Dinî Araþtýrmalar, Mayýs-Aðustos 2008, Cilt: 11, s. 31, ss. 173-194.

• 173

Postmodern Dönemde Tüketim
Olgusunun Sosyo-Kültürel Analizi
ve Yabancýlaþma

M. Cem ÞAHÝN*
Abstract
The Socio-Cultural Analysis of Consumption Phenomenon and Alienation
in the Age of Postmodernism. In this research, some sociological inferences were
made with reference to the consumption-centered nature of new socio-cultural life styles
which the production processes formed on the global scale appearing in the postfordist
period, the last period of rescuing capitalizm from the crisis following 1970s.

The logic of global capitalism to realize the production aimed at consumption in
postmodern mass societies with the motivation of more profit sociologically added new
alienations to the old ones and caused the annihilation of alienation conscious in societies,
thereby marginalizing the native cultures and heading for the building of a global memory.

Key Words: Fordism, Postfordism, Consumption Society, Global Mind, Alienation, False
Individualisation

1. Giriþ
Sosyal bilimciler, kapitalist üretim, daðýtým, bölüþüm ve tüketim
biçimlerinin sosyo-kültürel yapýyý dönüþtürücü güç olarak toplumsal
deðiþme süreçlerinde üstlendiði iþlevleri tarihsel süreçte dönemselleþtirmek
açýsýndan, kapitalist toplumlarýn geçirdiði sosyolojik evreleri Fordist
modernlik (Fordizm) ile esnek postmodernlik (post-Fordizm) olmak üzere
iki döneme ayýrarak incelemektedirler. Bu dönemler sosyolojik açýdan
yalnýzca bir kitlesel üretim sistemi olarak deðil daha çok gündelik yaþam
kültürüne yansýyan bütünsel bir yaþam tarzý gibi ele alýnmaktadýr. Kitle

* Dr., Gazi Üniversitesi Gazi Eðitim Fakültesi

174 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR

üretimi, kitle tüketiminin yaný sýra piyasadaki ürünün standartlaþmasý
anlamýna da gelmektedir. Bu ise yepyeni bir estetik anlayýþ ile kültürde bir
metalaþma dönemine girildiðinin iþaretleri olarak yorumlanmaktadýr
(Harvey, 1999:158). Bu baðlamda Marcuse’a göre, geç kapitalizmin temel
özelliði bütüncül bir toplum olmasýdýr. Yani bu düzen, üretmek zorunda
olduðu þeyi de, bu þeyi temin etme ve kendi gücünü yayma araçlarýný da
kendisinde öncel olarak bulundurur. Böyle bir yapý içinde teknolojiyi,
siyaseti ya da kültürü birbirlerinden kopuk bir biçimde ifade edebilmek
neredeyse olanaksýzdýr. Bir baþka deyiþle, kültür teknolojidir, teknoloji
siyasettir, siyaset de kültür. Her biri hem kendisidir, hem de bir diðeridir
(Dellaloðlu, 2003:98-99). Dolayýsýyla çalýþmanýn israfa dönük bir eylem
olarak gerçekleþtiði tüketim toplumunda kitle kültürünün yabancýlaþma
olgusunu ve hatta yabancýlaþma bilincini örten doðasýnýn tüketim odaklý
analizinin yapýlmasý bu girift toplumsal iliþkileri ortaya koymasý açýsýndan
gerekli olmaktadýr.

2. Fordist Üretim Ýliþkilerinden Post-Fordist Üretim
Ýliþkilerine Tüketim Toplumundaki Sosyo-Ekonomik
ve Sosyo-Kültürel Dönüþümler
Fordizm kavramý ABD’de Henry Ford tarafýndan geliþtirilen ve
çoðunlukla kapitalist endüstriyel üretim sürecinde uygulanan ilkeleri
tanýmlamak için kullanýlmýþtýr. Amerikalý otomobil üreticisi Henry Ford
orta sýnýf aileler için tasarladýðý ve seri üretim yoluyla ürettiði ilk
otomobiller aracýlýðýyla batý kapitalizminin geliþiminde önemli bir
dönüþüm aþamasý olarak nitelendirilebilecek bir baþarý kazanmýþtýr. Bu
durum 20. yüzyýlýn ilk on yýlýnda ABD’de kitlesel üretim ve tüketim
doðrultusunda oluþan bir eðilimin ilk iþaretlerini vermiþtir. Sözü edilen
bu süreci tanýmlayan Fordizm kavramý, Gramsci tarafýndan Amerikan
toplumunun endüstriyel yaþam biçimini tanýmlamak için kullanýlmýþ ve
daha sonra kapitalist endüstrileþmenin Ýkinci Dünya Savaþý sonrasý baþlayýp
1970’lere kadar süren dönemini tanýmlamak için literatürdeki yerini
almýþtýr (Murray, 1995:47; Harvey, 1999: 148-149). 1945’lerden 1970’li
yýllara kadar uzanan dönemde, ABD önderliðinde geliþen Fordist üretim,
modernlik paradigmasý çerçevesinde þekillenmiþ büyük ölçekte ve standart
mal üretimini saðlayan kitlesel seri üretim biçimini ifade etmek için
kullanýlan bir terimdir. Bu üretim biçimi ve ekonomik örgütlenmenin
öngördüðü üretim ilkeleri; (a) standart ürüne baðlýlýk, (b) maliyet

. 1999:158). 2004:136). Ýleri derecede sanayileþmiþ ülkelerde Fordist dönemde iþletmelerin kârlýlýk oranlarý gerilemeye baþlamýþtýr. kapitalist sistemin üretim ve tüketim biçimlerinin yeniden gözden geçirilmesine neden olmuþtur (Arýk. (c) otoriter firma ve piyasa-devlet iliþkileri. Fakat süreç içerisinde üretilen kitlesel. 1911’de yayýnlanan bilimsel iþ yönetiminin ilkeleri adlý kitabýnda Taylor iþ üretkenliðinin her iþ sürecinin ayrý hareketlere bölünmesi ve bu bölünmüþ iþlerin zaman ve hareket araþtýrmasýnýn katý standartlarýna uygun olarak düzenlenmesi yoluyla nasýl radikal biçimde arttýrýlabileceðini anlatmýþtýr (Harvey. Standartlaþmýþ mallarý ucuza ve kitlesel ölçekte üretme yeteneði konusunda Fordizm. 1999:147). Bu yeniden gözden geçirme döneminin sonu. Frederick William Taylor’ýn oldukça etkin ve tartýþmalý yazýlarý üzerine kurulmuþ bir çalýþma davranýþý kuramýdýr. Fordist üretim piyasasýnýn ve teknolojisinin temel mantýðýný ifade etmektedir. Taylor’ýn bilimsel iþletmeciliðin temellerini attýðý ve sanayi alanýndaki geliþmelerin yoðunlaþmasýyla seri üretimin kitlesel üretime dönüþtüðü bir dönem olarak adlandýrýlmaktadýr. Tüm bu sosyo- ekonomik dönüþümler göz önüne alýndýðýnda ortaya çýkan sonuçlarýn ciddi bir iktisadi buhrana yol açmasý kaçýnýlmaz olmuþtur. (d) merkezi planlama ve detaylý iþ betimlemeleri gibi prensipler etrafýnda oluþturulmuþ oldukça katý bir örgütlenme þemasýný içermekteydi (Yetim. Piyasalardaki bu 1 Taylorizm. Kitlesel üretimin deðiþen yapýsý demir. mikro elektronik teknolojisine dayalý endüstri ürünlerinin geliþme eðilimi içine girmesini saðlamýþtýr. CEM ÞAHÝN • 175 düþürmeye yönelik rekabet stratejisi. 2006:64). Üretimin standartlaþtýrýlmasý ve fabrikalarda. enflasyon oranlarýndaki aþýrý artýþ. 1930’larda etkisini gösteren Fordizmde üretimin en önemli hedefi standart tüketim kalýplarýnýn oluþmasýný bir baþka deyiþle benzer mallardan oluþan toplu bir pazarýn tüketicilerini þekillendirmek olmuþtur (Harvey. standart mallara yönelik tüketim talebinin geçmiþteki kadar tatminkâr olmamasý. Taylorizm ile birlikte kapitalizme önemli bir ivme kazandýrmýþtýr. iþyerlerinde bu standartlaþmaya uygun olarak kitlesel üretimi kolaylaþtýran yeni bir mekanizasyona gidilmesi ve önünde akan bir bant üzerinde çalýþmaya baþlayan iþçinin emeðinin Taylorizmin1 bilimsel yönetim ilkeleri gözetiminde giderek daha verimli hale getirilmesi gibi üretim sürecine yönelik dönüþümler. Fordist üretim evresi. iç pazarlarýn doygunluða ulaþmasý ve özellikle 1970 Petrol Krizi gibi önemli ekonomik darboðazlar. sosyal bilimler literatüründe post-Fordist dönem olarak nitelendirilmektedir. çelik ve metalürji gibi bazý eski endüstri ürünlerini tedavülden kaldýrýrken. M.

