You are on page 1of 347

GORDLEVSKt ANADOLU

SELÇUKLU
DEVLETİ

KONYA PAZAR KAPISINDA MELEK PöLY EFÎ (13, YY)

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ
V. GORDLEVSKÎ

B İR İN C İ B A SK I
A N K A R A — 1988

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ
V. GORDLEVSKt

ÇEVİREN
AZER YARAN

V G o rd lev sk l’n in G o su d a rstv o S e lç u k id o v M aloy A z il (M osk ova-L en in grad ,
1941) a d h y a p ıtın ı, Aaer Y a ra n R u sça a s lın d a n T U rkçeye çevird i, ve k lte p ,
A n a d o lu S e lç u iılu D e v le ti a d ıy la , O nu r Y a y ın la r ı ta r a fın d a n A n k ara’d a Ş a ­
h in M a tb a a sı’n d a d iz d ir ilip 'bastırıld ı.

ÎÇ Î

7 Ö n söz
11 G ir iş — K ü ç ü k A sy a S e lç u k lu la r ı T a r ih i Ü z er in e K a y n a k la r ve
A raçlar

B İR İN C İ BÖLÜM
3T— G1
K ü ç ü k A sy a ’d a T ü rk ler - S e lç u k lu Y a y ılm a sı - B iz a n s - H a ç lıla r - D a n iş
m enciler - G ü r c ista n - D e n iz e D o ğ ru H arek et - G ü c ü n D o r u ğ u

İK İN C İ BÖLÜM
62— 76
MogoilP-r _ K ö sed a g S a v a şı - M oğol A k ım ın d a n S o n ra D e v le tin P a r ç a la n ­
m a sı - T ü r k m e n le r A r a sın d a K a y n a şm a - K a ra m a n - B eyb ars S e fe r i - S u lta n
Y ö n e tim in in D ü ş ü ş ü - V e zir in Y ü k s e liş i - B a ğ ım sız B e y lik le r in K u r u lm a ­
s ı - M oğol E tk is i - V ergi S is te m i

Ü Ç Ü N C Ü BÖLÜM
77— 110
O ğu zlar - K ü ç ü k A sy a ’d a S o y D iz isi K a lın tıla r ı - O ğ u z la r ın K ü ç ü k A sy a ’da
Y e r le şm e sin in T a rih i İ ç in T o p o n o m in in Ö n e m i - S ın ır B eyleri, ‘‘G a ziler” ve
“A lp lar” - O ğ u z B o y la r ın ın A sk eri Ö r g ü tlen m e si - Ş ö le n d e ve Z iy a fe tte S o ­
y u n Ö n c e lliğ i - A v - O ğ u zla rd a İslâ m - S o y A dları ve L a k ap lar - O ğu zların
T öreleri; D ü ğ ü n , Y a rg ıla m a , K a n D a v a sı, K a d ın la r ın D u r u m u - K u r u lta y ve
S u lta n Seçlm l'eri

D Ö R D Ü N C Ü BÖLÜM
111— 120
S e lç u k lu la r D ev rin d e O ğ u z la r ın D u r u m u n u n B ir G ö r ü n ü m ü O larak 15-18.
Y ü z y ılla r d a K ü ç ü k A sy a G öçeb e B o y la r ın ın Ö r g ü tlen m e si

B E ŞİN C İ BÖLÜM
121— 150
K ü ç ü k A sya'd a F e o d a lizm - S e lç u k lu la r D ev rin i K av ra m a d a M alzem e O la­
rak D o ğ u İlle r in d e F eod al K a lın tü a r ın G ü n ü m ü z d e k i T a b lo su - S e lç u k lu la r ­
d a S oy K ü t ü ğ ü n ü n B o z u lm a s ı - A sk erî T ım a r la r S is te m i - B u n u n M oğol
K ök leri, S e lç u k lu la r Ö n c e sin d e K ü ç ü k A sy a ’d a T oprak D ü z e n le r i - T ım arlar,
B u n la r ın T ü rleri - F e o d a lla rm Z e n g in liğ i - “ G u ia m ia r ” - “D e reb ey i” T ip in in
D o ğ u şu - F e o d a lla r m A sk erî Y ü k ü m lü lü k le r i - “ S ip a h ile r ” - B a ğ lı B eyler ve
M erkezi H ü k ü m d a r (V a sa lla r v e S ü ze r en le r) - İ ta a t İfa d e si - B a ğ lı B e y lik ­
le r in (V a sa llığ m ) D o ğ u lu ve B a tılı Ö ğeleri - S u lta n v e H a life

A L TIN C I BÖLÜM
151— 164
S u lta n ın O to r itesi - F e o d a lla rm B a şı O larak S u lta n - F e o d a lla rm A r a sın ­
d a K a tm a n la ş m a - S u lta n ın D a y a n a ğ ı O larak Y en i İ n sa n la r ( “O rta B e y ­
ler'’) - S u lta n ın M u tla k ç ılığ a E ğ ilim i - S u lta n ın H a r a ç la r ı' - E k on om id e
S ö m ü r ü S is te m i

Y E D İN C İ BÖLÜM 165— 183 P e o d a lla rın " ta b l”leri .T ic a re t M a lla n .) S o n sö z .M oğol D ö n e m in d e M ey d a n a G e le n D e ğ işik lik le r O N D Ö R D Ü N CU BÖLÜM 270— 286 O rdu.K ö leler v e B u n la r ın Y a şa m d a B o lü . H arem ONALTINCI BÖLÜM 305— 338 S e lç u k lu la r D ö n e m in d e D in se l İn a n ışla r .M ev lev iler v e C elâ led d in R u m i’n in R u m Çevredi 33.M ü lk S a h ib i K ö y lü ler ( “d eh lcan lar” ) ve Irg a tla r (" e k iciler ” ) .A h ile r in Y ü k s e liş i .O ğ u z G e le n e k le r in in K a lın tıla r ı .İ ta ly a n T ü c c a r la n .A h i T o p lu lu ğ u n a K a b u l T ö re ­ n i .B o y B ir lik le r i .Ü c r e tli B ir lik le r O N B EŞİN C İ BÖLÜM 287— 304 S e lç u k lu Sarayı .K erv a n sa ra y la r . O rd u n u n B ile ş im i . S ik k e O N B İR İN C İ BÖLÜM 22S—236 K en t .Y erel Y ö n e tim .O sm anlI D ö n e m in d e A h ile r in İzleri ONU N C U BÖLÜM 207— 225 T ic a re t .O ğ u zla rca G e ç ile n Y o lu n A şam aları 343 E k .H a lk .Z a n a a t­ ç ıla r v e A h ile r A ra sın d a Y a k ın la şm a .T ü c ca r la r ın T a rih se l T ip i .Y erli E tk i ONÜ Ç Ü N CÜ BÖLÜM 248— 269 Y ö n e tim .F eo d a lla ı-m B irlik le r i . D ış a lım ve D ış sa tım .S e lç u k lu S a n a tın ın Ö zg ü n Ç izg ileri .R u m S e lç u k lu la r ın ın K r o n o lo jik T a b lo su .M erkezi O rganlar (D iv a n la r) .R e sm i D in O larak İslâ m .Sa ra y T ö rsn K u r a lla r ı v e Saray S a n la rı Ü zerind e İra n E tk is i .Ü lk e İç in d e k i A sk erî B ir lik le r .S a v a şın K a ra k teri .B a b a İ sh a k ’m Y ö n e ttiğ i K ö y lü A y a k la n m a sı SE K İZİN C İ BÖLÜM 184— 192 Z a n a a tç ıla r . B ile şim le r i ve B ir lik le r i .M ü s lü m a n lık Ö n c e sin in ve H ır is­ tiy a n lığ ın Y a n sım a la r ı .Z a n a a tç ıla r ın E k o n o m ik v e H u k u k sa l D u r u m u .T a şra .M ev lev iler ve A h ile r A ra sın d a A y n lık .M alik an e v e D e n e tim .B a b a İ sh a k .K o r u y u c u A ra y ışla rı İ ç in d e Z a n a a tçıla r D O K U ZU NC U BÖLÜM 195—200 K ü ç ü k A sya'da.K ü ç ü k A sya'da D e r v iş­ lik . A h ile r in O rtaya Ç ık m a sı .T ic a re t Y o lla ­ rı .S e lç u k lu S a n a tın ın K ö k e n i .S e lç u k lu la r ın B a şk e n ti .K en t D üzeni .F e o d a lla rla A h iler A r asın d a S a v a ­ ş ım .B iz a n s .K o n y a ’d a Y a şa m O N İK İN C İ BÖLÜM 237— 248 S e lç u k lu la r D ö n e m i S a n a t A n ıtla r ı .

k urum lan. 2-16). Prof.ekonom ik ve siyasal yaşamı. O çalışm ada. o dönem de. s. toplum sal gruplaşm aları vb. ÖNSÖZ KÜÇÜK ASYA’DA. Sinir- nov'un “OsmanlI Yazınından Örnek Y apıtlar” başlığıy­ la. T.Petersburg 1903. H outsm a’m n yayınlarından. tarafım dan hazırlanm ıştı. Selçuklu hanedanı egemenliği dö­ nem ini kapsayan. T ürkler’in yaşam ı üzerine b ir kısa deneme. Rum Selçukluları zam anına ilişkin tarih m etinlerini. b ir kez daha okudum ve daha önce yüzeysel olarak üzerinde durduğum konuları geliş­ . Toplum sal . vaktiyle. yeniden bastığı Ibni B ib in in T ürk Vakayinam elerin­ den yararlanm ıştım (Sen . içeren b ir Küçük Asya ta ri­ hiyle yeniden ilgilenirken.

devletin dış tarihinin b ir taslağım çizdim ve önce. bende. Örneğin. ortaçağ Doğusunun b u karanlık köşesi. yüzyıla k adar ayakta kaldı. ve h er şeyden ön­ ce. ve b ir an­ lam da buna hakkım vardı. Küçük Asya'da oluşan ortam . M ısır M emlûkler’i. Selçuklular üzerine yazının kıtlığından yola çıkarak böyle davrandım . toplum ve k ü ltü r norm larının oluşm asına kesin etkilerde bulunan Moğol devlet düzeni. kütüphane malzeme­ si yokluğu gibi dış. 20. Doğuda. Bunu. daha doğrusu sorunun dinsel alandan ekonom ik ala­ na geçmesi. düzensiz olarak aydınlatılm ıştır. Moğolların saldırısından sonra. Eyyûbiler. yüzyıla. ben. daha geç dönem lerin bilgileriyle tam am ladım . ya da başarabildim mi? Yargısı. çağdaş istem lere aykırı olarak. 19. tüm bunlara. Ne var ki. Rum Selçuk­ luları ve H arzem şahlar arasında Suriye için savaşım. gerekli malzeme el altında bulunm adığına göre. ve yöntem bilim sel deneyimsizlik gibi iç güçlüklere karşın.tiren malzemeyi ayırdım . kuşkusuz. O rta Asya'da Selçukluların devlet. h atta b ir ölçüde. katı b i­ çimlere bürünüyor. Rum Selçuklularının devlet ve top­ lum yapısının sınıfsal tem ellerini ortaya çıkarm aya gi­ riştim . Bazan. öte yandan yerli Rum ve Erm eni halk­ ları arasında. Belki de. siyasal yükselişini ve Moğol istilasının yol açtığı düşüşünü ele aldım. ne denli başardım . daha. topraklarının genişlemesini. Rus dilinde değil. genel olarak. ve toplum sal yaşam ın bazan k aran ­ lık ya da belirgin olm ayan eski öğeleri. yüzeysel ve rastlantısal olarak değinilm iştir. ben­ de. m üslüm anların ne kad ar hoşgörülü ya da hıristiyanla- rm ne kadar fanatik oldukları sorusuna yol açan Haçlı­ lar. Yalnız­ ca. Doğuda. B ir yandan T ürkler arasında. Feodalizm. ben. karşılıklı ilişkiler. en sonu kültür. iç tah­ lilden önce. bana düşmez. yaşam . çağdaş kalıntı- 8 . Selçuklular dönemi üzerine bilgi yetersizliğini.

Eski dinleyicilerim olan. yetersizliği benim de gözüme çarpıyor. N. daha yayını usum dan geçirdiğim sıra­ da. bazan. Bitirildiğinden bu yana beş yıl geçince. örneksem ede netlik de yitm ektedir. doğrudan izleyen dönem ­ de. Bu süre boyunca. Bu durum da 12.N. olguların kavranm asını ko­ laylaştırm akta. am a belki ayrıntılarla yüklenm iştir. bilimsel başlangıçlara. açıklayıcı olm aktadır. h a tta yargılarla. Nerimanov. Örnekseme. ve Doğu ülkeleri tarihini anlam ada. -13. sanki kuruluşun bütünlüğünü bozan. kuşkusuz. sözkonusu Do­ ğu hanedanının yaşam ının nasıl b ir telaş içinde aktığı­ nı.D. b ir açıklam a bulunuyorsa. K ronolojide yönel tim sağlam ak için. yüzyılların kavranm ası. kimi yerlerde düzel­ tilmiş. örneksem e doğal oluyor. çok genel dile getiren b ir Rum Selçukluları tablosu. Nerim anov Doğu A raştırm aları E n stitü sü n d e çi­ zilmişti. ikna edici olm adığı gibi. Geriye şöyle b ir göz atarken. bugün.F. Ludşaveyt. ek olarak verilm iştir. m akaleler kop­ ya eden V. bende m odern­ leştirm e. denem elerim in yayımı için çırpınan Y. baştan sona. A rakin’le. çalışmayı yeniden gözden geçirdim. ancak. başka tü rlü gözlemler ve ilk kay­ nakları çözümlerdim. değişmeyen dost- . daha­ sı. şu ya da bu şe­ kilde yardım da bulunm aya çalışan iyi niyetli kişileri anım sıyorum . bana. ay­ rılıklar getiren eski giysi üzerinde yam alar gibidir. m etinler tam am lanm ış. elde edemediğim kitapları sağlayan ve h atta. N. bunlar arasındadır. 1ar içinde açıklığa kavuşuyor. Çalışmanın genel çerçevesi. daha 1935 E kim ’inde N. incelenmesi gereken devri. örneksem e yasal b ir anlam kazanıyor. tüm bunlar. Doğu A raştırm a­ ları E n stitü sü n d e. h a tta belki de şem alaştırm a belirtileriyle ö r­ tülm ektedir. Aynı şekilde. bu konuya yeni­ den sarılabilseydim .

akadem isyen I.ça onayından dolayı.Y. M osk ova A ğ u sto s 1940 10 . K raçkovski’ye te­ şekkür etm e olanağım bulm aktan m utluyum .

L eyde. H isto ir e d es S e ld jo u c id e s d ’A sle M inSu re d 'a p r is I b n -B ib i. hatu n u n oğlu) şeklindeki tu h af deyim.B ib i v e Y a z ıc io g lu A li — A ksaray! — İb n i B a tû t a — H ır is tiy a n T a rih ç iler — E p ig ra fi — A r k e o lo jik M alzısm e — M addi K ü ltü r — T o p o n o m l — M . (A h a lçin . L eyd e. 2 “B ib i’' S ö z c ü s ü A h a lts ıh ’da.’ Fars dilinde düzenlenen vakayinam elerin yazarı. T. A k ısk a ) “k o c a n ın y a d a k a r ın ın k ız k a r d e şl” a n la m ın a g eliyor. 11 . v ol. III. 1902 (T ü rk çe m e tin ): vol. birinci derecede önem taşım aktadır. d a h a so n r a Itan-B ib l a k ta rılıy o r. H ollandah bilim adam ı. yazısında yerleşmiştir. o b ir em irdi. sayın bayanın. kocasından fazla yaşa­ yan annesinin lakabıyla yer değiştirm iş. r ü lü ’n ü n Ç a lışm a la r ı — M ü k rem in H a lil — SSC B 'nde S e lç u k lu la r A r a ştırm a sı. belki.Bibi (hala'- nın. Rum Selçuklularının tarih i için. F u a d K ö p . H o u tsm a R eo u ell de t e x te s r e la tifs â l'h isto r ie d e s S e ld jo u c id e s. 1902 (F arsça m e tin . îb n i . IV ). yük­ sek b ir konum da bulunuyordu. G î R I Ş Küçük Asya Selçukluları Tarihi Üzerine Kaynaklar ve Araçlar İ b n l .^ 1 T h. IV. H isto ir e d es S e ld jo u c id e s d ’A sle M in eu re d ’aprâs l'A brâgâ d u S e ld jo u k n a m e h d 'Ib n -B lb i. am a adı (Em ir N asıreddin Yahya). H outsm a'nın yayımladığı Fars ve T ürk vakayi­ nam eleri.

Bibi. Saray çevrelerinde yaşa­ dığı için. v(M. n o t 1): y a y ım ik i c ilt t e n o lu ş a c a k tı. X IV (1935). belli de­ ğildir. ilk yazmaya başladığında. 32. II. 12 . O çerk Istarii tu r k m e n sk o v o na rod a . — V. B b o r n ik " T u rk m en iy a ” . —baba M ecdettin Mehmed Tercüman. X X . — A y n ı yazar.Mâlik Cuveyni tarafından kendisine verilen tarihçilik görevini yerine getiriyordu. ve anne Bibi. seferlere katılanlara ya da Sul- 3 Cl. îb n i . ■«Ayasofya c a m iin d e (b u g ü n m ü ze d ir ) H a lil E d h em ta r a fın d a n fa r sça v a k a y in a m e n in ta m m e tn i o rta y a ç ık a r ılm ış tır (n o : 2985). Kılıç A rslan’ın oğullan ara­ sındaki iç çatışm a olaylarından Sultan II. 56—) ta m m e tin vardı. 1929. (a lın tı “R e v u e S 6 m itlq u e ’'d e n ). V I I . 19. 1282 ve 1285 yılları arasında yazılmıştır. Moğol devlet adam ı Alaaddin Ata . ayrıca bkz: “E ncyclopĞ die d e l'İ slâ m ” . N . görgü tanıklarına. II. D er İsla m . îb n i . s. E p lg r a p h le arabe d e l'A sie M ineure. R e c u e ll. Şurası kesindir ki. 5481) A n k ara'd ak i ‘‘T ü rk T a rih K u r u m u ” İ b n l-B lb i e ly a z m a sın ın t ıp k ı b a s ım ın ı y a p m a k ta d ır. P. Küçük Asya'ya yerleşti. s. H.. sultan yazmanı ve diplom at. W lttek . R A vendi (13. yaklaşık yüzyıllık b ir zam an aralığını kapsam aktadır.B ib in in ailesi. M ünecimedir (astro­ log)— yazar. 12 . L... I. III. Z e itsc h r lft der D e u ts c h e n M o rg e n la n d isc h e n a e s e lls c h a f t (Z. Vakayiname. k u ş ­ k u s u z o ra d a d a S e lç u k lu la r d e v rin e a it d e ta y la r b u lu n a b ile c e k tir . Gıyaseddin M esud’un yönetim ine (1282 yılından itibaren) kadarki olayları içerm ekte. Celaleddin H arzem şah’ın ölüm tarihi olan 1231 yılından® sonra. kaç yaşında olduğu.. b k z: T h . D uda. F a r sça m e tn in v b ta m m e tin d e n e k le r in ç ev irisi v e y o r u m la r (bkjs. n o t 1. t . Vakayinamede. D . y y .20) " U lu s” g a z e te s in d e b e lir tild iğ in e g ö re (1936. S H o u ts m a ’n ın ç a lışm a sın d a ' İ b n l-B ib l ü z e rin e (F arsça m e tin d e n çeviri) b ir b iy o g r a fik n o t a k ta r ılm ış tır (R e c u e ll.M. “Selçuklular yanlısı”^ îb n i-B ib i vakayinamesi'' 1188 yılında devleti paylaştıran II. v o l. s. s. P aris.). antifeodal Baba İshak ayaklan­ m asını (1241) “güvenilir ağızlardan” dinlediğini bildiri­ yor. N o. D a h a ö n c e P a rsça v a k a y in a m e n in y a z a n .. G .) olarak k a y ­ d ed iliy o rd u .I X ) . yani. 392. B u e ly a z - m a s ım n y a y ım ın ı İ s ta n b u l’d a A lm a n A rk eo lo jisi E n s titü s ü h a z ır la m ış tır (b kz: P.. örneğin. IV . H u a rt. W. 1895. 1900. s. T u r k e sta n VI e p o h u m o n g o lsk o v o n a ş e stv ly a . ailesi. birçok şeyi görebilmiş ve öğrenebilm iştir. (s. ç. H o u tsm a . B d . B artold . Z ur G e sc h ic h tsfo r s c h u n g ü b er d le B u m -S e ld s c h u k e n . 202. A li E m lrl'd e de (O sm an lI V lla y a t-ı Ş a r k ly e sl İ sta n b u l 1918.

o. îb n i - Bibi. güç olm aktadır. olayların tarihlendirilm esi bazan kuşkuludur (Küçük E r­ m enistan'da. o. belli ki.Bibi. O sıra. Vakayinamesini. Feodal . 1334. Alaaddin Keykubad zam anına çevi­ riyor ve h er bakım dan.). I.teokratik düşünceler üzerine eğitilmiş zama­ nın insanı ib n i . elverişli koşullarda bulunu­ yordu. feodallar arasında iki yö­ nelim belirginleşm işti. Oğuz efsa­ nelerini korum akta olan eski feodaller. idealize ediyorlardı. Küçük Asya’ya Moğol saldırı­ sından sonra yazm ıştır.H üsrev’in çocukları olan üç karde­ şin tarihini aktarırk en dengeyi yitirm ekte. Moğollara düşm an olan ulusal çevrelerin etkisi altındaydı. iktidarı. îb n i .Bibi. Ama. feodal züm renin çıkarlarını yansıtm aktadır. K a y ser iy e Ş eh ri. 13 . Moğol devrine göz a t­ tığı ölçüde. birbirinden. Selçuklular’ı uydu bey­ likler durum una düşüren. Y azarda b ir si­ yasal ufuk genişliği yoktur. b ir vakanüvis için. 93. ta n ’ın yakınlarına dayanıyor. bakışlarını. Kuşkusuz. ortam ın heyecanı yazara yansıyor. savaş yoluyla alan üç feodal grup karşısında. Vakayiname. hem de kişisel ilişkilerine göre. Hem kökeni bakım ından. sarayın yaşadığı korku ve dehşeti yeniden ya­ şıyor. am a henüz. düşünce olarak. Gıyaseddin Key . üç yıllık açlık) geti- « H a lil E d h em . H etum hüküm sürerken. İ s ta n b u l. Sultan II. belki de. Levon’dan sözediyor. İb n i-B ib i. İbni B ibi’de.* örneğin. II. b ir kesim (bunların başında ön­ celeri vezir M uineddin Pervane de bulunm uştu^ Moğol- lara eğilim gösteriyordu. feodal gru p lar arasındaki sa­ vaşım ın içine sürüklenm iş durum dadır. tarafsızlığını sürdürm esi. Sultan I. sultanların ölüm tarihlerinde yanlışlık yapı­ yor vb. onu. babalarının eski hiz­ m etlilerinin öğütlerini ya da kadıların yargısını uygula­ m am anın felaketler (başarısız sefer. su ltan lar için. s.

15. b ü y ü k b ir h a z ır lık ç a lış ­ m a sı y ü r ü tm ü ş. B u n u n iç in o. 202. Müs­ lüm an Türk dünyasına m al olm uştu. —ç. p. Küçük Asya Sel­ çukluları devletinin feodal yapısı. O. 14 .recegini vurguluyordu. M uineddin P ervaneyi övüyor ve Sultan IV. K u e n e n ta r a fın d a n t a n ıtıla n Y a z ıc ıo ğ lu A li e ly a z m a sı d a h a ö n c e T. X X . R ükneddin Kılıç Aslan’ın öldürülm esiyle ilgili suçlam a­ yı onun üzerinden kaldırm aya çalışıyor. Tarihçi Yazıcıoğlu Ali. toplum sal düzen konusundan az sözet- mekle birlikte. 15. B a - b ln g er. 1869 y ılın d a İ s ta n b u l’d a b u lu n d u ğ u sırad a M ü n e c c im b a ş ı’- dan .^ îb n i . “M uhamm ed peygam­ berin yaşam ım ". gene de vakayinamede. Türkiye’de. İ s ta n b u l’d a T o p k a p ı S arayı k ita p lığ ın d a o r ta y a ç ık a r ıla n e ly a z m a sın d a g e çm ek te d ir . böy- lece.Bibi. Mu- la d için. “Selçuknam e” ya da daha sık adıyla "Oğuzname" başlığını koymuş. e sk i O sm a n lı y a p ıtla r ıy la İlg ile n e n V.)- D er İsla m . Yazar. yüzyılda. yani Osmanlı devrinde. basit Türkçe şiirlerle. 8 y a z ıc ıo ğ lu A li'n in adı. yeni b ir işlem den geç­ m iştir: Saray methiyecisi Yazıcıoğlu Ali. Y a z ıc ıo ğ lu elyasam aları [Fr. kitap. çalışm asına. K ardeşi Meh- m ed Bican. Osmanlı sultanlarının bağlarını. B u e ly a z m a sın ın b ir k o p y a sı n a s ıls a M osk ova'd ak i h a lk ta r ih k ita p lığ ın a g ir m iştir . G ö r ü ld ü ğ ü g ib i b u b itm e m iş ta s la k la r ı B ern a u er " o n u a y r ın tıy la ta n ım la m a y ı v e ta r ih s e l a ç ık ­ la m a la r la ta m a m la m a y ı” u m u y o r d u . d e ğ e rlen d ir m e sin d e ] W itte k ta r a fın d a n n a k le d ilm iş tir . K ısa sü re so n ra . 15.® Sultan II. ortaya serilm ektedir. Ib n i-B ib i V akayinam esi'nin Farsça orijinali. Yazıcıoğlu Ali.] 7 İ b n l-B lb !. Dr. a k ta rm a la r y a p m ıştır. Selçuklular’dan ge­ çerek efsanevî Oğuz soyuna uzatm ıştır. 320. N ö l- d ek e ta r a fın d a n k a y d e d ilm iş ti. g a lib a . W ittek tarafından saptandığına göre. diğer kardeşi Ah- m ed Bican şeyhti. yüzyılın ünlü yazar üçlüsünden biriydi. yüzyılda. IV. H a c ı H a lfa ’da jı vb. "M uham m ediye’ yi yazmış. W . sufi öğretisinin özet açıkla­ m asını yapm ıştı. milliyetçi [budunsal. D le G e sc h lc h tsc h r e lb e r der O sm a n e n u n d İhre W erke (6. "Tanrıyı Sevenlerin Meşalesi” (Enve- rüil Âşıkın) adlı yapıtında. B ern a u er de b u n a d ik k a t e tm iş ti. Türkçe olarak b ir Küçük Asya Selçukluları ta­ rihi düzenlemiştir.

yani onun Selçukluların yasal ardılı ve sürdürücüsü olduğunun kabulü anlam ında belge yol­ ladığı konusunda. bazan. Seyid Lokman. T a esc h n e r . çok eskiden beri. h er tü rlü çabayla gösterm eye çalışıyorlardı. yüzyılda. Osmanlı Sultanlarıyla Selçukluların devletle­ ri arasındaki iç bağ düşüncesinin bilincine. Ama. çağdışı olan saray yaşam ından renkler ak tarm aktadır. Yabancı (Batı Avrupalı) gözlemciler tarafından anlatıldığına göre. Yazıcıoğlu Ali. Yazıcıoğlu Ali’nin çalışması. N o . xx> s. sevilen b ir kadın adıydı.. daha önce düşünüldüğü gibi." 9 Pr. Ahmed Feridun. M urad'ın methiyeci ozanı­ dır. 19. T ürk düşüncesinin taşıyıcısı Osmanlı Sultanları.B ibi’den b ir çeviri değil.77 ve dv. 67 . FinlandiyalI bilim adam ı Lagus yararlanm ış­ tır. lOBkz: A h m ed F e r id û n ’u n y ö n te m i ü z e r in e M ü k r e m in H a lil'in m a k a lesi “ T a rih i O sm a n ! E n c ü m e n i M e c m u a sı”. çahşm asına. 16. Osmanlı sultanlarının sa­ ray yaşamı. bu çalışmadan. Sel- çuklular’a yakınlık duyuyor ve bunu. îb n i . kızının adını Selçuk H atün koym uştu:’ Selçuk. B d.Bibi ve Raven- d i’nin Farsça vakayinam elerinin belki başka birtakım kaynaklar kullanan red ak tö rü n eklemeleriyle. Sultan II. Yazıcıoğlu tarihinden yeni b ir m etin oluşturm uş. Mehmed. Alaaddin K eykubad'ın Sultan O sm an'a ikti­ d ar belirtisi olarak. Daha sonra (1600 yılı). İbni .eğilim ler güçlüydü. “Sultanların Bel­ gelerini” (M ünaşaatü's Selâtin) toplarken. 149. D er İsla m .B ib in in bil­ mediği olgular söz konusudur). Sultan I. yeniden düzenlenerek yazım ıdır (onda bazan İbni . varılıyordu. B eitr a g e z u r fr ü h o sm a n lsc h e n E p lgrap h te u n d A rchB- o logie. 11 S e ld L o cm a n i ex L lbro T u r cico q u l O ghusnaim e in s o r lb ltu r ex cerp ta 15 . yüzyılda. Selçuklu III. Demek. sahte b ir kararnam eyi de’° katm ıştı. ve Selçukluları anlatırken. henüz eski göçmen yatkınlıklarını koruyor­ du. Örneğin.

am a Bahriye N ezareti basım evindeki basım işi kısa sürede durm uştur. lîY a z ıc io g lu A li'n in T ü rk çe iş le m e sin d e n . kuşku­ suz . ama daha sonra. k a k I sto ç n ik d ly a Isto r ll V iz a n tii VI X II. V.” Dördüncü bölüm de. p r lm u s e d id it. M. “hiçbir yerde. vezirlerden. W U h. em irlerden. d a h a 1891 ta r ih li Ş . İsyana rastlan ­ tısal mı. Mo­ ğol istilası sonrası Selçuklular tarihinden birçok şeyi açıklayabilecektir. 1854. 0124 . 723 yılında (1323) yazılmıştır. 613 . IV. B artold yap­ m ıştır. e x p llc a v lt J a c . yani Oğuz kabileleri­ nin başkaldırılarından. vakayinam esinde ise. alevlenen isyana katılan yazar. 13 E ly a z m a la r ı k o n u su n d a h k z: F. ‘‘S e lç u k n a m e . H e lsin g fo r sla e. "d iv an 'la rd ak i hizm eti sırasında gözleyebildiği ölçüde söz etm ektedir.'^ Aksarayi’den ilk esaslı ak tarm aları (tarih­ çinin adını henüz bilm iyor olsa da).B ib in in sözetmediği ayrıntılar yer alm aktadır.0137 {d a h a so n r a A lcsarayl a k ta r ılm a k ta d ır ).'^ Bugüne değin yayım lanm am ış olan Aksarayi de. 93. J o h . t. T a u er. Öğrenim görm üş b ir kişi olarak (Farsça yazm akta­ dır). h er bakım dan uzak durm aya çalış­ m ıştır. L agu s. Ya- zıcıoğlu Ali tarihinin yazımına. Gençlik günlerinde.640). I . A r ch iv O r ie n ta ln l. ayrıca Türklerin. V. m a k a lesin d e ö z e t a lın tıla r y a p m ıştır. s . isyana. 1932. yazar. K erim eddin Aksarayi’nin çalışması. Top- kapı Sarayı kitaplığında korunan elyazm alarına göre. 16 . îb n i . 1935). t. L es m a n u sc r its p ersan » h ls - to r iq u e s d es blt>U othSques de S ta n b o u l. Türk dilbilimcisi Necip Asım Yazıksız (öl. 14 M akale: O n e k o t o n h v o s to ç n ıh r u k o p isa h v ı b ib llo te k a h K o n s ta n tl- n o p o ly a 1 K aira. 1908. yani varlıklı kişiler sınıfından Aksarayi de. str. resm î kişilerden.taraflı açıklam alarda bulunm aktadır. bilinçle mi kendini kaptırdığı açık değildir. varlığa tam ah etm ediğini” vurgulam aktadır. Birinci Dünya Savaşı’n- dan önce girişm iş. 1892. a m a m e tn in y o r u m u z a y ıftır . onda. M elio ra n sk i. S e fer y a y ım ın a göre P. X V III. K öprülü'nün be­ lirttiği gibi. F. s. X II I vv" (V lz a n tiy sk ly v r e m e n n ik ) (T . la tlıie v e rslt. Z a p lsk i V o sto çn o v a o td e le n iy a (ZV O ).

B artold. 1918 . kendisine verilen yüksek b ir görevi yerine ge­ tiriyordu. 14. 15 A k sa ra y l’n ln ç a lış m a sın ın T ü r k ç e çev irisi. H u art tarafından çevrilen anı notları “Menakib-ül arifin ”.’^ Şemseddin Ahmed Aflâkî. iyi öğrenim görm üştür. doğaya aykırı saçm alıklar bildirm ektedir: Celâleddin. yüzyıl önceki olay­ ları da —tarik atın kurucusu Celâleddin R um i'nin öykü­ sünü— yazm akta. sınır beylerinin feodal düzene karşı p rotestoları konusunda.’® Mevlevi Aflaki’nin C.’* M ezartaşı yazısından anlaşıldığına göre. İ s ta n b u l 1934. burada bulunm uştur. P aris. -15. 17 P. sıradan öjüm lülere benzemeyen. onların m em urlarının) karakterle­ ri tam b ir tarafsızlıkla derlenm iş olsun!” diye yazıyor. M. 91’d e n a lın m ış tır ). M a n â k ıb B1 A rifin . W lttek . yüzyıllarda Mev­ levi T arikatı şeyhlerinin biyografileri. s. Aflâkî. L es s a ln ts d es d e r v lc h e s to u r - n e u rs. haklı olarak. 37. (sultanların. yani 13. n o t. 1934.1922 (d ah a son ra. ona. 3 (b ilg i. öldü­ ğü zam an b ir kitaplık bırakm ış. Y u s u f “K o n y a asarı a tik a m ü z e s i reh beri". belki de T ürk olm ayan (ya­ zın dili Farsçadır) Aflâkî. Cl.kenar bölgelerdeki Oğuz kabilelerinden. eski b ir akının yolu üzerindeki elyazma yönergelerden biri. yüzyılın birinci yarısında. A flâ k î a k ta rılm a k ta d ır ).II. s. t. V. olayların toplum sal anlam ının bilincine varm aksızın bilgiler ak­ tarm aktadır. İ sta n b u l. Türklere. “K o n ­ ya M 'ecm uası” n d a y a y ım la n m ış tır . herhangi b ir biçim de A ltm ordu’ya girmiş ve sarayda büyük b ir ağırlık elde etm iştir. onun için. Babası. V. b ir ölçüde. îra n doğumlu (Tebrizli). 1937 y ılın d a K o n y a ’da. I . vezirlerin. H u a rt. tr a d u lts d u p ersa n e t a n n o tfe . din­ sel aydınlar sınıfı "Mevlevilik’e aidiyeti. R eo lts. 1360 yılında ölm üştür. Volga boylarında. fantastik b ir sisle bü rü lü olarak. açık­ ça. yani yazına eğilim leri olan varlıklı b ir aile­ den gelmiştir. 17 . önem li ek b ü tün­ lük sağlam aktadır. îra n kökenli oluşu. “Sanm am ki. 16 A flâ k î. D as P ü r s te n tu m M e n te sc h e . Mevlevi tekkesi şeyhi Âmir Ârif tarafından. onlar için ula­ nılmaz b ir erm iştir.

A flâ k î’n in ç a lışm a la r ın d a b o lc a b u lu n a n b a z ı y a şa m sa l (ve bir b ö lü m ü y le ta r ih s e l) a y r ın tıla r ı a tla m ıştır . P a ris (S o n u n d a . yüzyıla yakınlaştığı noktalarda. yüzyıl canlılığı. 20 V oyages d ’Ib n B a to u ta lı. gözleri önünde olup bitenleri unutarak. II. bazan. çalışm asının ta ­ rihsel önemi yükselm ektedir. "Anadolu K afası”dır. o. te x te arabe. o. yüzyılın birinci yarısının tarih i için. a cco m p a g n â d ’u n e tr a d u c tio n par C. S a n g u n in e tti. d a h a so n r a (ik in c i c ild e ö n s ö z ü n d e ). Konya şehri. otuz beş yıl boyunca (1318 ve 1353 yıl­ ları) yazdığına göre. 19 B u n u n la b ir lik te . B u n u n y a n ısır a . B k z: “J o u r n a l A sia tiq u e ” (t. A flâ k î’n in ta r ih s e l ö n e m in i d e ğ erlen d iriyor. yine de.B atûta'nın anlattıkları da. yalnızca. yüzyıllar K onya'sının günlük yaşam ından il­ ginç. 379. a ra ştırm a k g ü ç tü r . 1922) de. kuşkusuz. daha ölçü­ lüdür: Betim lem edeki canlılık yitm ekte. kuru n o tlar haline dönüşm ektedir. yüzyılda. 14. perspektifi de bozulm uştur. çok eskiden m eydana gelmiş olayları. Türk.'® Aflâkî’nin anlatım ı. A flâ k î’de b lr - şey le r g ö reb ild im . ve b e lk i de b en . 14. Ayrıca. Ka- ISA flâkî. onun gözünde önem sizleşmiştir. Mevlevî T arikatı yöneticilerinin yaşam öyküle­ ri. bulanık ve renksiz biçimde yeniden ü re­ tiyordu. 14. 18 . 14. b ir ih­ tiyar olarak. Tebriz'de b ir arkadaşının dile getirdiği gi­ bi. bönlüğün eşanlamı. kentte ticaret düşm üştür. H u a r t iç in . Aflâki’nin yüzeysel olarak çır­ pıştırılm ış notlarının'’ değeri artm akta. ya­ zar.T ürk alttab ak alan n a karşı. D efrâm ery e t B. b ir zam anlar. Yerini b ir ıssızlığa bırak an 13. b ir not defterinden aktarılan özetler ya da parçalar olarak. tb n i B a tû t a a k t a ­ r ılm a k ta d ır ) . b u (s u flle r in d ü n y a g ö r ü ş ü n ü n k a v r a n m a sm - d a ö n e m li) b ir a g io g r a fi m a lz e m e si o ld u ğ u n a g ö re. kargaşalardan zarara uğram ış. belleğinde bazı şeyler vardı.^ O. 13 ve 14. derin düşü­ nebilen b ir Arap gezgini tb n i . 14. R . 2ÎIX. yüzyıl olaylarını. Ama. H er nasıl olursa olsun. b ir h o r görme duygusu verm ektedir. yüzyılda. k ısa k o n u d iz in in d e . günümüze kalm ıştır. hem en hemen. H u a rt'm m a k a lesi. genellikle renkli çizgiler içerm ektedir. Akdenizden Ege Denizine. onun çevresinin insanı için. canlı anım sıyor.

19 . h er günkü yaşam biçim ine bakm ışlar. yapıtı. tüm bunlar. Küçük Asya'daki ortam ı açıklayan A. bazan aynı anı (örne­ ğin Ladik’te înanç Bey hanedanı egemenliğini) yansıt­ m aktadırlar. Ama. Küçük Asya’da yaşayanların sustuğu şeyleri görüyor. ikisi de aynı dev­ ri. h atta özel kişiler elinde korunan yeni elyazma- ları. yüzyılın ikinci yarısında. b ir gün. 22 E ly a z m a sı ve b ir b ö lü m ü y le b a s ılı. Îb n i-B ib i ve Aflâkî. sınıfsal yakınlığı olan bu kişilerin anlayışı için ilginç ol­ m aktadır. yüzyılda. ve onların bildirdiklerinin karşılaştırılm ası. Benim için erişilmez olan kaynaklarsa. Küçük Asya'da se­ yahat ederken. Kuşkusuz. b ir yabancıyı şaşırtan n o k taları ön plana çıkarm ıştır. Aflâkî ve İbni . Ve kuşkusuz. M ısır v e B a tı A v ru p a ç a lış m a la r ı.B îbî’den yaklaşık elli yıl daha geç yazmış ol­ salar da. büyük önem taşım aktadır. bu ikisi yardım cı oluyor. 14. hem de îb n i . A strobadi’yi^' (Me- nakıb) de dikkate alm ak yararlı olacaktır. 14. Tarafsız insan. G ie se c k e 'n in ç a lışm a sı.radenize kadar.^ 21 B ezm u R ezm (1928 y ılın d a İ s ta n b u l’d a K ilis li R ıfa t ta r a fın d a n y a y ım ­ la n m ış t ır ) .B atûta çağdaştırlar. Hem Aflâkî. ve belki de.B atû ta ise. îkisi. b ir önceki devri anlam aya. Türkiye’deki kitap­ lıklarda. kaynakların yalnızca küçük b ir bölüm üdür. bk z: ş im d i H. "Celâleddin Rum i'nin M ektupları” (1937 yılında Türkiye’­ de yayım lanm ıştır) ve S ipehsalar’m “Övgüye Değer îş- ler”i (Tersilat) (1901’de H indistan’da yayım lanm ıştır) ay­ nı şekilde araştırm aya değer. genellikle. yani Küçük Asya’da Selçuklular devletinin dağılm asından son­ ra ve îb n i . Rum Selçukluları tarihi için. araştırm acının önüne çıkabilecektir. kaynaklar. ya- rarlanabildiklerim e göre nicelik olarak ağır basm aktadır. henüz tü ­ müyle elde edilem em iştir. Îb n i.B atûta. çalışm alarına alm ışlardır. Küçük Asya’yı dolaşm ıştır ve önyargısız yaptığı gözlemleri.

Tanrı. T anrı’nm hıristiyanları b ir cezalandır­ m ası dem ektir. Küçük Asya'da doğmuş ve ülkenin o rta­ mıyla sm ırlanm ış İbni . s. E r­ meni V akanüvist Urfalı Matfey iyi yansıtmıştır. Eğer. pp. ya da uzakta bu­ lunsa da iyi enform e olm uş îb n i . G e sc h ic h te d e s O sm a n isc h e n E e ic lıe s (G. K u lla n ılm ış ^ a n (ve. O. pek fazla kapsam lı olm am akla birlikte gene de tabloyu tam am lam akta. P a ris. işlenen günahlar ve adaletsiz işler yüzünden. İ sta n b u l 1918. Haçlı yürüyüşü zam anını—. 20 .m onofistin bakış açısından inceliyordu. eski hıristiyanhğm anılarıyla dolu “k u tsal” kent­ te yaşamış. Ama yaşam kendi bildiği yolda yürümek- n ın lis te s i. o. s. s. T ü rk E d e b iy a tın d a İlk M u ta sa v ­ v ıfla r. onları. 1105) hayranı b ir keşiş ola­ rak. Ne var ki. H am m er. halk­ lar arasında oluşan karşılıklı ilişkiler ortam ını vb. haçlı yürüyüşleri sırasında. 23 B S c it de la p rem lere croisade. b urad a doğmuş ve ölm üştür (1144). inanm ış b ir hıristiyan . 545 .Tos. Aksarayi.. tr a d u it par E. 1935. bu. T arent Prensi Boemund.) V II. 32. T anrı tarafından gönderilen b ir cezalandırm a olarak açıklam aktadır.al Asir gibi m üslüm an tarihçiler. ay­ rıntıyla anlatm aktadırlar. Bunlar. am a özel çıkarları. T ürk boyları arasındaki iç sa­ vaşımı. Erken dönem i — 1.^^ O. Danişmend tarafından tu t­ sak edilmişse. c. P a ris. P. 213 . H acı H a lfa ’d a n g ö r ü ld ü ğ ü g ib i b ir b ö lü m ü y ite n ) y a z m a la r ın lis te s i H a m m er ta r a fın d a n v e r ilm iş tir [. R . ola­ sıdır ki.218. 2. ülkenin halk dili olan Türkçeyi ya da yazın dili olan Farsçayı bir kural olarak her zam an bilm iyorlardı. Uzak gö­ rüşlü p atrik G rigori’nin (Öl. D u la u rier. Les o r ig ln e s de L ’E m pire O tto m a n . 1922. 1850. olayları. B kz: a y n ı y a z a rın . bazan kom şu gözlemci hı- ristiyanlar tarafın d an düzeltilm ektedir. ölüm saçanları bozguna uğratır. K ö p r ü lü ta r a fın d a n v e r ilm iş tir : " A n a d o lu ’d a İsla m iy e t" . H ıristiyan tarihçiler. Küçük Asya’yı böylesine hızla ele geçiren Türk- lere dikkatle bakm aya zorlam aktadır. Küçük Asya’da.Bibi. H açlıların başarısız­ lıklarını. G ene b k z: W ltte k 'in y u k a rd a g ö s te r ile n d eğ e rlen d ir m e si. Urfalı Matfey. 23 (N lğ d eli K ad ı A h m ed ). Edeı- b ly a t F a k ü lte s i M ecm u a sı.50].

Türklerden çok daha önemle sözetm ektedir. Sultan K ılıçarslan Davud. Alparslan yengi kazanm ıştır. güya.. hoş olm ayan sıfatlar kullanm aya hazırdır. kişiliği ortaya çıkm akta­ dır: Savaşkan H ıristiyan. tersine m erham et gösterm ek istiyordu. K ılıçarslan'ın yaşam ının son günlerinde.. Haç­ lılar da hainlik içindedirler. Ama. sözet- 24 C h ro n iq u e de M lch el le S y r ie n . îzn ik ’in H açlılara karşı savunulm ası için. Erm enilerin adre­ sine de. ve yerli halk A vrupa'dan gelen zorbalar tarafın ­ dan zarara uğratıldığı zaman. o. Küçük Asya’da ne olup bittiğini iyi İnlivordu. Antakyalı M uhail'in sözlerine gö­ re. o. Suriyeli Mihail’in vakayinamesi. büyük önem taşı­ m aktadır. örneğin. o. Bu çerçevede. iyilik yap­ m ak isteyenlere kulak verm ektedir. yüzyıla değin geniş b ir dönem ini va­ kayinam esine almaktadır. R um lara karşı kötülük isteyen b ir ru h yapısındadır. e t tr a d u lte p ar J . u sta sapm acılar olarak. Erme- nileri kendisinden uzaklaştıran Bizans İm p arato ru Ro­ men Diyojen. çünkü Tanrı. A lparslan’ı ateşte yakm a tehdidi taşırken. kardeşler arasındaki iç savaşlardan. P aris. genellikle. çağdaşla­ rının gözünden kaçan ilginç ayrıntılar ortaya koyarak Selçuklularla Bizans arasındaki savaşlardan vb. belli ki.^"* O. H orasan’dan An­ takya’ya doğru 800 bin atlı ve 300 bin yaya hareket et­ m ektedir. M alazgirt çarpışm asını da betim ­ lem ektedir. M itS c . 1899. din düşm anlarına çağrıda bulunm a düşünce­ sini olabilir saym aktadır. 21 . ve hem en burada.tedir. genellikle abartılm ış­ tır... Antakya’dan Suriye’li Mihail (Yakubi patriği). H. —T ürklerin can düşm anı olarak— o. H alkedon Konseyinin düşm anı olan Vakanüvist. Selçuklu. 600 bin asker getirm iştir. Selçukluların K üçük As­ ya'daki ilk adım larını. — Cha - b o t. onun aktardığı rakam lar. Sel­ çuklular tarihinin 12. ve giderek sayılar çok daha düşseldir.

BizanslIlardan daha içtendirler. Alparslan göndermiş. K utılm ış’ın oğlu Süleym an’ı Küçük Asya’ya. Hem Erm eni tarihçiler (Keşiş Magahi. 22 . 1849. daha çok düşmanca. "O rtoki” anlıyor.m ektedir. onda da yanlışlarla karşılaşılıyor (Örneğin. "O rthoul” derken o. M oğolların K üçük Asya baskını sırasında. “R um ” terim i. övünçlü ve tum ­ turaklıdır ve sözler kuşku uyandırm aktadır. yüzyılın ilk yarısı için. Süleyman. Moğol zorbalıklarının deh­ şetine uğram ış olarak. Konya’da beylik etm iş vb. belki. kutsal ki­ tapların sözünü ettiği zalimleri görm ektedirler. Türklere karşı BizanslIların ol­ duğundan daha hoşgörülüydüler. B ro sset H isto ir e de la G âorgien . hem Arap îbn-al-Asir. yeniden dışa vurm aktadır. bu kaynaklarda yararlı malzeme bulunabilir. am a b u "Toğrul” sözcüğünün bozulm uşu değil m idir? Küçük Asya yazıtbilimi (epigrafi) henüz gençtir. Y apılarının incelmişliğiyle böbürlenen Bizanshlar. hazan yanlış yapıyor: Örneğin. B unları Fran- sızcaya çeviren Brosset. "elm acıklı çirkini” olarak algılarken. Onlar. am a 25 M. yani 13. B ununla b ir­ likte. Prem i'ere p a rtle. Genellikle. kendilerini zorla­ m aktadırlar. S t. Ki- rokos). H ıristiyanların ve M üslüm anların. Sultan II. onda "Y unan” olarak veriliyor. Gürcü vakayinameleri^® teknik bakım dan. ancak Ermeni- 1er ve Suriyeliler. H ıristiyan ve M üslüm an yazarlar.). P etersb u rg . Kuşkusuz. Ermenile- rin ve Suriyelilerin safdil vakayinam elerinden daha ol­ gundur. Moğolların kişiliğinde. aynı us­ sal ve tinsel düzeyde bulunm aktadırlar. kendilerine özgü d ar hayranlıklarından ileri gelen görüşlerindeki ortaklık. hazan da dostça ilişkilerin doğduğu dönem ler. K ılıçarslan’ı bahsettikleri deyimle. am a bunlardaki söyleyiş biçimi. Selçuklularla Kraliçe Tam ara ve onun ardılları ara­ sında. güya.

1921) üzerine alm ıştır. konuyu bilen b iri olan Abdul- kadir Hamidzade eşliğinde. bölgede. 19. Bilim adam lığı kariyerini. Rum Selçukluları tarihini aydınlatan yazıtlar toplam ıştır. K o n ia . Gene de b u n lar kü­ çük rastlantısal çalışm alardı. H.onun deyimiyle boşunaydı. B erlin . B lo şe 'n in to p la d ığ ı y a z ıtla r ın d a yer a ld ığ ı “R evu e S â m ltlq u e" d e . Ş. Eski arkadaşının örneğine öykünen Fransız konso­ losu F. Konya’daki Alman Konsolosu Löytved (1914 -1918 yıllarındaki em peryalist savaş sırasında Suri­ ye’de ölm üştür). H uart. îyi eğitim görm üş b ir diplom at olan ve boş zam an­ larını bilim e veren.^^ Selçuk­ lu devleti toprağındaki yazıtbilim kalıtına. dem iryolu ula­ şımı başlam adan önce.n e d e n s e iyi bilinm em ektedir. Konya’daki yazıtlara. galiba. ilk genel b a­ kış olarak. Iran kültürünü n hayranı Rum Selçukluları. ilk halifeler zam anında toprak m ülkiyeti ve to p rak vergisi üzerine araştırm ayla 26 K ısa s ü r e sonra. 23 . artık bundan da yararlana­ bilir. Durum. I n s e lır if te n der s e ld sc h u k ls c h e n B a u te n . 27 J . önem ini sürdürm ektedir. K üçük Asya yazıtlarının planlı toplanm asını ve in­ celenmesini. Onun eski denemesi (1895). L ö y tv ed . ilk kez. G renar. Sivas için bazı çalışm alar yapm ıştır. am a onun yazıtbilim dene­ m e s i. toplum ­ sal binalar üzerindeki yazıtları. E. kentte. yaşam ını “Ecole des langues orienta- les vivantes” de bitiren Cl. yüzyıl sonunda değişm iştir. am a bunların yorum lanm ası için. Arap dilinde yazm ışlar­ dır. ancak. bil­ gili kişi bulm aya çalışm ak . On yıl sonra. 1907. İsviçreli bilim adam ı Max von Berchem (1863 . kentin göm ütlüklerini dolaş­ m ış ve yazıtlar toplam ıştır. Teksye ilgi gösterm işti. K onya’ya giderken. Küçük Asya yolculuğu sırasında. daha.Rum Selçukluları tarihçisi.

1 9 1 0 -1 9 1 7 . ilk yayının değerlendirm e­ sini yaparken. hem kronolojik. yayın. Küçük As­ ya yazıtlarının incelenmesi. s. H eldelberg. Max von Berchem. özel olarak. M atSrlaux p o u r u n C orpus in s c r lp tlo n u m a rab iea- rnm . hem de tarihsel . 3. 1. Lemann . 1910'- da kurulan “T ürk Tarih Cemiveti” dergisinin sayfaların­ da. X X IX . hem etnografik. 99. "M üslüm an ya- zıtbilim in kurucusu” Max von Berchem. yazıtbilim malzemesi (Halil E them ’in. 1938) etkin yardım ını gördü. artık.kültürel sorunlara değinen çalışm anın çok yön­ lü önemine işaret etm iştir. öl. Küçük Asya’ya yöneldi. daha sonra ise. Sivas’tan ve Divriği’den yazıtlar içeren ilk yayının de­ vamı gelmek durum undaydı (ii inci yayında yalnızca dü­ zeltm eler ve dizinler vardır): Max von Berchem de Kon­ ya’dan. Niğde.H aupt tarafından akla getirilip esin­ lenirken. Arapça yazıtlar için. T ürk bilim adam ları da yürüdüler. Tokat ve galiba daha başka kentlerden de yazıtlar toplam ış ve yayma hazırlam ıştı.başlatan M. T r o lslim e p a r tle . Küçük Asya’ya ayrılm ıştır. 1899 yılında Oppenheim ve 1907’de K. anıt malzem elerin üçüncü bölüm ü. M Sm olres p u b liS s p a r le s m em h res de l ’I n s t it u t fr a n ç ls d ’arcâologl© o r le n ta le d u Calre. H autsm a. Ahmed Tev- 2BMax v o n B erch em — J o s e f S try g o v sk l. n o t. İstanbul Müzeler M üdürü Halil E them ’in (EI- dem. 1910 yılmda.” Burada. 24 . A sie M in eu re par M ax v o n B erch em e t H aiti E dhem . fotoğraflanm ış yazıtları yayım ladı ve çözümledi. onun yazdığı biçimiyle "daha güzel zam anlara değin” ertelenm iş. 29M ax v o n B erch em .^® Daha önce. o. Max von Berchem ’in izinden. Birinci em­ peryalist savaş sırasında. ölümü. Josef Strizygowski ile birlikte yazdığı D iyarbakır üzerine yazıtbilim plastik sanat m onografisinde. ka­ rarlı olarak. 1910. yılların emeğini. t . Jö n tü rk devrim inden kısa süre sonra. A m ld a. tüm üyle kesintiye uğratm ıştır. L e Caire. Fuad K öprülü’nün deyimiyle. Küçük Asya Selçukluları tarihini ortaya koyan me­ tinlerin yayıncısı T.

Sivas üzerine Rıdvan . d eğ erli m a lz e m e y er a lm ıştır . (Ankara üzerine Mü­ barek . Sultan H. kuşkusuz b aşta gelmektedir. Babinger'in de yerinde olarak belirttiği gibi Sel­ çuklu belgelerinden. M übarek .Galib'in. İ s ta n b u l. Belirli.. A fyonkarahisar m onografileri. Becet'in hazırladığı. iki cilt oluşturan yazıtlar vb. S e lç u k l ta r ih in d e n b ir k ıta . o n a lt ı a d e t le v h a y ı h a v id ir. belirtelim ki. Kü­ tahya. Selçuklular devleti toprağında bulunan Küçük Asya kentleri üzerine m onografileri de kullandım . ke­ sin b ir plan yoktur. " K o n y a ” d e r g isin in M os­ kova'ya g ö n d e r ile n bir sa y ısın d a n y a rg ıy a v a r a b ild iğ im k ad arıyla. 25 . 1918 yılında. am a yayım lanan yazıtbilim malze­ mesi. Max von Berchem 'in çalışma. Selçuklular dönem inde Kü­ çük Asya üzerine düşünceleri tüm leştirebilecektir. herhalde. B ir bölüm üyle ben. Prof.hid'in vb. İsm ail H akkı'nın (Uzunçarşılı) çalışm aları. Kayseri üzerine. F.^ Türkiye'de Kem alist rejim in yerleşm esinden sonra. b ir in c i d erec e d e n . büyük gelişme gösteren yurtbilim i yazını (Küçük Asya kentle­ rinin tanıtım ı) da. Selçukluların tarihine yetkin bakış içe­ ren b ir m onografi yayınlam ıştır. am a bunu bul­ m ak için büyük yetenek ve uzun çaba gerekiyor.Nafiz ve İsm ail H akkı’nm. K astam onu üzerine M. A bdülham it'in hoşnutsuzluğunu üzerine çekm ekten galiba ko rk arak susan "O sm anh Mü- 30 K a y seriy e Ş eh r i m eb a n i-1 İ slâ m iy e v e k ita b e le ri. bu rad a. Ayrıca arkeografi malzemesi vardır. yapıları ve yazıtları yerinde inceleyerek. 1334. arkadaşı Halil Ethem . büyük değer taşım aktadır. Kemalizmin yerleştiği sıralardan başlayarak. makaleleri) yayım lanm ıştır. yani "m eşhur"lardan N ikita Akro- polit ve N ikita Akominat gibi Bizans yazarları da sözet- m ektedirler.Galib var olan Küçük Asya yazıtlarını yayım­ lam aya niyetlenm iştir. Si­ nop'taki yazıtları Hüseyin H ilm i'nin topladığı) bu m o­ nografiler değişik düzenlemeler özelliğindedir.

383. ayrıca. n o t. parşöm e­ ne yazılmış ve uzun dürüler halindeki bu özgün belgeler. I. yüzyılda düzenlenen b ir derlem e­ de. 1: s. Sivas. 107 . 32 V. saray arşivinin m uhafızı Abdal Kasım îvoğlu H aydar tarafından. t.. 1939. Alâaddin K eykubad'ın Os­ manlI Sultanı Osman yararına iktidardan "resm en” vaz­ geçmesi b ir tarihsel çarpıtmadır. Divriği (ve Tokat) hayır k u ru m lan için vakfiye fotoğrafları bulunuyordu. M— L. Genellikle. ne denli gü­ venilir. 91. 315). B ü y ü k S e lç u k lu İm p a ra to ru S u lta n S a n ca r 'ın te z k e r e si (M ate- r ia lı p o is to r ll tu r k m e n 1 T u r k m e n li. Selçuklu Sultanı III. h er yana dağılmış durum dadır ve mütevellilerin. b e lg e le r orta y a ç ık a r ıla b ilir. 1920. yayıncıların elinde. pgr. B kz: ö r n e ğ in . Bunlar. sıradan köylülerin ve h at­ ta kadınların elinde bulunm aktadır. s. Isto r iy a a r h iv n o v o d e la k la ssIçesk o y d r e v n o sti. 16. Bizans İm p arato ru Romen Diyojen'i bozguna uğrata­ rak. v ı za p a d n o y Y evrop e 1 n a m u sa lm a n sk o m V o sto k e. 38. gerçekliği kuşkuludur). 33 R esm î y a z ışm a ö rn e k le r i “ln ş a ” la rd a da. Selçuklular egemenliğinin başlangı­ cını ve sonunu birleştiren iki belgenin var olduğunu be­ lirtelim . A sle M in eu re. azar azar. H r a n e n iy e dok uım entov v ı g o su d a r stv a h m u su lm a n s k o v o V o sto k a . başka yerde çö­ züm aranm ası boşuna olacak b ir dizi sorunun kavranm a­ sını sağlayacaktır. s. 108. bilm iyorum . Sultan R ükneddin'in kraliçe Tam ara'ya tu m tu rak lı b ir m esajını aktarm akta- 31 M ax v o n B e r c h e m e t H a lil E dhem . İran'da. bunların orijinalleri ya da eski kopyaları. 37. (galiba. Oğuz boylarına Küçük Asya yolunu açan Büyük Sel­ çuklu Sultanı A lparslan'ın (galiba Küçük Asya'ya yöne­ lik olmayan) b ir tezkeresi vardır. Max von Berchem şöyle yazıyordu: "K üçük Asya'da korunan vakıf belgeleri (actes de Fundation) bugüne ka­ d ar aranm am ıştır..^' Küçük Asya’da.® Gürcü vakayinam eleri.^ Bu belge. 26 . En azından.zeleri” M üdürü Halil Edhem vakfiyenin önem ini iyi kav­ rıyordu. Küçük Asya yazıtlarının ilk bölüm ünü basarken. B a rto ld . s.

Bu yönden. benzeşim yoluyla açıklayabilir. Selçuklularda yönetim sistem ini. "hazine” terim i de kullanılıyordu. 137: ‘‘S u k e n d n a m e ta m a m o lu p haziney® a ld ıla r ” . ta rik at tekkelerinin yöneticilerinden çı­ kan çağdaş k ararlar da. genellikle eski dü­ zenlemelerin kopyası olan Osmanlı devri yasaları. B a rto ld . hazine bölüm ü­ ne yerleştiriliyordu. Selçuklularda. feodal yapının düzenlemelerini koruyorlardı. tım arlar. Selçuklular dönem ine göre önem ­ li ölçüde daha tam ve açıktır. E skiden beri. belge­ leri. çünkü uzun süre — 1914-1918 yılları arasındaki sa­ vaşa değin— büyük to p rak parçalarını üzerlerinde yoğun­ laştıran derviş örgütleri. III. ant senetleri vb. Islâm a karşı nefret uyandırm ak isteyen dinsel ru h yapısında b iri tarafından düzenlen­ miş sahte b ir belgedir. B ro sset. hem Doğuda. bunlar. H r a n e n ly e d o k u r a en to v . Arşiv karşılığı olarak. asiler kendilerine gerekli olm ayan kâğıtları atıyor ve yok ediyorlardı. 3. 463. 27 .®^ devlet senetleri. 34 M. “vakfiyeler” (hibe senetleri) ekono­ m i üzerine. b u nların kapsam ı ve bağım lı beyle­ rin yüküm lülükleri üzerine gerçek b ir yargı sağlayabilir­ di. b u nların güvenliği.dır/'* am a. "m en­ şu r” (bağış belgeleri). s. to p rak sayım defterleri). "D efterler” (nüfus. H lsto lr e d e la G Sorgie. 3ö Y a z ıc ıo ğ lu A li. böylece sağlanı­ yordu. sözleşmeler. belli ki bu. kolayca yitiyordu. am a karışıklık ve başkaldırı za­ m anlarında. doğallıkla.^ Yazıcıoğlu Ali’nin de bildirdiği gibi. tavsiye m ektupları da ilgiye de­ ğer. hem B atıda devlet belge­ leri. s. 35 V. am a "divanların” arşivleri daha M oğolların K üçük As­ ya’ya ilk saldırısı sırasında yok olm uştur ve ekonom i bel­ gesinin kerpiç tabaka üzerinde saptandığı uzak dönemle­ re ilişkin ta sa n la r bile. devlet hâ­ zinesinde saklanıyordu. uluslararası sözleşme ve anlaşm alar.

İ s ta n b u l. jTİzyıllar Türk boylarının durum unu açıklıvor.1200). dervişler için de. 1530. G ö r ü n ü şte k i te k d ü z e lillg in e ve ö z n e l se ç im in e k a rşın . Celâleddin R um i’nin içrek düşünce­ lerini tartışırken. anıların­ da yazdığına göre. belgeler. çünkü derviş örgütleri. Türk araştırm acılarının görüş alanı içinde bulunm aktadır. bu onun büyük hizm etidir. artık. ya­ yınlanmış olanların tüm ü. d e v le tin g i­ d erek a r ta n e k o n o m ik k a r m a şa sın ın ü z ü c ü ta b lo su o rta y a ç ık m a k ta d ır . k ö y lü le r in h u z u r lu ç a lış m a sın ı e n g e lle y e n g ö çeb elerd i. 12. belgelerin b ir bölüm ü (bu arada. 28 . “Bayazid Bista- mi ve Cüneyd sağ olsalardı. dinsel feodallerden oluşm aktadır. bu da doğaldır. Kısaca. B abıâli’nin arşivlerinde (İstanbul'da). Küçük Asya tarihini kavram anın anahtarı b u ralard a yatm aktadır. O sm anlılar . bitm ez tükenm ez bel­ ge koleksiyonları bulunm aktadır. ev sahibi haykırm ıştır. şimdi. Küçük Asya göçebe Türkleri üze­ rine olanlar da). ve 13. bunların saptanm asına kim se hayır demezdi. Küçük Asya kentleri vakıf yönetim lerinde. onun sultanlık dönem ini aydınlatıyor. tarihçi Ahmed Refik (öl. 37 A h m e t R e fik . Elyaz- m aları K ütüphanesi M üdürlüğünde (Ankara’da). o erin atının çulunu omuzla­ rında taşırlard ı!” Derviş ayinlerinde (örneğin. daha 13. özel b ir kılavuz kitap yayınlam aktadır. feodallerin yaşantısını sa­ ran ünvanları iyi görm üştü. 1908 T ürk devrim ine kadar. b u n lard a. genellik­ le sultanlık törenlerinin yansım aları görülm ektedir. yüzyılda. Mevlevilerde). yalnızca Türkiye tarihini. yazılı anıtlar uzm anı. ama şimdilik. düzensiz durum da bulu­ nan bu arşivler. A n a d o lu 'd a T ü rk A şiretleri (9 6 6 . 1937) tarafından çıkarılm ış ve yayım lanm ıştır.öncesi dö­ nem.dervişler. h a tta vakıf yönetmem.®" Amtyazı malzemesi. araştırm aya kapalıydı. En azından. Aflâkî. b ir gün Sadreddin Konyevi’de topla­ nan sufi . h ü ­ k ü m e tin d ü şü n c e s in e g öre b u n u n s u ç lu s u .

yani Selçuklular devrinde kişisel ve top- 38 K o n y a M ü zesi M ü d ü rü M. 127 . en erken dönem T ürk belgeleri. c. yargıya varı- labildiği kadarıyla. ticaret sözleşmeleri) bulunabilirdi. kuşkusuz. Y usuf'un çabasında b ir um ut vardır. Selçuklularda eski soy yapısının kalıntılarına ayırdı­ ğım bölüm de. “K onya” (1936. yalmzca kuram sal varsayım dır. Yerel ta rih çalışm ası için. kısa süre önce. ne hibe senedinin düzenleniş tarihi. arşivlerde korunan yazıt­ ları ve belgeleri kullanm akta olan Konya Müzesi M üdürü M. s. tarafım dan “yerin dili” toponom i kullanıl­ m ıştır. ne de bulunduğu yer göste­ rilm iştir. B k z: “B e lle te n ” (A n k ara'd ak i T ü rk T a rih K u r u m u o r g a n ı). n o t. yüzyılın ikinci yarısına. 194. yani belgelerden. yüzyıl belgelerini ortaya çıkarabilm iştir. şimdilik. 1926. H ü sa m e d d in (öl. M ehmed zam anına aittir. ild e b u lu n a n m ü s lü m a n a n ıtla r ı ü z e r in e y erel ta r ih i a y d ın la tm a k d u r u m u n d a bir ç a lış m a h a z ır la m a k ta d ır . ne var ki. M.128) dergisinde. "Sözcükler”den (Worte). toponom i ince­ lem elerinin önem ine dikkati çekm iştir. I. nes­ nelere (sachen). 39 B kz: “L ev e lta ri K ö zlem en y ek " .^ Küçük Asya ile canlı b ir ticaret yürüten İtalyan kent cum huriyetleri arşivlerinde. K öprülü de"*" daha önce. IV. 1938) d ö rt c ilt lik "A m asya T a rih i’'nde v a k ıf m alz'em esi k u lla n m ıştır . İsm a­ il H akkı Uzunçarşılı. No: 2. H. s. Y u su f. özensiz yayım lanm ıştır. Prof. 1937. 56. Selçuklular devletinin yıkıntıları üzerinde doğan Kü­ çük Asya beyliklerinin iç yaşamıyla ilgilenen Prof. Fekete^'’ tarafından incelenen Venedik a r­ şivlerinde. Celâ- leddin K ara tay vakfiyesinin özet Türkçe çevirisi basıl­ m ıştı. eski belgeleri araştırm ak tad ır. bunun ötesinde K aram an Beyliği vakfiyelerine ilişkin 15. Gene de. yüzyıl. belge. arşiv malzem esinden çok iyi anlayan M acar bilim adam ı L. ilgi. 29 . 15. Sultan II. am a o. am a bu. Selçuklular devri belgeleri (örneğin. yalnızca 14. 40T ü rk İy â t M ecm u a sı. 1.

Selçuklular devri nesnel an ıtları (yazıtlar. müzeye dönüştürü­ len "Akm edrese"de toplanm aktadır. Teksye. birkaç yıl boyunca ülkeyi dolaşabilm işti. B ir zam anlar. bilisizlikten m idir. 41 K u şk u su z . 1940). Tevhid (öl. Türkiye'de bu ilgi.) toplanm aktadır. 30 . Fransızlar tarafından o rta­ ya çıkarılan anıtsal yapılar (camiler. Yeniçeriliği kaldıran Sultan II M ehmed'in enerjisiyle.ata (Sahib Ali Fahreddin) tarafından yaptırılan ve 1937 yılında res­ tore edilen K ayseri'deki Sahibiye M edresesi'nde. zam andan m ıdır.). Selçuklular devri anıtları ortaya çıkarm ışlardı B unlar arasında. kısa sürede ilk görünüm lerini yitiren ya da tüm üyle kay bolan. Arundell). 95). yalnızca Küçük Asya Selçuklularının eski başkentini değil. büyük katkıda bulunm uşlar­ dır. belki. M en te şe le r ü z e rin e ö z e n il b ir m o n o g r a fin in y a z a rı P.lum sal yaşam biçim inin som ut göstergesi olarak. şimdi. yüzyılın 30'lu yılların da Küçük Asya’da bulunm uş olan Ş. ilk yeri. kervan­ saraylar vb. bilim için. İstanbul m üzelerinde korunan Selçuklu sikke ko­ leksiyonlarını anlatan Galib Edhem . W itte k ’t e de k o r o n o lo jik a y rılık la r ve y a n lış lık ­ la r g ö r ü lm e k ted ir . sik k e k o le k siy o n la rı d a b a z a tı k a r ışık lık d oğ u rm a k ta d ır (ö rn eğ in . Sahib . A sie M in eu re. Halil Edhem gibi Türkler. İstanbul'daki Fransız Arkeoloji Ens­ titüsü ve buranın m üdürü A. Teksye tu tm ak tad ır Daha önceleri. Gabriel tarafından yeniden yoğunlaştırılm ış olarak İncelenmektedir. bu. m edreseler. daha devrim önce­ sinde. A. m addî kültüre geçm ektedir. bk z: H a lil Edh-em. yaşadıkları k o r k u la n anlattıkları halde. henüz ilk biriktirm e aşam asıdır. Sikke koleksiyonculuğu alanında. silahlı koru m a altında seyahat ettikleri ve dönüşte. p. aynı şe­ kilde. Frizler vb. Kuşkusuz. gezginler (Fellow. halkın yabancılara karşı davranış larm da m eydana gelen olum lu değişiklikler sayesinde. taşsarayı da sarm aktadır: Niğde'de nesnel anıtlar.'" Eski gezginler. 19.

F. sad e d ille y a z ıla n "T ür­ k iy e T a rih i” k ita b ın d a (1923 y ılın d a . K örösi C som a . antropolog Prof. “ T ü rk H a lk la r ın ın T a r ih r 'n i içeren . O. K ü ç ü k A sy a 'n ın O s­ m anlIlar ö n c e si d ö n e m in e iliş k in in c e le m e le r in i sü rd ü r m ü ştü r. V e e n so n u . Fuad Köprü- lü'nün çalışm aları. sağlam b ir tem el atılm ıştır (H. G abriel’e. Sarre). Glück ve Fr. plastik sanatlar araştırm acısı A. Türklerin göründüğü andan başlaya­ rak Küçük Asya’yı araştırm a tarihinde b ir devrim gerçek­ leştirm iştir. On­ ların kullandıkları elyazma kaynaklarının b ir bölüm ü. şimdi. Selçuklu m im arisine özgü çizgileri belirlem e olanağı sağ­ lam ıştır. konuyu. İ s ta n b u l T ü r k o lo ji E n s titü s ü o rg a n ın d a . Sonra da. ta rih -a rk e o lo ji çalışma­ ları yazarı. I. K ö p rü lü . "küçük sanatın” (Kleinkunst) kavran­ m ası için de. büyük de­ ğerini sürekli koruyan gerçek malzeme içerm ektedir. o. İstanbul Üniversi­ tesi Profesörü (şimdi Ankara Üniversitesi DTCF Profesö­ rü ve Büyük Millet Meclisi milletvekili) M. ss. H am m er’in ve D’Osson’un eski çalışm aları. b a ş lığ ı is a b e ts iz o la n “B iz a n s K u r u m la r ın ın OsmanlI K u r u m la n n a E tk isi Ü z er in e N o tla r ’’ (T ü rk H u k u k v e İ k tis a t T a rih i M ecm u a sı. R u m S e lç u k lu la r ı d e v le t v e to p lu m y a ş a m ın ın tü r lü y a n la r ın ı k a p ­ sa y a n b ir m a k a le s i ç ık m ıştı. o. Selçukluların ve Küçük Asya’nın Türklerden önceki hal­ kının antropolojik birliğini kanıtlam aya çalışmıştı. İstanbul'daki II. Ü n iv e r site o r g a n ı “E d e b iy a t F a k ü l­ te s i M ec m u a sı” (1922'den b a şla y a ra k ) sa y fa la r ın d a . 1931.A rch lv (K C SA ) g ib i B a tı A v ru p a d ergilerin d e. Küçük Asya’da Selçuklu devri anıtlarının (Fr. Küçük Asya’da. G .). 31 . y a ln ız c a İlk b ö lü m ü ç ık m ış tır ). O sm anhlar öncesi dönem. Tarih K ongresinde (1937) bunu dile getiriyordu. Heykelciliğin. Küçük Asya tarihinin baş­ langıç belirtilerine çok yanlı değinen. Zarre tarafından kurulan) incelenmesi. ülkenin köklü halkı olduğu bakış açısından incelem ektedir. Türk boylarının oldum olası bulunduğu. M ltte ilu n g e n zu r O sm a n isc h e n G e sc h ic h te (M. Şevket Aziz Kansu. henüz elde edilem em iştir. bu­ güne değin de. Aynı kongrede. soru­ nu ilk kez ortaya koyarken.'’^ 42 D a h a 1915 y ılın d a (s ü r e li y a y ın ‘‘M illi T eteb u la r" d a ) g e n ç b ilim a d a ­ m ın ın .

yüzyılda Küçük Asya üzerine İsrarlı akm larm ı anlatm ış­ tır.313. o. ö z e ti.beya" (I z v e s tiy a A k a d em ii N au k . y ü z y ıld a d o ğ ru d a n e tk is i d ü şü n c e s i d ışla n d ıy sa . y ü z y ılla r d a . 278). I. y ü z y ılla r d a K ü ç ü k A sya'da T ü r k le r in ta r ih i ü z e rin e ü ç b ild ir i o k u m u ş tu r (İ s ta n b u l’d a k i F r a n ­ sız A rk eo lo ji E n s titü s ü ta r a fın d a n “L es o r ig in e s de l ’E m p ire O tto m a n " . C ongrS I n te r n a tio n a l d es scie n o e s h ls to r lq u e s ”. 297 . d a h a ö n ce. A n a d o lu ’n u n F e th i. P aris.). 1935 y ılı b a h a rın d a . 1934. u z u n y ılla r a la n in c e le m e le r in in s o n u ç la r ın ı ö z e tle sa d e leştir m e k ted ir . B kz: V. bk z: s. s. İ sta n b u l. Küçük Asya tarihinin karm aşık sorunlarını (toplum sal . 1933. prâfaoe de J. P. y ir m i y ıl ö n c e o ld u ğ u n d a n ço k d a h a o lg u n lu k ve d e r in lik o rta y a k o y m a k ta d ır. I. b u n u n y a n ısır a K ü ç ü k A sya S e lç u k lu la r ın ın k u r u m la r ın ın k a r a k ter in i o r­ ta y a k oyu yor. A m a. elyazma Doğu kaynaklarından da yararlanarak. am a on yıl geçtikten sonra. 1925. y a z ın a r a ştır m a c ısı ve ta r ih ç in in ç a lış m a la ­ r ın ı o k u m a n ın iy i iz le n im in i b o zm a k ta d ır. A vec. K ö p rü lü . 13 -1 5 . Batı Avrupalı araştırm acıları da aşarak yeni b ir yöntemle aydınlatm ak­ tadır. o n u n ta r a fın d a n y a z ıla n la r ın k e n ­ d in e ö z g ü b ir to p la m ra p o ru g e r ç e k le ştir ilm iştir . o. Doğuda olduğu gibi B atıda da bi­ linmeyen taze malzeme devreye sokm aktadır. Çoktandır. 1935. İstanbul Üniversitesi Doçenti M ükremin Halil. Küçük Asya Selçuk­ luları devrine giriş niteliğinde “Anadolu’nun F ethi”''^ de­ nem esini yayım lam ıştır.302’de) ç a lışm a sın d a . b a ş lığ ıy la y a y ım la n m ış tır . Savları pekiştirm ek durum undaki çalışm a­ lara sık sık yapılan gönderm e ve im alar. siyasal. k u şk u su z . B a rto ld ta r a fın d a n d ü z e n le n e n "Z aplska ob u ç y o n ıh tr u d a h K ö p r ü l ü . yalnızca joırttaşı olanları değil. ö n c e lle r i R u m S e lç u k lu la r ı ta r a fın d a n ö ğ e le ri b e n im se n m iş y a ­ b a n c ı k ü ltü r ü n e tk is in d e n k e n d ile r in i k o r u y a b ild ik ler in i v a rsaym ak g ü ç ­ tü r. K ö p rü lü . R u m la rla y a n y a n a y a şa y a n T ü r k le r in 15 -1 6 . M. ö ğ ü t v e rici — b a z a n g u r u r lu — a n la tım b iç im i e n b ü y ü k ç a ğ ­ d aş T ü rk o lo g . B i­ z a n s 'ın O sm anlI d e v le tin e e tk is i k o n u su n d a k i y a y g ın k a n ıy ı ç ü r ü te r ek . P a r is'te d ü z e n le n e n "T ürk H a fta sı" n d a P rof. Ancak. B u rad a o. Bizans 165 . V. G e ­ n e l olarak. Küçük Asya tarihiyle uğraşan. O.ekono­ mik. 32 . M ükremin Halil. "VII. ince çözümle­ mesiyle. eğer B iz a n s ’ın O sm a n lIla r ü z e r in e 14.d ilb ilim c in in . kültürel. hâlâ küp dibinde yatan çalışm alara yapılan gönderm eler rahatsız etm ektedir. yazınsal vb. H er şeyden önce o. Sel­ çuklular yönetim indeki Türkm en (Oğuz) boylarının 11. 8 9 5 . varlığı açıkla­ nan. (ss. h e r şey e k a rşın . yeni malzeme kattığına göre. R u m la r ın so n r a k i e tk is in in k a p sa ­ m ın ı ve ö lç ü le r in i s ın ır la n d ır m a k is te m e k te d ir (ö rn eğ in .898). -(3 T ü rk iy e T a rih i S e lç u k lu D evri. Yalnızca basılı olanlardan değil. C h a riety .z a d e F u a d . dinsel. R apor.

şematizm e kapıl­ m ıştır^ ve tek tek doğru n o tlara rastlanm akla birlikte. "Oçerki po istorii Turkm enii V IH .” Genel olarak. “Türklerin centilm en­ liği. Renan zam anından beri yerleşm iş olan eski anla­ yışı yıkm ak istiyor.tarihçileri ve Avrupa araştırm acıları tarafından. Küçük Asya Selçuklularında oluşan gerçek.XV yy" çalışma- 44 S e lç u k D e v le tin in D a h ili K u r u lu şu n a D a ir. T ürkler için Selçukluların tarihi. Tür­ kiye'de n . M ükrem in H a­ lil’in çalışm asında toplum sal sorunların aydınlatılm ası bana yüzeysel görünüyor. A vrupa’­ da. ve bu. O. H açlılarda Roma kilisesinin kışkırttığı gaddarlığı yok etm iştir. 1930. som ut o rta­ m ı anlatm ayı başaram am ıştır. Abbasi halifelerinin sarsılan tah tım desteklediklerini ve devletin to p rak ların ­ da toplum sal düzeni. Sovyetler Birliği'nde. Böyle olm akla birlikte. yerleştirdik­ lerini kanıtlam aya çalışm aktadır. Bizde. de. Doğu kül­ türüyle yan yana bulunm uşlar. E. Uzun b ir dönem boyunca. "Selçuklu devletinin iç kurulu­ şu ” konusunu ele alan anonim yazar. B a k û . (A zerb aycan D e v le t B ilim s e l A ra ştırm a E n s titü s ü y a y ım ). 33 . Şemseddin Günaltay. Küçük Asya ta ri­ hini araştıran herkes için zorunlu koşuldur. aynı zam anda b ir ulusal ve siyasal sorundur. taze T ürk kalabalıkları ve köhne Bizans arasındaki savaşım ın anlatılm asına düzeltm eler getirm ektedir. Selçukluların. Selçuklulara karşı ilgi uyanm aktadır. H açlılar. vicdan özgürlüğünü vb. yalnızca bilimsel değil. Rönesans için zemin hazırlam ıştır. özellikle T ürk dilinde yazılan çağdaş çalışm aların bilinm esi. M ükre­ m in H alil'in direşkenliği ve heyecanı. B atıda. T arih K ongresi’nde (1937) "Acaba İslâm dün­ yasındaki çözülmenin nedeni Selçuklu fethi m id ir?” so­ rusunu ortaya atan Prof. d ö rt bölüm de dü­ şünülm üş çalışm asının devam ını sabırsızlıkla beklemeye isteklendiriyor. doğu dillerinde. Ama.

daha geç Arap kaynaklarından. K üçük As­ ya'da kurulan em irliklerden b iri üzerine m onografi yaza- 45 Cl. Suriye) kaynaklarının özenle incelenmesi zorunlu­ dur. Y. C a h en . Küçük Asya’­ nın araştırılm asına yönelik bilim sel işbirliğini düşleyen Prof.sini hazırlayan Prof. Küçük Asya Selçukluları tarihine kendine özgü b ir giriş niteliğindedir ve sonradan Küçük Asya’da yerleşen feodal ilişkilerin başlangıç belirtilerini ortaya koym aktadır. çünkü yalnızca T ürk dilinin bilinm esi yetersizdir. Beybars M ansuri vb. Abul-Fida. Doğü-hıristiyan (Bizans. "türkologlar” sözcüğü yerine "doğubilim ciler” sözcüğünü koyardım . bizantinistlerin ve türkologların. Ve. 34 . “üç dilin” bilinm esi gereklidir. daha geç dönem lerden de olsa. örneğin. H ondem ir. eski Türklerin dediği gibi.'^ Bugün. şimdiye değin olduğun­ dan daha ayrıntılı b ir seçme yapm ayı önermektedir. s. bu m üslüm an hanedanının incelenm esinin önem ine ilgi gösterm iştir. X IV . 1939. Yakubovski de. Ve. bazan Selçukluları şahsen tanıyan —haçlı seferlerine katılm ış— kişilerin yazdığı anılardan oluşan Batı Avrupa kaynaklarının göz önünde bulundurulm ası gereklidir. Cena bi. Onun çalışm asının "Selçukidskoye dvijeniye i Turkm em V I XI veke” bölüm ü. Suriyeli Mihail ya da Dominikan keşişi m isyoner Sim on’dan duyduklarını kaydeden Vensan de Bove (Vincentius Bellovacensis) vb. Ibn-Haldun. B y z a n tio n . M ünecimbaşı). Q u e lq u e s te x te s n^gll^^s c o n c e r n a n t le s tu r c o m a n s de R û m a u m o m e n t de l ’İn v a sio n m o n g o le. Selçuklu devletinin yıkılm asından sonra. M oğollardan sonraki dönem de Selçuklula­ rın tarihine ışık tu tan Îbn-Şeddad. F. Cl. t . 139. Ancak ben. Do ğ u -m ü slü m an (îbn-al-Asir. A. E r meni. Rum Selçukluları tarih i yazm ak isteyecek olanın önündeki zorunluluklar artm ıştır. Doğu ile B atı arasındaki yol ağzında yer alan Sel çuklularm tarihi için. Babinger de haklıdır. Cahen.

Bizans ve Türkiye sorunlarını iyi bilen baba ve oğul M ortm ann’ların geleneklerini sürdürm ektedir. -« P . 1935. 1936 yılın­ da Sorbon'da verdiği konferanslar ise. 1936. b ir Selçuklu Siyasal tarihi konusunda hayıflanıyor. X . sağlam tem el sağlasa da. s."*^ B urada belirtelim ."” sikke koleksiyonları ve yazıtbi- lim. D. Selçuklular devrinde Küçük Asya coğrafyasıyla uğ­ raşmıştır. V on d er b y z a n tln ls c h e n z u r tü r k is c h e n T o p o n y m ie.319. A n a to lle n . D e u x c h a p itr e s d e l'h is to lr e d es tu r c e s d e R o u m . M ordtm ann’ın Anadolu’dan m ektuplarım yeni­ den yayımlayan F. K üçük Asya tarihinin "düzensiz” dönem lerinden biridir. 285 . s. Rum T ürkleri üze­ rine tasarladığı m onografinin başlangıcı olan “iki bölüm ­ den” oluşmaktadır. 1935. Başlangıçta. Rum Selçuklularının tek başına önem ini reddeden P. 35 % . yardım cı bilgi dalı olarak görm ektedir. s. böyle b ir çalışm a yoktur. s.64. 47 p. Selçuklu devletinin sınırlarını sapta­ yabileceğini düşünm esine olanak verm ektedir. W ittek. t. M o rd tm a n n . t . B y z a n tlo n . D. B y z a n - tio n . yüzyılda Küçük Asya’nın içine düştüğü çetin dönem lerin yetkin çözümlemesi. V orw ort. W ittek. Bizans’­ ın ya da Türkiye’nin tarih in i açıklayan geçici. 320). O. X I. hem müslü- man. W itte k . hem de hıristiyan kaynaklarından y ararlanarak Bi­ zans ve Konya arasındaki karm aşık karşılıklı ilişkileri aydınlatabileceğini. H artm an n ’- ın'*® dile getirdiği gibi.Selçuklu ilişkileri üzerine rap o r sunm uştur. 49 A. 1925. b ir kronolojik taslak için. Londra doğubilim ciler kongresinde. Bi­ zans . bu amaçla. kısa süre önce Prof. A."*^ 12. Selçukluların tarihi. 4t) P. 11 . onun. artık. Babinger. Belçika'ya yerleşm iş ve B rük­ sel Ü niversitesi’ne bağlı olarak “Türkoloji sem inerleri” düzenlem iştir. W itte k 'ln M en teşe B ey liğ i k o n u su n d a k i m o n o g r a fisi ü z e r in e d eğer­ le n d ir m e d e (O r ie n ta listisc h e L ite r a tu r z e itu n g . 4. İstan b u l’daki Alman arkeoloji E n stitü sü gö­ revlilerinden olan W ittek. Selçuklular tarihini. H a n n o v er. W lttek .rı P.

Dükanj zam anlarında. H artm ann (1928). Ha- u tsm a (çeyrek yüzyıl içinde iki kez. ka­ ranlık. Halil Edhem yazıtlarını değerlendirirken). bağım ­ sız bölüm lerinin sağladığından daha fazla şey vaadedi- yor. W ilken'in yargısının 20. sözün y ansında kesintiye uğrayan. Teksye (1845 yılında). gide­ rek b ir m onografi için malzeme toplanm aktadır. bu Giriş Bölümü. Mo­ ğolların— yıktığı yolunda. Selçuklu sultanlarının tarihinin de. 36 . yüzyılda olduğu gibi. Doğudan ve B atıdan o rtak çabalarla. hıristiyanlığa m ensup halkların kül­ türünü. şim di büyük gelişmeler belirm eye başla­ m ıştır. herşey. Ne var ki. boşluklarla dolu ve o denli karm aşık olduğunu gözlemlemişti. yani 17. Lagus (1854 yılında). Wilken. bazan ulusal tarihçilerin taraf- çıhkla aşıladığı suçlam aları. tüm ü de kendine gö­ re yakınm aktadır. benim bitm em iş. Küçük Asya Selçuklularının araştırıl­ m ası çeşitli bakış açıları altında genişlem ektedir. Tek b ir deyişle. sanki yalnızca Doğu halklarının —Türklerin. ve Rum Selçuklularının sözkonusu olduğu h er durum da. yüzyıl­ da da geçerliğini sürdürdüğünü doğrulam aktadır. 1883'te Yazıcioglu Ali'nin bulunuşunu duyururken ve 1910'da Max von Berc- hem. Gene de. Küçük As­ ya tarihinin unutulm uş köşesi aydınlanm akta ve b errak ­ laşm aktadır. böyle b ir çalışma. Daha Fr. onların üzerinden kaldıra­ caktır. bazan da sorunları ortaya koym aktan açıkça kaçınan solgun denem elerimin. Le Strenç (1884). bu hüzünlü gözlem yinelenegelmiştir. ensonu R. “m üslüm an Doğunun” tarihinde onların ye­ rini saptayacak ve. Ş.

eskiden beri halifelerin gözleri çevrilmişti.G ürcistan - Denize Doğru H areket . BİRİNCİ BÖLÜM K üçük Asya’da T ürkler ■ Selçuklu Yayılması - Bizans . Arapları. 1939. b u n la n n (1878'de O şa n i'n in b u ld u ğ u ) S e lta u b u z u lu n u b ild ik le r in i ta h m in ediyor. W. B er lin . 1935. s. O. İcrş: ta r ih s e l b ilg i. " S e lç u k ’' a d ı: 1) " S el’' s ö z c ü ğ ü v e T ü r k m e n c e k ü ç ü ltm e e k i “ ç u k ” b ir le ş - m e sin d e iı. C oğ ra fy a F a k ü lte s i p r o fe sö rü M acar b ilim a d a m ı L. v e b o y a d ın a d ö n ü şm e s in d e n d o ğ m u ş o la b ilir. 12 V o rle- s u n g e n ü b er d ie G e sc h ic h te d«r T ü r k e n M ltte la s ie n s . A ntakya’dan M araş'a ve M alatya'ya geçmiş bulunuyordu. R â so n y i'- n in b ir m a k a le si y a y m la n m ıy o r . D il v e T a rih . s. 101. y ü z y ıld a O ğ u zla rın y a ş a d ığ ın ı.D anişm endler .384)'de. daha 8 -10. yüzyıllar arasında yayıldılar. T ürk boylan. 377 . "T ürk T a rih K u r u m u ” d e r g isi “B e lle te n '’ (III. Halife H arun 1 is im e tim o lo jis i T ü r k iy e 'd e d e d ik k a tle r i çek m e y e d ev a m ediyor: ö r ­ n e ğ in .Gücün Doruğu Küçük Asya’da. K a r a te g in ’de d a h a 9. 2) y a d a d o ğ ru d a n c o ğ ra fy a a d ın ın k iş i a d ın a .H açlılar . P a m lr ’ln k u z e y b a t ı b ö lü m ü n d e . B a rth o ld . Buraya. 37 . Y azar b a ş la n g ıç ta e sk i k a y n a k la r d a n y o la çık a r a k " S e lç u k ’' s ö z c ü ğ ü n ü n t e la ff u z u n u sa p tıy o r . Selçuklulardan' çok önce. Bi­ zanslIlardan çoktandır ayıran askerî bölge.

1339 h . T u ra n . K entlerini sağlam laştıran Bizans. n o t. Küçük Asya’ya akın ediyorlar. Suri­ ye'de "askerî bölgeler" oluşturulm uştu. İm pa­ rato rların Bizans birliklerinde hizm et eden T ürkler (peçe- nekler. Ama tüm b u n lar başarısızdır: Bizanslı kom utanlar. M. karşılaşm a durum unda. Küçük Asya’nın Selçuklular tarafından ele geçirilmesi böyle hazırlanm ıştı. 106).. B e sim A ta la y (T ürk B ü y ü k le r i v e T ü rk A dları. 38 . sınır bekçileri görevini yaparak yönetim tarafından okşanan b u Türkler. çoktandır ülkenin yerli nüfusundan sayılarak benim senm işlerdi. yenilgilere uğrayarak ve bölgeleri teslim ederek batıya.75) " K â in a t'’ y a z a rı M eh m ed ’d en ‘'selçlk " fo r m u n u a k tarıy o r. M arra'da (O lln g v ls tlç e s k o y p o y ezd k e vx v o sto ç n o y e sred lzem n em orye. 1918. ss. Selçuklu soyundan önderler ko­ m utasında. 205 . Oğuzlardan çok önce başladı. s. U şa k y a k ın ın d a S e lç ik le r k ö y ü vardır.) üzerine hesapları da çöküyor. artan b ir ıs­ rarla saldıran Türklerden. 74 . Kalaç. İ s t a n ­ b u l. İ s ta n b u l 1918. BizanslIlar.206. 11. Türkler. Y . yani Küçük Asya’nın güneydoğu bölüm ün­ de yerleşm işlerdi. K arluk. yüzyılın başında. T ü rk E d e b iy a tın d a İ lk M u ta sa v v ıfla r . S e lç u k lle r b i­ ç im in d e sö y lü y o rla r. Bizans’ı doğudan (Malatya). 2 S e lç u k lu la r d a n ö n c e K ü ç ü k A sya'da O ğ u zla r k o n u su n d a bk z: P. K üçük Asya’nın Türkleşm esi. n o t 1. kendi aralarındaki soy bağını desteklem ek­ te. K ıpçak boyları. ss. T er im in y e n i b ir y o r u m u N . Oğuzlar. B ro c k e lm a ım . Tarsus ve E rzurum ’un Doğusu boyunca geniş alanda. 1934 g„ s. a y n ı Şekilde. K ö p ­ r ü lü . devletin doğu ve b atı uçlarında T ürkler­ den savaşçı yığınlar toplam ışlardı. K ızılırm ak kıyısına çekiliyorlar. H orasan’dan sev- kolunan Türkler. araların d a çağırışıp seslen­ m ektedirler: M alazgirt önündeki savaşta (1071 yılı) Guz- — C. Kanglı. 403. T ü rk ler b u g ü n b u s ö z c ü ğ ü “s e lç u k . 1. — L. duvarlarla korunm aya çalışı­ yor.a r Reşid zam anında. guzlar vb. güneyden (Tar­ sus) ve kuzeyden (Erzurum ) "u ç” denilen ileri sınır ka­ rakollarıyla kıskaca alıyordu. bu çevrede tah k im at yapılmış. Cephe gerisinde. ülkeyi göçebelerin akm m dan koruyordu. yığınlar halinde.^ Ayrı T ürk boyları.

n e d en se. s. K ö p r ü lü . n o t.^ Doğuda gürültülü yankılar bulan M alazgirt . Sık sık. Türkleri yardım a çağıran Bizansh kom utan­ lar arasındaki anlaşm azlıklar sayesinde. "Anadolu Fa­ tihi” Süleyman. yani Oğuzlar. C ahen. 4 P . Selçuklular karşısında çok daha önceden geri adım lar atm ak durum unda kalm ıştı: 1050 yılında Bizans İm p arato ru K ostantin Monomah. Suriye’de Antakya’yı işgal etti. 613 _ 642. Bizans’ın başkenti İstan b u l’un kapıla­ rına dayandılar. Büyük Selçuklu M elikşah tarafından korunan Kutılmışoğlu'* Sultan Süleyman.lar. R o zen . am a b u ş e k il b e n im İçin a n la ş ılır d eg ll. L a c a m p a g n e de M a n tz lk e r t d'aprfes le s so u r ce s m u su lm a n e s. zam an zam an çığlar halinde. IX . s. A n a d o lu ’d a İ sla m iy e t. Bü­ yük Selçuklu Tuğrul Bey’e m innet işareti olarak İstan ­ b u l’da b ir cam i kurdurm uş ve din adam ı kadrosunu sağ­ lamıştı. Oğuzlar.Mancı- k e rt’teki yengi. ve Bi­ zans İm p arato ru Aleksi Komnin. Vezir Nizam-ul-Mülk-ün ark a çık­ masıyla. W ittek . P. Küçük Asya'yı Selçuklulara teslim etti. "Akıncı” kolları. batıda İznik'i. Bizans. karşılarında bulunanların aynı soydan olduklarını görünce. kolayca ve hızla yol aldılar. ZVO. Süleyman. 1. Rom an Diojen’in bozguna uğram asından sonra Bi­ zans. ülkenin derinlerine doğru. Anadolu üzerinde egemen oluyor. — B kz: C. A ra b sk iy e s k a z a n iy a o p o r o je n il R o m a n a D lo g e n a A lp -A rs- la n o m . R um ’a gönderilm işti. O. bozkır Oğuzlarının gücünü kesin olarak duyumsu- yordu. s. 39. Arap tarihçilerinin verdikleri ünvanla. 39 . Ka- ladeniz Boğazı’na. Devletin genişletilmesi planı. " K u tlım ış ’' ş e k lin d e o k u m a k ta ısra r ediyor. Bizans İm p arato ru Roman Diojen'e ihanet ettiler. daha ilk Selçuklu ta­ rafından belirlenm işti. B y za n tfo n . 193. B ununla birlikte. b ir anlaşm a yaparak 3 V. hızlı askerî b aşarılar kazandı. t.

ta r o lt’i de. Trabzon’daki Grigoriy Ta- 5 S u r iy e li M ih a il’in b e lir ttiğ in e g ö r e (E. Eküm enik Konseyde canlı inanç sim­ gesi ilan edilmiş olan Iznik’in işgali. güçlü b ir do­ nanm ası da vardır. uzun b ir süre için Hıristiyanların düşlerini yıkm ıştır. 142. P a ris. 1930. J . Bizans. Artık Selçuklular. P rem ier v o lü m e. kent. b ir an önce işgal etmeyi düşünmeyen kim vardı? N ikifor Vata- n io t’un yetiştirdiği T ürk korsan Çaha. s. örneğin. “ 1081 yılında Rum Selçuklu Sultanlıgı’nm var ve başken­ tinin tznik olduğu. ve onu. k e n d ile r i ele g eçirm işlerd ir.D rakon ırm ağına (sakarya) k ad ar uzanan to prakları (bu­ günkü Kocaeli . daha önce. L aupent. İstan b u l’a karadan ve denizden saldırm ak istem ektedir (1090). M âlan ges C harles D ie h l. 40 . Süleym an tarafından 1077 yılında ele geçiril­ miş olan Konya’ya yerleşir. 325 yılında 1. Onlar. Devletin kurulm asını düşünm ektedirler. 11. b ir yerden diğerine dolaşan ve özel olarak otlak aram akla uğraşan göçebeler değildir. rakipleri arasına düşm anlık to h u m lan eken us­ taca oyunları kurtarıyordu. artık. 172) T ü rk ler.® K üçük Asya’da Selçukluların yerleşm esi konusunda incelem esinin bilançosunu yaparken bizantinist Laurent. Sultan Mesud.İzm it ili) ona bırakıyor. yüzyılın sonuna doğru. C h a b o t. Selçuklu devletinin baş­ kentidir.. III. ve Süleym an'ın kurucu ve ilk hüküm ­ dar olarak b aşta bulunduğu” sonucuna varıyor. çok eskiden beri. 6 J .* İznik’te yerleşen Selçuklular bu yolu işgal ederek İstanbul ile Küçük Asya (ve başlangıçtan beri bakışlarım çevirdikleri Suriye) arasındaki bağı koparm ak istiyor­ lardı. İznik Sultanı Solim an betim lenegelm iştir. Küçük Asya’ya sağlamca yerleş­ m işlerdir. artık yardım sızdı. B y z a n c e e t l'o r ig in e d u s u lta n a t de R o u m . Onun bulunduğu yeri. Ortaçağın dekoratif egzotikle dolu şövalyelik rom anlarında.

ronit gibi özel valiler. dünya egemenliği konusundaki planları tam belirgin değil mij^- di? Galiba. ve im p a ra to r Aleksi’nin P apa’ya hitaben gönderdiği m esaj. Kü­ çük Asya’da. b u m esajda. devlet tarafından bilinçle duyulan tehdit. ve iddia sahipleri. yal­ nızca kıyı kentlerin yönetim i R um ların elindedir. tüm O rta Anadolu’yu E rm enistan’ı. Küçük Asya’da ilerleyerek Bi­ zans topraklarım kom utanlarına dağıtm ayı başarm ış. ve böylece. İstan b u l’un işgalinin devletin sonu ola­ cağını kavrayan Bizanslı kom utanların direnişiyle mi karşılaşm ışlardır? Küçük Asya. gözleri. Bizanslıların pek m eraklı oldukları gözyaşı dolu leto rik egzersizlerinden b iri değildi. Bizans’ın kendisine yar­ dım a çağırdığı haçlılar. T ürk devlet oluşum ları serpilm ektedir. onlar. Küçük Asya'yı. yüzyıl sonunda. G ürcistan’ı kendilerine bağlam ışlardır. Selçuklulara. Bü­ yük Selçuklu Alparslan. Yerussalem 'e mi dikilm işti? Yoksa. 11. k arşıtlarını darbelem ek ve yok etm ek için. Şurası kuşku­ suz ki. burada hepsi birden etkiliydi. böyle hızlı ve yengiyle yayılarak ge­ çen Selçuklular. Selçuk­ luların Bizans topraklarında kök salm asına yardım cı ol­ m aktadırlar. güneye. 13. H ora­ san’dan taze güç akım geçici olarak durm uş m udur? Yok­ sa. baştan beri. Tüm bunlar da Bizans’ın düşm anlarıdır. onlar burada. Tümü. açık olarak ortaya çık­ 41 . İznik’te niçin takılm ıştır? Yoksa. im paratorluğun düşm anlarını Kü­ çük Asya’da toprak ilhakına k ışk ırtarak ihanete niyetleni­ yorlar. böylece. T ahtta hızla görünüp yiten hanedanlar ya da tek b ir hanedanın üyeleri arasında boğuşm a yürürlüktedir. R um ları uzak­ laştırm ak istem ekte. yüzyılın ilk y an sın d a oluşan dünya ticareti. “T ürk tehlikesi” gerçekti. b atıd a yal­ nızca b ir set olarak gerekliydi de. her yola başvurm aktadırlar. eninde sonunda. silahı o’na çevirm ektedirler. k ritik b ir anı yaşıyor­ du. daha sonra.

H açlılarda yağm acılık m elekleri ü stü n geldi: H açlıların asıl çekirdeğini. Doğu’ya ulaştıklarında ise. Ve Avrupa’dan Doğu’ya haçlı kalabalıkları harekete geçti. Bizans’ın başkentinden Selçuk­ luların elini çektirdi. Suriye’de ve Filis­ tin ’de y u rt tu ttu lar. Papa II. ya yurdunda işsizleşmiş yok­ sul "şans avoir” şövalyeler ya da ülkesinde ağır yoksul­ luğa m ahkûm olunm uş topraksız köylüler oluşturuyordu. Bizans İstan b u l’unun düşüşü.m aktadır. Doğu’ya yönelten dürtü. bunlar. keşişleri. Bi­ zans Im o arato ru ’na verdikleri bağlılık andını un u ttu lar. Avrupa’da yitirilm iş yeryüzü m utluluğuna ulaşm a um uduydu. Sel­ çukluların ardılları Osmanlı S ultanlarına hazırlanm ıştır. kısa sürede düş kırıklığına uğ­ 42 . şövalyeler. R obert F lan d r’a yolladığı yarı içten m esajında açık b ir yansım asını bulm uştur: "Hıris- tiyajılarm en kutsal im p arato rlu ğ u —diye yazıyordu im ­ p arato r— Peçenekler ve Türkler tarafından (yani Avru­ pa tarafından ve Asya tarafından) ağır şekilde sıkıştırıl­ m aktadır. Doğallıkla. daha ilk Haçlı dalgalarını belirsiz b ir kuş­ kuyla karşılayan Bizans. Başlangıçta. onları. im p a­ rato ru n ruhsal durum u. Batıya karşı duyduğu nefreti b ir yana bırakan Bizans İm p ara­ to ru I. Haçlı seferleri. Roma kilisesinin sinesine çevirmeyi düşlüyordu. U rban’a başvurdu (1094) ve Selçuklulara karşı yardım çağrısında bulundu.” I. köy­ leri yağm alayan ve yerle b ir eden çapulculardı. kendine yalnızca doğudan. Bizans’tan gelen um utsuzluk inleyişlerine karşılık verdi. Aleksi Komnin. Haçlı yürüyüşünden önce. Sel­ çuklular yönünden gelen tehdidi düşünüyordu. Ne var ki. kutsal yerlere akın ateşi çabucak soğudu. devletin egemenliğini yıkarak. orada. o. siz Latinlerin yönetim i altında bulunm ayı tercih edi­ yoruz. dinsel b ir ateşle coşan Batı. Biz. putperestlerin boyunduruğunda olm aktan­ sa. Bizans. tanrısızların tu tsak etti­ ği kutsal mezarı düşünm ekten çok.

onların eliyle Selçuklular­ dan geri alm ak istiyordu. diplomasi becerisi ka­ zanmış olan Selçuklular. Bu şekilde. Bizans’ın ve H açlıların yo llan ayrıldı. kilisenin müs- lüm anlarla hıristiyanlar arasına koyduğu uçurum u unu­ tan yerli prensler. H açlıların tutum unun açık örneği oldu. O sıra. birden h er yanda kendilerine set oluşturan H açlılara çarpm ıştı. Bizans. Selçuklu devletinin genç başken­ ti îznik. doğuya (Eskişehir’in ardına) atıldılar. kendi topraklarına salarken. b ir süre Haçlı­ lara karşı yönelen birleşik blok oluşuyor: H açlılarla Türk- 1er arasında b ir seçimle yüzyüze kalınca. Ama. Küçük Asya’yı engelsiz geçmişlerdi. istekle kulak veriyorlar. H açlılarda. onlar. Süleyman tarafından işgal edilen. Küçük Asya’da yerleşm ek istiyo'-. H açlılar. Bu. hem Erm eniler. Sel­ çukluların direnişi parçalanm ış. E skişehir yenilgi­ sinden sonra. hem de Bizanslılar. onların yönetim inden kaydı. Haçlı yürüyüşünün kendileri­ ne indirdiği darbenin etkisinden hızla kurtuldular. Bizans im p arato rları­ nın sarayında bulundukları sırada. "Aziz P eter’in en eski m inberi” olarak H açlıları çeken 43 . Doğu’da. tercihlerini genellikle Türklere kul­ lanıyorlar. K entleri işgal ederek T ürk garni­ zonlarını kılıçtan geçirdiler. işgalci kimliği görüyorlar ve H açlılardan aynı şekilde nefret edenlerin yardım yalvarışlarına. Dogu’da hıristiy an lan savunm ak için bulunan Haç­ lılar.radı. çağrısız konuklar geliyor. H açlıları. Do- ğu’da Bizans’ı işgal planları vardı. Türklere yöneliyor ve H açlılara birlik­ te karşı çıkıyorlar. batıdan ise. H açlıların önünde. Kü­ çük Asya’da yitirdiği kentleri. I. Selçukluların yayılması. tutum larıyla —baskıları ve yağm alarıyla— Küçük Asya halkını öyle öfkelendiriyorlardı ki. Selçuklulardan yararlanıyorlardı. Türkler. Birbirlerinden soğuyarak taban tabana k arşıt am açlara erişm ek için.

ya­ şam sal gerçek ve dinsel ideallerine. Bizans’ı koruyarak kendilerine zarar vereceklerini görm ektedirler. Küçük As­ ya'ya gelirken. Onlar. Haçlı seferi zam anındaki cansızlaşmış Selçuklu devle­ ti. Selçukluları kovalam ak için. kentin H açlılarca alınm asını kolaylaş­ tırdı. M ısır’dan da. Çevresi hıristiyanlarla sarılan Selçuklular. H orasan’dan Türkm en boylarının akışını engelleyecek b araj olarak U rfa prensliği kuruldu (1098) ve U rfa prensi Balduin. H açlıların bakışları. Suriye’den ebediyen vazgeçmek zorunda kaldılar. Selçuklu teh­ likesini savarken. Selçuklular. Selçuklulara kayıt­ sız bakıyorlar. H açlılar.Antakya da çabucak düştü: H açlıları. ket vuran b ir engeldi. Sel­ çuklulara huzur sağlanmış. böylece. gene kısa süre önce (1078) Roman Diojen’in oğlu tarafından ele geçirilen Yerusa- lem 'deki "kutsal m ezarın savunucusu” kardeşi Gotfrid Bulon’a el uzattı. bu. Suriye ve Filistin kıyıları­ na dogrulm uştu. Akdeniz kıyısında ise. Cephe gerisinde. Küçük Asya hıris tiyanligm m kurtarıcıları olarak gören b ir (Ermeni) yö­ neticinin ihaneti. Ama. daha da zayıftı. k ararlı b ir sa'/aşım la el­ de edilmişti. B atılı ba­ ro n lar belirm ekte ve Selçuklulara deniz yolunu k ap at­ m aktadırlar. kolayca dağıtılabilirdi. B atıdaki kom şuları Bizanslılann ve H açlı­ ların uzağı göremeyen politikası içinde başarı büyüdü. I. karşılıklı çelişkilere düşüp kendi çıkarlarım izler­ 44 . darbelerden k u rtulup to p ar­ lanm ışlardı. Selçukluların siyasal gücü. sonra Ey- 5mbiler tarafından darbe alm ak durum undaydılar. önce Fatim iler. hem Bizans hem de H açlılar için. H açlılar. A ntakya’yı kaybeden Rum Selçukluları. Onların önünde yeni rakipler belirm iştir: M ezopotamya’dan m üslüm an prensler de aynı şekilde ku­ zey Suriye’ye istek duyuyorlardı. Filistin’den de uzaklaştırılm ış oldular.

Sultan I. a. K üçük Asya’daki coğrafya adlarım . Haçlı yürüyüşü sırasında. . E p ig r a p h ie apabe. yönetim lerini çem bere saran hıristiyanlar (Rum lar ve. I. Ne var ki. K üçük Asya’da. Askerî talih h er zam an İyi gitmiyor. A r tu k ’un. Küçük Asya'da doğan feo­ dal Türkm en beylikleri. tüm b ir on ikinci yüzyıl bu savaşlarla geçm iştir. savaş dolu yıllar gerekm iş.® Ancak. sınırlarını saptıyor. han­ lar. 10. örnıegin. yü/yılda. Selçuklular taratından yutulm uştur. Selçukluları güçlendirdiler am a bu. Selçuklular. H u a rt. b u adların uğra­ dığı değişiklikleri tahlil eden P. Bizans’ın ve Selçukluların m ülkiyetlerindeki to p rak ­ lar arasından geçen sınırın durum u kö tü saptanm ıştır. toponom i (coğrafya adları bilgisi) yardım cı oluyor. 55 . toplum sal yapılar.ken. 45 . 12. İznik’ten atılan Selçuk­ lular. Afyon K arahisar’da. kayıplar konusunda susm ayı yeğliyordu. c it. K ütahya'da (1180’de işgal edilmişti). Bizans ise. Ala- addin K eykubad’a ait yazıt. 8 Cl. Bu noktada. Sel­ çuklu devletinin genişliğini. S u k m e n . o ğ lu . Devlet sınırının ötesindeki "uçlar"da ise. Türkm en göçebeleri “akm cılar’'ının şeridi uzanıyordu. Erm eniler) ve m üslüm an Artuk- lar^ ve D anişm endler gibi iç düşm anları. 7 M ü lır e m ln H a lil de “ o rto k la r'’ y e r in e d o ğ ru y a z ıy o r ("A rtu k" sözcüh ğ ü n d e n ). W ittek. Selçuklu dönem inin en eskisi olan. Hu- a rt tarafından bulunmuştu. 1071 yılı yengisinden sonra. sonra gene de batıya doğru gitmeye çaba harcam ış­ lardır. kuşkusuz bilinçsizce olm uştur. C. (op. giderek.57). Denizli'de raslanan kervansaraylar. U rfaU M a fle y ’de. B uralar. b u ralard a da kent k ültürü yerleştirebilm iş olan Selçuklu devletinin sınırla­ rı konusundaki eski varsayım ları altü st etm ektedir. ham am lar vb. s . Şu ya da bu noktanın BizanslIlardan ne zam an alındığını söylemek güçtür. Küçük Asya’da saf dışı bırakm caya değin.

