You are on page 1of 140

Bilgi Nedir ?

n avid Pears (1921) Locke, Hume, Berkeley, Russell, Wittgenstein gibi ada
kkenli filozoflarn metinlerinden yola karak yapt incelikli felsefe
zmlemeleriyle tannan ngiliz felsefeci. Pears, almalarn byk lde 20.
yzyl zmleyici felsefesi erevesinde tartmasz en ok almann yapld
"bilgi felsefesi," "zihin felsefesi," "dil felsefesi" alanlarndaki sorunlar stne yo
unlatrmtr. niversitede alt sre boyunca genelde "dil felsefesi" ai'.,r: rlkl,
daha zeldeyse "doruluk kuramlar" ile "anlam felsefesi" stne younlaan
dersler vermitir. lk bakta ikincil ya da salt amlayc bir deer tadklar y
nnde bir izlenim uyandrsalar da, Pears'n hemen btn almalarnda dn
vermeden uygulad, ou yerde kendine zg ayrntlaryla kefedilmeyi bekle
yen dil ynelimli zmlemelerinin felsefe alanna birbirinden deerli katklar
olmutur. Pears, felsefeye adm atnn ilk yllarnda yakn arkada Brian McGui
ness ile birlikte Wittgenstein'n Tractatus Logico-Philosophicus balkl yaptn Al
manca'dan ngilizce'ye evirmitir. Bu ayn dnemde filizlenen Wittgenstein'n
dile dayal soruturma yntemine ynelik ilgisi, yaamnn hemen her aamasnda
hz kesmeden kat kat younlaarak srmtr. Nitekim iki ciltten oluan oylumlu
almas False Prison'da (Yanl Tutukevi), lmnden sonra yaymlanm yazla
rndan kimi el yazmas olarak kimi daktilo edilmi halleriyle yaymlanmay bekle
yen yazlarna dek, Wittgenstein felsefesinden geriye kalan izleri ierdii dnsel
olanaklara k tutacak biimde srm; ilk yazlarndan en son yazlarna Witt
genstein'n geirdii dnsel evrimin hemen btn uraklarn ayrntlaryla ince
lemitir. Yerleik yorumlara drdi'.,ri.i eletirel glge nedeniyle nemli yanklar
uyandran sz konusu almann ilk cildinde, "nceki dnem" ile "sonraki d
nem" arasnda ska yaplan ayrmn temelsizliini salam uslamlamalarla tantla
m, Wittgenstein felsefesinin kendi iinde son derece anlaml bir "paral btn
l" bulundui'.,>unu, belli bir kesit alnarak tek bir kuram ya da reti ats altnda
genelletirilemeyecek "kesintili bir sreklilik" tadn savunmutur. Bu ba
lamda dnrn Tractatus'ta ortaya koyduu temel grlerin, zellikle de "tek
bencilik" ile "grngclk" aklamalarnn lmnden sonra yaymlanan Felse
fece Soruturmalar' anlamak iin kilit deerde bir nemi bulunduunu ileri sr
mtr. almann ikinci cildindeyse, Wittgenstein'n "kural kavram" ile "kural
izleme tasarm"ndan yola koyularak dillendirdii "zel dil uslamlamasnn temel
sizlii" savunusunu, Kripke'nin buna getirdii yorumda sunulu buldui'.,'ll ierimler
den yararlanarak ok daha geni bir ereveye oturtmutur. Pears'n sekin felsefe
dergilerinde yaymlanm ok sayda yazs bulunmaktadr. Gnmzde bunlardan
kimileri, en azndan zmleyici felsefe evrelerinde, felsefeye yeni balayanlara
ncelikle okumalar salk verilen, pek ok bakmdan alann klasiklemi metinleri
olarak deerlendirilmektedir. s;/gi Nedir? bu trden metinlerin en gls olmasa
bile zgn rneklerinden biridir.

Bilim ve Sanat
What is Knowledge?
David Pears

eviren: Abdlbaki Gl
yayma hazrlayan: Sarp Erk Ula
kapak tasarm: Mustafa Okan
dizgi: Erki! zkyac
bask: Ertem Matbaas-4258225

ISBN 975-7298-37-9

David Pears, 1964


Torchbook Library Edition, 1971
Bilim ve Sanat, 2003
birinci basm: Bilim ve Sanat, Ankara, 2004

Bilim ve Sanat Yaynlar


Konur Sokak No: 11 / A Kzlay 06650, Ankara
Tel: (0312) 4175901 l:'ax: (0312) 4193508
bilgi@bilimvesanat.com
Bilgi Nedir ?

David Pears

eviren
Abdlbaki Gl

Bilim ve Sanat
Kaynakca bilgisi:
David Pears, Bilgi Nedir ?
eviren: Abdlbaki Gl, Bilim ve Sanat,
Ankara, 2004, 136 sayfa.
indekiler
evirmenin Sunuu 7
Sunu 9
1 13

il 31

111 37

iV 45

v 51

v 63

v 85

VIII 103

Kaynaka 111

Kitapta Anlan Felsefe Yaptlar in


Trke Kaynaka 113

Kitapta Geen Felsefe Terimleri in


Szlke 115
evirmenin Sunuu

"Bilgi Nedir?" sorusu ylesine yaln bir felsefe sorusudur ki, soru
bir baka felsefe sorusundan yardm almadan, bilgi tasarmmz olu
turan deiik felsefe kavramlarn sorunun iine katmadan salt ken
disi dnlerek peine dldnde bir yerden sonra dmlene
rek n alnamaz bir olanakszla brakr kendini. Platon ile Aristo
teles'ten bu yana felsefe aratrmasnn nnde ne vakit byle bir
olanakszlkla karlalmsa, sorunun sorduunda ayrmlar yapma
yoluna gidilmi, soruyu baka sorulara blerek ncelikle sorunun
aratr ufkundaki tkankln almas gerektii dnlmtr.
Pears da "soru sorarak dnme gelenei" iinde yer alan Bilgi
Nedir! adl kitabnda soruyu baka sorulara blerek ilerliyor. Bir yan
dan soruyu ustaca paralarna ayrarak daha kk sorular karyor
ortaya, br yandan ortaya kard sorucuklar bilgi sorunuyla te
mel balarn koparmadan tek tek en ince ayrntlarna varncaya dek
soruturuyor. Ancak deme bir "zmleyici felsefeci" den beklendii

7
zere, yapt btn blmlemelerin yeter bir nedenlerinin bulunma
sna, bilgiyi kavrama srecinde olmazsa olmaz bir deerge tamala
rna, gndelik dilin batlaryla uyum iinde olmalarna olabildiince
zen gsteriyor. Ama hepsinden nemlisi, kitap boyunca yapt her
blmlemeyi zmleyici felsefe anlaynn balanmlar uyarnca
tek tek gerekelendirerek temellendirme devini bir an olsun savsak
lamyor. Bir eyin bilgisi hangi paralardan oluur? Ka tr bilgi var
dr? Hangi trden bilgiye nasl bir yol izlenerek ulalr? Bir eyi bilen
o eyi biliyor olduunu da bilir mi? Bir bildirimin bilgi olup olmad
n deerlendirirken bavurulacak ltler nelerdir? Gvenilir bir
bilgi var mdr?
Pears'n bilgi felsefesinin olduklarndan daha fazla blnemeyen
en temel sorularnn yol gstericiliinde yrtt "bilginin nelii"
zmlemesi, bilgi stne dnrken pek oumuzun admlamaya
yanamad yollarn aslnda ne denli nemli olduklarn tantlamakla
yetinmiyor; alt zmlemelerinde gelitirdii en az bilginin kendisi
denli deerli ltlerle, deiik dnsel aratr izlencelerinde dirsek
rten bilgi emekilerini daarcklarndaki "paha biilmez kesinlik
ler"in gerekliklerini denetlemeye aryor.

"Hi kukusuz bilgi stne bilgi, tpk teki bilgi trleri gibi, salt kendisi iin
peine dlmeye deer bir bilgidir."
David Pears

8
Sunu

Bu kitapta onlarca soru soruluyor ama bunlardan yalnzca birka


yantlanyor. Kitap, bilgi kuramna giri kitab olmas amalanarak
yazlmtr. Ancak daha geni grl bir bakla yaklaldnda ken
disinden felsefeye giri kitab olarak da yararlanlabilir, nk felse
feye yaklamann bir yolu da "Bilgi Nedir?" sorusu stne dn
mektir. Tpk Descartes'n sordu gibi gerekten ne lde biliyor
oldumu soracak olursam kendime, bilgi denen eyin ne olduunu
bilene dek yantlayamam bu soruyu. ltler nelerdir? Hep ayn m
drlar, yoksa ele alman konuya gre bilgi trleri deitike onlar da
deiirler mi? Bilgi savnda bulunan kiinin nasl bir kimse olduu,
bu sav ne tr bir balamda dile getirdii de bir ayrm yaratyor ola
bilir mi acaba? Kimi durumlarda bir savn deerini belirlerken olaan
st salamlkta bir lt kullanabiliriz, ama kimi baka durumlarda
ne srlen savn bilgisel deerini belirlerken bu denli amaz kesin
likte bir salaml kullanmak doru bir yaklam olmayacaktr.

9
Hi kukusuz "Bilgi nedir?" sorusuna kestirmeden arabuk ve
rilecek yle yalnkat bir yant yoktur. Soru ayn bir aacn kkleri gibi
saaklandka saaklanr. Siz son derece geni kapsaml, kendi iinde
btnlkl tek bir konuymu gibi grneni ele alaym dersiniz, ama
bir de bakmsnz ki konuyla dorudan ya da dolayl balants bulu
nan sorular sizi umulmadk lde uzak diyarlara tam. Bu nok
tada gerekten ne lde biliyor olduumu dile getirmeye alacak
olursam, kukuculua bugn gsterilenin ok tesinde bir ilginin ya
kt ncelikle dnlmesi gereken bir olanakllktr. Bir kuku
culuk incelemesi, en azndan sonuna dek gtrlm biimlerinin
incelenmesi, kendisine kart kuramlardan birine, grngcle g
trecektir bizi. Kukucu, grngnn gerisine (szgelii, kendi duyu
verilerimize) asla szamayacamz, grnglerin tesinde yatan bul
gulayamayacamz ne srerken, grngc bunun byle olmasnn
zorunlu olduunu nk onlarn tesinde zaten bir ey bulunmad
n savunur: grng gerekliktir ya da gereklik grng/erdedir.
Bir de nc bir olanak vardr: grngnn tesinde kefedilebilir
bir eyin yatyor olabilecei.
Elinizdeki kitapta bu zel tartma brlerine gre ok daha ay
rntl bir biimde betimleniyor, nk Yenidendou'tan (Rnesans'
tan) bu yana Bat Felsefesi'nde olan biteni anlamak tam da bu an-.
lamazln iyzn anlamaktan geiyor. Bilimin olanca hzyla ge
lime gstermesi, be duyusuyla birlikte insan anlnn ne denli g
venilir bir kayt aygt olduunu, snrlarnn nerede balayp nerede
sona erdiini insanlarn kanlmaz olarak kendilerine sormalarn zo
runlu klmtr. stelik kukucular, grngcler, bir de bu iki be
in dnda kalanlarn oluturduu topluluk arasnda geen keli
atma bu yzylda hi ara vermeden srmtr. Bu arada sz ko
nusu atma, 1900'lerden bu yana felsefenin geirmi olduu "dilsel
dneme" srecini anlamamz iin bize bir yol sunuyor olmas bak
mndan ayrca nemlidir. Grnen o ki, eskiden ruhbilim kisvesi al
tnda sunulan o ayn uslamlamalar u gnlerde dilbilimsel klkla su
nuluyorlar; bylelikle hem bu iki sunum kipince ne trden bir ayrm
yaratldn hem de yeni felsefe yapma biiminin eskisiyle nasl bir
balants bulunduunu grmek olanakl oluyor.
Daha pek ok baka soru soruluyor kitap boyunca, ama hibirinin
de izi sonuna dek srlmyor. Temel amacm balantlar sergile
mek, felsefenin geleneksel sorularndan hangilerinin "Bilgi Nedir?"

10
gibi temel bir sorudan kaynaklandn gstermek oldu. Bu yzden
geleneksel felsefe sorularnn stnde daha ok dururken, gndelik
sohbetlerde geen bilgi savlarnn zmlenii zerinde daha az -ola
ki ok az- durdum. Bu nedenle elinizdeki almann "dndakiler
dizelgesi"nin en az "iindekiler izelgesi" uzunluunda olaca gn
gibi ortadadr, birazdan kendisi konuacak bylesi bir giri kitab iin
sanrm her ikisine de gerek yok.
David Pears
Cassis, 1964

11
I

Her bilgi kuram "Bilgi nedir?" sorusuna verilmi bir ya


nttr. Bu soru, filozoflarca sorulan onlarcas gibi, ilk bakta
son derece yaln grnr. Hepimiz biliriz, en azndan genel
hatlaryla bilginin ne olduunu. Ama glkler tam da ay
rntlar doldurmaya baladmz anda bagsterirler. Sz
gelimi, bilginin kart nedir? nsann bir eyi kesinlikle bil
miyor olmas demek, insann o eyi bilip bilmediini dahi
dnmyor olmas m demektir, yoksa insann o eyi ger
ekte bilmiyorken biliyor olduunu dnmesi mi? Yant
bunlardan hangisi olursa olsun, bilmiyor olmak tam olarak
nedir? Kiinin kendisine yneltilen bir soruya kar verecei
yanta dair hibir dncesi olmadnda duyumsad zi
hinsel boluk mudur? Yoksa bundan daha olumlu birey

13
midir? O kiinin bir yant bulunuyor olabilir, ama yanl bir
yanttr bu. Doru da olabilir yant, ama bu olsa olsa ans
eseri doru km bir kestirimdir yalnzca.
Yzmz ne yana dnersek dnelim, kendimizi dal bu
dak sarm karmaalarn ortasnda buluyor olacamz gn
gibi ak. Yine de "Bilgi Nedir?" sorusu son derece yaln g
rnyor. Felsefe sorularna zg bu aldatc yalnlk, o
unluk istenmeyen bir etkiye yol aar. nsanlar konunun as
lnda sorunun ortaya koyduundan ok daha karmak ol
duunu grnce, doal olarak soruyu dizgeletirmek, derli
toplu bir biimde dzene koymak isterler. Ne var ki, karma
klklar incelenmeden doru dzgn yaplamaz bu. Konu
felsefe konusu olmayp da bilimsel bir konu olsayd, hi
kimse gecikmeden dolay sabrszlk gstermeyecektir; n
k bilimde kuramlarn olgular beklemek zorunda olula
rndan daha ak bir ey yoktur. Hi kuku yok ki deme bir
blmlemeci daha alan almas yaplmamken bir blm
leme dizgesi kurulmu olduunu grnce fkeden kan bey
nine srayacaktr. Oysa felsefede, zerine gidilen konu hep
yaamlarnn bir parasn oluturduundan olacak, insanlar
bir an nce ilerleme kaydetme beklentisi iinde olurlar. Pla
ton, ilk dnem syleimlerinin birounda bu beklentiyi de,
beklentinin dkrklna urayn da olanca gzelliiyle
oyunlatrmtr.
Henz tam anlamyla yetkinlememi bir dzeni ele al
nan grngye oturtmaya almann yollarndan birisi, bil
ginin ya bir zihin durumu olduunu ya da bir zihin durumu
olmadn sylemekten geecektir; tpk atein bir beden
durumu olduunu ya da bir beden durumu olmadn
sylemek gibi. Ancak bu yalnkat yant sorunu zmez. Ni
tekim atei olduu ya da bunalmda olduu ynnde tek bir
dncesi olmadan da bir kimsenin atei olabilir, hatta bu
nalmda da olabilir; ama bir eyi kesinkes biliyor olduu y
nnde ak bir dncesi olmadan bir eyi bilemez - yok
eer biliyorsa, bunun en azndan ok zel bir aklamas ol-

14
mak zorundadr; oysa bunun dndaki baka durumlara ba
klacak olursa, brakn atein ya da bunalmn ne olduunu
bilmeyi, kii olaand bir durumda olduunu dahi bilmez.
Yine de, " Bilgi bir zihin durumudur" savn anmsamak, sa
vn kendisine ayn Platon'un Syleimler'inde Sokrates'in kar
snda konuanlarn verdii ilk yantlara yaklat gibi yak
lamak yararl olacaktr. Ak ki, savn hibir deiime konu
olmadan balangtaki ilk haliyle olduu gibi kalmas sz
konusu deildir. Gelgelelim ayrntlara daha bir yakndan
bakacak olursak, acaba savn ne lde elden geirilmesi ge
rekecektir?
"Bilgi nedir?" sorusunun pek ok felsefe sorusuyla pay
lat bir baka zellii daha vardr. Soru ilk sorulduunda
yaamla yakndan balantldr; ancak soruya verilen yant
belirginletike aralarndaki o yakn balant giderek zayf
layarak kopma noktasna gelir. nsanlar belli ki stne d
nmek iin vakit bulur bulmaz sormulardr soruyu, yan
tn kendisi ya da yantn kendisi deilse bile en azndan ya
ntn balangc yaamlarnda bir deiiklie yol amtr.
Nitekim biliyor olmaktan dolay insann tadna doyulmaz
bir keyif duymasndan daha doal birey olamayaca gibi,
gerekten biliyor olmak ile yalnzca biliyor grnmek ara
sndaki ayrmn zenle altnn izilmesinden de daha salkl
birey yoktur. Eski Yunan'daki ilk biimiyle kukuculuk s
rekli zarardan ok yarar getirmitir. Bilgi kuram kukucu
luktan yararl bir etki almay yine de srdryor, ama yal
nzca ilk aamalarnda. Nitekim bilgi kuramnda u veren
ufak tefek ilerlemelerin, daha bir ayrntda kalan gelimele
rin insanlarn yaamlar zerinde ok az bir etkisi bulunur.
Hi kukusuz, bilgi stne bilgi, tpk br bilgi trleri gibi,
salt kendisi iin izi srlmeye deer bir bilgidir. Ne var ki
burada, ounluk felsefede karlald zere ele alnan ko
nunun gndelik yaamdan aama aama kopuyor oluu, fel
sefenin glnn kanlmaz bir sonucu olarak daha ba
tan gze alnp olumlanmayacak olursa, ykc bir o denli de

15
dkrc olabilir.
Bilgi sorununun belli bal teki felsefe sorunlaryla pay
lat bir baka nemli zellii daha vardr. Daha ak bir
deyile sylenecek olursa, bilgi sorunu ylesine genel bir so
rundur ki kendi aratrma alan iine kendisini de katar. Ni
tekim bilginin ne olduunu biliyor olabileceim gibi, bilmi
yor da olabilirim. Bilgi sorunuyla yakndan balantl olan
doruluk sorunu da kukusuz yine bu ayn zellii sergiler.
Nitekim bir doruluk kuramnn daha en bata kendisi, do
ru olabilecei gibi yanl da olabilir, bu demektir ki kendisi
kendisine uygulanabilirdir. zellikle bu trden bir sorun son
derece etin bir sorun gibi grnyor. Bilgi meselesinde, ge
nelde bilginin ne olduunu bilebilirim yollu karmaa yoktur
yalnzca; daha demin deinilmi bir karmaa daha vardr ki,
belli bir durumda bir eyin yle olup olmadna dair hibir
dncem olmasa bile, ok ender olmakla birlikte o eyin
yle olduuna dair bilgim olabilir, bildiim eyin bilgi oldu
unu ounluk biliyorumdur, yok yle deilse en azndan
bildiim eyin bilgi olduunu dnyorumdur. te tam da
bu nedenden tr kukuculuk salkldr. Genel olarak bil
ginin ne olduunu biliyorsam, bilgi diye grme eilimine
girmi bulunduum bu tikel parann gerekten bilgi olup
olmadn kendime sorabilirim demektir bu. Ancak bu kar
maa glklere yol aar. Bireyi biliyorsam, o eyi bildiimi
de bilmem gerekir mi, o eyi bildiimi bildiimi de bilmem
gerekir mi? yi gzel de nerede duracak bu byle? Tek tek
her aamadaki zihinsel durumun birbirlerinden bamsz o
larak incelenmeleri, bilgi diye tannmalar gerekir mi? Yoksa
ilk aamadaki bilgiden emin olmak, peinden gelen aama
lardakileri de bir sonuca balayaca iin yeterli midir? Bil
ginin dnml (dnl) bir yapda oluunu ly ka
rmadan tam olarak resmetmek bir hayli gtr. Bilgi, bi
rincisi yalnzca nesneyi yanstan, ikincisi nesneyi yanstyla
birlikte birinci aynay da yanstan, bu bylece sonsuza dek
geriye dnen bir aynalar silsilesi gibi olabilir mi gerekten?
16
Bu sorular yantlamaya girimezden nce, ya da bilgiye
yneltilen herhangi baka bir soruyu, kuramn karlk gel
mek zorunda olduu olgular aratrmamz gerekiyor. yle
sine ok bilgi tr, bunlarn her birinin de ylesine ok yn
var ki, kimi grngleri yok saymak, alann yalnzca belli
bir kesmini kapsayan bir kuram gelitirmek hi de g ol
masa gerek. Ancak hibir eyin yok saylmadndan emin
olmann bir yolu ie kabataslak bir bilgi trleri blmleme
siyle balamaktr. Bilgi trlerini nasl blmlemek gerekir?
Aralarndaki nemli ayrmlar nelerdir? Grne gre bil
menin en arpc zellii, bilinebilen eylerin birbirlerinden
deiik deiik olmalardr. Kimileyin "bilmek" eyleminden
sonra bir adl gelir, bir kiinin ya da bir yerin ad gibi; kimi
leyin de bir adl tmcecii gelir, bireyin yle olduunu bil
diimi savladmda olduu gibi. Olgularn bilgisi ile olgu
olmayan eylerin bilgisi arasnda bir ayrma yol aar bu do
rudan. Kimi dillerde bu ayrm iki ayr szck kullanlarak -
szgelii, savoir ile connaitre - belirtilir. ngilizcede Russell'n
terimcesini kullanarak olgu olmayan eylerin bilgisine "ta
nyarak bilme" ya da "tanma" demek en iyisi galiba. Bir de
en az bu ikisi denli nemli bir nc bilgi tr vardr ki o
da yntem bilgisidir ya da - daha genel bir anlamda syle
nirse - bir kiinin bireyi nasl yapacan biliyorken bildii.
Bu ayr eit bilgi nesnesi de neredeyse eit llerde
nemli olduklarndan, birbirleriyle egdm iinde bulunan
her biri ayn derecede nemli bilgi tr bulunduunu
syleyebiliriz: "olgularn b ilgisi", "tanma yoluyla bilgi",
"eyleri nasl yapacann bilgisi" . Tek tek her tr kendi
iinde ayrca blnebileceinden sonul deildir bu blm
leme, yine de en azndan bir balang noktas olarak iimize
epey yarayacaktr.
imdi gelin "Bilgi nedir?" sorusunu yantlamaya koyula
lm. Ancak bu zl Sokratesi biimiyle anlalmas g bir
soru olduu iin daha belirgin biimde, daha ak seik so
ralm soruyu: Bilginin yapld bilgi paras nedir, bilgi on-
17
dan nasl yaplr? Yoksa soruyu Aristotelesi terimceyle z
dei nedir, biimi nedir diye sorsak daha m iyi olur? Soruyu
bu biimde sormann getirecei yarar snrldr, snrlamala
rnn neler olduu daha ilerde ortaya kacaktr. Nitekim
bilgi paras uak gibi bir rne benzemez. Bununla birlikte
bir bilgi paras da yle ya da byle bir tr rn olduun
dan, sorunun birtakm yararlar da yok deil. Szgelimi, ki
taplar bilgi ierirler; bir olgu bilgisiyse ierilen bu bilgi, bu
b ilginin en ufak birimleri ya da en ufak paralar bildirimler
olacaktr. Peki ya bildirimler neden yaplrlar? En yaln yant
"Szckler" den yapldklarn sylemek olacaktr, bunun he
men peine de szcklerin nasl yaplmalar gerektiini so
rarsak, elbette bilgi paralar diye niteleneceklerse, yant en
azndan anlaml, doru olmalarnn zorunlu olduu olacak
tr. Ne var ki, anlaml olmalar gerektii de doru olmalar
gerektii de yeterli deildir. nk bir bildirim btn bu s
namalar geebilir, ama yine de hala ans eseri doru km
bir kestirim olabilir. Demek ki, ortaya kestirim olmayacak
bir baka koul koymamz gerekiyor. te yandan bildirimde
bulunan kiiyi de iin iine katmamz gerektii anlamna ge
lir bu. Gelin bu koulu koymak iin, olduka etrefil bir i
olan kitaplarn retim aamasnn gerisine gidip bir kiinin
bir bakasna birey bildirdii ok daha temel konumdaki
durumun iyzn inceleyelim. Bildirimde bulunan kiinin
bildirimi kestirim olmamaldr, dahas pek ok durumda ol
duu gibi, ancak ilerde greceimiz zere btn durum
larda deil, b ildirim bu yetersizlikten ancak belli kantlara
dayandrlm olmakla kurtulacaktr.
zdek ile biime ynelik sorunun snrlamalarndan bi
rine daha nce st rtk olsa da deinmitik. Fabrika ya
pm bir rn incelerken, rnn nasl retilmi olduuyla
yalnzca retilmi maml zerine bulunaca olas etkisin
den tr ilgileniriz. Ama ilgimiz kiinin nasl bildirimde
bulunduuna ynelince kesinlikle byle deildir durum.
Herkesin de onayaca zere, bildirimin kestirim olmamas
18
gerektiinde stelemenin balca nedeni kestirimlerin doru
olma olaslklarnn dk olmasdr. O nedenle, kii bir kere
kestirimde bulunmusa, bildirimi doru km bile olsa,
yine de kiinin azndan kan eye bir bilgi parasdr de
mememiz gerekir. Bu demektir ki, bu zel durumda olduu
gibi, bildirimde bulunma biimi yanl olduunda ortaya
konan bildirim bir bilgi paras olamaz. Bilgi fabrika yapm
bir rne benzemedii iin, yanl bir biimde retilmi olsa
bile oyunu kazanan yine de o olabilir. Bir bilgi paras asla
onu reten kiiden btnyle kopartlamaz. Bilgi, ille de
herhangi baka bir somut rne benzetilmek isteniyorsa,
daha ok sanat yaptna benzer.
Yine de, zdek ile biime ynelik soru peine dmeye
deer bir sorudur, nk bir bildirimin anlaml oluu da
doru oluu da nasl retildiinden bamszdr. Bir adm
daha ileriye atarak, herhangi bir olgu bilgisi paras, demin
grdmz zere, can alc nemleri bulunan "anlaml ol
mak" ile " doru olmak" nitelemelerini tadnda, sz ko
nusu olgu bilgisi parasnn ya bir bildirim olmas gerekti
ini ya da en azndan bildirime benzer birey olmas gerek
tiini syleyebilir miyiz? Bunu olgulara ilikin insan bilgisi
iin sylemenin nnde olduka sorunlu bir durum sz ko
nusudur; nk kii bilgisini szcklerle dile dkmek yerine
yalnzca sessiz sessiz iinden dnrken bile, zihninden
bildirim benzeri birey geiriyor olsa gerektir. zellikle de
bilgi paras bal bana karmak olduunda aktr bu.
Zihnimden bildirim benzeri birey gemedike, szgelii na
sl olur da gnein ayn dnyaya uzaklndan yaklak drt
yz kat daha dnyaya uzak olduunu dnebilirim. Hi
kukusuz zihnimden geen bildirim benzeri eyin gerekte
neye benzediini tam anlamyla bir sonuca balamyor bu,
grnen o ki soru ruhbilimcilerce yantlanmas gereken bir
soru. Ama yine de, zihnimden geen ne olursa olsun ya da
zihnimden geebilir olan her ne varsa, bunun en az dn
cemi szcklerle dile dktmde retmi olacam bildi-
19
rim denli karmak olmak zorunda olduu uslamlanabilir.
Aksi takdirde bylesi bir dncem olamazd. Felsefece bir
uslamlamadr bu.
Bu geerli bir uslamlama olmu olsayd bile - daha sonra
greceimiz zere, bir uslamlamann geerli bir uslamlama
olmas iin belli nitelikleri tamas gerekir - benzeri bir d
nce bir kimsenin zihninden ne vakit gese, ayn sz ko
nusu dnceye karlk gelen bildirim gibi son biimini al
m olmas gerektii kmazd bundan. Akas bunun by
le olmas hi de zorunlu deildir, nk insan dncelerini
dile getirdii kendi bildirimlerini baka insanlarn alp yo
rumladklar gibi yorumlamaz. Dnce bir noktadan bir di
erine arada bulunan her noktay tek tek kat etmeden de i
lerleyebilir. Bunun iin topu topu gereken, zihinde aama
aama yol almann btnyle olanakl olmasdr. Ne de bu
uslamlama, bir kimse bir olguyu bildiinde bu bilginin o ki
inin zihninden hi durmadan gemesi, bir daha bir daha
gemesi gereklidir dncesini kantlard. Yok, zorunlu ol
mu olsayd bu, iinden yineleyip durma dayanlmaz bir hal
alrd. Ama iinden yineleyip durma zorunlu deildir. Topu
topu gereken, ister zihniyle olsun ister szcklerle olsun ya
da isterse birtakm baka d yollarla, bilgisini ilerletme yeti
sini kiinin kendinde tamasdr. Bu yetinin bylesine can
alc nemde olmasnn Gilbert Ryle ile A. J. Ayer gibi felse
fecilerin olgu bilgisini "yeti ii" diye adlandrmalarna yol
at bir gerektir. Yeti bir eyi yapma yetisidir - sz ko
nusu bu durumda bilgiyi alp ilemek, onu bir para olarak
retmek demektir. Olgu bilgisi bir zihin durumuysa, kesin
likle srekli ilek bir zihin durumu deildir; gerekte hep
altndakinden daha iyi ileyen bir alma dzeninde
bulunmaya benzer daha ok.
Az nce sunulan uslamlamadan kan sonu topu topu
udur: Bir olgu bilgisi paras ya bir bildirim olmaldr ya da
bildirim denli karmak birey; yok bu ikisi de deilse en
azndan bildirim denli karmak olabilmelidir. leriye bir a-
20
dm daha atarak btn olgu bilgisi paralarnn simgelerden
olutuunu syleyebilir miyiz acaba? Kapsaml genellemele
rin ileri ounluk alabildiine bo olur, oysa bu genelleme
nin ii dolu, iinde bulunan birey var. yle ki, bir olgu bil
gisi paras en azndan doru olmak zorundadr. Doruluk,
bir ey trn bir baka ey tryle eleyerek gvence altna
alnr. Birinci ey trn "simgeler" diye adlandrmak, ikinci
ey trnn ise simgeletirilmi olduklarn sylemek usa
uygundur. Geri simgelerin simgeledikleri eyler gibi olma
lar gerekmez, ama hi deilse karlk gelip gelmediklerini
belirlemenin bir biimde zerine anlalm bir yolu olmal
dr. zerine anlalm byle bir yol olmasayd, dorusu
hem dil hem de dnce olanakszlard. Bu demektir ki,
olgusal doruluk simgeler ile simgelerin simgeledikleri ara
snda belli trden bir uygunluk iermelidir. "Uygunluk Ku
ram" diye anlan doruluk kuram zerine son dnemde
epey bir anlamazlk yaanyor, ama henz hi kimse bir i
ee mavi dediimde, bildirimim ancak "mavi" szc i
ein gerek rengine denk dyorsa doru olacaktr dn
cesini yadsm deildir. Genellemem bu durumu ylesine
geniletiyor ki, szcklerle dile dklmemi dnceleri de
kapsamna alyor.
Ama olgu bilgisine ilikin bu sav galiba az buuk ar
geni kapsaml bir savdr, nk iletiimde bulunurken bil
gilerini karlkl alnp verilen paralardan retmeseler bile,
yaln olgularn bilgisini bebekler ile kimi hayvanlara da
yklyoruz. Bununla birlikte, zihinlerinde bulunan para
lardan onlarn da bilgi retebildiklerini sylememiz gerekir
mi? Bu soruya verilecek yantn ne olduu ak deil, yant
nasl bulgulayacamz da. En gvenli ilerleyi, savn kesin
kes yetikin insanlarn olgu bilgisine uygulandn, hay
vanlarn ya da bebeklerin olgu bilgisine bir anlamda uygu
lanabilir olduunu, bir anlamdaysa uygulanamaz olduunu
sylemek olacaktr. Olgu bilgisi araclyla birbirleriyle ile
tiime geemiyorlar diye btn canllarn olgu bilgilerini
21
yadsmak belli ki yanl olacaktr. Nitekim kimileri byle bir
bilgileri olduunun ak belirtilerini gsteriyorlar ya da hi
deilse buna ok benzer bireyleri olduunun. Galiba olgu
bilgisi balamnda bir felsefecinin usa uygun bir yolla olur
layabilecei son nokta, insanlarn son biimini alm olgu
bilgisini yaamlarnn ancak ilk yllarndan sonra edinebil
dikleri, teki canllarnsa daha clz biimleriyle olsa da olgu
bilgisini yle ya da byle bir biimde edinebiliyor olduklar
dr. Usa uygun bir grtr bu. nsanlarn geirdii evrim
srecinde simgeleri kullanabilme yetisi en gelikin biimiyle
yle birdenbire ortaya kmamtr da onun iin. Ne de o
cuklarn eitiminde byle olur bu. Gerekten de eyleri
beklere ayrma yetisinin, eyler bek bek ayrldktan sonra
gelen bekleri etiketleme yetisini ncelemek zorunda oluu
epey bir dndrc olsa gerek; nk etiketlerin de bir
birlerinden ayrt edilmeleri gerekmektedir.
nsann olgu bilgisinin karlamak zorunda olduu teki
koullar da bu en dipte bulunan durumlardaki koullarla
ayn biimde deitirilmelidirler. Szgelimi, bireyin yle
olduunu bilen kiinin kestirimde bulunmasna gerek olma
d koulu, genellikle kiinin bildirimini belli nedenlere da
yandrmas gerektii anlamna gelir. Oysa yetikin insanla
rn olgu bilgisi alannn dna knca bu koulun deitiril
mesi zorunludur. Hayvanlar olsun, bebekler olsun bir nede
nin nbelirtisi saylmas gereken bir eye gerek duyarlar,
ama bizim nedenlerimiz trnden nedenleri olmas olmaya
cak bir itir. En dipteki olgu bilgisi durumlarna ilikin daha
fazla ey sylemeyeceim, bu noktadan sonra yetikin in
sanlarn olgu bilgisi zerine younlaacam daha ok.

Metinde geen "neden" szc ngilizcede "kant" anlamna da


gelen "reason" szcnn karl olarak kullanlmtr. Bala
mna gre kimi yerlerde neden szc yerine kant szcn
koyarak okumak, hem anlam salama almak hem de anlama ak
kanln salamak bakmndan daha uygun olabilir. -.n.