ayný þekilde iþgücü adýna da belirleyici olmuþ ve iþin niteliði. pasif bir yapýya büründürülmüþtür (Arýk.176 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR týkanýklýðý gidermek ve mal ve hizmetler akýþýný saðlamak maksadýyla bazý önlemlerin acilen devreye sokulmasý kaçýnýlmaz görünmekteydi. Tüketim kültürünün hakim deðerleri çerçevesinde tüketici davranýþlarý. kadýnlarýn da erkeklere oranla daha hafif iþlerde çalýþtýðý bir dönemin sonunda. Öncelikle bürokratik kirlilik yarattýðý öne sürülen ulus devlet yapýlanmalarýnýn eski yükümlülükleri tartýþmaya açýlmýþ ve çeþitli özelleþtirmelerle devletin sosyal niteliði geriye itilerek. Bedensel iþlerde çalýþan nitelikli erkek iþgücü azalmýþ. üretimde meydana gelen ve Fordizmin aksine kitlesel ve standart olmak zorunda olmayan mal üretimi. 2004:137). Çeþitlenmiþ tüketici taleplerine esnek bir þekilde yanýt verebilme yeteneði. esnek olan yeni” söz konusudur. 1960’larýn sonundan itibaren aðýr endüstrinin iniþe geçtiði ve erkeklerin gruplar halinde fabrikalarda. Postfordist üretim tartýþmalarýnda “katý olan eski yerine. teknolojik ve örgütsel yeniliklerin temposunun büyük ölçüde hýzlanmýþ olmasýdýr (Arýk. küresel piyasalar için bir “pazar” konumuna getirilip (özellikle Türkiye gibi çevre ülkeler) etkisiz. standart bir malýn üretimine yönelik olarak geliþtirilmiþ özel amaçlý teknolojiler yerine. “Esneklik” anlayýþý postfordist dönemin fonksiyonel bir özelliði olmaktadýr. yeni piyasalarýn ortaya çýkmasý ve hepsinden önemlisi ticari. 2006:65). sýnýrlarý ve disiplini daha esnek bir yapýya bürünmüþtür. yeni yöntemlerin. yeni üretim sektörlerinin finans hizmetlerinde. Ekonominin ulus devletler yerine yeni uluslar arasý iþbölümü çerçevesinde ve çokuluslu platformlarda belirlenmesi ve finans piyasalarýnýn iletiþim artýþýyla baðlantýlý olarak küreselleþmesi söz konusu olmaktadýr (Yetim. üretim ve tüketim biçimlerinde meydana gelen yapýsal deðiþimleri tanýmlayan sosyo- ekonomik süreci ifade eden Post-Fordizm çaðýnda. postfordist üretimin . buna karþýn hizmetler sektörünün önemi giderek artmaya baþlamýþ ve buna baðlý olarak da beyaz yakalýlarýn sayýsýnda artýþ olmuþtur. Hem iþ sürecinin kendisine hem de iþgücüne iliþkin olarak merkezsizleþtirilen düzenleme biçimleri tartýþýlmaya baþlanmýþtýr. 70’li ve 80’li yýllarda geliþen yeni iktisat kuram ve politikalarýna baðlý olarak gerçekleþtirilen uygulamalar neticesindeki yapýsal dönüþümlerle birlikte ortaya çýkan post-Fordizmin temel özelliði. yaþam stili ve zevk öne çýkarýlmýþtýr. 2006:66). genel amaçlý teknoloji kullanýmýnýn tercih edilmesine neden olmuþtur. Bu yeni dönem itibariyle enformasyon teknolojileri alanýnda yaþanan deðiþimler.

Amerika’da 2. farklýlaþtýrýlmýþ ve ayrýþtýrýlmýþ tüketim kalýplarý. CEM ÞAHÝN • 177 kavranmasýnda anahtar rolü oynamaktadýr. 2006:5).168). 1979:122. esnek üretim teknikleri. Dünyada kültürel alanda yaþandýðý gözlemlenen deðiþim ve dönüþümler. üretim tarzlarýnýn karþýlaþtýðý içsel çeliþkileri ve krizleri giderme. bilgisayar yönetim anlayışı destekli mobil çalışma Büro ya da fabrika merkezli üretim Ev merkezli üretim Yüksek vasıflı ve çok daha az sayıda Vasıfsız işçiler ve tam istihdam işçi Kitlesel ve aile merkezli tüketim Bireysel. Dünya Savaþý sonrasýnda geliþen ve kýsa sürede bütün dünyayý etkisi altýna alan ve sosyal bilimcilerin 1945’den sonraki sosyo- kültürel deðiþme süreçlerini ifade eden paradigma olarak niteledikleri Fordist üretim sistemleriyle post-Fordist üretim sistemleri arasýndaki temel farklýlýklarý aþaðýdaki þema ile karþýlaþtýrabiliriz: Tablo 1: Fordist ve Post-Fordist Üretim Tarzlarýnýn Karþýlaþtýrýlmasý Fordist Üretim Tarzı Post-Fordist Üretim Tarzı Kitlesel pazarlama ve Bireysel pazarlama. toplumsal yaþam biçiminin de yeniden örgütlenmesini ve bu yolla kapitalist üretim iliþkilerinin yeniden yapýlanmasýný öngören ve ayný zamanda oluþan yeni sosyalliklere iliþkin yeni bir paradigmadýr (Aglietta. bireysel üretim kitlesel/standart üretim Sosyal refah devletinin düzenleyici Devletin bu alandaki rolünü terk ve kontrol edici rolü etmesi Ulus devlet merkezli örgütsel Global ölçekte şirket merkezli yapılanma yapılanma Üretimde merkezi ve Taylorist Esnek örgütlenme. hatta bireyci tüketim Dayanıklı tüketim mallarına yönelik Lüks tüketim kalıplarına yönelik yüksek talep talep İşçi sınıfı. Fordizm sonrasý deðiþmeyi tanýmlayan postfordist kuram. yeniden yapýlanmýþ bir devlet anlayýþý ve postmodernist kültürel formlar aracýlýðýyla ele alýnabilir. ortalama maaş Hizmet sınıfı yüksek maaş . Postfordizm sosyo-kültürel açýdan. aþma yönünde giriþilmiþ çabalarýn sonucu olarak deðerlendirilebilir (Daðtaþ ve Daðtaþ. M.

Buraya kadar özetlenmeye çalýþýlan. (2006:66-67) ve Suður. sermaye. 80’li yýllarla birlikte sanayi toplumlarý. toplu sözleşme sözleşme Kaynak: Arýk. dünyayý “global bir köy” olarak kurgulayýp þekillendiren ve adýna “yeni dünya düzeni” denen bu sosyo-ekonomik ve kültürel dönüþüm projesi.178 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR Tüketimin herkesi eşit düzeye Tüketimin bireyleri farklılaştırması ulaştırması Bireyci düşünce. küresel pazarlama stratejileri doðrultusunda yeniden tanýmlanmaya baþlanmýþtýr. Bu dönemde oluþmaya baþlayan çok uluslu siyasi ve iktisadi yapýlanmalar. rekabet ve Birlik ve dayanışma ruhu girişimcilik Kaynaklar tarafından yönlendirilme Talep tarafından yönlendirilme İşçinin tek bir görevi yapması Çoklu görev Katı hiyerarşi ve gelenekçilik Risk alma ve yenilikçilik Şirket bünyesinde kişiye özel Sendikalar. Bu baðlamda kitle iletiþim . post-Fordist üretim iliþkilerinin doðurduðu birçok sonucun. üretimden hizmet ve bilgi teknolojisine doðru bir geçiþi yaþayacaðý yeni bir döneme girmiþtir. iþgücü. (1999:139-143) Böylelikle küresel ölçekte geniþlemeye ve mallarýný tüm dünyaya yayma konusunda cesur ve atýlgan kararlar alabilen. yönetim biçimi ve görev tanýmlarý gibi üretim faktörleri. Bilginin ve her türlü meta ve imgenin dünya çapýnda sýnýrsýz dolaþýma girdiði küreselleþme çaðýnda. Siyasi sýnýrlarý ortadan kaldýran ve ulus devlet yapýlarýný aþýndýran. süreç içerisinde günümüz kapitalizminin maddi unsurlara dayanan iktisadi bunalýmýný gidermeyi baþarmýþ ve kendi gerçekliðini toplumun tüm kesimlerine ve yaþam tarzlarýna dayatmýþtýr. yeni ve esnek bir iktisadi yapýlanma ve üretim-tüketim süreçlerine damgasýný vurmuþtur. sosyolojik açýdan önem arz eden yaný. post- Fordizmin tüketimi mütemadiyen artýrmak temeline dayanan iktisat anlayýþýný bir yaþam tarzý haline getirmek için toplumda çeþitli sosyo- kültürel mekanizmalar oluþturmuþ olmasýdýr. Fordist üretim biçiminde gerçekleþen kitlesel tüketimden tüketim toplumunun sürekli deðiþen taleplerine uyum saðlayabilecek esnek üretim sistemine geçilmiþtir. Fordizmden post-Fordizme. geniþ sermaye aðýna sahip çok uluslu dev ticari kuruluþlarýn piyasa hâkimiyeti.

gibi tüketicinin beðeni üslubunun bireysel iþaretleri olarak tanýmlanmaktadýr. Ayrýca iþin ve iþçinin farklý toplumsal kesitlere ait faaliyetler olarak ayrýþmasý. tatil seçimleri vb. konuþmalarý. M. çalýþanýn etkinliði olmaktan çýkmasý. Özellikle popüler kültür ve moda yoluyla bireyler sürekli bir biçimde uyarýlarak ve duygularý sermayeye tahvil edilerek adeta abluka altýna alýnmaktadýr. çalýþma dýþýndaki gereksinimlerin giderilmesi için bir araç durumuna gelmiþtir. çalýþma etkinliðinin. 2006:67). Boþ zaman olgusunun2 tüketim endüstrisi tarafýndan ele geçirilmesi. çalýþaný iþe ve çalýþmaya yabancýlaþtýrmýþtýr. Yaþam tarzý olarak sloganlaþtýrýlan ve toplumun üst katmalarýndan alt katmanlarýna doðru yayýlan bu kültürde insanlarýn bedenlerine yönelik tasarruflarý. CEM ÞAHÝN • 179 medyalarý tarafýndan büyük bir ustalýkla tüketicilerin ayartýlarak çoðaltýlmasý öncelikli hedef haline getirilmiþtir. Bu dönemde bireyler kendilerinin ve diðerlerinin toplumsal konumlarýný. Post-Fordizm ile birlikte toplumda karmaþýk ve yanýltýcý bir kimliðe büründürülen tüketim etkinlikleri üretim etkinliklerinin önünde yer almakta ve bireysel kiþiliðin dýþa vurumu olarak sunulan yaþam tarzlarý da bu alaný besleyen ve bu alandan beslenen kültür endüstrisine ivme kazandýran temel dayanak noktasý olmaktadýr. otomobil. Çalýþma artýk kiþinin yalnýzca bedensel enerjisini harcadýðý. moda gibi popüler kültür araçlarýyla toplumun bütün kesimlerinde kalýplaþmýþ davranýþ biçimleri haline getirmeye baþlarken. Dolayýsýyla çalýþmak gönüllü olarak deðil zorla yapýlan bir etkinliðe bürünmüþtür. (Fordist üretim bandý) iþçinin kendisini olumlayamadýðý bir uðraþ durumuna gelmiþtir. giysileri. Bu nedenle çalýþma kendisine ait bir etkinlik olmaktan çýkmýþtýr. diðer yandan da çalýþma dýþý serbest zamaný ele geçirmenin uðraþý içinde olmaya baþlamýþtýr. Kapitalizm. Ayrýca bu yeni dönemde tüketim endüstrisi bir yandan kendi tasarladýðý sosyo-kültürel yaþam tarzlarýný reklâm. kapitalizmin yaklaþýmýyla baðdaþýr bir nitelik taþýmaktadýr. tüketilen imajlar aracýlýðýyla algýlamaya baþlamýþtýr (Arýk. boþ zaman süreçlerini 2 Marx’a (1986:76-78) göre sanayi toplumuna geçiþle birlikte çalýþma (iþ) bir gereksinimin doyurulmasýndan çok. yiyecek-içecek tercihleri. Chaney (1999) yaþam tarzýný “kitle toplumunda ortaya çýkan sosyal belirsizlikler üzerinde bir çeþit düzenli denetim görevi yapan bir beklentiler dizisi” olarak tanýmlamakta ve sürecin post-Fordist ideolojiyle olan paralelliðine dikkat çekmektedir. boþ zamaný kullanma biçimleri. zihin enerjisini geliþtirmesine izin vermeyen. . ev. Çünkü post- Fordist topluma geçiþi baþlatan süreç sadece kültürel bir deðiþim deðil beraberinde kapitalizmin içine düþtüðü krizden çýkmak amacýyla yapýlandýrdýðý ve kendi bünyesinde oluþturduðu ekonomik dinamiklerle açýklanabilecek bir dönüþümdür.