"akıncılar" ve "ak ritler” birbirini gözetliyordu. Selçukluların karışm alarını reddeden Türkm enler. Örneğin Eskişehir. yum u­ şak biçimde. Selçukluları yardım a çağırıyor. gene de epeyce yıpratan Türkm enler­ le karşılaştı. "Pontus kentlerinin” K ılıçarslan’m oğ­ lu Sultan R ükneddin'e ait olduğundan sözederken. M iriekafali yakı­ nındaki çarpışm adan sonra. K ara­ deniz kıyı kentlerini değil. ülke perişandı.bazan Bizans’a düşen. otlakları ele geçiren. Selçukluların ele 46 . yazılı o k ra k gelen Selçuklu hitaplarına da Türkm enler kayıtsızdılar. Latin im p arato rlu ğ u ’nun kurulm asının (1204 yılı) yarattığı düzensizlikten yararlanan Selçuklular. Başlangıçtaki “Türkm en hazırlığından” sonra. Bizans. keyfî hareket eden Türkm enlerle komşuluğun olanaksızlığım duyum sam aya başlayan Rum halk. kendisini. Sultanın Em irleri. tarlaları tâlari eden vb. belki kendilerinden um ulm ayan bi­ çimde. bu şekilde kolayca düştü (1214). Selçuklular da düzeni sağlayarak. Örneğin. yalnızca sözlü olarak özür dilediler. Moğol devrinde (1258). ona itaatsizlik etmeye başladılar. Selçuklular bulunduğu için zayıf olan Sinop. bazan Selçuklulara bağlanan taraf­ sız bölgelerdi. sultana bağ­ lı Türkm enlerce işgal edilm işti. bu bölgelerde. N ikita H oniat. güçlü olduğu sırada. am a gücü düştüğü za­ m an. Bizans kalıtını daha da b ir güçle ellerinde topluyorlar. batıya çe­ kilirken. kısaca. bu. am a göçebelerin gem­ lenmesi için. Selçuklular devletinin genişlemesine yardım cı olu­ yorlardı. artık zam an geçmişti. artık. im p arato r Manuel. kent­ ler işgal edilm işti. gene de b ir yandan. am a artık barış imzalamış olan im paratorun şikâyeti üzerine. R ükneddin’in T okat’tan ko­ layca yönelebildiği ve hızla ele geçirdiği Çankırı ve Kas­ tam onu’yu kastetm ektedir. Bizans toprağında engelsizce iler­ liyordu. Güneyde Adalya işgal edildi. b u n u anlıyordu. gerisinde.

karayoluyla. Selçuk­ luların himayesinde. im p arato r M anuel’in yol açtığı yanlış kaçınılm az so­ nuçlar taşıyordu. ta h ta geçince. savaşla geri alm aya k arar vermiş. içerden düşm an gruplar ve dinsel k arşıtlarca yıpratılan. îlk K om nin'ıer (Aleksi ve oğlu Yoann). Alaşe­ h ir yakınında. dışardan sürekli saldırı­ larla ülkeyi yakıp yıkan Latinlerce gözü korkutulan Bi­ zans. Yoksa. güven­ lik içinde Filistin’e ulaşabilirdi. Sultan. Manuel. Avrupa’dan H açlılar geliyorlar. Ama. Onların karşısında. ikinci kez ta h ta çıktığında (1204). galiba. am a Bizans. tehlike. belki. güç günlerde konukseverliğinden yararlandığı im parato r Aleksi Angel'in çıkarlarını savun­ m ak için. K arşılıklı kültürel ve akrabalık ilişkilerine bağlı ya da. öyle davranm ak durum undaydı. b ir kez. Küçük Asya'da sık sık seferler düzenli­ yorlar. İznik’ten geçmek için. sultanın kayınpederi M anuel Maurozo. Bizans­ lIların direnişi önemsizdi. batıda. am a başlattığı savaş talihsiz sonuçlanm ış. İznik'ten atılan Selçuklular. H unas v>. savaş alanında ölm üştü (1210). Küçük Asya’nın sahibi olduğunu gösterm ek isti­ yordu. Örneğin. Selçuklu m ülkü topraklardan 47 . batıya baskılarım . Ladik (Denizli). kısa sü­ re sonra. Gıyaseddin Keyhüsrev.giderek daha da büyüyor. Sultan I. daha başlangıçta zayıflattılar. Bizans’ı yöntem li olarak parçalıyorlar. Osm anh S ultanlarının kanıtladığı gibi. Denizli'yi Bizans im p arato ru Fedor Laska- ris'e verm işti. Menderes nehri havzasında. Bizans’ı yok eden yanlış gerçekleşiyordu. tek düşm an olarak kalıyor.geçirme siyasetinin yöntemiydi. b u bölgeyi. Sonra. ve Bi­ zans. belki de. Ve "Sezar düşü” hastalığına yakalanan I. H açlılar için. İstanbul sarayının okşayışlarına. küçük b ir prenslik kurabilm iştir. M anuel Komnin. Ama. birtakım uzağı göremeyen ve devlet k arşıtı dü­ şüncelerle. alışmış olan Selçuklular. ve ona yardım a gelen herkes.

düşm an olarak görüyordu. am a hızla güçlendiler. S e lç u k lu la r d a n ö n c e g e le n le r o n la r m ıy d ı? P eod osya'd a. Aynı zam anda. D . gazilerin’ atası Seyid B attal kanını ta­ şıyorlardı.1116). yüzyıl ortasında N iksar’da güçlenen Danişmend- 1er. D ie D ln a s tle D a n lsc h m e n d . 34). D a n işm e n d le r a d lı b ir c a m i vardı. (K a fe) d a h a 13. Bizans’ın im dadına gelen H açlıları. s o ru n u . lO U rfalı M a tfe y (R ^ cit. Küçük Asya’da. K ılıçarslan. Selçuklular için siyasal tehdit oluşturuyorlardı. Melik Gazi'nin ve Rid- 9 A.. D anişm endler’e karşı b ir sefer yapm a­ ya niyetlendi (1100). am a M eliten’de (Malatya) yenildi ve tutsak düştü. 48 . M o rd tm a n n . 11. b e lk i D a n işm e n d ter in h ır is tiy a n la r a e ğ i­ lim in e k a p ıla ra k . Küçük Asya’da. S m irn o v ( “M n im ly tu ry e tsk Iy s u lt a n ”.’° D anişmendler. 26) D a n lş - m e n d ’ln T ü r k m e n le r d e ö ğ r e tm e n o ld u ğ u n u g ö ste riy o r : O sm a n lı d e v rin d e " d an lşm en d " . Ama. Sultan II. R um ların hapsedildikle­ ri ve koyun sürüleri gibi kesildikleri Miriokefali yenilgisi (1176). s. B u ad ı a ç ık ­ la m a y a g ir işe n V . o n la r ın E rm en i k ö k en li o ld u ğ u n u sö ylü yor. Antakya’da güvenle yerleştikten sonra. B d. D anişm endler’in H açlılara engel oluşturduğunu duyum suyordu. Selçuklularm K üçük Asya'daki yerlerinden sürül­ m esi konusundaki son um udu da yok etti. X X X . K u şk u su z . Ni- k ita A kom inat’m belirttiği gibi. M. Bizans’a m erham et etti ve barış yaptı. Danişmendler. K ılıçarslan’ın.T ürk devleti k u rm ak istiyor. da. 468. Rum egemenliğini yok et­ m ek ve b ir Rum . Z. başlangıçta. am a Bizans’ın bozgunu gözler önündeydi. H orasan’dan gelen gazi kalabalıkları sayesin­ de. Belki. ama T arent Prensi Boem und. Melik Gazi (1083. yüzyıl boyunca. K ır ım ’a. Süleyman K utılm ış'ın buyruğundaydılar. H açlıların Boem und’u k u rtarm a girişimleri acıklı sonuçlandı. p.Filistin’e götürecek yolu temizlemek istiyordu. ü ç ü n c ü k a d em e "taleb e" a n la m ın a g eliy o rd u . Selçuklularla Daniş- m endler arasındaki yüzyıllık ölüm kalım savaşı sona er­ di. D. Ne var ki. 12. s. Q. y ü z y ıld a . a n c a k (v a k ıf) b e lg e le ri ç ö ze b ilec e k tir .

kendisine sikkeler üzerinde (Rumca) “tüm Rum un ve A nadolu”nun fatihi Unvanını veren güçlü b ir hüküm ­ dardı. Melik Gazi (Ah- med). Melik Gazi Danişmend. Bizans’a ya- rı-bağımlı olarak "büyük em ir” ünvanıyla yetinm ek zo­ rundaydı. Küçük Asya’da üstünlük Melik Gazi'nin elindeydi. ne v ar ki. Selçuklu başkenti Konya. İleriye. hem de Suriyeli Mi- hail. sultan olarak önünde çalm an b ir davul. Selçuklulardan öç alm aya kışkır­ tıyordu. Bizans İm paratoruyla bağda­ şıklıktan vazgeçiriyor. kendisine Abbasi halifesinin bağımsız hüküm darlık am blem i kara sancak. ve sanki bu savı ka­ n ıtlar gibi. M eh m ed d e k e n d is in e " em ir” v e “ b ey” ü n v a n ım verm ek ted ir. yani Büyük Selçuklu’nun. seferlerini ayrıntıyla yansıtm aktadır. ata m ülkünü parçalayarak. Sinop yakınında kırdı­ lar.hıristiyan tarihçiler üzerinde güçlü etki bırakm ıştır.Van'ın birleşen birlikleri. Suriyeli Mihail (Bağdat’tan) halifenin ve (Ho­ rasan’dan) sultanın. doğulu . Melik G azinin siyasal önem i arttı. onları. darbe­ leri yetki vermeyi simgeleyecek altın b ir asa gönderdik­ lerini anlatm aktadır. Güneye. 49 . Melik Gazi tarafından ku­ şatılm ış ve işgal edilm iştir (1101 -1102). Selçuklular. gazilerin ba- 11 15. sınır boylarına doğru can atan. Klikya’ya el atan Melik Gazi’nin savaş kah­ ram anlıkları. y ü z y ıld a İ s ta n b u l f a t ih i S u lta n II. Melik Gazi’yi. sonraki kuşaklar. kendi özel çıkarları doğrultusunda "İstan ­ b ul’un surlarına m ızrak saplam ak" istediğini cesaretle tekrarlayan Boemund. am a ardılı Melik Gazi M uhammed. Hem Urfalı Matfey. Küçük Asya'daki önem lerini yitirdiler. bu n d an da başarıyla yararlandılar. Rum Selçukluları indinde^ böylece onurlandırılm ıştı. hıristiyan prenslerin yardım ını vaadederek.” K uşkusuz.

kendi ortam ın­ dan koparılan Danişmendler. Danişmendler. Melek Gazi köyünde bulunm aktadır. Melik Gazi M uhammed. güçlü hüküm dar kentten de uzaklaşm ıştır.şı. D anişm endler'i —Yakub H asan'ı (Amasya'nın ve A nkara'nın hakim i) ve Cun-Nun'u (Kayseri ve Sivas'ın hakim i)— uydular olarak görüyordu. K utbeddin M elikşah'a ver­ di. Ama 50 . 12. Sultan İzzeddin K ılıçarslan. yüksekliğe düşkünlüğünden” ra ­ hatsız olan Suriye atabeyi N ureddin Danişm end'e yar­ dım etm iştir. İstan b u l’a geldi (1162). Ama. kentte değil (Kayseri ili yöresinde). onların önünde eğilmek zorunda kaldılar. Artık. Ama. eskiden de olduğu gibi. Cun-Nun’un elindeki m ülke (belki E r­ zurum beyi S altuk'un kızı olan nişanlısı elinden alınınca duyduğu kızgınlıkla) el koymuş. Bizans. Selçuklular rah at edebilirlerdi. K ılıçarslan. Selçukluların ik tid ar iddiasını çürütm eye çalışıyorlar­ dı. Selçuklular. Danişmendler. Manuel Sivas'­ ın kendisine verilmesi rızasını alarak anlaşm a yaptı. Danişmendleri güçsüzleştirmek için. devleti bölgelere ayırıp po. Bizans top­ rağında savaşan islam m kahram anı Ahmed G azinin gö­ m ülü olduğu türbe. henüz güçlüydü. babasının ününü henüz koru­ yordu ama. N ureddin'in ölüm ü (1174) Selçukluları coşturdu ve destekten yoksun kalan Danişmendler. am a Selçuklunun ikbal- perestliğinden “oruna. M anuel’den destek olm asını istedi. Eskişehir çevresinde göçebelik eden Türkm en boylarının başına veriliyor. yardım cı birlikler sağlamayı üstlendi. onla- la şim di Bizans yardım ediyordu.ylaştırdığı zam an (1188). Küçük Asya'da sınırsız olarak egemendiler. II. D anişm endler tarafın ­ dan sıkıştırılan Sultan II. yüzyılın birinci yarısı boyunca. Sivas'ı oğlu II. belki. K ılıçarslan. on­ ları yönetim görevlerine yerleştiriyorlar. Rum halkını K aradeniz'e çeken m üttefiklerinin eylemlerinden rahatsızdı. Sultan. Sul­ tan.

Sultan I. İde­ o lo jik ta r a f — G azi te m s ilc ile r i o la ra k D a n işm e n d ler — P. gerçekte. 1896). K üçük As­ ya’nın fethinin tarihini ısm arladı ve yazm an îb n i . yardım ını. yeğeni III. Artık.’^ Şimdi artık. Kendisine bağlı beylerin hizm etlerini değerlen­ diren sultan. kardeşleri cöm ertçe ödüllendirdi. K ılıçarslan'la ittifaka gi­ riyor ve onu. kendisini ta h tta sağlam duyum sayan I. O. tzzeddin Keykavus. Z ahareddin’e'^ "pervane” görevi bağışlanm ıştır. 602 yılı). Y ağıbasan’ın oğulları Danişmend- 1er de. M uzaffereddin. "Daniş- m endler'in bölgelerini”. R u s d ilin d e P. Oğuz boylarının Küçük Asya’da hıristiyanları nasıl dehşete düşürebildiklerini bi- 12 V ak a y in a m e. 1879. bu tarih. tsaak Angel’in tutum una öfkelenen Alman im p arato ru I. M aks v o n B er sch a m y a z ıtla r ı İ n c e le m iştir (Z e lts e h r lft fü r A ssy rlo lo g le. N iksar’ı ve K oyulhisar’ı verdi. Hem H açlıların hem de Bi­ zanslIların başlangıçta yok etm ek istedikleri Selçuklular’- ın şim di h er iki ta ra f da korum asını. X IV . 51 . Onlar. am a M uzaffereddin M ahm ud’a da eski b ir bölgeyi. s. M anuel'i Avrupa’dan soyutlam ak için. Sultanın ta h ta çıktığı yıl (h. or­ da cami yaptırm aktadır. 13 D a n işm e n d le r k o n u su n d a b ir m o n o g r a fi İçin . Bi­ zans'a saldırm aya ikna ediyor. X I ). W 1ttek ta r a fın d a n İn c e le n m iştir (B y z a n tlo n . ona.b ir on yıl daha geçiyor.Âlâ’- nın kalemiyle. Z a h ired d in İ li ş e k lin d e t u h a f b ir ad veriyor. karm aşık b ir siyasal yumağın içine çekilm işlerdir. 2 2 9 . Key­ hüsrev’in oğlu Sultan I. X X V I I ). t.268). o. Gıyaseddin K eyhüsrev’in geçmesine yardım ediyorlar. R um lara karşı haçlı seferi ilan edilmesini istiyor. D anişm endler hanedanının övgü­ süne dönüştü. t. X I. sa n ır ım ö n e m li m a lz e ­ m e b ir ik m iş d u ru m d a d ır: K a z a n o v a ’n ın n u m iz m a tik d e n e m e si v ard ır (R evu e N u m lz m a tlg u e P ra n ça lse. 1894. K ılıçarslan tarafından işgal edilen tah­ ta.N u n D a n lşm e n d l" (Z a p isk i O dessk ovo o b şç estv a Isto r ll 1 d r e v n o ste y t. Fridrich B arbarossa. X II. ittifakını aram aktadır. t t . U sp e n sk t'n in m a k a lesi vardır: "M elik G a zi 1 D z u l . oğlu A laaddin’e ver­ di. Kayseri'ye dönebilm iştir. Selçuklular. 3 -m e sârle. Küçük Asya üzerinde ege­ men olan güçlü b ir devlettir.

sonra Bukreddin). V ezir H a sa n 'ın K ılıç a r sla n ’ı o ğ lu n u n ü z e r in e k ış k ır t­ tığ ın d a n sö z ediyor. güçsüz düşerek. Selçuklu ailesinin üyeleri. Selçuklular’ın Bizans ve H açlılar yönünden hiçbir korkuları kalm am ıştır. K ayseri’ye gitm ek istiyor. Bizans İm pa­ ratoru. Isaak Angel. K ılıçarslan'ı kabile. kendi kendini yok etm e tehlikesi belirdi. kardeşle­ rine ve çocuklarına dağıttılar. Haçlı yürüyüşünden sonra. Salahaddin’in tehlikeli düşm anı Fridrih'ı engelleyecektir. kentleri. S alahaddin’se. cem aat ilkelerini dirilten bu ih­ tiyatsızca adım ı atm aya belki de itm iş olan veziri H asan’a hakaret etmişti. Haçlı yürüyüşünün hedef al­ dığı Salahaddin'le görüşm eleri sürdürüyor. am a b u artık pay olarak ayrılmış bölgeler değildi. babalarının tutum unu kınam ışlar­ dır. oğlu ve torunları yeniden birleştirdiler. am a onun en ya­ kın ardılları.ı. yeniden büyük b ir doruğa yükseldi. Filistin’i ve Suriye'yi birleştiren ve artık M ardin’i işgale yeltenen Eyyûbiler hanedanı ku­ rucusunun Rum Selçuklularını da engelleyebileceğini um ­ m aktadır. devleti çocukları arasında on iki parçaya ayırm asından dolayı. ikili 030 ınu yürütüyor.'"' O. ihtiyar Sultanı atlam a cesareti göstere­ rek. Uzakgörüşlü çocuklar (başlangıçta Kutbeddin. K ıhçarslan'm yaşlanınca. Sel­ çuklulara arm ağanlar ve h araç göndererek onlarla iyi kom şuluk ilişkilerini korum aya çalışıyor. Kutbeddin. babasını M alatya'yı ken­ disine vermeye zorluyor. Mısır. anlaşılan. am a gizliden kinli niyetler taşıyor ve III. buna karşılık. to p rak lan te k ra r birleştirm eye çalı­ şıyor.liyor. 52 . III. Salahad- 14 S u r iy e li M ih a ll. belli ki. feo­ dallerin genel yüküm lülüklerini yerine getiren. Devlet bölüşüldü. Sultan K ıhçarslan’m oğulları da. da­ ğılmış olan devlet. m erkez­ deki sultana bağlı feodallerdi. Sultan II. içten b ir tehlike. ve ü rken Muizeddin. Bu­ nunla birlikte. Bizans im p arato ru ise. “kutsal yerleri” Bizans’a geri vermeyi vaadetm ektedir.

din'e kaçıyor. savaşla geri alm ak istem işlerdi (Paflagonya. yüz­ yılda. isyan­ cının üzerine yürüdü. başkenti işgal etti ve kısa süre son­ ra da orada öldü. 12. K afkaslara doğru b ir eğilim gösteriyordu. R ükneddin’in devlet zekâsı. İm p arato r M anuel tarafından Andronik'e verilm işti). 11. U rfa’yı alıyor. Haçlı yürüyüşü öncesinde başlayan düzensizlik. yeni b ir bölgeyi. ik tid ar savaşı­ m ını sürdürüyor. am a sev­ diği (U luborlu'da yanında yaşadığı) küçük oğlu Gıyased- din Keyhüsrev tarafından desteklenen K ılıçarslan. 13. M aceracı im p arato r (Bi­ zans’ta sık sık raslandığı gibi. Ama. sonunda gözlerine mil çe­ kilen) A ndronik’in torunları. böylece sona erm iştir. güçlü kardeşi R ükneddin ise. G ürcistan Kraliçesi T am ara’nm (1104-1212) savlarının ortaya çıkm asına yol açm ıştı. eski ilişkilere geri götüren talih­ siz öykü. onun yeğeni veMelik Adil’in kızıyla evleni­ yor. burayı kendisine bağlam ayı başarm ıştır. Onun bölgesi. R um ların yerleşmediği. am a Gıyaseddin he­ nüz gençtir. Gıyaseddin’i ülkeyi terketm ek zorunda bırakıyordu. K utbeddin ise. ona akraba oluyorlardı. yüzyılın ilk yarısı (Rükneddin Süleyman Şah'dan Alaaddin K eykubad’m oğlu Keyhüsrev'e kadar) askerî başarı belirtileri altında geçer. yüz­ yılda. K om ninler (İm parator Manuel). kendine verdiği ün- 53 . Doğu hıristiyanlarm ın yük­ sek koruyucusu kraliçenin kurduğu düşlere kapılm ışlar ve dedelerinin çiğnenmiş haklarını. kuzeyde bulunduğuna göre dikkati de aynı yere çevrilm iştir. Gür­ cistan’da öğrenim görm üşler. Genç Aleksi. K utbeddin’in k a rşıtla n Gı- yaseddin’e bağlılık andı içm işlerdir. ba­ basının iradesini çiğneyerek Konya’ya yerleşti. Selçuklu tarihinde. K utbeddin yok edilm iştir. y a ra la n çabu­ cak iyileştirm iştir. Angeller hanedanı zam anın­ daki IV. Yalnızca. ya da R um lardan çok Laz-iber soylarının yerleştiği Trabzon bölgesi.

am a Sam sun’un kuzeybatısındaki ti­ caret kenti Amasya yakınında. kuzeye doğru hevesleniyorlardı (Trabzon K om ninlerinin kolu da­ ha sonra. Mangup prensliğine oturm uştur). İznik İm p arato ru Fedor Laskaris. Reis ünvanm m gösterdiği gibi.vanla Büyük Komnin. M oğollar ta. Sinop’u elinde tu ta r (1214). A b u lfid a (G S ograp hle d'A b ou lfâd a. îzzed- din Keykavus. H etum . Kir-Aleksis’e lü tu fta bulu­ narak Trabzon K rallığına geri gönderen Sultan I. SinoD. bu b ir Erm enidir). derebeyi ile m erkezi h ü ­ küm dar arasındaki ilişkiler yeniden bozuldu. yüzyılın ikinci ya­ rısında. Selçuklulara b a­ ğımlı b ir derebeyine dönüştü.rafından güçsüz düşürülen devlet. Bizans İm p arato ru n u n hâzinesini tasıvan ge­ miye el koyduğu zam an (1223). ha­ raç vermeyi reddedecek olmuş. I. trad . daha sonra yitirilm iştir. S in o p K ita b e ler i. b k z: H ü se y in HHmI. Trabzon’a yerleşm işti. Trabzon İm p arato rların ın "denizaşırı hüküm ­ d a r” ünvam üzerinde iddialı olan Selçuklular da. Sultan rahatça güven­ m ektedir. o b ir filoya ko­ m uta etm ekte ve K ırım ’ın güney kıyısının bağlandığı Trabzon ticaretini gözetiminde bulundurm aktadır. denize açılm ak için yalnızca b ir basam aktır. hoş değildi. S t. orada "Reis H etum ”. 2. 612 y ılın a a lt (tS 1215 y ılı) S in o p 'ta k i y a z ıtla r trnnu d ile g e tir i­ yor. Kır-Aleksis üzerine sul­ tanın gözüdür. ve 13. Ama. bu- 15 H. R um lar üzerindeki gözetim işinde He­ tu m ’a (belli ki. devleti batıya doğ­ ru genişletiyordu. am a eninde so ru n d a. K aradeniz’de b ir limanı. K om ninler için. Genç Aleksi’nin ihtiyatsızlığı (av sırasında tu tsak (Jüşmüştür). S a m su n ’u d a Karaf- d e n lz 'd e “ü n lü lim a n ” o la ra k övm ektedir!. devletin yazgısını belirledi. s. P a ris. Sel­ çuklular önünde eğilmek zorunda kalm ıştır. S in o p . onun "yol- açıcı ve habercisi” kardeşi David ise.’® Sinop. 15. 140). yüzyılda. Trabzon’un Selçuklulara bağımlılığı. Aleksi’nin ardılı Andronîk Gid. 1848. onu durdurdu. 1923. 54 . G uyard. kuşkusuz.

9 6 )'d a anlatU m ışt:r(. v. Moğol saldırıları öncesinde. Selçuklular. elbette Selçukluların kıskanç kuşkularını üze­ rine çekiyordu. Zafer kutlanırken. P r ö şlo y e T avridı. uzak kuzeyde” iyi bilinm ektedir. burası. t. V lz a n - tiy s k ly v r em en n ik . T atarlarla. S e fe r in n e d e n i. 55 . onların K ırım 'daki ye­ rini. dağılan ordudan. “S lo v e L azarya T ra p ez u n tsk o v o o ç u d e sa lı sv. filo de­ m irlem e yeriydi.76). burt-sı. 5 3 . 1914. Küçük Asya’da ortaya çıkan düzensizlik.22) ve Sudak’ı işgal etti. G ürcistan üzerine b ir sefer düzenlemiş. Doğu Avrupa’ya karadan yol açı­ yordu. Gür­ cistan Kraliçesi T am ara’yla evlenme kurnazlığını göster­ m iştir. ticari kârlarıyla. P o lo v tse v i r u s sk ilı v ı n a ç a le X III. Y a k u b o v sk i’d e v e r ilm iş tir (R a ssk a z t b n al B îb î o p o h o d e m a lo - a z la ts k ih tu r o k n a S u d a k . K iyev. Sinop'un stratejik önem ini iyi kavram ışlardır. kuzey için de çekiciydi. Devletin kuzeydoğu köşesinde sarkıp d uran ve sınır bölgelerini siyasal ve ekonom ik etki alanında toplayan G ürcistan. Alaaddin Keykubad. Daha Sultan II. onu yenilgiye uğratm ış.’* Ancak. s. buranın.Surdalskoye Knazi Andrey Bogolubski’nin çapkın.ranın ele geçirilmesi için um utsuz b ir çaba h arcam akta­ dır. K u la k o sk iy . Sultan I. 16 B u k o n u d a . X X V . Kafkasya "burada. Selçuklula­ rın ardılları Osmanlı Sultanları da. Sel­ çukluların planlarını altü st etm iş. Ço- banbey. 1927. K ırım yolunu açan b ir daya­ nak noktası olduğunu iyi kavram aktadırlar. b ir K ırım seferi ger­ çekleştirm eyi başarm ıştı. K ırım 'a geçti (1221 . Transkafkasya da. s. tb n l B lb ! v a k a y in a m e sin d e n b ir p a r ç a n ın ç ev irisi ve t a h lili A. zengin b ir gelinle. m aceracı oğlu Grigori. ve Viladimiro . R ükneddin Süleyman Şah. 17. Y e v g en li" (Y. kendisine büjâik ganim et kalm ıştı. A ltm ordu’yla anlaşarak b u noktanın kâ­ rından yararlanan "denizin köpek balığı" Cenevizliler ele geçirm iştir. yüzyılda. £m a K rali­ çe Tam ara.

ken di kı/ım . gönüllü asker Türkm en M engücük’e bağışlanm ıştı. yu­ m uşak b ir siyasa yürütüyordu. ve K aradeniz’den İra n ’a giden yol üzerindeki zengin Erzincan kentini. Erzincan beyi yürüm ekteydi. M üneccimba şı’nm yazdığı gibi. 13. yüzyıla deSin bövle vasavasrelmiş S ultan Alaaddin. Ahlat’ı. Selçuklularla Mengücük 1er arasındaki ilişkiler. karada. Geçici olarak gerileyen Selçuklular. Atabey “Şah Armen”in başkenti Ahlat. Tam ara. daha Alparslan zam anında. K ılıçarslan’ın kızıyla evlenmiş. k ararlı olarak saldırıyorlardı. Men gücükler hanedanı. 56 . yüzyıl ba­ şında. K ü rt ve Selçuklu em irlerinin yönetim inden kurtuldu. Sel­ çuklulara bağlam ıştır. 13. kısa süre b u rad a bulunm uştu. hane danlar. Alaaddin Keykubad. M eneücüklerin yazgısı tekdüze geçm iştir. dostça k arak ter taşıyordu. Me­ lik Adil’in oğlu Melik E şref’i bozguna uğratm ış ve Tiflis’i alarak (1226) G ürcüleri kuzeye atm ıştır. birkaç yıl boyunca kararlı şekilde. kuzeyde. Erzincan beyi. o. devlet topraklarını bütünleştirm işti. akraba bile olm uşlardı: Fahreddin B ehram sah Sultan İl. ve sonra. daha sonra Kraliçe T am ara’nın dem ir b ir nal karşılığında sattığı " b ir büyük b ir ünlü e r”. M alazgirt'e ka­ dar yürür. S ultan’ın sancağını taşıyorlardı. O. "devlet yüküm lülüklerinden” bağım ­ sız olarak yam başındaki K ırşehir’e verm iştir. güneye doğru. E r­ ciş’i yakıp yıkar. sancağın ar­ dında ise. E rm enistan da.Gürcüler. îzzeddin Kevkavus’a verm işti. K ılıçarslan tarafından Tuğrul Sah’a verilmiş olan E rzurum ’u. Erzincan ve Divriği. b ir zam anlar II. Van gölü çevresindeki toprakları. Eyyûbilerce ele geçirilmiş sonra H arzem şah Cela- leddin M uhammed. Sultan I. Davud’un ayrılıkçı yeltenişlerini görmüş onu Erzincan’dan alarak zararsızlastırm ıs. Savaştan sonra. Sultan I.

ve iki devlet. kentin yönetimi. Alaaddin Keykubad. dünya çapında ün düşleyen H arzem şah Ce- laleddin M uham m ed’in kısa b ir süre elinde kalan Ahlat ve H açlıların üslenerek saldırı düzenleyebildikleri Urfa ele geçirilm iştir (burası sultanın elinden çabucak çıkm ış­ tır). am a iki kez başarısızlığa uğruyor. Sultanın oğluna verm iştir. —Rum Sel­ çukluları ve Eyyûbiler— D iyarbakır beyleri A rtuklular üzerinde egemenlik için birbirleriyle sürtüşüyorlardı. belki gene o. Rükneddin K ılıçarslan'a geri verm iştir. bununla birlikte. Yerel devlet zayıftı. Orada. Ama. Başlangıçta. Transkafkasya’ya. Hıristiyan dininde kalm ası güvencesini alarak. henüz III. K ayseri'de yeıleşik Erm eniler- de. oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev tutunabilm iştir (1241). Moğol akm larm m yolaçtığı panik sırasında kent. kuzeyden ve güneyden kuşatan Selçuk­ lular. Gıyaseddin K eyhüsrev'in elin­ dedir. K ü rt beyleri M ervanilerden Büyük Sel­ çukluların yönetim ine geçen D iyarbakır. Keykavus'a ve IV. kente getirilen m al­ lardan. am a H ülagü Han. K ürdistan’ı. sonra elden ele geçmişti. kızı Ta- m a ra’yı. Er- m enileri birleştirm ek ve birleşik güçlü b ir devlet y arat­ 5¥ . Bizans'ın yetersizliği. D iyarbakır'ı Selçuklu kardeşler II. ve 1280 yılında. çok önceden. D iyarbakır'ı işgal etmeyi düşlüyor. Kü­ çük Asya topraklarını b ütünleştiren Sultan I. Küçük E rm enistan'da II. Levon. b ir ulusal krallık kurm a düş/erî uyan­ dırm ıştı. dolaylı verginin kaldırıldığına ilişkin (Ulu Cam i’nin duvarına oyularak yazılan) b ir yasa çıkarm ıştır. G ürcistan'a u zan ıra girişimi düşm üş oluyordu. K ent yaşayanlarım ken­ disine bağlam a isteğiyle. D iyarbakır’a saldırı hazırlıyorlardı. Doğuda. G ürcistan Kraliçe­ si. pazarda satılan ürünlerden vb. Güneyde. ancak. Selçukluların düşm anı Melik Kâ­ mil Evvûbi tarafınd an işgal edilmiş.

Akdeniz’de ve K aradeniz’de lim an kentlerine sahip Selçuklular. Selçukluların deniz silahları bulundurduğu tek de­ niz üssü Antalya’dadır. Levon’dan sonra. Venedik’in bezirgân çıkarlarının temelsiz ideallere ağır bastığı IV. Bi/. ve Venediklilerle ticaret an­ laşm ası yaptı. Küçük Asya’daki istila politikalarını gene de yenilemişler ve ısrarla denizlere doğru jöirüm üşlerdir. B ir zam an­ lar. tüccara dönüşm ekte. Gıyaseddin Keyhüsrev. Erm eniler. Selçuklular. Akdeniz yolu üzerinde yerleşik olan kü­ çük beylikleri saf dışı bırakarak. Sultan. ve bu. Arslan Yürekli R işar tarafından işgal edilmiş olan (1192) K ıbrıs adasını.m ak istem ektedir.ans. Y erussalem ’i tehdit ediyordu. Sultan I. deniz ötesinden tüccar davet etm ektedir. açıkça b ir ah­ lâkî düşüklüğü ve hıristiyan inancının savunulm asına iliş­ kin yüksek perdeden tüm celerin sahteliğini gösterm ekte­ dir. derebeyini b astırd ı ve Klikya geçidini savunan kaleleri işgal etti. Sisa’- da tutu n an Rupenidler. artık sessiz durm uşlardır. 58 . "B aşkent” K ayseri’ye b ir baskın ve Selçukluları zayıflatm a fırsatım dikkatle gözlemektedir. Sel­ çuklular da otoriteye ve gümüş sikkelerin ayarına dikkat ediyorlardı. denize b ir çı­ kış aram aktadır. ülkenin ekonom ik güvenci­ ne önemli ölçüde yardım cı olm uştur. H açlılara göz kırpan Antalya’yı işgal etti (1207). üretici güçlerin artısını yükseltm iş. Selçuklular. H. Selçuklular önündeki dalkavukluklar. k ırk k ad ar bey sarayını ele geçi­ ren E m ir M ubarizeddin. 1375 yılına değin. Küçük Asya’daki yaşam ın emekleme çağm da T ürk akınlar!. çoban Oğuz. belki de Bizans konusunu daha az düşünerek. büyük haraç ödüyor. bunu kendi üzerinde. H açlıların elin­ den almayı düşlem ektedir. b ir zam anlar A ntakya’daydı. Artık. Haçlı Seferi zam anında. kendi gözleriyle görm üştür. dış ticareti genişletebilmişler.

k arşıtların ı hoşnut etm ede ustalık gösterdi (bunun için b ir Eyyûbi ile evlen­ di)'^ ve M ısırlı K âm il’in başını çektiği koalisyon etkisiz­ leşti. F. III. 20 Y a z ıc ıo ğ lu A li. şanın do- ruğundayken "Yemen’den G ürcistan’a ve Abhazya’ya. 10. tr e ç e k (tsto r iy a bolgar. T a n rın ın isteği olarak yansıtıyorlardı. D im itr o v a 'n ın in ­ c e le m e s i). 209. O sm a n lIla rın B a lk a n y a r ım a d a sın ı İş­ g a lin e kad ar. K o n y a r la r ın y e r le şim y e r le r in in 16. III. hıristiyanlar karşısındaki askerî b aşarı­ ya önem veriyorlardı. 1878. K on ya in s a n la r ı y a şa m a k ta d ır . so n ra . Rum (yani Bizans). "is- lâm ın sancağını böylesine yücelten b ir başka sultan gel­ m ediğini”'® söylemektedir. b u ra d a y e r le ş tir ilm iş. Melik Aşraf tarafın d an agır yenilgiye uğratıldı. hıristiyan topraklarına yapılan se­ ferleri. Sultan I. 18 Y a z ıc ıo ğ lu A li. n o t ). T rak ya’n ın ve M a k ed o n y a 'n ın g ü n e y b ö lg e le r i o ld u ğ u n u ö n e sü r m e k te d ir . B e r lin 1921. Onlar. 59 . K u z e y F essa ly a 'd a ( “S erv iy e” v e "K ozan" y ö r eler in d e) b u g ü n de. Sudak ve K ıpçak bozkırlarından Suriye ve Irak çöllerine. 620). v a k tiy le B iz a n s im p a ra to rla rın ca . Sultan Alaaddin. y ü z y ıld a . g ö ç d a lg a s ı D o b r u c a ’ya u la ş tı (B k z: B u lg a r t. s. Frenk ve Erm eni m ülk­ lerinin sonundan M edine’ye ve Yemen’e k ad ar”“ tüm ül­ kelerin "prensleri” (mülk) ve " tira n ları” (cebabreh) onla- 17 S u lta n II. 416 v e d e v . K . t b n i . K e y h ü sr ev d e b ir E y u b -n in (H alep p r e n s in in ) k ız ı G aziye H a tu n ’la e v liy d i. am a I. A vrupa'ya d a g ö z le r in i d ik tile r . 13. y ü z y ılın b a ş­ la r ın d a .” Selçuklu devleti. Eyyûbilerin yönetim inde bulunan H a­ leb’e de gezdiktiler.B a t û t a (II. s. 14. S e lç u k lu k u ş a k la n "kon yar” lar. Rus­ ya m ülkünden Tarsus sınırına. 19 S elçu lciu la r. O dessa. B u n u n la b ir lik te .). 208. b u n la r ın k iş iliğ in d e B u lg a r a t ç o b a n la r ın ı görüyor. a n la ç ıla n . y ü z y ıld a . sık sık H açlıların iç çarpışm alarına tanık olan Suriye yakınındaki Tell-Ba- şa r’da (Fırat'ın sağ kıyısında). sonra. K. Alaaddin K eykubad'a m ethiye okuyan Yazıcıoğlu Ali. B ab in ger S c h e io h B e d r -e d -d in der S o h n d e s B ic h te r s v o n S im a v . Selçuklular. K om şular böylece bağlı kılınm ış ve ezilm iştir. Keykavus. K a ra d en izin b a t ı k ıy ısın d a b ir yerlerd e y«r a la n b ir "B aba S a lt u k ” a d lı T ü rk k e n tin d e n sö z e tm e k te d ir . Moğol saldırısından önce. Antalya sınırından Antak­ ya bölgesine.

— B kz: ayrıca. B. Küçük Asya’da.®’ Selçuklular. 16. an ıt yapılar üzerindeki yazıtlar. yal­ nızca m üslüm anlardan ib aret olm ayan b ir dünya ege­ menliğinin yolunu açacağını düşünüyordu. Selçukluların tarihi. tüm 12. S ultan S ancar’ı anım sayarak m üslüm an devletinin dünyadaki önemi konusundaki es­ ki tasavvurları diriltm ek istiyordu. b u ra d a s u lt a n İç in o ld u ğ u g ib i. y a z ıtla r ın y o r u m la n no. ' İtalyan sözleşme belgeleri de. E rm enistan’ın. Rum Selçuklularının şatafatlı ünvanlandırılm asını dile getir­ m ektedir. "kıyıların hü k ü m d arı” (E m iri’s sevahil) ola­ rak gururla yüceltiyordu. S ultan I. kendisini “kâ­ firleri ve m üşrikleri öldüren” (katle’l kefere vel m üşri­ kin) "R um ’un. 127). sınırlarda. dış düşm anlara k arşı u tk u lar kutluyor­ lardı. 1936. kendisine örnek olarak seçtiği Büyük Selçuklu’yu. 2. Keyhüsrev). belki de. 21 S e lç u k lu la n n ü n v a n la n d m im a s ı k o n u su n d a .ra boyun eğmişti. yüzyılın ikinci yarı­ sında. sultanları yerinden ediyor. buyrukları uygulamayı reddediyorlardı. W . am a devletin içinde. g e n e "A m l- d a " d a ). n a ib i İçin d e z a r if s ıfa tla r verllr m IştIr. böyle tum turaklı sul­ tan ünvanlarm a uygun biçim de şöyle düzenleniyor: "tko- n ia’nm büvük Sultanı ve Doğuda ve Yarıgece ülkesinde bulunan b ü tü n toprakların. n o . Selçuklu (Sultan II. (“A sle M in e u r e ” . O. D iyarbakır’ın ve Suriye’nin S ultanı”. Selçuklularda canlanm ıştır. H orasan'dan ortaya çıkıveren Selçuklular. hızlı yükselisin ve düşüşün şa­ şırtıcı örneğini oluşturm aktadır. K üçük Asya’daki istilaların. Ön Asya devletleri için süıekli özellik olan istilacı eğilimler. Alaaddin Keykubad. C elâ le d d in K a ra ta y ’ın V a k fiy e si (K on ya. ve Büyük K apadokya’nm ha­ kim i Alaaddin ("Alatinus Magnus Soldanus îconii et Po- testas om nium terraru m p er Orientem et Septentriona- lem Plagam existentium et Magnae Cappadociae”). evrensel b ir ikti- dar düşlüyor. 11. "uçlarda” du­ ran bevlerse. feodaller. genellikle güçsüz­ düler. M ax v o n B erşara'da n o t ­ la r d ü şü lm ü ş tü r .

kuzeye. B ir zam anlar. toplum sal kuruluş sallantılıydı. yaratıcılarından fazla yaşayan an ıtlar ger­ çekleştirdiler. ileri saflara sürülen. am a düş­ m anları arasındaki çelişkilerden y ararlanarak tutım dular. b u rad a yarım yüzyıl içinde. ve tarihin otoritesinin Kü­ çük Asya’da egemenliği onların elinden koparan Daniş- m endlerden yana eğilim gösterdiği anlar oldu. ve Küçük Asya ortasındaki bozkır kenti Konya’dan. ba­ tıya. m erkezkaç güçler ta ­ rafından savrulm uştur. Onlar. Ama. Merkezcil güçler. ve devlet kısa sürede parçalandı. inanç uğruna sınır savaş­ çılarının eski bölgesi Küçük Asya’da k ü ltü rü büyük bir doruğa yükselten devlete dönüştü. Araplarca. 61 . doğuya ve güneye yayıldılar.yüzyılı savaş içinde geçirdiler.

ÎK ÎNCt BÖLÜM Moğollar .Bağımsız Beyliklerin Kurulması .Beybars Seferi . bozgun sırasında yaşadıkları k orkuların b ir uyarısı gi­ 62 .Vergi Sistemi Bizans’ın üzerine doğudan yüklenen göçebe dalga la n . H arzem Şahı Celâleddin M uham m ed’i yenm işler (1200-1231).Moğol Akınmdan Sonra Dev­ letin Parçalanması . 13. Küçük Asya’da dipten gelen sarsıntılar çoktan beri duyuluyordu.Sultan Yönetiminin Düşüşü - Vezirin Yükselişi . yüzyılda Batı As ya’yı ve Doğu Avrupa'yı basan korkunç b ir gücün saldı rısı altında çökm üştür. 11. Moğollar. T opraklarım ve evlerini yüzüstü bırakm ış perişan feodaller.Mo­ ğol Etkisi . arkasından Küçük Asya’yı göçmenler doldurm uştu. Parçalanm a süreci. Küçük Asya halkına. yavaş yavaş sönmeye başladı Ama Rum Selçukluları devleti de. hızlı gelişti çünkü devlet organizm ası da henüz sağlam değildi. yüzyılda.Türkmenler Arasında Kaynaşma - Karaman . önce. burada.Kösedağ Savaşı .

sonsuza de­ ğin unutup kalsaydım. Küçük Asya’ya saldıran Moğollar. tsrailoğulları nedir ki? Zira. B kz. ham ile kadınların karnını deşiyor ve dö­ lü t halindeki yavruları öldürüyorlardı. k a n la n . Tarihin kaydettiği en büyük bela. bakın ne diyor: "Islâm ın ve m üslüm anlarm bu yenilgisini. gecelerin ve gündüzlerin b ir benzerini daha doğurm adı­ ğı. Önce (1225) Transkafkasya. t I lm ln s k l’n ln e sk i ç e v ir is in i b ira z k ıs a lta r a k a lıy o ru m . Sonra. N avuhodonosor’un İsraillilere karşı hareketi. kim. Kimseyi bırakm ıyorlardı. anam beni doğurm asaydı da­ ha iyiydi. 63 . ko­ layca yansıtabilir? Ne çare. Keşke. kocalan ve çocukları öldürüyorlardı. yaşamın barış içinde akışını yıkan o ilk an şaşırtıcı oldu ve ka­ lıcı acılar bıraktı. büyük m utsuzluğun ta ri­ hini anlatm aya başladım . açık olarak yansıtm ışlardır. yolları üzerinde rastladıkları kentleri ve otoriteleri yerle b ir ettiler. kuş­ kusuz. Moğoı saldırıla­ rının dehşetini. çıkardıkları gürültüyle. önce duraksadım . tüm İsraillilerden daha çoktu. onla­ rı yok edişi ve Y erussalim ’i yıkışıdır. durum dan hoşnut olm ayan bu insanlar. onların yok ettikleri yanında. Ben. M usul’da yaşayan ve M oğolların Trans- kafkasya’da gerçekleştirdiği yıkımı yakından gözlemle­ yen tarihçi îbn-al-Asir. bundan önce ölseydim de. O rtam karm aşıklaşıyordu.”’ 1 N. ensonu (1258) halifeliğin başkenti Bağdad. her şey atlatıldı. Ama. am a yabancı yerlerde. am a sonra. yabancı akm larm m ağırlığını gördüler.biydi. H ıristiyan ve m üslüm an tarihçiler. A. sonra (1243) Küçük Asya. ve tüm yaratılm ışları saran ve özellikle müslüman- lara dokunan en büyük olayın. Yerussalim ne ifade eder ki? Ve. lanet olası T atarların kırıp geçirdiği ve h er kentin Y erussalim ’den birkaç kez daha büyük olduğu şu ülkelerle kıyaslandığın­ da. onlar m yok ettiği tek b ir kentin sakinleri. am a daim a olduğu gibi. toplum sal b ir döne­ m in tem ellerini sarsıyorlardı.

dem ek­ tedir. Daha sonraları. P u te şe s tv ly e vı V o sto c n ıy e str a n ı. t . ilk kez. Moğolların bıraktığı izlenim. s. sultanın tüm ü atlı 200 bin adam ı varken. II. M oğollarla barışçı ilişkileri desteklemeyi yeğliyor­ du. geçici olarak bıraktılar. bu rad a yansım ıştır. V ıp ısk a İz tn b -e l-A tır a . Avrupalı tarihçilerin de korudukları Moğol yağm acılara karşı oluşan olum suz bakış açısı. I sto r lç e sk ly e m a te r la lı 1 r o zısk a n iy a . K afkasya’yı. Gıyaseddin Keyhüsrev'i Kösedağ’da ağır yenilgiye uğrattığı (1243) ve £>rtık devle­ tin zayıflamaya başladığı talihsiz yıla değin durum böy- leydi. Moğollar. başka tü rlü olsa. T atarlar olsa olsa 10 bin kadardı. 64 . Selçukluların çok fazla düşm an sürüsü karşı­ sında gerilediğini söylemek doğal olurdu. 237. Gürcü vakayinam eleri. savaş geleneklerini izleyerek sağ kanada Gürcülerden ve Erm enilerden seç­ m e gönüllüler yerleştirm işler ve Sultana yüklenm işler­ dir. Selçuklu ordusunun sayısı çok fazla olm asına karşın (Ibni-Bîbî'ye göre^ Kösedağ çarpışm asında sulta­ nın 70 bin askeri vardı). 640. 1910. Küçük Asya’da dolaşan Vilhelm de Rubruk. U ç e n iy e z a p isk i P erv o v o 1 T rety ev o o td e le n ly A k a d em ll N a u k . am a bunlar. geçici olarak uzaklaşm ıştı. 2 tb n l B tb l. IV.® R ubruk’un aktardığı sayılar. kesin sa­ yılar olarak kabul edilemez. çağdaşlarının genel izlenimini . Moğollar. onları kolayca boz­ guna uğrattılar. hıristiyanlardan ücretli kom utanları var­ dı (Gürcü D ardan Şarvaşidze ve Erm eni kralının oğlu Van). Gürcü önder öldürülm üş ve Sultanın bir- K u n lk . 3 V d e H ub ru k. akıllara durgunluk ve­ riciydi. Sultan'm 400 bin savaşçısı olduğunu söylüyor. Spb. Doğudan gelen felaketi sezen Sultan I. Moğollar. II. Alanddin Key- kubad. Moğolların. kuşkusuz. V v e d e n iy e p e r ev o d 1 p r lm e ç a n ly a A .genel kanısını dile getirm ektedir. Ama. Sultanın da. Felaketten 10 yıl sonra. M a le ln a . tehli­ ke. 175. oğlu Sultan II. ne var ki. s.

Selçukluların düşüşünü açıklayabilir: Onlar için.rılarm dan yararlanıyorlardı. kenti tehdit etm işlerdi. 65 . onları M oğollara teslim etti. Gıyaseddin Keyhüsrev'e karşı Baycu seferine de katılm ışlardı. aynı şekilde. aslan. Moğol sald. M antık. M oğollarla kız alıp vererek ak rab a olan Prens Haçen. Sultan II. S ultanın karargâhının dışının ve içinin döşenişi zengindi. hem halkın alt kesim lerini hem de feodalleri. kaplan. H etum . Çadırın girişinde. yaşam ın tüm alanların­ da derhal yansım ıştır. Moğollar. doğu konukseverliği kuralını bozm uştur: Sultan II. bas­ kı altına alıyordu. Küçük Asya üzerinde k ır­ mızı bayrak yükseliverdi. şimdi. kırm ızı (Moğol) ve siyah (Abbasi . H aşan Cemal. Moğol saldırısının sonuçları. O zaman. eısakı. do­ ğallıkla. eşya­ yı ve çadırları ele geçirdiler. güçlerin konum u elverişsizdi. am a feodaller da bağımsızlık düşlüyorlardı. devlet düzeni. ordugâha saldıran Moğollar. K ösedağ'da iki sancak karşılaşm ıştı. Selçuklu devletinin çıkarları çerçevesine zcrla sokul­ m uş olan Önasya beylikleri. yenilgiye uğram ak durum undaydı.Selçuklu). Keşiş M agaki’nin belirttiği­ ne göre. Baba Ish ak ’m yönettiği köylüler ve göçebeler. Sultan. Küçük Asya’yı ürkütm üşlerdi. Örneğin. gö­ rünüşte b ir bağlılığı vurgulam ak istiyorlardı. gözü kork­ m uş olarak birliklerini te rk eder ve savaş alanından ka­ çar. M oğollardan Tavar dağlarına gizlenmiş gibi duran Küçük Erm enis­ tan. Çok kısa b ir süre önce.likleri sarsıntıya uğram ıştır. Kösedağ sava­ şından sonra H etum ’a kaçınca. Bağım sızlıklarını gözeterek Selçuklu­ larla aralarına m esafe koyuyor ve M oğollar önünde. Gıyaseddin K eyhüsrev’in karısı ve kızı. leopar gibi ya­ ban hayvanları bağlıydı.

T ürklerin tüm zenginliği —altın. Azerbaycan’daki kışlık otağına döndü ve ininde. str. Moğolla­ rın yarattığı kargaşaya kayıtsız gözlerle bakm ası. 41 . Mirio- kefali yenilgisinden sonraki zam anda. ve 1243 yılında. Bizans taşrasına. bunu. Türkm en kalabalıkları. Kü­ çük Asya topraklarının bu ihtiyar aşırtıcısınm başarı um utlarını yükseltebilirdi. N ikifor G rigora’nm (1295 -1359) yazdığı gibi. tarlalar bakım sız bırakılm ıştı. gümüş. Erzurum . bu yüz­ den saldırının tüm ağırlığını üzerlerinde duyumsamışlar- dı. Moğollar. önün­ de serili duran ganim etine bakınm aya başladı. Türkler. doğru kavram ıştır. Kayseri gibi k ü ltü r m er­ kezleri boş alanlara dönüşm üştü. belki gaziler de. halka yüksek ver­ giler yüklenm işti. N ikifor Grigora. h er şey. am a onun susm ası. za- n a a tk â rla n O rta Asya'ya götürülm üş. doğallıkla. R lm sk a y a is to r iy a n ik ifo r a G rlgorl. üç ay içinde yerle b ir eden Bay- cu. doku­ ma. “Yollar. Paflagonya ve Pam filiya’ya doğru yola çıkm ışlar. Küçük b ir ölçek buğdaya büyük p aralar veriliyordu. öküz ya da keçi çok yüksek fiyatlara gidiyordu.42 (d ev a m ın d a N ik ifo r a r lg o r a k ta r ılıy o r ). kadınlar. ülkede ağır b ir açlık başladı. Bizans’ın. Direnişi kırm ak için. batıya. S p b . yı­ ğınlar halinde. I. R um ların eline geçti. Bizans devletinin sınırlarına yöneldiler. 66 .'"* Küçük Asya'nın. Ülkeyi. t. Şöyle ya- 4 V iz a n tiy s k iy e Isto rik i. çoktandır Karadeniz kıyısına yöneliyorlardı. Moğollarca ezilmiş olan bunlar. 1862. Selçukluların yıkılması. devleti bölm üş ve egem enler ara­ sına düşm anlık tohum ları ekm işlerdi. doğallıkla. doğuda. herhangi b ir kümes hayvanı. m ücevherler—. Tarım altüst oldu. çok daha açığa çı­ kan fiziksel ve ahlâksal çöküşün derinliğini gösterm ekte­ dir. sakinleri kırılm ış. erkekler ve genç insanlardan oluşan bu halkla dolm uştu.

Sultan II. K um lara karşı o denli yiğitleşiyorlardı. Ki- likya’ya hareket etti. Baş­ kaldırı genişleyerek Aksaray’a sıçradı. Ne var ki. kendileri de Rum ları (yani Bizanslıları) kovalıyorlardı. b ir araya gelerek soy­ gunculuğa sarıldı ve Rum ülkesinin sınır köjderini ala­ bildiğine rahatsız ettiler. Sultan Alaaddin K eykubad'ın oğlu olarak gös­ teren düzmece b ir Türkm en. Oğuz (Türkmen) boyları arasında kaynaşm aya yolaçtı.”^ Sultan II. O. Alaiye’ye girm e­ ye hazırlandığı sırada ele geçirildi. s. kısa süre sonra. kardeşinin yeteneksiz ve kadınsı biri olduğunu ve ülkeyi yönetm esinin yakışık almayacağını söylüyordu. Isk itler (yani Moğollar) tarafından kovalanm ış olarak. Devlet aygıtı bozulm uştu. yeniden başlam ak üzere durdu. ve İskitlere kıyasla ne denli güçsüzleştilerse. K aram an (Erm enek’le) boyu başkaldırdı. b u nların boy S N lii f o r G rigorla. K eyhüsrev'in uğradığı yenilginin ardından. Türkm en. 132. kendisini. "uçlar­ da" o tu ran ve merkeze ancak korku duydukları sürece bağlı kalan T ürkm enler yararlanıyordu. I. Konyayı işgal ederek yağm alattılar. çevresine 20 bin yan­ daş toplayarak Konya yöresini yakıp yıktı ve güneye. ve asıldı. (V. Yönetim aygıtının güçsüzleşmesinden. Selçuklulara karşı feodal yüküm lülüklerine son verdiler.zıyor: “Birçok despotluk yapan Türkler. kendini toparlam ış olan Selçuklu devleti içten sar­ sılıyordu. H er tü rlü eşkiya. K ılıçarslan’ın ussal olm ayan eyleminden sonra. Başlangıçta (1261). sonra (1275) Cimriler. "U çlarda” göçebelik eden Oğuz boyları. Bunlar. H etum 'un ona incin­ m iş olan ve çoktandır Selçuklulara dayanan kuzeni ta ra ­ fından püskürtüldü. Üç ay süren dalgalanm alar. 67 . de Bobe’nin kaydettiği­ ne göre) "K oterin” ortaya çıktı. M oğolların doğrudan sal­ dırılarından kaynaklanan dağınıklık. Düzmece Türkm en.

Izzed- din Keykavus’un oturm asını istediler. Başlangıçta. Türk- meni yanına çağırdı. çiğnenmiş olan haklarını savunmayı üstleniyor­ lardı. Devlet. Asinin bastırılm ası görevi.önderleri bağım sızlık ilan ettiler. Selçuklu devletinin doğu yarısının huzurunu göze­ ten Moğol ham Hülagu. belirsiz b ir düşünce dolaşıyordu. Moğollara saldırabiliyordu. K aram an beylerinin uslarında. Mu­ ham m ed Al-Uci yakalandı. ulusal. Şimdi. bu. "kuş­ ku verici” b ir u n su r olarak bakıyordu. H etum ona yardım etti. sık sık. Selçukluların feo- dalları. Merkezin güçsüzlüğünü gören K aram an. O. Moğollara karşı koy­ m a konusunda. am a kom şu­ ları. Başarı geçiciydi. 68 . Küçük Asya’da. Zeynel Hacı. K aram an bölgesi temsilcileri. E sk i U y g u r b e lg e le rin d e k i M u n g su z adı. “îsm ailyen soyundan” olan K aram an da çileden çıkm ıştı. Bunlar. Küçük 6 K rş. ondan kopm uştu. öç alm ak isteğiyle. Bun­ suz*. Konya’yı işgal etti. sultanın akrabası. uç beyleriydi: K aram an. devlet karşıtı. y u rt kavram ı yabancıydı ve anlaşılm azdı. otuz bin atlıyla Konya’ya yürüdüler ve tahta. "bilgili B izanshlar” da aynı şekilde davranıyorlardı. Başlangıçta. Sultan R ükneddin'in cesareti kı­ rılm ıştı. R ukneddin’e verildi. belki. Yabancı saldırıları ortam ında. Erm eni vakayinam elerinin yazdığına göre. 1277 yılında M uhammed-İbn-Karaman. Türkm enlere. ana­ yurda sevgi duygusu da doğdu. am a I. Hülagu. am a M uhamm ed Al-Uoi bunu red­ detti. adım adım zayıflıyordu ve Türkm en baskıla­ rını püskürtm ede güçsüzdü. Tavr Türkmen- 1er arasına düzenlediği b ir geziye Selçuklu îzzeddin ve Rukneddin kardeşleri de kattı. kendisini sultan ilan etti ve Akdeniz kentlerini yakıp yıktı. Türk. devleti terkedi- yor ve Bizans'ın yolunu tutuyordu. onların Türk dilinin üstün kılınm ası savaşımıydı. İzzeddin’i destekleyen Türkm en önderi M uhamm ed al-Uci (yani "u çta”. sınırda duran).

tartışm ayı çözmede güçsüzdür. 69 . egemenlik için. On­ lar. op. Mui­ neddin Pervane) etkin davranm a isteğiyle ortaya çıkarsa. K ayseri’ye yöneldi. Haçlı yürüyüşlerinin sonuncu heveslisi K ral IX. bk z: F. K eyhüsrev’i alarak T okat'a kaçtı. IV. Lüdovik’Ie bazan Suriye hıristiyanlarıy- la görüşm eler yürüten "Yüce T atar S ultanı”. Küçük Asya’yı. boyun eğerek M oğollardan. am a buradaki yüksek ünvanlı Selçuklular kaygılandılar. b ir açık avlu özelliği gösteriyor.Asya ortak çıkarlarını savunmayı üstlenm ek. 520. şim di ilgisizce b u savaşımı seyretm ektedir. Moğolların kendilerine Suriye yollarını açan hızlı devingenliği. Gürcü vakayinam esinin söylediğine göre. 989. K aram an beylerinden ve yüksek ünvanlı Selçuklular­ dan. Gıvaseddin Keyhüsrev. Sel­ çukluların kalıtı için savaşan düşm an ta ra flar b u avluda geziniyorlar. ve biri (örneğin. D ivanlardan Fars dilini ko­ van ve Türk dilini yerleştiren^ "köylü ik tid arııu ”. bazan. Sultan II. O. bunun sonuçlan acıklı olm aktadır. 8 M. Moğol devrinde. vergile­ rin ağır baskısı altındaki köylüler destekliyordu. B ir zam anlar. c it. dış politika iplerini yönlendiren Sel­ çuklular. E n cyclop fid ie d e l ’Isla m . deyim yerindey­ se. p. Küçük Asya. B ro sset.. K ö p rü lü . güney yönünden darbelere açık hale getirm işti. M ısır Sultanı Beybars. küçük yaştaki Sultan III. Selçuklula­ rın başkentini yabancıların siyasal ve kültürel egemen liginden kurtarm ak istiyordu. Kü­ çük Asya üzerinde b ir "şan ”®. Memlûkleri telaşa düşürm üşlerdi. Bazan. M ısır Sultanı B eybars'ın niyetlendiği (1277) karış­ mayı da onaylayan yandaşları bulunuyordu. yani "şihne” (şahne) kuru- 7 K a r a m a n o ğ lu M eh m e d 'in K o n y a 'y ı iş g a lin d e n (1277) so n r a T ü rk d ili­ n in y ü k se liş i k o n u su n d a . ve M uineddin Pervane. Suriye’yi yengilerle geçerek Küçük Asya’ya girdi ve Moğol yandaş­ larım yenilgiye uğrattı.

çünkü hazine de bo­ şalm ıştı. haraç vergisini ya­ tırm ayı geciktirdiği gerekçesiyle. Feo­ dallar arasında düşm anlık güçleniyordu. Sultan II. orada. am a Mihail Pa- leolog’un yardım ına karsın. o. Moğol hanının genel vahşiydi. Gerçekte. ya da "îlh a n ”. K ars’ta b ir yerde oturan Moğol genel valisi Baycu. Sultanhan yakınında bozguna uğram ıştır ve ülkeyi hem en terk eder. Keykavus'un. Rekabet doğuran ikili yönetim. vezirlerse Sultanın değil. daha O rta Asya’dayken vardı. Sultan. iktid ar için didişen kardeşlerin ne yaptıklarını gözlemektedir. uzaktan. Han. süreci ise. G ürcistan’da on yılı aşkın süre o rtak yönetim de bulunan iki kraliçeyi b ir­ den onaylam ışlardı. 70 . "ün- van belgesi” elde ediyordu. hanın önünde baş eğmeye gitmek zorundaydı. 314. onun üzerine yürür. em irleri de atam aktaydı. otorite kullanm ıyordu. devlet gelirleri şöyle payla­ şılıyordu: S ultana yalnızca üçte b ir gidiyor. Selçuklular dev­ letinin ikiye bölünm esini gerçekledi. H anın istem ini uyguluyorlardı. h er grup. b ir süre (1249 -1257) Kü­ çük Asya'da üç Selçuklu (II. Ensonu. ülkeyi yıkarak. B ununla birlikte "Şignagi” sanı. İktidara. Gıyaseddin K eyhüsrev’in oğulları) birden egemenlik sü rer olm uştu. üçte birini Mogollar ve diğer üçte birini feodallar alıyordu.m u oluşturm alarını dilem iştir. örneğin. a. Moğol döneminde. Sultan. fiili yönetici.’ S ultan’ın gücü ise düşüyordu. deyim yerindeyse. desentralİ 2asyon (ye­ rinden yönetme). Sultan direnm eye çalışır. kuşkusuz M oğollara siyasetlerinde b aşarı sağlıyordu. çok daha çabuk işledi. Selçuklularda çok eskiden. I. 9 M a te rla lı p o is to r il tu r k m e n u T u r k m e n ll. Bağdad’ı işgal eden (1258) Hülagu. ken­ di adayını ileriye sürüyordu.

I. 119 .120. ken­ ti. Selçuklu haneda­ nı sona erdi. Keykavus’un to ru ­ nu. çoktan. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak sultan. düzensizliklere canı sıkılan H an Ga­ zan. Moğolların genel valileriydiler. ona bağlılık gösterdiler. Selçuklular. sahiplerinin istem ini sezerek. K üçük Asya’da devam ediyor. yüzyıl başına k ad ar yaşam ıştır. onları başarıyla yenilgiye uğratan Sultan III. Moğol hanının derebeylerine dö­ nüşm üştü. Moğol hanlarının isteğine göre göreve gelea vezirlerin ellerinde ta h ttak i b ir kuklaydı. llA f lâ k î. Kısa süre sonra da. sultanın vezir­ leri olm aktan çok. sultanı azletti. o zam an kul ruhlu yüksek ünvanlılar. 14. Mengücük Beyliği’ne dahil olan Divriği kenti. 119. M oğolların beğenmediği. b ir zam anlar. katilleri o yargılam aktadır. vezirler iste­ dikleri gibi çekip çeviriyorlardı. Feram erza'nm oğlu Sultan III. gene onlar tarafın d an dev­ rildi.’" Aflâkî'nin anlattığına göre. sultanı boğdular. Örneğin. E rzincan’­ dan geçmişti. Genellikle. M ısır Sultanı Beybars’ın üzerine hareket eden han Abaka.tek başına Sultan IV. eski yöntem ler. Alaaddin. Moğolların egemenliği sırasında. ama 13. kentliler. Sultanın Küçük Asya’daki m ülklerine kendi m alı gibi egemen oluyordu. Böylece. am a si­ lahlı birinin su rlar üzerine çıkm asına öfkelenen han. han. Yaşam ve ölüm yetkisi vezirdedir. II. erkân ile Moğollar arasındaki sınır çizgisi silinmiş olu­ yordu. artık. K ılıçarslan geçer." b ir kez 2 ya da 3 bin dinar ödemekle yüküm lü b ir kişiye yardım da bulunm ak iste- 10 A flâ k î. feodallarm çaldığı havayı oynayan Sel­ çuklu hanedanı. I. 71 . işleri. Sonra. sultanları et­ kilemede. Alaad­ din K eykubad'ın disiplinsiz çapulcu birlikleri tarafından yağm alandığında. H anedanın düşmesi öncesinde. bunlar. yıktı.

feodal­ lar. Vezir M uineddin Pervaneye hoşgö­ rü ricasında bulunm uştur. gizlice de Beybars’ı onların üzerine yönlendiriyordu. op. Ama.'® ’ Küçük Asya’da feodallar kazandılar. 13 M. Gür­ cü vakayinamesi. Moğol hanının tem ­ silcisinin denetim ine bıraktı. yalnızca H an karşısında hesap ve­ ren.. H er şeye gücü yeten vezir. p. öfkeli vezir. "periler". d e v le t m e c lisid ir . 1278 yılında. beyler) ortaya çıktı. o. anlaşılan. Celâ­ leddin. Süleymansa. 10 bin di­ n a r gibi büyük b ir fidyeye razı olm uştur. başına buyruk d ik tatö r vezir tipi böyle oluşm uştur. Abaka H an tarafından idam ettirilm iştir. Pervane’yi "su ltan ” olarak yüceltm ek­ tedir. belli ki. vezirin kişisel adım ("Süleym an”) im a ederek ikin­ ci kez yazm ıştır: "Devler. 72 . Sultan Süleym an’ın buyrukla- n n a boyun eğerler. Konya halkına kız­ m ıştır. K om şular. yeni m ülk sahipleri (sultanlar. ("D ev” . şeyhin istem ini itirazsız uygulam ak duru­ m undaki b ir "m ü rid ”dir. vezir b u n u reddedince. S ultan’ın m er­ kezi iktidarı güçten düştü ve yerini. esk i R u s ç a "dlv"). sayısız bela beklem ektedir onları ve ancak Celâ­ leddin R um i’nin ark a çıkmasıyla. Celaleddin’in gönderdiği ve vezirin saygıyla göz gez­ dirdiği basit b ir pusula. c lt.— Eninde so­ nunda ölçüyü aşmış.”'^ B ir seferinde. böyle davranm ıştır çünkü. K enar bölgelerde. M uineddin Pervane. bu geçici m em urun yolsuzlukları ve onun iki­ yüzlü politikası —dıştan Mogolları destekliyor. devlere divan durm az. ve M uineddin Pervane. kişisel ya da dar bölgesel çıkarlar gütmeye başladılar. siyasal anlam da bağımsız oldular ve olabildiğince. Moğol döneminde. 58T. B ro sset.yen Celâleddin Rumi. bazan Selçuklu başkentinin yanıbaşında. Bölgelerde. 2) "dev" sö z c ü ğ ü n d e n ç o ğ u l " devler”. Selçukluları artık unutm uşlardır. Bun- 12 B u ra d a ç ev r ilm ez b ir sö z o y u n u var: 1) " D iv a n ”. halkı b ir felaketten k u rtarn aş­ tır.

kendi­ lerinin ve soylarının ellerindeki toprağı tutm aya çalışı­ yorlardı. IS İb n l B a tû ta . bağımsızlığını. K üçük Asya’nın b atı ucunda. K ararlı olarak to p rak birik tiren feodallar arasında. Ka­ radeniz kıyısında Pervanezadeler (Vezir M uineddin Per­ vane. doğal olarak.y a ­ ni 100 küçük feodal onun iktidarını kabul etm iştir. Osmanlı sultanları devletin sağlıklı ve hızlı yükselişini Moğol saldırısına borçludurlar. K astam onu’yu. K üçük Asya'da. Küçük feodallar ona yaklaşıyor. (kısa süre sonra ölen) annesi de buraya taşınm ıştı. 322. am a artık. 73 . bazan gönüllü katılm alarla. gerginlik. 14. Rum Selçuklularının m ülkle­ ri üzerinde doğan beyliklerin ortasında. çağın kaygılı ortam ında. büyük yu rtlu k lar edinen vezirlerin bulundu­ ğu küçük beylikler serpilm işti. doğrudan ardılı en kü­ çük oğlu Cevad da b u rad a yaşıyordu. Sultan Osman konusunda. Selçukluların ge­ niş topraklarım elinde toplayan Osmanlı sultanlarının devleti yaratılıyordu. b u rad a Moğol nizam ları geçerlidir. Atyon Kara- hisar'da S ahiptaoğullan (Vezir Sahip A tan ın soyu). yüzyılın 30'lu yıllarında. onun 100 m alikâneyi ele geçirdiğini s ö y lü y o r . II.’'* Durum. yaşlı Süleym an Padişah yönetiyor. m ülklerin parçalanm asını reddediyor. ve U t b n l B a tû ta . daha az du­ yum sanıyor. II. 1ar. h er yerde böyleydi. Küçük Asya. bazan savaşlarla. başlarında. “Vezir h anedanları” (sü­ lale al vüzera) hüküm darlıkları oluşm uştu. Böylece. henüz b ir ölçüde koru­ yordu. tersine. onda huzur buluyorlardı. Sultan IV. tbnî B atûta. Rükneddin K ılıçarslan’dan Sinop’u al­ m ıştı) vardı. Bizans üze­ rine yaptıkları baskın tipindeki seferler ise. yitirm iş ol­ duklarını geri getiriyordu. gideıek. elverişli koşullardan ya­ rarlanabiliyordu. ik tid ard a blundukları sürede. Osman soyu sivrilm işti. diğer oğlu İb rah im ’i Sinop yöneticisi olarak atam ış. 343. ve Sultan Osman.

.. Aynı dönemde. "önder bey” anlam ında "noyon” sö/cüğü o rta­ ya çıkıyor. 0128. Onlar. 1). 17 B esim A ta la y . 107. yani göçebelerden "ku p çu r” kentlilerden ve tüccarlardan "b ac” ve "tam g a” alıyorlardı. topraktan. yönetim sistem ini değiştirdiler. SP b. s. biran önce. 74 . eskiden ol* duğu gibi kadılara düşüyordu. Bu arada. ayrıca n o t 4. (O ttls k ). K . yani yer­ leşik halktan "k ılan ”. B a r to ld ’d a n a lın m ış tır (P ersld sk a y a n a d p ls n a A n iy k o y m e ç e tl M a n u çe. 116. üzerinde duyum sam aya başladı. agy. kısaca. vergi top­ lanm asını da düzene soktular. s. Vergi­ leri. Sultan Osman Gazi'nin Germiyanoğlu Yakup Eey’e m ek­ tubunda kullanılm ıştır. başlan­ gıçta iç özgürlüğünü korum uş olan Selçuklu devleti. Küçük Asyada "ekonom ide an arşi” son bulm uştur.b ir gözetim kurulm uştur. vergilerin toplanm ası. halkı soymaya bakıyorlardı. s. toprak­ ları üzerinde özgürce. düzenli şekilde toplam ak için. tek p ara sistem i de yürürlüğe konm uş. kesenekler (iltizam) belirlenm esinden devlet için y arar sağlandığına işaret ediyor. sayım düzenlemesi ge­ rekliydi. 300 b in p arça d e r i (k o y u n p o s tu ) 500 a t ve 500 k a tırd ı. 1911.A. kadılarsa sıksık azledildik- leri için.’^ Selçukluların düşüşünün ardından yeni ünvanlar. b u iki terim e Aflâkî'de rastlanıyor. B a rto ld . primi. d a h a ö n c e E. M o n g o lsk o y e u p r a v le n iy e p o k o re n n ım l K ita y era 1 A rm en iy ey . sanlar duyulur: ağa ve belki de paşa terim lerini Moğol- 1ar bırakm ıştır. M. güvenlikli yer değiştirm elere. Y a k u b o y sk l’n ln . hayvanlara ve tarım a 16 Krş. — " K u pçur" te r im i V. yüzyıl tarihçisi). ve "büyük divanda”. O n e k o to r ıh v o s to ç n ıh r u k o p lsa h . “ İlhanlılar” (İran Moğolları) zam anm dan beri. agy. Besim Atalay’m deyimiyle "bu çok güzel a d ”. M oğollaroa B u m a y ü k le n e n h a ra ç 20 b in tü m e n . an­ cak payca —Rus vakayinam elerinde "baysa”— izin vere­ bilm ektedir. S tr a to n its k i.’® H am dullah Kazvini (14. 18 V.”' Moğollar. s. hayvandan. 500 k u p o n İpek. Moğol im paratorluğu. Q u a trem 6 re (o n a g ö n d er m e . halka. Mo­ ğol etkisini. 30). 1913.

ama aynı zam anda yolsuzluklara geniş alan açıyordu. güneyden K aradeniz’e ve K ırım ’a sıçrayan ticaretin kârlı çıktığı göreli b ir güvenlikde yerleşm iş bulunuyordu. çünkü köylüler. tersine. tek ik­ tidar. vergilerin toplam tu tarı. bilgilerin sınırlılığı. M oğollarca getirilen değişiklikler sonucu. feodallar ile köylüler arasındaki bağ çok daha zayıfladı. Konya ve Sivas’a düşm ektedir). feodali atlayarak hâzineye ödüyorlardı. 1276 yılında. yoksa. vergilerini. daha da gelişm işti (1336 yı­ lında bütçe bakım ından R um ’un gelirlerinin iıçte b irin ­ den fazlası iki kente. harcadığım . bü­ yük bölüm üyle. Cenevizli tüccarların ticaret iş­ lem lerinin oylum unun büyüklüğünü dile getirm ektedir.ilişkin istatistik bilgiler b ir araya getirilm işti. gerçekten. Bu durum da. Daha önce de zengin olan Sivas kenti. merkez ile kenar bölgeler arasında ayrılığa götüren ver­ gi baskısının ağırlığını m ı gösterm ektedir. yani kenar bölgelerin m erkezden siyasal kopm asına yolaçan ekono­ m ik nedenler m idir? Selçuklular devrinin ekonom ik yaşam ı karanlıkla örtülüdür. Kuşkusuz. kaçınılm az sonuç olarak. Moğollar zam anında güçle­ nen ticari dolanım dan k âr elde eden halkın refahında b ir yükselmeyi mi doğrulam aktadır. Bu. Küçük Asya’nın Moğol dönem i ekonomisi üze­ rine yargıya varm ak için. Çin'den K aradeniz’e dek çok geniş b ir alanda. bu da kuşkusuz. dolaylı gös­ 75 . kesenek sistem i. faz­ lasıyla geri döndürm ek istiyordu. Ekonom ik karşılıklı ilişkilere. halkın sırtından ne m üm künse koparan ve onun yoksullaşm asına yol açan ve. m ülte­ zim. artık b ir Ceneviz konsolosu bulunu­ yordu. Moğolların ik tid arı sağlam laştığına göre. belki hazine içjn kârlıydı (çünkü devlete b ir elden belirli meblağ sağlıyordu). önem li ölçü­ de artm ıştır. tıpkı kadı gibi kişisel çıkarlarının peşindeydi ve hâ­ zineden kesenek (iltizam) aldığı zaman. Si­ vas’ta. yal­ nızca.

s. J a h a n g ir A q -q u y u n lu . merkezi h ü küm dar ve feodal ara­ sındaki ekonom ik karşılıklı ilişkiler. Küçük Asya’daki yö­ netim örgütlenm esi konusunda b ir fikir verebilir. H ülagu’nun îlh an ulusuna Azerbeycan da dahil ol­ duğu için. P a r t IV.tergelere başvurm aya zorlam aktadır. yüzyıla değin b ir bölü­ m üyle sürm üş olan vergi terim leri. Transkafkasya’da. Terim ler karışım ı (Moğolca. Moğol öğeleri (terim ler ve vergi türleri). Küçük Asya'da. yabancıların egemenlik zam anlarını gösteren ilişkilerin karm aşıklığını dile getirm ektedir. Moğol saldırılarının Selçuklu dev­ letinin yaşam ını altü st etm esinden çok önce. 19. M in o rsk y . b ir som utluk kazandırabilecektir. Döne­ m in finans sistem ini ortaya koyan eski belgeler. S o y u rg h â l o f Q a sim b. 19 V. vol. B u lle tin o f t h e sc h o o l o f O r le u ta l S tu d ie s . kuşkusuz. Türkçe. A. Türklerin ve M oğolların k ar­ şılıklı etkileşim i hipotezi sırada bekliyor. yüzyıl sonu "soyurgal” af k arar­ nam esinde.960. T ürk ve Moğol boyları. T ürk ve Moğol boylarının erken dönem yerleşim haritası. çok da­ ha önem kazanıyor. Küçük Asya’­ da feodalizmin biçim lenm esini açıklayan bu hipoteze. beylerin ödem ek zorunda olduğu. ü n iv e s it y o f L o n d o n . 927 . IX . 15. Küçük Asya’ya Oğuzlar tarafından da getirilm iş olabilir. am a hanın bağışladığı feodal vergiler sayılm ıştır. Arapça ve Farsça). O rta Asya’­ da yüz 5TÜze gelebiliyorlardı. daha O rta Asya’da yerleşm iştir.” Bununla birlikte. 76 .

). 2 V . yazıra boyu. o zam anlar. Or­ hon T ürklerinde soy dizisi artık ayrışm aya başlam ıştı. Ama. 77 . “ Gaziler” ve “ Alplar" .Oğuzların Töreleri.Sımr Beyleri.Oğuz Boylarının Askerî Örgütlenmesi . dokuz boya ayrılıyorlardı (Tokuz oğuz). onlardan sözediyor. B a rto ld . yüzyıl O rhon anıtları. bu soy için bü­ yük b ir iç anlam ı dile getiriyordu. O çerk Isto r ll tu r k ın e n s k o v o naroda. s.' IS 8. eski T ürk boylarından b irid ir. O zam anlar. krş.Kadınların Durumu .Av . ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Oğuzlar . genellikle Türk- lerin siyasal asker-soy birliği gizleniyordu.Oğuzla­ rın Küçük Asya’da Yerleşmesinin Tarihi İçin Toponomi- nin Önemi .. adım k arataşlı olarak değiştir­ miştir. 38. Örneğin.Oğuzlarda İslâm .Küçük Asya'da Soy Dizisi Kalıntıları . F. dokuz sayısı.^ Etnografik terim lerin ardında.Şölende ve Ziyafette Soyun Öncelliği . Güvenlik ya 1 O ğ u z la r ın (g u z la r ın ) ta r ih i "E ncyclopSd le d e r is l a m ” da. Oğuzlar. B artold ta r a fın d a n k ısa c a ö z e te n m iş tir (m a k a le a r tık e s k im iş tir ). şimdi artık yitm iş olan boy adları var­ dı. V.Kurultay ve Sultan Seçimleri Oğuzlar. n o t . K ö p r ü lü '- n ü n n o t la n (A n a d o lu 'd a İ sla m iy e t. Kan Davası . b.Soy Adları ve Lakaplar . Düğün. 37. Yargılama.

"O ğuz E tn o lo jis in e D a ir T a rih î N o tla r ” . M . sanki 11. yal­ nızca 22 boy saymaktadır). s. Oğuzlarda. güçsüz b ir boyu. 10. 1928. Gü­ ney Afganistan’da yaşayan “H alac” ("Kalaç”) halkını oluş­ turm uştur. 4 K a şg a rlı M a h m u d . Oğuz zenginlerinin 100 b i­ ne kadar koyun sahibi olduklarını belirtiyor. 32 v e dev. soy adım kurban etmeye zorluyordu. D lv a n ü L û g a t.® “Dede Kor- 3 P u te şe s tv iy e tb n -F a d la n a n a V o lg u .'^ K aşgarlı M ahm ud’da 22 boyun varol­ ması. Isto r iy a tu r y e ts k o — m o n g o lsk ih narodov."* daha sonra 15. fiziksel k urtuluşları için boy bağımsızlığından vazgeçmeyi yeğlemişlerdir. O rta Asya’dan^ Küçük Asya’ya doğru çev­ re sakinlerine korku salarak hareket ederler.lt T ü rk . yüzyılda Türk vakanüvisti (Yazıcıoğlu Ali) tarafından alıntı yapılan Ra- şideddin'in® 13. artık iki boy kopm uş ve 10. T ü r k iy â t M ecm u a sı. M oğolistan’dan batıya. Meru Türkm enlerinde 24 kıdem) rastlanmaktadır. yüzyılda. Oğuzlar. s. s. belli ki. 56. s. 11. 1939. (F a rsça m e tin ). K öp rü lü . T im u r z a m a n ın d a b ö y le o ld u . Selçuklular önderliğindeki Oğuzlar. 66. I. hem H unlarda (24 görev). aileleri ve sürü­ leriyle birlikte. ar­ tık sürüsü küçük olan yoksulun ezilmesine yol açan top­ lum sal farklılaşm ayı gösterm ektedir. Aral boyla­ rına doğru yer değiştirdiler. yüzyılda. t.da çıkar düşünceleri. Buna. B a rto ld .^ bu ise. yüzyılda. göçebeler için b ir tü r gele­ neğin ürünüydü. V. T a şk en t. onlar. yüzyılda. eski dil form larını yansıtm aktadır. Oğuzların 24 boya ayrıldığını bildirm iştir (bununla birlikte o. İlk kez. 5 T ru d ı V o sto çn o v o o td e le n iy a A r h e o lo g lç esk o v o o b şç estv a . artık soy kütüğünün parçalanm aya başladığını dile getirm ektedir: İslâm döne­ mi öncesinde. b k z: F. “24" sayısı. 7 S o n ra la rı O ğ u zla rın b ir b ö lü m ü y le g eri d ö n ü ş h a r e k e ti aneydan a g e ­ liyord u . 203. 6 V. t. giderek.. 1. yolu üzerinde onlarla karşılaşan Îbni-Fadlan. 25 ve dv. hem de Oğuzlarda (örneğin. K aşgarlı M ahmud. V II. yüzyıla ait notlarından b ir bölüm üyle ay­ rılan Kaşgarlı M ahm ud'un terim leri. 4. (R u sç a ç e v ir i). 78 .— L . s.

79 . K ö p rü lü n ü n direktifine göre ha­ reket eden T ürk bilim adam ları. ss.b ek E fe n d iy e v . yüzey­ sel olarak Rıza N ur ilgi gösterm iştir. köy yerleşim noktalarının listesini içeren bin sayfalık ge­ niş b ir kitap yayımlamasıyla. eski halk geleneklerini vb. İ sta n b u l. T ü r k iy a t M ecm u a sı. m a r q u e a u fe r c h a u d su r le s c h e v a u s â S in o p e . 1928. yeradıbilim ”. Onların yorum ları. G ord levsk i. gene de. Genelkurmay tarafından yayım lanan Kü­ çük Asya haritaların ı gözden geçiren H. sözlü yapıtlarla da ortaya kona­ bilir. Küçük Asya’da günümüz toponom isi de. 140).'“ Belki de. Oğuzla- la n n Küçük Asya zam anını yansıtıyordu.” Türkiye'de. to p ­ r a k ta k e m ik le r b u lu n c a .M ars. vıp. 11 K ö y le r im iz in A dları.'^ herhangi b ir yerleşim 8 “Y e llz a v e tp o lsk a y a b ö lg e s in in K u tk a ş in N u h in k öyü " y a şa y a n la r ı.k u t K itabı”. IX . Oğuz boylarının Küçük Asya'da yayılma alanı. m illiy e t ç i a r a ştırm a cı B e sim A ta la y da y a p m ıştır. S b o rn ik m a te r la lo v d ly a o p is a n iy a m e s tn o s te y i p le m e n K avkaza". b u n la r ın O ğ u z d e v le r in e a it o ld u ğ u n u d ü şü n ü y o r ­ la r d ı (R a şid . dile getiren sözcükleri çıkarm ışlardır. s. Oğuz-Türkmen boyları­ nın Küçük Asya’da yerleşimi konusunda yargı olanağı verecek malzemeyi toplam aya başlam ışlardır. İz j lz n i so v re m y o n n ıy T u r ts ii. Naci. II. J a n v le r .’ Öte yanda. 4 . istatistik yönetim inin. m ad­ dî anıtlarla olduğu gibi. 10 B ü y ü k T u r a n 'd a n K ü ç ü k A sy a ’ya g e le n T ü rk b o y la r ın ın e tn o g r a fik d a ğ ılım d e n e m e s in i. Bu kbnuya. J o u r n a l A sia tiq u e. kn. “yer adları. 1928. Türkiye’de toponom i ince­ lemeleri kolaylaşm ıştır. bkz. 243 . ülkenin eski halkı Oğuzlar konusunda anılarla doludur. atların üzerine basılan dam galarla. Bunun yanısıra. köylerin kökenini. 1922 y a d a 1923 y ılın d a A n k a ra 'd a v erd iğ i k o n fe ra n s raporu: V. F. V o sto k . 204 . karnık). Prof. "destan kahram anları çağı” olarak. köylerde henüz korunan m ülkiyet işaretle­ rinin incelenmesi yardım cı olacaktır. örneğin: (Kargın. s. genel olarak.205. Nihal ve A. 1928 nüfus sayımı öncesinde. yerleşim adları. 12 A n a d o lu ’d a T ü rk lere A lt Y er İsim ler i" .259. 9 T a m g a o u ta g . bazan kuşku doğuruyor (yazmada özgür yakınlaştırm ala­ rı var).

"Türkmen- 1er” terim inin kullanılm akta olduğunu da. bu arada be­ lirtelim . Sayfalarında süıekli ola­ rak bu konuda m akaleler çıkm ıştır. Oğuzlardan yalnızca köy toponomi- sinin sözetmesi. 1935. eski etnografik adlandırm a unutulm uş ya da yerini başka ada bırakm ış olabilir. kültürlü halkın işgal ettiği boğucu kentlere değil. Bayat (N işabur çevresinde) ve Kayı boylarını anım satm ıştır. " O ğu zlara D a ir'’ (A nk ara. 13 Y er a d la r ım ız ın ta r ih e y a rd ım ı (U lu s. bu. 4185). 1933. tek b ir etnografya bütünlüğü gösterm ektedir. ve boyların. Küçük Asya Oğuzla­ rının akrabaları.'^ B ütün bu n lar biliniyor ve do­ ğaldır. A k su " İsp a rta İli. büyük T ürk boylarının ve halklarının batıya göç etm esi olayıdır.'^ Küçük Asya’da. doğuda yaşam akta olduğuna göre. eski Doğu ve Avrupa tarihsel coğrafya yazı­ nının gözönüne alınm ası ve kullanılm asından sonra elde edilm elidir. 1935) k ita b ın d a to p la n m ış tır . Ankara. kuşkusuz. Avni Ali C andar'm malzemesi içinden. Y a za rın U lııs g a z e te s in d e b a s ıla n m a k a leler i. bugün. b ir dizi ildeki köy adları listesinden. Doğ­ ru sonuçlar. özgür alanlara. 282. engin otlaklara koşarak. N aci’nin yaptığı gibi sistem atik olm asa bile. H ü­ seyin Nam ık Orkun. y e r a d la r ı’’ (İsp a rta .yerinde soy terim inin bulunm ayışı. 80 . sonuçlar çıkarm ak için yeterli değildir. Îb n i-B îb î vakayinamesinde. bozkır da y urtla­ nıyorlardı. 1936) k it a p ç ığ ım çık ard ı. M lb n B ib i. B ir s ü r e ö n c e F. artık. siyasal bakım dan dağılmış olan bölüm leri. Hakim iyeti Milliye (şimdi Ulus) gazetesi de. IV. n o . şaşırtıcı değildir. göçebeler. n o: 4852). Selçuklular devletinin b ir yönetim bölgesi olduğu için. ıS B k z: " Y u r d u m u z u n e sk i d ili" (H a k im iy e ti m illiy e . N ihal’in ve A. ben. çünkü.’*' H. Oğuz boylarının anısını sürdürenleri çıkar­ mıştır. Avni Ali Candar. topono- miye büyük ilgi gösterm iştir.

K a şg a r ard ılla r ı K a ra ey ll o la ra k a d la n d ır ılıy o r d u ("K airaev- 111er” ): b u n la r d iğ e r le r in d e n d a h a y o k su ld u . bunlar. Salor da A nkara’nın güne- yindedir (bu soyun dallarından biri K aram an beyliğini oluşturm uştur). ye­ rinden olmuş. Kınık. A nkara dışında yerleşm işti: Çapni. îym ir. am a eski adlandırm alar. Sinop’ta. Adları ise. Alkaevli. T ü r k iy a t M ec­ m u a sı. s. av için şahin sağlam akla uğraşıyorlardı. V II. A nkara ili to p rak larm d a şu soylar yaşı­ yordu: Kayı. Hu- m ann tarafından Tahtacılarla özdeşleştirilen bir bölüm ü) Güneybatı Anadolu’da göçebe yurtluklarına yerleşmiştir. adlarında (sağ kan attan ilk d ö rt boy­ dan birinin totem i olan "doğan”ın”) bozulm adan devam ettiği Akdoğan. Ama. yani A nkara toprağında 24 Oğuz boyundan. K ö p r ü lü . VI. B d. H u m a n n 'ın “V e r ia n d - lu n g e n d er G e se lls c h a ft fü r E rd k u n d e ’'. t . Avşar. Yazır. Şahinler gibi köylere sık ra st­ lanır. diğer boylarda erim iş ve kaynaş­ mış olabilirler. K esrelik . en az 17'si vardı. 18 K ü ç ü k A sy a e tn o lo jis i k o n u su n d a bk z: tz v e s tiy a K a vk azsk ovo o td ela B u s sk o v o k e o g r a fıç e ck o v o o b şç estv a . 193. Bey dili. hızla unutulm uş ya da bozulm uştur. Bügdüz (Çandır köyü). am a belki de. ç a lış m a sın d a n m a ­ k a le ç e v ir is i). 19 A n k a ra ilin d e (Zir ilç e sin d e ) S e n c e r k ö y ü de vardır. "O ğuz E tn o lo jis in e D a ir T a rih ! N o tla r" . b u S e lç u k lu s u lta n ı (M e llk şa h 'ın o ğ lu ) S e n c e r'in a n ısıd ır. s. ya istatistiklerden kaçm ış ya da yok olm uştur. Kargın. B urada.’^ bununla b irlik te Çapni boyunun (K. örneğin. küçük yerleşm e noktaları l6 K r ş: A b u lg a zI'd e " K araeyll" (V. 81 . Çavundur. 1880. Çapni ve Salor boyları. 57. D udurga. Peçeneg. I. Kı- zık (asıl. Bayat. (K . bu ilde bulunan köyleri örnek ola­ rak alıyorum . 4 4). bu köyler. Soyların b ir bölüm ü ise. Oregil.'® A nkara ilinde. A nkara toponom isi. O çerk ts to r ll tu rk m e n e k o v o naroda. hiçbir şey ifade et­ meyen Tava ya da Karaevli'* gibi.Kızığı köyü). 24 (22) boyun birden bulunm uş olm ası da olanaklıdır. Doğanlar. îğdir. B a rto ld . 17 F. Bayın­ dır.günümüz ve Selçuklu dönem i Ankara to p ra k la n b irb iri­ ne denk düşm ese bile.

Güçlü boy oluşum larını. 24 K ü ç ü k A sya'd a O ğuz b o y la r ın ın g r u p la n m a sı k o n u su n d a bk z: M ükre- m ln H a lli. b u ­ ralara. bu boyun soyundan ve ku­ şaklarından bölüntülere rastlamıştır. yalnızca A nkara ilinde değil. d e ğ işik b o y (y a d a u lu s) p a r ç a la r ın ın b u lu n m a sı İlg in ç tir . y ü z y ıld a K u z e y d o ğ u K ü ç ü k A sya’y ı g ezen A. K ırım ’da yerleşen ardıllar. belli ki. bozulm ayı hızlandırabiliyordu. O. h er h a ld e . onla­ rın başarıyla gelişmesini kolaylaştırıyor. 1936. burada. 4473. belli ki. B a y ın d ır'd a n (B o lu civ a rı) b ir z a p tiy e n in N a g a y t ip in e işa r e t ediyor. k u ze y i “T o n o s" a d la rı ta şıy o r d u . p. batıya doğ ru hareket ederken yol boyunca dağılm ışlardır. Oğuzların Küçük Asya’ya aralıksız taze akını.^'* K entleri ya da bölgeleri ele geçiren Selçuklular. 1934. 21 B u y e rler in h a lk ı. s . H an n over. H â k im iy e ti M illiy e.) rastlanm aktadır. n o.^' yani Oğuz boyları her yanda yerleşm işlerdi Kayı boyunun dağılım ını özel olarak incelerken. soy kütüğündeki bozulm ayı dile getirm ektedir. n o . g ü n e y d e . Konya’da ve Zile’nin güneybatısında [Artova’da]. 2. A h la t k e n t in in g ü n e y k e s im i “K açar”. 83. K ars’ta.^ Boylar­ dan bölüntüler kalıyordu. 20 B ir y e r le şim n o k ta sın d a da. M cr tm a n n (A n a to lle n . ö r n e ğ in . 121 -1 2 3 . yerli halk da. “K a y ı’n ın B ö lü n tü le r i” . bu yüzden. ö r n e ğ in .^^ B ütün bunlar. İğdır yerleşim nok­ tasına.. 82 . B ir cam i yapımı. Oğuz boylan. örneğin. Sudak’ı işgal eden Çoban Bey. a n tr o p o lo jik b a k ım d a n g ö ç e b e le r in ç iz g i­ le r in i k o r u m u ştu r . B ayındır’da (İz­ m ir ilinde vb. U rfa’dan M anisa’ya değin çok büyük b ir alanda. Anadolu konuşm a Türkçesinin özelliklerini koruyan koloni sakinleri b ırak ­ m ıştır. Oğuzları yöneltiyorlardı. kalede cami yaptırm ıştır. te r sin e "üçok" b o y la r ı a ğ ır b asıyord u . boylar arasındaki zayıf kcynaşmayı. Çanakkale’den K ars’a. sanki yerleşme anını gösterm ektedir. s. O ğuz b o y la r ın ın d a ğ ılım ı k o n u su n d a M esu t K o - m a n 'ın y a z ısı " K o n y a ” d erg isi. 266). Av- ni Ali Candar. bilinçli olarak parçalayan Selçuklu siyasal sistem i de. 1925. 22 K o n y a y ö r esin d e. 19.(köyler) içerdiğine göre. agy. 23 A vnl A li C andar. k u ze y d e "b ozok ”la r a a lt boylar.

Küçük Asya’da devlet kurulduğu. onları diğer halklarla karışm ak­ tan ve asim ilasyondan alıkoyuyordu. buralarda. boy başkanları olan “beylerin” ik tidarı güçlüydü. sürüle­ rin rahatça otlanabildiği boş to p rak lar vardı. geniş boyutlara varm ış­ tır. — 18. bazan denasyonalize “ulusal niteliklerini bozm ak” oluyorlar. İslâm ­ laşm aya doğru da b ir dönüş vardı. asim ilasyonun büyük m addi çıkarlar sağladığı Selçuklular zam anında. örneğin. Din. C. ken­ dilerini bağımsız duyum suyorlardı. Ama Oğuzlar da ortam ın etkisine uğruyordu. am a tüm bunlar. merkezi ik tidarın otorite­ si. Bizans’ın eski düşm an­ ları Danişmend Y ağıbasan’ın sınır beyleri olan üç oğlu­ nun onayı ve desteğiyle. 13.giderek asim ilasyona “özüm lenmeye'' uğruyordu. hiç denecek kadar önemsizdi. bilinçsizce oluşuyordu. göçebe gelenekleri. “İl” denilen boy birliği oluşturuyorlardı (ve boyun 25 B kz: D o g u A n a d o lu ’d a (e n so n ) “d e n a sy o n a liz a sy o n " (u lu s a l n it e lik ­ le r in b o z u lm a sı) ö rn ek leri. devletin sınırlarında. dağlarda. H a lle a . Batıya ne k ad ar yaklaşıyorlarsa.^ Sınır boylarında. A raplar ve K ü rtler ara­ sında. B ro c k e lm a n n . y ü z y ıl s o n u n d a M ard in ’de A rapça k o n u şu lu y o r d u . K om şuları hıristiyanlar arasında. b ir­ lik ve dayanışm a içinde yaşıyorlardı.s. Oğuzların Küçük Asya'daki durum u. Oğuzlar. 83 .. bu süreç. M erkezden uzakta. D a s N a tlo n a lg e fü h l der T ü rk en lan L ic h te d er G e sc h lc h te . "cihad böl­ gesinde”. çok şekilli ve karm aşıktı. Dinsel ya da boysal b ir kıyaslam a engelinin bulunm adığı yerde. o ölçüde zayıflıyor. 1918. A nadolu’nun doğusunda. p. önceden kararlaştırılm ıştı. Oğuzlar. Oğuzlar. islâm ın savunucuları az ya da çok ayrı b ir ya­ şam sürüyorlardı. Gı- yaseddin K eyhüsrev'in seçilmesi. kent yaşam ının yatkınlıklarım ediniyorlardı. B uralarda. ulusal özelliklerini yitiriyorlardı. S ultan I. burada. çünkü Oğuzlar —Oğuz kitlesi— gene de kötü m üslüm anlardı ve yurtseverlikleri zayıftı. Oğuz­ lar.

İ b n l B a tû t a (II. 369 . A k d e n iz k ıy ısın d a k i M ersin İlin e v e rilm iştir . 941. b ir T ü r k m e n b o y u n u n (y a n i O ğ u z- 84 . Günü­ müzdeki Teke bölgesi devletin güney sınırının tutulm ası için. b u ralar için ‘‘iç-il’’ adı yerleşm iştir. s. yüzyılda. " u çla r'’ d e r k en . 314). P a m y a tn ik i e p o h l B u s ta v e ll. V B a şla n g ıç ta u z u n sü re. Istorik ts a r its ı T a m a rı. 29 ö r n e ğ in . B u n u n la b ir ­ lik te . “İçel" adı. Sufilerde. H u a r t ta r a fın d a n b ir k e z d a h a y in e le n e n esk i b ir y a n lış olarak "uç" s ö z c ü ğ ü n ü n T ü rk b o y u a n la m ın a g e ld iğ i d ü şü n ü lü y o r d u . G ü r c ü B a sili). ş im d i. V. Çayır­ ların oluşturduğu to p rak parçalarına sahiptiler.askerî başkanm a "ilbaşı” deniyordu). K am ereddin’in m ülkiyetindeki topraklar. a. O tia rt'm y a p tığ ı v e so n r a K . B ro sset. 2. Söz konusu boy. B kz. dem ek ki. 61. a y n ı şek ild e .” Göçebe 2 6 Y a z ıcıo ğ lu A li. III. çev ire n ) S. (A bu 'l F ld a 'y ı.^ Oğuzlar. K aram anoglu’na geçince.370. G o rd lev sk l. s. örneğin. D o n n u a . de­ rin b ir dinsel kanı ayrılığı duyan Oğuz Türkm enleri.. bu terim . Oğuz boylarının önderlerine ayrı b ir önem veriyorlar. çengin beklediği yere istekle gidiyo>'lardı. Şah İsm ail Sefevid'- in (Safavî) seferi. T ru d ı M o sk o v sk o v o İ n s t ltu t a v a sto k o v e d e n iy a . V n u tr e n n e y e s o sto y a n iy e T u r ts il vo vto ro y p o lo - v ln e X V I veka. Sınır beyleri (uçbeyleri)^. inanç uğruna. devlet içinde 3İik sek gö­ revlerde bulunuyordu. B a sili. 1938. L. onlara em anet ediyor­ lardı. halkın karışık olduğu bölge çapında siyasal birli­ ğe de geçm iştir. Selçuklular tarafın d an buraya gönderilm iş olan Türkm en Teke boyunu anım satm aktadır. devletin sınırlarının korunm asını. 28B kz: V. sınır boylarına istekle gidiyorlardı. buraya yerleşm işti. daha sonra. T ü r k le r l a m a ç la m ıştır . 92. M„ 1940. baskı önlem lerine başvurm ak ve onları Avrupa Türkiye’sine göçürm ek zorunda kalm ış­ tır. am a 16. D o ğ u h ır ls tly a n ta r ih ç ile r i d e (ö r n e ğ in . S b o rn ik n o . sünnilere karşı m oral gücü yükseltm iş ve hüküm et. K ra liçe T a m a r a 'n ın ta r ih ç is i. B abaların şiî düşüncelerine kapılm ış.^ Küçük Asya’yı ele geçirmede kendilerine yardım eden Oğuzların hizm etlerini anım sayan Selçuklu sultanları.

V. sakinleri. T ü rk E d eb iy a ­ tın d a tik M u ta sa v v ıfla r . 30 V. yerinde duram az. 111. 2.için kent. Yaşam. K öp rü lü . n o t. s. kış gelince Akdenize. Daha 19. 207. sık sık K onya’dan K ayseri'ye ge­ çer.I II. İstan b u l’­ da bulunduğu sırada sıkılan şehzade Izzeddin. b u rala r­ da. bu sözleri nakleden tarihçi Se- yid Lokman. yüzyılda. sürekli olarak kentte de yaşayamayız. b u ru h durum unu çok güzel dile getirm iş. "d ö rt bin savaşçıya eşit”“ al­ pa yüksek değer veriyor. "b ir orduya bedel". yüzyılın sonunda. te­ ke tek vuruşm ayla belirleyen kahram an b ah ad ırlar ("Alplar”) bu ralard a doğuyoi'du. Akdeniz kıyisi boyunca uzanan köyler ve kentler.” Izzeddin'in ağzından. yazın ıssızlaşır. P. İz Isto r ii o s m a n s k o y p o s lo v lts ı 1 p ogovork i. la r ın ) M a n is a y a k ın ın d a k e n d ile r in e a lt m e r a la r d a (f i m e r ’a -i le h ü m ) g ö ­ ç e b e lik e t t iğ in i sö y lem ek te d ir . I I . Antalya’ya gidecektir. tok ve rah at olarak ak ar giderdi. sü­ rülerini alırlar ve yaylalara çıkarlar. Bizans Im p ara to ru ’- na şöyle dem işti: "Biz Türkler. kom şuları üzerine "ak ın lar” (akın) gerçek- leştirirlerdi. ve 13. G o rd lev sk l. B a d lo v y a y ın ı).B ilik”te betim lenm ektedir. v ıp . boğucu sıcaktan kaçıp bu ralard a serinlik ararlard ı. Sınır boylarında Oğuzlara ait sürüler otlar. 273. Bizi. jöizyılda. p . onun içinde de b ir göçebe yaşam ak­ tadır. m erkezi ik tidarın koyduğtı düzenden bağımsız. 85 . 1909. y ü z y ıl) '■ aarib n am e" d e a n la tılm ıç tır . 32 A lp la r ın k a h r a m a n lığ ı — b ir a lp a g e re k li d o k u z n it e lik — A şık p aşa'd a (14. güreş devam ederdi. —savaş değil— b ir tü r spor. 31 D as K u d a tk u E llik (V. J lv a y a e ta r in a . Çatışm anın sonucunu. b ir tü r hapishanedir. Oğuzlar. Sonrasız b ir savaşım. H orasan’da ortaya çıkan savaşçı tipi. günümüz T ürklerinin de iyi bildiği b ir halk sözünü yinelem ektedir: “T ürk için kent hapishanedir’’®’ S ultan da sıkılır. 9. genellikle. şöyle kıyıda köşede b ir yere yerleş­ tir. B kz. da­ ha "K utadgu .^' bu O rta Asya yapıtı. s.

yüzyılın birinci yarısında. Küçük Asya’nın o rta bölüm ünde (Niksar. bunların içinde kaynayan güce verim sağlıyordu. "gazavat” (akınlar. evsiz insanlar^^ "gaziler’ benim sem iştir. "G aziler" k o n u su n d a g e n e b k z: F. 34 S ey id B a tta l G a z i'n in "y a şa m ö y k ü sü n d e " . Seyid B attal gibi (en görkem lisi Seyid Gazi) gerçek inanç savaşçılan da vardır. b u gazilere da yanıyorlardı. Ama alplar ya da gaziler olsun. 86 . Kayse ri. 8. y ü z y ıld a .^ 33 A. 1935. ayrı birim ler değil. b ir dönem bunlar. yağmaya yönelikti. genellikle topraksız. Yapay şekilde dinsel ateş tu tuşturuldugu zam an ise savaşımı. 93. A rap k o m u ta n ı M a slam a’n ın rica sıy la . ve Danişm endler’i saf dışı bırak an Selçuklular. Kuşkusuz. Seyid B attal söylencelerinin temelinde. in e k d e r isin i çok in c e ş e r itle r e b ö lerek İ s ta n b u l k e n t in in y a r ısın ı n a s ıl e le g e ç ir d iğ in d e n söz ed ilm ek te d ir : b u ra d a . Selçuklular için tehlikeli "b ab a” düşüncelerine ka pilm iş çevrelerden çıkan Danişm endler. inançsızlardan ele geçirilen ganimeti. ayrıntıyla an­ latm akta. fetih dü­ şündükleri zaman. am a İslâm laştırm a konusunda susm aktadır. I.82. bu öncü kollardan yararlanıyorlardı. ss. çoktandır “Futuvva" yasası nm birleştirdiği "Rum Gazileri’ nden (Gaziyân-ı Rum) büyük m üfrezelerdi. 101 . L es O r ig in e s de l ’E m p ire O tto m a n . sb o r n ik “FerdovBİ’'. 81 . L. 12. "adam larının” iyi doymasını istiyordu. Vakayina­ me. ve Tarihçi Âşıkpaşazade’nin dediği gibi bunlar. G en e o n u n . ve gâvurlara k ar­ şı savaş. p. 63). Ankara ve diğer kentler) egemenlik sürm üşlerdir. o n u n . s. onları batıya çekiyordu.106. Bu yoksul çulsuzlar takım ına to p rak Vaadeden önü ne geçilmez b ir atılganlık. İ s ta n b u l. hakkında söylenceler oluşan. fetih 1er. seferler. bunların aynı olan düşünceleri savaşa. Y a k u b o w sk i o n la r ı b ö y le n it e liy o r (M a h m u d G azn evid . K ö p r ü lü : T ü r k iy e T a rih i. savaşlar) ilan eden sultan. 1923. Om ayadların Küçük Asya seferlerine katılan b irinin (bir Arap’m) ta rih ­ sel anıları yatm aktadır.

