runga, sen bedensin cmlesi ifade eder. Her insan o halde iki bedene sahiptir. Biri
et ve kandan, dieri ta ya da aatan... " Strehlow-Leonhardi, Die Aranda- und Lo
ritja-Stamme in Zentral-Australien, Verffentl. Des Stad. Vlker-Mus. Frankfurt
1 908, 1, s. 77 ff.

240
,
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

lenebilir. Platon'da, kendisinde mantki-metafiziksel birlik motivi,


kart bir motiv olan "ruh paralar", ev 'Ot pvxr (ruh paralar)
okluu motivi karsnda, yerini korumal ve gereklemeliydi.
Mitosta ise, sadece onun ilk bataki formlarnda deil, ayn zaman-
da greli gelimi yaplarnda da, ruh ayrl motivi, ruhun birlii
motivinden hayli stn konumdadr. Ellis'e gre, Tschi-zencisi iki
ruh alr; Mary Kingsley'e gre, Gney Afrikal drt; Skeat' a gre,
Malayl birbirinden bamsz yedi ruh alr. Yorubalar'da her birey
ruha sahiptir; onlardan biri banda, dieri midesinde, ncs
ayak baparmanda barnr. 17 Fakat ayn tasarm, daha ayrntl e
kilde dnsel olarak ayrmlatrc ve sistematize edici formda da
mevcuttur. Mstakil "ruhlar"n ve fonksiyonlarnn bu sistematik
ayrmlamas, en net biimde Msr dininde gereklemitir. Bura- 202 1 1
da et, kemikler, kan ve kaslarn tekil ettii beden unsurlarnn ya
nnda, ok ince, fakat henz maddi nitelikte dnlm baka un
surlar da kabul edilir; insann farkl ruhlar, bu unsurlardan ina
edilir. nsan yaarken, onun manevi nitelikli tam-benzeri olarak be
deninde barnan ve onu lmle de terk etmeyen, koruyucu nitelik-
teki bir ruh olarak onun kadavrasnda yaayan Ka yannda, anlam
ve varolu formuna gre ayrlm ikinci bir "ruh", Ba mevcuttur.
Ba, mekanda serbeste oraya-buraya gezinmek ve gerektiinde ara
sra Ka'y ve mezardaki cesedi tekrar bulmak iin, lm annda v-
cuda bir ku eklinde szlr. Msr dininin metinleri, bunun yann-
da, nc bir ruhtan, Khu'dan sz eder. Khu deimez, paralan-
maz ve lmez olarak tasvir edilir ve bundan dolay, bizim anlad-
mz anlamda "ruh" kavramna, en ok onun anlam yaklam gibi

1 7 Bkz Ellis. The Yoruba-speaking Peoples, s. 1 24 ff.; Skeat, Malay Magic, London
1 900, s. 50; daha geni deliller mesela Frazer'da, Golden Bough, I, 528, II, 27. Spen
cer ve Gillen'a gre, (The native tribes of Central Australia s . 5 1 2 ff.; The northern
tribes of Central Australia s. 448 ff.), Avustralya yerli kabilelerinde de ayn tasarm,
ruhlarn okluu tasarm bulunur.

241
E R N S T C A S S I R E R

grnmektedir. 1 8 Burada, bedensel varlk karsnda ruhsal varln


zel durumu farkl yoldan belirlenmeye allmtr. Bu farkl
hareket ise, kendine zg gerek bir "kiilik" ilkesinin henz aa
kmadn gsterir. 19 Ve, bu ilkenin kefini uzun sre geri plana
iten ey, olumsuz deil, ok nemli ve olumlu bir unsurdur. Bura
da, hem mitik bilincin aklc nitelik bakmndan yetisizlii bulun
makta, hem de mitik yaant duygusunun zelliinde, deruni biim
de temellenmi olan bir motiv etkindir. Biz, bu yaant duygusu
nun, nasl zellikle "aama duygusu" olarak dlatn gryoruz;
yle ki, bu aama duygusu, hayatn btnn, birbiriyle kesin e-
i203j kilde uyumlu kesintisiz bir sre olarak kabul etmez; tersine haya
tn btn burada, belirli dnm noktalaryla kritik anlar ve zaman
dilimleri yoluyla kesintiye uratlmtr. Bu kesintiye uramalar,
hayatn kesiksiz balantlln nasl birbiri karsnda snrlanm
ksmlara ayrrsa, benliin birliini de ayn ekilde ayrr. "zbi
lincin dnsel birlii", burada, ieriklerin eitliliine aldrmayan
ve benin saf "formu" olarak ekillenen soyut ilke olarak etkili ola
maz; bu formel sentez, ieriklerin kendisinde ve onlarn somut
zelliinde, tam olarak belirginleen snrlara sahip olur. eriklerin
farkll, elikililie dnen bir gerilim yaamaya baladnda,
bu nisbetsizlik dolasyla hayatn balam ve bununla da benliin

IH Bu Msr l blmlemesi ve ayr "ruhlar"n anlam ve fonksiyonu iin zellikle Bud


ge'nn anlatmna dikkati ekiyorum. Osiris and the Egyptian Resurrection, c. Il, ksm
19 iinde dier Afrika dinlerinden etnolojik paralelliklere de ayrntl ekilde yer ver
mitir. Bkz. Georges Foucart'a da, in Hastings Encyclopaedia of Rel. And Ethics (s. v.
Body, Egypt.) ve Erman, Agypten und agypt. Leben im Altertum, Il, 414 ff.
19 Breasted, Msr Ruh nanc 'nn tasvirinde yle ifade eder: "Ruh gibi terimlerle u
rarken unu hatrlamak gerekir ki, ilk insanlar arasnda kiiliin doasnn tam ve
ak bir tanm yoktu. Msrllar hibir zaman insan vasta ya da bir heyecan arac
olarak vcuttan tamamen ayrmamlardr. Btn bu eyleri kapsayan ba'nn vcut
tan ayrlmasndan sonra, duygusalln eitli oluumlarn vcuda yklemek iin bir
takm aralar seme yoluna gitmilerdir." (Development of religion and thought in
ancient Egypt., s. 56)

242
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

birlii bozulur. Kendi balangcn yeni karakteristik yaant aa


malaryla gerekletiren benlik, yeni bir benliktir. Mitik bilincin il-
kel tabakalarnda biz, bu temel dne hep rastlarz. ocukluktan
erkeklie geiin, yani genellikle gerek mitik ekillenme hareketi
olarak kabul edilen ve hayatn btnnden hareketle zel bysel
mitik gelenekler vastasyla ak hale getirilen geiin, "gelime",
yani tekaml formunda gereklemeyip, yeni bir ben, yeni bir
"ruh" kazanma anlamna gelmesi tasarm, ok yaygn bir tasarm-
dr. Liberya 'nn i blgesindeki bir toplulukta, erkek ocuk dodu
unda, onun, iinde insiyatif treninin yapld kutsal ormana gir
mesiyle, yeni hayata uyanmak ve "yeni canlandrlm" olmak iin
bir orman ruhu tarafndan ldrld inancnn egemen olduu
bildirilir.20 Gneydou Avustralyadaki Kumailerde, erkek ocuk
genlie gei treninde, allmn dnda bysel bir uyku iine
sokulur; ocuk bu uykudan baka bir kii, topluluun totemistik
atasnn ve ilk atann yeniden dirilmi ekli ve tam bir benzeri ola-
rak uyanr.2 1 rnek olarak sunulan bu iki farkl uygulamada,
"ben"in henz saf fonksiyonel birlik olarak ayrlp belirginlemi
ekilde ortaya kan eyleri, herhangi bir kesin "eletirel" aama
noktas ve dnm noktas vastasyla kuatma ve onlar birletirme
gcne sahip olmad grlr. Burada, mitik tasarlamadakinden !2041
baka, bir de saf sezgisel sanatsal doalarda da rastladmz ekil-
de, dorudan somut yaama duygusunun, soyut ben-duygusu ve
kendilik-duygusu zerinde zafar kazanmas gerekleir. Dante,
sevgi yaantsn, gen delikanl ve erkek haline gelen Beatrice 'de,
"vita nuova" sembolyle, tesadfi olarak ifade etmez. Ve Goet-

20 Schurtz, Alterklassen und Mannerbnde (Akranlar ve Erkekler Birlii), s. 102 ff.;


Boll, Die Lebensalter (Hayat Dnemleri), s. 36 ff.
21 Howitt, The native tribes of South East-Austraia, London 1 904; ayrca P. W.
Schmidt, Die geheime Jugendweihe eines australischen Urstamms (Bir Avustralyal
Yerli Topluluun Gizli Genlik Treni), Paderborn 1923, s. 26 ff.

243
E R N s T c A s s I R E R

he'nin, kendi isel geliiminin en nemli aamalarn, sadece "ge


ici ve geip gitmi durumlarn klk deiimleri" olarak, kendi i
irlerini sadece "yolda bulunmu olan dklm ylan derisi" gibi
alglamas, onun hayatnda dorudan varolan bir niteliin anlatm
dr.22 Mitik dnme asndan ayrlma sreleri, yan yana olduu
gibi arka arkaya da gerekleir: Ayn insanda, ayn empirik birey
de mitik olarak tamamen farkl "ruhlar" nasl birbiriyle birlikte bu
lunuyorlar ve nasl yan yana barnabiliyorlarsa, ayn ekilde yaan
t olaylarnn empirik dizisi de, tamamen farkl "znelere" ayrlabi
lir. Bu znelerin hepsi, mitik olarak zel bir Va{lk formunda d
nldkleri gibi, aynca insann mlkiyetinde olan dorudan-canl
doast bir g olarak, mitik biimde de alglanr ve temaa edi
lirler. 23

22 Goethe zu reimer, 23 Juni 1809; zu Eckermann, 1 2 Januar 1 827 (Gesprache, hrsg.


Von Biedermann, II, 42; III, 3 1 6)
23 lk bakta, mitik ben duygusunda ve mitik ruh kavramnda, her zaman gerekleen
bu "ayrlma", daha nceden mitik diiiinmenin zmleyici deil, "karmak-btn
lkl" nitelii olarak iaret edilen eye kartm gibi grnebilir. (bkz. yukarda 61
f.) Daha yakndan incelenince burada, birbirine uygun ve karlkl olarak tamamla
nan iki unsurun sz konusu olduu grlr. Teorik dnme ilerledii lde, "sen
tetik birlik"formunu "farkl olann birlii"nden daha kesin ekilde olutururken; te
orik dnme, sonuta bir'in ve ok'un bantl ilikisini yerletirirken; mitik d
nme, her eyden nce, ikisi arasnda sadece seenekli bir iliki tanr. O halde mi
tik dnme, ya farkllklar bir dieriyle yersel, zamansal ya da nedensel bir iliki
iinde bulunan ayr unsurlar birbiriyle zdqletirmek suretiyle, onlar biricik bir
rn iinde "somutlatrmak" suretiyle yok etmek zorundadr; (bkz. yukarda 8 1 ff.);
ya da mitik dnme, bu yok etme artk gerekletirilebilir olmadnda, salt farkl
lk, "kart"a kadar kk sald-gelitii ve bu ekilde dorudan kendini zorla kabul
ettirdiinde, belirlemelerin kendine zg oluunu, bir dierinden ayrlm varlklarn
okluuna bltrmek zorundadr. Farkllk, burada, o halde ya her yere yerletiril
mez; ya da ayn zamanda kendi konumlanyla tzselletirilir. Teorik dnmenin
gitmeye abalad fonksiyonel bilin birlii, farkll, onu ayn zamanda amak
iin, yani dnmenin saf formunda yok etmek iin yerletirir. B urada ya e zaman
l olma ya da birbirinden ayr olma vardr. Fakat farkl olann birlemesi, farkllkla
rn bilincin saf akil sentezlerinde ve onun zel mantki birlik formlarnda, "tamalg
nn akn birlii"nde gerekleen kendine zg birlemesi yoktur.

244
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

Benin temaas bu balanmlktan ayrlabilir ve ben, kendi d- losl


nsel zgrl iinde ve dnsel birlik olarak kavranabilirse,
bu, baka bir yolu da aabilir. Kesin kriz, zellikle ruh kavramnn
vurgusu deiir ve ruh, yaant olgularnn nedeni ya da salt tay-
cs olarak dnlmeyip daha ziyade ahlaki bilincin znesi olarak
tasarlanrsa ortaya kar. Ahlaki eylem alannn yaant alanndan,
ahlaki eylem alannn biyolojik eylem alanndan stn olduu bir
manzara dounca, benin birlii maddi veya yan maddi ruh tasarm
karsnda stnlk kazanr. Bu deiim, mitik dnmenin kendi
evresinde bile izlenebilir. Bu geii anlatan en eski tarihsel vesi
kalar, Msr piramit metinlerinde mevcuttur. Bu metinlerde, benin
aamal olarak etkili olan yeni ahlaki formunun, benin tmyle du
yusal olarak kavrand ilk kademeler dizisini nasl geride brakt-
, apak izlenebilmektedir. Ruhun lmden sonra devam eden ya
antsnn, srekli olan bir maddi dayanak gerektirmesi, Msr ruh
inancnn apak anlalabilen ilk temel kabuldr. lnn "ruh"u
ile ilgili her endie, bundan dolay, ilknce mumyann saklanmas-
na ynelmeliydi. Fakat ruhun kendisi, bedensel ruhun yannda na-
sl sembolik ruh glge ruh da oluyorsa, ayn ekilde bu durum ruh
klt formunda da kendini gstermektedir. Dini dnce, saygnn
sindii somut ve maddi bedensellikten, saf sembol formu mevkiine
aamal olarak ykselir. Benin korunmas iin gereken garanti ve
teminat, semboln iinde ve bilhassa sembol formunda grld
iin, lmszlk vastas olarak, mumyann yanna bir de heykel
konur. Gzel sanatlar, zellikle Msr'n grsel sanat, bu dini nite-
likli temel dnten hareketle ortaya kar. Msr kral mezarlar,
yani piramitler, benin snrsz srekliliini, zamansal sonsuzluu
amalayan, fakat bu amaca sadece mimari ve grsel cisimlemede,
mekann grsel alglanabilirliinde eriebileceine ve sonsuzluu
bu cisimlemede gerekletirebileceine inanan dnsel yneliin
en kuvvetli sembol haline gelir. ller inanc ve ller kltnde, 12061
ahlaki "ben" motivini ok ak biimde oluturup, genel ve somut

245
E R N S T C A S S 1 R E R

hale getirme ve grlebilirlik erevesi dna karz. Ruhun s


reklilii ve kaderi, artk sadece, ona verilmi olan maddi ara-ge
relere ve bysel olarak desteklenen ve korunan belirli ritel ku
rallarn tamamlanmasna bal deildir; tam tersine ruh, burada
kendi ahlaki' varla ve eyleme balanmtr. lm tanrsnn, Osi
ris 'in balamas -ki o balama, ilk Msr paralarna gre, by
sel adetler vastasyla zorla elde edilir-, daha sonraki Msr anlatla
rnda, iyi ve kt ile ilgili Osiris'in karar yerine geer. "Giri Ka
plar Kitab"nda yer alan etkili tasvirde, len, Osiris 'e kendi g
nahlarn itiraf etmek ve affettirmek ve hakl grlmek iin, onun
huzuruna kar. len, kendi kalbini tanrnn nnde bulunan tera
zide tarttktan ve susuz bulunduktan sonra br dnyadaki mutlu
luk alemine girer. lenin yeryzndeki gc ve soyluluu ya da
bysel sanat deil, onun balanmas ve susuzluu, onun lme
kar stn gelip gelmediini belirleyici olur. Paralarn birinde
yle sylenir: "Sen gnde gzel uyan. Her ktlk senden gideril
di. Sen, iinde olan tanrnn vgsyle, gnl ferahl iinde son
suzluu tamamen deitir. Sen, sende kendi kalbine sahipsin. O se
ni terk etmez." Burada kalp, insann ahlaki beni, onun iinde var
olan tanr ile bir olarak olumutur. "Bir insann kalbi onun kendi
tanrsdr." Bylelikle, mitik benlikten ahlaki benlie gei, bize
kendini, zel ve tipik aklkla gsterir. nsann by aamasndan
din aamasna, kt ruhlarn korkusundan tanr inancna ve tanrya
hrmete ykselmesi, bu geii dtan doru deil, iten doru etki
ler. Bu noktada insan, yalnzca dnyay deil, bir de kendi kendini,
yeni bir zihinsel yap iinde kavrar. Perslerin ller inancnda, ruh
bedenden ayrldktan sonra, daha gn boyunca cesedin yaknla
rnda elenir. Drdnc gn ise, ruh, mahkeme yerine, cehennem
zerine uzatlm olan srat kprsne varr. Buradan, kt dn
celeri, szleri ve eylemleri dolaysyla gemeyi hak etmeyenin ru
hu, aaya, yani "yalann evi"ne itilirken, iyi dnceleri, szleri
ve eylemleriyle oradan gemeyi hak edenin ruhu, yukarya, k

246
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

kaynana ykselir.24 Mitik sembol, burada, kendi arkasndaki ah- !2071


laki zbilincin belirli formlarna ok ak biimde iaret eden, hafif
saydam bir rt olarak ortaya kar.
Mitostan ethos 'a dnmn ilk bataki evreleri, mitik bilincin
fenomenolojisinin iinde bile grlmektedir. Ruhsal varlk, ilkel
hayalet ve ruh inancnn en alt aamalarnda da, salt eyaya kart
durumda olduu gibi insana da kart durumda bulunmaktadr.
Ruhsal varlk, insann iinde kendini duyuran ve gerekte dta ka
lan yabanc bir gtr; ruh, insan onu nleyici bysel korunma va
stalaryla kendinden uzaklatramad zaman, insana egemen olan
doast bir kuvvettir. Fakat ruhlar sadece doa hayaletleri olarak
deil, ayrca koruyucu ruhlar olarak da dnlnce, bu noktada
yeni bir ilikinin yolu alr. nk koruyucu ruh, teslim edildii
kiiyle daha yakn, adeta isel bir iliki.iinde bulunur. O, kiiye sa
dece hakim olmayp, ayrca kiiyi korur ve idare eder. Koruyucu
ruh kesin olarak dtaki ve yabanc nitelikli bir ey deildir; tam
tersine bir bireye zel olarak aittir; ona yakn ve onun tarafndan bi
linen bir eydir. Roma ruhlar inancnda, "Laren", "Larven"den ay
rlr. Larvenler korku ve ktlk yayan, evrede amaszca dolaan
ruhlardr; Larenler belirli ve bireysel bir zellik tayan, tek bir ki
iye ya da tek bir yere, eve ya da krlara bal olan ve onlar zarar
l etkilerden koruyan dosta ruhlardr.25 B u tr kiisel koruyucu ruh
tasarm, hemen hemen tm halklarn mitolojilerinde tekrarlanmak-

24 Perslerin lm ve br dnya inanc iin bkz. Reitzenstein, Das iranische Erl


sungsmysterium, Religiongeschichliche Untersuchungen (ranllarda Kurtulu Srla
r, Dinler Tarihi Aratrmalar), Bonn 1 82 1 ; ran filolojisinin temel izgileriyle ilgili
olarak bkz. Jackson 'a, il, 684 f. Msrdaki llerin mahkemesi ile ilgili dnceler
-

iin bkz. Ennan'daki paralara ve anlatma, Agypt. Religion, s. 1 1 7 ff. ; Wiedennann,


Die Religion der alten Agypter (Eski Msrllarn Dini), s. 47 ff., 132 ff. ; Budge, Osi
ris and the Egyptian resurrection, s. 305 ff., 33 l ff.
25 Bu konu ile ilgili olarak bkz Cumont, After Life in Roman Paganism, s. 61 ff.; Wis
sowa'ya da bkz., Die Anfange des rmischen Larenkultes (Roma Laren Kltnn
Balanglar), Archiv f. Religionswiss. VII, ( 1904), s. 42 ff.

247
E R N S T C A S S 1 R E R

tadr. Bu tasarmn, Grek ve Romallarda olduu gibi ayn ekilde


Amerikan yerli dinlerinde, ayrca Finlerde ve Keltlerde de olduu
kantlanmtr.26 Koruyucu ruh da, elbette tamamen insann "ben"i,
onun isel hayatnn "zne"si olarak dnlmez; henz bir nesne
olarak, yani insanda barnan, mekansal olarak insana balanm,
ama insandan mekansal olarak da tekrar ayrlabilecek bir nesne ola-
l2osl rak dnlr. Mesela Uitoto 'larda herhangi bir nesnenin ruhu,
szgelimi zorla yakalanan hayvanlarn ruhlar, koruyucu ruh gr
nmndedir. Bu ruhlar, ona sahip olanlarda yaar; bir de verilen
herhangi bir grevi yerine getirebilmek iin sahibi tarafndan gn
derilir de. 27 Koruyucu ruh ile onun barna olan insan arasnda,
dnsel nitelikte sk balant mevcut olduunda ve koruyucu ruh,
insann aln yazsn ve tm varln belirlediinde bile ruh, kendi
si iin varolan, soyutlanm ve ayrlm bir ey olarak ortaya kar.
Bataklarn ruh inanc, insann doumdan, yani duyusal-bedensel
varoluundan nce kendi ruhu tarafndan, kendi tondisi tarafndan
seildii ve insanla ilgili her eyin, insann mutluluk ve mutsuzlu
unun bile bu seime bal olduu tasarmnda temellenir. nsanda
rastlanan ey, insann tondisi istedii iin insanda gerekleir. nsa
nn bedensel durumu ve ruhsal yaratl, salk durumu ve karak
teri, tamamen onun koruyucu ruhunun zellii sayesinde belirlenir.
Bu nedenle bu ruh, "insann iindeki bir insan niteliindedir; fakat
bu ruh onun kiiliiyle rtmez. nsandaki bu koruyucu ruh, daha
ziyade onun beni ile atma iinde bulunur. Bu ruh, insanda bulu
nan, gerek iradeye ve arzuya sahip olan ve bunlar, insann istei
nin aksine, hissederek duyarl bir ekilde gerekletirmeyi bilen,
zel bir varlktr."28 Bu nedenle, gerek anlamda kt ruhtan kork-

26 Bunun iin kantlar Brinton'da, Religions of primitive peoples, s. 192.


27 Preuss, Religion und Mythologie der Uitoto (Uitotolar'n Dini ve Mitolojisi), Gttin
gen 1 92 1 , s. 43 ff.
x Wameck, Die Religion der Batak (Bataklarn Dini), s. 8 .

248
S E M B O L K F O R M LA R F E L S E F E S I I

ma motivi, henz burada isel-zorunlu balanmlk ve ilgililik mo


tivinden, inan motivinden baskndr. Fakat ruh, ilk "doast" for
mundan, yava yava baka bir "zihinsel" anlama gemeye balar.
Usener, bu zihinsel anlam deiimini, fu{arr ve genius adlarnn
Greke'de ve Latince 'de yava yava geirdii dilsel anlam deii
minin gereklemesinde izlemitir. Kt ruh, Usener'in "anlk tan
r" ya da "zel tanr" olarak iaret ettii eyin ilk tipik ifadesidir.
Geliigzel bir tasarm ierii, herhangi bir nesne, eer ok ksa s
reli nitelikte mitik-dini ilgiyi uyandrrsa ve bu ilgiyi kendine dn
drrse, gerek bir tanr, bir doast varlk mevkiine ykseltilebi-
lir.29 Bunun yannda ise, dtaki kt ruhlar iteki yasalara, anlk !2091
ve tesadfi tanrlar kar konulmaz varlklara ve biimlere dn
trmeye ynelen baka bir hareket geliir. nsann dsal olarak pa-
yna den ey deil, asli olarak olduu ey, onun i yasasn tekil
eder. Bu yasa, insan bundan byle yaants boyunca ynetmesi ve
kendi eylemi gibi kendi arzularm da idare etmesi iin, ona (loum-
la birlikte verilir. Bu temel tasarmn talyanca'da "genius" kavra-
m iinde yaad apak geliimde, koruyucu peri, onun isminin
bile ifade ettii gibi, insann gerek "baba"s olarak, ilaveten, insa-
nn sadece fiziksel deil, ayn zamanda zihinsel anlamda babas
olarak; yani onun kiisel zelliinin kayna ve ifadesi olarak orta-
ya kar. Ve sonuta, kendi iinde gerek bir zihinsel "form"a sa-
hip olan eylerin hepsi, bunun gibi bir koruyucu periye sahip olur.
Bu peri sadece tek bireye deil, ayn zamanda aileye ve eve; her in-
san topluluu formuna olduu gibi devlete, halka da tahsis edilir.
Cermen tasarm evresinde de, buna benzer ekilde birey, byk
bir ailenin ya da bir boyun tm, koruyucu ruha sahiptir. Kuzey ef
sanelerinde, tek tek bireylerin koruyucu ruhlarnn, mannsfylgja

'
Romallar'da koruyucu peri. (ev.)
29 Usener, Gttemamen (Tanr simleri), s. 291 f; &ijov kelimesinin tarihi zerine bkz.
Dieterich, Nekyia, s. 59.

249

l
E R N S T C A S S 1 R E R

karsnda, ailenin koruyucular, kynfylgja bulunur.30 Mitik-dini


dnme, doal etki evresinden "amalarn dnsel dnyas" fik
rine doru ne kadar ok genilerse, bu dnmenin bu tasarm o
kadar net biimlendirdii ve ona o kadar nemli bir rol tahsis etti
i ortaya kmaktadr. Perslerin dini gibi btnyle iyi ve kt kar
tl stne kurulmu olan bir dinde, mesela Fravashi, iyilerin ko
ruyucu ruhu, dnyann hiyerarik dzenlenii iinde merkezi bir
yere geer. Koruyucu ruhlar, dnyann oluumunda bile en yksek
derecede egemen Ahura Mazda'ya yardm ederler ve en sonunda
Ahura Mazda'nn, yalann ve karanln ruhuna kar yapt kav
gay, onun yarar dorultusunda etkilerler. Ahura Mazda Zerdt'e
yle syler: "Ben orada, yukarda parlayan, k saan, yeryzn

rten ve dorudan doruya bir evi sarar gibi epeevre kuatan


gkyzn, onlarn gcyle ve parlaklyla kurdum . . . . Onlarn g
c ve parlaklyla, byk ve yaylm yeryzn, birok gzelli
in bedensel hayat tayan tayclarn, yaayanlar ve lm
olanlar ve rzgar ve su zengini yksek dalar, geni yeryzn

lzol kurdum. nk, eer hukuka inananlarn kuvvetli koruyucu mele


inin bana hibir yardm olmam olsayd, o zaman burada, kendi
trnn en iyileri olan insan ve hayvanlar varolamazd. Yalan ege
men olurdu; yalan kuvvetli olurdu; bedensel dnya yalana ait olur
du."3 1 Bylece burada, koruyucu ihtiyac fikri en yksek derecede
egemen olana, gerek yaratc tanr fikriyle karr. nk peygam
beri-ahlaki bir din olarak Mazda dinindeki temel dne gre,
tanr da taan fiziksel gc vastasyla deil, kutsal dzen vastasy

la, bu dzenin icra edicisi olarak varolan varlktr; hakikatn ve hu


kukun bu sonsuz dzeni, Fravashi ' de cisimleir ve bu dzen, Fra-

o Golther. Handbuch der german. Mythologie (Cermen Mitolojisi El Kitab), s. 98 ff;


Roma dil alkanl ve tasarmlar iin Usener'deki kanrtlarn dnda bkz. zellikle
Wissowa, Religion und Kultus der Rmer, s. 1 75 ff.; Walter F. Otto, Pauly-Wisso
wa'da "Genius" makalesine de baknz.

250
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

vashi 'nin aracl vastasyla, grlemez olann dnyasndan gr


lebilir olann dnyasna iner. Bundahish'in bir blmnde Ormazd,
Ahriman ile kavgasn koruyucu ruhlarla birlikte yapmak iin, he-
nz bedensiz saf ruhlar olarak koruyucu ruhlara, srf br dnya
mutluluu durumu iinde varln srdrme veya bedenle donatl-
m olarak varlk kazanma seimi yaptrr. Koruyucu ruhlar beden-
le donatlm olmay setiler; onlar dmanca ilkenin gcnden,
yani ktln gcnden kurtulmak iin maddi dnyaya girdiler.
Bu dnce, temel eilimi itibariyle, kurgusal dini idealizmin he-
men yksek noktasna erimi bir dncedir. nk burada, zihin-
sel olann gc sadece snrn zorlanmasnda kantland ve bu
g, somut olarak sadece bu snrda dlaabildii iin, duyusal ve
maddi olan, "dnlebilir olan"n snn olarak; yine de zorunlu
olan bir snr olarak ortaya kar. Ve bylece burada, "zihinsel
olan"n alan da "iyi"nin alanyla rtr. Kt olan, Fravashi' ye
asla sahip deildir. Bu gelimede, mitik ruh kavramnn ahlaki ola-
rak nasl tehlikeli bir hal almaya balad ve ahlaki olarak nasl da
raltld; fakat ayn zamanda bu daralmann, zel-zihinsel bir ie-
rik zerine yeni bir younlamay nasl kendi iinde tad grl
mektedir. nk srf biyolojik, hareket edici ve canl bir ilke ola-
rak ruh, imdi artk insandaki zihinsel ilke ile rtmez. Pers dini-
ni anlatan biri yle hkm verir: "Fravashi kavram, byk bir ih
timalle, Hint-Avrupa'da ok canl biimde yaayan atalar kltn-
den ortaya kmtr, sonuta bu kavram, elbette gelien bir ruhsal
derinleme yaamtr ki, bu derinleme dolaysyla Fravashi kav
ram, Manen* kavramndan nemli lde ayrlmaktadr. Hindu ya
da Romal, lm atalarnn ruhlarna sayg gsterir; Mazda dininin
mensuplar, kendi gerek Fravashi 'sine ve dier insanlarn hepsinin
Fravashi ' sine sayglarn sunar; onlar l ya da canl olabilirler ya

31 Yasht 1 3, l ; 1 3, 12 ve 13 (Almancas Geldner, s. 341 )


Eski Roma'da ecdadn ruhlar. (ev.)

251
E R N S T C A S S I R E R

da gelecekte doabilirler."32 Hakikaten burada ortaya k gerek


leen yeni kiilik duygusu, Zerdt dininde egemen olan yeni za
man duygusuyla birbirine baldr. Gelecein ahlaki-peygamberi
dncesinden doru, insann kiisel beninin, bireyselliinin ger
ek bir kefi gerekleir. Bu kefe gre, ruhun ilkel mitik tasarm
lar temel olarak i grr; fakat nihayetinde bu malzemeye tama
men yeni bir form verilir.
Burada, bundan dolay, mitik bilin evresinde, onu kendi snr
larnn dna tayacak olan bir gelime gerekleir. Grek felsefe
sinin tarihinde kurgusal "kendisi" dncesinin ana yurdundan ya
va yava ayrl, tek tek btn aamalaryla izlenebilir. Pthagoras
ruh gr, ilk bataki eski mitik miras tam olarak uygulamtr.
Rohde, bu grn, ana hatlar itibaryla sadece eski toplumsal psi
kolojinin hayali kurgularn, teologlar ve din nderleri ve nihayet
Orfikler vastasyla yaatlm olan derecelenme ve deien uygu
lama iinde, yeniden ifade ettiinden sz etti. 33 Ve phesiz bu ge
nel nitelikler iinde, Pythagoras psikolojinin gerek zellii tam
olarak ele alnamaz. nk bu psikolojinin zellii, Pythagoras
dnya kavramna da kendi damgasn vuran bak as iinde te
mellenmitir. Ruh, ne bizzat madde tr bir eydir; ne de tm mi
tik ruh g tasarmlarna ramen, srf soluk-ruhu ve glge-ruhtur.
Ruh, kendi en derin varl ve temeline gre, uyum ve say olarak
belirlenmitir. Bu temel ruh gr, Platon' un Phaidon eserinde,
Philolaos'un rencileri Simrnias ve Kebes tarafndan "bedenin
uyumu" eklinde aklanp gelitirilir. Ve bylece ruh, ahlaki dzen
dncesinde olduu gibi mantki' dzen dncesinde de, formun
ve snrlarn ifadesi dncesinde olduu gibi l dncesinde de
pay sahibi olmu olur. Bylece say, sadece kozmik varlk zerine

32 Victor Henry, Le Parsisme, s. 53 f.; Fravashi retisi zerine bkz. zellikle Sderb
lom, Les Fravashi, Paris 1899 ve Ormazd et Ahriman, s. 1 1 8, 1 30 ff.
33 Rohde, Psyche, il, 1 67.

252
S EM B OL K F O R M L A R F E L S E F E S i l

deil, ayn zamanda btn ilahi ve doast eyler zerine de ege-


men olan g haline gelmitir.34 Mitik-doast dnyann bu teorik !212!
yenilgisi, bu dnyann saysal olarak ifade edilen bir yasa altna
yerletirilmesi, Grek felsefesinde, temel ahlak problemini ortaya
karan gelimeyle karln bulur ve tamamlanr. Bu gelime,
Heraklit'in, insann duyusunun onun eytan olduu nennesinden,
Demokrit ve Sokrates 'e doru ilerler.35 Sokratik Daimonion ve
"Eudaimonie" kavramlarna sinen zel anlam ve name, belki de
ncelikle bu ilikide tam olarak izlenebilir. Eudaimonie, Sokra-
tes 'in balatm olduu yeni bilme fonnuna dayanr. Ruh, srf doa
kuvvetini ortadan kaldrd iin, Eudaimonie, ruhun ahlaki zne
olarak kavranmasyla elde edilir. imdi her eyden nce insan, biz-
zat kendisini, kendi benini artk karanlk mitik glerin egemenli
inde hissetmedii, arzu etme ve bilme ilkesinin, bu yetilerden ha
reketle ve ak kavray nda ekillendiini bilebildii iin, bi
linmeyenden, yani doastnden korkmaya balad. Bylece bura-
da, mitosun karsnda, yeni bir isel zgrlk bilinci geliir. Bu-
gn bile, animizmin ilkel aamalarnda, insann, kendi ruhsal kuv-
veti tarafndan seildii ve tek tek bireylere kadar esas)i biimde
gelitirildii kanaati mevcuttur. Sumatra'daki B ataklarda, ruha,
onun kiilemesinden nce tanrlarn ve insanlarn ilk atalar tara
fndan farkl seenekler sunulur. nsann kaderinin iine ruhlar so
kulmutur ve bu kadar, onlarn yaptklar seimle belirgin hale ge-
lir; insann hayatnn tm seyri gibi zellii ve varl da, onun ha
yatnn tm seyri gibi nceden belirlenir.36 Platon, Devlet'in onun-
cu kitabnda, bu mitik temel ruh seimi motivini kaleme almtr.
Fakat Platon, bu temel motivden, sadece, mitik dnme biimine

34 Philolaos, fr. II, bkz. yukarda s. l 79.


35 Demokrit iin bkz. zellikle fragm. 170, 1 7 1 (Diels)
36 Bkz ok karakteristik mitlerle ilgili olarak Warneck, Die Religion der Batak, s. 46 ff.

253
E R N S T C A S S I R E R

ve mitik duygu dnyasna kart yeni bir sonu karmak iin yarar

lanr. Lachesis ruhlara yle seslenir: "Peri sizi semeyecek; sizler

periyi seeceksiniz. Erdem sahipsizdir; erdemden herkes, ona say

gl ya da onu kk grmesine gre, az ya da ok pay alr. Su se-

!213 J enlerindir; tanr susuzdur."(Repub. 6 1 7 D) Ruhlara ynelik bu


zl ifade, zorunluluk adyla, kz ocuu Lachesis olarak ortaya

kan Ananke'nin ismi iinde bildirilir. Fakat mitik zorunluluk yeri

ne ahlaki zorunluluun ortaya kmasyla, ahlaki zorunluluun ya

sas, en yksek dzeyde gelimi ahlaki zgrlk yasasyla rtr.

nsana kendi gerek beni, imdi, kendi sorumluluu-dncesinde

tahsis edilir; ncelikle insana ben kazandrlr ve bu ben salamla

trlr. Fakat elbette ruh kavramnn Grek felsefesindeki geliimi, bu

kavramn iine ald yeni ierii, kendi zellii iinde korumann,

felsefi bilinte ok g biimde ortaya ktm gsterir. Platon' dan

Stoa ve Yeni Platonculua giden yol izlenirse, burada ruhun, yani

peri oluuyla ilgili eski mitik temel dnn, yava yava tekrar

nasl stnlk kazand grlr. Plotinos ' un yazlar arasnda, "bi

zi kurtaran peri"nden aka bahseden bir makale bulunmaktadr.37


Fakat znelliin teorik-felsefi bilinte gerekleen kefinden

nce onun mitik-dim bilinteki kefi, baka bir adan, ahlaki deil
de saf teorik adan gerekleir. Mitik-dini bilin bile, kendisi artk

ey tr olarak ve eysel olana benzerlik yoluyla belirlenemeyen,

daha ziyade her nesnel eyi salt "grn" olarak mevcut kabul
eden bir "ben" dncesine ynelir. Ben kavramnn kurgusal a

dan incelenii ile mitik olarak dnl arasndaki snrlar ele

alan kavrayn klasik rnei, Hint dncesinin geliiminde de

mevcuttur. Upaniadlar'n kurgusunda, bir utan br uca kadar


geilebilmi olan yolun tek tek aamalar, bir dierinden ok ak

37 Ennead. (Yedili) III, 4;

254
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

farklla sahiptir. Burada, dini dncenin, ben iin, kavranamaz

ve yakalanamaz bir ey olarak zne iin nasl semboller arad ve


bu dncenin, btn bu mecazl ifadeleri, yetersiz ve uygun olna
yan biimde, tekrar ak hale getirerek, bu beni nasl belirleyebildi

i grlr. Ben, en kk ve en byktr: Kalpteki Atman (kendi

lik), bir msr ya da pirin tanesinden daha kktr ve hava saha


sndan, gkyznden, btn bu dnyalardan daha byktr. Atman

ne mekann snrlarna, "burada" ve "orada"ya, ne zamansallk ya

sasna, ne bir olu ve yok olua, ne bir eylem ve acya balanm-


tr; tersine o, her eye amil ve her eye hakimdir. nk o, gzle- 12141
dii eylere kendini kartrmayan bir seyirci olarak, olan ve gr-

nen her eyin karsnda bulunmaktadr. Bu saf gzleme fiilinde


Atman, nesnel forma, "yap ve isim"e sahip olan her eyden ayr-

lr. Atman'a gre, yakn ayrm ve vasflandrmalar olmakszn, sa-


dece "o vardr"n basite belirlenii bulunmaktadr. Bylece kendi-

lik, renilebilir olanlarn karsna konmaktadr ve o, ayn zaman-

da her bilinebilir olann da ekirdeidir. Sadece kendi/iki tanma-


yan kii renilebilir olan bilir; renilebilir olan bilen kii ise
kendi/iki bilnez. Kendilik, tanyan tarafndan tannmaz, tanmayan
tarafndan tannr.38 Bilme motivinin btn younlamalar, kendi-
like dner; fakat ayn zamanda bilne ile ilgili btn problemler,
kendilik iinde toplanmtr. eyler bilgi yoluyla somut hale getiril

memeli; kendilik duyulmal, grlmeli ve anlalmaldr; her dn-


ya, onu grm, iitmi, anlam ve tanm olan kii tarafndan bi-

linir. Ve phesiz her eyi bilen bu kiinin kendisi bilinemez kalr.

"nk ikiliin olduu yerde biri dierini grr; orada biri dieri-
ne uzanr; orada bir kii dierini iitir. Orada biri dierine hitap

eder; orada biri dierini anlar; orada biri dierini tanr . . . .Acaba bu

38 Kena, Upanishad ll; Kathaka Up. VI, 12 (Deussen 'in tercmesine gre; Vedann Sr
lar retisi, s. 1 48, 166)

255
E R N S T C A S S R E R

kii, hangi vastayla btn bunlar tanr? Bu biri dierini nasl tan
maldr? O, tanyan nasl tanmaldr?"39 Burada, bilmenin ilkesi
olarak kendi nesnelerinin ya da rnlerinin hibiriyle mukayese
edilemeyen ve buna gre, bu nesnesel rnler iin belirlenmi olan
bilgi biimlerinin ve bilgi vastalarnn hepsi iin ulalmaz kalan
yeni bir kesinliin, zihne almasndan asla bahsedilemez. Ve ke
ke, buradan isel bir akrabalk konusunda, hatta Upaniadlarn ben
kavramnn modem felsefi idealizmin ben kavramyla zdelii ko
nusunda sonu karlmak istendiinde, aceleci olunsayd. 40 nk
dini tasavvufun, saf znellii kavramasn ve onun ieriini belirle
mesini salayan metotlar, bilme ve bilmedeki eletirel analiz me-
i2si totlarndan aka ayrlmtr. Bununla beraber, hareketin kendisi
nin genel ynelimi, yani "nesnel olan"dan "znel olan"a ynelim,
iinde bu hareketin sona erdii btn ama farkllklarna ramen,
ahenkli bir unsur olarak mevcudiyetini muhafaza eder. Mitik-dini
bilincin kendi/ikini "akn tamalg"nn beninden ayran uurum o
kadar byk olmasna ramen, bizzat mitik bilincin iinde bile, ilk
ilkel peri-ruh tasarmlar ile benin yeni bir "zihinsellik" formu iin
de istemenin ve tanmann znesi olarak grld gelimi kavra
y arasnda, nemli kopukluk vardr.

il. Ksm
Ben Duygusunun Mitik Yaant ve Birlik Duygusundan
Ortaya k

1.Canllar topluluu ve mitik snf tekili -Totemizm


!2161 "zne" ile "nesne"nin kart konumlanml, yani benin btn
nesnel olgular ve nesnel-belirlenmi olanlardan fark, henz ayrm-

19 Brihadaranyaka Upan. il, 4,5 ve 1 4 (Deussen 'n tercmesi, s. 30 ff.)


40 Bunun iin. Oldenberg'in Deussen 'e kar ynelttii deerlendirme/eletiri ve tasvi
re bkz. (Die Lehre der llpanishaden und die Anfange des Buddhismus (Budizmin
Balanglar ve llpaniadlar retisi), s. 73 f, 196 ff. )

. 256
r S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

!amam genel hayat duygusundan, "ben" bilincine ve ben kavra


mna ilerleyen bir gelimenin gereklemilii deildir. Saf bilgi
alanndaki gelime, bilmenin ilkesinin bilmenin ieriinden, bile
nin bilinmi olandan tamamen ayrlmasndan ibaret olmakla bera
ber, mitik bilin ve dini duygu, daha baka ve kkten bir kartl
kendi iinde tar. Burada ben, dorudan d dnya ile deil, asli
olarak kendine ok benzeyen kiisel varolu ve yaantyla ilikile
nir. znellik, kendi ballaklnda, herhangi bir d nesneye de
il, bir "sen"e ya da "o"ya sahiptir ki, znellik baka ynden sen/o
ile birlemek iin, kendini ondan bir ynyle ayrr. Bu "sen" ya da
"o", benin onda kendini bulmak ve kendi kendini belirlemek iin
ihtiya duyduu hakiki bir kart kutup tekil eder. nk burada
da, bireysel ben duygusu ve ben bilinci, geliimin banda deil so
nunda bulunmaktadr. Gelimeyi geriye doru izleyebileceimiz
ilk evrelerde, ben duygusunu, belirli bir mitik-dini dayanma duy
gusuyla dorudam doruya karm halde bulmaktayz. Ben ken
dini, sadece bir topluluun paras olarak kavrad;, bir airet ya
da soy birlii halinde, bir sosyal birliin paras olarak dierleriyle
bir arada kaynam grd srece, kendini bilir ve hisseder. Ben, !217!
sadece bu birlik ve kaynama iinde/sayesinde kendi kendine sahip
olur. Sz edilen benin kiisel varoluu ve hayat, kendi dlatr
dklarnn hepsinde, kuatc nitelikteki btnn hayatna grlmez
bysel balarla balanm gibidir. Bu balanma aamal olarak
geveyebilir ve zlebilir; onu kuatan hayat evresi karsnda
benin bamszl, aamal olarak gerekleebilir. Ve burada da,
mitos, bu srece elik ettii gibi, ayrca araclk da eder ve sreci
snrlar. Mitos benin bamszlamas srecinin en nemli ve etkili
i glerinden birini tekil eder. Beni topluluun karsna yerleti-
ren her yeni konumlama, mitik bilinte kendi ifadesini bulduu ve
zellikle ruh inanc formunda mitik olarak nesnel hale geldii iin,
ruh kavramnn geliimi bylelikle anlatlabilir ve ayrca bu kavra-
mn geliimi, bireysel benin kavranmas ve kazanlmas iin, "z
nelletirme" fiili iin zihinsel bir ara-gere haline gelir.

