You are on page 1of 6

HERKES İÇİN YARARLI BİLGİLER

DR. ERDAL ATABEK
www.webokul.com/danişman/danişman.htm

BAŞARIYA GİDEN YOL İÇİMİZDEN GEÇER

‘Başarıya giden yol’ … diye başlayan pek çok öğüt, yol gösterme, belki de öneri
vardır. Kimi öğütler ‘çok çalışmayı’ kimi yol göstermeler ‘hedefini doğru seçmeyi’ önerir.
Bütün bunlar kendi başına doğrulardır ama gene de ortalıkta çok sayıda başarısız insanın
neden bulunduğunu açıklamaz.
Bu konudaki yaygın kanı ‘herkesin başarılı olamayacağı’ ya da başarının kimileri
için söz konusu olan bir talih’ olduğu yolundadır ve yanlıştır. Başarı hiç kimsenin
tekelinde değildir. Herkes başarılı olabilir. Yineliyorum, herkes başarılı olabilir. Ama
‘başarılı olmanın kuralları’ vardır ve bunları dikkate alanlar başarılı olabilir. Bu bölümde
‘başarıya giden yolları’ göreceğiz, sonra da başarıyı hep birlikte yaşayacağız.

İÇİMİZDEN GEÇEN YOLU GÖREBİLMEK…

Başarı konusunda insanların en büyük yanlışı, bu yolu kendi dışında aramaktır.
‘Başarı’ dendiği zaman insanlar hep kendi dışlarına bakarlar. Başka insanların ‘neyi
başarı kabul ettiği ’ ya da ‘başarılı örneklerin kimler olduğu’, başarının sonuçlarının neyle
ölçüldüğü gibi ölçütler çok önemli sayılır. Bu yanlışın temel nedeni, insanların böyle
bakmaya, böyle görmeye, böyle kabul etmeye alıştırılmalarıdır.
Oysa, her insanın yapısı ayrıdır, beklentileri ayrıdır, kapasitesi ayrıdır, başarılı olacağı
alanlar ayrıdır. Bu nedenlerle de karşılaştırmaya dayalı koşullanmalar yanlış sonuçlar
doğurur.
Öncelikle bilmeliyiz ki ‘başarıya giden yol içimizden geçer’. Öyleyse önce ‘içimize
bakalım ve kendimizi görmeye çalışalım’. Başarı için harekete geçireceğimiz en büyük
araç kendimiziz, bunu unutmayalım.