Tüketim kültürü ideolojisine göre tüketim kültürü içinde yaþayan birey hayat tarzýný bir yaþam projesi haline getirmekte ve kendi bireysel tercihlerine göre ürünleri. Tüketim kültürü bir anlamda nesnelerin farklý bir biçimde kültürel düzeyde anlamlandýrýlmasý ve “deðiþim deðeri”nin “kullaným deðeri”ni silmesi olarak tanýmlanabilir. Bu durum. Birinci perspektife göre tüketim kültürü. daha büyük bir eþitlikçilik ve bireysel özgürlük getirdiði gerekçesiyle kimileri tarafýndan olumlu deðerlendirilir. maddi kültürün tüketim mallarý. tedavi kültü. giysileri. Beden bu ahlaki ve ideolojik iþlevde tam anlamýyla ruhun yerini almýþtýr” 2. Benjamin’in ifadesiyle deðiþim deðerinin kullaným deðerini örtmesi bu metalar üzerinden hayallerin (fantazyalarýn) maddeleþmesine olanak saðlar. Bu baðlamda Baudrillard’a (2004:163) göre post-fordist dönemde en fazla anlam yüklenen ve üzerine çalýþmalar yürütülen nesne de dolayýsýyla “insan bedeni” olmuþtur: “Bin yýllýk bir püritanizm çaðýndan sonra bedenin yeniden keþfi ve insan bedeninin reklâmda. 2006:5). alýþveriþ alanlarý ve tüketim alanlarý biçiminde büyük miktarlarda birikmesine yol açan kapitalist meta üretiminin geniþlemesi savýna dayanýr. modada. (2005:36-37) “tüketim kültürü” üzerine geliþtirilmiþ belli baþlý üç perspektiften söz etmektedir. bireylerin meta karþýsýndaki dirençlerini yumuþatmakta ve bireylere ancak meta yoluyla elde edebileceklerini düþündükleri satýlýk kimlikler sayesinde huzur vaat etmektedir. perhiz. zariflik. Tüketim Olgusunun Kültürel Analizi ve Yabancýlaþma Featherstone. Çünkü daha fazla tüketime ihtiyaç duyan günümüz ekonomileri bu baðlamda tüketimi arttýracaklarý iþ dýþýndaki boþ zamana da her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyar hale gelmiþtir. rejimler. pratikleri. gençlik.180 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR sermayeye dönüþtürebilir hale getirdikçe çalýþma dýþý zamaný da deðerli bir yaþam alaný olarak görmeye baþlamýþtýr (Daðtaþ ve Daðtaþ. ancak baþkalarýna göre nüfusun alternatif bir “daha iyi” . görünüþleri seçerken bir hayat tarzý oluþturmaya çalýþmaktadýr. fedakârca uygulamalar) bunlarýn hepsi bedenin günümüzdeki kurtuluþ nesnesine dönüþtüðünün tanýðýdýr. erillik. tecrübeleri. diþilik saplantýsý. Post-fordist dönem ayný zamanda tüketim kültürünün toplum tarafýndan içselleþtirildiði bir dönemi ifade etmektedir. kitle kültüründeki mutlak varlýðý (bedenin etrafýný kuþatan saðlýk. bedenle ilgili bakýmlar. Bu baðlamda post-Fordizmin tüketimi kýþkýrtan yapýlanmasý.

CEM ÞAHÝN • 181 toplumsal iliþkiler seçeneðinden uzaklaþtýrýlmasýna ve ideolojik manipülasyona neden olan boþ zaman ve tüketim faaliyetlerinin Batýlý toplumlarda giderek öne çýkmasýyla sonuçlanmýþtýr. ayný manipülasyonlarla kýþkýrtýlan tatmin ve tatminsizlik arasýnda salýnýrlar. M. “tatmin”dir: “Bilinen. sýnýrlarý belirlenmiþ bir çukura benzer. Karþýlanabilir gereksinimler söz konusu olduðunda. Motivasyonlar üzerine oynanan oyun. Ona göre gündelik yaþam kültürü sosyal gruplar ve sýnýflar arasýnda önemli bir mücadele alanýdýr. Lefebre’e (1998:61) göre deðiþen kapitalizm çerçevesinde toplumlarda kýtlýktan bolluða. Gereksinimler. yetersiz üretimden dev boyutlu bir tüketime ve bazen de aþýrý tüketime (israf. tüketimin “sosyal ayrým” maksadýyla bireyler ve toplum nezdinde nasýl kullanýldýðý noktasýna odaklanýr. Kültürün tüketimi bilinçli ya da bilinçsiz olarak sosyal farklýlýklarý meþrulaþtýrmanýn toplumsal iþlevini gerçekleþtirmek amacýyla uygun duruma getirilmiþtir. tüketicinin kültürel hayalinde ve tikel tüketim alanlarýnda arzu ve heyecanla karþýladýðý duygusal hazlar. Doygunluk budur. Ýkinci ve daha katý anlamda sosyolojik olduðu söylenebilecek perspektif ise. Yoksunluktan. bu tatmin olabildiðince süratli bir doygunluða dayanýr. 4 Bourdieu (1984) tüketimin kültür üzerindeki etkileri tartýþmasýný tüketimin bireyler ve toplum üzerinde býraktýðý etkiler konusundan alarak. toplumsal olarak yapýlanmýþ olmasýyla iliþkili olduðunu belirtir. çok sayýda ve (eylem ve yararlanma kapasitesi bakýmýndan) zengin gereksinimlere sahip insana geçiþ vardýr. onlar üzerinde etkide bulunabildiði ölçüde. kullaným hakkýna sahip olmaya. kültür içinde deðiþik gruplarýn deðiþik hayat tarzlarý. “doyum” ve “statünün” enflasyon koþullarý altýnda farklýlýklarýn sergilenmesine ve korunmasýna baðýmlý olduðu bir “sýfýr toplam” oyunundaki ürünlere eriþimin. fakat diðer geçiþler gibi bu geçiþ de Lefebre’e göre bir türlü açýklanamayan 3 Lefebre’e (1998:83-84) göre tüketim toplumunun amacý ve resmi meþruiyeti. toplumda temel ekonomik dengesizliðe dayanan hâkimiyet ve güç daðýlýmýnýn. Bourdieu bu sosyolojik çözümlemesinde. tüketici doygunluða yol açan ayný düzeneklerce tahrik edilir. vs. Tatmin elde edilir edilmez. doldurulur. þatafat ve prestij için tüketim. Böylece örgütlenmiþ tüketim sadece nesneleri deðil. Gereksinim bir boþluða. Yeniden verimli hale gelmesi için gereksinim. olduðunu ifade etmek ya da kanýtlamaktan ziyade. Bu boþluk tüketim ve tüketici tarafýndan kapatýlýr. . fakat iyi tanýmlanmýþ bir boþluða. zevkleri. insanlarýn ürünleri kullanýrken izledikleri farklý yollar üzerinde durur. tüketim kullanýlarak nasýl yeniden ve sürekli biçimde güvenceye alýnýp meþrulaþtýrýldýðýný sorgulamaktadýr. rüyalar ve arzular sorununu ortaya koyar. Üstelik bu oyunun kuralýný hiçbir zaman itiraf etmez. Bu kullanýmdaki amaç imtiyazlý azýnlýðýn ayrýcalýklý grup olarak yeniden oluþturulmasýný saðlayarak meþruiyetini güvence altýna almaktýr.) geçiþ olduðu doðrudur. Bourdieu’ya göre modern toplumlarda toplumun imtiyazlý grubu tarafýndan kullanýlýr. Üçüncü perspektif ise çeþitli þekillerde dolaysýz bedensel tahrik ve estetik hazlar yaratan. tasarlanan gereksinimlerimiz tatmin edilmektedir ya da edilecektir. “toplumsal baðlar” ya da “ayrýmlar 4” yaratabilmek amacýyla. Bu perspektif. vb. Kültür. ürünlerden elde edilen doyumun3. kýsýr ve sýnýrlý gereksinimleri olan insandan. öncekinden biraz farklý bir biçimde yeniden uyarýlýr. bu nesneler tarafýndan doðurulan tatmini de böler. onlarý yalanlar veya çürütür.