257
E R N S T C A S S I R E R

Mitik bilincin ieriklerinin incelenii, bize, bu ieriklerin, zel


likle ya da serbest ekilde, asla dorudan doa seyri evresinden
domadn gsterir. Atalar inanc ve atalar klt, zellikle Her

bert Spencer tarafndan ina ve temsil edilmi olan "atalara tapn


ma" teorisi anlamnda, mitik dnmenin gerek kayna olarak

grlmese bile, sonuta kaynan kesinlikle ortak oluu, ak bir

ruh tasarm gelitii ve ruhun asl ve anavatan zerine belirli bir


mitik "teori" olutuu zaman ispat edilebilir gibi grnmektedir.

Byk kltr dinlerinden zellikle in dini, atalar inancnda kk

lemi olup, bu inancn ana izgilerini en saf biimde korumakta


dr. Bu inancn hakim olduu yerde, tek tek bireyler, hem kesinti

siz reme sreci vastasyla atalaryla balandklarn hissederler,


hem de kendilerinin onlarla zde olduklarn bilirler. Ecdadn ruh

lar lmemitir; onlar mevcuttur ve torunlarda tekrar cisimlemek,


yeni doan nesillerde yenilenmek iin var olmay srdrrler. Mi
tik-sosyal dnn bu birinci evresi genilese bile, bu evre ai
leden soya, soydan millete doru genilediinde, bu gelimenin her

tek aamasnda, o aamann adeta mitik "nderleri"ne sahip olduu


grlr. Sosyal bilinteki her deiim, tanrlarn yaps ve formun-

j2sl da kendi izini brakr. Greklerde aile tanrlarnn zerinde, eeofac


-rpdJo (baba tanrlar) bulunur; daha sonra soyun ve Phrathie* tanr
lar, eeofrpp<i-rpo ve qn)A.101 (Phratrie tanrlar ve kabile tanrlar)
gelir ki, ehir halknn tanrlarna ve genel milll tanrlara daha s

tn yetki verilmitir. Bylece "tanrlar devleti", sosyal hayatn or


ganizmasnn sadk kopyas haline gelir.41 Mitolojik bilincin ieri
ini ve formunu insan topluluunun anlk empirik ilikilerinden so

nu olarak karma isteine ve bu anlamda sosyal varl dinin, sos-

Phratrie: Phyle (kabile)'nin bir blmdr; her kabilede 3 Phratrie, her phratrie'da

30 aile bulunur. (ev.)


41 Aristoteles'in "Politika" eseri bu noktada "tanrlar devleti" dncesini artrr.
(Polit. 1, 2, 1 252 b)

258
S E M B O L K F O R M L A R FELS E FE S I I

yolojiyi de din biliminin temeli haline getirme giriimlerine kar,


Schelling, peinen itiraz etmitir. Schelling, mitoloji felsefesi ze
rine derslerinde yle syler: "Bana yle grnyor ki, imdiye ka
dar hi kimsenin problemli bulmad bu durumu, yani mitolojinin
tamamen bir halkn arasnda ya da halktan domasnn mmkn
olup olmadn gerekten aratrmak gereklidir. Acaba halk nedir
ya da bir halk nasl gereklik kazanr? phesiz birbirine benzer bi
reylerin, fiziksel anlamda kk ya da byk mekanlarda bir arada
yaamalar deil, onlar arasndaki bilincin karlkl bal oluu.
Bu, sadece ortak dilde dorudan kendini gsterir. Bu karlkl ba
lln kendisi ve onun temeli, ortak bir dnya kavraynda deil
se, acaba onu nerede bulabiliriz? Ve eer bir halkn bireyleri ara
sndaki karlkl ballk, onun mitolojisinde deilse, asll olarak
nerede bulunmaktadr ve neyin iinde ifade edilmitir? Bundan do
lay, ister mitolojiler halkn arasnda uydurularak var klnsn, ister
halk onu igdsel tarzda ortak olarak retip de olutursun, varoJan
halka bir mitoloji katlmas mmkn deildir. Bir halkn mitoloji
siz olmas dnlemeyecei iin, bu, imkanszdr. Belki bir halk
herhangi bir meguliyetin, mesela ticaretin, ziraatin ortak olarak
yrtlmesiyle; yasa yapmay, hkmet etmeyi, gvenlii vs. de
ortak ahlakla aklamay dnmek mmkndr. Bunlarn hepsi,
halk kavramyla ilgilidir. Fakat her halkta, iktidar gcne, yasa
yapmaya, ahlaka ve vazifelere, tanr tasarmlaryla iten balann
gereklemesi, hi de zorunluluk altnda ortaya kmaz. Problem,
btn bunlarn, bir halkn kabul ve kesin ekilde ifade ettii eyle
rin hepsinin, mitolojisiz mevcut olmayan dini tasarmlarn yoklu
unda dnlp dnlemeyecei sorusudur."42
Schelling 'in bu yarglar, herhangi bir ilkel sosyal topluluu, !219j
onlardan dini bilincin dncedeki formunu bilfiil varolan temel

42 Schelling, O. S. W., 2. Ksm, I, 62 f.

259
E R N S T C A S S 1 R E R
1
form olarak tretmek iin, "halk"n yerine koyduumuz zaman da,
metodik olarak gcn korur. nk burada, incelemeyi zorunlu l
olarak belirli bir noktaya dndrmek gerekir. Mitik-dini bilincin,
toplumsal yapnn artlarndan biri, toplumsal duygunun ve toplum
halinde yaamann en nemli faktrlerinden biri olarak ortaya k
mas, sadece toplum formunun fiili durumundan hareketle ok az
lde anlalr. Mitosun kendisi, "ben" ile "sen" arasndaki iliki
yi mmkn klan zihinsel sentezlerden biridir. Bu sentez vastasy
la, birey ve toplum arasnda belirli bir birlik ve kartlk, bir gerilim
ve dayanma ilikisi gerekleir. Gerekte mitik ve dini dnyann
iinde, sadece ifade, yani -ister doal, ister sosyal varla ait olsun
var olan baz ayrlklarn yaln kopyas grlnce, bu iki dnya,
kendi gerek derinlii iinde anlalamaz. Daha ziyade biz bu dn
yann iinde, "kriz" vastasn, yani ilk bataki belirsiz hayat duy
gusunun kaosuna bakarak, sosyal ve bireysel bilincin temel ve be
lirli ilk formlarn oluturan byk boyutlu zihinsel ayrlma sreci
nin vastasn tanmak zorundayz. Bu srete, so"yal varolu un
surlar, zellikle fiziksel varoluta bulunmayan ve ondan tretilme
yen zihinsel temel kategoriler vastasyla kendi mevcudiyetini ka
zanan maddeyi, yani fiziksel varolu unsurlarn oluturur. Mitosun
bu sisteminde, bu noktada zellikle karakteristik olan ey, mitosun
"iteki" ile "dtaki" arasndaki snrlandrmay, tamamen baka bir
ekilde gerekletirmesi ve bu snr izgilerini, empirik-nedensel
bilgi formundaki yerlerinden daha baka bir yere yerletirmesidir.
Burada nesnel seyir ile znel ben ve yaant duygusu unsurlar, bir
biriyle, teorik bilginin inasndakinden tamamen baka trde bir
iliki iine girdikleri iin, bu zihinsel vurgu deiimi sayesinde, ol
gunun ve varln btn temel nitelikleri de deiir. Gerein fark-
!220! ereveleri ve boyutlar, alg dnyasnn saf empirik dzeni ve
dzenlenii, yani saf deneyimin inas ve onun nesnesi iin geerli
olan bak alarndan tamamen baka bak alarna gre, birlikte
veya birbirinden ayrlm olarak ortaya kar.

260
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

Bugn zel bilim olarak kendi problemleri ve metotlar iinde


faaliyetini srdren din sosyolojisinin grevi, din formu ile toplum
formu arasndaki ilikileri ayrntl olarak ortaya koymaktr. Bizim
iin nemli olan ise, bunun yerine, sadece u ya da bu zel sosyal
dzen formunda deil, ortak bilincin temel formlarnn kuruluun
da etkili olan en genel din] kategorileri gstermektir. Bu kategori
lerin "a priori"lii, sadece, eletirel idealizmin bilginin temel form
lar ile ilgili olarak kabul ettii ve izin verdii anlam iinde ileri s
rlebilir. Burada da, her zaman ve her yerde benzer biimde tekrar
lanan ve ortak bilincin inasnda ayn biimde etkili olan dini tasa
rmlarn sabit erevesinin karp atlmas sz konusu edilemez;
tersine sadece problemin belirli bir yn, bir "duru noktas" birli
i -ki mitik-din1 seyir, dnyann dzenini olduu gibi ayn ekilde
topluluun dzenini de bu duru noktas altnda gerekletirir- be
lirlenebilir. Bu duru noktas, ncelikle, tek bana ve somut olarak
toplumu etkileyen ve gelitiren zel hayat artlan vastasyla belir
ginlik kazanr. Fakat bu, burada da, genel, srekli ve kesin nitelik
li zihinsel biim verme motivlerinin etkili olduunu bilmeyi engel
lemez. Mitosun geliimi, insan trnn en genel bilin formunun
da, insann yaant formlarnn toplam karsnda, kendi benzeriy
le gerek bir doal "tr" halinde birlemek amacyla kendini ayr
mas niteliinin de, en batan mitik-dim dnya kavraynn hareket
noktas olarak mevcut olmadn; tam tersine onlarn sadece arac
bir rn olarak, yani mitik dnya kavraynn bir sonucu olarak an
lalabileceini ok ak biimde gsterir. Mitik-din1 bilin iin,
"insan" trnn snrlar asla donmu deildir; bu snrlar tamamen
akkan niteliktedir. nsan zel-insan] ortak duyguya, sadece ilerle
yen bir younlamayla, yani mitosu balatan genel yaama duygu
sunun git gide daralmasyla, tedricen eriir. Mitik dnya kavray
nn daha nceki aamalarnn hibirinde, insan canl olanlarn top
lamndan, hayvan ve bitki dnyasndan ayran keskin bir atlak

261
E R N S T C A S S 1 R E R

j22 1 l yoktur. zellikle totemizmin tasarm evresi, ite burada, insan ile
hayvan arasndaki "akraba"ln ve ayrca belirli bir klan ile onun
totem hayvan ya da tot.em bitkisi arasndaki akrabaln, herhangi

bir kiiye nakledilmediini; bu akrabaln, kelimenin gerek anla


mnda var olduunu kabul etmesi zelliiyle tanmlanmaktadr. n

san, kendi faaliyetleri ve davranlaryla, hayat formu ve yaant bi

iminde, kendini hibir ekilde hayvandan ayrlm durumda his


setmez. Bumanlar*la ilgili olarak, bugn bile onlarn, insan ile

hayvan arasndaki farkllk konusunda hibir kanaat beyan edeme

dikleri rapor edilir.43 Malaylar'da, sk ve bataklkl ormandaki fil


lerin ve kaplanlarn gerek bir ehire sahip olduklar, onlarn orada
evlerde oturduklar ve insan tryle her bakmdan ayn davranla

r sergiledikleri inanc vardr.44 Duyusal-somut farkllklar, algla


nabilir yapdaki btn ayrnlamalar kavramay salayan dn

me keskinliiyle karakterize olan ilkel-mitik bilinte, canl "tr


ler"inin bu ekilde karmasnn, bu trlerin doal ve zihinsel snr
larnn tamamen birbiri iine aknn mmkn olmas; bu, -tote

mizmin ortaya k ve anlamyla ilgili baz zel aklamalar da bu


ekilde kabul ederler-, mitik dnme "mant"mn herhangi bir

genel karakteristik zellii, yani bu dnmenin kavram ve snfla

ma tekili formu ve sistemi iinde temellendirilmelidir.


Mitik snflama oluumu, empirik-teorik dnya kavraymzda

kullandmz snflamalarn oluumu bakmndan, zellikle de bu


snflamada, empirik-teorik dnya algsndaki snflama oluumun

da sahip olduumuz ve srekli kullandmz asl dnsel vasta


nn eksik olmas bakmndan farkllk gsterir. Empirik ve rasyonel

Gneybat Afrika'da yaayan bir yerli kabilesine mensup olanlar. (ev.)


43 Campell tarafndan hazrlanan rapordan, Frobenius 'daki alnt. Die Weltanschauung
der Naturvlker (lkel Halklarn Dnya Seyri), Weimar 1 898, s. 394.
44 Skeat, Malay Magic, s. 1 57.

262
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S il

bilgi, eylerin varln trlere ve snflara ayrdnda, bu ilem bu


noktada sonu karma ve nedensel karm formu olur ki, bu form,
empirik ve rasyonel bilgiye, her eyi kapsayc inceleme rehberi ve
tayc olarak hizmet eder. Nesneler, saf duyusal kavranabilir ben
zerliklerine ve farkllklarna dayanarak deil, daha ziyade kendi
nedensel bamllklarna dayanarak, trler ve cinsler iinde zetle-
nir. Biz nesneleri, onlarn kendilerini iteki ya da dtaki algya ve
rilerine gre deil, onlarn nedensel dnmemizin kurallar gere
ince "birbirine baml olular"na gre dzenleriz. Mesela empi- 222 1 !
rik algmzn mekannn tm dzenlenii, nedensel dnme kural
laryla belirlenmitir. Bu mekan iinde mstakil yaplar ortaya ko
yabilmemiz ve onlarn birbiri karsnda farkhlklarn iyice belirle
yebilmemiz; onlarn karlkl durumlarn ve uzaklklarn tespit
etmemiz; bunlarn hepsi, yaln duyumlamaya, grme, dokunma du
yularnn maddi ieriine deil, bu duyu etkilerinin nedensel kar
lkllk ve balan biimine, yani nedensel sonu karma fiiline
dayanr. Canl trleriyle cinslerinin morfolojik formlarn blmle
memiz ve snrlandrmamz da, blmleme, gerekten kkn kural
larndan, reme ve doumun nedensel ilikisi ve sonucunu kavra-
ma iinden sonu olarak kardmz kstaslara dayandrld l
de, ayn ilkeyi izler. Canl varlklarn belirli bir "tr"nden bah
sederiz; bu tasarmn temelinde, onlarn belirli doa yasalarna g-
re remesi yatar. "Tr"n birlii dncesi, reyenler dizisini ke
sintisiz biimde yaygnlatrmamza, bu dizinin her zaman yeniden
ortaya karlabilmesine dayanr. Kant, "insanlarn farkl rklar"yla
ilgili makalesinde yle der: "Doann, hayvan dnyas zemininde
trler ve cinsler halinde blmlenii, ortak reme yasasna dayan
drlr; ve cinslerin birlii, hayvanlarn eitlilii iin neredeyse is
tisnasz biimde geerli olan retici gcn birliinden baka hibir
ey deildir. ...Eitim-amal blmleni, benzerliklere; doann
blmlenii ise, soylara; yani hayvanlarn remedeki akrabalklar-

263
E R N S T C A s s R E R

na gre yaplr. Eitim-amal blmleni, hafza iin bir eitim


sistemi salar; doann blmlenii, kavrama yetisi iin bir doa
sistemi oluurur. Eitim-amal blmleni, sadece yaratklar
balk altnda toplama amac gtmeli; doann blmlenii ise on
lar yasalar altna yerletirmelidir." Mitik dnme biimi, sz
edilen trdeki "kavrama yetisi iin doa sistemi" ile ilgili olarak,
yani remenin fizyolojik yasas ve trlerin soylara indirgenmesi ile
ilgili olarak, hibir ey bilmez. nk mitik dnmeye gre, re
menin kendisi ve doum, saf "doal", genel ve kesinlemi kural
lara baml olan sreler deildir; tersine, gerekten bysel olu
lardr. Dllenme ve doum fiilleri, birbiri karsnda "neden" ve
"sonu" eklinde, uyumlu bir nedensel ilikinin zamansal-ayrlm
J223J iki aamas olarak alglanmazlar.45 Totemizmin baz temel formla
rnn en saf ekilde korunduu grlen Avustralya yerli kabilelerin
de, kadnn hamile kalmasnn, belirli yerlere, iinde atalarn ruhla
rnn ikamet ettii totemistik merkezlere bal olduu inanc ha
kimdir. Eer kadn bu yerlerde belirli sre kalrsa, atalar ruhu, on
dan tekrar domak iin onun bedenine girer.46 Frazer, btn tote
mistik sistemlerin ieriini ve kaynan, bu temel tasarmdan ha
reketle aklamay denedi.47 Byle bir aklamann yeterince ak
layc olup olmamas nemli olmakla beraber, byle bir tasarm,
mitik tr ve cins kavramlarnn gerekleme eklinin bir ynn de
aydnlatr. Mitik seyirde anlalan anlamda tr, belirli unsurlarn,

45 Bkz. W .Poy, Din bilimi arivinde. VIII ( 1 905) (alnt Dieterich, Mutter Erde -Yery
z Anne-, Leipzig 1905, s. 32) "Annelik, Merkez-Avustralya inancyla uyumlu ola
rak, Avustralya'nn tm kuzeydousunda cinsel iliki ile ilgili deildir. . . . nsan emb
ri yolan yce bir varlk tarafndan anne bedenine tamamlanm ekilde yerletirilir."
Bkz. zellikle Strehlow-Leonhardi , Die Aranda- und Loritja-Samme in Zentral
Australia (Orta-Avusralyadaki Aranda ve Loritja Kabileleri), l, 2, s . 52 f.
46 Ayrntlar Spencer ve Gillen 'da, The native tribes of Central-Australia, s. 265; The
northem tribes of Central-Australia, s. 1 70; Strehlow-Leonhardi, 1, 2, s. 5 1 ff.
47 Frazer'n "conceptional totemism" teorisi konusunda bkz. Totemism and Exogamy
( 1 9 10). IV, s. 57 ff.

264
S E M B O L K FO R M L A R FE L S E F E S I I

onlar arasndaki dorudan duyusal "benzerlik"ler ya da onlarn do


layl nedensel "ilikililikleri"ne dayanlarak, bir birlik halinde zet
lenrneleriyle kurulmaz; tam tersine, bu unsurlarn birlii, baka
eylerle; asli-bysel kaynakla ilgilidir. yeler olarak ayn bysel
etki alanna ait olan, belirli bir bysel fonksiyonu birlikte ve ortak
olarak gerekletiren unsurlar, tamamen, arkalarnda bulunan mitik
zdeliin grnteki formlar haline gelme, yani kaynama eili
mi tarlar. Biz daha nce, mitik dnme formunu zmlerken,
bu karmay, mitik dnme formunun znden hareketle kavra
may denedik. Teorik dnme, aralarnda belirli ve yapay bir ba
lant kurmay baard paralar, ite bu balant iinde, bamsz
unsurlar olarak alglar; bu dnce, sz konusu paralar bir die
riyle ilikilendirerek, en sonunda ayrr ve ayr konumlar. Mitik d
nmede ise, birbiriyle ilikilenen ve bysel bir zincirle birletiril-
mi gibi olan eyler, ayrmlamam bir yap iinde birleir.48 By- !2241
lece, dorudan algnn duru noktasndan, en benzemez ya da bizim
"akli" kavramlarmzn duru noktasndan baknca ok farkl bi
imli olan ey; sadece, para olarak ayn bysel temel karmak-
yap iine girerse, "benzer" ya da "ayn" olarak grlr.49 Tam
benzeyi kategorilerinin kullanm, duyusal iaretler ya da soyut
kavramsal unsurlar arasndaki uygunlua dayanarak deil, bysel
"yaknlk duygusu" ilkesi, yani bysel iliki ilkesi vastasyla, s-

4K Bkz. yukarda 8 1 ff.


49 Totemistik dne gre "beden" ve "ruh" arasnda da "organik-nedensel" deil,
yalnzca "bysel" bir iliki mevcuttur. Bundan dolay ruh, sadece kendine ait olan ve
canlandrd biricik bir bedene "sahip" deildir; ayn zamanda her "cansz" ey, ka
rakteristik totemistik snflama ilgiliine sahipse, onun bedeni olarak kavranr. Tju
ruga, bir totem-atasnn brnd ey olan tatan ya da aatan bir nesne, rastlad
totemle isimlendirilen bireyin bedeni olur. Bykbaba torununa byle bir tjurunga
y u kelimelerle anlatr: "Bu senin bedenindir; bu seninle ayndr. Sen yerini baka
larna vermemelisin, ac duyarsn." Yani bu senin v cudundur; bu senin ikici benin
dir; eer sen bu tjurungay baka bir yere kaldrrsan, aclar duyacaksn. S.Strehlow
Leonhardi, Die Aranda- und Loritja-Stamme I, 2, s. 8 1 (bkz. yukarda da s. 201 )

265
E R N s T c A s s R E R

nrl ekilde gerekleir. Bu yaknlk duygusu vastasyla birletiri


-Ien, bysel olarak "uygun karlanan", desteklenen ve tevik edi
len ey, mitik bir cins birlii halinde btnletirilir. 50
Bu mitik "kavram oluumu" ilkesi, insan ve hayvana ilikin ola
rak kullanlnca, en azndan genel ve temel totemizm formunun
zel dallann ve kollara ayrlm deil, totemizm formunun kav
rann izlemeyi mmkn klacak bir yol alr. nk biz bu kav
rayta, en batan nemli bir unsuru, mitik birlik konumlamasnn
i22si temel bir artm gereklemi halde buluruz. lkel dnmede, in
san ile hayvan arasnda sz konusu olan asli iliki, tek tarafl-pratik
ve empirik-nedensel deil, henz salt bysel bir ilikidir. "lkel
ler"de hayvanlar, btn dier varlklardan nce, zel bysel g
lerle donatlm olarak grlrler. Malaylarla ilgili bilgi verilirken,
slamiyet'in de onlarn hayvan karsnda duyduklar kklemi ni
telikteki derin korku ve hrmet duygusunu ortadan kaldramad;
zellikle byk hayvanlara, fillere, kaplana, gergedana, tamamen
doast ve "dev gibi" gler atfedildii bildirilir.51 lkel dn
te, belirli bir mevsimde ortaya kan hayvanlar, genellikle retici ve
haberci olarak grlrler. Mitik dnmede bahan "getiren", ger
ekten krlangtr.52 Ve nasl hayvamn doa ile insan zerinde ic-

50 Lumholtz'n Huichol-kzlderilelerinin "sembolizmi" ile ilgili olarak ortaya koyduu


tasvir, bu bysel "karma" sreci iin ok karakteristik kantlar ierir. Srf sembolik
ifadeden daha ounu aka kendi iinde tayan bu "sembolizm"de, mesela erkek ge
yik belirli bir kakts biimiyle, Peyote ile ayn karaktere sahip olarak ortaya kar; da
ha dorusu, her ikisi ayn "bysel tarih"e sahiptir ve onlar bysel-pratik davrdll
iinde ayn mevkii tutarlar. Erkek geyiin ve Peyote'nin "kendinde", yani empirik ve
akli kavram oluturma yasalarmza gre, tamamen farkl. biimleri, Huicholler'in tm
dnya incelemesine egemen olan ve bu incelemey i belirleyen mitik-bysel ritellerin
de birbirine uygun olduklar iin, bu biimler "ayn y" olarak ortaya karlar. Bu ko
nudaki ayrntlar Lumholtz'da; Symbolism of the Huichol lndians (Memoirs of the
Amer. Mus. Of Natura] H istory, New York 1 900, s. 1 7 ff.); Preuss'a da bkz., Die ge
istige Kultur der Naturvlker ( lkel Halklarn Zihinsel Kltr), s. 12 f.
5 1 Skeat, Malay Magic, s. 149 f.
52 Bkz. yukarda s. 60

266
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ra ettii etki tamamen bu bysel anlamda anlalyorsa, ayn ekil


de bu etki, insann hayvan karsndaki aktif-pratik davran, yani
insann bu trden her davran formu iin de geerlidir. Avlanma
da, av hayvannn izini bularak onu avlama eklindeki teknik faali
yetler, yani srf teknik bir i deildir. Ve avlanmann baars da,
kesinlikle belirli pratik kurallar uygulanmaya bal grlmez. Av
lanma, avcnn kendisi ile av hayvan arasnda bysel bir ilikinin
kurulmasn gerektirir. Kuzey Amerika Kzlderilileri 'nde, "bilfiil"
avlanma eyleminden nce, bu fiilin bysel icra edilmesi zorunlu
luu olduu grlmektedir. Bu icra, gnleri ve haftalar kapsayabi
lir ve tamamen, belirli bysel korunma tedbirlerine, tabu-kuralla
rnn mevcudiyetine balanm durumdadr. Mesela, bizon avndan
nce, bizon dans yaplr. Bu dansta, av hayvannn yakalan ve
ldrlmesi, btn ayrntlaryla mimiksel olarak ta:svir edilir.53 Ve
bu mitik riteller, sadece oyun ve maske olmayp, avlanmann ba
ars ritelin tam olarak izlenmesi bal olduu iin, "gerek" av
fiilinin bir parasdr ve ritel, av fiiliyle btnlemitir. Gerekten
benzer nitelikteki engelleri kaldran bir ritel, avn aranp bulunma
s ve ldrlmesi iin olduu gibi, bir n yemein hazrlanmas
ve yenmesi iin de yaplr. Btn bunlarda, ilkel dne gre in- 226 1 1
san ve hayvann tam olarak bysel bir iliki iinde bulunduklar-
nn kabul edildii, onlarn bysel etkililiklerinin srekli olarak
birbirine getii ve birbirine karp kaybolduu dncesi grl
mektedir. 54 Fakat eer varln birlii bu birlie temel oluturmaz-

s3 Bu dansn tasviri Catlin'da, Illustrat. Of the Manners, Customs and Condition of the
North American lndians I, 128, 144 ff.; Avlanmada ya da balk tutmada bysel
adetlerle ilgili daha zengin etnolojik materyal, Levy Bruhl'da, Das Denken der Na
turvlker ( lkel Halklarn Dnmesi), s. 200 ff., toplu halde bulunur.
54 Burada, zmleyici-nedensel ve zmleyici-snflayc dnme biimimizin olu
turduu bilinli refleksi yonun srd her yerde, insan ve hayvan arasndaki bu var
lk zdelii temaasnn yeniden belirlenmeye alld grlebilir. Psikiyatrik Ka
suistik (tesadfilik) de, Schilder'in Wahn und Erkenntnis (Bilgi ve Kuruntu) (s. 109)
eserinde ortaya konulduu gibi, bu tarzn rneklerini ortaya koydu.

267
E R N s T c A s s I R E R

sa, mitik dnmenin bak asndan, bu etkileme birlii mmkn


olamaz. O halde doay, birbiri karsnda ayrlm belirli hayat
formlar, yani "trler" ve "snflar" halinde teorik olarak blmle
memizde sz konusu olan kavray, burada bir dnm yaar. T
rn belirlenii, empirik-nedensel reme kurallarnda temellenmez;
"cins" tasarm, empirik bir gignere ve gigni* ilikisine bal deil
dir; tersine cinsin zdelii kanaati, insan ile hayvann karlkl b
ysel davranlar temelinde gelitii gibi, nceliklidir; ortak "kk"
tasarm, ilknce dolayl olarak bununla ilikilenir.55 zdelik, bu
noktada, asla salt "karmsal yoldan tespit edilen" bir zdelik de
ildir; tersine, mitik olarak inanlan, bysel olarak alglanan ve
!221! hissedilen bir zdeliktir.56 Totemistik tasarmlarn henz gerek
ten aynen varln srdrdkleri yerlerde, bugn bile, farkl bir
klana mensup olanlarda, kendilerinin farkl hayvanlarn neslinden
geldikleri ve gerekten bu hayvan trnn yelerini oluturduklar,

' Dourtmak/retmek ve dourmak.


55 Bu, dorudan doruya "kavramsal totemizm" dncesinin hakim olduu yerde, ok
ak biimde ortaya kar: nk burada da belirli bir totemistik grubun birlii, iin
de bu grubun yelerinin tremi olduu tre dayanmaz; reme sreci, gruplarn bu
birliini var sayar. nk totem ruhlar, sadece kendilerinin "varlk akrabas" olarak
tandklar hayvanlara girer. Strehlow (s. 53) olay yle tasvir eder: "Bir kadn, ay
n aileden bir atann bedeninin durduu bir meydandan geip giderse, o zaman o ka
dna bakm olan ve ou iinde kedi smfi aesii tamm ola bir ratapa, ka
dnn kalasndan onun bedenine girer . ...Sonra ocuk doarsa, bu ocuk, rastlanan
aljirangamitjina totemine ait olur."
56 Totemistik "sistemler"in bu duygusal temeli, totemizmin tasarma-uygun aksamnn
ok nceden geriye itildii ve.sadece ayr kalntlar iinde tannabildii yerde kant
lanabilirmi gibi grnmektedir. Bunun iin imdi Bruno Gutmann tarafndan yeni
yaynlanan makale, ok zengin ve retici materyal sunmaktadr. Die Ehrerbietung
der Dschagganeger gegen ibre Nuzpflanzen und Haustiere (Dschagganegerlerin Ya
rarl Bitkiler ve Ev Hayvanlarna Kar Saygs}, (Archiv fr die gesamte Psycholo
gie, Bd. 48, 1 924, s. 1 23 ff.). B urada adeta totemizmin, onun "dnme formu"nun
temelinde bulunan "yaant formu'', ok etkili ve grsel ekilde sunulur. Biz, Gut
mann'n tasvirinde, tasarlanan bir tabakaya baktmzda, gryoruz ki, insan ile
hayvan ve insan ile bitkiler arasndaki "zdelik", bu tabakann iine kavram olarak
yerletirilmez ve bu tabakann iinde mantkl-refleksif ekilde dnlmez; tersine,

268
S E M B O L K F O R M LA R F E L S E F E S il

yani belirli su hayvanlar ya da jaguar ya da krmz papaan olduk

lar inanc mevcuttur.57

Fakat totemizmin temel kabullerinden biri, genel mitik dn-

me sisteminden hareketle anlald zaman; mitik dnmede can-

l eyin "nitelikler"inin, empirik alg ve empirik-nedensel incele

mede yaplan ayrmdan tamamen baka bir ekilde ayrlmas gerek-

tii kavrand zaman, totemizmin eiinde bulunduu gerek

problem henz daha zlmemi olur. nk burada, genel tote

mizm kavram altnda topladmz kendine zg olgu-zellikleri,

insanla belirli hayvan trleri arasnda kesin balantlarn kabul edil

mesinde ve bir de srekli nitelikteki mitik zdeliklerin yerletiril

mesinde de yer almaz. Bu zellik, zel bir grubun, zel iliki iin-

de bulunduu ve dar anlamda onunla "akraba" ve "ilgili" olduu

zel totem hayvanna sahip olmasnda yatmaktadr. ncelikle bu

ayrmlama, sosyal sonular ve sradan olup bitii -ki, bunlarn

arasnda en byk nemi, dardan evlenme ilkesi, ayn totemistik

grubun yeleri arasndaki evlilik yasa tamaktadr- ile birlikte,

totemizmin temel formunu oluturur. Bununla birlikte ise bu ay

rmlama, grld gibi, insan iin, nesnel varln seyrinin ve bu j22sj


varln ayr ayr "snflar" iinde dzenleniinin gerekleme bii-

bu tabakada zdelik, dorudan doruya mitik kilde, kadere-uygun birlik ve tek


dzelik olarak yaanr. "Doann kar konulmaz kuvveti ... hayvan ve bitkilerle bir
likte yaant birlii duygusudur ve onlar, iinde her eyin tamamland ve dtaki
lere kapanm bir daire meydana getiren insanlarn egemen olduu bir topluluk ha
linde ekillendirme arzusudur." (s. 1 24) Bugn bile Dschagganeger "kendi hayat aa
malarn muz aacyla birlikte konumlar ve bu aac hayat aamalarnn kopyas ya
par. ... Toy-delikanllk retilerinde ve daha sonra tekrar dn retilerinde muz
bitkisi, sekin bir rol oynar. . . .retiler, kendi imdiki zaman iinde, belirlenmi ya
py atalar kltyle, ok fazla gizleseler ve muz aac karsndaki davranlara saf
bir sembolik nitelik verseler bile, onlar, muz aac ile yeni oluan insan hayat ara
sndaki asil, dorudan hayat ilikisini kefedememilerdir." (s. 1 33 f.)
57 Bunun iin Steinen'n Bororo zerine raporuna bkz. (yukarda s. 84.)

269
E R N S T C A S S I R E R

minin, en sonunda, etkileme sistemi ve biimindeki farkllklara da


yandnda srar edilirse, belki kavranabilir. B u ilkenin, mitik seyir
dnyasnn tamamnn inasnda nasl egemen olduu; mitik nesne
ler dnyasnn, nasl insan eyleminin srf nesnel bir yansmas ola
rak ortaya kt, daha sonra ayrntl olarak incelenecektir.58 Bu
rada, mitik dnmenin en alt aamalarnda, yani "bysel" dnya
kavraynda bile, her olgunun bal olduu bysel gler, varlk
evresinin btnne eit olarak yayld srece deil, bu evreye
tamamen farkl ekilde dalabildii srece, byle bir geliimin ilk
nvesinin ifade edilmi olduunu hatrlamak yeterlidir. "znel"
eylemin seyri ok fazla bireysellemedii ve btn dnya belirsiz
bir by gcyle dolduu, atmosfer adeta ruhsal elektriklenile
ykl gibi grnd zaman, tek tek zneler, yaylm, genel ve bi
zatihi kiisiz olan bu gce. tamamen farkl hisselerde ortak olurlar.
Baz bireylerde, ayn snflarda ve durumlarda, her eye nfuz eden
ve egemen olan bysel sr-doluluk, iyice belirginleerek, youn
ekilde ve younlam form iinde ortaya kar. G, yani genel
mana, hekimlerin, din adamlarnn, kabile reislerinin ve savann
manasnn zel formlarna dalr.59 Fakat bysel gcn, sadece
ayn yerlerde ve kiilerde adeta biriktirilen ortak ve tanabilir ml
kiyet gibi ortaya kt niceliksel zellik yannda, niteliksel bir
zellik de, ortaya kabilir ve kmaldr. nk hibir "ilkel" top
lum biimi, btnn etkileyiciliinin temaas ve varln temaa
snn dnda, paralarn etkileyiciliinin bilincine asla varamaya
cak olan salt mterek-varlk olarak dnlemez. Daha batan iti
baren, en azndan ilk hamleler, bireysel veya sosyal bir aynmla-
!229j maya varmak zorundadr; daha sonra, insani etkililiin eitli par
alanma ve tabakalamalan gerekleir ki, bu paralanma ve taba-

58 Aada s. 246 ff.


59 Bu konuda bkz.Fr. Rud. Lehmann'daki kantlara ve tasvire; Mana, s. 8 ff., 12 ff., 27 ff.

270
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

kalama mitik bilinte de herhangi bir ekilde dile gelip dar ak


seder. Her fert, her birlik ve grup her eye muktedir deildir; ama
her bireyin, iinde kendini denemesi gereken ve bunun tesinde
onun kendi gcn harcayabilecei zel bir etkileme evresi var
dr. Mitik seyir asndan, varln ve farkl varlk snflaryla trle
rinin snrlar, bu yapabilme snrlarndan hareketle, yava yava
belirginleir. Saf "teori"nin, bilginin ayrc nitelii, grme alannn
etkileme alanndan daha geni olduunu kabul etmektir. Mitik se
yir ise, hemen bysel-pratik olarak dnp egemen olduu alana
geer. Goethe'de zikredilen Prometheus ' un sz, mitik seyir iin
de geerlidir: Mitik seyre gre, sadece kendi etkililiiyle doldurdu
u evre, hibir eyin altnda ve stnde deildir. Ayn zamanda
buradan, bu evredeki zel bir varln ve varlk unsurlar ilikisi
manzarasnn, zel bir etkileme niteliine ve sistemine uygun ol
mas gerektii sonucu kar. nsan btn bunlardan hareketle, orga
nizmann birlii olarak zetlenir ki, o, dorudan etkilenimleri bu
birlikli varolu biiminden alr ve onun zerinde dorudan etki ic
ra eder. Hayvan olarak onun konumu da, bu temel kavraya gre
belirlenmeli ve ayrlmaldr. Avc, oban, ifti; bunlarn hepsi,
dorudan etkinlikleri iinde hayvanla bal ve onun yardmna
muhta olduklarn hissederler; bu nedenle, her mitik kavram olu
umuna hakim olan temel kural gereince de, kendilerini hayvana
"akraba" hissederler. Fakat bu ortaklk, onlarn her birinde, tama
men farkl yaama evrelerini, farkl hayvan trlerini ve cinslerini
kapsar. Belki buradan doru, yaama duygusunun ilk bataki ken
dinde belirsiz birliinin -ki bu yaama duygusu birliiyle insan, her
canl varlkla kendini, ayn lde balanm hisseder- zel bir in
san grubunu belirli hayvan snfyla balayan zel ilikiye, tedricen
nasl getii kavranabilir. Titiz biimde, mkemmel olarak incele
nen ve renilen totemistik sistemler, gerekte totem hayvannn
seiminin, kesinlikle srf dsal ve tesadfi bir ey olmad, bu se-

271
E R N S T C A S s 1 R E R

imin srf "annalar bilgisi" anlamna gelmedii; bu seimde, daha

ziyade zel bir yaant ve zihniyet ifade edildii ve da vurulduu

konusunda birok iaret sunar. phesiz "ilkel" olarak kabul edile

meyen, ilerinde totemizmin asli sembolnn tesadfi tespitlerle

rtld ve tannmaz hale geldii bugnk ilikiler de, bu temel

\230\ zellii daha ak biimde sergilerler. Zuniler' in mitik-sosyolojik

dnya tablosunda, totemistik dzen, snflardan oluan dzenle b

yk lde birleir; yle ki, savalar, avclar, iftiler, hekimler

ok zel ve belirli totem hayvanlaryla tanmlanan bir gruba aittir

ler.60 Ve bazen klann kendisi ile onun totem hayvan arasndaki

akrabalk yle skdr ki, bir klann, kendi zelliklerine uygun bir

totem hayvann kendi zelliine gre semesi ya da kendi kendisi

ni bu hayvann karakterine gre oluturmas ve ekillendirmesi du


rumu, hemen hi sonulandrlamaz; sava klana ve sava ura

ya kuvvetli ve vahi; bar klana ve uraya evcil hayvanlar

karlk gelir.61 Tek bana bir klan, kendi totem hayvannda, sanki

kendisini nesnel olarak grm gibidir; bu klan, o hayvanda kendi

varolu biimini, ayrc zelliini, eyleminin temel niteliini tan

m gibi olur. Tam gelimi totemizm sistemlerinde, tm kainat,

dzenin ayr sosyal gruplara dayanlmasyla deil, younlaarak

her varlk ve olaya yaylmasyla62, yani bu tr "ilgi"lere gre bl-

60 Cushing, Outlines of Zuni Creation Myths. s. 367 ff.


61 Bu konu ile ilgili olarak mesela The Cambridge Expedition raporuna bkz. s. 1 84 ff.
(Levy Bruhl 'dan alnt; Das Denken der Naturvlker, s. 2 1 7 ff.); ayrca Thurn
wald'daki kantlara bkz.; Die Psychologie des Totemismus, Antropos XIV ( 1 9 1 9), s.
16 f.
62 Bu younlam hayat alan, zdlikle totemistik Marind-anim sisteminde aka or
taya kar. Bu sistem P. Witz tarafndan (Die religisen Vorstellungen und Mythen
der Marind-anim und die Herausbildung der totemistischen Gruppieren), (Marind
anim M itleri ve Dini Tasarmlar ve Totemistik Gruplarn Oluumu), ayrntl olarak
tasvir edilmitir. Dha fazla ayrnt die Begriffsform im mythischen Denken (Mitik
Dnmede Kavram Formu) yazmda; s. 1 9 ff., ve 56 ff.