22
imdi gelin "bir olgu bilgisi parasnn belli bir nedene
dayanmas zorunludur" savna daha bir yakndan bakalm.
Diyelim ki gnein 93 milyon mil uzakta olduunu bildiimi
savlyorum. Bu demektir ki, byle bir bildirimde bulunmak
iin elimde bir neden olmaldr; ayrca, iin dorusu, bu bil
dirim, yrngesinin baka baka noktalarndayken yaplm
dnyann asal uzaklk lmlerine dayanmaldr. Bu l
mler doru olmal, gereken yeterli dayana bildirime sa
lamaldr. Aslnda bu lmler kiisel deildirler, kiisel ol
mayan bir biimde yaplr, yle de ilerler, zaten bu yzden
bir olgu bilgisi parasyd bildirimim. Ne var ki, benim sz
konusu bildirimi bildiimi tantlamaz bu. Biliyor olmam i
in, bu bildirime ilikin ya nceden verilmi ya da nceden
verilmi olanla ilintili olmas olas bir baka dorum, yeterli
bir nedenim olmaldr: rnein, bildirimi gvenilir bir gk
bilim ders kitabndan okumu olabilirim.
Gelgelelim hem doru hem de yeterli bir nedenin ortaya
konmas, kestirimde bulunmann karsndaki tek seenek
deildir. Szgelimi, "talyanca spigo szcnn 'lavanta i
ei' anlamna geldiini biliyorum" eklindeki bildirimimi
hibir nedene dayandramyor olsam bile yine de savlayabi
lirim. Bu savma kar klacak olursa, btn syleyebilece
im "gelse gelse bu anlama gelir" demektir, nk olgu bil
gisinin bu paras zihnime konmu bile olsa onun oraya na
sl ya da ne zaman geldiini anmsayamam. Bununla bera
ber, bu trden bir eyi anmsamak iin iyi bir belleim varsa,
gerekten de bir olgusal bilgim olduunu sylemeye olanak
tanyacaktr bu. Bu kestirimin yknn bu tr bir yolla bo
altlyor olmasnda gizemli hibir yan yok. nsan zihni bir
tr kayt aygtdr, belli durumlardaysa bir bildirimi temel
lendirmenin tek yolu, kendi gvenilirliini yine kendisinin
ortaya koyabilecek olmasdr. Hi kukusuz, dilersek bu te
mellendirmenin de bir eit ortaya neden koyma olduunu
syleyebiliriz. Ancak yle bile olsa, bambaka bir nedenin
ortaya konuudur bu, belki de buna "gvence gsterilii"
23
denmelidir. Gerekten de, bilgi savlarn temellendirme s
reci hibir biimde gvence gsteriliini iermemi olsayd,
bu srecin bir trl sonu gelmezdi. Hatta bir bildirim iin
kiisel olmayan bir neden gsterilmi olduunda bile, gne
dnyadan 93 milyon mil uzaktadr bildirimi iin gsterilen
neden gibi, gsterilen neden belli bir noktadan sonra bir ki
inin gvenilirliine ya da bundan daha da iyisi belli sayda
insann gvenilirliine dayanmak zorundadr. Gvenceler
asla btn btn gzden karlamazlar.
nsanlarn temellendirmelerinde bavurulan gvencelerin
btnyle olaan nedenlerin yerine getii birtakm bildirim
trleri vardr. Szgelimi, "Bu krmz arapta keskin bir maz
tozu tad var gibi geliyor bana" diyecek olsam, bu bildirimi
olaan nedenlerle/ kantlarla kolayca destekleyemem. Buna
kar klacak olursa, maz tozunun tadn tandm syle
yebilir, o an gerekten arapta maz tozu tad alyorsam, b
tn syleyebileceim budur derim. arab bitirmek isteme
diimi belli etme yoluna gidecek olsaydm, olaan neden
lerle desteklenemeyecek bir baka bildirimde bulunurdum.
Yok bu durumda da bana kar klacak olsa, hibir zel g
vence gsteremezdim. u ya da bu biimde bir ey diyecek
olsam topu topu normal olduumu sylemek olurdu bu,
nk normal insanlar bu gibi yalnkat amazlarda yalnzca
ne istediklerini b ilirler.
Gelin imdi bu olgu bilgisi aklamasn yeniden gzden
geirelim. Diyelim ki birisi belli bir bildirimde bulunuyor ol
sun. O kiinin yapt eyin, yani bildirimde bulunma edi
minin en kk betimi, szckleri pe pee diziyor olmas
olacaktr. Gelgelelim szcklerin dizilii, bir bildirim olutu
raca iin her eyden nce anlaml olmaldr. Bilgi paralar
szcklerden yaplrlar ya da en azndan simgelerden, bu
arada simgelerin de anlaml olmalar gerekir. Bir baka de
yile, bilgi paralar ya bildirim olmaldr ya da bildirim
benzeri birey. Ayrca doru olmalar, kestirim de olmama
lar gerekir. Btn bu snamalardan geiyorsa birey, zo-
24
runlu olarak bir bilgi paras olacak mdr peki? Byk bir
olaslkla olmayacaktr, nk gemesi gereken bir snama
daha bulunuyor olabilir: bildirimde bulunmu olan kiinin
bildiriminin doru olduuna gven duymas gerekiyor ola
bilir. Peki olmazsa olmaz bir koul mudur bu? Akas g
ven duymak, tek bana bir bilgi parasn bildirim klmak
iin yeterli deildir; yanl bir bildirime ya da bir kestirime
gven duymak ise olsa olsa yersiz bir itir. Ancak gven
duymann zorunlu olup olmad yle ok da ak deildir.
Bir kimse yeterli nedenlere dayandrlm doru bir bildi
rimde bulunuyorsa, ama nedenlerin yeterli olup olmadna
gven duymad iin bildiriminin doru olduuna da g
ven duyamyorsa, acaba bildirimini b iliyor mudur yoksa
bilmiyor mudur?
Grlmemi lde g bir soru bu. Bildirimine gven
duyuu, olmas gerekenden daha zayfsa, o kii bildirimde
bulunduu eyi bildiini sylemeyecektir. Peki ya biz, onun
bildirdii eyi bildiini syler miydik? "Bildirdiini bildiini
dnmyor ama aslnda bildirdii eyi biliyor" diyebiliriz.
Bunu sylemekle dikkat ekilen nokta, o kiinin elinde en a
zndan olmas zorunlu eylerin olduu, ama yine de olmas
gerekenlerin tamamnn olmad olacaktr. Nitekim gven
duymama, doruluun olmay denli ya da kendilerine ge
rek duyulduunda yeter nedenlerin olmay denli kt de
ildir. Bildirdii eyi bildiini sylerken her ikisinden de yok
sunsa kii, bizim yorumumuz bildirimini bildiini dnm
bile olsa gerekte bildirimini bilmedii ynnde olacaktr.
Geri gven duymay olduundan nemsizmi gibi gs
teriyor bu. Oysa gerek, gven duymann nemsiz oluu de
il, daha ok insanlarn kendilerini gvende duyumsamak
iin yeterli nedenlere dayandrlm doru bildirimlerde bu
lunmalarnn ya da bunu yapamyorlarsa, bunu stne iyice
dndkten sonra yapmalarnn olaan oluudur. Gven
duyma ile olgu bilgisi arasndaki balant, bir bakas iin bir
eyi biliyor yargsn verdiimiz durumlardan birine baka-
25
rak grlebilir. Sk sk yle eyler syleriz: "Kprnn g
venli olduunu biliyor nk kprden karya geiyor."
Hayvanlara yklenen hemen btn olgu bilgisi nitelemeleri
bylesi bir tutuma dayanr. Bu trden olgu bilgisi snamalar
ayn zamanda gven snamalardr; bu ise bu iki eyin b irbi
riyle balantl olduunu gsterir. Aralarndaki balantnn
nemi yle grlebilir. Yeter nedenlere dayandrlm do
ru bir bildirimde bulunan ama onlarn yeterli olduklarna
gven duymayan, dolaysyla bildiriminin de doru olduu
na gven duymayan kiiyi dnn yeniden. Akas byle
bir kii az ok bildirimi dorultusunda davranacaa benzer,
ancak gven eksiklii u bir noktaya gelip attndaysa ar
tk bildirimi dorultusunda davranamaz olacaktr. Bu gven
eksiklii durumu, insan anasoyunun geirdii deiinimler
sonucu btn bir insan rkna bulaacak olsa, gerekten elle
rindeki olgu bilgileri ne olursa olsun (sylememiz gereken
de budur) insanlar asla o bilgiler ynnde davranamaz olur
lard. Peki ya sz konusu bilgilerin insanlar arasnda ne gibi
bir kullanm olurdu? Hi kukusuz, insanlar evrensel olarak
bu illetten nasiplerini alm olsalar bile, yine de teki insan
larn sylediklerini dinlerken onlarn olgu bilgilerine sahip
olup olmadn syleyebilirlerdi. Oysa, hayvanlar iin bunu
bir are diye gsteremeyiz, o yzden illet onlara bir bula
maya grsn, olgu bilgisine duyduklar gven tamamyla
son bulacaktr. Gven duyma, bilginin srf simgesel ynne
younlaanlara genellikle nemsiz gelir.
Bununla beraber, gven duymann olgu bilgisine nasl bir
katkda bulunabildiini, katkda bulunduu biimiyle kav
ramak yle hi de kolay deildir; nk kii bildiriminin
doruluuna duymas gereken en st dzey gveni duy
muyorsa, bildirimini bildiine de gven duymayacaktr; ol
gu bilgisinin, olgu bilgisi olan kiinin olgu bilgisinin bulun
duuna duyduu gvene hangi bakmdan bal olduunu
grmek gtr. Ne var ki daha nce de zerinde durulmu
bir noktann yardmyla bu gln stesinden gelinebilir.
26
Az nce de belirtildii zere, bilgi bunalma benzemez n
k bunalmda olmaya dair hibir dncesi olmadan da in
san bunalmda olabilir; oysa bir olgu bilgisi parasna sahip
olup olmadna dair herhangi bir dncesi olmadan insa
nn bir olgu bilgisi paras olamaz, elbette btnyle far
knda olmayn aklayacak birtakm zel koullar yoksa.
ki biimde deerlendirilebilir bu nokta: Bunlardan ilki, olgu
bilgisinin gelinen bu noktada biricik olmaydr. Bunun bir
baka rnei, bir insann ak olduunun tam anlamyla far
knda olmayn aklayacak birtakm zel koullar olma
dka, ak olmaya dair hibir dncesi olmadan ak ola
mayacadr. kincisi ise, hem ak olma durumunda hem de
olgu bilgisi durumunda, gven duymann rol zerine tu
tarl bir aklama verebiliriz. Olgu bilgisinin, olgu bilgisi
olan kiinin olgu bilgisi olduuna duyduu gvene bal ol
duunu ya da ak olmann, ak olan kiinin ak olduuna
duyduu gvene bal olduunu sylemek tutarszm gibi
grnebilir. yle ya, o durumun iinde deilse, kiinin ne
den iinde olmad bir duruma gven duymas gerekli ol
sun ki? Ancak iki dereceyi, gven duyma iermeyen eksik
olan ile gven duyma ieren eksiksiz olan birbirinden ayrt
edecek olursak tutarszlk ortadan kalkar. Tam anlamyla a
k olmak, kiinin gven duymak dnda ak olmann b
tn koullarn yerine getirerek birinci dereceyi yerine getir
diinden duyduu gvene baldr. Tam bir olgu b ilgisinin
- sz konusu ey neyse onun btnnn - olup olmad,
olgu bilgisinin olmas iin gereken gven duymak dndaki
btn koullarn yerine getirilmesiyle birinci dereceye ula
ldna duyulan gvene baldr.
Ancak burada bir glk sz konusudur. Tam bir olgu
bilgisine ulamak iin, kiinin birinci dereceden bir olgu bil
gisinin bulunmas iin gerekli koullar yerine getirdiine
duyduu gven yeterli midir? Kiinin bu koullar yerine
getirdiini bilmesi zorunlu olsa gerektir. Ancak biliyor olsa
bile, hi kimse o eyi bildiini bilmeden, o eyi bildiini bil-
27
diini bilmeden, bu sonsuza dek bylece srer gider, hibir
eyi bilemez. Dnml bir yapda oluu nedeniyle bilgi
nin bu sonsuz gerileyi srecini retme ekincesi tad da
ha nce belirtilmiti. Sanrm bir yerde durulup durulama
yacan grebileceimiz bir konumdayz artk.
Kuku yok ki, salkl kukuculuk insanlarn frsat bul
duka bildiklerinin gerekten birinci dereceden bir olgu bil
gisi olup olmadn sormalarna olanak tanr. Ne de d
nmde bulunduktan sonra insanlarn ounlukla olduka
doru bir yolla bildiklerinin birinci dereceden bir olgu bilgisi
olduunu sylemeleri kuku gtrr. Bunun yannda bu iki
doru sonsuz bir gerileyi retiyormu gibi gzkyor. n
san zihni, vard sonularn kendisine uygulanmas gere
ken, sonra bu uygulamann sonularnn da yine kendisine
uygulanmas gereken, bu da sonsuza dek b ylece srp gi
den bir kayt aygtn andryor. Ancak, kii elindekinin ger
ekten bir olgu bilgisi paras olup olmadn kendisine
sorduunda tam olarak olan nedir? O kimse ounluk elin
deki nedenleri deerlendirecektir. Kendisine bunlarn olgu
olup olmadklarn soracak, olgu olduklar yantn alnca, bu
kez de neden olarak dnd eylerin yeterince inandrc
olup olmadklarn soracaktr. Sonsuz gerileyiin balayabi
lecei bir noktadr bu: nk kiinin elindeki nedenlerin
olgu olduunu bilmesi, bu olgularn zerine kurduu bildi
rimlerin btnyle doru olduunu bilmesidir. Bu bildirim
leri desteklemek iin baka nedenler bulmadan kiinin bunu
biliyor olamayaca dnlebilir. Nitekim bu bylece son
suza dek srp gideceinden, kukuculuk sreen bir hal
alacak, bir daha kesinlikle iyiletirilemeyecektir. Kendine z
g bu sonsuz gerileyi srecinin gvencelere bavurarak na
sl durdurulabileceini az nce grmtk. Ancak iinden
klmaz sorun, zihnin kendi zerine dnmesinin ok da
ha etin bir baka sonsuz gerileyi srecini balatacak gibi
grnmesidir. Gzken o ki, kukucu zihninin eldeki veriyle
doru bir yolla ilikiye getiini bilmek zorundadr. Eldeki
28
veriyle doru bir yolla ilikiye gemi olduunu kendisine
syler sylemez, bu kez de zihninin ileyiiyle doru bir
yolla ilikiye getiini bilmek zorundadr, bu bylece son
suza dek srer gider.
Ne var ki, kii kendisine elindekinin birinci dereceden bir
olgu bilgisi paras olup olmadn sorduunda acaba ger
ekten olan bu mudur? Diyelim ki, "Bu krmz arabn i
inde srsne bereket maz tozu var" diyorum, sonra da
kendime arabn iinde bunlarn olduunu gerekten bilip
bilmediimi soruyor olaym. Anlalan, bilgi olarak nitelenip
nitelenemeyeceini grmek iin, kendi zihin durumumu in
celemek zorundaym. En azndan belli bakmlardan ak o
lup olmadm grmek iin kendi zihin durumumu incele
meye benzese de bu, yine de aralarnda nemli bir ayrm bu
lunmaktadr. Krmz arabn iinde srsne bereket maz
tozu olduunu gerekten bilip bilmediimi kendime sordu
umda, yalnzca kendi zihin durumumun ieriini incele
mekle kalmam. Tam da maz tozu tad almama karlk ge
len usyrtmemi yeniden gzden geiriyor olmam gibi,
kendime bu tad gerekten tanyp tanmadm sorarak g
vencelerimi de yeniden gzden geiririm. Demek ki, bilgi bir
zihin durumuysa, ortaya karken kendisine derinlemesine
bakarak incelediim bir durumdur. Bilgi u an tad zel
likleriyle deil, daha ok kaynayla, ayn deme antika bir
yaptm gibi kendisine baklmas gereken bir durumdur.
Bu nokta nemli olmasna nemlidir ama dnmlerin
sonsuz gerileyiinin nne gemek, dnmlerin d
nmlerini durdurmak iin yeterli deildir; nk gzden
geirmem aslnda bir bakma kendi zihnimin ileyiinin de
gzden geirilmesi olacaktr da ondan. Gerekten o tad tan
yabildiimden emin olmam, "maz tozu" szcyle doru
eyi eliyor olduuma gven duymam gerekir; ayrca sun
duum nedenin, en azndan maz tozu tadn alm olmamn
gerekten inandrc bir neden olduuna da gvenim tam
olmaldr - btn bunlardan sonra bile arab tattm ko-

29
ullarda aldatc bireyler olabilir yine de; bu her iki olanakl
kuku noktas da en azndan zihnimin ileyiiyle ilintilidir.
lerde olgu bilgisine ynelik savm ortaya koyarken, pek bir
glk yaamadan rtlebilecek bu grler stne ok
daha fazlas sylenecektir. Gerekten bir dnmler geri
lemesine yol ap amadklarn grmek iin, u an bunlar
ok ksa olarak incelemek istiyorum. Byle bireye yol a
madklar gsterilebilir; nk iyi bir tat seici, iyi bir kant
deerlendiricisi olarak gvencelerime ilikin gvenimi ta
zelerken btn yapmam gereken sz konusu balamda ge
miteki deneyimlerimi anmsamaktr. Hi kukusuz anmsa
ymn tam olup olmadndan kukuya debilirim, byle
bir durumda da yine gvenimi tazelemek iin yapabileceim
eyler vardr. Ancak bu trden bir denetleme gittike de
erleri azalan getiriler salar, arada bir de ii uzatr. stelik
- can alc nemdeki nokta budur - ii uzatyor bile olsa, bir
zihinsel dnm durumlar dizisi retmeyecektir, nk
denetlenen her aamada, o an bulunduum zihin durumu
nun dna km olacamdr. Olgu bilgisi bir zihin duru
muysa, saydam trden bir zihin durumudur: kaynanday
ken, derinlemesine bakarak inceleriz onu.
Dnmllk zerine yrtlen bu ksa tartma, bilin
cin ne olduunu aklamayaca gibi, insanlarn zihinlerin
den geenlerin farkna nasl varacaklarn da gstermez. As
lna bakarsanz bu sorunun yantnn ne menem bir yant ol
duu dahi ak deildir. Bilin sorunu felsefe sorunu olduu
srece zihin felsefesinin alanna girer, o nedenle de burada
dnlmesi gerekmez. Olaan koullar altnda, birinci de
receden bir olgu bilgisi olduu ynnde hibir dnceleri
olmadan insanlarn birinci dereceden olgu bilgilerinin ola
mayaca gereini kesinlemi olmamz amacmz iin ye
terlidir. Bu gerein tam bir aklamas ne olursa olsun, ge
ride braktmz tartma gstermitir ki, bu gerek olurlan
d vakit olgu bilgisi olan kiinin byle bir bilgisi olduunu
bilmesi zorunludur koulu, sonsuza dek sren zihinsel bir
dnm durumlar gerilemesi retmez.
30
II

imdi geriye dnp kitabn en banda sorulmu sorular


dan birisini ele alalm. Bilginin kart nedir? Soruyu daha
genel bir biimde soracak olursak, bilgiye benzemesine kar
n bilgi denli iyi olmayan ama bilgiyle aralarnda aile ben
zerlii bulunan zihin durumlar nelerdir? Acaba sz konusu
bu zihin durumlar, dizelgedeki bilgi deerinin giderek d
t, dizelgede bulunan son aamann tam tamna bilginin
kart olaca bir bilgi deerleri dzeninde alt alta sralana
bilirler mi? Sorun edilen olgu bilgisiyse, daha nce de be
timlendii zere dizelgenin btn hangi balklarla ta
mamlanm olacaktr. Bilgi deerleri dzeninde en bata bi
rinci dereceden olgu bilgisi gelir; byle bir durumla karla
nca, yalnzca gven eksiklii sz konusuysa, iimize tam
olarak sinmese de kiinin gerekten biliyor olduunu syle-

31
yebiliriz. Buna karlk, nedenlerin ya da gvencelerin eksik
olduu de geen bir sonraki aamada, kiinin syledii
doru km olsa bile, sylemi olduu eyi biliyor olduu
nu sylemeyiz; yalnzca biliyor olduunu dndn ya
da biliyor olduuna inandn ya da bunlara benzer birey
syleyeceizdir. O an bu eksikliin farkna varacak olursa,
kukusuz o kii de biliyorum diyecei yerde syledii eye
inandn syleyecektir. Galiba bu trden durumlarn, kii
nin elindeki nedenlerinin ya da gvencelerinin olduka do
yurucu dzeyde. olduu durumlarla ayra iine alnmalar
gerekmektedir, ama ne olursa olsun syledii ey yine de
yanltr. Nitekim bu durumlar hem nceki durumlarla hem
de bu durumlar zerine yorumlarmzla ayn dzeydeymi
gibi grndklerinden, farkl nedenlerle olumu bile olsa
lar, hemen hemen ayn olacaklardr. Son olarak, kendisine
bir soru yneltilen kiinin sorunun yantnn ne olduuna
dair hibir dncesinin olmad olanakl bir durum bulu
nuyor. Bu durumda o kii hibir yant da gze alamayacak
tr, nk alm olsayd, bu yant yalnzca bir kestirim ola
caktr. Bilgisizliin bir boluk olduu bir snr durumudur
bu. Bilgisizlii teki durumlardan herhangi birine yklemi
olsaydk, bu baka trden bir bilgisizlik olurdu. Bu olanakl
durumlar lei, olgu bilgisinin kartnn ne olduunu sor
mann fazlasyla tekdze olduunu gsteriyor, nk olgu
bilgisi tek bir eksiklie maruz kalarak deil, eitli birleimler
de eitli eksikliklere maruz kalmakla de geer.
Bu durumlar derecelemesi bile btnyle doru olmak
iin fazlasyla tekdzedir, nk bilgi savlarnn deiik
toplumsal ilevlerini gz nnde bulundurmuyor. Bir eyin
yle olduunu bildiini syleyen kii, szl snava alnm
bir aday gibi kendisi hakknda zorunlu olarak bilgi aktar
maya alyor deildir. ounlukla bir baka ey hakknda,
szgelii krmz arap hakknda ya da o anki konu ne ise o
konu hakknda bilgi aktarmaya alyor olacaktr. Bu tr
durumlarda, "Biliyorum" tmcesinin sav olduunu syle-
32
mek tam olarak uygun deildir, buna "belgit" dense galiba
daha iyi olur. Sz konusu tmcenin genellikle bir belgit ola
rak kullanlmasnn, derecelenmi durumlar leini eitli
yollardan etkiledii bir gerektir. Szgelimi lek, bilginin
inan art eitli eklentilerden olutuunu ileri srer. Ancak,
bunun iinde bir ey olmasna karn, bir eyi bilen bir kim
senin kendisini yknn bir blmyle snrlayp yalnzca
"bunun byle olduuna inanyorum" diyeceini karsamak
yanl olacaktr. Bunun nedeni, bir kimse byle bir tmceyi
bir belgit olarak kullanrken, o kiinin bu tmceyi olabildi
ince usa en uygun, olabilecek en itenlikli biimiyle dile
getirmesi ynnde bir uylam bulunmasdr. Nitekim kar
snda kendisini dinleyen kiinin bilmek istedii yalnzca su
nulan bilgiye ne lde gvenebileceidir.
Benzer bir uylam, belirtilen ey konumacnn bir bildi
rimin doruluuna ussal anlamda duyduu gvenle deil
de, szgelii kendi vcut ssna duyduu gvenle salama
alndnda iler. O kiiye ateinin 38'ye ulam olduunu
sylemek doru olmayacaktr; peki ya denmek istenen en az
38 ise, ama gerekte atei bundan ok daha yksekse. Oysa
"Biliyorum"un belgitli kullanmn belirleyen uylamda z
gl bir e daha bulunmaktadr. Kiinin "Biliyorum" derken
ki gvenine deer bimesi, bildiini syledii bildirimin do
ruluunu gsterir, gsterme eylemi burada uylama dayal
dr; oysa gvdesinin ateini bildirdiinde, bildirii bildirdi
inin tesinde bir eyi gstermiyor bile olsa, hastaln, ola
ki ar souk algnln gsterir bu; nk bildirii doruy
sa byk olaslkla bir hastal vardr, ama dinleyenin onun
hangi hastala yakalanm olduunu anlamas, gerekten
bir hastala yakalanmsa tabii, herhangi bir uylama da
yanmayacaktr. Hi kukusuz konumacnn kendine gveni
yersiz de olabilir, tpk gerekten herhangi bir hastalnn
olmad bir baka durumda duyduu gvenin yersiz oluu
gibi. Yine de kii "Biliyorum" derken bildiini syledii e- ,
\
yin doruluunu belgitliyordur, nk bu ykmlenme za-
33
ten uylamn iinde bulunuyordur. Doal olarak, kii belgiti
ortaya koyduu an, dinleyen bu belgit zerine kendi deer
le(ndir)mesini yapar. Ancak, belgitin grnrdeki deerini
ister olurlasn ister yadssn, dinleyicinin konumacnn sy
leyebilecei usa en uygun, dile getirebilecei en itenlikli bi
imiyle belgiti almlamas gerekir. Demek ki, konumac bel
giti ortaya koyarken kendi zihin durumunu eksik bildirmi
se, belgit son derece yanltc olacaktr.
"Biliyorum"un bir belgit olarak kullanlmasnn olduka
tuhaf bir yn daha vardr. Belgitin gc ile konumacnn
sarld bildirimin olaslk deerini hesaplaynn birbirine
uymas gerektii dnlebilir. Oysa uylam hi de byle
kolay almaz. Kii kibrit pnn nemli oluu nedeniyle
sigarasn bir trl yakamyorsa, o kimseye al bunun yaka
can biliyorum diyerek bir baka kibrit pn uzatabili
rim. Ne var ki, cehennemin olmadn biliyorum demek iin
elimde e lde gl nedenlerim bulunsa bile, bu tikel
belgiti ortaya koyarken yine de duraksayacamdr. lk ba
kta artc grnmekle birlikte, belgit seiminin konunun
neminden de etkilenmek zorunda oluu aslnda gayet anla
lr bir eydir.
J. L. Austin'in soruturduu "Biliyorum"un belgitli kul
lanm burada bundan daha fazla tartlamaz. Ancak olgu
bilgisi konusunu bir yana brakmadan nce, bu kullanmn
nemi vurgulanmaldr. Balca nemi bu kullanmn yanl
bir bilgi ile yanl bir inan resmini ortadan kaldryor olma
sdr. Bu resme gre, arada kesinti ya da kopukluk bulun
mayan bir inan dereceleri lei vardr, derken birdenbire
btnyle baka bir zihin durumuna, yani kendisini bile
gvence altna alabilen bilgiye ularz. Oysa "Biliyorum"un
belgitli kullanmn inceleyecek olursak, bu resmin olgu bil
gisine kesinlikle uygun dmediini grebiliriz. Bildirimini
desteklemek iin daha yeterli bir neden bulmasyla kiinin
bildiriminin doruluuna gveni artacak olursa, o kii yle
birdenbire "Biliyorum" demek zorunda olduu bir yere var-
34
maz, ne de biliyorum demeden nce varr byle bir yere. Bu
szcklerin kullanlmak zorunda olduklar yerde belli l
de bir keyfilik sz konusudur, az nce grdmz zere
seim yalnzca konumacnn bildiriminin olaslk deerini
hesaplayna dayanmaz.
Sanrm bu keyfilik, "Biliyorum" eyleminin (fiilinin) kul
lanmnn tuhaf zelliini bir lde olsa aklyor. Szgelimi
bir kimse "Kprnn gvenli olduunu biliyorum" dediin
de, ona niin bildiini sormayz, sorsak sorsak bunu bildi
ini niin sylediini sorarz. Bu durumun aklamasnn
belli bir blm, o kimsenin elindeki nedenlerin kendini g
vende duymasnn nedenleriymi gibi gzkmesinde, dola
ysyla da kprnn gvenli olduunu bildiini sylemesi
nin de nedenleri gibi gzkmesinde yatyor; bu arada belli
snrlar dahilinde bildiini dnd eyi syleyecei yeri
kendisi seebilir, oysa bu snrlar bilgisinin nedenleri deil
lerdir. Neden mi? O kimse bilmeyi semez de ondan. Ne var
ki bu aklama, kii gven duymay da semediinden tr
tam deildir. Bir duygu olan gven duyma ile bir duygu
olmayan bilgi arasndaki ayrm aratrm olsaydk, belki o
zaman bu eksiklik giderilebilirdi. Ama grnen o ki, byle
bir durumda bile hala geriye yaplacak onca i kalrd, nk
insanlara neden belli eylere inandklarn soracak olursak,
ne birtakm eylere inanmay setiklerini sylemeleri ne de
inan bir duygudur demeleri btnyle doru deildir. Ki
mi durumlarda bu sorun alabildiine yalnkat bir dilsel ol
gunun altnda yatan dild olgularn karmakln ortaya
serer.

35
III

teki iki bilgi tr, eyleri nasl yapacann bilgisi ile ta


nma yoluyla bilgi, ylece incelenmeyi bekliyor halen. Do
rudan olgu bilgisiyle balantl olduu iin ncelikle eyleri
nasl yapacann bilgisini ele alalm. Aralarndaki balant
udur ki, bir kimse bir eyi nasl yapacan biliyorsa, o kim
se ounlukla o eyin nasl yaplacan bakalarna da an
}atabilecektir, bakalarna anlatrken ise olgu bilgisini aa
vuruyor olacaktr. rnein, suflenin (souffle) nasl hazrla
nacan bilen bir a, aa be yukar suflenin nasl ya
placan neredeyse kesin bir dille anlatabilir, bunu anlatr
ken de unun gibi olgular bildiini aka ortaya koyuyor
olacaktr: Yaplacak yemek sufleyse, yumurtann sars ile
yumurtann ak birbirinden ayrlmaldr. Kimileyin yntem
aklamas verilmeden de bir eyin nasl yaplacan syle-
37
mek olanakldr, yok bir yntem aklamas veriliyorsa bu
aklamann bylesine yaln bir biimde her eyin tek tek
dkmn yapmasna gerek yoktur. Ne var ki yalnkat bi
im en ok karlalan biimdir; eyleri nasl yapacan
bilmek ile olgu bilgisi arasndaki balanty ortaya serer.
Ancak bu balant btn "eyleri nasl yapacan bilme"
durumlarnda bulunmaz. rnein, bisiklete nasl binilecei
ni bilebilirim ama elimde bir yntem olmad iin dengede
nasl durduumu syleyemem. Belli hareketlerin, hatta belli
kaslarn iin iinde olduunu bilirim bilmesine, ama den
gemi nasl kurduumun olgu bilgisi sonradan gelir, yok bir
trl gelmek nedir bilmiyorsa, bu demektir ki ann olgu
bilgisi gibi yle kolayca tarifnamede kullanlamayacaktr.
eyleri nasl yapacan bilmek ile olgu bilgisi arasndaki
balanty kavramak kimi baka durumlarda da olduka
gtr. Bir kereviti grnce tanyabiliyorsam, buradan bunu
nasl yaptm bir bakasna anlatabileceim kmaz. Hi
kukusuz tam bir lt aklamas verebildiim de olur, do
laysyla byle belli bir canlyla karlanca "kerevit" szc
n o canlya uygulaymn nedenlerini aklayabilirim.
Ancak bu becerimi kurama dntrememisem, aklamam
zorunlu olarak gvenilir olmayacaktr. Nedenler yerine g
vencelere dayanabilir, birbirine kartracak denli kerevite
benzeyen dier canllardan (stakoz, karides, deniz tekesi
vb.) kereviti daha nce hep baaryla ayrt etmi olduumu
belirtebilirim. Sz konusu ey hakknda iyi bir grm ol
madka, onun ne olduunu syleyecek bir konumda bu
lunmadka, bu becerim doal olarak beni dinleyenleri hi
de etkilemeyecektir. Oysa byle bir konumda bulunmu ol
saydm, becerim onlar etkileyecek, lt diye, kuram diye
steleyip durmalarna gerek kalmayacaktr.
Daha ileride betimlenecek bir felsefe kuramnn kaynak
noktas olduu iin, bu balantnn koptuu, kendisinden
ayrca sz etmeye deer bir baka durum daha vardr. Sz
konusu durum udur: yle szckler vardr ki bunlarn na-
38
r