Marx ve Engels’e göre feodalizmden kapitalizme geçiþ. Çünkü buradaki mallar çoðunlukla hemen tüketmek kullanmak ya da diðer mallarla deðiþtirilmek için üretilirlerdi. Öyleyse yapýlmasý gereken. Bunlardan birisi yabancýlaþmadýr. tüketim ideolojisi haline dönüþmüþtür. iþçinin ancak iþ dýþýnda kendi benliði ve kimliðini hissetmesini gösteriyor ve ekliyor “dolayýsýyla iþin amacý bir ihtiyacýn karþýlanmasý deðil iþin dýþýnda yer alan ihtiyaçlarýn tatmin edilmesi haline gelmiþtir. sýkýntýlý bir biçimde gerçekleþmiþtir. Mallar kar karþýlýðý çeþitli pazarlarda satýlýr. Üstelik kapitalist toplumlarda iþçiler. yabancýlaþmanýn sebebi olarak iþin iþçiye yabancý olmasýný. Tüketim toplumunun ortaya çýkýþý bu þekildedir. karýn yönlendirdiði üretime geçiþtir. Diðer bir deyiþle bu yaratýcý olmayan üretim sürecinde kadýn ve erkek iþçilerin kimlikleri inkâr edildiðinden dolayý tüketim içinde kimliklerini aramaya zorlanýrlar. karþýlýðýnda ücret almak için mal üretirler. ihtiyacýn yönlendirdiði üretimden. reklâmlar aracýlýðýyla tüketimi yapay olarak özendirmektir. Bu konjonktür içinde. Ayný þekilde kar etmeyi güvenceye almak için insanlar tüketmelidir. Ayrýca bu süreç tüketim ideolojisi olarak adlandýrýlan ve hayatýmýzýn anlamýný tükettiðimiz þeylerde bulacaðýmýzý ileri süren kapitalist ideoloji tarafýndan desteklenir. ancak bu geçiþ birçok krizi de beraberinde gündeme getirmektedir. Ancak feodalizmin yýkýlýp yerine kapitalizmin geçmesiyle birlikte tüketim. basit bir ihtiyaç olmaktan çýkartýlýp insan faaliyetlerinin önemli bir parçasý haline getirilmiþtir. Bu ideoloji. Onlar ürettikleri malýn sahibi deðildir.182 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR zorlamalarýn etkisi altýnda. Marx. Dolayýsýyla iþçiler kendi ürettikleri malý dahi elde edebilmek için parayla satýn almak durumunda kalýrlar ve böylece tüketici olurlar. insaný mutluluða ulaþtýracak þey olarak. gerçeðin ve idealin (yaþayan ve etken olan bireysel “ben”in ya da bireysel “özne”nin. en üstün akýlcýlýk örneði olarak. Böylece kapitalizmin kar elde etme amacýna yönelik iþleyiþi meþru hale getirilmiþ olur” Lefebre’e (1998:61) göre tarihsel süreçte gereksinimlerin sýnýrlanmasý. “nesnesi” ile) özdeþleþmesi olarak tüketici imgesini geçirmiþtir. üretimdeki bolluk ve tüketimdeki geniþlik üzerine kurulu yeni bir kültüre geçilmektedir. tasarruf edilmesi ve kýtlýðýn düzenlenmesi temeline dayalý eski bir kültürden. “etkin insan” imajýný silerek yerine. Ancak bu sürecin olumsuz etkileri de vardýr. üretim ideolojisi ve yaratýcý faaliyetin anlamý. Storey (2000:135-137) bu sýkýntýlarýn tüketim olgusunun kültürel analizini anlayabilmekle açýða çýkabileceðini belirterek. bizleri kapitalist ve kapitalizm öncesi toplumsal oluþumlar arasýndaki farkýn sosyal bilimciler tarafýndan nasýl algýlandýðýný irdelemeye çaðýrýr: “Kapitalizm öncesi toplumlar tüketim toplumlarý deðillerdi. geçmiþi peþinden sürükleyerek. Ancak bu da hiçbir zaman boþ bir teselliden öteye geçemez. Bu görüntü içinde önem taþýyan þey tüketici .

Tüketim toplumunda reklâmlar sahte ihtiyaçlar yaratýrlar. ev tipi. yaþam biçimleri üzerindeki denetimlerle iþbirliði yapýlmasý çerçevesinde ele almaktadýr. Gösteri ortak çýkarlarýn icadýdýr” (Robins. tüketicinin. kitle kültürü aracýlýðýyla. Ewen (1976) ise “Bilinç Efendileri” (Captains of Consciousness) adlý kitabýnda. Marcuse’a göre bireyi topluma baðlayan mekanizma deðiþmiþtir. Bu projedeki kitlesel toplumun bireyinin oluþturulma sürecinde. otantik (sahici) kültürün yerine geçmiþtir: “Tüketici kendisine yeni özgürlükler sunulduðuna inanabilir. iþ dünyasý. eski yabancýlaþmalara yeni yabancýlaþmalar eklenerek yabancýlaþma bilincinin yok sayýlmasý. mutfak eþyalarý aracýlýðýyla ruhlarýný. O halde. hatta ortadan kaldýrýlmasý baþarýlmýþtýr. Ewen’ýn çizdiði bu umutsuz tabloda piyasanýn sahte ve fetiþistik düzeni tüketim kültürü. hâkimiyet ve inkârýn ortak iþkembesinden çýkan bir kurtuluþ gösterisi sergiler. müzik seti. Ewen’a göre tüketici kapitalizmin hakim olduðu toplumlarda “ileri görüþlü bir iþadamý. Reklâm endüstrisi ve kitle kültürü içgüdüsel arayýþlara kitlesel olarak üretilmiþ çözümler önerir. iþlerini düzenlerken yalnýzca mal üretimiyle deðil. yiyecekler yiyip içen ve aksesuarlar kullanan ve kitle kültürünün biçimlediði bir insan olma arzusu yaratmak gibi (Storey. siyasal ve sosyal özgürlüðe. tüketme sanatý haline gelmiþ olan tüketme ediminin sunumudur. Bu ideolojik ikame ve yer deðiþtirme süreci sýrasýnda. Piyasanýn ütopyacý ideallere. bütün canlýlar. Bauman’a (2006:92) göre bütün insanlar. Bu önerilerin içinde insanlarýn kendilerini kitleden çekip çýkartabilecekleri kitlesel olarak üretilmiþ bireycilik vizyonlarý da bulunmaktadýr. sýnýf kavramýný kitleye dönüþtürerek ihtiyaçlarýnýn ve hüsranlarýnýn karþýlýðýný kendi yaþamýnýn/iþinin niteliklerinde ve içeriðinde deðil de tüketim mallarýnda arayan bireyi yaratmak istemektedir. Yani sahip olduklarý otomobil. ezelden beri tüketmektedirler. bir tüketim toplumundan söz ettiði- . Sunulan þey özgürlük yanýlsamasýndan baþka bir þey deðildir. tüketici kültürünün geliþimini. oysa acýmasýzca aldatýlmaktadýr. M. Örneðin belirli tip giysiler giyen. 2000:137-138). maddi refaha ve fantazyanýn gerçekleþtirilmesine baðlanmasý. dahasý. 1999: 174-175). Marcuse (1990:8) da bu görüþleri geliþtirerek tüketim ideolojisinin “sahte ihtiyaçlar” yarattýðýný ve bunlarýn günümüz toplumlarýnda bir “soysal kontrol” þekli olarak iþlevselleþtirildiðini ileri sürmüþtür. alýcý bir kitlenin ve psiþik bir tüketme arzusunun yaratýlmasýyla da ilgilenilmesi gerektiðini görmeye baþlamýþtýr. CEM ÞAHÝN • 183 ya da tüketilen nesne deðil. “Ýnsanlar sahip olduklarý mallarla kendi deðerlerini anlarlar. benliklerini keþfederler”.

Featherstone. Günümüz toplumu. Toplumumuzun üyelerine dayattýðý norm. öz dýþavurumu. Bu toplumun üyelerine dayattýðý norm. bu iki rolü oynama görevi vasýtasýyla zorla kabul ettirilirdi. “aný” yaþamayý. Eski tip modern toplum. üyelerinin tüketilecek þeyleri üretmesine muhtaçtýr ve tabii ki iki toplumun üyeleri de tüketirler. özgürlüðün ve mutluðun tek kaynaðý daha çok sayýda ve daha iyi nesnelere . Ancak mevcut “geçmodern” (Giddens). vurgular ve öncelikleri arasýndadýr. üslup geliþtirmeyi ve hayatýn üsluplaþtýrýlmasýný coþkuyla selamlýyordu” Fromm’a (2004:62) göre tasarrufun bir erdem olduðu 19. bir “üreticiler toplumu” idiyse. onlarý üreticiler ve askerler olarak þekillendirirdi. Batý Avrupa toplumlarýnýn tarihi açýsýndan 1920’li yýllarýn sonlarýnda þekillenen tüketim ahlâkýný þöyle tanýmlamaktadýr: “1920’li yýllarýn sonunda devralýnan yeni tüketim ahlâký. Modernliðin iki evresi arasýndaki fark sadece. hedonizmi. Toplumun üyelerine dayattýðý ve uymalarýný istediði norm. beden güzelliðini. üyelerini tüketiciler olarak deðerlendirme ihtiyacýndadýr artýk. Featherstone (2005:186). toplumsal yükümlülüklerden baðýmsýz olmayý. tüketici rolünü oynama görevinin emrettiði þekilde biçimlendirmektedir. sonra öde” felsefesiyle tüketim düþkünlüðünün manevi fakirliðe ve hedonistik bencilliðe yol açtýðýný savunmaktadýr. (2005:186) genelde dinin özelde ise püriten ahlâk ilkelerine dayalý çileci yaþam tarzýnýn kanaatkar yaklaþýmýna tamamen zýt olan “þimdi yaþa. uzak yerlerin egzotikasýný. yüzyýl toplumlarýnýn ana meziyeti artýk harcama ve tüketim olmuþtur. paganizmi. ayný derin ve temel anlamda bizim toplumumuz da bir “tüketim toplumu” dur. toplum. bu rolü oynama kabiliyeti ve istekliliðidir”. “ikincimodern” (Beck). Bauman’a (2006:93) göre günümüz toplumlarýnda yaþamak ile yakýn geçmiþteki toplumda yaþamak arasýndaki fark. endüstriyel çaðýn toplumu. Bu dönemde hayatýn. kuruluþ aþamasýndaki modern toplum. üyelerini. kültürün ve bireysel hayatýn hemen her veçhesinde önemli dönüþümler yaratmaktadýr. yerine baþka bir rol üstlenmek kadar köklü bir fark deðildir. yaþamanýn anlamý deðiþmiþtir. 20. ancak bu vurgu deðiþikliði toplumun.184 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR mizde aklýmýzda o toplumun bütün üyelerinin bir þeyler tükettikleri gibi sýradan bir tespitten öte þeyler vardýr ki o da: “Nasýl atalarýmýzýn toplumu. en baþta. üyelerini en baþta üretici ve asker olarak görürdü. Her iki evresinde de modern toplum. yüzyýl toplumlarýnýn aksine. “sürmodern” (Balandier) ya da “postmodern” evrede. bir rolü terk edip. bu rolleri oyna- ma kabiliyeti ve istekliliðiydi. modern toplumun kitlesel endüstriyel iþgücüne ve zorunlu askerliðe pek ihtiyacý kalmamýþtýr.