"gazinin”.“ B alkanlarda —S ırplarda ve Bulgarlarda— M arko Krale- viç yaratılm ıştır. 1918). de B elg lq u e . Sorunu en iyi bilen H. Seyid B attal ve Digenis A krit ayır- dedilemez. b u varsayım ı geliştirdi. 1939. 5e sârle. Öz toprağının bağımsızlığım savunan halklarda. yüzyıl başının tarihsel ortam ına ilişkin —Selçukluların Bizans'a saldırısı— gibi im alara da rastlanm aktadır. am a öykünün Arap kaynaklarına uzanan başlangıcı. 34 A. V . Y a k u t'­ u n “C oğrafya S ö z lü g ü " n d e b ild ir d iğ in e g ö re S e lç u k lu la r ın b a ş k e n ti K a y se- r l’d e E b u M u h a m m e d B a tta l c a m is i v a rd ı. t. B u le ttin de la c la ss e d e s le ttr e s e t d e s sciens'es m ora les e t l'A cad â m le B . 143 ve d e v . örneğin. t . bk z: S k azk a o h lt r o s tl D id o n l 1 K o n s ta n tin o p o l (İ z v e s tiy a A k a d em i! N a u k . b ir ıç ortaklık ve buradan koşutluk sağlam ıştır. X I. 463 seq q . D ig e n is A k rit v iz a n tiy sk o v a e p o sa i D a v id S a s u n s k iy (D a ­ v id sa su n sk iy . 12. aynı tarzda söylenceler doğurm uştuı. s.).570. 1936. BizanslIlarda Digenis Akrit. G rSgolre. m ü slü m a n la r ın g ö n • 87 . — ayrıca bk z: S. onlar. X V II. p o s v y a şç e n m y 1000 — le tiy u eposa. Seyid B attal’ın. Greguar. Rum bilgini Karolidis. Erm enilerde David Sasunki.®' "Devgeniyevo deyaniye" daha önce. —savaşçı islam ın kahram anı— Seyid B attal’m yiğitliğini dile geti­ ren söylencelerin oluşum una. yüz­ yıl olaylarını canlandırm aktadır. p. E 14m ents h ls to r lq u e s b y z a n tln s d a n s le r o m a n tu r c de S a y y id B a tta l. 1931. L ’âpopĞe b y z a n tin e e t se s ra p o rts avec I'âpopâe q u e e t l ’âpopâe ro m a n e. h e r h a ld e . Amori hanedanı dönem i olan 9. B y z a n tio n . ve Bizans destanına da y a n s ım ış tır B u r a d a . Seyid B attal efsanesinde. Bu efsanenin son bulduğu dönem dir. Bi­ zans . 35 H. 12. aynı ortam . 563 .Erm eni söylenceleri m üslüm an T ürkler tarafından da kolayca* benim senm iştir. Digenis Ak- rit üzerine Bizans söylencelerinin doğm asında etkili oldu­ ğunu düşünüyordu. 37 tn a n ç s a v a şç ıs ı S e y id B a tta l G a zi tip i. s. Bizans akritlerinin ve T ürk akıncı­ larının içinde bulunduğu aynı koşullar. K y rla k ld es. ikili inanç ortam ı koşullarında ise. B a n k . Y e - revan . Y u b ile y n ly S b o rn ik . bu savaşım. Di­ genis A krit’in ve Seyid B attal’ın tiplerine. yüz- îs t a n b u l’d a b ir c a m i y a p ım ı k o n u su n d a k i a n ıla r y a n s ım ış tır . Sınır boylarında. yakın b ir takım etkiler k at­ mışlardır.

ve daha 10. M ü n c h e n 1909. J a co p . V se o b şç a y a Isto r iy a L ite r a tu n K orşa . Aralıksız savaşlar. doğallıkla. M en zel. Bizans’a saldıran m üslüm an kahram an Seyid B at­ tal. L elb zlg . 39 0 . Rus diline çevrilm iştir. V I. Ve. Suriye'de müs- lüm anlara yükleniyordu. b urada Seyid B attal mezhebini yaratm ışlardır. S e m y o n o v a 'd a n d u y d u ğ u m a göre. D le B e k ta sch l]J e İn ih r e m V e r h S ltn ls z u v e rw a n d te n E r sc lıe l- n u n g e n .K lo ste r SeJjld-1 88 . H açlılar da. yüzyılın ilk yarısında) Digenis Ak- rit destanının tem el çekirdeği oluşm uştur. sınır bekçisi Rus bahadırlarının içinde bulundukları askerî o rtam ı anım sattığı için.® Ama. Destan.^ lü n e u y g u n d ü şm ü ştü r . L e to m b e a u e t la d a t e d e DlgĞnIs A k ritas.508. G reguar’ın. Gazi’nin savaşçı ardılları bektaşi dervişler. E th e m ta r a fın d a n ç e v r ilm iş (D le P a h r te n d e s S a jjld B a tth a l. t . H.h an ı N a sr u lla (1827 . 481 . 38 H. K ita p . IV. Bi­ zans’ın kutsal yeri Nakoleon (sonra Seyid Gazi) kentine düşm üştür. B u h a r a . B y z a n tlo n . " A ü to u r d e D lg S n is A k r ita s” V ll'd e k l İn c e le m e n in ö z e ti. 4 4 7 -•4 6 6 ). S e y id B a tta l a a z l'n in g a za v a tla r k ita b ı. A. — T h . Sam asata yakı­ nında Digenis A krit’in ölüm ü olayını çözüm lerken başa­ rıyla kanıtladığı gibi. G e n işç e 'd ağılan ta ş b a s m a s ı y a y ın .yılda. 28. G rfigorie. Küçük Asya’da hıristiyanlar ile m üslüm an dünya arasında. V o lg a b o y u T a ta r la r ın a İki y o ld a n g e le b ilm iş tir : B u h a r a 'd a n v e so n r a d o ğ r u d a n İsta n b u l'd a n . D a s B ek ta scM . batıya kaydırılm ıştır. p. s. A. çarpışm alara ilişkin anıların taze olduğu sınır boylarında. 1871). S m irn o v 'd a ö z e tle n m iş tir (O çerk Isto r ll T u r y etsk o y L ite r a tu r ı. sınır savaşı. yani Küçük Asya’da. Sam osata yakınında düş­ müşse. öykülerde ve şarkılarda yankısını bulm uş.1860) zaim am n d a T ü r k ç ed en T a cik ç ey e ç e v r ilm işti. R u s ç a o la ra k V. yüzyılda (10. s . Onun mezarı. Hıristiyanların korujoıcusu Digenis Akrit Bizans dünyasının sın ırlan ötesinde. t . b ir bölüm üyle oluşmuştu. çok eskiden başlam ıştı. öy- küsel içeriğinin yanısıra. Askerî kaza­ nım lar duygusunun canlı. akritlerle akıncılar arasında savaş henüz sürerken. kahram anca yararlık şarkıları. 1931. aynı şekilde Seyid B attal söy­ lencelerinde yansıyan Arap yiğitlik öyküleri de b u rad a yaygınlaşıyordu. okura yakın gelmiştir.K lr p lç - n lk o v a .

471. 470 . Selçuklular yok olunca. s. S. A nkara ili topraklarında. B u yüzden. Başka h er boy. O. S ultana başkaldırıyorlardı. boya dayalı ik tid ar an­ laşılır b ir şeydi. ^OAflâkî. bun­ dan dolayı boyun küçük bölüntüleri.Ç eleb i. P u te se s tv ly e .'"’ Bunlar. I. hıristiyanlarla savaşı yürütm ede yardım cı olan. bkz: E v liy a . göreli olarak küçük b ir alan üzerinde. ikili inanç o rta­ m ının b ir yazınsal ü rünüdür: Seyid B attal’m savaş ark a­ daşları. Sultanın siyasetinin da­ yandığı işte buydu. II. B eyld B a t­ ta l .H ü se y in . 4 1 S -4 1 6 . genel olarak. devlet düze­ ninin sağlamlığını tehdit eden b u delişmenliğini ve keyfi­ liğini bilen sultan.G azi (C a fa r İ b n . S ultana bağım lı saysınlar diye. boyları ufala­ maya ve ayırm aya çalışıyordu. birbirinden ayrılm ış durum da güçsüz­ düler: O nlar için yalnızca soya. ara­ da bir. Ama. Îb n i-B â tû ta E rzu ru m ’da G h a z i (M . b u n lar kendilerini soy başkanı olan beye değil. sınır beyleri kendilerinde güç hissettiler. Onların. Selçukluların düşm e­ sinden sonra. boy önderinin çevresinde birleşince tehli­ keli oluyorlardı.). birbirinden uzak­ lara serpilm işti. Seyid B attal öyküsü.125. Yalnızca Sul­ tana karşı duyulan korku. onların bastırılm ası için Amir Arif Çelebi’yi gön­ derdi. Kü­ çük Asya yolculuğu sırasında. S . 82 . b ir defa­ sında. doğal olarak. Oğuzlar. 89 . görünmeyen m üslüm anlardır. S ınırların korunm ası için yerleştirilen Oğuzlar. onlar için yabancıydı. J a h r a n g X X V III. A kraba boylar ara­ sında iç çarpışm alar böyle ortaya çıkıyordu. h er şey değişti. ve onu düşm an olarak görüyorlardı. s. bazan göçebe bo y lan dizginli­ yordu. Türkm en (Oğuz) boylarının çoğunluğunun tem silcileri toplanm ıştı. A b te llu n g II. sultana pahalıya m al olan hırçın ve kendi keyfine göre davranan insanlardı.G a zi) a m s ı İ s ta n b u l’d a d a sü r ü y o r d u . ve Moğol genel valisi E ratn a bey.

h er yıl 24 bin koyun gönderiyorlardı. yüzyıllarda. tutsak. B ayındır boyu. 14. hıristiyan topraklarına akınları sırasında ele geçirdiklerini gönderm ektedirler.. V lla d im ir tso v . 193 . ss.'"^ Kayı boyu (Yazıcıoglu Ali Vakayinamesinde. “Dede K orkut K itabı”nda. “Sağ kol”un (sağ kol) başında Kayı boyu beyleri (ve Bayat). Mo­ ğolların ardından doğan feodal beylikleri yeniden to p ar­ lamış. p. O b şç e stv e n n ıy str o y m o n g o lo v . 1934. b u . t.. boylar arasında sa­ vaş henüz sürüyordu. L .i . 44 K u şk u su z .L en k c o n tr e T o g ta m isc h o .— P etersb o u rg . kentin zarara uğradığı b ir iç savaşa rastlam ıştı. K a y seriy e Ş eh ri. sultanın hâzinesini ve m utfağını dolu tutm ak zorunday­ dılar. 57. "Sol koF'un (sol kol) başında Bayındır (ve Çaudor [Çavundur. Oğuzlar. örneğin. açıkçası. her tü rlü olağandışı olay. “b u n g a r" — sa ğ kol. Haraç. . 148. 15. Küçük Asya’da egemen b ir yer tut- 41 İb n l B a tû ta . süreklilik niteliği taşıyordu. K ö p r ü lü d e d ile g e tir iy o r (B iz a n s M ü e sse se le r in in T esir i.'*^ T ürk boyları arasında öte­ den beri “sağ” ve "sol” kol bölünm esi vardı. E x p S d itio n de T lm o u r . s.'" Ve yüz yıl sonra. s. bk z: H a lil E d h em . sonunda. Büyük Sel­ çuklu S ancar’m (12. 194. 1 ve k a y n a k ç a ). II. ta h ta çıkma. 1. deve. ve Oğuzlar. kol 12 dala bölünüyordu. O sm a n lI s u lta n ı O sm a n ’ın b a b a sın ın r a s tla n tıs a l bir ad aşıd ır. P. Oğuzlar başkaldırınca. olağanın dışında giderlere neden oluyordu. 43 B u b ö lü n m e n in k ö k te n llg l ve ö n e m i k o m ısu n u . Oğuzlarda da böyleydi. yüzyıl) m utfağına.]) beyleri bulunuyordu. "Ç angar" — so l k o l.i Bozkır geleneğine göre. A yrıca bk z: C harm oy. sürü. 294. arm ağan konusunda duyar- lıydılar. n o t. Ve onlar. “arm ağan” ödentilerine son veriyorlardı. 90 . n o t. yüzyuda. V I sfirie. 42 B. bu halk yazını yapıtında canlandığı gibi. am a sultanlar. Sultana. 3. -15. köle türünde doğal "arm ağanlar”. Küçük Asya’nın kuzeydoğusunda. iki T ürk boyu arasında. b ir yer­ de. M âm oires d e l'A cad âm ie d e S t . evlenme. ç. 135. sınır beyi E rtuğrul anımsatılmaktadır)'*'*. ve Osrpanh devletini kurm uştur.

Oğuz için onurlu b ir uğraştı. b ir tüm en. Burada. sultan. Savaş. H a m k o v . Bayındır.'*® 45 B a y ın d ır v e o ğ lu n u n tü r b e le r i ü z e r in d e k i y a z ıtla r . ss. Oğuzların yüksek önderi olarak yüceltiliyor. atlı) 10 bin kişi veriyordu ve yalnızca (Selçukluların içinden çıktığı) Kınık boyu. B kz: A b d u rralıim Ş e r if. soy terim ­ lerinin alışılan yazgısıdır. daha az şanslı Oğuz boylarının eğilimini güçlendiriyordu. 1916. 2 0 . gene de. Ahlat’ta hüküm sürüyorlar­ dı. k ahram anlar doğu­ ruyordu. “Dede K orkut K itabı"nda. örgütlenm enin köklerini ortaya koy­ m aktadır. şurası kuşkusuz ki. O p isa n iy e B u h a r sk o v o h a n stv a . Selçukluların siyasal yengisi. belirli b ir yeri. 48 D a h a so n ra . doğallıkla. s o ç . A. tipik eski Türk çizgisi ortaya çıkıyordu. 182..muştur.'*^ ayrıca bu. str. İ s ta n b u l.4 . 46 N . 77 . Küçük Asya’da büyüm üştü. O rta A sya'd a '‘tü m e n " b ö lg e. Bu ku ru ve yüksek rakam lar. Oğuzlarda. anlam ım yitiriyordu. "B uhara sultanlarına hizmetiyle kendini belirgin­ leştiren Özbek” anlam ına geliyordu. ts it . z e n ­ g in olarak ü n ü vardır. 104. Selçuklulara daha sonra geçen bu terim . Bu. 1843. yüzyılda. onun m addi gücüne bağlıydı. b k z: B e n im " O sm a n sk iy e s k a z a n iy a i le ğ e n d i” (E t- n o g r a flç e sk o y e o b o zrev a n iy e. Kınık bo}aı. göçebe ko­ nağını işgal eden boy parçasıdır. 3 . Oğuz bununla gururlanıyordu. kuşku yara­ tıyor. yani (belli ki. Sanki boyların sayıları aynıymış izlenimi uyandırı­ yor. Bu. 91 . "tü ­ m en”. askerî yiğitliği yükseltiyor. Kınık boyundan. 1932. str . onlar. b ir tü r ça­ lışm a vergisiydi. V la d im ir tso v . belli ki. n o . k a z a d e m e k tir. Kınık soyuna. bk z.80. "Tüm en” terim i. 40 bin kişilik 4 tüm en sağlıyordu.'^ H er boy. A h la t K itâ b e le r l.'*® 15. B u h ara’da "u ru g d ar” ("soy sa­ hibi”). A iıla t h ü k ü m d a r ın ın .2 1 ) . O rdu önderinin önemi. öbür boylardan d ö rt k at daha fazla sayıda kişi alıyordu. artık tüm üyle sayı. sp b . 47 B .. s. Mo- ğollarda boyun 10 bin savaşçıdan oluşan b ir yüksek as­ kerî birliği anlam ına geliyordu."tüm en” kendine özgü b ir resm î birim .

M oğol a k m la n s ır a s ın d a T a ta r la r a r a c ılığ ıy la R u s ç a y a d a g ir m iştir . korunm a için ileri karakollar var­ dı. "Solovo o polku tgorove” de. askerî birlikler.'” artçi (çağdol)®’ gibi. ondalık sistem e göre kurulm uştu. 150) b ir yerd e " D uyd ar b e g i” o la ­ rak a n ılm a k ta d ır . artçı) yeniden. 880. B u - h a r sk o v o h a n stv a . Ve belki. Sudak seferi sırasında. a y r ıc a B a b u r ’d a k a z a d em ek o la n " b ö lü k " sö z c ü ğ ü K ü ç ü k A sy a T ü rk le r in d e “ a sk e ri b ö lü m ” d e m e k tir. Oğuz boylarından toplanan ordu. sultan ordularının kom utanı Ço­ ban. T atarlar da. ileri karakol. bk z: V . Kü­ çük Asya’yı doldurduğu zam an. Oğuz boyla­ rının savaş taktiğinin T atarların (Moğolların) savaş yü­ rütm e yöntem lerine benzediğini düşündürüyor. IV. öncü (karol). onlarda devriye (talaya). K rş. kom utanlardan S e m y o n o v . kısaca bunlar. Ama. T a şk e n t. str . O çerk p o z e m e ln o — p o d a tn o v o i n a lo g o v o v o u s tr o y stv a b. E n e y c lo p id ie d e l'I sla m . 92 . B a rth o ld . öncü. 39. kom şuları tarafın d an çoktan çözülm üştü: Bizanslı N ikifor Grigora bundan sözetmek- tedir. yeniliyorm uş izlenimi vererek bilerek geriye çekil­ miş. Polovets’lerin îg o r’- un ordularını nasıl üzerine çekerek pusuya düşürdüğü­ nün ve sonra üzerine saldırdığının öyküsünü anlatm ak­ tadır. 74. böyle hareket ediyorlardı: 16. Askerî birlik ler için özel terim lerin varlığı (sağ kol ve sol kol. Yazıcıoğlu Ali Vakayinamesi. h e r h a ld e b u . p r im . gene de düzensiz b ir kitle değil. " T ü m en " s ö z c ü ğ ü n ü n e tim o lo ­ jis i v e k a v r a m ın İ ç e r iğ in e b k z: W. T atarların askerî ustalığına şaşırm ıştı. ■ — '‘K araul". 1701. düşm anı kaleden uzaklaştırm ıştı. IV. daha önceden belirlenm iş görevleri yerine getiren örgütlü askerî birliklerdi. T ürk savaş taktikleri. “D u m d a r b e g i” y e rin e b ir b a sk ı h a ta sıd ır . 50 V a k a y in a m e d e (Y a z ıc ıo ğ lu A li. b u insan çığı. yüzyılda Rusya’yı ziyaret eden tngiliz Fletçer. İstan b u l’un ark ad an kuşatılm ası) eski yön­ tem leri yansıtm aktadır. III. h atırı sayılır b ir gücü tem sil ediyordu. Osman­ lIların Bizans’a saldırısı da (Avrupa’ya geçip önce Edirne işgal edilerek. B a d lo v sö z lü ğ ü . 49 B u sö z c ü k . Örneğin. çarpış­ m a sırasında. 1B?9. Oğuzlarda.

tehlike zam anında. Örneğin. — B kz: ayrıca. seferberlik duru m unda yaşayan boylardan oluşturulm uştu. sürekli elinde bulundu la n yürüklerde de (yörüklerde Ç. 82ı 52 B . Nizam-ül-Mülk (bl. Z o lo ta y a Orda. dıyahbaşı (onluk grup başı. Oğuzlara O rta Asya'dan getirilm iştir.. s. 1880.v- şa u sk a y a d o lin a . B uhara'da da. 184. eski ve yeni âdetlere uyarak. putperestlerden. Y ürüklerdeki "Ocak”. herhalde. Sel çuklularm ordusu. H am k ov. korkusuzca kendi 51H. bu ordu. Z a p isk i B u s sk o v o g e o g ra fiç esk o v o o b şç estv a . yanla rında. büyük rol oynuyor du.. Farsça. b ir yerde. "pıyancabaşı” (ellilik grup başı. 30 aileden oluşuyordu. b ir yıllık yiyeceklerini ve b ir yayla 30 ok getirm e lerinin zorunlu olduğunu belirtiyor.söz ederken. G rek o v 1 A. “serverler”den ("server”.® Bu düzenin kalıntıları. Make donya'daki eski M anastır ilinin. hem M oğollarda hem Türklerde olduğu gibi soy ve boy hiyerarşisine dayalı dönem ini sürdürüyordu. "30’ sayısı ise. T im ur ordusunun donatım ını an latan tarihçi Mir hand. önder. beylerine bağlılıklarım . h er 50 seçme “gu- lam ”m (bunların sayısı belki 200'dür) başına b ir “n akîb” yerleştirm eyi salık veriyor. V. S red n y a y a Zera. ellübaşı) Devletin kuruluş gelişmesinin ilk aşam asında. Y a k u b o v sk iy . barış zam anında olduğu gibi savaş zam anında da devlete yüküm lülüklerini yerine ge tirerek. soy düzeninde. ordu. Savaş sırasın da. XIX). agy.Moğol hal kından savaşçıların. s. t VI. altı aylık yiyeceklerini. s. 82 . on­ başı). yani O rta Asya T ürk . bu da. 30 oktan oluşan b ir sadakla ifade ediyorlardı. on sayı­ sına göre örgütlenm işti.). 1937. 93 .83. devam ediyordu. başkan) ve "elliliklerden” (ellibaşı) söz etm ekte­ dir. Ama. h er an savaşa hazır. L. bugünkü Serfiyçe kenti nin Küçük Asya'ya göç eden Rumeli T ürkleri b ir süre önce saptandığına göre. B undan başka. B a d lo v .

özverili cesaretleriyle göze çarpıyorlar­ dı. Ama. Y azar. N ih a l v e A. " U lu s” . g e n e bk z: H ü se y in N a m ık O rkun . “değerli" ("aziz”) Kınık boyundandı. “Selçukname"de. 55 Z iya G ökalp. R eşideddin’in anlattığı gibi. bunu. Selçukluların (son sultanının) kendi yerini alacak yeni b ir gücün gelmekte olduğunu görerek. ' s. Bunlar. Osman Gazi’- ye. (agy. "sultanların içinden geldiği" Kınık boyunu yerleştiriyordu. “alp” sanı çoktan eklenm işti. 201). Oğuz boylarını sayarken. 94 . daha sonra seçilmiştir. 185. a 38. M illi T eteb b û le r M ec­ m u a sı. anne tarafından ise hüküm dar soyundan gelen Lokm an Han. on­ lar için geleneksel b ir şölen. K m ık b o y u n u n a d ın ı t a ş ı ­ y a n 15 y er sayıyorlar. 24 Oğuz boyunun başında “Sa- lo rlar”m bulunduğundan sözedilm ektedir. Kınık boyu. d o k u m e n tı n o : 185. V II. B erg a m a 'd a K ın ık n a h iy e s i b u lu n ­ d u ğ u n u a n ım sa tıy o r. Selçukluları.boyunun yardım ına atılan seçme. n ° 4871.254). t. ayrıcalıklı alplar ve bahadırlar grubu bulunuyordu. Sultan A rslan’m adına.. m ektuplarla sınır beylerine duyuruyordu. 54 H. başlangıçta. 437. ss. E sk i T ü rk lerd e İ ç tim a i T e şk ilâ t. b u n d a n b a şk a M a ra ş'ta (A h m ed B e fik .^ Sefere niyetlenen sultan. n ° 4. d o k u m e n t n o: 159) (" K ın ık U şa k ” ) vardır. Bel­ ki de bu cesaret. A n a d o lu 'd a O ğuz B oy A dları. 56 P. gölgede kalm ış bulu­ nuyordu. sanki.^ K aşgarlı M ahmud. 253 . Küçük b ir Oğuz boyu temsilcisi.'® Sonuncu düşünce. 1935. B iz a n s M ü e sse se le r in in T esiri. age.^ Örneğin. K ö p r ü lü . bağımsızlık simgesi olarak davul ve sancak gönder­ diğine ilişkin söylenti. bu boyun ani yükselişini haklı çıkarır gibidir. "şilan”^ düzenliyor. N a ci.. Selçuklularda devletin askerî te­ meli konusundaki anıların ne denli güçlü olduğunu dile getirm ektedir. sultan. 57 T ü rk ler ş im d i " şö le n '’ şe k lin d e yazıyorlar. koyun- 53 T ru d ı V o sto çn o v o o td e le n iy a . Oğuz boyları üzerinde yük­ seltm iş ve küçük b ir boya. K u z e y S u riy e 'd e (a y n ı yerd e. s. ta h t hakkını sağlam ıştır. Oğuzlar toplanınca. Selçuklular. sağduyulu ve bahtı açık”. “her yerde say­ gı gören”. “bahadır. ilk sıraya.

T u m a n sk i ç ev irisi. 215. P r e u s slc h e n A k a d em ie d er W is se n s c h a fte n X X X V . Bu. S avelyevu " L a n u G a lsa n a G o m b o y eva . bu hukuk. Alaaddin Keykubad. 109 .K agan e" (S o - v e tsk a y a e tn o g r a fiy a . D rev n iy o b ıç a y r a sp re d e le n iy e k u sk o v m yasa. Düzyazıya kaçan. 1. 414 . 210). n ° 5. tim in s k o v o k P. I z v e s tiy a V o sto çn o v o e td e le - n iy a A r h o lo g iç e sk o v o o b şç estv a .127. İ s ta n b u l’d a O ğ u z s ö y le n c e le r i y a y ım la n m ış tır (b a n a u la ş m a d ı): W. " tsto r iç e sk a y a p ra v d a v ı le ğ e n d e ob O ğ u z . S e lç u k lu la r d ö ­ n e m in e d e ğ in T ü rk h a lk la r ı ta r ih in in a şa m a la r ın ı belirtiy o r. belli ki.1ar kesiyordu. s. sonradan eklem eler yapılm ıştır.34. A. töre gereğince. 1 2 1 -1 3 3 . A şk abad. A bdu lkadir. N . 1897). s. — N . B . s. R a h m a ti. i . A yn ı yer­ de. O ğuz K a ğ a n D e sta n ı. B a n g — Q. 128 . vıp . kendine özgü b ir sofra töreni şarkısı olan koşuk parçası­ na. " P rim eç a n ly a n a p lsm o N . 27 . spb. K ö p r ü lü . 6 0 Y a z ıcıo S lu A li. Küçük Asya’da ulu b ir devlet kuran göçebe halk.^' Yazıcıoğlu Ali V akayinam e’sinde. ayin m asası çevresinde­ ki Oğuz boyları tem silcileri. tem sil­ ciler. sç. s o h r a n iv ş iy sy a u k ir k izo v (— k a z a k o v ). agy.43) m a k a lesin d e. c. ss. 1935 g. O ru n v e Ö lü ş M eselesU T ü rk H u k u k v e İ k tis a t T a r ih i M ec m u a sı.418. Şiir. boy önderlerinin "şölende” oturm a düzeni anlatılm ıştır.. S. İ sta n b u l. llm in s k iy . III. "yer hiyerarşisi” özenle gözetiliyor. yüzyılda da. A yrıca bk z: S itz u n g b e r ic h te d. sultanın ta h ta çıkışında da yapılan es­ ki b ir ulusal kutlam a töreniydi. göçmen yaşam ının geleneklerini.136. Oğuzların efsanevi atası Oğuz H an ta ­ rafından kutsal kılınmıştır. b ir anlam da. — Z iya G ö k a lp . 61 O ğ u z d e s ta n la r ı ve 24 O ğ u z b o y u k o n u s u n u A bu'l G azi B a h a d ır h a n d a y in e le m e k te d ir (R o d o slo v n a y a T ü r k m e n . 1860. 13."* Ziyafette. alışılm ış hukukun belirlediği yerlerinde oturuyor­ lardı. b ir parça kızartılm ış yağ alırlardı. B ernştaim . T ü r k E d e b iy a tın ın M en şei. M illi T e te b b û le r M ecm u ası. 1935. alışılmış "tö re” hukukunu sürdürüyordu. göçebe yaşam ım dile getiren eski yemek alışkanlıkla­ rını yeğliyordu.^’ Töre’nin. Oğuzların alışılm ış hukukunun tutkusuz sürdürücüsü Sultan I. kuşku- 58 P. 1932.®^ O rtak yağı yiyen Oğuzlar. s. 33 . 95 . n ° 6. s. Oğuz Türkleri. 5. A. I. sultana an t içmiş olurlardı. ç. K ö p r ü lü b u n a İşa ret e tm iş tir (T ü r k E d e b iy a tın d a i l k M u ta sa v v ıfla r . 59 F.

şiirin sonundaki özel adların seslendirilm esi (ve biçimi). II. s. " S o n ra h a lk a a v lık ta u lu b a ş b a t” . Y apurlu“ — Avşar. Oğuz -han söyledi. M urad için yazılm ıştır. sağ kolun beylerbeyi ilan olunsun. — şöyle belirledi töreyi. ey kardeşim : — B aştan Kayı oturacak.en azından. 24 bojoın adlandırılm ası konusu üze­ rinde b ir kez daha durm ak isteğiyle. parçanın çevirisini aktarıyorum. A n a d o lu ’d a İ sla m iy e t. — O. Sultan II. — şu şekilde öğüt verdi — töre oğullarına yol olsun diye. Türkçe m etnin işlenm esinin . 6 6 B eşld ü 'd D ln 'd e.^ H autsm a'nın yayımladığı m etin özensiz hazırlanmış- tır. K .*^ "H anların atası. s. d iz e a n la ş ılm a m ış tır . M Y a z ıc io g lu A li. s. 203 . tabii. yüz­ yıla değin uzandığını ortaya koyuyor. — sonra Alkaevli ve Karaevli.204. Tundırga. III. n o t. B e şid e d d in 'd e A lk ır e v ll v e K araevli. Kızık**^ ve sonra Bek- 62 A b d u lk a d lr. ağırbaşlı. Oğuzların (20. et- nografik terim lerin. 15.233) ta r a fın d a n v e rilm iştir . onun ardından Düker. M . 67R eşldü'd D ln ’de: K a n k . 37. Z. 64 A n a liz T h. H o u tsm a (D le a h u z e n s tB m m e . b ir önceki şiirde aynı göründüğüne göre. ş im d i e sk im iş tir (bkz: F. han ola­ cağı için. W. a g y . H alk şarkıcıları "ozanlar” ya da “âşık lar” tarafından yaygınlaştırılan ik­ tid ar üzerine resm î görüşler. Y ayırtı. k u rallar ve ikram da yine — şu düzende olmalı. (Osmanlı sultan­ larının içinden çıktığı Kayı bojm nun egemenliği konu­ sundaki varsayım da. yüzyıla değin bırakm a­ dıkları) eski geleneğinin sürdürücüleri rolüne düşürülm e­ si de. 65 M etin d e. m a k a le. — o da Ba­ yındır olm alı — Töre. — sonra. R aşideddin tarihinden alın­ tı bulunan bu parçada da yansım ıştır.‘® am a. 219 . — Dedi: Sonra Kayı..“ — sonra Yazır otursun. sonra Bayat . b u rad a yer alm aktadır).suz. 96 .. k u şk u su z . yolları ve yasaları. K ö p rü lü . 123. 1). k o p y a e d e n H o u tsm a . Sultanm hiçbir zam an güçlü k arşıtları olm ayan "ahilerin” sıradan düzen koyucular. — Tö­ reye göre sol kolda da beylerbeyi olacak.

o zam an ötekiler de yararlansın. 76 V. s. — ve sağ kolda en sona Kargın. 125 . O p ıt slo v a ry a tu r k sk ih n a reçiy . s.22.022) g ö n d erm eler var. ve P. bu dü­ zende dağılsın soylarla dallar arasında. s u y la k a r ış tır ılm ış . M elio ra n sk i’y e (ZVO. 21 . s. s. agy. 73 R eşid ü 'd D in 'd e: B ü k d ü z. A n a d o lu d em iry o lu a ğ ı İsta sy o n u . Rum Selçukluları için b ir ideal olan Bü­ yük Selçuklu. 11. t . SOUstav lo v a vı Y ase (b kz: Q. krş: A la y u n t. savaş okulu olan av alıyordu. 74 R e şid ü ’d D in 'd e: " y iv e '’: H o u tsm a (D le O h u z e n sta m m e . R a z v a lln ı sta r o v o M erva. av M oğollarda da sevilen b ir uğraş ola- 68 K a şg a rlı M a h m u d ’da: P e ç e n e g . 42): “Y avu k " y a d a "Y ıvık". 79 V. küçük kardeşi Biceneg^ — sonra Çaundur.^® Yivak^'" ve Kınık. am a. 2227). y ü z y ıl. '^2 (R a v e n d l’d e n ). 854: “k a m ra n '’ (K a za n T a ta r d ili) . 70 M etin d e .deli. B a rto ld .^ — Bu soylardan herkese dağıtılsın — eğer kalırsa. savaşın yerini sportif oyunlar ve özellikle.) B ru sse l 1939. u r u g te r im le r i: so y te r im le r in in u y u şm a z lığ ı k o n u s u n ­ d an . 77 M etin d e : soy. s. — Beylerin görev ve sanları..”^® Bu düzen.A rto v a ’d a " A la n y u rt” ] 72 R eşid ü 'd D ln ’de: U rek ir (krş: A nkara y a k ın ın d a U r eg ll d e m ir y o lu is ta s y o n u ).. Barış zam anında. X IV . — îşte bu düzenle oturm ak gerek. spb. s. 71 B e ş id ü 'd D in 'd e: U la y o n tlı. yüzyılda sı­ kıca gözetilm ektedir. Cengiz H an’ın®° belirttiği gibi. 75 M etin d e : M u çla r m ü ç e sö z c ü ğ ü bk z: A bdulkadiT. 021 . B a rto ld sö z ed iyor (O çerk Isto rli T u rk m en sk o v o n a rod a. O so sta v e V e lik o y Y a sı C ln - g lz h a n a . J a k o sv k iy .126. 226) o k u ­ n u ş u şö y le veriyor: “Y a v m ” . [T o k a t . Sultan Sencer^’ zam anında. V.30). K ü ta h y a 'd a .^’ yanına çep ni'’“ b ir de Eynürle Salor otursun. "a rtır ise a y ru ğ ı h o ş gö reler’'. O çerk is to r ii tu r k m e n sk o v o n a ro d a . — sonra Alayünlü^’ ve U rakir^ — îgdir. k a y n a tılm ış in e k s ü tü . — önlerinde payları olm alı. Y e n isey y a z ısın d a " d ü ğ ü n ar­ m ağan ı" . m e tin d e . V ern a d sk iy . 1 3 1 -1 3 2 . 29 . t . Bükdür. 6 9 R e şid ü ’d D ln ’de: ç a v u n d u r . R o d lo v . R a d lo v s ö z lü ğ ü n e (IV. s. A. a d ı ç ev r e sin d e m a sa lla r y a r a tı­ yord u : b k z: V. Sol kolun başında Bayındır olacak. s. orada V.” Ku- m us ve “K ım ran”^^ aynı bu düzenle — içilmeli büyükler­ le küçükler arasında. V III. 1894. Ç inl. 12... 78 Ç eviri v a r sa y ım la v e r ilm iştir . — onun altında. s. a y rıca m e tin d e “b ıy ık ’’ şe k lin d e . O n u n a n ıs ın ı M erv h a lk ı s a y g ıy la koruyor. 97 . M ü k r e m in H a lil (agy.

. K ö p rü lü . bir Sultan uğraşıydı. R a d lo v a ) s. 1908. ona eşlik ediyordu. P e r e p e lin ıy sp o r t u T a şk e n tsk ih sa rto v . (daha sonra Rusya’da benimsenen) geleneksel. Oğuzlarda. V. — . kn . — A yrıca krş: M. 47 . K ö p ­ r ü lü . bozkır feodalinin kendine üzgü b ir do­ ğal yükümlülüğüydü. 84 F. doğallıkla. İz n a b iü d e n iy n a d tu r y e tsk o y p esn ey . Selçuklular da. agy. Büyük Selçuk­ lu Melikşah zam anındaki av törenlerini anlatan özel bir "Av K itabı” ("Şikârnam e”) vardı. ik i k u şu n . b ir za­ m an. P a ris. 68) y a b a n d o m u z u a v ı y a p ılı­ yordu: İ z n ik ve İ n ö n ü a r a sın d a S u lta n I. K ö p rü lü . n ° 4. J iv a y a sta r in a .39. 31. s. ss. 268. avın başında “em ir” bulunu­ yordu. K üçük Asya'da "büyük av” (ulu av)®"* yıl­ da iki kez oluyor ve 15 gün sürüyordu.rak savaşa hazırlarken. av. 215.®^ Bu b ir soy ve boy töreniydi. G avrllov. 83 F. eskiyi özenle koruyorlardı. "erki sınırsız" vezir Sa'deddin "K öpek”. n o t.®' Bozkır Türklerinde. G ize ta r a fın d a n k a y d ed ile n ) T ü rk h a lk tü r k ü le r in d e k i şiir se l tip le r g ö s­ te r m ek ted ir. sonra sürülerek sıkıştırı­ lıyordu. 132. La F erse d 'a n jo u r d 'h u l. Oğuzlaim kuş ve 81 E. G ıy a se d d iu K e y h ü sr ev ’in ç o c u k ­ la r ın a o rm a n d a y a b a n d o m u z u sa ld ır m ıştı. s.51. avdan (si- gor) ezeli biı^ T ürk geleneği olarak sözediyor. 1909. 98 . sevilen b ir hü­ küm dar uğraşı. A u b in . n ° 4. "Sözlük”te. şahinle yapılan av. 34 . — K ek lik ta sv ir in e . B iz a n s M ü e sse se le r in in T esiri. aynı zam anda ekonom ik önem de taşıyordu. B u a v m K ü ç ü k A sya'da n e d e n il y a y g ın la şm ış o ld u ğ u n u (P. K ü ç ü k A sya’d a b ir yerd e y a r a tı­ la n v e T ü rk h a lk tip le r in in ve b e tim le m e le r in in y a r a tılm a sın ı e tk ile y e n D ig e n is A k rit R u m d e s ta n ın d a d a T aşlan m ak tad ır.40. çok eskiden beri yaygındı. 1909. K açar Şahı yüceliğinin tüm parıltısıyla b ir yere hareket ederken elinde şahin tu tan b ir şahinci.“ Rum Selçuklularında. bu. M.®® geniş b ir alanda hayvanlar gözetlenip izleniyor. E tn o g r a flç e sk o y e o b ozren iye. 82B kz: “K u ta d g u B ilik ” (İzd. 34 . god X V III. G ord- le v sk ly . ss. S iY a z ıc io g lu A li'd en g ö r ü ld ü ğ ü g ib i (III. av başkanı "em ir” görevinde bulunm uştu. III. Asya'nın her yanında. 212. O SY azıcıoglu A li. d e lik a n lı ve g en ç k ız a r a sın d a a ş k ın d o ğ u şu . 1. k e k li­ ğ in v e ş a h in in a r a sın d a k i sa v a şım b iç im in d e b e tim le n iy o r : bkz: V. T ü rk E d e b iy a tın ın M en şei M illi T eteb b û le r M ec m u a sı.®^ K aşgarlı M ahmud.. 79. s. — P. s.

At. koluna kap­ lan kuyruğu "K ufas” bağlanıyordu. Küçük Asya’da. da. A. P. akınlar yapan binicinin sevinciydi. ve yabancı 87 " K u tas" k o n u su n d a bk z: P. m . Tam ara'- nm kocası David Soslani.®^ Kuşa başarılı isabet durum unda. kaplan ve yaklar bulunuyor muydu. ve ona M acar ve Kafkas (tavlin)®’ atları getirilm ektedir. sultanın zevkleri incelm ektedir.. Küçük Asya’da. ihsanda bulunuyordu. O rta Asya’dan gelme betim lem elerdir. Çi- haçev'in atlasında. Gürcü kralı.. ve 13.. okunu kaplana isabet ettirirse. kuşkusuz. yüzyıllarda. vakanüvist tarafından. daha O rta Asya’da oluşan düzeni koruyorlar­ dı. k o n sk o v o pribora.vahşi ha 5Tvan totem leri. o d e jd . "S ultan ”. İzm ir’deki Mü­ ze M üdürü Selahattin K an tar’m savladığına göre. İzm ir bölgesindeki Selçuk’ta (eski Efes). Y a z ıc io g lu A li. Sipahilerin varlığı.16. Sultanın atalardan kalan b ir başka tu tk u su daha var­ dı. Küçük Asya'da. i. düşük düzeydeydi.®® Bunun yam sıra. İsabetli vuruşlar ödüllendiriliyordu. b ir at karşılığında. Ama. 99 . bunu dile getirm ektedir. belli değil. 15 . bugün de panterler bulunmaktadır. 341. s. Y a z a rın “U lu s" ta k l m a k a lesi. örneğin. tüm bunlar. 88 B kz. 12. Öğrenim. genel olarak askerî hizm et yapm aya uygun kişilerin el isabetinin ve gücünün sağlam laştığı sportif askerî oyunlara dönüştüğünü gösterm ektedir. boy töreninin yalnızca soy üye­ lerinin değil. 28 Ş u b a t 1938. Sultan sağ kol ve sol kol beylerini ve sipahileri (sultanın kişisel hassa birliği "oğlanlar" da katılıyordu) b ir aıaya getiri­ yordu. Eğer biri. Selçuklular. O p isa n iy e s ta r ln n lh r u ssk ih u tv a re y . sp b . daha doğrusu. S a v v a ito v . Kale ve köyler verm işti. 1896. "İzm ir'd e K a p la n V ar m ı Y ok m u ? ’' 89 B kz. İzm ir çevresinde öldürülm üş b ir panteri yansıtan gravür bulunm aktadır. Büyük b ir at hayranıydı. Nizam-ul-Mülk-ün "Siyasetnam e”sinden kop­ ya edilen. Önasya’da ata yüksek değer veriliyordu.

Oğuzları gözlemlediği sıra­ da. Küçük Asya Türkm enlerinde. b i ' halk öğü­ dünü anım sam aktadır: "K ardeş yabancı adı alm ak. ulusal gelenekleri zorla yok ettiği ölçüde. kem iklerini yakarak külünü rüzgâra savur- m uştur: O. Ama. İ sta n b u l. yüzyılda Îbni-Fadlan. yüz­ yıl Türklerinin p u tp erest cenaze ayinlerini bulm uştu. ik i-ü ç yüzyıl geçtikten sonra. daha Uygur- larca Çinlilerden alınan “b itik ” (mektup) sözcüğü onlar­ da tılsım la eşanlamlıydı. Oğuzlar resm î olarak m üslüm andı. ve daha uzun süre. daha 13. s.^'" 10. a m a ç a lış m a g e n iş b ir e n to g r a fy a ve s o sy o lo ji m a lz e m e si İçer­ m ektedir'. düşm anın “ru h u n u ” to praktaki sığmağın hu­ zurundan yoksun kılm ak istiyordu. Oğuzlar.. Bugün bile. 8. 321. ve eski. onlarda. 91 T ü r k m e n A şire tle r i. henüz putperesttiler.”’’ Sel­ çuklular döneminde. eski düzenlerine sıkıca sarılıyordu. am a bu. çağlarca oluşan yatkınlıkları ancak yavaş yavaş de­ ğiştiriyordu. m üslüm an olurken. onlar. 100 . T u r k m e n il. Yeni. Küçük Asya’da. soy adı ya da lakap. Oğuzların m üslüm anhğa antipatisi daha güçlüydü. ölünün gövdesini örten toprağın kutsallığı konusunda. ya- 9 0 M a teria lı p o is to r ll. herhalde. onların çift adiarı vardı. alfabeye Oğuz­ lar. düş­ m anı Danişmend Yağı B asan’dan öç alarak. m üslüm anlara güvensizliği kanıtlayan b ir atasözü devam etm ektedir: “M üslüm anm yolundan gitmek olmaz. Örneğin. yüzyıl başında. onun meza­ rını açmış. 1. m üslüm an.din adam larınca yaygm laştınlan yazıya. boysal. is^ lâm. K m p eryalist savaş sır a sın d a T ü r k iy e ’de ç a lış m ış o la n A lm a n la r (m ü h e n d is F rey lih ve R a u lig ) ta r a fın d a n h a z ır la n a n b u k ita p — b e şy ü z s a y fa d a n fa z la d ır — n a s ıls a fark e d ilm e m iştir . boş inanlı b ir korkuyla bakıyorlardı. 1332 (1916). 311. işin dış yüzüydü. Eski adla­ rını Tcoruyan Oğuz m üslüm anlan. içgüdü ile.. henüz İs­ lâm öncesi (Şaman) anlayışıyla dolu olan Selçuklu. Fadlan.

’^ Bazan soy adı. Oğuz’a dayatılan yeni ada ü stü n ge­ liyordu (örneğin. Seyfeddin K ara Sonkor. Selçuk­ luların eski düşm anı. kuşkusuz daha ağır basıyordu. t . S b o rn ik M uzeya a n tr o p o lo g u 1 e tn o g r a fil. II. D o g a n h lsa r. R a d lo v . V. eski adlar. Aymak. Boy lakapları. N o g a y sk a y a sk a z k a o b A k -K ö b y o k e. 189 . 95A flâ k î. Sultan kinlenen ve b u yüzden iha­ net eden Danişmend Yağı Basan. am a sıradan sipahiye feodal vakayinam ede yalnızca b ir kez rastlanm aktadır: Salor Yoluk (Yuluk)’'* Arslan. 14.”” İkili ad. yüzyıla değin tutunuyor: Sultan Velet’in m üridleri arasında E m ir M ehmed Sokurci (bu­ rada Oğuz totem i “sonkor”. Ladik’teki inanç Bey’in adı gene Oğuz totem ini yansıtan. 327.196. Fahreddin Arslan Doğmuş. Amasya çevresin­ de de göçebelik ediyordu) iki ad taşıyordu: N ureddin Tugrak. 56). kom şular üzerin­ de korku doğuran. 384. 227 (M an as ü z e r in e ).bancı ulusa benzemek dem ektir. 13. soyunun adını taşıyordu. onun çocukları da iki adlıydı: Seyfeddin Salor. — A y rıca krş: K o n y a İlin d e b u g ü n k ü y e r le şim n o k ta la r ı: D o g a n b e y . H üsam eddin Timur. Şemseddin A ltunpa vb. ve adı. örneğin: Ziyaeddiri K ara Arslan (askerî artçı b ir­ lik başkam ). belki. II.. s.’^ 92 V. M ubarizeddin Ertokuş. anlaşılan. "Slovo o polku îgorove”den Polovets hanını anım satan d ik tatö r vezir Sadeddin Köpek. kardeşi Doğan Paşa vardı. 94A flâk i. Şemseddin Oğuz. F a d lev . Amasya valisi (Aymak. "K aym arlı” yöneti­ cisi. B asit savaşçılarda. s. yüzyılda yüksek yöneticilerde boy adlarına eğili­ min başka örnekleri de var. 314. görülüyor)’®bulu­ nuyordu. (islâmm derinlem esine girm ek durum unda olduğu) saray ya da m em urlar züm resinde de görülm ek­ tedir. O b ra ztsı n a r o d n o y L lte r a tu n tu r k sk ih p le m e n V.. E m ir Oğulbey’de olduğu gibi). 93 K rş: P. 101 . yani şahin. 9 4M ü k rem ln H a lil b ö y le o k u y o r (agy.

26. s.İbn . s. H outsm a'm n kuşkulu varsayım ına karşı çıkıyordu: "Kılıç . U ç e n iy e z a p isk i RA N tO N . M elioronski. k a h ra m a n la r ın a n ıt m ezarları k o n u su n d a bk z: A. M ak sim ov.215. H o u tsm a . op. s.Arslan”. daha sonra sikkelerde de. Refik tarafından yayımlanan. B u n u n la b ir lik te . am a onlarda. s.a ra b isch es G lossar.’®Sol kol boyu K ınık'tan gelen Selçuklularda. Selçuklular sojoınun ikinci adıdır (krş. — D a h a g eç d ön em d e. erkek totem leridir: Kılıç (erkeğin silahıdır). . İ sta n b u l..Kutıimtş . 209 . 98 T lı. s. yüzyılda da rastlanm ak- tadır. a sla n . ve d a h a son ra B iz a n slIla r d a ). H autsm a’nm düşündüğüne göre baba boyunun ve anne boyunun totem lerini gösterm ek­ tedir. VI. A. 16. lie r a u sg eg e b e n u n d e rlg u te r t. M.Arslan” birleşim in­ de. atala­ rın işleyip geliştirdiği zorunlu yaşam norm ları törede yer 97 A. Arslan. 1939. 27. 1931. vop rosu o to te m iz m e u n a ro d o v S ib iri. h. îkili ad "Kılıç . tz v a y a n iy a i iz o b r a je n iy a Ivov v ı Iran e. M ejd u n a ro d n ıy sy ze d p o ir a n sk o m u is k u s stv ü i a rh eb iogil. Arslan. 16.. seyrek olarak. boyun kökeniyle ya da soyun totemiyle bağlantılıydı. L eld en . H ou tsraa'd an b a ğ ım sız olarak. Selçuk'tan daha küçük b ir alt birliğin soy adıdır. Süleyman . sanki. M ısır d a . Burada. t . Oğuzların islâm ı benim sem esinden sonra da. E in T ü r k lsch . H o u tsm a . 100 T h. h er şeyden önce. III. ama. iki sözcük de. 99 tr a n d a k i a sla n la r ü z e rin e . belki. 1894. O sm an lI D ev rin d e T ü r k iy e M a d en leri. M. bunlar arasında yaygın b ir kıbç saygısının anısı yatm aktadır. 102 . A. R o m a sk ev iç. totem lere b ir inancın da bulunm adığı isim­ leri tahlil eden P. genel olarak. a sla n p o stu . çok e sk id e n b eri ik tid a r sim g e siy d i (H ititle r d e . 26. a sla n k u y ru ğ u . m adenlerle ilgili belgelerde.Selçuk). R e fik .Ars­ lan .*” “Kılıç” adında.’^ Oğuzlarda lakaplar. “Arslan lakabına da rastlanm aktadır. N . b u k o n u y la ilg ile n m iş tir {K.L. Bunlara. b a şla n g ıç ta . 980 yılında Oğuz adlı b ir eski sipahiden sözediliyor. c lt. lo rn a n d ’m bildirdiğine göre. 7 ve d ev . n o .).tb n . yan­ sıyan eski İran am blem ine ("aslan ve güneş”) duyulan heves dile gelmektedir. sık sık “çakır" (aladoğan) la­ kabı beklenir gibidir.îb n .

çoktan. şapkanın yere çalınm asının um utsuzluğu dile getirm esine'^ benzer. bu. “çeri” ve "yasa” norm ları bildirilm iş­ tir. IV. Alaaddin K eykubad’dan çok önce görünmeye başlam ıştı. "Oğuzname’ yi çok iyi bildiğini gururla vurgulam aktadır. soy kütüğünün çözülmesi süreci. eski askerî "çeri” ve sivil "yasa” k ural­ larını gözetiyordu. am a (Ahmed Refik’in yayımladığı belgelerden görüldüğü gibi. devleti uçurum a sü- 101 Y a z ıo ıo g lu A li. 103 . bu.Bîbî'nin vakayinam esini yazdığı 13. III. Oğuzların alışılm ış hukukunu. o. yüzyılın sonu­ na doğru. toplum sal ya da özel yaşam ın h er adım ı. değişiklik. onun eskiye. 103 Y a z ıc io g lu A li. Oğuzlar. sevinç anında. belirtm ek gerekir ki. Selçuklu devleti ü st zümresi. törenin koruyucusu. Sultan I. Sultan I. 102ibn l B îb l. şapkalarını ("külahlarını") havaya fırlat- m aktadırlar. (başları daim a ö r­ tülü olm ası gereken) m üslüm anlar olduklarını unutarak. tipik b ir sevinç ifadesidir. Sultan I. küçük ayrıntılar bile. 17. Ama. yüzyılda bitm em iş olsa da) aralıksız devam ediyordu. dede­ lerinin eski geleneklerine bağlılığı. tarihçi için. Küçük Asya’da. Saray yaşam ın­ dan (sivil) mahkemeye kadar. daha yarım yüz­ yıl önce egemen olan ölçülerdeki sadelikten ne denli uzak­ laştığım açıkça duyum suyordu. Selçukluları erişilmez b ir do­ ruğa yükselten ideal hüküm dardı. Belli ki.alm ıştı.'“' Ama.'” "Oguzname''de. îb n i . 217. 105. III. yani Alaaddin. kural­ lara bağlanm ış bulunuyordu. Oğuz boylarının önderi Selçuklu sultanıydı. yavaş. "Oğuzname’ nin kesin buyruklarına dayalıydı. Ala­ addin'in. belki de (harfi harfine yorum u da inandırıcı olmayan). devletin görkem li gelişme ve yücelme çağında devam eden göçebe (boy) gelenekleri­ nin gücünü dile getirm ektedir. Alaaddin K eykubad’- ın ölçülerindeki sadelik. 114. Vakanüvist.

Öğrencisi yükseldiği zaman. îzzeddin Keykavus. P u teşestv iy © v ı v o s to ç n ıy e str a n ı. çavgar. h er şeyden önce. kızıl T ürkistan atlası Örtüyorlardı. cum a günleri. Oğuz gelenekleri. ilk danışm an odur. ç . " a ta ” olarak adlandırılm ıştır. bunlar endogam “içten evlenme” evlenmelerdi. t . am a gene de. 114: "ve b ir n ö b e ti c e n ib e ti 'y e d e k at. si­ yasal düşüncelerle karşı taraftan . Sultanın güvendiği kişi. ç. Düğün törenlerinde. 106 de R u b ru k . R ubruk. üzerine. Gıyaseddin K eyhüsrev’in cese­ di (Rum larla çarpışm ada ölm üştü) Konya’ya getirildiği zaman.” K rş: P a lla d i’n in a n la t tığ ı M oğol h a n la r ın ın cen a ze le r i: V. X X V .T. m üslüm anhktan önceki gelenek­ ler gözetiliyordu. evlenmeler. S ultanların harem leri esirlerle doluydu. tz k o m m e n ta r iy e v k afcaroosm anskom u p erev o d u h r o n ik i m a lo a z ia ts k lh S elç u k ld o v . z iy n e t. büyük b ir etki kaza­ nıyordu.rükleyen yeniye k arşı nefreti sayesinde olm uş gibi görü­ nüyordu. s. onun vasisi. onun binek atım (türbesine?) yerleştirm işlerdi. ona.'“ gezisi sırasında. 104 . G ordlevskiy. II.’^ tnsanın yeryüzündeki bağlı dostu ve yoldaşı at. Kılıç A rslan’m "tem iz soyun­ dan” gelen Erzincan beyinin kızını ("melike") gösterirler. b ir Moğol m ezarının çevresin­ deki yüksek sırıklara. Cenaze sırasında da. s. çünkü o. Sultan I. Türkm en kadın daha yakındı: Sultan I. renkli şekilde ortaya çıkıyor. ayrıca. onurlu "atab ek ” sanı devam ediyordu. " a n d a m ü lâ z ım k a d ı ve k ız ıl a tla s b ir K e s tü a n ı (T ü r k ista n 'ı? ) b ir le h e r a z in e “sü s. V op rosu o p o g r e b a in ih ob rya d a h tu r o k 1 m o n g o lo v . K . v. boy içinde yapı­ lıyordu. 105 Y a z ıc ıö g lu A li. ta k n a z v a y e - m o y h r o n ik i İb n i B ib i. s.” g ü n m ü r e tte b k a lu b tu ta r la r d ı. 80. oğlu. I. 6 . III. atabek. B a rto ld . Selçuklular. ölüm ­ den sonra da sahibini koruyan b ir tılsım a dönüşm üştü. tzzeddin Keykavus’un evlenmesi sözkonusu olunca. şehzadenin eğitimci­ si.’^ Oğuzlarda. Bizans’tan ya da Gür­ cistan’dan eş alıyorlardı. zengin bir ayin sof­ rası düzenlemişti. 65. h er yana 4 olm ak üzere 16 a t postu 104 B u k o n u d a a y r ın tı iç in bk z: VI. Selçukluların saray yaşam ında.

B a rto ld . I. varlığını (40 bin dirhem ) seve seve dağıtmış- tı. V o sto k . (hond). Öldürmeye karşılık öldürm e gerekiyor­ du. kadın hayırseverlerin (Selçuklu "prenses­ lerin”) adları yer almıyor. t z j lz n l s o v re m y o n - n o y T u r tsll.asıldığını görm üştür. 361. 105 .H atu n ”).’"^ "K an bedeli” bazan büyük tu tarlara ulaşıyordu. sıfatlarla yer değiştiri­ yor. vakayinam ede değinilen ad lar da gerçek ad­ lar değildir. savaşta kahram anlık gös­ terdiği doğrulanm aktadır. daha önce yararlandığı özgürlüğü alm ıştı: K adınlar. "Dede K orkut K itabı”nda. 1. Celâleddin Rum i'yi hoşnut etm ek için.’°’ Bu ünvana yalnızca Selçuklular devleti toprağında (Niğde ve K ayseri’de) değil. O n y e k o to r ıh v o s to ç n ıh r u k o p lsa lı. kadını gizliyor ve h a tta aşağılıyordu. 111V . p rim . dostunun evinde saklanan bir katil için düşm anlarına "kan bedelini” ödediğini an latm ak tad ır. 120. resm en. 109 N iğ d e ’d e H o n d k o n u su n d a b k z. str . VI. "k u n ” parası ödem ek de olanaklıydı. G ordlevskiy. Aflâkî. I. K a y seriy e Ş eh ri.'“ îslâm . s. s. tıpkı bunun gibi. örneğin. "dirliği ve inancı tem iz”.'” lOTAflâki. Sultan tarafından yönetilen m ahkem ede."” M üslüman dini. vezir M uineddin Pervane’nin Celâleddin Ru­ m i’nin ricasıyla. eski yön­ tem ler egemendi. 32. 3. 206. lOSAflâkt. Osmanlı devrin­ de B ursa’da da rastlan m ak tad ır ("Hondi . Örne­ ğin. "şölene” katılıyorlardı. am a kan. 0133. kadından. ya da. k n . mevlevi- ligin başkanı tarafından büyülenm iş olan Alameddin K ayşar (Aksaray hüküm darı). (anıt yapılar üzerindeki) yazıt­ larda genellikle. Rum Selçuklularının tarihçisi müslü- m an A ksarayi'nin kadın konusundaki düşüncesi de alçal- tıcıydı. 110 H a lil E d h em . adlar. kadının da. Selçuklular çağında. kısaca sultanın ya da sarayın çevresinden kadın ünvam olarak "hond”da yer alıyor.

İslam boyun eğmek ve ödün verm ek zorundadır. Türklerde. Iz- zeddin Keykavus’un dayılarına bağlı olan H alco’te G^ura- da b ir zam anlar M elikşah’m kardeşi T utun”^ hüküm dar­ dı). 163. Güçlü kadın. 115 p . fiilen. Sultan I. gene de. îb n i . 114 V. eski boz­ kır gelenekleri kortm m aya devam ediyordu. 116 Î b n i B a tû ta . 4.filo s o f e p o h i k r e sto v ıh poh od ov. A yrıca M ü k r e m in H a lil (agy. V o sto k . dinin koyduğu p u tları kırm ayı başarabili­ yordu. yani N ilüfer’e”® rastlam ıştı. II. B a rto ld . s. II. 134. gelenekler ve yaşam ın istem leri karşısın­ da. kocasının ölüm ü üze­ rine. M u su lm a n sk Iy m in is tr . m üneccim ].B atûta. (B ilü n ? ) (B kz. atabek Şihabeddin Doğrul yönetici olsa da. Küçük Asya tarihinde. dindar vo ü stü n b ir kadın olarak tanıtıyor. annesi Azize yerine getiriyordu.”^ Bazan ödünler veren İslâm. küçük yaştaki Melik yerine “o torite vekili \ e devletin yöneticisi” görevini. [uğurlu ile uğursuzu bilen falcı. kocası Sultan O rhan adına kenti yöneten "Beya- lu n ”a. B iz a n s im p a r a to r u n u n k ız ın ın ad ı d a N ilü fer 'd i. h a n M u h a ın m ed U z b e k 'in k a ­ r ısı o la n . onu. onun mesleğiyle. yüzyılda da.B atûta. İznik'te. daim a islâm m k oru­ yuculuğunu yapan Îbni . sul­ tanın m utlu ve m utsuz saatlerini kestiren. Osraanlı toplu- m unun (islâma kapılmış) yüksek çevrelerinde. 1924. Ama bu. erkekler arasında dolaşıyordu. 63) o n u " tu tu ş ” şe k lin d e a d la n d ırıy o r. 323. ber saatini yönlendiren b ir "m üneccim e” olm asıyla açıklanıyordu. “tu d u n " ü n v a n ı. d em ek . III. kadının. k n .B ib in in annesi. önceden bilen horos Fastas et nefastas. 113 Y a z ıc ıo ğ lu A li. s. 14.”’ H alep’te. 383). î b n i .”'’ Daha geç dönemde. Ne var ki. G lz e 'n in ö n e r d iğ i o k u n u ş. 106 . İ b n i B a tû ta . Yazıcıoğlu Ali (1218 yılında) yalnızca Tayfa’dan söz ediyor.. p u t­ perest oldukları sürece egemen olan gelenekleri yumu- 112 B elk i b u b ir ad d e ğ il de. onun yerini aldığı d urum lar olm uştur.

kadın. vezir M uineddin Pervane. Alaaddin Keykubad. 118 Y a z ıc io g lu A li. b ir za m a n la r . Alaiye. 202.Fadlan. K v o p ro su o v lly a n ll tu ry e tsk o v o y a z ık a n a arabskiy. kadınlar. t. onun karısı Gürci H atu n ’u almıştı. yüzyılda. s. kadınla ev­ lenir” diye yazıyordu İbni . ço­ cuklarından en büyüğü. kadınlar. "K arısı ve çocukları bulunan b iri ölünce. din adam larının baskılarını savuş­ turuyordu. yüzyılda îb n i . Z apiski k o lle g il v o sto k o v ed o v . 107 . V. I l9 lb n l B a tû ta . satıyordu. Oğuz boyları başkanının sanını verm ektedir. Konya’ya gir­ diği zaman. I II .B îbî’de es- 117 P u te şe s tv ly e tb n F a d la n a n a V olgu. örneğin "cabuaa”'^ yani Or- honca "vabsu” gibi eski sıfat ve sanlara da rastlanm ak- tadır. Yaşamda. belki de li­ m an yaşamı.”®Akdeniz kıyısında (Alaiye’de). ca d d ey e a çılıy o r d u . e v le rin p e n ­ c ereleri s o n r a d a n o ld u ğ u g ib i a v lu y a d eğ il. (daha önce hapis­ te bulunan) Sultan I. soy kütüğünün yansım alarını koruyordu. belki hıristi- yan gelenekleri etkili oluyordu. örne­ ğin. m üslüm an yaşam biçimine benzemiyordu. yakın m em urlardan birine veriliyordu. yüksek çevreye (örneğin sultanlara) erken mal olan çok karılılık konusunda sus­ m aktadır. henüz açık dolaşıyorlardı. Yeni inancın buyrukları. "yabgu” formvmda. [îb n i . II. h er şey. 61. pencerelerden alayı seyretm işler­ di. 120 VI. tum turaklı Arapça ünvanlarm yanısıra.”^ Bu kez. Yacızioğlu Ali’nin belirttiğine göre. Oğuz müslümanla- rina henüz yabancıydı. G o rd lesv k iy . Bizans kenti K olonoros’un yerinde ortaya çıkm ıştı. 256. Sultanın dul karısı. 273. Küçük Asya'da. 14. burada. ve onlarda her şey eskisi gibi ka­ lıyordu.Fadlan. eğer annesi değilse. sultanın ölüm ünden son­ ra. Yeni karşılıklı toplum sal ilişkilerin k ar­ m aşık durum a soktuğu yüksek devlet iktidarı düşüncesi bile. "Dede K orkut K itabı”."’ Ama. s. Arapça olarak kazılan anıt yazıtlarında. (b u ra d a k i “d e r lç e ” “sa ra y la r ” d e g ll de “p e n c e re ” ) d o ğ ru a n la d ıy sa m . islâm m zayıf ilkelerini kırıyordu. 10. E ğer b en . Çünkü. K onya'da.

o zam an.’^"* sonra. 124 ib n l B tbî. hanın ilan edildiği boylararası ortak toplantının eski işlevlerini sürdürüyor­ du. 123 V.’^®sultan. seçilenin çevresinde ayakta durarak. 403 -4 0 9 (v o tsa r e n iy e U raz . müslü- m an kurum u olan "m ecliste” görüşülm üyordu. onun ardılı sorunu. 1864. II.’^' Selçuklularda. m. S e lç u k lu s ik ­ k e le r in d e . sp b . erkân. 97.M u h a m m e d a ).'^ Sultanın sarayına 121 îb n l B îb l. üzerine yağm ur gibi dirhem ve d inarlar (gü­ m üş ve altın sikkeler) savruluyordu. ordunun eski örgütlenm esini yansıtan eski T ürk sanlarının sürm esi de doğaldı: "Yabgu” ve “şad”. V e ly a a n h o v . 125 V. Yazıcıoğlu Alinin bildirdiği ta h ta o tu rtm a töreni. " S b orn lk M u zeya a n tr o p o lo g u 1 e tn o g r a r il" m a k a lesi. İssleclo v a n ly e o k a sım o v sk lh ts a r y a h 1 ts a r e - v lç a h . Z ernoz. V. Alıştığı eski form lardan istem eyerek vazgeçen bozkır insanı. önünde üç kez eğiliyorlardı.400. r v . 251. s. Sultan öldüğü zaman. M araş beyi N usreddin. Ka- ram anoğulları hüküm darlarında. ç. 395 . 122 Y a z ıc ıo ğ lu A li. Oğuz boylan tem silcilerinden b ir k urul olan "k u ru ltay ”ı topluyordu. ordunun sağ ve sol k anatlarının başkanlarıydı. t . henüz devam eden eski Türk geleneklerinin aynısını canlandırıyor. s. s. kurultayda. B ir seferinde. böyle anlatıyor. Selçuklularda kurultay. IV. B kz: E c ş id ü 'l D ln ’de d a m g a ta s v ir i (T ru d ı V o sto çn o v o o td e le - 108 . K ın ık b o y u d a m g a sın ın (u c u y u k a rıy a d ö n ü k ok ) b u lu n d u ğ u n a işa r e t ed iyor. sonra. Oğuz beyleri. 28). 314. kol­ lara alınarak kaldırılıyor ("taşınıyor”) ve tah ta oturtulu- yor. b u s ö z c ü k k o n u su n d a bk z. ona bal ve kımızla dolu sağraklar sunuluyordu. Oğuzların alışıl­ mış hukukunu anım satm ıştı. h er yanda duyum sanıyordu. B a rto ld (O çerk is to r ll tu rk m e n sk o v o no ro d a .ki Türk sanı "T u tu n ” ("Tudun B ehadır”) şekli de var­ d ır]. Osmanlı tarihçisi Lütfi Pa­ şa. v e a y n c a 280 (K u r ’a n ü z e r in e y e m in de b u ra d a d ır ). Şöyle diyordu: "Büyük k ar­ deş varken küçüğe serverlik düşm ez” (“Aga varken eyni- ye serverlik değmez.. düşünce ayrılıkları başgös- term iş.

toprağı. 16. daha 15. 127 Y a z ıc io g lu A li.. ss. türkülerin yazarı da çabucak unutulu­ yordu. bozkır adam ı sultanın iradeyi dağıttığı son olaydır. 24). s. oğul­ ları arasında soy "uluslarına” bölüyordu. 1933. 128 Y u s u f Ziya. 38). bu. H a lk E d e b iy a t A n to lo jis i. yüzyılda bile vardılar. (Prof. iktidarı güçlü olduğu sürece. s. F. Alp Arslan önünde toprağı öpüyordu.) h er yanda ağır ba­ sıyordu ve îra n kültürüyle beslenm iş yerleşik kentli ile. K ö p r ü lü (B iz a n s M ü e sse se le r lııln T esiri. Ve ozanlar. 257. 11. göçebe Oğuz arasındaki uçurum . toprağı öpü­ yorlardı. 129 A gy. çocuklar. toprak ları 12 parçaya bölmüştü. yabancı b ir mevlevi olan n ly a A rh eo lo g io esk o v o o b sç estv a . S u lta n II. Büyük Selçuk­ lular. o n İk in c isi k ız ı t s m e t û ’d D in G ev h er H a tu n ’d u (b kz: 'E kler"). 126 B e lir te lim kİ. K a şg a rlı M a h m u d 'd a S alor- la r m d a m g a sı d a h a çok. 11. 109 . K ö p rü lü n ü n ortaya çıkardığı) anonim ozan örneğinde görüldüğü gibi. s. 12. daha Büyük Selçuklularda var olan gele­ neği izleyerek.’®’ “H alkın sesi” de saraya girebiliyor.’^®Ozanlar. burada. Selçuklularda. K azakların bugün de koruduğu bir terim olan "B ahşi”’^ idi. şiir. Şam an dini izlerini taşıyordu. yılda b ir kez. Sultan II. Selim ’in "ordu şairinin” adı (ya da yazınsal takm a adı). "Oğuz geleneğine göre” eğiliyor. " K ın ık ” d a m g a sın ı ç o m a k o la ra k a n la m ıştır . t .gelen beyler. bağlı beyliklerle ilgili tören düzenini henüz bilm i­ yorlardı.14. — F. n o t. Kılıç Arslan böy­ le davranm ış. 5). 13 . yüzyılda. O. İ sta n b u l. K ılıç a r sla n 'ın o n b ir o ğ lu vardı. R eşid ü 'd D ln ’ln K ın ık İçin d a m g a ta s v ir in i a n ım ­ sa tm a k ta d ır . Sultan I. s. Bizans İm p arato ru Roman Diojen de. R um ’a kişi­ sel yurtluğu gibi bakıyordu. sık sık halk ozanının türk ü sü duyuluyordu. yalnızca. Oğuzlarda töre (alışılmış hukuk. (— E d eb iyat ser isi. halk şairleriydi. babalarının önünde eğilmeye geliyorlardı. III. yüzyılda. V II. Oğulların bölgelerinden sultanın divanına gelir gelmiyordu. Sultan.'^'^ Bilindi­ ğine göre.

am a Selçukluların gene de Küçük Asya'da. O. Celâleddin Rum i’nin oğlu B ahaddin Veled’in. Pgr. üzerlerine T ürk'ü salacağım. m üslüm an sofuluğuyla ağulanmış Kaşgarlı M ahm ud’da. kent k ü ltü rü vahaları yalnız başına görünüyordu. 131 Ö rn eğ in 16. İranlılar da. Bağdad'da tah rif edilmiş olan b ir "hadis" anım sadı ğmı anlatıyor: "Benim. Osmanlı aydınlarına İran ­ lIlardan geçm iştir. doğuya yerleştirdiğim b ir ordum var. Türklere bu gözle bakıyorlardı: Ubeyd Zakani. 145. adlarını Türk koydum. Öfkemi ve gazabımı onlara bıraktım . d a y ısı S u lta n A h m ed ’d en .479. daha 11. B artold .”’^“ Aflâki. ve kurallarını çiğneyecek b ir kişi ya da halkın bulunduğu her yerde. s. M üslüman kültürüyle "ışıklanm am ış” basit insan "T ürk”ü. Türkler halife üzerinde güç kazandıkları zaman. mevlevilerin Oğuzlar saye­ sinde yükseldiğini ve yoksul. 110 . h iç b ir şey o k u m a y a n " saf y ü ­ r e k li b ir T ü r k ” ( 'T ürk ü sad e id i" ) o la ra k söaeten ek ted ir. A talarının düzenlerini ve söylencelerini özenle savunan göçebelerin yerleştiği boz­ kırların ortasında. "Türkler. bilisiz köy halkım söm üren güçlü feodallara dönüştüğünü unutm aktadır. Oğuzlar yabancıydı. Aflâki’ye. II. bu benim intikam ım olacak. geleneksel aşağılama. bk z: V. müs- lüm anhğm kalesi olduklarını. A yrıca. dem ektedir. “Risalei T ârifât”ta. O rta A sya'da d a "T ürk"e b ö y le b a k ı­ yorlardı. y ü z y ıl şa iri M esih l. deccahn ön haber­ cisidir”.”' 130A flâkl. olasıdır ki. y a b a n c ıla r ın bu İ lg isiy le ala y ederek şö y le sö y lü y o r: “Y a A rab’d a n y a A cem 'd en y ü r ü g el b iz e ’’ (Y a arab - d a n y a a c em d e n y ü r ü g e l). yüzyılda yer alan “tanrının felake­ ti” b arb ar T ürkler konusundaki eski uydurm aları yine­ lemekte. 478 . Oğuzları um acı gibi görüyordu. U lu g b e k i y ev o vrem ya. B abür. b elk i.Aflâkî’nin gözüne çarpm ıştı.

). n o .-18. O rta Asya ya da Moğol boz­ kırlarından getirilen. halk türkülerince sürdürülüyor ve halk bu türküleri severek dinliyordu. Yüzyıllarda K üçük Asya Göçebe Boylarının Örgütlenm esi "Oğuz zam anı” ("Oğuz Zam anı”) Osmanlı dönem in­ de uzun süre am m sanm ıştır. K üçük Asya'da. yüzyıllar belgelerinde. Küçük Asya’ya. Osmanlı 1 B e lli k o n u la r ş im d i de K ü ç ü k A sya'da h e n ü z y a şa m a k ta d ır. bk z: “B e y . uzun b ir süre yaşam aya devam ediyordu.' Soya dayalı içgüdülerin yankıları. Oğuzların eski örgütlenm esi. yansım ıştır. 1938. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Selçuklular Devrinde Oğuzların D urum unun B ir G örünü­ m ü O larak 15-18. 111 . Ana­ dolu’da Türk "aşiretleri” (göçebe boylan) üzerine 16. şo h lr ’de bir E r m e n in in n o t la n ” (Ü lk ü . daha. kuşkusuz. B ir bölüm üyle "Dede Kor­ kut K itabı”nda yansımış olan Oğuzlar üzerine söylence­ ler. 2 ve d e v .

buyruklar yayınlarken. “Y örük” (göçebe) terim inin çok eskiden yerleşm iş olm ası m üm kündür. Ferm an no: 205. “Yü­ rü k ler” ve “Türkm enler" sözcüklerini kullanm aktadırlar. 246 no’lu belgede ise (s. O kuryazarlarca hazırlanm ış olan belgelerde.^ arşivlerde bulunan eski düzenlem elerin gözetil- meşini istem ektedir. 215). daha önce. Arapça terim ler (“taife. belgede (no. boyla­ rın bölüm leri. Term inoloji. eski ferm anlara dayan­ makta. bunların 24 boy adını. ve onlar. am a Türkçe terim ler. Bu belgelerde “Oğuz” sözcüğü kaybolm uştur. boyların “cem aat”e. 162). çok daha ayrıntılı geçiyor: "Ocak" (otuz 2 S u lta n II. ayrıca. yöneticileri ve boy başkanlarına vb. Sultan II. 196. Selçuklular devrinde olu­ şan norm ları yasallaştırıyor. boy bağlarını yitirm iş ve Arap ve Fars yazınları üzerinde eği­ tilm iş Osm anh yönetici züm resi için. 203) Begdili Türkm enleri adı geçmekte. şanlı ataları Oğuz "T ürkleri"nin anısı artık utanç vericidir. Göçebe Oğuzların atalarının yaşam ını kavram ak için arşiv m al­ zem esinin büyük önem i bu rad an bellidir. sağlam laştırıyordu. şurada b urada sürdüren Oğuzlar olduğunu dile getirm ektedir. Örneğin. Bayat boyu (Suriye Bayatları) anılm aktadır. iliş­ kin terim ler arasına A rapçalan katılm aktadır. s. değişikliklere uğram ıştır. s. 233 n o ’lu belgede (s. genel ola­ rak eski Türkçe terim lerin yeni Arapçalarıyla b ir karışı­ m ı görülm ektedir. artık. Ne var ki. 148) "eski y ürükler” den sözedilmiştir. kuşku­ suz. aşiret”) yer t ’ıyor. M eh m e d 'in " K a n u n n a m esi" k o n u su n d a "bu k a n u n n a m e n in o n u n b a b a sın ın v e d e d e s in in o ld u ğ u ” sö y len m e k te d ir . göçebelerin alışılm ış hukukunu. Türkm enlerin küçük parçaları. Osm anh sultanlarının “kanunnam e­ leri”. 112 . “m ahalle”ye ("m ahle”) bölün­ m esinde.hüküm eti. bu terim ler birbirinden ayrılm akta ve k arşıt ola­ rak alınm aktadır (bkz: örneğin. Mehmed zam anından beri.

B a rto ld . " S u b a sh l" sö z c ü ğ ü k o n u su n d a bk z: m a k a le. eski konum unu yitirm iş. 4 T erim e b a z a n "m ü3eH lm ’'İ6rde r a stla n m a k ta d ır . V o r lesu n g en . kom iser ya da m ahalle polisidir. O sm anlılann askerî birim lerine geç­ m iştir. göçebelerde. taşrada polis işlevlerini görür durum a gelmiş­ tir. "reis” (“reis”) terim leri alıyor. "subaşı” terim i yok oluyor. -18.^ "m ir” (miri aşire t-b o y beyi). I. 101. Örneğin. 12 V o r lesu n g en . büyük b ir toplum sal yarar taşıyor. n o t 2). Selçuklular dönem inde bu terim in göçebeler arasında çok yaygın olduğu ve Oğuzlar­ da soyun yarı askerî yapısının kalıntısını gösterdiği. bu terim ler. 39. B a rth o ld . "m ir" terim inin ardında yüzyıllık b ir geçmiş vardır: Sul­ tan II. Saiml B e y s ö z lü ğ ü (II. "ocak” terim i yeniçeri ordusu için benim senm iştir. ister istemez.. Osmanlı dönem inde subaşı. O. 17. 12. “E n cy clo p â d le de l ’Isla m ” (IV . yüzyıl başında. M. Y ürüklerin emirin- den (Mir) sözedilm ektedir. bunun yerini "başbuğ”. 7 S. s. T ü r k iy e ’n in A vrupa k e sim in d e (T ek ird a ğ ’ın g ü n e y b a tıs ı) S u b a şık ö y vardır. I. 5 W . Selçukluların atası Selçuk'un sanı subaşı idi. yüzyılda a r­ tık görünmeye başlam ıştır. ICra- m ers. b ir bölüm üyle o rtak T ürk soy kütüğünü yansıtm akta (krş: örneğin.‘ Evliya Çelebi’den anlaşıldığına göre bu işlevler. J. boy (“cem aat” bunun Arapça karşılığı). 63. krş. Fr.^ Daha 16.387). "aym ak”. 50). oy­ m ak). en azından 17. su- başıların göçebe feodallar olduğu varsayım ı ortaya çıkı­ yor. M ehmedin “K anunnam e”sinde. B unum a birlikte. Bu terim lerin evrimi. 1921. p.G r e lfe n h o r st n e d e n se b ö y le a n lıy o r (K a n u n n a m e S u lta n M eh m ed s d es E roberers. böyle adlandırıl dığına gö­ re. 6 (O rdu) ve (su ) sö z c ü k le r in in k a r ışm a sı. s. 113 . (b elg e n o. önceden de.ailelik birlik). "subaşı” bulunuyordu. O. 5 1 3 -5 1 4 ) . 397: “S e lç ik S u b a şı” ). p. 169'da (b elg e no: 161) y a n lış y a z ım (b a ş v e b u g ). K r a e lits . belli boyların ya da boy bir- liklerinin'* yüksek yöneticileri. 101 (btez: K a şg a rlı M ah m u d . b o z u lm a y a y a r d ım e tm iş tir . b ir bölümüyle. Eski terim lerin yerini terket- 3w. "o b a”. yüzyıllarda.® Sonra. örneğin: bölük. eskiden beri. H. s. Boyun başında. "bölük”. 386 .

Y ürüklerin (Oğuzlar) askerî ör­ gütlenm esinden hareketle. dağılıyor. O rta Asya'da kullanılan. sipahilerin ve yeniçerilerin baskılarından ko­ runm ak için.’ Göçebelerin soy örgütlenm esi. S b o rn ik M u zey a a n tro p o lo g u 1 e tn o g r a fll. 575 . ayrıca boyların başk an lan olan boy beyi. iç milis olan "yiğitbaşı” ku ru ­ m u yaratılır (belge no: 108. s. y ü z y ıla d e ğ in b ö y le a d la n d ır ılı­ yordu. "B ölük”. Moğolca "tsirik ”). V. İs­ tan b u l’dan hüküm et m em urları gönderilmesiyle b ir yana itilm ektedir. R o m a sk e v lç . big) bulunuyordu. Son olarak. Boyun kuruluşu gereği. dışarıdan. Sonra. agy. önce. b ir örneksem e re­ form u oluyor. yüzyıl or­ tasına doğru hızlandı. Bunlar. Selçukluların siyasetini sürdüren O sm anlılar da onların çözülmesi için çaba harcıyorlar. 17. "söz sahibleri”. yiğitbaşı) gibi resm î görevler. seçkin görev adam ları. Y ürüklerde.® “Çeri” sözcüğü.mesi. bonra. "ih tiy arlar” (Orta Asya’daki "aksakal­ la r”). büyük rol oynayan "ket­ h ü d a” (yöneticiler). "bölükbaşı". tüm bunlar "en iyi kişiler”'(ahassi rical) idi (belge no: 198. Ayrıca. tr e çe k . P e s n ı K a şk a y tsev . yeniçerileri oluşturm uştur. “Çeribaşı” “çerilerin” yani savaş için donatılm ış ki­ şilerin. askerlerin yöneticisi demektir. (kethüda. 9 K rş: İ ra n ’daki' ( “I lo t ” ) T ürk g ö ç eb eler i K aşk ay’la r ın ö r g ü tle n m e si: A. Aynı dönemde. doğal biçim de oluşm aktadır. doğallıkla. Mo- gollarca İra n ’ın yönetim yapısına sokulan eski b ir terim ­ dir. T erim ş im d i ç in g e n e le rd e (b ir tü r m u h ­ ta r lık ) sü rm ek ted ir. 114 . 153). “çeribaşı”. onların iktidarının önem i ve kapsam ı. sanki daha fazlaydı. s.576. 579. s. Bu süreç. Selçuklular zam a­ nında. ya da yaşları ve zekâla­ rıyla güven kazanan kişiler vardı. 8 V o y n u k la n n ö n d erleri u z u n sü re. 57). onların devlet yapısının kalıtçıları M ogollarca alınm ıştır (krş. Türk dillerine çok eskiden girm iştir. H indistan’dan U ygurlara geçmiş. "iş erleri”. önce. "il erleri”. U ygurlardan. Osmanlılar. 19. bk z: K. (beğ.

de orta­ ya çıkıyor. Voyvoda. Boyların üyeleri arasında. ata binm ek. (levend ya da yeniçerilerinkine benzer) askerî giysi giy­ 115 .İstanbul'da. h. 165). merkezi yönetimce saptanıyor ve belli ki. askerî yönetim i de üstleniyordu. Görevler. 216). 1103 yılında. sürgünle ya da azletmekle teh­ dit etm ektedir. Göçebeleri yönetm ek ve de­ netlem ek için İstan b u l’dan “voyvoda” gidiyor. gene de. kalıt şeklinde geçiyordu. 182). "boy seçkinlerini” dinsel divanda topluyordu. Bu konu­ da ilk değiniye. Onlardan. giderek kısıtlanıyordu. ve bunlar. boybeylerine. hüküm et tarafından iyi kullanılm ıştır: herhangi b ir yeni önlem alırken (örneğin savaş zam anında insanların toplanm ası). kılıç kuşanm ak. yani 18. H üküm etin politikası. 219). am a b ir seferinde. anlaşılan. itaatsizlikten ötürü. onursal sanlar ba­ ğışlanm akta (belge no: 219. yönetim de m er­ kezileşme m eydana geliyor. b ir yüküm lülük alıyorlar. zengin ve soylu kişiler rehin alınıyor. Devlet aygıtı sağlam laşıyor. Bâbıâli. zanaatkâr örgütlerinde. Bu noktada. ya da tersine. 191. Silahları (ateşsiz ve ateşli) alınıyor. boy adına merkezi yöne­ tim in istem inin yerine getirilm esi görevini (asker sağlan­ ması. hükü­ met. İstanbul'dan "b erat" ve onur "cübbesi" alıyordu (s. kethüdanın yaka­ lanm asını buyuran hüküm et aynı zam anda onım akraba­ larına da gözdağı veriyordu (s. D urum una göre "boybeylerin- den” daha yüksek b ir konum daydı (belge no: 221. s. ta şra yönetimi. yani. boy önderlerinin göze girme çabası üzerine kurulm uştu. Boyun birlik ve dayanışm ası. Bunlara. Ve (Göçebeler içinden seçilen) K ethüda. s. suçluların teslim edilmesi) üstleniyorlardı. atelyelero>. 209). Balkan Slavlarının etkisinin yansım ası duyuluyor. artık. artık. hapishaneye kapatılıyordu. yüzyılın başına doğru rastlanıyor. Göçebelerin hakları. onların torunlarına ve akrabalarına verili­ yordu (s. henüz güçlü bir bağ vardı.

öte yandan toprağa yerleşen ark a­ daşlarım . B iz a n s M ü e sse se le r in in T esiri. merkezi yönetim in eylemlerini büyük dikkatle gözlüyor­ lar. göçe­ belere ayrılmış bölgelerdi. tüm b u önlemlerle. denetim amacı güden. A. ya­ ni 18. zam an zaman. K ö p r ü lü . Y ürükleri toprağa bağlam aya yönelik önlemlere. yerleşik köylülerin bereketli tarlaları o n la n çekiyor ve dağlardan inerek ekinleri batırıyor. hüküm et. Küçük Asya’daki başına buyruk Türkler. R e fik ta r a fın d a n “H alk B ilg is i H aberleri". Yazlık ve kışlık göçebe konakları olan yaylaklar ve kışlaklar yüzyılların geleneğiyle. Y ürükler ve Türkm enler.9 9 . H. uygun b ir siyaset oluşturm uştu. eskiden beri. Y ürüklerdeki savaşçı ru h u öldürm eye çalışıyordu. d e r g isin d e y a y ım la n a n b e lg e le r ü z e rin e y a z ıla n A b d u lk ad ir'in m a k a lesi. Y ürükler konusunda b ir tüzük de yayımlanm ıştı. 226 . Y ürüklerden söz eden belgeler sık sık ekliyor: "konar. Ama. Türk boylarının göçebeliği. Bunu çok iyi anlayan Nizam-ül-Mülk. onların yalnız­ ca. herhangi b ir bölge çerçevesinde hareket etm elerine izin veriliyordu. hükü­ m eti kaygılandırm akta ve rah atın ı kaçırm aktadır. no. bu sa­ vaşımı. H B k z . ustaca dile getirm ektedir. 1143 yılında. göçebe Oğuzlara. 1133 yılında. h. 9 3 . köy- 10 F. 16. ik tid arlara kaygı ve hu­ zursuzluk veriyordu. 208). 2. Daha sonra. am a bunların yer değiştirm esi. yasaklanıyordu. İstanbul da ona öykü­ nüyordu. göçebe yazım ları yapılm ıştır. yüzyılın 20’li yıllarındaki yazım bunlardan biriydi (belge no: 236.227. baş­ kaldırılarla karşılık veriyorlardı.m ek vb. “Fellahları” horgören “iskân tü rk ü leri”." Anadolu’da. Y ürükler ve Türkm enler. ss. göçer” Y ürük­ ler. "ik- ta ”'° denilen to p rak p arça lan ayrılm ıştı. B ir yandan savaşçı atıl­ ganlıklarını yansıtan. Daha Selçuklular zam anında. Anadolu’da gürültü ve taş­ kınlık yapıyorlardı. kuşkusuz. 116 . Böyle olm akla birlikte. ss. s. bir yerden diğerine göçmeye devam ediyorlardı.

Sivil halk. toprak parçaları belirliyor. 186). olasıdır ki. 1100 yılında (1689) Türkm enler. kendine özgü b ir göç ya da yerleşm e yönetim i yaratılm ıştı: b u ra­ da. insanlar ve hayvanlar. 162). toprak işlerini düzenleyen acentalar (iskânbaşı) bulu­ nuyor. yollar boyunca. insanları vb. belgelerde kayıtlı ge­ leneksel toprakların a döndürm ek için çaba harcıyordu. göçebelere elverişsiz to p rak lar veren hüküm et.leri basıyor. göçebelerin ayak­ lanm aları ve başkaldırıları (tam öyküsünü arşiv malze­ mesi ortaya koyabilir). özgürlüğe can atıyordu. dağ geçit­ lerinde (daha sonra. Bu topraklarda. Ve. yıldan yıla tekrarlanm aya. yasal kom şuları göçebeler tarafın­ dan yapılan zorbalığa. Göçebeler için. E lbistan halkına kırk 117 . Aydm’daki Gümüşlü bojom dan alınan parasal haraçların haddinden fazla olduğunu kabul etm işti (belge no: 204. sürüleri. Bu baskınlar. yer değiştirm e sırasında. anlaşılan. o anda dayanm ak zorundaydı. dağlarda boğazları ve ge­ çitleri tutuyordu. b ir seferinde. jan d arm a k urum u olan "zaptiye’yi oluşturan) "zabitler”di. dışardan yeni göçe­ be kalabalıkları gelmeye başlayınca. sık sık hastalıktan ölüyordu. B askılar altında ezilen göçebeler. b ir yerde üç günden fazla kalmayı yasaklıyor. huzursuz insanlardan k urtulm a­ yı düşlüyordu. “h a n '’lard a "ağalar”. s. b ir yerde kal­ m ak bunaltıcıydı. büyük to p ra k la n kapsıyordu. bu niteliksiz. H. Anadolu'da. Onlar. hüküm et. H er yanda. kervanlara ve askerlere saldırıyorlardı. İstan b u l’a şikâyet­ ler yağıyor. bunlar. yağm alıyorlar. gizli­ den gizliye. hüküm et de göçebeleri. göç etm elerini güç­ leştirm ek ve ağırlaştırm ak için. Anadolu’da yağmacılığın kovuşturulm ası için pa­ şalar gönderiliyordu (belge no: 222. Yerel yöneticiler olan "valiler” ve "m u b assırlar” gö­ çebeleri eziyordu. B unların yerleştirilm esi konusuna özen gösteriliyordu. özel kişilere bağlı karakol­ la r bulunuyordu. taş evler ve dam­ lar kurm aya zorluyor. Bâbıâli bile. kaçırı­ yorlardı. d.

ve. hüküm et karşısında suçlu olan Y ürük­ lerin aranm ası. çilekeş Nam ık K em al’in kapatıldığı Magosa kalesi­ ne sürdürülüyorlardı: Buraya kilitlenip. eski yerlerine dönmeyi reddediyor. b o y b e g l so y te r im in in b o z u lm u ş b iç im id ir . S u lta n I. hüküm et güç kullanınca ise kaçıyorlar. D ersim ’de K ürtlerin eyle­ m indeki gibi davranıyorlardı. "Azerbeycan’da Yö­ netim Tüzüğü” tasarısında "yerel” gelenek olarak nite­ lenen.’^ B ütün bunlardan halkın ekonom isi zarar görüyor. toprak sahibine "dünyalık (köylü) m addi yardım ı” şeklindeki "avarız”'^ gibi özel yüküm lülüklerden kurtul- 12 F. G ize’n ltı to p la d ığ ı y ü r ü k şa rk ıla r ı y itir ilm iş ö z g ü r lü ğ e ö z le m le d o lu d u r . eski düzeni korum ak isti­ yor ve Y ürüklerin "yürük durum undan” çıkm asını ya­ saklıyordu. S ü le y m a n ’ın k a n u n la r ın ın y a y ın ­ c ıs ı M. onları. özgür bozkırla­ rın develerin. Kısaca. A r if in a ç ık la m a sın a göre. "burada ve öbür dün yada”. fe th e d ile n to p ra k la rd a n sa v a ş z a m a n ı k o ş u l­ la r ın a göre a lm a n o la ğ a n ü s tü vergilerdir. “onları yenm enin çetin b ir iş” olduğunu itiraf ediyordu. öldürm eye izin veren fetva çıkıyordu (bkz. akrabalarında gizleniyorlardı. Bazan. 16. sürülerin özlemiyle eriyip gidiyorlardı. onlar. yüzyılda. h a tta saray yönetim i zarara uğruyordu. Göçebeler. hüküm et. H üküm et. daha sonra 19. Ama. göçebe Türkler. Savaşım güçtü. B ozb eg. bu. -18. ye­ rel yönetim. onların önder­ leri Kıbrıs adasına. üstünlük sağlayınca da. “ev rezler” . her iki dünyada da.gün süren korku yaşattılar. "hayırlı b ir işti”. b e lk i. örneğin.onları fiziksel olarak yok ediyor­ du. Göçebeler için. yüzyılda özgürlükçü yazar. 13 “A v a rızla r” . 20. yerleşik halka göre. h er şey uygun görülüyordu: Şeyhülis­ lâm dan. ne olursa olsun. Yoksul göçebeler. göçebele­ ri acımasızca tepeliyor . dağlarda barınak buluyor. genellikle sonuçsuz kalıyordu. Ensonu. Bu aşam ada. H üküm et. "ortakçı" di­ ye göstererek " tım a r” sahipleri saklıyorlar. B kz: K o lo n ia ln a y a p o litik a r o ssiy s- 118 . ya da esnaf ve zanaatkarlara (ehli san’at) başvuruyorlardı. vergi ayrı­ calıkları belirlenm işti. belge no: 194). yüzyıllarda. belki.

yüzyıla değin sürm üştür. bunların beslenm esi için kaygılanm ası gerekm iyordu. göçebelerden büyük gruplar ayrılıyordu..L. ve hizm et süresi de. X IX v. inşaatları için.. H üküm etin. Yürük. yani her 30 Y ürük ailesinden 5 kişi alınıyordu. 1937. " avarız” s ö zc ü ğ ü . Tüm Anadolu’ya dağılan göçebeler. altı aydı. H üküm etin. çalışmaya gider­ ken. E dirne’den isteniyorlardı.m uşlardı. havas) topraklardaki göçebeler vardı. . “tim arlar”da ve “zeam etler’de çalışıyorlar. ayrıca. altı aylık yiyecek malzemesini yanm a alıyordu. Bunlar. Avrupa Türki­ ye’sinin "fatihler soyunun” (evladı fatihan) yüküm lülüğü de aynıydı. İstan b u l’­ dan. keseneğe verilen köylere (m ukataa kariyeleri) ka­ tılm ışlardı. Barış zam anında olduğu gibi. Meh- m ed’in kanunnam esinde belirlenm işti. diğer bölü­ müyle. bedava emek-gü- cünü oluşturuyordu. b ir Lölümüyle. Küçük Asya’da "dünyalık (köylü) yardım ı” ("köm ek”) köylü yaşam ında 20. Askerlik yüküm lülüğünden kaçınm a durum unda p ara ce­ zası (600 akça) alınıyordu. "kutsal k entler” Mek­ ke’ye ve M edine’ye "arm ağan” “serh” giden sultan malı (has. "Ocak”tan. M . çalışm ak için. 57. Altı “Fatihler soyu”. Sultan H. Barış zam anında. îr a n ’m 9 M artta baş- k ovo ts a r iz m a vı A zerb a y ca n e v ı 20 . toplum sal binalar. Ancak. Y ürük başka b ir işe geçirilirken. savaş zam anında da yüküm lülüklerin yerine getirilm esi. kale yapılarının onarım ı için. yün vb. savaş zam anında da gözetilen genel kurala uygun olarak. her gün iki ekmek (çift nan) veriliyordu.) vergisinin ve toprağa yerleşenlerden aldığı tarla. A ynı yerd e ay r ıc a B kz: " U k a za ter'. göçebelerden aldığı hayvan ve köy ü rü n ­ leri (süt. en son olası­ lıkla. s. 119 . bağ ve bahçe vergilerinin düzenli olarak akı­ şında çıkarı vardı.60 g g . b ir "eşkinci” veriyordu. galiba. “vakıf” gelirleri. Y ürüklerin askerî yüküm lülükleri. Onlar. cam iler vb.

K ü ç ü k A sy a ’d a y a rı g ö çeb e T ü rk ler 20.’^ Selçuklular dönem inde Oğuzlar ve göçebeler. Kasım günü gelir gelmez. h er zaman. 439. 240. askerler arasında. M ih a y lo v . T u z e m ts ı Z a k a sp iy sk o y o b la s ti i İh Jlzn. ilg in ç m a lz e m e ç ık a r ıla b ilird i. Göçebe yaşam ı norm la­ rından geçen bu eski geleneğin gücü.layan gayriresm i yeni yılı "nevruz”a ’‘'. y ü z y ıla d e ğ in v a r lığ ın ı sü r d ü r m ü ştü r. V p e ç a tle n iy a o t p oy ezd k l v ı 1913 g. R u ssk iy e V ed o m o sti. hal­ kın temel egemen sınıfını oluşturuyordu. god X X . 1‘i B u n u n la b ir lik te . ya da Hızır günü­ ne yani eski tarzda.’® Osmanlı devletinde. I. -18. 1911. b u ayrıntı bile. 15 V I. 17 B ilin d iğ i g ib i. keyfî davra­ nıyor. ana konum da bulunuyorlardı. h a ld e. 23 N isana rastlatılıyordu. vergiler. Oğuzlar. A çh ab a d . 1925. Küçük As­ ya’da emek-gücünün kiralanm ası da. yüzyıl­ larda beliren. s. yürürlükteydi. devlet. G o rd lev sk iy . şimdi. dinlenm?j gereksin­ m esi üzerine konuşm alar çoğalıyordu. toplum sal m erdivenin aşağılarına kaym ışlardır. b en y a ln z c a a d ın ı b iliy o ru m .’^ Görülüyor ki. P le m e n n o y 1 ro d ovoy s o sta v T ü r k m e n P o lto - r a ts k (A şh a b a d ). kuşkusuz. 1900. Devlette yerleşiklik öğeleri üstün geliyordu. M a te rla lı d ly a o sm a n sk o v o n a ro d n o v o K alen d arya. Selçuklular döneminde. G o rd lev sk iy . VI. Selçuklular devrinde egemen olan ve yıllık savaş kam panyalarının sürelerinde yansıyan b ir düzeni yineliyordu. K öp rü lü . gene 6 ay üzerinden. K arpov. bkz: F. A li R ız a Y a lm a n ’ın " C e n u p ta T ü r k m e n O ym ak ları" b a ş lık lı g « n iş ç a lış m a sın d a n (4 c ilt ) . 1280). 16 N a lm a . daha belirgin olarak ortaya çıkmalıydı.-18. H ızır gününden Kasım gününe değin. T arih (İ sta n b u l y a y ın ı h . 120 . n o. 16. 16. J iv a y a sta r in a . onlara yaşam ın akışını engelleyen yük olarak bakı­ yordu. M u h a rrem d e d e ö d e n iy o r d u (F . b k z. 1914. Selçuklular dönem i için belgesel bakım ­ dan şim dilik kapalı olan tüm bu çizgiler. B iz a n s M ü e sse se le rin in T esir i. s. P o M oloy A zil. yüzyılda durum böyleydi. 173). 84. b ir yaz boyunca yapılıyordu. Ahmed Refik’in yayımladığı belgelere göre. E tn o g r a fiç e sk Iy oçerk. savaşta da. barış yaşam ında da. — Q. h e r . onlar. 13 O ğuz T ü r k m e n le r in in a k r a b a la r ın ın ç a ğ ım ız d a k i d u ru m u ü z e rin e . Daha 17. yüzyıllarda T ürk göçebelerin yaşamı böyle beli­ riyor.'* Prof. Türklerde.

4. s tr .Sultan ve Halife Şeyh Said isyanından (1925 yılı) sonra.Askerî Tımarlar Sistemi .Bağlı Beyliklerin (Vassallığın) Doğulu ve Batılı Öğeleri . Resmî bakımdan merkezi hükümete bağlı olan Der- 1 N a şit H akk ı. yaban bölgesinin’ kölelik yaşamı­ nı anlatmıştır. k ita b ın iç e r iğ i R u sça o la ra k A. 54 . BEŞÎN C Î BÖLÜM Küçük Asya’da Feodalizm . devletin sınırlarını koruyan boylar için aynı olan öğeleri sürdü­ ren. B u ilg in ç k ita b ı "H a­ k im iy e ti M illiy e '’ g a z e te sin d e k i m a k a leler d e n b iliy o ru m : m a k a le le r in bir d iz is i de.Feo­ dallann Askerî Yükümlülükleri . Kürtlerin bu ıssız. 8. B lb lio g r a fly a V o sto k a .Tımarlar. yani Selçuklular döneminde. y a y ın ın a s o n v eren “K a d ro ” (n o . A nkara. 11) d e r g isin d e y d i. 121 . 1932. Bunların Türleri .İta­ at İfadesi . N o v iç ev (K v o p ro su o fe o d a liz m e v ı tu r y c ts k o m K u r d ista n e. yüzyıllarda.64) ta r a fın d a n ö z e tle n m iş tir .“ Gulamlar” . Selçuklular Öncesinde Küçük Asya’da Toprak Düzenleri . Dersimde bu­ lunmuş olan N. 11-13. vıp.Selçuklular Devrini Kavra­ mada Malzeme Olarak Doğu İllerinde Feodal Kalıntılarm Günümüzdeki Tablosu . 2 .Feodallann Zen­ ginliği . Oğuz boyları için.“ Derebeyi” Tipinin Doğuşu .Bunun Moğol Kökleri. 7. 1933. D ereb ey i v e D ersim . D .“ Sipahiler” ■Bağlı Bey­ ler ve Merkezi Hükümdar (Yasallar ve Süzerenler) .Selçuklularda Soy Kütüğünün Bozulması . Hakkı (şimdi Uluğ).

yönet­ men kaym akam odur. onun adam larıdır ve genellikle onun adını (örneğin. tar- laları dağıtm akta ve çevre köyleri yönetm ektedir. varlıklarını yağm alar­ ken hüküm et binalarını da kırıp dökm üştü. kaym akam a ya da şeyhe. köyünden arm ağanlar (hayvan. Kangozade) taşım aktadır­ lar. devlet aygıtı sarsılınca. kom şularına saldırm ış. köylüler için her şey dem ektir. giderek zayıfladığı ölçüde. Hay­ vancılıkla uğraşan köylülerin ona bağım lılıg’. yalnızca ekonom ik bakım dan değildir. ko­ nuğuna. ağa dünyasal feodal. boy başkanı feodale dönüşüyordu. ustalıkla yönlendiriyordu. soy ilişkileri. kendi üzerinden uzak tutm ayı başarıyor. K entte yönetim ya da "tek k e” tarafından. Ekonom idışı önlem lerle de (yağmalama. Bu­ nun karşılığında feodal. onların posasını çıkaran feodal. —Yüzlerce. boy başkanınm [aşiret reiriinin —ç. ge­ çim olanaklarından yoksun köylülerin hüküm ete öfkesi­ ni. Savaş zam anında. Bununla b irlik­ te. Selçuklular döneminde.sim ’deki K ürtler. to p rak ağası cau r. atkı.. A krabaları üzerinde iktida­ rını sürdürerek. gümüş) götürm ekte. ağa ve şeyh. onların "ru h u n u ” sezen boy başkanı. boy baş- kanının kötü uygulam alarının üzeri kapatılm aktadır. öldürm e) hareket eden. olup biteni açıklam ava yar­ dımcı olan Doğu Anadolu'daki feodal düzenin çözümlen­ 122 . yürütm e ve yargı işlevlerini gören. hoşnut­ suzluğu. binlerce dönüm — toprak ona aittir. diğeri ise. koruyucusuna. feodalda dünyasal ve dinsel iktidar birleşip bütünleşm ektedir. ve tüm suçlar hüküm ete yükleniyordu. feodal.] iradesini uygulam aktadır: B unlar. köylüleri aralarında bölm ek­ tedirler. Böylece. altın. b ir boy. şeyh odur. Em peryalist savaş sırasın­ da. şeyh dinsel feodaldir. "m in tan ” ya da "en tari” verm ekte. genellikle. bey olarak bağımlılığını simgeleyen gömlek b a­ ğışlam aktadır. ziyaretçisine karşı arm ağan ola­ rak kum aş.

henüz soy düzeninde yaşayan Türk boyları üzerinde. Küçük Asya’ya gelmeden çok önce başlam ıştır. am a daha büyük feodal —sultan—. Boyun nüfusu ne denli fazlaysa. O rta Asya’da ya­ şam. Büyük Selçukluların veziri (başlangıçta Alp Arslan’- ın. bölgeler elde eden boy başkanı sultan karşısında yüküm lülükler taşım akta­ dır.mesi böyledir. (Kurultay). k u ra lla rı d ü z e n le n m iş y a d a d e r g ln le m lş - tlr . Boy beylerinde toplanan gücü. göçe­ be feodal da o denli güçlü ve tehlikeliydi. to p rak alanı. belki. sınıfsal haklarını ve çıkarlarını ihlal ettiği zaman. devlet düşüncesinin ki- şileştiği sultanın m alıdır. saray darbesi yapm aktadır. s. Hem soy te­ rim leri (uruğ-kuşak. M oğolların ya da. boy yöneticilerine (sU’ başılara) bağlıydı. soya dayalı yaşam ın bozulm ası. 123 . ayrıca.0118. sultana karşı ayaklanm a başlatm akta. sultan. Doğu Asya’ya uzan­ m aktadır. Ala- addin K eykubadın el kitabıydı. eylemsiz kılm ak için. Vakayinam e’nin geçmişe dönük olarak betim ledi­ ği gibi Selçukluların ideal hüküm darı olan Sultan I. akraba) hem de yüksek yasama ku­ rum u soy üyeleri kurulu. ayrılm alarından önce Moğol-Türk boyları üzerinde b ir başka bilinmeyen ortam ın kökten etkisini düşündürm ektedir. 2 N lz a m -ü l-M ü lk . to p ra k y a sa la r ın ı. bunlar. ardılı M elikşah’ın vezirliğini yapan) Ni- zam-ül-Mülk tarafından belirlenen değişiklikler yaratm ış­ tı. B a rto ld . Oğuz boyları —soy kitlesi—. şim di o. to p ra k la r ü z e r in d e te m e ls iz sa v la rın o r ta d a n k a ld ır ılm a sı İçin. Oğuzlarda. sonra onun. Askerî tım ar sistem inin kökleri. Toprak. 0117 . boyları bö­ lüyordu. onlara yeni görüşler aşılıyordu. bk z: V. sultana bağlı b ir feodal beydir. O n y e k o to r ıh v o s to ç n ıh ru k o p lsa h .^ Nizam-ül-Mülk'ün yapıtı "Siyaset-nam e” ("Yönetim Kitabı") ya da siyaseti-m'ülûk ("H üküm darların Yaşam­ la rı”). A ralarındaki soy bağını parçalayarak. Moğol dilinden ak­ tarm alardır.

V la d im ir tso v . O b şç e stv e n n ıy str o y m o n g o lo v . H an Gazan tarafından yayım lanan (1303)'' tim arlar tüzüğü.’ Bu terim . 1381) s ö z c ü ğ ü Ç a ğ a ta y ca sa y ıy o r v e şö y le çeviriyor: "Y aşam b o y u k u lla n ım a b a ğ ış la n m ış to p ra k p arçası" .L. Eski Oğuz geleneklerinden kopan Nizam-ül-Mülk un öğütlerini izleyen Selçuklular. MO’ ğolların kalıtı eski Asya düzenlemeleri. ç. "soyurghal” sözcüğü. R a d lo v (III. hem Türklerin soy kütüğünü. yüzj'ilda geçebilmiştir. 1835.2 1 . " tlu l" (" tey ü l" ) k u r u m u d a a y rıca Incelenm 'eU dir. İran'da. ka­ lıtsal askerî tim arlar sistem i gibi O rta Asya düzenleme­ lerini alıkoyuyordu. b u ra d a d a a r a ştırm a y ı. s. devlet düze­ nine süreklilik sağlıyordu. Çinlilerden ak tarılan b irtakım eski yansım a­ ları gerektirdiğine benim dikkatim i çekmişti. — K u ş ­ k u su z . h atta. 115. 124 . 420 -4 2 9 . m üslüm an izlerini (köylülerin bireysel özgürlü­ ğü) taşıyordu. M o ğ o lla ra y ö n le n d ir m e k gerekiyor. Mogollarca. t. soyurghal — "lü tu f”. II. "yaşam boyu kullanm a” (şimdi sözcük eskim iştir) kulla­ nılm aktadır. hem de onların toplumsal-eko- nom ik örgütlenm esini aydınlatm ak durum undadır. uzun süre devam etm iştir. böyle b ir inceleme. kom şularm dan. belki. U k a z a te l). K alıt ilkesi. b k z: B ilim le r A k a­ d e m is i ta r a fın d a n y a y ım la n a n b elg elerd e te r im in ta n ım la n m a sı (K o lo n la l- n a y a p o litik a ro ssiy sk o v o ts a r iz m a v ı A zerb a y ca n e. kuşkusuz. Fars dilinde. p rim . 1937.424). a y rıca bk z. 1380 . 18. y a n i k e n ­ d in e ö z g ü b ir tü r "İkta". İran M oğollarmda da var­ dı. L a H aye e t A rasterdam . Küçük Asya’daki Türklerde. IV. İra n ’da. . V.. agy. M. s. D ’O hsson. 18. Ama. T ürk halklarının tarihini doğru kavram ak için. 2. 423 . bk z: G. Askerî tim arlar. belki. H tsto lr e d e s M o n g o ls. "bağış”. p . S ö z c ü ğ ü n e tim o lo jis i a çık d e ğ ild ir. g a lib a . V ern a d sk iy . ancak. Sanjev. Mo­ ğolların incelenmesi zorunludur. kuşkusuz. Cengiz Han® dönem inde askerî örgüt­ lenmedeki yetkinliğin. B a b ü r ’e v e S a r d e n ’e g ön d erm eler yer a la n L. tim ar kurum u için (Îbni-Bîbî'nin de bildiği) b ir Moğol terim i. yüz­ yılda oluşan gerçek ilişkilerin Moğol diline sonradan çe- 3 Y a sa 'd a a sk e ri tü z ü k . 2 0 . 5 B . B u d a g o u 'u n “ S ö z lü ğ ü ” (1. 4 C. D. babadan oğula geçen. G.

s . yüzyılda. II.. K rım sk ly . M ançurların boyundu­ ruk altına aldığı.135. B iz a n s M ü e sse se le r in in T esir i. agy. Daha sonra. 9 B . B u n u n la b ir lik te . b u s is t e m in d e B ü y ü k S e l­ ç u k lu la r ta r a fın d a n k u r u ld u ğ u n u v a rsayıyor. 1. y e r yer S a m a n ile r v e G a z n e llle r z a m a n ın d a m e y ­ d a n a g e lm iş tir . eski özgür karşılıklı etkileşm e­ nin b ir kanıtıdır. 199. yani Selçuklulardan (ka­ lıtsal) askerî tim arlar sistem i alınınca.® O rdu için gene b ir Moğol terim i. 17.^ aktarm a Moğol işgallerinden önce m eydana gelebilm iştir. yüzyılda konulduğuna göre. s. p rim . askerî tim arlar. daha önce. 1924. belki de. feodal hüküm dara bağlı feodal birlik­ ler "hoşun” olarak adlandırılıyordu. 196. 100. M. 7 C. s. daha önce de. I. t . 10 A y n ı yerd e. tersine. ve disiplin —anında sa­ vaş durum una geçiş— resm î görevlilere bağışlanan ay­ rıcalıklarla destekleniyordu.virisidir. N iz a m ü l M ü lk r ed d etse de. İra n ’da doğal olarak yüzeye çıkm ıştır* Büyük Selçuklularda. H. bu birliklerin ordu bulundurm ası ge­ rekiyordu. s. V la d im ir tso v . Şurası kesin ki. t. b k z: A. yaşam boyu bağışlar ko­ nusunda birtakım eski Moğol yansım alarım . İz Isto rll v o d o p o lzo v a n iy a v ı K o n y e. b a ğ ışla r. toplum sal içerik taşıyor­ du. gy>liba. bu "soyurg- h al” sözcüğü dile getirm ektedir. M oğollarda. 125 . 1916. B eck er (I sla m stu d le n . S te u e r p a c h t u n d le h n w e s e n ). 11. Selçuklular devletinin olu- 6 S oru n . a y rıca bicz: F. 133. Moğol istilasının. I sto r iy a P e r sll. ö z e l a r a ştırm a g erek tiriy o r. Batı ulus­ larındaki tim ar sistem i üzerinde.'" am a. 8 VI. B d. L elp zlg . Orta Asya halkları arasında. O za­ m an. Z ap isk i t n s t l t u t a v o sto k o v e d e n iy a . Moğol etkisi kuşkusuz­ dur. G o rd lev sk ly . özen­ li b ir askerî örgütlenm e vardı. K ö p r ü lü . 134 . bu. p. Moğol İm paratorluğunun. xoshun’ Fars dilin­ de (dille kuralcı reform lardan önce “k u şun”) kullanılı­ yordu. 3. sözcük. İra n ’da yalnızca toprak m ülkiyeti term inoloji­ sinin değil. H orasan’a geçmiş olan etkiyi pekiştirm iş olm ası m üm kündür. ya da doğrusu. y a z ın k a y n a k la r ın a d a y a n a ra k . bu terim . s. Ama. sulam a terim lerinin de dile getirdiği. 243. askerî değil.

devletin zayıf mâliyesini. to p rak hakkını biçimsel olarak onlara bı­ rakm ıştı.” Taşrada. to p rak parçaları —askerî tim arlar— dağıtılm ası yöntem ini Selçukluların yarattığını savla­ m akta. K ö p r ü lü (B iz a n s M ü - e ss e se le r ln in T esiri. “Sınır beyleri”. halk. burada yerli ve aktarm a to p rak düzenlemelerine rastlam ışlardır. m ülkündeki to p rak ­ ları genişletmede sultana yardım cı oluyorlardı. am a onlar için bu ağır değil. hukuksal bakım dan da on­ lardan ayrılıyorlardı. Böylece. Nizam-ül-Mülk. dolaysız yarardan hareket ediyorlardı. Oğuz boylarının savunm a için konum landığı yerlerde devam ediyordu. savaş. Nizam-ül-Mülk. doğallıkla sınır bölgelerinde. m erkezdeki tim ar sahiplerinin karşıtıydı. O rta Asya'da kökleşen askerî tim arlar sistemi. Moğolların sistem inden yararlanabiliyordu. sultanlar. m erkezdekinin aynısı de­ ğildi. Merkezi iktidardan bağımsız yaşayan beyler. sınır bölgelerinde ise. Ancak. Bu sis­ tem elverişliydi. deneyimli siyaset adam ı ola­ rak. M oğolların telkini düşünce­ sini doğuruyor. çünkü. yönetim yöntem leri. kendilerine zengin ganim et getiriyor. A raplar çoktan yerleş- n B u s is te m in d o ğ u ş u n u n d o ğ ru a ç ık la m a sın ı F. Selçuklular. askerî içgüdülerini doyuruyordu. bununla çeliş­ m ektedir. 227) v erm ek ted ir. Bir yandan. son derece doğasal b ir ekonom i içinde yaşıyordu. bağımsız olarak yönetiyor­ lardı. Küçük Asya'da. Sınır beyleri.şum koşulları. Küçük Asya’ya akın ettikleri za­ man. B aşta gelen gelir kaynakları merkezde yoğunlaş­ m ıştı. sultanlar. orduya m aaş ödem ek için gelir aram a derdinden kurtarıyordu. Moğol terim lerinin varlığı. s. ama. Askerî ti- m ardan yararlanm a karşılığında ordu birlikleri sağlıyor­ lardı. Küçük Asya’da. hoş b ir yüküm lülük­ tü. devleti düzensizlikten koru­ m ak için. toprakları. doğal olarak. 126 .