272
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

nr; evren net ve belirgin ekilde ayrmlam mitik cinslere ve tr


lere ayrlr.63
Fakat bu ayrlma durumlar, bilince damgasn, aamal olarak o J231 J
kadar net vurabilecei halde, sz edilen ayrlmalarn hepsinde, ha
yatn birlii fikri, mitik bilin ve duygu iinde ok kuvvetli ekilde
varln srdrr. Hayatn ritmi ve dinamii, baz farkl nesnel bi
imler iinde ayn oklukta dlat gibi, yine nesnel biimler ola-
rak alglanr. Hayatn ritmi ve dinamii, sadece insanla hayvanda
deil, ayn zamanda insanla bitki dnyasnda da ayndr. Totemiz-
min geliiminde de, hayvan ve bitki, asla net biimde ayrlmam-
tr. Her klan kendi totem hayvanna duyduu hrmetin aynsn,
kendi totem bitkisine kar da hisseder. Totem hayvannn ldrl
mesini yasaklayan ya da sadece belirli artlara, belirli bir bysel

63 Eer totemistik sistemler, ieriksel olarak tmyle baka mitik snflama tekilleriy
le, zellikle astrolojinin sistemleriyle mukayese edilirse, mitik "yapsal" dnmenin
genel ve temel bir nitelii vastasyla bu ayrlmann, ne kadar ok snrl olduu or
taya kar. Burada da varln "genera"s; varln tek tek unsurlarnn tmnn bir
birine tam denklii, her eyden nce belirli bysel evrelerinin ayrlmas ve geze
genlerden birinin, bu evrenin hakimi olarak zirveye yerletirilmesi suretiyle kazan
lr. Mitik 5jwYDa temel nermesi, bylelikle bir ayrmlama yaar. Her varlk un
suru, dier btn unsurlar dorudan doruya etkilemeye muktedir deildir; tersine
bu unsur, her zaman kendine seciye itibariyle yakn olan eyi, eyler ve olaylarn mi
tik-astrolojik "zincirler"ini iinde bulunduran eyi etkiler. Mesela, bu zincirlerden bi
rini dtan kavramak iin, Picatrix 'deki tasvire gre, Mars (Romallarda sava tanr
s; ev.), byl gcn kayna olur. O, doa bilimi, veterinerlik bilgisi, cerrahlk,
di ekimi, kan alma ve snnet etmeyi kendi muhafazas altnda bulundurur. Diller
den Perse, dtaki organlardan burun delii, bedenin iinde krmz safra, maddeler
den yar ipekler ve panterlerin, kpeklerin, tavanlarn postu, mesleklerden demir ve
ate iilii, lezzetlerden scak ve kuru aclklar; deerli talardan akik; metallerden
kkrt, arsenik, neft ya cam ve bakr, renklerden koyu krmz vs., ona aittir. (Ay
rntl bilgi Hellmut Ritter'de; Picatrix, ein arabisches Handbuch hellenistischer Ma
gie, Warburg Ktphanesi 'ndeki konferanslar, 1, 1 92 1 /22, s. !04 ff.) Burada da, en
farkl biimli varlk ieriklerini iine alan ve bir birlik oluturan bu bysel cins ta
sarmn, reme tasarm, gignere ve gigni tasarm izler. nk belirli bir gezegenin
etkisi altnda bulunan, bu gezegenin bysel etki evresine ait olan ey, atalara haki
miyet iin de bu ge zegenlere sahiptir ve bu ey gezegenle, nesepli lik ilikisi vasta-

273
E R N S T C A S S I R E R

seramoniye uyulmasna balayan yasaklarn ayns, totem bitkileri

iin de geerlidir.64 nsann belirli bir bitki trnden gelen "soyu"


yannda, insani ve bitkisel ekillerin deiiminin tasarlanmas da,

mitosun ve mit anlatlarnn deimez motivini tekil eder. Burada

da, btn canl-topluluk duygular, en batan, btn grlebilen

farkllklar ve analitik-nedensel dnme iinde mevcut olabilecek

olan farkllklar yok ettii ya da onlar srf tesadfi olarak vurgu

lanan farklar eklinde kabul ettii iin, dtaki form ve kendine z-

J232J g fiziksel biim ve zellik, kolayca maske haline gelebilir. Bu


duygunun en kuvvetli dayanaklar, her yaantnn, her yerde daima

ayn ekilde tekrarlanan, ama yapsal olarak farkl aamalara indi


rileceini kabul eden mitik zaman dncesinde yatmaktadr.65 B

tn bu aamalar, olay yapay ve keyfi olarak blerken kulland

mz kesin ller deildir; tersine, bu aamalarn iinde, hayatn

kendisinin temel zellii ve varolu biimi ifade edilir. Bylece in


san, zellikle olu ve gelimede, bitki dnyasnn solmas ve yok
olmasnda, kendi gerek varlnn salt dolayl ve yanstc ifadesi

ni bulmaz; insan, bu olu iinde, kendi kendisini dorudan kavrar


ve bilir; insan kendi gerek kaderini, bunun iinde grr. Bir Veda

kasidesinde yle sylenir: "Ktan, gerekten yeniden canlanrca


sna ilkbahar doar. nk ilkbahar, ktan tekrar varolu kazanr.

Sonuta bunu bilen kii, yeniden varoluunu, bu dnya iinde haki

katen gerekletirir."66 zellikle Fenikelilerin dini, bu mitik temel

duyguyu en saf biimde koruyan ve en youn biimde gelitiren

syla balanmtr. Bu konuda zellikle "gezegen ocuklar" ile ilgili mehur meca
zi tasvirlerine baknz. Fritz Saxl'da da; Beitrage zu einer Geschichte der Planeten
darstellungen im Orient und Occident, (Douda ve Batda Gezegen Tasvirlerinin Ta
rihi zerine Makale), lslam lll , 1 5 1 ff.
64 Mesela bkz. Strehlow, das Verzeichnis der Totem-Pflanzen der Aranda und Loritja
(Aranda ve Loritja 'nn Totem B itkileri Katalogu), s. 68 ff.
65 Bkz. yukarda s. 1 38 ff.
66 Oldenburg, Die Lehre der Upanishaden und die Anfange des Buddhismus (Budiz

min Balanglar ve Upaniadlar retisi), s. 29.

274
,
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S l l

byk kltr dinlerinden biridir. "Hayat fikri'', bu dinin merkezi


fikri olarak gsterilmektedir ki, dier btn fikirler bu merkezi fi
kirden hareketle yaylr. Fenikelilerin tapnaklarnda, B aale*lar, g-
reli ge ortaya kmtr; putlar ise doa glerinin kiiletirilmesi
olarak deil, daha ziyade kabilenin sahipleri ve yerin ve zeminin
hkmdarlar olarak grlr. Tanra Astarte ' n asli olarak bu tr-

den hibir milli balants yoktur. Tanra Astarte, kesinlikle hem

kabileyi, hem de her fiziksel-doal varoluu kendi koynundan s-


rekli ve yeniden dnyaya getirmekle, hayat ortaya kartan tanr
a-anneyi temsil eder. Sonsuzca dnyaya getiren, bitmez tkenmez
cmertliin sembol olarak tanra-annenin karsnda, onun olu-
nun sembol, yai lme baml olan, ama her zaman lmden kur

taran ve varoluun yeni bir formu halinde dirilten genlik tanrsnn


sembol bulunmaktadr.67 Bu ldren ve yeniden dirilten tanr
semboln, ou tarihsel dinler, yaamakla kalmaz; ayrca bu fikir,
eitli deiimler iinde, fakat esas itibariyle benzer formlarda il
kellerin dini tasarmlarnda da kefedilir. Ve her yerde, en kuvvetli

kltsel g, dorudan doruya bu fikirden hareket eder. lkellerin 12331


bitki-bymesi klt Babillilerdeki Tamuz-kltyle, Fenikelilerde-
ki Adonis-kltyle, Frigyallarn Attis-kltyle, Trakyallarn Di
onysos-kltyle karlatrldnda, hepsinin zel-dini duygular-
nn, tamamen ayn temel geliim izgisine ve ayn kaynaa sahip

olduu grlr. Burada insan, asla srf doa olgularn seyretmekte


durup kalmaz; insan dier btn canllardan ayran snrlar, krl-
ma tehdidi altndadr. Yaant duygusu kendi iinde yle younla-
r ki, insan bylelikle kendini, trsel veya bireysel zelliklerden
kurtarr. Bu kurtulua, vahi ve snrsz danslarda eriilir; hayatn

ilk kaynayla zdelik, yeniden tesis edilir. Burada, doa olaynn

'
Put, putperestlerin tapt ilah. (ev.)
67 Bu konudaki ayrntlar zellikle W. V. Baudissin'de; Adonis und Esmun, Leipzig
191 1 .

275
E R N S T c A s s I R E R

salt mitik-dini nitelikli yorumu deil, doa olayyla dorudan birle

erek ortaya k, dini znenin bizzat kendinde yaad gerek bir


drama sz konusudur.68 Mitik anlat, ounlukla sadece bu iteki

olayn da yansyan refleksi; arkasnda bu dramay saklayan ince

perdedir. Dionysos-kltnde, devler tarafndan yakalanan ve para

lara ayrlp yutulan Dionysos-Zagreus anlats, klt-formundan ge

liir ve bundan byle, tek tanrnn varl, bu dnya biimleri ve in

sanlarn okluu iinde kaybolur. nk insann cinsiyeti, Zeus'un

yldrm nyla paralad devlerin kllerinden ortaya kar.69

Msrllarn Osiris-klt de, tanr ile insan arasnda var olduu ka

bul edilen zdelikte temellenir. lmn kendisi, burada, Osiris

haline gelir: "Osiris hakikaten yaadna gre, l de yaayacak;

Osiris gerekten lmediine gre, l de lmeyecek; Osiris gerek

ten yok olmadna gre, l de yok olmayacaktr."70 ncelikle ge-

)234) !imi metafiziksel bilin asndan, lmszln kesinlii, bu bi


lincin "beden" ile "ruh", fiziksel-doal varlk ile "zihinsel" varln

dnyas arasnda gerekletirdii zmleyici ayrmda temellenir.

Mitik bilin ise, esas itibariyle bu tr bir ayrlmayla, byle bir d


alizmle ilgili hibir ey bilmez. Burada, daha ziyade devamlln

kesinlii, kart tabloda kkleir: Burada bu kesinlik, doann, dn-

6M Adonis, Attis ve Osiris klt ve onlarn "ilkel" paralelleri iin Frazer'in zetledii
anlatma bkz.; Adonis, Attis, Osiris (Goulden Bough Yol. IV), 3. bs. London 1907;
Bitki-bymesi kltleri iin zellikle Preuss'a bkz.; Phallische Fruchtbarkeitsdamo
nen als Trager des altnexikanischen Dramas, Archiv fr Anthropologie N.FJ, 1 58
ff., \7 \ ff. Germanist Balder-mitosunun da ayn dn evresine ait olduu; hatta
Balder ve Adonis-Tam us arasnda dorudan bir olusa! ilikinin varl geenlerde,
G. N. tarafndan takdire deer ekilde ele alnmtr. Die berlieferungen vom Got
te Balder (Tanr Balderle lgili Eski a Gelenekleri), Dortmund 1 92 1 .
69 Dionysos-Zagreus ile ilgili efsanelerin anlam ve kayna zerine bkz. zellikle Roh
de, Psyche ll. l \6 ff., l 32.
70 Erman, Die agyptische Religion, s. 1 1 l ff.; Le Page Renouf, Lectures on the origin
.
and growth of religion as illustrated by the religion of ancient Egypt. , London 1 880,
s. 1 84 ff. Attis-kltnde de ayn temel seyir ve ayn mitik forml tekrarlanr; ayrn
tl bilgi Reitzenstein 'da, Die hellenistischen Mysterienreligionen (Hellenistik Gizli
Dinler), Leipzig l 9 JO, s. 205 ff

276
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

yaya geli olaynn srekli tekrarlanmn grnts olarak temaa

edilmesinde destek bulur. nk her olu ve gelime, birbiri ile

ilikilenrnitir ve bysel olarak i ie geer. nsann, yln belirli

aamalarnda, zellikle sonbaharda gece ve gndzn eit olduu

gnde, gnein batna ve douuna, hayatn ve n tekrar dou

una elik ettikleri atafatl adetlerde, salt yansmann, dtaki ola

yn benzer ekilde resimleniinin sz konusu olmad; tam tersine,

insan eylemiyle kozmik oluun dorudan birbirine dolanmas ak

a ortaya kar. "Karmak" mitik tasarm, varl asli olarak net bi

imde birbirinden farkl ok sayda biyolojik "tr" e pek ayrmaz;

ayn ekilde bu tasann, doann farkl biimde hayat sren ve re

ten glerini de pek ayrmaz. Bitkilerin yetimesini, insann dou

munu ve geli:mesini salayan, ayn yaant gcdr. Bundan dola

y, bysel dnya tablosuyla bysel faaliyetin ilikilerinde, biri di

erini tam olarak destekler. ok mehur olan "tarm arazisi zerin

deki zifaf yata" adetinde, cinsel birlemenin tasviri ya da icras,

nasl dorudan yeryznn hamilelii ve verimlilii sonucunu do

uruyorsa, ayn ekilde bu icra, lmden sonra ruhlara yeniden

doma yetenei ve kudreti veren yeryznn alanmasnn mimik

sel olarak tasviridir. Yeryzn verimli klan yamura denk olan

bysel "karlk" insan spermi; sabana denk olan bysel "kar

lk" erkek cinsel organ, saban izine denk olan bysel "karlk"

kadnn rahmidir.7 1
Buna gre "toprak ana" ile ilgili tasarm ya da babaya karlk 12351
gelen tasarm, ilkellerin dncesinden dini bilincin en yksek d
zeyde gelimi biimlerine kadar gcn koruyan bir nve ve ilk
dnce tekil eder. Uitotolarda ziraat rnleri, hibir rnn olna-

7 1 B unlarn btnyle ilgili olarak zellikle Mannhardt, Wald- und Feldklte (Orman
ve Arazi Kltleri), zellikle 4-6 ve Mythologische Forschungen ( Mitolojik Aratr
m.alar), Strassburg 1 884, Ksm IV; Kind und Korn (ocuk ve Tohum), (s. 35 1 ff.).

277
E R N S T C A S s 1 R E R

d yerde, yerin altnda baba tarafna geerler: "rnler"in ve bit


kilerin "ruhlar", babann ikamet ettii yere gider. 72 Topran insa
noullrn meydana karan ve oluun srekli tekrarlannda yeni
den hayata domak iin insanlarn lmden sonra iade edildii or
tak anne olmas, Grek inancnn temel bir kanaatlerinden biridir; bu
kanaat ise, Aschylos ' un Choephoren'inde, Elektra'nn Agamem
non' un mezarndaki duasnda dorudan ifade edilmitir.73 Hatta
Platon 'un Menexenos'unda bile, yeryznn kadnlar taklit etme
dii; kadnlarn, gebelik ve doumda, yeryzn rnek aldklar
yargs vardr. lk bataki mitik seyir iin ise, burada, nce veya
sonra, birinci ya da ikinci yoktur; sadece her iki srecin tam ve ay
rlmaz bir i ielii vardr. Gizli ayin kltleri, bu genel inanc birey
sellie dndrr. Mistik, ilk sr olarak olu, lme ve dirilme srrn
anlatan kutsama treni fiillerinin icrasyla, yeniden douta yer al
maya alr. sis-kltnde sis, yeil ekinlerin yaratcsdr; -ki, on
lar sis'e hrmetle balanmtr-; o Meryem Ana'dr, bykanne
dir; btn insanlara hayat armaan eden hanmefendidir.74 Ve bu
rada, baka gizli ayin kltlerinde retildii gibi, mistik yeni zihin
sel varln ve zihinsel "ekil deiimi"ni kazanmadan nce, onun,
doann ve fiziksel hayatn her alann geride brakm olmas ge
rektii; mistiin btn unsurlarda ve rnlerde , yeryznde, suda,
havada, hayvanlarda ve bitkilerde mevcut olmas; onun deimeyi
12361 ve dnm, burlar ve btn hayvan biimleri vastasyla ger
ekletirmesi gerektii, aka ortaya kar.75 Temel eilimin, be
den ve ruh arasnda bir dalizme; zihinsel olann cisimsel olandan

72 Preuss, Religion und Mythologie der Uitoto (Uitotolarn Dini ve Mitolojisi), s. 29,
bkz. Preuss im Archiv fr Religionswiss. Vll, s. 234.
73 Choephoren Vers 1 27 ff.; bkz. Wilamowitz, Einletung zur bersetzung der Eumeni
den des Aschylos, Griec. Tragd. il, s. 2 1 2.
74 Ayrntlar zellikle Dieterich 'in yazlarnda, Nekyia, s.63ff. Eine Mithrasliturgie, s.

1 45 f., Mutter Erde, s. 82 ff. zellikle Samilerdeki toprak ana tasarm zerine bkz.
Th. Nldeke, M utter Erde und Verwandtes bei den Semiten (Toprak Ana ve Sami
lerdeki Akrabas}, Arch. f. Religionswiss, VIII, 1 6 1 ff. ve Baudissin, Adonis und Es
mun, s. 18 ff.
75 Bkz. Reitzenstein, Die hellenistischen Mysterienreligionen, s. 33 ff.

278
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

kesin biimde ayrlmasna yneldii yerde de, ilk bataki bu mitik


birlik duygusu ortaya kar. nsani ortak yaantnn temel kategori
leri de, ncelikle "zihinsel" olduu gibi ayn derecede "doal" ola
rak kavranr ve kullanlr. zellikle ailenin ilk formu, anne, baba ve
ocuk lemesidir; leme, doann varlna dorudan yerletiril
mitir ve bu varlk okunarak; ondan anlam karlr. "Toprak ana"
Germanist Kuzeyde olduu gibi Veda dininde de "gkyz baba"
ile kar karya bulunur.76 Polinezya'da da, insann kk, ilk ata
lar olarak yeryz ile gkyzne dayandrhr.77 Msr dininde ba
ba, anne ve oul ln, Osiris, sis ve Horus temsil eder. lk
ayrca hemen tm halklarda tekrarlanr ve en az Cermenler' de g
rld kadar, talikler'de* ve Keltler'de, skitler'de ve Mool
lar' da78 da grlmektedir. Usener, bundan dolay, bu tanr l
dncesinde mitik-dini bilincin temel bir kategorisini, yani "kk
salm ve bundan dolay doal drtnn kudretiyle donatlm olan
bir dn formunu"79 grr. Hristiyanln geliiminde de, "tan
rnn olu olma" halinin dini-etik nitelikli kavran, ilk bata aa
mal olarak, bu belirli somut-fiziksel ilikilerin temaasndan hare
ketle gelimitir. Yeniden dirilme midi, burada da, zellikle ilkel
dinlerde mevcut bir dnceye, yani dindarn, tanr-baba ile fizik
sel olarak akraba olduu, tanrnn da bedensel bir tanr olduu d
ncesine dayanan bir fonksiyon stlenir.80

76 Ayrntlar Oldenl:erg'de, Religion des Veda, s. 244 f., 284 ve L. v. Schrder, Arisc
he Religion (Arilerin Dini), 1, 295 ff., 445 ff.
77 Grey tarafndan "The children of Heaven and Eart" bal altnda bildirilen efsane
ye bkz.; Polynesian Mythology, Auckland 1 885, s. lff.
' Eski talya'nn Hint-Avrupa kkenli halk. (ev.)
7" Cermenik Tanr lemesi iin: Balder, Frigg und Oden; zellikle Neckel, Balder

Tanrlar zerine Rivayetler, s. 199 ff.


79 Usener, Dreiheit ( lk), Rhen. Mus. N. F. Bd. 58; Samilerde baba, anne ve oul
lemesinin yaygnl iin bkz. zellikle imdi Nielsen, Der dreieinige Gott in religi
onshistorischer Beleuchtung, Kopenhagen 1 922, s. 68 ff.; Msr, Babil ve Sryaniler
iin Bousset'in Pauly-Wissowa'daki "Gnosis" yazsna.
xo
Bunun iin kantlar Nielsen 'de, s. 2 1 7 ff.; bkz. zellikle Baudissin'deki die religions
geschichtliche Analyse des Pradikats des "lel:endigen Gottes" (Etkili Tanr Yklemi
nin Dinler Tarihi Bakmndan Analizi), s. 498 ff.

279
E R N S T C- A S S 1 R E R

Mitosta her doal varlk insani-sosyal varln dilinde, her insa-

12311 ni-sosyal varlk da doal varln dilinde kendini beyan eder. B ura

da bir unsurun dierine indirgenmesi mmkn deildir; her ikisi,

srekli balantlar iinde, mitik bilincin kendine zg iyapsn ve

karmak dokusunu belirler. Bundan dolay, mitosun saf sosyolojik

nitelikli rnleri, adeta srf natralistmi gibi "aklanmaya" al

ldnda, byle bir aklama nemli lde tek tarafl olur. Byle

bir aklama denemesine, Fransz Sosyoloji Okulu tarafndan, zel

likle onun kurucusu E. Durkheim tarafndan, ok etkili ve tutarl bi

imde giriilmitir. Durkheim, dinin gerek kknn ne animizm

ne de "natralizm''. olabileceinden hareket eder. nk eer yle

olsayd, o zaman bu, sadece btn dini yaantlarn, genellikle ol

gusal bir temele sahip deilmi gibi grnmesi ve salt hallsinas

yon tr cisimlemeyle, bir fantezi btnyle ilikili olmas anla

mna gelirdi. Din, istikrarsz temellere dayandrlamaz; tam tersine

din, kendisi iin herhangi bir iteki hakikat eklini talep edebildii

zaman, nesnel bir gerekliin ifadesi olarak bilinmelidir. Bu nesnel

gereklik, doa deil, toplumdur; o, fiziksel nitelikte deil sosyal

niteliktedir. Dinin biricik ve ilk bata bulunan, btn dini rnlerle

dini dlatrmalarn dayandrlabilecei gerek temeli, mstakil bi

reylerin ayrlamayacak biimde ait olduklar, bireyin varln ve

bilincini tam olarak ve istisnasz ekilde snrlayan sosyal birliktir.

te bu toplumsal birlik, din ile mitolojinin formunu ayn ekilde

belirledii gibi, her gereklik bilgisi ve her teorik kavray iin mo

del ve temel tekil eden emay da kendi iinde tar. nk, bizim

bu gereklii kavrarken kullandmz her kategori, -zaman kavra

m gibi mekan, nedensellik ve tz kavramlar- bireysel deil, sos

yal dnmenin retimleridir ve buna gre, onlar, dini-sosyal nce

lie sahiptirler. Kategorilere bu tarihsel-ncelik konumu verilmesi,

grnteki mantki iyaplarnn belirli sosyal iyaplara geri g

trlmeleri, onlarn, bu "nceliklilikleri" iinde anlalp aklan-

280
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

malan gerektii anlamna gelir. Bireye kendi eyleminden deil, t-

rn eyleminden gelen eylerin hepsi , ona "a priori", genel geerli

ve zorunlu olarak grnr. Bireyi kendi soyuyla, klan ve kabilesiy-

le balayan bilfiil ba, bundan dolay, onun/kendi dnya bilincinin

dncedeki birlii, yani evrenin dini ve aklc inas iin sahip ola

bilecei bir temeldir. Durkheim 'n kendi retisini kantlarken ifa- 12381
de ettii epistemolojik temellendirmeden ve kategorilerin "akn"

tmdengelimliliini, sosyolojik tmdengelim yoluyla kurma teeb

bsnden, burada ayrntl olarak bahsetmek gerekmez. Bu nokta-

da elbette, Durkheim ' a gre, toplumun varlndan tretilmesi ge

reken kategorilerin, toplumsal varln artlar olup olmad; bizim

"doa" diye adlandrdmz olgularn empirik yasalln nasl saf

seyir formlar kuruyorsa, toplumun mevcudiyetinin de ayn ekilde

saf dnce formlarn kurup kurmad ve imkan dahiline sokup

sokmad sorulabilir. Fakat biz bu soruyu dikkate almasak bile,

eer srf mitik-dini bilin olgular erevesine taklp kalrsak tutar-

sak, o zaman kl krk yarc incelemeyle, Durkheim'n teorisinin

bu bakmdan en sonunda bir vci-eqov nq6t"eqov (nceki-sonraki)


ile sonuland grlr. nk somut doa nesnelerinin formu,

yani alg dnyamzn yasall pek kesin ve dorudan verili bir ey

deildir; ayn ekilde toplumun formu da, pek verili deildir. Doa

nesnelerinin formu, nasl ncelikle duyusal ieriklerin teorik olarak

yorumlan ve ilenmesiyle aa kyorsa, ayn ekilde toplumun

inas da, aracl, dncede-artl bir varlk olarak gerekleir. n-

a, hem zihinsel, zellikle de dini "kategoriler"in ontolojik anlam-

da varolan nedenlerini belirlemek, hem de bu kategoriler vastasy-

la kesin olarak belirlenmektir. Bu kategoriler, srf tekrarlamalar ve

adeta toplumun gerek yapsnn bozulmayan kalb eklinde anla-

lp da aklanmaya allrsa, o zaman mitik-dini oluumun fonk

siyonlar ve srelerinin, ite bu gerek yapya gemi olduu unu

tulur. Biz, herhangi bir dini nitelikli "biim verme" zelliine sahip

281
E R N s T c A s s I R E R

olmayan hibir ilkel toplum ekli tanmyoruz. Bu biim verme sis


temi ve nitelii, st kapal biimde daha nceden var olan bir ey
sayld zaman, toplumun kendisi de basl bir form olarak anla-
j239j 1abilir. 81 Durkheim'n totemizm aklamas -ki bu aklamay
Durkheim, kendi temel dncesini dorulayan gerek bir rnek
olarak grr- da, bu ilikiyi dolayl olarak onaylar. Durkheim iin
totemizm, belirli isel-sosyal balantlarn da yansmasndan ba
ka bir ey deildir. Bireyler, kendi hayatlarn, sadece kuatc sos
yal bir birliin iinde tandklar ve bu birliin iinde yeniden zel
gruplarn ortaya kmasndan dolay karakteristik birlikler olarak
birbirinden ayrldklar iin, sonuta nesnel varolu da, zihinsel ola
rak sadece bu temel deneyim-yaants formundan hareketle kavra
nabilir. Sz edilen varolu, sadece her varln ve olayn ayrntl
biimde dzenlenii sayesinde, "trler" ve "snflar" iinde yorum
lanabilir. Totemizm, insann sosyal bedenin yesi olarak dorudan
ve bizzat yaad ballklar ve akrabalklar, doann btnne
devretmekten baka hibir ey yapmaz. Totemizm, makrokosmos
stne sosyal mikrokosmosu kopyalar. Durkheim' a gre totem, sa
dece duyusal bir iarettir; ancak bu iaret vastasyla herhangi bir
nesneye, sosyal nitelikli anlam dolu bir nesne damgas vurulur ve
bununla o nesne, dini olan bir ey konumuna ykseltilir. Burada da

Ki Bu "biim verme" sreci iin, dini bilincin toplumun varln kendine gre olutur
ma ve ekillendirme nitelii ile ilgili somut tarihsel rnekler aranrsa, bu konuda Max
Weber"n "Din Sosyolojisi" zerine temel almalarna dikkat ekilmesi yeterli
olur. Bu almalarda, dini bilincin zel formu, belirli bir toplumsal yapnn retimi
olarak deil, daha ziyade bu yapnn art olarak gsterilmitir; yle ki burada, mo
dem ifade tarz ve terminolojide, "dini olann ncelii" konusundaki ayn dnce -
ki bu dnceden biz Schelling'in daha nce iaret edilen cmlelerinde bahsedildi
ini grrz- grlr. (yukarda s. 2 1 8 f.) Bkz. zellikle Max Weber'in din sosyolo
jisinin metotlar zerine grlerine; Gesamm. Aufs. Zur Religionssoziologie, T
bingen 1 920, l, 240 f.

282
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

toplumdan, dinin gerek nesnesi olarak bahsedilir.82 Fakat totemi,


sadece tesadfi iaret olarak, arkasnda tamamen baka ve dolayl
bir sayg gsterme nesnesi bulunan keyfi nitelikli iaret olarak g
ren bu nominalist teori, totemizmin merkezi' bir problemine teet
geer. Mitosun ve dinin, her yerde byle sembollere, yani duyusal

iaretlere ihtiya duyduu kabul edilince, o zaman elbette bamsz


mitik-dini sembollerin kendine zg yn, genel iaret-zellii-ta
ma fonksiyonuna atfta bulunularak zlemez ve bir problem
olarak kalr. Btn varlk oluumlarnn belirli hayvani ya da bitki

sel oluumlarla ilikisi, gerekte, onlarn tre zg kesinlii, belir


li bir mitik dnme ve hayat duygusu sisteminden hareketle anla
lmadka ve bylelikle totem iaretlerini, kesin eysel-bantl,
yani fundamentum in re olarak deil, mitik-dini' bilinteki bir te-

mel olarak deerlendirme aamasna geilmedike, aydnlanmam j24oj


durumda bulunur. nsan toplumunun formu ve varoluu, byle bir
temellenmeye, dorudan doruya ihtiya duyar: nk toplumu,
ilk empirik ve en ilkel yaps iinde nmze serilmi grme d
ncesini tadmzda da, toplum, ilk bata-verili bir ey olmayp,
zihinsel-snrlanm ve zihinsel-aracl bir ey olur. Her toplumsal
varolu, somut nitelikli karlkl ballk ve mtereklik duygusu
formlarnda kkleir. Toplumsal varoluun bu asl kkleri ne kadar
derinlemesine kefedilebilirse, birincil ortaklk duygusunun gelien

biyolojik snflama kavramlarmz iine yerletirdiimiz snrlarda


asla durmad; bu duygunun, bu ekildeki btn snrlarn dnda,
topyekun canl olanlara ynelmi olduu da o kadar aka grlr.

nsan kendini, herhangi bir zel g sayesinde stn klnm ve

"2 Tamam iin bkz. Durkheim, Les formes elementaires de la vie religieuse, Paris
1 9 1 2, zellikle 50 ff., 20 1 ff., 3 1 4 ff., 623 ff.; Durkheim ve Mauss'a da bkz., De qu
elques formes primitives de classification, Annee Sociologique, VI, s. 47 ff.
Nesnedeki temel.

283
E R N s T c A s s 1 R E R

zel bir deer stnl dolaysyla doa btnnden ortaya k


m ve dier nesnelerle belirgin biimde ayrlm bir tr ve cins ola

rak bilmeden uzun sre nce, hayatn zincirlerindeki halka olarak

bilir. Bu halkadaki her tekil varolu, btnle bysel olarak balan


mtr; yle ki, bir varln dierine dnmesi, srekli bir gei,

sadece mmkn olarak deil, ayrca zorunlu olarak, yani hayatn

kendisinin "doal" formu olarak kendini gsterir.83


Buradan, mitosun ilk bata iinde yaad ve olduu, iinde
kendi varolu niteliini dorudan ve somut olarak cisimletirdii
sembol biimlerinde de, insan, hayvan ve tanrnn ana nitelikleri
nin, bir dierinden apayr, ok farkl olmad anlalr. ncelikle
burada aamal olarak bir deiiklik, apak bir zihinsel deiim be
lirtisi, insani zbilincin geliiminde kriz tekil edecek bir deiikli-
!241 j in zemini hazrlanr. Msr dininde, tanrlarn hayvan biimlilii,
istisnasz bir kuraldr; burada gkyz inek, gne atmaca, ay tur
na, ller tanrs akal ve su tanrs timsah olarak tasvir edilir. Ay
n ekilde Vedalar' da da, egemen yap nitelii olarak insanbiimci
lik yannda, eski bir havyam-biimlilik fikrinin kalntlar da ak
a grlr. 84 Tanrlar aka insan eklinde tasarlanm olarak n
mze serildiinde, bu tarihsel tr tasvirde, ayn zamanda onlarn,
neredeyse snrsz deiim yeteneine sahip hayvani doayla akra-

83 Totemizm, ounlukla miik dnmenin temel ve ilk grn olarak gsterilmeye


allr; fakat daha nce, etnografik olgularn kart sonuca zorlad grlr. Tote
mizm adeta, hayat batan itibaren nitelikler ve snflamalar halinde birbirinden ayr
mak yerine, uyumlu bir g olarak, btn ayrlmalarn banda bulunan bir btn ola
rak gren genel bir mitik temel seyir iine yerletirilmi ekilde ortaya kar. Bu e
kildeki hayvana hrmet de, bu hrmetten sadece zel artlar altnda gelitirilmi gi
bi grnen gerek totemizmden daha geni ve genel olgudur. Mesela hayvana hr
mette klasik bir lke konumundaki Msr iin, hayvan kltnn totemistik bir teme
li gsterilemez. Bunun iin zellikle Georges Faucart'n Msr biliminin ve mukaye
seli dinler tarihinin bak asndan "totemistik eski el yazs"nn szde evrensellii
ne bakarak gelitirdii eletiriye bkz. Histoire des religions et methode comparative,
s. LII ff., 1 1 6 ff.

84 Ayrntl bilgi Oldenberg'de; Religion des Veda, s. 67 ff.

284
,
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

bal da bildirilmektedir. Cermen mitolojisindeki Odin, arzu edi-


len her biime dnen; ku, balk, canavar haline gelebilen byk
bycdr. Greklerin ilk dini anlaylarnda da, bu iliki yok sayl-
maz. Arkadya*nn byk tanrlar at biiminde ya da ay ve kurt
eklinde tasvir edilmitir. Demeter ve Poseidon at kafal olarak,
Pan** boynuzlu hayvan biiminde gsterilir. Arkadya'daki bu d
nn ayan kaydran ey, ncelikle Homer'in iiri olrnutur. 8 5
Ve ite bu keyfiyet, baka zihinsel gler ve motivler yardmc ol
madnda, belki de mitosun, kendi gerek varolu biimine ve
"karmak" seyrine kart olan net bir ayrlmaya, aslnda kendili
inden erimemi olduuna iaret eder. nsann kendi gerek man
zarasn elde etmesi iin yardmda bulunarak ona adeta zel insan
fikrini kefettiren unsur, ncelikle sanat olmutur. Burada gerek
leen gelime, tanrlarn grsel tasvirinde, adeta adm adm izlene-
bilir. Msr sanatnda beden, hayvan eklinde biimlendirilir ve yz
de insani izgiler tarken; tanry, insan eklinde, fakat bir hayvan
bayla, bir ylan, bir kurbaa ya da atmacann kafasyla gsteren
ikili ve kark formlar bulunmaktadr. 86 Grek plastik sanat ise, bu-
rada keskin bir atlak gerekletirir. Bu sanat, salt insan eklinin bi
imleniinde, ilahi olann kendisinin ve onun insanla ilikilerinin
yeni bir formunu ortaya koyar. Ve bu insanlletirme ve bireyselle
tirme srecinde, edebi eser, sanattan daha kuvvetli bir paya sahip
deildir. Burada da elbette iirsel ve mitik ekil verme, yalnzca !242!
"neden" ve "sonu" ilikisi iinde bulunmaz; burada biri, dierin-
den nde deildir; tam tersine, her ikisi ayn zihinsel geliimin sa-

'
Arkadya: Eski Yunanistan'da, (idealize edilmi) bir oban hayat yaanlan yer.
(ev.)
"' Demeler: Eski Yunanllar'da toprak ve rn, bereket tanrs Poseidon: Eski Yunan
Ilar'n deniz tanrsna verdikleri ad; Romallar'daki "Neptn"e karlk gelir. Pan :
Eski Yunanllar' da kr tanrs (ev .)
8 5 Bu konuda Wilamowiz, Eumeniden'in tercmesine girie bkz.; Griech. Trag. il, 227 ff.
86 Bkz. mesela Erman'daki resim materyaline; Agyptische Religion, s . 1 0 ff.

285
E R N S T C A S S I R E R

dece farkl temsilcileridir. Schelling yle syler: "Tanr tasarmla


rnn ayrlmasyla bilince nasip olan kurtuluu, Helenler'e ilknce
airleri vermitir. Tersten baklnca ise, ilknce onlara airleri ve
ren zaman, mkemmel gelitirilmi tanr anlatlarn da kendisiyle
beraber getirmitir. iir sanat nden gitmedi, en azndan fiilen de
il; ve aslna baklrsa, iir sanat, dile getirilen tanr anlatlarn da
ortaya karmad. Hibiri dierinden ncelikli deildir; tam tersine,
her ikisi de nceki bir durumun, bir suskunluk ve ie kapanmlk
durumunun ortak ve ezamanl sonucudur. . . . Tanrlar dnyasn
tanr anlatlar halinde aan kriz, airlerin dnda deildir. Kriz biz
zat airlerde gerekleir, o kendi iirini yazar. ...kendi kiilerini de
il. . . .Tanr anlatlarn var klan, mitolojik bilincin kiilerin payna
den krizidir."87 Fakat iir bu krizi geri yanstt gibi, ayrca kri
zi artrr ve bylelikle de bu durumu, kesin sonuca ulap ve ta
mamlanmaya mecbur eder. Bu noktada zihnin, gerek ve eksiksiz
iselliine, ncelikle kendi dlatrmas iinde erimesi, zihnin
tm geliim izgisine egemen olan temel kural yeniden dorular.
tekine verilen form, geriye dnl ekilde itekinin doasn ve
ieriini de belirler. Grek destan, Grek dinler tarihinin geliimine
bu anlamda mdahale etmitir. Bu noktada sonucu belirleyen ey,
destann teknik formu deildir. nk genel mitik ierik -bu ierik
iin bireyselletirme sadece hafit mecazi bir rt tekil eder- desta
nn teknik formuna henz btnyle giydirilmez. Bu adan, Babil
liler'in Glgam Destan apak genel-gksel bir nitelik tar. Gl
gam 'n kahramanca aclar ve eylemlerinin anlatmna bakarak,
bir gne mitosu, gnein her yl geiinin tasviri, bu geiin iki d
nm noktasnda tekrarlan vs. bilinebilir. Glgam destannn on
iki tableti, on iki hayvan resmi ile ilikilidir; gne, bu iliki vas
tasyla bir yllk sresine doru uzanp gider. 88 Fakat Homer'in i-

K7 Schelling. Mitolojinin felsefesine giri.


KK Bu konu ile ilgili ayrntlar llngnad-Gressmann 'da, Das G ilgamesch-Epos (Glgam
Destan) ( 1 9 1 1 ) ve P.Jensen'da, Das Gilgamesch-Epos in der Weltliteratur (Dnya
Edebiyatnda Glgam Destan), Strassburg 1 906, zellikle s. 77 ff.

286
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

irinin yapsnda, gkle ilgili byle yorumlar ok sk denenmi ama,


zorunlu olarak sonusuz kalmtr. Burada artk gne ve ayn ka- !2431
deri sz konusu deildir; burada, kahraman ve kahramandaki birey-
sel insan, eylemde bulunan ve ac eken zne olarak kefedilmitir.
Ve ncelikle bu keifle, insan ile tanr arasndaki son snr da -
ker: Heros ikisi arasnda bir yerde ortaya kar ve onlar arasnda
arac konuma yerleir. Nasl kahraman, yani insani kiilik, ilahi
olann evresinde ortaya kmsa, ayn ekilde tanrlar da, srf se-
yirci olarak deil, mcadeleci ve kavgac olarak katldklar insani
olaylar evresine bulamlardr. Kahramanlarla iliki kunna yo
luyla, tanrlar, ncelikle kiisel varolu ve etkinlik alanna doru
bsbtn yaylmlardr. Bu faaliyet alan iinde onlar, artk yeni
bir biim ve kesinlik kazanmlardr. Grek destannda balam
olan ey, dramada tamamlanp sonulanr. Grek tragedyas da mi
tik-dini bilincin ilk tabakasndan gelimi ve bu tabakann asl ya-
ant temelinden asla tam olarak ayrlmamtr. Tragedya, doru-
dan doruya tapnma davranndan, dionsiyak trenlerden, dionsi-
yak dans ve arklardan ortaya kar. Fakat tragedyann yaad
gelime, onun kklemi olduu lsz-dionsiyak havada tutuk
lanm olarak kalmaynn sebebini, bu dionsiyak havann kars-
na tamamen yeni bir insan yapsnn, yeni bir ben duygusunun ve
zbilincin k biimini aka anlatr. Dionysos klt**, btn b-
yk bitki-bymesi kltleri gibi, bende, sadece hayatn ilk genel
balangcndan zorla ekilip koparlmay hisseder. Sz edilen bu
dionysos kltnn elde etmeye alt ey, bu ilk balangca; ya-
ni ruhun, bedenin ve bireyliin zincirlerini, tekrar birlemek iin
krna vastas olan "cezbeye" geri dntr. Burada bu nedenle,
Titanlar*** tarafndan paralanan ve yutulan Dionysos-Zagreus mi-

Yunan mitolojisinde yar-tanr kahraman. (ev.)

" Dionysos Eski Yunan'da arap tanrsdr. Dioysos klt de onun adna yaplan tren
leri ifade eder. Bu klt onun dininin btn zelliklerini kapsar. (ev.)
" ' Yunan mitolojisinde Zeus'a kar ayaklanan dev tanrlar soyundan olanlar. (ev.)