Tüm dünyayý kapsayan yepyeni bir insan ideali canlanmýþtýr. kýrýntý ve yem.” “Kývamýna gelmiþ. çekicilik. “Piyasa. ancak ayný zamanda “tüketicinin. olgun tüketiciler” için böyle davranmak Bauman’a (2006:96-97) göre içten gelen bir zorlama. seçen de tüketicinin kendisidir. onlardan birini seçmeyi seçmektir. bu insanlara. tüketme ediminin kendisi olmaktadýr. kiþinin hayatý baþka türlü yaþamasýnýn bu imkânsýzlýðýný. içinde hissettiði duygularý ve korkularý tüketim tutkusu ile dengelemeye çalýþmaktadýr. hayatý anlamsýz bulan. ne var ki. bir yemi yutmaktan diðerini yutmaya koþturup duruyor. bir öncekinden daha yeni. Bu baðlamda Bauman (2006:96) “iyi iþleyen bir tüketim toplumunda tüketicilerin aktif olarak baþtan çýkarýlma peþinde olduklarýný söyler: “Atalarý olan üreticiler ömürlerini. onlarý çoktan tüketiciler olarak seçmiþ ve albenili mallarýna gözlerini kapama özgürlüklerini ellerinden almýþtýr”. M. bir ayartmadan diðerine. her bir ayartma. bir mecburiyettir. küçük bir yiyecek kýrýntýsýndan bir baþkasýna. farklý ve daha dikkat çekici oluyor. korkak ve izole edilmiþ bir insan varoluþuna dayanmaktadýr. kapitalist toplumun üretim biçimi nedeniyle korkak ve kendi gerçekliðine yabancýlaþmýþ hale gelmektedir. ama bu seçim de zaten . Homo Consumens. eleþtiren de. üretim bandýnýn birbirinin týpkýsý olan devirleri arasýnda geçirdiler. yabancýlaþmýþ ve ayný zamanda bunlarýn nedenleri hakkýnda açýk bir bilgiye de sahip olmayan insan. sýkýlgan. Fromm’a göre psikolojik açýdan tüketime yönelmiþ ve böylesine tüketime baðlý olmanýn duygusal kökleri. Onlar ise sýrf deðiþiklik olsun diye. Gerçi hala “Homo Faber” (Üreten Ýnsan) tipi insan tamamen yok olmuþ deðil ama onun yerini giderek “Homo Consumens” (Tüketen Ýnsan) almaktadýr. caný sýkkýn. pasif. pazaryerini her ziyaret ettiðinde. bu mecburiyet. Popüler kültür endüstrileri tarafýndan bu koþullarda tek çare gibi sunulan sýðýnak. Yargýlayan da. Fromm’a (2004:64) göre bu içe kapalý. kendine. vitrinde sergilenen sonsuz tercihlerden herhangi birine yakýn durmayý reddedebilir. Nihayetinde. çekici bir þeyden ötekine. Reddedemeyeceði tek þey. yaptýðý iþe. “olabildiðince çok tüketen bir insan”. doðaya ve diðer insanlara kýsacasý her þeye yabancýlaþmýþ. her þeyi bir tüketim ürününe (metaya) dönüþtüren insan demektir. Gerçekte insan. kendisini iradenin serbestçe kullanýlmasý maskesiyle göstermektedir. CEM ÞAHÝN • 185 sahip olmak olarak görülmeye baþlanmýþtýr. hükmedenin kendisi (hatta sadece kendisi) olduðunu hissetmesi için de her türlü ortam hazýrlanmýþtýr. bu içselleþtirilmiþ baský.

186 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR Bauman’a göre “gerçek bir seçim gibi” görünmemektedir. Rasuli ve Hollander (1986) de tüketim kültürünü. Ancak Edles’e göre bu durum. çok incelikle planlanmaktadýr. Bu durum Edles’e (2002:70) göre özellikle alýþveriþ yapmanýn “tedavi edici” ve yatýþtýrýcý olarak görüldüðü kadýnlar açýsýndan daha uygun düþmektedir. insanlarýn kendi ürettiklerinden daha fazlasýný tükettikleri. doðal kaynaklarýn hesapsýzca tüketildiði. Postmodernite veya geç modernite gibi çeþitli kavramlarla izah edilmeye çalýþýlan günümüz tüketim toplumlarýnda “alýþveriþ merkezleri5. Edles’e göre “bu bir saçmalýktýr ve çok pahalý bir illüzyondur”. binasýnýn fiziksel. Örneðin “köþe yazarlarý. En nihayet. maddiyat ve tüketici fantezilerinin bu özel ifadesi daha ileri düzeyde günlük yaþamda medya imajlarý. maddi araçlarýný ve tüketici deneyiminin inþa edilmiþ bu mekân içindeki sunumlarýný düzenleyerek. Modern tüketim toplumunda yeni þeyler satýn almak “kiþisel endiþe ya da gerilime bir çözüm olarak sunulmaktadýr”. terkedilmiþ bayanlarý 50 Dolarlýk manikürle “kendinizi þýmartýn”. dostluk iliþkisinde olduðu gibi aþýrý deðer verildiði ve mütemadiyen ürünlerin birbirleriyle yer deðiþtirdiði bir kültürdür. Robins’e (1999:179) göre tüketim. insani deðerlerin alt üst olduðu ve ürünlerin insanlardan daha önemli hale geldiði bir toplumda ürünlere sevgi. . 5 Gottdiener’e (2005:127) göre tüketim toplumunun temel yapýlarý haline gelmiþ alýþveriþ merkezleri. Bir bakýma alýþveriþ merkezleri ruhsal ve zihinsel saðaltýmýn yapýldýðý merkezlerdir. insanlarý gündelik sorunlarýndan uzaklaþtýran adeta terapi ortamý saðlayan yerler olarak deðerlendirilir. ya da “gidip kendinize yeni bir çift ayakkabý gibi istediðiniz ama ihtiyacýnýz olmayan bir þey satýn alýn” önerisinde bulunurlar. Her iki yön de tüketicinin sermayenin paraya dönüþme amacýna uygun olarak yönlendirilmesi yoluyla. Kim olduðumuzun. bu tehditleri tecrit edebiliriz”. yani kadýnlarýn üretim dünyasýndaki tâbiliðinden kaynaklanan yabancýlaþmadan kaçmak için alýþveriþe çýkmalarý. biçimsel tasarým unsurlarýnýn çifte ifadesini sunmaktadýr. baþkalarýný ve bir ölçüde de kendilerini bir yaþam tarzý ile yargýladýklarý bir kültürel ortamda var olma hali olarak tanýmlamaktadýrlar. Scudson’a (1984) göre ise tüketim kültürü. gerçek dünyayla baþa çýkmak için geliþtirdiðimiz kurumsallaþmýþ bir toplumsal “savunma stratejisi” olarak görülebilir ve tüketim yoluyla dünyayla olan iliþkilerimizden kaynaklanan kaygý ve korkulardan sakýnabilir. statü baskýlarý ve reklâm faaliyetleriyle belletilen küresel tüketim kültürü ile eklemlenir. ne ürettiðimizden çok ne tükettiðimiz sorusu haline gelmesi bir bakýma üretim dünyasýnýn baþkalarýna býrakýlmasý anlamýna gelmektedir. sakýnmaya çalýþtýðýmýz asýl sistemin iþleyiþine yardýmcý olmaktadýr.

aslýnda. ihtiyaç duyulan zaman indirimi en iyi biçimde elde edilmiþ olur. Sadece bu durum. fevri ve memnuniyetsizlerse ve hepsinden öte. Gerçekten de. tatmin edileceði vaat edilen ihtiyaçtan önce gelir ve her zaman. yapýsal geçici- liðidir. CEM ÞAHÝN • 187 Bauman’a (2006:96) göre tüketim toplumunda bireylerin tüketme kapasitelerini artýrmak için. daha çok unutmayla ilgilidir. Her baðlýlýk yeminine ve her taahhüde. kuþkuyu da onaylamasý gerekir: “Her þeyi gördüðünü mü sandýn? Daha hiçbir þey görmedin!” Bauman’a (2006:94) göre tüketim toplumunda ideal olarak. daima yeni ayartmalara maruz býrakýlmalarý ve böylelikle asla yatýþmayan bir heyecanlýlýk halinde ve de. o nesnenin arzulanýrlýðýnýn yok olmasý için gereken zamandan).” Baudrillard’a (2004:45) göre. eðer sabýrsýz. hiçbir arzu nihai addedilmemelidir. Tüketim toplumunun kültürü (kitle kültürü) öðrenmeyle deðil. “istemek” ve “beklemek” birbirinden ayrýþtýrýldýðýnda. ihtiyaç . sürekli bir kuþku ve memnuniyetsizlik halinde kalmalarý gerekir. tüketicilerin tüketim kapasitesinin herhangi bir doðal ya da edinilmiþ ihtiyacýn koyduðu sýnýrlarýn çok ötesine geçmesi saðlanabilir. “bir sonrakine kadar” þartý iliþtirilmelidir. kolaylýkla heyecanlanýp eþit derecede kolaylýkla ilgilerini kaybediyorlarsa. Bauman’a. (2006:94-95) göre eðer tüketiciler herhangi bir nesneye duyduklarý arzuyu uzun süre canlý tutamýyor ya da ona uzun süre odaklanamýyorlarsa. bu noktada artýk. daha uzun soluklu olmasýna hiçbir biçimde izin verilmeyen taahhüdün kendisinden daha önemlidir. tüketicilere hiçbir zaman soluklanma fýrsatý tanýnmamalýdýr. Ýhtiyaçlar ve ihtiyaçlarýn giderilmesi arasýndaki geleneksel iliþki tersine çevrilmiþtir: Tatmin vaadi ve umudu. (ya da. hiçbir þey bir tüketici tarafýndan sýkýca kucaklanmamalý. günümüzde üretilen her þey. hiçbir ihtiyaç tamamen doyurulmuþ olarak görülmemeli. Gerçekten önemli olan tek þey. daha doðrusu. hiçbir dil “ölüm bizi ayýrana kadar” taahhüdüne varmamalý. ancak fiyatlarýn enflasyonunun hýzýyla karþýlaþtýrýlabilecek yok oluþuna göre ayarlanarak üretilir. kullaným deðerine ya da muhtemel kullaným süresine göre deðil. arzu nesnelerinin fiziksel dayanýklýlýðýna bakýlmaz. arzu nesnesinin tüketilmesi için gereken zamandan. mevcut ihtiyaçtan daha yoðun ve çekici olacaktýr. bu. tüm ekonomi biliminin fayda. tam tersine hýzý. M. bir yandan bu memnuniyetsizlikten kurtulmanýn yollarýný vaat ederken. “Onlarýn dur durak bilmeksizin uyanýk ve teyakkuz halinde tutulmalarý. bütün uðraþlarýn uçuculuðu. Dikkatlerini baþka yöne çeken yemlerin.