AİLE İÇİ İLETİŞİM …

düş kırıklıkları. Bu iletişim modelinde. bu nedenle de ‘mesajlar örtülmekte’. ilkeli bir aile yapısı’nı kurup sürdürebilmektedir. ‘çocukların okuldaki durumları’ 'günlük olayların kısa notları’. Kimi zaman bunu farkedemeyiz ve ‘neden öyle davrandığımı bilmiyorum’ deriz. çocuklar da arkadaş gruplarıyla etkin iletişim kurmayı yeğlemekte. Bu durum. Aile içi iletişim çok önemli olduğu halde yeterince üzerinde durulmayan bir konudur. duygu ve düşüncelerin paylaşımı da ev dışına taşınmaktadır. sosyal rolleri sertleştirmektedir. 'Yemekte ne olduğu?’ ya da ‘telefon faturaları’. 'beklenmeyen olaylar’ kısa konuşmalarla aktarılırken birlikte olunan zamanın çoğunu TV izlemek. Gerçekten de her davranışımızın nedenini bilemeyiz. her davranışımızın bir ya da . iletişimi büsbütün bozmakta. baba kız ya da çocuklar arası koalisyonla anne babaya karşı cepheleşme eğilimleri ortaya çıkmaktadır. buna karşın ev dışında canlanan ilişkiler insanlar arasındaki yabancılaşmayı arttırmakta. Bu durumun yarattığı doyumsuzluk evdeki bütün bireylerin davranışına yansıyarak ev içi gruplaşmalarına yol açmaktadır. aile dışındaki iletişim de doğru bir temele oturmuş olur. Anne oğul. aile disiplinini kimseyi yaralamadan kurup yürüten. Yaygın olarak görülen iletişim biçimi ‘gereksinme iletişimi’ diyebileceğimiz bir durumdur. bu durum da değişen insan davranışlarını farketmeyi engellemektedir. anne kadınlar arasındaki gruplarla. iletişimi belirleyen etkenler’ günlük gereksinmelerdir’ iletişim kodları da buna uygun sözcük formatlarıdır. gündemdeki konuların kısa değerlendirmeleri. ev içi iletişimin mesajları almaktadır. ev içinde ‘eşitlikçi. sosyal rolleri arkadaşça yumuşatan. Ev içinde zayıflayan iletişim. Baba işyerindeki arkadaş gruplarıyla. Eşler arasındaki anlayış ve davranış bütünlüğü. Bütün bunların çözümü. anlayışlı. insanlar arasındaki olumlu ya da olumsuz iletiler günlük iletişim içinde kendine yer bulmamakta. TV program yorumları. geleceğe ilişkin duygular. Böylece aile içindeki iletişim de. Aile içi iletişimin düşük yoğunluğu. NEDEN VE NASIL DAVRANIRIZ? İnsanların her davranışı. Daha derinlerde yer alan beklenenler. iletişimi güçlendirerek çocukların sosyal rollerini benimsemeye yol açar. şevkatli. Ancak. 'duygular sessizce geçiştirilmektedir’. sığlığı. farkında olalım ya da olmayalım bir amaca yöneliktir. azlığı giderek insan arası ilişkileri de zayıflatmaktadır. Aile içinde yabancılaşma görülmekte ‘etkin iletişim’ aile dışındaki gruplar arasına kaymaktadır.

bir konu hakkında bildiklerimizden oluşur. Bir şey öğrenmek istiyorsak. internet konusunda isteksiz bir davranış ortaya çıkar. Duygusal ayak ise. ‘ya yapamazsam?’ biçiminde bir korku olursa. Örneğin.birden çok nedeni vardır. Bu sorunun yanıtı da çoğunlukla o kişi ya da o konu hakkında bir . aynı zamanda ‘canım da şunları yemeyi çok istiyor’ gibi güçlü bir istek duyabilir. okuyacak bir sayfayı ya da öğretici bir metni ararız. Beslenme biçiminde diyet yapan birisi için şöyle bir davranış örneği verilebilir: ‘Şimdi şu yiyecekleri yememem gerekiyor. ‘internetten bilgi almak’ konusunda. ‘isteksiz yaptığımız’. BİRBİRİMİZİ NEDEN ANLAMAYIZ? Bu sorunun sade bir yanıtı vardır: ‘anlamak istemediğimiz için’. hissettiklerim. ya da ‘ bu isteğimi bastırıp diyetimi sürdüreyim’ diyen bir kaçınma davranışı görülür. Onun için de. Bu nedenlerin altında da ‘gereksinmelerimizin güdüsü’ vardır. ayaklarımızın uyumunu ya da uyumsuzluğunu daha iyi anlarız. Peki neden ‘anlamak istemeyiz’. Bilişsel ayak. bildiklerim ‘bu konunun hızlı ve her yere ulaşan bilgi alma yolu’ olarak olumludur. soracak birisini. ikisinin de önemi vardır. Ama. bunlar diyet listemde yok’. Bir araca binmek istiyorsak gözümüz yoldaki araçlara ya da duraklara yönelir. özellikle eski alışkanlıklarını bırakıp yeni alışkanlıklar kazanmak zorunda kalan eski kuşaklar için söz konusu olmuş. Ancak. ‘yapmaktan kaçındığımız’ davranışlarda ‘bilişsel ayağımız’ ile ‘duygusal ayağımız’ ın neler söylediğine kulak verirsek. bu her iki ayak üzerinde geliştiği için. Bu davranış. buna karşı önlemler aranmıştır. Bu durumda ortaya ya ‘ biraz yersem bir şey olmaz’ gibi ortalama bir davranış çıkar. Acıktığımız zaman yiyeceklerin bulunduğu yere doğru gideriz. DAVRANIŞLARIMIZ NASIL OLUŞUR? Davranışlarımızın iki önemli ayağı vardır: Bilişsel ayak ve duygusal ayak. Davranışlarımız. Unutmayalım ki ‘ gerçekte yapmak istemediğimiz’ bir şey için kırktürlü bahane buluruz da ‘gerçekte yapmak istediğimiz bir şey için’ hiç bir engel tanımayız. bir konu hakkında hissettiklerimizden oluşur. ‘çok istekle yaptığımız’. Onun için de her davranışımız için şu iki soruyu kendimize sormayı alışkanlık durumuna getirmeliyiz: Bu davranışı yapmamın amacı ne olabilir? Bu amacın temelinde nasıl bir gereksinmem olabilir? O zaman davranışlarımızı amaçsız olmaktan çıkarıp amacını anlayabiliriz.