287
E R N S T C A S S R E R

tosunda da grld gibi, bireyde sadece bir unsur, trajik ayrma


unsuru alglanr. Sanatsal seyir ise, bireysel varoluta, bu ayrmay
deil, daha ziyade zellii, yani kendi iinde btnlemi bir biim
olarak zetlenii grr. Sanatsal seyir iin, belirli ve grsel bir er
eve, tamamlann garantisidir. Sanatsal seyir, net belirlemeyi ve
snrlandrmay gerekten talep etmesine ramen, tamamlama, son
luluk getirir. Bu durum, Grek destanlar ve plastik sanatlarnda ol
duu gibi, tragedyada da, ncelikle koro efinin ahsnn, koronun
btnnden ayrlmasyla ve gerekten dnsel zellik kazanm
12441 bir birey olarak farkllamasyla kendini gsterir. Fakat drama, bu
noktada durup kalamaz. Onun talep ettii ey, ahs deil, daha zi-
yade ahslar; "ben"in "sen"le ilikisi ve her ikisi arasndaki at- i
madr. Bylece ilk olarak Aeschylos 'da ikinci erkek oyuncunun,
daha sonra da Sophokleste nc erkek oyuncunun eklendii
bir "kar taraf' iin iine sokulur. Kiilik bilincinin ifadesi olarak
kullandmz ahs kelimesi, ilk nceleri oyuncunun maskesinden
baka hibir ey ifade etmedii gibi, daha sonra da kiilik duygusu-
nun ve bilincinin gittike geliip derinlemesi, bu tiyatro oyunu t
rndeki gelimeye ve aamal ilerlemeye de denk der. Destanda
da kahramann yaps, yani insani zne, nesnel olayn evresinden
doru belirginlemeye balar. Fakat kahraman bu evreden ayrld
nda, bu evrenin karsnda, etkin olandan ok ac eken varlk
olarak bulunmaktadr. Bu nesnel olay dorudan doruya kahrama-
nn kendisinden meydana gelmedii ve onun vastasyla zorunlu
olarak snrlanm olmad halde, kahraman bu olayla i ie ge
mitir. Kahraman henz, dost ya da dman, ilahi ya da eytani ni
telikli glerin oyun topudur. Olaylarn geliimini kahramann ye-
rine bu gler belirler ve ynetirler. Bu bakmdan Homer destan,
zellikle Odyssee, mitosla ve mit anlatlaryla henz snr komu
sudur. Kahramann kendi kaderini kendisinin izmesini salayan

"*' Aeschylos ve Sophokles Eski Yunan'da tragedya yazarlarndan ikisidir. (ev)

288
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

aklllk, kuvvet ve kurnazlk, ona dtan verilmi doast-ilahi ar


maanlardr. ncelikle Grek tragedyas, insan kendi kendine hare
ket eden ve kendi sorumluluuna sahip bir varlk olarak kabul edip,
bylelikle onu gerekten ahlaki-dramatik zne biimine sokmak su
retiyle, bu pasif seyirin karsnda, benin yeni bir kaynak-noktasn
kefeder. "Hi kimse seni aklayamaz. " Aschylos'un Agamem
non'unda koro, kocasnn ldrlmesi suunu kendi zerinden evin
lanetli eytanna atmaya abalayan Klytaimnestra'ya byle cevap
verir. Burada dram trnde, Grek felsefesinin iindeki en saf ifade
sini Heraklit'in jvo avvqwnco &Crov (insann yrei tanrsdr)
sznde ve bu szn etkisindeki Demokrit'te, Sokrates ve Platon'ta
bulmu olan gelime grlr.89 Ve bu gelimenin iine, tanrlar da
kartrlr. nk onlar da, tragedyann en yce tanrlnn, Di
ke'nn yarglayc emri altndadr. Bizzat Erinyeler*, yal intikam
tanralar, Aschylos'un Eumeniden'inde, en sonunda hukukun ver-
dii karara boyun eerler. Tragedya, destann aksine, olayn merke- 245 1 1
zini dtan ie kaydrmak suretiyle, tanrlarn yapsn ve varolu bi
imini de deitiren yeni bir ahlaki zbilin formu oluturur.
Bireysel tanr ekillerinde kendini gsteren dini bilin krizi, ay
n zamanda topluluk bilincinin iindeki bir krize iaret eder. lkel
dinin, mesela totemizmin kaynakland dnme ve hissetme ye
tisi asndan, hayvan ve bitki trleriyle insan tr arasnda hibir
kesin ayrlma mevcut olmad gibi, tek tek bireyler ile onlarn ait
olduklar btn olarak insan gruplar arasnda da bu ekilde bir s
nrlandrma yoktur. Bireysel bilin soy bilincine balanm halde
kalr ve ona karp kaybolur. Tanrnn kendisi, her eyden nce ve
zellikle tek bireyin deil, soyun tanrsdr. Soyunu brakan ya da
soyun dna karlan kii, bylelikle kendi tanrsn da kaybetmi-

"9 Bkz. yukarda s. 2 1 2 f.


' Erinyeler: intikam tanrasndan her biri; Eumeniden : Eski Yunanllarn tan
ralar (Erinnye yerine rtmece olarak) (ev. )

289
E R N S T C A S S 1 R E R

tir: "Baka tanrlara git, hizmet et" denilmesi kovulma anlamna


gelir.90 Topluluk nasl ahsla sk skya bal olduunu hissedi
yorsa, birey de, dnlen ve hissedilen, etkilenilen ve ac duyulan
eylerin hepsinde toplulua balanm olduunu bilir. Bir ahs il
gilendiren kirletme, bir ahsa ynelik cinayet dorudan fiziksel bu
lama gibi, grubun btnne geer. nk ldrlm olan ruhla
rn intikam, sadece katille snrl olmayp, onunla dorudan ya da
dolayl temasta bulunan herkese ynelir. Bu arada, dini bilin, kii
sel tanr figrlerine ve dncesine ykselir ykselmez, tek bireyin
btn iinde elde ettii bu kamu gvencesi de zlmeye balar.
ncelikle tek birey de, ait olduu toplum yaants karsnda, ken
di bamszln ve adeta kendi kiisel ehresini elde eder. Ve ge
nele doru yeni bir eilim, -sadece grnte bireysellikle eliki
iinde bulunan, gerekte ise bireysele zorunlu-karlkl bamllk
durumu- bireysellie bu ynelile balantldr. nk o noktada
artk kuatc sosyal birlikler soyun ya da grubun en dar birlii ze
rine ykselir. Homer'in kiisel tanrlar, Greklerin de ilk mim tan
rlar olmu ve bylece onlar, aka, genel-hellenik bilincin yara-

12461 tcs haline gelmilerdir. nk bu tanrlar Olympier**dir; onlar


ayr bir blgeye ve corafyaya ya da zel bir tapnma yerine bal
olmayan genel nitelikli gkyz tanrlardr. Bylece burada temel
kiisel bilinten kurtulu ve din! oluum fiili iinde, mim bilince bir
ykseli gerekleir. Bu noktada, mitik ve dini tasarmn formunun,
yalnzca sosyal iyapnn belirli olgularn sergilemedii; ayrca bu
formun, her etkili topluluk bilincinin inasn salayan faktrlerle
ilgili olduu yeniden kantlanr. nsann kendi niteliinin snrlarm
belirlemeye ulamasn salayan ayrmlama sreci, insan, bu ni
teliin iinde de snrlar kesin biimde izmeye ve tre zg ben
bilincine varmaya gtrr.

<JOSam. 26, 1 9; bu konuda bkz. Robertson Smith, Die Religion der Semiten, deutsche
Ausgabe, Freiburg 1 899, s. 1 9 ff.
*' Yunan tanrlarnn tanrs Zeus'un takma ad. (ev.)

290
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

2. Kiilik kavram ve kiisel tanrlar -


Mitik ben kavramnn aamalar
nceki blmlerde, insann asl i dnyasn, sadece mitik kav

ramlar nda dnmek ve mitik sembollerde seyretmek suretiy-

le nasl kefedebilecei ve asl kendilik bilincine nasl ulaabilece-

i gsterilmeye alld. Fakat bu balamda sadece, mitik-dini bi

lincin geliimindeki tek bir yn tasvir edilmi oldu. Burada, i dn-

yaya giden yolun, grnte kart olan, yani iten da doru iler

leyen yolla birlemesi neticesinde tamamlanr. nk kiilik bilin

cinin inasndaki en nemli faktr, etkileme faktrdr ve yle ka-

lr. Etkileme iin ise, fiziksel anlamdaki gibi saf zihinsel anlamda,

"eylem" ve "kar eylem"in eitlii ilkesi geerlidir. nsann d

dnya zerinde icra ettii etki, tamamlanm bir ey, kendi iine

kapanm bir "tz" olarak benin, dtaki eyleri basite kendi ev

resine balamasndan ve kendi mlkiyetine almasndan ibaret de

ildir. Asl etkileme yle olumutur ki, o, ikili anlamda ekillendi-

rici olarak ortaya kar. Ben, kendine ilk bata verilmi asl formu-
nu sadece nesnelere damgalamaz; ayrca o, bu formu, ncelikle

nesneler zerinde icra ettii ve nesnelerden ald etkilerin topla


mnda bulup kazanr. Buna gre, iteki dnyann snrlar, sadece

varln evresinin eylemde kuatlmasyla belirlenebilir; bu dn

yann dncede oluumu, sadece varln evresinin eylemde ku

atlmasyla ak hale gelebilir. Bu noktada, bireysel benliin ken- j241I


di etkinliiyle doldurduu evre ne kadar byk olursa, benin fonk

siyonu ve anlam gibi, nesnel gerekliin zellii de o kadar ak-

a ortaya kar.

Eer biz bu sreci, onun kendini bize mitik-dini bilincin ie d

nllnde tantt ekliyle kavramay denersek, o zaman bu bi

lincin ilk aamalarnda, "eyler"in, ben asndan, sadece bende

duygusal olarak etkili olmalaryla, yani onlarn bende belirli bir


mit ya da korku, meyil ya da uzaklama, honutluk ya da hayal k-

291
E R N S T C A S S I R E R

rkl dourmalaryla "var olduklar" grlr. Doa da insana, bil


ginin nesnesi haline gelmek bir yana, henz seyirin nesnesi haline
gelmeden ok nce, birincil olarak bu ekilde verilmitir. Daha bu
noktada, mitik bilincin balangc olarak belirli doa gleri ve nes
nelerinin saygnlk kazanmas ve "kiiletirilmesi"ni ele alan btn
teoriler baarszla urar. nk teorik bilin iin olduu gibi,
mitik bilin iin de, "eyler" ve "gler", batan itibaren pek verili
olarak grlmez; ayrca bu teorilerde, greli ilerlemi bir "nesnel-

!etirme" sreci grlr. Bu nesnelletirme yerlemeden ve dnya


nn btn, srekli ve birbirine uygun belirli biimlere ayrlmadan
nce, btnn, henz insan iin sadece belirsiz bir duygu olarak
orada olduu bir aama vardr. Sadece tek tek etkiler, yani kendi
zel younluu, kuvveti ve nfuz edebilirlii sayesinde ortak arka
planda beliren izlenimler, duygunun bu belirsizliinden ayrlr. Ve
ilk mitik "rnler" bu etkilere denk der. rnler, nesnelerin kal
c iaretlerini, sabit ayrc zelliklerini garantilemek iin, uzun s
re bu nesneleri inceleyen bilincin rnleri olarak olumazlar; tam
tersine, bilincin geici bir geriliminden ya da sk11netinden kaynak
lanp, belki hibir zaman ayn biimde tekrarlanmayan biricik nite
likli bilin durumlarnn ifadesi olarak oluurlar. Usener, mitik bi
lincin bu kendine zg ve asli reticiliinin, daha ilerlemi aama
larda da kendi yerini nasl koruduunu ve gitgide nasl etkili oldu
unu; kesin ekilde belirlenmi "zel tanrlar"n ve ak ekilde
erevesi izilmi kiisel tanr biimlerinin oluumu vastasyla ka
rakterize olan bir aamada, bizzat byle "anlk tannlar"n, yeniden
nasl oluturulabildiini gsterdi. Bu kavray doruysa, o zaman
biz, doa tanrlarn ve doann stn glerini de, genel doa g
lerinin ya da srelerinin kiiletirilmesindeki nesnelletirme yeri
ne, tek tek etkilerin mitik nesnelletirilmesi olarak, kendimizin
i24sl oluturduunu dnmek zorundayz. Bu gibi etkiler ne kadar be
lirsiz ve kavranamaz olur ve "doal" olgularn genel gidiine ne ka-

292
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

dar az yerletirilmi grnrlerse; sz konusu etkiler, bilinci ne ka

dar dorudan ve aniden bulurlarsa, onlarn bilin zerinde icra etti

i ve nne geilemez zorlayclk da o kadar byk olur. Halk

inanc, mitik tasarlamann bu dizginlenmemi gcnn, bugn bile


nasl ok canl ve etkili olduunu gsterir. Burada, krlar ve ayr

larda, allk ve ormanda barnan doast glerin bitmez-tken

mez doluluuna inan kk salmtr. Yapraklarn hrdamasnda,

havann esmesi ve grlemesinde, bir yn belli belirsiz ses ve se

dada, n parldamas ve hareketinde; mitik bilin iin btn

bunlarda, ormann yaants, ncelikle cinlerin ve perilerin, aa ve

rzgar ruhlarnn, orman adamlaryla orman kadnlarnn, orman

dolduran saysz doal ruhlarn da vurduklar olarak duyulup al

glanr. Orman ve tarla kltlerinin gsterdii gelime bize, mitosun,

bu yaplarn dnda yava yava nasl gelitiini; onun, bu yaplar


tam olarak geri plana itmeden, baka bir dnme ve hissetme ta

bakasndan gelen dier unsurlar onlara nasl barikat yaptn gs

terir. Ben srf duygu trnde kar-hareketten, hareket ortamna ge

ip, doayla ilikisini artk salt etki ortam sayesinde deil, kendi

eylem ortam sayesinde kurduu lde, salt doal ruhlar dnyas

yeni bir dnyaya boyun eer. Doann varl da kendi gerek mev

cudiyetini ve kesin oluumunu, artk bu eylemin kuralndan, eyle

min deiebilen ve belirli bir dn hareketi iinde tekrarlanan et

kileme aamalarndan alr. Bylece zellikle dzenli tarla ziraatna,

yani tarma gei, bitki yetitirme mitlerinin ve kltlerinin gelime

sinde kesin bir dnm noktas anlamna gelir. Burada da elbette in

san, doann karsnda zgr zne olarak durmaz; tam tersine, in

san kendini doayla isel olarak birlemi ve kader birlii yapm

olarak hisseder. Doann olumas ve yok olmas, onun ieklen

mesi ve solmas, insann gerek yaantsyla ve lmyle tam rt

en bir iliki tamaktadr. Bu ilikiyi sadece mitik sembollerde de

il, ayn zamanda eylem iinde de sergileyen btn bitki yetitirme

293
E R N S T C A S S I R E R

ritelleri, bu iliki duygusuna dayanr. Bitkiler dnyasnn kuruma


s ve yeniden canlanmas, bu ritellerde, oyun olarak, &:J.roevov
jz49j (canlan) olarak kendini gsterir.9 1 Ve bu kader nitelikli balan
mlk tasarm, baka zellikler iinde de yaamaya devam eder.
Aile de, ahs da kendi doum ve kader aacna sahiptir. Bu aacn
gelimesi ve kurumas, onlarn sal ve hastal, yaamas ve
lm konusunda fikir verir. Fakat bu ilgili oluun, yani bu yar
mitik, yar fiziksel balantnn dnda, ayn zamanda baka bir top
luluk formu da, insan ile doa arasnda yakn iliki kurar. nsan,
kendini doadaki herhangi bir zel varolula ya da doayla, sadece
kendi konumu iinde, toptan balanm hissetmez; ayrca o, doa
y kendi alma evresi iine eker. nsann "eytan'', yava yava
onun koruyucu ruhu, yani koruyucu perisi haline geldii gibi, ayn
ekilde ilk hayaletler de, doa iinde koruyucu ruha dnr. Halk
inanc, bu biimleri de bugne kadar sadakatle korumutur. Mann
hardt yle syler: "Frankonya ve Turingya'daki orman kadnlar,
Baden'deki vahi insanlar, Tirol'daki Salige 'ler iilere rn kal
drma zamannda yardm ederler. Orman kadnlar ve orman adam
lar, Fangge'ler, Salinge'ler ... srekli insann hizmetkar olarak or
taya karlar, ahrdaki besi hayvann ynetirler; hayvan ve kileri
kutsarlar."92 B u varlklarn tipik ve temel bir mitik dnme ve his
setme kavraynn canl biimlerinden kaynaklanmalar ve zorun
lu olarak mitik dnmenin belirli bir aamasna ait olmalar duru
mu, "ilkeller"in inanlarndan byk kltr dinlerine kadar izleye
bildiimiz meslek tanrlar anlayyla benzerlik gsterir. Kendi ya
antlarn totemistik biimde dzenleyen Joruba' larda, her klann
kendi kabile tanrs vardr. Klan o tanrnn neslinden gelir ve tm
yaama srecini, onun emirleriyle kurala balar. Fakat bu dzenin

91 Bkz. Yukarda s . 232 ff.


92 Mannhardt, Wald- und Feldkulte (Orman ve Tarla Kltleri), l, 1 53 f.

294
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

yannda ve bu dzenden greli bamsz olarak, burada, bir tanr


lar-dnyas dzeni tasarm da mevcuttur. Savalar, demirciler,
avclar, marangozlar baz totemlere ait olabildikleri gibi, ayrca
kurbanlarn sunduklar ortak bir tanrya taparlar. Mitik dnyann
iindeki bu "iblm", bu teknik ayrmlama, ayrntl biimde
uygulanmaktadr. Souk demircilerle pirin dkmclerinin bir
tanrs, kalayclarn -belirli bir alam insana rettiinden bahse
dilen- ayn bir tanrs vardr.93 zel bir meslek evresine tahsis edil- lzsol
mi ve adeta bu evre iine hapsedilmi olan meslek tanrlar d
ncesinin en gelimi ekli ise, Romallarn tanr inancnda grl
mektedir. Her ura, zellikle tarlay ilerken zorunlu olarak yapl-
mas gereken her ayr eylemin, burada, kendi tanrs ve dzenleyi-
ci ruhban snf vardr. B arahip, bu fiillerin hepsinde, o fiilin koru
yucusu olan tanrnn doru adyla anlmasn, tanrlarn tmnn
doru zamanda anlmasnn uygulann salar. Tanrlar ar
mada bu kural olmaynca, eylem, bizzat kendi iinde kuralsz ve bu
durumda da faydasz olur. "Tm faaliyetler ve durumlar iin zel
tanrlar olumutur ve apak kalplam kelimelerle isimlendiril
mitir. Sadece, btn olarak faaliyetler ve durumlar deil, ayn za
manda bunlarn herhangi bir ekilde ortaya kan btn paralar,
fiilleri ve unsurlar da, taparcasna kendisine balanlan eylerdir.
. . . Tarla kurbannda Flamanlar, Tellus ve Ceres' in dnda, kylle-
rin on iki trdeki faaliyetine karlk gelen on iki tanr armak zo
rundaydlar: Nadasa braklm tarlann ilk defa batanbaa srl
mesinde Veruactor (ueruactum) 'u; ikinci defa srlmesinde Repa
rator'u; nc ve son srmede -ki bu srmede saban izi alr (/i-
rae) ve tarla otlar (porcae) bir araya toplanr- Inporcitor'u; tohum

93 Ayrntlar Frobenius'da, Und Afrika Sprach, s . 1 54 ff., 2 1 0 ff. Baka yerde, mesela
Haida'larda bunlar gibi " tanrlar" mevcuttur. Bkz. Swanton, Contributions to the
Ethnology of the Haida. Mem. Americ. Mus. of Natur. History, Vlll, 1, 1 905.

295
E R N S T C A S S 1 R E R

ekmede nsitor'u; tohumun ekilmesinden sonra pullukla tekrar s


rerken Obarator'u; trmkla tarlann yeniden dzeltilmesinde Oc
cator'u; trmk ile yabani otlar temizlerken ya da zararl otlan
ayklarken (sarire) Saritor'u; yabani otlarn kklerinden sklme

sinde Subruncinator'u; bime iinde Messor'u; zahire ambara gi


rerken Convector'u; depolama iin Conditor'u; tahl ambar ve de

podan tahl tanesinin geri alnmas iin Promitor'u."94 Tanrlar


dnyasnn anlk eylemin tek hareket ettiricisine ve eylemin apak
ayrlm ynlerine gre bu inasnda, dilde etkili olduunu tespit et
tiimiz nesnelletirme formunun aynsnn varl kantlanr. Ses
sembol gibi mitik sembol de, varolan farkllklar basite iaret et
me iine yaramaz; tam tersine, ncelikle bu farkllklar bilin iin
sabitletirmeye, onlar bu ekilde grlebilir klmaya yarar. Sem
bol, bu farkllklar, nceden varolanlar olarak temsil ettii gibi, ay-

lzs j
nca gerek anlamda farkllklara sebebiyet verir.95 Bilin, ayr et

kinlik evrelerinin tmn, sabit bir merkez noktayla, belirli bir


mitik ierikle ilikilendirmek suretiyle, bu evreleri birbirinden
aka ayrmay baarr ve bir de ayrma zerinde etkili olan farkl
nesnel ve znel artlar elde eder. Her bamsz faaliyette, ona n
der olan zel tanrnn yardmc ve koruyucu olarak arlmasyla,
eylemin "kendiliindenlii" yanl yorumlanm; her eylem ite bu
tanrnn srf "dlatrmas" olarak, sonuta iten doan deil, d

tan gelen etki olarak anlalmtr. Ve elbette dier taraftan, salt


rn ve retimle megul olunurken unutulma tehlikesi iinde bulu
nan eylem, meslek tanrsnn bu araclyla, saf zihinsellii iinde

kavranr. Eylem, ilknce farkl mitik temsilcileri iinde ortaya ko


nur ve anlatlr. nsan, kendine ait tanr biimlerinin okluunda,

94 Usener, Gttemamen (Tanr Adlar), s. 75 f.; Romallarn yerli tanrlar iin bkz.
zellikle Wissowa, Religion und Kultus der Rmer (Romallarn badetleri ve Dini),
s. 24 ff.
95 Bunun iin bkz. c. 1 s. 252 ff.

296
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

dtaki doa nesneleri ve glerinin eitliliini seyrettii gibi, ay


nca bu okluk ve eitlilikte, kendi kendini, fonksiyonlarnn somut
eitlilii ve zellii iinde deerlendirir. Kendi oluturduu ilah]
nitelikli rnlerin mevcudiyeti, insan, sadece nesnel varlk ve olay
dnyasndan deil, ayrca kendi arzulama ve eyleme geme yetile
rinden doru da idare eder ve insana bu dnyalar iten doru aar.
nsan, her somut bamsz etkinliini, ilgili olduu zel tanr sem
bolnde nesnel olarak seyretmek suretiyle, kendine zg ynelimi
nin ve kendine esas ald ilkenin bilincine vanr. Eylemin bu apa
k zellemesi ve birbirinden ayrlm bamsz fiillere paralan
mas, soyut-kanmsal bir kavram tekili yolunu amaz; tersine
kart olarak, bu ayrlma/paralanma, bu fiillerin hepsinin sezgisel
yoldan bir btn olarak kavranmas ve bamsz bir mitik yap iin
de cisimlemesi suretiyle ortaya kar.
Bu dnsel sreci kendi ierii ynnden kavramaya alnca,
bu sre, mitik bilincin, salt doa mitlerinden kltr mitlerine do-
ru ilerlemesi eklinde gerekletirdii ilerlemede, kendini en ak
ekilde gsterir. imdi kken sorusunun kapsam, gitgide eylerin
evresinden insan trne zg evreye doru geniler. Mitik ne
densellik formu, dnyann ya da dnyadaki tek tek nesnelerin olu
umunu aklamaya deil, insann kltrel zenginliklerinin kayna- i2s2i
n aklamaya yarar. Bu aklama da elbette, mitik tasarmn zel-
lii gereince, bu zenginliklerin, insann iradesi ve gc sayesinde
olutuu anlaynda deil, onlarn insana verilmi olduu dnce
sinde sabitlenir. nsan dnyasndaki kltr zenginlikleri, insan sa
yesinde dolayl olarak ortaya km saylmazlar; tam tersine, ta
mamlanm biimleriyle insan tarafndan dorudan alnm olarak
kabul edilirler. Belirli ara-gerelerin retilmesi gibi atein kulla
nlmas, tarlalarn ilenmesi ya da avcln yaylmas, ayr kurtulu
vastalarnn bilgisi ya da yaznn bulunmas; bunlarn hepsi mitik
glerin bir hediyesi olarak grlr. nsan kendi eylemini, burada

297
E R N S T C A S S I R E R

da, sadece bu eylemi kendinden uzaklatrmak ve darya yanst


mak suretiyle kavrar. Ve artk salt doa gc olarak deil, kltr
kahraman olarak, yani aydnlk ve kurtulu getirici olarak ortaya

kan tanr sureti, bu yanstmadan hareketle ortaya kar.96 Bu tr


kurtarc biimleri, gelien ve ilerleyen kltr zbilincinin ilk mi

tik-somut ifadesidir. Klt, bu anlamda her kltr geliiminin gei

noktas ve taycs haline gelir: nk klt, kltrn geliiminde


yle bir unsuru var klar ki, bu unsur iinde kltr doann srf tek

nik olarak yenilgiye uratlmas iinden ayrlr ve bu unsurun ken


dine zg-zihinsel nitelii, kltre damgalanr. Dini ibadet, basit

ekilde pratik gelenein yerine gemez; insana bu gelenei -mese


la atein kullanm iin dnld gibi- tapnd varlk hediye
etmitir.97 Hayvanlarn evcilletirilmesi de, muhtemelen ilknce di
ni temeller stnde ve belirli mitik-dim temel kabuller altnda,
zellikle totemistik kabuller altnda gelimi olmaldr. Mitik sem
bol dnyas, burada, tpk dil ve sanatn sembol dnyasnda olduu
gibi, ben ile dnyann "ortak-mlkiyet-paylam"n gerekletirme
vastas olan temel aralardan biri olarak i grr. Bu ortak-mlki
yet-paylam, tanrnn ya da kurtarcnn suretini adeta ben ile dn

ya arasna yerletirmek suretiyle, ayn zamanda onlar bir dieriyle


balama ve bir dierinden ayrma eklinde gerekleir. nk ben,
insann asl "kendisi", kendini ilahi bende dolambal ekilde bulur.

i2s3i Bu, tanr tasarmnn, dar ve belirli bir alanla snrlanp balanm
halde kalan zel tanr biimlerinden kiisel tanr biimine geme
siyle, bamsz bir znelliin dnlmesi yolunda yeni bir adm
anlamna gelir. Usener yle der: "Kuatc egemenlik alannn ki
isel tanrlar, zel tanrlarn kmesinden, ancak eski kavray zel

96 Bu "kurtarc" dncesinin yaygnl ve anlam iin bkz. Kurt Breysig, Die Entste
hung des Gottesgedanken und der Heilbringer (Kurtarc ve Tanr Dncesinin Olu
umu), Berlin 1905.
97 Bkz. Bousset, Das Wesen der Religion, (Dinin z), Halle 1904, s. 3, 1 3 .

298
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

isim olarak sabitleip, etrafna mitik tasarmlarn sarlabildii kesin


bir nve olunca ortaya kar. . . .Akc nitelikteki tasarm, kiiselliin
taycs olabilen kesin bir nve haline, ncelikle zel isimde gelir.
nsann anld isim trndeki zel isim, tahsis edildii belirli
bir kiilii dnmeyi zorunlu klar. B ununla, insan biimli tasa
rmlarn bolluunun, neredeyse bo bir forma dklebilme yolu da
alm olur. Bundan byle artk kavram, cismanilik, yani adeta et
ve kan kazanr. Kavram, insan gibi davranabilir ve ac duyabilir.
zel-tanr kavram asndan aka anlalabilen yklemler olan
tasarmlar, zel ismin taycs asndan mitler haline gelir."98 Fa-
kat bu teorinin yalnzca genel metodik kabul; yani onun, dil olu
umu ile mitlerin oluumu arasnda kurduu kapsayc nitelikli kar
lkl iliki kabul edilirse, bu teori, elbette kendi iinde zlemez
bir glk ve kendine zg bir paradoks tar. Usener'e gre, mito-
sun srf "zel-tanrlar"dan kiisel tanrlar dncesine ykselme
yolu, dilin, tek olann iaret ve tasarmndan genelin iaret ve tasa
rmna ulama yoluyla ayndr. Ona gre, mitosta da, dildekiyle ay-
n nitelikteki "soyutlama" sreci, tek bana olann alglanndan
cins kavramna ilerleme sz konusudur. Acaba genel olan dnce-
sine ilerlemede, bu genelletirici soyutlama yneliinde, "kiisel
tanr" ile ilgili belirlemenin, yani bireyselletirmenin bulunup bu
lunmad nasl anlalabilir? Nesnel bakmdan kuvvetli bir mekan
sal-tekil ve zamansal-tekil kullanmda kendini gsteren ey, znel
yaant bakmndan da kiinin biricikliinin ve tekilliinin oluu
muna nasl gtrebilir? Bu nedenle burada, genelletirici kavram
oluumunu bu ekilde kabul eden ynelimin karsnda olan, baka
bir unsurun da etkili olmas gerekir. Gerekten de, "zel olan"dan
"genel olan"a ilerleyi, eylemin dnyasyla "iteki" deneyim dn
yasnn inasnda, "dtaki" varln inasndaki, yani ey ve nesne !2s4I

9K Usener, Gttemamen, s. 323, 33 1 .

299
E R N S T C A S S 1 R E R

dnyasnn biimlenii anlamndaki ilerlemeden daha baka bir an

lam ifade eder. Belirli bir eylem alan, zel-tanr yaps iinde kav

ranp iaret edildii gibi, ne kadar ok genilerse, sonuta eylemin

ilikili olduu nesneler ne kadar ok eitli olurlarsa, eylemin ener

jisi de o kadar katksz ve gl biimde aa kar; bylece et

kin znenin bilinci belirgin hale gelir. Bu bilin, geri daima anlk

zel etkileni biimlerinde ve formlarnda dlar; ama bilin, artk

formlara verilmi bir ey deildir ve kesinlikle onlarn iine karp

kaybolmaz. Bundan dolay, kiiselliin kesinlii duygusu, eserin

zelliinden aamal olarak ayrlmayla kaybolmaz; tam tersine, bu

ayrlp gitme ile ortaya kar ve ykselir. Ben imdi kendini, salt bir
soyutluk olarak ya da btn zel etkinliklerin zerinde ve arkasn
da bulunan bir kiisiz-genellik olarak deil, tm farkl eylem sis

temlerini birbiriyle balayan ve birlikte bulunduran, kendisiyle z

de somut birlik olarak bilir ve kavrar. stn nitelikli tek bir zel

eser, sadece eylemin ksmi olarak gereklemesini tekil ettii iin,

eylemin deimez ilk-sebebinin karsnda olduu gibi, bu zde

olmann karsnda da, sadece tesadfi ve "ilineksel" ey olarak

kendini gsterir. Bylece, zel-tanr, balangtaki dar ve snrlan

m etkinlik alan stne ykseldii lde, kiilik unsurlarnn

"zel-tanr"da apak bir iz brakmas keyfiyeti, kendiliinden an

lalr hale gelir. Geleneksel mantki retiye gre, kavramn ieri

inin srf nesne temaas evresinde yoksullamas, ayn zamanda

kavramn kapsamnn genilemesine denk der. Kavram bamsz

tasarmlarn erevesini ne kadar geni biimde kuatrsa, somut

kesinlik de o kadar ok kayba urar. Buna karlk, burada, geni

bir alana uzanp yaylma, ayn zamanda bizzat etkileme bilincinin

ve younluunun artmas anlamna gelir. nk kiiliin birlii,

sadece kendi kartnda; sadece etkileme formlarnn somut bir

farkll ve okluunda dlaan ve kendini gsteren nitelikte te


maa edilebilir. Mitik duygu ve dnme, bu yolda ne kadar ileri-

300
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

ye giderse, yaratc ve yce bir tanr biimi, salt zel-tanrlarn ev


resinden ve oktamcln bamsz tanrlar kmesinden syrlp o
kadar ak ekilde ortaya kar. Bu yaratc tanrda, tm eylem e
itlilikleri adeta tek bir zirvede toplanm halde belirginlik kazanr.
Mitik-dini bilin, imdi, etkili ve belirsiz glerin toplamn tema- lssi
a etmek yerine, bizzat kendisi bir fiil olarak kavranan, birlikli ya-
pda bir oluturucu znenin kavranmasn gerektiren oluturma fi
ilinin temaasyla, enerjik biimde megul olur.
Yaratc dncesi, bu tr tretmeye ve "aklama"ya pek uy
gun olmayan ve muhta gibi de grnmeyen ilk mitik motivler ara
snda bulunmaktadr. Bu dnceye, dini tasarlamann ilkel tabaka
larnda, bazen, hayret edilecek aklkta rastlanmaktadr. zellikle
totemistik tasarm erevesinde, totemistik atalar dncesinden
kesin ekilde ayrlan bir en-yce-varlk dncesinin, klann kendi
kkn dayandrd insanln ilk atas-tasarmndan stn olduu
grlmektedir. Dier taraftan kutsal ritlerin, tapnma seramonileri
nin ve danslarn konumlan gibi doa nesnelerinin olumas da,
bu varla dayandrlr. Bu varln kendisi ise, esas itibariyle artk,
tapnma nesnesi tekil etmez; insan henz, dnyann btnn dol
duran farkl nitelikteki doast glerle kurduu iliki gibi, onun
la da dorudan, vastasz ve bysel bir iliki kurar.99 Buna gre
burada, en bataki aamalarda bile, her "ilkel" dine egemen olan ve
ona kendi karakteristik zelliini veren duygulanm ve irade motiv
lerinin arasnda, birdenbire katksz bir dnsel ve "teorik" bir

99 "lkel" dinlerde "ilk yaratc inanc"nn yaylmas konusunda, zellikle,


P.W.Schmidt tarafndan toplanan materyale dikkat ekilebilir. Der Ursprung der
Gottesidee (Tanr Fikrinin Kayna), Mnster 1 9 1 2; Sderblom'daki mkemmel
zete de; Das Werden des Gottesglaubens (Tanr inancnn Balangc), s. 1 14 ff.
Ameriken dinleri iin imdi zellikle Preuss; Die hchste Gottheit bei den kulturar
men Vlkem (Kltr Yoksulu Halklarda En Yce Tanrlk), Psychol. Forschung il,
1922.

301
E R N S T C A S S I R E R

motiv karmza kar. Fakat daha yakndan incelenince, elbette g


rnte soyut olan "yaratma" ve "yaratc" tasarmnn, burada, as
la hakiki anlamda genellik iinde kavranmad; tam tersine, eserin
sadece tek bana somut bir oluturma ve biim verme formu ek
linde ifade edilebilecei grlr. lkel halklarda "ilk-yaratc d

ncesi"nin oluumu konusunda tipik rnek olarak gsterilen


Avustralyal Baiame (Bajami), eylerin "oymacs" olarak dn
lr. O, tek tek nesneleri, bir figrn kabuktan ya da bir ayakkabnn
bir posttan veya deriden ortaya karlmas gibi ortaya karr. 100

i2s6i Platon, yaratc ve yce tanr kavramn, sadece mitik bir sembol
olan "Demiorgos" sembol altnda asarlar; burada da grld

gibi, felsefede yaratma dncesi, tamamen zanaatkarlk, yani elle


ekil verme etkinliine dayandrlr. Msr'da, tanr Ptah ' a, ilk ba
langtaki byk tanr olarak, en bataki ilk tanr olarak sayg gs

terilir; fakat o, ayn zamanda zanaatkarlarn, sanatlarn gerek ko


ruyucusu olarak kabul edilir ve kendi eyleminde, insan-sanatyla
karlatrlr. Onun karakteristik nitelii, mleki tornas olmas
dr; o tornada Ptah, tanr-heykeltra olarak tanrlarn yceliini ve
insanlarn biimini, bir kalba gre ekillendirir. 1 0 1 Fakat mitik-di
ni dnme, eylemin somut zellikleriyle ilgili bu yola, kendi ev
rensel kavray iinde, gittike daha derinlemesine ve aamal ola
rak nfuz eder. Veda dininde, daha ilk bata, salt doa tanrlarnn
yannda, davranlarn belirli tiplerini ve alanlarn gsteren baka

tanrlar da mevcuttur. Atein tanrs olarak Agni'nin ya da frtna


tanrs olarak Indra'nn yannda, doadaki ve insani yaantdaki her
hareketi canlandran bir "hareket ettirici" ya da "tahrik edici" (Sa
vitar), rn kaldrmada yardmc olan bir "toplayc", kaybolan

hayvann geri dnn salayan bir "geri getirici" tanr (Nivarta,

Ho Bkz. Brinton, Religions of prim iti ve peoples, s. 74, 1 23.


o Daha fazla ayrnt Brugsch'da, Religion und Mythologie der alten Agypter, s. 1 1 3 ve
Erman'da, Die agyptische Religion, s. 20.

302
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S il

Nivartana) vs. bulunmaktadr. Oldenberg, bu tanr biimleri iin

yle syler: "Dil tarihinin her devrinde, gemiten miras alnan

yaplarda grlen kelime oluumu unsurlarnn yannda -ki kelime

oluturma ile ilgili unsurlarn etkililii, bir noktada sona erer-, na

sl, tm yaantda mevcut olan ve yeni kelimelerin retiminde her

konuann sz syleyebilecei devirler bulunuyorsa, ayn ekilde,

tanrlarn -tar ekiyle isimlendirilmesi, Veda dininde ve yakn ge

mite, en yksek dzeyde etkililik ve yaratclk olarak deerlendi

rilmelidir. Tanrlarn dinler tarihini ilgilendiren oluum ekillerin

de, bir tanr Tratar ("koruyucu"), Dhatar ("yapc"), Netar ("n

der"); diil isim formlaryla yaplan tanra isimleri, Varutrit ("ko

ruyucu") vs. vardr." 1 02 Burada, dilin sevk ve idaresi altnda, eyle

min ve eylemcinin ekirdek tasarmn kendi iinde tayan son

ekin kullanm ve bu ekin, yeni tanr isimlerinin meydana getiril

mesi iin kullanlmas serbestlii, elbette eylemin dnlnde

mevcut olan neredeyse snrsz bir paralanma imkann ve tehlike-

sini, kendi iinde tar. Fakat dier taraftan bu tretimler, dilsel 12571
form ortakl sayesinde, etkileme nesnesi ve amacnn zelliin-

den bamsz olarak, bizzat etkilemenin genel fonksiyonuna da ia-

ret eder. Ve bylece ilk gruba benzer oluumlar, belirli bir tanry

sabit bir alann "tanrs" olarak gsteren ekillendirmeler, sonuta

tanr biimleri -"ocuklar ve torunlarn tanrs" (prajapati), "tarla-

larn tanrs", "ehirlerin tanrs'', ayrca "dnmenin tanrs" ve

doruluun tanrs gibi-, Veda dininde, btn bu farkl egemenlik

alanlarnn, en sonunda en yce ve biricik bir hkmdarn buyruu-

na girmesine yol aar. lk bata ayn ekilde srf zel bir tanr olan

Prajapati, "ocuklar ve torunlarn tanrs", Brahman dnemlerinde;

kurban trenlerindeki byl ifade tekrarlamlarnda, gerekten

102 Oldenberg, Religion des Veda, s. 60 f.; cf. Vedaforschung ( 1 905 ) s. 78 ff.

303
E R N S T C A S S I R E R

dnyann yaratcs haline gelmitir. O, artk "tm dnyadaki me


kanlarn tanrs"dr; "birbirine dnen yer ve ge -deien dn
yalara, kutuplar ve k dnyasna- egemendir; Prajapati, dnya d
zeni zerindeki rgy zer; o bu rgy oluturur ve yayar, n
k o, rg olmutur."103
Ve mitik-dini dnmenin, dnyann yaratl kavramna ula
madan nce, ihtiya duyduu eitli araclar, bu Veda dini para
s, baka bakmdan da dolayl olarak anlatr. Yaratma kategorisi al
tna btn olarak varl yerletinnek, mitos iin imdilik gerek
lemesi mmkn olmayan bir tezdir. Mitos, eylerin oluumundan,
kozmosun meydana geliinden her sz ettiinde, bu meydana geli
i, salt deitinne olarak kavrar. Daima, duyusal olarak tasvir edil
mi, oluun dayand ve gelitii belirli bir dayanak kabul edilir.
Dayanak, kah dnya yumurtas, kah dnya aac, kah bir lotus i
eidir. Sz edilen dayanak bazen da insani-hayvani bir bedenin
organlardr ki, evrenin ayr ayr paralar, bu organlardan meyda
na getirilip tekil edilir. Msr'da, ilk-su Nun'dan, ilk bata bir yu
murta ortaya kar; daha sonra bu yumurtadan k tanrs, gne
tanrs Ra doar. Henz gkyz olumam ve hibir srngen ve
canavar yaratlmamken, Ra ortaya kar. Onun bulunduu yerde
onunla birlikte hibir varlk yoktu ve onun bulunamad hibir yer
lssl olmamt. 1 04 Mitik yaratma dncesinin, burada, bir taraftan be
lirli bir fonn iinde ortaya kmak iin baz somut dayanaklara s
kca sarlmas gerektii; fakat dier taraftan onun, bu dayanaklar
git gide reddetmeye, kendini onlardan ekip koparp aynnaya gi
ritii grlr. Okuduumuz ok mehur Veda yaratl kasidesin
de, bu ekilde ilerleyen bir olumsuzlama dizisine rastlyoruz. "Var-

o3 Bkz. Deussen, Die Geheimlehre des Veda (Veda'larn Sr retisi), Ausgew. Texte
der lfpanishad 's, Leipzig 1 907, s. 14 f.; Prajapati'nin tarihi zerine zellikle Deus
sen, Philosophie des Veda (Allg. Gesch. Der Philos. 1, 1 ), Leipzig 1 894, s. 1 8 1 ff.
104 S.Erman, Die agyptische Religion, s.20, 32.

304
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

lk yoktu, o zaman varlk-olmayan vard; hava boluu, onun ze

rini kaplayan gkyz yoktu. Ne hareket etti? Nerede? Kimin hi

mayesinde? Derin uurum sudan m meydana geldi? O zaman

lm, lmszlk, gece ve gndz arasnda hibir farkllk olmad.

O, esintisiz nefes ald; sadece bu kendiliinden vardr, bu budan

baka hibir ey yoktu. "105 Burada, varln kaynan, srf c:faeqov

(tecrbesiz, bilgisiz) olarak, belirlenmemi bir "bu" olarak ortaya

koymaya giriilir. Fakat phesiz dier taraftan, kozmogonik kur

gu, bu "bu"yu, herhangi bir bakmdan daha yakndan belirlemeyi

ve somut alt tabakay, her eyi oluturan yap malzemesini sorma

iini terk edemez. Bu temel sorusu -ki yaratc, bu temelden sonra

gelir; bu temel, yaratcya dayanak olarak i grr- kendini her za

man zorla belli eder. "Bunun o anda bulunduu yer nasl bir yerdir;

her eyi seyreden Visvakarman'n, oradan doru yeryzn mey

dana getirdii, kendi gcyle gkyznn rtsn at dayanak

noktas nedir ve nasldr? "Bu"nun gkyz ve yeryzn ina et

tii aa/kereste nasl bir aatr/kerestedir? Ruhun, gkyzn ve

yeryzn kabul ederken dayand yaplar hakknda bilgi toplay

nz."106 Upaniadlarin felsefi retisi, bu "ilk madde" sorusunu, ya

ratma sorusunu, qa1:'1J vA.17 (ilk soru)'yu, kendi dnsel temelle

rini hkmsz klarak cevaplamay denedi. Brahrnan'n dnce

sinde, btn dier nesneler gibi "madde" ile "form"un kartl da,

birbiriyle karm ekilde, her eyin-birlii olarak gerekleir. Fa

kat nesnelerin panteist adan zmlenmesine giriilmediinde;

bunun yerine dim gelime, Yaratc dncesini katksz ve net bi

imde aa kardnda, bu dnceyi adeta gittike baka bir bo

yuta tama, onu fiziksel-maddi olana tutuklanmlk ve balanm-

os Rigveda X, 1 29, Hillebrandt'n tercmesi, Lieder des Rigveda, Gttingen 1 9 1 3, s.

1 33.
I 06 Rigveda X, 81 (Hillebrandt'ta s. 1 30).