sl kullanldklarnn, eylere nasl uygulandklarnn ltle


rini elimizde byle ltler olmad iin veremeyiz. Szge
limi, "al" [scarlet], "tiz" [shrill], "kekre(msi)" [acrid], "karn
calanma" [tingling] gibi szcklerin nasl kullanlacaklarnn
ltleri yoktur. Bu szckler "kerevit" szcnden epeyce
bakadrlar. Belli durumlardaki zel kullanmlar iin ortaya
nedenler koymak olanakszdr. "Al tam tamna bu" de
meme kar klacak olursa, yle biraz geri ekilerek "Bu
bana al gibi geliyor" diyeceimdir. Ne var ki, tpk "kerevit"
szc iin olduu gibi elde byle ltler olsa bile, ortaya
lt koymak zorunda olmadmz iin, bu gibi durum
larda ortaya belli ltler koyamaymzdan kaynaklanan
genel yetersizliimiz hi de yle kt deildir. Daha nce
nasl gvenmisek, verili gvencelere yine bel balyabiliriz.
Bu durumlardan ilki, yani bisikletin zerindeyken den
gemi nasl koruyacam yntem stne hibir olgu bilgim
olmadan biliyor olmam, daha nce belirtilen bir noktay pe
kitiriyor. Belirtilen nokta, simgelerle bilgilerini darya vu
ramyor olmalarna karn gerek bebeklerin gerekse birtakm
hayvanlarn olgu bilgilerinin olduuydu. Bu en dipte, s
nrda bulunan durumlar fazlasyla yaltk gelmi olabilir,
bylesi durumlar iin verilen aklama da fazlasyla clz g
rnebilir. Ama artk bu aklama glendirilebilir. Nitekim
eyleri nasl yapacan bilmeye dnecek olursak, simgelerle
i grmenin, insanlarn eyleri nasl yapacan bildii bir
dolu bilme trnden yalnzca bir tanesi olduunu grrz;
insanlarn baka baka "eyleri nasl yapacan bilme" tr
lerini bildikleri, yntemlerinin aklamasn verirken bildik
leri eyi kimileyin simgeselletiremedikleri olur. Demek ki,
burada simgelere dayanmayan, dolaysyla simgelerle i gr
me yetisi tamayan canllarda bulunan farkl bir bilgi tr
rneimiz var. artc bir yan yok bunda; nk ayrt etme
yoluyla koullara kar yant verme yetisi, kendisinin hemen
pei sra verilen yantlar dzene koyma yetisini de berabe
rinde getirmek zorundadr. Bu yantlar bir dzene koymak
39
iin ayr ayr simgelerin kullanlmas bile tek bana yantlar
ayrmann bir rneidir, hem de karmak bir rnei.
Bir kimsenin ynteme dair olgu bilgisi olmadan eyleri
nasl yapacan bildii teki iki durum, simgelerle i grme
durumlardr. Dorusu bunlar daha nce belirtilmi bir ba
ka noktay da pekitirmiyorlar deil hani. Nedenlerin son
f>Uz gerileyii ekincesi tartlrken, kestirim olma sulama
sn yantlamak iin ortaya hep bir neden srmenin zorunlu
olmadna dikkat ekilmiti. Nitekim kimileyin gvencele
rin gsterildii de olur; szgelimi birisi tatlar tanmada iyi
olduunu syleyebilir. Bu da yine epeyce yaltk bir grng
gibi gelmi olabilir. Ama artk zerre kadar yaltk olmadn
grebiliyoruz. eyleri nasl tanyacan bilme, kendisine
benzer onca diledklemez yeti trnden yalnzca bir tane
sidir. Kukusuz nemli bir tanesidir nk tm betimleyici
dilin temelidir; yalnzca byle bir yetisi olanlar simgeler ile
eyleri eleyebilirler. Ancak szn ettiimiz, ei benzeri ol
mayan biricik bir yeti de deildir.
Bir eyi nasl yapacan bilme, gerek anlamda o eyi
yapabilme yeteneini ierir dncesinin kapsamn abart
mak ok kolaydr. "Yapabilmek" ile "nasl yapacan bil
mek" szckleri genellikle birbirlerinin yerine kullanlrlar.
Uygulama hemen her zaman nce gelir, ancak daha sonra
insanlar bunu kuramlatrrlar. Bu olgularn bizi zorunlu
olarak etkileyecekleri dorudur, nk insan bilgisinin daha
ilkel bir eyden, hayvanlar arasnda olduka yaygn bulunan
bir eyden nasl olup da geliebilmi olduunu gsteriyorlar.
Ama abartmaya kar kendimizi korumalyz, nk ancak
uygulamay kuramlatrma aamasna ulalmsa kuramn
baarya ulamas olanakldr. Unutulmasn ki insanlar ast
ronotu aya nasl gndereceklerini, daha astronotu aya gn
derememiken de biliyorlard.
Aristoteles'in ok nceleri grd zere, bir eyin ilk
aamalarndan balayarak nasl bir geliim gstermi oldu
unu anlamann o eyin gelikin biimini anlamamza yar-
40
dmc olduu ska nmze kan bir durumdur. Kesinlikle
bilgiye dair bir dorudur bu. Burada ilk aama, koullara
kar verilen yantlar ayrabilme yetisidir. Yant, nceki a
amalarda, ak seik bir davrann paras olacaktr. Daha
sonra iselletirilebilir, ileride kendisinden yararlanmak ze
re korunaa konabilir. nsann olgu bilgisi bu iselletirme
nin en ak rneini sergiler. Olgu bilgimizin paralarn u
sul usul, tek tek iimizden geirirken zihinlerimizde oluan
ey, konuurken herkesin duymas iin rettiimiz eye ok
benzer. Dorusu i rn d rne ylesine benzer ki, hi
deilse yetikinlerde i rnn de simgelerden yapld ne
srlebilir. Ancak bu denli uzaa gittiimizden olacak bil
giyi kavrarken byk bir engel yolumuzu kesecek gibi olur.
Gerek bilginin, i bilgisi olmas gerektiini dnecek gibi
oluruz, nk konuurken olsun, davranrken olsun dar
dan grnen ne varsa, bunlarn hepsine bir robot da gayet
gzel yknebilir. Bu yzden dardan grnen eylerin z
sel olamayacaklarn, kendilerine uygun bir i olmadan ken
dilerini gsterdiklerinde birer yapntya dneceklerini d
nebiliriz.
Bu engelin en azndan bir yanyla bir yanlsama oldu
unu gstermek zihin felsefesine uzunca bir gezinti yapmay
gerektirecektir. Yanlsatc ynlerini gidermek iin Wittgens
tein ile Gilbert Ryle eliyle onca ey yaplmtr. Felsefede o
unluk olduu zere burada da gerekten g olan, gl
n ne denli byk bir glk olduunu grmektir. Bilin
kesinlikle gizemlidir, engel de yle btn btn yanlsatc
deildir. Kald ki, bu kitapta buraya geleli beri belirtilmi
noktalardan kimileri, engelin grnrdeki bykln
gerekteki byklne yakn bir eye indirgemek iin ye
terlidir. Birincileyin, olgu bilgisi, daha nce aklanm an
lamyla, yeti iidir. kincileyin, yeti i bandayken ortaya bir
bildirim de koyabilir, sessiz bir dnce de. Bu iki noktaya
imdi bir ncy daha ekleyebiliriz: yle ki, ortaya kan
rn bir bildirim olduunda, sessiz bir dnceyle destek-
41
lenmez hep. Ne de bu i destein olmay bildirimi yapnt
bir rn klar. Dorusu, i rnn ayrca desteklenmeye ge
rek duymadna olanak tanrken, d rnn i destee ge
rek duyduunda stelemek keyfi olacaktr. Nitekim sessizli
in yararna neden bir ayrmclk yapmak zorunda olalm
ki? Doru yeti trnden kaynaklanmalar kouluyla, her iki
rnn de gerek diye grlmeleri iin ellerinde kukusuz
e lde iyi birer savlar bulunuyor. Gerek gl olu
turan da ite bu kouldur; nk daha nce de grdmz
zere, bu koulun bir blm, en azndan insanlarda, olgu
bilgisinin olgu bilgisi olan kiinin olgu bilgisi olduunun
farknda olmasyla beraber bulunmak zorunda oluudur. Bi
lin sorununun bu kesmine dokunulmamtr henz.
Ancak bu koulu yalnzca d rne uygulanan bir koul
klarak yanl yanstacak olursak, sorunu gerekd bir yolla
bytm oluruz; nk insann zihninden geenin farkna
varmas, en az azndan kann ne olduunun farkna var
mas denli zorunludur. Ayrca i rnlerde steleyip durur
sak, insann olgu bilgisinin ilk aamalarndan bu yana nasl
olup da geliebilmi olduunu anlamamz olanakszlaacak
tr. Sanrm, sessizliin yararna bu nyargy amann en iyi
yolu, eyleri nasl yapacan bilmek stne dnmek olsa
gerek. Nitekim daha nce de grdmz gibi, yle yetile
rimiz vardr ki bunlar btnyle iselletirilip simgesel bi
imde korunaa alnamazlar; bu yetileri edinmek, koullara
uygun bir davranla karlk verebilmekten geer. Hayvan
lardan ok ama ok baka olduumuzu gerekten duyum
suyorsak, o zaman bu yetiler stne dnmek zorundayzdr.
Bir eyi nasl yapacan bilmenin kart nedir? Bu so
ruya verilecek yant, ayn soru olgu bilgisine yneltildiinde
verilmi yantla yzeysel bir koutluk tar. Kiinin bir eyi
nasl yapacana dair hibir dncesi olmayabilir; o eyi
nasl yapacan bilmiyorken bildiini dnebilir; nasl ya
pacan bildiini dnd eyi gerekten biliyor da ola
bilir, ama yine de biliyor olduuna gven duymayacaktr.
42
Ne var ki bu dizelgede daha altta bulunan durumlar, br
dizelgede daha altta bulunan durumlarla ayn biimde de
erlendirilemezler. Ayrlklarn ana kayna, birok durum
da bir eyi nasl yapacan bilmenin ilk koulunun o eyi
gerek anlamda gerekletirmenin tutarl olmak zorunda o
luudur; gerekletirme edimi bir bildirim kurulmasna kar
lk gelmiyorsa, gereken tutarllk tr doruluk olmaya
caktr. Bunun bir sonucu nedenlerin daha baka bir rol oy
nuyor olmalardr. Bir baka sonucuysa, bir kimsenin ger
ekletirme edimi yalnzca ans eseri tutarlysa, o kimsenin
kestirimde bulunduunu zorunlu olarak syleyemeyiimiz
dir. Szgelimi, bir kimse yaamnda ilk kez bisiklete binmi,
yz metre teye gitmeyi de becermise, sonra da ayn baa
ry yakalamak iin gn boyu altrma yapmas gerekmise,
o kimse iin kestirimde bulunduunu syleyemeyeceizdir.
Bu durumda yntem, ortada "yntem" denebilecek bir ey
varsa tabii, szcklere dklemez. Bununla beraber, insanla
rn yaptklar eyi nasl yaptklarn syleyebildikleri kimi
baka durumlarda, "kestirimde bulunuyor" diyerek bylesi
bir baar zerine bir yorum getirebiliriz.

43
IV

nc bilgi tr tanma yoluyla bilgi, ylece incelen


meyi bekliyor halen. Belki de bu ie koyulmann en iyi yolu,
tanma yoluyla bilginin nesnelerinin neler olduunu sor
maktr. eit eittir bunlar. nsan bir kiiyi ya da bir yeri ta
nyarak bilebilir, tanyarak bilmenin ne olduunu anlamak
iin bu kitapta daha sz ilk kez getiinde kullanlan nesne
trdr ite bu. Bu nesnelere "tikel eyler" diyelim ya da fi
lozoflarn alldk ksaltmasyla "tikeller"i benimseyelim.
Bir kimse deiik tikellerde hi durmadan karmza kan
tat gibi, renk gibi genel eyleri ya da daha karmak rnekler
istiyorsak engelik gibi, coumculuk gibi nitelikleri de ta
nyarak bilebilir. Bunlarn hepsi de filozoflarn "tmeller"
diye adlandrdklar eylerdendir: Bu szck bir niteletir
(nitem; sfat), en azndan eskiden bir niteleti, nitele olma-
45
sndan "ey" adn (bir eyin adn) niteledii anlalr. De
mek ki, tanyarak bilmenin nesnelerini blmlemenin bir yo
lu, onlar tikeller ile tmeller diye ikiye ayrmaktr. Bu iki
bei de ayrca kendi ilerinde eitli biimlerde altblm
lere ayrmak olanakldr, ama sanyorum imdilik yalnzca
tek bir altblmden sz etmek yeterli gelecektir. Aralarnda
seilip alnmaya deer bir tikeller bei vardr ki, sz ko
nusu bek iinde tikel durumlar, koullar, olgular, zneleri
bulundurur. Szgelimi, bir kimse trigonometri (genl
m) bilebilecei gibi, belli bir aileye ilikin gerekleri, borsa
nn durumunu ya da denizdeki dalgalarn o anki durumunu
da bilebilir. Bunlarn hepsi de o zel bekte bulunan tikelleri
tanyarak bilme rnekleridir.
Tanma yoluyla bilgi ile olgu bilgisi arasnda belli bir
balant bulunduu ak olduundan, gelin ncelikle bu
balantnn tam olarak ne olduunu belirginletirmeye al
alm. Tanyarak bilmenin nesnesi demin sz edilen bek
teki bir tikel olduunda, zellikle yakn bir balantdr bu.
Bir kimse denizdeki dalgalarn o anki durumunu biliyorsa, o
kimse dalgann az m, ok mu, yoksa ortakarar m olduunu
ya da dalga hangi durumdaysa dalgay o durumuyla bilmek
zorundadr. Ayn ey bu bekte bulunan br nesneler iin
de sylenebilir. Her bir durumda, nesne geniledike, eli
mizde bir olgu bilgisi paras olacak bir yan tmcemiz ya da
dolayl bir bildirimimiz olmu olacaktr. Bir kimsenin bu
bekte bulunan bir tikeli tanyarak bildiini sylemek, o ki
inin bir olgu bilgisi paras olduunu sylemenin yalnzca
daha ksa bir yoludur. Bunun byle olduunun zorunlu ol
mas iin, o kiinin yantlayabiliyor olduunu syledii olgu
sorusunun ne olduu ak klnmaldr. Szgelimi, onun de
nizdeki dalgalarn durumunu bildiini sylersem, ister yal
nzca dalgann fazla olduunu bildiini demek istemi ola
ym, isterse daha zelde balk tutmak iin dalgann ok fazla
olduunu bildiini demek istemi alaym, balam bunu ge
nellikle ak klacaktr.
46
r
1 Tikel bu zel bee ait olmadnda ise, o tikeli tanyarak
bilme ile olgu bilgisi arasndaki balant daha az yakndr.
Benim iin bir kimseyi ona dair hibir ayrt edici olguyu
bilmeden de bilmem olanakldr; ola ki btn yapacam
onu grnce kim olduunu tanmamdr. Hi kukusuz by
lesi bir tanyarak bilmenin derecesi olduka dktr, ou
balamda bir kimseyi biliyorum demek iin de yeterli gel
meyecektir. Oysa yalnzca biraz daha yksek dereceden bir
ey, bir yn acemi erin adlarn renmeye alan subaylar
arasnda bir kimseyi biliyorum demek iin yeterli saylacak
tr. Nitekim subaylardan biri, belli bir ere ilikin hibir ayrt
edici olguyu ortaya koymadan, salt o eri tanyarak bilmesi,
adn syleyebilmesi anlamnda o erin kim olduunu bildi
ini syleyebilir. Hi kukusuz "Bu Ramsey'dir" bal bana
bir olgu bilgisi parasdr, ama subay o adama ilikin ba
kaca hibir olgu ortaya koyamayacaktr. Hayvanlarn ger
ekletirebildii tanyarak bilme derecesi buna ok benzer.
Adlar kullanamazlar, ama belli insanlar ya da belli yerleri,
kukusuz bunu nasl yaptklarn syleyemiyor olsalar bile,
tanyabilirler. Ne var ki bunlar snrda durumlardr, insanlar
olduka dk derecedeki bu tanyarak bilme yetisini genel
likle ok abuk gelitirirler. Subay acemi ere ilikin birtakm
ayrt edici olguyu ok gemeden renecek, bu olgulardan
kimileri acemi eri tanmas iin gerek kendisine gerekse bir
baka subaya yardmc olacaktr. Sivil yaamda ise bir kiiyi
gerekten bilmek, ayn anda o kiiye ilikin ok sayda ol
guyu bilmek demektir.
yi ama o kiiye ilikin hangi olgular? Bu soru bizi do
rudan bu trden tikelleri tanyarak bilme ile zel bekte
bulunan tikelleri tanyarak bilme arasndaki bir baka ayr
mn nne gtrr. Nitekim, bir kiiyi tanyarak bilmenin
bu dzeyinde olgu bilgisiyle bir balant olmasna karn,
olmas gereken olgu bilgisi hi de ak deildir. Balam, ta
nyarak bildiim kii hakknda yantlayabilmem gereken tek
bir olgu sorusunun yerini dahi bundan byle tam olarak
47
gstermez. Hemen btn olgu bilgisi paralar iin de byle
olacaktr bu. Pek ok ey, tanyarak bilmenin ilk nasl bala
m olduuna dayanacaktr. Kiiyle daha nce gerekten
karlamsam, en azndan nerede karlatm, ola ki g
rnnn nasl olduunu da syleyebilmem gerekir. Yok
onunla yalnzca telefonda konumusam, onun hakknda
daha baka trden bir olgular kmesini bilmem beklenecek
tir benden. Buna karlk, birisi lmnn zerinden uzunca
bir sre gemi bir kimseyi bilmeye kalkyorsa, o kii hak
knda kendisinden bilmesi beklenecek olgular yine baka
olacaktr. Hi kukusuz bu olgu dizelgecikleri birbirleriyle
rtrler, dizelgenin btnyse o kii hakkndaki tm ol
gularn hepsini birden ierecektir. Gelgelelim, ksa bir di
zelge oluturacak olursam, dizelgenin oluumu teki kiiyle
ilikimin doasna, ilikinin nasl baladna dayanacaktr.
Tanyarak bildiim tikel o zel bekte bulunuyorsa, bilinme
si gereken olgu bilgisinde bu tr bir deiiklik olmaz.
Tmelleri tanyarak bilme acaba olgu bilgisiyle balantl
mdr? Bir tad, o tad tadnca biliyorsam ya da bir rengi o
rengi grnce, tat ya da renk zerine belli bir olgu bilgisi
ortaya koyabilmem gerekir mi? mdi, bir rengi grnce bil
mek, genellikle o rengi grnce o rengi doru olarak adlan
drabilmeyi gerektirdii iin, "Bu turkuvazdr" bildirimi ba
l bana bir olgu bilgisi parasdr. Ama ilgin soru, kar
mda duruyor olmas olgusu dnda renge dair ayrca daha
baka olgular da ortaya koyabilmemin gerekip gerekmedi
idir. eyleri nasl yapacan bilmek stne u ana dek
sylenmi eylerden kan, en azndan birbirleriyle kart
rlacak denli turkuvaz rengine benzeyen mavinin tonlarn
dan turkuvaz ayrmak iin bana ya da bakalarna yardmc
olacak daha baka olgular ortaya koyabilmenin hi de zo
runlu olmaddr. nk bylesi bir durum iin elde byle
olgular yoktur ya da en azndan bilimsel aralarn kullanm
mantna dayal hibir olgu yoktur. Kald ki, bu eksiklik
yle hi de nemli deildir, nk belli ltler verebildiim

48
durumlarda bile byle ltler vermem gerekmez. Turku
vaz grnce onu tanyarak biliyor olmam, tanyarak bildi
imi bilmem yeter de artar bile. Hatta daha nce nerede
grm olduumu anmsamama bile gerek yoktur.
Bu noktada ak olan birey varsa o da daha nce brakt
mz ayak izlerine basyor olmamzdr. Bunda alacak bir
yan yok. nk daha balangta birbirlerinden ayrlm
bilgi tr arasnda anlalmas son derece g balantlar
bulunuyor da ondan. Olgu bilgisi yalnzca teki iki tr bilgi
nin her ikisiyle birden balantl deildir, geni tamamla
mak iin her nn de birbirleriyle balantl olmalar ge
rekir. Demin yaptmz, tanyarak bilmeden kalkp eyleri
nasl yapacan bilmeye doru uzanan genin taban bo
yunca geriye doru yrmekti.
Ancak u anki konumuz tmelleri tanyarak bilme, bizi
yeni bir temele doru gtryor. Szgelii, engelik gibi ol
duka karmak bir tmeli dnn. enge bir canl belli
ltleri yerine getirir, bu tmeli tanyarak bilen birisi byk
bir olaslkla bu ltlerden kimileri zerine konuabilecektir.
Hatta ortaya derli toplu bir engelik tanm bile koyabilir.
Platon'un ilk dnem syleimlerinde Sokrates'in dur durak
bilmeden syletii kiilerden yapmalarn istedii tam da
budur. Tanmlar olgu bilgisi paralan diye alacak olursak,
bunlar en azndan u ana dek dnlm paralardan bs
btn baka trden paralar olacaklardr. nk u gmlein
renginin turkuvaz olduu doru olsa bile, her zaman iin bir
baka renge de boyanabileceinden, gmlein renginin tur
kuvaz olmas zorunlu deildir; kerevitin kabuklu bir hayvan
olmas kerevitin tanm gerei doruysa, "kerevit" ile "ka
buklu" szcklerinden birine baka bir anlam verilmedike
tanm yanl olamaz, doru olmayacak bildirimin artk ayn
bildirim olmayaca anlamna gelir bu. Kerevit kabukludur
yollu bu bildirim, felsefecilerin a priori, tersi durumdaysa o
lumsal olgular dedikleri trden bir bilginin parasdr. Bura
dan a priori b ilginin asla olumsal olgularn bilgisi olmad
kar.
49
v

"Bilgi nedir?" sorusuna verilecek bir yantn tasla ola


rak bu kadar yetiir diyelim. Bu soru zaten kendi iinde ya
nt verilmi gibi grnen ama gerekte yolumuza ta koyan
onlarca alt soruyu barndryor. u ana dek sunulmu bilgi
kuramnda zellikle iki zayf nokta bulunuyor. Bunlardan
ilki, konu alanndaki deiikliklerin sonularna yeterince
zen gstermemi olmasdr. Bilgiyi ayr tre blmek gayet
gzel. Ama bu blmlerin de kendi ilerinde ayrca altb
lmlere ayrlmalar gerekiyor, nk olduka soyut bir yolla
blnmlerdi. Buraya geleli beri snrlar yalnzca dilbilgi
since izilmi izgilerin izinden yrdk. nk blmle
me, "Biliyorum" szcyle balayan bir tmceyi bitirmenin
deiik yollar arasnda bulunan dilbilgisel ayrmlara yas
lanyordu. Dilbilgisel ayrmlar eylerin doasnda bulunan

51
ayrmlar yansttklarndan olacak ounluk epeyce uzun bir
sre varolmay srdrrler. Ne var ki dilbilgisi hem olduka
geneldir hem de olduka soyut. Bilgi kuram ancak deiik
trden konu alanlar arasnda bulunan ok daha somut ay
rmlar gz nnde bulunduracak olursa daha ileriye gt
rlebilir. Szgelimi, az nce grdmz gibi, tanyarak bil
menin dilbilgisel nesnesi hep bir ad bile olsa, bunun ne tr
den bir ad olduu ayrma yol aar. Niye mi? Adn ne trden
bir eyi gsterdii ayrma yol aar da onun iin.
u ana dein sunulmu, bir flemeyle yklabilir bilgi ku
ramnn ikinci zayf noktas, yeterince irdelenmemi bir "ye
ter neden" kavramna yaslanyor olmasdr. Yeter bir neden
tam olarak nedir? Bu soruya ynelik olarak tek bir yantlama
abas dahi olsun gsterilmi deil henz. Geri daha nce
nedenler zerine bireyler sylenmiti, ama topu topu sy
lenen, neden gstermenin ortaya bir olgu srmek olduu
dur. Nedenlerin deerle(ndiril)mesi zerine henz bir ey
sylenmi deil. Koskoca bir gediktir bu.
Bu kitabn bir sonraki blm bu iki eksiklii gidermeye
ayrlmtr. u ana dek yrtlm soruturmadan epey ayr
bir soruturmadan oluacak nmzdeki blm. Buraya
geleli beri sylenmi ne varsa yle pek de teknik bir terimce
gerektirmemi, felsefeci olmayan insanlarn dnceleriyle
yakndan balantl olmutur. Dorusu tarihin bu epeyce i
lerlemi ge dneminde, felsefedeki giz kokan (irek) geli
melere insanlar ylesine altrlmlardr ki burada yaplan
lar onlara felsefenin bir paras deilmi gibi geliyor bile
olabilir. Ama bu btnyle bir yanlsama olurdu. stnkr
kurulmu bir dnce tarihi durumasnda yarglanm olsa
bile, en azndan iin daha bandayken filozoflar bu trden
bir soruyu tam da bu trden bir yolla irdeledikleri iin, bu
rada yaplanlar yine de felsefe diye geecektir.
te yandan, bu noktadan balayarak Yenidendou (Rne
sans) sonras felsefecilerin teknik dnceleri ile kuramlar
zerine daha ok ey sylyor olacam. nk sz konusu
52
dnceler ile kuramlardan kimilerinin, ocuklarn bile sor
ma eilimi gsterdii sradan sorulardan nasl olup da boy
attklarn gstermek istiyorum. Dnce tarihinde daha bir
derinlememizi gerektirecek bu. Bylelikle de bilhassa sz
edilecek filozoflardan birounun insan bilgisinin yaps ile
snrlarna ilikin genel bir aklama vermeye alm olma
larnn anmsamaya deer olduu grlecektir. Locke'un n
san Anl zerine Bir Deneme' sinin de, Kant'n Ar Usun Eleti
r is i nin de, Russell'n nsan Bilgisi, Kapsam ile Snrlar nn da
' '

aka sylenmi amac buydu. Wittgenstein bile Tractatus


Logico-Philosophicus'unda bir baka izenek (diyagram), i ya
plar ile olgu dilinin izeneini ortaya koyar, ama yine de
btn olgu bilgileri bir biimde bu geni snrlarn iinde
kalmak zorundadr.
Olgu bilgisinde bylesine nemli bir rol oynayan "yeter
neden" kavram ile balayalm. Daha nce de grdmz
gibi, kendisinden bir olgu bilgisi savn desteklemesi istenen
kii ortaya yle belli nedenler koyamaz; ya gvenceler gs
terecektir ya da olsa olsa byle bir sz syleyecek bir ko
numda bulunduunu dile getirmekle yetinecektir. Gven
celer zerine daha nce birtakm eyler sylenmiti. "Syle
yecek bir konumda bulunmak" kavramndan da daha nce
sz edilmi, karmza yle pek de byk glkler kar
mamt. Yeter bir neden nedir sorusu bir hayli etin bir so
rudur, yleyse imdi yantlanmas gereken soru da odur.
Diyelim ki, bir imzann dzmece olduunu bildiimi,
nk belgeyi imzalarken grdm kiinin imza sahibi kii
olmadn ya da hi deilse imzay atarken o kimseyi gr
m olmamdan imzann gerek sahibinin o olduunun k
mayacan sylyor olaym. Byle atlm imzalarn tanm
gerei dzmece olduklar doru olduu iin, elimde daha iyi
trden bir nedenim olmasa da olur. Tanm gerei doru bil
dirimlere "analitik bildirimler" denir, "analitik"in kartna
da "sentetik". Bu tikel analitik bildirim kukusuz a priori bir
bilgi parasdr. imdi gelin durumu azck deitirelim. Di-
53
yelim ki, imzann dzmece olduunu biliyorum biimindeki
ayn sav, imzann siyah bir tkenmez kalemle atldn
oysa benim tandm imza sahibi kiinin asla siyah tken
mez kalem kullanmadn syleyerek destekliyor olaym.
mza sahibinin alkanlklarna ynelik bu genelleme yine
bir bilgi paras olabilir, ama a priori bir bilgi deildir bu;
asla siyah tkenmez kalem kullanmyor oluu bir olgu oldu
undan yalnzca olumsal bir olgudur.
Yaplarnn ne olduunu tam olarak grmek iin gelin bu
iki nedeni mercek altna yatralm. lk durumdaki nedenim
bir tanma dayanr, ama ayrca aadaki yalnkat uslamla
maya da dayanr: Bir kiinin bir baka kii adna imza att
btn durumlar dzmeceyse, bu durum da byle bir du
rumsa, demek ki bu bir dzmecedir. Bu uslamlamadaki iki
kouldan ilki tanmla konuyor, ikincisi gzlemle, derken
onlardan da sonu kyor. Uslamlama aadaki u denk
leme gre oluturuluyor: Btn A'lar B ise, eldeki tikel ey
de A ise, demek ki o ey B'dir. Bu denklem mantka geer
lidir. Mantksal geerlilik stne bireyler sylenecek deil
burada, nk konu bu dizide yer alan bir baka kitabn
kapsamna giriyor. Mantka geerli olma denklemleri a
priori bilgi paralar olduklarndan, insan ne zaman olgu bil
gisi ieren bir sav bir nedenle desteklemek istese, kendile
rine hep gerek duyulur.
Bilginin yapsnn bu zelliini gzden karmak kolay
dr, nk mantk ayn anda her yerde birden bulunuyor ol
sa bile, ounluk mantn mantk olarak ayrdna varlma
y son derece anlalr bireydir. teki durumda sunulmu
nedeni inceleyecek olursak, ayn mantksal denklemin onda
da gml bulunduunu greceizdir. Nitekim bu du
rumda kullanlm uslamlama paralarna ayrlacak olursa,
uslamlamann yle balad grlr: "Belgede imzas si
yah tkenmezle grnen kii asla siyah tkenmez kullanm
yorsa, demek ki bir bakas atmtr oraya bu imzay"; us
lamlama daha sonra yalnzca ilk durumda kullanlm usa-
54
vurmay, yani demin grdmz mantksal denklemin g
ml bulunduu usavurmay yineler. Buna ok benzer bir
baka denklem uslamlamann ilk blmnn altnda yatar.
Nitekim, ancak imza sahibi imzasn hep siyah olmayan t
kenmezle atyorsa bu imzay onun atmadn ileri srebili
rim. Ama bu koul da yine ayn denklemden oluur: Btn
A'lar B (siyah deil) ise . . . . Ancak bu kez denklemin gerisi
baka trldr: . . . bu tikel ey de B (siyah) deil ise, demek
ki o A da deildir. Bir baka ayrm, bu genellemenin bir ta
nm yoluyla yaplmam oluudur. Bu genelleme doruysa,
yalnzca olumsal olarak dorudur, bu demektir ki, bu ge
nellemeye deneyim yoluyla varlm olmas gerekir ya da
Latincesiyle sylersek, bu genellemenin a posteriori olmas
zorunludur.
Deneyim nasl oluyor da olumsal genellemeler kurabili
yor? Tmevarm sorunudur bu; olaan olgu bilgisi savlar
nn nedenlerle nasl destekleneceklerini sorduumuz anda
bagsterir. Nitekim ne zaman bir neden gsterilecek olsa,
st rtk genel bir bildirim vardr ortada, gsterilen ne
dense ancak genel bildirimin doru olmas kouluyla yeterli
olacaktr. Hi kukusuz bildirim tanm gerei doruysa bir
sorun dourmayacaktr bu, nk bu durumda deneyim
yoluyla kurulmu olmayacaktr. Ancak genel bildirim ou
kez tanm gerei doru olmayp yalnzca olumsal olur, o
lumsal olunca da dorudan doruya tmevarm sorununu
arr. Gelgelelim, tmevarm sorunu bilginin biriktirilii
nin bylesine erken bir aamasnda douyor olsa bile, soru
nun gzle grlr bir etkide bulunduu aama daha sonra
dan gelir. Nitekim bilim, zenle dizgeletirilmi tm genel
bildirimleriyle birlikte, akas tmevarma ok fazla daya
nr. Bundan dolay, genellikle bilim felsefesinin bir blm
olarak ele alnr bu sorun, bu kitapta da ancak balang d
zeyinde tartlacaktr.
Biraz nce btn nedenlerin genel bildirimlere dayandk
larn sylemitim. Kimileri u ya da bu biimde bu savn
55
doru olduunu yadsyacaklardr. Gelgelelim bu sav olum
sal genel bildirimlere uygulanacak olursa, savn tam bir
denkleme dkl zerine olduka nemli bir anlamazlk
kacaktr. Bu anlamazlk balamnda birbirine rakip iki ana
denklem b ulunuyor; aralarndaki temel ayrlk noktas ise
bir rnekle aklanabilir. Bir kimse atlan bir tan pencerenin
camn krn gzlerse, camn parampara oluuna arpma
nn yol atn kavrayacaktr, cama doru bir tan atldn
bir kez daha grdnde de bilecektir ki cam tuzla buz ola
cak. Tartma gtrmez bu. Tartma, o kimsenin yasland
olumsal genel bildirimin ne olduunu sorduumuzda ba
lar. Genelliyor olduu besbellidir, nk dnce aracly
la bir durumdan bir bakasna doru ilerliyordur. Ancak
kulland genel bildirim nedir? Hume'un nsan Doas ze
rine Bir nceleme' de nerdii kant kuramna baklrsa, "arp
ma benzeri olaylar hep parampara olma trnden olaylar
izler" biimindeki genel bildirimi kullanyor olacak, bu ge
nel bildirimi de baka birlikte olma rneklerini gz nnde
tutarak desteklemeye hazrlkl olmas gerekecektir. Kar
sndaki rakip kurama greyse, sz konusu kii iki olay ara
sndaki nedensel balantnn dorudan ayrdndadr, bu de
mektir ki "arpma trnden olaylar, arpmann meydana
gelmesiyle birlikte hep parampara olma trnden olaylar
izler" genel bildirimini kullanyor olacaktr. Genel bildirime
bu minicik ekleme ola ki nemsiz bir deiiklik gibi, iin
zne dokunmayan yalnzca szcklerdeki bir deiiklik gi
bi grnebilir. Oysa gerekte nemli bir eklemedir bu. Kii
nin tan cam krna ilk kez tank olduunu dnn bir.
Hume'un kuramna gre, genel bildirimi iin kiinin elinde
birtakm kantlar olmadka, gerekten de atlan tan camn

parampara oluuna neden olduunu bilmeyecektir. Oysa
rakip kurama gre, benzeri teki olaylar zerine hibir genel
bilginin yardm olmadan, atlan tan camn parampara
oluuna neden olduunu salt bu zel durumdaki balanty
gzlemlemek yoluyla bilecektir.
56
Hangi kuram dorudur? Byle bir durumda balanty
gerekten gryormuuz gibi geldiinden olacak yukarda
verilen rnek Hume'un kuramna kar iliyormu gibi g
zkyor. Ancak, rnek olduka yanltc. Bir kimsenin atlan
tan cama ne yaptn ilk kez gryor olmas, o kiiye bu
olayda sanki hibir genel bilgi ierilmiyormu kansn verir;
ierilen genel bilgi ylesine sradan, ylesine bildiktir ki far
kna bile varlmadan geilmesi bu yzdendir. Kii bu olaya
az ok benzeyen bir olay daha nce hi gzlememise, gene
de balanty grm olacak mdr? Byle bir bilgisi olmayan
bir kimseyi dnmek son derece g olduu iin, genel bil
ginin bu olayda yapt katky gzden karmak kolaydr.
Hume'un savnn ne derece gl olduunun deerini an
lamann en iyi yolu, bir baka durumu, gerekli genel bilginin
hep bulunmad ama o bilginin ar aksak, g bela olsun
edinilmek zorunda kalnd, derken byle bir durum ile
camn tuzla buz olduu durum arasnda zce herhangi bir
ayrmn bulunup bulunmadnn sorulmak zorunda kaln
d bir durumu ele almaktr. Aadaki u rnekle bunu
yapmay deneyin. Diyelim ki, birisi on yedinci yzyldan
ok daha nceleri, kocaman bir dalgaya dolunayn neden
olduunu savlam olsun. O kimse bu tikel durumda iki ola
yn birlikte oluyor olmas dnda hibir ey gsterememise,
byk bir olaslkla bo inanl biri olduu dnlecektir.
Ama bu iki eyin srekli birlikte olduklarn gzlemise, bu
iki olay nedensel balant iindedirler yollu gr iin sy
lenecek ok fazla ey olacaktr. Aslnda o anda kendisi iin
grn desteklemenin tek kar yolu, birlikte olmann s
rekli olan birey olduunu gstermi olmaktan geecektir.
yleyse bu durum ile Hume'un kuramna kar iliyormu
gibi gzken durum arasnda zce herhangi bir ayrm var
mdr?
Dorusunu sylemek gerekirse, kii iki olayn birbirle
riyle gerekten balantl olup olmadndan bir trl emin
olamyorsa, tek bir tikel durumda meydana gelen eyi salt
57
zmleyerek iki olay arasnda bir balant kurmaya almas
mitsiz bir abadr. nk yaplan zmleme ne denli ay
rntl olursa olsun, buradan kacak tek sonu, elinde arala
rndaki balantdan bir trl emin olamad topu topu iki
olay olmas yerine, aralarnda henz bir balant kuramam
olaca o iki olaya ilikin uzunca bir zellikler dizelgesi ola
cadr. Hume haklysa, iki olay arasnda bir balant kur
mann tek yolu, tikel durumun tesine younlap genel bir
bildirim kurmaya almaktr; bunu yapmann yoluysa dier
benzer durumlar incelemektir. Bu nokta, iki olay arasnda
asla nedensel bir balant alglamadmz syleyerek; ya da
aralarndaki balantnn her yerde bulunduunu ama nce
likle biz nerede olacan umuyorsak orada bulunduunu
belirterek; ya da daha az sorunlu bir biimde, balantnn
yalnzca aralksz birlikte olma olduunu dile getirerek or
taya konabilir. Hi kukusuz btn balantlar nedensel de
ildir, Hume ise yalnzca nedensel balantlar tartyor. O
nedenle "hep birlikte oluyor olmak" dndaki teki koullar
zerinde duruyor. Ancak nedensel balantlar iin, olmas
gerekenden fazla koullar grmezden gelebiliriz, bunu ya
parken de Hume'un parmak bast noktay genelletirmi
olacaz; nk bu nokta nedensel olsun ya da olmasn b
tn balantlara, bu balantlar bildiren genel bildirimlerin
olumsal olmalar kouluyla, uygulanm olacaktr. Szgeli
mi, hi siyah tkenmez kullanmayan adamn durumuna da
hi uygulanm olacaktr. Yalnz kabul edilmesi gerekir ki, zi
hin ile zihnin ileyiini iin iine katan bu tr bir duruma uy
gulan ok daha g, ok daha tartmaya aktr.
Birini br iin kant olarak kullanmamz olanakl klan
iki ey arasndaki balantnn hep a priori olmay, Hume'un
kuramndaki en nemli noktadr; ya da kendisinin sk sk
syledii zere, iki ey arasndaki balant bir tanm yoluyla
sonsuza dek gvence altna alnamaz. Hume btn a priori
balantlarn tanmlar yoluyla gvence altna alndklar yol
lu retiyi benimsemi olduu iin, bunlarn ayn noktaya
58
dikkat ekmenin tam tamna birbirine e iki yolu olduuna
inanmt. Bu ok nemli retinin doru olup olmad so
rusu - ister btn a priori bildirimler analitik olsun, isterse
kimileri sentetik - bir anlna olsun sorulabilir. ncelikle, en
azndan kant isteyen balantlarn her zaman a priori olma
dklarn sylerken Hume'un hakl olduunu grmek nem
lidir. Bunu grmek iin, aadaki u rnei dnn. Fut
bolcunun birine, topa vurursan gol olacak diyorum. Burada
iki olay arasndaki balant olumsaldr, herhangi bir tanmla
da gvence altna alnmamtr. Ama diyelim ki, bu olumsal
balant pek doyurucu gelmedi bana, bir tanmla gvence
altna alnm bir balant bulmaya alyor olaym. O za
man bunun yerine, gol vuruu yaparsa, gol olacak diyebili
rim. Byle bir durumda, gol vuruu yapp yapmadn sy
leyebilmemden nce topun ne yaptn bekleyip grmem
gerekecektir. Ama beklemek zorundaysam, dorusu ne ola
ca ynnde herhangi bir kestirimde bulunamam. Ak ve
ren kestirimim, kestirimde bulunuyor grndm koul
ierisinde gerisin geriye yutulacaktr. Bunun yannda, kimi
leyin eksiksiz kestirimlerde bulunmak iin kant kullanma
mz gerekir. Demem o ki, btn balantlar a priori olmaya
bilirler.
Hume, bu yalnkat ama btnyle inandrc uslamlama
y, neden ile sonu arasndaki balantnn tikel (tek tek) du
rumlarda grlebilir olduunu syleyen kurama kar kul
lanmtr. u ana dek bu kurama sanki balanty dorudan
ortaya kard anlamna geliyormu gibi yaklamaktaym;
balanty tek bir durumda grm bir kimse balanty
hangi koullar altnda genelletirebilir, bu balantnn ben
zeri bir baka durumdaki varln nasl kestirebilirdi. Ancak
kuram, balantnn zihinde grld anlamna geliyor ola
bilir, nasl ki birisi gol vuruunun topun izleyecei yolla
balantl olduunu grebiliyorsa ayn yle. Hume kuramn
bu biimine kar yukarda verilen yalnkat uslamlamay