). vüzvılda. Akdeniz'in güney kıyısında —Antalya ya­ kınında— Latin im paratorluğunun kuruluş dönemine doğru. kendilerini Doğuya iten kutsal am acı çabucak unutuyor. H erhangi b ir yeri gözüne kestirince. toprağın devlet tarafından kiraya verilnnesi düzen- lenebilm işti. "konnetabl" gibi feodal terim ler. Bizans İm paratorluğu çürüyor. Küçük Asya'da. Selçuklular. başkentin yakınındaki İznik’te. ayrılıkçılığa güçlü b ir neden oluştu­ ruyordu. 9. Doğuda. İstanbul ile Yerusalim arasm daki yol üzerinde yerleşm işlerdi. “sahil prenslikleri” yerleşm işti. Sivas'ta ve Tsezara'da. Karadeniz kıyısında. 127 . srtık . şatolar inşa ediyor­ lardı. onların topraklarından geçiyordu. III. Erm enilerin oturduğu topraklarda. "B aron" (Baron Vasil vb. latinyanlar tarafından doldu­ rulm uştu. m et­ ropolden daha fazla yaşayan Trabzon im paratorluğunu kurdular. Selçuklulara anlaşılan. İstanbul. devleti biçim lendiren güç zayıflıyordu. gü­ neyde K ilikya'da Erm eni krallıkları ortaya çıktı. Küçük Asya'da. Erm eniler aracılığıyla geç­ m iştir. H açlılar. Çağdaş Er- 12 Y a z io lo ğ lu A li. vergi ve haraçların ödenm esi için b ir araç olarak "ik ta ” sistem i Abbasiler dönem inde bundan böyle vardı. kim i iyi kom şuluk ilişkileri başlam ıştı. K üçük E rm enistan’ın kurucusu. 146. yol boyunca prenslikler kuruluyor. Latinyanlara k arşıt duygular içindeki Bizans devleti öğeleri. Ro­ dos ve Kıbrıs adalarından da fran k lar geliyordu.m işlerdi. Toros ya da Feo- dor Latin baronlarının desteğini bulm uştu.'^ Bu B atı Avrupa aktarım la­ rı da. Sel­ çuklularla kim i düşm anlık. Va- kayinam e'de yer almaktadır. ve bu da. Küçük Asya. H er yanda. "Fem " başkanları da bağımsızlık hissediyorlardı. Örneğin. h er yandan yabancı soy ve çevrelerin toplum sal etkisinin sızması için elverişli or­ tam oluşm uştu. geçici olarak L askarlar yerleştiler. bunlar.

"beş" sayısı simgesel olarak dillerin çoklu­ ğunu içeı-mektedir. oranlarının ortaya konm ası için ol­ dukça yetersizdir. Tüm bu sistem ler (Moğol. ayrıca beş dil biliyor­ du. niçin bağışlan­ 128 . biraz destansı b ir belirti de vardır. büyük olasılıkla Yahudi idi. T ürk ve Fars dillerinden başka. erkân tarafın­ dan gizlice Selçuklu şehzadesi Gıyaseddin'e (daha sonra I. Keyhüsrev) gönderilen Zahariya’dan sözedilmektedir. birbirini karşılıklı etkile­ yerek devlet ve toplum düzeninin alacalı tablosunu oluş­ turm uştur. îbranice v t iki Batı Avrupa dili) hangileri olduğunu belirlem ek önem taşıya­ bilirdi. dirlik içinde yaşıyordu. Küçük Asya Selçuklu Devletinin toplum sal yapısını etkilem ek durum undaydı. Bununla birlikte. Ve tüm bun lar . Bunun için. dillerin ve halkların karışm ası geniş çaptaydı. sonuç vermeyecek var­ sayım lardır.etnik çeşitlilik fonu üzerinde. m ülki­ yet koşulları değişikti ve toprağın kime. m üslüm anlığa yeni dönm üş biriydi. Erm e­ ni . yerel dil­ ler. Yalnızca yüzeysel düşünceler çiziktiren İbni - Bîbî Vakayinamesi. Bizans. B atı Avrupa). adına bakılırsa.meni dilinde. "b aro n ” sözcüğü (Vakayiname’de Erm enis­ tan prensine uyarlanm ıştır) "boy" anlam ı kazanm ıştır. Ayrıca. Toprak alanlarının ve taşınm azların ölçüleri. K arm aşık ortam . derviş çevrelerinden gelen. ya da Moğol .Arap. B atı Av­ rup a kaynaklarının incelenmesi zorunludur. Bizans. b ü tün bu akım la­ rın özgül ağırlığının. Z shariya’nın konuştuğu diğer üç dilin (anlaşılan. b ü tün bu öğelerin. Rumcayı ve Erm eniceyi de biliyordu. Din adam ı giysi­ leri giymekten b ir sıkıntı duym uyordu. galiba. tüm bunlar. Küçük Asya’da. Erm eni. Vakayinam e’de.îran . b u öyküde. Belli ki. Küçük Asya için az rastlanır b ir poliglottan ("birçok dilbilene”) sığın­ mış olarak Bizans’ta bulunduğu sırada. o.

Bir seferinde. A.dığına bağlıydı. kuşkusuz. S iv a s Ş eh ri. Arapça terim . 1928. ve o zam anlar. İ s ta n b u l. N a fiz v e İ. akşam a dünyanın birinci zengini ol­ m uştu r. ancak küçük toprak parçaları “tım arlar” dağıtabiliyorlardı. bü­ yük rol oynuyordu. Sultanın kaprisi. sonra “ihsan”. “Zeam et” büyük " tım a r”. M. m erkezi hüküm dara hizm etten kurtarıyordu. Zeamet. "zeam et”e. 3 1 1 -3 1 2 . “eyalette” toplam 48 zeamet ve 948 tım ar bulunuyordu. yani 16. K ö p r ü lü . b. sayısız "dirhenjler ve di­ narlar.B îbî’nin (Farsça) Vakayina- m e'sinde rastlanm aktadır. Arapça "m ü lk ” ("taşınm az”. atlar ve katırlar. "to p ra k ”) sözcüğüyle birleşm ektedir. 233. M urad bağışlam ıştır. Sultan M uhteşem Süleym an'ın “K anunnam e”sinden. Şurası kuşkusuz ki. 129 . ve k aftan lar verilen hekim. sultan. yüzyıldan örnek rakam lar şöyledir: Osmanlı dönem inde Sivas bölgesi vezirinin zea­ m etinin gelirleri 900 bin “akçe” düzeyindeydi. anlaşılan M urad'ın ön­ celleri olan ilk Osmanlı sultanlarının toprakları. Sultan I.’'' küçük yurtluklar. 14 S ö z c ü ğ ü n a n la m ı v e k u lla n ış ı k o n u su n d a bkz: F. B iza n s M ü e sse se le r in in T esir i. b u rad a büyülü b ir m asal sahne­ sine öykünm ektedir.’^ 1 3 Y a z ıcıo g lu A li. toprak sahibini. Osmanlı dönem inde zeam etleri . n o t. “M ülk”. H akk ı. sa­ bah yoksul uyanm ış. İşte sultanın "ihsanının'' özgün b ir örneği. tutarsızdır. bazan "tım a r” sözcüğü. ne kadar büyüktü? Belli değildir. daha îb n i . s. 15 B . Şam suddinov'un bana gösterdiği gibi. kendisini tehlikeli b ir has­ talıktan k u rtara n hekim Fasil'i (bu. kendisini seven herkesi hekim e bir arm ağan vermeye çağırm ıştı. "tim ar" (Farsça "teym ar" sözcüğünün başlangıçtaki “hi­ maye" anlam ı. sultanlar.”’®Vakayiname. büyük yurtluklar. keyfiliği.ilk kez. "p ara bağışı” ya da “ik ta ”. III. Rum Vasili’dir) ödül­ lendirm ek istem iş. henüz yetersizdi. 11. her şeye karşın. Vakayinam e'de to p rak m ülkiyeti terim lerinin kulla­ nılması.

2 0 lb n B îb î. H a m d u lla h K a z - 130 .'® Ibni-Bîbî V akayinam e’sinde. "E yü k a sa b e k ö y le r v e tim 'ir la r ve h a s ıllu y lr le r v lrm lşd l. “ik ta ” terim i ağır basıyordu. sultan tarafından sahibi­ ne. 1873. to p rak ların kirayla. yardım cıla­ rına. 2 bin asker donatan güçlü B ursa valisinin yönetim i altında. III. ve "em ir. kasaba ve köy ölçülerinde to p rak alanları dağıtıyor­ du. H er iki terim —"tım a r” ve “zeam et”—.^’ Selçuklular dönem irde "ik ta ”. büyük ekonomi yürütm ekten. K u ç ib ey G ö- m ü r d c ln sk ly 1 d ru g ly e o sm a n sk iy e p is a te ll X V II v. verm işti”. IV. 170. M urad’ın. B.” Bel­ ki. 145. " İk ta ”^“ terim i ("tım ar” ve "ik ta ”ya (tımai ve ikta) b ir arad a rastlanm aktadır). IV. V o y a g e d ’D u tr e m e r M âm orles de l ’I n s t lt u t N a tio n a l d e s S c ie n c e s e t A rts. 1804. 15. Osmanlı yaşam ına da girmiştir. 21 Y a z ıc ıo ğ lu A li. her biri bin nefere değer 100 seçme savaşçı vardı. kendisi. deola Broguiere de. meclis em iri güçlü b ir beyin birliklerinde. Büyük yurtluk olan zeam etin sahibi. 18 B u k o n u d a R u s d ilin d e d a h a a y r ın tılı bk z: V. Selçuklular dönem inde taşıdığı anlam sal içeriği. 1 9 lb n l B îb î. 247. S c ie n c e s M orales e t P o lltlq u e s . kim i ikiyüz. çok daha geniş uygulanıyordu. S m irn cv .. o p r lç ln a h v p a d k a T u r ts il.’'^ Feodallar zinciri denebilecek bu hiyerarşik sistemi. belli ki. merkezdeki toprak alanları için kullanılıyor. geçici kullanım ını gösterm ektedir. bunlara iyi k asabalar ve köyler vb. kim i üç yüz kişi çıkaran feodallar vardı. P e tr u şe v sk iy . savaş zam anında. 22 '‘t k ta '’n ın e v rim i k o n u su n d a bk z: t . sp b . "tım ar" ve “zeam et” terim leri. büyük yurtluğun (böl­ ge) belirtilm esi için. genellikle kaçınarak. V.^ 16 Y a z ıc ıo ğ lu A li. koruyarak. yüzyılın birinci yarısında far- ketmiştir. Örneğin. toprak üzerinde yaşayan köylülerden vergi toplam a hakkı verilen yurtluktur. durum una göre. “am al” terim ine de rastlanıyor. P aris." 17 B er tr a n d o n de la B rogu lâre. 261. daha çok. III.'^ Sultan II. sınır bölgelerinde ise. bu.

artık bölge niteliğinde to p rak lar vardı. buna da "h as” deniyordu. Eğer sultan ordusu. böylece. resm î görevlerin yerine getirilm esi kaışılığm da. k a k Isto ç n ik p o s o ts ia ln o . kişiye değil. İ z v e s tiy a A k a d e m ll N a u k S S SR . geçici olarak ayakta duruyordu. kalıt olm ayan ve (yaşamboyu verilmeyen). "has" bulunuyordu. Ama. v in l. O td elen iy e o b ş ç e s v e n n ıh n a u k . devletin toprak fonunun tam am lanm ası için el­ verişli b ir olanaktı. toprak. Devlete ya da sultana özgü b ir başka to p rak fonu. devingen b ir top­ rak fonuydu. H ayvanlar ve insanlar (savaş ganimeti) ekonomiyi destekliyordu. prensin kendi top­ rağı üzerinde kalm ası herhangi nedenle kuşku doğurm uş­ sa. bu. Selçuklularda sefer. seıer- den sonra buraların varı yoğu boşaltılm ış oluyor. b ir tü r ödül olarak verili­ yor ve. sultanın savaş arkadaşlarına dağıtılıyordu. denebilirse. yağmacı akınlar. kişiler değişir değişmez geri alm ıyordu. asker sağlam a yüküm lülüğüne bağlanıyor. kom şusu üzerine akın yaptığı zaman. yapay önlem ­ lerle. Zen­ gin kentler üzerine seferler. Göçebe. no. H ıristiyan prenslerinin (Erm enilerin. genellikle eğlenctli gezilere dönüşüyordu. 882 ve dev. düşm an to praklarını engelsiz olarak işgal etm iş ve hiç kim se direniş gösterm em işse. halk "h araca”. ülkenin verimliliği. bey haklarıyla yönettiği b ir bölge alıyordu. m ülk sahipliğini sürdürüyordu. Bu fondan. sultanın merkezi hüküm darlığını kabul eden prens. anlaşıldığm a göre. to p raklarından uzakta b ir "beylik”. sultan. m ülkünden koparılıyor. göreve bağlı. karşı ta ra fta to p rak arıyordu. Kendi tarafın d a to p rak fonu tüke­ nince. e k o n o m lç e s k o y Isto rll V o sto çn o v o Z akavkaz- ya. Ama eğer. 4. Rum ların) top­ raklarında. b ir ganim etti. top­ rak ise. 1937. Selçuklular soyuna ve h a tta sultana ayrılan. onun için ekmek. büyük zenginlikler b ir araya gelmişti. s. 131 .

Ama. B urada. geri alınm ış ya da kahtçısız varlık olarak hâzineye gitm iştir. olarak kaydedilm işti. Bizans’a bağlı. 244. 134). toprağı istediği gi­ bi yönetm e hakkı v ar mıydı? Belgede. 24 V. çok güzel köy”. I. ılıc a ” a d ın ı t a ş ıy o r d u ). “ ta m m ü lk iy e t h a k la r ın a d a y a lı top rak " o ld u ğ u n u sö y lü y o r . te­ rim ler. buna değinilm i­ yor! Şurası kuşkusuz ki. C e lâ le d d in B um J. îM h em . 2 3 Y a z ıcıo ğ Iu AU. S m irn o v (agy. K ir Farid'e (bu. n o t 2 ). v o n B erch em — H. A sle M in eu re. 25 M. III. ikta ve tim ar ("ikta ve tim ar”) olarak belirleniyor. m ülk sahibi b ir E r­ m eni prensiydi).. Erzin­ can beyini. m uhafızlar ve sipahi gaziler vererek) onu. ona. h er ne olduysa. "devlet yüküm lülüklerinden” bağışladığını net olarak dile getirdiğine göre. 26 G ü n ü m ü z d e k i I lg ın (g a lib a S e lç u k lu la r d ev rin d e b u yer " ab germ ” — '‘sıc a k BU . bölgesi. Sultan. belli ki. B â lin ’i y in eley erek . b u n u n . ^ 132 . s. "b ir dizi.^ T oprak sahibini görev ve yüküm lülüklerinden bağış­ layan sultan. sonunda. to p rak sahibinin toprağı satm a. A kşehir’i ve Abgerm'i^ Alaaddin D avudşah’a bağışlıyor ve (yanına saray hizm et­ lileri. to p rak üzerindeki hakkı bırakıyor.^"' Müneccimbaşı. Akşehir ve Abgerm.^ İk ta ve tem lik ("ikta ve tem lik”) terim lerinin b ir arad a bulunm ası. K ir F arid’in ölüm ü üzerine. te d a v i iç in b u ra y a g e liy o r d u (b kz: A flâ k i. Akşehir "beyliği" üzerine tm iar belgesi ("m enşur”) verilm iş. başka b irtak ım "devlet yükümlü- lükleri"ni de yerine getirdiği ortaya çıkıyor. A la a d d in K eyk u b ad ta r a fın d a n b u ra d a ılıc a la r k u r u lm u ş tu (ve V ezir S a h ib a ta ta r a fın d a n y e n id e n d ü z e n ­ le n m iş tir ) . b ir yerde. m ülkün başına törenle yerleştiriyor. s. S u lta n I. 157. “M ü lk lü y e m a s tû r " y a z ılm ış” olu b " . S ultan A laaddin’in. am a kalıt olarak yeni kuşaklarına geçemeyeceğini dile getirm ekte­ dir. ona "m ü lk ”. Rum Selçukluları dönem inde toprak üzerinde özel m ülkiyet ku ru m u doğm uştur. 103. toprağın onun yaşam- boyu kesin m ülkiyetine (temlik) verildiğini. sanki askerî yüküm lülükleri düşündürm ektedir. feodalin genellikle salt asker sağlam akla kalm adığı.

ya da daha doğrusu. am a bunun. bu. 28 A m a s u lta n . bölüm de. Elbistan kentlerini silah arkadaşlarına dağıtm ıştı. IV. c ü p p e g ib i ta ş ın ır m a lla r la d a (" m a l'’) ö d ü l­ le n d iriy o r d u . anlaşılan. Niğde. parasal ücret alıyordu: "Rum . ayrıca E m irler köyü var. k ısa sü r e ö n c e b a lığ ı b o l B a fa g ö lü (A y d ın ’d a ) ü z e r in d e h a k s a h ip liğ i sa v la y a n . "gazilik h ak k ı” idi. Verilen toprak alanının büyüklüğü. A nkara ilin­ de Gazibeyli köyü vardır. SO Y azıcıoglu A li. İzzeddin Keykavus. Toprak. cöm ertliğin savaşçılar için çekici gücünden söz etm ektedir. hizm etlerine göreydi. su la r ."^ 27B a za n . III. burada. D en y . insandan iyi bakım istediğine göre.' Tim arlar. "ak m a” ka­ tılan b ir Gazi yaşam ıştı. a t. kentler ve bölgeler^ bağışlıyordu. 211. III. yüksek kom utanlara (su paşçızı) ayırdığı XXXI.Erm eni tim a rla n ve gereken p ara ve ödenekler gazilerin hakkıdır. karadakiler için olduğu gibi. örneğin. ö r n e ğ in . Alaaddin Keykubad) yenen I. para. daha çok birtak ım dervişleri çağrıştırdığım sanı­ yorum. yakınındakile­ re de. O rta Asya T ü rk ’­ ünün bakış ve uygulam ası yineleniyor. ö r n e k iç in b k z: Y a z ıc io g lu A li. s u a la n la n d a b a ğ ışla n a b iliy o r d u . sık sık.bilig”. B n cy clo p â d le d e l'Isla m . devletten ayrıca. yalnızca beylere değil. K om utan. 29 J .^ Soy askerî törenlerini (şölen) u n u tan ilk m üslüm an Türk yapıtı "K utadgu . kardeşi Alaaddin'i (daha sonra Sultan I. tim ar sahibi. Sultan. ensonu. kuşkusuz. denizdeki sa­ vaş kahram anlığı için de bağışlanıyordu. B urada. R um ların ve Ermeni- lerin ülkesinde inanç uğruna savaşanlara b ir hak.'’ 133 . “T im ar" m a d d esi. insanla­ rına değer verm ek zorundadır. sulta­ nın ödüllendirm ek istediği insanın durum una ya da öne­ mine. Örneğin. Malatya. 6230). yardım . Ala­ addin K eykubad’ın dediği gibi. 830 . hıristiyan topraklarını yağm alam a karşı­ lığında b ir ödül. 211.” Sultan I. “R u m v e A rm an İ k lim in in tim a r la n v e m avâ- clb lerl. g a z ile r in h a k k ıd ır .840. 1935. no. b e l­ geler o rta y a k o y a n b iri ç ık tı (b kz: " K u ru m ’' g a z etesi.

B ütün bunlar, kuşkusuz, özgür kişilerdi; to p rak lan
küçük olanlar, “sipahiler”, "ordu m ensubu” "askerler­
di.”^’ S ınırlardaki özgür yaşam biçim ini, tarım la uğraş­
maya dönüştüren Oğuz erler de bunlardandı; Vakayina­
mede, b ir kez, Salor boyundan b ir sipahi olan Yoluk (Yü­
lük) A rslan'a "yulukaslan”ı değiniliyor. Gaziler (inanç
u ğ m n a savaşanlar), daha sonra, "sipahi" sam alabiliyor­
lardı.^
Tim arlarm geri alındığı oluyor, ve bu sık oluyordu.
Vakayiname, Sultan I. Izzeddin Keykavuş döneminde,
divandan birine, b ir kez bağışlanm ış olan tim arlarm , a r­
tık, geri alınm adığını (bu, genel k ural içinde b ir ayrıca­
lıktır) vurgulam aktadır.^
Anlaşılan, m ülk sahibinin kişisel hakkı sınırlanm ış­
tı; askerî bağışın sahibi, bunu, kişisel gözetimine göre,
istediği gibi çekip çeviremiyordu. Bu, Küçük Asya’da ve
O rta Asya’da yürü rlü k te olan genel b ir düzendi. Büyük
Moğollar hanedanının (16. yüzyıl) kurucusu Babürşah,
bu düzeni, H indistan’a da götürm üştür. O, burada, feo­
dalin ölüm ünden sonra, toprağın hâzineye geçmesi dü­
zenini getiren b ir yasa yapm ıştı, ve hüküm et, bu toprağı,
kendi vargısına göre, onun oğluna ya da b ir başkasına
bağışlıyordu.
Ama tim ar, giderek gerçek yurtluSa dönüşüyor, vani
babadan oğula geçiyordu. Sultan I. Alaaddin Keykubad,
sınırlam alar getirdi, askersel ru h u desteklemeye çalışa­
rak, tim arlarm . ancak, silah kullanabilen, ok atabilen,
spor m evdanında ustalık gösterebilen osullara kalabile­
ceği uygulam asını vürürlüSe koydu. Tim arlarm , denebi­
lirse, yeniden yazımı m eydana geldi. Bu yüzden sık sık
spor oyunları yapılıyordu.
31 P a rsça "sıp ah " s ö z c ü ğ ü n d e n — ordu.
3 2 J o h . H. M o rd tm a n n . M. SO S., BdV, 2. p . 166. A yrıca Ukz: P . -VVİttek’in
n o tla r ı, Z D M a, B d. 79, p. 289.
3 3 Y a z ıcıo ğ lu AH, m , 110.

134

Tim ar toprağının bağışlanm asındaki anlam , b urada
açık olarak belirtilm ektedir: Askere toprak, hüküm darın
ilk çağrısıyla, tim ar sahibi, silahlanm ış olarak savaşta
hazır bulunsun diye verilm iştir. Kişi, savaş kahram an­
lığı gösterebildiği sürece, toprak, onda kalm aya devam
etm ektedir, çünkü, eğer toprak, rah ata alışm ış tim ar sa­
hipleri elinde bulunursa, devlet, örgütlü askerî gücünü
yitiriyordu.
Ş urası kesin kij Sultanın ölümüyle, tim ar üzerinde­
ki hakkın hukuksal gücü ortadan kalkıyord ı. T ahta çı­
kan yeni sultan, top rak üzerindeki hakkı yeniliyordu. Bu,
Selçuklu (ve Osmanlı) dönem inin hukuksal norm ları için
belirleyici özellikti. Belgelerin yenilenmesi, devlete iyi ge­
lir getiriyordu. Erm eni kralı Levön da, yönetim i için.
Sultan I. İzzeddin Keykavus’dan "yenilenen belge” ("men-
şur-i m üceddid”) alm aktadır.^
Tim ar sahibinin hapse girm esi durum unda, sultanın
güvenilir adam lar (naibler, kadılar) evine giriyor, mal
varlığının listesini yaparak el koyuyorlardı, tim arlar, hâ­
zineye geçiyordu.
A rabaların ve ardılların durum u, çok daha güvence­
siz ve acıklıydı; B unların varlıkları, talana tcrkediliyor-
du. Örneğin, Sultan I. Alaaddin K eykubad'm kom plocu­
ların üstesinden gelmesinden sonra böyle olm uştu;’^ Em ir
Orkodi idam edilmiş (Celâleddin R um î’nin rvine saygı­
sızlığından ö tü rü Allah tarafından cezalandırılm ıştı), ve
soyunun varlığı yağmaya bırakılm ıştı; yalnızca, o, zarar
görmekle kalm ıyor, akrabaları da kurban gidiyordu.’^
Toprak, yalnızca savaş kahram anlığı karşılığında da­
ğıtılm akla kalm ıyordu, devlet içi hizm et de, 3oırtluklarla
ödüllendiriliyordu. Demek ki, saraydaki yüksek orun sa-
3 4 lb n l B lb î, IV , 66.
3 5 Y a z ıc ıo g lu A li, m , 276.
36Af1âkl, II, 303. Cl, H u a r t'm o k u y u şu (''O rkodi") k u şk u lu d u r ; galib a .
A rap h a r fle r in in u y u m u n d a " ü r k tü ” ş e k lin d e k i h a lk a d ın ı g örm ek gerekiyor.

135

hipleri, bölge yöneticileri, din adam ları, b ü tü n bunlar,
feodal özelliğindeydi5
Küçük Asya’ya yönelen seyyidler, şeyhler, dervişler,
artık. Küçük Asya’da yaşam akta olan ulema, kadılar, m üf­
tüler, tüm ü toprağa yöneliyorlardı, tüm ünün vakıf y u rt­
lukları vardı, to p rak tan gelir sağlıyorlardı. A nkara ilinde
sık sık, b ir zam anlar, b u rad a din adam larının yaşadığını,
buraların, b ir zam anlar, din adam ı şeyhlerin m ülkü ol­
duğunu gösteren köylere rastlanm aktadır: Sofular, Şeyh­
ler yayalar, K ırşeyhler, Tagşeyhler, Dedeler, Alişeyhli,
Seyidabdallar, H ızırlar vb..
Din adam ları feodallaşıyordu, b u nların to p rak lan ,
yüz kızartıcı şekilde söm ürdükleri hizm etkârlar ve hala­
yıklar kadroları vardı; örneğin, Ladik kadısı, hadisi ihlal
ederek, güzel kadın hizm etçilerini fuhuşa göaderiyordu,^
bu yüzkızartıcı davranış, belirtelim ki, serfliğin hüküm
sürdüğü A vnıpa’da da sürekli yineleniyordu.
Mevlevilerde, Celâleddin Rum î’nin tekkesinde de,
kuşkusuz, büyük zenginlikler toplanm ıştı. Ve, zenginlik­
lerini korum ak için, bunlar, başlangıçta Selçukluların,
sonra Moğolların “yasal” iktidarını destekliyorlardı, ve
en sonu, Küçük Asya’yı fetheden gaziler am blemi suna­
rak b ir tü r yatırım la, kılıç kuşanm a eylemiyle, b u yasal-
lığı Osm anh S ultanlarına b ıraktılar.
Sultanın zevklerini bilen herkes, ona, b ir şey sun­
m aya çalışıyordu. Sultan da to p rak bağışlıyordu.
Örneğin, E m ir Kılavuz’un oğlu şahinci Tum an Bek
(anlaşılan b u b ir kom utanlık görevidir), kendisine Sol-
h a t’dan (Eski Kırım) gönderilen b ir deniz aşın şahini ye­
tiştirerek, tim ar alm a um uduyla, MogolHanı Gazan'a gö­
türür.^ H anlar ise, şahinlerle, şahin avıyla pek ilgileni-

37 F. K ö p rü lü . B iz a n s M ü e sse se le r in in T esir i, s. 229.
3 8 tb n î B a tû ta , n , 272.
3 9 A n â k l, n , 3 1 0 -3 1 2 .

136

yorlardı. M arko Polo, Kubilay H an’ın, avda, yanm a 10
bin şahinci ve 500 akdoğan aldığını anlatıyor.'®
Bu, h er ne kadar, Moğol devrinden b ir olgu ise de,
Selçuklularda, av, sevilen b ir ulusal eğlence olduğuna gö­
re, daha önceleri yineleniyordu.
Sultan, kendi çıkarına olunca, y u rtlu k lar dağıtm ada
cöm ertti.
Vakayiname, sultanı kom ploculardan k u rtara n Ke-
m aleddin K am yar’a bağışlanm ış olan ödülün ölçülerini
tam olarak belirtiyor. Sultan, ona, 1000 florin, 5 yük ka­
tın , eğerli ve dizginli 5 at, 6 halayık ve ayrıca Sivas böl­
gesinde, geliri 100 bin "akçe” tu tan ve 50 hizm etkârın
bulunduğu K ars çevresini (Kars ili) verm işti. B u zengin
bağış da, tim ar olarak nitelendirilm iştir.''’
Kısaca, toprak ve halk Nizam-ül-Mülk un açıkladığı
gibi, Sultana aittir. Sultan, genellikle, küçük ölçüde olan­
ları dağıtarak toprağı istediği gibi kullanm aktadır. Ölüm
ya da suç işleme durum unda, "ik ta”nm geçerliği kalk­
m aktadır. Sultan, to p rak m ülkiyetinden gelir hakkını ge­
çici olarak verm ektedir.
Sultanın zenginliği, talih arayanların ve m aceracıla­
rın önünde geniş ufu k lar açarak, yakın ve uzak beylikler­
den kişileri, onun hizm etine çekiyordu, örneğin. Kadı Se-
fareddin’i arm ağan yağm uruna tu tan S ultan I. Izzeddin
Keykavus’un cöm ertliği, oğlu Taceddin’in de gönlünü çel­
miş, o da Erzincan’dan (herhalde B ehram şah’ın ölüm ün­
den sonra) Selçuklular tarafın a geçm iştir.
H er tü r yöntemle, kişisel cesaretle ya da sultanın ih­
sanlarıyla, feodallar, çok büyük zenginlikleri ellerinde
topluyorlardı. Sultan, sık sık, düşm andan ele geçirilen ga­
nim etlerden beyleri ve feo d allan ödüllendiriyordu.

-)0 P u te ş e s tv ly e M arko P o lo . V. B a rto ld r ed a k siy o n u y la t . M in ev ç ev irisi.
sp b „ 1902, s. 138.
41 Y a a ic io g lu A li, III, 278.

137

Bu yüzden —vezirler, geçici yöneticiler— gibi yük­
sek orun sahiplerinin de, başkentten uzakta dinlenmeye
ya da sessizliğe çekildikleri to p rak m ülkleri vardı. Sahi-
bata, Afyon K arahisar'daki N adir köyünde, Sa’deddin
Köpek Amasya ili K öprü kazasm m b ir köyünde yaşıyor­
du.
Feodallar, —ün peşinde koştuklarından mı, yoksa
elkoyulabileceğinden korktu k ların d an m ıdır— zenginlik­
lerinin b ir bölüm ünü, hayır am açlı işlere yatırıyorlardı:
Atabek A ltunpa (“altın ayak”), K onya’da, Celâleddin Ru­
m î için, kentte en iyisi olan b ir m edrese inşa ettirmişti."*’
H er yanda, feodalların an ıtları vardı. Yirmi yıl bo­
yunca, Sultan I. Alaaddin K eykubad’a çalışmış olan Sel­
çukluların eski hizm etlisi K aratay, Konya’da biı medrese,
Antalya’da cam i yaptırmıştır.'^^ K ayseri'de (Bünyan kaza­
sında) çok büyük b ir m edresenin örenleri arasında Ka­
ratay köyü bulunmaktadır;'*^ Kayseri ve M alatya arasın­
daki anayol üzerinde, ayrıca, b ir tü r kışla işlevi gören
büyük b ir hanın örenleri korunmuştur.''® Kendisine, Af-
yonkarahisar'ı seçen vezir S ahibata da (35 yıl hizm et
etm iştir) toplum sal yapılar kurdurmuştu."**
Küçük Asya’da, Selçuklu dönem inin anıt yapıtlarının
(medrese, türbe vb.) b ir h aritasını düzenlemek ilginç olur-
4 2 A flâ k l, 1, 22. — A yrıca bk z: VI. G o rd lev sk iy . J itiy e S a d red d ln a K o n -
y ev l. tz v e stiy a A k a d em i! N a u k , 1929, str . 545, p rim , 2.
43 R . M. R ie fs th a l. T u r k ic h a r c h ite c tu r e , in s o u th - w e s t e m A n a to lla .
C am brld ge, 1931, p. 49.
44 A v n l A li C andar. E sk i T ü rk a b id e le r in i b ir araya to p la y a n ş e h ir K a y ­
seri (H a k im iy e ti M illiy e ). K rş: A, R e fik , a k t. yap., b elg e no: 114. “K a r a ta y ı...
e v k a fın d a n , K a ra ta y ı n a m k a r ly e y l..." A li A v n l C andar. " K aratay” s ö z c ü ğ ü n ­
d e b o y a d ı g ö rm ek ted ir.
45 H a lil E d h em . A n a d o lu 'd a İ slâ m î K ita b e ler . T a rih i O sm an î E n c ü m e n i
M ec m u a sı, n o . 33, ss. 521 - 522.
46 O n u n y a p tır d ığ ı a n ıt y a p ıla r ın lis te s i, H a lil E d h e m ’d e v e r ilm iş tir
(K a y seriy e Şehri, s. 105). H a lil E d h em , ç o k ta n beri, b u k o n u d a m o n o g r a fi I
h a z ır la m a n ın ö n e m in e d ik k a ti çek iy o r d u (a y n ı y a p ıt, s. 103); ş im d i b u d ü ­
ş ü n c e , ç a lışm a la r ın ı, 1934 y ılın d a K o n y a “H a lk e v r 'n in y a y ım la d ığ ı P erld
v e M esu d ta r a fın d a n k ısm e n g e r ç e k le ş tir ilm iş tir . A m a, b ir ta r ih m o n o g r a fisi
İçin , b u , h e n ü z , a n c a k h a z ır lık , m a lz e m e sid ir .

138

du. Bu, feodalların yerleşim i ve topraklarının ölçüsü üze­
rine b ir yargıya varm ak için malzeme sağlayabilirdi; feo-
dallar, kendileri için ekonom ik çıkar görünen yerlerde
yerleşm işlerdir.
T oprak sahipleri arasında, sultanın küçük birliğini
oluşturan “gulam lar” da bulunuyordu; sonraları, "gulam-
1ar”, Hıristiyan tu tsak lar arasından toplanıyordu.'^ Kü­
çük Asya’da to p rak m ülkiyetinin tarih in i kavram ak için,
ya da, daha doğrusu to p rak sahiplerinin bileşim ini aydın­
latm ak için, “gulam lar”, büyük önem taşım aktadır.
K om utan Seyfeddin T uruntay (kendisine, anlaşılan,
"gâvurlar”la savaşlardaki yararlılığından ö tü rü "inancın
kılıcı” adı verilm işti), îb n i H aldun’un belirttiğine göre.
Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in azat ettiği b ir "gu-
lam ” idi.'® Saraya yakınlığı bulunan büyük b ir feodal ola­
rak, Konya çevresinde, anısı, coğrafya adlarıyla süren b ir
yurtluğu vardı.'”
Saray hizm etlisi halayıklar, gulam lar, hizm ette ilerle­
yerek yüksek görevlere geliyorlardı; bunlar, esas olarak,
m aaşlarıyla yaşıyorlardı, m ülkleri yoktu,“ am a onlar da,
sultandan to p rak alabiliyor ve böylece, giderek, yeni b ir
toprak sahibi katm anım oluşturuyorlardı.
A nkara ilinin Keskin kazasında Gulamuşağı köyü var­
dır. Belki de eski hıristiyan köleler, gulam “u şak lar”®'
ya da gulam to p rak ağasının m ülkünde yaşayan, Hıristi­
yan inancını koruyabilm iş köylüler, b u rad a yaşam ışlardı.
Şurası kuşkusuz ki. Küçük Asya’da, Hıristiyanların yaşa-

47K rş: E v liy a Ç eleb i’n in d e y im i (S e y a h a tn a m e , I, 559 - 600). '‘D evşirm e
g u la m la r .”
48 Cl. H u a rt. E p lg r a p h le arabe, p. 24.
49 VI. G o rd lev sk iy . İz Isto r lı v o d o p o lzo v a n ly a vı K o n y e. Z ap isk i İ n s t ltu t a
v o sto k o v e d e n iy a , t . II, str . 187-188.
50 N iz a m ü l M ü lk (b l. X X II I ) ş ö y le d iyor: '‘A n -ç l g u la m a n a n d İkta
n e d u r e n d .” “K ö le le rin İ k ta sı o la m a z , ç .”
51 M em lü k ler d e “u şâ k l, v uşS.kl,'’ sö zc ü k ler i '‘köle" a n la m ın a geliyord u
(b kz: F. K ö p rü lü . B iz a n s M ü e s s e s e le ıln in T esiri, s. 248).

139

1. sultanın m u­ hafızları. Medine ve Yerusalam "m ücavirlerine”*'' arm ağanlar dağıtırdı. Sivas’tan K araca C a n d a n çağırm ış­ tı ("candar” — muhafız. 53 A yrıca. Allahın lütfunu kazanm ak için. bilgili şairler. sağ kol beylerbeyi Hüsa- m eddin Çobanbey örneğinde göze çarpıyor. sanatkârlar. Selçukluların düşm esin­ den sonra. as­ keri oyunlarla idm an yapar. homines novi —“yeni in san lar”— içinden oluşan to p rak sahibi feodallar katm am önem ­ liydi. s. K obyak’tan k u rtu l­ m ak isteyen sultan. Anadolu Hıristiyan R um larının T ürk kökenli oldukları hipotezini savunu- yordu. C andaroğullan hanedanı o rta ­ ya çıkm ıştır. s tr . "alp­ la r”. heryıl ona gelirleı ve onda beslenirler. s. V o sto k . Lala K am ereddin’in to p rak ­ ları (Erm enek bölgesi). zaptiye). Derebeyinin oluşum süreci. 44). Deylem“ doğum lu olan vezir M uineddin Pervane örneğinde olduğu gibi. n o t. K öp rü lü . onun iltifatım kazanırlardı. 13. gazavatlarda bulunurdu. ve başkanı olan Papaz E ftim Keskin (Ürkmez). A n a d o lu 'd a t s - lâ m iy e t. 369 . K am ereddin’in "ili” olarak da adlandırılıyordu. n o . "Onun cö­ m ertliği ve cesareti. yüzyılda. "seyyidlere” ve "sufilere” ve Mekke. G o rd lev sk iy . y a n i İ r a n lı o ld u ğ u n a İlişk in b ir b a şk a v e rsiy o n v ard ır (b kz: H a lil E d h em : T a r lh -i O sm a n ı E n c ü m e n i M ec m u a sı. 55 Y a z ıc io g lu A li. k n . 210. 54 B ü y ü k ib a d e th a n e le r in ç ev r e sin d e y ılla r ın ı g e çire n m ü n z ev iler . 140 . K astam onu’da. Kendisi ise. vezirliklere yükseliyorlardı. (1924). dünyanın kentlerinde ve ülkelerinde güneş gibi parlıyordu. 43. Osmanlı dönem i dere- beyinin prototipidir.370. "çiğitler”. III. 4. İz J iz n i so v re m y o n n o y T u r ts ll.dıgı.“ Saray muHafızlan.”® 52 B u k o n u d a k ısa c a b k z: VI. 63. ve "savaş alanından” dön­ düğü zaman. babası. "b ah ad ırlar”. a y r ıc a b k z: F. Selçuklular dönem inin feodali. Örneğin. P e r v a n e 'n in b a b a s ın ın K a şa n 'd a n . Lozan A ntlaşm ası’nm im zalandığı zam ana değin 1923 b u rad a b ir Rum .Hıristiyan topluluğu vardı.

462). 80. Vakayinam e’nin Türkçe işleme­ sinin yazarı Yazıcıoğlu Ali. 320 . b ir zam anlar.) 141 . savaş için as- 56 T a la t M ü m ta z Y a m a n . 53 D ere b e y lik k u r u m u n u n in c e le n m e s i k o n u su n a M. s. ona. n o t. s ö z ­ c ü ğ ü n e sk i a n la m ı vardır. V akayiname'de. 1918. bunun için bol malzeme vardır. Tüm bu gü­ ruh —şairler ve m üftüler kalabalığı—. D anişm endlerin böl­ gesi olan K astam onu’yu bağışlam ıştır Selçukluların düşmesi. b e lk i. ona. bun lar aracılığıyla. yöreyi kazanan. M SO S. "kısa süre öncesine k ad ar (yani 15. H er neyse. S e y a h a tn a m e II. yüzyıl) onun aile üyeleri. propaganda yapıyor ve K astam onu’daki etkilerini pe­ kiştiriyorlardı. b u k o n u d a bkz: A stra b a d i agy. Hüsa- m eddin Çoban'ın korunm asını anım sayan sultan I. Türkiye’de derebeylerinin tarihini incelem enin za­ m anıdır. sadaka ve arm ağanlarıyla. Çobanbey ve ardılları. san­ ki. Ç o b ar’ı göklere çıkarıyorlardı. sözlerini. H a r tm a n işa r e t e t ­ m iş tir (M. artık . babadan oğula derebeylerdir. Ala- addin Keykubad. H a r tm a n n . kuşkusuz süslenmiş. Zu "A us der n e u e r e n o s m a n ls c h e n D ic h tu n g ’’. artık. III.. Artık.^ S ultandan top rak elde eden feodallar. K ardeşi karşısındaki aşağılanm a günlerinde. babalarının yolunu izleyerek K astam onu’da ege­ m enlik sürüyorlardı. Yazıcıoğlu Ali'nin anlatım ı. “O ğ la n ’' te r im in in a rd m d a. K a s ta m o n u T a rih i. bunlar. (A yrıca b k z: E v liy a Ç eleb i. ("oğ­ lanları”). J a h r a n g X V I. 223: Ç ob an lar ta r a fın d a n E rzu ru m İlin d e in ş a e d ile n k öp rü . p . derebeyi terim i bilinm iyor.”^ diyerek bağlıyor. buralar. Osmanlı tarihçilerinde ve Avrupah gezginlerde. Çoban Beyin kalıt niteliğinde müU küydü. iyiliksever.sızlık sağ­ ladı. Halife H arun R eşid’in vezirlerinden BarmeKİlerin y a n söylence tarihinden alınm ıştır. Giderek. 52.321. çocukları ara­ sında bölüştürülüyordu. İ s ta n b u l. yakın. h er an yardım a hazır dere- beyini üstün tutm ayı öğreniyordu. henüz. siyasal bağım. çocukları. halk. güçsüz İstan b u l hüküm eti karşısında. 1?35. s. 57 Y a z ıc ıo ğ lu A li. toprakların ı istediği gibi kullanıyor.

savaşa atlı ve silahlanm ış olarak çıkıyorlardı. M alat­ ya’nın. M araş’ın. yardım cı askerî b irlikler çıkarılıyordu. Ama. 229. doğuda. 3 bin atlı ve ayrıca "cenk için do­ natılm ış şanlı b ah ad ırlard an ” oluşan. bu gö­ revi. Levon ta ra ­ fından). isteyerek yerine getiriyordu. feodalin görevidir. 4. n o t. kentler bağışlayacağım vaadettiği bir şölen dü­ zenliyordu.^’ Örneğin. “askerler için tim ar kefilleri’ydi ("kafil-i zeamet-i asakir). Sivas’ın sağ ve sol kol beylerine. 13. Erm eni kralı Levon üzerine ya­ pılan sefer zam anında. K ö p rü lü . sultan. arm ağanlar gönderip yardım di- 59 F. Savaşa katılm ak. yani Oğuz boy­ ları önderlerine. Bağlı beyliklerle ilişki­ ler zayıfladı ve M oğolların akm larım püskürtm eye hazır­ lanan sultan. feodallara. s. B iz a n s M üesseB elerInIn T esiri. ve kuşatm a araçlarını ve diğer askerî do­ natım larını getirm eleri için tezkereler gönderiyordu. bağlı beyliklerince de (Trabzon kralı "K ir . severek. yerlerinde rah at oturm ayı yeğliyorlardı. “sipaLi” terim i­ nin dile getirdiği gibi. birtakım düşünceler adına. Selçukluların tehlikeli düşm anı M oğollar boy gösterdi. 100 alplık b ir b ir­ lik çıkarm ıştı. çünkü zengin ganim et ya da ödül alacaktı. genellikle. feodallar zenginleş­ tikleri ölçüde. Son­ ra. bu n lar özgür feodallar ordusunun er kitlesini oluşturuyorlardı. Küçük E rm enistan K ralı II. Selçukluların. 142 . yüzyıl ortasında. denebilirse.Aleksis”. atlı ve yaya kalabalık b ir birlikle hiz­ m ete gelmeleri. o rtak y arar adına özveride bulunm ak. Sefer öncesinde. Feodal. Sultana sağlanan askerlerin sayısı. onlara yabancıydı ve anlaşılmazdı. bunlar. ordunun öncü birliklerine kom uta eden meclis em iri. to p rak alanının genişliğine bağlıydı.ker yetiştiriyorlardı. sultan. Küçük tarlaların (tim arlarm ) sahibi sipahiler.

alışm alarından ötürü.'*' Sultan. Selçukluların. güçlü duvarlarla çevrilmişti. tıpkı b ir kö­ le gibi. Selçuklular. Gıyaseddin Keyhüsrev’in cesedini görünce ağlamış ve yüzünü sultanın ayağına sürm eye başlamıştı. Sel­ çukluların sarayına. IV. "eğilip alnını yere koym a". yaşayış. "el öpm e" ("desbus-i eşref") gibi dervişlerde süren hareketlerle sim gelenm ektedir. Alaaddin Keykubad zam anında. herhangi b ir yapı k u r­ m aya niyetlenince. giderek. onlar için b ir tü r doğal yüküm lülüktü. yeni düzenlemeler. bağım lı beyin yaşam ı ve ölüm ü üzerinde öz- iO tb n i BSbî. (bir F rank tarafından öldürülen) Sultan I. kuleler ve duvarlar üzeri­ ne adlarım kazım ışlardı. C'öğ- nüb alnın yire koyup") "diz çökm e” ("dizin çöküb"). yüzyılda da henüz sağlam olan. Küçük Asya’ya. "el bağlam a” ("el bağlayub").^ Barış zam anında. Doğu ve Batı öğelerinin alacalı bileşim ini ortaya ko­ yuyordu. Selçuklular. bu. kulaklarına halk alar takm ıştı. Büyük Selçuklu Alpars­ lan. ve yeni bağlı beylikler. Orta Asya düzenlemelerini getiriyorlar. yeni gelenekler getiriyorlardı. . kendi üzerlerinde sultanın yüksek haklarını kabul etm eleri. III. 239. feodal ile m erkezi h ü k ü m d ar arasın­ daki bağım lılık ilişkilerini belirleyen tören düzenlemele­ ri. 143 . 19. 61 Y a z ıc io g lu A li. Fransız gezgin Teksye'nin 1835 yılında gördüğü gibi. Örneğin.1er hale geldi. daha da bozuluyordu. yeni ülkeler ele geçiriliyor. Sultan I. 96. feodallar da çalışm alara katılıyorlar­ dı. Ama başlangıçta. başkent Konya. Feodallarm itaati. E m ir Ayba. Diojen ona bağımlılığını gösterebilm ek için. Soya dayalı. Bizans İm p arato ru R om an Diojen'i yendiği zaman. kendi ken­ dilerini ödüllendiren feodallar.

33. 1928. prensin kimliğine. bk z: A. Bu itaat simgesinde. L-„ 1929. saray kom utanına verilm iş kı­ lıcı alır. 63. Eski b ir kabahatini onarm ak isteyen E m ir Seyfeddin. Alaaddin'e. bu. ve tören. Bizans im p arato ru n u n sarayında. daha karm aşık durum alm akta. ö r n e ğ in . o kadar. bağlılık andı içmek için mi. K ir Farid. im paratorun erguvani iskarpinlerini öpüyorlardı). « S Y a z ıc ıo g lu A li. sa y fa d a K ö sed a g ı y e r in e K oesed ae ş e k lin d e r a s t . V akayinam e’de renkli bir itaat tab- losu verilm işti. O çerk i i z Isto r ii T r a p e z u n tsk o y im p er ii. Hı­ ristiyan mı olduğuna. T ü rk ler ü z ü n g iş a r e ti ola ra k b o y u n la r ın a s i ­ y a h k eçe d o la rla rd ı.. kendisini b ü tü ­ nüyle Sultanın yargısına teslim etm iştir. III. 191. S e lç u k lu la r ta r ih i iç in İ n g iliz m a lz e m e si k u lla n m ış ve S u lta n İza e d d in 'in a d ın ı “A y z e d d ln ’> o la ra k v e rm iştir . onlar sultanın prestijini yükselt­ m ek zorundadırlar. Sultan. bağım­ lı prensin ita a t törenlerini görm üşlerdi (onların ataları. U sp en sk i.p ersid sk iy slovar. 98. sultan. str. 63 P. la n ıy o r . 144 . U sp en sk iy . str.“ böylece. tah ta seçildiği haberini götü­ rü r. R o m a sk ev iç. kendileri de alm ışlardır. b ir hıristiyan prens ise. E b o r n ik “M ir A li Şir". buna göre biçim değiştirm ektedir. A rcin g a is e E r z in c a n ’dır. alçaltıcı nitelik kazanm aktadır. sultanın kurulduğu ta h ta üç kez yaklaşa­ ra k yeri öper. bütün bunları. Selçukluların hırisliyan kom şu­ larından. barışçı niyat taşıdığını gösterm ek için. ö z el ad lar ta m İşle n m e m iştir . b ir m onarşik prenslik sözkonusu olunca. ve sultanın önüne koyar. P. G e n e l olarak.. m üslüm an mı. kayınatasm ın onuruna fazla kıyam am aktadır. L. yoksa yalnızca şükranlarını bildirm ek için m i saraya geldiğine bağlıdır. koynundan bir kefen çıkararak boynuna sarar. H açlılardan aldıkları etki (kılıç) ve eski T ürk geleneği şeklinde iki öğenin bileşim i vardır. A laaddin'in önünde alçalarak eğilir. Selçuklular. daha önce. Ve eğer. m erkezi hüküm darlığını açık biçim de gös­ term ek istediği. N o v iy ça g a ta y sk o . B atı Avrupa bi­ çim lerini seçm ektedir. Bu.gür k a ra r sahibiydi.^ Sultanın. tören.

K ir Aleksis’ten çulun alınm a­ sını buyurur. sultan. Erzincan'da. aym şe­ kilde baş eğmek zorundaydı. 377. (O sn o v a n iy e tr a p e z u n tsjfo y Im perii. Türkleri. sultan durdurur. A le k sea ’n m a lç a lm a sın a . K ir Aleksis. Davudşah. II. 145 . III. am a sul­ tanın buyruğundaki beyler. Madem ki. 731). atına biner ve sultanla yan ya­ na yola devam eder. t . K u L ik de is te m e ­ yerek İşaret e tm e k z o ru n d a k a lm ıştır . A. ve bey. o. Sis kentini (Kü­ çük E rm enistan'ın başkenti) elinde tu tarak sultana bo­ yun eğiyor ve "bağlılık çulunu başında taşım asına” ("ita- 6 4 Y a z ıcıo ğ lu A li. Sinop’u yitirm iş olan Konya bağımlı prensi K ir Aleksis ("Büyük K om nin” I. am a I. bu kez. B ir sü­ re sonra. atının üzerinde oturduğu halde. Daha önce. Sultan (I. iktidar. sultana şükranlarını bildirm ek için K ayseri’ye yo­ la çıkm ıştı. vı 1204 g. Levon (1198-1220). str . Sonra. K ral II. gerçek niyetlerini gizleye­ rek." K üçük E rm enistan da. onu. doğudaki Latin prensliklerine eği­ lim yeniden ağır basıyordu. seyisten çulu alarak sultanın atı önünde yürü­ meye başlar. yeniden attan inm ek ister. "akıllı ve kurnaz” Aleksis. Selçuklular önünde. onlar da Küçük Asya'da. bunu. Küçük Erm enistan. gönül hoşluğuyla karşılam ışlardı. onu. pahalıya ödem iştir. B ehram şah'ın uzun yıllar süren yönetim inden sonra. tzzeddin Keykavus). Bizans. inançsızlara karşı b ir savaş için onayını alm aya çalışıyordu. Ermeni- leri eziyordu. atının üzengisine ayağını koyunca. B ir süre. U ç e n iy e z a p isk i A k a d em ii N a u k p o p erv o m u i tr e ty e m u o td ele n iy a m . atından iner ve yürüyerek gitm ek ister. Daha uzaktan. Devletin siyasal bağımsızlı­ ğını korum aya çalışan II. 1854. Selçuklulara düşm an b ir siyaset gü­ den oğluna geçmişti. Büyük Levon. m erkezi hüküm darın elini öpmekle onurlandırılır. Roma papalı­ ğıyla yazışıyor. Aleksea) üzerine anlatılan öykü ilginçtir. Sultanın kapısını (“ça tır”) gö­ rünce. atına bindirirler. Haçlı yürüyüşünden sonra hıristiyanlara.

Örneğin. Hizm etçilerin (seyisin ya da silahdarm ) görevleri gö- zönüne alınarak.“ Üzengi öpme. 66 P. at göre­ neğini bilen ve anlayan bozkır adam ı Tugm l Bey. belki. bu tutum a. Do- 6 5 Y a z ıcıo ğ lu A li. 1926. Büyük Selçukluların atası. B atı Av- rupalı H açlılardan aktarılm ış ve Selçuklulara. do­ laysız olarak yerli hıristiyan E rm enilerden ya da Kum­ lardan geçmiştir. III. Slavlara da geçmişti. Latin prenslerinin törenlerinde de rastlanm aktadır: Antakya prensi. Bu görenek. m üslüm an doğuda gözetilmekle kalm a­ mış. T ü r k l-s e lç u k l 1 h r Istia n sk Iy e g o su d a r stv a S ir ll 1 P a le s tlm ." İra n ’da. X JİIX. Köy yaşayanları. hem K üçük Asya’da. kendisine bağışlanan atın üzengisini öper. Bag- dad ’a girdiği zam an. böylece Bizans'ın m erkezi hüküm ranlığını sim geleştiriyordu. çul taşınm ası. belki. U sp en sk iy . başlangıçtan beri. Erm eniler. V o sto ç n a y a p o litik a M a n u lla K o m n ia . bunu daim a gördüm. atın üzengisinin ve kişinin elinin öpülmesi- ne. t . sultanın evlenme törenleri sırasındaki çalışm a­ larından ö türü ödüllendirilen Kadı Şerafeddin. S o o b şç e n iy a B osa ly sk o v o P a le s - tln sk o v o o b şç estv a . Selçuklulara. 131. T ürklerden Rum eli’ye. yu rtları olan O rta Asya’dan gelmiştir. yalnızca. str . hem Suriye’de. 146 . b ir verst uzakta karşılıyor ve atının dizginlerini tu tarak eşlik ediyorlardı ve bu ge­ lenek. k atırının dizginlerini tu ta ­ rak saraya götürm üştü. siyasal bakım dan. b ir şükran simgesine dönüşm ektedir. Bizans İm p arato ru Manuel K om nin’in atının üzen­ gisini tutuyor.atcı gaşiyesin çeknüne [?] götüreyin”) izin verm esini di- liyordu. B ir kente ya da köye konuk geldiği za­ m an. o sır a a r tık K ü ç ü k E rm e ­ n is ta n 'ın b a şın d a H etuım v a rd ı). birinci em peryalist savaşa değin b ir saygı işareti ola­ rak rastlanıyordu. Halifeyi. Küçük Asya'da. Ama. atını dizginlerinden tu tarak götürüyorlardı. saygın konuğu. 160 (b u n u n la b ir lik te . H açlıların.

onlara Batı terim leri geçiyordu. t . 69 V. (genellikle b ir perdenin arkasında duran) sultanın huzuruna çıkınca. Doğu etkisini dile getirm ektedir: Örneğin. 1178 yılında. Selçuklulara. İrandan. L. kuşkusuz. anlaşılan askerî yüküm lülükler taşıyan saraya bağlı feodaldir. — P. “b aro n ” sanı verm işlerdi. A n i. Bu şekilde. Y. Ani kentinden geçmiştir. halifelerin valilerinin egemen olduğu sıra­ larda. 53 .guya (îranlılara. no: 3). Araplara) bağlı olunca. Batı Feodalizmi (kuşkusuz. V II serle. 20. "E m ir". dış görünüşleriyle de değişm işler­ dir. KüçükAsya 'da. m üslüm anlara öykünen Rupenidler. "ha- cib”. Feodal. “sipah” sonuncusu. 673. vuruyorlardı. kom utan k ar­ şılığı olarak Türkçe "subaşı" sözcüğünü değil de. —p. bu yoldan alm ışlardı:’.. sarığı andıran başlık. str . str. III. hem batıdan (Bi­ zans'tan) hem doğudan (Erm enilerden) geliyordu. Batı ve Doğu k ü ltürleri uyum sağlam ış­ tır. E rm enistan sa­ rayının yüksek görevlilerinin sanlarını an latan terim ler.. M arru. K ral II. E ssa l h lto r iq u e e t e r ltlq u e d e la c o n s t lt u t io n s o c ia le e t p o lltiq u e d e l'Arm. Rupen'e. H açlıların topraklarının sınırında yerleşen Rupenidler. A ktarm aların yönü. tö­ renler gibi dış çizgilerle). Selçuklulardan de­ ğil. t z arab sk oy e p ig r a fik i v ı A n i. s t. 1934. K raçkovsicaya v e t. Kilikya. Farsça "sipehsalar" sözcüğünü.*® Erm eniler. Erm eni prensleri.^^ am a onlara.54 (— M em olres d e l'A ca d â m ie d es S c le n ses d e S t.. L. K ilikya'da. Rupenidlerden Küçük E rm enistan'ın kom şuları Selçuklulara uzanmaJctadır. B atı Avrupa Feodal düzeninin etki­ sinde kalıyor. 147 . ve el bağlaya- 67 N . L a n g lo ls. pp. 60.6nie Bous le s ro is d e la d y n a stle R oupĞ nlenne. «8V. M arr. Büyük Levon. terim ler. 129. Sbornllc A k a d e m ii N a u k S S S R KILıV A k a d em ik a N . K ra çk o v sk iy . yeri öpmekte. bağımlı prensliği reddederek "k ra l” sanını aldı. bu.. “sipahsalar”. K n ljn a y a Isto riy a go ro d a 1 ra sk o p k l n a m e s te gorod işça. 1860. prim . 1935. eskiden beri k ü ltürlerin kavşak noktasında bulunuyordu.." H açlılar.

hüküm dar. K üıçarslan el bağlam ıştı. 148 . İran. savaş için süvari donat­ m ış olm aktadır. beyler tarafından terk edilm işti. kendisinin merkezi hüküm ­ dar. bunlarla. altın b ir kılıç. a g y . Sa- sani kültürünün b ir başka etkisidir. E r­ zincan Beyi Davudşah. bağım lı beyliğin belirleyici işaretleridir. Davudşah hap­ settiği beyleri özgür bırakm ış ve m allarını geri vermiş^ t iP 70 "N evrûz" k o n u s u n d a bkz: P. ona. yeğeninin bağlı bey olduğunu göstererek "eliyle. b ir uyarı mek­ tubu gönderir: "Z arara uğrayanların m alları ve to p rak ’ la n . s . etkisini gösterm iş.rak saygıyla ayakta durm aktadır. ona dokunm uştu”. m erkezi hüküm darın bağımlı beye bağış­ ladığı Standard arm ağanlar takım ı. kısaca. K üçük Asya’da de­ vam ediyordu. ona.^' Bütün bunlar. kem er. B ağdat'taki Abbasi halifelerinin de benimsediği. ve m erkezi hüküm darın istem i üzerine. I II. O rta Asya’dan geçen. sağ ve salim olacak­ tır. oturtm uş. atalarının yolundan saparak. beyler. beyin bağım lılığını dile getiren.^° b ir a t arm ağan eder. Bu. doğu törenidir. ("külah-i nevruzi). yeğenini yanm a çağırmış. 71 Y a z ıcıo ğ lu A li. çev­ resindeki beylere azap vermeye başlayınca. Sultan. 84. S a v v a lto v . bağım lı beyler üzerinde yüksek yargıçtır. Izzeddin Key- kavus. Sulta^ na şikâyette bulunurlar. am casından değerli taşlarla işlen­ miş sarık. 7 2 Y a z ıcıo g lu A li. yeğen. Gıyaseddin Keyhüsrev karşısında. K ılıçarslan. K ir Aleksis'in Trabzon krallığı üzerinde kalıt hakla­ rını b ir ant belgesiyle onaylayan Sultan I. am a sultan amcası. sultan ise. 377 v e dev. törenlerde giyilen "nevruz” sarığı.” Sultanın gözdağı. S ultan I. yeğeni III. III. savaşa katılm aya hazır tim ar sahibi için gereken h er şeyi almıştı. Örneğin. oğulları ve kızları zedelenmemiş. "şah ” cübbesi. koşum lu ve diz- ginli b ir at. 137. cüppe.

sözkonusu bey m üslüm ansa. ondan. Alaaddin Keykubad. Merkezi hüküm dara bağımlılığın en yüksek işareti. Halifeden gelen m ektubu. III. antlaşm anın gereklerini gözetiyordu. Mo^ol hanları. bağım lı bey. Doğuda yaygın olan bu jestle. am a eğer. altın naili katırın tırnağını öpm ekte. 149 . kuşkusuz. halife var­ dı. örneğin. sultan adına sikke bastırm asıydı. Selçuklular. camide. Selçuklu. III. artık. on u r h ırkası alıyordu. Müs­ lüm anların başkanınm kendisinden yardım istem ekte ol­ duğu bilinci. B ağdat’tan sultana. " îlh a n ” kar- 7 3 Y a z ıcıo g lu AJl. (M ardin’deki) A rtu k lır. sultan adına "h u tb e” okutu­ yordu. onun hiç kim senin yardım ına başvurm am asını. onların "noyanları” işgal edince. ba­ şına sarık bağlam aktadır. Kendisine.Y a cızıo eiu A li. 74. Ama. 305. halifeden gelen betiği say­ gıyla başına koym akta. Abbasi halifesinin kendi üzerinde egemenliğini kabul eden sultan. Bağdad yönüne çevirerek. daha O rta Asya'dayken sancakları için siyah rengi seç^ m işlerdi. herhalde T ürkün özsaygısını okşam aktadır. halifenin elçisi geldiği zaman. halife önünde büyük saygıyla eğilen bağım lı b ir beye dönüşüyor. sultan.” Sonra. Yeni bağım lı beyle antlaşm a yapan suUan. Sultan I. yalnızca özel olarak sultana u m u t bağlam asını. sultanın kendisini koruyabildiğine ve haklarım savunabildiğine inandığı sürece. ayakta dinlem ektedir. 223. beyin kendi haklarım önemsemeyerek. yüzünü doğu­ ya. halifenin yarı düşsel yerini. (Sis’deki) Rupenidler böyle davranm ışlardı. halifenin verdiği hırkayı giymekte. sultanın üzerinde de b ir hüküm dar. halifenin sözünün uvgulanacağını gösterm ektedir. halife tarafından gönderilen arm ağanla­ rı. tah tından kalkarak kabul etm ekte. kıskançlıkla isti­ yordu/^ Uygulamada.

subaşı. bir merkezi hüküm dara dönüşm üş.halifeye yöneliktir. uysal b ir m üslüm an olan Sultan I.halifeye olduğundan çok. belki yalnızca. sonuçta. halifeden sultana. 204. sultanın saygı işaretleri. m üslüm anların din­ sel önderi im am . düzgün hiyerarşik b ir ün- van sayısı m erdivenini ortaya koyuyor. IV. 7 5 ib n l B tbî. b ir feodal devlet kurulm uştur. Boy başkam .şısında başını eger/^ Kuşkusuz. zengin feodaldan küçük tim ar sahibine kadar h er şey. Küçük Asya’da hayvan­ cılıkla uğraşan boyların birliğinden. han olan Selçuklu sultanı. Alaaddin Keykubad. Böylece. hüküm dar . m üslüm anların k u t­ sal kentlerinin sultanlarının sözlerini ve buyruklarını da derin b ir saygı ve sevgiyle karşılıyordu. 150 .

Sultanın Mutlakçılığa Eğilimi .Sultanın Haraçları . devletin yapısının ne denli sallantılı oldu­ ğunu gösterm iştir.Feo- dallann Arasında Katmanlaşma . Büyük zengin­ likleri. taşın ır ve taşınm az m alları elinde toplayan feo- dallar kuşkulu askerî serüvenlere isteksizce giriyorlardı.Ekonomide Sömürü Sistemi M oğolların sald ırılan sonunda devrilen Selçuklula­ rın dağılması. çok daha büyük sakınm a gösteriyor­ lardı. 151 .Feodallann Başı Olarak Sultan . onların.Sultanın Dayanağı Ola­ rak Yeni İnsanlar (“ Orta Beyler”) . F eodallann başı. denebilirse. Dayandıkları sınıf —onlar tarafın d an sömürülen köylüler— perişan olm uştu ve dayanılmaz b ir zulüm al­ tında inlej’^erek. ALTINCI BÖLÜM Sultanın Otoritesi . kâhyası sultanın otoritesi yüksek değildi. Moğollara karşı ise. Îb n i-B îb î V akayinam e'sinin anlattığı dönem olan 13. kendilerine karşı ayaklanm alar gerçek­ leştiriyordu.

198. A nkara'dan sür­ m üş ve H uzerpirt şatosuna (Malatya yakınında) gönder­ m işti. b ir hük­ m ü kalm am ıştı. toplum sal çıkarlara üstün geliyor­ du. îzzeddin Keykavus. —kardeşler ve yeğen­ ler— saraydan uzakta. 152 . E m ir Seyfeddin’in beklenmeyen gelişi. s. ortanca kar- deşi Alaaddin’i (sonraları I. I. 36). D efr^m ery (H isto lre d es C roisa d es. Danişmend Zun N un’u zehirlem iştir.’ şehzade Keyferidun. Î z z e d d in K ey k a v u s ü z e r in e m a k a le n in (E n cy lo p e d le de r is a m . örneğin. Komplo yanılsa­ m alarına düşüyor ve şehzadeler. tum turaklı yapm acık yaşayış. M a la ty a ’n n g ü n ey d o ğ u su n d a d ır . B u n u n la b ir lik te .. Sultan II. b ir başına zararsızlaştırılm ış şehzadeler. Dış itke Moğol saldırısının çabuklaştırdığı felaket kaçınılm az oluyordu. b u k a le y i. "tah t kenti” Konya’daki yerleşim ini pekiştirerek. Iç savaşlar. akraba karşıtların ı saf dışı bırakıyordu. Sultanı. Bizans sa­ rayının entrikaları. Keykubad). sürekli olarak b ir korku kem iriyor. Selçuklular hanedanının çoktan beri. artık. siyasal k arşıtlar sözkonusu olduğu ya da yol üze­ rindeki birini ortad an kaldırm ak gerektiği zam an. oldum olası parçalıyor ve güç- süzleştiriyordu. 143. Selçuklular’ı. II. I. iç çekişm eler ve sınıfsal çeliş­ kiler açıkça ortaya çıkm ıştı. idam buvruğu alabiliyordu. Bunlar. boğm alarla) ve bu n lara benzer ilgili bilgilerle doludur. ücra taşradabiryerde ya da hapis­ te tutuluyordu: Sultan I. kişisel esenlik kaygısı. Selçuk­ luların kullandığı yöntem lerdir. Sultan I. şiddet kullanarak öldürüm lerle (zehirlenmelerle. 681) a n o n im y a za rı. (B kz: H a lil E d h em . II. Ki- lıçarslan. Ala- addin Keykubad’m destansı sadeliğini alıp götürm üştür. Onlarda. Alaaddin'i kor- 1 D a h a ö n c e Erm enll& re a lt o la n ş a to m ın (a d ın a g ö r e yarprıya vararak ) ta m y erin i b e lir le m e k o la n a k sız d ır. "M lnşar" (b u ­ g ü n M laere) o la ra k a d la n d ırıy o r. sultana tehlikeli görünüyor ve kale kom uta­ nı. K ayseriye Ş eh ri. Ama bu ralard a da. her dakika. K oyulhisar’da^ hapsedilm iş­ ti vb.yüzyılın birinci yarısında. 3 )'de y a y ım la n a n E rm en i k a y n a k la r ın a d ayan arak . 2 Ş e b in k a r a h isa r ’d a b ir n a h iy e. b ir an önce. Selçuklular sarayının tarihi. S e y a h a tn a m e . bk z: E v liy a Ç eleb i. siyasal koşullar. saray darbe­ leriyle. h er şey.

Rum Selçuklularının ilk ataşındı. büyük oğula. (Sultan I. Moğol devri tarihçisi İbn-al-Asir için bile. ve şimdi. Alaaddin K eykubad’m ölüm ün­ den önce. kendilerini. birbirleriyle ik tid ar çekişm esindeki Sel­ çuklular. Selçuklulara sadık kalıyorlardı. sultana. genellikle h er şey. yüzyılda. Kılıç Arslan’ın uzun yıllar süren hüküm darlığı (öl. M esud zam anın­ dan başlayarak) Selçuklular hanedanının soy türbesi var­ dı. b ir ardıl belirle­ m iyordu. sultanın kaprislerinden çok. daha sonra. feodallar. Şehzadeyi. ve ürkm üş olarak. ü stü n m akam a yük­ seldiğine işaret olan düşü çabucak unutm uştu. küçük ogula ya da kardeşe kalabiliyordu. baş­ kentin gerekli anda kim in eline düştüğüne. taht. K ıhçarslan. kendisini öldürm ek isti­ yorm uş gibi geliyordu. 1192) üzerine söylenceler. yekpare soy olarak görüyorlardı: Konya’da. h er iki taraf. ülke sınırları dışına taşm ıştı. feodallar.kuya düşürm üştü. kendileri için elverişli birini aday gösteriyor­ lardı. 13. Sultan I. 153 . feodal- la n n istem i çözümlüyordu. Ne var kî. Ardıl sorununu. Erkân. Alaaddin Keykubad ta ra­ fından restore edilen camide. örneğin. II. geceleyin gördüğü. II. Gıyaseddin Key* hüsrev’i ta h ta geçirmişlerdi. tzzeddin konu­ sunda k arara vardılarsa da. ona. Yalnızca kendisini düşünen sultan. Sultan I. Sınıfsal çıkarlarını gözönünde tutan feodallar. üzerinde sözleştikleri şehzadeyi tah­ ta geçirm iyorlardı. çokça. ölüm öncesi duasını edebilsin diye. tahta. saray çevrele­ rine (ve Oğuz boyları önderlerine) dayanarak ik tid arı ki­ min ele geçirdiğine bağlıydı. veliahtlık düzeni sallantılıydı. bu yüzden Selçuklularda. II. kale kom utanından Seyfeddin’i ka­ pıda oyalam asını diliyordu. Ve gene de. sultan adam gönderm iş de. rastlan tılar getiriyordu. ardıl. am a onun ölü­ m ünden sonra. onun için tehdit olabilirdi. veliahtlık için. isteğinin ye­ rine getirileceği yolunda söz verivordu.

Selçuklular soyundan kim i ta h ta ge­ çirm ek gerektiği. um utlarının boşa çıktığını farket- tikleri zaman. dış gelirlerini prenslerden ve seferlerden elde etm ektedir. feodallarm başta gelenidir. (Bizans’ta gözetim altında yaşayan) Şehzade I. anta dayalı karşılıklı vaatlerde bulunuyorlardı. bazan kurultayca. çoban değneği içinde m ektup götüren gizli aracı Zahariya'yı yollamıştı. h er iki taraf. Bu şekilde. ona seçildiğini açık­ lam adan önce. ta h ta rah atça o tu ra­ biliyordu. kim in kendi ellerinde uysal b ir araç olabileceğiydi. Örneğin. 154 . şehzadeye. Bu İkincisi. Alaaddin Keykubad örneğinde olduğu gibi) sultana sırt çeviriyor ve kom plolar tasarlıyorlardı. biçim sel b ir sözleşmeyle. kendi sınıfının am açlarını gerçekleştiriyordu. iç gelirlerini feodallardan. Selçuklu bulunm alıydı. sözler. onlara. değerlenmiş to p rak gereklidir. sultana. B ir zam anlar. yani feodallarca. sultanla ken­ dilerinin çıkarları genellikle denk düşse de. sultan. Alaad- din'i incitm iş olan E m ir Seyfeddin. iktidar fiilen feodallarda bulunsa da. Sultan. onlara zenginlik getirm ektedir. yalnızca temsilci olm anın görkemi. sö' m ürm ek için. sultan ve feodallar. karşılıklı yüküm lülükler saptı­ yorlar. h er şey unutuluyordu. kendi elyazısıyla yazılmış b ir yemin al­ m ış ve. feodallarm am açlarını gerçekleştirdiği sürece. ne de m al varlığına dokun­ mayacağına ilişkin. sınırlanm ak­ tadır. b ir de K ur'an üzerine yem in e ttir­ m iştir. Gıyaseddin K eyhüsrev’in isteğini artırm ak çr-basındaki erkân. ya­ sal taşıyıcısı olduğu düşüncesi. Sultanda. b ir de savaş ve b arış hakkı vardır. yeminler. Savaş. bilinçsizce egemendi. (kendi elleriyle ta h ta çıkardıkları Sultan I. siyasal bakım dan feo- dallarm sınıfsal am açlarını. yani devletin başında. Sultan. ne yaşamına. Onların tek an­ laşm azlık konusu. Seçilme sırasında.onlarda. işlenmiş. Feodallar. Küçük Asya’yı fetheden “Selçukluların şanlı so­ yundan” birinin devlet iktidarının köklü ve herhalde. o. O zaman.

—Selçuklu dönemi- 3 İ slâ m d in i. İk in d i n a m a z ın d a n so n ra m e y d a n a g e lm işse . silahdarlarla ve m uhafız­ larla çevrelenmiş olarak. ta b u tu n kapağını açtığı ve orada gerçekten ağabeyinin yattığını gördüğü zamun rahatla­ m ıştı. örneğin. Sivas'a gider.^ (daha sonra. ancak. Din çevrelerinin başı olan Kadı. yeni sultan o tu ım ak tad ır. onları. erkân. k apılar kapatılıyor ve özen li b ir korum a örgütleniyordu. İnsanları özgür bırak an feodallar. b ir yana çe- kiliverm iştir. artık. kendi hapsettig insanların bulunduğu) hapishanelerin kapılarını açıyor du. onların desteğin um uyorlardı. bazan yüksek görevli feodallar yürütüyordu. K aynaşm aları önlemek için. ö lü n ü n . Os- m anh devrinde de olduğu gibi) sultanın ölüm ünü halk­ tan gizliyorlardı. öpm e töreninden. karşıtlarının saldırılarını durdurm ak için yapılı yordu. başkentin dış dünya ile ilişkilerini kes m ek için önlem ler alınıyordu. E m ir Seyfeddin. ve ta h tta. ta raftarların ın sayısını artırıy o r ve bu. tzzeddin Keykavus. ölü m . Böylece. m üslüm an yöntemiyle el sıkışırlar. tzzeddin Keykavus'un öldüğünü açıklar. korkusuzca ta h ta oturur. bazan hiç alışıl m am ış önlem lere başvuruyor. Onlar. böylece. mec­ lis em iri M ubarizeddin Behram şah. Salona giren beyler ve "soy­ lu kişiler". im am ların ve beylerin önüne çıkar ve Sultan I. I. korum ayı. artık. Ayrıca. islâm ın gereklerini bozarak. A m a. ve bu fait accoınpli güçlenen silah şakırtısı karşısında. s u l­ ta n la r ın g ö m ü lm e sin d e . Saray salonundaki perde. a y r ıc a lık o la n a k lıd ır . V iranşehir'de öldüğünde böyle davranm ışlardı. siy a sa l d ü şü n c e le r . ö lü m g ü n ü n d e g ö m ü lm e sin i b u y u r m a k ta d ır . yeri öpm ekte ve övgüler düzm ektedirler. hem en feodalin düşm anca niyetlerini ortaya kovmuş olurdu. böyle b ir tavır. tartışm aları sona erm iştir. sultana doğ­ ru götürür. d in se l g erek lere ü s t ü n geliy o rd u . Sultan I. an t içm ekten açık şekilde kaçın­ m ak. 155 . (belli ki. perdenin ardından. Alaad- din Keykubad. tehlikeli olabilirdi.

224. boş b i­ rer form aliteydi. 5 P . başlarına "tersyüz edilm iş” börkler takıyor­ la rd ı/ Sultan. Çok eskilerden beri. " ters ç e v r ilm işti" (tb n l B a tû ta . str . 353 .354). belgelerle onaylıyordu. t i r kez da­ ha. yalnızca bunları imzalamış olanlar için yürürlüğünü sürdürüyor­ du. on la r d a b a z a n y ü k se k gö rev lerd e b u lu n a b iliy o r la r d ı. sözleşmeye uygun olarak. on u r hırkalarıyla ödüllen­ diriyor. y ü k se k çevrelere. D e y lem itle r d e d e t u h a f g ö ren ek ler Vardı: Ö lü n ü n a rd ın d an gö zy a şı d ök erk en b a ş la r ın ı açıyorlar. beylerse. D e y le m it g e le n e k le ri g ireb iliy o rd u . O rta Asya’da da alışılm ış süre olan 3 gün boyunca yas tutuyordu. böyle yerleşm işti. g iy sile re b ü rü n ü y o r la r d ı (b kz: K . beyleri ve erkânı. feodallar da. ve kısa sürede. ta h ta yeni geçen hüküm ­ dara. sp b . 133). beyaz atlas giysiler giyi­ yor. S a s a n ld s- k iy e e tu d ı. 195). g a lib a b ir O g u z g ö r e n e ğ in i İçerm ek ted ir. öncellerin benim sedikleri yüküm lülüklerden bağımsızdılar. Em in Seyfeddin’e borçlu olan I. s. K ö p rü lü . n o t. ardıllar. S in o p 'ta . “g u la m la r ” gib i. ç o k ta n d ır . b u y o ld a n . Seyfeddin’in yazgısı. so n ra la rı. A y n c a . Tahta geçişini. I n o str a n tse v . G iy sile ri İse. Saray. Ama sözleşmeler. 1. K u r’an ve încil üzerine yem inler. sultan da. h er iki taraf. sultanın ta h ta çıkması için çaba harcayan tüm feodallar züm resinin başına gelmiştir. D e y le m itle r . S e lç u k lu la r ’ın h a s sa o r d u su n d a b u lu n u y o r la r d ı.® bu da. kendisinden önce egemen olan düzenin tam olarak yürürlükte olduğunu. b a şla r ı a ç ık ola ra k y ü r ü y o r ­ lard ı. III. feodal düzenin. b ir zam anlar. B ir zam anlar verdiği sözü sultana anım satan Seyfeddin’in inleme çığlıkları boşunadır. Ala- addin Keykubad. sonradan. to p rak ve görev hak­ larını.nin şeyhülislâmı— saray cam iinde an t içme töreni düzen­ liyordu. B iz a n s M ü e sse se le r in ln T esiri. devlet düzeninin henüz ne denli zayıf olduğunu gös­ term ektedir. II. sultan. b u n lara ihanet ederek bozuyorlardı. gerektiği zaman. o ğ lu e rk â n v e kö leler. Nizam-ül-Mülk de. 4 " T ersyüz e d ilm iş b ö rk ler” (" m a k lu b b ö rk ler” ) İfad esi (Y a z ıc ıo ğ lu AH.. değişmediğini açıklıyordu. onu darağacına gönderir. toprak belgelerinin yenilenmesini öneriyordu. Sultan. 156 . E m ir İ b r a h im 'in a n n e s in in c en a ze sin d e . 1909. 115.

bu. Gıyaseddin Keyhüsrev.'^ Feodallar. Sultan II. Böylece. onları b urada idam ettirm iştir. Alman İm p arato ru F ridrih B arbarossa. 342 . Sultanın nasıl yaşadığını gözlemleyerek. 652 yılında) öldürülm üştür. sık sık yineleniyordu. evi de o denli lüks dayanıp döşenmiş olu­ yordu. Yol boyunca. ve “Rus Knezinin” elçisi. Feodalların etkisi. E m ir'leri rehin olarak vermiş. besleniyordu. istemediği feodallar saf dışı bırakılıyordu. Örneğin Sa- deddin Kobyak "köpek. yüksek görevlileri aldata­ rak E rzincan’a çekmiş. sultanın durum u sağlam laşır sağlamlaşmaz.” tarafından kışkırtılan Sul­ tan II. üç Selçuklu kardeş ta iıtta bulun­ duğu sırada (h. koşum u ve dizginleri değerli taş­ larla. feodalların çevresinde akrabaları. Sultanın beylerbeyinin huzuruna. bunlar. kendisine karşı oy kullanm alarının öcünü alm ış­ tır. ona. kesin b ir ta- i Y a z ıc io g lu A li. İzzeddin Keykavus’un yandaşı Şemseddin M uhamm ed Îsfahanî. bu n lar ken­ dilerine b ir saray düzeni belirliyorlardı. Konya’yı terk edince. işlenmiş atların üzerindekiler. Selçukluların tarihinde. onların cöm ertliğinden yararlanan insanların sayısınca artıyor ve belirleniyordu. bunu.343. baş­ kom utanlık karargâhını. ne den­ li soyluysa. S udak’a yapılan Kırım seferi sırasında. Feodal. III. burada yerleşen Sultan K utbeddin de (1191) böyle davranm ıştı. düşm anı hayran bırakm ayı am açlayan Çoban Bey. ç. altın zırh takım ları giymiş savaşçı­ lar dizilmişti. belli ki. zenginliklerini kıskançlıkla koruyorlardı ve çıkarlarına dokunulduğu zaman. bununla toprakları üzerinden H açlıların engel' sizce geçişinin sorum luluğunu üstlenm işti. boyun eğen b ir uysallıkla çıkmıştı. 157 . koru­ m aları altındakiler vb. b ir sultan sarayına dönüştür­ m üştü. Sultan. topraklarında yerleşen.

bah­ çelerin kesilmesini ve bağların sökülm esini buyurur. buralarda. gerçekten. bu banliyö topraklarını ka­ rarlılıkla koruyorlardı. am casının affına sığınm asını önerm işlerdir. vaatlerde bulun­ m a ve parlak şölenler düzenleme yoluyla. Konya çevresi. 8 VI. I. "Devlet sarayının bu ham ileri ve devletin yüksek ma- 7 Y a z ıc ıo g lu A li. 158 . Ala- addin K eykubad’ın seçilmesi sırasında. t. İz is to r li v o d o p o lzo v a n iy a v ı K on ye. genç sultana. 188 . Feodalların m addi durum ları aynı düzeyde değildi. bu yolla derhal kırılm ıştır. O.® Konya'yı kuşatm aya girişirken. Selçuklular dönem i büyük feodallarının topraklarının bulunduğunu göster­ miştir. bahçeler ve bağlar uzanıyord u / Feodallar. 251. Kı­ lıç A rslan'ı savunm a isteği yok olm uş. Meclis Em iri Beh- ram şah ve Beylerbeyi Seyfeddin Ayba.vırla dile getiriyorlardı. h er tü rlü direniş yararsız durum a gelmiştir. h er tü rlü olanağı eyleme geçiriyorlardı. K enttekilerin direnişi. II. I. coğrafya adlarının incelenmesi. bu n lar arasında ayrılıklar doğuruyordu. feodalların önerisini dinle­ m işler ve tartışm asız boyun eğmişler. yani daha güçlü ve daha zengin olanlar. nasıl davranm ak gerektiğini kavrıyordu. Gıyaseddin Key- hüsrev. b ir günlük mesafede. "Ulu beğler”. m . Örneğin. kendilerinin "tım arların ın ” güvenceye alınm a­ sıyla. böylece. “kadim beğler”. onların ik tid ar karşısındaki ko­ num unu. “yazlıkları” bulunuyordu. kent yakınında ise. Z apiski t n s t l t u t a v o sto k o v e d e n iy a . zaten genellikle kentlerde yaşıyorlar (başkent. ya­ şamının. varlık farkları. K urultayı kendi çevrelerinde kenetlem eyi başarm ışlardır. str . III. onları daha çok çekiyordu). bu belirliyordu. G ordlevskiy. çoğunluğu kendi yanlarına çekmek için. Konya çevresinde.189. kuşkusuz. yaz aylarında b u rad a ya­ şıyorlardı. Sultan ya da Konya’daki yandaşları.

onun yerine. sarayda. "o rta beyler” oluşturuyordu. bu. am a sultanın gözüne girm işlerdir. B unlar yeni sivrilm işlerdir. am a feodallar züm resine m uhalif duygularla dolu "o rta bey­ lerin” ortaya çıktığı kesindir. özel olarak b ir kıskançlığın zorlam ası sonucu değildir. m uhalefeti. Rus vakayinamesi. yüzyılda). kısa süre sonra. b ir yerde. erki sınırsız vezir M uineddin Pervane ve onun uysal suç ortağı. feodal düzen koşullarında doğal olan zorunluluk­ lar ortaya konulm aktadır. "u lu ” ve “kadim beyler” diye adlandırı­ lınca. çünkü zengin değildirler. Sultanın b ir korkusu yoktur. kendi adam ­ larını yüksek görevlere getiriyorlardı. d ik tatö r M uineddin Pervane. çıkarları büyük feodallarm çıkarlarından oldukça ayrı olan yeni b ir klik biçim lenm ektedir.kam larının bu koruyucuları”. üç gruba ayrılm ış mıydı. genç yaş­ taki Knez Svyatoslav’ın m ızrağını drevyanlar yönüne sa­ vurduğunu ve yakm ındakilerin bunu çarpışm a işareti ola­ rak anladıkları biçim inde b ir öyküyü korum uştur. iktidarı tam olarak kendi­ lerinde alıkoym ak istiyorlar. sultandan sonra atış yapabildiklerini dile getiriyor. b ir m uhalefet grubu. Feodallar. B unlar arasındaki karşıtlık. anlaşılan. Genel olarak beyler. ve entrikalarla. Vakayiname. büyük feodallarm et- 159 . Örneğin vezirlik görevinden alınan Sahib Ata Osm ancık'a sürüldüğü za­ m an (13. dam at M ecdeddin'i otu rtu r. birinciler. "büyük av” törenleri­ ni aktarırken "aşağı beylerin” ("aşaga begler”). ancak. Sultan IV. Rükneddin Kılıç Arslan kandırılarak A ksaray'a çekil­ miş ve boğularak öldürülm üştür. Ne var ki. Beyler. Bu cinayetin sorum lu­ su. Bu­ rada. vezirin eliyle öldürülen Niğ­ de E m iri Şerafeddin H atıroğlu'dur. yüksek ve aşağı biçim inde ayrı­ lıyorlardı. saptam ak güç. saray darbeleri düzenlem ektedirler. Vakayinam e’de yer yer adlandırıldığı şekliyle. kendine özgü b ir feodal m uhalefet grubu­ dur.

ve d a h a k ıs a sü re ö n c e sin e kad ar. s ü n ­ n e t n e d e n iy le y a p ıla n tö r e n le r d e k e s ile n k o y u n la n n sa y ısı 500'e u la ş a b ili­ yordu. K ü ç ü k A sya'da. m ülk sahibi Hıristiyan prenslerden sultanın yanm a geçen kişilere de rastlanıyordu. yani sultandan yaklaşık 3 kez fazla hayvan kestiğini anlatm aktadır. kendilerini koru­ duklarını açıkça görüyorlardı. T ürk olmayan. 11 K o y u n . b ir zam an oyalanmış ve ancak. E m ir Seyfed- din Ayba Bey'in 80 baş. gide­ rek çevresinde. Kamnenus. kendisine rap o r eden om uzdaşlar topluyordu. yerli feodallann en trikalarına kayıtsız kalı­ yorlardı. "O rta beyler” arasında. s u lta n ın s o ru n la r ı iç in sa ra y a g elen lere. belli ki. bunlar. her tü rlü çabayı gösteriyorlardı. feodallara belki ay­ kırı gelebilen "gulam lar” da b u rad a bulunuyorlardı. “O rta beyler”. Sultandan uzaklaşan feodallann taktiği değişiyordu: "Güçle elde edem ediğin yerde kurnazlık yapacaksın”. d a h a N iz a m ü l M ü lk (b kz: b ö lü m X X X V ) ta r a fın d a n yer­ le ş t ir ile n a lış ılm ış ik ra m d ır. 160 . feodal- larm dolapları konusunda onu uyarıyorlardı.” O. Örneğin. sarayda m eydana gelen gizli konuşm aları. On­ lar da. III. 271. Sultanın ilgisine değer vererek. D o ğ u ’d a a ğ ır la m a ö lç ü sü d ü r : ev s a h ib i k o n u ğ u o n u r u n a a k ­ ş a m le y in k u z u keser. Vakayiname’. Sultan I. Kayseri'ye geçtikten sonra. Toplum sal kökenleri. sultanın ''şö­ lene”'” günde 30 koyun kestirdiği dönemde. böylece. "Ye­ ni insanlar”. sultanı korurken. sultam boğm ak ve ta h ta Key Feri­ dun'u getirm ek istiyorlardı). şölen sırasında kom plocularla hesaplaşm ıştır. R um dur ve. saray üzerindeki baskılarını sürdürm ek için. Antalya’da. güçlü E rtokuş Bey'in yakınında bulunan sul­ tan. Alaaddin K eykubad’a karşı komplo hazırlandı­ ğı zam an (feodallar.kişini kırabilm ektedirler. E m ir Kamnenus ve Hokka- bazoğlu K am ereddin sultanın gözlerini açm ışlardır. 10 " Ş ö len ” b u ra d a b a şk a a n la m k a za n ıy o r: B u . adına bakılırsa. Ama. zaten kendilerini aşağıladıkları ve hor gördükleri için büyük feodallara hınç duym akta­ dırlar. 9 Y a z ıc ıo ğ lu A li.

B unların arasında. Köpek’i ortad an kaldır­ m ak için Sivas’tan K araca C andar’ı çağırtm ışnr. Moğol döneminde. Bu. sultanın genel va­ hşiydi. dayanıklı savaşçılar olan m üslüm anlar. p. 1918. (lakabının gösterdiğine göre m uhafızlık­ tan gelen biri) sultanın koruyucusu olarak güçlü feodala karşı çıkarılm aktadır. devletin başkenti Konya’da toplanm ıştı. K a y seriy e Ş e h r i. Feodalizmin doruğu en güçlü feodallar. sultanı rahatsız ediyordu. güçsüz ve otoritesiz kalıyordu ve istekle "ta h t ken ti” Kayseri'ye çe- l2 B k z : A b d u lk a d ir H a m d iza d e (şim d i E rd o ğ a n ). bu. Feodallar arasındaki ayrılığı gören sultan. II. Sonraları. Sultan. Konya ve Ak­ saray arasındaki "Zazada” hanını inşa eden'^ Sadeddin Köpek. 62. hizm ette ilerlem e sağlayacak çok elverişli b ir fırsat oluş­ turuyordu. 54. gene b ir taşralı.K om ninler so j^ n d an gelm ektedir. Gıyaseddin Keyhüsrev'i babasını öldürmeye kışkırtm ış’^ ve ardından genç sultanın deneyimsizliğinden ya:rarlanarak yüksekten bakan b ir tu tu m takınm aya baş­ lam ıştır. Gözü korkm uş olan Sultan. sarayında b ir tutsak gibi oturuyor. bununla birlikte. "o rta beylere” duyulan olumsuz duygular. Alaaddin K eykubad'ın veziri. erki sınırsız b ir "n aib ”. kılıcını kuşanm ış ola- la k giriyordu. babasının “aşağı b ir m eslekten” ("hokkabaz”) olduğunu gösterm ektedir. onun yanına silahlı. 1X0. "T ürk S ö z ü ” gaz. 1. Sultan I. K am ereddin'in aile la­ kabı ise. taşranın küçük feodah için. Sel­ çukluların boyunduruğundan k urtulduklarına sevinen hı- ristiyanları korkaklıkla suçluyorlardı. Feodalların cüretkârlığı ve keyiFiligi. 13 H a lil E d h em . Sadede din Köpek ise. 161 . Böylece. Selçukluların hokkabazları ünlüydü ve sanatlarıyla İstan b u l’daki Bi­ zanslIları hayran bırakıyorlardı. Bu. giderek artıyor­ du. n o t. dinsel b ir ayırtıyla renklendirilm ektedir. bundan ustalıkla yararlanıyordu.

Sultanm evlenmesi durum unda. Sonraları. beyler ve naib- M tb n l B îb l. kendilerini so^ yup soğana çeviren sultandan nefret etm ektedirler. kom plolarından ve ihanetlerin­ den kuşkulanan sultanların kaprisi nedeniyle. IV. b ir zam anlar. B urada. ya da başkentte bulunm adığı (Akdeniz kıyılarında geçirdi­ ği) uzun b ir süreden sonra dönüşünde. Sonraları. genellik­ le sultana gidiyordu. Önceleri. y u rtları­ nı batkınlığa sürüklüyorlardı. 162 . Yüksek orun sahiplerinin ve geçici yöneticilerin yaz­ gısı değişkendi.kiliyordu. Sultan îzzed- din'i yüzüstü bırak an Sahib Ata gibi en iyi devlet adam ­ ları. Feodallarca baskı altına alınan sul­ tan. bu günahı işliyordu. Feodallar. her yerde yakalam aktadır. tutkularını ve doym azlıklarını daha da aşırı durum a getirince. vasilik altında bulunm aktan kurtu lm ak istiyor. 114. kelleleri uçuruluyordu. Rum Selçuklularında b ir yönetim evrimi m eydana geliyordu. ve başlangıçta Rükned- din’in yandaşı olan M uineddin Pervane ve. zorbalık yönetim i ya da yabanıl egemenlik biçim leri olan m utlakçıliga doğru eğilim ler beliriyordu. on­ da. başkentten kaçar. bu değişikliği fark etm iştir: "Yaşlı ağaçları sökmek ve ye­ rine genç ağaçlar dikm ek gerek”. ik tid ar savaşımı içinde. sultanm kendisine bahçede söylediği sözleri anım sadığı ölüm saatinde. Yüksek yöneticiler.''' Bu şekilde. değiş tokuş edilen ya da satın alınan m allar ve m am ul m allar. tarım ürünleri. Alaaddin K eykubad’ı ta h ta geçiren eski hiz­ m etli E m ir Seyfeddin. Büyük zenginlikler feodalların ellerinde yoğunlaşmış olsa da. Sultan I. savaş ganimeti. burada. onu. Konya. am a feodalların ağır pençesi. cesaretle “o rta beylere” yaslanabiliyor­ du. Moğol saldırısı. güçlü feodallar vardır. birbirle­ rine karşı entrik alard a yok oluyorlardı. sultan. Selçuklular için parlaklığını yitirir.

"M elikler". Kayseri subaşısı Seyfeddin Abu-Bekr’in bölgenin sınırı olduğu anlaşılan Çubuk'ta sultanı karşı­ layarak uzun zam an boyunca biriktirdiği tüm varlığını ona sunduğunu yazmaktadır.'^ Osmanlı dönem inde "tebşiriye” ve "kudûm iye” şeklindeki iki tü r vergi. sul­ tanın sarayına arm ağanlar götürm ek zorundaydılar. oluşan arm ağanlar topluyordu. dayanılmaz b ir zulüm altında bunalıyordu. Bu vergilere ya da haraçlara. 17 Y a zıcıo g lu A li. geçtiği h er yerde. feodallara duyuruyorlardı. str. buradan doğm uştur. istekle gerçekleştiriyordu. güzel er­ kek ya da kadın tutsaklardan. sultana değerli taşlar sunuyorlardı. 198. r a . bağlı beyleriyle buluşm ası. zorbalık ve baskı egemenliği sürüyordu. M. anlaşılan. altın dolu keselerden.''^ Sultanı kendi gözleriyle görmek m utluluğu feodala pahalıya m al olm uştur. I>ogu’d a a lış ılm ış bir o lg u d u r. Köy­ lülüğün. köylülere. bunu. 163 . sultanın feodallara baktığı gibi bakıyorlardı. zengin arm ağanlar sunuluyordu. bu. Bağışlar­ la tükenm eye yüz tu tan hâzineyi zam an zam an doldurdu­ ğu bu gezileri. B er n y e 'n in y a z ısı (İsto riy a p o s le d n lh p o litlç e s - k ln p erev o ro to v vı g o su d a r stv e V e llk o v a M ogola. Vakayiname dilinde. . feodalin mülküyle tanışm asıydı. 191). feodallar ise. — h . III. —reayanın— haraçlardan şikâyetleri sonuçsuz 15 E m ir le rin (F e o d a lla n n ) s u lta n a a rm a ğ a n la r v erm esi. Ö rn e ğ in bk z: F. görünürde b ir yasallık veril­ mişti. Sultan. “huzurda bulunm a karşı­ lığı yasallaştırılm ış pay hak k ı” (“h ak k ’ul kudüm ”) olarak adlandırılm aktadır. m erkezi hüküm darın. Ülkede. durum ları gittikçe kötüleşen köylülere ödetiliyordu. fazlasıyla. Sultanın haraçları feodallar tarafından. liY a z ıo ıo g lu A li. gezisi sırasında. yitirdiklerini k at k at fazlasıyla topluyordu. 1936.1er. Feodallar.'^ Vakayiname. Pe­ rişan durum daki köylüler. Bu. uyruğuyla. B ir eliyle dağı­ tırken. Sultanın tah ta çıkışı sırasında. o. Türk ve Arap atlarından vb. 107.

Lami (16. kargaşalardan ya­ rarlanıyorlardı vb. kent pazarlarında da sürüyordu. Sonraları.. köylüler ve esnaf rah at yaşıyordu. belli ki. Ama. genelde ise b ir kural olarak. 164 . insanlar. "Latifeler”inde. Vakayiname yazarı Yazıcıoğlu Ali. karşı duygular besleyen (bağım­ sızlığım yitirm iş olan Danişm endlerin yandaşlan vb. savaş sırasında. Selçuklular döne­ m inde “ta h t k en tleri’ ne (Konya’ya. güvensizlik içinde yaşıyorlardı. hırsızlık geniş çapta yaygındı. yani h er yanda bolluk vardı. (kendine özgü kaleler olan) kuşatm alara dayanıklı kervansaraylar ve hanlar inşa edil­ diğine göre. kulluktan ve seferler­ den yorgun düşm üş köylülerden çıkıyordu. K ayseri’ye) giden büyük yollar üzerinde. Alaaddin K eykubad’ı ülküleştirerek onun hüküm darlık dönem inin "altın çağ” olduğunu belirtm ektedir: Pazar­ larda ticaret huzur içinde yürüyor. kuşkusuz. feodallar da. H oşnutsuzlar kesimi. Sultan I. to p rak sahibi b ir şeyhin tarlasını "mü- ridlerinin” beklediğini anlatm aktadır. Herkes. varlığı ve b ir parça toprağı için korku duyuyordu. Osmanlı dönem inde de durum böyleydi. Anlaşılan. ülkede güvenlik düzeni yerinde değildi.kalıyordu. Sultan I. bu devlet düzenlemelerine. B unların yi­ tireceği b ir şey yoktu. Soygun­ lar. Nizam-ül-M ülkun sözünü ettiği “hakça vergi” (hall-i hak) h e r tü rlü ölçüyü aşıyordu. Alaad­ din Keykubad dönem inde böyleydi. ve alışılmış olgu ha­ line gelmişti. feodallardan kaçıyor ve “büyük ana yollara” çıkıyorlardı: B uralarda.) in­ sanlar vardı. yüzyıl). insanlar. h er şeyi yüzüstü bırakıyor. Sivas'a. yaylaklarda huzur içinde çalışıyorlardı. kervanları soyuyorlardı. günlük yaşam betim ­ lemesi yaparken.

YEDİNCİ BÖLÜM Feodallann “ta b i”leri . b ir de dış düşm anın eklendiği Moğol döneminde.Baba İshak . feodallar. tahkim edilmiş yerlerde. Sakınm a ön­ lem leri alan feodallar. Feodalin toprakları üzerinde. örneğin. îç güçlüklere. Sahib Ata'nm soyu (“Sal'j'bata oğul­ la rı”) Afyon K arahisar’da.Baba İsh ak ’ın Yönettiği Köylü Ayaklanması Doğallıkla. her dakika. kaleler­ de yaşıyorlardı. b ir bölüm üyle de. feodallar ile köylüler arasındaki sınıfsal çelişkiler keskinleşiyordu. feo­ dalin sultandan aldığı gibi. feodaldan to p rak parçaları 165 .Köleler ve B unlarm Yaşamda Rolü . baskıla­ rın um utsuzluk noktasına getirdiği köylülerin kendileri­ ne karşı ayaklanm asını bekleyebiliyorlardı. b ir dağın doruğunda kurulu kalede oturuyorlardı.M ülk Sahibi Köylüler (“dehkanlar”) ve Irg atlar (“ekiciler”) .

canlı işgücü yedeklerini. feodala ucuz. Ama. b ir zanaatta uğraşm a zorun­ luydu. Dinsel feodallarm işleri iyice düzenindeydi. kalabalıklar halinde. Dinsel tarik atın üyesi ola a x(sıradan) m ürid için bedensel çalışma. Savaştan sonra. Oğuzların m er­ kezi Boyabad’a. köle ticareti büyük k ârlar sağlıyordu. üretim in temeli. barış zam anında da. köylülerin emeğiydi. tanrıya hizm et olarak görüyorlardı. V y a tk in a . T a şk en t. M a lç a n o v 'u n İlg in ç g ö z le m le ri (S o b r a n iy e v o s to ç m h ru k o p ise y V . Ama. T ru d ı G o su d a r sv en n o y p u b llç n o y b lb llo te k l U z b e k sk o y SSR . "h ik m e tli'n in verdiği b ir ders. bunların topraklarında da köylüler oturuyordu. köleler ve tu t­ saklar dolduruyordu: Bunlar. sürekli ola- la k bütünlüyordu. Sudak’ı ele geçiren kom utan Çoban Bey. belli ki.^ yani kendi 5oırtluklanna. bunlar. 2 " B oyabad” a d ın a “b o y ” sö z c tiğ ü g ir m iştir . hem K ıpçak bozkırların­ dan. t .' m üridler.alan. ve tutum suzca harcanıyor. K ırım ’dan K astam onu’ya ve Sinop’a ve. köle topluluğuna dönüşüyor. köle akını daim a sürüyordu. 1936). L. I . bundan başka toprak. kentlerin pazarlarım . savaş ganim eti olarak bu güç. Ne var ki. çalışmayı. şeyhlerin çırakları olan "m ü rid ler” de dinsel feodal- 1ar için çalışıyordu. feodalin akrabaları. olasılıkla. kö­ lelik ise. feodallara bağlı "tab i’lerd i. ülke içinde oradan oraya sürülüyor­ du. en başta. bedava veriliyor. Feodal şeyhler. çabu­ cak azalıyordu. 166 . m üridler üzerindeki manevi etkile­ rinden yararlanarak bunlardan bedava işgücü yaratabili­ yorlardı. 1 B kz: A. Fethedilen kentlerin ve bölgelerin halkı (çoğunlukla hıristiyanlar). ev yaşam ında önem ini sürdürüyordu. hem Akdeniz kıyılarından getiriliyordu. Askerî seferler. am a ayrıca. ona yakın kişiler olan özgür insanlar oturuyordu. özgür çalışm a (köylü emeği) ve köle çalışm asıyla (tutsakların emeği) işleniyordu. p artiler h a­ linde tu tsak lar gönderm iştir.

kuşkusuz. yolu üzerin­ de. sahibi onu istediği gibi kullanırdı. s a ç la r ın ı k e s tik le r in i v e y a ln ız c a İnce k e te n İç d o n u y la ç ıp la k ola ra k k ü rek b a ş ın a o tu r ttu k la r n ı a n la tm a k ta d ır . Feodallar. g i y s i ­ le r in i so y d u k la r ın ı. M acaristan’da b ir yerde. acmasıydı. evlerinde. 134. Ama. S tre y s (T rl P u te şe s tv ly a . m ezarları onlar kazarlardı (top rak kazm ak ise o. tüm üyle sahibinin malıydı. saçları kırpılm ış ya da usturaya vurulm uş oluyor. 1907. bu insanları. köleyi böyle canlandırıyor. bu hem en göze çarpıyor.^ şair Nizami de. O sm a n lIla rd a d a b ö y ley d i. 5 P arsça . G u y a rd ). S t. B er lin — N ew Y ork. Akdeniz kıyısında. Fransa'ya dönüşünde. ve eğer sahibini bırak arak kaçarsa. ülke içinde de ileri boyutlardrydı. Köle. birbirlerine arm ağan ediyorlardı vb. maden ocaklarında onlar çalışır. M ısır’da b ir yerlere. p.. II. "kim liğinin araştırılm ası için”. hıristiyan çocukla­ rını kaçırıyor ve bunları m üslüm anlara satıyorlardı. Ahmet Refik’in belgelerinde görüldüğü gi- 3 O eorgrap h le d 'A b oulf^ da (çev. bu­ rada. E rz S h lu n g e n u n d L led er a u s d em V ila je t Q onJah. onları h er an­ lam da söm ürüyorlar. B. M. boyunlarından birbirine zincirleye­ rek. str .'' Bir köleyi. Mem- lüklere satış söz konusudur.. giysi yerini tu tan b ir çul taşıyordu. dış görünüşü hem en belli ediyordu: Ku­ lağına halka takılıyordu. b ir halk türküsü de. İT. T ü rk - lerd e tu ts a k b u lu n a n Y. Abulfeda’nın® yazdığına göre. n o : 6. ve yol üzerinde herhangi biri. kolay zenginleşme sağ­ layan b u uğraş. Ağır işler kölenin üzerindeydi.^ görünüşü. 1935. k ö le. An­ talya yakınında yaşayan Türkm enler. de la Brokyer. G iese. zam anlar utandırıcı b ir işti). ülke dışına. 34. E dirne’ye satm aya götürdüklerini görm üştü. onları kolayca alıkoya­ biliyordu. tutsağın elleri arkadan bağlanarak yaban el­ lere nasıl götürüldüğünü canlı biçimde betimlemektedir. ş ö y le a d la n d ır ılıy o r : "H alk a b egu ş" . 6 D a h a so n r a la rı. 112). askerî tım ar top­ rağı tarlalarında çalıştırm ak için alıyorlar. y ü z y ıl so n u n d a . Sonraları. askerlerin ele geçirdikleri hıristiyan tu tsa k lan . 4 F r . belli ki. 167 .

yüzyıla değin sürm üştür. Küçük Asya feodal toplum unun ekonom i sistem inde. bu. dadılar vb. 7 lt ı n l B a tû ta . B ununla birlikte. kim i zaman. Ayazhk’ta (bugünkü Selçuk). artık b ir kalıntıydı.) oluşan köleler kurum u. saçları buklelerle aşağı dökülm üş. 19. yüzyılda.B atûta. Maden ocaklarında. B unla’’ sultanın hassa birliğine giriyor. kadın ev hiz­ metçileri. tenleri karbeyazıdır.^ B unlar Küçük Asya’nın yerli "gu- lam lanydı”. hüküm e­ tin güvenilir acen talan olan “em inler” bulunduğuna gö­ re (bk. Sultan Birgi'nin sarayında ipek giysiler giymiş yirm i kad ar düz­ gün biçimli Rum hizmetçi görm üştür. E n azından. II. Siyah halayıklardan (harem ağaları. Küçük Asya fatihleri Oğuzların to­ runları yönlendiriliyordu. İzm ir’de b ir cüce arm ağan ederler. îb n i . Türkiye’­ de. genç b ir Rum kadın için 40 altın dinar ödemiş.B atû ta’nm ödediği fiyat ne k ad ar göstergedir. B alıkesir’de köle Mar- garita'yı satın alm ıştır. tb n i .B atû ta’nın sık sık köle bulundurm ası gerekm iştir. bazan tah tın basam aklarına de­ ğin yükselen "gulam lar”. yanaklarında b ir allık oynaşmaktadır. bu n lar içinden devşiriliyordu. ona. D ışardan getirilen ya da yerli genç ve güzel köleler arasından saray hizm etçileri ve m aiyet görevlileri seçili­ yordu. belge No: 224) m adenleri devlet işletiyordu. îb n i . Selçuklular devrinde büyük üretim gücü olarak köleler üzerine b ir işaret bulunm a­ m aktadır. Küçük Asya’daki gezisi sırasında. 14. şölenlerde konuklara yiyecek ve içki suna­ rak hizm et ediyorlardı. 168 . 303. köle getiriyorlardı. kim i zam an yol bo­ yunca hizm etleri için b ir Rum (Nikolay ya da Mihail) satın alır. H azer denizinin güney kıyısından ya da O rta Asya’­ dan. tüccarlar da. m aden ocaklarında çalışm aya "yürükler” (Küçük As­ ya göçebe Türkleri). bunlar.bi.

T im ur’un. Sultan I I ’ M urad’ın ordusuyla birlikte bulunan ta­ rihçi Âşık Paşazade. "hesaba gelmez.belli değil. iki yüzyıl içinde akçenin değeri. insandan daha değerliydi. Kral II. ham am da geçen cesur b ir konuşm adan sözedil- m ektedir. E rm enistan üzerine yapılan sefer sırasında. ama. Bu öykü. 15. kışın. S Y a z ıc ıo g lu A li. belli ki. sofra hizm etçisi olarak atanabilen b ir insanın düşük fiyatına eşitti. ve büyük tu ta r ödediğini söylemekle. b ir parça ipek. kölenin üs­ tün niteliklerini vurgulam ak istiyordu. sert soğuklarda. jmzyılda devleti­ nin yıkılmasıyla aşağılanan Osm anlının ulusal özsaygısını avutm aktadır. ucuz b ir fiyattır. tu tsak ların fiyatı düşüyordu. dünya fatihi olarak kendisine ne değer biçtiği yolundaki sorusuna. (Küçük Asya’da etine büyük değer verilen) b^r kekliğin fiyatından daha yüksek değildi. Savaştan sonra. arm ağanlarla ve bağışlarla yaşıyordu. Bu. "îskender- nam e” yazarı şair Ahmedi bölüm ünde. 100 akçeye güzel b ir çocuk satın al­ m ıştır. "Tezkere”de (bibliografik yazın sözlüğü). 169 . güzel b ir Erm eni (erkek ya da kadın) tutsak 50 akçeye satılıyordu. Tarihsel gerçekliği olmadığı sanılan (sonradan Nas- reddin H oca’ya bağlanan) b u fıkra. Ahmedi. sayısız ganim et” ele ge­ çirilm işti. H er şeyin götürüldüğü ve ilk fiyatların geçerli olduğu K ayseri’de.® Em ir Seyfeddin’in m asasına gelen lezzetli b ir yeme­ ğin şişirilm iş fiyatı. anlaşılan. III.de düşm üştür. tutsaklığın alışılm ış insan yazgısı olduğu ve köle insanların m etelik yerine konulm adığı sert savaş ortam ını yansıtm aktadır. Levon’a karşı. O. onunla Timurleng arasında. 188. aslında yalnız­ ca üzerindeki giysinin p ara edeceği karşılığım veriyordu. kuşkusuz. bu. Küçük Asya’ya getirilm iş herhangi kum aş.