305
E R N s T c A s s 1 R E R

llctan kurtarma ve ona saf bir "zihinsel" damga vurma abas orta-

i2s9i ya kar. Bu ilerleme, yaratcnn dnyay varolua armak iin


kulland vastalarn kavrannda bile izlenebilir. Bu vastalarn

tasviri, ncelikle belirli duyusal-eysel karlatrma ve benzetme

lere bavurma eilimi tar. En eski Msr metinleri, Ra'nn, yarat

c tanrnn, btn canl varlklarn ilk atalar olan tanrlar, kendi to

humunun yaylmasyla insan eklinde oluturduunu ya da onun,

ilk tanr iftini, kendi azndan tkrdn anlatr. Fakat daha n

ceden, Piramit metinlerinde baka bir "zihinsel" tablo ilenir. Ya

ratma fiili, artk tek bana hibir madd1 sembol vastasyla gste
rilmez; tersine, yalnzca onun kendi sesinin ve kendi kelimelerinin

gcnde younlaan irade gc, yaratcnn kulland organ olarak

ortaya kar. Kelime, bizzat tanrlar, yeryzn ve gkyzn

kendisinden ortaya karan kudret tekil eder. 1 07 Dil ve kelime, ilk

kez dnyay yaratmann dnsel vastas olarak tasarland za

man, yaratma filinin kendisi, baka ve saf bir "ruhsal" anlam kaza
nr. Fiziksel-madd1 eylerin cisimlemesi olarak dnya ile yaratc

kelimede ilahi olarak kavranan ve kesinleen g arasnda, artk

107
Bu konuda bkz. mesela Moret, Mysteres Egyptiens, Paris 1 9 1 3, s. 1 14 ff., 1 38 f.:
"ok eski devirlerde Heliopolis'te, Torum-Ra'nn insan eklindeki tohumu dar
kararak btn canllarn atalar olan tanrlar meydana getirdii ya da Anka 'nn tap
na zerinde kalkp ilk kutsal ifti tkrd anlatlr. Dier tanrlar da, baka yer
lerde baka davranlarda bulunmulard: Memphis'te Phtah, Elaphantine'de Hnoum
insanlar ve tanrlar bir grntye gre biimlendinnitir. Thot- bis, Hermopolis ' te
bir yumurta hazrlamt; hibir eyin varolmad srada gne tanrsn douran Sa
is' n byk tanras Neith inek ya da bir akbabayd. phesiz bunlar yaratlla ilgi
li en eski ve en yaygn aklamalardr. Fakat dnyann kutsaln ortaya kt yer ol
duunu aklamak eklindeki daha karmak ve daha az maddi birlik, Piramit metin
lerinden itibaren farkedildi. Tanrnn sesi, orada eylerin ve varlklarn y aratlnn
etkenlerinden biri oldu . .. .Tanr 'nn Hristiyanlk andan milyarlarca yl nce ve Fi
ravunlar devrinin sekin Msrllar' iin yaratln vastas olarak akl gibi tasarlan
m olmas bundan ileri gelir . ... Anlalmaz yazlar, bildirici ve yaratc Tanr teori
siyle, dini ve ahlaki zihniyet kltrnn derinliklerindeki zne bal olan M srl es
ki bir dnce sadece yeniletirildi." Ayrntlar Sprache und Myhos yazmda, Leip
zig 1924, s. 38 ff.

306
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

hibir gei mmkn deildir. nk her ikisi de, ayrlm varlk


alanlarna aittir. Buna gre, dini dncenin, buna ramen ikisi ara

snda talep ettii iliki, sadece belirli balant halkalarna sahip


olan ve bu halkalarla kurulan dolayl bir iliki olabilir. B u ilikiyi J260J
oluturmak ve ifade etmek iin, imdi, varln btn arasnda ye-
ni bir atlak oluturulmaldr; saf "dncede var olan" baka bir

varlk formu, nesnelerin varlna temel tekil etmelidir. Bu moti-


vin, felsefi bilgi iindeki ilk gerek zihinsel uygulan ve alm,

Platon'un Timaos' undaki yaratma mitosunda yaplmtr. Fakat bu

motivin, dinin kendi problemlerinden ve zihinsel kaynaklarndan,


ondan bamsz olarak da geliebildiini gsteren ve dinler tarihi-

nin ortaya koyduu dikkat ekici bir rnek vardr. Bu rnek, tektan-
rc bir din olan Yahudilik dndaki byk kltr dinlerinden, ran

dinidir. ran dini, yaratma kategorilerini tam kesinlik iinde geli


tirmi ve yaratcnn kiiliini, aka zihinsel-ahlaki kiilik olarak
belirlemitir. ran-Pers dininin inan esaslar, varolua sahip her

varl ve dzeni, yeryz ve gkyz gibi insan da kendi "iyi d


nce"si ve "kutsal ruhu" vastasyla ortaya karan Ahura Maz-
da' dan, en yce hkmdarn yardm ricasyla balar. Fakat burada
yaratma, nasl dnmenin ve zihnin ilk kaynandan douyorsa,

ayn ekilde Ahura Mazda iinde de tamamen kesinlemi haldedir.


Evren, kendi maddesel-eysel zellii iinde, ilahi iradeden doru-

dan doruya ortaya kmaz; ilahi irade tarafndan ilk nce retilen
ey, sadece evrenin saf zihinsel formudur. Abura Mazda'nn ilk ya

ratma fiili, duyulur deil, "dnlr" dnyayla ilgilidir. Dnya, ilk

byk dnem esnasnda, yani bin yllk sre zarfnda, daha n

ceden varolan duyusal-alglanabilir yapdaki formlarna dayanla-


rak yeniden ekillendirilmek iin, bu manevi, kl-dnsel du-

ill8 Daha fazla ayrnt H. Junker'de; ber iranische Qellen der hellenistischen Aion
Yorstellung ( Hellenistik yon-Tasarmnn ran Kaynaklar zerine), (Yortr. Der
Bibi. Warburg 1, 127 f.) ve Darmesteter'de, Ormazd et Ahriman, s. 1 9 ff., 1 1 7 ff.

307
E R N S T C A S S I R E R

rum iinde varlm srdrr. 108 Bu noktada, dar ve snrlanm bir


etki alanna hapsolmu ve alana ait olan ok/eitli "zel tanr
lar"dan, snrsz-zihinsel etkinlie sahip yaratc tektanrya kadar
giden mitik-dini kavramlar dizisine, bir kez daha kubak bakln
ca, bu srecin "insan biimli" karakterinden ileri gelen olaan kav
rayn, bu kavranlan anlamlandrmak iin yetersiz olduu; sz
edilen kavrayn kesin bir dnm noktasna ihtiya duyduu grl-
!261 I mektedir. nk insan, tamamlanm-biimlenmi gerek kiilii
ni tanrya tamam ve kendi gerek benlik duygusunu ve kendi
lik-bilincini ona kesinlikle dn vermemitir; tam tersine o, kendi
tanrlarnn yapsnda, ncelikle bu kendilik bilincini bulmutur.
Tanr tasavvuru ortamyla insan, eyleyen zne olarak, eylemin salt
ierii ve eysel getirisinden, kendi kendini ekip karr. Monote
izmin en sonunda ykseldii "yoktan yaratma" dncesi, yani ya
ratma kategorilerinin tam anlamyla kkten bir anlatmnn ortaya
kt bu dnce, teorik dnmenin bak asndan bakldn
da, bu yzden en azndan bir paradoks, hatta bir eliki ifade eder.
Aynca saf iradenin ve eylemin varlna erimek amacyla eylerin
varlm ortadan kaldrmak ve reddetmek zorunda olan dini zihnin
olaanst soyutlama gc, yaratma dncesi iinde geerlilie
eritii iin, yaratma dncesi, dini bakmdan ok yksek bir an
lam ifade eder.
Ve daha baka bir sistemde, eylemin bilincinin meydana gelii
nin, eylemin salt nesnesel retimden uzaklamasna; bu bilincin,
duyusal dorudanlm yava yava kaybetmesine bal olduu iz
lenebilir. Bysel dnya grnn ilk aamalarnda, basit arzu ile
arzunun yneldii nesne arasnda, herhangi bir duygusal gerilim
bulunmaz. Burada, arzunun kendisinde, dorudan bir g barnr.
Arzu edilen amaca kendiliinden eritirecek bir etkililik, gcn
iinde doduu iin, onun kuvvetli biimde da vurulmas yeterli
dir. Her by, insani arzulamann gerek gcne ve gerekletirici-

308
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

liine duyulan inanla, yani "dnmenin mutlak kudreti"ne 1 09


inanla yaptrlmaktadr. Ve bu inan, insana en yakn etkileme ala-

m iinde; insann kendi bedeni, yani vcudunun ve organlarnn ha

reketleri zerinde icra ettii etki iinde yaanan deneyimlerle, da-

ima yeni besin maddeleri kazanmak zorundadr. Grld gibi, bu

dorudan deneyimlenen ve hissedilen etki de, daha sonra nedensel-

lik kavramnn teorik olarak paralan asndan problem haline

gelir. Hume yle syler: Kolumu hareket ettirme isteim, ay ken-

di yrngesinde durdurmaya muktedir olma isteinden daha kavra

nabilir ve "anlalabilir" bir istek deildir. B ysel dnya kavray- j262)


ise, bu ilikiyi ters evirir: Kolumu hareket ettirme isteim oldu

unda, bu istek ile tm geri kalan "dtaki doa olgusu" arasnda

da, ayn trden ve kesin bir iliki mevcut olur. te, nesne evresi-
ni kesin ayrma tabi tutmamak ve gereklik unsurlarnn nedensel

olarak zmleniiyle ilgili hibir adm alamamakla karakterize


edilen mitik kavray iin 1 10, bu "sonu'', gerekte zorlayc gce

sahiptir. Burada, etkileme srecinin bandan sonuna kadar belirli

biimde dzenlenmiliinde gerekleecek hibir balant halkas-


na ihtiya yoktur; tersine, bilin, balangta salt isteme fiilinde ay-
n zamanda sonu, istemenin baarsn ve sonucunu yakalar ve iste

meyle sonucunu birbirine balar. ncelikle isteme ve onun baar-

s, aamal olarak birbirinden ayrlp gittike, arzu ile gerekleme

arasna da ayrc bir ortam girer. Ve istenen amacn gerekleme

sinde zorunlu olarak belirli "vastalar"a ihtiya duyulmas bilinci,

bu ortamla geliir. Fakat bu dolaylln daha nceden byk l-

de mevcut olduu yerde, zorunluluk, hemen bilin unsuru halinde

gereklemez. nsan, doa ile bysel yoldan kurulan ilikiden tek-

nik anlamnda bir ilikiye getikten, sonuta zorunluluu ve belirli

ilkel ara-gerelerin kullanmn rendikten sonra, insan asndan

1 09 Bkz. yukarda s. 1 94.

309
E R N S T C A S S I R E R

bu ara gerecin kendisi bile, hemen bysel bir nitelie etkililik bi

imine sahip olur. En basit insan ara-gerelerine, kendine zg ve

bamsz bir etkileme formu, yani onlarn iinde barnan doast

zorlayc bir kuvvet tahsis edilir. spanya-Guyanas'ndaki Pang

we'ler insan tarafndan yaplan ara gerecin iine, bamsz olarak

da vurulabilen ve etkili olmay srdrebilen insani hayat gcnn

bir parasnn girdiini kabul ederler. 1 1 1 Belirli i aralarnn, belir

li ara gerelerin ya da silahlarn iinde by barndna dair

inan, yeryznde genel olarak yaygn bir inantr. Bu tr malze

meler ve ara-gere vastasyla yerine getirilen etkinlik, var olma

dnda asla baarlamayacak olan bysel dayanaklara ihtiya du

yar. Zuniler'de kadnlar, ekmei hazrlamak iin tatan hamur tek

nelerine yalvarrlarken, tme tann kard grlt-patrtnn

12631 kk taklitlerini andran bir ark sylemeye balarlar. Kadnlar,


malzemenin, grevini bu anlar altnda daha iyi yapacana inanr

lar. 1 1 2 Buna gre, stn tutulan belirli malzemeler ve ara-gereler

klt ve saygnl, dim bilincin ve teknik kltrn geliiminde

nemli bir unsur tekil eder. Eweeler'de yzyllardan beri sren ve

bugn bile tekrarlanan rn bayramnda, ara-gerelik zellii ta

yan btn eyalara ve malzemelere; baltaya, rendeye, ngraa

ve testereye kurban sunulur. 1 1 3 By ve teknik, olusa! bakmdan

birbirinden ok az ayrlabilmesine; insanln gelime srecinde

doaya bysel yoldan egemen olma dncesinden, ona teknik

olarak egemen olmaya geildii bir zaman noktas pek bilinmeme

sine ramen, ara-gerecin kullanm, zihinsel kendi-bilincinin ina-

1 1 0 Bkz. yukarda s. 58 ff.


1 1 1 Tessmann, Religionformen der Pangwe (Pankwelerin Din Formlar), Zeitschr. F.
Ethnologie, 1 909, s. 876.
1 12 O. T. Mason, Womans share in primitive culture, London 1 895, s. 1 76 (alnt Bc
her, Arbeit und Rhymus, s. 343 f.).
1 1 3 Spieth, Die Religion der Eweer in Sd-Togo, s . 8.

310
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

snda ve ilerleyiinde, kesin bir dnm noktas tekil eder. "teki"


ile "dtaki" dnya arasndaki kartlk, artk net biimde ilinekle
meye yz tutar: Arzunun dnyas ile "gerekliin" dnyas arasn

daki snrlar, aka ortaya kmaya balar. Arzunun dnyas dier


dnyaya dorudan mdahale etmez ve ona karmaz; tam tersine,
ara-gerete verili olan aracl nesne temaasnda, yava yava ara

cl eylem bilinci geliir. Hegel'in din felsefesi, bysel ve teknik

etkileme formlar arasndaki en genel kartl yle tasvir eder:

"Bizim byclk adyla bildiimiz dinin ilk formu, zihinsel olann


doa zerinde egemen olmas eklindedir. Fakat bu zihinsel olan,
henz zihin gibi deildir; henz kendi genellii iinde deildir; bu

zihinsel olan, sadece, her ne kadar sadece salt dayanlmaz arzu ni


telikli bir ey olsa bile, kendini doadan daha ok bilen, doann
zerinde bir g olduunun farknda olan, kendi zbilinci iinde ta

nyan insann tesadfi empirik zbilincidir. ... Bu g, doann ze


rinde etkin olan dorudan bir gtr; ara-gere vastasyla doal

nesneler zerinde icra ettiimiz dolayl glerle karlatrlamaz.


ekil verici insann tek tek doal nesneler zerinde icra ettii bu tr

bir iktidar, onun, bu dnyaya geri-adm attn; insan karsnda,


bamszl ve kendine zg niteliksel belirlemeleri ve yasalar ol
duu kabul edilen dnyann d grnnn, onun karsnda ko
runmu olduunu; bu eylerin, kendi niteliksel kesinlikleri iinde
greli olarak birbiriyle kart olduklarn ve eitli ilikiler iinde
bulunduklarn kabul eder. . . .nsann kendi iinde zgr olmas, n- 12641
celikle onun kendisinin zgr olmasna baldr; insan d dnya-

nn, dier insanlarn ve doal nesnelerin karsna serbeste kabil


melidir." 1 14 Fakat, insann gerek isel zgrlnn temelini
oluturan bu, nesnelere geri adm atma, ncelikle "ekillendiren"

1 1 4 Hegel. Vorles. ber die Philosophie der Religion (Din Felsefesi zerine Dersler), T.
il, Abschn. ! ; Die Naturreligion, S.W. Xl, 283 f.

311
E R N S T C A S S I R E R

bilinte, saf teorik bilinte gereklemez; ilk ekirdek hamle, nce


mitil< dnya kavray alannda yaplabilir. nk insan eylere,

salt sembol ya da isim bysyle deil de, ara-gerele etki yapma

y denedii anda, bu etkinin kendisi, tamamen bynn oturduu


zeminde hareket etse bile, insan asndan zihinsel bir ayrlma, i- !

sel bir "kriz" gereklemitir. Salt arzu etmenin kudreti artk krl-

mtr: Eylem, hi ayrlamayaca belirli nesnel artlarn etkisi al-

tnda bulunur. nsan iin d dnya, bu artlarn ayrmlamasnda

kendi belirli varoluunu ve dzenini kazanr. nk insan iin, ilk

bata, onun isteini ve eylemini herhangi bir ekilde ilgilendiren

eylerden baka hibir ey, dnyaya ait deildir. imdi "iteki" ile

"dtaki" arasnda, duyusal gdden gdnn gereklemesine do-

rudan sramay engelleyen bir snra eriilerek, gd ile insann y-

neldii ey arasna hep yeni ara aamalar sokularak, zne ile nesne

arasnda gerek bir "mesafe"ye eriilir. Bizzat kendi ilerinde ken

dine zg mevcudiyete sahip olmalaryla tanm lanan "nesneler"

evresi, -ki nesneler, bu mevcudiyetle dorudan talep ve dilein

"karsna karlar"- paralanr. Belirli bir amaca eriilmesi iin zo-

runlu olan vasta bilinci, ilknce "iteki" ve "dtaki"ni nedensel bir

sistemin halkalar olarak kavramay ve onlara bu sistemin iinde

gerekten deimez bir yer vermeyi retir; bundan byle de bilfiil

varolan "zellikler" ve durumlar iindeki ey dnyasnn empirik-


somut seyri, buradan, aamal olarak ortaya kar. Etkilemenin do

layllndan, ncelikle varln dolayll sonu olarak kar ki,

teklik iinde dieriyle ilikilendirilmi ve bir dierine balanm un-

surlar, bu dolayllk sayesinde birbirinden ayrlr.

Bylece ara gere, teknik nitelii bakmndan maddi kltrn

inas iin temel bir vasta olarak grlse bile, ara-gerecin bu ile

yii gerekten anlalabilir ve derin ieriine gre deerlendirilebi

lirse, sz konusu baarnn soyutlanm bir ekilde kavranamayaca-


12651 grlr. Ara-gerecin mekanik fonksiyonuna, burada, bu meka-
312
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S il

nik fonksiyondan gelimi ve aynca en batan snrlanm ve bu

fonksiyonla zlmez bir balant iinde bulunan salt zihinsel nite

likte bir fonksiyon karlk gelir. Ara-gere, tamamlanm, verili


bir "madde" olarak grlebilecek olan d dnyaya egemen olma

ya ve onun yenilgiye uratlmasna hizmet etmez; tersine, ara-ge

re kullanmyla, insan, ilknce bu d dnya tablosunun zihinsel

fikri formunu retir. Bu tablonun oluumu ve onun ayr unsurlar


nn dzenlenii, salt pasif duyu almlamasna ya da seyrin salt "al

clna" bal deildir; tersine, bu oluum, insann nesneler zerin

de icra ettii etki sisteminden ve niteliinden hareketle ortaya


kar. Ernst Kapp "teknik felsefesi" konusundaki eserinde, bu sreci

anlatp tasvir ederken "organ-yanstmas" kavramn ortaya att. O

"organ- yanstmas" adyla, her trl ilkel ara-gere ve levazma

tn, ncelikle insann kendi organlaryla, kol ve bacaklaryla nesne

zerinde icra ettii etkinliin genilemesinden baka bir ey olma


mas keyfiyetini anlar. Doal ara-gereci yapay olarak rnek model

haline getiren bu organ, zellikle -Aristo'ya gre 6qravov -re.Ov


6qravrov (organlar alettir)- eldir. eki, balta, l arac, keski,

matkap, testere, kerpeten gibi ilkel el aralar, kendi formlar ve


fonksiyonlarna gre, elin devamndan baka hibir ey deildir;

elin gc onlar kuvvetlendirir ve buna gre, el aralar, organn ye


rine getirdii iin baka bir grntsn yanstr. Fakat bundan

sonra ara-gere kavram, bu ilkel ara gerelerden zel meslek fa


aliyetlerinin ara gerelerine kadar, endstri makinelerine, sanatn

ve bilimin aletlerine ve vastalarna kadar; ksaca mekanik teknik

alanndaki ihtiyalar gidermeye yarayan btn fiillere kadar geni

ler. Onlarn yapsnn teknik analizi ve onlarn oluumunun kltr

tarihi bakmndan incelenii, bu ara-gerelerin hepsinin, insan be


deninin "doal" dzeniyle ilikilenmesini salayan belirli unsurla
ra sahip olabilir. Ve bundan byle, tamamen bilinsiz organik r

nek modele gre biimlenen bu mekanizm, insan organizmasnn,

313
E R N S T C A S S R E R

kendi gemiini geriye doru kavramas ve aklamasnda vasta


j266j olarak i grebilir. nsann oluturduu nitelikli fiillerde ve ara-ge
reliklerde insan, ilknce kendi bedeninin inasn ve zelliini an
lamay renir. O, kendi fiziini yakalar ve sadece beden tarafn
dan dokunmu reflekste kavrar. nsann kendisinin yapt dolayl
ara gereler, insana, kendi bedeninin inasn ve kendi tek tek
uzuvlarnn biyolojik perfonnansn belirleyen yasalarn bilgisini
aar. Fakat "organ-yanstmas"mn en derin ve gerek anlam, bu
nunla da henz tam olarak ele alnmamtr. Burada, insann bu bil
gi vastasyla ncelikle bizzat kendisine, kendi zbilincine eritii;
zihinsel ilerleyiin, esas bedensel organizasyon hakknda gittike
genileyen bilgiye paralel gittii iyice dnlrse, bu anlam orta
ya kar. nsann bulduu her yeni ara-gere, buna gre, sadece d
dnyaya biim venneye deil, ayrca insann zbilincinin biimle
nii yolunda yeni bir adm atlmas anlamna gelir. nk "bir yan
dan her ara gere, duyusal etkinliin ykseli vastas olarak, -ke
limenin geni anlamnda- eylerin yzeysel algsnn dna kabil
mesinin biricik imkandr. Dier taraftan ara-gere, el ve beyin et
kinliinin eseri olarak, insann kendisiyle iten ve esasl bir akraba
lk tar; insan kendi elinden kan retimde, kendi varl ile ilgili
bir eyin, madde iinde cisimlemi kendi tasarm dnyasnn, ken
di i dnyasnn kopyasn ve yansmasn, ksaca kendinden bir
paray gzleri nne serilmi grr . ... Bu, d dnyann kuatc
alanyla kltr vastalarnn toplamnn kabul edilmesidir ve insan
doasnn gerek bir kendi-bilgisidir; o, kopyann dtan ie geri
alnmas fiiliyle, kendi-bilgisi haline gelir."1 1 5

1 15 Emst Kapp, Grundlinien einer Philosophie der Technik (Teknik Felsefesinin Ana
izgileri), Braunschweig 1877, s. 25 f., zellikle s. 29 ff., 40 ff. Tamam iin Lud
wig Noire da, Das Werkzeug und seine Bedeutung fr die Entwicklungsgeschichte
der Menscheit, (Ara-gere ve nsanln Geliim Tarihi Bakmndan Anlam), Ma
inz 1880, s. 53 ff.

314
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

"Sembolik formlar felsefesi"nin temeli, burada "tekniin felse


fesi"nin "organ-yanstmas" olarak tanmlayp isimlendirmeyi de
nedii ara-gere kavramnn, kendi iinde, teknik doa vukufu ve
teknik doa bilgisi alannn hayli dnda olan bir anlam tadn
gstermektedir. Tekniin felsefesi, dorudan ve vastal duyusal
bedensel organlarla -ki bu organlar sayesinde insan d dnyaya be-
1 1
lirli bir ekil verir ve iz brakr- ilgilenir; sembolik formlar felsefe- 267
si ise, kendi sorusunu zihinsel ifade fonksiyonunun tm unsurlar-
na yneltir. Sembolik formlar felsefesi, bu unsurlarda varln kop
yalarn ya da suretlerini grmez; onlarda, ekillendirme tarzlarn
ve sistemlerini grr; onlarda, vakf olma organlarn deil, "anlam
verme" organlarn grr. Vakf olma iinde, bu organlarn ileyii,
ilk nce byk lde bilinsiz formda gerekleir. Dil, mitos, sa-
nat; onlar her zaman sadece zihnin "kendiliindenlii"nin, zgrl
nn ifadesi olarak anlalabilen rnlerden hareketle, bir dnya
aa vururlar. Fakat bu zgrlk, serbest refleksiyon formu iinde
gereklemez ve bu nedenle bizzat kendisi sr olarak kalr. Zihin,
onlarn iinde kendini yaratc ilke olarak tehis etmeden, dilsel,
mitik ve sanatsal biimler dizisini oluturur. Sonuta bu dizilerin
hepsi, zihni, bamsz bir "dtaki dnya" haline getirir. Burada be-
nin eylerde, mikro-kozmosun makro-kozmosta yansmas sz ko
nusu deildir; tam tersine, ben, kendine zg retimleri iinde,
kendine tamamen nesnel ve somut olarak grnen "kardaki" bii-
mi oluturur. Ben sadece bu "yanstma" nitelii iinde kendi kendi-
ni temaa edebilir. Mitosun tanr biimleri de, bu anlamda, mitik
bilincin ardk olarak kendini-amlamasndan baka hibir anla-
ma gelmez. Bu bilincin henz tamamen bal olduu ve zellikle
mitosun iddetli biimde etkisinde kald; onun geici eilim ve
heyecanlara kesin olarak yenildii ve kendini onlara tutuklu gibi
teslim ettii noktada, tanrlar da, bu salt duyusal imdiki zamanda,
bu an boyutunda bulunmaktadrlar. Eylemin erevesi tamamen

315
E R N s T c A s s I R E R

kademe kademe geniledii iin; drt artk tek anda ve nesnede

kaybolmayp, gemie bakarak ve gelecei gz nne alarak, fark

l eylemlerle farkl hareket temellerinin eitliliini yava yava ku

att iin, ilah! etkinin erevesi de, kendi eitliliini, geni bo

yutluluunu ve tam mevcudiyetini kazanr. Doann nesneleri, her

eyden nce bu ekilde belirginleir; bilincin, onlardan her birini

ilahi gcn gerek ifadesi olarak, bir tanrnn ya da doastnn

kendini amlamas olarak kavramasyla, bu nesneler, birbirinden

aka ayrlrlar. Fakat bu ekilde oluan mstakil tanrlar dizisi,

kendi kapsam gereince, belirsizce genilemeye uygun olmakla


j26sl beraber, snrlamann nvesini ve hamlesini de ierir. nk mitik

bilin, her eitlilii, ilahi etkilemenin her zellemesini ve para

lanmasn, uzand nesneler tarafndan doru deil, kendi kayna

ndan doru inceler incelemez, bu eitlilik ve zelleme son bu

lur. Salt etkilemenin eitlilii, artk, iinde yaratc bir ilkenin bir

liinin belirginlik ve grsellik kazand ekil verici birlik haline

geJir. 1 16 nsann ve onun zihinsel-ahlaki kiiliinin yeni bir adan

kavran ortaya kar; bu da tanr kavramnda gerekleen sz ko-


12691 nusu deiime uygun der. nsan, kendi gerek varln, sadece

1 16 ok tanrl doa dinleri de, bu eilimin nasl tedricen egemenlik kazand, Msr di
ninde izlenebilir. Burada daha nceden, mstakil doa glerine taplmaktayken,
Msr tanrlar tapnann sunduu gibi, "en bata varolan" ve orada olan ve olacak
olan her eyi kendi iinde tayan tek tanr dncesine yneli grlr. (Ayrntlar
Le Page Renouf, Lectures on the origin and growth of religion as illustrated by the
religion of ancient Egyp., London 1 880, s. 89 ff.; Brugsch 'a da bkz. Religion und
Mythologie der alten Agypter, s. 99) Temel bir fikir olan dini birlik dncesine bi
linli bir yneli, bundan sonra, kral Amenophis'in, Msr'n dinler tarihinde sadece
geici bir olay tekil eden mehur reformunda yatar. (M. . 1 500 civar) Burada, ge
ri kalan dier btn tanrlklarn basksyla, tekrar sadece tek gne tanrs Aton'un
farkl tasvirleri olarak dnlen ve hrmet edilen farkl gne tanrlarna tapnma,
istisnasz olarak engellenir. Teli el Amarna'daki mezarlarn yaztlarnda, bu anlam
da eski gne tanrlar Horus, Ra, Tum, bir tanrln paralar olarak ortaya kar.
Atmaca bal gne tanrs sembol yanna, baka bir sembol; gne nlarn btn
ynlere gnderen eklinde yuvarlak levha olarak tasvir eden sembol ortaya kar.

316
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

kendi tanrlarnn sembolnde grsel hale getirebildike, onun ken

dini kavramas ve tanmas da gerekleir. nsan, nasl, sadece ara

gere yapan ve eser reten bir varlk oluuyla, bedeninin ve organ

larnn sistemini anlamay renirse, ayn ekilde o, kendi zihinsel

oluturmalarna; dile, mitosa ve sanata -ki insan kendini onlarla l

er ve onlar vastasyla, kendini, kendine zg i-yap-yasalarna

sahip bamsz bir evren olarak kavrar- nesnel ktle zellii verir.

III. Ksm
badet ve Kurban
Mitik ve dini bilincin geliiminde insan ile tanr arasnda kuru- J21oj
lan karlkl iliki, aslnda hep insan ve tanrnn, mitik-dini tasarm

dnyas iindeki konumlanlar itibaryla incelendi. Artk incele

menin erevesini geniletmek gerekir; nk dini olann ierii,

asl derin kkne, tasarm dnyasnda deil, irade ve duygu dnya

snda sahip olur. Buna gre insann gereklikle ilgili olarak elde et-

tii her yeni zihinsel iliki, insann tasarmnda ve "inanc"nda de-

Her k demeti, hayatn iaretini uzatan bir el iinde sona erer. Ve burada da, yeni
bir sembolik dini evrensellik ifadesinde, yeni bir ahlaki evrenselliin ifadesi, yeni bir
"insanlk" fikrinin ifadesi aka tannabilir. Erman u sonuca ular: Aton kltnde
ortaya kan yeni bir gne kasidesini "eski gne tanrsna sylenen arklarla kar
latran kii, ilkesel farkll farkedemez; eski arklar, tanry dnyann ve haya
tn yaratcs ve koruyucusu olarak kutsamak bakmndan ortaktr. Fakat yeni kaside,
yeni ilahi gne tanrsnn eski ismi, ycelikleri ve kutsal ehirleriyle ilgili olarak hi
bir ey tamaz. Kaside, Apophis ejderhasyla ve onun gemileri ve kayklaryla ilgi
li olarak, onun yolcularnn sevinleriyle ve ller diyarna yolculukla ilgili olarak
hibir ey bildirmez. Bir Suriyeli ya da Etiyopyal'nn da gnee vg iin ayn de
recede iyi syleyebilecei bir ark vardr. Ve gerekte ite bu lkeler ve onlarn sa
kinlerinin, bu kasidede, kibire son vermek isterlermi gibi -ki M srllar, bu kibirden
dolay kuzey barbarlarn kk grrlerdi- dnce mevcuttur. Tm insanlar tanr
nn ocuklardr. Tanr onlara farkl renkler ve farkl diller vermi ve onlar farkl l
kelere yerletirmitir. Fakat Tanr, hepsi iin ayn ekilde aba gsterir. .. " (Erman,
Die agypische Religion, s. 8 1 ; Wiedemann 'a da bkz. Die Religion der ailen Agyp
ter, s. 20 ff.)

317
E R N S T C A S S I R E R

il, onun istemesinde ve eyleminde tek tarafl olarak ifade edilir.


Bu noktada, insann, hrmet ettii insanst gler karsndaki ko
numu, mitik hayal gcyle tasarlanan bamsz semboller ve yap
lar iinde ortaya kandan daha ak ekilde ortaya konmaldr. Bun
dan dolay, mitik-dini nitelikli duyumlamann esas nesnellemesini
biz, salt tanr resimlerinde deil, onlara yaplan ibadette bulmakta
yz. nk ibadet, insann kendini tanrlarna verdii aktif ilikidir.
badette ilahi olan, sadece dolayl olarak anlatlmaz ve tasvir edil
mez; aynca ilahi olana, dolayl olarak etki yaplr. Bundan dolay,
genel olarak dini bilincin ikin ilerleyii, bu etkileme formlarnda,
yani ibadet treni formlarnda ak ekilde belirlenebilir. Mitik an
lat, ounlukla bu dolayl ilikilerin refleksidir. Mitik motiflerin
mevcudiyetinde, onlarn asli olarak bir doa srecinin seyrinden de
il, ibadet srecinin seyrinden nasl doduklar, daha ak gsterile
bilir. Motiflerin dayana olan ve onlarn iinde aka temsil edilen
ey, herhangi bir fiziksel varolu ya da olay deil, insann aktif bir
!21 1 I davrandr. badette her zaman tekrarlanan belirli bir olu, bir ke
relik zamansal olaya balanp, bu olayn aynadaki yansmas ve gs
terimi olarak grlr; sz edilen olu, bu suretle, mitik olarak yo
rumlanp "kavranr". Fakat gerekte yansma, burada daha ziyade
kart ynde gerekleir. Eylem, mitik aklamann, Ceq6 A.6yo
(kutsal sz)'n tamamlayc olarak eklendii ilk eydir. Bu akla
ma, bizatihi kutsal davran iinde gereklik olarak varolan eyi, sa
dece haber formunda tasvir eder. Bu haber ise, ibadetin anlalmas
iin anahtar sunmaz; tam tersine, ibadet mitosun n aamasn ve
onun "nesnel" temelini tekil eder. 1 17

1 1 7 Bu konuda bkz. yukarda s. 50 ff. badetin mitostan "ncelii" dncesi, yeni din
tarihi ve din felsefesi nitelikli edebiyatta zellikle Robertson Smith tarafndan dile
getirildi. (Die Religion der Semiten, Freiburg 1 899, zellikle s. 19 ff.) Ondan bu ya
na, modem etnolojik aratrma, Smith'in Sami dinlerini inceleyerek elde ettii temel
dnceyi, esasl biimde dorulad. Marett "ritel"i "doma"dan nce sayan teori
yi, aka etnoloji ve sosyal antropolojinin "temel bir dorusu" olarak adlandrr.

318
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

Modern emprik mit aratrmalar, bu ilikiyi mstakil olaylarn

byk bir ksmnda gstermek suretiyle, ilknce sadece kurgusal


genellik iinde, He gel' in din felsefesinde ilenen bir dnceyi
onaylayan kantlar ortaya koymutur. Hegel iin ibadet ve ibadet
formlarnn zellii, daima, dini srecin yorumlanndaki merkez

noktada yatmaktadr. nk Hegel, ibadetin iinde, bu srecin an-


lam ve genel amacyla ilgili dncesini dorudan doruya onay

lanm grmektedir. Bu ama, benin mutlak olandan ayrld du-


ru noktasn terk etmekten; bu duru noktasn gerek olarak deil,
kendi kendini deersiz nitelikte bilme olarak yerletirmekten iba

retse, o zaman ite bu konumlamay aralksz gerekletiren ibadet


etme, ama olur. "Bu birlik, znenin ve onun zbilincinin yeniden
kurulmas, uzlama, katlmann dourduu olumlu duygu, dier

mutlaa katlmay ve onunla birlik olmay hakikat olarak da ifade

etmek; blnmln bu ortadan kalk, ibaQ.et alann olutu


rur."1 1 8 Hegel'e gre ibadet etme, sadece dlaan bir davrann s- l2nl
nrl anlam iinde anlalabilecei gibi, ayrca, hem dtaki grn-
hem de isellii kuatan bir eylem olarak da anlalabilir. Klt,

"znenin kendi sonsuz srecini, ibadet edilen varln zyle zde


olarak konumlayabilmesi"dir. nk ibadet etmede ben, bir yny-
le tanr, dier ynyle de dini zne olarak ortaya kar; ama kesin
leen ey, ayn zamanda her ikisinin somut birlii olur ki, bu birlik
sayesinde ben tanrda ve tanr da bende bilinir. Hegel'in din felsefe-
si, zel tarihsel dinleri iine yerletirdii diyalektik diziyi, zellikle
ibadetin ve onun zel formlarnn genel doasnn gelimesinde, bu

(The birth of humility in: The threshold of religion, s. 1 8 1 ). Bunun iin James, Pri
mitive ritual and belief, s. 2 1 5 'a da bkz. "Genel olarak konuulursa, ritel, ilkel in
sann, kendi dini iin dansetmeye balad zamandan beri vardr. lkel insan, dn
celerini kelimelerle ifade etmekten uzakt. Bu yzden grsel dile bavurdu. Onlar
seslerden ok gzleriyle dnyorlard. Bu y zden ilkel dinin kkeni, ritel aratr
masyla ortaya kmtr."
x Hegel, Vorles. ber die Philos. der Religion, S. W. XI, s. 67.

319
E R N S T C A S S I R E R

anlamda dorulanm grr: Her ayr dinin zihinsel ierii ve bu di


nin, dini srecin btn iinde zorunlu unsur olarak tad anlam,
dinin iadet formlarnda -ki bu ierik, kendi d grntsne, ibadet
formlar iinde sahip olur- tam olarak temsil edilir. 1 19
Bu varsaym doru ise, o zaman Hegel'in diyalektik kurgu yo
luyla kurmay denedii balam, kart adan, saf fenomenolojik
inceleme asndan da gsterilebilmelidir. Bizzat ibadetin d, yani
duyusal formlarm emprik eitlilii ve farkll iinde nmze
sermeyi denesek bile, bu formlarda, ayn zamanda uyumlu bir zi
hinsel "eilim", "zengin ruh hayat"na yneli aa kacaktr. Bu
rada da biz, btn zihinsel ifade formlarnn kavran iin temel il
ke tekil eden "iteki" ile "dtaki" arasndaki ilikinin dorulan
masn; benin grnteki vazgeiinde, onun bizzat kendi kendini
bulmasn ve kavramasn bekleyebiliriz. Bu ilikiyi aka anlaya
bilmemiz iin, dini ayin ve ibadetin, kesin ekilde zirveye kt
her yerde karlatmz temel bir motivi esas alabiliriz. Ayin ve
ibadet ne kadar belirgin biimde ekillenirse, kurban da o kadar
ak biimde merkez noktaya yerleir. Kurban, ok farkl yaplar
iinde; hediye kurban ya da temizlenme kurban olarak, rica ya da
teekkr ya da kefaret kurban olarak ortaya kabilir. O, btn bu
grntdeki formlar iinde, etrafnda trensel davrann gruplan
d bir nve tekil eder. Burada dini "inan", gerekten grlebi
lirlik kazanr ve dorudan doruya eyleme dnr. Kurban ibade
tinin biimi, kurbann amacna ulamas gerekli olunca, tam anla
myla belirlenmi nesnel kurallara, ok dikkatli biimde yaplmas
gereken davranlar ve sylenmesi gereken szlerden oluan kesin
i27 3j talimatlara balanmtr. Bu dtaki belirlemelerde yaanan alm
ve deiiklikte, ayn zamanda baka bir ey; dini znelliin aama
aama almas ve yeniden dzenlenesi izlenebilir. Dini form dili

1 19 A. a. O., s. W. XI, s. 204 ff.

320
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

ilerler ve bu dilin deimezleri de, bu noktada ayn aklkla ifade


edilir. nk burada, yeni somut ierikle doldurulabilen ve bu e
kilde dini duyumlamann tm deiimlerine uyabilen ve onlar ken
di iinde ifade edebilen genel ve tipik bir ilk dini davran formu di
le gelmitir.
Her kurban, ilk bataki anlamna gre, olumsuz bir unsuru ken
di iinde bulundurur. Kurban, duyusal istein bir art, benin yk
lendii bir vazgeme anlamn tar. Burada, benin bysel dnya
kavray tabakasn ama vastas olan nemli kurban motiflerin
den biri bulunmaktadr. nk bysel dnya kavray, bu trl
bir kendini-snrlama ile ilgili hibir ey bilmez; tersine o, insani ar
zulamann kudretine inanmaya dayanr. B y, kendi temel formu
na gre, arzuyu gerekletirme "teknii"nin ilkel bir eklinden ba
ka bir ey deildir. Byde ben, dtaki btn varlklar kendine ba
ml klacak ve onlar gerek bir evreye balayacak ara-gerece
sahip olduuna inanr. Nesneler burada, bamsz bir varla, daha
aa ya da daha yksek glere sahip deildir; doast gler ve
tanrlar, doru bysel vastann kullanmyla insana hizmet eder
hale gelebilirler ve gerek bir iradeye sahip deildirler. By for
ml carmina ve! caelo possunt deducere lunam*, deimez kural
larla ileyen bir varolua sahip olan doay, bu kurall ileyiten e
kip karlabilir; yani doa zerine egemendir. Fakat bu sz, tanr
lar zerinde de mutlak etki icra eder. By sz, onlarn iradeleri
ne boyun edirir ve mevcut iradelerini tketir. 1 20 Bylece bu d
nme ve hissetmede, .insann iktidarna, empirik-olgusal olan, ama
asla ilkesel olmayan bir snr getirilmitir. Ben, henz bu noktada,
amaya abalamayaca ve uygun artlarda aamayaca bir snr

Tahta ya da maden zerine, onu oyarak yazlar, bysel szler yazmak


120 Grek-Msr bysndeki tanrlarn "zorunlu isimleri" zerine bkz. zellikle Hopfner
deki karakteristik kantlara; Griechisch-agyptischer Offenbarungszauber (Grek-M
sr Vahiy Bys), Leipzig 1 92 1 , 690 ff. (s. 1 76 ff.)