59
kullanr. Kuramn Hume'un elindeki yorumu ok daha kar
mak, ok daha ustalkldr nk burada Hume "erk" ile
"g" kavramlarn zmler. Ama znde ayn uslamlama
dr bu.
Hume, olumsal balantlara ilikin btn rakip kuramlar
yadsrken, aklamasnn tmevarmdan duyulan bir kuku
culua yol aabilecei olanayla yz yze gelmek duru
munda kalmt. Yol atn dnd de. nk insan ge
mite hep birlikte olmu olaylarn gelecekte de hep yle bir
likte olmay srdreceklerinden nasl olur da sonsuza dek
emin olabilir? Hi kukusuz, gerek deneyler yapmak iin ge
rekse onlarn sonularn deerlendirmek iin belli kantlama
yasalar, aa yukar doru belli kurallar vardr. Ama Hu
me'un kukusu derinletike derinleti. Kukuculuu bu ki
tabn daha balarnda deinilen trden bir kukuculuk da
deildi. ounluk bilgi saylan eyin yerleik kantlama l
tlerini karlayp karlamadn sorgulamakla kalmad.
Tutup ltlerin kendilerini de sorgulad. "Felsefece Kuku
culuk" denilen ey ite budur.
Acaba tmevarmdan duyulan Humecu kukuculua
kar verilecek herhangi bir yant var mdr? Kimi filozoflar
i grmeleri nedeniyle usu yerinde btn insanlarca onay
lanm kantlama ltlerini gzetmenin yeterli olduunu i
leri srmlerdir. Bu savunmann ksrdng olduuna ina
nan kimi baka filozoflar, en azndan gelecee ilikin genel
lemelere belli llerde bir olaslk kazandracak gzlem ile
deney sonularnda batan verili bulunan birtakm ok genel
varsaymlar bir kenarda tutmaya almlardr. Ancak bu
varsaymlarn doruluu bize batan nasl verilidir? Hume'
un yalnkat ikileminden bu noktada yeniden yararlanlabilir.
Nitekim bu noktada, ya bu varsaymlarn kendilerinin t
mevarm yoluyla desteklenme gereksinimi gsterdikleri du
rumda yalnzca olumsal olarak doru olduklar sonucunu
karacazdr ya da bir kimse ne zaman varsaymlara dayal
kusursuz bir kestirimde bulunuyor olsa, kestirimin gerisin

60
geriye kestirimde bulunuyor gzkt koullar iine emi
leceinin gsterilebildii durumda, bu varsaymlar tanm
gerei doru olacaklardr. Hume'un ikileminin gsterdii bu
gelimenin tartlmas bu kitabn kapsam dndadr. J. S.
Mill Mantk Dizgesi adl yaptnda ikilemin ilk seeneini uy
gun grmtr, ikinci seenei uygun grmenin yol aaca
sonularysa G. H. Von Wright Mantksal Tmevarm Sorunu
adl yaptnda ayrntlaryla ilemitir. Tmevarml bilgi so
runu da onun a priori paralarm olumsal paralarndan ayr
mak gibi bal bana g bir grev de aslna bakarsanz bi
lim felsefesinin kapsam iine girer.
Ancak nedenler konusunu bir yana brakmadan nce, t
mevarm sorununun dikkat edilmesi gereken bir baka yn
daha vardr. Hume'un btn a priori balantlarn tanmlar
yoluyla gvence altna alndna inandnn szn etmi
tim. acl pek ok mantk-zmleyici felsefeci de buna
inanyor ya da en azndan buna ok benzer bireye. Ancak,
inanlar yanl da olabilir. Konuyu Hume'un brakt yer
den ele alan Kant, bunun yanl olduunu ileri srmt.
Kant ne tanmlar yoluyla gvence altna alnm ne de gz
lem ile deneyle kurulmu belli, ok genel ilkeler olduunu
dnyordu. Bu ilkeler sentetik a priori bildirimler olacak
lardr: a priori nk gzlemle de, deneyle de kurulmam
lardr; sentetik nk tanmlar yoluyla gvence altna aln
mamlardr. yleyse nasl desteklenecektir bunlar? Kant'n
dncesi insan deneyiminin tutarl bir aklamasn ver
meyi uman bir kimsenin sentetik a priori bildirimleri yadsya
bilmesinin hibir bakmdan olanakl olmad ynndeydi.
Kant'a gre bunlarn doruluklar deneyimle renilir, ama
kendileri deneyimden gelmezler. Byk bir olaslkla Kant'
n sz konusu sentetik a priori dorular dizelgesine koyduu
en nemli ilke, tam da tmevarm sorununun zmne yol
aacan dnd ilkeydi: "Her olayn bir nedeni var
dr." Hume'un ikileminin iki boynuzu arasnda bulunacak
genel bildirimlere ynelik nc bir olanak, birok felsefe-

61
ciye en azndan aratrmaya deer grnmt. Herey bir
yana, kimileyin nc tr bir zorunlulua, ne simgelerimi
zin etkiledii davranma biimine ne de simgelerin simgele
dii eylerin etkiledii davranma biimine dayanan bir zo
runlulua gz krpabilirmiiz gibi. Ne are ki, a priori bilgi
nin aratrlmas ii bu noktada braklmaldr.

62
VI

B u kitabn ilk blmnde ana izgileriyle sunulmu bilgi


kuramndaki iki ana gedikten birinin "yeterli neden" kav
ramnn incelenmemi oluu olduu anmsanacaktr. Sz ko
nusu kavramn daha az nce bir sonuca balanm bulunan
incelemesi, bu gediin doldurulmas adna bireyler yapa
bilir. imdi br eksiklii, konu alanndaki deiikliklerin
yeterince gz nnde bulundurulmayn gidermeye al
sak iyi olur. Bilginin "olgu bilgisi", "eyleri nasl yapaca
nn bilgisi", "tanma yoluyla bilgi" diye ana tre bl
n, blmlemenin yalnzca balangcdr. Bu blmlerin
her birinin de konu alanna gre kendi iinde ayrca alt b
lmlere ayrlmas gerekir. Szgelimi, bir olgu bilgisi savnn
imek akmas gibi d dnyada olan bir eye mi ilikin ol
duu, yoksa bir dncenin oluumu gibi i dnyada olan
63
bir eye mi ilikin olduu ayrm yaratr.
Sz konusu ayrm - imek akmas ile dnce arasn
daki - bir konu alan ayrmdr, bu tr ayrmlar gnmze
dek byk lde gzard edilmilerdir. Bu kitabn ilk b
lm, katl blmlemesiyle birlikte, btnyle dilbilgi
since izilmi soyut ayrmlarla ilgilendi. Biraz nce bir so
nuca balanm bir nceki blmse, ilki dilbilgisince izilen
bryse dilbilgisince izilmeyen gene iki ayr soyut ayrmla
ilgilenmiti. Dilbilgisince izilmi olan, genel bildirimlerden
kurulma bilgi paralar ile tekil bildirimlerden kurulma bilgi
paralar arasndaki ayrmdr. Can alc nemine karn dil
bilgisince izilmemi olan bryse, a priori bildirimler ile
olumsal bildirimler arasndaki ayrmdr. Yeri gelmiken sor
makta yarar var, dilbilgisi neden bu denli kaprisli acaba?
Tekil bildirimler, birbirinden deiik bir dolu ey zerine
olabilirler. ncelenecek ilk tr, konumacnn be duyusun
dan birini ya da birden ounu o anki kullanna bal tekil
bildirimler olsa gerektir. Szgelimi kii pencereden dar
bakarak "imek akyor" diyebilir. Bu tr bildirimlere "al
gya bal tekil bildirimler" diyelim ya da daha bir ksa ol
sun diye " algya bal bildirimler" . ncelikle bu bildirimle
rin incelenmesi gerekir nk bilginin biriktirili srasnda
ilk gelen onlardr. Nitekim daha algya bal tekil bildirim
lerde bulunmamken, hi kimse d dnya zerine olumsal
genel bir bildirimde bulunamayacaktr.
Bu bildirimler ynla sorun karrlar - dorusu, kar
dklar sorunlar ylesine oktur ki alg kuramlarnn arbe
desi iine dalmazdan nce, bize yn gsterecek yollar bulsak
hi fena olmaz. Gnmzde btn felsefece alg tartmala
rn.il yrd iki anayol vardr. Bu anayollarn her ikisi de
olaan kukuculukla balayp duyularn kendisinden du
yulan felsefece kukuculua varabilir. ki yol arasndaki ay
rm aklamak iin az nce verilmi rnekten yararlanlabi
lir. Diyelim ki, bir kimse kendisine uradaki imek aknn
gerekten imek ak m olduunu, yoksa yalnzca pen-
64
cere camndan darya bakarken olumu aldatc bir k
yansmas m olduunu, yoksa iki bamllarnca ya da de
lilik nbeti geiren kiilerce deneyimlenmi belli trden salt
bir i etki mi olduunu soruyor olsun. Derken o kii aa
daki u yolu tutabilir: "imek akmas olup olmadn bil
miyor olsam da, en azndan bana imek akmas gibi g
rndn biliyorum." Bu yolu tutmusa, konusunu dei
tirmeden ilk bataki savn yalnzca nitelendiriyor olacak;
yalnzca orada dardaki her neyse ona ilikin daha saknm
l bir savda bulunuyor olacaktr. Bu tr bir saknmlln ya
amda yeri vardr. Kuku genellemi, nitelenmemi trden
algya bal bildirimlerin temellendirilmelerine bir trl ola
nak tannmamsa, bu yzden de asla bilgi paralar diye sa
ylmamlarsa, ite ancak o zaman kuku felsefece kuku
culua dnecektir. Sz konusu iki yoldan birisi ite budur.
Yok ikinci yolu tutmusa o kii, daha nce de olduu
zere ie grd eyin gerekten bir imek akmas olup
olmadndan kukulanarak balayacaktr. Ama bu kez ku
kusu baka bir biime brnecektir. Belki de, aslnda yle
imek akmas falan grmediini, imein aktn biliyo
rum gibi bir savda bulunmayarak daha iyi etmi olacan
syleyecektir. "Dorusunu isterseniz, btn grdm bi
raz da bir .anlk akan n etkisiydi ya da bilemediniz on
dan yaylan nlarn etkisiydi; galiba her ikisi de deildi,
hepsi hepsi atabakama den bir imgeydi; ya da, daha da
geri ekilecek olursam, yalnzca zihnimde belirmi bireydi"
diyecektir. Bu yolu tutmusa kii, konuyu deitirmeden
yalnzca ilk bataki savn nitelendirmi olmayacaktr. Nite
kim bulunduu ilk zeminden geri ekilirken att her adm
da, zerine bir sav kurmaya hazrland konu baka baka
olacaktr. "Ama hi deilse n doru kaynaktan yayld
n ya da atabakama den imgenin biiminin doru ol
duunu ya da zihnimde canlanan neyse onun doru trden
olduunu biliyorum." Kukusunu genelletirecek olursa, ya
ni daha nce hi kimsenin imek akmas trnden eyler
65
zerine algya bal bildirimlerde bulunurken bildirimini
temellendirmemi olduunu ileri srecek olursa, ite o za
man kukuculuu felsefece olacaktr. Ancak biraz olsun ba
ka bir felsefece kukuculuk biimi olacaktr bu, nk gerek
alglay sreci iinde yer alan bir eyin seilmesine, insanla
rn hep algladklar eylerin aslnda yalnzca o seili trden
eyler olduklarnn ileri srlmesine dayanacaktr. Grnen
o ki buradan kan, insanlar seili eylerin dnda bulunan
eyler zerine birey bildiklerini savlarken, bilme savlarnn
asla temellendirilemeyecek olmasdr. Szgelimi insanlarn,
daha bir yaln olsun diye yalnzca tek bir duyular, salt gr
me duyular olmu olsun; eer atabakasna gelen imgeler
insanlarn grp grebilecekleri tek ey diye seilmilerse,
grnen o ki buradan imek akmas trnden eyler ze
rine algya bal bildirimlerde bulunurken hi kimsenin asla
hibir eyi temellendiremedii kar; bu yzden de bu tr
bildirimler asla bilgi paralar diye grlemezler. kinci yol
da ite budur.
Bu iki dnce yolu da aka birbiriyle ilikilidirler. l
kine yryerek balayan bir felsefeci, daha yolun sonuna
gelmemiken hibir glk ekmeden ikinciye geebilir. Ni
tekim kendisine "Acaba orada bana imek akmas gibi g
rnen eyin dnda herhangi bireyin bulunup bulunmad
n biliyor muyum?" diye sorabilir. "Galiba gerekten bil
diimi savlayabileceim tek ey topu topu, orada imek
akmas gibi gzken eyin bana yle grnyor olmasdr."
Bu, onun da ikinci yola gemesine neden olabilir. Ama bu
yollardan ayr ayr da yrnebilir, ayr ayr yrnecek olur
larsa, varacaklar son yer de olduka deiik olacaktr. yle
ki, ikinciye tutunan bir felsefece kukucu, hi kimsenin d
dnya zerine en nitelenmi sav dahi savlayamayacan
savlayacaktr; oysa ilkine tutunan, d dnya zerine nite
lenmi savlarda bulunulmasna olanak tanyacaktr. Bu iki
dnce yolunun da zorunlu olarak duyulardan duyulan
felsefece kukuculua gtrdn ileri srmyorum. Kal-
66
d ki bu yollarn felsefecileri baka baka alg kuramlarn
benimsemeye gtrdn birazdan grm olacaz. ze
rine parmak bastm nokta, bu yollar felsefecileri kukucu
lua gtryorsa, bunun zorunlu olarak iki ayr kukuculuk
biimi olmas gerektiidir.
Aada yrtlen tartma boyunca usumuzda bu iki
ayr dnce yolunu da tutalm. Tartmann amac gerek
bir alg kuram ortaya koymak olmayacak, daha alakg
nll bir hedef olarak birbirlerinden ayr kuramlar arasn
daki ilikiler stne, bunlarn bilgi sorunu zerine etkilerine
dair bir izenek sunmak olacak. Kukuculuk davullarn
gmbr gmbr alarak drt bir yana duyurmu olmamz
dan dolay, ncelikle kukuculuk kartlarnn daha tesine
geri ekilmeye zorlanmayacaklar herhangi bir snrn bulu
nup bulunmadn aratralm. Kendisinden kukulanlma
yacak trden algya bal bir bildirim var mdr? Bu soruyu
yantlamak iin gsterilecek aba, en azndan sava alannn
tek bir ynde ne denli uzaklara genilediini gsterecektir
bize.
ncelikle, olabilecek en iyi konumda bulunan insanlarn
dahi doruluu hakknda yanlabilecekleri birok algya
bal bildirim tr olduunu onaylayan, ama bu genel ku
rala, yani daha nce deinilmi olan "En azndan orada bir
imek akyor gibi geldi bana" trnden bildirimlere kar
rnek oluturan bir bildirim tr bulunduunu ileri sren bir
kukucu kartn dnelim. Kukucu, bunun gibi bir bildi
rimi ortaya atan kiiyi yanlmaz klann ne olduunu sorarak
saldracaktr bu konuma. Diyelim ki, kukucu kart, do
ruluunun bu snrl alanda a priori olarak gvence altna a
lnd karln veriyor olsun; ya da bunu daha bir incelikli
yaparak, bunun gibi bir bildirimde bulunurken yanlmaya
can, b ildiriminin kendinden a priori doru olduunu sy
lyor olsun. Kukucu kart bu karl verirse konumu sa
vunulamaz olur; bu kitabn ilk blmnde sunulan olgu bil
gisi aklamasndan tretilecek uslamlamalarla yklabilir.
67
Kukucunun btn yapmas gereken sz konusu blm
de belirtilen noktay kullanmaktr. Birincisi, bir bilgi par
asnn doru olmas gerektii; ikincisi, insann bir olgu bil
gisi parasnn simgelerden yaplm olmas gerektii; n
csyse, simgeler doru bir olumsal b ildirim oluturacak
larsa, simgelerin simgelemek amacnda olduklar eylere bi
rebir uymalar gerektiidir. Kukucu bu noktaya dayana
rak, kukucu kartnn verdii karl kolayca rtebilir.
Nitekim kukucu kartnn olmasn en ok istedii algya
bal bildirimler aka olumsal olanlardr, bu arada simge
leri eylere birebir uydurmak akas konumacnn altn
dan kalkamayabilecei bir devdir. Bu yzden konumac
nn baars a priori olarak gvence altna alnyor deildir.
Ne de kukucu kartnn "bilgi" kavram zerinde oynama
sna yardm edecektir konumacnn baars. Bu demektir ki
sunduu bildirim bir bilgi parasysa kesinlikle yanl ola
maz. Ama bir bilgi paras mdr bakalm? yle olabilir de,
olmayabilir de, nk simgeler eylerle baaryla elenme
mi olabilirler. Aslnda simgelerin eylerle elenmi olmas
bile, simgelerin bunu yapm olmas olgusunun kendisinin
bal bana olumsal bir olgu olduunu gsterir.
Bu yalnkat uslamlama byk bir olaslkla grndn
den ok daha nemlidir, nk olumsal bilgi paralarna, bir
biimde kendi kendilerini gvence altna alyorlarm gibi
yaklaan her kurama kar kullanlabilir. Kuram yalnkatsa,
iindeki atlan yeri kolaylkla belirlenebilir; ama kimileyin
kuram inanlmaz lde karmaktr. Szgelimi, on yedinci
yzyl usularnn dizgeleri gerekte "birok olumsal bilgi
btnyle kendi kendilerini gvence altna alan paralara
dayanr" diye bildiimiz eyi yeniden kurma abalardr. Bu
yeniden kurmalar olduka inandrcdr. yle ki, bilimsel
kuramlarn byk bir blm a priori'dir, bu yzden de
kendilerini bir bakma kendileri gvence altna alrlar. By
lelikle de, hibir olumsal bilginin btnyle kendi kendile
rini gvence altna alan paralara dayanamayacan akldan
68
r
karmak ok kolay olmaktadr. Gnmzde bunu dahi unut
mu grnen bilim felsefecilerine rastlanyor. Ama on ye
dinci yzylda, a priori usavurmann snrlarn grmek ok
daha gt. Hume'un "neden" kavramn eletirisi a priori
usavurmann snrlarn saptama abasyd.
Sras gelmiken sylemekte yarar var, bir a priori bilgi
paras kendi kendisini gvence altna alr deerlendirme
sinde bulunmak yle ok da doru deildir. Eldeki bir a
priori bilgi parasysa kukusuz yanl olamaz. Ama gerek
ten bir a priori b ilgi paras mdr? nsanlar sorudan bu kez de
syrlabilecekleri duygusuna kaplrlar, ama yanlyordurlar.
Sorudan syrlabileceklerini duyumsarlar, nk a priori bil
dirimlerin kesin olduunu dnrler. Ancak "kesin" sz
c bu biimde kullanlyorsa, olsa olsa "a priori doru"
szcnn bir eanlamls olacaktr. Dolaysyla ortaya at
lan her bildirim iin "Bildiriminin kesin olduundan kesin
emin misin?" sorusu her zaman iin sorulabilir olacaktr.
Kuku yok ki, eldeki bildirim, "Ya imek akmasdr ya da
imek akmas deildir" gibi yaln bir bildirimse, pek ok
insan bundan kesin emin olacaktr. Kald ki yalnzca ll,
ortakarar bir bildirimi semek zorunludur, byle bir bildiri
min a priori doru olup olmadn ise ancak birka kii du
raksamakszn syleyebilecektir, bu arada yeri gelmiken hi
kimsenin deergesini kesin olarak bilmedii birtakm denk
lemler de bulunmaktadr. Bununla birlikte, bir a priori bilgi
parasnn kendi kendisini gvence altna aldn syleye
bilmenin yine de bir anlam vardr. nk en azndan, sim
gelerinin simgeleme amacnda olduklar eylere denk gelip
gelmediklerini bakp grerek a priori bilgi parasn denetle
mek zorunlu deildir. Biraz nce verilmi rnekte, imein
ne olduu hi nemli deildir; "ya", "ya da", "deil" sz
ckleriyse yle hi de belli eyler iin var deillerdir. A priori
bildirimlerin bu znitelii, doruluklarnn kendi ilerinde
yatmasnn ya da doruluklarnn kendi ilerinde gvence

69
altna alnmasnn koullar sylenerek betimlenebilir.
Ancak konudan bir uzaklamayd bu. Algya bal bildi
rimler balaminda kukucu kartn saldrya ak bir sa
vunma konumunda brakmtk. Acaba baka bir savunma
konumunu benimseyerek kendisi iin daha iyisini yapabilir
miydi? Diyelim ki kukucu kart, bir kimsenin "Oradaki en
azndan bana bir imek akmasym gibi geldi" trnden
bir bildirimde bulunurken, asla yanla dmeyeceinin o
lumsal olarak doru olacan ileri sryor olsun. Bu konum
olduka farkl bir konumdur. Bir yanln kavranamaz oldu
unu dile getiren savunulmas g sav rtlmtr; o ne
denle kukucu kartnn burada tuttuu yol ok daha umut
vericidir. Bununla birlikte, konumac bir dn daha vermek
zorundadr, nk olumsal genel bildirimi yle hi de ilk
bakta gzkt gibi doru deildir. nsanlar kimileyin
ortaya alabildiine nitelenmi algya bal bildirimler ko
yarlarken dahi eitli yanllar yaparlar. Demin verilmi r
nekte, konumac daha bir dikkatli bakm olsayd, kendi
sine grnen eyin aslnda pencere camnn stne dm
bir k yansmas olduunu sylemi olabilirdi. Geri, o
unluk simgeleri grnlerle elemek onlar gereklikle e
lemekten daha kolaydr. Yine de, bunu yapmak ok daha ko
lay olsa da bunun hep baaryla yapldn varsaymak iin
dorusu ortada hibir neden yok.
Bu noktada kukucu kartnn tuttuu yolda ikinci bir
deiiklik daha yapmas gerekecektir. nsanlar kendilerini
bu adamakll nitelenmi algya bal bildirimlerle smrla
dklarnda dahi, kimileyin eitli yanllarn yapldn olur
lamak zorunda kalrlar, ama bu yanllarn salt syleyi yan
llar olduunu ileri srmekten de geri durmazlar. Ancak
salt bir syleyi yanl tam olarak nedir? Genellikle bir yan
l salt bir syleyi yanl diye tanmlarken, konumacnn
gerekte doru yant bildiini ama ne yazk ki belki dil sr
mesinden, belki de doru szckleri dnememi oldu
undan bildii eyi yanl szcklerle ortaya koyduunu de-
70
mek isteriz. Buradan karacamz sonu, az buuk kabaca,
yaklak olarak syleyecek olursak, bir olgu bilgisi paras
nn iki aama iinde ortaya konuyor olduudur: Birincisi, ki
inin zihninde eylere tam oturan doru dnceyle, ikincisi
de kiinin azndaki dnceye tam karlk gelen doru
tmceyle. Dolaysyla, yanl salt bir syleme yanl olsa bile
en azndan altta yatan dnce doruydu. Ama o zaman da
kukusuz altta yatan dncenin doru olmu olduunu sap
tamann aka belli bir yolu olmas gereklidir. Nitekim, de
min grdmz gibi, bir dncenin yalnzca baka trden
bir simgesel rn olduu bu gibi durumlarda, dnce bir
bilgi paras olarak nitelenecekse, o dncenin simgelerinin
de eleme snavndan gemeleri gereklidir. Dolaysyla, ku
kucu kartnn gzdesi algya bal bildirim trne dnecek
olursak, sorulmas gereken soru udur: Bu bildirimlerden
biri ne vakit yanl olsa, yanl yapan kiinin zihninde yanl
olmayan bir baka simgesel rn hep bulunacak mdr?
Yoksa bunun yerine, bilgi bir yeti ii olduu iin, doru bir
bildirim ya da doru bir dnce ortaya koyma yeteneinin
onda teden beri hep bulunuyor olmas yeterli mi olacaktr.
Eer bu yetenek batan beri varsa onda, kukucu kart
bylesi yanllarn hep salt syleme yanllar olduklarn
ileri srerken hakl olacaktr. Ama dorusunu sylemek ge
rekirse, hakl olup olmad olduka kukuludur. Ne var ki
bu soruyu akla kavuturmak epey uzun bir vakit alacak
tr. Daha birok rnek incelenmek zorunda kalnacak, daha
iyi ayrmlar yapmak gerekecektir.
Kukucu kartnn ne pahasna olursa olsun bir tek bu
yolu benimsemesi gerekmez. nk algya bal bilgiden
duyulan kukuculukla arpmak iin, btn algya bal
bilgilerin, konumacnn doruluundan daima yanlmazca
sna emin olabildii en ok istenen algya bal bildirim tr
zerine kurulmu olduunu tantlamak zorunlu deildir.
Yani bir baka deyile, saltk kesinliin allm ltlerinin
bunun gibi tek bir durumdakinden hep daha stn oldu-
71
unu gstermek zorunlu deildir. Eer bunu gstermek zo
runlu olmu olsayd, kukusuz daha biraz nce grd
mz koul olanaklar dahilinde karlanamayacandan ku
kucu tartmadan galip ayrlacakt. Saltk kesinlik ltnn
yle pek de yksek olmadn, ayrca salt bir kukuculuk
durumu tasarlamann yle hi de kolay olmadn syleye
rek, gerekten de hibir biimde tasarlanamyorsa byle bir
durum, varlan sonucu tersine evirebiliriz. Dahas, olaan
ltlerle belirlenen saltk kesinlie her zaman iin olmas en
ok istenen algya bal bildirim tr yoluyla ulalmas ge
rektii bile zorunlu olmayabilir. Belki de "temeller" ereti
lemesinin ardnda yatan tasarm bir yanlsamadr. Btn
paralar tek tr bir temelden kurulan, paralarnn her bi
rine de en azndan herhangi baka bir tre duyduumuz ke
sinlikten ok daha fazla kesinlik duyabildiimiz, zel tek bir
trden kaynaklanan temellerden yapld biimiyle algya
bal bilgiyi yeniden kurmak olanaksz olabilir. Algya bal
bilginin yaps yle pek de bir yapnn yaps gibi olmayabi
lir. Yerekiminin dayatt gcn aa doru inildike art
yor oluu gerekten de baka hibir eye benzemiyor.
Kukucu kart, teki bildirimlerden emin oluumuza
gre ok daha emin olabileceimiz, olmas en ok istenen al
gya bal tek bir bildirim bulmaya abalyor olsa da, kendi
sini bu abayla snrlamas gerekmez. Kukucu kart, by
lesine kusurlu bir algya bal bilgi incelemesinin d dn
yadan bile duyulan bir felsefece kukuculukta son bulmak
zorunda olduunu olurlamay pskrtp geri evirebilir.
nk nnde bu yazgdan yine de kanabilecei eitli
yollar vardr. Pencereden dar bakan kiinin "imek ak
yor" bildirimini dnn yeniden. Kukucu kart, bu bildi
rim olmas en ok istenen algya bal bildirimler kmesine
girmiyor olsa bile, bu bildirimin olmas en ok istenenler
kmesine giren teki bildirimlerce, szgelii "En azndan ba
na orada imek akyormu gibi geldi" bildirimiyle, yete
rince desteklenebileceini ileri srebilirdi. Kukucu kart,
72
konumacnn olmasn en ok istedii bildirimi, olmasn en
ok istemedii bildirimin nedeni olarak sunmasna, dolay
syla da olmasn en ok istemedii o bildirimin doru oldu
unu bildiini savlamasna olanak tanyabilirdi.
Dorusunu sylemek gerekirse, pek ok felsefeci de d
dnyadan duyulan kukuculuktan byle bir yolla kan
maya almtr. Bunu dourann ne trden bir alg kuram
olduunu grmek iin, ilk bataki kukunun daha sonradan
gelime gsterecei iki yol boyunca aralarndaki ayrm a
nmsamak yararl olacaktr. Deminden beri yrmekte ol
duum birinci yol, en bataki bildirimin nitelenmesine gt
rr, ama konuda herhangi bir deiiklie yol amaz. u ana
dek kendisine ilikin pek az eyin sylendii br yol ise,
btnyle bambaka bireye ilikin bir bildirime, belki ata
bakasndaki imgeye, hatta belki de zihinde bulunan bireye
gtrr. On yedinci ile on sekizinci yzyl filozoflar genel
likle bu yoldan yrdkleri iin, gelin imdi bu ikinci yolu
ele alalm. Bylece bu yolun yn gstericiliinde kuramlarn
daha iyi anlam olacaz.
Locke olsun Berkeley olsun Hume olsun hepsi de bu yol
dan yrmlerdir. Olmas en ok istenen algya bal bildi
rimler kmesinin, ilk ikisinin "dnceler" dedii, nc
nnse " izlenimler" diye adlandrd zihindeki zel trden
bireye karlk geldiini ileri srerlerken her de ayn
dncedeydiler. Kastettiklerinin ne trden birey olduu
nu, hatta ok da belirgin bireyi kastetmemi olduklarn be
lirlemek epey uzun bir sre alacaa benzer. O yzden "d
nce" ile "izlenim" szcklerine ayn zm olmayan
denklemlerdeki cebir simgelerine yaklayormu gibi yakla
acam. Bu filozoflar, kastettikleri eyin tr ne olursa ol
sun, bunun olmas en ok istenen algya bal bildirimlerin
konusu olmas gerektiini dnyorlard. Bu noktada her
nn kuramlar da birbirlerinden ayrlr, her biri de bu
rada olanakl ana gelimeden tek birisini sergiler. Hume,
bir tr d dnya kukucusuydu. D dnya zerine bilgi

l
73
savlarnn us yoluyla savunulamayacan ileri sryordu.
Dorusunu isterseniz, bildiimizi uygun bir yolla savlaya
madmz d dnya zerine bildirimlere bizi insan doas
nn ussal olmayan blmnn inandrdn savunuyordu.
Ama bu baka bir meseledir. Hume, usun bu noktada hibir
yardmda bulunmadn dnr.
Locke ile Berkeley ise baka bir sonu karyorlard. Her
ikisi de d dnya zerine bilgi savlarnn us yoluyla savu
nulabilir olduklarn ne sryorlard. Sylediklerine bak
lrsa, yalnzca, nedenler olarak gsterildiklerini dndk
leri olmas en ok istenen olgularn, insanlarn d dnya
zerine bildiklerini savladklar olgularla nasl balantl ol
duu konusunda birbirlerinden ayrlyorlard. Locke ba
lantnn, uaklar ile yeryzne den glgeleri arasndaki
balant gibi, olumsal olduunu dnyordu. Olanca bir
hzla devinen karartlarn, gkyznde kendilerine neden o
lacak hibir ey olmakszn yeryznde grnmeleri gerek
tii kavranabilir bireydir, ama olumsal bir olgu olarak ba
kldnda byle deildir bu. O nedenle ne vakit byle bir
karart grsek, yukarda bir uak bulunduu karmnda bu
lunabilir, bu karmn da olumsal olduunu destekleyen
genel bir bildirim kurabiliriz. Locke " dnceler" zerine
olmas en ok istenen olgular ile insanlarn d dnya ze
rine bildiklerini savladklar olgular arasndaki balantnn
da ayn bunun gibi olduunu dnyordu.
Berkeley bunun nasl doru olabildiini grememiti;
nk her nn de yrd ikinci dnce yoluna gre,
"dnceler" ya da "izlenimler", gerekten de kendileri s
tne kendimizden emin bir biimde algya bal bildirimler
kurabileceimiz biricik eyler deillerdir - daha da kts
alglayp alglayabildiimiz biricik ey de deildirler. Sanki
daha nce hi uak grmemiiz, yalnzca glgelerinden kal
karak gkyzndeki varlklarn karsamz gibi. Ancak du
rum byle olmu olsayd, dncelerin ardnda yatan her
hangi bir ey zerine herhangi bir karmda bulunmann
74
salt kurgudan te bir deeri olmazd. Berkeley bu trden bir
kurgunun kabul edilebilir olmadn, "dnceler" zerine
yaplan bildirimler ile d dnyada bulunan eyler zerine
yaplan bildirimler arasndaki balantnn doru aklama
snn bundan olduka farkl olduunu dnmt. Bu ba
lantnn olduka yalnkat bir tanmla gvence altna alnd
n ileri sryordu: D dnya, tanm gerei, hem insanlarn
zihinlerinde bulunan hem de Tanr'nn zihninde bulunan
"dnceler"in derli toplu bir zetidir alt st. te bu, zihni
krdm eden amaz trdr, ama sanyorum ki daha
nce nedenler ile genel bildirimler zerine yrttmz
tartma, her filozofun da batan verili ortak kalk nokta
sn gstermek iin yeterlidir. Tersi durumda, Locke'un ku
ram ile d dnyadan duyulan kukuculuk arasndaki iki
lemden kanmak iin bir baka yol bulmak son derece g
olacaktr.
Bu noktada teknik terimceyi biraz olsun iin iine katmak
yararl olacak gibi grnyor. Hume'un alg kuram kuku
suz kukucudur. Berkeley'in alg kuramysa "indirgemeci
bir kuram" diye adlandrlan trdendir. D dnyay "d
nceler"e indirger. Berkeley bu indirgemeyi geride tek
birey olsun brakmadan gerekletirmenin olanakl oldu
unu dnyordu, nk sylediklerine baklrsa, kuram
insanlara deneyimlerinin gerek duyduu her eyi veriyordu.
Gerekte Berkeley, kabul edilemez karmyla kanlmaz
olarak endie verici boyutlarda bir kukuculua gtrenin
Locke'un kuram olduunu ileri srmt, oysa kendi ku
ram gvenli, salam bilgi retiyordu. Bu grn ne denli
amazl olduunu grmeyi bir trl baaramad. Locke'un
alg kuramnn genelgeer, herkese benimsenmi bir ad
yoktur. Belki de "iyimser(ci) indirgemeci olmayan kuram"
diye adlandrlmaldr. ndirgemeci deildir, nk Berke
ley'in kuramnn tersine, bizim dmzdaki eylerin "dn
celer"e indirgenemeyeceini savunur. yimserdir, nk Hu
me'un kuramnn tersine, "dnceler"den kalkarak bizim