iþaret. Baudrillard’a göre (1998:110) postmodern tüketim toplumunda gösterge (simge). Baudrillard’a göre tüketim nesnesinin varolabilmesi için ilk önce nesnenin göstergeye. simgeye dönüþmesi gerekmektedir. (sembol. “sýra dýþý”lýk. deðiþim deðerinden de soyuttur ve suretin sureti (simulacra of simulacra) olarak deðerlendirilir. Reklâm. üretim düzeninin bu yok etmeye ve nesnelerin bu hesaplanmýþ ve kesintisiz intiharý pahasýna yaþamaya devam ettiði ve bu sürecin teknolojik sabotaja ya da moda biçiminde örgütlenen bir geçersizleþmeye dayandýðý bilinmektedir. göstergelerin. Ýkinci anlam üretimde en son teknolojinin kullanýlmýþ olmasýný ifade eder. Baudrillard’a (1998) göre günümüz tüketim toplumunda artýk. simgelerle tanýmlamýþtýr. Üçüncüsü ise. sembol) tüketilme aþamasýna geçilmiþtir. iþaretlerin. deðiþim deðeri kazanmalarýyla birlikte orijinal hallerinden uzaklaþmaktadýrlar. Araþtýrma geliþtirme (Ar-Ge) harcamalarýnýn artmasý nesneler üzerindeki gösterge. Baudrillard. Nesnelere marka deðerinin ve estetik deðerlerin kazandýrýlmasý. yani marka deðeri eklenmiþtir. nesneye özgü bir yan anlam olmaktan çok deðiþim deðerine ait simgesel 6 Campbell’a (2001:151-253) göre “yeni” olana tutku moda anlayýþýnýn temel parametresidir. Bilinmeyen. sembollerin aktif bir oluþum içinde sistematik olarak deðiþtirilmesi anlamýna gelir. 2000:168-169). Gerçekliðin yerini suretlerin aldýðý kapitalizmin bugün geldiði noktada artýk suretlerin (marka deðeri. Bu baðlamda “yeni” teriminin kullanýlmasýnýn üç farklý anlamý bulunmaktadýr. im). Ancak bir malýn simgesel (göstergesel) deðeri. sembol ve marka deðerini de arttýrmaktadýr (Aslanoðlu. Böylelikle tüketim. yenilere ve tuhaf olana karþý bir tutkunun geliþmesi postmodern tüketici için cazip görünmektedir. nesnelerin kullaným deðerini arttýrmak deðil yalnýzca azaltmak. Birincisi “eski” olanýn karþýtýdýr. rasyonalist teorilerini yeniden sorgulamaya yetmektedir. . Yeni teknolojik ürünlerin piyasaya çýkmasýyla daha öncekilerin deðerinin düþmesi gibi. onlarý moda deðerine ve hýzlý yenilenmeye tabi kýlarak zaman (kalýcýlýk) deðerini azaltmak6 amacýyla harcanan geniþ bütçeyi oluþturmaktadýr. markalarýn (göstergelerin) tüketildiði bir aþamaya geçilmiþtir. Nesnelerin deðerine artýk kullaným deðerinden sonra bir de gösterge. “egzotik”lik ve “benzersiz”lik algýlarýna iþaret eden baðlamlar için kullanýlýr. Baudrillard bu durumu þöyle ifade etmektedir: deðiþim deðeri kullaným deðerinin bir suretidir. simgelerin. üretim aþamasýnda endüstriyel ürünlerin giderek artýþ gösteren tasarým deðeriyle gerçekleþmektedir. (1998) tüketimin fayda ya da ihtiyaç kavramlarýyla çok az iliþkisi olduðunu düþünmüþtür ve tüketimi gösterge ya da sembollerle.188 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR vb. zaman olarak yakýn zamana iþaret eder. (simulacra) Nesneler. Oysa. marka deðeri. iþaretlerle.

iþaretler. Tüketim idealist bir uygulamadýr.” Bu bakýþ açýsý doðrultusunda tüketim toplumunda yoksulluðun bile anlamýnýn deðiþtiðini vurgulayan Bauman’a (1999:10. (“ekonomik büyüme” adýyla yeniden vaftiz edilen) küresel kâr ve hep daha büyük kâr peþindeki sürek avý durmasýn diye. markalar arasýndaki iliþkiler ile ilgili bir konu olduðunu vurgulamak istemesidir (Bocock. tüketimin kültürel göstergeler ve bu göstergeler. rakiplerini püskürtmelidir. tüketim. Featherstone’un (2005:40) ifade ettiði gibi. hizmet ve imajlar küresel rekabetin her yeri saran. düþünceler olduðudur. marka iþaretlerinin de tüketim sürecinde aktif rol oynadýðýný görmekteyiz. “çýðýrýndan çýkmýþ” sýk ve karanlýk ormanýnda kendine ite kaka yol bulup kamunun dikkatini üzerinde toplamak için. Bu iþi baþarýr baþarmaz ise. M. Bauman. Bu anlamýyla tüketim. Postmodern tüketim toplumunda maddi nesnelerin tüketimi. (2006:91) tüketim toplumunun tüketiciyi baþtan çýkartmaya ve cezp etmeye yönelik olarak iþleyen piyasa düzenine iliþkin yapmýþ olduðu deðerlendirmelerde bazý çýkarýmlarda bulunmuþtur: “Mal. yediðimiz yiyeceðin maddi bir nesne olduðundan þüphe etmeyeceðimiz þeklindeki saðduyuya ters düþen bu savý öne sürmesinin nedeni. CEM ÞAHÝN • 189 bir ektir.58-67) göre refah . doðalarý gereði. ayartma da ayartýlanýn teslimiyetinden sonra süremez. arzu uyandýrmalý ve bunu yapabilmek için de muhtemel tüketicilerini ayartýp. 1997:75). Göstergelerin aþýrý üretimi ve imajlarla simülasyonlarýn (taklitlerin) yeniden üretimi. tüketim toplumu özünde kültürel bir toplum haline gelir. materyalist bir süreç olarak algýlanmamalýdýr. Dolayýsýyla Baudrillard için. Baudrillard’ýn. tatmininden sonra sürmezse. örneðin. gösterge (simge) ve sembollerin tüketimi anlamýna gelmektedir. ancak ve ancak uzaklardan. simgeler. “Toplumsal hayat kurallardan arýndýrýldýkça ve toplumsal iliþkiler deðiþkenleþip istikrarlý normlarca daha az yapýlanmýþ hale geldikçe. Bir pazarlama stratejisi olarak mallarýn üzerindeki göstergelerin. gelecekten göz kýrpýp davet ediyorsa ayartýcý ve baþtan çýkarýcýdýr. yerini imajlarýn ve markalarýn tüketimi þeklindeki “seyirlik tüketime” býrakmýþtýr. nasýl arzu. kitlelerin büyülenmesiyle gerçekliðin estetize edilmesine yol açar”. Çünkü bu göstergeler mallarýn insan zihninde iyice yer edinmelerine neden olmakta ve tüketim sürecini hýzlandýrmaktadýr. istikrarlý anlamýn yitiþine ve izleyiciyi istikrar duygusunun ötesine taþýyan çarpýcý kolâjlarýn sonsuz akýþýndan. Bunun anlamý tüketilenlerin nesneler deðil. Günümüz endüstrisi cezbetme ve ayartma üretimine ayarlýdýr ve cazip þeyler. öteki arzu nesnelerine çabucak yer açmalýdýr.