‘Sen onu külahıma anlat’ deyimi de. Büyük bir bilim adamına. ‘Can kulağı’. . Eğer soru sormayı durdurursanız.” demiş. Bilim adamı. Empatik dinlemeyi bilen ve uygulayan birisi. İletişim kurmak için mutlaka birbirimizi ‘empatik dinleme’ ile dinlemeyi başarmalıyız. söylenenlere inanılmadığını belirtir. yeter. “Annem.önyargımız vardır. ‘Can kulağı ile dinlemek’. gönlümüzün kulağıdır ve ‘anlamak için dinlediğimizi’ belirtir. Bizde de ‘kulak arkasına atmak’ deyimi. ‘onun ne diyeceği bellidir’ ya da ‘şimdi gene şunu isteyecektir’ gibi önyargılı tutumlar birbirimizi anlamayı engeller. Bu durum en çok ev içindeki bireylerin birbirleri ile olan ilişkilerinde. hep yanıtı olan olan bir kültür geri kalmış kültürdür. Bunun yolu da ‘karşımızdakini anlamak için dinlemenin içtenliği’nden geçer. ‘Kişinin ne söyleyeceğini ya da neden söyleyeceğini’ bildiğimiz konusundaki eski deneylerimiz bizde bir önyargı oluşturmuştur. ‘ Bugün güzel bir soru sordun mu?’ derdi. ‘durumun değişmezliğine ilişkin bir genelleme’dir. İçten olalım.” Soru sormak zekanın işlerliğidir. soru sormaya izin vermezseniz o ortamda zeka işlerlik kazanamaz. söylenenlere hiç önem vermeden dinlemek anlamına gelir. kişilik gelişemez. Arapların güzel bir sözü vardır: ‘Yürekten çıkan söz yüreğe ulaşır. yetişmesindeki en büyük etkenlerin neler olduğunu sormuşlar.. “Annem. SORU SORMAK. empatik dinlemenin tanımıdır. bu yüzden de birbirimizi anlama özürlüsü durumuna düşeriz. okuldan döndüğüm her gün. karşısındaki ile iletişim kurmadan en önemli basamağı başarıyla çıkmış demektir. kitle iletişim araçlarına karşı olan tutumlarımızda görülür. bizim dinlememizi engeller. Dinliyormuş gibi yapar ama aslında dinlemeyiz. Bu önyargıların temelindeki önemli yanlış ise. Empatik dinleme.. anlamak için dinleme demektir ve iletişimin çok değerli bir anahtar davranışıdır. yüreğimizin. Beni yetiştiren en önemli etken budur. Sorusu olmayan. Bu çeşitleri tanımlayan deyimler dilimizde yer almıştır. Bu da. işyerlerindeki ilişkilerde. ağızdan çıkan söz kulakta kalır’ derler. ‘O hep böyle yapar’. EMPATİK DİNLEME NE DEMEKTİR? Karşımızdakini dinleme biçimlerimiz çok çeşitlidir. kendimizi onun yerine koyarak dinleme.