l
75
dmzdaki eylere ynelik karmda bulunmann ussal ol
duunu savunur.
alg kuram tr arasndaki ilikilerin bu resmi son
halini alm deildir; nk bunlar birtakm baka ynler
den de birbirleriyle ilikilidir, kald ki bunlar hibir durum
da dnlebilecek biricik tr de deildirler. Ama bu
katl blmleme son dnemlerin alg tartmalarnda ska
kullanlmtr, ayrca kimi acl kuramlara da olduka sk
bir uygunluk gstermektedir. Ancak bunu btn acl ku
ramlara uygulamaya kalkacak olursak, iinden klmaz bir
glkle karlaacazdr. Felsefede sk sk karlald
zere, gln tam olarak ne olduunu aklamak bile g
tr. Bu gln ne olduunu yeni bir balang yaparak,
alg kuramlarna yeni bir adan yaklaarak aklamaya al
acam.
u gnlerde saylar gibi byyen onca felsefeci, so
run edindikleri konular dilsel biimde sunup dilsel biimde
tartyorlar. On yedinci ile on sekizinci yzyl filozoflarnn
kuramlarn amlarken bu uygulamaya ben de uydum. Bu
nu yapmann sz konusu filozoflarn grlerinin arptl
m bir aklamasn vermeye yol aaca dnlm olabi
lir. Ancak bunun byle olmas zorunlu deildir; nk so
ruyu, szgelii ister Locke'un "dnceler" ile bizim d
mzdaki eyler arasndaki balant asndan algya ynelik
kendisine yneltmi olduu bir soru olarak grelim, isterse
bu balanty bildiren genel bildirimin trne yneltilmi bir
soru olarak, bu hibir ayrm yaratmaz. O nedenle, her iki
trl sze dkmeyi de sonuta ayrm gzetmeden kullan
dm. Locke'un sorununu nasl dillendirdiimizin nemli ol
maynn nedeni, hem birbirinden ayrm olduum iki yol
dan ikincisinden yrm olmasyd hem de onun gzdesi
algya bal bildirimlerin "dnceler" - ki Locke zihinde
bulunan tanm verilebilir trden kesin birey diye gr
yordu bunlar - zerine olmalaryd. Pek ok acl kuram
da ite bu yoldan yryor, onlara gre de en ok istenen al-
76
gya bal bildirimler "duyu verileri" zerine olanlardr. Ne
yazk ki, bu teknik terimin anlamn saptamak, Locke'un
teknik terimi "idea"nn anlamn saptamak denli gtr. A
ma genellikle, en azndan d dnyada bulunmayan, belli
llerde kesin, tanm verilebilir trden bir eye karlk ge
lir; bu biimde kullanldnda ortaya kan kuramsa bu
trden birine girecektir. rneklenirse, Russell'n nsan Bil
gisi, Kapsam ile Snrlar'nda ortaya koyduu alg kuram
Locke'un alg kuramyla ayn tre girer.
Gelgelelim, birtakm acl felsefeciler kendi alg kuram
larna birinci yoldan yryerek varyorlar. Onlarn gzde
algya bal bildirimleri, i dnyada bulunan kesin, u ya da
bu biimde tanmlanabilir trden birey zerine deildirler.
Bunlar yalnzca d dnyada bulunan eyler zerine olduka
yksek dzeyde nitelenmi, "Ufukta gzken u kk ey
bir bulutmu gibi geldi bana" trnden bildirimlerdir. yi
gzel de "duyu verisi" szcne ne olacak o vakit? Bir ey
trne karlk gelmesi son bulunca, doal olarak kullan
mn yitirdii beklentisine girilecektir. Her eyden nce du
yu verisi szc bir addr; ama gerekte olansa bildirimleri
niteleyen bir nitele trne dnmesidir. Bir "duyu verisi
bildirimi" bir kimsenin eylerin kendisine nasl grnd
n, onlarn tadlarn nasl bulduunu, onlar nasl duyum
sadn, bunun gibi eyleri bir bakasna bildirirken kullan
d bildirimler gibi bir bildirimdir. Eer felsefeci ilk yolu tu
tup da bu konuma varyorsa, kuramn dilsel yol dnda bir
baka yolla denkleme dkmesi belli ki son derece glee
cektir. Hi kukusuz dilsel bir yolla kuramn sunmay iste
yen kendisidir. Ama benim zerine parmak bastm nokta,
yalnzca ilk yoldan yryorsa, kuramn gerisin geriye on
yedinci ile on sekizinci yzyl filozoflarnn kuramlarn sun
duklar dilsel olmayan biime evirmenin olduka glee
cek olmasdr.
Szgelimi, bu bekte yer alan "grngclk" diye de
adlandrlan indirgemeci kuram dnn. ndirgemeci ku-
77
ram, uradaki bulut gibi d dnyada bulunan bir nesne ze
rine kurulmu bir bildirimin, asl konumacnn, baka gz
lemcilerin, bir de o an gzlemci konumunda bulunmayan in
sanlarn kurduklarndan oluan bir duyu verisi bildirimleri
kmesiyle tam tamna ayn eyi sylediini ileri srer.
Gzlemci olmayanlar kukusuz ortaya baka trden bir du
yu verisi bildirimi koyacaklar; "doru konumda bulunmu
olsaydm, bana ufukta kk bir bulut varm gibi grne
cekti" diyeceklerdir. yleyse bu kuram, gerisin geriye dilsel
olmayan biime nasl evrilebilir? Diyelim u eviriyi yap
maya alyoruz: "D dnyada bulunan eyler, tanm ge
rei, gerek duyu verileri ile olanakl duyu verileri kmele
ridir." Gelgelelim bu, duyu verileri sanki kesinmiler, sanki
tanm verilebilir trden bireymiler izlenimi yaratr; yal
nzca ilk yoldan yrnm olmas kouluyla, anlalmas
g bir "ey" varsa o da kesin olmayan, belirgin olmayan
birey olacaktr, yani "bir kimsenin bir duyu verisi bildiri
minde bulunurken temellendirildii konum."
Birok felsefecinin yalnzca ilk yoldan yryor olduunu
ileri sryor deilim. Grnen o ki aslnda alttan alta ikinci
yola gven besliyor; duyu verilerini duyumlarla, deneyim
lerle ya da buna benzer eylerle yaln bir biimde zdeleti
riyorlar. Ancak benim belirtmek istediim asl nokta, alg
felsefesinin gnmzdeki durumunu anlamann tek yolu
nun kesinlikle iki yolu birbirinden ayr tutmaktan getiidir.
Nitekim daha nce sylediim gibi, kimi acl alg kuram
larn anlamaya ynelik bir glk sz konusudur burada.
Buradaki glk ortaya konabilir artk: katl blmlemeyi
kuramlara uygulamak istiyoruz, gerekten de sz konusu
kuramlar ortaya atanlar bizi bunu yapmaya aryorlar,
oysa biz bunu yapmann her zaman uygun dmediini g
ryoruz. Nitekim, boyuna alglayp durduumuz eylerin
aslnda yalnzca duyu verilerinden ibaret olduklarn, geri
kalan her eyin ise belli trden bir karm olduunu syle
mek tam olarak ne anlama gelir? Yalnzca ilk yoldan yr-
78
nyorsa, bu, bir anlna be duyusundan birini kullanrken
kiinin emin olabilecei tek eyin, kendisinin d dnya ze
rine nitelenmi bir bildirim kurma konumunda bulunduu
anlamna gelecektir.
Ancak savunulabilir bir ey midir bu? Kukuluyum bun
dan. Nitekim bu bekte yer alan indirgemeci kuram, birinci
yoldan grngcl dnn. Nasl oluyor da herhangi
birisi bulut zerine bir duyu verisi bildiriminde bulunurken,
kendisi ya da ola ki bir bakas bu trden birey zerine ni
telenmemi bir bildirimde bulunurken, hi deilse kimileyin
o kimseyi temellendirdikleri bir konumda bulunmadka,
temellendirilmi bir konumda bulunduundan hep emin o
labiliyor? kinci konumda bulunan hi kimse yoksa ya da
bundan daha iyi bir konumda bulunan birileri, nasl oluyor
da d dnyada bulunan "eyler"e karlk gelen szckler
kesintisiz yine hep o ayn anlamlarn tamay srdrebili
yorlar? Daha da nemlisi nasl oluyor da insanlar bunlarn
anlamlarn renmeyi srdrebiliyorlar? Szck daarc
mzn nasl olutuundan ya da nasl dolama sokuldu
undan yardm almyor olsak bile - daha ok yalnzca ger
ekte nasl ilev grdn soruyoruz - birinci yoldan g
rngclk daha iyiye gidiyor falan deildir. nk "u
bana bir bulut gibi grnyor" demenin tek bana doru
olmad durumlar vardr; buradaki eylem, "uradaki bir
bulut" diyerek zerine basa basa sylenmi bildirimi nitele
mek iin eklenmise, nlem olarak konumacnn elinde az
buuk kesin bir nedeninin olmas gerekir, ama ounluk e
linde buna benzer hibir nedeni olmayacaktr. Birinci yoldan
yryen her kuram da, J. L. Austin'in drt bir yana a
damakll duyurduu bunun gibi uslamlamalara kar sa
vunmaszdr.
Ne var ki ou insan birinci yoldan kuramlar zerine ya
plan bu trden bir eletiriyi okuyunca daha da bir afallaya
caktr. Birinci yoldan kuramlar zerine bundan daha fazla
bir eyler olmal diye dnrler. Kukusuz vardr da daha
79
fazlas. nk birinci yoldan kuramlar ounluk alttan alta
ikinci yola yaslanrlar; duyu verileri gerekten i dnyada
bulunan kesin, tanm verilebilir eyler demekse, bu konum
epeyce deiecek, algya bal szck daarcmzda bulu
nan hergn kullandmz szckleri nasl kullandmza
ynelik anmsatmalar szck daarc zerinde ayn etkide
bulunmayacaklardr. kinci yoldan kuramlarsa daha derin
lere inerler, olaan konuma alkanlklarmzn altn oyma
ya alrlar. Gnei gerekten hibir zaman grmediimizi,
scakln duyumsamadmz ya da en azndan, olaan dil
ile olaan dncenin bunlar resmettii biimde bu eyleri
resmetmediimizi ileri srerler; nk gerekten grd
mz ya da gerekten duyumsadmz ey her neyse ylesi
ne olaanddr ki. Bu konum savunulamaz mdr? Savu
nulamazsa, hangi uslamlamalara kar savunulamazdr?
Bu soruyu adamakll yantlamak epey uzun bir sre ala
caa benzer. kinci yoldan alg kuramlarna kar kullanla
bilecek kimi uslamlamalar - ister on yedinci ile on sekizinci
yzyllarda yapld gibi dilsel olmayan bir yolla dn
lp bulunmu olsunlar, ister bu yzylda ska yapld gibi
dilsel yolla dnlp bulunmu olsunlar - kabataslak zet
leyerek sona erdireceim bu alg tartmasn. ncelikle, tu
tulan yolda durumun tam olarak ne olduunu ak ak gr
mek nemlidir. Vereceim uslamlamalar kuramdan birini
br ikisine kar desteklemek amacyla deil, daha ok her
nde de ortak olan sayltlar ykarak hepsini birden te
mellerinden sallamak amacyla tasarlanmlardr. Yeri gel
miken sylemeliyim, birinci yoldan kuramlara kar Aus
tin'in yordamyla usyrtenlerin tuttuu yoldur bu. Ancak,
sz konusu kartlk ok da nemli deil nk birinci yol
dan olanakl kuramlarn says, ikinci yoldan olanakl ku
ramlarn says denli ok deildir.
kinci yol kuramlarn bu eitliliini salayan, olmas en
ok istenen algya bal bildirimlere konu olabilecek i dn
yadaki deiik trden eyler arasnda alabildiine uzanan
80
geni seim menzilidir. Seilebilir eyler arasndan yalnzca
iki trn ele alacam. Birincileyin, grme durumuna ba
kacak olursak, ikinci yoldan yryen bir felsefeci gerisin geri
zihne dnebilir. Bu yolu izleyen felsefeci, pencereden da
rya bakan adamn aslnda yle imein akn falan g
remediini, pencere camnda grd eyin ok ok bir k
rnts, bir karart olduunu syleyebilir; hatta grd
nn gerekte bu bile olmadn, grd eyin olsa olsa
kendi atabakasndaki bir imge olduunu da syleyebilir;
aslna bakarsanz bu da deildir grd, ama bu kez artk
yolun sonuna gelmi bulunduundan grd eyin hepsi
hepsi zihninde bulunan bir imge olduunu syleyebilir. Sa
nyorum ki, bu Berkeley'in "dnce" szcn grmenin
nesnelerine uygularken demek istedii eydir. kincileyin,
yan scakln alglan durumuna bakacak olursak, ikinci
yoldan yryen bir felsefeci ayn yoldan gerisin geriye d
nebilir, ama son noktaya varmadan nce duraksar. Gne
banyosu yapan birinin gnein scakln gerekten duyum
sayamadm, duyumsad eyin ok ok kendi fiziksel du
yumlarnn ss olduunu syleyebilir, ite tam orackta da
durabilir. kinci yoldan yryen bu iki felsefecinin ele ald
konumlara ilikin iki noktaya zellikle dikkat ekmek iste
rim. lk nokta daha nce belirtilmiti: sonradan ortaya ka
cak gelimelere ynelik olarak nyargsz ele alnan ite bu
konumlardr; aslna bakarsanz benimsenen alg kuram so
nuta ayr tr olarak blmlenmi kuramlardan herhangi
birine girebilir. br noktaysa, "i dnya" deyiinde bir be
lirsizliin, dolaysyla da onunla zorunlu olarak balant
iinde bulunan "d dnya" deyiinde de bir belirsizliin
bulunmasdr. nk ilki gerisin geriye dnp dosdoru
zihne geri giderken, ikincisi duyumlar neredeyse orada du
rur, duyumlar ise zihinde deildirler. yleyse iki dnya ara
sndaki snr tam olarak nerede izilmelidir?
Gerek grmeye ilikin sava kar gerekse yan scakln
alglanna ilikin sava kar kullanlabilen birtakm uslam-
81
lamalar vardr, ayrca bu iki savdan yalnzca birine kar
kullanlabilen baka uslamlamalar da bulunur. Her ikisine
kar kullanlabilen birtakm uslamlamalarla balayacam,
ama bu ulamda yer almakla birlikte algnn kiiye zel ya
nna ilikin ok daha fazla ey ieren birtakm nemli us
lamlamalar bu kitabn son blmne dek bir kenarda tuta
cam. Her iki savda birden ortak olan zayflklar nelerdir?
ncelikle her ikisinin de, bir kimse fiziksel, fizyolojik, so
nunda da ruhbilimsel bir alglama aklamas verdiinde, d
arda bulunan eyi zihne geri getirirken, o kimsenin yolda
karlaaca eylerin kimi can alc ynlerden hep dardaki
eyler gibi olacaklarn varsayyor olmasdr. Szgelimi, d
dnyada bulunan bir ey kendisi gibi bir baka eyden ya
ylan scakln nn kesebilecek ya da bunu gzden sakla
yabilecektir. Ne var ki, acaba duyumlar ya da imgeler ayn
ekilde engel roln grrler mi? Olduka safdil bir soruya
benziyor bu. Ama ikinci yolu birinciden ayrann kesin ola
rak ikinci yolun olmas en ok istenen ey trn bir engel
diye grmesi olduunu, anlam her ne ise ona szmann ola
naksz olacan ileri srdn anmsaynz. kinci yoldan
uslamlama yklabilirse ilk yol yaltlm olacak, bylelikle
de kendi kaynaklarna yaslanmak zorunda kalacaktr.
Her iki sava birden kar kullanlamayan baka uslamla
malar da yok deil. Szgelimi pek ok ikinci yoldan kuram,
ele alnan ierde bulunan ey ile darda bulunan ey ara
snda benzeim bulunduu yollu bir baka varsaym, her iki
trden eyin de ayn yklemleri ald sayltsn kullanyor.
Zihinde bulunan grsel imgeler iin olduu denli darda
bulunan nesnelerin grlmesi iin de gerekten dorudur
bu. Hi deilse pek ok yklemi paylatklar su gtrmez.
Ama bu arada, benzeim bir baka durumda ilemez. Nite- 1
kim arkam gnee verince srtmda duyumsadm duyum,
scak bir duyum olmaktan ok bir s duyumudur oun
lukla. Bu minicik yklem deiikliinin can alc bir nemi
vardr. En azndan Berkeley gibi filozoflar, darda bulunan
82
nesnelerin yklemlerini soyarak, daha kendilerine yapp
yapmayacaklarrn bile sormadan bu yklemleri ieride bu
lunan nesnelere tututurarak eletirel yetilerimizi uyuturur
lar. Ya da teki sava kar kullanlabilen bir baka uslamla
maya deinecek olursak, ele alnan ey trnn tanmnn
yaplabilir olmas gerekir; ama yan scakl duyumsad
mzda duyumlarn tanmn yapabiliyor olsak bile, acaba
eyleri grdmzde zihindeki grsel imgelerin tanmm
yapabilir miyiz? Ele alman eylerin tanmn yapabiliyor ol
duumuzda bile, onlar ile darda bulunan eyler arasn
daki benzeimin sk sk koptuu bir baka balam daha var
dr ki ite bu balam zihindeki grsel imgelerin alglayan ki
iyle ilikide olma biimini de yaratr. u an incelediimiz
benzeim, hem gne ile (kapal gzlerle) zihnimdeki imge
leri gryor olduum iin, hem de gnein scakl ile ken
di duyumlarm duyumsuyor olduum iin, her iki durum
da da aa yukar bu noktada durur; ancak bu iki eylemin
(fiilin), "grme" ile "duyumsama"nn bu ikili durumlarda
ayr ayr kullanmlar olduu iin, aralarndaki amaz ben
zeim ilikisi korunamyor olduundan yaklak olarak by
ledir bu. Ama bu noktadan bakldnda teki durumlardaki
benzeim yaklak bile deildir. Szgelimi insanlar ataba
kalarna d en imgeleri grmezler, ne de ortaya srlm
bir baka nesne trn dikkate alrlar, olsa olsa kendi be
yinlerindeki olaylar grrler.
Bu uslamlamalar dkmcesini tamamlayp sonlandrmak
ne denli olanakszsa, glerini lye vurmaya almak da
bir o denli olanakszdr. Aralarnda ieride bulunan nesnele
rin adlandrl balamnda henz hi deinmediimiz, bu
almann son blmnde yer vereceimiz olduka nemli
birka uslamlama daha bulunuyor.

83
VII

Biraz nce tamamlam olduumuz alg kuramlar ak


lamasn ana izgileriyle sunarken, ondan daha nceyse olgu
bilgisini aklarken, insanlarn eyleri simgelerle karlaya
biliyor olmalar olgusu aratrmza pek ok yarar salamt.
Kuku yok ki bu bir olgudur, hem de canalc nemde bir
olgu. Ancak bu olguyu zmlemenin olanakl olmas, bu
olgunun daha eksiksiz ortaya konmas gerekir. Sahi bu ey
leri simgelerle karlama ii tam olarak nedir?
Bu soru epeyce eski iki felsefe sorunuyla, "tmeller so
runu" ile onunla yakndan ilintili "genel dnceler soru
nu"yla ilikilidir. liki ksaca udur: Bir eyi bir simgeyle
karlarken gerekletiriyor olacanz birbirinden ayr iki
tr eylem sz konusudur. Ya belli bir bireyi adlandryor ya
da belli bir bireyi betimliyor olacaksnzdr. Szgelimi, tiyat-
85
roda yannzda oturan kii size dnp o an sahne alan oyun
cunun hangi oyuncu olduunu sorabilir, siz de annda oyun
cuyu tanyp onu adlandrabilirsiniz; ya da bir baka olanak
l durumda olabilecei gibi yannzda oturan kii dansy ta
nmak amacyla sizden corps de ballet'deki belli bir dansy
betimlemenizi isteyebilir. Burada bu iki istee kar gstere
ceiniz tepkiler birbirinden olduka farkl olacaktr. Yine de
aralarnda belirli bir benzeim vardr. nk her iki durum
da da bir eyi adlandryor olacaksnzdr; ilk durumda bir
bireyi, ikinci durumdaysa bir bireyin belirgin zelliklerini.
Bu ayrm, ilkece adlandrabileceimiz hemen her eye
uygulanr. Snrn bir yannda insanlar, kasabalar ya da ya
plar gibi tikel eyler bulunurken; snrn br yanndaysa
zellikler ya da ilikiler gibi (rnein, sahnedeki en uzun
boylu kiiydi diyerek betimlemi olabilirsiniz dansy) genel
eyler bulunacaktr. Tikel eylere daha ksa olsun diye "ti
keller", genel eylere ise "tmeller" dendiini daha nce be
lirtmitik. En azndan "tmel" szcnn allm anla
myla kullanm budur, ben de hep buna uyacam. Ancak
yeri gelmiken felsefecilerin szc kimileyin btnyle
deiik anlamlarda kullanyor olduklarn, szckten "ey"
adn nitelendirmeyi deil de "dnce" ile "szck" adla
rn nitelendirmeyi anladklarn da vurgulamakta yarar var.
Bu noktada yine terimbilgisine ilikin anmsatmaya deer
bir baka nemli konu daha bulunuyor: Btn tikeller bi
reydirler, ama "birey" szc ykseklik gibi, eviklik gibi
tmellere de uygulanr, o nedenle burada ilgilendiimiz ay
rm belirginletirmek iin pek bir iimize yaramaz. Tikel
adlar kukusuz zel adlardr, tmeller iin kullanlan sz
cklerse, hemen demin sz edilmi benzeimden tr
kendilerine bir baka ad tr olarak da baklabilecek betim
leyici adlardr. Ne var ki iki edim arasnda, tikelleri adlan
drmak ile tmelleri adlandrmak arasnda, bir benzeim
olmakla birlikte bunlarla ayn sklkta karlalmadn da
belirtmekte yarar var, nk burada kendilerinden sz etti-
86
imiz hemen btn tmellerin zerine anlalm ortak birer
betimleyici adlar varken, yine burada kendilerinden sz et
tiimiz pek ok tikelin zel adlar yoktur. rnein, tikel giy
silere ya da tikel duyumlara belli zel adlar verilmesi ola
nakl olmasna karn pek az durumda, ancak arada bir ya
plr bu.
Tmellere ilikin teden beri srekli olarak yneltilmi
soru, onlarn varolup varolmadklar sorusudur. Ancak soru
nun ortaya konu biimi meseleyi gerekte olduundan ok
daha esasl gsteriyor. nk hi kimse zelliklerin de, ili
kilerin de varolup varolmadklarndan kuku duymaz. Bu
rada tartma konusu yaplan daha ok hangi biimde varol
duklardr. Yalnzca tikellerde mi varolurlar, yoksa Platon'
un inand gibi baka trden bir varolular da var mdr?
Aslna bakarsanz, tikellerdeki varolular dahi sorunsaldr.
nk tmellerle arasnda bulunan snrlar - szgelii, bir
renk tonunun tayf zerinde bittii yerde bir baka tonun
balad snr - doann m yoksa insan seiminin mi belir
ledii, yoksa Locke'un ileri srd gibi her ikisinin birden
mi belirledii tartmaya aktr. Adclar, tmellerin bir ey
tr diye grlmelerinin zorunlu olduu savna bile kar
karlar. Adclara baklrsa, iki ad tr arasnda bulunan
benzeimden kaynaklanan bir yanlsamadr bu. Her zel ad
ancak tek bir eyi adlandrabilir, oysa adclarn savan ver
dii bundan "eviklik" gibi bir szcn baka trden bir
eyi adlandrdnn kmayacadr. "evik" gibi genel bir
szcn uyguland tikellerin birbirlerine benzemeleri hi
kukusuz gerekmektedir. Ama dediklerine baklrsa, btn
gereken de budur.
Bu sorular beiyle ilk kez karlaan herkesin bunlardan
kimilerinin gerekd olduu duyumsayna kaplmasn
dan daha doal bir ey olamaz, nk yle durumlar vardr
ki bu durumlarda bizden sememiz istenen seenekler ilk
bakta istedikleri denli birbirlerinden ayr grnyor olsalar
da aslnda birbirlerinden hi de ayr deildirler. Grnen o
87
ki, bunlar eletirel bir gzle inceleme szgecinden geirmek
yerinde olacak; belki de en iyisi, aralarndan kimilerini ya
ntlamaya girimeden nce bunlar yeni batan dillendirmek
olacak. Ancak bu devi yerine getirme iine burada kalk
maya gerek yok, nk bilgi kuramndan ok varlkbilgisi
nin alanna giriyor. Hi kukusuz iyi biliyoruz tmellerin
neler olduklarn, eksiksiz bir bilgi kuramnn ise bu bilgi
dalna ynelik olarak burada sylenenlerden ok daha fazla
sn sylemesi gerekir. Ne var ki, tmellerin deergesine y
nelik sorularn pek ou onlara ilikin bilgimizi deitirmez.
Garip gelebilir bu, oysa bunun nedeni aslnda ok anlalr
dr. ou tmel, deergeleri ne olursa olsun, be duyumuzu
kullandmz vakit sunulurlar bize. Onlara ilikin bilgimi
zin balad nokta da ite tam bu noktadr, onlara ilikin
btn bilgimiz bu noktaya geri gtrlebilir olduu srece,
burada tmellerin deergelerine ilikin varlkbilgisi sorunla
rna bulamamza gerek yok.
ou tmele ilikin eldeki btn bilginin duyu deneyin
den geldii sav "ortayol/ lml deneyciliktir" . Tm tmel
lere ilikin eldeki btn bilginin duyu deneyinden geldiini
ileri sren "sonuna dek gtrlm / ar deneycilik" birta
km glklerle kar karyadr. Szgelimi, saylarn nitelik
leri trnden soyut nitelikler duyularca alglanamazlar, en
azndan dorudan doruya alglanamazlar; btnyle baka
trden bir rnei alacak olursak, ne de "ncelik" gibi sre
belirten nitelikler ile ilikiler duyularca alglanabilirler. Bu
nunla birlikte deneyci izlence, tmellere ilikin bilginin ola
bildiince byk bir blmne bkp usanmadan be duyu
yoluyla kanal amtr. Yalnzca bu izlenceyi gerekletirme
yntemi deiiklik gsterir. On sekizinci yzyl deneycileri
zihnin ieriini soruturmulardr, oysa pek ok yirminci
yzyl deneycisi dili soruturuyor. Ama her iki soruturma
nn da temel amac ayndr.
Hume ile Russell birbirine kout iki ayr soruturmann
yetkin rneklerini verirler. "Bir tmeli tanyarak bilme" de-
88
yiini, alabildiine suya sabuna dokunmayan bir biimde,
btn varlkbilgisi sorunlarna ak kap brakarak kullana
lm. Hume'a gre, bir kii bir tmeli tanyarak biliyorsa, zih
ninde ona uygun genel bir dncenin de bulunaca anla
mna gelir bu, sz konusu genel dnceyse duyu izlenimle
rinden iki yoldan ya biriyle ya bryle geliyor olacaktr. Ya
zihin o kiide zaten bulunan bir duyu izlenimini dorudan
doruya kopyalayacaktr ya da zihindeki genel dnce ki
inin eitli duyu izlenimlerinden alnma elerden olutu
rulacaktr. Szgelimi, eldeki genel dnce "at" dnce
siyse, kii ya gerek dnyada daha nce bir at grm ola
caktr ya da bir baka seenek olarak, yok daha nce at diye
bir hayvan grmemise grm olduu br hayvanlardan
alnma elerden genel dnceyi oluturmak zorunda ka
lacaktr. Hume'a gre, ikinci durumdaki oluturma yntemi
tanmlar kullanmak anlamna gelecektir. Szgelimi, at drt
ayakl bir hayvandr, kii drt ayakl olma zelliini birta
km baka hayvanlardan alarak kendi at tanmna katacaktr.
Demek ki, doru genel dnceyi dolayl bir yoldan edine
cek, hibir dolaymn olmad dorudan yol ise kendisine
ak olmayacaktr.
Russell'n Mantk A tomculuun Felsefesi'ndeki deneycili
i buna kout bir yol izler. Tmellere ilikin bilgimizi ince
lerken Russell, tmel bilgisinin elde edilebilecei birbirinden
ayr olanakl iki yol bulunduunu ileri srer. Ya kiinin t
meli, tmeli adlandran genel szcn dorudan kendi de
neyimiyle balantl olduunda rneklendirdii bir duyu ve
risi olacaktr; ya da kiinin byle bir duyu verisi yoksa, do
layl yolu izlemesi gerekecek, yalnzca nceden deneyimle
mi olduu teki tmelleri adlandrd szckleri kullana
rak genel bir szck tanm yapma yoluna gitmek zorunda
kalacaktr. Russell'm dilsel yorumuyla yeniden retilmi Hu
me deneyciliinin bir baka zellii daha vardr. Daha nce
eyleri nasl yapacan bilme tartmasn yrtrken, ken
dilerini kullanmak iin hibir lt olmamas nedeniyle kul-
89
lanmlar dorudan deneyimle renilmesi gereken bir sz
ck beinden sz etmitim: "al", "tiz", "kekre(msi)" gibi
szckler. Bu szckler tanm yaplamaz szcklerdir ya da
en azndan kendilerini doru bir biimde kullanmamz iin
bize yardmda bulunacak tanmlar yoktur. O nedenle gerek
Hume gerek Russell tanm daha yaln elerden karmak
bir ey meydana getiren bir yapm sreci diye grrler. An
cak konuya byle baklacak olursa, tanm yaplamayan sz
ckler kesinlikle yaln eler olurlarken, onlar adlandran
tmellerse teki btn tmellerin kendilerinden olutuu
atomlar olacaklardr. Bu yzden Hume, tanm yaplamayan
zellikler tayan duyu izlenimlerine "yaln izlenimler" der;
te yandan tanm yaplamayan genel terimler ise, Russell' a
gre birer mantksal atom trdrler. Bu dnce Wittgens
tein'n Tractatus Logico-Philosophicus'ta gelitirmi olduu dil
kuramnn nemli bir ayrntsdr.
Bu tr kuramlar insan bilgisinin i yapsn betimlemek
ile d snrlarn saptamak arasndaki balanty aka or
taya sererler. yle ki, neredeyse btn insan bilgisi iinde
tmeller bulundurur. Btn tmellerin ya duyu deneyimiy
le verildikleri ya da yine bu yolla verilmi teki tmellerden
tekbiimli olarak oluturulduklar gsterilebilmi olsayd,
ite o vakit bir tmeli adlandrmak amacnda olan, ama bu
iki kouldan ne birini ne de tekini karlamayan her szck
anlamsz, dolaysyla da iinde o szc bulunduran her
tmce bir bilgi paras olarak nitelenemez olurdu. nsan bil
gisinin snrlarnn taslan karmann bu yolu, duyu izle
nimlerinin zelliklerini ya da duyu verilerini temel olarak
kullanmaya gereksinim duymadan bunun yerine d dn
yada bulunan eylerin zelliklerini kullanabilirdi. Ne de sal
tk anlamda yaln elerin varolduunda stelemeye gerek
sinim duyard. Yerine getirilmesi gerekli temel koullar yal
nzca iki tanedir: birincisi, be duyumuzun bize tanttklar
nn tanm yaplabilir bir tmeller kmesi olmas gerektiiy
ken, ikincisi ise bu kmede bulunan tmellerden teki t-
90
melleri oluturmann tek bir ynteminin olmas gerektiidir.
Bu koullarn salanm olmas, anlaml dilin snrlarn, do
laysyla da bilginin snrlarn saptamay olanaklym gibi
gsterebilir. Bu dnce hem Berkeley'in hem de Hume'un
yazlarnda bulunabilir. Ancak bu dncenin dizgeli bir bi
imde gelitirilmesi bu yzyla aittir. A. J. Ayer'in Dil, Do
ruluk ve Mantk adl yapt belki de anlaml sylem zerine
gerekletirilmi bilinen en iyi aratrma abasdr. Bu aba
snda Ayer, bir bildirimin anlam onun dorulanma ynte
midir diyerek dorulama ilkesine yaslanr. Tmelleri bilme
nin yalnzca iki yolu varsa, dorulama ilkesinin yle bir
dayana olduu anlamna gelir bu: Bir tmelden sz eden
bir bildirimin anlamn bilen herkes, ya onu tanyarak bil
melidir ya da onu yalnzca tanyarak bildii teki tmelleri
adlandran szckleri kullanarak tanmlayabilmelidir. "Ta
nyarak bilme" "duyu yoluyla tanyarak bilme" anlamna
geliyorsa gerekten ... anmsarsanz bu savn zayflklarn
dan biri daha nce belirtilmiti: Btn tmeller dorudan
doruya be duyu yoluyla kavranamazlar.
nsan bilgisini bu biimde snrlamak, btn olgu bilgisi
paralarnn iinde kendilerine bir yer bulmak zorunda ol
duu bir d ember retebilir yalnzca . nk, akas bir
olgu bilgisi paras iin anlaml olmak zorunlu olsa bile tek
bana kesinlikle yeterli deildir. Bu kitabn daha banda
sunulmu dier birka koulun daha karlanmas zorunlu
dur. Bu koullar, olgu bilgisini srayla gitgide daralan bir
alan ierisine kapatan i ie gemi emberler olarak resme
dilebilir. Ancak en dta bulunan emberi tam tamna iz
mek zellikle nemlidir nk onca gklere karlan bilgi
paras bu en dta bulunan ember ierisinde kendilerine
yer bulmay baaramazlar. Dahas en dtaki emberin ko
numu ierideki emberlerin konumlarn belirlemeye de yar
dm eder. Nitekim en dtaki ember bir biimde be duyu
muzun salad kantla ilikide olabilen btn bildirimleri
epeevre kuatyordur, buna bal olarak da bu kurama
91
gre anlaml tm olumsal bildirimleri de epeevre kuat
yor olacaktr. Ancak bu bildirimlerden biri, bir olgu bilgisi
paras saylacaksa, daha tede bulunan iki emberin ieri
sine dmelidir: doru olmaldr, genellikle de bu bildirimi
kurmak iin konumacnn yeterli nedenleri bulunmaldr;
bu iki koulun da gc, bildirimi desteklemek iin gerekli o
lacak duyusal kantn ne olduu saptanrken belirlenir.
Felsefeciler son savatan bu yana insan bilgisinin yap
syla ilgili bu gr aama aama devirmilerdir. Russell'n
birok yaptnda, Wittgenstein'n ilk dnem yazlarnda, Vi
yana evresi'nin almalarnda, 1930'larn mantk-zm
lemeci felsefesinin birok rnnde dile getirilmi bir g
rt bu. Amacm btn bu felsefecilerin almalarnn tr
de olduklarn sylemek deil. Dorusunu sylemek gere
kirse aralarnda nemli ayrlklar bulunuyordu. Ancak hepsi
de insann olgusal bilgisinin yalnkat, tekbiimli bir yaps
nn olduu grn paylayordu. Paralar birbirlerine ta
nmlarla baldrlar, felsefecinin greviyse bir paray bir
bakasna evirmektir, ta ki duyu deneyimiyle dorudan
balants bulunan bir paraya varana dek. Wittgenstein'n
kendisi bu gr ilk devirenlerdendi, ikinci dnem al
malarnn byke bir blm bu gre kar gsterilen bir
tepkiydi. Szgelimi, 1 934'te Mavi Kitap ta bir szcn an
'