Bocock’a (1997:57-58) göre tüketimcilik. Tüketim toplumu Baudrillard’a (2004:95) göre ayný zamanda tüketimin öðrenilmesi toplumu. þimdi defolu tüketicilere dönüþtürülmüþtür. üretimin popüler deðer olduðu zihniyet. tutum ve davranýþlardan tüketimin. çalýþma. yerellik ve evrensel bir örnekleþme (küreselleþme) arasýndaki eski gerilimin yerini yenilerin almasý ve (e) Büyük ölçekli karayollarý aðýnýn geniþlemesi ve otomobil kültürünün geliþi gibi. Yoksullarýn varlýðý. ileri modernizmin hâlâ bir güç olduðu eski savaþ öncesi toplumdan köklü bir biçimde ayrýlan bazý temel özellikleri bulunmaktadýr. Yine de birçok kiþiyi ücretli iþlerde çalýþýrken ayakta tutan þey bu tüketim mallarý ve deneyimleri ile ilgili hayalleridir”. iþsizlik daha çok üzüntü veren bir durumdur. arabalar. hatta pek çok çeþit yiyecek ve içecek alým gücünün dýþýnda kalýyorsa. (c) Genel olarak reklâmcýlýk. (a) Planlý modasý geçmiþlik. Bunun da ötesinde yabancýlaþmanýn artýþýna hizmet etmektedir. yeterince tüketemiyor olma durumuyla iliþkilendirilir olmaya baþlamýþtýr. iþin yokluðuyla ya da çalýþma isteðinin yokluðuyla açýklanýrdý. (d) Kent ve kýr. giysiler. yani yeni üretim güçlerinin ortaya çýkmasýyla ve yüksek verimlilik taþýyan ekonomik bir sistemin tekelci yeniden yapýlanmasýyla orantýlý yeni ve özgül bir toplumsallaþma tarzýdýr. tüketiciler/boþ zaman toplumuna. hem insanlarý fantezilerinde olduðu kadar. Üreticiler toplumundan. Ýþsiz kiþi tüketimi hayal bile etme kapasitesini ve isteðini kaybedebilir. televizyon ve medyanýn þimdiye kadar görülmedik boyutlarda topluma baþtan sona nüfuz etmesi. mobilyalar. meslekte uzmanlaþma. bu yeni tüketici ve ulusüstü kapitalizm momentinin7 ortaya çýkmasýyla yakýndan baðlantýlý olduðunu vurgulayan 7 Jameson’a (2005:30) göre yeni tüketim tiplerinin. estetiðin ve hazzýn popüler olduðu durumlara doðru bir kayma yaþanmaktadýr. . Bu baðlamda ortaya çýkan iþgücü fazlasýnýn yeni sosyal konumunu tanýmlayan Bauman’a göre toplumda bir zamanlar yedek sanayi ordularý olan yoksullar. Tüketim toplumunda ise yoksul olmak. modern kapitalizmi egemenliði altýna almýþtýr. Postmodernizmin doðuþunun. üretim ve meslekle deðil. merkez ve taþra.190 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR devleti döneminde toplumda yoksul olmak. (b) Çok daha hýzlý bir moda ve biçimsel deðiþim ritmi. eðer evler. yani yaþamýn anlamýnýn bir þeyler satýn alma ve önceden düzenlenmiþ deneyimler yaþamak olduðunu öne süren etkin tüketim ideolojisi. tatiller. Tüketim toplumunda seri imalatýn kitlesel emek gücüne ihtiyacý yoktur. gerçekte de tüketici olmak için güdülemeye yaramaktadýr. Bu tüketim ideolojisi hem kapitalizmi yasallaþtýrmaya. Örneðin. iþsiz olma gibi ekonomik süreçler temelinde düþünülürdü. tüketime toplumsal bir biçimde alýþtýrýlma toplumudur.

postmodernizmin biçimsel ayýrýcý özelliklerinin. tarihi. Sanat eserleri8 piyasa güçlerine tabi olurken. sinema ya da tiyatroya gitmenin ve mahallenin sosyal olaylarýna katýlmanýn yerini almýþtýr. Günümüz tüketim toplumlarýnda tüketimi azami kýlmak için gereken piyasa düzenlemelerinin getirdiði yeniliklerin baþýnda kredi kartlarý gelmektedir. Kredi kartlarý. Kredi kartlarý Ritzer’e (2000:86) göre yeni tüketim araçlarýnýn tüketicileri daha fazla satýn almaya yönelterek onlarý “sömürme yeteneðine” yardýmcý olur. Tarihin anlamýnýn yok oluþu. . Ýngiltere’de ve diðer kapitalist batý toplumlarýnda televizyon seyretmek. Yeni tüketim araçlarýnýn. Buna göre. 2000:761). kültürün kendisi de hiç olmadýðý ölçüde þeyleþtirilir (metalaþtýrýlýr). Çoðu insan yýllarca borçluluðun sürmesine neden olan tefeci faiz oranlarýný ödemekten kurtulmakta zorluk çekmektedir. yabancýlaþmamýþ etkinliðin tanýmlayýcý özelliði “insan yaratýcýlýðý” idi. 1950’den sonra televizyonun ortaya çýkmasý. birçok bakýmdan. en önemli boþ vakitleri deðerlendirme aracý haline gelmiþtir. meta ya da eþyalarýn reklâmý da onlarýn birer sanat eseri olduðu söylenerek yapýlmaktadýr (Cevizci. tüketicileri. yeni zamanlarýn karakteristiðini yansýtan sosyolojik oluþumlar olarak deðerlendirilmektedir. iþ dýþýnda geçirilen zamaný deðiþtirmiþtir. 8 Bocock’a (1997:58-59) göre Marx için. bu özel toplumsal sistemin derin mantýðýný dýþa vurduðuna inanmaktadýr. Bu. Bu dönemde tüketim kültürel terimlerle tanýmlanýrken. postmodernizm yüksek kültürle ticari kültür ya da popüler kültür arasýndaki geleneksel sýnýrlarý ortadan kaldýrarak kültürel üretim sürecinin neredeyse bütününe hakim olan anlayýþýn popüler kültür haline dönüþtürüldüðünü vurgulamaktadýr. insanlarýn borç altýna girmeye yönlendirilmesi anlamýnda kendi baþlarýna da sömürücüdür. siyasi hareket ya da ideolojilerin projeleriyle deðil de. CEM ÞAHÝN • 191 Jameson (2005:30-31) ise. Sanatçý ve zanaatkârlar bunun ideal ve tipik örnekleriydiler. tüm çaðdaþ toplumsal sistemin yavaþ yavaþ kendi geçmiþini muhafaza etme yeterliliðini kaybetmeye ve önceki toplumsal enformasyonun þu ya da bu þekilde korumak zorunda olduðu gelenekleri yok eden ve bitmez tükenmez bir deðiþim içinde yaþamaya baþladýðý olgusu. M. Bu dönemde insanlarýn tarihsel bir perspektifte düþünme yeteneði giderek azalýr ve insanlar geçmiþten so- yutlanýrken. hafýza kaybýna uðrarken. televizyondaki açýk oturumlarla algýlamaktadýrlar. birçok insan için evde müzik yapmanýn. Postmodern toplumsal teoriye göre tüketim kapitalizmi ya da çokuluslu kapitalizmin kültürel karþýlýðý postmodernizmdir. Aktif yaratýcýlýðýn birçok insanýn boþ zaman uðraþýlarýnýn dýþýnda býrakýlmasý. özellikle 25 yaþýn üzerindekiler için. yabancýlaþmanýn artmasýna ve iþ yerlerinde olduðu kadar tüketim alanýnda da derinleþmesine yol açmýþtýr.

Bunun en görünür olduðu yerler pasajlar. Kendimizi bunlarý tüketirken ve içlerindeki þeyleri tüketme gücünde görüyoruz. zihinsel olarak çok meþgul olduklarýndan bahseder. seküler bir ilerlemeyi kutsarken geçmiþin en önemli ayak baðlarýndan biri olarak gördüðü dinsel ve mitsel oluþumlarý da toplumsal yaþamda en azýndan pasifleþtirmeyi öngörmektedir. Fakat tüketim söz konusu olduðunda kapitalizm olanca esnekliði ve iþbilirliði ile büyüyü yeniden devreye sokmaktadýr. departman maðazalarý ve nihayet alýþveriþ merkezlerindeki müþterileri büyüleme stratejileri. gibi olan herhangi bir þey deðiþebilir ve duygulara baðlý olduðu için verimsizliðe neden olabilir. Modernizmin önde gelen eleþtirmenlerinden Weber’in kuramýnýn kilit kavramlarý “rasyonelleþme”. Bu 9 Alýþveriþ merkezleri modernizmin en belirgin göstergesi olan rasyonelleþmiþ bürokratik etkinliklerin gözle görünür olduðu yerler olmalarýnýn yaný sýra ayný zamanda modernizmin bozuma uðrattýðý büyünün de tüketimi körükleme adýna kullanýma sokulduðu mekânlar olarak dikkat çeker. Aklýn ilahlaþtýrýldýðý aydýnlanmanýn pozitivist yaklaþýmýndan ilham alan modernizm. gerekenden daha yüksek paralar ödemeye ve harcamalarý gerekenden daha fazlasýný harcamaya yönlendirerek sömürdüðü söylenebilir. Genel olarak rasyonel sistemlerde özel olarak bürokraside büyüye yer yoktur. Örneðin üniversiteler. insanlarýn geçmiþte asla satýn alamadýklarý þeyleri satýn alabilecekleri bir tüketim ortamýný hazýrlamýþtýr (Ritzer. Bu baðlamda Ritzer’e (2000:228-229) göre günümüzde artýk birçok kamusal mekâný giderek her türlü tüketimin yapýlabildiði yerler olarak düþünülmekte ve organize edilmektedir. bunlarý düþündüðümüz zaman aklýmýza en parýltýlý yeni tüketim aracý modeli geliyor. kiliseler ve müzeleri bu þekilde düþünme eðilimimiz artýyor. Tüketim geç modern dönemde her zamankinden daha fazla kafada çözülmesi gereken bir deneyim ve zihinsel bir uðraþa dönüþmüþtür. fantastik vb. yani yaþamýn her anýnda ve her yerde çýlgýnca tüketim yapýlabilecek bir toplumsal ortamýn hazýr olmasý beklenmektedir: “Gitgide daha çok yeri tüketilecek ortamlar ve tüketim yapabileceðimiz yerler olarak düþünüyoruz. 2006:101-102). Örneðin bu tür yerlerin alýþveriþ merkezleri gibi görünmelerini ve iþlemelerini bekliyoruz” Bu baðlamda Bocock (1997:58) modern tüketicilerin fiziksel olarak pasif ancak. . Çünkü büyülü. özellikle gelecek kazançlara kolayca ulaþma imkâný. Dahasý. Buralarda müþteri egzotik ve büyülü bir mekanda adeta uyuþturulmakta ve tüketime yönlendirmenin bütün kurallarý akýlcý bir biçimde devreye sokulmaktadýr (Arýk. “bürokrasi” ve “dünyanýn büyüsünün bozulmasýdýr”. gizemli. Geçmiþ.192 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR ihtiyaç duyduklarýndan daha fazlasýný satýn almaya. þimdiki ve gelecek kazançlarýn iç içe geçmesi. Yalnýzca vücudun temel gereksinimlerini doyuran basit bir süreç olmaktan çýkmýþtýr. Weber kapitalizm ve bürokrasinin rasyonelleþme sürecinin bir zamanlar duygularýn ve büyünün etkin olduðu toplumsal yapýlanmayý deðiþtirdiðini ileri sürer. Günümüz toplumlarýnda yaþamýmýzýn giderek daha büyük bir kýsmý tüketim çevresinde geçmeye baþlamýþtýr. Alýþveriþ merkezi 9 çaðýn tanýmlayýcý yapýsý olarak fabrikanýn yerini almýþtýr. 2000:210). hastaneler.