321
E R N S T C A S S R E R

tanmaz. Buna karlk kurbann ilk gelime aamalarnda, insan


J274I istek ve eylemin baka bir ynelii bize perdesini aralar. nk
kurbana tahsis edilen g, onun kendi iinde tad z-yetkinli
inde temellenir. Bu iliki, dini geliimin ilk balardaki aamalarn
da bile gsterilebilir. lkel inanma ve dini faaliyet durumuna ait sa
ylabilecek olan kei formlar, benin glerinin her trl genile
mesinin ve ykseliinin, uygun artlara bal olduu fikrinde kk
salar. Her nemli teebbste, belirli doal motivleri belli llerde
gerekletirme keyfiyeti kabul edilir. Bugn bile, hemen btn il
kel halklarda, eer uzun gnler sren bir perhiz, uyku mahrumiye
ti ve uzun bir cinsel kanaatkarlk ne kmaz ve bu trden inan te
meline dayanan gvenlik tedbirleri alnmazsa, savan, avn ve ba
lk tutmann baarsz olaca inanc vardr. nsann fiziksel-zihin
sel hayatndaki her "kriz", her kesin deime, bu trden koruyucu
,
tedbirleri gerektirir. Farkl yetkinlik ritellerinde, zellikle erkeklik
merasimlerinde, kutsanma treninin aclarna katlanma, eziyetli
yokluk ve snav dizisini gerektirmektedir. 1 2 1 Bununla beraber, b
tn bu "kurban" ve "vazgeme" formlar, ilk bata henz tamamen
ben merkezli bir anlama sahiptir: Ben, kendini belirli fiziksel yok
luklara baml klarak, kendi manasn, yani kendi mlkiyetini fi
ziksel-bysel kudret ve etkililik boyutunda glendirme durumu
na erimek ister. Burada biz, henz tamamen bynn egemen ol
duu bir duygu ve dnce dnyasnda bulunuruz. Fakat bu dnya
nn iinde, imdi yeni bir motiv ortaya kar. Duyusal arzu ve istek
ler, artk her tarafa ayn lde akmaz; onlar artk, dorudan do
ruya ve ekinmeden gerek anlamda deimeye abalamazlar. S
'"
z edilen arzu ve istekler, burada alkonulmu ve adeta depolanm
olan gc, baka amalar iin serbest hale getirmek amacyla, be-

12 1 Bu konudaki etnolojik materyalin zeti Levy Bruhl'da; Das Denken der Naturvlker,
Almanca bask, s. 200 ff., 3 1 2 ff.; Frazer, Goulden Bough lII, s . 422 ff.

322
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

lirli noktalarda snrlanr. ileciliin ve kurbann olumsuz fiillerin

de ifade edilen bu arzu erevesinin daralmasyla, istek, kendi ie


rii gereince, ncelikle ok youn bir zetleni ve bylelikle de

yeni bir bilinlilik formu kazanr. Dier taraftan, benin grnte

ki iktidarnn karsnda bulunan, fakat kartlk iinde kavranarak

benin snrlarn izen ve bene belirli bir "form" vermeye balayan

bir g, nem kazanr. nk snrlar, ancak bu ekilde hissedilip i21s i


bilinince, onlarn alabilme yolu da serbest hale gelir. Sadece in-

san, ilahi olan bysel vastayla yenilmesi gereken deil, dua ve

kurban vastasyla uzlalmas gereken kendinden stn bir g ola-


rak tanr ve bylece o gcn karsnda, tedricen gerek bir ben
duygusu kazanr. Burada da zben, sadece ieriini da yanstarak
kendini bulur ve kurar. Tanrlarn gittike bamszlamas, insa-
nn, bizzat kendi iinde ve birbirinden ayr akan duyusal gd e

itlilii karsnda, sabit bir orta noktay, istemenin birliini kefet-

mesi iin arttr.


Bu tipik deiim, btn kurban formlarnda izlenebilir. 1 22 Hedi
ye kurbannda bile, armaan serbest bir hediye olarak ortaya kt
nda, insann Tanr ile yeni ve serbest bir ilikisi aka belirgin

leir. Burada da, insan dorudan isteme nesnelerinden adeta kaar;

22 Biz burada bu farkl formlar, onlarn dncede var olan anlam gereince, sadece
kurban ibadetinin temelinde bulunan uyumlu "fikirler"in unsurlar ve eitli ak be
lirtileri olarak inceliyoruz. Buna karlk, dier formlarn tmnn kendisinden ge
litii bir ilk kurban formunun kantlanp kantlanamayaca eklindeki olusa! soru,
bu problem-koyma biiminde, incelemenin tmyle dnda, braklabilir. Bu soruya
ok farkl cevaplar verilmitir. Spencer ve Tylor "Hediye Kurban"n temel bir form
olarak grrlerken, dierleri, mesela Jevons ve Robertson Smith, insan ile tanr ara
sndaki "paylama" dncesini, asli ve kesin temel form olarak ortaya koydular. So
ru zerinde Hopkins'in yapt en yeni ayrntl inceleme ( 1 923), nceden var p lan
emprik bir materyale istinaden bir ya da dier teorinin lehine kesin bir hkmn mm
kn olmad; daha ziyade bununla, kurban ibadetinin farkl benzer-asli motivlerinin,
hep bir arada deerlendirilmesiyle yetinilmesi gerekecei sonucuna vard . (Hopkins,
Origin and evolution of religion, New Hawen 1 923, s . 1 5 1 ff.). Her durumda, motiv
lerin zihinsel bir "tabakalan"nn, onlarn emprik-tarihsel ortaya klar, yani za
mansal olarak daha nce ya da daha sonra olular sorusuyla hibir ilgisi yoktur.

323
E R N S T C A S S I R E R

bu isteme nesneleri, insan iin dorudan doruya yeme ime nes

neleri haline dnmezler; tam tersine dini bir ifade vastas ekli

ne, insann, kendisiyle ilahi olan arasna yerletirdii bir balant

vastas haline gelirler. Fiziksel nesne, bununla, baka bir aydnlk


kazanr. nk kendi bireysel grnts iinde, algnn nesnesi ya

da belirli gdlerin bar kurma vastas olarak mevcut olan eyle

rin arkasnda, imdi, genel bir etkileme gc somut-grsel hale ge-

12161 lir. Mesela bitki yetitirme ritlerinde, tarlann en son baa, dier
baaklar gibi kaldrlmaz; o baan iinde, yetime gc, gelecek

teki rnlerin ruhu olduuna inanlp o baaa hrmet gsterilir; bu

yzden, o son baaa dikkat ve zen gsterilir. 1 23 Baka adan da

elbette armaan kurban, kurbanla bysel dnya grnn daha


sk biimde kart aamaya kadar; yani kendi empirik olu bii

mi gereince bu bysel dnya grnden ayrlamad bir aa

maya, geriye kadar izlenebilir. Mesela Vedalar'da, krala zg g

ve en yksek tapnma ifadesi olarak zikredilen at kurbannda, kur

bann iine girmi olan eski bysel unsurlar daha da belirginlik

kazanmtr. ncelikle bu by kurbann armaan kurban ere

vesine yaayan zellikler, yava yava bu kurbana da sinmi gibi


grnr. 124 Fakat armaan kurbannn formu katksz biimde ge

litiinde de, ilk olarak, bysel-ahlaki bir fikir olan tanrlarn zor

laycl fikri yerine, sadece ahlaki bir fikir olan dei-toku fikri

yerletike, kurban, herhangi bir zihinsel dnm gerekletirme

mi gibi grnmektedir. "Bana ver, ben sana vereyim. Benim iin

buraya koy, ben senin iin buraya koyaym. Sen bana sunu sun; ben

sana sunu sunaym." Veda dinindeki anlatmla, kurbanlarn sunulu-

1 23 Ayrntlar Mannhardt'da, Wald- und Feldkulte (Orman ve Tarla Kltleri), zellikle


l, s. 212 ff.
1 24
Bu konuda bkz. Oldenberg, die Darstellung des vedischen Robossfers (Vedalardaki
'
At K urbannn Tasviri), s. 3 1 7 f., ve 47 1 ff. ve Hopkins, The religions of lndiana, s .
191.

324
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

unda tanrya byle seslenilir . 1 25 Bu verme ve alna fiilinde, insan


ile tanry birbiriyle balayan ve her ikisini, ayn lde ve ayn an
lamda bir dierine zincirleyen, sadece karlkl gerekliliktir. n-

k insan nasl tanrya balysa, ayn ekilde tanr da insana bal ol


maktadr. Tanr, kendi gc, hatta kendi mevcudiyeti iinde, kur-

ban kesenlerin bana muhtatr. Hint dininde, beden svs, her-


kese hayat veren bir vastadr; insanlarn gc gibi tanrlarn gc

de, bu vastadan kaynaklanr. 126 Fakat yalnzca burada, artk, arma-

an kurbanna tmyle yeni bir anlam ve derinlii dn veren

ok net ve ak bir deiim ortaya kar. Bu deiim, dini bak ar-


tk tek tarafl olarak hediyenin ieriiyle yetinmeyip, bizzat verme,

yani sunma formuna younlar younlamaz ve kurbann gerek


nvesini bu formun iinde kesinlemi olarak grr grmez, ger

ekleir. Dnce, artk kurbann salt maddi anlamda kesilnesi f- !2111


ilinden, onun iteki motivine ve temeline ilerler. Kurbana anlam ve
deerini dn verebilen ey, sadece bu "hrmet" motivi (upani-
ad) olnaktadr. Upaniadlar'n ve B udizm'in kurgusunu, daha n-
ceki Vedalar' n ritel-dua edebiyatndan ayran dnce, ite bu te-

mel dncedir. 127 imdi hediye sadece iten benimsenmez, aynca


insann i dnyasndaki ey, deer dolu ve dini-anlaml biricik bir

ey olarak ortaya kar. Atlarn ve keilerin, srlarn ve koyunla-

rn zorla kurban edilneleri yararl olamaz. Budist bir parada bah


sedildii gibi, sadece eitli organizmalarn yok olup gitmedikleri,

devaml bir armaan etmekten ibaret olan kurban, gerekten isteni-

len kurbandr. "Ve bu niin? Byle bir zorlama eyleminden bam-

sz kurban hem kutsal olana, hem de kutsalla giden yolu at

25 Bkz. Oldenberg, s.3 1 4; Hopkins, Origin and evolution ob religion, s. 176.


126 Bu konuda bkz. Lieder des Rgveda ( Rigvedann arks), Hillebrandt'n tercmesi,
zellikle s. 29 ff.
1 27 Bkz. Oldenberg, Die Lehre der Upanishaden und die Anfange des Buddhismus, s. 37,
1 55 ff. ; Hopkins, Religion of lndia, s. 2 1 7 ff.

325
E R N S T C A S S I R E R

iin: Byle kurban sunan kiiye kurtulu ksmet olur ve felaket gel

mez."128

Budizm 'de dikkat ekici bir karm, dini temel sorunun, tek bir

noktaya, yani insan ruhunun kurtulu yoluna younlamasyla so

nuca ular. Dtakinin itekine geri dnm, sadece dtaki var

lk ve eylemin deil, ayn zamanda benin zihinsel-dini kart kutbu

nun da, tanrlarn da dini bilincin merkezinden yava yava uzak

lamasna neden olur. Budizm tanrlarn varolduunu kabul eder.

Fakat tanrlar, B udizm'in sorduu nemli bir temel soru olan ac

dan kurtulu sorusu iin, hibir anlam ifade etmezler ve hibir ey

yapamazlar. Ve bylelikle tanrlar, gerekten kesin olan dini sre

cin dna karlar. Gerek kurtulu, sadece, beni tanrla doru

geniletmeyen, daha ziyade yokluk iinde sona erdiren zihinsel da

l getirir. Burada dnmenin kurgusal gc, en son karmdan

korkmayp, benin zne nfuz etmek iin kendi formunu yok eder;

ahlaki-tek tanrc dinler ise, kart yolu tutarlar. Bu, tektanrc din-

i21sj lerin temel niteliidir. Bu dinlerde insann beni, tpk tanrnn kii
lii gibi, en yce zllk ve kesinlik iinde oluturulur. Fakat her

iki kutup; yani insan ve tanr, ne kadar ak biimde tanmlanr ve

birbirinden ayrlrsa, onlar arasndaki kartlk ve gerilim de o ka

dar belirgin ortaya kar. Gerek tektanrclk bu gerilimi giderme

ye almaz: nk tektanrclk iin bu gerilim, dini yaant ve z

bilincin zn tayan dinamizmin art ve ifadesidir. Peygamberi

din de, kurban kavramnn Upaniadlar'da ve B udizm'de gerekle

en dnm vastasyla, olduu ey haline gelir. Bu dnm,

burada, baka bir amaca sahiptir. Tanr Jesaja'da yle syler:

"Kurbanlarnzn saysn ben ne yapaym? Ben semirtilmi olanla

rn yana ve kolarn scak kurbanna doydum . . . .yilik yapmay

1 28 Anguthara-Nikaya II, 4, 39; Udana l, 9 (Wintemitz'in tercmesinde, s. 263 ve 293).

326
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

renin, hukuku elde etmeye aln, bask altna alnanlara yardm

edin, yetimlerin hakkn koruyun ve dullara yardm edin." (Jesaj I,

1 1 ff.) Peygamberi dindeki bu ahlaki-sosyal ifade tarznda, benin


karsna, onun kart tablosunu, "sen''i -ki ben, sende kendini bulur
ve kantlar- tam bir vurgulamayla koymak suretiyle, ben elde edilir.

Ve nasl ben ile sen arasnda katksz bir ahlaki bant kurulursa,

ayn ekilde imdi, insan ile tanr arasnda da benzer nitelikte kar

lkl ve sk bir iliki kurulur. Hermann Cohen, peygamberi inancn

temel dncelerini yle karakterize eder: "nsan kurbann, din

adamnn nnde bulunmaz; yle ki insan, onun huzurunda temizli

i ortaklaa yaayabilir. . . . Bant, insan ile tanr arasna eklenir ve

onlar arasnda kurulur, ve bantnn iine baka hibir para soku

lamaz. . . .Birinin dieriyle her trl ortakl, tanrnn, yaratmadan

ziyade kurtulu iin talep edilen esizliini paralar."129

Bununla ise, hediye kurban, kendine yakan nitelikte ve en

yksek dzeyde dini aydnlk iinde, kendiliinden, kurban ibade-

tinin baka bir temel motifine tekrar kavuur. nk btn farkl

kurban formlar iinde herhangi bir ekilde tekrarlanan genel anlam

olarak, kurbann insani ve tanrsal alanlar arasnda oluturduu ara-

clk gsterilebilir. Kurbann empirik-tarihsel olarak grnen form


larnn tamamna genel bir bakla elde edilebilen ve kavramlatr

labilen genel kurban "kavram", kurbann, her durumda "kutsal" ile

"dnyevi"nin evrenleri arasnda, kutsal eylem srecinde ortadan

kaldrlan kutsanm ve balant halkas niteliindeki bir ey vas

tasyla balant kurmaya ynelmi olmasyla tanmlanmaya all

d. 130 Fakat gerekten de kurban, byle bir balant kurma abasy- 279 1 1
la karakterize edildiinde, kurbanda gerekleen sentez, ok eitli

1 29 Herm. Cohen, Die Religion der Vernunft aus den Quellen des Judentums (Yahudilik
Kaynaklarndan Akl Dini), s. 236.
1 30 Bkz. Hubert et Mauss, Melanges d'historie des religions, Paris 1 909, s. 1 24.

327
E R N S T C A S S 1 R E R

derecelendirmelere uygun olur. Bu sentez, srf maddi nitelikli .ka


bulden salt fikirde olan en yksek ortaklk formlarna kadar, her
durumda ve aamada yaanabilir. Ve burada her yeni gidi tarz,
ayn zamanda bu yolun sonunda bulunan amacn kavrann dei
tirir. nk dini bilin iin amacn dnlmesini belirleme ve bi
imlendirme vastas olan ey, ncelikli olarak yolun kendisidir.
inde insan ile tanr arasndaki kartln ve bu kartln alma
snn kavranabilecei en temel form, her ikisini, beraberliin yeni
den olumas gibi ayrlmasn da, belirli fiziksel temel ilikilerin
benzerliine gre deerlendirmekten ibarettir. Ve burada, srf ben
zerlikten sz edilmesi yeterli deildir; bu benzerlik, mitik dn
menin bir temel niteliine gre, her yerde gerek zdelie dn
mektedir. nsan ilk bata tanryla balayan ey, bilfiil varolan kan
birlii badr. Soy ile onun tanrs arasnda, dorudan bir kan ak
rabal bulunmaktadr. Tanr, kabilenin kendisinden domu oldu
u ortak atadr. Bu temel dn totemistik tasarm biimini tama
men iine alr. 1 3 1 Bylece kurbann gerek anlam da, bu dn

vastasyla belirlenir. Totemizmin temel formlarndan, yksek d


zeyde gelimi kltr dinlerindeki hayvan kurbannn oluumuna
kadar, burada, belirli bir aamal gidi izlenebilmektedir. Tote
mizmde, totem hayvannn korunmas, dini bir grev olarak kabul
edilir. Fakat bunun yannda baka durumlar da mevcuttur ki, bu du
rumlarda kurban, tek tek bireyler tarafndan deil, klann tm ta
rafndan ortak ibadet yemeinde, belirli adetlere uyularak yenilip
l2sol iilir. Bu ortak totem ziyafeti, tek tek bireyleri birbiriyle ve kendi
J Bu durumun Samilerdeki grn, mesela Baudisin tarafndan, Adonis und Esmun,
Leipzig 1 9 1 1 , ilenmitir. Kadn-biimli esas tanrlk (lshtar, Astarte) burada belirli
bir doal temele sahip ve srekli yeniden treyen ve lmden yeniden doan hayat
dncesini temsil ederken, Baudissin'e gre, Baal (Eski Samilerde frtna ve bere
ket tanrs; ev.) geri bereketlilik gcn temsil eder; fakat her eyden nce baba
dr ve buna gre kabilenin hakimidir ve o kabile gerek bir reme dizisiyle ondan
domutur.

328
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

totemleriyle balayan kan beraberliini onaylayan ve bu beraberli


i yenileyen bir vastadr. zellikle topluluun tehdit altnda ve
tehlikede olduu yokluk zamanlarnda, onun fiziksel-dini ilk-gc
nn yenilenmesi gerekir. badet fiilinin gerek vurgusu ise, toplu
luun, bu fiili btn olarak gerekletirmesine dayanr. Totem hay

vannn etinin yenilmesinde, klann birlii ve kendi totemistik ata


syla ilikisi, duyusal-bedensel birlik olarak tekrar kurulur. Bu ye
me imede, birlik, adeta yeniden ve srekli olarak onaylanr. Ro

bertson Schmith, temel aratrmalarnda, ncelikle Sami dinleri

evresinde, soy ve yaant birlikteliinin yeme-ime ile pekitiril


mesi fikrinin, kabilenin babas olarak kabul edilen tanr ile insann

"ortak zeminde bulunuu" dncesinin, hayvan kurbannn ilk


bataki motifleri arasnda olduunu gsterir. 1 32 Bu ortak zeminde
bulunu, ilk bata salt maddi ortaklktan baka hibir ey ifade ede
mez; ayn eyler, sadece ortak yeme ve imede, bedensel hazda

gerekleebilir. Fakat ite bu fiil, fiilin yneldii eyin kendisine


ayn zamanda yeni bir zihinsel etkinlik kazandrr. Kurbann kendi
si de, "dnyevi ile kutsal"n sadece temas ettii deil, ayrca onla

rn zlmez ekilde i ie getikleri noktadr. Kurbanda saf fizik


sel olarak varolan ve kurbann iinde herhangi bir fonksiyonu yeri
ne getiren ey, artk kutsaln, kutsanm olann evresinde yer alr.

Dier taraftan, kurbann asli olarak tek bana, insann sradan ve


dnyevi faaliyetlerinden net biimde ayrlan bir eylem tekil etme
mesi; tam tersine, kendi ieriine gre henz ok duyusal-pratik

olan her sradan faaliyet, zel-dini bak "as" altna yerletirilir

yerletirilmez ve bu bak as vastasyla belirlenir belirlenmez,


onun kurban haline gelebilmesi durumu ise, bu noktada yatmakta-

132 Bkz. zellikle Robertson Schmith, Die Religion der Semiten (Samilerin Dinleri), Al
manca bask, s. 2 1 2 ff., 239 ff.; ayrca J. Wellhausen tarafndan, burada kurbann di
le getirilen temel kavran iin, zellikle Arap din kaynaklarndan alnan tamamla
yc ve dorulayc bilgilere. (Reste arabischen Heidentums, B erlin 1897, s. 2 1 2 ff.)

329
E R N s T c A s s I R E R

dr. Yeme ime yannda zellikle cinsel ilikinin icras, sz edilen

ibadet ierikli bir anlam kazanr. Mesela dini geliimin daha sonra
ki aamalarnda, fuhu, "kurban" olarak, tanrnn hizmetine teslimi-

lzs I yet olarak da deerlendirilir. te burada, dini olann, varln ve


eylemin henz paralanmam btnn kuatmasnda; onun fizik

sel-doal varoluu kendi dnda brakmayp, bu varoluu temel ve

ilk unsurlarna kadar doldurmasnda, dini olann gc aa k


maktadr. Hegel bu karlkl ilikide, putperest tapnmada varolan

temel bir unsur grd 1 33; fakat dinler tarihi aratrmalar, kurban

dncesinde duyusal ve zihinsel motivlerin bu ekilde karml

nn, bu i ie gemiliin, Hristiyanln balanglarnda ve da


ha sonraki gelimesinde yerini nasl koruduunu gsterdi. 1 34 Ve di

ni olan, bu gelimenin iinde, ncelikle kendi somut-tarihsel etkili

liini kazandnda, elbette bu gelimede ayn zamanda kendi snr

larn da bulmu olur. nsan ile tanr arasnda gerek bir birlik ger
ekletiinde, onlar en sonunda ayn etten ve kandan olmaldrlar.

m Bkz. Hegel, Vorles. ber die Philos. der Religion (Din Felsefesi zerine Dersler), S.
W. XI, s. 225 ff.; (Putperest Klt iinde). Klt, elbette insann kendini sradan orga
nizma olarak tasarlamasdr. nsan bu tzsel birlik iinde yaar; tapnma ve yaant
birbirinden ayrlmamtr ve mutfak sonluluk dnyas, henz snrszlk karsna kon
mamtr. Putperestlerde, tanrnn onlara, halkn, ehrin tanrsndan daha yakn olma
snn verdii byk mutluluk; tanrlarn onlara dosta davrand ve onlara iyilikleri
kullanmay verdii duygusu egemendir. ... Klt, o halde burada, esasl biimde kendi
ne zg olan bir teki yaantdan ayrlm olmayp, aydnlk dnya ve iyilikler iinde
srekli olan bir hayat gerekletirme belirleyiciliine sahiptir. Zaman iindeki bir ih
tiya yaants, bu dorudan yaant, bizzat tapnmadr. zne kendi esas hayatn, he
nz kendi zamansal yaantsndaki geinmeden ve sonlu varlk olarak grevlerinden
aynnamtr. Bu aamada, znenin kendi tanrsyla ilgili bilinci, kendi tanrsn vme
yi ve ona tapmay, mutlak varlk dncesine ykselmeyi gerekletinneliydi. Bu ise,
her eyden nce, iine somut yaantnn ginnedii, kendi iinde soyut bir ilikidir.
Kltn ilikisi somut ekilde biimlenir biimlenmez, bireyin dtaki tm gereklii
ni kendi iine alr ve gndelik olaan yaantnn, yeme, ime, uyumann ve dier do
al ihtiyalarn karlanmas iin, btn eylemler, tapnma ile ilikilidir ve btn bu
eylemlerin ve ilerin gerekleme sreci, kutsal bir hayat tekil eder."
1 34 Bu iliki iin farkl kantlar vennek yerine, ben, burada sadece, Henn. Usener'in mi
toloji yazsndaki zl zetine ve yargsna iaret ediyorum. Arch. fr Religionswiss.,
VII, ( 1 904) s. 1 5 ff.

330
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

Bylece kurban davran vastasyla duyusal olann ruh kazanma-


s, dnsel olann duyusallamasna neden oluturur. Duyusal ola- i2 s2i
nn varl, kendi fiziksel varoluunun ardndan yok edilir ve duyu-
sal ey, ilk nce bu yok oluta kendi dini fonksiyonunu gerekle-
tirir. ncelikle kurban hayvannn kesilmesi ve yenilip iilmesi va
stasyla, duyusal ey, kii ile onun kabilesi, kabile ile onun tanrs
arasndaki "arac" olarak i grme gc kazanr. Fakat bu g, rit-
elin emrettii tm ayrntlar ve zelliklerle, bir de kurbann duyu-
sal kesinlii iinde; ibadet fiilinin icrasna balanmtr; bunlardan
en kk bir ayrlma ve icradaki en basit bir eksiklik, bu nokrada
kurban anlam ve etkililiinden mahrum brakr.
Bu, hemen hemen her yerde kurbana elik eden ve kurbanla bir
leerek ibadet eyleminin tamamlann anlatan, baka bir temel ta
pnma unsurunda da kendini gsterir. Kurban gibi ayn ekilde dua
da, insan ile tanr arasndaki atla kapatmay belirginletirdi. Fa
kat duada, insan ile tanr arasndaki mesafeyi ortadan kaldrmas
gereken ey, kelimenin gcdr. O halde ikisi arasndaki mesafeyi
ortadan kaldrmas gereken ey, srf fiziksel deil, sembolik-zihin
sel bir eydir. Bununla birlikte, mitik-dini bilincin balanglarnda,
duyusal varlkla anlam alan arasnda bu trden kesin snrlar mev
cut deildi. Duann iinde barnan kuvvet, bysel kaynakl ve b
ysel niteliklidir. Bu g, kelimedeki by gc vastasyla, tanr
ln iradesi zerine icra edilen zorlayclktan ibarettir. Duann bu
anlam, Veda dininin balanglarnda ve daha sonraki geliiminde
de, tam aklyla karmza kar. Doru tamamlanm kurban ve
dua eylemi, burada, hep tartlmaz ve kar konulmaz kudretle do
natlm olarak grlr. Bu eylem, tuzak ipi, a ve kapandr; kei,
tanrlar onlarn iinde yakalar. 135 Kutsal ilahiler, szler ve arklar
varl biimlendirir ve ynetir: Dnyann genel gidii, onlarn kul-

1 35 Bkz. Geldner, Vedische Studien (Vedac Yazlar), Stutgart 1 899, !, s. 144 ff.

331
E R N S T C A S S I R E R

lamn biimine, doru ya da yanl uygulanna baldr. Sabahle


yin gne domadan nce kurban kesen rahip, bu eylemle, gne

tanrsn grnen, domu olan mevkiine ykseltir. Bylece tm

eyler ve gler, Brahman'n gcne, insan ile tanr arasndaki s

nrlar aan ve ayrca yerle bir eden dua kelimesinin gcne kan

mtr. Veda paralan, zellikle rahibin, bizzat dua ve kurban eyle-

j2s3I mininde tanr haline dntn ifade eder. 136 Ve ayn temel kav
ray Hristiyanln balanglarna kadar da izlenebilir. Kilise ba

balarnn anlaynda da, duann gerek amac, ( -rv avaxqa817va


't"<P nveva-r) (duann amac), insann tanr ile dorudan birleme
si ve kaynamasdr. 1 37 Bu arada, duann dini geliim sreci, adm

adm, bu bysel evrenin dna taar. Duann saf dini anlamda


kavrannda, imdi dua, salt insani arzu ve isteme alan zerine

ykselmi konumdadr. Dua, tikel bir iyiye ynelmez; tam tersine,

tanrln iradesiyle eit konumlanan bir nesnel-iyiye ynelir. Din

ler tarihinde de, Epiktet'in, insandan, tanrlarn iradeleri iinde bu

lunan eyden baka hibir eyi yerine getirmemelerini isteyen, in

sann keyfi davrann tanrln iradesi karsnda geersiz olarak

kabul eden ve yok sayan "felsefi" duasna karakteristik olarak ben


zer dualar vardr. 138 Btn bunlarda, dua gibi kurban da, benin n

ceden belirlenmi ve net snrlanm evresinden ilahi olann evre

sine doru sevk etmeyip, bu iki evreyi, ncelikle kendileri bak

mndan belirleyen ve onlar arasndaki snrlan genileterek adm

adm uzatan tipik dini ifade formlar olarak ortaya kar. Dini s-

136 Daha ayrntl bilgi Gough'da, The philosophy of the Upanishads, London 1 882 ve
Oldenberg'de, Die Lehre der Upanishaden und die Anfange des Buddhismus (Upa
niadlarn retisi ve Budizm'in Balanglar), zellikle s. 10 ff.
137 Orijinali reql evxr (Dua Konusunda) c. 1 0, 2 (Famell'den alnt, The evolution of
religion, New York 1905, s. 228)
t Ayrntlar Mare'te, From spell to prayer (The hreshold of religion, s. 29 ff.), ilave
ten Farnell'de, (s. 163 ff.)

332
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

rete ilahi ve insan! olanlarn alanlar olarak gsterilen konumlama

da, en batan itibaren birbiri karsnda donmu ve snrlanm, ni

teliksel snrlar vastasyla olduu gibi mekansal snrlar vastasy

la da ayrlm varlk alan sz konusu deildir; burada, din! zihnin


ilk hareket formu; onun iki kart kutbunun srekli birbirini arama

s ve birbirinden uzaklamas hareketi sz konusudur. Bylece kur

bann ve duann geliiminde de, her ikisinin, hem ilahi ve insani

olanlarn en u snrlarn birbirleriyle buluturan ortam olarak or

taya kmas, hem de onlarn, bu iki u snrn ieriini belirlemesi

ve bu ierii bulmay renmeleri, gerekten kesin bir ey olarak

kendini gsterir. Kurban ve duann her yeni formu, insan! olann ol

duu gibi ilahi olann da yeni bir ieriini ve her ikisi arasndaki

yeni bir ilikiyi aa karr. Her ikisi arasnda kurulan karlkl i2s4I
gerilim ilikisi, onlardan her birine, ncelikle kendi niteliini ve an

lamn verir. Bylece din! bilin iin en batan varolan bir atlak,
kurban ve dua vastasyla alr; ama bilin, bu atla daha sonra

bytmek iin kendine maleder. Bilin, ite bu noktada kendini a-


ma vastalarn bulmak iin, tanr ile insan arasndaki kartl apa-

k hale getirir.

Bu, her eyden nce burada gerekleen hareketin, neredeyse

tamamen srf evrilebilir bir hareket olarak ortaya kmasnda, ay

n zamanda belirli ve genel olarak ayn deerde bir "kart-an

lam"n, hareketin "anlam"na uygun dmesinde ortaya kar. nsa


nn tanrya tvcoa (yakar) ', dua ve kurbann amacn tekil eden

birleme, en batan iki ekilde kavranabilir ve tasvir edilebilir: Bu

birlemede insan, sadece tanrya dnmez, ayn zamanda tanr da

insan haline gelir. Kurban ibadetinin dilinde, bu durum, geerlilii

ve etkilii "en ilkel" mitik tasarmlar ve geleneklerden kltr din


lerimizin temel formlarna kadar izlenebilen bir motif iinde kendi

ni gsterir. Kurbann anlam, tanrya kurban kesilmesiyle sona er


meyip, ncelikle kendini tanrya kurban olarak vermek veya sun-

333
E R N S T C A S S 1 R E R

makta ortaya km ve kurbann asl dini ve kurgusal derinliklerin


de ak hale gelmi gibi grnmektedir. nsan ac ektii ve ld
, fiziksel-sonlu varolua karp gittii ve lmden kurtulmak
mmkn olmad iin, bylece, sonlu varoluun ilahi nitelie yk
seltilmesiyle insann lmden kurtuluu gerekleir. Byk sr
kltleri, tamamen tanrlam varln lmesine dayanan kurtulu
ve yeniden doma inanc etrafnda eylem icra eder. 139 Tanrlam
varln kurban kesilerek ldrlmesi motifinin, insanln asl mi
tik-dim "gesel dnceleri"nden biri olmas keyfiyeti, bu motife,
yeni dnyann kefi srecinde Amerika'daki dinlerde neredeyse hi
deimemi ekilde rastlanmasyla doruland. Aynca spanyol
misyonerleri, Aztek kurban adetlerinde, Hristiyanln Eucharistie*
treninin "alayc taklidi"ni ve onunla dalga geildiini grdkleri-
lzssl ni bildirip, buradan hareketle bir iliki kurdular. 140 Hristiyanl bu
noktada dier dinlerden ayran ey, gerekte, motifin ierii deil,
motifte bulunan yeni saf "ruhsal" anlamdr. phesiz dier taraftan,
Hristiyan-Ortaa retilerinin soyut kurgular, ounlukla henz
mitik dnce hareketlerinin nceden ikamet ettii zeminde hare
ket etmitir. Mesela Canterburylu Anselm'in Cur Deus homo** ya
zsnda gelitirdii balanma dilei gr, insann snrsz g
nahlarnn sadece bir kurban vastasyla, sonuta tanrya kendisini
kurban verme vastasyla affedilebileceinden hareket etmek sure
tiyle, bu dnce hareketlerine skolastik nitelikli soyut ve mantkl
bir ekil vermeye alr. Ortaan mistisizmi ise, burada bir adm
daha atar. Mistisizm, byle bir atlak tamad ve onu kendi dini

1 39Bkz. yukarda s. 232 ff.; etnolojik ve dinler tarihi materyali iin zellikle Frezer'de
ki anlatmlara, Goulden Bough, Yol. JII: The Dying God, 3. bs. London 1 9 1 1 .
'
Eski Hristiyanlar'n arapl ekmek yeme treni. (ev.)
140 Bkz. Brinton, Religions of primitive peoples, s. 1 90 f. "Temsil edici balanma kur

ban", Babil yaztlarnda da bulunur; bunun iin bkz. Keilschriften und Bibel, Bertin
1903, s. 27 ff.
" Neden Tanr nsan?

334
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S 1 1

temel kavraynda reddettii iin, artk insan ile Tanr arasndaki


atlan nasl alm olduu sorusunu sormaz. nsann Tanr ile
ilikisinde, artk birbirinden ayr olma durumu yoktur; tersine sade
ce birbiriyle ve bir dieri iin olma durumu vardr. Burada Tam,
tpk insann Tanr ile ilikili olmas gibi, insanla ilikilidir. B u ba
kmdan, btn halklardaki ve btn zamanlardaki mistikler; mese
la Celaleddin Rumi ile Angelus Silesius, ayn dili konuurlar. Me
sela Celaleddin Rumi yle der: "Ben ve sen; bizim aramzda ke
sinti yoktur. Ben ben deilim, sen sen deilsin, sen ben de deilsin.
Ben ayn zamanda benim ve senim. Ayn zamanda sen sensin ve
bensin."141 Kurban kavramnn gittike manevilemesinde ve d
nmnde ifade edilen dini hareket, burada bir sonuca erimitir:
Daha nce saf fiziksel ya da fikri nitelikli bir arac olarak ortaya
kan ey, imdi saf bir bant iinde, insani' olann zel anlamn ol
duu gibi, ilahi olann zel anlamn da belirleyen bir bant iin
de ortadan kaldrlmtr.

14 1 Celalettin Rumi, Goldzieher'n tercme ettii drtlkler, ( slam zerine Dersler, He


idelberg 1910, s . 1 56)

335
DRDNC BLM
MTK BLNCN DALEKT

Buraya kadarki incelemeler, "Sembolik Formlar Felsefesi"nin j2s9j


kendine koyduu greve uygun olarak, mitosu, ruhun gerek bir

enerjisi, nesnel tasarm unsurlarnn tm eitlilii iinde de yerini

koruyan, kendi iinde btnlemi bir kavray formu olarak tasvir

etmekti. Mitik dnmenin temel kategorilerini bu duru noktasn-

dan hareketle gstermeye altk. Fakat bu giriim, mitosun temel

kategorilerinde , ilk ve son kez olarak belirlenip sabitlemi zihin

emalarnn sz konusu olduunu gsterme anlamn deil, sz ko

nusu kategoriler iinde belirli temel biim verme sistemlerini tant-

ma anlamn tamaktadr. Mitik rnlerin snrszca mevcudiyeti-

nin arkasnda yeterli bir oluturma gcnn bulunduunu ve bu g-

c etkili klan yasann mevcut olduunu grmek gerekir. Fakat mi

tosun birlii, elikisiz bir sadelikten baka hibir anlama gelme

seydi, mitos gerek bir zihinsel form olamazd. Mitosun temel for

munun aa k ve bu aa kn yeni motifler ve biimler

iindeki karakteristik grnts, doadaki oluum srecinde kendi-

ni aa vurmak ve apak bir olgu haline gelmek iin s adece belir-

li d artlara ihtiya duyan, ilk bata tekil edilmi ekilde varolan

bir nvenin sakince byyp serpilmesi eklinde gereklemez.

337
E R N S T C A S S 1 R E R

Mitosun mstakil gelime aamalar, basite yan yana gelip birle

mez; tam tersine, bu aamalar genellikle kesin bir kartlk tablosu

iinde birbirini izlerler. Mitostaki gelime, nceki aamalarn sabit

dnsel kesinliklerinin ve sabit ana hatlarnn srekli olarak yeni

den tekil edilip tamamlanmas yannda, bir de nceki kesinlik ve

niteliin reddedilmesini ve hatta kesin olarak yok saylmasn da

ierir. Bu diyalektik, mitik bilincin ieriklerinin deiiminde grl

d gibi, ayrca bu bilincin "iteki formu"na da egemendir. Mitik

yapnn fonksiyonu da, bu diyalektie tabi iteki form vastasyla

12901 kavranr ve iten doru dntrlr. Bu fonksiyon, sadece, hep

mitosta kendini gsteren iteki ve dtaki evrenin nesnel ifadeleri

olarak yeni biimlerin olumasyla gerekleir. Fakat bu fonksiyon,

gelime yolunda ilerlemeye devam etmekle, mitosa yeniden bir ge

ri dn noktasna da sahip olur. Bu nokta ise, mitosun fonksiyonu

nu etkileyen ilkenin problem haline geldii andr. Bu, elbette ilk

bata yadrganacak gibi grnr. nk byle bir ayrlk, mitik bi

lincin "doall"na uygun olamaz. Gerekten mitosta, kendi ken

dini kavrayan ve kendi temelleriyle kabullerine kar cephe alan bi

linli bir teorik refleksiyon biimi sz konusu deildir. Kesin olan

ey, mitosun bu geriye dnte de bizzat kendi iinde kalmasnda

ve kendi iinde varln srdrmesinde yatmaktadr. Mitos kesin

olarak kendi evresinden darya kmaz; baka bir "ilke"ye tam

anlamyla ilhak etmez. Fakat mitosun kendi asl evresini mkem

mel biimde doldurmas iin, onu krmas gerektii grlr. Ayn

zamanda ama olan bu doldurma, mitosun, sembol dnyas kar

snda ald tavrdan harketle anlalr. Mitos sadece bu dnya

iindeki haliyle apak bir nitelik kazanp kendini gsterebilir. Fa

kat mitos ne kadar devaml geliirse, bizzat bu dlama, mitos a

sndan, onun gerek ifade isteine upuygun olmayan bir "dtaki

ey" haline gelmeye balar. Burada, gittike daha da keskinleerek

338
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

ortaya kan ve mitik bilinci kendi iinde ayrarak, bu ayrma iin

de en alttaki temelini ve derinliini gerekten kefeden bir atma

zemini bulunmaktadr.

zellikle Comte tarafndan temellendirilmi olan pozitivist ta-


rih ve kltr felsefesi, insanln, bilincin "ilkel" aamalarndan ya-

va yava teorik bilgiye ve bylelikle de gereklie zihinsel olarak


tam egemen olmaya kadar ulamasn salayan zihinsel bir geliim

silsilesi kabul eder. Bu geliim silsilesi, kesin olarak, dier aama-

lar gsteren ve dolduran inan tasarmlarndan ve hayal g lerin-


den, yani hayali olanlardan, srf "olgular"n gereklii olarak ger

eklii bilimsel yoldan kavraya doru gider. Burada, zihnin salt


znel nitelikli tm malzemeleri kmelidir. B urada insan, kendini

gerekliin karsnda bulur. nsan, gereklii, daha nceden sade-

ce kendi duygusu ve dileinin, ilaveten kendi sembollerinin ve ta

sarmlarnn yanltc ortamndan hareketle grmekteyken, bu yeni


gereklik, olan ey olarak bu ortam karsnda bulunmaktadr. j29 j
Comte'a gre, bu gelimenin gerekletii ortam, esas itibaryla

"teolojik'', "metafizik" ve "pozitif' evre olmak zere evredir.


Birinci evrede, insann znel arzular ve tasarmlar, insan tarafn-

dan doast varlk ve tanr varl haline getirilir. kincisinde, bu


arzu ve tasarmlar ekil deitirerek, soyut kavramlar haline gelir-

ler. zellikle pozitif aamada, "iteki" ve "dtaki"nin aka ayrl-

mas ve verili olgularn i ve d deneyimle bilinmesi gerekleir.

Bu aamada ortaya kan g, bilmenin gereklemesi sonucunda,

rnitik-dini bilince yabanc olup bu bilinci yava yava ortadan kal

dran ve aan dsal gtr. Pozitivist emaya gre, bir kez yksek-

teki aamaya eriilince, nceki aama gereksiz hale gelir; artk o

noktada, nceki aamalarn ierii yok olup gidebilir ve gitmelidir.

Comte'un kendisinin bu sonucu karmad, daha ziyade onun fel

sefesinin, sadece pozitivist bir bilme sistemi deil, yn zamanda

pozitivist bir din olmaya, hatta pozitivist bir klt iinde tamamlan-

339
E R N S T C A S S 1 R E R

maya doru gittii bilinmektedir. Din ve kltn burada kazand

gecikmi takdir ise, Comte'un dnce yolunun geliimi iin an

laml ve karakteristik bir nitelik tekil ettii gibi, ayn zamanda bu

geliiq noktasnda, pozitivist tarih kurgusunun eysel bir eksii,

dolayl olarak kendini gsterir. aama emas, Comte ' un "trois

etats" ( hal) yasas, mitik-din1 bilincin ileyiini ikin ekilde de

erlendirmeye imkan veren bir kap aar. Bu bilincin erimeye a

balad ama buna gre, kendi kendisinin dnda, ilkesel olarak

bakasnda aranmaldr. Fakat mitik-din1 ruhun gerek zellii ve

isel sarsnts bu yaklamla kavranamaz. ncelikle, mitik ve dim

olann bizzat kendi iinde gerek bir "hareket" kaynana sahip ol

duu, onun kendi ilk balangcndan en yksek etkilerine kadar

gerek anlamda isel nitelikli gler vastasyla belirlendii ve ger

ek kaynaklardan beslendii grlebilirse, o zaman bu zellik ger

ekten meydana kar. Mitik ve dini olan ey, bu ilk balangcn

hayli dna ktnda da, zihinsel anlamda verimli toprandan ke

sin olarak ayrlp gitmez. Mitik ve dini olanlarn konumlar, birden

bire ve dorudan doruya olumsuzlua dnmez; daha ziyade on

larn, attklar btn admlarda adeta ikili bir karakteristik nitelik

tad grlebilir. Mitik sembol dnyasnn zerine dardan ya

plan bask, bu sembol dnyasnn inasna karlk gelir; bununla

birlikte, her ikisi, yani olumluluk gibi olumsuzluk da, mitik-din1 bi

lincin kendi formuna. aittir ve bu bilin iinde, ve yegane parala-

12921 namaz eylem haline gelir. Olumsuzlama sreci, derinden incelenin


ce, kendine dayanma sreci olarak ortaya kar; kendine dayanma

sreci, sadec.e olumsuzlama sreci sayesinde gerekleebilir. Her

ikisi birleerek, ancak aralksz birlikte-etkililik iinde, mitik-dini

formun gerek zn ve ieriini meydana karrlar.