lamn bilmenin tek yolunun ortaya bir tanm koymak oldu


u yollu Sokratesi sayltya saldrr. Dil her zaman bu yaln
kat yapy sergilemez. Kimileyin bir szcn anlam ekir
dekten eitli ynlere doru serpilip geliir; kimileyinse or
tada yalnz tek bir ekirdek yoktur. Bu nokta balamnda bu
yaknlarda ortaya kan gelimeleri aklamak ok uzun s
recee benziyor, ayrca dil felsefesi bu dizide yer alan bir
baka kitabn ana konusu. Benim amacm yalnzca sz ko
nusu felsefe dal ile bilgi kuram arasndaki ilikinin bu yz
ylda nasl olup da bu denli yaknlatn gstermek ol
mutur.
Geriye ksa bir dn yapacak olursak, daha nce eyle-
92
rin simgelerle karlanmasnn yalnzca tmeller sorunuyla
deil, genel dnceler sorunuyla da balantl olduunu
belirtmitim. Nedir bu genel dnceler? Tartma gtrmez
bir yant, bir tmeli yansz anlamda tanyarak bilen bir kim
senin zaten buna uygun bir genel dncesi olduunu da
haydi haydi belirtmi olmasdr. Bu demektir ki, genel d
nceler kiinin zihninde iten ie byrler, kendilerini ora
da oluturduklar vakit nereden ktklarna ilikin ayrntl
bir aklama genellikle verilemez. Sonuna dek gitmi deney
ciler genel dncelerin de duyu deneyiminden karldn
sylerken ya da kimilerinin kaynann, Leibniz ile Kant'n
ileri srd gibi, daha bir anlksal olduunu belirtirken
acaba hakl mdrlar? Genel dncelerin doas tartmala
rna, genellikle kkenlerine ilikin soruyu yantlamak gibi
daha uzak bir amala giriiliyor. Szgelimi, Locke'un genel
dnceler soyuttur yollu kuramna kar nl yazl tart
masn kaleme alrken Berkeley'in tutulan yolu deerlendi
rii yleydi: mgelerin doalc kopyalar olmayacak soyut
genel dncelerin varolmasna olanak tannm olsayd, te
yandan btn genel dnceler de be duyumuzu kullanr
ken hep algladmz eylerse, o zaman belli llerde usa
uygun olarak bu genel dncelerin bize duyu deneyimiyle
verilmemi bir eyi yanstmalarnn zorunlu olduu savlana
bilecektir.
Oysa filozoflar genel dncelerin doasn soruturur
larken, u ya da bu biiminde olsun deneyciliin doru olup
olmad sorusunu yantlamaya girimeyi gerekli grmezler.
Oysa konu, zihin felsefesinin bir blm olarak salt kendisi
iin bile ayrca peine dlmeye deer gibi. Son birka on
ylda konunun ounluk bu biimde peine dlmtr.
En ok sorulan soruysa u olmutur: "Genel dnce" deyii
zihindeki belli trden bir eye karlk gelir mi? Daha nceki
yzyllarn ruhbilim ynelimli filozoflar genellikle karlk
geldiini varsaymlardr. Szgelimi Hume ile Berkeley, ge
nel bir dncenin duyu izlenimlerini dorudan ya da do-
93
layl olarak kopyalamas gereken bir imge olduu grn
temellendirmeden "genel dnce" tasarmn daha batan
varsaymlardr. Ancak her ikisinin de dndnn ter
sine, hibir imge yanstabilecei dnlen btn duyu iz
lenimlerini yle sanld gibi kopyalayamaz. rnein bili
nen hibir gen imgesi, bir sr gen eidinin hepsinin
birden stesinden gelememitir. O nedenle aralarndaki ili
ki salt imge eyi kopyalyordur biiminde olmasa gerektir.
Tpk resimyaz abecesinde olduu gibi bir eyin uylam yo
luyla katkda bulunmas gerekmektedir. Ne var ki, kopya
lamay tamamlamak iin uylam gerekliyse, zihinlerimiz
kopyalamadan kimileyin bsbtn vazgeebilir demektir bu.
Ya da bu nemli noktay daha nce yrttmz dnme
stne tartmalarla da ilikilendirecek bir biimde ortaya
koyacak olursak, ola ki dnrken kullandmz simgele
rin kimileyin imgelerden ok szcklere benzedikleri syle
nebilecektir.
Bu doruysa, "genel dnce" deyii zihindeki belli tr
den bir eye karlk gelmeyecektir. Kuku yok ki, bir kiinin
genel bir dncesi varsa deiik pek ok trden ey yeri
geldiinde zihnine geecek, bu eyler arasnda imgeler, sze
dklmemi szckler, tanm paracklar ile bunlara benzer
daha baka eyler de bulunacaktr. Ama buna karn zihinde
"genel dnce" deyiinin karlk geldiinden daha fazla
tek bir ey dahi olmayacaktr. Yine de "dnce" ("idea ")
szc byle bir eyi ne srer, hem de gl bir biimde.
Bu nesr btnyle yanltc olduundan, gnmzde
birok felsefeci "dnce" szc yerine "kavram" ("con
cept") szcn kullanmay yeliyor. u biimde kullan
yorlar: Bir kavramn edinilii yeti iidir, kiide byle bir ye
tinin varolduunu gstermek iin belli snamalar bulun
maktadr, ama bu snamalardan hibiri de "insann zihnin
deki kavram tpk zihnindeki imgeyi tanmlayaca gibi ta
nmlamas zorunludur" ynnde bir koul iermez. O halde
nedir bu snamalar? Daha nce zerlerine bireyler syle-
94
mitim, ama o vakit sylediklerimi "kavram" szcyle
ilikilendirmemitim. Bir kavram bulunan kimse, hem o
kavramla ilgili tmeli tanyarak nasl bildiini, hem de ona
uygun genel szc nasl kullanacan bildiini gsterme
lidir.
Meseleye byle bakldnda, kavramsal yetenek ile dilsel
beceri arasnda son derece yakn bir iliki olduu grlr.
Simgeler yalnzca bilgiyi iletme aralar deildirler; ayn za
manda zihinde oluturulann malzemesi de olacaklardr. Bu
nedenledir ki aralarndaki ayrmlarn szn bile etmeden
onca felsefeci yntemlerini "kavram zmlemesi" ya da
"dil zmlemesi" diye adlandryor. Dnce ile dilin do
asnn anlalmas simgenin ne olduunun anlalmasna
balysa, "Simge nedir?" sorusu btn felsefe sorunlarnn
tam da gbeinde yatyor demektir bu. Genelde hep yapl
d zere, soruyu yantlamaya girimeden nce sorunun
nce paralarna ayrlmas gerekecektir. Bir simgenin kulla
nm hep kurallarla m belirlenir? Durum byleyse, kurallar
bize varolan eylerce zorla m kabul ettirilirler, yoksa belli
llerde insan seimine de konu mudurlar? Szgelimi, t
mellerin aralarnda varolan snrlar, genel szcklerin uy
gulan iin gerekli kurallar zorla m kabul ettirirler, yoksa
gerekte teki yol mu geerlidir? Kim bilir belki de kuralla
rmz dnyaya biz yanstyoruzdur, gerekte kendimiz ya
ratmken doal bir snr bulduk diye geiniyoruzdur. Yoksa
bu iki seenek de, istedikleri denli farkl grnsnler, ger
ekte birbirlerinden ayrtlanamaz mdrlar? " Bilgi nedir?" so
rusunun peine dlmesi bakn bizi yine zihin felsefesi ile
dil felsefesinin sorumluluk alanna soktu.
u ana dek yrtlen bu bilgi tartmasnda bellee ne
redeyse hi deinmedim. Bununla beraber, buraya geleli beri
sunulan bilgi aklamas, insanlarn eyleri simgelerle kar
layabiliyor olmalar olgusuna yaslandndan insanlarn bel
lekleri olduu olgusuna da yaslanmak zorundadr. nk
birinci olgu ikincisine dayanr. Aslnda bellek her yerdedir.
95
O olmadan u ya da bu trden hibir bilgimizin olmamas
gerekirdi. Bir kimse bir olguyu biliyorsa, o kimsenin sz ko
nusu olguyu anmsamas ya da en azndan unutmamas ge
rekir. Eer bir eyi nasl yapacan biliyorsa, yine ayn ko
ullar karlanmaldr. Bildii bir kiiyse, en azndan onu
anmsamaldr, ola ki adn anmsamaldr o kiiyi grd
nde. Ne var ki bellek her yerde bulunsa bile, "bellek" ile
" anmsama" szckleri her zaman bilgi savlarnda grn
mezler, ne de dier insanlarn bilgi bildirilerinde grnr
ler; hatta kimileyin bu szckleri kullanmann garip kat
bile olur. rnein, ie gitmek iin her gn b isiklete biniyor
olsaydm, durduk yere ilk kez bisiklete nasl bindiimi a
nmsadm sylyor olmam biraz garip kaard. Szck
lerin neden eylerin kendileri denli ska kullanlmadklarn
sorgulamay kesmeyeceim. Ancak tek tek btn bellek
trlerini inceleyecek de deilim, nk ayrntl bir bellek
trleri aklamas az ok daha nce verilmi bilgi trlerine
kout ileyecektir. Yalnzca tek bir bellek tr, nceden
renmi olduu olgular anmsayan kiinin nceden renmi
olduklarn duyularn kullanarak renmi olduu anlam
na gelen "olgularn bellei" tartlacaktr burada. Akas
can alc nemde bir bellek trdr bu. Filozoflarn en azn
dan gemite younlama eilimi sergiledikleri bellek tr
de ite budur.
Bir kimse bylesi bir olguyu anmsyorsa, anmsad ey
kukusuz bir olgu olmaldr; ya da bunu dilsel yolla ortaya
koyacak olursak, "olgu byle byle olmutu" biimindeki
bildirimi doru olmaldr. Ayrca o kimsenin sezinlemesi,
yani sz konusu olguyu duyularn kullanarak renmi ol
mas da doru olmak zorundadr. Bir baka koul kendisini
gven iinde duyumsamas gerektiidir. Bundan baka, g
venceleri de iki bakmdan iyi olmaldr: Daha iin banda
duyularn olgular kavramak iin kullanm olduundan, il
gili alanda iyi bir yarg olmal, o an ile u an arasndaki
uzakl birbirine balamak iin de iyi bir bellek tayor ol-
96
maldr. yi bir bellek tayor olmak, daha nce gzlenmi
eyin gzlemden sonra doru bir bildiriliini verebilmek d
nda daha fazla bir ey gerektirir mi? Sz uzatmadan sy
lersek evet gerektirir, nk daha nce yaplm gzlem son
radan yaplan gzlemin doru bir bildiriini verebilme yeti
sini de beraberinde getirmelidir. Bu koul kolaylkla gzden
kaabilir, nk kiinin nceden yaplm gzlemce retil
memi doru bir bildirii gvenle vermesi, kendisi bunun
byle olmu olduunu dnyor olsa bile, pek beklenmez;
bekleniyor olsayd dorusu bunun byle olmu olduunu
bulgulamak son derece g olurdu. Gelgelelim bu byle de
olabilir; unutmay ya da bellek yitimini tam tamna gvenli
olmayan, aa yukar doru olan bir kestirim izleyebilir.
Burada nedensel bir balant olmas gerektii ynndeki bu
az ama z koul yanl sunulmamaldr. Ortada nceden ya
plm gzlem ile sonradan verilmi bildirii birbirine bala
yan kesintisiz bir zihinsel olaylar dizisi bulunmas gerektii
anlamna gelmez bu. Bu daha ok, bellek yeti ii olduundan
yalnzca doru bir bildiri sunma sasnn (kapasite) nce
den yaplm gzlemce retilmi olmas gerektii anlamna
gelir. Galiba balantnn sinirbilimsel bir temeli de bulunu
yor. Ancak biz u an iin balantnn tikel durumlarda va
rolup varolmadn bulgulayabilmek adna bu temeli kulla
nacak bir konumda deiliz.
Bu trden bellek savlarndan hepten duyulan kukucu
luk, pek ok filozofun epey bir zerinde durduu bir olas
lktr. ster rtlebilir olsun ister olmasn, bellek savlarn
dan hepten duyulan kukuculuu rtme abalar kesinlik
le duyulardan hepten duyulan kukuculuu rtme aba
larna tam tamna kout ilerlememelidir. Herkesin benimse
yecei zere aralarnda belli bir noktaya dek biraz olsun bir
koutluk vardr: nk "Anahtarlar cebine koyarken onu
grdm anmsadma inanyorum" bildirimi bir biim
de birinci yoldan duyu verisi bildirimidir; stelik kimileyin,
bir kimse bylesi bir bildirimde bulunurken zihninde bir im-
97
ge bulunacak, bu imge de ikinci yoldan bir duyu verisi diye
grlmekten ok kimileyin kiinin kendisi ile gemiteki ol
gu arasna giren bir tr veri diye grlecektir. Ancak burada
bile hep bir koutluk yoktur, koutluk olduundaysa amaz
kesinlikte bir koutluk deildir bu. nk o kimsenin zih
ninde hep bir imge bulunuyor olmayacaktr; ounluk, yal
nzca anmsadna inandn itenlikle syleme sas ya da
bu dnceyi iinden geirme sas olacaktr. stne stlk
zihninde bir imge bulunduunda bile, o imgeyi kavrayan
yeti gerek olguyu kavrarken ibanda olan yetiyle ayn ol
mayacaktr, nk ya gerek olguyu anmsayacaktr ya da
en azndan gerek olguyu anmsyor olduuna inanacaktr,
ama yine de imgeyi grecektir; oysa ikinci yol duyu verileri
nin genellikle tam da d dnyada bulunan nesneyi kavraya
ca ngrlen yetice kavranacaklar dnlr - szgelii,
bir kimsenin gnein scan duyumsamad, yalnzca ken
di duyumlarn duyumsad dnlr. Her durumda bu
noktann tesinde geni bir ayrlk sz konusu. nk nite
lenmemi algya bal bir bildirim ounlukla d dnyada
bulunan, konumacnn alglad ya da o an iin alglyor
olduunu dnd bir ey zerine olacaktr; oysa "Anah
tarlar cebine koyarken onu grdm anmsyorum" gibi
nitelenmemi bir bellek sav hep gemiteki bir olgu zerine
olacaktr.
Anmsay ile alglay arasnda bulunan bu ayrmlar,
beklenilen etkiyi gstermeyen bellekten duyulan felsefece
kukuculua kar belli saldr biimleri ortaya karrlar.
Szgelimi, daha demin deinilen son ayrm u biimde ko
nabilir ortaya: Bellek savlarnn doruluk lt hep ge
mite yatarken, algya bal bildirimlerin doruluk lt
genellikle imdide yatar. Bundan bellek savlarndan duyu
lan felsefece kukuculuun, algdan duyulan birinci yoldan
felsefece kukuculua kar etkili biimde kullanlabilecek
yaln bir saldr biimi olarak varln ileride de srdrecei
kar. Bu saldrnn savata tutaca yol daha nce betim-
98
lenmiti. Kukucu, tekil bir gzlemin, szgelii bir anlk bir
bakn, nitelenmemi algya bal bir bildirimde bulunan
gzlemciyi kesinlikle temellendirmiyor olduunda diretir.
Kukucu kart buna, algya bal bir bildirimi nitelemek
iin zel bir neden olmadka algya bal bir bildirimi nite
lemenin doru olmad karln verir. nk bildirimin
nitelenmemi biimi tamamyla olaan durumda kullanl
mas zorunlu olduu iin bulunmutur, kendisine anlamn
veren de ite bu kullanmdr. Kukucu kartnn verdii
karln ierii, algya bal bir bildirimi nitelemek iin or
tada zel bir neden olmadn insanlarn kimileyin bilmeleri
gerektii, aslnda ounlukla da bildikleri ynndedir. Bu
tutulan dz yol bellekten duyulan kukuculua kar kulla
nlamaz. nk bir bellek savnn doruluunun lt ge
mite yatar, kukucunun parmak bastysa, bellek savnda
bulunulduunda, bunun insana sanki dpedz doruymu
gibi gelebilecei gibi oysa aslnda yanl da olabilecei nok
tasdr. Simgelerin bir olguya denk gelmeleri gerekir ama
simgeler kullanla kullanla bu denk gelmektelik zamanla
kaybolacaktr. O nedenle kukucu kart, bir bellek savnn
anlam ile bu savn savland durum sunulduktan sonra,
konumacnn en azndan kimileyin bu anlamn doru oldu
unu bilmesi gerekir diye kolayca bir savda bulunamaz.
Belki konumac kimileyin doru olduunu bilir bilmesine,
ama i bildiini kantlamaya gelince kukucu kart daha
gl bir uslamlamann gereksinimini duyar. Simgeler gere
ken anlam tamak iin varsalar, insanlarn kimileyin sim
geler ile olgular doru elemeleri gerektiini ileri srmenin
salayaca pek bir yarar yoktur. Nitekim insanlar simgeleri
kullanrlarken de olgular doru anmsam olduklarn d
nrlerken de her zaman iin yanlabilirler. Kukucuya a
yan basaca yeri salayan da ite bu olanaktr. Demek ki,
kukucu kartnn tuttuu yol biraz olsun gelitirilmelidir,
bu soruna ynelik eitli gelitirme abalarna gnmzn
tartmalarnda sk sk rastlanmaktadr.
99
Kukucu ile kukucu kart arasndaki anlamazln do
urduu sonular bir yana, anmsay ile alglay arasndaki
benzerlikler de ayrlklar da balbana ilgintirler. Diyelim
ki, bir kimse u an incelemekte olduumuz trden bir bellek
savnda bulunurken kafasnda gerekte ilk bataki durumun
imgesi bulunuyor olsun, tpk satranta insann kafasnda bir
nceki hamlenin bulunmas gibi. O kiinin imgesini bellek
verisi diye, bir biimde ikinci yoldan duyu verisi trnden
bir ey diye grmek acaba doru mudur? Doruysa, hi de
ilse filozoflarn yaknp durmalarna gerek yok demektir,
nk bu bellek verisi o kiinin kendisi ile gemiteki durum
arasna girer, sanki o kiinin gemite kalm durumu ta
mamyla, imgeyi u an kavrad biimiyle kavrayabilme
olanan szmona filozoflar daha iyi bir dnyada anlaya
bileceklermi gibi. yi ama o kiinin imgesinin hep bir veri
olarak grlmesi zorunlu mudur? G bir soru bu. Akas
zihninde doru imgeyi ktphanede bir kitab arayan adam
gibi aratrmayacaktr. Yine de imgeyi bir gnderme nesnesi
olarak kullanabilir, en bataki durum iin verdii aklama
snn anlamn ondan skebilir. Bunu yapacak olursa, ulat
bu ey sabitlenmi verili bir ey olacandan "veri" diye
adlandrlabilecektir.
Gelgelelim, btn bunlardan imgelerin bu gibi durum
larda bulunmalarnn hep zorunlu olduu ya da bulunduk
larnda hep veri diye grlebilir olduklar sonucunu kar
mak olduka yanl olacaktr. Alg buna benziyorsa gerek
ten - anmsayn daha nce kimi ikinci yoldan duyu verile
rine kar birtakm kukular dile getirmitik - bu demektir
ki, bellek yle pek de algya benzemez. ounlukla ortada
hibir imge bulunmayacaktr, ama yalnzca itenlikle bellek
savnda bulunma yetisi olacaktr. Durum byleyse, bellek
savnda bulunulduu anda olan biten her ey, konumacnn
bilgisinin simgeselliiyle ilintili olacak, acl anlamda gn
derme nesnesi diye bir eyin de sz dahi edilemeyecektir.
Dahas, kiinin bir imgesi olsa bile sz konusu imgenin gn-
100
derme nesnesi ilevi grmesi gerekmez. nk imgelemini
ilk bataki konumun resimli bir aklamasn zihninde can
landrmak iin kullanyor olabilir. Byle bir durumda imge,
bilgisinin simgeselliiyle ilintili olacaktr. mge zihninde
retilmi gerek anlamda bir bilgi paras olacaktr, ayrca
kendisine bir kalem ile kat verilecek olsa, bilgi parasn
naslsa aynen o biimiyle herkesin grmesi iin darya y
nelik olarak retebilmi olacaktr. Bu tr bir durumda, zi
hinsel bir imgenin olmas, resme bakmaktan ok resim iz
meye benzer, dolaysyla da imgeye veri gzyle baklamaz.

101
VIII

Bu kitapta "Bilgi nedir?" sorusuna ksa, zorunlu olarak


da eksik kalacak bir yant vermeye altm. lk nce, bilgi
tr "olgu bilgisi", "eyleri nasl yapacann bilgisi", "ta
nma yoluyla bilgi" birbirlerinden ayrld, her biri tek tek
betimlendi. uras aka grld ki, bilgi genellikle yeterli
nedenlerin olmasn gerektiriyor, bu yzden bu nedenlerin
neler olduklarn soruturmak zorunlu oldu. Nedenler, " a
priori nedenler" ile "tmevarma dayal nedenler" diye iki
ayr tre ayrld, bunlarn yeterlilik ltlerinin neler olduk
lar incelendi. Bu noktaya dek srdrlen soruturma epey
ce soyuttu, konu alanndan ileri gelen somut ayrlklar da
ok az gz nnde bulunduruyordu. O nedenle bundan son
raki grev ayr ayr alanlardaki bilgi savlarn incelemek
olacakt. Bu yaplrken alanlar yle seilmi olmalydlar ki,
103
bu alanlarda u ya da bu biimde hibir bilgisi olmayan bir
kimseye dahi o alanlarda yetkinlemek zorunda olduu g
zyle baklabilsindi. O kimse bu alanlarda srasyla, algya
dayal bilgiyi, tmellerin bilgisini, bir de kendisinin nceden
alglam olduu gemite kalm olgularn belleini edin
mek zorunda kalacakt.
Geerken yle bir deinilmi, dorusu kendisine bir ek
leme yapmay fazlasyla hak eden bir soru var. Felsefecinin
balca grevi insan bilgisinin yapsn betimlemek, ola ki s
nrlarn m saptamaktr yalnzca; yoksa insan bilgisinin b
lmleri arasndaki doru ilikileri de ortaya serecek batan
aa btn bir konunun ussal bakmdan yeni batan bir ku
ruluunu mu ortaya koymaktr? Bu kitabn daha banda bir
uslamlama sunmadan felsefecinin balca devinin bilgiyi
olduu gibi betimlemek olduunu varsaymtm, umarm ki
bu varsay ilerleyen blmlerle birlikte daha bir tantlan
mtr. Ancak felsefecinin, gelime olarak grd deiik
likleri de iin iine katarak, eldeki dizgeyi niin yeni batan
kurmak zorunda olmadnn hibir gerekesi yok. Szge
limi, insanlar "Biliyorum" deyiini bir belgit olarak kullan
dklarnda, kesin olarak sylenecek olursa, bunun yalnzca
bildiklerini syledikleri eyin doruluuna duyduklar us te
melli gvenle balantsnn kurulmas zorunludur; ayn ba
lant syledikleri eyin nemiyle kurulmasa da olur. nsanlar
ounluk kimi eyleri bilmiyorlarken bildiklerini savladkla
rndan, us temelli allm gven eii yeterince yksek de
ildir, bu eiin ykseltilmesi gerekir. Hi kukusuz felsefe
ciler, betimlemek ile yeniden kurmak arasnda bir seim
yapmak zorunda deildir. 'Birbirlerinden ayr tuttuklar s
rece her iki devin de sorumluluunu yklenebilirler.
Son birka yzylda eitli byk paralar yeniden kur
ma araylar boy gstermitir. Usular insan bilgisini yeni
den dzene koyarlarken, biraz olumsal paralar yeniden yo
rumlayarak, biraz da bu olumsal paralarn younluunu
azaltarak a priori paralarn orann ykseltmilerdir. Deney-
104
ciler ise deiik bir tasla benimsemilerdir: bkmak usan
mak nedir bilmeden, "bilgi" adn almay hak etmi btn
olumsal paralarn, duyu deneyiminin dolaysz sonular o
lan olumsal paralardan gayet yerinde olarak karsanabile
ceklerini gstermeye almlardr. Hi kukusuz gndelik
yaamda insanlar olumsal bilgi paralarn edinirlerken ol
sun, bunlar alp verirlerken olsun, onlar desteklerken ya da
temellerini andrrken olsun dorudan duyularn en temel
kullanmna dek geri gitmezler. Oysa deneycilerin yeniden
kuruunun balca derdi, zerlerine btn olumsal bilgilerin
kurulduu temelleri aa karmaktr. Deneycilik ile usu
luk ya da daha doru bir deyile her ikisinin de en iyi nite
likleri birletirilebilir. Kant bu birletirmeyi, Ar Usun Eleti
risi'nde yapmay denemiti.
Deme deneyci insan bilgisini yeniden kurma iine giri
irken, byk lde duyu deneyiminin dolaysz sonula
rna ilikin grne dayanr. Btn bir yapnn birinci yol
duyu verilerinden boy attn ileri srebilir ya da ikinci yol
duyu verilerini temel olarak kullanabilir. Bunlardan han
gisini yaparsa yapsn, nsan Doas zerine Bir nceleme'deki
Hume gibi ya da Mantk Atomculuk Felsefes i ndeki Russell
'

gibi, duyulara dayal bilginin en temel paralarnn yalnzca


saltk anlamda yaln olan eler zerine sz almas gerekti
inde srarc olabilir. Baka deiiklikler yapmak da olanak
ldr. Ama hem en ok karlalan hem de en nemli seim,
daha baka koullarn konmasn gerektirmeyen ikinci yol
dan duyu verileridir.
imdi isterseniz gelin "temeller" szcnn ardndaki
dnceye daha bir yakndan bakalm. Sz konusu dn
cenin bir blmn, daha az kesin olumsal bilgi paralarnn
daha kesin paralara dayanmak zorunda olmas oluturur
ken, teki blmnyse, daha kesin paralar daha az kesin
paralar kullanmadan bamszca kurmann olanakl olmas
gerektii oluturmaktadr. Dorusu, temeller styapdan da
ha salamdrlar; styapnn yardm olmadan da ayakta du-
105
rurlar. Ama insan bilgisinin yaps gerekten de bir binann
yapsna bu denli benziyor olabilir mi? Deiik kukular du
yulabilir. Szgelimi, daha kesinlik dereceleri basamaklan
mamken algya bal b ildirim trlerinin blmlenme bii
mini dnn. Bu bildirimler konumacnn konumunu ok
az gz nnde bulunduran, konumacnn gvencelerininse
hemen hibirini gz nnde bulundurmayan biimlerde b
lmlenirler. Bir tr i dnyada bulunan eyler zeriney
ken, bir baka tr d dnyada bulunan eyler zerinedir;
bu ikinci tr kendi iinde ayrca nitelendirilmi bildirimler
ile nitelendirilmemi bildirimler diye iki altkmeye ayrlr.
Algya bal bildirimler kendi ilerinde bylesi bir yolla b
lmlendiklerinde, bir trn tek tek btn bildirimleri br
trn herhangi bir bildiriminden daha kesin olabilir mi?
Unutmayalm ki, felsefeciler olumsal bildirimlerin kesinli
ini derecelendirirken, aslnda bu bildirimlerin dillendiril
dikleri koullarla birlikte deien, ayrca dillendirenlerin ei
timlerine, renme becerilerine gre deiiklik gsteren bir
eyi derecelendirmektedirler. Nitekim, daha nce de belirtil
dii zere, temelde bildirimlerden kesin emin olan insanlar
dr, bildirimlerse kendi kesinliklerine yalnzca tretme yo
luyla yine kendileri ularlar. Bu yzden felsefeciler, bu bi
imde blmlenmi algya bal bildirim trlerinin kesinlik
dereceleri arasnda genel karlatrmalarda bulunurken, sy
lediklerinin karsna durmadan kar rnekler kyor olma
s olduka artc olsa gerektir. Szgelimi btn ikinci yol
dan duyu verisi bildirimlerinin, d dnya zerine nitelendi
rilmemi bildirimlerden daha kesin olduu savlanabilecek
tir; ama gnein parldadndan, u an karacierimin ar
yor olmasna oranla ok daha kesin eminim. Ya da birinci
yoldan bir duyu verisi bildirimi rneini aln: Pr dikkat
bulutlarn stnden aalara doru bakyorken, Kuzey Af
rika kylarn grr gibi oluumdan, o an iinde bulundu
um uan bir Boeing oluundan emin olmama oranla daha
az kesin emin olabilirim. nsan bilgisinin yaps ile bir bina-
106
nn yaps arasnda kurulmu benzeimin ilemedii nokta
lardan biridir bu. Dorusu, bir kiri tr bir bakasndan
daha salamsa, bu demektir ki birinci trden yaplm btn
kiriler ikinci trden yaplm herhangi bir kiriten daha sa
lam olacaktr.
_ nmze srlen benzeimin dier blm, yani daha
kesin bildirimlerin daha az kesin bildirimlerden hibir yar
dm almadan bamszca kurulabiliyor olmalar, ok daha
nemli olmasna karn bir o denli de kukuya aktr. Witt
genstein, Felsefece Soruturmalar'nda buna kar bir eletiri
ykseltmitir, kimi baka felsefeciler de Wittgenstein'nkiyle
eitli bakmlardan ilikili kar uslamlamalarda bulunmu
lardr. Wittgenstein'n getirdii eletiriyi yorumlamak g
tr. Savlarndan biri, bir canlnn ikinci yoldan duyu verileri
dnda hibir ey zerine u ya da bu biimde bir olgu bil
gisi yoksa, duyu verileri zerine de olgu bilgisi olamayaca
ynndedir. Bu sav, ola ki Wittgenstein'n kitabndan devi
rilmi u uslamlamayla desteklenebilir. Olgu bilgisi bildirim
lerle sze dklebilmelidir, bu arada szcklerin bildirimler
de nasl kullanlacann da belli kurallar olmaldr; demek
ki canl belli bir kural gerektii gibi izlemekte olduunu d
nd durumlar ile belli bir kural gerektii gibi izlemekte
olduunu bildii durumlar arasnda ayrma gidebilmelidir,
bu ikisi arasndaki ayrm yaplamamsa, bir kuraln gerek
tii gibi izlenmekte olduu sav dorulanamayacandan
sav anlamsz olacaktr. Ne var ki canl ancak kendi edimle
rini denetimden geirmise byle bir ayrm yapabilecek,
eer d dnya zerine herhangi bir bilgisi yoksa, elinde de
netlemede kullanabilecei hibir ey de bulunmayacaktr;
nk bellei yalnzca denetlenme gereksinimi gsteren bil
dirimler ortaya koyacak, tek denetim olana da d dnya
da bulunan eylere dayanan koullara bal denetimler ola
caktr, dolaysyla da bunlar canlnn bir iine yaramayacaktr.
Bu eletiri kimileyin "zel bir dil olanana kar uslam
lama" diye de adlandrlr. Ben burada sz konusu eletiriyi
107
daha ok ikinci yoldan duyu verileri zerine olgu bilgisi
edinme olanana kar bir uslamlama olarak sundum. An
cak, olgu bilgisinin bildirimlerle sze dklebilmesi gereki
yorsa, bu demektir ki bu uslamlama btnyle ikinci yoldan
duyu verilerine ilikin bir tr zel bir dil olacak bir dil ola
nana kar Wittgenstein'n elindeki biimiyle e lde hay
di haydi sunulabilir. Buradaki sknt "zel dil" deyiiyle
denmek istenmi olabilecek bir dolu eyin olmasdr. Szge
limi Wittgenstein'n savlarndan bir bakasna gre, gnde
lik dilin szck daarcnn bu anlamda zel olacak bir b
lmck iermesi dahi olanakszm gibi grnyor. kinci
yoldan duyu verileri zerine u ya da bu trden bir bildirimi
denetlemenin olanakl olmas gerektii anlamna gelir bu.
Belli trden bir denetleme yaplamayacak olsayd, bildirim
lerin doruluklarn gstermek iin anlarmza yaslanmam
za olanak tannmayacak, ayrca kimi baka durumlardaki
anlarmz olaan yollarla denetlemi olduumuz ynnde
ki savunu da konuyla ilgisiz diye bir kenara braklacakt. Bu
noktada stne basa basa vurgulanmas gerekir ki, bize her
iki savn geliiminde de bir denetime gereksinim duyduu
muz sylendiinden, tersi gerekletiinde ikinci yoldan du
yu verilerimiz zerine bildirimlerimiz brakn gvenilir ol
may anlaml bile olmayacaklardr, doru kurulmu olduk
larn dndmz savlarmzn btn hepsi de dorula
namaz olacaklardr.
Acaba bu iki sav da geerli midir? Denetlenemez bildi
rimler hkmn titizlikle uygulamasna bakarak ikinci sav
dan kuku duyulabilir. Bu denli keskin bir dorulanabilirlik
ilkesini ikinci yoldan duyu verilerine ilikin btn bildirim
lere uygulamak gerekten de temellendirilebilir bir ey mi
dir? Bataki dorulamaya ek olarak bir denetleme olana
daha olmas gerekir mi hep? Her durumda, iki savdan yal
nzca ilki kantlanabilmi olsa bile, ikinci yoldan duyu veri
leri zerine btn bildirimleri, d dnyada bulunan eyler
den yardm almadan kurmann olanaksz olduunu gster-
108
mek iin yeterli olacaktr bu. nk nasl ki kimi durumlar
da denetlenmemi bellee yaslanmak durumunda kalyor
sak, kimi baka durumlarda da bellei denetlemi olduu
muzdan, hi kukusuz her bakmdan olmasa bile belli ba
kmlardan - ikinci savn her bakmdan d dnyaya dayan
mamz gerektiinde steledii gibi - yine de d dnyaya
dayanyor olmamz gerekir. Hep d dnya bilgimize yas
lanmak zorundaysak, insan bilgisinin yaps ile bir binann
yaps arasnda kurulmu benzeimin ikinci blmn yka
caktr bu. "Temeller" belli bir lde "styap"ya dayanrlar
nk.
Son yllarda benzeimin bu temelsiz yanna kar baka
uslamlamalar da ileri srlmtr. Pek ok felsefeci, hibir
canl iin yalnzca ikinci yoldan duyu verilerine ilikin olgu
bilgisi edinebilmenin olanakl olmadn ne srmek yerine,
gnlszce ama ok daha gven iinde bu ikinci yoldan du
yu verilerini betimlerken kullandmz szck daarcnn
znde d dnyada bulunan eyleri betimlerken kulland
mz szck daarcna bal olduunu, insanlar arasnda
paylalan hibir szdaarnn da bu ballktan kanama
yacan savunmutur. "Sol ayam gidiiyor" dersem, bu
tmcedeki eylem bile kanamaz bundan . nk anlam
renilebilir, dahas yalnzca duyumu aa karan uyaranla
balantlar yoluyla, kendisine verilmi doal tepkilerle, ken
disini ileten eylerle, betimleri d dnyaya ayn yollarla
ilitirilmi br duyumlara olan benzerlikleriyle korunabilir.
Bu noktada alg zerine olan blmde deinilmi ikinci yol
dan duyu verisi kuramlarna kar kimi baka uslamlamalar
anmsamaya deer. Dorusu bu uslamlamalarn hepsi de ay
n bee giriyorlar. Hepsi de ikinci yol duyu verilerine ili
kin btn bildirimlerimizin bamszca kurulmasna olanak
tanyan bir biimde insan bilgisini yeniden dzene koyma
giriimine kar yneltilmilerdir.
Bu bekte yer alan uslamlamalar Wittgenstein'n soru
turduu sorunun adresini doldurmadan olduu gibi brakr-
109
lar. nemle vurguladklar nokta, olgu bilgisinin btnyle
ikinci yol duyu verilerine ilikin olmas olanakl olsa bile,
olgu bilgimizin bu olana en azndan imdilik gerekletire
bilecekmi gibi grnmedii, kkten deiiklikler olmadka
da bu durumu deitiremeyeceidir. Aksi dnldnde
olgu bilgisinin dile getirildii szdaar, d dnyay betim
lemek iin kullanlan szdaaryla btn balarn koparm
olacaktr, bylesi bir kopu bir kii ile bir bakas arasndaki
btn iletiim olanan da ortadan kaldracaktr. Peki o za
man geride kalan bir dil bile olsa, dilimizin ne hakknda ol
duunu nasl bileceizdir? stelik, P. F. Strawson'un Tekler'
de ileri srd gibi, bundan kaynaklanacak kopu ile dei
iklikler yalnzca ikinci yoldan duyu verilerini nasl betimle
diimizi deil, hem onlar nasl topladmz hem de be
timlemezden nce kendilerine nasl bavurduumuzu da et
kileyecektir. u an bu duyu verilerine, bu verileri tayan bir
kiinin bedeninin tanmlanabilirliinin dorudan ya da do
layl olarak dayand durumlara gndermede bulunuyoruz.
Bunu da bir kenara brakacak olsak acaba halimiz nice o
lurdu?