B atû ta’nın yolu. Bizans köylülerini. Bizans’a bağlıydı­ lar. hıristiyanlardan yalnızca genel vergi olan "h araç” alm akla yetiniyorlardı. Osmanlı "beyi” O rhan’ın topraklarındaki İznik yakınında H uonik kentine düş­ m üştü. Da­ ha sonraları da Selçuklular. T ürk olarak. özellikle. köylüler. Küçük Asya’da toprak alanlarının tüm üyle sahip- lenilmesi yavaş yürüyordu. Erm eniler). Oğuz (Türk) tabakası­ nın henüz ince. Roman D iojen’i yenen A lparslan’ın ardılı Sultan Sü­ leyman K utılm ış (11. (ekonomik) kolaylıklar getirdi. b ir toplum sal re­ form gerçekleştirdi: O. 14.bu yolla kendilerine çektiler. yüzyılda. Antalya’da olduğu gibi davranı­ yorlardı. I I . isteyerek Selçuklulara yaklaşıyor­ lardı. Siyasal değişiklik. yö­ netim in değişme anı sağlıklı olarak tatlıya bağlanıyordu. yönetim aygıtınınsa zayıf olduğu başlan­ gıç döneminde. Şeriatı iz­ leyen m üslüm anlar olarak Selçuklular. günler boyunca. "R um ları yönetenlerin oturduğu yalnız­ ca b ir m üslüm an ev v ard ı”’. burada. 329. Eğer Prens. Küçük Asya’da dolaşan îb n i . Küçük Asya’nın Hıris­ tiyan yerli halkı (Rumlar. kişisel özgürlüğünü koruyor ve yaşam eski akışını sürdürüyordu. yani kentte. topraklarını gönüllü teslim etmişse. Küçük Asya’daki büyük yurtluk­ larda çalışan köleleri ve toprak kölelerini özgür ilan etti. kan seli ovadan denize ulaşm ış. ancak altıncı gün. ve ancak bundan sonra. am a beş gün talan yaparak halkı soyup soğana çevir­ miş ve köle yapm ak üzere kaçırm ışlardı. yüzyıl sonunda). eğer Oğuzlar. baş kesme kırım ı ("kır- gun”) sürm üş. kılıçlarını kınlarına sokmuş. Selçukluların gelişinden önce. yal­ nızca yöneticiler bulunuyordu. Ama. halk. o durum da. bu nedenle. ve bunlar kitleler halinde islâm a geçmeye başladılar. askerler. direnişle karşılaştılarsa. 170 . halka. m erham et ("am an”) gösterilm iş ve sağ kalanlar ev- 9 t b n i B a tû ta . Burada.

77. Ama.'^ Bu yüzüstü bırakılm ışhğı gören hüküm et. K o çu b ey . ayrıca. p. ne öküzü.O r e ife n h o r st. kendilerine başka feodallar yanında da­ ha iyi to p rak lar aram aya zorluyordu. durum ları her yerde aynı olduğuna göre. Celâleddin M uham m ed’in (Hürzem 1218’de Cengiz Han tarafından işgal edilmişti). yersiz yurtsuz sığıntıya dönüşüyordu. 21^35). Bd. aynı patronun yanında kalıyorlardı. pp. susuz”) tarım da yerleşik halk hıristiyan köylüler. 171 . D . 12 Y a zıcıo g lu A li. onlar. İzzeddin Keykavus. 68. yer- süz.) b e lir ttiğ i gib i '‘reaya" s ö z c ü ğ ü a n c a k 18. köylüleri. Sinop’u kuşattığı za­ man. naibler. 1. her şeyi terketm eye. str . 138. p rim .Küçük Asya’nın doğusunda (Ahlat’­ ın doğusunda) uzanan to p rak lar terkedilmişti. U z u n sü r e "reaya” k e n t lin in k a r şıtı.lerine dönebilm işlerdi. Başlangıç­ ta. Toprak sahibi köy­ lü. Sultan I.. Sinop bölgesinden kaçtılar. str . c it. köylüler eski yerlerine geri döndüler ve tarım la uğraşm aya devam ettiler. M. M o rd tm a n u ’m (Z. am a daha sonra. yüzyılda. y ü z y ıld a y a ln ız c a h ır is tiy a n la r iç in k u lla n ılm a y a b a ş la n m ıştır . G.. Ahlat çev­ resinde habersiz kaybolanlarla ve Öldürülenlerle ilgili sa- lO Y a zıcıo g lu A li. ne suyu bulunan ("çiftsiz. r a . S m irn o v . b k z: " reaya” s ö z c ü ğ ü n ü n "T ürk" sö z c ü ğ ü y e rin e k u lla n ıld ığ ı s u lta n I. b ir feodaldan diğerine-geçme hakkına sa­ hiptiler. 85. n o t. onlara sürm e ve ekme işleri için öküzler sağlayınca. i n . H a c ı K a lfa ve d iğ er İT. < Ancak. tarlaları perişan eden savaş. 209). bu ayrıcalıktan vazgeçiyor ve eski yerlerinde. K r a e litz . H. y a n i k ö y lü o larak a lın m a k ta ­ dır. 138. ("reayat”)" yani yersiz ırgatlar. reaya. ne toprağı. kişisel bakım dan öz­ gür köylüler. sonra Moğolların saldırm aya başladığı 13. Bu alışılm ış b ir olguydu. d a h a ö n c e d in a y r ım ı g ö z e tilm e k s iz in k ö y lü le r iç in k u lla n ılı­ yord u . Feodallarm toprağını işleyen. y ü z y ıl O sm an lI y a z a rla rı "reaya” k a v r a m ı­ n a b ö y le b ir İçerik k a tm a k ta d ır la r (b kz: V. l l j . M eh m ed ’in " K a n u n n a m e" si (Fr. K u ç ib ey G o m u rc in sk iy .’° K üçük Asya’nın Bizans halkı içinden özgür insanlar ve köleler yaratılm ış olan ortam ı işte budur. op.

Ayrıca. am a feodalin üretim araçlarını ve hayvanlarını kullanan kişiler olan "ekici­ ler”. “yürüyüş halindeki bu h alk ın ” aralıksız gelgit tablosunu yaratıyordu.yım yaptı. hayvan verdjler ve yü­ küm lülüklerden bağışladılar. yoksul sınıfı oluşturuyordu. Hayvancılıkla uğ­ raşan bu Türkm enler (Oğuzlar). b ü tü n ilgi­ leri hayvancılığa yönelikti.'^ Toprağa yerleşik köylülerin iki tü rü böylece beliri­ yordu. Toprak işlemeyle. K alelerin yöneticileri —zu­ lüm yapan toprak sahipleri— yerlerinden alındı. Türkm enlerin dağlarda ve ovalarda. K üçük Asya’yı baştan başa yığınlar halinde dolaşan göçebe Türkler. ve herhalde özgür köylüler (Raşideddin’de sözcük bu anlam da kullanılıyor) olan "dehkanlar” ve ortakçı olarak çalışan. gelirleri ve giderleri kaydedildi. serbest otlak bulunduğunu bildikleri h er yerde yaşadıklarm ı belirt- 1 3 tb n i B lb î. B unları duyan "ezilenler” ("mi- nezzi’can”) ve “sığıntılar” ("m üteferrikan”). m . küçük çapta yerleşik köylü ekonom ilerinin fonu üzerinde ağır basıyordu. vakayina­ m ede b u n lar için çoklukla "fu k ara” (“fu k ara”) terim i kullanılm aktadır. Büyük zenginlikleri elinde b u lunduran feodallar k ar­ şısında köylüler. yani ü rü n ü kaldırınca gidiyorlardı. yani işleme­ ye ve ekime kişisel emeğini koyan. Ibni B îbî’nin anlattığına göre. küçük toprak sahibi. 18T. onlara tohum . IV. Onlar. Marko Polo. feodallar “deh- kanları” "dihkan” ve "ekicileri” ("m ezari”) “suya ve top­ rağa” çağırdılar. ve çevrede kısa zam anda bolluk başladı. anlaşılan. özellikle kendi tüketim lerini karşılam ak için uğraşıyorlardı. Ahlat’a. Küçük Asya’da. hayvancılıkla uğraştıkları için. eski ocaklarına döndüler. tarla ekm ek için konaklıyorlardı.

M inayeva.. 173 . Köylülük. T ürkler’de bu sürenin azalm ası (Avrupa Türkiye’sinde). köylü ayaklanm aları böylece önlenmiş. Türkiye'de köylülüğün serfleştirilm esi (15. B a rto ld . çev . kaçak b ir köylüyü. Köylülük hukuksal bakım dan serfleştirilm iş miydi? Açık b ir yanıt için. 10 yıl boyunca arayabiliyordu. doğrudan tan ıtla­ rım yok. Yü­ rüklerin sürekli yer değiştirmesi. benim en azından. yüzyılın 20'li yıllarında Kemal A tatürk hüküm eti. Zaten. köylülüğün gücünü geren hükü­ m et. Kaçak köy­ lülerin geri dönmesi zom niuydu. 15 J o s. yüzyılda gözlemlediği bu durum . "toprağa bağlanm a” koşullarını gönüllü olarak hazırla­ mış. I. 30 yıl olarak belirlenm ektedir. str. V. yüzyıllarda) gerçekleşm iştir. H am m er. en büyük olasılık. ensonu. en azından. c lt. böylece yasak­ lanm ıştır. köylüleri feodallarm tam gözetimine teslim etm ek zorunda kalmış. da­ ha sonra (16-17. 14. bunun Selçuklulardan aktarılm ış olm asıdır. daha 20. za­ m an farkına göre süre değişmesi de ilginçtir. yüz 3alın birinci yarısında). i . yüzyıla değin sürm üştür. Niğbolu sancağı "kanunnam esi”nden bilindiğine göre. yüzyılda. red. Osmanlı im p arato r­ luğu yıkıldıktan sonra. sahibi.’'’ M arko P o lo n u n 13. Simavna Kadısioğlu Şeyh Bedreddin'- in esinleyip yükselttiği başkaldırının bastırılm asından sonra tam am lanm ıştır. Burada. Y ürüklerin sürekli yerleşim ye­ rine bağlanm ası konusunda buyruk yayım lam ıştır.m ektedir. toprak m ül­ kiyetinde çok daha sağlam biçim lerin varlığını kanıtla­ m aktadır. 304. hüküm ete karşı tehlikeli 14 P u te şe s tv iy e M arko P o lo . bu. bu süre. m antık yardım cı oluyor.'® Moğol yasaların­ da. Ne var ki. uzun b ir süre için. Gazan H an tarafından yasalaştırıl- mış ve Ahmed Refik’in belgelerinden görüldüğü gibi. 20. 26. kaçan köylünün geri döndürülm esine ilişkin m addenin T ürk yasalarına dolaysız olarak Moğol- lardan geçtiğini düşünm ek güç olurdu. Ayrıca. op.

ocak ver­ gisi salarlık. Patron. 18 V. kimi. H er şeyi su çözüm lüyordu. yulaf. 17 Fr.'® 16 D a h a U y g u r b ö lg e le r in d e r a stla n a n M o ğ o lla rın k o y u n v e rg isi — k u p - çu r— (y ü z k o y u n d a b ir k o y u n ). karşılaştırm a yoluyla oluşm aktadır. 174 . str. toprağa ve suya çağırdığına göre. büyük baş hayvan ve özellikle koyun vergisi alındığı varsayım ı doğaldır. M « llo ra n sk l. doğal olarak. ü rü n ü n onda birini (H ürzan şahına) ödü­ yor. göçebe boylar (Yürükler). p. Özbek. H iv ’d e " sa lg it" to p ra k v e rg isid ir. K r e lltz (K a n u n n a m e S u lta n M eh m ed s d e s El'oberers. ZVO. ona baş eğiyordu. O. tv a n o v . Küçük Asya'da. Bu. susuyor. G . A yrıca krş.olm aktan çıkm ıştır. V II. s tr . köylü de. feodala güç veriyor. t. Daha geç dö­ nemde. 06) a y rıca “s a lg ıt ” (v erg i) s ö z c ü ğ ü n ü ak tarıyor. y ıld a İki k e z a lın ıy o rd u . Onun toprağı sulanıyordu ve sulam a sistem i h er yıl onarılm ak zorundaydı. "a şa r” vergisiyle aynı anda alınıyordu. M eh m ed 'e d e ğ in sü r m ü ştü r . su üzerinde de h ak ona aittir. yemlik vergisiydi.'*^ Sultan II. Yarı göçebe bozkır insanından. A rh lv h lv in sk ih h a n o v . (P. Köylülerin hangi yüküm lülükleri taşıdıkları belli değildir am a on­ lar. Vakayiname. (D o k u m e n t u y g u rsk o v o p ism a s u lta n a O m ar Ş ey h a . kimi. 24. R a şid ü ’d D ln ’e göre. kuş ya da "nuker” ("hizmetçi ya da m uhafız”) sağlıyordu. 13.'dan onda­ lık anlam ındaki yıllık vergi "aşar” ödüyorlardı (Türkmen. ağır yüküm lülükler taşıyorlardı. 1) te r im i y a n lış b ir y a k la şım la .). toprağa yerleştikleri zam an. n o t. S u lta n II. su.en sk ovo n a ro d a . P. darı gibi tahılla. k u p çu r. b ir dereceye kadar. 45. M. t . yalnızca to p rak üzerinde değil. büyükbaş hayvan vergisi veriyor. K ü ç ü k A sya'da. B a rto ld . X V . Kazak gibi T ürk dillerinde vergi kavram ı "sal” köküyle ifade edilm ektedir). Z apiski İ n s t itu t a v o sto k o v e d e n iy a .'^ ve arpa. Sonraları “salarlık” ya da "salariye” vergisi. Y üküm lülükler konusundaki yargılar. . kimi. Küçük Asya’da köylülüğün ekonom ik durum u konu­ sunda. ister istemez. F a r sça “salar" — b a şk a n — s ö z ­ c ü ğ ü n e b a ğlıyor. M ehmed’in "K anunnam esi'nde görüldüğü «ibi. Türk boyları (Orta Asya’da). I. O çerk is to r ll tu rk m . str.

kn . m am ul eşya gibi zengin arm ağanlar alıyordu. K arşılaştırm a için b ir başka örnek: 1184 yılında Su­ riye’de bulunm uş olan Ib n Cubeyr. sultan. ülkeyi yıkan savaşlar­ dan sonra da bağışıklıklar sağlanıyordu. m aden ocaklarının işlenmesi. Savaş zam anında. m üs­ lüm an beylerin yönetimi altında kalan kardeşlerinin yaz­ gısından daha iyi buluyorlardı.” Böylece. M u su lm a n sk iy m ln is tr . V o sto k . Onlar kendi yazgılarını. erzak haracı ve çalışmayla ödeme yüküm lülüğü sözkonu- sudur. 187. her iki tarafta. meyve ağaçları için de küçük b ir vergi ödediklerini yazm aktadır. am a akınlar sırasında. halk için bu ağır gelenek. kişi başına vergi ya da ocak vergisi ödüyordu. aynı zam anda " sü t” ürünleriyle ("m ahlubat”) ödüyordu.^" Bu­ radan. artık. Aynı şekilde. aile kutlam ala­ rında. s tr . ör­ neğin. esnaftan da. Bayram larda. B a rto ld . hıristiyan kom şulardan ele geçirilen değerli ganim atten de pay ayrılıyordu. Küçük Asya'da. kum aş. örgütlenm iş m üslüm an vergisi ("aşar”). 136. 2 0 Y a z ıcıo g lu A li. III. O sm anhlara da geçm iştir. at. çiftçinin işlediği to p rak ver­ gilendiriliyor. sınır bölgesi halkı­ na. 4.fllo s o f epohl k r e sto v ıh p oh odov. H açlıların toprakla­ rında yaşayan m üslüm an çiftçilerin ü rü n ü n yarısını tes­ lim ettiklerini. Doğuda yaygınlaşmış olan. yolların ve köprüle- 19 V. köylülerden aynı vergi alındığı or­ taya çıkm aktadır. 175 . görülüyor ki. vergisini. kişi başına 15/24 dinar (bir dinar yakla­ şık 5 rubledir). çoğunlukla ayni (koyun) şekilde yıllık arm ağanlar yol- luyorlardı.burada. S ınırları koruyan (ve asker veren) Oğuz boyları. sara­ ya. ayrıca. yalnızca paşalardan değil. Selçukluların kendi üzerinde merkezi hüküm ranlığı­ nı (egemenliğini) kabul eden K ir Aleksis. vergi bağışıklığı uygulanıyordu.

Barış zam anında. Böyle ayaklanm alardan biri. safça sezdirm ektedir. ağır. Devletin dış düşm anların kesintisiz saldırılarından ve sınır beylerinin keyfiliklerinden ve baskılarından za­ ra ra uğrayan sınır bölgelerinde. 1239 yılında. bilisiz Türklerin iç dünyasını kavrayan b ir büyücü. köylüleri. Sultan II. ancak. köylü ayaklan­ m aları çıkıyordu. halkın alt tabakaları devrimcileşiyor- du. Ama. Gıyaseddin Keyhüsrev'in hüküm ­ darlığı zam anında m eydana gelm iştir. y ü z y ıl e şiğ in d e . açıktır ki. düşseldi. 19. M. I. 263. kuşkusuz. am a feodal sınıfın temsilcisi saf- yürek vakanüviste.rin yapım ı ve onarım ı yüküm lülüklerinin devlet tarafın­ dan yüklendiği köy halkının durum u da. Feodalların toprağı üzerindeki köy­ lüler bunalıyorlardı. vergi indirim le­ riyle dengeleniyordu. 270. str . özgür kesim —sipahiler.^' kişinin m addi varlığı ve onuru çiğneniyor­ du. sık sık. köylülüğün esenliği. hukuksuzluğa ve baskıya sessizce dayanıyordu. büyücülüğün çıkarabildiğini. köylülük. arabalar. —L. köylülüğün sınıfsal düş­ m anı olan taraflı b ir gözle ortaya konulm uştur. Vakayiname’de.îsh a k ’ın başını çektiği ey­ lem. h er yanda sessizlik ve bolluk varm ış gibi görünüyordu. ç. köylülerin öfkesinin dı­ şa vurduğu. 11). Selçuklular döneminde. derviş Baba . Bu. askerî donatım sağlam a yüküm lülükleri büsbütün ağırdı ve köy­ lüleri batkınlığa sürüklüyordu. K arabağ h a n lığ ın d a a lın a n verg iler (K o lo n la l- n a y a p o litik a ro ssiy sk o v o tsa r iz m a v ı A zerb aycan e. III. ve genel olarak asker kitlesi— savaşa. toplum sal nitelik taşıyordu. 1936.. kuşkusuz. Baha İshak. köleci b ir çalışmaydı. Devlet stokları konusun­ da Nizam-ül-Mülk'ün salık verdiği önlem lerin gözetildiği kuşkuludur. K onaklam a görevleri. 176 . Bu başkal­ dırı. sessiz erinci içinden. Vakayi­ name.^ 21 K rş. 22 Y a zıcl0 g lU A li. b ir kazanç aracı ola­ rak bakıyorlardı. sahtekâr biri olarak betim lenm iştir. görüntüsel.

Suriye. burada. III. Ayin­ lerin ve törenlerin bol çeşitliliğini gören insan. Niyetleri düşm anca olan tarihçiler. yani savaşım ın toplum sal anlam ım suskuyla ge­ 177 . Selçuklular tarafından ele geçirilince.S. Bizans’tan gelen (tinsel bakım dan) kurutucu ve (ekonomik bakım dan) ezici baskıya karşılık olarak. E rm enilerin tinsel kül­ türü. İran'dan. iliş­ kiler güçlenmiş. H indistan’dan gelen yolların bu kavşağında yüzyüze geliyorlardı. inancını yitiriyor. K atı dinsel öğretiden sapm ış olan M itra’lar. çoktan beri. Selçuklu­ lar devletinin yapısında örülü çelişkileri. Suriye’ye geleneksel b ir eğilim vardı. F ırat nehrinin sağ kıyısında (kadim Ur- fa ’m n kuzeyinde). "T anrıların Yüce Annesine” tapınm a temsilcile­ ri. hem en kavra­ m ıştır.S. Erm enilerin yerleştiği bölgelere bitişik topraklarda. M ezopotamya'dan. Örneğin. Küçük Asya halklarının güvenini kazanm ıştı. feodal sınıfın tem silcileri. başkaldırının önderinden. Sam osata. eski b ir Suriye kenti olan Sam osata’- nın ticaret bölgesi K efersud doğumluydu. özverili dava ada­ m ı m askesine bürünen dinden sapmış b iri olarak sözet- m ekte. Baba Ishak da Küçük Asya'ya geçerek düşüncelerini özgürce yaymaya başlam ıştır. O. Sam osata. Bizans'ın tersine. yy) ve dualist Palos mezhebinin kurucusu Pavlos (Î. Bu İkincisi. başlangıçta Kü­ çük Asya'da güçlenmiş. yy) S am osata’dan çıkm ışlardır. B ulgaristan üzerinden M oskova’ya geç­ m iştir. insanlığın düşünce tarihinde büyük rol oy­ nayan b ir dizi kişi çıkarm ıştır. Küçük Asya’da. uzun b ir aradan sonra değişime uğram ış olarak Bizans Im paratorluğu’nun Avrupa top­ raklarına. müslü- m anlar. Baba îshak. oradan. II. "Antik çağ Volteriyeni" Lukian (Î. yığınların kolaylıkla kandırılabilirliğine gülerek bakıyordu. Suriye kökenliliği açıkça belirgin izler taşıyordu.

Baba İshak'ın dede­ sinin Süleym aniye’li ve N esturi m ezhebinden olduğunu. IV . başka anlayıştan görüşler taşıyan b iri olm ak du­ rum undadır ve gerçekten de öyleydi. o. 227. her şeyi dinsel ayrılıklara indirgem ektedirler. II. ss. şii görüşlerini yayan ''b ab a”lardan b iri olan Baba İlyas H orasanî’nin müridiydi.^® Baba İshak'ta. islâm sekterliği. 56. Tarihçi Âşıkpaşazade’nin bildirdiğine göre. 52.^^ Buna göre. 25 G. K om ninler soyundan b ir R um ’­ du. İslâm dinine girerek Sam osata'ya geldiğini yazm aktadır­ lar. o. p. (İbni . 363. b ir "baba" idi. B ununla birlikte onun hıristiyanlıkla uzak b ir ilgisi vardı. Oğuzlar arasında. Ama çok okum uştu. 26 İb n i B îb î. bu yüzden.1332. sapm ış.Bibî onun "R ivayedar''ından sözetmektedir). incinen Celâleddin R um i’­ nin ve sofu mevlevilerin sultandan uzaklaştıklarını b elirt­ mektedir. 178 . geniş şekilde düşünülm üş b ir Rum (Bizans) entrikası olarak görmektedir. hadisleri iyi biliyor­ du. 232 . Baba İshak. Sadeddin Köpek sözde onun adam ıydı ve h er tü rlü desteği sağlıyordu vb. tu tsak alm an Baba İlyas’ın sultanı hayran bıraktığını. bura- 23 A m asya ta r ih i.^'' Cenabi’den yararlanan H am m er.234). b ir "harici” idi. A n a d o lu ’d a İ sla m iy e t. R „ I. Baba îsh ak güya dış görünü­ şüyle İslâmî kabul etm iş. yaprak yaprak dökülüyordu. İ s ta n b u l. Baba Ish ak ’ın başında bulunduğu hareketi. Amasya'da ya­ şıyordu. Adının da gösterdiği gibi. 1329 . 24 B u b a şk a ld ırı k o n u su n d a tü m k a y n a k la r ı g ö z d e n g eçirm ek v e ö ğ r e t­ m e n B a b a tiy a s 'ın ve çıra k B a b a İ sh a k ’ın r o lle rin i a y ırm ak gerek ird i (b kz: P. — A y n ı Y azar. K öp rü lü . Dinsel bakış açısından var olan düzeni reddeden kişi. köklü b ir ayrılıkçı pro testan h k temeli üzerinden..^'* Baba İshak’ın öğretm eni Baba İlyas. hıristiyan tarihçileri. am a tüm bu n lar dayanaksız ve kuşkuludur. T ü rk E d e b iy a tın d a tik M u ta sa v v ıfla r .çiştirerek. Doğu kaynaklarından yararlandığını yazan Hüsamed- din.

ya. barışseverlik) ardında. iz­ lendiği sıralarda sultanın ordusundan gizlenmesine yar­ dım cı olm uştur. dinsel m uhalefetin eski b ir merkeziydi. D . O. 179 . ona ısındırm ış.^ Şa­ m an yansım alarını sürdüren m üslüm an tarik atların d an birinin kurucusu Ahmed R ufai'nin torunları yaşıyordu. bir zaman. Burası. 29 A şık p a şa za d e. b ir zam an yeral­ tına çekilmiş. sürü güdüyordu. ve sonraları. B unların lakabı. b u g ü n b u k e n t “N iksar" o la ra k a d la n d ır ıl- d ıg ın a göre. a n la ­ şıla n . b u rad a bu­ lunm uştu. Baba Ishak. “S u n u ş ” İle b a ğ ın tılıd ır ). G. karı kocaları barıştırıyordu. ağırbaşlı. genellikle. Hacı Bektaş u ğ r a m ış tı. köylüleri. Baba İlyas’a. T a rih (İ sta n b u l y a y ın ı). Baba İlyas'ın düşüncelerini benimsemişti. b u r a n ın . T o k a t İlin e d a h ild ir . yalnız yaşam. H am m er. yüzyılda. V. Baba İshak'a düşm anca niyetler güden Vakayiname'- nin de vurguladığı bu olum lu çizgilerin (çobanlık. 212.. “sapm ış hocaların” (“Kızıl hocalar")^’ izleyicileri olduklarını gösterm ektedir. 30 Ş im d i. yurdu Suriye’de) yani eskiden beri m erkezkaç güç­ lerin etkin olduğu yerlerde tu tu ştu rm u ştu r. b u ra sı. s. O. 14. Baba İshak da burada yerleşm iştir. sanki. str . o. am a önündeki am aca ulaşm ak için dirençle çabalayan b ir insan gizlenmektedir. 195 (C en a b l'd en a lın tı). belki. X V III. B . 33) s a n d ığ ı g ib i T oros H er so n e sl o ld u ğ u n u d ü şü n m e k g ü ç tü r. köylüler arasındaki anlaşm azlıkları çözümlüyor. S m irn o v ’u n (M n lm ıy tu r y e ts k iy s u lta n ZVO. Sade. tasarlan ­ m ıştı. 28 J. 207. Celâleddin H ürzem şah’ın düşm esinden sonra Küçük Asya’yı doldu- 27A şık p a şa za d e. “M elik D a n işm e n d S ö y le n c e le r l”n - d e “H arsa n u sly e" k e n tin e r a stla n ım a k ta d ır (s ö z c ü ğ ü n İ k in c i b ö lü m ü . s.^® Türkm en “Kı­ zıl hoca o ğ la n ları'n m k ararg âh ı da. tu tsa k düş­ m üş ya da herhangibir feodalin hizm etine girm işti. Amasya yakınındaki Sunus’ta.E r m e n i dön­ mesi ve K aram anoğlu hanedanının kurucusu N ur Sufi. Sonraları. başkaldırı ateşini devletin sınır bölgelerinde (o arada. t. özverili b ir yaşam biçimi sürdürüyor. I. B ütün bunlar. Baba îsh ak 'm planı genişçe düşünülm üş.

öç sevinci duyarak. M alatya ve Sivas üzerinden To­ k a t’a ve Amasya'ya sıçradı. buralard a büyük çekiciliğe sahipti. köylülerin sevgisi­ ni kazanmış münzevi babanın öğrencileri olarak m ürid­ ler. Baba İshak’m kişiliği. Oğuz (Türkmen) boyları. Köylüler. an­ laşılan. Bel­ ki. feodal için çalışm a­ ya. Uygulamada ise. Köy. Baba îsh ak . O. K aynaşm alar başlangıçta. ve kent üzerine yürüyor­ lardı. kom şu Eyyûbiler de. yalnızca işin dış yüzüydü. büyük kin duydukları "soylu y u rttaşları” öldürüyor. toplum sal ada­ leti savunuyordu. halkın dinsel duygularını kam çılıyor ve Sultan II. kentin üzerine yürüdü. belki. barış zam anında.^' diye 31 İ b n l B îb î. onda. kim ini M araş’a gönderm işti.eylemi. Baba îshak. 180 . Bu. D indar yaşamıyla. doğudan takviye bekliyordu. zulmedici feodallar arasındaki karşıtlıktan yükselen gerçek b ir sınıf savaşımıydı. "Bize dost olan. köylüleri. M azdak öğretisinin yankı­ ları duyulm aktadır. erdem li b ir in­ san olarak Baba îsh a k ’ı tanıyorlar ya da duym uşlardı. uzun süre hazırlık yapılm ıştı: Köylüler. m üridleri aracılığıyla yönetiyor­ du: Kimini Suriye’ye. sınır bölgeleri boylarını sardı. kölece çalışm anın perişan ettiği köylülerle. ganim ete o rta k tır”. köylerde dolaşarak. Baba İ 'h a k ’a can­ dan bağlı m üridler. onun uğrunda kan dökmeye zorlu­ yordu. köyleri yakıyor. h er yerde yan­ daş devşiriyorlardı. B uralarda ise. önceden inandırılm ıştı. Selçuklula­ rın içinde bulunduğu siyasal güçlüklerden yararlanm ak istiyorlardı. Onlar. savaş zam anında. onu içtenlikle destekliyorlardı. IV. H orasan asıllı derviş-baba’lar tarafından yapılan propagandayla. 228. am a bu. daha önceden. Gi- yaseddin Keyhüsrev'in yakışıksız b ir yaşam sürdüğü söy­ lentilerini yaygınlaştırıyorlardı. "E ski düzen”.ran T ürk boyları da. onlardan batıya.

başkaldırıya katılanlardan acı­ masızca öç aldı. bunlar. 181 . köylerde toplanm ış bulunuyordu. h er şey olup b ittik ten sonra öğrenen ta şra feo- dahna göre.^ E rzurum ’dan sınır bölgesi birlikleri getirildi. 75. sancaklarını ele geçirdiler. ensonu. K oşullar oluştuğu zam an.. M üridleri ta­ rafından. yalnızca iki üç yaş çağın- 3*Fr. kendisini "Tanrının elçisi” (“R asulullah”) ilan etti. B a b in g er. gerek­ tiğinde. m ürşidin büyülü gücüne olan eski Önasya inancı. Amasya’ya gir­ di. olayları çok geç. feodal gruplar ara­ sında daim a süren savaşımı izliyordu. Köylülere zulm ü ve zorbalığı anım satan tarım sal ürü n ler ve iş hayvanları. dinsel ateşin bürüdüğü isyancılar. tahtırıvanla taşınan yeni halife. büyük değer taşıyordu. K entte yaşarken saraya yakınlığını koruyor. onları bozguna u ğ ratarak askerî birlikleri tüm üyle yok ettiler. böylece devam ediyordu. Va- kayinam e’nin bildirdiğine göre.bağırıyorlardı. am a yurtluklar zarar görm üştü. Uzun süren çabaların ardın­ dan. başkaldırının ön­ deri Baba îsh a k ’ı ele geçirdi. Atabek Hacı Armağanşah. ürünleri hızla taşıyarak satabiliyordu. onlarda. onun ölüm üne inanm adılar. 1. m alını kentten rah atça gözetleyebiliyor. tüm üyle kılıçtan geçirildiler. Ne var ki. n o t. c lt. kent çevresindeki toprak. bu. Öfkeye binen sultan. babasının cesedi üzerinden geç­ miş olan Sultan II. büyük ayrıcalıklar sağlıyordu. Gıyaseddin Keyhüsrev’in durum u sal­ lantıdaydı. ona. p. T ahta oturm ak için. kentlerde yaşıyorlardı. op. Baba İshak. Baba îsh ak asıldı. am a köylüler. isyancılara karşı çıkanları ise koşulsuz yok ediyorlardı. çoğunlukla. İsyancılara karşı birlikler (Em ir Ali Şir) gönderildi. Feodal için. Feodallar. Köylü ayaklanm ası genişliyordu. başkaldırı ancak böylece bastırıldı.

A y n ı yazar. işte bun­ lardı.daki çocuklara am an verilm işti. Küçük Asya’daki başkaldırı. kent ve köy arasında toplum sal eşitlem e denemesi­ dir. 14. O ğ u z e tn o lo j is in e d a ir n o tla r. belki. Mo­ ğolların saldırısı. II. giden beşte b ir pay ayrıldıktan sonra. 353. p. onun öğretisi Oğuz boyu Çepniler’ce^ benim senm iştir. Fuad K ö p rü lü n ü n sağlam dayanak­ lı varsayım ına göre. am a bozgundan sonra kuzeye. yüzyıl başında.207. ss.B atû ta’nm yazısını çözümlerken. “m üslüm an doğuda” köylülerin uyanış olgularından b iri M ahmud T abari'nin önderlik ettiği. 120) n e d e n s e (Ç a­ p a n o ğ lu ile k a r ıştır a r a k ) C h a p a n li T ü rk s ş e k lin d e v erm ek ted ir. eski düzeyinde kalm ıştır. Selçukluları düşüşe götü­ ren sınıf savaşım ındaki keskinleşm enin parlak b ir örne­ ği. am a köylülüğün m addi ya da hukuksal durum u. K ö p rü lü . Çepniler’in eyleme katılm a­ sı. T a v şa n . ta v ş a n y i­ y e n in k ir li o ld u ğ u n a in a n m a k ta d ır la r . s.®’ Baba îsh ak başkaldırısı. îb n i . le S tra n g e (“ th e B road w ay T ra v ellers” ser isi. Trabzon ve Erzincan ara­ sında. B uhara’daki (1238) köylü ve zanaatçılar 33 P. 34 O r ijin a lin tr a n s k r ip s iy o n u n u (S re z n e v sk i y a y n ım a göre C h ap an les. 62 . 129) Q. kalanı askerlere dağıtıldı. şeriata göre. 3 5 ltın l B a tü ta . yoksullara vb. K ö p r ü lü . seyidlere.63. yalnızca derine itilm işti. alt tabakaların yalnızca sesini söndür­ müş. 206 . B undan sonra. sa. 15.^'' Çepniler’i inceleyenler . Baba îsh a k ’ın esinleyip yükselttiği eylem b astırılm a­ mış. halkın tavşan eti ye­ meyen “kızılbaşlar” olarak düşm anca baktığı. daha B aba Ishak tarafından sağlanm ıştı.onla- rm Sünnilikten saptığım belirtiyorlar. yüzyılda. Kla- viho. A n a d o lu 'd a İ slâ m iy e t. E sk i k u ra lla rı sa v u n a n la r. hayır işlerine. p. h er şey yatıştı mı? K uşkuludur. 182 . n o t. "gerçek in a n c ın ö lç ü tü d ü r " . Tüm m al varlığm a el kondu. 63. n o t. — F. Sinop'a çekildiler ve coşkun savaşçı yatkınlıklarını korudular. onlara rastlanmıştır. A n a d o lu 'd a İ sla m iy e t. Sem erkand yolu üzerinde.

başkaldırısıyla, zam an bakım ından rastlaşan b ir olgu-
dur.“
Aynı ağır koşullar aynı sonucu, başkaldırıyı doğur­
m uştur. Ama, 13. yüzyılın birinci yansında, Küçük As­
ya'da zanaatçı örgütleri henüz zayıftı; en azından. Vaka­
yiname, bunların katılım ı konusunda susm aktadır. Bu
da anlaşılır b ir durum dur: Küçük Asya’da, “ahiler”, ye­
ni yeni belirm ekte, onların toplum sal - siyasal kişiliği, 14.
yüzyılda ortaya çıkm akta, şim dilik pro testo ları bireysel
nitelik taşım aktadır.
K üçük Asya’da, 13. yüzyılda, köylülerin zanaatçılar­
dan kopuk başkaldırısı, m arksizm kurucularm ın, köylü
başkaldırılarının ancak işçi başkaldırısıyla birleşm esi du­
rum unda sonuca götürebileceği şeklindeki açıklam aları­
nın haklılığını b ir kez daha doğrulayarak, başarısız kal­
m ak durum undaydı.

36 A. Y a k u b o v sk iy . V o ss ta n iy e T ab ari v ı 1238 g. D o k la d ı .gru p p ı v o sto -
koved ov n a s e s s li A k a d em ii N a u k SSSR. 20 m a r ta 1935 g. M. L., 1936, str.
101 - 135.

183

SEK lZÎN Cİ BÖLÜM

Zanaatçılar, Bileşimleri ve Birlikleri - Z anaatçilarm Eko­
nom ik ve H ukuksal Durumu - K oruyucu Arayışları
İçinde Zanaatçılar

Selçuklular devletinin ekonom isinde, tarım , temel
yeri tutuyordu. Ama, hem ev yaşamı için, hem tarım için,
hem savaş için, feodala m am ul eşya, araç, silah vb., kısa­
ca, ancak zanaatçıların hazırlayabildiği h er şey gerekliy­
di Büyük feodalin hizm etlileri arasında, daima, p atro ­
nun istediği malzemeyi yapan u stalar bulunuyordu, ve
b u da doğaldı.
Küçük Asya’da, oldum olası, böyle süregelm iştir. Da­
ha H ititlerde, yurtluğun dem irbaşında, zanaatçılar sepi­
ciler, dem irciler, “am orit giysileri im alatçısı” terziler sa­
yılıyordu.
Sultan I. Alaaddin Keykubad’ın portresini betim ler­

184

ken, Vakayiname, sultanın boş zam anlarında kendini
zanaata verdiğini belirtiyor. Onun elinden h er tü rlü us­
talık geliyordu. Yay yapar, dülgerlikten anlar, süsleme
resim ler çizer, saraçlıkla uğraşır, bıçaklar im al ederdi;’
ve eğer sultan, her şeye böyle yetenekli idiyse, açıktır ki,
adam ları da ondan geri kalm ıyordu.
Zanaatçı, kente yerleşiyordu, çünkü onun üretim i,
kentte geniş pazar buluyordu. Zanaat, burada, toprağın­
da yaşayan insanlara, yalnızca kendi tüketim i için gerek­
li m am ulü yapm a görevini veren feodalin bireysel ekono­
m isinin yardım cı alanı değildir.
Zengin feodallar, su ltanlar ve beyler, kentlerde yaşı­
yorlardı; zanaatçılar da, herhangi b ir kentte yerleşmeye
can atıyorlardı. Burada, hem malzeme bulm ak daha ko­
laydı, hem de m am ulün satışı daha kârlıydı. B urada, za­
naatçı u stalar arasında, artık, yarı spekülatör satıcı tipi
biçimleniyordu.
Aflâkide Mevlana Celaleddin’in kasap olan yaşlı b ir
m üridinden söz edilm ektedir. Kesim için gelen hayvan­
lar, anlaşılan, ondan geçiyordu; atlar da getiriliyordu.
Arap tay lan alıyor, bunları yetiştirerek "yü'^- kişilere”
satıyordu.^
Ama, köylerde de zanaatçılar yaşıyordu, örneğin, de­
mirci, her yerde gerekliydi. Y abanabad “kaza’ sında (An­
kara ili), yöreye hizm et veren dem ircilerin çıktığı anla­
şılan, Tem urçular köyü vardır. Zanaatçılar, em eklerine
istem olan yerlerde toplanıyorlardı. Zanaatın jâikselmesi-
ne ve gelişmesine neden olan ham m addenin bulunduğu
yerlerde, zanaatçı birlikleri doğuyordu.
Zanaatçılar, kapalı b ir grup oluşturuyorlardı. Bun­
lar, zanaat yatkınlıklarını, soydan soya, babadan oğula
' B e n b u b ilg ile r i d a h a ö n c e " tz k o m m e n ta r iy e v k s ta r o o sm a n sk o m u
p erev o d u h r o n ik i m a ls a z iy sk ih S e lç u k ld o v , ta k n a z ıv a y e m o y h r ö n lk l İ b n l -
B lb î” (str. 6) m a k a le sin d e n to p la m ış tım .
S A flâ k I, 1, 75.

185

ak tararak sürdürm eye çalışıyorlardı.^ Çocukluk yaşların­
dan başlayarak loncaya girmiş olan zanaatçıların çocuk­
ları için avantajlar ve ayrıcalıklar böyle oluşuyor ve pe­
kişiyordu; ve dışardan gelmiş olan çırak ve kalfaların
hukuksal ve m addî durum u böylece kötüleşiyordu.
K apalılık, yabancılara yüklenen ağır m addi ödeme­
ler gibi yapay önlem lerle de korunuyordu; atelyede, çı­
raklık sistem ini düzenleyen O rta Asya "risaleleri” de, bu­
nu dile getirm ektedir, örneğin, loncaya giren çırak, "er-
vah-i p ir” düzenliyor, üç gün süren iflas ettirici b ir ağır­
lam ada bulunuyor, u stalara giysi, hırka, arm ağan ediyor­
du; buna karşılık, u staların oğulları için bu ağırlam a,
b ir güne k ad ar inebiliyordu.
Rekabeti ortad an kaldıran zanaatçılar, kendi soyla­
rında, kentlerinde ve bölgelerinde zanaat tekniklerini ko­
ruyor ve geliştiriyorlardı, ve bu, ustalık ta karm aşık he­
saplar ya da incelikler, süsleme zarafeti gerektiren lon­
calarda, daha net olarak belirgindi.
Ekim Devrimi öncesinde, bizde bile, U ral'daki bir
döküm fabrikasında ya da Belorusya’daki cam cılarda,
kuşaktan kuşağa soy düzeni korunduğuna göre, elbette
doğu’da, üretim lerinin başarısı ve satışıyla canla başla
ilgilenen loncalarda, zanaatçılarda, meslekî akrabalık
bağları çok daha güçlüydü. Ü retim in gizlerini koruyarak,
ürünlerinin yüksek kalitesini, onlar, yalnızca onlar gü­
venceye alabilirdi.
Başlangıçta, belki, zanaatçı, toprakla ilişkiliydi (köy
asıllı) ve zanaat onun için yardım cı uğraştı; sonra, kent­
te çalışırken, kent dışında küçük b ir m ülk edinm iştir.
Küçük Asya’da, ben, zanaatçıların genellikle, kent dışm-
3 K a r ş, Ö rn eğin , 1. i . Z a ru b in ’in y a z ıs ı (S k a z a n iy e o pervom k u z n e ts e
VI Ş u g n a n e , tz v e s tiy a A k a d em li N a u k S S S R , 1926, B t r . 165): ''D em irci m e s ­
le ğ i, ç o ğ u n lu k la , b a b a d a n o g u la geçer." a m a b u n a , d a h a ön c e 17. y ü z y ıld a ,
P. B ern y e İşaret e tm iş tir (Isto r iy a p o s le d n lh p o lltlç e s k ih p erevorp tov v ı g o -
su d a r stv e V elik o v o M ogola, str. 204 - 226).

186

da, bağ ve bahçelerinin yer aldığı, b ir ev ve bostandan
oluşan to p rak parçalarının bulunduğunu gözledim. Bun­
lar, kentten köye gitmiş değildi, köyden kente gelmiş­
lerdi.
Devlet yönetim i .ekonomik yaşam için, zanaatın öne­
mini kavram ıştı ve b ir kenti ele geçirince, yerel zanaat­
çıları toparlıyordu. Moğollar, böyle yapm ışlardı, ve son­
ra Osmanlı sultanları da böyle davranıyorlardı. Sultan
II. M ehmed'in buyruğuyla, vezir-i âzam M ahm ud Paşa
(1466 yılında), Konya’dan ve Larende’den seçtiği zanaat­
çıları İstan b u l’a gönderm işti.'’
Küçük Asya’da, zanaatlar, çok eskiden gelişmiş du­
rum daydı; ülkenin fatihleri Selçuklular, kentin zanaatçı
örgütlenm esini korum uşlardı, ve kentin b ir noktasında
yoğunlaşm ış olan yerli halk, ustalık uğraşlarını sü rd ü rü ­
yordu.
İbni B atû ta’nm gezi betim lem elerinde, zanatçıların
yaşamı konusunda bol malzeme serpilm iş d urum dadır ve
kuşkusuz, İbni B atû ta’nm 1331 yılında gözlemlediği, da­
ha önce, en azından Selçuklular devrinde oluşm uştu, da­
ha da büyük olasılıkla. Küçük Asya zanaatçısının yaşa­
m ında eski zam anda kalıntılar devam ediyordu.
Küçük Asya’da, Selçuklular’m gelişinden çok daha
önce, zanaatçılar bulunduğuna göre, bunlar, kuşku yok
ki. Küçük Asya’nın artık yok olmuş yerli halkından b ir­
çok şey alm ış olan (Ermeni, Rum) hıristiyanlardı.
Türklerde, "zanaatçı” için, yabancı, Arapça, Farsça
deyimler vardı (“hünerm end, erb âb ”), ve b u O rta Asya
(ve Küçük Asya) Türkleri arasında, zanaatların göreli ola­
rak, daha geç geliştiğini dile getirm ektedir.
13. yüzyılın ikinci yarısında, “T ürkm enistan”!, yani
K üçük Asya’yı geçen M arko Polo da şöyle diyor: "Ayrıca
Erm eniler vej R um lar var; bunlar, karışık olarak kent-
4 H a m m er. G. O, R-,, II, 89.

187

lerde ve kasabalarda yaşıyor, ticaretle ve zanaatla uğra­
şıyorlar”.^
K entlere yerleşen hep hıristiyanlardı. Lozan Antlaş-
m ası’na (1923) göre, R um ların A nadolu'dan göç etm esin­
den sonra, örneğin, Niğde gibi Selçuklular devrinin önem ­
li b ir kentinde, daha önce, 25 bin olan nüfus iki katı
azalm ıştır.
Büyük sanat gerektiren zanaatlar, Hıristiyanların
elindeydi ve öyle kalıyordu; ressam lar ve m im arlar, Rum^
ya da Erm eni, h a tta tla r İranlIydılar; basit işler de,
galiba, hıristiyanlarda yoğunlaşm ıştı; en azından, onlar,
Türklerden daha iyi yapıyorlardı. Örneğin, bahçelerin çev­
resine kerpiç duvarlar ören ustalar, ya da evlerin çatıla­
rının toprak tesviyesini yapan ustalar, yani toprak işleri
uzm anları Rum lar arasındaydı;^ kuşkusuz, Türk ustalar
da vardı, am a onların iş niteliği düşüktü, Konya’daki
zenginler, Rum ları, Türklere tercih ediyorlardı.
Selçuklular, göçebe yatkınlıklarını b ırak arak kentle­
re yerleştikleri zam an, yerlilerin üstünlüğünü Kemen fark
ediyor ve, yeni yerleşim leri sırasında, hıristiyan zanaat­
çılara başvuruyorlar. B ir seferinde. Şeyh Salahaddin,
bahçe duvarı ördürm ek için T ürk u stalar getirtm iştir.
Celâleddin Rumi (artık 13. yüzyıldır), bu iş için, Rum
ustalar gerektiğini buyurur. Eğer yıkm ak gerekseydi,
T ürk ustaların zorunlu olacağım belirterek sü rd ü rü r dü­
şüncesini ve şöyle der: "Dünyanın kurulm ası, R um ların
uzm anlığıdır, yıkılm ası ise Türklere vergidir. K onya'nın
yıkılm ası da, eninde sonunda, adaletsiz ve m erham etsiz
Türklerin elinden olacaktır”.®
Burada, İra n kültürüyle eğitilmiş b ir insan olan Ce­
lâleddin R um i’ye göründüğü şekliyle, T ürk halklarının
5 P u ta ş e s tv ly e M arko P olo, çev. M in ayev, red. V. B a rtold , s. 26 - 27.
öAflftkI, n . 69.
7 A flftk l, II, 275.
SA H âkl, I, 208.

188

değerli taşlardan anlıyordu.’ dokum acılık da Erm enilerin elinde olm alıdır. yüzyılda. E rm enistan'da. yüzyıllarda. yıkıcı rolü. O to r g o v le 1 g o r o d a h A r m e n ll v ı s v y a zi s ı m ir o v o y to r - g o v le y d r e v n lh arm y a n . yüzyıllarda. En güzel kum aşlar bu rad an çıkıyordu. Ama ne olursa olsun. m aden işleme işleri. Vakayinam e'de sık sık. burada. 1930. Genel olarak.olumsuz. Toros dağlan. m adenler çıkarıldı­ ğına göre. 9 -10. yerel sanayide. M a n a n d y a n . onun Hıristiyan R um lara kişisel ve ailesel eğili­ mi de yansıtılm ıştır. p arlak söz­ lere düşkündüler. dem ir. h er tü rlü kuyum culuk ü rü n ­ lerinden övgüyle söz edilm ektedir. str . ustaları ve ürünleriyle ün kazanan kentler vardı. 159. kasıtlı olarak vurgulanm ıştır. daha Babilliler zam anında. büyük bölüm üyle (bugün de olduğu gi­ bi). Hıristiyanların ve 9 Y . kem erlerden. Alaad- din Keykubad da. E rm enilerin elindeydi. silah. 189 . H er doğu insanı gibi. değerli taşlarla süslenmiş başlıklardan. kuyum culuk ve doku­ m a zanaatları gelişmişti. Erm enilerin elinde bulu­ nuyordu. belirli b ir bölgede gelişiyordu. gümüş madeniyle ün­ lüydü. Celâleddin Ru­ m i'nin kızgın tiradı. Konya’da. yüzyılda. “gümüş dağları" adını taşıyordu. tüm ülke­ de. 13. E rm eniler büyük rol oynuyordu. îb n i B atûta'nın yazdığına göre. dinsel düşm anlık bulun­ madığını gösterm iştir. Sultan I. Kapadokya. ve 19. çok eskiden. Göçebeler. E rivan. ola ki. sultana düğün arm a­ ğanları gerektiği zam an siparişler. K azılar gösteriyor ki. B akır gereçlerin zanaatsal üreti­ mi de. E r­ m enistan'da çömlek. Yerel koşullara (ham m adde varlığı) ve atalard an ge­ çen geleneklere uygun olarak şu ya da bu zanaat. en azından. bu konuda E rzurum ünlüydü. Kuyumcular. Erzin­ can halkının önemli bölüm ünü Erm eniler oluşturuyordu. çok eskiden beri. galiba Erm enilerdi. ve 12 -13.

kişisel ve mal güvenliği için duyulan korku. str. altın kakm a işiyle uğraşan mevlevi şeyhi Salahaddin. 4. 218. am a daha önce kazan­ dıkları zanaatçı yatkınlıklarını sürdürüyorlardı. I.'"* 10 VI. B unların hepsi zanatçı”. anlaşılan. Türkler arasında kuyum ­ culuk sanatı gelişmişti. zarafet eşyaları. 190 . öte yandan (örneğin. sa­ vaş için tırm anm a m erdivenleri. ' 1 3 lb n l B a tû ta . 271^ 12 tb n i B a tû ta . 286. sonraları alanlarında ilerliyorlar. Aksaray. 11 İb n l B a tû ta . loncalar. Celâleddin R um i’nin evini. Bununla birlikte. erken dönem de oluşm uştur. tüm bunlar. V o sto k k n . Konya’da. Küçük Asya’da. Rum kadınlar.'” H ep­ sinden daha büyük olasılık. 415. II. II. za­ naatçıları birleşmeye zorluyordu.frankların yerleştiği bölge olan Antalya'ya veriliyordu. Ladik kentinde. "Z erkub” lakabını. Akdeniz kıyısı boyunda im al ediliyordu. tz J izn i so v re m y o n n o y T u r ts il. bir u sta dül­ gerler ortaklığı yapm ıştı. R um lar arasında u sta zanaatçılar vardı. sulam a iş­ leri gibi) karm aşık zanaat ve inşaatlar. cam i yapımı ve genel olarak anıtsal yapılar. halılarıyla ünlen- mişti. II. Konya’da. derviş tarik atların a giren ya da m edreselerde öğrenim gören kuyum cu kalfaları. E m ir A ltunpa'm n 13. Alaiye. ulem adan Yusuf Konevi ile Şeyh Osman Uveys’in kuyum cu oldukları dile getirilm ektedir. böylece sürdürm üştür. Böylece. yüzyıl başı vakıf kaydında. 208.’^ B ir yandan kendini korum a duygusu.'^ Sudak’ı ziyaret eden îb n i B atûta şöyle diyor: "B urada Türkler ve onların him ayesinde bulunan bir grup Rum yaşıyor. Yalnız başına çalışan zanaatçı ezilebilirdi. kuyum culuk işleri ile ün kazanm ıştı. "pam uklu dokum ala­ rı altın oya”" ile işliyorlardı. mevlevi şeyh Bedreddin de. 14A flâk l. kuşatm a mekanizm aları. Demek ki. G ordlevskly.

ek­ m eklerini kazanm ak için kendilerine b ir zanaat seçiyor­ lardı. H er loncanın kendi "d ü k k ân ları” vardı. yüzyıl).bunların yanında çalışıyordu. artık. yani ortaklıklarda. zanaat kolektifleri. Avrupa ortaçağının çizgi­ lerini sürdüren Küçük Asya kentlerinde ve İstan b u l’da gözlenen durum . b ir gelir kaynağı oluşturuyorlardı. Anlaşılan. tüm esnaf ve zanaatçılar. K entlerde. karş. Bunlar. böylece. belli ki. şöyle yazıyor: "B urada durum . b u rad a satıyorlardı. bu yüzden de. loncalara göre. bu ra­ da çalışıyor ve ürünlerini. büyük im alathane "iş­ letm eler” olduğu düşüncesi doğuyor. Osmanlı döneminde. 75). "kârhane ya­ zıcıları” deyimine rastlanm aktadır. devlet için. Yazıcıoğlu Ali'de. am a güçleri ve önlem leri henüz feodallar için açık olm ayan yeni bir toplum sal katm anı oluşturuyorlardı.) gerçekleştiren devlet atel- yeleriydi. Daha 20. Selçuklular dönem inde vardı. kayda geçirilm işlerdi ve vergi ödü­ yorlardı. Genel olarak. ve belki. P. Bunlar. diva­ nın ve sultanın zanaatçıları ağır çalışmaya zorladığı baş- 15 B u n u n la b ir lik te . ör­ neğin halı dokum a atelyeleri gibi. Z anaatçıların durum u. loncalarda birleşerek ekonom ik bakım ­ dan güçlenmişlerdi. bunlar. feo­ dallar.. onlara kayıtsızca bakıyordu. mes­ lekî özelliklere. düşünce akım larına kapılıyor­ lardı. hukuksal bakım dan gene de istikrarsızdı. Zanaatçılar. hüküm etin siparişlerini (örneğin.'^ ve bunlar. s. güherçile üretim i vb. dervişler de. ayrı b ir toplum sal sınıf değildi. doğum yerine göre (doğum yeri genellikle uğraşılan zanaatı da belirliyordu) yerleşiyor­ du. bunların. sikke basım ı. yüzyılda. K ö p r ü lü 'n ü n d ü şü n c e s i (L es o r lg ln e s de r B m p lr e O tto m a n . Tinnis’deki özgür ve tasasız yaşamı gören Naşiri H üsran (11. erken dönem de de kalfalar vardı. 191 . Onlar.

K n ig a p u te şe stv iy a . Türklere yüksekten baksa da). Y. Celâleddin Rum i’ye başvurm uşlar. zanaatçılar."'‘ am a. 97. (Aflâ- ki’nin "Menakib-ül-Arifin”inin sayfalarından sızan) Türk- leri aşağılam alarıyla.’^ Anlaşılan. I. 117.ka ülkelerdeki gibi değil. ve dünya yaşam ının adaletsizliklerine da­ yanm aya razı olm uşlardır. "Aydın” kesime. II. Btr. 1933. Zanaatçılar. başlangıçta. 192 . bilgi sahibi ve saygıdeğer insanlar ise. doğal olarak loncaların artan önemini gözden kaçı­ ran ve iyileştirmeyi ahilere bırak an bu "dünya beylerin­ den” iuzaklaştınyordu. Mevlevilerin arasında. “iğrenç zorbaları” şikâyet etm işlerdi. Bir seferinde. İran kültürüne eğilimleriyle. feodal erm eniler. toplantılarında "aşağı tabakadan kişiler ve zanaatçı­ la r” ağır basıyordu. M. 17A nâkl. Celâleddin’in sağlığında (o. "p atro n ların d an ” zarar görüyorlardı. ayinlerden uzak duruyorlardı. p er. B ertels. mevlevi- lerin çıkar elde edebildikleri zengin kişiler göze çarpıyor­ du. onla­ rı yatıştırm ış. 16 N a şiri H u sra u . Mevlevilerin tüm yapısal zanaatçı­ ları. IS A flâ k l. Celâleddin’in sÖ2İeri. giderek. büyük b ir tinsel ve m addi gücü tem sil eden Mevleviler yönüne eğilim gös­ teriyorlardı. tersine. yalnızca M ısır’da böy- leydi.'® Ne var ki. 35.

II. 1932). to p la n tıs ın d a k i rapor ö z e t i). K Isto rll ah i" (Z apiski K o lle g il v o sto k o v ed o v . D. str . K a h le. D e n y (J o u rn a l A sia tlq u e . T a esc h n e r . Ahilerin Ortaya Çıkması . ö n e m li ile r lem e k a y d e tm iş tir . b u n u T ü rk çe agi. P h il. (D o ğ u b lllm - c ile r l D e rn ek ler i F ed era sy o n u 2.Mevleviler ve Ahiler Arasında Ayrılık . ( X I I ). S itz u n g s b e r ic h te te r P r e u s sis c h e n A k a d em ie der W ls se n s c h a fte n .248) m a k a lem d e.Ahi Toplulu­ ğuna Kabul Töreni . b e n im ta r a fım d a n v e r ilm iştir . " A h iler’' k o n u ­ s u n d a g e n e l b ir d ü şü n c e . gânâreux. (İ sta n b u l.Zanaatçılar ve Ahiler Arasında Yakınlaşma . Fr. 1920. d o g m a cı M . P. A h ile r in in c e le n m e s i. " Isla m ic a (vol. p. DOKUZUNCU BÖLÜM Küçük Asya’da. zanaatçı loncalarının çıkarlarının sa­ vunulm asını üstlenen ve onları Mevlevilerden koparabi- len u sta politikacılar olan bu Ahi' ham iler kim lerdi? 1 J . X I sSrle. h ls t K la sse (1932. O. t . bir d iz i d e ğ e rli ç a lış m a y a y ım la y a n P rof. ayrıca bk z. Ş a h t'ın m a k a le le r in in y a y ım la n d ığ ı " F est- s c h r if t Georg. Pr. 235 . 183. t. V) Z. A h ile r k o n u su n d a ço k g e n iş b ir m alzem e.P. t .Feodallarla Ahiler Arasında Savaşım - Osmanlı Döneminde Ahilerin İzleri Zanaatçıların. T a esc h n e r 'in ısra rı sa y esin d e.J a c o b '’ (L pz. III. M. “c ö m e rtu - verglU ’' c h e v a le re sq u e " y iğ itç e ” s ö z c ü k le r in d e n tü r e tm iştir . X X V I) d erg ilerin d e. C ev d et'in (öl. 1935) ş u ç a lış m a sın d a to p la n m ış tır : Z eyl â li fa si al f it y e n D el ü l h a y y a l T ü r k iy e f l k it a b ü ’l ra h le la b u B a tü ta . X V I. N .Ahilerin Yükselişi . '‘a h i" s ö z c ü ­ ğ ü n ü n A rapça k ö k ü n ü red dederek. 1932). 193 . " îz J lzn l ts e h o v v ı tu r ts il.

kesintisiz akın halinde geli­ yorlar ve burada. S Y a z ıc ıo lu A li. 4 V. yüzyılda. yani Konya bölge sınırını geçtiği zam an (1219). str . öbürü 12. İ sta n b u l. III. örneğin. başlangıçta. yüzyılın ikinci yarısında ölm üştür) sufi yazınında da rastladım . 81. 5 Y . bu yi­ ğitleri . kolayca karışabilm iştir (belki.'’ Bu ahi. am a şeyh şair Nizam i’nin adı da böyleydi. "F arru h ” ve "F arrac” adları. sultanlar. R a s k n tiy e s k r lto v o z a za vesoy. O rta Asya Türk lakaplarını. O halde. H er şeyden önce. bilmiyo- 2 P . 215. sultanın saray muhafızlığına bi­ reysel olarak giriyorlar. Nizam ül M ülk un sözettiği “m üfredler” ("m üfred") grubunu olu ştu rarak sultandan. elyazmaları. yani ahiler ve yi­ ğitler bulunuyordu. îb n i B atûta Niğde’de lonca şeyhi görevi yapan Ahi C aruk'a rastlam ıştır. V e llk iy a zerb aycan sk Iy p o e t N iz a m i. ayrıca. s . savaşçı ün ve ganim et kazanm a düşüyle geliyorlardı. b ir rastlan tı m ıdır. 1940. 1923. K ö p rü lü . üzerinde durm aya değer.® Burada. "Zen­ gani” şeklinden başka. 11. “Alii” terim ine. 107.istekle hizm ete kabul edebiliyorlardı. burada "Ahi Zengani adıyla tan ın an ”. "d in d ar yaşam adam ı”. L„ 1925. O bruk’a girdiği. Cullabi’nin (11. 194 . m aaş alıyorlardı. ben. tarih ­ çi O tbi’nin belirttiği gibi. onu karşılayanlar arasında "fıtyanlar” ve ("fetyan”) ve “m uhafızlar” ("nöbetçi”).^ Bunlar. B ertels. Anadolu’yu dolduran savaşçı gaziler arasında. Sultan I. bu. Küçük Asya'ya. biri. "Ahi F arru h Zencani” olabilir. K üçük Asya’ya. T ü r k iy e T a rih i. Ahiler. belli ki. F arrac diye b ir ad hiç yoktur). 32. Aluaddin Key- kubad. Ahiler. "Zencani” okunuşunu da verm ektedir. uzun süre koruyorlardı. "övgüye değer sufi” Şeyh Şekik F arrac’dan sözedilmek- tedir. J u k o v sk iy . "yiğitlerin b aşk an ları” (reis al fetyan)^ yönetim indeki gençliğin oluşturduğu Ahiler de bulunabiliyordu. toprak değil. str. yüzyılda yaşamış olan iki şeyhin adlarının çakışm ası. B a k u .

tarihsel perspektif yit­ tikten sonra düzenlendiği varsayım ı daha inandırıcı ola­ caktır. D ozy. sanki. a yrıca bk z: C. E n cy clo p S d ie de i'Isla m . v o n A ren d o n k .^ halifelikle güçlü bağlarını dile getirm ektedir. Ahi F arru h Zencani'nin ahi şeyhlerin pi­ ri olduğu anlam ı çıkm aktadır ve topluluğun tüzüğünü oluşturan kişinin yaşam öyküsünün er ya da geç bulun­ m ası gereklidir. 241 (b u ra d a lite r a tü r e de işa r e t e d ilm iştir ). sultana. îzzeddin Keykavus’un hüküm darlığın­ da (onun kızıyla evli). p. şair şeyhe verilen adın. S. 360. pp. W ltte k d ile g e tir m iştir . "arı temizlik şalvarı” ("ism et ü ta h aret seravili”). L eyd e. aynı zam anda.) 8 B u “şalvarlar" k o n u su n d a bk z. S u p p lS m e n t a u x d lc tlo n n a - İres arabes.B ü n d n Isse d es K a llfe n en -N asIr. Ama. K akle. h. H ahfe N asır'dan (1180 ile 1225 yılları ara­ sında) çok önce. aynı kişiden sözettiği sıralarda ölen b ir "Ahi F arac” adı geçm ektedir. 130.^ Bu tüzükler (ve bunlardan çıkan törenler). 1881. R. B ağdad’da. (Z ur G e sh lc h te A n goras İm M ltte la lte r . P e s ts c h r lft G eorg J a co b . ta r ik a t ın ın b u resıml g iy s is i " şa lv a rla rın " (" sera v il al fs tu v v e t" ) r o lü ve 195 . Halife N asır zam anında. P u tu w a .® "yararlık giysisi” (mürüvvet-i m i’zeri). C am inin “N afahat ul u n s’ unda. halife ise. "pâk ve onurlu gövdesinden”. değerli arm ağanlar göndermiş. O zam an. kendine özgü tinsel tutum tüzükleri olan “Futuvvalar” yaygınlaşmıştı. II. Sultan. D le F u tu w a . II. ona. "Fütuvvetnam e” ve "ik tid ar izin bel- 6 P. futuvvaları seven hali­ fenin hüküm darlık dönem ine değin sızmış bulunan dal­ lanm a ve sapm aları "F utuvvalardan” çıkarm ak için b ir yazınsal (belki de gerçekleşen) girişim de bulunulmuştur. Sultan I. Sinop'un ele geçirildiğinden haber­ dar ederken. b ir ye­ niden düzenleme m eydana gelmiş. halifeyi. “B ast m alad a t tavfik”. F e s ts c h r lft G eorg J a co b . 457 yılında. ya­ pıtından görüldüğü gibi.115. Küçük Asya’ya. 7 B u d ü şü n c e y i P. p. yani Cullabi’nin de. Halife N asıralidinillah’dan ak tarıl­ m ıştır. bunların yabancı kökenli olduklarını. 112 . Ahiler arasında seyidlerin bulunm ası.rum .

Ahilerin ateşli yandaşları oldukları. gene. hem ahiler (Mezo­ potam ya’dan olduklarına göre "futuvva” yoluyla b ir bö­ lüm ünü bildikleri). M ayer'in k a n ısın a g öre (L. — B o n n er. III. O xford.108). lO Y a zıcıo ğ lu A li. 60. B agdad'dan gönderilen hırkayı giymiş. 107 . sırta vurulm ası. ortaçağ öğelerinden biri görülüyor. Sivas Ka­ dısı Ahmed B urhaneddin’in saçlarını kestiğini dile geti­ rirken. kısa za- a n la m ı k o n u su n d a . tü rlü yollardan geli­ yordu. hem feodallar. 11 A strab ad i. Sultana. n e d e n se . a çık la m a d a b u lu n m a m ış tır . 472 . ta h ta çık­ tığı zam an. Türkiye'de. agy. sultanın sırtına üç kez hafifçe vurarak adaleti gözetmesini ve şeriatı çiğnememe­ sini öğütlem iştir. pp. B jö r k m a n n . A strabadi (14. " S u lta n a v e k a la n b eg lere sim a em ir C ela t a l-d in K a rad ayı’y a m u k r a z k â n o ld u v e b a z ı b e g le r e h e m İrâd at h ır k a s ın g iy d iler. kendine özgü kutsam a öğeleri içeren b ir tören gerçekleştirm iştir. H e lt 7. Sultana bakarak. katırın tırnağını öpm üştür. at. E n cy clo p â d ie de l'Isla m . 1935. O r le n ta lls - t ls c h e S tu d ie n . Y a z ıc ıo ğ lu A li V a k a y in a m e 'sln d e k l tü m c e d e . 9 B u k o n u d a bk z: O tto S p les. İzzeddin’in kardeşi I.’® “Fütuvvetnam e”de. elçi ise. M ayer. A . sultan üzerinde. 224). yetkinliğe götüren basam aklardan. L. B atı’da. halifenin elçisi. Sultan. halifeden k a tır getirdikleri za­ m an ise. şövalyelik kalıntısını sürdüren törenler­ den biridir. b u sa ç k e sm e d e n s ö z e tm iy o r m u (III. şövalyelik verilme­ sinde zorunlu asıl öğeyi anım satm aktadır. 8 sg. Küçük Asya’ya. h e r h a n g i b ir a h in in a r m a sın a d ö n ü şm ü ş tü r (b kz: D. 220: “T ım a g ın '’. o.473. IV.” burada. Z. Alaaddin Keykubad. sufilerin “şeyhler şeyhi” yük­ sek sam verilen’ Abu-Abdullah Ömer-ibn M uhamm ed Suh- ravardi. İç e r iğ in T ü r k ç e k ıs a b ir ö z e tin i veren m e tn in y a y ın c ıs ı K ilis li R ıfa t. A. 1933) “A h ile r ”ln to p lu lu k a m b lem i şa lv a rla r. bu görenekleri ve törenleri istekle be­ nim sediler. loncaların tüzük ki­ taplarında." 196 . Şeyh Ali M ısrî’nin (bel­ li ki uzun süre M ısır'da yaşam ıştır) m akasla. a y rıca bk z: W.gesi” ("destur-i saltan at”) bağışlam ıştır. M u n is a l'u sh sh a g . eşek tırnağı öpülmesi. S a r a c a n lc H eraldry. L. yüzyıl sonu). s. tören kuralları. şövalyeliğe kabul edilmede.

kırm ızı baş giysileri taşıyan Türklerden kendilerini böyle ayırıyorlardı. başların­ da beyaz kalpak bulunuyordu. "Fü- tüvvete” değiniler görülm ekte. alplar gibi silahlan m aktadır. G o rd lev sk iy . T u s (tr a n ) d o ğ u m lu y d u . III. II. vezir Şemseddin Isfahani'ye karşı sefere giriştikleri za­ m an. d e r g isin d e Z. ç. II. Z ap lsk l K o lle g ll v o sto k o - vededov. o sıralarda da giyilen beyaz kalpak­ ları anlatan Aflâki’nin açıklam ası. Y ıl 2 (1931). h a tta o. artık. 16 VI. b a ş h a r fle r iy le y a y ım la n a n y a z a r ın n o tu . t . no: 16. t z J lz n l ts e h o v v ı T u r ts ll.'^ ve sultan. 246. yüzyıl başına doğru. ahi düşünceleri. bununla çelişmekte.m anda üye yazımını gerçekleştiren dinsel kardeşlik top­ luluğu da. geleneksel giy­ sileri''* hırkayı taşırken. Küçük Asya'ya. Yani. 14. ahiler ile sınır­ lardaki Oğuz boyları arasında b ir bağ yok m uydu? Bun­ lar.'^ İbni B atûta tarafından ayrıntıyla anlatılan kılıkları. Ahilerde. aydın çevre­ leri de sarm ıştı: Ozan Yunus E m re'nin şiirlerinde. T 4lbnl B a tû ta . b ir tü r simgeydi. 18 M etin d e : P u çe r T u sl. ahileri silahlandırm ış ve I2B k z: "H alk B ilg is i H a berleri" . ISAfl&kl. en azından. Moğol döneminde." 197 . 264. 223 . y a n i b a b a sı. kendine özgü b ir saray muhafızlığıdır. beyaz renk. bu tem el üzerinde doğdu. str. 282. b ir düzeltme yapm aktadır.'^ bunlar.224. kardeşlik topluluğunun b ir bölü­ m ü olduğu anlaşılan "yiğitlerden” de sözedilmektedir. F. şalvar giyiyoı. belirli m uhafızlık görevlerini yerine getiriyorlardı.'* Ama. I I. Bu. kendilerine sahibin kapıları önün de yer alm alarım buyurm aktadır.'^ Sufiler. 117 (C e lâ le d d in R u m i’n in ş llr l). 1 7 Y a zıcıo g lu A li. 1 3 tb n l B a tû ta . ahileri belirgin olarak ayırıyordu. sarayda büyük rol oynam aktadırlar Sultan onların görüşlerini sorm akta. "Tusi oğlu”'® Necmeddin. doğrudan ahilere seslenmektedir. ahiler. artık. Düşm anlar. "R user: O ğul. birlikte mi gelmişlerdi? Ahilerin yanı sıra. I. Ahiler. sınır beyi Meh- m ed’den sözederken.

a y r ıc a 112 . devlet top rak ları üzerinde yer alan y urtluklar toplanm ıştır. on­ lar da toprağa yerleşm ektedir. yani ahiler. eski b ir toplum sal katm anlaşm anın kalıntıları oldu­ ğuna inanıyorum . h er yere dağılmış durum dadır. ticaret yapm akta ve bu alanda zenginleşmektedirler. II. 20 P. 281 . Sultanlar. p. onu. Ankara ili köylerinin toponom isi üzerinde. Ahilerin elinde.^” örneğin. W lttek . em irler ve ahiler o tu rm ak ta ve sıralam ada öncelik he­ sabı yapm aktadırlar. em ir görevlerinde bulunm aktadırlar: Ahi Em ir Ahmed. Aflâki’de. Yabanabad'- da Ahılar. ahiler. Ankara ilindeki bu ahilerin. II. Ahi. feodallar düzeyine yükseLnekte. Avni Ali C andar tarafından yapılan özet çalış­ m ada. h er yanda güçlenm ektedir.113. 21 A flâk i. 198 . 2 2 lb n i B a tû ta . onlar. 1933. Bu ise. ahileri de sardığına göre. 350. toprak işine yönlendirir. Konya’da ahilerin başı Ahmedşah ipekli. yani b u öncelik hesabı. Avni Ali C andar’ın dü­ şündüğü gibi (ahiler denilen) T ürk soyları tem silcileri de­ ğil. zengin b ir hayır sahibidir”. 350. K eskin’de Ahılar. kadılar. dışalım kum aşları ticareti yapm aktadır. belli ki.” Ahiler. toplantılarda görülm ektedir. Ahiler. kendilerini. başlangıçta. Zur G e sc h lc te A ngoras İm M ltte la lte r . hiç de aşağı saym am aktadırlar. 15. diğerlerinden yüksek değilse bile. Ben. yani. sim­ yacılıkla uğraşan b ir Ahi M uzaffereddin öyküsü vardır. d ö rt "kazada” ahilere rastlanm aktadır: Z ara’da Ahıç. yüzyılda Konya’da Kadı Ahi îb n Kalemşah^ (Aflâki'- 19 " H a k im iy e ti M illiy e" .®' ayrıca. onun zenginliğini gösteri­ yor. "ünlü ve saygıdeğer.veziri kendi evinde saklam ıştı. ahinin saçm alıklarla uğraşm asına kızan Çelebi Amir Arif. n o : 4165. onları ödüllendirm ekte. şeyhler.2 8 2 (İb n l B a tû t a y a m im ış tır ). Böylece. söz dinlemiş ve kısa sürede zengin olm uştur. b u n lar arasından ulem a da çıkm aktadır. H aym ana’da Ahiboz.

”^ S ultan Veled. ayinleri.^'' kısaca. "Anud". içlerinde. çünkü. yani in at lakabıyla anılan Ahi Ahmet. Örneğin. artık. B irtakım ernirlerin ya da sufilerin tercih edildiği ve kendilerinin küçük görüldüğü duygusuna kapıldıkları za­ m an. Mevlevi tasavvuf şiiri yinelenmesini yasaklam ıştır. "zam anının zorbalarından b iri" olan Ahi Ahmed'in karşısında. 2 5A flâ k l. yüksekten bakm aya başlarlar. Celâleddin'in otoritesini sil­ diklerini. II. I I. II. gençliğinde sık sık tü r­ bede bulunuyor ve Celâleddin’in ailesini çok seviyordu.de Taceddin Kalem şah olarak adlandırılmıştır^®) vardır. genellikle mevleviliğe saygılıdır. 2 4 ib n l B a tû ta . 370. Celâleddin Rumi ta ra ­ fından adına "M ustafa" eklenen ve yüceltilen Ahi Ahmed’- in öyküsü öğreticidir. Aflâki'nin vurguladığına göre. II. devletin b atı sınırında bulunan b ir ahi (Ahi Pulad). 308. tüm cephelerde kararlı olarak sağlam konum lar kazanm aktad. henüz yum uşak başlı ve k an aatkârdırlar. ahiler. 2 6A flâ k l. Sonraları. Celâleddin R am i'nin oğ­ lu Sultan Veled ise. tüm Konya titrem iştir. Aydınoğlu bölge­ sinde yaym ak am acıyla derviş olmuştu. am a Celâleddin R um i'nin ölüm ünden sonra. rlar. îb n i B atûta. Birgi’de. derinlerde hoşnutsuzluk m ırıltısı olsa da. 370. Konya'ya gelmiş ve Celâleddin’in tü r­ besini ziyaret ettikten sonra. ahilerin. 428. onlar. b ir cenaze sırasında. kaldıracak olan kişi de ondan daha büyük olm alıdır.^® Ahilerin eski kuşağı. Örneğin. o. 199 . mevlevilerden çekinm ediklerini seziyordu. bu durum dan incinerek şu uyarıda bulunuyor: "Bu kural ‘büyük b ir adam ' (yani Celâleddin) tarafından konulm uştur. Ahiler arasında mevleviligin ateşli yan d aşlan da bu­ lunuyordu. kentin ileri 2 3 A flâ k l. çok sayıda izleyicisi bulunan b ir ahi çileciye rastlamıştır.

işleri düzene koyabilir. Sultanın iktidarı düştüğü ölçüde (bu ise. G. 29 B. Tekkede büjm k gürültü yükselm iş ve Ahi T ürk ile Ahi B eşar ailelerinden gelen önem li ahiler (anlaşılan onu yıldırm ak için). Mesnevi kitabının girişinde adı çok sık geçm ektedir. ahiler arasında. so n ra . Sultan Veled. Celâleddin R um i’­ nin yazmanıydı. II. p. 518. Mevleviler m istik kuram cıdırlar. Ahi Ahmed. Ahilerle Mevleviler arasındaki uçurum da genişle­ m ektedir. ancak güç ve kudret. kılıçlarına ve bıçaklarına sarılmışlardır. t b n i B a tû t a da. yeniler ise. ahilerse uygu- 27Af]&ki. ahi topluluğunun eski üye­ lerinin direnişi. yani Küçük As­ ya’da Moğol egemenliği döneminde. Sultan da . öğüt vermeye kalkışm ca da. 306. Konya’da ahi­ lerin önemi hızla artm ıştı. Ahi Ahmed sertçe çx- kışm ıştır: “Nasıl davranılacağını en iyi biz biliriz. 200 . Ama. a h ile r in u z u n b ıç a k la r ta ş ıd ık ­ la r ın ı b e lir tiy o r d u . siz. biraz olsun bölünm üşlük vardı. buraya sec­ cadesini serince. B row n . ahilerle sultan arasındaki ilişki azalıyordu. 28A flâk i. yüzyılın ikinci yarısında. llter a r y H isto ry o f P ersla . seccadeyi toplam ış ve bu adaylığı istem ediğini bildirm iştir. Örneğin.”^ Çelebi H üsam eddin. L o n d o n . Moğol sal­ dırısından sonra oluyordu). sultan tarafın d an kendisine bı­ rakılan Vezir Ziyaeddin Tekkesi ne girerken.® Ahi T ürk’ün oğlu H aşan H üsam eddin.^ Demek ki. mevleviliği destekliyorlar. F rlm B erd ow sl t o S a ’di. 238. hiçbir şeye ka­ rışmayın. birden.onlar üzerinde güç­ süz kalıyordu. 13. II. Sultan Veled’e şikâyet etm işler.gelenleri. 1920. eski olanlar. zanaatçılarca desteklenen ahiler (dün­ yasal ve dinsel) toprak aristokrasisine yükleniyorlardı. bu yoldan ayrılm ışlardı. A. artık. kısa sürede son bulm uştur. sizin tasavvuf dünyanız bizim anlayışımızın tü­ müyle dışındadır. onu.

Y ani. 3 3 tb n l B a tû ta . Şimdi de. daha önce. y ü z y ıld a o lu ş m u ştu r . ahiler ise dav­ ranış gösterm ektedirler. askerî birliğine dayanabiliyordu. Ayrıca. M u s ta fa 'n ın A h i E v ra n " d eleg elerin e" (B u lg a r is ta n 'ın S o f­ ya u lu s a l k ita p lığ ın d a k o r u n a n ) 1773 ta r ih li fe r m a n ım y o r u m la y a n prof. ö te M A flâ k l. 1926. t. V. Onları. 378. 339. Amir Arif Çele- b i’nin atının tırnağı önünde. A h i E vra n h a k k m d a k i sö y len ce . D erja v in . 13. derviş. yüzyılın ilk yarısında Küçük Asya’yı ziyaret eden tb n i B atûta söyleyecektir. Mevleviler.®^ böylece. Şimdiyse.®’ Çelebi süzeren dervişlere diplom alar dağıtm akta. onlar. 14. lo n c a la r ın K ü ç ü k A sy a ’da. 262 j 34 S u lta n III. Dinsel feodallar olan mevleviler. 262. S le d ı d r e v n e g ru zin sk ih ts e h o v ıh o r g a n iz a tsiy p i d a n m r a so v - r e m y o n n o y e tn o g r a fı. Selçuklular yıkıldığı zaman. 31 A flâ k i. I. y ü z y ıld a . kazandıkları h er şeyi başkan- larm a veriyorlardı. anlaşılan. Arap k ö k e n li A h i EVran ta r a fın d a n ö r g ü tle n d iğ in i v a r sa y a n ta r ih ç i S e la n ik i’y e d a y a n m a k ta d ır . büyük topraklarını k u rtarm ak istiyorlardı. 201 . sözü ve müziği vardı. yalnızca.). Bağımsızlık ilan eden (dünyasal) feodal. e n a z ın d a n . b in lerin e dayanan ahiler de karşı çıkıyorlar. kafa tutuyorlardı. zanaatçı birliklerindeki başkanların yerini ahi­ ler tutuyor ve zanaatçılar. sultan koruyordu. Ahi topluluğuna. (bkz: N . T son ev . Y a z ık i lite r a tu r a . 305. II. Küçük Asya’da yerli zanaatçıların ezelden beri süregelen sağlam gelenekleri güç veriyordu. hanın himayesin* dedirler. p r im . 32 A flâ k i. I I. II. ve onlar için Moğolların him ayesi zorun­ luydu. "ferace”®' giydirm ektedir vb. 14.®® Ahi dinsel topluluğunun üyeleri ta ­ rafından®^ yönetilen zanaatçılar. K ü r’an ’ı kaynak gösterip Selçukluların yasal ardılları olarak Moğol hanlarım destekliyorlar. sınıfsal farklılık da ortaya çıkm aktadır: Mev- levilerin elinde top rak lar birikm iştir. Mevlevilerin ise. uysallıkla eğilmekte­ dir. II. s tr . Mevlevilerin yaşa­ m a biçim i de feodallarda olduğu gibidir.lâmacı Mevleviler inandırm aya çalışm akta. Şim dilik saklı olan bu gücün kim olduğunu..

ekonom ik 35 V I. 1928. ahiliğe. şimdi aşağılanan ayrı inançtan söm ürücüye karşı. bunların özerkliğini yitirm esi."®^ Kentlere.yönetim ­ de izledikleri yöntem . zanaatçıların özsaygısı­ nı incitiyordu. 261. arfık güçlen­ m işlerdi. eski ağırlıklarım yitirm işlerdir. 3 6 ltın l B a tû ta . feodala karşı savaşım yürütürken. Kuşkusuz. onların ekonom isi allak bullak olm uştu. Ahilerse. G ordlevskiy. Sünnilikten ayrılan ahilerin kişiliğinde. b u nların nıuhafızları- nı ve bunlarla b irlik te olan herkesi yok ediyorlardı. II. tüm üyle örtüşüyordu. D e rv işi A h i E vran a i ts e h i v ı T u r ts ii.^® Ahiler ege­ menliği ele alm ışlardı ve istem edikleri feodalları. ve ahiler konusunda. 1181. herhalde. M ogollardan sonra. başlangıçta. ayrıca. Hıristiyan zanaatçılar. ticaretle uğraştıklarına göre. Belli ki. loncaları bunlar doldurm uştu.yandan ise. bel­ ki de. istekle ahile­ rin yanında yer alm ışlardır. hıristiyanlar eğilim gösterdiklerine ve b u ­ rada. bugün çocuk oyunları­ nın dile getirdiği) b ir askerî örgütleri vardı. (Küçük Asya’da. Zanaatçılar.^ "H erhangi b ir sultanın (yani yöneticinin) bulunm adığı h er yerde. zalim­ leri ve zorbaları öldürüyor. ve ahiler. ülkede zarar göt- m eden kalm ış canlı b ir gerçek gücün sağlam zeminini altlarında hissediyorlardı. doğalhkla. ve onların çıkarları. Dinsel feodallarm savu­ nucusu Aflâki. gizli kalmış b ir öfke bilinçsizce canlanıyordu. 3 7 tljn l B a tû ta . zanaatçıların ahilere nefretini kışkırtm akta ve onları zorbalar olarak anlat­ m aktadır. onlar. zanaatla. ve ayinleri. ahiler. II. 289. ağızlarından beğe nilmeyen sıfatlar çıkabiliyordu. valinin görevlerini ahi yapm aktadır. İ z v e s tiy a A k a- d e m il N a y k SS SR . H ıristiyan zanaatçılar da. ahileri im a ederek. Feodallar da. dinsel topluluğun en alt basam ağından yazılıyorlardı. beylerdekinin aynısıdır. loncaların ahilere bağımlılığı. 202 . str.

Aflâki. bunu anım satıyor: 33 A flâ k i 1. M oğollardan sonra K üçük Asya’da başlayan toplum un toplum sal güçlerindeki yeniden katm anlaşm a- yı görüyordu. devletin üze­ rine çökecek olan felaketleri bildirir. ir . Sultan I. bu. ona. G lb b o n s. G ize.ve dinsel m üttefiklerini görüyorlardı. t . eski feodal düzen içinden gelen Os- m anh sultanları tarafından durdurulm uştur. T h e F o u n d a tio n o f t h e O tto m a n E m plre. bir bölüm üyle devlet aygıtına girm iş olsalar da. t z J lzn l ts e h o v T u r ts il k is to r li a h i. mev- levilerin otoritesini reddeden ahilerden kaynaklanm akta­ dır. buna karşılık. îb n i B atûta (ya da onun bilgi kaynağı) için. (B d. 40 V I. 1924) m a k a le s in i y a y ım la y a n P. 1916) n e d e n iy le . ve bu. adaletin bekçiliğini yapm akta ve zorbaları yok etm ekte­ dirler. şu atasözü. Feodallara düşm an.A rifin " İn b a ş la n g ıc ın d a k a y d etm e k te d ir . "eski dü­ zen” yıkılm ıştır. V akanüvist şöyle yazıyor: "Soyu olm ayanlar yükselecek.243. Z ap isk i K o lle g ll v o sto k o v e d o v . ahiler. gelecekte. '“Z e ltsc h r lft fü r S e m itistik . Ûnun "Menâkıb-ül ârifin”inde. G ib b o n s’u n ç a lış m a sı (H. en önem li m akam ­ lar. (mevlevi) Aflâki için. 36 (S u lta n V e led 'in b u sö z le r in i A flâ k i " m e n a k lb u l . A. 11. O xford. kuşkusuz Aflâki'nin hoşuna gitmiyordu. sürekli yinelenm ektedir. aşağı düzeyde kişilere verilecektir”. ne idüğü belirsiz ahi zanaatçılar gelmiş. b e lli kİ.® Osmanlı­ larca e z ilm iş le r d ir N e v ar ki. zorbalık. s. 203 . 14. str. O s­ m a n lI d e v le tin in ö z e llik le A h i ö r g ü tle n m e s i ü z e r in e k u r u ld u ğ u n u açık lıyor. güç­ lerini korum uşlardır. b u n la r . u s u n d a sa ğ la m c a y e r e t ­ m iş tir ) . 176) O sm an lI d e v le tin in k u r u lm a sın d a . toplum sal gruplaşm aların ideologları ahiler. G o rd lev sk iy . ço k d a h a k a r a r lı olarak. a h ile r in büsrük rol o y n a d ık ­ la r ın ı d ü şü n m e k te d ir . 242 . 39 P. Alaaddin K eykubad'm düşünü yorum layan Sultan Veled. iyice belirginleşen feodallar ile ahiler arasındaki savaşım.^®yani feodalların yerine. yüzyılda. K ö p r ü lü (" A n a d o lu ’d a İ slâ m iy e t'’ ve " B iza n s M ü e sse se le r ln ln T e ­ siri". birleşik örgütlere dönüşe­ rek ülkenin ekonom ik yaşam ını yönlendiren loncalar. Büyük zenginlikleri elinde toplayan mev- leviler zarara uğram ak durum undaydı.

”'" Ahi topluluğu. uzun süre koru- nabilm iştir.derviş- sel eski örgütlerin kalıntıları sürm ektedir. İbni B atûta. Bu çerçevede. 1928. İsp a rta ’­ da (herhalde daha başka yerlerde de). ahiler üzeri­ ne söylenmiş özel "destan lar” gelm iştir. ahilerin yaşam ının açık b ir tablosunu ortaya çıka­ racaktır. 1192. Oyun­ lardan önce. 18. Daha sonraları. Küçük Asya kentleri A nkara’da.'*^ Ayrıca. (özel kiralanan) m üzik ça­ lıyordu. kapılar kapatılıyor. Türkiye’ye bağım lı K ırım hanlığının zanaatçı örgütlerinde. oynuyorlardı. genellikle tarihsel. 14. Azak'ta onları bulm uştu. yarı . yüzyılda. ■tl V I. Küçük Asya sınırları dışına taşabil- m iştir. katılanlar. G o rd lev sk iy . D e rv işi A h i E vran a 1 t s e h l v ı T u ıt s ll. G o rd lev sk iy . ahi adlarına rastlanm aktadır. yüzyılda. Evlerin m ağaraları anım ­ sattığı bu eski kentte. sadrazam ı d üşürür. eski gelenekler. 204 . 42 V I. Eski K ırım 'ın 14. onlara. galiba daha Selçuklu seferleriyle. str . tz v e s ty a A k a - d e m ll N a u k S S S B . Bu kalıntılar k arşılaştırı­ lınca. K ırım ’a. Eski zam an yerel yaşam ına ilgi duyan H aşan Üçok.. 1928. akşam ın. Türkiye'nin h er yanında yapı­ lan kış "sohbetlerinde”."Otuz iki lonca b ir olunca. yalnızca seçilenlerin bulunabildiği. Bu akşam larda. B u rd u r’d.dünyasal. Büyük b ir kül­ tü r ve eğitim çalışm ası yürüten Türkiye’deki Halkevleri. IV. zanaatçı loncala­ rını güçlü olarak kaynaştıran yârı . yüzyıl m ezar yazıtlarında. T ru d ı B tn o g r a fo a r h e - o lo g iç e sk o v o m u ze y a I M G U . büyük derleme yapabilecektir. Türkiye’de benim senen düzen yü­ rürlükteydi. O rg a n iz a tsiy a ts e h o v v ı K rım u .^. zanaatçıların savaştan önceki yaşantısının ay­ rıntılı betim lem esini verm işti. K ırım yolu açılmıştı. Çankırı'da. konuk kabulüne son veriliyor. ülkenin acılı gün­ lerini dile getiren şarkılar söylüyor. M. 20 ve daha yukarı yaşta lonca üyeleri "yaranlar” toplanıyorlardı (yaşlıların sayısı altıyı geçmiyordu).

L a confrĞ cie d ’A h i . aydınlatm aya gösterilen dikkat).B a b a â T chankiri. gündelik yaşantı çizgileri. loncaların yüksek. Türkiye yaşam ında daha uzun süre devam etm iştir. kuşkusuz. "adaleti” sağladığı b ir divan kuruyordu. "y aran lar”. Loncalar. gündüzleri atelyelerde çalışan. Sohbetlerin düzenlenmesindeki ayrıntılar (örneğin. genellikle.”. Ahilerin sınıfsal k arşıtları Os- 43 E. kent belediye yönetim inin başında bulunuyor.gizli bölüm ü başlıyordu. "S ohbetler”.. işte bunlar. ancak. 309 . Ahibaba'- da. R e v u e d-es E tu d es Isla m lq u e s. Çankırı’da. ke­ sin yönetici tem silcisi "ahibabayı” onaylayan K ırşehir’­ deki Ahi Evran tekkesine bağlanm ışlardı. örgütsel öğeleri gölgede bırakacak k ad ar ağır basıyor. 1936. Değneğinde ise. anlaşılan. loncaların gücünü üzerinde du 30im sayan "vali” de ondan çekiniyor­ du. b ir tü r başkan olan “başağc. İbni B atû ta’nm eski yaz­ m alarını anım satıyor.332.''^ Ahilerin izleri. “yaran­ la r” tarafından işlenen kabahatleri. loncaların çevresinde toplandığı b ir sancak bulunu­ yordu: Mavi zemin üzerine iki yıldız işlenmiş. am a bu eksiklik. B orrel. toplum sal dav­ ranış ölçülerini düzenliyordu. yetki simgesi olan b ir tutam koyun yününden tuğ asılıydı. b ir defasında istenm eyen b ir valinin fay­ tona bindirilerek kentten kovulduğu anlatılıyor. bu malzemede. Ibni B atûta'nm Küçük Asya'da. altına "al- lah ” sözcüğü yazılmıştı. zanaat m erkezi için. H aşan Üçok tarafından yayımlanan ilgi çekici m al­ zemeden bazı çizgiler. öztutum ve disiplini eğitiyor. ak şam lan zaviyede toplanan "F ityanların” tıpkı­ sıdır ve bende. malzemeyi özetleyenden kaynaklanmaktadır. 205 . Yemek sırasında. belki. ne yazık ki. Sabaha karşı yemek veriliyordu. pp. genellikle "sohbetlerin” düzenlendiği dönem olan kış mevsiminde bulunduğu düşüncesini doğuruyor. tören k urallarına gö­ re yargıladığı. H alkla iktidar m akam ı arasında arabulucu olan "ah ib ab a”.

şal­ var giyme. bu. J o u r n a l A sia tlg u e . Tören görenekleri Suriye’de pekişm iş. şeyhin "m ü­ rid in i” ödüllendirirken sırtın a vurm ası da. 46 J o s.. çoktan. eski Sami göreneklerinin kalıntılaıını ortaya koym aktadır. Su r la c h e v a le r le d es arabes a n tâ rieu re â. ora­ dan Ira k ’a. B eitr a g e zu r K e n n tn is d e s I sla m isc h e n V e re ln sw e se n s a u f G ru n d v o n B a st M a d a d e t — T a u flq . B d. B erlin .-'’ Dervişlerde. 4 . 217. c lt. Küçük Asya'da. (belki. Daha 17. özellikle. 5 -1 5 1 206 . saç kesme). Futuvva düşünceleri. 1913. X V I. op.''® Ben de. t . halifelik (Bagdad). sırta vurm a. N asiriddinillah’ın halife olm asından da önce) U rfa'da. B ağdad’a aktarılm ış. kaynağını "Fu- tuvva” tüzüğünden almaktadır. Evliya Çelebi’nin dik­ katini çekmişti. yüzyılda. pp.m anii sultanları bile. belki.'''^ Ne de olsa. Haçlılar. 44 H. c e lle de l'E vrope e t su r l'm flu e n c e de la p rem lâre s u r la seoon d e. T ahta çıkma simgesi olarak kılıç kuşanm a. Avrupa’ya götürm üşlerdir. p.§m e serie. Topluluğa kabul edilme törenleri (kâseden içme. kalıntıyı gös­ term ektedir. dolaysız olarak Suriye’den B atı’ya. düşüncelerin yayıcıları ismailiyenler. Küçük Asya’ya geçerek A raplardan Selçuklulara ulaşm ıştır. Batı Avrupa şövalyelik törenlerinin Haçlı yürüyüşleri dönem inde. bu toplu^ luk tarafından ve ondan aktarılıp mevlevi derviş tarik atı tarafından yerleştirilen tören kurallarını gözetiyorlardı. Yerusalem krallığında yaygınlaşmıştı. T h o r n ln g . X IV (1849). T ü r k is c h e B lb lio th e k . T h o rn ln g . aktif futuv- vacılardı. 45 H. Demek ki. p. ve burada.P u r g s ta ll.218. Su­ riye kıyısında. hıristiyanlığa da giren. 217 . dolaysız etkide buluna­ m ıyordu. Bu törenleri. Doğu'dan aktarıldığı konusunda­ ki H am m er P urgstall'm eski düşüncesini destekliyorum. H am m er . sonra.

Başlangıçta. ve doğallıkla da.K ervansaraylar . tahıl. Kü­ çük Asya'da. ONUNCU BÖLÜM Ticaret . kutsal akım gerçekleştiriyorlardı. m am ul eşya şeklinde askerî ga­ nim et akıyordu. m allan . kendi kendine yeten doğal 207 . kom ­ şu uygar bölgelere akınlar düzenliyorlar ya da sürülerini getirerek süt ürünleri. ülkeye.İtalyan Tüccarları - Ticaret Y ollan .Ticaret M alları. kentler. sınırlardaki akıncılar. yün vb. uzun süre devam etm iştir. kendilerine ge­ rekli m allarla (örneğin.Tüccarın Tarihsel Tipi . Dışa­ lım ve Dışsatım ■ Sikke Devlet. Selçuklular. "savaş bölgesi'yle ("darü’l h a rb ”) çevrelenmiş olarak yaşıyorlar. Dar b ir çevreye sıkışmış. bölgeler ele geçiriyor. insan. Zorbalık yöntem leri. ve hıristiyanlar üze­ rine yönelerek savaşçı islâm m salık verdiği. dokuma) değişiyorlardı. özendirdiği gaziler. et.

H ıristiyanlarla yanyana. İzm ir’e ulaşan ipek. baştan beri Çin'den geliyordu. İpeklilere. Küçük Asya’ya her yandan mal getiriliyordu. İpek. Devletin toprağı genişle­ diği ölçüde. onlara. sık sık anılm aktadır). Ticaret serm ayesinin çıkarları içi­ ne sürüklenm işlerdir. giderek kentlerarası. yünlüler. Çin ipeğine istem azalm am ıştır.' güzel kokular (misk. pazar bü­ yüm ekte. Hem savaş gereksin­ m eleri için. Dış seferler gözlerini açmıştı. 311. doğudan m üslüm an. ticaret. 208 . hem üretim le. çok eskiden. hem ev eşyaları olarak. bölgelerarası ticarî deği­ şim çizgileri kazanm akta. Ti­ caret sermayesi. am a 6. Tüccarlar. Yerli zanaatçıların m am ul ürünleri. Küçük Asya’da. dün­ ya ticaretinin tem el kavşaklarını ele geçirme çabasmday- dılar. atlas. güney­ den Hıristiyan yabancı tüccarlar gelmektedir. Bağdad’dan. Selçukluların taktiği değişm ektedir. da­ ha Ibni B atûta zam anında. K afkasya'dan l l b n l B a tû ta . Küçük Asya'ya yayılm aktadır. Küçük Asya’ya. ticaret ve zanaat kentleri büyüm ektedir. Şiraz’dan ve G ürcistan’dan halı. çeşitli m allar ve dokum a getirm ektedir­ ler. O rta Asya’dan değerli taşlar gönde­ riliyordu. iş­ lemeli kum aş. am ber) geliyordu. artık. daha Roma İm parator- luğu’nda büyük istem vardı. K ent yaşam ı gelişmekte. genel olarak M ısır işi giysiler. II. birlikte yaşama. ticarî anlaşm alar ve sözleşmeler yapm aktadırlar.ekonom i. Onlarda yabancı m allara istem doğm uştu. Selçuklu­ ların töre ve görüşlerini değişikliğe uğratır. feodalları tatm in etm iyordu. Bizans’ın kendi ipek sanayii gelişmeye başlam ış olsa da. Ü retim yaygınlaşm akta. M ısır’dan ve Suriye’den dokum alar (sarıklar. sarısabır. Selçuklular ise. hem satışla uğraşan tüccarlar da ortaya çıkm aktadır. Güneyden silah. zanaatlarm gelişmesine yardım cı olm aktadır. ticaret yükselm ektedir. yüzyılda.

herhalde Volga boyundan satm alınm ış kürklerden dikilme “b u rta s” mantosunu® giyiyordu. 1863. 5 D a s K u ta tk u . 209 .■* gümüş. L lh u t in .R u ssk iy e v ı a z ia ts k o y T u r ts il v ı 1854. tüccara daim a saygı gösterilm esini gerektiriyordu. 205. ticarî ilişkilerin gelişmesi için çaba h ar­ cıyorlar ve tüccarları. bozkır tilkisi) getiriliyordu. O rta Asya’dan K eşm ir şalları. Kü­ çük Asya'da büyük değer veriliyordu. su}m ve bağıdır. özellikle aranıyordu. ayrıca. tüccar için ka­ rarlı b ir tercih koym akta ve. Tüccar. o olmasaydı. 3 A flâ k I. Celâleddin'in eşi K ira hatun. K ıpçak bozkırları üzerinden (Sudak’tan) geçerek Doğu Avrupa ovalarının eskiden beri ünlü keten ve kürkleri (sam ur. m addi açıdan. am a kü rk ürünleriyle ünlen­ miş ülkelerin anısı dilde devam ediyordu.at geliyordu. Rus kürkleri. Aflâki'de görüldüğü gibi. h er yanda istenen b ir konuktur.”^ dem ektedir. Egemen beyin bencil hesabı. yazın Tem­ muz sıcağında. “Tüccarın yu rtlu k lar edin­ meye heveslenmesi gerekm iyor. şu 2 M. ilişkileri değerlen­ dirirken.^ Rusya’dan. V ladim ir Monomah. H orasan işi kılıç dem ir' leri geliyordu. spb. yüzyılda. hasta (sıtma) düştüğü zam an. p. bozkırda yetiştirilm iş ve b u yüzden Oğuzların alışkın olduğu Arap ve M acar atların a da. "K utadgu Bilig”. p . Daha O rta Asya’dayken oluşm uş bulunan ticaret hukuku kuralları. ondan p ara karşılığında h er şeyi sağlam ak olasıdır. 377. 190. Btr. as. toprağa bağlı feodal karşısında. Selçuklular. ve Rus kürklerinden dikilm iş kışlık giysisi olm ayan doğu ülkesi hüküm darı pek yoktu. 1855 gg. 4 D a s K u ta tk u B ilik . h er tü r önlem lerle koruyorlardı. çoktandır ortadan silinmiş. 177. Daha 19. "Sen inci taneleriyle parıldayan siyah sam ur kürkü nasıl giyebilirdin”. K üçük Asya’da yerleşiyordu. II. B lllk . onun toprağı. daim a ve her yerde.

yedirip içirerek saygı gösterin. Yolculuklar.54. — A yn ı k o ­ n u d a d a h a a y r ın tılı bk z: W. G ürcüler iyi kavram ışlardı. 9 R a v en d i. b ir "canlı p o sta”. bozkır habercisiydi. pp. bunu da. B a k u . gördüklerini ve duyduklarını anlatacak.öğüdü veriyordu: “Konuğa^ ya da elçiye. /T ü c c a r la r ın r o lü k o n u su n d a bk z: V. onlara çok şey borçludur. Moğol H anı Gazan’m ölüm ünü. daha çok k â r elde etm e düşüncesi. M üslüm an D oğunun coğ- lafya bilim i de. beylerin A rab’a ikram ve arm a­ ğanlarda bulunarak kom şu ve uzak ülkeler üzerine anlat­ tıklarını. tüccarlara elçi görevleri veriyorlardı. yeni insanlar görme isteği de yanm aktadır.® H am adan’da. sul­ tanın bu sözde elçilerinin yalnızca susluk am acında ol- 6 '‘K onuk'* b u ra d a ‘'tüccar'* d e m e k tir. 462. M esto p r ik a sp iy sk ih o b - la s te y v ı is to r ii m u su lm a n s k o v o m ira. yolculuk tutkusu. ed. yabancı ülkeler. 12 V orlesvm gen. Ig b a l. nasıl büyük b ir ilgiyle dinlediklerini gözlemle­ m iştir. Hep. son­ ra. içinde.^ Tüccar. 1925. B a rto ld . II.130. geçtikleri tüm top­ rak la r boyunca. arm ağanlarınız yoksa. her şeyi bilir. tarihçi Rovendi'- ye b ir tüccar (Cemaleddin). 210 . ilginç b ir söyleşi arkadaşıdır. Küçük Asya'­ daki yolculuğu sırasında. ülkeler üzeri­ ne birşey öğrenm ek isteyen doğudaki hüküm darlar. kendine say­ gı uyandıracaktır. çok bilmişliği ve korkusuzluğuyla.’ Ama bunlar. onu ileriye yö­ neltm ektedir. onlar. D oğu'dae B a tıy a doğru hareket etm ektedir. p. k ültür erişim lerini ileten yayıcılardı. Dünyayı boydan boya gezen İbni B atûta. açıkça. S A flâ k i. m erak. tüccarların gözlerini açı­ yordu. o. aynı zam anda gözcülerdi. Vakayinameler. aynı zam anda. insanın iyi ya da kö tü ününü onlar ya­ yarlar. uygarlığın taşıyıcıları. ör­ neğin. 128 . o. Gıyaseddin Keyhüs- rev’den övgüyle sözetm işti vb.” Tüccar. Konya’ya dönen tüccarlar haber vermişti. Tüccar. 53 . 322. m alını sergilerken. ge­ nellikle. Sultan I. B a rth o ld .. str.

güneye. Küçük Asya'ya girm ek için. Selçuklular. han yapılarının örenleri. b ir kervansaraylar h attı 10 B a tıy a g id iş yolvın u 1895 y ılın d a Fr. ısrarlı çaba harcam aktadırlar. 211 . elçinin dokunulm azlığı. di^ ülke hak­ kı fiilen sağlanm ıştı. "elçi tü ccar”. hem Sultanhan. şim di ıssızlaşm ıştır ve ancak. elve­ rişli yasal bahane yaratm ıştı. buralarda.'® kuşkusuz. yazıt kalıntıları. K onya'dan ticaret yollan. tüccarları kendilerine gelmeye razı etm ek için. hukuksal k uralların yerleşm esi ölçüsünde. eski b ir düşünceyi yinelem ektedir. Eski ticaret yollan. K ayseri'de Aksaray ve Sivas üzerinden doğuya. kendisinin resm î Unvanını onaylayan belge­ ler ya da tanıtıcı işaretler bulunduruyordu. “paydza” ve "yarlık” verir.du k lan n ı belirtm ektedir. H üküm darın güvenilir adam ı olarak tüccarın kişiliği böylece kutsaldır. Çay ve Akhan kervansarayının henüz ayakta durduğu (Denizli yakınında) Goncarlu üze­ rinden batıya ayrılıyordu. Sonra. îshaklu. Akdeniz kıyısındaki Antalya lim anına da. hem de Ilgın. O trar'da. Yabancı ülkelerin az bulunur m allarının Küçük As­ ya'daki üstencesi tüccarın çevresinde saygı oluşm uştu. Feodalları zenginleş­ tiren ticaret —uğrunda savaşım süren kentleı. halk atasözlerinde devam eden alı­ şılmış hukuktan çıkm ıştır: Küçük Asya’da "haberci öldü­ rülm ez” sözü. Küçük Asya'­ ya b ir tüccar .em ir’i gönderen Moğol hanı. b ir ticaret kervanının katle­ dilmesi. ona. bölgeler fethedilen ticaret— Küçük Asya'da büyük gelişme göste­ riyordu. Akhan. Cengiz H an'a. H ukuksal ölçüler. Z a ire g e ç m işti. Akşshir. Gezgin tüccarın hiçbir koşulda o rtad an kalkm ayan sarsılm az huzuruyla. b ir zam anlar egemen olan canlılığı dile getirm ektedir.

1 4 tb n l B a tû ta . Bizans’a. K aradeniz’e. bunlar. 1 2 lb n l B a tû ta . Burada. Küçük Asya'da. d e B u b r u k .''' Anlaşılan. II. R um lar ve Araplar).'* K orkulu düşler gören Bizans. Küçük Asya'ya. İtalyan kent cum huriyetleri Ceneviz ve Venedik. m allar için stok noktaları vardı. 254. i t .'^ Yaklaşık yüz yıl sonra. ı s v . 257.uzanıyordu. kuzeye ve batıya tırm anıyorlardı. burası m erkez noktaydı. Sivas'ta. II. b urada. h er yandan tüccarlar akın ediyordu. denizaşırı ticareti koruyan yol olan altı kervansaray kalıntısından sözediyordu. Sivas’a kad ar gelince duru­ yorlardı. Doğu ile doğrudan ti­ caretten kaçınıyordu. M ısır'dan ve Suriye’den tü ccarlar uğramışlardı. 1 3 tb n l B a tû ta .'^ G üm üşhane'de. “birçok F ranka” ve Ceneviz tüccarına rastlamıştı. b ir zam an. tüccarlar iki kola ayrılıyorlardı: B ir kol kuzeye. Doğu m allarını. tüccarların kervanları birikm işti. Akdeniz’in güney kıyısı İtalyanlarca işle­ tiliyordu. Akdeniz’de. 314- 212 . belli ki. m üslüm anlaı dı) ve gü­ neyden. O rta Asya ve Akdeniz tüccarlarının ticarî etki alanları. Kü­ çük Asya’ya. Genellikle. Ira k ’tan ve Suriye’den tüccarlar vardı. P u te şe s tv ly e v ı V o sto ç n iy e str a n i. Cenevizliler. hareket etmeyi güçleştirince. Liman­ da yaşadıklarına göre. Rifstal. Sivas’ta. str. Latin İm paratorluğunun doğuşundan (1204) sonra gelmeye başlıyorlar. 16 i b n i B a tû ta . ve Moğol saldırısı. İbni B atûta Antalya'da hıristiyan tüccarlar görm üştü. Konya’da. belli ki. Konya'ya yöneliyordu. 176. artık M anisa’daydı. (İtalyanlar. iki ticaret II İb n i B a tû tn .” îb n i B atûta'nın b ir Ceneviz gemisiyle’^ geldiği Ala- iye'ye. Venedik­ liler sağlıyordu. öbürü güneye. 259. II. O rta Asyalı tüccarlar. R ubruk. yabancı tüccar­ lardı. ve Antalya ve Alaiye lim anlarından yukarıya. 293. II. örneğin. O rta Asya’dan (bunlar.

T atarlar. K ırım halkı. daha hareketli olan îtaly an ’t. Trabzon. h er yanda. Bu durum da. Belirtelim ki. A vrupalıların Asya'ya geçişinde. Sudak seferine yol açan. Rum kum aşları ve diğer m alları. I. ve belki.r. büyük istem vardı. "konuksever” K aradeniz’de kaynaşm aya başlam ışlardı. yalnızca. İtalyan cum huriyetleri (deniz onlara. buraya ulaş­ tırılıyordu. Akdeniz ülkelerine götürüyorlardı.'^ “canlı m al” satınalıyorlar ve yüzlerce. K aradeniz’in Küçük Asya ve K ırım kıyılarında îta l­ yan Cenevizliler. Küçük Asya'ya kuzeyden. İra n 'a uzanan yol. O rta Asyah tüccar karşısm- da avantaj sağlıyordu). Kuzeydoğu Avrupa’dan. Küçük Asya’ya eğilim gös­ teriyor ve oraya. Dünya ticaret yollan. denizin ötesindeki Rum ülkesine gidi­ yordu. eko­ nom ik bakım dan eskisi gibi. İstanbul u Asya ile bağlıyordu. Sudak. P a ris. K arade­ niz’den de akm ediyorlardı. bunlara. îtaly an Cene­ vizliler. burada. 1929. Rus keteni. as­ kerî düşünceler değildir. Küçük Asya ve K ırım arasındaki tem aslar sürüyordu. yani Altmor- du tarafından ele geçirildikten sonra da. asıl h attı 17 C e n e v iz lile r in tic a r e ti ü z e r in e b k z: Q. B ra tia n u . daha sonra (13. binlerce tutsağı. 213 . buna. Trabzon'dan kuzeye. Asya'dan da. yüzyılda). kuzeye kaym ıştı. kârlı b ir ticaretti.. tüm bunları». in­ sanlara biçilen fiyattan anlaşıldığına göre bu. tutsaklar. m al­ ların getirildiği Sudak. R e ch er c h e s sur le com m erce g ^ n o is d a n s la M er N o lre a u trelziSm © slScle. ticaretin çıkarları neden olm uştur. stok noktasıydı: O rta Asya'da ad­ ları tüccarın cins ismi haline gelen işbilir insanlar "so- godların” eski b ir kolonisiydi. Doğu’da yüksek değerler veriliyordu.hattıyla bölünm üştü. b ir o k ad ar da. "K aranlık ü lk e ji”nden ge­ len kürk.