bir nesnenin deðiþim deðerinin. Post endüstriyel tüketim toplumlarýnda büyük alýþveriþ merkezleri artýk fabrikalarýn önüne geçmiþtir. yüzyýlýn modern sanayi toplumlarýnýn aksine günümüzün postmodern sanayi ötesi toplumlarýnýn temel dinamiði artýk “tüketim” olmuþtur. Böylece olabildiðince çok harcayan ve çok sayýda tüketim nesnesine sahip olma arzusu içinde olan bir insan ideali tüm dünyada canlanmýþtýr. katýlým gerektiren türden etkinliklerdir. Sonuç Tasarrufu bir erdem olarak niteleyen 19. CEM ÞAHÝN • 193 þekilde. eþyalarda bulunacaðýný aþýlayan kapitalist ideolojiyi küreselleþtirerek tüketimin sýnýrlarýný geniþletmiþtir. gibi etkinliklerin hepsi. Bu baðlamda Marcuse. Bu baðlamda tüketim kültürü. Kültür endüstrileri. ev dekorasyonu. Esnekliðe dayalý üretim paradigmasýnýn adý olan Post-fordizm. Tüketiciler durmaksýzýn artan paketlenmiþ mal ve hizmetler yüzünden birçok etkinlik sýrasýnda bir yaratýcýlýk ve özerklik duygusu yaþamaktan uzak kalmaktadýrlar. mutluluðun kaynaðýný ve özgürlüðü tüketilen bu nesnelerde. bahçe ile uðraþmak. Ona göre günümüz kapitalizmi rekabeti sürdürmek ve kârý artýrmak için insanlarý yeni ürünler satýn almak ve günün büyük bölümünü metalarla geçirmek zorunda býrakmýþtýr. kullaným deðerini örtmesi olarak tanýmlanmaktadýr. endüstri iliþkileri açýsýndan toplumda önemli dönüþümlere neden olmuþtur. spor yapmak. Böylece insanlar kendilerinin ve baþkalarýnýn toplumsal konumlarýný tüketilen imajlar aracýlýðýyla algýlamaya baþlamýþlardýr. hayatýn anlamýný. Postmodern dönemde nesneler farklý bir biçimde kültürel düzeyde anlam kazanmaktadýr. yabancýlaþma ve uzaklaþma modern tüketim kalýplarýna da girmiþtir. (1968:312) tüketim nesnelerinin üretim ve tüketim mantýðýnýn deðiþmesi gerektiðini savunmaktadýr. Bu noktada nesnelerin kullaným deðerine eþlik eden simgesel deðerler (marka deðerleri) devreye sokularak insanlar o ürünlere sahip olduklarý takdirde . M. ancak bu pratikler 1950’lerden beri ticari çýkar gruplarýnýn tüketim alanýna yaptýklarý büyük çýkarmanýn etkilerinden kendilerini kurtaramamýþlardýr. Bu dönemde insanlarýn bir nesneye ihtiyaç duyma durumlarýnýn anlam ve içeriði de deðiþmiþtir. Örneðin yemek piþirmek. Çok hýzlý deðiþen tüketici tercihlerine odaklanan ürün piyasalarý yeni rekabete cevap vermek amacýyla üretim biçimlerini farklýlaþtýrmýþlardýr. Çünkü tüketim ideolojisi bireylere reklâmlar ve moda yoluyla sahte ihtiyaçlar aþýlamaktadýr.

M. (Çev: Ümit Öktem). The US Experience. (1998). Fordizm ve postfordizm gibi yaratýcý olmayan üretim süreçlerinde kimlikleri inkar edilen ve kendilerini olumlayamayan üreticiler ve iþçiler. (2004). (1979). Routledge 246-261. (Ed: Daniel Miler) London and New York. ARIK. Yaþam Tarzlarý. Konya. Dost Kitabevi Yayýnlarý. Ýzmir. Distinction: A Social Critique Of The Judgement Of Taste. Cambridge MA: Harvard University Press. Tüketim toplumunda çalýþma (iþ) artýk israfa dönük bir eylem olarak gerçekleþmektedir. R. Yaþam Tarzlarý. Ýstanbul. C. (1999). Verso. Ýstanbul. Bursa. Ezgi Kitabevi. Ayrýntý Yayýnlarý.194 • DÝNÝ ARAÞTIRMALAR ayrýcalýklý olacaklarý (sahte bireyselleþtirme) vaadiyle satýn almaya özen- dirilirler ve moda yoluyla da bu sürecin ömrü mümkün olduðu kadar kýsa tutularak toplumda daima daha yeni ürünlerin ve nesnelerin tüketimi fikri canlý tutulmaktadýr. s. Ýstan- bul. Kent. Paradigma Yayýnlarý. Z. E. Cilt:4. 4-31. A Theory Of Capitalist Regulation. tüketim içinde bu kimliklerini aramaya zorlanmaktadýr. P. BAUDRILLARD. Ýletiþim Yazýlarý. (Çev: Hazal Deliceçaylý ve Ferda Kes- kin)." Eðitim Toplum Bilim. ve DAÐTAÞ. "Tüketim Kültürü. BAUMAN. Dokuz Eylül Yayýnlarý. D. Boþ Zamanlar ve Medya Üzerine Bir Literatür Taramasý. (Çev: Ýrem Kutluk). Sayý:14. Böylelikle toplumda etkin insan imajý silinerek yerine gerçeðin ve idealin özdeþleþmesi baðlamýnda tüketici imgesi geçirilmiþtir. KAYNAKÇA AGLÝETTA. BAUDRILLARD. B. (1999). Tüketicilik ve Yeni Yoksullar. (2000). (Çev: Abdullah Yýlmaz). (2006). Ýstanbul. Z. . R. Ankara. Felsefe Sözlüðü. BAUMAN. Çalýþma. Dost Kitabevi Yayýnlarý. Consumption Cri- tical Concept in the Social Sciences. CHANEY. DAÐTAÞ. M. (Çev: Oðuz Adanýr). London. (Çev: Ýrem Kutluk). J. CAMPBELL. CEVÝZCÝ. iþin dýþýnda yer alan ihtiyaçlarýn tatmin edilmesi haline gelmiþtir. The Desire for the New its Nature and Social Location as Present in Theories Of Fashion and Modern Consumerism. (2000). Simülakrlar ve Simülasyon. BOURDÝEU. B. Tablet Kitabevi. An- kara. (2001). Ayrýntý Yayýnlarý. J. ASLANOÐLU. (1984). Küreselleþme. Sar- mal Yayýnevi. Kimlik ve Küreselleþme. BOCOCK. Tüketim Toplumu. Tüketim. (2006). A. Bu toplumda iþin amacý bir ihtiyacýn karþýlanmasý olmaktan çýkmýþ. (1997). (2006). Bu durum ise endüstri toplumuna geçiþle birlikte yaþanan yabancýlaþmaya yeni yabancýlaþmalar eklemekte ve toplumda yabancýlaþma bilincinin yok edilmesine neden olmaktadýr.

Metis Yayýnlarý. Tek Boyutlu Ýnsan. (Çev: Seçkin Çaðan). M. 1990'larda Politikanýn Deðiþen Çehresi. Postmodernliðin Durumu. Blackwell Publishers. "Küresel Üretim Yapýlanmasýna Kültürel Yanýtlar: Ulusal-Yerel ?". (Çev: Erdal Cengiz. (1999). May Yayýnlarý. C. ve HOLLANDER. (1995). New York. LEFEBRE. Cultural Sociology In Practice. Aþk ve Uygarlýk. H. Dost Kitabevi Yayýnlarý. (1968). K. FROMM. Advertising. SCHUDSON. (Çev: Aziz Yardýmlý). Postmodern Göstergeler. All Consuming Images: The Politics Of Style In Contemporary Culture. (2002). Ýstanbul. B. MARCUSE. S. Baðlam Yayýnlarý. Ýstanbul. Metis Yayýnlarý. L. (2005). Innate. Postmodernizm ve Tüketim Kültürü. (Çev: Mehmet Kü- çük). (Çev: A. Ankara. Babil Yay. (1990). Yeni Zamanlar. Ýstanbul. D. STOREY. Ýstanbul. (Çev: Nurçay Türkoðlu). FEATHERSTONE. (Çev: Murat Belge). s. Kuramlar ve Metodlar. G. Captains of Consciousness: Advertising and The Social Roots Of The Consumer Culture. CEM ÞAHÝN • 195 DELALLOÐLU. Hakan Gür. (1976). (Çev: Koray Karaþahin). s. RÝTZER. Ýstanbul. Ýstanbul. M. H. Arýtan Yayýnevi. . (Çev: Sungur Savran). ROBÝNS. Ýdea Yayýnlarý. (2000). SUÐUR. Ýstanbul. 6 (2). MARX. H. N. (1998). McGraw-Hill. 133-143. Basic Books. Kültürel Dönemeç. Insatiable?" Jour- nal Of Macromarketing. (Çev: Kemal Ýnal). J. D. Doðu Batý. (1999). Büyüsü Bozulmuþ Dünyayý Yeniden Büyülemek. GOTTDÝENER. MARCUSE. 134-153. Ýstanbul. Sayý:1. The Uneasy Persuasion: Its Dubious Ýmpact On American Society. H. Ýstanbul. Perseus Books. New York. Modern Dünyada Gündelik Hayat. Ankara. N. (Çev: Þen Süer Kaya). (2000). Ayrýntý Yayýnlarý. S. Fordizm ve Postfordizm. Ökten). (1999). (1986). Ayrýntý Yayýnlarý. YETÝM. F. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi. MURRAY. Ýmge Kitabevi Yayýnlarý. M. (2003). Çaðdaþ Toplumlarýn Geleceði. Sayý: 18. Ýstanbul. "Desire-Induced. M. Arhan Nur). Frankfurt Okulu'nda Sanat ve Toplum. (1986). Massachu- setts. Arýtan ve K. (Çev: Iþýn Gürbüz). Ýmaj: Görmenin Kültür ve Politikasý. (Çev: Abdullah Yýlmaz). Postfordizm ve Ötesi". Ayrýntý Yayýnlarý. 4-24. EDLES. Cilt:1. EWEN. (2004). K. V Yayýnlarý. (2005). (2005). HARVEY. Popüler Kültür Çalýþmalarý. Ýstanbul. K. (1984). JAMESON. EWEN. (1990). Ankara. E. Felsefe Yazýlarý. Ayrýntý Yayýnlarý. S. "Fordizm. RASULÝ. R. (2004).