1 10
Kaynaka

Austin, John Langshaw, Philosophica/ Papers, III. Blm "Other


Minds" (Proceedings of the Aristotelian Society, Ek Cilt, Cilt XX' den
alnarak yeniden baslmtr); X. Blm "Performative Utter
ances", Oxford: Clarendon Press, 1961.
Austin, J. L., Sense and Sensibilia, Oxford: Clarendon Press, 1962.
Ayer, Alfred Jules, The Problem of Knowledge, Londra: Macmillan ile
New York: St. Martin's Press, 1956. Bilginin yeti olarak zm
lenii stne bir tartma iin bkz. 1. Blm.

Ayer, A. J., Language, Truth and Logic, gzden geirilmi ikinci ba


sm, Londra: V. Gollanez, 1946.
Berkeley, George, A Treatise Concerning the Principles of Human
Knowledge, Chicago: Open Court Publishing, 1903.
Hume, David, A Treatise of Human Nature, yay. L. A. Selby-Bigge,
Oxford: Clarendon Press, 1955. Zorunlu balant tasarmna ili-

111
kin verdii aklama iin bkz. 1. Cilt, III. Kesim'e, zellikle de XIV.
Blm'e.

Hume, D., An Abstract of a Treatise of Human Nature, yay. J . M.


Keynes ile P. Sraffa, Cambridge: The University Press, 1938. (Ay
rca Hume: Theory of Knowledge'de yeniden baslmtr, der. D. C.
Yalden-Thomson, Edinburgh ile New York: Nelson, 195 1 , s. 245
ile onu izleyen sayfalar.)

Kant, Immanuel, Prolegomena to any Future Metaphysics, L. W.


Beck'in yazd nszle birlikte, New York: Liberal Arts Press,
195 1 .

Locke, John, An Essay Concerning Human Undcrstanding, yay. A . C.


Fraser, New York: Dover Publications, 1959.

Mill, John Stuart, A System of Logic, New York: Harper, 1904. Ne


densellik yasasna ynelik tartmas iin bkz. III. Kitap, 5. ile 21.
Blmler.

Russell, Bertrand, Problcms of Philosophy, New York: Oxford Uni


versity Press, 1 959; "tanyarak bilme" ile "betimleyerek bilme"
arasnda yapt ayrm iin bkz. V. Blm (ayrca bkz. Mysticism
and Logic, Londra ile New York: Allen and Unwin, 1951, X.
Blm.)

Russell, B., Thc Philosophy of Logical Atomism, Essays in Logic and


Knowledgc iinde, yay. R. C . Marsh, Londra: Allen and Unwin,
1956.

Russell, B., Hman Knowlcdge, lts Scopc and Limits, Londra: Allen
and Unwin ile New York: Simon and Schuster, 1948.

Ryle, Gilbert, Thc Conccpt of Mind, Londra ile New York: Hutchin
son's University Library, 1949. zellikle bkz. "eyleri nasl yapa
can bilme" zerine yazlm Il. Blm ile "yeti ii olarak bil
gi"nin zmlenii zerine yazlm V. Blm'e.

Strawson, Peter Frederick, Individuals, An Essay in Descriptivc Meta


physics, Londra: Methuen, 1959.
Wittgenstein, Ludwig, The Bluc and Brown Books, Oxford: Blackwell,
1958.

Wittgenstein, L., Philosophical Invcstigations, Almancasyla birlikte,


G. E. M. Anscombe'un yapt ngilizce eviriden oluan ikidilli

112
basm, ikinci basm, Oxford: Blackwell, 1958.
Wright, Georg Henrick Yon, The Logical Problem of Induction, gz
den geirilmi ikinci basm, Oxford: Blackwell, 1957.

Kitapta Anlan Felsefe Metinleri in


Trke Kayn ak a
Ayer, Alfred Jules. Dil, Doruluk ve Mantk, ev. Vehbi Hacka
dirolu, (stanbul: Metis Yaynlar, 1984).
Berkeley, George. nsan Bilgisinin lkeleri zerine, ev. Halil Turan,
(Ankara: Bilim ve Sanat Yaynlar, 1996).
Hume, Oavid. nsan Doas zerine Bir nceleme, ev. Aziz Yardml,
(stanbul: dea, 1997)
Kant, Immanuel. Gelecekte Bilim Olarak Ortaya kabilecek Her Meta
fizie Prolegomena, ev. oanna Kuuradi ile Yusuf rnek, (Ankara:
Trkiye Felsefe Kurumu Yaynlar, 1995).
Locke, John. nsan Anl zerine Bir Deneme, ev. Vehbi Hacka
dirolu, (stanbul: Ara Yaynclk, 1992).
Russell, Bertrand. Felsefe Sorunlar, ev. Vehbi Hackadirolu, (s
tanbul: Kabalc Yaynevi, 1994).
Wittgenstein, Ludwig. Felsefi Soruturmalar, ev. Deniz Kant, (s
tanbul, Kyerel, 1998)

1 13
Kitapta Geen Felsefe Terimleri in Szlke*

aklama ( explanation/explication) : belli yasalar, ilkeler ya da genelle


meler uyarnca birtakm olgular birtakm baka olgularla ilikilendirerek
anlalr klma etkinlii; eyleri aralarndaki nedensel ilikilere odaklana
rak anlatma ya da dile getirme sreci; nesnelerin, olaylarn, ilikilerin
neden varolduklarn, hangi koullar altnda nasl meydana geldiklerini
ak klmak amacyla yrtlen bilgi sunma aratrs; dnlebilecek
her trden anlaml soruya karlk olarak verilen geerli uslamlamalarla
desteklenmi kendi iinde tutarl nermeler kmesi.
amaz (paradox) : doruluu kabul edilmi ncllerden geerli yollarla
karsanm olmasna karn kendiyle elikili bir sonucu temellendiren
uslamlama yaps. Amazlar, ilk bakta doru ncllere dayanyor gibi
grnmekle birlikte, ounluk ya belli bir uslamlama ilkesinin ya da b
tn bir usyrtme srecinin dayand varsaymlarn yanlln aa
vuran bir dnme srecine konudurlar. Nitekim amazn domasna
kaynaklk eden yanl ilkeler ile varsaymlarn aka ortaya konmas,

' Szlkede yer verilen madde balklarnn ok daha geni aklamalar iin bkz.
Felsefe Szl, hazrlayanlar: Abdlbaki Gl, Erkan Uzun, Serkan Uzun,
mit Hsrev Yolsal, (Ankara: Bilim ve Sanat Yaynlar, 2002).
115
amazdan kurtulmak ya da amazn zme kavuturulmas diye adlan
drlr. Felsefe tarihinin zerlerine ok sz sylenmi en nemli amazlar
kukusuz "Zenon Amazlar"dr. Varolan amazlar zme kavutur
mak gnmzde zmleyici felsefenin temel aratrma konularndan bi
rine karlk gelmek"tedir. Bu balamda stnde en ok durulan amazlar
arasnda "yalanc amaz, "berber amaz" , "nsz amaz," "Russell a
maz" saylabilir.
adclk (nominalism) : kavramlarn gerek anlamda bir varlklar olduu
dncesini btnyle yadsyan, btn tmel kavramlarn tek tek eyle
rin aralarndaki ortaklklar zerinden gidilerek oluturulmu genel ad
lardan, gstergelerden ya da szcklerden te bir anlamlar olmadn
savunan felsefe anlay; kullandmz szcklerin, yaptmz tanmla
rn, kendileri araclyla dndmz tasarmlarn, hatta konutuu
muz dillerin eylere gndermek anlamnda nesnel bir anlamlar bulun
madn, bunlarn gerek nesnelerle de gerekliin herhangi bir ynyle
de ilintili olmayp btnyle insanolunun eylere ykledii adlarla be
lirlendii gr temelinde oluturulmu felsefe retisi.
alg (perception) : duyular araclyla algya uygunluk gsteren her tr
den grngnn deneyimlenmesi etkinlii, dnyada varolan eylerin dc
neyimlenmesine bal olarak duyumlarda tanan farkndalk; duyu or
ganlaryla edinilen btn duyumlar ya da duyusal uyarmlar temelinde
d dnyay kavrama yetisi. Alglama sreci her durumda iki kenarl bir
sretir. Buna gre, duyular araclyla hem dmzdaki nesnelerce et
kilenebilme yetimizden hem de bu nesneleri kavramlar altnda toplaya
bilme yeteneimizden olumaktadr. Algnn zmlenmesi ile algya bal
bilgiye ynelik kukucu uslamlamalar zmleyici felsefenin temel ara
trma konular arasndadr. Yine bu ayn balamda, algladmz eylerin
yani alg nesnelerinin duyularmzca nasl almlandklar, teki nesnelerle
nasl bir iliki iinde olduklar kendisine srekli yant aranan sorular ara
sndadr.
analitilr/entetik (analytic/synthetic): bgi ile doruluk balamnda yar
glarn tad felsefi znitelik; nermeler, uslamlamalar ya da her tr
den bilgi savlar arasnda yaplan mantksal ayrm. Kant'n yapt bii
miyle bu ayrma gre, bir yargnn yklemindeki kavram zaten znesinde
bulunuyorsa analitik, znesi ile ykleminde bulunan kavramlar birbirin
den bamszlarsa sentetik yarg diye adlandrlr. Dolaysyla, bir bildiri
min analitik olarak doru olmas demek, ya tad mantksal biim ne
deniyle ya da kendisini oluturan terimlerin anlamlar nedeniyle doru
olmas demektir. Ayn tanm bir baka biimde dile getirilecek olursa,

116
eldeki nerme yalnzca kendi terimlerinin anlamlarna bal olarak
zmlendiinde doruysa yani bir esz ieriyorsa analitik, buna kar
kendi terimlerinin anlamlarndan ayr olarak doruysa, doruluu an
lamlarnn zmlenmesine indirgenemiyorsa yani nermenin yklemi
nermenin znesine yeni bir bilgi yklyorsa sentetik bir nermedir.
rnein, "Hibir bekar kii evli deildir" ile "Btn genler kenar
ldr" nermeleri, bekarlk kavram "evlenmemi olma"y, ayn biimde
gen kavram da kenarl olmay ierdiinden analitik birer nerme
dirler. te yanda, "Ankaragc bir futbol takmdr" ile "Masann ar
l 70 kg'dr" nermeleri znelerinde ierilmeyen yeni bir ey syledik
lerinden tr birer sentetik nerme rneidirler. Deneyciler analitik/
sentetik ayrmnn genellikle a priori/a posteriori ile zorunlu/olumsal ay
rmlaryla kol kola yrd dncesindedirler. Sz konusu mantksal
ayrm, zorunlu ile olumsal nermeler arasnda yaplan metafizik ayrm ile
a priori nermeler ile a posteriori nermeler arasnda yaplan bilgiku
ramsal ayrmla birlikte modern fe lsefenin genel erevesini izmektedir.
Nitekim Kant'n nl uslamlamas a priori zorunlu nermelerin sentetik
olduklar ynndedir. Gnmzde ayrmn yetkinlii stne derin bir
gr ayrl sz konusu olmakla birlikte, sentetik nermelerin dnya
stne bir ey syledikleri genellikle kabul grmektedir. Terimceyi geli
tiren Kant ayrmn korunmasn zellikle vurgulam, sentetik a priori
yarglarn olanakl olduunu savunmutur. Buna karn ada zmle
yici felsefeciler Quine'n at yoldan yryerek ayrm btnyle te
melsiz bulmaktadrlar. Quine yarglar arasnda bu denli keskin ayrmla
rn yaplamayacan, nk dile getirildii btn bir dil dizgesi iinde
yaplacak uygun deiikliklerle bir nermenin analitik bir nerme olmak
talnn yadsnabilir olduunu ileri srmtr. zmleyici felsefe ba
lamnda yaplan ada tartmalarn nemli bir blm, Quine'n ayr
m bir deneycilik dogmas olarak nitelendirdii eletiriden yola koyul
maktadr.
anlk (intellect): insan zihninin anlay ya da kavray gcn; insann
anlama ya da bilme yetisini dile getirmek iin kullanlan felsefe terimi.
Duyular ile duyumlar yoluyla bilgi edinme srecine ya da duyular arac
lyla alglayp anlama yetisine kart olarak dnlen anlk, dnme
gcn oluturan kavramlarla dnebilme yetisine karlk gelmektedir.
apriori/aposteriori (nsel/sonsal) : bilgi ile doruluk balamnda yargla
rn tad felsefi znitelik; nermeler, dnceler, uslamlamalar ya da
her trden bilgi savlar arasnda yaplan bilgikuram ayrm. Buna gre, a
priori olan birey btnyle deneyden bamsz olma anlamnda deneye

117
nsel olma ya da deneyden nce gelme bildirirken, a posteriori olan bir
ey btnyle deneye baml olma anlamnda deneyden geliyor olma ya
da deneyden kyor olma bildirir. Bu balamda apriori nermeler apos
teriori nermelerin tersine deneyden bamsz olarak us yoluyla karm
lanabilen ya da uslamlamada bulunarak temellendirilebilen nermeler
dir. Daha ak bir deyile sylenirse, apriori nermeler aposteriori ner
melerin tersine, doruluklarn aa vururlarken kendileri dnda baka
hibir eye gereksinim duymazlar. Nitekim apriori bir uslamlama genel
ilkelerden tmdengelimli dnme yoluyla karsanabilen uslamlamay
ken, aposteriori bir uslamlama dorudan duyu verilerinden ya da alglar
dan edinilmi zgl bir bilgiye dayandrlm bir uslamlamadr. Buna
gre, bir apriori nermenin zorunlu doruluu olgulara gitmeksizin yal
nzca us ile deerlendirilebilir, ama aposteriori bir nermenin doruluu
her durumda eitli olgulara bavurmak, onlarn snamasndan gemek
yoluyla bulgulanabilirdir. Szgelimi, "4 + 5 = 9" nermesi a priori ola
rak bilinirken, "Kimi gller tuzludur, kimi gller tatl" nermesi ancak a
posteriori olarak bilinir. Felsefe tarihinde ilksav ya da ilk ilkeler gibi belli
apriori dorularn dorudan sezilerek bilindikleri, buna kar aritmetik
ile mantktaki belli apriori dorularn ise teki apriori bilgilerden kar
sanarak bilinebildikleri dnlmtr. Bunun en iyi rnei klit (Euk
leides) geometrisidir. Bu anlamda "btn ikizkenar genler ikizkenarl
dr" nermesi duyu deneyiyle ortaya konabilse de, bu nermenin temel
lendirilmesinin ya da matematiksel kantlamasnn duyu deneyiyle ya
plmas hibir durumda olanakl deildir. Usular, apriori dnceler ile
ilkelerin btn bilginin temelinde yattn vurgularken, deneyciler apri
ori nermelerin yeni bilgi salamadklarndan analitik nerme olmaktan
ileriye gidemeyeceklerini, dolaysyla da btn bilgilerin aposteriori ner
meler stne kurulu olduklarn dnmektedirler. Bu iki konuma kar
Kant, sentetik a priori yarglarn olanakl btn deneyimlerin nkoulu
olduklarn, matematik ile bilimin temelini oluturduklarn ileri srm
tr. te yanda, nde gelen zmleyici felsefecilerden Kripke, "zorunlu"
ile "olumsal" arasnda yaplan ayrma dayanarak yaplan bu ayrmn b
rakn doruluunu varlnn sznn edilmesine dahi kar kmaktadr.
arqtrma (investigation, inquiry} : bir sorunu zmeye ynelik olarak ya
da birtakm olgular stne bilgi toplama amacyla yrtlen kendi iinde
tutarl, btnlkl, ama ynelimli felsefe izlencesi. Soruturmann e
anlamls olarak da kullanlan kuramsal ya da deneysel ierikli inceleme
etkinlii.
atomculuk (atomism): en genel anlamyla btnn paralarnn topla-

118
mndan te bir ey olmadn ileri sren felsefe anlay; gerekliin ya
ln, olduklarndan daha fazla blnemeyen, birbirinden btnyle ayr
birimlerden ya da yaptalarndan ( atomlardan) olutuu dncesi s
tne kurulu felsefe kuram; evrenin birbirinden bamsz, kendine yeter
atomlardan olutuunu, buna bal olarak evrenin eksiksiz bir betiminin
evreni oluturan btn atomlarn yerleri ile devinimlerinin aklanma
syla verilebileceini savunan felsefe retisi. Demokritos eskia atom
culuunun en ok dikkat eken filozofudur. Buna karlk, modern atom
culuk retisinin bilinen en iyi rnei Leibniz'in " monadlar"dr. Ayn
biimde Locke'un yuvarlar retisinde atomculuun izleri aklkla g
rlmektedir. te yanda bir baka deneyci Hume, atomculuk retisinin
modern biimini grngc terimlerle yeniden yaplandrmtr.
belgit ( voucher):
bir nermenin doruluunu kantlamak iin gsterilen,
doruluu daha nce kantlanm nerme. Doruluu kukuya yer brak
mayacak bir aklkla kabul edilmi bir nerme yoluyla baka bir ner
meyi kantlama ilemi.
bellek ( memory) : gemite yaananlar gerek somut varlklar olmad
halde tasarmlar, imgeleri, grntleri yoluyla imdiye ararak dn
meyi salayan zihinsel ilev; deneyimleri, duyumlar, izlenimleri, alglar,
kavraylar yeniden canlandrmak zere saklayarak tutma yetisi; gemii
imdiye tama gc; gemite tank olunanlarn saklanp tutulduklar
varsaylan zihinsel yer; gerek bilginin gerekse kiisel zdeliin ("ne ol
duumuzun") oluum srecinin zsel bileeni; anmsayan znenin ge
mite alglad nesnelere, yaad deneyimlere, kavrad gereklere ili
kin bilgi halini almam grs; gemite yaanm bilin durumlarn
imdideki bilin durumlarna tamay salayan farkndalk; zaman kur
duu, zamanla girilen ilikiyi belirledii dnlen i zaman yaants.
biimsel (forma/): bir konunun ieriiyle ilgili olmaktan ok d yzyle
ilikili olma, dncelerin ya da nermelerin ne syledikleri yerine nasl
dile getirilmi olduklar balamnda soyut yaplar ya da rntlerine uy
gunluk gsteren. Szgelimi biimsel mantk, bir uslamlamann tek tek
nermelerinin ierikleriyle deil, yalnzca doruluk deerlerinin yapsyla
ilgilenmektedir.
bildirim. (statemet): belli birey bildirmesi anlamnda bildirici olan bir
tmcenin ierii. En ok karlalan kullanm nermedir. "Bugn hava
gneli olacak", "Dnk gazetede tam da bu konuyla ilgili ok iyi bir
aklama vard", "Demokratik toplumlarda btn siyasetiler seimle i
bana gelirler, seimle ibandan giderler" , "Trkiye yedi ayr corafi
blgeden olumaktadr" tmceleri ak birer bildirim rneidirler.
119
bilgi ( knowledge) : zihinde kavranarak temellendirilmi doru inan. Pla
ton'dan bu yana hemen btn batl felsefeciler, sayacamz u zo
runlu yeter neden temelinde yaplan yanltc olacak denli yaln bu bilgi
tanmn benimsemilerdir. Buna gre, bir nermeyi ancak ama ancak u
koullar yerine geldiinde biliyorumdur: (a) nermeyi itenlikle olurlad
mda; (b) nerme doru olduunda; (c) olurlamam yetkin bir biimde
nermenin doruluuna dayandnda. Bununla birlikte, tanmn her
esinin de doru zmlemesinin ne olduu tartmaya aktr. N ite
kim, felsefeciler inancn doasna ilikin baka baka grler savun
mular, birbirinden deiik doruluk kuramlar gelitirmilerdir. Bat
kaynakl bilgikuramnn nemli bir blm daha ok nc e stne,
yetkin bir bilgi temellendirmesini tam olarak neyin oluturduu stne
odaklanmtr. Bu soru karsnda, usular ile deneyciler bilgiyi temel
lendirirken bavurulacak kantlarn kaynaklar stne derin bir ayrlk
sergilemektedirler. Kukucular nc koulun hibir zaman karlana
mayaca dncesiyle yaplan bilgi tanmna kesin bir dille kar kar
lar. ada zmleyici felsefeciler, Gettier' in "Tcmcllendirilmi Doru
nan" balkl byk yanklar uyandran ksa yazsndan bu yana, bu
koul yerine geldiinde dahi bilginin yetkin bir biimde temellendiril
memi olaca ynnde eitli tanmlamalar sunmaktadrlar.
bilgi kuram [bilgi felsefesi] ( epistemology, theory of knowledge) : bilgi
nin doas, kayna, ltleri, geerlilii balamnda u veren sorular
btn ynleriyle yantlamaya alan geleneksel felsefe dal. Bilginin na
sl elde edildiini, hangi ltlerle bilinebileceini, bilgi savlarnn nasl
teme!lendirileceklerini soruturan felsefe aratrmas.
bilimsel yasa ( scientific faw): doru olan ya da doru olduu dnlp
de kesinlemesi ya da kantlamas salam yaplm genel ilke. Gerekilik
ynelimli anlaylarda, bilimin yasalar btn her eyin meydana gelii
nin balca nedeni, varolan hereyin kendisine gre olduu nedensel ya
salar olarak anlalmaktadr.
bilin ( consciousness) : kiinin kendisine, yaantlarna, evresine, teki
kiilere, bir btn olarak iinde yaad dnyaya ilikin farkndal, ya
anan deneyimlerden kendiliinden doan kendinin ayrdnda olma g
rngs; znenin duygularna, alglarna, bilgilerine ve kavraylarna
bal olarak kendini anlama, tanma ya da bilme yetisi; bilme edimi ile
bilinen ierik arasndaki ilikiyi her ikisini de ierecek biimde bir st
dzeyde kurabilme becerisi; ac ekme, isteme, bekleme, d krklna
urama, korkma gibi belli bir nesnesi bulunan btn "geili" yaama
edimlerini olanakl klan ana ilke; dnen znenin kendi stne dne-

120
rek, kendisini kendi dnceleriyle kavramas, kendisine bir bakas ola
rak dardan bakmas durumu; "iebak" yoluyla zihnin kendi deneyim
lerinin gerekliini kavrama edimi; zihinsel yaamn gemi duyumlar,
alglar, bilgileri bellekte tutma yetenei; kiinin kendi iinde yaadkla
rna ya da darda olup bitenlere ynelik incelmi sezgisi, btn yaadk
larna ilikin genel grs; znt, sevin, hzn gibi tek tek yaant du
rumlarna ilikin kendilik izlenimleri, eylerin kiiye nasl grndne
ynelik grngbilimsel yaantlar btn.
blflmleme ( classification) : eyleri tadklar ortak zellikler temelinde
eitli beklere ayrarak dzene koyma ilemi; snflandrma ya da bek
lendirme. eyleri dzenlendikleri biimleriyle, yerletirildikleri bilgiku
ramsal bekler dorultusunda anlama sreci.
kann ( inference) : mantksal usyrtme biimi iinde kalarak dn
me; bir sonucu eldeki verilerden ya da verilen ncllerden tutarl bir bi
imde ussal yolla tretme; ortaya konan bir sav uygun temellendirme
lerle destekleyen usyrtme sreci. ncller ya da kantlar temelinde
usa bal olarak sonu karma ilemi: karsama.
&Om1eme ( ana/y;'s) : karmak bir kavramn ya da bildirimin rtk
anlamn aa karmak iin en yaln bileenlerini ortaya koyana dek
paralarna ayrma sreci ya da ilemi. Frege, Russell, Moore, Wittgens
tein gibi felsefecilerin yaptlarnda etkinlikle uyguladklar, byk lde
modern mantn geliim gstermesi srecine kout olarak biimlenen
zmleyici felsefe anlaynn temel yntemi. Yntem, felsefe sorunlar
nn ancak grnrdeki yaplarnn gerek mantksal yaplaryla deiti
rilmesiyle alabilecei dncesine dayaldr. zmleme ynteminin
nemi ile deeri, kendisinde bulunduu dnlen bir amaz nedeniyle
gnmzde olduka byk bir kan kaybna uramtr. Buna gre, yap
lan btn zmlemeler eer anlaymzda kkl deiikliklere neden
oluyorlarsa bu onlarn tutarsz ya da yanl olduklar anlamna gelir. Yok
eer bu trden deiimlere yol amyorlarsa yeni bilgi salamadklarn
dan tr bu kez de nemsiz diye deerlendirilmeleri gerekmektedir. Bu
radan kan sonu, bir zmlemenin eninde sonunda' ya yetersiz olaca
ya da hibir bilgi vermeyeceidir. Amazn stnden gelinemeyecek bir
hal almasna bal olarak, yakn dnemlerde kendisini zmleyici felse
feci diye tanmlayan pek ok dnr zmleyici izlenceyi terkettiklc
rini aklkla dile getirmilerdir.
zOm]eyicl felsefe (analytical philosophy) :
bilimde, felsefede, gndelik
dilde kullanlan terimlerin, kavramlarn ya da tmcelerin mantksal ile
dilsel bakmdan zmlenmeleri stne younlaan, yirminci yzylda
121
felsefe tarihinin birikimlerini hie saymak pahasna bal bana zerk bir
konuma ykselmi felsefe yapma biimi. Genellikle dilin gndelik dn
yadaki kullanmlarnda dile getirilen bildirimlerin yapay yaplarnn ar
dnda kendisini aa vuran mantksal ya da felsefi varsaymlarn ortaya
aka konmalar amacyla yrtlen bir dizi felsefe yntemine gnder
mektedir. zmleyici felsefe anlayna bal felsefecilerin hemen b
tn bilimin baarlarna byk bir sayg duyarlar, bu yzden de felsefe
nin olabildiince "bilimselletirilmesi" gerektiini savunurlar. ok dei
ik biimlerde olmakla birlikte, felsefe zmlemesi yntemi hemen b
tn mantk olgucularca itenlikle benimsenmi, Moore, Russell, Witt
genstein, Ryle, Austin, Bergmann, Quine gibi felsefecilerce etkinlikle
uygulanmtr. En ok ngiltere ile Amerika'da etkili olan bu felsefe an
lay, tam karsnda yer alan kta felsefesince btn bir felsefe etkinli
ini ar teknikletirip yalnzca alann uzmanlarna ak bir disiplin hali
ne getirmekle sulanmtr. Yazlarnda zmleyici felsefe ile kta felse
fesi arasnda nc bir felsefe yapma olanan aratran Rorty,
zmleyici felsefecilerin "kanmayan yerleri kayarak tahrie yol atkla
rn" belirtmeyi felsefenin gelecei asndan gerekli grmtr.
deney nermesi (experimental proposition) : belli bir olgu balamn be
timleyen, stne konutuu olgunun varln doru klan nerme; do
ruluu mantk kurallarna deil olgularn kendilerine dayanan, deneye
bavurularak snanmas gereken tmcenin, nerme ya da bildirimin ie
rii.
deneyd1ik ( empiricism) : btn bilgilerin yalnzca dnyada deneyimle
diklerimizden doduunu, tm bilginin duyu deneyi ile algdan ileri gel
diini savunan felsefe anlay. Deneyci retiler, hibir eyin deneyden
nce gelemeyecei, deneye nsel olamayaca sav temelinde usuluun
"doutan dnceler retisi"ne kesin bir dille kar karlar.
deneyael olanakllk (experimental possibility) : hibir biimde doa ya
salarn ya da olanakl btn deneylerin koullarn inemeden belli bir
olgu balamnn dnlmesi, tasarlanmas, dile getirilmesi.
dt dilnya (external workf) : bilincin dnda olan, "ben"den ayr olan
eylerin tm; algdan, alglayandan ve onun bilgisinden bamsz d
gereklik; zihin ile zihnin ieriklerinin dnda olan eylerin oluturduu
dnya.
dil (language) : bilgi, dnce, duygu aktarmak gibi en temel anlatm
kipleri dorultusunda szl ya da yazl iletiimde bulunurken kullanlan
gstergeler ya da simgeler dizgesi; bunlarn birbirleriyle nasl ilikiye ge-