K ü ç ü k E r m e n lsta n 'm ö n e m i Ü7. bağımsız tutulm uşlardı. kavgasız. 1879. yabancı (İtalyan) ve yerli (Kü­ çük Asya) tüccarlar arasında doğan ticarî anlaşm azlıklar. ve yalnızca cinayet davaların^. G e sc h lc h te d es L a v a n th a n d e s İm M itte la lte r . devlet.erlne. Konya’da. güm rük vergisiz dışalım ına izin vererek feo­ dallarm çıkarlarını koruyordu. 332 . karışm aktan geri duruyordu. Örneğin. Bizans İm p arato ru Aleksis Komnin tarafından ayrıcalıklar bağışlanm ıştı. düşük güm­ rük vergisine bağlanm ıştı. 20 B u n u n la b ir lik te k e sen ek ler .336. Selçuklular hazinevi doldttrm ak için.302. Sultan II. G e sc h lc h te d e s L e v a n th a n d lc s im M itte la lte r . İzzeddin 18 w . tüccarlara büyük avantaj ve ayrıcalıklar sağladı.oluşturuyordu. karşU ıkU tic a r i İlişk ile r k o n u su n d a bk z: W. Bu si­ yaset. R ubruk. Selçuklu yargı yetkisinden b ir bölüm üy­ le. Venedik. a y n c a s. 301 . ticaret için. yalnızca feodallarm satınalabildikleri m al­ ların özgür. h a tta h u b u b at” güm rük versisinden bağımsızdı. S t u t t - gart. Bizans'a giden b ir yol açm ış­ tı: Ona. pp. kalan m addeler. y ü z y ıld a B u h a r a 'd a d a vardı. yabancı tüccarlar için ko­ şullar çekicivdi. I. Sultan I. d a h a 10. I. H eyd. ülkeye. kardeşinin ve babasının sivasetini sürdürüvordu. değerli taşlar ve inci. Yabancı tüccarların büyük p araları olduSuna göre. şeriat m ahkem esinin görmesi gerekiyordu. E rzurum üzerinden binlerce at. Venediklilerle yapılan anlaş- mava göre. eski (belki de Mo- ğollardan aktarılan)’” kesenek yöntem lerinden Yararlanı­ yorlardı. H eyd. 19 S e lç u k lu la r la tta ly a n la r arasın d a. 402 v e dev. çok önceden. Alaaddin Keykubad. tüccarlara kişisel ve m allarıyla ilgili güvenlik garantisi veriyordu. kadının. ensonu. deve ve katırd an oluşan kervanlar geçiyordu. Onlar. 214 . pp. Örneğin. % 2 ölçüsünde.’®Ticarete el atan devlet. Bd. "Adriyatik kraliçesi” V enedik’le (1220 yılında) b ir ti­ caret sözleşmesi yapan Selçuklular. Genel olarak. güm üş ve külçe ya da sikke altın. dostça çözüme bağlanıyor. Bd.

G o rd lev sk iy . b ir kıdemli başkan ("bazargânbaşı”) seçi­ yorlardı. belli ki. ve sonra zararı verene yansıtılıyordu. Eğer. tz v e s tiy a O b şçestva o b sle d o v a n iy a 1 I zu çe n iy a A zerb aycan a. 09 -1 0 0 . tüccarın gasptan şikâyeti olm ası du­ rum unda (tüccar. tü ccarlar için yollar açılınca. savaş ganim etinden ya da feodal valinin elindeki ye­ dek akçeden karşılanıyordu.^ Yalnız olan tü ccarlar ya da kutsal yerleri zi­ yarete giden hacılar vb. sınırda yaşayan Oğuz- 21 V. a y n ı şe k ild e " k erv a n b a şı’' g ö r ü ­ lü y o r. ve bu n lar örgütlü çeteler. sultan soyguncuyu cezalandırm ak için üzerine yürüyordu. b e n im ta r a fım d a n k a y d ed ile n ç o c u k o y u n la rın d a . Antalya’da soyulan îran lıların ve A rapların ticarî güm rük ödem elerini bağışlam ıştı. ticaıetin çıkarlarını. Örneğin. P u te se s tv ly e v ı v o s to ç n iy e str a m . onun yitirdiği her şey. Küçük Asya’daki şap ticareti üzerinde ayrıcalık hakkı^’ verilen iki İtalyan’a rastladığım yazm aktadır. baskından korunm ak için. tüm üyle hâzineden ödeni­ yor. Böylece. str. uğradığı fiziksel saldırıyı simgeleyerek yakasım yırtardı). ülke dışındaki haberlerin bırakabildiği kötü izlenimi silm ek isteyen Sul­ tan I. tg r ı a n a to liy sk ih tu ro k . uzun yola yalnız başlarına çıkm ıyorlar. dışsatım için. Tüccarlar. 215 . d a h a so n r a la rı d a s ü r m ü ştü r : K ü ç ü k A sy a ’da. Yolların güvenliksiz olduğu yolunda. herhangi b ir nedenle. ve birileri tarafından tüccarın soyguna uğram ası. daim a yol arkadaşları bekliyor­ lardı. eşkiya ve hırsızlar dolaşıyor ve tedbirsiz yolcuları gözlüyorlardı. savaş sırasında sönen ticaret. n o : 5. 22 B u d ü ze n le m e . 1928. Selçuklular. kendilerine. 1276 yılında. Izzeddin Keykavus. S aldırılardan çekinen tüccar. tüm önlem leri alıyordu. bazan aşiretlerdi. H er yanda. yerinde kapatılm adıysa. yeniden canlanıyordu.. kervanlar halinde b ir araya geliyor. B a k u . konvoylar. Tüccardan çalman.Keykavus tarafından. str . tüccarın çıkarlarını kıskançlıkla korayorlardı. d e R u b ru k . H orasanlı ve Iraklı tüccarların. zarar. bk z: V I. 176.

tüccar. o.^ H üküm et. Ahmenidlerin başkenti Suz'dan Akdeniz’e (Efes’e) ka­ d ar uzanan. kervansaraylarından sözetm ektedir. b u rad a hem dinlene­ biliyor. b ir önörnek olm uştur. M anisa ya­ kınında Türkm en göçebeler. vezir M uineddin Pervane’nin (Sivas ve Konya arasında) vb. altınlarını ve m allarını alm ışlardı. kuşkusuz. eşkiya tehlikesine karşı.1ar ("etraki u ç”). K aratay. B a rto ld . F rank . Aflâki. herkes. deve yürüyüşüyle dokuz saat olan b ir günlük yol uzaklığındaki “konaklarda” kuruluyordu.İtalyan kervanına saldırm ışlar. str. daha son­ ra. 315. O n e k o to r ıh v o s to ç n ıh r u k o p isa h . hem de gerektiğinde. doğru­ dan ya da dolaylı olarak ticarete p ara yatıran herkes. 2T1. Ibni B atûta. H erodot’un deyimiyle. herkes korku içinde yaşıyordu. 216 . 2 4 tb n i B a tû ta . II. p. Devletin içindeyse. yol- 23 V.^^ Güvenliğin sağlanm ası için büyük anayollarda.^ 24 kervansaray yeralm ıştı. 0 1 3 0 . büyük yollar üzerinde düzeni sağ­ layabiliyordu. Sadeddin Kobvak ("Zagada”) vb. II. 26Q 6ograp h ie d'A b oulfS da. 139. En canlı ticaret h a ttı olan Sivas ve Kayseri arasındaki yol üzerinde. inşa ettirenin adım sonsuzlaştırıyorlardı. bu­ raya sığınabiliyordu. ancak. II. içerden ya da dışardan beklenmeyen b ir darbeden korkuyordu. H erkesin kulağı kirişteydi. Ziyaeddin îsfahani'nin (Sivas'ta). feodallar. K üçük Asya’da ticaret yollarının düzenlenmesinde. bozulm adan ko- runabilm iştir. ker­ vansaraylar inşa edilm işti. kervansarayları. üzerine kazm an yazıtlarla. K ervansaraylar. ba- zan Germiyan boyunun (Ladik yakınında) yolu tu ttuğu­ nu ve yolcuları soyduğunu işitmekte. Abul- fida'nın yazdığına göre. zenginliğin büyülerini yaşam ıştır. burnum ın ucundan atını çal­ maktadırlar. "K ral yolu”.^'* bazan. Sultanlar. ker­ vansaraylar yaptırıyor. 2 5 İb n l B a tû ta . 2.

Mogollar dönem inde yıkılmış. 7 0 . Baş­ kente yakın olan kervansarayda. B uranın stratejik ve ti­ carî önemi vardı. 217 . Böylece. kazanç sağlam a düsüncesin- deydiler. Konya çevresinde yoğunlaşm ış olan bu kervansarayların avlularında. II. el konulm aktan k u rtarm ak isteğiyle inşa ettirdiği cami. hareket etm e tehlikesi aza­ lıyor. Alaaddin Keykubad tarafından inşa ettirilen (1229) kervansaray. kentlerde de. Daha 19. Çihaçev’in yazdığına göre. m ühim m at ve yiyecek depolanıyordu. Kervansaray­ ları inşa ettiren feodallar. tüccar için. Bunlar. 185. Gezginlerin heyecanla an lattıkları heybetli Sultanhan kervansarayı. Sultan I. örenleri bugüne değin korunm uş olan köprüler 27Afmklı. nehirlerden geçiş rahathğı sağla­ m ak için. ticarî işletm elerden sağlanan k â r yük­ seliyordu.cular b u ralarda kendilerine gerekli h er şeyi bulabiliyor­ lardı. Ladik ve A nkara’dan gelen yol­ ların kavşağı olan burada. hastane ya da havuz değildi. feodal içinse. Keyka- vus tarafından yeniden yaptırılm ıştır. A. H areket sırasında. 1.7 1 . elverişli ve güvenli b ir barın ak buluyorlardı. kalın duvarları üzerinde 24 kulesi olan gör­ kem li b ir kale görünüm ündeydi. yüzlerce deveden oluşan ker­ vanlar. P. Selçuklu egemenliğinin işareti olan betim le­ m eler vardı. örneğin vezir Ziyaeddin ker­ vansarayında olduğu gibi. Sultan II. Konya. medrese. yazıtında belirtildiğine göre. Kuşkusuz. yüzyılda. bazan çalgıcıların^ sahneye çıktıkları müzikli "lo k an talara” dönüşm üş kervansaray^ 1ar bulunuyordu. ticaret alanına giren feodallar. büjm k zengin­ likleri ellerinde toplam ışlardı. feodalin günahlarının bağışlanm asını sağla­ maya ya da sultanın gözünden düştüğü zam an m al varlı­ ğım.

Küçük Asya’da. Ülke. üç Selçuklu kardeş tarafından ku­ rulm uş b ir köprü bulunm aktadır. str. D n e v n ik p u te ş e s tv iy a k o d rovu T im u r a v ı S am ar- k a n d vı 1403 . 28 R. kervana b ir askerî korum a birliği verm işti. Tim ur’a gitm ek üzere yola çıkan Klaviho anlatm aktadır. Küçük Asya’da.^ Trabzon im ­ p a ra to r’una bağımlı. Dudriga dediği b ir ticaret istasvonunu anm aktadır. Klaviho. küçük parçalara ayrılm ıştı ve h er bölgenin yöneti­ cisi. Trabzon'dan Sem erkand’a. yol boyunca kendilerini koruyan silahlı öncüler ya da ekipler kiralıyorlardı. Ticaret yolları çizgilerini (numizmatik) sikke b u lu n ­ tuları çekm ektedir. artık M oğolların egemen olduğu sırada. 123.. ti­ caret yolu h attın ı tam olarak saptam aya olanak verecek­ tir. Bu konuda da. am a gömüler. Selçuklular dönem inde. 218 .kurulm uştu. Oğuz D udurga boyunun göçebe yurtluğu va da konaklam a veridir. İtalyan Pegoletto (14. K ervanlar. Sivas'tan geçen ticaret yolunun Moğollar zam anında. to p rak altında ka­ lır. 1881. ortaçağ B atı gezginlerinin anlattıklarına dik­ kat etm ek önem taşıyacaktır. anlaşılan. G . de K la v ih o . değişiklikler getirm iştir. yalçın dağlardaki ulaşılm az şatola­ rında yerleşmiş beyler. kısa sürede. daha ön­ ce. açıkça. korum a altında hareket ediyorlardı. sikke.1406 gg. M oğollardan sonraki dönemde. Rubruk. kuşkusuz. yy). 126. kervansaraylar ağı ve sikke bulun­ tuları (numizmatik) haritası. T okat’ta. im parator. yolculuğun nasıl ağır ve pahalıya m al olduğunu. örneğin. Moğol dönemi. Topraktaki sikkelerin geçerli p ara ola­ rak öm rü kısadır. belirli b ir zam an kesitindeki ticarî iş­ lem ve alışverişlerin yansım asını ortaya koyabilirler. geçenlerden aldıkları ha­ raçlarla yaşadıklarını bildiriyorlardı. burası. spb. engelsizce geçiş için. sürekli arm ağanlar istiyordu. E rm enistan’ın güney bölgelerine kaydığını söylemekte­ dir. Trabzon’dan yola koyulduğu zaman. tüc­ carlar.

O rta Asya yerleşik halkı Özbeklerin. 13. doğu (Orta Asya) ve güney (İtalya) yönlerinde genişletecek ve kesinleştirecektir. böylece yerleşik yaşam yat­ kınlıklarına tutkuyla sarılan göçebelerin k ü ltü rü zengin­ leşiyordu. içinde H indistan elm aslarının da bulunduğu zengin ganim et kalm ıştı. pahalıya m al olan ve halkın yalnızca yüksek. Transkafkasya ile Küçük Asya ara­ sında ticaret vardı. ticaret. sikkeler de b ir iz ve belirti bırakm adan elden ele geçiyordu. Pohom ov’un^ düzenlediği sikke göm üleri listesi. yani feodallar ve onlara yakın olan Mevleviler arasında sürüm bulan lüks m addelerdi. yüzyıla değin v ar olmuş- 29 B kz: T ru d ı O b şçeatva o b sle d o v a n iy a 1 Izu çe n iy a A zerb aycan a v ı p. Sultan Rükneddin'in yenilgi­ sinden sonra. Kuşku­ suz. Bu H indistan’lı tüc­ carlar. yüzyılda canlanan ticaret. İ n s t lt u t is to r ll. zen­ gin tabakalarında. Küçük Asya ile Kafkasya arasındaki ticarî ilişkiler. Bunlar. 1938. Ansızın saldırıya uğrayan tüccar. 219 . Yabancı m allar. Küçük Asya’dan kuzeye doğru b ir yön belirlem ektedir. H ürzem ’den Or­ ta Asya’ya gelmişler. Moğol dö­ nem inde.Transkafkasya’da bulunan göm üler (bunlar arasında Rum Selçukluları sikkelerine de rastlanm aktadır). kültürel etkileşim i artırıyor. serm ayesini ivedilikle toprağa gizliyordu. Uygurlardı. y a z ık a i llte r a tu r ı A zerb a y ca n sk o v o f llla la A k ad em il N a u k S S SR . Özgün ve canlı b ir göm üler tarih i hazır­ layan Y. az bu­ lunur m allar getiriyordu. Küçük Asya'nın da içinde yer aldığı ticaretin boyutlarını dile getirm ektedir. huzur içinde yürüyor. A strahan'a ulaşarak b u rad a yerleş­ m işlerdi (H indistan kolonisi 18. bu yolları. o. Küçük Asya'ya. am a num izm atik koleksiyonların özenlice incelenmesi. 3 (1926). çok eskiden. Gürcülere. daha önceleri de. belki de. "sartab an ” tüc­ carlar. B unlar. yaygın tüketim e yönelik değildi. aşağılayıcı " şa rta ” hitabını aldıkları. H. (44). am a o zam anlar.

Çele­ bi Amir Arif. H alep'te. N işabur’da. t . Küçük Asya. yani altın sikke verm iştir. kendisinden 22 d in ar istem işler. Değerli taşlar ve kuyum cu işi mücev­ herler. banyo dokum aları vb. am a Moğol vergi toplam a sistem i. Bizans’la ticarî tem as­ la r az gelişmişti. Keşmir. I. gene çok pahalıya m al oluyordu. din­ sel kişiler alıyorlardı.® ve hem yazma m al­ zemesi hem de em ek bunun içindeydi. Kuzeyden ve güneyden. 50 yıl boyunca. 3 1 A flâ k i.tur). 1 6 1 -1 8 2 . bunun karşılığında iyi b ir parasal ödül verilece­ ğinden em in olunuyordu. II.®’ bunlar. P a lm o v . feodallar arasında pazar buluyordu. "yaşarken ekmeğin. K um aşlar da. 220 . M ez. D ie R e n a ls sa n c e d e s Isla m s. 1922. m ücevher. 375. eskiden be­ ri ipek sanayi ile ünlenm işti. b u işi. am a batıd an gelmiyordu. gö­ nenci bozm uştur. 163.örneğin. kitap fiyatları düşüktü. str . 30 N . II. Bu yarı aydın yoksul "yazm acının” şikâyeti. ve feodallar^ dan jfüksek fiyatlar isteniyordu. am a o. görevliye 20 dinar. K eşm ir halıları. çok zengin ülkeydi. 18 dinara alabilmiştir. onlara. 176. burada. iyi b ir kum aş alınm ası için. ve daha çok doğudan m allar geliyor.®' K itapları. H eidelberg. getiriyorlardı. aslında. m eslek olarak kopyacı­ lıkla uğraşan Abu H atim . Z a p isk i İ n s t itu t a v o sto k o v e d e n iy a . yakutlar "sunu­ luyor”. 3 2A fIâk l. pazarlıkla. Selçuklular için. A stra h a n sk Iy arhiv. Moğol saldırısı öncesinde. yani yapıtların elyazması kopyalarım (ge­ nellikle p ratik gereksinm eler için) okum uş kim seler. Bizans. 33 A. Aracının sonradan bil­ dirdiğine göre. p . ve kopya uzun süre alsa da. ölüm den sonra ise kefen parasının kazanılam ayacağı”® zavallı ve lanetli b ir uğraş olarak görüyordu. iki ciltlik fetva yo­ rum u için kırk dirhem ödenmişti. askerî saldırı hedefiydi. K üçük Asya’ya.

®^ Küçük Asya. — E rm e n ile r ln d e s e n li yer h a lıla r ın a D oğu d a e sk id e n b e r i d eğer v e riliy o rd u (td r is l’n lu a ç ık la m a sı. hiç yerine konulu­ yor. kâğıdın yur­ du Çin’den. kâğıda değer biçiliyordu. tan­ rı hayrına b ir iş olmayınca. Konya’dan çekirdekleri ta tlı badem tadını anım satan (adını Arap- lardan aldığı anlaşılan. M ısır’a. 286. Türkm en halılarından sözediyor. D a s F ü r s te n tu m M en teso h e. K üçük Asya'da. insan emeği. "başka hiçbir kentte eşi bulunm ayan” Aksaray halıları­ nı övm ektedir. A ni. 2.^^ Abulfida. Bunlar. 221 . 40 defter harcadığını anım sam aktadır.N işabur'dan. en başta. başlangıçta. B atıda da. kam areddin cinsi) k u ru kayısı 34A flâ k l. II. îb n i Batûta. n o t 165). Çin'e ve “Türklerin ülkesine" ihraç edilmektedir. Gerçi. bi­ lim adam larını. dünyanın en zarif ve güzel işleri olarak halılara. Ira k ’a. 3 5 tb n i B a tû ta . ve gene kırm ızı ve diğer renklerden lüks kum aşlara değer verili yordu. beyaz yazı kâğıdı. b ir defter kâğı­ dının ederi 2 dirhemdi. H indis­ tan'a. olduğu O rta Asya’dan. zekâlarım tüm keskinliğiyle ortaya koy­ m aya zorlayan yanlışlıklarla dolu olm asında şaşılacak b ir şey yoktur. Sj 128. onun durum u. 36 P. M arr. dünyasal elyazm alarım n. II. feodallar. yabancı m allar satın alıyordular. Büyük Selçuklular toprağından geliyordu am a. sufilik tarihçisi Sulam a N işaburi’nin “H akikatlar K ita b ı'n ın yaz­ m asına. p. Doğu kâğıtçılığının 20. Kuşkusuz. dış pazarda ün kazanm ıştı. b ir tarım ülkesi olunca Antalya’dan Mı sır'a tarım ürünleri dışsatım ı yapılıyordu. Suriye'ye. 100. W Ittek. am a yerli üretim .^'* Mevlevi dervişi Aflâki. Sem erkand’dan geliyordu. Yazmacılık olarak. yüz­ yıla değin gelişkin. m üslüm an k ü ltürü ve yazı geleneklerinin göreli olarak düşük olduğu Rum Selçukluları’nda daha iyi olabilir miydi? Yazmacılık. b k z: N . daha doğrusu.

uzun süre dinar'” olarak adlandırılan. T ü rk ç in g e n e le r in d e para a n la m ın d a k u lla n ıl- jn aktadır. Selçuk­ lular. 110. 40 İsm a il G alib . — Ö rn eğ in " m a n g ır’". Sultan Rükneddin M esud zam anında (12. to p rak lara sahip olabiliyorlar. K üçük Asya. buna. önem li ölçüde elverişli koşullar hazırlıyordu. yalnızca. Fethiye^ ve Alaiye^ lim anlarından İskenderiye'ye.®" Doğallıkla. T a k v im i m e s k û k a t-ı S e lç u k iy e. Erzincan gibi) çeşitli kentlerde sikke basıyorlardı. II. F e th iy e . daha sonraları ise dir­ hem ya da sultani (sultan sikkesi)''^ denilen gümüş sik- 3 7 lb n l B a tû ta . 5 . dengenin ak tif mi yoksa pasif mi ol­ duğu belli değildir. Onun ardılı Sultan II. deniz yoluyla Av­ rupa ve Afrika pazarlarına taşm ıyordu. 259 . 2. 38 A b u lfid a (tb n l S a id 'in ta n ık lığ ı) . 41 İ sm a il G a lib . bu da anlaşılır b ir durum dur. Sivas. s. aynı şekilde hajiım adde dış­ satım ı da yapıyordu. c it. 3 9 ib n l B a tû ta . ve kereste. artık.260. S elçuklulann merkezi egemenliğine bağlı olduğu Abbasilerden aktarılm ış olm alıdır. tüm M ısır'a dağılan kereste dışsatım ı ya­ pılıyordu. parasal he­ saba dayalı b ir ticaretti. bu topraklar üzerindeki halkın ürettiği ya da çıkardığı tarım ya da sanayi m alları. İtalyan tüccarlar.7 . Küçük Asya ham m addesinin (ve halı m am ullerinin) başta gelen tüketicisi M ısır'dı. Selçuklularda. onlar. Ama h er tü rlü durum da. Dış ülkeler arasında. yüzyılın birinci yarısı) ortaya çı­ kıyor. 267. tram pa yoluyla ticaret değil. Sikke sistem i. satın alm a ya da değişimle yetinm iyorlardı. İzzeddin K ılıçarslan. K üçük Asya'da. Ama. vıcuz deniz taşımacılığı.'’'’ ilk kez. (Konya.gönderiliyordu. ticaret ge­ nişti. 42A flâk i.. I. II. 281. B akır sikke "m angır”. o r m a n c a z e n g in b ir b ölged ir. K o s ta n tln iy e 1306 (— 1888) s. op. Suriye kıyısında da olduğu gibi. 222 . bu. b u g ü n de.

.keler (1185) basar.'^ Selçuklular zam anında geçerli olan sikkenin gerçek değerini saptam ak iyi olurdu. en azın­ dan. 1899.'*^ Bunun yanısıra. 45 ism a U G a llb ."’^ 14. Kuşkusuz.40 4 6 lb n l B a tû ta . 632 yılında).. sikkenin değeri değişiyordu. K üçük Asya'da da altınla gümüş arasındaki ora­ nın B ağdat’takinin aynısı olduğunu varsayıyordu. B atı Avrupalı zenginlerin yazdıkla­ rını da dikkate alm ak gerekecektir. Sultan I. Altın sik­ ke. “bir dinarın” on dirhem e eşit olm asından yola çıkan İsm ail Galib. ekonomiyi baskı altında tu tan siyasal konjonktüre göre. str. M ısır ya da Halep "yusufları". halife altın­ ları. 307. îb n i B atûta. altın sikke de yürürlüktedir. Küçük Asya'ja ziyaret eden yabancı. a. ekm ek gibi zorunlu gereksinim m addeleri. yabancı altın. c it. Birgi prensinin kendi­ sine 100 m iskal ya da altın sikkeyle 1000 dirhem bağış­ ladığını söylemektedir. Halife M ustansır zam anında (h. II. Selçuklularla ticari tem asa sahip ül­ kelerin sikkeleri geçerlik taşımaktaydı. akçe ile satın alınıyordu. 237. c lt. 223 . 44 A flftkl. Alaaddin Keykubad zam anından itibaren başlanmıştır. Selçuklularda. 60. II. yüzbinlerce akçeyle ölçülüyordu. M u su lm a n sk iy e d ln a s til. ss. bazan yük- 43 İ sm a il G a llb (op. yüzyılın ilk yarısında altınla gümüş arasındaki oran değişmemişti. B a rto ld . akçenin satın alm a gücü. devlet gelirlerinin başta gelen kalem lerin­ den birini oluşturan "h araçları” da. sp b . V. bunun basım ına. 39 . Alaaddin K eykubad'm hüküm darlığında.'^ Bağımlı hıristi- yan prensleri. Çev. — B kz. Küçük ödeşm eler için akçe kullanılıyordu. "alai" adını taşıdığına göre. (“halifeti altunlar") İtalyan “florinleri”. sultanın arm ağanları da akçeyle. am a artık binlerce. altın sikkeler halinde ödüyorlardı. S t e n lı L en — P u l.. yani Sultan I. bunun için. 38) a y n ı şe y i sö y lü y o r. örneğin. op.

180. D n e v n lk p u te şe stv ly a k o dvoro T im u r a vı S a m a r- b an d . 224 . Selçuklularm Küçük Asya bor- sasm da alınıp satılan sikkeler. her yerde olduğu gibi. devletin gelir kaynaklarından biriydi. K üçük Asya’ya gelen ya da b uradan yalnızca geçen (belki. Tim urleng'in saldırı zam anında böyleydi. bu. 50 K n lg a p u te şe stv iy a . Ticaret yolları üzerinde yer alan büyük kentlerin ge- 47 R .akçanın E rzincan’da ’/z gümüş riyale eşit olduğunu'*^ yazm aktadır. str. Dış ticaret.''’ 11. 140. M a n a n d y a n . bunlardan geçiyordu.seliyor. "güm rük vergileri” (“b aç”). Anadolu için. “ bu n lar sim sarlar ve tefecilerdi. tran sit ticaret yürüten)) tüccarlar. ve p araları olduğuna göre. Edirne'de A kçenin değeri daha yük­ sektir. agy. b ir Venedik dükası karşılığında 50 akçe değerini saptarken. geçiş vergileri vb. Kuşkusuz. değişik yerler için. 48V oyage d'Outre-wer. m alların fiyatlarını düzenleyebi­ liyor. birçok ayrı sapta­ m aya rastlanm aktadır: B roker (15. s.'*® Belirtelim ki. B asra’daki sarraf işlemlerini. iç pazarda da (ta­ rım sal ve zanaatsal yerli üretim den) vergi alınıyordu. Feodallarm gereksinm elerini karşılarken. yüzyılda. devlete dolaysız k ârlar sağlıyordu. Olasıdır ki. yahudiler oynuyordu. str . Klahivo ‘'esper”in (es- pera). 588. G. 185 . dış tica­ re t m allarının iç pazara sürüm ünü gerçekleştiren aracı rolünü. ticaret. artık. bazan düşüyordu. vermekle yüküm lüydüler. yani espr . Aynı yazarda. aynı zam anda dış ticaretteki hacim farklılığını dile getirm ektedir. doğuda. Örneğin. yüzyılın i1k yarısın da). E rm enistan'da da olduğu gibi. 539. 69. am a bu. N aşiri Husrav anlatıyordu. de K la v lh o . vergi toplam a keseneklerini de b u n lar alı­ yorlardı. burada 36 akçe b ir dükaya eşittir. yüzyıl ba­ şında. banka işlevlerini sar­ raflar yerine getiriyordu. pp. 1:5. 49 Y. Doğuda.

"en büyük beş kentten b iri” olarak sözetm ektedir. sultanların yazlık konaklam a yeriydi. anlaşılan. zam an zam an sul­ tan lar uğruyordu. Selçuklular dönem inde de. kent halkı­ nın zenginliğini dile getirm ektedir. Aksaray ünlenm işti. 225 . Burası. buraya. ticaretin görülm em iş gelişkinliğini.lirleri önem li boyutlardaydı. 1336 yılına ait yazım dan gö­ rüldüğü gibi. Ama. Tarihçi H am dalla M ustavfi (Osmanlı devrinde Konya ilinin küçük b ir taşra kenti olan) Aksaray’dan. M oğollarca konulan yüzbinlerce dinarlık vergiler.

merkezde görkemli yapılar göze çarpıyor.kök-ci toplum yapısı açık olarak yansım aktadır.ticarî m erkezdir. kent. debdebe.Halk . am a kenar bölgelere ilerledikçe yaşam alımsızlaşıyor. burada. 226 . feodal düzeni destekleyen b ir askerî . çevrede saray erkânı ve uyruk yer alm aktadır. ONBÎRÎNCİ BÖLÜM Kent . Bir tepenin sırtında ya da yalçın kayalar üzerinde b ir malikâne. yoksullaşıyordu. Dışardan bakınca.Kent Düzeni . yüzyıl­ lar boyunca feodal yapının biçim leri devam etm ektedir. hizmetlilerle çevrelenmiş b ir küm enin ortasında yaşa­ m aktadırlar. feodal beyin ikam etgâhı dikiliyordu (Kü­ çük Asya'da da. feodallar.Selçukluların Başkenti Konya’da Yaşam Selçuklular dönemi kentlerinde feodal . İra n ’da da feodallar böyle yerleşiyordu).

askerî birlik eşliğinde. çok eskiden. Henüz eski sayılamayan b ir gerçeği yansıtan "m eddah­ la r” (halk öykücüleri).^ Ama. b ir kez ve kesin biçim de belirlenm iştir. p. 2.^ daha 14. II. kent­ ten çıkıyor ve çevreyi gözden geçiriyordu. her yanda ü rk ü n tü içindeydi. b ir duvarla ayrılıyordu. Örneğin. op. b ir istisna değildi. sa­ bahleyin nöbetçi onu sorguluyor ve ancak.' Feodal kültürün taşıyıcısı Küçük Asya kenti. II. sultanlığın başkenti İstanbul konu­ sunda bunu anlatm aktadırlar. — B u k a le k o n u su n d a . 2 a ^ o rg r a p h ie d'A b oulfâd a. feodallar tarafından ganim et ve vergi fazlalıklarıyla kurulan b ir m üslüm an kenti için zorunlu. K astam onu çevresinde. genellikle. insanlar. bu. çevre halktan. kent için korkunçtur Abulfeda’nm yazdığına göre. "zaviye”. Küçük Asya'nın derinlik­ lerinde. kuşkusuz. K ü rtler karşısında duyulan korku- 1 K ü ç ü k A sya'd a k e n tle r in (ve b ü y ü k k a s a b a la n n ) sa y ısı. 66. n o t. bir b ölü m b ilg iy e göre. 145. ik i y ü z e u la şıy o r d u (M ü k rem in H a lil. s. bu düzen. 3 t b n i B a tû ta . Ibni B atûta Davas'daki (Muğla yakınında) büyük b ir kaleyi anlatm aktadır. sultanlık dönem inde kent kapıları. Kem alistlere değin değişmeden kalm ış­ tır. Kente yaklaşan ve eko­ nom ik zulm ün m erkezini h er zam an yok edebilecek göçe* be halk ya da y a n yerleşik köy.. med­ rese. a y r ıc a b k z: P. Bu planı. tatm in edici karşılık alınca içeriye girm esine izin veriyordu Kalenin (kentin) kom utanı. W ittek D a s F ü r s te n tu m M en tesch e. Ibni B atûta usunda iyi tu tm u ştu r: Cami. herhalde. Daha. M elik şah ta r a fın d a n K ü ç ü k A sya’y a g ö n d e r ile n " m in b e r ler in '’ s a y ısı (se k se n y e d i). A rapların akm ları. 1000 Türkm en çadırı yer­ leşmiş durum daydı. kentin duvarları dışında geceliyor. halkı kalelere kapanm aya ahştırm ıştı. D iyarbakır kenti­ nin kapıları. kentin kapıları kapatılıyordu. yüzyılın ilk y a n smda. 87). çok d a h a m ü te v a z ı b ir sa y ıy ı d ile g e tiriy o r. Akşamları. 227 . 277. eğer bir yolcu gecikmişse. K ent planı. ham am ve. h er sabah. c lt. buna benzer yapılar.

228 . eskiye göre yaşam aktadırlar. kent ve köy birbirine karışıyor. H er semt duvarla çevrilmişti. kent. tüccarların göreli olarak. K entin dışında. Kısası. M üslüm an olm ayanlar ayrı yaşıyor­ lardı: Rum ların. anlaşılan. kısa süre önce ortaya çıktıkla­ rım anlatm aktadır. B ura­ larda. II. Eğer bu. buranın kent olduğunu söylemek güçtü. ak­ şam dan kapatılıyordu. yalnızca geceleri değil. meslekî ya da dinsel ve etnik yapısına göre bölüm lere ayrılm ıştı. duvar­ la çevrili kendi m ahalleleri vardı. aradaki sınır belirsiz­ leşiyordu. henüz tüm üyle yapılaşm am ış ve yerleşmemiş olan feo- 4 tb n i B a tû ta . çayırlar. Küçük Asya’da. otlaklar. gem ilerinden kı­ yıya çıktıkları lim an yakınında yaşıyorlardı. hem en yakında bulunuyorlardı. onlar. ve bunlar. 323 . belli ki. Levan- ta ’da b ir İtalyan tüccarın düşü olan. denize ulaştıran b ir caddeyi. K entin örgütlen­ mesi. B uralar. Antalya gibi b ir lim an kenti ise. B ir dayanağı var m ıdır yok m udur. m allarının üstüne titrem ektedirler. yalnızca bahçeler değil. kapılar. Haçlı seferleri sırasında. doğuda oldum olası kökleşen b ir sistem olarak.324. sürülm üş tarlalar da yer a lıy o rd u / K ent­ te yaşayan herkesin b ir avlusu. gene genellikle. onun yönetimi. örneğin Ahlat’ta ve İznik'te olduğu gibi. duvarla çevri­ lidir. ticaret ve zanaat m erkezidir. Bu. tarlası ve bahçesi vardı. b ir dinsel fanatizm in parlayıverm esinden kork­ m akta ve köşelerine çekilm ektedirler ya da basbayağı baş­ ka inançtan olanlara antipati süsü verilerek yağmadan çekinmekte. bahçeler uzanıyor­ du. Y ahudilerin vb. Abbasilerden aktarılm ıştı. am a Hıristiyan tüccarlar. "ru g a”yı anım satm aktadır. ör­ neğin.dan. Yabancı tüccarlar da ayrı yaşıyorlardı. m üslüm anlarm or­ tak nam az günü olan cum aları da kapatılm aktadır. Kent. ve bu da. Semt.

H aklarında bilgi bulunm ayan yoksullar. str. kaynaklar fışkıran tepelerin eteğinde bulunm aktadır. Alaaddin Keykubad dönem inde. yüzyıl sonunda. G o rd lev sk iy . Türklerin çadırlarda vaşadı&mı yazm aktadır. str . kuşkusuz. barış zam anında yaşam ı şeneltiyor. kenti düşm andan koruyordu. H açlıları saran heye­ can da anlaşılır b ir şeydir. 120 bin kişi yaşıyordu. Haçlı yürüyüşünün am y azan Tagenon (1190 yılında). İz I sto r ll v o d o p o lzo v a n iy a v ı K o n y e. galiba. Sivas. Konya.dalların genç merkezleri. henüz b ir askerî kam p. geniş b ir göçebe yurtluğu görünüm ündeydi. Dokuma ve m aden sanayii merkezi Arsengan’da. ku­ şatm a sırasındaysa. iyi seçilmişti. II. Adını. P u te şe s tv iy e v ı v o s to ç n ıy e str a n ı. birçok yer sarsıntısına uğram ış olan Erzincan kentinde.^ Ama. devletin başkenti. 6 V. 7 VI. Bi- zanslı yazar H alkondil'in belirlediğine göre. de R u b ru k . Büyük kentlerde (Konya. Su. Susuz Konya bozkır­ larım geçtikten sonra. dışardan da tehlike tehdidi vardı. 175. yüzyılda. Gelişme ça­ ğında. ticarî kültürel yaşam ın merkezi Konya belirginleşi­ yordu. Konya'da. duvarları çevreleyen kanalları doldu­ rarak. K entin yeri. Genellikle. duvarlardaki Meduza başı betim lem esinden al­ mış olan eski Rum kenti Konya ("Ikonion"). II. 100 bine k ad ar ulaşıyordu. yeni Türk kentleriydi. t . Kayseri) yaşayanla­ rın sayısı. Örne­ ğin.^ ya­ ni yaşam ı boyunca. R ub ru k ’un Küçük Asya gezisi öncesin­ de. Selçukluların başkentinin (1190 yılında) duvarları s l b n l B a tû ta . siya­ sal. bunun dışındaydı.'® K entler arasında. Sultan I. 184. ticaret yollarının m erkezinde yer alan Sivas'ta. IH . çaylar ve yeşil alanlar bulan sul­ tanın beldesini gördükleri zaman. 229 . 12. 15. Z ap isk i t n s t it u t a v o sto k o v e d e n iy a . kayıtlarda belli olan 10 bin kişi ölm üştü. 294.

Alman im p arato ru Fridrich Barbaros- sa’yı görüyordu. 9 A flâ k i. 375. yani tüccarlar da. suyu ve çayları. II.. T ahta iyice yerleşen Sultan I.’’® îbni B atû ta’nm uğrayıp göz attığı h er yerde atelye ustaları ("ehl-i küll-i sm ae”). daha sonra ise. doğal olarak. dela Broyker B ursa’da ticaret 8 ib n l B a tû ta . Alaaddin K eykubad da. Örneğin. örneğin. bahçeleri ve meyveleri bol. ve h er zanaat türü. Ticaret. 230 . belirli verlerde yürütülüyordu. altın işleri ustalarının. birbirinden ayrı yaşıyorlardı. 262. K entlerdeki pazarların sayısı çoktu. kentin tahkim atını restore etmeye k arar verm işti. K o n y a ’n ın y ık ılm ış lığ ın d a n s ö z e tm e k te d lr (G .önünde. pam uklu dokum a tüccarları “bezzaziye”'“ sırasını oluşturuyorlardı vb. Konya’nın caddeleri geniş. Konya’da. yüzyılın 30'lu yıllarında. 281. p. H açlıları. ayrı b ir yerde konum lanm ış durum ­ da. p azarlan şaşırtıcı güzellikte düzenlenmiş. b ir­ likleri adına ortaklasa harcam alar yaparak parasal özve­ ride bulunuyorlardı. Örneğin. 148). yani kuyum cuların’ dükkânlar dizisi vardı.I I. C am brid ge. Konya’da pam uk ve pa­ m uklu dokum a tüccarlarının yaptırdığı b ir medrese var­ dı. herhangi b ir tü r m ahn ticaretini yapan kendine özgü loncalarda birleşi- vorlardı. sağduyuy­ la.eslekî gruplar ("taife"). L e S tra n g e. Konya’da atp azan var­ dı (bugünkü mevdan da bunu dile setirivor"): tu tsak kö­ lelerin sunulduğu “E sirler M ethali” denilen b ir eiriş yeri vardı. T h e L an d s o f th e E a stern C a llp h a te. bunlar. iyi kurulm uş büyük b ir kent. Boem und yüzünden sul­ tan a kızan güçlü Melik Gazi Ahmed Danişmend. lO A flâkl. 1930. 14. daha sonraları B. yani Selçukluların yıkıl­ m asından hemen sonra kentte bulunm uş olan tb n i Batû- ta şöyle yazıyor: "B urası. m. 14. birlik­ lerini Konya üzerine yöneltm işti. ticareti tekelleştiriyorlardı. y ü z y ıld a y a şa m ış olan M u sta v fi. Bunlar. II. B u n u n la b ir lik te .

anlaşılan. kadın­ lar. katolik sansürü işlevlerini yerine getiren "m uhtesib”'^ (belediye işlerine bakan m em ur. yalnızca yüzleri ve elleri görünüyordu. Din adam ları kesimi. giriş kapılarının karşısında K ara­ tay m edresesi bulunan Kemaleddin R um taş m edresesi. saray nezdindeki göreviyle her­ kesçe tanınan biriydi. ulem a. kadın m ülkleri: Melek hatun. şarap için. örneğin. Sultan kapısı. uygun değildi. kentin topografisi için değerli malzeme içerm ektedir. (bunu. 320. saray. kentin sınırları dışında Çaş- nigir Kalesi. "toplum un seçkin kesi­ m i”. Düzenlemeyi ise. tu tsak lar peykeler üzerinde otu­ ruyorlardı. Aflâki'nin yazdıkları.) izliyordu. Necmeddin Behram şah m ülkleri. kadılar. I J A flâ k l. Selçuklular dönem i izlerini henüz koruyan m ahalle ve yer adlarının incelenmesi. ç. kuşkusuz. II. günümüz Konya kentinin. (rüşvetle büvük varlıklar elde eden) divan görevlileri ile camileri. Naib Celâled- din K aratay vakfiyesinde ilginç topografik işaretlere rast- lanm aktadır: Tahıl pazarı. 121. Ayrıca. Saliha hatun. kuşkusuz. Bunlar.düzenini gözlemlemiştir. Celâleddin’in eski yaşam ına ilişkin öyküler. anıtları koruyan m uhafızlar da b u rad a yaşıyor­ lardı. feodallar ve onların hizm etlileri toplanm ıştı. ç. 11 A flâ k l. anlaşılan o. 231 . merkezde b ir yer ayır­ mak. Şam 'da görm üştür) atlar gibi. ve m ülklerin sınırlarını belir­ leyen vakfiye (vakfın koşullarını saptayan belgeler. Devletin başkenti Konya’da. dervişler. türbeleri. II. Yahudi m ahallesin­ de şarap satılıyordu. kocalarının ölüm ü üzerine taşınm az m al h ak la n kendi­ lerine geçen varlıklı kadınlardı. teşhir edilmek üzere kent boyunca dolaştırılıyordu. bunun iyice ortaya konulm asına yardım cı olacaktır." m üslüm an b ir devlet olarak Sel­ çukluların başkentinde.) hi­ be senetlerinin gözden geçirilmesi.

B unları. sultan­ ların ve beylerin saraylarının kubbeleri de yüz defa daha yüksek ve diğerlerinden daha değerli. G ordlevskiy. yerli Hıristiyan halk. II. erkâna ve eşrafa ait kaç bin ev. tüccarların evlerini aşıyor. Selçuklular dönem indeki eski Konya’nı.’' Konya’nın yüceliğiyle övünen Celâleddin R um i’nin ağzından. II. em irlere. esnafın evlerinden daha yüksek. h atta tla r tranlılardı. Kuş­ kusuz. em irlerin m alikâ­ neleri ise. sultanların genellikle îıan h lard a n seçtiği yüksek görevliler.'i bıraktığı izlenim güçlüdür. ve ya­ bancılar.şöyle hay­ kırıyordu: "B ir göz at.’’’'' Yerel toponom inin ve eski göm ütlüklerin incelenme­ si. Iran h lar. he­ veslilerden zengin olan ve yüzlerce köle kadına sahip çal­ gılı yerler vardı'^ vb. 232 . A raplar ve îran lılar vardı. Kentte. yüzyılda. 215. tüccarların ve eşrafm ("eşraf”) evleri. okuryazar­ lar.71. I. kuskusuz. TO . yerli halkın üç kesim e ay­ rıldığını işaret etm ektedir. 14A fiaM. 15 VI. ve duyduğu hayranlıkla . toplum sal ilerlem elerin de belirdiği en yüksek gelişme çağı olan 13. Celâleddin Rumi. K ent topraklarını b ir sıra halinde işgal eden b irb i­ rinden tüm üyle ayrı konutlar. Selçuklular döne­ m i kentini anlatm ıştır. R um lar ve Erm eiiiler. İz Isto ril v o d o p o lzo v a n iy a v ı K onye. oğlu Bahacddin Sul­ tan Veled'e hitaben. Feodallarm ellerinde —sultan 13 A f lâ k i. tıpkı böyle. sahiplerine iyi ürü n ve. iyi gelir sağ­ layan sulak topraklarda yerleşm ek için feodallarm çaba­ larını. H er yandan insanlar başkente akın ediyorlardı. t. 185. daha fazlaydı. saray var. Z ap isk i f n t s lt u t a v o sto k o v e d e n iy a . Aflâki. Selçuklular devri feodallar sınıfının tarihi için güvenilir belgesel malzeme sağlayabilirdi. herhalde. ortaya koymayı denem iştim . Konya ya­ kınındaki. I. Mevlevilerin de uğradığı gürültülü meyhaneler.. vezirler getiriyordu. herhalde. ben.

kaygısızca. K enar bölgelerde ise. kentin önem ini yükselt­ miş. Zanaatçı. kentte düzeni. incelmiş yatkınlıklar da taşım aktadır. Mal varlığının üzerine titreyen tüccar. za­ naatçılar yükseliyordu. tüccarların soygu­ nuna teslim etmiş ve tüccarın nasıl m al satın aldığını. buraya. to p rak ürünleri çıkaran tarım ülkelerinde. daha d a p arlak şekil­ de bezenm ektedir. dayanacak b ir yan aram aktadır. yerel doğal zenginlikler ve m am uller üzerinde nasıl spe­ külasyon yaptığını. kervansaraya kapanarak kendisi­ ni soyutlam aktadır. sıkışık barak alard a barınm aktadır. köylülük hem köyde. nüfusu ve onun gönenci artm ıştır. kent yaşam ı koşullarının türettiği b ir yoksul kesim. başka ülkelerin k ü ltürü­ nü kazanan Selçukluların başkenti. köyde hesabına çalıştığı sahipten bağımsız durum a gelebilm iştir. o. tü ccarlar yer alıyordu. Z anaatçıların çalış­ kanlığı sayesinde. zanaatlar gelişme göster­ m ektedir. seferlerden ve tica­ retten biriktirilen zenginliklerden oluşan— taşın ır ve ta­ şınmaz m allar bulunuyordu. El zanaatları sanayisi. acınası.tarafından bağışlanan topraklardan. yabancı ve denizaşırı m alların çekiciliğine ka­ pılm ış olan feodal. feodalların çıkarlarını koruyan ücretli b irlikler sağlam aktadır. tüccar. kentlerde. 233 . feodalin him ayesinden kurtulm uştur. Zanaatçı. onun aracılığıyla. tüm üyle bunlara bağlıydı. b ir zam anlar. Ama. am a lonca dayanışm ası ona güç sağlam aktadır. tüccar. B unların zengin m alikâne­ leri vardı. Böylece. yeni b ir toplum sal kesim. sakince seyretm ektedir. ayrı soylardan halkları yakınlaştıran b ir kül+’" r tasıvıcı- sıdır. Feodal ile köylü arasında. Bu üç yerli toplum sal kesim in dışında. el zanaatları sanayisi de belirginleşiyordu. Köleleştirilm iş olan köylülük. ülkeyi. Ama. hem kentte onlar hesa­ bına işlem ektedir. K entin yapılarının hepsinden daha üstün olarak sul­ tanın sarayı yükselm ektedir. henüz kararsızdır. cebini doldururken bile.

bahçesinden 9 bin dirhem kazanm ıştır. ürün. B a rto ld . 234 . köy ürünlerinin fiyatı artık yükselm işti. fiyatlar. o. G a lib 'in s a p ta d ığ ın a göre. gerçekte. 1 9 tb n i B a tû ta . ballı helva yine 2 dirhem di. Yaşam pahalılığının durum u belli değildir. et vb. B ir ü rü n zamanı. b ir garnets ta ­ hıl. yarım çörekle açlığım gideriyor. 15. Aflâki’nin sofuca uydurm asının b ir sonucudur. str. 33 p a ra y ı k a r şılıy o r d u (B kz: A li.” Akçenin ve dirhem in hesabım yalnızca yoksullar ya­ pıyordu.'® îb n i B atû ta’nm Küçük Asya’da yolculuk \a p tığ ı 14. ama gene de. bu. yüzyılda. Kuşku­ suz olan şu ki. M eh m e d 'in h ü k ü m d a r lığ ı sıra sın d a . 17 V. 10 kişilik ekmeği 2 dirhem e alm ıştı.) fi­ yatları düşüktü. ba- zan. II. F a tih z a m a n ın d a a k çe n ey d i? T ü rk T a rih E n c ü m e n i M ecm u ası. hıristiyanlardan alınan genel ver- 16A flâkl. 59). o. Fahreddin adlı b ir kişi. R a şid ü 'l D ln ’de R u m ak ç e si ço k d a h a sa ğ la m bir sik k e d ir ). Celâleddin’in gizemli m ürşidi Şemseddin Tebrizi. l3 A flâ k l. onlara b ir gün yetiyordu. bal. M. ayrıca. b u . Celâleddin Rumi zam anında. II.3 kg) fiyatı 10 dirhem di. 342. kutsal savaş­ lar olan gazavatlardan. B u n u n la b ir lik te . 40 dirhem e bile alm am ıyordu. bu ra­ kam . I.331. s. O n y e k o t o n h v o s to ç m h ru k o p lsy a h .’^ Gündelik yaşam ın ayrıntılarıyla uğraşan Aflâki. no: 4 9 -6 2 .''^ savaş zam anında da böyle oluyordu. Celâleddin'in “kutsal hırk asın ı” sağladığına göre. Zenginler. temizlenmiş semiz b ir koyun gövdesinin y an sın ı 10 dir­ heme. Aksaray’ı. ansızın yükseli­ yordu. M ısır Sultam B aybars’m geri çekilmesinin erzak yetersiz­ liğinden kaynaklandığını anlatm aktadır. 13. b ir pud üzüm ün (16. yaşam m aliyeti konusunda kesin b ir düşünce ver­ m ektedir. a ğ ır lığ ı d u rm ad an a z a la n ) g ü m ü ş ak çe. tarım sal ü rünlerin (ekmek. 270 . y ü z y ılın ik in c i y a r ısın d a (s u lta n II. b ir çörek 1 akçe ediyordu (120 akçe b ir sultan dirhemiydi). 0132. ülkede ucuzluk görüyordu: K astarronu’da. paraya acım ıyorlardı. y ü z y ıld a a k ç e n in d eğ eri k o n u su n d a y etersizd ir. Ama kuraklık durum unda. 127 (O r ijin a ld e '‘p u l" sö z c ü ğ ü vardır. diğer yarısını yoksullara veriyordu.

b u . 1 İn e ğ in fiy a t ı 10 k o y u n a e ş itti. Fiyatlar hızla düşm üştür. h er bakım dan bolluk içindevdiler. yani b ir ineğe verilen tu ta r karşılığın­ da satıldığını yazdığı sırada. K ral II. yani inekle koyun arasındaki fiyat oram . 5 koyun ise 1 akçe ediyordu. kentlerde toplanı­ yordu. silahla- rnı. y a ln ız c a o z a m a n İçin ve y a ln ız c a K ü ç ü k A sya İçin b ir g ö ste rg e d e g lld l. Demek ki. o denli fazlaydı ki. A nkara’da b ir köy­ lü. bu ucuzluktan kârlı çıkanlar. şaşırtıcı değildir. kaplar. bundan sözetm ektedir: B ir inek 2 ak­ çeye satılıyordu. açıktır ki. Ama. h er şeyin değeri düşm üştür. Kayseri pazarında. Raşideddin’in belirttiğine göre. ve öyle oluyordu ki. V akanüvist. başa­ rılı b ir seferin pazarda değişiklikler getirm esi gibi olağan­ üstü durum larda. yerel taşım a olanakları yetm iyordu. Savaş sırasında yağma yapılıyordu. m utfakla­ rında. bu. yani 600 kilogram yük taşıyabildiklerini bildirm işti. günde 100 kovun pişiriliyordu. güzel b ir hıristivan tutsağın 50 akçeye. K ayseri'den eski ara­ balar olan 200 "kağnı” istenm işti. yalnızca feodallardı. Sarayın yüksek züm resi (n'eclis Emi- ri M ubarizeddin Behram şah ve E m ir Seyfeddin Avba Bev") Yandaşlarını b ir araya tonladığı zaman. bu arabaların 500 okkaya kadar.^ Ve belirtelim ki. ya da b ir ine­ ğin değeri 40 koyuna eşitti. Feodallar. 235 . zam anın d ö rt tekerlekli arabalarını yerleştirm eye çalışan îsm et İnönü'ye. saga sola p ara saçıyorlardı. Feodaliarın 20 G en el o la ra k v e g a lib a . ancak. değerli taşlarla işlenmiş altındandı. îk i tekerlekli “kağnı” arabalarının yerine. Vakayiname. zenginliğin büyük baş hayvan sayısıyla hesaplandığı m eraları bol b ir tarım ülkesi için.gi olan haraçlardan gelen zenginlikler. 40:1 kadardı. ganim etin yerleştirilm esi için. 200 arabaya 120 bin kilogram yüklenm iş oluyordu. Büyük Le- von üzerine yapılan sefer sonunda elde edilen ganim et. sofra takım ları.

P a p a zy a n . tah ta çıkışı sırasında ya da h a tta baş­ kente dönüşü sırasında. kuşkusuz. çok daha lüks b ir yaşam sürüyor­ du. bin altına eşit olabiliyordu. bunların en kötü ozana ya da b ir garip konuğa bağışladıkları en küçük arm ağan. Onun feodallara verdikleri b ir bölüm üyle kendisine geri dönüyordu. D o g u ’da b u g ü n de h â lâ s ü r e n bir g e le n e k tir . dirhem ve dinarlar serpiliyordu. üzerine gümüş ve altın sikkeler. o y u n c u n u n ü z e rin e g ü m ü ş sikkeler s e r p tiğ in i a n la tm a k ta d ır . b ir defasında. 21 P ara serp m e. " D ün ya T iy a tro la rın d a " b a ş lık lı a n ıla rın d a .^’ Sultan II.cöm ertliği konusunda okuduğu ya da işittiği tipik öyküyü yineleyen Yazıcioglu Ali’nin anlattığına göre. bir sefer in d e. C ezayir'd e bir Arap İz le y ic in in a k tr is tin (T in a d i L o ren tso ) o y u n u y la lıe y e ca n a g elerek k u ­ ş a ğ ın d a n ç ık a r d ığ ı ş iş k in bir k esed en . kendisine sunulan yakut karşılığında. Sultan. b ir Gürcü kızı olan Gürcü H atun. 236 . Gıyaseddiri Keyhüsrev’in eşi. 180 bin dirhem para ödem işti.

Toplum sal yapıların kurulduğu yerler. Yollar üzerinde özel p ratik gereksinm eler için yapılan hanlar.Selçuklu Sanatının Özgün Çizgileri .Selçuklu Sanatının Kökeni . ONÎKÎNCÎ BÖLÜM Selçuklular Dönemi Sanat Anıtları . 1934. yalnızca. M o n u m e n ts T u rcs d ’A n atolIe.. ö r­ neğin Efes Ayazluk gibi batıdaki uzak bölgelerde de Sel­ çuklular dönem ini anım satan yapılar kalm ıştır. tüm Küçük Asya’da. baş­ kent. cöm ert elleriyle. ü stün sanat yapıtları gerçekleştirdiler. kentleri güzelleştiren ve hayır sahibine cennet yo­ lunu açan cam iler.Yerli Etki Selçuklular. m edreseler. G ab rlel. 237 . ya da Küçük Asya ortalarındaki kentler değildi. sanat yapıtları özellikleri taşıyordu. "darülcezeler” vb. P aris.' 1 K ü ç ü k A sya'da a rk eo lo jik ve p la s tik s a n a t a n ıtla r ı. Selçuklu egemenliğinin bazan hayal meyal olduğu. g e n iş bir ç a lış m a ­ d a a n la tılm ış tır : A. kervansa­ raylar.

28. str. serm aye ve az bulunan m allarla 2 M ax v a n B e r c te m e t H a lil E dhem . 27 . sa­ n at yapıtlarının ateşli koruyucusu Sultan I. Alaaddin Key- kubad. B er lin s. büyük kazançlar getirm ektedir. İstan b u l’da. Konya’dan geçerek Moskova’­ ya seyahat eden Antalya Patriği M akari. p. Sivas’ta. öyle ki. saygıyla dolu b ir heyecan duyuyor­ du. ve tüm bunlar. K o n la . 4 B kz: Fr.30 e k le n e n m a k a le: M ax D ev i. Ticaret genişliyor. gönencin ne denli yüksek olduğunu. 9. kuşkusuz. Boyundurukçu Türklere.. yalnızca.”^ diye yazıyordu. Y urdundan zoraki ayrı­ lığı sırasında. kervansaraylar gibi anıtsal yapılar dik­ m ektedir. 13. sağ­ lam lık ve güzellik dam gası taşım aktadır. feodallar- da yoğunlaşm akla kalm am aktadır. sadece "h ak ir k ü l” olarak adlandır­ m aktadır. G. v ıp a sk p erviy. 238 . Avrupa kü ltü rü n ü öğrenen. a. örneğin. “K entte olağan­ ü stü yapılar ve çeşitli kişilere ait çok sayıda tablo ve re­ sim var. yüzyılın ortasında. Kon­ ya’nın ve Sivas’ın surlarını restore etm ekte. kendisini. D le S e ld s c h u k lsc h e O r n a m e n tik ). (" D en k m a ler p er slsc h e r B a u k u n st" T eli 1. Sarre. 17. kent yaşayanlarından birinin kurduğu çok güzel b ir m edrese dile getirm ektedir: Yapıyı yaptıran. zenginlikler. a y n ı yerd e s. onun resm î yüksek konum unu gösterecek baş­ ka hiçbir ünvanı yoktur.. A sie M ineure. Selçuklulara ün sağlayan yapıların kurulm ası. cam iler. 3 P u te ş e s tv ly e .^ Rum 'a yolu düşen b ir yabancıyı heyecan sarıyordu. b ir konuşm adıkları kalıyor. ayrı b a sım ı. Bunlar. S e ld s c h u k lsc h e B a n d en k m â ler. 1896. başkentin su dağıtım sistemiyle ilgilenm ektedir. kentler k urm akta (Alaiye ve Kubadiye). Selçuklular döneminde. onların kültürüne karşı. Selçuklular başkentinin güzellikleri önünde hayran kalıyorlardı. Bu görkemli yapıları gören yabancı. gizli k arşıt duygular besleyen doğu hıristiyan- ları. yüzyıl ortaların a rastlam aktadır.'' kurucularının zenginliği karşısında. Ticaret. M oskova. M urkos. Çev.

Selçuklular. Selçuklularda. Kuşkusuz olan şu ki 12. 1849. devlet güçlendiği zaman. akm lara ve savaşlara harcıyorlardı. zengiıt leştikçe yapı yapıyordu. yüzyıllarda. Teksye. hıristiyan m ezar yazıtlarının. 2. Konya’daki Alaaddin Camisi’nde bulunan ağaç oyma m inber. T exler. üzerin deki yazıttan anlaşıldığına göre. Roma kartalının "ve Arap as­ lanının” bulunduğunu eklem ektedir. belki. aynı zam anda kendine özgü sanat yapıtı clarak kur­ du. duvarlara Aşil’in yaşam ını betimleyen lahit. Konya’da bulunan Moltke. Ceneviz haçlarının. 1155 yılında bitirilm iştir. “p u tp erest” su­ naklarının. Konya’ ya sonradan taşınm ıştı. T ex te. Alaaddin Keykubad tarafından yaptırılan kent surlarının dokunulm adan b ü tün olarak kaldığını söylemektedir.ilgili işler çeviren feodallar sınıfı zenginleşiyor. İZ yüzyılda. 144. örneğin. henüz. sur­ ları. 239 . K apıların üzeri ise 5 C h . tüm zam anı alıyordu. Ahlatlı Hacı usta ta ra fından. p . 11-12. H er şeye karşın. bunlar. o. sultanın henüz sanatsal de­ ğil. D e sc r lp tlo n . sanatı düşünmeye vakit yoktu. Ama. öyle görünüyor ki. henüz. sanat bakım ından bir iz bırakm adan geçm iştir. bunlar. sanata eğilim ansızın güçlenm iştir. Minber. antik ve Bi­ zans yazıtları kalıntıları yerleştirilm iştir vb. bu bakış açısından ilginçtir. Şu var ki. P aris. Konya’yı ziyaret eden Ş. askerî am açlar güttüğünü gösterm ektedir. çok seyrek anıtlar kalm ıştır..® Bunlar. tüm zamanla­ rını. aziz betim lem e­ lerinin. Sultan I. Savaşını 1ar. B undan aşağı yukarı yüz yıl önce. devletin oluşum dönemi. bundan iki üç yıl sonra. Sultan Alaaddin K eykubad tarafından yenilenen Konya surları. Kenti saldırılardan korurken. b irbirindea 40 adım uzaklıkta dört köşe kuleleriyle bozulm adan kalm ıştır. başka hüküm darda olanın kendilerinde de bulunm asını yeğle­ meye başladılar. yüz yıldan.

siyasal ve ekonom ik karışıklıklardan ötürü. bunların sonradan keşfedilmesi için. köprüler. Tüm bun­ ların alıntı olduğu açıktır.iki barelyef. şimdi. Küçük Asya’yı doldurm uşlar ve sanatsal sanayinin ve m im arlığın gelişmesine yardım cı olm uşlardır. güleryüz ve sevecenlik buluyorlardı. H er yandan. sur­ ları. kent ya­ 240 . Küçük Asya’da. ülke dı­ şından ustalar çağırırlar. Ezilmiş b ir sınıf olarak zanaatçılar. dervişler. ulema. m edreseler vb. Ormuzd ve Ariman ile süslenm işti. Azerbaycan’dan. Yerli kültürün geriliğini gören Selçuklular. kısa sü­ rede. top­ raksız zanaatçılar. çeşitli çağlardan toplanan anıtların. doğup büyüdükleri yerleri terketm eye zorlam ıştı. B urada­ ki. deneyim sahibi olmayan. bütünlüğü olan b ir Selçuklu sanatı yaratılm ıştır. kendisine özgü gerekli b ir malzeme olarak bakm aktadır. E rm enistan'dan ge­ lenler. Sel­ çuklu sanatının simgesini ortaya koyar gibidir. bunları izleyene safdilli- likle anlatm aktadır. Konya’nın surları. sonra. Rum Selçuklularının dev­ let yapısını ve kültü rü n ü oluşturan kafa emekçileri. ül­ kelerini terkeden bu insanlar. Ve bu. yolları üzerinde rastla­ dıkları her şeyi yıkıp yağm alayan Moğol ordularının sal­ dırısının yaydığı korkular. insanları. H arzem lilerin. Yapıları yapanlar. gelişmesinin ilk aşam asında. G ürcistan’dan. camiler. belki de. Küçük Asya’ya yerleşirler. sanat araştırıcısının bakışı gerekm ektedir. kalifiyeleşmiş zanaatçılar gerekliy­ di. Önce. Ne var ki. kendi y urtlarında ağır koşul­ larda yaşayan yabancı ustalar. Bu yüzden. sur­ lara düzensiz olarak yerleştirilen bu öğelerden. usta. ya­ pılıyordu. ve yalnızca bu kadar. üslupların düzen­ siz b ir karışım ıdır. p ratik ten yetişme yerli us­ taların kurm asından kaynaklanm aktadır. Alabildiğine hızlı tem polarla kentler kuruluyor. antik ve ortaçağ anıtlarına. özellikle kaçm ışlardı. iş istem inin sürüklediği b ir insan seli akıyordu.

4. M ısır'a. yalnızca yerli u stalar ça­ lışm adığı gibi. Max: Von Ber- şam için. Sultan I. E rz e u g n isse is la m ls c h e r K u n st.® M im arlar arasında hıristiyanlar da vardı. b u ra­ dan. 3. S e ld s c h u k isc h e K le in - k u n s t. M ezopotamya’ya ve Küçük Asya’ya. sikke bası­ m ında da dışardan gelme ve yerli ustaların katılım ı belli 6 F r .elberg. Selçukluların yapılarında. B unlar arasından. Selçuklu sanatını yaratm ışlardır. Kuzey Su­ riye. u stalar gidiyordu. II.’ Anlaşılan. yapıları planlayan. U stalıklı ince m etal ve ağaç oymalar. 45. görülüyor ki. Selçuklular dönem i sanatım . Suriye okulunun izleri yansımıştır. bazan.şam ında büyük rol oynam aktadırlar. am a bun­ ların ad lan . m im arlık kurallarını yaygınlaştıran.* onla­ rın çalışm aları sayesinde düzgün.. 104. (lite r a tü r e g ö n d erm eler b ir a raya g e tir ilm iş tir ). 33. 241 . bu. n o t. pp . Mezopotamya'dan. H uart. Sikke koleksiyonlarında. 8 M. b ir bölüm üyle Selçuklu devleti toprağında yaşayan yerli Hıristiyan R um ların ve E rm enilerin katılım ­ ları da önemli boyutlardadır. sanatsal tarzlar yönlendiren gerçek u stalar çıkm ıştır. p. 32. p. yüksek b ir basam ağa ulaştırm ışlardır. onların elinden çıkıyordu. B . Adları. 9 M a x v a n B er c b e m e t H a lil E dhera. v a n B ero h em e t J . H u a rt. L eipzIg. arabesk süsle- leme vb. E p lg ra p h le arabe. A sle M ineure. Sarre. 1910. S trz y g o w sk l. A m ld a . Held. K onya'nın kuruluşunda iz b ırak an b ir Er- m enidir. onlardan daha fazla yabancı (Kafkasya'­ dan. Konya’daki Selçuklu anıtlarında da. Tüm bunlar. M it 25 T a fe ln u n d 38 T e x ta b b ild u n g e n . 7 Cl. örneğin C. Feodallar tarafından özendirilen zanaatçılar. n o t. Sivas inşaatçılarından "K aloyani”yi Rum olarak kabul ederken. yapılarda bazan rastlan ­ tısal olarak kalm ış olan bu zanaatçı ustalar. m im arlığın ve sanatsal sanayinin m erkezi durum un­ daydı. zarif yapılar kuruluyor­ du. 3.^ Şam 'dan) u stalar çalışm ışlardı. 21. 1909. Alaaddin Keykubad zam anında. m illiyetlerinin belirlenm esini güçleş­ tirm ektedir.

M ezopotamya avizeleri konusunda not düşm ektedir. elyazm aları desenlerini de koyu mavi b ir zemin. ka­ ba b ir zanaatçıya dönüşüyordu. k n . b ir hıris- tiyan usta. Ahilerin zaviyelerinde keyif m eclislerine katılan îb n i B atûta. am a çalışma stili. bunların doğduğu yeri gösterebilm ektedir. Örneğin. yerli hıristiyanlar da çalışıyordu. 3. kuşkusuz. yerli u stalar da kavram ış­ lardır. Has m adenlerden bakıra geçerken. burada b ir kez daha yansım ıştır. Ya­ zarın.olm aktadır. ne denli özensiz davrandığını göster­ m ektedir. bunları kazıyan ustanın içe­ rik ve harfler bakım ından kendisine yabancı bu kutsal form ülleri işlerken. sikke basım ıy­ la uğraşılan devlet atelyelerinde. Selçuklular. m istik şairi seven Gürci hatun) verdiği görevle. Gümüş sikke üzerindeki zarif desen. aynca. koyu mavi renkti.'® 10 VI. M imari anıtlard a en çok sevilen. sultanın eşi Kiçi H atun'un (belki. fon. 204). Küçük Asya’da T ürklerin sanatına ayrılmış b ir dizi deneme yayım lam ıştır. Anlaşılan. ad bulunm uyor. resim sanatında Bizanslılarm etkisi belirgindir. b ir m üslüm an ülkeden ak tarılan güzel yazı tekniği­ ni. Bağdad okulunu belli etm ektedir. "Türk m avisi” süslüyordu. Celâleddin’in portresini yapm ıştır. M. str. p o rtre ressam ­ lığını da biliyorlardı. İz Jlznl so v re m y o n n o y T u r ts il (V ostok . 242 . E rm e­ ni ve Türk (şeyh B edreddin Yavaş) ressam lar vardı. karşılaştırm alı incele­ me. dışarı­ dan. Çok küçük sanatsal çalışm a ürünlerinde. Rum Selçukluları dönem i için belirleyici özellik olan hıristiyan . Fuad Köprülü. m inyatürü bildikleri gibi.m üslüm an kültürel b ir­ liği. "Rum ressam ” Aynû’d Devle. a o r d le v sk iy . kabul ettiğine göre. am a bak ır sikkeler üzerindeki açıklayıcı yazılar. Yabancı ustaların sanatlarını. sanatçı. ba- zan. B ir ara İkdam gazetesinde.

S e lç u k lu la r ın r o lü k o n u su n d a bk z: T. kültür. K rakow . Küçük Asya top rak ları üzerinde. Türklerin yönetim inde bulunm uş (ve bulun­ m aktadır). ve zenginleşen feodalların desteği sayesinde gelişen Selçuklu m addi kültürü. Rum Selçuklularının ü stün yararlılığı. Selçuklular dönem i Küçük Asya anıtlarının. 243 . b ir yandan Bizans ta­ lihini. dinsel —ba­ şına buyrukçu düşünceler taşıyan Danişmend— gaziler saf dışı bırakılır bırakılm az. daha yetkin olan Iran anıtla­ rına. Türkler. kuşkusuz. iç düşm anların üstesinden gelir gelmez. belki de bilinçsiz olarak. b ir abartm anın. K uşkusuz. dinsel ve dünyasal yapılar. ve Selçuklulardan sonra da Kü­ çük Asya. kerpiç yapı us­ taları tarafından.” Köyde. sanatsal (hah 11 M ü s lü m a n k ü ltü r ü n d e .82. yerleşik T ürk öğelerin yeri­ ni bulm asında ve Selçukluların da yapılarla uğraşm aya başlam alarm dandır. 78 . am a sadece Selçuklular tarafın d an yaratılan anıtlar. 1935. W ittek. Rum Selçuklularının yaratıcılığının özgünlüğünü bü­ tünüyle reddeden P. S zk icez h is to r il k u ltu r y lu d o w m u a u lm a n sk lc h . Rum Selçukluları tarihi. W ittek’in bakış açısı taraflıdır. erişilmez örnekler ortaya koym aktadır. Wit- tek için. incelem ek için ulaşılam adığı ya da daha az ulaşıl­ dığı için. görülm emiş b ir yüksekliğe eriş­ m iştir. pp. yalnızca. Selçukluların sanatının değerini önem sem emenin önem li payı vardır. diğer yandan Türkiye tarihini açıklayan b ir ek malzemedir. sonraları. N a s z la k a c h Isla m u . kaba zanaatçılıktan incelmiş b ir zarafe­ te ilerlem iştir. Z arre’nin b ir zam anlar söylediğini yinelem ektedir. 13. yüzyıl ortasında. dem irciler tarafından. P. ar­ tık. kentte. görüşlerini değiştirm iş olan F. ansızın. o. Tarihçi olarak. yerli halkın zorunlu p ratik gereksin­ m elerine hizm eti sürdüren. b ir izlenim bırakabildiğini belirtm ektedir. K o- v a lsk l. Selçuklulardan çok önce yerleşm işlerdir. Bu­ rada.

127. örneğin. Selçuklu sanatı. o rtak b ir k ü ltü r kaynağının izleri­ ni taşım aktadır. bu konuda. çünkü bunlar. 1925. Küçük Asya'da canlılığını sürdürüyordu. Ne var ki. Bu alanda. Bd. G lü ck . oy­ m a işleri) vb. aynı şekilde dinsel am açlara hizm et etm ektedir­ ler. M p z l g 1925. tü m bunlar. Selçuklular. B l- eınn'ann. pp* 123 . ufak elişleri (kuyumculuk. dinin koyduğu tem el istem leri bozm uşlardır. Glück. Gü­ ney Rusya bozkırlarındaki K uban buluntularıyla yakın­ laştıran eski bozkır m otifleri. aynı m otiflere ve renklere rastlanm aktadır. Selçuklu sanatm m belirleyici özelliğini ortaya koyan o rtak dam gasını taşım aktadır. bu geleneklerin benim senm e­ sini. am a. herhalde yalnız değildir: Türkle­ rin çok eskiden beri. 244 . Onlar. m üslüm an bağnazlığından ayrıl­ m ışlardır. E in e s e ld sc h u k ls c h e S p h ln x İm M u seu m v o n K o n s ta n tln o - p e l.. H era u sgeb en v o n O. Glück’ü n ’^ gösterdiği gibi. Küçük Asya sanatını.Me­ zopotam ya yaylasında gelişmiş olan gelenekleri kullan­ m ışlardır.dokum a ve m etal) sanayii. J a h r b u c h der a s la tls c h e n K u n st. kü ltü rü n ü ivedilikle benim sedikleri Hıris­ tiyan halkla çevrelenmiş ve İstan b u l’daki Bizans im pa­ rato rlarının yaşam ını gören Selçuklular. küçük heykelciklerle betim lemelere oldukça düşkündür. II. Erm eni . Küçük Asya yerli m otif ve yöntem lerinin aktarılm a­ sını kolaylaştırm ıştır. Sanatsal sanayi. canlı varlıkların. Yakın Doğu'da sanatın yaratılm a­ sında etkili olan 5Öiksek gelişkinlikte b ir m addi kültürleri 12 H. seccadelerde ve cam ilerdeki m inberler­ de. Türklerin Çin ve H int kültürüyle çok eskiden beri tem asta bulunan anayurtları O rta Asya’dan getirdikleri heykel betim lem e­ lerine olan eski eğilimleri. taşlar ve ağaçlar üzerinde kuş (kartal) ve diğer hayvanların (aslan) heykel betim ­ lem elerine izin vererek.

L eip zig. daha çok çalışm ak gerekiyor. 1896. özel olarak. bu ralı ustalarca. S trzy g o w sk i. yarı fantastik kanatlı hay­ vanlar. belki Sasaniler’den. Suriye. 5 7 . 245 . bu. hem dokum alar. çok daha güçleşm ektedir.'^ Ama. pp. Glück’ün (1917 yılında) yazdıklarını ak ta­ rıyor: "Bu gelişkin bezekleme içindeki Fars. kuşkusuz. tek b ir b ü tü n halinde kaynaşm ış­ tır. sanatsal an ıtlard a Türk “ru- 13 J . Sözkonusu öğelerin ayrılmaz şekilde b irbirine geçmiş olm ası nede­ niyle. İra n ’dan gelen etkiyle karm aşık hale gelmiş Rum-latin ve Bizans sanatlarının zemini üzerinde. R e ise in K le in a s ie n zuar se ld sc h u k is o h e n K u n st. Selçuklular. Moğol saldırısı sonrasında çini mo- zayiği. gerçek T ürk ruhu­ nun istediği b u öğeler. Arap. K üçük Asya’ya getiril­ mişti. elbette. M Fr. dışardan. H orasan. yüksel­ diğini düşünüyordu. Zarre. Zarre. Küçük Asya yerli halkı H ititlerden ya da K um lardan alın­ m ıştır. H int ve O rta Asya öğelerini ayır- detm ek için.olduğunu varsayan Strjigovski de. hem B atı'dan yapılan birçok ak tar­ m alara karşın.''' Ne var ki. düzeltm e yapmış ve Küçük Asya Selçuklu sanatının Fars (tran) sanatın­ dan farklılığını vurgulam ıştır. 70. B u sanatı oluşturan öğelerin çok çeşitliliğine işaret ederek. 1917. o. Sarre. daha sonraları.5 8 . bu yapıtların özgünlüğünü redde­ diyor ve bunların karm a b ir kuruluş üslubunu açığa vur­ duğunu. 1220 -1270 yılları arasında. B erlin . Erm eni. ve bu da yaratılara. H. yaklaşık 50 yıl boyunca yaratılan Küçük Asya Selçuklu sanat anıtlarını inceleyen F. başlangıçta.” Hem Doğu’dan. Selçuklulara özgü k arak ter sağ­ lam aktadır. belki de. A lta l. I r a n u n d V öllcerw and erun g. b u görüş açısını savunmaktadır. hem ağaçlar ve taşlar üzerin­ de betim lenm iş yarı simgesel.

1939. 150 .’^ Daha ilk bakışta. str. Batılı sanat araştırm acıları.154. Küçük Asya’da ve H arzem ’de (Kunya . N. yerli kültürü. Selçuklu sanatını resim leştiren. Orbeli. Bu şekilde. O rta Asya’dan gelenlerin. M. yaşayan yerli geleneklerin önemi­ ni küçüm sem ektedirler. göz­ le görülür biçim de güçlenm ektedir. M ejd u n a ro d m y k on - gress p o Ira n sk o m u I sk u sstv u i a rh eo lo g ll. Ama. örneğin.h u n u ” sürdürebilm işlerdir. bunlar. A. 13. dinsel anıt yapılar için hıristiyan m i­ m arların ve ressam ların sanatlarına değer veriyor ve on- 15 î . herhalde. M arra’nın Ani’dekl kazılarının ortaya çıkardığı Hıristiyanlıkla m üslüm anhğın geçmiş dönem lerde b arış içinde birlikte yaşaması. Bu sanatın kendine özgü form larını. . Küçük Asya’da. Selçuklulara bu rad an u sta­ lar geldiğini ve bu nların kim ler olduğunu. Glück. ilgisini yoğunlaştırm ıştır. Onlar. P ro b lem a s e lç u k ld s k o v o Isk u sstv a . binanın için­ deki mozayikten. dile getirm ek­ tedir. Selçuklular dönem i sanatının kökeni. açıkça. 246 . daha güçlü ve da­ ha önemli durum a geliyordu. O rbell. Selçuklu sanatının özgün çizgiler taşıyan öğeleri üzerinde dikkatini yoğunlaştırm aktadır. hızla ve sağlıklı olarak benim sem esi olanağını hazırlam ıştı. III. Selçuklular. eski Önasya k ü ltürünün etkisi de. yüzyılda Harzem ve Küçük Asya arasında etkileşim. tek­ niği ve form larını doğuran yerli (Kafkas) öğeler üzerinde. — h . î. Küçük Asya'da sürekli olarak yaşayan yerli gelenekler doğurm uştur. Y. göçebelikten yerleşikliğe geçen Sel­ çukluların yeni yaşam düzeyinin yetkinleşm esi ölçüsün­ de.Urgença’da) kurulan m im ari anıtlar­ da (türbelerde) o rtak b ir kültürel görünüm yansım akta­ dır. Transkafkasya anıtlarım anım satan anıtsal yapıların tipi. T ranskafkasya’ya ulaşan b ir k ü ltü r zinciri birliğini ortaya koyuyor. tavanda dışarıya çıkan ve kubbeyi çev­ releyen "T ürk üçgeni” m otifini yaratm ışlardır.

ve ayrıca m üslüm an yönetim in soylu hoşgörüsü­ nün ya da dinsel ilgisizliğinin b ir belirtisidir. pp. 77 . daha geç dönem Moğol devri yapılarında ve b ir dereceye k ad ar h alıla/d a da. 247 . "ejder" m o tifin d e . op. 36 . sa­ n at araştırm acısı A. bunlarda. p . B a k u . Sivas'taki Gökmedrese gibi. Gabriel tarafından desteklenen bir düşünce olan. — G . S.37. Glück’ün varsayım ına göre. k ü r k ç ü ­ le r in g e r ilm iş d e r ile r in i g ö rm ek ted ir. 16 N . Şimdi. A m ld a . A n i.'^ Belirtm eli ki. K ırım ’a. Uzak Doğu konularının izleri de farkedil- m ektedir. p . 67. M d lan ges d ’arohSologie a n a to lle n n e . Halep kapıları üzerin­ de daha 1183 yılında. M arr. Küçük Asya’daki türbelerde. çünkü S asaniler’in sancağında ejd er resm i bulunuyordu. P a m y a tn lk l se ld c u k ld o v a r h lte k tu r ı v ı E rzerü m e. H. d e J e r p h a n lo n . Küçük Asya’da b ir Uzak Doğu. Çin sanatı. Selçuklular dönem inde Küçük Asya’da yaratılan sa­ n a t anıtları. 19 S.'® B uradaki b ir eski yan­ sım a olabilir. bu teknik. Çin ejderi betimlenmiştir. 85. 1927. B u n u n la b ir lik te G. B e sso n o v . Çin etkisinden sözetm ektedir. H o fr lc h te r (A r m e n lsc h e T ep p lo h e. eski K ırım anıtlarının incelenm esinin gösterdiği gibi. Selçuklular­ dan ise. de J e rp h a n lo n . hıristiyan ve m üslüm an o rtak yaratıcılığının izlerini taşım aktadır.la n davet ediyordu. 18M ax v a n B erch a m . hayvanların yanı sıra ejd er betim le­ meleri de yer almaktadır. n o : 5. str . 82. D iyarbakır’da. B ey r o u th . T atarlara da geçebilm iştir. Iz v e stiy a O b şçestv a o b sle d o v a n ly a i I zu çe n iy a A zerb a y ca n a . 83.78i. belki. str. 1837). 1928. yani M oğolların saldırısından çok önce. Çin sanatının öğeleri. Glück'ün düşüncesini yineleyerek. Türklerden de yeni kuşak yetiştiren u staların yüksek tek­ niğinin. "Çin’den çıkm a” Türkler tarafından getirilm iş olan b ir Uzak Doğu. 17 Q.'^ Selçuklulardan kalan Küçük Asya yazıları. Belki. daha. o ltj. W len . Bessonov” da. T ürkler tarafından. O rta Asya’da benimsenebilmiş- tir.

. meslekle­ rin. T ek sy e ta r a fın d a n a n la tıla n b u a n ıtı. 1. yitti. zanaatçı örgütlerinin ağırlığını yükseltiyor. E tn o g r a fiç e sk o y e o b o z r en iy e . onun önemi. Adları b ir zam anlar gürültü koparan feodallarm konutlarına iliş­ kin anılarsa.2 . yalnızca. do­ kunulm adan kalmıştır. str. ulusal ya da dinsel ayrım lardan hareket etm iyor­ du. Alaaddin K eykubad'ırf'’ uzun süre gizemli b ir korku uyandıran köşkünün enkazı. kişinin ortam ı. Sultan I. n o . S anata değer veren Selçuklular. O sm a n sk iy e Isto r iç e sk iy e sk a za n ly a . m edreseler vb. sa n a ts a l b a k ım d a n . Bunlar. Selçuklu sanatı­ nın ününü yükselterek yüzyıllar boyunca yaşadı. 1935): d a h a ö n o e S tr jig o v sk i y a z m ış tı (Z e its c h r lft fü r d ie a e s c h lc t e der A r c h ite k tu r . sınıfsal tabakalaşm aya doğru götürüyordu. böylece. Bu. kısa süre öncenin göçebesi. Fr. 248 . 1 . kendi saflarında yoğunlaştırabilm işler. Zarre İ n c e le m iştir (Pr. sa­ hibinin ölüm ünden sonra kısa sürede dağılan kerpiç ev­ lerdi. çalışmasının niteliğiyle ölçülüyordu. kervansaraylar. O lanakların bolluğuyla k u ru lan toplum sal yapılar. camiler. devlet içinde. belki de. Küçük Asya Selçuklularının k ü ltü r yaşam ındaki doğ­ rultu. 1907). 1915. Geniş Birleşik Moğol im ­ paratorluğu. D er K io sk v o n K o n ia . Bu ise.*' 20 V a k tiy le S. anlaşılan. 15. Sarre. kişisel konutunun dış görünüşüne kayıtsız­ dı. etkin insan güçlerini.yeniden belirm iştir. halk lar arasm da kültürel ve ticari tem aslar için elverişli koşullar oluşturduğu zam an ve Selçukluların zayıflam asından sonra yükselen canlı ticarî tem aslar sayesinde gerçekleşm iştir. 21 VI. emeğiyle. am a bunu getirenler. G ordlevskIy. Küçük Asya’da m üslüm an k ü ltürünün yüceliğini desteklem işler­ dir. yapı için. belki doğrudan Moğollar değildir. B erlin . dayanıksız malzeme seçiyordu. yaşadığı yere.

m edreselerin vb. O rta Asya’dan aktarılm ıştı. Küçük Asya. H alifeden gelmektedir. kent yaşa­ mının. Küçük Asya’daki sivil. ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM Yönetim .Taşra ■ Yerel Yönetim Malikâne ve Denetim .) yöneticisi başkadı. "k ad ılar kadısı” B agdad’dandır. Büyük Selçukluların divanının b ir kopyasını ortaya koym aktadır.Merkezi Organlar (Divanlar) . Oğuzlar tarafından fethedildiği zaman. Dinsel kuruluşların (mahkemelerin. Küçük Asya'ya vezir gönderm ektedir. Küçük Asya Selçuklularının divanı da. Sul­ tan M elikşah’ın veziri Nizam ül Mülk de. m ali ve askerî k u ru m lan n örgütlenm esi. belli ki. K üçük Asya Sel­ çuklu devletinin kurucusu Sultan Melikşah. m üslüm an toplum yaşam ının düzenlenmesiyle il­ 249 .Moğol Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler Rum. Büyük Selçuklu devletinin on iki bölgesinden biri olduğuna göre.

Devlet varlığının hesabını yürüten on iki yazmana "vezaret divanı yazm anları” ("divan-ı vezaret kâtip leri”) deniyordu. str. Merkezi kurum lar. Selçuklulardan O sm anlılara geçmiş. Sasanilerden aktarılm ış b ir kurum olan "di- v a n 'la rd a yoğunlaşm ıştı. devlet kalem bürosuydu. devletin başkenti (“d a rü ’l m ilk”) Konya’da bulunuyordu. genellikle. kendine özgü. Yöneticiler. o zam ana ilişkin izleri korum aktan çok. T ım arlar divanı yazm anları için.). kom utanlar ve vezir. "sunu em iri” ("emir-i arz”) sanını taşıyan resm î görevli kişiler \ D iv a n la rı. dışardan düzene sokuluyor. gene de eski Fars kültürel kalıntılarını yansıtarak. Böylece yönetim sel ve dinsel aygıt. Rum Selçuklularında da. str. 176. ülke içindeki hareketi sırasında. devlet aygıtı iyi düzen­ lenm işti. A. m addi dem irbaş da dışardan geliyordu. B orlsov. Selçuklularda hü­ küm et kuruluşları “k ap ı” ("kapu”) adını taşıyordu. bu terim . sultana eşlik ediyorlardı. burada. V. M in ia t y u n “K n lg l M akam " a l . onlarda her şeyi yöneten “B abıâli” oluşm uştur. kuş­ kusuz olan iki divan vardı: Yönetim divanı (“divan-i ve- zaret”) ve "tım arlar divanı” (“divan-ı arz”). defterleri tu tu y o r ve k ararları ("ahkâm . P a m y a tn ik i e p o h i R usta. Yönetim.h arlrl. Vezaret divanı yazm anları. 70 m inber gönderm işti. L„ 1938. “sunu divanı yazm anları” ("divan-ı arz k âtipleri”) terim i kullanılm ak­ tadır. divanların sayısı ona ulaşıyordu.gilenerek. 238 ve d e v .' am a Küçük Asya'da kaç divan bulunduğu Vakayinam e'den belli değil­ dir. 250 . bu.veli. H anın çadırı önünde yargılam a yapıldığı zarhanlar. cam iler için.^ "Sunu divanında” tim an n asker hesabı (“çeri defteri”) tutuluyordu. B uhara için Ner- şahi olarak geçen yüksek yönetim k u ru m lan vardı. 2 B kz. d efatir”) yazıyorlardı. Burada. kuşkusuz. B a rto ld a n la tm ış tır (T ü r k ista n . am a bunlar sahiplere bağlı divanlar mıydı? Açık değildir.

u sta saym anlar ve tahsildarlar (mihasib. Divan heyetine "hazinedar”. hemen. k adılar (kadı) ve diğer em irler (emir).^ Rum Selçuklularının uyruğu olan hıristiyanlardan alınan genel vergi "h araç” işlerini yöneten özel yazman­ lar ayrılm ıştı. istediğine bağışta bulunuyordu. (arz-ı ceyş). Küçük Asya’da divanlar. 6 M ü k rem in H a lil. mal varlıklarının listesi de divanda bulunuyordu.^ Tıpkı bunun gibi. devlet kurulu niteliğinde. (müstevfi). 253. tuğrai). kam u­ laştırm a sırasında. (Sahib-i divan. anlaşıldığına göre. sultan. serbest to prakların m iktarım dai­ m a biliyor ve bu fondan. 251 . taşınm az m alların olduğu gibi. birincil görevi oluşturuyordu. bu. ordu kom utanı. O lasıdır ki. Rum Selçuklula­ rında. kesin şekliyle S Y a z ıc ıo ğ lu A li. III. y u rtlukların ve m alikânelerin) resm î ekonom ik hesabı. 368. er­ zak. taşınırların da hesabı tutuluyordu. deftere geçiriyor ve sultana. 109. S Y a z ıc io g lu AU. Kuşkusuz. A n a d o lu n u n F e th i. altın gibi ganimeti. M ükremin Halil. silah. özel olarak tek b ir di­ van* bulunduğunu varsaym aktadır. feodallar tarafından. Bu yolla. 4 Y a z ıc ıo g lu AH. parasal ve askerî yüküm ­ lülüklerin yerine getirilm esini güvenceye bağlıyordu. III. s. yabancı ülkelerle yazışma­ ları yürüten yazm anlar başı em ir (mülk-ül küttap) da­ hildir. doğal. Savaşın ya da seferin sona erm e­ sinin ardından. b u n lar ara­ sında eşit m uam ele gören "b aşb ak an ” ya da divan baş­ kam . bun­ ların listesini gönderiyorlardı. devlet yaz­ m am "pervane”. doğaldır ki. toprakların (bölgelerin. III. devlet güvenlik işlerini yürüten em ir (müşeref). 76. yazıcı) harekete g e ç iy o rla rd ıB u n la r. T ım arlar sistem i üzerinö k urulu devlette.bulunuyordu.

ve diğer on ikisi orduyu. Belli ki. Horasan- 7 Y a z ıc ıo g lu A li. 24 yazm an vardı (divan m ünşileri. Geleneksel olarak 24 boy sayısına göre. 80. S Y a z ıc ıo g lu AH. s. Alaaddin Keykubad tarafın d an kurulm uştur. doğudaki ve batıdaki kom şularına yönelikti. 252 . geniş bilgi sahibi ki­ şiler gerekliydi. sultanın verdiği siyasal görevleri yerine getiriyorlardı. 9 A m a b a ş la n g ıç ta . K öp rü lü . genellikle tran lılar. 381. diplom atik yazışm aların yü rü tü l­ m esi için. ya da basit deyimle dış yazışma.’ galiba. B iz a n s M ü e sse se le rl- n ln T esir i. bu aygıtta. M eh m ed ’in ''K a n u n n a m e " sin d e n g ö r ü l­ d ü ğ ü g ib i b u n la r ın b ü y ü k b ir ö n e m i y o k tu . 204. vezarat divanında bulunuyordu. K ö p rü lü . "d efterd arlar” vardı. divan kâtipleri). başlangıçta. 105. daha sonra O sm anlılarda (16 -17. bu. dev­ let varlığının gelirlerinin (emval-i milk) hesabını yü rü tü ­ yor. s. kendine özgü bir tü r diplom at işlevi görüyorlardı. Gözetim ya da m ali görevlerin önem inin yanısıra.) sanım alan dışişleri bakanıdır. lo t b n i B îb î. daha başka b ir­ takım divanlar ya da m akam lar bulunuyordu. 11 Y a z ıo ıo g lu A li. 215. bunlar. îbni Bîbî'nin babasının biyografisinin gösterdiği gibi.Sultan I. devlette diğer işlevler de vardı. Selçukluların dış politikası. bunlardan on ikisi. ve ola­ sıdır ki. elçi çevirmeniydi. üslup inceliklerinde usta. III. B iz a n s M ü e s- s e s e le r in ln T esiri. vezir Sa- deddin Köpek de. F. Dış ilişkiler bölüm ü. bağış tım arları yönetiyordu/ Ayrıca. IV . Vakayinam e’de "melik- ül-küttab”. 210.) (reis ül küttab. "elçilik çevirm enleri” olan b u kişiler. A y n c a b k z: F. "gelir defterlerini” (emval-i defateri) tu tan Osmanlı dönemi yazm anları. S u lta n II.” örneğin. I II. "yazm anlar em irine” değinilm ektedir.® Hâzineyi yöneten özel b ir resm î görevli de (hazine­ dar) bulunuyordu. bk z. yy. Daha çok. gene yazm anlardan olan "m ünşi”ler (davetdar)'“ ve çevirmen­ ler (tercüman) b u n lar arasında sayılıyordu. III.

yerini Türkçeye bırakm ıştır. 13. "son derece inanılm az” b ir durum dur. kuşkusuz. M lb n l B îb l. B artold'un yazdığı gibi. 0129. çok daha önce m eydana gel­ m işti ve "kutsal dil” üzerinde eğitilmiş olan okuryazar­ ların hizm etinden vazgeçilmesi anlam ına geliyordu. sınır böl­ gelerinde yaşayan Oğuzlar. tüm zam an­ larda. III. belge düzenleme yetisine (inşa ü m ektubat)'^ (yazışma ve belgeleme) yüksek değer veriyorlardı. Çok geçmeden. yazışm alar. Küçük Asya'ya. O n y e k o t o n h v o s to ç n ıh r u k o p isa h . yüzyıla değin. şeriat tem elinde faaliyet gösteren kum m lardan. Selçukluların devlet düzeninin tem ellendiricisi Nizam ül M ülk'ün dili de ü stü n gelmek durum undaydı. Fars dili. Küçük Asya'da. taşra. B a rto ld . 2. Moğol saldırısından sonra. ve sultanlar.V. Arap dili. "Bundan böyle. ancak. vezirin de belgeleri okuyabilmesi için Farsçaya çevrilmişti. p rim . Selçuklularda. istem i dışında kabul etm iş 1 2 Y a z ıcıo g m A li. Baba Tugrai’nin yerine geçen Vezir Fahreddin Ali ibn Hüseyin (yani Sahibata) için. Arapça olarak yazılıyordu. bunlar için anlaşılm az b ir dildi. belgeler. ve m eıkezi yöne­ tim . Iran kültürüyle içli dışlı olmuş olarak geldiklerine göre. Fars dilini. 13 V. dinsel yönetim den kaynaklanan belgeler için devam edi­ yordu. divanda. kuşkusuz. IV .''* Anlaşılan. 253 . Farsça. îb n i B îbî’nin deyimiyle “insan güru­ h u ” Cimri ayaklanm ası sırasında yeni b ir reform oluş­ turm uş. ve yalnızca. halkın alt tabakaları harekete geçm iştir. Bu durum .lılar çalışıyordu. sarayda. bu. özellikle Türkçe yazılm ası” için k a ra r alınmıştır. 105. 326. Sel­ çuklular. hangi dilde yürütülüyor­ du? Tarihçi A ksarayi'nin savm a göre. str. ayrıca. belgeler. devlet dairelerinde yerleşmiş yabancılara karşı protestoda bulunm aya başlam ışlardır.'^ Daha önce V.

kararnam eler ve anlaşm alar şeklindeki sultan belgeleri (takrir. an t m ektubu. tım a r b e lg e si k a ste d ilm ek te d ir . B a rto ld . s. H erhangi b ir karışıklık ya da panik sırasında. sevzendname. bu ise. n o t. ik tid ar savaşım ında üstünlük 15 V. B eitr eg e z u r G e sc h ic h te der S t a a tsk a n z ie i im Isla m isc h e n A e g y p te n . agy. 1928. (yemin. kurum lardan çok. antlaşm a. taşrayı desteklem eleri nedeniyle. b ir seferinde. T ürk dili. olayların gidişini anlatan yazar için doğaldır. 18 "M enşu r” sö z c ü ğ ü y le . b e lk i m ü lk ü y a d a g örevi o n a y la y a n b e lg e a n la m ın a g e le n (m u k a rrern a m e) te r im i k a rşılıy o rd u . yansını hıristiyanların oluşturduğu kent halkı. başkan durum undaki "sahib” çözüme bağlıyordu. söz dinleyen b ir organ olan divandan çek. Doğu'da. Böylece. birden öncelik kazanıyor. b u aşama. genellikle. B kz. büyük b ir rol oynuyordu. 1 6 Y a zıcıo ğ lu A li. Örneğin. işleri.'^ Vakayiname'de. 254 .’^ Selçuklularda. örneğin (Sultan I. III. ve m ühürü basan kişi. 0126.olan.'^ ahkâm . M ühürün basılm ası. bunları yöneten kişiler anılm aktadır. devletin yapısını de­ ğil. 17 O sm an lI d ö n em in d e . ü stü n gelerek yerini bulm uştur. ödün verm ek zorunda kalm ıştı. o. B Jörk m ann . en sonunda. 105. herhangi b ir önem li belgeye m ühür basılıyordu.) men­ şur'®). za n aatçılan n da. divanda istediğini gerçekleştirebiliyordu. 2. İzzeddin Keykavus za­ m anında) divan "sahibi” H orasan kökenliydi. p. b ir belgenin divandan geçişinin en önemli ve son aşam a­ sıdır. "devlet yaz­ m anı” ise Tebriz’dendi. Başkanın durum u bağımsızdı. yüksek m akam ları. Bağışlama tezkereleri. ç. küçük yazman hizm etlilerin oluştur­ duğu. k u şk u su z . yani yerli (Küçük Asya’h) kişiler değildi. O n y e k o t o n h v o s to ç n ıh r u h o p u sa h . m ühürle ("tuğrayla”) onaylanıyordu. buyrukları. S m irn ov. daim a İran lılar işgal ediyordu. V. Küçük Asya’daki yönetim ay­ gıtında. H am b urg. 125. krş: W. dar­ beler zam anında. b u te r im i. str. 51.

— F. pervanelikten yükselm işti.^ Bu yüksek görevli. Kü­ çük Asya’ya. Örneğin. IV. sö z c ü ğ ü n d e n .) "P ervane'. sarayın şakşakçı takım ına. K ö p r ü lü : B iz a n s M ü e sse se le r in in T esir i.” Çok uzun süre görevde kaldı. Ama o. B a rto ld . p. 119. n o t. eski gö­ revine ilişkin anı. n o : 35. Ve ona. anlaşılan. Sultan II. b ir hazırlıktı. 157. 20 O ğu zla r ta r a fın d a n . IV. bu. Şemseddin M ahm ud Tugrai’yi cö­ m ertçe ödüllendirm işti. ss. Keykavus’un vezirliği görevinde bulundu. öyle­ sine alışıldı ki. F. belki tim ar ve zeamet işlerini yönetiyor­ du). gizli dinsel propogandayla uğraşıyordu. 18. O sm a n ic h e U r k u n d en . O rta A sy a 'd a n g e tir ile n b u s ö z c ü ğ ü n k ö k en i b e lli değ ild ir. 83. 22v.^’ Büyük b ir m al canlısı olan Baba Tugrai. H orasan'dan gelmiş ve.sağlayan saray hizibi. Öyle becerikliydi. daha sonra. lakabında devam eden M uiuüddin Per­ vane. “pervane”^ sanını taşı­ yordu (pervane. s tr . 1918. I I ). E in B eitr a g z u r G e sc h ic h te d es O s m a n ls c h e n U r k u n d en w ese n s. s. n o : 43 . n o t. A flâ k l'n ln ç ev irisi ü z e ­ rin e y a z sı (I. 653. n o t. m al varlığına el konuldu. 80. K r a e litz . daha yüksek b ir göreve. v e ziria z a m ın y a r d ım c ıs ın ı a n la m a k ta d ır. kendisi için "Tugrai” (sultan m ühürü “Tuğra basan ”)^ lakabı yerleşti. bk z: W. — T u ğ r a k o n u su n d a a y rıca bk z: A lib e y 'in (T arlh-1 O sm a n î E n c ü m e n i M ec m u a sı. W ien. sultan adına yönetim i gerçekleştiriyor- 1 9 lb n l B îb î. sultanın hoşnutsuzluğunu üzerine çekti ve idam edildi.44) v e B a b in g e r ’lu (D le g r o ssh e r lic h e T uğra.200. yüksek devlet m akam ları gösteren belgeler düzenledi ve m ü h ü r vura­ rak bunlara ferm an gücü sağladı. 23 S ö z c ü k le r d e n a k ta rm a la r y a p a n H a lil E d h em (T arih -1 O sm a n î E n c ü ­ m e n i M ec m u a sı. belki. resm î hizm etli kesim inden değildi. O n y e k o to rıh v o s to ç n ıh r u k o p isa h . fiilen. am a yetkilerini adaletsizce kullanm ası. H u a r t'ın . Vezir. 255 . 12 V o r lesu n g en . vezirliğe. ustaca belge­ ler düzenleyebilen yüksek nitelikte b ir üslupçu idi. îk i Selçuklunun birden tah ta kurulduğu sırada doğan saray karışıklıklarından yararlanarak. J a h r b u c h der A sla tls c h e n K u n st. 0129. o. vezirlik görevine gelmek için b ir başlangıç. B a rto ld . anlaşılan. genellikle. Yalnızca “B aba” adıyla övülen bu kişi. bazan. A yrıca b k z: K. 21 İ b n i B îb î.). 251. B d. 199 . p.

M oğollarla barış yapm ış olan “sahib” M ühezzibeddin'in oğluydu.®* 24 P. Gıya- seddin M esud’un veziri Fahreddin M ustavfi Kazvini. özel b ir ihsanı ve talihi de. 188. 24 F. "m üm inlerin hüküm darının m uzaffer yardım cısı”. str . "divan sahibi” (sahib-i divan)^ deyimine rastlanm aktadır. cizye (m üslüm an olm a­ yan halktan alm an genel vergi). “Cizye nedir?” diye sorm uştu. III. "uğur­ suz” vezir M uinüddin Pervane. 105. 20) ve K cyclop^dle de l ’Isla m . sultanın sivil alandaki yardımcısıydı. egemen beyler için de kullanılm akta­ dır. Rum Selçuklularında da. vezirliğe yükselebili­ yordu. 1. in­ sanı ürpertecek denli bilgisizdi. “onun dostu. K a y ser iy e Ş eh ri. b ir defasında. böylelerinden b iri üzerine tarihçi Aksarayi.^ Bu Arap sanı. M atĞriaux p ou r u n C orpus İn sc r ip tio n u m A ra b lca ru m (— M em olres de l’I n s t it u t P ra n ça ls p ou r l'A rchS- o lo g le O rie n ta le . B iz a n s M ü e sse se le r in in T esiri. X X IX . 82. bazan. n o t. 36 (te r im in a n la m ı k o n u su n d a bk z: s. 77). başkan anlam ında “sahib” deniyordu. O n y e k o to r ıh v o s to ç n ıh r u k o p lsa h . sultandan alıyordu. H uart. — A y rıca b k z: M ax v o n B erch em . IV.^ Sasanilerde. O sıralar. s. (lite r a tü r de g ö s te r ilm iş tir ). 188. 256 . “ dava arkadaşı”) anlam larında kullanılm ak­ tadır. gere. a y rıca I II . s. K ö p rü lü . E p ig ra p h le arabe. dava arkadaşı” (sahâ- be)^® olarak ünvanlandırılm aktadır. p . 224. Vakayinam e’de (Farsça metinde) “Şam sa­ hibi” (Sahib-i Şam) anılm aktadır. ger­ çekten de olmuş b ir fıkra anlatm aktadır. s. 62 (b u n u n la b ir lik te . o. Vezirlik m akam ının belirtileri olarak m ürekkep hok­ kasını. o.^'* Bazan. az okum uş kim seler de. 30 H a lli E d h em . örneğin. 29 Y a z ıc ıo ğ lu A li. T. C ro u th er O o rd o n 'u n y a z ısı b itm e m iş tir ). 25 V.^ 607 tarihli (1210/11) Dokuzhan K ervansarayının Arapça yazıtında Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev de. B a rto ld . K öp rü lü . Küçük Asya’da. 23 Cl. 1. 2 7 İb n l B îb î. Yazıcıoğlu Ali Vakayinamesi’nde de.du. n o t. Sultan II. p. sözcük ("başkan”. 215. B iz a n s M ü e sse se le r in in T esir i. IV. O. Selçuklularda hâzinenin başta gelen gelirini oluşturuyordu. divanın başında bulunan yöneticiye bey. 0133 . n o t.0134.

68) B iz a n s ord u k o ­ m u ta n la r ı d a n a ib o la ra k a d la n d ır ılm a k ta d ır . anlaşılan İranlıydı) tah ta yaslanm ış. yüksek görevli kişi. Örneğin.®' Bu maKam. sul­ tan ona altın b ir kılıç bağışlıyordu. yüksek orun sahipleri. Sultanın askerî alandaki genel yetkilisi "naib"di. 3 2 İb n i B îb î. J. em ir ül üm era sanının Türkçeye çevirisidir. Bazan. Divanlar üzerindeki yüksek yönetici. bu davranışıyla kendisinin “tah tın dayanağı” olduğunu gösterm işti. halifeyi B ağdad’a yerleştiren Büyük Selçuklu Tuğrul'a Abbasi H alifesi tarafından verilm işti. Sultan II. bu. Y a z ıc io g lu A li'de. K onya'da gömülü olan ünlü vezir Fahreddin. en azından 5. IV. ord u lara kom uta edilmesi şeklindeki yüksek askerî yönetim. naib. sonraki kuşaklara. kendileri (bazan “m elikü’l üm era” şeklinde de) bağışlam aktadırlar. B ununla birlikte. Deni’nin var­ sayım ına göre. "beylerbeyine” (begler begi) veri­ liyordu.^ Beylerbeyi (begler begi) sanı. İzzeddin K eykavus'un veziri Şem- seddin M uhamm ed İsfahanı (o. (III. ayrıca b ir de. genel olarak vekil vali an­ lam ına gelen b ir cins isimdi. Bu. yüzyılda. sultan iktidarının görüntüsel olm aya başladığı Moğol dönem in­ de ortaya çıkmış gibidir. 257 . Sefer sırasında. b ir zam anlar. Erm e­ si Y a z ıc ıo g lu A li. şimdi. k u d ret hisseden Rum Selçukluları. sultanın önündeki yerlerini aldık­ ları zam an. Konya'daki büyük bir sulam a kanalında da adı devam etm iştir.S. "em irü'l üm era” deyiminin anlam daşı olan "m elikü’l üm era” deyimi geçm ektedir. t. 183. b ir diktatöre dönüşüyordu. III. sultanın taşradaki tem sil­ cileri de naib olarak adlandırılıyorlardı. sultanın iradesizliği ya da güçsüzlüğü o rta­ m ında ilerleyen vezir .sahib. Selçukluların veziri ayrıcalıklı olarak “sahib" sanını da taşıyordu. "S ahibata" sanıyla geçmiş. bu sam. 247.

ge- 33 J . çeşnici ve saki gö­ revlerini yerine getiriyordu. Ama bu eski İra n sanı. sonradan. baba olarak adlandırılan "atabeg”.^ Geleceğin sultanı şehzadenin eğitimcisi.207). L e C aire 1930. 41 .“ Selçuklular. yüksek kom utan için. S o m m a lr e d e s a rch iv es tu r g u e s d u Calre. D en y . tü rlü sanlar taşıyordu. agy. bunlar.arya T ra p ez u n ts- kovo" (Y . o. K a ra d en iz'd e bir "reis ü l bahr" (d en iz k o m u ta n ı) b u lu n u y o rd u . n o t 2. bu da saygın b ir sandı.. 183. 208 . büyük etkiye sahip­ ti.42. genellikle. IV. “b ir denizden (Karadeniz) diğer denize (Akdeniz)” yayıldıkları zaman.” 3 7B u h ara'd a. s. ayrıca “çaşnigir”^'* sanı bulun­ sa da.nistan yöneticilerine. pp. 258 . Türklerden kendi yurduna dönm üş­ tür: 19.^^ K üçük Asya'da. B u " atab ek " (y a d a K a fk a sy a ’d a " a ta lık ” ) te r im i. yeniden görülm ektedir. III. genellikle bu. 2) a n a e r k lllik te n a ta e r k lllig e g e ç iş ­ t e k i d ü z e n ve iliş k ile r in k a lın tıla r ın ı İçerm ek ted ir. Selçuklularda. hem A raplar. b u n u n la b ir lik te krş: “S lo v o Laz. 1935. s. n o . Ba- zan. "kıyılar beyi” (m elikü’l sevahil).^ H er nasıl olur­ sa olsun. O. ("atab«kl'> k a r şıla d ığ ı a n la ş ıla n ) " a talık " . Selçuklular ta­ rafından cöm ertçe dağıtılıyordu. " İk o n y a s u lta n ın ın k o m u ta n ı B e is Y e- tu m a . “kıyılar em iri (em irü’l sevahil). deniz kuvvetleri­ ne kom uta eden em irler de o rtay a çıktı. Mevlevi tarik atı şeyhi. 36B kz: F. "deniz kom utanı” (reisü'l bahr). “şah ”. 3 5 Y a z ıo ıo g lu A li. Sem y o n o v . agy. şölende yiyecek dagıtı- yordu. M. askerî validir. 215. Sasaniler tarafından verilen "işhan işhanats” Erm eni sanının b ir çevirisidir. 3 4 ît)n l B îb î. İran 'd a "beylerbeyi”. "çaşnigir” (tada bakan) terim inin etim olojisinden de ortaya çıktığı gibi. İranlılardan ve Araplar- dan aktarılan ünvanlar. "padişah” sanları (Meclis Em iri B ehram şah'ın adında olduğu gibi). h iz m e t h iy e ­ r a rşisin d e 15. Sultan Veled’den sonra. K ö p r ü lü ’n ü n d ü şü n c e le r i (B iz a n s M ü e sse se le rin in T esiri. e n y ü k se k r ü tb ey d i. yüzyılda. bkz: A. hem T ürkler üzerinde yansıyan İran kültürü etkisi. B a n a d a ö y le g e liy o r k i. ss. 14. 96). K o sv en 'in g ö s te r d iğ i g ib i (S o v y etsk a y a e tn o g r a fiy a . onlarda. K ula k o v sk Iy . S in o p 'ta b ir g e m i e le g e ç ir m iştir .