Biz dil formlarnn geliimini, mimiksel, benzerlie dayal ve

sembolik ifade aamalar olarak tanmladmz aamaya ayr

dk. Birinci aamann, bu aamada dilsel "iaret" ve onun ilikili ol-

340
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S 1 1

duu seyir ierii arasnda hibir gerek gerilim bulunmamasyla;


iaretle seyir ieriinin birbiri iinde kaybolmaya yz tutmalar ve
karlkl teminat elde etmeye girimeleri eklinde karakterize edil-
mi olduunu grrz. aret mimiksel iaret olarak, kendi formun-
da ierii dorudan temsil etmeye, onu adeta kendi iine almaya ve
kendi iinde eritmeye giriir. zellikle burada bir uzaklama, git
tike genileyen bir farkllama ortaya kar. Bu farkllk vastasy-
la, konumadaki karakteristik temel olguya, ses ve anlam ayrl-
na eriilir. 1 ncelikle bu ayrlma gerekletiinde, dilsel "anlam"n
alam kurulmutur. lk balarda kelime, henz srf varolu sferine
aittir. Kelimede, onun anlam yerine gerek bir tzsel varlk ve g
yakalanr. Kelime, eysel bir ierie iaret etmez; tersine kendini
eysel ieriin yerine yerletirir; o, "ilk-neden"in gerek bir biimi,
ieriksel olguya ve onun nedensel silsilesine mdahale eden bir g
haline gelir.2 Eer sembolik fonksiyonun kavran ve bununla da
kelimenin salt lihinde var oluu gereklemek zorundaysa, bu ilk
bak asnn terk edilmesi lazmdr. Ve dil iareti/kelime iin sz
konusu olan ey, ayn anlamda yaz iareti/harf iin de geerlidir.
Yaz iareti de, hemen sembolik ekilde kavranmaz; tam tersine,
nesne dnyasnn bir paras olarak, adeta nesne dnyasnn iinde
bulunan glerin hepsinin bir zeti olarak grlr. Her yaz, mi
miksel iaret, yani tasvir iareti olarak balar ki, bu noktadaki tas-
vir imdilik henz en ufak anlam ve bildirme niteliini bile kendi
iinde tamaz. Bu tasvir, daha ziyade nesne tarafndadr; nesnenin
yerini tutar ve onun karl olarak kabul edilir. Yaz da ilk ortaya 12931
k ve oluum aamalarnda, bysel alana aittir. O, bysel ml
kiyete ya da korunmaya hizmet eder: Nesneyle balanan iaret,
nesneyi kendi etki alanna kartrr ve yabanc etkileri nesneden

1 c. . s . 1 36 ff.
2 Ayrntlar "Sprache und Mythos" (Dil ve Mitos) yazmda; Leipzig 1924, s. 38 ff. ;
bkz. yukarda d a s . 5 4 ff.

341
E R N S T C A S S R E R

uzak tutar. Yaz ne kadar ok temsil etmek istedii eye benzerse,


sonuta ne kadar salt nesne yazs olursa, bu amaca da o kadar m
kemmel biimde eriilir. Yaz iareti/harf, bir nesnenin ifadesi ola
rak kavranmadan uzun zaman nce, adeta nesneden kaynaklanan
etkilerin tzsel bir cisimlemesi olarak, nesnenin doast nitelikli
benzer bir biimi olarak grlr ve ondan korkulur.3 Bu bysel et
kilenim solunca, gr as, bilfiil varolandan dncede olana,
eysel olandan fonksiyonel olana dner. Harf, hece ve nihayet ke
lime, dorudan idiogramdan gelimi, balangta onda bulunan
tasvir iareti, yani resim iareti, saf anlam iareti ve sembol haline
gelmitir.
Ve ayn balanty biz, mitosun sembol dnyas iinde de n
mze serilmi halde grmekteyiz. Mitik sembol de, ilknce ortaya
ktnda, asla sembol olarak, yani zihinsel ifade olarak bilinmez.
Mitik sembol, kesin biimde nesnel olayn ve "nesnel" gerekliin,
ey dnyasnn temaas potasna atlmtr ve nesnel gereklii ta
mamlayan mevcudiyet olarak ortaya kmaktadr. Burada da, bun
dan dolay, ilk bata bilfiil varolan ile dnsel olan arasnda, "va
rolu" alan ile "anlam" alan arasnda hibir ayrlk yoktur. Her iki
alan arasndaki gei, sadece tasarlama ve inanmaya deil, ayrca
insann eylemine de srekli olarak akseder.4 Mitik eylemin balan
gcnda, dansl-oyun bulunur. Ve bu oyun, asla srf "estetik", srf
temsil edici bir anlam tamaz. Tanr ya da eytan maskesinde orta
ya kan dans, bu maske iinde tanry ya da eytan taklit etmek
le kalmaz, onun doasna brnr. Dans tanrya/eytana dnr
ve eriyerek onunla birleir. Burada asla, salt tasvir edici, reel an
lamda bo bir temsil yoktur; dansta hakiki ve etkili bir nitelie sa-

3 Bu konudaki kantlar, mesela Th. W. Danzel"da vardr. Die Anfange der Schrift (Ya
znn Balanglar), Leipzig 1 9 1 2 .
4 Bkz. bu konu ve devam iin yukarda s. 5 1 ff.

342
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

hip olmayan, salt dnlm, tasarlanm ve "kastedilmi" bir ey


de bulunmaz. Fakat mitik dnya kavraynn aamal gelimesin-

de, bu noktada, zel-dini bilincin gerek balangcn tekil eden bir

ayrlma gerekleir. Dini bilinci kendi kaynaklarn, geriye doru 12941


izlemeye giritiimizde, bu bilincin ieriinin, mitik bilincin kay

nandan pek ayrlmadn grrz. Her ikisi o kadar sk biimde

birbirine gemi ve balanmtr ki, onlar, tam anlamyla birbirin-

den ayrlamaz ve birbiriyle kar karya konulamaz. Mitik unsur-

lar dinin inan ieriinden ayrmaya kalknca, din, artk kendi nes
nel-tarihsel grn iinde varolmaya devam edemez; geriye sa

dece dinin silueti, bo bir soyutlama kalr. Bununla birlikte, din ile

mitosun ieriklerinin zlmez biimde bu i ie gemiliine ra


men, bu ikisinin formu birbirinin ayns deildir. Dini "form"un

zellii, bilinci mitik sembol dnyasnn karsna yerletiren fark-

l tavr alta kendini belli eder. Bilin mitik sembol dnyasna


muhta deildir; o, bu dnyay dorudan doruya kendi dna
karabilir. Fakat sembol dnyas gitgide, dini nitelikli soru-koyma

ortamyla kendini gsteren yeni bir anlam kazanr. Yeni bir varolu

olan zihinde-varolu, dinin at yeni dnsel "boyut", mitik ola-


na farkl bir "anlam" balad gibi, ayrca "varolu'' ile "anlam"

arasndaki kartl mitosun alanna sokar. Din mitosu yabancla

tran bu admn atlmasn gerekletirir. Din, duyusal sembolleri ve


iaretleri kulland iin, onlar, ayn zamanda ifade vastalar ola-
rak; belirli bir anlam aa karp ayn zamanda zorunlu olarak bu

anlamn arkasnda kalan, bu anlam her zaman mkemmel ekilde


kavramadan ve tketmeden de, bu anlama "iaret eden" ifade vas

talar olarak bilir.

Her dinin geliiminde, "kriz" yaadklar, kendi mitik temel ve

zeminlerinden uzaklamak zorunda kaldklar bir noktaya doru

gittikleri grlr. Fakat bu ayrlp gitme durumunun ekli bakmn


dan, farkl dinler, ayn trden gelime yaamazlar. te bu noktada

343
E R N S T C A S S 1 R E R

hepsi, kendilerine zg tarihsel ve dnsel zelliklerini aa vu

rur a/. Dinin her zaman, mitik sembol dnyasyla yeni bir balant
kurarak, ayn zamanda tm "gereklik"le, emprik varoluun bt

nyle yeni bir bant iine girdii grlr. Din, mitik sembol dn

yasna gerek varoluu eklemeden, bu dnyay eletiremez. nk

mitik sembol dnyas, burada, ayrt edici teorik bilgi anlamnda -

j295j zlm "nesnel" bir gereklik tamad ve gerekliin seyri, mi


tik nitelikli tasarm, duygu ve inan dnyasna yeni karm oldu

u iin, bilinci inan dnyasna eritiren her konumlama, varoluun

genel manzarasn da zorunlu olarak etkiler. Bundan dolay dini

olann zihinde-varoluu, mitik glerin ve oluumlarn hepsini ilkel

bir dzenin varlna indirdii gibi, aynca bu zihinde-varolu, bu

olumsuzluk formunu bizzat duyusal-doal varoluun unsurlarna

da yneltir.

Bu ilikiyi ak hale getirmek iin, sayl zl rnekleri, dini d

ncenin kendi mitik kklerine ve ilk balanglarna kar verdii

kavgasnda eritii farkl tipteki temel davranlar tekrar ele alyo

ruz. Burada gerekleen byk dn ve geri dnn asl klasik

rneini, semavi kitap olan Ahdi Atik'te (Tevrat) ne kan dini bi

lin formu tekil edecektir. Peygamberlerin tm ahlaki-dini nitelik


li heybetli-ifade-tarz, bu nokta iinde zetlenir. Bu ifade tarz, pey

gamberlerdeki dini iradenin kesinliine ve gcne dayanr. Bu ira

de, onlar, salt varolann, olgunun temaas zerine tayan bir ira

dedir. Bu varolu, kurtarcnn geleceine inanlan gelecekteki yeni

dnya dounca, batmak zorundadr. Dini temel ilkelerde grselle


en peygamberi dnya, sadece duyusal anlamda imdiye yaklaan

ve bu imdiye yapp kalm olan sembol vastasyla kavranamaz.

Sembollerin kullanmnn yasaklanmas, gkyznde ya da yer al

tnda, yeryznde, suyun iinde olan eylerin temsil ya da taklidi

nin yaplmas yasa, bundan dolay, peygamberi bilinte tmyle


yeni anlam ve yeni bir g kazanr. Yasak, dorudan doruya bu

344
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

bilincin kendisini kurucu haline getirir. Getirilen yasak, yanstc


olmayan, "doal" mitik bilincin tanmad bir atla, imdi bir

darbe ile am gibidir. oktanrcln tasarm dnyas, yani pey


gamberlerin mcadele ettii "putperest" kavray, "ilk rnek" ile

"kopya"y farkl grmedii srece, tanrsal olann salt "kopya"sna

saygszlk etme suunu ilemez. Bu tasarm dnyas, ilahi olann

kendisine, ilahi olandan ina ettii semboller iinde dorudan do


ruya sahip olur; bu semboller ise, srf iaret olarak deil, somut-du

yusal amlamalar olarak kabul edilir. Peygamberlerin bu dnce-

ye ynelttikleri eletiri, formel adan incelenince, adeta petito 12961


principii"ne dayanr. nk bu eletiri, oktanrclk ve putperest-

lik dncesine, bizzat onun iinde bulunmayan ve yeni bir deer


lendirme ve bak as yoluyla -ki, burada deerlendirme bu bak

as altna yerletirilir- bu dne yaknlatrlan bir kavray


ykler. Jesaja, insann kendi elinden kan rnlere, yani insann,

deersiz bir eser olarak tand ve bildii bir eye, ondaki bu insan
eseri olma niteliine ramen, ilahi bir ey olarak hrmet etmesinin
samaln, zellikle vurgulayarak dile getirir. "Bir tanr imal
edenler ve bir put dkenler kimlerdir? ... Bir kii kskataki demiri

dver, scakta alr ve balyozla ie yarar hale getirir . . . . Dieri aa-


c yontar ve eritle ler ve krmz tebeirle iaretler ve pergelle
iyice ler ve onu ekillendirir. . . . O kii, onun ortasn atete yakar.

. . .Fakat sonra aac, kendi putu olarak kabul edip tanr haline geti-

rir. Bu kii, o putun nnde diz ker ve secdeye gider ve adak su-

nar ve konuur: Beni kurtar; nk sen benim tanrmsn. Onlar hi-


bir eyi bilmezler ve hibir ey anlamazlar; onlarn gzleri grmez;
nk onlar kr olmulardr. Onlarn kalpleri sezemez ve onlarn

kalbine girilemez. Hibir akl, zeka yoktur orada. Onlar elbette d


nseydiler: Ben aacn ortasn atele yaktm . . . ve aynca aac

' Kantlama ilkesi

345
,

E R N S T C A S S I R E R

dehet verici ey yaptm ve bir ktk nnde diz ktm." (Jes. 44,
9 ff.) Grld gibi, rnitik bilince yabanc olan bu yeni gerilimi,

mitik bilincin tanmad ve kavrayamad kartl, mitik bilinci


bu kartlk vastasyla isel olarak paralamak ve tahrip etmek iin,
bu bilince sokmak gerekirdi. Gerekten olumlu olan ey ise, bu par
alanmann kendisinde deil, onu ortaya kartan zihinsel motivde
bulunur. Olumlu ey, dini olann "merkezi"ne, geriye gidite yatar;
artk bu merkez sayesinde, mitosun sembol dnyas, srf bir dsal
ey ve srf bir eysellik olarak grlebilir. Peygamberlerin temel
kavrayna gre, insan ile Tanr arasnda, "ben"in "sen" ile ahlakl
dnsel nitelikli ilikisinden baka hibir iliki gerekleemedii
iin, bu temel ilikiye ait olmayan eylerin hepsi, bundan byle dini
bakmdan deersiz olarak grlr. Dini fonksiyon, iselliin dnya
sn kefettii iin, dtaki dnyadan, yani doal varoluun dnya
sndan ayrld anda, doal varolu, adeta kendi ruhunu kaybetmi
ve l "ey" haline gelmitir. Byle olunca, doal etkinlik evresin
den'alnan her sembol, o gne kadar olduu gibi ifade haline deil,
kesin ekilde zihinsel ve tanrsal olann kart haline gelir. Duyusal
sembol ve grn dnyasnn tm alan, esas "anlam ierii"nden
mahrum edilmelidir. nk eysel varolu iinde asla taklit edile
meyen saf dini znelliin, peygamberlerin dncesinde ve inancn
da yaad derinleme, sadece bu yolla mmkndr.
12971 Pers-ran dini, varln evresinden asl dini anlamn evresine,
canllktan canszla erimek iin baka bir yol tutmutur. Herodot
bile, Pers inancn anlatrken, byk heykellerin ve tapnak ve su
naklara gitmenin Perslerde adet olmadn; onlar Helenler gibi in
san-biimli tanrlara inanmadklarndan, bu eylemlerin onlar tara
fndan budalalk olarak grldn, Pers-ran inancnn nemli
bir zellii olarak tespit eder.5 Gerekten de burada, peygamberler-

5 Herodot, 1, 1 3 1 ; bkz. zellikle Ill, 29.

346
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

de etkili olmu olan eilimle ayn nitelikte ahlaki-dini bir temel ei


lim etkili olmutur. nk ayn peygamberlerin tanrs gibi Persle
rin yaratc tanrs Ahura Mazda da, sadece ahlaki iyiliklerin ve saf
varln yklemleriyle anlatlabilir. Ve elbette bu temel durumda,
doa asndan olduu gibi ayn ekilde somut-nesnel varoluun
btn asndan da, baka bir konum ortaya kar. Zerdt dininin,
bamsz doa unsurlarna ve glerine, kutsallk armaan ettii bi
linmektedir. Zerdtlkte, atee ve suya yneltilen zen, onlar kir
lenmekten koruyan korku ve byle bir kirlenmeyi tpk en ar ah
laki sular gibi cezalandrmadaki katlk, burada, doa ile dini ba
layan zincirin asla kopmadm kantlar. Halbuki Zerdtlkte de,
eer srf dogmatik ve ritel nitelikli olgu yerine bu olguya temel
tekil eden dini motivler gz nne alnrsa, baka bir bant gr
lr. Pers inancnda, doann unsurlarna, onlarn hatr iin tapnma
istei yoktur; tam tersine bu unsurlara asl anlamlliklarn dn
veren ey, byk dini-ahlaki kararda, iyi ve kt ruhun dnya ege
menlii kavgasnda onlara tahsis edilen konumlardr. Bu kavgada
her doal varolu da belirli bir yere ve greve sahip olur. nsan na
sl bu iki esas g arasnda karar vermek zorundaysa, ayn ekilde
bamsz doa gleri de, bir ya da dier tarafta bulunmak zorun
dadrlar. Onlar, ya koruma ya da paralama ve yok etme faaliyeti-
ne hizmet ederler. Doa glerinin bu fonksiyonu, onlarn srf fi- 298 1 1
ziksel olmayan yaps ve gc, onlara dini kabuller vermitir. y
leyse doa burada hibir zaman ilahi varln dorudan kopyas
olarak anlam tamasa da, doann kendisinde, ilahi i stek ve onun
nihai amacyla dorudan bir iliki bulunduu iin, doa kesin ola-
rak ilahi olmaktan kurtarlamaz. Doa, ilahi iradeyle ya dmanlk
ilikisi iinde bulunur ve byle olunca da salt eytanllie batar; ya
da mttefiklik ilikisi iinde bulunur. Doa kendinde ne iyi, ne k-
t, ne "ilahi", ne "eytani"dir. Fakat doann ierikleri, salt varlk
unsurlar ve varlk faktrleri olarak deil, kltr olgular olarak in-

347
E R N S T C A S S I R E R

celenir de, doa bylelikle ahlaki-dini dnya kavraynn gsterdi


i ereve iine ekilirse, dini dnme onu gerekletirir. Doann
ierikleri, Ormazd'n Ahriman'a kar yapt kavgada yardm etti
i "melekler"e aittir; ierikler bylece bizzat hrmete deer olurlar.
Ate ve su, her kltrn ve her insani dzenin ve medeniliin art
olarak, bu hrmete deerlik alanna ("Yazata") aittir. Mesela, ate
ve sudan kaynaklanan zarar verici ya da ldrc etkilerden, onla
rn kendilerinin sorumlu olmadklar, bunun onlara en yksek g
tarafndan ve dolayl ekilde tahsis edildii kabul edildii iin, Pers
dininin teolojik sisteminin, tm salt doallklara ait gibi grnen iyi
ve kt ilgisizliini kesin olarak ortadan kaldrmaya zenle abala
m olmasnda, doa glerinin salt fiziksel ieriinin belirli bir te
leolojik ierie dnm, zellikle aka kendini gsterir.6 Bura
da, saf mitik unsurlarn, btn dierleri gibi ran dininin de ilk ba
ta nasl temelini tekil ettii, bu unsurlarn kesin olarak ortadan kal
drlamad, fakat kendi anlam iinde hep dntrld, aka
grlebilir. Burada, doal ve zihinsel nitelikli gizli-glerin, yani
eysel-somut varlkla soyut glerin kendine zg ilikiler sistemi
ve bants, onlarn dikkat ekici biimde i ie oluu ortaya kar.
Avesta'nn bir yerinde, ate ve "iyi dnce" (Vohu Manah), kur
tulu getiren gler olarak yan yana ortaya karlar. Kt ruh iyi ru
hun oluumunu bastrrken, -burada byle anlatlr- Vohu Manah ve
ate koruyucu olarak, ikisinin arasnda ortaya kar ve kt ruhu
yener; kt ruh artk akan sulan ya da gelien bitkileri durdura-
12991 maz.7 Soyut ve somut eylerin bu iie karmas ve birbirine ge
mesi, Pers inan retisinin temel ve zel bir niteliini oluturur.
En yce tanr, burada, geri temelde -en sonunda kendi dmann

6 Bu konudaki ayrntlar Victor Henry'de, Le Parsizme, Paris 1 905, s. 63.


7 Yasht 13, 77.

348
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

yendii ve yokettii iin- tektanr biiminde dnlm; ama di


er taraftan tanr, sadece doal gler gibi saf manevi glerin de
iinde olduklar bir hiyerarinin zirvesi olmutur. Ona en yakn ola
rak, adlar ("iyi dnce", "en mkemmel hakseverlik" vs.) aka
soyut-ahlaki bir. zellik gsteren alt "lmsz aziz" (Amesha,
Spenta) bulunmaktadr. Bunlar Yazatalar, Mazda dininin melekle
ri izler. Onlarda, bir yandan doruluk, drstlk ya da itaatkarlk
gibi ahlaki gler, dier taraftan ate ve su gibi doa unsurlar kii
lemitir. Bylece burada doann kendisi, insan kltrnn ba
lant halkas vastasyla, kltr dzeninin dini-kutsal dzen olarak
kavranyla ikili ve dini olarak ikiye ayrlm bir anlam kazanr.
nk doa belirli bir ereve iinde korunur ama, onun korunma
s iin ayn zamanda yok edilmesi de gerekir; yani doa kendi salt
eysel-maddi kesinliinden soyulmal ve iyi ile ktnn kartl
ilikisiyle, tamamen baka boyuta yerletirilmelidir.
Dinin dili, dini gereklik bilincinin belli belirsiz ve szlen ge
ilerini kavranabilir hale getirmek iin, mantn ve teorik bilginin
kavram dilinde pek baarl olamayan kendine zg bir vastaya sa
hiptir. Teorik bilgi asndan, "gereklik" ile "grn", "varlk"
ile "var-olmama" arasnda hibir arac yoktur. . Burada Parmeni
des 'in seenei, ecn:v { OV,l{ ecn:v (olmak ya da olmamak) yargs
geerlidir. Dini alan ise, zellikle srf mitik olann alan tarafndan
snrlanmaya balad noktada, dini alann iinde bu seenek, mut
lak ve balaycdr. Teorik bilgi, daha nce bilince egemen olmas
n salayan mitik biimleri reddederek kendinden uzaklatrdn
da, bu olumsuzlama, elbette onlarn yoklua mahkum edilmesi an
lamna gelmez. Mitik rnler, teorik bilginin stnl karsnda
da, asla ieriklerini ve glerini kaybetmemilerdir. Bu rnler, ila
hi olann karsnda deersiz hale geldikten ve bu anlamda "gr
n" olarak tanndktan sonra da, buna ramen tzsel ve kesin an
lamda esas grn olarak korkularak lanetlenen eytani gler

349
E R N S T C A S S 1 R E R

13ool eklinde mevcudiyetlerini muhafaza ederler. Dini dilin gelimesi,


dini bilincin katettii bu srecin karakteristik kantn ifade eder.
Mesela A vesta 'nn dilinde, Arilerin k ve gkyz tanrlarnn es
ki ismi, kesin bir anlam deiimi yaar: Deivos ya da devas, Aves
ta'da kt gleri, Ahriman' n maiyetindeki eytanlar iaret eden
daevas haline gelmitir. Burada, dini dnce, doann mitik olarak

kutsallatrlma tabakas zerine ykselince, bu tabakaya ait olan


eylerin hepsinin, adeta bir kart gstergeyi ierdii grlmekte
dir. 8 Fakat buna ramen bu eyler, bu deimi gstergeyle dolu

olarak yaamaya devam ederler. eytani dnya, yani Ahriman'n


dnyas grn, yalan ve yanlgnn dnyasdr. Ormazd'n kavga
snda ona Asha, yani doruluk ve hukuk yardm etmektedir; Ahri
man ise, yalanlarn dnyasndaki hkmdardr. Hatta baz yerlerde
Ahriman, aka, yalanlarla zdeletirilir. Ve bu, Ahriman'n sa
dece yalan ve aldatmay kendi silahlar olarak kulland anlamna
gelmez; aynca onun kendisinin, grne ve yalana nesnel olarak
da bal kald anlamna gelir. Ahriman krdr ve bu krlk, yani
bu bilme-yokluu, Ormazd'la yapt kavgada boy lmeyi belir
leyen eydir. Bu kavgada Ahriman, nceden bildirildii gibi, kendi
sonunu bulacaktr. Bylece en sonunda Ahriman kendi yalannda
mahvolur. Fakat bu yok olu, birdenbire gereklemez. Ahriman,
insanlk tarihinin ve insan kltrnn geliiminin gerekletii za
man iinde, "kavga zaman" iinde, Ormazd' n karsnda kendi
gcn kantlarken, bu yok olu "zamanlarn sonunda" gerekleir.
srail peygamberlerinin dini bilinci, elbette burada bir adm daha

ileridedir. Bu bilin, aa eytani dnyay mutlak yokluk olarak;

8 Bu dilsel-dini anlam deiimi zerine daha ayrntl bilgi, L. v. Schrder'de, Arische


Religion 1 (Ari Dini), s. 273 ff. ve Jackson'da, im Grundr. der iranischen Philologie
il ( ran Filolojisinin Ana izgileri), s. 646; bu noktada "dilsel bir tesadf'ten daha
ok baka bir eyin (un accident de langage) sz konusu olmas, Darmesteter'e kar
Victor Henry (Le Parsisme, s. 1 2 ff.) tarafndan vurgulanr.

350
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

herhangi bir "bilfiil varolan"n ne tasarmda ve inanta, ne korku

duygusunda dolarl biimde de olsa nemli saylabilecei bir yok

luk olarak gstermeye abalar. Jeremia'da yle sylenir: "nk


putperestlerin ilkeleri iin sadece yokluk vardr. . . . Bunun iin on
lardan korkmayn. nk onlar ne yardm edebilirler, ne de zarar

verebilirler. Onlarn putlar hayalidir ve hibir yaantya sahip de

ildir. S adece yokluk ve yoldan karc eser vardr."(Jerem. 1 0,

3ff.) Burada vlerek bildirilen yeni ilahi yaant, ona kart olan J3o J
eylerin hepsini, kesinlikle gerekd ve aldatc olarak tanmla

makla kendini ifade edebilir. Genel dinler tarihinin geliimi baka

bir yola giderken, burada da byle kkten ve kesin nitelikli ayrl-

ma, sadece gerek din dfililerinde, byk ahsiyetlerde gerekleir.


Burada, mitik hayal gcnn sembolleri asl yaantlarn kaybet
tikten ve srf bir hayal ve glge dnyas haline geldikten soma da,

hep yeniden etkili olmaya devam ederler. Mitik ruh inancnda nasl
ller hayalet olarak etkili olurlar ve yle kalrlarsa, ayn ekilde
mitik sembol dnyas da, din! hakikat adna onun varl ve varolu

biimi reddedilse bile, uzun zaman eski gcn korur.9 Burada da,
btn "sembolik formlar"n geliimi k ve glge gibi birbirine

baldr. Ik ncelikle, oluturduu glge iinde meydana kar ve


kendini gsterir: Saf "dnlr" olan, kendi kart olarak duyusal

olana sahiptir; fakat bu kartlk ayn zamanda zorunlu bir bant

tekil eder.

9 Dini bilincin bu kendine zg vasta-durumu ve kararszlk-durumu da, mitik dnya


daki, "aa" eytanlar dnyasndaki dilsel iaretlerde dorudan ve apak ekilde
grlebilir. Mesela Ahriman, Avesta'da, yalanlarn hkmdar (drj) olarak gsteril
mitir; burada yer alan Hint-Avrupa kkl dhrugh (sankriste druh) Cermence kk
te drug olarak tekrarlanr ki, drug, dilimizde Trug ve Traum eklinde geliir. Bura
dan eytan ve hayalet iin kullanlan Cermen adlar (eski ismi: draugr=Gespenst (ca
d, hayalet, cin) Eski Yksek Almanca: troc, gitroc vs.) ortaya kar. Bu iliki konu
sunda daha fazla ayrnt iin bkz. W. Golther'de, Handbuch der german . Mythologie,
s. 85; ayrca Kluge'n Etymol. Wrterbuch der deutschen Sprache, (Etimolojik Al
man Dili Szl), "Traum" und "Trug" ("Hayal" ve "Aldatma").

351
E R N S T C A S S I R E R

Dini dnmenin ve dini kurgunun ilerleyiinde, mitik dnya


nn gittike nasl deersiz mlk haline geldiine ve ayrca mitosun
oluumuyla ilgili bu srecin, nasl empirik-duyusal varoluun olu
umlarna kartna dair nc byk bir rnei, bize Upaniad
lar retisi sunar. Bu retide, reddetme adeta dini temel kategori
haline gelmitir; o, reddetme yolundaki en son ve en yksek ama
cna en sonunda eriir. Mutlak asndan en sonunda geride kalan
biricik isim, biricik iaret, reddetmenin kendisidir. Varolan At
man'dr; orada seslenir: Hayr hayr, "yleyse varolan yoktur"
nermesinden daha yksek baka bir ey yoktur. 10 Ve Budizm, ay
n reddetme srecini imdi de nesneden zneye yaynca, bu keyfi-
j302j yet, reddetme yolundaki en son adm anlamna gelir. Tek tanrl
peygamberli dinlerde, dinf dnce ve dini duygulanm, salt eysel
olandan ne kadar ak biimde zlrse, ben ile tanrnn karlkl
ilikisi de o kadar saf ve enerjik biimde ortaya kar. Semboln
nesnesellikten ve ekilden kurtuluu, sadece bu karlkl ilikinin
ak ve net biimde ortaya kartlmas anlamn tar. Bundan do
lay reddetme, kesin snrlarn en sonunda karlkl ilikide bulur.
Bu iliki, dini ilikilerin merkez noktasn oluturur; kiiyi ve onun
zbilincini el dememi hale getirir. Nesnel ey ne kadar derine da
lar ve ne kadar az lde, ilahi olann upuygun ifadesi olarak orta
ya karsa, eylemdeki ve iradedeki ekilleni, yeni bir ekilleni
formu da o kadar ak hale gelir. Budizm ise bu son snrlarn d
na kar. Budizm ' de "ben"in formu, salt eysel nitelikli herhangi
bir form gibi, tamamen tesadfi ve dsal olarak oluur. nk Bu
dizm'deki dini "hakikat", sadece eylerin dnyasn deil, ayn za-

o Bununla ilgili ayrntlar, mesela Oldenberg'de, Die Lehre der Upanishaden u. die
Anfange des Buddhismus, s . 63 ff., ilaveten Deussen 'de, Philosophie der panis
had's, s. 1 1 7 ff., 206 ff.
11
Budistik retide Samkhara kavramnn yeri ile ilgili olarak bkz. zellikle Pischel,
Leben und Lehre des Buddha (Buda'nn Hayat ve retisi), Leipzig 1906, s . 65 ff. ;
Oldenberg'e de, Buddha, s. 279 ff.

352
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

manda etkilemenin ve istemenin dnyasn da amaya abalar. Bu

dizm' e gre, insan daima yeniden oluun evresinde tutan, onu

"douun tekerlei"ne zincirleyen ey, etkileme ve isteme iinde


yatmaktadr. Eylem (Karman), douun durmayan ilerleyiinde, in

sann yolunu belirleyen ve bylelikle de insan iin acnn hi tken

meyen kayna haline gelen eydir. Buna gre gerek kurtulu, sa

dece eylerin tesinde deil, ayrca zellikle eylemin ve istemenin

de tesinde bulunmaktadr. Bu kurtulua erimi olan kii iin, sa

dece ben ile dnyann kartl deil, aynca ben ile senin kartl
da kaybolmutur. Bu kii iin, kiilik de artk nve deil, sadece

grn, sadece mecazilik ve bitimlilik alannn en son kalnts an

lamna gelir. Kiilik, srekli varolua, kendi "tzsellii"ne sahip


deildir; tam tersine, o, sadece dorudan gncellii iinde; yani

farkl biimli yeni varolu unsurlarnn srekli olumas ve kaybol


masnda, dnyaya gelmesi ve ekip gitmesinde mevcut olur ve ya
ar. Bu nedenle ben de, bizzat dnsel ben olarak, eriyen ve yok

olup giden oluumlarn dnyasna, yani ert son sebebi bilmeme du

rumu iinde aranabilecek olan Samkhara 'nn dnyasna aittir. 1 1


"Ormandaki bir maymun, bir allkta nasl avarelik ediyorsa, bir

dal nasl yakalyor ve sallanp sonra nasl baka bir dal ayn ekil-

de, ruh olarak adlandrlan ey ya da dnme ve bilme, daima de- !3031


ien gn ve gece gibi oluur ve yok olup gider." Bylece kii, ken

dilik/nefs, artk, gelip geici varolu ieriklerinin karmak btn-


ne annaan ettiimiz bir isim olarak, mesela "araba" kelimesi gibi

sadece araba okunun ve tekerleklerin, kz ve araba kasasnn b

tnn iaret eden; fakat zellikle kendisi iin varolan bir eyi ia-

ret etmeyen bir isim olarak ortaya kmaz. "Bir varlk burada yok-
tur." Bu karmda, dini dnmenin genel ve temel bir sistemi,

kendine zg zllk ve aklkla, tekrar kendini gsterir. Burada,


dini dnmeyi karakterize eden ey, her varln; benin varl gi-

bi eylerin varlnn ve d dnyann varl gibi i dnyann var-

353
E R N S T C A S S I R E R

lnn da, sadece dini srele ve onun merkez noktasyla ilikilen


dii lde mevcudiyet ve anlama sahip olmasdr. Btn dier s
reler, genellikle ya nemsiz ya da sadece, bu sreteki anlar ola
rak deitirilmi bir varla, ikinci dzenin varlna sahip olurlar
ken, dilli sre temelde biricik gerek eydir. Dini srecin, farkl ta
rihsel dinlerde farkl biim kazanna ve dini deer vurgularnn
deimesine gre, tarihsel dinlerden, farkl unsurlar zlr ve Pla
toncu ifadeyle, onlar "varln aynasyla donatlrlar". Eylem dini,
burada zorunlu olarak sadece bir ac dini eklinde; bir kltr dini
sadece saf bir doaclk eklinde kendini gsterebilir. Merkezdeki
dini yargnn karsnda, baka her ey, yani srf ilgisiz olan, aa
q:oqov (dayanaksz) olan eylerin hepsi, yokluun karanlna ba
tarken, "varolanlar", en sonunda dini seyir ve dnce ahengi iin,
sadece kendi merkezinden hareketle aydnlk kazanan ierikleri ifa
de ederler. Budizm 'e gre, ben, birey ve bireysel "ruh", Budizm 'in
dini nitelikli temel problem ifadesine karp gitmemeleri iin, bu
yokluk alanna havale edilmelidir. nk Budizm, kendi esas ie
rii ve anlam gereince, saf kurtulu dini olsa da, sonuta onun
arad kurtulu, bireysel benin kurtuluu deil, bireysel benden
kurtulutur. Bizim ruh veya kii olarak adlandrdmz ey, kendi
si bilfiil varolan bir ey olmayp, sadece emprik nitelikli "yap ve
isim"e tutunan tasarmla iin iine karan, ok g biimde anla
lan ve alan bir illzyondur. Bu yap ve isim alann tam olarak
kendi arkasnda brakabilen kii iin, bamsz bireyselliin gr
n de kendi gcn kaybetmektedir. Ve ayn zamanda burada,
tzsel ruhla onun dini bants ve kart tablosu, yani tzsel tanr-
!304! lk da kaybolmak zorundadr. Buda, halk dininin tanrlarn inkar
etmedi; fakat onlar, Buda 'ya gre, btn bireyler gibi yok olup git
me yasasna tabi olan bireylerden baka bir ey deildirler. Oluun
evresine ve bylelikle de acnn evresine balanm olan bu tan
rlardan herhangi bir yardm gelmez; onlar acdan kurtaramazlar.

354
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

Bu gryle Budizm, tanrlarn varoluunu reddetme anlamnda


deil, bu varoluu kendi ekirdek ve temel problemi karsnda
nemsiz ve anl.amsz klan bir kavrayla, kkten anlamda bir "ate
ist din" tipi haline gelir. Fakat bu yzden Budizm ' i din ismiyle ad
landrmay reddetmeye alp, onun yerine Budizm'de yalnzca
pratik bir ahlak retisi grmek istenince, o zaman din kavram
keyfi biimde kstlanm olur. nk din kavram altna yerletiri
lecek bir snflama iin kstas olabilecek ey, bir retinin ierii
deil, onun formu olabilir. Bir retiye dini ieriklilik damgasn
vuran ey, onun herhangi bir varl elde tutmas deil, zel bir
"dzen"i, zel bir anlam iinde tamasdr. Sadece genel dini "an
lam verme" fonksiyonu samimi olarak varln srdrrse, baz
varlk unsurlar reddedilebilir. Budizm, bu konuda en anlaml ve
ak rneklerden biridir. Burada temel dini "sentez" ilemi, bir sis
tem zellii gsterir; bu sistem iinde, henz olaylarn tm szde
dayanaklar adm adm zlr ve nihayet tamamen yoklua batar
ken, en sonunda, sadece olayn kendisi kavranr ve belirli bir yo
rumlamaya tabi tutulur.
Hristiyanlk da, kendi geliim sreci iinde bu trden bir kav-
ga, yani dini "realite"yi kendine gre ve kendine zg biimde be
lirleme kavgas yapmtr. Mitik sembol dnyasndan zlp git-
me, burada o kadar ok g ortaya kar ki, belirli mitik dn-
ler, Hristiyanln temel retilerine, onun dogmatik mevcudiyeti-
ne derinlemesine sokulmu durumdadrlar ve bu fikirler, bu mevcu-
du tehlikeye sokmakszn, Hristiyanlktan uzaklatrlamazlar.
Schelling "doadaki nesnelere inanrna"nn btn "vahyedilmi
dinler" iin zorunlu ir kabul olmas ve yle kalmas gerektii so
nucunu karrken, bu tarihsel ilikiyi tank olarak gstermitir.
"Vahyedilmi din, iinde etkili olduu maddeyi kendisi olutur-
maz; bu din, onu, kendinden bamsz olarak nnde bulur. Bunun
formel anlam, salt doal, baml dinin almakta olmasdr; ite 13osj
355
E R N S T C A S S I R E R

bunun iin vahyedilmi din, tpk ortadan kalkann kendi iinde or


tadan kalkmla sahip olmas gibi, bu formel anlama kendi iinde
sahiptir. ...Putperestlikte apak hakikatlerin tahrip edililerini gr
mek mmkndr; Hristiyanlkta ise, tersine olarak, kendi yerine
yerlemi putperestlii gzlemlemeyi yasaklamak mmkn deil
dir. ...Mitoloji ve ilahi vahyin gzlenen ortak kaderinde bile, onla
rn, form ile ieriin, asl olan ile salt zamana uygun ekil ahn
benzer ekilde ayrlyla akllletirilmeye allmas konusunda,
yani her ikisinin, akla uygun olan ya da en azndan yle grnen
anlama geri gtrlmeye allmas konusunda akraba olduklar
grlr. Fakat putperestliin dlanmasyla, her gereklik, Hristi
yanlktan uzaklatrlm olamaz."12 Schelling'in burada sz konu
su ettii ey, daha sonraki dinler tarihi aratrmalaryla, onun bile
kestiremeyecei bir lde onayland. Bugn bu aratrmaya daya
narak, Hristiyanlk inan ve tasarm dnyasnn tek bir nitelii, ya
ni bu dnyann iinde sembol ya da rumuzun -ki onlarn mitik-pa
gan paralelleri de gsterilemez- neredeyse hi var olmad syle
ebilir. 1 3 Dogmalar tarihinin geliimi, bize, ilk balangtan Luther
ve Zwingli'ye kadar, "semboller"in tarihsel ilk-anlam -ki sembol,
bu anlama gre, henz tamamen "Sakrament" ve "Mysterium"*
olarak ortaya kar ve onlara ynelir- ile saf "zihinsel" anlam ara
snda srekli bir kavga olduunu gsterir. Burada da "dncede
var olan", tamamen aamal olarak, eysel, yani bilfiil var ve ger
k olann etki alanndan kurtulur. zellikle vaftiz ve arapl ek-

12 Schelling, Einl. in die Philos. der Mythologie, 2. bl., 1, s. 248.


13 Ben bu konuda, bu ilikiyi ok ynl izlemi ve aydnlatm olan son aratrmay
gstermekle yetiniyorum: Eduard Norden, Die Geburt des Kindes (ocuun Dou
mu), (Studien der Bibi. Warburg, No: III), Leipzig 1 924.
'
Sakrament: Hristiyanlkta ibadete katlanlara su, ekmek, arap, ya gibi sembolik ar
maanlar verilerek yaplan kutsama eylemleri; Mysterium: zellikle ilkada yap
lan gizli dinsel trenler. (ev.)

356
S EM B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

mek yeme treni, tamamen bu gerek anlam iinde, onlara uygun

den dorudan etkililie gre anlalr ve deerlendirilir. Harnack,

Hristiyanln erken zamanlar ile ilgili olarak yle syler: "O za

manlar iin sembolik olan nesnel olann, bilfiil varolann kart

olarak dnlemezdi; sembolik olan, doal, yani dnyevi olarak

apak olann karsnda bulunan tanr-rgs, sr doluluktu.

(oo-rtjqov) (Dini sr)."14 Bu trden bir kavrayta, mitik dn

menin en temel kklerine kadar inen bir ayrlma ifade edilir. 1 5 Ve

dorudan doruya Hristiyanln tarihsel gcnn byk bir ks- 306 1 1


m, bu artlarda kesin ekilde olumutur. Eer onun bu mitik "kk

lemilii", tutkuyla ve btn dnm denemelerine ramen, her

zaman yerini korumu olmasayd, arkl dinlerin, artk sona ermi

olan eski a karakterize eden dnya egemenlii kavgasnda, H

ristiyanlk, belki daha zayf durumda olurdu. Bu iliki, Hristiyan-

ln farkl dua unsurlarnda, en ince ayrntlarna kadar izlenebilir

ve gsterilebilir. 16 Bylece burada da, Hristiyanl karakterize

eden yeni dini eilim, e-ravoa (fikir/anlam deiiklii) talebinde

ifade edilen yeni anlam verme, kendini dorudan doruya gstere-

mez ve ortaya koyamaz; bu yeni form, bu notada, adeta psikolo

jik-tarihsel bir "gereklik" roln oynayan mitik malzemedekinden

baka bir ekilde ifade ve olgunlama haline gelemez. "Dogma"nn

geliimi, bu iki art-dizisi vastasyla belirlenir; nk eer dogma-

y bir tasarm ve varlk ierii olarak ifade etmeye teebbs edilir-

se, her dogma, saf dini anlam ieriini kabul etme ifadesinden ba-

ka bir ey olmaz.