2-Merak. Bizler neleri merak ederiz. Eğer bütün bunlara sahip değilseniz. ne yok?” Bu aslında bir soru değildir. Bizim temsilcimize sıra gelince sorusunu soruyor: “Ne var.Otokrasinin hep yanıtı vardır. 1. yanıtı araştırmadır. susturursanız. sorarız? Bilgisayarların yeni bulunduğu döneme ilişkin bir anekdot vardı: Bütün milletlerin temsilcileri bilgisayarın karşısına geçmişler. “idare eder” gibi doğru yanıtlar verir. 3-4 yaşından başlayarak bıktırıncaya kadar soru sorarlar. “Ne var.Sonucu göğüsleyen bir direnç gerektirir. öyle sorulmuştur. “Bu niçin böyle?” diye muhakeme temelini ararlar. . soru soramazsınız. Algılarıyla zenginleşen dikkatleri belleklerini oluşturur. Demokrasinin hep sorusu vardır. Dünyayı keşfetmek. Onları yanıtlamazsanız. sonunda elektrik şerareleri ve dumanlar içinde kalan gereç iflas bayrağını çekiyor. yapacağınız iş de yanıtları dinlemek olur. Nasıl gidiyor? (bu sorunun da belirgin bir hedefi yoktur. 4. soruyu soran karşısındakinin ne yaptığını çok iyi bilmektedir). Gerçekten. Ne yapıyorsun? (Anlamsız bir sorudur. soru soruyorlar.Cesaret. bir dolgu konuşmadır. Bilgisayar da kısa ve yoğun bir işlemden sonra soruyu yanıtlıyor. öyle laf olsun diye sorulmuştur. susmanın rahat etmek olduğunu öğrenirler. Soru sormak. 3. ne demektir. Soru sormak basit bir zihinsel işlem değildir. Yanıt da aynı yüzeysellikte olur). sorusu yoktur. Karşılaştığımız zaman birbirimize sorduğumuz soruların çoğu da basmakalıptır ve anlamsızdır. olan biteni anlamak canlı algılarının hedefidir. karşısındaki de belirsiz bir el işareti yaparak “ne olsun” gibi. İşler ne alemde? (Bu soruyla da hangi işlerin kastedildiği belli değildir. araştırmazsanız. durdurursanız bir süre sonra gerçekten susarlar. Çocuklar çok soru sorarlar. Siz rahat edersiniz. sonra da. “Neden öyle olmuş?”.Kararlılık. çocuğun zekası da engellenmeyi öğrenir. ne yok?” Bilgisayardan bir süre işlem yapıldığına ilişkin sesler geliyor ama bir türlü yanıt gelmiyor.

“Ne iş yaparsın?”.Sorduğumuz sorular genel olarak kişiseldir ya da kişilerin özel hayatlarına duyulan merakın ürünüdür. O çevrelerin de önemli bir bölümünün soruları değil. ne alıp almadığı. Soru sormayı eğitiminize koyabildiğiniz zaman eğitiminiz başlamış olacaktır. İyi bir sorunuz var mı? . “Nerede oturuyorsun?”. başkalarına aktarılması gereken yanıtları vardır. “Evli misin?”. Birisiyle karşılaşıldığı zaman sorulan “Nerelisin?”. “Çocuklar iyi okuyor mu?” gibi soruların tümü de güvenlik soruşturmasıdır. Soru sormayı kültürünüze sindirdiğiniz zaman uygarlık yoluna girmiş olacaksınız. kültürle. “Kimlerdensin?”. sanatla ilgili merak soruları ancak bu konularla gerçekten ilgili olanların bir bölümünde görülür. Çocuklara sorulan sorular da sığlığın ve çocuklara değer vermemenin göstergesi değil midir? -Anneni mi seviyorsun. nerelere sahip olduğu türünden dedikodu sınıfına giren merak sorularıdır. Çevreyle ilgili sorular da kişilerin ne yapıp yapmadığı. Bu sorularla karşısındakinin güvenilir olup olmadığı araştırılır. Bilimle. babanı mı? -Bizim çocuğumuz olur musun? -Kazağını bana verir misin? Çocuk biraz büyükse “okulu ve dersleri” sorulur. “Çocuk var mı?”. Bu soru tipleri gerçekte “soran bir ilgi”yi göstermez.