S iv a s Ş eh ri. b ir de. 629 = Î. "emir-i a h u r”. örneğin. II.'’® Ama. 163.^ Ama. 43 B u s ö z c ü k İsta n b u l'd a b ilin m iy o r . am a bu. çok saygın b ir sandır. b u ra d a k o ru m a iş le v le r in i " b ek çi­ le r ” y e rin e g e tir m e k te d ir. özellikle tah tın ardılına “efendi” sanı ve­ riliyordu. III. sultanın K astam onu'daki kardeşi. E m ir Yutaş. adını farsçadan alan "pasban” (basban). bu. 108. yüzyıl). 259 . Sivas'ta. o zam an için. "m irah u r” ya da "im rah o r” gibi em irler de vardı. kenti dolaşıyordu. II.nellikle. genel b ir kent 38 İ b n l B a tû ta . 349.S. 42ta m a ll H a k k ı. 39 İ b n l B a tû ta .''^ Bugünkü Konya’nın taşra yaşam ından görüldüğü gi­ bi. Em irlerin sayısı. “çelebi” sanı taşıyabilmektedirler. K um lardan aktarılan "efendi” sözcüğü ortaya çıkıyor. geceleri. II. O sm anlılarda sultanın seyisbaşı olan. Boy başkanları “beyler”. yabancı (Suriye ya da Kürt) b ir san olan "çele­ bi" (Çelebi Amir Arif) ünvam nı taşım aktadır.'” Bu anlam. îb n i B atû ta’nın 14. B o lu 'd a " Ş a h n e le r'’ yöresi b u lu n ­ m ak tad ır. 1231) b ir yapının öreni bulunm aktadır. E ğridir yakınındaki G ölhisar’m ve Si­ n op’un dinsel işlevleri olm ayan hüküm darlarının sanları da çelebi idi. ahiler (îzzeddin Ahi Çelebi) ve din­ sel feodallar da. yüzyılda Küçük Asya yolculuğu­ nu yaptığı sırada. 270 . sultanın görevlileri gibi. m uhafızlar.350. 41 Y a z ıc io g lu A li. h. Sa- m aniler zam anında. özel görevlerde bulunan.. O sm anlılarda da devam etm iştir. böyle adlandırılm aktadır. Bu da. b e lli kİ. b u ra d a " şa h n e" to p ra ğ ı vardı. s. E m ir Ceıal Horasa- ni vb. 345.'*' Kentte. “Şihne güm beti” olarak bilinmektedir. polis yöneticisi işlevi gören şihne vardı. bunun b ir muhafız divanı vardı. Ayrıca. oldukça yüksekti. "em ir” sanını taşı­ yorlardı: E m ir K aratay.®’ Aynı sırada (14. Hüseyin ibn Cafer adlı birinin göm ülü olduğu (ö. zenginlikleri elinde toplayan büyük yöneticilerdendi. bu bina. 40 İ b n l B a tû ta .

sultanın evlenmesi vb. görevler için hi­ yerarşik b ir düzen vardı. görev m akam ları. burada."” Yüksek görevliler. yapılan yanlışı. Biçimsel olarak. am a asıl ağırlığı sultanın oyu taşı­ yordu. meclis. iyi b ir eğitim görü­ yor ya da görebiliyordu. Selçuklu devletinde. kurultay kalıntılarım koruyordu. kuşkusuz. eski boy meclisi. konuların görüşülm esi için toplanan danışm a organıydı. daha sonra. 19. am a sultan. Avrupa Türkiye’sinde bulunm uş. b ir halk türküsünün hâlâ dile getirdiği. Yüksek orun sahipleri. sultanın nezdinde b ir "mec­ lis” oluşturuyorlardı. kişiden özel bilgiler istendiği yerlerde devam ede­ biliyordu . m eclisin tu tum una aykırı olarak. ya da varlıklı birinin oğlu. ak­ rabalarına ve kendilerine yakın kişilere devretmeye çalış­ salar bile. beylerbeyi sanı. biçimsel olarak babadan oğula geçmiyordu.yani buralard a da zanaatçılarda olan ayıklama m eydana geliyordu. yüksek görev sahipleri. genellikle. uzun süre. başarısızlık durum un­ da. beylerbeyinin sağ ve sol kol beylerinin üze­ rinde b ir konum a getirmiştir.198. mec­ lis em irliğinden yüksekti. savaş. kendi çocuklarına. görülüyor ki. yüzyıl başındaki b ir ayaklanm ayı gerçekleş­ tiren Pasbanoğlu da bu n lar arasından çıkm ıştır. b ir defasında mec­ lis em irini. Bu­ radan da açıkça anlaşılıyor ki. 197 . onun yüksek görevlilerin öğütlerinden saptığını vurguluyorlardı. yönetimi. önemli devlet ve aile sorunları­ nın.kurum uydu: "P asbanlar”. 260 . ve onun önünde geniş b ir gele- 44Y a z ıc io g lu A li. Devlet aygıtında yüksek b ir konum da bulunan kişi­ nin oğlu. sultan. Bazan. Bu meslekî ya da grupsal ka­ palılık. m. Bu. çok zengin ve etkili kişilerden b ir başkan da fVakayina- m e’de "meclis em iri” M ubarizeddin Behram şah anılm ak­ tadır) bulunuyordu. canının istediği b ir k arar alıyor.

Devlet dairelerinde. b ir ilk buyruğu yürürlükten kal­ dıran karşı buyruksa. bu görevlerin. bey­ lere m ektuplar (mektub.'^ Ama ge­ nellikle. eğer yapabilecek yetenekte iseler. devlet görevlilerinin önemi görülm ektedir: îb n i Bibî saraya yakın b ir aileden gelm ektedir. 2İ0 . babasının lakabı "Tercüm an”dır. sultan baba. Örne­ ğin. III.cek açılıyordu. sultan adına davranıyordu. karm aşık b ir iş olduğuna göre. Alaaddin Keykubad). böylece. K ö p r ü lü . Yüzük. S u lta n II. sultan. Yüzüğün anlamı. s. sultanlar (örneğin Stıltan I. " H a tt ü b e la g e tte v e İn şaya ve s iy a k a tte o ls a te r b it ve ş e f k a t Idüb m e r su m u m u c ib in z iy a d e İderd l. Selçuklu vakayinam e yazarlarının kişiliğinde de. karşı gelinmez b ir güç. daha sonra. sultan buyruğunun gücünü sağlıyordu. sanki yetkisini devretmiş olduğu. üstelik yabancı dilde belgeler düzenlenmesi. Türkçe- ye. toprak yönetimiyle ilgili b ir buyruk. M ektup yazılması. doğruluğunu gösterm ek için. kendine özgü b ir tü r tılsımdı. yüzük verirken. I II. 279. sözlü buyruklar da veriyordu. adından da anlaşıldığı gibi okuryazar ("yazıcı”) çevreden gelmiştir. "en büyük güvence” işareti olarak 45 Y a z ıc ıo ğ lu AH. M eh m ed z a m a n ı b e lg e le r in e d a y a n a ra k " b iti" n ln (" n işa n " a n la m d a ş ı o la ra k ) " v a k ıf" b e lg e si o ld u ğ u n u v arsaym ak tad ır (B iz a n s M ü e sse se le r ln ln T esiri.''^ Yüzüğün bulunduğu kişi. 261 .'*® Sultanın buyrukları. savaş için ordu toplanırken. ada kazılı b ir yüzük gönderiyordu. biti) gönderiyordu.)- 47 Y a z ıc ıo ğ lu A li. vakayinam e uyarlayan Yazıcıoğlu Ali de. folklor ürünlerinde de çok iyi sap­ tanm ıştır. b ir ferm anla onaylanıyordu. başkentte bulunan sultan. sanatkârlık düzeyi yükseliyor.211. sultanın. ve eğer bu. işin niteliği. “Akıllı K adın” (Afanasyev’in derlemesi) m a­ salında. oğullarda devam etm esine izin veriyor­ lardı. onun sözlerine. yani "elçi çevirm enidir”. îşte. Türkiye’de de yer­ leşen "siyakat” ("noktasız”) yazı kullanılıyordu. buna karşılık ödüllendirm e de artıyordu. 15. yazılı olarak veriliyordu. bu.” 46 P.

Belli ki. Ama. ed. ç. hü­ küm dar ve tüm ordu “em lâklar ve bağışlanm ış toprak­ la r konusunda tan rı yasasının buyruklarını izledikleri için. R a v e n d l’ye y a p ıla n g ö n d er m e d o ^ u d e ğ il: 40. genel­ likle böyle değildi. Nizam ül Mülk. burada. bu. 51 R a v e n d i. bölgelerinse. meskûnlaştığı- nı"“ belirtm ektedir. 3. n o t. m akam sava­ şımı (çünkü iktid ar zenginlik getiriyordu) şeklinde h ır­ gür çıkmazsa. feodalların keyfi tutum una terk edilm işti. toprak üzerindeki hakkı. p.. ge­ ne de değişikti.. sa y fa d e ğ il. Bun­ lar. 199. s. K ö p rü lü . Gıyasettin Key- hüsrev’e ayıran Büyük Selçuklu tarihçisi Ravendi. üzerine. Devletin bölünm üş olduğu beyliklerin iç düzeni. "ulem anın sığınak. S e m y o n o v 'u n ç e v irisin d ek i a k ta rm a y ı a lıy o r u m (agy. bunun. B uralar. ister istemez. kaleye kapatılm ış bulunan şehzade Ala- addin’i rahatlatm ak isteyen E m ir Seyfeddin. ona. 30. Çalışmasını Rum Selçuklu Sultan I. p. sultan tarafından seçilen bir simgenin. H er ne olursa olsun.oğluna yüzük gönderir. feodallar arasında. yönetim için savaşım. 248. 27. 188. 50 A.'® örneğin. taşradaki durum . kentlerin geliştiğini. gerçekleşmekten uzak b ir iyi dilek olm aktan öteye geçmemiştir. durum . 4 9 Y a z ıo ıo ğ lu A li. em ire korkuyla ba­ kan Alaaddin. "tevki”inin (padişah buy­ ruklarına çekilen nişan. köy­ lülerinse huzur”^' buldukları sultana b ir övgü olduğu kuş­ kusu ortaya çıkıyor. beyliğin nasıl ve hangi koşullar- -iBP. çok daha ağır oluyordu. B iz a n s M ü e sse se le r in in T esiri. başlangıçta. am a belli ki. bu. 2. kardeşinin gerçekten öldüğüne inanır. onun “tu g ra”smın. k ar­ deşinin yüzüğünü götürür. m .) kazındığı ada yazılı b ir yü­ züktü. halkın refahına özen gösterilm esi konusu üzerinde ıs­ rarla durm aktadır. en geniş şekliyle anlıyor ve halkı ezerek bitk in düşürüyorlardı. Öyle ki. s a y fa ). Igljal."” Eğer başkentte düzensizlik baş gösterm işse. 262 . A.

o. sonraları. b ir sultanın yetkilerine sahipti: Onun yöne­ lim i altında beyler ve prensler. yönetim ve yargı iş­ levlerini üzerinde toplayan b ir askerî vali.da devletin bileşimine girdiğine bağlıydı. Subaşıların ne denli güçlü olduğu. Bölge yöneticisinin genel olarak büyük yetkileri var­ dı. beylik. "üçlü yönetim ” zam anında. Sivas’ta bulunan meclis em iri M ubarizeddin Behram şah. anlaşılan. ya da Sivas’ta Danişmend gibi) yarı bağımsız bölge miy­ di. bölgesini yönetmeye devam eden genellikle hıristiyan da olabilen (D iyarbakır’da olduğu gibi) eski hüküm darların egemenliğinde kalm aya m ı de­ vam ediyordu. 53 Y a z ıc ıo ğ lu A li. sonra. özellikle. 101. yani askerî güce da­ yanarak yönetim i yürütüyordu. b ir küçük hü­ küm dardı. E rzurum ’da Saltuk. soy baş­ kanı. Selçukluların Küçük Asya’da belirm e­ sinden önce olduğu gibi. 257. Örneğin. Rükneddin K ılıçarslan’ın. G üm üşhane’de Mengücük. Bu. B a rth o ld . daha geç dönem de ise.®^ "S ubaşı” terim inin gösterdiğine göre. m . Oğuzlarda. devletin tek hüküm darı ilan edebilm esin­ den belli olm aktadır. B unlar. Bölgenin ya da çevrenin başında. subaşı. aynı zam anda "hâkim ”di. o. Kayseri Subaşısınm Sultan IV. önceleri. Oğuzlarda boyun başında ise. subaşı bulu­ nuyordu. b ir bölge üzerinde tam yöne­ tim i de elde etm iştir.® yani daha Bizans dev- 52 W. p. boyun başkanı olarak han işlevlerini yerine getiriyordu. sul­ tan. Selçuk­ lular tarafından. b ir (Oğuz) boyunu. eski savaş arkadaşlarına verilm iş olan (örneğin. birlik kom utanı olan “subaşı” bulunu­ yordu. ona bağlan­ mış durum daydı. 263 . 12 V o rlesu n g en . yoksa. boy başkanı olmayan biri de subaşı m akam ına gelebili­ yordu. herhangi b ir bölgenin işgali için gönderiyor. Çevredeki yerli hıristiyan halk da.

Taşrada. Selçukluların egemenliğini kabul etm iş olan hıristiyan bölgelerin halkı. O sm anhlar da. bu terim ler. yönetim inde b ir evri­ mi yansıtarak b ir arad a var olduysa da. b u n lar h er şeyden önce kalelerin kom utan­ larını yerlerinden alm ışlar ve köylüler topraklarına dön­ m üşlerdi. savaştan sonra.rinden kalan bazı Erm eni egemen prensleri bulunuyordu. Ahlat’a. m al varlıklarının kaydı ve nüfus sayımı için yazm anlar geliyor. E m ir E rtokuş. köylüler. başkentten yüksek görevli­ ler gelince. Selçuklulardan kalıt olarak alınan bu özgürlük sis­ temini. köylülerin du­ rum uydu. O rta Asya'dan geçm iştir. Prensleri. 20 yıl boyunca A ntalya'da yaşam ıştır. iki san taşıyordu: Türkçe "subaşı” ya da Arapça “em ir”. Rüşvetçilik. iktidarın. tüm ü ezilmiş durum daydı. Bu. am a prensler içte özgür­ dü. merkezi yönetim organı olan divan­ ların şubeleri vardı. Küçük feodallar. yalnızca "h araç” tanıyordu. feodalların çıkarlarını koruyorlardı ve güçlerinin yet­ tiğini. belli ki. en iyi koşullarda bulunuyor­ du. Hepsinden kötüsü kuşkusuz. b u halk kesimi. m üslüm an olmayan topluluklara uygulam ışlardır. gözetim am açları gü­ dülüyordu. genellikle. anlaşılan. herhangi b ir Oğuz boyunun yaşlı önderidir). başkent­ ten taşraya. Daha eski olan birinci terim . en 50ikardan alt katm anlara 264 . B ir bölgenin başında bulunan resm î kişi. Uzun süre. yerlerinde kalan em irler. sonunda "em ir” sanı birincinin yerini alm ıştır. haraçlar. Anlaşılan "kalelerin” kom utanları (ketval-i ka­ la). bunda. zanaatçılar. tehdit edici b ir gü­ cü tem sil ediyorlar ve su ltanlar da bunlardan çekiniyor­ lardı (örneğin. sefer sonrasında. Kuşkusuz. b ir zaman. halk "h a­ raca bağlanm ıştı” (haraç kezer). ayrıca. en çok da köylüleri eziyorlardı.

ölümle tehdit ediyordu. “yerel yönetim ”. sivil dava duruşm aları düzenliyordu. divanların yetkisi içindeki (“divan”. 55 " V a k it” g a z e te s in d e b a s ılm ıştır . îra n hüküm etince. ondan şikâyet­ çi olabiliyor ya da şikâyetini sunabiliyordu.. sultan. tam anlam ıyla soyuluyor­ du. Akdeniz kıyısına gidince. itaatsizlik durum unda.Iran sınırında neler gördüm ?”“ başlıklı anıla­ rında.'^ Sultan I. Tarihçi Aksarayi. m i­ rasçılar hızla. ve bunu. 57 K . Yol boyunca.013T. halk. Oğuzların alışılm ış hukuk “tö re” tem eline daya­ narak gecikmeksizin^ çözüme bağlanıyordu (örneğin.^ Türk m illetvekili Aziz Sam ih’in. erzak için ekipler gönderiyor. 0138 . ve herkes. m ülklerinin başına geçiriliyordu).değin her yanda egemendi: sultandan küçük feodala ka­ dar. Kışları. prim . n o : 5929. b urada zulmedenlerle ilgili m ahkem e kuruyordu. böyle başına buyruk ve u tan ­ mazdı. vali. 1909. Rizaiye’ye (Urmiya) atanan vali. Selçuklular döne­ m inde de. 98. Sultan. O n y e k o t o n h v o s to ç n ıh ru k o p isa h . str. Ve genellikle. Tebriz'den görev yerine varıncaya değin. 2. İ n o str a n ts e v . at. B a rth o ld . göçebelerin yerleşm iş olduğu sınır şeridi boyunca egemen olan "yönetim ” yöntem lerinin geniş b ir görünü­ m ü verilm iştir. S a sa n ld sk ly e e ty u d ı. Adaletin koruyucusu Sultan I. Alaaddin Keyku- bad. Alaaddin K eykubad'ı bi­ le doğrudan rüşvetçilik ve zorbalıkla suçlam aktadır. 215. her gün kendisi bakıyordu. “ 1913-1914 yılların­ da. Sultan II. Kon­ ya’da da. 54 W. “Mazlum”lar. III. Nizam ül Mülk tarafın d an kabul edilen eski b ir Sa- sani geleneği gözetilerek (yeni yıl. Alaaddin Keykubad mahkemeye çıkıyor. kuşkusuz. başkentte de bilini­ yordu. 265 . hesap sorulm ası izliyordu. katır. H aracın ne olduğu. boy başbakanlarına [aşiret reislerine]. sp b . 5 6 Y a z ıcıo g lu A li. ona başvuruyor­ lardı. davalar. em rindekileri. T ürk . 1934. str. üç ay geçmişti. yani sivil yöne­ tim) davalarına. "nevruz” günü hüküm ­ darın halk önünde hesap vermesi).

Kadı.^ Bazan. III. ya da baş kesme şeklindeki fiziksel ölüm) idam cezası (siyaset) izliyordu. bu. îzzeddin Keykavus’un oğ­ lu olarak gösteren) Sahte Siyavuş'a yapıldığı gibi. 1. Osm anh döneminde.halk üze­ rinde yılgı yaratan Muineddin. ya da K aratay’m ölüm ünden sonra . 266 . bunu (boğma. yolu üzerinden Kon­ ya'ya uğram ıştır. 5 9 tb n l B!W. (çevgan) vurm aktı. devlete karşı suç işleyenin. Selçuklularda. Ayrıca. düşm an­ lara korku olsun diye. Din alanm a ilişkin davalarm duruşm ala- rm ı. isyancının (kendisini Sultan II. örneğin. şeyhülislamdır. yöne­ tici beylerin bulundukları yerlerden çağırılm ası yöntemi de uygulanıyordu. m erkezden denetlem e kurulları gönderilm e­ si ya da yönetim konusunda rap o r verilmesi için. 277. değnek. IV. 393. 333. sam anla doldurulup. em irler de paylarını alıyorlardı. sonra. yüksek görevlilerin silahlı m uhafızlarının saraya girm elerine izin vermesi yüzünden. Alışılmış (hafif) ce­ za.^ Eğer b iri­ nin ihanetinden kuşkulanılm ışsa. K adılar (ve m üftüler) yürütüyordu. 10. dinsel m ahkem e olan. asma. Aflâki.^' 5 8 A flâ k l. şeriat m ahke­ m esi de vardı. IV. C ezalandırm alar hızlı ve kesindi. bey kendisinde b ir suçluluk du- yumsuyor. ondan rüşvet koparm ak istiyordu. Vezir M uineddin Pervane’nin (Sultan IV. kentlerde dolaştırılarak gösteri- liyordu. Celâleddin Rum i'­ nin him ayesini yoklam ak amacıyla. canlı canlı derisi yüzülüyor ve. önce taşınır ve taşın­ maz m allarına elkonuluyor. Rükneddin K ılıçarslan’ın sarayının bulundu­ ğu) K ayseri’ye b ir sınır beyini (beyaz kalpakları icadeden M ehmed’i) çağırdığını anlatıyor. Selçuklularda.^ Ya. M Y a z ıc ıo g lu A li. Bey. 61 İb n l B lb î. p erdedarlar em iri. yüksek dinsel temsilciydi. 50 değnek hak etm işti. 113. ve bundan.

m uhtesibi ve kadıyı. saygın b ir grubu evine davet ettiğini. bu yüzden. Halep üzerine başarısız seferinden sonra (1218). Bir defasında da b ir zam anlar. 64 Y a z ıc io g lu A li.182. o lt. Küçük Asya’da büyük b ir ayaklanm a ger­ çekleştiren Karayazıcı yandaşları. yüzyıla değin kalm ıştır. dışarı fırlam ak isteyen olunca da sırıklarla geriye." Bu. kendisi­ ne ihanet eden erkândan birinden (Zahireddin) öç alm ak için. 105. bü­ tün yalvarm alara karşın.) sonradan vezir olan Sahibata’dır. içeriye itilm işlerdi. uygula­ m aya koyuyordu. 16. kem iklerinin ya- 6 2 Y a z ıc ıo g lu A li. M ahkeme kararını. en azından 17. Tversk Knyazı da. op. IV.^ Bu görevde b ir süre bulunanlardan bi­ ri (1250 y. III. M ez. K abahatli oldukları varsayılanlar. S ultan I. 181 . ve evi odun­ larla ateşe verdiğini anlatm aktadır. ve ev ateşe veriliyordu. T atar elçisi Çolhan’m bulundu­ ğu evi yakarak acımasızca cezalandırm ıştı. kendini çıldırm ış gibi gös­ teren ulem adan birinin subaşını. “adliye başkanı (m irdad). "ateş­ te yakm a” (ahrak-ı balnar) genellikle cam ilere. op . Örneğin.351. yüz­ yılın sonunda. III. îzzeddin Keykavus böyle davranm ıştı.“ Çok daha acımasız. evin çevresine odunlar yığılmış ve yakılmış. birlik kom utanları. Osm anlılarda. kı­ saca. onu küçük parçalar halinde kesm işler ve değişik yerlere gönderm işlerdir. özellikle de mezhep sapm ası gösterenlere uygulanıyordu: tslâm- da.. ve herhalde. alışılm ış b ir cezalandırm aydı. daha eski b ir ceza­ landırm a da yaygındı: Suçlu eve kapatılıyor.B ibt. 63 H a lil E d h e m . 267 . 65 A. yüz­ yılda. 199. c lt. ölen önder­ lerinin gövdesine h ak aret edileceğinden kuşkulanarak. sultan. bu ce­ zalandırm a. cesedin yakılm ası en ağır c e z a la n d ı r m a y d ı16.. yüzyıl şairi Lamiî "F ık rala r” kitabında. tb n l . onun m ezarının açılm asını. 14. 350 . elleri ve ay ak lan bağlanarak (Rabad T artu ş’ta) b ir eve kilitlenm işlerdir.

Y a k u b o v sk iy .^ 6 6 y a z ıc ıo ğ lu A li. a n la m ca . k a tır v e d e v e y i de İçereb iliy o rd u . B ursa’yı ele geçirdiği zaman. Ayrıca. 115. str . ve ona. 35. agy. sö zc ü k . p r im . uzakta b ir yerlere sürüyor.63. m akam larından alınıyor ve sürülüyorlardı. yani "b atm an ” et. b k z: N . a m a b u sö zc ü k . Yıldı­ rım Beyazıt’m cesedini. gündelik tayın belirleniyordu: Yarım "m ena”. 6. a tlı araba ta ş ım a c ılığ ı İşi a n la şıly o r d u . iki ya da üç "m ena”'^ ekm ek veriliyordu. 62 . tüm ülkede. B uradan anlaşılacağı gibi. 67 t b n l B îb î. 182. III. son­ suz b ir korkuyla yaşıyorlardı. 232. « 9 Y a z ıc ıo ğ lu AH. Kay- seri’den Tokat’a sürgüne gönderilmiştir. 70 U la k (p o sta ) a tıd ır . sultan. hapishaneler de vardı. Bizans tarihçisi Duka’nın anlattığına göre. hapsetm ekle yetiniyordu. b ir "posta istasyonları” ağı uzanı­ yordu. m ezarından çıkarm ış ve kalıntı­ larını yakm ıştır. s. siyasal am açlar gü­ den b ir önlemdi. yüksek görevliler. B elg o ro d sk ly . külünün rüzgâra savrulm asını bujrurm uştur.*^ Tıpkı böyle. —L. IV. M. ve orada. "yam ”.kılmasını. onlar. Örneğin.6 k ilo g ra m ) a r a sın d a d eğ işm e k te d ir . S em y o n o v . 115. V o sta n iy e T abari. 217. 106. 176. Bazan. yeğenleri de. 6B İb n l B ib i.97 kU ogram ) (T eb riz'd e) 1000 "M lskal" (— 4. hizm etli yine de aç kalm ıyor­ du.“ Ölüyü aşağılam a. H erhangi b ir yengi ya da yeni sultanın ta h ta çıkışı nedeniyle. 10. — G ü n ü m ü z P a rs d ilin d e . belki geçici olarak. ''M ena”n m a ğ ır lığ ı 640 '‘m isk a lle" (—2. Bazan. öz­ gür bırakılıyordu. IV . A. n o t.. m ahpuslar. — B u h a ra 'd a . erkândan Behaeddin K utluca. tehlikeli şehzade kardeşleri. b u s ö z c ü k te n . K ara­ m an beyi. b ir genel af. Küçük Asya’da rastlanan b ir du­ rum du. “n e z a k e te n " " eşek'’ a n la m ın d a k u lla n ıl­ m a k ta d ır . bk z: A. Sultan I. S o v r e m y o n n a y a p ersld sk a y a le k sik a . anadan doğma çıplak olarak bindirildiği b ir katırla. b ir kale içinde. III. str . bu. Merkez (başkent) ve kenar (taşra) arasında yollar açılm ıştı. ve "yam atları”na‘’ bindirilm iş "u lak ”lar. 1936. 1. suçlunun m al varlığına elkoyulduktan sonra. b k z. 268 . sultan.

harcam a­ ları da denetleyen) özel hizm etli m em urlar (m utbahın müşerefleri) bulunuyordu. agy. III. Nizam ül Mülk. sultanı haberdar ediyorlardı. yerel bölgelerde olup biten h er şeyden. 188. 7 2 Y a z ıcıo g lu A li. am a halifelerden aktarılm ış olan bu casusluk sistem i. "Y am ” denilen ulaklar kurum u. kom plocularla çevrelenmiş gibi duyum suyordu. bu gözetim için. "devletin gözcüsü" (müşerref-i memalik) sanını taşıyan b ir yüksek görevlinin (m üşerref) başında bulunduğu m uhbirler kurum u oluşturulm uştu. h er şey­ den haberdar ediyorlardı (kasad). 71 B. M utfakta. bunların hazırlanışını gözden geçiren (belki b ir bakım a. yiyecekleri. — ^A. artık. 269 . Moğolca "yam ” terim i. 1929. kendisini. str . Küçük Asya’da yürürlükte kalm aya devam ediyordu. DAN— B. Böylece. Selçukluların kendilerinden uzakta bulunanları göze­ tim de tutm ak için çok daha büyük gerekçeleri vardı. B e y h a k i'd en a lın m ış tır ). 290.sultanın buyruklarını dağıtıyor (çapar) ve sultanı. bunu dile getirm ek­ te d ir/' Sultan. V la d lm lr tso v . kesin biçim ini almış durum daydı. hizm ette göze girm ek isteyen herkes için ge­ niş b ir ufuk açılmıştı. Bunlar. sarayında kuşku içinde. tetikte yaşıyordu. a n la şıla n . Z a m e tk i k d r e v n e tu r y e ts k im 1 sta r o m o n g o lsk im te k s - ta m . s. Büyük Selçuklulara m uhbir­ ler kurum unu ortad an kaldırm alarını öneriyordu. Moğol döneminde. düşm anlarla.^^ bu n lar sultanın sağlığının gözeticileriydi. K n m s k ly . curnalcılık ve tuzakçılık gelişmişti. sanki. 133 (y o ru m .

bu. Savaş uzadığı zaman. b ir beldeyi (tarlaları. ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM Ordu. bağları. bahçeleri) yakıp yık­ m a ve yağmalama.Savaşın Karakteri ^ Ülke İçindeki Asker! Birlikler ■ Ücretli Birlikler Selçuklularda ordunun örgütlenm esi. sultan ordu­ 270 . bah ard a ya da yazın savaşa başlayan askerler yoruluyorlardı. savaşçıları bıktırıyordu. özellikle. Ordunun Bileşimi . Nizam-ül-Mülk’' ün eski M ogollardan aktarm aları yansıtan buyrultuları­ nın b ir yinelenmesini ortaya koym aktadır.Boy Birlikleri . savaşa. be­ lirli b ir birim olan "tü m en ” geliyordu.Feodallann Birlikleri . kış gelince. düşm anı çabucak barış istemeye zor­ layan savaş yöntemi. yalnızca çeteci akınlar için elveriş­ liydi. K ötü b ir biçim de derlenm iş Oğuzlardan oluşan bu insan kitlesi. Toplam sayısı 24 olan Oğuz boylarından. işte buydu.

’ Daha 9. kuşatm ayı. yaklaşık 20 yıl boyunca kuşatm ış ve ölm üştür. 322. 12 yıl daha sü rd ü r­ m üş ve ancak böylece kenti ele geçirm iştir. Bu durum . II. Türkler. ordu. 24 han.ya izin verm ek zorunda kalıyordu. ilk Rum Selçuklusu tarafın­ dan fethedilm iş bir kent olan İznik’in (Nikeya'nm) Os- m anlılar devrinde kuşatılm ası. dinlenmeyi yeğliyordu. göçebelerin düzenli hareketine benziyor­ du. ne de olsa. Cahız’ın işaret ettiği gibi. İbni Ba- tû ta'n m yazdığına göre Sultan "O sm ancuk” (Osman). göçebelerde m eydana gelen evri­ m i ortaya koym aktadır. Sınır korum a görevi yün itü y o r ya da hıristiyan kom şuları üzerine akınlar düzenliyorlardı. 32 yıl sürm üştür. Baba tshak'ın l i b n l B a tû ta . yalnızca Türkm en boylan değildi. Kent. Örneğin. b ir yıl geçtikten sonra ise. as­ kerleri yeniden burada toplam ak gerekiyordu. ordu da bu göçebe öğelerden oluşuyordu. kış aylarında. kö­ ken olarak bu boyla bağlantısı olm ayan b ir kişi buluna­ biliyordu. devletin sınırında yer alan onlar. Onun oğlu. savaşçı yetenekleriyle belirginleşm işler­ di. sınır beyleri için kullanılan terim lerin çe­ şitliliği. yani Oğuz kolunun başında. daim a hazır durum ­ daydı. asker kesim ini oluşturanlar. subaşm a. boy başkanı. b ir zam anlar. Küçük Asya'da. Boy başkanlar!. hana. yüzyılda. K üçük Asya'da. 271 . Kuşkusuz. melik ya da em ir bulunu­ yordu. Oğuz boyları. gi­ derek b ir feodala (melike) ya da askerî kom utana (emi- re) dönüşüyordu. İhtiyareddin Orhan. üzerinde 300 kule bulunan su rlarla çevrilmişti. bağımsız askerî birim özelliği gösteriyordu. onlarda ok atm aya ve ata binm eye büyük önem veriliyordu. O rdunun başında. artık. yani 24 Oğuz boyundan toplanm ış olan askerî b ir­ likler. iyi askerlerdi. ken­ ti.

Bu 2 Y a z ıc ıo g lu A li. (bir bölü­ müyle hıristiyanlıktan m üslüm anliga geçen) Küçük Asya yerli halkının toprağında yerleşerek ekonom i yürüten feo- dallardan gelen birliklerle bütünlük kazanm ıştır. am a onlar bağımsızdı. Onlar. büyüklük bakım ından farklıydılar. savaş sırasın­ da. "atlı ve silahlı o larak ” hizmete geliyordu. askerî tım ar sistem inin esası da. Sam anilerdeki askerî örgütlenm eyi alm ışlardı (krş: örne­ ğin “sipahiler” terim i). kenti elinde b u ­ lunduran feodalin çevresinde birleşiyorlardı. ken­ dilerinin dağıttığı şeklindeki doğal varsayım ı doğrulam ak­ tadır.^ daha büyükçe kentlerin feodallara bağışlandığı. savaş zam anında ise. ordu besleme kaygısından kurtarm asında yatm aktadır. ve bu da. kuşkusuz. devleti. o kent çevresinde yer alan toprakları. Büyük Selçukluların başlattığı fetihler için. O nlarda. 272 . Toprak üzerinde otu ran küçük m ülk sahipleri. Yani feodal. bunları açıkça birbirinden ayırm aktadır. daha sonra batıya kayan ve güçlü b ir bey­ lik kuran K ürt aşiretiydi. Niğde kentinden b ir birliğe ilişkin vakayinamedeki değini. m anevraları ve operasyonların yönetim ini güçleştiri­ yordu. bu. kısa sürede ordu. Küçük Asya’da da böyle oldu. Oğuz kolları ordunun çekirdeğini oluşturuyordu. denebilirse. 19S. artık. Demek ki. h er (büyük) kent askerî b irlik sağ­ lıyordu. sultan. sultana insan ve as­ ker yardım ında bulunm akla yükümlüydü. bunların da. H er halde. korum a birlikleri de ("candarm alar”) bulunuyordu. Vakayiname.yönettiği ayaklanm a p atlak verdiği zam an. feo­ dallara bağlanıyor. Kendisine bağlı çevre köyleriyle. Sultandan toprak alan feodal. daha önce. M alat­ ya’dan “Türkleri ve G erm iyanları" getirtm işti. boyların süvari birlikleri yetersizdi. Feodalların birliklerinin sancakları da vardı. Birlikler. III. Ne var ki.

C u m o n t E tu d es sy r ie n n e s. "ellilikler” bulunduğuna göre. yani her 50 kişi b ir birim oluşturuyordu. B kz: Fr. Bizans’tan Selçuklulara uçan b ir k artal göze çarpıyordu. Sel­ çukluların totem kalıntılarıyla çakışıyordu. "Selçuk m ersiyesi”- ne bakılırsa. soyun ya da feodalin herhangi b ir işa­ reti bulunuyor m uydu (böyle birşey olanaksız görünse bile). yüz­ yıl Selçuklu sancaklarından birinde. Birlikler.. çadırlarıyla Sela­ nik'ten G ürcistan’a yürüyorlardı. Moğol etkisini. henüz eski örgütlenm e devam ediyordu. olabilir ki. Rum. V o sto k . yani Rum. bu arm a betimlemesi. Sultanı anım satan kara sancak üzerinde.1 1 8 ) . k a r ta lın T ü rk anm ası o ld u ğ u n u sa v u n m a k ta d ır . Ama 13. yüzyılda. R a m u z io a y d ın la tm a k is te m iş ­ tir . 3 5 . artık. Erm enistan ve D iyarbakır orduları. 18.^ am a. "k ırk sancak açılm ak” zorun­ daydı. 4 A h m ed R e fik . açık­ tır ki. savaşa. silahlanm ış ola­ rak hâzineden altı aylık yiyecekleriyle. Erm eni ve K ürt bölgelerinden feodallarm birlikleri geli­ yordu. devlet sancakları vardı. kendi kom utanları ve sancaklarıyla katılıyorlardı.sancaklar üzerinde. “fatihlerin to ru n ların ­ dan” 2 bin kişilik birlikte. Sadreddin Konevi ve b ir ejd er betimlenmiş- ti.'* vb. VI. Paris. Küçük Asya’daki hıristiyan nüfusun m iktarı Küçük Asya’yı fet­ heden T ürk boylarının sayısından (Oğuz boylarından 270 bin kişi geliyordu) sanki yalnızca iki kat fazlaymış gibf 3 D og u 'd a . "Ve onlar. Romen tarihçi B ratianu’nun varsa­ yım ına göre. s. 273 . 218 . Selçuk­ lular dönem inde de. pp. bilm ek ilginç olurdu. Ayrıca.219. B esim A ta la y . ag y . bk z. k n . d a lıa ö n c e . str. 3. İz J lzn i so v re m y o n n o y T u r ts ii. 206. 1178 yılına (18. G ord levsk iy . Oğuzların torunlarında. yüzyılın ikinci yarısı) ait b ir ferm anda görüldüğü gibi. Selçukluların bağlı beyliklerinden gelen birliklerin sayısına ilişkin sayı (500 bin). H. k a r ta lın ta r ih in i. 1917. bu ise. Selçuklular tarafından Moğol egemenliğinin kabul edildiğini dile getirm ektedir. inandırıcı değildir. C u m o n t’u n d ü şü n c e le r in in ö z e ti (Fr.

Sel­ çuklulardan aktarılm ıştır. kuşkusuz. hıristiyanlardan oluşan) askerî birlikler yol- luyorlardı. asker olarak. aldatıcıdır. Selçukluların siyasal yöneticisi Nizam-ül- Mülk. kuşkusuz. hıristiyanlardan da asker alınm asını öğütlüyordu. her yıl. Örneğin. 44. daha yüksek b ir oran. tüm sağlıklı halk kesimi. Selçuklulara. sonraları. —örneğin Moğollar 5 M. bin atlı ve 500 topçu. elindeki to p rak ları koruyabilm ek için. L lh u tin . her yıl (belli ki. doğaldır ki. Ayrıca. Os- m anlı dönem i için gerçek olan düzenleme. Gene de bunların sayısı. yani seçkin savaşçılar gön­ dermeyi yüküm lenm işti. loncalar. K ırım Savaşı sırasında. Asya Türkiyesinde iki yıl ge­ çiren M. bağımsız olarak savaşa gidiyorlardı. Küçük toprak ları elinde bulunduran tım ar sahipleri. agy. L ihutin'in belirttiğine göre. kurtulm alık parasıyla askerlik hizm eti dışında tutu lu y o rlar ve "bedel” vergisi yatırıyor­ lardı. b ir bölümüyle. 274 . herhalde güvenilmez öğelerdi ve askerlik hizm etinden istekle uzak tutuluyor­ lardı. (yenilgiye uğram ış olan) Erm eni K ralı II. bu sonuç. yani sipahiler. Oğuz­ la r için savaş b ir spordu. göreli olarak fazla değildi. o sıralar huzursuz b ir dönem yaşanıyordu. genellikle. savaşa gidi­ yordu. Buna göre.® Ama hıristiyanlar. s. geride bulunan askerî birliklerde hizm et eden kişiler sağlam ak zorundaydı. ve insanlar güvenlik için güçlü feodallara tu tunuyorlar ve onların uyruğu olu­ yorlardı. Savaş zam anında. ve onlardan. egemen hıristiyan prensleri. Levon. Osmanlı ordusunda da. hıristiyanlar (Ermeniler) fiilen hizm et etmişlerdir. Onlar. Olağanüstü ivedi durum larda.b ir durum çıkıyor.

9 Cl. daim a. Selçuklularda. baskı. B urada. 215. p. s. çom ak oyunu) için alanlar (talimhane)® kurulm uştur.zam anında. orduyu denetliyordu. ordunun bileşim i karm aydı. Geçit resm i ve oyunlar. M araş beylerine yapılan çağrılara değinilm ektedir. IV. halifenin yardım ına gönderilen büyük b ir askerî birlik. Askerî idm an­ lar ve oyunlar (süngü. doğudan geldiğine göre. 7 P . III. IV. Selçukluların nereye yayılmaya niyetlendiğine bağlı olarak gönderili­ yordu. binicilikteki ustalığıyla. bu yetersizdi. ordu. yüzyılda. devletin coğrafi m erkezinde bulunan Selçukluların “ta h t” kenti Kayseri'- de’° toplanıyordu. 211 . 315. kom uta heyetinin gös­ terisini izliyordu. 11 Y azacıoglu AH. feodalin askerî bilgi­ lerinin b ir yoklam asını yapıyor. Arada bir. 6 t b n l B îb î. 21T. Sefer öncesinde. K ö p rü lü . Malatya. O rdu toplandığına ilişkin buyruklar. 1 2 Y a z ıcıo g lu A li. genellikle. H u a rt’m sözcüğü anlam ak istediği şekliyle. B ağdad'a yaklaştığı zaman. s Y a z ıc io g lu A li.” Sultan I. dev­ letin doğu sınırında bulunan ve seferin de tüm külfetini taşıyan boy başkanları. kitleler eğitim den kaçınıyordu. 275 . 182. Alaaddin Keykubad tarafından.212.* Sonuçta. III. sultan. b ir kez olduğu gibi— sultan. 13. m .’ devlet (ya da beylik) toprağın­ da yaşayan sipahi ve haseki çocuklarının eğitim gördüğü askerî okullardı. izleyenlerde sevinçli b ir şaşkınlık uyandırm ıştı. bunlar. S e lç u k lle r Z a m a n ın d a A n a d o lu ’d a T ü rk M ed en iy e ti. Cl. kılıç. saray birlikle­ rini de orduya katıyordu. 199. H u a rt. am a bu ordunun İbni Bîbî tarafından işaret edilen sayısı ab a rtılm ıştır/ Askerî eğitim gevşek yürütülüyordu. savaş ruhunu yükseltiyor­ du.'^ hızlı ha­ reketiyle. sultan. 45. ok ve m ızrak atışıyla vb. lO tb n l B îb î. am a kuşkusuz. E p lg ra p h ie arabe. savaş sanatı gösterisi yapmış.

daha Nizam ül Mülk. BizanslIlar üzerinde sarsıcı etki uyandırıyordu. Sancaklarını açan ordu. Yengi kazandığı yerde.müziği b ir yürüyüş m arşı haline sokarken. — B kz: F. gün­ de beş kez. ordu. müzik eşliğinde. o k ad ar önemli değildi. yollar üzerinde. ve sul­ tan güçlü olduğu ve askerî girişim leri yengiyle sonuçlan­ dığı sürece. müziğe.'^ O sm anhlarda. K ö p r ü lü 'n ü n (B iz a n s M ü e sse se le r ln ln T e ­ s iri. “şölen” veriyordu. Selçuklular. öğüt­ lerini izlemek durum unda olduğu Büyük Selçuklu vezi­ rinin devlet anlayışındaki yüksek bilgelik dile gelmiştir. ve T ürkün daim a gururla yinelediği b ir atasö­ zü vardı: “T ürkün atının ayak bastığı yerde. O rdunun ilerisinde ise. Sultan Sancar (12. göçebelerin eski akıncı- lığını. belli uzaklıklarla ordu için erzak depolan hazırlanm asını öğütlüyordu. IV. onun orduyu esinlendiren gücü­ ne. ordunun tem el öğe­ sini oluşturuyordu. 244. s. ülkenin durum u ve düşm an kuvvetleri hakkında kom utanlığa bilgi ulaştıran gözcü- haberciler (casus) hareket ediyordu. Gelenekleri gözeten sultan. coşturucu gürültülü sesler çıkaran tuhaf b ir müzik. Rum Selçuklularının da. Piyade. Ordu birliklerinin görünüm ü. h er şey yolundaydı. “sancari” havasım (nevbet senceri) çalıyor­ du. Yangöçebe h alk ta atlı birlikler. yüzyıl) zam anından beri. Bu birlikler. n o t. ot bitm ez”. halk tan özel olarak at nalı vergisi alıyordu. 183. Bu noktada. b ir tü r dua gibi bakıyorlar ve. piya- l a ib n l B îb î. 1) N iz a m ü l M ü lk 'ü n b u y ru k la r ın a (b l. düşm an üze­ rine yürüyordu. yüksek b ir dinsel yararlılık düzeyine çıkarm ak is­ tiyorlardı. kom şular için felâket dem ekti. 276 . belli ki . onların "ölüyü bile sersem letebilecek” olağanüstü haykırışları. Daha. X IX ) d a y a lı d ü ş ü n ­ c eler i. Köylüleri rahatsız etm em ek ve onları haraçlarla yıp­ ratm am ak için.

15 A raç. 277 . "k alk an ” da kullanılıyordu. O sm anhlarda. Bunların. “o k 'la rla . V II. str.de (14. galiba. O rhan’ın büyük kardeşi ve­ zir A laaddin'in girişimiyle kurulm uştur.301). X IV . Savaş silahları silah depolarında (zerdhane) korunuyor­ du. 223. “Rum ateşi”. am a daha zen­ gin olanlar ya da saray hassasında görev yapanlar dışa­ lım la getirilm iş. teknik donatım ı daha yüksek olan ya­ bancı feodallar. IV . Düşm anın darbelerinden korunm ak için. zırh takım ları giyiyorlardı. K orş ta r a fın d a n k a b u l e d ilm iştir . b u e tim o lo ji P. bunlar. M. çıkarılm a sırasında. M eldoranskl ta r a fın d a n ö n e r ile n y o r u m (b kz: ZVO. çerh’®aracı ya da atışları (Farsça tayr-i çerh) de devreye sokuluyordu. Bernye. b u silahlar uzun süre kullanıl­ m ıştır. b a r u t d o ld u r a n d e m ir to p b o r u su n d a n İb a retti. ayrıca. birlikler. m ızraklı "nizedâr”. X X III. kuşkusuz. “zevebun”. bu silahlar kuş ve yaban hayvanı avı için de kullanılıyor­ du. savaşçılar. gövdeye sap­ landıktan sonra. kalelerin ve kentlerin kuşatılm ası sırasında etkin olan özel b ir­ likler de vardı. F. O klar genellikle zehirli ve çentikliydi. silahlar yerli yapımdı. Okçu askerler. Y . 299 . vuruşm a sırasında ne k ad ar etkili ol­ dukları belli değildir. “îg o r Alayı D estanı”ndaki “şereşir”'^ sözcüğü bu rad an geçmiş­ tir. büyük ağrı­ ya yol açıyordu. 16 P. yüzyılın ilk yarısında). tz v e s tiy a O td elen iy a r u ssk o v o y a z ık a 1 s lo v e s n o s tl A k a d e m ll N auk. Barış zam anında. bunların "hedefe isa­ bet edenlerden on k at daha fazlasının havada ziyan ol­ duğunu ya da yere saplandığını” yazıyor. Ayrıca. t .'^ Taşlar. Şam ve T aşkent ok- M tlm l B îb î. "etkin ateş”. silahlara sahiptiler. t. Genel olarak. topçu birlikleri sağlıyordu. kısa ve uzun m ızraklar "nize” ile silahlandırılm ıştı. kılıç da taşıyorlardı. B unlar “zırhlı” (zerrepaş) as­ kerlerdi. ateşli silahların devreye girm esinden sonra da. str .

kuşkusuz. m üslüm anlıktaki adıyla Hü- sam eddin’in. belki de. belki. isteyerek. Konyah sipahi Salor Yoluk Arslan’m. Türklerde. Vakayiname. B. hem de sol kolda. IV.la n ve yayları. III. belirleyici anda çarpışm aya atı­ lan özel birlikleri oluşturuyorlardı.'^ Feodal b ir ordu. Oğuz boylarında. bazan. O. 278 . dem ek ki. çoğunluğu yalnızca sopa taşıyordu. yayalar ise kötü donatılm ıştı. kan davası yasası etkin oluyordu. dela B royker’in anlatım ında gö­ rülm ektedir: Sultan II. Bizans’a sı­ ğınmış bulunan Sultan I.’®burada. 15. S urların önüne hendekler 1 7 lb n i B îb î. teke tek vuruşm aya girişiyor­ lardı. Daha zengin feodalların kollarının oluşturduğu ordu birlikleri. Antalya surlarına tırm anan ilk kişi olarak yararlığına işaret etm iştir. M urad’ın 120 bin askerinin yarısı —atlılar— silahlanm ış durtım undaydı. kişisel y arar­ lılığıyla çarpışm anın sonucunu belirleyen alp ve bahadır tipi böyle oluşm uştur. nasıl silahlanm ış olabilirdi? Bu. alpler ve b ah ad ır­ lar bulunuyordu. çatışm a ya da düşm anlık bulunan kişiler de (erkân). im pa­ rato ru aşağılayan küstah b ir F ran k ’ı düelloya çağırmıştı. 383. kent ya da kale surları ardına gizlenmeye özen gösteriyordu. Hem sağ kolda. düşm an kuşatm asına ko­ laylıkla karşı koyabiliyordu. teknik bakım dan daha iyi donatılm ıştı. önceden. istekle. teke tek vuruşm aya girişiyorlardı. “Yemen ve H indistan” işi kılıçlar vardı. Gıyaseddin Keyhüsrev. göğüs göğüse çarpışm a ve h a tta teke tek savaş. alışılm ış b ir durum du. Açık alanda savaşm aktan çekinen düşm an. yüzyılın ilk yarısında. A ralarında. Askerî donatım yetkin olmayınca. ta ra flar arasında­ ki çatışm a kısa m esafede m eydana geliyordu. ıS Y a z ıc ıo g lu A li. S ur­ larla çevrilmiş durum daki kale. sonra F rank’la teke tek vuruşm ada ölm üştür. 116. Yüksek sanını b ir yana bırakan sultanlar bile. bunlar.

kuşatm ayı önceden seziyor. agy. Nizam ül Mülk tarafından da kullanılm ıştır. m ancınıklara ilişkin de anım satm ada bulunm aktadır Halk. Örneğin. 2 0 Y a z ıcıo g Iu A li. K ir Aleksis’i zincire vurm uştur. dokuz am bar bal. beylere ve beylerbeyine gönderilen m ek­ tuplarda. tutsakların kesilmiş kelleleri sergileniyordu. suyla dolduru­ lan sarnıçlarda. b a­ dem ve tuz. savaş eylemlerine yeğliyordu. ve kentte büyük erzak yedekleri toplanıyordu. kentin karşısına. kırk am bar dolusu hububat. Sa­ vaş öncesinde. daha. başka araçları. cel­ latlar. odun yığınları. Kaleye yaklaşan ordu. halkın psikolojisini etki altına alm aya çalışıyordu. 40. ayırıcı b ir özelliktir. kalenin önünde. Sultanın. Kale kuşatm ası için.^' Sultan. örneğin. III. onu kentin surlarına yaklaştırm ışlar ve. denizdeki gibi dalgalar m eydana geliyor­ du. surları taşlarla parçalayan 100 m ancı­ nık kurulm uştu. Evliya Çelebi. III. 234. R um eli'deki Sarı-Saltuk tek­ kesini anlatırken (17. 2 1 Y a z ıcıo g lu AH. tnostrantsev. 279 . hendek yok”. yy. O. 393. s. (Antalya yakının­ daki) Kugunya kalesi kuşatm aya karşı hazırlık yaparken. b u rad a yaşayanlarla dış dün­ ya arasındaki bağı koparıyor ve içeriye dalabilm ek için. B unun için. yalçın ka­ yalar üzerinde konum landığı için.kazıltyordu. Sasaniler’ce k ural ve öğüt­ ler geliştirilm iş.) şöyle diyor: “Kale. gedik açm aya çalışıyordu. yağ. depolanm ıştı. karm aşık donatım lar sağlan­ m asını bile feodallara önerm esi. “Ayinname”” de yansım ış ve ga­ liba. Casusların­ dan aldığı bilgilerle. bunlar. ayaklann- 19 K. tü rlü kuşatm a do­ natım ları kullanılıyordu: “M ancınık”lar ve kuşatm a me­ kanizm aları (iradat) Antalya’nın kuşatılm ası sırasında. sultan. düşm ana kork u verm ek için. Sinop’u ele geçirmenin nasıl güç ol­ duğunu bilen sultan.

Görünüm ü seyretm ekten bezen kent halkı. 23 A li E m lri. kulelerin ve m azgalların vb. garnizon kom utanı bulunuyordu. teslim olm aya razı ol- m uşlardır.^'’ Sık sık şöyle de oluyordu. Halk. IV. şeriata göre. ve b u rad a ihanet için geniş b ir alan açılıyordu. İ sta n b u l. zorbalık ve yağ­ m adan kurtarıyordu. 134. devlete vergi yü­ küm lülüklerinden bağımsız tutulmuştur. am a kalenin ayrı ayrı bölgeleri. 50. Selçuklulara teslim olduğu zam an.^ Burada. düşüş kaçınılm azsa. Görüldüğü gibi. 1918. h er ne­ dense. bu savaş zam anında alışılm ış b ir yöntemdi. bunlar. Sultan. kent hal­ kına lütfunu bağışlam ıştır: Bahçeler. ve tarlaları. O sm an lI V llâ y â tı Ş a rk ly esl. bağları.^^ Ya da„^ensonu. n r . kent çevresindeki bahçelere çok değer veriyordu.dan asarak işkence yapm aya başlam ışlardır. Sultana adam lar yollamış. 280 . Eninde sonunda. kulelerdeki savaşçıları. içerden ka­ le kapılarını açmışlardır. ve bu da güç değildi. ülkenin yakıp yıkılm asına yeğ­ liyorlardı. teslim görüşm eleri için tem silciler gön­ deriyordu. 637 (1239) yılında. Amid (Diyarba­ kır). gönüllü teslim. Gerçi. sultan. 2 4 İb n i B îb î. 224. ihanete k arar verm iş ya da altın hırsı­ na. sultana. m üttefiklerinden ya da kom şularından yardım alam ayınca um utsuz durum a dü­ şen kale. kalede b ir kom utan. hosnutsuz. D iyarbakır’ın kuşatılm ası sırasında. yaşayan­ lar. 22 Y a z ıc ıo g lu AH. sultan. gönüllü ba&lanmavı. Ibni Dinar. kom utası tek kişiye bırakılıyordu. rüşvet vererek kaleyi teslim olm aya boyun eğdiriyordu. kent çevresinde çiftliği bulunan kentlilere (feodallara) da m addi zarar veriyor. Örneğin. belli koşullarla güvenceleyerek kendi yanına çekmiş. bahçeleri yakıyordu. çekiciliğine kapılm ış b ir K ürt. hüküm dara bağlılık andı duygusu incitilm iştir. s.

burada. ve kararsız ya da güçsüz dostlarını sevindiriyordu. 27 J . belki de b u ya­ pıyı. 198. "ak ın lar” sırasında zenginleşen herhangi b ir sınır beyi yaptırm ıştır. ya da halk bütünüyle kaleden ayrılıyordu. kadın­ ların ve çocukların çıkm asına izin veriliyor.^® Ganim etlerle ağırlaşm ış ordu. K ö p r ü lü . H a m m er. Sul­ tan. yeni b ir sefere değin orduyu özgür bırakıyordu. Örneğin. binek atları satılm asını yasaklam ış. G. r a .^ Bu. 26 Y a z ıo ıo g lu AH. 273. ve o. hem hıristiyanlarca hem müslüman- larca gözetilen "uluslararası hukuk" işliyordu. 148 . daha büyük olasılıkla. "d o st ağladığı. B ir defasında. B „ 1. sıradan savaşçılar arasında "alp lar” böyle ayrılaşıyordu.149. düşm an gülmeye 2 5 Y a z ıc ıo g lu AU.® B ir halk türküsü. 281 . ganim etlerinden b ir bölüm ünü seve seve Allah yoluna bağışlıyorlardı. Osmanlı Sultanı O rhan'ın da hem en be­ nim sediği b ir yöntem olarak gürültülü "yengi duyurula­ r ı” (Fetihname) dağıtılıyordu. Savaşta yararlık gösteren ya da düşm an birliğini yok eden bahadırlar ve alplar. 2SP. başkaldırm ayı düşünen düşm anlarına korku salıyor. Yalan ya da istenmeyen söylentiler yayılmasını önlemek için. başka mezhepler­ den olan ya da m üslüm an olm ayan b ir halktı. sınıra ka­ d ar askerleri tarafından taşınmıştır. 580 .^'* H er yana. sultan. 607 (1210) yılında Konya’da "Akıncı” camii inşa edilmişti. askerler ta ra ­ fından gelecek aşırılıklardan çekinen. sultan tarafından ödüllendiri­ liyordu. A tlarının boynuna altın süslemelerle işlenmiş yak kuyruğu. öç duygusuyla. III. sultan. 211. "K utas" bağlanıyordu. evine dönüyordu. s. Belki bu. Teslim olm a ko şullan tüılü türlüydü: Bazan. B iz a n s M ü e sse se le r ln in T esiri. O. Askerlerse. kale kom utanı­ na.587. kendi türünde b ir si­ yasal propagandaydı.

b o y a sk eri b ir liğ in in k o m u ta m (y a da b e lk i. konum lanıyorlardı. G lese. yüz­ yılın başında da m aden filizi çıkarım ı zanaatı sü rdürülü­ yordu). H alk. kom utana yansıyordu. Konya'ya. K arışıkhk zam anlarında. vergilerle ve diğer yüküm lülüklerle haraca kesiyor. düşm anın sız­ m asından korkuyordu. 59. m ahkûm a kesilen ceza. 282 .başladığı zam an” doğan derdin etkisini çok renkli şekilde yansıtm aktadır. "havasız” Türk- lerden yüz kişilik birliğe kom uta eden Kılıç B ahadır adlı "çolak hırsız” bulunuyordu. yollar boyunca. kom utanlara (dizdar) em anet ediliyordu. daha Selçuk­ lular zam anında da). Kaçış ya da kaybolm a du ru ­ m unda. so- jmp soğana çeviriyorlardı. Devlet suçluları da.®’ B irlikler. subaşı) bağlı birlikler yerleştirilmişti. ağır b ir yüktü: Feodalların yanında hareket eden askerî birlikler. aynı şekilde kalelerin yönetici­ lerine. zanaatçıları. "serleşker" te r im iy le fe o d a l b ir lik k o m u ta n ı k a ste d iliy o rd u . 30 '‘S u b a şı" te r im iy le .^ Devletin iç düzeyinin korunm ası için de. kervansaraylar­ da. zorbalık yapıyorlardı. kale garnizonlarının önemi oldukça artıyordu. Çok daha fazla yetkinin ellerinde b u ­ lunduğunu kavrayan bu kuruluşlar. (maaşlı ça­ lışan) sürekli b ir askerî güç bulunuyordu. "ordu kom utanlarına” (serleşker. Moğol saldırısından sonra (olasıdır ki. bu. ka­ rakol hizm eti yürütüyor. 72. pp. Selçukluların yıkılışından sonra. Tüm ülkede. kenar bölgeleri. E rz a h lu n g e n u n d L leder. kalenin başında. kentlerde ve kalelerde. 82. Karamanoğ- lu egemen olduğu sırada. B ulgar m a­ deni "kutvalını” elinde bulunduruyordu (burada 20. g a lib a . b u n lar sorum luydu. polis. M ahpus­ lardan.. d o ğ ru d a n b o y b a ş k a n ı). için. hiç değilse (Muineddin P ervanenin saf dışı bıraktığı karşıtı) Şerafeddin H atıroğlu.®’ 29 p r. geçitlerde vb. m aden ocaklarına. köylüleri vb. askerî birlikler yerleştirilm işti.

yüzyıl sonunda (1072 yı- 31 A flâ k i. sultan. K üçük Asya’da. son olanak olarak. Haçlı . köylü kaynaşm aları sırasın­ da. artık. daha çok. genel olarak. F rank birlikleri. sistem köhneleşm işti. yüz­ yılın başlarına doğru. F ranklardan kiralık (echor. büyük b ir birlik anlayışı. sınırda bulunan o rdudan b ir m u­ hafıza onur birliği seçiliyordu. 283 . Selçuklularda. B iz a n s M ü e sse se ie rin in T esiri. 3 3 Y a z ıcıo g Iu A li. 199. Onlar. Erzu­ ru m ’dan birlikler çağırmış.Frankların egemen olduğu yerlerde kiralık birlikler belirmiştir. — M etin d e b ir sö z o y u n u vardır: “D izdar" (k a le k o - im u ta m ) v e "dü zd dâr'' (a s ıla s ı h ır s ız ). çok eski­ den. Akdeniz kıyısında (şatolarda yerleşen). b u birliklere. Bozulma. bu. düzen­ li b ir ordu değil. F rank birliklerini. U rfa’da olduğu gibi. feodalların b ir­ liklerini de sarm ıştır. II. örneğin. B atı Avrupa­ lI baronların ortaya çıktığı 12. devletin sınırından. yağma düşüncesiyle ileriye atılan derm e çatm a b ir yığındı. 247. — A y rıca b k z: F. 32 ib n l B îb î. sultan. 11. Bu. IV.®^ B ununla birlikte. Kısaca. K ö p r ü lü . h er yerde rastlanm ak tad ır (Arran’da G ürcüler ve F rank­ la r hizm et ediyorlardı). Örneğin. ortam . daha önce. ecrihor) birlikler^^ edinmeye başlam ıştır. Oğuzlar tarafından O rta Asya’dan getirilen askerî düzenleme zayıflam ıştır. Selçuklulara da yanaşm a eğilimlerini duyum satıyorlardı. güvenilirlikten uzaktı. karm aşık durum aldığı ölçüde. 301. 374. i n . yol boyunca elçiliğin saldırılardan ve takılm a­ lardan korunm ası için. çoktan beri. Selçuklular. da­ ha önce de tam yabilm işlerdi. henüz. sınır beylerinin görev­ leri alanına giriyordu. ordu. S ultanın başkentine gönderilen büyükelçiliklere eş­ lik etm ek. ve ancak o zam an Baba İs- h ak ’m üstesinden gelmişti. yüzyıl sonunda ve 13. s. h er şeye karşın. Bizans im paratorlarının hizm etinde bulunm uşlardı. feodal yapının daha yavaş sızdığı sınır beylerinde gözlemleniyordu.

^ Bu. yıllık ye­ dekleri verilm işti. Vakayiname. karışıklıkları bastırm ak için. karşıtları bundan yararlanm ış ve onu öldürm üşlerdi. 265 . sınıra gönderir gönder­ mez. feodal birlikleri. 284 . ayrıca. am a buna karşılık huzur veriyordu. Belirtm eli ki. F ranklardan oluşan kiralık birliğin dayanık­ lılık ve direşkenliğine. feodal orduya olduğundan daha fazla um ut bağlıyordu. bel bağlayabildikleri kiralık birlikler besliyorlardı: Sahib Şemseddin. Maaşlı olan b ir­ liğe. T ürklerden seçilmiş ve K üçük Asya’da. hiz­ m etkârlar (hançer güzâr) eşlik ediyordu.266. 195. 3 5 lb n l B îb l. N orm an gönüllü birliğinin önderi (Ursel). sultan. B unların geçindirilmesi pahalıya m al oluyor. onlar. kendi birliğini. Türkler- den de ücretli askerler vardı. Alaaddin Keykubad. "Rum ülkelerinde”. 3 4 Y a z ıcıo g lu A li. böylece. Y ardım dileyen halifeye. T utuk’- un tarafına geçtiği zam an böyle olm uştur. ayrıca. H ıristiyan vas- sallarm kendisine getirdiği birlikleri gördüğü zam anlar. Oğuzlardan oluşan eski birliklerden ne denli uzaktır! Sultan.lında). III. güvenilir ve cesur kom utanlar seçil­ m işti. yalnızca yabancılardan değil. ancak. gücünü gösterm ek isteyen S ultan I. yalnızca tek b ir F rank ölmüştü. sultanın tarafından. örneğin. düşm an karşısında kaçm aktan alıkoyuyorlardı. kılıçlarla silahlanm ış 5 bin kişilik b ir birlik donatm ıştı. bunların avantajlarını denem işti. disiplinsiz birliklerin çarpışm alarda büyük zayiat verdi­ ğini dile getirm ektedir. b ir defasında. düşm anın savaşçılarının çoğunluğu öldürülm üş ve ayrıca 700 kişi de tu tsak edilmişken. bunu iyi kavram ıştı. Kişisel güvenliğini düşünen büyük feodallar da. Selçuklularda zengin feodallara dönüşm üş alplara ve bahadırlara. çarpışm alarda ilk saflan tutuyorlardı. sıradan. IV. 10 bin akçe "yolluk” (yol nafakası). Sultan.^^ Franklar.

F ranklara ilişkin ilk bilgiler. topraksız bırakılm ış köylüler arasından seçilmiş tim ar ordusunun propagandaya kapılm ış olabileceğinden ve asilere katılabileceğinden korkuyordu. tım arlar ve zeam etler alan feodalların ve tım ar sahiplerinin birlikleriyle bütünleş­ m iştir. A yrıca bk z: C.®^ M oğollardan sonraki dönemde. B iz a n s M ü e ss e se le r in in T esiri. Gıyaseddin K eyhüsrev'in (1243 yılında). oldum olası. 37 L e B ea u . n o t. bu kesim. op. Baba İsh ak ’ın biçim lendirdiği köylü başkaldırısı sırasın­ da belirm ektedir. daha sonraları. b ir bölümüyle. P aris. III. K üçük Asya'nın fethini. "toprağın yeniden paylaşılm ası"nın yam sıra. s. atlı birlikler. sultanın. B ununla birlikte. ordunun örgütlenm e­ si kesin olarak tam am lanm ıştır. Selçuklular tarafın d an aşılan uzun yolu dile getirm ektedir. c lt. Kösedağ çarpışm asında ilk kaçanlar F rank askerleriydi. savaş zam anında ve seferler sırasında yayalar bunlardan oluşturuluyordu. 357. “askerî yargıçlık” (kadı-i leşker) görevi de kurulm aktadır..81. 38 F. 285 . F ranklara bağladığı um ut çabuk kırılm ıştır: Sultan II. 80 . n o t.. N o u v e lle â d ltio n . op. dedelerinin b ir parça toprağı üzerin­ de yaşam ayı sürdürüyordu. K ö p r ü lü .boysal karm a ör­ gütlenmesi. isyancılar üzerine F rankları sürm esinin nedeni de budur. t. Sultandan to p rak p arçalan . Bu dönemde. onun feodal . 1. Küçük Asya’da. K üçük Asya'da. 81. 36 C. 198. Oğuz atlı birlikleri gerçek­ leştirm iştir. Devletin sınırlarım koruyan Oğuz boyları. D 'O h sso n . p. 1834. yerli serbest köylülük de devam ediyordu. 1. atlı birliklerini sağlıyordu.^ Bu durum da. Ve belki. D 'O h sso n . c it. Rum Selçuklularında. X V III. o. H isto lr e d u B as E m plre. sultanın. K ıbrıslı ve Cenevizli iki hıristiyanm kom u­ ta ettiği 2 bin kişilik kiralık birliği v a r d ı A v r u p a kay­ naklarının belirttiğine göre. ordu. III.

herhangi b ir ihanetten çekinmeksizin. Onlar. Türkm enleri hesaba katm am anın da tehlikeli olabileceğini anlıyordu ve "H üküm darların Yaşam Ö yküleri'nin XXVI. sultan­ lar. F rank­ lara dayanabiliyorlardı. siyasal önem ini a rtırı­ yordu. Sel­ çukluların bu eski savaş ve eylem arkadaşlarından bin çocuk seçilmesini. Oğuz Türkm enlerine karşı. feodalların desentralizasyona (yerinden yönetm e­ ye) yönelik eğilimleri. dağlı savaşkan boylardan korum a birli­ ğiyle çevreliyorlardı. Türkm en öğesinin güvenilmezliği konusunda. Bu birlikler sultana bağlıydı. ve feodalların iç kavga ve geçimsizliklerine kayıtsızca baka­ rak. sultana güvenilir b ir dayanak oluşturacağım salık verm ektedir. ancak ona karşı yüküm lülük duyuyorlardı. b ir tü r iki­ li duygu vardı. Oğuz seçkinlerine b ir karşı denge olarak Sel­ çuklular. Aylık ödeme olanağı. Selçuklularda. onların başına buyrukluga ve ba­ ğımsızlığa doğal yatkınlıkları. bölüm ünde. F ranklardan ücretli birlikler toplam ışlardır. Ama feodalin ekonom ik gücü. Ne var ki. onların gulam lar olarak eğitildikten sonra. bunlardan. bilge vezir. Ancak. Nizam-ül-Mülk'ün sözlerini anım sıyorlardı. Sasanilere öykünen sultanlar da. Ve çok eskiden beri. artık [askerî örgütlenm enin —ed. kendilerini. güvenle. feodal ordunun güvenilir­ liğini azaltıyordu. m aaşları ondan gidiyordu. 286 .] doğal ekonomiye bağlı olm aktan çıktığını gösterm ekte­ dir. yani devlet hâzinesinde parasal olanakların varlığı.

Oğuz Geleneklerinin K alıntıları . Daha. saraydaki köşesine. . her yerde. îra n k ü ltü rü ­ nü öğrenm işlerdi. “halvet”e çekiliyor ve kendisine yakın kişileri çevresine toplayarak içki meclisi kuruyordu. dünya ü stü b ir varlık olarak gösterm e düşüncesini benim siyorlardı. O rta Asya’da. bu. Bağdad halifelerini örnek alan Selçuk­ lular. hüküm dar konusunda. Ama. Büyük Selçuklular. Akşamları ise.Saray Tören K uralları ve Saray Sanları Üzerinde İra n Etkisi . Oğuzların alışılm ış hukuku töreyi gözetiyordu. o. işlerden ya da askerî oyunlardan sonra. ONBEŞÎNCÎ BÖLÜM Selçuklu Sarayı . avda. Küçük Asya’da da eski Oğuz geleneklerini ayakta tu tm ak istiyordu. dinlenm ek için. 287 . sadece ilk dönem lerde böyleydi.B izan s. onu. divanda. Şölende.H areni Özgür bozkırların oğlu sultan.

"şahnam e”dekileri anım satan eski 1 R u m . 87. Iranlılardan aktarılan yabancı kültür. b ir yandan. diğer yandan Bizans’ın Küçük Asya m ülk­ leridir:' Sultan I. bu dönüşüm daha kolay gerçekle­ şiyordu. B iz a n s M ü e sse se le rin in T esir i. ikili anlam kazanm ıştı. 269. burası. Rum Selçuk­ lularının saray yaşam ında. s. saray yaşam ının düzenlenme­ sinde Bizans sarayının p arıltı ve görkem i de yansımıştı. III. Rum ülkesi (“R om a”. Doğu Roma İm paratorluğu) şekline dönüşm üştü. Selçukluların Rum ülkesi Doğu Roma İm p arato rlu ­ ğu’nun form larını da kalıt olarak alm ıştır. Küçük Asya'daki tüm feodallar. Böylece. 311. S u riy e ile k a r ş ıla ştır ılıy o r ya d a k arşı k arşıya k o n u lu y o r d u (R u m u Ş a m b e g le r l). sultanı. Gıyaseddin Keyhüsrev Alaşehir’deki^ (Filadelfiya) İznik İm p arato ru Laskaris’in Rum bölgeleri üzerine sefer gerçekleştirm ektedir. Rum. Sultan. safdil. T ürklerin çok üzerinde b ir konu­ m a yükseltm iştir ve yalnızca sultan değil. 3 P . 2 Y a z ıc ıo g lu A li. III. Oğuz akrabalarından uzaklaşm ıştır. 88. Selçukluların ardılı Türkiye de. Ve. Rum Selçukluları. kaçaklarını ya da konuklarını Konya’da kendi yanlarında gördükçe. Küçük As­ ya.® ve sultanlar sık sık sürgün ya da yurtsuzluk yıllarını Bi­ zans im paratorlarının yanında geçirince ya da Bizans er­ kânını. artık Selçuklular tarafından işgal edil­ miş bölgelerdir. Selçuklularda. Bizans’a saldıran A raplarda. 288 . dünyasal ve dinsel tüm ü st tabaka. çok eskiden. Aflâki’de. akraba­ lık ve boy bağları kopm aktadır. bk z: Y a z ıc ıo ğ lu A li. "T ü rk ” sözcüğü. "R um ” adını uzun zaman sürdürm üştür. (Orta Asya’dan kendi ge­ tirdikleri) Doğu ve (Küçük Asya’da Bizans’tan benim se­ dikleri) Batı kültürüyle içiçe durum dadırlar. aşağı b ir yaratık düşüncesi uyandırıyordu. Küçük Asya’da. T ürk’ü aşağılıyordu. K ö p rü lü .

çevresinde. X V II. XIX) öğüdüne göre derlenen bu birliğin yüzü H orasan'dan yü­ zü Deylem'dendi. sonra. "müf- redler” vb. ZVO. ve sultanın “şemsiye’'sini.245. b k z: P. b ir perde indi­ rilm ektedir." s u lta n ça d ırıd ır. pek istemese de. s. 242 . H azar denizi bölgelerinden devşirilen tutsaklar. D o ğ u d a . K ö p rü lü . A. k ilis e d e n d ö n erk en . t .7 1 ) . d a h a 11. yabancı korum a birliği edinm iştir. 244. 243. Sultan. n o t. sarayda. o n u n ü z e r in d e “k ırk s a je n lik ’' b ü y ü k b ir g ü n e ş lik ta şım a k ta d ır la r . B iz a n s M ü e sse se le r in in T esiri. şe m siy e a l­ t ın d a g e ç it tö r e n i. yakışıklı genç­ lerden yüzer kişilik iki hassa briiği vardı: bunların silah taşım ası düzenini de getiren Nizam-ül-Mülk’ün (bl. 3. S aray k o r u m a sı iç in (g a lib a . 5 P. aynı tü r korum a birliklerini İstan b u l’da Bizans im para­ to rların d a da görüyordu. henüz uzaktan gören erkân ve bağımlı prensler. Nizam-ül-Mülk'de okuyor. eskiden beri. s.^ Sultan. g e n ç k ızla r. Sultan h arek et ederken ise. çevresine karşı güvensiz ve kuşkuludur. 289 . str. İn o str a n ts e v 'd e bir b ib lio g r a fi to p la m ış tır (T o r je stv a n n ıy v ıyezd P a tl- m id s k ih h a lifo v . üzerinde b ir "şem siye” (çetr)'* taşınm aktadır. 182): "M aarida-i h a lk a -i h â k ü g u lâ m â n -ı dergâh ü m ü lâ z im a n ı y a ta k " d em ek ted ir. Sultan. bkz: N a şir i . K öp rü lü . tö r e n “şem siy e si" k o n u su n d a . o ta k . ayrıca bin Oğuz gulamı bulundurm ak zorundaydı. eski îra n hü­ küm darlarında olduğu gibi. onunla uyruğu arasına. O bruk'ta erkânın karşıladığı Sultan I. y ü z y ıld a . boylu poslu.İra n adlarına b ir düşkünlük vardı. Ayrıca. 117. "oğlanlar”. bu ko­ ruyucular konusunu. sa- tm alınan köleler. T aht tutsağı halifeye öykünerek. a y m yerd e. str . sa­ rayda korku içindedir. Türklerde seçme orduyu oluş­ turuyorlardı. bunların sayısı d ört binle beş bin arasındaydı.v. O. uyruğuna gö­ rünmez. ifa d e e ttik le r i de d e ğ iş ik işle v le r o la n ) tü r lü te r im le . Alaaddin Key- 4 Ş e m siy e . 6 8 . — D o ğ u tö r e n le r i. tüm bu “gulam lar”. s. ö r n e ğ in İ b n i B ib i (IV. iyi silahlanm ış olan bu özel askerler (hassa askeri) sultanı koruyorlardı. kendisine. "yatak . B iz a n s ’ta n R u s h a lk şa rk ıla r ın a g e ç m iştir . M ısır ’ın saray tö r e n le r in e g ir m iş ti.H u sra u K n ig a p u te şe stv iy a . B iz a n s M ü e sse se le rin in T esiri. saygıyla atlarından in­ m ektedirler. K.ardı. D ttk ov'u n a n n esi.

B asra'da b u lu n d u ğ u sırad a. "Uğurlu b ir saatte”. Sarre. yani. H uriylerden (Afgan boyu) vb. Kazvinlerden. görkem li karşılam a tö­ renlerini. şevkm eyster (şarab- salar) eteklerini bellerine kıstırm ış "keykubadi” başlık­ larını giymiş (bu. "görünüm leriyle Mün­ kire. ö r n e ğ in . iki yanında. G ürcülerden. 8 M. bu genç yabancılardan kaçıyordu. b u ra d a em irdi. "R uslardan” (herhalde bunlar Varyaglar ya da K ıpçaklardı). 19. agy. ço k e sk id e n b e lir m iştir . Ölüm. "çu b d ar”lar ya da "d u rb aş”lardı. Lihutin.kubad. 75. tah tın yanıbaşm da. oluşan 500 "serheng” ve bölükbaşı yürüyordu. Makin Hanlığında.® Sarayda. bunlar. b ir D e y lem ll. 248. O rta Asya'dan getirm işlerdir. B erlin . "Savul”! (savulun) diye haykırarak sultanın önündeki halkı dağıtıyorlar­ dı. B unlar. onur ko­ nuklarının önünde yürüyenler arasında. pp. Selçuklular. eylemleriyle Nekire korku salıyorlardı”. yüzyılın ortasında. îb n i B îbî’nin renkli ve canlı anlatım ına göre. ölüm den sonra. M. K ürtlerden. atlarından inm işlerdi.^ Curcanlardan. Büyük Selçuklu Tuğrul Bey'in. belle­ rinde altın kılıçlar asılıydı. K um lardan (Küçük Asya hıristiyan Rum ları). bun­ lardan uzaktı. atının üzengisini tu tarak götür­ m üştür. sultan. bunlar. kalın sopa- 6 Fr. Bezirgan köyünde. 290 . İran'da. bey­ ler ve erkân. anlaşılan. yüzyıllarca sürm üştür. T4. silahlı yüz yirm i kişi (candar) yürüyordu. m ızraklar. y ü z ­ y ıl) . kişiyi sorgulayan melekler. Onlar. ordu kom utanına düzenlenen b ir k ar­ şılam a törenini anlatıyordu. R e ise İn K le ln a s ie n . s. 7 D ey lem U ler. Küçük Asya’ya. N a şiri H u sra u (11. Sağ ve sol tarafta. Alihan'ın uzun b astonlar taşıyan 70 hizm etkârı vardı. anlaşılan îra n işi b ir baş giysisidir) ve "dünya hakim i” sultanı. ta h t kentine doğru hareket eder­ ken. Deylemli- lerden. L lh u tin . 1896. kente girdiği zaman. halifeyi yü­ celtmesi sahnesi yinelenm iştir.‘ deve üzerinde.

hırkaların vb.1ar ve “çouganlar'' taşıyan “çavuşlar” ve “d u rb aşlar"’ di­ kiliyordu. 230). uy­ ruğu için büyük onurdu. saray da —saray bakanlığı— îra n yö­ netim ince kurulm uştur. II. T u r - k e s ta n . IV. ve yüksek görevliler bile kendilerini böyle yükseltm ektedirler. uyruğunda b ir perdeyle ayrıl­ mış sultan oturuyordu. sa ra y c e lla d ın ın b u y r u ğ u n d a b u lu n u y o rla r d ı. B erto ld . silah ve donatım deposu (cebeha- ne). "Divan” ve “saray” (devlethane. n e d e n se . "D u r- b a şla r ”. s. A rkada ise “saygıdeğer ataların m akam ında”. Bu bölüm . göreve atam a sırasında sultan tarafından dağıtılan kum aşların. h er şeye karşın hukuksal esasların yüksek düzeyde geliştiğini dile getir­ m ektedir. 237. sultan. (ca-i aba-i kiram)'° "uğurlu ta h tta ”. canbedarlar) oluşan b ir korum a birliğiydi. " d u rb aş’' s ö z c ü ğ ü n e . 213. Selçuklularda. sivil yönetim yazm anları olan “divan yazm anları” (divan m ünşileri) ve saray kalemi olan "saray yazm anları” (bar­ gâh m ünşileri) ayrıdır. bargâh) kav­ ram ları. K ö p r ü lü : B i­ z a n s M ü e sse se le r in in T esiri. str . 2 5 1 . bulunduğu gardrop (camdar- 9C1. “k a la b a lığ ın d a ğ ıt ıld ığ ı so p a la r ” a n la m ın ! veriyor. "devlete ihanet edenlerin kanını akıtm aya” daim a hazır silahlı as­ kerlerden (silahdarlar. 291 . (mutfah). III. ve yüzünü görm ek. 308. 11 Y a z ıc ıo ğ lu A li. insanlara inm iş tan­ rısal derecede tapınılası varlıktı. p o lis görevi y a p a n k iş l d e ğ il. yeryüzüne. altın çerçeveli Şam ve Taşkent yayları ve kalkanlarıyla. bk z: V. " D u rb a şla r” k o n u su n d a a y rıca bk z: F. kesin çizgiyle ayrılm aktadır. ve yalnızca bu bile. topuzlarla silahlanm ış." Sultanın m uhafızları. H u a r t (A flâ k i. daha sonra K açarlar­ da da olduğu gibi. l o lb n l B îb î. II. tıpkı bunun gibi. ç. uyruğunu "k u l” olarak görm ektedir. Buraya giren bölüm ler : "M üşrif”lerin gözetimin­ deki m utfak. "İra n h ü k ü m d arları” Ahmenilerin "ta ­ cım giym iş” (tac-ı keyani). biçimsel olarak genel sistem den ayrılm ıştır. O.

201. herkesin çalışmasını bizzat izliyordu. IS A flâ k l.^table) terim i. b ir de. yüksek görevli kişilerin yö­ nettiği saray. sanki. 310. îzzeddin Keykavus. ve sultan. dah a. l « s s a ln t d es d er v lc h e s to u rn eu rs. sultanın kişisel m ülkleri­ nin (hazine-i has) gelirlerinin yönetimiyle uğraşan bölüm vardı. 3. us­ talık gösteren yazm anların ve saym anların ("muhasible- rin ”) m aaşlarını yükseltiyordu. M ark izi b ö y le a n lıy o rd u . Ayrıca “içki bölüm ü” (şarabhane) vardı. I. 84. a y rıca s u lta n ın to p ra k la rın ın . (Moğol hanına b ir akdoğan götürm üş olan) Tum anbay’ın başkanlık sarayında. Sultan I. p. camehane). yüzyılın sonunda. t . 2 1 0 -2 1 1 . 15 V. Örneğin. ve belki de zam ana göre değişiyordu: görevler kaldırılıyor ya da ad değişikliğine uğruyordu. 1. tavla yönetim inin yabancı düzenlenmesi olduğunu gösterm ektedir—. bk z: F.’^ B unlardan başka. 183. agy. Aflâki'den bilindiğine göre. " h azin e İşleri y a z m a n ı" (m ü n şl-1 h a s) b u lu n u y o rd u . h a tta içme suyu b urada toplan­ m ıştı. bunlar birbirine karışm akta ve be- lirsizleşm ektedir. m . saray avcılığı (şikârhane). herkes. a t ahırı (astâbâl). belli ki maaşlıydı. K ö p rü lü . S m irn o v . n i . V iranşehir’­ de hastalandığı zaman. Saray yönetim inin başında saray em iri (em irbar) bu- 12 A m a b u ra d a gardrob d e v a m e tm iş tir .hane. II. 22.'® Sultan. her şeyle ilgileniyordu. M Y a zıc io g lu A li. n o te . yönetim inin yardım cı alanlarıdır. 292 . kiler (anbar). Bazan. kendisine F ırat’tan su getiriliyor­ du. B ütün bunlar. “banyo dairesi” (taşthane). H u a rt. yalnızca uyarıcı içkiler (şa­ rap) değil. Örneğin. s. n o t. B iz a n s M ü - e ss e se le r ln in T esiri. erkânın işlevle­ rini belirlem ek güçtür.'^ Saray sanları kadrosu çok yüksek ve çeşitliydi. daha 13. s. “ta ş th a n e " sö z c ü ğ ü n ü . —Fransızca (“astabal . şahinlik'^ bulunuyordu. serinleticiler.’^ arena (rek- hane). b k z: Cl. l 6 y a z ıc ıo g lu A li.

sul­ tana. İS Y a zıcıo ğ u A li. sultanın yatağı çevresinde. Ayrıca. o.lunuyor. III. 2 0 Y a z ıc ıo g lu A li.. "hacib’ler. "tıbbi ta n ı” 17 B u n u n la b ir lik te krş. ziyafetlerdeki gizli konuşm a­ ları duyuyor (ayrıca özellikle kulak veriyor) ve sonra. "Şölen” sırasında hizm et eden "yiyecek tadıcıları” (çaş- nigir). sofracılar (hansalar). y a n i g u la m k ö le le r d e n d e r le n e n ö z el ask er­ le r in k o m u ta n ıd ır . s. Tümü. b u sonuncular. yıldızlara b ak arak talih bildiren "m üneccim ’le r bulunuyordu. M ü k r e m ln H a lil (op.'’ Daha 20. kendisini sanat ve bilim koruyucusu olarak gösterm ek istediği zam an edebî söy­ leşide bulunm ak gerekiyordu. siyasal karışıklıkların yaklaştığını önceden söylüyor. B ern y e. H astalığı sırasında.’® “K âbenin sahibi önünde yem in ederim ki. III. anında yardım a koşulm alı ya da ilaç verilmeliydi. b u hekim ler bir. stalm ayster (miralıor). bunları yetiştiriyor ve satıyorlardı. 154 -1 5 6 (B ü y ü k M o ğ o lla rın m ü n e c c im le r i « z e r in e gö z le m le r ilg in ç t ir ) . 19 p . c it. 78): "H aclb” . 310. uygun anı fısıldam aya çalışıyordu. ziyafetlerde. s. 136. agy. h a tta soytarıydı.” hadisinin uyarısına karşın. daim a ve her yerde. Bunlar. " m e m lû k ’’ o la r a k a d la n d ır ıla n . saray kadrosunun zorunlu b ir öğesi dok­ to rd u ve ayrıca şair. sürekli korku içinde bulunan hüküm darın üzerinde baskı yapabiliyorlardı. m ünec­ cim ler yalan söylem işlerdir. Sultanı eğlendir­ m ek ve gönlünü hoş tutm ak. karşılığında kendilerine ödemede bulunan patronlarına. sultanın güvendiği kişilerdi ve ge­ nellikle Rum lardı. konukları yerlerine oturtuyordu. 293 .'^ ensonu. saray m üneccim lerinin rolü büyük­ tü. niyet ettiği b ir işin "uğurlu saatini” önceden bildi­ riyor ve uyarıyorlardı. h asta olduğu zamansa. İran'da. ve bu şekilde. Doğu’da. bunlar. saray müneccimi. sakiler (şarabsalar) gibi gö­ revliler vardı. yüzyılda. "Ba­ tı'nm ve Doğu’nun en ünlü dokto rların d an ”^'’ b ir konsül­ tasyon ekibi toplanm akta. M ohammed Alişah'a ta h ta çıkm ak için.

b ir ada mı yoksa lakaba mı dönüştüğü belli olm ayan bu sanı. Bizans’ta sık sık "kayser” sözcüğünü işiten Selçuklular.^' Hekim ler. K ılıçarslan’m oğulların­ dan birinin adı Muizeddin K aysarşah’tı.koym aktadırlar. aile lakaplarından anlaşıl­ m aktadır: Tebrizî. sah­ ne gösterileri sırasında sultanın karşısında o tu ran b ir Yahudi hekim vardı. 24B kz: İb n l BSbî. Belki de. 264. onlara seve se­ ve yüksek sanlar bağışlıyorlardı. Türkler. t ü m m üslüım an'. 305. 2 3 tb n l B lb î. yüzyılda. Bizans im paratorları. 14. 2 2 lb n i B a tû ta .crı (h em 294 . Y a z ıc ıo lu A li ve Afl&kl d iz in ler i. Örneğin. örneğin E m ir K aratay. "kadıların ve F akihlerin’' önünde ayağa kalktıkları. tü*n g ö ç eb e h a lk la r iç in k u lla n ılıy o r d u . — Erm -enllerce. Simmanî. ustalık­ larıyla büyük ün kazanm ışlardı. Iranlılar vardı. Birgi’de. 25 Y a z ıc ıo ğ lu A li. Sultan I. "salar" —başkan— vb.^'’ feo- dallara dağıtıyorlardı. Ge­ nellikle. îb n i B atûta. b u te r im . II. Bu. ve burada. daha önce vurgulanan Bizans ("tsezar” sanının aktarılm ası) ve Iran ("şah” sanı) ikili etkisine rastlanm aktadır. İran öğelerini koruyordu. bu. augustus şeklindeki eski sanını koruyan b ir dönm e Rum da olabilir. Tusî. III. genellikle K um lardan ve Yahudilerden oluşuyordu.^® 21 Y a z ıc ıo ğ lu A li.^^ Kuşkusuz. bunu gördüğü zaman şaşırm ış ve duyduğu öfkeyi açıkça yazm ıştır. 120. "T ürk” sözcüğünün karşıtı olarak. yüksek m akam larda bulunan saray görevlileri arasında.) Farsça terim lerin bolluğunun da gösterdiği gibi. Isfahanı. TJrfalı M a tfe y . BizanslIlar­ dan b ir dizi san alm ışlardır. H orasanî. 311. am eliyat sırasm da sulta­ nın başucunda leğen tutm aktadır. III. îran lı için "Tacik” terim i kullanılmaktadır. en güçlü em irler hizmetçi görevi yap­ m akta. IV.^ Sarayın örgütlenm esi (“çaşnigir”. bunlar. İstan b u l’da konuk oldukları zam anlar. Terme- zî. am a Selçuklular. d*ıha ö n c e . vb. Vakayinam e’de —artık Moğol dönem inde— Fahreddin Sevastos’a rastla­ nıyor.

p. h e m T ü r k m e n le r l) b ö y le a d la n d ır m a k ta d ır ... K ö p rü lü . op. ayrıca "o ğ lan 'la r. sultanın sa­ rayına giderken bile. 27 F. IV. c lt„ I. A rap. 113. iki m asa hazırlanarak. 268) b e lli k l bir is tis n a o la ra k . B unlar. îb n i Bîbî. 246. yerle­ ş ik m ü sItim a n h a lk ı k a sd ed iy o rla rd ı. Tüm bu saray korum ası (ve hizmetçileri) için "hâvâ- şi” terim i kullanılıyordu. törede önceden belirlenen düzene göre oturuyorlardı. sultanın iç odalarında görev alıyor olm alı­ d ırlar ve özel b ir em ire (mir-i perderan). beylerini izliyorlardı. d ö şe m e y e s e r ili b ir h a lı ü z e r in d e o tu r d u ğ u n u b e lir tiy o r . o rtad a . 2 9 lb n l B a tû ta (II. d ah a s o n ­ raları. T ü rk ler ise. 638. s a h n e ü z e r in d e d eğ il. 2 6 lb n l B îb î. Vakayinam e’sinde.. ik i yanda. şölende böyle o tu r u y o r la r d ıg e n e llik le şölen- İra n lIla rı. Sarayın alt hizm etlilerinin sayısı çok daha fazlaydı. Sultan örneğinden esinlenen feodallarda da silahlı korum a birliği (sermüzedar) vardı. örneğin Kubi- lay Han. ta c ik te r im iy le . 30D 'O h sson . Ira n lI y a d a T ü rk fa r k ı gössetm eksizin. seçkin konukların oturduğu sahne şeklinde bir yükselti (sadr) yer alıyordu. Oğuz boylarının beyle­ ri. “H aseki”ler. 113. şölen boyunca konuk­ lara su ve şarap servisi yapan güzel kadınlar.^ Şölen zam anında. am a tüm bunların. E ğrid ir s u lta n ın ın . Nöbetçiler. bk z: E. belki. (nevbetî). kapıcılar (kapuçı) vb. D u la u er.^^ "saray kom u­ tanına" bağlanm ışlardır. tüm ü ya da b ir bölüm ü. perde dibi hizm etlileri “p erd ed ar” 1ar. m akam sırasının sıkıca gözetildiği tam b ir toplantı gerçekleşiyordu. '‘feraş”lar. sahtiyan çizmeler giyiyordu.sultanın ve. diğer konuklar için de b ir düzenleme vardı. "sultan otağı yasası” (berkanun-i otak) şeklinde özel b ir düzenlemeyle yürütülüyordu. herhalde. "ay yüzlü” köle gençler. s. 2. Bunlar. IV. 78.. sultanın verdiği görevleri yapan "gulam lar” terim ini kullanm ak­ tadır.^ Saray korum ası. 295 . belki.^ Moğollar da. B iz a n s M ü e sse se le r ln ln T esir i. yere. n o t. R 4 c lt. s s l b n l B îb î. örneğin kapıcılarda ol­ duğu gibi (kapucıbaşı has) yöneticileri vardı.

d ar­ buka ("tabal”). 3 2 Y a z ıc ıo g lu A li. bahadırların yararlıkları üzerine sofra türküleri ya- kıvorlar. Oğuz ulu­ sal yem ekleri ve içkileri de bulunuyordu. am a ayrıca.^ burada. çok daha parlaktı. 217). eğer daha sonra. sa­ vaşları. 36 Y a z ıo ıo ğ lu A li. horozlar. kentlerin fethedil­ mesi. 3 5 Y a z ıcıo g lu A li. zengin sof­ ra takım ı kullanılıyordu. "çengi”. Bizans’ın saray görkem i­ ni de benim sem işlerdi. koyun eti. III. Şölende verilen yiyecekler. Değerli giysiler given şarkıcılar. I II . Selçuklular. 3 3 Y a z ıcıo g lu A li. av etleri. bölge beylerinin ya da Ahilerin görkemi.de. altın ve gümüşlerle p ar­ lıyordu. Bu. îb n i B atû ta’yı hayran bırakm ış­ sa.. sedire çıkmış ve onu izlemiş­ tir. 296 . Selçukluların sarayındaki ortam . M asalarda. oğlunu evine akşam yeme­ ğine çağıran Sultan Veled. II. böyle oturuyor olm alılar. kûs). III. boru (nefir. "ozan”Iar®^ ve "ko- puzcu”lar. (III. tam bu r ve koüuz çalarak. 204. güvercinler. ev sahipleri. müzik çalıyordu. kuşkusuz. başkaldırıları vb. vb. başlarında altın işlemeli "eskeler''ler (Asakif) (yemeni anlam ında ç. zurna (surna). 206. kısaca. "reb ab ”. 398. gümüş şam danlar ya­ nıyordu. Iran k ü ltürünün etkisi kuş­ kusuzdur. çok çeşitli ve zevkliydi. şarkılaştıran Kazak bahşileri- 31 A tlâk l. burgu). K andahar ve Helluh güzellerini gölgede bırakan şarap dağıtıcı sakilerin (sak) giysileri.366. do­ yuncaya şarap.^ Güzellikleri.) ya da beyaz veya kırm ızı "b ü rlü k ”- ler^ vardı. altın ve gümüş.^ eski Oğuz kahram anlarını anıyorlardı. yüzyılda. şerbet içiliyordu. porselen. 34 M ü zik a le tle r in in adları. herhalde Konya’ya yön veren mevleviler de. II. 359 . tb n i B îb î'd e v e rilm iştir . tim bal (nekâre. B ir topluluk. keklikler. 14. 206.^' Salon ışıklar içinde oluyordu.

b k z. M ürad’ın sarayından başlayarak geriye doğru can­ landırm ıştır. dinsel destan . E r­ meni türkücülerin büyük önem taşıdığını varsaym aya olanak veren b ir kanıt gibidir. T u r y e tsk iy ep os 1 K a v - k az. sanki. 297 . Selçuklular dönem inde. M urad “tü ­ retm iş” ve m oda haline getirmiştir. de la Brokyer de.1330. Selçuklular zam anında. II.nin de sürdürdüğü repertuardı. 308.®^ E dirne'deki Milan elçiliğine katılan B. bu îra n k ü ltü rü hay­ ranlarında. L ithutin’in gözlemlediği gibi. 39 A. kufi.şarkılar söyleyip duran ‘'nıeddah”lar "kavval”lar vb. belleklerde tu t­ maktadır.) d e r g isin d e b a s ılm ıştır . 1328 . V. aslında eşik. O sm an lI ta r ih i. t. İ s ta n b u l. Bayazıd’da. 584.n. eski kahram anlık törenlerini yansıtan “Dede K orkut K itabı” bu gelenekleri. saray şöleni tablosunu.®’ “Dede K orkut K itabı”na girm iş olan kahram anlık söylenceleri. idi. . anlaşılan. Sonraki kuşaklar tarafından unutulan T ürk şiir ge­ lenekleri. M.18. 40 V a ry a n tla r. 1930. öykücüler vardı.'"’ bu da. Erm eni B eyşehri’nin eliyle yeniden kayde­ dildiğine göre. Sultan II.^ Yazıcıoğlu Ali. Belki. s tr . başa giyilen b ir yemeni. türkücülerin rep ertu arı genişti. anlaşılan. toplum un ü st züm resine anlaşılır ve yakın geliyordu. Y aa ik 1 llte r a tu r a . str. yüzyılda. " Ü lk ü ’' (1938. Ayrıca. Bunlar. gene de. B a rto ld . saray hizm etçilerinin "baş giysisi” eskûflar da "eskefe. Sonra­ dan. bunlar. Günün konularına ilişkin sesler getirebilen halk ya­ ratıcılığı. Osmanlı sultanlarında olduğundan daha güçlüydü. eşik bezemesi. 1 . n o t: 1 v e d ev . V. kahvehane­ lerde “Şehnam e” kahram anı R üstem ’in yararlıklarım tür- 37 Y a p ıtın g e n e l k a r a k te r istiğ i. d e -la -B r o k y e r . 19.” V akayinam eye Türk dönem inde girm iştir. R a slm . ç. Bunu. Sul­ tan II. Türk kahram anlarının savaşçı yararlılıklarını dile getiren türkücü müzisyenleri gözlemlemiştir. 38 B.

298 . kolayca esinlenerek Rus silahının başarılarını ya da T ürklerin utanılası kaçışını da. Sultan II. prim . Örneğin. A nkara. Anna K om nin’in sözlerinden bu varsayım ı çı­ karm ak güçtür.127. 1930. Sultan II. L lh u t in . belli ki bunlar. "Allahın ken­ dilerine gönderdiği b ü tü n yöneticilere hizmete ve dalka­ vukluğa hazır oluş”. str. G o th a . 1932. iz­ leyicilerin karşısında. m asal anlatılarına tü rlü oyunlar eşlik edi­ yordu. 1909. agy. "Anılar”mda. 37. (S ö z c ü ğ ü n ça ğ d aş a n la m ı o z a n 'd ır). R ıfa t.. coşkulu b ir ilgi gösteren saray. D le T ü r k lsch e V o lk s littsr a tu r . h üner sahiplerini genellikle çevresinde bulunduran sultanların sevdiği eğlence u staları Selçuklu hokkabazları. I. Ama. K uşku yok ki. 126 . a. s. B a rto ld . şarkıcıların yabancı kökenliliğine ilişkin varsayım ı güçlendirm ektedir. 43 N.231. s. pb. 1901. Kılıçars- lan. yüz­ yıldan) Rum Selçukluları gölge tiyatrosunun belirtilerini görm ek istiyordu. U ç y o n iy e z a p is k i t n s t i t u t a n a ro d o v V o sto k a . türkülerinde dile g etiriyorlardı/' Ve bu. daha önceye ilişkin (12. gösteri yapm ışlardı. Yunan araş­ tırm acı Skarlatos. B izans'ta ünlenm işlerdi. talihsizliğe uğram ış düşm anların sahnede nasıl simgelendiğini de severek izliyordu."” Yengi kazanm ış kahram anların övülmesine. 9. G e sc h lc h te d es o so n a n isch en R e lch es. 42 VI. 229 . ozanlık kurum unun Erm enilerden alındığım düşünmeye devam ediyorum. M. 297. 103. Anna Komnin. Jakop'un'*'* da işaret ettiği gibi. T u r ty e tsk Iy ep o s 1 K avkaz. Ben gene de. karm aşık akrobasi num araları gösteriyor­ lardı. hokkabazlar. P r o ish o jd e n iy e o sm a n sk o v o slo v a " uzan" . 44 Jaoob.''^ Şarkılara. İm p ara to r M anuel’in yanında bulunduğu sırada.küleştiriyorlardı. inme hastalığına yakalanm ış olan babası im p arato r Aleksis’in "b a rb a rla r” önünde alaya alındığı kom edilerin. Gordl'evskiy. A yrıca b k z: V. J orga. bu. p. B erlin . burada. Profesör G. A n a ­ d ild e n derlem eler. Z ü b eyir I. H. Bd. Sel- çuklularca. am a b ir an. K ılıçarslan’m başkenti Konya'da nasıl oynandığını anlatm aktadır. olayların taze izleri 41 M. str.

halkın kaba siyasal türetm eleridir. Selçuklular sarayı da şiire değer ve­ riyordu. s. yüz­ yılın sonunda. K ö p r ü lü . 299 . kuşkusuz Farsçaydı. T ü rk e d e b iy a tı ta r ih i.. Nizami. S ch efer. 1889. Sultan II. İra n ’dan Küçük Asya'ya. 247. çevredekilerden b ir şey saklam ak gerekti­ ğinde. p. En azından. bunun öyküsünü ayrmtıy- 45 Ch. K üçük Asya’da. Erzincan egemen beyi Fahreddin B ehram şah’a adam ıştır. Azerbeycan’daki Hancı bölgesinden Nizam i’nin şiiri de iyi biliniyordu. am a. Selçuklularda.knameh: R e c u e ll d e textes et traduetions publi^s par le s professeurs d e l ’E cole d es la n g u e s OTientales vivantes. şairler. Farsça şiirler ya­ zıyorlardı. Şölenlerde. onlara y apıtlar adıyorlardı^''* vb. "Mahzen-i Es­ ra r” başlıklı uzun şiirini —“Beşleme”nin ilk bölüm ünü— Selçukluların dünürü. yabancı dilde konuşm aya da rast- lanm aktadır. şehza­ deler. Ama belli ki. şairler.üzerinde doğan. 8 . toplum un ü st tabakasının kullanm ası için­ di. İra n ’dan gelen m üslüm an k ü ltü rü öğeleri. Anlaşılan. Genellikle. Ibni Bîbî. 46 F. Selçuklulara Bizans’tan geçmiş yüksek görevliler bile. Fars dilini iyi biliyor. feodal sınıf. oldukça belirginleşiyordu. Aflâki’nin anıları. sık sık. Farsça yazıyorlardı. P a ris. 1928. Adının sonsuzlaştınim asından hoşnutluk duyan Mengücük. Aksarayi Vakayina­ meleri. örneğin. I. bilginler yönelm işlerdir. Q u e lq u e s chapitreg d e l'abrtgâ du S e ld jo u . ve bu dilde yazılan tüm yapıtlar. K ıhçarslan’m oğullarına Farsça övgüler yazıyorlardı. sanki Farsçaya başvuruluyor gibidir/^ Yazın dili. büyük ta­ rihsel önem taşım aktadır: İbni Bîbî. t. oku­ m uş kişilerdi ve îra n yazınına değer veriyorlardı. İ sta n b u l. Türk- m enlere yakınlığım gösterişli biçim de vurgulam ak iste­ yen. zam anın koruduğu az sayıda litaratü r. Sultan. şairi cöm ertçe ödüllendir­ m işti. îra n şairleri ve bilginleri. onlar onuruna kasi­ deler yazıyor. Rum asıllı Hass Oğuz “M unazarai çenguşarap” (“çal­ gı ile şarap arasında ta rtışm a”) adlı b ir çalışm a hazırla­ m ıştır. 12. şehzadeler.

la dile getiriyor/^ Töreye düşkün olan Sultan I. Fuad K ö p rü lü n ü n dile getirdiğine göre. Türkm en kökenli (daha sonra anayurdu H orasan’a dönmesi için izin dileyen) Hoca Dehhani.5 ) d e r g isin d e k i m a k a lesi. 57. Selçuklu sarayında büyük ilgi ve sevgi görüyordu. “ Şehnam e”. 22.'® son Sel­ çuklulardan biri. 1. O rta Asya yazını üzerine kurulu b ir yazı ortam ım da taşım ışlardır. Selçukluların savaşçı yiğitliği. şair Hoca Dehha- n i’ye verilm iştir. îra n kültürüyle yetişmiş Celâleddin R um i’nin oğlu 4 7 İb n l B îb î. yüzyılda. Yerli şairler. O rta Asya’dan gelen Türk kültürü etkisi güçlenm iştir. A y rıca b k z: F. şiir halinde. K ö p r ü lü 'n ü n . ilgi ve sevgi gösterdiler. IV .. 39. A n k ara'd a ç ık a n " H a y a f' (1926. Alaaddin Keykubad. s. K ö p r ü lü . III. Bu destanın yazılması görevi. Farsça şiirler ("rubailer”) yazıyordu. M oğollardan k u rtu la­ rak buraya yönelen bilginler. 49 B u k o n u d a bk z: F. 318. E. 48 P. 288. str . s. İran kahram anlarının yararlıklarının betim lem elerinden güç altyordu. Belli ki. "Selçuklu yurtseverliğini” yükseltm ek isteyen III. Küçük Asya yazı­ nının dilini ve konularını biçim lendirm eye başlam akta­ dır. uzun süre ilgi ve sevgi gören Türkçe “gazeller” de yazıyordu. Küçük Asya’da. O rta Asya yazını. taş­ lar üzerine "Şehnam e”den dizeler kazılm asını buyurm uş­ tur. "Şehnam e”- ye benzer b ir Selçuklu saltanat kitabı yazılmasını ısmar- lam ıştır.'” 13. OT. B'e-rtels’d© (E ncyclopĞ die d© l'Isla m . Alaaddin Keykubad bile. Köprülü. 4 . 300 . 1002) n e d en se. — Y . Türk edebiyatı tarihi. str . 1935. içinde ulusal gelişme tohum larının oğul cuklarm ı taşıyan b u "T ürk” düşünce akımına. ister iste­ mez. A zerb a y ca n A ta b ey i tld e g lz g ö ­ r ü n m ek te d ir . artık. T ü r k E d eb iy a tı T a rih i. A y rıca bk z: "H akan! — N i- z a m i — R u s ta v e li’’ d e r le m e si. Y a z ıc ıo ğ lu A li. M. — L. Konya çevre­ sindeki surlai'i restore ettirdiği zam an ise (1222 yılı). n o : 1. M . o zam an.

Mevlevi tarikatının kurucusu şair Celâleddin R um i’nin yaşadığı b ir zam anda. III. Siyasal konular da. yüzyıl boyunca. T ü rk iy e ta şr a sın d a s a ğ la m c a k o r u n m u ştu r . I I ) b ilg i v e r ilm iştir . H am m er zam anından beri.“ Sultan. ama. b u o y u n u o y n a d ığ ın ı b e lir tm işti. din çevresi tem silcileri —hocalar (hoca Dehhani. T ü rk D ili ve E d e b iy a tı h a k k ın d a a ra ştırm a la r. E tn o g - r a flç e sk o y e o b o zren iy e. Küçük Asya'da. tsla m ic a . K ö p r ü lü . 51 . B a y b u r t’ta n g e le n ta k ım ın k a p ta n ı B asri.Sultan Veled de. dervişler (Seyyad Hamza)— aslında sufi çizgileriyle örülü b ir T ürk şiirini de aşılam ışlardır. saraya girm e olanağı bulabiliyordu. incelik kazanm ış İran simgelerini isteyen sarayın akşam larına karşın.“ Sultan Veled'in Türkçe şiirlerinin göreli olarak ayrıntılı b ir seçimini. güzel kadın halayıklarına 50 P. İ sta n b u l. în o s tr a n ts e v . özellik­ le şölenler sırasında. İ s ta n b u l’d ak i y a r ış ­ m alara. yüzyıl T ürk şairleri de düşünceleri üzerinde eğitilmiş olduğu mevlevi dervişleri Celâleddin Rumi ve oğlu Sultan Veled gibi. G o rd lev sk iy . kendilerini ulusal akım a kaptırm ışlardı. 1925 yılında. h a tta anlaşm alar da b u rad a gerçekleştiriliyordu. 53 K. 162 .“ tüm ünün b ir düzene sokulmuş olduğu. Bu “Selçuk” şiirleri. Ama şölenlerde yalnızca neşelenmekle. o n ik i y a ş ın d a n b eri. sevinçli anlarında.53. “çevgân” ve “to p ” oyunları gibi. doğu- bilim ciler tarafından incelenegelm iştir. ok atm a. O yu n y a ln ız c a k e n t h a lk ı a ra sın d a d eğil. Türkçe şiirler yazm ışlardır. n o : 3 . 301 .®' H aftada iki kez oyun kuruluyor. T ürk m istik şiiri de. 72. 52 B u o y u n k o n u su n d a . ve Moğol saldırısı dönem i için. eğlenmekle kalınm ıyordu. str. D er D Jerld u n d d as D jerld . 51 Y a z ıc ıo ğ lu A li. 381. Veled Çelebi yapm ıştır. bunun böyle olm ası doğaldı. ya da hoca Fakih). 14. Böylece. Ahmed Fakih. ss. b u rad a görüşülüyor. O sm a n sk a y a svadba.S p iel. k öylerd e de o lm a k üzere.4 . O p p en h e im 'd e (M ax v o n O p p en b eim . S a sa n id sk iy e e ty u d ı. Sasanilerden Türklere geçen oyunlar oynanıyor- du.173. 1934. 1914. B u o y u n u ç o cu k la r da o y n u y o rd u : “A tç ılık D ern eği" ta r a fın d a n d ü z e n le n e n . y o l. str. bk z: V I.

m utluluk verici gelişi nedeniyle. zırh takım ı. Aflâki’nin “M enkıbeleri’ nden anlaşıldığına gö­ re. 200 tulum şarap ve 20 bin akçe belgesi veril­ m iştir. atlastan ve ipekten b ir otağ hazırlanm ıştır. . 55 A flâk i. Erzincan beyi Davudşah.ve erkek uşaklarına arm ağanlar veriyor. ik in c i b ö lü m d e "abad" s ö z c ü ğ ü g izild ir. orada. Ne var ki. bu durum . Konya’da da durum böyleydi. kuşkusuz. P ılo p e d ıo v (d o stla r o v a sı) s ö z c ü ğ ü n d e n tü r e tm e k te d ir . 113. a m a b e lk i bu rad a.302 . eski gelenek­ ler egemendi. M üslüman sultanın b ir harem i vardı ve buraya yabancı erkeklerin girm esi yasaklanm ıştı.. giderek oluşm uştur. ona 10 bin altın sikke. sultan. Örneğin. Sonra. sultana dilek bildirm ek için. henüz. Dördüncü gün. Değeri ve rengi farklı h ır­ k alar arm ağan ediliyordu. II. a t vb. Selçuklular. b u a d la n d ırm a y ı. yiyecekler getirilm iş ve müs- lüm an konukseverliğinin gerekli süresi olan üç gün bo­ yunca böyle sürm üştür. Bağımlı b ir bey. onlar şölenlerde bulunu­ yorlardı. Sultan. K ılıçarslan zam anında. K ayseri’ye gel­ mişti. bağımlı beye verilmesi gereken h er şeyi bağışlam ıştır. 2 bin yük buğday. Sultanın K ayseri'deki sarayı b ir bahçeyle çevriliy­ di.^^ K adınlar. saraya geldiği zam an. Konya ovasına gidiyordu. H uart. 2 bin koyun.^ Ama. ayrı yaşıyorlardı. altm kablar için­ de h ırk alar vb. sultanın kızı îsm eteddin Gevher 5 4 tb n i B îb î. IV. saray m utfağından. ancak Moğol- 1ar zam anında. bağışlıyordu. yani. n e o lu r sa o lsu n . b u yer ad ı. I. bazan kent dışına. değerli taşlarla süslü başlık ve kuşak. sa ra y ın R u m sev er e ğ ilim le r in i d ile g e tir m e k te d ir. Sultan II. eski âdetler. 500 yük arpa. Be­ yin geçimi için de. 30. küçük b ir gölün bulunduğu b ir yerdeki "Filobad” ["K ubâdâbad”] köşkünde dinleniyordu. Ona. cöm ertlik parıltıları saçmayı seviyorlardı. bahçe bakım sızlaşm ış ve giderek b ir me­ zarlığa dönüşm üştür. 196.