122
eceklerini belirleyen kullanm kurallar btn.
dolruluk ( truth) : nermelerin, bildirimlerin, dncelerin ya da yargla
rn herkes iin evrensel anlamda gerekliklerini niteleyen felsefe ykle
mi; bilgi etkinliinin temel kavram. Uygunluk doruluk kuramlarna g
re, bir bildirim bildirdii olguya uygun dyorsa doru, yok dmyorsa
yanltr. Tutarllk doruluk kuramlarna greyse, bir nermenin ya da
bildirimin doruluu teki nerme ya da bildirimlerle hibir elikiye ko
nu olmakszn tad tutarllk temelinde belirlenir. Gemii olduka es
kilere dayanan bu iki klasik doruluk kuramna kar, yirminci yzylda
"pragmac doruluk kuramlar", "iletiimsel-uzlamsal doruluk kuram
lar", "azaltc doruluk kuramlar" gibi yeni doruluk aklamalar yapl
maktadr.
dolut3n d6Qnce1er ( innate ideas) : deneyden bamsz olarak zihinde
varolduu dnlen en temel kavramlar ya da tasarmlar. Duyu deneyi
yoluyla elde edilmek yerine insann temel bileenleri olarak doasnda
bulunduu kabul edilen, insann yeryzne gelirken eti kan gibi kendi
siyle birlikte getirdii dnlen dnceler. Doutan dnceler tasa
rm usuluun en temel retisi olmas bir yana usuluun teki pek
ok retisinin de temelinde yatmaktadr. Bu anlamda szgelimi, Sok
rates ile Platon doutan dncelerin btn hereyin kendilerinden pay
ald Formlar'n dorudan dnsel sezgilenii yoluyla edinildiklerini
ileri srmlerdir. Bata Descartes olmak zere pek ok usu "ak ve se
ik" znitelii tayan doutan dnceleri gerek bilginin kayna ola
rak deerlendirmitir.
duyu/lar ( sense) : zihnin d dnyadan etkilenmesini salayan kanallar.
Eretilemeli bir anlamda sylenecek olursa, "algnn kaplar". Aristote
les'ten bu yana geleneksel olarak be ayr duyu olduu dnlmtr:
tat, dokunma, koklama, iitme, grme. Bilginin edinilmesi srecine y
nelik olarak yaplan aklamalarda duyular arasnda ounluk grme ile
iitmenin ne kt bir nem sralamas yaplmtr.
duyu verisi (sense-datum) : zellikle deneyci ile tasarmc alg kuramla
rnda duyulara verilen, duyu organlarnca alglanan; kendileri dnda
baka hibir eyin varln tantlamayan dolaysz duyum nesneleri, du
yular yoluyla dorudan alglanan nesneler, olaylar, grngler. Bu ba
lamda, algya verili herhangi bireyin olup olmad, neyin algya verile
bilir neyin algya verilemez olduu, verili olann ortakgrnn alglad
dsal nesnelerle ilikisinin nasl kurulaca zmleyici felsefeciler ara
snda genellikle en ok tartlan sorunlardr. Duyu verisi zellikle tasa
rmc alg kuramlarnda, sensa ya da sensibilia diye de anlmaktadr.
123
duyum (sensation) : d dnyaya ynelik farkndalmz oluturan alg
deneyimi, duygulanm ya da yaants; alg deneyiminde grntler,
sesler, tatlar, kokular, dokunular gibi algsal duyum biimleri araclyla
d dnyann dorudan, hibir aracya konu olmadan deneyimlenmesi.
Deneyciler, duyumlarn dnyaya ilikin a posteriori bilgimizin temelini
oluturduu dncesindedirler. Buna kar usular, duyumlardan edi
nilenlerin her durumda aldatc ya da yanltc olabilecei dncesiyle
duyumlar salam bilginin nndeki en nemli engellerden biri olarak
grmlerdir. Locke duyumlar "yaln idealar" diye, Hume ise "izlenim
ler" diye tanmlamtr. Kant'a greyse, duyumlar zaman ile uzamn a
priori biimleri olduu alg deneyiminin malzemeleridirler. ada
zmleyici felsefede, duyumlar yani duyumsanan ayrt edici nitelikler ge
nellikle "qualia" diye adlandrlmaktadrlar. Zihin felsefesi tartmala
rnda ise, zihnin ierikleri arasnda grlen somut tikel duyumlar genel
likle soyut genel-tmel kavramlarn tam karsna yerletirilerek ele aln
maktadrlar.
"doOnce" (ide;): genel olarak, bilinli dnmenin ierii, dnmenin
yneldii ey. Trkede kimileyin ide kavramyla da karlanan, bu an
lamyla Platon'un dealar Kuram'ndaki kullanmnn dnda "dnce"
( fikir) , "tasarm" ( tasavvur) , "kavram" (mefhum) gibi szcklere kar
lk gelen "idea" kavram, felsefe tarihi boyunca birbirleriyle ilikili de ol
sa birok farkl anlamda kullanlmtr.
datilnOm(lil)(reflection; reflexive} : bir dnceyi gerek ilikileri iinde
grerek anlamak iin harcanan dnsel aba; kiinin kendi duygu ve
dncelerinin, yaantlarnn ieriini kendi iine dnerek gzlemleme
y i denemesi; dncenin kendi stne dnerek dnd eyin kendisi
stne dnmesi. Locke'a gre, kendisi yoluyla zihnin kendi duyum
larnn ayrdna vard i alg.
ef8.Z ( tautology): ayn ieriin ayn anlama gelen szcklerle dile geti
rilmesi; mantksal biiminden tr zorunlu olarak doru olmas gere
ken bileik bildirim; mantksal doruluun eanlamls olan bildirim bi
imi ya da nermelerin bir ilevi; yalnzca kendini ifade eden nerme.
geerli/geersiz uslamlama ( valid/invalid argumentation) :
tmdengelimli
uslamlamalar arasnda yaplan ayrm. Buna gre, geerli bir uslamlama
hem doru ncllerden oluan hem de geerli bir karm yaps stne
kurulu bulunan, dolaysyla da sonucu zorunlu olarak doru olan uslam
lamadr. Buna kar geersiz uslamlama ise, ya ncllerinden biri veya
birden daha ou yanl olan ya da geerli olmayan bir karm yapsna
dayanan, dolaysyla da sonucu zorunlu olarak yanl olan uslamlamadr.
124
geerlilik ( validity): ncllerinin doruluu ile mantksal usyrtme bi
imi sonucun doruluunu gvence altna alan ya da zorunlu klan us
lamlamalarn mantksal bakmdan yapsal zellii. Geerlilik ile doruluk
kesinlikle birbirine kartrlmamaldr. nk bir karmn geerli olup
olmamas bu karmn dayand ncllerin doru olup olmamasndan
bamszdr.
genelleme (generalization): belli bir nitelii ya da yklemi belli bir k
menin btnne ya da kimi yelerine ykleme; tmevarml bir uslam
lama yoluyla varlm sonu. Genelleme yapmak bu anlamda, bir kme
nin belli sayda yesini kuatan zel bir bilmeden, kmenin btn yele
rini kuatan genel bir bilmeye doru ilerlemekten olumaktadr.
pongobllim (phenomenology) : her trden deneyimin deneyimlendii
biimiyle, her trden yaantnn btn ieriiyle betimlenmesinin ama
edinildii felsefe anlay. Hegel'e gre, Tin'in ussal bir zbilin zgr
l dorultusunda geirdii diyalektik geliimin aratrlmasna karlk
gelen grngbilim, gnmzde daha ok Husserlci biimiyle almlan
maktadr. Husserlci anlamda grngbilim dendiinde, ounluk gr
dzeyinde ayrdnda olduumuz bilin yaantlarn, dardaki nesnelerle
ya da olaylarla olduu varsaylan nedensel balantlarna ynelik herhan
gi bir sayltya dayanmakszn betimlemeye dnk bir felsefe yapma yn
temi anlalmaktadr. Yntem, zihin yaantlarnn ynelmilii stne
younlaan bilincin dnl-betimlemeli bir yolla aratrlmasna dayal
bir felsefe etkinliine karlk gelmektedir. Buna gre, saltk anlamda va
rolan bir ben ieren bilin ortaya karldnda, bilgi iin amaz kesin
likte bir temele ulalm olacaktr. Kesin bir bilim olma savyla ilk kez
Husserl eliyle temelleri atlm olsa da, grngbilimsel zmleme anla
y Brentano, Hartmann, Heidegger, Merleau-Ponty gibi filozoflarn ge
litirdikleri deiik yntemlerle yepyeni almlar kazanmtr. Frege'nin
kendisine ynelttii eletiriler nedeniyle, Husserl grngbilim ile ruh
bilim arasnda keskin bir ayrm yapma gerei duyarak, son yazlarnda
grngbilim anlaynda pek ok deiiklie gitmitir. Heidegger bata
olmak zere Husserl sonras teki felsefeciler grngbilimi birbirinden
deiik anlamlarda kullanmlardr.
grOngOcOl6k (phenomenalism) : deneye konu nesnelrin alglayandan
bamsz kendi balarna hibir kant sunmadklarn savunan felsefe
anlay. Gerekliin kendisini deil ancak duyularmza grneni bile
bileceimizi ileri sren bilgikuram retisi. Deneyciliin temel ilkeleriyle
birlikte dnldnde, grngclk ounluk fiziksel nesneler diye
adlandrdklarmzn bizim kendi kiisel algmzdan bamsz bir varlklar

125
bulunmadn savunmaktadr. Sz konusu anlayn ilk biimleri Ber
keley ile Mill'in dncelerinde bulunmakla birlikte, mantk olgucula
rn hemen tamam belli trden bir grngclk yaklamna sk skya
baldrlar.
gzlem (ohservation) : alg yoluyla duyularn salad kanttan hareketle
belli bir tikel olgunun ortaya konmas; doadaki olaylarn, nesnelerin,
olgularn, ilikilerin belli bir dzen iinde incelenip aratrlmas.
zmleyici felsefeciler, dzenli gzlemlerde bulunmann balca bilgi edin
me yollarndan biri olmakla kalmayp bilgi savlarnn denetlenmesinde
bavurulacak temel snamalarn banda geldiini savunmaktadrlar.
gzlem dili ( observation language) : kuram dilinin tersine btn bildi
rimleri deneye ak olan, deneye ak olgu balamlarn betimleyen dil.
Koyre, Kuhn, Feyerabend gibi olguculuk sonras bilim felsefecileri, gz
lemin her koulda kuram ykl olmak zorunda olduu savndan hare
ketle gzlem dili olanan btn ierimleriyle birlikte reddetmektedirler.
i dOnya (internaf world) : bilincin iinde olan biten eylerin tm; d
dnyann tasarmland bilin ortam.
iz1e:nim ( inpression) : d gerekliin duyu organlarmz zerinde etkide
bulunarak zihinde dorudan brakt imge ya da bilin ierii. Hume'un
bilgikuramnda izlenim, duyu deneyimine 'ya da duyuma karlk gelir.

kaq rnek (counter-example) : verili bir nermeyi ya da ilkeyi rten,


ortaya konan bir savn ya da kuramn doruluunu kerten rnek. Sz
gelimi, "Btn kuular beyazdr" nermesine kar gsterilecek siyah bir
kuu, nermenin btnyle rtlmesi iin yeterli bir dayana sala
yacaktr. Bu anlamda siyah kuu "Btn kuular beyazdr" nermesinin
kar rneidir. Kar rnek gstererek uslamlamada bulunmak zmle
yici felsefe ynteminin en ok bavurduu uslamlama biimleri arasndadr. t
kendinden apaklk (evidence in itse/!): hibir kanta dayanmakszn
, ,
kendiliinden ak ve seik grlen, kukuya yer brakmayacak bir g

venle kesin olarak bilinen. Kendinden apak olma tasarm, klasik fe l
sefe metinlerinde tad deiik anlamlar dnda, zmleyici felsefe
metinlerinde genellikle a priori bilginin ya da mantksal esz bilgisinin
eanlamls olarak gemektedir.
1cefnleme (assertion): deneysel ierikli bir genellemeyi dorulayan r
nekleri oaltarak destekleme sreci; bir varsaym ya da kuram kendi
iinde bulunan snama olanaklarndan yararlanarak temellendirme ilemi.
lasnd6ogfl ( vicious circle): soruna kar nerilen zm ierisinde soru-

126

]
nun yeniden bagstermesi durumu; karsanacak ya da tantlanacak so
nucun ncllerce batan doru varsayld uslamlama dzeni. Sonu
ksmnda savlanan ayn zamanda ncllerden biri olduundan sonucu
kanlmaz olarak doru olmas gereken ya da ncllerinde ak ya da
rtk olarak sonuca edeer bir sav bulunduran dngl usyrtme bi
imi. Ksrdng olan yoldan ayn biimde yrnd srece balang
taki sorun sonsuza dek bir daha bir daha bagsterecek, sorun asla z
lemeyecektir. Bununla birlikte btn dngler ksrdng deildir.
kuram y6)di1 ( theory-laden) : yaplan her gzlemin gzlemcinin kuramsal
balanmlarna dayal olduunu anlatan, gzlemcinin gzlemde bulunma
biiminin nceden koullanmln ya da yaplanmln niteleyen bi
lim felsefesi terimi. Gzlemler kuram ykl olduklar srece, yani kabul
edilen kuram ya da paradigma tarafndan belirlendikleri srece, inanla
rn gzlemleri belirlemesinden kanlamayaca, zneden bamsz nes
nel bir bilgiye ulalamayaca aktr. Nitekim bu anlamda farkl kuram
larn yandalar ayn eye baksalar da farkl gzlemlerde bulunacaklardr.
kukuculuk (scepticism) : bilgiyi elde etme araynn her durumda belli
snrlar olduunu, en u biimlerindeyse bilginin olanakszln sonuna
dek savunan felsefe tutumu. nsann herhangi trden bireyi bilmesinin
olanakl olmadn savunan felsefe anlay. Dnyay bilme srecinde
bavurduumuz en yetkin yntemlerin dahi yeri geldiinde amaz ke
sinlikte bilgi salamaktan uzak olduklarn ileri sren kukuculuk, her
koulda usun salad gvenilmez verilere bel balamak yerine btn
bilgi savlarnn askya alnmalar gerektiini savunur. ou yerde klasik
felsefe dneminin nde gelen kukucular olarak Pyrrhon ile Sextus Em
piricus gsterilmektedir. Buna kar modern dnemde Montaigne, Bayle,
Hume, Nietzsche gibi filozoflar deiik kukuculuk biimlerini savun
mulardr. Bu noktada klasik kukuculuu modern kukuculuktan ayran
temel ayrm u biimde zetlenebilir: Eski Yunan kukucular salt ya
amdaki somut olaylarn aratrlmasna kendilerini adam olduklarn
dan, insan deneyimlerine ynelik anlaymz bulandrdklar ya da ar
pttklar gerekesiyle btn kuramlardan ilkece kukulanlmas gerekti
ini dnmlerdir. Buna karlk modern kukucular, daha ok duyu
sal deneyimin gvenilirliinden kukulanmaktadrlar. Dolaysyla klasik
kukuculuk znde dnsel bir kukuculuk biimiyken, modern kuku
culuk byk lde deneysel bir kukuculuk biimidir.
mantk (/ogic) : doru usyrtme dzeni, doru dnmenin kurallarn
inceleyen geleneksel felsefe dal; geerli uslamlama ya da karm biim
lerinin kurallarn aratran klasik felsefe soruturmas. Mantk gn-

127
mzde genellikle ikiye ayrlarak incelenmektedir. Bunlardan ilki, Aris
toteles'in temellerini att "geleneksel mantk" ya da "klasik mantk" i
l
'i

ken, ikincisi Russell, Whitehead, Frege gibi dnrlerce mantn, ma


tematiin btn ilke ile ilikilerinin mantn ilke ile ilikilerine indir
genmesiyle (geri . tanmasyla) yeniden yaplandrlmasna dayal "mo
dern mantk"tr.
mantal: atomculuk (logical atomism) : dilin anlaml olmas iin karlkl
olarak birbirinden bamsz nermeler araclyla, olgu balamlarndaki
elere karlk gelen atomik nermeler yoluyla zmlenebilir olmas
gerektiini savunan felsefe retisi. lk kez Russell ile Wittgenstein eliyle
dillendirilmi olmakla birlikte, her iki dnr de sonradan retiyi do
ru bulmayarak btnyle brakmlardr. Wittgenstein iin, nermeler
dnyadaki olanakl olgu balamlarn mantksal olarak resmetmelerine
bal olarak anlamllk kazanrlar. Wittgenstein'n tersine Russell'n man
tk atomculuunda, felsefe zmlemelerinin mantksal aratrmadan
ok deneysel yorumlamaya dayandrlmas daha doru bir yaklam ola
rak grlmektedir.

mantk deneycdik ( logical empiricism) : bir yandan bilimin deney yo


luyla dorulanabilir nermelerini, br yandan mantk ile matematiin
analitik nermelerini anlaml olarak kabul eden, buna karlk bata
metafizik olmak zere deneye ak olmayan btn alanlarda dile getirilen
nermeleri bilisel hibir deerleri olmad dncesiyle kesin bir dille
yadsyan yirminci yzyln nde gelen dnce okulu. Kimileyin man
tk olguculuk diye de anlan mantk deneycilik, bilgiyi bilimsel bilgiyle
snrlam, dorulama yntemini metafiziin anlamszln tantlamak
iin kullanmtr. Dnlerinde bilimin bu denli nemli bir yer tut
mas, nde gelen ou mantk deneyciyi bilimsel yntemi ayrntl bir
biimde aratrmaya, dorulama kuramnn mantndaki incelikleri ince
lemeye itmitir.

mantdrJ olguculuk (/ogical positivism) : yalnzca bilimsel ile mantksal


nermelerin anlaml olduklarm savunan felsefe anlay. Metafizikte
ortaya konan savlarn deneysel olarak dorulanamaz olduklar iin bt
nyle darda braklmalar ya da bilisel bakmdan anlamsz saylmalar
amac stne kurulu felsefe retisi. Kimileyin mantk deneycilik diye
de adlandrlan anlay, geleneksel deneyci dncenin yenilenmesi ile
modern mantn geliimine kout olarak Viyana evresi dnrlerince
temellendirilmitir.
neden ( cause, reason) : yaratl ile yokolu sreleri de iinde olmak
zere her trden deiime yol aan, her trden deiikliin altnda ya-
128
tan. Aristoteles'e gre nedenler drde ayrlrlar: (i) maddi nedenler (ey
lerin yapldklar maddeler) ; (ii) biimsel nedenler (eylerin yaplar ya
da genel grnleri) ; (iii) etkin nedenler (eyleri yapanlar ya da tasarla
yanlar) ; (iv) sonu! nedenler (eylerin varolu amalar ya da ilevleri).
Modern felsefede genellikle erekbilgisi balamnda sonu! nedenler s
tnde durulmaktadr: Hume nl nedensellik eletirisinde, btn ne
densellik bilgimizin hergnk dnyada dzenli olarak gzlemledikleri
mizden ileri geldiini, yani zihni sanki ortada nedensel bir iliki varm
biiminde grmeye altran deneyimlerden doduunu, oysa bunlarn
arasnda nesnel anlamda zorunlu bir balant olmadn gl uslamla
malarla tantlamtr. Bylelikle bilimin tmevarm yoluyla bilgi edinme
kanallarnn gvenilirliini sorunlatrarak, bilimsel aratrmann kendi
sini sorun haline getirmitir.
nesnel ( ohjective) : nesneye ilikin olmas anlamnda nesnenin kendisiyle
rten, nesneyle ilintili olmas anlamnda nesnenin gerekliiyle uyum
iinde bulunan; kiiden, kiinin znel dn ile deneyiminden ba
msz olan: znelin kart.
nesnel dolruhk ( ohjective truth) : tek tek kiilerin dncelerinden ba
msz olarak kendi bana doru olma. rnein, "Dnyann gnein
evresini dnn tamamlamas 365 gn 6 saat 12 dakika alr" ner
mesi nesnel bir doruyu dile getirmektedir.
olanakl (possihfe): belli koullar altnda olmas mantka olanaksz ol
mayan eyleri, durumlar, ilikileri niteleyen felsefe terimi; olmas zo
runlu olann tersine olmas zorunlu olmayan ama bir biimde gerekle
me yetisi tayan; mantkta ierdii kavramlar birbiriyle elikili olmayan
nerme.
olanaksz (impossihfe) : belli koullar altnda olmas mantka olanakl
olmayan. Mantksal olarak olanaksz olan kendisiyle eliiktir, yani man
tn temel ilkeleriyle tutarszdr. rnein, bireyin ayn anda hem insan
olmas hem de insan olmayan birey olmas mantksal adan olanaksz
dr. evresi bu denli keskin snrlarla izilmi mantksal olanakszlk ta
nm yerine, eitli gerekelere bal olarak ondan daha lml deiik
"olanakszlk" tanmlar yaplmtr. Bunlardan en nemlisi, mantksal
olarak tutarl olmasna karn doa yasalarna aykr olan anlamnda kul
lanlan doal ofanakszf/(tr. rnein, u anki fizik bilgimize gre, va
rolan herhangi bireyin k hzndan daha hzl hareket etmesi doal bir
olanakszlktr. Bundan daha zayf bir olanakszlk tr ise, doa yasala
ryla tutarl olmasna karn verili koullarla tutarsz olma anlamnda kul
lanlan pratik ofanakszf/( tr . rnein, insann 4 dakikada 1500 metre
129
komas doal bir olanakllk olsa da, btn insanlarn ayn dereceyi yap
masn beklemek, koacak olanlarn yalar, kondisyonlar, bedenlerinin
fiziksel koullar gibi deiik etmenler dnldnde pratik bir ola
nakszlktr.
olay ( case) :
nesnelerde ya da nesneler arasnda meydana gelen her tr
den deiim. zmleyici felsefecilere gre, dnyay kuruumuzdaki en
temel kendilikler olaylardan ok nesneler ile aralarndaki ilikilerdir.
Buna karlk kimi filozoflar, olaylar temel almann salad yararlara
dikkat ekerek olay ynelimli bir varlkbilgisinden yanadrlar.
olgu (fact} :uzam ile zamanda yer alan, deneyimimize ak olan ya da
gzleme ak olma yetisi tayan verili gereklik; deneyimlenmi, olmu,
gereklemi olay ya da olaylar dizisi; dncelerimiz ile deneyimlerimize
temel oluturan gereklik paras.
olgu bildirimi ( fcctuaf statement) : olan bireyi olduu biimiyle
syleyen
nerme. Genellikle deneysel bildirim ile olumsal bildirim terimlerinin
Canlamls olarak da kullanlmaktadr.
olgu/deler aynn (fact/vale distinction) : eylerin gerekte nasl olduk
larn (olgu) syleyen bildirimler ile eylerin nasl olmalar gerektiini (de
er) syleyen bildirimler arasnda yaplan ahlak felsefesi ayrm. lk kez
Hume eliyle yaplan ayrm, bata Stevenson ile Hare olmak zere hemen
btn biliilik kart dnrlerce savunulmutur. Ayrm ahlaksal zo
runluluk bildiren nermelerin tek bana olgulara dayal ncllerinin
doruluundan geerli bir yolla karsanamayacan iermesi bakmn
dan felsefede olduka nemli bir yer tutmaktadr. Bu erevede, belli bir
olgu balamnn en yaln betimi stne btnyle ayn grte oluna
bilmesine kar, byle bir olgu balamnda en doru nasl davranlaca
kiiden kiiye ayrlk gsterebilecektir.
olgu dolnlar (vcrites de !ait) : olumsuzlanmas olanakl olduundan ya
da belli bir eliki iermediinden kart da doru olabilen dorular.
Leibniz'in belirttii gibi, olgu dorular ancak olumsal olarak dorudur,
bu nedenle bilgi olarak kesinlenmeleri her koulda gzleme ya da de
neysel kanta gerek duyar. Olgu dorularnn kart us dorulardr.
olumsal (contingent) : doru ya da yanl olmas koullara ya da kendisi
dndaki etkenlere bal olan bir nermenin znitelii. Varolmas teki
olgulara bal olan, varolmak iin kendisinden baka eylere gerek duyan
olgunun varlkbilgisel deergesi. nermeler mantnda doruluu en
'. t
yaln paralarnn doruluuna dayanan bileik nerme yaps. nerme
yapsndaki bir tmce, dnce ya da yarg, gerek dnyada doru buna

130
kar olanakl btn dnyalarda doru deil ise olumsaldr. Bu nedenle
olumsal nermeler hem doru hem de yanl olabilen nermelerdir. Da
ha ak bir deyile, mantksal olarak ne zorunlu ne de olanaksz olan
olumsaldr. Olumsaln tam kart zorunludur. Bu anlamda zorunlu
nermeler doru olmas gereken nermelerdir. Zorunlu nermelerin va
rolup varolmadklar, var iseler analitik nermelerle ya da mantksal bi
imlerinden tr doru olan teki nermelerle snrlanp snrlanama
yacaklar tartmaya aktr. Olumsal bir olay zorunlu olarak meydana
gelmeyen, meydana gelmeyebilecek bir olay olarak tasarlanmak duru
mundadr. Zorunlu olaylar var ise, bunlarn mantksal zorunluluk ko
nusu olmaktan ok doal birer olay olmalar daha kabul edilebilir bir d
ncedir. Kimi felsefeciler "olumsal", "aposteriori", "sentetik" nerme
lerin, sentetik nerme tasarmnn teki iki nerme tasarmn aklad
dncesiyle, edeer nermeler olduklarn ileri srmektedirler.
)ot ( criteria,criterion) :
bir eyin doru mu yoksa yanl m olduunu
ayrt etmek iin kullandmz snama arac; doruluu, varl, anlam,
bilgiyi belirlerken kullanlacak ilke ya da kural. Gnmzde lt zeri
ne yaplan tartmalarn byk blm ltn seimi ile ltlendirim,
ltlendiren, ltlenen arasndaki kenarl iliki stne odaklan
maktadr.
ncOl (premise) : bir uslamlamann sonucunu mantk kurallar iinde
destekleyen nerme ya da bildirim. Yaplan karmn geerli bir biimde
yaplabilmesine temel oluturan nerme ya da nermeler dizisi.
nerme (proposition) : en belirgin biimiyle bildirici bir tmce olarak dile
getirilen, doru ile yanl gibi iki ayr mantksal doruluk deerinden
birini alabilen anlatm. nermelerin doas ile yaps genellikle mantk
eliyle yrtlen felsefece soruturmann balca devidir. Tmcelerin
tersine nermelerin varl soyut bir doaya konu olmalar nedeniyle
byk tartmalara yol amaktadr. ounlukla felsefeciler nermelerin
bileenlerinin deiik ilevleri yerine getirdiklerini nemle vurgulayarak,
bunlarn nasl olup da belli bir doruluk deeri alabilen bir btnlk
tayabildiklerini aklamaya almaktadrlar. Bu balamda, nermelerin
biimi, anlam, kullanm, birbirleriyle nasl bir iliki iinde olduklar,
farkl nermelerin nasl bir mantksal ilikiye konu olduklar, dilsel ya da
ruhbilimscl durumlarn hangi bakmlardan nermese! bir ierik tadk
lar en ok aratrlan konular arasnda ba ekmektedir.
mel ( sbjective) : zneye ilikin olmas anlamnda znenin kendisiyle
rten ya da znenin gerekliiyle uyum iinde bulunan; kiiye, kiinin
dn ile deneyimine baml olan; yalnzca znenin dncesinde ya
131
da zihninde bulunan; d dnyada herkes iin geerli somut bir karl
olmayan, evrensel anlamda doruluu ya da geerlilii bulunmayan; bi
len kiinin kendi kiisel yaantlar, duyumlar, alglar dorultusunda
dile getirilen; kiiye zel olmas anlamnda salt benin kendisi iin geerli
olma durumu.
znite)jk (attribute) : ilinein tersine bir varln (t)zyle ilgili olan,
deiken ya da rastlantsal deil de zorunlu ve kalc olan nitelik; varln
niteleyici ya da ayrt edici zellii.
sayl ( as8llmption) :
herhangi bir incelemeye ya da kanta gerek duyul
makszn doru diye kabul edilen; kukuya yer brakmayacak denli kesin
doru olduu dnlen. Bu trden doruluk varsaylar genellikle
ardalanlarnda yatan gizli bir ncle ya da ncllere dayanrlar.
sentetik apriori (synthetic a prior) : deneysel bir ierii olmasna karn
doruluu a priori olarak bilinen yarg ya da nerme tr. lk kez Kant
eliyle tanmlanan sentetik apriori nermeler olana, filozofun gznde
felsefenin bundan sonraki devini tanmlad gibi, eletirel felsefe ara
trmasnn da ufkunu izmektedir.
llOD8UZ geri]eyi (infinite regression) : bir nermeler dizisinde 1 ner
mesinin doruluu 2 nermesinin desteini gerektirdiinde, n seri
sindeki ,, nermesinin doruluu ayn biimde ,, + 1 nermesinin do
ruluunu gerektireceinden hibir zaman 1 nermesinin doruluu iin
yeterince destek bulunmam olacaktr, nk nermeler dizisi sonsuza
dek bylece srp gideceinden gerekli destek hibir zaman sala
namayacaktr.
soyut nesne ( abstract object) : saylar, kavramlar ya da tmeller gibi uzam
ile zaman iinde varolmayan (varolmad dnlen) tikel kendilik. Fel
sefeciler bu trden nesnelerin varolup olmadklar, eer var iseler tikel
nesneler ile nasl bir balant iinde olduklar konusunda derin ayrlklar
sergilemektedirler. Soyut nesne terimi yerine kimileyin "kuramsal ken
dilik" de kullanlmaktadr.
oyudama (abstraction) : ele alnan eyi kendi btnl iinde deil de
seilen bir nitelii ya da birtakm nitelikleri dorultusunda tasarlayarak
anlamak, kavramsallatrarak dnmek. zmleyici felsefe metinlerin
de kimileyin idealletirme olarak da gemektedir.
tanma yoluy)a bilgi. / betimleme yoluyla bilgi. ( knowfedge by acquaint
ance/knowledge by description) : Russell'n iki farkl bilgi tr arasnda
yapt ayrm. Buna gre, yalnzca dolaysz deneyin nesneleri tanmayla,
dorudan onlar alglayp farketmemiz yoluyla bilinirler. teki eyler ise

132
yalnzca betimlemeyle, kendileri stne kurulmu doru nermeler ze
rine yaplan deerlendirmeler araclyla bilinirler. rnein, "u an ba
m dnyor" nermesi tanmayla bilinirken, "Sarmsakl yourt ba dn
mesini geirecek" nermesi yalnzca betimlemeyle bilinir. Aka daha
dar bir kapsam olmasna karn, gnmzde genellikle tanyarak bilme
nin betimleyerek bilmeye temel oluturduu dnlmektedir.
tasarm (represetatio) : en genel anlamda zihin, bilin ya da alg ieri
i, alglanan bir nesnenin ya da olayn zihnimizd.eki grnts.
tekil ( .>iglar) : tek bir somut varla gnderen, tek bir kiiyi bildiren,
tek bir nesneyi ya da "birey"i gsteren terim. Bir nerme belirli bir teke
ilikin bir zellik dile getiriyorsa -"Sokrates lmldr" gibi- tekildir.
tikel (particlar) : bir kmenin btn elerine deil de bir ya da birka
esine ilikin olan. Bir nerme, bir kmenin kimi elerinin bir zelli
ini dile getiriyorsa -"kimi kular uar" gibi- tikeldir.
dlmel (iversal} : belirli bir kmeye bal elerin hepsine ilikin olan,
tmn birden kapsayan. Bir nerme, bir kmenin btn clerine ili
kin bir zellik dile getiriyorsa -"btn insanlar lmldr" gibi- tmcl
dir.
U8 ( reaso) : kavramlar kavrama yetisi; ortaya atlan bilgi ya da doruluk
savlarn sorgulama yetenei; nermeler yoluyla karmlar yapma, d
nme yoluyla yarglar verme gc.
U8 dolrular ( verites de raiso): olumsuzlanmas olanaksz olan ya da o
lumsuzlanmas ak bir elikiye yol aan dorular. Leibniz'in belirttii
gibi, us dorular zorunlu olarak dorudur, doruluklar yalnzca us yo
luyla bilinebilir. Us dorularnn kart olgu dorulardr.
usavurma; uayQrQ.tme ( reasoning) : dncenin adm adm ilerleyerek,
mantksal yolla karmlar yaparak nermelerden baka nermelere var
mas; karmlarda bulunup dnceler arasnda ussal ilikiler kurma ya
da bulgulama, veri ya da nermelerden bir sonuca ulama sreci.
usuluk (ratioalism) : bilginin usa dayand, ancak us yoluyla elde edi
lebilecei dncesi stne kurulu felsefe anlay. Doutan dnceler
retisine sarslmaz bir inan duyan usuluk gr, pek ok konuda de
neycilikle birbirine taban tabana kart dnceleri savunur.
uslamlama (argmet/atio) : bir sonucu desteklemek amacyla ortaya
konan bir dizi nermeden (ncller), ncllerinin doruluu temelinde
mantksal olarak " geerli" bir yol kullanlarak karsanm doru sonu.
ki ya da daha fazla nermeden oluan uslamlamalarn yaps mantn

133
temel konu alan iine girmektedir. Uslamlamalar "tmdengelimli us
lamlamalar" ile "tmevarml uslamlamalar" diye ikiye ayrlrlar.
U888l (rational}: us yoluyla kavranmaya ak olan, usavurmaya konu edi
lebilen ya da uygunluk gsteren; mantksal geerlilik ile tutarllk ilkele
rine uygun olan; mantksal bakmdan ats iyi kurulmu, salam kant
larla temellendirilmi bilgi sav.
uygunluk (doAruluk) kuram (correspondence theory of trth) : felsefe
nin yansra bilimsel aratrmalar ile ortakgr dnyasnda da etkin bi
imde en ok bavurulan doruluk lt aklamas. Buna gre, bir bil
dirim stne sz syledii olgu balamyla ters dmyor, onunla
rtyor ya da onu btnyle karlyorsa doru; yok eer onunla ters
dyor, hibir biimde onunla rtmyor ya da onu btnyle kar
lamyorsa yanltr. Kuramn ilk biimi Aristoteles eliyle u biimde dile
getirilmitir: "Olann olduunu, olmayann olmadn sylemek doru;
olann olmadn, olmayann olduunu sylemekse yanltr."
varlkbiJgisi ( ontology) : hem tek tek varlklarn kaynan hem de varo
lan btn hereyin gerisindeki gerekliin doasn soruturan gelenek
sel felsefe dal. Varlk kavramn "olanakllk/olanakszlk", "olumsallk/
zorunluluk", "tmel/tikel" gibi temel varlk ulamlar dorultusunda
zmleyen varlkbilgisi, yaplan kimi felsefe dallar blmlemelerinde me
tafiziin altdal olarak da gemektedir.
vanaym (hypothesis) : kesin olarak doru ya da yanl olduu bilinme
yen ama her koulda mantksal sonular araclyla deneysel snamadan
eirilme yetisi tayan bildirim ya da genelleme; kendi snama olanakla
rnn bulgulanmasna olanak tanyan saylt; birtakm olgular aklamak
amacyla geici olarak belli sreliine ortaya konmu nerme ya da ner
meler btn.
yeter neden (adeqate reason, sufficient reason) : mantksal dnce ya
da nedensellik ilkesi temelinde kendisinden baka bireyin varln, o
eyin btn bir olmaktaln aklayan temel etmen. Buna gre, "O
olay her olduunda, K koulu da onunla birlikte zorunlu olarak bulunu
yorsa, K koulu O olaynn olmas iin yeter bir nedendir." Yeter neden
ilkesini ilk temellendiren Leibniz'e gre, varolan her ne varsa, onun yle
varolmasnn belli bir nedeni vardr; yani eylerin olduklar gibi olmala
rnn ardnda her- koulda olduklar gibi olmalar iin yeter bir nedenin
bulunmas gerekmektedir. Yeter neden ilkesi, bu ok genel anlamyla,
"her olayn bir nedeni vardr" biiminde anlatlabilecek "evrensel neden
sellik yasas"na yakndan benzemektedir.

134
yntem (nethod) : ussal bir aratrmada belli bir sonuca ulamak ama
cyla tanmlanm izlenecek yordamlar ya da yrtlecek ilemler b
tn. Felsefe yntemleri, felsefe aratrmasnn kapsam ile snrlarn
belirleyen, bu snrlar iinde kabul edilebilir aratrma yollarn tanmla
yan kurallarn, ileyilerin, rneklerin bir bileimidirler. Felsefenin d
nl doasnn temel bir zellii olarak, felsefenin ynteminin ne ola
ca sorusunun kendisi felsefe iin bal bana bir sorundur. Felsefeciler
uygun bir felsefe ynteminin ne olduu, felsefe yntemiyle teki disip
linlerde kullanlan yntemler arasndki ilikiler stne, zellikle de fel
sefe yntemi ile bilimsel yntem arasndaki ortaklklar ile ayrlklarn be
lirginletirilmesine ynelik olarak deiik grleri savunmaktadrlar.
yntembilgiai (nethodology) : bir konunun ya da sorunun aratnlma

snda tutulacak yollar ile izlenecek yntemleri aratran felsefe disiplini;


aratrma bilgisi ya da yntem kuram. ada yntembilgisi tartmala
rnda genellikle sorulan sorular yalnzca kullanlacak en iyi felsefe yn
teminin tanmlanmasna ynelik deildir. Nitekim bu tr bir tanmla
mann zorunlu olup olmad, bu tr bir tanmlamann halihazrda kul
lanlan birbirinden deiik yaklamlar ile aralarn hepsini birden tke
tici bir biimde aklayp aklayamayaca ska tartlan sorular arasn
dadr.
zihin (nind) : felsefedeki en genel anlamyla bilincin dnsel ilevlerini
yerine getiren blm; insandaki anlama, kavrama, dnme ve algla
ma yetilerini barndran ana yeti.
zorunlu (nece.>sary} : kartn dnmek mantksal bakmdan olanaksz
olduundan, tersi dnldnde mantksal elikiye dldnden
yadsnmas hibir bakmdan olanakl olmayan; olmas olanakl ya da
olumsal olann tersine olmas gerekli olan. zmleyici felsefeciler "zo
runlu"yu genellikle deneye ak dnyada asal anlamda varolan diye an
lamaktadrlar. Buna kar Leibniz'in zmlemesine gre, olmas zorunlu
olan bireyin olmas yalnzca bu dnyada deil olanakl btn dnya
larda zorunludur. Zorunlunun mantksal kart olumsaldr.

13 5
B L M VE SANAT YAY I N LA R I

FELSEFE D Z S

FELSEFECE D N MEN N YOLLA R I , J . M. BOCHENSKI,


eviren: Kurtulu Diner

N SAN B LG S N N LKELER ZERNE, c; noRGE BERKELEY,


eviren: Halil Turan

F E N O M E N O LOJ Z E R N E BE D ERS, EDM U N D l l USSERL,


e,iri ve giri: Harun Tepe

ESTET K, RUHB L M , D N SEL N A N ST N E D ERS L E R


L E S (:>YLELER, LllDWJ(; Wl1'TGJ;NST1'1 N , derleyen: Cyril Barrctt,
eviren: \bdlbaki Gl.

METAF Z ( E G Ri , H EN R I mc;soN , c\ ire: Bam Karacasu

Z DEL K VE A YRlM, M\RT!N r mw:c;c;ER, eviren: Necati \a

T E KN K V E D N , M \RT!N l !E I D EG G J : R, eviren: Necati \a

S A (;DUYU I'LO Z O F U : POPPER, derleyen: Cemal Gzel

B R B LGi A N ARST: FEYE R A B n N D , derleyen: Cemal c ; cizel

c;o(; ULCULUGUN KURAMCISI: LAKATOS, derleyen: Cemal Gzel

BLG NEDR ?, D \ VID PE\RS, eviren: \bdlbaki Gl