1 4 Hamack, Lehrbuch der Dogmengeschichte (Domalar Tarihi Ders Kitab) 1, s. 1 98.


s Bkz. yukarda s. 95 ff.
1 6 Ben burada tekrar ayrntya girmiyoru m. Dieterich 'in "Mithrasliturgie" (Balk Du
as)'nin ikinci ksmnda (s. 92 ff.) ifade etti i ayr ayr "dua sembolleri"nin derin ana
lizine eriilmesi yeterlidir.

357
E R N S T C A S S I R E R

Fakat burada da, duyusal imge ve tasarm dnyasyla empirik

duyusal varoluun "baka trll"nden bamsz olarak, dinin

saf anlamna erimeye teebbs eden hareket, mistisizmdir. Misti

sizmde, donmu ve dta kalm btn olgular syrp atmaya ve

ayrmaya abalayan dini duygu dinamii etkisini gsterir. nsan ru

hunun Tanr ile ilikisi, ne empirik veya mitik seyrin sembol dilin

de, ne de "olgusal" varoluun veya empirik-reel olayn evresinde

kendi upuygun ifadesini bulur. Eer ben tamamen bu etkinlik ala

nndan ekilir ve bu ilikide, Tanr 'nn yaln varlna, bir sembo

ln aracl olmakszn dokunabilmek iin, ilikinin varolu bii

minde ve temelinde barnrsa; sadece o zaman, bu iliskinin iselli

i ve saf hakikati bene alr. Buna gre mistisizm, inan ieriinin

mitik unsurlar gibi bu ieriin tarihsel unsurlarn da kendinden

uzaklatrr. Dogma kendini saf zihinsel ifade iinde gsterse bile,

mistisizm dogmada da, tasvir edici unsura egemen olmak iin, dog

may amaya abalar. nk her dogma, soyutlayc ve snrland-

307j nc olarak kendini gsterir: Her dogma, yalnzca dini yaantnn di


namiinde kavranabilen ve anlam dolu olan eyi, tasarmn ve onun

esas "rnleri"nin kesinliine dntrmeye abalar. Bylece, mis

tisizmin bak asndan doru baklnca, sembol ve dogma, yani

dini olann "soyut" olduu gibi "somut" ifadesi de, ayn izgiye

oturur. Tanrnn insan haline gelii, mitik veya tarihsel bir veri ek

linde kavranabilir: Bu dnme, insani bilinte hep yeniden ger

ekleen bir sre olarak yer alr. Burada, kendinde varolan iki kar

t "doa"nn, tamamlanm birlik olmas durumu gereklemez;

tersine burada birdenbire, mistisizm asndan, bu ilikinin unsurla

rnn ikilii, yalnzca asl veri olan ve bilinen dini ilikinin birliin

den ortaya kar. stad Eckhart yle syler: "Baba, kendi olunu

aralksz olarak dourur ve ben sylyorum: O yalnz beni deil,

358
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

kendi olunu da dourur; o beni dourur, ben kendimi. " 1 7 Saf ba

nt iinde erimeye abalayan ve buna ramen hala kutuplama

olarak grlmesi gereken bir kutuplama dncesi, Hristiyan

mistisizminin yolunu ve niteliini belirler. Bu yol, btn seyretme

ve dnme "kategorileri"yle, mantkl biimde uygulanan "olum-

suz teoloji" metodu vastasyla tekrar tanmlanr. lahi olan kavra

maya erimek iin, sonlu ve empirik varln; "nerede"nin, "ne za

man"n ve "ne"nin btn artlar, daha nceden ortadan kaldrlma

ldr. Eckhart ve Suso'ya gre, Tanr, nerede 'ye sahip deildir; o,

"tam orta noktas her yerde olan ve dnn hibir tarafa deitir

meyen yuvarlak bir halkadr", ve ayn ekilde zamann, gemiin,

imdiki zamann, gelecein kartl ve farkll, Tanr' da sn

mtr; onun sonsuzluu, zamanla ilgili olarak hibir ey ierme-

yen bir u andaki imdidir: Bylece Tanr iin, geride sadece "isim-
siz boluk", ekilsizliin biimi kalr. Hristiyan mistisizmi iin de,

bu boluun ve ieriksizliin, varl olduu gibi beni de yakalama-

s tehlikesi her zaman vardr. Ve elbette burada, Budist kurgunun

aksine, Hristiyan mistisizminin asla aamayaca bir snr bulun

maktadr. nk bireysel ben, yani birey ruhlar problemini merkez

noktasnda bulunduran Hristiyanlkta, benden kurtulma, ayn za

manda ben iin kurtulu anlamna gelecek ekilde dnlr. Bek-


hart ve Tauler'n, Budistlerin Nirvana' smn snrlarna kadar yana

yor gibi grndkleri ve Budistlerin, kendiliklerini Tarr'da sona

erdirdikleri yerde de, bundan dolay onlar, adeta bu sona ermenin

kendisinde, benin bireysel formunu muhafaza ederler. Geride bir

nokta, bir "kk kvlcm" kalr; ite ben, onunla, kendi kendisin-

den vazgemeyi bilir.

1 7 Meister Eckhart, Ausg. von Fr. Pfeiffer, Deutsche Mytiker des 1 4. Jahrh. ( 1 4. yzyl
Alman Mistikleri) ll, s. 205.

359
E R N S T C A S S R E R

Mitik-dini bilincin geliim srecinde yaanan diyalektik, bura

da, tam bir netlikle yeniden ortaya kar. Mitik dnme biiminin

iki para arasna belirli bir iliki yerletirdiinde, bu ilikiyi bir z

delik ilikisine dntrmesini, mitik dnme biiminin temel bir

nitelii olarak deerlendirdik. Yaplmaya allan sentez, burada,

balanmas gereken unsurlarn zorunlu olarak dorudan "i ie"

girmesine ve rtmesine sebep olur. 18 Ve bu birlik talebi biimi,

dini duygu ve dnme, balangcndaki mitik snrllnn dna

uzandnda da, hep yanklanr. ncelikle Tanr ile insan arasnda

ki ayrm kaybolduunda, yani Tanr insan, insan Tam haline gel

diinde, kurtulu amacma eriilmi gibi grnmektedir. Gnosis*te

kutsallatrma, en gerek ve en yksek ama olarak sz konusu edi

lir: wv--6 tar --6 ara06v rtA.o ro{ yvcav taxr1x6a Oem817va
(Gnostiklerin amac, cesur, gerek ve en gzel amatr) (Poimand

I, 22). 19 Burada biz, mitik-dini kavray dar ve kat anlamda din


felsefesi nitelikli kavraytan ayran snrda bulunmaktayz. Din

felsefesi nitelikli bak, insan ile Tanr arasndaki birlii tzsel ola

rak deil, gerek sentetik birlik, farkl olann birlii olarak dnr.

B undan dolay, bu bak iin ayrma, zorunlu bir unsur ve bizzat

birlii gerekletirmek iin bir art olarak grlr. Bu, Platon'da

klasik zllk iinde ifade edilmitir. Sempozyum'daki Diotima

konumasnda, insan ile tanr arasndaki iliki, insandan ileri gelen

eyleri tanrlara ve tanrdan ileri gelen eyleri insanlara byk ara

c olarak iletme ve tercme etme grevini stlenen Eros** vastasy-

18 lgili olarak bkz. yukarda s. 83 ff.


' Hristiyanln 'ilk dnemlerinde Tanr bilgisini (Tanr'y bilmeyi) amalayan bir din
felsefesi akm; felsefede ise bilinebilircilik retileri (ev .)
19 Bkz yukarda s . 52 f.; Ayrnt Reitzenstein'de, Oie hellenistischen Myserienreligi

onen (Hellenistik Gizlilik Dinleri), s. 38 ff. , ilaveten Norden'de Agnostos Theos. s.


97 ff.
., Ak tanrs Ares ile Afrodit'in olu

360
S E M B O L K FO R M L A R F E L S E FE S I I

la kurulur. Eros, her ikisi arasndaki orta noktada durarak, onlar


arasna bir atlak yerletirir; yle ki, bundan byle btn va::olan-
lar, bu yolla bizzat kendi iinde bal kalmtr. "nk tanr insan-
lara karmaz; tersine insanlarn ve tanrlarn her beraberlii ve her
ilikisi hem uykuda hem de uyanklkta bu Eros vastasyla olur."20
_
1 3091
nsan ile tanr arasndaki "karma" ile ilgili bu savunmasnda Pla-
ton, diyalektiki kimliiyle ne mitosun ne de mistisizmin yerleti
rebilecei bir atlak yerletirir. nsan ile tanr arasndaki zdelik
ve kutsallatrma yerine, imdi 6o(rocn -q> Oeq> (tanryla eitlik)
talebi, sadece insan eyleminde, iyiye yneliteki aralksz ilerle
meyle gerekleebilecek bir talep ortaya kar; iyinin kendisi ise,
"varln tesinde" (enixeva 't'1JOOO"{a) durup kalr. Platon mitik
sembol pek reddetmemesine ve ieriksel olarak belirli mitik temel
tasarmlarla yakndan temas iindeymi gibi grnmesine ramen,
burada, ilkesel olarak mitosun dn iaret eden yeni bir dnme
formu, iyice belirginleir. Kutsal hikayelerin dzenlenii/zeti, artk
c:nn-roa (ayrtnna )'ya sebep olmaz; o, ortadan kaldrlamayan
nitelikteki balama ve aynna bantsyla, karlkl iliki vastasy-
la kurulan dnsel bakn birlii haline gelir.
Bunun karsnda dini bilin, kendi iinde tad saf anlam ie
rii ile bu ieriin temsili olarak ifadesi arasndaki atmann, hi
bir zaman skunete kavumamasyla ve bu bilincin geliiminin her
aamasnda, her an ortaya kmasyla karakterize edilmi olmakta
dr. Bilincin bu iki ar ucu arasnda uzlama tam olarak salana
maz; ama srekli uzlama aray vardr. Dini srecin temel bir un
suru, mitik nitelikli sembol dnyasnn dna kma ve yeni dnya
ya balanp kenetlenme abasnda yatmaktadr. Dinde gerekleen
yksel dzeyli zihinsel yceltme de, bu kartln kaybolmasn
salamaz. Bu yceltme, sadece kartl apak belirginleen ey

20 Sympos. 203 A

361
E R N S T C A S S I R E R

haline getirmeye ve onu, kendi ikin zorunluluu iinde anlamaya


yarar. Bu noktada, dilin yoluyla dinin yolu arasnda bir karlatr
ma yapma zorunluluu doar. Bu karlatrmada, birbirinden uzak

ve kendi ierii gereince apayr olan zihinsel alanlar arasnda, ya


pay nitelikte bir araclk kurmaya alan znel refleksiyon sz ko
nusu deildir. Bu karlatrmada yle bir iliki yakalarz ki, dini
kurgunun, kendi asl geliimi iinde, daima bu ilikiye sevk ettii
ni grrz. Dini kurgu, asl kavram ve dnme vastalaryla, bu

/3oi ilikiyi hep yeniden belirlemeye ve tanmlamaya gayret eder. Ortak


dnya kavraynda, "profan" dnya tablosunda, "eylerin" doru
dan verilmi gereklii olarak ortaya kan ey, dini kavray bir
"iaretler" dnyasna dntrr. zel-dini duru noktas, bu d
ntrme yoluyla belirlenmitir. Her fiziksel ve maddi olan, her va
rolu ve her olay, imdi temsil, yani zihinsel bir eyin cisimsel-can
l ifadesi haline gelir. "Sembol" ve "eya"nn doal ayrlmazl,
"
her ikisinin mitik dnmede mevcut olduu ekilde21 birbirinde 1

ikin oluu, imdi geri plana ekilmeye balar: Bu ikinlik yerine,


dini bilincin bizzat kendi iinde deneyimledii yeni bir "aknlk"
formu -ki bu formunda, ontolojik bir dnm iinde, yeni bir ay
rlma kendini gsterir-, ok ak ve net ekilde belirir. Hibir ey ve
olay, artk kesinlikle bizzat kendi anlamn ifade etmeyip, bir "ba
kas"nn, "tede bulunan"n iareti haline gelmitir. "Kopya" ve
"asl" varlk eklindeki bu kat ayrlmada, dini bilin, gerek an
lamda ve kendine zg biimde, kendine zde olana nfuz eder.
Ayn zamanda bu bilin, burada, felsefi dncenin tamamen ba
ka yollarla ve baka kabuller altnda ilerleyerek ulat temel bir
dnceyle temas eder. Dncedeki iki form, artk, kendi tarihsel
etkililikleri iinde dorudan doruya birbiri iine girebilirler. Pla
ton, iyi ideasnn "varln tesinde" olduunu syleyip, buna gre

21 Bkz yukarda s. 5 1 ff.

362
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

de onu, beden gznn dorudan bakamad ve sadece refleks ha


linde suya akseden yansma iinde inceleyebildii gnele karla
trdn ortaya koymakla, dini form dili iin de tipik ve kalc bir

ifade vastas oluturdu. Hristiyanln tarihinde, bu ifade vastas-


nn geliimiyle onun gelitirilmesi ve derinletirilmesi, Yeni

Ahit'in yazlarndan Ortaa'n dogmatik ve mitik kurgularna ka-

dar, 9. ve 1 0. yzyln din felsefesine kadar izlenebilir. Paulus'tan


Eckhart ve Tauler'a kadar; buradan da Hamann ve Jacobi ' ye kadar,

burada, kesintisiz bir dini dnme zinciri srmektedir. Bu nokta-

da din problemi, kesin nitelikli arac kavram olan iaret yoluyla, dil
problemiyle birleir. Hamann Lavater'a yle yazar: "Size kendi

ruhumun derinliklerinden seslenmekle, benim tm Hristiyanlm,


iaretteki, yani arap, ekmek ve su unsurlarndaki bir lezzet olur.
Burada, alk ve susuzluk vardr. Bu mevcudiyet, hem gelecekteki
iyiliklerin glgesine sahip olan yasa gibi, hem de aV't"jV 't"jV etXO-
va 't"cDV nqaychrov gibi, ayn ekilde, bulmaca iinde bir ayna va
stasyla temsil edilirse, canl ve grsel hale getirilebilir; nk
't"EAeov (tam kusursuzluk) br dnyada bulunur."22 Eckhart'n

mitik temel dn asndan, tm yaratklar, nasl "Tann'nn


konumas"ndan baka hibir ey deillerse,23 ayn ekilde, her zi
hinsel-tarihsel olay gibi her doal olay da, yaratmayla, yaratcnn
yaratlanlara srekli bir seslenii haline gelir. "nk bir gn ba-

ka bir gn ifade eder ve bir gece yeni bir geceyi bildirir. Onun pa
rolas, her ortamda, dnyann sonuna kadar sergilenir ve her az-

da onun sesi iitilir."24 Burada kurulan nesnel iliki, Hamann'n

22 Hamann'n Lavater'a yazd, Roth tarafndan yaynlanan yazlar, V, 278; Ha


mann 'n "sembolik" dnya ve dil kavray hakkndaki daha fazla ayrnt, zellikle
Rudolf Unger'n mkemmel anlatmlarnda grlebilir; Hamanns Sprachtheorie im
Zusammenhange seines Denkens (Hamann'n Dncesi Balamnda, Onun Dil Te
orisi), Mnchen 1 905, Hamann und die Aufklarung (Hamann ve Aydnlanma), Jena
191 1 .
23 Bkz. mesela Eckhart, Ausg. Pfeiffer, il, s. 92.

363
E R N S T C A s S I R E R

metafiziksel-sembolik dnya grnn temel unsurlarn kendi


dncesinde Kant unsurlarla kartrmaya alan Jakobi vasta
syla, znel olana, psikolojik-akn olana doru bir dnm yaar.
Dil ve din, ayn zihinsel kkten gelerek, bir dieriyle ilikilenir ve
bir dieriyle en iten ekilde balanr: Her ikisi, duyularla kavrana
mayacak olan eyin duyusal olarak, duyusal eyin duyular st ek

linde kavranmas hissinin farkl kuvvetlerinden baka bir ey deil


dir. nsann "kavrama" yetisi, pasif bir duyu algs kayna olarak
duyusal olann yardmna muhtatr. Bylece sembollerin ve iaret
lerin dnyas, insan zihni ile eylerin varl arasnda hep bir arac
olarak kalmtr. "Bizimle gerek varln arasnda, daima bir ey
vardr: Duygu, imge, kelime. Biz her yerde, sadece gizli bir ey
grmekteyiz; yani biz bu eyi, gizli ey olarak gryor ve hissedi
yoruz. Olaya, duyulara, canl iaret olarak kelime yerletiriyoruz.
13 1 21 Bu, kelimenin mevkiidir. Kelime bizzat kendini aa vurmaz; o,
da vurumu gsterir; bu da vurmay kuvvetlendirir ve kuvvetlen
menin yaylmasna yardm eder . . . . Sz edilen da vurma ve yo
rumlama yetisi olmasayd, insanlar arasnda konuma ve dil kulla
nm hi ortaya kmazd. Btn trler dil kullanmm ayn zaman
da batan itibaren bu yeti ile icat ettiler . .. . Her tr, gerek bir dil te
kil etmekte, hibiri dierini anlamamakta, fakat hepsi konumakta
dr. B u trlerin hepsi, ayn lde olmasa da, elbette benzer l
lerde, kavrama yetisiyle itekini dtakinden, gizlenmii da vuru
landan, grlemeyeni grlebilir olandan hareketle anlamak ve bil
mek iin konuur."25

24 Hamann, Aesthetica in nuce, Schriften (Roth) il, s. 26 1 . Bu mistisizmden doan te


mel fikrin, modem bilgi retilerinde bile kuvvetli ekilde nasl etkili olduu, zel
likle Berkeley rneinde kantlanr. Berkeley'in psikoloji nitelikli ve bilgi teorisi
zerine grleri, duyusal alglar dnyasnn tmnn, bir duyusal iaretler -ki Tan
r 'nn sonsuz ruhu sonlu ruhlara bu iaretlerin iinde alr- sisteminden baka hibir
ey olmad dncesinde dorua eriir. (bkz. c. 1, s . 8, 79 f.)
25 Jakobi, ber eine Weissagung Lichtenbergs (Lichtenberg'in Bir Kahinlii zerine),
( 1 80 1 ) Werkw III, 209 ff.

364
S E M B O L K F O RM L A R F E L S E F E S I I

Dil felsefesi nitelikli inceleme gibi din felsefesi nitelikli incele-


me de, dil ve dinin ayrld bir noktaya; ikisinin adeta tek bir or
tamda, zihinsel "duyu" ortamnda birletii bir noktaya iaret ettii
zaman, burada, sembolik formlar felsefesi asndan da yeni bir
problem ortaya km olur. Sembolik formlar felsefesi iin, elbet-
te dil ile dinin kendi trlerine zg farkllnn, herhangi bir temel
birlik iine kartrlarak kaybolup gitmesi sz konusu olamaz; bu
birlik nesnel ya da znel olarak kavranabildii gibi, eylerin ilahi
nitelikli ilk temelinin birlii veya "kavrama yetisi"nin birlii ola-
rak, yani insan zihninin birlii olarak da belirlenebilir. nk dil ile
dinin birlii sorusu, kaynan deil, iyapnn ortaklyla ilgilidir.
Bu soru, dil ile din arasnda gizli bir zemin birliini aramaz; tam
tersine tamamen bamsz ve kendine has rnler olarak her ikisi
arasnda, bir fonksiyon birliinin gsterilip gsterilemeyeceini
sormak zorundadr. Bu trl bir birlik mevcutsa, o zaman birlik as-
la, bizzat temel bir sembolik ifade sisteminden, ifadenin geliip
amlanmasn dzenleyen iteki bir kuraldan baka hibir eyi ara
mayacaktr. Biz dini incelerken, kelime ve dil sesinin saf sembolik
fonksiyonunun kavran gereklemeden nce, dilin, "eyler" dn-
yas ile "anlamlar" dnyas arasnda adeta henz kesinlememi bir
orta noktada bulunduu aamalar dizisini, batanbaa nasl katetti-
ini izlemeye giritik: Sesin, ilgili olduu ierii, ona herhangi bir
ekilde benzemek ve onunla dorudan "benzerlik" ya da "uygun-
luk" ilikisi iinde olmak suretiyle "gsterebileceine" inanlr.
Eer iaret, ilgili olduu dnyann ifadesi olarak i grmek zorun
daysa, ey dnyasyla herhangi bir ekilde karmal, bizzat bu dn- 13131
yaya ok benzer biimde olumaldr. Dini ifade de, ncelikle iin-
de ortaya kt yap iinde, duyusal varolua bu dorudan yakn
lyla karakterize edilmitir. Dini ifadenin, duyusal-eysel olana
perinleyici aralarla tutunmas gerekiyorsa, bu ifade varlk iinde
ortaya kamaz ve varln srdremez. Elbette dini zihnin, dil se-

365
E R N S T C A S S I R E R

sine benzer ekilde ayrlmasnn, bu zihnin iinde gelecekte gerek

leecek bir "kriz"i bilinebilir klacak "ilkel" bir dlamas yoktur.

nk bizzat dil olann en asli rnlerinde, "kutsal" ve "dnyevi"

olanlarn evreni arasnda, her zaman bir ayrlma gerekleir. Fakat

bu iki dnyann ayrlmas, kapsayc ve karlkl bir deiim gibi

aralksz bir etkileimi deil, onlar arasndaki srekli geii imkan

sz klar. Daha ziyade kutsal olann gc, onun, snrszca ve do

rudan-duyusal bir zorlamayla, ayn fiziksel varolulara ve zel fi

ziksel olaylar zorla girmeye ve onlar kendisi iin ara-gere olarak

kullanmaya hazr olarak onlara egemen olmasnda kendini gsterir.

Bylece burada, tmel olan tikellie ve tesadfilie, duyusal-zel

olan gerek bir bysel-dini "anlamlla" sahip olur; hatta ite biz

zat bu zel ve tesadfi olu, bir eyi ya da olay gndelik olandan

uzaklatrma ve kutsaln evresine yerletirme vastas olan karak

teristik belirti haline gelir. By ve kurban teknii, "tesadfi

olu"un bu kark yapsna boydan boya bir izgi ekmeye; bu te


...:. :
sadfi olanlara belirli bir dzenlilik, "sistematik" bir dzen nitelii

sokmaya teebbs eder. Bylece, mesela Augur", kuun uuunu

incelerken, gkyznn tamamn, her zaman tanrln barnd

ve hakim olduu, kendisinin nceden kesinlikle kutsal olarak tan

d ve adlandrd farkl blgelere ayrr. Fakat her zaman, ilk

"genellik" hamlesi yapan bu tr emalarn dnda da, soyutlanm

ve zlm bamsz bireylerin her an sembol fonksiyonu kazana


bilmeleri sz konusudur. Sadece olan ve olmakta olan ey, ayn za

manda bysel-dini bir karmak btne, yani anlamlarn ve gs

tergelerin oluturduu karmak btnne aittir. Her duyusal var

lk, bylece, kendi duyusal dorudanl iinde, ayn zamanda "ia

ret" ve "mucize" olmaktadr. nk iaret ve mucize, bu inceleme

Eski Roma'da rahip ve kahin. (ev.)

366
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

aamasnda, henz zorunlu olarak bir ift oluturur ve sadece ayn


olgunun farkl bir ifadeleri olur. Tek olan kendi salt zamansal-me- 3 1 4 1 1
kansal varl iinde incelemek yerine ifade deeri olarak, eytani
ya da ilahi bir gcn dlatrmas olarak kabul eder etmez, tek
olan, iaret ve mucize haline gelir. Bylece burada iaret, dini te-
mel form olarak her eyi kendisiyle ilikilendirir ve kendi iinde
dntrr. Fakat ayn zamanda bu noktada, iaretin kendisinin du
yusal-somut varoluun btnne karp gitmesi ve bu varolula i-
ten kararak birlemesi gerekleir.
Dil nasl kendi zihinsel geliimi iinde, duyusal olanda varl
n srdrmeye ve srekli olarak salt "mimiksel" iaretin dar snr
dna kmaya abalamak suretiyle belirgin hale gelmise, ayn e
kilde, dini olann evresinde de, benzer nitelikte karakteristik kar
tlk grlr. Ve burada da gei, dorudan doruya gereklemez;
her iki ar u arasnda zihin adeta araclk tutumu sergiler. Duyu
sal ya da zihinsel ey, artk asla bu ular iinde yok olmaz; fakat
buna ramen bu duyusal ve zihinsel, srekli olarak bir dierine ia
ret eder. Onlar, bir dieriyle bir "benzerlik" ilikisi tarlar. Bu ili
ki vastasyla onlar, bir dierinden ayrlm olarak ortaya ktklar
gibi, ayn zamanda bir dieriyle ilikilenmi olarak da ortaya kar
lar. Dini dnmede bu iliki, duyusal ve duyular-st olann, yani
zihinsel ve bedensel olann dnyas keskin bir atlakla ayrldn
da; dier yandan ise bu iki dnya, artk birbirine yansyarak somut
dini biimleni kazandnda ortaya kmtr. Bundan dolay "ben
zerlik", tipik "alegori" niteliklerini tar: nk gereklii dini ola
rak "anlamak'', gerekliin kendisinden dar akmaz. Anlama, ger
ekliin bir "bakas" ile ilikilenmesine ve bakas iinde, kendi
anlamna gre anlalmasna baldr. Bu gelien zihinsel mecazi
letirme sreci, ncelikle Ortaa dncesinde aa kabilmitir.
Bu dnmenin iinde, her gerek olan, dini "anlam verme"ye ba
ml olduu lde, kendi dorudan varlk-anlamn kaybeder.

367
E R N S T C A S S 1 R E R

Gerekliin fiziksel olarak mevcudiyeti, henz sadece rt ve mas

kedir; onlarn arkasnda, gerein ruhsal anlam gizlidir. Bu anlam,

Ortaa kaynaklarnn tarihsel, benzerlie dayal, alegorik, dolayl

anlatm tayan aklama ilkesi olarak ayrdklar drt yorumlama

formu iinde anlalabilir. Tarihsel anlatmda, belirli bir olay, ken

di saf empirik ve gerek oluu iinde kavrand zaman, dier ,

ncelikle olayn gerek ieriini ve ahlaki-metafiziksel anlamn

tayabilir durumda olur. Dante bile, Ortaan bu temel kavray-

13 si na aynen bal kalmtr. Onun hem teolojisi, hem de poetikas, bu


temel kavrayta kk salmtr.26 Bu alegori formunda, yeni bir ka

rakteristik "bak noktas", gereklikle yeni bir uzaklk ve yaknlk

ilikisi ifade edilmitir. Dini zihin, gerekte artk tek ve fiili olanda

hapsolup kalmadan, tekilliklere batabilir. nk dini zihin gerek

olanda, hibir zaman onun dorudanln deil, onun iinde kendi

dolayl temsilini bulan akn anlam grp fark eder. Artk bu nok

tada iaretin kendisinin ait olduu dnya ile iaret yoluyla ifade

edilen ey arasndaki gerilim, tmyle yeni bir boyut ve younluk

kazanmtr. Byle olunca da, daha yksek dzeyli ve baka trden

bir iaret bilinliliine eriilmi olur. Derinlemesine baktaki ilk

aamada, iaret ile iaret edilen, henz ayn zemine aittir; duyusal

bir "ey", bir empirik olaya, yani baka bir eyi gsterip, bu eyin

sembol ve gstergesi olarak i grr. Buna karlk burada, hi de

byle dorudan nitelikte bir iliki egemen deildir; tam tersine, sa

dece refleksiyon vastasyla kurulan aracl bir iliki egemendir.

Her varolu, "dolayl" dnme formunu salt bir dolayl anlatm,

yani bir mecaz haline dntrr. Fakat bu mecazn aklanmas,

Ortaa dncesinin kesin kurallara balamaya alt kendine

zg bir dini "hermeneutik" sanat gerektirir.

26 Dante, Convivio, Trattato secondo, cap. 1.

368
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S i l

Bu kurallar yerletirip kullanlabilir ve uygulanabilir hale getir-

mek iin, elbette, zihinsel nitelikli akn "duyum" dnyasyla em- 3 1 6 1 1


pirik-zamansal gereklik dnyasnn, isel farkllklarna ve eliki

liliklerine ramen birbiriyle temas ettikleri, hatta dorudan birbiri-

ne nfuz ettikleri bir noktaya ihtiya vardr. Her dolayl-alegorik

olan yorumlama, temel problem olan kurtulu problemiyle, byle-

likle de sabit merkez nokta olarak kurtarcnn tarihsel gerekliiy-

le ilikilidir. Her zamansal olu, her doal olay ve insani eylem, n

celikle kendi n buradan alr; bunlar, dini nitelikli "kurtulu

plan"ndaki zorunlu halkalar olarak ortaya kmak ve ama dolu


olarak bu plana eklenmek suretiyle, anlam dolu bir evren halinde

dzenlenir. Ve yorumlamann evresi, bu zihinsel merkezden hare


ketle kademe kademe geniletilir. Bir metin parasnn ya da belir-

li bir olayn tam "benzerlie dayal" anlam, metin ya da olayn

iinde doast olann veya onun tarihsel grnnn, kilisenin


bir iareti grlr grlmez yakalanr. 27 Geni kapsaml her "zihin-

sel" aklama, doal varln ruhsallatrlmas, burada, bizzat lo


gosun duyusal olann dnyasna indirildiini, onun bu dnya iin-

de zamansal olarak bir kerelikte "cisimletii"ni kabul veya reddet

meye balanmtr. Fakat Ortaa mistisizmi bile, bu alegori for


munun karsna, Hristiyanlk retisinin temel sembollerinin yeni

ve baka bir anlamn yerletirmitir. Bu mistisizm, zamansal ola-


rak bir kerelik olan sonsuzlukta ortadan kaldrr ve srecin tarihsel

ierikte iinde tad eylerin hepsini, dini sreten uzaklatrr.


Kurtulu sreci, ben ile Tanr ve Tanr ile benin bants hibir ya
banc arac olmakszn gerekletiinde, benin derinlerine, yani ru-

hun sonsuz derinliine ekilir.28 Ve burada artk, tm dini temel

27 Guilelmus Durandus, Rationale divinorum officiorum ( 1286),Prooem. Fol. 2 a, Sa


uer'n alnts, Symbolik des Kirchengebaudes, s. 52.
28 Bkz. yukarda s. 307

369
E R N s T c A s s 1 R E R

kavramlarn anlamnn, sz konusu kavramlarda etkin biimde va

rolan sembolik ifade sistemine ve zgrlne nasl bal olduu

grlr. nk bu sembolik anlatmn mistisizmde gerekleen ye

ni ynelimi, her tek kavrama, artk yeni bir ierik ve adeta baka bir

ahenk ve ince ayrm zellii tar. Her duyusal ey iaret ve benzet-


131 7 1 medir ve yle kalr. Fakat kendi zglne sahip mucizenin zel
lii, duyular st olann tek bana tikel amlannda grlnce,

artk bu iarette "mucize" nitelikli hibir ey barnmaz. Gerek

amlama, artk asla tek olanda gereklemez; tersine o, btnde,

insan ruhunun btnndeki gibi dnyann btnnde gerekleir.29

Biz bununla, tm geliimi ve oluumu itibariyle dini alann s

nrlar dna ynelen temel bir dnn eiinde bulunmaktayz.

Mistisizmde ortaya kan yeni "sembol" kavray, ncelikle mo

dern felsefi idealizmin tarihinde tam zihinsel aklk kazanmtr.

Leibniz, Eckhart'n, her bireysel varln "Tanr izinden giden bir

varlk" olduu szne, kesin ekilde baldr: "Gerek Teoloji Mis

tica zerine" yazsnda o, yle der: "Bizim zvarlmzda bir

sonsuzluk, bir ayak izi, her eye gc yeten ve her eyi bilen Tan

r ' nn tam bir benzeri sokuludur."30 Leibniz'in dnya tablosu, yani

29 Albert Grland, Religionsphilosophie als Wissenschaft aus dem Systemgeiste des


kritischen ldealismus (Eletirel dealizmin Sistem Anlayndan Bilim Olarak Din
Felsefesine), s. 263 f.; " Bu dinde ... her "ey" ben asndan, "Tanr izinden gitme";
benin Tanr 'ya att bir admdr. Ve sonuta "dnya", zerinde "Tanr'ya yakn" ge
zinilen uzaklklardan baka bir ey deildir. ... Bu ilikilenmilik, dini kelime "dn
ya" anlamna gelir. Ve ben ile Tanr 'nn ilikilenmilii, sonsuzluk; ben ile dnyann
ilikilenmilii zamansallktr. O halde dnya, ben ile Tanr 'nn tam ortasnda olarak,
sonsuzluk iindeki zamansalln, zamansallk iindeki sonsuzluun bulunmas anla
mna gelir. ... Btn dinlerde, ... Alman mistisizmindeki dnyann tmnn kutsall
talebinin dini deneyim yaantsnn en derin temellerinden ykseliinin tanklar, en
ak form iinde bulunmaktadr."
30 Leibniz, Deutsche Schriften (Almanca Yazlar), yaynlayan Guhrauer, Bertin 1 838,
1, s. 4 1 1 .

370
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E F E S I I

herhangi bir nedensel etki formuna, mstakil varlklarn karlkl


etkileimine deil, bu varlklarn ilk bataki karlkl "uygunlu
u"na dayanan "uyumlu" dnya tablosu, buradan hareketle biim
kazanr. Her monad, kendi iinde tamamen bamsz ve kendi ii
ne kapanm bir eydir: Fakat bu tipik zellik ve kapanmlkta, her
monad, kendi zel bak asna gre ifade ettii "kainatn canl ay
nas"dr. Bundan dolay burada, sembolik bir anlatm biimi kurul
mutur. Bu anlatm biimi, her varln ve olayn devaml ve eksik
siz ekilde yasal olduu dncesini dta brakmayp iine alan,
hatta esasl biimde bu dnceye dayanan bir niteliktedir. aret
her trl tikellii ve tesadfilii kesin ekilde kendinden syrp at
m ve genel bir dzen ifadesi haline gelmitir. Evrensel uyum sis
teminde, artk hibir mucize yoktur; gerekte ise, uyumun kendisi,
her zeli kendi iinde fesheden ve bylece onlar "iine alan", s-
rekli ve genel nitelikli bir mucize anlamna gelir. 31 Zihinsel olan, j j
31s

artk duyusal olana, onun iinde tek bir kopya oluturmak ya da


iinde aa kaca benzerini ortaya karmak iin mdahale et-
mez; tam tersine, duyusaln tamam, zihinsel olann amland
gerek bir tarladr. Leibniz Bossuet'e yle yazar: "Toute la nature
est pleine de miracles, mais de miracles de raison*".32 Bylece bu-
rada "sembolik olan" ile "akli olan" arasnda yeni ve kendine zg
bir sentez gereklemitir. Bizzat Leibniz'in mant, "genel karak
teristik" dncesi araclyla vastasyla onun sembolik nitelikli
kavrayyla iten biimde balanm ve i ie gemitir. Eer biz
kendimizi, her varl ve her olay ayn zamanda akli ve sembolik
olarak grebileceimiz bir duru noktasna ykseltebilirsek, dnya-
nn anlam bize ncelikle oradan doru alr.

3 1 Leibniz, Philos. Schriften (Felsefi Yazlar), yaynlayan Gerhardt, IV, s. 557.


B tn doa mucizelerle doludur. Ama akln mucizeleriyle.
'

32 Oeuvres, publ. Par Foucher de Careil, [, s. 277.

371
E R N S T C A S S 1 R E R

Bu. temel kavray, daha sonra yeni din felsefesi iinde, gelii

minin srmesini, sistematik ilerleyiini ve temelleniini, Schleier


macher ile elde etti. Schleiermacher "Din zerine Konumalar"n

da, problemi, tamamen Leibniz'in ele al tarz iinde kaleme alr.

te bu dnsel ve manevi-tarihsel iliki sayesinde, Schleiermac

her'in "evren" dini, salt bir doalc "panteizm" formunu aar.

Schleiermacher' e gre din, her tek olan btnn bir paras olarak,

her snrly sonsuzun bir tasviri olarak kabul etmektir. Fakat dn

yay mekan ve l oluturmaz ve bu yzden dinin maddesi yok

tur. Onlarn iinde sonsuzluk aramak, ocuka bir dnme biimi

dir. "Gerekte d dnyadaki dilli anlam niteleyen ey, dnyann


lleri deil, yasalardr." Ve ite bu yasalarn iinde mucizenin
hakiki ve gerek, asl din! anlam kesinlemi halde bulunmaktadr.

"Acaba bir mucize nedir! Bana syler misiniz; acaba hangi dilde

. . . . bir ey, bir iaret ve sezdiriden baka bir anlama gelir? Ayn e
kilde btn dier deyimler, bir grnn sonsuzla, evrenle doru
dan ilikisinden baka hibir anlam ifade etmez; bu ise, bir sonlu-

J3 9J nun, yani doann yokluunu aa karmaz m? Mucize, olaya


verilen dilli isim deildir; her ey, en doal olanlarn tmnde ha

kim olan kavray, onlarn dilli nitelikli kavranna uygun olur ol


maz, bir mucize ortaya kar."33 Burada biz sembolik olan, nesnel

bilfil ve dorudan tanr rgs, bir sr doluluk anlamnda kabul

eden ilk bataki kavraya kart bir kutupta yer alm olmaktayz.34
nk bir olayn din! anlamll, artk onun ieriine deil formu

na baldr. Olan ve oradan treyen ey deil, altnda dilli duyguda

ve dilli dncede ierilen evren "ilikisi" bulunduran zihinsel


manzara, Schleiermacher' e, kendi niteliini sembol olarak ifade

33 Schleiermacher, Reden ber die Religion (Din zerine Konumalar), Zweite Rede,
Jubil.-Ausg. von Rudolf Otto, Gttingen 1 899, s . 33, 47, 66.
34 Bkz. yukarda s. 305.

372
S E M B O L K F O R M L A R F E L S E FE S I I

eder. Dini zihnin u hareketi, yani iinde ncelikle dinin kendi for
munun skunetli varolan bir biim olarak deil, daha ziyade kendi-
ne zg bir oluum biimi olarak kurulduu hareket, bu iki temel
kavray arasndaki salnmdan, oraya ve buraya gidi geliten iba
rettir. Burada "sembol" ile "anlam" arasnda, onlarn her ikisini de
sembolik, duyusal-mecazi ifadenin znde derinlemesine temellen
diren bir atma gibi, yine onlarn her ikisini sembolik, duyusal
mecazi ifadenin znde derinlemesine temellendiren bir bant
grlr. Bir ynyle en alt, yani en ilkel mitik oluum, anlam ta-
yc olarak kendini gsterir; nk o, "kutsal"n dnyasn "dnye
vi"nin dnyasndan kurtaran ve kutsal dnyevi karsnda snrlan
dran ilk-ayrma iaretinde bile bulunmaktadr. Dier taraftan dini
olann en yksek "hakikati", duyusal varolua, -eylerin varoluu-
na olduu gibi sembollerin varoluuna da- sinmi bulunmaktadr.
Bu hakikat, dlam formuna ve bylece kendi somut gereklii-
ne ve etkililiine sadece bu varoluta sahip olmak iin, onu kendi
"dnlr" amalar gereince kendinden uzaklatrmaya ve da-
r atmaya abalayan bu varolua, hep yeniden batmak ve ortadan
kaybolmak zorundadr. Platon, kavramlarla ve teorik bilginin dn-
yas ile ilgili olarak, bir-olann oklua ayrlp gitmesinin ve ok
olann bir-olana geri dnnn, bir balang veya son olmad-
n, tam tersine, bu hareketin daima var olmu ve var olmakta olan
olula dnmemizin ve konumamzn, "lmsz ve hi yalan
mayacak karlamas" olarak var olacan sylemitir. Buna ben-
zer olarak, "anlam" ile "sembol"n kar karya ve i-ie oluu, di-
ll olann varlk artlar arasndadr. Bu i ie ve kar karya olu
yerine, saf ve tam uyum ortaya ksayd, o zaman bununla dinin i-
sel bir gerilimi, "sembolik form" olarak dinin anlamnn dayand
gerilim de ortadan kalkard. Bu uyum talebi, bu nedenle, baka bir 1320!
alan iine yerletirilmitir. Mitik sembol ve dini anlam dnyasn-
dan, sanat ve sanatsal ifade alanna doru ku bak baktmzda,

373
E R N S T C A S S 1 R E R

dini bilincin geliimine egemen olan, ortadan kalmad zaman


adeta yatan ve sakinleen bir kartlk grrz. nk ite bura
da, semboln saf bu ekildeki sembol olarak bilinir halde bulunma
s; onun, kendi fonksiyonunu gerekletirmek iin kendi kendisin
den ve kendi ieriinden baka hibir eyi yklenmek zorunda ol

mamas, estetik nitelikli olann temel ynelimini iaret eder. Mitos,


sembolde, tzsel gerekliin bir parasn, ey dnyasnn onunla

eit ya da ondan yksek glerle donatlm olan bir blmn g


rr. Dini kavray, bu ilk bysel kavraytan manevilemeye do

ru ilerlemeye alr. Elbette dini kavray da, duyum-ierii ve ha


kikat-ierii sorusunun, nesnelerin gereklii sorusuna dnt

bir noktaya, yani "varolu" probleminin kendi nnde ortaya kt


bir noktaya, kat ve kesin ekilde yneltilmi olduunu grr.
Estetik bilin, bu problemi gerekten arkasnda brakr. O, en ba
tan kendini saf "derin-bak"a verdii, btn etkileme formlarnn
kartl ve farkll iinde temaa formunu oluturduu iin, ar
tk bilincin bu fiilinde tasarlanan semboller, ncelikle saf bir ikin

anlamllk kazanr. Bu semboller, eylerin bilfiil varolan-empirik


gerekliinin karsnda, "grn" olarak kabul edilirler; fakat bu
grn, gerek ilkelilie sahip olduundan, ayn zamanda asl ha
kikatine de sahiptir. Bu ilkelilie geri dnte, ayn zamanda, bilin
cin yeni bir zgrlk alan da ortaya kar. Sembol, zihin zerinde,

artk bamsz-eysel bir ey olarak etki icra etmez; artk o, zihin


iin gerek bir yaratc gc ifade eden bir ey haline dnm
olur.

374
YEN KTAPLAR
BUZ VE FiRE MODER1" DNYA.SIN BUALIMI
TOl'llJ11klf.R RENE liUJNON
(l\IKU lOO')
IHSA DENiZ

ZG R BiREY mmiYAT '"' K LTR


SiNiRLi DEVLET GRSt:l, ,\YT,\(,'
M:VZ:\T CAN

GF.MI ZAMAN OLUR Ki


!\ N i l . A R
i\1.(',\1 ll..\ll \ c;f;zELOi
\11\lll Yt:"f)()(,1,1'