70. Ayrıca. K ılıçarslan’ın M alatya'da ölüm ünden sonra. bunlar. em irlerin eşleri arasında zengin çeyiz topla­ m ıştı. onun. babasından pay olarak Kayseri toprağını alm ıştı. saraya. gurur duyuyorlardı. III. u sta hatunu yollam ışlar. J . 5 7 y a z ıc ıo g lu A li. III. 106. S u r iy e li M lh all'in y a y ım c ıs ı E. k u tsa l k it a b ın a n la y ış ın ın e tk is iy le n ik â h s ız k a rı. Selçuklu. oluşan) tam b ir takım . R â c it. Osmanlı dönem inde. Aflâki'nin yazdığına göre. o ise. T ürk kadını olan b ir Kumaç H atun anılm aktadır. kaplar vb.^ Eş seçerken. sarayda.. 303 . yüzükler. B ir defasında. kızını sultana ver- mekte. sultanın ikinci (küçük) eşinin sanı olduğu anlaşılı­ yor. C h a b o t (III. (sa­ rayın ekonom isini yöneten) "hasnedar usta". b u a n la m d a k u lla n ılıy o r .H atun. 2) b u v a r sa y ım ı r ed d etm ek ted ir. onların kızlarım harem ine al­ dığı zam an. Sultanın kızları.244. n o t. Bun­ lar. örtüler. konum larını güçlendiriyorlardı. 5 8 Y a z ıeıo ğ lu AH.. h atta. b u n u n y a n ısır a . pp. D u la u rter. burada. 243 . mevleviler. harcam alar karşısında duraksa- m am aktadır. “o d a lık ” a n la m ın ı k a z a n m ıştır . K ir F arid siyasal düşüncelerle. 59 B u g ü n “k u m a " sö zc ü ğ ü . küpeler. bilezikler ve ev için (şam danlar. b ir ad olm aktan çok. K u m a ç H a tu n k o ­ n u su n d a .^’ S ultanların eşlerinin kendi sarayı. Konya'ya kızını gönderm ektedir vb. örneğin. Gürci H atun'a. harem de eğitiliyordu. (Hıristiyan kadın­ lardan oluşan) kendi halayık ve köle kadrosu vardı. yoksul b ir kızı evlendirir­ ken. Tokatlı.. K um aşlar. sultan. öyle görünüyor ki.^ Gürcü kraliçesi. K ıhçarslan’ın "arı soyundan’’ ge­ lin için. d iz in su b v oce. “k u m a ” s ö zc ü ğ ü . 157. Sultanla dünürlük iliş­ kisine girince. K araim lerde. sarayda bü­ yük etki sahibiydi. 100 bin florin başlık (kalın) ö d em iştir^ Yassalar ve hıristiyanlar. 200. Ör­ neğin. kentin yöneticisi olarak kalm ıştır. sul­ tan eşinin b ir kadın haznedar tarafından yönetilen özel hâzinesi de bulunuyordu. adı ga­ liba îzabella olan dul eşi (1124). "soylu ve öğrenim görmüş 56E. Bunun. b k z: A flâ k i.

*® Daha O rta Asya'da. Selçukluların harem lerine. giriyordu. Celâleddin R um i’den (da^ ha sonra dünya pazarını iyi bilen H indistanlı b ir tüccarın belirlediğine göre). yani Seylan’da yetişen gizemli çiçekler almış ve bu çiçeklerin taçyaprak- larıyla gözlerine dokunarak h astaları iyileştirmişti. K afkas­ yalI kadınlar vb. b ir arada yaşıyordu. genel olarak mevleviler. 304 . çoktan Küçük Asya'­ da yerleşmiş T ürk boylarının sonraki kuşakları. — V. Moğol döneminde. etkileyebilm işlerdir. 60 A flâ k i. kadınlar aracılığıyla. îz- zeddin K eykavus'un eşi Gürci H atun. saraya ustalıkla sızabilm işler ve tüm sultan sarayını. Örneğin. II. Celâleddin R um i’nin alım m a kendini kaptırm ıştır. d e R u b ru k . eski Oğuz gelenekleri. 177). 75. etkisini gösterm iştir. Küçük Asya’da. Serendib’te b ir yerde. b u n u . tutsaklar.b ir kadın” olan. Sultan II. o. anlaşılan. mevlevilerce salık verilen usta hatunun gözetimine em anet ediliyordu. str. İran 'd an yapılan aktarm alarla uyum içinde. Bu da. Anadolu Türkünün dış görünüm ünde. o n a v e d e r m a n sız d ü ş e n o ğ lu n a İlişk in o la ra k a n la tıy o r (P u te ş e s tv ly e v ı v o s to ç n ly e str a n ı. oda­ lıklar ve yerli hıristiyanlardan eşler.

henüz tam anlam ıyla kaydedilmemiş izler bırak tı­ lar. Küçük Asya’da eski. am a dış görünüşün arkasında. Küçük Asya’da. Iran dinsel düşünceleri yayılmıştı. 305 . Küçük Asya’ya. İslâm î. çok önceden. uzun süre devam ediyordu. Selçuklular.Küçük Asya’da Dervişlik . daha K üçük Asya üzerinde Iran hüküm ­ darlarının egemenliği sırasında. islâm m kalesi olarak.Müslümanlık Öncesinin ve Hıristiyanlığın Yansımaları . Iran kül­ türü. H açlıların saldırılarım engelleyen.Resmî Din Olarak İslâm . içten de ayrı inancın etkisine uğram ışlardır. Çok eskiden.Mevleviler ve Celâleddin Rumi’nin Rum Çevresi Selçuklular. ONALTINCI BÖLÜM Selçuklular Döneminde Dinsel İnanışlar . Ve Selçuklulara. dıştan olduğu gibi. m üslüm anlık öncesi yatkınlıklar. daha Maverâünne- hir'de benim sem işlerdi. onlar. burada. inanç savaşçıları gözüyle bakm ak doğru olm ayacaktır. belki.

p . sultanın inanç yenilemesini istemişti. yüzyılda. yüzyılın ikinci yarısında. am a dinsel yo­ bazlık.Küçük Asj^a’da. kendilerinin siyasal ve ekonom ik çıkarlarını savunuyorlardı. uyrukları için gerçek müs- lüm anlardı ya da öyle görünüyorlardı. 215. yalnızca hiristiyan kadınlar değildi. 12 V o rlsu n g en . suçlam alar. yazıtlarda. Selçuklular. onlar için istenir b ir konuktu .^ Bunlar. Örneğin. olası­ dır ki. biçimci çevrelerden geliyordu. kâfirleri yok ediciler olarak sanlandırıyorlardı. “İslâm sultanları” olarak yüceltiyorlardı. Alaiye'de. 3 t b n l B a tû ta . genellikle. hıristiyanlarla savaşım yürütm üşlerdir. ve bu konudaki söylentiler ülke dışına yayılıyordu. d ar ka­ falı. kendilerini gu­ rurla. p . ka­ dınlar. dinin çık ar larm ı değil. Daha 14. onlara yabancıydı. Selçukluların tam m üslüm an olduklarından kuşkulanılıyordu. Ibni B atûta. tslâm ın ortasında filizlendiği halkın temsilcisi b ir Arap olarak. 256. gerçek yüzleri ortaya çıkıyordu. Sultan II. Yönetici ü st tabaka­ nın ikiyüzlülüğünden kuşkusuz. kendileri için hoş görmeyen yarı göçebe Türkm en kadınları da böyle davranıyorlardı. K o n la . Selçuklular. la v llle d es d er v ic h e s to u rn eu rs. H alep’ten N ureddin Zengi. 12. haşhaşın 1 w. 2 Cl. o. onların savaşım çizgileri islâm- la yapay olarak bağlantılıydı. Hemen belirtm ek gerekir ki. 306 .’ Selçuklular. B a rth o ld . yabancılar arasında.^ Demek. îbni B atû ta’nın anlattıklarından görüldüğü gibi. II.ama. am a kapalı iç çev­ rede. 1897. P aris. —^yabancı tüccarların ziyaret ettiği— kentin ya­ şam koşullarında İslâm dininin istem lerini. onlar. 109. K ılıçarslan’a elçi gönderdiği zam an. dışarda. yani Selçuklulardan sonra. islâm i inancın d ö rt ekolünü özdeş değerlendiren dinsel hoşgörüyü kavram aktan uzak ve buna yabancı. bağımsız olan halkın “alt tabakaları” da islâm dan uzaktı. yüzleri açık olarak dolaşıyorlardı. öte yandan Alaiye’deki halk. H u a rt. gerçekten de.

8 ib n i B a tû ta . (c a m id e k i h erk es ü z ü n tü d e n b a ş ın ı a ç m ış tı). II. II. hatibin. k o r k u d a n . 313. belli ki. E m ir İb rahim 'in annesinin cena­ zesindeki tuhaflıkları şaşkınlıkla anlatıyor. 5 İb n i B a tû ta .354. 354. esk i B u h a ra 'd a c en a ze . fa- kihin ise başlarına sarık yerine siyah örtü ler sarılmıştı. G alib a. ö lü n ü n "ru h u " d ışa r ıy a ç ık a b ilsin diye. T a h ta c ıla r k o ­ n u su n d a . ona bakm aya gelmiş­ lerdir. 9 İb n i B a tû ta . 57). mevlevilerde. a şa ğ ıla y ıc ı b ir ad ta k a ra k “Ç a p n i” d iy o rla rd ı. 307 . B urada. B u r a la r d a n d u y d u ğ u n u y in e le y e r e k şö y le y a zıyor: T ü rk ler. S u lta n V eled d ış ın d a h erk es b a şın ı a ç m ış tır ). B u arada. 4 K arş. yeraltı sininde korunm uş. II. B u h a r a ’da. onlara. cenaze alayına. g ö r ü n ü şte İslâ m î k a b u l e d en . M anisa’da. krş. V I. h a t ifç e y ü k se k k erp iç sin lerd e. t . anası babası kurban bayram ı arefesinde. P a şa H a tu n y e d in c i g ü n g ö m ü lü y o r ): 257. II. str . G u m a n (O b e tn o lo g ii M aloy A zli. 217. (K ire H a tu n ’u n c e n a z e si sıra sın d a . b u rad a sığmak bulmuştu. İbni B atûta. ü z ü n t ü s im g e si o la ra k te r s ç e v r ile n yatak . Sultan S aruhan’ın oğlu.® îb n i B atûta. Karadeniz kıyısında. 353 . a ç ık ­ lık b ır a k ılıy o rd u : b u y ü z d e n . T abutunun ardı sıra. yas anlam ına geliyordu.’ Küçük Asya toplum unun yüksek çevreleri arasında. Kuzeyde. 347. b a şın ı aça ra k y ü r ü m ü ş tü ): 284. ü lk e n in k ö k lü h ır is tly a n h a lk ıd ır . tz v e stiy a K a vk azk ovo o td e la R u ssk o v o g eo g ra fIçesk o v o o b şç estv a . B u. yalnızca halk değil. m üslüm an törenlerinden uzaklaşı­ yordu. K o n y a h a lk ın ın b ü y ü k b ö lü m ü . "B unlarda k ırk gün yas tu tu lu y o r” diye serinkanlıca ekliyor.büyüsünü de deniyordu. oğlu. m üzik alet­ leri çalınarak eşlik ed iliy o rd u / Ibni B atû ta’nm anlattı­ ğına göre. e sk i Y a h u d ilerd e. 7 A flâ k l. Kuzey kıyıya.'* kadının. daha önceden. islâm ın resm î tem silcisi kadı da. (E rzu ru m 'd a. Örneğin. sapkın öğretiler yayıl­ mıştı: Baba îsh ak başkaldırısının bastırılm asından sonra —Oğuz boyu— Çepniler. cenazeler (halk gelenekleri de çokça bu­ rad a yansım aktadır). başı açık olarak yürüyordu. (A m ir A r if in c e n a z e sin d e . c ese tle r e ö z g ü b ir k o k u o lu ­ yordu. ilaçlanmış ve birkaç ay boyunca. 6 K.* Genellikle. ve b urada hıristiyanlarla kom şuluğun etkisi yansım ıştır. 410. em irlerin ve kölelerin giysileri ters çevrilmişti.® Sinop’ta siyah renk. Sünniliğe aykırı davra­ nıyordu.

227. Böylece. Oğuzların belirm esini hoşnutlukla se­ lam lıyorlardı. eski kültürlerin zemini üzerinde. Devletin m erkezindeki m üslüm an Oğuzlar da. öğretileri. n o t. 11 tb ld . hıristiyanliga ihanetle suçluyor­ lardı. anlaşı­ lan. onlara yakınlık du­ yuyordu. B iz a n s M ü e sse se le r in ln T esiri. yüzyılda. V. Y ukarı F ırat'ta. A c te s d u o n z le m e 308 . "H aç”'^ sözcüğü de. 63 (am a. n o t. am a yeni dönmeler.daha 14. m üslüm anlığa aykırı bu düşünceler de Oğuzlara geçmişti. Oğuzlar da. Doğallıkla. 296. çıkarırken. burada. Selçuklular üzerinde. 13Les vers d lts " S e ld jo u k ” « t le c h r ls tla n ls m e tu r c .hıristiyan ikili inancı büyüm üş ve sağlam laşm ıştır. y a n ın d a A rapça "salb'’ sö z c ü ğ ü v ard ır). Erm eniceden o zam anlar geçmiş olm alıdır. ikonalardan nefret etm eleri. yaşam larını k u r­ tarm ak ve toplum sal konum larını sürdürm ek için islâma geçmişti. anım satayım . öylesine güçlü biçim de göze çarpm ıştır ki. 12 Y a z cıo g lu A li. Erm enilerin Oğuzlara eğilimi.” Bizans’ın dinsel baskısından bunalan Ermeni- 1er. E rm enilerin güçlü etkisi ol­ m uştur. Bizans’ın düşm anları. 4. D. m üslüm an . doğrusu. b ir yandan m üslüm an A raplarla yakınlaş­ tırıyordu. s. U luslararası 11. Erm enilerce istekle be­ nim senen Pavlikiyenler güçlenmişti. Smirnov. öte yandan da. Küçük Asya’da. ve dağılma m eydana gelmiş. islâm la çelişen eski dinsel inanışlar. ka­ rışık olan raporunda. gene elverişli b ir ortam açılıyordu. Erm enileri. Küçük Asya’da. s. 1. hıristiyan tarihçiler. Sonuçları.'® Küçük Asya hıristiyan halkının 10 F. onları. m . Bizans ortodoks bakış açı­ sından kalan sapm acı eski inanışlarını genellikle bilinç­ sizce alıkoym uşlardı. Doğubilimciler Kongresinde. K ö p r ü lü . Oğuzlar arasında yan­ daş kazanm ak için. Hıris­ tiyan düşüncelerinin çevrintisine k a p ılıy o rd u :S e lç u k lu - larca işgal edilen büyük kentlerin halkı. tutunm aya devam ediyordu. Oğuzların kalbini ka­ zanmış.

M averaünnehir’den sürekli olarak yeni kalabelekler. Sm irnov. simyacılığın gizlerine kendile­ rini kaptıran dervişler. T ürk’ün asker doğasına uygun düşüyordu.oldum olası ikili inançlılığı konusunda. Selçuklular. günde beş vakit nam az kılıyordu. herlıangi b ir yabancılaşm a ve yobazlık bulunm adı­ ğının gözle görülür yansım ası olarak tarihsel vakayina­ m elerde ya da söylencesel destanlarda ve m asallarda. Ayin kuralları. V. Rumca açıklam alar). (M n im ıy tu r y e ts k iy s u lta n . babalar geliyor. 349. 53). sürekli. o. Islâm la Hıristiyanlık arasındaki sınırlar sili­ niyor. s o n r a d a n g ö r ü şü n ü d e ğ iş tir m iş tir . M A flâkI. E bu Hanife mezhebini izliyordu. akılcı. 309 . ya da gerçek b ir yakın­ lığın. Küçük Asya'da. 142 . pp. hıristiyanlığı baltalayan din­ sel öğretiler (gnostitsizm. şafii mezhebine göre yapıyordu. dünyasal m akam larda da bulu- C ongres I n te r n a tio n a l d e s o r le n ta lis te s â. eskiden beri yay­ gınlaşm ıştı. gün doğar­ ken. resm î olarak sünni idiler ve inan­ cın yönergelerini gözetiyorlardı. islâm ın resm î ilgilileri. S m irn o v . Büyük ilgiyle. B u n u n la b ir lik te . D. V. şeyhülislâm görevlerini yerine geti­ ren kadı. ayrıntılı ritm le düzenlenmiş. Daniş- m endlerin Bizans k ü ltürüne eğilimini (sikkelerde iki dil­ den. m üslüm anların sık sık Hıristiyan din adam ı giysisi giy­ mesini böyle açıklam aktadır. Küçük Asya'daki Oğuzların basit törelerini ayrıştırıyor ve değiş­ tiriyorlardı. 1897.''' Ama. yeni dervişler. tan rısal yasayı simgeliyordu. ateşli b ir m üslüm an olarak. h er şeye karşın. II. maniheycilik). insanların kafalarını karıştırıyor ve onları inançtan koparıyorlardı. yeryüzünde. düşüncesini dile getirm işti. Arapça. eski gelenekle­ rin koruyucusu Sultan I.157). Örneğin. T ro isiâ m e s e c tlo n . D . am a o. P a ­ ris. ve yalnızca. şekilde kurulm uştu ve islâm ın sünni öğretisi. yalnızca dinsel değil. P a ris. ve bunlar. 1899. Alaaddin Keykubad. ilk duayı. str . Selçuklularda. Hıristiyanlığın sapm acı dü­ şüncelerini de taşıyabiliyorlardı.

n o . m ektuplara saygı gösteriyordu.’'* Anlaşılan. Gıyaseddin K eyhüsrev’in aykırı tutum larını kınayan kadı Term ezi'nin idam edilm esinden sonra. bu ra s t­ lantının ardından. çözüme kavuşturuyor.nabiliyordu. kaldırm ası ve saklam ası gibi. Sultan I. "Ezeli söz” (Kelam-ı Kadim) K u r’an. B tn o g r a fiç e sk o y e o b o zren iy e. bunlarda kutsal söz yazılmış ola­ bileceği nedeniyle. Sultan II. IS A b d ü lk a d ir H a m d iza d e (şim d i. Kadı.1256 yılı). Alaaddin K eykubad’m sofu­ luğunu övüyor. "Türle S ö ­ zü". kadı ve şair Sivaslı B urhaneddin yönetiyordu. K rdoğan). bunun. yüzyılda bile. 9. III. ülke­ de kuraklık başgösterm işti. Selçuklu­ lar arasında hakem di. din adam larının etkisi güçlenmiştir.4 str . G o rd lev sk iy . devletin yüksek orun sahipleri de. kadı önünde sultana bağlılık andı içiyorlardı. işle­ diği günahın b ir cezalandırılm ası olduğu düşüncesine inandırılm ış. giriş bölüm ü. Sivas’ı. pişm an olm uştur. hüküm darını yiğitçe savunurken. ve o. b ir gazete sayfası­ nı ya da kâğıt parçasını. 1917.’^ O. B it o sm a n ts e v v ı su y erv eriy a h . 18 VI. III. 3 .’® sul­ tan da. belgeye bakarken saygılı b ir ürperm e duyuyordu. Bizans görenekleriyle ya­ kından ilgilenen (bir hıristiyan kadından doğma) Sultan I. yüzyılda. sultan. ve o. Din adam ları. Kü­ çük Asva T ürk’ünün 20. Feodallar. sultanın anlayış doğrultusunu. îzzeddin Keykavus’un “kadılar kadısı” (kadıü’l kuddat) "atabek" sanını taşıyordu ve ve­ zirdi. 217. 17 Yazıcıoğlu Ali. p r im e ta h 1 obryadah . o. K o n y a G a zetesi. Allah adının yüceltilm esini içeriyordu. b ir ara. no. 80. şehzadeler arasındaki tartışm aları ve kavgaları. onun öğütlerine başvuruyorlardı. kolayca. 1915. M oğollarla çarpış­ m ada ölm üştü (654 . 16 Yazıcıoğlu Ali. onun için kutsaldı. Çünkü. 310 . Yazıcıoğlu Ali.’®14. 36. çok iyi gözönünde bulunduruyorlardı. yüksek san sahibinin (feodalin) K ur'an üzeri­ ne yemin etm esini istiyordu. divan­ dan çıkan buyruk belgeler de. sultan için k u t­ saldır.

Iq b a l.. 79. O td e le n iy e g u m a n lta r n ıh n a u k . 20 R a v en d i. 1 sİ. tem izlenm ek istiyordu. E p lg ra p h le arabe. belki de. Alaaddin Keyku- bad. duadan önce olduğu gibi. ed. şafii mezhebine göre kılıyordu.) b ü tü n ü n ü n u y d u r m a o ld u ğ u n u d ü şü n ım ek ted lr. yal- nızca. Ebu Hanife ve şafii mezhepleri arasında eski çekişme sürüyordu. 22 Cl. burayı. str . sabah nam azım işte b u düşm anlığı ortad an kaldır­ m ak için.“ 19 Cl. 538.. beklenm edik şekilde K aradenizden F as'a geçmiştir. Selçuklu devleti ve Fas arasında. 37. Sultan H I. H u a rt. Sultan I. J ltiy e S a d red d in a K o n y ev l. Küçük Asya’ya gelmeye can atan yabancılar arasında. 23 VI. c lt. 65. gemisi. E bu H anife’nin sünni mezhebi değildi. buyruğu im zalam adan önce abdest alıyordu. b u ­ rada. di­ ğer m ezheplerin de yan d aşlan vardı. p. Konya’daki Sırçalı m edreseyi kuran (1242 yılı) Bedreddin. Gıyaseddin K eyhüsrev’e başvurarak bu düşm anlığa son verilm esini d i l e r B u kavganın yankıları.^ Ve ensonu. Ira k ’ta. — H u a r t (op. b ir tü r sıkı bağ oluşm uştu. Gıyaseddin Keyhüsrev.” Buna işaret etm ek gerekti. tz v e s tiy a A k a d em ll N au k . 64.o . op. yabancı ülkelerde do­ laştığı sırada. çünkü. öğrencisi ve ardılı Sadreddin Konyevi’yi yetiştir- m işti. uzak Fas'tan da m üslüm anlar bulunuyordu.^' Konya’da. H u a rt. 57) h a k lı ola ra k B U ltanın " o d iss e ly a sım n ’' (se r ü v e n ll y o lc u lu k . Gıyaseddin Keyhüs­ rev tarafından yaptırılan (1275) "Faslılar Cam isi” vardı. p . 311 . m alikiler de vardı. p. Küçük Asya'da da işitilm ektedir. Ama. "Fakihler ve E bu Hanife yandaşlarının nafakalarına” (li- yü’l fükaha vel m ünefaka m in ashabı Ebi-Hanife) ayır­ m ıştı. uzun süre Konya’da yaşamış. İspanya doğum lu olan "şeyhler şeyhi” M uineddin İbn al Arabi. Belki. I II . p. Selçuklu devletinde yaygın olan. ç . anlaşılan. 1929. 21 Y a z ıc ıo g lu AH. belli ki. G o rd lev sk iy . Tarihçi Ravendi. Sultan I. c lt. Hanife yanlısı Sultan I. imzadan önce.

312 . yaşam ın barışçıl akışını bozan karga­ şalıklar. Konya. Ma­ latya'da vb. ondan karşılık arıyordu. hıristiyanlara. H açlılarca çevrelenmiş olan sultan. 89 . sultandan uzakta. b ir yandan ilahiyatın. îb n al Arabi figürü. anlaşılan Avrupah H açlılara k arşıt duygu­ la r ortaya çıkmaktadır. Necmeddin Razi’yi de kendine çekmişti. E l la la m o r istia n iz a d o . Sultana yazdığı ("F ütuhat”a giren) m ektubunda. Celâleddin Rumi (Öl. îb n al Arabi. Sivas’ta. dinsel b ir baba gibi görüyor. onu Konya’ya. H arzem ’den Necmeddin K ubra’vı da. Küçük Asya'da. 13. Ama. devletin sınırları içinde yaşayan hıristiyanlara karşı. Bu büyük m istik. bu. askerî başarılarına u m ut besliyordu. Suriye’de. am ansız davranm asını önerm ektedir. Küçük Asya’da. H açlıların başına buyruk egemenliği görm ekten doğan öç duygusudur. Izzeddin Keykavus. M adrid. nasıl b ir siyaset yürütm esi gerektiği konusunda. bu­ raya büyük hevesle geliyorlardı. sufi üzerine. kulak dolgunluğu olan Sul­ tan I. Gıyaseddin K eyhüsrev’- in san terim lerinde ("putperestleri kahredici”). önerinin uygulam ada sonuçlar doğurup doğurm adı­ ğı belli değildir. 1273) ve Sadreddin Konyevi (Öl. Sultan.97. ona danışıyordu. belki. öte yandan m istisizm in meşaleleri parıldadığı için. sultanın verdiği birtakım görevleri de yerine getirm iştir. saraya çağırm ış­ tır. Selçuklu II. İbn al Arabi. Ama. gene de. onlar. îb n al Arabi. E stu d io d e l " S u fls m o ” a travma d e las obras d e A b en a ra b l de M urcia. Anlaşılan. onu düşünüyor. Küçük Asya’da dolaşmış.*'' O rta Asya'da. 24 tb n i al A ra b i'n in K ü ç ü lt A sya'da b u lu n u ş u k o n u su n d a bk z: M igu el A sin P a la clo s. ve kendisini bezdiren sorulara. pp . bilginleri de Rum Selçuklularının sarayına git­ meye itiyordu. önceden. genel m üslüm anlık bilim i (Arap dilinde) ve şiir (Fars dilinde) gelişme kaydetm işti. yüzyıl başında Selçukluların iç politikasına da zayıf b ir ışık tu tm ak tad ır. onu. bulunm uş. 1931.

X II I 1 bI. Sultan Seyid Necmeddin.“ Yabancı adaşlar —Necmeddin K ubra ve Necmeddin Razi—. eski zam anları anım sayarak. güldüren halk bilgesi Hoca N asreddin. 0131. yüzyıl ortasında.^^ S ultanlar. A n e k d o tı o h o c e N asp ed dine. 1251) ve M ahm ud H ayrani (öl. kılıç yerine kalem e sa­ rılan Kadı îzzeddin Atabek vb. Af- lâki’nin anlattıklarından anlaşılacağı gibi. M esud'un aynı türbede gömülü oğulları ve belki. m edreseler kuruyor ve ortodoks sünni öğ­ retisini destekliyorlardı.. 108. Sadreddin Konyevi’nin çevresinde. örne­ ğin. Ufak ta şra kentlerinde de. Evhadeddin Kir- m ani (öl. 1274 . Mevla- na Celâleddin? Nereye y ittiler dünyanın o kutubları?"^^ 13. B a rth o ld . 13. M .75) sayesinde. N e c m e d d in A h m e d 'in sa n d u k a sı. şöyle haykırıyordu. dinsel aydınlanm a m erkezine dönüşm üştü. Ama. yüzyılda. 313 . burada. yüzyıl ortasında. 1298). Büyük Selçuklularca gözetilen geleneği yenilediği ve dinsel sorunları görüşen bilginleri sarayda topladığı. Selçuklulardaki dinsel ateş so­ ğum uştu. Küçük Asyalı yerli bilgin Necmeddin Ahmed'i göl­ gede bırakm ışlardır. ondan uzak duruyorlardı. s tr . Celâleddin R um i'nin m istik vaazı. K onya. 27 V. O n y e k o to r ıh v o s to ç n ıh ru k o p isa h . 1268) kardeşler. Kadı Siraceddin. K onya'dan yayılınca. eğitimi koruyorlar. vezir M uineddin Pervane’yi övüyordu. m edreseler yaptınyor- 25 Y a şa d ığ ı d ö n e m ü z e r in e d ü şü n c e le r k o n u su n d a bk z: VI. n o : 2. sofuluk K ayseri'de toplanıyor. s. am a 14. ve tutkulu "bir m üslüm an olduğu anlaşılan ta ­ rihçi Aksaray! de. başkent toplum unun kaym ak ta ­ bakası toplanm ıştı: Gerçeği aram a peşinde. bu n lara görev­ ler verdiği için. G ordlevskiy. bilginlik derecesine göre.. 1288). str . 1936. Doğu'da do­ laşıp duran Fahreddin Irak i (öl. Sünniliğin ateşli yandaş­ ları. sonra. "N erde Fa- kih Ahmed Kudbeddin. 26 A b d u lk a d ir E rd oğan. Selçuklu kentleri. Yunus Em re. Selçukluların başkenti. Akşehir’de bilginler vardı: Necmeddin Ahnıed (öl. 1936.

50 bin al­ tın sikke dağıtılm ıştı Dinleri ayrı kentleri fetheden sultanlar. giysi ve bulunduğu sürece. gelen h er yoksula. Irak 'tan . b uralara. B unları. “K utsal ve köklü kentlerden” (Mekke ve M edine’­ den) ya da Suriye’den. II. 2 9 ib n l B a tû ta . genellikle günahlarından pişm an olup hayır işlerine gelirlerini bağışlayan feodal­ lar yaptırıyordu.348. zengin yem ekler verilm işti. yolcular için zaviyeler (gezgin kabul evleri) kurulm uştur.^ Yollar boyunca. h a­ fızlar. Gıyaseddin Keyhüsrev’in cenazesi sırasında. ülkenin h er yanındaki tüm kentlerde. 114. 3 0 Y a zıcıo g Iu A li. 38. Kısaca. M edreseler.^' ikonala rm yerini m ihrap lar ve m inberler alm ıştı. böyle davranm ış. elverişli toprak la ra yerleşerek.^ Sultan I. II. yalnızca Konya’­ da değil. günde 100 dir­ hem ve yola çıktığı gün 300 dirhem veriliyordu. Ibni Bîbî'nin belirttiği gibi. Oğuz boylarının din sel eğitim ini düşünüyordu. H ıristiyan la n n baskıyla islâm a döndürüldüğünü varsaym ak güçtür b u islâm ın kavga arayan hareketi değildi. 137. Küçük Asya’nın barış içinde Türkleşm esi ni gerçekleştiren T ürk kolonilerinin. medreselerden^ sınıfsal olarak onlara yakın kişiler. Selçukluların politikası gereği. K astam onu Em iri Fahreddin. sultan. ho ç a l a r . zaviyenin gözetimini de oğluna b ırak­ m ıştı. am a yerli ulem a­ yı çıkaran ilahiyat ocaklarıydı. 3 2 tb n i B lb î. Örneğin. IV. ideolojik bakım dan kendilerine yakın din adam ları çıkıyordu. açıkça- 28A flâk l. 347 . III. ya­ bancı bilginlerin (Iranlıların) yönettiği. islâmı. 138. onlara öykünüyordu). h er şey den çok. sultanlar. o ralarda ca­ m iler kuruyordu.y a n i din öğretm enleri gönderiliyordu. Ayrıca. 31 I b n l B îb î. 314 . gömme töreninden sonra. öğrenciler ve yoksullar arasında. gö çebeler arasında pekiştirm ek istiyorlardı. IV . H orasan'dan vb.lardı (feodallar da.

III. dış görünüm üyle şeriat belirliyordu. str .^ Böylece. devleti. o. çoklukla. bin koyun ve on b in akçe. din adam larını da yönetiyorlardı. giderek. dinin buyurduğu yolda yürüdüğünü düşünüyordu. o. 1273 yılında. Ellerin­ de toprak ve taşınm azlar ("vakıflar”) toplam ış olan din adam ları kesimi. M oğollar dönem inde. sultanın tutum unu. ekonom ik bakım dan da onlar için kârlı değildi. Maddi ve m anevi anlam da. seyidlere. büyük top­ rakların yanısıra yüz binlerce akçe bağışladığı b ir zaman­ da. I.^^ Savaş zam anında. Y oksullara yardım özel­ liğindeki hayırseverlik. yüksek değildi. Feodallar. çok önemsiz b ir tu tard ı. bu. bü­ yükbaş koyunların fiyatı. Örne­ ğin. J ltiy e S a d re d d in a K o n y ev l. o. am a aslında. feodalin telkinlerini uygulu­ yordu. b ir yerde. Celâleddin Rumi öldü ve Sadreddin Konyevi’nin renkli deyimiyle "tespih saçıldı”. Konya kadısını bile. b ir hiç düzeyindeydi. 315 . îk i yüz sığır (1000 koyun = 100 sığır). Sultanın feodallara. 34Aflâki. atam aktaydı. k ü ltü rü n ge­ lişmesi durm uştu. feodallara bağlıydı. bilindiği gibi. 338. aydınlanm a alanında da yansım ıştır. tam olarak belirtm ektedir: Yüz sığır. Vezir M uineddin Per­ vane yönetiyordu. Bu. M oğolların saldırısı. ve şeriata göre. inanç için savaşanların "ga­ zi hakkı” olan savaş ganim etinin beşte birini islâm a hiz­ m et edenlere. 35Y azıcıo|lu Ali. olsa olsa 400 akçe edebiliyordu. "tokların m erham etinin ederi” bu sada­ kanın tutarını. Vakayiname. 545. a o r d le v sk iy . "Bilgin kişinin ölüm ü dünyanın yok olm asıdır” hadi­ sini yineliyordu.sı "h araç” ödem ekte olan hıristiyanlarm sayısını azalt­ mak. uygulam ada. 325. yoksullara ve "bağlı hizm etlilere” (metbu) veriyordu.^ H ıristiyan toprakları üzerine yağm alam a akm ları gerçekleştiren sultan. bedava- 33 VI.

derviş propagandası sürüyordu. hu­ kuksuz yaşam içinde geçen yüzyılların ü rü n ü olan ideolo­ jisini korum uştu. Mevlevi tarik atın ın şeyhini güleryüzle karşılı­ yorm uş gibi davranan Germiyan Alişir’in oğlu (Yakub). Küçük Asva'da. 390. her şey b ir yana. bu davranış. onları hiç de ilgilendir­ meyen. Sultanın uyruğu. 316 . yaşamın güçlüklerinden k urtuluş bulm ayı um uyorlardı. alevilik egemendi. K ent halkı. b ir yanda dervişler K ur'an ok u r ve ilahiler söylerken. burada. "bu. alt kesim lerde ise kitleler biçimlenmemiş- ti.^ K ent ve köy b irbirinin karşıtıydı. köleleriyle ilgilenmişti. zenginleri koruyor. varlıklı sınıfların yapm acık ve ikiyüzlülü­ ğünü ortaya koyan. Bi­ zans’tan Selçuklulara geçerken. çok eskiden beri yadsıyıcılar ocağıydı.dan. Küçük Asva’nın halkı. işin yalnızca gösteriş yanıydı. Aflâki’de. eziyet içindeydi. Köylülük arasında ise. resm î dini j^adsıyamn ardından seve seve yürüyorlardı. islâm a kayıtsızdı. Dindarlık. Böylece. kendinden olm ayan. Ama. Sünniliğe k a r­ şıt (ve m üslüm anlığa karşıt) öğretilerin gelişmesi için elverişli ortam kolay oluşuyordu. H atta. dinsel ayinlere. genellikle. yalnızca saray ve feodallar gözetiyorlardı. her zam anki işleriyle. böylece. tüccarlardan ve bü­ yük zanaatçılardan oluşan tutucu çevrelerini oluşturuyor­ du. tepeden gelen ağır dar- a^ A flâkl. Ve. ona çalışan yok­ sul arasındaki toplum sal uçurum u b ir kez daha vurgulu­ yordu. n. değerli yiyeceklerle donatılm ış m asasından k ırın tı­ lar atan m üslüm an zenginin gösterişli davranışıydı. yabancı şeyler olarak b ak ı­ yorlardı. dinin buyruklarım . Tanrı. İslâm. sınırlardaki T ürk boylarının yöneticileri de. utanm az b ir T ürktü" yargısı beliriveriyor. Toplum un feodallardan. Onlar. bu yüzden de yoksullar. Sünni­ liğe bağlıydı. 389. Küçük Asya. feodal ile toprağında yaşayan.

daha Büyük Selçuklu M elikşah zam anında çoğalmış­ lardı. T ü rk E d e b iy a tın d a İlk M u ta sa v v ıfla r .®® “K alenderler” vb. Moğol saldırısından sonra. 38B kz: F. bu baba ve hatm ilerden. "gizli kişiler" (ehli batin) deyimiyle.323. a ğ a ç ta n y a p ılm a k ılıç la İkiye b iç tiğ i. A ksarayi'nin deyimiyle “si­ linm işti” (Burada çevrilemeyen Arapça sözcük oyunu vardır). bektaşilik içinde eriyip dağılm ıştır. “m edreseler”. y ü z y ıl b a şın d a s u lta n O lc a y tu 'n u n h ü k ü m d a r lığ ı s ıra sın d a a y n ı d u r u m y in e le n m işti. Sonra. t ü m ç e v r e n in İslâ m î k a b u lle n d iğ in e İ lişk in s ö y len ce . B . II. str . O n y e k o to r ıh v o a to ç n ıh r u k o p isa h .^ A rtlarından k an larım ve çocuklarını da sürükleyerek savaşa atılıyorlardı. Dervişler. Öğreti. 322 . K ö p rü lü . şiiliğe eğilimli “babalar". tüm bun­ lar. H an B aydu’nun (1295) kısa hüküm dar­ lığı sırasında. Harzem den. B resla u . yüzlerce der­ vişi. İslâm dindarlığının tem elleri sarsılm ıştı.belere uğruyordu. o ra­ da. kolayca benim senm iştir. D le a lto s m a n lsc h e n a n o n y m e n C h ro n ik en . Necmeddin K ubra’nın öğrencileri bura­ ya yönelm işlerdir. 317 . genellikle. 0133. I. Ve bunlar. II. 1922. 39K rş. müezzin sesi kesilecek ve cam iler p u tların barına­ ğına (yani kiliselere) dönüşecek gibi g ö rünüyorduk Alt tabakalar çok daha sarsılm aya başlam ışlardı. 37 V. Pr. H orasan’dan “cihad bölgesine” çekm işti. Bugün ise. onlardan. Belki. kızılbaşlar am açlanm aktadır. m edreselere içki düşkünleri yerleşm işti ve nere­ deyse. Ş İİ dervişlerinin (ismailliler) propagandasını yönlendi- rebiliyorlardı. islâm ı güç kulla­ n arak yayan gaddar yobazlardı. “batimler". Küçük Asya’da. artık yalnızca. zincirleme akın güçlen­ miş. b u n ­ d a n sonra. zenginlikleri kendilerinde toplam ış olan sarraflar da. bk z. Küçük Asya'da zengin hıristiyan to praklarını yutan büyük b ir m üslüm an devletinin kurulm ası. ahilerce. B a rto ld .akım larla. A flâ k i. bk z. G lese. Y a lo v a 'd a (y a n i İ sta n b u l y a k ın ın d a ) s ila h s ız b ir d e r v işin . “gizli m ezheb” ismailiye öğretisini yaydılar. Daha İslâm dam gası altında Küçük Asya’ya sızan din­ sel. Bunlar. 11. — 14. k e n d i­ le r iy le a la y e d e n b ir h ır is tiy a n ı.

yiyecek. 61. şölenlerde.290. Küçük Asya'da. B urada. önem li sayılacak bir 4 0 Y a z ıcıo ğ lu A li. Seyidler. p arlak adını veren. kalabalıklar halinde. savaş sona erdiği zam an. yönetiminde. birlik oluşturm uşlardı. b ir seyit yerleşm iştir. ulemayla. 318 . Küçük Asya'da. II. seyidler. Ibni B atûta zam anında. yüksek konum larda bulunuyorlardı. Olasıdır ki. 289 . M uham m ed'in soyundan gelme özel­ liğini kullanan açıkgöz seyitler. "seyidlik ocağı” (darü's seyade) vardı. Vakayiname'de. sufi şeyhlere (meşayıh-i m utasavvıf e). saray kapılarını seve seve açıyorlardı. kendisine ait toprak parçasının bulunduğu yere. Gerçek ya da sahte. m üftüyle vb. Aflâki'den bilinm ekte­ dir ki. yatak. ayrılırken de. Sufiler ve seyidler de. se­ yitlerin beyi anlam ında “m elikü's sâdât" anılm aktadır. kuşkusuz. yol için yiyecek gerek­ sinm eleri karşılanıyordu. I II . 47. su­ filer. sağlanıyor. kadıyla. "sipehsalarların” “reislerin” vb. s. "hanaku”'" yaptırm ıştı. 221.'*^ Dervişler de iyi yaşıyorlardı. 43 İ b n l B a tû ta . devlet. ışık. yanyana o tu ru y o rla rd ıS e lç u k lu la r. vb. Sivas'ta m edreseye benzeyen b ir bina. daim a. Kü­ çük Asya'ya geliyorlardı. 42A flâW . yalnızca. şeyhleri seviyorlar­ dı. daha Sultan I. sonra. Amasya'da. özellikle M uham m ed'in sonraki kuşağından olanlar ko­ naklıyorlar. 41 P. Seyitler. buralarda. A ralarında ahilerin de bulunabildiği gaziler ve yiğit­ ler. Küçük Asya'yı kaplayan tüm bu kitle. kendilerine. ülkede dervişlik propagandasıyla uğraşıyordu. onların o rtak başkanı da (nakib) b u rad a ya­ şıyordu. örneğin. A n a d o lu 'd a ta la m ly e t. Seyida- bad''^ gibi (bugünkü Seydişehir) seyid m erkezleri y aratıl­ m ış gibiydi. dervişlere. Mesud (545 -1150 yılında). islâm ın tem el­ lerini sarsıyorlardı. Sultanlar. K ö p rü lü . kaldıkları sürece. II.

Biraz ötede. büyük etkide bulunm uşlar­ dır. Bunlar. Dervişler. H ankendi. Selçukluların y arattı­ ğı düzenlemeleri yıkan M oğollara karşı. I. ve Küçük Asya toponom isinde seyrek rastlanan "k en t” (krş. köylüler ve zanaatçılar arasından kendilerine yandaş­ lar kazanıyorlardı. Lam ii’nin “Latifeler” inde. yalnızca kısa b ir süre önce. Eğridir gölü yakınındaki b ir köyün adı da. Mülksüz kalm ış insanlar. Onlar. Eski. derviş olarak kendilerine verdikleri adla "H o­ rasan erenleriydi”. O rta Asya T ürk m istikleri "a ta la r” da.B attal’m gömülü olduğu) Seyidga 4 4A flâ k l. m üslüm an özel adı olabil­ se bile. bu konuda. K üçük Asya’ya dolan dervişler. Ahmet Yesevi’nin mezhebini ve onun hikm etlerini taşıyorlardı. Örneğin. zam anım ızda da D ersim ’de. B urada. henüz ken­ dileri de koruyan dervişler. B ağdad’dan). 345. Belki de. yeryüzü acı­ larının dinm e çaresini onlarda arıyorlardı. göçebelere k ültür ve devlet yapısı öğeleri aşılıyorlar. bellekler tazeydi. Suriye’den ve Ira k ’tan (Erbil'den. halkı b irleştiri­ yor. ilginçtir. O rta Asya yansım a­ larını dile getirm ektedir. (Seyid . 319 . Küçük Asya halkının düşünce yapısına. H orasan'dan açılmış olan yol üzerinden. ("Ata”). Osmanlı dö­ nem inde de dervişler gelm iştir. Bu. d ö rt yoldan geliyorlardı: H orasan’dan. "S m ırkent” yeralm aktadır. direnişleri örgütlüyorlardı. Azerbeycan'dan (Ardebil'den). Mollakendi) sözcüğü. tu ta r olarak yarım dinar^'' gündelik ödüyordu. Daha 16. Küçük Asya’ya. Küçük Asya’ya. Küçük Asya’­ da. "derviş ata"ya rastlanıyor. yalnızca dinsel yöne­ ticiler olm akla kalm ıyorlardı. islân:ıı benim sem iş olan Türkm en halk arasında onayla­ nan b ir kabul görüyorlardı. yüzyılda. şam an dünya görüşünün öğelerini. bunlar.

O . mezhezi b ü tü n K ü­ çük Asya’da yayılmış olan Fatım a (ve kölesi Ayniana). yalnızca b ir kez anılıyor. 46 T h. H urûfi mezhebinin kurucusu Fadlallah da. W e sta si!ıtlseh e A b te llu n g . 47 T h .710) to p la n m ış tır . Alaaddin K eykubad’m annesi. b urada b ir cam i (1207 . gazilik borcunu ye­ rine getirm iş olarak evine dönm ek isteyenler. H azar boyu bölgelerinin halkı. buradaki eski b ir Bizans kilisesinde göm ülüdür Seyyit B attal’m m ezarı birçok ziyaretçileri çekiyor­ du. 1918 y ılın d a İ s ta n b u l’d a y a y ım la n a n D erv iş M. 9. Yazıcıoğlu Ali. Ardebil’de başlam ıştı.. M en zel. pp. M anzel. K üçük Asya ve O rta Asya arasındaki eski.. M . c lt.S. Sultan I. burada. m üslüm an fetihçi- lerden bağımsızlığını özenle koruyordu.S. Ardebil. Ardebil şeyh- 45 K arş. Azerbaycan kökenli şeyh Suhraverdi'nin Konya’da bulu­ nuşunu anlatırken. yüzyıl­ da Babek başkaldırısı. halkta. op. Ş ü k r ü m a b e d in in (T ü rk çe o la ra k ) a n la tım ı. Sonraları da şii şeyhler. c lt. Bizans’ın kutsal saydığı b ir yöresinde ortaya çık­ m ış olan Seyidgazi’ye de sevgi duyuyorlardı. Sul­ tan I. 1925. yüzyılda bile. B u ta p ın a k k o n u su n d a k i m alz e m e le r (X V II. burada. 102. sürekli olarak Ardebil'de barın ı­ yorlardı. pp. J a h r a n g X X V III. Gı- yaseddin Keyhüsrev. y ü z y ıld a B a tıd a k i e n e sk i d e g ln ller ) F.zi'deki Bektaşi tekkesi/^ daha 20. onun eşi. Burada. eskiden beri.08) yaptırm ıştır. Ast- râbâd kökenliydi. Küçük Asya yolunu açan gaziliğin tem ellendiricisine sevgisini vurgulayarak. Ahmet Yesevi'nin'^ anısının sürdüğü Doğu T ürkistan’dan ziya­ retçi çektiğine göre. W. 320 . eskiden beri Sünniliğe karşı b ir yapı­ daydı. köylü kitleleri arasında kaynaşm a vardı. 93. Azerbeycan’da. savaşa gidenler. D as B e k ta s c h i . Vakayiname’de.K lo ste r Sejldj-1 C hâsl. p. Selçuklu sul­ tanları. 704 . canlı ilişki sürm ektedir. yani gâvur­ larla savaştan sonra yengi kazanmış. simge edi­ niyorlardı. Seyyit B attal’ın adını. H a slu ck 'd a (op. Selçuklulara. 94.

yüzyılda. bu akım . Oğuz boyla­ rını da sarsm ıştı. 14. Ve ensonu. 321 . 50 VI. Gali­ ba bunlar. X X III.. Sultan II. Küçük Asya’da. Selçuklular. bu ezeli yadsım acılar ülkesinden. b u rad a doğm uştur. Küçük Asya’dan oraya. daha önce de. 49 V. O. derviş dansları. O nlarda. Ardebil'e geri dönm üştür. yüzyılda. Baba îsh a k ’m "harici” vaazını nasıl derinden benimsediğini.lerine güçlü ilgi olduğunu dile getirmektedir. H azar D enizine. 12. Burada. str . c lt. Feodalların top rak ları üze­ rinde oturan köylülerin. kısa süre son­ ra öğrenm işlerdi. danslar. Çepnilerin b ir bölüm ü de. t. şiiliğe b ir eği­ lim vardı. Şiiliği. doğaldır ki. K ıhçarslan’ın ve onun oğulları N asreddin B arkiyaruk ile. L . 540. 1934. G ordlevskiy. III. S p ies. VI. O halde. dinsel kaynaklı toplum sal dü­ şüncelere geliş yolu açm ıştır. O rta Asya’ya olduğu gibi. Ön Asya’da egemen eski Doğu dinlerinin ka­ lıtları ya da kalıntılarıydı. K ürtlerin yerleştiği ve anlaşılan Şiiliğe eğilimli b ir çevre olan E rb il’den (eskiden Arbel) ve halifeliğin merkezi B ağdat’tan. 4. Ira k ’tan. devlet dini ilan eden ve Sünniliğin çabalı yandaş­ ları olan Osmanlı sultanlarıyla savaşım yürüten Safevi- 1er hanedanı. S b o rn ik “S erg ey u F e d o r o v lç u O ld en b u r g u ’'. "Ç ertunam e” yapıtını adadığı®' Gıyased- din’in büyük sevgisini kazanan Azerbaycan kökenli T ürk“ Şeyh Suhravardi Şihabeddin “M aktul” (578.1190 yılın- 4 8 Y a z ıcıo g lu A li. s tr . 16.. B a h a u d d in N a k sb e n d B u h a r sk ly . p. 8. 51 Y a z ıc io g lu A li. tüm üyle yayıl­ m ıştı. B a rto ld . 225. krş: Y u s u f Z iy a 'n m sö zleri. J ltiy e S a d re d d in a K o n y ev l. str . O p o g r e b e n ll T im u ra . belki ayrıca. yerli Rum halkın™ sonradan mevlevilere geçen gelenekleri de. Selçukluların Suriye’ye seferleri.'” Kü­ çük Asya’ya da. Sünnilikle gelişen din­ sel düşünceler geliyordu. op. etkisini gösterm iştir. ZVO. III. a o r d le v sk iy . 162. 52B kz: b iy o g r a fisi. Ira k ’tan geçm iştir.*® İra n ’da.

Ahi Yusuf Halveti) Küçük Asya'da. futuvva tüzüğünü izliyordu. O m ar ibn M uham m ed Suhraverdi'nin Sünniliği kuş­ kuludur. n o: 1. R ükneddin K ılıçarslan'm ismailiyeye m ensup olduğu yo­ lundaki bilgiyi. artık yaşlı olan (doğ. 5 6İb ld . Y u s u f Z iya.^ Kuşkusuz. ayin dansı. Ira k ’ta —B ağdat'ta— Futuvvanın öğelerinden birini oluşturu­ yordu. H am m er. tam burada. bu. Ahmed Yesevi'nin kalıtçıları ve a r­ dılları bektaşilerin de bulunduğu açıktır. îzzeddin K eykavus'un ardılı. 322 . yerinde m eyda­ n a gelmişti. 14. bu. am a ahileri. şarapla sarhoş olm uş konuklar olarak kendilerinden geçip dansetm eye başladıkları za­ m an. Cenabi'den almış olm alıdır. IV.^ Halife N asiridenillahi'nin elçisi. E m ir K e m a le d d in K a m y a r’ı da. anlaşılan. Halife N asiriddinillahi'nin elçisi şeyh Sahra- verdi. 67. ahiler. genel olarak "batını" zemini üzerinde gözden geçirmek zorun- ludur.O . o.. toplu ayin dansı yapıyorlardı. M ihrab.. sünni m üslüm anlar da.. 1924. dinsel dansları (sema) seviyordu. 4. K ö p rü lü . sünni m üslüm anlar değildi. Küçük Asya'da. Ham m er. 54 J . dervişlere sevgiyle bakıyorlar. örneğin. 22. I. aynı görenekle şarkı söylüyor ve dansediyorlardı. 89. İzzeddin K eykavus'un sarayında hoş görülüp beğeniyle karşılanm ıştı.B . s. S ultan I. 1145) Şihabeddin Abu Hafs Om ar ibn M uhamm ed Suhra- verdi ve onun m üridleri. (sultanı yıldırarak) futuvva dü­ şüncelerini propaganda ettiğine göre. . 55 F. daha önce de. S ultanların ve beylerin ahi topluluğuna dahil olm ası da. Kon­ ya'da (Hacı B ektaş'ın "Vilâyetnam e”sinde geçen b ir ad) 53 Y u s u f z iy a . A n a d o lu ’d a İsla m iy e t. Ş e y h Ş lh a b e ttin M a k tu l S u h ra v erd i. ahiler ve ism aililer arasında bağ bulundu­ ğuna ilişkin. a . Dans. belki de ismai- liyedendi. yalnızca b ir varsayım dır. yüzyılda. s.“ Bunlar.da öldürülm üştür). ve derviş tarik atların a bağlanıyor­ lardı (örneğin. n o t. Küçük Asya'da. Sultan H. ş e y h i sev e n le r a r a sın d a sayıyor.

Küçük Asya’da. s. sonunda bektaşi tarik atın d a 57 VI. İz Isto r ll v o d o p o lzo v a n ly a v ı K o n y e. Z ap isk i İ n s t ltu t a v o sto k o v e d e n iy a . cavlaklar. 59 Fr. "Tanrı sevgisiyle yanıp tu tu şan ”) söz­ cükleri arasında b ir türem e m eydana gelm iştir. n o t. K a y seriy e Ş e h r i. yüzyılda yaygınlaşan b ir terim ola­ rak ayrıca "ışık” deniyordu. — Karş. Halil Edhem .®® Dervişlerin gezgin yaşam ı sırasında. II. F. Kalenderlere.siyasal yaşam ını yönlendiren d ö rt Rum (Anadolu. p. Diğer kullanım lar arasın­ da. Türkçe (kılsız. 242. ış ık y a d a k ıv ılc ım g ib i b e llr iv e re n g e z g in d erv iş ş e k lin d e açık lıy o r. Gize’nin kaydet­ tiği yarı m istik bir tü rk ü böyle b ir yorum a götürüyor. II. dağlara çıkı­ lıyor ya da dağlarda ateş yakılıyordu." îb n i Bîbî'de "cavlakiyan” sözcüğü "esiran” (tutsaklar)'^’ sözcüğüyle yan yana yer aldığı için. bu. on­ lara yakın olan Rufailer kalm ıştır. belki. E rz a h lu n g e n u n d L leder. 54) e tim o lo jid e n y o la çık arak . buna "yoksul”^ anlam ı veriyor. 69. «OAflâkl. ç. 16. 2. belki. 323 . Uca dağ başında yanar bir ışık Onu bekleyen garip bir a şık . 62 H a lil E d h em . str. Burada. T sen k er (S lo v a r I. abdallar. IV.. N iksarlı Şeyh Abu B ekir Cavlaki’ye değiniyor. derviş içeriğini ayırarak. 188.Pirebi bölgesi v ard ı5 "K alenderiye” dervişlerine de. o. Aflâki'de onlar için. 81. 110. ülkenin toplum ­ sal . ortad an kaybolmuş. "ışıklar” terim i altında birleşen kalen­ derler. t . G lese.) gruplaşm asından (abdalan-ı Rum) biriydi. "ab d allar” o zam anlar. K üçük Asya'da egemendi. G o rd lev sk iy . Olasıdır ki. "cavlaki” terim ine rastlanıyor. 53 Y. Türkçe "ışık” ve "aşık” (Arapça. Âşıkpaşazade tarihinden bilindiği gibi. başka adla "abdalla­ ra da (taife-i abdalan) sık sık rastlanıyordu. n o : 28. çıplak) anlam ında "cavlak” sözcüğünden. K alenderler. 61 t b n l B îb î. Arapça yazan “yabancı” yazar İb n al Cavall- k i'n ln adı (Y apıtı 1867'de E. yani "ışık” sözcüğü sufi terim inin halk dilindeki köküdür. "âşık" s ö z c ü ğ ü ­ n ü . Z ahau tara fın d a n yayım lanm ıştır).

Hem R um eli’de. Celâleddin R um i’nin çağda­ şı. II. Amasya yakınında. “ışık” te ri­ mi. em irler. törenle karşılam ışlar ve ken­ disine. m edreselere ve zaviyelere ışıklar yerleşm işti. İzm ir'de. Ber­ gam a’da ve diğer kentlerde. yadsıyıcıların eski b ir merkezi olan Sunuş’a y e r le ş tile r S o n r a d a n îb n i B atûta. olum suz bakıyordu. 324 . Seyidgazi ve Sarı Saltuk zaviyesi gibi eski bektaşi tekkelerinde on­ lar bulunuyordu.*^ Taceddin'in ardılları (torunları) kısa süre sonra. kent erkânı.) bü­ yük etki uyandırm ıştı. genişçe yayılmıştı. eski gruplarsa. yerinden olm uştur. M . str.. v . yeni yöntem ler getiren karıştırıcılar gö­ züyle.293. 16. onu. 113.108. dış görünüm leriyle. sb o r n ik n o. 1940. Işıklar. vezir M uineddin Pervane’nin yanında da bulunabiliyorlardı (örneğin. ağızla­ rına kızgın dem ir koyuyorlardı. Onlar. 316. yüz­ lerindeki tüyleri yokediyorlardı. "aşu re” günü m üzik eşliğinde sokaklarda yürüyorlardı. şiilige eğilimliydi. « ö ib n l B a tû ta . Besbelli ki. —rufailere kendi verdiği ad­ la— "ahm ediler” görmüştür. 292 .^ H üküm et. hepsi de. onlara. 6 5 tb n l B a tû ta .. II. 2. VI. vb. sıradan halk ve ahiler. kısa kadife ceketler giymiş yarı deli derviş kalabalığı eşliğinde Konya’ya geldiği zaman. T arikatın kurucusu Ahmed R ufai’nin oğlu Taceddin. hem Anadolu’da.birleşm işler. O ordlevskiy. Şeyh A bdurrahm an Şeyad). rufailerin "olağanüstülükleri” (onlar ateş içine giriyorlardı. yılan yiyorlardı. vezirlerin. 328. I. Mevlevi şeyhi Salahaddin Zerkub'- un eşi K ira H atun da. 105 . yüzyılda. cavlaklan andırıyordu. V n u tre n y e y e s o sto y a n iy e T u r ts li vo vto ro y p olo- v ln e X V I. bunlar. T ru d ı t n s t l t u t a v o sto k sv ed en iy a . 6 4 A flâ k i. 310. K aratay m edresesini tahsis etm işlerdi. onların hayranlarından olm uştu. 63B kz.'^ İzm ir’de "hokkabazlık” gösterileri yapan büyük b ir derviş topluluğu (100 kişi) vardı.

bu yeni dönm e b ir müs- lüm andı). onun b ir giysisini (gömleğini) elde etm ek için. II. bk z. Bir yandan yerel geleneklerden yararlanarak. I. mevleviler de. bu toplantılara. Gıyaseddin K eyhüsrev’- in eşi). Sultan IV. 113. vb.^ Selçuklular. 315 . m e v le v ile r s o n r a d a sü rd ü r m ü şle r d ir . 70A flâk I. bu şe­ kilde güçlerini pekiştirm işlerdi. Celâleddin’i "b ab a” olarak yüceltiyordu. sık sık Celâleddin’in sa­ natına vurgun b ir topluluğu b ir araya getiren erkân ta­ rafından düzenleniyordu. "kadınlar şeyhine” 67 ''E fen d im iz" . büjöik p aralar (2 bin altın sikke) ödüyordu. kadınlar toplanı­ yordu (Mihail adı onun Türkm en "Oğuz” kökenliliğini dile getiriyor gibidir. ve ona.. Kentte. öte yan­ dan Ira k ’tan gelen akım a kapılarak. K onya’da.138. zenginlikleri ve etkileriyle tüm diğerlerini geri­ de bırakıyordu. 137 . Celâleddin. Em ineddin Mihail’in eşinde. başlangıçta kuşkulu b ir belirsizlikle bakan Sul­ tan I. "M evlâna”*^ Celâleddin R um i'nin iz­ leyicileri. a y rıca k a d ın ın r e sm î sa n ıd ır . Konya’da saray çevrelerini sarm ış. kısa sürede Celâleddin R um i’­ nin babası Behaeddin Velet karşısında eğilmiş. Konya’dan b ir yere giderken portreyi yanında taşıyordu. kadınların "zik r” ayinleri de yapılıyordu. Ama mevleviler. A flftki. 310 (Ç eleb i A m ir A rif.*® Celâleddin Rumi. akşam ları. Celâleddin R um i’ye. Ira k ’ın b ü y ü k m is tik le r in i g ö r m e k is tiy o r d u ). Alaaddin Keykubad. hüküm dar saygısı gösterm eye başlam ıştır. 69 A flâ k i. Rükneddin K ılıçarslan (Aksaray’da boğularak öldürül­ m üştür). I. am a. b ir tü r derin saygı dujoıyor- du.’^ Onun annesi Gürcü Tam ara (Sultan II. bu danslar. Bol akşam yemeği eşli­ ğindeki ayin törenleri. dinsel ayin dansları uygulam aya koym uştu. Celâleddin'in p ortresinin yapılm asını buyuruyor. belki de. ö z e llik le . d in ç e v r e le r in in s a y g m te m s ilc ile r in e ve rilen bir sa n . mevlevilere büyük sevgi besliyorlardı. Örneğin. 68Irak 'la b a ğ la r ın ı.

Celâleddin’in hayranları. Rum lar. T ürkler b ir aradaydı. giderek. 71. 14. 76A flâk i. II.^* Celâleddin öldüğünde ise. yalnızca başkentte değil. K a s ta m o n u T a rih i. 87. gül yağm u­ runa tutuyor ve üzerine gülsuyu döküyordu/' Mevlevi tarik atı. II. ola­ ğanüstü güce sahipti ve sahiplerini uğursuzluklardan ko- ruyordu. Sık sık. ayrı inançtan halk. Celâleddin’in öğretisin­ de. 326 . II. 74 A flâ k i. ve m üslüm anlar.’^ Anlaşılan. 1935. yahu- diler. İ sta n b u l. bazan ka­ dınlardan da "yönetici” m üridleri bulunuyordu. ona ait eşyalara bin ler ödüyorlardı. herkes. A raplar. kadınlar çevresine oturuyor. II. bunlar. 75 A flâ k i. örneğin. biz Isa ’nın. Küçük Asya’da. M usa’nın ve tüm peygam berlerin özünü algıladık” diyorlardı. onları uzaklaştıram ıyorlardı. 61 (A h i K a y sa r'ın o ğ lu A h i Ç oban. 375. islâm a geçmişlerdi. ta b u t sedyesinin çevresin­ de kalabalık b ir halk toplanm ıştı. Amasya’daki Mevlevihane. Ör­ neğin. onu. taşrada da güçlenm iştir. Celâleddin’in sesine. 96 -9 7 . büyük kentlere geziler düzenliyor” ve ayinler yapıyor­ lardı. 326. kendine yakın yankılar duyuyordu. h er yanda. Yasalara özenle 7 IA flâ k l. derin kökler saldılar. M oğol s a id ın s ı s ıra sın d a C elfU eddln h a r m a n iy e siy le ö r tü p ü r ü n ü n ü k o r u m u ştu . H ayranları. H ıristiyanlar. 77A fIâki. s. erkân ve sıradan halk. T okat’ta olduğu gibi. Ze­ b u r’dan ilahiler söyleyerek. II. II. 73A flâM . daim a du­ yarlıkla kulak verm iş olan vezir M uineddin Pervane’nin çocuklarında.” Celâleddin’in "m üridleri” (izleyici çırakları) yalnız­ ca m üslüm anlar değildi. başlarını açarak yürüm üştü.geliyordu. mevlevilere b ir ailesel bağlılık vardı. 72 T a la t M ü m ta z Y a m a n .^^ çünkü. vezirin oğlu tarafından yaptırılm ıştır. “ona bakarak.”^"' Mevleviler. “bunlar. onu dinleyen ve gözlemleyen hı- ristiyanlar. Tevrat ve tncil okuyarak yü­ rüyorlar.

. II. mevlevi ayinlerinden nefret ediyorlardı. 7 9A flâ k l. S65. (Arap harfleriyle) Rum dilinde de şiirler yazıyordu. özellikle de mevlevi dervişlerine yansıyan eski izlerini dile getirm ek­ tedir. Sultan Veled. Demek ki. 327 . Celâleddin Rum i’nin oğlu Sultan Veled ise. 80 V. c lt. op. örneğin. insanlar. — VI. sevgi. Rum ca şiirler yazm ak için. Celâleddin Rum i’nin Rum lara. hıristiyanlar ise. J lt iy e S a d re d d in a K on yevl. Ani m abedlerinden m üslüm anlan kovacaklarına andiçi- yorlardı —am a tüm bunlar. bunları okuyan birileri vardı. kuşkusuz. genellikle inanç sloganı altında b ir savaş yürüyor: Sultan Rükneddin. K aram an beylerinde Hıristiyanlığa sem pati patlam asına yolaçan m istik kam utanrıcıhğm merkeziydi. II. yaşam ak iste­ yen herkesin kendi gözleri önünde hıristiyanlığm simgesi haçı ayakları altında ezmesini istiyor. yani hıristiyanliga eği- nimi. sonradan. bu Küçük Asya sufi şiirinin sevenleri ve hayranları var­ dı. Selçukluların başkenti Konya. G o rd lev sk ly . 151 . dostlarının yardım ına başvurm aya gereksinm esi yoktu. dinsel inancı konusunda anasının ve babası­ nın kaygı duydukları Gürcü kızı. belki R um lar arasında da.152. Ka­ dı Siraceddin. birbirine candan yakınlık duyuyor. s tr . tersine.uyulm asını savunanlai' arasında ise. Demek ki. Selçuklu­ nun gelini. yaşam ise ayrılıkları düz­ lüyor. 541. bu n lar m üzikten. o rtak çıkarlar üstün geliyor. Konya’ya ulaşınca. din adam ları çevresinin fı­ sıldadığı ezberlenmiş sözlerdir. yalnızca Rumse- ver yapıdaki ailesinde değil. 244. pp. islâ- TSAflâkl. T am ara’dan. m evlevilerin düş­ m anları vardı. Mordt- m an'ın düşüncesine göre. B ir G ürcü kızının güzelliğiyle bü­ yülenen Saltuklu şehzadesi dininden dönüyor. Hıristiyanlığın dervişliğe. 245. güvenlik yengi kazanıyor.®® Ülkede. onları yakınlaştırıyor. Rum dilini iyi kullanabiliyordu.^® seyidler (Niğde’de)^ vb. S m irn o v .

m a geçiyor. H alkın alt tabakaları ise, kuşkusuz, dinsel
kuşkularını kolay ve çabuk şekilde b ir yana atm aktadır.
Küçük Asya’daki Rum piskoposlukları, giderek, cı­
lızlaşıyor, ortadan kalkıyordu.®'
İstanbul tarafından terk edilm iş olan Küçük Asya
Rum halkı, başıûı yitirm işti. Bu halk, genellikle, iki ateş
arasında bulunuyordu; T ürkm enler tarafından yerinden
edilince, onun usuna Selçuklular geliyor, sonra gene düş-
kırıklığına uğram ış olarak, usulca K apadokya’nın m ağa­
ralarına, ya da K aradeniz kıyısm daki dağlara siniyor, es­
ki iktidarını düşlüyordu. Küçük Asya’da, m üslüm anlıgı,
yalnızca dış görünüm üyle benimseyen gizli hıristiyanlar
böylece oluşm uştur. Çünkü, islâm a geçince, belki, dü­
şüncede olduğundan çok, gündelik yaşam da, Hıristiyan­
lığın öğelerini ister istemez koruyorlardı.
H ıristiyanı ve m üslüm anı, kuşkusuz daha çok, ara­
larında gerçekleşen evlenmeler yakınlaştırıyordu. Alt ta ­
bakada zayıflayan dinsel k arşıtlık siliniyordu; Bizans im ­
paratorluğu’nun kenar bölgelerinde, ortodoks hıristiyan-
hk eriyordu. Örneğin, G ürcistan’da b ir yandan manihey-
cilik, öte yandan sufi öğretileri yayılıyordu.
Yüksek orun sahipleri de, çıkarsever özendirm eler­
den ya d a dünürlerine duydukları yakınlıktan (hıristiyan-
1ar ile m üslüm anlar arasında evlenmeler sık görülüyor­
du), yurtlarından ayrılarak Selçuklulara gidiyorlardı.
örneğin, B izans'ta şato sahibi Manuel Mavrozom,
İstanbul'da sürgün yaşadığı sırada. Sultan I. Keyhüsrev’e
kızım vermiş ve so n ra sultam desteklemiş, buna karşılık
da cöm ertçe ödüllendirilm iştir. P. W ittek, özgün b ir var­
sayım da bulunuyor. Buna göre, o İslâmlığı kabul etmiş,
üç oğlu ise —dönme “Abdullah"m çocukları— Selçuklu­
larda yüksek m akam larda bulunm uşlardır; Vezir K ara­
sı A. w a c h te r . D er V e rfa ll d es a r lc h e n t h u m s ' İn K le iu a s le n İm X IV Ja.hr-
h u n d e r t. LeIpzIg, 1903.

328

tay (adına yapılan m edrese K onya’yı süslem ektedir), De­
nizli'de yapılar kuran (1250) E m ir K arasankor; Kemaled-
din K aragaş “ H er üç kardeşteki “K ara” lakabı, önceki
soyadlarının kökü olan Rum ca “m avros" (kara) sözcü­
ğünün çevirisini ortaya kojoıyor.
Ama, Selçukluların hizm etine geçen Rum lar, bazan
m illiyetlerini de, dinlerini de koruyorlardı, örneğin,
K om ninlerin ve M avrozomlarm to runlarından birinin,
"Âmiroğlu”nun üzerine, Konya'da, b ir m üslüm anın, rum-
ca olarak beceriksizce yazıt kazımış olduğu b ir lah it ya­
pılmıştır.®®
Toprak sahibi, İslâmlığı kabul ederek m ülkünü ko­
ruyordu; resm en m üslüm an olan o, gene de, toprağı üze­
rinde yaşayan halkı kayırıyordu. Örneğin, Abdullah Mav-
rozom ’un eski bölgesi Denizli'de, İbni B atûta'nın Küçük
Asya'yı gezdiği 14. yüzyılda da, aşağılayıcı "Donuzlu" ad­
landırm asından anlaşıldığı gibi, dom uzculukla uğraşan
hıristiyanlar yaşıyordu.
Yerli hıristiyanlarm (Rumların) etkisi, çok eski ta­
rihlerde içerden sızmıştı, feodalların evlerinde, köle cari-
yeler, odalıklar, m aiyet görevlileri gibi hıristiyan hizm et­
liler vardı. Küçük Asya’nın h er yanında, eski inancını ko­
ruyan ya da m üslüm anlaşan, "ortodoks” ya da "sapm acı”
hıristiyanlar bulunuyordu. Bizans’ın zulmünden, hıristi-
yanlar, daim a buraya kaçıyorlardı.
13. yüzyılda, Selçukluların uyrukları, m üslüm anlar
ve hıristiyanlar, birbirinin inanışlarından etkilenerek ba­
rış içinde b ir arada yaşıyorlardı.®^ Celâleddin'in R um lara
karşı kişisel tutum u ve eğinimi sayesinde güçlenen, mev-

8 2K a ra ta y v a k fiy e s in d e ("K onya", 1938, n o : 2, s. 123), y in e m ed rese
y a p tır m ış o la n k ü ç ü k k ardeş K e m a le d d in R u m ta ş o la ra k a d la n d ır ılıy o r ; bkz:
d a h a y u k a rıd a s. 125.
B3 P. W ittek . L 'S p ita p h e d ’u n C o m n â n e a k o n la . B y z a n tlo n , X , 505 - 315.
84B k z: F. K ö p r ü lü 'd e k a r ş ılık lı e tk ile ş im ö rn e k le r i (L es o r ig in e s de
l'E m p ire O tto m a n , ss. 70, 95, B7).

329

levilerin kam u tan n cı (panteizmi) dünya görüşleri de, ay­
rılıkları kaldırıyor, hıristiyanları ve m üslüm anları kendi
aralarında yakınlaştırıyordu “ Coğrafyacı Y akut’un bil­
dirdiği gibi, Konya’da, m üslüm anlar, “ilahi” Platon’un
m ezarına derin sevgi ve saygı gösteriyorlardı. Oysa bu,
piskopos İkoni Amfilokiya’nm (4. yüzyıl) mezarı, müslü-
m anlarca "değişikliğe u ğ ratılan ” b ir Hıristiyan tapınagıy-
dı“
Küçük Asya’da m üslüm an k ü ltü rü elverişsiz tem eller
üzerine katm anlaşm ıştır; Küçük Asya’da islam dan Hıris­
tiyanlığa doğru b ir köprü atılm ıştı.
Küçük Asya’da, çağdaş T ürk m üslüm an halkı, eski
dinin, Hıristiyanlığın anılarını, karm aşık biçim de Henüz
sürdürm ektedir. Konya ilindeki gezilerim sırasında, sık
sık duyduğum a göre, köylerdeki kadınlar (en tu tu cu öge),
ekm ek hazırlarken, üzerinde istavroz çıkarm a kalıntısı
b ir Hareket yapıyorlardı.®^
Celâleddin’in ailesi, şaşırtıcı b ir örnek oluşturm ak­
tadır. Eşler ve çocukların bakıcıları, tüm üyle Rum kadın­
lardı. K ira H atun (Celâleddin’in eşi), Kiraga H atun (Sul­
tan Veled'in eşi) vb.. Ev çevresinin etkisiyle, mevleviler,
çocuklarına, kuşkusuz bu kapsam da kızlarına da, Rum ­
ca lakaplar veriyorlardı. Celâleddin’in kızının lakabı,
Efendipulo’dur.®® Celâleddin’in torunu Çelebi Âmir Arif'-

85 Fi W. H a slu ck . C h r is tia n ity a n d İ s la m u n d e r th e S u lta n a . O xford,
1929, pp. 370 - 378; hırİB tIyan larla m e v le v ile r a r a sın d a k a r şılık lı İlişk ile r
k o n u su n d a , b k z: s. 56, 85 - 87, 290. V. D . S m lrn o v (L es vers d lt s “ S e ld jo k s”
e t !e c h r lstla n ls m e tu r c . A c te s d u onzlfem e C ongres I n te r n a tio n a l d es
o r le n ta lls te s . T ro lslâ m e s e c tlo n , I. P aris, 1989, pp. 143 - 157). S u lta n V eled 'in
" R eb â b n a m e” a d lı T ü rk çe ş iir ler in d e, y e n i d ö n e m in ilk y ü z y ılla r ın ın g n o s-
tlk ‘'b ilirc llik , ir fa n iy e, ç." ö ğ r e tile r in in . K ü ç ü k A sy a ’d a d a y a y g ın o la n
m a n ilıe y c iliğ ln y a n s ıd ığ ın ı ta h m in e tm e k ted ir.
w.
86 p . H a slu ck , op. c it., pp. 17, 363 - 364, 373.
87 K ü ç ü k A sya T ü rk h a lk ın ın ik ili in a n c ı ü a e r in e m a lz e m e , b e n im
y a y ım la n m a m ış ö z e l m a k a lem d e to p la n m ış tır .
88 Ev h a lk ın ın v e e n b a ş ta e ş in in C e lâ le d d in ’e h it a b ı o la n R u m c a
" eren d i” (b sy ) s ö z c ü ğ ü T ü rk lere, e n a z ın d a n , 13. y ü z y ıld a g e ç m iştir .

330

in kızının adı, sonraları Osmanlı dönem inde de sık ra s t­
lanan b ir ad, Despina’dır.®’
Konya yakınında, Sille’de, Bilge Platon’“ adına bir
Rum m anastırı vardı, ve Celâleddin Rumi, yaşlı ve saygın
b ir adam olan m anastır başrahibine büyük sevgi besli­
yordu.” Aflâki’nin anlattığına göre, Celâleddin Rumi, b ir
ara, onun yanında kırk gün geçirm işti; Celâleddin’in a r­
dılları da —oğlu Sultan Veled ve Âmir Arif— m anastırı,
severek ziyaret ediyor ve Hıristiyan rahiplerle görüşüyor­
lardı.
Bu çevreye, Rum körinançlarm m sızmış olm ası da
şaşırtıcı değildir. Örneğin, Celâleddin’in eşi, büyük b ir il­
giyle, su perilerine inanıyordu. Aflâki’nin Ilgm ’daki b ir
ırm akta “su beyi” bulunduğunu söylediği biliniyor. Türk-
1er, onun her yıl, b ir hayvanı ya da insanı aldığını ve
boğduktan sonra, su yüzeyine attığını savunm aktadırlar.
Bunu bilen K ira H atun, (sık sık su tedavisine giden) Ce-
lâleddin’e, daha dikkatli olm asını ögütlüyordu. Ama, ko­
cakarı m asallarıyla alay eden Celâleddin, üzerinde "fera­
cesiyle”, başında sarığıyla, ırm ağa atılm ış ve gözden yit­
m işti. O anda. K ira H atun, çadırın önünde, saçları ba­
şından ayaklarına dek uzanm ış çirkin b ir hayalet gör­
m üştü; yüzü insan yüzüydü, ayaklarıysa ayı pençelerine
benziyordu. Bu, işlenmiş günahlar için bağışlanm a dile­
yen su perisiydi.’^
Şam an Türkler, eskiden beri, su perilerine inanıyor­
lardı; daha 7 - 8. yüzyıllarda, Orhon yazıtlarında değini­
len “yersub” ("toprak su”) perileri, dağlarda ve kaynak­
ların yanında yaşıyordu. Ama bunlar, dişi cins varlıklar­
dı; 15. yüzyıl Çağatay şairi Atai bile, henüz "sukızlarm-
89 D e sp in a " b a y a n ” d em ek tir.
9 0A flâ k i, II, 67 - 68.
91 J . H. M o rd tm a n n . t im das M o u so leu m d e s M o lla H u n k la r in K o n ia .
J a h r b u c h der A s ia tis c h e n K u n st, B d. II, pp. 197.
9 2A flâ k i, II, 110.

331

d an ” (sukızı) sözetm ektedir.”
15. yüzyılda Türkiye’de bulunm uş olan G6doyn, anı­
larında, her yıl 12 Ağustosta, (Hios adasındaki) Karagöz
gölünden çıkarak b ir delikanlıyı alıp götüren “kocakarıy­
la ” ilgili notlar yazm ıştır.’'’ Bugün de, Küçük Asya'da (Şe­
binkarahisar’da), yarısı kız, yarısı balık su kızları üzerine
m asallar sürm ektedir.” Ahmed Vefik Paşa’nm atasözleri
derlem elerinde, "deniz m elikesi gibi”’* deyimine rastla­
nıyor.
Ama, Türklerin harem lerine giren Rum kadınlar da,
erkek cinsi su perileri üzerine tasavvurlar aktarabiliyor­
lardı.’^
T ürk’ü aşağılayan, Türklere karşı olan Celâleddin’e,
büyük m utasavvıfa yakınlığıyla böbürlenen mevleviler
arasında, hıristiyan (Rum) kadınlarıyla evlenmeler. Kü­
çük Asya’da alışılm ış durum du. Ama, feodallar, eski ya­
şam biçim lerini terk ettiklerine ve Bizans’ta yaşandığı
gibi yaşam ak istediklerine göre, yüksek tabaka arasında
da, böyle evlenmeler sık görülüyordu.
Tahta çıkm adan önce, sürgün ya da konuk olarak
Bizans’ta bulunan Selçuklular, doğallıkla, Konya’ya Hıris­
tiy a n -ru m kültürüyle beslenm iş olarak dönüyorlardı.
Orada, "b arb arı” kendine bağlam ak için, siyasal düşün­
celerle, Bizans İm paratorları, bu n lara kızlarını, bacıla­
rını veriyorlardı. Öte yandan, hıristiyan to prakları üze­
rine yürüyüşleri sırasında, çevrede gördüklerinin alım m a
9 3 M a terla lı p o s r e d n e a z la tsk o tu r y e ts k o y lite r a tü r e . Z ap isk i k o lle g ü
v o sto k o v ed o v , t. II, s tr . 255.
94 A. B orre. J o u r n a l e t co rr e sp o n d a n ce d e O âd oyn Le T u rc (1823 - 1625),
ParİB, 1909, pp . 149 - 150.
95 VI. G o rd lev sk ly . İ z o sm a n sk o y d e m o n o lo g li, M ., 1914, str. 38. (O td e l-
m y o t t ls k İz “E tn o g r a flç e sk o v o o b o zren iy a " , k n . C I - C I I ) .
96 A. V e fik P a şa . A ta la r S ö z ü . İ s ta n b u l, s. a., s. 132,
97 B u n u n la b ir lik te K a z a n T a ta r la r ın d a d a h e m " su b ab ası" h e m de
" su İyesi" vardır, (b kz: K , N a siro v . P o v ery a I p r im e tl k a z a n sk ih ta ta r.
Z ap isk i R u ssk o v o g e o g ra flç esk o v o o b şc estv a , t. V I, 1880, str. 244). A m a bu
İn a n ışla r, o la sıd ır k i. K u şla r d a n a lın m ış tır .

332

kapılan Selçuklular, hıristiyan kadınlarla evleniyor, ha­
zan, candan dostları olabilen Rum ları, kendilerine çeki­
yorlardı.
Daha, Haçlı seferleri zam anında, Selçukluların sa­
rayları, AvrupalI Hıristiyan kadınlar görm üştü. Örneğin,
Sultan I. K ılıçarslan (12. yüzyıl haşı), şövalye R aym ond’-
un hacısı tzabella ile evlenmişti.’® Sultan II. Gıyaseddin
Keyhüsrev'in h ir karısı, G ürcü kraliçesi R usudan'ın kızı
Tam ara'ydı, (Gürcü Hatun). Gürcü H atu n ’dan, oğlu, ge­
leceğin sultanı II. Alaaddin Keykubad doğm uştu. Gürcü
H atun’dan başka o, b ir de papazın kızıyla evliydi. Erm e­
ni K ir B arta'nın kızı da, karısı olm uştu, vb..
Daha geç dönem de ise, anayurt kökeninden kopm uş
Selçukluların din değiştirdikleri de oluyordu. 15. yüzyıl­
da, M akedonya'da, Selçukluların soyundan geldiğine ina­
nan h ir Hıristiyan aile yaşıyordu. Bunlar, Bizans İm p ara­
to ru V III. M ihail'in yanında geçici sığınak bulan (1259 y.)
Sultan II. îzzeddin Keykavus’un torunlarıydı.’’
Konya çevresindeki surların yapım ını bitiren, dindar
m üslüm an Sultan I. Alaaddin Keykubad, surların üzeri­
ne, kentte korunduğu anlaşılan beyaz m erm er heykeller'*”
yerleştirm işti. O, antik k ü ltü rü anlam ış gibidir. Heykel­
lerin yüzleri, sonradan m eydana geldiği gibi, henüz p ar­
çalanmış değildi.
Böylece, Selçukluların dış görünüşü değişm ektedir.
Selçuklularda Hıristiyan ("gâvur”) eğinimleri belirgin ola­
rak dış yüze yansıyınca, din adam ları çevresi, onlara kar­
şı kam panya başlatıyor ve dinden dönenleri yıkıyordu.'®'

9 8V ersla g en e n M ed ed ee lin g en d. K . A k a d em le v o n W e te n sch a p p e n
(A m aterd a m ), 1893, p. 133 (g ö n d erm e, Fr. S arre’dea a lın m ış tır ).
99B kz: E ch o s d'O rlent, 1934 (n o t P. W itte k 'ln d lr ).
100 Y a z ıc ıo ğ lu A li, III, 258.
101 A m a, k u şk u su z , b u n u n te r s i b ir e tk i de m e y d a n a geliyord u ; 1437
ta r ih li b elg elerd e g ö r ü ld ü ğ ü g ib i, B u m d in ad a m la rı, “T ü r k iy e ’n in b irçok
n o k ta la r ın d a , in a n s s ız la r ın (y a n i m ü s lü m a n T ü r k le r in ) g iy s is in i ta ş ıy o r ve

333

H ıristiyan kadınlardan doğan ya da hıristiyan kadın­
larla evlenen Selçuklular, dıştan islâm da görünüyorlardı.
Ama, bunlar, gizliden. B atın ın , Bizans'm etkisine kapıl­
mış hıristiyanlardı, ya da dünürleri Halife N asiridinillah’-
ın Doğu etkisine kapılarak b ir başka aşırılıktan, ismailli-
lerdendi.
Selçuklulara dostça duygular besleyen p atrik Arşeni,
Sultan n . İzzeddin Keykavuş’un gizli Hıristiyan olduğu­
nu savlıyordu. Ve patriğe karşı düşm anların sesleri yük­
selince, N ikifor G rigora’nın anlatım ıyla, bu "gâvurun hi­
tabı, onun için güçlü b ir silah olabilecekti, çünkü, Hıris­
tiyan ana babanın oğlu sultan Azatin, kutsal vaftiz suyuy-
la yıkanm ıştı, sultan ve Türklerin önderi olunca, o, din­
sel ayinleri gizlice gözetecek ve Hıristiyanların gelenek­
lerini açık olarak uygulayacak, İstan b u l’da ise, kutsal iko-
nolara saygı gösterecekti.’^
Doğallıkla, dinsel Hoşgörü, Selçukluların ayırıcı özel­
liği oluyordu; hiç değilse, onlar, yobazlıktan uzaktılar.
Sultan n . Gıyaseddin Keyhüsrev, Gürcü prensesiyle (Ta-
m ara) evlendiği zaman, Konya’ya Hıristiyan papazları gel­
m işlerdi. Ama, G ürcü kızının İslâmlığı benim sem esi ol­
gusu doğunca, m aiyeti hapsedilm işti. Bu "çem ber”, müs-
lüm anlar için, belli ki, hoş değildi. îb n i Bîbî, evlenmeler
konusunda susm aktadır; buna ilişkin bilgiler Hıristiyan
tarihçilerde (Bar-Hebrey’de) bulunuyor."” B urada belir­
telim , Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev (Sultan I. Alaad-
din Keykubad’m oğlu), kısa süre sonra dinsizleşm iştir; o,
belge ve buyrukları sarhoş kafa ile im zalıyordu. Ibni Bîbî
de, onun babasının dindarlığını överek göklere çıkarır­
ken, anlaşılan, islâm ın buyruklarına aykırı davranan ,tan-

o n la r ın d ilin d e k o n u şu y o rd u " , bk z: R . M. D a w k ln s. M odern G reek İn A sla
M lnor. C am brid ge, 1916, p. 1, n o t. 1.
102N lklfor G rigora, str . 90.
103 H a lil E d h em , K a y ser iy e Şehri, ss. 75 - 76, n o t. 3.

334

ntanım az oğulu anım sam aktadır.
Güçten düşme döneminde, Selçuklular, şiiliğe eğilim
gösteriyorlardı, am a Selçukluların Ali soyundan geldiği
yolunda kurnazca, tu m tu rak lı arayışlar kuşkusuz saçma-
dır.'°^
Ve —^yazgının m antıklı, yasal cilvesidir ki— sondan
b ir önceki Selçuklu III. Alaaddin K eykubad'm üçüncü ku­
şaktan yeğeni, dervişliğe, belki, şiiliğe eğilimli Simavne
kadısioğlu Bedreddin,’“ yüz yıl sonra, I. M ehmed’e karşı
Asya ve Avrupa Türkiye'sinde yayılan b ir başkaldırıyı ger­
çekleştirm iştir.
Ve Boveli keşiş V intsenti’nin (13. yüzyıl ortasında
ölm üştür) yazdığı gibi yalnızca sultanlar değil, devletin
yüksek sanlıları em irler de hıristiyanlara yakınlık duyu­
yordu; besbelli ki, em irler arasında, önceki dinine eğli-
m ini henüz koruyan (yerli Hıristiyan vb.) dönm eler de
vardı; sözkonusu keşiş, b ir em irden söz ederken, onun
Fransızca ve Almanca konuştuğunu anlatıyor.
Hilmi Ziya Ülken (şimdi İstanbul Üniversitesi felse­
fe profesörü), "Selçukluların Gerileme Döneminde Kon-
ya”'“ adlı makalesinde, kentin dinsel yönelim lerini çö­
zümlüyor. Onun kanısına göre, Oğuz gelenekleri, yerini
Iran etkisine te rk ederek artık yok olm uştur; am a o, ü st
tabaka sözkonusu olduğunda, büyük ab artm alara başvur­
m akta, halkın alt tabakası sözkonusu olduğunda ise, de­
ğerlendirm eye önem verm em ektedir.
İdeoloji açısından halkı gözden geçirirken, o, üç akım
saptam aktadır.
Sarayda, Büyük Selçukluların veziri Nizam ül Mülk
tarafından çok eskiden büyülenmiş feodallar arasında
İran akım ı egemendi. Iran k ü ltü rü hayranı, O rta Asya’-

104 Pr. B abinger,. op . c lt., pp. 7 3 - 74.
105 f'r. B a b in g er, o p c it., p. 21.
106 ‘'M lhrab" d erg isi, 1924, n o : İT - 18.

335

Sünniliği yavaş yavaş parçalayan b ü tü n bu dervişler. G o rd lev sk iy . 540. Tekkeler. Ahmed R ufai'nin basit. özgürce dolaşıyorlardı. daim a canlı b ir yankı bulunuyordu. Küçük Asya halkının dinsel inanışlarının karm aşık kom pleksini susarak geçiş­ tirm ektedir.dan gelme Celâleddin. M edreselerde. anlaşılm az dille konuşan hocaların yerleştiği m edreselere karşı. Sel­ çukluların başkenti Konya değildi. a r­ kalarında kalan ve h er zam an islam ın yıldırıp derinlere 107 VI. düşm an­ ca yapılanm ıştı. safyürekli tekkelerinden. Selçukluların yıkılm asından sonra ise. Moğol döneminde. Arap. Selçuklular döneminde. Ve açıktır ki. Böylece. saraya (îranlı sufilere) ve b ir dereceye kadar. h a­ tm iler. tekkelerden. Çünkü o. ayrılık pekişmiştir. Iran ideolojisinin sözcüsü vezir M uineddin Pervane'ydi. sünni dindarlığın kalesi. sarayda barınm a olanağı bulan sufiliğe nef­ retle bakıyorlardı. str . onlarda karşılık buluyordu. Küçük Asya’da.'®^ H alkın düşüncesi ise. islâm ın içinde savaşım veren dinsel akım lardan sözettiğine göre. hafif b ir m üslüm anlık zarıyla kaplı sünni karşıtı p ro ­ paganda. m üslüm an ya da hıristiyan yerli yaşayanlarda. bunlar. islâm dan. başlangıçta istekle kabul etm işti. ortodoks akım ı tem silcileri var­ dı. 336 . Abdulkadir Geyla- n i’nin. dinsel ayinleri yaygınlaştırarak sa­ raya İran rnüzigini de sokm uştu. yani dervişlerden besleniyordu. sufiler ile hocalar arasında. halk. eskiden beri. m üslüm anlık akideleri zayıf­ tı. İra n ’­ ın yeniden doğuşunu düşlüyordu ve b u yüzden. Hilmi Ziya. Küçük Asya’da. açıklam a gereksin­ melerine. eskiden beri araların d a b abaların koş­ turduğu Oğuz Türklerinde. zayıf kalm aktadır. halkta. Moğolla­ rın yönetimini. J lt iy e S a d re d d in a K o n y ev l. ilginç olan düzenle­ mesi. Kısaca. başlıca m edreseler K ayseri’de yoğunlaşm ıştı.

322 . Küçük Asya yolunu açm ıştı. müs- lüm an köylüler de. Küçük Asya’da devlet k uran Selçuklular. Bu yargılar. nefretle bakı­ yorlardı. Hıristiyan prenslerin yanında yaşamı lOSAflâkl.323. kuşkusuz. ve savaş var olduğu sürece. dinsel çelişkiler değil. peygam berin ve "dine bağlı halifelerin” yandaşları. Ama burada. 15. Kimin çıkarına uygunsa. B atı Avrupalı Haçlı tarihçileri. m üslüm anlığa k arşıt eylemler gizleyen şiirler. Ama. hı- ristiyanhkla İslâmlık arasındaki k arşıtlık lar da sönüyor­ du. yüzyılda İstan b u l’u fetheden müslü- m an Türklere karşı. üzerinde sav sahibi oldukları top rak ları koparan ya da işgal eden A vrupa'dan gelme yabancılara. Sel­ çukluların dinsel fanatizm i konusundaki yargıların ne denli abartılm ış olduğunu gösterm ektedir. on­ lara. dinsel ayrılıkları anım satarak savaş ateşini körüklüyordu. besbelli ki. toplum un dinsel yaşam ının yüzeysel b ir denemesi. Kü­ çük Asya’da başlarını dikm işlerdir. yalnızca yayılmacılık düşüncesinde iki yağmacı isteklinin arasındaki k arşıtlık lar çatışıyordu. ittiği. b u hıristiyanlar. Selçuklular dönem in­ de. Moğol saldırısı. yani sünniler de şaşırıp bun­ dan rahatsız olmuşlardı. H ıristiyan köylüler.'"® Bölük pörçük olm asına karşın. b ir İspanyol gezginin Suriye'de kaydettiğine göre. kalabalıklar halinde Selçuklulara kaçıyorlardı. Latinyanlarla Selçuklular arasında. düşm anca yapılanm ış olan Avrupa kaynaklarından çıkm aktadır. 337 . m üslüm anla rm "boyunduruğu altın d a” daha iyi yaşıyorlardı. Bizans m ülkleri yüzünden kavga sürüyordu. barış sağlanır sağlanmaz. o. ruhları. Ama. B atı A vrupa'nın Ön Asya’ya k ararlı ekonom ik eğinim lerini haklı göstermeye çalışıyorlardı. h er iki taraf â la guerre comme â la guerre (her şeye katlanarak) davranıyorlardı. II.

Ve Küçük Asya Selçuklu devletinin savaşçı islâm ın b ir ileri karakolu olduğu görüşü de. kesinlikle reddedil­ melidir. 338 . O nlar için önem li olan.yeğliyorlardı. bunlarm hangi yöntem lerle top­ landığı ise. onlar için fark etm iyordu. toprağm işlenmesi ve vergilerin sağlam ve zam anm da gelmesiydi. her şeyin yolunda gitmesiyle ilgiliydiler. ellerinde bulunan to p rak ­ larda. M üslüm an yönetim (Küçük Asya’da) ve hı- ristiyan yönetim (Suriye’de).

bu örgütlenm eden doğan önkoşullar. onların devlet yönetim inde. 13. toplum sal ve özel yaşam ında etkinlikle yansı­ m ıştır. T ürklerin ve Mo­ ğolların M oğolistan’da b ir yerlerde birlikte yaşadıkları sırada. M oğollardan kalm ıştır. Selçuklular üzerinde ilk. toprak ayrıcalıkları. yaşantı bi­ çiminde. yüzyılda. Moğol ak­ tarm alarım dile getirm ektedir. M oğolların. SONSÖZ OĞUZLARCA GEÇİLEN YOLUN AŞAMALARI OĞUZLARCA geçilen yolun aşam aları. erken iz. Moğol fetihçilerin et- 339 . Rum Selçuklu- larınm tarihinde. Moğollar. Oğuz boylarının askersel örgütlenm esi. göçebe feodalizmi ko­ nusunda. Or­ ta Asya’yı yengiyle geçip Küçük Asya’ya ulaştıkları za­ m an. Selçuklu devleti.

tüm bun­ ları. Dedelerinin geleneklerini ("şölen”. Selçukluların iç yaşam ının incelenmesinde. Oğuzlar Küçük Asya yolu üzerindeki H orasan’da. ruhça. Sasanilerden seve seve aktarm ışlardır. Bizans’ın top­ raklarını fetheden Selçuklular. törelerin büyüsü altın­ da bulunuyorlardı. İranlıların yönetim i altında yaratılm ıştı.) gözeten sultanlar da. Ama.kişini (yönetimin örgütlenm esi. ik tid arın tanrısal kökenli olduğu düşüncesi. dilini unutm uş ve m üslüm anlaşm ış yerli halk da. ve propagan­ da. Sarayın parıltısı ve görkemliliği. Selçuklular. Ama. tü rlü dinsel öğretiler getiren şiiliğe eği­ limli. saray törenleri. Selçuklularla H açlılar arasındaki bu sava­ şım. Sönen Bizans’ın yerine. dinsel zulm ü protesto ediyordu. Avrupa’dan Latinyanlar ge­ liyordu. yalnızca. feodalların ü st ta ­ bakası değildi. Oğuzlar. Bizans’ın izleri ortaya çıkm aktadır. H ora­ san’dayken hayran etmiş ve büyülem işti. Büyük Selçukluların veziri. daha başarılı yürüdüğü ölçüde. Bizans’tan geçme toplum ­ sal. İra n kültürünün güçlü etkisine uğram ışlardı. sağlam ca oturm uş top­ lum sal ve siyasal düzenlemeler buldular. Büyük Sel­ çuklu devleti. Küçük Asya'ya. Kü­ çük Asya’da. Sünniliğe k arşıt yapılanm ış dervişlerin akı­ şı. dinsel olm aktan çok. ekonom ik özellik taşıyordu. sultanın halk önünde günah çıkartm ası. onların devlet düzenini de alm ışlardı. mali­ kâne. 340 . eski göreneklerini sürdürm üşlerdir. bozkırlara kent yaşam ı yat­ kınlıklarını aşılıyordu. köylü kitleleri üzerinde etkili oluyordu. köylülük de bu etkiyi denemiş. yaşam ıştı. Nizam-ül-Mülk’ün "Yönetim Kita- b ı”nı ("Siyasetnam e”) örnek alan Rum Selçukluları. vb. onları. Küçük Asya’da da. Küçük Asya’da. divanlar. Selçuklular. bü­ yük av. İran kültürüne kapılan. deneyimiyle ikinci kez yaşam ıştır. Sasani düzenlem elerini yürürlüğe koydular. gelirlerin düzgün akışm ı sağlayan genel valilik). yönetim.

İra n ve hıristiyan yansım aları vb. Ama Selçuklular. feodallar. Moğol saldı­ rısından sonra. Bizans'ın to p rak kalıtı üzerinde. tüm bunlar. belki dolaysız olarak. yalnızca kendisini düşünüyor. yaşantı ve ku­ rum laşm a öğeleri alm ışlardır. Ahilerin yönetim indeki zanaat ö r­ gütleri. çok ön­ ceden öğrenm işlerdi. sünni islâm ın fonu üzerinde tutunuyordu. dinsel inanışları. Devlet. Ne var ki. am a daha büyük olasılıkla vasallar —Küçük E rm enistan k ral­ ları— aracılığıyla Batı Avrupa etkisine kapılm ışlardır. ön­ yargısız. alt tabakada genellikle yaygın Şiilik.) 20. en azından. düşm anlarından da. yüzyıl boyunca büyüyen yeni b ir toplum sal güç —ahi dinsel topluluğu— topkım sal yeniden düzenleme yaratm aya çalışıyordu. am a köylülük. Selçuklular.ik i taraf. bu kom şuluğu yansıt­ m ıştır. devlet aygıtı sarsılm ıştı. yüzyılda Moğol saldırısı). Selçukluların kaçınıl­ maz durum a gelen yıkılışını hızlandırm ıştır. Selçuklular dönemi.. insanlara. yüzyıla değin getirilen eski şamanizm. Köylüler ile feodallar arasında sınıf savaşımı keskinleşiyordu. res­ m î dinin. zulüm ve hukuksuzluk egemendi. 13. Derviş­ ler tarafından (Rufai tarik atm ca vb. Selçukluların Küçük Asya feodalizmi. feodallara karşı başkaldırıyordu. Yönetimin otori­ tesi düşm üştü. feodalların keyfiliğine bırakılm ış köylülük ise bat- km laşıyordu. m erkezi yönetim in vasiliğinden ve sultan karşısındaki yüküm lülüklerden bağımsızlaşmış- lardır. feoda­ lizmin dış yüzü (san terim leri). feodallara karşı başkaldırm ışlardı. devletin toplum sal tem eli sağlam değildi. dinsel körinançlarm üzerinde bakm ayı. b irb irin in sa­ vını yok etmeye çalışıyordu. onlardan yüz çevirince ve tarım 341 . ve güçlü dış d ar­ be (13. feodalların haraç ve vergilerini yatırm aları ve asker sağlam alarıyla ilgileni­ yordu. zam anın ve halkların alacalı karm aşasını dile getirm ektedir. Onlar. köy­ lülük.

Ahiler ezilm iştir. O sm anhlar.sarsılınca. onların toprak larm ın ve kültürlerinin kalıtçıları Osmanlı sultanları. Rum Selçuk­ lularının incelenmesi. K ö p r ü lü ’n ü n ç a lış m a la r ın ın d a g ö ste rd iğ i g ib i (ö r n e ­ ğ in . sa­ ray yaşantısı. yönetim yapısı vb. Küçük Asya çağdaş tarihinin kavranm ası için’ büyük önem taşı­ m aktadır. açıktır ki. k a p sa m a lıd ır . 1 ICuşkusuz. o n u n sö zle r i " B iza n s M ü e sse se le r ln ln T esiri". ayrıntılar dahil. 342 . ve es­ ki düzen. 181). K ü ç ü k A sya M o ğ o lla r ın ın ta r ih in i vb. P. Türkiye’de 20.ekonom ik çizgilerinin değil. feodallai'in altındaki zemin kaymış ve onların yerini zanaatçıların koruyucuları ahiler alm ıştır. Selçuklular dönem inin yönetim biçimini ve yöntem lerini aldıklarına göre. İn celem e y ü z y ılla r ın d e r in le r in e u z a n m a lı ve T ü rk h a lk la r ın ın İslâm ö n c e si ta r ih in i. yüzyıla değin tutunm uştur. Ama. krş. darbelerin etkisinden kendini k u rtara rak Küçük Asya’da feodal sistem i yeniden kurdular. Rum Selçuklularının ardılları. s. yalnızca Osmanlı devleti feodal dö­ nem inin tem el siyasal .

8. N ureddin Sultanşah (K ayseri’de). M esud’un^ oğlu 584 1188 Devletin paylara ayrılm ası : 1. İn tih a r e tm iş tir : bir d iğ er v e rsiy o n a göre ç a rp ışm a d a ö ld ü ­ r ü lm ü ştü r . II. 343 . I. 4. K ılıçarslan’m oğlu 551 1156 II.P u l'u n T ü r k ç e ç e v ir isin d e n (H a lil E tem . 1927) ta b lo su e sa s a lın m ış tır . 2 S u riy e S e lç u k lu la r ı h a n e d a n ı k u r u c u su T u tu ş ta r a fın d a n y e n ilg iy e u ğ r a tılın c a . Erzurum ’da ve Bayburt’ta). EK RUM SELÇUKLULARININ KRONOLOJİK TABLOSU’ H lC R Î 470 . y a ş a m ın ın so n y ıl­ la r ın ı d o la şa ra k g eçird i. Arslanşah (Niğde’de). K utılm ış’ın^ oğlu 479-485 1086-1092 Erk aralığı 485 1092 I. I. 4 Y a da. İzzeddin K ılıçarslan. M elikşah. H an over. Rükneddin'i Mesud. D ü v e li I slâ m iy e. Kutbeddin M elikşah (Sivas’ta ve Aksaray’da). İ sta n b u l. 3 M u su l y a k ın ın d a k i ça rp ışm a d a H a b u r ır m a ğ ın d a b o ğ u lm u ştu r . Sancarşah (Ereğli’de).707 — ÎS 1077 -1307 Hicri Yıl İS Yıl 470 1077 Süleym an. 588 y ılın d a ö ld ü . 1927). M uhiseddin Tuğrulşah (Elbistan’da. 5 D e v le ti ç o c u k la r ı a r a sın d a p a y la ş tır d ık ta n so n ra . Rükneddin Süleym anşah (Tokat'ta). Daud K ılıçarslan Süleym an’ın^ oğlu 500 (?) 1107 I. 5. 1 E. L en . 6. 7. Muizeddin K aysarşah (M alatya’da). Z em b a u r'u n (M a n u el d e g â n 6 a lo g le e t d e c ro n o lo g ie p o u r l'h lsto lr e de İsla m . N asireddin Barkiyarukşah (N iksar’da) 3. s o n u n d a K o n y a ’d a k i k ü ç ü k o ğ lu n u n y a n ın a y er­ le ş t i v e h . A yraç İçin d e k i ta r ih le r S. 2. K ılıçarslan’ın oğlu 510 1116 I. İzzed d in .

Kılıçars- lan'ın oğlu 592’ 1196 II. îzzeddin Keykavus (ayrı olarak) (647) 1248 -1249 II. II. I. G eredo v e K a s ta m o n u a r a sın d a g ö s ­ teriy o rd u . Gıyaseddin Keyhüsrev. 11P. Zur G e sc h lc h te A ngoras İm M itb elalter. I. Izzeddin Kılıçarslan. kardeşi IV. 11. ıS F ü c 'e te n ö lm ü ş tü r (erk a n ta r a fın d a n ö ld ü r ü lm ü ş tü r ? ). k e n d isin e "pay" ola ra k b e lir ­ le n e n T o k a t'a d a v a r a m a d a n ö lm ü ştü r . W ltte k ’ln d ü ş ü n c e s in e göre. Keykavus. 13 V ir a n şeh ir ’de (B o lu ili) v erem d en ö lm ü ştü r . 9. Süleym anşah’- ın" oğlu 601 1205 I.1248 Üç kardeşin hüküm darlığı.^ 12. 55. Alaaddin Keykubad. H u a r t (E p lg - r a p h ie A rabe. îsm ed d in Geuher-hatuns (Kayseri’- de). 14 O ğ lu ta r a fın d a n z e h ir le n m iş tir . 344 . Rükneddin Süleym anşah. 10 A n k a ra ’y ı İşgal ed erek k a rd eşi M esu d 'u ö ld ü r d ü k te n b e ş g ü n so n r a ö ld ü . II. toelki. Kılıç- arslan'ın oğlu''’ 600 1204 III. Gıyaseddin Keyhüsrev. 8 B u S e lç u k lu p r e n s e s in in a d ın a y a z ıtta r a stla n m a k ta d ır . Keyku- bad'ın's oğlu 644-646 1245.1202 y ılla r ın d a o n u n a d ın a slk k o le r b a s ılm ıştı. p. Key- hüsrev’in oğulları 646-647 (1219) II. II. b k z: P. N izam eddin Argunşah (Amasya'da). 341. I. 9 K o n y a 'd a b a s ıla n sik k ed e. Gıyaseddin Keyhüsrev (ikinci k e z ) ' ^ 607 1210 I. O sm an lI d e v r in d e d e d e v le te k a rşı s u ç işle y en ler iç in h a p ish a n e b u lu n a n T o k a t'a s ü r g ü n a m a c ıy la b ir h ü s n ü ta b ir işa retid ir. 12 İ z n ik İm p a r a to r u P ed o r L a sk a ris’le H o n a s y a k ın ın d a k i çarp ışm ad a ö ld ü r ü lm ü ş tü r . — Cl. d a h a g e ç d ö n em d e. p. M uhieddin Argunşah'^ (Ankara'da). K eyhüsrev’- in oğlu’^ 634 1236 II. W lttek . tzzeddin Keykavus. Gıyaseddin Keyhüsrev (Konya'da ve Burgulu’da). Keyhüsrev'in oğlu'3 616 1219 I. 10. 7 H erh ald e (İsp a r ta ’n ın k u z e y in d e k i) U lu b o rlu . 1) b u ra y ı. 588 1192 I. T o k a t'ın b a ğ ış la n m a sı. Rükneddin Kılıçarslanla birlikte 6 D a h a 1201 . n o t.

1257 II. Alaaddin Keykubad. Rükned- din K ılıçarslan ve II. 22 A şırı ta h s is a t is te m le r i s o n u c u z e h ir le n m iş tir . Alaaddin Keykubad (ikinci kez) 692 1294 II. 647 . Keykubad'la b irlikte’7 663 1257 -1265 IV. 21 H a n G a z a n 'ın b u y r u ğ u y la ö ld ü r ü lm ü ş tü r . Gıyaseddin Keyhüsrev'’ 681 (682) 1282 . a ra lık la r la 675 (1277) y ılın d a M ısır o r d u la r ın ca işg a l e d ilm iş ­ tir . Rükneddin Kılıçarslan's (1264) 655 . Keyku- bad'ın oğlu^'* 16 Y u r ts u z k a ld ık ta n so n r a K ır ım 'd a ö lm ü ştü r . 676 (1278) y ılın d a Y a la n c ı . K eykavus’^ kardeşleri IV. Gıyaseddin M esud (üçüncü kez) 700 1300 III. Alaaddin Keykubad (üçüncü kez)^' 702 1302 II.S iy a v u ş (II. II. İlhanlI A h m ed 'in b u y r u ğ u y la E rzin ca n 'd a ö ld ü r ü lm ü ştü r . Gıyaseddin M esud (?). Alaaddin Keykubad (dördüncü kez) 707 1307 III. 24 M ogollar ta r a fın d a n b o ğ u lm u ştu r . Gıyaseddin Mesud. 23III. l7 M u n k e y o lu n d a ö ld ü r ü lm ü ş tü r .663 1264 . 19 V ezir M u in e d d in P erv a n e ta r a fın d a n ik ib u ç u k y a ş ın d a t a h t a o tu r ­ tu lm u ş .1283 II. K a y k a v u s’u n o ğ lu ) ortaya ç ık m ıştır . K ey k u b a d ü z e r in e m a k a le n in (E n cy clo p â d le de I'sia m . 686) a n o n im y a za rı (T. III. Gıyaseddin M esud (ikinci kez) 693 1293 III. 20 K onya. K eykavus’- oğlu 683 (?) 1284 III. II. Feram erz’in oğlu 683 1284 II. 345 .655 1249 . Gıyaseddin Mesud (dördüncü kez)^^ 70423 1304 III. 18 Z eh ir e tk ili o lm a y ın c a .65 III. H autsana?) F e r id u n b e y 'in v e M ü n e c c lm b a ş ı’n ın h e s a p ­ la r ın ı k a b u l e tm iy o r . A k sa ra y ’d a y a y k ir iş iy le b o ğ u lm u ş tu r .

ı. mülkiyet.lin oluşumu. Buna karşın. sorunu nesnelliği içerisinde çözümleyecek günümüz tarihçisi için ayrı biı güçlük oluşturmuştur. üretim ve ticaretin birbirini sürekli etkilediği yeni insan arayışının temelinde de.uyor. Kavimler ve dinleı aı js'nd^ki yakınlık ve uyuşmazlıkların. törelerin. daha geniş ve daha nesnel yönüyle de katkıda bııluı. bu dönemden bize ulaşan belge ve bilgilerin eksikliği. bu dönemi yorumlayan «»etiklerin özüne yarısıma>.ıb-a. Dinlerin. Anadolu'da bulduğu farklı kültürlerle yeni bir soııte? arayışına çekildiği zengin bir etkileşim. Gordlevski'nin Anadolu Selçuklu Devleti.>n tam ve doğru taîi'ir!!' güçleştirmektedir. . Cunıîıuriyetin üzerinde inşa edildiği toplumsal yapının ilk biçimlenişiyle örtüşür. bu etkileşim ve kaynaşma gizlidir. yakın tarihteki araştırmaların nesnelliğini gölgeleyen etmenler arasında sayılabilir.'c. bu konudaki çalışm. dillerin. bu dönendin belirleyici özellikleri arasındadır. Anado'u Selçuklu Devletinin toplumsal yapısı.ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ Anadolu Selçuklu Devleti.^! ve etkilendiği. Anadolu Selçuk'uları konusunda dü. Siyasal anlamda güncelliğini koruyan kimi konular da.. doğal ki. Acem ve Arap kültürleriyle ayrı yönierden kaışılajti. Türklcıin i!k kültür biçimlerinin.'li zengin bir materyal sunduğu gibi.